<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>İstanbul Son Dakika &amp; Gündem Haberleri &amp; : Sağlık</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/rss/category/saglik</link>
<description>İstanbul Son Dakika &amp; Gündem Haberleri &amp; : Sağlık</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>2025 © MDM Medya Ürünüdür &amp; Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Gıda takviyesinde yasaklı madde alarmı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gida-takviyesinde-yasakli-madde-alarmi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gida-takviyesinde-yasakli-madde-alarmi</guid>
<description><![CDATA[ İnternette gıda takviyesi olarak satılan ve bir ayda 10 kilo verdirdiği iddia edilen üründe sibutramin maddesine rastlandı. Sibutramin ani ölümlere, kalp krizi ve felçlere neden olabiliyor. Haber: Ahmet Örsoğlu ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ogO7Z9bZMkW-g-Bfy6cJig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gıda, takviyesinde, yasaklı, madde, alarmı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ogO7Z9bZMkW-g-Bfy6cJig.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zayıflattığı iddia ediliyor ancak gerçek bambaşka"><p>İnternette gıda takviyesi olarak satılan ve bir ayda 10 kilo verdirdiği iddia edilen üründe sibutramin maddesine rastlandı. Sibutramin ani ölümlere, kalp krizi ve felçlere neden olabiliyor. Haber: Ahmet Örsoğlu</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da dehşet: Saç ektirdi, fenalaşıp hayatını kaybetti</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/istanbulda-dehset-sac-ektirdi-fenalasip-hayatini-kaybetti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/istanbulda-dehset-sac-ektirdi-fenalasip-hayatini-kaybetti</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;den saç ektirmek için Türkiye&#039;ye gelen Martyn James Latchman, operasyonun ardından fenalaşınca hastaneye kaldırıldı. İngiliz hasta, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamazken, olaya ilişkin soruşturma başlatıldı.İngiltere&#039;de yaşayan 38 yaşındaki Martyn James Latchman, saç ektirmek için İstanbul&#039;a geldi.Beşiktaş&#039;ta bulunan özel bir klinikle anlaşan Latchman, 28 Temmuz&#039;da işleme girdi.HAYATINI KAYBETTİBeş saat süren işlemden bir süre sonra fenalaşan genç adam, en yakındaki hastaneye kaldırıldı.Yoğun bakım servisine yatırılan Latchman yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.SORUŞTURMA BAŞLATILDILatchman’ın cenazesi, otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu’na kaldırılırken, olayla ilgili &quot;taksirle öldürme&quot; iddiasıyla soruşturma başlatıldı.Otopsi işlemlerinin ardından İngiliz Latchman&#039;ın cenazesinin ülkesine gönderildiği öğrenildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/od4J15_t0k2brmCvjJx9Rg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, dehşet:, Saç, ektirdi, fenalaşıp, hayatını, kaybetti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/od4J15_t0k2brmCvjJx9Rg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Saç ektirdi, hayatını kaybetti"><p>İngiltere'den saç ektirmek için Türkiye'ye gelen Martyn James Latchman, operasyonun ardından fenalaşınca hastaneye kaldırıldı. İngiliz hasta, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamazken, olaya ilişkin soruşturma başlatıldı.</p><p>İngiltere'de yaşayan 38 yaşındaki Martyn James Latchman, saç ektirmek için İstanbul'a geldi.</p><p>Beşiktaş'ta bulunan özel bir klinikle anlaşan Latchman, 28 Temmuz'da işleme girdi.</p><p><strong>HAYATINI KAYBETTİ</strong></p><p>Beş saat süren işlemden bir süre sonra fenalaşan genç adam, en yakındaki hastaneye kaldırıldı.</p><p>Yoğun bakım servisine yatırılan Latchman yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.</p><p><strong>SORUŞTURMA BAŞLATILDI</strong></p><p>Latchman’ın cenazesi, otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu’na kaldırılırken, olayla ilgili "taksirle öldürme" iddiasıyla soruşturma başlatıldı.</p><p>Otopsi işlemlerinin ardından İngiliz Latchman'ın cenazesinin ülkesine gönderildiği öğrenildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Araştırmalar sonuçlandı: Vücut ne zaman yaşlanır?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/arastirmalar-sonuclandi-vucut-ne-zaman-yaslanir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/arastirmalar-sonuclandi-vucut-ne-zaman-yaslanir</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir bilimsel araştırma, insan vücudunda yaşlanma sürecinin sanılandan daha erken başladığını ortaya koydu. Çinli bilim insanlarının yürüttüğü çalışmaya göre, yaşlanmanın ilk biyolojik izleri 30’lu yaşlarda görülmeye başlıyor. Ancak asıl hızlanma 45 ila 55 yaş aralığında gerçekleşiyor.50 yıl boyunca yürütülen araştırmada, 14 ila 68 yaş arasındaki 76 organ bağışçısından alınan toplam 516 doku örneği analiz edildi. Bulgular, 30 yaş civarında vücutta belirgin biyolojik değişimlerin başladığını, ancak bu değişimlerin özellikle 50 yaşından itibaren keskin bir artış gösterdiğini ortaya koydu.Daha önce yapılan çalışmalar, yaşla birlikte hastalıklarla bağlantılı proteinlerin arttığını göstermişti. Bu zararlı proteinlerin kalp hastalıkları, doku fibrozu ve karaciğer tümörleri gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkili olduğu biliniyor. Yeni bulgular ise, bu proteinlerin sayısının bağışçıların yaşı arttıkça dramatik şekilde yükseldiğini doğruluyor.Araştırma, özellikle böbreküstü bezlerinde ve kalbin ana atardamarı olan aortta erken yaşlanma belirtilerine dikkat çekiyor. Vücudun işleyişinde kritik rol oynayan hormonları salgılayan böbreküstü bezlerinde, 30’lu yaşlardan itibaren protein seviyelerinde değişiklikler görülmeye başlanıyor.En büyük yaşlanma etkisi ise aortta gözlemlendi. Araştırmacılar, kan damarlarının yaşlanmanın erken evrelerine karşı daha savunmasız olduğunu vurgularken, GAS6 adlı bir proteinin organlardaki artışının bu durumu tetikleyebileceğini belirtiyor. Bu proteinin, hücre büyümesi ve hayatta kalma süreçlerinde rol oynadığı ve yaşlanmayı hızlandırabileceği düşünülüyor.Çalışmayı yürüten bilim insanları, bu bulguların ileri yaşlardaki bireylerin sağlık durumlarını iyileştirmeye yönelik stratejiler geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti. Elde edilen verilerin, yaşlanma ve yaşa bağlı hastalıklara karşı hedefli tedavilerin önünü açabileceği kaydedildi.Söz konusu araştırma, kısa süre önce tıp dergisi Nature’da yayımlanan ve organ yaşlanması ile uzun ömür arasındaki ilişkiyi inceleyen başka bir çalışmayı da destekler nitelikte. Bu çalışmada da kandaki belirli protein zincirleri ölçülerek, aynı kişinin farklı organlarının farklı hızlarda yaşlanabildiği tespit edilmişti. Organların biyolojik yaşının ilerlemiş olması; kalp yetmezliği, KOAH, tip 2 diyabet ve Alzheimer gibi hastalıklarla bağlantılı bulunmuştu.Diğer yandan, genç bir beyne sahip olmanın bilişsel gerilemeye karşı koruyucu bir etki sunduğu belirtiliyor. Düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve zihinsel faaliyetler bu süreci yavaşlatabiliyor. Özellikle yağlı balıklar ve beyaz etten zengin bir diyetin, ileri eğitim düzeyinin ve aktif yaşam tarzının faydalı olduğu vurgulanıyor.Araştırmada ayrıca, sigara, alkol, işlenmiş et tüketimi, yetersiz uyku ve sosyoekonomik dezavantajlı bölgelerde yaşamanın organ yaşlanmasını hızlandırdığı ifade edildi.Öte yandan, İngiltere’nin Berkshire bölgesinden 52 yaşındaki kişisel antrenör Caroline Idiens, yaşlanma sürecini evde test edebilmenin beş basit yolunu paylaştı. Denge, güç ve esnekliği ölçen bu testler arasında tek ayak üzerinde durmak, plank yapmak, sandalyeden kalkmak, çömelmek ve su şişeleriyle kuvvet uygulamak gibi hareketler yer alıyor.The Telegraph’ta yayımlanan makalede, “Sandalyeden kalkarken ‘ah’ diyorsanız, vücudunuzu geleceğe hazırlamanın zamanı gelmiş demektir” ifadeleriyle uyarıda bulunuldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aqgF2N9UpkCga4QLCyIOAg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Araştırmalar, sonuçlandı:, Vücut, zaman, yaşlanır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aqgF2N9UpkCga4QLCyIOAg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Araştırmalar sonuçlandı: Vücut ne zaman yaşlanır?"><p>Yeni bir bilimsel araştırma, insan vücudunda yaşlanma sürecinin sanılandan daha erken başladığını ortaya koydu. Çinli bilim insanlarının yürüttüğü çalışmaya göre, yaşlanmanın ilk biyolojik izleri 30’lu yaşlarda görülmeye başlıyor. Ancak asıl hızlanma 45 ila 55 yaş aralığında gerçekleşiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oQHwzHvYGUCSBgkqnxSSMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>50 yıl boyunca yürütülen araştırmada, 14 ila 68 yaş arasındaki 76 organ bağışçısından alınan toplam 516 doku örneği analiz edildi. Bulgular, 30 yaş civarında vücutta belirgin biyolojik değişimlerin başladığını, ancak bu değişimlerin özellikle 50 yaşından itibaren keskin bir artış gösterdiğini ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0-JoerXGkkulIYyzM0I1LA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce yapılan çalışmalar, yaşla birlikte hastalıklarla bağlantılı proteinlerin arttığını göstermişti. Bu zararlı proteinlerin kalp hastalıkları, doku fibrozu ve karaciğer tümörleri gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkili olduğu biliniyor. Yeni bulgular ise, bu proteinlerin sayısının bağışçıların yaşı arttıkça dramatik şekilde yükseldiğini doğruluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/puwnPo0XY0OrWMB1ROZRqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, özellikle böbreküstü bezlerinde ve kalbin ana atardamarı olan aortta erken yaşlanma belirtilerine dikkat çekiyor. Vücudun işleyişinde kritik rol oynayan hormonları salgılayan böbreküstü bezlerinde, 30’lu yaşlardan itibaren protein seviyelerinde değişiklikler görülmeye başlanıyor.En büyük yaşlanma etkisi ise aortta gözlemlendi. Araştırmacılar, kan damarlarının yaşlanmanın erken evrelerine karşı daha savunmasız olduğunu vurgularken, GAS6 adlı bir proteinin organlardaki artışının bu durumu tetikleyebileceğini belirtiyor. Bu proteinin, hücre büyümesi ve hayatta kalma süreçlerinde rol oynadığı ve yaşlanmayı hızlandırabileceği düşünülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X8ehIRC4_EqXLWHpRXT9Lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmayı yürüten bilim insanları, bu bulguların ileri yaşlardaki bireylerin sağlık durumlarını iyileştirmeye yönelik stratejiler geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti. Elde edilen verilerin, yaşlanma ve yaşa bağlı hastalıklara karşı hedefli tedavilerin önünü açabileceği kaydedildi.Söz konusu araştırma, kısa süre önce tıp dergisi Nature’da yayımlanan ve organ yaşlanması ile uzun ömür arasındaki ilişkiyi inceleyen başka bir çalışmayı da destekler nitelikte. Bu çalışmada da kandaki belirli protein zincirleri ölçülerek, aynı kişinin farklı organlarının farklı hızlarda yaşlanabildiği tespit edilmişti. Organların biyolojik yaşının ilerlemiş olması; kalp yetmezliği, KOAH, tip 2 diyabet ve Alzheimer gibi hastalıklarla bağlantılı bulunmuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i-EwqNMgKk6mDK90lRsk9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diğer yandan, genç bir beyne sahip olmanın bilişsel gerilemeye karşı koruyucu bir etki sunduğu belirtiliyor. Düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve zihinsel faaliyetler bu süreci yavaşlatabiliyor. Özellikle yağlı balıklar ve beyaz etten zengin bir diyetin, ileri eğitim düzeyinin ve aktif yaşam tarzının faydalı olduğu vurgulanıyor.Araştırmada ayrıca, sigara, alkol, işlenmiş et tüketimi, yetersiz uyku ve sosyoekonomik dezavantajlı bölgelerde yaşamanın organ yaşlanmasını hızlandırdığı ifade edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JLNlL-vwJEaFK0zjjYx5fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan, İngiltere’nin Berkshire bölgesinden 52 yaşındaki kişisel antrenör Caroline Idiens, yaşlanma sürecini evde test edebilmenin beş basit yolunu paylaştı. Denge, güç ve esnekliği ölçen bu testler arasında tek ayak üzerinde durmak, plank yapmak, sandalyeden kalkmak, çömelmek ve su şişeleriyle kuvvet uygulamak gibi hareketler yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0hiVsan9DEuUTmEFYmF4GA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>The Telegraph’ta yayımlanan makalede, “Sandalyeden kalkarken ‘ah’ diyorsanız, vücudunuzu geleceğe hazırlamanın zamanı gelmiş demektir” ifadeleriyle uyarıda bulunuldu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Safra kesesi kanseri böyle &amp;quot;geliyorum&amp;quot; diyor: 5 erken belirtisi var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/safra-kesesi-kanseri-boeyle-geliyorum-diyor-5-erken-belirtisi-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/safra-kesesi-kanseri-boeyle-geliyorum-diyor-5-erken-belirtisi-var</guid>
<description><![CDATA[ Safra kesesi kanseri, karaciğerin altında safra depolayan küçük bir organ olan safra kesesinde başlayan nadir fakat genellikle agresif bir kanserdir. Ne yazık ki, genellikle ancak ileri evrelerde teşhis edilir ve bu da tedaviyi zorlaştırabilir.Belirtiler genel olabilir ve diğer rahatsızlıkları taklit ederek gecikmiş tanıya neden olabilir. Bu erken belirtileri bilmek, sorunu daha erken tespit etmenize ve hızlı bir şekilde tıbbi yardım almanıza yardımcı olabilir. İşte safra kesesi kanserinin kolayca göz ardı edilebilen 5 erken belirtisi.Safra kesesi kanserinin ilk belirtisi, sağ tarafta, kaburgaların hemen altında oluşan hafif karın ağrısı veya ağırlık hissi olarak ortaya çıkabilir. Bazı hastalar bu rahatsızlığı akut ağrı yerine &quot;sürüklenme hissi&quot; olarak deneyimler. Bu rahatsızlık hissi bir ortaya çıkıp bir kaybolur ve insanların hazımsızlık, gaz veya safra taşı olduğunu düşünmelerine neden olabilir. Bu bölgede herhangi bir kalıcı veya olağandışı ağrı, karaciğer ve safra kesesinin yakınında bulunduğu için göz ardı edilmemelidir.Bulantı, safra kesesi kanserinin ilk evrelerinde, az miktarda yemek yenilmesinden sonra sıklıkla görülür. Çeşitli sindirim sistemi rahatsızlıklarında bulantının yaygın olması, insanların bu semptomu gözden kaçırmasına neden olur. Bulantı birkaç haftadan uzun sürerse veya kötüleşirse ve hamilelik, mide rahatsızlığı vb. gibi bilinen bir neden olmadan ortaya çıkarsa bir doktora danışılmalıdır. Ancak, bulantının birçok başka faktörden de kaynaklanabileceğini ve her zaman safra kesesi kanseri belirtisi olmadığını lütfen unutmayın.Safra kesesi kanseri erken evrede olan kişiler, genellikle belirgin bir sebep olmaksızın daha az yemek yer ve beklenmedik kilo kaybı yaşarlar. Bu belirti yavaş yavaş ortaya çıksa da, kanser vücutta hem enerji kullanımını hem de besin emilimini bozduğu için önemli bir uyarı niteliğindedir. İstemeden kilo verdiğinizde veya uzun süreli iştahsızlık yaşadığınızda doktorunuza danışın.Safra kesesi kanserinde safra kanalı tıkanıklığı, kan dolaşımında safra birikmesine neden olur. Sarılık nedeniyle ciltte ve göz aklarında sarı renk değişikliği görülür. Erken evrelerde görülen sarı renk değişikliği hafiftir ve özellikle cilt koyu tonlarda olduğunda fark edilmesi zordur. Safra birikiminin ilk belirtileri arasında kaşıntı, koyu renkli idrar ve soluk renkli dışkı bulunur. Bunlar hafif olsa bile, derhal kontrol edilmelidir. Kanser değilse bile, sarılık erken teşhis edilirse tamamen tedavi edilebilir ve uzun vadeli hasara neden olmaz.Açıklanamayan, sürekli yorgunluk ve halsizliğin bir arada görülmesi, çeşitli tıbbi sorunlara işaret edebilir veya safra kesesi kanserinin varlığına işaret edebilir. Burada yaşanan yorgunluk, zamanla şiddetlenip devam ettiği için tipik yorgunluğun ötesine geçer. İnsanlar, yaygın sağlık sorunlarını taklit ettiği için bu belirtiyi genellikle önemsemez ve strese veya uyku eksikliğine bağlarlar. Yorgunluk, karın ağrısı veya mide bulantısıyla birlikte ortaya çıkarsa derhal bir doktora danışılmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jARkIlDtyEm7I3DCdRW4Jg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Safra, kesesi, kanseri, böyle, geliyorum, diyor:, erken, belirtisi, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jARkIlDtyEm7I3DCdRW4Jg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Safra kesesi kanseri böyle " geliyorum diyor: erken belirtisi var><p>Safra kesesi kanseri, karaciğerin altında safra depolayan küçük bir organ olan safra kesesinde başlayan nadir fakat genellikle agresif bir kanserdir. Ne yazık ki, genellikle ancak ileri evrelerde teşhis edilir ve bu da tedaviyi zorlaştırabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cGnBfgYkM0aB3-NeKupZ1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirtiler genel olabilir ve diğer rahatsızlıkları taklit ederek gecikmiş tanıya neden olabilir. Bu erken belirtileri bilmek, sorunu daha erken tespit etmenize ve hızlı bir şekilde tıbbi yardım almanıza yardımcı olabilir. İşte safra kesesi kanserinin kolayca göz ardı edilebilen 5 erken belirtisi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DfEeWZB0kUuCY-D6srwjEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Safra kesesi kanserinin ilk belirtisi, sağ tarafta, kaburgaların hemen altında oluşan hafif karın ağrısı veya ağırlık hissi olarak ortaya çıkabilir. Bazı hastalar bu rahatsızlığı akut ağrı yerine "sürüklenme hissi" olarak deneyimler. Bu rahatsızlık hissi bir ortaya çıkıp bir kaybolur ve insanların hazımsızlık, gaz veya safra taşı olduğunu düşünmelerine neden olabilir. Bu bölgede herhangi bir kalıcı veya olağandışı ağrı, karaciğer ve safra kesesinin yakınında bulunduğu için göz ardı edilmemelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cBLZ3pCPM0yPyAF3zIFXMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bulantı, safra kesesi kanserinin ilk evrelerinde, az miktarda yemek yenilmesinden sonra sıklıkla görülür. Çeşitli sindirim sistemi rahatsızlıklarında bulantının yaygın olması, insanların bu semptomu gözden kaçırmasına neden olur. Bulantı birkaç haftadan uzun sürerse veya kötüleşirse ve hamilelik, mide rahatsızlığı vb. gibi bilinen bir neden olmadan ortaya çıkarsa bir doktora danışılmalıdır. Ancak, bulantının birçok başka faktörden de kaynaklanabileceğini ve her zaman safra kesesi kanseri belirtisi olmadığını lütfen unutmayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kv0GPsfwrUG9jLNhz6qPHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Safra kesesi kanseri erken evrede olan kişiler, genellikle belirgin bir sebep olmaksızın daha az yemek yer ve beklenmedik kilo kaybı yaşarlar. Bu belirti yavaş yavaş ortaya çıksa da, kanser vücutta hem enerji kullanımını hem de besin emilimini bozduğu için önemli bir uyarı niteliğindedir. İstemeden kilo verdiğinizde veya uzun süreli iştahsızlık yaşadığınızda doktorunuza danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gbVpw-_LjUSQ1uiisMzERw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Safra kesesi kanserinde safra kanalı tıkanıklığı, kan dolaşımında safra birikmesine neden olur. Sarılık nedeniyle ciltte ve göz aklarında sarı renk değişikliği görülür. Erken evrelerde görülen sarı renk değişikliği hafiftir ve özellikle cilt koyu tonlarda olduğunda fark edilmesi zordur. Safra birikiminin ilk belirtileri arasında kaşıntı, koyu renkli idrar ve soluk renkli dışkı bulunur. Bunlar hafif olsa bile, derhal kontrol edilmelidir. Kanser değilse bile, sarılık erken teşhis edilirse tamamen tedavi edilebilir ve uzun vadeli hasara neden olmaz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PMfAugZY6Uul5QGQbFEk1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açıklanamayan, sürekli yorgunluk ve halsizliğin bir arada görülmesi, çeşitli tıbbi sorunlara işaret edebilir veya safra kesesi kanserinin varlığına işaret edebilir. Burada yaşanan yorgunluk, zamanla şiddetlenip devam ettiği için tipik yorgunluğun ötesine geçer. İnsanlar, yaygın sağlık sorunlarını taklit ettiği için bu belirtiyi genellikle önemsemez ve strese veya uyku eksikliğine bağlarlar. Yorgunluk, karın ağrısı veya mide bulantısıyla birlikte ortaya çıkarsa derhal bir doktora danışılmalıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Özel sağlık sigortasına yüzde 100 zam: Fiyatlar nasıl düşürülebilir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ozel-saglik-sigortasina-yuzde-100-zam-fiyatlar-nasil-dusurulebilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ozel-saglik-sigortasina-yuzde-100-zam-fiyatlar-nasil-dusurulebilir</guid>
<description><![CDATA[ Özel sağlık sigortası kullananlar bu yıl artan prim yüküyle karşı karşıya. Uzmanlara göre artışın temel nedeni, hastane ücretlerindeki fahiş yükseliş. Haber: Onur AksoySağlık masrafları arttı, bu durum primlere yansıdı. Özel sağlık sigortası yüzde 100 yükseldi.Özel sağlık sigortasını tercih edenler bu yıl artan prim yüküyle karşı karşıya. Sigortasını kullananlar için yenileme dönemlerinde primler neredeyse iki katına çıktı.Hiç kullanım yapılmayan poliçelerde dahi yüzde 40&#039;a varan artışlar yaşandı.Sağlık enflasyonunu en çok artıran temel unsur hastane ücretleri. Özellikle doktor muayene ücretleriyle yatak ücretleri geçen yıla göre oldukça artmış durumda.Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Sigorta Komisyonu Başkanı Turusan Bağcı, konuya ilişkin şöyle konuştu:&quot;Bazı şirketlerde bazı paketlerde yüzde 150&#039;ye kadar da çıkabiliyor. Artışın birinci sebebi sağlık enflasyonu dediğimiz sebepler. Geçen yıl bir uzman doktor bin 500 lira iken bugün itibarıyla 4 bin 500 lira olmuş. Bir gecelik konaklama özel bir hastanede minimum 35 bin ile 100 bin lira arasında değiştiğini söyleyebiliriz.&quot;Sigorta uzmanlarının anlattıklarına göre, dört kişilik bir aile için özel sağlık sigortası poliçesi, geçtiğimiz yıl 150-200 bin lira bandındayken, bu yıl aynı poliçe 350-400 bin lira arasında satılıyor.Bağcı, &quot;Çoğu grup şirketinin bunu yapmaktan kaçındığı veya paket düşürdüğünü dar kapsamlı paketlere geçtiğini görüyoruz.&quot; diye konuştu.TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTASINDA DA ARTIŞ ORANI AYNITamamlayıcı sağlık sigortalarında ise rakamlar daha düşük. Ancak bir yıllık artış oranı hemen hemen aynı.Bağcı &quot;Geçen yıl 30-40 bin lira olan dört kişilik aile primlerinin bu yıl 80-90 bin lira gibi rakamlarla karşılaştığını rahatlıkla görebiliyoruz.&quot; dedi.POLİÇELERİ İNDİRİMLİ NASIL YENİLEYEBİLİRİZ?Peki formül ne? Uzmanlara göre bu yılki poliçeleri indirimli yenileyebilmek mümkün. Bu da doğru sigorta kullanımından geçiyor.Turusan Bağcı &quot;Özel sağlık sigortalarında indirimler var. Az kullanan kişilerde de artı indirim de yapıyor sigortacı. O sebeple de gereksiz kullanımdan kaçma gereksiz yönlendirme tahliller... Mümkün oldukça gereksiz harcamalardan kaçınmak size indirim getirecektir.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3UUOYjbVgU-A4GkUX_v8AQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Özel, sağlık, sigortasına, yüzde, 100, zam:, Fiyatlar, nasıl, düşürülebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3UUOYjbVgU-A4GkUX_v8AQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Özel sağlık sigortasına yüzde 100 zam"><p>Özel sağlık sigortası kullananlar bu yıl artan prim yüküyle karşı karşıya. Uzmanlara göre artışın temel nedeni, hastane ücretlerindeki fahiş yükseliş. Haber: Onur Aksoy</p><p>Sağlık masrafları arttı, bu durum primlere yansıdı. Özel sağlık sigortası yüzde 100 yükseldi.</p><p>Özel sağlık sigortasını tercih edenler bu yıl artan prim yüküyle karşı karşıya. Sigortasını kullananlar için yenileme dönemlerinde primler neredeyse iki katına çıktı.</p><p>Hiç kullanım yapılmayan poliçelerde dahi yüzde 40'a varan artışlar yaşandı.</p><p>Sağlık enflasyonunu en çok artıran temel unsur hastane ücretleri. Özellikle doktor muayene ücretleriyle yatak ücretleri geçen yıla göre oldukça artmış durumda.</p><p>Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Sigorta Komisyonu Başkanı Turusan Bağcı, konuya ilişkin şöyle konuştu:</p><p>"Bazı şirketlerde bazı paketlerde yüzde 150'ye kadar da çıkabiliyor. Artışın birinci sebebi sağlık enflasyonu dediğimiz sebepler. Geçen yıl bir uzman doktor bin 500 lira iken bugün itibarıyla 4 bin 500 lira olmuş. Bir gecelik konaklama özel bir hastanede minimum 35 bin ile 100 bin lira arasında değiştiğini söyleyebiliriz."</p><p>Sigorta uzmanlarının anlattıklarına göre, dört kişilik bir aile için özel sağlık sigortası poliçesi, geçtiğimiz yıl 150-200 bin lira bandındayken, bu yıl aynı poliçe 350-400 bin lira arasında satılıyor.</p><p>Bağcı, "Çoğu grup şirketinin bunu yapmaktan kaçındığı veya paket düşürdüğünü dar kapsamlı paketlere geçtiğini görüyoruz." diye konuştu.</p><p><strong>TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTASINDA DA ARTIŞ ORANI AYNI</strong></p><p>Tamamlayıcı sağlık sigortalarında ise rakamlar daha düşük. Ancak bir yıllık artış oranı hemen hemen aynı.</p><p>Bağcı "Geçen yıl 30-40 bin lira olan dört kişilik aile primlerinin bu yıl 80-90 bin lira gibi rakamlarla karşılaştığını rahatlıkla görebiliyoruz." dedi.</p><p><strong>POLİÇELERİ İNDİRİMLİ NASIL YENİLEYEBİLİRİZ?</strong></p><p>Peki formül ne? Uzmanlara göre bu yılki poliçeleri indirimli yenileyebilmek mümkün. Bu da doğru sigorta kullanımından geçiyor.</p><p>Turusan Bağcı "Özel sağlık sigortalarında indirimler var. Az kullanan kişilerde de artı indirim de yapıyor sigortacı. O sebeple de gereksiz kullanımdan kaçma gereksiz yönlendirme tahliller... Mümkün oldukça gereksiz harcamalardan kaçınmak size indirim getirecektir." diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>36 yaşında karaciğer kanseri olduğunu öğrendi: Görmezden geldiği tek belirti vardı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/36-yasinda-karaciger-kanseri-oldugunu-oegrendi-goermezden-geldigi-tek-belirti-vardi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/36-yasinda-karaciger-kanseri-oldugunu-oegrendi-goermezden-geldigi-tek-belirti-vardi</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan 42 yaşındaki Adam Wereszczynski&#039;nin hayatı, altı yıl önce aldığı beklenmedik bir karaciğer hastalığı teşhisiyle köklü biçimde değişti.Finans sektöründe uzun saatler boyunca çalışan, akşamlarını ise iş yemekleri ya da sosyalleşmeyle geçiren Wereszczynski, sağlığını ihmal ettiğinin farkında bile değildi.&quot;Biraz kiloluydum ama fırsat buldukça koşuya çıkıyor ve spor salonuna gidiyordum,&quot; diyen Wereszczynski, Daily Mail&#039;e yaptığı açıklamada, sürekli yorgunluğunu yoğun iş temposuna bağladığını söyledi. Ancak yıllarca karaciğer sağlığını göz ardı etmenin sonuçları beklenmedik şekilde ortaya çıktı.Finans dünyasının temposunda, haftanın beş gecesini restoranlarda geçiren Wereszczynski, kırmızı şarabı ve yemekleri severek tükettiğini ifade ediyor. Sağlıklı tercihler yaptığını düşündüğünü belirten Wereszczynski, Asya mutfağına yönelse de soslardaki gizli yağların farkında olmadığını itiraf etti.Bir akşam yemeğinde, alkol sonrası hissedilen yorgunluk üzerine yapılan bir sohbet, hayatını değiştirdi. Karaciğer sağlığının bu belirtilerle ilişkili olabileceğini öğrenince, Londra’daki bir hastaneye başvurdu. Yapılan taramada, alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), teşhisi kondu.Yağlı karaciğer hastalığı, karaciğerde yağ birikimiyle ortaya çıkıyor ve iltihaplanmaya yol açarak siroza hatta karaciğer kanserine zemin hazırlayabiliyor. İngiltere&#039;de her beş kişiden biri bu hastalıktan etkileniyor. 2024 yılında karaciğer hastalıklarına bağlı 11.000 ölüm kaydedilirken, uzmanlar vakaların çoğunun erken müdahale ve yaşam tarzı değişikliğiyle önlenebileceğini vurguluyor.Prof. Philip Newsome, Yağlı karaciğer hastalığı’nin genellikle aşırı kilolu veya diyabet hastalarında görüldüğünü belirterek, “Asıl sorun, hastalık semptomsuz seyredebildiği için çoğu kişi farkına varmıyor,” dedi.Cerrahi onkolog Dr. Gareth Morris-Stiff’e göre karaciğer, vücudun aldığı tüm besin, içecek ve ilaçları işleyen ana organ. “Karaciğerin 500’den fazla hayati fonksiyonu var. Ancak günümüzde aşırı işlenmiş gıdalar, yapay tatlandırıcılar ve kimyasallar karaciğeri büyük bir baskı altına sokuyor,” dedi.Bitki bazlı beslenmenin dahi karaciğeri korumada yeterli olmayabileceğini vurgulayan Morris-Stiff, sebzelerdeki zirai ilaç kalıntılarının da risk oluşturabileceğini belirtti.Karaciğer kanseri, özellikle Yağlı karaciğer hastalığı&#039;nın ileri evresi ile ilişkilendiriliyor. The Lancet’te yayımlanan verilere göre, dünya genelinde karaciğer kanseri vakalarının 2050 yılına kadar 1,52 milyona ulaşması bekleniyor. Onkolog Dr. Anya Adair, “Yağlı karaciğer hastalığı&#039;nın belirtileri genellikle karaciğer kanseriyle karıştırılabiliyor. Sessiz bir hastalık olan bu kanser, çoğunlukla sirotik karaciğer zemininde gelişiyor ve genç yaşlarda görülme sıklığı artıyor,” uyarısında bulundu.Teşhisin ardından yaşamını yeniden düzenleyen Adam Wereszczynski, bitkisel takviyeler ve sağlıklı beslenme ile 25 kilo verdi. Yapılan kontroller, karaciğerindeki yağlanmanın normal seviyelere indiğini gösterdi. &quot;Artık daha enerjik hissediyorum. Cildime iltifatlar alıyorum. Sağlıklı görünmek gerçekten hissettirdiğinden daha büyük bir değişim,&quot; dedi.Adam’ın hikâyesi, karaciğer sağlığının ihmali halinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini gösterirken, erken teşhis ve bilinçli yaşam tarzının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YUw5Pbnc5E-cOU2p9GezYg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşında, karaciğer, kanseri, olduğunu, öğrendi:, Görmezden, geldiği, tek, belirti, vardı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YUw5Pbnc5E-cOU2p9GezYg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="36 yaşında karaciğer kanseri olduğunu öğrendi: Görmezden geldiği tek belirti vardı"><p>İngiltere'de yaşayan 42 yaşındaki Adam Wereszczynski'nin hayatı, altı yıl önce aldığı beklenmedik bir karaciğer hastalığı teşhisiyle köklü biçimde değişti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EEeC15VA9kqLG2cWJFJcSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Finans sektöründe uzun saatler boyunca çalışan, akşamlarını ise iş yemekleri ya da sosyalleşmeyle geçiren Wereszczynski, sağlığını ihmal ettiğinin farkında bile değildi."Biraz kiloluydum ama fırsat buldukça koşuya çıkıyor ve spor salonuna gidiyordum," diyen Wereszczynski, Daily Mail'e yaptığı açıklamada, sürekli yorgunluğunu yoğun iş temposuna bağladığını söyledi. Ancak yıllarca karaciğer sağlığını göz ardı etmenin sonuçları beklenmedik şekilde ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9-BgzxmtokCkwV7m1keTEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Finans dünyasının temposunda, haftanın beş gecesini restoranlarda geçiren Wereszczynski, kırmızı şarabı ve yemekleri severek tükettiğini ifade ediyor. Sağlıklı tercihler yaptığını düşündüğünü belirten Wereszczynski, Asya mutfağına yönelse de soslardaki gizli yağların farkında olmadığını itiraf etti.Bir akşam yemeğinde, alkol sonrası hissedilen yorgunluk üzerine yapılan bir sohbet, hayatını değiştirdi. Karaciğer sağlığının bu belirtilerle ilişkili olabileceğini öğrenince, Londra’daki bir hastaneye başvurdu. Yapılan taramada, alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), teşhisi kondu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ldodr1F6x0GT7zi083peuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağlı karaciğer hastalığı, karaciğerde yağ birikimiyle ortaya çıkıyor ve iltihaplanmaya yol açarak siroza hatta karaciğer kanserine zemin hazırlayabiliyor. İngiltere'de her beş kişiden biri bu hastalıktan etkileniyor. 2024 yılında karaciğer hastalıklarına bağlı 11.000 ölüm kaydedilirken, uzmanlar vakaların çoğunun erken müdahale ve yaşam tarzı değişikliğiyle önlenebileceğini vurguluyor.Prof. Philip Newsome, Yağlı karaciğer hastalığı’nin genellikle aşırı kilolu veya diyabet hastalarında görüldüğünü belirterek, “Asıl sorun, hastalık semptomsuz seyredebildiği için çoğu kişi farkına varmıyor,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aawN0VpjSEujiS99QclcZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cerrahi onkolog Dr. Gareth Morris-Stiff’e göre karaciğer, vücudun aldığı tüm besin, içecek ve ilaçları işleyen ana organ. “Karaciğerin 500’den fazla hayati fonksiyonu var. Ancak günümüzde aşırı işlenmiş gıdalar, yapay tatlandırıcılar ve kimyasallar karaciğeri büyük bir baskı altına sokuyor,” dedi.Bitki bazlı beslenmenin dahi karaciğeri korumada yeterli olmayabileceğini vurgulayan Morris-Stiff, sebzelerdeki zirai ilaç kalıntılarının da risk oluşturabileceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vqUnUkIZ50ivuUOFb1VxfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer kanseri, özellikle Yağlı karaciğer hastalığı'nın ileri evresi ile ilişkilendiriliyor. The Lancet’te yayımlanan verilere göre, dünya genelinde karaciğer kanseri vakalarının 2050 yılına kadar 1,52 milyona ulaşması bekleniyor. Onkolog Dr. Anya Adair, “Yağlı karaciğer hastalığı'nın belirtileri genellikle karaciğer kanseriyle karıştırılabiliyor. Sessiz bir hastalık olan bu kanser, çoğunlukla sirotik karaciğer zemininde gelişiyor ve genç yaşlarda görülme sıklığı artıyor,” uyarısında bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TJyoyRGEAkCzZVs509gf6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teşhisin ardından yaşamını yeniden düzenleyen Adam Wereszczynski, bitkisel takviyeler ve sağlıklı beslenme ile 25 kilo verdi. Yapılan kontroller, karaciğerindeki yağlanmanın normal seviyelere indiğini gösterdi. "Artık daha enerjik hissediyorum. Cildime iltifatlar alıyorum. Sağlıklı görünmek gerçekten hissettirdiğinden daha büyük bir değişim," dedi.Adam’ın hikâyesi, karaciğer sağlığının ihmali halinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini gösterirken, erken teşhis ve bilinçli yaşam tarzının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elazığ&amp;apos;da mide bulandıran görüntü: 345 kilogram tavuk etine el konuldu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/elazigda-mide-bulandiran-goeruntu-345-kilogram-tavuk-etine-el-konuldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/elazigda-mide-bulandiran-goeruntu-345-kilogram-tavuk-etine-el-konuldu</guid>
<description><![CDATA[ Elazığ&#039;da bir yemek üretim işletmesinde yapılan denetimde, bozulmuş 345 kilogram tavuk eti ele geçirildi.Elazığ İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne bağlı Kontrol Görevlisi ekipleri tarafından yürütülen denetimlerde, bir yemek üretim işletmesinde yapılan incelemelerde etiketsiz, kokuşmuş, bozulmuş ve küflenmiş yaklaşık 345 kilogram tavuk tespit edildi.Halk sağlığı açısından risk oluşturan ürünlere ekipler tarafından el konulurken, gıda güvenliği standartlarına aykırı hareket eden işletme hakkında ise 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında yasal işlem başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GPa36G1zvkC2JWhoW_k6hQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Elazığda, mide, bulandıran, görüntü:, 345, kilogram, tavuk, etine, konuldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GPa36G1zvkC2JWhoW_k6hQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Elazığ'da mide bulandıran görüntü"><p>Elazığ'da bir yemek üretim işletmesinde yapılan denetimde, bozulmuş 345 kilogram tavuk eti ele geçirildi.</p><p>Elazığ İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne bağlı Kontrol Görevlisi ekipleri tarafından yürütülen denetimlerde, bir yemek üretim işletmesinde yapılan incelemelerde etiketsiz, kokuşmuş, bozulmuş ve küflenmiş yaklaşık 345 kilogram tavuk tespit edildi.</p><p>Halk sağlığı açısından risk oluşturan ürünlere ekipler tarafından el konulurken, gıda güvenliği standartlarına aykırı hareket eden işletme hakkında ise 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında yasal işlem başlatıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktor açıkladı: Yatak odanızdaki 3 zehirli eşya</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-acikladi-yatak-odanizdaki-3-zehirli-esya</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-acikladi-yatak-odanizdaki-3-zehirli-esya</guid>
<description><![CDATA[ Yatak odasında yaygın olarak kullanılan bazı eşyalar sağlık için ciddi risk oluşturuyor. Bu eşyaların kullanımı astım gibi solunum yolu hastalıklarını tetikleyebiliyor.ABD’de görev yapan Harvard mezunu gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, yatak odalarında yaygın olarak bulunan ve ciddi sağlık riskleri taşıyan üç tehlikeli maddeye dikkat çekti. Dr. Sethi, Instagram’daki hesabından paylaştığı ve 2,1 milyon izlenme ile 34 binin üzerinde beğeni alan videosunda; eski yastıklar, sentetik oda spreyleri ve eski yatakların sağlık açısından ciddi tehdit oluşturduğunu açıkladı.DailMail&#039;de yer alan habere göre; Dr. Sethi, uzun süre kullanılan yastıkların zamanla toz akarları, ter ve alerjenleri biriktirdiğini belirterek, bu durumun özellikle astım gibi solunum yolu hastalıklarını tetikleyebileceğine dikkat çekti. Yapılan araştırmalar, gözle görülmeyen bu minik canlıların genellikle yastıklarda çoğaldığını ve güçlü alerjenler arasında yer aldığını gösteriyor.“Eğer yastığınız bir-iki yıldan eskiyse, onu değiştirmenin zamanı gelmiş olabilir,” diyen Dr. Sethi, yastıkların düzenli olarak yenilenmesinin sağlık açısından önem taşıdığını vurguladı.İkinci olarak, sentetik içerikli oda spreylerinin uyku alanlarında kullanılmaması gerektiğini söyleyen Dr. Sethi, bu ürünlerin ftalatlar ve uçucu organik bileşikler (VOC) içerdiğini, bu maddelerin ise solunum problemleri, hormonal bozukluklar ve doğurganlık sorunları ile ilişkilendirildiğini ifade etti.ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), bu kimyasalların kısa vadede baş dönmesi, baş ağrısı, dikkat dağınıklığı ve görme bozukluklarına neden olabileceğini, uzun vadede ise kalp, akciğer ve üreme sağlığı üzerinde ciddi riskler taşıdığını bildiriyor.Dr. Sethi, oda kokuları yerine doğal uçucu yağlar gibi bitkisel alternatiflerin tercih edilmesini öneriyor.Dr. Sethi&#039;nin üçüncü uyarısı ise 7 ila 10 yıldan uzun süredir kullanılan yataklara yönelik. Eski yatakların zamanla destekleyici özelliğini kaybettiğini ve bu durumun uyku kalitesini olumsuz etkileyerek kronik sırt ağrılarına neden olabileceğini belirtti. 2023 yılında yapılan bir araştırma da, yıllar içinde sertliğini yitiren yatakların bel ağrısıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koymuştu.Dr. Sethi’nin paylaşımı sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Bazı kullanıcılar önerileri ciddiye alırken, bazıları ise yastıklarını yıllardır değiştirmediklerini itiraf etti.Bir kullanıcı, “Benim yastıklar 10 yıllık” yorumunu yaparken, bir diğeri “Yastıklar için iki yıl mı? Hadi canım, benimkiler çok daha eski” ifadelerini kullandı. Bir başka kullanıcı ise, “Sürekli yastık değiştirmek çevreye büyük zarar verir” görüşünü dile getirdi.Ancak birçok kişi, gizli tehlikeler konusunda farkındalık yarattığı için Dr. Sethi’ye teşekkür etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6MEyvmWBN0-JJEdAtBcE8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, açıkladı:, Yatak, odanızdaki, zehirli, eşya</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6MEyvmWBN0-JJEdAtBcE8A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktor açıkladı: Yatak odanızdaki 3 zehirli eşya"><p>Yatak odasında yaygın olarak kullanılan bazı eşyalar sağlık için ciddi risk oluşturuyor. Bu eşyaların kullanımı astım gibi solunum yolu hastalıklarını tetikleyebiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mz5nx1Mk9EO3CYD6E7IAow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD’de görev yapan Harvard mezunu gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, yatak odalarında yaygın olarak bulunan ve ciddi sağlık riskleri taşıyan üç tehlikeli maddeye dikkat çekti. Dr. Sethi, Instagram’daki hesabından paylaştığı ve 2,1 milyon izlenme ile 34 binin üzerinde beğeni alan videosunda; eski yastıklar, sentetik oda spreyleri ve eski yatakların sağlık açısından ciddi tehdit oluşturduğunu açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Cl0_-3VRU2woyQwSSg3_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailMail'de yer alan habere göre; Dr. Sethi, uzun süre kullanılan yastıkların zamanla toz akarları, ter ve alerjenleri biriktirdiğini belirterek, bu durumun özellikle astım gibi solunum yolu hastalıklarını tetikleyebileceğine dikkat çekti. Yapılan araştırmalar, gözle görülmeyen bu minik canlıların genellikle yastıklarda çoğaldığını ve güçlü alerjenler arasında yer aldığını gösteriyor.“Eğer yastığınız bir-iki yıldan eskiyse, onu değiştirmenin zamanı gelmiş olabilir,” diyen Dr. Sethi, yastıkların düzenli olarak yenilenmesinin sağlık açısından önem taşıdığını vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gmI09ank4kG3ibj1juDxog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İkinci olarak, sentetik içerikli oda spreylerinin uyku alanlarında kullanılmaması gerektiğini söyleyen Dr. Sethi, bu ürünlerin ftalatlar ve uçucu organik bileşikler (VOC) içerdiğini, bu maddelerin ise solunum problemleri, hormonal bozukluklar ve doğurganlık sorunları ile ilişkilendirildiğini ifade etti.ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), bu kimyasalların kısa vadede baş dönmesi, baş ağrısı, dikkat dağınıklığı ve görme bozukluklarına neden olabileceğini, uzun vadede ise kalp, akciğer ve üreme sağlığı üzerinde ciddi riskler taşıdığını bildiriyor.Dr. Sethi, oda kokuları yerine doğal uçucu yağlar gibi bitkisel alternatiflerin tercih edilmesini öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Gh1rwO6skaqw-wRUuzCtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi'nin üçüncü uyarısı ise 7 ila 10 yıldan uzun süredir kullanılan yataklara yönelik. Eski yatakların zamanla destekleyici özelliğini kaybettiğini ve bu durumun uyku kalitesini olumsuz etkileyerek kronik sırt ağrılarına neden olabileceğini belirtti. 2023 yılında yapılan bir araştırma da, yıllar içinde sertliğini yitiren yatakların bel ağrısıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koymuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K_pwPyQz6EKivWi9_dNDJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi’nin paylaşımı sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Bazı kullanıcılar önerileri ciddiye alırken, bazıları ise yastıklarını yıllardır değiştirmediklerini itiraf etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pUoIfB_tIUy5QGP53IntFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir kullanıcı, “Benim yastıklar 10 yıllık” yorumunu yaparken, bir diğeri “Yastıklar için iki yıl mı? Hadi canım, benimkiler çok daha eski” ifadelerini kullandı. Bir başka kullanıcı ise, “Sürekli yastık değiştirmek çevreye büyük zarar verir” görüşünü dile getirdi.Ancak birçok kişi, gizli tehlikeler konusunda farkındalık yarattığı için Dr. Sethi’ye teşekkür etti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Onkolog açıkladı: Boğaz ağrısı geçmiyorsa dikkat!</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/onkolog-acikladi-bogaz-agrisi-gecmiyorsa-dikkat</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/onkolog-acikladi-bogaz-agrisi-gecmiyorsa-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Üç haftadan uzun süren boğaz ağrısı, baş ve boyun kanserinin erken belirtisi olabilir.Boğaz ağrısı çoğu zaman basit bir enfeksiyon belirtisi olarak görülse de, uzmanlar uzun süren ağrıların ciddi bir hastalığın habercisi olabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle enfeksiyon belirtisi olmadan tek taraflı boğaz ya da kulak ağrısı yaşayanların vakit kaybetmeden doktora başvurmaları gerektiği belirtiliyor.Onkolog Dr. Jiri Kubes, üç haftayı aşkın süredir geçmeyen boğaz ağrısının baş ve boyun kanserinin erken evre belirtisi olabileceğini söyledi. Kubes, “İnsanlar bunun sadece enfeksiyon ya da reflü olduğunu varsayıyor. Ancak boğaz ağrısı normal tedavilere rağmen geçmiyorsa, araştırma zamanı gelmiş demektir” dedi.Ağız, boğaz, sinüsler, kulaklar ve tükürük bezlerini de içeren 30&#039;dan fazla bölgede görülebilen baş ve boyun kanserleri, İngiltere&#039;de en yaygın sekizinci kanser türü olarak biliniyor. Her yıl yaklaşık 13 bin yeni vaka tespit edilirken, bu sayı her on yılda yüzde 30 oranında artıyor. Yılda 4 binden fazla kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor.Dr. Kubes, bu tür kanserlerin belirtilerinin genellikle hafif seyrettiğini ve başka hastalıklarla karıştırılabileceğini belirterek erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.Uzmanlara göre aşağıdaki belirtiler varsa, mutlaka bir hekime başvurulmalı:Üç haftadan uzun süren boğaz ağrısıEnfeksiyonsuz kulak ağrısıSes kısıklığı veya ses değişimiYutma güçlüğüBoyunda ele gelen kitleAçıklanamayan kilo kaybıKubes, özellikle sigara içenler ve düzenli alkol tüketenlerin risk grubunda olduğunu, ancak belirgin risk faktörü olmayan kişilerde de tanı konduğunu vurguladı. Son yıllarda HPV virüsüyle bağlantılı vakaların gençlerde arttığını da ekledi.Bazı yaşam tarzı değişiklikleriyle bu riski azaltabilmek mümkün. Bunlar arasında tütün kullanımının bırakılması, alkol tüketiminin sınırlandırılması, düzenli ağız sağlığı bakımı ve HPV aşısı bulunuyor.Cancer Research UK verilerine göre, baş ve boyun kanseri vakalarının:%64’ü tütün kullanımı,%22-38’i alkol tüketimi,%80’i ise HPV enfeksiyonu ile bağlantılı.Dr. Kubes, çevresel faktörlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, &quot;Mikroplastikler ve hava kirliliği, solunum yollarındaki hassas dokuları tahriş edebilir. Kronik maruz kalma iltihabı artırarak zamanla kanser riskini yükseltebilir&quot; dedi.Boğaz ağrılarının çoğunun zararsız olduğunu yineleyen Kubes, içgüdülere kulak verilmesi gerektiğini vurgulayarak şu uyarıda bulundu:“Boğaz ağrınız geçmiyorsa, kontrol ettirin. Bu bölgedeki kanserler erken teşhisle oldukça başarılı şekilde tedavi edilebiliyor. &quot;Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xiK2pH7Sz0-inKgZ7yfirw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Onkolog, açıkladı:, Boğaz, ağrısı, geçmiyorsa, dikkat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xiK2pH7Sz0-inKgZ7yfirw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Onkolog açıkladı: Boğaz ağrısı geçmiyorsa dikkat!"><p>Üç haftadan uzun süren boğaz ağrısı, baş ve boyun kanserinin erken belirtisi olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bjjeHE49yUSXJ5o9kFbT5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boğaz ağrısı çoğu zaman basit bir enfeksiyon belirtisi olarak görülse de, uzmanlar uzun süren ağrıların ciddi bir hastalığın habercisi olabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle enfeksiyon belirtisi olmadan tek taraflı boğaz ya da kulak ağrısı yaşayanların vakit kaybetmeden doktora başvurmaları gerektiği belirtiliyor.Onkolog Dr. Jiri Kubes, üç haftayı aşkın süredir geçmeyen boğaz ağrısının baş ve boyun kanserinin erken evre belirtisi olabileceğini söyledi. Kubes, “İnsanlar bunun sadece enfeksiyon ya da reflü olduğunu varsayıyor. Ancak boğaz ağrısı normal tedavilere rağmen geçmiyorsa, araştırma zamanı gelmiş demektir” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/944Lr_TD0E-sw1zkLlSFgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağız, boğaz, sinüsler, kulaklar ve tükürük bezlerini de içeren 30'dan fazla bölgede görülebilen baş ve boyun kanserleri, İngiltere'de en yaygın sekizinci kanser türü olarak biliniyor. Her yıl yaklaşık 13 bin yeni vaka tespit edilirken, bu sayı her on yılda yüzde 30 oranında artıyor. Yılda 4 binden fazla kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor.Dr. Kubes, bu tür kanserlerin belirtilerinin genellikle hafif seyrettiğini ve başka hastalıklarla karıştırılabileceğini belirterek erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e_N6Dex9w0Ob_z9_b159Fg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre aşağıdaki belirtiler varsa, mutlaka bir hekime başvurulmalı:Üç haftadan uzun süren boğaz ağrısıEnfeksiyonsuz kulak ağrısıSes kısıklığı veya ses değişimiYutma güçlüğüBoyunda ele gelen kitleAçıklanamayan kilo kaybıKubes, özellikle sigara içenler ve düzenli alkol tüketenlerin risk grubunda olduğunu, ancak belirgin risk faktörü olmayan kişilerde de tanı konduğunu vurguladı. Son yıllarda HPV virüsüyle bağlantılı vakaların gençlerde arttığını da ekledi.Bazı yaşam tarzı değişiklikleriyle bu riski azaltabilmek mümkün. Bunlar arasında tütün kullanımının bırakılması, alkol tüketiminin sınırlandırılması, düzenli ağız sağlığı bakımı ve HPV aşısı bulunuyor.Cancer Research UK verilerine göre, baş ve boyun kanseri vakalarının:%64’ü tütün kullanımı,%22-38’i alkol tüketimi,%80’i ise HPV enfeksiyonu ile bağlantılı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2FzUF0rZ8EyfKDl5a7vYKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Kubes, çevresel faktörlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, "Mikroplastikler ve hava kirliliği, solunum yollarındaki hassas dokuları tahriş edebilir. Kronik maruz kalma iltihabı artırarak zamanla kanser riskini yükseltebilir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/59AmisPVP0G7nA25JoqQ-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boğaz ağrılarının çoğunun zararsız olduğunu yineleyen Kubes, içgüdülere kulak verilmesi gerektiğini vurgulayarak şu uyarıda bulundu:“Boğaz ağrınız geçmiyorsa, kontrol ettirin. Bu bölgedeki kanserler erken teşhisle oldukça başarılı şekilde tedavi edilebiliyor. "</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UpoSaA2bq0SZh6lg0WnZBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deniz kenarında yaşamanın ömrü uzattığı ortaya çıktı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/deniz-kenarinda-yasamanin-oemru-uzattigi-ortaya-cikti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/deniz-kenarinda-yasamanin-oemru-uzattigi-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir araştırma, sahil bölgelerinde yaşamanın insan ömrünü uzattığını ortaya çıkardı. Temiz hava, ılıman iklim ve daha sağlıklı yaşam koşulları sahil yaşamını avantajlı kılıyor.Daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek isteyenler için klasik tavsiyelere bir yenisi daha eklendi: Sahile yakın yaşamak.Ohio Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar, 66 bin 263 kişinin nüfus kayıtlarını inceleyerek yaşam süresi ile su kütlelerine olan yakınlık arasındaki ilişkiyi analiz etti. Elde edilen sonuçlara göre, deniz kıyısına yakın bölgelerde yaşayanlar ortalamadan bir yıl daha uzun yaşarken, kentsel bölgelerde yaşayanların ömrü daha kısa olabiliyor.SAHİL KESİMLERİNDE ÖMÜR UZUYOR  Çalışmayı yürüten çevre sağlığı bilimcisi Jianyong Wu, “Kıyı bölgelerinde yaşayan bireylerin ortalama 79 yıllık yaşam süresine kıyasla en az bir yıl daha uzun yaşaması bekleniyor. Buna karşılık, kentsel bölgelerde yaşayanların ortalama ömrü 78 yıla kadar düşüyor” dedi.  Araştırma doğrudan bir nedensellik ortaya koymasa da, dikkat çekici bir ilişkiyi işaret ediyor. Peki, deniz kenarında yaşamanın bu olumlu etkisinin arkasında ne olabilir?DAHA TEMİZ HAVA, DAHA AZ SICAKLIK AŞIRILIĞI  Araştırmacılara göre kıyı bölgelerinde daha az sıcak ya da soğuk gün yaşanıyor, hava kalitesi daha yüksek ve fiziksel aktiviteler için daha fazla fırsat sunuluyor. Ayrıca sahil bölgelerindeki mülklerin genellikle daha pahalı olması, bu alanlarda yaşayanların sosyoekonomik açıdan daha avantajlı olduğu anlamına da gelebilir.İÇ SULARDA YAŞAM HER ZAMAN AVANTAJLI DEĞİL  İç su kaynaklarının bulunduğu yerleşim yerlerinde ise tablo daha karmaşık. Araştırmada, iç sulardaki kırsal alanların yaşam süresine bir miktar olumlu etkisi olduğu görülse de, bu etki kıyı yaşamıyla kıyaslandığında yine sınırlı kalıyor. Kent merkezlerinde yer alan göl ve nehir kenarlarında ise sonuçlar tam tersi.  Ohio Eyalet Üniversitesi’nden ekolojik coğrafyacı Yanni Cao, “Kirlilik, yoksulluk, güvenli fiziksel aktivite alanlarının eksikliği ve sel riski gibi unsurlar, iç sulardaki kentsel bölgelerde görülen daha düşük yaşam süresinin olası nedenleri arasında yer alıyor” dedi.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W6ydafs0XUaErLRf4ZILuw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, kenarında, yaşamanın, ömrü, uzattığı, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W6ydafs0XUaErLRf4ZILuw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Deniz kenarında yaşamak ömrü uzatıyor"><p>Yeni bir araştırma, sahil bölgelerinde yaşamanın insan ömrünü uzattığını ortaya çıkardı. Temiz hava, ılıman iklim ve daha sağlıklı yaşam koşulları sahil yaşamını avantajlı kılıyor.</p><p>Daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek isteyenler için klasik tavsiyelere bir yenisi daha eklendi: Sahile yakın yaşamak.</p><p>Ohio Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar, 66 bin 263 kişinin nüfus kayıtlarını inceleyerek yaşam süresi ile su kütlelerine olan yakınlık arasındaki ilişkiyi analiz etti. </p><p>Elde edilen sonuçlara göre, deniz kıyısına yakın bölgelerde yaşayanlar ortalamadan bir yıl daha uzun yaşarken, kentsel bölgelerde yaşayanların ömrü daha kısa olabiliyor.</p><p><strong>SAHİL KESİMLERİNDE ÖMÜR UZUYOR</strong>  Çalışmayı yürüten çevre sağlığı bilimcisi Jianyong Wu, “Kıyı bölgelerinde yaşayan bireylerin ortalama 79 yıllık yaşam süresine kıyasla en az bir yıl daha uzun yaşaması bekleniyor. Buna karşılık, kentsel bölgelerde yaşayanların ortalama ömrü 78 yıla kadar düşüyor” dedi.  Araştırma doğrudan bir nedensellik ortaya koymasa da, dikkat çekici bir ilişkiyi işaret ediyor. Peki, deniz kenarında yaşamanın bu olumlu etkisinin arkasında ne olabilir?</p><p><strong>DAHA TEMİZ HAVA, DAHA AZ SICAKLIK AŞIRILIĞI</strong>  Araştırmacılara göre kıyı bölgelerinde daha az sıcak ya da soğuk gün yaşanıyor, hava kalitesi daha yüksek ve fiziksel aktiviteler için daha fazla fırsat sunuluyor. </p><p>Ayrıca sahil bölgelerindeki mülklerin genellikle daha pahalı olması, bu alanlarda yaşayanların sosyoekonomik açıdan daha avantajlı olduğu anlamına da gelebilir.</p><p><strong>İÇ SULARDA YAŞAM HER ZAMAN AVANTAJLI DEĞİL</strong>  İç su kaynaklarının bulunduğu yerleşim yerlerinde ise tablo daha karmaşık. Araştırmada, iç sulardaki kırsal alanların yaşam süresine bir miktar olumlu etkisi olduğu görülse de, bu etki kıyı yaşamıyla kıyaslandığında yine sınırlı kalıyor. Kent merkezlerinde yer alan göl ve nehir kenarlarında ise sonuçlar tam tersi.  Ohio Eyalet Üniversitesi’nden ekolojik coğrafyacı Yanni Cao, “Kirlilik, yoksulluk, güvenli fiziksel aktivite alanlarının eksikliği ve sel riski gibi unsurlar, iç sulardaki kentsel bölgelerde görülen daha düşük yaşam süresinin olası nedenleri arasında yer alıyor” dedi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyada ilk: Bel soğukluğu aşısı başlıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dunyada-ilk-bel-soguklugu-asisi-basliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dunyada-ilk-bel-soguklugu-asisi-basliyor</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere, artan gonore vakaları ve antibiyotik direnci nedeniyle dünyada ilk kez bel soğukluğuna karşı aşı programı başlattı.İngiltere&#039;de Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) bugün karşı bel soğukluğuna (gonore) karşı dünyada bir ilk olan aşılama programını başlatacak.Bu yılın başlarında, NHS İngiltere, rekor sayıda gonore vakası ve giderek artan antibiyotik dirençli suşlar nedeniyle, uygun hastaların ağustos ayı başından itibaren aşı olmaya başlayacağını duyurmuştu.Sky News&#039;ün haberine göre Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanlığı, cinsel sağlık kliniklerinin bugünden itibaren cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı ücretsiz aşı sunabileceğini açıkladı.ENFEKSİYONLARIN SEYRİNİ DEĞİŞTİRECEKHalk sağlığı ve önleme bakanı Ashley Dalton yaptığı açıklamada, bu uygulamanın “rekor seviyelere ulaşan bir enfeksiyonu önlemede önemli bir dönüm noktası olduğunu” söyledi. Dalton, &quot;Bu hükümetin dünya çapında bir ilk olan aşılama programı, enfeksiyonların seyrini değiştirecek ve antibiyotik direncinin artan tehdidiyle doğrudan mücadeleye yardımcı olacaktır&quot; dedi.Bakan, &quot;Aşı olmaya uygun olan herkesi, sadece kendilerini değil, cinsel partnerlerini de korumak için aşı olmaya şiddetle teşvik ediyorum&quot; diye ekledi.TEŞHİS SAYISI 85 BİNE ULAŞTI2023 yılında gonore teşhisleri 85 bine ulaştı. Bu, kayıtların başladığı 1918 yılından bu yana en yüksek rakam ve 2012 yılına göre üç kat daha fazla.Aşı, bakteriden en yüksek risk altında olan kişilere ücretsiz olarak sunulacak. Bu kişiler arasında, son 12 ay içinde birden fazla cinsel partneri olan ve bakteriyel cinsel yolla bulaşan enfeksiyon geçiren eşcinsel ve biseksüel erkekler de yer alıyor.Aşı, meningokok B hastalığına karşı koruma sağlamak için kullanılan mevcut bir aşı olan 4CMenB&#039;yi temel alıyor.Ancak, gonoreye karşı yüzde 32,7 ile yüzde 42 arasında etkili, bu da hastalığa yakalanma olasılığını tamamen ortadan kaldırmayacağı anlamına gelir.  DHSC, Imperial College London tarafından yürütülen ve aşılamanın önümüzdeki on yıl içinde 100 bin gonore vakasını önleyebileceğini ve NHS&#039;ye 7,9 milyon sterlinin üzerinde tasarruf sağlayabileceğini belirten analize atıfta bulundu.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tihxf0I6D0eSIYHdfouS0A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyada, ilk:, Bel, soğukluğu, aşısı, başlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tihxf0I6D0eSIYHdfouS0A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyada ilk: Bel soğukluğu aşısı başlıyor"><p>İngiltere, artan gonore vakaları ve antibiyotik direnci nedeniyle dünyada ilk kez bel soğukluğuna karşı aşı programı başlattı.</p><p>İngiltere'de Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) bugün karşı bel soğukluğuna (gonore) karşı dünyada bir ilk olan aşılama programını başlatacak.</p><p>Bu yılın başlarında, NHS İngiltere, rekor sayıda gonore vakası ve giderek artan antibiyotik dirençli suşlar nedeniyle, uygun hastaların ağustos ayı başından itibaren aşı olmaya başlayacağını duyurmuştu.</p><p>Sky News'ün haberine göre Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanlığı, cinsel sağlık kliniklerinin bugünden itibaren cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı ücretsiz aşı sunabileceğini açıkladı.</p><p><strong>ENFEKSİYONLARIN SEYRİNİ DEĞİŞTİRECEK</strong></p><p>Halk sağlığı ve önleme bakanı Ashley Dalton yaptığı açıklamada, bu uygulamanın “rekor seviyelere ulaşan bir enfeksiyonu önlemede önemli bir dönüm noktası olduğunu” söyledi. Dalton, "Bu hükümetin dünya çapında bir ilk olan aşılama programı, enfeksiyonların seyrini değiştirecek ve antibiyotik direncinin artan tehdidiyle doğrudan mücadeleye yardımcı olacaktır" dedi.</p><p>Bakan, "Aşı olmaya uygun olan herkesi, sadece kendilerini değil, cinsel partnerlerini de korumak için aşı olmaya şiddetle teşvik ediyorum" diye ekledi.</p><p><strong>TEŞHİS SAYISI 85 BİNE ULAŞTI</strong></p><p>2023 yılında gonore teşhisleri 85 bine ulaştı. Bu, kayıtların başladığı 1918 yılından bu yana en yüksek rakam ve 2012 yılına göre üç kat daha fazla.</p><p>Aşı, bakteriden en yüksek risk altında olan kişilere ücretsiz olarak sunulacak. Bu kişiler arasında, son 12 ay içinde birden fazla cinsel partneri olan ve bakteriyel cinsel yolla bulaşan enfeksiyon geçiren eşcinsel ve biseksüel erkekler de yer alıyor.</p><p>Aşı, meningokok B hastalığına karşı koruma sağlamak için kullanılan mevcut bir aşı olan 4CMenB'yi temel alıyor.</p><p>Ancak, gonoreye karşı yüzde 32,7 ile yüzde 42 arasında etkili, bu da hastalığa yakalanma olasılığını tamamen ortadan kaldırmayacağı anlamına gelir.  DHSC, Imperial College London tarafından yürütülen ve aşılamanın önümüzdeki on yıl içinde 100 bin gonore vakasını önleyebileceğini ve NHS'ye 7,9 milyon sterlinin üzerinde tasarruf sağlayabileceğini belirten analize atıfta bulundu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kanser vücutta nasıl başlar? Erken uyarı işaretleri var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kanser-vucutta-nasil-baslar-erken-uyari-isaretleri-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kanser-vucutta-nasil-baslar-erken-uyari-isaretleri-var</guid>
<description><![CDATA[ Kanser, DNA mutasyonlarından kaynaklanan genetik bir hastalık olup; yaşam tarzı, çevresel faktörler ve kalıtım gibi etkenlerle şekillenir. Tütün kullanımı, aşırı alkol tüketimi, sağlıksız beslenme, ultraviyole (UV) radyasyonu ve bazı enfeksiyonlar en önemli risk faktörleri arasında yer alır. Ancak uzmanlar, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli taramalarla kanserin büyük ölçüde önlenebileceğine dikkat çekiyor.İnsan vücudu, görevlerini yerine getiren ve ömrü tamamlandığında kendiliğinden yok olan trilyonlarca hücreden oluşur. Normal şartlarda bu döngü düzenli şekilde işlerken, bazı hücreler kontrolsüz şekilde çoğalmaya başladığında kanser oluşur. Bu anormal hücreler, çoğunlukla tümörlere neden olur. Ancak lösemi gibi bazı kanser türleri katı tümör oluşturmaz.Kanser, esasen DNA’daki mutasyonlardan kaynaklanır. Bu mutasyonlar üç şekilde meydana gelebilir:Rastgele Hücre Bölünmesi Hataları: Her hücre bölünmesinde DNA&#039;nın kopyalanması sırasında hata riski vardır. Bazı hatalar kansere yol açabilir.Çevresel Hasarlar: Sigara dumanı, UV ışınları ve kimyasallar gibi dış etkenler DNA&#039;yı zedeleyebilir.Kalıtsal Genler: Bazı kişiler, kanser riskini artıran hatalı genleri ailesinden miras alabilir. Ancak bu tür kalıtımsal durumlar, toplam kanser vakalarının küçük bir bölümünü oluşturur.Uluslararası sağlık kuruluşlarının araştırmalarına göre kanser riskini artıran başlıca etkenler şunlardır:Tütün Kullanımı: Sigara, başta akciğer olmak üzere birçok kanser türünün temel nedenidir.Aşırı Alkol Tüketimi: Alkol, ağız, boğaz, karaciğer, meme ve kolon kanserleriyle ilişkilidir.Sağlıksız Beslenme ve Hareketsizlik: Meyve-sebze tüketiminin düşük olması, işlenmiş gıdaların fazla tüketilmesi ve obezite, kanser riskini artırır.UV ve İyonlaştırıcı Radyasyon: Uzun süre güneşe maruz kalmak ya da radyoaktif maddelere temas cilt ve diğer kanser türlerini tetikleyebilir.Çevresel ve Mesleki Maruziyetler: Asbest, hava kirliliği ve kimyasal maddeler, özellikle bazı iş kollarında risk yaratır.Kronik Enfeksiyonlar: HPV, hepatit B ve C virüsü ile Helicobacter pylori gibi enfeksiyonlar kansere yol açabilir.Aile Öyküsü: Yakın akrabalarında belirli kanser türleri bulunan bireylerde risk artabilir.İleri Yaş: Yaşlandıkça hücrelerde biriken mutasyonlar nedeniyle risk yükselir.Zayıf Bağışıklık Sistemi: HIV/AIDS hastaları ya da bağışıklık baskılayıcı ilaç kullanan bireyler, bazı kanser türlerine daha yatkındır.Tüm kanser türleri önlenemese de, yaşam tarzında yapılacak değişiklikler ve erken teşhis sayesinde birçok vaka kontrol altına alınabilir. Meme, rahim ağzı ve kolon kanserleri için önerilen tarama programlarına düzenli katılım bu açıdan kritik önem taşır.Kanserin erken evrede tespit edilmesini sağlayabilecek bazı uyarı işaretleri şunlardır:

Açıklanamayan kilo kaybı
Geçmeyen yorgunluk
Yeni ortaya çıkan yumrular
Ciltte ben ve leke değişimleri
Kalıcı öksürük ya da ses kısıklığı
Olağandışı kanamalar
Bağırsak veya mesane alışkanlıklarında değişiklik
Yutma zorluğu ya da sürekli mide yanması
İyileşmeyen yaralar
Sebebi belirlenemeyen kalıcı ağrılar

Bu belirtilerden biri veya birkaçı varsa, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması önerilir.Uzmanların önerdiği kanserden korunma adımları şunlardır:

Tütün ürünlerinden uzak durun.
Alkol tüketimini sınırlandırın.
Dengeli ve sağlıklı beslenin.
Fiziksel olarak aktif kalın.
Cildinizi güneşten koruyun.
HPV ve hepatit B aşılarınızı yaptırın.
Aile geçmişinizi bilin ve gerekirse genetik danışmanlık alın.
Tarama programlarına katılmayı ihmal etmeyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wsJeR9ibb0KNEkC2EXsZFA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kanser, vücutta, nasıl, başlar, Erken, uyarı, işaretleri, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wsJeR9ibb0KNEkC2EXsZFA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kanser vücutta nasıl başlar? Erken uyarı işaretleri var"><p>Kanser, DNA mutasyonlarından kaynaklanan genetik bir hastalık olup; yaşam tarzı, çevresel faktörler ve kalıtım gibi etkenlerle şekillenir. Tütün kullanımı, aşırı alkol tüketimi, sağlıksız beslenme, ultraviyole (UV) radyasyonu ve bazı enfeksiyonlar en önemli risk faktörleri arasında yer alır. Ancak uzmanlar, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli taramalarla kanserin büyük ölçüde önlenebileceğine dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aQbgHJs0HEWFCksnZCfedQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsan vücudu, görevlerini yerine getiren ve ömrü tamamlandığında kendiliğinden yok olan trilyonlarca hücreden oluşur. Normal şartlarda bu döngü düzenli şekilde işlerken, bazı hücreler kontrolsüz şekilde çoğalmaya başladığında kanser oluşur. Bu anormal hücreler, çoğunlukla tümörlere neden olur. Ancak lösemi gibi bazı kanser türleri katı tümör oluşturmaz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ORxZuqncrUSfhklRytZOSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser, esasen DNA’daki mutasyonlardan kaynaklanır. Bu mutasyonlar üç şekilde meydana gelebilir:Rastgele Hücre Bölünmesi Hataları: Her hücre bölünmesinde DNA'nın kopyalanması sırasında hata riski vardır. Bazı hatalar kansere yol açabilir.Çevresel Hasarlar: Sigara dumanı, UV ışınları ve kimyasallar gibi dış etkenler DNA'yı zedeleyebilir.Kalıtsal Genler: Bazı kişiler, kanser riskini artıran hatalı genleri ailesinden miras alabilir. Ancak bu tür kalıtımsal durumlar, toplam kanser vakalarının küçük bir bölümünü oluşturur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vk0J6SuLbEeTJzse3ZRwkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uluslararası sağlık kuruluşlarının araştırmalarına göre kanser riskini artıran başlıca etkenler şunlardır:Tütün Kullanımı: Sigara, başta akciğer olmak üzere birçok kanser türünün temel nedenidir.Aşırı Alkol Tüketimi: Alkol, ağız, boğaz, karaciğer, meme ve kolon kanserleriyle ilişkilidir.Sağlıksız Beslenme ve Hareketsizlik: Meyve-sebze tüketiminin düşük olması, işlenmiş gıdaların fazla tüketilmesi ve obezite, kanser riskini artırır.UV ve İyonlaştırıcı Radyasyon: Uzun süre güneşe maruz kalmak ya da radyoaktif maddelere temas cilt ve diğer kanser türlerini tetikleyebilir.Çevresel ve Mesleki Maruziyetler: Asbest, hava kirliliği ve kimyasal maddeler, özellikle bazı iş kollarında risk yaratır.Kronik Enfeksiyonlar: HPV, hepatit B ve C virüsü ile Helicobacter pylori gibi enfeksiyonlar kansere yol açabilir.Aile Öyküsü: Yakın akrabalarında belirli kanser türleri bulunan bireylerde risk artabilir.İleri Yaş: Yaşlandıkça hücrelerde biriken mutasyonlar nedeniyle risk yükselir.Zayıf Bağışıklık Sistemi: HIV/AIDS hastaları ya da bağışıklık baskılayıcı ilaç kullanan bireyler, bazı kanser türlerine daha yatkındır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IEaEIRWje0SvOOOZMWffNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tüm kanser türleri önlenemese de, yaşam tarzında yapılacak değişiklikler ve erken teşhis sayesinde birçok vaka kontrol altına alınabilir. Meme, rahim ağzı ve kolon kanserleri için önerilen tarama programlarına düzenli katılım bu açıdan kritik önem taşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bSrJmM9U3ESOp0cEAuGsTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanserin erken evrede tespit edilmesini sağlayabilecek bazı uyarı işaretleri şunlardır:

Açıklanamayan kilo kaybı
Geçmeyen yorgunluk
Yeni ortaya çıkan yumrular
Ciltte ben ve leke değişimleri
Kalıcı öksürük ya da ses kısıklığı
Olağandışı kanamalar
Bağırsak veya mesane alışkanlıklarında değişiklik
Yutma zorluğu ya da sürekli mide yanması
İyileşmeyen yaralar
Sebebi belirlenemeyen kalıcı ağrılar

Bu belirtilerden biri veya birkaçı varsa, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kk-k_5X8YEm1BJB9a_mDfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanların önerdiği kanserden korunma adımları şunlardır:

Tütün ürünlerinden uzak durun.
Alkol tüketimini sınırlandırın.
Dengeli ve sağlıklı beslenin.
Fiziksel olarak aktif kalın.
Cildinizi güneşten koruyun.
HPV ve hepatit B aşılarınızı yaptırın.
Aile geçmişinizi bilin ve gerekirse genetik danışmanlık alın.
Tarama programlarına katılmayı ihmal etmeyin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tatilde çocukların uyku düzenine dikkat</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/tatilde-cocuklarin-uyku-duzenine-dikkat</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/tatilde-cocuklarin-uyku-duzenine-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Okulların açılmasına yaklaşık bir ay kaldı. Uzmanların çocukların uyku düzeni konusunda uyarıları var. Yaz tatilinde çoğu zaman bozulan uyku düzeni bir çok olumsuzluğa neden olabiliyor.Uzmanlar yaz tatilinde çocuklar için çoğunlukla bozulan uyku saatleri konusunda uyardı: &quot;Biyolojik saat bozulursa büyüme durabilir, öğrenme zorlaşabilir...&quot;  Araştırmalara göre, Tatil döneminde kurallar esneyerek çocukların uyku düzeni bozukluyor, bu da hem fiziksel gelişimlerini hem de zihinsel performanslarını olumsuz etkileyebiliyor.  Uzmanlara göre biyolojik saat bozulursa çocukta hem huzursuzluk hem de dikkat eksikliği başlıyor.  Okullar açılmadan uyku düzenini sağlamak şart.&quot;BÜYEMEYİ YAVAŞLATABİLİR&quot;  Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Cihangir Akgün, uyarılarını şöyle sıraladı:   - Derin uykuda büyüme hormonu salgılanıyor. Bu hormonun salgılanması uyku düzeninin bozulmasıyla etkilenebilir ve çocuklar gelişimsel bir takım sıkıntılarla karşı karşıya kalabilir.  - Büyümede yavaşlamalar olabilir.   - Sabahları geç uyanan çocuklar öğün atlayabilir. Bu da gece geç vakit atıştırmalarla fazladan kalori alımıyla obeziteye sebep olabilir. ANKSİYETE, DEPRESYON, YORGUNLUK... - Uyku düzensizliği Çocuklarda anksiyete, depresif belirtiler ve davranış problemleri gelişebilir.  - Uyku düzeni sağlanmazsa gün boyu kendilerini yorgun hissedeceklerdir. - Okulların açılmasına yakın dönemde uyku saati her gün 15-30 dakika erkene çekilerek biyolojik saati yeniden ayarlamak mümkün.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ey9yZKjdCk2mPIxVrUBizA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tatilde, çocukların, uyku, düzenine, dikkat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ey9yZKjdCk2mPIxVrUBizA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tatilde uyku düzenine dikkat"><p>Okulların açılmasına yaklaşık bir ay kaldı. Uzmanların çocukların uyku düzeni konusunda uyarıları var. Yaz tatilinde çoğu zaman bozulan uyku düzeni bir çok olumsuzluğa neden olabiliyor.</p><p>Uzmanlar yaz tatilinde çocuklar için çoğunlukla bozulan uyku saatleri konusunda uyardı: "Biyolojik saat bozulursa büyüme durabilir, öğrenme zorlaşabilir..."  Araştırmalara göre, Tatil döneminde kurallar esneyerek çocukların uyku düzeni bozukluyor, bu da hem fiziksel gelişimlerini hem de zihinsel performanslarını olumsuz etkileyebiliyor.  Uzmanlara göre biyolojik saat bozulursa çocukta hem huzursuzluk hem de dikkat eksikliği başlıyor.  </p><p>Okullar açılmadan uyku düzenini sağlamak şart.</p><p><strong>"BÜYEMEYİ YAVAŞLATABİLİR"</strong>  Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Cihangir Akgün, uyarılarını şöyle sıraladı:   - Derin uykuda büyüme hormonu salgılanıyor. Bu hormonun salgılanması uyku düzeninin bozulmasıyla etkilenebilir ve çocuklar gelişimsel bir takım sıkıntılarla karşı karşıya kalabilir.  - Büyümede yavaşlamalar olabilir.   - Sabahları geç uyanan çocuklar öğün atlayabilir. Bu da gece geç vakit atıştırmalarla fazladan kalori alımıyla obeziteye sebep olabilir. </p><p><strong>ANKSİYETE, DEPRESYON, YORGUNLUK...</strong> </p><p>- Uyku düzensizliği Çocuklarda anksiyete, depresif belirtiler ve davranış problemleri gelişebilir.  - Uyku düzeni sağlanmazsa gün boyu kendilerini yorgun hissedeceklerdir. </p><p>- Okulların açılmasına yakın dönemde uyku saati her gün 15-30 dakika erkene çekilerek biyolojik saati yeniden ayarlamak mümkün. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Harvardlı uzman açıkladı: Limonlu su gerçekten sağlığa faydalı mı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/harvardli-uzman-acikladi-limonlu-su-gercekten-sagliga-faydali-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/harvardli-uzman-acikladi-limonlu-su-gercekten-sagliga-faydali-mi</guid>
<description><![CDATA[ Limonlu su içmek genellikle sağlığa olan faydalarıyla biliniyor. Peki, limonlu su içmek gerçekten vücut sağlığını koruyor mu? Uzmanlar limonlu suyun sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi.Sağlıklı yaşam trendlerinin vazgeçilmezlerinden biri haline gelen limonlu su, özellikle sosyal medyada adeta bir &quot;mucize içecek&quot; olarak lanse ediliyor. Peki, bu iddialar bilimsel temele dayanıyor mu? Harvard ve Stanford üniversitelerinde eğitim almış,gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, limonlu suyun sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi.Dr. Sethi’ye göre limonlu su, hidrasyonu destekleyerek vücudun susuz kalmasının önüne geçebilir. “Yetişkinlerin yaklaşık %75’i kronik olarak susuz kalıyor. Limon suyu, su içmeyi daha cazip hale getirerek sindirimi, enerjiyi ve odaklanmayı olumlu yönde etkileyebilir,” diyor.Ayrıca limon, C vitamini bakımından zengin bir meyve. Tek bir limon yaklaşık 35 miligram C vitamini sağlayarak günlük ihtiyacın %40’ını karşılıyor. Dr. Sethi, bu özelliğin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, ciltte kolajen üretimini desteklediğini ve demir emilimini artırdığını belirtiyor.Özellikle mide asidi düşük olan bireylerde limonlu su, sindirime yardımcı olabiliyor. Hafif asidik yapısıyla mide özsuyunu ve safra akışını uyararak sindirim sürecini kolaylaştırabiliyor. Ancak Dr. Sethi, bu etkinin kişiden kişiye değişebileceğini vurguluyor.Ilık limonlu suyun da rahatlatıcı olabileceğini ifade eden uzman, C vitamininin 70°C üzerinde parçalanmaya başladığını hatırlatarak, “Sıcak suya limon eklemeden önce biraz soğumasını bekleyin,” uyarısında bulunuyor.Dr. Sethi, gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH) olan bireylerin yaklaşık %20’sinde limonlu suyun semptomları kötüleştirebildiğini belirtiyor. “Yanma veya şişkinlik yaşıyorsanız, özellikle aç karnına tüketmekten kaçının,” diye ekliyor.DİŞ MİNESİ TEHLİKESİLimonun pH değeri yaklaşık 2.0; bu da onu oldukça asidik kılıyor. Dr. Sethi, diş minesini korumak adına limonlu suyun gün boyunca yudumlanmamasını, tek seferde tüketilmesini öneriyor. Ayrıca pipet kullanımını ve ardından sade suyla gargara yapılmasını tavsiye ediyor.Limonlu su sıklıkla bir &quot;detoks içeceği&quot; olarak tanıtılsa da Dr. Sethi bu algının yanlış olduğunu savunuyor. “Vücudu toksinlerden arındırma işini karaciğeriniz ve böbrekleriniz yapar. Limonlu su sihirli bir temizlik sağlamaz, yalnızca sıvı alımını ve sindirimi destekler,” diyor.Dr. Sethi’ye göre limonlu su, bazı bireyler için bağırsak sağlığını destekleyici bir rutine dönüşebilir. “Vücudunuz olumlu tepki veriyorsa, mikrobiyota üzerinde de faydası olabilir,” diyen uzman, her bireyin farklı tepkiler verebileceğini unutmamak gerektiğini vurguluyor.Limonlu su, ölçülü tüketildiğinde sağlığa çeşitli katkılar sağlayabilir. Ancak diş sağlığı, mide hassasiyeti ve bireysel farklılıklar göz önünde bulundurularak tüketilmesi gerekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TgD_TO4JM0m7EtV1KjQU8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Harvardlı, uzman, açıkladı:, Limonlu, gerçekten, sağlığa, faydalı, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TgD_TO4JM0m7EtV1KjQU8A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Harvardlı uzman açıkladı: Limonlu su gerçekten sağlığa faydalı mı?"><p>Limonlu su içmek genellikle sağlığa olan faydalarıyla biliniyor. Peki, limonlu su içmek gerçekten vücut sağlığını koruyor mu? Uzmanlar limonlu suyun sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iF_g9KmWDEmto8RrZb9rvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı yaşam trendlerinin vazgeçilmezlerinden biri haline gelen limonlu su, özellikle sosyal medyada adeta bir "mucize içecek" olarak lanse ediliyor. Peki, bu iddialar bilimsel temele dayanıyor mu? Harvard ve Stanford üniversitelerinde eğitim almış,gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, limonlu suyun sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1-eOOX8u4UC_vbrXW3X7_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi’ye göre limonlu su, hidrasyonu destekleyerek vücudun susuz kalmasının önüne geçebilir. “Yetişkinlerin yaklaşık %75’i kronik olarak susuz kalıyor. Limon suyu, su içmeyi daha cazip hale getirerek sindirimi, enerjiyi ve odaklanmayı olumlu yönde etkileyebilir,” diyor.Ayrıca limon, C vitamini bakımından zengin bir meyve. Tek bir limon yaklaşık 35 miligram C vitamini sağlayarak günlük ihtiyacın %40’ını karşılıyor. Dr. Sethi, bu özelliğin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, ciltte kolajen üretimini desteklediğini ve demir emilimini artırdığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XtyvyFnbiUmWpRHnmLR-yQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle mide asidi düşük olan bireylerde limonlu su, sindirime yardımcı olabiliyor. Hafif asidik yapısıyla mide özsuyunu ve safra akışını uyararak sindirim sürecini kolaylaştırabiliyor. Ancak Dr. Sethi, bu etkinin kişiden kişiye değişebileceğini vurguluyor.Ilık limonlu suyun da rahatlatıcı olabileceğini ifade eden uzman, C vitamininin 70°C üzerinde parçalanmaya başladığını hatırlatarak, “Sıcak suya limon eklemeden önce biraz soğumasını bekleyin,” uyarısında bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aYavOFUWYU-MRrT3e9H2AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH) olan bireylerin yaklaşık %20’sinde limonlu suyun semptomları kötüleştirebildiğini belirtiyor. “Yanma veya şişkinlik yaşıyorsanız, özellikle aç karnına tüketmekten kaçının,” diye ekliyor.DİŞ MİNESİ TEHLİKESİLimonun pH değeri yaklaşık 2.0; bu da onu oldukça asidik kılıyor. Dr. Sethi, diş minesini korumak adına limonlu suyun gün boyunca yudumlanmamasını, tek seferde tüketilmesini öneriyor. Ayrıca pipet kullanımını ve ardından sade suyla gargara yapılmasını tavsiye ediyor.Limonlu su sıklıkla bir "detoks içeceği" olarak tanıtılsa da Dr. Sethi bu algının yanlış olduğunu savunuyor. “Vücudu toksinlerden arındırma işini karaciğeriniz ve böbrekleriniz yapar. Limonlu su sihirli bir temizlik sağlamaz, yalnızca sıvı alımını ve sindirimi destekler,” diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uVdk0BAWVk61qr_w4cP9JA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi’ye göre limonlu su, bazı bireyler için bağırsak sağlığını destekleyici bir rutine dönüşebilir. “Vücudunuz olumlu tepki veriyorsa, mikrobiyota üzerinde de faydası olabilir,” diyen uzman, her bireyin farklı tepkiler verebileceğini unutmamak gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/erKUKFclsEuWkCoxZayTow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Limonlu su, ölçülü tüketildiğinde sağlığa çeşitli katkılar sağlayabilir. Ancak diş sağlığı, mide hassasiyeti ve bireysel farklılıklar göz önünde bulundurularak tüketilmesi gerekiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>B12 değerini zirveye çıkaran besin: Beyni geliştirip, hafızayı güçlendiriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/b12-degerini-zirveye-cikaran-besin-beyni-gelistirip-hafizayi-guclendiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/b12-degerini-zirveye-cikaran-besin-beyni-gelistirip-hafizayi-guclendiriyor</guid>
<description><![CDATA[ B12 vitamini, beyin sağlığı, hafıza, odaklanma ve sinir fonksiyonları için çok önemlidir. Vücut tarafından üretilemediği için, besin kaynakları hayati önem taşır. Yumurta, balık, süt ürünleri ve zenginleştirilmiş tahıllar, yeterli B12 seviyelerini korumak için mükemmel seçeneklerdir. Bu besinleri tüketmek, bilişsel gerilemeyi önlemeye ve genel zihinsel sağlığı iyileştirmeye yardımcı olabilir.B12 vitaminini beyninizin perde arkasındaki güç kaynağı olarak düşünün; sinirlerinizi ve kırmızı kan hücrelerinizi kontrol altında tutarken hafızayı, odaklanmayı ve zihinsel keskinliği sessizce besler. DNA üretiminden beyninizin küçülmesini önlemeye kadar her şey için gereklidir.İşin püf noktası ne mi? Vücudunuz bunu üretemediği için, tercihen tabağınızdaki yiyecekler aracılığıyla dışarıdan tedarik etmeniz gerekir. Eğer kendinizi bitkin, yorgun veya huysuz hissediyorsanız, düşük B12 sorunun bir parçası olabilir. Neyse ki, doğa sizin yanınızda. İşte beyninizin aktif ve sorunsuz çalışmasına yardımcı olabilecek B12 açısından zengin bazı besinler.Yumurtalar, özellikle de sarısı, harika bir B12 kaynağıdır ve aynı zamanda beyninizin sevdiği bir diğer besin olan kolin içerir. Günde birkaç haşlanmış yumurta, özellikle daha az B12 seçeneği olan vejetaryenler için hafızayı ve bilişsel işlevi desteklemede önemli bir rol oynayabilir.Somon, sardalya ve ton balığı gibi yağlı balıklar sadece kalp dostu olmakla kalmaz, aynı zamanda beyin güçlendiricidir. B12 ve omega-3 açısından zengin olan bu balıklar, beyin hücrelerini korumaya, iltihabı azaltmaya ve yaşa bağlı zihinsel gerilemeyi yavaşlatmaya yardımcı olabilir.Sütten lor peyniri gibi süt ürünleri, özellikle Hintli evlerde kolay ve bilindik bir B12 kaynağıdır. Düzenli tüketim, zihinsel berraklığı, ruh halini ve uyanıklığı iyileştirmeye yardımcı olabilir, süslü bir diyete gerek yoktur.Tavuk ve diğer yağsız etler sadece iyi bir protein kaynağı olmakla kalmaz, aynı zamanda B12 açısından da zengindir. Sindirimi kolaydır, gün boyunca enerjinizi korumanıza yardımcı olur ve hem beyin hem de vücut sağlığını destekler.Birçok kahvaltılık gevrek, vejetaryenler veya hareket halinde olanlar için mükemmel olan B12 ile zenginleştirilmiştir. Lif ve diğer beyin besleyici besinler açısından ekstra bir avantaj için tam tahıllı çeşitleri tercih edin.Vegan iseniz veya süt ürünleriyle baş edemiyorsanız, soya, badem veya yulaf gibi bitki bazlı sütler genellikle B12 ile zenginleştirilmiştir. Smoothie&#039;lere, kahveye ve hatta sabah çayınıza kolayca karışırlar.Herkesin favorisi olmasa da ciğer, en zengin doğal B12 kaynaklarından biridir. Ara sıra küçük porsiyonlar bile B12 seviyenizi artırabilir ve beyninizi formda tutabilir.Midye ve istiridyeler B12 vitamini deposudur. Ayrıca, beyin ve sinir sağlığını desteklemek için birlikte çalışan çinko ve demir gibi besinleri de sofranıza getirirler. Haftada bir kez yenen bir deniz ürünleri yemeği bile fark yaratabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bk8xo4Foo0yafQob8tV3Rw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>B12, değerini, zirveye, çıkaran, besin:, Beyni, geliştirip, hafızayı, güçlendiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bk8xo4Foo0yafQob8tV3Rw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="B12 değerini zirveye çıkaran besin: Beyni geliştirip, hafızayı güçlendiriyor"><p>B12 vitamini, beyin sağlığı, hafıza, odaklanma ve sinir fonksiyonları için çok önemlidir. Vücut tarafından üretilemediği için, besin kaynakları hayati önem taşır. Yumurta, balık, süt ürünleri ve zenginleştirilmiş tahıllar, yeterli B12 seviyelerini korumak için mükemmel seçeneklerdir. Bu besinleri tüketmek, bilişsel gerilemeyi önlemeye ve genel zihinsel sağlığı iyileştirmeye yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rsUWlWdDdE668XWrO0UX6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitaminini beyninizin perde arkasındaki güç kaynağı olarak düşünün; sinirlerinizi ve kırmızı kan hücrelerinizi kontrol altında tutarken hafızayı, odaklanmayı ve zihinsel keskinliği sessizce besler. DNA üretiminden beyninizin küçülmesini önlemeye kadar her şey için gereklidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZHvw9AHRcE647yssgLrkdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşin püf noktası ne mi? Vücudunuz bunu üretemediği için, tercihen tabağınızdaki yiyecekler aracılığıyla dışarıdan tedarik etmeniz gerekir. Eğer kendinizi bitkin, yorgun veya huysuz hissediyorsanız, düşük B12 sorunun bir parçası olabilir. Neyse ki, doğa sizin yanınızda. İşte beyninizin aktif ve sorunsuz çalışmasına yardımcı olabilecek B12 açısından zengin bazı besinler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pu6dT_pW3UqnoX4hp5H_sA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalar, özellikle de sarısı, harika bir B12 kaynağıdır ve aynı zamanda beyninizin sevdiği bir diğer besin olan kolin içerir. Günde birkaç haşlanmış yumurta, özellikle daha az B12 seçeneği olan vejetaryenler için hafızayı ve bilişsel işlevi desteklemede önemli bir rol oynayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0xWxTYO4MEagEnLOCgMmXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Somon, sardalya ve ton balığı gibi yağlı balıklar sadece kalp dostu olmakla kalmaz, aynı zamanda beyin güçlendiricidir. B12 ve omega-3 açısından zengin olan bu balıklar, beyin hücrelerini korumaya, iltihabı azaltmaya ve yaşa bağlı zihinsel gerilemeyi yavaşlatmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kI3ztLu1lUivRsCcXbfpBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sütten lor peyniri gibi süt ürünleri, özellikle Hintli evlerde kolay ve bilindik bir B12 kaynağıdır. Düzenli tüketim, zihinsel berraklığı, ruh halini ve uyanıklığı iyileştirmeye yardımcı olabilir, süslü bir diyete gerek yoktur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zpn6vUPOIU-iKzEGPmGZwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tavuk ve diğer yağsız etler sadece iyi bir protein kaynağı olmakla kalmaz, aynı zamanda B12 açısından da zengindir. Sindirimi kolaydır, gün boyunca enerjinizi korumanıza yardımcı olur ve hem beyin hem de vücut sağlığını destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ED_ivaiOUyMX3r33kqhCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kahvaltılık gevrek, vejetaryenler veya hareket halinde olanlar için mükemmel olan B12 ile zenginleştirilmiştir. Lif ve diğer beyin besleyici besinler açısından ekstra bir avantaj için tam tahıllı çeşitleri tercih edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8aw948zZJ0iFT897X5UhAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vegan iseniz veya süt ürünleriyle baş edemiyorsanız, soya, badem veya yulaf gibi bitki bazlı sütler genellikle B12 ile zenginleştirilmiştir. Smoothie'lere, kahveye ve hatta sabah çayınıza kolayca karışırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nzLLSzGhuEmrzz2F8yHuwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herkesin favorisi olmasa da ciğer, en zengin doğal B12 kaynaklarından biridir. Ara sıra küçük porsiyonlar bile B12 seviyenizi artırabilir ve beyninizi formda tutabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3GdJ5qctQkG4VJAPjtXwNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Midye ve istiridyeler B12 vitamini deposudur. Ayrıca, beyin ve sinir sağlığını desteklemek için birlikte çalışan çinko ve demir gibi besinleri de sofranıza getirirler. Haftada bir kez yenen bir deniz ürünleri yemeği bile fark yaratabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ABD, 500 milyon dolarlık mRNA aşı projelerini sonlandırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/abd-500-milyon-dolarlik-mrna-asi-projelerini-sonlandiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/abd-500-milyon-dolarlik-mrna-asi-projelerini-sonlandiriyor</guid>
<description><![CDATA[ ABD Sağlık Bakanlığı, yaklaşık 500 milyon dolar değerindeki mRNA aşı geliştirme faaliyetlerinin aşamalı olarak sona erdirileceğini duyurdu.ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS), Biyomedikal İleri Araştırma ve Geliştirme Kurumu (BARDA) bünyesinde yürütülen bazı aşı faaliyetlerinin iptaline ilişkin açıklama yaptı.Açıklamada, Covid-19 sırasında başlatılan mRNA yatırımlarının kapsamlı incelenmesi sonucunda yaklaşık 500 milyon dolarlık 22 projenin dahil olduğu mRNA aşı geliştirme faaliyetlerinin aşamalı olarak sona erdirileceği kaydedildi.  Bu kapsamda çeşitli sözleşme ve ihalelerin iptal edileceğinin aktarıldığı açıklamada, bu kararın yalnızca BARDA&#039;nın mRNA aşı projelerini kapsadığı ve diğer mRNA teknolojisi kullanım alanlarının etkilenmeyeceği belirtildi.  ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr, aşılara karşı olumsuz tutumuyla biliniyor.  ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, 29 Mayıs&#039;ta da aşı geliştirmesi için Moderna şirketine verilen yaklaşık 766 milyon dolarlık ödeneği iptal etmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/596s50YpwUS5cETBYcYPTw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABD, 500, milyon, dolarlık, mRNA, aşı, projelerini, sonlandırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/596s50YpwUS5cETBYcYPTw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="ABD, aşı projelerini sonlandırıyor"><p>ABD Sağlık Bakanlığı, yaklaşık 500 milyon dolar değerindeki mRNA aşı geliştirme faaliyetlerinin aşamalı olarak sona erdirileceğini duyurdu.</p><p>ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS), Biyomedikal İleri Araştırma ve Geliştirme Kurumu (BARDA) bünyesinde yürütülen bazı aşı faaliyetlerinin iptaline ilişkin açıklama yaptı.</p><p>Açıklamada, Covid-19 sırasında başlatılan mRNA yatırımlarının kapsamlı incelenmesi sonucunda yaklaşık 500 milyon dolarlık 22 projenin dahil olduğu mRNA aşı geliştirme faaliyetlerinin aşamalı olarak sona erdirileceği kaydedildi.  Bu kapsamda çeşitli sözleşme ve ihalelerin iptal edileceğinin aktarıldığı açıklamada, bu kararın yalnızca BARDA'nın mRNA aşı projelerini kapsadığı ve diğer mRNA teknolojisi kullanım alanlarının etkilenmeyeceği belirtildi.  ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr, aşılara karşı olumsuz tutumuyla biliniyor.  ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, 29 Mayıs'ta da aşı geliştirmesi için Moderna şirketine verilen yaklaşık 766 milyon dolarlık ödeneği iptal etmişti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyumun kolon kanseri üzerinde etkisi var mı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyumun-kolon-kanseri-uzerinde-etkisi-var-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyumun-kolon-kanseri-uzerinde-etkisi-var-mi</guid>
<description><![CDATA[ Yapraklı yeşillikler, kuruyemişler ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin besinler, kolorektal kanser riskini önemli ölçüde azaltabilir. Yeni araştırmalar, bu temel mineralin kanserden korunmada kilit rol oynayabileceğini ortaya koyuyor.Yapraklı yeşillikler, kuruyemişler ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin besinler, kolorektal kanser riskini önemli ölçüde azaltabilir. Yeni araştırmalar, bu temel mineralin kanserden korunmada kilit rol oynayabileceğini ortaya koyuyor.Kolon kanseri, dünya genelinde kanser kaynaklı ölümlerin en yaygın nedenlerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak uzmanlara göre bu hastalığın önemli ölçüde önlenebilir olması, sağlıklı yaşam tarzı seçimlerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Son dönemde yayımlanan bilimsel çalışmalar, bu konuda yeni bir aktörü ön plana çıkarıyor: magnezyum.Yapraklı yeşillikler, kuruyemişler, baklagiller ve tam tahıllar gibi doğal gıdalarda bulunan magnezyum, sadece kas ve sinir fonksiyonlarını desteklemekle kalmıyor; aynı zamanda hücre büyümesini düzenleme, iltihabı azaltma ve DNA’yı koruma gibi kanser önlemede hayati roller üstleniyor.2012 yılında American Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayımlanan bir meta-analiz, günlük diyete eklenen her 100 miligram magnezyumun kolorektal kanser riskini yaklaşık %12 oranında azalttığını ortaya koydu. Benzer şekilde, Journal of the American Medical Association (JAMA)&#039;da yer alan 2005 tarihli bir çalışmada da, özellikle 40-75 yaş arası kadınlar arasında yüksek magnezyum alımının daha düşük kolon kanseri riskiyle bağlantılı olduğu vurgulandı.2022 yılında Biological Trace Element Research’te yayımlanan laboratuvar çalışmaları ise, magnezyumun kanserli hücrelerin büyümesini yavaşlatabileceği ve hatta bazı durumlarda tümör hücrelerinin ölümünü tetikleyebileceği yönünde sonuçlar sundu.Uzmanlara göre magnezyum, şu yollarla kanser gelişimini önlemeye katkı sağlıyor:DNA onarımını destekliyor: Düşük magnezyum seviyeleri DNA hasarına yol açabilir; bu da hücresel bozulmaların önünü açıyor.İltihabı azaltıyor: Kronik iltihap, kolorektal kanserin temel risk faktörlerinden biri olarak biliniyor.Anormal hücre büyümesini baskılıyor: Magnezyum, hücrelerin kontrolsüz bölünmesini önleyerek kanserleşme sürecini engelleyebiliyor.İyi haber ise şu: Günlük magnezyum ihtiyacını karşılamak için takviye ürünlere yönelmek şart değil. Aksine, çoğu magnezyum kaynağı mutfaklarımızda hali hazırda mevcut.Magnezyum açısından zengin gıdalar arasında şunlar öne çıkıyor:Yeşil yapraklı sebzeler: Ispanak, kara lahana ve pazı.Kuruyemişler ve tohumlar: Badem, kabak çekirdeği, chia tohumu.Baklagiller: Mercimek, nohut, siyah fasulye.Tam tahıllar: Kinoa, yulaf, esmer pirinç, tam buğday ekmeği.Az yağlı süt ürünleri ve yoğurtYağlı balıklar: Somon, uskumru gibi omega-3 açısından zengin türler.Beslenme uzmanları, kadınların günde 310-320 mg, erkeklerin ise 400-420 mg magnezyum alması gerektiğini belirtiyor. Bu miktarlar, dengeli bir diyetle rahatlıkla karşılanabiliyor.Her ne kadar magnezyum tek başına kanseri engelleyemezse de, araştırmalar bu mineralin kanser gelişimini yavaşlatmada ve önlemede güçlü bir müttefik olabileceğini ortaya koyuyor. Dolayısıyla, yaşam kalitesini artırmak ve ciddi hastalıkları önlemek isteyenler için, magnezyum bakımından zengin beslenme alışkanlıkları oldukça önem taşıyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xF3yDaLKxkeHKEj9aqBRsw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyumun, kolon, kanseri, üzerinde, etkisi, var, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xF3yDaLKxkeHKEj9aqBRsw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyumun kolon kanseri üzerinde etkisi var mı?"><p>Yapraklı yeşillikler, kuruyemişler ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin besinler, kolorektal kanser riskini önemli ölçüde azaltabilir. Yeni araştırmalar, bu temel mineralin kanserden korunmada kilit rol oynayabileceğini ortaya koyuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qlk5zGf2SUuQc6WmtVbUhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapraklı yeşillikler, kuruyemişler ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin besinler, kolorektal kanser riskini önemli ölçüde azaltabilir. Yeni araştırmalar, bu temel mineralin kanserden korunmada kilit rol oynayabileceğini ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZgrDwI96XUSZeGJ3VXE75g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolon kanseri, dünya genelinde kanser kaynaklı ölümlerin en yaygın nedenlerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak uzmanlara göre bu hastalığın önemli ölçüde önlenebilir olması, sağlıklı yaşam tarzı seçimlerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Son dönemde yayımlanan bilimsel çalışmalar, bu konuda yeni bir aktörü ön plana çıkarıyor: magnezyum.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REoqK89luE6VRkCoCdNf-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapraklı yeşillikler, kuruyemişler, baklagiller ve tam tahıllar gibi doğal gıdalarda bulunan magnezyum, sadece kas ve sinir fonksiyonlarını desteklemekle kalmıyor; aynı zamanda hücre büyümesini düzenleme, iltihabı azaltma ve DNA’yı koruma gibi kanser önlemede hayati roller üstleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pyTL5IZJGUemZWQSZaQ3Bw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2012 yılında American Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayımlanan bir meta-analiz, günlük diyete eklenen her 100 miligram magnezyumun kolorektal kanser riskini yaklaşık %12 oranında azalttığını ortaya koydu. Benzer şekilde, Journal of the American Medical Association (JAMA)'da yer alan 2005 tarihli bir çalışmada da, özellikle 40-75 yaş arası kadınlar arasında yüksek magnezyum alımının daha düşük kolon kanseri riskiyle bağlantılı olduğu vurgulandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dtiY2QQahEWL3_L_OnMGsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2022 yılında Biological Trace Element Research’te yayımlanan laboratuvar çalışmaları ise, magnezyumun kanserli hücrelerin büyümesini yavaşlatabileceği ve hatta bazı durumlarda tümör hücrelerinin ölümünü tetikleyebileceği yönünde sonuçlar sundu.Uzmanlara göre magnezyum, şu yollarla kanser gelişimini önlemeye katkı sağlıyor:DNA onarımını destekliyor: Düşük magnezyum seviyeleri DNA hasarına yol açabilir; bu da hücresel bozulmaların önünü açıyor.İltihabı azaltıyor: Kronik iltihap, kolorektal kanserin temel risk faktörlerinden biri olarak biliniyor.Anormal hücre büyümesini baskılıyor: Magnezyum, hücrelerin kontrolsüz bölünmesini önleyerek kanserleşme sürecini engelleyebiliyor.İyi haber ise şu: Günlük magnezyum ihtiyacını karşılamak için takviye ürünlere yönelmek şart değil. Aksine, çoğu magnezyum kaynağı mutfaklarımızda hali hazırda mevcut.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E2MMbIaSv0Gso-ZeNs0T-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum açısından zengin gıdalar arasında şunlar öne çıkıyor:Yeşil yapraklı sebzeler: Ispanak, kara lahana ve pazı.Kuruyemişler ve tohumlar: Badem, kabak çekirdeği, chia tohumu.Baklagiller: Mercimek, nohut, siyah fasulye.Tam tahıllar: Kinoa, yulaf, esmer pirinç, tam buğday ekmeği.Az yağlı süt ürünleri ve yoğurtYağlı balıklar: Somon, uskumru gibi omega-3 açısından zengin türler.Beslenme uzmanları, kadınların günde 310-320 mg, erkeklerin ise 400-420 mg magnezyum alması gerektiğini belirtiyor. Bu miktarlar, dengeli bir diyetle rahatlıkla karşılanabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7IBXoEbI-kaZ7IegAUHfyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her ne kadar magnezyum tek başına kanseri engelleyemezse de, araştırmalar bu mineralin kanser gelişimini yavaşlatmada ve önlemede güçlü bir müttefik olabileceğini ortaya koyuyor. Dolayısıyla, yaşam kalitesini artırmak ve ciddi hastalıkları önlemek isteyenler için, magnezyum bakımından zengin beslenme alışkanlıkları oldukça önem taşıyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlıklı diye tüketiliyor ama hızlı yaşlandırıyormuş: Sanıldığı kadar masum değil</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/saglikli-diye-tuketiliyor-ama-hizli-yaslandiriyormus-sanildigi-kadar-masum-degil</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/saglikli-diye-tuketiliyor-ama-hizli-yaslandiriyormus-sanildigi-kadar-masum-degil</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, bitki bazlı et alternatifleri ve glütensiz atıştırmalıkların sanıldığı kadar masum olmadığını savunuyor. &quot;Sağlıklı&quot; olarak pazarlanan bu ürünlerin, kronik iltihaplanma ve yaşlanmanın gözle görülür belirtilerine yol açabileceği belirtiliyor.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Bitki bazlı besinler, glütensiz atıştırmalıklar ve diğer &quot;sağlıklı&quot; seçenekler dünya genelinde hızla yaygınlaşırken, bu ürünlerin uzun vadeli etkileri konusunda uzmanlardan dikkat çeken uyarılar geliyor. Sağlık koçu Tracy Campoli, süpermarket raflarını dolduran bu gıdaların içerdiği katkı maddeleri, tohum yağları ve aşırı tuzun vücutta iltihaplanmaya yol açabileceğini ve yaşlanmayı hızlandırabileceğini belirtti.YouTube kanalında 347.000 takipçisine hitap eden Campoli, bitki bazlı etlerin çoğunun protein açısından yetersiz olduğunu ve bunun yerine işlenmiş içeriklerle dolu olduğunu söyledi. &quot;Bitki bazlı olması sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Etiketlerini dikkatle okumak şart,&quot; diyen Campoli, bu ürünlerin yüzümüzde ince kırışıklıklara ve cildin erken yaşlanmasına yol açabileceğine dikkat çekti.Tohum yağları; kanola, ayçiçeği, kolza ve mısır yağı gibi geleneksel olarak kalp dostu olarak tanıtılsa da, bu yağlar; obezite, tip 2 diyabet, migren ve depresyon gibi pek çok sağlık sorunu ile ilişkilendiriliyor. Campoli, bu yağların yüksek omega-6 içeriğinin vücutta oksidatif stresi artırarak cilt sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ifade etti.Ayrıca, bitki bazlı et alternatiflerinin yüksek tuz içerdiğini belirten uzman, bunun şişkinliğe, ciltte kuruluğa ve yüksek tansiyona yol açabileceğini söyledi. &quot;Tuz, cildi susuz bırakabilir ve bu da yaşlanma belirtilerini daha görünür hale getirir,&quot; diyen Campoli, cilt sağlığı için su dengesinin önemini vurguladı.Bitki bazlı etlerin yanı sıra, glütensiz atıştırmalıklar, granola, pirinç kekleri ve tam tahıllı ekmekler de Campoli’nin kara listesinde yer aldı. Bu ürünlerin çoğunun gizli şeker ve emülgatör içerdiğini belirten uzman, bu içeriklerin kolajen yapısını bozarak cilt sarkmasına ve kırışıklıklara yol açabileceğini ifade etti.İngiltere&#039;de yapılan yeni bir araştırma da bu görüşleri destekler nitelikte. Araştırmada, yüksek oranda işlenmiş gıdalardan (UPF) uzak duran kişilerin, bu tür gıdaları sık tüketen bireylere kıyasla iki kat daha fazla kilo verdiği gözlemlendi. Araştırmacılar, tüm UPF’lerin doğası gereği sağlıksız olmadığını belirtmekle birlikte, belirli türlerinin sınırlanmasının sağlık açısından faydalı olabileceğini savunuyor.Campoli ise çözümün basit olduğunu söylüyor:&quot;İkame ürünler aramak yerine, daha fazla tam gıda tüketmek vücut için çok daha yararlıdır.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qKbrAGabR0-h5gTyOAhCgw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıklı, diye, tüketiliyor, ama, hızlı, yaşlandırıyormuş:, Sanıldığı, kadar, masum, değil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qKbrAGabR0-h5gTyOAhCgw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlıklı diye tüketiliyor ama hızlı yaşlandırıyormuş: Sanıldığı kadar masum değil"><p>Uzmanlar, bitki bazlı et alternatifleri ve glütensiz atıştırmalıkların sanıldığı kadar masum olmadığını savunuyor. "Sağlıklı" olarak pazarlanan bu ürünlerin, kronik iltihaplanma ve yaşlanmanın gözle görülür belirtilerine yol açabileceği belirtiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VXOj7H9Al02kStcINWGYlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Bitki bazlı besinler, glütensiz atıştırmalıklar ve diğer "sağlıklı" seçenekler dünya genelinde hızla yaygınlaşırken, bu ürünlerin uzun vadeli etkileri konusunda uzmanlardan dikkat çeken uyarılar geliyor. Sağlık koçu Tracy Campoli, süpermarket raflarını dolduran bu gıdaların içerdiği katkı maddeleri, tohum yağları ve aşırı tuzun vücutta iltihaplanmaya yol açabileceğini ve yaşlanmayı hızlandırabileceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fvNg7NUh50SG1JVwK4Fauw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>YouTube kanalında 347.000 takipçisine hitap eden Campoli, bitki bazlı etlerin çoğunun protein açısından yetersiz olduğunu ve bunun yerine işlenmiş içeriklerle dolu olduğunu söyledi. "Bitki bazlı olması sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Etiketlerini dikkatle okumak şart," diyen Campoli, bu ürünlerin yüzümüzde ince kırışıklıklara ve cildin erken yaşlanmasına yol açabileceğine dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wmwznimBbk2taeS6C3TO6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tohum yağları; kanola, ayçiçeği, kolza ve mısır yağı gibi geleneksel olarak kalp dostu olarak tanıtılsa da, bu yağlar; obezite, tip 2 diyabet, migren ve depresyon gibi pek çok sağlık sorunu ile ilişkilendiriliyor. Campoli, bu yağların yüksek omega-6 içeriğinin vücutta oksidatif stresi artırarak cilt sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ifade etti.Ayrıca, bitki bazlı et alternatiflerinin yüksek tuz içerdiğini belirten uzman, bunun şişkinliğe, ciltte kuruluğa ve yüksek tansiyona yol açabileceğini söyledi. "Tuz, cildi susuz bırakabilir ve bu da yaşlanma belirtilerini daha görünür hale getirir," diyen Campoli, cilt sağlığı için su dengesinin önemini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fm-kWPT9h0OyO4lvb3cGtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitki bazlı etlerin yanı sıra, glütensiz atıştırmalıklar, granola, pirinç kekleri ve tam tahıllı ekmekler de Campoli’nin kara listesinde yer aldı. Bu ürünlerin çoğunun gizli şeker ve emülgatör içerdiğini belirten uzman, bu içeriklerin kolajen yapısını bozarak cilt sarkmasına ve kırışıklıklara yol açabileceğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wvSkhhYlPUiDYOm1WLIl6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de yapılan yeni bir araştırma da bu görüşleri destekler nitelikte. Araştırmada, yüksek oranda işlenmiş gıdalardan (UPF) uzak duran kişilerin, bu tür gıdaları sık tüketen bireylere kıyasla iki kat daha fazla kilo verdiği gözlemlendi. Araştırmacılar, tüm UPF’lerin doğası gereği sağlıksız olmadığını belirtmekle birlikte, belirli türlerinin sınırlanmasının sağlık açısından faydalı olabileceğini savunuyor.Campoli ise çözümün basit olduğunu söylüyor:"İkame ürünler aramak yerine, daha fazla tam gıda tüketmek vücut için çok daha yararlıdır."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaciğerin bozulduğunu gösteren 7 işaret: Sessizce başlıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/karacigerin-bozuldugunu-goesteren-7-isaret-sessizce-basliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/karacigerin-bozuldugunu-goesteren-7-isaret-sessizce-basliyor</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer, vücudun en hayati organlarından biri olarak, kanı filtrelemek, safra üretmek, enfeksiyonlarla mücadele etmek ve amino asitleri düzenlemek gibi kritik görevleri üstleniyor. Ancak, karaciğer hastalıkları genellikle erken dönemde belirgin semptomlar göstermediği için “sessiz katiller” olarak anılıyor.ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (CDC) verilerine göre, yaklaşık 35,5 milyon Amerikalı karaciğer hastalığıyla mücadele ediyor. Üstelik birçok kişi bu hastalıkların belirtilerini yaşlanma veya stres gibi farklı nedenlere bağlayarak göz ardı ediyor.İşte hem kadınların hem de erkeklerin dikkat etmesi gereken, karaciğer hastalıklarının daha az bilinen 7 önemli belirtisi:Karaciğer fonksiyonlarının bozulması, kandaki toksinlerin temizlenmesini engeller. Bu durum, kişinin kendisini sürekli yorgun ve halsiz hissetmesine neden olur.2. CİLT RENGİNDE DEĞİŞİKLİKKaraciğer hastalıklarının en yaygın belirtilerinden biri sarılık olarak bilinen cilt ve göz aklarında sararma durumudur. Ayrıca kadınlarda özellikle boyun ve koltuk altı gibi bölgelerde koyu renk değişiklikleri görülebilir.Hepatik ensefalopati olarak adlandırılan bu durum, karaciğerin toksinleri filtreleyememesi sonucu ortaya çıkar. Beyne ulaşan toksinler, unutkanlık, kafa karışıklığı, ruh hali değişimleri ve duygusal dengesizliklere yol açabilir.4. CİLT SORUNLARIKaraciğer hastalıkları palmar eritem (avuç içlerinde kızarıklık), örümcek anjiyomları (deri altında kırmızı damar kümeleri), açıklanamayan morluklar ve sürekli kaşıntı gibi çeşitli cilt rahatsızlıklarına neden olabilir.Karaciğerin hormon metabolizmasındaki rolü nedeniyle, kadınlarda adet düzensizlikleri, aşırı veya az kanama, hatta adet gecikmeleri görülebilir. Bu durum, karaciğer sağlığının bozulduğunun önemli bir işareti olabilir.Karaciğer protein ve besin metabolizmasını etkilediğinde, kaslarda güçsüzlük ve kayıp ortaya çıkar. Sık ve aşırı kas güçsüzlüğü, siroz ve diğer karaciğer hastalıklarının belirtisi olabilir.7. KOYU RENKLİ İDARARKaraciğerin atık maddeleri atamaması sonucunda idrar koyu kehribar veya kahverengi renge döner. Aynı zamanda, safra üretiminin azalması dışkının soluk, gri veya kil renginde olmasına neden olabilir.Uzmanlar, bu belirtileri göz ardı etmemenin ve erken tanının karaciğer hastalıklarının tedavisinde hayati önem taşıdığını vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YaIErBcn30-lyn1d2CLvhw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğerin, bozulduğunu, gösteren, işaret:, Sessizce, başlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YaIErBcn30-lyn1d2CLvhw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaciğerin bozulduğunu gösteren 7 işaret: Sessizce başlıyor"><p>Karaciğer, vücudun en hayati organlarından biri olarak, kanı filtrelemek, safra üretmek, enfeksiyonlarla mücadele etmek ve amino asitleri düzenlemek gibi kritik görevleri üstleniyor. Ancak, karaciğer hastalıkları genellikle erken dönemde belirgin semptomlar göstermediği için “sessiz katiller” olarak anılıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FPl0o8k5OUyOWCK9Q0jThg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (CDC) verilerine göre, yaklaşık 35,5 milyon Amerikalı karaciğer hastalığıyla mücadele ediyor. Üstelik birçok kişi bu hastalıkların belirtilerini yaşlanma veya stres gibi farklı nedenlere bağlayarak göz ardı ediyor.İşte hem kadınların hem de erkeklerin dikkat etmesi gereken, karaciğer hastalıklarının daha az bilinen 7 önemli belirtisi:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3bRpa0-DaUCE1cNSoAl-PA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer fonksiyonlarının bozulması, kandaki toksinlerin temizlenmesini engeller. Bu durum, kişinin kendisini sürekli yorgun ve halsiz hissetmesine neden olur.2. CİLT RENGİNDE DEĞİŞİKLİKKaraciğer hastalıklarının en yaygın belirtilerinden biri sarılık olarak bilinen cilt ve göz aklarında sararma durumudur. Ayrıca kadınlarda özellikle boyun ve koltuk altı gibi bölgelerde koyu renk değişiklikleri görülebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZRnnnFNnlkSWZ4a1PubR8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hepatik ensefalopati olarak adlandırılan bu durum, karaciğerin toksinleri filtreleyememesi sonucu ortaya çıkar. Beyne ulaşan toksinler, unutkanlık, kafa karışıklığı, ruh hali değişimleri ve duygusal dengesizliklere yol açabilir.4. CİLT SORUNLARIKaraciğer hastalıkları palmar eritem (avuç içlerinde kızarıklık), örümcek anjiyomları (deri altında kırmızı damar kümeleri), açıklanamayan morluklar ve sürekli kaşıntı gibi çeşitli cilt rahatsızlıklarına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ii6aPAzgvEiRu_eX7EjQog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğerin hormon metabolizmasındaki rolü nedeniyle, kadınlarda adet düzensizlikleri, aşırı veya az kanama, hatta adet gecikmeleri görülebilir. Bu durum, karaciğer sağlığının bozulduğunun önemli bir işareti olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/48yEox2ZOU6HQQRSX3yjhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer protein ve besin metabolizmasını etkilediğinde, kaslarda güçsüzlük ve kayıp ortaya çıkar. Sık ve aşırı kas güçsüzlüğü, siroz ve diğer karaciğer hastalıklarının belirtisi olabilir.7. KOYU RENKLİ İDARARKaraciğerin atık maddeleri atamaması sonucunda idrar koyu kehribar veya kahverengi renge döner. Aynı zamanda, safra üretiminin azalması dışkının soluk, gri veya kil renginde olmasına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-XQGAQoO40GabnJYLUOnaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, bu belirtileri göz ardı etmemenin ve erken tanının karaciğer hastalıklarının tedavisinde hayati önem taşıdığını vurguluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalın bağırsak kanserini önleyen besin: Günde 5 tane yemek yetiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalin-bagirsak-kanserini-oenleyen-besin-gunde-5-tane-yemek-yetiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalin-bagirsak-kanserini-oenleyen-besin-gunde-5-tane-yemek-yetiyor</guid>
<description><![CDATA[ Araştırmalar, günde yaklaşık beş ceviz tüketmenin, zengin biyoaktif bileşenleri sayesinde kolon kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor.Çalışmalar, bütün cevizlerin tek başına besinlerden daha etkili olduğunu ve sinerjik faydalar sağladığını göstermektedir. Dengeli bir beslenme ve sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olarak çiğ veya hafif kavrulmuş olarak tüketilmesi, kanser riskinin azaltılmasına katkıda bulunabilir.Kanser öngörülemeyen bir hastalık olarak görülse de araştırmalar, yaşam tarzı ve beslenmenin kanserden korunmada eskiden düşünüldüğünden daha büyük bir rol oynayabileceğini göstermektedir. İncelenen birçok gıda arasında ceviz, zengin biyoaktif bileşen kombinasyonuyla bilim insanlarının dikkatini çekmiştir. Giderek artan sayıda araştırma, günde yaklaşık beş ceviz yemenin kolon kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir, ancak bu kuruyemişlerin nasıl tüketildiği, miktarı kadar önemlidir.Araştırmacılar, cevizde omega-3 yağ asitleri, tokoferoller (bir E vitamini türü), β-sitosterol gibi bitki sterolleri ve pedunculagin adı verilen bir polifenol de dahil olmak üzere birkaç güçlü bileşik tespit ettiler. Hayvan çalışmalarında, ceviz içeren diyetler, tümör hücresi çoğalmasını azaltarak ve tümörleri besleyen yeni kan damarlarının oluşumunu engelleyerek kolon, meme, prostat ve böbrek kanserlerinin büyümesini yavaşlattı.Özellikle kolon kanserinde, cevizlerin tek bir &quot;sihirli&quot; bileşene güvenmek yerine birden fazla yolla etki ettiği görülmektedir. Cevizlerin insanlarda kanserle ilişkili gen aktivitesini değiştirip değiştiremeyeceğini görmek için küçük bir pilot klinik çalışma devam etmektedir, ancak nihai sonuçlar henüz mevcut değildir.Çalışmaların önemli bir bulgusu, bütün cevizlerin yalnızca izole besinlerini içeren diyetlerden daha etkili görünmesidir.Örneğin, araştırmacılar cevizleri eşdeğer miktarda omega-3 yağ asitleriyle karşılaştırdıklarında, cevizlerin tümörleri azaltmada daha etkili olduğu görülmüştür. Bu, cevizdeki farklı bileşiklerin birlikte çalışarak birbirlerinin kanser önleyici özelliklerini güçlendirebileceğini ve bu olgunun &quot;gıda sinerjisi&quot; olarak bilindiğini göstermektedir.Basitçe ifade etmek gerekirse, cevizin kendisini yemek, takviye almaktan daha kapsamlı bir fayda paketi sunar.Ceviz, şeker, tuz veya ağır işlem görmeden çiğ veya hafifçe kavrulmuş olarak tüketilmelidir. Bu, aşırı ısı veya kimyasal işlemden zarar görebilecek hassas omega-3 yağlarını ve antioksidan bileşiklerini korur.
Kanser önlemede faydalarını gösteren araştırmada günlük yaklaşık 56-60 gram, yani yaklaşık beş tam ceviz kullanılmıştır. Çoğu insan için bu, çeşitli ve bitki açısından zengin bir beslenmenin parçası olarak dahil edilebilecek gerçekçi ve sürdürülebilir bir porsiyondur. Cevizleri taze meyveler, yapraklı yeşillikler ve tam tahıllarla eşleştirmek, farklı besinler birbirlerinin biyoaktif bileşiklerini tamamlayabileceğinden, koruyucu etkilerini daha da artırabilir.Cevizlerin tek başına kimseyi kanserden &quot;koruyamayacağını&quot; unutmamak önemlidir. Şimdiye kadar yapılan çalışmalar, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı bir kiloyu korumayı içeren genel sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olarak cevizlerin potansiyel rolüne işaret ediyor.Asıl değeri, cevizin birden fazla mekanizma aracılığıyla çalışan benzersiz bir besin karışımı sunmasıdır. Bu, uzun vadeli bir önleme planında güçlü bir müttefik olabilecekleri anlamına gelir; sihirli bir değnek olarak değil, kanser riskini azaltmanın daha geniş bir resminin parçası olarak.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Ug9Vno430m3nABERDLTPA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalın, bağırsak, kanserini, önleyen, besin:, Günde, tane, yemek, yetiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Ug9Vno430m3nABERDLTPA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalın bağırsak kanserini önleyen besin: Günde 5 tane yemek yetiyor"><p>Araştırmalar, günde yaklaşık beş ceviz tüketmenin, zengin biyoaktif bileşenleri sayesinde kolon kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PNMwOHYJ5UylUIjuAKK-kg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmalar, bütün cevizlerin tek başına besinlerden daha etkili olduğunu ve sinerjik faydalar sağladığını göstermektedir. Dengeli bir beslenme ve sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olarak çiğ veya hafif kavrulmuş olarak tüketilmesi, kanser riskinin azaltılmasına katkıda bulunabilir.Kanser öngörülemeyen bir hastalık olarak görülse de araştırmalar, yaşam tarzı ve beslenmenin kanserden korunmada eskiden düşünüldüğünden daha büyük bir rol oynayabileceğini göstermektedir. İncelenen birçok gıda arasında ceviz, zengin biyoaktif bileşen kombinasyonuyla bilim insanlarının dikkatini çekmiştir. Giderek artan sayıda araştırma, günde yaklaşık beş ceviz yemenin kolon kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir, ancak bu kuruyemişlerin nasıl tüketildiği, miktarı kadar önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/koS0AXfYREOR83jXyCxSEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, cevizde omega-3 yağ asitleri, tokoferoller (bir E vitamini türü), β-sitosterol gibi bitki sterolleri ve pedunculagin adı verilen bir polifenol de dahil olmak üzere birkaç güçlü bileşik tespit ettiler. Hayvan çalışmalarında, ceviz içeren diyetler, tümör hücresi çoğalmasını azaltarak ve tümörleri besleyen yeni kan damarlarının oluşumunu engelleyerek kolon, meme, prostat ve böbrek kanserlerinin büyümesini yavaşlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yt3bhSwTN0CEoScNqdKSPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle kolon kanserinde, cevizlerin tek bir "sihirli" bileşene güvenmek yerine birden fazla yolla etki ettiği görülmektedir. Cevizlerin insanlarda kanserle ilişkili gen aktivitesini değiştirip değiştiremeyeceğini görmek için küçük bir pilot klinik çalışma devam etmektedir, ancak nihai sonuçlar henüz mevcut değildir.Çalışmaların önemli bir bulgusu, bütün cevizlerin yalnızca izole besinlerini içeren diyetlerden daha etkili görünmesidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k-lqwLc_p06Al1BKOOh-Sg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Örneğin, araştırmacılar cevizleri eşdeğer miktarda omega-3 yağ asitleriyle karşılaştırdıklarında, cevizlerin tümörleri azaltmada daha etkili olduğu görülmüştür. Bu, cevizdeki farklı bileşiklerin birlikte çalışarak birbirlerinin kanser önleyici özelliklerini güçlendirebileceğini ve bu olgunun "gıda sinerjisi" olarak bilindiğini göstermektedir.Basitçe ifade etmek gerekirse, cevizin kendisini yemek, takviye almaktan daha kapsamlı bir fayda paketi sunar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EfHUD67yU0aJo9CagaLdHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ceviz, şeker, tuz veya ağır işlem görmeden çiğ veya hafifçe kavrulmuş olarak tüketilmelidir. Bu, aşırı ısı veya kimyasal işlemden zarar görebilecek hassas omega-3 yağlarını ve antioksidan bileşiklerini korur.
Kanser önlemede faydalarını gösteren araştırmada günlük yaklaşık 56-60 gram, yani yaklaşık beş tam ceviz kullanılmıştır. Çoğu insan için bu, çeşitli ve bitki açısından zengin bir beslenmenin parçası olarak dahil edilebilecek gerçekçi ve sürdürülebilir bir porsiyondur. Cevizleri taze meyveler, yapraklı yeşillikler ve tam tahıllarla eşleştirmek, farklı besinler birbirlerinin biyoaktif bileşiklerini tamamlayabileceğinden, koruyucu etkilerini daha da artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/17ggnMP-XEu7x5VmdkSD1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cevizlerin tek başına kimseyi kanserden "koruyamayacağını" unutmamak önemlidir. Şimdiye kadar yapılan çalışmalar, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı bir kiloyu korumayı içeren genel sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olarak cevizlerin potansiyel rolüne işaret ediyor.Asıl değeri, cevizin birden fazla mekanizma aracılığıyla çalışan benzersiz bir besin karışımı sunmasıdır. Bu, uzun vadeli bir önleme planında güçlü bir müttefik olabilecekleri anlamına gelir; sihirli bir değnek olarak değil, kanser riskini azaltmanın daha geniş bir resminin parçası olarak.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyazlatıcı krem faciası! Dört kişi hastanelik oldu, biri yoğun bakımda tedavi gördü</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/beyazlatici-krem-faciasi-doert-kisi-hastanelik-oldu-biri-yogun-bakimda-tedavi-goerdu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/beyazlatici-krem-faciasi-doert-kisi-hastanelik-oldu-biri-yogun-bakimda-tedavi-goerdu</guid>
<description><![CDATA[ Van&#039;da genç bir kadın sosyal medyada görüp satın aldığı beyazlatıcı kremi kullanınca yoğun bakımlık oldu. Şehirde üç kişinin daha aynı şikayetlerle hastaneye başvurduğu ortaya çıktı.Van&#039;da beyazlatıcı krem kullanıp hastaneye başvuranların sayısı dörde yükseldi.
İlk olay 15 gün önce İpekyolu ilçesinde yaşandı.
D.K. isimli genç kadın, sosyal medyada görüp satın aldığı beyazlatıcı kremi kullanınca vücudunda yanıklar oluştu.D.K., sosyal medyada &quot;Cildi beyazlatıyor&quot; ve &quot;Sivilce izlerini yok ediyor&quot; diye tanıtılan bir kremi internet üzerinden sipariş verdi.
Ürün eline ulaştıktan sonra yüzüne ve vücudunun çeşitli yerlerine uygulayan D.K., kısa süre sonra yüzünde şişlik, yanma ve kızarıklık hissetti.
Ailesi tarafından Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaşı Tıp Merkezi&#039;ne kaldırılan D.K., yoğun bakıma alındı.
Yoğun bakımdaki tedavisinin ardından D.K, dermatoloji servisine alındı.Kremin etkisiyle vücudunda ve kollarında yaralar oluşup leke izleri kalan D.K.&#039;yi ölümden kurtaran Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaşı Tıp Merkezi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Uce Özkol, doktorların tavsiyesi dışında krem ya da diğer ürünlerin kullanılmaması uyarısında bulundu.
Hastanın 15 gün önce hastanenin acil servisine ciddi yanma hissiyle başvurduğunu anlatan Prof. Dr. Özkol, D.K.&#039;nin internet üzerinden aldığı kremi kullandığını belirterek, &quot;Hastanın durumunun ciddileşmesi üzerine dört gün boyunca yoğun bakımda tuttuk.&quot; dedi.Yüksek dozda baskılayıcı ilaçlarla tedavi sürecini yürüttüklerini anlatan Prof. Dr. Özkol, &quot;Gerçekten durumu çok kötüydü. Bir kremin insanı nasıl yoğun bakımlık ettiğini bizzat şahit oldum. Buradan halkımıza şunu söylemek istiyorum. Lütfen internetten cilt beyazlatıcı, renk açıcı gibi kremlere lütfen itimat etmeyin.&quot; ifadelerini kullandı.&quot;Lekeden kurtulayım derken daha ciddi lekelerle karşılaşılıyor. Hastanın özellikle boyun ve kollarındaki yaralarından kaynaklı iz kalabilir.&quot; diyen Özkol, şöyle devam etti:
&quot;Şu an nemlendirici ve koruyucu kremlerle tedavi uyguluyoruz. Tüm halkımız bilsin ki; özellikle yurt dışından getirilen kremleri lütfen yüzünüze sürmeyin. İçeriğine baktık; yoğun miktarda kojik asit içeriyor. Bu kojik asit de yüz yakıcı, kezzap gibi bir ürün.
Lütfen menşei belli olmayan kremleri kullanmayın ve yüzünüze sürmeyin. Hasta ilk geldiğinde nefes darlığı, yoğun halsizlik, konuşama zorluğu vardı. Yüzü kezzap dökülmüş gibiydi. Ciddi anlamda hayati tehlikeye sokacak kadar kötüydü.
Şu an durumu iyi, 15 gündür takip ediyoruz. Özellikle bu durumun kamuoyu tarafından bilinmesini istedik. Lütfen dikkat edelim. Bir leke uğruna hayatınızı kaybetmeyin.&quot;D.K. isimli kadının haberinin ardından bugün kentte aynı şikayetle hastaneye başvuruda bulunan yeni vakalar olduğu ortaya çıktı.
Son olarak hastaneye başvuran S.Ç. isimli kadının dördüncü vaka olduğu öğrenildi.
&quot;Yakın çevremde ve ailemde bu kremi kullananlardan sorun yaşamayanlar oldu. Ben de onlara güvenerek aktardan alıp kullanmaya başladım.&quot; diyen S.Ç., &quot;İlk kullanımda herhangi bir olumsuz etki görmedim; ancak bıraktıktan yaklaşık 5 gün sonra bu sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Hem yanma hissi hem de sivilcelenme ve kızarıklık oldukça belirgin hale geldi.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EmhvBkSyKkWpq7rc9zcrvA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyazlatıcı, krem, faciası, Dört, kişi, hastanelik, oldu, biri, yoğun, bakımda, tedavi, gördü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EmhvBkSyKkWpq7rc9zcrvA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyazlatıcı krem faciası! Dört kişi hastanelik oldu, biri yoğun bakımda tedavi gördü"><p>Van'da genç bir kadın sosyal medyada görüp satın aldığı beyazlatıcı kremi kullanınca yoğun bakımlık oldu. Şehirde üç kişinin daha aynı şikayetlerle hastaneye başvurduğu ortaya çıktı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Cu0ccf_9EKiVZ0IolPCrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Van'da beyazlatıcı krem kullanıp hastaneye başvuranların sayısı dörde yükseldi.
İlk olay 15 gün önce İpekyolu ilçesinde yaşandı.
D.K. isimli genç kadın, sosyal medyada görüp satın aldığı beyazlatıcı kremi kullanınca vücudunda yanıklar oluştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pAxnSfY2HE2ffPEVK8qCBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D.K., sosyal medyada "Cildi beyazlatıyor" ve "Sivilce izlerini yok ediyor" diye tanıtılan bir kremi internet üzerinden sipariş verdi.
Ürün eline ulaştıktan sonra yüzüne ve vücudunun çeşitli yerlerine uygulayan D.K., kısa süre sonra yüzünde şişlik, yanma ve kızarıklık hissetti.
Ailesi tarafından Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaşı Tıp Merkezi'ne kaldırılan D.K., yoğun bakıma alındı.
Yoğun bakımdaki tedavisinin ardından D.K, dermatoloji servisine alındı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pHqCjiTmgEmlXsUm-Kqq-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kremin etkisiyle vücudunda ve kollarında yaralar oluşup leke izleri kalan D.K.'yi ölümden kurtaran Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaşı Tıp Merkezi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Uce Özkol, doktorların tavsiyesi dışında krem ya da diğer ürünlerin kullanılmaması uyarısında bulundu.
Hastanın 15 gün önce hastanenin acil servisine ciddi yanma hissiyle başvurduğunu anlatan Prof. Dr. Özkol, D.K.'nin internet üzerinden aldığı kremi kullandığını belirterek, "Hastanın durumunun ciddileşmesi üzerine dört gün boyunca yoğun bakımda tuttuk." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KLvmOyk35kGqWrJnwI1yuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek dozda baskılayıcı ilaçlarla tedavi sürecini yürüttüklerini anlatan Prof. Dr. Özkol, "Gerçekten durumu çok kötüydü. Bir kremin insanı nasıl yoğun bakımlık ettiğini bizzat şahit oldum. Buradan halkımıza şunu söylemek istiyorum. Lütfen internetten cilt beyazlatıcı, renk açıcı gibi kremlere lütfen itimat etmeyin." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G1XuaubwA0W0rAjihBwb6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Lekeden kurtulayım derken daha ciddi lekelerle karşılaşılıyor. Hastanın özellikle boyun ve kollarındaki yaralarından kaynaklı iz kalabilir." diyen Özkol, şöyle devam etti:
"Şu an nemlendirici ve koruyucu kremlerle tedavi uyguluyoruz. Tüm halkımız bilsin ki; özellikle yurt dışından getirilen kremleri lütfen yüzünüze sürmeyin. İçeriğine baktık; yoğun miktarda kojik asit içeriyor. Bu kojik asit de yüz yakıcı, kezzap gibi bir ürün.
Lütfen menşei belli olmayan kremleri kullanmayın ve yüzünüze sürmeyin. Hasta ilk geldiğinde nefes darlığı, yoğun halsizlik, konuşama zorluğu vardı. Yüzü kezzap dökülmüş gibiydi. Ciddi anlamda hayati tehlikeye sokacak kadar kötüydü.
Şu an durumu iyi, 15 gündür takip ediyoruz. Özellikle bu durumun kamuoyu tarafından bilinmesini istedik. Lütfen dikkat edelim. Bir leke uğruna hayatınızı kaybetmeyin."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GRqnFPiz3Umt4uEB63A7fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D.K. isimli kadının haberinin ardından bugün kentte aynı şikayetle hastaneye başvuruda bulunan yeni vakalar olduğu ortaya çıktı.
Son olarak hastaneye başvuran S.Ç. isimli kadının dördüncü vaka olduğu öğrenildi.
"Yakın çevremde ve ailemde bu kremi kullananlardan sorun yaşamayanlar oldu. Ben de onlara güvenerek aktardan alıp kullanmaya başladım." diyen S.Ç., "İlk kullanımda herhangi bir olumsuz etki görmedim; ancak bıraktıktan yaklaşık 5 gün sonra bu sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Hem yanma hissi hem de sivilcelenme ve kızarıklık oldukça belirgin hale geldi." dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar da şaşırdı: Hırsız öyle bir ısırdı ki; literatüre girmeye aday!</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-da-sasirdi-hirsiz-oeyle-bir-isirdi-ki-literature-girmeye-aday</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-da-sasirdi-hirsiz-oeyle-bir-isirdi-ki-literature-girmeye-aday</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul&#039;da iş yerine giren hırsızlardan birinin elini ısırması sonucu enfeksiyon kapan N.U.&#039;nun kolu, uzun bir tedaviyle kurtarıldı. İnsan ısırığının yol açtığı bu nadir vaka, literatüre girmeye hazırlanıyor. Uzmanlar, elde oluşan bu yaranın; insan ısırığının ne kadar şiddetli olabileceğini gösterdiğine işaret ediyor.İstanbul&#039;da esnaflık yapan N.U.&#039;nun eli, bir hırsızın ısırması sonucu enfeksiyon kaptı.
Isırığın şiddetine dikkat çeken uzmanlar, vakanın literatüre girmeye aday olduğunu söyledi.Üsküdar&#039;da esnaflık yapan N. U. 1,5 yıl önce dükkanına giren yaşadığı arbede sırasında hırsızlardan biri tarafından ısırıldı.
İki hırsızdan biri kaçarken, yakalamayı başardığı diğer hırsız ise, N.U.&#039;nın sol elini ısırarak kaçtı.
Yaşadığı olay sonrası ambulansla hastaneye götürülen talihsiz adama acil serviste pansumanları yapıldı ve herhangi bir kırık olmadığı için taburcu edildi.Ancak ertesi gün birdenbire şiddetli titreme ve ateş bulguları başlayınca tekrar hastaneye götürülmek zorunda kalınan hasta, Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi enfeksiyon servisine yatırıldı.
N.U. burada 15 gün yatarak yoğun enfeksiyon tedavisi gördü.
Bu sırada elindeki yara ilerledi ve kolu dirseğine kadar iki katı hacme ulaştı.Kesilme aşamasına gelen kolu için hastanenin Deniz ve Sualtı Hekimliği bölümü devreye girdi ve N.U. acilen hiperbarik oksijen tedavisine alındı.
Fizik tedavisiyle yaklaşık 3,5 ay süren çabalar sonucu N.U. kolsuz kalmaktan kurtarıldı.N.U.&#039;nun başına gelenler doktorları da şaşırttı.Adamın tedavisini gerçekleştiren ekipte yer alan Uzman Doktor Yavuz Aslan, &quot;Hastanın sol elinde büyük bir iskemik, nekrotik zeminli, yani kanlanması bozulmuş, kötü bir yara olduğunu fark ettik.&quot; dedi.
Ön kolda şiddetli bir ödem olduğunu gördüklerini anlatan Aslan, &quot;Hastanın elini ve ön kolunu ampitasyondan yani kesilmekten kurtardık. Daha sonra da el hareketlerinin tamamen yerine gelmesi için fizik tedavi bölümüne yönlendirdik.&quot; ifadelerini kullandı.
Uzman Doktor Aslan, meslek hayatı boyunca insan ısırığına dair hiçbir vakayı tedavi etmediğini, vakanın kendilerini de şaşırttığını anlattı.
Aslan, &quot;Hastanın elini literatürde ilk defa gördüğümüz bir şekilde kurtarmış olduk, yayın haline getireceğiz.&quot; dedi.İnsan ağız florasında bulunan bakterilerin normalde bir soruna yol açmadığını ama cilt altı dokuya girdiğinde şiddetli tablolara yol açabileceğini söyleyen Aslan sözlerini şöyle devam etti:
&quot;İnsan ısırığının ne kadar şiddetli bir yara yaptığuını görmüş olduk. Hastanın elini literatürde ilk defa gördüğümüz bir yara şeklinde ampütasyondan kurtarmış olduk.
Literatürde insan ısırığına bağlı yaralar var ama daha ufak yaralar; ampütasyona giden yaralar var ama kurtarılamamış.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ExAROpXfek2jrnZRtGZyoQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, şaşırdı:, Hırsız, öyle, bir, ısırdı, ki, literatüre, girmeye, aday</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ExAROpXfek2jrnZRtGZyoQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar da şaşırdı: Hırsız öyle bir ısırdı ki; literatüre girmeye aday!"><p>İstanbul'da iş yerine giren hırsızlardan birinin elini ısırması sonucu enfeksiyon kapan N.U.'nun kolu, uzun bir tedaviyle kurtarıldı. İnsan ısırığının yol açtığı bu nadir vaka, literatüre girmeye hazırlanıyor. Uzmanlar, elde oluşan bu yaranın; insan ısırığının ne kadar şiddetli olabileceğini gösterdiğine işaret ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G64TDS92EkeBCHyqWtjZHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul'da esnaflık yapan N.U.'nun eli, bir hırsızın ısırması sonucu enfeksiyon kaptı.
Isırığın şiddetine dikkat çeken uzmanlar, vakanın literatüre girmeye aday olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qpML55l6gEC49zEesqvBtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üsküdar'da esnaflık yapan N. U. 1,5 yıl önce dükkanına giren yaşadığı arbede sırasında hırsızlardan biri tarafından ısırıldı.
İki hırsızdan biri kaçarken, yakalamayı başardığı diğer hırsız ise, N.U.'nın sol elini ısırarak kaçtı.
Yaşadığı olay sonrası ambulansla hastaneye götürülen talihsiz adama acil serviste pansumanları yapıldı ve herhangi bir kırık olmadığı için taburcu edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Iw2Ziaa4m0uW6ntCWKdSyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak ertesi gün birdenbire şiddetli titreme ve ateş bulguları başlayınca tekrar hastaneye götürülmek zorunda kalınan hasta, Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi enfeksiyon servisine yatırıldı.
N.U. burada 15 gün yatarak yoğun enfeksiyon tedavisi gördü.
Bu sırada elindeki yara ilerledi ve kolu dirseğine kadar iki katı hacme ulaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Tkc-G-l_L0CTnPCeNLZxdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kesilme aşamasına gelen kolu için hastanenin Deniz ve Sualtı Hekimliği bölümü devreye girdi ve N.U. acilen hiperbarik oksijen tedavisine alındı.
Fizik tedavisiyle yaklaşık 3,5 ay süren çabalar sonucu N.U. kolsuz kalmaktan kurtarıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E0KFdD_Ia06Dmp2auIESHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>N.U.'nun başına gelenler doktorları da şaşırttı.Adamın tedavisini gerçekleştiren ekipte yer alan Uzman Doktor Yavuz Aslan, "Hastanın sol elinde büyük bir iskemik, nekrotik zeminli, yani kanlanması bozulmuş, kötü bir yara olduğunu fark ettik." dedi.
Ön kolda şiddetli bir ödem olduğunu gördüklerini anlatan Aslan, "Hastanın elini ve ön kolunu ampitasyondan yani kesilmekten kurtardık. Daha sonra da el hareketlerinin tamamen yerine gelmesi için fizik tedavi bölümüne yönlendirdik." ifadelerini kullandı.
Uzman Doktor Aslan, meslek hayatı boyunca insan ısırığına dair hiçbir vakayı tedavi etmediğini, vakanın kendilerini de şaşırttığını anlattı.
Aslan, "Hastanın elini literatürde ilk defa gördüğümüz bir şekilde kurtarmış olduk, yayın haline getireceğiz." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xNLBT1pIiUu9IrdthvJdQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsan ağız florasında bulunan bakterilerin normalde bir soruna yol açmadığını ama cilt altı dokuya girdiğinde şiddetli tablolara yol açabileceğini söyleyen Aslan sözlerini şöyle devam etti:
"İnsan ısırığının ne kadar şiddetli bir yara yaptığuını görmüş olduk. Hastanın elini literatürde ilk defa gördüğümüz bir yara şeklinde ampütasyondan kurtarmış olduk.
Literatürde insan ısırığına bağlı yaralar var ama daha ufak yaralar; ampütasyona giden yaralar var ama kurtarılamamış."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>4 saat güneşte kalan çocuk hastanelik oldu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/4-saat-guneste-kalan-cocuk-hastanelik-oldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/4-saat-guneste-kalan-cocuk-hastanelik-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Samsun&#039;da güneş kremi sürülmeden uzun süre güneş altnıda kalan 7 yaşındaki Alper Bozkurt, ikinci derece yanık nedeniyle hastaneye kaldırıldı.Samsun&#039;un Atakum ilçesinde ailesiyle denize giren 7 yaşındaki Alper Bozkurt, 4 saat boyunca yüksek sıcaklıkta güneşe maruz kaldı. Güneş kremi kullanılmayan küçük çocuğun vücudunda ağır yanıklar oluştu.Küçük Alper tedavi için Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Yanık Tedavi Merkezi&#039;ne sevk edildi.Yaşadıklarını anlatan baba Mustafa Bozkurt, &quot;Yaklaşık 4-5 saat güneşte kaldığımız için çocuk güneş yanığı oldu. Güneş kremi sürmeyi unuttuk, biraz da fazla güneşte kaldığı için bayağı yaraları oldu. Hocalarımız da ilgilendi. Şu anda durumu iyiye gidiyor.&quot; dedi.Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Yanık Tedavi Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Sabri Demir, güneş yanıklarının çok ağır sonuçlarının olabileceğini söyledi.Güneş yanıklarında genelde birinci derece yanıkların beklendiğini anlatan Demir, &quot;Bu çocuğumuzda ikinci derece yanığa ilerlemiş ve çok yaygın bir alan. Güneşte yandıktan 7 gün sonra bize geldi. 3 gündür yatarak tedavisini yaptık. Tedavisini tamamladık, inşallah taburcu edeceğiz.&quot; dedi.Doç. Dr. Demir, sabah erken saatlerde ya da öğleden sonra güneşin yatay pozisyona geçtiği zamanlarda denize girilmesinin daha uygun olduğunu belirtti.Uzun süre güneşte kalınmaması ve bunun için ailelerin çocukları mutlaka uyarması gerektiğini vurgulayan Demir, sözlerine şöyle devam etti: &quot;Bu çocuğumuz yaklaşık 4 saat güneşte kalmış. O anda ağrıyı hissetmeyebiliyor. Bunu ailelerin sağlaması, belli aralıklarla uyarmaları lazım. Güneşten koruyucu yüksek faktörlü krem kullanmaları lazım.Böyle bir yanık meydana geldiyse mutlaka bir sağlık merkezine götürmeleri lazım. Götürmeden önce de bir musluk suyunda soğutmaları ve arkasından da nemlendirici kremler evde ne varsa öneriyoruz.&quot; Yanıklarda evde neler yapılabileceğine ilişkin bilgi de veren Demir, şunları söyledi:&quot;Birinci derecede yanıkta ne sürerseniz sürün bir şey yapmaz. Sadece orada çirkin bir görüntü meydana getirir ama ikinci bir derece yanığa sürülenlere bağlı enfeksiyon meydana gelebilir. Genelde yoğurt sürüyorlar. Diş macunu süreni de gördük. Bir faydası yok. Kimyasal madde olduğu için diş macunu benzeri şeyler, bunlar zarar da verebilir, yanığı derinleştirebilir. Zeytinyağı yanlış bir uygulama sayılmaz aslında nemlendirebilir. Onun dışında yoğurt ve salça yanlış uygulamalar.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QP7wX1rP9ke1yG-noAGo8g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>saat, güneşte, kalan, çocuk, hastanelik, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QP7wX1rP9ke1yG-noAGo8g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="4 saat güneşte kalan çocuk hastanelik oldu"><p>Samsun'da güneş kremi sürülmeden uzun süre güneş altnıda kalan 7 yaşındaki Alper Bozkurt, ikinci derece yanık nedeniyle hastaneye kaldırıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kvdRMGNbIkaFH0dgHkcYCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Samsun'un Atakum ilçesinde ailesiyle denize giren 7 yaşındaki Alper Bozkurt, 4 saat boyunca yüksek sıcaklıkta güneşe maruz kaldı. Güneş kremi kullanılmayan küçük çocuğun vücudunda ağır yanıklar oluştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lIZHPQ7TgUqxc7c0h2vTDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küçük Alper tedavi için Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Yanık Tedavi Merkezi'ne sevk edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gl01XREWM02rdxC3Pn8Vpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşadıklarını anlatan baba Mustafa Bozkurt, "Yaklaşık 4-5 saat güneşte kaldığımız için çocuk güneş yanığı oldu. Güneş kremi sürmeyi unuttuk, biraz da fazla güneşte kaldığı için bayağı yaraları oldu. Hocalarımız da ilgilendi. Şu anda durumu iyiye gidiyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GVciqjv7nEWx8_mCwiM9ww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Yanık Tedavi Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Sabri Demir, güneş yanıklarının çok ağır sonuçlarının olabileceğini söyledi.Güneş yanıklarında genelde birinci derece yanıkların beklendiğini anlatan Demir, "Bu çocuğumuzda ikinci derece yanığa ilerlemiş ve çok yaygın bir alan. Güneşte yandıktan 7 gün sonra bize geldi. 3 gündür yatarak tedavisini yaptık. Tedavisini tamamladık, inşallah taburcu edeceğiz." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a03aZuBrP0eg6yWhfRsQXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doç. Dr. Demir, sabah erken saatlerde ya da öğleden sonra güneşin yatay pozisyona geçtiği zamanlarda denize girilmesinin daha uygun olduğunu belirtti.Uzun süre güneşte kalınmaması ve bunun için ailelerin çocukları mutlaka uyarması gerektiğini vurgulayan Demir, sözlerine şöyle devam etti: "Bu çocuğumuz yaklaşık 4 saat güneşte kalmış. O anda ağrıyı hissetmeyebiliyor. Bunu ailelerin sağlaması, belli aralıklarla uyarmaları lazım. Güneşten koruyucu yüksek faktörlü krem kullanmaları lazım.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pqpG3toSK0eYpPBXZ79lfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böyle bir yanık meydana geldiyse mutlaka bir sağlık merkezine götürmeleri lazım. Götürmeden önce de bir musluk suyunda soğutmaları ve arkasından da nemlendirici kremler evde ne varsa öneriyoruz." Yanıklarda evde neler yapılabileceğine ilişkin bilgi de veren Demir, şunları söyledi:"Birinci derecede yanıkta ne sürerseniz sürün bir şey yapmaz. Sadece orada çirkin bir görüntü meydana getirir ama ikinci bir derece yanığa sürülenlere bağlı enfeksiyon meydana gelebilir. Genelde yoğurt sürüyorlar. Diş macunu süreni de gördük. Bir faydası yok. Kimyasal madde olduğu için diş macunu benzeri şeyler, bunlar zarar da verebilir, yanığı derinleştirebilir. Zeytinyağı yanlış bir uygulama sayılmaz aslında nemlendirebilir. Onun dışında yoğurt ve salça yanlış uygulamalar."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ABD&amp;apos;li doktordan acil uyarı: Herkesin yaptığı bu hata sağlık için tehdit</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/abdli-doktordan-acil-uyari-herkesin-yaptigi-bu-hata-saglik-icin-tehdit</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/abdli-doktordan-acil-uyari-herkesin-yaptigi-bu-hata-saglik-icin-tehdit</guid>
<description><![CDATA[ ABD’de görev yapan göz doktoru milyonlarca kişinin farkında olmadan yaptığı bir alışkanlığın görme sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini açıkladı.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Meslektaşlarıyla yaptığı röportajın ardından TikTok’ta paylaştığı video 2,2 milyondan fazla izlenme aldı.Uzmanların oybirliğiyle en riskli davranış olarak belirttiği alışkanlık: göz ovuşturma.Dr. Fraser, “Durmalısınız. Gözlerinizi ovuşturmayın,” diyerek uyarıda bulundu. Ancak tamamen yasaklamak yerine daha güvenli bir alternatif önerdi:“Mutlaka ovuşturmanız gerekiyorsa, göz bebeğiniz yerine göz çevresindeki kemikli bölgeyi ovalayın. Bu kaşıntıyı hafifletir ve keratokonus gibi hastalıkların riskini azaltır.”Keratokonus, korneanın incelip koni şekline gelmesiyle ortaya çıkan ilerleyici bir göz rahatsızlığı. Görmeyi bozabilen bu durum, ileri vakalarda cerrahi müdahale veya kornea nakli gerektirebiliyor. Uzmanlar, göz ovuşturmanın hastalık için önemli bir risk faktörü olduğunu belirtiyor.Dr. Fraser’ın kliniğinde çalışan bir diğer göz doktoru ise bu alışkanlığın cilt sağlığına da zarar verdiğini vurguladı:“Göz çevresindeki hassas deri gerilmeye ve kırışmaya çok müsait. Sık ovuşturmak bu bölgedeki yaşlanma sürecini hızlandırır.”Bir başka uzman ise göz ovuşturmanın yanı sıra, özellikle bilgisayar ve telefon kullanımında yeterince göz kırpmamanın da ciddi sorunlara yol açtığını söyledi:“Hastalar bilgisayar başında çalışırken veya ders çalışırken gözlerini kırpmıyor. Bu da kuruluk ve göz kapağı sorunlarına neden oluyor. Bilinçli olarak daha sık göz kırpmak pek çok problemi önler.”Uzmanlar, ekran karşısında düzenli ara vermeyi, gözleri nemli tutmak için bilinçli şekilde göz kırpmayı ve kaşıntı hissedildiğinde göz küresine değil, çevresindeki kemikli bölgeye baskı uygulamayı öneriyor.Dr. Fraser’ın videosu, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Birçok kullanıcı, kötü alışkanlığın olumsuz etkilerini zaten yaşadıklarını itiraf etti:“Keratokonus hastasıyım, lütfen gözlerinizi ovuşturmayın.”“Alerjim nedeniyle yıllarca ovuşturdum, şimdi sol gözümde de aynı sorun var.”“Videoyu izledikten sonra milyonlarca kez göz kırptım.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fabnfSQm-EK5DlLpsgzdiw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABDli, doktordan, acil, uyarı:, Herkesin, yaptığı, hata, sağlık, için, tehdit</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fabnfSQm-EK5DlLpsgzdiw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="ABD'li doktordan acil uyarı: Herkesin yaptığı bu hata sağlık için tehdit"><p>ABD’de görev yapan göz doktoru milyonlarca kişinin farkında olmadan yaptığı bir alışkanlığın görme sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KfA_5R2i_EadWRBuCjwQxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Meslektaşlarıyla yaptığı röportajın ardından TikTok’ta paylaştığı video 2,2 milyondan fazla izlenme aldı.Uzmanların oybirliğiyle en riskli davranış olarak belirttiği alışkanlık: göz ovuşturma.Dr. Fraser, “Durmalısınız. Gözlerinizi ovuşturmayın,” diyerek uyarıda bulundu. Ancak tamamen yasaklamak yerine daha güvenli bir alternatif önerdi:“Mutlaka ovuşturmanız gerekiyorsa, göz bebeğiniz yerine göz çevresindeki kemikli bölgeyi ovalayın. Bu kaşıntıyı hafifletir ve keratokonus gibi hastalıkların riskini azaltır.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mkRzVRvNYkS0MofWntXGXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Keratokonus, korneanın incelip koni şekline gelmesiyle ortaya çıkan ilerleyici bir göz rahatsızlığı. Görmeyi bozabilen bu durum, ileri vakalarda cerrahi müdahale veya kornea nakli gerektirebiliyor. Uzmanlar, göz ovuşturmanın hastalık için önemli bir risk faktörü olduğunu belirtiyor.Dr. Fraser’ın kliniğinde çalışan bir diğer göz doktoru ise bu alışkanlığın cilt sağlığına da zarar verdiğini vurguladı:“Göz çevresindeki hassas deri gerilmeye ve kırışmaya çok müsait. Sık ovuşturmak bu bölgedeki yaşlanma sürecini hızlandırır.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yu9vPNAExU-zg8hXiDXJ2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir başka uzman ise göz ovuşturmanın yanı sıra, özellikle bilgisayar ve telefon kullanımında yeterince göz kırpmamanın da ciddi sorunlara yol açtığını söyledi:“Hastalar bilgisayar başında çalışırken veya ders çalışırken gözlerini kırpmıyor. Bu da kuruluk ve göz kapağı sorunlarına neden oluyor. Bilinçli olarak daha sık göz kırpmak pek çok problemi önler.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rmQYd-OOuE-ypWvOWF_PEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, ekran karşısında düzenli ara vermeyi, gözleri nemli tutmak için bilinçli şekilde göz kırpmayı ve kaşıntı hissedildiğinde göz küresine değil, çevresindeki kemikli bölgeye baskı uygulamayı öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Lf5FDYLyESGbCpyS8QW_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Fraser’ın videosu, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Birçok kullanıcı, kötü alışkanlığın olumsuz etkilerini zaten yaşadıklarını itiraf etti:“Keratokonus hastasıyım, lütfen gözlerinizi ovuşturmayın.”“Alerjim nedeniyle yıllarca ovuşturdum, şimdi sol gözümde de aynı sorun var.”“Videoyu izledikten sonra milyonlarca kez göz kırptım.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tırnaklarınızı hemen kontrol edin: Kalp ve karaciğer hastalığının sinyali</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/tirnaklarinizi-hemen-kontrol-edin-kalp-ve-karaciger-hastaliginin-sinyali</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/tirnaklarinizi-hemen-kontrol-edin-kalp-ve-karaciger-hastaliginin-sinyali</guid>
<description><![CDATA[ Tırnaklar iç sağlığınızı yansıtır. Tırnak rengi veya dokusundaki değişiklikler sağlık sorunlarına işaret edebilir. Soluk tırnaklar anemiye işaret edebilir. Sarı tırnaklar tiroid sorunlarına işaret edebilir. Yatay oluklar stresle bağlantılı olabilir.Tırnaklar sadece kozmetik bir özellik değil, aynı zamanda iç sağlığınızı yansıtan bir aynadır. Sağlıklı tırnaklar genellikle pürüzsüz, hafif kavisli ve açık pembe renktedir ve belirgin bir lunulaya (tabana yakın yarım ay şekli) sahiptir. Ancak renk, doku veya şekildeki değişiklikler, vitamin eksikliklerinden kalp veya karaciğer rahatsızlıklarına kadar daha derin sorunların habercisi olabilir.Dermatologlara ve sağlık araştırmalarına göre, tırnak anormallikleri genellikle diğer semptomlardan önce ortaya çıkar ve sistemik sorunların erken uyarı işaretlerini verir. Tırnaklarınızı düzenli olarak gözlemleyerek ve sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürerek, potansiyel sorunları daha ciddi hale gelmeden önce tespit edip giderebilirsiniz. TIRNAKLAR İÇ SAĞLIĞI NASIL YANSITIR?Tırnaklar, cilt ve dudaklar gibi, vücudun içinde neler olup bittiğine dair görsel ipuçları sağlar. Tırnak görünümündeki çıkıntılar, renk değişikliği, kırılganlık veya kalınlaşma gibi değişiklikler, zayıf kan dolaşımı, bağışıklık sistemi bozukluğu, beslenme dengesizlikleri veya organlarla ilgili hastalıklarla bağlantılı olabilir.Clinical Dermatology Review&#039;da yayınlanan bir çalışma, tırnaklardaki değişikliklerin anemi, tiroid bozuklukları, diyabet veya karaciğer hastalığı gibi rahatsızlıkların belirtisi olabileceğini göstermiştir.Tırnak sağlığına dikkat etmek, kozmetik bir yaklaşımdan daha fazlasıdır; vücudunuzun genel durumu için bir teşhis aracıdır.SOLUK VEYA BEYAZ TIRNAKLARSoluk veya beyaz tırnaklar, anemi, yetersiz beslenme veya karaciğer hastalığına işaret edebilir. Tırnağın tamamı beyaz ve koyu bir kenarla kaplıysa, bu genellikle karaciğer yetmezliği, böbrek sorunları veya kalp rahatsızlıklarıyla ilişkilendirilen Terry tırnaklarının bir işareti olabilir. Bu renk değişikliği kalıcıysa tıbbi değerlendirme önerilir.SARI TIRNAKLARBazen oje veya mantar enfeksiyonlarından kaynaklansa da, sürekli sarı tırnaklar tiroid hastalığı, diyabet veya solunum yolu hastalığı gibi daha ciddi rahatsızlıkların belirtisi olabilir. Tırnakların kalınlaştığı, renginin bozulduğu ve yavaş uzadığı sarı tırnak sendromu, lenfatik veya akciğer rahatsızlıklarının belirtisi olabilir.Tırnak plağı boyunca uzanan bu yatay oluklar veya sırtlar, bir hastalık, yaralanma veya aşırı stres dönemini takip edebilir. Genellikle yüksek ateş, diyabet veya çinko eksikliği gibi sistemik rahatsızlıklarla bağlantılıdır. Bunların varlığı, tırnak büyümesinin geçici olarak bozulduğu anlamına gelir.ÇOMAK TIRNAKTırnaklar parmak uçlarında kıvrıldığında ve tırnak yatağı yumuşak ve süngerimsi hale geldiğinde, bu vücutta kronik düşük oksijen seviyelerinin bir işareti olabilir. Çomak tırnak, akciğer hastalığı, kalp rahatsızlıkları veya inflamatuar bağırsak hastalığı ile ilişkili olabilir ve tıbbi olarak değerlendirilmelidir.KIRILGAN VEYA ÇATLAYAN TIRNAKLARKolayca çatlayan veya çatlayan kırılgan tırnaklar, tiroid sorunlarına, demir eksikliğine veya kronik dehidratasyona işaret edebilir. Suya, sert temizlik kimyasallarına veya aşırı maniküre tekrar tekrar maruz kalmak durumu kötüleştirebilir.Tırnağın tabanından ucuna kadar uzanan koyu bir şerit (özellikle yeni veya değişen tırnaklarda), bir tür cilt kanseri olan subungual melanomun habercisi olabilir. Bu işaret, özellikle çizgi aniden ortaya çıkıyorsa veya yalnızca tek bir tırnaktaysa göz ardı edilmemelidir.TIRNAKLARDA ORTAYA ÇIKAN HASTALIKLAR

Karaciğer veya Böbrek Hastalığı, Lupus, Diyabet, Kalp Rahatsızlıkları, tırnak yüzeyinde renk değişikliği, büyümede değişiklik veya tırnak yüzeyinde değişiklikler olarak ortaya çıkabilir.
Sedef hastalığı, çukurlaşma, Beau çizgileri veya somon lekesi gibi renk değişikliğiyle birlikte görülebilir.
Mantar, bakteri veya virüs enfeksiyonları, tırnakların etrafında kalınlaşmaya, ufalanmaya veya siğillere yol açabilir.
Ne zaman bir sağlık uzmanına danışmalısınız?
Koyu çizgiler, kıymık kanamaları, çukurlaşmış veya kraterli tırnaklar veya tırnak ayrılması gibi kalıcı veya olağandışı değişikliklere dikkat edin. Bunlar cilt kanseri, sistemik hastalık veya kronik enfeksiyon açısından zamanında değerlendirme gerektirebilir.
Özellikle acil belirtiler şunlardır:
Melanonişi (kütikülde koyu çizgiler),
Çomak tırnak,
Terry tırnakları ve
Muehrcke çizgileri düşük protein seviyelerini veya dolaşım stresini gösterir.Tırnaklarınızı temiz, kuru ve nemli tutun ve tırnak etlerinizi aşırı kesmeden düz bir şekilde kesin.Sert tırnak ürünlerinden, tekrarlanan manikürlerden veya güçlü oje çıkarıcılardan kaçının.
Optimum tırnak büyümesi için demir, çinko, vitaminler (özellikle biotin), kalsiyum, protein ve hidrasyon açısından zengin dengeli bir beslenme düzeni uygulayın.
Bir sağlık uzmanının önerdiği takviyeleri değerlendirin; biotin ve demir zamanla yardımcı olabilir.Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdı ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2x25mmh4X0m8yPXg0Dx-Vw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tırnaklarınızı, hemen, kontrol, edin:, Kalp, karaciğer, hastalığının, sinyali</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2x25mmh4X0m8yPXg0Dx-Vw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tırnaklarınızı hemen kontrol edin: Kalp ve karaciğer hastalığının sinyali"><p>Tırnaklar iç sağlığınızı yansıtır. Tırnak rengi veya dokusundaki değişiklikler sağlık sorunlarına işaret edebilir. Soluk tırnaklar anemiye işaret edebilir. Sarı tırnaklar tiroid sorunlarına işaret edebilir. Yatay oluklar stresle bağlantılı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Zq9DSpINUGZnvD6wRx_Zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tırnaklar sadece kozmetik bir özellik değil, aynı zamanda iç sağlığınızı yansıtan bir aynadır. Sağlıklı tırnaklar genellikle pürüzsüz, hafif kavisli ve açık pembe renktedir ve belirgin bir lunulaya (tabana yakın yarım ay şekli) sahiptir. Ancak renk, doku veya şekildeki değişiklikler, vitamin eksikliklerinden kalp veya karaciğer rahatsızlıklarına kadar daha derin sorunların habercisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UOlA0lHU3UyTlwUMxM7ung.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dermatologlara ve sağlık araştırmalarına göre, tırnak anormallikleri genellikle diğer semptomlardan önce ortaya çıkar ve sistemik sorunların erken uyarı işaretlerini verir. Tırnaklarınızı düzenli olarak gözlemleyerek ve sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürerek, potansiyel sorunları daha ciddi hale gelmeden önce tespit edip giderebilirsiniz. TIRNAKLAR İÇ SAĞLIĞI NASIL YANSITIR?Tırnaklar, cilt ve dudaklar gibi, vücudun içinde neler olup bittiğine dair görsel ipuçları sağlar. Tırnak görünümündeki çıkıntılar, renk değişikliği, kırılganlık veya kalınlaşma gibi değişiklikler, zayıf kan dolaşımı, bağışıklık sistemi bozukluğu, beslenme dengesizlikleri veya organlarla ilgili hastalıklarla bağlantılı olabilir.Clinical Dermatology Review'da yayınlanan bir çalışma, tırnaklardaki değişikliklerin anemi, tiroid bozuklukları, diyabet veya karaciğer hastalığı gibi rahatsızlıkların belirtisi olabileceğini göstermiştir.Tırnak sağlığına dikkat etmek, kozmetik bir yaklaşımdan daha fazlasıdır; vücudunuzun genel durumu için bir teşhis aracıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8mzJgVSLQ0KoJnob6RzUPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>SOLUK VEYA BEYAZ TIRNAKLARSoluk veya beyaz tırnaklar, anemi, yetersiz beslenme veya karaciğer hastalığına işaret edebilir. Tırnağın tamamı beyaz ve koyu bir kenarla kaplıysa, bu genellikle karaciğer yetmezliği, böbrek sorunları veya kalp rahatsızlıklarıyla ilişkilendirilen Terry tırnaklarının bir işareti olabilir. Bu renk değişikliği kalıcıysa tıbbi değerlendirme önerilir.SARI TIRNAKLARBazen oje veya mantar enfeksiyonlarından kaynaklansa da, sürekli sarı tırnaklar tiroid hastalığı, diyabet veya solunum yolu hastalığı gibi daha ciddi rahatsızlıkların belirtisi olabilir. Tırnakların kalınlaştığı, renginin bozulduğu ve yavaş uzadığı sarı tırnak sendromu, lenfatik veya akciğer rahatsızlıklarının belirtisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oq_URMFGDkGIQgTsCQCmLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tırnak plağı boyunca uzanan bu yatay oluklar veya sırtlar, bir hastalık, yaralanma veya aşırı stres dönemini takip edebilir. Genellikle yüksek ateş, diyabet veya çinko eksikliği gibi sistemik rahatsızlıklarla bağlantılıdır. Bunların varlığı, tırnak büyümesinin geçici olarak bozulduğu anlamına gelir.ÇOMAK TIRNAKTırnaklar parmak uçlarında kıvrıldığında ve tırnak yatağı yumuşak ve süngerimsi hale geldiğinde, bu vücutta kronik düşük oksijen seviyelerinin bir işareti olabilir. Çomak tırnak, akciğer hastalığı, kalp rahatsızlıkları veya inflamatuar bağırsak hastalığı ile ilişkili olabilir ve tıbbi olarak değerlendirilmelidir.KIRILGAN VEYA ÇATLAYAN TIRNAKLARKolayca çatlayan veya çatlayan kırılgan tırnaklar, tiroid sorunlarına, demir eksikliğine veya kronik dehidratasyona işaret edebilir. Suya, sert temizlik kimyasallarına veya aşırı maniküre tekrar tekrar maruz kalmak durumu kötüleştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dI9z2IB_U0Gu0rTvzS8KTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tırnağın tabanından ucuna kadar uzanan koyu bir şerit (özellikle yeni veya değişen tırnaklarda), bir tür cilt kanseri olan subungual melanomun habercisi olabilir. Bu işaret, özellikle çizgi aniden ortaya çıkıyorsa veya yalnızca tek bir tırnaktaysa göz ardı edilmemelidir.TIRNAKLARDA ORTAYA ÇIKAN HASTALIKLAR

Karaciğer veya Böbrek Hastalığı, Lupus, Diyabet, Kalp Rahatsızlıkları, tırnak yüzeyinde renk değişikliği, büyümede değişiklik veya tırnak yüzeyinde değişiklikler olarak ortaya çıkabilir.
Sedef hastalığı, çukurlaşma, Beau çizgileri veya somon lekesi gibi renk değişikliğiyle birlikte görülebilir.
Mantar, bakteri veya virüs enfeksiyonları, tırnakların etrafında kalınlaşmaya, ufalanmaya veya siğillere yol açabilir.
Ne zaman bir sağlık uzmanına danışmalısınız?
Koyu çizgiler, kıymık kanamaları, çukurlaşmış veya kraterli tırnaklar veya tırnak ayrılması gibi kalıcı veya olağandışı değişikliklere dikkat edin. Bunlar cilt kanseri, sistemik hastalık veya kronik enfeksiyon açısından zamanında değerlendirme gerektirebilir.
Özellikle acil belirtiler şunlardır:
Melanonişi (kütikülde koyu çizgiler),
Çomak tırnak,
Terry tırnakları ve
Muehrcke çizgileri düşük protein seviyelerini veya dolaşım stresini gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uGSIvqFyTkaam3NZEmTQ4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tırnaklarınızı temiz, kuru ve nemli tutun ve tırnak etlerinizi aşırı kesmeden düz bir şekilde kesin.Sert tırnak ürünlerinden, tekrarlanan manikürlerden veya güçlü oje çıkarıcılardan kaçının.
Optimum tırnak büyümesi için demir, çinko, vitaminler (özellikle biotin), kalsiyum, protein ve hidrasyon açısından zengin dengeli bir beslenme düzeni uygulayın.
Bir sağlık uzmanının önerdiği takviyeleri değerlendirin; biotin ve demir zamanla yardımcı olabilir.Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiyenin yerine geçmez. Tırnaklarınızda kalıcı veya olağandışı değişiklikler fark ederseniz, doğru teşhis ve tedavi için lütfen bir sağlık uzmanına danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ARAŞTIRMA: Yumurta kalbi güçlendirir mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/arastirma-yumurta-kalbi-guclendirir-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/arastirma-yumurta-kalbi-guclendirir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Yakın zamanda yapılan bir çalışma, ölçülü yumurta tüketiminin kandaki faydalı metabolitleri artırarak kalp sağlığını iyileştirebileceğini ortaya koydu.Araştırmacılar, düzenli olarak yumurta yiyen kişilerin daha yüksek “iyi lipoprotein” seviyelerine ve daha büyük HDL moleküllerine sahip olduğunu belirledi. Bu moleküller, kan damarlarından kolesterolün atılmasına yardımcı olarak kardiyovasküler hastalıklara karşı potansiyel bir koruyucu etki sağlıyor.Dünya genelinde kardiyovasküler hastalıkların görülme sıklığı artıyor. Kalp sağlığını korumak her zamankinden daha önemli hale geldi. Uzmanlar, beslenmenin kalp sağlığı üzerinde belirleyici bir etkisi olduğunu vurguluyor. Yumurtanın kalbe iyi gelip gelmediği ise uzun süredir tartışma konusu. Ancak araştırmalar, ölçülü yumurta tüketiminin kalp sağlığına olumlu katkı sağlayabileceğini gösteriyor.2022’de eLife dergisinde yayımlanan bir çalışmada, yumurta yemenin kandaki kalp sağlığına yararlı metabolitlerin sayısını artırdığı tespit edildi. Bu, yumurtanın ölçülü tüketildiğinde kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucu etkisini kısmen açıklıyor.Yumurtalar yüksek kaliteli bir diyet kolesterolü kaynağı olmasının yanı sıra çeşitli temel besin maddeleri içeriyor. Ancak yumurtanın kalp sağlığı için yararlı mı yoksa zararlı mı olduğu konusunda çelişkili bulgular mevcut.2018 yılında Çin’de yarım milyon yetişkin üzerinde yapılan bir araştırma, günde bir yumurta tüketen kişilerin kalp hastalığı ve felç riskinin, daha az tüketenlere göre belirgin şekilde daha düşük olduğunu ortaya koydu. Bulgular Heart dergisinde yayımlandı.Araştırmacılar, yumurta tüketiminin kandaki kardiyovasküler sağlık belirteçlerini iyileştirip iyileştirmediğini incelemek amacıyla popülasyon tabanlı bir çalışma yürüttü.Pekin Üniversitesi Epidemiyoloji ve Biyoistatistik Bölümü’nden Lang Pan, “Plazma kolesterol metabolizmasının yumurta tüketimi ile kardiyovasküler hastalık riski arasındaki ilişkideki rolünü inceleyen çok az çalışma var. Bu nedenle bu boşluğu doldurmayı hedefledik,” dedi.Araştırmada, Çin Kadoorie Biyobankası’ndan 4.778 kişi incelendi. Bunlardan 3.401’inde kardiyovasküler hastalık vardı, 1.377’si sağlıklıydı. Katılımcıların plazma örneklerinde 225 kan metaboliti ölçüldü ve bunlardan 24’ünün yumurta tüketim seviyeleriyle ilişkili olduğu belirlendi.Yumurtayı ölçülü tüketen katılımcılarda, HDL’nin yapı taşı olan apolipoprotein A1 seviyelerinin yüksek olduğu saptandı. Ayrıca, kolesterolün kan damarlarından temizlenmesine yardımcı olan daha büyük HDL moleküllerine rastlandı. Bu moleküller, kalp krizi ve felç riskine karşı koruma sağlıyor.Araştırmacılar, daha az yumurta tüketen katılımcıların kanında faydalı metabolitlerin daha düşük, zararlı metabolitlerin ise daha yüksek olduğunu belirledi.Pekin Üniversitesi’nden Doçent Canqing Yu, “Bulgularımız, ölçülü yumurta tüketiminin kalp hastalıklarına karşı nasıl koruma sağlayabileceğine dair potansiyel bir açıklama sunuyor. Ancak yumurta tüketimi ile kardiyovasküler hastalık riski arasındaki nedensel rolü doğrulamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var,” dedi.Profesör Liming Li ise, “Çin ulusal beslenme kılavuzları günde bir yumurta yemeyi öneriyor, ancak ortalama tüketim bu seviyenin altında. Bulgularımız, genel kardiyovasküler hastalık riskini azaltmak için nüfus arasında ölçülü yumurta tüketimini teşvik edecek stratejilerin geliştirilmesi gerektiğini gösteriyor,” ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EmazTbYxM0SDpqhaUJD52Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ARAŞTIRMA:, Yumurta, kalbi, güçlendirir, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EmazTbYxM0SDpqhaUJD52Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="ARAŞTIRMA: Yumurta kalbi güçlendirir mi?"><p>Yakın zamanda yapılan bir çalışma, ölçülü yumurta tüketiminin kandaki faydalı metabolitleri artırarak kalp sağlığını iyileştirebileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r637i7vzJkuEE7aknarEFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, düzenli olarak yumurta yiyen kişilerin daha yüksek “iyi lipoprotein” seviyelerine ve daha büyük HDL moleküllerine sahip olduğunu belirledi. Bu moleküller, kan damarlarından kolesterolün atılmasına yardımcı olarak kardiyovasküler hastalıklara karşı potansiyel bir koruyucu etki sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v8xQTzDw-U2b0vNMqgdzMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya genelinde kardiyovasküler hastalıkların görülme sıklığı artıyor. Kalp sağlığını korumak her zamankinden daha önemli hale geldi. Uzmanlar, beslenmenin kalp sağlığı üzerinde belirleyici bir etkisi olduğunu vurguluyor. Yumurtanın kalbe iyi gelip gelmediği ise uzun süredir tartışma konusu. Ancak araştırmalar, ölçülü yumurta tüketiminin kalp sağlığına olumlu katkı sağlayabileceğini gösteriyor.2022’de eLife dergisinde yayımlanan bir çalışmada, yumurta yemenin kandaki kalp sağlığına yararlı metabolitlerin sayısını artırdığı tespit edildi. Bu, yumurtanın ölçülü tüketildiğinde kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucu etkisini kısmen açıklıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LkpcUUxx3kuxTuB6EsgW7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalar yüksek kaliteli bir diyet kolesterolü kaynağı olmasının yanı sıra çeşitli temel besin maddeleri içeriyor. Ancak yumurtanın kalp sağlığı için yararlı mı yoksa zararlı mı olduğu konusunda çelişkili bulgular mevcut.2018 yılında Çin’de yarım milyon yetişkin üzerinde yapılan bir araştırma, günde bir yumurta tüketen kişilerin kalp hastalığı ve felç riskinin, daha az tüketenlere göre belirgin şekilde daha düşük olduğunu ortaya koydu. Bulgular Heart dergisinde yayımlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/POV22ysSaE6N1At6kwjIzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, yumurta tüketiminin kandaki kardiyovasküler sağlık belirteçlerini iyileştirip iyileştirmediğini incelemek amacıyla popülasyon tabanlı bir çalışma yürüttü.Pekin Üniversitesi Epidemiyoloji ve Biyoistatistik Bölümü’nden Lang Pan, “Plazma kolesterol metabolizmasının yumurta tüketimi ile kardiyovasküler hastalık riski arasındaki ilişkideki rolünü inceleyen çok az çalışma var. Bu nedenle bu boşluğu doldurmayı hedefledik,” dedi.Araştırmada, Çin Kadoorie Biyobankası’ndan 4.778 kişi incelendi. Bunlardan 3.401’inde kardiyovasküler hastalık vardı, 1.377’si sağlıklıydı. Katılımcıların plazma örneklerinde 225 kan metaboliti ölçüldü ve bunlardan 24’ünün yumurta tüketim seviyeleriyle ilişkili olduğu belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/USMBLjqjsUCcBQnhjewdBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtayı ölçülü tüketen katılımcılarda, HDL’nin yapı taşı olan apolipoprotein A1 seviyelerinin yüksek olduğu saptandı. Ayrıca, kolesterolün kan damarlarından temizlenmesine yardımcı olan daha büyük HDL moleküllerine rastlandı. Bu moleküller, kalp krizi ve felç riskine karşı koruma sağlıyor.Araştırmacılar, daha az yumurta tüketen katılımcıların kanında faydalı metabolitlerin daha düşük, zararlı metabolitlerin ise daha yüksek olduğunu belirledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pru3d4V_20WUJvVJXbrjBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pekin Üniversitesi’nden Doçent Canqing Yu, “Bulgularımız, ölçülü yumurta tüketiminin kalp hastalıklarına karşı nasıl koruma sağlayabileceğine dair potansiyel bir açıklama sunuyor. Ancak yumurta tüketimi ile kardiyovasküler hastalık riski arasındaki nedensel rolü doğrulamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var,” dedi.Profesör Liming Li ise, “Çin ulusal beslenme kılavuzları günde bir yumurta yemeyi öneriyor, ancak ortalama tüketim bu seviyenin altında. Bulgularımız, genel kardiyovasküler hastalık riskini azaltmak için nüfus arasında ölçülü yumurta tüketimini teşvik edecek stratejilerin geliştirilmesi gerektiğini gösteriyor,” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadınlarda kanserin sessiz uyarı işareti: Vücuttaki bu değişim ele veriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlarda-kanserin-sessiz-uyari-isareti-vucuttaki-bu-degisim-ele-veriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlarda-kanserin-sessiz-uyari-isareti-vucuttaki-bu-degisim-ele-veriyor</guid>
<description><![CDATA[ Her yıl yüz binlerce kadın kanserle karşı karşıya kalıyor. Uzmanlar, çoğu zaman göz ardı edilen küçük değişikliklerin hayati önem taşıyabileceğine dikkat çekiyor.Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 375 binden fazla kadına meme kanseri veya duktal karsinoma in situ (DCIS) teşhisi konuluyor. Bunun yanında yaklaşık 106 bin kadın yumurtalık, endometriyal ya da rahim ağzı kanseri gibi jinekolojik kanserlerle mücadele ediyor. Vakaların çoğu menopoz sonrası dönemde görülse de, genç kadınların da bu hastalıklara karşı bağışık olmadığı vurgulanıyor.Uzmanlara göre, yalnızca meme ve rahim ağzı kanseri için rutin tarama araçlarının bulunması, diğer jinekolojik kanserlerde erken teşhisi zorlaştırıyor. Çoğu zaman ilk ipucu, stres ya da beslenme değişiklikleriyle karıştırılabilen belirsiz semptomlardan geliyor.Dikkat Edilmesi Gereken BelirtilerŞişkinlik: Haftalarca süren tokluk ve şişkinlik hissi, özellikle küçük öğünlerden sonra ortaya çıkıyorsa yumurtalık kanserine işaret edebilir. Araştırmalar, bu hastalığa yakalanan kadınların sürekli şişkinlik yaşama riskinin 3,6 kat daha fazla olduğunu gösteriyor.Kilo kaybı ve yorgunluk: Dinlenmeye rağmen bitmeyen halsizlik veya nedensiz kilo kaybı, lösemi, pankreas, kolon veya yumurtalık kanserlerinin habercisi olabilir.Vajinal kanama: Menopoz sonrası dönemde düzensiz kanama yaşayan kadınların %90’ından fazlasına endometriyal kanser teşhisi konuyor. Aynı durum, rahim ağzı kanserinin de en yaygın belirtisi.Göğüslerde değişiklik: Beklenmedik kitleler, akıntılar, meme ucunda çekilme ya da ciltte pullanma gibi değişiklikler, meme kanserinin ilk sinyali olabilir.Ciltte değişiklik: İyileşmeyen lekeler, sert dokular ya da “portakal kabuğu” görünümlü cilt yapısı, cilt kanserlerinin habercisi sayılıyor.Karında ağrı: İki haftadan uzun süren gaz, şişkinlik veya basınç hissi yumurtalık ya da endometriyal kanserle ilişkilendirilebiliyor.Bağırsaklarda değişiklik: Kabızlık, ishal veya dışkı şeklindeki ani değişiklikler kolon kanseri riskine işaret edebilir.“Vücudu dinlemek hayat kurtarır”
Uzmanlar, olağandışı değişikliklerin görmezden gelinmemesi gerektiğini belirtiyor. Erken teşhisin, tedavi şansını katbekat artırdığını vurgulayan hekimler, kadınları düzenli kontrollerini aksatmamaları konusunda uyarıyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LejQsX3IvkGFiH3VCDHEHA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kadınlarda, kanserin, sessiz, uyarı, işareti:, Vücuttaki, değişim, ele, veriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LejQsX3IvkGFiH3VCDHEHA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kadınlarda kanserin sessiz uyarı işareti: Vücuttaki bu değişim ele veriyor"><p>Her yıl yüz binlerce kadın kanserle karşı karşıya kalıyor. Uzmanlar, çoğu zaman göz ardı edilen küçük değişikliklerin hayati önem taşıyabileceğine dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3DbDW_eW40y40Bl05KFa0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 375 binden fazla kadına meme kanseri veya duktal karsinoma in situ (DCIS) teşhisi konuluyor. Bunun yanında yaklaşık 106 bin kadın yumurtalık, endometriyal ya da rahim ağzı kanseri gibi jinekolojik kanserlerle mücadele ediyor. Vakaların çoğu menopoz sonrası dönemde görülse de, genç kadınların da bu hastalıklara karşı bağışık olmadığı vurgulanıyor.Uzmanlara göre, yalnızca meme ve rahim ağzı kanseri için rutin tarama araçlarının bulunması, diğer jinekolojik kanserlerde erken teşhisi zorlaştırıyor. Çoğu zaman ilk ipucu, stres ya da beslenme değişiklikleriyle karıştırılabilen belirsiz semptomlardan geliyor.Dikkat Edilmesi Gereken Belirtiler</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xyns9FjexESGrz4bWMtRmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şişkinlik: Haftalarca süren tokluk ve şişkinlik hissi, özellikle küçük öğünlerden sonra ortaya çıkıyorsa yumurtalık kanserine işaret edebilir. Araştırmalar, bu hastalığa yakalanan kadınların sürekli şişkinlik yaşama riskinin 3,6 kat daha fazla olduğunu gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WVZ5NZLYGEaw5ZDe9zluKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo kaybı ve yorgunluk: Dinlenmeye rağmen bitmeyen halsizlik veya nedensiz kilo kaybı, lösemi, pankreas, kolon veya yumurtalık kanserlerinin habercisi olabilir.Vajinal kanama: Menopoz sonrası dönemde düzensiz kanama yaşayan kadınların %90’ından fazlasına endometriyal kanser teşhisi konuyor. Aynı durum, rahim ağzı kanserinin de en yaygın belirtisi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xG7PwASyrU2KkhN_ShJ1Jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğüslerde değişiklik: Beklenmedik kitleler, akıntılar, meme ucunda çekilme ya da ciltte pullanma gibi değişiklikler, meme kanserinin ilk sinyali olabilir.Ciltte değişiklik: İyileşmeyen lekeler, sert dokular ya da “portakal kabuğu” görünümlü cilt yapısı, cilt kanserlerinin habercisi sayılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y4_ddbFFQkeF6-g0Sz0rDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karında ağrı: İki haftadan uzun süren gaz, şişkinlik veya basınç hissi yumurtalık ya da endometriyal kanserle ilişkilendirilebiliyor.Bağırsaklarda değişiklik: Kabızlık, ishal veya dışkı şeklindeki ani değişiklikler kolon kanseri riskine işaret edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WAWZhGbK20yA2ShnSQZpLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Vücudu dinlemek hayat kurtarır”
Uzmanlar, olağandışı değişikliklerin görmezden gelinmemesi gerektiğini belirtiyor. Erken teşhisin, tedavi şansını katbekat artırdığını vurgulayan hekimler, kadınları düzenli kontrollerini aksatmamaları konusunda uyarıyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğanın en güçlü magnezyum, kalsiyum, antioksidan kaynağı: Kalbi koruyor, kan şekerini dengeliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doganin-en-guclu-magnezyum-kalsiyum-antioksidan-kaynagi-kalbi-koruyor-kan-sekerini-dengeliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doganin-en-guclu-magnezyum-kalsiyum-antioksidan-kaynagi-kalbi-koruyor-kan-sekerini-dengeliyor</guid>
<description><![CDATA[ Dikenli pembe kabuğu ve beyaz ya da kırmızı benekli içiyle dikkat çeken ejder meyvesi, yalnızca egzotik görüntüsüyle değil, sağlık açısından sunduğu faydalarla da öne çıkıyor.Ana vatanı Meksika, Orta ve Güney Amerika olan bu tropikal meyve, günümüzde Güneydoğu Asya’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne, Karayipler’den Avustralya’ya kadar pek çok bölgede yetiştiriliyor.Bilimsel araştırmalar, ejder meyvesinin sindirimden kalp sağlığına, bağışıklık sisteminden cilt sağlığına kadar pek çok alanda olumlu etkileri olduğunu ortaya koyuyor.Ejder meyvesi; betalainler, flavonoidler, fenolik bileşikler ve C vitamini gibi antioksidanlar içeriyor. Bu bileşikler, hücrelere zarar veren serbest radikalleri etkisiz hale getirerek kalp hastalıkları ve kanser gibi kronik rahatsızlıkların riskini azaltabiliyor.BAĞIRSAK SAĞLIĞINA DESTEKYüksek lif ve prebiyotik içeriğiyle dikkat çeken meyve, özellikle bağırsak dostu bakterilerin çoğalmasına yardımcı oluyor. Klinik çalışmalar, düzenli tüketimin bağırsak mikrobiyotasını desteklediğini ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkiler yarattığını gösteriyor.C vitamini, flavonoidler ve antimikrobiyal bileşenleri sayesinde bağışıklık sistemini destekleyen ejder meyvesi, bakteri ve mantar oluşumunu engellemeye de yardımcı olabiliyor.KEMİK VE MİNERAL DESTEĞİİçerdiği kalsiyum ve magnezyum, kemik sağlığı ve kas fonksiyonları için önemli bir destek sağlıyor.KAN ŞEKERİ YÖNETİMİAraştırmalara göre kırmızı ejder meyvesi, insülin duyarlılığını artırarak prediyabet durumunda kan şekeri kontrolüne katkıda bulunabiliyor.Lif ve antioksidan içeriği sayesinde kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye, damar esnekliğini artırmaya ve dolaşımı desteklemeye yardımcı oluyor.KİLO YÖNETİMİDüşük kalorili ve lif açısından zengin olan ejder meyvesi, tokluk hissi sağlayarak kilo kontrolüne destek veriyor.C vitamini ve antioksidanlar, kolajen üretimini destekleyerek cilt sağlığına katkıda bulunuyor. Düzenli tüketim, kırışıklıkların azalmasına ve daha parlak bir cilt görünümüne yardımcı olabiliyor.Uzmanlar, ejder meyvesinin özellikle kırmızı etli çeşitlerinin betasiyanin ve likopen açısından daha zengin olduğunu belirtiyor. Taze, smoothie, salata veya tatlılarda rahatlıkla tüketilebilen meyvenin aşırıya kaçmadan yenilmesi öneriliyor. Aksi halde bazı kişilerde sindirim sorunlarına yol açabileceği ifade ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZVNfYsoWb0G3CTr9CMWApg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğanın, güçlü, magnezyum, kalsiyum, antioksidan, kaynağı:, Kalbi, koruyor, kan, şekerini, dengeliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZVNfYsoWb0G3CTr9CMWApg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğanın en güçlü magnezyum, kalsiyum, antioksidan kaynağı: Kalbi koruyor, kan şekerini dengeliyor"><p>Dikenli pembe kabuğu ve beyaz ya da kırmızı benekli içiyle dikkat çeken ejder meyvesi, yalnızca egzotik görüntüsüyle değil, sağlık açısından sunduğu faydalarla da öne çıkıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Re01bGx_GEC1meDvgkvSyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ana vatanı Meksika, Orta ve Güney Amerika olan bu tropikal meyve, günümüzde Güneydoğu Asya’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne, Karayipler’den Avustralya’ya kadar pek çok bölgede yetiştiriliyor.Bilimsel araştırmalar, ejder meyvesinin sindirimden kalp sağlığına, bağışıklık sisteminden cilt sağlığına kadar pek çok alanda olumlu etkileri olduğunu ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3bNxQsUCfkSBoP1ZB7IH9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ejder meyvesi; betalainler, flavonoidler, fenolik bileşikler ve C vitamini gibi antioksidanlar içeriyor. Bu bileşikler, hücrelere zarar veren serbest radikalleri etkisiz hale getirerek kalp hastalıkları ve kanser gibi kronik rahatsızlıkların riskini azaltabiliyor.BAĞIRSAK SAĞLIĞINA DESTEKYüksek lif ve prebiyotik içeriğiyle dikkat çeken meyve, özellikle bağırsak dostu bakterilerin çoğalmasına yardımcı oluyor. Klinik çalışmalar, düzenli tüketimin bağırsak mikrobiyotasını desteklediğini ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkiler yarattığını gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XkHd_bcPjU6ysjxHuB4UEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C vitamini, flavonoidler ve antimikrobiyal bileşenleri sayesinde bağışıklık sistemini destekleyen ejder meyvesi, bakteri ve mantar oluşumunu engellemeye de yardımcı olabiliyor.KEMİK VE MİNERAL DESTEĞİİçerdiği kalsiyum ve magnezyum, kemik sağlığı ve kas fonksiyonları için önemli bir destek sağlıyor.KAN ŞEKERİ YÖNETİMİAraştırmalara göre kırmızı ejder meyvesi, insülin duyarlılığını artırarak prediyabet durumunda kan şekeri kontrolüne katkıda bulunabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DtcwkpsmF0S5KyDycKLe5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif ve antioksidan içeriği sayesinde kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye, damar esnekliğini artırmaya ve dolaşımı desteklemeye yardımcı oluyor.KİLO YÖNETİMİDüşük kalorili ve lif açısından zengin olan ejder meyvesi, tokluk hissi sağlayarak kilo kontrolüne destek veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ou2-jbYIYEWOMsNlrN2TcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C vitamini ve antioksidanlar, kolajen üretimini destekleyerek cilt sağlığına katkıda bulunuyor. Düzenli tüketim, kırışıklıkların azalmasına ve daha parlak bir cilt görünümüne yardımcı olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XUwUN4hDYkSYLLj19q-MEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, ejder meyvesinin özellikle kırmızı etli çeşitlerinin betasiyanin ve likopen açısından daha zengin olduğunu belirtiyor. Taze, smoothie, salata veya tatlılarda rahatlıkla tüketilebilen meyvenin aşırıya kaçmadan yenilmesi öneriliyor. Aksi halde bazı kişilerde sindirim sorunlarına yol açabileceği ifade ediliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu belirtiyi görmezden geldi: 26 yaşında cilt kanseri oldu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bu-belirtiyi-goermezden-geldi-26-yasinda-cilt-kanseri-oldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bu-belirtiyi-goermezden-geldi-26-yasinda-cilt-kanseri-oldu</guid>
<description><![CDATA[ 26 yaşındaki Sam Tee, alnında fark ettiği pembe bir noktayı aylarca görmezden gelerek, bunun cilt kanseri olabileceğine dair kritik işareti paylaştı.DailyMail&#039;de yer alan habere göre Tee, birkaç ay önce fark ettiği lekeye önem vermemişti. Ancak arkadaşlarının uyarıları üzerine aile hekimine başvurdu.TikTok’ta 218 binden fazla izlenen videosunda Tee, &quot;Alnımda pembe bir nokta vardı ve onu uzun süre öylece bıraktım. Herkes bana gidip kontrol ettirmemi söylüyordu. Sonunda doktora gittim ve bunun bazal hücreli karsinom (BCC) olduğunu öğrendim&quot; dedi.Bazal Hücreli Karsinom (BCC), İngiltere’de en sık görülen yavaş büyüyen cilt kanseri türü olarak biliniyor. Bu tür kanser genellikle vücuda yayılmıyor ve tedavi edilebiliyor; ancak cerrahi müdahale büyük deri parçalarının çıkarılmasını gerektirebiliyor ve iz bırakabiliyor. Cerrahlar, kanserin yayılmasını önlemek için çoğu zaman sağlıklı deriyi de almak zorunda kalıyor.Tee, özel bir hastanede ikinci görüş alırken, doktorun kendisine “Gençsin, bu büyük ihtimalle bir ben. Endişelenme, NHS’ye dönüp aldırabilirsin” dediğini aktardı. Daha sonra aile hekimine başvurarak biyopsi yaptırdı ve testlere gönderildi.TikTok’ta takipçilerine tavsiyede bulunan Tee, “Mesajım basit: Dikkatli olun. Solaryumu abartmasam da kullanıyordum ve bu iyi bir şey değildi. İki haftadan uzun süredir bir değişiklik fark ederseniz, mutlaka kontrol ettirin” dedi.BCC, cildin üst tabakasında başlayan ve melanom dışı cilt kanserinin iki ana türünden biri olarak biliniyor. Uzmanlar, halkı sadece kabarık ya da renkli benlere değil, düz kırmızı veya pullu izler gibi diğer değişikliklere de dikkat etmeleri konusunda uyarıyor. Bazı BCC’ler armut biçimli kenarlara sahip olabiliyor veya parlak nodüllerle dolu yumrulara dönüşebiliyor.İngiltere Kanser Araştırmaları Kurumu verilerine göre, geçen yıl cilt kanseri vakaları rekor seviyeye ulaşırken, melanom teşhisleri son on yılda üçte bir oranında arttı. Uzmanlar, melanom vakalarının yeniden yükselişte olduğunu belirtiyor.Melanom, İngiltere’de en sık görülen beşinci kanser türü ve en ölümcül cilt kanseri olarak yılda yaklaşık 2.000 ölüme neden oluyor. Bu türün en yaygın belirtisi, büyüyen, kanayan veya renk değiştiren bir ben olarak görülüyor.Her iki kanser türü de UV ve UVB ışınlarının neden olduğu hücresel hasarla ilişkilendiriliyor; ailede cilt kanseri öyküsü olanlarda risk daha yüksek. Sıcak havaların yaklaşmasıyla birlikte, İngiltere’de bu yıl 21.300 yeni vaka bekleniyor. Uzmanlar, düzenli güneş kremi kullanımı ve güneşten korunma önlemleriyle bu vakaların çoğunun önlenebileceğini belirtiyor. NHS, günün en sıcak saatlerinde (11.00-15.00) güneşe çıkılmamasını, kol ve bacakların örtülmesini ve en az 30 SPF’li güneş kremi kullanılmasını öneriyor.Her yıl yaklaşık 15.000 kişiye melanom teşhisi konuyor ve görülme sıklığı diğer kanser türlerinden daha hızlı artıyor. Kanserin tedavi yöntemi, hastalığın yayılımına bağlı olarak değişiyor; dördüncü evrede teşhis konulan hastaların yalnızca yüzde 27’si beş yıldan uzun yaşıyor.Son dönemde, NHS aracılığıyla melanom hastalarına sunulan yeni bir kanser aşısı umut veriyor. İğnesiz enjeksiyon, melanom tümörlerine özgü proteinlere bağışıklık sisteminin saldırmasını sağlayarak hastalığın tekrarlamasını önlemeyi hedefliyor. Şu anda, melanom teşhisi konan hastaların yaklaşık yarısı immünoterapiye yanıt veriyor. Yanıt vermeyen hastalarda ise kanserin kötüleşme riski daha yüksek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3mAMiCQ1SkWYZBQOO8plqw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>belirtiyi, görmezden, geldi:, yaşında, cilt, kanseri, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3mAMiCQ1SkWYZBQOO8plqw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bu belirtiyi görmezden geldi: 26 yaşında cilt kanseri oldu"><p>26 yaşındaki Sam Tee, alnında fark ettiği pembe bir noktayı aylarca görmezden gelerek, bunun cilt kanseri olabileceğine dair kritik işareti paylaştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7RtgNM2y4EepQbnXub7Ykw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre Tee, birkaç ay önce fark ettiği lekeye önem vermemişti. Ancak arkadaşlarının uyarıları üzerine aile hekimine başvurdu.TikTok’ta 218 binden fazla izlenen videosunda Tee, "Alnımda pembe bir nokta vardı ve onu uzun süre öylece bıraktım. Herkes bana gidip kontrol ettirmemi söylüyordu. Sonunda doktora gittim ve bunun bazal hücreli karsinom (BCC) olduğunu öğrendim" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IGvQl0gGpkSdyFo1cgqr0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazal Hücreli Karsinom (BCC), İngiltere’de en sık görülen yavaş büyüyen cilt kanseri türü olarak biliniyor. Bu tür kanser genellikle vücuda yayılmıyor ve tedavi edilebiliyor; ancak cerrahi müdahale büyük deri parçalarının çıkarılmasını gerektirebiliyor ve iz bırakabiliyor. Cerrahlar, kanserin yayılmasını önlemek için çoğu zaman sağlıklı deriyi de almak zorunda kalıyor.Tee, özel bir hastanede ikinci görüş alırken, doktorun kendisine “Gençsin, bu büyük ihtimalle bir ben. Endişelenme, NHS’ye dönüp aldırabilirsin” dediğini aktardı. Daha sonra aile hekimine başvurarak biyopsi yaptırdı ve testlere gönderildi.TikTok’ta takipçilerine tavsiyede bulunan Tee, “Mesajım basit: Dikkatli olun. Solaryumu abartmasam da kullanıyordum ve bu iyi bir şey değildi. İki haftadan uzun süredir bir değişiklik fark ederseniz, mutlaka kontrol ettirin” dedi.BCC, cildin üst tabakasında başlayan ve melanom dışı cilt kanserinin iki ana türünden biri olarak biliniyor. Uzmanlar, halkı sadece kabarık ya da renkli benlere değil, düz kırmızı veya pullu izler gibi diğer değişikliklere de dikkat etmeleri konusunda uyarıyor. Bazı BCC’ler armut biçimli kenarlara sahip olabiliyor veya parlak nodüllerle dolu yumrulara dönüşebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZT5yqCuMJUSHP45YW7WAOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere Kanser Araştırmaları Kurumu verilerine göre, geçen yıl cilt kanseri vakaları rekor seviyeye ulaşırken, melanom teşhisleri son on yılda üçte bir oranında arttı. Uzmanlar, melanom vakalarının yeniden yükselişte olduğunu belirtiyor.Melanom, İngiltere’de en sık görülen beşinci kanser türü ve en ölümcül cilt kanseri olarak yılda yaklaşık 2.000 ölüme neden oluyor. Bu türün en yaygın belirtisi, büyüyen, kanayan veya renk değiştiren bir ben olarak görülüyor.Her iki kanser türü de UV ve UVB ışınlarının neden olduğu hücresel hasarla ilişkilendiriliyor; ailede cilt kanseri öyküsü olanlarda risk daha yüksek. Sıcak havaların yaklaşmasıyla birlikte, İngiltere’de bu yıl 21.300 yeni vaka bekleniyor. Uzmanlar, düzenli güneş kremi kullanımı ve güneşten korunma önlemleriyle bu vakaların çoğunun önlenebileceğini belirtiyor. NHS, günün en sıcak saatlerinde (11.00-15.00) güneşe çıkılmamasını, kol ve bacakların örtülmesini ve en az 30 SPF’li güneş kremi kullanılmasını öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_0E98y6g-EmnHUZ6MtI3HA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her yıl yaklaşık 15.000 kişiye melanom teşhisi konuyor ve görülme sıklığı diğer kanser türlerinden daha hızlı artıyor. Kanserin tedavi yöntemi, hastalığın yayılımına bağlı olarak değişiyor; dördüncü evrede teşhis konulan hastaların yalnızca yüzde 27’si beş yıldan uzun yaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dfK9nJBPHECa65V5B_3KxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde, NHS aracılığıyla melanom hastalarına sunulan yeni bir kanser aşısı umut veriyor. İğnesiz enjeksiyon, melanom tümörlerine özgü proteinlere bağışıklık sisteminin saldırmasını sağlayarak hastalığın tekrarlamasını önlemeyi hedefliyor. Şu anda, melanom teşhisi konan hastaların yaklaşık yarısı immünoterapiye yanıt veriyor. Yanıt vermeyen hastalarda ise kanserin kötüleşme riski daha yüksek.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar uyardı: Kahveyi böyle içmek kilo aldırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-uyardi-kahveyi-boeyle-icmek-kilo-aldiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-uyardi-kahveyi-boeyle-icmek-kilo-aldiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal medyada popüler hale gelen, kahveye protein tozu eklenerek hazırlanan içeceğin sağlık riskleri konusunda uzmanlar uyarıda bulundu.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Bir shot espressoya protein tozu eklenip buzla servis edilerek yapılan bu içecek, kas gelişimini desteklediği ve enerji verdiği iddiasıyla yayılıyor. Ancak fitness uzmanı Adam Clark, bu trendin istenmeyen kilo alımına yol açabileceğini ve egzersiz programına uygun şekilde tüketilmediğinde zararlı olabileceğini söyledi.Clark, “Birçok kişi protein ihtiyacının kilo ve aktivite seviyesine göre değiştiğini bilmiyor. Gereğinden fazla protein almak kilo kaybı yerine kilo alımına neden olabilir” dedi. İngiltere sağlık yönergelerine göre yetişkinlerin vücut ağırlığının her kilogramı için 0,75 gram protein tüketmesi öneriliyor. Bu, kadınlarda ortalama 45 gram, erkeklerde ise 55 gram proteine denk geliyor.TikTok’ta paylaşılan bazı tariflerde kahvelere 33 grama kadar protein eklendiği görülüyor. Uzmanlara göre bu miktar, günlük önerilen seviyenin yüzde 70’inden fazlasına ulaşıyor. Clark, ayrıca bu içeceklerin rafine şeker, tatlandırıcı ve işlenmiş katkı maddeleriyle hazırlandığını, bu nedenle sağlığa faydadan çok zarar getirebileceğini belirtti.Beslenme uzmanları, proteinin en sağlıklı şekilde et, süt ürünleri, yumurta, baklagiller ve sebzelerden alınması gerektiğini vurguluyor. Protein tozunun öğün yerine kullanılmaması gerektiğini söyleyen Clark, “Doğru bir öğün yemek, vitamin, mineral ve sağlıklı yağ alımını da garanti eder” diye konuştu.Uyarılar, sentetik takviyelerdeki katkı maddelerinin bağırsak sağlığına olumsuz etkilerini ortaya koyan araştırmaların ardından geldi. Kolorektal cerrah Dr. James Kinross, protein tozlarının emülgatör ve bağlayıcı maddeler içerdiğini, bunların bağırsakta iltihaplanmayı artırarak kanser riskini yükseltebileceğini ifade etti.Bilim insanları, son yıllarda genç yaşta bağırsak kanseri vakalarında küresel ölçekte yüzde 80 artış görüldüğünü belirtiyor. Artışın; kirlilik, obezite, mikroplastikler ve aşırı işlenmiş gıdalarla ilişkilendirilebileceği öne sürülüyor.Uzmanlar, tüketicilere sosyal medya trendlerine kapılmadan, protein alımını dengeli bir beslenme düzeni içinde sürdürmeleri çağrısında bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NJlSUsG5U0CFW7ecD7hD8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, uyardı:, Kahveyi, böyle, içmek, kilo, aldırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NJlSUsG5U0CFW7ecD7hD8A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlar uyardı: Kahveyi böyle içmek kilo aldırıyor"><p>Sosyal medyada popüler hale gelen, kahveye protein tozu eklenerek hazırlanan içeceğin sağlık riskleri konusunda uzmanlar uyarıda bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AJEerX5cxUGAHk4_lnC5NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Bir shot espressoya protein tozu eklenip buzla servis edilerek yapılan bu içecek, kas gelişimini desteklediği ve enerji verdiği iddiasıyla yayılıyor. Ancak fitness uzmanı Adam Clark, bu trendin istenmeyen kilo alımına yol açabileceğini ve egzersiz programına uygun şekilde tüketilmediğinde zararlı olabileceğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/004tgaKU10Kl2R9jbHkveQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Clark, “Birçok kişi protein ihtiyacının kilo ve aktivite seviyesine göre değiştiğini bilmiyor. Gereğinden fazla protein almak kilo kaybı yerine kilo alımına neden olabilir” dedi. İngiltere sağlık yönergelerine göre yetişkinlerin vücut ağırlığının her kilogramı için 0,75 gram protein tüketmesi öneriliyor. Bu, kadınlarda ortalama 45 gram, erkeklerde ise 55 gram proteine denk geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xfQht0eL7kSu8uAv9HQlLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TikTok’ta paylaşılan bazı tariflerde kahvelere 33 grama kadar protein eklendiği görülüyor. Uzmanlara göre bu miktar, günlük önerilen seviyenin yüzde 70’inden fazlasına ulaşıyor. Clark, ayrıca bu içeceklerin rafine şeker, tatlandırıcı ve işlenmiş katkı maddeleriyle hazırlandığını, bu nedenle sağlığa faydadan çok zarar getirebileceğini belirtti.Beslenme uzmanları, proteinin en sağlıklı şekilde et, süt ürünleri, yumurta, baklagiller ve sebzelerden alınması gerektiğini vurguluyor. Protein tozunun öğün yerine kullanılmaması gerektiğini söyleyen Clark, “Doğru bir öğün yemek, vitamin, mineral ve sağlıklı yağ alımını da garanti eder” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mNm5_TEsgECtv9bGeL82-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyarılar, sentetik takviyelerdeki katkı maddelerinin bağırsak sağlığına olumsuz etkilerini ortaya koyan araştırmaların ardından geldi. Kolorektal cerrah Dr. James Kinross, protein tozlarının emülgatör ve bağlayıcı maddeler içerdiğini, bunların bağırsakta iltihaplanmayı artırarak kanser riskini yükseltebileceğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6DALep4WrUq_fQUoypJJgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, son yıllarda genç yaşta bağırsak kanseri vakalarında küresel ölçekte yüzde 80 artış görüldüğünü belirtiyor. Artışın; kirlilik, obezite, mikroplastikler ve aşırı işlenmiş gıdalarla ilişkilendirilebileceği öne sürülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pQnec1eDSUG8ily0KUYgRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, tüketicilere sosyal medya trendlerine kapılmadan, protein alımını dengeli bir beslenme düzeni içinde sürdürmeleri çağrısında bulunuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>5G’ye geçiş başladı: Komplo teorileri ve gerçekler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/5gye-gecis-basladi-komplo-teorileri-ve-gercekler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/5gye-gecis-basladi-komplo-teorileri-ve-gercekler</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal medya kullanıcıları 5G’nin sağlığa etkisi olup olmadığını sorguluyor.16 Ağustos 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile mobil haberleşme alanında 5G ihalesi sürecinin resmen başladığı öğrenildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’de 2G ile başlayan, 3G ve 4.5G ile gelişen mobil haberleşme teknolojilerini artık 5G’ye taşıdıklarını belirterek, 5G’nin 4.5G şebekelerine göre 10 ila 100 kata kadar daha hızlı internet sağlayacağını kaydetti. Öte yandan özellikle sosyal medyada 5G ile ilgili çeşitli komplo teorileri yayılmaya devam ediyor. Dünyanın birçok ülkesinde yaygınlaştırılan 5G teknolojisi, daha hızlı internet ve yeni dijital hizmetler vaat ederken, aynı zamanda uzun süredir çeşitli söylentiler ve komplo teorilerinin hedefi oluyor. En dikkat çekici iddialardan biri, 5G’nin koronavirüs pandemisini tetiklediği yönündeki teorilerdi. Bu iddialar hiçbir bilimsel temele dayanmıyor. Covid-19’un bulaşıcı bir virüs nedeniyle ortaya çıktığı, üstelik 5G altyapısı bulunmayan bölgelerde de yayıldığı açıkça biliniyor. Ancak o dönemde söylentiler öyle bir hızla yayıldı ki 5G direklerine yönelik kundaklama olayları bile gündeme geldi. Sosyal medya kullanıcıları halen 5G’nin sağlığa etkisi olup olmadığını sorguluyor. 5G NEDİR? 5G, mevcut 4G LTE ağlarına kıyasla çok daha yüksek veri hızı ve kapasite sunan yeni nesil kablosuz iletişim teknolojisi. Akıllı şehirler, robotik cerrahi gibi ileri uygulamalara imkân sağlaması bekleniyor. 5G, düşük, orta ve yüksek bant olmak üzere üç farklı frekans aralığında çalışıyor. Düşük bant geniş kapsama alanı sunarken hız artışı sınırlı kalıyor. Orta bant hız ve kapsama arasında denge sağlıyor. Yüksek bant ise çok hızlı bağlantılar sunmasına rağmen sinyallerin menzili kısa, bu nedenle özellikle şehirlerde yoğun hücre istasyonları kurulması gerekiyor. SAĞLIK ÜZERİNDE ETKİSİ VAR MI? Uzmanlar, 5G’nin sağlık açısından ek bir risk taşımadığı konusunda hemfikir. ABD’deki Pensilvanya Üniversitesi’nden biyomühendislik profesörü Kenneth Foster, CNN International’a yaptığı açıklamada, düşük ve orta bant 5G’nin halihazırda kullanılan ağlarla benzer frekansta çalıştığını belirterek “Maruz kalma açısından bir fark yok” dedi. Asıl gelişmelerin yaşanacağı milimetre dalga frekanslarının ise insan sağlığı için daha da az endişe verici olduğuna dikkat çekiliyor. New York Üniversitesi’nden radyoloji uzmanı Chris Collins, gazeteye verdiği röportajda, bu frekansların cilt, duvar ya da ağaç gibi yüzeyleri aşamadığını, dolayısıyla insan bedeninin içine işlemediğini vurguladı: “5G daha yüksek frekansta çalışıyor, bu da vücuda daha az nüfuz ettiği anlamına geliyor. Sinyaller cildin ötesine geçemiyor.” Ayrıca milimetre dalgalarının havaalanı güvenlik tarayıcıları gibi günlük hayatta kullanılan teknolojilerde de yer aldığı biliniyor. Uzmanlar, bu dalgaların yalnızca çok düşük seviyede ısı etkisi yaratabileceğini, bunun da insan sağlığı için risk oluşturmadığını söylüyor. Radyo frekans dalgaları, X-ray gibi DNA’ya zarar veren iyonlaştırıcı radyasyonlardan farklı olarak “non-iyonize” kategorisinde yer alıyor. SON ARAŞTIRMALAR NE GÖSTERİYOR? Geçmişte yapılan onlarca araştırma, 5G’nin insan sağlığına zarar verdiğine dair bir kanıt bulamadı. Almanya’daki Constructor University tarafından yürütülen yeni bir çalışma da bu bulguları güçlendirdi. Çalışmada bilim insanları, insan cilt hücrelerini (fibroblast ve keratinositler) 27 ve 40,5 gigahertz frekanslarına farklı yoğunluklarda ve farklı sürelerle maruz bıraktı. Hücrelerin genetik ve epigenetik tepkileri incelendi. Sonuç çarpıcıydı: Tavsiye edilen sınırın on katı seviyede bile gen ifadesinde veya DNA metilasyonunda rastgele değişimlerin ötesinde hiçbir etki görülmedi. Araştırmacılar, önceki bazı çalışmalarda iddia edilen etkilerin aslında yalnızca ısı kaynaklı olabileceğini belirtti. Bilim insanları yayımladıkları makalede, “Sonuçlarımız biyofiziksel gerçeklerle uyumlu: Bu frekanslarda enerji, DNA’ya zarar verecek ya da iyonlaştırıcı etki yaratacak kadar güçlü değil” ifadelerini kullandı.  Çalışmanın, 5G’nin “nontermal biyolojik etkiler” oluşturduğu iddialarını da geçersiz kıldığı vurgulandı. DEVLETLERİN TUTUMU ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC), cep telefonları ve kablosuz cihazlardan yayılan radyo frekansı seviyelerini düzenliyor. 5G’nin yarattığı maruziyet seviyeleri, FCC’nin belirlediği sınırların oldukça altında. Avrupa Komisyonu da benzer şekilde, 5G’nin sağlık açısından riskli olduğuna dair bir bulgu olmadığını, ancak araştırmaların yakından takip edileceğini açıkladı. Komisyon yetkilisi Vytenis Andriukaitis, “Yeni teknolojinin nasıl uygulanacağını ve bilimsel kanıtların nasıl gelişeceğini görmemiz gerekiyor. Avrupa vatandaşlarının sağlığı en yüksek düzeyde korunacak” dedi. Uzmanlar, 5G hakkındaki endişelere en uygun yanıtın bu temkinli ama bilimsel yaklaşım olduğunu belirtiyor. KOMPLO TEORİLERİNİN GELECEĞİ Cep telefonu direkleri ve kablosuz iletişim üzerine komplo teorileri, teknolojilerin kendisi kadar eski. An ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Izrr55gPAU-0ZewM2n4bqw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>5G’ye, geçiş, başladı:, Komplo, teorileri, gerçekler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Izrr55gPAU-0ZewM2n4bqw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="5G’ye geçiş başladı: Teoriler ve gerçekler"><p>Sosyal medya kullanıcıları 5G’nin sağlığa etkisi olup olmadığını sorguluyor.</p><p>16 Ağustos 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile mobil haberleşme alanında 5G ihalesi sürecinin resmen başladığı öğrenildi. </p><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’de 2G ile başlayan, 3G ve 4.5G ile gelişen mobil haberleşme teknolojilerini artık 5G’ye taşıdıklarını belirterek, 5G’nin 4.5G şebekelerine göre 10 ila 100 kata kadar daha hızlı internet sağlayacağını kaydetti. </p><p>Öte yandan özellikle sosyal medyada 5G ile ilgili çeşitli komplo teorileri yayılmaya devam ediyor. Dünyanın birçok ülkesinde yaygınlaştırılan 5G teknolojisi, daha hızlı internet ve yeni dijital hizmetler vaat ederken, aynı zamanda uzun süredir çeşitli söylentiler ve komplo teorilerinin hedefi oluyor. En dikkat çekici iddialardan biri, 5G’nin koronavirüs pandemisini tetiklediği yönündeki teorilerdi. </p><p>Bu iddialar hiçbir bilimsel temele dayanmıyor. Covid-19’un bulaşıcı bir virüs nedeniyle ortaya çıktığı, üstelik 5G altyapısı bulunmayan bölgelerde de yayıldığı açıkça biliniyor. </p><p>Ancak o dönemde söylentiler öyle bir hızla yayıldı ki 5G direklerine yönelik kundaklama olayları bile gündeme geldi. Sosyal medya kullanıcıları halen 5G’nin sağlığa etkisi olup olmadığını sorguluyor. </p><p><strong>5G NEDİR?</strong> </p><p>5G, mevcut 4G LTE ağlarına kıyasla çok daha yüksek veri hızı ve kapasite sunan yeni nesil kablosuz iletişim teknolojisi. Akıllı şehirler, robotik cerrahi gibi ileri uygulamalara imkân sağlaması bekleniyor. </p><p>5G, düşük, orta ve yüksek bant olmak üzere üç farklı frekans aralığında çalışıyor. Düşük bant geniş kapsama alanı sunarken hız artışı sınırlı kalıyor. Orta bant hız ve kapsama arasında denge sağlıyor. Yüksek bant ise çok hızlı bağlantılar sunmasına rağmen sinyallerin menzili kısa, bu nedenle özellikle şehirlerde yoğun hücre istasyonları kurulması gerekiyor. </p><p><strong>SAĞLIK ÜZERİNDE ETKİSİ VAR MI?</strong> </p><p>Uzmanlar, 5G’nin sağlık açısından ek bir risk taşımadığı konusunda hemfikir. </p><p>ABD’deki Pensilvanya Üniversitesi’nden biyomühendislik profesörü Kenneth Foster, CNN International’a yaptığı açıklamada, düşük ve orta bant 5G’nin halihazırda kullanılan ağlarla benzer frekansta çalıştığını belirterek “Maruz kalma açısından bir fark yok” dedi. </p><p>Asıl gelişmelerin yaşanacağı milimetre dalga frekanslarının ise insan sağlığı için daha da az endişe verici olduğuna dikkat çekiliyor. </p><p>New York Üniversitesi’nden radyoloji uzmanı Chris Collins, gazeteye verdiği röportajda, bu frekansların cilt, duvar ya da ağaç gibi yüzeyleri aşamadığını, dolayısıyla insan bedeninin içine işlemediğini vurguladı: </p><p>“5G daha yüksek frekansta çalışıyor, bu da vücuda daha az nüfuz ettiği anlamına geliyor. Sinyaller cildin ötesine geçemiyor.” </p><p>Ayrıca milimetre dalgalarının havaalanı güvenlik tarayıcıları gibi günlük hayatta kullanılan teknolojilerde de yer aldığı biliniyor. Uzmanlar, bu dalgaların yalnızca çok düşük seviyede ısı etkisi yaratabileceğini, bunun da insan sağlığı için risk oluşturmadığını söylüyor. </p><p>Radyo frekans dalgaları, X-ray gibi DNA’ya zarar veren iyonlaştırıcı radyasyonlardan farklı olarak “non-iyonize” kategorisinde yer alıyor. </p><p><strong>SON ARAŞTIRMALAR NE GÖSTERİYOR?</strong> </p><p>Geçmişte yapılan onlarca araştırma, 5G’nin insan sağlığına zarar verdiğine dair bir kanıt bulamadı. Almanya’daki Constructor University tarafından yürütülen yeni bir çalışma da bu bulguları güçlendirdi. </p><p>Çalışmada bilim insanları, insan cilt hücrelerini (fibroblast ve keratinositler) 27 ve 40,5 gigahertz frekanslarına farklı yoğunluklarda ve farklı sürelerle maruz bıraktı. Hücrelerin genetik ve epigenetik tepkileri incelendi. </p><p>Sonuç çarpıcıydı: Tavsiye edilen sınırın on katı seviyede bile gen ifadesinde veya DNA metilasyonunda rastgele değişimlerin ötesinde hiçbir etki görülmedi. Araştırmacılar, önceki bazı çalışmalarda iddia edilen etkilerin aslında yalnızca ısı kaynaklı olabileceğini belirtti. </p><p>Bilim insanları yayımladıkları makalede, “Sonuçlarımız biyofiziksel gerçeklerle uyumlu: Bu frekanslarda enerji, DNA’ya zarar verecek ya da iyonlaştırıcı etki yaratacak kadar güçlü değil” ifadelerini kullandı.  </p><p>Çalışmanın, 5G’nin “nontermal biyolojik etkiler” oluşturduğu iddialarını da geçersiz kıldığı vurgulandı. </p><p><strong>DEVLETLERİN TUTUMU</strong> </p><p>ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC), cep telefonları ve kablosuz cihazlardan yayılan radyo frekansı seviyelerini düzenliyor. 5G’nin yarattığı maruziyet seviyeleri, FCC’nin belirlediği sınırların oldukça altında. Avrupa Komisyonu da benzer şekilde, 5G’nin sağlık açısından riskli olduğuna dair bir bulgu olmadığını, ancak araştırmaların yakından takip edileceğini açıkladı. </p><p>Komisyon yetkilisi Vytenis Andriukaitis, “Yeni teknolojinin nasıl uygulanacağını ve bilimsel kanıtların nasıl gelişeceğini görmemiz gerekiyor. Avrupa vatandaşlarının sağlığı en yüksek düzeyde korunacak” dedi. </p><p>Uzmanlar, 5G hakkındaki endişelere en uygun yanıtın bu temkinli ama bilimsel yaklaşım olduğunu belirtiyor. </p><p><strong>KOMPLO TEORİLERİNİN GELECEĞİ</strong> </p><p>Cep telefonu direkleri ve kablosuz iletişim üzerine komplo teorileri, teknolojilerin kendisi kadar eski. Ancak dezenformasyon çağında bu iddialar çok daha hızlı yayılıyor. </p><p>Araştırmalar 5G’nin insan sağlığına zararlı olmadığını tekrar tekrar ortaya koysa da, uzmanlara göre yanlış bilgilerin tamamen ortadan kalkması pek mümkün görünmüyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğanın en güçlü antibiyotiği: Etkisi ilaçlarla yarışıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doganin-en-guclu-antibiyotigi-etkisi-ilaclarla-yarisiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doganin-en-guclu-antibiyotigi-etkisi-ilaclarla-yarisiyor</guid>
<description><![CDATA[ Yüzyıllardır sarımsak dişleri sadece lezzetli aroması için değil, aynı zamanda çok çeşitli sağlık sorunları için doğal bir çare olarak biliniyor. Peki, her gün bir diş çiğ sarımsak yerseniz neler olur?Sarımsağın etkilerini en üst düzeye çıkarmak için tüketilebilecek birçok yöntemden biri, güçlü faydalarıyla bilinen çiğ bir diş sarımsak yemek. Keskin kokusu ve tadı birçok kişiyi rahatsız etse de, sarımsak çiğ tüketildiğinde aktif bileşenlerinin çoğunu korur. Günlük rutininize sadece bir diş çiğ sarımsak eklemek bağışıklığı, kalp sağlığını ve daha fazlasını destekleyebilir. Her gün bir diş çiğ sarımsak yerseniz neler olur?Sarımsak genellikle doğal bir bağışıklık güçlendirici olarak adlandırılır. İçindeki allisin antibakteriyel, antiviral ve antifungal özelliklere sahiptir. Her gün bir diş sarımsak yemek, vücudun savunma sistemini güçlendirerek soğuk algınlığı, grip ve solunum yolu hastalıkları gibi enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olabilir.Sarımsak, kalp sağlığına yardımcı olmasının yanı sıra, insülin duyarlılığını ve direncini iyileştirerek kan şekeri seviyelerini düzenlemede de faydalıdır . Diyabet hastaları veya diyabet geliştirme riski yüksek olanlar, daha iyi glikoz kontrolünden faydalanabilirler.Sarımsakta bulunan zengin antioksidanlar, vücudumuzun yaşlanmayla bağlantılı bilişsel gerilemeyle savaşmasına yardımcı olabilir. Bu aynı zamanda Alzheimer ve bunama gibi diğer beyin dejeneratif hastalıklarının riskini azaltabilir (veya en azından ilerlemesini yavaşlatabilir).Sarımsak ağır metal zehirlenmesine karşı bir tedavi olmasa da , son zamanlardaki destekleyici kanıtlar sarımsağın kurşun, kadmiyum, metilciva, fenilciva ve arseniği detoksifiye edebilen bileşikler içerdiğini göstermektedir.Her gün çiğ bir parça sarımsak tüketmek, sindirim enzimlerinin üretimini uyarabilir ve sağlıklı bağırsak bakterilerini destekleyerek sindirime ve diğer süreçlere yardımcı olabilir. Sonuç olarak, daha iyi besin emilimini ve sindirimi teşvik etmeye yardımcı olur ve şişkinlik ve şiddetli kabızlık gibi mide-bağırsak sorunlarını önlemeye yardımcı olabilir.Sarımsak ayrıca kan basıncını ve kolesterolü düşürerek kalp hastalığı riskini de azaltır . Peki nasıl? Vücudun kan dolaşımını ve akışını iyileştirerek atardamarlarda plak oluşumunu önler, aynı zamanda iltihabı azaltır ve genel kardiyovasküler fonksiyonu destekleyerek daha sağlıklı bir kalbe katkıda bulunur.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pCZ1XwCOlEGDU2icayFhnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğanın, güçlü, antibiyotiği:, Etkisi, ilaçlarla, yarışıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pCZ1XwCOlEGDU2icayFhnA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğanın en güçlü antibiyotiği: Etkisi ilaçlarla yarışıyor"><p>Yüzyıllardır sarımsak dişleri sadece lezzetli aroması için değil, aynı zamanda çok çeşitli sağlık sorunları için doğal bir çare olarak biliniyor. Peki, her gün bir diş çiğ sarımsak yerseniz neler olur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RNUjCty9FUSz78MbszoNhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sarımsağın etkilerini en üst düzeye çıkarmak için tüketilebilecek birçok yöntemden biri, güçlü faydalarıyla bilinen çiğ bir diş sarımsak yemek. Keskin kokusu ve tadı birçok kişiyi rahatsız etse de, sarımsak çiğ tüketildiğinde aktif bileşenlerinin çoğunu korur. Günlük rutininize sadece bir diş çiğ sarımsak eklemek bağışıklığı, kalp sağlığını ve daha fazlasını destekleyebilir. Her gün bir diş çiğ sarımsak yerseniz neler olur?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g3ljA_nIYEG_BnaiBaqVRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sarımsak genellikle doğal bir bağışıklık güçlendirici olarak adlandırılır. İçindeki allisin antibakteriyel, antiviral ve antifungal özelliklere sahiptir. Her gün bir diş sarımsak yemek, vücudun savunma sistemini güçlendirerek soğuk algınlığı, grip ve solunum yolu hastalıkları gibi enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rLTiU67SEUKVwhHi_LgnNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sarımsak, kalp sağlığına yardımcı olmasının yanı sıra, insülin duyarlılığını ve direncini iyileştirerek kan şekeri seviyelerini düzenlemede de faydalıdır . Diyabet hastaları veya diyabet geliştirme riski yüksek olanlar, daha iyi glikoz kontrolünden faydalanabilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FcplqvYLHE6fBDp-ks2TmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sarımsakta bulunan zengin antioksidanlar, vücudumuzun yaşlanmayla bağlantılı bilişsel gerilemeyle savaşmasına yardımcı olabilir. Bu aynı zamanda Alzheimer ve bunama gibi diğer beyin dejeneratif hastalıklarının riskini azaltabilir (veya en azından ilerlemesini yavaşlatabilir).Sarımsak ağır metal zehirlenmesine karşı bir tedavi olmasa da , son zamanlardaki destekleyici kanıtlar sarımsağın kurşun, kadmiyum, metilciva, fenilciva ve arseniği detoksifiye edebilen bileşikler içerdiğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q28f994ou0WHpZpQ4gZmdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün çiğ bir parça sarımsak tüketmek, sindirim enzimlerinin üretimini uyarabilir ve sağlıklı bağırsak bakterilerini destekleyerek sindirime ve diğer süreçlere yardımcı olabilir. Sonuç olarak, daha iyi besin emilimini ve sindirimi teşvik etmeye yardımcı olur ve şişkinlik ve şiddetli kabızlık gibi mide-bağırsak sorunlarını önlemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mN6Th3G9uEu5iszGVEyrIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sarımsak ayrıca kan basıncını ve kolesterolü düşürerek kalp hastalığı riskini de azaltır . Peki nasıl? Vücudun kan dolaşımını ve akışını iyileştirerek atardamarlarda plak oluşumunu önler, aynı zamanda iltihabı azaltır ve genel kardiyovasküler fonksiyonu destekleyerek daha sağlıklı bir kalbe katkıda bulunur.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>90 günde yağlı karaciğer sorununu tersine çeviriyor: 6 kural var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/90-gunde-yagli-karaciger-sorununu-tersine-ceviriyor-6-kural-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/90-gunde-yagli-karaciger-sorununu-tersine-ceviriyor-6-kural-var</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, karaciğerin genellikle göz ardı edilen bir organ olduğunu, ancak sorun çıktığında ciddi belirtilerle kendini gösterdiğini vurguluyor. Bugüne dek çoğunlukla alkol ve obeziteyle ilişkilendirilen yağlı karaciğer hastalığı, artık ne alkol kullanan ne de aşırı kilo sorunu yaşayan bireylerde de yaygın görülmeye başladı.Bunun ardındaki en önemli nedenin modern beslenme alışkanlıkları olduğuna dikkat çeken uzmanlara göre, karaciğer gereksiz yüklerle boğuşurken aslında ihtiyaç duyduğu besinlerden mahrum kalıyor.İyi haber ise şu: Yağlı karaciğer hastalığı doğru beslenme düzenlemeleriyle 90 gün içinde tersine çevrilebiliyor. İşte uzmanların önerdiği 6 adım:Uzmanlar, şekerin sadece kilo artışına değil, doğrudan karaciğerde yağ birikimine yol açtığını belirtiyor. Özellikle fruktoz içeren paketli meyve suları, aromalı yoğurtlar ve “sağlıklı” diye bilinen şuruplar risk oluşturuyor. Lifli tam meyveler ise karaciğer için çok daha faydalı.Lifin yalnızca sindirime yardımcı olmadığına dikkat çekiliyor. İnsülin duyarlılığını artıran, iltihabı azaltan ve fazla hormonların atılmasını sağlayan lif; yağlı karaciğerin gerilemesinde kritik rol oynuyor. Keten tohumu, chia tohumu, mercimek ve brokoli öne çıkan besinler arasında.Her yağın zararlı olmadığına değinen uzmanlar, özellikle omega-3 yağ asitlerinin karaciğerdeki yağlanmayı azalttığını ifade ediyor. Somon gibi yağlı balıklar, ceviz ve keten tohumu yağı önerilen kaynaklar arasında yer alıyor.4. POLİFENOLLARİN GÜCÜNDEN YARARLANINBitkisel kaynaklı polifenoller, karaciğerdeki oksidatif stresi azaltarak insülin direncini iyileştiriyor. Yaban mersini, zeytinyağı, nar, matcha ve zerdeçal bu etkiyi sağlayan besinler arasında.Gece geç saatlerde yemek yemenin karaciğerin onarım sürecini engellediği belirtiliyor. Uzmanlar, yatmadan en az 2-3 saat önce besin alımının kesilmesi gerektiğini vurguluyor.6. ULTRA İŞLENMİŞ GIDALARDAN UZAK DURUNDiyet veya “az yağlı” olarak sunulan paketli gıdaların çoğunun karaciğere zarar veren katkı maddeleri içerdiği hatırlatılıyor. Yerine doğal kuruyemişler, taze meyveler veya haşlanmış baklagillerin tercih edilmesi öneriliyor.Karaciğer sağlığı, sadece alkol veya kilo ile ilgili değil. Doğru beslenme alışkanlıklarıyla karaciğerin kendini kısa sürede onarabileceği ve yağlanmanın geri çevrilebileceği uzmanlar tarafından vurgulanıyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KzS4xQyByESazo7G2Gr-Eg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>günde, yağlı, karaciğer, sorununu, tersine, çeviriyor:, kural, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KzS4xQyByESazo7G2Gr-Eg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="90 günde yağlı karaciğer sorununu tersine çeviriyor: 6 kural var"><p>Uzmanlar, karaciğerin genellikle göz ardı edilen bir organ olduğunu, ancak sorun çıktığında ciddi belirtilerle kendini gösterdiğini vurguluyor. Bugüne dek çoğunlukla alkol ve obeziteyle ilişkilendirilen yağlı karaciğer hastalığı, artık ne alkol kullanan ne de aşırı kilo sorunu yaşayan bireylerde de yaygın görülmeye başladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sh7rTK6H3kOIt-SisxXL6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun ardındaki en önemli nedenin modern beslenme alışkanlıkları olduğuna dikkat çeken uzmanlara göre, karaciğer gereksiz yüklerle boğuşurken aslında ihtiyaç duyduğu besinlerden mahrum kalıyor.İyi haber ise şu: Yağlı karaciğer hastalığı doğru beslenme düzenlemeleriyle 90 gün içinde tersine çevrilebiliyor. İşte uzmanların önerdiği 6 adım:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o5s2csmfC0eyCYklQzpIkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, şekerin sadece kilo artışına değil, doğrudan karaciğerde yağ birikimine yol açtığını belirtiyor. Özellikle fruktoz içeren paketli meyve suları, aromalı yoğurtlar ve “sağlıklı” diye bilinen şuruplar risk oluşturuyor. Lifli tam meyveler ise karaciğer için çok daha faydalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NF43L76cvUGH7qIoNsMt_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lifin yalnızca sindirime yardımcı olmadığına dikkat çekiliyor. İnsülin duyarlılığını artıran, iltihabı azaltan ve fazla hormonların atılmasını sağlayan lif; yağlı karaciğerin gerilemesinde kritik rol oynuyor. Keten tohumu, chia tohumu, mercimek ve brokoli öne çıkan besinler arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SyhPlB6rP0GGNGhQdezY7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her yağın zararlı olmadığına değinen uzmanlar, özellikle omega-3 yağ asitlerinin karaciğerdeki yağlanmayı azalttığını ifade ediyor. Somon gibi yağlı balıklar, ceviz ve keten tohumu yağı önerilen kaynaklar arasında yer alıyor.4. POLİFENOLLARİN GÜCÜNDEN YARARLANINBitkisel kaynaklı polifenoller, karaciğerdeki oksidatif stresi azaltarak insülin direncini iyileştiriyor. Yaban mersini, zeytinyağı, nar, matcha ve zerdeçal bu etkiyi sağlayan besinler arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mdcVA5yGREy2cfo1LK328A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece geç saatlerde yemek yemenin karaciğerin onarım sürecini engellediği belirtiliyor. Uzmanlar, yatmadan en az 2-3 saat önce besin alımının kesilmesi gerektiğini vurguluyor.6. ULTRA İŞLENMİŞ GIDALARDAN UZAK DURUNDiyet veya “az yağlı” olarak sunulan paketli gıdaların çoğunun karaciğere zarar veren katkı maddeleri içerdiği hatırlatılıyor. Yerine doğal kuruyemişler, taze meyveler veya haşlanmış baklagillerin tercih edilmesi öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0DbvjoDSwkSbF-cUmTFkww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer sağlığı, sadece alkol veya kilo ile ilgili değil. Doğru beslenme alışkanlıklarıyla karaciğerin kendini kısa sürede onarabileceği ve yağlanmanın geri çevrilebileceği uzmanlar tarafından vurgulanıyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kardiyolog açıkladı: Kalbi desteklemek için 1 numaralı uyku önerisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kardiyolog-acikladi-kalbi-desteklemek-icin-1-numarali-uyku-oenerisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kardiyolog-acikladi-kalbi-desteklemek-icin-1-numarali-uyku-oenerisi</guid>
<description><![CDATA[ İyi uyku, sağlıklı bir kalp için hayati önem taşır. Uzmanlar kalp sağlığı için düzenli bir uyku programı öneriyor. Bu, her gün aynı saatte yatıp aynı saatte uyanmak anlamına gelir. Tutarlılık, vücudun iç saatini düzenlemeye yardımcı olur. Stresi azaltır ve uyku kalitesini artırır. Düzenli uyku, beslenme ve egzersizle birlikte kan basıncının kontrolüne yardımcı olur.Sağlıklı bir kalp sadece beslenme ve egzersize bağlı değildir; kaliteli uyku da önemli bir rol oynar. ABD&#039;li kardiyolog Dr. Sanjay Bhojraj&#039;a göre, kan basıncını yönetmek için en etkili alışkanlık sadece daha fazla uyumak değil, aynı zamanda tutarlı bir uyku programı sürdürmektir.Her gün aynı saatte yatıp aynı saatte uyanmak, iç vücut saatinizi düzenlemeye, stres seviyenizi azaltmaya ve kalp sağlığınızı desteklemeye yardımcı olur. Düzenli uyku zamanlaması, kan basıncını kontrol etmek için çok önemli olan uyku kalitesini de artırır. Sağlıklı bir beslenme, egzersiz ve tıbbi bakımla birleştirildiğinde, bu basit alışkanlık kalıcı bir fark yaratabilir. Düzenli bir uyku düzeninin kan basıncını kontrol etmede önemi
Kalp de dahil olmak üzere vücudunuzun her bölümü, sirkadiyen saat olarak bilinen doğal bir ritmi takip eder. Her gün aynı saatte yatıp kalkmak, bu saatin uyumlu kalmasına yardımcı olarak kalp üzerindeki stresi azaltır. Düzensiz uyku düzenleri, geceden geceye sadece 30 dakika farklılık gösterse bile, yüksek tansiyon riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilendirilmiştir.Uyku-uyanıklık rutininizde tutarlılığı korumak, stres hormonu dalgalanmalarını azaltarak ve daha iyi kardiyovasküler iyileşme sağlayarak kan basıncı düzenlemesini destekler.Kalp sağlığı kuruluşlarının bilimsel rehberleri, zamanlama ve düzenlilik de dahil olmak üzere uyku sağlığını, kalp hastalığı, yüksek tansiyon ve metabolik sorunları önlemede önemli faktörler olarak vurgulamaktadır.Mesaj açıktır: Önemli olan sadece ne kadar uyuduğunuz değil, ne zaman uyuduğunuzdur.Kardiyovasküler gerginliği azaltır: Düzenli bir uyku düzeni, kalbinizin daha etkili çalışmasına yardımcı olur ve kan damarları üzerindeki stresi azaltır. Uyku kalitesini artırır: Düzenli bir program, kan basıncı kontrolü için gerekli olan uykunun derinliğini ve dinlendiriciliğini artırır.Genel refahı destekler: Daha iyi uyku, ruh halini, enerjiyi ve daha sağlıklı yaşam tarzı seçimlerini destekler ve bunların tümü kalp sağlığına fayda sağlar.KALP DOSTU UYKU RUTİNİ1. Sabit bir yatma ve uyanma saati belirleyinGünlük programınıza uygun saatleri seçin ve hafta sonları bile bunlara sadık kalın. Bu, vücudunuzun iç ritmini eğitmeye ve daha dinlendirici bir uykuyu desteklemeye yardımcı olur.2. Sakin bir yatma vakti ritüeli oluşturunYatmadan en az bir saat önce ekranları kapatın. Bunun yerine, vücudunuza dinlenme zamanının geldiğini bildirmek için kitap okumak veya hafif esneme hareketleri yapmak gibi sakinleştirici aktivitelerle rahatlayın.3. Yatak odanızı uyku dostu hale getirinOdanızı serin, karanlık ve sessiz tutun. Bu çevresel faktörler uyku kalitenizi artırmaya ve dolayısıyla sağlıklı kan basıncı seviyelerini desteklemeye yardımcı olur.4. Akşam uyarıcılarına dikkat edinAlkol, kafein ve ağır veya tuzlu gece atıştırmalıklarından kaçının. Bu tür alışkanlıklar hem uykuyu hem de kardiyovasküler dengeyi bozarak kan basıncını yükseltebilir.Diyet ve egzersizin ötesinde: Uyku, kan basıncını kontrol etmede neden önemlidir?Diyet, egzersiz ve ilaçlar kan basıncı yönetiminde temel öneme sahip olsa da, uyku genellikle göz ardı edilen ancak aynı derecede hayati bir bileşendir. Dr. Bhojraj&#039;ın her gün aynı saatlerde yatıp kalkarak tutarlı bir uyku programı sürdürme tavsiyesine uymak, kalp sağlığı ve kan basıncı kontrolü için basit ama güçlü bir destek sağlayabilir.Bu düzenlilik, vücudunuzun iç saatini düzenlemeye yardımcı olarak kan basıncını yükseltebilen stres hormonlarını azaltır. Dahası, düzenli uyku dinlenme kalitesini artırarak kardiyovasküler sistemin gece boyunca toparlanıp onarılmasını sağlar. Bu alışkanlığı sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve tıbbi tavsiyelerle birleştirmek, genel kan basıncı yönetimini önemli ölçüde iyileştirebilir ve kalp hastalığı riskini azaltabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k2ZLGNhVsUiDXZkf6_i8BQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:11:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kardiyolog, açıkladı:, Kalbi, desteklemek, için, numaralı, uyku, önerisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k2ZLGNhVsUiDXZkf6_i8BQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kardiyolog açıkladı: Kalbi desteklemek için 1 numaralı uyku önerisi"><p>İyi uyku, sağlıklı bir kalp için hayati önem taşır. Uzmanlar kalp sağlığı için düzenli bir uyku programı öneriyor. Bu, her gün aynı saatte yatıp aynı saatte uyanmak anlamına gelir. Tutarlılık, vücudun iç saatini düzenlemeye yardımcı olur. Stresi azaltır ve uyku kalitesini artırır. Düzenli uyku, beslenme ve egzersizle birlikte kan basıncının kontrolüne yardımcı olur.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d3JT0M5RVkSyoDheyPJSoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir kalp sadece beslenme ve egzersize bağlı değildir; kaliteli uyku da önemli bir rol oynar. ABD'li kardiyolog Dr. Sanjay Bhojraj'a göre, kan basıncını yönetmek için en etkili alışkanlık sadece daha fazla uyumak değil, aynı zamanda tutarlı bir uyku programı sürdürmektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6kCOEdyFLUS9SF8X9mT5qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün aynı saatte yatıp aynı saatte uyanmak, iç vücut saatinizi düzenlemeye, stres seviyenizi azaltmaya ve kalp sağlığınızı desteklemeye yardımcı olur. Düzenli uyku zamanlaması, kan basıncını kontrol etmek için çok önemli olan uyku kalitesini de artırır. Sağlıklı bir beslenme, egzersiz ve tıbbi bakımla birleştirildiğinde, bu basit alışkanlık kalıcı bir fark yaratabilir. Düzenli bir uyku düzeninin kan basıncını kontrol etmede önemi
Kalp de dahil olmak üzere vücudunuzun her bölümü, sirkadiyen saat olarak bilinen doğal bir ritmi takip eder. Her gün aynı saatte yatıp kalkmak, bu saatin uyumlu kalmasına yardımcı olarak kalp üzerindeki stresi azaltır. Düzensiz uyku düzenleri, geceden geceye sadece 30 dakika farklılık gösterse bile, yüksek tansiyon riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilendirilmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bk7gQm-CBE2aoApPvzvsTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku-uyanıklık rutininizde tutarlılığı korumak, stres hormonu dalgalanmalarını azaltarak ve daha iyi kardiyovasküler iyileşme sağlayarak kan basıncı düzenlemesini destekler.Kalp sağlığı kuruluşlarının bilimsel rehberleri, zamanlama ve düzenlilik de dahil olmak üzere uyku sağlığını, kalp hastalığı, yüksek tansiyon ve metabolik sorunları önlemede önemli faktörler olarak vurgulamaktadır.Mesaj açıktır: Önemli olan sadece ne kadar uyuduğunuz değil, ne zaman uyuduğunuzdur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MW8FYvIW20yqFoGvZhPUaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kardiyovasküler gerginliği azaltır: Düzenli bir uyku düzeni, kalbinizin daha etkili çalışmasına yardımcı olur ve kan damarları üzerindeki stresi azaltır. Uyku kalitesini artırır: Düzenli bir program, kan basıncı kontrolü için gerekli olan uykunun derinliğini ve dinlendiriciliğini artırır.Genel refahı destekler: Daha iyi uyku, ruh halini, enerjiyi ve daha sağlıklı yaşam tarzı seçimlerini destekler ve bunların tümü kalp sağlığına fayda sağlar.KALP DOSTU UYKU RUTİNİ1. Sabit bir yatma ve uyanma saati belirleyinGünlük programınıza uygun saatleri seçin ve hafta sonları bile bunlara sadık kalın. Bu, vücudunuzun iç ritmini eğitmeye ve daha dinlendirici bir uykuyu desteklemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BI-R8Q4UyUm8Rjo6e62CIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2. Sakin bir yatma vakti ritüeli oluşturunYatmadan en az bir saat önce ekranları kapatın. Bunun yerine, vücudunuza dinlenme zamanının geldiğini bildirmek için kitap okumak veya hafif esneme hareketleri yapmak gibi sakinleştirici aktivitelerle rahatlayın.3. Yatak odanızı uyku dostu hale getirinOdanızı serin, karanlık ve sessiz tutun. Bu çevresel faktörler uyku kalitenizi artırmaya ve dolayısıyla sağlıklı kan basıncı seviyelerini desteklemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aRof6f0WzkahuH6x4FUY9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>4. Akşam uyarıcılarına dikkat edinAlkol, kafein ve ağır veya tuzlu gece atıştırmalıklarından kaçının. Bu tür alışkanlıklar hem uykuyu hem de kardiyovasküler dengeyi bozarak kan basıncını yükseltebilir.Diyet ve egzersizin ötesinde: Uyku, kan basıncını kontrol etmede neden önemlidir?Diyet, egzersiz ve ilaçlar kan basıncı yönetiminde temel öneme sahip olsa da, uyku genellikle göz ardı edilen ancak aynı derecede hayati bir bileşendir. Dr. Bhojraj'ın her gün aynı saatlerde yatıp kalkarak tutarlı bir uyku programı sürdürme tavsiyesine uymak, kalp sağlığı ve kan basıncı kontrolü için basit ama güçlü bir destek sağlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hzd7QaS_dki7JOUFhFOwUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu düzenlilik, vücudunuzun iç saatini düzenlemeye yardımcı olarak kan basıncını yükseltebilen stres hormonlarını azaltır. Dahası, düzenli uyku dinlenme kalitesini artırarak kardiyovasküler sistemin gece boyunca toparlanıp onarılmasını sağlar. Bu alışkanlığı sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve tıbbi tavsiyelerle birleştirmek, genel kan basıncı yönetimini önemli ölçüde iyileştirebilir ve kalp hastalığı riskini azaltabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>10 bin adımı unutun: Bu teknikle yürümek kalp krizi ve felç riskini azaltıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/10-bin-adimi-unutun-bu-teknikle-yurumek-kalp-krizi-ve-felc-riskini-azaltiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/10-bin-adimi-unutun-bu-teknikle-yurumek-kalp-krizi-ve-felc-riskini-azaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ Son zamanlarda yapılan bir araştırma, yüksek tansiyonu olan bireylerin günlük 10 bin adıma ulaşmadan da kardiyovasküler hastalık riskini önemli ölçüde azaltabileceğini ortaya koydu.Araştırmaya göre, 2.300 adımdan sonra atılan her 1.000 adım, kalp sorunları riskini ortalama yüzde 17 oranında düşürüyor. Üstelik bu faydalar, 10 bin adıma kadar artarak devam ediyor.HİPERTANSİYON VE KALP SAĞLIĞIYüksek tansiyon (hipertansiyon), kalp krizi, kalp yetmezliği ve felç gibi kardiyovasküler olayların başlıca risk faktörlerinden biri olarak biliniyor. Uzmanlara göre, ilaç tedavisine ek olarak en etkili önleyici yöntemlerden biri düzenli fiziksel aktivite, özellikle de yürüyüş yapmak.Sidney Üniversitesi&#039;nde yürütülen yeni bir çalışma, yürüyüşün kalp sağlığı üzerindeki etkilerini detaylı biçimde ortaya koydu.European Journal of Preventive Cardiology&#039;de yayımlanan çalışmaya göre, kalp hastalıklarını önlemek için mutlaka 10 bin adım atmak gerekmiyor. Daha az adım atmak bile önemli faydalar sağlıyor.Araştırmada, yüksek tansiyonu olan 36.000&#039;den fazla kişi incelendi. Bulgular, 10.000 adımın altında bile kalınsa, atılan her ek adımın ve hızlı yürümenin kalp-damar hastalıkları riskini düşürdüğünü ortaya koydu.Çalışma sonuçlarına göre, 2.300 adımdan sonra atılan her 1.000 adım, majör kardiyovasküler olay (MACE) riskinde %17’lik bir azalma sağlıyor. Bu fayda, 10.000 adıma kadar artarak devam ediyor. Özellikle 10.000 adımdan sonra felç riskinde belirgin bir düşüş görülüyor.Prof. Emmanuel Stamatakis, &quot;Bu çalışma, günlük adım sayısıyla kalp ve damar sağlığı arasındaki ilişkiyi gösteren en kapsamlı çalışmalardan biri. Sonuçlar, 10.000 adımın altında kalan fiziksel aktivitenin bile faydalı olduğunu gösteriyor,&quot; dedi.Araştırma, günlük atılan her 1.000 adımın aşağıdaki riskleri ortalama olarak şu oranlarda azalttığını ortaya koydu:Kalp yetmezliği riski: %22Kalp krizi riski: %9Felç riski: %24Bu, 10.000 kişi-yılda ortalama olarak şu mutlak risk azalmalarına denk geliyor:31,5 daha az majör kardiyovasküler olay7,2 daha az kalp yetmezliği9,9 daha az kalp krizi10,4 daha az inmeGünde sadece 30 dakika tempolu yürüyüş, dakikada 80 adım ortalamasıyla yapıldığında MACE riskinde %30 azalma sağlıyor. Dakikada 130 adımın üzerine çıkan daha hızlı yürüyüş veya koşu da ek bir zarar göstermedi.Prof. Stamatakis, bulguların yüksek tansiyonu olan hastalar için yeni halk sağlığı stratejileri geliştirmede kullanılabileceğini belirtti:“10.000 adımın altında kalan hedefler bile hastalar için hem ulaşılabilir hem de etkili. Doktorlar, yüksek tansiyonlu bireylerde fiziksel aktiviteyi tedavi sürecinin bir parçası olarak teşvik etmeli. Gelecekteki önerilerde, adım yoğunluğunu artırmak da gündeme alınabilir.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8immNJidZE-f7RxOtTRZuA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>bin, adımı, unutun:, teknikle, yürümek, kalp, krizi, felç, riskini, azaltıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8immNJidZE-f7RxOtTRZuA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="10 bin adımı unutun: Bu teknikle yürümek kalp krizi ve felç riskini azaltıyor"><p>Son zamanlarda yapılan bir araştırma, yüksek tansiyonu olan bireylerin günlük 10 bin adıma ulaşmadan da kardiyovasküler hastalık riskini önemli ölçüde azaltabileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Z0WuDM3gkSuZK90oL-8kA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmaya göre, 2.300 adımdan sonra atılan her 1.000 adım, kalp sorunları riskini ortalama yüzde 17 oranında düşürüyor. Üstelik bu faydalar, 10 bin adıma kadar artarak devam ediyor.HİPERTANSİYON VE KALP SAĞLIĞIYüksek tansiyon (hipertansiyon), kalp krizi, kalp yetmezliği ve felç gibi kardiyovasküler olayların başlıca risk faktörlerinden biri olarak biliniyor. Uzmanlara göre, ilaç tedavisine ek olarak en etkili önleyici yöntemlerden biri düzenli fiziksel aktivite, özellikle de yürüyüş yapmak.Sidney Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir çalışma, yürüyüşün kalp sağlığı üzerindeki etkilerini detaylı biçimde ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yuXT9o-QXkWFa2bl1tkUTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>European Journal of Preventive Cardiology'de yayımlanan çalışmaya göre, kalp hastalıklarını önlemek için mutlaka 10 bin adım atmak gerekmiyor. Daha az adım atmak bile önemli faydalar sağlıyor.Araştırmada, yüksek tansiyonu olan 36.000'den fazla kişi incelendi. Bulgular, 10.000 adımın altında bile kalınsa, atılan her ek adımın ve hızlı yürümenin kalp-damar hastalıkları riskini düşürdüğünü ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zPa1pKcfxkuyinrfprkQUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışma sonuçlarına göre, 2.300 adımdan sonra atılan her 1.000 adım, majör kardiyovasküler olay (MACE) riskinde %17’lik bir azalma sağlıyor. Bu fayda, 10.000 adıma kadar artarak devam ediyor. Özellikle 10.000 adımdan sonra felç riskinde belirgin bir düşüş görülüyor.Prof. Emmanuel Stamatakis, "Bu çalışma, günlük adım sayısıyla kalp ve damar sağlığı arasındaki ilişkiyi gösteren en kapsamlı çalışmalardan biri. Sonuçlar, 10.000 adımın altında kalan fiziksel aktivitenin bile faydalı olduğunu gösteriyor," dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dvaPyRbCuEiO-nN5d_ug1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, günlük atılan her 1.000 adımın aşağıdaki riskleri ortalama olarak şu oranlarda azalttığını ortaya koydu:Kalp yetmezliği riski: %22Kalp krizi riski: %9Felç riski: %24Bu, 10.000 kişi-yılda ortalama olarak şu mutlak risk azalmalarına denk geliyor:31,5 daha az majör kardiyovasküler olay7,2 daha az kalp yetmezliği9,9 daha az kalp krizi10,4 daha az inme</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xp4YtSsvw0OGCsVCqGjmXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günde sadece 30 dakika tempolu yürüyüş, dakikada 80 adım ortalamasıyla yapıldığında MACE riskinde %30 azalma sağlıyor. Dakikada 130 adımın üzerine çıkan daha hızlı yürüyüş veya koşu da ek bir zarar göstermedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fpYX1d_XMUyzP56t6cs7mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Stamatakis, bulguların yüksek tansiyonu olan hastalar için yeni halk sağlığı stratejileri geliştirmede kullanılabileceğini belirtti:“10.000 adımın altında kalan hedefler bile hastalar için hem ulaşılabilir hem de etkili. Doktorlar, yüksek tansiyonlu bireylerde fiziksel aktiviteyi tedavi sürecinin bir parçası olarak teşvik etmeli. Gelecekteki önerilerde, adım yoğunluğunu artırmak da gündeme alınabilir.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bağırsakları 3 günde sıfırlayan yöntem: Şişkinliği, hazımsızlığı bitirip toksinleri de atıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bagirsaklari-3-gunde-sifirlayan-yoentem-siskinligi-hazimsizligi-bitirip-toksinleri-de-atiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bagirsaklari-3-gunde-sifirlayan-yoentem-siskinligi-hazimsizligi-bitirip-toksinleri-de-atiyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, halsizlik, şişkinlik ve sindirim sorunları yaşayan bireylerin bağırsak sağlığını desteklemek için kısa süreli ve hedef odaklı bir beslenme programına yönelmesini öneriyor. Son dönemde popülerlik kazanan “3 Günlük Bağırsak Sıfırlama Planı”, iltihapla mücadeleyi, mikrobiyom dengesini yeniden kurmayı ve sindirim sistemine geçici bir rahatlama sağlamayı amaçlıyor.Beslenme uzmanlarına göre, modern yaşam tarzı yüksek oranda işlenmiş gıda tüketimi, kafein alışkanlıkları, stres ve düzensiz uyku, bağırsak florasında bozulmalara yol açabiliyor. “Bağırsak disbiyozu” olarak adlandırılan bu durum, enerji düşüklüğünden ruh hali değişimlerine kadar birçok soruna neden olabiliyor.Üç Günlük Planın Temel PrensipleriSöz konusu plan, takviye ya da pahalı ürünler yerine tamamen doğal, evde hazırlanabilir öğünlerle ilerliyor.Sindirimi kolay, lif oranı yüksek, iltihap önleyici ve fermente edilmiş gıdalar programın temelini oluşturuyor. İşte dikkat çeken bazı öneriler:İlk gün; sindirim sisteminin dinlenmesi hedefleniyor. Khichdi, sebze çorbaları ve buharda pişirilmiş sebzeler gibi ılık ve hafif yiyecekler tercih ediliyor. Soğuk ve çiğ besinlerden kaçınılması öneriliyor.İkinci gün; bağırsağın onarımı için lif ve probiyotik bakımından zengin gıdalar ekleniyor. Yoğurt, kefir, ev yapımı turşu gibi fermente gıdalar öne çıkıyor.Üçüncü gün; denge sağlanıyor. Sindirimde rahatlama, enerji artışı ve şişkinlikte azalma gibi etkiler görülmeye başlanıyor. Hafif yağlar ve dengeli öğünlerle süreç tamamlanıyor.Plan boyunca kafein, alkol, rafine şeker ve işlenmiş gıdalardan uzak durulması tavsiye ediliyor. Bunun yerine zencefil, kimyon, rezene gibi doğal destekler içeren bitki çayları ve oda sıcaklığında su öneriliyor.Beslenme uzmanları, bağırsak mikrobiyomunun birkaç saat içinde bile olumlu değişimler göstermeye başladığını vurguluyor. Üç günlük süre zarfında yaygın olarak; şişkinlikte azalma, enerji düzeylerinde artış, daha kaliteli uyku ve daha iyi bağırsak hareketleri gözlemlenebiliyor. Bazı bireylerde ciltte iyileşme gibi dışa dönük etkiler de görülebiliyor.Plan bir detoks ya da hızlı kilo verme programı olarak sunulmuyor. Ancak uzmanlar, bağırsak dostu beslenme alışkanlıklarının bu üç günün ardından da sürdürülmesini öneriyor. Haftada birkaç kez fermente gıda tüketimi, işlenmiş ürünlerden uzak durmak ve uyku düzenine dikkat etmek, bağırsak sağlığını uzun vadede korumanın temel unsurları arasında gösteriliyor.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cls4bbvl80WC7XKEsEZI6g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bağırsakları, günde, sıfırlayan, yöntem:, Şişkinliği, hazımsızlığı, bitirip, toksinleri, atıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cls4bbvl80WC7XKEsEZI6g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bağırsakları 3 günde sıfırlayan yöntem: Şişkinliği, hazımsızlığı bitirip toksinleri de atıyor"><p>Uzmanlar, halsizlik, şişkinlik ve sindirim sorunları yaşayan bireylerin bağırsak sağlığını desteklemek için kısa süreli ve hedef odaklı bir beslenme programına yönelmesini öneriyor. Son dönemde popülerlik kazanan “3 Günlük Bağırsak Sıfırlama Planı”, iltihapla mücadeleyi, mikrobiyom dengesini yeniden kurmayı ve sindirim sistemine geçici bir rahatlama sağlamayı amaçlıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5_kbeSzc30qYip23on9R6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanlarına göre, modern yaşam tarzı yüksek oranda işlenmiş gıda tüketimi, kafein alışkanlıkları, stres ve düzensiz uyku, bağırsak florasında bozulmalara yol açabiliyor. “Bağırsak disbiyozu” olarak adlandırılan bu durum, enerji düşüklüğünden ruh hali değişimlerine kadar birçok soruna neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/58JhjCGj_0i7UyqsX1uX2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üç Günlük Planın Temel PrensipleriSöz konusu plan, takviye ya da pahalı ürünler yerine tamamen doğal, evde hazırlanabilir öğünlerle ilerliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8JAI9g-BlEyVd-i5_o_IMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sindirimi kolay, lif oranı yüksek, iltihap önleyici ve fermente edilmiş gıdalar programın temelini oluşturuyor. İşte dikkat çeken bazı öneriler:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ItPDxjbk1kOq1TeoRdy6xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlk gün; sindirim sisteminin dinlenmesi hedefleniyor. Khichdi, sebze çorbaları ve buharda pişirilmiş sebzeler gibi ılık ve hafif yiyecekler tercih ediliyor. Soğuk ve çiğ besinlerden kaçınılması öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-WlekttoUUCfBklIzw5QpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İkinci gün; bağırsağın onarımı için lif ve probiyotik bakımından zengin gıdalar ekleniyor. Yoğurt, kefir, ev yapımı turşu gibi fermente gıdalar öne çıkıyor.Üçüncü gün; denge sağlanıyor. Sindirimde rahatlama, enerji artışı ve şişkinlikte azalma gibi etkiler görülmeye başlanıyor. Hafif yağlar ve dengeli öğünlerle süreç tamamlanıyor.Plan boyunca kafein, alkol, rafine şeker ve işlenmiş gıdalardan uzak durulması tavsiye ediliyor. Bunun yerine zencefil, kimyon, rezene gibi doğal destekler içeren bitki çayları ve oda sıcaklığında su öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mdPsJxe0K0ybihSod8i64w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanları, bağırsak mikrobiyomunun birkaç saat içinde bile olumlu değişimler göstermeye başladığını vurguluyor. Üç günlük süre zarfında yaygın olarak; şişkinlikte azalma, enerji düzeylerinde artış, daha kaliteli uyku ve daha iyi bağırsak hareketleri gözlemlenebiliyor. Bazı bireylerde ciltte iyileşme gibi dışa dönük etkiler de görülebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dr9-rfO77kSeFpZ1dktMSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Plan bir detoks ya da hızlı kilo verme programı olarak sunulmuyor. Ancak uzmanlar, bağırsak dostu beslenme alışkanlıklarının bu üç günün ardından da sürdürülmesini öneriyor. Haftada birkaç kez fermente gıda tüketimi, işlenmiş ürünlerden uzak durmak ve uyku düzenine dikkat etmek, bağırsak sağlığını uzun vadede korumanın temel unsurları arasında gösteriliyor.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gençlerde kalp krizinin uyarı işareti: Belirtiler gözden kaçıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/genclerde-kalp-krizinin-uyari-isareti-belirtiler-goezden-kaciyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/genclerde-kalp-krizinin-uyari-isareti-belirtiler-goezden-kaciyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıksız yaşam alışkanlıkları genç yaşta kalp krizlerini tetikleyebilir. Peki, gençlerde kalp krizinin erken uyarı işaretleri var mı?Giderek daha fazla genç bireyde görülen kalp krizi vakaları, uzmanları endişelendiriyor. Uzmanlara göre; sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı, sigara ve madde kullanımı ile artan stres seviyesi, gençlerin kalp sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor.Kalp krizinin genellikle ileri yaş hastalığı olarak bilindiğini belirten kardiyologlar, son yıllarda ergenlik çağındaki bireylerde de benzer vakalarla karşılaşıldığını ifade ediyor. Gençlerde kalp krizi belirtilerinin çoğu zaman göz ardı edilmesi ise hayati riskleri beraberinde getiriyor.Ergenlerde kalp krizi, yetişkinlerden farklı ve belirsiz semptomlarla kendini gösterebiliyor. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, yorgunluk, baş dönmesi ve mide bulantısı gibi belirtiler, çoğu zaman kaygı bozukluğu ya da basit kas ağrılarıyla karıştırılıyor.Uzmanlara göre, şu belirtiler özellikle dikkatle izlenmeli:Göğüs ağrısı: Göğsün ortasında baskı, sıkışma veya ağırlık hissi. Belirti aralıklı ya da hafif olsa bile önemsenmeli.Nefes darlığı: Dinlenme hâlinde dahi nefes almakta güçlük yaşanması.Vücutta yayılan ağrı: Kollara, sırta, boyuna veya çeneye vuran ağrılar.Aşırı yorgunluk: Sebepsiz ve günlük aktiviteleri engelleyecek düzeyde halsizlik.Baş dönmesi ve sersemlik: Kan akışının azalmasına bağlı olarak gelişebilir.Bulantı ve terleme: Kalp krizi sırasında mide bulantısı ve soğuk terleme görülebilir.Uzmanlar, bu belirtilerin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguluyor. Erken teşhis ve müdahale, kalp krizinin yol açabileceği kalıcı hasarların ve ani ölümlerin önüne geçebiliyor.Kalp hastalıklarının önlenebilir olduğunu hatırlatan uzmanlar, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stres yönetimi ve kötü alışkanlıklardan uzak durmanın kalp sağlığını korumada kilit rol oynadığını belirtiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ko1VDvorRUO9CKvD_6w6DA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gençlerde, kalp, krizinin, uyarı, işareti:, Belirtiler, gözden, kaçıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ko1VDvorRUO9CKvD_6w6DA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gençlerde kalp krizinin uyarı işareti: Belirtiler gözden kaçıyor"><p>Sağlıksız yaşam alışkanlıkları genç yaşta kalp krizlerini tetikleyebilir. Peki, gençlerde kalp krizinin erken uyarı işaretleri var mı?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lisZMQrHiEyrk_qMmsqmzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Giderek daha fazla genç bireyde görülen kalp krizi vakaları, uzmanları endişelendiriyor. Uzmanlara göre; sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı, sigara ve madde kullanımı ile artan stres seviyesi, gençlerin kalp sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor.Kalp krizinin genellikle ileri yaş hastalığı olarak bilindiğini belirten kardiyologlar, son yıllarda ergenlik çağındaki bireylerde de benzer vakalarla karşılaşıldığını ifade ediyor. Gençlerde kalp krizi belirtilerinin çoğu zaman göz ardı edilmesi ise hayati riskleri beraberinde getiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tktzCYw2J0SXZCUywfxh2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ergenlerde kalp krizi, yetişkinlerden farklı ve belirsiz semptomlarla kendini gösterebiliyor. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, yorgunluk, baş dönmesi ve mide bulantısı gibi belirtiler, çoğu zaman kaygı bozukluğu ya da basit kas ağrılarıyla karıştırılıyor.Uzmanlara göre, şu belirtiler özellikle dikkatle izlenmeli:Göğüs ağrısı: Göğsün ortasında baskı, sıkışma veya ağırlık hissi. Belirti aralıklı ya da hafif olsa bile önemsenmeli.Nefes darlığı: Dinlenme hâlinde dahi nefes almakta güçlük yaşanması.Vücutta yayılan ağrı: Kollara, sırta, boyuna veya çeneye vuran ağrılar.Aşırı yorgunluk: Sebepsiz ve günlük aktiviteleri engelleyecek düzeyde halsizlik.Baş dönmesi ve sersemlik: Kan akışının azalmasına bağlı olarak gelişebilir.Bulantı ve terleme: Kalp krizi sırasında mide bulantısı ve soğuk terleme görülebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QKRQT8u9I0mSW_blCA_yPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, bu belirtilerin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguluyor. Erken teşhis ve müdahale, kalp krizinin yol açabileceği kalıcı hasarların ve ani ölümlerin önüne geçebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Of3CP2IFk6nCYmavlPTPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp hastalıklarının önlenebilir olduğunu hatırlatan uzmanlar, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stres yönetimi ve kötü alışkanlıklardan uzak durmanın kalp sağlığını korumada kilit rol oynadığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wp4p6KesH0qWk2eVz1a20g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avlama desteği artırıldı: Balon balığı zehirli mi? Balon balığı zararları neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/avlama-destegi-artirildi-balon-baligi-zehirli-mi-balon-baligi-zararlari-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/avlama-destegi-artirildi-balon-baligi-zehirli-mi-balon-baligi-zararlari-neler</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığı, deniz ekosistemine ciddi zararlar veren balon balığına karşı mücadele kapsamında avlama desteğini artırma kararı aldı. Özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarında hızla çoğalan bu istilacı tür, hem balıkçıları hem de vatandaşları tedirgin ediyor. Peki, balon balığı gerçekten ne kadar tehlikeli? Zehirli mi? İnsan sağlığına ve deniz yaşamına etkileri neler?Türkiye denizlerinde Kızıldeniz kökenli istilacı balık türlerine rastlamak artık sıradan bir olay hâline geldi. Bugün Akdeniz’de yapılacak herhangi bir dalışta Kızıldeniz kökenli bir türle karşılaşmamak neredeyse imkânsız. Kızıldeniz kökenli türlerin çoğu zararsızdır. Ancak aralarında aslan balığı ve sokar balığı gibi zehirli türler de vardır. Bununla beraber, Kızıldeniz’den gelip kıyılarımızda yaşamaya başlayan balon balıkları vücutlarında zehir enjekte etmeye yarayan herhangi bir uzuvları olmasa bile potansiyel olarak zehirli sayılırlar.Genellikle gümüş yanaklı kurbağa balığı olarak da bilinen Lagocephalus sceleratus, Tetraodontidae familyasındaki son derece zehirli bir balıktır. Ülkemiz denizlerindeki varlığı 2000’li yılların başında tespit edilmiştir. Bu türler pasif zehirli balıklar olarak da bilinir. Dokularında bulunan zehir sadece tüketildiği zaman öldürücü olabilecek kadar etkilidir. Dikenlerinde zehir bulunmaz.Balon balıkları kendilerini tehlikede hissettikleri zaman av olmamak için karın kısımlarını kurbağa gibi şişirirler ve normal büyüklüklerinin birkaç katına ulaşırlar. Zehirli etlerinden dolayı ticari değerleri yoktur. Tetrodotoksin maddesi üretebilen bu balıklar, kas felci yaparak nefes darlığına yol açabilir ve dolaşım yetmezliğine bağlı ölümle sonuçlanabilen zehirlenmeye neden olabilir.Dokuları zehirli olduğu için bu türü tüm Türkiye’de tanıtmak bir zorunluluktur. Sadece deniz kıyısında yaşayanlar değil, herkes bu zehirli balık hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Örneğin, bu yıl Van’da meydana gelen bir olayda, bir kişi balon balığı yediği için hayatını kaybetti. Dolayısıyla, bu tehlikenin farkında olmalı ve tükettiğimiz balıklara dikkat etmeliyiz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pcRvXpOoYEieP0bbMmr8iQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Avlama, desteği, artırıldı:, Balon, balığı, zehirli, mi, Balon, balığı, zararları, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pcRvXpOoYEieP0bbMmr8iQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Balon balığı zehirli mi? Balon balığı zararları neler?"><p>Tarım ve Orman Bakanlığı, deniz ekosistemine ciddi zararlar veren balon balığına karşı mücadele kapsamında avlama desteğini artırma kararı aldı. Özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarında hızla çoğalan bu istilacı tür, hem balıkçıları hem de vatandaşları tedirgin ediyor. Peki, balon balığı gerçekten ne kadar tehlikeli? Zehirli mi? İnsan sağlığına ve deniz yaşamına etkileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DzJXuiwGzEaoR7RVebmWrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye denizlerinde Kızıldeniz kökenli istilacı balık türlerine rastlamak artık sıradan bir olay hâline geldi. Bugün Akdeniz’de yapılacak herhangi bir dalışta Kızıldeniz kökenli bir türle karşılaşmamak neredeyse imkânsız. Kızıldeniz kökenli türlerin çoğu zararsızdır. Ancak aralarında aslan balığı ve sokar balığı gibi zehirli türler de vardır. Bununla beraber, Kızıldeniz’den gelip kıyılarımızda yaşamaya başlayan balon balıkları vücutlarında zehir enjekte etmeye yarayan herhangi bir uzuvları olmasa bile potansiyel olarak zehirli sayılırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xhnMg72jq0KUcPiuvVt6iQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle gümüş yanaklı kurbağa balığı olarak da bilinen Lagocephalus sceleratus, Tetraodontidae familyasındaki son derece zehirli bir balıktır. Ülkemiz denizlerindeki varlığı 2000’li yılların başında tespit edilmiştir. Bu türler pasif zehirli balıklar olarak da bilinir. Dokularında bulunan zehir sadece tüketildiği zaman öldürücü olabilecek kadar etkilidir. Dikenlerinde zehir bulunmaz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Q0U--TA50mz3hI0ydFQTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balon balıkları kendilerini tehlikede hissettikleri zaman av olmamak için karın kısımlarını kurbağa gibi şişirirler ve normal büyüklüklerinin birkaç katına ulaşırlar. Zehirli etlerinden dolayı ticari değerleri yoktur. Tetrodotoksin maddesi üretebilen bu balıklar, kas felci yaparak nefes darlığına yol açabilir ve dolaşım yetmezliğine bağlı ölümle sonuçlanabilen zehirlenmeye neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r_At11eYgEGB-w3B2BW20w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dokuları zehirli olduğu için bu türü tüm Türkiye’de tanıtmak bir zorunluluktur. Sadece deniz kıyısında yaşayanlar değil, herkes bu zehirli balık hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Örneğin, bu yıl Van’da meydana gelen bir olayda, bir kişi balon balığı yediği için hayatını kaybetti. Dolayısıyla, bu tehlikenin farkında olmalı ve tükettiğimiz balıklara dikkat etmeliyiz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Alzheimer tedavisinde &amp;quot;lityum takviyesi&amp;quot; umudu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/alzheimer-tedavisinde-lityum-takviyesi-umudu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/alzheimer-tedavisinde-lityum-takviyesi-umudu</guid>
<description><![CDATA[ Beynin doğal lityum seviyelerinin Alzheimer’ın ilerlemesini doğrudan etkilediği ortaya çıktı. Bilim insanları, lityum orotat takviyesinin beyin fonksiyonlarını gençleştirdiğini kanıtladı.Nature dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, beynin doğal lityum seviyelerinin Alzheimer hastalığının ilerlemesinde kritik rol oynayabileceğini ortaya koydu.   Harvard Tıp Fakültesi’nden bilim insanlarının fareler ve insan beyin dokusu üzerinde yürüttüğü çalışma, lityum düzeylerinin azalmasının hafıza kaybı, amiloid plaklar ve tau yumakları gibi Alzheimer belirtilerini tetiklediğini gösterdi.  Araştırmada, Alzheimer hastalarının etkilenen beyin bölgelerinde lityum seviyelerinin düşük olduğu tespit edildi. Bu durumun, hastalığın ilerlemesiyle daha da şiddetlendiği belirtildi.  DÖNÜM NOKTASI OLABİLİR  Bilim insanları ayrıca, yaygın kullanılan lityum karbonat formunun amiloid plaklar tarafından tutulduğunu, buna karşın lityum orotat formunun bu engeli aşarak beyin hasarını tersine çevirebildiğini ve hafızayı geri kazandırdığını fare deneyleriyle gösterdi.  Araştırmanın başyazarı Prof. Bruce Yankner, &quot;Bu yaklaşım, Alzheimer&#039;ın tüm temel patolojilerini hedef alıyor. Eğer insanlar üzerinde de benzer sonuçlar alınırsa, bu büyük bir dönüm noktası olabilir&quot; dedi.TERSİNE ÇEVİRME İHTİMALİ GÜNDEMDE  Halihazırda piyasadaki tedaviler yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Yeni bulgular ise lityumun, Alzheimer’ı yalnızca durdurmakla kalmayıp tersine çevirebileceği ihtimalini gündeme getiriyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4YF2fyK6g06-_iysR17KYA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alzheimer, tedavisinde, lityum, takviyesi, umudu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4YF2fyK6g06-_iysR17KYA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Alzheimer tedavisinde " lityum takviyesi umudu><p>Beynin doğal lityum seviyelerinin Alzheimer’ın ilerlemesini doğrudan etkilediği ortaya çıktı. Bilim insanları, lityum orotat takviyesinin beyin fonksiyonlarını gençleştirdiğini kanıtladı.</p><p>Nature dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, beynin doğal lityum seviyelerinin Alzheimer hastalığının ilerlemesinde kritik rol oynayabileceğini ortaya koydu.   Harvard Tıp Fakültesi’nden bilim insanlarının fareler ve insan beyin dokusu üzerinde yürüttüğü çalışma, lityum düzeylerinin azalmasının hafıza kaybı, amiloid plaklar ve tau yumakları gibi Alzheimer belirtilerini tetiklediğini gösterdi.  Araştırmada, Alzheimer hastalarının etkilenen beyin bölgelerinde lityum seviyelerinin düşük olduğu tespit edildi. Bu durumun, hastalığın ilerlemesiyle daha da şiddetlendiği belirtildi.  <strong>DÖNÜM NOKTASI OLABİLİR</strong>  Bilim insanları ayrıca, yaygın kullanılan lityum karbonat formunun amiloid plaklar tarafından tutulduğunu, buna karşın lityum orotat formunun bu engeli aşarak beyin hasarını tersine çevirebildiğini ve hafızayı geri kazandırdığını fare deneyleriyle gösterdi.  Araştırmanın başyazarı Prof. Bruce Yankner, "Bu yaklaşım, Alzheimer'ın tüm temel patolojilerini hedef alıyor. Eğer insanlar üzerinde de benzer sonuçlar alınırsa, bu büyük bir dönüm noktası olabilir" dedi.</p><p><strong>TERSİNE ÇEVİRME İHTİMALİ GÜNDEMDE</strong>  Halihazırda piyasadaki tedaviler yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Yeni bulgular ise lityumun, Alzheimer’ı yalnızca durdurmakla kalmayıp tersine çevirebileceği ihtimalini gündeme getiriyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu yaygın belirtiyi önemsemedi: Ölümcül kanserin işaretiymiş</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bu-yaygin-belirtiyi-oenemsemedi-olumcul-kanserin-isaretiymis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bu-yaygin-belirtiyi-oenemsemedi-olumcul-kanserin-isaretiymis</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere’de yaşayan dört çocuk annesi Andrea Henderson (41), bir yıldan uzun süredir devam eden göğüs ağrısı ve aşırı yorgunluk şikâyetlerinin yorgunluk olarak değerlendirilmesinin ardından, geç teşhis edilen agresif meme kanseriyle mücadele ediyor.Fotoğrafçılık yapan Henderson, göğsünde bıçak saplanır gibi ani ağrı ve yoğun halsizlik şikâyetiyle ilk kez aile hekimine başvurdu. Ancak doktoru, yaşam tarzının yoğunluğu nedeniyle endişelenecek bir durum olmadığını söyledi.NHS verilerine göre göğüs ağrısı çoğu zaman hazımsızlık veya mide ekşimesi gibi zararsız nedenlerden kaynaklansa da, Henderson için durum farklıydı. Şubat ayında duş sonrası meme ucunda kanama fark etmesi, sürecin seyrini değiştirdi.Aynı gün randevu alarak hekimine başvuran Henderson, muayenede sol meme ucunun altında pirinç tanesi büyüklüğünde şişlik tespit edilmesinin ardından kanser kliniğine sevk edildi. Yapılan tarama ve biyopsi, her 100 vakadan yaklaşık 15’inde görülen meme kanseri teşhisini doğruladı.Henderson, “Bir yıl boyunca şikâyetlerim görmezden gelindi. Sonuçları duyduğumda korkunç hissettim” dedi.MR taramasında, göğüs bölgesinde 4,9 santimetre çapında agresif kanser hücreleri içeren tümör belirlendi. İki ay sonra mastektomi ameliyatı olan Henderson, 4 Haziran’da rekonstrüktif cerrahi ile yeni bir meme yaptırdı. Şimdi ise Aralık ayına kadar sürecek sekiz kür kemoterapiye başladı.Doktorlar, kanserin tekrarlama riskini azaltmak için 10 yıl sürecek hormon tedavisi uygulanacağını, bu tedavinin erken menopoza ve kısırlığa yol açabileceğini belirtti.Henderson, genç kadınları düzenli meme muayenesi yapmaya çağırarak, “Meme uçlarınızı ihmal etmeyin, koltuk altlarınızı da kontrol edin. Herhangi bir çukurlaşma, şişlik, içe çökme ya da değişiklik varsa vakit kaybetmeden doktora gidin” dedi.Ayrıca, meme kanseri tarama yaşının 50’den 30’a düşürülmesi gerektiğini savundu. İngiltere’de şu anda 50-70 yaş arasındaki kadınlar üç yılda bir mamografi taramasına davet ediliyor. Ancak her yıl 50 yaşın altındaki 10 binden fazla kadına meme kanseri teşhisi konuyor ve bu grupta 2 bin ölüm gerçekleşiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G8L4M6TMsUu7v853UBKT_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaygın, belirtiyi, önemsemedi:, Ölümcül, kanserin, işaretiymiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G8L4M6TMsUu7v853UBKT_Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bu yaygın belirtiyi önemsemedi: Ölümcül kanserin işaretiymiş"><p>İngiltere’de yaşayan dört çocuk annesi Andrea Henderson (41), bir yıldan uzun süredir devam eden göğüs ağrısı ve aşırı yorgunluk şikâyetlerinin yorgunluk olarak değerlendirilmesinin ardından, geç teşhis edilen agresif meme kanseriyle mücadele ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9IJGRzyBQECuyvbXQUjPcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğrafçılık yapan Henderson, göğsünde bıçak saplanır gibi ani ağrı ve yoğun halsizlik şikâyetiyle ilk kez aile hekimine başvurdu. Ancak doktoru, yaşam tarzının yoğunluğu nedeniyle endişelenecek bir durum olmadığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pb6bUQ-mRkCAxcHBx0QhiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NHS verilerine göre göğüs ağrısı çoğu zaman hazımsızlık veya mide ekşimesi gibi zararsız nedenlerden kaynaklansa da, Henderson için durum farklıydı. Şubat ayında duş sonrası meme ucunda kanama fark etmesi, sürecin seyrini değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-VOJQl8_v0KfOOqn-49m3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aynı gün randevu alarak hekimine başvuran Henderson, muayenede sol meme ucunun altında pirinç tanesi büyüklüğünde şişlik tespit edilmesinin ardından kanser kliniğine sevk edildi. Yapılan tarama ve biyopsi, her 100 vakadan yaklaşık 15’inde görülen meme kanseri teşhisini doğruladı.Henderson, “Bir yıl boyunca şikâyetlerim görmezden gelindi. Sonuçları duyduğumda korkunç hissettim” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HWT4IWcYGUq8G0xcKjZRJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>MR taramasında, göğüs bölgesinde 4,9 santimetre çapında agresif kanser hücreleri içeren tümör belirlendi. İki ay sonra mastektomi ameliyatı olan Henderson, 4 Haziran’da rekonstrüktif cerrahi ile yeni bir meme yaptırdı. Şimdi ise Aralık ayına kadar sürecek sekiz kür kemoterapiye başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0wE7IKGkFUW2VDrivkIFVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorlar, kanserin tekrarlama riskini azaltmak için 10 yıl sürecek hormon tedavisi uygulanacağını, bu tedavinin erken menopoza ve kısırlığa yol açabileceğini belirtti.Henderson, genç kadınları düzenli meme muayenesi yapmaya çağırarak, “Meme uçlarınızı ihmal etmeyin, koltuk altlarınızı da kontrol edin. Herhangi bir çukurlaşma, şişlik, içe çökme ya da değişiklik varsa vakit kaybetmeden doktora gidin” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wUj5BDQ-JUGaBAf2c_-teA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca, meme kanseri tarama yaşının 50’den 30’a düşürülmesi gerektiğini savundu. İngiltere’de şu anda 50-70 yaş arasındaki kadınlar üç yılda bir mamografi taramasına davet ediliyor. Ancak her yıl 50 yaşın altındaki 10 binden fazla kadına meme kanseri teşhisi konuyor ve bu grupta 2 bin ölüm gerçekleşiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp ve damar cerrahı açıkladı: Kalp hastalığı riskini azaltıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-ve-damar-cerrahi-acikladi-kalp-hastaligi-riskini-azaltiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-ve-damar-cerrahi-acikladi-kalp-hastaligi-riskini-azaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ Evde yemek pişirmenin, açlığı gidermenin ötesinde sayısız faydası vardır. Dr. Jeremy London, evde pişirilen yemeklerin, malzemeleri kontrol ederek bilinçli beslenmeyi desteklediğini ve obezite ve kardiyovasküler hastalık riskinin azalması gibi daha iyi sağlık sonuçlarına yol açtığını vurguluyor.Evde yemek pişirmenin, açlığı gidermenin ötesinde sayısız faydası vardır. Dr. Jeremy London, evde pişirilen yemeklerin, malzemeleri kontrol ederek bilinçli beslenmeyi desteklediğini ve obezite ve kardiyovasküler hastalık riskinin azalması gibi daha iyi sağlık sonuçlarına yol açtığını vurguluyor.Evde yemek pişirmek, mideyi doyuran bir ritüelden daha fazlasıdır. Sağlıklı bir yaşam sürmenin bir yoludur. Ebeveynlerinizin size sadece ev yapımı yemekler yedirme takıntısının biraz fazla olduğunu düşünüyorsanız, belki de bir kez daha düşünmenin zamanı gelmiştir. Çünkü ev yapımı yemekler sadece damak tadınızı memnun etmekle kalmaz, aynı zamanda sağlığınızı da iyileştirir. ABD&#039;li, Kalp ve damar cerrahı olan Dr. Jeremy London, evde yemek pişirmenin mucizevi faydalarını paylaşıyor.Evde yemek pişirdiğinizde, malzemeler ve hazırlama yöntemleri sizin kontrolünüzdedir. Yemeğinizin içine ne koyacağınız sizin kontrolünüzdedir. Dr. London, bu kısmın çok önemli olduğunu söylüyor. Annenizin, babanızın veya velinizin aşırı şeker, tuz, sağlıksız yağlar, lezzet arttırıcılar veya konserve yiyeceklerden uzak durmasının bir nedeni var. Dr. London, &quot;Yemek pişirdiğinizde, malzemeleri siz kontrol edersiniz. Bu, tam gıdalara odaklanmanızı ve işlenmiş ve ultra işlenmiş gıdaları sınırlamanızı sağlar,&quot; diyor. Bunun yerine, evde pişirilen yemekler taze malzemelere ve tam gıdalara odaklanır.Dışarıda yemek yemek veya paket servis sipariş etmek çoğu zaman cüzdanınızda bir delik açabilir. Yediğiniz şeyler sağlığınıza bile mal olabilir. Taze malzemeler satın alıp evde pişirmek bütçe dostudur. Dr. London, &quot;Evde yemek pişirmek, market bütçenizi genişletmenizi, israfı azaltmanızı ve her hafta para biriktirmenizi sağlar,&quot; diyor.SAĞLIK FAYDALARIEvde yemek pişirmek sadece banka hesabınızı değil, aynı zamanda sağlığınızı ve refahınızı da korur.Malzemeleri kontrol altında tuttuğunuzda, sağlığınız da iyileşir. Kişinin sağlık durumuna göre yemeği her zaman ayarlayabilirsiniz. Ancak hepsi bu kadar değil. Dr. Jeremy, Instagram&#039;da paylaştığı bir videoda, &quot;Evde düzenli olarak yemek yapan kişilerde obezite, kardiyovasküler hastalık ve tip 2 diyabet görülme sıklığı daha düşüktür. Evde pişirilen yemekler uzun vadeli sağlık kazanımları anlamına gelir,&quot; dedi.İster dışarıdan sipariş verin ister dışarıda yemek yiyin, genellikle porsiyonlar büyük gelir. İnsanlar, artanları paketlemek için uygun bir seçenek olmadığı veya israfı önlemek için tabaktakileri bitirmek zorunda hissettikleri için aşırı yeme eğilimindedir. Cerrah, &quot;Evde yemek pişirdiğinizde, sadece tabağınızda ne olduğunu değil, ne kadar olduğunu da kontrol edersiniz,&quot; dedi. Porsiyon kontrolü, sadece kilo verme rejimi uygulayanlar için değil, herkes için çok önemlidir.Evde yemek pişirmek, fiziksel sağlığın yanı sıra duygusal ve sosyal faydalar da sağlar. Dr. London&#039;ın da belirttiği gibi, evde yemek hazırlamak ailenizle, arkadaşlarınızla ve hatta kendinizle bağ kurma fırsatı yaratır. Bu bağlar, zihinsel ve duygusal sağlığınız için çok önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gmv1UGGL306OOwsZu1u7OQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, damar, cerrahı, açıkladı:, Kalp, hastalığı, riskini, azaltıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gmv1UGGL306OOwsZu1u7OQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp ve damar cerrahı açıkladı: Kalp hastalığı riskini azaltıyor"><p>Evde yemek pişirmenin, açlığı gidermenin ötesinde sayısız faydası vardır. Dr. Jeremy London, evde pişirilen yemeklerin, malzemeleri kontrol ederek bilinçli beslenmeyi desteklediğini ve obezite ve kardiyovasküler hastalık riskinin azalması gibi daha iyi sağlık sonuçlarına yol açtığını vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pCwm4iVT7kCNf9IHoru9jQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evde yemek pişirmenin, açlığı gidermenin ötesinde sayısız faydası vardır. Dr. Jeremy London, evde pişirilen yemeklerin, malzemeleri kontrol ederek bilinçli beslenmeyi desteklediğini ve obezite ve kardiyovasküler hastalık riskinin azalması gibi daha iyi sağlık sonuçlarına yol açtığını vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GxthL7mxkkqcM9PFfpn5-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evde yemek pişirmek, mideyi doyuran bir ritüelden daha fazlasıdır. Sağlıklı bir yaşam sürmenin bir yoludur. Ebeveynlerinizin size sadece ev yapımı yemekler yedirme takıntısının biraz fazla olduğunu düşünüyorsanız, belki de bir kez daha düşünmenin zamanı gelmiştir. Çünkü ev yapımı yemekler sadece damak tadınızı memnun etmekle kalmaz, aynı zamanda sağlığınızı da iyileştirir. ABD'li, Kalp ve damar cerrahı olan Dr. Jeremy London, evde yemek pişirmenin mucizevi faydalarını paylaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bprdh5C5pkS3lgz_10REBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evde yemek pişirdiğinizde, malzemeler ve hazırlama yöntemleri sizin kontrolünüzdedir. Yemeğinizin içine ne koyacağınız sizin kontrolünüzdedir. Dr. London, bu kısmın çok önemli olduğunu söylüyor. Annenizin, babanızın veya velinizin aşırı şeker, tuz, sağlıksız yağlar, lezzet arttırıcılar veya konserve yiyeceklerden uzak durmasının bir nedeni var. Dr. London, "Yemek pişirdiğinizde, malzemeleri siz kontrol edersiniz. Bu, tam gıdalara odaklanmanızı ve işlenmiş ve ultra işlenmiş gıdaları sınırlamanızı sağlar," diyor. Bunun yerine, evde pişirilen yemekler taze malzemelere ve tam gıdalara odaklanır.Dışarıda yemek yemek veya paket servis sipariş etmek çoğu zaman cüzdanınızda bir delik açabilir. Yediğiniz şeyler sağlığınıza bile mal olabilir. Taze malzemeler satın alıp evde pişirmek bütçe dostudur. Dr. London, "Evde yemek pişirmek, market bütçenizi genişletmenizi, israfı azaltmanızı ve her hafta para biriktirmenizi sağlar," diyor.SAĞLIK FAYDALARIEvde yemek pişirmek sadece banka hesabınızı değil, aynı zamanda sağlığınızı ve refahınızı da korur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YFx4NZPAI0mx0cktaufGhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Malzemeleri kontrol altında tuttuğunuzda, sağlığınız da iyileşir. Kişinin sağlık durumuna göre yemeği her zaman ayarlayabilirsiniz. Ancak hepsi bu kadar değil. Dr. Jeremy, Instagram'da paylaştığı bir videoda, "Evde düzenli olarak yemek yapan kişilerde obezite, kardiyovasküler hastalık ve tip 2 diyabet görülme sıklığı daha düşüktür. Evde pişirilen yemekler uzun vadeli sağlık kazanımları anlamına gelir," dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fe7-2HQb5EaUdYf9g980Dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İster dışarıdan sipariş verin ister dışarıda yemek yiyin, genellikle porsiyonlar büyük gelir. İnsanlar, artanları paketlemek için uygun bir seçenek olmadığı veya israfı önlemek için tabaktakileri bitirmek zorunda hissettikleri için aşırı yeme eğilimindedir. Cerrah, "Evde yemek pişirdiğinizde, sadece tabağınızda ne olduğunu değil, ne kadar olduğunu da kontrol edersiniz," dedi. Porsiyon kontrolü, sadece kilo verme rejimi uygulayanlar için değil, herkes için çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TjarQA_RO0Cm34AaVEM0Lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evde yemek pişirmek, fiziksel sağlığın yanı sıra duygusal ve sosyal faydalar da sağlar. Dr. London'ın da belirttiği gibi, evde yemek hazırlamak ailenizle, arkadaşlarınızla ve hatta kendinizle bağ kurma fırsatı yaratır. Bu bağlar, zihinsel ve duygusal sağlığınız için çok önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kene mücadelesi sürüyor! 1 milyon keklik doğaya salındı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kene-mucadelesi-suruyor-1-milyon-keklik-dogaya-salindi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kene-mucadelesi-suruyor-1-milyon-keklik-dogaya-salindi</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, kenelere karşı mücadeleyi sürdürüyor. Son 10 yılda 1 milyona yakın keklik doğaya salındı.Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, kenelere karşı keklik salımı çalışmalarına devam ediyor.Afyonkarahisar, Kahramanmaraş, Malatya, Gaziantep ve Yozgat keklik, Samsun, İstanbul ve Gümüşhane illerinde ise sülün üretim istasyonları sayesinde kanatlı hayvanlar doğaya salınıyor.Bu yöntemle birlikte doğada kene popülasyonunun doğal yolla azaltılması hedefleniyor.Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Kadir Çokçetin, kenelere karşı mücadele kapsamında Ankara&#039;nın Kızılcahamam ilçesinde 500 kekliği doğaya saldı.Çokçetin, yılbaşından bu yana 32 bin 100 keklik ve bin 650 sülünün doğaya salındığını dile getirdi. Son 10 yılda ise toplam 1 milyona yakın kanatlı hayvanın doğaya salındığını belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QlESydxW5EuaX3pVsKqUcA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kene, mücadelesi, sürüyor, milyon, keklik, doğaya, salındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QlESydxW5EuaX3pVsKqUcA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kene mücadelesinde 1 milyona yakın keklik doğaya salındı"><p>Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, kenelere karşı mücadeleyi sürdürüyor. Son 10 yılda 1 milyona yakın keklik doğaya salındı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/af6KKKEPCkmasJBv0M88Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, kenelere karşı keklik salımı çalışmalarına devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1I0NeRfBHE6xFiBJHWVLLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Afyonkarahisar, Kahramanmaraş, Malatya, Gaziantep ve Yozgat keklik, Samsun, İstanbul ve Gümüşhane illerinde ise sülün üretim istasyonları sayesinde kanatlı hayvanlar doğaya salınıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4tZKY2au10Srdv-NbsAuNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yöntemle birlikte doğada kene popülasyonunun doğal yolla azaltılması hedefleniyor.Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Kadir Çokçetin, kenelere karşı mücadele kapsamında Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde 500 kekliği doğaya saldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ujWH5F02qkeSk205PayTVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çokçetin, yılbaşından bu yana 32 bin 100 keklik ve bin 650 sülünün doğaya salındığını dile getirdi. Son 10 yılda ise toplam 1 milyona yakın kanatlı hayvanın doğaya salındığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KTwKwFTK902OVE9pTrBPcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mikroplastikler insan beynine kadar sızdı: Etkileri neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mikroplastikler-insan-beynine-kadar-sizdi-etkileri-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mikroplastikler-insan-beynine-kadar-sizdi-etkileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, mikroplastiklerin insan beynine kadar sızdığını duyurdu.İnsan beyninde mikroplastik birikimi tespit edildi ancak bunun sağlığa zarar verip vermediğine dair henüz yeterli kanıt bulunmuyor.  Gözle görülmeyen bu plastik parçacıkları, dağ zirvelerinden okyanus diplerine, soluduğumuz havadan yediğimiz yiyeceklere kadar her yerde tespit ediliyor. Şimdiye kadar insan vücudunda akciğer, kalp, plasenta gibi organlarda görüldüler.  Mikroplastiklerin artan yaygınlığı, gelecek hafta Cenevre’de yapılacak BM plastik kirliliği anlaşması müzakerelerinin de gündem maddelerinden biri. Ancak bu parçacıkların insan sağlığı üzerindeki etkileri henüz tam olarak bilinmiyor.  &quot;BİR BEYİN, BİR PLASTİK KAŞIK&quot;  Beyinlerdeki mikroplastiklere dair en dikkat çekici araştırma, Şubat ayında Nature Medicine dergisinde yayımlandı. ABD’nin New Mexico eyaletinde 2016’da ölen 28 kişi ile 2023’te ölen 24 kişinin beyin dokuları incelendi; mikroplastik miktarının yıllar içinde arttığı belirlendi.  Çalışmanın başyazarı toksikolog Matthew Campen, beyinlerde yaklaşık bir plastik kaşık ya da kullanılmamış bir pastel boya ağırlığında (yaklaşık 10 gram) mikroplastik tespit ettiklerini söyledi.  BİLİM İNSANLARINDAN TEMKİN ÇAĞRISI  İskoçya’daki Heriot-Watt Üniversitesi’nden toksikolog Theodore Henry, “Bağımsız doğrulama yapılmadan bu bulgular temkinle yorumlanmalı” uyarısında bulundu.   Avustralya’daki RMIT Üniversitesi’nden kimya profesörü Oliver Jones ise, mikroplastiklerin beyinlerde atık sudakinden fazla olmasının “oldukça düşük ihtimal” olduğunu belirterek, “Eğer gerçekten beynimizde mikroplastik varsa bile şu an için zarara dair kanıt yok” dedi.  KALP-DAMAR HASTALIKLARIYLA OLASI BAĞ  Mikroplastiklerin sağlık üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmaların çoğu gözlemsel nitelikte ve doğrudan neden-sonuç ilişkisi kuramıyor. Geçen yıl New England Journal of Medicine’da yayımlanan bir araştırma, kan damarlarında biriken mikroplastiklerin kalp krizi, felç ve ölüm riskini artırabileceğini ortaya koydu.  Ocak ayında Science Advances’ta yayımlanan bir deneyde ise farelerin beyinlerinde mikroplastik tespit edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_7CMV1e3OkyFwDnm07Gwig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mikroplastikler, insan, beynine, kadar, sızdı:, Etkileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_7CMV1e3OkyFwDnm07Gwig.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mikroplastikler insan beynine de sızıyor"><p>Bilim insanları, mikroplastiklerin insan beynine kadar sızdığını duyurdu.</p><p>İnsan beyninde mikroplastik birikimi tespit edildi ancak bunun sağlığa zarar verip vermediğine dair henüz yeterli kanıt bulunmuyor.  Gözle görülmeyen bu plastik parçacıkları, dağ zirvelerinden okyanus diplerine, soluduğumuz havadan yediğimiz yiyeceklere kadar her yerde tespit ediliyor. Şimdiye kadar insan vücudunda akciğer, kalp, plasenta gibi organlarda görüldüler.  Mikroplastiklerin artan yaygınlığı, gelecek hafta Cenevre’de yapılacak BM plastik kirliliği anlaşması müzakerelerinin de gündem maddelerinden biri. Ancak bu parçacıkların insan sağlığı üzerindeki etkileri henüz tam olarak bilinmiyor.  <strong>"BİR BEYİN, BİR PLASTİK KAŞIK"</strong>  Beyinlerdeki mikroplastiklere dair en dikkat çekici araştırma, Şubat ayında Nature Medicine dergisinde yayımlandı. ABD’nin New Mexico eyaletinde 2016’da ölen 28 kişi ile 2023’te ölen 24 kişinin beyin dokuları incelendi; mikroplastik miktarının yıllar içinde arttığı belirlendi.  Çalışmanın başyazarı toksikolog Matthew Campen, beyinlerde yaklaşık bir plastik kaşık ya da kullanılmamış bir pastel boya ağırlığında (yaklaşık 10 gram) mikroplastik tespit ettiklerini söyledi.  <strong>BİLİM İNSANLARINDAN TEMKİN ÇAĞRISI</strong>  İskoçya’daki Heriot-Watt Üniversitesi’nden toksikolog Theodore Henry, “Bağımsız doğrulama yapılmadan bu bulgular temkinle yorumlanmalı” uyarısında bulundu.   Avustralya’daki RMIT Üniversitesi’nden kimya profesörü Oliver Jones ise, mikroplastiklerin beyinlerde atık sudakinden fazla olmasının “oldukça düşük ihtimal” olduğunu belirterek, “Eğer gerçekten beynimizde mikroplastik varsa bile şu an için zarara dair kanıt yok” dedi.  <strong>KALP-DAMAR HASTALIKLARIYLA OLASI BAĞ</strong>  Mikroplastiklerin sağlık üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmaların çoğu gözlemsel nitelikte ve doğrudan neden-sonuç ilişkisi kuramıyor. </p><p>Geçen yıl New England Journal of Medicine’da yayımlanan bir araştırma, kan damarlarında biriken mikroplastiklerin kalp krizi, felç ve ölüm riskini artırabileceğini ortaya koydu.  Ocak ayında Science Advances’ta yayımlanan bir deneyde ise farelerin beyinlerinde mikroplastik tespit edildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BÜYÜK AVRASYA BİRLİĞİ nin VELİAHTI TOLUNAYHAN SARI, DR. ERKAN ÖZTÜRK’ÜN TİTİZ ELLERİNDE İSLAMİ GELENEKLERE GÖRE SÜNNET OLDU</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/buyuk-avrasya-birligi-nin-veliahti-tolunayhan-sari-dr-erkan-ozturkun-titiz-ellerinde-islami-geleneklere-gore-sunnet-oldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/buyuk-avrasya-birligi-nin-veliahti-tolunayhan-sari-dr-erkan-ozturkun-titiz-ellerinde-islami-geleneklere-gore-sunnet-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Bağlum Tıp Merkezi’nde gerçekleşen tarihi nitelikteki tören, Türk-İslam kültürünün manevi değerlerini ve modern tıbbın güvenli yaklaşımını bir araya getirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://starmedyahaber.com.tr/uploads/images/202508/image_870x580_6897a83e94313.jpg" length="89705" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 09 Aug 2025 22:58:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kenan Sarı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Büyük Avrasya Birliği Genel Başkanı Kenan Sarı’nın veliahtı Tolunayhan Sarı, çocukluk döneminin en önemli dini ve kültürel adımlarından biri olan sünnet merasimini, hem aile hem de davetliler açısından unutulmaz bir şekilde yaşadı.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Törenin merkezinde, Türkiye’de çocuk dostu hekim kimliğiyle tanınan, mesleki tecrübesi ve hassas yaklaşımıyla gönüllerde yer eden Dr. Erkan Öztürk vardı. Uzun yıllardır çocuk sağlığı ve sünnet operasyonlarında gösterdiği yüksek başarı oranıyla bilinen Dr. Öztürk, bu anl ol amlı günü hem tıbbi hem de manevi açıdan kusursuz hale getirdi.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Titizlik ve Maneviyat Bir Arada</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Operasyon, Bağlum Tıp Merkezi’nin steril ve modern şartlarında, tamamen çocuğun psikolojisini koruyan bir atmosferde gerçekleşti. Dr. Erkan Öztürk, öncesinde Tolunayhan ile birebir ilgilenerek onu hem manevi hem de psikolojik olarak bu özel ana hazırladı.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Operasyon sürecinde gösterilen titizlik, tıbbi başarı ve sıcak iletişim, hem aileden hem de davetlilerden büyük takdir gördü.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Geleneksel Sünnet Kıyafeti ile Törene Damga Vurdu</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Veliaht Tolunayhan Sarı, Türk-İslam kültürünün asırlardır süregelen beyaz kaftanı, işlemeli pelerini ve gösterişli başlığı ile göz kamaştırdı. Elindeki sembolik asası ve taktığı madalya, hem çocuk masumiyetini hem de gelecekte taşıyacağı liderlik mirasını simgeliyordu.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türk Dünyası ve İslam Coğrafyasında İlgiyle Takip Edilen Bir An</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Büyük Avrasya Birliği, sadece Türkiye’de değil, Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar geniş bir coğrafyada tanınan ve saygı gören bir birlik. Veliaht Tolunayhan Sarı’nın sünnet merasimi, bu coğrafyada da yankı buldu. Dost ülkelerden tebrik mesajları gelirken, tören sosyal medyada binlerce beğeni ve yorum aldı.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kenan Sarı’dan Duygusal Açıklama</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Büyük Avrasya Birliği Genel Başkanı Kenan Sarı, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi:</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">"Oğlumuz Tolunayhan, bugün hem dini hem kültürel bir mirası yaşatarak, hayatının en önemli adımlarından birini attı. Onun bu özel gününde yanımızda olan, emeğini esirgemeyen Dr. Erkan Öztürk’e ve tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum."</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dr. Erkan Öztürk’ten Mesaj: “Çocukların Gülüşü En Büyük Başarıdır”</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tören sonrası kısa bir değerlendirme yapan Dr. Erkan Öztürk ise şu ifadeleri kullandı:</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">"Sünnet, sadece bir tıbbi işlem değil; aileler ve çocuklar için manevi değeri olan bir ritüeldir. Tolunayhan gibi değerli bir evladımızın bu süreci sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşaması bizim için en büyük mutluluk."</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Manevi Atmosfer ve Kutlamalar</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Operasyonun ardından davetlilere geleneksel Türk ikramları sunuldu, dualar okundu ve hatıra fotoğrafları çekildi. Tören, hem dini hem kültürel yönleriyle katılımcıların hafızasında yer eden, anlam yüklü bir gün olarak tarihe geçti.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Demir eksikliğinin 3 önemli belirtisi: Doktorlar bile gözden kaçırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/demir-eksikliginin-3-oenemli-belirtisi-doktorlar-bile-goezden-kaciriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/demir-eksikliginin-3-oenemli-belirtisi-doktorlar-bile-goezden-kaciriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kadınların önemli bir bölümünü etkileyen demir eksikliği genellikle fark edilmez. Uzmanlar, kronik yorgunluk, baş dönmesi gibi doktorlar tarafından sıklıkla gözden kaçan temel belirtiler olduğunu vurguluyor.Bu belirtileri doğru bir şekilde teşhis etmek ve gidermek için düzenli demir seviyelerinin yanı sıra demirin depolanma formu olan ferritin seviyelerinin de kontrol edilmesinin önemini vurguluyor.Demir eksikliği kadınlarda yaygın bir sorundur. Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün (WHO) istatistiklerine göre, 15-49 yaş arası kadınların yaklaşık %30&#039;u ve hamile kadınların %37&#039;si de anemiden muzdariptir. Demir eksikliği, özellikle ilk aşamalarda genellikle fark edilmez. Beslenme uzmanı olan Dr. Pedi Mirdamadi, doktorların bile gözden kaçırdığı 3 önemli demir eksikliği belirtisini açıkladı. &quot;Çoğu doktor sadece demir seviyelerini kontrol etse de, bu semptomları ele almak söz konusu olduğunda bu yeterli olmayabilir. Bunun nedeni, ferritin veya demirin depolanma formunu kontrol etmenin de aynı derecede önemli olmasıdır. Çünkü normal demir seviyelerine rağmen düşük ferritin seviyesi bu semptomlara katkıda bulunabilir,&quot; dedi.Demir eksikliği, vücutta yeterli demir olmadığında ortaya çıkar. Demir, kırmızı kan hücrelerinin üretiminde önemli bir rol oynar. Bu kırmızı kan hücreleri, vücutta oksijen taşıyan hemoglobin içerir. Demir eksikliği, vücudun yeterli hemoglobin üretme yeteneğini bozar ve bu da demir eksikliği anemisi adı verilen bir rahatsızlığa neden olur.Sürekli bitkin hissetmek, düşük demir seviyelerinin önemli bir işaretidir, ancak genellikle teşhiste gözden kaçar. Dr. Mirdamadi, düşük enerjinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Kronik yorgunluk birçok sağlık sorununun belirtisi olduğundan, başka rahatsızlıklarla karıştırılma olasılığı da vardır. Bazıları yorgunluğu strese veya uyku eksikliğine bağlar. Anlaşılması gereken en önemli şey, kronik yorgunluğun asla sağlıklı bir gösterge olmadığıdır.Demir eksikliği olan kişilerin sık sık yaşadığı şikayetlerden biri baş dönmesi veya sersemliktir. Hızlıca ayağa kalkarken veya fiziksel aktivite sırasında başınız dönüyorsa, bu demir eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Vücuttaki demir seviyeleri düşük olduğunda, hemoglobin üretimi etkilenir ve bu da hücrelere oksijen taşınmasını kısıtlar. Bu belirti genellikle dehidratasyonla karıştırılır.Kadınlar, sıcak ortamlarda bile sıklıkla el ve ayaklarda soğukluktan şikayet ederler. Bu, düşük demir seviyesinin önemli bir işareti olabilir.Demir eksikliği, dolaşımı ve vücudun ısıyı düzenleme yeteneğini etkiler. İnsanlar genellikle bu belirtiyi gözden kaçırır veya demir seviyelerini araştırmadan zayıf dolaşıma bağlar.&quot;Düşük demir seviyeleri kolayca gözden kaçabilir çünkü çoğu doktor demir durumunu kan sayımına ve serum demirine bakarak değerlendirir. Ferritin, demirin depolanma şeklidir ve yorgunluk, baş dönmesi, sersemlik veya kolay morarma gibi belirtiler varsa ölçülmesi çok önemlidir,&quot; diye belirtiyorlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gx76EnHh70-0DnxmAYmyqQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demir, eksikliğinin, önemli, belirtisi:, Doktorlar, bile, gözden, kaçırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gx76EnHh70-0DnxmAYmyqQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Demir eksikliğinin 3 önemli belirtisi: Doktorlar bile gözden kaçırıyor"><p>Kadınların önemli bir bölümünü etkileyen demir eksikliği genellikle fark edilmez. Uzmanlar, kronik yorgunluk, baş dönmesi gibi doktorlar tarafından sıklıkla gözden kaçan temel belirtiler olduğunu vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/niTTI17z4Ei_8lHEaQJb6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu belirtileri doğru bir şekilde teşhis etmek ve gidermek için düzenli demir seviyelerinin yanı sıra demirin depolanma formu olan ferritin seviyelerinin de kontrol edilmesinin önemini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hvLgC0pcwkyZDrQSx0TEsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir eksikliği kadınlarda yaygın bir sorundur. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) istatistiklerine göre, 15-49 yaş arası kadınların yaklaşık %30'u ve hamile kadınların %37'si de anemiden muzdariptir. Demir eksikliği, özellikle ilk aşamalarda genellikle fark edilmez. Beslenme uzmanı olan Dr. Pedi Mirdamadi, doktorların bile gözden kaçırdığı 3 önemli demir eksikliği belirtisini açıkladı. "Çoğu doktor sadece demir seviyelerini kontrol etse de, bu semptomları ele almak söz konusu olduğunda bu yeterli olmayabilir. Bunun nedeni, ferritin veya demirin depolanma formunu kontrol etmenin de aynı derecede önemli olmasıdır. Çünkü normal demir seviyelerine rağmen düşük ferritin seviyesi bu semptomlara katkıda bulunabilir," dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VN7lvCpcTkqD0F3LTA0NPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir eksikliği, vücutta yeterli demir olmadığında ortaya çıkar. Demir, kırmızı kan hücrelerinin üretiminde önemli bir rol oynar. Bu kırmızı kan hücreleri, vücutta oksijen taşıyan hemoglobin içerir. Demir eksikliği, vücudun yeterli hemoglobin üretme yeteneğini bozar ve bu da demir eksikliği anemisi adı verilen bir rahatsızlığa neden olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jf0qWjC2VUKIMFZHVsZSEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sürekli bitkin hissetmek, düşük demir seviyelerinin önemli bir işaretidir, ancak genellikle teşhiste gözden kaçar. Dr. Mirdamadi, düşük enerjinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Kronik yorgunluk birçok sağlık sorununun belirtisi olduğundan, başka rahatsızlıklarla karıştırılma olasılığı da vardır. Bazıları yorgunluğu strese veya uyku eksikliğine bağlar. Anlaşılması gereken en önemli şey, kronik yorgunluğun asla sağlıklı bir gösterge olmadığıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y8BMVvgkY0G9mvdPdBA9gA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir eksikliği olan kişilerin sık sık yaşadığı şikayetlerden biri baş dönmesi veya sersemliktir. Hızlıca ayağa kalkarken veya fiziksel aktivite sırasında başınız dönüyorsa, bu demir eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Vücuttaki demir seviyeleri düşük olduğunda, hemoglobin üretimi etkilenir ve bu da hücrelere oksijen taşınmasını kısıtlar. Bu belirti genellikle dehidratasyonla karıştırılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EQIUkcIz0kSn-fjQgh7Huw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınlar, sıcak ortamlarda bile sıklıkla el ve ayaklarda soğukluktan şikayet ederler. Bu, düşük demir seviyesinin önemli bir işareti olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HC1K5Uu17UKhtfNl98W5NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir eksikliği, dolaşımı ve vücudun ısıyı düzenleme yeteneğini etkiler. İnsanlar genellikle bu belirtiyi gözden kaçırır veya demir seviyelerini araştırmadan zayıf dolaşıma bağlar."Düşük demir seviyeleri kolayca gözden kaçabilir çünkü çoğu doktor demir durumunu kan sayımına ve serum demirine bakarak değerlendirir. Ferritin, demirin depolanma şeklidir ve yorgunluk, baş dönmesi, sersemlik veya kolay morarma gibi belirtiler varsa ölçülmesi çok önemlidir," diye belirtiyorlar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Orman yangınının dumanı kente ulaştı, her yeri kül kapladı: &amp;quot;Ciğerlere inebilir, maske takılmalı&amp;quot;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/orman-yangininin-dumani-kente-ulasti-her-yeri-kul-kapladi-cigerlere-inebilir-maske-takilmali</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/orman-yangininin-dumani-kente-ulasti-her-yeri-kul-kapladi-cigerlere-inebilir-maske-takilmali</guid>
<description><![CDATA[ Sakarya, Bilecik ve Eskişehir&#039;deki orman yangınları nedeniyle oluşan duman ve partiküller, Bursa&#039;ya ulaştı. Kül yağmurunun yaşandığı Bursa&#039;da araçların üstü ile evlerin balkonları külle kaplandı. Uzmanlar solunum rahatsızlığı olanlara maske takmaları çağrısında bulundu.Sakarya&#039;nın Geyve, Bilecik&#039;in Osmaneli ve Eskişehir&#039;in Seyitgazi ilçelerinde çıkan orman yangınlarının duman ve partikülleri Bursa&#039;ya ulaştı.
Uzmanlar, solunum yolu ile ilgili rahatsızlığı bulunan vatandaşları maske takmaları konusunda uyarıyor.Kuş uçuşu Bilecik&#039;in Osmaneli ilçesine 84, Sakarya&#039;nın Geyve ilçesine 110 ve Eskişehir&#039;in Seyitgazi ilçesine de 162 kilometre uzaklıkta bulunan Bursa&#039;da, kül yağmuruyla oluşan çevre kirliliği nedeniyle birçok araç ile evlerin balkon ve camları isle kaplanırken, etkili olan duman görüş mesafesini düşürdü.Kül yağmuru ile şaşırdıklarını söyleyen vatandaşlar, o anları cep telefonlarıyla çekip, sosyal medyada paylaştı.Bursa Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Taşdemir, atmosfere karışan bütün kirleticilerin belli mesafe taşındıklarını söyleyerek, &quot;İlk olarak yerleşim yerlerine etkileri oluyor. Orada evler, tarımsal alan ve altyapı zarar görebiliyor. Bunun sonucunda maddi kayıplar ve göçler olabilmekte. Ama bu tür orman yangınlarında hava kirliliği olaylarını görmüş oluyoruz.&quot; dedi.Yangın sonucunda karbondioksit azotoksitler ve özellikle partiküller açığa çıktığını anlatan Taşdemir, &quot;Küçük ve ince dediğimiz partiküller, insanın üst solunum yolundan geçip, ciğerlere kadar ulaşabilmekte. Orada çeşitli hastalıklara sebep olmakta. Astım, KOAH gibi hastalıkları da tetiklemektedir.&quot; uyarısında bulundu.
Teşdemir şöyle devam etti:
&quot;Karbondioksit küresel ısınmada çok etkili bir gaz. Bu orman yangınlarında, çok büyük miktarlarda atmosfere maalesef karbondioksit yayılmakta. Ortamdaki konsantrasyonları olumsuz yönde arttırabilmektedir.
Üzerinde durmamız gereken başka bir konu da azotoksitlerin oluşması. Bu gazlar da yüksek sıcaklarda azotla oksijen gazının istemsiz bir şekilde bir araya gelip, azotoksiti oluşturması sonucunu karşıya çıkarmaktadır.
Azotoksitlerin en büyük özellikleri de insan sağlığının yanı sıra asit yağmurlarının oluşmasına sebep olmasıdır.&quot;Bu taşınımların olumsuz etkilerinden en önemlisinin, insan sağlığına etkileri olduğunu söyleyen, vatandaşların mümkün olduğunca dışarı çıkmamasını ve maske takmasını öneren Prof. Dr. Yücel Taşdemir, &quot;Partikül maddelerin 2,5 mikron veya daha küçük boyuttaki partiküller, üst solunum yolumuzu geçip, ciğerlerimize gelebilmekte ve insanlarda bazı olumsuz hastalıkların oluşmasına sebep olabilmektedir.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hk7G4e_Hv0W7Onc2vsI4Qg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Orman, yangınının, dumanı, kente, ulaştı, her, yeri, kül, kapladı:, Ciğerlere, inebilir, maske, takılmalı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hk7G4e_Hv0W7Onc2vsI4Qg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Orman yangınının dumanı kente ulaştı, her yeri kül kapladı: " ci inebilir maske tak><p>Sakarya, Bilecik ve Eskişehir'deki orman yangınları nedeniyle oluşan duman ve partiküller, Bursa'ya ulaştı. Kül yağmurunun yaşandığı Bursa'da araçların üstü ile evlerin balkonları külle kaplandı. Uzmanlar solunum rahatsızlığı olanlara maske takmaları çağrısında bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1zGlFiBngUCKRhGbJ0Z20A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sakarya'nın Geyve, Bilecik'in Osmaneli ve Eskişehir'in Seyitgazi ilçelerinde çıkan orman yangınlarının duman ve partikülleri Bursa'ya ulaştı.
Uzmanlar, solunum yolu ile ilgili rahatsızlığı bulunan vatandaşları maske takmaları konusunda uyarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pHHE_UnlLUGSU1xO9jFFcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuş uçuşu Bilecik'in Osmaneli ilçesine 84, Sakarya'nın Geyve ilçesine 110 ve Eskişehir'in Seyitgazi ilçesine de 162 kilometre uzaklıkta bulunan Bursa'da, kül yağmuruyla oluşan çevre kirliliği nedeniyle birçok araç ile evlerin balkon ve camları isle kaplanırken, etkili olan duman görüş mesafesini düşürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1YxvM3bXTkiM3Ov0P-d7lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kül yağmuru ile şaşırdıklarını söyleyen vatandaşlar, o anları cep telefonlarıyla çekip, sosyal medyada paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vAiRSjc3IECqEAWZ1fuhrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bursa Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Taşdemir, atmosfere karışan bütün kirleticilerin belli mesafe taşındıklarını söyleyerek, "İlk olarak yerleşim yerlerine etkileri oluyor. Orada evler, tarımsal alan ve altyapı zarar görebiliyor. Bunun sonucunda maddi kayıplar ve göçler olabilmekte. Ama bu tür orman yangınlarında hava kirliliği olaylarını görmüş oluyoruz." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dnQj6sjenE6GgpOIHF4xOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yangın sonucunda karbondioksit azotoksitler ve özellikle partiküller açığa çıktığını anlatan Taşdemir, "Küçük ve ince dediğimiz partiküller, insanın üst solunum yolundan geçip, ciğerlere kadar ulaşabilmekte. Orada çeşitli hastalıklara sebep olmakta. Astım, KOAH gibi hastalıkları da tetiklemektedir." uyarısında bulundu.
Teşdemir şöyle devam etti:
"Karbondioksit küresel ısınmada çok etkili bir gaz. Bu orman yangınlarında, çok büyük miktarlarda atmosfere maalesef karbondioksit yayılmakta. Ortamdaki konsantrasyonları olumsuz yönde arttırabilmektedir.
Üzerinde durmamız gereken başka bir konu da azotoksitlerin oluşması. Bu gazlar da yüksek sıcaklarda azotla oksijen gazının istemsiz bir şekilde bir araya gelip, azotoksiti oluşturması sonucunu karşıya çıkarmaktadır.
Azotoksitlerin en büyük özellikleri de insan sağlığının yanı sıra asit yağmurlarının oluşmasına sebep olmasıdır."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TTLIVFaNWUCkT9hDHoSGRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu taşınımların olumsuz etkilerinden en önemlisinin, insan sağlığına etkileri olduğunu söyleyen, vatandaşların mümkün olduğunca dışarı çıkmamasını ve maske takmasını öneren Prof. Dr. Yücel Taşdemir, "Partikül maddelerin 2,5 mikron veya daha küçük boyuttaki partiküller, üst solunum yolumuzu geçip, ciğerlerimize gelebilmekte ve insanlarda bazı olumsuz hastalıkların oluşmasına sebep olabilmektedir." diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Göz kanserinin erken belirtisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/goez-kanserinin-erken-belirtisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/goez-kanserinin-erken-belirtisi</guid>
<description><![CDATA[ Göz kanseri, göz dokusu içinde veya çevresinde kontrolsüz hücre büyümesi sonucu ortaya çıkan ciddi bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Üç ana türü bulunan göz kanseri; yetişkinlerde yaygın olan göz içi melanomu, çocuklarda sık rastlanan retinoblastom ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde görülen lenfomayı kapsıyor. Kanser, iris, retina ve göz çevresindeki dokularda gelişebiliyor.Göz kanserinde semptomların yavaş ilerlemesi, hastalığın erken evrede fark edilmesini zorlaştırıyor. Uzmanlar, düzenli göz muayenelerinin önemine vurgu yaparken, erken belirtilerin bilinmesinin hastaların zamanında tıbbi destek almasını sağladığını belirtiyor.BULANIK VE BOZUK GÖRMEGöz kanserinin en erken belirtilerinden biri, görme kalitesindeki değişikliklerdir. Hastalar, bulanık görme, nesnelerin bozuk ya da çarpık görünmesi, düz çizgilerin eğri algılanması gibi sorunlar yaşayabilir. Bu durum tek veya her iki gözü etkileyerek zamanla kötüleşir. Bazı kişiler renkleri daha soluk algılar veya görüş alanlarında gölgeler görür.UÇUŞAN CİSİMLERAni ışık parlamaları, koyu lekeler ve dalgalı çizgiler şeklinde algılanan uçuşan cisimler, göz kanserinin bir diğer önemli belirtisi. Bu görsel öğeler sürekli veya aralıklı olabilir. Genellikle göz sıvısında veya retinaya baskı yapan tümör büyümesinde hücre kümelerinden kaynaklanır.İris ya da gözün beyaz kısmında ortaya çıkan koyu lekeler dikkatle takip edilmeli. Bu lekeler zamanla büyüyüp şekil değiştirerek, kabarık ve pürüzlü bir doku oluşturabilir. Kanserli lekeler genellikle hızlı büyür ve düzensiz sınırlarıyla normal çillerden ayrılır.GÖZBEBEĞİNDE DEĞİŞİKLİKGözbebekleri her iki gözde de eşit boyutta ve dairesel olmalıdır. Ovalleşme, düzensiz şekil veya ışığa tepkide azalma varsa, bu durum tümör varlığını işaret edebilir. Gözbebeği kaslarını etkileyen tümörler kalıcı boyut değişikliklerine neden olur.Çevresel görüşte azalma veya yanlardaki nesnelerin görünmemesi, retinaya ya da optik sinire zarar veren kanserin sonucu olabilir. Bu durum özellikle düşük ışıkta görmeyi zorlaştırır ve kaza riskini artırır.Göz veya çevresinde şişlikler, göz küresinin öne itilmesi, kalıcı kızarıklık ve ağrı göz kanserinin ilerlemiş belirtileri arasında yer alıyor. Bu tür belirtiler ihmal edilmemeli, hemen uzman kontrolüne gidilmelidir.Gözde yukarıdaki belirtilerden herhangi biri ortaya çıkarsa, özellikle iyileşme göstermiyor veya kötüleşiyorsa vakit kaybetmeden göz doktoruna başvurulması hayati önem taşıyor. Erken teşhis, görmenin korunması ve tedavi başarısı açısından kritik rol oynuyor. Özellikle açık renkli gözlere sahip, ailesinde melanom öyküsü bulunan ve yoğun güneş ışığına maruz kalan kişilerin düzenli muayenelerini aksatmaması öneriliyor.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FrQ_ckNdqkmD0rAmSYRYUA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Göz, kanserinin, erken, belirtisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FrQ_ckNdqkmD0rAmSYRYUA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Göz kanserinin erken belirtisi"><p>Göz kanseri, göz dokusu içinde veya çevresinde kontrolsüz hücre büyümesi sonucu ortaya çıkan ciddi bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Üç ana türü bulunan göz kanseri; yetişkinlerde yaygın olan göz içi melanomu, çocuklarda sık rastlanan retinoblastom ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde görülen lenfomayı kapsıyor. Kanser, iris, retina ve göz çevresindeki dokularda gelişebiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7aK9fEV49EGUxTCPZcCWTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz kanserinde semptomların yavaş ilerlemesi, hastalığın erken evrede fark edilmesini zorlaştırıyor. Uzmanlar, düzenli göz muayenelerinin önemine vurgu yaparken, erken belirtilerin bilinmesinin hastaların zamanında tıbbi destek almasını sağladığını belirtiyor.BULANIK VE BOZUK GÖRMEGöz kanserinin en erken belirtilerinden biri, görme kalitesindeki değişikliklerdir. Hastalar, bulanık görme, nesnelerin bozuk ya da çarpık görünmesi, düz çizgilerin eğri algılanması gibi sorunlar yaşayabilir. Bu durum tek veya her iki gözü etkileyerek zamanla kötüleşir. Bazı kişiler renkleri daha soluk algılar veya görüş alanlarında gölgeler görür.UÇUŞAN CİSİMLERAni ışık parlamaları, koyu lekeler ve dalgalı çizgiler şeklinde algılanan uçuşan cisimler, göz kanserinin bir diğer önemli belirtisi. Bu görsel öğeler sürekli veya aralıklı olabilir. Genellikle göz sıvısında veya retinaya baskı yapan tümör büyümesinde hücre kümelerinden kaynaklanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3MjoaOJ_oEiv-hmXGPoOyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İris ya da gözün beyaz kısmında ortaya çıkan koyu lekeler dikkatle takip edilmeli. Bu lekeler zamanla büyüyüp şekil değiştirerek, kabarık ve pürüzlü bir doku oluşturabilir. Kanserli lekeler genellikle hızlı büyür ve düzensiz sınırlarıyla normal çillerden ayrılır.GÖZBEBEĞİNDE DEĞİŞİKLİKGözbebekleri her iki gözde de eşit boyutta ve dairesel olmalıdır. Ovalleşme, düzensiz şekil veya ışığa tepkide azalma varsa, bu durum tümör varlığını işaret edebilir. Gözbebeği kaslarını etkileyen tümörler kalıcı boyut değişikliklerine neden olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M0Dl7aoNl0eR6DngYbO7VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çevresel görüşte azalma veya yanlardaki nesnelerin görünmemesi, retinaya ya da optik sinire zarar veren kanserin sonucu olabilir. Bu durum özellikle düşük ışıkta görmeyi zorlaştırır ve kaza riskini artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FiSiScxMFkSoDGyWmBcbxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz veya çevresinde şişlikler, göz küresinin öne itilmesi, kalıcı kızarıklık ve ağrı göz kanserinin ilerlemiş belirtileri arasında yer alıyor. Bu tür belirtiler ihmal edilmemeli, hemen uzman kontrolüne gidilmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yowA5gey6UyEmQFiR0OWNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözde yukarıdaki belirtilerden herhangi biri ortaya çıkarsa, özellikle iyileşme göstermiyor veya kötüleşiyorsa vakit kaybetmeden göz doktoruna başvurulması hayati önem taşıyor. Erken teşhis, görmenin korunması ve tedavi başarısı açısından kritik rol oynuyor. Özellikle açık renkli gözlere sahip, ailesinde melanom öyküsü bulunan ve yoğun güneş ışığına maruz kalan kişilerin düzenli muayenelerini aksatmaması öneriliyor.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çarpıcı Covid&amp;19 raporu: Aşılar beklenenden çok daha az hayat kurtardı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/carpici-covid-19-raporu-asilar-beklenenden-cok-daha-az-hayat-kurtardi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/carpici-covid-19-raporu-asilar-beklenenden-cok-daha-az-hayat-kurtardi</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırma, her 5 bin 400 koronavirüs aşı dozu için yalnızca bir ölümün önlendiğini ortaya koydu.Stanford Üniversitesi tarafından yürütülen bir çalışma, Covid-19 aşılarının 2020&#039;den 2024&#039;e kadar çoğu yaşlı olmak üzere 2,5 milyon insanın hayatını kurtardığını tahmin ediyor.Bu sayı, İlk raporlarda belirtilenden çok daha az.JAMA Health Forum&#039;da yayınlanan bulgulara göre, bu, söz konusu dönemde dünya çapında uygulanan her 5 bin 400 aşı dozu için bir ölümün önlendiği anlamına geliyor.Resmi tahminlere göre, o yıllarda dünya çapında 7 milyon kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti.Stanford Üniversitesi&#039;nden üç araştırmacı tarafından yürütülen çalışmada, kurtarılan hayatların yüzde 90&#039;ının 60 yaş ve üstü kişilerde olduğu ve yüzde 82&#039;sinin Covid-19 testi pozitif çıkmadan önce yapılan aşılar sayesinde olduğu belirtildi.Baş yazar olan Stanford Üniversitesi epidemiyoloğu John P. A. Ioannidis, bu tahminlerin, aşıların ilk yıl içinde 20 milyon hayat kurtardığını iddia eden ilk araştırmalardan çok daha düşük olduğunu söyledi.AŞI KARŞITLARININ İDDİALARI DA YANLIŞAynı zamanda, aşı karşıtlarının “milyonlarca insanı öldürdüğü” iddiasını içeren abartılı tahminleri çürüttüklerini belirtti.Dr. Ioannidis&#039;e göre, gençleri aşılamak amacıyla uygulanan “zorunlu ve cezai önlemler”, büyük sağlık sorunları olan birçok yaşlı insanı aşıdan uzak tuttu ve en çok ihtiyaç duyulan yerlerde aşıların etkinliğini azalttı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ec6ebWrd2U6uwNJ5o_riZg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çarpıcı, Covid-19, raporu:, Aşılar, beklenenden, çok, daha, hayat, kurtardı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ec6ebWrd2U6uwNJ5o_riZg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Covid-19 aşıları çok daha az hayat kurtarmış"><p>Yeni araştırma, her 5 bin 400 koronavirüs aşı dozu için yalnızca bir ölümün önlendiğini ortaya koydu.</p><p>Stanford Üniversitesi tarafından yürütülen bir çalışma, Covid-19 aşılarının 2020'den 2024'e kadar çoğu yaşlı olmak üzere 2,5 milyon insanın hayatını kurtardığını tahmin ediyor.</p><p>Bu sayı, İlk raporlarda belirtilenden çok daha az.</p><p>JAMA Health Forum'da yayınlanan bulgulara göre, bu, söz konusu dönemde dünya çapında uygulanan her 5 bin 400 aşı dozu için bir ölümün önlendiği anlamına geliyor.</p><p>Resmi tahminlere göre, o yıllarda dünya çapında 7 milyon kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti.</p><p>Stanford Üniversitesi'nden üç araştırmacı tarafından yürütülen çalışmada, kurtarılan hayatların yüzde 90'ının 60 yaş ve üstü kişilerde olduğu ve yüzde 82'sinin Covid-19 testi pozitif çıkmadan önce yapılan aşılar sayesinde olduğu belirtildi.</p><p>Baş yazar olan Stanford Üniversitesi epidemiyoloğu John P. A. Ioannidis, bu tahminlerin, aşıların ilk yıl içinde 20 milyon hayat kurtardığını iddia eden ilk araştırmalardan çok daha düşük olduğunu söyledi.</p><p><strong>AŞI KARŞITLARININ İDDİALARI DA YANLIŞ</strong></p><p>Aynı zamanda, aşı karşıtlarının “milyonlarca insanı öldürdüğü” iddiasını içeren abartılı tahminleri çürüttüklerini belirtti.</p><p>Dr. Ioannidis'e göre, gençleri aşılamak amacıyla uygulanan “zorunlu ve cezai önlemler”, büyük sağlık sorunları olan birçok yaşlı insanı aşıdan uzak tuttu ve en çok ihtiyaç duyulan yerlerde aşıların etkinliğini azalttı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mustafa Sandal&amp;apos;ın hastalığı trikotillomani (saç koparma hastalığı) nedir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mustafa-sandalin-hastaligi-trikotillomani-sac-koparma-hastaligi-nedir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mustafa-sandalin-hastaligi-trikotillomani-sac-koparma-hastaligi-nedir</guid>
<description><![CDATA[ Ünlü şarkıcı Mustafa Sandal, yıllardır mücadele ettiği hastalığını ilk kez açıkladı. Sandal, saç koparma hastalığı olarak bilinen trikotillomani ile mücadele ettiğini anlattı. Peki, Mustafa Sandal&#039;ın hastalığı trikotillomani (saç koparma hastalığı) nedir?Trikotillomani, yani saç yolma bozukluğu, bir ruh sağlığı durumudur. Kişi, saçını, kaşını ya da vücudunun başka bölgelerindeki kılları sık, tekrarlayan ve karşı konulamaz bir şekilde yolma isteği hisseder. Bu dürtülere karşı koymaya çalışsa da durduramaz. Trikotillomani, bedene yönelik tekrarlayıcı davranışlar (BFRB) grubunda yer alır.Baş derisinden saç çekilmesi, genellikle bölgesel kelliklere yol açar. Bu durum kişide büyük bir sıkıntı yaratabilir ve iş, okul veya sosyal yaşamını olumsuz etkileyebilir. Saç kaybını gizlemek için büyük çabalar gösterilebilir.Bazı kişilerde trikotillomani hafif seyredebilir ve kontrol edilebilirken, bazılarında saç yolma isteği çok yoğun ve duygusal olarak yıpratıcı olabilir. Bazı tedavi seçenekleri bu davranışı azaltmaya veya tamamen durdurmaya yardımcı olabilir.Trikotillomaninin yaygın belirtileri şunlardır:Saç, kaş, kirpik ya da başka vücut bölgelerinden tekrarlayan şekilde saç yolmak (istem dışı ya da bilinçli olarak). Yolunan bölgeler zaman içinde değişebilir.Saç yolmadan önce artan bir gerginlik hissi ya da saç yolma isteğine direnme çabası.Saç yolduktan sonra haz alma ya da rahatlama duygusu.Gözle görülür şekilde saç kaybı (kısalmış saçlar, seyrelmiş ya da tamamen dökülmüş bölgeler). Bu kayıp kaşları ya da kirpikleri de içerebilir.Belirli türdeki saçları yolma, hep aynı adımları izleme ya da belli bir düzende yolma gibi davranış kalıpları.Yolunan saçları ısırmak, çiğnemek ya da yemek.Yolunan saçlarla oynamak ya da yüz ya da dudaklara sürmek.Saç yolmayı azaltmaya veya durdurmaya yönelik başarısız tekrar girişimler.Saç yolma ile ilgili olarak yoğun sıkıntı yaşamak ya da iş, okul veya sosyal ilişkilerde sorunlar yaşamak.Trikotillomaniye bazen deri yolma, tırnak yeme ya da dudak ısırma gibi diğer davranışlar da eşlik edebilir. Bazen bu durum evcil hayvanların tüylerini, bebeklerin saçlarını ya da kumaş, battaniye gibi materyalleri yolma şeklinde de kendini gösterebilir. Genellikle saç yolma gizlice yapılır. Bir atak birkaç saniyeden saatlerce sürebilir. Kişi durumunu başkalarından gizlemeye çalışır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dcmgyf2WW0W9NPEhZkSoeQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mustafa, Sandalın, hastalığı, trikotillomani, saç, koparma, hastalığı, nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dcmgyf2WW0W9NPEhZkSoeQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mustafa Sandal'ın hastalığı trikotillomani (saç koparma hastalığı) nedir?"><p>Ünlü şarkıcı Mustafa Sandal, yıllardır mücadele ettiği hastalığını ilk kez açıkladı. Sandal, saç koparma hastalığı olarak bilinen trikotillomani ile mücadele ettiğini anlattı. Peki, Mustafa Sandal'ın hastalığı trikotillomani (saç koparma hastalığı) nedir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mFbBYYrA-UWLysXDsZYmFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Trikotillomani, yani saç yolma bozukluğu, bir ruh sağlığı durumudur. Kişi, saçını, kaşını ya da vücudunun başka bölgelerindeki kılları sık, tekrarlayan ve karşı konulamaz bir şekilde yolma isteği hisseder. Bu dürtülere karşı koymaya çalışsa da durduramaz. Trikotillomani, bedene yönelik tekrarlayıcı davranışlar (BFRB) grubunda yer alır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/79mG-Y_mR0WYu8hyMBnqyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baş derisinden saç çekilmesi, genellikle bölgesel kelliklere yol açar. Bu durum kişide büyük bir sıkıntı yaratabilir ve iş, okul veya sosyal yaşamını olumsuz etkileyebilir. Saç kaybını gizlemek için büyük çabalar gösterilebilir.Bazı kişilerde trikotillomani hafif seyredebilir ve kontrol edilebilirken, bazılarında saç yolma isteği çok yoğun ve duygusal olarak yıpratıcı olabilir. Bazı tedavi seçenekleri bu davranışı azaltmaya veya tamamen durdurmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xz1iPuTqdE2ZZ89Lqozt7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Trikotillomaninin yaygın belirtileri şunlardır:Saç, kaş, kirpik ya da başka vücut bölgelerinden tekrarlayan şekilde saç yolmak (istem dışı ya da bilinçli olarak). Yolunan bölgeler zaman içinde değişebilir.Saç yolmadan önce artan bir gerginlik hissi ya da saç yolma isteğine direnme çabası.Saç yolduktan sonra haz alma ya da rahatlama duygusu.Gözle görülür şekilde saç kaybı (kısalmış saçlar, seyrelmiş ya da tamamen dökülmüş bölgeler). Bu kayıp kaşları ya da kirpikleri de içerebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7tUEWTC-mES28DeeHzTC8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirli türdeki saçları yolma, hep aynı adımları izleme ya da belli bir düzende yolma gibi davranış kalıpları.Yolunan saçları ısırmak, çiğnemek ya da yemek.Yolunan saçlarla oynamak ya da yüz ya da dudaklara sürmek.Saç yolmayı azaltmaya veya durdurmaya yönelik başarısız tekrar girişimler.Saç yolma ile ilgili olarak yoğun sıkıntı yaşamak ya da iş, okul veya sosyal ilişkilerde sorunlar yaşamak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8MeEHafeE0qwIMxb7yJoQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Trikotillomaniye bazen deri yolma, tırnak yeme ya da dudak ısırma gibi diğer davranışlar da eşlik edebilir. Bazen bu durum evcil hayvanların tüylerini, bebeklerin saçlarını ya da kumaş, battaniye gibi materyalleri yolma şeklinde de kendini gösterebilir. Genellikle saç yolma gizlice yapılır. Bir atak birkaç saniyeden saatlerce sürebilir. Kişi durumunu başkalarından gizlemeye çalışır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ağız yaralarına iyi geliyor: Güçlü antiseptik etkisi var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/agiz-yaralarina-iyi-geliyor-guclu-antiseptik-etkisi-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/agiz-yaralarina-iyi-geliyor-guclu-antiseptik-etkisi-var</guid>
<description><![CDATA[ Stres, hormonal değişimler (regl dönemi, hamilelik vb.), baharatlı veya asitli gıdalar, vitamin ve mineral eksiklikleri (özellikle B12, demir ve folik asit), bağışıklık sisteminin zayıflaması ve ağız içi travmaları, ağız ülserlerinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Peki, ağız yaralarına iyi gelen doğal yöntemler neler?Uzmanlar, stres, vitamin eksiklikleri ve bazı besinlerin ağızda ağrılı yaralara neden olabileceğine dikkat çekiyor.Ağız içinde sıkça karşılaşılan ve halk arasında “aft” olarak da bilinen ağız ülserleri, yemek yemeyi, içmeyi ve konuşmayı güçleştiren küçük ancak oldukça rahatsız edici yaralar olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre bu lezyonlar çoğunlukla zararsız olsa da yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürebiliyor.  Stres, hormonal değişimler (regl dönemi, hamilelik vb.), baharatlı veya asitli gıdalar, vitamin ve mineral eksiklikleri (özellikle B12, demir ve folik asit), bağışıklık sisteminin zayıflaması ve ağız içi travmaları, ağız ülserlerinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor.  Tıp dünyasında bu rahatsızlık için reçeteli tedaviler bulunsa da, birçok kişi evde doğal yollarla rahatlama arayışına giriyor.  İşte uzmanlarca önerilen ve yaygın olarak kullanılan bazı etkili ev çözümleri:  AĞIZ ÜLSERİNE İYİ GELEN DOĞAL YÖNTEMLER  Aloe Vera: Doğrudan ülsere uygulanan aloe vera jeli, ağrıyı ve iltihabı azaltmada oldukça etkili.  Bal: Antibakteriyel özelliğiyle bilinen bal, yaranın üzerine ince bir tabaka halinde sürüldüğünde iyileşmeyi hızlandırabiliyor.  Hindistan Cevizi Yağı: Enfeksiyon riskini azaltıp, iyileşmeyi destekliyor.  Zerdeçal: Su ile macun kıvamına getirilen zerdeçal, antiseptik özelliğiyle öne çıkıyor.  Meyan Kökü: Antiinflamatuvar etkisiyle bilinen meyan kökü özü, ağrıyı azaltmak için tercih ediliyor.  Tuzlu Su Gargarası: Günde birkaç kez yapılan gargara, ağız içindeki bakterileri azaltarak süreci hızlandırıyor.  Karbonat: Karbonatlı macun, asiditeyi dengeleyerek yaranın iyileşmesini kolaylaştırıyor.  Çay Ağacı Yağı: Güçlü antiseptik etkisi sayesinde bakteri üremesini engelliyor.  Elma Sirkesi Gargarası: Su ile seyreltilerek yapılan gargara, iltihapları hafifletiyor.  Papatya Çayı: Hem içilerek hem de poşet çay şeklinde doğrudan uygulanarak rahatlama sağlıyor.  Kaygan Karaağaç: Doğal yatıştırıcı etkisiyle bilinen bu bitki, ağız içi yaralar için öneriliyor.  B12 Vitamini Takviyesi: Vitamin eksikliklerine bağlı ülserlerin önüne geçmek için düzenli takviye alınması tavsiye ediliyor.  AĞIZ ÜLSERİNİ EN HIZLI NE İYİLEŞTİRİR?  Aloe vera veya bal gibi topikal uygulamalar, en hızlı rahatlama sağlayan yöntemler arasında yer alıyor. Tahriş edici yiyeceklerden uzak durmak da süreci hızlandırıyor.  NASIL ÖNLENEBİLİR?  Ağız hijyenine dikkat etmek, stresle başa çıkmak, bağışıklığı güçlü tutmak ve tahriş edici yiyeceklerden kaçınmak, ülser oluşumunu önlemede etkili olabilir.  Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WaXnPPCG0ECw5e3Lkjlm4A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ağız, yaralarına, iyi, geliyor:, Güçlü, antiseptik, etkisi, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WaXnPPCG0ECw5e3Lkjlm4A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ağız yaralarına iyi geliyor: Güçlü antiseptik etkisi var"><p>Stres, hormonal değişimler (regl dönemi, hamilelik vb.), baharatlı veya asitli gıdalar, vitamin ve mineral eksiklikleri (özellikle B12, demir ve folik asit), bağışıklık sisteminin zayıflaması ve ağız içi travmaları, ağız ülserlerinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Peki, ağız yaralarına iyi gelen doğal yöntemler neler?</p><p>Uzmanlar, stres, vitamin eksiklikleri ve bazı besinlerin ağızda ağrılı yaralara neden olabileceğine dikkat çekiyor.</p><p>Ağız içinde sıkça karşılaşılan ve halk arasında “aft” olarak da bilinen ağız ülserleri, yemek yemeyi, içmeyi ve konuşmayı güçleştiren küçük ancak oldukça rahatsız edici yaralar olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre bu lezyonlar çoğunlukla zararsız olsa da yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürebiliyor.  Stres, hormonal değişimler (regl dönemi, hamilelik vb.), baharatlı veya asitli gıdalar, vitamin ve mineral eksiklikleri (özellikle B12, demir ve folik asit), bağışıklık sisteminin zayıflaması ve ağız içi travmaları, ağız ülserlerinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor.  Tıp dünyasında bu rahatsızlık için reçeteli tedaviler bulunsa da, birçok kişi evde doğal yollarla rahatlama arayışına giriyor.  <strong>İşte uzmanlarca önerilen ve yaygın olarak kullanılan bazı etkili ev çözümleri:</strong>  <strong>AĞIZ ÜLSERİNE İYİ GELEN DOĞAL YÖNTEMLER</strong>  Aloe Vera: Doğrudan ülsere uygulanan aloe vera jeli, ağrıyı ve iltihabı azaltmada oldukça etkili.  Bal: Antibakteriyel özelliğiyle bilinen bal, yaranın üzerine ince bir tabaka halinde sürüldüğünde iyileşmeyi hızlandırabiliyor.  Hindistan Cevizi Yağı: Enfeksiyon riskini azaltıp, iyileşmeyi destekliyor.  Zerdeçal: Su ile macun kıvamına getirilen zerdeçal, antiseptik özelliğiyle öne çıkıyor.  Meyan Kökü: Antiinflamatuvar etkisiyle bilinen meyan kökü özü, ağrıyı azaltmak için tercih ediliyor.  Tuzlu Su Gargarası: Günde birkaç kez yapılan gargara, ağız içindeki bakterileri azaltarak süreci hızlandırıyor.  Karbonat: Karbonatlı macun, asiditeyi dengeleyerek yaranın iyileşmesini kolaylaştırıyor.  Çay Ağacı Yağı: Güçlü antiseptik etkisi sayesinde bakteri üremesini engelliyor.  Elma Sirkesi Gargarası: Su ile seyreltilerek yapılan gargara, iltihapları hafifletiyor.  Papatya Çayı: Hem içilerek hem de poşet çay şeklinde doğrudan uygulanarak rahatlama sağlıyor.  Kaygan Karaağaç: Doğal yatıştırıcı etkisiyle bilinen bu bitki, ağız içi yaralar için öneriliyor.  B12 Vitamini Takviyesi: Vitamin eksikliklerine bağlı ülserlerin önüne geçmek için düzenli takviye alınması tavsiye ediliyor.  <strong>AĞIZ ÜLSERİNİ EN HIZLI NE İYİLEŞTİRİR?</strong>  Aloe vera veya bal gibi topikal uygulamalar, en hızlı rahatlama sağlayan yöntemler arasında yer alıyor. Tahriş edici yiyeceklerden uzak durmak da süreci hızlandırıyor.  <strong>NASIL ÖNLENEBİLİR?</strong>  Ağız hijyenine dikkat etmek, stresle başa çıkmak, bağışıklığı güçlü tutmak ve tahriş edici yiyeceklerden kaçınmak, ülser oluşumunu önlemede etkili olabilir.  Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Organ bağışında yeni dönem: e&amp;Devlet ve e&amp;Nabız&amp;apos;dan yapılabilecek</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/organ-bagisinda-yeni-doenem-e-devlet-ve-e-nabizdan-yapilabilecek</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/organ-bagisinda-yeni-doenem-e-devlet-ve-e-nabizdan-yapilabilecek</guid>
<description><![CDATA[ Organ bağışında dijital başvuru dönemi başlıyor. Artık e-Devlet ve e-Nabız&#039;dan organ bağışçısı olunabilecek.Organ bağışında artık dijjital başvuru yapılabilecek.Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Uzm. Dr. Hasan Basri Velioğlu, sağlık alanında düzenlemeler içeren Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi&#039;nin TBMM&#039;de kabul edilerek yasalaşmasıyla ilgili açıklama yaptı.Uzm. Dr. Velioğlu, 18 yaşını dolduran ve akıl sağlığı yerinde olan herkesin organ bağışçısı olabildiğini ve bunun gönüllük esasına dayandığını belirterek, kişinin organ bağış noktasına gidip, iki tanık huzurunda form imzalayıp bağış kartı almak suretiyle organ bağışçısı olabildiğini hatırlattı.Bu yönteme ek olarak artık e-Devlet ve e-Nabız üzerinden de organ bağışçısı olunabilecek.Konuyla ilgili olarak açıklama yapan Velioğlu, &quot;Ayrıca, organ bağışçısı olduklarını hangi yakınlarıyla paylaşmak istediklerine de kendileri karar verecek. Yine, vefatından sonra organları nakledilen bağışçıların eş ve birinci derece yakınlarına, organ nakline ihtiyaçları olması halinde, acil hastalardan sonra gelmek üzere, öncelik verilecek. Bu uygulama inanıyorum ki toplumsal dayanışmayı artıracak.&quot; diye konuştu.30 BİNE YAKIN KİŞİ NAKİL BEKLİYORTürkiye&#039;nin canlı nakillerinde en ön sıralarda olduğunu ancak vefat sonrası bağışla yapılan nakillerde dünyaya göre geride olduğunu işaret eden Uzm. Dr. Velioğlu, &#039;&#039;Oysa ülkemizde 30 bine yakın kişi hayata tutunmak için organ nakli bekliyor. İnşallah yeni düzenlememiz bu kişilere umut olacak. Çünkü vatandaşlarımız artık e-Devlet ve E-Nabız üzerinden hızlı ve kolay bir şekilde organ bağışçısı olabilecek.&quot; ifadelerini kullandı.Uzm. Dr. Velioğlu, başka bir düzenlemenin de halkı yanıltan, tıbbi gerçeklikten uzak ve gereksiz talep oluşturan içeriklerle ilgili olduğunu belirterek, şöyle devam etti:&quot;Sağlık hizmetleri insan hayatını doğrudan ilgilendiren bir alan, bu nedenle tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinde tüm sağlık kuruluşlarının sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir.Tabii ki sundukları hizmetler hakkında bilgilendirme yapabilirler ancak bu bilgilendirmeler, tıbbi gerçeklikten uzak olamaz. Özellikle vurgulamak isterim; sosyal medya, internet, yazılı ve görsel basında yapılan tanıtımlar takip edilecek, halk sağlığını olumsuz etkileyebilecek yanıltıcı, aldatıcı durumlar tespit edildiğinde Bakanlığımız tarafından gerekli müeyyideler uygulanacaktır.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yFCs3txnjEWwqzIt6U7fWA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Organ, bağışında, yeni, dönem:, e-Devlet, e-Nabızdan, yapılabilecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yFCs3txnjEWwqzIt6U7fWA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Organ bağışında yeni dönem"><p>Organ bağışında dijital başvuru dönemi başlıyor. Artık e-Devlet ve e-Nabız'dan organ bağışçısı olunabilecek.</p><p>Organ bağışında artık dijjital başvuru yapılabilecek.</p><p>Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Uzm. Dr. Hasan Basri Velioğlu, sağlık alanında düzenlemeler içeren Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin TBMM'de kabul edilerek yasalaşmasıyla ilgili açıklama yaptı.</p><p>Uzm. Dr. Velioğlu, 18 yaşını dolduran ve akıl sağlığı yerinde olan herkesin organ bağışçısı olabildiğini ve bunun gönüllük esasına dayandığını belirterek, kişinin organ bağış noktasına gidip, iki tanık huzurunda form imzalayıp bağış kartı almak suretiyle organ bağışçısı olabildiğini hatırlattı.</p><p>Bu yönteme ek olarak artık e-Devlet ve e-Nabız üzerinden de organ bağışçısı olunabilecek.</p><p>Konuyla ilgili olarak açıklama yapan Velioğlu, "Ayrıca, organ bağışçısı olduklarını hangi yakınlarıyla paylaşmak istediklerine de kendileri karar verecek. Yine, vefatından sonra organları nakledilen bağışçıların eş ve birinci derece yakınlarına, organ nakline ihtiyaçları olması halinde, acil hastalardan sonra gelmek üzere, öncelik verilecek. Bu uygulama inanıyorum ki toplumsal dayanışmayı artıracak." diye konuştu.</p><p><strong>30 BİNE YAKIN KİŞİ NAKİL BEKLİYOR</strong></p><p>Türkiye'nin canlı nakillerinde en ön sıralarda olduğunu ancak vefat sonrası bağışla yapılan nakillerde dünyaya göre geride olduğunu işaret eden Uzm. Dr. Velioğlu, ''Oysa ülkemizde 30 bine yakın kişi hayata tutunmak için organ nakli bekliyor. İnşallah yeni düzenlememiz bu kişilere umut olacak. Çünkü vatandaşlarımız artık e-Devlet ve E-Nabız üzerinden hızlı ve kolay bir şekilde organ bağışçısı olabilecek." ifadelerini kullandı.</p><p>Uzm. Dr. Velioğlu, başka bir düzenlemenin de halkı yanıltan, tıbbi gerçeklikten uzak ve gereksiz talep oluşturan içeriklerle ilgili olduğunu belirterek, şöyle devam etti:</p><p>"Sağlık hizmetleri insan hayatını doğrudan ilgilendiren bir alan, bu nedenle tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinde tüm sağlık kuruluşlarının sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir.</p><p>Tabii ki sundukları hizmetler hakkında bilgilendirme yapabilirler ancak bu bilgilendirmeler, tıbbi gerçeklikten uzak olamaz. Özellikle vurgulamak isterim; sosyal medya, internet, yazılı ve görsel basında yapılan tanıtımlar takip edilecek, halk sağlığını olumsuz etkileyebilecek yanıltıcı, aldatıcı durumlar tespit edildiğinde Bakanlığımız tarafından gerekli müeyyideler uygulanacaktır."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da 6 ayda 1,2 milyon ameliyat yapıldı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/istanbulda-6-ayda-12-milyon-ameliyat-yapildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/istanbulda-6-ayda-12-milyon-ameliyat-yapildi</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, bu yılın ilk 6 ayında kentte 80,8 milyon muayene, 1,2 milyon ameliyat, 20,1 milyon radyoloji görüntülemenin yanı sıra 1,8 milyon doz aşı ile 82 bin otizm taramasının yapıldığını bildirdi.İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, 2025’in ilk 6 ayında kent genelinde 80,8 milyon muayene, 1,2 milyon ameliyat ve 20,1 milyon radyoloji görüntülemesi yapıldığını açıkladı. Aynı dönemde 1,8 milyon doz aşı uygulanırken, 82 bin otizm taraması gerçekleştirildi.  Güner, görevdeki birinci yılını değerlendirdiği açıklamasında, “Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun liderliği ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün desteğiyle sağlık altyapısını güçlendirdik. Daha erişilebilir ve kapsayıcı hizmetler için çalışıyoruz” dedi.  2024-2025 döneminde ayrıca 106 bin meme, 228 bin serviks ve 175 bin kolorektal kanser taraması yapıldı; 522 kişiye erken evrede kanser teşhisi kondu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vt9kotnZykeFWhm3VwgQEg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, ayda, 1, 2, milyon, ameliyat, yapıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vt9kotnZykeFWhm3VwgQEg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul'da 1,2 milyon ameliyat"><p>İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, bu yılın ilk 6 ayında kentte 80,8 milyon muayene, 1,2 milyon ameliyat, 20,1 milyon radyoloji görüntülemenin yanı sıra 1,8 milyon doz aşı ile 82 bin otizm taramasının yapıldığını bildirdi.</p>İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, 2025’in ilk 6 ayında kent genelinde 80,8 milyon muayene, 1,2 milyon ameliyat ve 20,1 milyon radyoloji görüntülemesi yapıldığını açıkladı. Aynı dönemde 1,8 milyon doz aşı uygulanırken, 82 bin otizm taraması gerçekleştirildi.  Güner, görevdeki birinci yılını değerlendirdiği açıklamasında, “Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun liderliği ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün desteğiyle sağlık altyapısını güçlendirdik. Daha erişilebilir ve kapsayıcı hizmetler için çalışıyoruz” dedi.  2024-2025 döneminde ayrıca 106 bin meme, 228 bin serviks ve 175 bin kolorektal kanser taraması yapıldı; 522 kişiye erken evrede kanser teşhisi kondu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MHRS randevu önceliğinden 1 yılda 150 bin şehit ve gazi yakını yararlandı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mhrs-randevu-oenceliginden-1-yilda-150-bin-sehit-ve-gazi-yakini-yararlandi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mhrs-randevu-oenceliginden-1-yilda-150-bin-sehit-ve-gazi-yakini-yararlandi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, şehit yakınları, gaziler ve gazi yakınlarının sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla başlatılan uygulama kapsamında son bir yılda Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden 150 bin kişinin randevu hizmetinden faydalandığını bildirdi.Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Aile hekimliği birimlerinden isteğe bağlı alınan bazı özel amaçlı sağlık raporları ücretli hale gelirken, gaziler (sadece kendileri) ile şehit yakınları (eş ve çocukları) bu uygulamadan muaf tutuldu.  Şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarına poliklinik hizmetlerinde olduğu gibi, Merkezi Hekim Randevu Sistemi&#039;nde (MHRS) de randevu önceliği sağlanıyor.  Bir yıllık sürede MHRS üzerinden bu kapsama giren yaklaşık 150 bin kişiye öncelikli randevu hizmeti sunuldu.  15 Ocak 2025&#039;te Resmi Gazetede yayımlanan kanun değişikliği ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu&#039;nda yapılan düzenleme kapsamında, aile hekimliği birimlerinden isteğe bağlı alınan bazı özel amaçlı sağlık raporları ücretli hale gelmişti.  Gaziler (sadece kendileri) ile şehit yakınları (eş ve çocukları) bu uygulamadan muaf tutuldu.  Düzenleme kapsamında, sürücü belgesi, sporcu lisansı, genel tıbbi değerlendirme, iş sağlığı ve güvenliği, akli meleke, yivsiz av tüfeği ruhsatı ve hac/umre için gereken parmak izi gibi isteğe bağlı özel amaçlı sağlık raporları, şehit yakınları ve gazilere ücretsiz olarak sunuluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vmTNjmUYzkufDImy1a1L5w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>MHRS, randevu, önceliğinden, yılda, 150, bin, şehit, gazi, yakını, yararlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vmTNjmUYzkufDImy1a1L5w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="MHRS randevu önceliği"><p>Sağlık Bakanlığı, şehit yakınları, gaziler ve gazi yakınlarının sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla başlatılan uygulama kapsamında son bir yılda Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden 150 bin kişinin randevu hizmetinden faydalandığını bildirdi.</p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Aile hekimliği birimlerinden isteğe bağlı alınan bazı özel amaçlı sağlık raporları ücretli hale gelirken, gaziler (sadece kendileri) ile şehit yakınları (eş ve çocukları) bu uygulamadan muaf tutuldu.  Şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarına poliklinik hizmetlerinde olduğu gibi, Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nde (MHRS) de randevu önceliği sağlanıyor.  Bir yıllık sürede MHRS üzerinden bu kapsama giren yaklaşık 150 bin kişiye öncelikli randevu hizmeti sunuldu.  15 Ocak 2025'te Resmi Gazetede yayımlanan kanun değişikliği ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nda yapılan düzenleme kapsamında, aile hekimliği birimlerinden isteğe bağlı alınan bazı özel amaçlı sağlık raporları ücretli hale gelmişti.  Gaziler (sadece kendileri) ile şehit yakınları (eş ve çocukları) bu uygulamadan muaf tutuldu.  Düzenleme kapsamında, sürücü belgesi, sporcu lisansı, genel tıbbi değerlendirme, iş sağlığı ve güvenliği, akli meleke, yivsiz av tüfeği ruhsatı ve hac/umre için gereken parmak izi gibi isteğe bağlı özel amaçlı sağlık raporları, şehit yakınları ve gazilere ücretsiz olarak sunuluyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadınlarda 88, erkeklerde 102 cm sınır: Karaciğer yağlanmasının işareti olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlarda-88-erkeklerde-102-cm-sinir-karaciger-yaglanmasinin-isareti-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlarda-88-erkeklerde-102-cm-sinir-karaciger-yaglanmasinin-isareti-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, bel çevresinin kadınlar ve erkeklerde sağlığı ciddi şekilde etkileyebilecek bir gösterge olduğunu belirtiyor. Kadınlarda 88 cm, erkeklerde ise 102 cm’yi aşan bel ölçüsü, iç organ yağlanmasının başladığını ve karaciğer yağlanması riskini artırdığını vurguluyor.Bel çevresinin kadınlar ve erkeklerde sağlığı ciddi şekilde etkileyebilecek bir gösterge olduğunu açıklayan Diyetisyen İrem Omuzlu, erkeklerde ve kadınlarda olması gereken ideal bel çevresi ölçünü açıkladı.&quot;AŞIRI BEL ÖLÇÜSÜ ORGAN YAĞLANMASININ İŞARETİ&quot;Uzmanlar, bel çevresi ölçüsünün 13-15 cm arasında olduğunda, iç organ yağlanmasının başlamış olabileceğini belirtiyor. &quot;Göbek değil, bel ölçüsü 2 parmak üzerinden alınmalıdır&quot; diyen uzmanlar, 94.5 cm&#039;lik bir bel ölçüsünün sağlık açısından riskli olduğunu ifade ediyor. Bu durumda, kişilerin yağdan kilo vermesi gerektiği ve bel-kalça oranını 0.75-0.85 arasında tutmanın önemli olduğu bildiriliyor.Yanlış beslenme alışkanlıkları bel çevresinin genişlemesine yol açabiliyor. Uzmanlar, gün boyu düşük kalorili beslenmenin ardından akşam fast food tüketiminin, vücutta fazla yağ birikmesine ve bel çevresinin kalınlaşmasına sebep olduğunu söylüyor. Kalori tüketiminin tüm güne yayılması gerektiği, ideal bir diyette ise sabah, öğle ve akşam olmak üzere eşit kalori alımının sağlanması gerektiği vurgulanıyor.Doymuş yağların fazla tüketilmesi, göbek bölgesinin kalınlaşmasına yol açan bir diğer etken olarak öne çıkıyor. Tereyağı, kuyruk yağı ve hayvansal yağlar gibi doymuş yağlar, vücutta viseral yağ olarak depolanıyor. Buna karşın, doymamış yağlar içeren besinler, avokado, zeytinyağı ve tahin gibi sağlıklı yağlar, vücut için daha faydalı kabul ediliyor. Haftada bir balık tüketiminin önerildiği belirtiliyor.Sağlıklı besinler arasında yer alan tahin, pekmez ve bal gibi ürünler, porsiyon kontrolü yapılmadan fazla tüketildiğinde yüksek kalorili olabiliyor. Uzmanlar, tahinin 100 gramında 583 kalori bulunduğunu ve bu ürünlerin aşırı tüketilmesinin sağlıklı olmasına rağmen, kilo alımına neden olabileceğini belirtiyor.Meyve tüketiminin akşam değil, öğle saatlerinde ve ara öğünlerde yapılması gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca, meyve ile birlikte yağlı tohumlar (badem, ceviz, fındık) tüketilmesinin, sağlıklı bir öğün oluşturduğunu belirten uzmanlar, bu beslenme şeklinin bel ölçüsünü kontrol altına almayı kolaylaştıracağını ekliyor.Haber: Dilşad Dede Taşkın ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V6Vsqp_dfkOCUqWOJUi4Og.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kadınlarda, 88, erkeklerde, 102, sınır:, Karaciğer, yağlanmasının, işareti, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V6Vsqp_dfkOCUqWOJUi4Og.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kadınlarda 88, erkeklerde 102 cm sınır: Karaciğer yağlanmasının işareti olabilir"><p>Uzmanlar, bel çevresinin kadınlar ve erkeklerde sağlığı ciddi şekilde etkileyebilecek bir gösterge olduğunu belirtiyor. Kadınlarda 88 cm, erkeklerde ise 102 cm’yi aşan bel ölçüsü, iç organ yağlanmasının başladığını ve karaciğer yağlanması riskini artırdığını vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VWfGYZkId0Cda_E1Xt2W9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bel çevresinin kadınlar ve erkeklerde sağlığı ciddi şekilde etkileyebilecek bir gösterge olduğunu açıklayan Diyetisyen İrem Omuzlu, erkeklerde ve kadınlarda olması gereken ideal bel çevresi ölçünü açıkladı."AŞIRI BEL ÖLÇÜSÜ ORGAN YAĞLANMASININ İŞARETİ"Uzmanlar, bel çevresi ölçüsünün 13-15 cm arasında olduğunda, iç organ yağlanmasının başlamış olabileceğini belirtiyor. "Göbek değil, bel ölçüsü 2 parmak üzerinden alınmalıdır" diyen uzmanlar, 94.5 cm'lik bir bel ölçüsünün sağlık açısından riskli olduğunu ifade ediyor. Bu durumda, kişilerin yağdan kilo vermesi gerektiği ve bel-kalça oranını 0.75-0.85 arasında tutmanın önemli olduğu bildiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ndT4nNp_FkyIyCGoOeikCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yanlış beslenme alışkanlıkları bel çevresinin genişlemesine yol açabiliyor. Uzmanlar, gün boyu düşük kalorili beslenmenin ardından akşam fast food tüketiminin, vücutta fazla yağ birikmesine ve bel çevresinin kalınlaşmasına sebep olduğunu söylüyor. Kalori tüketiminin tüm güne yayılması gerektiği, ideal bir diyette ise sabah, öğle ve akşam olmak üzere eşit kalori alımının sağlanması gerektiği vurgulanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N-uMML5-hk2vz7vtNrbb6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doymuş yağların fazla tüketilmesi, göbek bölgesinin kalınlaşmasına yol açan bir diğer etken olarak öne çıkıyor. Tereyağı, kuyruk yağı ve hayvansal yağlar gibi doymuş yağlar, vücutta viseral yağ olarak depolanıyor. Buna karşın, doymamış yağlar içeren besinler, avokado, zeytinyağı ve tahin gibi sağlıklı yağlar, vücut için daha faydalı kabul ediliyor. Haftada bir balık tüketiminin önerildiği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/At9g2-AcEUSx9rl1Rhii7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı besinler arasında yer alan tahin, pekmez ve bal gibi ürünler, porsiyon kontrolü yapılmadan fazla tüketildiğinde yüksek kalorili olabiliyor. Uzmanlar, tahinin 100 gramında 583 kalori bulunduğunu ve bu ürünlerin aşırı tüketilmesinin sağlıklı olmasına rağmen, kilo alımına neden olabileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G-ER2MO49E6C--r3m2kyfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve tüketiminin akşam değil, öğle saatlerinde ve ara öğünlerde yapılması gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca, meyve ile birlikte yağlı tohumlar (badem, ceviz, fındık) tüketilmesinin, sağlıklı bir öğün oluşturduğunu belirten uzmanlar, bu beslenme şeklinin bel ölçüsünü kontrol altına almayı kolaylaştıracağını ekliyor.Haber: Dilşad Dede Taşkın</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Baş ve boyun kanserleri neden geç teşhis ediliyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bas-ve-boyun-kanserleri-neden-gec-teshis-ediliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bas-ve-boyun-kanserleri-neden-gec-teshis-ediliyor</guid>
<description><![CDATA[ Baş ve boyun kanserleri, sıklıkla yanlış teşhis edilmeleri ve tanıda yaşanan gecikmeler nedeniyle hastaların hayatını riske atıyor.Uzmanlar, semptomların yanlış değerlendirilmesi, biyopsiyle ilgili yanlış inançlar ve altyapı eksikliklerinin bu gecikmelerde önemli rol oynadığını vurgularken, sıvı biyopsi ve robotik cerrahi gibi yeni teknolojiler erken teşhis ve etkili tedavi konusunda umut vadediyor.Baş ve boyun kanserleri toplumda çoğunlukla sadece ağız kanseriyle sınırlıymış gibi algılansa da, bu grup ağız boşluğu, boğaz, gırtlak, burun boşluğu, sinüsler, tiroid, tükürük bezleri ve hatta göz çukuru (orbita) gibi birçok bölgeyi kapsıyor. Ancak halk arasında en çok bilinen form, sigara veya tütün çiğneme ile ilişkili olan ağız ve gırtlak kanserleri oluyor.Tanı sürecinde karşılaşılan en büyük zorluklardan biri, hastaların ve hekimlerin belirtileri sık görülen enfeksiyonlarla karıştırması. Kalıcı ağız yaraları, ses değişiklikleri ya da yutma güçlüğü gibi kanser belirtisi olabilecek semptomlar çoğu zaman bakteriyel veya fungal enfeksiyonlara atfedilerek yanlış tedavi yöntemlerine yöneliniyor. Bu durum, hastalığın ilerlemesine ve tanının gecikmesine neden oluyor.Uzmanlar, lezyonların erken aşamada biyopsi ile değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca, kanser ihtimali karşısında bazı hastaların psikolojik olarak inkâr sürecine girmesi, tedaviye başlamada geç kalınmasına sebep oluyor.Teşhis sürecinde bir başka engel ise özel tanı prosedürlerine erişim kısıtlılığı. Özellikle gırtlak, bademcik ya da dil kökü gibi bölgelerdeki lezyonlar için gerekli olan endoskopi ve laringoskopi gibi işlemler genellikle sadece üçüncü basamak hastanelerde yapılabiliyor. Küçük şehirlerde bu tür merkezlere ulaşmak zor olduğu için teşhis gecikebiliyor.Bunun yanı sıra, biyopsi örneklerinin büyük şehirlerdeki merkez laboratuvarlara gönderilme süreci de tanının konulmasını haftalarca geciktirebiliyor.Uzmanlar, erken teşhisin sadece hastalığın tedavisini kolaylaştırmakla kalmayıp, hastaların yaşam kalitesini de koruduğunun altını çiziyor. Deriye, çene kemiğine veya lenf düğümlerine yayılmamış kanserler, genellikle minimal invaziv yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Bu da hem kemoterapi ve radyoterapi ihtiyacını azaltıyor hem de fonksiyonel ve estetik avantajlar sağlıyor.Baş ve boyun kanserlerinde temel prensip ise net: Erken teşhis, daha iyi bir yaşam şansı demek. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/obOyTBz9QUKmHQ2YlyCNGQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Baş, boyun, kanserleri, neden, geç, teşhis, ediliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/obOyTBz9QUKmHQ2YlyCNGQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Baş ve boyun kanserleri neden geç teşhis ediliyor?"><p>Baş ve boyun kanserleri, sıklıkla yanlış teşhis edilmeleri ve tanıda yaşanan gecikmeler nedeniyle hastaların hayatını riske atıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GX44gxDJcE-HsTSCsJWWWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, semptomların yanlış değerlendirilmesi, biyopsiyle ilgili yanlış inançlar ve altyapı eksikliklerinin bu gecikmelerde önemli rol oynadığını vurgularken, sıvı biyopsi ve robotik cerrahi gibi yeni teknolojiler erken teşhis ve etkili tedavi konusunda umut vadediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F3JiNkEoNE6sqlxKxKT5Wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baş ve boyun kanserleri toplumda çoğunlukla sadece ağız kanseriyle sınırlıymış gibi algılansa da, bu grup ağız boşluğu, boğaz, gırtlak, burun boşluğu, sinüsler, tiroid, tükürük bezleri ve hatta göz çukuru (orbita) gibi birçok bölgeyi kapsıyor. Ancak halk arasında en çok bilinen form, sigara veya tütün çiğneme ile ilişkili olan ağız ve gırtlak kanserleri oluyor.Tanı sürecinde karşılaşılan en büyük zorluklardan biri, hastaların ve hekimlerin belirtileri sık görülen enfeksiyonlarla karıştırması. Kalıcı ağız yaraları, ses değişiklikleri ya da yutma güçlüğü gibi kanser belirtisi olabilecek semptomlar çoğu zaman bakteriyel veya fungal enfeksiyonlara atfedilerek yanlış tedavi yöntemlerine yöneliniyor. Bu durum, hastalığın ilerlemesine ve tanının gecikmesine neden oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TbMSRkWQOUuAmdEAPiNrrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, lezyonların erken aşamada biyopsi ile değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca, kanser ihtimali karşısında bazı hastaların psikolojik olarak inkâr sürecine girmesi, tedaviye başlamada geç kalınmasına sebep oluyor.Teşhis sürecinde bir başka engel ise özel tanı prosedürlerine erişim kısıtlılığı. Özellikle gırtlak, bademcik ya da dil kökü gibi bölgelerdeki lezyonlar için gerekli olan endoskopi ve laringoskopi gibi işlemler genellikle sadece üçüncü basamak hastanelerde yapılabiliyor. Küçük şehirlerde bu tür merkezlere ulaşmak zor olduğu için teşhis gecikebiliyor.Bunun yanı sıra, biyopsi örneklerinin büyük şehirlerdeki merkez laboratuvarlara gönderilme süreci de tanının konulmasını haftalarca geciktirebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-jXU01I_lkiBCxXsS1eRXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, erken teşhisin sadece hastalığın tedavisini kolaylaştırmakla kalmayıp, hastaların yaşam kalitesini de koruduğunun altını çiziyor. Deriye, çene kemiğine veya lenf düğümlerine yayılmamış kanserler, genellikle minimal invaziv yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Bu da hem kemoterapi ve radyoterapi ihtiyacını azaltıyor hem de fonksiyonel ve estetik avantajlar sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7HzTOZJLe0m_YUa5YMU_kg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baş ve boyun kanserlerinde temel prensip ise net: Erken teşhis, daha iyi bir yaşam şansı demek. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yumurtalık kanserinin erken belirtisi: Hep göz ardı ediliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yumurtalik-kanserinin-erken-belirtisi-hep-goez-ardi-ediliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yumurtalik-kanserinin-erken-belirtisi-hep-goez-ardi-ediliyor</guid>
<description><![CDATA[ Yumurtalık kanseri, kadın üreme sisteminin bir parçası olan yumurtalıklarda gelişen bir kanser türüdür. Tümör oluşturabilen hücrelerin anormal büyümesiyle karakterizedir. Yumurtalık kanserinin erken belirtileri genellikle belirsizdir ve diğer iyi huylu hastalıklara benzer, bu da hastalığın geç teşhis edilmesine yol açar. Bu erken uyarı işaretlerinin bilinmesi, erken tanı için büyük önem taşır. İşte yumurtalık kanserinin göz ardı edilmemesi gereken 5 belirtisi...Şişkinlik neredeyse hepimizde görülen yaygın bir semptomdur, ancak yumurtalık kanseri karında sürekli bir şişkinliğe neden olur. Karında dolgunluk veya basınç hissi haftalarca devam ederken, karnınızın boyutu daha belirgin hale gelir. Sürekli devam eden ve zamanla kötüleşen alışılmadık şişkinlik, tipik adet şişkinliğinden ve beslenmeyle ilgili şişkinlikten farklıdır. Bu durum, yumurtalık tümörleri ve sıvı birikimi nedeniyle karın bölgesinin genişlemesi ve organların dışarı doğru şişmesine neden olması nedeniyle oluşur. Karnınız birkaç haftadan uzun süre şişkin kalırsa veya normalden daha dolu hissederseniz bir doktora danışmalısınız.Yumurtalık kanserinin erken belirtilerinden biri, erken tokluk hissi ve beklenmedik açlık hissi olarak ortaya çıkabilir. Erken tokluk hissi, düzenli öğünleri bitirmeyi zorlaştırır ve bu da istemsiz kilo kaybına neden olur. Bu durum, genişleyen tümörün ve karında biriken sıvının mideye baskı yapması ve az miktarda yiyecek bile tüketmenizi engellemesi nedeniyle ortaya çıkar. Normal beslenmede sorun yaşıyorsanız veya çabuk doyuyorsanız bir doktora danışın.Yumurtalık kanseri, kadınlarda genellikle alt karın ve pelvik bölgede ağrı veya rahatsızlığa neden olur. Bu rahatsızlık, donuk bir his, sürekli kramplar veya regl ağrısına benzer bir ağrı olarak ortaya çıkar. Bu rahatsızlık, sırtın alt kısmına doğru ilerleyen ağrı sinyalleri gönderir. Bu ağrı, tipik adet sancıları veya mide rahatsızlığına benzemez, çünkü sürekli devam eder ve giderek şiddetlenir. Tümör gelişimi, pelvis ve karın çevresindeki sinir, doku ve organların tümör büyümesi nedeniyle baskı altında kalmasına neden olur. Haftalarca süren yeni veya alışılmadık pelvik veya karın ağrısı için tıbbi yardım alın.Yumurtalık kanseri hem mesane hem de bağırsak fonksiyonlarında değişikliklere yol açar. İdrar yapma ihtiyacı hissi daha sık hale gelir ve az miktarda idrar yapmadan önce aniden idrar yapma ihtiyacı hissedebilirsiniz. Bazı kadınlar, normal bağırsak hareketlerinden farklı olarak kabızlık veya ishal yaşarlar. Bu durum, yumurtalık tümörleri ve karında sıvı birikmesinin mesane ve bağırsak işleyişini bozan basınç noktaları oluşturmasından kaynaklanır. İki haftadan uzun süren, devam eden mesane basıncı ve tekrarlayan idrara çıkma ile birlikte kabızlık yaşıyorsanız doktorunuza danışmalısınız.Sürekli ve açıklanamayan yorgunluk, yumurtalık kanserinin önemli bir uyarı işaretidir. Yumurtalık kanserinin neden olduğu yorgunluk kalıcıdır ve dinlenmeye yanıt vermez. Bu yorgunluk nedeniyle günlük aktiviteler zorlaşır ve genel yaşam kalitenizi olumsuz etkiler. Yorgunluk bir semptom olarak kilo dalgalanmalarına neden olabilirken, bazı kadınlar kilo kaybı yerine kilo alımı yaşarlar. Bunun nedeni, kanserin vücudun metabolizmasını etkilemesi ve iştahta değişikliklere yol açarak kilo değişikliklerine neden olmasıdır.DİĞER OLASI ERKEN BELİRTİLER

Cinsel ilişki sırasında ağrı
Özellikle menopozdan sonra anormal vajinal kanama
Hazımsızlık, mide bulantısı veya mide rahatsızlığı
Yeni veya devam eden sırt ağrısı ortaya çıktı ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LJHAKLPPGki9AeActaQeRQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yumurtalık, kanserinin, erken, belirtisi:, Hep, göz, ardı, ediliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LJHAKLPPGki9AeActaQeRQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yumurtalık kanserinin erken belirtisi: Hep göz ardı ediliyor"><p>Yumurtalık kanseri, kadın üreme sisteminin bir parçası olan yumurtalıklarda gelişen bir kanser türüdür. Tümör oluşturabilen hücrelerin anormal büyümesiyle karakterizedir. Yumurtalık kanserinin erken belirtileri genellikle belirsizdir ve diğer iyi huylu hastalıklara benzer, bu da hastalığın geç teşhis edilmesine yol açar. Bu erken uyarı işaretlerinin bilinmesi, erken tanı için büyük önem taşır. İşte yumurtalık kanserinin göz ardı edilmemesi gereken 5 belirtisi...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Meyms5D_CECuOcATXJC-OQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şişkinlik neredeyse hepimizde görülen yaygın bir semptomdur, ancak yumurtalık kanseri karında sürekli bir şişkinliğe neden olur. Karında dolgunluk veya basınç hissi haftalarca devam ederken, karnınızın boyutu daha belirgin hale gelir. Sürekli devam eden ve zamanla kötüleşen alışılmadık şişkinlik, tipik adet şişkinliğinden ve beslenmeyle ilgili şişkinlikten farklıdır. Bu durum, yumurtalık tümörleri ve sıvı birikimi nedeniyle karın bölgesinin genişlemesi ve organların dışarı doğru şişmesine neden olması nedeniyle oluşur. Karnınız birkaç haftadan uzun süre şişkin kalırsa veya normalden daha dolu hissederseniz bir doktora danışmalısınız.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/79qYdIsWNk6vx55H7QnUmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalık kanserinin erken belirtilerinden biri, erken tokluk hissi ve beklenmedik açlık hissi olarak ortaya çıkabilir. Erken tokluk hissi, düzenli öğünleri bitirmeyi zorlaştırır ve bu da istemsiz kilo kaybına neden olur. Bu durum, genişleyen tümörün ve karında biriken sıvının mideye baskı yapması ve az miktarda yiyecek bile tüketmenizi engellemesi nedeniyle ortaya çıkar. Normal beslenmede sorun yaşıyorsanız veya çabuk doyuyorsanız bir doktora danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/waYs-eJVp0i6mS1bHOqysA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalık kanseri, kadınlarda genellikle alt karın ve pelvik bölgede ağrı veya rahatsızlığa neden olur. Bu rahatsızlık, donuk bir his, sürekli kramplar veya regl ağrısına benzer bir ağrı olarak ortaya çıkar. Bu rahatsızlık, sırtın alt kısmına doğru ilerleyen ağrı sinyalleri gönderir. Bu ağrı, tipik adet sancıları veya mide rahatsızlığına benzemez, çünkü sürekli devam eder ve giderek şiddetlenir. Tümör gelişimi, pelvis ve karın çevresindeki sinir, doku ve organların tümör büyümesi nedeniyle baskı altında kalmasına neden olur. Haftalarca süren yeni veya alışılmadık pelvik veya karın ağrısı için tıbbi yardım alın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NuW-HjtkSkWLHxaZxgbq7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalık kanseri hem mesane hem de bağırsak fonksiyonlarında değişikliklere yol açar. İdrar yapma ihtiyacı hissi daha sık hale gelir ve az miktarda idrar yapmadan önce aniden idrar yapma ihtiyacı hissedebilirsiniz. Bazı kadınlar, normal bağırsak hareketlerinden farklı olarak kabızlık veya ishal yaşarlar. Bu durum, yumurtalık tümörleri ve karında sıvı birikmesinin mesane ve bağırsak işleyişini bozan basınç noktaları oluşturmasından kaynaklanır. İki haftadan uzun süren, devam eden mesane basıncı ve tekrarlayan idrara çıkma ile birlikte kabızlık yaşıyorsanız doktorunuza danışmalısınız.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6S9ndG3lDE-lLHVibQCrBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sürekli ve açıklanamayan yorgunluk, yumurtalık kanserinin önemli bir uyarı işaretidir. Yumurtalık kanserinin neden olduğu yorgunluk kalıcıdır ve dinlenmeye yanıt vermez. Bu yorgunluk nedeniyle günlük aktiviteler zorlaşır ve genel yaşam kalitenizi olumsuz etkiler. Yorgunluk bir semptom olarak kilo dalgalanmalarına neden olabilirken, bazı kadınlar kilo kaybı yerine kilo alımı yaşarlar. Bunun nedeni, kanserin vücudun metabolizmasını etkilemesi ve iştahta değişikliklere yol açarak kilo değişikliklerine neden olmasıdır.DİĞER OLASI ERKEN BELİRTİLER

Cinsel ilişki sırasında ağrı
Özellikle menopozdan sonra anormal vajinal kanama
Hazımsızlık, mide bulantısı veya mide rahatsızlığı
Yeni veya devam eden sırt ağrısı ortaya çıktı</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücut için hayati önemi var: Eksikliği bu hastalıklara yol açıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vucut-icin-hayati-oenemi-var-eksikligi-bu-hastaliklara-yol-aciyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vucut-icin-hayati-oenemi-var-eksikligi-bu-hastaliklara-yol-aciyor</guid>
<description><![CDATA[ Vücut sağlığının korunmasında önemli rol oynayan mineraller arasında yer alan çinko, çoğu zaman göz ardı ediliyor. Ancak uzmanlara göre bu element, bağışıklık sisteminden cilt sağlığına, yara iyileşmesinden görme duyusuna kadar pek çok hayati fonksiyonda kilit rol oynuyor.Vücutta kalsiyumdan sonra en fazla bulunan ikinci metal olan çinko, metabolizma, hücre büyümesi ve doku onarımı gibi temel süreçlerde görev alıyor. Ancak araştırmalar, özellikle ABD&#039;de her altı kişiden birinin, çinko açısından zengin olan et, süt ürünleri, baklagiller ve tam tahılları yeterince tüketmediğini gösteriyor.Vücut çinkoyu kendi başına üretemediği için besinler ya da takviyeler yoluyla alınması gerekiyor. Eksiklik durumunda ise bağışıklık sistemi zayıflıyor, büyüme yavaşlıyor, hatta kısırlık gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor.Özellikle veganlar, vejetaryenler, mide-bağırsak rahatsızlığı olanlar, yaşlı yetişkinler ve yeme bozukluğu yaşayan bireylerde çinko eksikliği riski daha yüksek. Ayrıca yaş ilerledikçe hem çinko alımı azalıyor hem de vücudun bu minerali emme kapasitesi düşüyor.Uyarıda bulunan uzmanlar, aşırı çinko tüketiminin de zararlı olabileceğini belirtiyor. Fazla alım durumunda bulantı, kusma ve baş ağrısı gibi yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle takviye kullanmadan önce mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılması gerekiyor.1. Yaraların Geç İyileşmesi
Çinko, yara iyileşmesinin tüm aşamalarında görev alan bağışıklık hücrelerinin aktivitesini destekler. Ayrıca iltihabı azaltır, doku onarımını hızlandırır ve cilt hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur. Bu nedenle, özellikle yaşlı bireylerde geç iyileşen kesik ve sıyrıklar, çinko eksikliğinin işareti olabilir.
2. Saç Dökülmesi
Çinko, saç teli yapısının temelini oluşturan keratin üretiminde önemli rol oynar. Yetersiz alım, saç köklerini zayıflatarak dökülme, incelme ve hatta erkek tipi kellik gibi sorunlara yol açabilir. Ayrıca saç dökülmesinde etkili olan DHT hormonunun dengelenmesine de yardımcı olur.3. Akne ve Cilt Problemleri
Çinko, iltihap giderici etkisiyle akne oluşumunu azaltabilir. Araştırmalar, akneli bireylerin çinko seviyelerinin genellikle daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Mineral aynı zamanda sebum üretimini dengeler, bakterilerle savaşır ve cildin doğal bariyerini güçlendirir. Eksiklik, egzama, döküntü ve kuruluk (kseroz) gibi cilt sorunlarını da tetikleyebilir.4. Kronik Hastalık ve Enfeksiyon Riski
Çinko, T hücreleri ve doğal öldürücü hücrelerin etkinliğini artırarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca insülin üretiminde görev alır. Bu nedenle eksikliği, tip 2 diyabet gibi metabolik rahatsızlıkların gelişim riskini artırabilir. Araştırmalar, çinko takviyesinin zatürre gibi enfeksiyonların tedavisinde de etkili olabileceğini gösteriyor.5. Görme Problemleri
Çinko, göz sağlığı için kritik öneme sahiptir. Retina ile beyin arasındaki sinyal iletimini sağlar ve A vitamini ile birlikte çalışarak gözü UV ışınlarına karşı korur. Yeterli çinko alımı, yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi görme kaybı risklerini azaltabilir.6. Tat ve Koku Kaybı
at alma duyusunda bozulma, çinko eksikliğinin dikkat çeken bir diğer belirtisidir. Bu durum, hem tat tomurcuklarının sayısında azalma hem de çinkoya bağlı enzimlerin azalmasıyla ortaya çıkar. Eksiklik, beyin ile tat reseptörleri arasındaki iletişimi de zayıflatır.7. Gelişim geriliğiÇocuklarda yeterli çinko alımı, DNA üretimi, hücre bölünmesi ve protein sentezi için gereklidir. Eksiklik, büyüme geriliğine yol açabilir. Çinko aynı zamanda D vitamininin kemik sağlığı üzerindeki etkisini de artırarak sağlıklı kemik gelişimini destekler.Uzmanlar, dengeli ve çeşitli beslenmenin çinko ihtiyacını karşılamada en güvenli yol olduğunu belirtiyor. Özellikle et, deniz ürünleri, süt ürünleri, tam tahıllar, kuruyemişler ve baklagiller çinko açısından zengin kaynaklar arasında yer alıyor. Takviye kullanımı ise mutlaka hekim kontrolünde olmalı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GQMcFn0JMEWF-JkOA30JjQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücut, için, hayati, önemi, var:, Eksikliği, hastalıklara, yol, açıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GQMcFn0JMEWF-JkOA30JjQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücut için hayati önemi var: Eksikliği bu hastalıklara yol açıyor"><p>Vücut sağlığının korunmasında önemli rol oynayan mineraller arasında yer alan çinko, çoğu zaman göz ardı ediliyor. Ancak uzmanlara göre bu element, bağışıklık sisteminden cilt sağlığına, yara iyileşmesinden görme duyusuna kadar pek çok hayati fonksiyonda kilit rol oynuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RLCNrP2V1UyUZltrihBTJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücutta kalsiyumdan sonra en fazla bulunan ikinci metal olan çinko, metabolizma, hücre büyümesi ve doku onarımı gibi temel süreçlerde görev alıyor. Ancak araştırmalar, özellikle ABD'de her altı kişiden birinin, çinko açısından zengin olan et, süt ürünleri, baklagiller ve tam tahılları yeterince tüketmediğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r4ZzC5K2OkaqlyFI7jFx6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücut çinkoyu kendi başına üretemediği için besinler ya da takviyeler yoluyla alınması gerekiyor. Eksiklik durumunda ise bağışıklık sistemi zayıflıyor, büyüme yavaşlıyor, hatta kısırlık gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor.Özellikle veganlar, vejetaryenler, mide-bağırsak rahatsızlığı olanlar, yaşlı yetişkinler ve yeme bozukluğu yaşayan bireylerde çinko eksikliği riski daha yüksek. Ayrıca yaş ilerledikçe hem çinko alımı azalıyor hem de vücudun bu minerali emme kapasitesi düşüyor.Uyarıda bulunan uzmanlar, aşırı çinko tüketiminin de zararlı olabileceğini belirtiyor. Fazla alım durumunda bulantı, kusma ve baş ağrısı gibi yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle takviye kullanmadan önce mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılması gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FPHnlOtMEEqLbrBri1VqxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1. Yaraların Geç İyileşmesi
Çinko, yara iyileşmesinin tüm aşamalarında görev alan bağışıklık hücrelerinin aktivitesini destekler. Ayrıca iltihabı azaltır, doku onarımını hızlandırır ve cilt hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur. Bu nedenle, özellikle yaşlı bireylerde geç iyileşen kesik ve sıyrıklar, çinko eksikliğinin işareti olabilir.
2. Saç Dökülmesi
Çinko, saç teli yapısının temelini oluşturan keratin üretiminde önemli rol oynar. Yetersiz alım, saç köklerini zayıflatarak dökülme, incelme ve hatta erkek tipi kellik gibi sorunlara yol açabilir. Ayrıca saç dökülmesinde etkili olan DHT hormonunun dengelenmesine de yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/roEsdibquUWL_kX5tfJbvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3. Akne ve Cilt Problemleri
Çinko, iltihap giderici etkisiyle akne oluşumunu azaltabilir. Araştırmalar, akneli bireylerin çinko seviyelerinin genellikle daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Mineral aynı zamanda sebum üretimini dengeler, bakterilerle savaşır ve cildin doğal bariyerini güçlendirir. Eksiklik, egzama, döküntü ve kuruluk (kseroz) gibi cilt sorunlarını da tetikleyebilir.4. Kronik Hastalık ve Enfeksiyon Riski
Çinko, T hücreleri ve doğal öldürücü hücrelerin etkinliğini artırarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca insülin üretiminde görev alır. Bu nedenle eksikliği, tip 2 diyabet gibi metabolik rahatsızlıkların gelişim riskini artırabilir. Araştırmalar, çinko takviyesinin zatürre gibi enfeksiyonların tedavisinde de etkili olabileceğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5MvwrFt6-EmcvjjqQGmqEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5. Görme Problemleri
Çinko, göz sağlığı için kritik öneme sahiptir. Retina ile beyin arasındaki sinyal iletimini sağlar ve A vitamini ile birlikte çalışarak gözü UV ışınlarına karşı korur. Yeterli çinko alımı, yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi görme kaybı risklerini azaltabilir.6. Tat ve Koku Kaybı
at alma duyusunda bozulma, çinko eksikliğinin dikkat çeken bir diğer belirtisidir. Bu durum, hem tat tomurcuklarının sayısında azalma hem de çinkoya bağlı enzimlerin azalmasıyla ortaya çıkar. Eksiklik, beyin ile tat reseptörleri arasındaki iletişimi de zayıflatır.7. Gelişim geriliğiÇocuklarda yeterli çinko alımı, DNA üretimi, hücre bölünmesi ve protein sentezi için gereklidir. Eksiklik, büyüme geriliğine yol açabilir. Çinko aynı zamanda D vitamininin kemik sağlığı üzerindeki etkisini de artırarak sağlıklı kemik gelişimini destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N2a9U_27MkKFBziaLSc7JQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, dengeli ve çeşitli beslenmenin çinko ihtiyacını karşılamada en güvenli yol olduğunu belirtiyor. Özellikle et, deniz ürünleri, süt ürünleri, tam tahıllar, kuruyemişler ve baklagiller çinko açısından zengin kaynaklar arasında yer alıyor. Takviye kullanımı ise mutlaka hekim kontrolünde olmalı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şizofreniyle savaşta umut olabilecek hayvan belirlendi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sizofreniyle-savasta-umut-olabilecek-hayvan-belirlendi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sizofreniyle-savasta-umut-olabilecek-hayvan-belirlendi</guid>
<description><![CDATA[ Fransız bilim insanları, lama antikorları sayesinde şizofreni belirtilerini hafifletmeyi başardı. Bu keşif, beyin bariyerini aşarak zihinsel bozuklukların tedavisinde çığır açabilir.Yeni bir araştırmaya göre lamalar, şizofreni tedavisinde umut ışığı olabilir.  Ciddi bir beyin hastalığı olan şizofreni, bireylerin gerçekliği anormal bir şekilde algılamalarına neden olur.  Ancak evcilleştirilmiş, Güney Amerika kökenli bu yünlü hayvan, bu hastalığın tedavisine katkı sağlayabilir.   Fransız araştırmacılar bu hafta yaptıkları açıklamada, bağışıklık sistemini korumaya yardımcı olan proteinler olan lama antikorlarını kullanarak “nanobody” olarak bilinen antikorun küçük bir parçasını tasarladıklarını duyurdu. Bu nanobody, beyindeki sinirsel aktiviteyi düzenleyen bir nörotransmitteri harekete geçirebiliyor.  Nörotransmiterler, sinir hücreleri arasında mesaj taşıyan kimyasal moleküllerdir.  COVID VE SARS&#039;TA DA ETKİLİ OLMUŞ  Geçmişte, lama antikorlarının Covid ve diğer SARS benzeri virüslerle mücadelede de etkili olduğu gösterilmişti.  Fonksiyonel Genomik Enstitüsü’ndeki bilim insanları, bu molekülü damardan veya kas yoluyla enjekte ettiklerinde, molekülün kan-beyin bariyerini aşıp beyin reseptörlerine ulaşabildiğini gördü. Bu bariyer, beyni zararlı maddelere karşı koruyan sıkı bir hücre tabakasıdır.FARELER ÜZERİNDE İKİ AYRI TEST  Araştırmacılar, fareler üzerinde gerçekleştirdikleri iki ayrı testte nanobody’lerin etkisini incelediklerinde, gözlemlenen bilişsel bozuklukların düzeldiğini tespit etti.  Sadece tek bir enjeksiyonla bilişsel işlevlerde iyileşme gözlendi ve bu etkinin bir hafta boyunca sürdüğü bildirildi.  Şimdi sırada, bu bulguların şizofreni tedavisinde yeni bir yol sunup sunmayacağını ortaya koymak amacıyla yapılacak klinik çalışmalar var.ŞİZOFRENİ HASTALIĞI NASIL OLUŞUR?  Kronik bir hastalık olan şizofreninin kesin nedeni bilinmiyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, genetikle çevresel faktörlerin etkileşiminin etkili olabileceğini belirtiyor. Şizofreninin görülme sıklığını tam olarak ölçmek zor.  Şizofreni her yaşta görülebilse de genellikle 16 ila 30 yaş arasında teşhis konur. Belirtiler kişiden kişiye değişiklik gösterir.  Hastalığın kesin bir tedavisi yoktur, ancak antipsikotik ilaçlar, terapi ve kişisel baş etme stratejileriyle yönetilebilir. Bu bilgiyi Ulusal Ruh Sağlığı İttifakı paylaşıyor.  Araştırmanın yazarları ise bu stratejilere yeni bir yöntem daha eklemeyi umuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XqRXibE0K0C2mKa158w3Zg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Şizofreniyle, savaşta, umut, olabilecek, hayvan, belirlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XqRXibE0K0C2mKa158w3Zg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Şizofreni tedavisinin anahtarı olan hayvan"><p>Fransız bilim insanları, lama antikorları sayesinde şizofreni belirtilerini hafifletmeyi başardı. Bu keşif, beyin bariyerini aşarak zihinsel bozuklukların tedavisinde çığır açabilir.</p><p>Yeni bir araştırmaya göre lamalar, şizofreni tedavisinde umut ışığı olabilir.  Ciddi bir beyin hastalığı olan şizofreni, bireylerin gerçekliği anormal bir şekilde algılamalarına neden olur.  Ancak evcilleştirilmiş, Güney Amerika kökenli bu yünlü hayvan, bu hastalığın tedavisine katkı sağlayabilir.   Fransız araştırmacılar bu hafta yaptıkları açıklamada, bağışıklık sistemini korumaya yardımcı olan proteinler olan lama antikorlarını kullanarak “nanobody” olarak bilinen antikorun küçük bir parçasını tasarladıklarını duyurdu. Bu nanobody, beyindeki sinirsel aktiviteyi düzenleyen bir nörotransmitteri harekete geçirebiliyor.  Nörotransmiterler, sinir hücreleri arasında mesaj taşıyan kimyasal moleküllerdir.  <strong>COVID VE SARS'TA DA ETKİLİ OLMUŞ</strong>  Geçmişte, lama antikorlarının Covid ve diğer SARS benzeri virüslerle mücadelede de etkili olduğu gösterilmişti.  Fonksiyonel Genomik Enstitüsü’ndeki bilim insanları, bu molekülü damardan veya kas yoluyla enjekte ettiklerinde, molekülün kan-beyin bariyerini aşıp beyin reseptörlerine ulaşabildiğini gördü. Bu bariyer, beyni zararlı maddelere karşı koruyan sıkı bir hücre tabakasıdır.</p><p><strong>FARELER ÜZERİNDE İKİ AYRI TEST</strong>  Araştırmacılar, fareler üzerinde gerçekleştirdikleri iki ayrı testte nanobody’lerin etkisini incelediklerinde, gözlemlenen bilişsel bozuklukların düzeldiğini tespit etti.  Sadece tek bir enjeksiyonla bilişsel işlevlerde iyileşme gözlendi ve bu etkinin bir hafta boyunca sürdüğü bildirildi.  Şimdi sırada, bu bulguların şizofreni tedavisinde yeni bir yol sunup sunmayacağını ortaya koymak amacıyla yapılacak klinik çalışmalar var.</p><p><strong>ŞİZOFRENİ HASTALIĞI NASIL OLUŞUR?</strong>  Kronik bir hastalık olan şizofreninin kesin nedeni bilinmiyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, genetikle çevresel faktörlerin etkileşiminin etkili olabileceğini belirtiyor. Şizofreninin görülme sıklığını tam olarak ölçmek zor.  Şizofreni her yaşta görülebilse de genellikle 16 ila 30 yaş arasında teşhis konur. Belirtiler kişiden kişiye değişiklik gösterir.  Hastalığın kesin bir tedavisi yoktur, ancak antipsikotik ilaçlar, terapi ve kişisel baş etme stratejileriyle yönetilebilir. Bu bilgiyi Ulusal Ruh Sağlığı İttifakı paylaşıyor.  Araştırmanın yazarları ise bu stratejilere yeni bir yöntem daha eklemeyi umuyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DSÖ &amp;quot;salgına dönüşebilir&amp;quot; uyarısında bulunmuştu: &amp;quot;Chikungunya&amp;quot; virüsü açıklaması</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dso-salgina-doenusebilir-uyarisinda-bulunmustu-chikungunya-virusu-aciklamasi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dso-salgina-doenusebilir-uyarisinda-bulunmustu-chikungunya-virusu-aciklamasi</guid>
<description><![CDATA[ Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, sivrisinekler yoluyla bulaşıp, son dönemde Avrupa’da da vakaları görülmeye başlanan &#039;Chikungunya&#039; virüsüne ilişkin, &quot;Chikungunya virüsü, sivrisinekler yolu ile bulaştığı için, sineklerin çoğalması ve üremesiyle ilgili ortamların ıslah edilmesi lazım. İlaçlama çalışmaları yapılmalı. Bireysel olarak da sivrisineklere karşı kendimizi korumamız gerekiyor. Henüz Türkiye’de böyle bir vaka bildirilmiş değil. Bu yüzden yakın bir tehdit söz konusu değildir” dedi.Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sivrisinek yoluyla bulaşan Chikungunya virüsünün önümüzdeki yıllarda küresel bir salgına dönüşebileceği uyarısında bulundu.Türkiye’de henüz vaka görülmediğini ancak yaz aylarında sivrisineklere karşı önlem alınması gerektiği vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, tropikal ve subtropikal bölgelerde uzun süredir endemik olarak görülen virüsün, artık farklı sinek türleriyle de bulaşabildiğine dikkati çekerek, “Chikungunya&#039; virüsü, tropikal ve subtropikal bölgede uzun zamandan beri endemik olarak görülen ve sinekler yoluyla bulaşan bir virüstür. Bu virüs sineğin ısırması ile insana ve hayvanlara geçerek hastalık yapabiliyor.Bu virüs romatizmaya, kas ve eklem ağrılarına, ateşe, deri döküntülerine, bazen de uzun sürebilen bir enfeksiyona yol açabiliyor. Ölümcüllük oranı da çok yüksek değildir” ifadelerini kullandı.Virüsün başlangıçta Afrika ve Hindistan gibi bölgelerde daha sık görüldüğünü ancak son dönemde Avrupa’da da vakalar bildirilmesiyle mutasyon geçirdiğinin anlaşıldığını ifade eden Özlü, “Afrika’da Hindistan’da daha çok görülürken son dönemde Avrupa ülkelerinde de vakalar görülünce bu virüste bir mutasyon olduğu anlaşıldı. Bu virüsün farklı cins sineklere de yerleştiğine dair bilgiler elde edildi. Bu durum endişeye yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü tarafından önümüzdeki dönem için Chikungunya virüsünün sadece Ekvator bölgesinde görülmeyip, Avrupa ülkeleri ve diğer ülkelerde de görülebileceğini ve sinekler yoluyla da salgınlara yol açabileceği uyarısı yapıldı” dedi.Türkiye’de Chikungunya virüsüne karşın yakın bir tehdidin olmadığını ifade eden Özlü, sineklerle mücadelede bireysel ve toplumsal önlemlerin önemine değinerek, “Ülkemizde de sivrisinek var. Dikkat etmek gerekiyor. Chikungunya virüsü, sivrisinekler yolu ile bulaştığı için, sineklerin çoğalması ve üremesiyle ilgili ortamların ıslah edilmesi lazım. İlaçlama çalışmaları yapılmalı.Bireysel olarak da sivrisineklere karşı kendimizi korumamız gerekiyor. Sinekle bulaşan başka hastalıklarda var. Yaz aylarında havaların sıcak olmasıyla beraber birikinti sularında üreyen sineklerin bu tür hastalıklara yol açtığını da bilmemiz gerekiyor. Henüz Türkiye’de böyle bir vaka bildirilmiş değil bu yüzden yakın bir tehdit söz konusu değildir. Dünya Sağlık Örgütü ülkeleri uyarıyor” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PT2RcZzkiEuC543qJrhOgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>DSÖ, salgına, dönüşebilir, uyarısında, bulunmuştu:, Chikungunya, virüsü, açıklaması</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PT2RcZzkiEuC543qJrhOgA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="DSÖ " salg d uyar bulunmu vir a><p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, sivrisinekler yoluyla bulaşıp, son dönemde Avrupa’da da vakaları görülmeye başlanan 'Chikungunya' virüsüne ilişkin, "Chikungunya virüsü, sivrisinekler yolu ile bulaştığı için, sineklerin çoğalması ve üremesiyle ilgili ortamların ıslah edilmesi lazım. İlaçlama çalışmaları yapılmalı. Bireysel olarak da sivrisineklere karşı kendimizi korumamız gerekiyor. Henüz Türkiye’de böyle bir vaka bildirilmiş değil. Bu yüzden yakın bir tehdit söz konusu değildir” dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qOBf-ex_G0qXOxGP9AMw2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sivrisinek yoluyla bulaşan Chikungunya virüsünün önümüzdeki yıllarda küresel bir salgına dönüşebileceği uyarısında bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/176betwR1U6-qKusXbNzbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye’de henüz vaka görülmediğini ancak yaz aylarında sivrisineklere karşı önlem alınması gerektiği vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, tropikal ve subtropikal bölgelerde uzun süredir endemik olarak görülen virüsün, artık farklı sinek türleriyle de bulaşabildiğine dikkati çekerek, “Chikungunya' virüsü, tropikal ve subtropikal bölgede uzun zamandan beri endemik olarak görülen ve sinekler yoluyla bulaşan bir virüstür. Bu virüs sineğin ısırması ile insana ve hayvanlara geçerek hastalık yapabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J1UO6wazUkWpn4adJKuIUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu virüs romatizmaya, kas ve eklem ağrılarına, ateşe, deri döküntülerine, bazen de uzun sürebilen bir enfeksiyona yol açabiliyor. Ölümcüllük oranı da çok yüksek değildir” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QcnOd8lyJEaRKsSunUI7Sg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Virüsün başlangıçta Afrika ve Hindistan gibi bölgelerde daha sık görüldüğünü ancak son dönemde Avrupa’da da vakalar bildirilmesiyle mutasyon geçirdiğinin anlaşıldığını ifade eden Özlü, “Afrika’da Hindistan’da daha çok görülürken son dönemde Avrupa ülkelerinde de vakalar görülünce bu virüste bir mutasyon olduğu anlaşıldı. Bu virüsün farklı cins sineklere de yerleştiğine dair bilgiler elde edildi. Bu durum endişeye yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü tarafından önümüzdeki dönem için Chikungunya virüsünün sadece Ekvator bölgesinde görülmeyip, Avrupa ülkeleri ve diğer ülkelerde de görülebileceğini ve sinekler yoluyla da salgınlara yol açabileceği uyarısı yapıldı” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7r0jwM-7dU2c3EbZmxPGhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye’de Chikungunya virüsüne karşın yakın bir tehdidin olmadığını ifade eden Özlü, sineklerle mücadelede bireysel ve toplumsal önlemlerin önemine değinerek, “Ülkemizde de sivrisinek var. Dikkat etmek gerekiyor. Chikungunya virüsü, sivrisinekler yolu ile bulaştığı için, sineklerin çoğalması ve üremesiyle ilgili ortamların ıslah edilmesi lazım. İlaçlama çalışmaları yapılmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qwD4eLGjrES9Es08eJkwkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bireysel olarak da sivrisineklere karşı kendimizi korumamız gerekiyor. Sinekle bulaşan başka hastalıklarda var. Yaz aylarında havaların sıcak olmasıyla beraber birikinti sularında üreyen sineklerin bu tür hastalıklara yol açtığını da bilmemiz gerekiyor. Henüz Türkiye’de böyle bir vaka bildirilmiş değil bu yüzden yakın bir tehdit söz konusu değildir. Dünya Sağlık Örgütü ülkeleri uyarıyor” diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kilo vermek için &amp;quot;mikro&amp;quot; egzersiz: Sadece 30 saniye sürüyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kilo-vermek-icin-mikro-egzersiz-sadece-30-saniye-suruyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kilo-vermek-icin-mikro-egzersiz-sadece-30-saniye-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, uzun yürüyüşler yerine kısa ve sık adımların sağlığa büyük katkılar sağlayabileceğini söylüyor.Geleneksel egzersiz anlayışında sıkça yer bulan “günde 10.000 adım” hedefi, birçok kişi için göz korkutucu olabilir. Özellikle tam zamanlı çalışanlar ya da egzersiz rutini olmayan bireyler için bu hedefe ulaşmak çoğu zaman mümkün olmayabiliyor. Ancak son bilimsel araştırmalar, bu konuda umut verici yeni bir yaklaşımı gündeme taşıyor: mikro yürüyüşler.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Uzmanlar, yalnızca 10 ila 30 saniyelik kısa yürüyüşlerin bile sağlığa önemli katkılar sunduğunu belirtiyor. Ofis içinde kısa bir tur atmak ya da birkaç kat merdiven çıkmak gibi basit aktiviteler, metabolizmayı harekete geçirerek enerji tüketimini artırabiliyor.Yayınlanan bir araştırmada, farklı sürelerde yürüyen gönüllülerden toplanan veriler incelendi. Araştırmaya göre, kısa ama sık yürüyüş yapan bireyler, aynı mesafeyi uzun sürede yürüyenlere kıyasla yüzde 60’a kadar daha fazla enerji harcadı. Bu da daha hızlı bir metabolizma ve daha yüksek kalori yakımı anlamına geliyor.Dünya genelinde her dört yetişkinden biri yeterince hareket etmiyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, Amerikan nüfusunun yaklaşık yarısı fazla kilolu ya da obez. Yılda yaklaşık 300.000 ölüm, fiziksel hareketsizlik ve kötü beslenme alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor.
Dr. Zulia Frost, USA Today’e yaptığı açıklamada, “Mikro yürüyüşler, özellikle hareketsiz bireyler veya iyileşme sürecindekiler için etkili. Bu, harekete yeniden başlamanın erişilebilir bir yolu,” ifadelerini kullandı.Uzman diyetisyen Albert Matheny ise, Women’s Health dergisine yaptığı açıklamada, “Önemli olan elinizden geleni yapmak. Eğer &#039;beş mil yürüyemem&#039; diyorsanız, 30 saniyelik yürüyüşler de son derece faydalı. Bu, herkes için daha ulaşılabilir,” dedi.Yemeklerden sonra yapılan kısa yürüyüşlerin sindirimi kolaylaştırdığı ve kan şekerini dengelediği biliniyor. Ayrıca gün boyunca kısa süreli hareket etmek, enerji seviyelerini artırıyor, sırt ağrılarını azaltıyor ve konsantrasyonu güçlendiriyor.Uzmanlar, her saat başı sadece beş dakikalık bir yürüyüş molasının bile kan dolaşımını artırabileceğini ve ruh halini iyileştirebileceğini vurguluyor. Mikro yürüyüşlerin stresi azalttığı, yaratıcılığı tetiklediği ve üretkenliği olumlu etkilediği belirtiliyor.Yakın zamanda yapılan ve yaklaşık 60 ayrı çalışmanın analiz edildiği bir başka araştırma, sağlıklı kalmak için 10.000 adıma gerek olmadığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, günde 7.000 adım atmak; bunama, kalp hastalıkları ve bazı kanser türlerinin riskini önemli ölçüde azaltıyor.160 bin kişinin sağlık verileri incelendiğinde, günlük 7.000 adım atan bireylerin kalp-damar hastalığına yakalanma riskinin yüzde 25, bunama riskinin ise yüzde 38 oranında daha düşük olduğu görüldü. Aynı zamanda depresyona yakalanma olasılıklarının da, yalnızca 2.000 adım atanlara göre belirgin şekilde daha düşük olduğu tespit edildi.Yeni bulgular, egzersizin göz korkutucu olmaması gerektiğini gösteriyor. Uzmanlar, uzun yürüyüşler yerine, gün içine serpiştirilen mikro yürüyüşlerin hem erişilebilir hem de etkili bir alternatif sunduğunu vurguluyor. Sağlık için ilk adımı atmak artık sadece 30 saniye sürebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ls6TTy_HaUWN9l_EhJtrSA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kilo, vermek, için, mikro, egzersiz:, Sadece, saniye, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ls6TTy_HaUWN9l_EhJtrSA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kilo vermek için " mikro egzersiz: sadece saniye s><p>Uzmanlar, uzun yürüyüşler yerine kısa ve sık adımların sağlığa büyük katkılar sağlayabileceğini söylüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cquqf8hADEWSw1SGuOgW9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geleneksel egzersiz anlayışında sıkça yer bulan “günde 10.000 adım” hedefi, birçok kişi için göz korkutucu olabilir. Özellikle tam zamanlı çalışanlar ya da egzersiz rutini olmayan bireyler için bu hedefe ulaşmak çoğu zaman mümkün olmayabiliyor. Ancak son bilimsel araştırmalar, bu konuda umut verici yeni bir yaklaşımı gündeme taşıyor: mikro yürüyüşler.DailyMail'de yer alan habere göre; Uzmanlar, yalnızca 10 ila 30 saniyelik kısa yürüyüşlerin bile sağlığa önemli katkılar sunduğunu belirtiyor. Ofis içinde kısa bir tur atmak ya da birkaç kat merdiven çıkmak gibi basit aktiviteler, metabolizmayı harekete geçirerek enerji tüketimini artırabiliyor.Yayınlanan bir araştırmada, farklı sürelerde yürüyen gönüllülerden toplanan veriler incelendi. Araştırmaya göre, kısa ama sık yürüyüş yapan bireyler, aynı mesafeyi uzun sürede yürüyenlere kıyasla yüzde 60’a kadar daha fazla enerji harcadı. Bu da daha hızlı bir metabolizma ve daha yüksek kalori yakımı anlamına geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qCHuBmJAak2cN5prG9xcgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya genelinde her dört yetişkinden biri yeterince hareket etmiyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, Amerikan nüfusunun yaklaşık yarısı fazla kilolu ya da obez. Yılda yaklaşık 300.000 ölüm, fiziksel hareketsizlik ve kötü beslenme alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor.
Dr. Zulia Frost, USA Today’e yaptığı açıklamada, “Mikro yürüyüşler, özellikle hareketsiz bireyler veya iyileşme sürecindekiler için etkili. Bu, harekete yeniden başlamanın erişilebilir bir yolu,” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/li1f1lwWwEiNoDTHoFj87Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzman diyetisyen Albert Matheny ise, Women’s Health dergisine yaptığı açıklamada, “Önemli olan elinizden geleni yapmak. Eğer 'beş mil yürüyemem' diyorsanız, 30 saniyelik yürüyüşler de son derece faydalı. Bu, herkes için daha ulaşılabilir,” dedi.Yemeklerden sonra yapılan kısa yürüyüşlerin sindirimi kolaylaştırdığı ve kan şekerini dengelediği biliniyor. Ayrıca gün boyunca kısa süreli hareket etmek, enerji seviyelerini artırıyor, sırt ağrılarını azaltıyor ve konsantrasyonu güçlendiriyor.Uzmanlar, her saat başı sadece beş dakikalık bir yürüyüş molasının bile kan dolaşımını artırabileceğini ve ruh halini iyileştirebileceğini vurguluyor. Mikro yürüyüşlerin stresi azalttığı, yaratıcılığı tetiklediği ve üretkenliği olumlu etkilediği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m0441bmMT0aea3rYlXzSkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yakın zamanda yapılan ve yaklaşık 60 ayrı çalışmanın analiz edildiği bir başka araştırma, sağlıklı kalmak için 10.000 adıma gerek olmadığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, günde 7.000 adım atmak; bunama, kalp hastalıkları ve bazı kanser türlerinin riskini önemli ölçüde azaltıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bMYQ06FVg0GF2wR3VqMmaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>160 bin kişinin sağlık verileri incelendiğinde, günlük 7.000 adım atan bireylerin kalp-damar hastalığına yakalanma riskinin yüzde 25, bunama riskinin ise yüzde 38 oranında daha düşük olduğu görüldü. Aynı zamanda depresyona yakalanma olasılıklarının da, yalnızca 2.000 adım atanlara göre belirgin şekilde daha düşük olduğu tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/22-aMUDZQkikQxLYdZVjsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni bulgular, egzersizin göz korkutucu olmaması gerektiğini gösteriyor. Uzmanlar, uzun yürüyüşler yerine, gün içine serpiştirilen mikro yürüyüşlerin hem erişilebilir hem de etkili bir alternatif sunduğunu vurguluyor. Sağlık için ilk adımı atmak artık sadece 30 saniye sürebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğanın en güçlü magnezyum kaynağı: Vitamin, mineral ne varsa onda!</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doganin-en-guclu-magnezyum-kaynagi-vitamin-mineral-ne-varsa-onda</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doganin-en-guclu-magnezyum-kaynagi-vitamin-mineral-ne-varsa-onda</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum, vücudumuzda 300’den fazla biyokimyasal reaksiyonun temelini oluşturan, hayati öneme sahip bir mineraldir. Kas ve sinir fonksiyonlarının düzenlenmesinden enerji üretimine, kalp ritminin sağlıklı çalışmasından kemik gelişimine kadar pek çok sistemde kilit rol oynar. Peki, doğada bulunan en güçlü magnezyum kaynakları neler?Magnezyum ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirir, kan şekeri seviyesini dengeler, tansiyonu düzenler ve ruh hali üzerinde olumlu etkiler yaratır. Yeterli magnezyum alımı, stresle başa çıkmada da büyük fayda sağlar. Ancak modern yaşam tarzı, işlenmiş gıdaların yoğunluğu ve toprakların mineral bakımından fakirleşmesi nedeniyle birçok insan bu değerli minerali yeterince alamamaktadır.Magnezyum eksikliği; halsizlik, kas krampları, sinirlilik, uykusuzluk ve kalp ritim bozuklukları gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Uzun vadede bu eksiklik, kemik erimesi, yüksek tansiyon, migren ve depresyon gibi daha ciddi sağlık sorunlarına da zemin hazırlar.DOĞADA BULUNAN EN GÜÇLÜ MAGNEZYUM KAYNAKLARI1. Kabak Çekirdeği:
Magnezyum açısından en zengin doğal kaynaklardan biridir. Günde bir avuç tüketildiğinde günlük ihtiyacın önemli bir kısmını karşılayabilir.2. Badem, Kaju ve Diğer Kuruyemişler:
Kuruyemişler hem pratik birer atıştırmalık hem de mükemmel birer magnezyum deposudur.3. Ispanak ve Diğer Koyu Yeşil Yapraklı Sebzeler
Doğal klorofil içerikleri sayesinde magnezyum oranları yüksektir. Haşlanarak ya da çiğ tüketilebilir.
4. Mercimek, Nohut, Fasulye gibi Baklagiller:
Hem protein hem lif hem de magnezyum açısından zengindirler. Haftalık menülerde mutlaka yer almalıdır.5. Bitter Çikolata:
Yüksek kakao oranına sahip kaliteli bitter çikolata, tatlı krizlerini bastırırken aynı zamanda magnezyum takviyesi sağlar.6. Edamame (Taze Soya Fasulyesi):
Bitkisel protein kaynağı olan bu besin, magnezyumun yanı sıra birçok vitamin ve mineral de içerir.7. Avokado ve Muz:
Avokado sağlıklı yağlarla birlikte magnezyum da sunarken, muz hem potasyum hem magnezyumla enerji verir.8. Yoğurt ve Süt Ürünleri:
Günlük tüketilen süt ürünleri de iyi birer magnezyum kaynağıdır, özellikle ev yapımı yoğurtlar tercih edilmelidir.Ana öğünlerde yeşil sebzelere bolca yer verin.
Ara öğünlerde kuruyemiş veya kabak çekirdeği tercih edin.
İşlenmiş ürünler yerine doğal gıdaları tüketin.
Haftada en az 2–3 kez baklagil yemeği pişirin.
Günde 1–2 kare bitter çikolata ile tatlı ihtiyacınızı karşılayın.Magnezyum, bedenimizin görünmez ama vazgeçilmez destekçisidir. Doğal ve dengeli bir beslenme planı, bu önemli minerali yeterli düzeyde almanın en sağlıklı yoludur.Vücudunuzun sinyallerini dinleyin, sağlığınıza doğadan gelen gücü ekleyin.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kOXpKOu-Q0yNRsmqYSYD0w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğanın, güçlü, magnezyum, kaynağı:, Vitamin, mineral, varsa, onda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kOXpKOu-Q0yNRsmqYSYD0w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğanın en güçlü magnezyum kaynağı: Vitamin, mineral ne varsa onda!"><p>Magnezyum, vücudumuzda 300’den fazla biyokimyasal reaksiyonun temelini oluşturan, hayati öneme sahip bir mineraldir. Kas ve sinir fonksiyonlarının düzenlenmesinden enerji üretimine, kalp ritminin sağlıklı çalışmasından kemik gelişimine kadar pek çok sistemde kilit rol oynar. Peki, doğada bulunan en güçlü magnezyum kaynakları neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y3b3Lxn060eTzDN_qeG1JA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirir, kan şekeri seviyesini dengeler, tansiyonu düzenler ve ruh hali üzerinde olumlu etkiler yaratır. Yeterli magnezyum alımı, stresle başa çıkmada da büyük fayda sağlar. Ancak modern yaşam tarzı, işlenmiş gıdaların yoğunluğu ve toprakların mineral bakımından fakirleşmesi nedeniyle birçok insan bu değerli minerali yeterince alamamaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qv59ne-iHEund1gkbUScuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliği; halsizlik, kas krampları, sinirlilik, uykusuzluk ve kalp ritim bozuklukları gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Uzun vadede bu eksiklik, kemik erimesi, yüksek tansiyon, migren ve depresyon gibi daha ciddi sağlık sorunlarına da zemin hazırlar.DOĞADA BULUNAN EN GÜÇLÜ MAGNEZYUM KAYNAKLARI1. Kabak Çekirdeği:
Magnezyum açısından en zengin doğal kaynaklardan biridir. Günde bir avuç tüketildiğinde günlük ihtiyacın önemli bir kısmını karşılayabilir.2. Badem, Kaju ve Diğer Kuruyemişler:
Kuruyemişler hem pratik birer atıştırmalık hem de mükemmel birer magnezyum deposudur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9bEuLAdAH0inCtx11QwZVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3. Ispanak ve Diğer Koyu Yeşil Yapraklı Sebzeler
Doğal klorofil içerikleri sayesinde magnezyum oranları yüksektir. Haşlanarak ya da çiğ tüketilebilir.
4. Mercimek, Nohut, Fasulye gibi Baklagiller:
Hem protein hem lif hem de magnezyum açısından zengindirler. Haftalık menülerde mutlaka yer almalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZNhmmpFO40qNF3rZBt7Slw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5. Bitter Çikolata:
Yüksek kakao oranına sahip kaliteli bitter çikolata, tatlı krizlerini bastırırken aynı zamanda magnezyum takviyesi sağlar.6. Edamame (Taze Soya Fasulyesi):
Bitkisel protein kaynağı olan bu besin, magnezyumun yanı sıra birçok vitamin ve mineral de içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iqme0dLdzECWWJbaoLV9_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>7. Avokado ve Muz:
Avokado sağlıklı yağlarla birlikte magnezyum da sunarken, muz hem potasyum hem magnezyumla enerji verir.8. Yoğurt ve Süt Ürünleri:
Günlük tüketilen süt ürünleri de iyi birer magnezyum kaynağıdır, özellikle ev yapımı yoğurtlar tercih edilmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F8V5paCJoEGk7UrMb3683Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ana öğünlerde yeşil sebzelere bolca yer verin.
Ara öğünlerde kuruyemiş veya kabak çekirdeği tercih edin.
İşlenmiş ürünler yerine doğal gıdaları tüketin.
Haftada en az 2–3 kez baklagil yemeği pişirin.
Günde 1–2 kare bitter çikolata ile tatlı ihtiyacınızı karşılayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3_GDsNjkG0i5zAfNn9gtVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, bedenimizin görünmez ama vazgeçilmez destekçisidir. Doğal ve dengeli bir beslenme planı, bu önemli minerali yeterli düzeyde almanın en sağlıklı yoludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yxFNd7fGikqh1x5BbOd54g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuzun sinyallerini dinleyin, sağlığınıza doğadan gelen gücü ekleyin.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hafızamız sabit değilmiş: Beyin, aynı anıyı her seferinde farklı kaydediyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hafizamiz-sabit-degilmis-beyin-ayni-aniyi-her-seferinde-farkli-kaydediyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hafizamiz-sabit-degilmis-beyin-ayni-aniyi-her-seferinde-farkli-kaydediyor</guid>
<description><![CDATA[ Nature dergisinde yayınlanan yeni araştırmaya göre anılar, zamanla farklı nöron grupları tarafından taşındıkça beyinde değişiyor.Fareler üzerinde yapılan yeni araştırma, hafızaya dair yeni bulguları ortaya koydu.Deney, anılar zamanla farklı nöron grupları tarafından taşındıkça beyinde değiştiğini gösterdi.Sinirbilimciler, çevremizdeki yer ve özelliklere dair anıların belirli &quot;yer hücreleri&quot; tarafından depolandığına inanıyordu. Bu hücreler, hipokampüste (beynin hafıza için kritik bir bölgesi) yer alıyor ve bir memelinin evinin ön kapısı veya yürüyüş parkurundaki bir şelale gibi belirli bir ortama girmesiyle aktive oluyor.2010&#039;LARDA SORGULANMAYA BAŞLADIBu, 1960&#039;lardan beri geçerli olan teoriydi ancak ABD&#039;deki Northwestern Üniversitesi&#039;nden Profesör Daniel Dobeck&#039;in de belirttiği gibi 2010&#039;larda sorgulanmaya başlandı.2013 yılında Nature Neuroscience dergisinde yayınlanan bir çalışma, beynin uzay temsilinin bilim insanlarının düşündüğü kadar istikrarlı olmadığını gösterdi. Fareler labirente tekrar girdiklerinde bazı hücreler sürekli olarak aktif olsa da aktif nöron grubu zamanla değişti. Bu olguya &quot;hipokampal temsil kayması&quot; adı verildi.O dönemde birçok bilim insanı, farklılıkların dış etkenlerden (örneğin, farklı kokular, sesler veya labirentteki farelerin farklı hızları) kaynaklandığını düşünüyordu. Bunu daha kesin bir şekilde incelemek için Dobeck ve ekibi, sanal gerçeklik ortamında bir deney tasarladı ve sonuçları Nature dergisinde yayınlandı.  DENEY NASIL YAPILDI?Fareler, video oyun kumandası işlevi gören bir koşu bandında yürüdü. Etraflarında sabit sanal labirenti simüle eden ekranlar vardı. Yabancı değişkenleri ortadan kaldırmak için her turda tutarlı bir koku için bir koni kullandılar ve akustik alanı dengelemek için &quot;beyaz gürültü&quot; çaldılar. Ayrıca sinir hücrelerinin aktive olduğunda floresan ışığı yaymasını sağlayan tekniklerle hipokampal hücrelerin aktivitesini gerçek zamanlı olarak izlediler.ARAŞTIRMANIN SONUCUNDA NE GÖRDÜLER?Mükemmel bir şekilde kontrol edilen ortama rağmen, çoğu sinirsel temsil zamanla değişmeye devam etti. Kaydedilen hücrelerin yalnızca yüzde 5-10&#039;u &quot;geleneksel&quot; konum hücreleri gibi davrandı; yani her seferinde tutarlı bir şekilde tetiklendiler.  Bu kararlı hücreler aynı zamanda en uyarılabilir hücrelerdi ve bu da uyarılabilirliğin hangi hücrelerin anıları sabit tuttuğunu tahmin edebileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, bu &quot;kaymanın&quot; beynin benzer deneyimleri birbirinden ayırmasına ve böylece onları ayrı ayrı hatırlayabilmemize yardımcı olduğunu öne sürüyor. Yani, aynı yeri (iş, okul, park) defalarca ziyaret etseniz bile, hafızanızda farklı ziyaretleri ayırt edebilirsiniz. Başka bir deyişle, bu kayma beynin zaman akışını takip etmesinin bir yolu olabilir.EN İSTİKRARLI ANILAR BELİRLENDİDeneyin sonuçlarına göre en istikrarlı anıların, yüksek uyarılabilirliği koruyan hücrelerle ilişkili olabileceği belirtildi. Ayrıca şunlar kaydeildi: &quot;Beyin yaşlandıkça, hipokampal hücreler daha az uyarılabilir hale gelir; belki de bu, yaşla birlikte hafızanın gerilemesini kısmen açıklar. Araştırmacılar, bu uyarılabilirliği artırabilir veya koruyabilirsek, hafızayı daha iyi bir durumda koruyabileceğimizi varsayıyorlar, ancak bunun için daha fazla araştırma gerekiyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XbqucYqtn0-WsHTu-c5rcg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hafızamız, sabit, değilmiş:, Beyin, aynı, anıyı, her, seferinde, farklı, kaydediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XbqucYqtn0-WsHTu-c5rcg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyin, aynı anıyı her seferinde farklı kaydediyor"><p>Nature dergisinde yayınlanan yeni araştırmaya göre anılar, zamanla farklı nöron grupları tarafından taşındıkça beyinde değişiyor.</p><p>Fareler üzerinde yapılan yeni araştırma, hafızaya dair yeni bulguları ortaya koydu.</p><p>Deney, anılar zamanla farklı nöron grupları tarafından taşındıkça beyinde değiştiğini gösterdi.</p><p>Sinirbilimciler, çevremizdeki yer ve özelliklere dair anıların belirli "yer hücreleri" tarafından depolandığına inanıyordu. Bu hücreler, hipokampüste (beynin hafıza için kritik bir bölgesi) yer alıyor ve bir memelinin evinin ön kapısı veya yürüyüş parkurundaki bir şelale gibi belirli bir ortama girmesiyle aktive oluyor.</p><p><strong>2010'LARDA SORGULANMAYA BAŞLADI</strong></p><p>Bu, 1960'lardan beri geçerli olan teoriydi ancak ABD'deki Northwestern Üniversitesi'nden Profesör Daniel Dobeck'in de belirttiği gibi 2010'larda sorgulanmaya başlandı.</p><p>2013 yılında Nature Neuroscience dergisinde yayınlanan bir çalışma, beynin uzay temsilinin bilim insanlarının düşündüğü kadar istikrarlı olmadığını gösterdi. Fareler labirente tekrar girdiklerinde bazı hücreler sürekli olarak aktif olsa da aktif nöron grubu zamanla değişti. Bu olguya "hipokampal temsil kayması" adı verildi.</p><p>O dönemde birçok bilim insanı, farklılıkların dış etkenlerden (örneğin, farklı kokular, sesler veya labirentteki farelerin farklı hızları) kaynaklandığını düşünüyordu. Bunu daha kesin bir şekilde incelemek için Dobeck ve ekibi, sanal gerçeklik ortamında bir deney tasarladı ve sonuçları Nature dergisinde yayınlandı.  <strong>DENEY NASIL YAPILDI?</strong></p><p>Fareler, video oyun kumandası işlevi gören bir koşu bandında yürüdü. Etraflarında sabit sanal labirenti simüle eden ekranlar vardı. Yabancı değişkenleri ortadan kaldırmak için her turda tutarlı bir koku için bir koni kullandılar ve akustik alanı dengelemek için "beyaz gürültü" çaldılar. Ayrıca sinir hücrelerinin aktive olduğunda floresan ışığı yaymasını sağlayan tekniklerle hipokampal hücrelerin aktivitesini gerçek zamanlı olarak izlediler.</p><p><strong>ARAŞTIRMANIN SONUCUNDA NE GÖRDÜLER?</strong></p><p>Mükemmel bir şekilde kontrol edilen ortama rağmen, çoğu sinirsel temsil zamanla değişmeye devam etti. Kaydedilen hücrelerin yalnızca yüzde 5-10'u "geleneksel" konum hücreleri gibi davrandı; yani her seferinde tutarlı bir şekilde tetiklendiler.  Bu kararlı hücreler aynı zamanda en uyarılabilir hücrelerdi ve bu da uyarılabilirliğin hangi hücrelerin anıları sabit tuttuğunu tahmin edebileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, bu "kaymanın" beynin benzer deneyimleri birbirinden ayırmasına ve böylece onları ayrı ayrı hatırlayabilmemize yardımcı olduğunu öne sürüyor. Yani, aynı yeri (iş, okul, park) defalarca ziyaret etseniz bile, hafızanızda farklı ziyaretleri ayırt edebilirsiniz. Başka bir deyişle, bu kayma beynin zaman akışını takip etmesinin bir yolu olabilir.</p><p><strong>EN İSTİKRARLI ANILAR BELİRLENDİ</strong></p><p>Deneyin sonuçlarına göre en istikrarlı anıların, yüksek uyarılabilirliği koruyan hücrelerle ilişkili olabileceği belirtildi. Ayrıca şunlar kaydeildi: "Beyin yaşlandıkça, hipokampal hücreler daha az uyarılabilir hale gelir; belki de bu, yaşla birlikte hafızanın gerilemesini kısmen açıklar. Araştırmacılar, bu uyarılabilirliği artırabilir veya koruyabilirsek, hafızayı daha iyi bir durumda koruyabileceğimizi varsayıyorlar, ancak bunun için daha fazla araştırma gerekiyor."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Organları alınırken gözlerini açtı: “İnsanlara bakıyordu”</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/organlari-alinirken-goezlerini-acti-insanlara-bakiyordu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/organlari-alinirken-goezlerini-acti-insanlara-bakiyordu</guid>
<description><![CDATA[ ABD’de yaşanan bir sağlık skandalında beyin ölümü gerçekleştiği söylenen hasta, organ nakli için ameliyathaneye götürüldüğü sırada kendine geldi.ABD’nin Kentucky eyaletinde yaşanan bir olay, ülkedeki organ bağışı sisteminin güvenliğine dair eleştirileri yeniden gündeme taşıdı. Aşırı doz nedeniyle beyin ölümü gerçekleştiği düşünülen TJ Hoover adlı bir adam, organları alınmak üzereyken yeniden hayat belirtisi göstermeye başladı. LEX 18 adlı yerel haber kanalının aktardığına göre, Hoover’ın kız kardeşi Donna Rhorer, geçen hafta ABD Temsilciler Meclisi’nde düzenlenen bir alt komisyon toplantısında olayı detaylarıyla anlattı. Rhorer, Hoover’ın Ekim 2021’de organlarının alınması için ameliyathaneye götürüldüğü sırada gözlerini açtığını ve çevresine bakmaya başladığını söyledi.  “Ameliyathaneye gidiş başlar başlamaz gözleri açıldı, insanlara bakıyordu.” 45 DAKİKA SONRA AMELİYAT DURDURULDU Yaklaşık 45 dakika sonra, Hoover ameliyathanedeyken doktorların operasyonu durdurduğu öğrenildi. Cerrahi doku koruma uzmanı Natasha Miller, o anları şöyle anlattı: “Çok fazla hareket ediyordu, sakin değildi.” Miller bu olayın ardından görevinden istifa etti. Hayatta kalan Hoover, şu anda kız kardeşiyle yaşıyor ve olayın travmatik etkileriyle, özellikle de travma sonrası stres bozukluğuyla mücadele ediyor. CİDDİ BİR ZAAF Organ bağışı savunucuları, bu olayın sağlık sisteminde ciddi bir zaaf olduğunu söylüyor. Özellikle “dolaşım durması sonrası bağış” uygulaması tartışmalı. Bu yöntem, ABD’de beyin ölümü gerçekleşmemiş ancak yaşam desteği çekilen hastalardan organ alınmasına olanak tanıyor. ABD Sağlık Bakanlığı, geçen hafta ülkenin organ bağış sisteminde reform başlatılacağını duyurmuştu. Bakan Robert Kennedy Jr., yaptığı açıklamada, “Hastanelerin, hastalar yaşam belirtisi gösterirken organ alım sürecine başlamasına izin verdiğini tespit ettik. Bu kabul edilemez” dedi. “Organ bağışı sistemi, her bireyin yaşamının kutsallığını koruyacak şekilde tamamen yeniden yapılandırılmalıdır.” BEYİN ÖLÜMÜNE BENZEMİYORDU TJ Hoover’ın dosyası özellikle dikkat çekici. Ameliyata hazırlık sürecine dair konuşan cerrahi koordinatör Nyckoletta Martin, “O sabah anjiyo laboratuvarına alındı, felçli ve sedasyon altındaydı. Ameliyathaneye gönderildi. Hastane personeli duruma çok şaşırdı, ‘Bu ötanaziye benziyor’ dediler” ifadelerini kullandı. Martin ayrıca Hoover’ın dosyasını inceleyen kardiyoloğun da şaşkınlığını dile getirdiğini aktardı: “Kardiyolog, TJ’ye neden olumsuz bir prognoz verildiğini anlamadığını, durumun beyin ölümüne benzemediğini söyledi.” Kız kardeş Donna Rhorer’a göre TJ’nin yaşadığı olay, sistemde ciddi bir değişiklik yapılması gerektiğinin göstergesi: “TJ hayatı için savaşabildi ve hâlâ hayatta. Ama birçok kişi bu şansı bulamadı.” SORUMLULAR SAVUNMADA Söz konusu organ bağışıyla ilgilenen Network for Hope adlı kuruluşun CEO’su Barry Massa ise eleştiriler üzerine yaptığı açıklamada, “En yüksek standartlara bağlıyız ve bu kutsal görevi yerine getirirken sürekli gelişmek için çalışıyoruz” dedi. “Amacımıza sadık kalacak ve halkın güvenini kazanmaya devam edeceğiz.”  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IxMJIMuk8Uq0fikxeI2Pqg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Organları, alınırken, gözlerini, açtı:, “İnsanlara, bakıyordu”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IxMJIMuk8Uq0fikxeI2Pqg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Organları alınırken gözlerini açtı"><p>ABD’de yaşanan bir sağlık skandalında beyin ölümü gerçekleştiği söylenen hasta, organ nakli için ameliyathaneye götürüldüğü sırada kendine geldi.</p><p>ABD’nin Kentucky eyaletinde yaşanan bir olay, ülkedeki organ bağışı sisteminin güvenliğine dair eleştirileri yeniden gündeme taşıdı. </p><p>Aşırı doz nedeniyle beyin ölümü gerçekleştiği düşünülen TJ Hoover adlı bir adam, organları alınmak üzereyken yeniden hayat belirtisi göstermeye başladı. </p><p>LEX 18 adlı yerel haber kanalının aktardığına göre, Hoover’ın kız kardeşi Donna Rhorer, geçen hafta ABD Temsilciler Meclisi’nde düzenlenen bir alt komisyon toplantısında olayı detaylarıyla anlattı. </p><p>Rhorer, Hoover’ın Ekim 2021’de organlarının alınması için ameliyathaneye götürüldüğü sırada gözlerini açtığını ve çevresine bakmaya başladığını söyledi.  </p><p>“Ameliyathaneye gidiş başlar başlamaz gözleri açıldı, insanlara bakıyordu.” </p><p><strong>45 DAKİKA SONRA AMELİYAT DURDURULDU</strong> </p><p>Yaklaşık 45 dakika sonra, Hoover ameliyathanedeyken doktorların operasyonu durdurduğu öğrenildi. </p><p>Cerrahi doku koruma uzmanı Natasha Miller, o anları şöyle anlattı: </p><p>“Çok fazla hareket ediyordu, sakin değildi.” </p><p>Miller bu olayın ardından görevinden istifa etti. </p><p>Hayatta kalan Hoover, şu anda kız kardeşiyle yaşıyor ve olayın travmatik etkileriyle, özellikle de travma sonrası stres bozukluğuyla mücadele ediyor. </p><p><strong>CİDDİ BİR ZAAF</strong> </p><p>Organ bağışı savunucuları, bu olayın sağlık sisteminde ciddi bir zaaf olduğunu söylüyor. Özellikle “dolaşım durması sonrası bağış” uygulaması tartışmalı. Bu yöntem, ABD’de beyin ölümü gerçekleşmemiş ancak yaşam desteği çekilen hastalardan organ alınmasına olanak tanıyor. </p><p>ABD Sağlık Bakanlığı, geçen hafta ülkenin organ bağış sisteminde reform başlatılacağını duyurmuştu. Bakan Robert Kennedy Jr., yaptığı açıklamada, “Hastanelerin, hastalar yaşam belirtisi gösterirken organ alım sürecine başlamasına izin verdiğini tespit ettik. Bu kabul edilemez” dedi. </p><p>“Organ bağışı sistemi, her bireyin yaşamının kutsallığını koruyacak şekilde tamamen yeniden yapılandırılmalıdır.” </p><p><strong>BEYİN ÖLÜMÜNE BENZEMİYORDU</strong> </p><p>TJ Hoover’ın dosyası özellikle dikkat çekici. Ameliyata hazırlık sürecine dair konuşan cerrahi koordinatör Nyckoletta Martin, “O sabah anjiyo laboratuvarına alındı, felçli ve sedasyon altındaydı. Ameliyathaneye gönderildi. Hastane personeli duruma çok şaşırdı, ‘Bu ötanaziye benziyor’ dediler” ifadelerini kullandı. </p><p>Martin ayrıca Hoover’ın dosyasını inceleyen kardiyoloğun da şaşkınlığını dile getirdiğini aktardı: </p><p>“Kardiyolog, TJ’ye neden olumsuz bir prognoz verildiğini anlamadığını, durumun beyin ölümüne benzemediğini söyledi.” </p><p>Kız kardeş Donna Rhorer’a göre TJ’nin yaşadığı olay, sistemde ciddi bir değişiklik yapılması gerektiğinin göstergesi: </p><p>“TJ hayatı için savaşabildi ve hâlâ hayatta. Ama birçok kişi bu şansı bulamadı.” </p><p><strong>SORUMLULAR SAVUNMADA</strong> </p><p>Söz konusu organ bağışıyla ilgilenen Network for Hope adlı kuruluşun CEO’su Barry Massa ise eleştiriler üzerine yaptığı açıklamada, “En yüksek standartlara bağlıyız ve bu kutsal görevi yerine getirirken sürekli gelişmek için çalışıyoruz” dedi. </p><p>“Amacımıza sadık kalacak ve halkın güvenini kazanmaya devam edeceğiz.” </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sigara içmeyenlerde neden Akciğer kanseri görülüyor: 5 nedeni var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sigara-icmeyenlerde-neden-akciger-kanseri-goeruluyor-5-nedeni-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sigara-icmeyenlerde-neden-akciger-kanseri-goeruluyor-5-nedeni-var</guid>
<description><![CDATA[ Araştırmalar, sigara kullanmayan bireylerde de akciğer kanseri vakalarının artışta olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, çevresel ve genetik faktörlere karşı dikkatli olunması gerektiği konusunda uyarıyor.Akciğer kanseri denildiğinde akla ilk gelen neden sigara olsa da, son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, sigara içmeyen bireylerin de bu hastalığa yakalanabildiğini gösteriyor. Dünya genelindeki verilere göre, akciğer kanseri vakalarının yaklaşık %10 ila %30’u hiç sigara içmemiş kişilerde görülüyor. Uzmanlar, bu duruma yol açan başlıca çevresel ve genetik faktörlere karşı toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.İşte sigara içmeyenlerde akciğer kanseri riskini artıran 5 temel faktör:Toprak ve kayalarda doğal olarak bulunan uranyumun zamanla ayrışması sonucu ortaya çıkan radon gazı, en tehlikeli akciğer kanseri nedenlerinden biri. Renksiz ve kokusuz olduğu için fark edilmesi zor olan bu gaz, özellikle zemin katlarda ve yetersiz havalandırmaya sahip binalarda yoğunlaşıyor. ABD’de her yıl yaklaşık 21 bin kişi, radon gazına bağlı akciğer kanseri nedeniyle yaşamını yitiriyor. Evlerde radon testi yapılması ve gerekli önlemlerin alınması, riskin azaltılmasında önemli rol oynuyor.Sigara, puro ya da pipo içen kişilerin dumanına istemeden maruz kalmak da ciddi bir sağlık tehdidi oluşturuyor. Özellikle kapalı ortamlarda sigara içilen evlerde yaşayan eş ve çocuklar, pasif içiciliğe bağlı olarak akciğer kanseri riskiyle karşı karşıya kalıyor. Uzmanlar, kapalı alanlarda sigara içilmemesi gerektiğini ve çocukların dumansız ortamlarda büyümesinin hayati önem taşıdığını belirtiyor.Sanayi tesisleri, motorlu taşıtlar ve enerji üretim tesislerinden salınan kirletici maddeler, hava kalitesini düşürüyor. Uzun süre kirli hava solumak, akciğer dokusuna zarar vererek kanser riskini artırıyor. Ayrıca, odun, kömür ya da tezek gibi biyokütle yakıtlarının kullanıldığı evlerde, yeterli havalandırma olmaması durumunda iç mekan hava kirliliği de ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.Asbest, benzen ve dizel egzozu gibi kansere neden olan maddelere maruz kalmak, sigara içmeyen bireylerde bile akciğer kanseri riskini artırabiliyor. İnşaat, maden ve imalat sektörlerinde çalışanlar, bu tür maddelere sık sık maruz kaldıkları için daha yüksek risk grubunda yer alıyor. İş sağlığı ve güvenliği önlemleri, bu tür risklerin azaltılmasında kilit rol oynuyor.Sigara içmeyen bazı bireylerde görülen akciğer kanseri vakaları, genetik mutasyonlara dayanabiliyor. Özellikle EGFR geninde görülen değişimler, hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına neden olabiliyor. Araştırmalar, bu mutasyonların kadınlarda ve Asya kökenli bireylerde daha yaygın olduğunu gösteriyor. Genetik risk taşıyan bireylerin düzenli olarak sağlık kontrolleri yaptırmaları öneriliyor.Uzmanlar, sigara içmeyen bireylerin de akciğer kanserinden korunmak için şu önlemleri alması gerektiğini vurguluyor:Evinizde radon gazı testi yaptırın ve gerekiyorsa uzman yardımıyla önlemler alın.Pasif içicilikten kaçının; evde ve iş yerinde dumansız ortamlar yaratın.Hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde dışarıda geçirilen süreyi kısıtlayın veya koruyucu maske kullanın.Yemek pişirirken temiz yakıtlar tercih edin ve iyi havalandırılmış alanlarda olun.Kanserojen maddelerle çalışılan iş yerlerinde koruyucu ekipmanlar kullanın.Aile öykünüzde akciğer kanseri varsa, doktor kontrollerini ihmal etmeyin.Akciğer kanseri yalnızca sigara içenleri değil, sigara içmeyen bireyleri de etkileyebilecek çok yönlü bir hastalık. Bu nedenle hem bireysel hem de toplumsal düzeyde farkındalığın artırılması hayati önem taşıyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gIgL2xcFS0m0raSC-u7m5A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sigara, içmeyenlerde, neden, Akciğer, kanseri, görülüyor:, nedeni, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gIgL2xcFS0m0raSC-u7m5A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sigara içmeyenlerde neden Akciğer kanseri görülüyor: 5 nedeni var"><p>Araştırmalar, sigara kullanmayan bireylerde de akciğer kanseri vakalarının artışta olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, çevresel ve genetik faktörlere karşı dikkatli olunması gerektiği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CDuvghZaH0a1aeeaiL4h1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akciğer kanseri denildiğinde akla ilk gelen neden sigara olsa da, son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, sigara içmeyen bireylerin de bu hastalığa yakalanabildiğini gösteriyor. Dünya genelindeki verilere göre, akciğer kanseri vakalarının yaklaşık %10 ila %30’u hiç sigara içmemiş kişilerde görülüyor. Uzmanlar, bu duruma yol açan başlıca çevresel ve genetik faktörlere karşı toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.İşte sigara içmeyenlerde akciğer kanseri riskini artıran 5 temel faktör:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LQkEF4WBn0a011UG-uscuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toprak ve kayalarda doğal olarak bulunan uranyumun zamanla ayrışması sonucu ortaya çıkan radon gazı, en tehlikeli akciğer kanseri nedenlerinden biri. Renksiz ve kokusuz olduğu için fark edilmesi zor olan bu gaz, özellikle zemin katlarda ve yetersiz havalandırmaya sahip binalarda yoğunlaşıyor. ABD’de her yıl yaklaşık 21 bin kişi, radon gazına bağlı akciğer kanseri nedeniyle yaşamını yitiriyor. Evlerde radon testi yapılması ve gerekli önlemlerin alınması, riskin azaltılmasında önemli rol oynuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pdqisGNSMECU_vQOigXSzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara, puro ya da pipo içen kişilerin dumanına istemeden maruz kalmak da ciddi bir sağlık tehdidi oluşturuyor. Özellikle kapalı ortamlarda sigara içilen evlerde yaşayan eş ve çocuklar, pasif içiciliğe bağlı olarak akciğer kanseri riskiyle karşı karşıya kalıyor. Uzmanlar, kapalı alanlarda sigara içilmemesi gerektiğini ve çocukların dumansız ortamlarda büyümesinin hayati önem taşıdığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5QF4qEOWE0uP18tbpo3t-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sanayi tesisleri, motorlu taşıtlar ve enerji üretim tesislerinden salınan kirletici maddeler, hava kalitesini düşürüyor. Uzun süre kirli hava solumak, akciğer dokusuna zarar vererek kanser riskini artırıyor. Ayrıca, odun, kömür ya da tezek gibi biyokütle yakıtlarının kullanıldığı evlerde, yeterli havalandırma olmaması durumunda iç mekan hava kirliliği de ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KBjet6Atz0OBqrTOJyGgdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Asbest, benzen ve dizel egzozu gibi kansere neden olan maddelere maruz kalmak, sigara içmeyen bireylerde bile akciğer kanseri riskini artırabiliyor. İnşaat, maden ve imalat sektörlerinde çalışanlar, bu tür maddelere sık sık maruz kaldıkları için daha yüksek risk grubunda yer alıyor. İş sağlığı ve güvenliği önlemleri, bu tür risklerin azaltılmasında kilit rol oynuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Jwaf0EQHU6b_YImYIlMpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara içmeyen bazı bireylerde görülen akciğer kanseri vakaları, genetik mutasyonlara dayanabiliyor. Özellikle EGFR geninde görülen değişimler, hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına neden olabiliyor. Araştırmalar, bu mutasyonların kadınlarda ve Asya kökenli bireylerde daha yaygın olduğunu gösteriyor. Genetik risk taşıyan bireylerin düzenli olarak sağlık kontrolleri yaptırmaları öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pH2ppPdZKkOlwSbtQnriAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, sigara içmeyen bireylerin de akciğer kanserinden korunmak için şu önlemleri alması gerektiğini vurguluyor:Evinizde radon gazı testi yaptırın ve gerekiyorsa uzman yardımıyla önlemler alın.Pasif içicilikten kaçının; evde ve iş yerinde dumansız ortamlar yaratın.Hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde dışarıda geçirilen süreyi kısıtlayın veya koruyucu maske kullanın.Yemek pişirirken temiz yakıtlar tercih edin ve iyi havalandırılmış alanlarda olun.Kanserojen maddelerle çalışılan iş yerlerinde koruyucu ekipmanlar kullanın.Aile öykünüzde akciğer kanseri varsa, doktor kontrollerini ihmal etmeyin.Akciğer kanseri yalnızca sigara içenleri değil, sigara içmeyen bireyleri de etkileyebilecek çok yönlü bir hastalık. Bu nedenle hem bireysel hem de toplumsal düzeyde farkındalığın artırılması hayati önem taşıyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları &amp;quot;15 dakika yeter&amp;quot; diyor: Erken ölüm riskini yüzde 20 azaltıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-15-dakika-yeter-diyor-erken-oelum-riskini-yuzde-20-azaltiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-15-dakika-yeter-diyor-erken-oelum-riskini-yuzde-20-azaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ ABD’de yapılan kapsamlı bir araştırma, her gün sadece 15 dakika tempolu yürüyüş yapmanın kalp sağlığını önemli ölçüde iyileştirdiğini ve ölüm riskini yaklaşık yüzde 20 oranında azalttığını ortaya koydu. Uzmanlar, adım sayısından çok yürüyüş temposuna odaklanılması gerektiğini vurguluyor.Araştırmada, 79 bin 850’den fazla yetişkinin sağlık verileri incelendi. Katılımcılar, gün içerisinde ne kadar süre yavaş veya hızlı yürüdüklerini bildirdi. İş yerinde yapılan yürüyüşler, köpek gezdirmek ve hafif aktiviteler &quot;yavaş yürüyüş&quot; olarak sınıflandırılırken; merdiven çıkmak, egzersiz ve tempolu yürüyüş gibi daha dinamik aktiviteler &quot;hızlı yürüyüş&quot; olarak kabul edildi.17 yıl süren takip sonuçları, hızlı yürüyüş yapanların her türlü nedene bağlı ölüm riskinin yüzde 20 oranında azaldığını gösterdi. Özellikle kalp krizi ve felç gibi kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölümlerde bu etkinin daha belirgin olduğu belirlendi. Bulgular, American Journal of Preventive Medicine dergisinde yayımlandı.Baş araştırmacı Prof. Wei Zeng, hızlı yürüyüşün kalbin daha verimli çalışmasını sağladığını, obeziteyi azalttığını ve böylece kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucu etki gösterdiğini belirtti. Daha önce yapılan araştırmalarda da bu egzersiz tarzının VO2-max seviyesini (vücudun egzersiz sırasında işlediği oksijen miktarı) artırdığı, bunun da daha iyi fiziksel kondisyon ve daha düşük kalp hastalığı riski ile ilişkili olduğu kanıtlanmıştı.İngiltere’de her hafta yaklaşık 420 kişi kalp hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor. Dünya Sağlık Örgütü ise her yıl dünyada yaklaşık iki milyon kişinin fiziksel hareketsizlik yüzünden yaşamını yitirdiğini ve bunun küresel ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer aldığını bildiriyor.Prof. Zeng, “Tempolu yürüyüş, her yaştan ve her seviyeden bireyin rahatlıkla uygulayabileceği, düşük maliyetli ve etkili bir aktivite” dedi. Araştırma ekibinden Prof. Lili Liu da özellikle sağlık hizmetlerine sınırlı erişimi olan bölgelerde hızlı yürüyüşün teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı:“Halk sağlığı kampanyaları, hızlı yürüyüşün önemini ve ulaşılabilirliğini öne çıkararak toplumun genel sağlık düzeyini yükseltebilir. Bireyler tempolu yürüyüşü veya diğer aerobik egzersizleri rutinlerine dahil etmelidir.”Uzmanlara göre modern yaşam, insanları giderek daha hareketsiz hale getiriyor. İngiltere’de pek çok kişi iş saatlerinde masa başında oturuyor, eve dönerken uzun süre araçta veya trende zaman geçiriyor ve günün sonunda televizyon karşısında vakit harcıyor. Bu yaşam tarzının, her yıl binlerce kişinin ölümüne yol açtığı tahmin ediliyor.Araştırmacılar, çalışmanın bazı sınırlılıkları olduğunu da kabul etti. Katılımcıların yürüyüş süreleri kendi beyanlarına dayanıyordu ve aktivite düzeylerindeki değişiklikler zamanla takip edilemedi. Ancak bilim insanları, elde edilen bulguların hızlı yürüyüşün sağlık üzerindeki olumlu etkisini açıkça ortaya koyduğunu belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wuCEwSS40EOEyIJCClV9QA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, 15, dakika, yeter, diyor:, Erken, ölüm, riskini, yüzde, azaltıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wuCEwSS40EOEyIJCClV9QA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim insanları " dakika yeter diyor: erken riskini y azalt><p>ABD’de yapılan kapsamlı bir araştırma, her gün sadece 15 dakika tempolu yürüyüş yapmanın kalp sağlığını önemli ölçüde iyileştirdiğini ve ölüm riskini yaklaşık yüzde 20 oranında azalttığını ortaya koydu. Uzmanlar, adım sayısından çok yürüyüş temposuna odaklanılması gerektiğini vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/De7J6duAnUmTEqvjBtwVDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, 79 bin 850’den fazla yetişkinin sağlık verileri incelendi. Katılımcılar, gün içerisinde ne kadar süre yavaş veya hızlı yürüdüklerini bildirdi. İş yerinde yapılan yürüyüşler, köpek gezdirmek ve hafif aktiviteler "yavaş yürüyüş" olarak sınıflandırılırken; merdiven çıkmak, egzersiz ve tempolu yürüyüş gibi daha dinamik aktiviteler "hızlı yürüyüş" olarak kabul edildi.17 yıl süren takip sonuçları, hızlı yürüyüş yapanların her türlü nedene bağlı ölüm riskinin yüzde 20 oranında azaldığını gösterdi. Özellikle kalp krizi ve felç gibi kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölümlerde bu etkinin daha belirgin olduğu belirlendi. Bulgular, American Journal of Preventive Medicine dergisinde yayımlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mXlKw5dFgUuGnAF_Yc1gQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baş araştırmacı Prof. Wei Zeng, hızlı yürüyüşün kalbin daha verimli çalışmasını sağladığını, obeziteyi azalttığını ve böylece kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucu etki gösterdiğini belirtti. Daha önce yapılan araştırmalarda da bu egzersiz tarzının VO2-max seviyesini (vücudun egzersiz sırasında işlediği oksijen miktarı) artırdığı, bunun da daha iyi fiziksel kondisyon ve daha düşük kalp hastalığı riski ile ilişkili olduğu kanıtlanmıştı.İngiltere’de her hafta yaklaşık 420 kişi kalp hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor. Dünya Sağlık Örgütü ise her yıl dünyada yaklaşık iki milyon kişinin fiziksel hareketsizlik yüzünden yaşamını yitirdiğini ve bunun küresel ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer aldığını bildiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r8wMOzwlwEa9eKmpl_Ey0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Zeng, “Tempolu yürüyüş, her yaştan ve her seviyeden bireyin rahatlıkla uygulayabileceği, düşük maliyetli ve etkili bir aktivite” dedi. Araştırma ekibinden Prof. Lili Liu da özellikle sağlık hizmetlerine sınırlı erişimi olan bölgelerde hızlı yürüyüşün teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/59YEx4YikEOPyAkjyjnPyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Halk sağlığı kampanyaları, hızlı yürüyüşün önemini ve ulaşılabilirliğini öne çıkararak toplumun genel sağlık düzeyini yükseltebilir. Bireyler tempolu yürüyüşü veya diğer aerobik egzersizleri rutinlerine dahil etmelidir.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O9rCsyF8WUynmT0suxSQxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre modern yaşam, insanları giderek daha hareketsiz hale getiriyor. İngiltere’de pek çok kişi iş saatlerinde masa başında oturuyor, eve dönerken uzun süre araçta veya trende zaman geçiriyor ve günün sonunda televizyon karşısında vakit harcıyor. Bu yaşam tarzının, her yıl binlerce kişinin ölümüne yol açtığı tahmin ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NSV24XAaVE-N3tppuBlkjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, çalışmanın bazı sınırlılıkları olduğunu da kabul etti. Katılımcıların yürüyüş süreleri kendi beyanlarına dayanıyordu ve aktivite düzeylerindeki değişiklikler zamanla takip edilemedi. Ancak bilim insanları, elde edilen bulguların hızlı yürüyüşün sağlık üzerindeki olumlu etkisini açıkça ortaya koyduğunu belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyin Sisi: Çözüm magnezyumda mı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/beyin-sisi-coezum-magnezyumda-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/beyin-sisi-coezum-magnezyumda-mi</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda giderek daha fazla insanın yaşadığı &quot;beyin sisi&quot;, zihinsel yorgunluk, odaklanma güçlüğü ve unutkanlıkla karakterize edilen bir durum olarak öne çıkıyor. Tıbbi bir tanı olarak kabul edilmese de, uzmanlar bu sorunun yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebileceğine dikkat çekiyor.COVID-19 pandemisi ile birlikte yaygınlığı artan beyin sisi, yeterli dinlenmeye rağmen zihinsel tükenmişlik, yavaş düşünme ve üretkenlik kaybı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Stres, hormonal değişimler, uyku düzensizlikleri ve beslenme yetersizlikleri bu durumun başlıca nedenleri arasında sayılıyor.Beyin sağlığı açısından kritik bir mineral olan magnezyum, enerji üretimi, nörotransmitter dengesi ve uyku kalitesinde rol oynuyor. Uzmanlara göre magnezyum eksikliği, zihinsel yorgunluğu tetikleyen temel faktörlerden biri. Uluslararası Moleküler Bilimler Dergisi’nde 2022 yılında yayımlanan bir inceleme, magnezyum dengesizliğinin beyinde iltihaplanma ve oksidatif stres riskini artırarak Alzheimer, Parkinson ve multipl skleroz gibi hastalıklara zemin hazırlayabileceğini ortaya koydu.Beyindeki 300’den fazla biyokimyasal sürece katılan magnezyumun eksikliği, nöronlar arası iletişimi yavaşlatıyor. Bu da odaklanma güçlüğü, ruh hali dalgalanmaları ve hafıza sorunlarını beraberinde getiriyor.Uzmanlar, beyin sisi şikâyetlerinin çoğunun yaşam tarzı değişiklikleri ve doğru beslenme ile düzeltilebileceğini belirtiyor. Magnezyum açısından zengin gıdaların düzenli tüketilmesi bu noktada büyük önem taşıyor. Ispanak, kara lahana, badem, kabak çekirdeği, mercimek, yulaf ve bitter çikolata en güçlü magnezyum kaynakları arasında.Beslenme ile yeterli magnezyum alınamadığında ise takviyeler devreye girebiliyor. Özellikle magnezyum L-treonatın bilişsel fonksiyonları, magnezyum glisinat ve sitratın ise uyku kalitesini desteklediği belirtiliyor. Yetişkinler için önerilen günlük magnezyum miktarı 310-420 mg arasında değişiyor.Uykuya öncelik verin: Her gece 7-9 saat kesintisiz uyku zihinsel toparlanmayı destekler.Stresi yönetin: Meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri kortizol seviyelerini düşürür.Düzenli egzersiz yapın: Fiziksel aktivite, beyne oksijen ve besin taşınmasını artırır.Magnezyum yönünden zengin beslenin: İşlenmiş gıdaları azaltarak tam gıdalara yönelin.Uzman desteği alın: Şikâyetler uzun sürüyorsa tıbbi değerlendirme ve laboratuvar testleri yaptırın.Beyin sisi, doğru beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle büyük ölçüde önlenebilir ve tersine çevrilebilir bir durum olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, özellikle magnezyumun bu süreçte kilit rol oynadığını vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SPhHiuRwaEK9BZzKNdNCMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:30:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, Sisi:, Çözüm, magnezyumda, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SPhHiuRwaEK9BZzKNdNCMQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyin Sisi: Çözüm magnezyumda mı?"><p>Son yıllarda giderek daha fazla insanın yaşadığı "beyin sisi", zihinsel yorgunluk, odaklanma güçlüğü ve unutkanlıkla karakterize edilen bir durum olarak öne çıkıyor. Tıbbi bir tanı olarak kabul edilmese de, uzmanlar bu sorunun yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebileceğine dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sbq_63EpL0OL6RLFguW4Xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>COVID-19 pandemisi ile birlikte yaygınlığı artan beyin sisi, yeterli dinlenmeye rağmen zihinsel tükenmişlik, yavaş düşünme ve üretkenlik kaybı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Stres, hormonal değişimler, uyku düzensizlikleri ve beslenme yetersizlikleri bu durumun başlıca nedenleri arasında sayılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-NkhXDGgF0CIb-312GXp3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sağlığı açısından kritik bir mineral olan magnezyum, enerji üretimi, nörotransmitter dengesi ve uyku kalitesinde rol oynuyor. Uzmanlara göre magnezyum eksikliği, zihinsel yorgunluğu tetikleyen temel faktörlerden biri. Uluslararası Moleküler Bilimler Dergisi’nde 2022 yılında yayımlanan bir inceleme, magnezyum dengesizliğinin beyinde iltihaplanma ve oksidatif stres riskini artırarak Alzheimer, Parkinson ve multipl skleroz gibi hastalıklara zemin hazırlayabileceğini ortaya koydu.Beyindeki 300’den fazla biyokimyasal sürece katılan magnezyumun eksikliği, nöronlar arası iletişimi yavaşlatıyor. Bu da odaklanma güçlüğü, ruh hali dalgalanmaları ve hafıza sorunlarını beraberinde getiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cXWFg0mi5ke1QY69-zTu-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, beyin sisi şikâyetlerinin çoğunun yaşam tarzı değişiklikleri ve doğru beslenme ile düzeltilebileceğini belirtiyor. Magnezyum açısından zengin gıdaların düzenli tüketilmesi bu noktada büyük önem taşıyor. Ispanak, kara lahana, badem, kabak çekirdeği, mercimek, yulaf ve bitter çikolata en güçlü magnezyum kaynakları arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LiY-74wFT0GVZ6bXTzFB8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme ile yeterli magnezyum alınamadığında ise takviyeler devreye girebiliyor. Özellikle magnezyum L-treonatın bilişsel fonksiyonları, magnezyum glisinat ve sitratın ise uyku kalitesini desteklediği belirtiliyor. Yetişkinler için önerilen günlük magnezyum miktarı 310-420 mg arasında değişiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OxbMR6RCWUeRkoHwbvpRkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uykuya öncelik verin: Her gece 7-9 saat kesintisiz uyku zihinsel toparlanmayı destekler.Stresi yönetin: Meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri kortizol seviyelerini düşürür.Düzenli egzersiz yapın: Fiziksel aktivite, beyne oksijen ve besin taşınmasını artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l1f-dLDZn0mLI7CwilCwLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum yönünden zengin beslenin: İşlenmiş gıdaları azaltarak tam gıdalara yönelin.Uzman desteği alın: Şikâyetler uzun sürüyorsa tıbbi değerlendirme ve laboratuvar testleri yaptırın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aqdypEkLqU6keUakqcxdcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sisi, doğru beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle büyük ölçüde önlenebilir ve tersine çevrilebilir bir durum olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, özellikle magnezyumun bu süreçte kilit rol oynadığını vurguluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Laparoskopik ne demek? Laparoskopik cerrahi hangi durumlarda uygulanır?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/laparoskopik-ne-demek-laparoskopik-cerrahi-hangi-durumlarda-uygulanir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/laparoskopik-ne-demek-laparoskopik-cerrahi-hangi-durumlarda-uygulanir</guid>
<description><![CDATA[ Tıpta teknolojinin gelişmesiyle birlikte cerrahi yöntemler de büyük bir dönüşüm geçirdi. “Laparoskopik” kelimesi de bu dönüşümün en dikkat çeken terimlerinden biri haline geldi. Peki, laparoskopik ne demek? Hangi durumlarda uygulanır ve klasik ameliyatlardan farkı nedir? İşte ayrıntılar...Laparoskopik, karın içi organlara küçük kesilerle ulaşarak yapılan kapalı ameliyatları ifade eder. Bu yöntem, “laparoskop” adı verilen ince ve ucunda kamera bulunan bir cihazla gerçekleştirilir. Laparoskop, vücut içine yerleştirilerek doktorun monitör üzerinden net bir şekilde iç organları görmesini sağlar.  LAPAROSKOPİK CERRAHİNİN AVANTAJLARI  Geleneksel açık ameliyatlara kıyasla birçok avantaj sunan laparoskopik yöntem, günümüzde özellikle jinekolojik ve sindirim sistemi ameliyatlarında yaygın olarak tercih edilmektedir. İşte başlıca avantajları:  Daha az ağrı: Küçük kesiler sayesinde ameliyat sonrası ağrı daha azdır.  Kısa hastanede kalış süresi: Hastalar genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilir.  Hızlı iyileşme: Günlük yaşama dönüş süresi oldukça kısadır.  Daha az enfeksiyon riski: Açık ameliyatlara göre daha düşük risk taşır.  Estetik görünüm: Büyük ameliyat izleri yerine minimal izler kalır.  HANGİ DURUMLARDA UYGULANIR?  Laparoskopik cerrahi, birçok alanda uygulanabilir. En yaygın kullanıldığı durumlar şunlardır:  Safra kesesi alınması (laparoskopik kolesistektomi)  Apandisit ameliyatı  Yumurtalık kistlerinin alınması  Endometriozis tedavisi  Fıtık ameliyatları  Bağırsak cerrahileri ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ocs6xKsdEiNBne4C3SF2Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Laparoskopik, demek, Laparoskopik, cerrahi, hangi, durumlarda, uygulanır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ocs6xKsdEiNBne4C3SF2Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Laparoskopik ne demek? Laparoskopik cerrahi hangi durumlarda uygulanır?"><p>Tıpta teknolojinin gelişmesiyle birlikte cerrahi yöntemler de büyük bir dönüşüm geçirdi. “Laparoskopik” kelimesi de bu dönüşümün en dikkat çeken terimlerinden biri haline geldi. Peki, laparoskopik ne demek? Hangi durumlarda uygulanır ve klasik ameliyatlardan farkı nedir? İşte ayrıntılar...</p>Laparoskopik, karın içi organlara küçük kesilerle ulaşarak yapılan kapalı ameliyatları ifade eder. Bu yöntem, “laparoskop” adı verilen ince ve ucunda kamera bulunan bir cihazla gerçekleştirilir. Laparoskop, vücut içine yerleştirilerek doktorun monitör üzerinden net bir şekilde iç organları görmesini sağlar.  <strong>LAPAROSKOPİK CERRAHİNİN AVANTAJLARI</strong>  Geleneksel açık ameliyatlara kıyasla birçok avantaj sunan laparoskopik yöntem, günümüzde özellikle jinekolojik ve sindirim sistemi ameliyatlarında yaygın olarak tercih edilmektedir. İşte başlıca avantajları:  Daha az ağrı: Küçük kesiler sayesinde ameliyat sonrası ağrı daha azdır.  Kısa hastanede kalış süresi: Hastalar genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilir.  Hızlı iyileşme: Günlük yaşama dönüş süresi oldukça kısadır.  Daha az enfeksiyon riski: Açık ameliyatlara göre daha düşük risk taşır.  Estetik görünüm: Büyük ameliyat izleri yerine minimal izler kalır.  <strong>HANGİ DURUMLARDA UYGULANIR?</strong>  Laparoskopik cerrahi, birçok alanda uygulanabilir. En yaygın kullanıldığı durumlar şunlardır:  Safra kesesi alınması (laparoskopik kolesistektomi)  Apandisit ameliyatı  Yumurtalık kistlerinin alınması  Endometriozis tedavisi  Fıtık ameliyatları  Bağırsak cerrahileri]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>3 besin kalp krizi riskini azaltıyor: Hastalıklara karşı güç kalkanı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/3-besin-kalp-krizi-riskini-azaltiyor-hastaliklara-karsi-guc-kalkani</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/3-besin-kalp-krizi-riskini-azaltiyor-hastaliklara-karsi-guc-kalkani</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırma, yapraklı yeşilliklerin kalp hastalıklarına karşı güçlü bir kalkan oluşturduğunu ortaya koydu.Kalp ve damar sağlığını korumak için servet harcamanıza ya da karmaşık diyetlere başvurmanıza gerek yok. Avrupa Beslenme Dergisi’nde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, ıspanak, karalahana ve brokoli gibi yapraklı yeşil sebzeler, kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde azaltabiliyor.TheSun&#039;da yer alan habere göre; Avustralya’daki Edith Cowan Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmada, bu sebzelerde bulunan K1 vitamininin, damar sertliği olarak bilinen aterosklerozu önlemede kritik rol oynadığı tespit edildi. Araştırmacılar, günde sadece bir buçuk su bardağı bu tür sebzelerin tüketilmesinin, atardamarlarda kalsiyum birikmesini engelleyerek damarların daralmasını önleyebileceğini belirtiyor.Araştırmaya öncülük eden Montana Dupuy, &quot;Ispanak, karalahana ve brokoli gibi yapraklı yeşil sebzeler, kardiyovasküler hastalıkları karakterize eden damar kalsifikasyon süreçlerini önlemeye yardımcı olabilecek K1 vitamini içerir&quot; dedi. Dupuy ayrıca bu sebzelerin günlük öğünlere kolaylıkla dahil edilebileceğini vurguladı.Bir fincan pişmiş ıspanakta 800 mcg’nin üzerinde, brokolide ise yaklaşık 220-250 mcg potasyum bulunuyor. Bu değerler, yetişkin bir bireyin günlük K1 vitamini ihtiyacını karşılamak için yeterli.Araştırmada, önerilen miktardan yüzde 30 daha fazla K1 vitamini tüketen kadınların uzun vadede damar hastalığına yakalanma riskinin daha düşük olduğu gözlemlendi. Dr. Marc Sim, “Boyun damarlarını incelediğimizde, daha fazla K1 vitamini alan kişilerde damar kalınlığının daha az olduğunu gördük. Bu da aterosklerozun önlenmesi açısından oldukça önemli bir gösterge” ifadelerini kullandı.Araştırmadaki ekip, bu bulgulardan yola çıkarak yaşlı bakımevi sakinleri gibi özel beslenme ihtiyacı duyan topluluklar için K1 vitamini açısından zengin yeni gıdalar geliştirmeye başladı. Araştırma görevlisi Dr. Liezhou Zhong, “Bu çalışma, toplum sağlığına doğrudan katkı sağlayacak somut ürünler yaratma konusunda bize yol gösteriyor” dedi.Kalp hastalıkları, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Avustralya’da her 12 dakikada bir, İngiltere’de ise her dört ölümden biri kalp ve damar hastalıklarına bağlanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m00WWEm96kqRKE7Ar3uDEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>besin, kalp, krizi, riskini, azaltıyor:, Hastalıklara, karşı, güç, kalkanı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m00WWEm96kqRKE7Ar3uDEQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="3 besin kalp krizi riskini azaltıyor: Hastalıklara karşı güç kalkanı"><p>Yeni araştırma, yapraklı yeşilliklerin kalp hastalıklarına karşı güçlü bir kalkan oluşturduğunu ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6DOcOFPOQ0y6omAUzLG2Ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp ve damar sağlığını korumak için servet harcamanıza ya da karmaşık diyetlere başvurmanıza gerek yok. Avrupa Beslenme Dergisi’nde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, ıspanak, karalahana ve brokoli gibi yapraklı yeşil sebzeler, kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde azaltabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/st0vEmYsck2xAoyZjuHmRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TheSun'da yer alan habere göre; Avustralya’daki Edith Cowan Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmada, bu sebzelerde bulunan K1 vitamininin, damar sertliği olarak bilinen aterosklerozu önlemede kritik rol oynadığı tespit edildi. Araştırmacılar, günde sadece bir buçuk su bardağı bu tür sebzelerin tüketilmesinin, atardamarlarda kalsiyum birikmesini engelleyerek damarların daralmasını önleyebileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J194qDLhRk6atlDYyj0C8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmaya öncülük eden Montana Dupuy, "Ispanak, karalahana ve brokoli gibi yapraklı yeşil sebzeler, kardiyovasküler hastalıkları karakterize eden damar kalsifikasyon süreçlerini önlemeye yardımcı olabilecek K1 vitamini içerir" dedi. Dupuy ayrıca bu sebzelerin günlük öğünlere kolaylıkla dahil edilebileceğini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9dcKjL2MjkGpCsXCEFdv7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir fincan pişmiş ıspanakta 800 mcg’nin üzerinde, brokolide ise yaklaşık 220-250 mcg potasyum bulunuyor. Bu değerler, yetişkin bir bireyin günlük K1 vitamini ihtiyacını karşılamak için yeterli.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LezXvmpp8UWLzlbM5-fmGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, önerilen miktardan yüzde 30 daha fazla K1 vitamini tüketen kadınların uzun vadede damar hastalığına yakalanma riskinin daha düşük olduğu gözlemlendi. Dr. Marc Sim, “Boyun damarlarını incelediğimizde, daha fazla K1 vitamini alan kişilerde damar kalınlığının daha az olduğunu gördük. Bu da aterosklerozun önlenmesi açısından oldukça önemli bir gösterge” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5ZDr9o794kOYbS96sRY__A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmadaki ekip, bu bulgulardan yola çıkarak yaşlı bakımevi sakinleri gibi özel beslenme ihtiyacı duyan topluluklar için K1 vitamini açısından zengin yeni gıdalar geliştirmeye başladı. Araştırma görevlisi Dr. Liezhou Zhong, “Bu çalışma, toplum sağlığına doğrudan katkı sağlayacak somut ürünler yaratma konusunda bize yol gösteriyor” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q2iOhHfOJ0icFPGTK_qKAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp hastalıkları, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Avustralya’da her 12 dakikada bir, İngiltere’de ise her dört ölümden biri kalp ve damar hastalıklarına bağlanıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Böbrek sağlığı: Büyük fark yaratan 5 basit yaşam tarzı değişikliği</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/boebrek-sagligi-buyuk-fark-yaratan-5-basit-yasam-tarzi-degisikligi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/boebrek-sagligi-buyuk-fark-yaratan-5-basit-yasam-tarzi-degisikligi</guid>
<description><![CDATA[ ABD’de milyonlarca kişi böbrek hastalığı ile mücadele ediyor. Uzmanlara göre yaşam tarzındaki küçük değişiklikler, böbrek sağlığında büyük fark yaratabiliyor.Genel sağlığın korunmasında hayati bir rol oynayan böbrekler, vücudun doğal filtre sistemi olarak işlev görüyor. Kandaki atık maddeleri ve fazla sıvıyı süzerek vücudun dengesini sağlayan bu organlar, sağlıksız yaşam alışkanlıkları nedeniyle ciddi risk altına girebiliyor.ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, ülkede yaklaşık 35,5 milyon kişi kronik böbrek hastalığı ile yaşıyor. Uzmanlar, düzenli su tüketimi, dengeli beslenme, stres yönetimi ve fiziksel aktivite gibi alışkanlıkların böbrek sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğunu vurguluyor.İşte böbrekleri korumak için günlük hayata kolaylıkla entegre edilebilecek 5 temel öneri:Günde en az 1,5–2 litre su içmek, böbreklerin sodyum ve toksinleri uzaklaştırmasına yardımcı oluyor. Özellikle sıcak yaz aylarında su tüketiminin artırılması öneriliyor.Acai meyvesi, elma, yaban mersini, kiraz, nar ve çilek gibi meyveler; avokado, brokoli, yapraklı yeşillikler, fasulye gibi sebzeler ve chia, keten tohumu gibi kuruyemişler böbrek sağlığını destekleyen gıdalar arasında yer alıyor. İşlenmiş gıdalardan, fazla tuz ve şekerden uzak durulması gerekiyor.Hipertansiyon ve diyabet, böbrek yetmezliğinin önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, ideal kilonun korunması ve günlük en az bir saat fiziksel aktivite yapılmasının, böbrek sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağladığını belirtiyor.Sigara ve alkol tüketimi, sadece böbrekleri değil, genel vücut sağlığını da olumsuz etkiliyor. Alkol, kan basıncını artırarak böbreklere zarar verirken, sigara damar yapısını bozarak organlara giden kan akışını kısıtlıyor.Günde 7–9 saat uyku ve stres seviyesinin meditasyon, egzersiz ya da hobilerle yönetilmesi, böbrekler üzerindeki baskıyı azaltıyor. Uzmanlar, kronik stresin iltihaplanmaya ve uzun vadede böbrek hasarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MxUN8SqqpUS_PrVopfCVRQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbrek, sağlığı:, Büyük, fark, yaratan, basit, yaşam, tarzı, değişikliği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MxUN8SqqpUS_PrVopfCVRQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Böbrek sağlığı: Büyük fark yaratan 5 basit yaşam tarzı değişikliği"><p>ABD’de milyonlarca kişi böbrek hastalığı ile mücadele ediyor. Uzmanlara göre yaşam tarzındaki küçük değişiklikler, böbrek sağlığında büyük fark yaratabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z1Z3yfiM7EyShRNJmAtmmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genel sağlığın korunmasında hayati bir rol oynayan böbrekler, vücudun doğal filtre sistemi olarak işlev görüyor. Kandaki atık maddeleri ve fazla sıvıyı süzerek vücudun dengesini sağlayan bu organlar, sağlıksız yaşam alışkanlıkları nedeniyle ciddi risk altına girebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xvbaoGiSKUyuIQlj7b1r_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, ülkede yaklaşık 35,5 milyon kişi kronik böbrek hastalığı ile yaşıyor. Uzmanlar, düzenli su tüketimi, dengeli beslenme, stres yönetimi ve fiziksel aktivite gibi alışkanlıkların böbrek sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğunu vurguluyor.İşte böbrekleri korumak için günlük hayata kolaylıkla entegre edilebilecek 5 temel öneri:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zdJZWYQsMkG5bgJ7zJDCog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günde en az 1,5–2 litre su içmek, böbreklerin sodyum ve toksinleri uzaklaştırmasına yardımcı oluyor. Özellikle sıcak yaz aylarında su tüketiminin artırılması öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uSPxQ8fJhEOMuOF58tipAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Acai meyvesi, elma, yaban mersini, kiraz, nar ve çilek gibi meyveler; avokado, brokoli, yapraklı yeşillikler, fasulye gibi sebzeler ve chia, keten tohumu gibi kuruyemişler böbrek sağlığını destekleyen gıdalar arasında yer alıyor. İşlenmiş gıdalardan, fazla tuz ve şekerden uzak durulması gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6NJnidEKxE2z7Rri0js-5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipertansiyon ve diyabet, böbrek yetmezliğinin önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, ideal kilonun korunması ve günlük en az bir saat fiziksel aktivite yapılmasının, böbrek sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağladığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eE0JOjw1CUmD0vGeFqF3fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara ve alkol tüketimi, sadece böbrekleri değil, genel vücut sağlığını da olumsuz etkiliyor. Alkol, kan basıncını artırarak böbreklere zarar verirken, sigara damar yapısını bozarak organlara giden kan akışını kısıtlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1QLxvx-DgEyTVYTmiNp5Fg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günde 7–9 saat uyku ve stres seviyesinin meditasyon, egzersiz ya da hobilerle yönetilmesi, böbrekler üzerindeki baskıyı azaltıyor. Uzmanlar, kronik stresin iltihaplanmaya ve uzun vadede böbrek hasarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabahları tüketilmesi gerekiyor: 5 süper besin ilaç gibi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sabahlari-tuketilmesi-gerekiyor-5-super-besin-ilac-gibi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sabahlari-tuketilmesi-gerekiyor-5-super-besin-ilac-gibi</guid>
<description><![CDATA[ Sabahları ne yediğiniz, gün boyu sindirim sisteminizin çalışmasından enerji seviyenize, hormon dengenizden genel ruh halinize kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor.Beslenme uzmanları ve geleneksel sağlık sistemlerine göre, güne boş mideyle doğru süper besinlerle başlamak; özellikle şişkinlik, yavaş sindirim ve hormon dengesizliği yaşayanlar için oldukça faydalı. İşte uzmanların sabah saatlerinde, aç karna tüketilmesini önerdiği beş süper besin:Chia tohumları gece boyunca suda bekletildiğinde jel kıvamına gelir ve sindirimi kolaylaşır. Omega-3 yağ asitleri, çözünür lif ve antioksidanlar açısından zengin olan chia tohumları, bağırsakları toksinlerden arındırır, sindirimi düzenler ve kan şekerini dengeleyerek gün boyu enerjiyi sabit tutar. Bitkisel süt veya suyla karıştırılıp içine tarçın ya da bal eklenerek tüketilebilir.Günün ilk saatlerinde tüketilen çiğ hindistan cevizi parçaları ya da bir kaşık soğuk sıkım hindistan cevizi yağı, sindirimi destekleyen orta zincirli yağ asitleri (MCFA) içerir. Bu yağlar hızla enerjiye dönüşür ve vücutta yağ olarak depolanmaz. Ayrıca, hindistan cevizi yağı metabolizmayı hızlandırır ve gün içinde oluşabilecek şeker isteğini azaltabilir.Badem, E vitamini, sağlıklı yağlar, magnezyum ve bitkisel protein açısından zengin bir kaynaktır. Gece boyunca suda bekletildiğinde içeriğindeki enzimler aktifleşir, tanen ve fitik asit azalır, böylece besinlerin emilimi kolaylaşır. Boş mideye tüketildiğinde zihinsel berraklık sağlar, cilt sağlığını destekler ve enerji seviyesini dengeler.Demir eksikliği, kabızlık ve mide asiditesi gibi sabah sorunlarına doğal bir çözüm sunan siyah kuru üzümler, gece boyunca suda bekletildiğinde yumuşar ve daha kolay sindirilir. Doğal şekerler ve antioksidanlar içeren bu besin, özellikle kadınlarda yorgunluk, regl düzensizliği ve PMS belirtilerine karşı destek sağlar.Genellikle göz ardı edilen kuru erikler, bağırsak sağlığı, kemik yoğunluğu ve hormon dengesi açısından oldukça değerlidir. İçerdiği çözünür lif ve doğal sorbitol sayesinde sindirimi kolaylaştırır, şişkinliği önler. Potasyum ve boron açısından zengin olan kuru erik, özellikle kadınlarda kemik sağlığını ve östrojen dengesini destekler. Sabahları aç karna iki adet ıslatılmış kuru erik tüketmek oldukça etkilidir.Uzmanlardan Öneri: Kahvaltı Ağır Değil, Şifalı OlmalıSabah öğünlerinin amacı yalnızca karın doyurmak değil, vücudu nazikçe uyandırmak, sindirimi tetiklemek ve günün geri kalanına doğal bir dengeyle başlamaktır. Doğru besinlerle başlayan bir gün, bedenin kendi dengesini kurmasına yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3JnFfgGLR0CD4_aw2auYuw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, tüketilmesi, gerekiyor:, süper, besin, ilaç, gibi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3JnFfgGLR0CD4_aw2auYuw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sabahları tüketilmesi gerekiyor: 5 süper besin ilaç gibi"><p>Sabahları ne yediğiniz, gün boyu sindirim sisteminizin çalışmasından enerji seviyenize, hormon dengenizden genel ruh halinize kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X1GiwyMEfESLdvgjdasjxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanları ve geleneksel sağlık sistemlerine göre, güne boş mideyle doğru süper besinlerle başlamak; özellikle şişkinlik, yavaş sindirim ve hormon dengesizliği yaşayanlar için oldukça faydalı. İşte uzmanların sabah saatlerinde, aç karna tüketilmesini önerdiği beş süper besin:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M1UKGUfF3EidpZEFBgM1Jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Chia tohumları gece boyunca suda bekletildiğinde jel kıvamına gelir ve sindirimi kolaylaşır. Omega-3 yağ asitleri, çözünür lif ve antioksidanlar açısından zengin olan chia tohumları, bağırsakları toksinlerden arındırır, sindirimi düzenler ve kan şekerini dengeleyerek gün boyu enerjiyi sabit tutar. Bitkisel süt veya suyla karıştırılıp içine tarçın ya da bal eklenerek tüketilebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rSbfVYLFJ02EOXyoGuOohA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günün ilk saatlerinde tüketilen çiğ hindistan cevizi parçaları ya da bir kaşık soğuk sıkım hindistan cevizi yağı, sindirimi destekleyen orta zincirli yağ asitleri (MCFA) içerir. Bu yağlar hızla enerjiye dönüşür ve vücutta yağ olarak depolanmaz. Ayrıca, hindistan cevizi yağı metabolizmayı hızlandırır ve gün içinde oluşabilecek şeker isteğini azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cZXL9FT7JkCq_jRfvRjJSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Badem, E vitamini, sağlıklı yağlar, magnezyum ve bitkisel protein açısından zengin bir kaynaktır. Gece boyunca suda bekletildiğinde içeriğindeki enzimler aktifleşir, tanen ve fitik asit azalır, böylece besinlerin emilimi kolaylaşır. Boş mideye tüketildiğinde zihinsel berraklık sağlar, cilt sağlığını destekler ve enerji seviyesini dengeler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h0B49D65JEyDW1AjzA9B3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir eksikliği, kabızlık ve mide asiditesi gibi sabah sorunlarına doğal bir çözüm sunan siyah kuru üzümler, gece boyunca suda bekletildiğinde yumuşar ve daha kolay sindirilir. Doğal şekerler ve antioksidanlar içeren bu besin, özellikle kadınlarda yorgunluk, regl düzensizliği ve PMS belirtilerine karşı destek sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jS7qpCnZ4U6ZjxRgiQ4ezw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle göz ardı edilen kuru erikler, bağırsak sağlığı, kemik yoğunluğu ve hormon dengesi açısından oldukça değerlidir. İçerdiği çözünür lif ve doğal sorbitol sayesinde sindirimi kolaylaştırır, şişkinliği önler. Potasyum ve boron açısından zengin olan kuru erik, özellikle kadınlarda kemik sağlığını ve östrojen dengesini destekler. Sabahları aç karna iki adet ıslatılmış kuru erik tüketmek oldukça etkilidir.Uzmanlardan Öneri: Kahvaltı Ağır Değil, Şifalı OlmalıSabah öğünlerinin amacı yalnızca karın doyurmak değil, vücudu nazikçe uyandırmak, sindirimi tetiklemek ve günün geri kalanına doğal bir dengeyle başlamaktır. Doğru besinlerle başlayan bir gün, bedenin kendi dengesini kurmasına yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüksek kolesterol işareti: Yıllarca görmezden geliniyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yuksek-kolesterol-isareti-yillarca-goermezden-geliniyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yuksek-kolesterol-isareti-yillarca-goermezden-geliniyor</guid>
<description><![CDATA[ Yüksek kolesterol, belirti vermeden ilerleyerek ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre vücut, bu sinsi durumun sinyallerini dışa vurarak erken uyarı verebilir.Genellikle “sessiz katil” olarak tanımlanan yüksek kolesterol, yıllarca herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebiliyor. Ancak uzmanlar, bazı cilt ve göz değişimlerinin, açıklanamayan yorgunluk veya uzuvlarda hissedilen rahatsızlıkların, kolesterol seviyelerinin tehlikeli boyutlara ulaştığını gösterebileceği konusunda uyarıyor. Kesin tanı için kan lipit testi şart olsa da, bu görsel işaretleri erkenden tanımak hayati önem taşıyor.GÖZ KAPAKLARINDA SARIMSI LEKELERYüksek LDL (kötü kolesterol) seviyesinin en dikkat çekici belirtilerinden biri, göz kapaklarının iç köşelerinde beliren soluk sarı plaklardır. Tıbbi adıyla ksantelazma olarak bilinen bu oluşumlar, kolesterol açısından zengin, iyi huylu tortulardır. Ailesel hiperkolesterolemisi olan bireylerde daha sık görülen bu belirti, sistemik lipid dengesizliklerinin habercisi olabilir.GÖZDE GRİ-BEYAZ HALKAKorneanın çevresinde ortaya çıkan gri ya da beyaz halkalar, özellikle 50 yaş altındaki bireylerde görülüyorsa, yüksek kolesterol şüphesiyle değerlendirilmelidir. “Arcus senilis” olarak adlandırılan bu durum, görme yetisini etkilemese de lipid metabolizmasındaki bozuklukları işaret edebilir.Dirsek, diz, el ve ayak gibi bölgelerde görülebilen kabarık, sarımsı cilt lezyonları ksantomalar olarak adlandırılır. Genellikle ailesel lipid bozukluklarının belirtisi olan bu nodüller, kolesterolün deri altı dokuda birikmesiyle oluşur. Bazı ağır vakalarda, toplam kolesterol seviyesi 1.000 mg/dL’yi aşabilir.TENDONLARDA SERTLİKAşil tendonları, dirsek veya ellerde meydana gelen sert, ağrısız nodüller de kolesterol birikiminin bir sonucu olabilir. Tendon ksantomları, özellikle ailesel hiperkolesterolemiyle ilişkili olup, ileri tetkik ve agresif tedavi gerektirebilir.Koroner arterlerde kolesterol plaklarının birikmesi, kalp kasına giden kan akışını kısıtlayarak yorgunluk, göğüs sıkışması (angina) ve hafif eforla bile nefes darlığı gibi şikâyetlere neden olabilir. Bu belirtiler, kalp krizi riskine işaret eden erken uyarılar olarak kabul ediliyor.NÖROLOJİK BELİRTİLERYüksek kolesterole bağlı damar tıkanıklıkları beyin kan akışını da etkileyebilir. Ani konuşma bozukluğu, tek taraflı uyuşma ya da görme kaybı gibi belirtiler, geçici iskemik atak (TIA) veya felç riskine işaret edebilir. Bu tür belirtiler acil müdahale gerektirir.UYUŞUKLUKKolesterol, yalnızca kalbi değil periferik damar sistemini de etkileyebilir. Karıncalanma, soğukluk hissi, renk değişimi ya da yavaş iyileşen yaralar, periferik arter hastalığına (PAD) işaret edebilir. Bu durum özellikle yürürken bacak ağrısıyla kendini gösterebilir.Bazı uzmanlara göre, kolesterole bağlı damar sertliği, penis dokularına ulaşan kan akışını kısıtlayarak sertleşme sorunlarına yol açabilir. Bu durum da dolaşım sistemindeki aksaklıkların bir göstergesi olabilir.Uzmanlar ne diyor?
Uzmanlar, bu belirtilerden bir ya da birkaçını gözlemleyen bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurarak kan lipit testi yaptırmaları gerektiğini vurguluyor. Erken tanı ve tedavi, kalp krizi ya da felç gibi ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynuyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uZDBIam3gUWrEchrFG1Nkw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, kolesterol, işareti:, Yıllarca, görmezden, geliniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uZDBIam3gUWrEchrFG1Nkw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yüksek kolesterol işareti: Yıllarca görmezden geliniyor"><p>Yüksek kolesterol, belirti vermeden ilerleyerek ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre vücut, bu sinsi durumun sinyallerini dışa vurarak erken uyarı verebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0D-tihA9mEuiKAAdS9kbPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle “sessiz katil” olarak tanımlanan yüksek kolesterol, yıllarca herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebiliyor. Ancak uzmanlar, bazı cilt ve göz değişimlerinin, açıklanamayan yorgunluk veya uzuvlarda hissedilen rahatsızlıkların, kolesterol seviyelerinin tehlikeli boyutlara ulaştığını gösterebileceği konusunda uyarıyor. Kesin tanı için kan lipit testi şart olsa da, bu görsel işaretleri erkenden tanımak hayati önem taşıyor.GÖZ KAPAKLARINDA SARIMSI LEKELERYüksek LDL (kötü kolesterol) seviyesinin en dikkat çekici belirtilerinden biri, göz kapaklarının iç köşelerinde beliren soluk sarı plaklardır. Tıbbi adıyla ksantelazma olarak bilinen bu oluşumlar, kolesterol açısından zengin, iyi huylu tortulardır. Ailesel hiperkolesterolemisi olan bireylerde daha sık görülen bu belirti, sistemik lipid dengesizliklerinin habercisi olabilir.GÖZDE GRİ-BEYAZ HALKAKorneanın çevresinde ortaya çıkan gri ya da beyaz halkalar, özellikle 50 yaş altındaki bireylerde görülüyorsa, yüksek kolesterol şüphesiyle değerlendirilmelidir. “Arcus senilis” olarak adlandırılan bu durum, görme yetisini etkilemese de lipid metabolizmasındaki bozuklukları işaret edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nmCjXCoJK0ir44E8CyJGvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dirsek, diz, el ve ayak gibi bölgelerde görülebilen kabarık, sarımsı cilt lezyonları ksantomalar olarak adlandırılır. Genellikle ailesel lipid bozukluklarının belirtisi olan bu nodüller, kolesterolün deri altı dokuda birikmesiyle oluşur. Bazı ağır vakalarda, toplam kolesterol seviyesi 1.000 mg/dL’yi aşabilir.TENDONLARDA SERTLİKAşil tendonları, dirsek veya ellerde meydana gelen sert, ağrısız nodüller de kolesterol birikiminin bir sonucu olabilir. Tendon ksantomları, özellikle ailesel hiperkolesterolemiyle ilişkili olup, ileri tetkik ve agresif tedavi gerektirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o-B8BYYmmkCSQOfvRP5kXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Koroner arterlerde kolesterol plaklarının birikmesi, kalp kasına giden kan akışını kısıtlayarak yorgunluk, göğüs sıkışması (angina) ve hafif eforla bile nefes darlığı gibi şikâyetlere neden olabilir. Bu belirtiler, kalp krizi riskine işaret eden erken uyarılar olarak kabul ediliyor.NÖROLOJİK BELİRTİLERYüksek kolesterole bağlı damar tıkanıklıkları beyin kan akışını da etkileyebilir. Ani konuşma bozukluğu, tek taraflı uyuşma ya da görme kaybı gibi belirtiler, geçici iskemik atak (TIA) veya felç riskine işaret edebilir. Bu tür belirtiler acil müdahale gerektirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t_RpHZ9ba06yKWseBpjZEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>UYUŞUKLUKKolesterol, yalnızca kalbi değil periferik damar sistemini de etkileyebilir. Karıncalanma, soğukluk hissi, renk değişimi ya da yavaş iyileşen yaralar, periferik arter hastalığına (PAD) işaret edebilir. Bu durum özellikle yürürken bacak ağrısıyla kendini gösterebilir.Bazı uzmanlara göre, kolesterole bağlı damar sertliği, penis dokularına ulaşan kan akışını kısıtlayarak sertleşme sorunlarına yol açabilir. Bu durum da dolaşım sistemindeki aksaklıkların bir göstergesi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YU7NfwGn_kiC2DKSL0u25g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar ne diyor?
Uzmanlar, bu belirtilerden bir ya da birkaçını gözlemleyen bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurarak kan lipit testi yaptırmaları gerektiğini vurguluyor. Erken tanı ve tedavi, kalp krizi ya da felç gibi ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynuyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp krizinin az bilinen belirtisiymiş: 5 işareti önemseyin</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-krizinin-az-bilinen-belirtisiymis-5-isareti-oenemseyin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-krizinin-az-bilinen-belirtisiymis-5-isareti-oenemseyin</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizi dünyada önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp krizinin en yaygın semptom göğüs ağrısı olsa da, birçok vakada göğüs ağrısı yok gibi görünür (en azından başlangıçta) ve birçok kişi, özellikle kadınlar, diğer rahatsızlıklarla karıştırılması kolay birçok alışılmadık semptom yaşar. Ancak kalp krizi işareti olabilecek alışılmadık birkaç belirti daha var.Sol koldaki ağrı bilinen bir kalp krizi belirtisi olsa da, bazen ağrı özellikle dirsekte veya hatta sağ kolda hissedilebilir. (sol kol daha yaygın olsa da) Bu rahatsızlık, ağrı, uyuşma veya karıncalanma hissi gibi hissedilebilir. Yaralanmadan kaynaklanan kas ağrısının aksine, bu ağrı genellikle aniden, belirgin bir neden olmadan gelir ve kol boyunca yukarı veya aşağı yayılabilir.Bu kol veya dirsek ağrısı, kalbin sinirlerinin bu bölgelerdeki sinirlerle yolları paylaşması nedeniyle oluşur. Kalp kası oksijensiz kaldığında, beyin ağrı sinyallerini yanlış yorumlayabilir ve göğüs yerine dirsekte veya kolda ağrıya neden olabilir.Fiziksel efor veya ısı olmadan soğuk terleme, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir uyarı işaretidir. Kalp krizi sırasında vücut, adrenalin gibi stres hormonları salgılar ve bu da ani, soğuk, nemli terlemeye neden olabilir.Bu terleme, egzersiz veya ısıdan kaynaklanan normal terlemeden farklıdır. Kaygı, mide bulantısı veya baş dönmesi hisleri eşlik edebilir. Göğüs ağrınız olmasa bile soğuk terlemeler meydana gelebilir.Dişlerde veya çenede ağrı bazen kalp krizinin sessiz bir işareti olabilir. Bu semptom kadınlarda daha yaygındır, ancak herkesin başına gelebilir. Ağrı, diş tedavisiyle düzelmeyen bir diş ağrısı veya çene rahatsızlığı gibi hissedilebilir.Sebebi kol ağrısına benzerdir; kalpten gelen sinir yolları çene ve dişlerden gelenlerle örtüşür. Kalp sıkıntıda olduğunda, bu bölgelerde yansıyan ağrıya neden olabilirBelirgin bir neden olmadan aşırı yorgun veya güçsüz hissetmek, özellikle kadınlarda kalp krizinin erken bir işareti olabilir. Bu yorgunluk normal yorgunluktan farklıdır ve düzenli dinlenmeyle geçmez; bunaltıcı ve ani olabilir.Kalbin kan pompalama yeteneğinin azalması, kaslarınıza ve organlarınıza daha az oksijen ulaşması anlamına gelir ve bu da kendinizi bitkin hissetmenize neden olur. Bazen bu yorgunluk, kalp krizi meydana gelmeden önce günler veya haftalar sürebilir.Aniden gelen veya belirgin bir neden olmadan kötüleşen nefes darlığı kalp rahatsızlığının bir işareti olabilir. Derin bir nefes alamadığınızı veya normalden daha hızlı nefes aldığınızı hissedebilirsiniz.Baş dönmesi veya sersemlik de görülebilir ve bazen bayılmaya yol açabilir. Bu belirtiler, kalbin vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kan pompalamaması nedeniyle ortaya çıkar. Nefes almada zorluk çekiyorsanız veya özellikle terleme veya kol ağrısı gibi diğer belirtilerle birlikte baygınlık hissediyorsanız, acil tıbbi yardım alın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Z5eWa9VG0OrfbzWeYWdnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizinin, bilinen, belirtisiymiş:, işareti, önemseyin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Z5eWa9VG0OrfbzWeYWdnw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp krizinin az bilinen belirtisiymiş: 5 işareti önemseyin"><p>Kalp krizi dünyada önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp krizinin en yaygın semptom göğüs ağrısı olsa da, birçok vakada göğüs ağrısı yok gibi görünür (en azından başlangıçta) ve birçok kişi, özellikle kadınlar, diğer rahatsızlıklarla karıştırılması kolay birçok alışılmadık semptom yaşar. Ancak kalp krizi işareti olabilecek alışılmadık birkaç belirti daha var.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5bpMtFJxL022YWN_tcmTeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sol koldaki ağrı bilinen bir kalp krizi belirtisi olsa da, bazen ağrı özellikle dirsekte veya hatta sağ kolda hissedilebilir. (sol kol daha yaygın olsa da) Bu rahatsızlık, ağrı, uyuşma veya karıncalanma hissi gibi hissedilebilir. Yaralanmadan kaynaklanan kas ağrısının aksine, bu ağrı genellikle aniden, belirgin bir neden olmadan gelir ve kol boyunca yukarı veya aşağı yayılabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4wdpAjh1fEqYaydsadhE9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu kol veya dirsek ağrısı, kalbin sinirlerinin bu bölgelerdeki sinirlerle yolları paylaşması nedeniyle oluşur. Kalp kası oksijensiz kaldığında, beyin ağrı sinyallerini yanlış yorumlayabilir ve göğüs yerine dirsekte veya kolda ağrıya neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rP4ee2xhXU2Lj0WAF_2FUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel efor veya ısı olmadan soğuk terleme, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir uyarı işaretidir. Kalp krizi sırasında vücut, adrenalin gibi stres hormonları salgılar ve bu da ani, soğuk, nemli terlemeye neden olabilir.Bu terleme, egzersiz veya ısıdan kaynaklanan normal terlemeden farklıdır. Kaygı, mide bulantısı veya baş dönmesi hisleri eşlik edebilir. Göğüs ağrınız olmasa bile soğuk terlemeler meydana gelebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DLVyVB9Z4k6s84xA4bRzMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dişlerde veya çenede ağrı bazen kalp krizinin sessiz bir işareti olabilir. Bu semptom kadınlarda daha yaygındır, ancak herkesin başına gelebilir. Ağrı, diş tedavisiyle düzelmeyen bir diş ağrısı veya çene rahatsızlığı gibi hissedilebilir.Sebebi kol ağrısına benzerdir; kalpten gelen sinir yolları çene ve dişlerden gelenlerle örtüşür. Kalp sıkıntıda olduğunda, bu bölgelerde yansıyan ağrıya neden olabilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E7_4Ke2hDk6IHpzZjEjcCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirgin bir neden olmadan aşırı yorgun veya güçsüz hissetmek, özellikle kadınlarda kalp krizinin erken bir işareti olabilir. Bu yorgunluk normal yorgunluktan farklıdır ve düzenli dinlenmeyle geçmez; bunaltıcı ve ani olabilir.Kalbin kan pompalama yeteneğinin azalması, kaslarınıza ve organlarınıza daha az oksijen ulaşması anlamına gelir ve bu da kendinizi bitkin hissetmenize neden olur. Bazen bu yorgunluk, kalp krizi meydana gelmeden önce günler veya haftalar sürebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e23WDo97sEO8DeFKgcdkzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aniden gelen veya belirgin bir neden olmadan kötüleşen nefes darlığı kalp rahatsızlığının bir işareti olabilir. Derin bir nefes alamadığınızı veya normalden daha hızlı nefes aldığınızı hissedebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T4hFN_901UOtwQfveUp5hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baş dönmesi veya sersemlik de görülebilir ve bazen bayılmaya yol açabilir. Bu belirtiler, kalbin vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kan pompalamaması nedeniyle ortaya çıkar. Nefes almada zorluk çekiyorsanız veya özellikle terleme veya kol ağrısı gibi diğer belirtilerle birlikte baygınlık hissediyorsanız, acil tıbbi yardım alın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tıpta çığır açacak yapay zeka hamlesi: Doktorlardan daha iyi teşhis koyuyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/tipta-cigir-acacak-yapay-zeka-hamlesi-doktorlardan-daha-iyi-teshis-koyuyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/tipta-cigir-acacak-yapay-zeka-hamlesi-doktorlardan-daha-iyi-teshis-koyuyor</guid>
<description><![CDATA[ Microsoft, Microsoft AI Diagnostic Orchestrator (MAI-DxO) isimli sistemiyle dünyanın en zorlu tıbbi vakalarını başarıyla teşhis ettiğini açıkladı.Yapay zekanın tıp dünyasındaki etkisi her geçen gün büyürken, Microsoft bu alanda iddialı bir adım attı. Şirket, Microsoft AI Diagnostic Orchestrator (MAI-DxO) adını verdiği yeni tıbbi yapay zeka sisteminin, dünyanın en zorlu tıbbi vakalarından bazılarını büyük bir başarıyla teşhis ettiğini açıkladı.ZORLU VAKALARIN YÜZDE 85&#039;İNİ DOĞRU TEŞHİS ETTİMicrosoft’un pazartesi günü yayımladığı blog yazısına göre MAI-DxO, New England Journal of Medicine (NEJM) dergisindeki 304 karmaşık tıbbi vakayı ele alan testlerde vakaların yüzde 85’ini doğru teşhis etti. Bu oran, deneyimli doktorların ulaştığı ortalama yüzde 20’lik doğruluk oranının çok üzerinde. Üstelik NEJM vakaları genelde birden fazla uzmanlık alanını gerektiren karmaşık olgular olarak biliniyor.TEŞHİS SÜRECİNİ DOKTOR GİBİ İLERLETİYORMicrosoft, MAI-DxO’nun sadece hazır cevapları ezberlemek yerine gerçek doktorlar gibi “ardışık teşhis” yöntemiyle çalıştığını vurguluyor. Sistem, bir hastanın belirtilerinden yola çıkarak sorular soruyor, testler talep ediyor ve bunların maliyetini de hesaplıyor. Böylece yapay zeka, hangi testlerin gerçekten gerekli olduğuna karar vererek hem masrafı hem de gereksiz hasta rahatsızlığını azaltıyor.  MAI-DxO, OpenAI’nin o3 modeli başta olmak üzere GPT, Llama, Claude, Gemini, Grok ve DeepSeek gibi en gelişmiş dil modelleriyle bir arada çalışıyor. Bu sistem, farklı modelleri bir araya getirerek sanal bir doktorlar kurulu gibi teşhis üretiyor. Testler sonucunda sistemin, doktorlardan ve tek başına kullanılan modellerden daha doğru ve daha uygun maliyetli sonuçlar verdiği açıklandı.&quot;DOKTORLARI DESTEKLEMEK İÇİN&quot;Microsoft, MAI-DxO’nun doktorların yerini almak için değil, onları desteklemek için tasarlandığını belirtiyor. Şirket, sistemin özellikle karmaşık vakalarda doktorlara yardımcı olabileceğini ve yüksek sağlık harcamalarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor. Sistemin gündelik hastane pratiğinde nasıl performans göstereceği ise henüz bilinmiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AMULx2X6X0yRvA2vqek3EA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tıpta, çığır, açacak, yapay, zeka, hamlesi:, Doktorlardan, daha, iyi, teşhis, koyuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AMULx2X6X0yRvA2vqek3EA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Microsoft'tan yapay zeka hamlesi"><p>Microsoft, Microsoft AI Diagnostic Orchestrator (MAI-DxO) isimli sistemiyle dünyanın en zorlu tıbbi vakalarını başarıyla teşhis ettiğini açıkladı.</p><p>Yapay zekanın tıp dünyasındaki etkisi her geçen gün büyürken, Microsoft bu alanda iddialı bir adım attı. Şirket, Microsoft AI Diagnostic Orchestrator (MAI-DxO) adını verdiği yeni tıbbi yapay zeka sisteminin, dünyanın en zorlu tıbbi vakalarından bazılarını büyük bir başarıyla teşhis ettiğini açıkladı.</p><p><strong>ZORLU VAKALARIN YÜZDE 85'İNİ DOĞRU TEŞHİS ETTİ</strong></p><p>Microsoft’un pazartesi günü yayımladığı blog yazısına göre MAI-DxO, New England Journal of Medicine (NEJM) dergisindeki 304 karmaşık tıbbi vakayı ele alan testlerde vakaların yüzde 85’ini doğru teşhis etti. Bu oran, deneyimli doktorların ulaştığı ortalama yüzde 20’lik doğruluk oranının çok üzerinde. Üstelik NEJM vakaları genelde birden fazla uzmanlık alanını gerektiren karmaşık olgular olarak biliniyor.</p><p><strong>TEŞHİS SÜRECİNİ DOKTOR GİBİ İLERLETİYOR</strong></p><p>Microsoft, MAI-DxO’nun sadece hazır cevapları ezberlemek yerine gerçek doktorlar gibi “ardışık teşhis” yöntemiyle çalıştığını vurguluyor. Sistem, bir hastanın belirtilerinden yola çıkarak sorular soruyor, testler talep ediyor ve bunların maliyetini de hesaplıyor. Böylece yapay zeka, hangi testlerin gerçekten gerekli olduğuna karar vererek hem masrafı hem de gereksiz hasta rahatsızlığını azaltıyor.  MAI-DxO, OpenAI’nin o3 modeli başta olmak üzere GPT, Llama, Claude, Gemini, Grok ve DeepSeek gibi en gelişmiş dil modelleriyle bir arada çalışıyor. Bu sistem, farklı modelleri bir araya getirerek sanal bir doktorlar kurulu gibi teşhis üretiyor. Testler sonucunda sistemin, doktorlardan ve tek başına kullanılan modellerden daha doğru ve daha uygun maliyetli sonuçlar verdiği açıklandı.</p><p><strong>"DOKTORLARI DESTEKLEMEK İÇİN"</strong></p><p>Microsoft, MAI-DxO’nun doktorların yerini almak için değil, onları desteklemek için tasarlandığını belirtiyor. Şirket, sistemin özellikle karmaşık vakalarda doktorlara yardımcı olabileceğini ve yüksek sağlık harcamalarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor. Sistemin gündelik hastane pratiğinde nasıl performans göstereceği ise henüz bilinmiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp hastalığının gizli izleri: Ciltte 7 uyarı işareti var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-hastaliginin-gizli-izleri-ciltte-7-uyari-isareti-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-hastaliginin-gizli-izleri-ciltte-7-uyari-isareti-var</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada en yaygın ölüm nedenlerinden biri olan kalp hastalıkları, çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor. Ancak uzmanlara göre, vücudun özellikle de cildin verdiği bazı sinyaller erken teşhis için kritik rol oynayabiliyor. Göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi klasik belirtilerin yanı sıra ciltte görülebilecek bazı değişiklikler de kalp hastalığına işaret edebilir.İşte dikkat edilmesi gereken yedi önemli cilt belirtisi:1. AYAK VE BACAKLARDA ŞİŞLİKAyak bilekleri, ayaklar ve alt bacaklarda oluşan şişlik, kalbin yeterince güçlü şekilde kan pompalayamamasının sonucu olabilir. Özellikle yorgunluk veya nefes darlığıyla birlikte seyrediyorsa, bu durum kalp yetmezliğinin belirtisi olabilir. Çorap izlerinin derinleşmesi veya ayakkabıların dar gelmesi gibi küçük işaretlere dikkat etmek gerekiyor.Parmak uçları veya ayak parmaklarında mavi-mor renk değişiklikleri, vücutta yeterince oksijen taşınmadığını ve kalbin zorlandığını gösterebilir. Siyanoz olarak adlandırılan bu durum, damar tıkanıklığı ya da zayıf kalp fonksiyonlarının sonucu olabilir. Kalıcıysa acil tıbbi değerlendirme gerektirir.Göz çevresi, dirsek, diz ve bacak arkalarında oluşan sarımsı-turuncu kabarcıklar, yüksek kolesterol veya trigliserit düzeylerinin ciltteki yansıması olabilir. Sessiz ilerleyen bu durum, kalp hastalığı riskini artıran önemli bir işarettir.4. MOR VE MAVİ DAMARLARBacaklarda örümcek ağına benzer mor-mavi desenler, kolesterol embolizasyon sendromunun belirtisi olabilir. Bu, küçük damarların kolesterol kristalleriyle tıkanmasından kaynaklanır ve kalp-damar sistemiyle ilgili ciddi sorunların habercisidir.Parmak uçlarının yuvarlaklaşması, tırnakların aşağı doğru kıvrılması yani &quot;kulüpleşme&quot;, kanda düşük oksijen seviyesini işaret edebilir. Bu durum genellikle kalp veya akciğer hastalıklarıyla ilişkilidir.Tırnak altında ince, kıymık benzeri çizgiler; küçük damar hasarının ve enfeksiyöz endokardit gibi ciddi kalp enfeksiyonlarının belirtisi olabilir. Bu çizgiler ateş veya yorgunlukla birlikte görülüyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.7. AYAK PARMAKLARINDA YUMRULAROsler nodülleri olarak bilinen kırmızı-mor, ağrılı yumrular kalp enfeksiyonlarının göstergesi olabilir. Saatler ya da günler sürebilen bu nodüller, ihmal edilmemesi gereken belirtilerdendir.Uzmanlar, özellikle diyabet, hipertansiyon veya obezite gibi risk faktörlerine sahip bireylerin bu tür cilt belirtilerini göz ardı etmemesi gerektiğini vurguluyor. Bu sinyaller, kalp hastalığına dair erken uyarılar olabilir ve zamanında müdahale hayat kurtarabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jh_E0ovCdk-gukYfqh5svg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, hastalığının, gizli, izleri:, Ciltte, uyarı, işareti, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jh_E0ovCdk-gukYfqh5svg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp hastalığının gizli izleri: Ciltte 7 uyarı işareti var"><p>Dünyada en yaygın ölüm nedenlerinden biri olan kalp hastalıkları, çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor. Ancak uzmanlara göre, vücudun özellikle de cildin verdiği bazı sinyaller erken teşhis için kritik rol oynayabiliyor. Göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi klasik belirtilerin yanı sıra ciltte görülebilecek bazı değişiklikler de kalp hastalığına işaret edebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4UIhF_6RW0WOqG9bA-WFxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte dikkat edilmesi gereken yedi önemli cilt belirtisi:1. AYAK VE BACAKLARDA ŞİŞLİKAyak bilekleri, ayaklar ve alt bacaklarda oluşan şişlik, kalbin yeterince güçlü şekilde kan pompalayamamasının sonucu olabilir. Özellikle yorgunluk veya nefes darlığıyla birlikte seyrediyorsa, bu durum kalp yetmezliğinin belirtisi olabilir. Çorap izlerinin derinleşmesi veya ayakkabıların dar gelmesi gibi küçük işaretlere dikkat etmek gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TzMDsyT_B0uAU_8XGUeI2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parmak uçları veya ayak parmaklarında mavi-mor renk değişiklikleri, vücutta yeterince oksijen taşınmadığını ve kalbin zorlandığını gösterebilir. Siyanoz olarak adlandırılan bu durum, damar tıkanıklığı ya da zayıf kalp fonksiyonlarının sonucu olabilir. Kalıcıysa acil tıbbi değerlendirme gerektirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xvGjz75jhkme7Tz1kmjK2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz çevresi, dirsek, diz ve bacak arkalarında oluşan sarımsı-turuncu kabarcıklar, yüksek kolesterol veya trigliserit düzeylerinin ciltteki yansıması olabilir. Sessiz ilerleyen bu durum, kalp hastalığı riskini artıran önemli bir işarettir.4. MOR VE MAVİ DAMARLARBacaklarda örümcek ağına benzer mor-mavi desenler, kolesterol embolizasyon sendromunun belirtisi olabilir. Bu, küçük damarların kolesterol kristalleriyle tıkanmasından kaynaklanır ve kalp-damar sistemiyle ilgili ciddi sorunların habercisidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xUHr8VxM70S2B8IL9cy5bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parmak uçlarının yuvarlaklaşması, tırnakların aşağı doğru kıvrılması yani "kulüpleşme", kanda düşük oksijen seviyesini işaret edebilir. Bu durum genellikle kalp veya akciğer hastalıklarıyla ilişkilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IWl_ZXK2L0GCgRzl7rLvYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tırnak altında ince, kıymık benzeri çizgiler; küçük damar hasarının ve enfeksiyöz endokardit gibi ciddi kalp enfeksiyonlarının belirtisi olabilir. Bu çizgiler ateş veya yorgunlukla birlikte görülüyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.7. AYAK PARMAKLARINDA YUMRULAROsler nodülleri olarak bilinen kırmızı-mor, ağrılı yumrular kalp enfeksiyonlarının göstergesi olabilir. Saatler ya da günler sürebilen bu nodüller, ihmal edilmemesi gereken belirtilerdendir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p-Rvu0BG_0ec6Tk4dzRQeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, özellikle diyabet, hipertansiyon veya obezite gibi risk faktörlerine sahip bireylerin bu tür cilt belirtilerini göz ardı etmemesi gerektiğini vurguluyor. Bu sinyaller, kalp hastalığına dair erken uyarılar olabilir ve zamanında müdahale hayat kurtarabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlıklı sanılıyordu: Ani kalp krizi nedeni</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/saglikli-saniliyordu-ani-kalp-krizi-nedeni</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/saglikli-saniliyordu-ani-kalp-krizi-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Avustralya merkezli bir araştırma, kalp sağlığı açısından faydalı olduğu düşünülen omega-3 yağlarının, iltihaplanma ve kronik hastalık riskini artırabileceğini ortaya koydu.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Avustralyalı bilim insanlarının yürüttüğü yeni bir araştırma, uzun yıllardır sağlıklı yağ kaynakları olarak önerilen yağlı balık, kuruyemiş ve avokadonun düşündüğümüz kadar masum olmayabileceğini öne sürdü. Çalışmanın merkezinde, bu besinlerde yoğun olarak bulunan ve kalp sağlığını desteklediği kabul edilen omega-3 yağ asitleri yer alıyor.Queensland Üniversitesi’nden moleküler bilim uzmanı Profesör Daisy Crick’in başyazarlığını yaptığı çalışmada, omega-3’ün sanılanın aksine vücutta iltihaplanmayı tetikleyebileceği ve obezite, tip 2 diyabet ile kalp krizi riskini artırabileceği ileri sürüldü.Daha önce kalp sağlığını desteklediği düşünülen omega-6 yağlarının, bitkisel ve tohum yağlarında yüksek oranda bulunduğu biliniyor. Ancak araştırmacılar, genellikle sağlıklı kabul edilen omega-3 yağlarının da GlycA seviyelerini yükselttiğini saptadı.Chicago’daki RUSH Sağlıklı Yaşlanma Enstitüsü’nden Profesör Thomas Holland, Medical News Today&#039;e yaptığı açıklamada sonuçları “beklenmedik” olarak nitelendirdi. “Çoğu insan omega-3&#039;lerin bağışıklık sistemini sakinleştirdiğini düşünür. Ancak bu çalışmada, daha yüksek omega-3 seviyeleri daha fazla iltihapla ilişkilendirildi” ifadelerini kullandı.Profesör Crick, sonuçların omega-3’ün iltihap önleyici ve omega-6’nın iltihap destekleyici olduğu yönündeki basit yaklaşımı sorgulattığını belirtti. “Sadece omega-3 alımını artırmak, iltihabı azaltmak ya da kalp hastalıklarına karşı korumak için yeterli olmayabilir. Daha sağlıklı sonuçlar için bu yağlar arasındaki dengeye odaklanmak gerekiyor,” dedi.Uluslararası Epidemiyoloji Dergisi’nde yayımlanan çalışma, yağ asitlerinin uzun vadeli sağlık üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak adına daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.Öte yandan, ayçiçeği, soya ve kolza gibi tohum yağları da araştırmada dikkat çekiyor. Uzun süredir kalp sağlığına faydalı bir alternatif olarak sunulan bu yağların, obezite, kalp hastalığı, diyabet ve otoimmün hastalıklarla ilişkilendirilebileceği belirtiliyor.Profesör Holland, “İngiltere&#039;de yaklaşık 6,3 milyon kişi yüksek kolesterolle yaşıyor. Bu durum, tedavi edilmezse kalp krizi ve felç riskini ciddi oranda artırabilir. Tohum yağlarının bu tablonun bir parçası olabileceğini göz ardı etmemeliyiz” dedi.İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) verilerine göre, 75 yaş altı bireylerde kalp hastalıklarına bağlı ölümler 1960’lardan bu yana azalsa da, obezite ve hipertansiyon gibi risk faktörlerindeki artış, kalp krizi ve felç oranlarında yeniden yükselişe işaret ediyor.Uzmanlar, özellikle genç bireylerde artan kalp hastalığı vakalarının sadece yaşam tarzıyla değil, beslenme alışkanlıklarındaki bazı kalıplaşmış inançların da gözden geçirilmesini gerektirdiğine dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k1pr5VVyskCDXxgxqLXvUw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıklı, sanılıyordu:, Ani, kalp, krizi, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k1pr5VVyskCDXxgxqLXvUw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlıklı sanılıyordu: Ani kalp krizi nedeni"><p>Avustralya merkezli bir araştırma, kalp sağlığı açısından faydalı olduğu düşünülen omega-3 yağlarının, iltihaplanma ve kronik hastalık riskini artırabileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rMK3Lb_dvEOVUldOnfnLmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Avustralyalı bilim insanlarının yürüttüğü yeni bir araştırma, uzun yıllardır sağlıklı yağ kaynakları olarak önerilen yağlı balık, kuruyemiş ve avokadonun düşündüğümüz kadar masum olmayabileceğini öne sürdü. Çalışmanın merkezinde, bu besinlerde yoğun olarak bulunan ve kalp sağlığını desteklediği kabul edilen omega-3 yağ asitleri yer alıyor.Queensland Üniversitesi’nden moleküler bilim uzmanı Profesör Daisy Crick’in başyazarlığını yaptığı çalışmada, omega-3’ün sanılanın aksine vücutta iltihaplanmayı tetikleyebileceği ve obezite, tip 2 diyabet ile kalp krizi riskini artırabileceği ileri sürüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mgQ9i36ljUGU7OijX2PCcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce kalp sağlığını desteklediği düşünülen omega-6 yağlarının, bitkisel ve tohum yağlarında yüksek oranda bulunduğu biliniyor. Ancak araştırmacılar, genellikle sağlıklı kabul edilen omega-3 yağlarının da GlycA seviyelerini yükselttiğini saptadı.Chicago’daki RUSH Sağlıklı Yaşlanma Enstitüsü’nden Profesör Thomas Holland, Medical News Today'e yaptığı açıklamada sonuçları “beklenmedik” olarak nitelendirdi. “Çoğu insan omega-3'lerin bağışıklık sistemini sakinleştirdiğini düşünür. Ancak bu çalışmada, daha yüksek omega-3 seviyeleri daha fazla iltihapla ilişkilendirildi” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y2d9s-ChQkq2mS-SrsqHMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Profesör Crick, sonuçların omega-3’ün iltihap önleyici ve omega-6’nın iltihap destekleyici olduğu yönündeki basit yaklaşımı sorgulattığını belirtti. “Sadece omega-3 alımını artırmak, iltihabı azaltmak ya da kalp hastalıklarına karşı korumak için yeterli olmayabilir. Daha sağlıklı sonuçlar için bu yağlar arasındaki dengeye odaklanmak gerekiyor,” dedi.Uluslararası Epidemiyoloji Dergisi’nde yayımlanan çalışma, yağ asitlerinin uzun vadeli sağlık üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak adına daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qj_R8pvplkqXAkjbxqId-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan, ayçiçeği, soya ve kolza gibi tohum yağları da araştırmada dikkat çekiyor. Uzun süredir kalp sağlığına faydalı bir alternatif olarak sunulan bu yağların, obezite, kalp hastalığı, diyabet ve otoimmün hastalıklarla ilişkilendirilebileceği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fuoe084uB0OD2e6BVmurHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Profesör Holland, “İngiltere'de yaklaşık 6,3 milyon kişi yüksek kolesterolle yaşıyor. Bu durum, tedavi edilmezse kalp krizi ve felç riskini ciddi oranda artırabilir. Tohum yağlarının bu tablonun bir parçası olabileceğini göz ardı etmemeliyiz” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CP2QOiXXW02-0OZceY364Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) verilerine göre, 75 yaş altı bireylerde kalp hastalıklarına bağlı ölümler 1960’lardan bu yana azalsa da, obezite ve hipertansiyon gibi risk faktörlerindeki artış, kalp krizi ve felç oranlarında yeniden yükselişe işaret ediyor.Uzmanlar, özellikle genç bireylerde artan kalp hastalığı vakalarının sadece yaşam tarzıyla değil, beslenme alışkanlıklarındaki bazı kalıplaşmış inançların da gözden geçirilmesini gerektirdiğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erkeklerde &amp;quot;sessiz hastalık&amp;quot;: Gittikçe yaygınlaşıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/erkeklerde-sessiz-hastalik-gittikce-yayginlasiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/erkeklerde-sessiz-hastalik-gittikce-yayginlasiyor</guid>
<description><![CDATA[ ABD’de yaklaşık 2 milyon erkek, kemikleri zayıf ve kırılgan hale getiren “sessiz hastalık” olarak bilinen osteoporozdan muzdarip.ABD Ulusal Omurga Sağlığı Vakfı’na göre, 16 milyon erkekte kemik erimesinin başlangıç evresi sayılan osteopeni bulunuyor. Buna rağmen, Ohio Eyalet Üniversitesi Wexner Tıp Merkezi’nin yaptırdığı yeni bir ankete göre, erkeklerin yalnızca yüzde 1’i kemik yoğunluğunun düşük olmasından endişe duyuyor.CİDDİ SONUÇLAR DOĞURABİLİROysa uzmanlara göre bu durum ciddi sonuçlar doğurabilir. ABD’de 65 yaş üstü yetişkinlerde düşmeler, hem yaralanmaların hem de yaralanmaya bağlı ölümlerin başlıca nedeni. Düşük kemik yoğunluğu, küçük bir düşmede bile ciddi kırıklara yol açabiliyor. Üstelik osteoporoz, genellikle bir kırık yaşanana kadar belirti vermiyor.ERKEKLER NE YAPMALI?Radyoloji uzmanı Dr. Paul Lewis, erkeklerin bu riski azaltmak için bazı önlemler alabileceğini söylüyor:  Testosteron Kontrolü: Erkeklerin 30 yaşından itibaren doktorlarıyla testosteron düzeylerini konuşması öneriliyor. Çünkü yaşla birlikte azalan testosteron, kemiklerin zayıflamasına katkıda bulunuyor.Ağırlık Taşıyan Egzersizler: Yürüyüş, merdiven çıkma, direnç çalışmaları, yoga ve denge egzersizleri kemik yoğunluğunu artırıyor. Lewis’e göre tenis, golf, pickleball gibi sporlar da kalp sağlığına katkıda bulunurken kemikleri güçlendiriyor.Aktif Yaşam Tarzı: Araba yerine yürümek, asansör yerine merdiven kullanmak, çocuklarla veya evcil hayvanlarla oynamak gibi basit aktiviteler bile kemik sağlığına katkı sağlıyor.Sağlıklı Alışkanlıklar: Sigara, aşırı alkol, hareketsiz yaşam ve kötü beslenme kemik erimesi riskini artırıyor. Düşmeye neden olabilecek çevresel tehlikelere karşı da önlem almak gerekiyor.Kemik Yoğunluğu Ölçümü: DEXA taraması gibi testlerle kemik yoğunluğu ölçülerek osteoporoz erken teşhis edilebiliyor.TEDAVİ SEÇENEKLERİOsteoporoz ve buna bağlı omurga kırıkları durumunda, cerrahi olmayan iki yöntem öne çıkıyor: kifoplasti ve vertebroplasti. Bu işlemlerle kırık omurlara özel bir kemik çimentosu enjekte edilerek ağrı azaltılıyor, omurga dengesi korunuyor ve hastalar kısa sürede normal yaşantısına dönebiliyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rVdGkxRUxkeB3tONVyPGiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erkeklerde, sessiz, hastalık:, Gittikçe, yaygınlaşıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rVdGkxRUxkeB3tONVyPGiQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Erkekleri bekleyen sinsi hastalık"><p>ABD’de yaklaşık 2 milyon erkek, kemikleri zayıf ve kırılgan hale getiren “sessiz hastalık” olarak bilinen osteoporozdan muzdarip.</p><p>ABD Ulusal Omurga Sağlığı Vakfı’na göre, 16 milyon erkekte kemik erimesinin başlangıç evresi sayılan osteopeni bulunuyor. Buna rağmen, Ohio Eyalet Üniversitesi Wexner Tıp Merkezi’nin yaptırdığı yeni bir ankete göre, erkeklerin yalnızca yüzde 1’i kemik yoğunluğunun düşük olmasından endişe duyuyor.</p><h3><strong>CİDDİ SONUÇLAR DOĞURABİLİR</strong></h3><p>Oysa uzmanlara göre bu durum ciddi sonuçlar doğurabilir. ABD’de 65 yaş üstü yetişkinlerde düşmeler, hem yaralanmaların hem de yaralanmaya bağlı ölümlerin başlıca nedeni. Düşük kemik yoğunluğu, küçük bir düşmede bile ciddi kırıklara yol açabiliyor. Üstelik osteoporoz, genellikle bir kırık yaşanana kadar belirti vermiyor.</p><h3><strong>ERKEKLER NE YAPMALI?</strong></h3><p>Radyoloji uzmanı Dr. Paul Lewis, erkeklerin bu riski azaltmak için bazı önlemler alabileceğini söylüyor:  <strong>Testosteron Kontrolü:</strong> Erkeklerin 30 yaşından itibaren doktorlarıyla testosteron düzeylerini konuşması öneriliyor. Çünkü yaşla birlikte azalan testosteron, kemiklerin zayıflamasına katkıda bulunuyor.</p><p><strong>Ağırlık Taşıyan Egzersizler:</strong> Yürüyüş, merdiven çıkma, direnç çalışmaları, yoga ve denge egzersizleri kemik yoğunluğunu artırıyor. Lewis’e göre tenis, golf, pickleball gibi sporlar da kalp sağlığına katkıda bulunurken kemikleri güçlendiriyor.</p><p><strong>Aktif Yaşam Tarzı:</strong> Araba yerine yürümek, asansör yerine merdiven kullanmak, çocuklarla veya evcil hayvanlarla oynamak gibi basit aktiviteler bile kemik sağlığına katkı sağlıyor.</p><p><strong>Sağlıklı Alışkanlıklar:</strong> Sigara, aşırı alkol, hareketsiz yaşam ve kötü beslenme kemik erimesi riskini artırıyor. Düşmeye neden olabilecek çevresel tehlikelere karşı da önlem almak gerekiyor.</p><p>Kemik Yoğunluğu Ölçümü: DEXA taraması gibi testlerle kemik yoğunluğu ölçülerek osteoporoz erken teşhis edilebiliyor.</p><h3><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİ</strong></h3><p>Osteoporoz ve buna bağlı omurga kırıkları durumunda, cerrahi olmayan iki yöntem öne çıkıyor: kifoplasti ve vertebroplasti. Bu işlemlerle kırık omurlara özel bir kemik çimentosu enjekte edilerek ağrı azaltılıyor, omurga dengesi korunuyor ve hastalar kısa sürede normal yaşantısına dönebiliyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>4 yıl her yediğini kustu, 41 kiloya düştü: Hastaneye gidince şoke oldu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/4-yil-her-yedigini-kustu-41-kiloya-dustu-hastaneye-gidince-soke-oldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/4-yil-her-yedigini-kustu-41-kiloya-dustu-hastaneye-gidince-soke-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Yaklaşık 4 yıl boyunca yaşadığı sağlık problemi nedeniyle 2 kez ameliyat olan, sıkıntıları geçmediği için 70 kilodan 41 kiloya kadar düşen Sabiha Demirden (44), tüm şikayetlerinin kalın bağırsağındaki darlıktan kaynaklandığını öğrenince şoke oldu.İzmir&#039;de yaşayan Sabiha Demirden, yaklaşık 4 yıl boyunca bulantı, mide yanması ve kusma şikayetiyle defalarca hastanelere başvurdu. Önce mide tümörü teşhisiyle ameliyata alınan, şikayetleri devam edince bu kez rahim ameliyatı yapılan Sabiha Demirden, sağlığına kavuşamayınca akciğer enfeksiyonu nedeniyle de tedavi gördü. &#039;İyileştin&#039; denilerek taburcu edilen ancak durumu gittikçe kötüleşen Sabiha Demirden, bu kez dışkı içerikli kusmaya başladı ve 70&#039;ten 41 kiloya kadar düştü. Son olarak Alanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Tuğrul Çakır&#039;a başvuran Sabiha Demirden, tüm şikayetlerinin nedeninin kalın bağırsağındaki darlıktan kaynaklandığını öğrenince şoke oldu. Demirden, Prof. Dr. Çakır&#039;ın gerçekleştirdiği 2,5 saatlik ameliyatın sonunda sağlığına kavuştu.Prof. Dr. Tuğrul Çakır, Sabiha Demirden&#039;in kendisine başvurduğunda irtibat dahi kuramadığını belirterek, &quot;Aşırı derecede dışkı içerikli kusmaları vardı. Sürekli lavaboya gitme ihtiyacından dolayı yanımızdan uzaklaşması gerekiyordu&quot; dedi. Karnı ileri derecede şiş ve çok sert durumda olan hastanın vakit kaybetmeden tahlil ve tetkiklerini incelediğini kaydeden Prof. Dr. Çakır, ince bağırsağın özellikle kalın bağırsakla birleşim noktasında ileri derecede daralma belirlendiğini ifade etti.Bağırsaktaki daralmanın bazen kitle, bazen yoğun iltihaptan kaynaklanabildiğini aktaran Prof. Dr. Çakır, şöyle konuştu:&quot;Hasta bana başvurmadan önce çok sıkıntılı bir süreç geçirmiş. Hem İzmir hem Antalya&#039;da defalarca hastane başvuruları olmuş. Ben e-nabzını incelemekten yorulmuştum. Her hastamızda olduğu gibi bu hastada da geçmişini e-nabız üzerinden incelerken eski dönemde yapılan ameliyatlarını, o ameliyatlara girilmeden önce çekilen filmleri tek tek inceledik. Çünkü karna girdiğimizde sadece bu etken değil, içeride başka herhangi bir sorun var mı yok mu bunu da iyi bilmemiz gerekiyordu. Ameliyat raporunda midenin çıkış kısmında bir kitle olduğu, bu kitle dolayısıyla geçişin tamamen zorlaştığı ve kitlenin çevre damarlarla ilişkili olduğu yazıyordu. Bunun için gastrik baypas cerrahisi yapılmıştı. Ancak eski ameliyat notunda her ne kadar böyle yazsa da biz hastanın durumunu bir kitle varlığı olarak yorumlamamıştık.&quot;&quot;ÖNCEKİ AMELİYAT BÖLGESİNDE TÜMÖR GÖRMEDİK&quot;Ameliyat esnasında sorunlu bölgeye müdahale ettikten sonra gastrik baypas ameliyatının yapıldığı bölgeyi de kontrol ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Çakır, o bölgede herhangi bir kitle olmadığını gördüğünü söyledi. Prof. Dr. Çakır, &quot;Muhtemelen hastanın geçirdiği ülsere bağlı o bölgelerde bir sertlik olmuş olabilir. Hastada tümör tanısı olmadığını da kesin bir şekilde netleştirmiş olduk. Ameliyatta, ince bağırsakla kalın bağırsağın birleşim noktasında geçişin tamamen durduğunu gördük. Ameliyatta kalın bağırsağın özellikle sağ taraf, dar olan kısmını çıkarmak zorunda kaldık. Kalan kalın bağırsağı devam eden ince bağırsağına birleştirdik&quot; dedi.Hastanın bütün klinik şikayetlerinin yaklaşık 72 saat sonra tamamen gerilediğini, beslenmesinin normale döndüğünü vurgulayan Prof. Dr. Çakır, dışkılama fonksiyonlarının da düzeldiğini söyledi. Hastayı ameliyata aldığında 41 kilo civarında olduğunu, ameliyattan 3 ay sonra 54 kiloya ulaştığını belirten Prof. Dr. Çakır, &quot;Ameliyata girerken çok zayıf bir hasta vardı. Şimdiyse herhalde bir diyetisyen tedavisi gerekecek. Çünkü hasta yemek yemeyi durduramadığını, iştahının aşırı derecede arttığını söylüyor&quot; diye konuştu. Hastasının sağlığına kavuştuğunu görmenin kendisini çok mutlu ettiğini söyleyen Prof. Dr. Çakır, &quot;Şu noktaya geldiğimizde hakikaten ne kadar güzel bir iş yaptığımızı görmüş olduk&quot; dedi.Sabiha Demirden, şikayetlerinin 2021 yılında başladığını belirterek, &quot;Gastrik baypas ameliyatından sonra kusmalar, bulantılar bitmedi sadece hafiflemişti. Kadın doğuma yönlendirildiğimde, onlar da &#039;ameliyat&#039; dediler. Rahim alındı ama benim bulantı ve kusmalarım devam etti. Tekrar hastaneye başvurduğumda bu kez &#039;akciğer enfeksiyonu var, şikayetler ondan oluyor&#039; dendi. 10 gün hastanede yatarak akciğer enfeksiyonu tedavisi gördüm. Ancak taburcu olduğumda şikayetlerim devam ediyordu. Eve çıktığımda fenalaşınca yine acil servise başvurdum. Orada 24 saat müşahede altında kaldım. Sonra bir doktor, bana Prof. Dr. Tuğrul Çakır&#039;ın adını verdi. Yaşadığım sıkıntılar Prof. Dr. Çakır&#039;ın gerçekleştirdiği bağırsak ameliyatıyla son buldu. Ona minnettarım. Şikayetlerim başlamadan önce 70 kiloydum, ameliyata girerken 41 kiloya düştüm. 3 ay önce ameliyat oldum ve hızla kilo almaya başladım. Şu an 54,5 kilo oldum, çok şükür&quot; diye konuştu.&quot;İnsan gibi yemek yemeyi çok özlemişim&quot; diyen Sabiha Demirden, hastalığı döneminde iki kaşık çorba bile içse hemen kustuğunu anlattı. Ailesiyle beraber aynı sofraya bile oturamadığını anlatan Demirden,  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUBza6_EC0iXZxUL_GHpnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıl, her, yediğini, kustu, kiloya, düştü:, Hastaneye, gidince, şoke, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUBza6_EC0iXZxUL_GHpnA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="4 yıl her yediğini kustu, 41 kiloya düştü: Hastaneye gidince şoke oldu"><p>Yaklaşık 4 yıl boyunca yaşadığı sağlık problemi nedeniyle 2 kez ameliyat olan, sıkıntıları geçmediği için 70 kilodan 41 kiloya kadar düşen Sabiha Demirden (44), tüm şikayetlerinin kalın bağırsağındaki darlıktan kaynaklandığını öğrenince şoke oldu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_aZtkNapmEOcfCViAGhWVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir'de yaşayan Sabiha Demirden, yaklaşık 4 yıl boyunca bulantı, mide yanması ve kusma şikayetiyle defalarca hastanelere başvurdu. Önce mide tümörü teşhisiyle ameliyata alınan, şikayetleri devam edince bu kez rahim ameliyatı yapılan Sabiha Demirden, sağlığına kavuşamayınca akciğer enfeksiyonu nedeniyle de tedavi gördü. 'İyileştin' denilerek taburcu edilen ancak durumu gittikçe kötüleşen Sabiha Demirden, bu kez dışkı içerikli kusmaya başladı ve 70'ten 41 kiloya kadar düştü. Son olarak Alanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Tuğrul Çakır'a başvuran Sabiha Demirden, tüm şikayetlerinin nedeninin kalın bağırsağındaki darlıktan kaynaklandığını öğrenince şoke oldu. Demirden, Prof. Dr. Çakır'ın gerçekleştirdiği 2,5 saatlik ameliyatın sonunda sağlığına kavuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DwG5iMkQvk-eJZogwhWpSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Tuğrul Çakır, Sabiha Demirden'in kendisine başvurduğunda irtibat dahi kuramadığını belirterek, "Aşırı derecede dışkı içerikli kusmaları vardı. Sürekli lavaboya gitme ihtiyacından dolayı yanımızdan uzaklaşması gerekiyordu" dedi. Karnı ileri derecede şiş ve çok sert durumda olan hastanın vakit kaybetmeden tahlil ve tetkiklerini incelediğini kaydeden Prof. Dr. Çakır, ince bağırsağın özellikle kalın bağırsakla birleşim noktasında ileri derecede daralma belirlendiğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qCTl9ritY0OhApXECZibaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsaktaki daralmanın bazen kitle, bazen yoğun iltihaptan kaynaklanabildiğini aktaran Prof. Dr. Çakır, şöyle konuştu:"Hasta bana başvurmadan önce çok sıkıntılı bir süreç geçirmiş. Hem İzmir hem Antalya'da defalarca hastane başvuruları olmuş. Ben e-nabzını incelemekten yorulmuştum. Her hastamızda olduğu gibi bu hastada da geçmişini e-nabız üzerinden incelerken eski dönemde yapılan ameliyatlarını, o ameliyatlara girilmeden önce çekilen filmleri tek tek inceledik. Çünkü karna girdiğimizde sadece bu etken değil, içeride başka herhangi bir sorun var mı yok mu bunu da iyi bilmemiz gerekiyordu. Ameliyat raporunda midenin çıkış kısmında bir kitle olduğu, bu kitle dolayısıyla geçişin tamamen zorlaştığı ve kitlenin çevre damarlarla ilişkili olduğu yazıyordu. Bunun için gastrik baypas cerrahisi yapılmıştı. Ancak eski ameliyat notunda her ne kadar böyle yazsa da biz hastanın durumunu bir kitle varlığı olarak yorumlamamıştık.""ÖNCEKİ AMELİYAT BÖLGESİNDE TÜMÖR GÖRMEDİK"Ameliyat esnasında sorunlu bölgeye müdahale ettikten sonra gastrik baypas ameliyatının yapıldığı bölgeyi de kontrol ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Çakır, o bölgede herhangi bir kitle olmadığını gördüğünü söyledi. Prof. Dr. Çakır, "Muhtemelen hastanın geçirdiği ülsere bağlı o bölgelerde bir sertlik olmuş olabilir. Hastada tümör tanısı olmadığını da kesin bir şekilde netleştirmiş olduk. Ameliyatta, ince bağırsakla kalın bağırsağın birleşim noktasında geçişin tamamen durduğunu gördük. Ameliyatta kalın bağırsağın özellikle sağ taraf, dar olan kısmını çıkarmak zorunda kaldık. Kalan kalın bağırsağı devam eden ince bağırsağına birleştirdik" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7LVOiU-HCkSTi-sTdkZaDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastanın bütün klinik şikayetlerinin yaklaşık 72 saat sonra tamamen gerilediğini, beslenmesinin normale döndüğünü vurgulayan Prof. Dr. Çakır, dışkılama fonksiyonlarının da düzeldiğini söyledi. Hastayı ameliyata aldığında 41 kilo civarında olduğunu, ameliyattan 3 ay sonra 54 kiloya ulaştığını belirten Prof. Dr. Çakır, "Ameliyata girerken çok zayıf bir hasta vardı. Şimdiyse herhalde bir diyetisyen tedavisi gerekecek. Çünkü hasta yemek yemeyi durduramadığını, iştahının aşırı derecede arttığını söylüyor" diye konuştu. Hastasının sağlığına kavuştuğunu görmenin kendisini çok mutlu ettiğini söyleyen Prof. Dr. Çakır, "Şu noktaya geldiğimizde hakikaten ne kadar güzel bir iş yaptığımızı görmüş olduk" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NKeHzH_IC0GoIKFt_txb7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabiha Demirden, şikayetlerinin 2021 yılında başladığını belirterek, "Gastrik baypas ameliyatından sonra kusmalar, bulantılar bitmedi sadece hafiflemişti. Kadın doğuma yönlendirildiğimde, onlar da 'ameliyat' dediler. Rahim alındı ama benim bulantı ve kusmalarım devam etti. Tekrar hastaneye başvurduğumda bu kez 'akciğer enfeksiyonu var, şikayetler ondan oluyor' dendi. 10 gün hastanede yatarak akciğer enfeksiyonu tedavisi gördüm. Ancak taburcu olduğumda şikayetlerim devam ediyordu. Eve çıktığımda fenalaşınca yine acil servise başvurdum. Orada 24 saat müşahede altında kaldım. Sonra bir doktor, bana Prof. Dr. Tuğrul Çakır'ın adını verdi. Yaşadığım sıkıntılar Prof. Dr. Çakır'ın gerçekleştirdiği bağırsak ameliyatıyla son buldu. Ona minnettarım. Şikayetlerim başlamadan önce 70 kiloydum, ameliyata girerken 41 kiloya düştüm. 3 ay önce ameliyat oldum ve hızla kilo almaya başladım. Şu an 54,5 kilo oldum, çok şükür" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uEMM9AtBgUOOjJZEnKazbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"İnsan gibi yemek yemeyi çok özlemişim" diyen Sabiha Demirden, hastalığı döneminde iki kaşık çorba bile içse hemen kustuğunu anlattı. Ailesiyle beraber aynı sofraya bile oturamadığını anlatan Demirden, "Çünkü iki lokma alıp, kalkıp gidip çıkarma gereği duyuyordum. Bunun için de hiçbir şey yiyip içmiyordum. Şu anda önüme ne konursa yiyorum. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum" dedi. Yaşadığı sıkıntılı süreçte artık dünyadan gitmek üzere olduğunu düşündüğünü söyleyen Demirden, geçirdiği ameliyatın ardından yeniden sağlığına kavuştuğunu, hayatının normale döndüğünü belirtti."ANNEM BİR GÜN BENDEN GİDECEK DİYORDUM"Annesinin hastalığı boyunca çok zor günler yaşadıklarını anlatan Yağmur Demirden (23) ise o dönemde hep 'Annem ölecek mi?' diye düşündüğünü söyledi. "Korkularım vardı. Annem bir gün benden gidecek diyordum" diyen Yağmur Demirden, 2021 yılından bu yana hep annesinin yanında olduğunu, bu dönemde üniversite sınavlarını da ertelediğini aktardı. Prof. Dr. Çakır'a annesini sağlığına kavuşturduğu için teşekkür eden Demirden, "Hocamızdan Allah razı olsun. Onun sayesinde anneme kavuştum diyebiliriz. Çok teşekkür ederim" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyum için zamanlama uyarısı: Sabah mı, gece mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyum-icin-zamanlama-uyarisi-sabah-mi-gece-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyum-icin-zamanlama-uyarisi-sabah-mi-gece-mi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık uzmanları, magnezyum takviyesi kullanımında doğru zamanlamanın önemine dikkat çekiyor. Peki, magnezyum ne zaman tüketilmeli?Modern yaşamın getirdiği stres, uyku problemleri ve kas yorgunluğu gibi birçok şikâyetin çözümünde sıkça başvurulan magnezyum takviyeleri, sanıldığı kadar basit olmayabilir.Uzmanlara göre, bu takviyelerin etkili olabilmesi için yalnızca doz değil, günün hangi saatinde alındığı da büyük önem taşıyor.Beyinden kas sistemine, sindirimden bağışıklığa kadar pek çok alanda görev alan magnezyum, vücudun farklı ihtiyaçlarına göre farklı zamanlarda daha faydalı hale gelebiliyor. Sabah saatlerinde alınan magnezyum zihinsel berraklığı desteklerken; spor sonrası kas toparlanmasına, gece ise uyku kalitesinin artırılmasına yardımcı olabiliyor.Uzmanlar, bu nedenle magnezyumun gelişigüzel değil, kişinin o anki ihtiyacına göre planlanarak alınması gerektiğini vurguluyor. Tıpkı sabah melatonin veya gece geç saatte kahve içmenin önerilmemesi gibi, magnezyumun da stratejik bir kullanım biçimi bulunuyor.Sağlık profesyonelleri, “Takviye kullanımı kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirilmeli. Magnezyum da bu yaklaşımın dışında değil. Her birey, takviyeye ne zaman ihtiyacı olduğunu iyi analiz etmeli” diyor.Magnezyum kapsülüne uzanırken düşünün vücudunuzun gerçekten neye ihtiyacı var? Doğru zamanlama, etkili sonuçların anahtarı olabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jdEVyY3INk6e91pEQWzC4g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, için, zamanlama, uyarısı:, Sabah, mı, gece, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jdEVyY3INk6e91pEQWzC4g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyum için zamanlama uyarısı: Sabah mı, gece mi?"><p>Sağlık uzmanları, magnezyum takviyesi kullanımında doğru zamanlamanın önemine dikkat çekiyor. Peki, magnezyum ne zaman tüketilmeli?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0l2nJX9hEkOUtsSJOYFU4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modern yaşamın getirdiği stres, uyku problemleri ve kas yorgunluğu gibi birçok şikâyetin çözümünde sıkça başvurulan magnezyum takviyeleri, sanıldığı kadar basit olmayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sm-TfH29B0yMKQSV1U2eqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, bu takviyelerin etkili olabilmesi için yalnızca doz değil, günün hangi saatinde alındığı da büyük önem taşıyor.Beyinden kas sistemine, sindirimden bağışıklığa kadar pek çok alanda görev alan magnezyum, vücudun farklı ihtiyaçlarına göre farklı zamanlarda daha faydalı hale gelebiliyor. Sabah saatlerinde alınan magnezyum zihinsel berraklığı desteklerken; spor sonrası kas toparlanmasına, gece ise uyku kalitesinin artırılmasına yardımcı olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OZgQLauONE-PA31k8GOOIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, bu nedenle magnezyumun gelişigüzel değil, kişinin o anki ihtiyacına göre planlanarak alınması gerektiğini vurguluyor. Tıpkı sabah melatonin veya gece geç saatte kahve içmenin önerilmemesi gibi, magnezyumun da stratejik bir kullanım biçimi bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-iYH9U7zyECCdsGuM81WWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık profesyonelleri, “Takviye kullanımı kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirilmeli. Magnezyum da bu yaklaşımın dışında değil. Her birey, takviyeye ne zaman ihtiyacı olduğunu iyi analiz etmeli” diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mk_V0maThUaut0h5-cF8Sg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum kapsülüne uzanırken düşünün vücudunuzun gerçekten neye ihtiyacı var? Doğru zamanlama, etkili sonuçların anahtarı olabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günde 1 kaşık yeter: Kanser hücreleri üzerinde etkisi varmış</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gunde-1-kasik-yeter-kanser-hucreleri-uzerinde-etkisi-varmis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gunde-1-kasik-yeter-kanser-hucreleri-uzerinde-etkisi-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Zeytinyağı sadece kalp ve beyin sağlığına değil, aynı zamanda kanserle mücadelede de etkili olabilir.ABD’de Rutgers Üniversitesi ve Hunter College’da yapılan çarpıcı bir araştırma, zeytinyağının sadece kalp ve beyin sağlığına değil, aynı zamanda kanserle mücadeleye de katkı sağlayabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, sızma zeytinyağında bulunan doğal bir bileşik olan oleocanthal, bazı kanser hücrelerini yalnızca 30 dakika içerisinde yok edebiliyor.Molecular  Cellular Oncology dergisinde yayımlanan çalışmada, oleocanthal’ın, kanser hücrelerinin “atık geri dönüşüm merkezi” olarak bilinen lizozomlarını hedef aldığı ve bu yapıları parçalayıp hücre ölümünü tetiklediği belirtildi. En dikkat çekici bulgulardan biri ise oleocanthal’ın yalnızca kanser hücrelerini etkilerken, sağlıklı hücrelere herhangi bir zarar vermemesi oldu.Normal şartlarda hücreler, apoptozis adı verilen ve genellikle 16 ila 24 saat süren programlanmış bir süreçle ölür. Ancak bu araştırmada, oleocanthal’ın etkisinin çok daha hızlı ve farklı bir mekanizma üzerinden gerçekleştiği görüldü. Rutgers Üniversitesi’nden Beslenme Bilimleri Profesörü Paul Breslin, “Bu bileşik, hücrenin içinde adeta bir cehennem başlatıyor. Lizozomlar parçalandığında, hücre fonksiyonları hızla bozuluyor ve ölüm gerçekleşiyor” açıklamasını yaptı.Hunter College’dan Onica LeGendre ve David Foster ile birlikte yürütülen araştırma, oleocanthal’ın laboratuvar ortamında birden fazla kanser hücresi türüne karşı etkili olduğunu gösterdi.Zeytinyağı, Akdeniz diyetinin temel bileşenlerinden biri olarak uzun süredir kalp-damar hastalıkları riskini azalttığı için öneriliyor. Ancak bu yeni bulgular, zeytinyağının potansiyel bir kanser önleyici gıda olarak da değerlendirilmesini gündeme getiriyor.Araştırmacılar, farklı kökenlerden ve işleme yöntemlerinden elde edilen zeytinyağlarında oleocanthal yoğunluklarının büyük farklılıklar gösterdiğini de belirtiyor. Yüksek oleocanthal içeren zeytinyağlarının, saflaştırılmış oleocanthal kadar etkili olduğu gözlemlendi.Uzmanlar, oleocanthal’ın terapötik potansiyeline dikkat çekerken, zeytinyağının günlük beslenme düzenine dahil edilmesini öneriyor. Sızma zeytinyağını sabahları bir kaşık olarak tüketmek ya da kahvaltılara eklemek, hem bağışıklık sistemini destekleyebilir hem de kanserle mücadelede koruyucu bir rol oynayabilir.Profesör Foster, “Oleocanthal’ın yüksek oranda tüketildiği Akdeniz toplumlarında bazı kanser türlerinin daha az görülmesi tesadüf olmayabilir. Bu bileşiğin gelecekte ilaç formunda da değerlendirilebileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.Araştırmacılar şimdi, oleocanthal’ın neden yalnızca kanser hücrelerine saldırdığını ve sağlıklı hücreleri nasıl ayırt ettiğini daha ayrıntılı biçimde incelemeyi hedefliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PZsIUVrD6U6sfVYoUoR3DA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günde, kaşık, yeter:, Kanser, hücreleri, üzerinde, etkisi, varmış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PZsIUVrD6U6sfVYoUoR3DA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Günde 1 kaşık yeter: Kanser hücreleri üzerinde etkisi varmış"><p>Zeytinyağı sadece kalp ve beyin sağlığına değil, aynı zamanda kanserle mücadelede de etkili olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hoClzCreOUC8cnb0EipATA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD’de Rutgers Üniversitesi ve Hunter College’da yapılan çarpıcı bir araştırma, zeytinyağının sadece kalp ve beyin sağlığına değil, aynı zamanda kanserle mücadeleye de katkı sağlayabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, sızma zeytinyağında bulunan doğal bir bileşik olan oleocanthal, bazı kanser hücrelerini yalnızca 30 dakika içerisinde yok edebiliyor.Molecular  Cellular Oncology dergisinde yayımlanan çalışmada, oleocanthal’ın, kanser hücrelerinin “atık geri dönüşüm merkezi” olarak bilinen lizozomlarını hedef aldığı ve bu yapıları parçalayıp hücre ölümünü tetiklediği belirtildi. En dikkat çekici bulgulardan biri ise oleocanthal’ın yalnızca kanser hücrelerini etkilerken, sağlıklı hücrelere herhangi bir zarar vermemesi oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CLKx0X0gRkysm_lnw63RHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Normal şartlarda hücreler, apoptozis adı verilen ve genellikle 16 ila 24 saat süren programlanmış bir süreçle ölür. Ancak bu araştırmada, oleocanthal’ın etkisinin çok daha hızlı ve farklı bir mekanizma üzerinden gerçekleştiği görüldü. Rutgers Üniversitesi’nden Beslenme Bilimleri Profesörü Paul Breslin, “Bu bileşik, hücrenin içinde adeta bir cehennem başlatıyor. Lizozomlar parçalandığında, hücre fonksiyonları hızla bozuluyor ve ölüm gerçekleşiyor” açıklamasını yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YanRMxSVIUO_mYUoNtdieg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hunter College’dan Onica LeGendre ve David Foster ile birlikte yürütülen araştırma, oleocanthal’ın laboratuvar ortamında birden fazla kanser hücresi türüne karşı etkili olduğunu gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PWDt6xqg-UKs1i8ep9YUKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeytinyağı, Akdeniz diyetinin temel bileşenlerinden biri olarak uzun süredir kalp-damar hastalıkları riskini azalttığı için öneriliyor. Ancak bu yeni bulgular, zeytinyağının potansiyel bir kanser önleyici gıda olarak da değerlendirilmesini gündeme getiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l3GMtmVmIkaNT3R9SzQNjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, farklı kökenlerden ve işleme yöntemlerinden elde edilen zeytinyağlarında oleocanthal yoğunluklarının büyük farklılıklar gösterdiğini de belirtiyor. Yüksek oleocanthal içeren zeytinyağlarının, saflaştırılmış oleocanthal kadar etkili olduğu gözlemlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F0dutbFHaUeaO1ksxAsHAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, oleocanthal’ın terapötik potansiyeline dikkat çekerken, zeytinyağının günlük beslenme düzenine dahil edilmesini öneriyor. Sızma zeytinyağını sabahları bir kaşık olarak tüketmek ya da kahvaltılara eklemek, hem bağışıklık sistemini destekleyebilir hem de kanserle mücadelede koruyucu bir rol oynayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i70zBf_Q70ehnqYuc4B96A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Profesör Foster, “Oleocanthal’ın yüksek oranda tüketildiği Akdeniz toplumlarında bazı kanser türlerinin daha az görülmesi tesadüf olmayabilir. Bu bileşiğin gelecekte ilaç formunda da değerlendirilebileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.Araştırmacılar şimdi, oleocanthal’ın neden yalnızca kanser hücrelerine saldırdığını ve sağlıklı hücreleri nasıl ayırt ettiğini daha ayrıntılı biçimde incelemeyi hedefliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Soğuk algınlığı mı yoksa sinüzit mi? Benzer belirtiler arasındaki fark</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/soguk-alginligi-mi-yoksa-sinuzit-mi-benzer-belirtiler-arasindaki-fark</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/soguk-alginligi-mi-yoksa-sinuzit-mi-benzer-belirtiler-arasindaki-fark</guid>
<description><![CDATA[ Burun tıkanıklığı, burun akıntısı ve hafif yüz ağrısı genellikle soğuk algınlığına işaret ederken; bu belirtiler sinüs enfeksiyonlarının da habercisi olabilir.Uzmanlar, belirtilerin süresi ve şiddetine dikkat çekiyor. Soğuk algınlığı genellikle 7-10 gün içinde kendiliğinden iyileşirken, sinüs enfeksiyonları daha uzun sürebilir ve bakteriyel kökenliyse antibiyotik tedavisi gerekebilir.  SOĞUK ALGINLIĞI NEDİR?  Soğuk algınlığı, çoğunlukla rinovirüslerin neden olduğu viral bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Belirtiler arasında hapşırma, boğaz ağrısı, hafif ateş, burun akıntısı veya tıkanıklığı, baş ağrısı ve genel halsizlik yer alır. Reçetesiz ilaçlar, bol sıvı tüketimi ve dinlenme genellikle yeterli olur.  SİNÜS ENFEKSİYONU DAHA AĞIR SEYREDEBİLİR  Sinüs enfeksiyonu ya da tıbbi adıyla sinüzit, burun çevresindeki boşlukların iltihaplanmasıyla oluşur. Kalın sarı-yeşil burun akıntısı, yüz ve baş ağrısı, koku kaybı, kötü nefes, yorgunluk ve yüksek ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Eğilme ile artan baş ağrısı, sinüs enfeksiyonunun ayırt edici işaretleri arasında yer alır.  Soğuk algınlığında tedavi semptomatiktir; buhar inhalasyonu, tuzlu su spreyleri, dekonjestanlar ve dinlenme önerilir. Antibiyotiklerin etkisi yoktur çünkü hastalık viral kaynaklıdır.  Sinüs enfeksiyonlarında ise durum farklılık gösterebilir. Hafif vakalar kendi kendine iyileşebilirken, şiddetli veya uzun süren enfeksiyonlarda antibiyotik tedavisine başvurulabilir. Kronikleşen ya da tekrarlayan vakalar için görüntüleme yöntemleri ve kulak burun boğaz (KBB) uzmanına başvuru gerekebilir.  NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALI?  Uzmanlar, şu belirtiler görüldüğünde tıbbi yardım alınmasını öneriyor:  10 günden uzun süren ve iyileşme göstermeyen belirtilerYüksek ateş ve yüz bölgesinde şişlikGöz çevresinde ağrı veya görme bozukluklarıSık tekrarlayan sinüs enfeksiyonları  Soğuk algınlığı ve sinüs enfeksiyonlarını birbirinden ayırabilmek, doğru tedaviye ulaşmak açısından kritik önem taşıyor. Hastalığın doğası, süresi ve semptomların şiddeti hakkında bilgi sahibi olmak; komplikasyonların önüne geçmek ve iyileşme sürecini hızlandırmak için en etkili yol olarak öne çıkıyor.  Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S9IdAwMSCEixuf8MAfwEVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, algınlığı, mı, yoksa, sinüzit, mi, Benzer, belirtiler, arasındaki, fark</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S9IdAwMSCEixuf8MAfwEVA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Soğuk algınlığı mı yoksa sinüzit mi?"><p>Burun tıkanıklığı, burun akıntısı ve hafif yüz ağrısı genellikle soğuk algınlığına işaret ederken; bu belirtiler sinüs enfeksiyonlarının da habercisi olabilir.</p><p>Uzmanlar, belirtilerin süresi ve şiddetine dikkat çekiyor. Soğuk algınlığı genellikle 7-10 gün içinde kendiliğinden iyileşirken, sinüs enfeksiyonları daha uzun sürebilir ve bakteriyel kökenliyse antibiyotik tedavisi gerekebilir.  <strong>SOĞUK ALGINLIĞI NEDİR?</strong>  Soğuk algınlığı, çoğunlukla rinovirüslerin neden olduğu viral bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Belirtiler arasında hapşırma, boğaz ağrısı, hafif ateş, burun akıntısı veya tıkanıklığı, baş ağrısı ve genel halsizlik yer alır. Reçetesiz ilaçlar, bol sıvı tüketimi ve dinlenme genellikle yeterli olur.  <strong>SİNÜS ENFEKSİYONU DAHA AĞIR SEYREDEBİLİR</strong>  Sinüs enfeksiyonu ya da tıbbi adıyla sinüzit, burun çevresindeki boşlukların iltihaplanmasıyla oluşur. Kalın sarı-yeşil burun akıntısı, yüz ve baş ağrısı, koku kaybı, kötü nefes, yorgunluk ve yüksek ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Eğilme ile artan baş ağrısı, sinüs enfeksiyonunun ayırt edici işaretleri arasında yer alır.  Soğuk algınlığında tedavi semptomatiktir; buhar inhalasyonu, tuzlu su spreyleri, dekonjestanlar ve dinlenme önerilir. Antibiyotiklerin etkisi yoktur çünkü hastalık viral kaynaklıdır.  Sinüs enfeksiyonlarında ise durum farklılık gösterebilir. Hafif vakalar kendi kendine iyileşebilirken, şiddetli veya uzun süren enfeksiyonlarda antibiyotik tedavisine başvurulabilir. Kronikleşen ya da tekrarlayan vakalar için görüntüleme yöntemleri ve kulak burun boğaz (KBB) uzmanına başvuru gerekebilir.  <strong>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALI?</strong>  <strong>Uzmanlar, şu belirtiler görüldüğünde tıbbi yardım alınmasını öneriyor:</strong>  10 günden uzun süren ve iyileşme göstermeyen belirtiler</p><p>Yüksek ateş ve yüz bölgesinde şişlik</p><p>Göz çevresinde ağrı veya görme bozuklukları</p><p>Sık tekrarlayan sinüs enfeksiyonları  Soğuk algınlığı ve sinüs enfeksiyonlarını birbirinden ayırabilmek, doğru tedaviye ulaşmak açısından kritik önem taşıyor. Hastalığın doğası, süresi ve semptomların şiddeti hakkında bilgi sahibi olmak; komplikasyonların önüne geçmek ve iyileşme sürecini hızlandırmak için en etkili yol olarak öne çıkıyor.  Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akşamları bu besinleri tüketmeyin: Alzheimer riskini artırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/aksamlari-bu-besinleri-tuketmeyin-alzheimer-riskini-artiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/aksamlari-bu-besinleri-tuketmeyin-alzheimer-riskini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Beyin sağlığı ve Alzheimer hastalığı riskini azaltmak için akşam rutininde yapılan basit değişiklikler büyük önem taşıyor. Uzmanlar, yatmadan önce ağır yemeklerden kaçınmanın, şekerli içecekleri sınırlamanın ve alkol ile kafein tüketimini kontrol etmenin, kaliteli uyku ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde olumlu etkisi olduğunu belirtiyor.Dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen Alzheimer hastalığı, beyinde amiloid plak ve nörofibriler düğümlerin birikmesi sonucu gelişen bir demans türü.Hastalık, başlangıçta unutkanlık gibi belirtilerle kendini gösterirken, ilerleyen dönemlerde günlük yaşamı ciddi biçimde zorlaştırıyor. Ne yazık ki henüz kesin bir tedavisi bulunmayan Alzheimer’da önleyici adımlar büyük önem taşıyor.AKŞAMLARI KAÇINMANIZ GEREKEN 6 ALIŞKANLIK1. Ağır Yemekler: Yatmadan önce büyük ve ağır yemekler tüketmek sindirimi zorlaştırarak uyku kalitesini düşürebiliyor. Uzmanlar, akşam yemeğinin yatmadan en az 2-3 saat önce tamamlanmasını ve hafif, dengeli beslenilmesini öneriyor.2. Şekerli İçecekler: Tatlandırılmış içeceklerin aşırı tüketimi beyin sağlığını olumsuz etkiliyor. Araştırmalar, haftada yedi porsiyon şekerli içecek tüketiminin bunama riskini artırabileceğine dikkat çekiyor.3. Aşırı Sodyum: Fazla tuz tüketimi, iltihaplanmayı tetikleyerek ve kan dolaşımını olumsuz etkileyerek Alzheimer gelişiminde risk faktörü oluşturuyor. İşlenmiş gıdalar ve hazır ürünlerdeki yüksek sodyum oranlarına dikkat edilmesi gerekiyor.4. Alkol: Yatmadan önce alkol almak, uyku düzenini bozarak beynin dinlenmesini engelliyor. Melatonin üretimini düşüren alkol, gece uyanmalarına ve derin uyku süresinin kısalmasına yol açıyor.5. Kafein: Akşam saatlerinde kafein tüketimi, uyku süresi ve kalitesini düşürüyor. Uzmanlar, yatmadan en az 8 saat önce kafeinli ürünlerden uzak durulmasını tavsiye ediyor.6. Bitter Çikolata: İçerdiği kafein ve teobromin nedeniyle bitter çikolata da akşam tüketiminde uykuyu olumsuz etkileyebiliyor. Kaliteli uyku için öğleden sonra veya akşam tüketiminden kaçınılmalı.Beyin sağlığını korumak ve Alzheimer riskini azaltmak için akşam alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekiyor. Uzmanlar, kaliteli uyku ve dengeli beslenmenin bilişsel fonksiyonlar için kritik olduğunu vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v5WdQy0R2kKR8yv38pnDog.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akşamları, besinleri, tüketmeyin:, Alzheimer, riskini, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v5WdQy0R2kKR8yv38pnDog.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akşamları bu besinleri tüketmeyin: Alzheimer riskini artırıyor"><p>Beyin sağlığı ve Alzheimer hastalığı riskini azaltmak için akşam rutininde yapılan basit değişiklikler büyük önem taşıyor. Uzmanlar, yatmadan önce ağır yemeklerden kaçınmanın, şekerli içecekleri sınırlamanın ve alkol ile kafein tüketimini kontrol etmenin, kaliteli uyku ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde olumlu etkisi olduğunu belirtiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/od1Q13_1ZE2aGCDN_7kVXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen Alzheimer hastalığı, beyinde amiloid plak ve nörofibriler düğümlerin birikmesi sonucu gelişen bir demans türü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n489qMj0nkyMoa-qBkrlsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalık, başlangıçta unutkanlık gibi belirtilerle kendini gösterirken, ilerleyen dönemlerde günlük yaşamı ciddi biçimde zorlaştırıyor. Ne yazık ki henüz kesin bir tedavisi bulunmayan Alzheimer’da önleyici adımlar büyük önem taşıyor.AKŞAMLARI KAÇINMANIZ GEREKEN 6 ALIŞKANLIK1. Ağır Yemekler: Yatmadan önce büyük ve ağır yemekler tüketmek sindirimi zorlaştırarak uyku kalitesini düşürebiliyor. Uzmanlar, akşam yemeğinin yatmadan en az 2-3 saat önce tamamlanmasını ve hafif, dengeli beslenilmesini öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xcg-hDBNBkW0KLaxm-5utA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2. Şekerli İçecekler: Tatlandırılmış içeceklerin aşırı tüketimi beyin sağlığını olumsuz etkiliyor. Araştırmalar, haftada yedi porsiyon şekerli içecek tüketiminin bunama riskini artırabileceğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5fE4aAhSjkS6kPsI4VEwXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3. Aşırı Sodyum: Fazla tuz tüketimi, iltihaplanmayı tetikleyerek ve kan dolaşımını olumsuz etkileyerek Alzheimer gelişiminde risk faktörü oluşturuyor. İşlenmiş gıdalar ve hazır ürünlerdeki yüksek sodyum oranlarına dikkat edilmesi gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7gmlzYXZP0SRzGR9aJ-JTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>4. Alkol: Yatmadan önce alkol almak, uyku düzenini bozarak beynin dinlenmesini engelliyor. Melatonin üretimini düşüren alkol, gece uyanmalarına ve derin uyku süresinin kısalmasına yol açıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bCOnTM1QV0G-j5D62a-osw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5. Kafein: Akşam saatlerinde kafein tüketimi, uyku süresi ve kalitesini düşürüyor. Uzmanlar, yatmadan en az 8 saat önce kafeinli ürünlerden uzak durulmasını tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fS3y7GoDeEeQ_PmwdB-QdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>6. Bitter Çikolata: İçerdiği kafein ve teobromin nedeniyle bitter çikolata da akşam tüketiminde uykuyu olumsuz etkileyebiliyor. Kaliteli uyku için öğleden sonra veya akşam tüketiminden kaçınılmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jZ5HFifkzE2O3cia6bgwRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sağlığını korumak ve Alzheimer riskini azaltmak için akşam alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekiyor. Uzmanlar, kaliteli uyku ve dengeli beslenmenin bilişsel fonksiyonlar için kritik olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda cilt yanığı riski: Kansere neden oluyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cocuklarda-cilt-yanigi-riski-kansere-neden-oluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cocuklarda-cilt-yanigi-riski-kansere-neden-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında güneşe çıkmanın çeşitli faydaları var ancak ölçüyü kaçırmamak ve belirli saat aralıklarında gölgede kalmak gerekiyor. Bebekler ve çocuklarda oluşan güneş yanıkları ilerleyen yıllarda cilt kanseri olma riskini artırıyor. Haber: Sena Kiper SıtacıGüneş herkes için D vitamini kaynağı ancak özellikle çocuklar için ciddi riskler de barındırıyor.  Araştırmalar bebeklik ve çocukluk çağında oluşan yanıkların ileride cilt kanseri olma riskini önemli ölçüde artırdığını gösteriyor.  BU SAATLERE DİKKAT!  Uzmanlar, saat 10 ile 16 arasında mümkün olduğunca dışarıya çıkmamak gerektiğine vurgu yaparken geniş siperlikli şapkalar, açık ve pamuklu giyisiler tercih etmenin önemini vurguluyor.   Güneş kremi bebeklerde ilk 6 ay önerilmiyor. Sonrasında ise güneş kremi en az 30 faktör olmalı.  6 aydan sonra bebeklere güneş gözlüğü de takılmalı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J2c47PMELU-WcGAijs3qrQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, cilt, yanığı, riski:, Kansere, neden, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J2c47PMELU-WcGAijs3qrQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kansere neden oluyor"><p>Yaz aylarında güneşe çıkmanın çeşitli faydaları var ancak ölçüyü kaçırmamak ve belirli saat aralıklarında gölgede kalmak gerekiyor. Bebekler ve çocuklarda oluşan güneş yanıkları ilerleyen yıllarda cilt kanseri olma riskini artırıyor. Haber: Sena Kiper Sıtacı</p>Güneş herkes için D vitamini kaynağı ancak özellikle çocuklar için ciddi riskler de barındırıyor.  Araştırmalar bebeklik ve çocukluk çağında oluşan yanıkların ileride cilt kanseri olma riskini önemli ölçüde artırdığını gösteriyor.  <strong>BU SAATLERE DİKKAT!</strong>  Uzmanlar, saat 10 ile 16 arasında mümkün olduğunca dışarıya çıkmamak gerektiğine vurgu yaparken geniş siperlikli şapkalar, açık ve pamuklu giyisiler tercih etmenin önemini vurguluyor.   Güneş kremi bebeklerde ilk 6 ay önerilmiyor. Sonrasında ise güneş kremi en az 30 faktör olmalı.  6 aydan sonra bebeklere güneş gözlüğü de takılmalı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Covid vakaları fırladı: &amp;quot;Süper bulaşıcı Frankenstein varyantı&amp;quot;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/covid-vakalari-firladi-super-bulasici-frankenstein-varyanti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/covid-vakalari-firladi-super-bulasici-frankenstein-varyanti</guid>
<description><![CDATA[ Yeni Covid varyantının, bağışıklık sisteminden kaçabilen mutasyonlar nedeniyle rakiplerinden daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.İngiltere&#039;de &quot;Stratus&quot; adı verilen yeni bir Covid varyantı baskın hale geldi; uzmanlar, bunun yeni bir enfeksiyon dalgasını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.  Stratus&#039;un önceki Covid varyantlarına kıyasla bağışıklık sisteminden daha kolay kaçabilmesini sağlayan mutasyonlar nedeniyle daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.AVRUPA&#039;DA BASKIN VARYANT  İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA) tarafından yayımlanan verilere göre, Stratus artık İngiltere’deki baskın Covid varyantı haline geldi.  Mayıs ayında tüm Covid vakalarının yaklaşık yüzde 10’unu oluştururken, bu oran Haziran ortasında yüzde 40’a yükseldi.FRANKENSTEIN DA DENİYOR  Stratus, halihazırda oldukça bulaşıcı olan Omicron varyantının bir alt türü ve aynı zamanda “Frankenstein” ya da “rekombinant” olarak adlandırılan bir varyanttır.  Bu terim, bir kişinin aynı anda iki farklı Covid varyantıyla enfekte olması ve bu virüslerin birleşerek yeni bir hibrit varyant oluşturması anlamına geliyor.&quot;İZLEMEYE ALINAN VARYANT&quot;  Stratus vakalarının yükselişi, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) varyanta “izlemeye alınan varyant” statüsü vermesinden sadece bir hafta sonra geldi.  Bu statü, sağlık otoritelerine varyantın farklı ülkelerdeki yayılımını takip etme çağrısı yapıldığını ve bunun halk sağlığı açısından potansiyel etkiler taşıdığını gösteriyor.KÜRESEL COVID VAKALARI İÇİNDE YÜKSELİŞTE  DSÖ, Stratus’un genel riskini “düşük” olarak değerlendirirken, mevcut verilerin bu varyantın diğerlerine kıyasla önemli ölçüde büyüme avantajına sahip olduğunu ortaya koydu. Stratus, şu anda küresel Covid vakalarının yüzde 22’sini oluşturuyor.  Bu arada, yeni enfeksiyon dalgası yaratabileceği düşünülen Nimbus adlı bir diğer yeni Covid varyantı da son haftalarda hızla yükselişe geçti.  Nimbus’un vaka oranı Nisan ayında sadece yüzde 2 iken, Haziran’da bu oran yüzde 17’ye yükseldi.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pVpgbSKnN06VwK88DBVW8w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Covid, vakaları, fırladı:, Süper, bulaşıcı, Frankenstein, varyantı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pVpgbSKnN06VwK88DBVW8w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Süper bulaşıcı Covid varyantı yükselişte"><p>Yeni Covid varyantının, bağışıklık sisteminden kaçabilen mutasyonlar nedeniyle rakiplerinden daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.</p><p>İngiltere'de "Stratus" adı verilen yeni bir Covid varyantı baskın hale geldi; uzmanlar, bunun yeni bir enfeksiyon dalgasını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.  Stratus'un önceki Covid varyantlarına kıyasla bağışıklık sisteminden daha kolay kaçabilmesini sağlayan mutasyonlar nedeniyle daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.</p><p><strong>AVRUPA'DA BASKIN VARYANT</strong>  İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA) tarafından yayımlanan verilere göre, Stratus artık İngiltere’deki baskın Covid varyantı haline geldi.  Mayıs ayında tüm Covid vakalarının yaklaşık yüzde 10’unu oluştururken, bu oran Haziran ortasında yüzde 40’a yükseldi.</p><p><strong>FRANKENSTEIN DA DENİYOR</strong>  Stratus, halihazırda oldukça bulaşıcı olan Omicron varyantının bir alt türü ve aynı zamanda “Frankenstein” ya da “rekombinant” olarak adlandırılan bir varyanttır.  Bu terim, bir kişinin aynı anda iki farklı Covid varyantıyla enfekte olması ve bu virüslerin birleşerek yeni bir hibrit varyant oluşturması anlamına geliyor.</p><p><strong>"İZLEMEYE ALINAN VARYANT"</strong>  Stratus vakalarının yükselişi, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) varyanta “izlemeye alınan varyant” statüsü vermesinden sadece bir hafta sonra geldi.  Bu statü, sağlık otoritelerine varyantın farklı ülkelerdeki yayılımını takip etme çağrısı yapıldığını ve bunun halk sağlığı açısından potansiyel etkiler taşıdığını gösteriyor.</p><p><strong>KÜRESEL COVID VAKALARI İÇİNDE YÜKSELİŞTE</strong>  DSÖ, Stratus’un genel riskini “düşük” olarak değerlendirirken, mevcut verilerin bu varyantın diğerlerine kıyasla önemli ölçüde büyüme avantajına sahip olduğunu ortaya koydu. Stratus, şu anda küresel Covid vakalarının yüzde 22’sini oluşturuyor.  Bu arada, yeni enfeksiyon dalgası yaratabileceği düşünülen Nimbus adlı bir diğer yeni Covid varyantı da son haftalarda hızla yükselişe geçti.  Nimbus’un vaka oranı Nisan ayında sadece yüzde 2 iken, Haziran’da bu oran yüzde 17’ye yükseldi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ile grip nasıl ayırt edilir? Uzmanı açıkladı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kirim-kongo-kanamali-atesi-ile-grip-nasil-ayirt-edilir-uzmani-acikladi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kirim-kongo-kanamali-atesi-ile-grip-nasil-ayirt-edilir-uzmani-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Bir yanda kenelerin neden olduğu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı, bir yanda mevsimsel grip ve alerji vakaları. Benzer semptomlar hastalarda paniğe neden olabiliyor. Peki bu hastalıklar birbirinden nasıl ayırt edilir? Kimlerin hastaneye başvurması gerekiyor? Uzmanına sorduk. Haber: Öykü TüccarGrip, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ve alerji vakaları son dönemde artıyor.  Alerji yüksek ateşe neden olmadığı için ayırmak kolay ancak diğer iki hastalık viral enfeksiyona neden oldukları için semptomları da benzer.   Konuya ilişkin NTV&#039;ye konuşan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Sıla Akhan, &quot;Çok virüsün ortak bir başlangıcı vardır. Ateş ve halsizlik diyebileceğimiz kas ağrıları diyebileceğimiz bir semptomlar vardır. Kırım Kongo bir viral enfeksiyon. Sars covid influenze da RSV vinovirüs gibi dolaşan mevsimsel dolaşan virüsler de var.&quot; dedi.  HANGİ HASTALIĞA YAKALANDIKLARINI NASIL ANLARLAR?  Akhan, &quot;Gripte mutlaka öksürük hapşırık olur. Kırım Kongo ise daha çok kan elemanları düşürerek kanamaya meyilli.&quot; diye konuştu.  &quot;ENFEKSİYON SÖZ KONUSUDUR&quot;  &quot;Kendilerini mutlaka bir kene var mı diye bir kere kontrol etsinler.&quot; diyen Akhan, şunları söyledi:  &quot;Ateş varsa bir kişide ateşin mutlaka tetkik edilmesi lazım.Bir doktora gidilmesi lazım. Kendi kendine çok aslında geçmesini beklememesindefayda var.Bir ateş varsa orada bir enfeksiyon söz konusudur.&quot;  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aN7SdeUIeES_80zSr9EVnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kırım, Kongo, Kanamalı, Ateşi, ile, grip, nasıl, ayırt, edilir, Uzmanı, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aN7SdeUIeES_80zSr9EVnA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="KKKA ile grip nasıl ayırt edilir?"><p>Bir yanda kenelerin neden olduğu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı, bir yanda mevsimsel grip ve alerji vakaları. Benzer semptomlar hastalarda paniğe neden olabiliyor. Peki bu hastalıklar birbirinden nasıl ayırt edilir? Kimlerin hastaneye başvurması gerekiyor? Uzmanına sorduk. Haber: Öykü Tüccar</p><p>Grip, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ve alerji vakaları son dönemde artıyor.  Alerji yüksek ateşe neden olmadığı için ayırmak kolay ancak diğer iki hastalık viral enfeksiyona neden oldukları için semptomları da benzer.   Konuya ilişkin NTV'ye konuşan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Sıla Akhan, "Çok virüsün ortak bir başlangıcı vardır. Ateş ve halsizlik diyebileceğimiz kas ağrıları diyebileceğimiz bir semptomlar vardır. Kırım Kongo bir viral enfeksiyon. Sars covid influenze da RSV vinovirüs gibi dolaşan mevsimsel dolaşan virüsler de var." dedi.  <strong>HANGİ HASTALIĞA YAKALANDIKLARINI NASIL ANLARLAR?</strong>  Akhan, "Gripte mutlaka öksürük hapşırık olur. Kırım Kongo ise daha çok kan elemanları düşürerek kanamaya meyilli." diye konuştu.  <strong>"ENFEKSİYON SÖZ KONUSUDUR"</strong>  "Kendilerini mutlaka bir kene var mı diye bir kere kontrol etsinler." diyen Akhan, şunları söyledi:  "Ateş varsa bir kişide ateşin mutlaka tetkik edilmesi lazım.</p><p>Bir doktora gidilmesi lazım. Kendi kendine çok aslında geçmesini beklememesindefayda var.</p><p>Bir ateş varsa orada bir enfeksiyon söz konusudur." </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cennet hurmasını doğru tüketiyor musunuz? Meğer böyle bir faydası varmış</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cennet-hurmasini-dogru-tuketiyor-musunuz-meger-boeyle-bir-faydasi-varmis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cennet-hurmasini-dogru-tuketiyor-musunuz-meger-boeyle-bir-faydasi-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Cennet hurması, yalnızca lezzetiyle değil, sunduğu cilt faydalarıyla da dikkat çekiyor. Uzmanlara göre cennet hurması, doğal yollarla kolajen üretimini destekleyerek kırışıklıklarla savaşta etkili bir rol oynayabiliyor.Son yıllarda sağlıklı yaşam trendlerinde daha fazla yer bulan hurma, estetik açıdan da önemli katkılar sağlıyor. Cilt sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğu bilinen bu mevsimlik meyve, içerdiği vitamin ve mineraller sayesinde kolajen üretimini destekleyerek yaşlanma belirtilerini azaltabiliyor.Kolajen, cildin sıkılığını ve elastikiyetini koruyan temel proteinlerden biri olarak biliniyor. Ancak 25 yaş sonrasında vücuttaki kolajen üretimi doğal olarak azalmaya başlıyor. Uzmanlara göre hurma, bu noktada devreye girerek hem mevcut kolajeni koruyor hem de vücudun yeni kolajen üretmesini teşvik ediyor.Orta boy bir cennet hurması, günlük C vitamini ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayabiliyor. Bu güçlü antioksidan, serbest radikallerle savaşarak kolajeni koruyor ve yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Ayrıca, kolajen sentezi için gerekli ortamı da hazırlıyor.Cennet hurması; beta-karoten, lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar içeriyor. Bu maddeler, güneşin zararlı UV ışınlarına karşı cildi içeriden koruyarak çevresel stresin olumsuz etkilerini azaltıyor. Ayrıca beta-karoten, cilde doğal bir parlaklık kazandırıyor.Meyvenin tanen içeriği de dikkate değer. Tanenler, gözenekleri sıkılaştırma ve yağ dengesini düzenleme özellikleriyle biliniyor. Bu bileşenler ciltteki ton eşitsizliklerini azaltmaya ve daha pürüzsüz bir görünüm sağlamaya yardımcı olabiliyor.MANGANEZ DESTEĞİKolajen üretiminde önemli rol oynayan bir diğer bileşen ise manganez. Hurma, bu mineral açısından zengin bir kaynak olarak öne çıkıyor. Manganez, kolajen sentezinde görev alan enzimlerin işlevini destekliyor.Yüksek su içeriği sayesinde hurma, cildin içten nemlenmesini sağlıyor. Aynı zamanda lif ve doğal prebiyotikler içeren yapısıyla bağırsak sağlığını da destekliyor. Bu durum, bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra daha sağlıklı ve berrak bir cilt görünümüne de katkıda bulunuyor.Hurmalar, dilimlenerek taze meyve gibi tüketilebileceği gibi, smoothie, salata veya yulafla da kombine edilebiliyor. Özellikle C vitamini açısından zengin gıdalarla birlikte tüketildiğinde etkisi artabiliyor.Uzmanlar, her doğal ürün gibi hurmanın da ölçülü tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WZeZzhNJwkmUBOM_gzf5qQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cennet, hurmasını, doğru, tüketiyor, musunuz, Meğer, böyle, bir, faydası, varmış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WZeZzhNJwkmUBOM_gzf5qQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Cennet hurmasını doğru tüketiyor musunuz? Meğer böyle bir faydası varmış"><p>Cennet hurması, yalnızca lezzetiyle değil, sunduğu cilt faydalarıyla da dikkat çekiyor. Uzmanlara göre cennet hurması, doğal yollarla kolajen üretimini destekleyerek kırışıklıklarla savaşta etkili bir rol oynayabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4JGcLH898EyH86b0j66SsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda sağlıklı yaşam trendlerinde daha fazla yer bulan hurma, estetik açıdan da önemli katkılar sağlıyor. Cilt sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğu bilinen bu mevsimlik meyve, içerdiği vitamin ve mineraller sayesinde kolajen üretimini destekleyerek yaşlanma belirtilerini azaltabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/98h7w9e00kWsV8jR38uXJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolajen, cildin sıkılığını ve elastikiyetini koruyan temel proteinlerden biri olarak biliniyor. Ancak 25 yaş sonrasında vücuttaki kolajen üretimi doğal olarak azalmaya başlıyor. Uzmanlara göre hurma, bu noktada devreye girerek hem mevcut kolajeni koruyor hem de vücudun yeni kolajen üretmesini teşvik ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3nfqkehW0kmLfwo_pM1qUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orta boy bir cennet hurması, günlük C vitamini ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayabiliyor. Bu güçlü antioksidan, serbest radikallerle savaşarak kolajeni koruyor ve yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Ayrıca, kolajen sentezi için gerekli ortamı da hazırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BXv0AnyMakWiRYwTPw747g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cennet hurması; beta-karoten, lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar içeriyor. Bu maddeler, güneşin zararlı UV ışınlarına karşı cildi içeriden koruyarak çevresel stresin olumsuz etkilerini azaltıyor. Ayrıca beta-karoten, cilde doğal bir parlaklık kazandırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4N5UDm72PUmQCtRZzXPxrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyvenin tanen içeriği de dikkate değer. Tanenler, gözenekleri sıkılaştırma ve yağ dengesini düzenleme özellikleriyle biliniyor. Bu bileşenler ciltteki ton eşitsizliklerini azaltmaya ve daha pürüzsüz bir görünüm sağlamaya yardımcı olabiliyor.MANGANEZ DESTEĞİKolajen üretiminde önemli rol oynayan bir diğer bileşen ise manganez. Hurma, bu mineral açısından zengin bir kaynak olarak öne çıkıyor. Manganez, kolajen sentezinde görev alan enzimlerin işlevini destekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_M9U4Gul50-UlXX1BIAmgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek su içeriği sayesinde hurma, cildin içten nemlenmesini sağlıyor. Aynı zamanda lif ve doğal prebiyotikler içeren yapısıyla bağırsak sağlığını da destekliyor. Bu durum, bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra daha sağlıklı ve berrak bir cilt görünümüne de katkıda bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sF30LuL8xEmuwZd0lEhzOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hurmalar, dilimlenerek taze meyve gibi tüketilebileceği gibi, smoothie, salata veya yulafla da kombine edilebiliyor. Özellikle C vitamini açısından zengin gıdalarla birlikte tüketildiğinde etkisi artabiliyor.Uzmanlar, her doğal ürün gibi hurmanın da ölçülü tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktordan şişkinliğe karşı 3 kahvaltı önerisi: Güne hafif ve enerjik başlamanıza yardımcı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktordan-siskinlige-karsi-3-kahvalti-oenerisi-gune-hafif-ve-enerjik-baslamaniza-yardimci</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktordan-siskinlige-karsi-3-kahvalti-oenerisi-gune-hafif-ve-enerjik-baslamaniza-yardimci</guid>
<description><![CDATA[ Şişkinlik sorunu yaşıyor musunuz? Sindirim sisteminizi destekleyen doğru kahvaltı tercihi, güne daha hafif ve enerjik başlamanızı sağlayabilir.Harvard ve Stanford üniversitelerinde eğitim almış Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, şişkinliği azaltmaya yardımcı olabilecek üç kahvaltı seçeneğini paylaştı.Sindirim sisteminin güne nasıl başladığı, gün boyunca hissedilen rahatlık ve enerji üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Dr. Sethi, lif, probiyotik, antioksidan ve antiinflamatuar içerikleriyle öne çıkan üç pratik kahvaltıyı öneriyor:Yulaf ezmesi, çözünür lif içeriği sayesinde sindirimi kolaylaştırıyor. Üzerine eklenen muz dilimleri, potasyum desteğiyle kas fonksiyonlarını ve sıvı dengesini düzenlemeye yardımcı olurken; chia tohumları ise omega-3 yağ asitleri ve lif açısından zengin yapısıyla uzun süre tokluk hissi sağlıyor.Uyarı: Tatlandırıcılar ve şeker ilavesi, hassas midelerde şişkinliğe yol açabileceği için bu tarifte kullanılmamalı.Yumurta, sabah protein ihtiyacını karşılayan temel bir kaynak. Dr. Sethi’ye göre içine eklenen ıspanak; A ve C vitamini ile magnezyum açısından zengin içeriğiyle bağırsak hareketlerini destekliyor. Zerdeçal ise kurkumin bileşiği sayesinde güçlü bir antiinflamatuar etki sunuyor.Bu tarif, bağışıklık sistemini desteklerken, sindirim sistemini de rahatlatıyor.Yoğurt, içerdiği probiyotiklerle bağırsak florasını dengeliyor ve sindirime destek oluyor. Ananas ise doğal enzimi bromelain sayesinde protein sindirimini kolaylaştırıyor ve şişkinliği azaltabiliyor. Nane ise sindirim sistemine rahatlatıcı etki sağlıyor.Ek öneri: Biraz kıyılmış badem ile ekstra çıtırlık ve sağlıklı yağ katkısı elde edebilirsiniz.Dr. Sethi, yalnızca doğru besinleri seçmenin değil, aynı zamanda sağlıklı alışkanlıklar geliştirmenin de önemli olduğunu belirtiyor. İşte şişkinliği azaltmak için bazı öneriler:Yavaş yiyin, iyi çiğneyin. Hızlı yemek, hava yutulmasına neden olarak şişkinliği artırabilir.Gaz yapan yiyecekleri sınırlayın. Fasulye, brokoli, lahana ve gazlı içecekler dikkatle tüketilmeli.Yeterince su için. Su, kabızlığı önlemeye ve sindirimi desteklemeye yardımcı olur.Yapay tatlandırıcılardan uzak durun.Düzenli egzersiz yapın. Hareketli bir yaşam, bağırsak sağlığı üzerinde doğrudan olumlu etki yaratır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PfcdiHIzfEmGOKMu1vJ0-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktordan, şişkinliğe, karşı, kahvaltı, önerisi:, Güne, hafif, enerjik, başlamanıza, yardımcı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PfcdiHIzfEmGOKMu1vJ0-g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktordan şişkinliğe karşı 3 kahvaltı önerisi: Güne hafif ve enerjik başlamanıza yardımcı"><p>Şişkinlik sorunu yaşıyor musunuz? Sindirim sisteminizi destekleyen doğru kahvaltı tercihi, güne daha hafif ve enerjik başlamanızı sağlayabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TAcUJFLieEaTvxjCXE4OtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harvard ve Stanford üniversitelerinde eğitim almış Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, şişkinliği azaltmaya yardımcı olabilecek üç kahvaltı seçeneğini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iOTd10_Mok-wKGI6fUEWNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sindirim sisteminin güne nasıl başladığı, gün boyunca hissedilen rahatlık ve enerji üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Dr. Sethi, lif, probiyotik, antioksidan ve antiinflamatuar içerikleriyle öne çıkan üç pratik kahvaltıyı öneriyor:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9uivPMLUoUCzjfRcWxopKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yulaf ezmesi, çözünür lif içeriği sayesinde sindirimi kolaylaştırıyor. Üzerine eklenen muz dilimleri, potasyum desteğiyle kas fonksiyonlarını ve sıvı dengesini düzenlemeye yardımcı olurken; chia tohumları ise omega-3 yağ asitleri ve lif açısından zengin yapısıyla uzun süre tokluk hissi sağlıyor.Uyarı: Tatlandırıcılar ve şeker ilavesi, hassas midelerde şişkinliğe yol açabileceği için bu tarifte kullanılmamalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IfRSJSYSPk6-4z-GF3fEoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurta, sabah protein ihtiyacını karşılayan temel bir kaynak. Dr. Sethi’ye göre içine eklenen ıspanak; A ve C vitamini ile magnezyum açısından zengin içeriğiyle bağırsak hareketlerini destekliyor. Zerdeçal ise kurkumin bileşiği sayesinde güçlü bir antiinflamatuar etki sunuyor.Bu tarif, bağışıklık sistemini desteklerken, sindirim sistemini de rahatlatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jV3O5-pIeEO4CZU_TPmihw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurt, içerdiği probiyotiklerle bağırsak florasını dengeliyor ve sindirime destek oluyor. Ananas ise doğal enzimi bromelain sayesinde protein sindirimini kolaylaştırıyor ve şişkinliği azaltabiliyor. Nane ise sindirim sistemine rahatlatıcı etki sağlıyor.Ek öneri: Biraz kıyılmış badem ile ekstra çıtırlık ve sağlıklı yağ katkısı elde edebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jp7tnHQSOUOI2WQOfKPeVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, yalnızca doğru besinleri seçmenin değil, aynı zamanda sağlıklı alışkanlıklar geliştirmenin de önemli olduğunu belirtiyor. İşte şişkinliği azaltmak için bazı öneriler:Yavaş yiyin, iyi çiğneyin. Hızlı yemek, hava yutulmasına neden olarak şişkinliği artırabilir.Gaz yapan yiyecekleri sınırlayın. Fasulye, brokoli, lahana ve gazlı içecekler dikkatle tüketilmeli.Yeterince su için. Su, kabızlığı önlemeye ve sindirimi desteklemeye yardımcı olur.Yapay tatlandırıcılardan uzak durun.Düzenli egzersiz yapın. Hareketli bir yaşam, bağırsak sağlığı üzerinde doğrudan olumlu etki yaratır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Metan gazı nedir, nasıl zehirler? Metan gazı zehirlenmesi belirtileri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/metan-gazi-nedir-nasil-zehirler-metan-gazi-zehirlenmesi-belirtileri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/metan-gazi-nedir-nasil-zehirler-metan-gazi-zehirlenmesi-belirtileri</guid>
<description><![CDATA[ Gündemdeki haberler nedeniyle metan gazı merak konusu oldu.   Solunduğunda doğrudan zehirleyici olmasa da, oksijenin yerini alarak solunum yetmezliği ve bilinç kaybına yol açabilir. Uzun süreli maruziyet durumunda ise ölümcül sonuçlar doğurabilir. Peki, metan gazı nedir, nasıl oluşur? Metan gazı zehirlenmesi belirtileri neler?Metan gazı (CH₄), bir karbon ve dört hidrojen atomundan oluşan renksiz, kokusuz ve yanıcı bir gazdır. Atmosferde az miktarda bulunmasına rağmen, sera etkisi potansiyeli oldukça yüksek olan bir gazdır. Karbon dioksitten yaklaşık 25 kat daha güçlü bir sera gazıdır.Metan gazı hem doğal süreçlerle hem de insan faaliyetleri sonucu oluşur:Doğal Kaynaklar:Bataklıklar, sulak alanlar ve göller gibi oksijensiz (anaerobik) ortamlarda organik maddelerin ayrışmasıyla doğal olarak üretilir.Jeolojik kaynaklar: Yer kabuğu altındaki fosil yakıt yataklarında (doğal gaz rezervleri) oluşur. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı&#039;na (TPAO) göre, doğal gazın ana bileşeni %70–90 oranında metandır.Hayvan sindirim sistemleri: Özellikle geviş getiren hayvanlar (inek, koyun gibi) sindirim sırasında metan üretir.İnsan Kaynaklı Etkenler:Tarım: Pirinç tarlaları, hayvancılık faaliyetleri ve gübre yönetimi metan salınımının önemli sebeplerindendir.Katı atık depolama alanları: Çöp sahalarında organik atıkların oksijensiz ortamda parçalanması sonucu metan oluşur.Enerji üretimi ve kömür madenciliği: Fosil yakıtların çıkarılması ve kullanımı sırasında metan salınımı gerçekleşir.Metan gazı (CH₄), renksiz, kokusuz ve yanıcı bir gazdır. Doğal gazın büyük kısmını oluşturan metan, normal şartlarda toksik (zehirleyici) değildir. Ancak kapalı ve havalandırması yetersiz ortamlarda yüksek oranda birikmesi durumunda ciddi sağlık risklerine yol açabilir.Metan gazı zehirlenmesi, esasen doğrudan zehirlenmeden çok, metanın ortamda oksijeni azaltmasıyla ortaya çıkan boğulma ve oksijen yetersizliği durumudur. Bu nedenle metan gazı zehirlenmesi, teknik olarak &quot;hipoksiye bağlı zehirlenme&quot; olarak tanımlanır.Metan gazı birikimi sonucu oksijen seviyesinin düşmesiyle şu belirtiler görülebilir:Baş dönmesiBaş ağrısıSersemlik hissiYorgunlukBulantıNefes darlığıBilinç kaybıUzun süre maruz kalındığında ölüm (oksijen yetmezliği nedeniyle)Bu belirtiler genellikle aniden ve hızlı şekilde ortaya çıkar, çünkü kişi metan gazını fark edemez (kokusuzdur). ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/quqn5nNf5kiWoBdUl8octQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Metan, gazı, nedir, nasıl, zehirler, Metan, gazı, zehirlenmesi, belirtileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/quqn5nNf5kiWoBdUl8octQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Metan gazı nedir, nasıl zehirler? Metan gazı zehirlenmesi belirtileri"><p>Gündemdeki haberler nedeniyle metan gazı merak konusu oldu.   Solunduğunda doğrudan zehirleyici olmasa da, oksijenin yerini alarak solunum yetmezliği ve bilinç kaybına yol açabilir. Uzun süreli maruziyet durumunda ise ölümcül sonuçlar doğurabilir. Peki, metan gazı nedir, nasıl oluşur? Metan gazı zehirlenmesi belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3KiFwHzYNUapc5-TPrhiQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metan gazı (CH₄), bir karbon ve dört hidrojen atomundan oluşan renksiz, kokusuz ve yanıcı bir gazdır. Atmosferde az miktarda bulunmasına rağmen, sera etkisi potansiyeli oldukça yüksek olan bir gazdır. Karbon dioksitten yaklaşık 25 kat daha güçlü bir sera gazıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yVoSQEnfL0-Xt9-6JkLdsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metan gazı hem doğal süreçlerle hem de insan faaliyetleri sonucu oluşur:Doğal Kaynaklar:Bataklıklar, sulak alanlar ve göller gibi oksijensiz (anaerobik) ortamlarda organik maddelerin ayrışmasıyla doğal olarak üretilir.Jeolojik kaynaklar: Yer kabuğu altındaki fosil yakıt yataklarında (doğal gaz rezervleri) oluşur. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na (TPAO) göre, doğal gazın ana bileşeni %70–90 oranında metandır.Hayvan sindirim sistemleri: Özellikle geviş getiren hayvanlar (inek, koyun gibi) sindirim sırasında metan üretir.İnsan Kaynaklı Etkenler:Tarım: Pirinç tarlaları, hayvancılık faaliyetleri ve gübre yönetimi metan salınımının önemli sebeplerindendir.Katı atık depolama alanları: Çöp sahalarında organik atıkların oksijensiz ortamda parçalanması sonucu metan oluşur.Enerji üretimi ve kömür madenciliği: Fosil yakıtların çıkarılması ve kullanımı sırasında metan salınımı gerçekleşir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AjW8QxSRlEidHrM7TvGGhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metan gazı (CH₄), renksiz, kokusuz ve yanıcı bir gazdır. Doğal gazın büyük kısmını oluşturan metan, normal şartlarda toksik (zehirleyici) değildir. Ancak kapalı ve havalandırması yetersiz ortamlarda yüksek oranda birikmesi durumunda ciddi sağlık risklerine yol açabilir.Metan gazı zehirlenmesi, esasen doğrudan zehirlenmeden çok, metanın ortamda oksijeni azaltmasıyla ortaya çıkan boğulma ve oksijen yetersizliği durumudur. Bu nedenle metan gazı zehirlenmesi, teknik olarak "hipoksiye bağlı zehirlenme" olarak tanımlanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rSOUO7iQS0SrQFJRKJmm0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metan gazı birikimi sonucu oksijen seviyesinin düşmesiyle şu belirtiler görülebilir:Baş dönmesiBaş ağrısıSersemlik hissiYorgunlukBulantıNefes darlığıBilinç kaybıUzun süre maruz kalındığında ölüm (oksijen yetmezliği nedeniyle)Bu belirtiler genellikle aniden ve hızlı şekilde ortaya çıkar, çünkü kişi metan gazını fark edemez (kokusuzdur).</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı uyardı: Bakteri yuvasına dönüşüyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-uyardi-bakteri-yuvasina-doenusuyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-uyardi-bakteri-yuvasina-doenusuyor</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarının gelmesiyle birlikte dışarıda geçirilen vakit arttı, sokak lezzetleri ve piknik sofraları da popüler hale geldi. Ancak uzmanlar, gıda güvenliği konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. Dikkat edilmediğinde bazı yiyeceklerin gıda zehirlenmesine neden olabileceği belirtiliyor.Uzmanlara göre, özellikle yaz sıcaklarında tavuk, yumurta, sosis, sucuk, salam gibi şarküteri ürünleri ile süt ürünleri; dondurma, yaş pasta, marul gibi yeşillikler ve mayonez içeren kumpir gibi yiyecekler büyük risk taşıyor. Her biri kendine özgü lezzetiyle tercih edilirken, uygun koşullarda muhafaza edilmediğinde bakteri üremesine elverişli ortam oluşturabiliyor.Uzmanlar, yaz aylarında bu tür ürünlerin dışarıda, sıcakta uzun süre bekletilmemesi gerektiğini; mümkün olduğunca hızlı tüketilmesi ve hijyen kurallarına azami özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor.Yaz mevsiminde sağlıklı ve güvenli bir beslenme için bu önerilere dikkat etmek, gıda kaynaklı hastalıkların önüne geçmek açısından büyük önem taşıyor.Prof. Dr. Ebubekir Şenateş; &quot;Yaz aylarında bol miktarda tüketilen yeşil yapraklı sebzeler gıda zehirlenmesine yol açan maddelerin başında gelir&quot; dedi. &quot;Günlük ortam sıcaklığı 30-35&#039;in üzerine geçiyorsa bu gıdaları 1 saatten fazla tutmamız lazım. Eti hazırlarken önceden ellerin 2 dakika su ve sabunla elle yıkanması gerekiyor. Et ve salata içni ayrı mutfak eşyaları mümkünse ayrı bıçak ve servis malzemeleri kullanılması gerekiyor.&quot;&quot;Çiğ et tüketeceksek tüketmeden önce 72 derecede mutlaka ısıtmak lazım. Pikniğe gidecek veya dışarıda tüketilecek yumurtanın 70 derecede tavuk etinin de 72 dereceye kadar ısıtılması lazım özellikle mayonezli salatalar veya katıldığı gıdalar servis edilene kadar buzdolabında tutulmalı&quot;Prof. Dr. Ebubekir Şenateş; özellikle dondurma tüketiminde son derece dikkatli olunması gerektiğinin de altını çizdi&quot;Özellikle dondurma satışında, servis yapan kişinin mutlaka eldiven kullanması gerekiyor. Eldiven takılan elin, dondurmanın külahına veya kaba temas etmemesi şart. Uzmanlar, taze ürün satışı için bu hijyen kurallarının kesinlikle uygulanması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, gece saatlerinde dolapların ısısının iyi ayarlanamaması ya da optimal seviyede olmaması durumunda, dondurmanın içinde olmasa bile çevresinde bakteri üreme riski yüksek olabiliyor.&quot;Gıda kaynaklı zehirlenmelerde mide bulantısı, ishal ve halsizlik gibi şikayetler artarak devam ederse, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.Uzmanların uyarılarına kulak vermek, yaz aylarında sağlıklı beslenmenin ve gıda zehirlenmelerinden korunmanın en etkili yolu olarak öne çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q7JkaJ9XUkOIgR6BS0TYQA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, uyardı:, Bakteri, yuvasına, dönüşüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q7JkaJ9XUkOIgR6BS0TYQA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı uyardı: Bakteri yuvasına dönüşüyor"><p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte dışarıda geçirilen vakit arttı, sokak lezzetleri ve piknik sofraları da popüler hale geldi. Ancak uzmanlar, gıda güvenliği konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. Dikkat edilmediğinde bazı yiyeceklerin gıda zehirlenmesine neden olabileceği belirtiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/31-H9HVqH0GeqY8B4C6uFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, özellikle yaz sıcaklarında tavuk, yumurta, sosis, sucuk, salam gibi şarküteri ürünleri ile süt ürünleri; dondurma, yaş pasta, marul gibi yeşillikler ve mayonez içeren kumpir gibi yiyecekler büyük risk taşıyor. Her biri kendine özgü lezzetiyle tercih edilirken, uygun koşullarda muhafaza edilmediğinde bakteri üremesine elverişli ortam oluşturabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fJaHXQ5rGEGHnGiZbPT9zA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, yaz aylarında bu tür ürünlerin dışarıda, sıcakta uzun süre bekletilmemesi gerektiğini; mümkün olduğunca hızlı tüketilmesi ve hijyen kurallarına azami özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6QctzeoPKUOxvKAdYCiIzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaz mevsiminde sağlıklı ve güvenli bir beslenme için bu önerilere dikkat etmek, gıda kaynaklı hastalıkların önüne geçmek açısından büyük önem taşıyor.Prof. Dr. Ebubekir Şenateş; "Yaz aylarında bol miktarda tüketilen yeşil yapraklı sebzeler gıda zehirlenmesine yol açan maddelerin başında gelir" dedi. "Günlük ortam sıcaklığı 30-35'in üzerine geçiyorsa bu gıdaları 1 saatten fazla tutmamız lazım. Eti hazırlarken önceden ellerin 2 dakika su ve sabunla elle yıkanması gerekiyor. Et ve salata içni ayrı mutfak eşyaları mümkünse ayrı bıçak ve servis malzemeleri kullanılması gerekiyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/36eljDQ2ykW-NGTggAhqrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Çiğ et tüketeceksek tüketmeden önce 72 derecede mutlaka ısıtmak lazım. Pikniğe gidecek veya dışarıda tüketilecek yumurtanın 70 derecede tavuk etinin de 72 dereceye kadar ısıtılması lazım özellikle mayonezli salatalar veya katıldığı gıdalar servis edilene kadar buzdolabında tutulmalı"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4PckasC7mkmZmpTe153yqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Ebubekir Şenateş; özellikle dondurma tüketiminde son derece dikkatli olunması gerektiğinin de altını çizdi"Özellikle dondurma satışında, servis yapan kişinin mutlaka eldiven kullanması gerekiyor. Eldiven takılan elin, dondurmanın külahına veya kaba temas etmemesi şart. Uzmanlar, taze ürün satışı için bu hijyen kurallarının kesinlikle uygulanması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, gece saatlerinde dolapların ısısının iyi ayarlanamaması ya da optimal seviyede olmaması durumunda, dondurmanın içinde olmasa bile çevresinde bakteri üreme riski yüksek olabiliyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uvSk0cJKFEKRVCLBMzRngA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gıda kaynaklı zehirlenmelerde mide bulantısı, ishal ve halsizlik gibi şikayetler artarak devam ederse, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.Uzmanların uyarılarına kulak vermek, yaz aylarında sağlıklı beslenmenin ve gıda zehirlenmelerinden korunmanın en etkili yolu olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabah rutininiz karaciğerinize zarar veriyor olabilir: İşte değiştirmeniz gerekenler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sabah-rutininiz-karacigerinize-zarar-veriyor-olabilir-iste-degistirmeniz-gerekenler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sabah-rutininiz-karacigerinize-zarar-veriyor-olabilir-iste-degistirmeniz-gerekenler</guid>
<description><![CDATA[ Sabah rutinleri günün enerji seviyesini belirler. Ancak pek çoğumuz için sabah rutini; çay içmek, kahvaltıyı atlamak veya stresle uyanmak gibi sıradan alışkanlıklardan ibaret. Peki, bu görünüşte zararsız davranışlar, vücudumuzun en önemli ve en az önemsenen organlarından biri olan karaciğere sessizce zarar veriyor olabilir mi?Karaciğer; toksinleri filtreleyen, yağ ve şeker metabolizmasını yöneten, alkol ile ilaçları parçalayan ve vücudun sağlıklı işleyişini sağlayan hayati bir organ. Kalp veya beyin gibi doğrudan sinyal vermediğinden, zarar görmesi genellikle fark edilmeden ilerliyor. Uzmanlar, sabah rutininin karaciğere zarar veren pek çok alışkanlık barındırdığına dikkat çekiyor.Son dönemde popülerleşen aralıklı oruç ve kahvaltıyı atlama trendi, karaciğer sağlığı açısından risk taşıyor. Uzmanlar, karaciğerin gece boyunca süren açlığın ardından enerji sağlamak için çalıştığını belirtiyor. Uzun süre aç kalmak, stres hormonlarının yükselmesine neden olarak karaciğerde ekstra yük oluşturuyor. Ayrıca, kahvaltının atlanması, karaciğerin kan şekerini dengelemek için depolanmış glikojeni aşırı kullanmasına yol açıyor.Uzman önerisi: Sabah aç değilseniz, haşlanmış yumurta, badem ya da chia tohumu gibi karaciğer dostu hafif besinlerle güne başlamak faydalı.Şeker oranı yüksek tahıl gevrekleri, reçelli tostlar ve granola barlar karaciğer sağlığını tehdit ediyor. Özellikle fruktozun karaciğerde yağ birikimine neden olarak alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı riskini artırdığı belirtiliyor. Doğal tatlandırıcılar da bu durumu değiştirmiyor.Alternatif öneriler arasında; tarçınlı yulaf, sebzeli yumurta ve chia tohumlu yoğurt gibi düşük şekerli, lif açısından zengin kahvaltılar yer alıyor.Sabah saatlerinde multivitamin, ağrı kesici veya bitkisel takviyeleri aç karnına almak karaciğerin detoks kapasitesini zorlayabiliyor. Özellikle yağda çözünen vitaminlerin aşırı ve kontrolsüz kullanımı karaciğerde hasara yol açabiliyor.Uzmanlar, takviyelerin yiyeceklerle birlikte ve doktor kontrolünde alınmasını tavsiye ediyor.Sabahları uzun süre hareketsiz kalmak, karaciğer ve dolaşım sistemine zarar veriyor. Hafif esneme veya kısa yürüyüşler lenf akışını artırarak karaciğer detoksuna destek oluyor.Güne hareketle başlamak, metabolik süreçlerin hızlanması ve sindirim sistemi sağlığı için kritik önemde.Yoğun baharatlı ve yoğun karışımlı detoks içecekleri, karaciğere fazla yük getirebiliyor. Uzmanlar, ılık limon suyu veya seyreltilmiş aloe vera suyunun yeterli olduğunu belirtiyor.Gece geç saatlere kadar uyanık kalmak, ağır yemekler tüketmek veya ekran karşısında uzun zaman geçirmek karaciğerin iyileşme sürecini engelliyor. Kötü uyku kan şekeri ve stres hormonlarını artırarak karaciğer sağlığını tehdit ediyor.Sağlıklı bir karaciğer için uyku saatlerine dikkat etmek ve düzenli dinlenmek şart.Sonuç olarak, kahveden önce su içmek, sabahları hafif ve dengeli beslenmek, hareket etmek ve uyku düzenine özen göstermek gibi küçük değişiklikler zamanla karaciğer sağlığınız üzerinde büyük fark yaratabilir. Karaciğeriniz her zaman sessizce çalışır; artık ona teşekkür etmenin zamanı geldi.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rHrXmCcpXUqr3-qU-PgHHg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabah, rutininiz, karaciğerinize, zarar, veriyor, olabilir:, İşte, değiştirmeniz, gerekenler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rHrXmCcpXUqr3-qU-PgHHg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sabah rutininiz karaciğerinize zarar veriyor olabilir: İşte değiştirmeniz gerekenler"><p>Sabah rutinleri günün enerji seviyesini belirler. Ancak pek çoğumuz için sabah rutini; çay içmek, kahvaltıyı atlamak veya stresle uyanmak gibi sıradan alışkanlıklardan ibaret. Peki, bu görünüşte zararsız davranışlar, vücudumuzun en önemli ve en az önemsenen organlarından biri olan karaciğere sessizce zarar veriyor olabilir mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1W8mGnV2_0Wl2cerCqPMrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer; toksinleri filtreleyen, yağ ve şeker metabolizmasını yöneten, alkol ile ilaçları parçalayan ve vücudun sağlıklı işleyişini sağlayan hayati bir organ. Kalp veya beyin gibi doğrudan sinyal vermediğinden, zarar görmesi genellikle fark edilmeden ilerliyor. Uzmanlar, sabah rutininin karaciğere zarar veren pek çok alışkanlık barındırdığına dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kvF5Oy_OeEydjhqOcWiUGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde popülerleşen aralıklı oruç ve kahvaltıyı atlama trendi, karaciğer sağlığı açısından risk taşıyor. Uzmanlar, karaciğerin gece boyunca süren açlığın ardından enerji sağlamak için çalıştığını belirtiyor. Uzun süre aç kalmak, stres hormonlarının yükselmesine neden olarak karaciğerde ekstra yük oluşturuyor. Ayrıca, kahvaltının atlanması, karaciğerin kan şekerini dengelemek için depolanmış glikojeni aşırı kullanmasına yol açıyor.Uzman önerisi: Sabah aç değilseniz, haşlanmış yumurta, badem ya da chia tohumu gibi karaciğer dostu hafif besinlerle güne başlamak faydalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3aWAExU2IU6XblrcgBO3gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şeker oranı yüksek tahıl gevrekleri, reçelli tostlar ve granola barlar karaciğer sağlığını tehdit ediyor. Özellikle fruktozun karaciğerde yağ birikimine neden olarak alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı riskini artırdığı belirtiliyor. Doğal tatlandırıcılar da bu durumu değiştirmiyor.Alternatif öneriler arasında; tarçınlı yulaf, sebzeli yumurta ve chia tohumlu yoğurt gibi düşük şekerli, lif açısından zengin kahvaltılar yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IAfmLr5mCEu3rPyFcqNd7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah saatlerinde multivitamin, ağrı kesici veya bitkisel takviyeleri aç karnına almak karaciğerin detoks kapasitesini zorlayabiliyor. Özellikle yağda çözünen vitaminlerin aşırı ve kontrolsüz kullanımı karaciğerde hasara yol açabiliyor.Uzmanlar, takviyelerin yiyeceklerle birlikte ve doktor kontrolünde alınmasını tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G2ud3fWcgEm8cHR0VDlG-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları uzun süre hareketsiz kalmak, karaciğer ve dolaşım sistemine zarar veriyor. Hafif esneme veya kısa yürüyüşler lenf akışını artırarak karaciğer detoksuna destek oluyor.Güne hareketle başlamak, metabolik süreçlerin hızlanması ve sindirim sistemi sağlığı için kritik önemde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wQ5Fyxfr2EudHFbE4EBQmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğun baharatlı ve yoğun karışımlı detoks içecekleri, karaciğere fazla yük getirebiliyor. Uzmanlar, ılık limon suyu veya seyreltilmiş aloe vera suyunun yeterli olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qyri2ASiRkGCDYXzIA1-gA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece geç saatlere kadar uyanık kalmak, ağır yemekler tüketmek veya ekran karşısında uzun zaman geçirmek karaciğerin iyileşme sürecini engelliyor. Kötü uyku kan şekeri ve stres hormonlarını artırarak karaciğer sağlığını tehdit ediyor.Sağlıklı bir karaciğer için uyku saatlerine dikkat etmek ve düzenli dinlenmek şart.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9JqLtixkHk20olXUUfjtMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuç olarak, kahveden önce su içmek, sabahları hafif ve dengeli beslenmek, hareket etmek ve uyku düzenine özen göstermek gibi küçük değişiklikler zamanla karaciğer sağlığınız üzerinde büyük fark yaratabilir. Karaciğeriniz her zaman sessizce çalışır; artık ona teşekkür etmenin zamanı geldi.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gastroenteroloğa göre avokado yemenin 3 faydası</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gastroenterologa-goere-avokado-yemenin-3-faydasi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gastroenterologa-goere-avokado-yemenin-3-faydasi</guid>
<description><![CDATA[ Avokado yüksek besin değeriyle en sağlıklı meyveler arasında yer alıyor. Lif deposu bu meyve bağırsak sağlığından kanser riskine kadar çok sayıda faydasıyla dikkat çekiyor.Gastroenterolog Dr. Joseph Salhab, avokadonun sağlık üzerindeki olumlu etkilerini değerlendirerek, bu meyvenin zengin besin profiliyle uzun vadeli sağlık ve zindeliği desteklediğini belirtti.Sağlıklı yağlar, proteinler ve özellikle yüksek lif oranı sayesinde avokadonun pek çok kronik hastalığa karşı koruyucu etkisi bulunduğuna dikkat çekti.Avokadonun en dikkat çekici özelliklerinden biri, içerdiği yüksek oranda diyet lifi. Dr. Salhab, “Bir orta boy avokado yaklaşık 10 gram, daha büyükleri ise 14 grama kadar lif içerebilir.Günlük önerilen 25–30 gram lif ihtiyacının önemli bir kısmı sadece bu meyveyle karşılanabilir,” dedi. Araştırmalar, yüksek lif tüketiminin daha uzun yaşam süresi ve daha düşük kronik hastalık riskiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor.Dr. Salhab’a göre, avokado tüketimi bağırsak mikrobiyomunun çeşitliliğini artırıyor. Bu da sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunuyor. “Daha fazla avokado tüketen kişilerde, bağırsakta yararlı bakteri çeşitliliği daha yüksek gözlemleniyor,” diyen Salhab, sağlıklı bir mikrobiyomun bağışıklık sistemi dahil olmak üzere genel vücut sağlığı için kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi.Avokadonun koruyucu etkileri arasında kanser riskinin azaltılması da yer alıyor. 2023 yılında yayımlanan bir çalışmada, özellikle erkeklerde düzenli avokado tüketiminin kolon kanseri riskini azaltabileceği tespit edildi. Dr. Salhab, bu etkinin avokadonun içerdiği lif, sağlıklı yağlar ve antioksidanların birleşimiyle açıklanabileceğini belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YIkYDcT3kUaUwznyXT1zfg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gastroenteroloğa, göre, avokado, yemenin, faydası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YIkYDcT3kUaUwznyXT1zfg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gastroenteroloğa göre avokado yemenin 3 faydası"><p>Avokado yüksek besin değeriyle en sağlıklı meyveler arasında yer alıyor. Lif deposu bu meyve bağırsak sağlığından kanser riskine kadar çok sayıda faydasıyla dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xsHkubjWkkyLv-H34c4TfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gastroenterolog Dr. Joseph Salhab, avokadonun sağlık üzerindeki olumlu etkilerini değerlendirerek, bu meyvenin zengin besin profiliyle uzun vadeli sağlık ve zindeliği desteklediğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oY5bq-dHZ0eeUlJpebLELQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı yağlar, proteinler ve özellikle yüksek lif oranı sayesinde avokadonun pek çok kronik hastalığa karşı koruyucu etkisi bulunduğuna dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s4BXE86LYEiBt57NFunAZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokadonun en dikkat çekici özelliklerinden biri, içerdiği yüksek oranda diyet lifi. Dr. Salhab, “Bir orta boy avokado yaklaşık 10 gram, daha büyükleri ise 14 grama kadar lif içerebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ujdrb4fKtk-0mwqUYe53Dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük önerilen 25–30 gram lif ihtiyacının önemli bir kısmı sadece bu meyveyle karşılanabilir,” dedi. Araştırmalar, yüksek lif tüketiminin daha uzun yaşam süresi ve daha düşük kronik hastalık riskiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EPfrQ10WVkunSMbl_4SBxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Salhab’a göre, avokado tüketimi bağırsak mikrobiyomunun çeşitliliğini artırıyor. Bu da sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunuyor. “Daha fazla avokado tüketen kişilerde, bağırsakta yararlı bakteri çeşitliliği daha yüksek gözlemleniyor,” diyen Salhab, sağlıklı bir mikrobiyomun bağışıklık sistemi dahil olmak üzere genel vücut sağlığı için kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_hOq5gxYME-HEuPT7SkBOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokadonun koruyucu etkileri arasında kanser riskinin azaltılması da yer alıyor. 2023 yılında yayımlanan bir çalışmada, özellikle erkeklerde düzenli avokado tüketiminin kolon kanseri riskini azaltabileceği tespit edildi. Dr. Salhab, bu etkinin avokadonun içerdiği lif, sağlıklı yağlar ve antioksidanların birleşimiyle açıklanabileceğini belirtti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaz sıcağında en riskli ürünler: Zehirlenmeye davetiye çıkarıyorlar</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yaz-sicaginda-en-riskli-urunler-zehirlenmeye-davetiye-cikariyorlar</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yaz-sicaginda-en-riskli-urunler-zehirlenmeye-davetiye-cikariyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında dikkat edilmediği takdirde pek çok ürün gıda zehirlenmesine davetiye çıkartabiliyor. İşte madde madde hassas olan ürünler ve önerilen tüketim koşulları.Tavuk, yumurta, sosis, sucuk, salam gibi şarküteri ve süt ürünleri, dondurma, yaş pasta, marul gibi yeşillikler ve kumpir başta olmak üzere mayonezin girdiği her ürün. Her birinin ayrı bir lezzeti var ancak dikkat edilmezse bakteri yuvasına dönüşebiliyorlar.  Özellikle yaz ayarında çok dikkat edilmeli. Ürünler dışarıda sıcakta tutulmamalı, mümkün olduğunca hızlı tüketilmeli. Hijyene özen gösterilmeli.  Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Senataş, &quot;Yaz aylarında bol miktarda tüketilen yeşil yapraklı sebzeler gıda zehirlenmesine yol açan maddelerin başında gelir. Günlük ortam sıcaklığı 30-35&#039;in üzerine geçiyorsa bu gıdaları 1 saatten fazla tutmamız lazım. Eti hazırlarken önceden ellerin 2 dakika su ve sabunla elle yıkanması gerekiyor. Et ve salata içni ayrı mutfak eşyaları mümkünse ayrı bıçak ve servis malzemeleri kullanılması gerekiyor.&quot; uyarılarında bulundu.   Pişirme koşulları da ayrı bir önem taşıyor.  Senataş, &quot;Çiğ et tüketeceksek tüketmeden önce 72 derecede mutlaka ısıtmak lazım. Pikniğe gidecek veya dışarıda tüketilecek yumurtanın 70 derecede tavuk etinin de 72 dereceye kadar ısıtılması lazım. Özellikle mayonezli salatalar veya katıldığı gıdalar servis edilene kadar buzdolabında tutulmalı&quot; dedi. DONDURMA UYARISI  Ve dondurma başta olmak üzere standlarda görmeye alışık olduğumuz lezzetler.  Senataş, &quot;Alanda satılırken servis yapan kişinin mutlaka eldiven olması lazım. Servis ettiği elinin dondurmaya külah veya kaba temas etmemesi lazım. Bu çok önemli taze ürün satışı ama bazen gece saatlerinde dolapların ısısı iyi ayarlanamazsa veya optimal olmazsa dondurmanın içidne olmasa bile çevresinde bakteri üreme riski yüksek.&quot; dedi.   Mide bulantısı, ishal, halsizlik gibi şikayetler artarak devam ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qjYV30eep0ycBcehWki-7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yaz, sıcağında, riskli, ürünler:, Zehirlenmeye, davetiye, çıkarıyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qjYV30eep0ycBcehWki-7A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yaz sıcağında en riskli ürünler"><p>Yaz aylarında dikkat edilmediği takdirde pek çok ürün gıda zehirlenmesine davetiye çıkartabiliyor. İşte madde madde hassas olan ürünler ve önerilen tüketim koşulları.</p><p>Tavuk, yumurta, sosis, sucuk, salam gibi şarküteri ve süt ürünleri, dondurma, yaş pasta, marul gibi yeşillikler ve kumpir başta olmak üzere mayonezin girdiği her ürün. Her birinin ayrı bir lezzeti var ancak dikkat edilmezse bakteri yuvasına dönüşebiliyorlar.  Özellikle yaz ayarında çok dikkat edilmeli. Ürünler dışarıda sıcakta tutulmamalı, mümkün olduğunca hızlı tüketilmeli. Hijyene özen gösterilmeli.  Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Senataş, "Yaz aylarında bol miktarda tüketilen yeşil yapraklı sebzeler gıda zehirlenmesine yol açan maddelerin başında gelir. Günlük ortam sıcaklığı 30-35'in üzerine geçiyorsa bu gıdaları 1 saatten fazla tutmamız lazım. Eti hazırlarken önceden ellerin 2 dakika su ve sabunla elle yıkanması gerekiyor. Et ve salata içni ayrı mutfak eşyaları mümkünse ayrı bıçak ve servis malzemeleri kullanılması gerekiyor." uyarılarında bulundu.   Pişirme koşulları da ayrı bir önem taşıyor.  Senataş, "Çiğ et tüketeceksek tüketmeden önce 72 derecede mutlaka ısıtmak lazım. Pikniğe gidecek veya dışarıda tüketilecek yumurtanın 70 derecede tavuk etinin de 72 dereceye kadar ısıtılması lazım. Özellikle mayonezli salatalar veya katıldığı gıdalar servis edilene kadar buzdolabında tutulmalı" dedi. </p><p><strong>DONDURMA UYARISI</strong>  Ve dondurma başta olmak üzere standlarda görmeye alışık olduğumuz lezzetler.  Senataş, "Alanda satılırken servis yapan kişinin mutlaka eldiven olması lazım. Servis ettiği elinin dondurmaya külah veya kaba temas etmemesi lazım. Bu çok önemli taze ürün satışı ama bazen gece saatlerinde dolapların ısısı iyi ayarlanamazsa veya optimal olmazsa dondurmanın içidne olmasa bile çevresinde bakteri üreme riski yüksek." dedi.   Mide bulantısı, ishal, halsizlik gibi şikayetler artarak devam ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.  </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaciğer yağlanması limon suyuyla geçer mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/karaciger-yaglanmasi-limon-suyuyla-gecer-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/karaciger-yaglanmasi-limon-suyuyla-gecer-mi</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda sosyal medyada hızla yayılan “limonlu suyla karaciğer detoksu” videoları, sağlık arayışındaki pek çok kişiyi etkisi altına aldı. Sabah aç karnına limonlu su içmenin yağlı karaciğeri tedavi ettiği yönündeki iddialar sıkça dile getirilse de uzmanlar, bu söylemlerin bilimsel temele dayanmadığı konusunda uyarıyor.Yağlı karaciğer hastalığı (hepatik steatoz), karaciğer dokusunda anormal yağ birikimiyle ortaya çıkan yaygın bir sağlık sorunu. Alkolik yağlı karaciğer (AFLD) ve alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer (NAFLD) olarak ikiye ayrılan bu hastalık, özellikle hareketsiz yaşam tarzı, yüksek kalorili beslenme ve insülin direnciyle doğrudan ilişkilendiriliyor.Limonun sindirimi kolaylaştırıcı ve C vitamini yönünden zengin olduğu bilimsel olarak kabul edilse de, karaciğerdeki yağı “temizlediği” yönündeki iddialar gerçeği yansıtmıyor. Tıbbi uzmanlar, bu tür söylemlerin halk sağlığını olumsuz etkileyebileceğini vurguluyor.Son yıllarda &quot;detoks&quot; kavramı, sağlık sektöründe sıkça pazarlanan bir terim haline geldi. Ancak uzmanlara göre, vücudun doğal detoksifikasyon sistemine sahip olan karaciğerin, limonlu su gibi basit yöntemlerle arındırılmasına ihtiyaç yok. Aksine, işlenmiş gıdalar, yüksek şekerli diyetler ve hareketsizlik gibi faktörler karaciğeri daha da zor durumda bırakıyor.Her sabah limonlu su içmek, şekerli içecek tüketiminin önüne geçebiliyorsa elbette faydalı olabilir. Ancak bu durum, karaciğer hastalıklarını tedavi ettiği anlamına gelmiyor.Sağlık uzmanları, yağlı karaciğerin tedavisinde temel yaklaşımın köklü yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu belirtiyor. İşte karaciğer sağlığını desteklemenin bilimsel yolları:Beslenme düzeni: Rafine karbonhidratlardan uzak durulmalı, tam tahıllar, sebzeler, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar tercih edilmeli.Düzenli egzersiz: Haftada en az beş gün, 30 dakika tempolu yürüyüş bile karaciğer yağlanmasını azaltmada etkili.Kilo kontrolü: Vücut ağırlığının %5-10’unu kaybetmek bile karaciğerdeki yağlanmayı önemli ölçüde azaltabiliyor.Kan şekeri ve insülin yönetimi: Tip 2 diyabet ya da insülin direnci olan bireylerin, kan şekeri düzeylerini dengelemeleri karaciğer sağlığı açısından kritik öneme sahip.Kolay çözümler kulağa cazip gelse de, uzmanlar gerçek iyileşmenin tutarlı alışkanlıklarla mümkün olduğunun altını çiziyor. Limonlu su içmek, sağlıklı bir rutinin parçası olabilir ancak başlı başına bir tedavi değildir.Limonlu suyu hayatınızdan çıkarmanız gerekmiyor. Ancak karaciğer sağlığı için asıl önem taşıyan, genel beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite ve metabolik dengeyi koruyacak bilinçli tercihlerdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y60nLXquY0KSiuSmtU0e6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğer, yağlanması, limon, suyuyla, geçer, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y60nLXquY0KSiuSmtU0e6A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaciğer yağlanması limon suyuyla geçer mi?"><p>Son yıllarda sosyal medyada hızla yayılan “limonlu suyla karaciğer detoksu” videoları, sağlık arayışındaki pek çok kişiyi etkisi altına aldı. Sabah aç karnına limonlu su içmenin yağlı karaciğeri tedavi ettiği yönündeki iddialar sıkça dile getirilse de uzmanlar, bu söylemlerin bilimsel temele dayanmadığı konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cZUFTjl4_kq3SFUnNxWczw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağlı karaciğer hastalığı (hepatik steatoz), karaciğer dokusunda anormal yağ birikimiyle ortaya çıkan yaygın bir sağlık sorunu. Alkolik yağlı karaciğer (AFLD) ve alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer (NAFLD) olarak ikiye ayrılan bu hastalık, özellikle hareketsiz yaşam tarzı, yüksek kalorili beslenme ve insülin direnciyle doğrudan ilişkilendiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ovD88oHQS0iw-oKGhxb_6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Limonun sindirimi kolaylaştırıcı ve C vitamini yönünden zengin olduğu bilimsel olarak kabul edilse de, karaciğerdeki yağı “temizlediği” yönündeki iddialar gerçeği yansıtmıyor. Tıbbi uzmanlar, bu tür söylemlerin halk sağlığını olumsuz etkileyebileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ogTqaHvejE2twmf2ggd9WQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda "detoks" kavramı, sağlık sektöründe sıkça pazarlanan bir terim haline geldi. Ancak uzmanlara göre, vücudun doğal detoksifikasyon sistemine sahip olan karaciğerin, limonlu su gibi basit yöntemlerle arındırılmasına ihtiyaç yok. Aksine, işlenmiş gıdalar, yüksek şekerli diyetler ve hareketsizlik gibi faktörler karaciğeri daha da zor durumda bırakıyor.Her sabah limonlu su içmek, şekerli içecek tüketiminin önüne geçebiliyorsa elbette faydalı olabilir. Ancak bu durum, karaciğer hastalıklarını tedavi ettiği anlamına gelmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I9y4-GhtdkCaftpysiVCeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık uzmanları, yağlı karaciğerin tedavisinde temel yaklaşımın köklü yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu belirtiyor. İşte karaciğer sağlığını desteklemenin bilimsel yolları:Beslenme düzeni: Rafine karbonhidratlardan uzak durulmalı, tam tahıllar, sebzeler, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar tercih edilmeli.Düzenli egzersiz: Haftada en az beş gün, 30 dakika tempolu yürüyüş bile karaciğer yağlanmasını azaltmada etkili.Kilo kontrolü: Vücut ağırlığının %5-10’unu kaybetmek bile karaciğerdeki yağlanmayı önemli ölçüde azaltabiliyor.Kan şekeri ve insülin yönetimi: Tip 2 diyabet ya da insülin direnci olan bireylerin, kan şekeri düzeylerini dengelemeleri karaciğer sağlığı açısından kritik öneme sahip.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qXN06l3K20eQcK3n8WHQzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolay çözümler kulağa cazip gelse de, uzmanlar gerçek iyileşmenin tutarlı alışkanlıklarla mümkün olduğunun altını çiziyor. Limonlu su içmek, sağlıklı bir rutinin parçası olabilir ancak başlı başına bir tedavi değildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gTMLxJdYAkqxA3x4W3kTag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Limonlu suyu hayatınızdan çıkarmanız gerekmiyor. Ancak karaciğer sağlığı için asıl önem taşıyan, genel beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite ve metabolik dengeyi koruyacak bilinçli tercihlerdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bebeklere özel geliştirilen ilk sıtma ilacı onaylandı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bebeklere-oezel-gelistirilen-ilk-sitma-ilaci-onaylandi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bebeklere-oezel-gelistirilen-ilk-sitma-ilaci-onaylandi</guid>
<description><![CDATA[ Bebekler için geliştirilen ilk sıtma ilacı onay aldı, önümüzdeki haftalarda Afrika’da kullanıma sunulacak. İlacın, yüksek bebek ölümlerini azaltması ve &quot;tedavi boşluğunu&quot; kapatması bekleniyor.Bebekler ve çok küçük çocuklar için uygun ilk sıtma ilacı onay aldı. İlacın önümüzdeki haftalarda Afrika ülkelerinde kullanıma sunulması bekleniyor.   Bugüne kadar bebekler için özel olarak onaylanmış bir sıtma tedavisi bulunmuyordu. Bunun yerine, daha büyük çocuklara yönelik formüller kullanılıyordu ve bu da doz aşımı riski taşıyordu.   2023 yılında sıtma nedeniyle yaklaşık 597 bin ölüm meydana geldi; bu ölümlerin neredeyse tamamı Afrika&#039;da yaşandı ve dörtte üçünden fazlası beş yaş altı çocuklardı. İLAÇ EKSİKLİĞİ &quot;TEDAVİ BOŞLUĞU&quot; OLDU  4,5 kilogramın altındaki bebekler için özel ilaç eksikliği, &quot;tedavi boşluğu&quot; olarak tanımlanıyordu.   İsviçreli ilaç firması Novartis tarafından geliştirilen ve bazı ülkelerde Coartem Baby ya da Riamet Baby olarak bilinen yeni ilaç, bu boşluğu dolduracak şekilde İsviçre sağlık otoriteleri tarafından onaylandı. İlacın büyük ölçüde kar amacı gütmeden piyasaya sunulacağı belirtildi. AFRİKA ÜLKELERİNDE KULLANILACAK  Novartis CEO’su Vas Narasimhan, “En küçük ve en savunmasızların da hak ettikleri tedaviyi alabilmesi için bu ilaç çok önemli” diye konuştu.  İlaç, İngiltere, İsviçre ve Hollanda hükümetlerinin yanı sıra Dünya Bankası ve Rockefeller Vakfı’nın desteklediği İsviçre merkezli Medicines for Malaria Venture (MMV) ile iş birliğiyle geliştirildi.   Sekiz Afrika ülkesi ilacın klinik denemelerine katıldı ve ilk erişen ülkeler arasında olacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9LiRdHZcHUSJdrTi0ygDOg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bebeklere, özel, geliştirilen, ilk, sıtma, ilacı, onaylandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9LiRdHZcHUSJdrTi0ygDOg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bebeklere özel ilk sıtma ilacı onaylandı"><p>Bebekler için geliştirilen ilk sıtma ilacı onay aldı, önümüzdeki haftalarda Afrika’da kullanıma sunulacak. İlacın, yüksek bebek ölümlerini azaltması ve "tedavi boşluğunu" kapatması bekleniyor.</p><p>Bebekler ve çok küçük çocuklar için uygun ilk sıtma ilacı onay aldı. İlacın önümüzdeki haftalarda Afrika ülkelerinde kullanıma sunulması bekleniyor.   Bugüne kadar bebekler için özel olarak onaylanmış bir sıtma tedavisi bulunmuyordu. Bunun yerine, daha büyük çocuklara yönelik formüller kullanılıyordu ve bu da doz aşımı riski taşıyordu.   2023 yılında sıtma nedeniyle yaklaşık 597 bin ölüm meydana geldi; bu ölümlerin neredeyse tamamı Afrika'da yaşandı ve dörtte üçünden fazlası beş yaş altı çocuklardı.</p><p><strong> İLAÇ EKSİKLİĞİ "TEDAVİ BOŞLUĞU" OLDU</strong>  4,5 kilogramın altındaki bebekler için özel ilaç eksikliği, "tedavi boşluğu" olarak tanımlanıyordu.   İsviçreli ilaç firması Novartis tarafından geliştirilen ve bazı ülkelerde Coartem Baby ya da Riamet Baby olarak bilinen yeni ilaç, bu boşluğu dolduracak şekilde İsviçre sağlık otoriteleri tarafından onaylandı. İlacın büyük ölçüde kar amacı gütmeden piyasaya sunulacağı belirtildi.</p><p><strong> AFRİKA ÜLKELERİNDE KULLANILACAK</strong>  Novartis CEO’su Vas Narasimhan, “En küçük ve en savunmasızların da hak ettikleri tedaviyi alabilmesi için bu ilaç çok önemli” diye konuştu.  İlaç, İngiltere, İsviçre ve Hollanda hükümetlerinin yanı sıra Dünya Bankası ve Rockefeller Vakfı’nın desteklediği İsviçre merkezli Medicines for Malaria Venture (MMV) ile iş birliğiyle geliştirildi.   Sekiz Afrika ülkesi ilacın klinik denemelerine katıldı ve ilk erişen ülkeler arasında olacak.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüksek tansiyondan diyabete: 7 besin her derde deva</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yuksek-tansiyondan-diyabete-7-besin-her-derde-deva</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yuksek-tansiyondan-diyabete-7-besin-her-derde-deva</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak ve hastalıklara karşı dirençli olmanın yolu sağlıklı beslenmekten geçiyor. Doğru ve dengeli beslenmek yaygın bazı sağlık sorunlarıyla mücadele etmenize yardımcı olabiliyor.Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, doğru beslenmenin sağlık üzerindeki etkisini vurgulayarak, yaygın sağlık sorunları için doğal ve etkili gıda önerilerinde bulundu. Harvard ve Stanford’da eğitim gören Dr. Sethi, Instagram’da paylaştığı videoda, “Yedikleriniz sadece enerjinizi değil, kan basıncınızı, kan şekerinizi, ruh halinizi ve ağrılarınızı da doğrudan etkiler” dedi.Dr. Sethi, 6 yaygın sağlık sorunu için bilimsel araştırmalarla desteklenen ve düzenli tüketildiğinde iyileştirici etkisi kanıtlanmış gıdaları anlattı.Dünya genelinde milyonlarca insanın mücadele ettiği yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarının temel nedenlerinden biri. Dr. Sethi, nitrat açısından zengin olan pancarın, kan damarlarını genişleterek kan basıncını düşürmede etkili olduğunu belirtti. 2017 tarihli bir meta-analiz, pancar suyunun sistolik kan basıncını 4-5 mmHg kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.Diyabet yönetiminde yulafın önemine dikkat çeken Dr. Sethi, yulafın özellikle beta-glukan adlı çözünür lif içeriğiyle kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olduğunu söyledi. 2022 tarihli bir çalışma, düzenli yulaf tüketiminin tip 2 diyabet hastalarında insülin duyarlılığını artırdığını gösterdi.Gastroenterolog, ruh sağlığı üzerinde olumlu etkisi olan besinlere de işaret etti. Kaygı için papatya çayını öneren Dr. Sethi, bu bitkinin sakinleştirici apigenin bileşiği sayesinde gevşemeyi desteklediğini belirtti. 2024 tarihli araştırmalar, papatya çayının kaygı semptomlarını azaltabileceğini doğruladı. Depresyonla mücadelede ise yaban mersininin antioksidan flavonoidlerle zengin olduğunu vurguladı. Aynı yıl yapılan bir çalışma, yaban mersini suyunun 20 gün içinde depresyon ve kaygı semptomlarını önemli ölçüde düşürdüğünü ortaya koydu.Demir eksikliği anemisinde kırmızı etin en iyi çözüm olduğunu ifade eden Dr. Sethi, 3 onsluk bir kırmızı et porsiyonunun günlük demir ihtiyacının büyük bölümünü karşıladığını söyledi. Bitki bazlı beslenenler için ise mercimek önerisi yaptı. Mercimeğin hem olmayan demir içerdiğini ve C vitamini açısından zengin yiyeceklerle birlikte tüketildiğinde emiliminin arttığını belirtti.Sırt ağrısıyla baş edenler için zerdeçalı tavsiye eden Dr. Sethi, aktif bileşiği kurkuminin güçlü anti-inflamatuar etkisiyle kronik ağrı ve iltihabı azaltmada önemli rol oynadığını söyledi.
Dr. Sethi’nin önerileri, sağlıklı yaşam için basit ama etkili beslenme alışkanlıklarının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Gıdanın tıbbi gücü, hastalıkların yönetiminde tamamlayıcı ve önleyici bir rol üstleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EhEl-z0xTEq08g_AO8ogGg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, tansiyondan, diyabete:, besin, her, derde, deva</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EhEl-z0xTEq08g_AO8ogGg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yüksek tansiyondan diyabete: 7 besin her derde deva"><p>Sağlıklı bir vücuda sahip olmak ve hastalıklara karşı dirençli olmanın yolu sağlıklı beslenmekten geçiyor. Doğru ve dengeli beslenmek yaygın bazı sağlık sorunlarıyla mücadele etmenize yardımcı olabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LAyPmuRT1EmdpMopAapg5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, doğru beslenmenin sağlık üzerindeki etkisini vurgulayarak, yaygın sağlık sorunları için doğal ve etkili gıda önerilerinde bulundu. Harvard ve Stanford’da eğitim gören Dr. Sethi, Instagram’da paylaştığı videoda, “Yedikleriniz sadece enerjinizi değil, kan basıncınızı, kan şekerinizi, ruh halinizi ve ağrılarınızı da doğrudan etkiler” dedi.Dr. Sethi, 6 yaygın sağlık sorunu için bilimsel araştırmalarla desteklenen ve düzenli tüketildiğinde iyileştirici etkisi kanıtlanmış gıdaları anlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2IkKc8jsvUyerwH0CQn_5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya genelinde milyonlarca insanın mücadele ettiği yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarının temel nedenlerinden biri. Dr. Sethi, nitrat açısından zengin olan pancarın, kan damarlarını genişleterek kan basıncını düşürmede etkili olduğunu belirtti. 2017 tarihli bir meta-analiz, pancar suyunun sistolik kan basıncını 4-5 mmHg kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bTXNAyuK-EGRKb9jf--G7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabet yönetiminde yulafın önemine dikkat çeken Dr. Sethi, yulafın özellikle beta-glukan adlı çözünür lif içeriğiyle kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olduğunu söyledi. 2022 tarihli bir çalışma, düzenli yulaf tüketiminin tip 2 diyabet hastalarında insülin duyarlılığını artırdığını gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UPXgouEn4UCwF8IQaa1Kpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gastroenterolog, ruh sağlığı üzerinde olumlu etkisi olan besinlere de işaret etti. Kaygı için papatya çayını öneren Dr. Sethi, bu bitkinin sakinleştirici apigenin bileşiği sayesinde gevşemeyi desteklediğini belirtti. 2024 tarihli araştırmalar, papatya çayının kaygı semptomlarını azaltabileceğini doğruladı. Depresyonla mücadelede ise yaban mersininin antioksidan flavonoidlerle zengin olduğunu vurguladı. Aynı yıl yapılan bir çalışma, yaban mersini suyunun 20 gün içinde depresyon ve kaygı semptomlarını önemli ölçüde düşürdüğünü ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iX9-eir9KEawmd9T4Y5b9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir eksikliği anemisinde kırmızı etin en iyi çözüm olduğunu ifade eden Dr. Sethi, 3 onsluk bir kırmızı et porsiyonunun günlük demir ihtiyacının büyük bölümünü karşıladığını söyledi. Bitki bazlı beslenenler için ise mercimek önerisi yaptı. Mercimeğin hem olmayan demir içerdiğini ve C vitamini açısından zengin yiyeceklerle birlikte tüketildiğinde emiliminin arttığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ioFm0D_UCEOQf4REgBPb3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sırt ağrısıyla baş edenler için zerdeçalı tavsiye eden Dr. Sethi, aktif bileşiği kurkuminin güçlü anti-inflamatuar etkisiyle kronik ağrı ve iltihabı azaltmada önemli rol oynadığını söyledi.
Dr. Sethi’nin önerileri, sağlıklı yaşam için basit ama etkili beslenme alışkanlıklarının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Gıdanın tıbbi gücü, hastalıkların yönetiminde tamamlayıcı ve önleyici bir rol üstleniyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücudunuz size ne anlatıyor? Böbreklerinizin iyi olduğunu gösteren 5 işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vucudunuz-size-ne-anlatiyor-boebreklerinizin-iyi-oldugunu-goesteren-5-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vucudunuz-size-ne-anlatiyor-boebreklerinizin-iyi-oldugunu-goesteren-5-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Böbrekler, insan vücudunun sessiz kahramanları olarak biliniyor. Yumruk büyüklüğünde iki küçük organ, göğüs kafesinin hemen altında 7 gün 24 saat çalışarak kanı süzüyor, sıvı dengesini koruyor ve vücudun kimyasal düzenini sağlıyor. Ancak kalp ya da mide gibi belirgin sinyaller vermeyen böbrekler, işlevlerinde bir sorun ortaya çıkmadıkça pek fazla dikkat çekmiyor.Uzmanlar, sağlıklı böbreklerin varlığını anlamak için bazı küçük ama önemli belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. İşte vücudunuzun böbrek sağlığı hakkında verdiği sessiz işaretler:Sabahları ağızda kötü tat, kuruluk ya da ağır bir koku olmadan uyanmak sağlıklı böbreklerin habercisi olabilir. Böbrekler, kandaki atıkları – özellikle de üreyi – filtreleyerek vücuttan uzaklaştırır. Eğer bu süreç düzgün ilerliyorsa, nefes sabah saatlerinde bile temiz ve nötr kalır. Aksi durumda balık ya da amonyak benzeri kokular ortaya çıkabilir.Kronik yorgunluk genellikle uyku düzeniyle ilişkilendirilse de altta yatan sebep böbreklerle ilgili olabilir. Sağlıklı böbrekler, kemik iliğini kırmızı kan hücresi üretimi için uyaran eritropoietin adlı hormonu salgılar. Bu hücreler vücuda oksijen taşır ve enerji seviyesini dengede tutar. Gün boyunca yaşanan yüksek enerji, böbrek-hormon dengesinin sağlıklı çalıştığını gösterebilir.Böbrekler, vücuttaki sıvı dengesini ve elektrolitleri düzenleyerek cildin nem seviyesini korur. Cildin pul pul olmadan, gerginlik hissi yaratmadan doğal bir esneklik göstermesi, yeterli sıvı yönetiminin ve sağlıklı böbrek fonksiyonlarının belirtisi olabilir.Yüzde ya da göz çevresinde görülen sabah şişlikleri sadece uykusuzluk ya da tuzlu yemeklerin değil, böbreklerin sıvı dengesini yeterince sağlayamamasının da sonucu olabilir. Her sabah aynada şişkinlik olmadan karşılaşılan bir yüz, böbreklerin gece boyunca görevini başarıyla yerine getirdiğine işaret eder.Kas krampları genellikle magnezyum ve potasyum dengesizliklerinden kaynaklanır. Bu minerallerin düzenlenmesi de böbreklerin temel görevleri arasında yer alır. Sık yaşanmayan kas krampları, minerallerin vücutta dengede olduğunu ve böbreklerin işlevlerini yerine getirdiğini gösterebilir.Vücudunuz size birçok konuda ipuçları verir. Böbreklerinizin sağlığı da bunlardan biri. Sabah nefesinizin tazeliğinden gün içindeki enerjinize, cilt neminizden sabah şişliklerine kadar birçok detay aslında iç organlarınızın sizinle sessizce konuşma biçimi olabilir. Uzmanlar, bu belirtilerin düzenli olarak gözlemlenmesini ve herhangi bir değişiklikte hekime danışılmasını öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JutafaAx0UiMAf_9PAaxTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudunuz, size, anlatıyor, Böbreklerinizin, iyi, olduğunu, gösteren, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JutafaAx0UiMAf_9PAaxTA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücudunuz size ne anlatıyor? Böbreklerinizin iyi olduğunu gösteren 5 işaret"><p>Böbrekler, insan vücudunun sessiz kahramanları olarak biliniyor. Yumruk büyüklüğünde iki küçük organ, göğüs kafesinin hemen altında 7 gün 24 saat çalışarak kanı süzüyor, sıvı dengesini koruyor ve vücudun kimyasal düzenini sağlıyor. Ancak kalp ya da mide gibi belirgin sinyaller vermeyen böbrekler, işlevlerinde bir sorun ortaya çıkmadıkça pek fazla dikkat çekmiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bboi-sH_QkO3IaFympPYgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, sağlıklı böbreklerin varlığını anlamak için bazı küçük ama önemli belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. İşte vücudunuzun böbrek sağlığı hakkında verdiği sessiz işaretler:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ug_WtIg3XkGPrK20a4WDPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları ağızda kötü tat, kuruluk ya da ağır bir koku olmadan uyanmak sağlıklı böbreklerin habercisi olabilir. Böbrekler, kandaki atıkları – özellikle de üreyi – filtreleyerek vücuttan uzaklaştırır. Eğer bu süreç düzgün ilerliyorsa, nefes sabah saatlerinde bile temiz ve nötr kalır. Aksi durumda balık ya da amonyak benzeri kokular ortaya çıkabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jMD1S2MAB0KS1iTGLWspAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik yorgunluk genellikle uyku düzeniyle ilişkilendirilse de altta yatan sebep böbreklerle ilgili olabilir. Sağlıklı böbrekler, kemik iliğini kırmızı kan hücresi üretimi için uyaran eritropoietin adlı hormonu salgılar. Bu hücreler vücuda oksijen taşır ve enerji seviyesini dengede tutar. Gün boyunca yaşanan yüksek enerji, böbrek-hormon dengesinin sağlıklı çalıştığını gösterebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EgsvQzukJEevZ1o9PlQreQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrekler, vücuttaki sıvı dengesini ve elektrolitleri düzenleyerek cildin nem seviyesini korur. Cildin pul pul olmadan, gerginlik hissi yaratmadan doğal bir esneklik göstermesi, yeterli sıvı yönetiminin ve sağlıklı böbrek fonksiyonlarının belirtisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sPuEWnhc702HcVRhvoKoog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüzde ya da göz çevresinde görülen sabah şişlikleri sadece uykusuzluk ya da tuzlu yemeklerin değil, böbreklerin sıvı dengesini yeterince sağlayamamasının da sonucu olabilir. Her sabah aynada şişkinlik olmadan karşılaşılan bir yüz, böbreklerin gece boyunca görevini başarıyla yerine getirdiğine işaret eder.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wn5GqqxILU2bPdRBVMtj1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas krampları genellikle magnezyum ve potasyum dengesizliklerinden kaynaklanır. Bu minerallerin düzenlenmesi de böbreklerin temel görevleri arasında yer alır. Sık yaşanmayan kas krampları, minerallerin vücutta dengede olduğunu ve böbreklerin işlevlerini yerine getirdiğini gösterebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sB_QVnesbkOSOmVW4Qx9ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuz size birçok konuda ipuçları verir. Böbreklerinizin sağlığı da bunlardan biri. Sabah nefesinizin tazeliğinden gün içindeki enerjinize, cilt neminizden sabah şişliklerine kadar birçok detay aslında iç organlarınızın sizinle sessizce konuşma biçimi olabilir. Uzmanlar, bu belirtilerin düzenli olarak gözlemlenmesini ve herhangi bir değişiklikte hekime danışılmasını öneriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>10&amp;10&amp;10 kuralı: Göz sağlığını tehdit ediyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/10-10-10-kurali-goez-sagligini-tehdit-ediyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/10-10-10-kurali-goez-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Artan ekran süresi, göz sağlığı üzerinde ciddi etkiler yaratıyor. Uzmanlar, mobil cihazlar, bilgisayarlar ve televizyonlar karşısında geçirilen uzun saatlerin &quot;dijital göz yorgunluğu&quot;na yol açtığına dikkat çekiyor. Bu durum; kuru gözler, bulanık görme ve baş ağrısı gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor.Göz sağlığını korumak adına basit ancak etkili bir yöntem öneren uzmanlar, &quot;10-10-10 kuralı&quot;nın uygulanmasını tavsiye ediyor.Bu kurala göre, ekran başında geçirilen her 10 dakikada bir, en az 10 fit (yaklaşık 3 metre) uzaklıktaki bir nesneye 10 saniye süreyle bakmak gerekiyor. Bu kısa molalar, göz kaslarının gevşemesine, göz yüzeyinin yeniden nemlenmesine ve odaklanma kabiliyetinin korunmasına yardımcı oluyor.Günümüzde birçok kişi gerek iş, gerekse sosyal yaşam nedeniyle uzun saatler boyunca ekranlara bakmak zorunda kalıyor. Bu alışkanlık, &quot;bilgisayar görüş sendromu&quot; olarak da bilinen dijital göz yorgunluğunu beraberinde getiriyor. Uzmanlar, özellikle göz kırpma refleksinin ekran karşısında ciddi ölçüde azaldığını belirtiyor. Normal şartlarda dakikada 15-20 kez göz kırpan bireyler, ekran kullanımında bu refleksi yarı yarıya kaybedebiliyor. Bu durum da gözlerde kuruluk, batma hissi ve kızarıklık gibi sorunları artırıyor.10-10-10 kuralı dijital göz yorgunluğuyla mücadelede önemli bir adım olsa da, tek başına yeterli değil. Uzmanlar, ekranla göz arasındaki mesafenin 20-24 inç (yaklaşık 50-60 cm) olması gerektiğini, ekranların uygun seviyede aydınlatılması ve düzenli göz muayenelerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.Ayrıca, mavi ışık filtreli gözlükler ya da ekran koruyucular kullanmak, ekran kullanım süresince dik oturmak ve yeterli sıvı tüketimi gibi alışkanlıklar da göz sağlığını korumada etkili rol oynuyor.Uzmanlar, dijital çağın gerekliliklerinden kopmanın zor olduğunun altını çizerek, &quot;Tamamen ekranlardan uzak kalmak gerçekçi değil.Ancak göz sağlığını korumak bizim elimizde. Sadece 10 saniyelik kısa bir bakış bile, gözleriniz için büyük fark yaratabilir&quot; uyarısında bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NYs4Tl2Jp0anDbM_mmc8Aw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>10-10-10, kuralı:, Göz, sağlığını, tehdit, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NYs4Tl2Jp0anDbM_mmc8Aw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="10-10-10 kuralı: Göz sağlığını tehdit ediyor"><p>Artan ekran süresi, göz sağlığı üzerinde ciddi etkiler yaratıyor. Uzmanlar, mobil cihazlar, bilgisayarlar ve televizyonlar karşısında geçirilen uzun saatlerin "dijital göz yorgunluğu"na yol açtığına dikkat çekiyor. Bu durum; kuru gözler, bulanık görme ve baş ağrısı gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MjWc1-Hr6EWaAjD9Cv5yBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz sağlığını korumak adına basit ancak etkili bir yöntem öneren uzmanlar, "10-10-10 kuralı"nın uygulanmasını tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ih_WLeJIlU6iA6FGx7gOYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu kurala göre, ekran başında geçirilen her 10 dakikada bir, en az 10 fit (yaklaşık 3 metre) uzaklıktaki bir nesneye 10 saniye süreyle bakmak gerekiyor. Bu kısa molalar, göz kaslarının gevşemesine, göz yüzeyinin yeniden nemlenmesine ve odaklanma kabiliyetinin korunmasına yardımcı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/USMGXns-8kSiTOhith1yLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günümüzde birçok kişi gerek iş, gerekse sosyal yaşam nedeniyle uzun saatler boyunca ekranlara bakmak zorunda kalıyor. Bu alışkanlık, "bilgisayar görüş sendromu" olarak da bilinen dijital göz yorgunluğunu beraberinde getiriyor. Uzmanlar, özellikle göz kırpma refleksinin ekran karşısında ciddi ölçüde azaldığını belirtiyor. Normal şartlarda dakikada 15-20 kez göz kırpan bireyler, ekran kullanımında bu refleksi yarı yarıya kaybedebiliyor. Bu durum da gözlerde kuruluk, batma hissi ve kızarıklık gibi sorunları artırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/184Mhu5ZIEmNLTZzWBWz9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>10-10-10 kuralı dijital göz yorgunluğuyla mücadelede önemli bir adım olsa da, tek başına yeterli değil. Uzmanlar, ekranla göz arasındaki mesafenin 20-24 inç (yaklaşık 50-60 cm) olması gerektiğini, ekranların uygun seviyede aydınlatılması ve düzenli göz muayenelerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NsFEsNpxAk2Rs9hEN0Zmpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca, mavi ışık filtreli gözlükler ya da ekran koruyucular kullanmak, ekran kullanım süresince dik oturmak ve yeterli sıvı tüketimi gibi alışkanlıklar da göz sağlığını korumada etkili rol oynuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xpJwL3tVoEGwPInskCV2Bw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, dijital çağın gerekliliklerinden kopmanın zor olduğunun altını çizerek, "Tamamen ekranlardan uzak kalmak gerçekçi değil.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/udJ62W8O20-FXA-7_IcrDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak göz sağlığını korumak bizim elimizde. Sadece 10 saniyelik kısa bir bakış bile, gözleriniz için büyük fark yaratabilir" uyarısında bulunuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>D vitamini mi kalsiyum takviyesi mi: Hangisi daha önemli?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/d-vitamini-mi-kalsiyum-takviyesi-mi-hangisi-daha-oenemli</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/d-vitamini-mi-kalsiyum-takviyesi-mi-hangisi-daha-oenemli</guid>
<description><![CDATA[ Kemik sağlığını korumak için hayati öneme sahip olan D vitamini ve kalsiyum, yalnızca bireysel olarak değil, birlikte alındıklarında da vücut için kritik roller üstleniyor. Peki bu iki temel besin maddesi arasında hangisi daha önemli? Hangi koşullarda, nasıl kullanılmalı? Uzmanlar, bu soruların yanıtını arıyor.“Güneş vitamini” olarak bilinen D vitamini, vücutta kalsiyum emilimini destekleyerek kemik mineralizasyonunu sağlıyor. Aynı zamanda bağışıklık sistemi, sinir fonksiyonları ve kas hareketlerinde de önemli bir rol oynuyor. Eksikliği ise çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde ise osteomalazi gibi kemik yumuşamasına yol açan hastalıkları tetikleyebiliyor.Vücudun D vitamini üretimi, güneş ışığındaki UVB ışınlarının ciltteki kolesterolle etkileşmesiyle doğal olarak gerçekleşiyor. Ancak cilt tonu, enlem, mevsim, güneş kremi kullanımı ve güneşe maruz kalma süresi gibi faktörler bu üretimi etkileyebiliyor. Yağlı balıklar, yumurta sarısı ve D vitaminiyle zenginleştirilmiş süt ürünleri de sınırlı miktarda bu vitamini sağlayabiliyor. Özellikle kış aylarında ya da güneş ışığına erişimin kısıtlı olduğu dönemlerde, takviye kullanımı öneriliyor.Kalsiyum ise yalnızca kemiklerin değil, dişlerin yapısını da destekleyen bir mineral. Ayrıca kas kasılması, kalp ritmi ve kan pıhtılaşması gibi hayati süreçlerde de görev alıyor.Süt ürünleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve kalsiyumla zenginleştirilmiş portakal suyu gibi besinler, bu mineralin doğal kaynakları arasında yer alıyor. Ancak yeterli alımın sağlanamadığı durumlarda takviye kullanımı gündeme gelebiliyor. Öte yandan aşırı kalsiyum tüketimi, böbrek taşı ve kardiyovasküler sorunlar gibi sağlık risklerine yol açabileceğinden, takviyelerin dikkatle kullanılması gerekiyor.Uzmanlara göre, D vitamini ve kalsiyum birbirinden ayrı değerlendirilemez. Çünkü D vitamini olmadan kalsiyumun emilimi ciddi şekilde azalıyor. Özellikle yaşla birlikte artan osteoporoz ve kemik kırığı riskini azaltmak için her iki besinin birlikte ve dengeli bir şekilde alınması şart.Takviyelerin alınma zamanı, vücut tarafından en verimli şekilde kullanılmaları açısından büyük önem taşıyor. D vitamini yağda çözünen bir vitamin olduğu için, yağ içeren bir öğünle birlikte alınması öneriliyor. Günün hangi saati olduğu önemli olmamakla birlikte, bazı kişiler sabahları enerji verici etkisi nedeniyle bu vitamini sabah saatlerinde almayı tercih ediyor.Kalsiyum takviyeleri ise genellikle öğünlerle birlikte ve bölünmüş dozlarda alındığında daha iyi emiliyor.Ancak her bireyin sağlık durumu farklı olduğundan, herhangi bir takviye kullanmadan önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışılması gerekiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için takviye ürünler kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/noEmA9yEwU-9lvCiyhqZlQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini, kalsiyum, takviyesi, mi:, Hangisi, daha, önemli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/noEmA9yEwU-9lvCiyhqZlQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="D vitamini mi kalsiyum takviyesi mi: Hangisi daha önemli?"><p>Kemik sağlığını korumak için hayati öneme sahip olan D vitamini ve kalsiyum, yalnızca bireysel olarak değil, birlikte alındıklarında da vücut için kritik roller üstleniyor. Peki bu iki temel besin maddesi arasında hangisi daha önemli? Hangi koşullarda, nasıl kullanılmalı? Uzmanlar, bu soruların yanıtını arıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CJODbxfSckeRGkZ22A_bOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Güneş vitamini” olarak bilinen D vitamini, vücutta kalsiyum emilimini destekleyerek kemik mineralizasyonunu sağlıyor. Aynı zamanda bağışıklık sistemi, sinir fonksiyonları ve kas hareketlerinde de önemli bir rol oynuyor. Eksikliği ise çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde ise osteomalazi gibi kemik yumuşamasına yol açan hastalıkları tetikleyebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hwtHmW54_U6Bm50Ggwd3ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudun D vitamini üretimi, güneş ışığındaki UVB ışınlarının ciltteki kolesterolle etkileşmesiyle doğal olarak gerçekleşiyor. Ancak cilt tonu, enlem, mevsim, güneş kremi kullanımı ve güneşe maruz kalma süresi gibi faktörler bu üretimi etkileyebiliyor. Yağlı balıklar, yumurta sarısı ve D vitaminiyle zenginleştirilmiş süt ürünleri de sınırlı miktarda bu vitamini sağlayabiliyor. Özellikle kış aylarında ya da güneş ışığına erişimin kısıtlı olduğu dönemlerde, takviye kullanımı öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ONGY8Pwq4kidmKH6nz0Dtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum ise yalnızca kemiklerin değil, dişlerin yapısını da destekleyen bir mineral. Ayrıca kas kasılması, kalp ritmi ve kan pıhtılaşması gibi hayati süreçlerde de görev alıyor.Süt ürünleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve kalsiyumla zenginleştirilmiş portakal suyu gibi besinler, bu mineralin doğal kaynakları arasında yer alıyor. Ancak yeterli alımın sağlanamadığı durumlarda takviye kullanımı gündeme gelebiliyor. Öte yandan aşırı kalsiyum tüketimi, böbrek taşı ve kardiyovasküler sorunlar gibi sağlık risklerine yol açabileceğinden, takviyelerin dikkatle kullanılması gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DAFXKwnldkWBaM2E9fL2Ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, D vitamini ve kalsiyum birbirinden ayrı değerlendirilemez. Çünkü D vitamini olmadan kalsiyumun emilimi ciddi şekilde azalıyor. Özellikle yaşla birlikte artan osteoporoz ve kemik kırığı riskini azaltmak için her iki besinin birlikte ve dengeli bir şekilde alınması şart.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iJC6TUE5WUOgj7e1DAe4gA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Takviyelerin alınma zamanı, vücut tarafından en verimli şekilde kullanılmaları açısından büyük önem taşıyor. D vitamini yağda çözünen bir vitamin olduğu için, yağ içeren bir öğünle birlikte alınması öneriliyor. Günün hangi saati olduğu önemli olmamakla birlikte, bazı kişiler sabahları enerji verici etkisi nedeniyle bu vitamini sabah saatlerinde almayı tercih ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/foXBvakTREGdBQIjq_JfHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum takviyeleri ise genellikle öğünlerle birlikte ve bölünmüş dozlarda alındığında daha iyi emiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oDaXJyY7jUqKAofgeFrg-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak her bireyin sağlık durumu farklı olduğundan, herhangi bir takviye kullanmadan önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışılması gerekiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için takviye ürünler kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp çarpıntısı tehlikeli midir? İşte bilinmeyenler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-carpintisi-tehlikeli-midir-iste-bilinmeyenler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-carpintisi-tehlikeli-midir-iste-bilinmeyenler</guid>
<description><![CDATA[ Kalp çarpıntısı, pek çok kişinin zaman zaman deneyimlediği ancak çoğu kez göz ardı edilen bir durum. Kalbin hızlı, düzensiz veya güçlü atması olarak tanımlanan bu his; göğüste, boğazda veya boyunda hissedilebilir ve genellikle birkaç saniye ile birkaç dakika arasında sürer. Ancak kimi zaman kalp çarpıntıları daha uzun sürebilir ve altta yatan ciddi sağlık sorunlarının belirtisi olabilir.Kalp çarpıntısı, kalbinizin yarışıyor, çırpınıyor veya atımları atlıyormuş gibi hissettirmesi durumudur. Fiziksel aktivite esnasında veya dinlenme halinde ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde bu durum panik veya kaygıyla karışabilir, ancak çoğu zaman kalp çarpıntısı zararsızdır ve geçicidir.Uzmanlar, kalp çarpıntısının çoğunlukla aşağıdaki faktörlerden kaynaklandığını belirtiyor:Stres ve Duygusal Anlar: Kaygı, panik atak ve ani korku kalp atış hızını yükseltebilir.Fiziksel Aktivite: Egzersiz sırasında kalp hızı doğal olarak artar.Uyarıcı Maddeler: Kafein, nikotin, bazı soğuk algınlığı ilaçlarıHormonal Değişiklikler: Hamilelik, adet dönemi veya menopoz gibi durumlar kalp ritmini etkileyebilir.İlaçlar ve Diğer Faktörler: Bazı ilaçlar, ateş, susuzluk, uyku eksikliği ve elektrolit dengesizlikleri de tetikleyici olabilir.Her ne kadar çoğu kalp çarpıntısı zararsız olsa da, bazı durumlarda acil müdahale gerektirir. Özellikle sık sık tekrar eden, uzun süren veya başka şikayetlerle birlikte görülen çarpıntılar önemlidir. Bunlar:Aritmiler: Kalbin düzensiz, çok hızlı veya çok yavaş atmasıdır. Bayılma ve kalp durması riskini artırabilir.Kalp Hastalıkları: Kalp kapakçığı sorunları, kardiyomiyopati veya geçmişte yaşanmış kalp krizi gibi durumlar çarpıntıya yol açabilir.Tiroid Problemleri: Özellikle aşırı aktif tiroid bezi kalp ritmini bozabilir.Diğer Tıbbi Sorunlar: Şiddetli anemi, düşük kan şekeri ve elektrolit dengesizlikleri de etkili olabilir.UYARI İŞARETLERİKalp çarpıntısı ile birlikte şu belirtiler varsa derhal sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır:

Göğüs ağrısı veya rahatsızlık
Şiddetli nefes darlığı
Bayılma veya bayılma hissi
Şiddetli baş dönmesi veya sersemlik

Ayrıca, çarpıntılar sıklaşır, uzun sürer veya kötüleşirse, özellikle ailede kalp hastalığı öyküsü varsa, mutlaka doktor kontrolü gereklidir.Uzmanlar, kalp sağlığını korumak ve çarpıntıları azaltmak için şu önerilerde bulunuyor:

Kafein ve nikotin gibi uyarıcı maddeleri sınırlamak veya tamamen bırakmak
Stres yönetimi için nefes egzersizleri, meditasyon veya yoga yapmak
Tetikleyici durum ve maddelerden uzak durmak
Yeterli su tüketmek ve düzenli uyumak
Orta düzeyde düzenli egzersiz yapmak, aşırı efordan kaçınmakKalp çarpıntıları çoğunlukla geçici ve zararsız olsa da, ihmal edilmemesi gereken bir sağlık belirtisidir. Şüphe halinde uzman görüşü almak, kalp sağlığınızı korumak için en doğru adım olacaktır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YkTrG4o10EK4dthi3qIkfQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, çarpıntısı, tehlikeli, midir, İşte, bilinmeyenler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YkTrG4o10EK4dthi3qIkfQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp çarpıntısı tehlikeli midir? İşte bilinmeyenler"><p>Kalp çarpıntısı, pek çok kişinin zaman zaman deneyimlediği ancak çoğu kez göz ardı edilen bir durum. Kalbin hızlı, düzensiz veya güçlü atması olarak tanımlanan bu his; göğüste, boğazda veya boyunda hissedilebilir ve genellikle birkaç saniye ile birkaç dakika arasında sürer. Ancak kimi zaman kalp çarpıntıları daha uzun sürebilir ve altta yatan ciddi sağlık sorunlarının belirtisi olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z8L2zg7Cdk-b9mcrVmM3vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp çarpıntısı, kalbinizin yarışıyor, çırpınıyor veya atımları atlıyormuş gibi hissettirmesi durumudur. Fiziksel aktivite esnasında veya dinlenme halinde ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde bu durum panik veya kaygıyla karışabilir, ancak çoğu zaman kalp çarpıntısı zararsızdır ve geçicidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2BE1tN-Zc0KCwazslr3O4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, kalp çarpıntısının çoğunlukla aşağıdaki faktörlerden kaynaklandığını belirtiyor:Stres ve Duygusal Anlar: Kaygı, panik atak ve ani korku kalp atış hızını yükseltebilir.Fiziksel Aktivite: Egzersiz sırasında kalp hızı doğal olarak artar.Uyarıcı Maddeler: Kafein, nikotin, bazı soğuk algınlığı ilaçlarıHormonal Değişiklikler: Hamilelik, adet dönemi veya menopoz gibi durumlar kalp ritmini etkileyebilir.İlaçlar ve Diğer Faktörler: Bazı ilaçlar, ateş, susuzluk, uyku eksikliği ve elektrolit dengesizlikleri de tetikleyici olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/prH8GOU8Gkej8VIByXju5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her ne kadar çoğu kalp çarpıntısı zararsız olsa da, bazı durumlarda acil müdahale gerektirir. Özellikle sık sık tekrar eden, uzun süren veya başka şikayetlerle birlikte görülen çarpıntılar önemlidir. Bunlar:Aritmiler: Kalbin düzensiz, çok hızlı veya çok yavaş atmasıdır. Bayılma ve kalp durması riskini artırabilir.Kalp Hastalıkları: Kalp kapakçığı sorunları, kardiyomiyopati veya geçmişte yaşanmış kalp krizi gibi durumlar çarpıntıya yol açabilir.Tiroid Problemleri: Özellikle aşırı aktif tiroid bezi kalp ritmini bozabilir.Diğer Tıbbi Sorunlar: Şiddetli anemi, düşük kan şekeri ve elektrolit dengesizlikleri de etkili olabilir.UYARI İŞARETLERİ</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xwf9HQtBnUKtZi_75-lu5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp çarpıntısı ile birlikte şu belirtiler varsa derhal sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır:

Göğüs ağrısı veya rahatsızlık
Şiddetli nefes darlığı
Bayılma veya bayılma hissi
Şiddetli baş dönmesi veya sersemlik

Ayrıca, çarpıntılar sıklaşır, uzun sürer veya kötüleşirse, özellikle ailede kalp hastalığı öyküsü varsa, mutlaka doktor kontrolü gereklidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xl33Yu0XlU60Zr7poMeDrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, kalp sağlığını korumak ve çarpıntıları azaltmak için şu önerilerde bulunuyor:

Kafein ve nikotin gibi uyarıcı maddeleri sınırlamak veya tamamen bırakmak
Stres yönetimi için nefes egzersizleri, meditasyon veya yoga yapmak
Tetikleyici durum ve maddelerden uzak durmak
Yeterli su tüketmek ve düzenli uyumak
Orta düzeyde düzenli egzersiz yapmak, aşırı efordan kaçınmak</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nymv_rdcQE6IoOQmxHJb6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp çarpıntıları çoğunlukla geçici ve zararsız olsa da, ihmal edilmemesi gereken bir sağlık belirtisidir. Şüphe halinde uzman görüşü almak, kalp sağlığınızı korumak için en doğru adım olacaktır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pankreas kanserinin erken işareti: Genellikle önemsenmiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/pankreas-kanserinin-erken-isareti-genellikle-oenemsenmiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/pankreas-kanserinin-erken-isareti-genellikle-oenemsenmiyor</guid>
<description><![CDATA[ Pankreas kanseri, genellikle geç evrede teşhis edilen ve bu nedenle prognozu zayıf seyreden sinsi bir hastalık olarak biliniyor. Midenin arkasında yer alan ve sindirim ile kan şekeri kontrolünde kritik rol oynayan pankreas bezinde oluşan kötü huylu hücreler, erken evrede çoğunlukla belirti vermiyor. Ancak uzmanlar, bazı erken belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.Pankreas kanserine karşı erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirten uzmanlar, toplumda genellikle fark edilmeyen beş önemli belirtiyi sıraladı:Pankreas kanserinin ilk belirtilerinden biri olan sarılık, ciltte ve göz aklarında sararma ile kendini gösterebiliyor. Bu durum genellikle tümörün safra kanalını tıkaması sonucu karaciğerde üretilen bilirubin maddesinin birikmesiyle ortaya çıkıyor. Sarılıkla birlikte şu belirtiler de görülebiliyor:Koyu renkli idrarAçık renkli, yağlı dışkıCiltte yoğun kaşıntıSarılık, safra taşı veya karaciğer rahatsızlıklarıyla da ilişkilendirilebildiği için yanlış teşhis edilebiliyor. Bu nedenle, sararmanın fark edilmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.Hiçbir diyet ya da egzersiz değişikliği olmaksızın görülen ani kilo kaybı, pankreas kanserinin önemli uyarı işaretlerinden biri. Tümör, sindirimi etkileyerek iştah azalmasına veya besinlerin yeterince emilememesine yol açabiliyor. Bu da kilo kaybına ve genel sağlıkta hızlı bozulmaya neden olabiliyor.Üst karın bölgesi ya da sırtta hissedilen ağrılar, çoğu zaman hazımsızlık ya da kas ağrısı sanılarak göz ardı ediliyor. Ancak bu ağrılar pankreasa yakın organlara ya da sinirlere baskı yapan bir tümörün habercisi olabilir. Ağrı:Sürekli ya da aralıklı olabilir,Donuk veya bastırıcı şekilde hissedilebilir,Yatarken artabilirken öne eğilince hafifleyebilir.Bu tür ağrıların devam etmesi halinde mutlaka tıbbi değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanıyor.Yoğun uykuya rağmen geçmeyen sürekli yorgunluk hissi, pankreas kanserinin erken evrelerinde ortaya çıkabilen belirtilerden. Metabolik dengesizlikler, vücudun kansere karşı verdiği yanıt ve hormonal değişiklikler bu tabloya yol açabiliyor. Günlük yaşam kalitesini düşüren bu tür yorgunluklar depresyon, anemi ya da tiroid problemleriyle karıştırılabiliyor.Sindirim sorunları da erken evredeki belirtiler arasında yer alıyor. Tümörün enzim üretimini azaltması ya da sindirim kanalında tıkanıklık oluşturması nedeniyle aşağıdaki semptomlar görülebiliyor:Yemekten sonra bulantı ve kusmaŞişkinlik, erken doyma hissiİshal, kabızlık ya da dışkı özelliklerinde değişiklikSoluk, yağlı, suda yüzen dışkılarBu belirtiler irritabl bağırsak sendromu ya da mide problemleriyle karıştırılsa da, süreklilik göstermeleri durumunda önemsenmesi gerektiği belirtiliyor.Uzmanlar, pankreas kanserinin genellikle sessiz ilerleyen bir hastalık olduğunu ve erken teşhis edilmesinin hastalığın seyrini değiştirebileceğini vurguluyor. Bu belirtilerden herhangi biri görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K9K3n3XVlEio2MlNqy75pw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pankreas, kanserinin, erken, işareti:, Genellikle, önemsenmiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K9K3n3XVlEio2MlNqy75pw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Pankreas kanserinin erken işareti: Genellikle önemsenmiyor"><p>Pankreas kanseri, genellikle geç evrede teşhis edilen ve bu nedenle prognozu zayıf seyreden sinsi bir hastalık olarak biliniyor. Midenin arkasında yer alan ve sindirim ile kan şekeri kontrolünde kritik rol oynayan pankreas bezinde oluşan kötü huylu hücreler, erken evrede çoğunlukla belirti vermiyor. Ancak uzmanlar, bazı erken belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tJPkN4SND0iJaHTjHxoI7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pankreas kanserine karşı erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirten uzmanlar, toplumda genellikle fark edilmeyen beş önemli belirtiyi sıraladı:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ma0X_ehNY0Wyi9DaCYgFtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pankreas kanserinin ilk belirtilerinden biri olan sarılık, ciltte ve göz aklarında sararma ile kendini gösterebiliyor. Bu durum genellikle tümörün safra kanalını tıkaması sonucu karaciğerde üretilen bilirubin maddesinin birikmesiyle ortaya çıkıyor. Sarılıkla birlikte şu belirtiler de görülebiliyor:Koyu renkli idrarAçık renkli, yağlı dışkıCiltte yoğun kaşıntıSarılık, safra taşı veya karaciğer rahatsızlıklarıyla da ilişkilendirilebildiği için yanlış teşhis edilebiliyor. Bu nedenle, sararmanın fark edilmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AxIQqc_eF0ywuPlAmBjiww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiçbir diyet ya da egzersiz değişikliği olmaksızın görülen ani kilo kaybı, pankreas kanserinin önemli uyarı işaretlerinden biri. Tümör, sindirimi etkileyerek iştah azalmasına veya besinlerin yeterince emilememesine yol açabiliyor. Bu da kilo kaybına ve genel sağlıkta hızlı bozulmaya neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sB9w9k6YCU-zMlYM1yFgCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üst karın bölgesi ya da sırtta hissedilen ağrılar, çoğu zaman hazımsızlık ya da kas ağrısı sanılarak göz ardı ediliyor. Ancak bu ağrılar pankreasa yakın organlara ya da sinirlere baskı yapan bir tümörün habercisi olabilir. Ağrı:Sürekli ya da aralıklı olabilir,Donuk veya bastırıcı şekilde hissedilebilir,Yatarken artabilirken öne eğilince hafifleyebilir.Bu tür ağrıların devam etmesi halinde mutlaka tıbbi değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LwsC5gB6wEqnYhkxvsWGcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğun uykuya rağmen geçmeyen sürekli yorgunluk hissi, pankreas kanserinin erken evrelerinde ortaya çıkabilen belirtilerden. Metabolik dengesizlikler, vücudun kansere karşı verdiği yanıt ve hormonal değişiklikler bu tabloya yol açabiliyor. Günlük yaşam kalitesini düşüren bu tür yorgunluklar depresyon, anemi ya da tiroid problemleriyle karıştırılabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cPMGcYJ4kki30cezd-hryQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sindirim sorunları da erken evredeki belirtiler arasında yer alıyor. Tümörün enzim üretimini azaltması ya da sindirim kanalında tıkanıklık oluşturması nedeniyle aşağıdaki semptomlar görülebiliyor:Yemekten sonra bulantı ve kusmaŞişkinlik, erken doyma hissiİshal, kabızlık ya da dışkı özelliklerinde değişiklikSoluk, yağlı, suda yüzen dışkılarBu belirtiler irritabl bağırsak sendromu ya da mide problemleriyle karıştırılsa da, süreklilik göstermeleri durumunda önemsenmesi gerektiği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SBNMRvCbKEe4bVp07tkM0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, pankreas kanserinin genellikle sessiz ilerleyen bir hastalık olduğunu ve erken teşhis edilmesinin hastalığın seyrini değiştirebileceğini vurguluyor. Bu belirtilerden herhangi biri görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mide kanserinin fark edilmeyen 7 erken belirtisi: Önemsenmesi gereken işaretler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mide-kanserinin-fark-edilmeyen-7-erken-belirtisi-onemsenmesi-gereken-isaretler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mide-kanserinin-fark-edilmeyen-7-erken-belirtisi-onemsenmesi-gereken-isaretler</guid>
<description><![CDATA[ Mide kanseri, genellikle sinsi ilerleyen ve başlangıçta sindirim sistemiyle ilgili yaygın sorunlarla karıştırılabilen belirtilerle kendini gösteren bir hastalıktır. Bu nedenle çoğu zaman tanısı geç konur. Oysa erken teşhis, tedavi başarısını ciddi ölçüde artırabilir. İşte mide kanserinin genellikle fark edilmeyen ama kalıcı olduğunda ciddiye alınması gereken bazı erken belirtileri.Sık sık hazımsızlık ya da mide ekşimesi yaşıyor musunuz? Özellikle ilaçlara rağmen geçmeyen ve uzun süredir devam eden şikayetler varsa dikkatli olunmalı. Küçük porsiyonlarla bile şişkinlik hissediyorsanız, bu durum mide yüzeyinde gelişen bir tümörün belirtisi olabilir. Bu tür rahatsızlıklar kronikleştiğinde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.Yemek sırasında birkaç lokmadan sonra hemen doygunluk hissi yaşıyorsanız, bu durum mide boşalmasını engelleyen bir oluşumun (örneğin tümör) belirtisi olabilir. Zamanla besin alımını sınırlayan bu durum, istemsiz kilo kaybı ve beslenme yetersizliklerine yol açabilir. Haftalarca süren düşük iştah ciddiye alınmalıdır.Herhangi bir diyet yapmadan ya da yaşam tarzınızı değiştirmeden kilo vermek, mide kanseri dahil birçok ciddi hastalığın belirtisi olabilir. Mide kanseri özelinde bu durum; iştah azalması, besin emilimindeki bozulma veya tümörün metabolizmayı hızlandırması sonucu oluşabilir.2019 tarihli bir çalışmada, özellikle üst gastrointestinal sistem (özofagus, mide, pankreas) kanserlerinde istemsiz kilo kaybının sağ kalım oranlarını düşürdüğü gösterilmiştir. Bu nedenle kilo yönetimi için erken müdahale hayati önem taşır.Ara sıra yaşanan mide bulantısı normal olabilir. Ancak bu şikayetler sıklaşırsa ve özellikle kusma sırasında kan (veya kahve telvesi görünümünde koyu sıvılar) fark edilirse bu, mide zarında tümöre bağlı tahriş veya tıkanıklık anlamına gelebilir. Bu tür belirtiler acil değerlendirme gerektirir.Gaz ya da ülserle karıştırılabilen, hafif ama geçmeyen bir karın ağrısı mide kanserinin erken belirtilerinden biri olabilir. Özellikle üst karın bölgesindeki bu ağrı zamanla şiddetleniyorsa ve sürekli hale geliyorsa, altta yatan ciddi bir neden olabilir.Belirgin bir neden olmadan iştah kaybı, mide kanserinin en yaygın ve ilk belirtilerinden biridir. Tümör, mide boşalmasını ve sindirimi etkileyerek kişinin beslenme isteğini azaltabilir. Diğer belirtilerle birlikte görülmesi durumunda bu semptom dikkate alınmalıdır.Siyah, katran renginde ve yapışkan kıvamda dışkı, mide veya üst gastrointestinal sistemde kanamaya işaret edebilir. Bu genellikle mide zarının tümör nedeniyle tahrişi veya aşınması sonucu oluşur. Böyle bir durumla karşılaşıldığında gecikmeden doktora başvurulmalıdır.Mide kanseri erken evrede fark edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu yüzden bedensel sinyallerinizi ciddiye almak, düzenli sağlık kontrollerine gitmek ve şikayetlerinizi göz ardı etmemek hayati önem taşır. Özellikle yukarıda belirtilen semptomlar kalıcı hale geldiyse, zaman kaybetmeden bir gastroenteroloji uzmanına danışmalısınız. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L97aWtaOSUuDafbkD4dzmw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mide, kanserinin, fark, edilmeyen, erken, belirtisi:, Önemsenmesi, gereken, işaretler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L97aWtaOSUuDafbkD4dzmw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mide kanserinin fark edilmeyen 7 erken belirtisi: Önemsenmesi gereken işaretler"><p>Mide kanseri, genellikle sinsi ilerleyen ve başlangıçta sindirim sistemiyle ilgili yaygın sorunlarla karıştırılabilen belirtilerle kendini gösteren bir hastalıktır. Bu nedenle çoğu zaman tanısı geç konur. Oysa erken teşhis, tedavi başarısını ciddi ölçüde artırabilir. İşte mide kanserinin genellikle fark edilmeyen ama kalıcı olduğunda ciddiye alınması gereken bazı erken belirtileri.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GGr2ukZIOEy5PhgSB1ECDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sık sık hazımsızlık ya da mide ekşimesi yaşıyor musunuz? Özellikle ilaçlara rağmen geçmeyen ve uzun süredir devam eden şikayetler varsa dikkatli olunmalı. Küçük porsiyonlarla bile şişkinlik hissediyorsanız, bu durum mide yüzeyinde gelişen bir tümörün belirtisi olabilir. Bu tür rahatsızlıklar kronikleştiğinde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UuaMKZwTIEao7zdADvrUyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemek sırasında birkaç lokmadan sonra hemen doygunluk hissi yaşıyorsanız, bu durum mide boşalmasını engelleyen bir oluşumun (örneğin tümör) belirtisi olabilir. Zamanla besin alımını sınırlayan bu durum, istemsiz kilo kaybı ve beslenme yetersizliklerine yol açabilir. Haftalarca süren düşük iştah ciddiye alınmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1H9hs59McEG9gZbx1vUVNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herhangi bir diyet yapmadan ya da yaşam tarzınızı değiştirmeden kilo vermek, mide kanseri dahil birçok ciddi hastalığın belirtisi olabilir. Mide kanseri özelinde bu durum; iştah azalması, besin emilimindeki bozulma veya tümörün metabolizmayı hızlandırması sonucu oluşabilir.2019 tarihli bir çalışmada, özellikle üst gastrointestinal sistem (özofagus, mide, pankreas) kanserlerinde istemsiz kilo kaybının sağ kalım oranlarını düşürdüğü gösterilmiştir. Bu nedenle kilo yönetimi için erken müdahale hayati önem taşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PKePQsOV1kmM79hXsgaHgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ara sıra yaşanan mide bulantısı normal olabilir. Ancak bu şikayetler sıklaşırsa ve özellikle kusma sırasında kan (veya kahve telvesi görünümünde koyu sıvılar) fark edilirse bu, mide zarında tümöre bağlı tahriş veya tıkanıklık anlamına gelebilir. Bu tür belirtiler acil değerlendirme gerektirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d1rwdrVdYEqKKf5cP1fC4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gaz ya da ülserle karıştırılabilen, hafif ama geçmeyen bir karın ağrısı mide kanserinin erken belirtilerinden biri olabilir. Özellikle üst karın bölgesindeki bu ağrı zamanla şiddetleniyorsa ve sürekli hale geliyorsa, altta yatan ciddi bir neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IOORcVAhF0mt--_3R35Eqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirgin bir neden olmadan iştah kaybı, mide kanserinin en yaygın ve ilk belirtilerinden biridir. Tümör, mide boşalmasını ve sindirimi etkileyerek kişinin beslenme isteğini azaltabilir. Diğer belirtilerle birlikte görülmesi durumunda bu semptom dikkate alınmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FPvoJiBbqECDNoILFwvAgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Siyah, katran renginde ve yapışkan kıvamda dışkı, mide veya üst gastrointestinal sistemde kanamaya işaret edebilir. Bu genellikle mide zarının tümör nedeniyle tahrişi veya aşınması sonucu oluşur. Böyle bir durumla karşılaşıldığında gecikmeden doktora başvurulmalıdır.Mide kanseri erken evrede fark edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu yüzden bedensel sinyallerinizi ciddiye almak, düzenli sağlık kontrollerine gitmek ve şikayetlerinizi göz ardı etmemek hayati önem taşır. Özellikle yukarıda belirtilen semptomlar kalıcı hale geldiyse, zaman kaybetmeden bir gastroenteroloji uzmanına danışmalısınız.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktor 4 uyarı işaretini paylaştı: Kalp krizinin sessiz belirtisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-4-uyari-isaretini-paylasti-kalp-krizinin-sessiz-belirtisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-4-uyari-isaretini-paylasti-kalp-krizinin-sessiz-belirtisi</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizleri genellikle göğüste sıkışma, terleme, nefes darlığı ve sol kola yayılan ağrıyla ilişkilendirilir. Ancak uzmanlar, bu klasik belirtilerin her zaman görülmediği ve “sessiz kalp krizlerinin” ciddi bir tehlike oluşturduğu konusunda uyarıyor.Kardiyovasküler ve torasik cerrah Dr. Shriram Nene, çarpıcı bir gerçeği paylaştı: Kalp krizlerinin yaklaşık yüzde 20’si hiçbir belirti göstermeden meydana geliyor.Dr. Nene, &quot;Kalp krizi, genellikle kalbi besleyen üç ana atardamardan birinin ya da sol ana koroner arterin tıkanmasıyla başlar,&quot; diyerek, bu tıkanıklığın kalp kasına giden kan akışını engellediğini ve bu nedenle kalp dokusunda ölüme yol açtığını belirtti.Dr. Nene, “Sessiz kalp krizlerinde klasik semptomlar görülmez. Kişi göğüs ağrısı ya da nefes darlığı yaşamaz. Bunun yerine genel bir halsizlik, baş dönmesi ya da açıklanamayan bir huzursuzluk hissiyle karşı karşıya kalabilir,” dedi.Bu durumlarda hastalar aniden yere yığılabilir, bayılabilir ya da sadece &#039;kendini kötü hissettiğini&#039; söyleyebilir. Oysa altta yatan neden, kalbin ritmini ve pompalama gücünü kaybetmesidir. Bu da beyne giden kan akışının durmasına ve hayati risk taşıyan bir tabloya yol açar.Sessiz kalp krizlerinin tespiti genellikle zordur çünkü belirtiler geleneksel kalp krizi algısına uymaz. Dr. Nene’ye göre bu tür vakalarda yalnızca şu semptomlar görülebilir:Üst sırtta, boyun ya da çenede hafif rahatsızlıkNedensiz yorgunluk hissiBaş dönmesi veya sersemlik haliAniden ortaya çıkan kaygı ya da kötü bir şey olacakmış hissiBu tür belirtiler, çoğu zaman strese, uyku eksikliğine ya da sindirim problemlerine bağlanarak göz ardı edilebiliyor. Ancak Dr. Nene, bu sinyallerin bazı durumlarda kalbin yardım çağrısı olabileceğini vurguluyor.Toplumda yaygın olan “Kalp krizi sadece yaşlı ve sağlıksız bireylerde olur” algısına da karşı çıkan Dr. Nene, genç ve formda bireylerin de genetik yatkınlıklar, damar yapısındaki problemler ya da stres kaynaklı kalp sorunları yaşayabileceğini belirtti.“Temiz bir yaşam tarzı, kalp krizine karşı mutlak bir koruma sağlamaz,” diyen Dr. Nene, sessiz belirtilerin fark edilmesinin hayat kurtarıcı olabileceğini söylüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQ1lrXthy0mlybYTAH5FBg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, uyarı, işaretini, paylaştı:, Kalp, krizinin, sessiz, belirtisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQ1lrXthy0mlybYTAH5FBg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktor 4 uyarı işaretini paylaştı: Kalp krizinin sessiz belirtisi"><p>Kalp krizleri genellikle göğüste sıkışma, terleme, nefes darlığı ve sol kola yayılan ağrıyla ilişkilendirilir. Ancak uzmanlar, bu klasik belirtilerin her zaman görülmediği ve “sessiz kalp krizlerinin” ciddi bir tehlike oluşturduğu konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k7UHPaIgjEazkxCd8vrm0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kardiyovasküler ve torasik cerrah Dr. Shriram Nene, çarpıcı bir gerçeği paylaştı: Kalp krizlerinin yaklaşık yüzde 20’si hiçbir belirti göstermeden meydana geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vsLiOockA0q2ApzLyxmSRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Nene, "Kalp krizi, genellikle kalbi besleyen üç ana atardamardan birinin ya da sol ana koroner arterin tıkanmasıyla başlar," diyerek, bu tıkanıklığın kalp kasına giden kan akışını engellediğini ve bu nedenle kalp dokusunda ölüme yol açtığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dDqHvsdiWkiN9s58FJHorA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Nene, “Sessiz kalp krizlerinde klasik semptomlar görülmez. Kişi göğüs ağrısı ya da nefes darlığı yaşamaz. Bunun yerine genel bir halsizlik, baş dönmesi ya da açıklanamayan bir huzursuzluk hissiyle karşı karşıya kalabilir,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KZvXRVcHbUai7bxt5_n4XA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu durumlarda hastalar aniden yere yığılabilir, bayılabilir ya da sadece 'kendini kötü hissettiğini' söyleyebilir. Oysa altta yatan neden, kalbin ritmini ve pompalama gücünü kaybetmesidir. Bu da beyne giden kan akışının durmasına ve hayati risk taşıyan bir tabloya yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PZyQ88m9rUeUyw75QlB0NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sessiz kalp krizlerinin tespiti genellikle zordur çünkü belirtiler geleneksel kalp krizi algısına uymaz. Dr. Nene’ye göre bu tür vakalarda yalnızca şu semptomlar görülebilir:Üst sırtta, boyun ya da çenede hafif rahatsızlıkNedensiz yorgunluk hissiBaş dönmesi veya sersemlik haliAniden ortaya çıkan kaygı ya da kötü bir şey olacakmış hissi</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aaYlhHepz0qjehFWE0v23Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu tür belirtiler, çoğu zaman strese, uyku eksikliğine ya da sindirim problemlerine bağlanarak göz ardı edilebiliyor. Ancak Dr. Nene, bu sinyallerin bazı durumlarda kalbin yardım çağrısı olabileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OzBqnf-Pd0qBefI3IxoPHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toplumda yaygın olan “Kalp krizi sadece yaşlı ve sağlıksız bireylerde olur” algısına da karşı çıkan Dr. Nene, genç ve formda bireylerin de genetik yatkınlıklar, damar yapısındaki problemler ya da stres kaynaklı kalp sorunları yaşayabileceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YxpNIDbPNUCyc3VAbthulQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Temiz bir yaşam tarzı, kalp krizine karşı mutlak bir koruma sağlamaz,” diyen Dr. Nene, sessiz belirtilerin fark edilmesinin hayat kurtarıcı olabileceğini söylüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Araştırma: Kötü muameleye maruz kalan çocuklarda yaşlanma hızlanıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/arastirma-koetu-muameleye-maruz-kalan-cocuklarda-yaslanma-hizlaniyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/arastirma-koetu-muameleye-maruz-kalan-cocuklarda-yaslanma-hizlaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir araştırma, çocukluk çağında maruz kalınan istismar ve ihmalin, çocukların DNA’sında ölçülebilir moleküler izler bıraktığını ve bu izlerin yaşam boyu sürecek sağlık sorunları ile sosyal zorluklara katkıda bulunabileceğini ortaya koydu.Çalışmada, 4-5 yaş aralığındaki 36 istismar mağduru çocuk ile 60 sağlıklı akranı karşılaştırıldı. Gelişmiş DNA metilasyon analizi sayesinde, istismara uğrayan çocukların hücresel yaşlanmalarının kronolojik yaşlarına göre belirgin şekilde daha hızlı olduğu belirlendi. HÜCRESEL YAŞLANMA DAHA HIZLIAraştırmacılar, çocuklardan alınan yanak içi örneklerinde &quot;Pediatrik-Bukkal-Epigenetik Saat&quot; adı verilen yeni bir teknik kullandı. Bu analiz, 65 gen üzerinde 94 farklı bölgeyi inceledi ve istismara uğramış çocuklarda hızlanmış bir biyolojik yaşlanma modeli saptandı. Tüm istismara uğramış çocuklar, Çocuk Koruma Hizmetleri tarafından müdahale gerektirecek düzeyde şiddetli istismar ya da ihmal yaşamış ve ailelerinden alınıp bakım merkezlerine yerleştirilmişti. Araştırmaya göre, erken çocuklukta hücresel yaşlanmada görülen bu farklar, ilerleyen yaşlarda erken ergenlik ve gelişimsel sorunlara zemin hazırlayabiliyor. GÖZ İZLEME TEKNOLOJİSİYLE ARAŞTIRILDIAraştırma aynı zamanda çocukların sosyal davranışlarını da göz izleme teknolojisi ile inceledi. Bulgulara göre, istismar mağduru çocuklar yüz yüze etkileşimlerde gözlere belirgin şekilde daha az bakıyor. Bu azalan göz teması, çocukların sosyal bilgiyi işleme biçiminde temel farklılıklar olduğuna işaret ediyor. Göz izleme testlerinde çocukların yüz ifadeleri, insanlar ve geometrik desenlerle etkileşim, biyolojik hareketler ve işaret etme gibi farklı sosyal senaryolardaki bakış desenleri ölçüldü. Farklılık sadece yüz yüze etkileşimde belirgin şekilde ortaya çıktı.Ortaya çıkarılan sonuçlar şu şekilde:  İstismar mağduru çocuklar, gözlere ve yüzün diğer bölgelerine sağlıklı akranlarına göre daha az baktı.Azalan göz teması, davranışsal ve duygusal zorluklarla ilişkili bulundu.Birden fazla istismar türüne maruz kalan çocuklarda sosyal ve duygusal sorunlar daha da belirgindi.Hızlanmış yaşlanma ve azalan göz teması, davranışsal zorlukları bağımsız şekilde öngördü.ERKEN MÜDAHALE ÇAĞRISIAraştırmacılar, hızlanmış biyolojik yaşlanma ve sosyal davranıştaki bu değişikliklerin birbirinden bağımsız etkiler yarattığını, yani tek bir nedene bağlı olmadığını vurguluyor.  Çalışmayı yürüten yüksek lisans öğrencisi Keiko Ochiai, “Araştırmamız çocuk istismarının bir çocuğun hem biyolojisinde hem de sosyal gelişiminde görünmez ama ölçülebilir izler bıraktığını güçlü şekilde gösteriyor. Bu erken uyarı işaretlerini tespit ederek daha hedefli destekler sunabiliriz” dedi.Araştırmacılar ayrıca, bu bulguların uzun vadede yetişkinlikteki kronik hastalıklar ve erken ölüm gibi risklerle de ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6YYXrWtMuECpRqbY63Dy2g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Araştırma:, Kötü, muameleye, maruz, kalan, çocuklarda, yaşlanma, hızlanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6YYXrWtMuECpRqbY63Dy2g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çocuk sağlığında yeni keşif"><p>Yeni bir araştırma, çocukluk çağında maruz kalınan istismar ve ihmalin, çocukların DNA’sında ölçülebilir moleküler izler bıraktığını ve bu izlerin yaşam boyu sürecek sağlık sorunları ile sosyal zorluklara katkıda bulunabileceğini ortaya koydu.</p><p>Çalışmada, 4-5 yaş aralığındaki 36 istismar mağduru çocuk ile 60 sağlıklı akranı karşılaştırıldı. Gelişmiş DNA metilasyon analizi sayesinde, istismara uğrayan çocukların hücresel yaşlanmalarının kronolojik yaşlarına göre belirgin şekilde daha hızlı olduğu belirlendi. </p><h3><strong>HÜCRESEL YAŞLANMA DAHA HIZLI</strong></h3><p>Araştırmacılar, çocuklardan alınan yanak içi örneklerinde "Pediatrik-Bukkal-Epigenetik Saat" adı verilen yeni bir teknik kullandı. Bu analiz, 65 gen üzerinde 94 farklı bölgeyi inceledi ve istismara uğramış çocuklarda hızlanmış bir biyolojik yaşlanma modeli saptandı. </p><p>Tüm istismara uğramış çocuklar, Çocuk Koruma Hizmetleri tarafından müdahale gerektirecek düzeyde şiddetli istismar ya da ihmal yaşamış ve ailelerinden alınıp bakım merkezlerine yerleştirilmişti. </p><p>Araştırmaya göre, erken çocuklukta hücresel yaşlanmada görülen bu farklar, ilerleyen yaşlarda erken ergenlik ve gelişimsel sorunlara zemin hazırlayabiliyor. </p><h3><strong>GÖZ İZLEME TEKNOLOJİSİYLE ARAŞTIRILDI</strong></h3><p>Araştırma aynı zamanda çocukların sosyal davranışlarını da göz izleme teknolojisi ile inceledi. Bulgulara göre, istismar mağduru çocuklar yüz yüze etkileşimlerde gözlere belirgin şekilde daha az bakıyor. Bu azalan göz teması, çocukların sosyal bilgiyi işleme biçiminde temel farklılıklar olduğuna işaret ediyor. </p><p>Göz izleme testlerinde çocukların yüz ifadeleri, insanlar ve geometrik desenlerle etkileşim, biyolojik hareketler ve işaret etme gibi farklı sosyal senaryolardaki bakış desenleri ölçüldü. Farklılık sadece yüz yüze etkileşimde belirgin şekilde ortaya çıktı.</p><p>Ortaya çıkarılan sonuçlar şu şekilde:  İstismar mağduru çocuklar, gözlere ve yüzün diğer bölgelerine sağlıklı akranlarına göre daha az baktı.</p><p>Azalan göz teması, davranışsal ve duygusal zorluklarla ilişkili bulundu.</p><p>Birden fazla istismar türüne maruz kalan çocuklarda sosyal ve duygusal sorunlar daha da belirgindi.</p><p>Hızlanmış yaşlanma ve azalan göz teması, davranışsal zorlukları bağımsız şekilde öngördü.</p><h3><strong>ERKEN MÜDAHALE ÇAĞRISI</strong></h3><p>Araştırmacılar, hızlanmış biyolojik yaşlanma ve sosyal davranıştaki bu değişikliklerin birbirinden bağımsız etkiler yarattığını, yani tek bir nedene bağlı olmadığını vurguluyor.  Çalışmayı yürüten yüksek lisans öğrencisi Keiko Ochiai, “Araştırmamız çocuk istismarının bir çocuğun hem biyolojisinde hem de sosyal gelişiminde görünmez ama ölçülebilir izler bıraktığını güçlü şekilde gösteriyor. Bu erken uyarı işaretlerini tespit ederek daha hedefli destekler sunabiliriz” dedi.</p><p>Araştırmacılar ayrıca, bu bulguların uzun vadede yetişkinlikteki kronik hastalıklar ve erken ölüm gibi risklerle de ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadınlarda alzheimer riski neden daha yüksek? İki fark belirlendi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlarda-alzheimer-riski-neden-daha-yuksek-iki-fark-belirlendi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlarda-alzheimer-riski-neden-daha-yuksek-iki-fark-belirlendi</guid>
<description><![CDATA[ Kadınların alzheimer hastalığına yakalanma olasılığının erkeklerin iki katı olduğu ortaya çıktı. Uzmanlara göre bu duruma kadınları erkeklerden ayıran iki temel fark neden oluyor.Kadınların alzheimer hastalığına yakalanma riskinin erkeklere göre iki kat daha fazla olduğu ortaya çıktı.  Bilim insanları şimdi bunun nedenini anlama yolunda olduklarını ve erkeklerle kadınlar arasındaki iki belirgin farkı tespit ettiklerini söylüyor.İKİ TEMEL FARK VAR  İlk olarak, kadınların kromozomları erkeklerden farklıdır. İkinci olarak da menopoza girerler: Bu süreç, bir kadının üreme hormonlarının 40&#039;lı ve 50&#039;li yaşlarında doğal olarak azalmasıyla gerçekleşir.  Alzheimer Derneği&#039;ne göre, her üç yaşlı Amerikalıdan biri alzheimer veya başka bir demans türü nedeniyle hayatını kaybediyor. Alzheimer hastası Amerikalıların neredeyse üçte ikisi ise kadın.X KROMOZOMU ALZHEIMER GETİRİYOR  Vücudun içine baktığımızda, kadınlarda iki &quot;X&quot; kromozomu bulunurken, erkeklerde bir &quot;X&quot; ve bir &quot;Y&quot; kromozomu bulunur. Kromozomlar, hücrelerimizin içinde yüzlerce hatta binlerce gen taşıyan iplik benzeri DNA yapılarıdır. Genler, bir kişinin fiziksel özelliklerini belirler. X ve Y kromozomlarında bulunan genler arasındaki farklılıklar, kadınlarda alzheimer hastalığına yakalanma riskini artırabilir.  Son araştırmalar, X kromozomundaki genlerin Alzheimer hastalığıyla ilişkili olduğunu, alzheimer hastası kadınların ikinci X kromozomları nedeniyle hastalığa sahip erkeklerden daha uzun yaşadığını gösteriyor.MENOPOZ BULMACANIN BİR PARÇASI  Kadınların farklı baskın hormonları da (beyin üzerinde etkili olan östrojen gibi) rol oynayabilir.  Uzmanlara göre menopoz bulmacanın bir parçası, muhtemelen en büyüklerinden biri.  Menopoz döneminde yumurtalıkların östrojen ve progesteron üretimini durdurmasıyla birlikte, bazı kadınlar hormon replasman tedavisine yöneliyor.   Bu tedavi, düşük hormon seviyelerine bağlı olarak ortaya çıkan ateş basması gibi semptomları hafifletmeye yardımcı olabiliyor. Ancak uzmanlara göre, hormon tedavisi bazı kadınlarda kalp krizi, felç, meme kanseri, kan pıhtısı ve safra kesesi hastalığı gibi ciddi sağlık risklerini artırabiliyor.&quot;TAU&quot; PROTEİNİ VE ALZHEIMER  Harvard Tıp Fakültesi Nöroloji Doçenti Rachel Buckley&#039;e göre ise, 70 yaşından sonra hormon replasmanı alan kadınlarda “tau” adı verilen proteinin seviyesi belirgin şekilde daha yüksek çıkıyor.   Tau proteininin birikimi, Alzheimer hastalığının erken göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Aynı gruptaki kadınlarda bilişsel gerileme oranı da daha yüksek bulunmuş durumda. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rb6RO4kTy06G9TVdPrIICA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kadınlarda, alzheimer, riski, neden, daha, yüksek, İki, fark, belirlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rb6RO4kTy06G9TVdPrIICA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kadınlarda alzheimer riski neden daha yüksek?"><p>Kadınların alzheimer hastalığına yakalanma olasılığının erkeklerin iki katı olduğu ortaya çıktı. Uzmanlara göre bu duruma kadınları erkeklerden ayıran iki temel fark neden oluyor.</p><p>Kadınların alzheimer hastalığına yakalanma riskinin erkeklere göre iki kat daha fazla olduğu ortaya çıktı.  Bilim insanları şimdi bunun nedenini anlama yolunda olduklarını ve erkeklerle kadınlar arasındaki iki belirgin farkı tespit ettiklerini söylüyor.</p><p><strong>İKİ TEMEL FARK VAR</strong>  İlk olarak, kadınların kromozomları erkeklerden farklıdır. İkinci olarak da menopoza girerler: Bu süreç, bir kadının üreme hormonlarının 40'lı ve 50'li yaşlarında doğal olarak azalmasıyla gerçekleşir.  Alzheimer Derneği'ne göre, her üç yaşlı Amerikalıdan biri alzheimer veya başka bir demans türü nedeniyle hayatını kaybediyor. Alzheimer hastası Amerikalıların neredeyse üçte ikisi ise kadın.</p><p><strong>X KROMOZOMU ALZHEIMER GETİRİYOR</strong>  Vücudun içine baktığımızda, kadınlarda iki "X" kromozomu bulunurken, erkeklerde bir "X" ve bir "Y" kromozomu bulunur. Kromozomlar, hücrelerimizin içinde yüzlerce hatta binlerce gen taşıyan iplik benzeri DNA yapılarıdır. </p><p>Genler, bir kişinin fiziksel özelliklerini belirler. X ve Y kromozomlarında bulunan genler arasındaki farklılıklar, kadınlarda alzheimer hastalığına yakalanma riskini artırabilir.  Son araştırmalar, X kromozomundaki genlerin Alzheimer hastalığıyla ilişkili olduğunu, alzheimer hastası kadınların ikinci X kromozomları nedeniyle hastalığa sahip erkeklerden daha uzun yaşadığını gösteriyor.</p><p><strong>MENOPOZ BULMACANIN BİR PARÇASI</strong>  Kadınların farklı baskın hormonları da (beyin üzerinde etkili olan östrojen gibi) rol oynayabilir.  Uzmanlara göre menopoz bulmacanın bir parçası, muhtemelen en büyüklerinden biri.  Menopoz döneminde yumurtalıkların östrojen ve progesteron üretimini durdurmasıyla birlikte, bazı kadınlar hormon replasman tedavisine yöneliyor.   Bu tedavi, düşük hormon seviyelerine bağlı olarak ortaya çıkan ateş basması gibi semptomları hafifletmeye yardımcı olabiliyor. Ancak uzmanlara göre, hormon tedavisi bazı kadınlarda kalp krizi, felç, meme kanseri, kan pıhtısı ve safra kesesi hastalığı gibi ciddi sağlık risklerini artırabiliyor.</p><p><strong>"TAU" PROTEİNİ VE ALZHEIMER</strong>  Harvard Tıp Fakültesi Nöroloji Doçenti Rachel Buckley'e göre ise, 70 yaşından sonra hormon replasmanı alan kadınlarda “tau” adı verilen proteinin seviyesi belirgin şekilde daha yüksek çıkıyor.   Tau proteininin birikimi, Alzheimer hastalığının erken göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Aynı gruptaki kadınlarda bilişsel gerileme oranı da daha yüksek bulunmuş durumda.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sıcak hava dalgasında görünmeyen tehlike: Günde ne kadar sıvı almalı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sicak-hava-dalgasinda-goerunmeyen-tehlike-gunde-ne-kadar-sivi-almali</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sicak-hava-dalgasinda-goerunmeyen-tehlike-gunde-ne-kadar-sivi-almali</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar ekstrem sıcak hava dalgaları sırasında yeterli miktarda su almanın önemine dikkat çekiyor.Ekstrem sıcak hava dalgası Avrupa ve Türkiye’yi etkisi altına alırken, uzmanlar olası sağlık risklerine karşı uyarıyor.  Geçen hafta Avrupa’yı kasıp kavuran sıcaklık dalgasında 12 kentte yaklaşık 2 bin 300 kişinin sıcaklıkla ilişkili nedenlerden öldüğü ortaya çıktı.  Uzmanlara göre sıcak havalarda alınacak sağlık önlemlerinin başında sıvı tüketimi geliyor. Zira sıcaklıkların artmasıyla birlikte susuzluk ve baş dönmesi ortaya çıkabiliyor.ERKEK VE KADINLARDA DEĞİŞEBİLİRLondra Genel Uygulama Merkezi&#039;nden Dr. Angela Rai, &quot;Çoğu insanın yeterli su tüketmediği biliniyor. Günde yaklaşık sekiz bardak, yani 1,5-2 litre civarında su içilmesi öneriliyor” dedi ve ekledi:  &quot;İdeal su tüketimi yaş, altta yatan sağlık sorunları, düzenli kullanılan ilaçlar ve aktivite gibi faktörlere bağlı olarak değişir, ancak genel olarak erkeklerin günde 3,7 litreye, kadınların ise günde 2,7 litreye kadar suya ihtiyacı olabilir.&quot;  Ancak sıcak havalarda, özellikle sıcak hava dalgaları sırasında su ihtiyacı da artabilir. Dr. Rai, Birmingham Mail’e yaptığı açıklamada, &quot;Terleme yoluyla kaybettiğimiz sıvıları geri kazanmak için günde yaklaşık üç litreye kadar su içmemiz gerekiyor&quot; ifadelerini kullandı.  &quot;Bunu gün içine yaymak ve bir kerede aşırı miktarda su içmemek önemli.”GÜNE SUYLA BAŞLAMAKUzman ayrıca, &quot;Uyku sonrası vücudunuzun su ihtiyacını gidermeye yardımcı olmak için sabahın erken saatlerinde bir bardak su içerek güne başlayın. Sıcakta çalışıyorsanız, her 20 dakikada bir yaklaşık bir bardak su içmeye çalışın” diye ekledi.  “Bebekler, yeni yürümeye başlayan çocuklar, yaşlılar ve kronik sağlık sorunları olan kişiler dehidratasyona ve sıcak çarpmasına daha yatkındır. Susuz kalma riski daha fazla olanlar arasında diyabet hastaları, alkol tüketenler ve/veya uzun süre güneşte kalanlar da yer alıyor.&quot;DEHİDRASYON BELİRTİLERİİngiltere Ulusal Sağlık Hizmetleri’ne göre yetişkinlerde ve çocuklarda dehidratasyon belirtileri arasında susama hissi, koyu sarı renkte ve güçlü kokulu idrar, normalden daha az sıklıkta idrara çıkma ve baş dönmesi veya sersemlik hissi yer alıyor.  Yorgunluk hissi, ağız, dudak ve dil kuruluğu, gözlerde çöküklük de belirtiler arasında.  Dr. Rai, &quot;Susuz kalmak kan hacmini azaltarak kalbin kaslara ve organlara oksijen ve besin pompalamasını zorlaştırır ve yorgunluk hissine yol açar. Su aynı zamanda hücresel fonksiyonlar ve beyin fonksiyonları için de gereklidir” diye belirtti.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0QSYdl8ur0Ghy59R-U06_w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sıcak, hava, dalgasında, görünmeyen, tehlike:, Günde, kadar, sıvı, almalı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0QSYdl8ur0Ghy59R-U06_w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sıcak hava dalgasında ne kadar sıvı almalı?"><p>Uzmanlar ekstrem sıcak hava dalgaları sırasında yeterli miktarda su almanın önemine dikkat çekiyor.</p><p>Ekstrem sıcak hava dalgası Avrupa ve Türkiye’yi etkisi altına alırken, uzmanlar olası sağlık risklerine karşı uyarıyor.  Geçen hafta Avrupa’yı kasıp kavuran sıcaklık dalgasında 12 kentte yaklaşık 2 bin 300 kişinin sıcaklıkla ilişkili nedenlerden öldüğü ortaya çıktı.  Uzmanlara göre sıcak havalarda alınacak sağlık önlemlerinin başında sıvı tüketimi geliyor. Zira sıcaklıkların artmasıyla birlikte susuzluk ve baş dönmesi ortaya çıkabiliyor.</p><h3>ERKEK VE KADINLARDA DEĞİŞEBİLİR</h3><p>Londra Genel Uygulama Merkezi'nden Dr. Angela Rai, "Çoğu insanın yeterli su tüketmediği biliniyor. Günde yaklaşık sekiz bardak, yani 1,5-2 litre civarında su içilmesi öneriliyor” dedi ve ekledi:  "İdeal su tüketimi yaş, altta yatan sağlık sorunları, düzenli kullanılan ilaçlar ve aktivite gibi faktörlere bağlı olarak değişir, ancak genel olarak erkeklerin günde 3,7 litreye, kadınların ise günde 2,7 litreye kadar suya ihtiyacı olabilir."  Ancak sıcak havalarda, özellikle sıcak hava dalgaları sırasında su ihtiyacı da artabilir. Dr. Rai, Birmingham Mail’e yaptığı açıklamada, "Terleme yoluyla kaybettiğimiz sıvıları geri kazanmak için günde yaklaşık üç litreye kadar su içmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.  "Bunu gün içine yaymak ve bir kerede aşırı miktarda su içmemek önemli.”</p><h3>GÜNE SUYLA BAŞLAMAK</h3><p>Uzman ayrıca, "Uyku sonrası vücudunuzun su ihtiyacını gidermeye yardımcı olmak için sabahın erken saatlerinde bir bardak su içerek güne başlayın. Sıcakta çalışıyorsanız, her 20 dakikada bir yaklaşık bir bardak su içmeye çalışın” diye ekledi.  “Bebekler, yeni yürümeye başlayan çocuklar, yaşlılar ve kronik sağlık sorunları olan kişiler dehidratasyona ve sıcak çarpmasına daha yatkındır. Susuz kalma riski daha fazla olanlar arasında diyabet hastaları, alkol tüketenler ve/veya uzun süre güneşte kalanlar da yer alıyor."</p><h3>DEHİDRASYON BELİRTİLERİ</h3><p>İngiltere Ulusal Sağlık Hizmetleri’ne göre yetişkinlerde ve çocuklarda dehidratasyon belirtileri arasında susama hissi, koyu sarı renkte ve güçlü kokulu idrar, normalden daha az sıklıkta idrara çıkma ve baş dönmesi veya sersemlik hissi yer alıyor.  Yorgunluk hissi, ağız, dudak ve dil kuruluğu, gözlerde çöküklük de belirtiler arasında.  Dr. Rai, "Susuz kalmak kan hacmini azaltarak kalbin kaslara ve organlara oksijen ve besin pompalamasını zorlaştırır ve yorgunluk hissine yol açar. Su aynı zamanda hücresel fonksiyonlar ve beyin fonksiyonları için de gereklidir” diye belirtti. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim açıklıyor: Günde kaç yumurta yemelisiniz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-acikliyor-gunde-kac-yumurta-yemelisiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-acikliyor-gunde-kac-yumurta-yemelisiniz</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırmalar, düzenli yumurta tüketiminin sağlığa önemli katkılar sunduğunu ortaya koyarak, uzun süredir devam eden kolesterol tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.Yıllardır yüksek kolesterolle ilişkilendirilen yumurta, son bilimsel veriler ışığında aklanıyor. Food  Function dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre, günde ortalama 1,5 yumurta tüketen bireylerin kemik yoğunluğunda önemli bir artış görülüyor. Özellikle yaşlı yetişkinler üzerinde yapılan çalışmada, düzenli yumurta tüketiminin femur kemiğinde %72, omurgada ise %83 oranında kemik yoğunluğu artışına yol açtığı saptandı.Yumurta, yalnızca yüksek kaliteli protein kaynağı olmakla kalmıyor; içerdiği A, D, E, B12 vitaminleri, kolin, lutein ve zeaksantin gibi birçok mikro besin öğesiyle beyin, göz ve bağışıklık sistemi sağlığını da destekliyor. Özellikle yumurta sarısında bulunan kolin, hafıza ve bilişsel fonksiyonları geliştirerek Alzheimer riskini azaltabiliyor.Uzmanlar, yumurtanın nörolojik gelişim üzerindeki etkisinin yalnızca yaşlı bireylerle sınırlı olmadığını, hamile kadınlarda da fetal beyin gelişimini olumlu yönde etkileyebileceğini vurguluyor.Yumurta, aynı zamanda kilo kontrolü açısından da önemli bir besin. Yapılan çalışmalar, yumurta bazlı kahvaltıların iştahı bastırdığını, kan şekeri seviyesini dengelediğini ve günün ilerleyen saatlerinde alınan kaloriyi azalttığını ortaya koyuyor. Yüksek biyolojik değeri (100 üzerinden 100) ile yağsız kas kütlesini korumaya da yardımcı oluyor.Yumurta sarısında bulunan antioksidanlar lutein ve zeaksantin, retinada birikerek gözleri zararlı mavi ışıktan koruyor. Bu pigmentlerin günlük alımı, kandaki seviyelerini %100’den fazla artırarak yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakt riskini azaltabiliyor.Geçmişte yumurta, içerdiği kolesterol nedeniyle kalp sağlığı açısından riskli olarak görülse de güncel araştırmalar bu algının değiştiğini gösteriyor. Harvard Üniversitesi&#039;nde yapılan bir çalışmaya göre, diyetle alınan kolesterol, LDL (&quot;kötü&quot;) kolesterolü doymuş yağ kadar yükseltmiyor. Hatta birçok birey için haftada yedi yumurtaya kadar tüketim güvenli kabul ediliyor.ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) da artık yumurtayı, düşük doymuş yağ oranı ve yüksek besin yoğunluğu nedeniyle “sağlıklı besin” kategorisinde değerlendiriyor.Uzmanlar, yumurtanın günlük diyete dengeli biçimde dahil edilmesini öneriyor. İşte bazı öneriler:

Çırpılmış, haşlanmış veya poşe yumurta ile güne zinde başlayın.
Sert haşlanmış yumurtaları tahıllı salatalara ekleyerek besin değerini artırın.
Kızartmaktan kaçının; avokado veya hindistancevizi yağı gibi sağlıklı yağlar tercih edin.
Yumurtalı muffin gibi pratik tariflerle hafta boyunca dengeli öğünler oluşturun.
Otlakta yetiştirilen veya omega-3 ile zenginleştirilmiş yumurtaları tercih edin. Yumurtaları 4 °C&#039;nin altında saklayın ve 3-5 hafta içinde tüketin.Yumurta, sağlık açısından uzun yıllar boyunca haksız yere kötülenmiş bir süper besin olabilir. Bilim dünyasının sunduğu yeni bulgular, yumurtayı yeniden sofraların merkezine taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8cQZGf_6_kGtNhq6xBHFCA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, açıklıyor:, Günde, kaç, yumurta, yemelisiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8cQZGf_6_kGtNhq6xBHFCA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim açıklıyor: Günde kaç yumurta yemelisiniz?"><p>Yeni araştırmalar, düzenli yumurta tüketiminin sağlığa önemli katkılar sunduğunu ortaya koyarak, uzun süredir devam eden kolesterol tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1OcfIsvRFEemtJHIDOAmsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yıllardır yüksek kolesterolle ilişkilendirilen yumurta, son bilimsel veriler ışığında aklanıyor. Food  Function dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre, günde ortalama 1,5 yumurta tüketen bireylerin kemik yoğunluğunda önemli bir artış görülüyor. Özellikle yaşlı yetişkinler üzerinde yapılan çalışmada, düzenli yumurta tüketiminin femur kemiğinde %72, omurgada ise %83 oranında kemik yoğunluğu artışına yol açtığı saptandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4M6JEWrCR0SVh9klL7m2DA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurta, yalnızca yüksek kaliteli protein kaynağı olmakla kalmıyor; içerdiği A, D, E, B12 vitaminleri, kolin, lutein ve zeaksantin gibi birçok mikro besin öğesiyle beyin, göz ve bağışıklık sistemi sağlığını da destekliyor. Özellikle yumurta sarısında bulunan kolin, hafıza ve bilişsel fonksiyonları geliştirerek Alzheimer riskini azaltabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zYB0sobfUkqaHNiL76OIdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, yumurtanın nörolojik gelişim üzerindeki etkisinin yalnızca yaşlı bireylerle sınırlı olmadığını, hamile kadınlarda da fetal beyin gelişimini olumlu yönde etkileyebileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/43uA2pJznkK3J5jLpgBujQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurta, aynı zamanda kilo kontrolü açısından da önemli bir besin. Yapılan çalışmalar, yumurta bazlı kahvaltıların iştahı bastırdığını, kan şekeri seviyesini dengelediğini ve günün ilerleyen saatlerinde alınan kaloriyi azalttığını ortaya koyuyor. Yüksek biyolojik değeri (100 üzerinden 100) ile yağsız kas kütlesini korumaya da yardımcı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qch-0eivwUimc3x4bA8pvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurta sarısında bulunan antioksidanlar lutein ve zeaksantin, retinada birikerek gözleri zararlı mavi ışıktan koruyor. Bu pigmentlerin günlük alımı, kandaki seviyelerini %100’den fazla artırarak yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakt riskini azaltabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FBHqjnUbu0mf1BDK-l9X_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçmişte yumurta, içerdiği kolesterol nedeniyle kalp sağlığı açısından riskli olarak görülse de güncel araştırmalar bu algının değiştiğini gösteriyor. Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmaya göre, diyetle alınan kolesterol, LDL ("kötü") kolesterolü doymuş yağ kadar yükseltmiyor. Hatta birçok birey için haftada yedi yumurtaya kadar tüketim güvenli kabul ediliyor.ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) da artık yumurtayı, düşük doymuş yağ oranı ve yüksek besin yoğunluğu nedeniyle “sağlıklı besin” kategorisinde değerlendiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OwMckQEAmUS1K5uaN0n1FA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, yumurtanın günlük diyete dengeli biçimde dahil edilmesini öneriyor. İşte bazı öneriler:

Çırpılmış, haşlanmış veya poşe yumurta ile güne zinde başlayın.
Sert haşlanmış yumurtaları tahıllı salatalara ekleyerek besin değerini artırın.
Kızartmaktan kaçının; avokado veya hindistancevizi yağı gibi sağlıklı yağlar tercih edin.
Yumurtalı muffin gibi pratik tariflerle hafta boyunca dengeli öğünler oluşturun.
Otlakta yetiştirilen veya omega-3 ile zenginleştirilmiş yumurtaları tercih edin. Yumurtaları 4 °C'nin altında saklayın ve 3-5 hafta içinde tüketin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7UPlBfhH50upyFukTxKZ4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurta, sağlık açısından uzun yıllar boyunca haksız yere kötülenmiş bir süper besin olabilir. Bilim dünyasının sunduğu yeni bulgular, yumurtayı yeniden sofraların merkezine taşıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp sorunlarının 5 uyarı işareti: Kontrol edilmezse tehlikeli olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-sorunlarinin-5-uyari-isareti-kontrol-edilmezse-tehlikeli-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-sorunlarinin-5-uyari-isareti-kontrol-edilmezse-tehlikeli-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Kalp rahatsızlıklarından bahsedildiğinde akla ilk gelen kalp krizidir. Ancak kalp krizi, aslında kalp rahatsızlığının son belirtisidir ve ne yazık ki tıbbi yardım hemen sağlanmazsa ölümcül olabilir.Gerçek şu ki, kalp rahatsızlığı aylar ve yıllar içinde yavaş yavaş gelişir ve çoğu kişinin görmezden geldiği belirtiler gösterir. Bu hafif belirtiler genellikle bir şeylerin yolunda gitmediğinin ve kontrol edilmeniz gerektiğinin ilk uyarı işaretleridir.
Elbette, bu belirtiler yalnızca kalp rahatsızlıklarına özgü değildir, ancak asla emin olamazsınız, bu nedenle bunlardan muzdaripseniz, derhal tıbbi yardım aldığınızdan emin olunKalp rahatsızlığının en yaygın ve bilinen belirtisi göğüs ağrısı veya rahatsızlığıdır. Bu ağrı genellikle göğsün orta veya sol tarafında basınç, sıkışma, sıkışma veya ağırlık hissi olarak tanımlanır. Sanki biri göğsünüze bastırıyor veya oturuyormuş gibi hissedebilirsiniz.
Bazen ağrı keskin veya yanıcı olabilir. Çoğu zaman ağrı yoktur, ancak &quot;göğsünüzde bir fil oturuyormuş&quot; gibi hissedilir. Bu rahatsızlık birkaç dakika sürebilir veya dalgalar halinde gelip gidebilir.
Ayrıca kollarınız (özellikle sol kolunuz), boynunuz, çeneniz, sırtınız ve hatta karnınız gibi üst vücudunuzun diğer bölgelerine de yayılabilir. Özellikle dinlenme veya hafif aktivite sırasında bu tür bir ağrı fark ederseniz, kalp krizi veya başka ciddi bir kalp rahatsızlığının belirtisi olabileceğinden derhal tıbbi yardım almanız önemlidirNefes darlığı veya nefes almada zorluk, kalbinizin kanı verimli bir şekilde pompalamadığının bir işareti olabilir. Bu belirti, göğüs ağrısıyla birlikte veya tek başına ortaya çıkabilir. Merdiven çıkmak veya ev işleri yapmak gibi basit aktiviteler sırasında normalden daha çabuk yorulduğunuzu fark edebilirsiniz.
Nefes darlığı, dinlenirken bile aniden ortaya çıkabilir. Yeterince hava alamıyormuş veya normalden daha zor nefes alıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bu belirtiyi sık sık yaşıyorsanız veya kötüleşiyorsa, kalp yetmezliği veya yaklaşan kalp krizi gibi bir kalp rahatsızlığına işaret ediyor olabilir.Belirgin bir sebep olmadan aşırı yorgunluk veya halsizlik hissetmek, kalp sorunlarının hafif ama önemli bir işareti olabilir. Bu yorgunluk, uzun bir günün ardından gelen normal yorgunluktan farklıdır. Aniden veya kademeli olarak ortaya çıkabilir ve yeterince dinlendikten sonra bile günlük aktivitelerinizi sürdürmenizi zorlaştırabilir.
Özellikle kadınlar, bazen göğüs ağrısı ortaya çıkmadan önce bile kalp sorunlarının bir uyarı işareti olarak alışılmadık bir yorgunluk yaşayabilirler. Bu yorgunluk dayanılmaz olabilir ve mide bulantısı veya nefes darlığı gibi diğer semptomlarla birlikte görülebilir.Kalbiniz beyninize yeterli kan pompalamıyorsa, baş dönmesi, sersemlik veya baygınlık hissi yaşayabilirsiniz. Bu, tıkalı bir atardamar, düzensiz kalp atışı veya diğer kalp rahatsızlıklarından kaynaklanabilir. Kendinizi güçsüz, dengesiz veya bayılacakmış gibi hissedebilirsiniz. Bazen bu hisse terleme veya mide bulantısı eşlik edebilir. Bu belirtileri, özellikle göğüs ağrısı veya nefes darlığıyla birlikte yaşıyorsanız, acil tıbbi yardım almanız önemlidir.Kalp rahatsızlığı her zaman göğüs ağrısına neden olmaz. Bazen ağrı veya rahatsızlık vücudun diğer bölgelerinde de görülebilir. Yaygın görülen bölgeler şunlardır:Bir veya iki kolBoyunÇeneSırtMideBu ağrı genellikle hareketle veya dokunmayla kötüleşmez, bu da onu kas veya eklem ağrısından ayırmaya yardımcı olur. Ağrı, basınç veya uyuşma hissi verebilir. Kadınların kalp krizi sırasında bu daha az tipik semptomları yaşama olasılığı daha yüksektir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gzEjlJn0IkaD4Es9U4odeg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, sorunlarının, uyarı, işareti:, Kontrol, edilmezse, tehlikeli, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gzEjlJn0IkaD4Es9U4odeg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp sorunlarının 5 uyarı işareti: Kontrol edilmezse tehlikeli olabilir"><p>Kalp rahatsızlıklarından bahsedildiğinde akla ilk gelen kalp krizidir. Ancak kalp krizi, aslında kalp rahatsızlığının son belirtisidir ve ne yazık ki tıbbi yardım hemen sağlanmazsa ölümcül olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0f0dSoo_aU6bTJLL9NCtvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerçek şu ki, kalp rahatsızlığı aylar ve yıllar içinde yavaş yavaş gelişir ve çoğu kişinin görmezden geldiği belirtiler gösterir. Bu hafif belirtiler genellikle bir şeylerin yolunda gitmediğinin ve kontrol edilmeniz gerektiğinin ilk uyarı işaretleridir.
Elbette, bu belirtiler yalnızca kalp rahatsızlıklarına özgü değildir, ancak asla emin olamazsınız, bu nedenle bunlardan muzdaripseniz, derhal tıbbi yardım aldığınızdan emin olun</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rsQ11FLQq0Op3dWFsBJ3Lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp rahatsızlığının en yaygın ve bilinen belirtisi göğüs ağrısı veya rahatsızlığıdır. Bu ağrı genellikle göğsün orta veya sol tarafında basınç, sıkışma, sıkışma veya ağırlık hissi olarak tanımlanır. Sanki biri göğsünüze bastırıyor veya oturuyormuş gibi hissedebilirsiniz.
Bazen ağrı keskin veya yanıcı olabilir. Çoğu zaman ağrı yoktur, ancak "göğsünüzde bir fil oturuyormuş" gibi hissedilir. Bu rahatsızlık birkaç dakika sürebilir veya dalgalar halinde gelip gidebilir.
Ayrıca kollarınız (özellikle sol kolunuz), boynunuz, çeneniz, sırtınız ve hatta karnınız gibi üst vücudunuzun diğer bölgelerine de yayılabilir. Özellikle dinlenme veya hafif aktivite sırasında bu tür bir ağrı fark ederseniz, kalp krizi veya başka ciddi bir kalp rahatsızlığının belirtisi olabileceğinden derhal tıbbi yardım almanız önemlidir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yd-BSex_HEeS4RKox5un8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nefes darlığı veya nefes almada zorluk, kalbinizin kanı verimli bir şekilde pompalamadığının bir işareti olabilir. Bu belirti, göğüs ağrısıyla birlikte veya tek başına ortaya çıkabilir. Merdiven çıkmak veya ev işleri yapmak gibi basit aktiviteler sırasında normalden daha çabuk yorulduğunuzu fark edebilirsiniz.
Nefes darlığı, dinlenirken bile aniden ortaya çıkabilir. Yeterince hava alamıyormuş veya normalden daha zor nefes alıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bu belirtiyi sık sık yaşıyorsanız veya kötüleşiyorsa, kalp yetmezliği veya yaklaşan kalp krizi gibi bir kalp rahatsızlığına işaret ediyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UKHXb17JQ0-Xg7pcPLjNSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirgin bir sebep olmadan aşırı yorgunluk veya halsizlik hissetmek, kalp sorunlarının hafif ama önemli bir işareti olabilir. Bu yorgunluk, uzun bir günün ardından gelen normal yorgunluktan farklıdır. Aniden veya kademeli olarak ortaya çıkabilir ve yeterince dinlendikten sonra bile günlük aktivitelerinizi sürdürmenizi zorlaştırabilir.
Özellikle kadınlar, bazen göğüs ağrısı ortaya çıkmadan önce bile kalp sorunlarının bir uyarı işareti olarak alışılmadık bir yorgunluk yaşayabilirler. Bu yorgunluk dayanılmaz olabilir ve mide bulantısı veya nefes darlığı gibi diğer semptomlarla birlikte görülebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jykb4092_kGlBbcjSFijWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalbiniz beyninize yeterli kan pompalamıyorsa, baş dönmesi, sersemlik veya baygınlık hissi yaşayabilirsiniz. Bu, tıkalı bir atardamar, düzensiz kalp atışı veya diğer kalp rahatsızlıklarından kaynaklanabilir. Kendinizi güçsüz, dengesiz veya bayılacakmış gibi hissedebilirsiniz. Bazen bu hisse terleme veya mide bulantısı eşlik edebilir. Bu belirtileri, özellikle göğüs ağrısı veya nefes darlığıyla birlikte yaşıyorsanız, acil tıbbi yardım almanız önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DopHBhpmP0WEVZ5_UDxWhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp rahatsızlığı her zaman göğüs ağrısına neden olmaz. Bazen ağrı veya rahatsızlık vücudun diğer bölgelerinde de görülebilir. Yaygın görülen bölgeler şunlardır:Bir veya iki kolBoyunÇeneSırtMide</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MmZBj5gawk2o_9HTbaDSlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu ağrı genellikle hareketle veya dokunmayla kötüleşmez, bu da onu kas veya eklem ağrısından ayırmaya yardımcı olur. Ağrı, basınç veya uyuşma hissi verebilir. Kadınların kalp krizi sırasında bu daha az tipik semptomları yaşama olasılığı daha yüksektir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda adenovirüs vaka sayısı artıyor: Adenovirüs nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cocuklarda-adenovirus-vaka-sayisi-artiyor-adenovirus-nedir-nasil-bulasir-belirtileri-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cocuklarda-adenovirus-vaka-sayisi-artiyor-adenovirus-nedir-nasil-bulasir-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Son günlerde özellikle çocuklar arasında adenovirüs vakalarında dikkat çeken bir artış yaşanıyor. Solunum yolu enfeksiyonlarından göz iltihabına kadar farklı hastalıklara yol açabilen adenovirüs, okul ve kreş gibi kalabalık ortamlarda hızla yayılabiliyor. Uzmanlar, ebeveynleri belirtilere karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Peki, adenovirüs tam olarak nedir? Hangi belirtilerle kendini gösterir? İşte merak edilenler...Adenovirüsler ilk olarak 1953&#039;te Wallace P. Rowe ve meslektaşları tarafından keşfedilmiştir. Bu virüsler ilk olarak Adenoid hücre kültüründen izole edildi. Adenoviridae ailesi altında tanımlandırlar.1962&#039;de John Trentin ve meslektaşları, adenovirüs 12&#039;nin bir laboratuvar ortamında hamsterlerde tümörlere neden olabileceği konusunda önemli bir keşif yaptılar. Bu keşiften bu yana, adenovirüslerin insan kanserlerini indüklediğinden şüphelenildi, ancak insanlarda kesin olarak kansere neden olduğu kanıtlanamadı. Adenovirüsleri içeren deneyler de moleküler biyolojiye önemli katkılar sağlamıştır. En önemlisi, adenovirüsler bilim insanlarının haberci RNA eklemeyi anlamasına yardımcı olmuştur. Bilim adamları, adenovirüsler tarafından üretilen mRNA&#039;yı inceleyerek, bu transkriptlere gömülü intronların olduğunu fark etmişlerdir.Damlacık Yoluyla (Solunum):Öksürme, hapşırma ya da konuşma sırasında havaya yayılan damlacıklarla doğrudan bulaşabilir.Temas Yoluyla:Virüs bulaşmış yüzeylere temas eden ellerin ağız, burun veya göze götürülmesiyle bulaşır. Özellikle oyuncaklar, kapı kolları, masa yüzeyleri gibi ortak kullanım alanları risklidir.Gözle Temas:Konjonktivit (göz iltihabı) yapan adenovirüs türleri, enfekte kişilerin havlu, yastık ya da göz damlası gibi kişisel eşyalarının paylaşılmasıyla bulaşabilir.Fekal-Oral Yol (Dışkı Teması):Özellikle tuvalet sonrası el temizliği yapılmadığında, virüs dışkı yoluyla yayılabilir. Bu yol çocuklar arasında sık görülür.Sudan Bulaşma (Nadir):Klorlanmamış havuz suları gibi uygun şekilde dezenfekte edilmemiş ortamlarda virüs bulaşabilir.Adenovirüs farklı sistemleri etkileyebildiği için belirtiler çeşitlilik gösterebilir. En yaygın belirtiler şunlardır:

Yüksek ateş
Boğaz ağrısı
Burun akıntısı ve tıkanıklık
Öksürük
Hırıltılı solunum
Gözde kaşıntı veya batma hissi
Göz kapaklarında şişlik
İshal
Karın ağrısı
Kusma (özellikle küçük çocuklarda)
Halsizlik
İştahsızlık
Kas ağrıları
Lenf bezlerinde şişlik (özellikle boyun bölgesinde)

Adenovirüs enfeksiyonları çocuklarda zaman zaman ağır seyredebilir. Özellikle yüksek ateşin 3 günden uzun sürmesi, nefes alma güçlüğü, sürekli kusma veya gözde yoğun kızarıklık durumlarında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yE7OpgKdw0qJnxVdtNiE8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, adenovirüs, vaka, sayısı, artıyor:, Adenovirüs, nedir, nasıl, bulaşır, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yE7OpgKdw0qJnxVdtNiE8A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çocuklarda adenovirüs vaka sayısı artıyor: Adenovirüs nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler?"><p>Son günlerde özellikle çocuklar arasında adenovirüs vakalarında dikkat çeken bir artış yaşanıyor. Solunum yolu enfeksiyonlarından göz iltihabına kadar farklı hastalıklara yol açabilen adenovirüs, okul ve kreş gibi kalabalık ortamlarda hızla yayılabiliyor. Uzmanlar, ebeveynleri belirtilere karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Peki, adenovirüs tam olarak nedir? Hangi belirtilerle kendini gösterir? İşte merak edilenler...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wn1sepRu5k6-7sW1HNJPNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adenovirüsler ilk olarak 1953'te Wallace P. Rowe ve meslektaşları tarafından keşfedilmiştir. Bu virüsler ilk olarak Adenoid hücre kültüründen izole edildi. Adenoviridae ailesi altında tanımlandırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h9au7Gm1R0uywKbFywGbwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1962'de John Trentin ve meslektaşları, adenovirüs 12'nin bir laboratuvar ortamında hamsterlerde tümörlere neden olabileceği konusunda önemli bir keşif yaptılar. Bu keşiften bu yana, adenovirüslerin insan kanserlerini indüklediğinden şüphelenildi, ancak insanlarda kesin olarak kansere neden olduğu kanıtlanamadı. Adenovirüsleri içeren deneyler de moleküler biyolojiye önemli katkılar sağlamıştır. En önemlisi, adenovirüsler bilim insanlarının haberci RNA eklemeyi anlamasına yardımcı olmuştur. Bilim adamları, adenovirüsler tarafından üretilen mRNA'yı inceleyerek, bu transkriptlere gömülü intronların olduğunu fark etmişlerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hX3eR-UhEkmjE0GNRKEgJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Damlacık Yoluyla (Solunum):Öksürme, hapşırma ya da konuşma sırasında havaya yayılan damlacıklarla doğrudan bulaşabilir.Temas Yoluyla:Virüs bulaşmış yüzeylere temas eden ellerin ağız, burun veya göze götürülmesiyle bulaşır. Özellikle oyuncaklar, kapı kolları, masa yüzeyleri gibi ortak kullanım alanları risklidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NLQpNLk6bECu5ebesvoseQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözle Temas:Konjonktivit (göz iltihabı) yapan adenovirüs türleri, enfekte kişilerin havlu, yastık ya da göz damlası gibi kişisel eşyalarının paylaşılmasıyla bulaşabilir.Fekal-Oral Yol (Dışkı Teması):Özellikle tuvalet sonrası el temizliği yapılmadığında, virüs dışkı yoluyla yayılabilir. Bu yol çocuklar arasında sık görülür.Sudan Bulaşma (Nadir):Klorlanmamış havuz suları gibi uygun şekilde dezenfekte edilmemiş ortamlarda virüs bulaşabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hxoA3U6bqk24uRHMZTewQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adenovirüs farklı sistemleri etkileyebildiği için belirtiler çeşitlilik gösterebilir. En yaygın belirtiler şunlardır:

Yüksek ateş
Boğaz ağrısı
Burun akıntısı ve tıkanıklık
Öksürük
Hırıltılı solunum
Gözde kaşıntı veya batma hissi
Göz kapaklarında şişlik
İshal
Karın ağrısı
Kusma (özellikle küçük çocuklarda)
Halsizlik
İştahsızlık
Kas ağrıları
Lenf bezlerinde şişlik (özellikle boyun bölgesinde)

Adenovirüs enfeksiyonları çocuklarda zaman zaman ağır seyredebilir. Özellikle yüksek ateşin 3 günden uzun sürmesi, nefes alma güçlüğü, sürekli kusma veya gözde yoğun kızarıklık durumlarında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yemekten sonra yürüyüş mü, yemekten önce yürüyüş mü: Zamanlamanın vücut üzerindeki etkisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yemekten-sonra-yuruyus-mu-yemekten-oence-yuruyus-mu-zamanlamanin-vucut-uzerindeki-etkisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yemekten-sonra-yuruyus-mu-yemekten-oence-yuruyus-mu-zamanlamanin-vucut-uzerindeki-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Yürüyüş ne zaman yapılmalı? Sorunun yanıtı yalnızca fiziksel hareketin değil, zamanlamanın da sağlığa olan etkisini gözler önüne seriyor. Uzmanlara göre yürüyüşün faydaları sadece süresine ve temposuna değil, aynı zamanda günün hangi saatinde ve yemekten önce mi sonra mı yapıldığına da bağlı olarak değişiklik gösteriyor.Sabah saatlerinde, özellikle kahvaltı öncesi yapılan yürüyüşlerin yağ yakımını artırabileceği belirtiliyor. Aç karnına yürüyüş, vücudun henüz kalori almadığı bir anda gerçekleştiği için enerji ihtiyacını yağ depolarından karşılamaya yöneliyor. Bu durum, zamanla kilo kontrolüne ve yağ oranının azalmasına katkı sağlayabiliyor. Ayrıca sabah yürüyüşlerinin zihinsel odaklanmayı da desteklediği ifade ediliyor.Araştırmalar, yemeklerden önce yapılan hafif tempolu yürüyüşlerin sindirim sistemini hazırladığını ve iştah kontrolünü desteklediğini ortaya koyuyor. Ayrıca yürüyüşün ruh halini düzenlemesi, daha bilinçli besin tercihlerini teşvik ediyor. Bu sayede stres veya duygusal yeme riskinin de azaldığı bildiriliyor.Yemeklerden sonra yapılan yürüyüşler de özellikle sindirim ve kan şekeri kontrolü açısından öne çıkıyor. 2022 yılında Sports Medicine dergisinde yayımlanan bir meta-analize göre, yemek sonrası sadece 2-5 dakikalık bir yürüyüş bile kan şekeri seviyelerini düşürmede etkili olabiliyor.Uzmanlar, yürüyüşün yemek sonrası glikoz emilimini dengelediğini ve insülin yükünü azalttığını belirtiyor. Bu durum, özellikle tip 2 diyabet veya prediyabet tanısı olan bireyler için önem taşıyor. Ayrıca yürüyüş, mide şişkinliği, reflü ve hazımsızlık gibi problemleri de hafifletebiliyor.Kilo vermek isteyen bireyler için hem yemek öncesi hem de sonrası yürüyüşün faydalı olduğu vurgulanıyor. Uzmanlar, sabah yürüyüşlerinin yağ yakımını artırırken, akşam yürüyüşlerinin insülin direncini azaltarak yağ depolanmasını sınırladığını ifade ediyor. Bu nedenle her yemekten sonra yapılan üç kısa yürüyüşten oluşan bir rutin, gün içinde dengeli bir aktivite profili sunabiliyor.Sabah saatlerinde yapılan yürüyüşler, metabolizmayı uyandırmak ve sirkadiyen ritmi düzenlemek açısından önemli görülüyor. Güneş ışığına erken maruz kalmak melatonin üretimini düzenleyerek gece uykusunu iyileştirebiliyor. Öte yandan akşam yürüyüşleri, özellikle günün stresinden arınmak ve sindirimi desteklemek için tercih ediliyor. Uzmanlar, yürüyüş zamanının kişisel yaşam tarzına uygun şekilde belirlenmesinin sürdürülebilirlik açısından kilit olduğunu vurguluyor.2023 yılında yapılan bir başka çalışma, yemek sonrası yürüyüşlerin insülin duyarlılığını artırdığını ve yemek sonrası yorgunluk hissini azalttığını ortaya koydu. Özellikle PCOS’lu kadınlar veya insülin direnci olan bireyler için, karbonhidrat açısından zengin öğünlerden sonra kısa süreli yürüyüşler daha hızlı etki gösteriyor.Uzmanlar, yürüyüşün zamanlamasından çok düzenli olarak yapılmasının önemli olduğunu vurguluyor. Sabah kahvaltısından önce, öğle yemeğinden sonra ya da akşam yürüyüşü fark etmeksizin, bu alışkanlığın günlük rutine dahil edilmesi hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde uzun vadeli olumlu etkiler yaratabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rjQlI80AgkGCwAaJS0ScPA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yemekten, sonra, yürüyüş, mü, yemekten, önce, yürüyüş, mü:, Zamanlamanın, vücut, üzerindeki, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rjQlI80AgkGCwAaJS0ScPA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yemekten sonra yürüyüş mü, yemekten önce yürüyüş mü: Zamanlamanın vücut üzerindeki etkisi"><p>Yürüyüş ne zaman yapılmalı? Sorunun yanıtı yalnızca fiziksel hareketin değil, zamanlamanın da sağlığa olan etkisini gözler önüne seriyor. Uzmanlara göre yürüyüşün faydaları sadece süresine ve temposuna değil, aynı zamanda günün hangi saatinde ve yemekten önce mi sonra mı yapıldığına da bağlı olarak değişiklik gösteriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gj1IOYNm_USr2SfwfzQvRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah saatlerinde, özellikle kahvaltı öncesi yapılan yürüyüşlerin yağ yakımını artırabileceği belirtiliyor. Aç karnına yürüyüş, vücudun henüz kalori almadığı bir anda gerçekleştiği için enerji ihtiyacını yağ depolarından karşılamaya yöneliyor. Bu durum, zamanla kilo kontrolüne ve yağ oranının azalmasına katkı sağlayabiliyor. Ayrıca sabah yürüyüşlerinin zihinsel odaklanmayı da desteklediği ifade ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rJMTKio5kUe-9lWM1Tk2Bw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, yemeklerden önce yapılan hafif tempolu yürüyüşlerin sindirim sistemini hazırladığını ve iştah kontrolünü desteklediğini ortaya koyuyor. Ayrıca yürüyüşün ruh halini düzenlemesi, daha bilinçli besin tercihlerini teşvik ediyor. Bu sayede stres veya duygusal yeme riskinin de azaldığı bildiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TIkSRcVRgEOn-OZYFj3CTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemeklerden sonra yapılan yürüyüşler de özellikle sindirim ve kan şekeri kontrolü açısından öne çıkıyor. 2022 yılında Sports Medicine dergisinde yayımlanan bir meta-analize göre, yemek sonrası sadece 2-5 dakikalık bir yürüyüş bile kan şekeri seviyelerini düşürmede etkili olabiliyor.Uzmanlar, yürüyüşün yemek sonrası glikoz emilimini dengelediğini ve insülin yükünü azalttığını belirtiyor. Bu durum, özellikle tip 2 diyabet veya prediyabet tanısı olan bireyler için önem taşıyor. Ayrıca yürüyüş, mide şişkinliği, reflü ve hazımsızlık gibi problemleri de hafifletebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q5cXwubTgE6hBIsMmog-ZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo vermek isteyen bireyler için hem yemek öncesi hem de sonrası yürüyüşün faydalı olduğu vurgulanıyor. Uzmanlar, sabah yürüyüşlerinin yağ yakımını artırırken, akşam yürüyüşlerinin insülin direncini azaltarak yağ depolanmasını sınırladığını ifade ediyor. Bu nedenle her yemekten sonra yapılan üç kısa yürüyüşten oluşan bir rutin, gün içinde dengeli bir aktivite profili sunabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vL5q8JYQtEWV0xTj39O3Zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah saatlerinde yapılan yürüyüşler, metabolizmayı uyandırmak ve sirkadiyen ritmi düzenlemek açısından önemli görülüyor. Güneş ışığına erken maruz kalmak melatonin üretimini düzenleyerek gece uykusunu iyileştirebiliyor. Öte yandan akşam yürüyüşleri, özellikle günün stresinden arınmak ve sindirimi desteklemek için tercih ediliyor. Uzmanlar, yürüyüş zamanının kişisel yaşam tarzına uygun şekilde belirlenmesinin sürdürülebilirlik açısından kilit olduğunu vurguluyor.2023 yılında yapılan bir başka çalışma, yemek sonrası yürüyüşlerin insülin duyarlılığını artırdığını ve yemek sonrası yorgunluk hissini azalttığını ortaya koydu. Özellikle PCOS’lu kadınlar veya insülin direnci olan bireyler için, karbonhidrat açısından zengin öğünlerden sonra kısa süreli yürüyüşler daha hızlı etki gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0rr401rh2ki-Do0Wmh-fiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, yürüyüşün zamanlamasından çok düzenli olarak yapılmasının önemli olduğunu vurguluyor. Sabah kahvaltısından önce, öğle yemeğinden sonra ya da akşam yürüyüşü fark etmeksizin, bu alışkanlığın günlük rutine dahil edilmesi hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde uzun vadeli olumlu etkiler yaratabiliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antioksidan zengini: Kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engelliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/antioksidan-zengini-kanser-ve-tumoer-hucrelerinin-buyumesini-engelliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/antioksidan-zengini-kanser-ve-tumoer-hucrelerinin-buyumesini-engelliyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar kansere karşı böğürtlen tüketmenin faydalı olabileceğini söylüyor. Böğürtlende ‘ellagic asit’ bulunduğunu, yapılan araştırmaların bu asidin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya çıkardı.Uzmanlar, &quot;Laboratuvar ortamlarında yapılan çalışmalarda, kanserin başlangıcını ellagic asidin engellediği görülmüştür. İçeriğinde bol miktarda ellagic asit bulunan böğürtlen, bu nedenle kansere karşı birebir yararlıdır.Kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediği araştırmalarla ortaya konulan böğürtlenin kansere karşı tüketilmesi faydalı olacaktır&quot; diyor.Böğürtlenin sağlık açısından sunduğu önemli faydalar şunlardır:Böğürtlen, yüksek miktarda antioksidan içerir. Antioksidanlar, serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını önleyerek kanser gibi kronik hastalıkların riskini azaltır.Böğürtlen, C vitamini, K vitamini, E vitamini, folat ve manganez gibi önemli vitaminler ve mineraller açısından zengindir. C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirirken, K vitamini kemik sağlığı için gereklidir.YÜKSEK LİF İÇERİĞİBöğürtlen, yüksek lif içeriği ile sindirim sistemine yardımcı olur. Lif, bağırsak hareketlerini düzenler ve kabızlığı önler. Ayrıca, lif tüketimi kalp sağlığını da destekler.Böğürtlende bulunan antosiyaninler ve diğer flavonoidler, kalp sağlığını korur. Bu bileşikler, kan basıncını düşürmeye, kolesterol seviyelerini dengelemeye ve damarların sağlığını korumaya yardımcı olabilir.Böğürtlen, düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerini düzenlemeye yardımcı olabilir, bu da diyabet hastaları için faydalıdır.BEYİN SAĞLIĞINA DA FAYDALIBöğürtlende bulunan polifenoller, beyin sağlığını koruyarak yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatabilir. Bu bileşikler, hafızayı ve öğrenme yeteneklerini destekler.Böğürtlenin içeriğindeki C vitamini ve antioksidanlar, cilt sağlığını korur. C vitamini, kollajen üretimini destekleyerek cildin elastikiyetini artırır ve yaşlanma belirtilerini azaltır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JtxGctkDXUWG0O5yjlgKhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antioksidan, zengini:, Kanser, tümör, hücrelerinin, büyümesini, engelliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JtxGctkDXUWG0O5yjlgKhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Antioksidan zengini: Kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engelliyor"><p>Uzmanlar kansere karşı böğürtlen tüketmenin faydalı olabileceğini söylüyor. Böğürtlende ‘ellagic asit’ bulunduğunu, yapılan araştırmaların bu asidin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya çıkardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WeyZhYcqE0e49a_b6nHrCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, "Laboratuvar ortamlarında yapılan çalışmalarda, kanserin başlangıcını ellagic asidin engellediği görülmüştür. İçeriğinde bol miktarda ellagic asit bulunan böğürtlen, bu nedenle kansere karşı birebir yararlıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q7y1UKwaq0ipC5wtm4wgig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediği araştırmalarla ortaya konulan böğürtlenin kansere karşı tüketilmesi faydalı olacaktır" diyor.Böğürtlenin sağlık açısından sunduğu önemli faydalar şunlardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WAIEhrPb50ybiioCrgPwZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böğürtlen, yüksek miktarda antioksidan içerir. Antioksidanlar, serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını önleyerek kanser gibi kronik hastalıkların riskini azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ij6ipw6xr0SxXEfzvLwL3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böğürtlen, C vitamini, K vitamini, E vitamini, folat ve manganez gibi önemli vitaminler ve mineraller açısından zengindir. C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirirken, K vitamini kemik sağlığı için gereklidir.YÜKSEK LİF İÇERİĞİBöğürtlen, yüksek lif içeriği ile sindirim sistemine yardımcı olur. Lif, bağırsak hareketlerini düzenler ve kabızlığı önler. Ayrıca, lif tüketimi kalp sağlığını da destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B_M9Di-8TUGbjEts0YA22A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böğürtlende bulunan antosiyaninler ve diğer flavonoidler, kalp sağlığını korur. Bu bileşikler, kan basıncını düşürmeye, kolesterol seviyelerini dengelemeye ve damarların sağlığını korumaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yha2_RliKUi6TD9ffi9rsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böğürtlen, düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerini düzenlemeye yardımcı olabilir, bu da diyabet hastaları için faydalıdır.BEYİN SAĞLIĞINA DA FAYDALIBöğürtlende bulunan polifenoller, beyin sağlığını koruyarak yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatabilir. Bu bileşikler, hafızayı ve öğrenme yeteneklerini destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/asxoZx0lTEWR4VQV0sFmpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böğürtlenin içeriğindeki C vitamini ve antioksidanlar, cilt sağlığını korur. C vitamini, kollajen üretimini destekleyerek cildin elastikiyetini artırır ve yaşlanma belirtilerini azaltır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İlaç kadar etkisi var: Kan basıncını düşürüyor, sadece 12 dakika sürüyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ilac-kadar-etkisi-var-kan-basincini-dusuruyor-sadece-12-dakika-suruyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ilac-kadar-etkisi-var-kan-basincini-dusuruyor-sadece-12-dakika-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için dengeli beslenmek ve egzersiz yapmak gerekiyor. Yapılan araştırmalarda sadece 12 dakika egzersiz yapmanın bile kan basıncını düşürebileceğini ortaya koydu.Egzersiz, kan basıncını düşürmenin en etkili yollarından biri olarak yaygın olarak kabul edilmektedir. Çoğu kamu sağlığı örgütü, kontrol altında tutmaya yardımcı olmak için haftada 150 dakika koşu veya bisiklet gibi orta yoğunlukta aerobik aktivite önermektedir. Ancak birçok yeni çalışma, bunun aslında en etkili yaklaşım olmayabileceğini öne sürmektedir.En ikna edici bulgulardan biri, yaklaşık 16.000 yetişkinin katıldığı 270 randomize kontrollü denemenin 2023 analizinden geliyor. Her deneme, en az iki hafta süren bir egzersiz rejiminin kan basıncı üzerindeki etkilerini araştırdı.Yapılan analizler, aerobik aktiviteden direnç antrenmanına kadar her türlü egzersizin, kontrol gruplarıyla karşılaştırıldığında kan basıncını önemli ölçüde düşürdüğünü gösterdi.Ancak, kasın statik bir pozisyonda sıkıldığı duvara yaslanarak çömelme ve kavrama kuvveti gibi izometrik egzersizler üstünlük sağladı. Ortalama olarak, sistolik ve diyastolik kan basıncını sırasıyla 8,24 ve 4 mmHg düşürdüler, bu da kan basıncı ilaçlarına benzer bir etkidir.Bu büyüklükteki bir düşüş, en azından birkaç yıl boyunca kalp krizi veya felç gibi büyük bir kardiyovasküler olay riskinin yüzde 22&#039;ye kadar düşmesiyle ilişkilendirilir. Aerobik egzersizlerin etkisi neredeyse yarı yarıyaydı.Aradaki fark muhtemelen izometrik egzersizlerin kan akışını nasıl etkilediğiyle ilgilidir. Duvar squat ve plank egzersizlerini düşünün: Bunlar, kasları bir iki dakika boyunca kasılmış bir pozisyonda tutmayı içerir.Kasları bu kadar uzun süre sıkmak, onlara giden kan akışını geçici olarak azaltır. Daha sonra gevşediklerinde, damarlar genişler ve kanın geri akmasına izin verir. Bu, kan basıncını birkaç saat düşürür ve düşüş tekrarlanan egzersizle sürdürülür.İzometrik egzersizleri daha da çekici kılan şey, rutininize uymalarının nispeten kolay olmasıdır. 2023&#039;te yapılan bir çalışma, bu egzersizlerin haftada üç kez 12 hafta boyunca sadece 12 dakikasının kan basıncını önemli ölçüde düşürmek için yeterli olduğunu buldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fqdvpds4xUGS9o1Wcc0HsA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İlaç, kadar, etkisi, var:, Kan, basıncını, düşürüyor, sadece, dakika, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fqdvpds4xUGS9o1Wcc0HsA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İlaç kadar etkisi var: Kan basıncını düşürüyor, sadece 12 dakika sürüyor"><p>Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için dengeli beslenmek ve egzersiz yapmak gerekiyor. Yapılan araştırmalarda sadece 12 dakika egzersiz yapmanın bile kan basıncını düşürebileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WNbLaXXAmUuydoascgRKqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz, kan basıncını düşürmenin en etkili yollarından biri olarak yaygın olarak kabul edilmektedir. Çoğu kamu sağlığı örgütü, kontrol altında tutmaya yardımcı olmak için haftada 150 dakika koşu veya bisiklet gibi orta yoğunlukta aerobik aktivite önermektedir. Ancak birçok yeni çalışma, bunun aslında en etkili yaklaşım olmayabileceğini öne sürmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vZUdTI79PEGQ40G26ZnTgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>En ikna edici bulgulardan biri, yaklaşık 16.000 yetişkinin katıldığı 270 randomize kontrollü denemenin 2023 analizinden geliyor. Her deneme, en az iki hafta süren bir egzersiz rejiminin kan basıncı üzerindeki etkilerini araştırdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QE390Ho62EGEgo00D2mbzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan analizler, aerobik aktiviteden direnç antrenmanına kadar her türlü egzersizin, kontrol gruplarıyla karşılaştırıldığında kan basıncını önemli ölçüde düşürdüğünü gösterdi.Ancak, kasın statik bir pozisyonda sıkıldığı duvara yaslanarak çömelme ve kavrama kuvveti gibi izometrik egzersizler üstünlük sağladı. Ortalama olarak, sistolik ve diyastolik kan basıncını sırasıyla 8,24 ve 4 mmHg düşürdüler, bu da kan basıncı ilaçlarına benzer bir etkidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lKDTYpaHV0Sq6O9eczhu2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu büyüklükteki bir düşüş, en azından birkaç yıl boyunca kalp krizi veya felç gibi büyük bir kardiyovasküler olay riskinin yüzde 22'ye kadar düşmesiyle ilişkilendirilir. Aerobik egzersizlerin etkisi neredeyse yarı yarıyaydı.Aradaki fark muhtemelen izometrik egzersizlerin kan akışını nasıl etkilediğiyle ilgilidir. Duvar squat ve plank egzersizlerini düşünün: Bunlar, kasları bir iki dakika boyunca kasılmış bir pozisyonda tutmayı içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6kYMqcjh_EeYvml3uVJiLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kasları bu kadar uzun süre sıkmak, onlara giden kan akışını geçici olarak azaltır. Daha sonra gevşediklerinde, damarlar genişler ve kanın geri akmasına izin verir. Bu, kan basıncını birkaç saat düşürür ve düşüş tekrarlanan egzersizle sürdürülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qYjEdGU1mkmy659tl9BzFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzometrik egzersizleri daha da çekici kılan şey, rutininize uymalarının nispeten kolay olmasıdır. 2023'te yapılan bir çalışma, bu egzersizlerin haftada üç kez 12 hafta boyunca sadece 12 dakikasının kan basıncını önemli ölçüde düşürmek için yeterli olduğunu buldu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ABD&amp;apos;li gastroenterolog açıkladı: Bağırsaklar için 7 yiyecek</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/abdli-gastroenterolog-acikladi-bagirsaklar-icin-7-yiyecek</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/abdli-gastroenterolog-acikladi-bagirsaklar-icin-7-yiyecek</guid>
<description><![CDATA[ Bağırsak sağlığını desteklemek ve vücudun genel sağlığını korumak için beslenmenize dikkat etmeniz gerekiyor. Uzmanlar bağırsak sağlığını olumlu yönde etkileyen bazı günlük yiyecekleri açıkladı.Kaliforniyalı gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, bağırsak sağlığını olumlu yönde etkileyen bazı günlük yiyecekleri gündeme taşıdı. Hafif yeşil muzdan, sade yoğurda; zerdeçal, zencefil ve rezene gibi baharatlardan chia ve fesleğen tohumlarına kadar geniş bir liste sunan Dr. Sethi, doğru beslenmenin bağırsak mikrobiyomunu besleyerek iltihabı azalttığını ve sindirimi iyileştirdiğini vurguluyor.Gastroenteroloji ve karaciğer hastalıkları alanında Harvard ve Stanford eğitimli Dr. Saurabh Sethi, “Yediğiniz gıdalar vücudunuz için ilaçtır” diyor. Bağırsak sağlığının genel sağlık üzerindeki etkisinin giderek daha fazla önem kazandığını belirten Dr. Sethi, günlük hayatta sıkça göz ardı edilen bazı besinlerin bağırsak dostu olduğunu söylüyor.Dr. Sethi, özellikle hafif yeşil muzun bağırsak mikrobiyomu için ideal bir prebiyotik kaynağı olduğunu belirtiyor. Dirençli nişasta içeren yeşil muzlar, bağırsaktaki faydalı bakterilerin beslenmesini sağlarken, aşırı olgunlaşmış muzların şeker oranının yüksek olduğu ve bu nedenle tercih edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.Kahve, hem bağırsak hareketliliğini artırıyor hem de karaciğer sağlığına olumlu katkı sağlıyor. Ancak, Dr. Sethi aç karnına fazla kahve tüketiminin reflü, anksiyete ve ishale yol açabileceğine dikkat çekiyor. Günlük 1-2 fincan, tercihen yiyeceklerle birlikte tüketilmesi ve şeker eklenmemesi öneriliyor.Dr. Sethi, zerdeçal, zencefil ve rezene gibi baharatların sadece yemeklere lezzet katmakla kalmadığını, aynı zamanda iltihabı azalttığını ve bağırsak duvarını güçlendirdiğini ifade ediyor. Bu baharatların dengeli ve düzenli tüketiminin bağırsak sağlığını desteklediği belirtiliyor.Bağırsak sağlığında fermente gıdaların rolü büyüktür. Dr. Sethi, ilave şeker içermeyen sade yoğurt, kefir ve lahana turşusu gibi probiyotik kaynaklarının zararlı bakterilerin çoğalmasını engellediğini ve bağırsaktaki faydalı bakteri çeşitliliğini artırdığını söylüyor.Kilo ve sağlık kaygıları nedeniyle beyaz pirinçten uzak durulsa da, Dr. Sethi bunun doğru bir yaklaşım olmadığını vurguluyor. Beyaz pirincin faydalarını gösterebilmesi için soğutularak tüketilmesinin dirençli nişasta oranını artırdığını ve bağırsak mikrobiyomuna destek olduğunu açıklıyor.Yaban mersini, ahududu ve nar gibi orman meyvelerinin, içerdiği yüksek lif ve polifenoller sayesinde oksidatif stresi azalttığını ve bağırsaktaki iyi bakterileri beslediğini aktaran Dr. Sethi, bu meyvelerin probiyotik takviyelerinden daha etkili olabileceğine dikkat çekiyor.Dr. Sethi, chia ve fesleğen tohumlarının suyu emerek bağırsakta jel oluşturduğunu, böylece sindirimi kolaylaştırdığını ve bağırsaklardaki faydalı bakterilerin beslenmesine yardımcı olduğunu belirtiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AcoUXBEOg0-s_s4_ENW5VQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABDli, gastroenterolog, açıkladı:, Bağırsaklar, için, yiyecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AcoUXBEOg0-s_s4_ENW5VQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="ABD'li gastroenterolog açıkladı: Bağırsaklar için 7 yiyecek"><p>Bağırsak sağlığını desteklemek ve vücudun genel sağlığını korumak için beslenmenize dikkat etmeniz gerekiyor. Uzmanlar bağırsak sağlığını olumlu yönde etkileyen bazı günlük yiyecekleri açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3PyldXz-1EK4oki5xgvkww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaliforniyalı gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, bağırsak sağlığını olumlu yönde etkileyen bazı günlük yiyecekleri gündeme taşıdı. Hafif yeşil muzdan, sade yoğurda; zerdeçal, zencefil ve rezene gibi baharatlardan chia ve fesleğen tohumlarına kadar geniş bir liste sunan Dr. Sethi, doğru beslenmenin bağırsak mikrobiyomunu besleyerek iltihabı azalttığını ve sindirimi iyileştirdiğini vurguluyor.Gastroenteroloji ve karaciğer hastalıkları alanında Harvard ve Stanford eğitimli Dr. Saurabh Sethi, “Yediğiniz gıdalar vücudunuz için ilaçtır” diyor. Bağırsak sağlığının genel sağlık üzerindeki etkisinin giderek daha fazla önem kazandığını belirten Dr. Sethi, günlük hayatta sıkça göz ardı edilen bazı besinlerin bağırsak dostu olduğunu söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CaKeVVYU_kSi_ndRd82Jcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, özellikle hafif yeşil muzun bağırsak mikrobiyomu için ideal bir prebiyotik kaynağı olduğunu belirtiyor. Dirençli nişasta içeren yeşil muzlar, bağırsaktaki faydalı bakterilerin beslenmesini sağlarken, aşırı olgunlaşmış muzların şeker oranının yüksek olduğu ve bu nedenle tercih edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RjbQrJYwTU2n1IqWFvsBPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahve, hem bağırsak hareketliliğini artırıyor hem de karaciğer sağlığına olumlu katkı sağlıyor. Ancak, Dr. Sethi aç karnına fazla kahve tüketiminin reflü, anksiyete ve ishale yol açabileceğine dikkat çekiyor. Günlük 1-2 fincan, tercihen yiyeceklerle birlikte tüketilmesi ve şeker eklenmemesi öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UCsGnkl0l0G5_N2JfGBf6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, zerdeçal, zencefil ve rezene gibi baharatların sadece yemeklere lezzet katmakla kalmadığını, aynı zamanda iltihabı azalttığını ve bağırsak duvarını güçlendirdiğini ifade ediyor. Bu baharatların dengeli ve düzenli tüketiminin bağırsak sağlığını desteklediği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AB5u2J9_Tk-uvKtbhUWLlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak sağlığında fermente gıdaların rolü büyüktür. Dr. Sethi, ilave şeker içermeyen sade yoğurt, kefir ve lahana turşusu gibi probiyotik kaynaklarının zararlı bakterilerin çoğalmasını engellediğini ve bağırsaktaki faydalı bakteri çeşitliliğini artırdığını söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YudNIlWr5E6kyHGowy_iEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo ve sağlık kaygıları nedeniyle beyaz pirinçten uzak durulsa da, Dr. Sethi bunun doğru bir yaklaşım olmadığını vurguluyor. Beyaz pirincin faydalarını gösterebilmesi için soğutularak tüketilmesinin dirençli nişasta oranını artırdığını ve bağırsak mikrobiyomuna destek olduğunu açıklıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AJ8FDnb6IUyKK71AFwbIfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaban mersini, ahududu ve nar gibi orman meyvelerinin, içerdiği yüksek lif ve polifenoller sayesinde oksidatif stresi azalttığını ve bağırsaktaki iyi bakterileri beslediğini aktaran Dr. Sethi, bu meyvelerin probiyotik takviyelerinden daha etkili olabileceğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EJ0R-EUVA0unIbmx0YbCdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, chia ve fesleğen tohumlarının suyu emerek bağırsakta jel oluşturduğunu, böylece sindirimi kolaylaştırdığını ve bağırsaklardaki faydalı bakterilerin beslenmesine yardımcı olduğunu belirtiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bağırsak sağlığınız iyi mi? 5 sessiz işaret acil müdahale gerektiriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bagirsak-sagliginiz-iyi-mi-5-sessiz-isaret-acil-mudahale-gerektiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bagirsak-sagliginiz-iyi-mi-5-sessiz-isaret-acil-mudahale-gerektiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, sürekli yorgunluk, cilt problemleri, beyin sisi ve düzensiz tuvalet alışkanlıklarının, bağırsak sağlığıyla doğrudan ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.Bağırsak sağlığı yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı bir konu değil. Uzmanlara göre, bağırsaklar ruh hali, enerji seviyesi ve hatta zihinsel berraklık üzerinde sandığımızdan çok daha büyük bir rol oynuyor. Günlük hayatın içinde çoğu zaman göz ardı edilen hafif rahatsızlıklar, aslında sindirim sisteminden gelen uyarılar olabilir.Beslenme ve yaşam tarzı tercihleriyle yakından ilişkili olan bağırsak sağlığı, düzenli ihmal edildiğinde uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarabiliyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bağırsak-beyin ekseni başta olmak üzere sindirim sisteminin vücut genelindeki etkilerini gözler önüne seriyor. Peki bağırsakların yardım çığlığını nasıl fark edebiliriz?Yemek sonrası oluşan ve geçmeyen şişkinlik, bağırsak bakterilerindeki dengesizliklerin bir işareti olabilir. Ara sıra görülen şişkinlik genellikle normal kabul edilse de, sürekli yaşanması bağırsak florasında bir problem olduğuna işaret edebilir. Uzmanlar, aşırı gaz üretiminin de bağırsak sağlığı bozukluklarıyla ilişkili olduğuna dikkat çekiyor.Ciltte meydana gelen egzama ya da akne gibi rahatsızlıkların kaynağı bazen dış etkenler değil, içeriden gelen dengesizlikler olabilir. “Bağırsak-cilt ekseni” olarak tanımlanan bu ilişki, 2020 yılında yapılan bir çalışmada net biçimde ortaya kondu. Egzamalı bireylerin bağırsak florasında sağlıklı bireylerden farklı bakteriyel dizilimler ve iltihap belirtileri bulundu.Kronik kabızlık, ishal ya da düzensiz bağırsak hareketleri, sindirim sistemindeki dengesizliklerin sinyallerinden biri. Araştırmalar, bu tür düzensizliklerin yaklaşık %45’inde düşük mikrobiyal çeşitlilik görüldüğünü ortaya koyuyor. Lif açısından zengin meyve, sebze ve tam tahılların yanı sıra probiyotik takviyeleri, bağırsak fonksiyonlarının yeniden düzenlenmesinde önemli rol oynuyor.Yeterli uykuya rağmen devam eden kronik yorgunluk, bağırsakların vitamin ve mineral emilimindeki bozulmadan kaynaklanabilir. Özellikle B vitaminleri ve demir gibi enerji üretiminde kritik öneme sahip besin maddeleri, sağlıksız bir bağırsakta yeterince emilemeyebilir. Besin emilimini destekleyen dengeli bir diyet ve probiyotikler bu noktada devreye giriyor.Zihinsel bulanıklık, odaklanma güçlüğü ve konsantrasyon eksikliği gibi şikayetler yalnızca ruhsal değil, biyolojik nedenlere de dayanabilir. Bağırsak-beyin ekseni üzerine yapılan 2024 tarihli analiz, mikrobiyota değişimlerinin nörotransmitter seviyeleri, nöroinflamasyon ve stres tepkisini düzenleyen HPA ekseniyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, işlenmiş ve şekerli gıdalardan uzak durulması gerektiğini vurguluyor.Uzmanlara göre bağırsakların bu sessiz sinyallerini göz ardı etmemek, daha büyük sağlık sorunlarının önüne geçmek açısından hayati öneme sahip. Dengeli beslenme, lif alımının artırılması, stres yönetimi ve düzenli egzersiz, bağırsak sağlığını iyileştirmenin temel yolları arasında gösteriliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eBBaUkNPy0Sht09FTN61qA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bağırsak, sağlığınız, iyi, mi, sessiz, işaret, acil, müdahale, gerektiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eBBaUkNPy0Sht09FTN61qA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bağırsak sağlığınız iyi mi? 5 sessiz işaret acil müdahale gerektiriyor"><p>Uzmanlar, sürekli yorgunluk, cilt problemleri, beyin sisi ve düzensiz tuvalet alışkanlıklarının, bağırsak sağlığıyla doğrudan ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MiIL_rmgpkugGavZKGAv_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak sağlığı yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı bir konu değil. Uzmanlara göre, bağırsaklar ruh hali, enerji seviyesi ve hatta zihinsel berraklık üzerinde sandığımızdan çok daha büyük bir rol oynuyor. Günlük hayatın içinde çoğu zaman göz ardı edilen hafif rahatsızlıklar, aslında sindirim sisteminden gelen uyarılar olabilir.Beslenme ve yaşam tarzı tercihleriyle yakından ilişkili olan bağırsak sağlığı, düzenli ihmal edildiğinde uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarabiliyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bağırsak-beyin ekseni başta olmak üzere sindirim sisteminin vücut genelindeki etkilerini gözler önüne seriyor. Peki bağırsakların yardım çığlığını nasıl fark edebiliriz?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WL1M1swb6UqB0cVuelTG-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemek sonrası oluşan ve geçmeyen şişkinlik, bağırsak bakterilerindeki dengesizliklerin bir işareti olabilir. Ara sıra görülen şişkinlik genellikle normal kabul edilse de, sürekli yaşanması bağırsak florasında bir problem olduğuna işaret edebilir. Uzmanlar, aşırı gaz üretiminin de bağırsak sağlığı bozukluklarıyla ilişkili olduğuna dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AUSxAlKvJkak1KDe0Jy_0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ciltte meydana gelen egzama ya da akne gibi rahatsızlıkların kaynağı bazen dış etkenler değil, içeriden gelen dengesizlikler olabilir. “Bağırsak-cilt ekseni” olarak tanımlanan bu ilişki, 2020 yılında yapılan bir çalışmada net biçimde ortaya kondu. Egzamalı bireylerin bağırsak florasında sağlıklı bireylerden farklı bakteriyel dizilimler ve iltihap belirtileri bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6rnrV5qVCE6W4OOdi_I5lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik kabızlık, ishal ya da düzensiz bağırsak hareketleri, sindirim sistemindeki dengesizliklerin sinyallerinden biri. Araştırmalar, bu tür düzensizliklerin yaklaşık %45’inde düşük mikrobiyal çeşitlilik görüldüğünü ortaya koyuyor. Lif açısından zengin meyve, sebze ve tam tahılların yanı sıra probiyotik takviyeleri, bağırsak fonksiyonlarının yeniden düzenlenmesinde önemli rol oynuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HupXT-MpUkSBqrl0ByhR5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterli uykuya rağmen devam eden kronik yorgunluk, bağırsakların vitamin ve mineral emilimindeki bozulmadan kaynaklanabilir. Özellikle B vitaminleri ve demir gibi enerji üretiminde kritik öneme sahip besin maddeleri, sağlıksız bir bağırsakta yeterince emilemeyebilir. Besin emilimini destekleyen dengeli bir diyet ve probiyotikler bu noktada devreye giriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LM8G4YvwGEq61XJnTefvoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihinsel bulanıklık, odaklanma güçlüğü ve konsantrasyon eksikliği gibi şikayetler yalnızca ruhsal değil, biyolojik nedenlere de dayanabilir. Bağırsak-beyin ekseni üzerine yapılan 2024 tarihli analiz, mikrobiyota değişimlerinin nörotransmitter seviyeleri, nöroinflamasyon ve stres tepkisini düzenleyen HPA ekseniyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, işlenmiş ve şekerli gıdalardan uzak durulması gerektiğini vurguluyor.Uzmanlara göre bağırsakların bu sessiz sinyallerini göz ardı etmemek, daha büyük sağlık sorunlarının önüne geçmek açısından hayati öneme sahip. Dengeli beslenme, lif alımının artırılması, stres yönetimi ve düzenli egzersiz, bağırsak sağlığını iyileştirmenin temel yolları arasında gösteriliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürekli yorgun mu hissediyorsunuz? Vücudunuz sinyal veriyor olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/surekli-yorgun-mu-hissediyorsunuz-vucudunuz-sinyal-veriyor-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/surekli-yorgun-mu-hissediyorsunuz-vucudunuz-sinyal-veriyor-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Son dönemde yaygınlaşan sürekli yorgunluk şikayetleri, yalnızca modern yaşamın getirdiği stres ve uykusuzlukla sınırlı olmayabilir. Uzmanlara göre, bu durum bazı karaciğer rahatsızlıklarının erken belirtisi olabilir.Karaciğer, vücudun enerji üretimi, toksinlerden arındırılması ve metabolizma dengesinin sağlanması gibi birçok kritik işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle organın fonksiyonlarında meydana gelen bozulmalar, kişinin genel sağlık durumunu doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle sarılık, karın bölgesinde şişlik, açıklanamayan kilo değişiklikleri ve zihinsel bulanıklık (beyin sisi) gibi belirtilerle birlikte görülen kronik yorgunluk, karaciğerle ilgili bir problemin habercisi olabilir.Karaciğer hastalıkları çoğu zaman sessiz seyrediyor. Örneğin, dünya genelinde her dört yetişkinden birinde görüldüğü belirtilen alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), erken evrelerde belirgin semptom göstermeyebiliyor. Bu nedenle halsizlik gibi yaygın şikâyetler, çoğu zaman göz ardı ediliyor.Sağlık uzmanları, &quot;Dinlenmeyle geçmeyen, günler veya haftalar boyunca süren bitkinlik hissi ciddiye alınmalı. Özellikle başka rahatsızlıklar (anemi, tiroid hastalıkları, uyku bozuklukları vb.) ekarte edildiyse, karaciğer fonksiyonlarının kontrol edilmesi faydalı olabilir&quot; uyarısında bulunuyor.Karaciğer sağlığını doğrudan etkileyen bir diğer unsur ise yaşam tarzı. Aşırı alkol tüketimi, yüksek oranda işlenmiş gıda ve şeker içeren beslenme düzeni ile hareketsiz yaşam, karaciğerde yağlanma ve inflamasyon riskini artırabiliyor.Uzmanlar, şu önerilerde bulunuyor:Alkol alımı sınırlandırılmalı, gerekirse tamamen bırakılmalıRafine şeker ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmalıKaraciğer dostu yiyecekler (yeşil yapraklı sebzeler, sarımsak, pancar, zeytinyağı vb.) tüketilmeliSu tüketimine dikkat edilmeli, düzenli fiziksel aktivite yapılmalıGereksiz takviye ve ilaç kullanımı önlenmeliKaraciğer hastalıklarının tanısı genellikle kan testleriyle konuluyor. Ancak uzmanlar, bireylerin vücutlarından gelen sinyallere daha fazla kulak vermeleri gerektiğini vurguluyor. &quot;Yorgunluk, ağızda acı tat, idrarda koyulaşma veya dışkı renginde değişiklik gibi belirtiler, karaciğerin aşırı yüklendiğini gösterebilir. Bu durum, geç kalınmadan değerlendirilmeli&quot; deniliyor.Yorgunluk her zaman tembellik ya da sadece stres kaynaklı olmayabilir. Bazen vücudun en sessiz çalışan organlarından biri olan karaciğer, sorun yaşadığında bunu enerji düşüklüğü ile belli edebilir. Bu nedenle, uzun süren halsizlik durumunda bir uzmana başvurmak, ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmek açısından hayati önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pxKyRtBkqkKUzv3u2c-GJQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:55:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sürekli, yorgun, hissediyorsunuz, Vücudunuz, sinyal, veriyor, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pxKyRtBkqkKUzv3u2c-GJQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sürekli yorgun mu hissediyorsunuz? Vücudunuz sinyal veriyor olabilir"><p>Son dönemde yaygınlaşan sürekli yorgunluk şikayetleri, yalnızca modern yaşamın getirdiği stres ve uykusuzlukla sınırlı olmayabilir. Uzmanlara göre, bu durum bazı karaciğer rahatsızlıklarının erken belirtisi olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZZshWiASp0iRvHPbMf1p0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer, vücudun enerji üretimi, toksinlerden arındırılması ve metabolizma dengesinin sağlanması gibi birçok kritik işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle organın fonksiyonlarında meydana gelen bozulmalar, kişinin genel sağlık durumunu doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle sarılık, karın bölgesinde şişlik, açıklanamayan kilo değişiklikleri ve zihinsel bulanıklık (beyin sisi) gibi belirtilerle birlikte görülen kronik yorgunluk, karaciğerle ilgili bir problemin habercisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xYIuZWu-TEeBrKKGH7cTwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer hastalıkları çoğu zaman sessiz seyrediyor. Örneğin, dünya genelinde her dört yetişkinden birinde görüldüğü belirtilen alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), erken evrelerde belirgin semptom göstermeyebiliyor. Bu nedenle halsizlik gibi yaygın şikâyetler, çoğu zaman göz ardı ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m_ZngE1RsUqZbjXxw9i60A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık uzmanları, "Dinlenmeyle geçmeyen, günler veya haftalar boyunca süren bitkinlik hissi ciddiye alınmalı. Özellikle başka rahatsızlıklar (anemi, tiroid hastalıkları, uyku bozuklukları vb.) ekarte edildiyse, karaciğer fonksiyonlarının kontrol edilmesi faydalı olabilir" uyarısında bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yFEUNu5bOUaMPdznUPD5Qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer sağlığını doğrudan etkileyen bir diğer unsur ise yaşam tarzı. Aşırı alkol tüketimi, yüksek oranda işlenmiş gıda ve şeker içeren beslenme düzeni ile hareketsiz yaşam, karaciğerde yağlanma ve inflamasyon riskini artırabiliyor.Uzmanlar, şu önerilerde bulunuyor:Alkol alımı sınırlandırılmalı, gerekirse tamamen bırakılmalıRafine şeker ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmalıKaraciğer dostu yiyecekler (yeşil yapraklı sebzeler, sarımsak, pancar, zeytinyağı vb.) tüketilmeliSu tüketimine dikkat edilmeli, düzenli fiziksel aktivite yapılmalıGereksiz takviye ve ilaç kullanımı önlenmeli</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JekyphR74U2M6192m1th9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer hastalıklarının tanısı genellikle kan testleriyle konuluyor. Ancak uzmanlar, bireylerin vücutlarından gelen sinyallere daha fazla kulak vermeleri gerektiğini vurguluyor. "Yorgunluk, ağızda acı tat, idrarda koyulaşma veya dışkı renginde değişiklik gibi belirtiler, karaciğerin aşırı yüklendiğini gösterebilir. Bu durum, geç kalınmadan değerlendirilmeli" deniliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yIx3YOzvmk-hNShkJi2xow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yorgunluk her zaman tembellik ya da sadece stres kaynaklı olmayabilir. Bazen vücudun en sessiz çalışan organlarından biri olan karaciğer, sorun yaşadığında bunu enerji düşüklüğü ile belli edebilir. Bu nedenle, uzun süren halsizlik durumunda bir uzmana başvurmak, ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmek açısından hayati önem taşıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp krizinden sonra kritik 60 dakika: &amp;quot;Altın Saat&amp;quot; neden önemlidir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-krizinden-sonra-kritik-60-dakika-altin-saat-neden-oenemlidir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-krizinden-sonra-kritik-60-dakika-altin-saat-neden-oenemlidir</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizi vakaları, sağlıksız yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşmasıyla birlikte artık yalnızca ileri yaştakileri değil, 20’li yaşlardaki genç yetişkinleri de etkiliyor. Uzmanlar, bu endişe verici artışı; kronik stres, kötü beslenme, hareketsizlik, uzun çalışma saatleri ve genel yaşam tarzı bozukluklarına bağlıyor.Kardiyologlar, kalp krizinin başlangıcından sonraki ilk 60 dakikayı “Altın Saat” olarak tanımlıyor. Bu sürede alınan acil tıbbi müdahaleler, hem hayatta kalma şansını artırıyor hem de kalpte kalıcı hasarı en aza indiriyor. Uzmanlara göre, bu süre zarfında uygulanacak anjiyoplasti ya da trombolitik ilaç tedavisi, tedavi başarısını belirleyici hale getiriyor.Tıbbi verilere göre, kalp krizi geçiren hastaların yarısından fazlası hastaneye ulaşamadan yaşamını yitiriyor. Her gecikilen saat, kalp kasına daha fazla zarar veriyor. Kalp krizinin ilk iki saatinde, ölümcül aritmiler riskine karşı kalp ritmi sıkı şekilde izleniyor ve gerektiğinde yoğun bakımda defibrilatör ya da geçici kalp piliyle müdahale ediliyor.Kalbin tıkanan damarını açmak amacıyla yapılan anjiyoplasti, dolaşımı yeniden sağlamada en etkili yöntem olarak öne çıkıyor. Kateter aracılığıyla tespit edilen tıkanıklık, balon yardımıyla genişletiliyor ve damar açıklığını korumak için stent yerleştiriliyor. Kateter laboratuvarlarına hızlı ulaşım sağlanamazsa, geçici çözüm olarak damar içi pıhtı çözücü ilaçlar (trombolitik tedavi) uygulanıyor. Ancak bu yaklaşımın ardından 6 ila 24 saat içinde anjiyoplasti yapılması gerekiyor. Müdahalenin 48 saatten fazla gecikmesi, etkinliği ciddi şekilde düşürüyor.Kalp krizi belirtileri, kimi zaman hazımsızlık ya da reflüyle karıştırılabiliyor. Ancak uzmanlar, şu uyarı işaretlerinin ciddiye alınması gerektiğini belirtiyor:Göğüste baskı, sıkışma veya şiddetli ağrıAğrının sol kola, çeneye, boyna ya da sırta yayılmasıNefes darlığı, terleme, baş dönmesiMide bulantısı, endişe ve ölüm korkusuDinlenmeye rağmen geçmeyen rahatsızlıkBu belirtilerden biri bile hissedildiğinde, vakit kaybetmeden kalp bakımı sunan bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor. Çünkü uzmanlara göre, Altın Saat sonrası her 30 dakikalık gecikme, kalp fonksiyonlarında ölçülebilir düzeyde kayba neden oluyor.Kardiyoloji uzmanları, tedavinin gecikmeden uygulanmasının, kalp kasında kalıcı hasarı önleyebileceğini vurguluyor.Altın Saat içinde müdahale edilen vakalarda hastalar, çoğu zaman kalıcı bir hasar olmadan iyileşebiliyor. Ancak geç kalınan durumlarda kalp yetmezliği, ciddi ritim bozuklukları ve ani ölüm riski önemli ölçüde artıyor.Uzmanlar, özellikle genç yaş grubunda kalp krizi farkındalığının artırılması gerektiği konusunda hemfikir. Hayat kurtaran bu bir saatlik kritik süre, bilinçli davranan bireyler sayesinde daha fazla yaşamın kurtulmasını sağlayabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oSrARq2rIkSmpzA58oJtNg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizinden, sonra, kritik, dakika:, Altın, Saat, neden, önemlidir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oSrARq2rIkSmpzA58oJtNg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp krizinden sonra kritik 60 dakika: " saat neden><p>Kalp krizi vakaları, sağlıksız yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşmasıyla birlikte artık yalnızca ileri yaştakileri değil, 20’li yaşlardaki genç yetişkinleri de etkiliyor. Uzmanlar, bu endişe verici artışı; kronik stres, kötü beslenme, hareketsizlik, uzun çalışma saatleri ve genel yaşam tarzı bozukluklarına bağlıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rkZGTb3UPEe1utSRucP-gA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kardiyologlar, kalp krizinin başlangıcından sonraki ilk 60 dakikayı “Altın Saat” olarak tanımlıyor. Bu sürede alınan acil tıbbi müdahaleler, hem hayatta kalma şansını artırıyor hem de kalpte kalıcı hasarı en aza indiriyor. Uzmanlara göre, bu süre zarfında uygulanacak anjiyoplasti ya da trombolitik ilaç tedavisi, tedavi başarısını belirleyici hale getiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TxiHuLUOOEO1B3Hu-rQgng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tıbbi verilere göre, kalp krizi geçiren hastaların yarısından fazlası hastaneye ulaşamadan yaşamını yitiriyor. Her gecikilen saat, kalp kasına daha fazla zarar veriyor. Kalp krizinin ilk iki saatinde, ölümcül aritmiler riskine karşı kalp ritmi sıkı şekilde izleniyor ve gerektiğinde yoğun bakımda defibrilatör ya da geçici kalp piliyle müdahale ediliyor.Kalbin tıkanan damarını açmak amacıyla yapılan anjiyoplasti, dolaşımı yeniden sağlamada en etkili yöntem olarak öne çıkıyor. Kateter aracılığıyla tespit edilen tıkanıklık, balon yardımıyla genişletiliyor ve damar açıklığını korumak için stent yerleştiriliyor. Kateter laboratuvarlarına hızlı ulaşım sağlanamazsa, geçici çözüm olarak damar içi pıhtı çözücü ilaçlar (trombolitik tedavi) uygulanıyor. Ancak bu yaklaşımın ardından 6 ila 24 saat içinde anjiyoplasti yapılması gerekiyor. Müdahalenin 48 saatten fazla gecikmesi, etkinliği ciddi şekilde düşürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QX9kqjkeJEmou-k9ZvceAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp krizi belirtileri, kimi zaman hazımsızlık ya da reflüyle karıştırılabiliyor. Ancak uzmanlar, şu uyarı işaretlerinin ciddiye alınması gerektiğini belirtiyor:Göğüste baskı, sıkışma veya şiddetli ağrıAğrının sol kola, çeneye, boyna ya da sırta yayılmasıNefes darlığı, terleme, baş dönmesiMide bulantısı, endişe ve ölüm korkusuDinlenmeye rağmen geçmeyen rahatsızlıkBu belirtilerden biri bile hissedildiğinde, vakit kaybetmeden kalp bakımı sunan bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor. Çünkü uzmanlara göre, Altın Saat sonrası her 30 dakikalık gecikme, kalp fonksiyonlarında ölçülebilir düzeyde kayba neden oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T_WgiuP5qUeO35loXnXgwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kardiyoloji uzmanları, tedavinin gecikmeden uygulanmasının, kalp kasında kalıcı hasarı önleyebileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_qjuSYN5AkyF8lGINVpAGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Altın Saat içinde müdahale edilen vakalarda hastalar, çoğu zaman kalıcı bir hasar olmadan iyileşebiliyor. Ancak geç kalınan durumlarda kalp yetmezliği, ciddi ritim bozuklukları ve ani ölüm riski önemli ölçüde artıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PR4Yb9ba5kSPVFNPdItsMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, özellikle genç yaş grubunda kalp krizi farkındalığının artırılması gerektiği konusunda hemfikir. Hayat kurtaran bu bir saatlik kritik süre, bilinçli davranan bireyler sayesinde daha fazla yaşamın kurtulmasını sağlayabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gıda zehirlenmesi neden olur? Hayati riski var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gida-zehirlenmesi-neden-olur-hayati-riski-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gida-zehirlenmesi-neden-olur-hayati-riski-var</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen gıda zehirlenmesi, doğru saklama, pişirme ve hijyen kurallarına uyulmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.Uzmanlar, bakteriler, virüsler ve parazitlerle kontamine olmuş yiyeceklerin tüketiminin, yalnızca mide rahatsızlıklarına değil, böbrek yetmezliği gibi hayati komplikasyonlara da neden olabileceği konusunda uyarıyor.Gıda kaynaklı hastalık olarak da bilinen gıda zehirlenmesi; Salmonella, E. coli, Campylobacter gibi bakteriler, Norovirüs gibi virüsler ve Trichinella ile Toksoplazma gibi parazitlerin neden olduğu kontaminasyon sonucu ortaya çıkıyor. Ellerin yetersiz yıkanması, mutfak araçlarının hijyenik olmaması ve uygun olmayan soğutma koşulları bu riski artırıyor.Gıda zehirlenmesinin semptomları patojene ve maruz kalınan doza göre değişkenlik gösteriyor. En yaygın belirtiler arasında mide bulantısı, kusma, ishal, karın krampları ve ateş yer alıyor. Bazı durumlarda bu tablo baş ağrısı ve şiddetli yorgunlukla da seyredebilir. Tedavi edilmeyen vakalar ise böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlarla sonuçlanabiliyor.Gıda zehirlenmesi tedavisinde en önemli adım vücudun kaybettiği sıvı ve elektrolitleri yeniden kazanması. Bol sıvı tüketimi ve dinlenme, iyileşme sürecini hızlandırırken, şiddetli vakalarda antibiyotik veya tıbbi müdahale gerekebiliyor. Uzmanlar, ishal önleyici ilaçların da yalnızca doktor önerisiyle kullanılmasını tavsiye ediyor.Uzmanlar, gıda zehirlenmesinden korunmak için mutfakta hijyen kurallarına azami dikkat gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Ellerin ve mutfak gereçlerinin düzenli olarak yıkanması, çiğ ve pişmiş gıdaların ayrılması, yiyeceklerin önerilen sıcaklıklarda pişirilmesi ve uygun koşullarda saklanması bulaş riskini önemli ölçüde azaltıyor.Gıda güvenliği yalnızca bireysel sağlık açısından değil, toplum sağlığı açısından da kritik öneme sahip. Küresel tedarik zincirlerinin giderek karmaşıklaştığı günümüzde, tüketicilerin bilinçli tercihler yapması ve temel hijyen kurallarına uyması, gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesinde en etkili yöntemler arasında yer alıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sk2hWXu7hUmG9M8_o5CxjQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gıda, zehirlenmesi, neden, olur, Hayati, riski, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sk2hWXu7hUmG9M8_o5CxjQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gıda zehirlenmesi neden olur? Hayati riski var"><p>Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen gıda zehirlenmesi, doğru saklama, pişirme ve hijyen kurallarına uyulmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CMelJc_rU0KWq88TzTxKyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, bakteriler, virüsler ve parazitlerle kontamine olmuş yiyeceklerin tüketiminin, yalnızca mide rahatsızlıklarına değil, böbrek yetmezliği gibi hayati komplikasyonlara da neden olabileceği konusunda uyarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HushUgBrh06q7tKKKOd97A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gıda kaynaklı hastalık olarak da bilinen gıda zehirlenmesi; Salmonella, E. coli, Campylobacter gibi bakteriler, Norovirüs gibi virüsler ve Trichinella ile Toksoplazma gibi parazitlerin neden olduğu kontaminasyon sonucu ortaya çıkıyor. Ellerin yetersiz yıkanması, mutfak araçlarının hijyenik olmaması ve uygun olmayan soğutma koşulları bu riski artırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lgZ_LZ5TXkuMvnY7vzuFJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gıda zehirlenmesinin semptomları patojene ve maruz kalınan doza göre değişkenlik gösteriyor. En yaygın belirtiler arasında mide bulantısı, kusma, ishal, karın krampları ve ateş yer alıyor. Bazı durumlarda bu tablo baş ağrısı ve şiddetli yorgunlukla da seyredebilir. Tedavi edilmeyen vakalar ise böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlarla sonuçlanabiliyor.Gıda zehirlenmesi tedavisinde en önemli adım vücudun kaybettiği sıvı ve elektrolitleri yeniden kazanması. Bol sıvı tüketimi ve dinlenme, iyileşme sürecini hızlandırırken, şiddetli vakalarda antibiyotik veya tıbbi müdahale gerekebiliyor. Uzmanlar, ishal önleyici ilaçların da yalnızca doktor önerisiyle kullanılmasını tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-mrw4JWKu0CPe2S5QojbOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, gıda zehirlenmesinden korunmak için mutfakta hijyen kurallarına azami dikkat gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Ellerin ve mutfak gereçlerinin düzenli olarak yıkanması, çiğ ve pişmiş gıdaların ayrılması, yiyeceklerin önerilen sıcaklıklarda pişirilmesi ve uygun koşullarda saklanması bulaş riskini önemli ölçüde azaltıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5ib0Ij4evkO_FbNqygqhrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gıda güvenliği yalnızca bireysel sağlık açısından değil, toplum sağlığı açısından da kritik öneme sahip. Küresel tedarik zincirlerinin giderek karmaşıklaştığı günümüzde, tüketicilerin bilinçli tercihler yapması ve temel hijyen kurallarına uyması, gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesinde en etkili yöntemler arasında yer alıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücuttaki eksikliği görme kaybına kadar gidiyor: Belirtiler yavaş ilerliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vucuttaki-eksikligi-goerme-kaybina-kadar-gidiyor-belirtiler-yavas-ilerliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vucuttaki-eksikligi-goerme-kaybina-kadar-gidiyor-belirtiler-yavas-ilerliyor</guid>
<description><![CDATA[ Milyonlarca insanı etkileyen A vitamini eksikliği, başta çocuklar olmak üzere savunmasız gruplar için ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Uzmanlar, eksikliğin zamanında fark edilmemesi durumunda kalıcı görme kaybı ve bağışıklık sistemi çöküşü gibi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.Moda diyetlerin ve takviye furyalarının gölgesinde kalan A vitamini eksikliği, özellikle düşük gelirli ülkelerde halk sağlığını tehdit eden sessiz bir kriz haline gelmiş durumda. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), A vitamini eksikliğini çocuklarda önlenebilir körlüğün en yaygın nedeni olarak tanımlarken, bu durumun aynı zamanda hastalık ve ölüm riskini de önemli ölçüde artırdığını bildiriyor.A vitamini; sağlıklı görme, güçlü bir bağışıklık sistemi, cilt sağlığı ve hücre büyümesi için hayati öneme sahip. Ancak hamile kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere birçok birey, bu eksikliğe farkında olmadan açık hale geliyor.A vitamini eksikliği, genellikle yavaş ilerleyen ve ilk aşamada hafif görülen belirtilerle kendini gösteriyor. Ancak tedavi edilmediğinde geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabiliyor. Uzmanlara göre, göz ardı edilmemesi gereken beş temel belirti şöyle:Gece Körlüğü: Düşük ışıkta görme güçlüğü, eksikliğin en erken işaretlerinden biri. Bu belirti, rodopsin adı verilen göz pigmentinin üretiminde A vitamininin rol oynamasından kaynaklanıyor. Müdahale edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabiliyor.Kuru Gözler ve Kornea Hasarı: A vitamini göz yüzeyini nemli tutarak koruyucu etki sağlar. Eksiklik durumunda ciddi göz rahatsızlıkları, hatta kalıcı körlük gelişebilir.Gece Körlüğü: Düşük ışıkta görme güçlüğü, eksikliğin en erken işaretlerinden biri. Bu belirti, rodopsin adı verilen göz pigmentinin üretiminde A vitamininin rol oynamasından kaynaklanıyor. Müdahale edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabiliyor.Kuru Gözler ve Kornea Hasarı: A vitamini göz yüzeyini nemli tutarak koruyucu etki sağlar. Eksiklik durumunda ciddi göz rahatsızlıkları, hatta kalıcı körlük gelişebilir.Sık Enfeksiyonlar: Bağışıklık sistemini destekleyen mukoza zarlarının zayıflamasıyla birlikte, zatürre, ishal ve kızamık gibi enfeksiyonlara yakalanma riski artar. Özellikle çocuklarda ölüm oranları bu nedenle yükseliyor.Kuru, Pullu Cilt: A vitamini cilt yenilenmesi için gereklidir. Eksikliğinde cilt kurur, pullanır ve iyileşme süreci uzar. Bu durum, sıklıkla egzama gibi cilt hastalıklarıyla karıştırılır.Gelişim Geriliği: Çocuklarda büyüme ve zihinsel gelişim A vitamini yetersizliğinden olumsuz etkilenir. Uzun süreli eksiklik; öğrenme zorlukları, düşük kemik yoğunluğu ve bağışıklık düşüklüğü ile ilişkilidir.Uzmanlar, A vitamini eksikliğinin basit ama etkili yöntemlerle önlenebileceğine dikkat çekiyor. Yapraklı yeşillikler, havuç, tatlı patates, yumurta ve süt ürünleri gibi besinlerle zenginleştirilmiş bir diyet, eksikliği önlemede kilit rol oynuyor. Ayrıca, risk altındaki bireyler için doktor gözetiminde takviye kullanımı da öneriliyor.A vitamini eksikliğinin sadece bireysel değil, toplumsal bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu konuda küresel farkındalık kampanyalarının artırılması gerektiğini belirtiyor. Sessizce ilerleyen bu eksiklik, erken teşhis ve müdahaleyle hem görme sağlığını koruyabilir hem de yaşam kalitesini artırabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i0ahl7MVCkaK0bRLrCmQaw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücuttaki, eksikliği, görme, kaybına, kadar, gidiyor:, Belirtiler, yavaş, ilerliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i0ahl7MVCkaK0bRLrCmQaw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücuttaki eksikliği görme kaybına kadar gidiyor: Belirtiler yavaş ilerliyor"><p>Milyonlarca insanı etkileyen A vitamini eksikliği, başta çocuklar olmak üzere savunmasız gruplar için ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Uzmanlar, eksikliğin zamanında fark edilmemesi durumunda kalıcı görme kaybı ve bağışıklık sistemi çöküşü gibi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rAWkP4LsX0W2WX1lPdLo4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Moda diyetlerin ve takviye furyalarının gölgesinde kalan A vitamini eksikliği, özellikle düşük gelirli ülkelerde halk sağlığını tehdit eden sessiz bir kriz haline gelmiş durumda. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), A vitamini eksikliğini çocuklarda önlenebilir körlüğün en yaygın nedeni olarak tanımlarken, bu durumun aynı zamanda hastalık ve ölüm riskini de önemli ölçüde artırdığını bildiriyor.A vitamini; sağlıklı görme, güçlü bir bağışıklık sistemi, cilt sağlığı ve hücre büyümesi için hayati öneme sahip. Ancak hamile kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere birçok birey, bu eksikliğe farkında olmadan açık hale geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X6CfcJhgSkO-PJVodV9HRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>A vitamini eksikliği, genellikle yavaş ilerleyen ve ilk aşamada hafif görülen belirtilerle kendini gösteriyor. Ancak tedavi edilmediğinde geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabiliyor. Uzmanlara göre, göz ardı edilmemesi gereken beş temel belirti şöyle:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iH94s13cBUami0fklCA4Gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece Körlüğü: Düşük ışıkta görme güçlüğü, eksikliğin en erken işaretlerinden biri. Bu belirti, rodopsin adı verilen göz pigmentinin üretiminde A vitamininin rol oynamasından kaynaklanıyor. Müdahale edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabiliyor.Kuru Gözler ve Kornea Hasarı: A vitamini göz yüzeyini nemli tutarak koruyucu etki sağlar. Eksiklik durumunda ciddi göz rahatsızlıkları, hatta kalıcı körlük gelişebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5JSRg41w_0u1ICFiyyK2dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece Körlüğü: Düşük ışıkta görme güçlüğü, eksikliğin en erken işaretlerinden biri. Bu belirti, rodopsin adı verilen göz pigmentinin üretiminde A vitamininin rol oynamasından kaynaklanıyor. Müdahale edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabiliyor.Kuru Gözler ve Kornea Hasarı: A vitamini göz yüzeyini nemli tutarak koruyucu etki sağlar. Eksiklik durumunda ciddi göz rahatsızlıkları, hatta kalıcı körlük gelişebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JHuOwA0yBE6OEmNfLd9Y6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sık Enfeksiyonlar: Bağışıklık sistemini destekleyen mukoza zarlarının zayıflamasıyla birlikte, zatürre, ishal ve kızamık gibi enfeksiyonlara yakalanma riski artar. Özellikle çocuklarda ölüm oranları bu nedenle yükseliyor.Kuru, Pullu Cilt: A vitamini cilt yenilenmesi için gereklidir. Eksikliğinde cilt kurur, pullanır ve iyileşme süreci uzar. Bu durum, sıklıkla egzama gibi cilt hastalıklarıyla karıştırılır.Gelişim Geriliği: Çocuklarda büyüme ve zihinsel gelişim A vitamini yetersizliğinden olumsuz etkilenir. Uzun süreli eksiklik; öğrenme zorlukları, düşük kemik yoğunluğu ve bağışıklık düşüklüğü ile ilişkilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xGBzp0dVSkSAAQX-0rv0cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, A vitamini eksikliğinin basit ama etkili yöntemlerle önlenebileceğine dikkat çekiyor. Yapraklı yeşillikler, havuç, tatlı patates, yumurta ve süt ürünleri gibi besinlerle zenginleştirilmiş bir diyet, eksikliği önlemede kilit rol oynuyor. Ayrıca, risk altındaki bireyler için doktor gözetiminde takviye kullanımı da öneriliyor.A vitamini eksikliğinin sadece bireysel değil, toplumsal bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu konuda küresel farkındalık kampanyalarının artırılması gerektiğini belirtiyor. Sessizce ilerleyen bu eksiklik, erken teşhis ve müdahaleyle hem görme sağlığını koruyabilir hem de yaşam kalitesini artırabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>3 alışkanlık karaciğeri bitiriyor: Bu besin riski artırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/3-aliskanlik-karacigeri-bitiriyor-bu-besin-riski-artiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/3-aliskanlik-karacigeri-bitiriyor-bu-besin-riski-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Hazır gıdalar, bilinçsiz ilaç kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzı karaciğer sağlığını tehdit ediyor.Modern yaşamın vazgeçilmezlerinden biri haline gelen hazır ve işlenmiş gıdalar, karaciğer sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor. Uzmanlar, bisküvi, cips gibi abur cuburların yanı sıra reçetesiz ilaç kullanımı ve hareketsizliğin, karaciğer hastalıklarına zemin hazırladığını belirtiyor.Karaciğer; toksinleri vücuttan atmak, besinleri depolamak ve metabolizmayı düzenlemek gibi hayati görevler üstleniyor. Ancak sağlıksız beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları, bu hayati organın zamanla işlevini yitirmesine neden olabiliyor.İşlenmiş atıştırmalıklar ve fast food ürünleri; yüksek şeker, tuz ve sağlıksız yağ içerikleriyle dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu tür gıdaların aşırı tüketimi, karaciğerde yağ birikimine yol açarak &quot;alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı&quot;na (NAFLD) neden olabiliyor. Hastalık ilerledikçe siroz gibi geri dönüşü zor tablolara dönüşebiliyor.Dahası, trans yağlar ve aşırı tuz, obezite, hipertansiyon ve insülin direncini tetikleyerek karaciğer üzerindeki yükü daha da artırıyor. Yapılan araştırmalar, düzenli olarak fast food tüketen bireylerde karaciğer hastalıkları riskinin belirgin şekilde yükseldiğini ortaya koyuyor.Ağrı kesiciler ve antienflamatuar ilaçlar, genellikle doktora danışılmadan kullanılıyor. Ancak bu alışkanlık, karaciğer üzerinde ciddi hasarlara yol açabiliyor. İlaçların uzun süreli ve bilinçsiz tüketimi, karaciğer hücrelerinde toksik birikime neden olabiliyor.Ayrıca, yüksek dozda alınan vitaminler ve bitkisel takviyeler de masum değil. Uzmanlar, her türlü ilacın ve destek ürününün mutlaka tıbbi gözetim altında kullanılması gerektiğini vurguluyor.Fiziksel aktiviteden uzak bir yaşam tarzı ile karın bölgesinde biriken yağlar, karaciğer sağlığı açısından büyük risk oluşturuyor. Obezite, insülin direncine ve yüksek kan şekeri seviyelerine yol açarak karaciğerde yağlanmayı tetikliyor. Bu durum, zamanla karaciğer iltihabına (steatohepatit), ardından da fibroz ve siroza kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına dönüşebiliyor.KARACİĞERİNİZİ NASIL KORUYABİLİRSİNİZ?Uzmanlar, karaciğeri korumak için şu temel adımlara dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor:Dengeli beslenin: Fast food ve işlenmiş gıdalardan uzak durun. Sebze, meyve, tam tahıllar ve sağlıklı protein kaynaklarını tercih edin.İlaçları bilinçli kullanın: Ağrı kesici ve takviyeleri yalnızca doktor kontrolünde alın.Fiziksel olarak aktif olun: Yürüyüş, koşu, yoga veya spor salonu gibi düzenli egzersiz alışkanlıkları edinin.Yeterince su için: Günde 8-10 bardak su içerek toksinlerin atılmasına yardımcı olun.Sigaradan uzak durun: Sigara, dolaylı yoldan da olsa karaciğere zarar veren toksinler içerir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gI37zHNVLEWMQUqPWLYeow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>alışkanlık, karaciğeri, bitiriyor:, besin, riski, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gI37zHNVLEWMQUqPWLYeow.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="3 alışkanlık karaciğeri bitiriyor: Bu besin riski artırıyor"><p>Hazır gıdalar, bilinçsiz ilaç kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzı karaciğer sağlığını tehdit ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aygZ5jFsG0qpCLdM9nkD6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modern yaşamın vazgeçilmezlerinden biri haline gelen hazır ve işlenmiş gıdalar, karaciğer sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor. Uzmanlar, bisküvi, cips gibi abur cuburların yanı sıra reçetesiz ilaç kullanımı ve hareketsizliğin, karaciğer hastalıklarına zemin hazırladığını belirtiyor.Karaciğer; toksinleri vücuttan atmak, besinleri depolamak ve metabolizmayı düzenlemek gibi hayati görevler üstleniyor. Ancak sağlıksız beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları, bu hayati organın zamanla işlevini yitirmesine neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UGtYORX4g0iGB284aAA0ZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşlenmiş atıştırmalıklar ve fast food ürünleri; yüksek şeker, tuz ve sağlıksız yağ içerikleriyle dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu tür gıdaların aşırı tüketimi, karaciğerde yağ birikimine yol açarak "alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı"na (NAFLD) neden olabiliyor. Hastalık ilerledikçe siroz gibi geri dönüşü zor tablolara dönüşebiliyor.Dahası, trans yağlar ve aşırı tuz, obezite, hipertansiyon ve insülin direncini tetikleyerek karaciğer üzerindeki yükü daha da artırıyor. Yapılan araştırmalar, düzenli olarak fast food tüketen bireylerde karaciğer hastalıkları riskinin belirgin şekilde yükseldiğini ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LQ1SfioFq0miEJDeCQZiXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağrı kesiciler ve antienflamatuar ilaçlar, genellikle doktora danışılmadan kullanılıyor. Ancak bu alışkanlık, karaciğer üzerinde ciddi hasarlara yol açabiliyor. İlaçların uzun süreli ve bilinçsiz tüketimi, karaciğer hücrelerinde toksik birikime neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CP55m8Pyd0Cw6F5cWRXZBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca, yüksek dozda alınan vitaminler ve bitkisel takviyeler de masum değil. Uzmanlar, her türlü ilacın ve destek ürününün mutlaka tıbbi gözetim altında kullanılması gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IU-IuGYT10S1bsEqoHjT9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel aktiviteden uzak bir yaşam tarzı ile karın bölgesinde biriken yağlar, karaciğer sağlığı açısından büyük risk oluşturuyor. Obezite, insülin direncine ve yüksek kan şekeri seviyelerine yol açarak karaciğerde yağlanmayı tetikliyor. Bu durum, zamanla karaciğer iltihabına (steatohepatit), ardından da fibroz ve siroza kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına dönüşebiliyor.KARACİĞERİNİZİ NASIL KORUYABİLİRSİNİZ?Uzmanlar, karaciğeri korumak için şu temel adımlara dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0o-Fs_kFlUemoIhV5mf24Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dengeli beslenin: Fast food ve işlenmiş gıdalardan uzak durun. Sebze, meyve, tam tahıllar ve sağlıklı protein kaynaklarını tercih edin.İlaçları bilinçli kullanın: Ağrı kesici ve takviyeleri yalnızca doktor kontrolünde alın.Fiziksel olarak aktif olun: Yürüyüş, koşu, yoga veya spor salonu gibi düzenli egzersiz alışkanlıkları edinin.Yeterince su için: Günde 8-10 bardak su içerek toksinlerin atılmasına yardımcı olun.Sigaradan uzak durun: Sigara, dolaylı yoldan da olsa karaciğere zarar veren toksinler içerir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>E vitamini eksikliği ciddi sorunlara yol açıyor: 6 işareti önemseyin</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/e-vitamini-eksikligi-ciddi-sorunlara-yol-aciyor-6-isareti-oenemseyin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/e-vitamini-eksikligi-ciddi-sorunlara-yol-aciyor-6-isareti-oenemseyin</guid>
<description><![CDATA[ E Vitamini, genel sağlığınız için önemli bir antioksidandır. E Vitamini, hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynar, biyokimyasal işlevler için gereklidir ve vücut hücrelerini bozulmaya karşı korur. E Vitamini bağışıklık sistemini, cildi ve gözleri güçlendirir. Ancak yağda çözünen bir vitamindir ve bazı hastalıklar veya beslenme eksiklikleri E Vitamini eksikliğine neden olabilir. E Vitamini eksikliği, bazıları hafif, bazıları ise yıkıcı olan şu belirtilere yol açarBu, A Vitamini eksikliğinin en yaygın ve en erken belirtilerinden biridir. Hücreleri oksidatif stresten koruyarak kas dokusu bütünlüğünün korunması için bu vitamin çok önemlidir. Düşük E Vitamini seviyeleri, kas hücrelerinin hasara karşı savunmasız hale gelmesine ve bunun sonucunda güçsüzlük, yorgunluk veya spazmlara yol açar.E vitamini, özellikle hareket ve koordinasyonda rol oynayan sinirlerin sağlığının korunmasında önemlidir. Eksikliği sinir sistemini çökertebilir ve denge ve koordinasyon kaybı gibi ataksi benzeri semptomlara yol açabilir.
Ataksi hastaları düz yürüyemez, sakarlık gösterebilir veya gömlek iliklemek gibi ince motor koordinasyonunda sorun yaşayabilirler. Bu durum, beyincik ve periferik sinir sistemindeki bazı nöronların dejenerasyonundan kaynaklanır. İleri evrelerde bu semptomlar nörolojik hastalıklara benzeyebilir ve teşhisin doğru bir şekilde yapılması gerekir.Periferik nöropati, E Vitamini eksikliğinin nörolojik belirtilerinden biri olup ellerde, ayaklarda, kollarda veya bacaklarda uyuşma, karıncalanma veya yanma hissine neden olur. Semptomlar, E Vitamininin normalde sağlayacağı antioksidan korumanın eksikliği nedeniyle sinirlerde oluşan hasar nedeniyle ortaya çıkar.Bu tür bir yaralanma daha da kötüleşerek kişinin sıcak, soğuk veya ağrı hissini bozabilir ve muhtemelen yaralanma riskini artırabilir. Bu hisler devam ederse veya kötüleşirse, bir sağlık uzmanına danışmanız önerilir.E vitamini sağlıklı gözler için de gereklidir. Eksikliği, retina ve gözdeki diğer yapılarda hasara yol açar ve görme sorunlarına yol açabilir. Bunların hepsi erken dönemde potansiyel uyarı işaretleridir: bulanık görme, konsantrasyon sorunları veya ışığa karşı hassasiyet. Kronik eksiklik, önlendiğinde geri dönüşü olmayan retina dejenerasyonu gibi daha ciddi rahatsızlıklara bile yol açabilir.
Görme kaybının birçok nedene bağlı olabileceği doğru olsa da, diğer eksiklik belirtileriyle bir araya geldiğinde beslenmeyle ilgili bir sorunun işareti olabilir.E vitamini, vücudun enfeksiyonlarla mücadeleye daha duyarlı hale gelmesini sağlayarak bağışıklık sistemine yardımcı olur. E vitamini eksikliği olan kişiler sık sık hastalanır veya soğuk algınlığı, grip veya kesik gibi sıradan enfeksiyonlardan kurtulmaları uzun zaman alır.Bu, özellikle E vitamini eksikliği yaşama olasılığı en yüksek olan ve bağışıklık sistemi zaten zayıflamış olan yaşlı bireyler için önemlidir. E vitamini eksikliği olan çocuklar solunum yolu enfeksiyonlarına ve diğer hastalıklara yatkın olabilir.Sağlıklı cilt ve saçlar için antioksidan olan E vitamini gereklidir. Eksikliği kuru ve pullu bir cilde veya kırılgan, incelen saçlara neden olabilir. Ciltte pürüzlülük veya iltihap oluşabilir ve hücre yenilenmesi ve onarımı olmadığı için yara iyileşmesi gecikebilir.Çoğu kişi E vitaminini krem veya yağ yoluyla haricen uygulasa da, iç eksiklik gıda veya takviyelerle giderilmelidir. Badem, ayçiçeği çekirdeği, ıspanak ve avokado gibi E vitamini açısından zengin besinler düzenli olarak beslenmeye dahil edilmelidir.E vitamini sağlıklı görme için de gereklidir. Eksikliği, retina ve diğer göz yapılarında hasara yol açarak görme bozukluklarına neden olabilir. Bunların hepsi, bulanık görme, konsantrasyon güçlüğü veya ışığa duyarlılık gibi erken uyarı işaretleri olabilir. Kronik eksiklik, önlenmezse geri dönüşü olmayan retina dejenerasyonu gibi daha ciddi sorunlara bile yol açabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XDX75JHofUWOvyexeR0jeA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini, eksikliği, ciddi, sorunlara, yol, açıyor:, işareti, önemseyin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XDX75JHofUWOvyexeR0jeA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="E vitamini eksikliği ciddi sorunlara yol açıyor: 6 işareti önemseyin"><p>E Vitamini, genel sağlığınız için önemli bir antioksidandır. E Vitamini, hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynar, biyokimyasal işlevler için gereklidir ve vücut hücrelerini bozulmaya karşı korur. E Vitamini bağışıklık sistemini, cildi ve gözleri güçlendirir. Ancak yağda çözünen bir vitamindir ve bazı hastalıklar veya beslenme eksiklikleri E Vitamini eksikliğine neden olabilir. E Vitamini eksikliği, bazıları hafif, bazıları ise yıkıcı olan şu belirtilere yol açar</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZmrfOXOLS06P1hjFKVJHDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu, A Vitamini eksikliğinin en yaygın ve en erken belirtilerinden biridir. Hücreleri oksidatif stresten koruyarak kas dokusu bütünlüğünün korunması için bu vitamin çok önemlidir. Düşük E Vitamini seviyeleri, kas hücrelerinin hasara karşı savunmasız hale gelmesine ve bunun sonucunda güçsüzlük, yorgunluk veya spazmlara yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/McotprE9dEy3OSuThm2qrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini, özellikle hareket ve koordinasyonda rol oynayan sinirlerin sağlığının korunmasında önemlidir. Eksikliği sinir sistemini çökertebilir ve denge ve koordinasyon kaybı gibi ataksi benzeri semptomlara yol açabilir.
Ataksi hastaları düz yürüyemez, sakarlık gösterebilir veya gömlek iliklemek gibi ince motor koordinasyonunda sorun yaşayabilirler. Bu durum, beyincik ve periferik sinir sistemindeki bazı nöronların dejenerasyonundan kaynaklanır. İleri evrelerde bu semptomlar nörolojik hastalıklara benzeyebilir ve teşhisin doğru bir şekilde yapılması gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hAm6qNG4iEi_9_2AXkLZhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Periferik nöropati, E Vitamini eksikliğinin nörolojik belirtilerinden biri olup ellerde, ayaklarda, kollarda veya bacaklarda uyuşma, karıncalanma veya yanma hissine neden olur. Semptomlar, E Vitamininin normalde sağlayacağı antioksidan korumanın eksikliği nedeniyle sinirlerde oluşan hasar nedeniyle ortaya çıkar.Bu tür bir yaralanma daha da kötüleşerek kişinin sıcak, soğuk veya ağrı hissini bozabilir ve muhtemelen yaralanma riskini artırabilir. Bu hisler devam ederse veya kötüleşirse, bir sağlık uzmanına danışmanız önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S8OdEmJsDEakiIE3q0IuYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini sağlıklı gözler için de gereklidir. Eksikliği, retina ve gözdeki diğer yapılarda hasara yol açar ve görme sorunlarına yol açabilir. Bunların hepsi erken dönemde potansiyel uyarı işaretleridir: bulanık görme, konsantrasyon sorunları veya ışığa karşı hassasiyet. Kronik eksiklik, önlendiğinde geri dönüşü olmayan retina dejenerasyonu gibi daha ciddi rahatsızlıklara bile yol açabilir.
Görme kaybının birçok nedene bağlı olabileceği doğru olsa da, diğer eksiklik belirtileriyle bir araya geldiğinde beslenmeyle ilgili bir sorunun işareti olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/exDC4IeZ0EKd2OH-VrA2qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini, vücudun enfeksiyonlarla mücadeleye daha duyarlı hale gelmesini sağlayarak bağışıklık sistemine yardımcı olur. E vitamini eksikliği olan kişiler sık sık hastalanır veya soğuk algınlığı, grip veya kesik gibi sıradan enfeksiyonlardan kurtulmaları uzun zaman alır.Bu, özellikle E vitamini eksikliği yaşama olasılığı en yüksek olan ve bağışıklık sistemi zaten zayıflamış olan yaşlı bireyler için önemlidir. E vitamini eksikliği olan çocuklar solunum yolu enfeksiyonlarına ve diğer hastalıklara yatkın olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nq0U0wR0KkWQ2ZNBT-DVnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı cilt ve saçlar için antioksidan olan E vitamini gereklidir. Eksikliği kuru ve pullu bir cilde veya kırılgan, incelen saçlara neden olabilir. Ciltte pürüzlülük veya iltihap oluşabilir ve hücre yenilenmesi ve onarımı olmadığı için yara iyileşmesi gecikebilir.Çoğu kişi E vitaminini krem veya yağ yoluyla haricen uygulasa da, iç eksiklik gıda veya takviyelerle giderilmelidir. Badem, ayçiçeği çekirdeği, ıspanak ve avokado gibi E vitamini açısından zengin besinler düzenli olarak beslenmeye dahil edilmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1pUcN9KwlUu2vfIqH27KAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini sağlıklı görme için de gereklidir. Eksikliği, retina ve diğer göz yapılarında hasara yol açarak görme bozukluklarına neden olabilir. Bunların hepsi, bulanık görme, konsantrasyon güçlüğü veya ışığa duyarlılık gibi erken uyarı işaretleri olabilir. Kronik eksiklik, önlenmezse geri dönüşü olmayan retina dejenerasyonu gibi daha ciddi sorunlara bile yol açabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ceviz ne zaman tüketilmeli? Sabah mı, akşam mı faydalı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ceviz-ne-zaman-tuketilmeli-sabah-mi-aksam-mi-faydali</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ceviz-ne-zaman-tuketilmeli-sabah-mi-aksam-mi-faydali</guid>
<description><![CDATA[ Kalp, beyin ve sindirim sağlığına katkısıyla bilinen ceviz, günün farklı saatlerinde tüketildiğinde farklı faydalar sağlıyor. Uzmanlar, cevizin zamanlamasına dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarıyor.Sağlıklı yaşamın vazgeçilmezlerinden biri olan ceviz, yalnızca lezzetli bir atıştırmalık değil; aynı zamanda kalp-damar sağlığından bilişsel işlevlere, sindirimden uyku düzenine kadar pek çok alanda vücuda katkı sağlayan doğal bir süper gıda. Ancak uzmanlara göre, cevizin faydalarını en üst düzeye çıkarmak için günün hangi saatinde tüketildiği büyük önem taşıyor.Besin değeri yüksek olan ceviz, sabah saatlerinde tüketildiğinde metabolizmayı hızlandırıyor, kan şekeri seviyelerini dengeliyor ve gün boyu süren enerji sağlıyor. Sabahları 50 gram civarında ceviz tüketmenin, dikkat süresini artırdığı ve hafıza üzerinde olumlu etkiler yarattığı çeşitli araştırmalarla ortaya konmuş durumda.Ceviz, düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerini ani dalgalanmalardan korurken; içeriğindeki sağlıklı yağlar, lif ve protein kombinasyonu uzun süreli tokluk hissi sağlıyor. Bu da hem kilo kontrolü hem de kalp sağlığı açısından önemli bir avantaj sunuyor. Düzenli ceviz tüketiminin, kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürdüğü, inflamasyonu azalttığı ve damar sağlığını desteklediği de biliniyor.Ayrıca sabah saatlerinde aç karnına ya da bir gece suda bekletilmiş olarak tüketilen ceviz, fitik asit oranını azaltarak sindirilebilirliği artırıyor. Bu sayede bağırsak florasını destekliyor, şişkinliği önlüyor ve düzenli bağırsak hareketlerini teşvik ediyor.Cevizin yalnızca sabahları değil, akşam saatlerinde de önemli faydalar sunduğuna dikkat çekiliyor. Özellikle yatmadan önce tüketilen küçük bir avuç ceviz, içerdiği doğal melatonin ve magnezyum sayesinde uyku kalitesini artırabiliyor. Bununla birlikte, cevizde bulunan omega-3 yağ asitleri, E vitamini ve polifenoller de gece boyunca vücutta stres düzeylerini azaltıyor, iltihapla savaşıyor ve rahatlamayı destekliyor.Ancak uzmanlar, yatmadan hemen önce fazla miktarda ceviz tüketilmesinin sindirim sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Yüksek yağ içeriği nedeniyle hassas bünyelerde şişkinlik ve rahatsızlık oluşturabileceği belirtiliyor.Beslenme uzmanları, cevizin sabah aç karnına ya da kahvaltıyla birlikte tüketilmesini öneriyor. Cevizin kahve ya da çaydan en az bir saat önce alınması, içerisindeki minerallerin emilimini artırmak açısından önem taşıyor.Günlük ideal ceviz miktarının ise 28 ila 50 gram arası, yani yaklaşık 3 ila 7 yarım ceviz olduğu belirtiliyor. Uzmanlar ayrıca, şeker kaplı ya da balla kavrulmuş ürünler yerine çiğ ve tuzsuz ceviz tercih edilmesini; cevizlerin serin, hava almayan bir ortamda, tercihen buzdolabında saklanmasını tavsiye ediyor.Sonuç olarak, cevizin sabah ve akşam saatlerinde farklı şekillerde fayda sunduğu; tüketim zamanının ise kişinin yaşam tarzı, hedefleri ve metabolizmasına göre şekillendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fKkSAnO0hUOXe9MZsUFnxw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ceviz, zaman, tüketilmeli, Sabah, mı, akşam, mı, faydalı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fKkSAnO0hUOXe9MZsUFnxw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ceviz ne zaman tüketilmeli? Sabah mı, akşam mı faydalı"><p>Kalp, beyin ve sindirim sağlığına katkısıyla bilinen ceviz, günün farklı saatlerinde tüketildiğinde farklı faydalar sağlıyor. Uzmanlar, cevizin zamanlamasına dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XCq1ezMrfkKTIjHNuZ5_Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı yaşamın vazgeçilmezlerinden biri olan ceviz, yalnızca lezzetli bir atıştırmalık değil; aynı zamanda kalp-damar sağlığından bilişsel işlevlere, sindirimden uyku düzenine kadar pek çok alanda vücuda katkı sağlayan doğal bir süper gıda. Ancak uzmanlara göre, cevizin faydalarını en üst düzeye çıkarmak için günün hangi saatinde tüketildiği büyük önem taşıyor.Besin değeri yüksek olan ceviz, sabah saatlerinde tüketildiğinde metabolizmayı hızlandırıyor, kan şekeri seviyelerini dengeliyor ve gün boyu süren enerji sağlıyor. Sabahları 50 gram civarında ceviz tüketmenin, dikkat süresini artırdığı ve hafıza üzerinde olumlu etkiler yarattığı çeşitli araştırmalarla ortaya konmuş durumda.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hF4STZirp0O6ANvnafMzTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ceviz, düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerini ani dalgalanmalardan korurken; içeriğindeki sağlıklı yağlar, lif ve protein kombinasyonu uzun süreli tokluk hissi sağlıyor. Bu da hem kilo kontrolü hem de kalp sağlığı açısından önemli bir avantaj sunuyor. Düzenli ceviz tüketiminin, kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürdüğü, inflamasyonu azalttığı ve damar sağlığını desteklediği de biliniyor.Ayrıca sabah saatlerinde aç karnına ya da bir gece suda bekletilmiş olarak tüketilen ceviz, fitik asit oranını azaltarak sindirilebilirliği artırıyor. Bu sayede bağırsak florasını destekliyor, şişkinliği önlüyor ve düzenli bağırsak hareketlerini teşvik ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/75NqPE9FGEWg0JcOJy7qZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cevizin yalnızca sabahları değil, akşam saatlerinde de önemli faydalar sunduğuna dikkat çekiliyor. Özellikle yatmadan önce tüketilen küçük bir avuç ceviz, içerdiği doğal melatonin ve magnezyum sayesinde uyku kalitesini artırabiliyor. Bununla birlikte, cevizde bulunan omega-3 yağ asitleri, E vitamini ve polifenoller de gece boyunca vücutta stres düzeylerini azaltıyor, iltihapla savaşıyor ve rahatlamayı destekliyor.Ancak uzmanlar, yatmadan hemen önce fazla miktarda ceviz tüketilmesinin sindirim sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Yüksek yağ içeriği nedeniyle hassas bünyelerde şişkinlik ve rahatsızlık oluşturabileceği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZPCQFhODaUuDqMLTNOCYug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanları, cevizin sabah aç karnına ya da kahvaltıyla birlikte tüketilmesini öneriyor. Cevizin kahve ya da çaydan en az bir saat önce alınması, içerisindeki minerallerin emilimini artırmak açısından önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DOGBGk3U30qNwb-1gJW-AQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük ideal ceviz miktarının ise 28 ila 50 gram arası, yani yaklaşık 3 ila 7 yarım ceviz olduğu belirtiliyor. Uzmanlar ayrıca, şeker kaplı ya da balla kavrulmuş ürünler yerine çiğ ve tuzsuz ceviz tercih edilmesini; cevizlerin serin, hava almayan bir ortamda, tercihen buzdolabında saklanmasını tavsiye ediyor.Sonuç olarak, cevizin sabah ve akşam saatlerinde farklı şekillerde fayda sunduğu; tüketim zamanının ise kişinin yaşam tarzı, hedefleri ve metabolizmasına göre şekillendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çay içince vücudunuza ne olur? Meğer böyle bir zararı varmış</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cay-icince-vucudunuza-ne-olur-meger-boeyle-bir-zarari-varmis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cay-icince-vucudunuza-ne-olur-meger-boeyle-bir-zarari-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Çay, günlük yaşamın bir parçası olarak sıkça tüketiliyor. Ancak uzmanlar, günde üç-dört fincanın üzerindeki çay tüketiminin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle kafein ve tanen içerikleri nedeniyle, aşırı çay içmek; demir eksikliğinden kalp çarpıntısına kadar birçok riski beraberinde getiriyor.Bitki bazlı beslenmeyi tercih eden bireylerde daha sık görülen demir eksikliği, çayda bulunan tanenlerin demir emilimini engellemesiyle tetiklenebiliyor. Özellikle yemeklerle birlikte içilen çay, vücuda alınan demirin etkili bir şekilde kullanılmasını zorlaştırıyor. Uzmanlar, çayın yemekten en az bir saat sonra içilmesini öneriyor.Kafein açısından zengin olan siyah ve yeşil çaylar, yüksek miktarda tüketildiğinde ise anksiyete, sinirlilik, uyku bozuklukları ve baş ağrılarına neden olabiliyor. Kafein alımı günlük 400 mg’ı aştığında; ellerde titreme, kalp çarpıntısı ve uykusuzluk gibi belirtiler yaygınlaşıyor.Hamilelik döneminde yüksek kafein alımı, düşük doğum ağırlığı ve düşük riskiyle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle sağlık kuruluşları, hamile bireylerin günlük kafein alımını 200 mg ile sınırlandırmalarını öneriyor. Kalp hastaları için de benzer uyarılar geçerli. Kafein, kısa süreliğine kan basıncını yükseltebilir ve kalp ritminde düzensizliklere neden olabilir.Yüksek tanen içeriği, mide hassasiyetine sahip bireylerde asit reflüsü ve mide bulantısına yol açabiliyor. Aç karnına içilen çay, bu etkiyi daha da artırabiliyor. Uzmanlar, çayın sütle seyreltilmesini veya daha hafif türlerin tercih edilmesini tavsiye ediyor.Kafein aynı zamanda bağımlılık yapıcı özelliklere de sahip. Sürekli tüketildiğinde vücudun toleransı artıyor ve bireyler daha fazla kafeine ihtiyaç duyuyor. Bu durum, çay içilmediğinde yorgunluk ve baş ağrıları gibi yoksunluk belirtilerine neden olabiliyor.Çay bitkilerinin yetiştiği topraklardan emilen kurşun, alüminyum ve florür gibi maddeler de risk oluşturabiliyor. Özellikle düzenli ve yüksek miktarda çay tüketen bireylerde bu maddelerin vücutta birikme riski bulunuyor. Ayrıca, kafein idrarla kalsiyum atılımını artırarak, uzun vadede kemik sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor.Beslenme uzmanları, sağlıklı bireyler için günlük 3-4 fincan çayın genellikle güvenli olduğunu belirtiyor. Ancak bireysel tolerans farklılık gösterdiğinden, vücut tepkilerini dikkate almak gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, çayın keyifli bir alışkanlık olmaya devam edebilmesi için ölçülü tüketilmesi gerektiğini hatırlatıyor.Kafeinsiz bitki çayları, beyaz çay ve rooibos gibi düşük kafeinli seçenekler hem hamile bireyler hem de çocuklar için daha güvenli alternatifler olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, her bitki çayının içeriği farklı olduğundan, özellikle kronik hastalığı olanların ürün etiketlerini dikkatle incelemesi öneriliyor.&quot;Her şeyin fazlası zarar&quot; ilkesinin çay için de geçerli olduğu bir kez daha bilimsel verilerle ortaya kondu. Çay tüketiminde ölçüyü kaçırmadan, sağlık dostu bir alışkanlık oluşturmak mümkün.&quot;
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a3WVsYw7Fk6O2bLKJJkINg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çay, içince, vücudunuza, olur, Meğer, böyle, bir, zararı, varmış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a3WVsYw7Fk6O2bLKJJkINg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çay içince vücudunuza ne olur? Meğer böyle bir zararı varmış"><p>Çay, günlük yaşamın bir parçası olarak sıkça tüketiliyor. Ancak uzmanlar, günde üç-dört fincanın üzerindeki çay tüketiminin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle kafein ve tanen içerikleri nedeniyle, aşırı çay içmek; demir eksikliğinden kalp çarpıntısına kadar birçok riski beraberinde getiriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Um_jtQhGUkeqAbgTZADbPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitki bazlı beslenmeyi tercih eden bireylerde daha sık görülen demir eksikliği, çayda bulunan tanenlerin demir emilimini engellemesiyle tetiklenebiliyor. Özellikle yemeklerle birlikte içilen çay, vücuda alınan demirin etkili bir şekilde kullanılmasını zorlaştırıyor. Uzmanlar, çayın yemekten en az bir saat sonra içilmesini öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Y4oOgq8QEKk2qV6NZwdRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kafein açısından zengin olan siyah ve yeşil çaylar, yüksek miktarda tüketildiğinde ise anksiyete, sinirlilik, uyku bozuklukları ve baş ağrılarına neden olabiliyor. Kafein alımı günlük 400 mg’ı aştığında; ellerde titreme, kalp çarpıntısı ve uykusuzluk gibi belirtiler yaygınlaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cCFEJFfMQ0q6eTrXGHRdnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hamilelik döneminde yüksek kafein alımı, düşük doğum ağırlığı ve düşük riskiyle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle sağlık kuruluşları, hamile bireylerin günlük kafein alımını 200 mg ile sınırlandırmalarını öneriyor. Kalp hastaları için de benzer uyarılar geçerli. Kafein, kısa süreliğine kan basıncını yükseltebilir ve kalp ritminde düzensizliklere neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XQKRdDtn2U-aPpbH31bQkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek tanen içeriği, mide hassasiyetine sahip bireylerde asit reflüsü ve mide bulantısına yol açabiliyor. Aç karnına içilen çay, bu etkiyi daha da artırabiliyor. Uzmanlar, çayın sütle seyreltilmesini veya daha hafif türlerin tercih edilmesini tavsiye ediyor.Kafein aynı zamanda bağımlılık yapıcı özelliklere de sahip. Sürekli tüketildiğinde vücudun toleransı artıyor ve bireyler daha fazla kafeine ihtiyaç duyuyor. Bu durum, çay içilmediğinde yorgunluk ve baş ağrıları gibi yoksunluk belirtilerine neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W59usip0mECrygPq75USMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çay bitkilerinin yetiştiği topraklardan emilen kurşun, alüminyum ve florür gibi maddeler de risk oluşturabiliyor. Özellikle düzenli ve yüksek miktarda çay tüketen bireylerde bu maddelerin vücutta birikme riski bulunuyor. Ayrıca, kafein idrarla kalsiyum atılımını artırarak, uzun vadede kemik sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gjARcMjk50ej_oC_HrI3Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanları, sağlıklı bireyler için günlük 3-4 fincan çayın genellikle güvenli olduğunu belirtiyor. Ancak bireysel tolerans farklılık gösterdiğinden, vücut tepkilerini dikkate almak gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, çayın keyifli bir alışkanlık olmaya devam edebilmesi için ölçülü tüketilmesi gerektiğini hatırlatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rapc2lKVIEWgsHXzcWDONg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kafeinsiz bitki çayları, beyaz çay ve rooibos gibi düşük kafeinli seçenekler hem hamile bireyler hem de çocuklar için daha güvenli alternatifler olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, her bitki çayının içeriği farklı olduğundan, özellikle kronik hastalığı olanların ürün etiketlerini dikkatle incelemesi öneriliyor."Her şeyin fazlası zarar" ilkesinin çay için de geçerli olduğu bir kez daha bilimsel verilerle ortaya kondu. Çay tüketiminde ölçüyü kaçırmadan, sağlık dostu bir alışkanlık oluşturmak mümkün."
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyin tümörü olup olmadığı nasıl anlaşılır? Genellikle fark edilmeyen 5 belirti</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/beyin-tumoeru-olup-olmadigi-nasil-anlasilir-genellikle-fark-edilmeyen-5-belirti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/beyin-tumoeru-olup-olmadigi-nasil-anlasilir-genellikle-fark-edilmeyen-5-belirti</guid>
<description><![CDATA[ Beyin tümörleri, beyindeki hücrelerin anormal şekilde büyüyerek oluşturduğu doku kütleleridir ve iyi huylu ya da kötü huylu olabilirler. Ancak tümörün türü ne olursa olsun, beyin tümörü acil tıbbi müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur. Uzmanlar, tümörün erken evrede teşhis edilmesinin yaşam süresi ve kalitesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.Beyin tümörleri; büyüklükleri, yerleşim yerleri ve gelişim hızlarına bağlı olarak farklı belirtilerle ortaya çıkabiliyor. İlk belirtiler çoğu zaman sıradan sağlık problemleriyle karıştırıldığından, bireylerin vücutlarında meydana gelen değişimleri dikkatle izlemesi hayati önem taşıyor. İşte uzmanlara göre beyin tümörünü işaret edebilecek beş temel belirti:1. GEÇMEYEN BAŞ AĞRISIBeyin tümörlerinin en yaygın belirtilerinden biri, özellikle sabah saatlerinde yoğunlaşan ve zamanla şiddetlenen baş ağrılarıdır. Bu ağrılar:Uyku düzenini bozacak kadar yoğun olabilir,Öksürük, eğilme ya da ani hareketlerle artış gösterebilir,Klasik ağrı kesicilere yanıt vermez,Mide bulantısı ve kusmayla birlikte görülebilir.Bu tür baş ağrılarının, tümörün beyin dokusuna ve kafatasına uyguladığı baskıdan kaynaklandığı belirtiliyor.Görme ve işitme sinirlerine yakın bölgelerde gelişen tümörler, şu sorunlara yol açabilir:Çift ya da bulanık görme,Çevresel görüşte daralma,İşitme kaybı, kulak çınlaması ve dolgunluk hissi.Bu değişimler, sinirlere uygulanan baskı nedeniyle meydana gelirken, hastaların günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.Tümör, beyin sapı ya da serebellum gibi denge ve motor becerilerden sorumlu bölgeleri etkilediğinde şu belirtiler ortaya çıkabiliyor:Ani kas güçsüzlüğü ya da uyuşma,Yürümede zorluk, tökezleme, düşme,Düğme iliklemek veya yazı yazmak gibi ince motor hareketlerde zorlanma.Bu tür belirtiler, merkezi sinir sisteminde ciddi bir sorun olabileceğine işaret ediyor.Yetişkinlikte ilk kez ortaya çıkan nöbetler, beyin tümörlerinin önemli bir habercisi olabilir. Bu nöbetler:Kas kasılmaları ve kontrolsüz vücut hareketleri,Donuk bakışlar,Vücudun belirli bir bölgesinde ya da tamamında görülebilir.Uzmanlar, bu tür nöbetlerin mutlaka ileri düzey nörolojik incelemelerle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.Tümörün yerleşim yeri, kişinin düşünme, konuşma ve davranışlarını da etkileyebilir. Özellikle frontal lob tümörlerinde şu semptomlar gözlenebilir:Hafıza kaybı ve dikkat eksikliği,Günlük görevlerde kafa karışıklığı,Ani duygu durum değişimleri, öfke, depresyon,Konuşma bozuklukları, kelime bulma güçlüğü.Bu belirtiler zamanla ilerleyebilir ve hastanın sosyal yaşantısını ciddi şekilde zorlaştırabilir.Nöroloji uzmanları, bu belirtilerden bir veya birkaçını yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmasını öneriyor.Erken evrede yapılan görüntüleme ve tanı işlemleri, tedavi başarısını doğrudan etkileyebiliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/luGUPIuwVEGfG37Nu4sIVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, tümörü, olup, olmadığı, nasıl, anlaşılır, Genellikle, fark, edilmeyen, belirti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/luGUPIuwVEGfG37Nu4sIVw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyin tümörü olup olmadığı nasıl anlaşılır? Genellikle fark edilmeyen 5 belirti"><p>Beyin tümörleri, beyindeki hücrelerin anormal şekilde büyüyerek oluşturduğu doku kütleleridir ve iyi huylu ya da kötü huylu olabilirler. Ancak tümörün türü ne olursa olsun, beyin tümörü acil tıbbi müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur. Uzmanlar, tümörün erken evrede teşhis edilmesinin yaşam süresi ve kalitesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_OqD0uRuwEeZPf97XWYQtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin tümörleri; büyüklükleri, yerleşim yerleri ve gelişim hızlarına bağlı olarak farklı belirtilerle ortaya çıkabiliyor. İlk belirtiler çoğu zaman sıradan sağlık problemleriyle karıştırıldığından, bireylerin vücutlarında meydana gelen değişimleri dikkatle izlemesi hayati önem taşıyor. İşte uzmanlara göre beyin tümörünü işaret edebilecek beş temel belirti:1. GEÇMEYEN BAŞ AĞRISIBeyin tümörlerinin en yaygın belirtilerinden biri, özellikle sabah saatlerinde yoğunlaşan ve zamanla şiddetlenen baş ağrılarıdır. Bu ağrılar:Uyku düzenini bozacak kadar yoğun olabilir,Öksürük, eğilme ya da ani hareketlerle artış gösterebilir,Klasik ağrı kesicilere yanıt vermez,Mide bulantısı ve kusmayla birlikte görülebilir.Bu tür baş ağrılarının, tümörün beyin dokusuna ve kafatasına uyguladığı baskıdan kaynaklandığı belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8yAHOr7LZE-Do6DgpF33Jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Görme ve işitme sinirlerine yakın bölgelerde gelişen tümörler, şu sorunlara yol açabilir:Çift ya da bulanık görme,Çevresel görüşte daralma,İşitme kaybı, kulak çınlaması ve dolgunluk hissi.Bu değişimler, sinirlere uygulanan baskı nedeniyle meydana gelirken, hastaların günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tzezIcWH-UiwNipAZdJjCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tümör, beyin sapı ya da serebellum gibi denge ve motor becerilerden sorumlu bölgeleri etkilediğinde şu belirtiler ortaya çıkabiliyor:Ani kas güçsüzlüğü ya da uyuşma,Yürümede zorluk, tökezleme, düşme,Düğme iliklemek veya yazı yazmak gibi ince motor hareketlerde zorlanma.Bu tür belirtiler, merkezi sinir sisteminde ciddi bir sorun olabileceğine işaret ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/twiUScH9VECOeUlq_rIhnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yetişkinlikte ilk kez ortaya çıkan nöbetler, beyin tümörlerinin önemli bir habercisi olabilir. Bu nöbetler:Kas kasılmaları ve kontrolsüz vücut hareketleri,Donuk bakışlar,Vücudun belirli bir bölgesinde ya da tamamında görülebilir.Uzmanlar, bu tür nöbetlerin mutlaka ileri düzey nörolojik incelemelerle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qk8dR30mH0CoD1cZzcPd9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tümörün yerleşim yeri, kişinin düşünme, konuşma ve davranışlarını da etkileyebilir. Özellikle frontal lob tümörlerinde şu semptomlar gözlenebilir:Hafıza kaybı ve dikkat eksikliği,Günlük görevlerde kafa karışıklığı,Ani duygu durum değişimleri, öfke, depresyon,Konuşma bozuklukları, kelime bulma güçlüğü.Bu belirtiler zamanla ilerleyebilir ve hastanın sosyal yaşantısını ciddi şekilde zorlaştırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dQ6Ex9XDPUeK_IN5nvGS-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nöroloji uzmanları, bu belirtilerden bir veya birkaçını yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmasını öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bzs04_l1nEO1LmM_2AK_xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erken evrede yapılan görüntüleme ve tanı işlemleri, tedavi başarısını doğrudan etkileyebiliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ünlü nörologdan balık ve konserve uyarısı: Pişirmekle geçmiyor, ölümcül toksin içeriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/unlu-noerologdan-balik-ve-konserve-uyarisi-pisirmekle-gecmiyor-oelumcul-toksin-iceriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/unlu-noerologdan-balik-ve-konserve-uyarisi-pisirmekle-gecmiyor-oelumcul-toksin-iceriyor</guid>
<description><![CDATA[ TikTok’ta paylaştığı videolarıyla tanınan nörolog Dr. Baibing Chen (Dr. Bing), bazı gıdaların sinir sistemi üzerinde ciddi zararları olabileceğini açıklayarak, büyük balıklar konusunda uyarılarda bulundu.Büyük tropikal resif balıklarından uzak durulması gerektiğini belirten Doktor Chen, bu balıklarda mercan resiflerindeki alglerden balıkların vücuduna geçerek zamanla biriken ciguatoksin adlı güçlü bir nörotoksinkonusunda uyarılarda bulundu.&quot;YANLIŞ TEŞHİS EDİLMESİ KOLAY&quot;Chen&#039;e göre ciguatoksin zehirlenmesi, yanlış teşhis edilmesi kolay ve tuhaf belirtilerle kendini gösterebiliyor: soğuk hissedip aniden yanma, karıncalanma, baş dönmesi ve tekrarlayan kabuslar gibi. Bazı insanlarda kronik sinir hasarına da yol açabiliyor.Üstelik balığı pişirmek çare değil çünkü ciguatoksin ısıya dayanıklı, yani pişirme sırasında yok olmuyor. Chen, büyük avcı balıkların özellikle karaciğer ve havyar kısımlarından uzak durulması gerektiğini açıkladı.KONSERVE UYARISIChen’e göre şişmiş, çatlamış veya derin göçükleri olan konserve kutuları da büyük bir tehlike işareti. Bu durum, ölümcül botulinum toksini üreten bakterilerin varlığına işaret edebilir. Bu toksin, sinirlerden kaslara giden sinyalleri engelleyerek felce, görme kaybına ve solunum yetmezliğine yol açabiliyor.En korkutucu kısmı ise botulinum toksininin tadı veya kokusu olmaması. Üstelik yemeği ısıtmak her zaman yeterli değil. Chen, bu durumda tek çözümün şüpheli konserveyi hiç düşünmeden atmak olduğunu söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cD-1Eyv3d0SSZtppihWpFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ünlü, nörologdan, balık, konserve, uyarısı:, Pişirmekle, geçmiyor, ölümcül, toksin, içeriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cD-1Eyv3d0SSZtppihWpFw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ünlü nörologdan uyarı"><p>TikTok’ta paylaştığı videolarıyla tanınan nörolog Dr. Baibing Chen (Dr. Bing), bazı gıdaların sinir sistemi üzerinde ciddi zararları olabileceğini açıklayarak, büyük balıklar konusunda uyarılarda bulundu.</p><p>Büyük tropikal resif balıklarından uzak durulması gerektiğini belirten Doktor Chen, bu balıklarda mercan resiflerindeki alglerden balıkların vücuduna geçerek zamanla biriken ciguatoksin adlı güçlü bir nörotoksinkonusunda uyarılarda bulundu.</p><h3><strong>"YANLIŞ TEŞHİS EDİLMESİ KOLAY"</strong></h3><p>Chen'e göre ciguatoksin zehirlenmesi, yanlış teşhis edilmesi kolay ve tuhaf belirtilerle kendini gösterebiliyor: soğuk hissedip aniden yanma, karıncalanma, baş dönmesi ve tekrarlayan kabuslar gibi. Bazı insanlarda kronik sinir hasarına da yol açabiliyor.</p><p>Üstelik balığı pişirmek çare değil çünkü ciguatoksin ısıya dayanıklı, yani pişirme sırasında yok olmuyor. Chen, büyük avcı balıkların özellikle karaciğer ve havyar kısımlarından uzak durulması gerektiğini açıkladı.</p><h3><strong>KONSERVE UYARISI</strong></h3><p>Chen’e göre şişmiş, çatlamış veya derin göçükleri olan konserve kutuları da büyük bir tehlike işareti. Bu durum, ölümcül botulinum toksini üreten bakterilerin varlığına işaret edebilir. Bu toksin, sinirlerden kaslara giden sinyalleri engelleyerek felce, görme kaybına ve solunum yetmezliğine yol açabiliyor.</p><p>En korkutucu kısmı ise botulinum toksininin tadı veya kokusu olmaması. Üstelik yemeği ısıtmak her zaman yeterli değil. Chen, bu durumda tek çözümün şüpheli konserveyi hiç düşünmeden atmak olduğunu söyledi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>100 yaşındaki Recep dede sofrasından eksik etmiyor: 3 besin uzun yaşamının sırrı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/100-yasindaki-recep-dede-sofrasindan-eksik-etmiyor-3-besin-uzun-yasaminin-sirri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/100-yasindaki-recep-dede-sofrasindan-eksik-etmiyor-3-besin-uzun-yasaminin-sirri</guid>
<description><![CDATA[ Gönen’in Üzümlü Mahallesi’nde yaşayan Recep Ercan, 100 yaşına girdi. Asırlık çınar, sağlıklı yaşamın sırrını da verdi.Hayatı boyunca çiftçilik yapan ve bir dönem de mahalle muhtarlığı görevinde bulunan Ercan için köyde anlamlı bir doğum günü kutlaması düzenlendi.3 çocuk babası olan Recep Ercan’ın 8 torunu ve 8 de torun çocuğu bulunuyor.Asırlık çınar, sağlıklı yaşamın sırrını &quot;üzülmemek, doğal beslenmek ve yoğurt, ayran ile sebzeyi sofradan eksik etmemek&quot; olarak açıklıyor.Recep Ercan’ın ailesi ve komşuları tarafından düzenlenen doğum günü kutlamasında duygu dolu anlar yaşandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFHWcShKU06piz0ga2K6oA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>100, yaşındaki, Recep, dede, sofrasından, eksik, etmiyor:, besin, uzun, yaşamının, sırrı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFHWcShKU06piz0ga2K6oA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="100 yaşındaki Recep dede sofrasından eksik etmiyor: 3 besin uzun yaşamının sırrı"><p>Gönen’in Üzümlü Mahallesi’nde yaşayan Recep Ercan, 100 yaşına girdi. Asırlık çınar, sağlıklı yaşamın sırrını da verdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M2RqiHhtwECcXLiBQQcnhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayatı boyunca çiftçilik yapan ve bir dönem de mahalle muhtarlığı görevinde bulunan Ercan için köyde anlamlı bir doğum günü kutlaması düzenlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IGCmThJhuUmjQye7BtL9dQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3 çocuk babası olan Recep Ercan’ın 8 torunu ve 8 de torun çocuğu bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2aLK-L6azkCbcqaI7S7AEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Asırlık çınar, sağlıklı yaşamın sırrını "üzülmemek, doğal beslenmek ve yoğurt, ayran ile sebzeyi sofradan eksik etmemek" olarak açıklıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l_mtElRXxEeduF7Gj0--tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Recep Ercan’ın ailesi ve komşuları tarafından düzenlenen doğum günü kutlamasında duygu dolu anlar yaşandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyum mu, melatonin mi: Uyku kalitesi için hangisi daha iyi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyum-mu-melatonin-mi-uyku-kalitesi-icin-hangisi-daha-iyi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyum-mu-melatonin-mi-uyku-kalitesi-icin-hangisi-daha-iyi</guid>
<description><![CDATA[ Uyku kalitesindeki düşüş, birçok yetişkinin sağlığını tehdit ediyor. Peki, bu sorunu çözmek için hangi takviye daha etkili: magnezyum mu, melatonin mi?Modern yaşamın getirdiği stres, yoğun tempo ve dengesiz beslenme alışkanlıkları, yetişkinlerin büyük bölümünde uyku sorunlarını beraberinde getiriyor. Araştırmalara göre, yetişkinlerin yüzde 60’ından fazlası düşük uyku kalitesinden şikâyetçi. Uyku eksikliği ise sadece yorgunluğa değil; kalp hastalıkları, diyabet ve ruh sağlığı sorunları gibi kronik hastalıklara da zemin hazırlayabiliyor.Uykusuzlukla başa çıkmak isteyen bireyler, beyaz gürültü cihazlarından çeşitli takviyelere kadar birçok yönteme başvuruyor. En sık tercih edilen takviyelerin başında ise magnezyum ve melatonin geliyor. Her ikisi de uyku üzerinde olumlu etkiler yaratırken, farklı mekanizmalarla çalışıyor. Peki, hangisi hangi durumlarda daha etkili?Vücutta 300’den fazla biyokimyasal reaksiyonda görev alan magnezyum, sinir sistemini yatıştırıcı ve kasları gevşetici özellikleriyle biliniyor. Yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler ve tam tahıllar gibi gıdalarda doğal olarak bulunan bu mineral, özellikle uzun süreli stresin etkilerini hafifletmede etkili olabiliyor.Magnezyumun bir başka önemli özelliği ise gama-aminobütirik asit adlı nörotransmitterin düzenlenmesine katkı sağlaması.Ancak uzmanlar, magnezyum takviyelerinin etkilerinin genellikle birkaç hafta içinde ortaya çıktığını belirtiyor. Ayrıca yüksek dozda alındığında ishal, mide bulantısı ve kramplar gibi yan etkiler görülebiliyor. Magnezyum, bazı ilaçlarla da etkileşime girebileceğinden doktor kontrolünde kullanılması öneriliyor.Melatonin ise vücudun biyolojik saatini düzenleyen bir hormon. Beyinde karanlığa tepki olarak doğal olarak salgılanan melatonin, özellikle gece çalışanlar veya jet lag yaşayan bireyler için önemli bir destek aracı olarak öne çıkıyor.Melatonin takviyeleri, kısa sürede etki göstererek uykuya dalmayı kolaylaştırabiliyor. Gecikmiş uyku evresi sendromu, çocuklarda görülen bazı uyku bozuklukları ve ameliyat öncesi anksiyete gibi durumların tedavisinde de kullanılabiliyor.Ancak melatoninin hızlı etkisine rağmen, uzun vadeli kullanımına dair yeterli bilimsel veri bulunmuyor. Dozuna ve kullanım zamanına göre etkisi değişen melatonin, antibiyotikler, doğum kontrol hapları ve bazı antidepresanlarla da etkileşime girebiliyor.Magnezyum ve melatonin, farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek iki etkili takviye. Magnezyum, gevşeme ve uyku kalitesini artırmada uzun vadeli bir çözüm sunarken; melatonin, jet lag gibi kısa vadeli uyku sorunlarında daha hızlı sonuçlar veriyor.Uzmanlar, hangi takviyenin tercih edileceğinin kişisel ihtiyaçlara ve mevcut sağlık durumuna göre belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Her iki takviye de potansiyel etkileşimler ve yan etkiler nedeniyle mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılarak kullanılmalı. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iKRrXkJOzk2pBZ1RgiCRag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, mu, melatonin, mi:, Uyku, kalitesi, için, hangisi, daha, iyi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iKRrXkJOzk2pBZ1RgiCRag.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyum mu, melatonin mi: Uyku kalitesi için hangisi daha iyi?"><p>Uyku kalitesindeki düşüş, birçok yetişkinin sağlığını tehdit ediyor. Peki, bu sorunu çözmek için hangi takviye daha etkili: magnezyum mu, melatonin mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-xxdTZzsSUugLUWF4lS7rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modern yaşamın getirdiği stres, yoğun tempo ve dengesiz beslenme alışkanlıkları, yetişkinlerin büyük bölümünde uyku sorunlarını beraberinde getiriyor. Araştırmalara göre, yetişkinlerin yüzde 60’ından fazlası düşük uyku kalitesinden şikâyetçi. Uyku eksikliği ise sadece yorgunluğa değil; kalp hastalıkları, diyabet ve ruh sağlığı sorunları gibi kronik hastalıklara da zemin hazırlayabiliyor.Uykusuzlukla başa çıkmak isteyen bireyler, beyaz gürültü cihazlarından çeşitli takviyelere kadar birçok yönteme başvuruyor. En sık tercih edilen takviyelerin başında ise magnezyum ve melatonin geliyor. Her ikisi de uyku üzerinde olumlu etkiler yaratırken, farklı mekanizmalarla çalışıyor. Peki, hangisi hangi durumlarda daha etkili?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/00ngs7pD80qXtG_a4HB6HA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücutta 300’den fazla biyokimyasal reaksiyonda görev alan magnezyum, sinir sistemini yatıştırıcı ve kasları gevşetici özellikleriyle biliniyor. Yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler ve tam tahıllar gibi gıdalarda doğal olarak bulunan bu mineral, özellikle uzun süreli stresin etkilerini hafifletmede etkili olabiliyor.Magnezyumun bir başka önemli özelliği ise gama-aminobütirik asit adlı nörotransmitterin düzenlenmesine katkı sağlaması.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DQfaopxC0kqCtxG9b7nY2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak uzmanlar, magnezyum takviyelerinin etkilerinin genellikle birkaç hafta içinde ortaya çıktığını belirtiyor. Ayrıca yüksek dozda alındığında ishal, mide bulantısı ve kramplar gibi yan etkiler görülebiliyor. Magnezyum, bazı ilaçlarla da etkileşime girebileceğinden doktor kontrolünde kullanılması öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/86JI5kHaHE2iiFdLYTuu8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Melatonin ise vücudun biyolojik saatini düzenleyen bir hormon. Beyinde karanlığa tepki olarak doğal olarak salgılanan melatonin, özellikle gece çalışanlar veya jet lag yaşayan bireyler için önemli bir destek aracı olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uTTRlvJMEU-qzgdY5EmIYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Melatonin takviyeleri, kısa sürede etki göstererek uykuya dalmayı kolaylaştırabiliyor. Gecikmiş uyku evresi sendromu, çocuklarda görülen bazı uyku bozuklukları ve ameliyat öncesi anksiyete gibi durumların tedavisinde de kullanılabiliyor.Ancak melatoninin hızlı etkisine rağmen, uzun vadeli kullanımına dair yeterli bilimsel veri bulunmuyor. Dozuna ve kullanım zamanına göre etkisi değişen melatonin, antibiyotikler, doğum kontrol hapları ve bazı antidepresanlarla da etkileşime girebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z37yz36kgEu4hwHLyS_CGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum ve melatonin, farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek iki etkili takviye. Magnezyum, gevşeme ve uyku kalitesini artırmada uzun vadeli bir çözüm sunarken; melatonin, jet lag gibi kısa vadeli uyku sorunlarında daha hızlı sonuçlar veriyor.Uzmanlar, hangi takviyenin tercih edileceğinin kişisel ihtiyaçlara ve mevcut sağlık durumuna göre belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Her iki takviye de potansiyel etkileşimler ve yan etkiler nedeniyle mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılarak kullanılmalı. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>15 Temmuz sağlık ocakları açık mı, kapalı mı? Yarın Aile Sağlığı Merkezleri çalışıyor  mu, randevu alınır mı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/15-temmuz-saglik-ocaklari-acik-mi-kapali-mi-yarin-aile-sagligi-merkezleri-calisiyor-mu-randevu-alinir-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/15-temmuz-saglik-ocaklari-acik-mi-kapali-mi-yarin-aile-sagligi-merkezleri-calisiyor-mu-randevu-alinir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık ocakları veya diğer bir ifadeyle aile sağlığı merkezlerine kontrole gitmek isteyenler çalışma durumunu merak ediyor. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü sebebiyle birçok kurum çalışmalarına ara verecek. Aile hekimlerinden randevu talep edecekler ise açık olup olmadığını araştırıyor. Aile Sağlığı Merkezleri randevu işlemleri MHRS üzerinden gerçekleştiriliyor. Salı günü eczaneler nöbet sistemine uygun çalışırken hastanelerin acil servisleri açık olacak. Peki Yarın sağlık ocakları açık mı, kapalı mı? 15 Temmuz Aile hekimleri çalışıyor mu? İşte, konuya ilişkin bilgiler…Türkiye’de dini, milli ve kültürel öneme sahip günler resmi tatil olarak kutlanıyor. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü, bu yıl Salı gününe denk gelecek. Salı günü belediyeler, bankalar, kargo firmaları, valilikler, kaymakamlıklar, noterler ve diğer birçok işletme çalışmalarına ara verecek. Özellikle tedavi olmak isteyen, doktor kontrolü yaptırmaya hazırlananlar ve ilaç temin edecekler ise sağlık kurumlarının çalışıp çalışmadığını araştırıyor. 15 Temmuz’da nöbetçi eczaneler hizmet vermeye devam edecek. Hastanelerin ise acil servisleri dışındaki bölümleri kapalı olacak. Peki 15 Temmuz sağlık ocakları çalışıyor mu? İşte, merak edilen sorunun yanıtı…15 Temmuz resmi tatil olduğundan sağlık ocaklarında çalışan doktor, hemşire ve diğer sağlık görevlileri izinli oluyor. 15 Temmuz Salı günü sağlık ocakları tam gün kapalı olacak. MHRS üzerinden bu tarihe randevu oluşturulamayacak. 16 Temmuz Çarşamba günü sağlık ocakları veya diğer bir ifadeyle aile hekimleri çalışmaya devam edecek. Aile hekimlerinin çalışma günleri, il veya ilçelere göre değişebiliyor.Sağlık kurumlarından olan eczaneler ise nöbetçi olarak hizmet verecek. Vatandaşlar yaşadıkları il ve ilçelerdeki nöbetçi eczaneleri e-Devlet üzerinden kolayca sorgulayabilecek. Özel ve devlet hastanelerinde ise acil servisler resmi tatil günleri de çalışmaya devam ediyor.BANKALARBELEDİYELERKAYMAKAMLIKLARMUHTARLIKLARSAĞLIK OCAKLARIHASTANELERKARGO FİRMALARINÜFUS MÜDÜRLÜKLERİECZANELER (nöbetçi)NOTERLER (nöbetçi) ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P8aE36LjRU6T5LRWfOiGvg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Temmuz, sağlık, ocakları, açık, mı, kapalı, mı, Yarın, Aile, Sağlığı, Merkezleri, çalışıyor, mu, randevu, alınır, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P8aE36LjRU6T5LRWfOiGvg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="15 Temmuz sağlık ocakları açık mı, kapalı mı? Yarın Aile Sağlığı Merkezleri çalışıyor  mu, randevu alınır mı?"><p>Sağlık ocakları veya diğer bir ifadeyle aile sağlığı merkezlerine kontrole gitmek isteyenler çalışma durumunu merak ediyor. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü sebebiyle birçok kurum çalışmalarına ara verecek. Aile hekimlerinden randevu talep edecekler ise açık olup olmadığını araştırıyor. Aile Sağlığı Merkezleri randevu işlemleri MHRS üzerinden gerçekleştiriliyor. Salı günü eczaneler nöbet sistemine uygun çalışırken hastanelerin acil servisleri açık olacak. Peki Yarın sağlık ocakları açık mı, kapalı mı? 15 Temmuz Aile hekimleri çalışıyor mu? İşte, konuya ilişkin bilgiler…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tqXqIhZdmUuFoSPZ8_q5yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye’de dini, milli ve kültürel öneme sahip günler resmi tatil olarak kutlanıyor. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü, bu yıl Salı gününe denk gelecek. Salı günü belediyeler, bankalar, kargo firmaları, valilikler, kaymakamlıklar, noterler ve diğer birçok işletme çalışmalarına ara verecek. Özellikle tedavi olmak isteyen, doktor kontrolü yaptırmaya hazırlananlar ve ilaç temin edecekler ise sağlık kurumlarının çalışıp çalışmadığını araştırıyor. 15 Temmuz’da nöbetçi eczaneler hizmet vermeye devam edecek. Hastanelerin ise acil servisleri dışındaki bölümleri kapalı olacak. Peki 15 Temmuz sağlık ocakları çalışıyor mu? İşte, merak edilen sorunun yanıtı…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lm7i-S43pkWzycS422_u1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>15 Temmuz resmi tatil olduğundan sağlık ocaklarında çalışan doktor, hemşire ve diğer sağlık görevlileri izinli oluyor. 15 Temmuz Salı günü sağlık ocakları tam gün kapalı olacak. MHRS üzerinden bu tarihe randevu oluşturulamayacak. 16 Temmuz Çarşamba günü sağlık ocakları veya diğer bir ifadeyle aile hekimleri çalışmaya devam edecek. Aile hekimlerinin çalışma günleri, il veya ilçelere göre değişebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N-58Xyq0SU63QfXiDcM8hQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık kurumlarından olan eczaneler ise nöbetçi olarak hizmet verecek. Vatandaşlar yaşadıkları il ve ilçelerdeki nöbetçi eczaneleri e-Devlet üzerinden kolayca sorgulayabilecek. Özel ve devlet hastanelerinde ise acil servisler resmi tatil günleri de çalışmaya devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ozTU9zv5BUyvF1CzD6_Cvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BANKALARBELEDİYELERKAYMAKAMLIKLARMUHTARLIKLARSAĞLIK OCAKLARIHASTANELERKARGO FİRMALARINÜFUS MÜDÜRLÜKLERİECZANELER (nöbetçi)NOTERLER (nöbetçi)</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çok fazla tuz tüketince vücudunuzda neler oluyor? 5 uyarı işareti var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cok-fazla-tuz-tuketince-vucudunuzda-neler-oluyor-5-uyari-isareti-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cok-fazla-tuz-tuketince-vucudunuzda-neler-oluyor-5-uyari-isareti-var</guid>
<description><![CDATA[ Vücudun sağlıklı işleyişini sürdürebilmesi için belirli miktarda tuza ihtiyaç duyduğu biliniyor. Tuz, sıvı dengesinin sağlanmasında ve sinir sisteminin düzenlenmesinde kilit rol oynuyor. Ancak uzmanlar, aşırı tuz tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Uzun vadede kalp hastalıkları, yüksek tansiyon ve böbrek rahatsızlıklarına zemin hazırlayabilen fazla tuz alımı, aynı zamanda günlük yaşamda da çeşitli belirtilerle kendini gösteriyor.İşte fazla tuz tükettiğinizi gösteren 5 önemli işaret:1. ŞİŞKİNLİK VE ÖDEMAşırı tuz, vücudun su tutmasına neden olarak (ödem) el, ayak, ayak bileği ve yüzde belirgin şişkinliklere yol açabiliyor. Bu durum; yüzüğün sıkışması, ayakkabıların dar gelmesi gibi günlük ipuçlarıyla fark edilebiliyor. Ciltte baskı sonrası iz kalmasıyla tanınan “çukur ödem” de, tuza bağlı sıvı tutulmasının tıbbi bir göstergesi olarak öne çıkıyor.Tuz, hücrelerden su çekerek yoğun bir susuzluk hissi yaratabiliyor. Normalden fazla su içme ihtiyacı, dudaklarda ve ağızda kuruluk, içilen suya rağmen süren susuzluk hissi; vücudun, fazla sodyumu dengelemeye çalıştığının bir işareti olabilir.Fazla tuz alımı, kan dolaşımında sıvı artışına yol açarak damar içi basıncı yükseltiyor. Bu durum, sessizce gelişen ve zamanla kalp-damar sağlığını tehdit eden hipertansiyona neden olabiliyor. Sabah ölçülen 140/90 mmHg üzerindeki değerler, özellikle tuz tüketimiyle bağlantılı risklere işaret edebilir.Beslenme ve egzersiz düzeninde bir değişiklik olmaksızın yaşanan günlük 1-2 kiloluk, haftalık ise 2 kiloyu aşan kilo artışları; tuzun neden olduğu su tutulumuna bağlı olabilir. Bu, vücudun sodyum dengesini sağlamak amacıyla fazladan sıvı depolamasıyla açıklanıyor.Tuzlu besinlerin sık tüketilmesi sindirim sistemini de olumsuz etkiliyor. Gaz, karın ağrısı, şişkinlik gibi yakınmalar; özellikle tuzlu yemeklerden sonra ortaya çıkıyorsa, sindirim sürecinin yavaşladığı ve mide dokularının tahriş olabileceği düşünülüyor.Uzmanlar, günlük tuz tüketiminin 5-6 gramla sınırlandırılması gerektiğini belirtiyor. Tüketilen gıdaların etiketlerini okumak, hazır ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak, yemeklere ekstra tuz eklememek alınabilecek önlemler arasında yer alıyor.Vücudunuzun verdiği sinyalleri dikkate alın, sağlığınız için tuz tüketiminizi kontrol altına alın. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ob-hhNWrkE-yM7RQILrDmQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çok, fazla, tuz, tüketince, vücudunuzda, neler, oluyor, uyarı, işareti, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ob-hhNWrkE-yM7RQILrDmQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çok fazla tuz tüketince vücudunuzda neler oluyor? 5 uyarı işareti var"><p>Vücudun sağlıklı işleyişini sürdürebilmesi için belirli miktarda tuza ihtiyaç duyduğu biliniyor. Tuz, sıvı dengesinin sağlanmasında ve sinir sisteminin düzenlenmesinde kilit rol oynuyor. Ancak uzmanlar, aşırı tuz tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Uzun vadede kalp hastalıkları, yüksek tansiyon ve böbrek rahatsızlıklarına zemin hazırlayabilen fazla tuz alımı, aynı zamanda günlük yaşamda da çeşitli belirtilerle kendini gösteriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eHvUiIE9Ck6jyNDNA2adUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte fazla tuz tükettiğinizi gösteren 5 önemli işaret:1. ŞİŞKİNLİK VE ÖDEMAşırı tuz, vücudun su tutmasına neden olarak (ödem) el, ayak, ayak bileği ve yüzde belirgin şişkinliklere yol açabiliyor. Bu durum; yüzüğün sıkışması, ayakkabıların dar gelmesi gibi günlük ipuçlarıyla fark edilebiliyor. Ciltte baskı sonrası iz kalmasıyla tanınan “çukur ödem” de, tuza bağlı sıvı tutulmasının tıbbi bir göstergesi olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9j4eNqXULU6KxXD_C7hKXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tuz, hücrelerden su çekerek yoğun bir susuzluk hissi yaratabiliyor. Normalden fazla su içme ihtiyacı, dudaklarda ve ağızda kuruluk, içilen suya rağmen süren susuzluk hissi; vücudun, fazla sodyumu dengelemeye çalıştığının bir işareti olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n_ODjCGSHkKhfvByWgox2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazla tuz alımı, kan dolaşımında sıvı artışına yol açarak damar içi basıncı yükseltiyor. Bu durum, sessizce gelişen ve zamanla kalp-damar sağlığını tehdit eden hipertansiyona neden olabiliyor. Sabah ölçülen 140/90 mmHg üzerindeki değerler, özellikle tuz tüketimiyle bağlantılı risklere işaret edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nhsnK8z-5kqRJFg6GmMtpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme ve egzersiz düzeninde bir değişiklik olmaksızın yaşanan günlük 1-2 kiloluk, haftalık ise 2 kiloyu aşan kilo artışları; tuzun neden olduğu su tutulumuna bağlı olabilir. Bu, vücudun sodyum dengesini sağlamak amacıyla fazladan sıvı depolamasıyla açıklanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nt4i6H8rZUO5uhUgKDdYTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tuzlu besinlerin sık tüketilmesi sindirim sistemini de olumsuz etkiliyor. Gaz, karın ağrısı, şişkinlik gibi yakınmalar; özellikle tuzlu yemeklerden sonra ortaya çıkıyorsa, sindirim sürecinin yavaşladığı ve mide dokularının tahriş olabileceği düşünülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0792VLdBREuAUqeXT_kYhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, günlük tuz tüketiminin 5-6 gramla sınırlandırılması gerektiğini belirtiyor. Tüketilen gıdaların etiketlerini okumak, hazır ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak, yemeklere ekstra tuz eklememek alınabilecek önlemler arasında yer alıyor.Vücudunuzun verdiği sinyalleri dikkate alın, sağlığınız için tuz tüketiminizi kontrol altına alın. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aç karnına 1 litre su içince ne olur? Her sabah yapmanın etkisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ac-karnina-1-litre-su-icince-ne-olur-her-sabah-yapmanin-etkisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ac-karnina-1-litre-su-icince-ne-olur-her-sabah-yapmanin-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Sabah aç karnına bir litre su içmek, sadece basit bir alışkanlık değil; sağlığı bütünsel anlamda destekleyen güçlü bir yaşam tarzı tercihi olarak öne çıkıyor.İnsan vücudunun yaklaşık yüzde 60 ila yüzde 75’i sudan oluşuyor. Uyku esnasında terleme ve solunum yoluyla yaklaşık 0,5 ila 1 litre su kaybediliyor. Güne bir litre su içerek başlamak, bu eksikliği hızla telafi ederek hücresel sıvı dengesini yeniliyor, eklemleri yağlıyor, kan dolaşımını ve beyin fonksiyonlarını canlandırıyor. Bu da günün ilk saatlerinden itibaren zihinsel netliği ve enerjiyi artırıyor.Aç karnına tüketilen su, metabolizmayı ortalama yüzde 24-30 oranında hızlandırabiliyor. Uzmanlara göre bu, günde yaklaşık 48 kalori fazladan yakım anlamına geliyor ki bu da yılda yaklaşık 2,5 kilogramlık yağ kaybına denk geliyor. Aynı zamanda, mide asitlerini seyrelterek sindirimi kolaylaştırıyor, bağırsak hareketlerini teşvik ederek kabızlığı önlüyor.Sabahları su içmek, böbreklerin toksinleri daha etkin bir şekilde atmasına yardımcı oluyor. Artan idrar üretimi sayesinde gece boyunca biriken zararlı maddeler vücuttan uzaklaştırılıyor. Ayrıca su, idrarı seyrelterek böbrek taşı oluşum riskini azaltıyor, mide asiditesini dengeleyerek mide rahatsızlıklarını hafifletiyor.Araştırmalar, kahvaltı öncesi içilen bir litre suyun mideyi doldurarak iştahı bastırdığını ve özellikle ileri yaş gruplarında kalori alımını %10-13 oranında azalttığını gösteriyor. Bu da kilo kontrolü açısından önemli bir avantaj sunuyor.Hafif düzeyde dehidrasyon bile konsantrasyon, hafıza ve ruh hali üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Sabah su içme alışkanlığı, beyin sisini azaltarak zihinsel berraklık ve bilişsel performans üzerinde olumlu etkiler yaratıyor. Ayrıca düzenli sıvı alımı, migren ve baş ağrılarının önlenmesinde de etkili.Su tüketimi, cilt elastikiyetinin korunmasına, toksinlerin atılmasına ve ciltte doğal bir ışıltının sağlanmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda saç köklerini besleyerek parlaklık ve direnç kazandırıyor. Yeterli su tüketimi, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan lenfatik sistemin düzgün çalışmasına katkıda bulunarak enfeksiyonlara karşı koruma sağlıyor.DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALARUzmanlar, bir litre suyun bir dikişte değil, 5 ila 10 dakika içinde yavaşça tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi halde mide bulantısı ya da rahatsızlık hissi yaşanabilir. Oda sıcaklığındaki ya da hafif soğuk su tercih edilmeli; sindirim problemi yaşayanlar için ılık su da uygun bir seçenek olabilir. Ayrıca, kahvaltıdan önce su içildikten sonra en az 30-45 dakika beklemek, sindirim sisteminin yeniden dengelenmesini sağlıyor.Sabah aç karnına bir litre su içmek; gün boyunca fiziksel ve zihinsel performansı artırmak, metabolizmayı canlandırmak ve genel sağlığı desteklemek açısından etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor. Ancak bu alışkanlığın sürdürülebilir olması için, gün içinde düzenli su tüketiminin devam etmesi gerektiği unutulmamalı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4smQnYWGM0mv06xlBbmUyA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aç, karnına, litre, içince, olur, Her, sabah, yapmanın, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4smQnYWGM0mv06xlBbmUyA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aç karnına 1 litre su içince ne olur? Her sabah yapmanın etkisi"><p>Sabah aç karnına bir litre su içmek, sadece basit bir alışkanlık değil; sağlığı bütünsel anlamda destekleyen güçlü bir yaşam tarzı tercihi olarak öne çıkıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0ZzK8dQSOEywq5aA0FcgWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsan vücudunun yaklaşık yüzde 60 ila yüzde 75’i sudan oluşuyor. Uyku esnasında terleme ve solunum yoluyla yaklaşık 0,5 ila 1 litre su kaybediliyor. Güne bir litre su içerek başlamak, bu eksikliği hızla telafi ederek hücresel sıvı dengesini yeniliyor, eklemleri yağlıyor, kan dolaşımını ve beyin fonksiyonlarını canlandırıyor. Bu da günün ilk saatlerinden itibaren zihinsel netliği ve enerjiyi artırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VOuhD36qlku9YaHetJ-01Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aç karnına tüketilen su, metabolizmayı ortalama yüzde 24-30 oranında hızlandırabiliyor. Uzmanlara göre bu, günde yaklaşık 48 kalori fazladan yakım anlamına geliyor ki bu da yılda yaklaşık 2,5 kilogramlık yağ kaybına denk geliyor. Aynı zamanda, mide asitlerini seyrelterek sindirimi kolaylaştırıyor, bağırsak hareketlerini teşvik ederek kabızlığı önlüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dwQ3UiKLJU6KrwFhOOvMTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları su içmek, böbreklerin toksinleri daha etkin bir şekilde atmasına yardımcı oluyor. Artan idrar üretimi sayesinde gece boyunca biriken zararlı maddeler vücuttan uzaklaştırılıyor. Ayrıca su, idrarı seyrelterek böbrek taşı oluşum riskini azaltıyor, mide asiditesini dengeleyerek mide rahatsızlıklarını hafifletiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1bX0jmvNRUSbl_pKcfUpMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, kahvaltı öncesi içilen bir litre suyun mideyi doldurarak iştahı bastırdığını ve özellikle ileri yaş gruplarında kalori alımını %10-13 oranında azalttığını gösteriyor. Bu da kilo kontrolü açısından önemli bir avantaj sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mA0N2XFn70y3C2CVewG3jQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hafif düzeyde dehidrasyon bile konsantrasyon, hafıza ve ruh hali üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Sabah su içme alışkanlığı, beyin sisini azaltarak zihinsel berraklık ve bilişsel performans üzerinde olumlu etkiler yaratıyor. Ayrıca düzenli sıvı alımı, migren ve baş ağrılarının önlenmesinde de etkili.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YiwfhwgLd0GkRomlfwbFXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su tüketimi, cilt elastikiyetinin korunmasına, toksinlerin atılmasına ve ciltte doğal bir ışıltının sağlanmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda saç köklerini besleyerek parlaklık ve direnç kazandırıyor. Yeterli su tüketimi, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan lenfatik sistemin düzgün çalışmasına katkıda bulunarak enfeksiyonlara karşı koruma sağlıyor.DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALARUzmanlar, bir litre suyun bir dikişte değil, 5 ila 10 dakika içinde yavaşça tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi halde mide bulantısı ya da rahatsızlık hissi yaşanabilir. Oda sıcaklığındaki ya da hafif soğuk su tercih edilmeli; sindirim problemi yaşayanlar için ılık su da uygun bir seçenek olabilir. Ayrıca, kahvaltıdan önce su içildikten sonra en az 30-45 dakika beklemek, sindirim sisteminin yeniden dengelenmesini sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FhinnTcCFUeTY2vIBJM9UA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah aç karnına bir litre su içmek; gün boyunca fiziksel ve zihinsel performansı artırmak, metabolizmayı canlandırmak ve genel sağlığı desteklemek açısından etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor. Ancak bu alışkanlığın sürdürülebilir olması için, gün içinde düzenli su tüketiminin devam etmesi gerektiği unutulmamalı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolesterolü düşüren 4 muhteşem meyve: Kalbi de güçlendiriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kolesterolu-dusuren-4-muhtesem-meyve-kalbi-de-guclendiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kolesterolu-dusuren-4-muhtesem-meyve-kalbi-de-guclendiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kolesterol, vücudun sağlıklı hücreler üretmesi için gerekli bir madde olsa da, yüksek seviyeleri kalp hastalıkları riskini ciddi oranda artırabiliyor. Uzmanlar, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının bu riski azaltmada kritik rol oynadığını belirtiyor. Araştırmalar ise doğanın bize sunduğu bazı meyvelerin, kolesterol düşürmede etkili olduğunu ortaya koyuyor.Meyveler, içeriklerindeki çözünür lif, antioksidanlar ve vitaminler sayesinde sadece bağışıklık sistemini değil, kardiyovasküler sağlığı da destekliyor. Özellikle çözünür lif, sindirim sisteminde kolesterole bağlanarak vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor. İşte kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olan dört meyve:1. TURUNÇGİLLERPortakal, greyfurt ve limon gibi turunçgiller, C vitamini açısından zengin olmalarının yanı sıra, pektin adlı çözünür lif türüyle de dikkat çekiyor. Pektin, LDL (kötü) kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olurken, içerdikleri flavonoidler damar esnekliğini artırıyor ve iltihaplanmayı azaltıyor.Nasıl tüketilmeli?Güne taze sıkılmış portakal veya greyfurt suyuyla başlayın.Suya limon dilimleri ekleyin.Salatalar ve balık yemeklerini portakal veya greyfurt dilimleriyle süsleyin.Not: Greyfurt bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Tüketmeden önce doktorunuza danışmanız önerilir.“Günde bir elma doktoru uzak tutar” sözü, kalp sağlığı açısından bilimsel bir temele dayanıyor. Elmalar, hem çözünür hem de çözünmez lif içerikleriyle LDL kolesterolü düşürüyor. Ayrıca, polifenol adı verilen antioksidanlar damarları koruyarak iltihabı azaltıyor.Nasıl tüketilmeli?Yulaf ezmesine dilimlenmiş elma ekleyin.Elma dilimlerini fındık ezmesiyle birleştirerek sağlıklı atıştırmalıklar hazırlayın.Salatalara ve lahana salatalarına doğranmış elma ilave edin.Avokado, meyveler arasında nadir bulunan sağlıklı yağ kaynaklarından biri. İçerdiği tekli doymamış yağ asitleri sayesinde HDL (iyi) kolesterolü artırırken, LDL kolesterolü azaltıyor. Araştırmalar, günlük avokado tüketiminin özellikle fazla kilolu bireylerde olumlu etkiler gösterdiğini ortaya koyuyor.Nasıl tüketilmeli?Tam tahıllı ekmeğe sürülerek atıştırmalık olarak.Sandviç ve salatalarda dilimlenmiş şekilde.Smoothie’lere karıştırılarak kıvam artırıcı olarak.Hatta ev yapımı ekmek hamuruna bile eklenebilir.Muz, kolesterol emilimini azaltan çözünür lif ve bitki sterolleri içeriyor. Aynı zamanda sindirim sistemini destekleyerek dolaylı yoldan kalp sağlığına katkı sağlıyor.Nasıl tüketilmeli?Kahvaltılık gevrek veya yoğurtla birlikte.Smoothie’lerde doğal tatlandırıcı olarak.Tam buğday unu ile hazırlanmış muz ekmeğinde.Uzmanlardan Tüyo: Meyveden En İyi Verimi Almak İçin...
Liften tam yararlanmak için mümkünse meyveleri kabuklarıyla birlikte tüketin.Taze meyve, meyve suyundan daha faydalıdır.Her hafta farklı meyve kombinasyonları tercih edin.Meyveleri protein ve sağlıklı yağlarla birlikte tüketmek, enerji dengesini korumanıza yardımcı olur.Sağlıklı bir diyetin parçası olarak tüketilen bazı meyveler, kolesterol seviyelerinin dengelenmesine katkı sağlayabilir. Uzmanlar, dengeli beslenme ve düzenli egzersizle birlikte bu doğal seçeneklerin uzun vadede kalp sağlığına büyük fayda sağlayabileceğini belirtiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/70ZszBTRNUCyqMTXDyGfFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterolü, düşüren, muhteşem, meyve:, Kalbi, güçlendiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/70ZszBTRNUCyqMTXDyGfFw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolesterolü düşüren 4 muhteşem meyve: Kalbi de güçlendiriyor"><p>Kolesterol, vücudun sağlıklı hücreler üretmesi için gerekli bir madde olsa da, yüksek seviyeleri kalp hastalıkları riskini ciddi oranda artırabiliyor. Uzmanlar, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının bu riski azaltmada kritik rol oynadığını belirtiyor. Araştırmalar ise doğanın bize sunduğu bazı meyvelerin, kolesterol düşürmede etkili olduğunu ortaya koyuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fftHNeIXLUyaj1vBETqg2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyveler, içeriklerindeki çözünür lif, antioksidanlar ve vitaminler sayesinde sadece bağışıklık sistemini değil, kardiyovasküler sağlığı da destekliyor. Özellikle çözünür lif, sindirim sisteminde kolesterole bağlanarak vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor. İşte kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olan dört meyve:1. TURUNÇGİLLERPortakal, greyfurt ve limon gibi turunçgiller, C vitamini açısından zengin olmalarının yanı sıra, pektin adlı çözünür lif türüyle de dikkat çekiyor. Pektin, LDL (kötü) kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olurken, içerdikleri flavonoidler damar esnekliğini artırıyor ve iltihaplanmayı azaltıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nMAM1sNXfkCCPMdEP1Iu9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nasıl tüketilmeli?Güne taze sıkılmış portakal veya greyfurt suyuyla başlayın.Suya limon dilimleri ekleyin.Salatalar ve balık yemeklerini portakal veya greyfurt dilimleriyle süsleyin.Not: Greyfurt bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Tüketmeden önce doktorunuza danışmanız önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y1GBcxyjxEGS926sy5i0bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Günde bir elma doktoru uzak tutar” sözü, kalp sağlığı açısından bilimsel bir temele dayanıyor. Elmalar, hem çözünür hem de çözünmez lif içerikleriyle LDL kolesterolü düşürüyor. Ayrıca, polifenol adı verilen antioksidanlar damarları koruyarak iltihabı azaltıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XS6p0zVyfUuJ8RWyTwZmfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nasıl tüketilmeli?Yulaf ezmesine dilimlenmiş elma ekleyin.Elma dilimlerini fındık ezmesiyle birleştirerek sağlıklı atıştırmalıklar hazırlayın.Salatalara ve lahana salatalarına doğranmış elma ilave edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gBUei_8j-U6I0FWPeOIisg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokado, meyveler arasında nadir bulunan sağlıklı yağ kaynaklarından biri. İçerdiği tekli doymamış yağ asitleri sayesinde HDL (iyi) kolesterolü artırırken, LDL kolesterolü azaltıyor. Araştırmalar, günlük avokado tüketiminin özellikle fazla kilolu bireylerde olumlu etkiler gösterdiğini ortaya koyuyor.Nasıl tüketilmeli?Tam tahıllı ekmeğe sürülerek atıştırmalık olarak.Sandviç ve salatalarda dilimlenmiş şekilde.Smoothie’lere karıştırılarak kıvam artırıcı olarak.Hatta ev yapımı ekmek hamuruna bile eklenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YIiFU9Yi3UqwBdaGv_mH8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muz, kolesterol emilimini azaltan çözünür lif ve bitki sterolleri içeriyor. Aynı zamanda sindirim sistemini destekleyerek dolaylı yoldan kalp sağlığına katkı sağlıyor.Nasıl tüketilmeli?Kahvaltılık gevrek veya yoğurtla birlikte.Smoothie’lerde doğal tatlandırıcı olarak.Tam buğday unu ile hazırlanmış muz ekmeğinde.Uzmanlardan Tüyo: Meyveden En İyi Verimi Almak İçin...
Liften tam yararlanmak için mümkünse meyveleri kabuklarıyla birlikte tüketin.Taze meyve, meyve suyundan daha faydalıdır.Her hafta farklı meyve kombinasyonları tercih edin.Meyveleri protein ve sağlıklı yağlarla birlikte tüketmek, enerji dengesini korumanıza yardımcı olur.Sağlıklı bir diyetin parçası olarak tüketilen bazı meyveler, kolesterol seviyelerinin dengelenmesine katkı sağlayabilir. Uzmanlar, dengeli beslenme ve düzenli egzersizle birlikte bu doğal seçeneklerin uzun vadede kalp sağlığına büyük fayda sağlayabileceğini belirtiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Havacılık devinden saç ekimi şakası</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/havacilik-devinden-sac-ekimi-sakasi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/havacilik-devinden-sac-ekimi-sakasi</guid>
<description><![CDATA[ Uygun fiyatlı ve kaliteli uygulamaları sayesinde saç ekimi konusunda öne çıkan Türkiye, bu alandaki pazarın yüzde 60&#039;ını  elinde tutuyor. Çok sayıda yabancı ülke vatandaşı, saç ekimi için Türkiye&#039;ye geliyor ve İngiliz havacılık devi bu duruma esprili gönderme yaptı.Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ&#039;nin (USHAŞ) verilerine göre, 2024&#039;te 1 milyon 506 bin 442 kişi sağlık hizmeti almak için Türkiye&#039;ye gelirken, buradan elde edilen gelir 3 milyar 22 milyon 957 bin dolar oldu.Merkezin verilerine göre, 2025 yılının Ocak–Mart döneminde toplam 354.457 kişi sağlık hizmeti almak amacıyla Türkiye&#039;ye geldi. ziyaret etmiştir. Bu dönemde elde edilen sağlık turizmi geliri ise 643.356 bin ABD Doları olarak gerçekleşti. Sağlık turizmi gelirleri, 2025 yılının birinci çeyreğinde, toplam turizm gelirlerinin yüzde 7&#039;sine ulaştıBu oran, 2023 yılında yüzde 5,4 ve 2024 yılında ise yüzde 5 seviyesinde gerçekleşmişti.Son yıllarda, ABD ve Avrupa&#039;dan saç ekimi için gelenlerin sayısında ciddi artış var. İngiltere daha önce liderliği ele geçirmişti ancak son yıllarda ABD öne çıkmaya başladı. Türkiye&#039;nin öne çıktığı saç ekim hizmeti, İngiliz havacılık devi tarafından espirili paylaşıma konu oldu. Rynair,  sosyal medya hesabından yaptığı paşlaşımda, başına saç ekimi yapılmış bir aslan fotoğraf paylaştı ve &quot;Bu kim?&quot; diye sordu. Paylaşım üstünde ise&quot;Türkiye&#039;den dönen yolcular&quot; başlığı yer aldı. Paylaşıma sosyal medya yorumları da geldi. Yorullarda kimisi &quot;Lionair&quot; yani aslan havayolları derken kimisi de, Rynair&#039;den Türkiye&#039;ye ucuz uçuş gerçekleştirmesini istedi.  Bazı paylaşımcalar da şirketi, Turkey yerine artık Türkiye yazıldığını belirterek uyardılar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CF4nOqFmzE-W3dNjOVa84A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Havacılık, devinden, saç, ekimi, şakası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CF4nOqFmzE-W3dNjOVa84A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye'ye saç ekimi şakası"><p>Uygun fiyatlı ve kaliteli uygulamaları sayesinde saç ekimi konusunda öne çıkan Türkiye, bu alandaki pazarın yüzde 60'ını  elinde tutuyor. Çok sayıda yabancı ülke vatandaşı, saç ekimi için Türkiye'ye geliyor ve İngiliz havacılık devi bu duruma esprili gönderme yaptı.</p><p>Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ'nin (USHAŞ) verilerine göre, 2024'te 1 milyon 506 bin 442 kişi sağlık hizmeti almak için Türkiye'ye gelirken, buradan elde edilen gelir 3 milyar 22 milyon 957 bin dolar oldu.</p><p>Merkezin verilerine göre, 2025 yılının Ocak–Mart döneminde toplam 354.457 kişi sağlık hizmeti almak amacıyla Türkiye'ye geldi. ziyaret etmiştir. Bu dönemde elde edilen sağlık turizmi geliri ise 643.356 bin ABD Doları olarak gerçekleşti. Sağlık turizmi gelirleri, 2025 yılının birinci çeyreğinde, toplam turizm gelirlerinin yüzde 7'sine ulaştı</p><p>Bu oran, 2023 yılında yüzde 5,4 ve 2024 yılında ise yüzde 5 seviyesinde gerçekleşmişti.</p><p>Son yıllarda, ABD ve Avrupa'dan saç ekimi için gelenlerin sayısında ciddi artış var. İngiltere daha önce liderliği ele geçirmişti ancak son yıllarda ABD öne çıkmaya başladı. </p><p>Türkiye'nin öne çıktığı saç ekim hizmeti, İngiliz havacılık devi tarafından espirili paylaşıma konu oldu. Rynair,  sosyal medya hesabından yaptığı paşlaşımda, başına saç ekimi yapılmış bir aslan fotoğraf paylaştı ve "Bu kim?" diye sordu. Paylaşım üstünde ise"Türkiye'den dönen yolcular" başlığı yer aldı. </p><p>Paylaşıma sosyal medya yorumları da geldi. Yorullarda kimisi "Lionair" yani aslan havayolları derken kimisi de, Rynair'den Türkiye'ye ucuz uçuş gerçekleştirmesini istedi.  Bazı paylaşımcalar da şirketi, Turkey yerine artık Türkiye yazıldığını belirterek uyardılar.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nmq_dCQTa0ODJFMWazInPw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktor açıkladı: Magnezyum neden önemli?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-acikladi-magnezyum-neden-oenemli</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-acikladi-magnezyum-neden-oenemli</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer, insan vücudundaki en büyük iç organlardan biri olarak, metabolizma, sindirim, bağışıklık ve detoksifikasyon gibi birçok hayati işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle karaciğer sağlığını korumak, genel vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Peki, karaciğer sağlığı için magnezyum kullanmak neden önemli?Gastroenterolog Dr. Joseph Salhab, magnezyumun karaciğer sağlığı üzerindeki kritik etkilerine dikkat çekerek, bu mineralin alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) gibi yaygın karaciğer hastalıklarına karşı koruyucu bir rol üstlendiğini belirtti. Dr. Salhab’a göre magnezyum, karaciğerde oksidatif hasar ve inflamasyonu azaltarak karaciğer hücrelerini koruyan güçlü bir &quot;kalkan&quot; görevi görüyor.Karaciğer, insan vücudundaki en büyük iç organlardan biri olarak, metabolizma, sindirim, bağışıklık ve detoksifikasyon gibi birçok hayati işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle karaciğer sağlığını korumak, genel vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Dr. Salhab, özellikle magnezyumun bu noktadaki hayati işlevlerine vurgu yaptı.Vücutta en bol bulunan dördüncü katyon olan magnezyum, sinir ve kas fonksiyonlarını desteklemenin yanı sıra sağlıklı kalp ritmini korumak, kan şekeri seviyelerini düzenlemek, kemikleri güçlendirmek, enerji üretimi ve uyku kalitesini artırmak gibi çok sayıda işleve sahip.Ayrıca, inflamasyonun azaltılması ve DNA ile protein sentezinin desteklenmesi gibi süreçlerde de aktif rol oynayan magnezyum, karaciğerin detoks mekanizmaları için de vazgeçilmez bir mineral.Dr. Salhab’ın açıklamalarına göre, yapılan araştırmalar magnezyum eksikliğinin karaciğerde yağ birikimini artırabildiğini ve insülin fonksiyonunu bozabildiğini gösteriyor. Bu durumun NAFLD gibi karaciğer rahatsızlıklarının gelişiminde etkili olduğu düşünülüyor.Yeterli magnezyum seviyeleri ise karaciğerin yağları sindirmesine yardımcı olan safra üretimini destekliyor ve güçlü bir antioksidan olan glutatyon seviyesini artırarak detoks süreçlerini güçlendiriyor. Dr. Salhab, “Nüfus çalışmaları, yüksek magnezyum alımına sahip bireylerin daha iyi karaciğer fonksiyon testlerine ve daha düşük karaciğer hastalığı oranlarına sahip olduğunu ortaya koyuyor” dedi.Kan Şekeri ve Karaciğer Yükü Arasındaki BağlantıMagnezyum, yalnızca karaciğeri doğrudan korumakla kalmıyor; aynı zamanda kan şekeri dengesini sağlayarak karaciğerin üzerindeki metabolik yükü azaltıyor. Bu durum, insülin direnciyle yakından ilişkili olan NAFLD gibi hastalıkların önlenmesi açısından kritik bir öneme sahip.Dr. Salhab, magnezyum takviyelerinden ziyade doğal yollarla alınmasının daha sağlıklı olduğunu vurguluyor. Magnezyum açısından zengin bazı besinler şöyle:Kabak çekirdeği: 28 gramda yaklaşık 168 mg magnezyumChia tohumu: 28 gramda yaklaşık 95 mgBadem: Bir avuçta yaklaşık 80 mgPişmiş ıspanak: Bir bardakta yaklaşık 78 mgAyrıca kaju fıstığı, kinoa, edamame, siyah fasulye, avokado ve bitter çikolata da magnezyum açısından zengin kaynaklar arasında yer alıyor.Dr. Salhab, “Doğru besinlerle yeterli magnezyum almak karaciğerin hem fonksiyonlarını destekler hem de hastalıklara karşı direncini artırır” diyerek beslenmenin önemine dikkat çekti.Sağlığınız için herhangi bir takviye kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-XcnnGFYk0auNmQKGCqAUg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, açıkladı:, Magnezyum, neden, önemli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-XcnnGFYk0auNmQKGCqAUg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktor açıkladı: Magnezyum neden önemli?"><p>Karaciğer, insan vücudundaki en büyük iç organlardan biri olarak, metabolizma, sindirim, bağışıklık ve detoksifikasyon gibi birçok hayati işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle karaciğer sağlığını korumak, genel vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Peki, karaciğer sağlığı için magnezyum kullanmak neden önemli?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jVnYsktOhESv2v8NGW9yfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gastroenterolog Dr. Joseph Salhab, magnezyumun karaciğer sağlığı üzerindeki kritik etkilerine dikkat çekerek, bu mineralin alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) gibi yaygın karaciğer hastalıklarına karşı koruyucu bir rol üstlendiğini belirtti. Dr. Salhab’a göre magnezyum, karaciğerde oksidatif hasar ve inflamasyonu azaltarak karaciğer hücrelerini koruyan güçlü bir "kalkan" görevi görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AipZFvkhUUSsQ6vX97moLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer, insan vücudundaki en büyük iç organlardan biri olarak, metabolizma, sindirim, bağışıklık ve detoksifikasyon gibi birçok hayati işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle karaciğer sağlığını korumak, genel vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Dr. Salhab, özellikle magnezyumun bu noktadaki hayati işlevlerine vurgu yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bGuZ0k9a8UiknXHRGBF4eg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücutta en bol bulunan dördüncü katyon olan magnezyum, sinir ve kas fonksiyonlarını desteklemenin yanı sıra sağlıklı kalp ritmini korumak, kan şekeri seviyelerini düzenlemek, kemikleri güçlendirmek, enerji üretimi ve uyku kalitesini artırmak gibi çok sayıda işleve sahip.Ayrıca, inflamasyonun azaltılması ve DNA ile protein sentezinin desteklenmesi gibi süreçlerde de aktif rol oynayan magnezyum, karaciğerin detoks mekanizmaları için de vazgeçilmez bir mineral.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pbD_Qf_5N0-hetgOYBeUHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Salhab’ın açıklamalarına göre, yapılan araştırmalar magnezyum eksikliğinin karaciğerde yağ birikimini artırabildiğini ve insülin fonksiyonunu bozabildiğini gösteriyor. Bu durumun NAFLD gibi karaciğer rahatsızlıklarının gelişiminde etkili olduğu düşünülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QIfITISYpESiJ6Tw5fg8-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterli magnezyum seviyeleri ise karaciğerin yağları sindirmesine yardımcı olan safra üretimini destekliyor ve güçlü bir antioksidan olan glutatyon seviyesini artırarak detoks süreçlerini güçlendiriyor. Dr. Salhab, “Nüfus çalışmaları, yüksek magnezyum alımına sahip bireylerin daha iyi karaciğer fonksiyon testlerine ve daha düşük karaciğer hastalığı oranlarına sahip olduğunu ortaya koyuyor” dedi.Kan Şekeri ve Karaciğer Yükü Arasındaki BağlantıMagnezyum, yalnızca karaciğeri doğrudan korumakla kalmıyor; aynı zamanda kan şekeri dengesini sağlayarak karaciğerin üzerindeki metabolik yükü azaltıyor. Bu durum, insülin direnciyle yakından ilişkili olan NAFLD gibi hastalıkların önlenmesi açısından kritik bir öneme sahip.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T7STYIkoUUKBWVe4E9na5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Salhab, magnezyum takviyelerinden ziyade doğal yollarla alınmasının daha sağlıklı olduğunu vurguluyor. Magnezyum açısından zengin bazı besinler şöyle:Kabak çekirdeği: 28 gramda yaklaşık 168 mg magnezyumChia tohumu: 28 gramda yaklaşık 95 mgBadem: Bir avuçta yaklaşık 80 mgPişmiş ıspanak: Bir bardakta yaklaşık 78 mg</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fk9hCglHKkm-g-xXkZu94Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca kaju fıstığı, kinoa, edamame, siyah fasulye, avokado ve bitter çikolata da magnezyum açısından zengin kaynaklar arasında yer alıyor.Dr. Salhab, “Doğru besinlerle yeterli magnezyum almak karaciğerin hem fonksiyonlarını destekler hem de hastalıklara karşı direncini artırır” diyerek beslenmenin önemine dikkat çekti.Sağlığınız için herhangi bir takviye kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp kapağı çürümüş, 7 saat süren zorlu ameliyat: Doktorlar &amp;quot;mucizevi bir olay&amp;quot; diyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-kapagi-curumus-7-saat-suren-zorlu-ameliyat-doktorlar-mucizevi-bir-olay-diyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-kapagi-curumus-7-saat-suren-zorlu-ameliyat-doktorlar-mucizevi-bir-olay-diyor</guid>
<description><![CDATA[ Kahramanmaraş’ta kalp kapakçığı değişimi için ameliyata alınan Aziz Karabörk’ün (47) kalbinden 10 santim büyüklüğünde 250 gram ağırlığında kitle çıkarıldı.7 saat süren ameliyatı yapan Doç. Dr. Mehmet Kirişci, daha önce de benzer ameliyatlar yaptıklarını belirterek, “Lakin bu hastamızdaki kalbin içerisindeki pıhtının ağırlığı ve boyutu ilk defa gördüğümüz bir hadise. Bu kadar büyük bir kalp kitlesi oluşmuş olması çok az görülen tablo. Yani 10 santim ve üzerinde bir pıhtıyla kalmış olması ve çıkarılması mucizevi bir olay” dedi.Nefes darlığı şikayetiyle Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji bölümüne başvuran Aziz Karabörk, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kirişci tarafından muayene edildi. Hastanın muayenesi ve tetkiklerinde Karabörk’ün çocukken geçirdiği ateşli hastalığı bağlı olarak kalp kapağının çürüdüğü ve kalbinde de kitle olduğu tespit edildi.Bunun üzerine Karabörk ameliyata alındı. Kalp kapağı açıldığında Aziz Karabörk’ün kalbinin içindeki kitlenin tahminlerden daha büyük olduğu ortaya çıktı. Ameliyatı yapan Mehmet Kirişci ve ekibinin de şaşırdığı kitlenin alınması ve kalp kapağının değiştirilmesi 7 saat sürdü. Ameliyat sonunda Karabörk’ün kalbinden 10 santimetre büyüklüğünde ve 250 gram ağırlığında kitle çıkarıldı.Aziz Karabörk’ün çocukken geçirdiği ateşli hastalığın kalbinde ritim bozukluğuna neden olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Kirişci, bunun sonucunda da kalp içerisinde pıhtı oluşmaya başladığını söyledi. Pıhtının zamanın da fark edilmediği taktirde büyüyüp kitle haline geldiğini kaydeden Kirişci, şöyle devam etti:“Bu hastamızda da bu büyüme esnasında bu kopan pıhtılar beynine ya da vücuduna herhangi bir organa ataraktan ciddi bir ölüm de dahil olmak üzere, felç de olmak üzere birtakım ciddi problemler oluşturabilir. Şimdi bu hastamız tedavi süreci içerisinde pıhtının ileri derecede büyümesine yaklaşık 10 santimetreye ulaşmasına kadar tedavi içerisine alınmamış. Bu ilerleme süreci içerisindeki pıhtılar kopup da felç gibi, ölüm gibi tablolar oluşturabilecekken oluşturmadan mucizevi bir şekilde yaklaşık 10 santimetreye ulaşana kadar fark edilmeden büyümüş. Bu aşamada bu pıhtılar oradan kopup atmış olsaydı şayet ölüm tablosu oluşabilirdi Dolayısıyla biz bu hastamızın tanısını koyduk ve ameliyata aldık. Ameliyatta romatizmal olarak oluşan kalp kapağı taşlaşmış şekildeydi. Onu çıkarttık ve açtığımızdaki en önemli şey kalbin içerisindeki sol tarafında tamamen içini dolduran ve parçalı bir şekilde oluşmuş totalin de 10 santime ulaşan 250 grama ulaşan bir ağırlıkta bir pıhtı oluştuğunu gördük. Bu kalbin içerisinde bu aşamaya kadar gelmiş olması ve hayatta kalmış olması bu hasta için mucizevi bir olay. Pıhtıları çıkarırken kalbin içerisine yeni bir zar oluşturduğunu gördük. Hani bu olayın büyüme aşamasına kadar ne kadar geç kalındığının göstergelerinden birisi. Hem oluşan bu pıhtı zarını aynı zamanda da pıhtıların hepsini tamamen çıkarttık ve temizledik.”Kalp kapağı değiştirme ve kitle temizleme ameliyatlarını tek bir ameliyatta yaptıklarını belirten Kirişci, “Kalp kapağı değişimi gibi ameliyatlar 3-4 saatlik bir ameliyat. Tabii biz bu hastamızı ameliyata aldığımızda öncesinde birtakım tetkiklerle pıhtının olduğunu biliyorduk ama bu kadar büyük ve organize olmuş bir pıhtı topluluğunu ameliyatta gördüğümüzde bayağı şaşırdık ve dolayısıyla normal akışında beklediğimizden çok daha uzun bir ameliyat oldu. Ortalama 6-7 saatlik bir ameliyat sonrasında ameliyatı başarıyla tamamlamış olduk. Burada iki tane büyük kalp ameliyatını aynı ameliyatın içerisine koymuş olduk. Hem kalp kapağındaki bozukluk tamamen ortadan kaldırılmış oldu yeni bir kalp kapağı takılarak hem de bu kalbin içerisindeki oluşmuş pıhtılar en küçük zerresine kadar temizlenmiş oldu. Daha öncesi meslek hayatımızda benzer ameliyatlar yaptık elbette. Kalbin içerisinde pıhtı oluşmuş olması ya da kalp kapağının çökmüş olması yaptığımız ameliyatlar içerisinde. Lakin bu hastamızdaki kalbin içerisindeki pıhtının ağırlığı ve boyutu ilk defa gördüğümüz bir hadise. Bu kadar büyük bir kalp kitlesi oluşmuş olması çok az görülen tablo. Yani 10 santim ve üzerinde bir pıhtıyla kalmış olması ve çıkarılması mucizevi bir olay” diye konuştu.Aziz Karabörk ise ameliyatın ardından sağlığına kavuştuğunu söyledi. Kalbinden çıkarılan kitlenin büyüklüğünün kendisini de şaşırttığını belirten Karabörk, “Benim böyle bir kitleden haberim yoktu. Narkozdan çıkıp gösterdiklerinde ben de çok şaşırdım. Yani böyle bir şey olduğunu bilmiyordum. Allah razı olsun hekimlerimizden. Hayata döndürdüler beni. Yol yürüyemiyordum, 2-3 adım attığım zaman kesiliyordum artık. Ama şu anda iyiyim, ameliyatın yeni çıkmama rağmen asansörlerin ayağıyla gidip gelebiliyorum. Hem kalp kapağım değişti hem kalbimin içindeki pislikler temizlendiği için kendimi 20 yaş gençleşmiş gibi hissettim” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bxKwYGPneEiNOc3yeh0_Pw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, kapağı, çürümüş, saat, süren, zorlu, ameliyat:, Doktorlar, mucizevi, bir, olay, diyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bxKwYGPneEiNOc3yeh0_Pw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp kapağı çürümüş, 7 saat süren zorlu ameliyat: Doktorlar " mucizevi bir olay diyor><p>Kahramanmaraş’ta kalp kapakçığı değişimi için ameliyata alınan Aziz Karabörk’ün (47) kalbinden 10 santim büyüklüğünde 250 gram ağırlığında kitle çıkarıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MIwGXJzxDUKYKz7-gLwkmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>7 saat süren ameliyatı yapan Doç. Dr. Mehmet Kirişci, daha önce de benzer ameliyatlar yaptıklarını belirterek, “Lakin bu hastamızdaki kalbin içerisindeki pıhtının ağırlığı ve boyutu ilk defa gördüğümüz bir hadise. Bu kadar büyük bir kalp kitlesi oluşmuş olması çok az görülen tablo. Yani 10 santim ve üzerinde bir pıhtıyla kalmış olması ve çıkarılması mucizevi bir olay” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YdMoIwPtrUumTGnr7ip_Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nefes darlığı şikayetiyle Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji bölümüne başvuran Aziz Karabörk, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kirişci tarafından muayene edildi. Hastanın muayenesi ve tetkiklerinde Karabörk’ün çocukken geçirdiği ateşli hastalığı bağlı olarak kalp kapağının çürüdüğü ve kalbinde de kitle olduğu tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3bJDXti0Q0GAILGpmaPz1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun üzerine Karabörk ameliyata alındı. Kalp kapağı açıldığında Aziz Karabörk’ün kalbinin içindeki kitlenin tahminlerden daha büyük olduğu ortaya çıktı. Ameliyatı yapan Mehmet Kirişci ve ekibinin de şaşırdığı kitlenin alınması ve kalp kapağının değiştirilmesi 7 saat sürdü. Ameliyat sonunda Karabörk’ün kalbinden 10 santimetre büyüklüğünde ve 250 gram ağırlığında kitle çıkarıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VRDAxvtUnUyblXV0CQEFnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aziz Karabörk’ün çocukken geçirdiği ateşli hastalığın kalbinde ritim bozukluğuna neden olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Kirişci, bunun sonucunda da kalp içerisinde pıhtı oluşmaya başladığını söyledi. Pıhtının zamanın da fark edilmediği taktirde büyüyüp kitle haline geldiğini kaydeden Kirişci, şöyle devam etti:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vB9exaDuNUq8dLCZZL53nQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Bu hastamızda da bu büyüme esnasında bu kopan pıhtılar beynine ya da vücuduna herhangi bir organa ataraktan ciddi bir ölüm de dahil olmak üzere, felç de olmak üzere birtakım ciddi problemler oluşturabilir. Şimdi bu hastamız tedavi süreci içerisinde pıhtının ileri derecede büyümesine yaklaşık 10 santimetreye ulaşmasına kadar tedavi içerisine alınmamış. Bu ilerleme süreci içerisindeki pıhtılar kopup da felç gibi, ölüm gibi tablolar oluşturabilecekken oluşturmadan mucizevi bir şekilde yaklaşık 10 santimetreye ulaşana kadar fark edilmeden büyümüş. Bu aşamada bu pıhtılar oradan kopup atmış olsaydı şayet ölüm tablosu oluşabilirdi Dolayısıyla biz bu hastamızın tanısını koyduk ve ameliyata aldık. Ameliyatta romatizmal olarak oluşan kalp kapağı taşlaşmış şekildeydi. Onu çıkarttık ve açtığımızdaki en önemli şey kalbin içerisindeki sol tarafında tamamen içini dolduran ve parçalı bir şekilde oluşmuş totalin de 10 santime ulaşan 250 grama ulaşan bir ağırlıkta bir pıhtı oluştuğunu gördük. Bu kalbin içerisinde bu aşamaya kadar gelmiş olması ve hayatta kalmış olması bu hasta için mucizevi bir olay. Pıhtıları çıkarırken kalbin içerisine yeni bir zar oluşturduğunu gördük. Hani bu olayın büyüme aşamasına kadar ne kadar geç kalındığının göstergelerinden birisi. Hem oluşan bu pıhtı zarını aynı zamanda da pıhtıların hepsini tamamen çıkarttık ve temizledik.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_hYC3OVJGkWkLDzxaIrsJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp kapağı değiştirme ve kitle temizleme ameliyatlarını tek bir ameliyatta yaptıklarını belirten Kirişci, “Kalp kapağı değişimi gibi ameliyatlar 3-4 saatlik bir ameliyat. Tabii biz bu hastamızı ameliyata aldığımızda öncesinde birtakım tetkiklerle pıhtının olduğunu biliyorduk ama bu kadar büyük ve organize olmuş bir pıhtı topluluğunu ameliyatta gördüğümüzde bayağı şaşırdık ve dolayısıyla normal akışında beklediğimizden çok daha uzun bir ameliyat oldu. Ortalama 6-7 saatlik bir ameliyat sonrasında ameliyatı başarıyla tamamlamış olduk. Burada iki tane büyük kalp ameliyatını aynı ameliyatın içerisine koymuş olduk. Hem kalp kapağındaki bozukluk tamamen ortadan kaldırılmış oldu yeni bir kalp kapağı takılarak hem de bu kalbin içerisindeki oluşmuş pıhtılar en küçük zerresine kadar temizlenmiş oldu. Daha öncesi meslek hayatımızda benzer ameliyatlar yaptık elbette. Kalbin içerisinde pıhtı oluşmuş olması ya da kalp kapağının çökmüş olması yaptığımız ameliyatlar içerisinde. Lakin bu hastamızdaki kalbin içerisindeki pıhtının ağırlığı ve boyutu ilk defa gördüğümüz bir hadise. Bu kadar büyük bir kalp kitlesi oluşmuş olması çok az görülen tablo. Yani 10 santim ve üzerinde bir pıhtıyla kalmış olması ve çıkarılması mucizevi bir olay” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-iWDKPuBRUy1BAL4no2aHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aziz Karabörk ise ameliyatın ardından sağlığına kavuştuğunu söyledi. Kalbinden çıkarılan kitlenin büyüklüğünün kendisini de şaşırttığını belirten Karabörk, “Benim böyle bir kitleden haberim yoktu. Narkozdan çıkıp gösterdiklerinde ben de çok şaşırdım. Yani böyle bir şey olduğunu bilmiyordum. Allah razı olsun hekimlerimizden. Hayata döndürdüler beni. Yol yürüyemiyordum, 2-3 adım attığım zaman kesiliyordum artık. Ama şu anda iyiyim, ameliyatın yeni çıkmama rağmen asansörlerin ayağıyla gidip gelebiliyorum. Hem kalp kapağım değişti hem kalbimin içindeki pislikler temizlendiği için kendimi 20 yaş gençleşmiş gibi hissettim” diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar tek belirtiyi ciddiye almadı: Aylar sonra kanser olduğunu öğrendi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-tek-belirtiyi-ciddiye-almadi-aylar-sonra-kanser-oldugunu-oegrendi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-tek-belirtiyi-ciddiye-almadi-aylar-sonra-kanser-oldugunu-oegrendi</guid>
<description><![CDATA[ 30 yaşındaki matematik öğretmeni Beth Ferguson, göğsünde fark ettiği küçük bir şişliğin ardından doktorların ilk başta endişelerini yeterince ciddiye almamasıyla başlayan süreci ve sonrasında gelen yıkıcı meme kanseri teşhisini paylaştı.Mart 2022’de duş alırken sol göğsünde bir kitle fark eden Ferguson, genç yaşı, sağlıklı yaşam tarzı ve ailesinde meme kanseri öyküsünün olmaması nedeniyle ilk etapta endişelenmedi. Ancak zamanla büyüyen şişlik, onun yaşamını altüst edecek bir teşhisin habercisiydi.İlk olarak aile hekimine başvuran Ferguson’a, kitlenin kanserli olma ihtimalinin “çok düşük” olduğu söylendi. Doktorlar, genç yaştaki kadınlarda göğüs dokusunun daha yoğun ve yumrulu olabileceğine işaret ederek durumun normal olduğunu belirtti. NHS’ye göre bu tür kitleler genellikle zararsız olsa da, Ferguson’un şikâyetleri devam etti.Başvurduğu meme kliniğinde kitle, pürüzsüz ve hareketli olduğu için bir kist veya iyi huylu büyüme olarak değerlendirildi. Ferguson, “Bu noktada endişeli değildim. Danışman yaşım ve kitlenin küçüklüğü nedeniyle şüpheli bulmadı ancak bir değişiklik olursa tekrar gelmemi önerdi” diyerek o günleri hatırlıyor.Ancak Ağustos 2023’te, yeni eğitim yılı öncesi, göğsündeki şişliğin büyüdüğünü fark etti. Yeniden doktora başvuran genç kadın, bu kez Glasgow’daki Gartnavel Hastanesi’ne sevk edildi.Yapılan tetkikler sonucunda Ferguson’a, genellikle 40 yaş altı kadınlarda görülen agresif bir meme kanseri türü olan &quot;üçlü negatif meme kanseri&quot; teşhisi kondu.“Geriye dönüp baktığımda biraz uyuşmuştum” diyen Ferguson, “Çok sağlıklıydım, kendimi fit hissediyordum. Ailemde kanser öyküsü yoktu. Böyle bir hastalığa yakalanmak tuhaf bir histi” ifadelerini kullandı.Teşhisten sadece iki ay sonra kemoterapi sürecine başlayan Ferguson, bu zorlu dönemde dahi aktif kalmaya çalıştı; maraton antrenmanlarına ve ders vermeye devam etti. Mart 2024’te kemoterapinin ardından meme rekonstrüksiyon ameliyatı geçirdi.Ancak tedavi sürecinde Ferguson’a bir başka zor haber daha verildi: Kanser tedavisi, yumurtalıklarını olumsuz etkileyeceği için immünoterapiye başlamadan önce yumurtalarını dondurmazsa doğal yollarla çocuk sahibi olamayacaktı.“Yumurtalıklarımı korumak için kapattılar. Bir gecede menopoza girdim” diyen Ferguson, tüm bu süreci “karmaşık bir duygular sarmalı” olarak tanımladı.Mayıs 2024’te doktorlarından “tamam” yanıtı alan genç öğretmen, bu haberi aldığı anda hissettiklerini şöyle anlattı: “Sanırım hayal ettiğim gibi olmadı. Çevremde herkes çok sevinçliydi ama benim için kaygıların başladığı andı.”İngiltere’de her yedi kadından biri hayatının bir döneminde meme kanserine yakalanıyor. Yılda yaklaşık 56 bin kadına teşhis konuluyor ve bu da hastalığı ülkenin en yaygın kanser türü haline getiriyor.Özellikle 50 yaş altındaki kadınlarda meme kanseri vakalarının artması, uzmanları endişelendiriyor. Bu nedenle, tarama yaşının 30’a kadar indirilmesi yönünde kampanyalar sürüyor.Üçlü negatif meme kanseri, meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 15’ini oluşturuyor. Hastalığın belirtileri arasında göğüste veya koltuk altında kitle, meme şeklinde ya da derisinde değişiklikler, meme ucundan sıvı gelmesi gibi durumlar bulunuyor.
Bu genetik yatkınlık, 2013 yılında Angelina Jolie’nin yaptırdığı önleyici çift mastektomi ile geniş çapta kamuoyunun dikkatini çekmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l4oqCDDTCUq7ZNZo7H0yIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, tek, belirtiyi, ciddiye, almadı:, Aylar, sonra, kanser, olduğunu, öğrendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l4oqCDDTCUq7ZNZo7H0yIg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar tek belirtiyi ciddiye almadı: Aylar sonra kanser olduğunu öğrendi"><p>30 yaşındaki matematik öğretmeni Beth Ferguson, göğsünde fark ettiği küçük bir şişliğin ardından doktorların ilk başta endişelerini yeterince ciddiye almamasıyla başlayan süreci ve sonrasında gelen yıkıcı meme kanseri teşhisini paylaştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PS07aGHiXEaPvmoiw6oSUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mart 2022’de duş alırken sol göğsünde bir kitle fark eden Ferguson, genç yaşı, sağlıklı yaşam tarzı ve ailesinde meme kanseri öyküsünün olmaması nedeniyle ilk etapta endişelenmedi. Ancak zamanla büyüyen şişlik, onun yaşamını altüst edecek bir teşhisin habercisiydi.İlk olarak aile hekimine başvuran Ferguson’a, kitlenin kanserli olma ihtimalinin “çok düşük” olduğu söylendi. Doktorlar, genç yaştaki kadınlarda göğüs dokusunun daha yoğun ve yumrulu olabileceğine işaret ederek durumun normal olduğunu belirtti. NHS’ye göre bu tür kitleler genellikle zararsız olsa da, Ferguson’un şikâyetleri devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1jR4CAKabEOF7ibFXbksHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başvurduğu meme kliniğinde kitle, pürüzsüz ve hareketli olduğu için bir kist veya iyi huylu büyüme olarak değerlendirildi. Ferguson, “Bu noktada endişeli değildim. Danışman yaşım ve kitlenin küçüklüğü nedeniyle şüpheli bulmadı ancak bir değişiklik olursa tekrar gelmemi önerdi” diyerek o günleri hatırlıyor.Ancak Ağustos 2023’te, yeni eğitim yılı öncesi, göğsündeki şişliğin büyüdüğünü fark etti. Yeniden doktora başvuran genç kadın, bu kez Glasgow’daki Gartnavel Hastanesi’ne sevk edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1lgE0K0LH02iy3MW3IxxiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan tetkikler sonucunda Ferguson’a, genellikle 40 yaş altı kadınlarda görülen agresif bir meme kanseri türü olan "üçlü negatif meme kanseri" teşhisi kondu.“Geriye dönüp baktığımda biraz uyuşmuştum” diyen Ferguson, “Çok sağlıklıydım, kendimi fit hissediyordum. Ailemde kanser öyküsü yoktu. Böyle bir hastalığa yakalanmak tuhaf bir histi” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S-aHIsTyFkWvs-zHHhmnQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teşhisten sadece iki ay sonra kemoterapi sürecine başlayan Ferguson, bu zorlu dönemde dahi aktif kalmaya çalıştı; maraton antrenmanlarına ve ders vermeye devam etti. Mart 2024’te kemoterapinin ardından meme rekonstrüksiyon ameliyatı geçirdi.Ancak tedavi sürecinde Ferguson’a bir başka zor haber daha verildi: Kanser tedavisi, yumurtalıklarını olumsuz etkileyeceği için immünoterapiye başlamadan önce yumurtalarını dondurmazsa doğal yollarla çocuk sahibi olamayacaktı.“Yumurtalıklarımı korumak için kapattılar. Bir gecede menopoza girdim” diyen Ferguson, tüm bu süreci “karmaşık bir duygular sarmalı” olarak tanımladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8T4QPLGREkib0NX9cx-KTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mayıs 2024’te doktorlarından “tamam” yanıtı alan genç öğretmen, bu haberi aldığı anda hissettiklerini şöyle anlattı: “Sanırım hayal ettiğim gibi olmadı. Çevremde herkes çok sevinçliydi ama benim için kaygıların başladığı andı.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/leUj9OlOHUiLZ4twGA3wfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere’de her yedi kadından biri hayatının bir döneminde meme kanserine yakalanıyor. Yılda yaklaşık 56 bin kadına teşhis konuluyor ve bu da hastalığı ülkenin en yaygın kanser türü haline getiriyor.Özellikle 50 yaş altındaki kadınlarda meme kanseri vakalarının artması, uzmanları endişelendiriyor. Bu nedenle, tarama yaşının 30’a kadar indirilmesi yönünde kampanyalar sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aOp-r_3h2UGG2RwzSSeSjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üçlü negatif meme kanseri, meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 15’ini oluşturuyor. Hastalığın belirtileri arasında göğüste veya koltuk altında kitle, meme şeklinde ya da derisinde değişiklikler, meme ucundan sıvı gelmesi gibi durumlar bulunuyor.
Bu genetik yatkınlık, 2013 yılında Angelina Jolie’nin yaptırdığı önleyici çift mastektomi ile geniş çapta kamuoyunun dikkatini çekmişti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Alzheimer, ölümcül hastalık olmaktan çıkıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/alzheimer-oelumcul-hastalik-olmaktan-cikiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/alzheimer-oelumcul-hastalik-olmaktan-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ Çığır açan bir çalışma, 35 bin kişinin protein haritasını inceleyerek Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların yıllar öncesinden tespit edilebileceğini ortaya koydu.Milyarder Bill Gates’in desteklediği çığır açıcı bir araştırma, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı umut verici bir dönüm noktasına işaret ediyor.   Financial Times tarafından aktarılan çalışmada, bilim insanları 35 bin kişiden alınan biyolojik örnekler üzerinde 250 milyondan fazla protein ölçümü yaptı. BELİRTİLER ORTAYA ÇIKMADAN HABER VERİYOR  Amaç, yaşlanma ve beyin hastalıklarına dair erken belirtileri ortaya çıkarmaktı. Sonuçlar, hastalık belirtileri ortaya çıkmadan çok önce beyindeki dejenerasyonu haber veren özgün protein desenlerini gözler önüne serdi.  Araştırmacılar, özellikle hafıza kaybı ve zihinsel yetilerdeki düşüşle bağlantılı belirli protein imzalarını tespit etti. Bu imzalar, herhangi bir klinik semptom göstermeyen kişilerde bile görülebiliyor. ALZHEIMER RİSKİNİ ARTIRAN GEN  Ayrıca, Alzheimer riskini artırdığı bilinen &quot;APOE4&quot; gen varyantıyla doğrudan ilişkili yeni bir protein deseni de bulundu. Bu bulgu, genetik yatkınlığın beyindeki iltihaplanma yollarını nasıl etkilediğini anlamak açısından kritik önem taşıyor.  Çalışma, sadece erken teşhis imkanlarını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda hastalıkların hücresel düzeyde nasıl geliştiğine dair derinlemesine bir anlayış sunuyor.  Bu sayede gelecekte, protein yollarını hedef alan yeni ilaçların geliştirilmesinin önü açılabilir.  &quot;ÖLÜMCÜL HASTALIKTAN YÖNETİLEBİLİR DURUMA&quot;  Gates, bu çalışmanın Alzheimer’ı “ölümcül bir hastalıktan yönetilebilir bir duruma” dönüştürme yolunda atılmış büyük bir adım olduğunu vurgularken, asıl hedefin hastalıkları yalnızca yavaşlatmak değil, tamamen önlemek olduğunu belirtti.  Araştırmadan elde edilen dev veri seti, bilim dünyasının kullanımına açık olarak sunuldu. Bu da yapay zeka destekli analizlerle daha fazla keşfin önünü açıyor.  Uzmanlara göre, bu veriler yalnızca Alzheimer ve Parkinson’a değil, ALS ve frontotemporal demans gibi diğer dejeneratif hastalıklara da ışık tutabilir.  Sonuç olarak, bu araştırma nörolojik hastalıklarla mücadelede değişim yaratma potansiyeline sahip: hastalık tanısı koymadan, önceden fark etmek ve müdahale etmek artık hayal değil. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M7Tz0BA7OEyXcYYSFgIY3A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alzheimer, ölümcül, hastalık, olmaktan, çıkıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M7Tz0BA7OEyXcYYSFgIY3A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Alzheimer, ölümcül hastalık olmaktan çıkıyor"><p>Çığır açan bir çalışma, 35 bin kişinin protein haritasını inceleyerek Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların yıllar öncesinden tespit edilebileceğini ortaya koydu.</p><p>Milyarder Bill Gates’in desteklediği çığır açıcı bir araştırma, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı umut verici bir dönüm noktasına işaret ediyor.   Financial Times tarafından aktarılan çalışmada, bilim insanları 35 bin kişiden alınan biyolojik örnekler üzerinde 250 milyondan fazla protein ölçümü yaptı.</p><p><strong> BELİRTİLER ORTAYA ÇIKMADAN HABER VERİYOR</strong>  Amaç, yaşlanma ve beyin hastalıklarına dair erken belirtileri ortaya çıkarmaktı. Sonuçlar, hastalık belirtileri ortaya çıkmadan çok önce beyindeki dejenerasyonu haber veren özgün protein desenlerini gözler önüne serdi.  Araştırmacılar, özellikle hafıza kaybı ve zihinsel yetilerdeki düşüşle bağlantılı belirli protein imzalarını tespit etti. Bu imzalar, herhangi bir klinik semptom göstermeyen kişilerde bile görülebiliyor.</p><p><strong> ALZHEIMER RİSKİNİ ARTIRAN GEN</strong>  Ayrıca, Alzheimer riskini artırdığı bilinen "APOE4" gen varyantıyla doğrudan ilişkili yeni bir protein deseni de bulundu. Bu bulgu, genetik yatkınlığın beyindeki iltihaplanma yollarını nasıl etkilediğini anlamak açısından kritik önem taşıyor.  Çalışma, sadece erken teşhis imkanlarını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda hastalıkların hücresel düzeyde nasıl geliştiğine dair derinlemesine bir anlayış sunuyor.  Bu sayede gelecekte, protein yollarını hedef alan yeni ilaçların geliştirilmesinin önü açılabilir.  <strong>"ÖLÜMCÜL HASTALIKTAN YÖNETİLEBİLİR DURUMA"</strong>  Gates, bu çalışmanın Alzheimer’ı “ölümcül bir hastalıktan yönetilebilir bir duruma” dönüştürme yolunda atılmış büyük bir adım olduğunu vurgularken, asıl hedefin hastalıkları yalnızca yavaşlatmak değil, tamamen önlemek olduğunu belirtti.  Araştırmadan elde edilen dev veri seti, bilim dünyasının kullanımına açık olarak sunuldu. Bu da yapay zeka destekli analizlerle daha fazla keşfin önünü açıyor.  Uzmanlara göre, bu veriler yalnızca Alzheimer ve Parkinson’a değil, ALS ve frontotemporal demans gibi diğer dejeneratif hastalıklara da ışık tutabilir.  Sonuç olarak, bu araştırma nörolojik hastalıklarla mücadelede değişim yaratma potansiyeline sahip: hastalık tanısı koymadan, önceden fark etmek ve müdahale etmek artık hayal değil.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Öğün atladığınızda ne olur? Beklenmedik sağlık riski</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ogun-atladiginizda-ne-olur-beklenmedik-saglik-riski</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ogun-atladiginizda-ne-olur-beklenmedik-saglik-riski</guid>
<description><![CDATA[ Zamandan tasarruf etmek ya da kalori azaltmak amacıyla öğün atlamak, kısa vadede masum gibi görünse de uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, bu alışkanlığın metabolizma, hormon dengesi, sindirim ve ruh hali üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceği konusunda uyarıyor.Modern yaşamın temposu içinde öğün atlamak giderek yaygınlaşıyor. Kimi zaman iş yoğunluğu, kimi zaman kilo verme hedefiyle yapılan bu tercih, uzmanlara göre vücutta beklenmedik olumsuzluklara neden olabiliyor.Metabolizma hızından bağırsak sağlığına, ruh halinden hormon dengesine kadar birçok sistemi etkileyen öğün atlama alışkanlığı, sanıldığının aksine sağlıklı bir yaşam tarzına hizmet etmiyor.Beslenme ve metabolizma uzmanları, öğün atlandığında vücudun alarma geçtiğini ve hayatta kalma moduna girerek metabolizmayı yavaşlattığını belirtiyor. Bu durum, dinlenme hâlindeyken yakılan kalori miktarını azaltırken, uzun vadede kilo vermeyi de zorlaştırıyor. Ayrıca tiroid fonksiyonlarının bozulması gibi daha ciddi metabolik sorunlara zemin hazırlayabiliyor.Vücudun temel enerji kaynağı olan glikozun düzenli alınmaması durumunda, kan şekeri seviyelerinde ani düşüşler yaşanıyor. Bu da baş dönmesi, sinirlilik, odaklanma bozukluğu ve zihinsel bulanıklık gibi semptomlara neden oluyor. Uzmanlar, özellikle stresli dönemlerde öğün atlamanın ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.Yetersiz beslenme sonucunda vücut, telafi mekanizmasını devreye sokarak bir sonraki öğünde aşırı yeme eğilimi geliştiriyor. Bu durum yalnızca gereğinden fazla kalori alımına neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda besin değeri düşük yiyecek tercihlerine de yol açıyor. Ayrıca, uzun süre aç kalmanın stres hormonu olan kortizol düzeylerini artırdığı ve bu durumun uyku, bağışıklık, adet döngüsü ve testosteron seviyeleri gibi birçok alanda dengeyi bozduğu ifade ediliyor.Düzenli beslenme, sindirim sisteminin sağlıklı çalışması için kritik önem taşıyor. Öğün atlama alışkanlığı, bağırsak ritmini bozarak şişkinlik, kabızlık, reflü ve gastrit gibi sorunlara yol açabiliyor. Ayrıca, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan bağırsak mikrobiyomunun da bu düzensizlikten olumsuz etkilendiği vurgulanıyor.Sadece kaloriden değil, aynı zamanda temel vitamin ve minerallerden de mahrum kalmak, uzun vadede beslenme yetersizliklerine yol açıyor. Uzmanlar, demir, magnezyum, kalsiyum gibi mikro besinlerin eksikliği nedeniyle ciltte matlık, saçlarda dökülme ve kronik yorgunluk gibi semptomların görülebileceğini söylüyor.Uzmanlar, &quot;öğün atlamak bir disiplin değil, düzensizliktir&quot; diyerek düzenli, dengeli ve gerçek besinlerle yapılan öğünlerin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından önemine dikkat çekiyor. Kilo yönetimi, hormon dengesi, sağlıklı cilt ve genel iyilik hali için anahtarın; zamanında, dengeli ve yeterli öğünlerde yattığı vurgulanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RFodLBLl6kGCC5BnRM2wIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Öğün, atladığınızda, olur, Beklenmedik, sağlık, riski</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RFodLBLl6kGCC5BnRM2wIA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Öğün atladığınızda ne olur? Beklenmedik sağlık riski"><p>Zamandan tasarruf etmek ya da kalori azaltmak amacıyla öğün atlamak, kısa vadede masum gibi görünse de uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, bu alışkanlığın metabolizma, hormon dengesi, sindirim ve ruh hali üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XKjiNu7rJ02VFDrUu69Cng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modern yaşamın temposu içinde öğün atlamak giderek yaygınlaşıyor. Kimi zaman iş yoğunluğu, kimi zaman kilo verme hedefiyle yapılan bu tercih, uzmanlara göre vücutta beklenmedik olumsuzluklara neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ToibqFe8uEGcLRu7q9ocVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metabolizma hızından bağırsak sağlığına, ruh halinden hormon dengesine kadar birçok sistemi etkileyen öğün atlama alışkanlığı, sanıldığının aksine sağlıklı bir yaşam tarzına hizmet etmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Os4vEfQbc02Pd8wwnpmzPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme ve metabolizma uzmanları, öğün atlandığında vücudun alarma geçtiğini ve hayatta kalma moduna girerek metabolizmayı yavaşlattığını belirtiyor. Bu durum, dinlenme hâlindeyken yakılan kalori miktarını azaltırken, uzun vadede kilo vermeyi de zorlaştırıyor. Ayrıca tiroid fonksiyonlarının bozulması gibi daha ciddi metabolik sorunlara zemin hazırlayabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s945Ip8H1UurMtQiYqHssw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudun temel enerji kaynağı olan glikozun düzenli alınmaması durumunda, kan şekeri seviyelerinde ani düşüşler yaşanıyor. Bu da baş dönmesi, sinirlilik, odaklanma bozukluğu ve zihinsel bulanıklık gibi semptomlara neden oluyor. Uzmanlar, özellikle stresli dönemlerde öğün atlamanın ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gXffXM5-FEGzQLpxObjehw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yetersiz beslenme sonucunda vücut, telafi mekanizmasını devreye sokarak bir sonraki öğünde aşırı yeme eğilimi geliştiriyor. Bu durum yalnızca gereğinden fazla kalori alımına neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda besin değeri düşük yiyecek tercihlerine de yol açıyor. Ayrıca, uzun süre aç kalmanın stres hormonu olan kortizol düzeylerini artırdığı ve bu durumun uyku, bağışıklık, adet döngüsü ve testosteron seviyeleri gibi birçok alanda dengeyi bozduğu ifade ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JPA1I13uTUyT-SHmY07czg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli beslenme, sindirim sisteminin sağlıklı çalışması için kritik önem taşıyor. Öğün atlama alışkanlığı, bağırsak ritmini bozarak şişkinlik, kabızlık, reflü ve gastrit gibi sorunlara yol açabiliyor. Ayrıca, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan bağırsak mikrobiyomunun da bu düzensizlikten olumsuz etkilendiği vurgulanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QPVJ_hjrNUmQiEj6j-fN4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sadece kaloriden değil, aynı zamanda temel vitamin ve minerallerden de mahrum kalmak, uzun vadede beslenme yetersizliklerine yol açıyor. Uzmanlar, demir, magnezyum, kalsiyum gibi mikro besinlerin eksikliği nedeniyle ciltte matlık, saçlarda dökülme ve kronik yorgunluk gibi semptomların görülebileceğini söylüyor.Uzmanlar, "öğün atlamak bir disiplin değil, düzensizliktir" diyerek düzenli, dengeli ve gerçek besinlerle yapılan öğünlerin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından önemine dikkat çekiyor. Kilo yönetimi, hormon dengesi, sağlıklı cilt ve genel iyilik hali için anahtarın; zamanında, dengeli ve yeterli öğünlerde yattığı vurgulanıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yumurta kalbe zararlı mı? Faydası saymakla bitmiyordu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yumurta-kalbe-zararli-mi-faydasi-saymakla-bitmiyordu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yumurta-kalbe-zararli-mi-faydasi-saymakla-bitmiyordu</guid>
<description><![CDATA[ Besin değeri açısından zengin olan yumurta sağlığa faydalarıyla biliniyor. Peki, yumurta yemek kalbe zararlı mı?Yumurtaların kolesterol içeriği nedeniyle kalp hastalıklarına yol açtığı yönündeki yaygın kanı, son bilimsel veriler ışığında sorgulanıyor. Fransız biyokimyacı Jessie Inchaupé, yumurtaların kalp sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.Jessie Inchaupé, yumurtaların kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilmesinin artık geçerliliğini yitirdiğini belirtti. Inchaupé, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Günde 3-4 yumurta yiyorum... ve ne diyeceğinizi biliyorum: &#039;Yumurtalar kalbiniz için kötü değil mi?&#039; Öyleyse gerçeği açıklığa kavuşturalım: Yumurtalar harika!” ifadelerini kullandı.Besin değeri açısından zengin olan yumurtaların, içerdiği kolesterole rağmen kalp damar sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturmadığını vurgulayan Inchaupé, asıl riskin kan şekeri dengesizliklerinden kaynaklandığını dile getirdi.Tek bir haşlanmış yumurtanın 78 kalori, 6 gram protein ve 5 gram yağ içerdiğini hatırlatan Inchaupé, aynı zamanda A, B12, B5, B2 vitaminleri ile folat, selenyum ve fosfor gibi önemli mikronutrientler açısından da zengin olduğunu belirtti. Ayrıca D, E, B6 vitaminleri, kalsiyum ve çinko açısından da önemli bir kaynak olduğunu vurguladı.“Yumurtalardaki kolesterol zararlı değil,” diyen Inchaupé, yumurta tüketiminin sınırlandırılmasına gerek olmadığını, düzenli yumurta tüketiminin aksine sağlık açısından faydalı olabileceğini savundu.Inchaupé&#039;ye göre, kalp hastalıklarının temel nedenleri arasında küçük ve yoğun LDL kolesterol parçacıkları ile iltihaplanma ve oksidasyon yer alıyor. Bu iki faktörün de doğrudan glikoz düzensizliğiyle bağlantılı olduğunu ifade eden bilim insanı, “Kalp hastalığı dünyasında işler artık daha netleşmeye başladı. Küçük LDL parçacıkları ve iltihaplanma başlıca risk faktörleri,” dedi.Yüksek şeker tüketiminin insülin ve glikoz seviyelerini artırarak karaciğerde sağlıksız LDL partiküllerinin üretimine yol açtığını söyleyen Inchaupé, bu parçacıkların da zamanla oksitlenerek damar sağlığını tehdit ettiğini belirtti.Kalp hastalıklarından korunmanın temel yollarından birinin şeker tüketimini azaltmak olduğunu vurgulayan Inchaupé, “Kanımızda sağlıksız yağların oluşmasını ve oksidasyonu nasıl önleyebiliriz? Yapmamız gereken ilk şey şekeri azaltmak,” dedi.Uzmanlar da son yıllarda benzer uyarılarda bulunarak, kolesterol içeriği nedeniyle yumurtadan uzak durmak yerine işlenmiş şeker ve rafine karbonhidratlardan kaçınmanın daha etkili bir strateji olduğunu belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EgfACNi2XUiR9t_xiA8ylQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yumurta, kalbe, zararlı, mı, Faydası, saymakla, bitmiyordu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EgfACNi2XUiR9t_xiA8ylQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yumurta kalbe zararlı mı? Faydası saymakla bitmiyordu"><p>Besin değeri açısından zengin olan yumurta sağlığa faydalarıyla biliniyor. Peki, yumurta yemek kalbe zararlı mı?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i-QF4-uhpU6hCFXY0myWsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtaların kolesterol içeriği nedeniyle kalp hastalıklarına yol açtığı yönündeki yaygın kanı, son bilimsel veriler ışığında sorgulanıyor. Fransız biyokimyacı Jessie Inchaupé, yumurtaların kalp sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dtgIHLAi3U622yIb9nJbGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jessie Inchaupé, yumurtaların kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilmesinin artık geçerliliğini yitirdiğini belirtti. Inchaupé, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Günde 3-4 yumurta yiyorum... ve ne diyeceğinizi biliyorum: 'Yumurtalar kalbiniz için kötü değil mi?' Öyleyse gerçeği açıklığa kavuşturalım: Yumurtalar harika!” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZEXpin9Y7UayZKkZZLnWNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Besin değeri açısından zengin olan yumurtaların, içerdiği kolesterole rağmen kalp damar sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturmadığını vurgulayan Inchaupé, asıl riskin kan şekeri dengesizliklerinden kaynaklandığını dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nAIbK9PavEmjhOFzN99BUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tek bir haşlanmış yumurtanın 78 kalori, 6 gram protein ve 5 gram yağ içerdiğini hatırlatan Inchaupé, aynı zamanda A, B12, B5, B2 vitaminleri ile folat, selenyum ve fosfor gibi önemli mikronutrientler açısından da zengin olduğunu belirtti. Ayrıca D, E, B6 vitaminleri, kalsiyum ve çinko açısından da önemli bir kaynak olduğunu vurguladı.“Yumurtalardaki kolesterol zararlı değil,” diyen Inchaupé, yumurta tüketiminin sınırlandırılmasına gerek olmadığını, düzenli yumurta tüketiminin aksine sağlık açısından faydalı olabileceğini savundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tghcAHTpbECc0Nuh3w3vxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Inchaupé'ye göre, kalp hastalıklarının temel nedenleri arasında küçük ve yoğun LDL kolesterol parçacıkları ile iltihaplanma ve oksidasyon yer alıyor. Bu iki faktörün de doğrudan glikoz düzensizliğiyle bağlantılı olduğunu ifade eden bilim insanı, “Kalp hastalığı dünyasında işler artık daha netleşmeye başladı. Küçük LDL parçacıkları ve iltihaplanma başlıca risk faktörleri,” dedi.Yüksek şeker tüketiminin insülin ve glikoz seviyelerini artırarak karaciğerde sağlıksız LDL partiküllerinin üretimine yol açtığını söyleyen Inchaupé, bu parçacıkların da zamanla oksitlenerek damar sağlığını tehdit ettiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3aFprC5zMkyiCrLMLzmaCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp hastalıklarından korunmanın temel yollarından birinin şeker tüketimini azaltmak olduğunu vurgulayan Inchaupé, “Kanımızda sağlıksız yağların oluşmasını ve oksidasyonu nasıl önleyebiliriz? Yapmamız gereken ilk şey şekeri azaltmak,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5qFg-MPlcEmwDbARrjwrNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar da son yıllarda benzer uyarılarda bulunarak, kolesterol içeriği nedeniyle yumurtadan uzak durmak yerine işlenmiş şeker ve rafine karbonhidratlardan kaçınmanın daha etkili bir strateji olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bill Gates’ten sağlık felaketi uyarısı: “Geri dönmek için çok geç değil”</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bill-gatesten-saglik-felaketi-uyarisi-geri-doenmek-icin-cok-gec-degil</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bill-gatesten-saglik-felaketi-uyarisi-geri-doenmek-icin-cok-gec-degil</guid>
<description><![CDATA[ Microsoft’un kurucu ortağı ve yardımseverlik faaliyetleriyle tanınan Bill Gates, ABD’nin yoksul ülkelere yönelik sağlık yardımlarını kesmesini bir kez daha eleştirdi.Microsoft’un kurucusu Bill Gates, Donald Trump yönetiminin ABD’nin dış yardımlarında yaptığı büyük kesintilere dair yaptığı açıklamada bu kesintilerin küresel sağlık programları için “felaket ve tamamen önlenebilir” sonuçlar doğuracağını vurguladı. Bir süredir yardımların kesilmesini eleştiren Gates bu kez Afrika’da bir doktorun yaşadığı çarpıcı durumu gündeme taşıdı. ABD’nin PEPFAR (Başkanın AIDS Yardım Acil Planı) programından destek alan kliniğin kapanmak üzere olduğunu belirten doktor, “Çocuklar için hayat kurtaran HIV tedavilerimiz sadece birkaç hafta içinde tükenecek” dedi ve ekledi: “Ve bu sorun sadece bizim kliniğimizle sınırlı değil.” Gates’in uyarıları, Trump yönetiminin dış yardımları kesme ve USAID gibi kurumları kapatma kararının ardından geldi. Söz konusu kararın, federal hükümetteki maliyetleri kısma yetkisi verilen DOGE (Hükümet Verimliliği Departmanı) adlı yeni birim ve Elon Musk’ın etkisiyle alındığı belirtiliyor. Gates, X (eski Twitter) hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu kesintilerin yıkıcı etkileri tamamen önlenebilir ve hâlâ geri dönmek için çok geç değil” ifadelerini kullandı. 5 MİLYON ÇOCUK HAYATTA KALDI X paylaşımının yanı sıra yayınladığı bir videoda da Gates, ABD’nin küresel aşı yardımları sayesinde çocuk ölümlerinin yılda 10 milyondan 5 milyonun altına düştüğünü hatırlattı. Trump yönetiminin Gavi (Aşı İttifakı) desteğini kesmesinin “bir milyon ek ölüm” anlamına geleceğini vurguladı. Milyarder, “Bu insanları hayatta tutacak cömertliğimizi sürdürmemizi umuyorum” diyerek sözlerini bitirdi. DAHA ÖNCE DE UYARMIŞTI Öte yandan bu, Bill Gates’in ilk uyarısı değil. Temmuz başında X’te yaptığı paylaşımda, tıp dergisi The Lancet’te yayınlanan ve ABD yardımlarındaki kesintilerin etkisini inceleyen bir araştırmaya dikkat çekmişti. Araştırmaya göre, mevcut kesintiler devam ederse 2040 yılına kadar 5 yaşına gelmeden ölen çocuk sayısı 8 milyon artacak. Gates bu verileri paylaşırken, “Gerçekler çok basit ve yıkıcı: Yardım kesintileri hâlihazırda can aldı ve ölümler artmaya devam edecek” ifadelerini kullanmıştı. ELON MUSK’A SERT ELEŞTİRİ Mayıs ayında Financial Times’a verdiği bir röportajda Gates, bu politikaların mimarı olarak gördüğü Musk’ı açıkça eleştirmişti. “Dünyanın en zengin adamının, dünyanın en yoksul çocuklarını öldürmesi hoş bir tablo değil” diyen milyarder, New York Times’a da benzer şekilde, Musk’ın ileride büyük bir hayırsever olabileceğini, ancak “şimdilik dünyanın en zengin adamının, dünyanın en yoksul çocuklarının ölümünde rol oynadığını” söylemişti.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IUsS0vGrEEmHWlPt664zWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bill, Gates’ten, sağlık, felaketi, uyarısı:, “Geri, dönmek, için, çok, geç, değil”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IUsS0vGrEEmHWlPt664zWQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bill Gates’ten sağlık felaketi uyarısı"><p>Microsoft’un kurucu ortağı ve yardımseverlik faaliyetleriyle tanınan Bill Gates, ABD’nin yoksul ülkelere yönelik sağlık yardımlarını kesmesini bir kez daha eleştirdi.</p><p>Microsoft’un kurucusu Bill Gates, Donald Trump yönetiminin ABD’nin dış yardımlarında yaptığı büyük kesintilere dair yaptığı açıklamada bu kesintilerin küresel sağlık programları için “felaket ve tamamen önlenebilir” sonuçlar doğuracağını vurguladı. </p><p>Bir süredir yardımların kesilmesini eleştiren Gates bu kez Afrika’da bir doktorun yaşadığı çarpıcı durumu gündeme taşıdı. ABD’nin PEPFAR (Başkanın AIDS Yardım Acil Planı) programından destek alan kliniğin kapanmak üzere olduğunu belirten doktor, “Çocuklar için hayat kurtaran HIV tedavilerimiz sadece birkaç hafta içinde tükenecek” dedi ve ekledi: </p><p>“Ve bu sorun sadece bizim kliniğimizle sınırlı değil.” </p><p>Gates’in uyarıları, Trump yönetiminin dış yardımları kesme ve USAID gibi kurumları kapatma kararının ardından geldi. Söz konusu kararın, federal hükümetteki maliyetleri kısma yetkisi verilen DOGE (Hükümet Verimliliği Departmanı) adlı yeni birim ve Elon Musk’ın etkisiyle alındığı belirtiliyor. </p><p>Gates, X (eski Twitter) hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu kesintilerin yıkıcı etkileri tamamen önlenebilir ve hâlâ geri dönmek için çok geç değil” ifadelerini kullandı. </p><h3>5 MİLYON ÇOCUK HAYATTA KALDI </h3><p>X paylaşımının yanı sıra yayınladığı bir videoda da Gates, ABD’nin küresel aşı yardımları sayesinde çocuk ölümlerinin yılda 10 milyondan 5 milyonun altına düştüğünü hatırlattı. Trump yönetiminin Gavi (Aşı İttifakı) desteğini kesmesinin “bir milyon ek ölüm” anlamına geleceğini vurguladı. </p><p>Milyarder, “Bu insanları hayatta tutacak cömertliğimizi sürdürmemizi umuyorum” diyerek sözlerini bitirdi. </p><h3>DAHA ÖNCE DE UYARMIŞTI </h3><p>Öte yandan bu, Bill Gates’in ilk uyarısı değil. Temmuz başında X’te yaptığı paylaşımda, tıp dergisi The Lancet’te yayınlanan ve ABD yardımlarındaki kesintilerin etkisini inceleyen bir araştırmaya dikkat çekmişti. Araştırmaya göre, mevcut kesintiler devam ederse 2040 yılına kadar 5 yaşına gelmeden ölen çocuk sayısı 8 milyon artacak. </p><p>Gates bu verileri paylaşırken, “Gerçekler çok basit ve yıkıcı: Yardım kesintileri hâlihazırda can aldı ve ölümler artmaya devam edecek” ifadelerini kullanmıştı. </p><h3>ELON MUSK’A SERT ELEŞTİRİ </h3><p>Mayıs ayında Financial Times’a verdiği bir röportajda Gates, bu politikaların mimarı olarak gördüğü Musk’ı açıkça eleştirmişti. </p><p>“Dünyanın en zengin adamının, dünyanın en yoksul çocuklarını öldürmesi hoş bir tablo değil” diyen milyarder, New York Times’a da benzer şekilde, Musk’ın ileride büyük bir hayırsever olabileceğini, ancak “şimdilik dünyanın en zengin adamının, dünyanın en yoksul çocuklarının ölümünde rol oynadığını” söylemişti. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Özlü açıkladı: Henipavirüs&amp;apos;te salgın tespit edilmiş değil</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/prof-dr-ozlu-acikladi-henipaviruste-salgin-tespit-edilmis-degil</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/prof-dr-ozlu-acikladi-henipaviruste-salgin-tespit-edilmis-degil</guid>
<description><![CDATA[ Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Çin&#039;de bilim insanlarının yarasaların idrarı üzerinde yaptıkları çalışmalarda meyvelerden insanlara bulaşma riski taşıdığı öne sürülen ‘Henipavirus’ cinsine ait 2 yeni virüs tespitine ilişkin, “Yarasa, virüs ve Çin kelimeleri bir araya gelince hepimizde bir tedirginlik oluyor. Bu tamamen bilimsel bir çalışma. Bir hastalık ya da salgın tespit edilmiş değil. Şu an da herhangi bir tehdit yok” dedi.Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, insanlara bulaşma riski taşıdığı öne sürülen ‘Henipavirus’ cinsine ait 2 yeni virüsle oluşan endişeye ilişkin konuştu.Herhangi bir salgın tehdidinin olmadığını aktaran Prof. Dr. Özlü, “Çin’in Yünnan eyaleti yakınlarında yarasalar üzerinde yapılmış bir çalışmanın sonucunda insanlarda ağır hastalık yapabilen bazı virüsler tespit edilmiş. Özellikle yarasaların böbreklerinden alınan idrar örneklerinde bu virüs ve bakteriler saptanmış. Aslında çok sayıda virüs ve bakteri var.Bu virüslerin 2 tanesi daha önceden insanlarda ağır akciğer hastalığı ve beyin iltihabına yol açan 2 virüs cinsine ait. Bunlar yeni ve daha farklı virüsler. Yarasa, virüs ve Çin kelimeleri bir araya gelince hepimizde bir tedirginlik oluyor. Bu tamamen bilimsel bir çalışma. Bir hastalık ya da salgın tespit edilmiş değil. Ancak, potansiyel olarak bu virüsleri insanda hastalık yapabilme riskinden söz edilebilir. Yarasalar o bölgelerde meyve bahçelerine yakın bir alanda yaşıyorlar. Bu virüsler, yarasa idrarlarıyla meyvelere bulaşabilir. Oradan da insana bulaşabilir ve hastalığa neden olabilir şeklinde bir endişeye yol açabilir. Şu anda herhangi bir tehdit yok&quot; dedi.Prof. Dr. Özlü, yaban hayatı ile insan etkileşiminin artmasının risk oluşturduğunu belirterek, &quot;Vahşi hayvanların yaşam alanlarına yaklaştıkça; bu tür farklı virüslerle karşılaşma oranımız, hayvanlardan insanlara geçen zoonotik hastalıkların bulaşması ve yayılması olasılığı artıyor. İnsanların doğadaki vahşi hayvanların yaşam alanlarına dokunmadığı, müdahale etmediği bir anlayışı geliştirmeleri lazım. Doğanın bir parçasıyız. Bizler doğanın hakimi değiliz. Diğer canlılarla beraber dünyayı paylaşmayı öğrenmemiz lazım. Bir hayvan dışkısı ya da idrarı ile temas eden bir ürün varsa tüketmeyin ya da iyice temizleyerek tüketin&quot; ifadelerini kullandı.Türkiye&#039;de yaban hayvanlarına dair yapılmış bir virüs taraması olmadığını ifade eden Özlü, &quot;Yaban hayvanlarında, domuzlarda, ayılarda ve diğer hayvanlarda yaşayan birtakım virüsler insanlara geçebilir. Böyle bir olasılık var. Türkiye’deki yaban hayvanlarına dair bir virüs taraması ait bilgi elimde yok.Hayvancılıkla uğraşan, kesim yapan, kesimhanede çalışan ya da çiftçilik yapan kişilerde hayvanlardan geçmiş bazı hastalıklara rastlayabiliyoruz. Mesela, tüberküloz en sık rastladığımız hastalık. Türkiye&#039;de &#039;kuş gribi&#039;ni yaşadık. Zaman zaman kümes hayvanları kaynaklı salgın halinde vakalar oluyor. Hayvanların hepsinde bu tür virüslerin olduğunu söyleyemeyiz. Belli bir bölgede, belli bir yarasa idrarı ile çalışılmış. Dolayısıyla genelleme yapmak mümkün değil&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MR0_egsIz0Od0oL_kB1HLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Özlü, açıkladı:, Henipavirüste, salgın, tespit, edilmiş, değil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MR0_egsIz0Od0oL_kB1HLg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Prof. Dr. Özlü açıkladı: Henipavirüs'te salgın tespit edilmiş değil"><p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Çin'de bilim insanlarının yarasaların idrarı üzerinde yaptıkları çalışmalarda meyvelerden insanlara bulaşma riski taşıdığı öne sürülen ‘Henipavirus’ cinsine ait 2 yeni virüs tespitine ilişkin, “Yarasa, virüs ve Çin kelimeleri bir araya gelince hepimizde bir tedirginlik oluyor. Bu tamamen bilimsel bir çalışma. Bir hastalık ya da salgın tespit edilmiş değil. Şu an da herhangi bir tehdit yok” dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mmiyS3gXvUeIJvcLLFOHXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, insanlara bulaşma riski taşıdığı öne sürülen ‘Henipavirus’ cinsine ait 2 yeni virüsle oluşan endişeye ilişkin konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eUVmBGQS30GdF-pmZEusaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herhangi bir salgın tehdidinin olmadığını aktaran Prof. Dr. Özlü, “Çin’in Yünnan eyaleti yakınlarında yarasalar üzerinde yapılmış bir çalışmanın sonucunda insanlarda ağır hastalık yapabilen bazı virüsler tespit edilmiş. Özellikle yarasaların böbreklerinden alınan idrar örneklerinde bu virüs ve bakteriler saptanmış. Aslında çok sayıda virüs ve bakteri var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nyLYKRpE50Gb99MI0xDUWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu virüslerin 2 tanesi daha önceden insanlarda ağır akciğer hastalığı ve beyin iltihabına yol açan 2 virüs cinsine ait. Bunlar yeni ve daha farklı virüsler. Yarasa, virüs ve Çin kelimeleri bir araya gelince hepimizde bir tedirginlik oluyor. Bu tamamen bilimsel bir çalışma. Bir hastalık ya da salgın tespit edilmiş değil. Ancak, potansiyel olarak bu virüsleri insanda hastalık yapabilme riskinden söz edilebilir. Yarasalar o bölgelerde meyve bahçelerine yakın bir alanda yaşıyorlar. Bu virüsler, yarasa idrarlarıyla meyvelere bulaşabilir. Oradan da insana bulaşabilir ve hastalığa neden olabilir şeklinde bir endişeye yol açabilir. Şu anda herhangi bir tehdit yok" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WQujrVGLx0qCooZtXrQTIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Özlü, yaban hayatı ile insan etkileşiminin artmasının risk oluşturduğunu belirterek, "Vahşi hayvanların yaşam alanlarına yaklaştıkça; bu tür farklı virüslerle karşılaşma oranımız, hayvanlardan insanlara geçen zoonotik hastalıkların bulaşması ve yayılması olasılığı artıyor. İnsanların doğadaki vahşi hayvanların yaşam alanlarına dokunmadığı, müdahale etmediği bir anlayışı geliştirmeleri lazım. Doğanın bir parçasıyız. Bizler doğanın hakimi değiliz. Diğer canlılarla beraber dünyayı paylaşmayı öğrenmemiz lazım. Bir hayvan dışkısı ya da idrarı ile temas eden bir ürün varsa tüketmeyin ya da iyice temizleyerek tüketin" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dIr34oKV50CfwEOV8jWtlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye'de yaban hayvanlarına dair yapılmış bir virüs taraması olmadığını ifade eden Özlü, "Yaban hayvanlarında, domuzlarda, ayılarda ve diğer hayvanlarda yaşayan birtakım virüsler insanlara geçebilir. Böyle bir olasılık var. Türkiye’deki yaban hayvanlarına dair bir virüs taraması ait bilgi elimde yok.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u27ymr-6MEWDG4x6MS0cZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayvancılıkla uğraşan, kesim yapan, kesimhanede çalışan ya da çiftçilik yapan kişilerde hayvanlardan geçmiş bazı hastalıklara rastlayabiliyoruz. Mesela, tüberküloz en sık rastladığımız hastalık. Türkiye'de 'kuş gribi'ni yaşadık. Zaman zaman kümes hayvanları kaynaklı salgın halinde vakalar oluyor. Hayvanların hepsinde bu tür virüslerin olduğunu söyleyemeyiz. Belli bir bölgede, belli bir yarasa idrarı ile çalışılmış. Dolayısıyla genelleme yapmak mümkün değil" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaciğeri yenilemeye yardımcı: Ne zaman tüketmelisiniz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/karacigeri-yenilemeye-yardimci-ne-zaman-tuketmelisiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/karacigeri-yenilemeye-yardimci-ne-zaman-tuketmelisiniz</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde her üç kişiden biri, sessizce ilerleyen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAFLD) ile karşı karşıya. Uzmanlar, bu hastalıkla mücadelede doğal bir çözüm olarak kuruyemişlerin potansiyeline dikkat çekiyor.Dünya genelinde giderek artan bir sağlık sorunu haline gelen Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAFLD), dünya nüfusunun yaklaşık %30’unu etkiliyor.Özellikle Amerika ve Güneydoğu Asya gibi bazı bölgelerde bu oran %40’ın üzerine çıkıyor. Aşırı alkol tüketiminden bağımsız olarak gelişen bu hastalık, genellikle obezite, tip 2 diyabet ve metabolik sendromla ilişkilendiriliyor.Hastalığın erken evrelerinde belirti göstermemesi nedeniyle “sessiz salgın” olarak nitelendirilen NAFLD’ye karşı doğadan destek alınabileceği belirtiliyor. Yapılan araştırmalar, özellikle ceviz, badem, Antep fıstığı, pekan cevizi ve Brezilya fıstığı gibi kuruyemişlerin düzenli tüketilmesinin karaciğer sağlığı üzerinde olumlu etkileri olabileceğini ortaya koyuyor.2020 yılında yapılan bir çalışmada, kuruyemiş tüketiminin NAFLD ile bağlantılı olan diyabet, obezite ve dislipidemi gibi kardiyometabolik risk faktörlerini iyileştirdiği saptandı. Aynı zamanda büyük çaplı bir kohort analizinde, haftada dört veya daha fazla kuruyemiş tüketiminin NAFLD riskini yaklaşık %20 oranında azalttığı belirlendi.Uzmanlar, kuruyemişlerin içerdikleri doymamış yağ asitleri, lif, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller sayesinde karaciğer fonksiyonlarını destekleyebileceğini, iltihaplanmayı azaltabileceğini ve yağ birikimiyle savaşabileceğini belirtiyor.Omega-3 yağ asitleri ve güçlü antioksidan içeriği sayesinde ceviz, karaciğer sağlığına en çok katkı sağlayan kuruyemişler arasında yer alıyor. 2021 yılında yapılan bir Akdeniz diyeti çalışmasında, günlük ceviz tüketiminin karaciğer yağlanmasını önemli ölçüde azalttığı gösterildi. Sabahları veya gece yatmadan önce tüketilmesi öneriliyor.E vitamini, lif ve tekli doymamış yağlar bakımından zengin olan badem, oksidatif stresi azaltarak karaciğerin yağ metabolizmasını destekliyor. Düzenli tüketimi, LDL kolesterolde azalma ve kan şekeri kontrolüyle ilişkilendiriliyor. Özellikle sabah saatlerinde tüketilmesi tavsiye ediliyor.Antioksidan içeriği yüksek olan Antep fıstığı, lipit metabolizmasını düzenleyen genleri etkileyerek karaciğeri koruyabiliyor. Antrenman öncesi veya sonrası enerji kaynağı olarak öneriliyor; ayrıca magnezyumla birlikte tüketildiğinde uyku kalitesini artırabiliyor.Beslenme alışkanlıklarında yapılacak değişiklikler öncesinde mutlaka uzman görüşü alınması gerekiyor. Kuruyemişler genel sağlık açısından faydalı olsa da, her bireyin sağlık durumu ve ihtiyaçları farklılık gösterebilir.Bu haberde yer alan bilgiler yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Tanı ve tedavi için mutlaka bir hekime veya diyetisyene başvurulmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FzTZaPHQuEivoJIW6Ibisg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğeri, yenilemeye, yardımcı:, zaman, tüketmelisiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FzTZaPHQuEivoJIW6Ibisg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaciğeri yenilemeye yardımcı: Ne zaman tüketmelisiniz?"><p>Dünya genelinde her üç kişiden biri, sessizce ilerleyen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAFLD) ile karşı karşıya. Uzmanlar, bu hastalıkla mücadelede doğal bir çözüm olarak kuruyemişlerin potansiyeline dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KbYt5pCQf0ilvAFxfcNIFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya genelinde giderek artan bir sağlık sorunu haline gelen Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAFLD), dünya nüfusunun yaklaşık %30’unu etkiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6wlZv2ePJEKjxSxCEGKJqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle Amerika ve Güneydoğu Asya gibi bazı bölgelerde bu oran %40’ın üzerine çıkıyor. Aşırı alkol tüketiminden bağımsız olarak gelişen bu hastalık, genellikle obezite, tip 2 diyabet ve metabolik sendromla ilişkilendiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FtrupVUodUC6pO8NhXY5Pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalığın erken evrelerinde belirti göstermemesi nedeniyle “sessiz salgın” olarak nitelendirilen NAFLD’ye karşı doğadan destek alınabileceği belirtiliyor. Yapılan araştırmalar, özellikle ceviz, badem, Antep fıstığı, pekan cevizi ve Brezilya fıstığı gibi kuruyemişlerin düzenli tüketilmesinin karaciğer sağlığı üzerinde olumlu etkileri olabileceğini ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xLZvCGpA1EOK8w39zcBWCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2020 yılında yapılan bir çalışmada, kuruyemiş tüketiminin NAFLD ile bağlantılı olan diyabet, obezite ve dislipidemi gibi kardiyometabolik risk faktörlerini iyileştirdiği saptandı. Aynı zamanda büyük çaplı bir kohort analizinde, haftada dört veya daha fazla kuruyemiş tüketiminin NAFLD riskini yaklaşık %20 oranında azalttığı belirlendi.Uzmanlar, kuruyemişlerin içerdikleri doymamış yağ asitleri, lif, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller sayesinde karaciğer fonksiyonlarını destekleyebileceğini, iltihaplanmayı azaltabileceğini ve yağ birikimiyle savaşabileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FBvxQjXuMkWcM4YcR2IYzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega-3 yağ asitleri ve güçlü antioksidan içeriği sayesinde ceviz, karaciğer sağlığına en çok katkı sağlayan kuruyemişler arasında yer alıyor. 2021 yılında yapılan bir Akdeniz diyeti çalışmasında, günlük ceviz tüketiminin karaciğer yağlanmasını önemli ölçüde azalttığı gösterildi. Sabahları veya gece yatmadan önce tüketilmesi öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K8PaGx4p3Eyub5y0NZJKxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini, lif ve tekli doymamış yağlar bakımından zengin olan badem, oksidatif stresi azaltarak karaciğerin yağ metabolizmasını destekliyor. Düzenli tüketimi, LDL kolesterolde azalma ve kan şekeri kontrolüyle ilişkilendiriliyor. Özellikle sabah saatlerinde tüketilmesi tavsiye ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BCABdc5Q4U6GpYFHQzwumg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antioksidan içeriği yüksek olan Antep fıstığı, lipit metabolizmasını düzenleyen genleri etkileyerek karaciğeri koruyabiliyor. Antrenman öncesi veya sonrası enerji kaynağı olarak öneriliyor; ayrıca magnezyumla birlikte tüketildiğinde uyku kalitesini artırabiliyor.Beslenme alışkanlıklarında yapılacak değişiklikler öncesinde mutlaka uzman görüşü alınması gerekiyor. Kuruyemişler genel sağlık açısından faydalı olsa da, her bireyin sağlık durumu ve ihtiyaçları farklılık gösterebilir.Bu haberde yer alan bilgiler yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Tanı ve tedavi için mutlaka bir hekime veya diyetisyene başvurulmalıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Alzheimer hastalığının erken belirtisi: Nasıl önlenebilir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/alzheimer-hastaliginin-erken-belirtisi-nasil-oenlenebilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/alzheimer-hastaliginin-erken-belirtisi-nasil-oenlenebilir</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada milyonlarca insanı etkileyen Alzheimer hastalığında gelecek yıllarda büyük bir artış bekleniyor. Uzmanlar, yaşam tarzına bağlı bazı önlemlerle bu nörolojik hastalığın önlenebileceğini ya da başlangıcının geciktirilebileceğini söylüyor.65 yaş üstü bireylerde en sık görülen demans türü olan Alzheimer, sadece hastaları değil, yakın çevresini de duygusal ve ekonomik olarak derinden etkiliyor. Hafızayı ve düşünme becerilerini aşındıran bu ilerleyici hastalık, kişinin gündelik yaşamını bağımsız sürdürebilmesini zamanla imkânsız hale getiriyor.Alzheimer belirtileri genellikle 65 yaş sonrası ortaya çıksa da, hastalık beyinde çok daha önce gelişmeye başlıyor. Araştırmalar, Alzheimer’a yol açan biyolojik süreçlerin semptomlardan yıllar önce başladığını ortaya koyuyor. ABD&#039;de 6 milyondan fazla kişinin Alzheimer’la yaşadığı, bu sayının önümüzdeki on yıllarda katlanarak artacağı tahmin ediliyor.Uzmanlara göre bu artış, hastalığın önlenmesi ve erken teşhisinin önemini daha da artırıyor.Yaş, Genetik, Travmalar... Risk Faktörleri Neler?Hastalığın bilinen tek bir nedeni yok. Genetik yatkınlık, yaş ve beyin travmaları gibi faktörlerin yanı sıra kalp-damar hastalıkları, diyabet, sigara kullanımı ve düşük fiziksel aktivite de riski artırıyor.Ulusal Yaşlanma Enstitüsü’ne göre Alzheimer riski, 65 yaşından sonra her beş yılda bir iki katına çıkıyor. Ayrıca ailesinde Alzheimer öyküsü olan bireyler, özellikle APOE ε4 gen varyantını taşıyanlar, daha yüksek risk altında.Ancak genetik yatkınlık bir kader değil. Sağlıklı bir yaşam tarzı, bu riski azaltmada önemli bir rol oynuyor.Uzmanlara göre her unutkanlık Alzheimer anlamına gelmese de, aşağıdaki belirtiler dikkate alınmalı:

Günlük hayatı etkileyen hafıza kaybı
Plan yapma ve problem çözmede zorluk
Basit görevleri yerine getirmede güçlük
Zaman ve mekân karmaşası
Konuşurken doğru kelimeleri bulmakta zorlanma
Ruh halinde ani değişiklikler, içe kapanma
Bu tür belirtilerin görülmesi halinde mutlaka bir sağlık uzmanına başvurulması öneriliyor.Araştırmalar, demans vakalarının neredeyse yarısının yaşam tarzı faktörleriyle önlenebilir veya ertelenebilir olduğunu ortaya koyuyor. İşte uzmanlara göre alınabilecek temel önlemler:Beyne giden kan akışı artar, hafıza gelişir. Yeni beceriler öğrenmek beyin direncini artırır.Anti-inflamatuar beslenme ve ağız hijyenine özen gösterin. Sağlıklı yaşam genetik riskin önüne geçebilir.Kafa travmalarından korunmaya dikkat edin.Toksinlerden uzak durun.
 Ruh sağlığı beyin sağlığı demektir.Dengeli beslenme ve D vitamini önemli.
Tiroid ve cinsiyet hormonları etkili olabilir.
 Obezite + diyabet, demans riskini ciddi ölçüde artırıyor.Her gece 7–8 saat uyku, beyin temizliğini destekler.Tıp uzmanları, hastalığın kesin bir tedavisi olmadığını ancak erken tanının ilerlemeyi yavaşlatabileceğini belirtiyor. Yaşlı bireylerin ve yakınlarının belirtileri takip etmesi, zamanında doktora başvurması öneriliyor.Hastalıkla mücadelede bireylerin bilinçlenmesi, toplum sağlığı açısından da büyük önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sED-jLliKE236drHxicJIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alzheimer, hastalığının, erken, belirtisi:, Nasıl, önlenebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sED-jLliKE236drHxicJIA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Alzheimer hastalığının erken belirtisi: Nasıl önlenebilir?"><p>Dünyada milyonlarca insanı etkileyen Alzheimer hastalığında gelecek yıllarda büyük bir artış bekleniyor. Uzmanlar, yaşam tarzına bağlı bazı önlemlerle bu nörolojik hastalığın önlenebileceğini ya da başlangıcının geciktirilebileceğini söylüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j1olCD7DI0yu4ZILxBo-Tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>65 yaş üstü bireylerde en sık görülen demans türü olan Alzheimer, sadece hastaları değil, yakın çevresini de duygusal ve ekonomik olarak derinden etkiliyor. Hafızayı ve düşünme becerilerini aşındıran bu ilerleyici hastalık, kişinin gündelik yaşamını bağımsız sürdürebilmesini zamanla imkânsız hale getiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9jAOU_twf0uh5IWGtszztg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alzheimer belirtileri genellikle 65 yaş sonrası ortaya çıksa da, hastalık beyinde çok daha önce gelişmeye başlıyor. Araştırmalar, Alzheimer’a yol açan biyolojik süreçlerin semptomlardan yıllar önce başladığını ortaya koyuyor. ABD'de 6 milyondan fazla kişinin Alzheimer’la yaşadığı, bu sayının önümüzdeki on yıllarda katlanarak artacağı tahmin ediliyor.Uzmanlara göre bu artış, hastalığın önlenmesi ve erken teşhisinin önemini daha da artırıyor.Yaş, Genetik, Travmalar... Risk Faktörleri Neler?Hastalığın bilinen tek bir nedeni yok. Genetik yatkınlık, yaş ve beyin travmaları gibi faktörlerin yanı sıra kalp-damar hastalıkları, diyabet, sigara kullanımı ve düşük fiziksel aktivite de riski artırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lndazbhBS06_A7-0B4SHRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ulusal Yaşlanma Enstitüsü’ne göre Alzheimer riski, 65 yaşından sonra her beş yılda bir iki katına çıkıyor. Ayrıca ailesinde Alzheimer öyküsü olan bireyler, özellikle APOE ε4 gen varyantını taşıyanlar, daha yüksek risk altında.Ancak genetik yatkınlık bir kader değil. Sağlıklı bir yaşam tarzı, bu riski azaltmada önemli bir rol oynuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3dDxMYy08EGPFrwYg_b-IQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre her unutkanlık Alzheimer anlamına gelmese de, aşağıdaki belirtiler dikkate alınmalı:

Günlük hayatı etkileyen hafıza kaybı
Plan yapma ve problem çözmede zorluk
Basit görevleri yerine getirmede güçlük
Zaman ve mekân karmaşası
Konuşurken doğru kelimeleri bulmakta zorlanma
Ruh halinde ani değişiklikler, içe kapanma
Bu tür belirtilerin görülmesi halinde mutlaka bir sağlık uzmanına başvurulması öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7OpWjthq_EyKYBGgzaHrCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, demans vakalarının neredeyse yarısının yaşam tarzı faktörleriyle önlenebilir veya ertelenebilir olduğunu ortaya koyuyor. İşte uzmanlara göre alınabilecek temel önlemler:Beyne giden kan akışı artar, hafıza gelişir. Yeni beceriler öğrenmek beyin direncini artırır.Anti-inflamatuar beslenme ve ağız hijyenine özen gösterin. Sağlıklı yaşam genetik riskin önüne geçebilir.Kafa travmalarından korunmaya dikkat edin.Toksinlerden uzak durun.
 Ruh sağlığı beyin sağlığı demektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5mt_2fUYPkK1NDmGtCdB9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dengeli beslenme ve D vitamini önemli.
Tiroid ve cinsiyet hormonları etkili olabilir.
 Obezite + diyabet, demans riskini ciddi ölçüde artırıyor.Her gece 7–8 saat uyku, beyin temizliğini destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F_h7WcAQ4EG5LwH75xRp0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tıp uzmanları, hastalığın kesin bir tedavisi olmadığını ancak erken tanının ilerlemeyi yavaşlatabileceğini belirtiyor. Yaşlı bireylerin ve yakınlarının belirtileri takip etmesi, zamanında doktora başvurması öneriliyor.Hastalıkla mücadelede bireylerin bilinçlenmesi, toplum sağlığı açısından da büyük önem taşıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yağlı karaciğer hastalığını tersine çevirmek mümkün: 5 yaşam tarzı değişikliği</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yagli-karaciger-hastaligini-tersine-cevirmek-mumkun-5-yasam-tarzi-degisikligi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yagli-karaciger-hastaligini-tersine-cevirmek-mumkun-5-yasam-tarzi-degisikligi</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, genç yetişkinlerde hızla artan alkolsüz yağlı karaciğer hastalığına karşı sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekiyor.Sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı, genç yetişkinler arasında karaciğer hastalıklarını ciddi bir tehdit haline getiriyor. Tıp dünyasında giderek daha fazla gündeme gelen alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), yalnızca karaciğeri değil, genel metabolik sağlığı da tehdit ediyor. Uzmanlar, basit ama etkili yaşam tarzı değişiklikleriyle bu hastalığın önlenebileceğini ve hatta tersine çevrilebileceğini vurguluyor.Eskiden daha çok ileri yaş grubunda görülen NAFLD, günümüzde kötü beslenme, obezite ve düşük fiziksel aktivite gibi modern yaşam koşulları nedeniyle genç yetişkinlerde de sıkça rastlanır hale geldi. Tedavi edilmediği takdirde bu durum; alkolsüz steatohepatit (NASH), karaciğer fibrozu, siroz ve hatta karaciğer kanseri gibi ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor. Ayrıca kardiyovasküler hastalıklar ve tip 2 diyabet riski de artıyor.Uzmanlara göre NAFLD ile mücadelede en etkili yaklaşım, yaşam tarzında yapılacak köklü ve sürdürülebilir değişiklikler. İşte bilimsel araştırmalarla desteklenen beş temel öneri:Meyve, sebze, tam tahıllar, kuruyemiş, zeytinyağı ve yağlı balıklar açısından zengin Akdeniz diyeti, karaciğer yağını ve iltihabı azaltmada en etkili beslenme biçimi olarak öne çıkıyor. Rafine karbonhidrat ve işlenmiş şeker içermeyen bu diyet, anti-inflamatuar ve antioksidan bileşenleri sayesinde karaciğer sağlığını koruyor.Haftada en az 150 dakika orta düzeyde aerobik aktivite (örneğin tempolu yürüyüş veya bisiklet) NAFLD’nin önlenmesinde önemli rol oynuyor. Egzersiz, insülin duyarlılığını artırarak karaciğerdeki yağlanmayı azaltıyor. Günlük rutinde yapılacak küçük değişiklikler bile (örneğin merdiven kullanmak) uzun vadede büyük fark yaratabiliyor.Vücut ağırlığının %5 ila 10’unun kaybedilmesi, karaciğer yağlanmasında anlamlı bir azalma sağlayabiliyor. Ancak uzmanlar, hızlı kilo kaybının aksine kademeli ve kontrollü bir sürecin tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu süreçte bir beslenme uzmanı ile birlikte kişiselleştirilmiş bir plan oluşturmak önem taşıyor.Şekerli içecekler, hamur işleri ve beyaz unlu ürünler karaciğerde yağ birikimine yol açıyor. Özellikle fruktozun zararlı etkilerine dikkat çeken araştırmalar, tam tahıllar ve düşük glisemik indeksli gıdaların tercih edilmesini öneriyor. Bu alışkanlık, yalnızca karaciğer sağlığına değil, insülin direnci ve diyabet riskine karşı da koruyucu etki sağlıyor.Bilimsel çalışmalar, sade kahve tüketiminin karaciğeri oksidatif stresten koruyabileceğini gösteriyor. Kahvede bulunan klorojenik asit gibi antioksidanlar, karaciğer enzimlerini düşürerek iltihaplanmayı azaltabiliyor. 2021 yılında yapılan bir araştırma, günde bir fincan kahve tüketmenin NAFLD riskini %20, karaciğer hastalıklarına bağlı ölüm riskini ise %49 oranında azaltabileceğini ortaya koydu.Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı, zamanında müdahale ile önlenebilir ve hatta tersine çevrilebilir bir durum. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, bilinçli kilo yönetimi ve basit günlük alışkanlıklarla karaciğer sağlığını korumak mümkün. Uzmanlar, risk altındaki bireylerin mutlaka düzenli sağlık kontrollerinden geçmesini ve yaşam tarzlarını gözden geçirmesini öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Ndk-tZFWEGmInboa18e5A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yağlı, karaciğer, hastalığını, tersine, çevirmek, mümkün:, yaşam, tarzı, değişikliği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Ndk-tZFWEGmInboa18e5A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yağlı karaciğer hastalığını tersine çevirmek mümkün: 5 yaşam tarzı değişikliği"><p>Uzmanlar, genç yetişkinlerde hızla artan alkolsüz yağlı karaciğer hastalığına karşı sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U6k828PECkGtEfIiPKyxaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı, genç yetişkinler arasında karaciğer hastalıklarını ciddi bir tehdit haline getiriyor. Tıp dünyasında giderek daha fazla gündeme gelen alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), yalnızca karaciğeri değil, genel metabolik sağlığı da tehdit ediyor. Uzmanlar, basit ama etkili yaşam tarzı değişiklikleriyle bu hastalığın önlenebileceğini ve hatta tersine çevrilebileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4sAKIXqwgk2PMlFqr9FQ-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eskiden daha çok ileri yaş grubunda görülen NAFLD, günümüzde kötü beslenme, obezite ve düşük fiziksel aktivite gibi modern yaşam koşulları nedeniyle genç yetişkinlerde de sıkça rastlanır hale geldi. Tedavi edilmediği takdirde bu durum; alkolsüz steatohepatit (NASH), karaciğer fibrozu, siroz ve hatta karaciğer kanseri gibi ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor. Ayrıca kardiyovasküler hastalıklar ve tip 2 diyabet riski de artıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ipz2z8ReHkW2F5NHImeT_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre NAFLD ile mücadelede en etkili yaklaşım, yaşam tarzında yapılacak köklü ve sürdürülebilir değişiklikler. İşte bilimsel araştırmalarla desteklenen beş temel öneri:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rZAgNub9F0iuCMhTlxdkfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve, sebze, tam tahıllar, kuruyemiş, zeytinyağı ve yağlı balıklar açısından zengin Akdeniz diyeti, karaciğer yağını ve iltihabı azaltmada en etkili beslenme biçimi olarak öne çıkıyor. Rafine karbonhidrat ve işlenmiş şeker içermeyen bu diyet, anti-inflamatuar ve antioksidan bileşenleri sayesinde karaciğer sağlığını koruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C4WEBDizHUaY91__9mTSwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Haftada en az 150 dakika orta düzeyde aerobik aktivite (örneğin tempolu yürüyüş veya bisiklet) NAFLD’nin önlenmesinde önemli rol oynuyor. Egzersiz, insülin duyarlılığını artırarak karaciğerdeki yağlanmayı azaltıyor. Günlük rutinde yapılacak küçük değişiklikler bile (örneğin merdiven kullanmak) uzun vadede büyük fark yaratabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JK1t0Yxxsk-NJVdW-LzJoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücut ağırlığının %5 ila 10’unun kaybedilmesi, karaciğer yağlanmasında anlamlı bir azalma sağlayabiliyor. Ancak uzmanlar, hızlı kilo kaybının aksine kademeli ve kontrollü bir sürecin tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu süreçte bir beslenme uzmanı ile birlikte kişiselleştirilmiş bir plan oluşturmak önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bLoFy_vV10u_YEq4erMMLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şekerli içecekler, hamur işleri ve beyaz unlu ürünler karaciğerde yağ birikimine yol açıyor. Özellikle fruktozun zararlı etkilerine dikkat çeken araştırmalar, tam tahıllar ve düşük glisemik indeksli gıdaların tercih edilmesini öneriyor. Bu alışkanlık, yalnızca karaciğer sağlığına değil, insülin direnci ve diyabet riskine karşı da koruyucu etki sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DGnK2dnt3E26vkOkaEvADg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilimsel çalışmalar, sade kahve tüketiminin karaciğeri oksidatif stresten koruyabileceğini gösteriyor. Kahvede bulunan klorojenik asit gibi antioksidanlar, karaciğer enzimlerini düşürerek iltihaplanmayı azaltabiliyor. 2021 yılında yapılan bir araştırma, günde bir fincan kahve tüketmenin NAFLD riskini %20, karaciğer hastalıklarına bağlı ölüm riskini ise %49 oranında azaltabileceğini ortaya koydu.Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı, zamanında müdahale ile önlenebilir ve hatta tersine çevrilebilir bir durum. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, bilinçli kilo yönetimi ve basit günlük alışkanlıklarla karaciğer sağlığını korumak mümkün. Uzmanlar, risk altındaki bireylerin mutlaka düzenli sağlık kontrollerinden geçmesini ve yaşam tarzlarını gözden geçirmesini öneriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeni varyantlar ortaya çıktı: Corona virüs vakalarında artış</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yeni-varyantlar-ortaya-cikti-corona-virus-vakalarinda-artis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yeni-varyantlar-ortaya-cikti-corona-virus-vakalarinda-artis</guid>
<description><![CDATA[ Corona virüs vakaları son günlerde yükselişe geçerken, yeni varyantlar ortaya çıktı. Türkiye&#039;de şu anda varyant analizi yapılmazken, Avrupa&#039;daki tespitlere göre &quot;Stratus&quot; ve &quot;Nimbus&quot; varyantları etkili olmaya başladı. Haber: Melike ŞahinSon günlerde corona virüs vakalarında artış yaşanmaya başladı.Yeni varyantlar ortaya çıkarken, Türkiye&#039;de şu anda varyant analizi yapılmıyor.Ancak Avrupa&#039;daki tespitlere göre şu sıralarda &quot;Stratus&quot; ve &quot;Nimbus&quot; varyantları etkili olurken, yaz mevsiminin de etkisiyle birçok kişide bağırsak enfeksiyonlarıyla birlikte görülüyor.&quot;VAKALARDA ARTIŞ OLDUĞUNU GÖZLEMLEMEKTEYİZ&quot;Konuya ilişkin NTV&#039;ye konuşan enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. İftihar Köksal, &quot;Yaz ayına girmemize rağmen hazirandan bu yana artış var. Önce çocuk hastalarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde fazla sayıda görmeye başladık. Ama şimdi artık bağışıklık sisteminden bağımsız olarak yaştan bağımsız olarak vakalarda artış olduğunu gözlemlemekteyiz.&quot; dedi. &quot;HASTALARDAKİ BELİRTİLER FARKLILIK GÖSTERİYOR&quot;&quot;Bazı vakalarda ishalle ve halsizlikle, ateşle ortaya çıkarken, bazı vakalarda solunum yolu semptomlarının boğazda gıcıklanma, hafif öksürük, hafif ateş gibi belirtilerin ön planda olduğunu görüyoruz.&quot; diyen Köksal, şunları söyledi:&quot;Demek ki ortamda tek bir varyant yok.Birden fazla varyant dolaşıyor ki hastalardaki belirtiler farklılık gösteriyor.&quot;&quot;AYRIMINI YAPMAK HER ZAMAN MÜMKÜN OLMUYOR&quot;&quot;Her yaz olduğu gibi gastroenterit yani bağırsak enfeksiyonları da sık görülüyor. Öyle ki bazı hastalarda iki hastalığın belirtileri karışabiliyor.&quot; diyen Köksal, şunları kaydetti:  &quot;Yaz ayındayız. Dışarıda gıda tüketimi fazla soğuk su içme, dondurma gibi ya da dış ortamda iyi yıkanmamış sebzelerin yenmesi de gastroenterit yaptığı için vakalarda karışıklığa yol açabiliyor.Covid mi yoksa gastroenterit vakasıyla mı karşı karşıyayız. Bunun ayrımını her zaman yapmak mümkün olmuyor.&quot;KALABALIK ORTAMLARA DİKKATÖte yandan corona virüsten korunmak için özellikle ileri yaş grubunun ve kronik hastalıkları olanların kalabalık ortamlarda daha dikkatli olması öneriliyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JOQN2xvR6EWOUtb0lcqbmQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yeni, varyantlar, ortaya, çıktı:, Corona, virüs, vakalarında, artış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JOQN2xvR6EWOUtb0lcqbmQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yeni varyantlar ortaya çıktı"><p>Corona virüs vakaları son günlerde yükselişe geçerken, yeni varyantlar ortaya çıktı. Türkiye'de şu anda varyant analizi yapılmazken, Avrupa'daki tespitlere göre "Stratus" ve "Nimbus" varyantları etkili olmaya başladı. Haber: Melike Şahin</p><p>Son günlerde corona virüs vakalarında artış yaşanmaya başladı.</p><p>Yeni varyantlar ortaya çıkarken, Türkiye'de şu anda varyant analizi yapılmıyor.</p><p>Ancak Avrupa'daki tespitlere göre şu sıralarda "Stratus" ve "Nimbus" varyantları etkili olurken, yaz mevsiminin de etkisiyle birçok kişide bağırsak enfeksiyonlarıyla birlikte görülüyor.</p><p><strong>"VAKALARDA ARTIŞ OLDUĞUNU GÖZLEMLEMEKTEYİZ"</strong></p><p>Konuya ilişkin NTV'ye konuşan enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. İftihar Köksal, "Yaz ayına girmemize rağmen hazirandan bu yana artış var. Önce çocuk hastalarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde fazla sayıda görmeye başladık. Ama şimdi artık bağışıklık sisteminden bağımsız olarak yaştan bağımsız olarak vakalarda artış olduğunu gözlemlemekteyiz." dedi. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PNs9UCDcdEqbSCmSyXm6eg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Prof. Dr. İftihar Köksal"><p><strong>"HASTALARDAKİ BELİRTİLER FARKLILIK GÖSTERİYOR"</strong></p><p>"Bazı vakalarda ishalle ve halsizlikle, ateşle ortaya çıkarken, bazı vakalarda solunum yolu semptomlarının boğazda gıcıklanma, hafif öksürük, hafif ateş gibi belirtilerin ön planda olduğunu görüyoruz." diyen Köksal, şunları söyledi:</p><p>"Demek ki ortamda tek bir varyant yok.</p><p>Birden fazla varyant dolaşıyor ki hastalardaki belirtiler farklılık gösteriyor."</p><p><strong>"AYRIMINI YAPMAK HER ZAMAN MÜMKÜN OLMUYOR"</strong></p><p>"Her yaz olduğu gibi gastroenterit yani bağırsak enfeksiyonları da sık görülüyor. Öyle ki bazı hastalarda iki hastalığın belirtileri karışabiliyor." diyen Köksal, şunları kaydetti:  "Yaz ayındayız. Dışarıda gıda tüketimi fazla soğuk su içme, dondurma gibi ya da dış ortamda iyi yıkanmamış sebzelerin yenmesi de gastroenterit yaptığı için vakalarda karışıklığa yol açabiliyor.</p><p>Covid mi yoksa gastroenterit vakasıyla mı karşı karşıyayız. Bunun ayrımını her zaman yapmak mümkün olmuyor."</p><p><strong>KALABALIK ORTAMLARA DİKKAT</strong></p><p>Öte yandan corona virüsten korunmak için özellikle ileri yaş grubunun ve kronik hastalıkları olanların kalabalık ortamlarda daha dikkatli olması öneriliyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sıcak hava uyarısı: Uzmanı risk grubundakileri açıkladı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sicak-hava-uyarisi-uzmani-risk-grubundakileri-acikladi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sicak-hava-uyarisi-uzmani-risk-grubundakileri-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Ülke genelindeki aşırı sıcaklar etkisini gösteriyor. Uzmanlar, özellikle öğle saatlerinde doğrudan güneşe maruz kalmanın ve kapalı ortamda aşırı sıcağa maruz kalmanın, kalp ve böbrek gibi organlarda sorunlar oluşturabildiği konusunda uyarıyor.Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Türkiye genelinde etkisini artırması beklenen sıcak hava dalgasına karşı uyarılarda bulunarak, “Aşırı sıcaklarda bebeklerin, yaşlı ve kronik hastaların dikkatli olması lazım. Kilolu kişiler, gebeler, akciğer, şeker, böbrek ve kalp damar sistemi hastalığı olanlar risk grubundalar. Açık havada çalışan, aşırı efor sarf edenler ve sporcular sağlık sorunu yaşayabilir” dedi.Ülke genelindeki aşırı sıcaklar etkisini gösteriyor. Trabzon’da mevsim normallerinin üzerine seyreden sıcak hava nedeniyle serinlemek isteyenler deniz kenarı, park, bahçe ve gölgelik alanlara akın ediyor.Uzmanlar, özellikle öğle saatlerinde doğrudan güneşe maruz kalmanın ve kapalı ortamda aşırı sıcağa maruz kalmanın, kalp ve böbrek gibi organlarda sorunlar oluşturabildiği konusunda uyarıyor. Hava sıcaklıklarındaki artışın devam edeceği, aşırı sıcaklıkların etkilediği risk gruplarını ve çeşitli rahatsızlıklara yol açacağı belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Sıcak hava dalgası geliyor. Önümüzdeki hafta Türkiye’de sıcak günler yaşayacağız. Avrupa’da uzun zamandır sıcaklıklar ve sıcaklıklara bağlı ölümler rapor ediliyor.Aşırı sıcaklarda bebeklerin, yaşlı ve kronik hastaların dikkatli olması lazım. Kilolu kişiler, gebeler, akciğer, şeker, böbrek ve kalp damar sistemi hastalığı olanlar risk grubundalar. Açık havada çalışan, aşırı efor sarf edenler ve sporcular sağlık sorunu yaşayabilir. Bu olaya sıcak çarpması diyoruz. Baygınlık hissi, halsizlik, baş ağrısı şikayetler ile kendisini gösterir. Kısa süre içerisinde tansiyon düşebilir, nabız hızlanabilir, bilinç değişikliği olabilir. Fark edilmezse böbrek yetmezliğine ve damar içi pıhtılaşmalar, böbrek ve kalp damar yetmezliği yaratabilir” diye konuştu.&quot;AĞIR YEMEK TÜKETİLMEMELİ&quot;Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde riskli bireylerin doğrudan güneş altında kalmaması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Özlü, “Sıcaklıkları iyi yönetmek gerekiyor. Risk grubundakilerin dikkat etmesi lazım, saat 11.00 ile 16.00 arasında güneş altında ve gölgesiz yerlerde bulunmamalarını tavsiye ediyoruz. Kapalı ortamlarda oturmamalarını, ağır yağlı yemek ve kızartmalar tüketmemeleri gerekiyor. Rahat ve bol kıyafetler giymelerini tavsiye ediyoruz. Sıvı alımını engelleyen bir hastalıkları yoksa mutlaka bol su içmeliler. Maden suyu ve tuzlu ayran tüketmemeliler. Vantilatör ve klima kullanımı faydalı olacaktır. Sıcak çarpması şüphesi olan bir hasta havadar bir yere çıkarılıp ıslak ve buzlu suya batırılmış bir çarşaf ile soğutulmalı ve 112 aranarak müdahale yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.Risk gurubunda olanların dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Sıcak havalarda alkol almak riski artırır. Bazı ilaçlar sıcak çarpması riskini artırabilir. Risk altında olanlar dikkat etmelidir. Güneş altındayken, şapka, güneş gözlüğü ve şemsiye kullanılmalıdır. Yaz sıcağına karşı klimalara ve soğuk suya başvuruyoruz. Bunlar soruna yol açabilir. Odanızı ya da arabanızı soğuturken, birden ısıyı düşürmemek lazım. Kademeli ve yavaş soğutmalısınız. Klima rüzgarını doğrudan kendinize çevirmemelisiniz. Soğuk bir suyu dinlenmeden içerseniz boğazınızda soğuğa bağlı bir hasar oluşturabilir ve üzerine yerleşen bakteriler enfeksiyona neden olabilir” dedi.&quot;SICAKLIKLAR GEÇ AMA ETKİLİ GELDİ&quot;Sahilde koşu yapan Mustafa Bektaş, “Bu sene sıcaklıklar geç ama etkili geldi. Günde 15-20 dakika koşuyorum. Sıcaklığın durumuna göre kendimi ayarlıyorum. Bu sıcaklıklarda 1-2 saat koşmayı tasvip etmiyorum. Sıcaklık artıkça yürüyüşü 5 dakikaya indireceğim” diye konuştu.Serinlemek için mesire alanlarını tercih ettiğini belirten Serap Tanış, “Trabzon’da aşırı nem ve sıcaklık var. Evlerde duramıyoruz. O yüzden kendimizi çimenlere atıyoruz, çay içiyoruz” ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wB9Nj3yGZ0-cHjjogNz2VA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sıcak, hava, uyarısı:, Uzmanı, risk, grubundakileri, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wB9Nj3yGZ0-cHjjogNz2VA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sıcak hava uyarısı: Uzmanı risk grubundakileri açıkladı"><p>Ülke genelindeki aşırı sıcaklar etkisini gösteriyor. Uzmanlar, özellikle öğle saatlerinde doğrudan güneşe maruz kalmanın ve kapalı ortamda aşırı sıcağa maruz kalmanın, kalp ve böbrek gibi organlarda sorunlar oluşturabildiği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uAzmgH3mukOEQdW98P0BCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Türkiye genelinde etkisini artırması beklenen sıcak hava dalgasına karşı uyarılarda bulunarak, “Aşırı sıcaklarda bebeklerin, yaşlı ve kronik hastaların dikkatli olması lazım. Kilolu kişiler, gebeler, akciğer, şeker, böbrek ve kalp damar sistemi hastalığı olanlar risk grubundalar. Açık havada çalışan, aşırı efor sarf edenler ve sporcular sağlık sorunu yaşayabilir” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EoVyYbmsPUa9lvMvhAf9xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ülke genelindeki aşırı sıcaklar etkisini gösteriyor. Trabzon’da mevsim normallerinin üzerine seyreden sıcak hava nedeniyle serinlemek isteyenler deniz kenarı, park, bahçe ve gölgelik alanlara akın ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XpSvmBLgQkON8tuFO1L1XA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, özellikle öğle saatlerinde doğrudan güneşe maruz kalmanın ve kapalı ortamda aşırı sıcağa maruz kalmanın, kalp ve böbrek gibi organlarda sorunlar oluşturabildiği konusunda uyarıyor. Hava sıcaklıklarındaki artışın devam edeceği, aşırı sıcaklıkların etkilediği risk gruplarını ve çeşitli rahatsızlıklara yol açacağı belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Sıcak hava dalgası geliyor. Önümüzdeki hafta Türkiye’de sıcak günler yaşayacağız. Avrupa’da uzun zamandır sıcaklıklar ve sıcaklıklara bağlı ölümler rapor ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CRcjxcF-nU2qX047OWSk-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı sıcaklarda bebeklerin, yaşlı ve kronik hastaların dikkatli olması lazım. Kilolu kişiler, gebeler, akciğer, şeker, böbrek ve kalp damar sistemi hastalığı olanlar risk grubundalar. Açık havada çalışan, aşırı efor sarf edenler ve sporcular sağlık sorunu yaşayabilir. Bu olaya sıcak çarpması diyoruz. Baygınlık hissi, halsizlik, baş ağrısı şikayetler ile kendisini gösterir. Kısa süre içerisinde tansiyon düşebilir, nabız hızlanabilir, bilinç değişikliği olabilir. Fark edilmezse böbrek yetmezliğine ve damar içi pıhtılaşmalar, böbrek ve kalp damar yetmezliği yaratabilir” diye konuştu."AĞIR YEMEK TÜKETİLMEMELİ"Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde riskli bireylerin doğrudan güneş altında kalmaması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Özlü, “Sıcaklıkları iyi yönetmek gerekiyor. Risk grubundakilerin dikkat etmesi lazım, saat 11.00 ile 16.00 arasında güneş altında ve gölgesiz yerlerde bulunmamalarını tavsiye ediyoruz. Kapalı ortamlarda oturmamalarını, ağır yağlı yemek ve kızartmalar tüketmemeleri gerekiyor. Rahat ve bol kıyafetler giymelerini tavsiye ediyoruz. Sıvı alımını engelleyen bir hastalıkları yoksa mutlaka bol su içmeliler. Maden suyu ve tuzlu ayran tüketmemeliler. Vantilatör ve klima kullanımı faydalı olacaktır. Sıcak çarpması şüphesi olan bir hasta havadar bir yere çıkarılıp ıslak ve buzlu suya batırılmış bir çarşaf ile soğutulmalı ve 112 aranarak müdahale yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QTAO-HXFhUy_GWACB28Hgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Risk gurubunda olanların dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Sıcak havalarda alkol almak riski artırır. Bazı ilaçlar sıcak çarpması riskini artırabilir. Risk altında olanlar dikkat etmelidir. Güneş altındayken, şapka, güneş gözlüğü ve şemsiye kullanılmalıdır. Yaz sıcağına karşı klimalara ve soğuk suya başvuruyoruz. Bunlar soruna yol açabilir. Odanızı ya da arabanızı soğuturken, birden ısıyı düşürmemek lazım. Kademeli ve yavaş soğutmalısınız. Klima rüzgarını doğrudan kendinize çevirmemelisiniz. Soğuk bir suyu dinlenmeden içerseniz boğazınızda soğuğa bağlı bir hasar oluşturabilir ve üzerine yerleşen bakteriler enfeksiyona neden olabilir” dedi."SICAKLIKLAR GEÇ AMA ETKİLİ GELDİ"Sahilde koşu yapan Mustafa Bektaş, “Bu sene sıcaklıklar geç ama etkili geldi. Günde 15-20 dakika koşuyorum. Sıcaklığın durumuna göre kendimi ayarlıyorum. Bu sıcaklıklarda 1-2 saat koşmayı tasvip etmiyorum. Sıcaklık artıkça yürüyüşü 5 dakikaya indireceğim” diye konuştu.Serinlemek için mesire alanlarını tercih ettiğini belirten Serap Tanış, “Trabzon’da aşırı nem ve sıcaklık var. Evlerde duramıyoruz. O yüzden kendimizi çimenlere atıyoruz, çay içiyoruz” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorları hayrete düşüren vaka! 3 yaşındaki Berfin&amp;apos;in organları birbirine yapışmış... &amp;quot;Satışı yasaklansın, ölümcül&amp;quot;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlari-hayrete-dusuren-vaka-3-yasindaki-berfinin-organlari-birbirine-yapismis-satisi-yasaklansin-oelumcul</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlari-hayrete-dusuren-vaka-3-yasindaki-berfinin-organlari-birbirine-yapismis-satisi-yasaklansin-oelumcul</guid>
<description><![CDATA[ Mide ve bağırsaklarında 66 manyetik boncukla aylarca yaşadı. Bulantı ve kusma şikayetiyle hastaneye kaldırılan minik kız, doktorları bile şaşırttı. 3 yaşındaki Berfin, 5 saatlik kritik bir ameliyatla kurtarıldı.Minik Berfin, karnında 66 adet mıknatısla aylarca hayatta kaldı.Mahmut ve İsmigül Nesim’in üçüncü çocuğu Berfin, mide bulantısı ve kusma şikayetiyle geçtiğimiz kış hastaneye götürüldü. Mevsimsel salgına bağlı olduğu düşünülerek ilaç tedavisiyle iyileşen küçük kızın ailesi, geçtiğimiz ay şikayetlerin tekrarlaması üzerine bu kez Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Acil Servise başvurdu.
Çekilen röntgende, mide ve bağırsaklarında boncuk benzeri yabancı cisimler tespit edildi. Aile kızlarının kolye ya da bileklik yuttuğunu düşünürken, doktorlar manyetik boncuklardan şüphelendi.
Önce takip edilmek üzere yatışı yapılan çocuğun, yabancı cisimleri dışkı yoluyla atması beklendi.Ancak cisimlerin sabit kaldığı anlaşılınca manyetizma tespit edebilen bir program yardımıyla durumun ciddiyeti anlaşıldı.
Yuttuğu cisimlerin mıknatıslı boncuk olduğu anlaşılan Berfin, acilen ameliyata alındı ve Çocuk Cerrahi ve Gastroenteroloji ekiplerinin birlikte girdiği 5 saat süren ameliyatla sindirim sisteminden 66 adet manyetik boncuk çıkarıldı.
Endoskopi sırasında midede 3, bağırsaklarda 2 delinme ve yapışıklık da tespit edildi. Edinilen bilgiye göre yaklaşık 7 aydır vücutta bulunduğu düşünülen boncuklar, organları birbirine yapıştırmış ve ciddi hasara yol açtı.
Boncuklar çıkarıldı, delinmeler laparoskopik yöntemle onarıldı.
Baba Mahmut Nesim, oyuncak olarak satılan boncukların yasaklanması gerektiğini belirtirken, &quot;Bu bir oyuncak değil, ölüm tuzağıymış.&quot; diye konuştu.Minik Berfin’in ameliyatını gerçekleştiren ekipte yer alan Çocuk Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Mehmet Çakmak, &quot;3 yaşında bir kız çocuğu. Acile mide bulantısı kusma şikayetiyle başvurdu. Röntgende, karında çok sayıda boncuğa benzer yabancı cisme rastlandı. Aile daha çok boncuk, bileklik tarzı plastik birşey yuttuğunu düşünüyordu. Görüntüye baktığımızda, son zamanlarda çok sık rastladığımız magnet boncuk yutma vakalarına benziyordu. O yüzden yatış verdik takip amaçlı; fakat yüzde 100 emin olamadık. Plastik ya da taş gibi boncuklar yutulduğu zaman öncelikle takip ediyoruz; ameliyat düşünmüyoruz. Çünkü gaita ile (dışkı) atma olasılıkları oldukça yüksek. Fakat çoklu mıknatıs yutma, acil bir vakadır. Çünkü midede, bağırsaklarda yapışıklıklara ve delinmelere sebep olabilecek potansiyele sahiptir. Bir program vasıtasıyla bunun manyetik bir cisim olduğunu fark ettik ve hastayı ameliyata aldık.&quot; dedi.Ameliyata Gastroentrologlarla beraber girdiklerini anlatan Çakmak, mideden 34 adet manyetik boncuk çıkarıldığını kaydederek sözlerini şöyle sürdürdü:
&quot;Endoskopi esnasında midede üç yerde delinme olduğunu gördük. Sonra cerrahi kısma geçtik. Midede, ince bağırsakla birleşmiş halde fistül dediğimiz, yapışıklığa delinmeye bağlı, üç yer tespit ettik. Aynı şekilde ince bağırsakla kalın bağırsağın başlangıç kısmında da iki yerde delinme meydana gelmişti ve bağırsaklar birbirine yapışmıştı. Bunlar çok uzun süreli yapışıklıklardı, yaklaşık 6-7 aydır o manyetik boncuklar midede ve bağırsaklarda birbirine yapışmış halde duruyordu. Toplam 66 tane manyetik boncuk çıkardık. Hastamızın delinmiş organlarını laparoskopik olarak onardık&quot;Manyetik boncukların yutulduğunda çok fazla belirti vermeden sinsice organlara yapıştığını kaydeden Dr. Çakmak, &quot;Genellikle başka şikayetlerle hastaneye başvurdukları zaman, çekilen röntgende tespit edilip cerrahiye danışılıyor. Birincisi mide çıkışındaki mide kapakçığı, ikincisi de ince bağırsağın kalın bağırsakla birleştiği ileoçekal valf dediğimiz kapakçık. Çünkü burada manyetik boncuklar birbirinden ayrılıyor.Bizim için en kritik nokta orası.Bir kısmı midede, bir kısmı ince bağırsağa geçtiği an, kısa süre içerisinde o mıknatıslar tekrar birbirlerini çekiyor ve mideyle bağırsağı birbirine yapıştırıyor. İnce bağırsakla kalın bağırsağın birleşim bölgesinde o kapakçıktan geçerken yine bir kısmı kalın bağırsağa geçiyor bir kısmı ince bağırsakta kalıyor. Bu da ince bağırsakla karın bağırsağın birbirine yapışmasına sebep oluyor. Mesela mideden oniki parmak bağırsağına geçmesi gereken gıdalar, direkt kalın bağırsağa geçiyor. Mide veya bağırsak içeriği karın içerisine yayılıp hastanın ölümüne bile sebep olabiliyor. Oldukça riskli bir durum&quot; diye konuştu.Son zamanlarda manyetik boncuklara ilişkin başvuruların oldukça arttığına da dikkat çeken Dr. Çakmak, şu uyarılarda bulunarak sözlerini noktaladı: &quot;Sadece bizim hastanemizde neredeyse ayda 3-4, bazen 5 vakada yabancı cisim yutma ya da mıknatıs yutmaya rastlar olduk. Bu hastalar çok ciddi ameliyatlar geçiriyor. Aynı anda birkaç organın onarılması oldukça risk teşkil etmektedir. Çünkü onarılan bölgelerde herhangi bir kaçak olursa, hastanın hayatını tehdit ediyor. Hasta ne kadar çok sayıda boncuk yutmuşsa risk daha da artıyor. Şu ana kadar kendi tecrübelerim içinde en fazla sayıdaki magnet boncuk yutma vakası buydu. 66 tane boncuk çık ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GHJj1YA_H0y65cqZpIb91w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorları, hayrete, düşüren, vaka, yaşındaki, Berfinin, organları, birbirine, yapışmış..., Satışı, yasaklansın, ölümcül</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GHJj1YA_H0y65cqZpIb91w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="3 yaşındaki Berfin'in mide ve bağırsağı delindi"><p>Mide ve bağırsaklarında 66 manyetik boncukla aylarca yaşadı. Bulantı ve kusma şikayetiyle hastaneye kaldırılan minik kız, doktorları bile şaşırttı. 3 yaşındaki Berfin, 5 saatlik kritik bir ameliyatla kurtarıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iz4R4kkdykyH1L0PbNJc4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Minik Berfin, karnında 66 adet mıknatısla aylarca hayatta kaldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/goQx0ue6lEGiYweSJRutDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mahmut ve İsmigül Nesim’in üçüncü çocuğu Berfin, mide bulantısı ve kusma şikayetiyle geçtiğimiz kış hastaneye götürüldü. Mevsimsel salgına bağlı olduğu düşünülerek ilaç tedavisiyle iyileşen küçük kızın ailesi, geçtiğimiz ay şikayetlerin tekrarlaması üzerine bu kez Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Acil Servise başvurdu.
Çekilen röntgende, mide ve bağırsaklarında boncuk benzeri yabancı cisimler tespit edildi. Aile kızlarının kolye ya da bileklik yuttuğunu düşünürken, doktorlar manyetik boncuklardan şüphelendi.
Önce takip edilmek üzere yatışı yapılan çocuğun, yabancı cisimleri dışkı yoluyla atması beklendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QBEWEIirX0u2WPyaB6ParQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak cisimlerin sabit kaldığı anlaşılınca manyetizma tespit edebilen bir program yardımıyla durumun ciddiyeti anlaşıldı.
Yuttuğu cisimlerin mıknatıslı boncuk olduğu anlaşılan Berfin, acilen ameliyata alındı ve Çocuk Cerrahi ve Gastroenteroloji ekiplerinin birlikte girdiği 5 saat süren ameliyatla sindirim sisteminden 66 adet manyetik boncuk çıkarıldı.
Endoskopi sırasında midede 3, bağırsaklarda 2 delinme ve yapışıklık da tespit edildi. Edinilen bilgiye göre yaklaşık 7 aydır vücutta bulunduğu düşünülen boncuklar, organları birbirine yapıştırmış ve ciddi hasara yol açtı.
Boncuklar çıkarıldı, delinmeler laparoskopik yöntemle onarıldı.
Baba Mahmut Nesim, oyuncak olarak satılan boncukların yasaklanması gerektiğini belirtirken, "Bu bir oyuncak değil, ölüm tuzağıymış." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h3fnVb5Q30G4nM96cHB0pQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Minik Berfin’in ameliyatını gerçekleştiren ekipte yer alan Çocuk Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Mehmet Çakmak, "3 yaşında bir kız çocuğu. Acile mide bulantısı kusma şikayetiyle başvurdu. Röntgende, karında çok sayıda boncuğa benzer yabancı cisme rastlandı. Aile daha çok boncuk, bileklik tarzı plastik birşey yuttuğunu düşünüyordu. Görüntüye baktığımızda, son zamanlarda çok sık rastladığımız magnet boncuk yutma vakalarına benziyordu. O yüzden yatış verdik takip amaçlı; fakat yüzde 100 emin olamadık. Plastik ya da taş gibi boncuklar yutulduğu zaman öncelikle takip ediyoruz; ameliyat düşünmüyoruz. Çünkü gaita ile (dışkı) atma olasılıkları oldukça yüksek. Fakat çoklu mıknatıs yutma, acil bir vakadır. Çünkü midede, bağırsaklarda yapışıklıklara ve delinmelere sebep olabilecek potansiyele sahiptir. Bir program vasıtasıyla bunun manyetik bir cisim olduğunu fark ettik ve hastayı ameliyata aldık." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RBwQdOViJkiw2YMqCY9onA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ameliyata Gastroentrologlarla beraber girdiklerini anlatan Çakmak, mideden 34 adet manyetik boncuk çıkarıldığını kaydederek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Endoskopi esnasında midede üç yerde delinme olduğunu gördük. Sonra cerrahi kısma geçtik. Midede, ince bağırsakla birleşmiş halde fistül dediğimiz, yapışıklığa delinmeye bağlı, üç yer tespit ettik. Aynı şekilde ince bağırsakla kalın bağırsağın başlangıç kısmında da iki yerde delinme meydana gelmişti ve bağırsaklar birbirine yapışmıştı. Bunlar çok uzun süreli yapışıklıklardı, yaklaşık 6-7 aydır o manyetik boncuklar midede ve bağırsaklarda birbirine yapışmış halde duruyordu. Toplam 66 tane manyetik boncuk çıkardık. Hastamızın delinmiş organlarını laparoskopik olarak onardık"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1hIoq2kSRUmi3JFj62Vc3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manyetik boncukların yutulduğunda çok fazla belirti vermeden sinsice organlara yapıştığını kaydeden Dr. Çakmak, "Genellikle başka şikayetlerle hastaneye başvurdukları zaman, çekilen röntgende tespit edilip cerrahiye danışılıyor. Birincisi mide çıkışındaki mide kapakçığı, ikincisi de ince bağırsağın kalın bağırsakla birleştiği ileoçekal valf dediğimiz kapakçık. Çünkü burada manyetik boncuklar birbirinden ayrılıyor.Bizim için en kritik nokta orası.Bir kısmı midede, bir kısmı ince bağırsağa geçtiği an, kısa süre içerisinde o mıknatıslar tekrar birbirlerini çekiyor ve mideyle bağırsağı birbirine yapıştırıyor. İnce bağırsakla kalın bağırsağın birleşim bölgesinde o kapakçıktan geçerken yine bir kısmı kalın bağırsağa geçiyor bir kısmı ince bağırsakta kalıyor. Bu da ince bağırsakla karın bağırsağın birbirine yapışmasına sebep oluyor. Mesela mideden oniki parmak bağırsağına geçmesi gereken gıdalar, direkt kalın bağırsağa geçiyor. Mide veya bağırsak içeriği karın içerisine yayılıp hastanın ölümüne bile sebep olabiliyor. Oldukça riskli bir durum" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZdC0guz6xUW3wpfg3fNJQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son zamanlarda manyetik boncuklara ilişkin başvuruların oldukça arttığına da dikkat çeken Dr. Çakmak, şu uyarılarda bulunarak sözlerini noktaladı: "Sadece bizim hastanemizde neredeyse ayda 3-4, bazen 5 vakada yabancı cisim yutma ya da mıknatıs yutmaya rastlar olduk. Bu hastalar çok ciddi ameliyatlar geçiriyor. Aynı anda birkaç organın onarılması oldukça risk teşkil etmektedir. Çünkü onarılan bölgelerde herhangi bir kaçak olursa, hastanın hayatını tehdit ediyor. Hasta ne kadar çok sayıda boncuk yutmuşsa risk daha da artıyor. Şu ana kadar kendi tecrübelerim içinde en fazla sayıdaki magnet boncuk yutma vakası buydu. 66 tane boncuk çıkardık. Biz çocuk cerrahları olarak magnet boncukların oyuncakların satışının yasaklanmasını istiyoruz. Çünkü hastalar çok ciddi ameliyatlar geçiriyor, hayati tehlike sözkonusu. İç organlar deliniyor."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabah mı yoksa akşam mı: Chia tohumlarını yemek için en iyi zaman</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sabah-mi-yoksa-aksam-mi-chia-tohumlarini-yemek-icin-en-iyi-zaman</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sabah-mi-yoksa-aksam-mi-chia-tohumlarini-yemek-icin-en-iyi-zaman</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda sağlık ve beslenme dünyasında adını sıkça duyduğumuz chia tohumları, sadece sporcuların değil, sağlığına özen gösteren herkesin ilgi odağı hâline geldi. Lif, omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar bakımından zengin olan bu küçük siyah tohumlar; kilo yönetiminden kalp sağlığına, sindirimden beyin fonksiyonlarına kadar pek çok alanda fayda sağlıyor. Peki, chia tohumlarını en etkili şekilde tüketmek için doğru zaman nedir?Uzmanlara göre, chia tohumlarının sağladığı faydalar tüketim zamanına göre farklılık gösterebiliyor. Sabah ve akşam tüketiminin vücut üzerindeki etkileri dikkat çekici farklar yaratabiliyor.  TOKLUK VE ENERJİ DESTEĞİ  Güne enerjik başlamak ve gün boyu tok kalmak isteyenler için chia tohumları kahvaltının ideal bir parçası olabilir. Yüksek lif içeriğiyle tokluk hissi sağlayan bu tohumlar, sindirimi de destekliyor. Ayrıca içerdiği protein sayesinde kan şekeri dengesini koruyor ve sabit bir enerji kaynağı sunuyor.  Beslenme uzmanları, chia tohumlarını sabah saatlerinde yoğurt, yulaf ezmesi ya da smoothie ile birlikte tüketmenin, hem kilo kontrolüne yardımcı olduğunu hem de zihinsel berraklığı artırdığını belirtiyor. Özellikle içeriğindeki omega-3 yağ asitlerinin bilişsel fonksiyonlar üzerindeki olumlu etkisi, sabah işlerine odaklanmakta zorlananlar için önemli bir avantaj sağlıyor.  UYKU KALİTESİ VE KAS ONARIMI  Chia tohumlarının faydaları sadece gündüzle sınırlı değil. Akşam saatlerinde tüketildiğinde ise vücudun dinlenme ve toparlanma süreçlerine destek sağlıyor. Tohumların içerdiği triptofan, serotonin üretimini artırarak uyku kalitesini iyileştirirken, magnezyum içeriği kas gevşemesine katkıda bulunuyor.  Spor sonrası toparlanma döneminde chia tohumlarının anti-inflamatuar özellikleri de öne çıkıyor. Omega-3 sayesinde kas onarımı destekleniyor. Uzmanlar, akşam saatlerinde hazırlanan chia pudingi ya da chia suyu ile sağlıklı ve kaliteli bir gece uykusunun desteklenebileceğini vurguluyor.  EN UYGUN ZAMAN HANGİSİ?  Chia tohumlarının en iyi ne zaman tüketileceği, tamamen kişinin yaşam tarzına ve sağlık hedeflerine bağlı. Sabahları tüketildiğinde tok kalmayı, sindirimi ve zihinsel performansı desteklerken; akşamları tüketildiğinde ise uyku düzeni, kas onarımı ve gevşemeye katkı sağlıyor.  Ancak uzmanların ortak uyarısı şu: Chia tohumları tüketilmeden önce mutlaka suda bekletilmeli. En az 30 dakika öncesinden ya da tercihen gece boyunca suda bekletilen chia tohumları, midede jel benzeri bir kıvam alarak sindirimi kolaylaştırıyor ve vücuttaki emilimini artırıyor.  Besin Değerleri (28 gram - yaklaşık 2 yemek kaşığı):  Kalori: 138  Protein: 4,7 g  Yağ: 8,7 g (5 g omega-3)  Karbonhidrat: 12,3 g (10,6 g lif)  Kalsiyum: Günlük Değerin %18’i  Magnezyum: %23  Fosfor: %27  B1 Vitamini (Tiamin): %15  B3 Vitamini (Niasin): %16  Chia tohumları ister sabah ister akşam tüketilsin, düzenli kullanımda sağlığınıza ciddi katkılar sunan doğal bir süper gıdadır. Günlük beslenme rutininize küçük bir ekleme ile büyük bir fark yaratabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_H0qe5R-jEmxiJO2ynSHoA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabah, mı, yoksa, akşam, mı:, Chia, tohumlarını, yemek, için, iyi, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_H0qe5R-jEmxiJO2ynSHoA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sabah mı yoksa akşam mı: Chia tohumlarını yemek için en iyi zaman"><p>Son yıllarda sağlık ve beslenme dünyasında adını sıkça duyduğumuz chia tohumları, sadece sporcuların değil, sağlığına özen gösteren herkesin ilgi odağı hâline geldi. Lif, omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar bakımından zengin olan bu küçük siyah tohumlar; kilo yönetiminden kalp sağlığına, sindirimden beyin fonksiyonlarına kadar pek çok alanda fayda sağlıyor. Peki, chia tohumlarını en etkili şekilde tüketmek için doğru zaman nedir?</p>Uzmanlara göre, chia tohumlarının sağladığı faydalar tüketim zamanına göre farklılık gösterebiliyor. Sabah ve akşam tüketiminin vücut üzerindeki etkileri dikkat çekici farklar yaratabiliyor.  <strong>TOKLUK VE ENERJİ DESTEĞİ</strong>  Güne enerjik başlamak ve gün boyu tok kalmak isteyenler için chia tohumları kahvaltının ideal bir parçası olabilir. Yüksek lif içeriğiyle tokluk hissi sağlayan bu tohumlar, sindirimi de destekliyor. Ayrıca içerdiği protein sayesinde kan şekeri dengesini koruyor ve sabit bir enerji kaynağı sunuyor.  Beslenme uzmanları, chia tohumlarını sabah saatlerinde yoğurt, yulaf ezmesi ya da smoothie ile birlikte tüketmenin, hem kilo kontrolüne yardımcı olduğunu hem de zihinsel berraklığı artırdığını belirtiyor. Özellikle içeriğindeki omega-3 yağ asitlerinin bilişsel fonksiyonlar üzerindeki olumlu etkisi, sabah işlerine odaklanmakta zorlananlar için önemli bir avantaj sağlıyor.  <strong>UYKU KALİTESİ VE KAS ONARIMI</strong>  Chia tohumlarının faydaları sadece gündüzle sınırlı değil. Akşam saatlerinde tüketildiğinde ise vücudun dinlenme ve toparlanma süreçlerine destek sağlıyor. Tohumların içerdiği triptofan, serotonin üretimini artırarak uyku kalitesini iyileştirirken, magnezyum içeriği kas gevşemesine katkıda bulunuyor.  Spor sonrası toparlanma döneminde chia tohumlarının anti-inflamatuar özellikleri de öne çıkıyor. Omega-3 sayesinde kas onarımı destekleniyor. Uzmanlar, akşam saatlerinde hazırlanan chia pudingi ya da chia suyu ile sağlıklı ve kaliteli bir gece uykusunun desteklenebileceğini vurguluyor.  <strong>EN UYGUN ZAMAN HANGİSİ?</strong>  Chia tohumlarının en iyi ne zaman tüketileceği, tamamen kişinin yaşam tarzına ve sağlık hedeflerine bağlı. Sabahları tüketildiğinde tok kalmayı, sindirimi ve zihinsel performansı desteklerken; akşamları tüketildiğinde ise uyku düzeni, kas onarımı ve gevşemeye katkı sağlıyor.  Ancak uzmanların ortak uyarısı şu: Chia tohumları tüketilmeden önce mutlaka suda bekletilmeli. En az 30 dakika öncesinden ya da tercihen gece boyunca suda bekletilen chia tohumları, midede jel benzeri bir kıvam alarak sindirimi kolaylaştırıyor ve vücuttaki emilimini artırıyor.  <strong>Besin Değerleri (28 gram - yaklaşık 2 yemek kaşığı):</strong>  Kalori: 138  Protein: 4,7 g  Yağ: 8,7 g (5 g omega-3)  Karbonhidrat: 12,3 g (10,6 g lif)  Kalsiyum: Günlük Değerin %18’i  Magnezyum: %23  Fosfor: %27  B1 Vitamini (Tiamin): %15  B3 Vitamini (Niasin): %16  Chia tohumları ister sabah ister akşam tüketilsin, düzenli kullanımda sağlığınıza ciddi katkılar sunan doğal bir süper gıdadır. Günlük beslenme rutininize küçük bir ekleme ile büyük bir fark yaratabilirsiniz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>1 lokması migreni tetikliyor: Bu besinleri tüketirken dikkat!</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/1-lokmasi-migreni-tetikliyor-bu-besinleri-tuketirken-dikkat</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/1-lokmasi-migreni-tetikliyor-bu-besinleri-tuketirken-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Migren, basit bir baş ağrısından çok daha fazlasıdır. Genellikle başın bir tarafında zonklayıcı ağrıya neden olan bu nörolojik rahatsızlık; bulantı, kusma, ışık ve sese karşı hassasiyet gibi semptomlarla birlikte seyreder. Peki, hangi besinler migreni tetikliyor?Kadınlarda daha sık görülen migrenin, genetik yatkınlık, hormonal değişiklikler, çevresel faktörler ve yaşam tarzıyla bağlantılı olduğu biliniyor. Ancak dikkat çeken bir diğer unsur ise bazı yiyeceklerin migren ataklarını doğrudan tetikleyebilmesi.Araştırmalar, migren hastalarının belirli gıdalara karşı daha hassas olduğunu ortaya koyuyor. Tiramin, nitratlar, histamin, kafein ve lezzet artırıcılar gibi bileşenler, beyindeki damar yapısını ve sinir sistemini etkileyerek atağı tetikleyebiliyor. Bu nedenle evrensel bir migren diyeti olmasa da, bazı yiyeceklerden kaçınmak ya da sınırlı tüketmek büyük önem taşıyor.Parmesan, çedar gibi eskitilmiş ürünler ile kimçi ve lahana turşusu gibi fermente gıdalar, yüksek oranda tiramin içerir. Tiramin, beyindeki damarları etkileyerek migrenin başlamasına neden olabilir. Amerikan Migren Vakfı’na göre, bu tür yiyecekler en sık bildirilen tetikleyiciler arasında yer alıyor.Ne Yapmalı?Taze süt ürünlerini ya da bitki bazlı alternatifleri tercih edin. Mozzarella veya lor gibi taze peynirler daha güvenli seçeneklerdir. Hangi gıdaların sizi tetiklediğini anlamak için bir beslenme günlüğü tutmanız faydalı olabilir.Sucuk, salam, sosis ve pastırma gibi işlenmiş et ürünleri; nitrat, nitrit ve tiramin içerikleriyle migreni tetikleyebiliyor. Özellikle aura tipi migren hastalarında bu ilişki daha belirgin.Ne Yapmalı?İşlenmiş etlerden uzak durarak taze ve doğal protein kaynaklarına yönelin. Etiketleri okuyarak katkı maddesi içermeyen ürünleri tercih edin.Özellikle kırmızı şarap, içerdiği histamin, tiramin, sülfit ve tanen nedeniyle ataklara yol açabilir. 2018’de yapılan bir araştırmaya göre, migren hastalarının %35’i alkolü tetikleyici olarak tanımlarken, kırmızı şarap bu oran içinde %77’lik paya sahip.Ne Yapmalı?Alkol tüketiminizi sınırlayın. Dehidrasyon riski yüksekse alkolden tamamen kaçınılmalı.Kafein kısa vadede baş ağrısını hafifletebilir. Ancak aşırı tüketimi ya da ani bırakılması, damarlarda geri tepme etkisi yaratıp migreni şiddetlendirebilir.Ne Yapmalı?Kafeini ölçülü tüketin. Günlük 1-2 fincan kahve çoğu hasta için güvenli kabul edilir. Ani bırakmalardan kaçının.Kafein, tiramin ve beta-feniletilamin içeren çikolata da migreni tetikleyebilir. Ancak bazı uzmanlar, migren atağından önce gelişen iştah artışının bu ilişkiyi karmaşıklaştırdığını savunuyor.Ne Yapmalı?Beyaz çikolata gibi kakao içeriği düşük ürünler deneyin. Alternatif olarak keçiboynuzu gibi doğal ürünlere yönelebilirsiniz.Lezzet artırıcı olarak kullanılan MSG, özellikle hazır gıdalar ve bazı restoran yemeklerinde yaygındır. Sinir sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle bazı kişilerde atağa yol açabilir.Ne Yapmalı?Doğal baharatlarla yemeklerinizi tatlandırın. Etiketlerde MSG veya &quot;glutamat&quot; ibaresine dikkat edin.7. YAPAY TATLANDIRICILARAspartam gibi yapay tatlandırıcılar, bazı migren hastalarında nörolojik reaksiyonlara neden olabilir.Ne Yapmalı?Bir süre yapay tatlandırıcılardan uzak durarak vücudunuzun tepkisini gözlemleyin. Tatlandırma için bal ya da akçaağaç şurubu gibi doğal ürünler tercih edilebilir.Portakal, limon ve greyfurt gibi turunçgiller; bazı hastalarda atakları tetikleyebilir.Ne Yapmalı?Asidik meyveleri ölçülü tüketin. Soğuk içecek veya dondurma yerken yavaş olun ve ani soğuk temaslardan kaçının.Migrenin tetikleyicileri kişiden kişiye değişiklik gösterse de, beslenme alışkanlıklarının bu süreçte önemli rol oynadığı yadsınamaz. Hangi yiyeceklerin sizde atağa neden olduğunu belirlemek için günlük tutmak ve doktorunuza danışarak bireysel bir plan oluşturmak, migrenle baş etmenin etkili yollarından biri olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M_kRIP085E24nmFCadZ0kA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>lokması, migreni, tetikliyor:, besinleri, tüketirken, dikkat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M_kRIP085E24nmFCadZ0kA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="1 lokması migreni tetikliyor: Bu besinleri tüketirken dikkat!"><p>Migren, basit bir baş ağrısından çok daha fazlasıdır. Genellikle başın bir tarafında zonklayıcı ağrıya neden olan bu nörolojik rahatsızlık; bulantı, kusma, ışık ve sese karşı hassasiyet gibi semptomlarla birlikte seyreder. Peki, hangi besinler migreni tetikliyor?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ud6Vm8gz90utKD4SLIEfEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınlarda daha sık görülen migrenin, genetik yatkınlık, hormonal değişiklikler, çevresel faktörler ve yaşam tarzıyla bağlantılı olduğu biliniyor. Ancak dikkat çeken bir diğer unsur ise bazı yiyeceklerin migren ataklarını doğrudan tetikleyebilmesi.Araştırmalar, migren hastalarının belirli gıdalara karşı daha hassas olduğunu ortaya koyuyor. Tiramin, nitratlar, histamin, kafein ve lezzet artırıcılar gibi bileşenler, beyindeki damar yapısını ve sinir sistemini etkileyerek atağı tetikleyebiliyor. Bu nedenle evrensel bir migren diyeti olmasa da, bazı yiyeceklerden kaçınmak ya da sınırlı tüketmek büyük önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S43XzyK7IkarxpdTRYtMBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parmesan, çedar gibi eskitilmiş ürünler ile kimçi ve lahana turşusu gibi fermente gıdalar, yüksek oranda tiramin içerir. Tiramin, beyindeki damarları etkileyerek migrenin başlamasına neden olabilir. Amerikan Migren Vakfı’na göre, bu tür yiyecekler en sık bildirilen tetikleyiciler arasında yer alıyor.Ne Yapmalı?Taze süt ürünlerini ya da bitki bazlı alternatifleri tercih edin. Mozzarella veya lor gibi taze peynirler daha güvenli seçeneklerdir. Hangi gıdaların sizi tetiklediğini anlamak için bir beslenme günlüğü tutmanız faydalı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H1NCKfEiZ0GAYuJ03hC4dQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sucuk, salam, sosis ve pastırma gibi işlenmiş et ürünleri; nitrat, nitrit ve tiramin içerikleriyle migreni tetikleyebiliyor. Özellikle aura tipi migren hastalarında bu ilişki daha belirgin.Ne Yapmalı?İşlenmiş etlerden uzak durarak taze ve doğal protein kaynaklarına yönelin. Etiketleri okuyarak katkı maddesi içermeyen ürünleri tercih edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XZ3v2k-T8UGJFnszo6wvQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle kırmızı şarap, içerdiği histamin, tiramin, sülfit ve tanen nedeniyle ataklara yol açabilir. 2018’de yapılan bir araştırmaya göre, migren hastalarının %35’i alkolü tetikleyici olarak tanımlarken, kırmızı şarap bu oran içinde %77’lik paya sahip.Ne Yapmalı?Alkol tüketiminizi sınırlayın. Dehidrasyon riski yüksekse alkolden tamamen kaçınılmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iGaIKmiXKEOj-KlasySNkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kafein kısa vadede baş ağrısını hafifletebilir. Ancak aşırı tüketimi ya da ani bırakılması, damarlarda geri tepme etkisi yaratıp migreni şiddetlendirebilir.Ne Yapmalı?Kafeini ölçülü tüketin. Günlük 1-2 fincan kahve çoğu hasta için güvenli kabul edilir. Ani bırakmalardan kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yj6VQxiI8EWmpbzFQPWMQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kafein, tiramin ve beta-feniletilamin içeren çikolata da migreni tetikleyebilir. Ancak bazı uzmanlar, migren atağından önce gelişen iştah artışının bu ilişkiyi karmaşıklaştırdığını savunuyor.Ne Yapmalı?Beyaz çikolata gibi kakao içeriği düşük ürünler deneyin. Alternatif olarak keçiboynuzu gibi doğal ürünlere yönelebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7O1xkoYwiEilaETM2655jA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lezzet artırıcı olarak kullanılan MSG, özellikle hazır gıdalar ve bazı restoran yemeklerinde yaygındır. Sinir sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle bazı kişilerde atağa yol açabilir.Ne Yapmalı?Doğal baharatlarla yemeklerinizi tatlandırın. Etiketlerde MSG veya "glutamat" ibaresine dikkat edin.7. YAPAY TATLANDIRICILARAspartam gibi yapay tatlandırıcılar, bazı migren hastalarında nörolojik reaksiyonlara neden olabilir.Ne Yapmalı?Bir süre yapay tatlandırıcılardan uzak durarak vücudunuzun tepkisini gözlemleyin. Tatlandırma için bal ya da akçaağaç şurubu gibi doğal ürünler tercih edilebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m3xJ2Q2efU-XKYY-jh7YCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Portakal, limon ve greyfurt gibi turunçgiller; bazı hastalarda atakları tetikleyebilir.Ne Yapmalı?Asidik meyveleri ölçülü tüketin. Soğuk içecek veya dondurma yerken yavaş olun ve ani soğuk temaslardan kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4VSI2lYGYkmj-I48ETgxEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Migrenin tetikleyicileri kişiden kişiye değişiklik gösterse de, beslenme alışkanlıklarının bu süreçte önemli rol oynadığı yadsınamaz. Hangi yiyeceklerin sizde atağa neden olduğunu belirlemek için günlük tutmak ve doktorunuza danışarak bireysel bir plan oluşturmak, migrenle baş etmenin etkili yollarından biri olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karpuzda bakteri tehlikesi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/karpuzda-bakteri-tehlikesi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/karpuzda-bakteri-tehlikesi</guid>
<description><![CDATA[ Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte besin zehirlenmeleri vakalarında artış gözleniyor. Uzmanlar, hayvansal gıdaların yanı sıra meyve ve sebzelerin de zehirlenmeye yol açabileceğine dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S-uucSiB50ieutwmK7CDSQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karpuzda, bakteri, tehlikesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S-uucSiB50ieutwmK7CDSQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karpuzda bakteri tehlikesi"><p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte besin zehirlenmeleri vakalarında artış gözleniyor. Uzmanlar, hayvansal gıdaların yanı sıra meyve ve sebzelerin de zehirlenmeye yol açabileceğine dikkat çekiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün 1 fincan çay içmenin bilinmeyen etkisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-1-fincan-cay-icmenin-bilinmeyen-etkisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-1-fincan-cay-icmenin-bilinmeyen-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir araştırmaya göre, her gün içilen bir fincan çayın, özellikle ileri yaşlardaki kadınlarda kalp sağlığını korumada önemli rol oynayabilir. Bilim insanları, çayın kalp hastalıklarına karşı güçlü bir koruma sağladığını ortaya koydu.Edith Cowan Üniversitesi&#039;nin yürüttüğü kapsamlı bir çalışma, siyah çay tüketiminin abdominal aort kalsifikasyonu riskini azaltabileceğini gösterdi. Abdominal aort kalsifikasyonu, kalp krizi, felç ve damar tıkanıklığı gibi ciddi kardiyovasküler sorunların erken habercisi olarak kabul ediliyor.Araştırmada, ortalama yaşı 80 olan 881 yaşlı kadın incelendi. Çay tüketen katılımcıların, flavonoidler açısından daha zengin bir diyete sahip oldukları ve buna bağlı olarak Abdominal aort kalsifikasyonu risklerinin daha düşük olduğu belirlendi. Araştırmacılar, flavonoidlerin antioksidan ve anti-enflamatuar özellikleriyle damar sağlığını koruduğuna dikkat çekti.Çayın kalp üzerindeki etkisi, içinde doğal olarak bulunan flavonoidlerden kaynaklanıyor. Bu bitki bazlı bileşikler; çay, yaban mersini, elma, üzüm, bitter çikolata  gibi birçok gıdada bulunuyor. Ancak çalışma, özellikle siyah çayın flavonoid açısından en zengin kaynaklardan biri olduğunu vurguluyor.Çalışmada, günde 2 ila 6 fincan siyah çay içen kişilerin, hiç çay içmeyenlere kıyasla yoğun Abdominal aort kalsifikasyonu geliştirme risklerinin yüzde 16 ila yüzde 42 oranında daha düşük olduğu tespit edildi. Ayrıca, toplam flavonoid alımı yüksek olan bireylerde bu riskin yüzde 36 ila yüzde 39 oranında azaldığı gözlemlendi.Ancak dikkat çeken bir başka sonuç daha var: Araştırma, meyve suyu, kırmızı şarap ve çikolata gibi diğer flavonoid kaynaklarının AAC üzerinde anlamlı bir etki göstermediğini ortaya koydu.Çay içmeyen bireyler için ise araştırma, umut verici alternatifler sunuyor. Siyah çay yerine diğer flavonoid kaynaklarını tüketmenin de benzer koruyucu etkiler sağlayabileceği belirtiliyor.Farklı kültürlerde siyah çay tüketimi değişiklik gösterse de, araştırmacılar flavonoid alımının genel diyetle kolayca artırılabileceği görüşünde.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sfgFm6FtNUmI_TqbqCUrbw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, fincan, çay, içmenin, bilinmeyen, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sfgFm6FtNUmI_TqbqCUrbw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün 1 fincan çay içmenin bilinmeyen etkisi"><p>Yeni bir araştırmaya göre, her gün içilen bir fincan çayın, özellikle ileri yaşlardaki kadınlarda kalp sağlığını korumada önemli rol oynayabilir. Bilim insanları, çayın kalp hastalıklarına karşı güçlü bir koruma sağladığını ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lNQhsl9dMEWhyMHuTpPW3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Edith Cowan Üniversitesi'nin yürüttüğü kapsamlı bir çalışma, siyah çay tüketiminin abdominal aort kalsifikasyonu riskini azaltabileceğini gösterdi. Abdominal aort kalsifikasyonu, kalp krizi, felç ve damar tıkanıklığı gibi ciddi kardiyovasküler sorunların erken habercisi olarak kabul ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pQlREjwHCU62yEV561ZJlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, ortalama yaşı 80 olan 881 yaşlı kadın incelendi. Çay tüketen katılımcıların, flavonoidler açısından daha zengin bir diyete sahip oldukları ve buna bağlı olarak Abdominal aort kalsifikasyonu risklerinin daha düşük olduğu belirlendi. Araştırmacılar, flavonoidlerin antioksidan ve anti-enflamatuar özellikleriyle damar sağlığını koruduğuna dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/abe-mXdIBE2VRCzr9T3Aog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çayın kalp üzerindeki etkisi, içinde doğal olarak bulunan flavonoidlerden kaynaklanıyor. Bu bitki bazlı bileşikler; çay, yaban mersini, elma, üzüm, bitter çikolata  gibi birçok gıdada bulunuyor. Ancak çalışma, özellikle siyah çayın flavonoid açısından en zengin kaynaklardan biri olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lKwoBQ1t6EC33cVatytu3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmada, günde 2 ila 6 fincan siyah çay içen kişilerin, hiç çay içmeyenlere kıyasla yoğun Abdominal aort kalsifikasyonu geliştirme risklerinin yüzde 16 ila yüzde 42 oranında daha düşük olduğu tespit edildi. Ayrıca, toplam flavonoid alımı yüksek olan bireylerde bu riskin yüzde 36 ila yüzde 39 oranında azaldığı gözlemlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OLiNesAMjU2BSGgv7HFusA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak dikkat çeken bir başka sonuç daha var: Araştırma, meyve suyu, kırmızı şarap ve çikolata gibi diğer flavonoid kaynaklarının AAC üzerinde anlamlı bir etki göstermediğini ortaya koydu.Çay içmeyen bireyler için ise araştırma, umut verici alternatifler sunuyor. Siyah çay yerine diğer flavonoid kaynaklarını tüketmenin de benzer koruyucu etkiler sağlayabileceği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HyH-irBUpEiQEaBB_zfIXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Farklı kültürlerde siyah çay tüketimi değişiklik gösterse de, araştırmacılar flavonoid alımının genel diyetle kolayca artırılabileceği görüşünde.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Süper böcekler 2050&amp;apos;ye kadar milyonları öldürebilir: Sessiz tehdit ekonomiyi de vuracak</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/super-boecekler-2050ye-kadar-milyonlari-oeldurebilir-sessiz-tehdit-ekonomiyi-de-vuracak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/super-boecekler-2050ye-kadar-milyonlari-oeldurebilir-sessiz-tehdit-ekonomiyi-de-vuracak</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanlarına göre antibiyotiklere dirençli &quot;süper böcekler&quot; kaynaklı ölümlerin yüzde 60 artması bekleniyor. Bu, iş gücü ve küresel ekonomiye darbe vurabilir.Araştırmalara göre &quot;süper böcekler&quot;, 2050 yılına kadar milyonlarca insanın ölümüne yol açabilir ve küresel ekonomiye yaklaşık 2 trilyon dolara mal olabilir.The Guardian gazetesinin haberine göre İngiltere hükümeti tarafından finanse edilen bir çalışma, ortak bir eylem olmadan, antimikrobiyal direnç (AMR) oranlarının yükselişinin, önümüzdeki çeyrek yüzyılda, küresel olarak yıllık 1.7 milyon dolar gayrısafi yurt içi hasıla (GSYH) kaybına yol açacağını gösteriyor.YÜZDE 60 ARTMASI BEKLENİYORSağlık Ölçümleri ve Değerlendirme Enstitüsü&#039;ne (IHME) göre, AMR&#039;den kaynaklanan ölümlerin 2050 yılına kadar yüzde 60 oranında artması bekleniyor. Sadece ABD&#039;de 1,34 milyon ve İngiltere&#039;de 184 bin kişinin her yıl antibiyotiklere dirençli böcekler nedeniyle öleceği tahmin edilirken, ilaca dirençli bakteriler nedeniyle ciddi şekilde hastalananların sayısının da artması bekleniyor.HASTANE YATIŞLARINI UZATIYORSüper böcekler hastaneye yatış sayısını arttırırken, daha uzun ve daha yoğun hastane yatışlarına, daha maliyetli ikinci basamak tedavilere ve daha karmaşık bakıma yol açıyor. Bu da dirençli enfeksiyonların tedavisinin antibiyotiklerin etkili olduğu enfeksiyonlara kıyasla yaklaşık iki kat daha pahalı olduğu anlamına geliyor.EN ÇOK HANGİ ÜLKELER ETKİLENECEK?Çalışma, AMR tedavisinin küresel sağlık maliyetlerinin yılda 176 milyar doların biraz altında artabileceğini, Birleşik Krallık&#039;ta 900 milyon dolardan 3,7 milyar dolara, ABD&#039;de ise 15,5 milyar dolardan 57 milyar doların biraz altına yükseleceğini tahmin ediyor.Center for Global Development adlı düşünce kuruluşu tarafından yapılan araştırma, ABD, İngitere ve AB ekonomilerinin en çok etkilenenler arasında yer alacağını ortaya koyarken, son dönemde yapılan büyük yardım kesintilerinin kendi kendini yok ettiği suçlamalarına yol açtı.&quot;EN BAŞARILI ÜLKELER BİLE RİSK ALTINDA&quot;Araştırmanın başyazarı ve Küresel Kalkınma Merkezi&#039;nde politika uzmanı olan Anthony McDonnell, AMR oranlarını kontrol altında tutma konusunda başarılı olan ülkelerin bile rehavete kapılmayı göze alamayacağını söyledi. McDonnell, AMR programları yardım kesintilerinden korunmadığı sürece, dünya genelinde direnç oranlarının muhtemelen en kötü etkilenen ülkelere paralel bir oranda artacağını belirtti.McDonnell, şunları ekledi: &quot;Bu durum, G7 ülkeleri de dâhil olmak üzere dünya genelinde milyonlarca insanın daha ölmesine yol açacaktır. Bakteriyel enfeksiyonların tedavisine şimdi yatırım yapmak hayat kurtaracak ve uzun vadede milyarlarca dolarlık ekonomik getiri sağlayacaktır.&quot;İŞ GÜCÜ AZALACAKAraştırma, 122 ülke için antibiyotik direncinin ekonomik ve sağlık yükünü hesaplamış ve bu en kötümser senaryoda, 2050 yılına kadar Çin&#039;de GSYİH kayıplarının yılda 722 milyar doların biraz altına, ABD&#039;de 295,7 milyar dolara, AB&#039;de 187 milyar dolara, Japonya&#039;da 65,7 milyar dolara ve İngiltere&#039;de 58,6 milyar dolara ulaşabileceğini tahmin ediyor.Araştırmaya göre daha yüksek dirençli böcek oranları da İngiltere, AB ve ABD&#039;deki iş gücünü sırasıyla yüzde 0,8, yüzde 0,6 ve yüzde 0,4 oranında azaltacak.Ancak ülkeler süper böceklerle mücadeleye daha fazla yatırım yaparsa, yani yeni antibiyotiklere erişimi ve bu enfeksiyonların yüksek kalitede tedavisini arttırırsa, 2050 yılına kadar ABD ekonomisi yılda 156,2 milyar dolar, İngiltere ise 12 milyar dolar büyüyecek.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mihoxyBzjEiYWkF-SXCjwg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Süper, böcekler, 2050ye, kadar, milyonları, öldürebilir:, Sessiz, tehdit, ekonomiyi, vuracak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mihoxyBzjEiYWkF-SXCjwg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both&ampv=20250721052233089" class="type:primaryImage" alt="Süper böcekler milyonları öldürebilir"><p>Bilim insanlarına göre antibiyotiklere dirençli "süper böcekler" kaynaklı ölümlerin yüzde 60 artması bekleniyor. Bu, iş gücü ve küresel ekonomiye darbe vurabilir.</p><p>Araştırmalara göre "süper böcekler", 2050 yılına kadar milyonlarca insanın ölümüne yol açabilir ve küresel ekonomiye yaklaşık 2 trilyon dolara mal olabilir.</p><p>The Guardian gazetesinin haberine göre İngiltere hükümeti tarafından finanse edilen bir çalışma, ortak bir eylem olmadan, antimikrobiyal direnç (AMR) oranlarının yükselişinin, önümüzdeki çeyrek yüzyılda, küresel olarak yıllık 1.7 milyon dolar gayrısafi yurt içi hasıla (GSYH) kaybına yol açacağını gösteriyor.</p><p><strong>YÜZDE 60 ARTMASI BEKLENİYOR</strong></p><p>Sağlık Ölçümleri ve Değerlendirme Enstitüsü'ne (IHME) göre, AMR'den kaynaklanan ölümlerin 2050 yılına kadar yüzde 60 oranında artması bekleniyor. Sadece ABD'de 1,34 milyon ve İngiltere'de 184 bin kişinin her yıl antibiyotiklere dirençli böcekler nedeniyle öleceği tahmin edilirken, ilaca dirençli bakteriler nedeniyle ciddi şekilde hastalananların sayısının da artması bekleniyor.</p><p><strong>HASTANE YATIŞLARINI UZATIYOR</strong></p><p>Süper böcekler hastaneye yatış sayısını arttırırken, daha uzun ve daha yoğun hastane yatışlarına, daha maliyetli ikinci basamak tedavilere ve daha karmaşık bakıma yol açıyor. Bu da dirençli enfeksiyonların tedavisinin antibiyotiklerin etkili olduğu enfeksiyonlara kıyasla yaklaşık iki kat daha pahalı olduğu anlamına geliyor.</p><p><strong>EN ÇOK HANGİ ÜLKELER ETKİLENECEK?</strong></p><p>Çalışma, AMR tedavisinin küresel sağlık maliyetlerinin yılda 176 milyar doların biraz altında artabileceğini, Birleşik Krallık'ta 900 milyon dolardan 3,7 milyar dolara, ABD'de ise 15,5 milyar dolardan 57 milyar doların biraz altına yükseleceğini tahmin ediyor.</p><p>Center for Global Development adlı düşünce kuruluşu tarafından yapılan araştırma, ABD, İngitere ve AB ekonomilerinin en çok etkilenenler arasında yer alacağını ortaya koyarken, son dönemde yapılan büyük yardım kesintilerinin kendi kendini yok ettiği suçlamalarına yol açtı.</p><p><strong>"EN BAŞARILI ÜLKELER BİLE RİSK ALTINDA"</strong></p><p>Araştırmanın başyazarı ve Küresel Kalkınma Merkezi'nde politika uzmanı olan Anthony McDonnell, AMR oranlarını kontrol altında tutma konusunda başarılı olan ülkelerin bile rehavete kapılmayı göze alamayacağını söyledi. McDonnell, AMR programları yardım kesintilerinden korunmadığı sürece, dünya genelinde direnç oranlarının muhtemelen en kötü etkilenen ülkelere paralel bir oranda artacağını belirtti.</p><p>McDonnell, şunları ekledi: "Bu durum, G7 ülkeleri de dâhil olmak üzere dünya genelinde milyonlarca insanın daha ölmesine yol açacaktır. Bakteriyel enfeksiyonların tedavisine şimdi yatırım yapmak hayat kurtaracak ve uzun vadede milyarlarca dolarlık ekonomik getiri sağlayacaktır."</p><p><strong>İŞ GÜCÜ AZALACAK</strong></p><p>Araştırma, 122 ülke için antibiyotik direncinin ekonomik ve sağlık yükünü hesaplamış ve bu en kötümser senaryoda, 2050 yılına kadar Çin'de GSYİH kayıplarının yılda 722 milyar doların biraz altına, ABD'de 295,7 milyar dolara, AB'de 187 milyar dolara, Japonya'da 65,7 milyar dolara ve İngiltere'de 58,6 milyar dolara ulaşabileceğini tahmin ediyor.</p><p>Araştırmaya göre daha yüksek dirençli böcek oranları da İngiltere, AB ve ABD'deki iş gücünü sırasıyla yüzde 0,8, yüzde 0,6 ve yüzde 0,4 oranında azaltacak.</p><p>Ancak ülkeler süper böceklerle mücadeleye daha fazla yatırım yaparsa, yani yeni antibiyotiklere erişimi ve bu enfeksiyonların yüksek kalitede tedavisini arttırırsa, 2050 yılına kadar ABD ekonomisi yılda 156,2 milyar dolar, İngiltere ise 12 milyar dolar büyüyecek. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Baş ağrısının sessiz nedenleri: 5 işarete dikkat!</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bas-agrisinin-sessiz-nedenleri-5-isarete-dikkat</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bas-agrisinin-sessiz-nedenleri-5-isarete-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Baş ağrıları, günlük yaşamı zorlaştıran yaygın bir şikayet olarak öne çıkarken, çoğu zaman basit alışkanlık değişiklikleriyle önlenebiliyor.Uzmanlara göre, susuzluk baş ağrısının en sık karşılaşılan nedenlerinden biri. Yeterli miktarda su tüketilmediğinde, beyin hacmi geçici olarak küçülerek kafatasından uzaklaşabiliyor. Bu durum ise donuk ya da zonklayıcı tarzda baş ağrılarına yol açıyor. Uzmanlar, ani ve aşırı su tüketiminden kaçınılması gerektiğini, sıvı alımının yavaş yavaş ve yudum yudum yapılmasının daha etkili olduğunu belirtiyor.Stresin vücutta yarattığı fiziksel etkilerden biri de baş ağrısı. Stresli durumlarda boyun ve kafa derisindeki kasların gerilmesi, gerilim tipi baş ağrılarını tetikliyor. Bu tür ağrılar, baş çevresinde sıkıştırıcı bir baskı hissiyle kendini gösteriyor. Uzmanlar, düzenli gevşeme egzersizleri, nefes teknikleri ve hafif fiziksel aktivitelerin bu tür baş ağrılarını azaltmada etkili olduğunu vurguluyor..Uykusuzluk ya da düzensiz uyku alışkanlıkları da baş ağrılarının bir diğer önemli tetikleyicisi. Özellikle geceleri yeterince uyuyamayan bireylerde sabah saatlerinde baş ağrısı şikayetleri artabiliyor. Uyku eksikliği, beyin fonksiyonlarını ve ağrı eşiğini olumsuz etkileyerek ağrıya duyarlılığı artırıyor. Uzmanlar, düzenli ve kaliteli uykunun bu ağrıların önlenmesinde temel rol oynadığını belirtiyor.Burun tıkanıklığı, sinüslerde oluşan basınç ve alerjik reaksiyonlar da baş ağrısına neden olabiliyor. Göz çevresi, alın ve yanaklarda hissedilen bu ağrılar, genellikle sinüslerin iltihaplanması ya da mukusla dolması sonucu gelişiyor. Sinüs kökenli baş ağrılarında, altta yatan enfeksiyon ya da alerjinin tedavi edilmesi genellikle yeterli oluyor.Servikojenik baş ağrıları olarak adlandırılan ve boyun ile üst omurga bölgesinden kaynaklanan ağrılar da sık görülüyor. Bu baş ağrıları, genellikle başın arkasında ya da göz çevresinde hissediliyor ve boyun hareketleriyle şiddetleniyor. Beraberinde mide bulantısı ya da ışığa hassasiyet gibi belirtiler de görülebiliyor.HANGİ DURUMLARDA DOKTORA BAŞVURMALI?Çoğu baş ağrısı evde basit yöntemlerle kontrol altına alınabilse de, bazı durumlar tıbbi müdahale gerektiriyor. Uzmanlar, aşağıdaki belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasını öneriyor:Ani ve şiddetli baş ağrıları (gök gürültüsü tipi baş ağrısı),
Reçetesiz ağrı kesicilere yanıt vermeyen ağrılar,
Görme kaybı, ateş, uyuşukluk ya da bilinç bulanıklığı ile birlikte seyreden baş ağrıları,
Zamanla artan ya da karakter değiştiren baş ağrısı şikayetleri,
Kafa travması sonrası gelişen baş ağrıları.

Baş ağrılarının ardındaki nedenleri anlamak, doğru tedavi ve yaşam alışkanlıklarıyla bu rahatsızlığın önüne geçilmesini mümkün kılabilir ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L-vvwQfqb0GtGtCVPVDKLQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Baş, ağrısının, sessiz, nedenleri:, işarete, dikkat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L-vvwQfqb0GtGtCVPVDKLQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Baş ağrısının sessiz nedenleri: 5 işarete dikkat!"><p>Baş ağrıları, günlük yaşamı zorlaştıran yaygın bir şikayet olarak öne çıkarken, çoğu zaman basit alışkanlık değişiklikleriyle önlenebiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pgt7D6sjQEqEelziMJ-aRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, susuzluk baş ağrısının en sık karşılaşılan nedenlerinden biri. Yeterli miktarda su tüketilmediğinde, beyin hacmi geçici olarak küçülerek kafatasından uzaklaşabiliyor. Bu durum ise donuk ya da zonklayıcı tarzda baş ağrılarına yol açıyor. Uzmanlar, ani ve aşırı su tüketiminden kaçınılması gerektiğini, sıvı alımının yavaş yavaş ve yudum yudum yapılmasının daha etkili olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a1YKdAK-LE2M9ZDVIKdbJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stresin vücutta yarattığı fiziksel etkilerden biri de baş ağrısı. Stresli durumlarda boyun ve kafa derisindeki kasların gerilmesi, gerilim tipi baş ağrılarını tetikliyor. Bu tür ağrılar, baş çevresinde sıkıştırıcı bir baskı hissiyle kendini gösteriyor. Uzmanlar, düzenli gevşeme egzersizleri, nefes teknikleri ve hafif fiziksel aktivitelerin bu tür baş ağrılarını azaltmada etkili olduğunu vurguluyor..</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cQl91di52EeSHg2vDiYKCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uykusuzluk ya da düzensiz uyku alışkanlıkları da baş ağrılarının bir diğer önemli tetikleyicisi. Özellikle geceleri yeterince uyuyamayan bireylerde sabah saatlerinde baş ağrısı şikayetleri artabiliyor. Uyku eksikliği, beyin fonksiyonlarını ve ağrı eşiğini olumsuz etkileyerek ağrıya duyarlılığı artırıyor. Uzmanlar, düzenli ve kaliteli uykunun bu ağrıların önlenmesinde temel rol oynadığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GLCiuRBhkUqXH95K63XuRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burun tıkanıklığı, sinüslerde oluşan basınç ve alerjik reaksiyonlar da baş ağrısına neden olabiliyor. Göz çevresi, alın ve yanaklarda hissedilen bu ağrılar, genellikle sinüslerin iltihaplanması ya da mukusla dolması sonucu gelişiyor. Sinüs kökenli baş ağrılarında, altta yatan enfeksiyon ya da alerjinin tedavi edilmesi genellikle yeterli oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OH3xmMnPDkC7nk40wO8OUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Servikojenik baş ağrıları olarak adlandırılan ve boyun ile üst omurga bölgesinden kaynaklanan ağrılar da sık görülüyor. Bu baş ağrıları, genellikle başın arkasında ya da göz çevresinde hissediliyor ve boyun hareketleriyle şiddetleniyor. Beraberinde mide bulantısı ya da ışığa hassasiyet gibi belirtiler de görülebiliyor.HANGİ DURUMLARDA DOKTORA BAŞVURMALI?Çoğu baş ağrısı evde basit yöntemlerle kontrol altına alınabilse de, bazı durumlar tıbbi müdahale gerektiriyor. Uzmanlar, aşağıdaki belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasını öneriyor:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FTkkWYPAe0mYzpQ4uGD-lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ani ve şiddetli baş ağrıları (gök gürültüsü tipi baş ağrısı),
Reçetesiz ağrı kesicilere yanıt vermeyen ağrılar,
Görme kaybı, ateş, uyuşukluk ya da bilinç bulanıklığı ile birlikte seyreden baş ağrıları,
Zamanla artan ya da karakter değiştiren baş ağrısı şikayetleri,
Kafa travması sonrası gelişen baş ağrıları.

Baş ağrılarının ardındaki nedenleri anlamak, doğru tedavi ve yaşam alışkanlıklarıyla bu rahatsızlığın önüne geçilmesini mümkün kılabilir</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlık Bakanlığı: Organ bağışı yapmak daha kolay olacak</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/saglik-bakanligi-organ-bagisi-yapmak-daha-kolay-olacak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/saglik-bakanligi-organ-bagisi-yapmak-daha-kolay-olacak</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık alanında düzenlemeler içeren &#039;Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi&#039;nin TBMM&#039;de kabul edilerek yasalaşmasıyla birlikte organ bağışı yapmak daha kolay olacak.Sağlık Bakanlığı&#039;ndan yapılan açıklamaya göre; yasayla organ bağışından ilaç tedarik zincirine, tıbbi cihazlardan aldatıcı reklamlara, özel sağlık kuruluşlarından hekimlerin özlük haklarına kadar önemli değişikliklere imza atıldı. Düzenlemeyle organ bağışı yapmak daha kolay olacak. Buna göre; vatandaşlar, e-Devlet üzerinden kolayca organ bağışçısı olabilecek ve dijital ortamda işlemlerini hızlıca gerçekleştirebilecek. Bağışçılar, organ bağışı yaptıklarını hangi yakınları ile paylaşmak istediklerine de kendileri karar verecek. Vatandaş, hayattayken organ bağışına karar vermişse öldükten sonra da bu iradesi geçerli sayılacak.   Bu sayede; bağışçının iradesi korunacak, organ bekleyen vatandaşların umudu artacak. Organı nakledilen bağışçının birinci derece yakınlarına, organ nakline ihtiyaç duymaları halinde, öncelik hakkı tanınacak.   Düzenlemenin böbrek nakli bekleyen 25 bin, karaciğer nakli bekleyen 2 bin 500 ve kalp nakli bekleyen 1500&#039;den fazla hastaya umut olması bekleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tKxyMqGxk02EauiZusF8zQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, Bakanlığı:, Organ, bağışı, yapmak, daha, kolay, olacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tKxyMqGxk02EauiZusF8zQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Organ bağışı e-devlet'te"><p>Sağlık alanında düzenlemeler içeren 'Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin TBMM'de kabul edilerek yasalaşmasıyla birlikte organ bağışı yapmak daha kolay olacak.</p><p>Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre; yasayla organ bağışından ilaç tedarik zincirine, tıbbi cihazlardan aldatıcı reklamlara, özel sağlık kuruluşlarından hekimlerin özlük haklarına kadar önemli değişikliklere imza atıldı. </p><p>Düzenlemeyle organ bağışı yapmak daha kolay olacak. Buna göre; vatandaşlar, e-Devlet üzerinden kolayca organ bağışçısı olabilecek ve dijital ortamda işlemlerini hızlıca gerçekleştirebilecek. </p><p>Bağışçılar, organ bağışı yaptıklarını hangi yakınları ile paylaşmak istediklerine de kendileri karar verecek. Vatandaş, hayattayken organ bağışına karar vermişse öldükten sonra da bu iradesi geçerli sayılacak.   Bu sayede; bağışçının iradesi korunacak, organ bekleyen vatandaşların umudu artacak. Organı nakledilen bağışçının birinci derece yakınlarına, organ nakline ihtiyaç duymaları halinde, öncelik hakkı tanınacak.   Düzenlemenin böbrek nakli bekleyen 25 bin, karaciğer nakli bekleyen 2 bin 500 ve kalp nakli bekleyen 1500'den fazla hastaya umut olması bekleniyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kimse önemsemiyor ama kanserin uyarı işareti: Birkaç haftadan uzun sürerse ihmal etmeyin</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kimse-oenemsemiyor-ama-kanserin-uyari-isareti-birkac-haftadan-uzun-surerse-ihmal-etmeyin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kimse-oenemsemiyor-ama-kanserin-uyari-isareti-birkac-haftadan-uzun-surerse-ihmal-etmeyin</guid>
<description><![CDATA[ Kanserin erken teşhisi, tedavi sürecinin başarı şansını büyük ölçüde artırabilir. Farklı kanser türlerinin belirtileri değişkenlik gösterse de, bazı ortak işaretler vardır ki bunları fark etmek, hayat kurtarıcı olabilir. Uzmanlar, kanserin erken evrelerinde görülebilecek belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.Onkoloji Bölüm Başkanı Dr. Tejinder Kataria, erken dönemde dikkat edilmesi gereken 10 kanser belirtisini sıraladı. İşte o belirtiler:1. AÇIKLANMAYAN KİLO KAYBIEğer herhangi bir diyet ya da egzersiz yapmadan, sadece birkaç hafta içinde 4.5 kilogram ya da daha fazla kilo kaybı yaşarsanız, bu durum mide, yemek borusu, akciğer veya pankreas kanseri gibi hastalıkların habercisi olabilir. Kilo kaybı devam ederse, bir doktora başvurmak önemlidir.Uzun süre dinlendiğiniz halde hala aşırı yorgun hissediyorsanız, bu durum lösemi ya da lenfoma gibi kan kanserlerinin belirtisi olabilir. Yorgunluk, günlük yaşantınızı olumsuz etkiliyorsa, bir uzmandan yardım almak gereklidir.Boyun, koltuk altı veya kasıkta yeni bir şişlik ya da kitle oluşması, iltihaplanma ya da enfeksiyon belirtisi olabileceği gibi, kanserin erken evrelerinin de habercisi olabilir. Şişlik büyümeye devam ederse veya geçmiyorsa, meme, testis veya lenf kanseri gibi ciddi sorunların işareti olabilir.Ciltteki yeni oluşumlar ya da mevcut benlerin şekil, renk ya da boyut değiştirmesi kanserin bir göstergesi olabilir. Özellikle benlerdeki değişikliklerin ABCDE kuralı (Asimetri, Sınır, Renk, Çap ve Evrim) ile izlenmesi büyük önem taşır. Benlerde kanama veya kaşıntı da dikkat edilmesi gereken diğer işaretlerdir.İdrar, dışkı, kusmuk ya da öksürükte kan görülmesi, mesane, kolon, mide ya da akciğer kanserini işaret edebilir. Ayrıca, sık sık burun kanaması veya açıklanamayan morluklar da kan kanserinin erken belirtisi olabilir.6. SÜREKLİ ÖKSÜRÜK VE SES KISIKLIĞIBirkaç haftadan uzun süren, özellikle kuru ya da kanlı öksürükler, akciğer, boğaz veya tiroid kanserinin belirtisi olabilir. Tümörlerin hava yollarını etkilemesi, sürekli öksürüğe ve tahrişe yol açabilir.Yutkunmada zorluk, geçmeyen mide ekşimesi ya da hazımsızlık şikayetleri, boğaz, yemek borusu veya mide kanserine işaret edebilir. Bu tür şikayetlerin devam etmesi, ciddi sağlık sorunlarını düşündürebilir.8. BANYO ALIŞKANLIKLARINDA DEĞİŞİMBağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler, örneğin sürekli ishal, kabızlık ya da dışkıda kan görülmesi, kolon kanseri belirtileridir. İdrar yaparken ağrı veya kanama da mesane ve prostat kanserinin erken belirtileri olabilir.Kemik, pankreas veya iç organlardaki kanserler, karın, sırt ya da eklemlerde geçmeyen ağrılara yol açabilir. Bu tür ağrılar, zamanla kötüleşebilir ve vücutta bir tümörün varlığını gösterebilir.Açıklanamayan gece terlemeleri, düşük ateş ve tekrarlayan enfeksiyonlar, lenfoma ya da lösemi gibi bağışıklık sistemini etkileyen kanser türlerinin belirtisi olabilir. Bu tür semptomlar, kanserin erken evrelerinde dikkat edilmesi gereken önemli işaretlerdir.Kanserin erken evrelerinde fark edilen belirtiler, tedavi sürecinin başarısını doğrudan etkiler. Bu nedenle, vücudunuzda fark ettiğiniz değişiklikleri ciddiye almak ve bir sağlık profesyoneline başvurmak, hayat kurtarıcı olabilir. Unutmayın, belirtiler birkaç haftadan uzun sürerse beklemeyin ve bir doktora danışın.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o8xKyLt3ZkuLBqX94tY1iA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kimse, önemsemiyor, ama, kanserin, uyarı, işareti:, Birkaç, haftadan, uzun, sürerse, ihmal, etmeyin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o8xKyLt3ZkuLBqX94tY1iA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kimse önemsemiyor ama kanserin uyarı işareti: Birkaç haftadan uzun sürerse ihmal etmeyin"><p>Kanserin erken teşhisi, tedavi sürecinin başarı şansını büyük ölçüde artırabilir. Farklı kanser türlerinin belirtileri değişkenlik gösterse de, bazı ortak işaretler vardır ki bunları fark etmek, hayat kurtarıcı olabilir. Uzmanlar, kanserin erken evrelerinde görülebilecek belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_tQ4IDHrw0CSQyEfEEMIGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Onkoloji Bölüm Başkanı Dr. Tejinder Kataria, erken dönemde dikkat edilmesi gereken 10 kanser belirtisini sıraladı. İşte o belirtiler:1. AÇIKLANMAYAN KİLO KAYBIEğer herhangi bir diyet ya da egzersiz yapmadan, sadece birkaç hafta içinde 4.5 kilogram ya da daha fazla kilo kaybı yaşarsanız, bu durum mide, yemek borusu, akciğer veya pankreas kanseri gibi hastalıkların habercisi olabilir. Kilo kaybı devam ederse, bir doktora başvurmak önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/02PgPKegskutgXqw7WsTnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süre dinlendiğiniz halde hala aşırı yorgun hissediyorsanız, bu durum lösemi ya da lenfoma gibi kan kanserlerinin belirtisi olabilir. Yorgunluk, günlük yaşantınızı olumsuz etkiliyorsa, bir uzmandan yardım almak gereklidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4rqwk3qmtE6BShDdrWQseA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boyun, koltuk altı veya kasıkta yeni bir şişlik ya da kitle oluşması, iltihaplanma ya da enfeksiyon belirtisi olabileceği gibi, kanserin erken evrelerinin de habercisi olabilir. Şişlik büyümeye devam ederse veya geçmiyorsa, meme, testis veya lenf kanseri gibi ciddi sorunların işareti olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ple9lLS7pkCMXyMRUiyGoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ciltteki yeni oluşumlar ya da mevcut benlerin şekil, renk ya da boyut değiştirmesi kanserin bir göstergesi olabilir. Özellikle benlerdeki değişikliklerin ABCDE kuralı (Asimetri, Sınır, Renk, Çap ve Evrim) ile izlenmesi büyük önem taşır. Benlerde kanama veya kaşıntı da dikkat edilmesi gereken diğer işaretlerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ndzf8yJbUUiHj7YjJ-CWUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İdrar, dışkı, kusmuk ya da öksürükte kan görülmesi, mesane, kolon, mide ya da akciğer kanserini işaret edebilir. Ayrıca, sık sık burun kanaması veya açıklanamayan morluklar da kan kanserinin erken belirtisi olabilir.6. SÜREKLİ ÖKSÜRÜK VE SES KISIKLIĞIBirkaç haftadan uzun süren, özellikle kuru ya da kanlı öksürükler, akciğer, boğaz veya tiroid kanserinin belirtisi olabilir. Tümörlerin hava yollarını etkilemesi, sürekli öksürüğe ve tahrişe yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BhG1xGgEQ0q06CDnT6tEnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yutkunmada zorluk, geçmeyen mide ekşimesi ya da hazımsızlık şikayetleri, boğaz, yemek borusu veya mide kanserine işaret edebilir. Bu tür şikayetlerin devam etmesi, ciddi sağlık sorunlarını düşündürebilir.8. BANYO ALIŞKANLIKLARINDA DEĞİŞİMBağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler, örneğin sürekli ishal, kabızlık ya da dışkıda kan görülmesi, kolon kanseri belirtileridir. İdrar yaparken ağrı veya kanama da mesane ve prostat kanserinin erken belirtileri olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AtMkJx5X7U2xiPbGxSazZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kemik, pankreas veya iç organlardaki kanserler, karın, sırt ya da eklemlerde geçmeyen ağrılara yol açabilir. Bu tür ağrılar, zamanla kötüleşebilir ve vücutta bir tümörün varlığını gösterebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2MIgRBBmmkGGnIMOkN3Xgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açıklanamayan gece terlemeleri, düşük ateş ve tekrarlayan enfeksiyonlar, lenfoma ya da lösemi gibi bağışıklık sistemini etkileyen kanser türlerinin belirtisi olabilir. Bu tür semptomlar, kanserin erken evrelerinde dikkat edilmesi gereken önemli işaretlerdir.Kanserin erken evrelerinde fark edilen belirtiler, tedavi sürecinin başarısını doğrudan etkiler. Bu nedenle, vücudunuzda fark ettiğiniz değişiklikleri ciddiye almak ve bir sağlık profesyoneline başvurmak, hayat kurtarıcı olabilir. Unutmayın, belirtiler birkaç haftadan uzun sürerse beklemeyin ve bir doktora danışın.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yol kenarında çok sayıda kullanılmamış ilaç kutusu bulundu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yol-kenarinda-cok-sayida-kullanilmamis-ilac-kutusu-bulundu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yol-kenarinda-cok-sayida-kullanilmamis-ilac-kutusu-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Konya’da yol kenarındaki arazide yüzlerce kutu ilaç bulundu. Arazide bulunanların tansiyon, vitamin, insülin, ağrı kesici gibi ilaçlar olduğu tespit edildi.Kentte ikaz lambasının yanan otomobilini Konya-Antalya kara yolunda yol kenarına park eden Ebru İncel, boş arazide kullanılmamış ilaç kutularının bulunduğunu ve aralarında tansiyon, vitamin, insülin, ağrı kesici, diyabet hastalarının kullandığı ilaçlar ve şırıngalar olduğunu fark etti.İlaçları bulan Ebru İncel, &quot;Aracımızın seyir halindeyken ikaz lambası yandı. Güvenli bir şekilde sağ tarafa durdum. Durduğumda yerde tablet olarak ilaçları fark ettim. Daha sonra meraklanarak ne olduğuna baktım. Anlam veremedim. Kızımla birlikte birkaç adım attıktan sonra bir sürü ilaç bulduk. Aralarında gerçekten kıymetli ilaçlar var.” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EB9lEvz3lkKB8bYpCarEFQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yol, kenarında, çok, sayıda, kullanılmamış, ilaç, kutusu, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EB9lEvz3lkKB8bYpCarEFQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yol kenarında kullanılmamış ilaç kutuları bulundu"><p>Konya’da yol kenarındaki arazide yüzlerce kutu ilaç bulundu. Arazide bulunanların tansiyon, vitamin, insülin, ağrı kesici gibi ilaçlar olduğu tespit edildi.</p><p>Kentte ikaz lambasının yanan otomobilini Konya-Antalya kara yolunda yol kenarına park eden Ebru İncel, boş arazide kullanılmamış ilaç kutularının bulunduğunu ve aralarında tansiyon, vitamin, insülin, ağrı kesici, diyabet hastalarının kullandığı ilaçlar ve şırıngalar olduğunu fark etti.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dhYqEJgo-EmDWxvr437qSg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>İlaçları bulan Ebru İncel, "Aracımızın seyir halindeyken ikaz lambası yandı. Güvenli bir şekilde sağ tarafa durdum. Durduğumda yerde tablet olarak ilaçları fark ettim. Daha sonra meraklanarak ne olduğuna baktım. Anlam veremedim. Kızımla birlikte birkaç adım attıktan sonra bir sürü ilaç bulduk. Aralarında gerçekten kıymetli ilaçlar var.” dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Alzheimer tedavisinde yeni umut: 2 kanser ilacı çare olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut-2-kanser-ilaci-care-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/alzheimer-tedavisinde-yeni-umut-2-kanser-ilaci-care-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Yapılan yeni bir araştırmaya göre, iki kanser ilacı Alzheimer hastalığının semptomlarını yavaşlatma ya da tersine çevirme etkisi gösterdi.Alzheimer hastalığını tedavi etmek için yapılan çalışmalar devam ederken, pazartesi günü yayınlanan bir araştırma hastalığın tedavisinin geleceğinin kanser ilaçlarında olabileceğini ortaya koydu. İki kanser ilacının henüz tedavisi bulunamamış bir hastalık olan Alzheimer&#039;ın semptomlarını yavaşlatma ya da tersine çevirme etkisi gösterdiği görüldü.   ABD’deki Gıda ve İlaç Dairesi, (FDA) halihazırda Alzheimer’ın erken dönemindeki ilerleyişini durdurmak için iki ilacın kullanımına onay vermiş durumda. Bu iki ilaç Leqembi ve Kisunla. Fakat bilim insanlarına göre bu ilaçların faydaları da sınırlı. Bazı ilaç şirketleri bu süreçte başarısız denemeler sebebiyle Alzheimer’a karşı ilaç geliştirme programlarını bir kenara bırakırken, diğerleri ise halihazırda mevcut olan ilaçların Alzheimer’a karşı kullanılıp kullanılamayacağını mercek altına alıyor. ABD’deki San Francisco Kaliforniya Üniversitesi’ndeki araştırmacılar da buradan hareketle bir araştırma yaptı.   BİRİ KOLON VE AKCİĞER, DİĞERİ MEME KANSERİ İLACI  Bilim insanları, bu çalışma kapsamında bin 300’den fazla ilacın olduğu veritabanını inceledi. Bu veritabanında antipsikotik, antibiyotik, mantar karşıtı ve kemoterapi ilaçları da bulunuyordu. Araştırmacılar, ardından bu ilaçların gen ifadesini nasıl etkilediğini araştırdı.   21 Temmuz’da Cell dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, iki kanser ilacı hastalardaki Alzheimer riskini azaltmak için en iyi adaylar olarak öne çıktı. Bu iki ilaç bir araya getirildiğinde deney farelerindeki Alzheimer belirtilerini ya yavaşlattı ya da tersine çevirdi. İlaçlardan birinin normalde meme kanseri için, diğer ilacın ise kolon ve akciğer kanseri için kullanıldığı ifade edildi.   Araştırma kapsamında mercek altına alınan ilaçlardan sadece 90’dan azının insanların beyin hücrelerindeki Alzheimer ile bağlantılı genlerin ifadesini tersine çevirdiği görüldü. Elektronik tıp kayıtlarına göre, özellikle beş ilacın da gerçek hastalardaki Alzheimer riskini azalttığı görüldü. Araştırmacılar, bu ilaçlar arasından FDA tarafından onaylanmış iki kanser ilacını seçerek fareler üzerinde denedi.   BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜLER  Araştırmanın yazarlarından UCSF Bakar Bilgisayarlı Sağlık Bilimleri Enstitüsü Geçici Direktörü Marina Sirota, yaptıkları araştırmadan kanser ilaçlarının çıkmasını beklemediklerini anlattı.   Araştırmada paylaşılan bilgilere göre, meme kanseri ilacı letrozole sinir hücrelerindeki gen ifadesini değiştirirken, kolon ve akciğer kanseri ilacı irinotecan sinir sistemini destekleyen gliyal hücrelerdeki gen ifadesini değiştirdi. Alzheimer, sinir hücrelerini yok edebiliyor ve gliyal hücrelerin artmasına yol açabiliyor, bu da beyinde inflamasyona sebep oluyor.   Araştırmacılar, iki ilacı birlikte kullanıldıklarında, yaşlandıkça Alzheimer semptomları gösteren farelerdeki beyin dejenerasyonunun tersine döndüğünü ve hafızalarının iyileştiğini gördü.   Farelerde elde edilen sonuçlar her zaman insanlarda aynı sonuçları vermediğinden araştırmacılar şimdi ilacı Alzheimer hastaları üzerinde denemeyi umuyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iEPmqRjcbUuHbUikpjvavw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alzheimer, tedavisinde, yeni, umut:, kanser, ilacı, çare, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iEPmqRjcbUuHbUikpjvavw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Alzheimer tedavisinde yeni umut"><p>Yapılan yeni bir araştırmaya göre, iki kanser ilacı Alzheimer hastalığının semptomlarını yavaşlatma ya da tersine çevirme etkisi gösterdi.</p><p>Alzheimer hastalığını tedavi etmek için yapılan çalışmalar devam ederken, pazartesi günü yayınlanan bir araştırma hastalığın tedavisinin geleceğinin kanser ilaçlarında olabileceğini ortaya koydu. İki kanser ilacının henüz tedavisi bulunamamış bir hastalık olan Alzheimer'ın semptomlarını yavaşlatma ya da tersine çevirme etkisi gösterdiği görüldü.   ABD’deki Gıda ve İlaç Dairesi, (FDA) halihazırda Alzheimer’ın erken dönemindeki ilerleyişini durdurmak için iki ilacın kullanımına onay vermiş durumda. Bu iki ilaç Leqembi ve Kisunla. Fakat bilim insanlarına göre bu ilaçların faydaları da sınırlı. </p><p>Bazı ilaç şirketleri bu süreçte başarısız denemeler sebebiyle Alzheimer’a karşı ilaç geliştirme programlarını bir kenara bırakırken, diğerleri ise halihazırda mevcut olan ilaçların Alzheimer’a karşı kullanılıp kullanılamayacağını mercek altına alıyor. ABD’deki San Francisco Kaliforniya Üniversitesi’ndeki araştırmacılar da buradan hareketle bir araştırma yaptı.   <strong>BİRİ KOLON VE AKCİĞER, DİĞERİ MEME KANSERİ İLACI</strong>  Bilim insanları, bu çalışma kapsamında bin 300’den fazla ilacın olduğu veritabanını inceledi. Bu veritabanında antipsikotik, antibiyotik, mantar karşıtı ve kemoterapi ilaçları da bulunuyordu. Araştırmacılar, ardından bu ilaçların gen ifadesini nasıl etkilediğini araştırdı.   21 Temmuz’da Cell dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, iki kanser ilacı hastalardaki Alzheimer riskini azaltmak için en iyi adaylar olarak öne çıktı. Bu iki ilaç bir araya getirildiğinde deney farelerindeki Alzheimer belirtilerini ya yavaşlattı ya da tersine çevirdi. İlaçlardan birinin normalde meme kanseri için, diğer ilacın ise kolon ve akciğer kanseri için kullanıldığı ifade edildi.   Araştırma kapsamında mercek altına alınan ilaçlardan sadece 90’dan azının insanların beyin hücrelerindeki Alzheimer ile bağlantılı genlerin ifadesini tersine çevirdiği görüldü. Elektronik tıp kayıtlarına göre, özellikle beş ilacın da gerçek hastalardaki Alzheimer riskini azalttığı görüldü. Araştırmacılar, bu ilaçlar arasından FDA tarafından onaylanmış iki kanser ilacını seçerek fareler üzerinde denedi.   <strong>BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜLER</strong>  Araştırmanın yazarlarından UCSF Bakar Bilgisayarlı Sağlık Bilimleri Enstitüsü Geçici Direktörü Marina Sirota, yaptıkları araştırmadan kanser ilaçlarının çıkmasını beklemediklerini anlattı.   Araştırmada paylaşılan bilgilere göre, meme kanseri ilacı letrozole sinir hücrelerindeki gen ifadesini değiştirirken, kolon ve akciğer kanseri ilacı irinotecan sinir sistemini destekleyen gliyal hücrelerdeki gen ifadesini değiştirdi. Alzheimer, sinir hücrelerini yok edebiliyor ve gliyal hücrelerin artmasına yol açabiliyor, bu da beyinde inflamasyona sebep oluyor.   Araştırmacılar, iki ilacı birlikte kullanıldıklarında, yaşlandıkça Alzheimer semptomları gösteren farelerdeki beyin dejenerasyonunun tersine döndüğünü ve hafızalarının iyileştiğini gördü.   Farelerde elde edilen sonuçlar her zaman insanlarda aynı sonuçları vermediğinden araştırmacılar şimdi ilacı Alzheimer hastaları üzerinde denemeyi umuyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadınlarda astım riski: Bu ürünler sıklıkla kullanılıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlarda-astim-riski-bu-urunler-siklikla-kullaniliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlarda-astim-riski-bu-urunler-siklikla-kullaniliyor</guid>
<description><![CDATA[ Yapılan yeni bir araştırma, düzenli makyaj yapmanın özellikle kadınlar arasında yetişkinlikte astım geliştirme riskini artırabileceğini ortaya koydu.Araştırmalar, ruj, göz farı ve maskara gibi kozmetik ürünleri kullanan kişilerde, İngiltere’de 5,4 milyon kişiyi etkileyen kronik solunum yolu hastalığının geç başlangıçlı vakalarında belirgin bir artış olduğunu gösteriyor.Araştırma, yaklaşık 40 bin kişi üzerinde yapılan kapsamlı bir çalışma sonucunda elde edilen verilerle destekleniyor. Çalışmaya göre, takma tırnak, allık ve ruj gibi ürünleri düzenli kullanan kadınların astım riski yüzde 47 oranında daha yüksek. Haftada beş veya daha fazla kez allık ve ruj kullanan kişilerin astım riski ise yüzde 18 oranında artıyor.ABD&#039;de araştırmacılar, kullanılan makyaj ürünlerinde bulunan kimyasalların astım riskini artırma potansiyeline sahip olabileceğini öne sürüyor. Ancak, araştırmacılar, bu ürünlerin risk artışına doğrudan neden olduğunu henüz kanıtlayamadıklarını belirtiyorlar. Makyajda bulunan bazı kimyasalların, bağışıklık sistemini zayıflatabileceği ve hormonlarla etkileşime girebileceği düşünülüyor. Polifloroalkil maddeler (PFA), parabenler, ftalatlar ve fenoller gibi kimyasalların vücutta olumsuz etkiler yaratabileceği vurgulandı.Araştırmacılar, “Bulgularımız, kişisel bakım ürünleri ve bileşenlerinin düzenlenmesi gerektiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.Environment International dergisinde yayımlanan bu araştırma, 12 yıl süresince 41 farklı güzellik ürününün kullanımına dayalı olarak toplanan verilerle gerçekleştirilmiş. Çalışma sonucunda, kadınların %4’ü (yaklaşık 1.774 kişi) yetişkin başlangıçlı astım teşhisi almış. Astımın belirtileri arasında öksürük, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi ve nefes darlığı yer alıyor.Araştırma, kişisel bakım ürünlerinin genel kullanımının astım riskini %19 oranında artırdığını ortaya koyarken, bu ürünlerin sık kullanımının ise riski %22 oranında artırdığı belirlendi. Daha önce yapılan çalışmalar, hamileliğin erken döneminde güzellik ürünlerindeki kimyasallara maruz kalmanın, çocukluk döneminde astım gelişme riskini artırabileceğini öne sürmüş olsa da, yetişkinlerdeki potansiyel risk üzerine daha az araştırma yapılmıştı.Dr. Samantha Walker, araştırmaya dair şu değerlendirmede bulundu: &quot;Kadınların astımı, erkeklere kıyasla daha kötü seyrediyor ve hastaneye yatış oranları daha yüksek. Bunun nedeni henüz net olarak bilinmese de, kadın hormonlarının rol oynayabileceği düşünülüyor. Kadın sağlığını daha iyi koruyabilmek için bu alanda daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.&quot;Araştırmacılar, kişisel bakım ürünlerindeki endokrin bozucu kimyasalların astım riskini nasıl artırdığına dair biyolojik yolları daha ayrıntılı bir şekilde anlamanın, hastalığın gelişimini kavrayabilmek açısından önemli olduğunu belirtti. Eğer bulgular diğer büyük ölçekli ve çok etnikli çalışmalarda doğrulanırsa, bu veriler, kadınlarda yetişkin başlangıçlı astım riskini azaltmaya yönelik potansiyel bir yaşam tarzı faktörü olarak kişisel bakım ürünlerini hedef almayı destekleyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fFqLoqdbAEm_t0W3KTzcew.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kadınlarda, astım, riski:, ürünler, sıklıkla, kullanılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fFqLoqdbAEm_t0W3KTzcew.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kadınlarda astım riski: Bu ürünler sıklıkla kullanılıyor"><p>Yapılan yeni bir araştırma, düzenli makyaj yapmanın özellikle kadınlar arasında yetişkinlikte astım geliştirme riskini artırabileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QCwhC7KhCEiCmmIOvAonrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, ruj, göz farı ve maskara gibi kozmetik ürünleri kullanan kişilerde, İngiltere’de 5,4 milyon kişiyi etkileyen kronik solunum yolu hastalığının geç başlangıçlı vakalarında belirgin bir artış olduğunu gösteriyor.Araştırma, yaklaşık 40 bin kişi üzerinde yapılan kapsamlı bir çalışma sonucunda elde edilen verilerle destekleniyor. Çalışmaya göre, takma tırnak, allık ve ruj gibi ürünleri düzenli kullanan kadınların astım riski yüzde 47 oranında daha yüksek. Haftada beş veya daha fazla kez allık ve ruj kullanan kişilerin astım riski ise yüzde 18 oranında artıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8E2RrhcjsEWmB9SNl5EfPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD'de araştırmacılar, kullanılan makyaj ürünlerinde bulunan kimyasalların astım riskini artırma potansiyeline sahip olabileceğini öne sürüyor. Ancak, araştırmacılar, bu ürünlerin risk artışına doğrudan neden olduğunu henüz kanıtlayamadıklarını belirtiyorlar. Makyajda bulunan bazı kimyasalların, bağışıklık sistemini zayıflatabileceği ve hormonlarla etkileşime girebileceği düşünülüyor. Polifloroalkil maddeler (PFA), parabenler, ftalatlar ve fenoller gibi kimyasalların vücutta olumsuz etkiler yaratabileceği vurgulandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/upoLz9qw_0uLl6LotkOJZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, “Bulgularımız, kişisel bakım ürünleri ve bileşenlerinin düzenlenmesi gerektiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.Environment International dergisinde yayımlanan bu araştırma, 12 yıl süresince 41 farklı güzellik ürününün kullanımına dayalı olarak toplanan verilerle gerçekleştirilmiş. Çalışma sonucunda, kadınların %4’ü (yaklaşık 1.774 kişi) yetişkin başlangıçlı astım teşhisi almış. Astımın belirtileri arasında öksürük, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi ve nefes darlığı yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GjctTDDz8kOL-hyKICo6DA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, kişisel bakım ürünlerinin genel kullanımının astım riskini %19 oranında artırdığını ortaya koyarken, bu ürünlerin sık kullanımının ise riski %22 oranında artırdığı belirlendi. Daha önce yapılan çalışmalar, hamileliğin erken döneminde güzellik ürünlerindeki kimyasallara maruz kalmanın, çocukluk döneminde astım gelişme riskini artırabileceğini öne sürmüş olsa da, yetişkinlerdeki potansiyel risk üzerine daha az araştırma yapılmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M4OsEaZWZEmt-zjEw1klyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Samantha Walker, araştırmaya dair şu değerlendirmede bulundu: "Kadınların astımı, erkeklere kıyasla daha kötü seyrediyor ve hastaneye yatış oranları daha yüksek. Bunun nedeni henüz net olarak bilinmese de, kadın hormonlarının rol oynayabileceği düşünülüyor. Kadın sağlığını daha iyi koruyabilmek için bu alanda daha fazla araştırmaya ihtiyaç var."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zNNOavLIhkK1y3VylJm1ZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, kişisel bakım ürünlerindeki endokrin bozucu kimyasalların astım riskini nasıl artırdığına dair biyolojik yolları daha ayrıntılı bir şekilde anlamanın, hastalığın gelişimini kavrayabilmek açısından önemli olduğunu belirtti. Eğer bulgular diğer büyük ölçekli ve çok etnikli çalışmalarda doğrulanırsa, bu veriler, kadınlarda yetişkin başlangıçlı astım riskini azaltmaya yönelik potansiyel bir yaşam tarzı faktörü olarak kişisel bakım ürünlerini hedef almayı destekleyebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gluten intoleransınız olduğunu mu düşünüyorsunuz? Yanlış biliyor olabilirsiniz</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gluten-intoleransiniz-oldugunu-mu-dusunuyorsunuz-yanlis-biliyor-olabilirsiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gluten-intoleransiniz-oldugunu-mu-dusunuyorsunuz-yanlis-biliyor-olabilirsiniz</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir araştırma irritabl bağırsak sendromu (IBS) hastalarının gluten tüketiminin semptomlarını tetiklediğine dair inançlarının her zaman bilimsel verilere dayanmadığını ortaya koydu. Çalışma, bazı hastaların gluten hassasiyeti yaşamadığı halde, sıkı diyet kısıtlamaları uyguladığını gösteriyor.Glutenin irritabl bağırsak sendromu (IBS) semptomlarını artırabileceğine dair yaygın inanç, bilimsel olarak her hastada geçerli olmayabilir. Kanada’daki McMaster Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırma, glutenin sanıldığı kadar yaygın bir tetikleyici olmadığını öne sürüyor.Yürütülen çalışmada, gluten intoleransı olduğuna inanan ve bu nedenle glutensiz diyet uygulayan 28 IBS hastası incelendi. Katılımcılara bir hafta boyunca her gün farklı içeriklerde tahıl barları verildi: saf glüten, tam buğday unu ve glütensiz un içeren ürünler. Katılımcılar hangi barın hangi içerikte olduğunu bilmiyordu. Her bar sonrası iki haftalık bir araya izin verildi.Araştırma sonucunda, üç farklı grubun hatta  glütensiz bar tüketenlerin bile semptonlarında anlamlı bir fark gözlemlenmedi. Hatta, glütensiz barı tüketen hastaların yaklaşık yüzde 30&#039;u IBS semptom şiddeti ölçeğinde 50 puanlık bir kötüleşme yaşadı.Çalışmanın kıdemli yazarı Prof. Premysl Bercik, &quot;Bazı bireylerin glütene karşı gerçek bir hassasiyeti olabilir. Ancak birçok hasta için asıl belirleyici unsur, glutenin zararlı olduğuna dair güçlü inançlarıdır&quot; dedi.Araştırmacılar, bu inancın hastaları gereksiz ve potansiyel olarak zararlı diyet kısıtlamalarına yönelttiğine dikkat çekti. Glütensiz ürünlerin çoğu, daha fazla yağ, şeker ve tuz içermekle kalmayıp aynı zamanda daha az lif ve protein sunuyor. Bu da uzun vadede yetersiz beslenmeye ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olabiliyor.Dikkat çekici bir bulgu ise, sonuçlar kendilerine açıklansa dahi katılımcıların çoğunun glüteni tetikleyici olarak görmeye devam etmesiydi. Prof. Bercik, bu durumun psikolojik etkenlerle ilişkili olabileceğini vurguladı ve &quot;Hastaların klinik yönetiminde psikolojik danışmanlık da mutlaka yer almalı&quot; dedi.Lancet Gastroenterology and Hepatology dergisinde yayımlanan çalışmada, sosyal medyanın da bu eğilimde etkili olduğuna değinildi. Birçok kişi, etkili isimlerin glutenle ilgili olumsuz deneyimlerini izleyerek kendi diyet tercihlerine yön veriyor.Çalışmaya katılmayan Ruhr Üniversitesi&#039;nden Prof. Sigrid Elsenbruch ise, “Sağlıklı alışkanlıkları değiştirmek zordur. IBS gibi kronik rahatsızlıklarda diyet tercihleri, inançlardan ziyade hastalığın karmaşıklığını yansıtıyor olabilir” ifadelerini kullandı.Araştırma, IBS tedavisinde psikolojik faktörlerin ve bireysel inançların önemli bir rol oynadığını ortaya koyarken, bilim insanları bu alanda daha fazla çalışma yapılması gerektiğini belirtiyor.İrritabl bağırsak sendromu; şişkinlik, ishal, kabızlık ve karın krampları gibi semptomlara neden olan kronik bir sindirim bozukluğudur. İngiltere’de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 20’sini etkilediği tahmin edilmektedir. Öte yandan, çölyak hastalığı glütene karşı bağışıklık sistemi temelli bir reaksiyon  nüfusun yaklaşık yüzde 1’ini etkilerken, gluten duyarlılığı (NCGS) olarak bilinen durumun toplumda yaklaşık yüzde 13 oranında görüldüğü düşünülmektedir. Bilim insanları, bazı durumlarda belirtilerin &quot;nocebo etkisi&quot; ile de ortaya çıkabileceğine dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kL3YDsW-7Ua2SEY7-_mXsw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gluten, intoleransınız, olduğunu, düşünüyorsunuz, Yanlış, biliyor, olabilirsiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kL3YDsW-7Ua2SEY7-_mXsw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gluten intoleransınız olduğunu mu düşünüyorsunuz?"><p>Yeni bir araştırma irritabl bağırsak sendromu (IBS) hastalarının gluten tüketiminin semptomlarını tetiklediğine dair inançlarının her zaman bilimsel verilere dayanmadığını ortaya koydu. Çalışma, bazı hastaların gluten hassasiyeti yaşamadığı halde, sıkı diyet kısıtlamaları uyguladığını gösteriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iIIhgDMA-UG96YIYQ-IUIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Glutenin irritabl bağırsak sendromu (IBS) semptomlarını artırabileceğine dair yaygın inanç, bilimsel olarak her hastada geçerli olmayabilir. Kanada’daki McMaster Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırma, glutenin sanıldığı kadar yaygın bir tetikleyici olmadığını öne sürüyor.Yürütülen çalışmada, gluten intoleransı olduğuna inanan ve bu nedenle glutensiz diyet uygulayan 28 IBS hastası incelendi. Katılımcılara bir hafta boyunca her gün farklı içeriklerde tahıl barları verildi: saf glüten, tam buğday unu ve glütensiz un içeren ürünler. Katılımcılar hangi barın hangi içerikte olduğunu bilmiyordu. Her bar sonrası iki haftalık bir araya izin verildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0UJpn-T83UqY9hG1Al23ew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma sonucunda, üç farklı grubun hatta  glütensiz bar tüketenlerin bile semptonlarında anlamlı bir fark gözlemlenmedi. Hatta, glütensiz barı tüketen hastaların yaklaşık yüzde 30'u IBS semptom şiddeti ölçeğinde 50 puanlık bir kötüleşme yaşadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TV-sAEGfn0q7qvK0MmR6Cw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmanın kıdemli yazarı Prof. Premysl Bercik, "Bazı bireylerin glütene karşı gerçek bir hassasiyeti olabilir. Ancak birçok hasta için asıl belirleyici unsur, glutenin zararlı olduğuna dair güçlü inançlarıdır" dedi.Araştırmacılar, bu inancın hastaları gereksiz ve potansiyel olarak zararlı diyet kısıtlamalarına yönelttiğine dikkat çekti. Glütensiz ürünlerin çoğu, daha fazla yağ, şeker ve tuz içermekle kalmayıp aynı zamanda daha az lif ve protein sunuyor. Bu da uzun vadede yetersiz beslenmeye ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olabiliyor.Dikkat çekici bir bulgu ise, sonuçlar kendilerine açıklansa dahi katılımcıların çoğunun glüteni tetikleyici olarak görmeye devam etmesiydi. Prof. Bercik, bu durumun psikolojik etkenlerle ilişkili olabileceğini vurguladı ve "Hastaların klinik yönetiminde psikolojik danışmanlık da mutlaka yer almalı" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wX_6SJf1kE-vx4UuTYiN-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lancet Gastroenterology and Hepatology dergisinde yayımlanan çalışmada, sosyal medyanın da bu eğilimde etkili olduğuna değinildi. Birçok kişi, etkili isimlerin glutenle ilgili olumsuz deneyimlerini izleyerek kendi diyet tercihlerine yön veriyor.Çalışmaya katılmayan Ruhr Üniversitesi'nden Prof. Sigrid Elsenbruch ise, “Sağlıklı alışkanlıkları değiştirmek zordur. IBS gibi kronik rahatsızlıklarda diyet tercihleri, inançlardan ziyade hastalığın karmaşıklığını yansıtıyor olabilir” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qOLLxUFuAEK1xUOoPMHtjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, IBS tedavisinde psikolojik faktörlerin ve bireysel inançların önemli bir rol oynadığını ortaya koyarken, bilim insanları bu alanda daha fazla çalışma yapılması gerektiğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OA0rV8hc6UWwbjJ0LtkSGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İrritabl bağırsak sendromu; şişkinlik, ishal, kabızlık ve karın krampları gibi semptomlara neden olan kronik bir sindirim bozukluğudur. İngiltere’de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 20’sini etkilediği tahmin edilmektedir. Öte yandan, çölyak hastalığı glütene karşı bağışıklık sistemi temelli bir reaksiyon  nüfusun yaklaşık yüzde 1’ini etkilerken, gluten duyarlılığı (NCGS) olarak bilinen durumun toplumda yaklaşık yüzde 13 oranında görüldüğü düşünülmektedir. Bilim insanları, bazı durumlarda belirtilerin "nocebo etkisi" ile de ortaya çıkabileceğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DSÖ’den “büyük salgın” uyarısı: Chikungunya virüsü hızla yayılıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dsoden-buyuk-salgin-uyarisi-chikungunya-virusu-hizla-yayiliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dsoden-buyuk-salgin-uyarisi-chikungunya-virusu-hizla-yayiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sivrisinekler aracılığıyla bulaşan chikungunya virüsüne karşı uyararak, dünya genelinde büyük bir salgın yaşanabileceğini belirtti.Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), chikungunya virüsünün küresel bir salgına dönüşme riski taşıdığı uyarısında bulundu. Örgüt, hastalığın 20 yıl önce yaşanan büyük bir salgına benzer belirtiler gösterdiğini belirterek, acil önlem çağrısı yaptı. 5,6 MİLYAR KİŞİ RİSK ALTINDA Chikungunya, sivrisinekler aracılığıyla bulaşan bir virüs. Yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrılarına neden olan hastalık, bazı durumlarda ölümcül olabiliyor. DSÖ yetkilisi Diana Rojas Alvarez, hastalığın dünya genelinde 119 ülkede tespit edildiğini belirtti: “Chikungunya yaygın olarak bilinen bir hastalık değil ancak 5,6 milyar insan bu virüs nedeniyle risk altında.” 2004 SALGINI TEKRAR EDEBİLİR Rojas Alvarez, 2004-2005 yıllarında Hint Okyanusu’nda başlayan büyük chikungunya salgınını hatırlattı. O dönem küçük ada ülkelerinde başlayıp küresel ölçekte yayılan virüs, yaklaşık yarım milyon kişiyi etkiledi.  2025 yılı başından itibaren Reunion, Mayotte ve Mauritius adalarında ciddi salgınlar yaşandığını belirten DSÖ, sadece Reunion Adası’nda halkın üçte birinin enfekte olduğu tahminini paylaştı.  AFP’ye göre, hastalık, belirtiler açısından deng humması ve Zika virüsüyle benzerlik gösterdiği için teşhisi zorlaştırıyor. Şu anda Madagaskar, Somali ve Kenya gibi Afrika ülkelerinde virüs hızla yayılıyor. Güney Asya’da da salgın düzeyinde bulaş rapor ediliyor.  Avrupa’da ise Hindistan Okyanusu’ndaki salgınla bağlantılı ithal vakalar tespit edildi. Fransa’da yerel bulaşma vakaları doğrulanırken, İtalya’da da şüpheli vakalar araştırılıyor.  Rojas Alvarez, “2004&#039;ten itibaren görülen bulaşma kalıpları bugün tekrar karşımızda. DSÖ olarak tarihin tekerrür etmemesi için acil önlem çağrısı yapıyoruz” dedi.MİLYONLARCA VAKA BİNLERCE ÖLÜM GETİREBİLİRHastalığın ölüm oranı yüzde 1’in altında olsa da, milyonlarca vaka yaşanması durumunda bu oranın binlerce ölüme karşılık gelebileceği vurgulandı.  “Amacımız erken uyarı yaparak ülkelerin hazırlıklarını erkenden yapmalarını sağlamak” diyen Rojas Alvarez, böylece büyük ölçekli salgınların önüne geçilebileceğini ekledi.KAPLAN SİVRİSİNEĞİNE DİKKATChikungunya, başta Aedes aegypti ve Aedes albopictus (kaplan sivrisineği) olmak üzere enfekte dişi sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşıyor. Özellikle kaplan sivrisineği, iklim değişikliği nedeniyle daha kuzey enlemlere yayılıyor.  Bu sivrisinekler en çok sabah erken ve öğleden sonra geç saatlerde sokuyor. DSÖ, halkı sivrisinek kovucu kullanma, saksı, kova gibi su birikebilecek yerleri boş tutma gibi önlemler almaya çağırdı.  DSÖ, salgının etkili olduğu bölgelerde toplumsal bağışıklığın zayıf olduğunu ve bu nedenle nüfusun yüzde 75’ine kadarının etkilenebileceğini belirtiyor.  Uzmanlar, bu durumun önüne geçebilmek için şimdiden acil müdahale planlarının hazırlanması gerektiğini vurguluyor.TÜRKİYE’DE VAR MI?Türkiye’de chikungunya virüsü, bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar arasında yer almıyor, ancak gözetim altında tutulan arbovirüsler (sivrisineklerle bulaşan virüsler) arasında.  Seyahat geçmişi olan kişilerde, özellikle Asya, Afrika ve Hint Okyanusu adalarından gelenlerde chikungunya vakaları zaman zaman ithal vaka olarak kayıtlara geçiyor.  Ancak Türkiye&#039;de chikungunya’yı taşıyabilen Aedes türü sivrisinekler (özellikle Aedes albopictus, yani kaplan sivrisineği) son yıllarda Karadeniz kıyılarında ve Marmara Bölgesi&#039;nde görülüyor. Bu da gelecekte yerel bulaşma riskini artırabilir.NASIL KORUNMALI?Chikungunya virüsünden korunmanın en etkili yolu, virüsü taşıyan sivrisinekler tarafından sokulmayı önlemek.   Genellikle gündüz saatlerinde, özellikle sabah erken ve akşamüstü aktif olan kaplan sivrisineklerine dikkat edilmesi gerektiği belirtiliyor.  Alınabilecek önlemler arasında sivrisinek kovucu kullanmak, vücutta açık alanları en aza indirmek, pencerelere sineklik takmak, sivrisineklerin üreyebileceği alanları ortadan kaldırmak ve yurtdışı seyahatlerinde önlemleri aksatmamak da var.BELİRTİLER NELER?Şu anda chikungunya virüsü için yaygın kullanımda olan bir aşı yok. Hastalık için özel bir antiviral tedavi de bulunmuyor.  Chikungunya virüsünün belirtileri, genellikle enfekte sivrisinek tarafından ısırıldıktan 4 ila 8 gün sonra başlıyor. Hastalık genellikle ani başlayan yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrılarıyla kendini gösteriyor.  Gövde, kollar ve bacaklarda kırmızı döküntüler oluşabilirken, göz arkasında ağrı görülebiliyor.  Belirtiler birkaç gün ile birkaç hafta sürebiliyor, bazı kişilerde ise eklem ağrısı aylarca hatta yıllarca devam edebiliyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dRc3u94qhk2SSErLmEU7Sw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>DSÖ’den, “büyük, salgın”, uyarısı:, Chikungunya, virüsü, hızla, yayılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dRc3u94qhk2SSErLmEU7Sw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Chikungunya virüsü hızla yayılıyor"><p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sivrisinekler aracılığıyla bulaşan chikungunya virüsüne karşı uyararak, dünya genelinde büyük bir salgın yaşanabileceğini belirtti.</p><p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), chikungunya virüsünün küresel bir salgına dönüşme riski taşıdığı uyarısında bulundu. Örgüt, hastalığın 20 yıl önce yaşanan büyük bir salgına benzer belirtiler gösterdiğini belirterek, acil önlem çağrısı yaptı. </p><h3>5,6 MİLYAR KİŞİ RİSK ALTINDA </h3><p>Chikungunya, sivrisinekler aracılığıyla bulaşan bir virüs. Yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrılarına neden olan hastalık, bazı durumlarda ölümcül olabiliyor. DSÖ yetkilisi Diana Rojas Alvarez, hastalığın dünya genelinde 119 ülkede tespit edildiğini belirtti: </p><p>“Chikungunya yaygın olarak bilinen bir hastalık değil ancak 5,6 milyar insan bu virüs nedeniyle risk altında.” </p><h3>2004 SALGINI TEKRAR EDEBİLİR </h3><p>Rojas Alvarez, 2004-2005 yıllarında Hint Okyanusu’nda başlayan büyük chikungunya salgınını hatırlattı. O dönem küçük ada ülkelerinde başlayıp küresel ölçekte yayılan virüs, yaklaşık yarım milyon kişiyi etkiledi.  2025 yılı başından itibaren Reunion, Mayotte ve Mauritius adalarında ciddi salgınlar yaşandığını belirten DSÖ, sadece Reunion Adası’nda halkın üçte birinin enfekte olduğu tahminini paylaştı.  AFP’ye göre, hastalık, belirtiler açısından deng humması ve Zika virüsüyle benzerlik gösterdiği için teşhisi zorlaştırıyor. Şu anda Madagaskar, Somali ve Kenya gibi Afrika ülkelerinde virüs hızla yayılıyor. Güney Asya’da da salgın düzeyinde bulaş rapor ediliyor.  Avrupa’da ise Hindistan Okyanusu’ndaki salgınla bağlantılı ithal vakalar tespit edildi. Fransa’da yerel bulaşma vakaları doğrulanırken, İtalya’da da şüpheli vakalar araştırılıyor.  Rojas Alvarez, “2004'ten itibaren görülen bulaşma kalıpları bugün tekrar karşımızda. DSÖ olarak tarihin tekerrür etmemesi için acil önlem çağrısı yapıyoruz” dedi.</p><h3>MİLYONLARCA VAKA BİNLERCE ÖLÜM GETİREBİLİR</h3><p>Hastalığın ölüm oranı yüzde 1’in altında olsa da, milyonlarca vaka yaşanması durumunda bu oranın binlerce ölüme karşılık gelebileceği vurgulandı.  “Amacımız erken uyarı yaparak ülkelerin hazırlıklarını erkenden yapmalarını sağlamak” diyen Rojas Alvarez, böylece büyük ölçekli salgınların önüne geçilebileceğini ekledi.</p><h3>KAPLAN SİVRİSİNEĞİNE DİKKAT</h3><p>Chikungunya, başta Aedes aegypti ve Aedes albopictus (kaplan sivrisineği) olmak üzere enfekte dişi sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşıyor. Özellikle kaplan sivrisineği, iklim değişikliği nedeniyle daha kuzey enlemlere yayılıyor.  Bu sivrisinekler en çok sabah erken ve öğleden sonra geç saatlerde sokuyor. DSÖ, halkı sivrisinek kovucu kullanma, saksı, kova gibi su birikebilecek yerleri boş tutma gibi önlemler almaya çağırdı.  DSÖ, salgının etkili olduğu bölgelerde toplumsal bağışıklığın zayıf olduğunu ve bu nedenle nüfusun yüzde 75’ine kadarının etkilenebileceğini belirtiyor.  Uzmanlar, bu durumun önüne geçebilmek için şimdiden acil müdahale planlarının hazırlanması gerektiğini vurguluyor.</p><h3>TÜRKİYE’DE VAR MI?</h3><p>Türkiye’de chikungunya virüsü, bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar arasında yer almıyor, ancak gözetim altında tutulan arbovirüsler (sivrisineklerle bulaşan virüsler) arasında.  Seyahat geçmişi olan kişilerde, özellikle Asya, Afrika ve Hint Okyanusu adalarından gelenlerde chikungunya vakaları zaman zaman ithal vaka olarak kayıtlara geçiyor.  Ancak Türkiye'de chikungunya’yı taşıyabilen Aedes türü sivrisinekler (özellikle Aedes albopictus, yani kaplan sivrisineği) son yıllarda Karadeniz kıyılarında ve Marmara Bölgesi'nde görülüyor. Bu da gelecekte yerel bulaşma riskini artırabilir.</p><h3>NASIL KORUNMALI?</h3><p>Chikungunya virüsünden korunmanın en etkili yolu, virüsü taşıyan sivrisinekler tarafından sokulmayı önlemek.   Genellikle gündüz saatlerinde, özellikle sabah erken ve akşamüstü aktif olan kaplan sivrisineklerine dikkat edilmesi gerektiği belirtiliyor.  Alınabilecek önlemler arasında sivrisinek kovucu kullanmak, vücutta açık alanları en aza indirmek, pencerelere sineklik takmak, sivrisineklerin üreyebileceği alanları ortadan kaldırmak ve yurtdışı seyahatlerinde önlemleri aksatmamak da var.</p><h3>BELİRTİLER NELER?</h3><p>Şu anda chikungunya virüsü için yaygın kullanımda olan bir aşı yok. Hastalık için özel bir antiviral tedavi de bulunmuyor.  Chikungunya virüsünün belirtileri, genellikle enfekte sivrisinek tarafından ısırıldıktan 4 ila 8 gün sonra başlıyor. Hastalık genellikle ani başlayan yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrılarıyla kendini gösteriyor.  Gövde, kollar ve bacaklarda kırmızı döküntüler oluşabilirken, göz arkasında ağrı görülebiliyor.  Belirtiler birkaç gün ile birkaç hafta sürebiliyor, bazı kişilerde ise eklem ağrısı aylarca hatta yıllarca devam edebiliyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bruce Willis&amp;apos;in hastalığı afazi (söz yitimi) nedir, belirtileri neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bruce-willisin-hastaligi-afazi-soez-yitimi-nedir-belirtileri-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bruce-willisin-hastaligi-afazi-soez-yitimi-nedir-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Hollywood&#039;un simge ismi Bruce Willis’in kızı Tallulah, babasının konuşma, okuma ve hafıza yetilerini kaybettiğini açıkladı. Bruce Willis bir süredir afazi ve demans hastalığıyla mücadele ediyor. Willis&#039;in afazi teşhisiyle başlayan sağlık süreci, daha sonra tedavisi bulunmayan frontotemporal demans (FTD) hastalığına evrildi. Peki, Bruce Willis&#039;in hastalığı afazi (söz yitimi) nedir, belirtileri neler?Afazi, beynin bazı bölgelerinde meydana gelen işlev bozukluğu sonucu ortaya çıkan konuşma, konuşulanı anlama, tekrarlama, okuma-yazma gibi becerilerin gerçekleştirilememesi sorunu. Afazi genellikle inme veya travma sonucu ortaya çıkar. Bu olayların sebep olduğu hasarlar beynin sol lobunda, dil bölümünde meydana gelirse dil ile ilgili beceriler yitirilir. Travma haricinde beyin tümörü ya da enfeksiyon afaziye sebep olabilir.Afazinin türüne ve beynin hangi bölgesinin etkilendiğine göre belirtiler değişebilir. En yaygın belirtiler şunlardır:Kelimeleri hatırlamakta zorlanmaYanlış kelime kullanma (örneğin &quot;masa&quot; demek isterken &quot;sandalye&quot; demek)Anlamsız ya da bozuk cümleler kurmaAkıcı ama anlam içermeyen konuşmalar (Wernicke afazisi)Az ve çaba harcayarak konuşma (Broca afazisi)Basit komutları ya da konuşmaları anlamada güçlükSorulara uygun yanıt verememeOKUMA VE YAZMA GÜÇLÜĞÜOkuduğunu anlayamamaYazılı ifade bozukluklarıYazarken kelime ve harfleri karıştırmaBroca Afazisi (Motor/İfade Edici Afazi): Anlamlı ama kısıtlı konuşma, konuşurken zorluk. Anlama genellikle korunmuştur.Wernicke Afazisi (Duyusal Afazi): Akıcı ama anlamsız konuşma. Anlama bozulmuştur.Global Afazi: Hem konuşma hem anlama ciddi şekilde etkilenmiştir.Anomik Afazi: Özellikle isim bulmakta zorluk yaşanır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pjzn--buS0GkwH4EtF6ldQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bruce, Willisin, hastalığı, afazi, söz, yitimi, nedir, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pjzn--buS0GkwH4EtF6ldQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bruce Willis'in hastalığı afazi (söz yitimi) nedir, belirtileri neler?"><p>Hollywood'un simge ismi Bruce Willis’in kızı Tallulah, babasının konuşma, okuma ve hafıza yetilerini kaybettiğini açıkladı. Bruce Willis bir süredir afazi ve demans hastalığıyla mücadele ediyor. Willis'in afazi teşhisiyle başlayan sağlık süreci, daha sonra tedavisi bulunmayan frontotemporal demans (FTD) hastalığına evrildi. Peki, Bruce Willis'in hastalığı afazi (söz yitimi) nedir, belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rTCfJoxY_EatS6sT8Jm84g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Afazi, beynin bazı bölgelerinde meydana gelen işlev bozukluğu sonucu ortaya çıkan konuşma, konuşulanı anlama, tekrarlama, okuma-yazma gibi becerilerin gerçekleştirilememesi sorunu. Afazi genellikle inme veya travma sonucu ortaya çıkar. Bu olayların sebep olduğu hasarlar beynin sol lobunda, dil bölümünde meydana gelirse dil ile ilgili beceriler yitirilir. Travma haricinde beyin tümörü ya da enfeksiyon afaziye sebep olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VcN_pTd-Kkq4gc3jut84kQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Afazinin türüne ve beynin hangi bölgesinin etkilendiğine göre belirtiler değişebilir. En yaygın belirtiler şunlardır:Kelimeleri hatırlamakta zorlanmaYanlış kelime kullanma (örneğin "masa" demek isterken "sandalye" demek)Anlamsız ya da bozuk cümleler kurmaAkıcı ama anlam içermeyen konuşmalar (Wernicke afazisi)Az ve çaba harcayarak konuşma (Broca afazisi)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dUa4R-qsYUqiqvVSZEthJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Basit komutları ya da konuşmaları anlamada güçlükSorulara uygun yanıt verememeOKUMA VE YAZMA GÜÇLÜĞÜOkuduğunu anlayamamaYazılı ifade bozukluklarıYazarken kelime ve harfleri karıştırma</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eYj_708COEmvQQWqMFSdBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Broca Afazisi (Motor/İfade Edici Afazi): Anlamlı ama kısıtlı konuşma, konuşurken zorluk. Anlama genellikle korunmuştur.Wernicke Afazisi (Duyusal Afazi): Akıcı ama anlamsız konuşma. Anlama bozulmuştur.Global Afazi: Hem konuşma hem anlama ciddi şekilde etkilenmiştir.Anomik Afazi: Özellikle isim bulmakta zorluk yaşanır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı açıkladı: Turşu suyu gerçekten sağlıklı mı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-acikladi-tursu-suyu-gercekten-saglikli-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-acikladi-tursu-suyu-gercekten-saglikli-mi</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte serinlemenin farkı yolları aranırken, dikkat çeken bir tercih öne çıkıyor: turşu suyu.Sporcuların, fermente gıda meraklılarının ve sağlıklı yaşam savunucularının gözdesi haline gelen turşu suyu, özellikle zorlu egzersizler sonrası bir toparlanma içeceği olarak popülaritesini artırıyor. Uzmanlara göre bu alışılmadık içeceğin hem avantajları hem de dikkat edilmesi gereken yan etkileri bulunuyor.Diyetisyen Julia Zumpano, turşu suyunu hızlı sıvı alımı için etkili bir kaynak olarak değerlendiriyor. Zumpano, “Turşu suyu, yoğun terleme sonrası kaybedilen elektrolitleri geri kazandırmak açısından oldukça yararlı. Sodyum oranı yüksek ve aynı zamanda potasyum ile magnezyum içeriyor,” dedi.Eğer turşu suyu sirke bazlıysa, kan şekerini dengeleyici ve potansiyel olarak kilo vermeye yardımcı etkileri de olabileceğini belirten Zumpano, lakto fermente turşu suyunun ise probiyotik içerikleri sayesinde bağırsak sağlığını destekleyebileceğine dikkat çekti.Turşu suyunun kas kramplarına karşı da etkili olduğu bilimsel olarak ortaya konmuş durumda. Michigan Üniversitesi’nin 2022 yılında yayımladığı bir araştırma, turşu suyunun krampların şiddetini azaltmada sade sudan daha etkili olduğunu gösterdi.Ancak her uzman turşu suyunun faydaları konusunda aynı fikirde değil. Dr. Will Haas, turşu suyunun düzenli tüketim için uygun olmadığını vurgulayarak, “Yoğun terleme sonrası kısa vadede işe yarayabilir ancak ben genellikle önermiyorum,” dedi. Haas, daha dengeli bir hidrasyon için glikoz içeren elektrolit tozlarının tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.Haas’a göre turşu suyundaki yüksek sodyum miktarı, bazı bireylerde kan basıncını artırabilir, şişkinlik yapabilir veya mide asidini tetikleyerek reflüyü kötüleştirebilir.Zumpano da sodyum kısıtlaması uygulayan bireylerin bu içeceği tüketmeden önce dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. “Çoğu Amerikalı, zaten önerilenin üzerinde sodyum tüketiyor. Turşu suyu da bu yükü artırabilir,” uyarısında bulundu.Uzmanlara göre turşu suyunu denemek isteyenlerin dikkatli ve ölçülü olması gerekiyor. Haas, özellikle lakto-fermente edilmiş versiyonlarla başlanmasını önerirken, “Bu türler daha naziktir ve probiyotik faydalar sunabilir. Ancak düzenli kullanımda kaynak çok önemlidir,” dedi.Zumpano ise tüketim miktarına dikkat çekerek, “Kendinizi nasıl hissettiğinizi gözlemlemek için sadece birkaç yemek kaşığı ile başlayın. Gerekiyorsa miktarı kademeli olarak artırın. Ancak el ve ayaklarda şişlik gibi belirtiler fark ederseniz, fazla sodyum almış olabilirsiniz,” şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Bj78l_vnkabBzfhpsyQXA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, açıkladı:, Turşu, suyu, gerçekten, sağlıklı, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Bj78l_vnkabBzfhpsyQXA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı açıkladı: Turşu suyu gerçekten sağlıklı mı?"><p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte serinlemenin farkı yolları aranırken, dikkat çeken bir tercih öne çıkıyor: turşu suyu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RFQZDS2sjk6lbERwY8EIbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sporcuların, fermente gıda meraklılarının ve sağlıklı yaşam savunucularının gözdesi haline gelen turşu suyu, özellikle zorlu egzersizler sonrası bir toparlanma içeceği olarak popülaritesini artırıyor. Uzmanlara göre bu alışılmadık içeceğin hem avantajları hem de dikkat edilmesi gereken yan etkileri bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-MwtYTRWU0irDOzaE-YGdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyetisyen Julia Zumpano, turşu suyunu hızlı sıvı alımı için etkili bir kaynak olarak değerlendiriyor. Zumpano, “Turşu suyu, yoğun terleme sonrası kaybedilen elektrolitleri geri kazandırmak açısından oldukça yararlı. Sodyum oranı yüksek ve aynı zamanda potasyum ile magnezyum içeriyor,” dedi.Eğer turşu suyu sirke bazlıysa, kan şekerini dengeleyici ve potansiyel olarak kilo vermeye yardımcı etkileri de olabileceğini belirten Zumpano, lakto fermente turşu suyunun ise probiyotik içerikleri sayesinde bağırsak sağlığını destekleyebileceğine dikkat çekti.Turşu suyunun kas kramplarına karşı da etkili olduğu bilimsel olarak ortaya konmuş durumda. Michigan Üniversitesi’nin 2022 yılında yayımladığı bir araştırma, turşu suyunun krampların şiddetini azaltmada sade sudan daha etkili olduğunu gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v8z8oKrQ4UK5G82EDRmnlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak her uzman turşu suyunun faydaları konusunda aynı fikirde değil. Dr. Will Haas, turşu suyunun düzenli tüketim için uygun olmadığını vurgulayarak, “Yoğun terleme sonrası kısa vadede işe yarayabilir ancak ben genellikle önermiyorum,” dedi. Haas, daha dengeli bir hidrasyon için glikoz içeren elektrolit tozlarının tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.Haas’a göre turşu suyundaki yüksek sodyum miktarı, bazı bireylerde kan basıncını artırabilir, şişkinlik yapabilir veya mide asidini tetikleyerek reflüyü kötüleştirebilir.Zumpano da sodyum kısıtlaması uygulayan bireylerin bu içeceği tüketmeden önce dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. “Çoğu Amerikalı, zaten önerilenin üzerinde sodyum tüketiyor. Turşu suyu da bu yükü artırabilir,” uyarısında bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OzIqhCChcUaLQG4-mLk1rQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre turşu suyunu denemek isteyenlerin dikkatli ve ölçülü olması gerekiyor. Haas, özellikle lakto-fermente edilmiş versiyonlarla başlanmasını önerirken, “Bu türler daha naziktir ve probiyotik faydalar sunabilir. Ancak düzenli kullanımda kaynak çok önemlidir,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fp8XQCkFEkiooKRCi8uFDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zumpano ise tüketim miktarına dikkat çekerek, “Kendinizi nasıl hissettiğinizi gözlemlemek için sadece birkaç yemek kaşığı ile başlayın. Gerekiyorsa miktarı kademeli olarak artırın. Ancak el ve ayaklarda şişlik gibi belirtiler fark ederseniz, fazla sodyum almış olabilirsiniz,” şeklinde konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gençlerde kalp durması neden artıyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/genclerde-kalp-durmasi-neden-artiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/genclerde-kalp-durmasi-neden-artiyor</guid>
<description><![CDATA[ Bir zamanlar nadir görülen kalp durmaları, artık sağlıklı görünen genç bireylerde de alarm verici bir hızla artıyor. Uzmanlar, bu artışın altında genetik faktörlerden yaşam tarzı alışkanlıklarına kadar birçok nedenin yattığını belirtiyor.Son yıllarda 40 yaş altı bireylerde görülen kalp kaynaklı ölümler dikkat çekici şekilde artış gösterdi. Eskiden ileri yaşlarda görülen kalp durmaları, artık öğrenci, sporcu ve genç profesyonel gibi sağlıklı görünen bireyleri de etkiliyor. Sağlık otoriteleri, erken teşhis ve önleyici tedbirlerin hayati önem taşıdığını vurguluyor.Kalp durması, kalbin aniden işlevini yitirmesiyle beyin ve hayati organlara kan akışının kesilmesi sonucu meydana geliyor. Müdahale edilmediği takdirde birkaç dakika içinde ölümle sonuçlanabiliyor. Bu durum, kalp krizinden farklı işliyor; kalp krizinde kalp kasına giden kan akışı kesilirken, kalp durmasında kalbin elektriksel sistemi çöker.PEKİ, NEDEN GENÇLERDE ARTIŞ GÖSTERİYOR?Uzmanlar, gençlerdeki kalp durmalarının arkasında çoklu nedenlerin bulunduğuna dikkat çekiyor:Fark Edilmemiş Kalp Sorunları: Genetik yatkınlık ya da doğuştan gelen kalp rahatsızlıkları, gençlerde çoğu zaman fark edilmiyor. Hipertrofik kardiyomiyopati, uzun QT sendromu gibi hastalıklar, özellikle egzersiz sırasında kalbi zorlayabiliyor.Sağlıksız Yaşam Tarzı: Hareketsizlik, işlenmiş gıdalar, şeker ve sağlıksız yağ tüketimi; obezite, hipertansiyon ve diyabet gibi kalp-damar hastalıklarını tetikliyor.Uyarıcı Madde Kullanımı: Enerji içecekleri, elektronik sigaralar ve bazı egzersiz takviyeleri kalpte ritim bozukluklarına neden olabiliyor. Aşırı kafein tüketimi ve eğlence amaçlı uyuşturucular da kalp durması riskini artıran faktörler arasında.COVID-19’un Uzun Dönem Etkileri: Yapılan araştırmalar, hafif geçirilmiş COVID-19 vakalarının dahi kalp kasına zarar verebileceğini ortaya koyuyor. Özellikle miyokardit gibi iltihabi durumlar ani kalp durmasına yol açabiliyor.Stres ve Ruh Sağlığı: Uzun süreli stres, kaygı ve depresyon kalp sağlığını doğrudan etkiliyor. Stresle bağlantılı kardiyomiyopati gibi rahatsızlıklar da bu yaş grubunda görülmeye başlandı.Aşırı Yüklenme: Kalp rahatsızlığı olduğunu bilmeyen bireyler, yoğun fiziksel aktivite ile kalplerini zorladığında ölümcül sonuçlar doğabiliyor. Bu durum, özellikle genç sporcularda öne çıkıyor.Kalp durması çoğu zaman aniden gerçekleşse de bazı belirtiler öncesinde kendini gösterebiliyor. Uzmanlara göre aşağıdaki işaretler dikkate alınmalı:Egzersiz sırasında göğüs ağrısı veya rahatsızlık hissiAçıklanamayan nefes darlığıKalp çarpıntısı hissiNedensiz bayılma nöbetleriEgzersiz sonrası yoğun yorgunluk veya baş dönmesiAilede ani kalp ölümü öyküsüUzmanlar, gençlerin kalp sağlığını koruyabilmesi için şu önerilerde bulunuyor:Düzenli Kontroller: Aile öyküsü olan bireylerin kalp taramaları (EKG, EKO) yaptırmaları öneriliyor.Sağlıklı Alışkanlıklar: Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku, kalp sağlığı için temel faktörler.Uyarıcılardan Kaçınma: Enerji içecekleri, egzersiz takviyeleri ve bazı ilaçlar kalbi zorlayabiliyor.Stres Yönetimi: Meditasyon, terapi veya farkındalık uygulamalarıyla stresin azaltılması öneriliyor.CPR Bilgisi: Kalp durması anında CPR ve AED uygulamalarının bilinmesi hayat kurtarıcı olabilir.Uzmanlar, kalp sağlığının sadece yaşlıların değil, artık gençlerin de öncelikli gündemlerinden biri olması gerektiğini vurguluyor. Modern yaşamın getirdiği stres, sağlıksız alışkanlıklar ve göz ardı edilen tıbbi sorunlar, genç yaşta hayatları tehdit eder hale geldi. Bilinçlenme, erken farkındalık ve sağlıklı tercihler ise bu gidişatı tersine çevirebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dlnR8rqhmESRNtoIfbcvRw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gençlerde, kalp, durması, neden, artıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dlnR8rqhmESRNtoIfbcvRw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gençlerde kalp durması neden artıyor?"><p>Bir zamanlar nadir görülen kalp durmaları, artık sağlıklı görünen genç bireylerde de alarm verici bir hızla artıyor. Uzmanlar, bu artışın altında genetik faktörlerden yaşam tarzı alışkanlıklarına kadar birçok nedenin yattığını belirtiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EaYn2sfS60CqNWLNT5ylYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda 40 yaş altı bireylerde görülen kalp kaynaklı ölümler dikkat çekici şekilde artış gösterdi. Eskiden ileri yaşlarda görülen kalp durmaları, artık öğrenci, sporcu ve genç profesyonel gibi sağlıklı görünen bireyleri de etkiliyor. Sağlık otoriteleri, erken teşhis ve önleyici tedbirlerin hayati önem taşıdığını vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oTG_RwEg70ysnwDL_uGUNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp durması, kalbin aniden işlevini yitirmesiyle beyin ve hayati organlara kan akışının kesilmesi sonucu meydana geliyor. Müdahale edilmediği takdirde birkaç dakika içinde ölümle sonuçlanabiliyor. Bu durum, kalp krizinden farklı işliyor; kalp krizinde kalp kasına giden kan akışı kesilirken, kalp durmasında kalbin elektriksel sistemi çöker.PEKİ, NEDEN GENÇLERDE ARTIŞ GÖSTERİYOR?Uzmanlar, gençlerdeki kalp durmalarının arkasında çoklu nedenlerin bulunduğuna dikkat çekiyor:Fark Edilmemiş Kalp Sorunları: Genetik yatkınlık ya da doğuştan gelen kalp rahatsızlıkları, gençlerde çoğu zaman fark edilmiyor. Hipertrofik kardiyomiyopati, uzun QT sendromu gibi hastalıklar, özellikle egzersiz sırasında kalbi zorlayabiliyor.Sağlıksız Yaşam Tarzı: Hareketsizlik, işlenmiş gıdalar, şeker ve sağlıksız yağ tüketimi; obezite, hipertansiyon ve diyabet gibi kalp-damar hastalıklarını tetikliyor.Uyarıcı Madde Kullanımı: Enerji içecekleri, elektronik sigaralar ve bazı egzersiz takviyeleri kalpte ritim bozukluklarına neden olabiliyor. Aşırı kafein tüketimi ve eğlence amaçlı uyuşturucular da kalp durması riskini artıran faktörler arasında.COVID-19’un Uzun Dönem Etkileri: Yapılan araştırmalar, hafif geçirilmiş COVID-19 vakalarının dahi kalp kasına zarar verebileceğini ortaya koyuyor. Özellikle miyokardit gibi iltihabi durumlar ani kalp durmasına yol açabiliyor.Stres ve Ruh Sağlığı: Uzun süreli stres, kaygı ve depresyon kalp sağlığını doğrudan etkiliyor. Stresle bağlantılı kardiyomiyopati gibi rahatsızlıklar da bu yaş grubunda görülmeye başlandı.Aşırı Yüklenme: Kalp rahatsızlığı olduğunu bilmeyen bireyler, yoğun fiziksel aktivite ile kalplerini zorladığında ölümcül sonuçlar doğabiliyor. Bu durum, özellikle genç sporcularda öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/trbUzDLLr0q8wNxLL-SbQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp durması çoğu zaman aniden gerçekleşse de bazı belirtiler öncesinde kendini gösterebiliyor. Uzmanlara göre aşağıdaki işaretler dikkate alınmalı:Egzersiz sırasında göğüs ağrısı veya rahatsızlık hissiAçıklanamayan nefes darlığıKalp çarpıntısı hissiNedensiz bayılma nöbetleriEgzersiz sonrası yoğun yorgunluk veya baş dönmesiAilede ani kalp ölümü öyküsü</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G2XyFnJDd0KPIx2cFGjalA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, gençlerin kalp sağlığını koruyabilmesi için şu önerilerde bulunuyor:Düzenli Kontroller: Aile öyküsü olan bireylerin kalp taramaları (EKG, EKO) yaptırmaları öneriliyor.Sağlıklı Alışkanlıklar: Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku, kalp sağlığı için temel faktörler.Uyarıcılardan Kaçınma: Enerji içecekleri, egzersiz takviyeleri ve bazı ilaçlar kalbi zorlayabiliyor.Stres Yönetimi: Meditasyon, terapi veya farkındalık uygulamalarıyla stresin azaltılması öneriliyor.CPR Bilgisi: Kalp durması anında CPR ve AED uygulamalarının bilinmesi hayat kurtarıcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z-VsgpT0w0KkG1yWLVTNuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, kalp sağlığının sadece yaşlıların değil, artık gençlerin de öncelikli gündemlerinden biri olması gerektiğini vurguluyor. Modern yaşamın getirdiği stres, sağlıksız alışkanlıklar ve göz ardı edilen tıbbi sorunlar, genç yaşta hayatları tehdit eder hale geldi. Bilinçlenme, erken farkındalık ve sağlıklı tercihler ise bu gidişatı tersine çevirebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günde 10 bin adım atmak mı? Düşünüldüğü kadar mucizevi değil; işte nedeni</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gunde-10-bin-adim-atmak-mi-dusunuldugu-kadar-mucizevi-degil-iste-nedeni</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gunde-10-bin-adim-atmak-mi-dusunuldugu-kadar-mucizevi-degil-iste-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Uzun yıllardır sağlıklı yaşamın “altın kuralı” olarak kabul edilen günlük 10 bin adım hedefi, Sidney Üniversitesi’nin yeni araştırmasıyla sorgulanıyor.The Lancet Public Health dergisinde yayımlanan geniş çaplı çalışmaya göre, günde yaklaşık 7 bin adım atmak erken ölüm riskini yüzde 47 oranında azaltıyor ve 10 bin adımla benzer sağlık yararları sağlıyor.Halk arasında yaygın şekilde benimsenen 10 bin adım hedefi, birçok fitness cihazının da varsayılan ayarı. Ancak araştırma, bu sayının sanıldığı kadar sihirli olmadığını ortaya koyuyor. Araştırmayı yürüten Sidney Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu’ndan Prof. Dr. Melody Ding ve ekibi, farklı adım düzeylerinin kardiyovasküler hastalık, kanser, tip 2 diyabet, bunama ve depresyon üzerindeki etkilerini analiz etti.Dünya genelinde 10&#039;dan fazla ülkede yapılan 57 farklı çalışmanın verileriyle yürütülen bu analiz, 2014 ile 2025 yılları arasındaki dönemi kapsıyor. Elde edilen bulgular, günlük 7 bin adımın erken ölüm riskini neredeyse yarı yarıya azalttığını ve bu seviyedeki adım sayısının, daha yüksek seviyelerle kıyaslandığında marjinal fayda farkları taşıdığını gösteriyor.Prof. Dr. Ding, araştırmanın özellikle yoğun iş temposu ya da sağlık sorunları nedeniyle yüksek adım sayılarına ulaşamayan bireyler için cesaret verici olduğunu belirtiyor. “Günde 7000 adım ulaşılabilir bir hedef. Bu seviyeye gelmek kardiyovasküler hastalık, bunama ve depresif semptomlar dahil sekiz farklı sağlık sonucunu ciddi biçimde iyileştiriyor,” diyen Ding, daha az adım atanlar için bile küçük artışların büyük fark yaratabileceğini vurguluyor.Araştırmaya göre, adım sayısındaki her bin birimlik artış, 7 bin adıma kadar sağlık yararlarını artırırken, bu seviyeden sonra kazanımlar sınırlı hale geliyor. Örneğin:Demans riski, 7 bin adımda %38 azalırken, 10 bin adımda yalnızca %7 ek azalma sağlandı.Tip 2 diyabet riski, 10 bin  adımda %22 azalırken, 12 bin adımda bu oran %27’ye çıktı.2 bin adım seviyesinden 7 bin  adıma çıkmak ise ölüm riskinde %47’lik düşüş sağladı.Araştırmanın baş analisti Dr. Katherine Owen ise “Günde 10.000 adım hâlâ aktif bireyler için iyi bir hedef olabilir. Ancak 7.000 adım sonrası birçok sağlık göstergesi açısından kazanımlar sınırlı kalıyor,” dedi.Prof. Dr. Ding, çalışmanın genel mesajını şöyle özetliyor: “Bu araştırma, mükemmel olma baskısını değil, ilerleme sağlama yaklaşımını teşvik ediyor. Günlük hayattaki küçük hareket artışları dahi sağlık üzerinde büyük etki yaratabilir.”Yeni bulgular, bireylerin kendi sağlık hedeflerini belirlerken yalnızca popüler hedeflere değil, bilimsel verilerle desteklenen gerçekçi seviyelere de odaklanmaları gerektiğini gösteriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i-hVboX9gkuLj7dysYvd0w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:54:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günde, bin, adım, atmak, mı, Düşünüldüğü, kadar, mucizevi, değil, işte, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i-hVboX9gkuLj7dysYvd0w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Günde 10 bin adım atmak mı? Düşünüldüğü kadar mucizevi değil; işte nedeni"><p>Uzun yıllardır sağlıklı yaşamın “altın kuralı” olarak kabul edilen günlük 10 bin adım hedefi, Sidney Üniversitesi’nin yeni araştırmasıyla sorgulanıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5XTQEu_Vy0iQWkdvs5kkLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>The Lancet Public Health dergisinde yayımlanan geniş çaplı çalışmaya göre, günde yaklaşık 7 bin adım atmak erken ölüm riskini yüzde 47 oranında azaltıyor ve 10 bin adımla benzer sağlık yararları sağlıyor.Halk arasında yaygın şekilde benimsenen 10 bin adım hedefi, birçok fitness cihazının da varsayılan ayarı. Ancak araştırma, bu sayının sanıldığı kadar sihirli olmadığını ortaya koyuyor. Araştırmayı yürüten Sidney Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu’ndan Prof. Dr. Melody Ding ve ekibi, farklı adım düzeylerinin kardiyovasküler hastalık, kanser, tip 2 diyabet, bunama ve depresyon üzerindeki etkilerini analiz etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wyr5bHzLY0mWEpb3bSVZ_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya genelinde 10'dan fazla ülkede yapılan 57 farklı çalışmanın verileriyle yürütülen bu analiz, 2014 ile 2025 yılları arasındaki dönemi kapsıyor. Elde edilen bulgular, günlük 7 bin adımın erken ölüm riskini neredeyse yarı yarıya azalttığını ve bu seviyedeki adım sayısının, daha yüksek seviyelerle kıyaslandığında marjinal fayda farkları taşıdığını gösteriyor.Prof. Dr. Ding, araştırmanın özellikle yoğun iş temposu ya da sağlık sorunları nedeniyle yüksek adım sayılarına ulaşamayan bireyler için cesaret verici olduğunu belirtiyor. “Günde 7000 adım ulaşılabilir bir hedef. Bu seviyeye gelmek kardiyovasküler hastalık, bunama ve depresif semptomlar dahil sekiz farklı sağlık sonucunu ciddi biçimde iyileştiriyor,” diyen Ding, daha az adım atanlar için bile küçük artışların büyük fark yaratabileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CFOZp4GUW0q3en7whg56Hw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmaya göre, adım sayısındaki her bin birimlik artış, 7 bin adıma kadar sağlık yararlarını artırırken, bu seviyeden sonra kazanımlar sınırlı hale geliyor. Örneğin:Demans riski, 7 bin adımda %38 azalırken, 10 bin adımda yalnızca %7 ek azalma sağlandı.Tip 2 diyabet riski, 10 bin  adımda %22 azalırken, 12 bin adımda bu oran %27’ye çıktı.2 bin adım seviyesinden 7 bin  adıma çıkmak ise ölüm riskinde %47’lik düşüş sağladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SXvH9hav90GagJV3f3b0sA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmanın baş analisti Dr. Katherine Owen ise “Günde 10.000 adım hâlâ aktif bireyler için iyi bir hedef olabilir. Ancak 7.000 adım sonrası birçok sağlık göstergesi açısından kazanımlar sınırlı kalıyor,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4E6A-ylokEut8pOH61ZPMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Ding, çalışmanın genel mesajını şöyle özetliyor: “Bu araştırma, mükemmel olma baskısını değil, ilerleme sağlama yaklaşımını teşvik ediyor. Günlük hayattaki küçük hareket artışları dahi sağlık üzerinde büyük etki yaratabilir.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1GWA0uLAUk-mljM5q64Orw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni bulgular, bireylerin kendi sağlık hedeflerini belirlerken yalnızca popüler hedeflere değil, bilimsel verilerle desteklenen gerçekçi seviyelere de odaklanmaları gerektiğini gösteriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beynin hızlı yaşlanmasına neden olan sessiz tehditler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/beynin-hizli-yaslanmasina-neden-olan-sessiz-tehditler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/beynin-hizli-yaslanmasina-neden-olan-sessiz-tehditler</guid>
<description><![CDATA[ Çinli bilim insanlarının gerçekleştirdiği kapsamlı bir araştırma, beynin hızlı yaşlanmasına yol açabilecek beş önemli sağlık riskini ortaya koydu. Araştırmaya göre, çoğu zaman fark edilmeyen bu &quot;sessiz tehditler&quot;, sadece fiziksel sağlığı değil, zihinsel işlevleri de ciddi şekilde etkileyebiliyor.Pekin&#039;deki Başkent Tıp Üniversitesi’nde yürütülen çalışmada, yaş ortalaması 55 olan 964 kişi 12 yıl boyunca takip edildi. Katılımcıların sağlık durumları ve beyin yapıları, manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile incelendi. Bilim insanları, bu verilerle oluşturdukları beyin yaşı tahmin modeliyle, kişilerin biyolojik beyin yaşlarını hesapladı.Araştırmada, beyin yaşlanmasını hızlandırdığı belirlenen beş ana risk faktörü şu şekilde sıralandı: Hipertansiyon (Yüksek tansiyon) Hiperglisemi (Yüksek kan şekeri  Hiperkreatinemi (Yüksek kreatinin seviyesi ) Sigara kullanımıAraştırma sonuçlarına göre, dört ila beş risk faktörüne sahip bireylerin beyin yaşlarının, daha az riske sahip olanlara kıyasla &quot;kayda değer ölçüde daha yüksek&quot; olduğu görüldü. Bu durum, yaşam tarzı ve metabolik faktörlerin bir araya gelerek beynin yaşlanmasını hızlandırdığını ortaya koyuyor.Özellikle yüksek tansiyonun, beyin yapısına en fazla zarar veren etken olduğu belirlendi. Uzmanlar, bu durumun beyindeki iletişimi sağlayan beyaz cevher liflerini etkileyerek bilişsel gerilemeye ve demans gibi nörodejeneratif hastalıklara yol açabileceğini vurguluyor.Araştırmacılar, bu risk faktörlerinin çoğunun belirgin semptomlara neden olmaması nedeniyle genellikle fark edilmediğini ifade ediyor. Bu da beyin sağlığı açısından ciddi bir tehlike yaratıyor.Yüksek tansiyon, çoğu zaman belirti vermese de bazı kişilerde baş ağrısı, bulanık görme ve göğüs ağrısına neden olabilir. Ancak kesin tanı için düzenli tansiyon kontrolü şart.Yüksek kan şekeri, özellikle diyabet hastalarında görülür ve aşırı susama, sık idrara çıkma, yorgunluk, bulanık görme gibi belirtilerle kendini gösterebilir.Yüksek kreatinin düzeyleri, böbrek işlev bozukluğunun habercisi olabilir. İştahsızlık, şişkinlik, nefes darlığı ve idrarda değişiklik gibi semptomlar gözlemlenebilir.Bilim insanları, erken teşhisin önemine dikkat çekerken, halk sağlığı politikalarının bu risk faktörlerine odaklanarak geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.“Çalışmamız, metabolik, yaşam tarzı ve sosyal geçmişle ilgili çeşitli faktörlerin beyin sağlığı üzerindeki etkilerini anlamamıza yardımcı oluyor. Bu bulgular, hem bireysel farkındalığın artmasına hem de toplum genelinde sağlıklı beyin yaşlanmasını destekleyen politikaların oluşturulmasına katkı sağlayabilir,” açıklamasında bulunuldu.Uzmanlar, özellikle 40 yaş üstü bireyleri düzenli sağlık kontrolleri yaptırmaları ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmeleri konusunda uyarıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G9VuSBx0Q0KgoIKf2S6u1g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beynin, hızlı, yaşlanmasına, neden, olan, sessiz, tehditler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G9VuSBx0Q0KgoIKf2S6u1g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beynin hızlı yaşlanmasına neden olan sessiz tehditler"><p>Çinli bilim insanlarının gerçekleştirdiği kapsamlı bir araştırma, beynin hızlı yaşlanmasına yol açabilecek beş önemli sağlık riskini ortaya koydu. Araştırmaya göre, çoğu zaman fark edilmeyen bu "sessiz tehditler", sadece fiziksel sağlığı değil, zihinsel işlevleri de ciddi şekilde etkileyebiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GhdmbBN5RUOFnYBn6mVSbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pekin'deki Başkent Tıp Üniversitesi’nde yürütülen çalışmada, yaş ortalaması 55 olan 964 kişi 12 yıl boyunca takip edildi. Katılımcıların sağlık durumları ve beyin yapıları, manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile incelendi. Bilim insanları, bu verilerle oluşturdukları beyin yaşı tahmin modeliyle, kişilerin biyolojik beyin yaşlarını hesapladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f1hUwW40P0SUo25sFLTRWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, beyin yaşlanmasını hızlandırdığı belirlenen beş ana risk faktörü şu şekilde sıralandı: Hipertansiyon (Yüksek tansiyon) Hiperglisemi (Yüksek kan şekeri  Hiperkreatinemi (Yüksek kreatinin seviyesi ) Sigara kullanımı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Knu1d-VcQEmAOYnVbD22aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma sonuçlarına göre, dört ila beş risk faktörüne sahip bireylerin beyin yaşlarının, daha az riske sahip olanlara kıyasla "kayda değer ölçüde daha yüksek" olduğu görüldü. Bu durum, yaşam tarzı ve metabolik faktörlerin bir araya gelerek beynin yaşlanmasını hızlandırdığını ortaya koyuyor.Özellikle yüksek tansiyonun, beyin yapısına en fazla zarar veren etken olduğu belirlendi. Uzmanlar, bu durumun beyindeki iletişimi sağlayan beyaz cevher liflerini etkileyerek bilişsel gerilemeye ve demans gibi nörodejeneratif hastalıklara yol açabileceğini vurguluyor.Araştırmacılar, bu risk faktörlerinin çoğunun belirgin semptomlara neden olmaması nedeniyle genellikle fark edilmediğini ifade ediyor. Bu da beyin sağlığı açısından ciddi bir tehlike yaratıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wYXNz3Zv9kyCW16pox257g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek tansiyon, çoğu zaman belirti vermese de bazı kişilerde baş ağrısı, bulanık görme ve göğüs ağrısına neden olabilir. Ancak kesin tanı için düzenli tansiyon kontrolü şart.Yüksek kan şekeri, özellikle diyabet hastalarında görülür ve aşırı susama, sık idrara çıkma, yorgunluk, bulanık görme gibi belirtilerle kendini gösterebilir.Yüksek kreatinin düzeyleri, böbrek işlev bozukluğunun habercisi olabilir. İştahsızlık, şişkinlik, nefes darlığı ve idrarda değişiklik gibi semptomlar gözlemlenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HXJ61jCtS0ajSoByNYcYSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, erken teşhisin önemine dikkat çekerken, halk sağlığı politikalarının bu risk faktörlerine odaklanarak geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZQ4coOw7ckmpEK_2bCrTVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Çalışmamız, metabolik, yaşam tarzı ve sosyal geçmişle ilgili çeşitli faktörlerin beyin sağlığı üzerindeki etkilerini anlamamıza yardımcı oluyor. Bu bulgular, hem bireysel farkındalığın artmasına hem de toplum genelinde sağlıklı beyin yaşlanmasını destekleyen politikaların oluşturulmasına katkı sağlayabilir,” açıklamasında bulunuldu.Uzmanlar, özellikle 40 yaş üstü bireyleri düzenli sağlık kontrolleri yaptırmaları ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmeleri konusunda uyarıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuk doktoru bulmak zorlaşıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cocuk-doktoru-bulmak-zorlasiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cocuk-doktoru-bulmak-zorlasiyor</guid>
<description><![CDATA[ Çocuk doktorluğu artık tercih edilen branşlar arasında değil. Köklü çocuk kliniklerinden bazıları asistan doktor eksikliği nedeniyle kapanmanın eşiğinde. Haber: Melike ŞahinDoktorlar, çocuk doktoru olmak istemiyor.  Köklü kliniklerinde dahi çocuk doktoru bulmak zorlaşıyor.  Çocuk doktorluğu son yıllarda en az tercih edilen branşlardan. Tercih eden asistan doktorların bir bölümü de eğitimini tamamlamadan istifa ediyor. Çocuk onkolojisi, çocuk nefrolojisi, yenidoğan uzmanlığı gibi çocuk doktorluğunun yan dallarında da doktor sıkıntısı var.&quot;ETKİN BİR SAĞLIK HİZMETİ SUNAMAYACAĞIZ&quot;  Konuya ilişkin NTV&#039;ye açıklamalarda bulunan Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, &quot;Sayımızın azalması çocuklara ciddi anlamda tehlike veriyor. Çocuklarımızın ciddi hastalıkları olursa birçok noktada onlara etkin bir sağlık hizmeti sunamayacağız. En büyük kaygımız bu bizim.&quot; dedi.&quot;ASİSTAN BULMAK ÇOK ZORLAŞIYOR&quot;  Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Haluk Çokuğraş ise sadece Anadolu&#039;da değil İstanbul içinde de çok eski köklü bilindik bir takım hastanelerin çocuk servislerinde de asistan doktor bulmanın zorlaştığını dile getirdi.   &quot;Pek çok çocuk acil servisinde artık çocuk uzmanı olmayan hekimler çalışıyor.&quot; diye konuşan Prof. Dr. Çokuğraş, &quot;Pediatri bölümülerinde asistan bulmak çok zorlaşıyor.&quot; dedi.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aTRmoyvkWEKXXjG7ar3bdA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuk, doktoru, bulmak, zorlaşıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aTRmoyvkWEKXXjG7ar3bdA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çocuk doktoru tercih edilmiyor"><p>Çocuk doktorluğu artık tercih edilen branşlar arasında değil. Köklü çocuk kliniklerinden bazıları asistan doktor eksikliği nedeniyle kapanmanın eşiğinde. Haber: Melike Şahin</p><p>Doktorlar, çocuk doktoru olmak istemiyor.  Köklü kliniklerinde dahi çocuk doktoru bulmak zorlaşıyor.  Çocuk doktorluğu son yıllarda en az tercih edilen branşlardan. Tercih eden asistan doktorların bir bölümü de eğitimini tamamlamadan istifa ediyor. Çocuk onkolojisi, çocuk nefrolojisi, yenidoğan uzmanlığı gibi çocuk doktorluğunun yan dallarında da doktor sıkıntısı var.</p><p><strong>"ETKİN BİR SAĞLIK HİZMETİ SUNAMAYACAĞIZ"</strong>  Konuya ilişkin NTV'ye açıklamalarda bulunan Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, "Sayımızın azalması çocuklara ciddi anlamda tehlike veriyor. Çocuklarımızın ciddi hastalıkları olursa birçok noktada onlara etkin bir sağlık hizmeti sunamayacağız. En büyük kaygımız bu bizim." dedi.</p><p><strong>"ASİSTAN BULMAK ÇOK ZORLAŞIYOR"</strong>  Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Haluk Çokuğraş ise sadece Anadolu'da değil İstanbul içinde de çok eski köklü bilindik bir takım hastanelerin çocuk servislerinde de asistan doktor bulmanın zorlaştığını dile getirdi.   "Pek çok çocuk acil servisinde artık çocuk uzmanı olmayan hekimler çalışıyor." diye konuşan Prof. Dr. Çokuğraş, "Pediatri bölümülerinde asistan bulmak çok zorlaşıyor." dedi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Geceleri yapılan 4 yaygın hata: Sessizce vücuda zarar veriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/geceleri-yapilan-4-yaygin-hata-sessizce-vucuda-zarar-veriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/geceleri-yapilan-4-yaygin-hata-sessizce-vucuda-zarar-veriyor</guid>
<description><![CDATA[ Geceleri sağlığınıza zarar verebilecek alışkanlıklardan kaçının. Uzman bir gastroenterolog, yatmadan önce dikkat edilmesi gereken dört önemli noktayı paylaşıyor. Ağır yemeklerden, fazla kafeinden, telefon kullanımından ve stresli düşüncelerden uzak durarak daha sağlıklı bir uyku düzeni oluşturabilirsiniz.Gününüzü nasıl sonlandırıyorsunuz? Gece geç saatlerde bir şeyler atıştırarak, telefonunuzda gezinerek veya en sevdiğiniz diziyi arka arkaya izleyerek mi? Bu rutinler zararsız görünse de, sessizce sağlığınıza zarar veriyor olabilir. Harvard ve Stanford&#039;da eğitim almış bir gastroenterolog olan Dr. Saurabh Sethi, geceleri kaçındığı dört şeyi paylaştı.Dr. Sethi, yatmadan hemen önce ağır yemek yemekten kaçındığını söyledi. Uyumadan önce büyük veya zengin öğünler tüketmek bağırsaklarınız için pek iyi değil.
Doktor, &quot;Sindirimi bozuyor, insülini yükseltiyor ve uyku kalitenizi bozuyor. Akşam yemeğini uyumadan en az iki ila üç saat önce bitirmeye çalışıyorum&quot; dedi. Birkaç çalışma ayrıca gece geç saatlerde yemek yemenin asit reflü ve metabolik sorunlara katkıda bulunabileceğini öne sürüyor.Üçüncüsü, gastroenterolog günün geç saatlerinde kafeinden kaçınıyor. Bunun nedeni, kafeinin sisteminizde yaklaşık beş ila altı saat kalması ve uykuyu bozmasıdır. &quot;Kafeinin yarı ömrü yaklaşık 5-6 saattir. Bu nedenle uyku bozulmasını önlemek için yatmadan en az altı saat önce çay veya kahveden uzak duruyorum,&quot; dedi. Çalışmalar, yatmadan altı saat önce tüketilen kafeinin bile uyku süresini ve kalitesini azaltabileceğini ve ayrıca ertesi gün enerjiyi ve odaklanmayı etkileyebileceğini doğruluyor.Bağırsak doktorunun kara listesindeki bir sonraki şey kötümserlik. Dr. Sethi, yatmadan önce bitmek bilmeyen telefon kaydırmaktan uzak duruyor. Ekranların yaydığı mavi ışık, uyku düzenlemesi için kritik bir hormon olan melatonin üretimini baskılıyor. Uyumayı zorlaştırıyor. Doktor, &quot;Yatmadan bir saat önce telefonumu kaldırmaya özen gösteriyorum,&quot; dedi.Sethi, yatmadan önce stres yönetimine öncelik veriyor. Ona göre, zihinsel stres, zayıf bağırsak sağlığı anlamına geliyor. Bağırsak-beyin bağlantısını vurguluyor. Rahatlamak için derin nefes alma ve sinir sistemini sakinleştiren rehberli bir meditasyon tekniği olan yoga nidra uygular. Kronik stres sindirim bozuklukları ve uyku bozukluklarıyla bağlantılıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aeqBFjY_50SwISsNBkmtCw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Geceleri, yapılan, yaygın, hata:, Sessizce, vücuda, zarar, veriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aeqBFjY_50SwISsNBkmtCw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Geceleri yapılan 4 yaygın hata: Sessizce vücuda zarar veriyor"><p>Geceleri sağlığınıza zarar verebilecek alışkanlıklardan kaçının. Uzman bir gastroenterolog, yatmadan önce dikkat edilmesi gereken dört önemli noktayı paylaşıyor. Ağır yemeklerden, fazla kafeinden, telefon kullanımından ve stresli düşüncelerden uzak durarak daha sağlıklı bir uyku düzeni oluşturabilirsiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R5ih7lW2L0ioPuPotG4qcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gününüzü nasıl sonlandırıyorsunuz? Gece geç saatlerde bir şeyler atıştırarak, telefonunuzda gezinerek veya en sevdiğiniz diziyi arka arkaya izleyerek mi? Bu rutinler zararsız görünse de, sessizce sağlığınıza zarar veriyor olabilir. Harvard ve Stanford'da eğitim almış bir gastroenterolog olan Dr. Saurabh Sethi, geceleri kaçındığı dört şeyi paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_OlDVrL9CESTdAnN3kUO1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, yatmadan hemen önce ağır yemek yemekten kaçındığını söyledi. Uyumadan önce büyük veya zengin öğünler tüketmek bağırsaklarınız için pek iyi değil.
Doktor, "Sindirimi bozuyor, insülini yükseltiyor ve uyku kalitenizi bozuyor. Akşam yemeğini uyumadan en az iki ila üç saat önce bitirmeye çalışıyorum" dedi. Birkaç çalışma ayrıca gece geç saatlerde yemek yemenin asit reflü ve metabolik sorunlara katkıda bulunabileceğini öne sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g-1VWh2fbUuXuRNQczto8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üçüncüsü, gastroenterolog günün geç saatlerinde kafeinden kaçınıyor. Bunun nedeni, kafeinin sisteminizde yaklaşık beş ila altı saat kalması ve uykuyu bozmasıdır. "Kafeinin yarı ömrü yaklaşık 5-6 saattir. Bu nedenle uyku bozulmasını önlemek için yatmadan en az altı saat önce çay veya kahveden uzak duruyorum," dedi. Çalışmalar, yatmadan altı saat önce tüketilen kafeinin bile uyku süresini ve kalitesini azaltabileceğini ve ayrıca ertesi gün enerjiyi ve odaklanmayı etkileyebileceğini doğruluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TlWZLgFmxUCgY7SjMo4pSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak doktorunun kara listesindeki bir sonraki şey kötümserlik. Dr. Sethi, yatmadan önce bitmek bilmeyen telefon kaydırmaktan uzak duruyor. Ekranların yaydığı mavi ışık, uyku düzenlemesi için kritik bir hormon olan melatonin üretimini baskılıyor. Uyumayı zorlaştırıyor. Doktor, "Yatmadan bir saat önce telefonumu kaldırmaya özen gösteriyorum," dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AkXk6sjiFEqOCvQL05hfbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sethi, yatmadan önce stres yönetimine öncelik veriyor. Ona göre, zihinsel stres, zayıf bağırsak sağlığı anlamına geliyor. Bağırsak-beyin bağlantısını vurguluyor. Rahatlamak için derin nefes alma ve sinir sistemini sakinleştiren rehberli bir meditasyon tekniği olan yoga nidra uygular. Kronik stres sindirim bozuklukları ve uyku bozukluklarıyla bağlantılıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gıdalarda yüksek pestisit çıkması ne anlama geliyor? Pestisitin sağlığa zararları</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gidalarda-yuksek-pestisit-cikmasi-ne-anlama-geliyor-pestisitin-sagliga-zararlari</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gidalarda-yuksek-pestisit-cikmasi-ne-anlama-geliyor-pestisitin-sagliga-zararlari</guid>
<description><![CDATA[ Pestisitler; yabani otlar, kemirgenler, böcekler ve mikroplar gibi zararlılardan kaynaklanan mahsul zararlarını azaltmak için kullanılıyor. Bu sayede meyve, sebze ve diğer ürünlerin ömrü attırılıyor. Peki, gıdalarda yüksek pestisit çıkması ne anlama geliyor? Pestisitin sağlığa zararları neler?En geniş anlamıyla, pestisitler; mahsullere, gıda depolarına veya evlere zarar verebilecek ya da istila edebilecek herhangi bir organizmayı kontrol altına almak için kullanılan kimyasallardır. Uzun yıllar boyunca pestisit kullanımı büyük ölçüde denetimsizdi. Ancak 1962 yılında Rachel Carson tarafından yazılan &quot;Sessiz Bahar&quot; (Silent Spring) kitabının yayımlanmasından bu yana, pestisitlerin çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkileri daha fazla incelenmeye başlanmıştır.İdeal bir pestisit, yalnızca hedef aldığı zararlıyı yok ederken insanlar, diğer canlılar, bitkiler ve çevre üzerinde olumsuz bir etki yaratmazdı. Ancak gerçek hayatta pestisitler kusursuz değildir ve kullanımları hem sağlık hem de çevre açısından çeşitli etkiler yaratabilir.Gıdalarda yüksek pestisit seviyeleri, meyve, sebze veya diğer ürünlerde bulunan pestisit kalıntılarının yasal olarak belirlenmiş güvenlik sınırlarını aştığı anlamına gelir. Bu sınırlar, tüketicileri pestisit maruziyetine bağlı olası sağlık risklerinden korumak amacıyla belirlenmiştir. Pestisit kalıntıları bu eşikleri aştığında, gıda güvenliği ve insan sağlığı üzerindeki olası olumsuz etkiler konusunda endişeler ortaya çıkabilir.Pestisitler, tarımsal üretimi tehdit eden zararlıları yok etmek için kullanılan kimyasallardır. Ancak, yüksek dozlarda veya uzun süre düşük dozlarda maruz kalmak insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Bunlar arasında:Akut etkiler: Baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, cilt ve göz tahrişi (EPA, 2021).Kronik etkiler: Hormon sistemi bozuklukları, sinir sistemi hasarı, üreme problemleri, çocuklarda gelişim geriliği ve bazı kanser türlerinin artmış riski (Ulusal Çevresel Sağlık Bilimleri Enstitüsü - NIEHS, 2022; WHO, 2019).Biyobirikim: Bazı pestisitler, zamanla vücutta biriken ağır metaller içerebilir ve bu durum toksisiteye yol açabilir (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi, 2018). ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H8bg6kLMakipHkCA9CR4jw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gıdalarda, yüksek, pestisit, çıkması, anlama, geliyor, Pestisitin, sağlığa, zararları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H8bg6kLMakipHkCA9CR4jw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gıdalarda yüksek pestisit çıkması ne anlama geliyor? Pestisitin neden olduğu sağlık sorunları"><p>Pestisitler; yabani otlar, kemirgenler, böcekler ve mikroplar gibi zararlılardan kaynaklanan mahsul zararlarını azaltmak için kullanılıyor. Bu sayede meyve, sebze ve diğer ürünlerin ömrü attırılıyor. Peki, gıdalarda yüksek pestisit çıkması ne anlama geliyor? Pestisitin sağlığa zararları neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E51nX0lPa0uQOGLbk2X_Lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>En geniş anlamıyla, pestisitler; mahsullere, gıda depolarına veya evlere zarar verebilecek ya da istila edebilecek herhangi bir organizmayı kontrol altına almak için kullanılan kimyasallardır. Uzun yıllar boyunca pestisit kullanımı büyük ölçüde denetimsizdi. Ancak 1962 yılında Rachel Carson tarafından yazılan "Sessiz Bahar" (Silent Spring) kitabının yayımlanmasından bu yana, pestisitlerin çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkileri daha fazla incelenmeye başlanmıştır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m_JGfLUC1kCOE_iJaLBMgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İdeal bir pestisit, yalnızca hedef aldığı zararlıyı yok ederken insanlar, diğer canlılar, bitkiler ve çevre üzerinde olumsuz bir etki yaratmazdı. Ancak gerçek hayatta pestisitler kusursuz değildir ve kullanımları hem sağlık hem de çevre açısından çeşitli etkiler yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y_FlElQKu0-gcX50HJFL5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gıdalarda yüksek pestisit seviyeleri, meyve, sebze veya diğer ürünlerde bulunan pestisit kalıntılarının yasal olarak belirlenmiş güvenlik sınırlarını aştığı anlamına gelir. Bu sınırlar, tüketicileri pestisit maruziyetine bağlı olası sağlık risklerinden korumak amacıyla belirlenmiştir. Pestisit kalıntıları bu eşikleri aştığında, gıda güvenliği ve insan sağlığı üzerindeki olası olumsuz etkiler konusunda endişeler ortaya çıkabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fzBvCZn6MU6LkTWF21G13g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pestisitler, tarımsal üretimi tehdit eden zararlıları yok etmek için kullanılan kimyasallardır. Ancak, yüksek dozlarda veya uzun süre düşük dozlarda maruz kalmak insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Bunlar arasında:Akut etkiler: Baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, cilt ve göz tahrişi (EPA, 2021).Kronik etkiler: Hormon sistemi bozuklukları, sinir sistemi hasarı, üreme problemleri, çocuklarda gelişim geriliği ve bazı kanser türlerinin artmış riski (Ulusal Çevresel Sağlık Bilimleri Enstitüsü - NIEHS, 2022; WHO, 2019).Biyobirikim: Bazı pestisitler, zamanla vücutta biriken ağır metaller içerebilir ve bu durum toksisiteye yol açabilir (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi, 2018).</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2 çocuk annesi kadın hayatını kaybetti: Kene ısırırsa sakın bunu yapmayın</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/2-cocuk-annesi-kadin-hayatini-kaybetti-kene-isirirsa-sakin-bunu-yapmayin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/2-cocuk-annesi-kadin-hayatini-kaybetti-kene-isirirsa-sakin-bunu-yapmayin</guid>
<description><![CDATA[ Bahar ayları, kenelerin en aktif olduğu dönem. Keneler genellikle zararsız olarak kabul edilse de, bazı durumlarda alerjik reaksiyonlara ve ciddi hastalıklara neden olabilirler. Geçtiğimiz günlerde Sivas&#039;ta 35 yaşındaki Çiğdem Keskin, kene ısırığı nedeniyle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) şüphesiyle tedavi altına alındı ve hayatını kaybetti. Peki, kene ısırığı durumunda ne yapılmalı?Bahar mevsiminin gelmesiyle birlikte kene ısırığına bağlı olarak ortaya çıkan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarında artış gözlenirken, bu durum özellikle kırsal bölgelerde endişe yaratıyor.Sivas’ın Zara ilçesine bağlı İlice köyünde hayvancılıkla uğraşan 35 yaşındaki Çiğdem Keskin&#039;in vücuduna kene yapıştı. Bir süre sonra sağlık durumu kötüleşen Keskin, yakınları tarafından hastaneye kaldırıldı. KKKA şüphesiyle tedavi altına alınan genç kadın hayatını kaybetti.Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden yapılan açıklamada, sadece nisan ve mayıs aylarında kent genelinde sekiz kişinin KKKA şüphesiyle hastaneye başvurduğu bildirildi. Bu kişilerden ikisi hayatını kaybederken, beşi tedavilerinin ardından taburcu edildi. Bir hastanın ise tedavisi halen devam ediyor.Keneler, ilkbahar ve yaz aylarında daha yaygındırlar. En çok Nisan ayından Eylül ayına kadarki dönemde görülürler.Keneler sıcakkanlı hayvanların ve insanların kanını emerek beslenirler Keneler vücudun sıcak, nemli bölgelerini tercih eder. Bir kene vücuda bulaştığında, koltuk altlarına, kasıklara veya saçlı ya da yoğun kıllı bölgelere göç ederler. .Kan emerek beslenen diğer haşere türlerinin aksine keneler konaklarını ısırdıktan sonra vücuda bağlı kalırlar.Doğada vakit geçirenler için yaygın bir sağlık sorunu olan keneler vücutta gizlice besleniyor ve ciddi hastalıklara da zemin hazırlıyor. Bu nedenle kene ısırığına doğru bir şekilde müdahale etmek gerekiyor. En yaygınları arasında Lyme hastalığı, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Kayalık Dağlar Benekli Ateşi (Rocky Mountain Spotted Fever) ve Anaplazmoz bulunur. Bu hastalıklar kene türüne ve coğrafi bölgeye bağlı olarak değişir. Kongo Kanamalı Ateşi gibi hastalıklar zamanında tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına ve hatta ölüme neden olabilir.Zehirsiz kene ısırması bazı durumlarda herhangi bir semptom oluşturmayabilir. Ancak kene ısırığı belirtileri, özellikle de alerjisi olan insanlar için oldukça belirgindir. Reflekslerin zayıflaması veya tamamen kaybolması en yaygın belirtiler arasında yer alabilir. Buna çoğu zaman kas zayıflığı da eşlik eder. Kene sokması belirtileri arasında, kenenin ısırdığı bölgenin ağrıması ve şişmesi de yer alabilir. Ayrıca yine aynı bölgede döküntüler veya kabarcıklar da görülebilirKene ısırığı sonrası belirtiler arasında kaşıntı, kızarıklık ve hafif şişlik yer alır. Eğer kene hastalık bulaştırmışsa, ateş, baş ağrısı, yorgunluk, kas ve eklem ağrıları gibi daha ciddi belirtiler de ortaya çıkabilir.Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ve Lyme hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen kenelere karşı ilk yapılması gereken şey paniğe kapılmadan, doğru müdahalede bulunmak.Uzmanlara göre, kene fark edildiği anda çıplak elle temas edilmeden çıkarılmalı. Ucunda sivri uç bulunan bir cımbızla, kenenin baş kısmına yakın yerden tutularak deriden dik şekilde ve yavaşça çekilmesi gerekiyor. Keneyi koparmamaya özen gösterilmeli.Isırığın ardından bölge sabunlu suyla yıkanmalı ve ardından antiseptik bir madde ile temizlenmeli. Kene çıkarıldıktan sonra kişilerin kendilerini 10-14 gün boyunca gözlemlemesi gerekiyor. Yetkililer, çıkarılan kenenin temiz bir kap ya da poşet içerisinde saklanarak sağlık kurumlarına götürülmesini, bu sayede inceleme yapılmasının mümkün olduğunu belirtiyor.İlk olarak, ısırılan kişiden kenenin mümkün olan en kısa sürede çıkarılması önemlidir. Doktor, tarafından kenenin gövdesi parçalanmadan, cilt içerisinde herhangi bir parçası kalmadan ince uçlu tıbbi amaçlı aletler kullanılarak dikkatlice çıkartılır. Lyme hastalığı riski varsa, doktor tarafından profilaktik (önleyici) antibiyotik tedavisi önerebilir. Bu tedavi, hastalığın yayılmasını önlemeye yöneliktir.Kene ısırığına bağlı olarak ortaya çıkan belirtiler, doktor tarafından verilen ağrı kesiciler, antihistaminikler veya anti-inflamatuar ilaçlar gibi ilaçlarla kontrol altına alınabilir.Keneler ile temasın olduğu alanlarda çok dikkat etmemiz gerekiyor. Koruyucu önlemler almamız gerekiyor. Bunun için açık renkli kıyafetler giymemiz gerekiyor. Çizme giyebiliyorsak çizme giymeliyiz. Bunun dışında da riskli alanlara gittiğimiz zaman vücudumuzu kontrol etmemiz gerekiyor.Vücudumuzda bir kene fark ettiğimizde, vakit kaybetmeden müdahale etmemiz gerekir. Ancak bu müdahaleyi yaparken dikkatli olmalı ve kesinlikle keneye çıplak elle dokunmamalıyız. Bir bez, eldiven ya da poşet yardımıyla keneyi çıkarmaya çalışabiliriz. Eğer bunu güvenli bir şekilde yapamıyorsak, hiç vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıyız.Kenenin ne zaman çıkarıldığı büyük önem taşır; zaman kaybı enfeksiyon riskini artırabilir. Bu yüzden keneyi kendimiz çıkarabi ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h1e9ZLyrHEufO1BIOfoPhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>çocuk, annesi, kadın, hayatını, kaybetti:, Kene, ısırırsa, sakın, bunu, yapmayın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h1e9ZLyrHEufO1BIOfoPhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2 çocuk annesi kadın hayatını kaybetti: Kene ısırırsa sakın bunu yapmayın"><p>Bahar ayları, kenelerin en aktif olduğu dönem. Keneler genellikle zararsız olarak kabul edilse de, bazı durumlarda alerjik reaksiyonlara ve ciddi hastalıklara neden olabilirler. Geçtiğimiz günlerde Sivas'ta 35 yaşındaki Çiğdem Keskin, kene ısırığı nedeniyle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) şüphesiyle tedavi altına alındı ve hayatını kaybetti. Peki, kene ısırığı durumunda ne yapılmalı?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d3Ks4Le5SUuJHlPuOYlLwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bahar mevsiminin gelmesiyle birlikte kene ısırığına bağlı olarak ortaya çıkan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarında artış gözlenirken, bu durum özellikle kırsal bölgelerde endişe yaratıyor.Sivas’ın Zara ilçesine bağlı İlice köyünde hayvancılıkla uğraşan 35 yaşındaki Çiğdem Keskin'in vücuduna kene yapıştı. Bir süre sonra sağlık durumu kötüleşen Keskin, yakınları tarafından hastaneye kaldırıldı. KKKA şüphesiyle tedavi altına alınan genç kadın hayatını kaybetti.Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden yapılan açıklamada, sadece nisan ve mayıs aylarında kent genelinde sekiz kişinin KKKA şüphesiyle hastaneye başvurduğu bildirildi. Bu kişilerden ikisi hayatını kaybederken, beşi tedavilerinin ardından taburcu edildi. Bir hastanın ise tedavisi halen devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MXnKE90kzUCyF0Yno6smzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Keneler, ilkbahar ve yaz aylarında daha yaygındırlar. En çok Nisan ayından Eylül ayına kadarki dönemde görülürler.Keneler sıcakkanlı hayvanların ve insanların kanını emerek beslenirler Keneler vücudun sıcak, nemli bölgelerini tercih eder. Bir kene vücuda bulaştığında, koltuk altlarına, kasıklara veya saçlı ya da yoğun kıllı bölgelere göç ederler. .Kan emerek beslenen diğer haşere türlerinin aksine keneler konaklarını ısırdıktan sonra vücuda bağlı kalırlar.Doğada vakit geçirenler için yaygın bir sağlık sorunu olan keneler vücutta gizlice besleniyor ve ciddi hastalıklara da zemin hazırlıyor. Bu nedenle kene ısırığına doğru bir şekilde müdahale etmek gerekiyor. En yaygınları arasında Lyme hastalığı, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Kayalık Dağlar Benekli Ateşi (Rocky Mountain Spotted Fever) ve Anaplazmoz bulunur. Bu hastalıklar kene türüne ve coğrafi bölgeye bağlı olarak değişir. Kongo Kanamalı Ateşi gibi hastalıklar zamanında tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına ve hatta ölüme neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gGfRjWjQPEWY_Q7ogSf6gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zehirsiz kene ısırması bazı durumlarda herhangi bir semptom oluşturmayabilir. Ancak kene ısırığı belirtileri, özellikle de alerjisi olan insanlar için oldukça belirgindir. Reflekslerin zayıflaması veya tamamen kaybolması en yaygın belirtiler arasında yer alabilir. Buna çoğu zaman kas zayıflığı da eşlik eder. Kene sokması belirtileri arasında, kenenin ısırdığı bölgenin ağrıması ve şişmesi de yer alabilir. Ayrıca yine aynı bölgede döküntüler veya kabarcıklar da görülebilirKene ısırığı sonrası belirtiler arasında kaşıntı, kızarıklık ve hafif şişlik yer alır. Eğer kene hastalık bulaştırmışsa, ateş, baş ağrısı, yorgunluk, kas ve eklem ağrıları gibi daha ciddi belirtiler de ortaya çıkabilir.Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ve Lyme hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen kenelere karşı ilk yapılması gereken şey paniğe kapılmadan, doğru müdahalede bulunmak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QQb4vbsbdEqa3jZl0IwISw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, kene fark edildiği anda çıplak elle temas edilmeden çıkarılmalı. Ucunda sivri uç bulunan bir cımbızla, kenenin baş kısmına yakın yerden tutularak deriden dik şekilde ve yavaşça çekilmesi gerekiyor. Keneyi koparmamaya özen gösterilmeli.Isırığın ardından bölge sabunlu suyla yıkanmalı ve ardından antiseptik bir madde ile temizlenmeli. Kene çıkarıldıktan sonra kişilerin kendilerini 10-14 gün boyunca gözlemlemesi gerekiyor. Yetkililer, çıkarılan kenenin temiz bir kap ya da poşet içerisinde saklanarak sağlık kurumlarına götürülmesini, bu sayede inceleme yapılmasının mümkün olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3yRwQW1nRkaGVpJskzxLDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlk olarak, ısırılan kişiden kenenin mümkün olan en kısa sürede çıkarılması önemlidir. Doktor, tarafından kenenin gövdesi parçalanmadan, cilt içerisinde herhangi bir parçası kalmadan ince uçlu tıbbi amaçlı aletler kullanılarak dikkatlice çıkartılır. Lyme hastalığı riski varsa, doktor tarafından profilaktik (önleyici) antibiyotik tedavisi önerebilir. Bu tedavi, hastalığın yayılmasını önlemeye yöneliktir.Kene ısırığına bağlı olarak ortaya çıkan belirtiler, doktor tarafından verilen ağrı kesiciler, antihistaminikler veya anti-inflamatuar ilaçlar gibi ilaçlarla kontrol altına alınabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aSbx1bfstEKBMQD9VOUhbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Keneler ile temasın olduğu alanlarda çok dikkat etmemiz gerekiyor. Koruyucu önlemler almamız gerekiyor. Bunun için açık renkli kıyafetler giymemiz gerekiyor. Çizme giyebiliyorsak çizme giymeliyiz. Bunun dışında da riskli alanlara gittiğimiz zaman vücudumuzu kontrol etmemiz gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1fcMFmeZ_EuM2oLPj9K25w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudumuzda bir kene fark ettiğimizde, vakit kaybetmeden müdahale etmemiz gerekir. Ancak bu müdahaleyi yaparken dikkatli olmalı ve kesinlikle keneye çıplak elle dokunmamalıyız. Bir bez, eldiven ya da poşet yardımıyla keneyi çıkarmaya çalışabiliriz. Eğer bunu güvenli bir şekilde yapamıyorsak, hiç vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıyız.Kenenin ne zaman çıkarıldığı büyük önem taşır; zaman kaybı enfeksiyon riskini artırabilir. Bu yüzden keneyi kendimiz çıkarabiliyorsak hızlı ve dikkatli bir şekilde çıkarmalıyız. Ancak emin olamıyorsak profesyonel yardım almak en doğru tercih olacaktır.Keneyi yakmak, üzerine kolonya, alkol ya da kimyasal madde dökmek gibi yöntemlerden kesinlikle kaçınılmalıdır. Bu tür müdahaleler keneyi strese sokarak, taşıdığı virüsleri kusmasına ve bizi enfekte etmesine yol açabilir. Ayrıca, keneyi çıkarırken vücut bütünlüğünü bozmamak da çok önemlidir. Kenenin baş kısmı vücutta kalırsa, hastalık bulaşma riski artar.Keneyle karşılaştığınızda hızlı ama bilinçli hareket etmek, doğru yöntemleri kullanmak ve gerekirse sağlık uzmanlarından destek almak hayati önem taşır</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günlük 10 bin adımı unutun: Uzmanlar 13 kanser türünü önleyen adım sayısını açıkladı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gunluk-10-bin-adimi-unutun-uzmanlar-13-kanser-turunu-oenleyen-adim-sayisini-acikladi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gunluk-10-bin-adimi-unutun-uzmanlar-13-kanser-turunu-oenleyen-adim-sayisini-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücudun altın anahtarı olarak görülen günlük 10 bin adım atmanın şart olmadığı ortaya çıktı.  İngiltere’de 85 binden fazla kişinin katılımıyla yapılan geniş çaplı araştırmaya göre, günlük sadece 7 bin adım atmak bile 13 farklı kanser türüne yakalanma riskini kayda değer oranda düşürüyor.Uzun süredir fiziksel ve ruhsal sağlığın anahtarı olarak görülen &quot;günlük 10 bin adım&quot; hedefi, Oxford Üniversitesi’nin yeni çalışmasıyla sorgulanıyor. İngiltere’de 85 binden fazla kişinin katılımıyla yapılan geniş çaplı araştırmaya göre, günlük sadece 7 bin adım atmak bile 13 farklı kanser türüne yakalanma riskini kayda değer oranda düşürüyor.Katılımcılara bir hafta boyunca aktivite ölçen cihazlar takıldı. Altı yıl boyunca takip edilen kişiler arasında günde 7 bin adım atanların kanser geliştirme riski %11 azalırken, 9 bin adım atanlarda bu oran %16&#039;ya çıktı. Ancak araştırmacılar, bu seviyenin ötesinde ekstra adım atmanın ek bir fayda sağlamadığını vurguluyor.Araştırma, yemek borusu, karaciğer, akciğer, böbrek, mide, endometriyal, miyeloid lösemi, miyelom, bağırsak, baş-boyun, rektal, mesane ve meme kanseri gibi daha önce düşük fiziksel aktiviteyle ilişkilendirilen kanser türlerini kapsıyor.Araştırma sonuçları, günlük 5.000 ila 9.000 adım arasında yürümenin – adım temposundan bağımsız olarak – kanser riskini önemli ölçüde azalttığını gösterdi. Araştırma süresince katılımcıların sadece %3’ünde bu kanser türlerinden biri gelişti.KADINLARDA MEME, ERKEKLERDE AKCİĞER VE BAĞIRSAK KANSERİ İLK SIRADABritish Journal of Sports Medicine dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, erkeklerde en sık görülen kanser türleri bağırsak ve akciğer kanseri olurken, kadınlarda meme, bağırsak, endometriyal ve akciğer kanseri öne çıkıyor.Kanser Araştırma Enstitüsü’ne göre, düzenli yürüyüş insülin seviyelerini dengede tutarak kanserin gelişmesini önleyebiliyor. Hareketsiz yaşamın yol açtığı aşırı kilo ve obezite, Cancer Research UK&#039;ye göre kanserin ikinci en büyük nedeni. Fazla vücut yağı, hücrelere daha sık bölünme sinyali göndererek tümör oluşumuna zemin hazırlayabiliyor.Loughborough Üniversitesi’nden biyokimyacı Dr. Mhairi Morris, The Conversation için kaleme aldığı yazısında, 7 bin adımın gün içine yayılabileceğini belirtiyor. Asansör yerine merdiven kullanmak, öğle aralarında kısa yürüyüşler yapmak ya da telefon görüşmeleri sırasında yürümek gibi küçük değişikliklerle bu hedefin kolaylıkla ulaşılabilir olduğunu vurguluyor.İngiltere&#039;de her yıl 400 binden fazla kişiye kanser teşhisi konulurken, bu hastalık 167 bin kişinin ölümüne neden oluyor. Doktorlar, özellikle 40 yaş altındaki bireylerde görülen kanser vakalarındaki artışa dikkat çekiyor.2025 yılı içinde yalnızca bu yaş grubunda 80 bin yeni kanser teşhisi bekleniyor. En hızlı artış gösteren türlerden biri ise bağırsak kanseri. Verilere göre, 20-34 yaş arasında erken teşhis oranı 2010&#039;dan 2030&#039;a kadar %90 oranında artacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8-jKm1BMQku7i-YcdbXJcg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günlük, bin, adımı, unutun:, Uzmanlar, kanser, türünü, önleyen, adım, sayısını, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8-jKm1BMQku7i-YcdbXJcg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlar 13 kanser türünü önleyen adım sayısını açıkladı"><p>Sağlıklı bir vücudun altın anahtarı olarak görülen günlük 10 bin adım atmanın şart olmadığı ortaya çıktı.  İngiltere’de 85 binden fazla kişinin katılımıyla yapılan geniş çaplı araştırmaya göre, günlük sadece 7 bin adım atmak bile 13 farklı kanser türüne yakalanma riskini kayda değer oranda düşürüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y1K-myg3skmoJR4w7NXRug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir fiziksel ve ruhsal sağlığın anahtarı olarak görülen "günlük 10 bin adım" hedefi, Oxford Üniversitesi’nin yeni çalışmasıyla sorgulanıyor. İngiltere’de 85 binden fazla kişinin katılımıyla yapılan geniş çaplı araştırmaya göre, günlük sadece 7 bin adım atmak bile 13 farklı kanser türüne yakalanma riskini kayda değer oranda düşürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4KoPJB1Cwk2Z7v68KWH2ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Katılımcılara bir hafta boyunca aktivite ölçen cihazlar takıldı. Altı yıl boyunca takip edilen kişiler arasında günde 7 bin adım atanların kanser geliştirme riski %11 azalırken, 9 bin adım atanlarda bu oran %16'ya çıktı. Ancak araştırmacılar, bu seviyenin ötesinde ekstra adım atmanın ek bir fayda sağlamadığını vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FQZyj9y170SIQ22hTRIRQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, yemek borusu, karaciğer, akciğer, böbrek, mide, endometriyal, miyeloid lösemi, miyelom, bağırsak, baş-boyun, rektal, mesane ve meme kanseri gibi daha önce düşük fiziksel aktiviteyle ilişkilendirilen kanser türlerini kapsıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DEse-2XB3kOw6VmdCTKP8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma sonuçları, günlük 5.000 ila 9.000 adım arasında yürümenin – adım temposundan bağımsız olarak – kanser riskini önemli ölçüde azalttığını gösterdi. Araştırma süresince katılımcıların sadece %3’ünde bu kanser türlerinden biri gelişti.KADINLARDA MEME, ERKEKLERDE AKCİĞER VE BAĞIRSAK KANSERİ İLK SIRADABritish Journal of Sports Medicine dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, erkeklerde en sık görülen kanser türleri bağırsak ve akciğer kanseri olurken, kadınlarda meme, bağırsak, endometriyal ve akciğer kanseri öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rp5l0MenwE64OJ5PZg5_4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser Araştırma Enstitüsü’ne göre, düzenli yürüyüş insülin seviyelerini dengede tutarak kanserin gelişmesini önleyebiliyor. Hareketsiz yaşamın yol açtığı aşırı kilo ve obezite, Cancer Research UK'ye göre kanserin ikinci en büyük nedeni. Fazla vücut yağı, hücrelere daha sık bölünme sinyali göndererek tümör oluşumuna zemin hazırlayabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eEMI8QEugE-sAyoZS1Ml8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Loughborough Üniversitesi’nden biyokimyacı Dr. Mhairi Morris, The Conversation için kaleme aldığı yazısında, 7 bin adımın gün içine yayılabileceğini belirtiyor. Asansör yerine merdiven kullanmak, öğle aralarında kısa yürüyüşler yapmak ya da telefon görüşmeleri sırasında yürümek gibi küçük değişikliklerle bu hedefin kolaylıkla ulaşılabilir olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qjdMwOvl00uy9-SL4j0cBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de her yıl 400 binden fazla kişiye kanser teşhisi konulurken, bu hastalık 167 bin kişinin ölümüne neden oluyor. Doktorlar, özellikle 40 yaş altındaki bireylerde görülen kanser vakalarındaki artışa dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_f-ppVTYo0irXiQibVKlJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2025 yılı içinde yalnızca bu yaş grubunda 80 bin yeni kanser teşhisi bekleniyor. En hızlı artış gösteren türlerden biri ise bağırsak kanseri. Verilere göre, 20-34 yaş arasında erken teşhis oranı 2010'dan 2030'a kadar %90 oranında artacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sakatlığı hızlı iyileştiren taktik! Türk doktor tıp literatürüne girdi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sakatligi-hizli-iyilestiren-taktik-turk-doktor-tip-literaturune-girdi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sakatligi-hizli-iyilestiren-taktik-turk-doktor-tip-literaturune-girdi</guid>
<description><![CDATA[ Sporcu sakatlanmalarında uzman olan Prof. Dr. Yavuz Kocabey ön çapraz bağ sakatlanmasında daha hızlı iyileşme sağlayan bir teknik geliştirdi. Geliştirdiği bu yöntemle tıp literatürüne girdi. Prof. Dr. Yavuz Kocabey ve tedavi ettiği sporcular ayrıntıları NTV&#039;ye anlattı.Haber: Beyzanur Özer, Kamera: Cüneyt Ali Horozal ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qwEfsh9XsEWW6fFxkSFdqg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sakatlığı, hızlı, iyileştiren, taktik, Türk, doktor, tıp, literatürüne, girdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qwEfsh9XsEWW6fFxkSFdqg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Türk doktor tıp literatürüne girdi"><p>Sporcu sakatlanmalarında uzman olan Prof. Dr. Yavuz Kocabey ön çapraz bağ sakatlanmasında daha hızlı iyileşme sağlayan bir teknik geliştirdi. Geliştirdiği bu yöntemle tıp literatürüne girdi. Prof. Dr. Yavuz Kocabey ve tedavi ettiği sporcular ayrıntıları NTV'ye anlattı.Haber: Beyzanur Özer, Kamera: Cüneyt Ali Horozal</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>30&amp;apos;lu yaşlardan yapmanız gereken 4 alışkanlık: Yaşlanmayı yavaşlatıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/30lu-yaslardan-yapmaniz-gereken-4-aliskanlik-yaslanmayi-yavaslatiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/30lu-yaslardan-yapmaniz-gereken-4-aliskanlik-yaslanmayi-yavaslatiyor</guid>
<description><![CDATA[ Yaşlanma kaçınılmaz olsa da, nasıl yaşlandığımız üzerinde önemli bir kontrole sahibiz. Metabolizmamız yavaşlar, kolajen üretimi azalır ve enerji seviyelerimiz 30&#039;lu yaşlarımıza girdiğimizde değişmeye başlar. Ancak, yaşlanmanın fizyolojik ve görünür belirtileri birkaç güçlü yaşam tarzı ayarlaması benimseyerek önemli ölçüde ertelenebilir. Bu dört çok başarılı stratejiyi izleyerek daha yavaş yaşlanabilir ve daha uzun yaşayabilirsiniz.Koştuğunuzda ve nefes egzersizleri yaptığınızda oksijen yaşlanma karşıtı müttefikinizdir. Nefes, gençler için en az takdir edilen kaynaklardan biridir. Kontrollü derin nefes alma, nefes tutma teknikleri, hücrelere oksijen iletimini artıran, stres hormonlarını düşüren ve hatta daha iyi uykuyu teşvik eden nefes egzersizlerine örnektir.Nefes egzersizi koşu veya diğer yüksek yoğunluklu egzersizlerle birleştirildiğinde, vücudun daha dirençli ve verimli olmasını sağlar. Bu sadece kardiyovasküler sisteminizi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda yaşla birlikte doğal olarak azalan büyüme hormonu seviyelerini de artırır.Gençlik hormonlarınızı yüksek tutmak için ağırlık kaldırın. Kas kütlesi 30 yaşından sonra azalmaya başlar, bu da daha yavaş bir metabolizma ve zayıflamış kemiklerle sonuçlanır.Gücü artırmanın yanı sıra, şınav, deadlift ve squat gibi ağırlık taşıyan egzersizler, hem belirgin hem de görünmeyen yaşlanma belirtilerini önlemek için gerekli olan sağlıklı büyüme hormonu ve testosteron seviyelerini korumaya da yardımcı olur.Ek olarak, güç antrenmanı insülin duyarlılığını artırır ve iltihabı azaltır, bu iki faktör de gençlik canlılığını ve güzelliği korumak için gereklidir.Doğru şekilde yapıldığında, aralıklı oruç, vücudunuzun hasarlı hücreleri ortadan kaldırma ve yenilerini üretme yöntemi olan otofaji olarak bilinen bir süreci başlatır. 14-16 saat boyunca yemek yememek, sindirim sisteminizin dinlenmesini sağlar ve vücudunuza yaşam süresini ve hücre onarımını teşvik eden hayatta kalma moduna geçmesini söyler.Aralıklı oruç, insülin seviyelerini düşürdüğü, oksidatif stresi azalttığı ve hatta zihinsel berraklığı artırabileceği için en etkili yaşlanma karşıtı stratejilerden biridir.Hem sıcağı hem de soğuğu kabul edin ve vücudunuza gelişmeyi öğretin. Kulağa rahatsız edici gelse de, vücudunuzu düzenli olarak sıcak ve soğuk gibi doğal elementlere maruz bırakmanın inanılmaz sağlık avantajları vardır. Lenf sistemi uyarılır, dolaşım iyileştirilir ve kalori yakımına ve sıcaklığa yardımcı olan aktif bir yağ olan kahverengi yağ, soğuk duş veya buz banyosu yapılarak artırılır.Bununla birlikte, güneşten veya saunalardan gelen orta düzeyde ısıya maruz kalmak kas gevşemesini, cilt detoksunu ve kalp sağlığını destekler. Her iki hormatik stres türü de vücudu uyum sağlamaya ve güçlenmeye zorlayarak yaşlanma sürecini içeriden dışarıya doğru yavaşlatır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/60jc15uBnkSsyZKfJ61yaA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>30lu, yaşlardan, yapmanız, gereken, alışkanlık:, Yaşlanmayı, yavaşlatıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/60jc15uBnkSsyZKfJ61yaA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="30'lu yaşlardan yapmanız gereken 4 alışkanlık: Yaşlanmayı yavaşlatıyor"><p>Yaşlanma kaçınılmaz olsa da, nasıl yaşlandığımız üzerinde önemli bir kontrole sahibiz. Metabolizmamız yavaşlar, kolajen üretimi azalır ve enerji seviyelerimiz 30'lu yaşlarımıza girdiğimizde değişmeye başlar. Ancak, yaşlanmanın fizyolojik ve görünür belirtileri birkaç güçlü yaşam tarzı ayarlaması benimseyerek önemli ölçüde ertelenebilir. Bu dört çok başarılı stratejiyi izleyerek daha yavaş yaşlanabilir ve daha uzun yaşayabilirsiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nMWcO4aCj0O9kA7s4VUb2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Koştuğunuzda ve nefes egzersizleri yaptığınızda oksijen yaşlanma karşıtı müttefikinizdir. Nefes, gençler için en az takdir edilen kaynaklardan biridir. Kontrollü derin nefes alma, nefes tutma teknikleri, hücrelere oksijen iletimini artıran, stres hormonlarını düşüren ve hatta daha iyi uykuyu teşvik eden nefes egzersizlerine örnektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6SgIV1_-Sk64RSIeO6nfBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nefes egzersizi koşu veya diğer yüksek yoğunluklu egzersizlerle birleştirildiğinde, vücudun daha dirençli ve verimli olmasını sağlar. Bu sadece kardiyovasküler sisteminizi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda yaşla birlikte doğal olarak azalan büyüme hormonu seviyelerini de artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HBQv_Ufuz0SDb1YRis8-8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gençlik hormonlarınızı yüksek tutmak için ağırlık kaldırın. Kas kütlesi 30 yaşından sonra azalmaya başlar, bu da daha yavaş bir metabolizma ve zayıflamış kemiklerle sonuçlanır.Gücü artırmanın yanı sıra, şınav, deadlift ve squat gibi ağırlık taşıyan egzersizler, hem belirgin hem de görünmeyen yaşlanma belirtilerini önlemek için gerekli olan sağlıklı büyüme hormonu ve testosteron seviyelerini korumaya da yardımcı olur.Ek olarak, güç antrenmanı insülin duyarlılığını artırır ve iltihabı azaltır, bu iki faktör de gençlik canlılığını ve güzelliği korumak için gereklidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1JebHoP7mU6lUeDZ5I_oWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğru şekilde yapıldığında, aralıklı oruç, vücudunuzun hasarlı hücreleri ortadan kaldırma ve yenilerini üretme yöntemi olan otofaji olarak bilinen bir süreci başlatır. 14-16 saat boyunca yemek yememek, sindirim sisteminizin dinlenmesini sağlar ve vücudunuza yaşam süresini ve hücre onarımını teşvik eden hayatta kalma moduna geçmesini söyler.Aralıklı oruç, insülin seviyelerini düşürdüğü, oksidatif stresi azalttığı ve hatta zihinsel berraklığı artırabileceği için en etkili yaşlanma karşıtı stratejilerden biridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iSTxgDnFPkas2jsA4Q7r9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hem sıcağı hem de soğuğu kabul edin ve vücudunuza gelişmeyi öğretin. Kulağa rahatsız edici gelse de, vücudunuzu düzenli olarak sıcak ve soğuk gibi doğal elementlere maruz bırakmanın inanılmaz sağlık avantajları vardır. Lenf sistemi uyarılır, dolaşım iyileştirilir ve kalori yakımına ve sıcaklığa yardımcı olan aktif bir yağ olan kahverengi yağ, soğuk duş veya buz banyosu yapılarak artırılır.Bununla birlikte, güneşten veya saunalardan gelen orta düzeyde ısıya maruz kalmak kas gevşemesini, cilt detoksunu ve kalp sağlığını destekler. Her iki hormatik stres türü de vücudu uyum sağlamaya ve güçlenmeye zorlayarak yaşlanma sürecini içeriden dışarıya doğru yavaşlatır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Stres, tuz ve uyku: Hipertansiyonun üçlü tehdidi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/stres-tuz-ve-uyku-hipertansiyonun-uclu-tehdidi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/stres-tuz-ve-uyku-hipertansiyonun-uclu-tehdidi</guid>
<description><![CDATA[ Yüksek tansiyon artık sadece yaşlıların değil, genç yetişkinlerin de ciddi bir sağlık sorunu haline geldi. Uzmanlar, stres, aşırı tuz tüketimi ve kötü uyku alışkanlıklarının bir araya gelerek gençlerde giderek daha fazla hipertansiyona yol açtığını belirtiyor.Hipertansiyon çoğu zaman belirti göstermeden ilerliyor. Baş ağrısı, çarpıntı gibi klasik şikâyetler her zaman görülmüyor. Bu nedenle birçok kişi tansiyonunun yüksek olduğunu fark etmiyor. Ancak bu sessiz ilerleyişin sonunda kalp krizi, felç ve böbrek hastalıkları gibi ciddi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor.ABD’de yetişkinlerin neredeyse yarısı yüksek tansiyon hastası ve çoğu bunun farkında bile değil. Uzmanlara göre, bu durum artık sadece aileden gelen genetikle açıklanamaz. Yaşam tarzı değişimleri büyük rol oynuyor.Günümüz yaşamı, insanları sürekli bir stres hali içinde bırakıyor. İş güvencesizliği, geçim kaygısı, sürekli bağlantıda olma baskısı ve sorumluluklar kronik stresi tetikliyor. Bu stres, vücutta adrenalin ve kortizol gibi hormonları harekete geçirerek kalp atışını ve kan basıncını yükseltiyor.Kardiyovasküler sistem kısa süreli stresle başa çıkabiliyor ancak sürekli tekrar eden stres, damarların sertleşmesine ve kalbin daha fazla çalışmasına yol açarak yüksek tansiyona zemin hazırlıyor. Ayrıca, stres çoğu zaman sağlıksız alışkanlıklara da neden oluyor: Fast food tüketimi artıyor, alkol kullanımı ve hareketsizlik yaygınlaşıyor.Sodyum, yüksek tansiyonun bilinen başlıca sebeplerinden biri. Ancak birçok kişi tuz tüketimini yalnızca sofradaki tuzlukla sınırlı sanıyor. Gerçekte ise sodyum, işlenmiş gıdalardan, ekmekten, çorbalardan ve hazır yiyeceklerden alınan gizli bir içerik.Ortalama bir Amerikalı, önerilenin çok üzerinde sodyum tüketiyor. Bu da damarlarda baskıya ve kalbin daha fazla çalışmasına neden oluyor. Sodyuma karşı duyarlılık kişiden kişiye değişse de, genel öneri işlenmiş gıdaların azaltılması ve etiketlerin dikkatle okunması yönünde.Uyku, vücudun kendini yenilediği ve kan basıncının doğal olarak düştüğü önemli bir dönem. Ancak yeterince uyumamak ya da kalitesiz uyku, bu geceleyin gerçekleşen ‘sıfırlamayı’ engelliyor. Sonuç olarak kan basıncı sabit yüksek seyrediyor.Altı saatten az uyuyan kişilerde hipertansiyon riski ciddi oranda artıyor. Uyku apnesi gibi uyku bozuklukları da bu riski katlıyor. Ayrıca yetersiz uyku, hormon dengelerini bozarak vücudu kronik stres durumuna sokuyor.Her biri kendi başına risk oluşturan bu üç faktör, birleştiğinde adeta bir “hipertansiyon fırtınası” yaratıyor. Stres, sağlıksız beslenmeyi tetikliyor; fazla tuz uyku kalitesini bozuyor; kötü uyku stresi artırıyor. Bu kısır döngü, fark edilmeden kan basıncını yükseltiyor.Dr. Sanjeev Chaudhary, bu üç faktörün birleşiminin genç bireylerde hipertansiyon gelişimini hızlandırdığını ve bunun kalp, böbrek ve göz hastalıklarına yol açabileceğini vurguluyor. Psikiyatrist Dr. Gorav Gupta ise bu durumu “sağlıksız bir üçgen” olarak tanımlıyor ve çözüm için stres yönetimi, tuz azaltımı ve kaliteli uykunun önemine dikkat çekiyor.Hipertansiyonla mücadele etmek için hayatı baştan sona değiştirmek gerekmiyor. Küçük ama tutarlı adımlar yeterli olabilir. Stresle başa çıkmak için doğada yürüyüş yapmak, günlük tutmak, müzik dinlemek ya da sınırlar koymak etkili olabilir. Tuz alımını azaltmak için evde yemek yapmak, paketli gıdalardan uzak durmak ve etiket okumak önemli. Uykuyu düzene sokmak ise en az bunlar kadar değerli.Dr. Astik Joshi, yaşam tarzı değişimlerinin mutlaka bir uzman kontrolünde yapılması gerektiğini belirtiyor. Farkındalık, egzersiz, düzenli uyku ve dengeli beslenme, hipertansiyonu kontrol altına almanın temelini oluşturuyor.Yorgunluk, sinirlilik, çarpıntı gibi belirtileri göz ardı etmeyin. Kalbiniz ve damarlarınız size sessizce mesaj veriyor olabilir. Tansiyon, sadece bir rakam değil; vücudun dengesi hakkında ciddi bir uyarıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6VKNbl5lUEO8jabX_xTEbg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Stres, tuz, uyku:, Hipertansiyonun, üçlü, tehdidi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6VKNbl5lUEO8jabX_xTEbg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Stres, tuz ve uyku: Hipertansiyonun üçlü tehdidi"><p>Yüksek tansiyon artık sadece yaşlıların değil, genç yetişkinlerin de ciddi bir sağlık sorunu haline geldi. Uzmanlar, stres, aşırı tuz tüketimi ve kötü uyku alışkanlıklarının bir araya gelerek gençlerde giderek daha fazla hipertansiyona yol açtığını belirtiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rkDXCC6KrEWG9fILtNw8NA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipertansiyon çoğu zaman belirti göstermeden ilerliyor. Baş ağrısı, çarpıntı gibi klasik şikâyetler her zaman görülmüyor. Bu nedenle birçok kişi tansiyonunun yüksek olduğunu fark etmiyor. Ancak bu sessiz ilerleyişin sonunda kalp krizi, felç ve böbrek hastalıkları gibi ciddi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor.ABD’de yetişkinlerin neredeyse yarısı yüksek tansiyon hastası ve çoğu bunun farkında bile değil. Uzmanlara göre, bu durum artık sadece aileden gelen genetikle açıklanamaz. Yaşam tarzı değişimleri büyük rol oynuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lHaKY8VMDkC1ryxLsrmzNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günümüz yaşamı, insanları sürekli bir stres hali içinde bırakıyor. İş güvencesizliği, geçim kaygısı, sürekli bağlantıda olma baskısı ve sorumluluklar kronik stresi tetikliyor. Bu stres, vücutta adrenalin ve kortizol gibi hormonları harekete geçirerek kalp atışını ve kan basıncını yükseltiyor.Kardiyovasküler sistem kısa süreli stresle başa çıkabiliyor ancak sürekli tekrar eden stres, damarların sertleşmesine ve kalbin daha fazla çalışmasına yol açarak yüksek tansiyona zemin hazırlıyor. Ayrıca, stres çoğu zaman sağlıksız alışkanlıklara da neden oluyor: Fast food tüketimi artıyor, alkol kullanımı ve hareketsizlik yaygınlaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jC6QRmAR50e5Th7oBg2big.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sodyum, yüksek tansiyonun bilinen başlıca sebeplerinden biri. Ancak birçok kişi tuz tüketimini yalnızca sofradaki tuzlukla sınırlı sanıyor. Gerçekte ise sodyum, işlenmiş gıdalardan, ekmekten, çorbalardan ve hazır yiyeceklerden alınan gizli bir içerik.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4IUPyykzbUuHxO74Y6uuYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ortalama bir Amerikalı, önerilenin çok üzerinde sodyum tüketiyor. Bu da damarlarda baskıya ve kalbin daha fazla çalışmasına neden oluyor. Sodyuma karşı duyarlılık kişiden kişiye değişse de, genel öneri işlenmiş gıdaların azaltılması ve etiketlerin dikkatle okunması yönünde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PZlfxN8Zl02BBauoVsSqLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku, vücudun kendini yenilediği ve kan basıncının doğal olarak düştüğü önemli bir dönem. Ancak yeterince uyumamak ya da kalitesiz uyku, bu geceleyin gerçekleşen ‘sıfırlamayı’ engelliyor. Sonuç olarak kan basıncı sabit yüksek seyrediyor.Altı saatten az uyuyan kişilerde hipertansiyon riski ciddi oranda artıyor. Uyku apnesi gibi uyku bozuklukları da bu riski katlıyor. Ayrıca yetersiz uyku, hormon dengelerini bozarak vücudu kronik stres durumuna sokuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Ch8yKhulEu31cfa4stNvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her biri kendi başına risk oluşturan bu üç faktör, birleştiğinde adeta bir “hipertansiyon fırtınası” yaratıyor. Stres, sağlıksız beslenmeyi tetikliyor; fazla tuz uyku kalitesini bozuyor; kötü uyku stresi artırıyor. Bu kısır döngü, fark edilmeden kan basıncını yükseltiyor.Dr. Sanjeev Chaudhary, bu üç faktörün birleşiminin genç bireylerde hipertansiyon gelişimini hızlandırdığını ve bunun kalp, böbrek ve göz hastalıklarına yol açabileceğini vurguluyor. Psikiyatrist Dr. Gorav Gupta ise bu durumu “sağlıksız bir üçgen” olarak tanımlıyor ve çözüm için stres yönetimi, tuz azaltımı ve kaliteli uykunun önemine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mAuqu86J10uTLxc8xjDiCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipertansiyonla mücadele etmek için hayatı baştan sona değiştirmek gerekmiyor. Küçük ama tutarlı adımlar yeterli olabilir. Stresle başa çıkmak için doğada yürüyüş yapmak, günlük tutmak, müzik dinlemek ya da sınırlar koymak etkili olabilir. Tuz alımını azaltmak için evde yemek yapmak, paketli gıdalardan uzak durmak ve etiket okumak önemli. Uykuyu düzene sokmak ise en az bunlar kadar değerli.Dr. Astik Joshi, yaşam tarzı değişimlerinin mutlaka bir uzman kontrolünde yapılması gerektiğini belirtiyor. Farkındalık, egzersiz, düzenli uyku ve dengeli beslenme, hipertansiyonu kontrol altına almanın temelini oluşturuyor.Yorgunluk, sinirlilik, çarpıntı gibi belirtileri göz ardı etmeyin. Kalbiniz ve damarlarınız size sessizce mesaj veriyor olabilir. Tansiyon, sadece bir rakam değil; vücudun dengesi hakkında ciddi bir uyarıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>6 tip sırt ağrısına dikkat: Meğer bu hastalıkların habercisiymiş</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/6-tip-sirt-agrisina-dikkat-meger-bu-hastaliklarin-habercisiymis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/6-tip-sirt-agrisina-dikkat-meger-bu-hastaliklarin-habercisiymis</guid>
<description><![CDATA[ Her sırt ağrısı kasla ilgili değildir; bazen böbrekler, karaciğer veya akciğerler gibi iç organlarla ilgili sorunların bir işareti olabilir. Nedeni belirlemek, ağrının türünü ve yerini ve ateş, sarılık veya solunum sorunları gibi ilişkili semptomları belirleyerek kolaylaştırılabilir.Öksürürseniz, hapşırırsanız veya derin nefes alırsanız kötüleşen sırt ağrısı, böbrek veya akciğer iltihabı veya enfeksiyonlarıyla bağlantılı olabilir. Akciğerler genişlediğinde, zatürre veya plörezi akciğerlerin astarında iltihaplanmaya neden olabilir ve sırtta batma veya bıçak saplanması ağrısına neden olabilir. Alternatif olarak, böbrek enfeksiyonları ayrıca hareketle veya öksürme nedeniyle basınçta değişikliklerle kötüleşen ağrıya yol açabilir. Bu tür bir rahatsızlığa eşlik ediyorsa tıbbi değerlendirme gereklidirBel ağrısı sık görülse de böbrek hastalığı eşlik ediyorsa en sık omurganın bir veya her iki tarafında kaburga hizasında yan ağrısı olur.Genellikle altta yatan neden bir enfeksiyon veya böbrek taşı olur. Ağrılı veya kolik olur, kasıklara veya alt karına yayılır. Sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, ateş de olası diğer semptomlardır.Üst karın ve sırt arasında vücudun bir veya her iki tarafında rahatsızlık veya ağrı yan ağrısı olarak bilinir. Böbrek taşları, enfeksiyon (piyelonefrit gibi) veya tıkanıklık gibi böbrek sorunları bu tür rahatsızlığın yaygın nedenleridir.
Ağrı kasıklara veya alt karına kadar uzanabilir ve şiddetli veya hafif olabilir. Böbrek kökenli bir durum ateş, titreme, mide bulantısı, kusma veya idrar miktarında ve renginde değişiklik gibi diğer semptomlarla da gösterilebilir.SAĞ ÜST SIRT AĞRISIKaraciğer hastalığı bazı durumlarda sağ üst sırt ağrısıyla, özellikle sağ kürek kemiğinin altında veya yakınında ilişkili olabilir.
Karaciğer karnın sağ üst kısmında bulunur ve sırta yayılan ağrı hepatit, karaciğer apseleri, yağlı karaciğer hastalığı veya karaciğer tümörlerinin neden olduğu iltihaplanma veya büyümeden kaynaklanabilir. Bunlara yorgunluk, sarılık (gözlerin ve cildin sararması), mide bulantısı sorunları eşlik edebilir.Akciğer sorunları özellikle kürek kemiklerinin etrafındaki veya altındaki bölgede orta ila üst sırt ağrısıyla ilişkili olabilir. Sırt ağrısı zatürre, plörezi (akciğerleri çevreleyen zarın iltihaplanması), pulmoner emboli veya hatta akciğer kanseri gibi rahatsızlıklardan kaynaklanabilir.
Göğüste sıkışma, hırıltı, kan öksürme, nefes darlığı ve kronik öksürük gibi solunum semptomlarına genellikle bu tür ağrı eşlik eder.Gerçek kaynağından uzakta hissedilen ağrı yansıyan ağrıdır. Örneğin, omuz ağrısı karaciğer veya akciğer hastalığının bir işareti olabilir. Sol omuz ağrısı bazen akciğer sorununu, özellikle diyafram etkilendiğinde, gösterebilse de, sağ omuzdaki ağrı karaciğer veya safra kesesi sorununu gösterebilir. Bu tür ağrı, omuza doğrudan bir yaralanma yerine bir organın iltihaplanmasına veya tahrişine karşı nörolojik bir tepkidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ax4xL3MtKU-5o4GnnGO0Bw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>tip, sırt, ağrısına, dikkat:, Meğer, hastalıkların, habercisiymiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ax4xL3MtKU-5o4GnnGO0Bw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="6 tip sırt ağrısına dikkat: Meğer bu hastalıkların habercisiymiş"><p>Her sırt ağrısı kasla ilgili değildir; bazen böbrekler, karaciğer veya akciğerler gibi iç organlarla ilgili sorunların bir işareti olabilir. Nedeni belirlemek, ağrının türünü ve yerini ve ateş, sarılık veya solunum sorunları gibi ilişkili semptomları belirleyerek kolaylaştırılabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3ek2quZZV0GmuZxsJ0yPvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öksürürseniz, hapşırırsanız veya derin nefes alırsanız kötüleşen sırt ağrısı, böbrek veya akciğer iltihabı veya enfeksiyonlarıyla bağlantılı olabilir. Akciğerler genişlediğinde, zatürre veya plörezi akciğerlerin astarında iltihaplanmaya neden olabilir ve sırtta batma veya bıçak saplanması ağrısına neden olabilir. Alternatif olarak, böbrek enfeksiyonları ayrıca hareketle veya öksürme nedeniyle basınçta değişikliklerle kötüleşen ağrıya yol açabilir. Bu tür bir rahatsızlığa eşlik ediyorsa tıbbi değerlendirme gereklidir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CmenOkCbakKEkiY3OPe65Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bel ağrısı sık görülse de böbrek hastalığı eşlik ediyorsa en sık omurganın bir veya her iki tarafında kaburga hizasında yan ağrısı olur.Genellikle altta yatan neden bir enfeksiyon veya böbrek taşı olur. Ağrılı veya kolik olur, kasıklara veya alt karına yayılır. Sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, ateş de olası diğer semptomlardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HVWgCL67l0KE3AITsNgN2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üst karın ve sırt arasında vücudun bir veya her iki tarafında rahatsızlık veya ağrı yan ağrısı olarak bilinir. Böbrek taşları, enfeksiyon (piyelonefrit gibi) veya tıkanıklık gibi böbrek sorunları bu tür rahatsızlığın yaygın nedenleridir.
Ağrı kasıklara veya alt karına kadar uzanabilir ve şiddetli veya hafif olabilir. Böbrek kökenli bir durum ateş, titreme, mide bulantısı, kusma veya idrar miktarında ve renginde değişiklik gibi diğer semptomlarla da gösterilebilir.SAĞ ÜST SIRT AĞRISIKaraciğer hastalığı bazı durumlarda sağ üst sırt ağrısıyla, özellikle sağ kürek kemiğinin altında veya yakınında ilişkili olabilir.
Karaciğer karnın sağ üst kısmında bulunur ve sırta yayılan ağrı hepatit, karaciğer apseleri, yağlı karaciğer hastalığı veya karaciğer tümörlerinin neden olduğu iltihaplanma veya büyümeden kaynaklanabilir. Bunlara yorgunluk, sarılık (gözlerin ve cildin sararması), mide bulantısı sorunları eşlik edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xylheEMhVke75ZP3CHMdFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akciğer sorunları özellikle kürek kemiklerinin etrafındaki veya altındaki bölgede orta ila üst sırt ağrısıyla ilişkili olabilir. Sırt ağrısı zatürre, plörezi (akciğerleri çevreleyen zarın iltihaplanması), pulmoner emboli veya hatta akciğer kanseri gibi rahatsızlıklardan kaynaklanabilir.
Göğüste sıkışma, hırıltı, kan öksürme, nefes darlığı ve kronik öksürük gibi solunum semptomlarına genellikle bu tür ağrı eşlik eder.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p2NrabYW5kaKLfj-tPXQQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerçek kaynağından uzakta hissedilen ağrı yansıyan ağrıdır. Örneğin, omuz ağrısı karaciğer veya akciğer hastalığının bir işareti olabilir. Sol omuz ağrısı bazen akciğer sorununu, özellikle diyafram etkilendiğinde, gösterebilse de, sağ omuzdaki ağrı karaciğer veya safra kesesi sorununu gösterebilir. Bu tür ağrı, omuza doğrudan bir yaralanma yerine bir organın iltihaplanmasına veya tahrişine karşı nörolojik bir tepkidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda çoğunlukla fark edilmeyen diyabet belirtisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cocuklarda-cogunlukla-fark-edilmeyen-diyabet-belirtisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cocuklarda-cogunlukla-fark-edilmeyen-diyabet-belirtisi</guid>
<description><![CDATA[ Artan susuzluk, sık idrara çıkma ve açıklanamayan kilo kaybı diyabetin habercisi olabilir. Erken teşhis, ciddi komplikasyonların önüne geçebilir.Son yıllarda çocuklarda diyabet vakalarında belirgin bir artış yaşanıyor. Özellikle tip 2 diyabetin küçük yaşlara kadar inmesi, uzmanları harekete geçirdi. Genetik yatkınlık ve yaşam tarzı gibi faktörlerin rol oynadığı bu hastalıkta erken teşhis büyük önem taşıyor. Ancak çoğu zaman diyabet belirtileri belirsiz olabiliyor ve diğer çocukluk rahatsızlıklarıyla karıştırılabiliyor.Tip 2 diyabet, çocuklarda genellikle yavaş ve fark edilmeden gelişiyor. Uzmanlara göre, su içmesine rağmen sürekli susuzluk hisseden çocuklar için bu durum bir uyarı işareti olabilir.
Yüksek kan şekeri seviyesi, vücutta sıvı kaybına yol açarak dehidratasyona neden oluyor. Aynı şekilde sık idrara çıkma da böbreklerin fazla şekeri vücuttan atmaya çalışmasından kaynaklanıyor.İştahı yerinde olan bir çocuğun kilo vermesi, çoğu ebeveynin gözünden kaçabiliyor. Ancak bu durum, hem tip 1 hem de tip 2 diyabetin habercisi olabilir. Tip 1 diyabette, vücut insülin üretmediği için enerji ihtiyacını yağ ve kaslardan karşılamaya başlıyor; bu da kilo kaybına yol açıyor. Benzer şekilde, tip 2 diyabette de insülin direnci sonucu çocuklar zayıflayabiliyor.Yorgunluk ve halsizlik de dikkat edilmesi gereken başka bir belirti. Glikoz hücrelere ulaşamadığında çocuklar enerji kaybı yaşar; bu durum da uyuşukluk, sinirlilik ve konsantrasyon bozukluğu şeklinde ortaya çıkabilir. Çocuğunuzun bu tür davranışlarını sadece yorgunlukla açıklamak yerine, bir uzmana danışmak büyük fark yaratabilir.Daha az bilinen ama oldukça kritik bir belirti de, özellikle boyun, koltuk altı veya kasık bölgelerinde görülen koyu renkli, kadifemsi cilt lekeleridir. Tıpta “akantozis nigrikans” olarak bilinen bu durum, genellikle insülin direncinin erken bir göstergesidir. Ne yazık ki bu lekeler sık sık kötü hijyen ya da cilt problemleriyle karıştırılıyor.Uzmanlar, bu belirtilerden herhangi biri görüldüğünde vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini vurguluyor. Basit bir kan veya idrar testiyle diyabet teşhis edilebilir. Erken tanı, hastalığın kontrol altına alınmasını kolaylaştırırken, çocuğun uzun vadeli sağlık durumu üzerinde de büyük fark yaratıyor.Unutmayın, teşhis edilmemiş diyabet ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Ebeveynler olarak belirtileri tanımak ve zamanında harekete geçmek, çocuklarınızın sağlığı için atılacak en önemli adımlardan biridir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gyxv63Oh7EiVAn8z9ix79Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, çoğunlukla, fark, edilmeyen, diyabet, belirtisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gyxv63Oh7EiVAn8z9ix79Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çocuklarda çoğunlukla fark edilmeyen diyabet belirtisi"><p>Artan susuzluk, sık idrara çıkma ve açıklanamayan kilo kaybı diyabetin habercisi olabilir. Erken teşhis, ciddi komplikasyonların önüne geçebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FZPopf8LT02bZ3DX-cdb7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda çocuklarda diyabet vakalarında belirgin bir artış yaşanıyor. Özellikle tip 2 diyabetin küçük yaşlara kadar inmesi, uzmanları harekete geçirdi. Genetik yatkınlık ve yaşam tarzı gibi faktörlerin rol oynadığı bu hastalıkta erken teşhis büyük önem taşıyor. Ancak çoğu zaman diyabet belirtileri belirsiz olabiliyor ve diğer çocukluk rahatsızlıklarıyla karıştırılabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O_NRK5tnW0yPhJ-eghRnJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tip 2 diyabet, çocuklarda genellikle yavaş ve fark edilmeden gelişiyor. Uzmanlara göre, su içmesine rağmen sürekli susuzluk hisseden çocuklar için bu durum bir uyarı işareti olabilir.
Yüksek kan şekeri seviyesi, vücutta sıvı kaybına yol açarak dehidratasyona neden oluyor. Aynı şekilde sık idrara çıkma da böbreklerin fazla şekeri vücuttan atmaya çalışmasından kaynaklanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JSGbGnpM-EOFrc7JsRPVkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İştahı yerinde olan bir çocuğun kilo vermesi, çoğu ebeveynin gözünden kaçabiliyor. Ancak bu durum, hem tip 1 hem de tip 2 diyabetin habercisi olabilir. Tip 1 diyabette, vücut insülin üretmediği için enerji ihtiyacını yağ ve kaslardan karşılamaya başlıyor; bu da kilo kaybına yol açıyor. Benzer şekilde, tip 2 diyabette de insülin direnci sonucu çocuklar zayıflayabiliyor.Yorgunluk ve halsizlik de dikkat edilmesi gereken başka bir belirti. Glikoz hücrelere ulaşamadığında çocuklar enerji kaybı yaşar; bu durum da uyuşukluk, sinirlilik ve konsantrasyon bozukluğu şeklinde ortaya çıkabilir. Çocuğunuzun bu tür davranışlarını sadece yorgunlukla açıklamak yerine, bir uzmana danışmak büyük fark yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rk1W57V1UkuuXQexNIf9mw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha az bilinen ama oldukça kritik bir belirti de, özellikle boyun, koltuk altı veya kasık bölgelerinde görülen koyu renkli, kadifemsi cilt lekeleridir. Tıpta “akantozis nigrikans” olarak bilinen bu durum, genellikle insülin direncinin erken bir göstergesidir. Ne yazık ki bu lekeler sık sık kötü hijyen ya da cilt problemleriyle karıştırılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wUgdL_X5kkqgLxTUIUVlzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, bu belirtilerden herhangi biri görüldüğünde vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini vurguluyor. Basit bir kan veya idrar testiyle diyabet teşhis edilebilir. Erken tanı, hastalığın kontrol altına alınmasını kolaylaştırırken, çocuğun uzun vadeli sağlık durumu üzerinde de büyük fark yaratıyor.Unutmayın, teşhis edilmemiş diyabet ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Ebeveynler olarak belirtileri tanımak ve zamanında harekete geçmek, çocuklarınızın sağlığı için atılacak en önemli adımlardan biridir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bağırsakları düzenleyen en iyi fermente besin: Vücudu toksinlerden de arındırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bagirsaklari-duzenleyen-en-iyi-fermente-besin-vucudu-toksinlerden-de-arindiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bagirsaklari-duzenleyen-en-iyi-fermente-besin-vucudu-toksinlerden-de-arindiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Fermente yiyecekler, mikrobiyomu faydalı bakteriler ve prebiyotiklerle zenginleştirerek bağırsak sağlığını önemli ölçüde artırır. Kore&#039;nin temel gıdası olan kimchi, kan basıncını düşürür ve sindirime yardımcı olur. Yoğurt benzeri bir içecek olan kefir, bağırsak bakteri dengesini geri kazandırır ve zararlı patojenleri engeller. Probiyotik ve lif açısından zengin olan lahana turşusu, stabil bir mikrobiyom sağlar. Yoğurt, probiyotik içeriğini artırır ve stresi azaltır.Bağırsak mikrobiyomu, kalın bağırsakta yaşayan bakteri, virüs, mantar ve diğer mikroorganizmalardan oluşur. Bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına, kronik iltihabı azaltmaya, bağırsak hücrelerinin sağlıklı kalmasına ve normal diyetlerde bulunmayan bazı temel mikro besinleri sağlamaya yardımcı olur.Fermente yiyecekler, mikrobiyomda sağlıklı değişiklikler yaratan bileşenler olan prebiyotikler ve sağlıklı canlı bakteriler olan probiyotikler içerir. Ek olarak, bu yiyecekler laktik asidin yaratıldığı ve basit şekeri yok eden ve Lactobacillus veya Bifidobacterium gibi iyi bakterilerin oluştuğu lakto-fermentasyona uğrar. National Library of Medicine&#039;de yayınlanan bir araştırmaya göre, fermente gıdalar açısından zengin bir diyet bağırsak mikrobiyomunun alfa çeşitliliğinde artışa yol açmıştır.Kimchi, sağlıklı özellikleri nedeniyle artık dünya çapında sevilen popüler bir Kore garnitürüdür. Journal of Nutrition and Health&#039;de yayınlanan bir incelemede belirtildiği gibi, fermente sebzelerden yapılan kimchinin kan lipid seviyelerini düşürdüğü, sağlıklı kiloyu desteklediği ve kan basıncını ve iltihabı azalttığı bilinmektedir. Food  Nutrition Research&#039;te yayınlanan başka bir çalışma, fermente Kore yemeğinin irritabl bağırsak sendromunu nasıl iyileştirdiğinden bahsetmiştir.Kefir, süt veya su ve kefir taneleriyle yapılan fermente bir içecektir. Yoğurda benzer bir kıvama sahip olan fermente içecek kalsiyum ve probiyotiklerle doludur. İçecek, bağırsağınızdaki dost bakterilerin dengesini yeniden sağlamaya yardımcı olabilir ve irritabl bağırsak sendromu, ülser ve diğerleri gibi sindirim sorunlarını giderebilir. Çalışmalara göre salmonella, helicobacter, pylori ve E. Coli gibi zararlı bakterilerin büyümesini de engeller.Lahana turşusu, kelimenin tam anlamıyla ekşi lahana anlamına gelen ve yüzyıllar öncesine dayanan bir Alman yemeğidir. Lahana ve tuzdan yapılan lahana turşusu, probiyotik ve lif açısından zengindir. 2018&#039;de Foods&#039;da yayınlanan bir çalışma, lahana turşusundaki mikrobiyomların hızla büyüdüğünü ve uzun süre stabil kaldığını belirtti. Bu, mağazadan satın alınmış veya ev yapımı lahana turşusu, her iki formda da bağırsak sağlığınız için iyi olacaktır.Yoğurt, probiyotikleri nedeniyle popülerdir ve süt ürünü herhangi bir mağazada kolayca bulunabilir. National Library of Medicine&#039;de yayınlanan bir çalışmaya göre, yoğurt tüketimi probiyotik içeriğinin miktarını artırır ve içindeki stres göstergelerini azaltır.Bu fermente Japon sosu o kadar popüler bir fermente üründür ki bilim insanları uzayda da yapmaya çalışmışlardır. Soya fasulyesi ve tuzdan yapılan miso, probiyotik ve prebiyotik içerir ve mide rahatsızlıkları riskini azaltması, sindirimi iyileştirmesi, bağışıklığı artırması ve antioksidan özellikleriyle bilinir; National Library of Medicine&#039;de yayınlanan bir çalışmada da belirtilmiştir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Id9LZCXdCkGYzNHr1wej2A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bağırsakları, düzenleyen, iyi, fermente, besin:, Vücudu, toksinlerden, arındırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Id9LZCXdCkGYzNHr1wej2A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bağırsakları düzenleyen en iyi fermente besin: Vücudu toksinlerden de arındırıyor"><p>Fermente yiyecekler, mikrobiyomu faydalı bakteriler ve prebiyotiklerle zenginleştirerek bağırsak sağlığını önemli ölçüde artırır. Kore'nin temel gıdası olan kimchi, kan basıncını düşürür ve sindirime yardımcı olur. Yoğurt benzeri bir içecek olan kefir, bağırsak bakteri dengesini geri kazandırır ve zararlı patojenleri engeller. Probiyotik ve lif açısından zengin olan lahana turşusu, stabil bir mikrobiyom sağlar. Yoğurt, probiyotik içeriğini artırır ve stresi azaltır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oEcUfRuN7EqpST-oMXE_3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak mikrobiyomu, kalın bağırsakta yaşayan bakteri, virüs, mantar ve diğer mikroorganizmalardan oluşur. Bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına, kronik iltihabı azaltmaya, bağırsak hücrelerinin sağlıklı kalmasına ve normal diyetlerde bulunmayan bazı temel mikro besinleri sağlamaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pHtbYq6brkW6ComQst0Etw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fermente yiyecekler, mikrobiyomda sağlıklı değişiklikler yaratan bileşenler olan prebiyotikler ve sağlıklı canlı bakteriler olan probiyotikler içerir. Ek olarak, bu yiyecekler laktik asidin yaratıldığı ve basit şekeri yok eden ve Lactobacillus veya Bifidobacterium gibi iyi bakterilerin oluştuğu lakto-fermentasyona uğrar. National Library of Medicine'de yayınlanan bir araştırmaya göre, fermente gıdalar açısından zengin bir diyet bağırsak mikrobiyomunun alfa çeşitliliğinde artışa yol açmıştır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aXnYNwewB0Czfr8JP_nWag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi, sağlıklı özellikleri nedeniyle artık dünya çapında sevilen popüler bir Kore garnitürüdür. Journal of Nutrition and Health'de yayınlanan bir incelemede belirtildiği gibi, fermente sebzelerden yapılan kimchinin kan lipid seviyelerini düşürdüğü, sağlıklı kiloyu desteklediği ve kan basıncını ve iltihabı azalttığı bilinmektedir. Food  Nutrition Research'te yayınlanan başka bir çalışma, fermente Kore yemeğinin irritabl bağırsak sendromunu nasıl iyileştirdiğinden bahsetmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Fj79Ir6LUatEVPKz8J-Lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kefir, süt veya su ve kefir taneleriyle yapılan fermente bir içecektir. Yoğurda benzer bir kıvama sahip olan fermente içecek kalsiyum ve probiyotiklerle doludur. İçecek, bağırsağınızdaki dost bakterilerin dengesini yeniden sağlamaya yardımcı olabilir ve irritabl bağırsak sendromu, ülser ve diğerleri gibi sindirim sorunlarını giderebilir. Çalışmalara göre salmonella, helicobacter, pylori ve E. Coli gibi zararlı bakterilerin büyümesini de engeller.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FFskLx-n9EGvcyEtMlPruw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lahana turşusu, kelimenin tam anlamıyla ekşi lahana anlamına gelen ve yüzyıllar öncesine dayanan bir Alman yemeğidir. Lahana ve tuzdan yapılan lahana turşusu, probiyotik ve lif açısından zengindir. 2018'de Foods'da yayınlanan bir çalışma, lahana turşusundaki mikrobiyomların hızla büyüdüğünü ve uzun süre stabil kaldığını belirtti. Bu, mağazadan satın alınmış veya ev yapımı lahana turşusu, her iki formda da bağırsak sağlığınız için iyi olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M0N98e0u40yWE4g68moP7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurt, probiyotikleri nedeniyle popülerdir ve süt ürünü herhangi bir mağazada kolayca bulunabilir. National Library of Medicine'de yayınlanan bir çalışmaya göre, yoğurt tüketimi probiyotik içeriğinin miktarını artırır ve içindeki stres göstergelerini azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DJRAYj44sEmoLah_dPjTZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu fermente Japon sosu o kadar popüler bir fermente üründür ki bilim insanları uzayda da yapmaya çalışmışlardır. Soya fasulyesi ve tuzdan yapılan miso, probiyotik ve prebiyotik içerir ve mide rahatsızlıkları riskini azaltması, sindirimi iyileştirmesi, bağışıklığı artırması ve antioksidan özellikleriyle bilinir; National Library of Medicine'de yayınlanan bir çalışmada da belirtilmiştir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücuttaki sessiz tehlike: Ayaklarınız böbrek sağlığınız hakkında ne söylüyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vucuttaki-sessiz-tehlike-ayaklariniz-boebrek-sagliginiz-hakkinda-ne-soeyluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vucuttaki-sessiz-tehlike-ayaklariniz-boebrek-sagliginiz-hakkinda-ne-soeyluyor</guid>
<description><![CDATA[ Bazen vücudumuz, yaklaşan bir sağlık sorununa sessizce işaret eder. Özellikle böbrek sağlığı ile ilgili belirtiler, genellikle ayaklarda ortaya çıkan küçük ama anlamlı değişimlerle kendini gösterebilir. Uzmanlara göre bu işaretleri erken fark etmek, ciddi hastalıkların önüne geçmek için kritik önem taşıyor. İşte ayaklarda görülen ve böbrek işlev bozukluğuna işaret edebilecek beş dikkat çekici belirtiBacaklar sadece ağırlıktan fazlasını taşır: Vücudun derinliklerinden gelen sessiz sinyalleri taşırlar. Bu sessiz iletişimcilerden biri böbrektir. Ayaklardan uzakta dursa da, yavaşlamaya veya stresle karşılaşmaya başladığında alt uzuvlar aracılığıyla mesajlar gönderir. Bunlar dramatik semptomlar değil, yorgunluk, yaş veya kötü duruşla karıştırılan basit değişikliklerdir. Ancak vücudunuzu gözlemlemek her şeyi değiştirebilir.Ayak bileklerinde gün sonunda fark edilen yumuşak şişlikler ve çorapların bıraktığı derin izler, böbreklerdeki sıvı dengesizliğinin ilk sinyallerinden biri olabilir. Böbrekler fazla tuz ve suyu atmakta zorlandığında, bu sıvılar ayak bileklerinde birikmeye başlar. Özellikle hiçbir sebep yokken tekrarlayan şişlikler göz ardı edilmemeli.Bacakların özellikle baldır çevresinde görülen sürekli kaşıntı, ciltte görünür bir sorun olmasa da, kanda biriken atıkların habercisi olabilir. “Üremik pruritus” adı verilen bu durum, böbreklerin yeterince temizleme yapamaması nedeniyle oluşur ve kuru ciltten farklı olarak içsel bir etkidir.Dinlenme halindeyken ya da gece uykudan uyandıran ani baldır krampları, vücuttaki mineral dengesizliklerine işaret edebilir. Potasyum, kalsiyum ve sodyum gibi minerallerin dengesi böbrek sağlığına bağlıdır. Bu dengenin bozulması, kasların normal çalışmasını engelleyebilir.Ayaklarda veya parmak uçlarında morarmayı andıran renk değişimleri, çoğu zaman göz ardı edilir. Oysa bu durum, dolaşımın zayıflamasıyla birlikte böbreklerdeki işlev bozukluğunun bir yansıması olabilir. Nedensiz pigment değişiklikleri ciltte hafif gölgeli bir görünüme neden olabilir.Ayaklarda otururken bile hissedilen hafif karıncalanma veya “iğne batması” hissi, sinir uçlarının etkilenmeye başladığının göstergesi olabilir. Periferik nöropati olarak bilinen bu durum, böbreklerin atıkları yeterince filtreleyememesi sonucu ortaya çıkar. Özellikle diyabet hastalarında yaygın görülse de, böbrek yetmezliğinin erken habercisi de olabilir.Uzmanlar uyarıyor: Bu belirtiler tek başına bir tanı koymak için yeterli değil, ancak düzenli hale geldiğinde mutlaka bir uzmana başvurmak gerekiyor. Böbrek sağlığınızı korumanın en etkili yolu, vücudunuzu dinlemek ve küçük uyarıları ciddiye almaktan geçiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NP1k2sF2REKml1o1BUhUKw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücuttaki, sessiz, tehlike:, Ayaklarınız, böbrek, sağlığınız, hakkında, söylüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NP1k2sF2REKml1o1BUhUKw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücuttaki sessiz tehlike: Ayaklarınız böbrek sağlığınız hakkında ne söylüyor?"><p>Bazen vücudumuz, yaklaşan bir sağlık sorununa sessizce işaret eder. Özellikle böbrek sağlığı ile ilgili belirtiler, genellikle ayaklarda ortaya çıkan küçük ama anlamlı değişimlerle kendini gösterebilir. Uzmanlara göre bu işaretleri erken fark etmek, ciddi hastalıkların önüne geçmek için kritik önem taşıyor. İşte ayaklarda görülen ve böbrek işlev bozukluğuna işaret edebilecek beş dikkat çekici belirti</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ItmPrwN6dEeJ1mQA0nJegA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bacaklar sadece ağırlıktan fazlasını taşır: Vücudun derinliklerinden gelen sessiz sinyalleri taşırlar. Bu sessiz iletişimcilerden biri böbrektir. Ayaklardan uzakta dursa da, yavaşlamaya veya stresle karşılaşmaya başladığında alt uzuvlar aracılığıyla mesajlar gönderir. Bunlar dramatik semptomlar değil, yorgunluk, yaş veya kötü duruşla karıştırılan basit değişikliklerdir. Ancak vücudunuzu gözlemlemek her şeyi değiştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bmMtCf6BFEu6GI-9nuczgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayak bileklerinde gün sonunda fark edilen yumuşak şişlikler ve çorapların bıraktığı derin izler, böbreklerdeki sıvı dengesizliğinin ilk sinyallerinden biri olabilir. Böbrekler fazla tuz ve suyu atmakta zorlandığında, bu sıvılar ayak bileklerinde birikmeye başlar. Özellikle hiçbir sebep yokken tekrarlayan şişlikler göz ardı edilmemeli.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fyd0MbGz_UayrvFHtqwYfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bacakların özellikle baldır çevresinde görülen sürekli kaşıntı, ciltte görünür bir sorun olmasa da, kanda biriken atıkların habercisi olabilir. “Üremik pruritus” adı verilen bu durum, böbreklerin yeterince temizleme yapamaması nedeniyle oluşur ve kuru ciltten farklı olarak içsel bir etkidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7uO6Rk_DEUi866gjf2Dhjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dinlenme halindeyken ya da gece uykudan uyandıran ani baldır krampları, vücuttaki mineral dengesizliklerine işaret edebilir. Potasyum, kalsiyum ve sodyum gibi minerallerin dengesi böbrek sağlığına bağlıdır. Bu dengenin bozulması, kasların normal çalışmasını engelleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uLpFopMAKEya7n84uiRV0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayaklarda veya parmak uçlarında morarmayı andıran renk değişimleri, çoğu zaman göz ardı edilir. Oysa bu durum, dolaşımın zayıflamasıyla birlikte böbreklerdeki işlev bozukluğunun bir yansıması olabilir. Nedensiz pigment değişiklikleri ciltte hafif gölgeli bir görünüme neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nzHANKza0Um34WQ1_f3ylQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayaklarda otururken bile hissedilen hafif karıncalanma veya “iğne batması” hissi, sinir uçlarının etkilenmeye başladığının göstergesi olabilir. Periferik nöropati olarak bilinen bu durum, böbreklerin atıkları yeterince filtreleyememesi sonucu ortaya çıkar. Özellikle diyabet hastalarında yaygın görülse de, böbrek yetmezliğinin erken habercisi de olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pq4SzRaoD0K7mpApLwbirQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar uyarıyor: Bu belirtiler tek başına bir tanı koymak için yeterli değil, ancak düzenli hale geldiğinde mutlaka bir uzmana başvurmak gerekiyor. Böbrek sağlığınızı korumanın en etkili yolu, vücudunuzu dinlemek ve küçük uyarıları ciddiye almaktan geçiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolesterolü düşürücü etkisi var: Her gün tüketince iltihabı da önlüyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kolesterolu-dusurucu-etkisi-var-her-gun-tuketince-iltihabi-da-oenluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kolesterolu-dusurucu-etkisi-var-her-gun-tuketince-iltihabi-da-oenluyor</guid>
<description><![CDATA[ Kolesterolünüzü yönetmek, özellikle doğru yiyecekleri tükettiğinizde sandığınız kadar zor değil. Bir avuç kuruyemiş ve tohum, LDL veya kötü kolesterol seviyelerini düşürebilir ve kalp sağlığınızı iyileştirebilir. Yüksek lif içeriği ve sağlıklı doymamış yağları ile, küçük bir miktarı bile güçlü bir besin etkisi yaratır. Bu minik süper besinler besinlerle doludur ve günlük diyetinize dahil edilmesi inanılmaz derecede kolaydır. İşte kolesterol seviyenizi doğal olarak düşürmek için en iyi kuruyemiş ve tohumlardan bazıları.Kusursuz bir üne sahip olmalarının bir nedeni yok. Bademler, zengin vitamin ve antioksidan profiliyle, kötü kolesterolü sisteminizden atabilecek ve iyi kolesterol miktarını artırabilecek gerçek bir besin kaynağıdır.Bademler doymuş yağ asitleri bakımından düşük, doymamış yağ asitleri bakımından zengindir ve lif, fitosterol ve bitkisel protein içerir; bunların hepsi kalp sağlığınız için harikalar yaratabilecek besinlerdir. Bademleri ıslatmak, gerçek besin potansiyellerini açığa çıkarmanıza ve anti-besinlerden kurtulmanıza yardımcı olabilir.Bir avuç ceviz sadece öğünleriniz arasında lezzetli olmakla kalmaz, aynı zamanda kalbinizi birçok faktörden kaynaklanan riskten sessizce koruyabilir. American Journal of Clinical Nutrition&#039;da yayınlanan bir araştırmaya göre, metabolik sendrom riski taşıyan kişiler - kalp hastalığı, felç ve tip 2 diyabet riskini artıran bir grup rahatsızlık ceviz yiyen kişilerde daha düşük kolesterol seviyeleri ve genel olarak daha iyi bir diyet kalitesi vardı.Fındık, vücudu kan basıncını artırabilen oksidatif stresten koruyan omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlarla doludur. Fındık, iltihabı ve kolesterolü düşüren ve kardiyovasküler sağlığı destekleyen fenolik kimyasallar açısından zengindir. Ayrıca kansere karşı da koruma sağlayabilir.Küçük ama güçlü olan chia tohumları, kötü kolesterolü düşürmeye ve kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olan çözünür lif ve omega-3 yağ asitleriyle doludur. Kilo verme meraklılarının tercih ettiği sayısız sağlıklı tarifte yer almaları şaşırtıcı değildir. Smoothielerden fırınlanmış ürünlere kadar, bu çok yönlü tohumlar genel refahı destekleyen besinsel bir güç merkezidir.Çıtır çıtır, cevizli ve kalp sağlığına iyi gelen mükemmel bir seçim olan ayçiçeği tohumları, bağırsaklarda kolesterol emilimini engellemeye yardımcı olan bitki bileşikleri olan fitosteroller açısından zengindir. Çalışmalar, fitosteroller açısından zengin diyetlerin LDL kolesterolü %10&#039;a kadar düşürebileceğini göstermiştir. Kan damarlarını hasardan ve iltihaptan koruyan güçlü bir antioksidan olan E vitamini açısından harika bir kaynaktırlar. Journal of Agricultural and Food Chemistry&#039;de yayınlanan bir araştırma, ayçiçeği çekirdeklerinin fitosterollerin en zengin diyet kaynaklarından biri olduğunu söylüyor. Salatalarınıza serpin, kuru yemiş karışımlarınıza ekleyin veya yoğurda ekleyin, ayçiçeği çekirdekleri günlük diyetinize mükemmel bir katkı sağlar.Bir baklagil olmasına rağmen, yer fıstığının ağaç yemişlerine benzer şekilde kolesterol düşürücü etkileri vardır. HDL (iyi) kolesterolü korurken veya artırırken LDL (kötü) kolesterolü azalttığı gösterilen tekli doymamış yağlar açısından zengindirler. The American Journal of Clinical Nutrition&#039;da yayınlanan bir araştırma, orta yağlı bir diyete yer fıstığı eklemenin katılımcılarda toplam ve LDL kolesterolü önemli ölçüde düşürdüğünü buldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0VlGDMES-EWIJVaI5J78cg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterolü, düşürücü, etkisi, var:, Her, gün, tüketince, iltihabı, önlüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0VlGDMES-EWIJVaI5J78cg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolesterolü düşürücü etkisi var: Her gün tüketince iltihabı da önlüyor"><p>Kolesterolünüzü yönetmek, özellikle doğru yiyecekleri tükettiğinizde sandığınız kadar zor değil. Bir avuç kuruyemiş ve tohum, LDL veya kötü kolesterol seviyelerini düşürebilir ve kalp sağlığınızı iyileştirebilir. Yüksek lif içeriği ve sağlıklı doymamış yağları ile, küçük bir miktarı bile güçlü bir besin etkisi yaratır. Bu minik süper besinler besinlerle doludur ve günlük diyetinize dahil edilmesi inanılmaz derecede kolaydır. İşte kolesterol seviyenizi doğal olarak düşürmek için en iyi kuruyemiş ve tohumlardan bazıları.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rgON6_EfG0ilU_NzFF56xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kusursuz bir üne sahip olmalarının bir nedeni yok. Bademler, zengin vitamin ve antioksidan profiliyle, kötü kolesterolü sisteminizden atabilecek ve iyi kolesterol miktarını artırabilecek gerçek bir besin kaynağıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NAfYe23XjEqQZzt-1H9oKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bademler doymuş yağ asitleri bakımından düşük, doymamış yağ asitleri bakımından zengindir ve lif, fitosterol ve bitkisel protein içerir; bunların hepsi kalp sağlığınız için harikalar yaratabilecek besinlerdir. Bademleri ıslatmak, gerçek besin potansiyellerini açığa çıkarmanıza ve anti-besinlerden kurtulmanıza yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DbPsYWwS-UaZnw0OaKT8fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir avuç ceviz sadece öğünleriniz arasında lezzetli olmakla kalmaz, aynı zamanda kalbinizi birçok faktörden kaynaklanan riskten sessizce koruyabilir. American Journal of Clinical Nutrition'da yayınlanan bir araştırmaya göre, metabolik sendrom riski taşıyan kişiler - kalp hastalığı, felç ve tip 2 diyabet riskini artıran bir grup rahatsızlık ceviz yiyen kişilerde daha düşük kolesterol seviyeleri ve genel olarak daha iyi bir diyet kalitesi vardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XF8OzDV3rk6HNG0r_GO6Gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fındık, vücudu kan basıncını artırabilen oksidatif stresten koruyan omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlarla doludur. Fındık, iltihabı ve kolesterolü düşüren ve kardiyovasküler sağlığı destekleyen fenolik kimyasallar açısından zengindir. Ayrıca kansere karşı da koruma sağlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HaqmZlbTdkayrFik5yxBPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küçük ama güçlü olan chia tohumları, kötü kolesterolü düşürmeye ve kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olan çözünür lif ve omega-3 yağ asitleriyle doludur. Kilo verme meraklılarının tercih ettiği sayısız sağlıklı tarifte yer almaları şaşırtıcı değildir. Smoothielerden fırınlanmış ürünlere kadar, bu çok yönlü tohumlar genel refahı destekleyen besinsel bir güç merkezidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WV-QFBlBH0u_AJHocbz5og.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çıtır çıtır, cevizli ve kalp sağlığına iyi gelen mükemmel bir seçim olan ayçiçeği tohumları, bağırsaklarda kolesterol emilimini engellemeye yardımcı olan bitki bileşikleri olan fitosteroller açısından zengindir. Çalışmalar, fitosteroller açısından zengin diyetlerin LDL kolesterolü %10'a kadar düşürebileceğini göstermiştir. Kan damarlarını hasardan ve iltihaptan koruyan güçlü bir antioksidan olan E vitamini açısından harika bir kaynaktırlar. Journal of Agricultural and Food Chemistry'de yayınlanan bir araştırma, ayçiçeği çekirdeklerinin fitosterollerin en zengin diyet kaynaklarından biri olduğunu söylüyor. Salatalarınıza serpin, kuru yemiş karışımlarınıza ekleyin veya yoğurda ekleyin, ayçiçeği çekirdekleri günlük diyetinize mükemmel bir katkı sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sCGTRsL2jkWjqqX2IRgUOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir baklagil olmasına rağmen, yer fıstığının ağaç yemişlerine benzer şekilde kolesterol düşürücü etkileri vardır. HDL (iyi) kolesterolü korurken veya artırırken LDL (kötü) kolesterolü azalttığı gösterilen tekli doymamış yağlar açısından zengindirler. The American Journal of Clinical Nutrition'da yayınlanan bir araştırma, orta yağlı bir diyete yer fıstığı eklemenin katılımcılarda toplam ve LDL kolesterolü önemli ölçüde düşürdüğünü buldu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Risk 18 yaşında başlıyor: 37 ilde ücretsiz tarama yapılacak</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/risk-18-yasinda-basliyor-37-ilde-ucretsiz-tarama-yapilacak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/risk-18-yasinda-basliyor-37-ilde-ucretsiz-tarama-yapilacak</guid>
<description><![CDATA[ Cilt kanseri riski hem çocuklarda hem de yetişkinlerde artıyor. Genellikle cildin güneşe en çok maruz kalan bölgelerinde görülen cilt kanseri riskini azaltmak için Türk Dermatoloji Derneği 37 ilde 10 gün süreyle ücretsiz &quot;ben&quot; taraması yapacak.Cilt kanseri, cilt hücrelerinde kontrolsüz bir şekilde anormal hücrelerin çoğalmasıyla oluşan bir kanser türüdür. Genellikle cildin güneşe en çok maruz kalan bölgelerinde görülür, ancak vücudun herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilir.Bilimsel araştırmalara göre, cilt kanseri riski hem çocuklar hem de yetişkinlerde ciddi oranda arttı. Türk Dermatoloji Derneği de erken teşhis için 37 ilde 10 gün süreyle ücretsiz &quot;ben&quot; taraması yapacak. Türk Dermatoloji Derneği Çalışma Grubu Üyesi, Prof. Dr Bengü Nisa Akay; &quot;Mayıs ayı kanser farkındalık ayı. Özellikle melanom farkındalık ayı diyebiliriz.. Tüm kanserler içinde en agresif en saldırgan en ölümcül olabilen melanom dediğimiz deri kanseri açıından kampanyaların yürütüldüğü bir ay. Biz de Türkiye genelinde yarından itibaren bu kampanyaya başlıyoruz.&quot; dedi.Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı&#039;nın hesaplamasına göre, Avrupa&#039;da yıllık cilt kanseri vaka sayısı 2050&#039;ye kadar yıllık yüzde 40 artışla 680 bine ulaşacak.Türk Dermatoloji Derneği de &quot;Çocuklarımızın bir cilt kanseri sorunu var&quot; sloganıyla artan riske karşı hareket geçti. Türkiye&#039;de 37 ilde 71 merkezde 10 gün boyunca ücretsiz ben taraması yapılacak. Prof. Dr Bengü Nisa Akay; &quot;Kampanya süresince başvuran herkese ücretsiz olarak deri kanseri açısından muayeneleri yapılacak. Deri kanseri farkındalığı oluşturmak adına korunma yöntemleri anlatılacak. Bu sene aslında kampanyanın genel sloganı çocuklar üzerine kurulu. Çünkü esas deri kanserinin temelleri ilk 18 yaşında atılıyor&quot; dedi. Uzmanlara göre ilk 18 yaştaki bir güneş yanğı bile cilt kanseri riskini iki kar artırıyor. Ayrıca uzmanlar, şekli, rengi değişen ya da büyüyen beni olanların, tarama yaptırması gerektiğine dikkat çekiyor.Peki, cildi güneş ışınlarının zararlı etkilerinden nasıl koruyabilirsiniz? Uzman isim mutlaka güneş koruyucu krem kullanması gerektiğinin altını çiziyor.  &quot;Deri kanerinin bir sürü tipi var. Bu nedenle herkes güneş koruyucusunu aktif şekilde kullanmalı. Güneş koruyucuyu doğru kullanmak da önemli. Bunu 2-3 saatte bir yinelemeniz gerekiyor. Özellikle yaz aylarında. Kalın bir tabaka şeklinde yedirerek sürmek önemli.&quot;Özellikle 10.00–16.00 saatleri arasında, güneş ışınları en güçlüdür; bu saatlerde doğrudan güneşe çıkmaktan kaçının.
Gölge alanlarda durmayı tercih edin. Her gün, en az SPF 30 içeren geniş spektrumlu (UVA + UVB) güneş kremi kullanın.
Dışarı çıkmadan en az 20-30 dakika önce sürün. Uzun kollu kıyafetler, şapka (geniş kenarlı tercihen), güneş gözlüğü gibi koruyucular kullanın.
UV korumalı özel giysiler de tercih edilebilir. Solaryum cihazları yüksek dozda UV ışını yayar ve cilt kanseri riskini ciddi şekilde artırır.Özellikle genç yaşlarda solaryuma maruz kalmak melanom riskini katlar.
Yeni ben, leke veya iyileşmeyen yaralar oluşursa cildi gözlemleyin.
Mevcut benlerde renk, şekil, boyut ya da sınır değişiklikleri varsa dermatoloğa başvurun.
Risk grubundaysanız (örneğin açık tenliyseniz, çok sayıda beniniz varsa ya da ailenizde cilt kanseri öyküsü varsa), yılda bir kez dermatolojik muayene yaptırın.
Sağlıklı bir cilt UV ışınlarına karşı daha dirençlidir.
Cildinizi kurutmayan sabunlar ve düzenli nemlendiriciler kullanın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K3lgfj1dv0KQE5_7S1CKYA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Risk, yaşında, başlıyor:, ilde, ücretsiz, tarama, yapılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K3lgfj1dv0KQE5_7S1CKYA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Risk 18 yaşında başlıyor: 37 ilde ücretsiz tarama yapılacak"><p>Cilt kanseri riski hem çocuklarda hem de yetişkinlerde artıyor. Genellikle cildin güneşe en çok maruz kalan bölgelerinde görülen cilt kanseri riskini azaltmak için Türk Dermatoloji Derneği 37 ilde 10 gün süreyle ücretsiz "ben" taraması yapacak.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BPSG68P6YkupKhiQy7qbvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cilt kanseri, cilt hücrelerinde kontrolsüz bir şekilde anormal hücrelerin çoğalmasıyla oluşan bir kanser türüdür. Genellikle cildin güneşe en çok maruz kalan bölgelerinde görülür, ancak vücudun herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ERWzEHTO90aB_JO7WDsIJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilimsel araştırmalara göre, cilt kanseri riski hem çocuklar hem de yetişkinlerde ciddi oranda arttı. Türk Dermatoloji Derneği de erken teşhis için 37 ilde 10 gün süreyle ücretsiz "ben" taraması yapacak. Türk Dermatoloji Derneği Çalışma Grubu Üyesi, Prof. Dr Bengü Nisa Akay; "Mayıs ayı kanser farkındalık ayı. Özellikle melanom farkındalık ayı diyebiliriz.. Tüm kanserler içinde en agresif en saldırgan en ölümcül olabilen melanom dediğimiz deri kanseri açıından kampanyaların yürütüldüğü bir ay. Biz de Türkiye genelinde yarından itibaren bu kampanyaya başlıyoruz." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5SMhcJpn-kaokKAvw0FtOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı'nın hesaplamasına göre, Avrupa'da yıllık cilt kanseri vaka sayısı 2050'ye kadar yıllık yüzde 40 artışla 680 bine ulaşacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/itP19c4z1UWuAZNSUK8esw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türk Dermatoloji Derneği de "Çocuklarımızın bir cilt kanseri sorunu var" sloganıyla artan riske karşı hareket geçti. Türkiye'de 37 ilde 71 merkezde 10 gün boyunca ücretsiz ben taraması yapılacak. Prof. Dr Bengü Nisa Akay; "Kampanya süresince başvuran herkese ücretsiz olarak deri kanseri açısından muayeneleri yapılacak. Deri kanseri farkındalığı oluşturmak adına korunma yöntemleri anlatılacak. Bu sene aslında kampanyanın genel sloganı çocuklar üzerine kurulu. Çünkü esas deri kanserinin temelleri ilk 18 yaşında atılıyor" dedi. Uzmanlara göre ilk 18 yaştaki bir güneş yanğı bile cilt kanseri riskini iki kar artırıyor. Ayrıca uzmanlar, şekli, rengi değişen ya da büyüyen beni olanların, tarama yaptırması gerektiğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yEgzQLkKQkuk_QsYYnWpYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peki, cildi güneş ışınlarının zararlı etkilerinden nasıl koruyabilirsiniz? Uzman isim mutlaka güneş koruyucu krem kullanması gerektiğinin altını çiziyor.  "Deri kanerinin bir sürü tipi var. Bu nedenle herkes güneş koruyucusunu aktif şekilde kullanmalı. Güneş koruyucuyu doğru kullanmak da önemli. Bunu 2-3 saatte bir yinelemeniz gerekiyor. Özellikle yaz aylarında. Kalın bir tabaka şeklinde yedirerek sürmek önemli."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q00EneleuUS49AAt2YVCpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle 10.00–16.00 saatleri arasında, güneş ışınları en güçlüdür; bu saatlerde doğrudan güneşe çıkmaktan kaçının.
Gölge alanlarda durmayı tercih edin. Her gün, en az SPF 30 içeren geniş spektrumlu (UVA + UVB) güneş kremi kullanın.
Dışarı çıkmadan en az 20-30 dakika önce sürün. Uzun kollu kıyafetler, şapka (geniş kenarlı tercihen), güneş gözlüğü gibi koruyucular kullanın.
UV korumalı özel giysiler de tercih edilebilir. Solaryum cihazları yüksek dozda UV ışını yayar ve cilt kanseri riskini ciddi şekilde artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Emsae0B3OkmytzEctDCUyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle genç yaşlarda solaryuma maruz kalmak melanom riskini katlar.
Yeni ben, leke veya iyileşmeyen yaralar oluşursa cildi gözlemleyin.
Mevcut benlerde renk, şekil, boyut ya da sınır değişiklikleri varsa dermatoloğa başvurun.
Risk grubundaysanız (örneğin açık tenliyseniz, çok sayıda beniniz varsa ya da ailenizde cilt kanseri öyküsü varsa), yılda bir kez dermatolojik muayene yaptırın.
Sağlıklı bir cilt UV ışınlarına karşı daha dirençlidir.
Cildinizi kurutmayan sabunlar ve düzenli nemlendiriciler kullanın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Parkinson&amp;apos;un erken uyarı işareti olabilir: Uzmanlar &amp;quot;asla görmezden gelmeyin&amp;quot; diyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/parkinsonun-erken-uyari-isareti-olabilir-uzmanlar-asla-goermezden-gelmeyin-diyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/parkinsonun-erken-uyari-isareti-olabilir-uzmanlar-asla-goermezden-gelmeyin-diyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, günlük yaşamda karşılaşılan küçük motor beceri sorunlarının, basit bir beceriksizlikten öte ciddi bir nörolojik hastalığın erken sinyali olabileceği konusunda uyardı. Uzmanlar derinlik algısındaki bozulmaların Parkinson hastalığının erken belirtisi olabileceğine dikkat çekti.Günlük yaşamda zaman zaman yaşanan koordinasyon sorunları örneğin paralel park etmekte zorlanmak ya da topu tutamamak çoğu zaman önemsenmeyebiliyor. Ancak uzmanlara göre, bu tür sorunlar Parkinson hastalığının ilk işaretleri arasında yer alabilir.Dr. Punam Krishan, &quot;Parkinson hastalarının çoğunda derinlik algısı bozulur. Bu da hareket kabiliyetinde ciddi sıkıntılar yaratır&quot; dedi.Parkinson hastalığı genellikle titreme, hareketlerde yavaşlama, kas tutukluğu ve koku kaybı gibi belirtilerle tanınıyor. Ancak Dr. Krishan’a göre, görme ile ilgili değişiklikler de erken uyarı işaretleri arasında yer alıyor. Bu değişiklikler arasında çift görme, halüsinasyonlar, kuru gözler ve derinlik algısında bozulma bulunuyor.Dr. Krishan, bu durumun özellikle ev ortamında ciddi riskler oluşturabileceğini belirterek, &quot;Örneğin küvete girmek Parkinson hastaları için tehlikeli olabilir. Islak ve kaygan yüzeyler düşme riskini artırır. Bu nedenle banyo yerine duş tercih etmek daha güvenli olabilir&quot; dedi.Aynı şekilde merdivenlerin de derinlik algısı bozulmuş bireyler için büyük risk oluşturduğunu ifade eden Krishan, “Yaşlı sevdiklerimizin görüşlerinin bozulup bozulmadığını düzenli olarak kontrol etmek, kazaları önlemede çok önemlidir” diye konuştu.Uzmanlara göre, Parkinson hastalığına karşı ev ortamında alınacak basit önlemler, hem yaşam kalitesini artırıyor hem de bağımsızlığı korumaya yardımcı oluyor. Tutunma barları, merdiven asansörleri ve kaymaz paspaslar gibi basit düzenlemeler, güvenli hareket alanları oluşturuyor.Dr. Krishan, “Yaşlandıkça evde güvenli şekilde hareket edebilmek, bağımsız yaşamın anahtarıdır. Bu tür belirtileri erken fark etmek, gerekli desteği zamanında almayı sağlar” dedi.İngiltere&#039;de her saat başı iki kişiye Parkinson tanısı konuyor.Parkinson hastalığı, beyinde hareketleri kontrol eden dopamin üreten hücrelerin kaybıyla ortaya çıkıyor. Hücrelerin zamanla yok olması, hastalığın ilerlemesine ve günlük yaşam aktivitelerinin giderek zorlaşmasına neden oluyor.Parkinson’un kesin nedeni henüz tam olarak bilinmiyor. Ancak güncel bilimsel görüş, genetik faktörlerle çevresel etkilerin birleşiminin bu nörolojik bozukluğu tetikleyebileceği yönünde. Şu an için kesin bir tedavi yöntemi bulunmasa da, semptomların kontrol altına alınmasını ve yaşam kalitesinin korunmasını sağlayacak çeşitli tedavi seçenekleri mevcut. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rJHvAEkoM0CUiVOWOWNU6Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Parkinsonun, erken, uyarı, işareti, olabilir:, Uzmanlar, asla, görmezden, gelmeyin, diyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rJHvAEkoM0CUiVOWOWNU6Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Parkinson'un erken uyarı işareti olabilir: Uzmanlar " asla g gelmeyin diyor><p>Uzmanlar, günlük yaşamda karşılaşılan küçük motor beceri sorunlarının, basit bir beceriksizlikten öte ciddi bir nörolojik hastalığın erken sinyali olabileceği konusunda uyardı. Uzmanlar derinlik algısındaki bozulmaların Parkinson hastalığının erken belirtisi olabileceğine dikkat çekti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/86xFvCVW2U6jQqoqQbz0iw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük yaşamda zaman zaman yaşanan koordinasyon sorunları örneğin paralel park etmekte zorlanmak ya da topu tutamamak çoğu zaman önemsenmeyebiliyor. Ancak uzmanlara göre, bu tür sorunlar Parkinson hastalığının ilk işaretleri arasında yer alabilir.Dr. Punam Krishan, "Parkinson hastalarının çoğunda derinlik algısı bozulur. Bu da hareket kabiliyetinde ciddi sıkıntılar yaratır" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eDwASl7bJkufNEav88UIGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parkinson hastalığı genellikle titreme, hareketlerde yavaşlama, kas tutukluğu ve koku kaybı gibi belirtilerle tanınıyor. Ancak Dr. Krishan’a göre, görme ile ilgili değişiklikler de erken uyarı işaretleri arasında yer alıyor. Bu değişiklikler arasında çift görme, halüsinasyonlar, kuru gözler ve derinlik algısında bozulma bulunuyor.Dr. Krishan, bu durumun özellikle ev ortamında ciddi riskler oluşturabileceğini belirterek, "Örneğin küvete girmek Parkinson hastaları için tehlikeli olabilir. Islak ve kaygan yüzeyler düşme riskini artırır. Bu nedenle banyo yerine duş tercih etmek daha güvenli olabilir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zqH3gXuGkUCHelsR5uSSrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aynı şekilde merdivenlerin de derinlik algısı bozulmuş bireyler için büyük risk oluşturduğunu ifade eden Krishan, “Yaşlı sevdiklerimizin görüşlerinin bozulup bozulmadığını düzenli olarak kontrol etmek, kazaları önlemede çok önemlidir” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FhU79UgkiE66VQUyNnl4OA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, Parkinson hastalığına karşı ev ortamında alınacak basit önlemler, hem yaşam kalitesini artırıyor hem de bağımsızlığı korumaya yardımcı oluyor. Tutunma barları, merdiven asansörleri ve kaymaz paspaslar gibi basit düzenlemeler, güvenli hareket alanları oluşturuyor.Dr. Krishan, “Yaşlandıkça evde güvenli şekilde hareket edebilmek, bağımsız yaşamın anahtarıdır. Bu tür belirtileri erken fark etmek, gerekli desteği zamanında almayı sağlar” dedi.İngiltere'de her saat başı iki kişiye Parkinson tanısı konuyor.Parkinson hastalığı, beyinde hareketleri kontrol eden dopamin üreten hücrelerin kaybıyla ortaya çıkıyor. Hücrelerin zamanla yok olması, hastalığın ilerlemesine ve günlük yaşam aktivitelerinin giderek zorlaşmasına neden oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tI3fDsenNk6gZE-q_v1LWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parkinson’un kesin nedeni henüz tam olarak bilinmiyor. Ancak güncel bilimsel görüş, genetik faktörlerle çevresel etkilerin birleşiminin bu nörolojik bozukluğu tetikleyebileceği yönünde. Şu an için kesin bir tedavi yöntemi bulunmasa da, semptomların kontrol altına alınmasını ve yaşam kalitesinin korunmasını sağlayacak çeşitli tedavi seçenekleri mevcut.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyumun maksimum emilimi için yapılması gereken 5 şey</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyumun-maksimum-emilimi-icin-yapilmasi-gereken-5-sey</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyumun-maksimum-emilimi-icin-yapilmasi-gereken-5-sey</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum vücut için hayati önem taşıyan mineraller arasında yer alır. Vücudun magnezyum ihtiyacını takviye ürünlerden ya da magnezyum zengini besinlerden karşılayabilirsiniz. Ancak magnezyum emilimi için dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var.Magnezyum, enerji üretiminden kas fonksiyonuna ve sinir sağlığına kadar vücuttaki 300&#039;den fazla enzim reaksiyonunu destekleyerek sahne arkasında sessizce durur. Ancak asıl mesele şudur: birçok insan yeterli miktarda magnezyum almaz ve aldıklarında bile vücut onu etkili bir şekilde emmeyebilir. Magnezyum açısından zengin yiyecekler hakkında çok fazla söylenti olsa da, vücuda giren magnezyumun gerçekten iyi bir şekilde emildiğinden nasıl emin olunacağı hakkında daha az konuşulur.İşte vücudun bu güçlü mineralden en iyi şekilde yararlanmasına yardımcı olmanın 5 yolu.Yeterli D vitamini olmadan magnezyum emilimi başarısız olabilir. Bunun nedeni D vitamininin bağırsaklardaki magnezyum taşınmasını düzenlemede önemli bir rol oynamasıdır.D vitamini seviyelerinin optimum aralıkta olduğundan emin olmak vücudun magnezyumu etkili bir şekilde emmesine ve kullanmasına yardımcı olabilir. Güneş ışığı bir kaynaktır, ancak güneş ışığına maruz kalma sınırlıysa, bir sağlık uzmanıyla görüştükten sonra alınan D3 vitamini takviyeleri faydalı olabilir. Gerçek farkı yaratan bu iki besin arasındaki uyumdur.Bu yiyecekler genel olarak sağlıklı olsa da, magnezyum gibi minerallere bağlanıp bağırsaktaki emilimini azalttığı bilinen doğal bir bileşik olan fitik asit de içerirler.Pişirmeden önce tahılları ve baklagilleri ıslatmak veya filizlendirmek, fitik asidi parçalamaya ve magnezyum biyoyararlanımını iyileştirmeye yardımcı olabilir. Bu, mineralin etkisini sessizce artıran küçük bir mutfak alışkanlığıdır.Kalsiyum ve magnezyum vücutta birlikte çalışırken, aynı anda büyük miktarlarda alındığında emilim için rekabet edebilirler. Özellikle takviye formunda, bu rekabet sessiz bir engel olabilir.Kalsiyum ve magnezyum alımını birkaç saat arayla yapmak, her bir mineralin kesintiye uğramadan emilme şansını artırır. Büyük bir etkiye sahip düşünceli bir değişikliktir.Bazı magnezyum formları zayıf bir şekilde emilir ve fazla bir şey yapmadan sistemden geçebilir. Örneğin, magnezyum oksit düşük emilim oranlarına sahipken, magnezyum glisinat, sitrat ve malat gibi formlar çok daha fazla biyoyararlanıma sahiptir ve mideye karşı naziktir.Takviyeler düşünüldüğünde, bu yüksek oranda emilebilir formları tercih etmek, özellikle düşük enerji, kas krampları veya kötü uykuyla uğraşanlar için daha iyi sonuçlar verir. Sadece magnezyum almakla ilgili değil, onu akıllıca almakla ilgilidir.Bağırsak, tüm aksiyonun gerçekleştiği yerdir. Sağlıklı bir bağırsak astarı, magnezyum gibi minerallerin kan dolaşımına geçmesi için çok önemlidir. IBS veya kronik inflamasyon gibi durumlar, diyet ne kadar magnezyum açısından zengin olursa olsun magnezyum alımını azaltabilir.Fermente sebzeler (ev yapımı turşu veya lahana turşusu gibi), sade yoğurt veya lif açısından zengin meyveler gibi bağırsak dostu yiyecekleri dahil etmek bağırsak florasını nazikçe destekleyebilir ve magnezyumun daha verimli bir şekilde emilebileceği bir ortam yaratmaya yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8R1apkDtWUmgQkAgDnvX2g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyumun, maksimum, emilimi, için, yapılması, gereken, şey</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8R1apkDtWUmgQkAgDnvX2g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyumun maksimum emilimi için yapılması gereken 5 şey"><p>Magnezyum vücut için hayati önem taşıyan mineraller arasında yer alır. Vücudun magnezyum ihtiyacını takviye ürünlerden ya da magnezyum zengini besinlerden karşılayabilirsiniz. Ancak magnezyum emilimi için dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8zxoq1JFeUiv5U_96QPgKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, enerji üretiminden kas fonksiyonuna ve sinir sağlığına kadar vücuttaki 300'den fazla enzim reaksiyonunu destekleyerek sahne arkasında sessizce durur. Ancak asıl mesele şudur: birçok insan yeterli miktarda magnezyum almaz ve aldıklarında bile vücut onu etkili bir şekilde emmeyebilir. Magnezyum açısından zengin yiyecekler hakkında çok fazla söylenti olsa da, vücuda giren magnezyumun gerçekten iyi bir şekilde emildiğinden nasıl emin olunacağı hakkında daha az konuşulur.İşte vücudun bu güçlü mineralden en iyi şekilde yararlanmasına yardımcı olmanın 5 yolu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oQXX7bMNBUyc0kfumcSvnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterli D vitamini olmadan magnezyum emilimi başarısız olabilir. Bunun nedeni D vitamininin bağırsaklardaki magnezyum taşınmasını düzenlemede önemli bir rol oynamasıdır.D vitamini seviyelerinin optimum aralıkta olduğundan emin olmak vücudun magnezyumu etkili bir şekilde emmesine ve kullanmasına yardımcı olabilir. Güneş ışığı bir kaynaktır, ancak güneş ışığına maruz kalma sınırlıysa, bir sağlık uzmanıyla görüştükten sonra alınan D3 vitamini takviyeleri faydalı olabilir. Gerçek farkı yaratan bu iki besin arasındaki uyumdur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LLS5ca3qjEmVHfJIeiXKSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yiyecekler genel olarak sağlıklı olsa da, magnezyum gibi minerallere bağlanıp bağırsaktaki emilimini azalttığı bilinen doğal bir bileşik olan fitik asit de içerirler.Pişirmeden önce tahılları ve baklagilleri ıslatmak veya filizlendirmek, fitik asidi parçalamaya ve magnezyum biyoyararlanımını iyileştirmeye yardımcı olabilir. Bu, mineralin etkisini sessizce artıran küçük bir mutfak alışkanlığıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/epHU8zy9_kSaa70-BN3KeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum ve magnezyum vücutta birlikte çalışırken, aynı anda büyük miktarlarda alındığında emilim için rekabet edebilirler. Özellikle takviye formunda, bu rekabet sessiz bir engel olabilir.Kalsiyum ve magnezyum alımını birkaç saat arayla yapmak, her bir mineralin kesintiye uğramadan emilme şansını artırır. Büyük bir etkiye sahip düşünceli bir değişikliktir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/16bB8DyKs0eEBvP5z4FReQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı magnezyum formları zayıf bir şekilde emilir ve fazla bir şey yapmadan sistemden geçebilir. Örneğin, magnezyum oksit düşük emilim oranlarına sahipken, magnezyum glisinat, sitrat ve malat gibi formlar çok daha fazla biyoyararlanıma sahiptir ve mideye karşı naziktir.Takviyeler düşünüldüğünde, bu yüksek oranda emilebilir formları tercih etmek, özellikle düşük enerji, kas krampları veya kötü uykuyla uğraşanlar için daha iyi sonuçlar verir. Sadece magnezyum almakla ilgili değil, onu akıllıca almakla ilgilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h6BsjWDLrU6koXg_8KrFPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak, tüm aksiyonun gerçekleştiği yerdir. Sağlıklı bir bağırsak astarı, magnezyum gibi minerallerin kan dolaşımına geçmesi için çok önemlidir. IBS veya kronik inflamasyon gibi durumlar, diyet ne kadar magnezyum açısından zengin olursa olsun magnezyum alımını azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nLx5CrK51E2Qz0Q9yhQpWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fermente sebzeler (ev yapımı turşu veya lahana turşusu gibi), sade yoğurt veya lif açısından zengin meyveler gibi bağırsak dostu yiyecekleri dahil etmek bağırsak florasını nazikçe destekleyebilir ve magnezyumun daha verimli bir şekilde emilebileceği bir ortam yaratmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı açıkladı: 100 yaşına kadar yaşamanın 4 sırrı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-acikladi-100-yasina-kadar-yasamanin-4-sirri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-acikladi-100-yasina-kadar-yasamanin-4-sirri</guid>
<description><![CDATA[ Uzun yaşamın sırrı spor salonlarında ter dökmekten çok, gün içinde küçük ama sürekli hareketlerde gizli olabilir. Uzmanlara göre, masa başından kalkmak, sağlıklı beslenmek, iyi uyumak ve genetik farkındalık, 100 yaşını görmek için atılacak en önemli adımlar arasında.Salford Üniversitesi’nden Dr. Gareth Nye, uzun ömürlü bir yaşam sürmenin formülünü açıkladı.The Mirror’a konuşan Dr. Nye, “Uzun yaşayan insanlar, düzenli olarak spor salonuna gitmektense günlük yaşamlarında daha hareketli olanlardır,” dedi.Dr. Nye’a göre, uzun süre oturmak sağlığı tehdit eden en büyük unsurlardan biri. Bu nedenle masa başı çalışanlara, gün içinde sık sık ayağa kalkmaları, mümkünse ayakta çalışabilecekleri masalar kullanmaları ve işe gidip gelirken hareketli alternatifleri değerlendirmeleri öneriliyor.Yeni araştırmalar da, hareketsizliğin Alzheimer gibi ciddi hastalıkların riskini artırabileceğine işaret ediyor. Dr. Nye, “Günlük yaşantıya yayılan küçük ama düzenli hareketler, ağır ve sürdürülemez egzersiz rutinlerinden çok daha faydalı,” diyerek spor anlayışına farklı bir bakış getiriyor.Uzun yaşamın sırlarından biri de, sofraya gelen her lokmaya dikkat etmek. Dr. Nye, alkolü azaltmanın, sigarayı bırakmanın ve doymuş yağ oranı yüksek gıdalardan uzak durmanın hayati önem taşıdığını belirtiyor. “Ne kadar az işlenmişse, vücuda o kadar az zarar verir,” diyen uzman, özellikle işlenmiş et ürünlerinin (örneğin pastırma, salam ve sosis) bağırsak kanseri riskini artırdığına dikkat çekiyor.Daha sağlıklı alternatifler arayanlara önerisi ise dondurulmuş meyve ve sebzeler. Hem besleyici hem de pratik olan bu ürünler, özellikle yoğun tempoda çalışanlar için iyi bir çözüm sunuyor.Dr. Nye’a göre kaliteli uyku, uzun ömrün kilit taşlarından biri. Gecede yedi ila sekiz saat uyumanın ideal olduğunu vurgulayan uzman, “Yedi saatten az uyuyanlarda ölüm riski yüzde 12 artarken, sekiz saatten fazla uyuyanlarda bu oran yüzde 30’a kadar çıkıyor,” diyor.
GENETİKElbette genetik faktörler de devreye giriyor. Dr. Nye, yaşam süresinin yüzde 20 ila 30’unun genetikle bağlantılı olduğunu belirterek, aile geçmişinin bilinmesini ve düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesini tavsiye ediyor. Genetik testlerin, kişinin taşıdığı olası sağlık risklerini anlamada fayda sağlayabileceğini de ekliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dPT6aPbucESOby8f6tWr3w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, açıkladı:, 100, yaşına, kadar, yaşamanın, sırrı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dPT6aPbucESOby8f6tWr3w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı açıkladı: 100 yaşına kadar yaşamanın 4 sırrı"><p>Uzun yaşamın sırrı spor salonlarında ter dökmekten çok, gün içinde küçük ama sürekli hareketlerde gizli olabilir. Uzmanlara göre, masa başından kalkmak, sağlıklı beslenmek, iyi uyumak ve genetik farkındalık, 100 yaşını görmek için atılacak en önemli adımlar arasında.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9ZCjKCsWR06lrhIn9iB9CA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Salford Üniversitesi’nden Dr. Gareth Nye, uzun ömürlü bir yaşam sürmenin formülünü açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ALK1UPxgfE--9vVlMmDjwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>The Mirror’a konuşan Dr. Nye, “Uzun yaşayan insanlar, düzenli olarak spor salonuna gitmektense günlük yaşamlarında daha hareketli olanlardır,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rYOfRgr9VkawumCfkX1n-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Nye’a göre, uzun süre oturmak sağlığı tehdit eden en büyük unsurlardan biri. Bu nedenle masa başı çalışanlara, gün içinde sık sık ayağa kalkmaları, mümkünse ayakta çalışabilecekleri masalar kullanmaları ve işe gidip gelirken hareketli alternatifleri değerlendirmeleri öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rNs8ika1vkOWUU7xmykP_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni araştırmalar da, hareketsizliğin Alzheimer gibi ciddi hastalıkların riskini artırabileceğine işaret ediyor. Dr. Nye, “Günlük yaşantıya yayılan küçük ama düzenli hareketler, ağır ve sürdürülemez egzersiz rutinlerinden çok daha faydalı,” diyerek spor anlayışına farklı bir bakış getiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wuLrCB_qL0-izw_ADJeGyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun yaşamın sırlarından biri de, sofraya gelen her lokmaya dikkat etmek. Dr. Nye, alkolü azaltmanın, sigarayı bırakmanın ve doymuş yağ oranı yüksek gıdalardan uzak durmanın hayati önem taşıdığını belirtiyor. “Ne kadar az işlenmişse, vücuda o kadar az zarar verir,” diyen uzman, özellikle işlenmiş et ürünlerinin (örneğin pastırma, salam ve sosis) bağırsak kanseri riskini artırdığına dikkat çekiyor.Daha sağlıklı alternatifler arayanlara önerisi ise dondurulmuş meyve ve sebzeler. Hem besleyici hem de pratik olan bu ürünler, özellikle yoğun tempoda çalışanlar için iyi bir çözüm sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cgVm0FmpnEWyzNC-CWaUgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Nye’a göre kaliteli uyku, uzun ömrün kilit taşlarından biri. Gecede yedi ila sekiz saat uyumanın ideal olduğunu vurgulayan uzman, “Yedi saatten az uyuyanlarda ölüm riski yüzde 12 artarken, sekiz saatten fazla uyuyanlarda bu oran yüzde 30’a kadar çıkıyor,” diyor.
GENETİKElbette genetik faktörler de devreye giriyor. Dr. Nye, yaşam süresinin yüzde 20 ila 30’unun genetikle bağlantılı olduğunu belirterek, aile geçmişinin bilinmesini ve düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesini tavsiye ediyor. Genetik testlerin, kişinin taşıdığı olası sağlık risklerini anlamada fayda sağlayabileceğini de ekliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Meydanlarda kilo kontrolü uygulaması: Bakanlık katılan kişi sayısını açıkladı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/meydanlarda-kilo-kontrolu-uygulamasi-bakanlik-katilan-kisi-sayisini-acikladi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/meydanlarda-kilo-kontrolu-uygulamasi-bakanlik-katilan-kisi-sayisini-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, &#039;İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa Kampanyası&#039;na ilk hafta 551 bin 980 kişinin boy ve kilo ölçümlerini yaptırarak katıldığını açıkladı.Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, &quot;&#039;İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa&#039; kampanyasının ilk haftası olan 10-16 Mayıs tarihlerinde, 551 bin 980 kişinin boy, kilo ölçümleri yapıldı. Vücut kitle indeksi normal aralıkta olmayanlar, tercihleri doğrultusunda sağlıklı hayat merkezlerine, aile sağlığı merkezlerine, toplum sağlığı merkezlerine ve ilçe sağlık müdürlüklerine yönlendirildi. Fazla kiloluluk dünyada ve Türkiye&#039;de sıklığı giderek artan, tüm toplumu etkileyen bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Bu sorunla etkin şekilde mücadele etmek için ise toplumda farkındalık oluşturulması, sağlıklı beslenme davranışının yaygınlaştırılması ve fiziksel aktivitenin artırılması büyük önem taşıyor. &#039;İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa Kampanyası&#039; da bu amaçla hayata geçirildi&quot; denildi.  &#039;10 MİLYON KİŞİYE ULAŞILMASI HEDEFLENİYOR&#039;  Türkiye&#039;nin il ve ilçelerinin tamamında çok sayıda ekibin sahada bulunduğu belirtilerek, &quot;Bu kapsamda; 10 Temmuz 2025 tarihine kadar 10 milyon kişinin boy, kilo ölçümlerini yapılacak. Vücut kitle indeksi normal aralıkta olmayan kişilerin yönlendirildikleri merkezlerde, gerekli danışmanlık ile sağlık hizmetlerini almaları, kişiye özel hazırlanan beslenme programı ve belirli periyotlarla yapılacak kontrollerle sürecin kişinin ihtiyacı kalmayıncaya kadar devam etmesi hedefleniyor. Danışmanlık hizmeti almak isteyen kişiler merkezlere yönlendirilirken bir bilgi kartı veriliyor. O bilgi kartında yer alan QR kod ile kampanyanın web sayfasına ulaşılıyor. Web sayfasında, bilgilendirme metin ve videosu ile birlikte, 81 ilde ücretsiz olarak beslenme ve fiziksel aktivite danışmanlığı hizmeti alınabilecek olan Sağlık Bakanlığına bağlı birimlerin adresleri yer alıyor. Ayrıca fazla kiloları nedeniyle merkezlere başvuran kişiler, KETEM (Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi), sigara bırakma, üreme sağlığı gibi diğer alanlarda da bilgilendiriliyor. Gerektiğinde bu merkezlerde yine ücretsiz olarak hizmeti almaları sağlanıyor&quot; ifadelerine yer verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/purMF_tUUkKSjwzgdkHveA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Meydanlarda, kilo, kontrolü, uygulaması:, Bakanlık, katılan, kişi, sayısını, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/purMF_tUUkKSjwzgdkHveA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kilo kontrolüne katılan kişi sayısı"><p>Sağlık Bakanlığı, 'İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa Kampanyası'na ilk hafta 551 bin 980 kişinin boy ve kilo ölçümlerini yaptırarak katıldığını açıkladı.</p>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "'İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyasının ilk haftası olan 10-16 Mayıs tarihlerinde, 551 bin 980 kişinin boy, kilo ölçümleri yapıldı. Vücut kitle indeksi normal aralıkta olmayanlar, tercihleri doğrultusunda sağlıklı hayat merkezlerine, aile sağlığı merkezlerine, toplum sağlığı merkezlerine ve ilçe sağlık müdürlüklerine yönlendirildi. Fazla kiloluluk dünyada ve Türkiye'de sıklığı giderek artan, tüm toplumu etkileyen bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Bu sorunla etkin şekilde mücadele etmek için ise toplumda farkındalık oluşturulması, sağlıklı beslenme davranışının yaygınlaştırılması ve fiziksel aktivitenin artırılması büyük önem taşıyor. 'İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa Kampanyası' da bu amaçla hayata geçirildi" denildi.  <strong>'10 MİLYON KİŞİYE ULAŞILMASI HEDEFLENİYOR'</strong>  Türkiye'nin il ve ilçelerinin tamamında çok sayıda ekibin sahada bulunduğu belirtilerek, "Bu kapsamda; 10 Temmuz 2025 tarihine kadar 10 milyon kişinin boy, kilo ölçümlerini yapılacak. Vücut kitle indeksi normal aralıkta olmayan kişilerin yönlendirildikleri merkezlerde, gerekli danışmanlık ile sağlık hizmetlerini almaları, kişiye özel hazırlanan beslenme programı ve belirli periyotlarla yapılacak kontrollerle sürecin kişinin ihtiyacı kalmayıncaya kadar devam etmesi hedefleniyor. Danışmanlık hizmeti almak isteyen kişiler merkezlere yönlendirilirken bir bilgi kartı veriliyor. O bilgi kartında yer alan QR kod ile kampanyanın web sayfasına ulaşılıyor. Web sayfasında, bilgilendirme metin ve videosu ile birlikte, 81 ilde ücretsiz olarak beslenme ve fiziksel aktivite danışmanlığı hizmeti alınabilecek olan Sağlık Bakanlığına bağlı birimlerin adresleri yer alıyor. Ayrıca fazla kiloları nedeniyle merkezlere başvuran kişiler, KETEM (Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi), sigara bırakma, üreme sağlığı gibi diğer alanlarda da bilgilendiriliyor. Gerektiğinde bu merkezlerde yine ücretsiz olarak hizmeti almaları sağlanıyor" ifadelerine yer verildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanı sıraladı: Sağlıklı zannedilen ultra işlenmiş 6 yiyecek</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insani-siraladi-saglikli-zannedilen-ultra-islenmis-6-yiyecek</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insani-siraladi-saglikli-zannedilen-ultra-islenmis-6-yiyecek</guid>
<description><![CDATA[ Dr. Emma Beckett, çoğu insanın sağlıklı zannettiği, ancak aslında işlenmiş gıda kategorisinde yer alan ürünleri sıraladı.Araştırmalar aşırı işlenmiş gıdaların tüketildiği beslenme düzenlerinin kalp damar hastalıkları, metabolik hastalıklar ve hatta ruhsal bozukluklar da dahil olmak üzere 30&#039;dan fazla sağlık sorununa yol açma riskini artırdığını ortaya koyuyor.  Cips ve şekerli atıştırmalıkların ultra işlenmiş yiyecekler olduğu ve sağlığa zarar verebileceği yaygın biliniyor. Ancak bazı paketlenmiş ve işlenmiş yiyeceklerin etiketlerinde yer alan sağlık iddiaları, hangi ürünlerin yararlı, hangilerinin zararlı olduğuna karar vermeyi zorlaştırabiliyor.  Gıda ve beslenme alanında uzman bilim insanı ve Yeni Güney Galler Üniversitesi’nde öğretim üyesi Dr. Emma Beckett, BBC Science Focus dergisinde kaleme aldığı yazıda, çoğu insanın “sağlıklı” zannettiği, ancak aslında işlenmiş gıda kategorisinde yer alan ürünleri sıraladı.  Paketli hazır yemekler  Marketlerdeki paketlenmiş hazır yemekler dengeli bir öğün sağlayabilecek kısayollar olarak pazarlanıyor. Ancak Dr. Beckett, “Hazır yemekler genellikle koruyucu maddeler ve dengeleyiciler içerir ve özellikle stabilite, gıda güvenliği ve lezzet artırma amaçlarıyla tuz oranı yüksektir” diye yazdı.  “Üreticiler daha az malzeme kullanırsa hazır yemekler yaratmak daha kolay ve ucuzdur. Bu, bu &#039;yemeklerin&#039; genellikle dengesiz ve sebze açısından düşük olmasına yol açar.”  Bitki sütleri  Bitkisel sütler de süt ürünlerine alternatif olarak pazarlanırken, bunların &#039;bitkisel&#039; olması daha sağlıklı bir seçenekmiş gibi görünmeleriyle sonuçlanıyor. Ancak gıda uzmanının görüşü farklı.  “Süt ürünleri asgari düzeyde işlenirken, bitkisel sütler aşırı işlenir. Bitkiler ısıtılır, suyu çıkarılır, toz haline getirilir ve yüzde 2 kadar düşük seviyelerde suda yeniden oluşturulur. Kalsiyum gibi temel besinler daha sonra eklenir ancak dibe çöker. Karton iyi ve sık çalkalanmazsa, dışarı çıkmazlar.”  Beckett ayrıca, “Bitkisel sütler, geleneksel sütü içemeyen veya içmek istemeyen kişiler için olmazsa olmazdır, ancak tüketimlerinin uzun vadeli etkileri yeterince incelenmemiştir. Bilgilerin çoğu, onlardan yapılan sütten değil, bitkilerin tamamı üzerinde yapılan çalışmalardan geliyor.”  Et ikameleri  Özellikle işlenmiş et tüketimini azaltmanın genel sağlığı iyileştirdiği biliniyor. Ancak eti neyle değiştirdiğiniz de önemli. Bitkisel sütleri gibi bazı bitkisel et ikameleri de &quot;bitkilerden yapılmış&quot; olmalarından dolayı “sağlık maskesi” takabiliyor.  Beckett bu noktada cipslerin ve bazı şekerlemelerin de bitkilerden yapıldığını, yani bitkiden elde edilen ürünlerin de sağlıklı olmayabileceğini vurguluyor.  “Fayda bitkileri doğal halleriyle yemekten gelir, yapay et oluşturmak üzere işlenen bitki içeriklerinden değil.”  Yemek yerine geçen içecekler  Reklamlarda tüketicileri tok tuttuğu ve zayıflamaya yardımcı olduğu iddiasıyla içecek şeklinde çeşitli öğün ikameleri tanıtılıyor. Bu ürünler aynı zamanda yoğun iş temposunda yemek yemeye vakit bulamayan bireylerin öğünlerini sağlıklı şekilde hızlı yoldan karşılamasını sağlamak üzere pazarlanıyor.  Beckett bu konuda, “Hastalık veya yaralanma, iştah düşüklüğü veya basit uygulama zorunluluğu gibi bazı durumlarda bunları bir mecburiyet haline getirebilir. Ancak, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu tüm temel besinleri içerseler de, birkaç başka yönden eksiktirler” dedi.  “Doğal gıdalar sağlığı desteklediği bilinen bileşikleri (biyoaktifler) içerir. Yemek yerine geçenler ayrıca, yediğimiz şeyin tadını çıkarmamıza ve aynı şeyi tekrar tekrar tüketme riskini yaymamıza yardımcı olan çeşitlilikten yoksundur. Bu nedenle, diğer gıdalarla dengelenmeleri ve bunlara çok fazla güveniliyorsa profesyonel tavsiye alınması önemli.”  Kahvaltılık gevrekler  Beckett kullanımı giderek yaygınlaşan kahvaltılık gevreklerin durumunu ise “karışık” diye niteledi.  “Asgari düzeyde işlenmiş, şeker oranı düşük ve yulaf ve rendelenmiş buğday gibi örnekler sağlık yararlarıyla ilişkilendirilmiştir. Ancak diğerleri çok işlenmiş ve şeker oranı yüksek olanlardır. Bu da onları kahvaltıdan çok tatlıya benzetir.”  Granola/protein barlar  Bilim insanına göre granola ve protein barların sağlık sonuçları da karmaşık olabilir. “Barlar son derece işlenmiş olabilir ve tuz, şeker ile katkı maddelerini fazla içeriyor olabilir. Ancak yine de bağlam büyük bir rol oynuyor” diyen gıda uzmanı şöyle ekledi:  “Bu barlar tam gıdaların yerini alıyorsa, muhtemelen sağlık açısından iyi bir seçim değil. Ancak &#039;çöp&#039; gıdaların yerini alıyorsa, o zaman bazı faydalar sağlayabilirler.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cgkIeroBYECUsIir0eRIlA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanı, sıraladı:, Sağlıklı, zannedilen, ultra, işlenmiş, yiyecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cgkIeroBYECUsIir0eRIlA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlıklı zannedilen ultra işlenmiş 6 yiyecek"><p>Dr. Emma Beckett, çoğu insanın sağlıklı zannettiği, ancak aslında işlenmiş gıda kategorisinde yer alan ürünleri sıraladı.</p>Araştırmalar aşırı işlenmiş gıdaların tüketildiği beslenme düzenlerinin kalp damar hastalıkları, metabolik hastalıklar ve hatta ruhsal bozukluklar da dahil olmak üzere 30'dan fazla sağlık sorununa yol açma riskini artırdığını ortaya koyuyor.  Cips ve şekerli atıştırmalıkların ultra işlenmiş yiyecekler olduğu ve sağlığa zarar verebileceği yaygın biliniyor. Ancak bazı paketlenmiş ve işlenmiş yiyeceklerin etiketlerinde yer alan sağlık iddiaları, hangi ürünlerin yararlı, hangilerinin zararlı olduğuna karar vermeyi zorlaştırabiliyor.  Gıda ve beslenme alanında uzman bilim insanı ve Yeni Güney Galler Üniversitesi’nde öğretim üyesi Dr. Emma Beckett, BBC Science Focus dergisinde kaleme aldığı yazıda, çoğu insanın “sağlıklı” zannettiği, ancak aslında işlenmiş gıda kategorisinde yer alan ürünleri sıraladı.  <strong>Paketli hazır yemekler</strong>  Marketlerdeki paketlenmiş hazır yemekler dengeli bir öğün sağlayabilecek kısayollar olarak pazarlanıyor. Ancak Dr. Beckett, “Hazır yemekler genellikle koruyucu maddeler ve dengeleyiciler içerir ve özellikle stabilite, gıda güvenliği ve lezzet artırma amaçlarıyla tuz oranı yüksektir” diye yazdı.  “Üreticiler daha az malzeme kullanırsa hazır yemekler yaratmak daha kolay ve ucuzdur. Bu, bu 'yemeklerin' genellikle dengesiz ve sebze açısından düşük olmasına yol açar.”  <strong>Bitki sütleri</strong>  Bitkisel sütler de süt ürünlerine alternatif olarak pazarlanırken, bunların 'bitkisel' olması daha sağlıklı bir seçenekmiş gibi görünmeleriyle sonuçlanıyor. Ancak gıda uzmanının görüşü farklı.  “Süt ürünleri asgari düzeyde işlenirken, bitkisel sütler aşırı işlenir. Bitkiler ısıtılır, suyu çıkarılır, toz haline getirilir ve yüzde 2 kadar düşük seviyelerde suda yeniden oluşturulur. Kalsiyum gibi temel besinler daha sonra eklenir ancak dibe çöker. Karton iyi ve sık çalkalanmazsa, dışarı çıkmazlar.”  Beckett ayrıca, “Bitkisel sütler, geleneksel sütü içemeyen veya içmek istemeyen kişiler için olmazsa olmazdır, ancak tüketimlerinin uzun vadeli etkileri yeterince incelenmemiştir. Bilgilerin çoğu, onlardan yapılan sütten değil, bitkilerin tamamı üzerinde yapılan çalışmalardan geliyor.”  <strong>Et ikameleri</strong>  Özellikle işlenmiş et tüketimini azaltmanın genel sağlığı iyileştirdiği biliniyor. Ancak eti neyle değiştirdiğiniz de önemli. Bitkisel sütleri gibi bazı bitkisel et ikameleri de "bitkilerden yapılmış" olmalarından dolayı “sağlık maskesi” takabiliyor.  Beckett bu noktada cipslerin ve bazı şekerlemelerin de bitkilerden yapıldığını, yani bitkiden elde edilen ürünlerin de sağlıklı olmayabileceğini vurguluyor.  “Fayda bitkileri doğal halleriyle yemekten gelir, yapay et oluşturmak üzere işlenen bitki içeriklerinden değil.”  <strong>Yemek yerine geçen içecekler</strong>  Reklamlarda tüketicileri tok tuttuğu ve zayıflamaya yardımcı olduğu iddiasıyla içecek şeklinde çeşitli öğün ikameleri tanıtılıyor. Bu ürünler aynı zamanda yoğun iş temposunda yemek yemeye vakit bulamayan bireylerin öğünlerini sağlıklı şekilde hızlı yoldan karşılamasını sağlamak üzere pazarlanıyor.  Beckett bu konuda, “Hastalık veya yaralanma, iştah düşüklüğü veya basit uygulama zorunluluğu gibi bazı durumlarda bunları bir mecburiyet haline getirebilir. Ancak, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu tüm temel besinleri içerseler de, birkaç başka yönden eksiktirler” dedi.  “Doğal gıdalar sağlığı desteklediği bilinen bileşikleri (biyoaktifler) içerir. Yemek yerine geçenler ayrıca, yediğimiz şeyin tadını çıkarmamıza ve aynı şeyi tekrar tekrar tüketme riskini yaymamıza yardımcı olan çeşitlilikten yoksundur. Bu nedenle, diğer gıdalarla dengelenmeleri ve bunlara çok fazla güveniliyorsa profesyonel tavsiye alınması önemli.”  <strong>Kahvaltılık gevrekler</strong>  Beckett kullanımı giderek yaygınlaşan kahvaltılık gevreklerin durumunu ise “karışık” diye niteledi.  “Asgari düzeyde işlenmiş, şeker oranı düşük ve yulaf ve rendelenmiş buğday gibi örnekler sağlık yararlarıyla ilişkilendirilmiştir. Ancak diğerleri çok işlenmiş ve şeker oranı yüksek olanlardır. Bu da onları kahvaltıdan çok tatlıya benzetir.”  <strong>Granola/protein barlar</strong>  Bilim insanına göre granola ve protein barların sağlık sonuçları da karmaşık olabilir. “Barlar son derece işlenmiş olabilir ve tuz, şeker ile katkı maddelerini fazla içeriyor olabilir. Ancak yine de bağlam büyük bir rol oynuyor” diyen gıda uzmanı şöyle ekledi:  “Bu barlar tam gıdaların yerini alıyorsa, muhtemelen sağlık açısından iyi bir seçim değil. Ancak 'çöp' gıdaların yerini alıyorsa, o zaman bazı faydalar sağlayabilirler.”]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uçuk ve Alzheimer arasında bağlantı keşfedildi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ucukve-alzheimer-arasinda-baglanti-kesfedildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ucukve-alzheimer-arasinda-baglanti-kesfedildi</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, uçuk virüsüyle Alzheimer arasında bir bağlantı olabileceğini ortaya koydu.Yeni bir araştırma, halk arasında &quot;uçuk virüsü” olarak bilinen herpes simpleks virüsü tip 1 (HSV-1) ile Alzheimer hastalığı arasında bir bağlantı olabileceğini öne sürdü. Bu hipotez tamamen yeni değil; ancak son çalışma, bu olası ilişkiye dair bugüne kadarki en geniş verileri inceleyerek dikkat çekici sonuçlara ulaştı.  HSV-1 NEDİR?  HSV-1, sinir hücrelerini enfekte edebilen bir nörotropik virüs olarak biliniyor. Genellikle ağız ve dudak çevresinde çıkan uçuklara neden olan bu virüs, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 50 yaş altındaki dünya nüfusunun üçte ikisinden fazlasında görülüyor.  İlk enfeksiyon genellikle ateş, baş ağrısı ve kas ağrıları gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Sonrasında virüs sinir sistemine yerleşip uyku halinde kalıyor ve stres, hastalık gibi durumlarda yeniden aktif hale gelerek uçuk gibi semptomlara neden olabiliyor.  ÇALIŞMA NASIL YÜRÜTÜLDÜ?  BMJ Open adlı hakemli bilimsel dergide yayınlanan çalışmada, 2006 ve 2021 arasında ABD’de Alzheimer teşhisi konan 340 binden fazla kişi incelendi. Bu kişiler, yaş, cinsiyet ve coğrafi bölge gibi kriterlere göre Alzheimer teşhisi almamış benzer bireylerle eşleştirilerek analiz edildi.  Elde edilen bulgulara göre, Alzheimer hastalarının yüzde 0,44’ü daha önce HSV-1 tanısı almıştı. Kontrol grubunda ise bu oran yüzde 0,24 olarak kaydedildi.  Bu, HSV-1 taşıyan bireylerde Alzheimer gelişme riskinin yüzde 80 oranında daha fazla olabileceğini gösteriyor. Ancak bu risk göreli bir artış.  Daha da dikkat çeken diğer bulgu ise, HSV-1 tanısı alan ve antiviral ilaçlarla tedavi edilen bireylerde Alzheimer gelişme riskinin yüzde 17 daha düşük olmasıydı.  YENİ BİR TEORİ DEĞİL  Önceki bazı çalışmalar, Alzheimer hastalarının beyin dokularında HSV-1 DNA’sına rastlamıştı. Ayrıca laboratuvar ortamında yapılan araştırmalarda, HSV-1’in beyindeki sinir hücrelerinde Alzheimer hastalığına özgü olan amiloid-beta plaklarının oluşumunu tetikleyebileceği gözlemlenmişti.  Bu veriler, virüsün yeniden aktif hale gelmesinin beyinde iltihaplanma veya hasara yol açarak Alzheimer riskini artırabileceği yönünde teorilere kapı aralıyor.  Ancak uzmanlar, bu tür çalışmaların neden-sonuç ilişkisi kurmadığını, yalnızca bir bağlantı veya eşzamanlılık gösterdiğini vurguluyor.  UÇUK ÇIKARANLAR ENDİŞELENMELİ Mİ?  Hayır. Şu anki verilere göre, uçuk virüsüne sahip olmak tek başına Alzheimer riskini ciddi şekilde artırmıyor. Çoğu insan HSV-1 virüsünü taşımasına rağmen hiçbir ciddi nörolojik sorun yaşamıyor.  “HSV-1 ve Alzheimer ilişkisi” ilginç ve daha fazla araştırmaya açık bir alan olsa da, bu konuda kesin bir bilimsel yargıya ulaşılmış değil. Alzheimer hastalığı; yaş, genetik, kalp sağlığı, eğitim seviyesi, yaşam tarzı gibi birçok faktörün etkileşimiyle gelişen karmaşık bir hastalık. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t0AoKpRhLUePYRX85Lvh5A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uçuk ve, Alzheimer, arasında, bağlantı, keşfedildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t0AoKpRhLUePYRX85Lvh5A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uçuk ve Alzheimer arasında bağlantı"><p>Bilim insanları, uçuk virüsüyle Alzheimer arasında bir bağlantı olabileceğini ortaya koydu.</p>Yeni bir araştırma, halk arasında "uçuk virüsü” olarak bilinen herpes simpleks virüsü tip 1 (HSV-1) ile Alzheimer hastalığı arasında bir bağlantı olabileceğini öne sürdü. Bu hipotez tamamen yeni değil; ancak son çalışma, bu olası ilişkiye dair bugüne kadarki en geniş verileri inceleyerek dikkat çekici sonuçlara ulaştı.  <strong>HSV-1 NEDİR?</strong>  HSV-1, sinir hücrelerini enfekte edebilen bir nörotropik virüs olarak biliniyor. Genellikle ağız ve dudak çevresinde çıkan uçuklara neden olan bu virüs, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 50 yaş altındaki dünya nüfusunun üçte ikisinden fazlasında görülüyor.  İlk enfeksiyon genellikle ateş, baş ağrısı ve kas ağrıları gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Sonrasında virüs sinir sistemine yerleşip uyku halinde kalıyor ve stres, hastalık gibi durumlarda yeniden aktif hale gelerek uçuk gibi semptomlara neden olabiliyor.  <strong>ÇALIŞMA NASIL YÜRÜTÜLDÜ?</strong>  BMJ Open adlı hakemli bilimsel dergide yayınlanan çalışmada, 2006 ve 2021 arasında ABD’de Alzheimer teşhisi konan 340 binden fazla kişi incelendi. Bu kişiler, yaş, cinsiyet ve coğrafi bölge gibi kriterlere göre Alzheimer teşhisi almamış benzer bireylerle eşleştirilerek analiz edildi.  Elde edilen bulgulara göre, Alzheimer hastalarının yüzde 0,44’ü daha önce HSV-1 tanısı almıştı. Kontrol grubunda ise bu oran yüzde 0,24 olarak kaydedildi.  Bu, HSV-1 taşıyan bireylerde Alzheimer gelişme riskinin yüzde 80 oranında daha fazla olabileceğini gösteriyor. Ancak bu risk göreli bir artış.  Daha da dikkat çeken diğer bulgu ise, HSV-1 tanısı alan ve antiviral ilaçlarla tedavi edilen bireylerde Alzheimer gelişme riskinin yüzde 17 daha düşük olmasıydı.  <strong>YENİ BİR TEORİ DEĞİL</strong>  Önceki bazı çalışmalar, Alzheimer hastalarının beyin dokularında HSV-1 DNA’sına rastlamıştı. Ayrıca laboratuvar ortamında yapılan araştırmalarda, HSV-1’in beyindeki sinir hücrelerinde Alzheimer hastalığına özgü olan amiloid-beta plaklarının oluşumunu tetikleyebileceği gözlemlenmişti.  Bu veriler, virüsün yeniden aktif hale gelmesinin beyinde iltihaplanma veya hasara yol açarak Alzheimer riskini artırabileceği yönünde teorilere kapı aralıyor.  Ancak uzmanlar, bu tür çalışmaların neden-sonuç ilişkisi kurmadığını, yalnızca bir bağlantı veya eşzamanlılık gösterdiğini vurguluyor.  <strong>UÇUK ÇIKARANLAR ENDİŞELENMELİ Mİ?</strong>  Hayır. Şu anki verilere göre, uçuk virüsüne sahip olmak tek başına Alzheimer riskini ciddi şekilde artırmıyor. Çoğu insan HSV-1 virüsünü taşımasına rağmen hiçbir ciddi nörolojik sorun yaşamıyor.  “HSV-1 ve Alzheimer ilişkisi” ilginç ve daha fazla araştırmaya açık bir alan olsa da, bu konuda kesin bir bilimsel yargıya ulaşılmış değil. Alzheimer hastalığı; yaş, genetik, kalp sağlığı, eğitim seviyesi, yaşam tarzı gibi birçok faktörün etkileşimiyle gelişen karmaşık bir hastalık.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Demans riskini azaltan 4 ipucu: Hafıza kaybını yavaşlatıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/demans-riskini-azaltan-4-ipucu-hafiza-kaybini-yavaslatiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/demans-riskini-azaltan-4-ipucu-hafiza-kaybini-yavaslatiyor</guid>
<description><![CDATA[ Milyonlarca kişiyi etkileyen demans, özellikle yaşlanan nüfusla birlikte hızla artıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 2021 yılında dünya genelinde 57 milyon kişi demansla yaşarken, her yıl yaklaşık 10 milyon yeni vaka tespit ediliyor. Demans, şu anda dünyada yedinci en sık ölüm nedeni olurken, yaşlı yetişkinler arasında bağımlılık ve sakatlığın başlıca nedenlerinden biri olarak dikkat çekiyor.Uzmanlar ise demans vakalarının yüzde 40’a kadarının yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğini ya da geciktirilebileceğini belirtiyor. Henüz kesin bir tedavisi bulunmayan bu rahatsızlıkta, bilimsel araştırmalar tarafından desteklenen dört önemli strateji öne çıkıyor.İyi uyku sadece toplam saatle değil, uykunun kalitesi ve türüyle de ilgilidir. Son çalışmalar, derin uyku ve REM uykusunun beynin toksinleri temizlemesi ve hafızayı desteklemesinde kritik rol oynadığını gösteriyor.
Alzheimer hastalığının, en yaygın demans türü olduğu göz önüne alındığında, özellikle bu uyku evrelerinin eksikliği orta yaşta beyin bölgelerinde küçülmeye yol açabiliyor. Uzmanlar, uyku kalitesini takip etmek için uyku günlüğü tutmayı veya akıllı saat gibi teknolojik araçları kullanmayı öneriyor.Fiziksel aktivite, demans riskini azaltmada güçlü bir araç olarak öne çıkıyor. Yeni araştırmalar, yüksek yoğunluklu egzersizler kadar hafif egzersizlerin esneme, denge ve hareket aralığı çalışmaları gibi da hafıza kaybını yavaşlatabileceğini ortaya koyuyor. 18 ay süren bir çalışmada, hafif bilişsel bozukluğu olan yaşlı yetişkinlerin düzenli hafif egzersizle düşünme becerilerini korudukları belirlendi.Kolesterol kontrolü, beyin sağlığı için kritik bir önlem olarak gösteriliyor. LDL kolesterolünün 70 mg/dL’nin altında tutulması, bunama riskini yüzde 26, Alzheimer riskini ise yüzde 28 oranında azaltıyor. Bu seviyedeki risk azalmasının, düzenli egzersiz kadar etkili olduğu belirtiliyor. LDL kolesterolü, iltihaplanma ve beyin kan akışı üzerinde önemli rol oynadığı için dengede tutulması büyük önem taşıyor.Sağlıklı beslenme, demans riskini düşürmede önemli bir faktör. Deniz ürünleri, meyve ve kuruyemiş ağırlıklı Akdeniz tipi diyet, bunama riskini neredeyse yüzde 25 oranında azaltabiliyor.2023 yılında yapılan bir araştırma, Akdeniz diyetini uygulayanların bunama riskinin, bu diyeti uygulamayanlara göre yüzde 23 daha düşük olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, bu diyetin oksidatif stres ve iltihabı azaltarak beynin korunmasına yardımcı olduğunu vurguluyor. İşlenmiş gıdalar, kırmızı et ve şekerin sınırlandırılması ise kritik öneriler arasında.Demansla mücadelede yaşam tarzı değişiklikleri, hastalığın önlenmesi ve geciktirilmesi adına umut vaat ediyor. Bilim insanları, sağlıklı uyku alışkanlıkları, düzenli egzersiz, kolesterol kontrolü ve dengeli beslenmenin, özellikle genetik risk taşıyan bireyler için bile etkili olduğunu ifade ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IHEotAki7EGiifYrhgbjYQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demans, riskini, azaltan, ipucu:, Hafıza, kaybını, yavaşlatıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IHEotAki7EGiifYrhgbjYQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Demans riskini azaltan 4 ipucu: Hafıza kaybını yavaşlatıyor"><p>Milyonlarca kişiyi etkileyen demans, özellikle yaşlanan nüfusla birlikte hızla artıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 2021 yılında dünya genelinde 57 milyon kişi demansla yaşarken, her yıl yaklaşık 10 milyon yeni vaka tespit ediliyor. Demans, şu anda dünyada yedinci en sık ölüm nedeni olurken, yaşlı yetişkinler arasında bağımlılık ve sakatlığın başlıca nedenlerinden biri olarak dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5bS8WPRQNEupMnM9dkdHBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar ise demans vakalarının yüzde 40’a kadarının yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğini ya da geciktirilebileceğini belirtiyor. Henüz kesin bir tedavisi bulunmayan bu rahatsızlıkta, bilimsel araştırmalar tarafından desteklenen dört önemli strateji öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LV6ACwP2FkW8hzoFJM0mEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi uyku sadece toplam saatle değil, uykunun kalitesi ve türüyle de ilgilidir. Son çalışmalar, derin uyku ve REM uykusunun beynin toksinleri temizlemesi ve hafızayı desteklemesinde kritik rol oynadığını gösteriyor.
Alzheimer hastalığının, en yaygın demans türü olduğu göz önüne alındığında, özellikle bu uyku evrelerinin eksikliği orta yaşta beyin bölgelerinde küçülmeye yol açabiliyor. Uzmanlar, uyku kalitesini takip etmek için uyku günlüğü tutmayı veya akıllı saat gibi teknolojik araçları kullanmayı öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7CvaIgUdTE-NZu9dvwbhwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel aktivite, demans riskini azaltmada güçlü bir araç olarak öne çıkıyor. Yeni araştırmalar, yüksek yoğunluklu egzersizler kadar hafif egzersizlerin esneme, denge ve hareket aralığı çalışmaları gibi da hafıza kaybını yavaşlatabileceğini ortaya koyuyor. 18 ay süren bir çalışmada, hafif bilişsel bozukluğu olan yaşlı yetişkinlerin düzenli hafif egzersizle düşünme becerilerini korudukları belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t9vnOyMMmkWfUe8PFCurHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolesterol kontrolü, beyin sağlığı için kritik bir önlem olarak gösteriliyor. LDL kolesterolünün 70 mg/dL’nin altında tutulması, bunama riskini yüzde 26, Alzheimer riskini ise yüzde 28 oranında azaltıyor. Bu seviyedeki risk azalmasının, düzenli egzersiz kadar etkili olduğu belirtiliyor. LDL kolesterolü, iltihaplanma ve beyin kan akışı üzerinde önemli rol oynadığı için dengede tutulması büyük önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ECpJHYJA1U6D5HrWy6z41Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı beslenme, demans riskini düşürmede önemli bir faktör. Deniz ürünleri, meyve ve kuruyemiş ağırlıklı Akdeniz tipi diyet, bunama riskini neredeyse yüzde 25 oranında azaltabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xdUrqNeJlUW33ZMCcRcwdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2023 yılında yapılan bir araştırma, Akdeniz diyetini uygulayanların bunama riskinin, bu diyeti uygulamayanlara göre yüzde 23 daha düşük olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, bu diyetin oksidatif stres ve iltihabı azaltarak beynin korunmasına yardımcı olduğunu vurguluyor. İşlenmiş gıdalar, kırmızı et ve şekerin sınırlandırılması ise kritik öneriler arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r9R2N0__5kmZksToP51Y2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demansla mücadelede yaşam tarzı değişiklikleri, hastalığın önlenmesi ve geciktirilmesi adına umut vaat ediyor. Bilim insanları, sağlıklı uyku alışkanlıkları, düzenli egzersiz, kolesterol kontrolü ve dengeli beslenmenin, özellikle genetik risk taşıyan bireyler için bile etkili olduğunu ifade ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolon kanseri gençleri de tehdit ediyor: Kimler risk altında?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kolon-kanseri-gencleri-de-tehdit-ediyor-kimler-risk-altinda</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kolon-kanseri-gencleri-de-tehdit-ediyor-kimler-risk-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Kolon kanseri, uzun süre sessiz ilerleyerek fark edilmesi zor olan bir kanser türü olarak öne çıkıyor. Ancak son yıllarda, daha genç yetişkinlerde artan vakalar, hastalığın sadece yaşlıları değil, herkesi tehdit ettiğini gözler önüne seriyor.Kolon kanseri, kalın bağırsakta başlayan ve genellikle polip adı verilen küçük hücre kümelerinin zamanla kansere dönüşmesiyle ortaya çıkan bir hastalık.Büyük bağırsağın su ve besin emilimi ile atıkların atılmasında kritik rolü olan kolon, kanser geliştiğinde işlevini yitirebiliyor. Hastalık erken evrelerde belirti vermeyebildiği için sinsi ilerliyor. İlerledikçe ise ağrı, dışkı alışkanlıklarında değişiklik, kanama ve kilo kaybı gibi semptomlar ortaya çıkabiliyor.Hastalık denildiğinde akla genellikle yaşlılar gelir. Ancak kolon kanseri giderek genç yetişkinlerde de artış gösteriyor. Risk faktörleri arasında:Yaş: 50 yaş üstü daha yüksek risk altında olsa da, gençlerde de artış var.Aile Geçmişi: Ailesinde kolon kanseri olanlarda risk artıyor.Genetik Faktörler: Lynch sendromu veya ailevi adenomatöz polipozis gibi genetik hastalıklar erken kontrolü zorunlu kılıyor.Yaşam Tarzı: Kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketimi, yetersiz sebze-meyve alımı, hareketsizlik, sigara ve aşırı alkol riski yükseltiyor.Diğer Hastalıklar: Crohn hastalığı, ülseratif kolit ve tip 2 diyabet gibi kronik hastalıklarda kolon kanseri riski daha yüksek.Erken evrede belirti vermeyen kolon kanseri, zamanla şu semptomlarla kendini gösterebilir:
Ani dışkı alışkanlığı değişiklikleri (ishal, kabızlık, ince dışkı)Dışkıda veya tuvalet kağıdında kan görülmesiNedensiz kilo kaybıSürekli karın ağrısı, şişkinlik veya kramplarSebepsiz yorgunluk ve halsizlikBu belirtileri göz ardı etmemek ve düzenli taramalarla erken teşhis için doktor kontrolüne gitmek hayati önem taşıyor.Kolon kanseri riskini azaltmak için alınabilecek önlemler şunlar:

Lif açısından zengin tam tahıllar, sebze ve meyve tüketmek
Kırmızı ve işlenmiş et tüketimini sınırlamak
Düzenli egzersiz yapmak
Sigara kullanmamak
Alkol tüketimini sınırlandırmakUzmanlar, kolon kanserinin “fısıldayan” bir hastalık olduğunu, ancak erken teşhisle yüksek oranda tedavi edilebildiğini vurguluyor.Vücuda kulak vermek, aile sağlık geçmişini takip etmek ve zamanında tarama yaptırmak, uzun ve sağlıklı yaşam için kritik adımlar olarak öne çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Brv_yB2MfUeFnC5izUtptA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolon, kanseri, gençleri, tehdit, ediyor:, Kimler, risk, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Brv_yB2MfUeFnC5izUtptA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolon kanseri gençleri de tehdit ediyor: Kimler risk altında?"><p>Kolon kanseri, uzun süre sessiz ilerleyerek fark edilmesi zor olan bir kanser türü olarak öne çıkıyor. Ancak son yıllarda, daha genç yetişkinlerde artan vakalar, hastalığın sadece yaşlıları değil, herkesi tehdit ettiğini gözler önüne seriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y1dGaLVBOkuHQcJ09cKQdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolon kanseri, kalın bağırsakta başlayan ve genellikle polip adı verilen küçük hücre kümelerinin zamanla kansere dönüşmesiyle ortaya çıkan bir hastalık.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y5ld6MjcpUKrHUPT-nS2dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büyük bağırsağın su ve besin emilimi ile atıkların atılmasında kritik rolü olan kolon, kanser geliştiğinde işlevini yitirebiliyor. Hastalık erken evrelerde belirti vermeyebildiği için sinsi ilerliyor. İlerledikçe ise ağrı, dışkı alışkanlıklarında değişiklik, kanama ve kilo kaybı gibi semptomlar ortaya çıkabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WbPTVXKfD0GGcETn-_gUfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalık denildiğinde akla genellikle yaşlılar gelir. Ancak kolon kanseri giderek genç yetişkinlerde de artış gösteriyor. Risk faktörleri arasında:Yaş: 50 yaş üstü daha yüksek risk altında olsa da, gençlerde de artış var.Aile Geçmişi: Ailesinde kolon kanseri olanlarda risk artıyor.Genetik Faktörler: Lynch sendromu veya ailevi adenomatöz polipozis gibi genetik hastalıklar erken kontrolü zorunlu kılıyor.Yaşam Tarzı: Kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketimi, yetersiz sebze-meyve alımı, hareketsizlik, sigara ve aşırı alkol riski yükseltiyor.Diğer Hastalıklar: Crohn hastalığı, ülseratif kolit ve tip 2 diyabet gibi kronik hastalıklarda kolon kanseri riski daha yüksek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OGkI9AEwXESQp_GWSirZ6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erken evrede belirti vermeyen kolon kanseri, zamanla şu semptomlarla kendini gösterebilir:
Ani dışkı alışkanlığı değişiklikleri (ishal, kabızlık, ince dışkı)Dışkıda veya tuvalet kağıdında kan görülmesiNedensiz kilo kaybıSürekli karın ağrısı, şişkinlik veya kramplarSebepsiz yorgunluk ve halsizlikBu belirtileri göz ardı etmemek ve düzenli taramalarla erken teşhis için doktor kontrolüne gitmek hayati önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ajg1YbZZpk2wdnhaYa3nDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolon kanseri riskini azaltmak için alınabilecek önlemler şunlar:

Lif açısından zengin tam tahıllar, sebze ve meyve tüketmek
Kırmızı ve işlenmiş et tüketimini sınırlamak
Düzenli egzersiz yapmak
Sigara kullanmamak
Alkol tüketimini sınırlandırmak</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rz2s04IYy0W49EzyYfVd8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, kolon kanserinin “fısıldayan” bir hastalık olduğunu, ancak erken teşhisle yüksek oranda tedavi edilebildiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lyuWiyyhgUq1jEh2-58k6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücuda kulak vermek, aile sağlık geçmişini takip etmek ve zamanında tarama yaptırmak, uzun ve sağlıklı yaşam için kritik adımlar olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Robert Kennedy&amp;apos;den dikkat çekici karar: Kovid&amp;19 aşısı önerilmeyecek</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/robert-kennedyden-dikkat-cekici-karar-kovid-19-asisi-oenerilmeyecek</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/robert-kennedyden-dikkat-cekici-karar-kovid-19-asisi-oenerilmeyecek</guid>
<description><![CDATA[ ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy, Kovid-19 aşısının artık sağlıklı çocuklar ve hamile kadınlar için önerilen aşılar arasında yer almayacağını duyurdu.ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy, X hesabından yaptığı açıklamada, ülkede daha önce tartışma konusu olan Kovid-19 aşılarıyla ilgili yeni aldıkları kararı paylaştı.  Kennedy, bundan sonra sağlıklı çocuklar ve hamile kadınlar için Kovid-19 aşısının &quot;önerilen aşılar&quot; arasında yer almayacağını açıkladı.  ABD&#039;li bakan, açıklamasında, &quot;Bugün itibariyle Kovid aşısı, sağlıklı çocuklar ve sağlıklı hamile kadınlar için CDC (ABD Hastalık Kontrol Merkezleri) tarafından önerilen aşı programından çıkarılmıştır. Geçen yıl Biden yönetimi, çocuklarda tekrarlanan rapel stratejisini destekleyecek herhangi bir klinik veri olmamasına rağmen, sağlıklı çocukları bir kez daha Kovid aşısı olmaya çağırmıştı&quot; ifadelerini kullandı.  ABD Başkanı Donald Trump ile Sağlık Bakanı Kennedy, seçim sürecinde Kovid-19 aşısının kullanımıyla ilgili kamuoyunda tartışılan açıklamalar yapmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3fnNp41SW0m1rF-lNZKcvQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Robert, Kennedyden, dikkat, çekici, karar:, Kovid-19, aşısı, önerilmeyecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3fnNp41SW0m1rF-lNZKcvQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="ABD'den Kovid aşısı kararı"><p>ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy, Kovid-19 aşısının artık sağlıklı çocuklar ve hamile kadınlar için önerilen aşılar arasında yer almayacağını duyurdu.</p>ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy, X hesabından yaptığı açıklamada, ülkede daha önce tartışma konusu olan Kovid-19 aşılarıyla ilgili yeni aldıkları kararı paylaştı.  Kennedy, bundan sonra sağlıklı çocuklar ve hamile kadınlar için Kovid-19 aşısının "önerilen aşılar" arasında yer almayacağını açıkladı.  ABD'li bakan, açıklamasında, "Bugün itibariyle Kovid aşısı, sağlıklı çocuklar ve sağlıklı hamile kadınlar için CDC (ABD Hastalık Kontrol Merkezleri) tarafından önerilen aşı programından çıkarılmıştır. Geçen yıl Biden yönetimi, çocuklarda tekrarlanan rapel stratejisini destekleyecek herhangi bir klinik veri olmamasına rağmen, sağlıklı çocukları bir kez daha Kovid aşısı olmaya çağırmıştı" ifadelerini kullandı.  ABD Başkanı Donald Trump ile Sağlık Bakanı Kennedy, seçim sürecinde Kovid-19 aşısının kullanımıyla ilgili kamuoyunda tartışılan açıklamalar yapmıştı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın en uzun yaşayan insanlarının 5 alışkanlığı: Uzun ömrün ortak sırrı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dunyanin-en-uzun-yasayan-insanlarinin-5-aliskanligi-uzun-oemrun-ortak-sirri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dunyanin-en-uzun-yasayan-insanlarinin-5-aliskanligi-uzun-oemrun-ortak-sirri</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın dört bir yanında 100 yaşını geçen sağlıklı kişilerin yaşam sırları, bilim insanları ve toplumların ilgisini çekmeye devam ediyor. Japonya’dan Yunanistan’a, İtalya’dan Kosta Rika’ya kadar uzanan ve &quot;Mavi Bölgeler&quot; olarak adlandırılan bölgelerde yaşayan bu kişilerin ortak 5 alışkanlığı, uzun ömürlü bir hayatın ipuçlarını veriyor.Düğünlerde dans eden, bahçesinde domates yetiştiren ve 30’lu yaşlarındaki gibi espri yapmaya devam eden bu insanlar sadece genetik şansa mı sahip? Uzmanlara göre cevap net: Hayır. Bu kişiler günlük yaşamlarında benimsedikleri bazı basit ama etkili alışkanlıklarla uzun ömrü mümkün kılıyor.İşte Mavi Bölgelerde yaşayan uzun ömürlü insanların ortak yaşam tarzlarından öne çıkan 5 temel alışkanlık:Bu insanlar spor salonlarına gitmiyor, maraton koşmuyor. Hareket, yaşamlarının doğal bir parçası. Her gün yürüyerek pazara gitmek, komşuyu ziyaret etmek ya da bahçeyle ilgilenmek sıradan aktiviteler arasında. Sardunya’da yaşlı çobanlar hala tepelerde saatlerce yürüyüş yapıyor, Kosta Rika’da 90 yaşındaki bireyler tarlalarında çalışmaya devam ediyor.Uzman önerisi: Günlük yaşama küçük ama düzenli hareketleri dahil etmek. Asansör yerine merdiven kullanmak, kısa mesafelerde araç yerine yürümek veya evde dans etmek bile yeterli olabilir.Modern yaşamın en büyük düşmanlarından biri olan stres, Mavi Bölgeler’de ciddi şekilde hafife alınmıyor. Bu bölgelerde yaşayanlar, günlük rutinlerinde dinlenmeye ve zihinsel rahatlamaya mutlaka zaman ayırıyor. İkarya’da öğle uykusu geleneksel bir ritüel; Sardunya’da akşam sohbetleri vazgeçilmez.Uzman önerisi: Günlük yaşamda sakinleşmek için birkaç dakikalık bir mola, kitap okumak, gün batımını izlemek veya sevilen biriyle sessizce çay içmek bile büyük fayda sağlıyor.Okinawa&#039;da uygulanan &quot;Hara Hachi Bun Me&quot; ilkesiyle, bireyler %80 doyduğunda yemeği bırakıyor. Bu alışkanlık sadece kilo kontrolünü değil, birçok kronik hastalığın önlenmesini de sağlıyor. Mavi Bölgeler’de işlenmiş gıdalar yerine doğal, mevsimsel ve yerel ürünlerle beslenme yaygın.Uzman önerisi: Yavaş yemek, daha küçük tabaklar kullanmak, gece geç saatlerde yemekten kaçınmak ve mümkünse sofradan tok değil, tatmin olmuş şekilde kalkmak.Bu bölgelerde aile, hayatın merkezinde. Aile büyüklerine saygı gösteriliyor, çocuklar ve torunlarla yakın mesafede yaşanıyor ve kuşaklar arası dayanışma destekleniyor. Bu güçlü bağların psikolojik ve biyolojik sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğu bilimsel çalışmalarla da destekleniyor.Uzman önerisi: Aile bireyleriyle daha sık görüşmek, birlikte yemek yemek veya haftalık gelenekler oluşturmak, yaşam kalitesini önemli ölçüde artırıyor.Mavi Bölgeler’de bireyler yalnız değil. İnanç grupları, gönüllülük aktiviteleri ya da arkadaş çevreleri aracılığıyla aktif sosyal hayatlarını sürdürüyorlar. Bu tür topluluk bağları, bireylerin hayata bağlılıklarını ve ruhsal sağlıklarını güçlendiriyor.Uzman önerisi: Ortak ilgi alanları etrafında bir araya gelen topluluklara katılmak; ister bir kitap kulübü, ister yürüyüş grubu ya da gönüllülük organizasyonu olsun, sosyal etkileşim insan ömrünü uzatmada önemli bir rol oynuyor.Japonya&#039;da &quot;Ikigai&quot;, Kosta Rika’da &quot;Plan de Vida&quot; olarak adlandırılan bu kavram, bireylerin her sabah uyanmak için bir nedenleri olmasını ifade ediyor. Bir amaç sahibi olmak, hem zihinsel sağlığı hem de yaşam motivasyonunu artırıyor.Uzman önerisi: Hayatınıza anlam katan şeyleri keşfedin. Sizi heyecanlandıran, uğruna emek harcamak istediğiniz bir uğraş bulun. Bu ister aile, ister hobi, ister gönüllülük olabilir; önemli olan bir &quot;neden&quot;e sahip olmak.Uzun ve sağlıklı bir ömrün sırrı, pahalı diyetler ya da mucizevi ilaçlarda değil; hareketli bir yaşam, güçlü bağlar, dengeli beslenme ve stresle baş etme becerisinde yatıyor. Mavi Bölgeler’in ilham veren yaşam tarzı, herkes için uygulanabilir ipuçları sunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dYPRxlI9bEu8dMCoRD_72A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, uzun, yaşayan, insanlarının, alışkanlığı:, Uzun, ömrün, ortak, sırrı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dYPRxlI9bEu8dMCoRD_72A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyanın en uzun yaşayan insanlarının 5 alışkanlığı: Uzun ömrün ortak sırrı"><p>Dünyanın dört bir yanında 100 yaşını geçen sağlıklı kişilerin yaşam sırları, bilim insanları ve toplumların ilgisini çekmeye devam ediyor. Japonya’dan Yunanistan’a, İtalya’dan Kosta Rika’ya kadar uzanan ve "Mavi Bölgeler" olarak adlandırılan bölgelerde yaşayan bu kişilerin ortak 5 alışkanlığı, uzun ömürlü bir hayatın ipuçlarını veriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x3ICUKTVV0q2w9rFQkjp9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düğünlerde dans eden, bahçesinde domates yetiştiren ve 30’lu yaşlarındaki gibi espri yapmaya devam eden bu insanlar sadece genetik şansa mı sahip? Uzmanlara göre cevap net: Hayır. Bu kişiler günlük yaşamlarında benimsedikleri bazı basit ama etkili alışkanlıklarla uzun ömrü mümkün kılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zWLP3RdIUkyczQk8C4bmdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte Mavi Bölgelerde yaşayan uzun ömürlü insanların ortak yaşam tarzlarından öne çıkan 5 temel alışkanlık:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VQ2wSHejwUq9ik0lyUu8Bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu insanlar spor salonlarına gitmiyor, maraton koşmuyor. Hareket, yaşamlarının doğal bir parçası. Her gün yürüyerek pazara gitmek, komşuyu ziyaret etmek ya da bahçeyle ilgilenmek sıradan aktiviteler arasında. Sardunya’da yaşlı çobanlar hala tepelerde saatlerce yürüyüş yapıyor, Kosta Rika’da 90 yaşındaki bireyler tarlalarında çalışmaya devam ediyor.Uzman önerisi: Günlük yaşama küçük ama düzenli hareketleri dahil etmek. Asansör yerine merdiven kullanmak, kısa mesafelerde araç yerine yürümek veya evde dans etmek bile yeterli olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LCXO8BxJYk-5fzK8ypKPLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modern yaşamın en büyük düşmanlarından biri olan stres, Mavi Bölgeler’de ciddi şekilde hafife alınmıyor. Bu bölgelerde yaşayanlar, günlük rutinlerinde dinlenmeye ve zihinsel rahatlamaya mutlaka zaman ayırıyor. İkarya’da öğle uykusu geleneksel bir ritüel; Sardunya’da akşam sohbetleri vazgeçilmez.Uzman önerisi: Günlük yaşamda sakinleşmek için birkaç dakikalık bir mola, kitap okumak, gün batımını izlemek veya sevilen biriyle sessizce çay içmek bile büyük fayda sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cgxMx_WbjUK0wfUG5GSokQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Okinawa'da uygulanan "Hara Hachi Bun Me" ilkesiyle, bireyler %80 doyduğunda yemeği bırakıyor. Bu alışkanlık sadece kilo kontrolünü değil, birçok kronik hastalığın önlenmesini de sağlıyor. Mavi Bölgeler’de işlenmiş gıdalar yerine doğal, mevsimsel ve yerel ürünlerle beslenme yaygın.Uzman önerisi: Yavaş yemek, daha küçük tabaklar kullanmak, gece geç saatlerde yemekten kaçınmak ve mümkünse sofradan tok değil, tatmin olmuş şekilde kalkmak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4tBRbfJ9kEaVyP4VfsFing.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu bölgelerde aile, hayatın merkezinde. Aile büyüklerine saygı gösteriliyor, çocuklar ve torunlarla yakın mesafede yaşanıyor ve kuşaklar arası dayanışma destekleniyor. Bu güçlü bağların psikolojik ve biyolojik sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğu bilimsel çalışmalarla da destekleniyor.Uzman önerisi: Aile bireyleriyle daha sık görüşmek, birlikte yemek yemek veya haftalık gelenekler oluşturmak, yaşam kalitesini önemli ölçüde artırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VrqN18sKfkusUEgPxaPRpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mavi Bölgeler’de bireyler yalnız değil. İnanç grupları, gönüllülük aktiviteleri ya da arkadaş çevreleri aracılığıyla aktif sosyal hayatlarını sürdürüyorlar. Bu tür topluluk bağları, bireylerin hayata bağlılıklarını ve ruhsal sağlıklarını güçlendiriyor.Uzman önerisi: Ortak ilgi alanları etrafında bir araya gelen topluluklara katılmak; ister bir kitap kulübü, ister yürüyüş grubu ya da gönüllülük organizasyonu olsun, sosyal etkileşim insan ömrünü uzatmada önemli bir rol oynuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZNoaF9PKQkOzmevqkrEkRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Japonya'da "Ikigai", Kosta Rika’da "Plan de Vida" olarak adlandırılan bu kavram, bireylerin her sabah uyanmak için bir nedenleri olmasını ifade ediyor. Bir amaç sahibi olmak, hem zihinsel sağlığı hem de yaşam motivasyonunu artırıyor.Uzman önerisi: Hayatınıza anlam katan şeyleri keşfedin. Sizi heyecanlandıran, uğruna emek harcamak istediğiniz bir uğraş bulun. Bu ister aile, ister hobi, ister gönüllülük olabilir; önemli olan bir "neden"e sahip olmak.Uzun ve sağlıklı bir ömrün sırrı, pahalı diyetler ya da mucizevi ilaçlarda değil; hareketli bir yaşam, güçlü bağlar, dengeli beslenme ve stresle baş etme becerisinde yatıyor. Mavi Bölgeler’in ilham veren yaşam tarzı, herkes için uygulanabilir ipuçları sunuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Belirtiyi önemsemedi, cilt kanseri çıktı: Saç derisinde fark etti</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/belirtiyi-oenemsemedi-cilt-kanseri-cikti-sac-derisinde-fark-etti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/belirtiyi-oenemsemedi-cilt-kanseri-cikti-sac-derisinde-fark-etti</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere’de yaşayan iki çocuk annesi Michaela Peacock, ölümcül cilt kanseri melanomu erken evrede fark etti.Geçtiğimiz yılın sonlarında bir akşam televizyon izlerken saç derisinde bir şişkinlik fark eden Peacock, eşiyle birlikte kontrol ettiğinde bunun çocukluğundan beri var olan sıradan bir ben olabileceğini düşündü. Ocak ayı başında aile hekimine başvuran Peacock, hastaneye sevk edildi. Yapılan biyopsi sonucunda, çıkarılan benin melanom olduğu ortaya çıktı.Doktorların en çok endişelendiği şeyin benin içindeki koyu pigment olduğunu belirten Peacock, “Teşhis konduğunda şok oldum. İlk aklıma gelen &#039;Bu bir ölüm cezası mı?&#039; sorusu oldu,” diye konuştu.Gençlik yıllarında güneşlenmeyi sevdiğini, ancak hiç güneş kremi kullanmadığını söyleyen Peacock, “Cildim çok hassas ve bronzlaşmam mümkün değil. Biraz renk alabilmek için önce yanmam gerekiyordu. Yıllar önce geçirdiğim kötü yanıkların bedelini şimdi ödüyorum,” dedi.Doktorların ifadesine göre, şiddetli bir güneş yanığı bile melanomun 20 yıl sonra ortaya çıkmasına neden olabiliyor.Peacock’un vücudunun farklı bölgelerinde bulunan diğer benlerden de biyopsi örnekleri alındı. Eğer bu lezyonlar da kanserli çıkarsa, ileri düzey tedavilere ihtiyaç duyulabilecek.Peacock, bazı insanların cilt kanserini hafife aldığını ve “Sadece cilt kanseri” diyerek konuyu küçümsediğini belirterek, “Bu inanılmaz derecede yanlış bir yaklaşım. Melanom ölümcüldür ve insanları öldürür,” diye uyardı.Artık dışarı çıkarken yüksek koruma faktörlü güneş kremi, şapka ve güneş gözlüğü kullandığını belirten Peacock, “Bir vampire dönüştüm diyebilirim. Gölgede durmaya özen gösteriyorum,” dedi.Cilt kanserine karşı insanları bilinçlendirmeye çalışan Peacock, “İnsanlara durmadan uyarılarda bulunuyorum. SPF kullanın, güneşte yatmayın diyorum. Ama bu mesajı nasıl etkili ileteceğiz bilmiyorum. Korkutmak şu anki en etkili yöntem gibi görünüyor,” diye konuştu.Cancer Research UK verilerine göre, İngiltere’de son on yılda kanser oranlarında neredeyse yüzde 30 artış yaşandı. Artışın büyük bölümü yaşlı bireylerde görülürken, 25-49 yaş arası vakalarda da yüzde 7 oranında yükseliş dikkat çekiyor.Uzmanlar, melanomun erken teşhis edilmesi halinde beş yıl ve daha uzun süre yaşama şansının yüzde 100’e yakın olduğuna dikkat çekiyor. Ancak geç teşhis edilen vakalarda bu oran yarıya düşüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lr9DaihMmUKZC04hyAzgFg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Belirtiyi, önemsemedi, cilt, kanseri, çıktı:, Saç, derisinde, fark, etti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lr9DaihMmUKZC04hyAzgFg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Belirtiyi önemsemedi, cilt kanseri çıktı: Saç derisinde fark etti"><p>İngiltere’de yaşayan iki çocuk annesi Michaela Peacock, ölümcül cilt kanseri melanomu erken evrede fark etti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OzqA0l1lXUmWPATvS2tcMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz yılın sonlarında bir akşam televizyon izlerken saç derisinde bir şişkinlik fark eden Peacock, eşiyle birlikte kontrol ettiğinde bunun çocukluğundan beri var olan sıradan bir ben olabileceğini düşündü. Ocak ayı başında aile hekimine başvuran Peacock, hastaneye sevk edildi. Yapılan biyopsi sonucunda, çıkarılan benin melanom olduğu ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kiGb21kmE06hvPkAE7dxEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorların en çok endişelendiği şeyin benin içindeki koyu pigment olduğunu belirten Peacock, “Teşhis konduğunda şok oldum. İlk aklıma gelen 'Bu bir ölüm cezası mı?' sorusu oldu,” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-13gHWrNhkSJmL5NhGpRLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gençlik yıllarında güneşlenmeyi sevdiğini, ancak hiç güneş kremi kullanmadığını söyleyen Peacock, “Cildim çok hassas ve bronzlaşmam mümkün değil. Biraz renk alabilmek için önce yanmam gerekiyordu. Yıllar önce geçirdiğim kötü yanıkların bedelini şimdi ödüyorum,” dedi.Doktorların ifadesine göre, şiddetli bir güneş yanığı bile melanomun 20 yıl sonra ortaya çıkmasına neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aqTtKP0BW0yGqqRpXGjVqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peacock’un vücudunun farklı bölgelerinde bulunan diğer benlerden de biyopsi örnekleri alındı. Eğer bu lezyonlar da kanserli çıkarsa, ileri düzey tedavilere ihtiyaç duyulabilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5B4fV-cE4kiTJyKDo1dZNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peacock, bazı insanların cilt kanserini hafife aldığını ve “Sadece cilt kanseri” diyerek konuyu küçümsediğini belirterek, “Bu inanılmaz derecede yanlış bir yaklaşım. Melanom ölümcüldür ve insanları öldürür,” diye uyardı.Artık dışarı çıkarken yüksek koruma faktörlü güneş kremi, şapka ve güneş gözlüğü kullandığını belirten Peacock, “Bir vampire dönüştüm diyebilirim. Gölgede durmaya özen gösteriyorum,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ybSHlXE79U-0b3zUADUY6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cilt kanserine karşı insanları bilinçlendirmeye çalışan Peacock, “İnsanlara durmadan uyarılarda bulunuyorum. SPF kullanın, güneşte yatmayın diyorum. Ama bu mesajı nasıl etkili ileteceğiz bilmiyorum. Korkutmak şu anki en etkili yöntem gibi görünüyor,” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W2GpF6UmT0-Mib4PiJjW2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cancer Research UK verilerine göre, İngiltere’de son on yılda kanser oranlarında neredeyse yüzde 30 artış yaşandı. Artışın büyük bölümü yaşlı bireylerde görülürken, 25-49 yaş arası vakalarda da yüzde 7 oranında yükseliş dikkat çekiyor.Uzmanlar, melanomun erken teşhis edilmesi halinde beş yıl ve daha uzun süre yaşama şansının yüzde 100’e yakın olduğuna dikkat çekiyor. Ancak geç teşhis edilen vakalarda bu oran yarıya düşüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı açıkladı: 2 hafta boyunca Magnezyum takviyesi alınca ne olur?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-acikladi-2-hafta-boyunca-magnezyum-takviyesi-alinca-ne-olur</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-acikladi-2-hafta-boyunca-magnezyum-takviyesi-alinca-ne-olur</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum takviyelerinin kullanımı yaygınlaştı. Vücut için hayati minerallerden biri olan magnezyum çeşitli besinlerde bulunuyor ancak çoğu kişi takviyeler yoluyla bu ihtiyacı karşılıyor. Peki, magnezyum takviyesi kullanınca ne olur?Magnezyum, 300&#039;den fazla vücut fonksiyonunda rol oynayan temel bir mineraldir ve yine de önemi genellikle göz ardı edilir. Gelişmiş ülkelerde nüfusun yaklaşık yüzde 15-20&#039;sinde magnezyum eksikliği vardır.
Yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler ve tam tahıllar açısından zengin bir diyet vücutta sağlıklı magnezyum seviyelerini korumaya yardımcı olabilirken, diyet ihtiyaçları tam olarak karşılanmadığında genellikle takviyeler önerilir.
Sadece iki hafta boyunca magnezyum takviyesi almak gözle görülür sağlık yararları sağlayabilir. Sağlıklı ketozis ve aralıklı oruç konusunda uzmanlaşmış olan Dr. Eric Berg, bir kişinin iki hafta boyunca magnezyum takviyesi alması durumunda ne olacağını ayrıntılı olarak açıkladı.Magnezyum, glikoz metabolizmasında önemli bir rol oynar. YouTube&#039;da paylaşılan bir videoda, ABD&#039;nin Virginia eyaletinde yaşayan doktor, takviyeye başladıktan iki hafta sonra birçok kişinin kan şekeri seviyelerinin normal aralıklara doğru eğilim göstermeye başladığını belirtiyor. 2018 yılında Nutrients dergisinde yayınlanan bir çalışma, magnezyum takviyesinin tip 2 diyabetin önlenmesinde ve yönetiminde yardımcı olduğunu buldu. Magnezyum, insülin fonksiyonunu destekleyerek kan şekerini düzenlemeye yardımcı olur ve potansiyel olarak tip 2 diyabet riskini azaltır.Genellikle kronik stres tarafından tetiklenen yüksek kortizol ve adrenalin seviyeleri, zihinsel ve fiziksel sağlığı bozabilir. Magnezyum takviyesi bu stres hormonlarını düşürebilir ve bir sakinlik hissi getirebilir. Düşük magnezyum seviyeleri, anksiyete ve depresyon semptomlarıyla ilişkilendirilmiştir. Magnezyum, stres tepkilerini kontrol eden hipotalamus-hipofiz-adrenal eksenini düzenlemede önemli bir role sahiptir. Doktor, iki haftalık magnezyum takviyesinden sonra kişinin daha az endişeli ve daha rahat hissedeceğini söylüyor.Huzursuz gecelerle mi mücadele ediyorsunuz? Magnezyum yardımcı olabilir. Bu mineral, uyku-uyanıklık döngülerini düzenleyen hormon olan melatonin üretimini destekler. Magnezyum, sinir sistemini sakinleştiren ve derin, onarıcı uykuyu teşvik eden nörotransmitterleri düzenlemeye yardımcı olur. Kısa süreli bir takviyenin bile uyku kalitesini iyileştirdiği ve uykusuzluğu azaltmaya yardımcı olduğu bulunmuştur. Çalışmalar, magnezyum takviyesinin yaşlı yetişkinlerde uyku süresini iyileştirdiğini ve birkaç hafta içinde uykusuzluk semptomlarını azalttığını bulmuştur.Kas spazmları, titremeler ve kramplar magnezyum eksikliğiyle bağlantılıdır. Magnezyum, hücrelerdeki kalsiyum seviyelerini dengeleyerek kas kasılmalarını düzenler. Magnezyum takviyesi alarak, özellikle bacaklarda daha az kramp veya spazm fark edilebilir. Sporcular ve aktif yaşam tarzına sahip olanlar en çok faydayı görebilir çünkü magnezyum kas iyileşmesini de destekler.Magnezyum ayrıca enerji üretimini de destekler. Vücudun birincil enerji molekülü olan ATP sentezinde bir yardımcı faktördür. Dr. Eric Berg  göre magnezyum takviyesi, kafein gibi gergin etkiler olmadan, rahatlamış ama enerjik hissetmenizi sağlayabilir. Bu denge, özellikle magnezyum eksikliğinden dolayı yorgunluk yaşayanlar için faydalıdır.Magnezyumu yiyeceklerden almak, eksiklikle mücadele etmek için bir seçenektir. Ancak, yiyecek alımıyla çözülemediğinde, takviye gerekebilir. Magnezyum eksikliğinin ciddiyetine bağlı olarak, doktorunuz takviyeler reçete edebilir.
Magnezyum, kan basıncını ve kalp ritmini düzenleyerek kardiyovasküler işlevi destekler. Magnezyum eksikliği genellikle kalp aritmisine veya düzensiz kalp atışına neden olur, çünkü magnezyum kalbin elektriksel aktivitesini düzenleyerek sabit bir kalp ritmini korumada önemli bir rol oynar. Takviye, çarpıntıları ve aritmileri azaltabilir ve kan basıncını düşürebilir.
Herhangi bir takviye kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SvxNEU1KgUaNZNybaY03Ag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, açıkladı:, hafta, boyunca, Magnezyum, takviyesi, alınca, olur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SvxNEU1KgUaNZNybaY03Ag.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı açıkladı: 2 hafta boyunca Magnezyum takviyesi alınca ne olur?"><p>Magnezyum takviyelerinin kullanımı yaygınlaştı. Vücut için hayati minerallerden biri olan magnezyum çeşitli besinlerde bulunuyor ancak çoğu kişi takviyeler yoluyla bu ihtiyacı karşılıyor. Peki, magnezyum takviyesi kullanınca ne olur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mg6lP6y_f0m0n0fpE2Kurw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, 300'den fazla vücut fonksiyonunda rol oynayan temel bir mineraldir ve yine de önemi genellikle göz ardı edilir. Gelişmiş ülkelerde nüfusun yaklaşık yüzde 15-20'sinde magnezyum eksikliği vardır.
Yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler ve tam tahıllar açısından zengin bir diyet vücutta sağlıklı magnezyum seviyelerini korumaya yardımcı olabilirken, diyet ihtiyaçları tam olarak karşılanmadığında genellikle takviyeler önerilir.
Sadece iki hafta boyunca magnezyum takviyesi almak gözle görülür sağlık yararları sağlayabilir. Sağlıklı ketozis ve aralıklı oruç konusunda uzmanlaşmış olan Dr. Eric Berg, bir kişinin iki hafta boyunca magnezyum takviyesi alması durumunda ne olacağını ayrıntılı olarak açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CXt9XK96YkGn98ma2iIxiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, glikoz metabolizmasında önemli bir rol oynar. YouTube'da paylaşılan bir videoda, ABD'nin Virginia eyaletinde yaşayan doktor, takviyeye başladıktan iki hafta sonra birçok kişinin kan şekeri seviyelerinin normal aralıklara doğru eğilim göstermeye başladığını belirtiyor. 2018 yılında Nutrients dergisinde yayınlanan bir çalışma, magnezyum takviyesinin tip 2 diyabetin önlenmesinde ve yönetiminde yardımcı olduğunu buldu. Magnezyum, insülin fonksiyonunu destekleyerek kan şekerini düzenlemeye yardımcı olur ve potansiyel olarak tip 2 diyabet riskini azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E_jxWfOQu0ynPdRIjkxaCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle kronik stres tarafından tetiklenen yüksek kortizol ve adrenalin seviyeleri, zihinsel ve fiziksel sağlığı bozabilir. Magnezyum takviyesi bu stres hormonlarını düşürebilir ve bir sakinlik hissi getirebilir. Düşük magnezyum seviyeleri, anksiyete ve depresyon semptomlarıyla ilişkilendirilmiştir. Magnezyum, stres tepkilerini kontrol eden hipotalamus-hipofiz-adrenal eksenini düzenlemede önemli bir role sahiptir. Doktor, iki haftalık magnezyum takviyesinden sonra kişinin daha az endişeli ve daha rahat hissedeceğini söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fvL-ECLMsUKr3mglntYWXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Huzursuz gecelerle mi mücadele ediyorsunuz? Magnezyum yardımcı olabilir. Bu mineral, uyku-uyanıklık döngülerini düzenleyen hormon olan melatonin üretimini destekler. Magnezyum, sinir sistemini sakinleştiren ve derin, onarıcı uykuyu teşvik eden nörotransmitterleri düzenlemeye yardımcı olur. Kısa süreli bir takviyenin bile uyku kalitesini iyileştirdiği ve uykusuzluğu azaltmaya yardımcı olduğu bulunmuştur. Çalışmalar, magnezyum takviyesinin yaşlı yetişkinlerde uyku süresini iyileştirdiğini ve birkaç hafta içinde uykusuzluk semptomlarını azalttığını bulmuştur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OaDNhb0kG0eeqoQ2KyFTjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas spazmları, titremeler ve kramplar magnezyum eksikliğiyle bağlantılıdır. Magnezyum, hücrelerdeki kalsiyum seviyelerini dengeleyerek kas kasılmalarını düzenler. Magnezyum takviyesi alarak, özellikle bacaklarda daha az kramp veya spazm fark edilebilir. Sporcular ve aktif yaşam tarzına sahip olanlar en çok faydayı görebilir çünkü magnezyum kas iyileşmesini de destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dulisx2tDkSp-9tUpSWMKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum ayrıca enerji üretimini de destekler. Vücudun birincil enerji molekülü olan ATP sentezinde bir yardımcı faktördür. Dr. Eric Berg  göre magnezyum takviyesi, kafein gibi gergin etkiler olmadan, rahatlamış ama enerjik hissetmenizi sağlayabilir. Bu denge, özellikle magnezyum eksikliğinden dolayı yorgunluk yaşayanlar için faydalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OiGdhULgxUa5bi0NJsH1bw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyumu yiyeceklerden almak, eksiklikle mücadele etmek için bir seçenektir. Ancak, yiyecek alımıyla çözülemediğinde, takviye gerekebilir. Magnezyum eksikliğinin ciddiyetine bağlı olarak, doktorunuz takviyeler reçete edebilir.
Magnezyum, kan basıncını ve kalp ritmini düzenleyerek kardiyovasküler işlevi destekler. Magnezyum eksikliği genellikle kalp aritmisine veya düzensiz kalp atışına neden olur, çünkü magnezyum kalbin elektriksel aktivitesini düzenleyerek sabit bir kalp ritmini korumada önemli bir rol oynar. Takviye, çarpıntıları ve aritmileri azaltabilir ve kan basıncını düşürebilir.
Herhangi bir takviye kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yunanistan&amp;apos;da &amp;quot;içme suyunda uranyum&amp;quot; krizi büyüyor: OHAL ilan edildi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yunanistanda-icme-suyundauranyum-krizi-buyuyor-ohal-ilan-edildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yunanistanda-icme-suyundauranyum-krizi-buyuyor-ohal-ilan-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Yunanistan&#039;ın kuzeyindeki Serres kentinde, içme suyunda tehlikeli seviyede uranyum tespit edilmesi nedeniyle 3 yerleşim biriminde olağanüstü hal ilan edildiği bildirildi.Yunan Devlet Televizyonu ERT&#039;in haberine göre, Sivil Koruma Genel Sekreteri tarafından Serres, Lefkonas ve Kristos yerleşim birimleri için alınan olağanüstü hal kararı, suda tespit edilen uranyum sorunu ile mücadelede kolaylık sağlamayı amaçlıyor.  Serres Belediye Başkanı Varvara Bitlianga&#039;nın talebi üzerine alınan olağanüstü hal kararı 26 Haziran&#039;a kadar sürecek.  Bu karar ilgili belediye ve kurumlara, olağanüstü hallerde kullanılabilecek finansal araçlara ulaşım ile sorunun çözümüne yönelik süreci hızlandırarak vatandaşa destek imkanı sağlanacak.  Serres&#039;te geçen hafta yapılan denetimlerde, içme suyunda tehlikeli seviyede uranyum tespit edilmiş, beş yerleşim bölgesinde suyun içilmesi ve yemek pişirme amacıyla kullanılması yasaklanmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/li8zu0WnDkKpFTpxy5mRQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yunanistanda, içme, suyunda uranyum, krizi, büyüyor:, OHAL, ilan, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/li8zu0WnDkKpFTpxy5mRQw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yunanistan'da uranyum krizi"><p>Yunanistan'ın kuzeyindeki Serres kentinde, içme suyunda tehlikeli seviyede uranyum tespit edilmesi nedeniyle 3 yerleşim biriminde olağanüstü hal ilan edildiği bildirildi.</p>Yunan Devlet Televizyonu ERT'in haberine göre, Sivil Koruma Genel Sekreteri tarafından Serres, Lefkonas ve Kristos yerleşim birimleri için alınan olağanüstü hal kararı, suda tespit edilen uranyum sorunu ile mücadelede kolaylık sağlamayı amaçlıyor.  Serres Belediye Başkanı Varvara Bitlianga'nın talebi üzerine alınan olağanüstü hal kararı 26 Haziran'a kadar sürecek.  Bu karar ilgili belediye ve kurumlara, olağanüstü hallerde kullanılabilecek finansal araçlara ulaşım ile sorunun çözümüne yönelik süreci hızlandırarak vatandaşa destek imkanı sağlanacak.  Serres'te geçen hafta yapılan denetimlerde, içme suyunda tehlikeli seviyede uranyum tespit edilmiş, beş yerleşim bölgesinde suyun içilmesi ve yemek pişirme amacıyla kullanılması yasaklanmıştı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İltihap önleyici özelliği varmış: Faydası say say bitmiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/iltihap-oenleyici-oezelligi-varmis-faydasi-say-say-bitmiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/iltihap-oenleyici-oezelligi-varmis-faydasi-say-say-bitmiyor</guid>
<description><![CDATA[ Yüzyıllardır şifa kaynağı olarak bilinen çörek otu, güçlü anti-inflamatuar ve antioksidan özellikleriyle dikkat çekiyor. Sağlığa faydaları da saymakla bitmiyor. Peki çörek otu gerçekten söylendiği kadar faydalı mı?Asya ve Orta Doğu’da yüzyıllardır geleneksel tıpta ve mutfakta kullanılan çörek otu tohumları, günümüzde sağlık ve zindelik alanlarında öne çıkan doğal desteklerden biri haline geldi. Çörek otunun, antioksidan ve anti-inflamatuar etkileriyle çok sayıda sağlık sorununa karşı koruyucu olabileceği belirtiliyor.Çörek otunun içeriğinde yer alan en güçlü bileşenlerden biri olan timokinon, özellikle oksidatif stres ve kronik iltihaplanmayla savaşma potansiyeliyle bilimsel araştırmaların odağında.Uzmanlara göre bu madde, bağışıklık sistemini güçlendirirken aynı zamanda hücre sağkalımını destekliyor ve enerji metabolizmasına olumlu katkı sağlıyor.Çörek otu tohumlarının tarihi, Antik Mısır’dan Ayurveda’ya kadar uzanıyor. Sindirim sorunlarından solunum rahatsızlıklarına, cilt hastalıklarından bağışıklık desteğine kadar pek çok alanda şifa aracı olarak kullanılmış. Bilim dünyası da artık bu geleneksel bilgileri laboratuvar ortamında doğrulama sürecinde.Araştırmalar, çörek otunun artrit, kalp hastalıkları ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkların temelinde yer alan iltihaplanma süreçlerini yavaşlatabileceğini gösteriyor. Timokinon, vücuttaki iltihap molekülleri olan pro-inflamatuar sitokinleri baskılayarak şişlik, ağrı ve doku hasarını azaltabiliyor.Çörek otunu günlük beslenmeye dahil etmek oldukça kolay. Tohumlar, ekmek üstü kaplama olarak ya da yoğurt, humus, salata ve sebzelerin üzerinde kullanılabiliyor. Ayrıca, Hint ve Orta Doğu mutfağında pilav, güveç ve körilere lezzet katmak için sıklıkla tercih ediliyor.Alternatif olarak, çörek otu çay formunda da tüketilebiliyor. Tohumlardan elde edilen çörek otu yağı ise özellikle antimikrobiyal ve anti-inflamatuar etkileri nedeniyle popülerlik kazanmış durumda. Ancak uzmanlar, bu yağı kullanmadan önce bir sağlık profesyoneline danışılması gerektiği konusunda uyarıyor.Uzmanlar, çörek otunun &quot;mucizevi&quot; olarak pazarlanmasının dikkatle ele alınması gerektiğini belirtiyor. Bitkisel desteklerin tek başına mucize yaratmayacağına dikkat çeken beslenme uzmanları &quot;Çörek otu, sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olarak destekleyici olabilir. Ancak hiçbir bitkisel ürün, dengeli beslenme ve doktor kontrolünün yerini tutmaz&quot; diyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kbwLo7Is4UmHyaUsymjqRw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İltihap, önleyici, özelliği, varmış:, Faydası, say, say, bitmiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kbwLo7Is4UmHyaUsymjqRw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İltihap önleyici özelliği varmış: Faydası say say bitmiyor"><p>Yüzyıllardır şifa kaynağı olarak bilinen çörek otu, güçlü anti-inflamatuar ve antioksidan özellikleriyle dikkat çekiyor. Sağlığa faydaları da saymakla bitmiyor. Peki çörek otu gerçekten söylendiği kadar faydalı mı?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CRvbBprs4k2vYB7sWIS5wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Asya ve Orta Doğu’da yüzyıllardır geleneksel tıpta ve mutfakta kullanılan çörek otu tohumları, günümüzde sağlık ve zindelik alanlarında öne çıkan doğal desteklerden biri haline geldi. Çörek otunun, antioksidan ve anti-inflamatuar etkileriyle çok sayıda sağlık sorununa karşı koruyucu olabileceği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/icE1trDP9EOG8lWJlpzmgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çörek otunun içeriğinde yer alan en güçlü bileşenlerden biri olan timokinon, özellikle oksidatif stres ve kronik iltihaplanmayla savaşma potansiyeliyle bilimsel araştırmaların odağında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8AiywG1j2EiJMy88mjev6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre bu madde, bağışıklık sistemini güçlendirirken aynı zamanda hücre sağkalımını destekliyor ve enerji metabolizmasına olumlu katkı sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kYEuaddh_0OEQ_zwQ3K3Rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çörek otu tohumlarının tarihi, Antik Mısır’dan Ayurveda’ya kadar uzanıyor. Sindirim sorunlarından solunum rahatsızlıklarına, cilt hastalıklarından bağışıklık desteğine kadar pek çok alanda şifa aracı olarak kullanılmış. Bilim dünyası da artık bu geleneksel bilgileri laboratuvar ortamında doğrulama sürecinde.Araştırmalar, çörek otunun artrit, kalp hastalıkları ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkların temelinde yer alan iltihaplanma süreçlerini yavaşlatabileceğini gösteriyor. Timokinon, vücuttaki iltihap molekülleri olan pro-inflamatuar sitokinleri baskılayarak şişlik, ağrı ve doku hasarını azaltabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/583IYZ1SLkiA7tg13hiHLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çörek otunu günlük beslenmeye dahil etmek oldukça kolay. Tohumlar, ekmek üstü kaplama olarak ya da yoğurt, humus, salata ve sebzelerin üzerinde kullanılabiliyor. Ayrıca, Hint ve Orta Doğu mutfağında pilav, güveç ve körilere lezzet katmak için sıklıkla tercih ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xo2o7jwIMkas1yZvAnxfIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alternatif olarak, çörek otu çay formunda da tüketilebiliyor. Tohumlardan elde edilen çörek otu yağı ise özellikle antimikrobiyal ve anti-inflamatuar etkileri nedeniyle popülerlik kazanmış durumda. Ancak uzmanlar, bu yağı kullanmadan önce bir sağlık profesyoneline danışılması gerektiği konusunda uyarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3mC0HIyVn0Wx_ajvnI4UCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, çörek otunun "mucizevi" olarak pazarlanmasının dikkatle ele alınması gerektiğini belirtiyor. Bitkisel desteklerin tek başına mucize yaratmayacağına dikkat çeken beslenme uzmanları "Çörek otu, sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olarak destekleyici olabilir. Ancak hiçbir bitkisel ürün, dengeli beslenme ve doktor kontrolünün yerini tutmaz" diyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bağırsak kanserinin işareti: Gençlerde de hızla artıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bagirsak-kanserinin-isareti-genclerde-de-hizla-artiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bagirsak-kanserinin-isareti-genclerde-de-hizla-artiyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, bağırsak kanserinin genç yaşlarda artış göstermesinin ardındaki olası nedeni ortaya koydu. Yeni bir araştırmaya göre, kolibaktin adı verilen bir bakteri toksini, bu artışın başlıca tetikleyicilerinden biri olabilir.Genç yetişkinlerde bağırsak kanseri vakalarının son yıllarda belirgin şekilde arttığı gözlemlenirken, uzmanlar bu yükselişin nedenini araştırmaya devam ediyor. Yapılan son araştırmalar, çocukluk döneminde belirli E. coli (Escherichia coli) bakteri suşlarının ürettiği kolibaktin toksinine maruz kalmanın, bağırsak kanseri riskini önemli ölçüde artırabileceğini gösterdi.Araştırmacılar, zararlı maruziyetin özellikle hayatın ilk 10 yılında gerçekleştiğini düşünüyor. Kolibaktin’in, bağırsaktaki DNA&#039;ya zarar vererek yıllar içinde kansere zemin hazırladığı öne sürülüyor. Bu toksinin yol açtığı DNA mutasyonlarının, 40 yaşından önce kansere yakalanan bireylerde, daha ileri yaşlarda teşhis alanlara kıyasla 3,3 kat daha yaygın olduğu belirlendi.Kolibaktin, belirli E. coli suşları tarafından üretilen ve hücre DNA’sında mutasyonlara yol açan bir toksin olarak biliniyor. Bu toksinle ilişkilendirilen genetik hasarlar, vücut tarafından uzun yıllar fark edilmeden taşınabiliyor. Ancak bu mutasyonlar, özellikle genç yaşta ortaya çıkan bağırsak kanseri vakalarının artışında belirleyici rol oynayabilir.Bilim dünyasında daha önce kolibaktin ve bağırsak kanseri arasında bir bağ kurulmuştu, ancak bu bağlantının özellikle 50 yaş altı bireylerde nasıl etkili olduğu şimdiye dek ayrıntılı şekilde incelenmemişti.Bağırsak kanseri (diğer adıyla kolorektal kanser), kolon veya rektumda hücrelerin kontrolsüz şekilde büyümesiyle oluşur. Genellikle polip adı verilen küçük büyümelerle başlayan bu süreç, zamanla kansere dönüşebilir.Sık görülen belirtiler şunlardır:

Dışkıda kan veya rektal kanama
Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik (ishal, kabızlık, dışkının şeklinde incelme)
Karın ağrısı veya kramp
Yorgunluk ve halsizlik
Açıklanamayan kilo kaybıBazı hastalarda ise mide bulantısı, iştahsızlık veya karın bölgesinde ele gelen kitle gibi farklı semptomlar gözlemlenebilir. Hastalığın erken evrelerinde belirti göstermemesi, düzenli kontrollerin önemini artırıyor.Genç Yetişkinler Neden Daha Fazla Risk Altında?Geçmişte, bağırsak kanseri genellikle ileri yaş hastalığı olarak biliniyordu. Ancak günümüzde 25-49 yaş aralığındaki bireylerde vaka sayısındaki artış, bilim dünyasını alarma geçirmiş durumda. Uzmanlar bu artışın yalnızca yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarıyla açıklanamayacağını belirtiyor.Yeni bulgular, kolibaktin gibi erken yaşta etkili olan çevresel ve mikrobiyal faktörlerin, bu yaş grubundaki kanser vakalarında göz ardı edilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.Bağırsak kanseri gelişiminde rol oynayan başlıca risk faktörleri şöyle sıralanıyor:Yaş: 50 yaş üzeri bireylerde daha yaygın olsa da, genç yaşlarda artış gözlemleniyor.Genetik Yatkınlık: Ailede bağırsak kanseri öyküsü, Lynch sendromu ya da FAP gibi kalıtsal hastalıklar.Beslenme: Liften fakir, kırmızı ve işlenmiş etten zengin diyetler.Hareketsiz Yaşam: Fiziksel aktivite eksikliği, obezite.Sigara ve Alkol: Her ikisi de bağırsak kanseri riskini artıran etkenler arasında.Tıbbi Durumlar: İnflamatuvar bağırsak hastalıkları (örneğin Crohn, ülseratif kolit), geçmişte uygulanan radyasyon tedavileri.Uzmanlar, bağırsak kanserinin erken teşhis edilmesi halinde tedavi şansının büyük ölçüde arttığını vurguluyor. Bu nedenle, özellikle risk grubundaki bireylerin düzenli sağlık kontrollerinden geçmeleri hayati önem taşıyor.Araştırmalar, kolibaktin gibi mikrobiyal etkenlerin daha iyi anlaşılmasıyla hem erken tanı hem de önleyici sağlık politikaları açısından yeni yollar açılabileceğine işaret ediyor.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y8KNIYhwwkSLzZ_oqs4Zew.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bağırsak, kanserinin, işareti:, Gençlerde, hızla, artıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y8KNIYhwwkSLzZ_oqs4Zew.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bağırsak kanserinin işareti: Gençlerde de hızla artıyor"><p>Bilim insanları, bağırsak kanserinin genç yaşlarda artış göstermesinin ardındaki olası nedeni ortaya koydu. Yeni bir araştırmaya göre, kolibaktin adı verilen bir bakteri toksini, bu artışın başlıca tetikleyicilerinden biri olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9dGivFrYFkyLfAOsW3imuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genç yetişkinlerde bağırsak kanseri vakalarının son yıllarda belirgin şekilde arttığı gözlemlenirken, uzmanlar bu yükselişin nedenini araştırmaya devam ediyor. Yapılan son araştırmalar, çocukluk döneminde belirli E. coli (Escherichia coli) bakteri suşlarının ürettiği kolibaktin toksinine maruz kalmanın, bağırsak kanseri riskini önemli ölçüde artırabileceğini gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RcwKonGqzkGkqE8nPg1aoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, zararlı maruziyetin özellikle hayatın ilk 10 yılında gerçekleştiğini düşünüyor. Kolibaktin’in, bağırsaktaki DNA'ya zarar vererek yıllar içinde kansere zemin hazırladığı öne sürülüyor. Bu toksinin yol açtığı DNA mutasyonlarının, 40 yaşından önce kansere yakalanan bireylerde, daha ileri yaşlarda teşhis alanlara kıyasla 3,3 kat daha yaygın olduğu belirlendi.Kolibaktin, belirli E. coli suşları tarafından üretilen ve hücre DNA’sında mutasyonlara yol açan bir toksin olarak biliniyor. Bu toksinle ilişkilendirilen genetik hasarlar, vücut tarafından uzun yıllar fark edilmeden taşınabiliyor. Ancak bu mutasyonlar, özellikle genç yaşta ortaya çıkan bağırsak kanseri vakalarının artışında belirleyici rol oynayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xGP75aKM90yPPVSxcmon2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim dünyasında daha önce kolibaktin ve bağırsak kanseri arasında bir bağ kurulmuştu, ancak bu bağlantının özellikle 50 yaş altı bireylerde nasıl etkili olduğu şimdiye dek ayrıntılı şekilde incelenmemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tBAts92PCUykJftci_mKpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak kanseri (diğer adıyla kolorektal kanser), kolon veya rektumda hücrelerin kontrolsüz şekilde büyümesiyle oluşur. Genellikle polip adı verilen küçük büyümelerle başlayan bu süreç, zamanla kansere dönüşebilir.Sık görülen belirtiler şunlardır:

Dışkıda kan veya rektal kanama
Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik (ishal, kabızlık, dışkının şeklinde incelme)
Karın ağrısı veya kramp
Yorgunluk ve halsizlik
Açıklanamayan kilo kaybı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m_kaC3nzI0GB57APVOqpHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı hastalarda ise mide bulantısı, iştahsızlık veya karın bölgesinde ele gelen kitle gibi farklı semptomlar gözlemlenebilir. Hastalığın erken evrelerinde belirti göstermemesi, düzenli kontrollerin önemini artırıyor.Genç Yetişkinler Neden Daha Fazla Risk Altında?Geçmişte, bağırsak kanseri genellikle ileri yaş hastalığı olarak biliniyordu. Ancak günümüzde 25-49 yaş aralığındaki bireylerde vaka sayısındaki artış, bilim dünyasını alarma geçirmiş durumda. Uzmanlar bu artışın yalnızca yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarıyla açıklanamayacağını belirtiyor.Yeni bulgular, kolibaktin gibi erken yaşta etkili olan çevresel ve mikrobiyal faktörlerin, bu yaş grubundaki kanser vakalarında göz ardı edilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jL2iKVn4yUCG0BPlgdxRDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak kanseri gelişiminde rol oynayan başlıca risk faktörleri şöyle sıralanıyor:Yaş: 50 yaş üzeri bireylerde daha yaygın olsa da, genç yaşlarda artış gözlemleniyor.Genetik Yatkınlık: Ailede bağırsak kanseri öyküsü, Lynch sendromu ya da FAP gibi kalıtsal hastalıklar.Beslenme: Liften fakir, kırmızı ve işlenmiş etten zengin diyetler.Hareketsiz Yaşam: Fiziksel aktivite eksikliği, obezite.Sigara ve Alkol: Her ikisi de bağırsak kanseri riskini artıran etkenler arasında.Tıbbi Durumlar: İnflamatuvar bağırsak hastalıkları (örneğin Crohn, ülseratif kolit), geçmişte uygulanan radyasyon tedavileri.Uzmanlar, bağırsak kanserinin erken teşhis edilmesi halinde tedavi şansının büyük ölçüde arttığını vurguluyor. Bu nedenle, özellikle risk grubundaki bireylerin düzenli sağlık kontrollerinden geçmeleri hayati önem taşıyor.Araştırmalar, kolibaktin gibi mikrobiyal etkenlerin daha iyi anlaşılmasıyla hem erken tanı hem de önleyici sağlık politikaları açısından yeni yollar açılabileceğine işaret ediyor.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyetisyen açıkladı: 1 lokması bile erken ölüm riskini artırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/diyetisyen-acikladi-1-lokmasi-bile-erken-oelum-riskini-artiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/diyetisyen-acikladi-1-lokmasi-bile-erken-oelum-riskini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ ABD merkezli yeni bir araştırma, ultra işlenmiş gıdaların yalnızca sağlığı değil, yaşam süresini de ciddi şekilde etkilediğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, bu gıdalardan alınan kalorilerdeki her yüzde 10’luk artış, erken ölüm riskini yüzde 3 oranında artırıyor.Hamburger ekmeği, sosisli sandviç, meşrubat ve paketli atıştırmalıklar gibi ultra işlenmiş ürünler, Amerikan diyetindeki kalorilerin yarısından fazlasını oluşturuyor. Ancak bu tercihler, kalp-damar hastalıklarından tip 2 diyabete, ruh sağlığı sorunlarından obeziteye kadar birçok sağlık sorunuyla ilişkilendiriliyor. Uzmanlara göre bu tür gıdalar, ABD&#039;deki erken ölümlerin yaklaşık yüzde 14’üne neden olabilir.Araştırma, Kolombiya, Brezilya, Şili, Meksika, Avustralya, Kanada, Birleşik Krallık ve ABD’de yürütüldü.American Journal of Preventive Medicine dergisinde yayımlanan çalışmada, ultra işlenmiş gıdaların tüketimi ile her nedene bağlı erken ölüm arasında doğrudan bir bağlantı kuruldu.Araştırmanın başyazarı Eduardo AF Nilson, “Ultra işlenmiş gıdaları ne kadar çok tüketirseniz, risk o kadar artıyor,” diyerek bu gıdaların tehlikesine dikkat çekti.Diyetisyen Dr. John Wesley McWhorter ise, “2.000 kalorilik bir diyette bu artış yalnızca 200 kaloriye denk gelir. Bu da şekersiz kahve yerine aromalı bir kahve içmek, sade yoğurt yerine katkı maddeli bir yoğurt seçmek kadar basit bir tercih olabilir,” dedi.McWhorter, ara sıra bu tür gıdaların tüketilmesinin sorun olmadığını ancak zamanla sağlıklı gıdaların yerini almasının ciddi riskler oluşturabileceğini vurguladı.Ultra işlenmiş gıdalar, genellikle tuz, şeker ve doymuş yağ açısından yüksek, lif ve besin değeri açısından ise düşüktür. Bazı araştırmalar, bu gıdaların bağırsak mikrobiyomuna zarar verdiğini ve vücutta iltihaplanmaya yol açtığını öne sürüyor.Ayrıca, bu tür ürünleri sıklıkla tüketen bireyler, daha besleyici ve doğal besinlere daha az yöneliyor. McWhorter, “UPF’yi bırakmak kadar yerine ne koyduğunuz da önemli. Lif, tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve sağlıklı protein kaynakları uzun vadeli sağlık için vazgeçilmez,” ifadelerini kullandı.Ultra işlenmiş gıdaları tamamen kesmek zor olsa da, uzmanlar küçük değişikliklerle başlanabileceğini söylüyor. Florida Üniversitesi’nden Dr. Jeanette Andrade, “Her gün iki şekerli içecek içiyorsanız, birini suyla değiştirin. Küçük kesintiler bile büyük fark yaratabilir,” dedi.
Araştırmalar, Ultra işlenmiş gıdaların tüketiminin yalnızca %10’unu azaltıp yerine tam veya az işlenmiş gıdalar koymanın bile ölüm riskini düşürebileceğini gösteriyor.Yeni çalışma, ultra işlenmiş gıdaların yalnızca sağlıksız değil, aynı zamanda ölümcül olabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlar, bu gıdaları azaltmanın yanında, besleyici alternatiflere yönelmenin genel sağlık üzerinde ciddi olumlu etkiler yaratabileceği konusunda hemfikir.“Vücut, dengeli ve besin değeri yüksek bir diyete şaşırtıcı derecede hızlı yanıt veriyor,” diyen McWhorter, sofradaki tercihlerimizin yaşam süresini belirleyebileceğini hatırlatıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cFzvFTw-iUqb_rm0h1U4lg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyetisyen, açıkladı:, lokması, bile, erken, ölüm, riskini, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cFzvFTw-iUqb_rm0h1U4lg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyetisyen açıkladı: 1 lokması bile erken ölüm riskini artırıyor"><p>ABD merkezli yeni bir araştırma, ultra işlenmiş gıdaların yalnızca sağlığı değil, yaşam süresini de ciddi şekilde etkilediğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, bu gıdalardan alınan kalorilerdeki her yüzde 10’luk artış, erken ölüm riskini yüzde 3 oranında artırıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RF-rQBDF8kOOdjGs4IwMUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hamburger ekmeği, sosisli sandviç, meşrubat ve paketli atıştırmalıklar gibi ultra işlenmiş ürünler, Amerikan diyetindeki kalorilerin yarısından fazlasını oluşturuyor. Ancak bu tercihler, kalp-damar hastalıklarından tip 2 diyabete, ruh sağlığı sorunlarından obeziteye kadar birçok sağlık sorunuyla ilişkilendiriliyor. Uzmanlara göre bu tür gıdalar, ABD'deki erken ölümlerin yaklaşık yüzde 14’üne neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Up_TCDX_p02UBWnTV1kuRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, Kolombiya, Brezilya, Şili, Meksika, Avustralya, Kanada, Birleşik Krallık ve ABD’de yürütüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I4lAFjQGXkugg0XodksRjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>American Journal of Preventive Medicine dergisinde yayımlanan çalışmada, ultra işlenmiş gıdaların tüketimi ile her nedene bağlı erken ölüm arasında doğrudan bir bağlantı kuruldu.Araştırmanın başyazarı Eduardo AF Nilson, “Ultra işlenmiş gıdaları ne kadar çok tüketirseniz, risk o kadar artıyor,” diyerek bu gıdaların tehlikesine dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PDDLzVJCBEGOsDnI4GgoqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyetisyen Dr. John Wesley McWhorter ise, “2.000 kalorilik bir diyette bu artış yalnızca 200 kaloriye denk gelir. Bu da şekersiz kahve yerine aromalı bir kahve içmek, sade yoğurt yerine katkı maddeli bir yoğurt seçmek kadar basit bir tercih olabilir,” dedi.McWhorter, ara sıra bu tür gıdaların tüketilmesinin sorun olmadığını ancak zamanla sağlıklı gıdaların yerini almasının ciddi riskler oluşturabileceğini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pQIHKKFjK0mj2bxwFEdWnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ultra işlenmiş gıdalar, genellikle tuz, şeker ve doymuş yağ açısından yüksek, lif ve besin değeri açısından ise düşüktür. Bazı araştırmalar, bu gıdaların bağırsak mikrobiyomuna zarar verdiğini ve vücutta iltihaplanmaya yol açtığını öne sürüyor.Ayrıca, bu tür ürünleri sıklıkla tüketen bireyler, daha besleyici ve doğal besinlere daha az yöneliyor. McWhorter, “UPF’yi bırakmak kadar yerine ne koyduğunuz da önemli. Lif, tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve sağlıklı protein kaynakları uzun vadeli sağlık için vazgeçilmez,” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G-4YE2ikeUiXyX4dABVR5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ultra işlenmiş gıdaları tamamen kesmek zor olsa da, uzmanlar küçük değişikliklerle başlanabileceğini söylüyor. Florida Üniversitesi’nden Dr. Jeanette Andrade, “Her gün iki şekerli içecek içiyorsanız, birini suyla değiştirin. Küçük kesintiler bile büyük fark yaratabilir,” dedi.
Araştırmalar, Ultra işlenmiş gıdaların tüketiminin yalnızca %10’unu azaltıp yerine tam veya az işlenmiş gıdalar koymanın bile ölüm riskini düşürebileceğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lw2N5bUlGUyGYz2hlfvo_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni çalışma, ultra işlenmiş gıdaların yalnızca sağlıksız değil, aynı zamanda ölümcül olabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlar, bu gıdaları azaltmanın yanında, besleyici alternatiflere yönelmenin genel sağlık üzerinde ciddi olumlu etkiler yaratabileceği konusunda hemfikir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QXjE-kLb_ECZ2Tta6LjIqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Vücut, dengeli ve besin değeri yüksek bir diyete şaşırtıcı derecede hızlı yanıt veriyor,” diyen McWhorter, sofradaki tercihlerimizin yaşam süresini belirleyebileceğini hatırlatıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Demir eksikliğinin 5 yaygın belirtisi: Çoğu kişi görmezden geliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/demir-eksikliginin-5-yaygin-belirtisi-cogu-kisi-goermezden-geliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/demir-eksikliginin-5-yaygin-belirtisi-cogu-kisi-goermezden-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Sürekli yorgun hissediyor ve ya cildinizde solukluk mu fark ediyorsunuz? Bunlar, yaygın ancak sıklıkla göz ardı edilen bir beslenme açığı olan demir eksikliğinin önemsemediğiniz belirtileri olabilir.Vücut, bir şeyler ters gittiğinde bunu çoğu zaman yüksek sesle değil, ufak ipuçlarıyla belli eder. Demir eksikliği de, kolayca “sadece yorgunum” diyerek geçiştirilebilecek ama aslında dikkate alınması gereken durumların başında gelir.Demir, vücudun oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerini üretmesine yardımcı olan önemli bir mineraldir. Seviyesi düştüğünde, bu durum yalnızca enerjinizi değil, bağışıklık sisteminizi, ruh halinizi ve hatta görünüşünüzü bile etkileyebilir. Belirtiler sessiz olabilir ama mesaj nettir. İşte demir eksikliğini gösterebilecek 5 yaygın işaret:Ara sıra yorgun hissetmek normaldir. Ancak bu yorgunluk sürekli hale geliyorsa ve iyi dinlenmiş olmanıza rağmen geçmiyorsa, vücudunuz kaslara yeterince oksijen taşıyamıyor olabilir. Bu da düşük demir seviyelerinin en yaygın belirtilerinden biridir.Solgun bir cilt sadece güneşsiz kalmaktan kaynaklanmaz. Hemoglobin seviyesi düştüğünde, cilt ve diş etleri doğal pembemsi tonunu kaybedebilir. Aynada yüzünüzde, diş etlerinizde ya da tırnaklarınızda solukluk fark ediyorsanız, bu vücudunuzun demir ihtiyacına işaret ediyor olabilir.3.BAŞ AĞRISI VE BAŞ DÖNMESİBaş ağrısı genellikle stresle ilişkilendirilir. Ancak demir eksikliği nedeniyle beyne yeterince oksijen gitmediğinde de sık baş ağrıları ve hafif baş dönmeleri yaşanabilir. Bazen bu belirtiler nefes darlığıyla birlikte görülür.Tırnaklarınız kolayca kırılıyor veya kaşık şeklini alıyorsa, bu da uzun süredir devam eden demir eksikliğinin işareti olabilir. Bu durum genellikle geç bir belirti olarak ortaya çıkar ve vücudun bir süredir yeterince beslenmediğini gösterir.5. BUZ, KİL, TEBEŞİR YA DA TOPRAK YEME İSTEĞİBuz, kil, tebeşir ya da toprak gibi yenmemesi gereken maddelere karşı istek duymak, özellikle çocuklarda ve hamilelerde görülen ve demir eksikliğiyle ilişkilendirilebiliyor. Bu istekler, vücudun eksik olan besinleri farklı yollarla telafi etmeye çalıştığını gösteriyor olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W6QUUXuA7EKRWBWIPTrRVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demir, eksikliğinin, yaygın, belirtisi:, Çoğu, kişi, görmezden, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W6QUUXuA7EKRWBWIPTrRVw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Demir eksikliğinin 5 yaygın belirtisi: Çoğu kişi görmezden geliyor"><p>Sürekli yorgun hissediyor ve ya cildinizde solukluk mu fark ediyorsunuz? Bunlar, yaygın ancak sıklıkla göz ardı edilen bir beslenme açığı olan demir eksikliğinin önemsemediğiniz belirtileri olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JrdrSHVNnUSSAcN6kp7r0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücut, bir şeyler ters gittiğinde bunu çoğu zaman yüksek sesle değil, ufak ipuçlarıyla belli eder. Demir eksikliği de, kolayca “sadece yorgunum” diyerek geçiştirilebilecek ama aslında dikkate alınması gereken durumların başında gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QI4oDFbNDEChsnsy-3ZKog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir, vücudun oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerini üretmesine yardımcı olan önemli bir mineraldir. Seviyesi düştüğünde, bu durum yalnızca enerjinizi değil, bağışıklık sisteminizi, ruh halinizi ve hatta görünüşünüzü bile etkileyebilir. Belirtiler sessiz olabilir ama mesaj nettir. İşte demir eksikliğini gösterebilecek 5 yaygın işaret:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6GULKf7nr0m6_oZoWsB4qA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ara sıra yorgun hissetmek normaldir. Ancak bu yorgunluk sürekli hale geliyorsa ve iyi dinlenmiş olmanıza rağmen geçmiyorsa, vücudunuz kaslara yeterince oksijen taşıyamıyor olabilir. Bu da düşük demir seviyelerinin en yaygın belirtilerinden biridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EiDfvEyXg0m6vb9xn9V79w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Solgun bir cilt sadece güneşsiz kalmaktan kaynaklanmaz. Hemoglobin seviyesi düştüğünde, cilt ve diş etleri doğal pembemsi tonunu kaybedebilir. Aynada yüzünüzde, diş etlerinizde ya da tırnaklarınızda solukluk fark ediyorsanız, bu vücudunuzun demir ihtiyacına işaret ediyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-1yiVjCLZESyJaUlvJwvdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3.BAŞ AĞRISI VE BAŞ DÖNMESİBaş ağrısı genellikle stresle ilişkilendirilir. Ancak demir eksikliği nedeniyle beyne yeterince oksijen gitmediğinde de sık baş ağrıları ve hafif baş dönmeleri yaşanabilir. Bazen bu belirtiler nefes darlığıyla birlikte görülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WBrwqT4NQ0uVakOpMMqu_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tırnaklarınız kolayca kırılıyor veya kaşık şeklini alıyorsa, bu da uzun süredir devam eden demir eksikliğinin işareti olabilir. Bu durum genellikle geç bir belirti olarak ortaya çıkar ve vücudun bir süredir yeterince beslenmediğini gösterir.5. BUZ, KİL, TEBEŞİR YA DA TOPRAK YEME İSTEĞİBuz, kil, tebeşir ya da toprak gibi yenmemesi gereken maddelere karşı istek duymak, özellikle çocuklarda ve hamilelerde görülen ve demir eksikliğiyle ilişkilendirilebiliyor. Bu istekler, vücudun eksik olan besinleri farklı yollarla telafi etmeye çalıştığını gösteriyor olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Meyveleri doğru yıkıyor musunuz? Hayati önem taşıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/meyveleri-dogru-yikiyor-musunuz-hayati-oenem-tasiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/meyveleri-dogru-yikiyor-musunuz-hayati-oenem-tasiyor</guid>
<description><![CDATA[ Meyveler sağlık için önemlidir, ancak pestisitler risk oluşturur. Bu kimyasallar Parkinson ve kanser gibi hastalıklarla bağlantılıdır. Meyveleri iyice yıkamak bu nedenle hayati önem taşır. Soğuk su altında durulayın veya karbonat, sirke veya tuzlu suya batırın. Bu basit adım, pestisit zararını azaltmaya yardımcı olur.Meyveler, şüphesiz, günlük rutine dahil edildiğinde genel sağlığı destekleyen sağlıklı bir diyetin temel unsurlarından biridir. Meyveler, kalp hastalığı ve diyabet gibi kronik hastalık riskini azaltmak, sindirimi iyileştirmek ve temel vitamin ve mineralleri sağlamak dahil olmak üzere çok sayıda sağlık yararı sunar. Ayrıca, hepsi genelsğalığa katkıda bulunan lif, antioksidan ve fitonutrientlerin iyi bir kaynağıdır.Ancak, meyveler ne kadar faydalı ve sağlıklı olursa olsun, onları zararlılarla birlikte yemek sadece ters tepmeye ve sağlığınıza zarar vermeye neden olur. Meyveleri pestisitlerle tüketmenizin ana nedeni, onları düzgün bir şekilde yıkamamaktır.Hem sentetik hem de organik biyopestisitler, meyve ve sebzelerde tipik olarak bulunanlardan daha yüksek dozlarda zararlı sağlık etkilerine sahiptir. Bir inceleme, pestisit maruziyetinin Parkinson hastalığı riskinin artmasıyla ilişkili olabileceğini ve gelişiminde rol oynayan belirli genleri değiştirebileceğini buldu.Yedi çalışmanın bir başka analizi de pestisit maruziyetinin Alzheimer hastalığı riskinin artmasıyla bağlantılı olabileceğini buldu.Bazı araştırmalar ayrıca pestisit kullanımının belirli kanser türleriyle ilişkili olabileceğini gösteriyor. Pestisit uygulayıcılarının 30.000&#039;den fazla kadın eşinin katıldığı bir çalışmaya göre, organofosfatlara artan maruziyet, meme, tiroid ve yumurtalık kanseri gibi hormonla ilişkili kanserler için önemli ölçüde daha yüksek bir riskle bağlantılıydı.Ayrıca, meyvelerdeki pestisitler hem akut hem de kronik etkilere neden olarak sağlığa zarar verebilir. Yüksek dozlardan kaynaklanan akut zehirlenme mide bulantısı, baş dönmesi ve diğer semptomlara yol açabilirken, kronik maruziyet nörolojik, hormonal ve üreme sorunlarına ve ayrıca belirli kanser türleri ve solunum yolu rahatsızlıkları riskinin artmasına neden olabilir.Pestisitlere yüksek oranda maruz kalma mide bulantısı, kusma, baş dönmesi, baş ağrısı ve hatta solunum sıkıntısı, nöbetler veya bilinç kaybı gibi ani ve ciddi semptomlara neden olabilir.KRONİK SAĞLIK SORUNLARIPestisitlere uzun süreli maruz kalma, aşağıdakiler de dahil olmak üzere bir dizi sağlık sorununa yol açabilir:Nörolojik bozukluklar: Pestisitler sinir sistemini etkileyerek titreme, hafıza kaybı ve diğer nörolojik sorunlara neden olabilir.
Hormonal dengesizlikler: Pestisitler endokrin sistemini bozarak hormon üretimini ve düzenlenmesini etkileyebilir.
Üreme sorunları: Maruz kalma, hem erkeklerde hem de kadınlarda doğurganlığın azalması ve doğum kusurları dahil olmak üzere üreme sorunlarına yol açabilir.
Solunum koşulları: Bazı pestisitler solunum sistemini tahriş edebilir ve solunum sorunlarına yol açabilir. Böbrek ve karaciğer hasarı: Pestisitler karaciğer ve böbrekler için toksik olabilir ve bu organlara zarar verebilir.
Savunmasız gruplar: Çocuklar ve hamile kadınlar, vücutları hala gelişmekte olduğundan ve bu kimyasalların zararlı etkilerine karşı daha hassas olduklarından pestisitlerin etkilerine karşı özellikle savunmasızdırlar.
Zararını azaltma: Pestisit maruziyetini azaltma stratejileri arasında ürünleri iyice yıkamak, meyve ve sebzeleri soymak, organik ürünler satın almak ve kendi meyve ve sebzelerinizi yetiştirmek yer alır.Ancak, meyve ve sebzelerden gelen pestisitlere maruziyet, basit bir uygulama yardımıyla sınırlandırılabilir - ürünleri tüketmeden önce iyice yıkamak.Meyveleri yıkamak ve potansiyel zararlıları ve pestisit kalıntılarını gidermek için, soğuk, akan su altında iyice durulayın, yüzeyini ellerinizle veya yumuşak bir fırçayla hafifçe ovalayın. Elma veya çekirdekli meyveler gibi daha kalın kabuklu meyveler için, yaklaşık bir dakika hızlı bir durulama önerilir. Meyveleri sirke veya tuzlu su solüsyonuna batırmak da bazı pestisitleri gidermeye yardımcı olabilir.Aşağıda temel adımlar ve hususlar yer almaktadır:Temel durulama: Soğuk, akan su altında yıkayın: Meyveyi musluğun altına tutun ve kir, döküntü ve yüzey mikroorganizmalarını gidermek için nazikçe ovalayın.Yumuşak bir fırça kullanın (daha sert meyveler için): Meyvenin sert bir kabuğu varsa, inatçı kirleri veya mumu temizlemek için yumuşak bir fırça kullanabilirsiniz.İyice durulayın: Meyvenin tüketilmeden önce temiz su altında tamamen durulandığından emin olun.Karbonat: Karbonatı soğuk suda eritin (örneğin, litre başına 1 çay kaşığı) ve meyveleri 5-10 dakika ıslatın (ıslatma süresi meyveye bağlı olarak değişebilir).
Sirke: Sirke ve suyu karıştırın (örneğin, 1 kısım sirkeye 3 kısım su) ve meyveyi 5-10 dakika suda bekletin.
Tuzlu su: Tuzu suda eritin ve meyveleri 20-30 dakika suda bekletin.
İyice durulayın: Islattıktan sonra kalan solüsyonu çıkarmak için meyveleri temiz suyla iyice durulayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/13DKBMfAU0ioxlhkYUEp8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Meyveleri, doğru, yıkıyor, musunuz, Hayati, önem, taşıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/13DKBMfAU0ioxlhkYUEp8A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Meyveleri doğru yıkıyor musunuz? Hayati önem taşıyor"><p>Meyveler sağlık için önemlidir, ancak pestisitler risk oluşturur. Bu kimyasallar Parkinson ve kanser gibi hastalıklarla bağlantılıdır. Meyveleri iyice yıkamak bu nedenle hayati önem taşır. Soğuk su altında durulayın veya karbonat, sirke veya tuzlu suya batırın. Bu basit adım, pestisit zararını azaltmaya yardımcı olur.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ghXXvd_WUkubzaT0Gsdq2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyveler, şüphesiz, günlük rutine dahil edildiğinde genel sağlığı destekleyen sağlıklı bir diyetin temel unsurlarından biridir. Meyveler, kalp hastalığı ve diyabet gibi kronik hastalık riskini azaltmak, sindirimi iyileştirmek ve temel vitamin ve mineralleri sağlamak dahil olmak üzere çok sayıda sağlık yararı sunar. Ayrıca, hepsi genelsğalığa katkıda bulunan lif, antioksidan ve fitonutrientlerin iyi bir kaynağıdır.Ancak, meyveler ne kadar faydalı ve sağlıklı olursa olsun, onları zararlılarla birlikte yemek sadece ters tepmeye ve sağlığınıza zarar vermeye neden olur. Meyveleri pestisitlerle tüketmenizin ana nedeni, onları düzgün bir şekilde yıkamamaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ePkLG1wKyE2jbPnUfNBgIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hem sentetik hem de organik biyopestisitler, meyve ve sebzelerde tipik olarak bulunanlardan daha yüksek dozlarda zararlı sağlık etkilerine sahiptir. Bir inceleme, pestisit maruziyetinin Parkinson hastalığı riskinin artmasıyla ilişkili olabileceğini ve gelişiminde rol oynayan belirli genleri değiştirebileceğini buldu.Yedi çalışmanın bir başka analizi de pestisit maruziyetinin Alzheimer hastalığı riskinin artmasıyla bağlantılı olabileceğini buldu.Bazı araştırmalar ayrıca pestisit kullanımının belirli kanser türleriyle ilişkili olabileceğini gösteriyor. Pestisit uygulayıcılarının 30.000'den fazla kadın eşinin katıldığı bir çalışmaya göre, organofosfatlara artan maruziyet, meme, tiroid ve yumurtalık kanseri gibi hormonla ilişkili kanserler için önemli ölçüde daha yüksek bir riskle bağlantılıydı.Ayrıca, meyvelerdeki pestisitler hem akut hem de kronik etkilere neden olarak sağlığa zarar verebilir. Yüksek dozlardan kaynaklanan akut zehirlenme mide bulantısı, baş dönmesi ve diğer semptomlara yol açabilirken, kronik maruziyet nörolojik, hormonal ve üreme sorunlarına ve ayrıca belirli kanser türleri ve solunum yolu rahatsızlıkları riskinin artmasına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PpZGOVrKLkWrIXQScLrLvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pestisitlere yüksek oranda maruz kalma mide bulantısı, kusma, baş dönmesi, baş ağrısı ve hatta solunum sıkıntısı, nöbetler veya bilinç kaybı gibi ani ve ciddi semptomlara neden olabilir.KRONİK SAĞLIK SORUNLARIPestisitlere uzun süreli maruz kalma, aşağıdakiler de dahil olmak üzere bir dizi sağlık sorununa yol açabilir:Nörolojik bozukluklar: Pestisitler sinir sistemini etkileyerek titreme, hafıza kaybı ve diğer nörolojik sorunlara neden olabilir.
Hormonal dengesizlikler: Pestisitler endokrin sistemini bozarak hormon üretimini ve düzenlenmesini etkileyebilir.
Üreme sorunları: Maruz kalma, hem erkeklerde hem de kadınlarda doğurganlığın azalması ve doğum kusurları dahil olmak üzere üreme sorunlarına yol açabilir.
Solunum koşulları: Bazı pestisitler solunum sistemini tahriş edebilir ve solunum sorunlarına yol açabilir. Böbrek ve karaciğer hasarı: Pestisitler karaciğer ve böbrekler için toksik olabilir ve bu organlara zarar verebilir.
Savunmasız gruplar: Çocuklar ve hamile kadınlar, vücutları hala gelişmekte olduğundan ve bu kimyasalların zararlı etkilerine karşı daha hassas olduklarından pestisitlerin etkilerine karşı özellikle savunmasızdırlar.
Zararını azaltma: Pestisit maruziyetini azaltma stratejileri arasında ürünleri iyice yıkamak, meyve ve sebzeleri soymak, organik ürünler satın almak ve kendi meyve ve sebzelerinizi yetiştirmek yer alır.Ancak, meyve ve sebzelerden gelen pestisitlere maruziyet, basit bir uygulama yardımıyla sınırlandırılabilir - ürünleri tüketmeden önce iyice yıkamak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SaQMjS5QvkuGblcdrI5P_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyveleri yıkamak ve potansiyel zararlıları ve pestisit kalıntılarını gidermek için, soğuk, akan su altında iyice durulayın, yüzeyini ellerinizle veya yumuşak bir fırçayla hafifçe ovalayın. Elma veya çekirdekli meyveler gibi daha kalın kabuklu meyveler için, yaklaşık bir dakika hızlı bir durulama önerilir. Meyveleri sirke veya tuzlu su solüsyonuna batırmak da bazı pestisitleri gidermeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RS4UD2xHCEKoNYwUWYi-iw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşağıda temel adımlar ve hususlar yer almaktadır:Temel durulama: Soğuk, akan su altında yıkayın: Meyveyi musluğun altına tutun ve kir, döküntü ve yüzey mikroorganizmalarını gidermek için nazikçe ovalayın.Yumuşak bir fırça kullanın (daha sert meyveler için): Meyvenin sert bir kabuğu varsa, inatçı kirleri veya mumu temizlemek için yumuşak bir fırça kullanabilirsiniz.İyice durulayın: Meyvenin tüketilmeden önce temiz su altında tamamen durulandığından emin olun.Karbonat: Karbonatı soğuk suda eritin (örneğin, litre başına 1 çay kaşığı) ve meyveleri 5-10 dakika ıslatın (ıslatma süresi meyveye bağlı olarak değişebilir).
Sirke: Sirke ve suyu karıştırın (örneğin, 1 kısım sirkeye 3 kısım su) ve meyveyi 5-10 dakika suda bekletin.
Tuzlu su: Tuzu suda eritin ve meyveleri 20-30 dakika suda bekletin.
İyice durulayın: Islattıktan sonra kalan solüsyonu çıkarmak için meyveleri temiz suyla iyice durulayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mahir Polat hastaneye yatırıldı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mahir-polat-hastaneye-yatirildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mahir-polat-hastaneye-yatirildi</guid>
<description><![CDATA[ İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, kalp damar rahatsızlıkları ve yüksek tansiyon sorunları nedeniyle hastaneye yatırıldı.9 Nisan&#039;da ev hapsi kararı verilen İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, sabah saatlerinde yüksek tansiyon nedeniyle Şişli&#039;de bulunan özel hastaneye geldi.Rutin kontrolleri için hastaneye gelen Polat, tansiyonunun yüksek seyretmesi nedeniyle doktorunun tavsiyesiyle hastaneye yatırıldı.İKİ GÜN HASTANEDE KALACAKMahir Polat&#039;ın sağlık durumunun doktorları tarafından yakından takip edildiği açıklanırken tedbiren iki gün hastanede kalacağı öğrenildi.Öte yandan Mahir Polat&#039;ın hastaneye kaldırıldığını öğrenen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu&#039;nun eşi Dilek İmamoğlu ve oğlu Mehmet Selim İmamoğlu hastaneye geldi.EV HAPSİ KARARI VERİLMİŞTİİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yürütülen &quot;Terör&quot; soruşturması kapsamında &quot;Silahlı terör örgütüne yardım etme&quot; iddiasıyla tutuklanan Mahir Polat, İstanbul Sulh Ceza Hakimliğince sağlık durumunda yaşanan gelişmeler göz önünde bulundurularak 9 Nisan&#039;da ev hapsi kararı ile ceazevinden tahliye edilmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/14v5At-ge0qMSoH2y29Khg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mahir, Polat, hastaneye, yatırıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/14v5At-ge0qMSoH2y29Khg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mahir Polat hastaneye yatırıldı"><p>İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, kalp damar rahatsızlıkları ve yüksek tansiyon sorunları nedeniyle hastaneye yatırıldı.</p><p>9 Nisan'da ev hapsi kararı verilen İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, sabah saatlerinde yüksek tansiyon nedeniyle Şişli'de bulunan özel hastaneye geldi.</p><p>Rutin kontrolleri için hastaneye gelen Polat, tansiyonunun yüksek seyretmesi nedeniyle doktorunun tavsiyesiyle hastaneye yatırıldı.</p><p><strong>İKİ GÜN HASTANEDE KALACAK</strong></p><p>Mahir Polat'ın sağlık durumunun doktorları tarafından yakından takip edildiği açıklanırken tedbiren iki gün hastanede kalacağı öğrenildi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fuItogE0q0abLQv8yBkiDA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Dilek İmamoğlu ve oğlu Mehmet Selim İmamoğlu"><p>Öte yandan Mahir Polat'ın hastaneye kaldırıldığını öğrenen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu ve oğlu Mehmet Selim İmamoğlu hastaneye geldi.</p><p><strong>EV HAPSİ KARARI VERİLMİŞTİ</strong></p><p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yürütülen "Terör" soruşturması kapsamında "Silahlı terör örgütüne yardım etme" iddiasıyla tutuklanan Mahir Polat, İstanbul Sulh Ceza Hakimliğince sağlık durumunda yaşanan gelişmeler göz önünde bulundurularak 9 Nisan'da ev hapsi kararı ile ceazevinden tahliye edilmişti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aç karnına yemenin az bilinen etkisi: Vücudu doğal yoldan temizliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ac-karnina-yemenin-az-bilinen-etkisi-vucudu-dogal-yoldan-temizliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ac-karnina-yemenin-az-bilinen-etkisi-vucudu-dogal-yoldan-temizliyor</guid>
<description><![CDATA[ Gününüze aç karnına papaya ile başlamak, sağlığınız üzerinde sayısız olumlu etkiye sahip olabilir. Bu basit alışkanlık, sindirimi kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda vücudunuzu nazik bir şekilde detoksifiye eder ve zengin vitamin ile enzim içeriği sayesinde parlak bir cilde kavuşmanıza yardımcı olur. Dahası, bağışıklık sisteminizi güçlendirir, karaciğer ve kalp sağlığını destekler ve açlık isteklerini kontrol etmenizi sağlar.Sabah saatlerinde vücudumuz doğal onarım ve detoks sürecine girer. Uyku esnasında birikmiş toksinlerin atılması için en uygun zaman dilimi sabah saatleridir. Aç karnına papaya yemek, bu doğal temizliği destekler. Zengin su içeriği ve papain enzimi, sindirimi nazikçe başlatır ve atıkları vücuttan atmaya yardımcı olur.Papaya, sindirimi kolaylaştırmaya yardımcı olur. İçerdiği papain enzimi, proteinleri parçalayarak daha pürüzsüz bir sindirim süreci sağlar. Bu, özellikle ağır yemeklerden sonra şişkinlik, halsizlik veya sindirim zorlukları yaşayanlar için faydalıdır. Papaya, bu tür semptomları hafifleterek midenizi yeni güne hazırlamanıza yardımcı olur.İyi bir cilt sağlığı, bağırsaklarınızla başlar. Papaya, C vitamini, beta-karoten ve antioksidanlar açısından son derece zengindir. Bu bileşenler, kolajen üretimini destekler ve serbest radikallerle savaşarak cildin yenilenmesine yardımcı olur. Zamanla, sabahları papaya yeme alışkanlığı, daha sağlıklı, daha yumuşak bir cilt ve doğal bir parlaklık anlamına gelir.Papaya, aç karnına yediğinizde, günlük C vitamini ihtiyacınızın %100&#039;ünden fazlasını karşılar. Bu sayede bağışıklık sisteminizi sessizce güçlendirir. Etrafınızdaki herkes hastalanırken, siz hala güçlü ve sağlıklı kalabilirsiniz.Papaya, folat, potasyum ve lif açısından zengindir. Bu besin maddeleri, kan basıncını ve kolesterol seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur. Ayrıca, papaya içerdiği antioksidanlar sayesinde iltihapları azaltarak karaciğer fonksiyonunu destekler. Eğer son zamanlarda kendinizi yorgun veya &quot;kötü&quot; hissediyorsanız, bunun nedeni karaciğerinizin dinlenmeye ihtiyacı olabilir. Gününüze papaya ile başlamak, karaciğerinizin sağlığını iyileştirmenin bir yolu olabilir.AÇLIK İSTEĞİNİ AZALTMAKPapaya, doğal olarak tatlı olmasına rağmen düşük glisemik indekse sahiptir. Bu, kan şekerinizi hızla yükseltmediği ve daha uzun süre tok hissetmenizi sağladığı anlamına gelir. Eğer gün ortasında açlık veya tatlı istekleriyle mücadele ediyorsanız, papaya bu istekleri kontrol altına almanıza yardımcı olabilir.Bütün meyveler aç karnına uygun değildir; örneğin, turunçgiller mideyi zorlayabilir. Ancak papaya, yumuşak dokusu ve hafif asiditesiyle bağırsaklarınıza nazik bir etki yapar. Mideyi tahriş etmek yerine yatıştırır, bu da onu hassas midelere sahip kişiler için ideal bir seçenek haline getirir.Sabahları aç karnına taze, olgun papaya yemek oldukça basittir. Çay içmeden veya başka bir şey yemeden önce 30 dakika bekleyin ve sadece papaya yiyin. Meyvenin tamamen olgun olduğundan emin olun (turuncu renkte, yeşil değil). Ayrıca, papayayı süt ürünleri veya asidik meyvelerle karıştırmaktan kaçının; tek başına en iyi sonucu verir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OBdU6rfXVEK4yjkVYRUrPg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aç, karnına, yemenin, bilinen, etkisi:, Vücudu, doğal, yoldan, temizliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OBdU6rfXVEK4yjkVYRUrPg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aç karnına yemenin az bilinen etkisi: Vücudu doğal yoldan temizliyor"><p>Gününüze aç karnına papaya ile başlamak, sağlığınız üzerinde sayısız olumlu etkiye sahip olabilir. Bu basit alışkanlık, sindirimi kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda vücudunuzu nazik bir şekilde detoksifiye eder ve zengin vitamin ile enzim içeriği sayesinde parlak bir cilde kavuşmanıza yardımcı olur. Dahası, bağışıklık sisteminizi güçlendirir, karaciğer ve kalp sağlığını destekler ve açlık isteklerini kontrol etmenizi sağlar.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kI5YJvvdyE6INdyuk_vsrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah saatlerinde vücudumuz doğal onarım ve detoks sürecine girer. Uyku esnasında birikmiş toksinlerin atılması için en uygun zaman dilimi sabah saatleridir. Aç karnına papaya yemek, bu doğal temizliği destekler. Zengin su içeriği ve papain enzimi, sindirimi nazikçe başlatır ve atıkları vücuttan atmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_EuHwfmzY0Kkr_s-ZNJwZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Papaya, sindirimi kolaylaştırmaya yardımcı olur. İçerdiği papain enzimi, proteinleri parçalayarak daha pürüzsüz bir sindirim süreci sağlar. Bu, özellikle ağır yemeklerden sonra şişkinlik, halsizlik veya sindirim zorlukları yaşayanlar için faydalıdır. Papaya, bu tür semptomları hafifleterek midenizi yeni güne hazırlamanıza yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zgcl7et6TUGPuFtxwLAD-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi bir cilt sağlığı, bağırsaklarınızla başlar. Papaya, C vitamini, beta-karoten ve antioksidanlar açısından son derece zengindir. Bu bileşenler, kolajen üretimini destekler ve serbest radikallerle savaşarak cildin yenilenmesine yardımcı olur. Zamanla, sabahları papaya yeme alışkanlığı, daha sağlıklı, daha yumuşak bir cilt ve doğal bir parlaklık anlamına gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cHoDMX0LJUaujzBmmztnoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Papaya, aç karnına yediğinizde, günlük C vitamini ihtiyacınızın %100'ünden fazlasını karşılar. Bu sayede bağışıklık sisteminizi sessizce güçlendirir. Etrafınızdaki herkes hastalanırken, siz hala güçlü ve sağlıklı kalabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GUOb8Ht34kaQeo6QxbbmNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Papaya, folat, potasyum ve lif açısından zengindir. Bu besin maddeleri, kan basıncını ve kolesterol seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur. Ayrıca, papaya içerdiği antioksidanlar sayesinde iltihapları azaltarak karaciğer fonksiyonunu destekler. Eğer son zamanlarda kendinizi yorgun veya "kötü" hissediyorsanız, bunun nedeni karaciğerinizin dinlenmeye ihtiyacı olabilir. Gününüze papaya ile başlamak, karaciğerinizin sağlığını iyileştirmenin bir yolu olabilir.AÇLIK İSTEĞİNİ AZALTMAKPapaya, doğal olarak tatlı olmasına rağmen düşük glisemik indekse sahiptir. Bu, kan şekerinizi hızla yükseltmediği ve daha uzun süre tok hissetmenizi sağladığı anlamına gelir. Eğer gün ortasında açlık veya tatlı istekleriyle mücadele ediyorsanız, papaya bu istekleri kontrol altına almanıza yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pe6jvSDkLkKxvXuMBAR94g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bütün meyveler aç karnına uygun değildir; örneğin, turunçgiller mideyi zorlayabilir. Ancak papaya, yumuşak dokusu ve hafif asiditesiyle bağırsaklarınıza nazik bir etki yapar. Mideyi tahriş etmek yerine yatıştırır, bu da onu hassas midelere sahip kişiler için ideal bir seçenek haline getirir.Sabahları aç karnına taze, olgun papaya yemek oldukça basittir. Çay içmeden veya başka bir şey yemeden önce 30 dakika bekleyin ve sadece papaya yiyin. Meyvenin tamamen olgun olduğundan emin olun (turuncu renkte, yeşil değil). Ayrıca, papayayı süt ürünleri veya asidik meyvelerle karıştırmaktan kaçının; tek başına en iyi sonucu verir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gastroenterolog açıkladı: Chia tohumlarını neden her gün yemelisiniz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gastroenterolog-acikladi-chia-tohumlarini-neden-her-gun-yemelisiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gastroenterolog-acikladi-chia-tohumlarini-neden-her-gun-yemelisiniz</guid>
<description><![CDATA[ Suda bekletilmiş chia tohumlarını sadece iki hafta boyunca diyetinize dahil etmek sağlığınızı önemli ölçüde iyileştirebilir. Lif, omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar açısından zengin olan bu minik tohumlar sindirime yardımcı olur, sürekli enerjiyi destekler ve hidrasyonu artırır. Dahası, kilo yönetimine yardımcı olabilir ve iltihabı azaltabilir. Peki, uzmanlar chia tohumlarının neden her gün tüketilmesi gerektiğini öneriyor?Chia tohumları, genellikle diyet listelerinde sıklıkla yer alır. Güçlü bir besin profiline sahip çok yönlü minik tohumlardır. Öyle ki, 2 hafta boyunca sauda bekletilmiş chia tohumları yeseniz bile sağlığınızı dönüştürme gücüne sahiptirler. Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, yakın zamanda sosyal medyada günlük bir yemek kaşığı chia tohumu tüketmenin sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi şey olabileceğini paylaştı.Dr. Sethi, kişisel hesabına yüklediği bir videoda, chia tohumlarının bağırsak sağlığını nasıl yeniden ayarlayabileceğini açıklıyor ve iki haftalık bir chia tohumu rejiminin metabolizma üzerindeki etkilerinin araştırılmasına yol açıyor. İşte 2 hafta boyunca ıslatılmış chia tohumları tüketmenin birkaç faydası:Küçük, besin açısından zengin tohumlar, yüksek lif içeriği sayesinde sindirimi iyileştirebilir ve kabızlıkla mücadele edenlerin bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olabilir, ancak şişkinliği önlemek için yeterli su alımı gereklidir. Yiyeceklerdeki yüksek lif, dışkının daha iyi hareket etmesine ve kabızlığın önlenmesine yardımcı olur.Islatılmış chia tohumları, protein, sağlıklı yağlar ve karbonhidratların birleşimiyle gün boyunca sürekli enerji sağlar. Bu nedenle, gün içindeki enerji düşüşünü önleyebilir ve sizi yorgunluktan uzak tutabilir.SU KAYBINI ENGELLERYaz mevsimi, hidrasyon seviyelerinizde tahribata yol açabilir. Çok fazla terleme ve sert yaz güneşi su kaybına ve ciddi dehidrasyona neden olabilir. Chia tohumlarının suyu emme ve jel benzeri bir madde oluşturma yeteneği, özellikle egzersiz yapanlar veya sıcak iklimlerde yaşayanlar için faydalı olan daha uzun süreli hidrasyonu korumaya yardımcı olur.Çok fazla çaba harcamadan kilo vermek mi istiyorsunuz? 2 hafta boyunca diyetinize ıslatılmış chia tohumları eklemeye başlayın. Midedeki genişleyen özellikleri uzun süre tokluk hissi sağlar ve potansiyel olarak kilo yönetimine yardımcı olur, ancak aşırı tüketim aşırı kalori alımına yol açabilir.OMEGA AÇISINDAN ZENGİNChia tohumlarındaki omega-3 yağ asitleri kalp sağlığına katkıda bulunur ve potansiyel olarak kötü kolesterolü ve kalp hastalığı riskini azaltır.İltihaplanma, karaciğer sorunları ve hatta kanser gibi birçok hastalığa davetiye çıkarır. Chia tohumlarında bulunan antioksidanlar, iltihaplanmaya karşı cilt koruması için faydalar sunar. 2 hafta boyunca ıslatılmış chia tohumları tüketmek ayrıca yaşlanmayı önleyebilir ve güçlü, sağlıklı saçlara kavuşmanızı sağlayabilir.2 hafta boyunca ıslatılmış chia tohumları yemek birçok sağlık faydasına yol açabilir. Ancak, bunları ölçülü bir şekilde yemek ve bol su içmek önemlidir. Basit ve sağlıklı bir destek için bunları smoothielere, yoğurda veya salatalara eklemeyi deneyin veya bunları bir gece suda bekletip sabah birkaç damla limon ekleyerek hızlı bir yağ yakıcı protein açısından zengin içecek olarak içebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GeW3hBvrY0eUv1hyISs6zA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gastroenterolog, açıkladı:, Chia, tohumlarını, neden, her, gün, yemelisiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GeW3hBvrY0eUv1hyISs6zA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gastroenterolog açıkladı: Chia tohumlarını neden her gün yemelisiniz?"><p>Suda bekletilmiş chia tohumlarını sadece iki hafta boyunca diyetinize dahil etmek sağlığınızı önemli ölçüde iyileştirebilir. Lif, omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar açısından zengin olan bu minik tohumlar sindirime yardımcı olur, sürekli enerjiyi destekler ve hidrasyonu artırır. Dahası, kilo yönetimine yardımcı olabilir ve iltihabı azaltabilir. Peki, uzmanlar chia tohumlarının neden her gün tüketilmesi gerektiğini öneriyor?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JklA7KqdqUadKgd7qmcIgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Chia tohumları, genellikle diyet listelerinde sıklıkla yer alır. Güçlü bir besin profiline sahip çok yönlü minik tohumlardır. Öyle ki, 2 hafta boyunca sauda bekletilmiş chia tohumları yeseniz bile sağlığınızı dönüştürme gücüne sahiptirler. Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, yakın zamanda sosyal medyada günlük bir yemek kaşığı chia tohumu tüketmenin sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi şey olabileceğini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2KfxBRlrtES6pULqDTTFSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, kişisel hesabına yüklediği bir videoda, chia tohumlarının bağırsak sağlığını nasıl yeniden ayarlayabileceğini açıklıyor ve iki haftalık bir chia tohumu rejiminin metabolizma üzerindeki etkilerinin araştırılmasına yol açıyor. İşte 2 hafta boyunca ıslatılmış chia tohumları tüketmenin birkaç faydası:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t4IgFOUX50yw_oS-qzR_rg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küçük, besin açısından zengin tohumlar, yüksek lif içeriği sayesinde sindirimi iyileştirebilir ve kabızlıkla mücadele edenlerin bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olabilir, ancak şişkinliği önlemek için yeterli su alımı gereklidir. Yiyeceklerdeki yüksek lif, dışkının daha iyi hareket etmesine ve kabızlığın önlenmesine yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ydUebxAQs0y2SWD8kj8B_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Islatılmış chia tohumları, protein, sağlıklı yağlar ve karbonhidratların birleşimiyle gün boyunca sürekli enerji sağlar. Bu nedenle, gün içindeki enerji düşüşünü önleyebilir ve sizi yorgunluktan uzak tutabilir.SU KAYBINI ENGELLERYaz mevsimi, hidrasyon seviyelerinizde tahribata yol açabilir. Çok fazla terleme ve sert yaz güneşi su kaybına ve ciddi dehidrasyona neden olabilir. Chia tohumlarının suyu emme ve jel benzeri bir madde oluşturma yeteneği, özellikle egzersiz yapanlar veya sıcak iklimlerde yaşayanlar için faydalı olan daha uzun süreli hidrasyonu korumaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O0Lie4pDFUecIms7ez5v-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok fazla çaba harcamadan kilo vermek mi istiyorsunuz? 2 hafta boyunca diyetinize ıslatılmış chia tohumları eklemeye başlayın. Midedeki genişleyen özellikleri uzun süre tokluk hissi sağlar ve potansiyel olarak kilo yönetimine yardımcı olur, ancak aşırı tüketim aşırı kalori alımına yol açabilir.OMEGA AÇISINDAN ZENGİNChia tohumlarındaki omega-3 yağ asitleri kalp sağlığına katkıda bulunur ve potansiyel olarak kötü kolesterolü ve kalp hastalığı riskini azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HqsP-d_jSkiWY2uuxsw8Hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İltihaplanma, karaciğer sorunları ve hatta kanser gibi birçok hastalığa davetiye çıkarır. Chia tohumlarında bulunan antioksidanlar, iltihaplanmaya karşı cilt koruması için faydalar sunar. 2 hafta boyunca ıslatılmış chia tohumları tüketmek ayrıca yaşlanmayı önleyebilir ve güçlü, sağlıklı saçlara kavuşmanızı sağlayabilir.2 hafta boyunca ıslatılmış chia tohumları yemek birçok sağlık faydasına yol açabilir. Ancak, bunları ölçülü bir şekilde yemek ve bol su içmek önemlidir. Basit ve sağlıklı bir destek için bunları smoothielere, yoğurda veya salatalara eklemeyi deneyin veya bunları bir gece suda bekletip sabah birkaç damla limon ekleyerek hızlı bir yağ yakıcı protein açısından zengin içecek olarak içebilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyninizi mahveden 5 alışkanlık: Sabahları herkes yapıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/beyninizi-mahveden-5-aliskanlik-sabahlari-herkes-yapiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/beyninizi-mahveden-5-aliskanlik-sabahlari-herkes-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Modern yaşam tarzının beş tehlikeli alışkanlığı sağlığınızı ve zihinsel performansınızı tehdit ediyor. Uzmanlar, sabah telefona bakmak, abur cubura yönelmek ve hareketsiz kalmak gibi davranışların uzun vadeli etkilerine karşı uyarıyor. Peki ya çözüm? Küçük ama etkili değişikliklerle hem bedeninizi hem de zihninizi yeniden canlandırabilirsiniz.Sabah uyandığınızda beyninizin uyanmak için biraz temiz havaya, yüzünüze bir miktar soğuk su çarpmaya ve bol güneş ışığına ihtiyacı vardır, telefon ekranına değil.Uyandığınızda önemli mesajları kontrol etmeniz sorun değil, ancak bundan sonra telefonunuzu yalnız bırakın. Bunun yerine enerjinizi daha üretken bir şey yapmaya harcayın, örneğin hızlı bir yürüyüş, meditasyon veya hatta biraz yoga. Sadece beyninizi bu kadar çok duyusal gürültüyle tıkamayın.Ne kadar gurme olursanız olun, midenize çöp kutusu gibi davranmaktan kaçının. İyi yemeklerin tadını çıkarmak tamamen normal olsa da, ne kadar çok severseniz sevin, bunun abur cubur şeklinde olması gerekmez. Hala canınız çekiyorsa, ayda bir veya iki kereden fazla yemeyin ve geri kalan zamanlarda taze, mevsimlik ve lezzetli yiyeceklerin tadını çıkarın.Daha önce açıklandığı gibi, beynimiz de tıpkı vücudumuz gibi egzersize ihtiyaç duyar. Bunun için onu hem yiyecek hem de bilgelikle beslemek önemlidir. Hem kurgu hem de kurgu olmayan kitaplar okumak, beyni daha fazla düşünmeye, daha fazla öğrenmeye ve daha fazla dahil olmaya teşvik eder. Okuma alışkanlığınız yoksa, hemen bir tane edinin. Her gün herhangi bir kitaptan beş sayfa okuyarak başlayın ve sonra yavaş yavaş ilerleyin.Egzersiz yapmamak sonunda sizi etkileyecektir, buna şüphe yok. Uzmanlar ne kadar erken başlarsanız o kadar uzun yaşayacağınızı söylüyor. Bunun için egzersizi programınızın bir parçası haline getirmek önemlidir, zamanınız elverdiğince yaptığınız bir şey değil. Sevdiğiniz herhangi bir şeyle başlayın -amaç o tembel kasları hareket ettirmektir. İlerledikçe direnci artırın ve ilerledikçe güç antrenmanlarını ekleyin. Her gün sadece 30 dakika sizi harekete geçirmek için yeterlidir.Fazladan bir gelir kaynağınız olmadan düzenli işinize bağlı kalmak beyniniz için felaket olabilir. Evet, bu doğru. Düzenli öğrenme, beceri geliştirme ve yol boyunca kilometre taşlarına ulaşma, nöroplastisiteyi (beynin yaşam boyunca yeni sinirsel bağlantılar oluşturarak kendini yeniden organize etme yeteneği) oluşturabilir.Bunu yapmak için, yeni bir şey öğrenmek için günde 60 dakika ayırın. Bu da hayatta daha fazlasını başarmanıza yardımcı olur, bu da beyninizi mutlu ve stresi uzak tutar! ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JxNHCNMWFkaH6bgdhms7EQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyninizi, mahveden, alışkanlık:, Sabahları, herkes, yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JxNHCNMWFkaH6bgdhms7EQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyninizi mahveden 5 alışkanlık: Sabahları herkes yapıyor"><p>Modern yaşam tarzının beş tehlikeli alışkanlığı sağlığınızı ve zihinsel performansınızı tehdit ediyor. Uzmanlar, sabah telefona bakmak, abur cubura yönelmek ve hareketsiz kalmak gibi davranışların uzun vadeli etkilerine karşı uyarıyor. Peki ya çözüm? Küçük ama etkili değişikliklerle hem bedeninizi hem de zihninizi yeniden canlandırabilirsiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KDbrd49V0Ee63g8LJDzSEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah uyandığınızda beyninizin uyanmak için biraz temiz havaya, yüzünüze bir miktar soğuk su çarpmaya ve bol güneş ışığına ihtiyacı vardır, telefon ekranına değil.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_YsLoAJh1U-5ZyZGPsdTCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyandığınızda önemli mesajları kontrol etmeniz sorun değil, ancak bundan sonra telefonunuzu yalnız bırakın. Bunun yerine enerjinizi daha üretken bir şey yapmaya harcayın, örneğin hızlı bir yürüyüş, meditasyon veya hatta biraz yoga. Sadece beyninizi bu kadar çok duyusal gürültüyle tıkamayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IRJH107C7UqYfX03ta2MwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ne kadar gurme olursanız olun, midenize çöp kutusu gibi davranmaktan kaçının. İyi yemeklerin tadını çıkarmak tamamen normal olsa da, ne kadar çok severseniz sevin, bunun abur cubur şeklinde olması gerekmez. Hala canınız çekiyorsa, ayda bir veya iki kereden fazla yemeyin ve geri kalan zamanlarda taze, mevsimlik ve lezzetli yiyeceklerin tadını çıkarın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5N5KLXij9UahypkbcCTiuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce açıklandığı gibi, beynimiz de tıpkı vücudumuz gibi egzersize ihtiyaç duyar. Bunun için onu hem yiyecek hem de bilgelikle beslemek önemlidir. Hem kurgu hem de kurgu olmayan kitaplar okumak, beyni daha fazla düşünmeye, daha fazla öğrenmeye ve daha fazla dahil olmaya teşvik eder. Okuma alışkanlığınız yoksa, hemen bir tane edinin. Her gün herhangi bir kitaptan beş sayfa okuyarak başlayın ve sonra yavaş yavaş ilerleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KNAeciypmEq7ZzfuBapQrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz yapmamak sonunda sizi etkileyecektir, buna şüphe yok. Uzmanlar ne kadar erken başlarsanız o kadar uzun yaşayacağınızı söylüyor. Bunun için egzersizi programınızın bir parçası haline getirmek önemlidir, zamanınız elverdiğince yaptığınız bir şey değil. Sevdiğiniz herhangi bir şeyle başlayın -amaç o tembel kasları hareket ettirmektir. İlerledikçe direnci artırın ve ilerledikçe güç antrenmanlarını ekleyin. Her gün sadece 30 dakika sizi harekete geçirmek için yeterlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_JvA3NyevkWx6K-oXta4IQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazladan bir gelir kaynağınız olmadan düzenli işinize bağlı kalmak beyniniz için felaket olabilir. Evet, bu doğru. Düzenli öğrenme, beceri geliştirme ve yol boyunca kilometre taşlarına ulaşma, nöroplastisiteyi (beynin yaşam boyunca yeni sinirsel bağlantılar oluşturarak kendini yeniden organize etme yeteneği) oluşturabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XVckyxrTI0mYT7ZMJ8wuAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunu yapmak için, yeni bir şey öğrenmek için günde 60 dakika ayırın. Bu da hayatta daha fazlasını başarmanıza yardımcı olur, bu da beyninizi mutlu ve stresi uzak tutar!</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücudun &amp;quot;enerji vitamini&amp;quot;: B12 deposunu zirveye taşıyan besin</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vucudun-enerji-vitamini-b12-deposunu-zirveye-tasiyan-besin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vucudun-enerji-vitamini-b12-deposunu-zirveye-tasiyan-besin</guid>
<description><![CDATA[ B12 vitamini sinir fonksiyonu, kırmızı kan hücresi oluşumu ve DNA üretimi için çok önemlidir, ancak birçok kişi, özellikle vejetaryenler, veganlar ve yaşlı yetişkinlerde eksiktir. Eksiklik belirtileri arasında yorgunluk, beyin sisi ve karıncalanma bulunur. Neyse ki yumurta, süt ürünleri, balık, karaciğer, kabuklu deniz ürünleri ve güçlendirilmiş tahıllar gibi B12 açısından zengin yiyecekleri tüketmek B12 eksikliğini önlemenize yardımcı olabilir.Genellikle &quot;enerji vitamini&quot; olarak adlandırılan B12 vitamini, vücudumuzu sağlıklı ve dengeli tutmada başrol oynar. Sinir fonksiyonu, kırmızı kan hücresi oluşumu ve DNA üretiminden sorumludur. Ancak şaşırtıcı bir şekilde birçok kişi, özellikle vejetaryenler, veganlar ve yaşlı yetişkinler, yeterince almaz. B12 eksikliği sizi gizlice yakalayabilir. Erken belirtiler arasında yorgunluk, beyin sisi, sinirlilik ve ellerde veya ayaklarda karıncalanma bulunur. Tedavi edilmezse, sinir hasarı veya anemi gibi daha ciddi sağlık sorunlarına bile yol açabilir. İyi haber mi? Genellikle sadece doğru yiyecekleri yiyerek bir eksikliği düzeltebilir veya önleyebilirsiniz.Yumurtalar birçok evde temel gıdadır ve şans eseri harika bir B12 kaynağıdır. Çoğu sarısında bulunur, bu yüzden seviyenizi artırmak istiyorsanız onu atmayın. Büyük bir yumurta yaklaşık 0,6 mcg B12 içerir  günlük ihtiyacınızın yaklaşık %25&#039;i. Yumurtalar ayrıca beyin sağlığı için protein, sağlıklı yağlar ve kolin sağlar. Bunları haşlanmış, haşlanmış veya sebze yüklü bir omletin parçası olarak yiyin ve eksiksiz bir öğün elde edin.Süt, peynir ve yoğurt sadece kemikler için harika değildir. Aynı zamanda güvenilir B12 vitamini kaynaklarıdır. Tek bir bardak süt yaklaşık 1,2 mcg B12 içerir, günlük ihtiyacınızın neredeyse %50&#039;si. Süt ürünleri ayrıca kalsiyum ve D vitamini sağlar. Az yağlı veya sade çeşitleri tercih edin ve bağırsak dostu bir kahvaltı için yoğurdu meyvelerle veya tam tahıllarla birleştirin.Yağlı balıklar en zengin B12 kaynakları arasındadır ve masaya bol miktarda kalp sağlığına yararlı omega-3 getirirler. 3 gramlık (85 gr) bir somon porsiyonu yaklaşık 4,9 mcg B12 sağlar; bu günlük ihtiyacınızın %200&#039;ünden fazlasıdır! Balık ayrıca iltihabı azaltmaya ve beyin sağlığını desteklemeye yardımcı olur. Limon ve otlarla ızgara balık veya ton balığını salataya ekleyerek doyurucu, B12 dolu bir öğün elde edin.KARACİĞER VE KIRMIZI ETSağlıklı etler, özellikle karaciğer, besin açısından çok zengindir. Bunları mideniz kaldırabiliyorsa, en yoğun B12 dozlarından birini sunarlar. Karaciğer, 3 gramlık  porsiyon başına 70 mcg&#039;den fazla B12 sağlar; günlük değerin %2.900&#039;ünden fazlası! Ayrıca A vitamini, demir ve folat açısından da zengindir. Karaciğer sizin için önemli değilse, yağsız et parçaları da sağlam miktarda B12 sağlar.Kabuklu deniz ürünleri küçük olabilir, ancak B12 içeriği söz konusu olduğunda güçlüdürler. Sadece 3 ons pişmiş midye tam 84 mcg B12 sunar. Bu günlük gereksinimin 35 katından fazladır! Ayrıca çinko ve protein açısından da zengindirler. Buharda pişirilmiş midye veya istiridyeleri bir ödül olarak tüketin veya besin açısından zengin bir akşam yemeği için makarna yemeklerine karıştırın.Vejetaryen veya vegan iseniz, güçlendirilmiş kahvaltılık gevrekler oyunun kurallarını değiştirebilir. Birçok gevrek markası ürünlerini sentetik B12 ile güçlendirir; bu da onları hayvansal ürün tüketmeyenler için güvenilir bir seçenek haline getirir. Genellikle bir doz demir, folik asit ve lif de içerirler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H4IK78srJ0ag5o9_c5R9IA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudun, enerji, vitamini:, B12, deposunu, zirveye, taşıyan, besin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H4IK78srJ0ag5o9_c5R9IA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücudun " enerji vitamini b12 deposunu zirveye ta besin><p>B12 vitamini sinir fonksiyonu, kırmızı kan hücresi oluşumu ve DNA üretimi için çok önemlidir, ancak birçok kişi, özellikle vejetaryenler, veganlar ve yaşlı yetişkinlerde eksiktir. Eksiklik belirtileri arasında yorgunluk, beyin sisi ve karıncalanma bulunur. Neyse ki yumurta, süt ürünleri, balık, karaciğer, kabuklu deniz ürünleri ve güçlendirilmiş tahıllar gibi B12 açısından zengin yiyecekleri tüketmek B12 eksikliğini önlemenize yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e1kXctpI20-4Yg82Wq07pQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle "enerji vitamini" olarak adlandırılan B12 vitamini, vücudumuzu sağlıklı ve dengeli tutmada başrol oynar. Sinir fonksiyonu, kırmızı kan hücresi oluşumu ve DNA üretiminden sorumludur. Ancak şaşırtıcı bir şekilde birçok kişi, özellikle vejetaryenler, veganlar ve yaşlı yetişkinler, yeterince almaz. B12 eksikliği sizi gizlice yakalayabilir. Erken belirtiler arasında yorgunluk, beyin sisi, sinirlilik ve ellerde veya ayaklarda karıncalanma bulunur. Tedavi edilmezse, sinir hasarı veya anemi gibi daha ciddi sağlık sorunlarına bile yol açabilir. İyi haber mi? Genellikle sadece doğru yiyecekleri yiyerek bir eksikliği düzeltebilir veya önleyebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Spx-AnEmdEaEabDXNcUVCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalar birçok evde temel gıdadır ve şans eseri harika bir B12 kaynağıdır. Çoğu sarısında bulunur, bu yüzden seviyenizi artırmak istiyorsanız onu atmayın. Büyük bir yumurta yaklaşık 0,6 mcg B12 içerir  günlük ihtiyacınızın yaklaşık %25'i. Yumurtalar ayrıca beyin sağlığı için protein, sağlıklı yağlar ve kolin sağlar. Bunları haşlanmış, haşlanmış veya sebze yüklü bir omletin parçası olarak yiyin ve eksiksiz bir öğün elde edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/55ADwSGTbECTNgo8LcpSvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Süt, peynir ve yoğurt sadece kemikler için harika değildir. Aynı zamanda güvenilir B12 vitamini kaynaklarıdır. Tek bir bardak süt yaklaşık 1,2 mcg B12 içerir, günlük ihtiyacınızın neredeyse %50'si. Süt ürünleri ayrıca kalsiyum ve D vitamini sağlar. Az yağlı veya sade çeşitleri tercih edin ve bağırsak dostu bir kahvaltı için yoğurdu meyvelerle veya tam tahıllarla birleştirin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C7-zHMhcu0OKJUVqtObUjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağlı balıklar en zengin B12 kaynakları arasındadır ve masaya bol miktarda kalp sağlığına yararlı omega-3 getirirler. 3 gramlık (85 gr) bir somon porsiyonu yaklaşık 4,9 mcg B12 sağlar; bu günlük ihtiyacınızın %200'ünden fazlasıdır! Balık ayrıca iltihabı azaltmaya ve beyin sağlığını desteklemeye yardımcı olur. Limon ve otlarla ızgara balık veya ton balığını salataya ekleyerek doyurucu, B12 dolu bir öğün elde edin.KARACİĞER VE KIRMIZI ETSağlıklı etler, özellikle karaciğer, besin açısından çok zengindir. Bunları mideniz kaldırabiliyorsa, en yoğun B12 dozlarından birini sunarlar. Karaciğer, 3 gramlık  porsiyon başına 70 mcg'den fazla B12 sağlar; günlük değerin %2.900'ünden fazlası! Ayrıca A vitamini, demir ve folat açısından da zengindir. Karaciğer sizin için önemli değilse, yağsız et parçaları da sağlam miktarda B12 sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j34vufGeGkW4o-dYccqH3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kabuklu deniz ürünleri küçük olabilir, ancak B12 içeriği söz konusu olduğunda güçlüdürler. Sadece 3 ons pişmiş midye tam 84 mcg B12 sunar. Bu günlük gereksinimin 35 katından fazladır! Ayrıca çinko ve protein açısından da zengindirler. Buharda pişirilmiş midye veya istiridyeleri bir ödül olarak tüketin veya besin açısından zengin bir akşam yemeği için makarna yemeklerine karıştırın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RU8z5Xl3KU2W5RtSgDkokA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vejetaryen veya vegan iseniz, güçlendirilmiş kahvaltılık gevrekler oyunun kurallarını değiştirebilir. Birçok gevrek markası ürünlerini sentetik B12 ile güçlendirir; bu da onları hayvansal ürün tüketmeyenler için güvenilir bir seçenek haline getirir. Genellikle bir doz demir, folik asit ve lif de içerirler.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elma sirkesi ne kadar tüketilmeli? Sağlık yararları ve yan etkileri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/elma-sirkesi-ne-kadar-tuketilmeli-saglik-yararlari-ve-yan-etkileri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/elma-sirkesi-ne-kadar-tuketilmeli-saglik-yararlari-ve-yan-etkileri</guid>
<description><![CDATA[ Her mutfakta bulunan ve çeşitli pek çok alanda kullanılan elma sirkesi sağlığa faydalarıyla dikkat çekiyor. Elma sirkesinin kilo kaybından, temiz bir cilde kadar her şeye yardımcı olabileceği iddia ediliyor. Peki, elma sirkesi gerçekten faydalı mı? İşte bilinen yararları ve potansiyel yan etkileri.Elma sirkesi, fermente edilmiş elma suyundan elde edilen doğal bir sirkedir. Elmalar önce ezilerek suyu çıkarılır, sonra bu elma suyu mayalanır ardından da sirkeye dönüşür. Bu süreçte doğal bakteriler ve mayalar, şekeri önce alkole, sonra da asetik aside çevirirler. Asetik asit, sirkeye o kendine has ekşi ve keskin tadı veren maddedir.Çoğu insanın elma sirkesine yönelmesinden başlayalım: kilo kaybı. Bazı küçük çalışmalar, yemeklerden önce bir yemek kaşığı elma sirkesi almanın daha tok hissetmenize yardımcı olabileceğini ve bunun da genel olarak daha az kalori almanıza yol açabileceğini öne sürüyor. Ayrıca, özellikle yüksek karbonhidratlı yemeklerden sonra kan şekeri ve insülin seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur ve bu da yağ depolamasında rol oynar. Ancak gerçek şu ki: elma sirkesi yağ eriten bir iksir değildir. Eğer içiyorsanız ama yine de abur cubur yiyorsanız ve antrenmanları atlıyorsanız, harikalar yaratmayacaktır.Elma sirkesinin en iyi araştırılmış faydalarından biri, insülin duyarlılığını iyileştirme ve yemeklerden sonra kan şekeri seviyelerini düşürme yeteneğidir. Bu, tip 2 diyabet veya insülin direnci olan kişiler için harika bir haberdir. Yüksek karbonhidratlı bir yemekle birlikte veya öncesinde elma sirkesi tüketmek, normalde bunu izleyen kan şekeri artışını azaltabilir. Yine de, kan şekeri için zaten ilaç kullanıyorsanız, doktorunuzla görüşmeden sirkeyi hemen eklemeyin -bu, şeker seviyelerinizin çok düşmesine neden olabilir. Güvende olmak pişman olmaktan iyidir.Yemeklerden sonra şişkinlik veya gaz mı hissediyorsunuz? Elma sirkesi buna yardımcı olabilir. İçerdiği asetik asit, mide asidi üretimini uyarır ve bu da yiyeceklerin daha iyi sindirilmesine yardımcı olur. Yemekten önce ılık suda eritilmiş bir çay kaşığı ACV&#039;nin şişkinliği ve hazımsızlığı azalttığını iddia edenler var. Ancak bu herkes için geçerli değil. Ülser, asit reflüsü veya hassas bir mideniz varsa, elma sirkesi durumunuzu iyileştirmek yerine kötüleştirebilir.Antifungal ve antibakteriyel özellikleri nedeniyle elma sirkesi, akne, kepek ve hatta cilt enfeksiyonları için popüler bir doğal tedavi haline gelmiştir.
Bazıları sivilceleri temizlemeye ve gözenekleri sıkılaştırmaya yardımcı olmak için tonik olarak (doğal olarak seyreltilmiş) uygular. Diğerleri tahriş olmuş cildi yatıştırmak için banyo suyuna ekler.
Ancak dikkat edin elma sirkesi asidiktir ve hassas bir cildiniz varsa doğrudan cildinize seyreltilmeden uygulanması yanıklara, tahrişe veya kuruluğa yol açabilir. Her zaman önce yama testi yapın.Sirkenin asidik yapısı kokuya neden olan bakterileri öldürmeye yardımcı olur, bu nedenle bazı insanlar elma sirkesini doğal bir gargara olarak kullanır. Ayrıca yüzey lekelerini gidererek dişleri beyazlatmaya da yardımcı olabilir. Ancak büyük kırmızı bayrak şudur: Elma sirkesi zamanla diş minesini aşındırabilir. Ağzınızda doğrudan çalkalamak dişlerinize asit banyosu yaptırmak gibidir. Ağız sağlığı için kullanıyorsanız, seyreltildiğinden emin olun ve aşırıya kaçmayın.KOLESTEROLÜ DÜŞÜREBİLİRÇoğunlukla hayvanlar üzerinde yapılan erken çalışmalar , elma sirkesinin kolesterolü, trigliseritleri ve hatta kan basıncını düşürmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor - kalp hastalığı için temel risk faktörleri. Ayrıca LDL&#039;nin (kötü kolesterol) oksitlenmesini önlemeye yardımcı olabilir, bu da kalp sağlığı için harikadır. Ancak mesele şu ki henüz yeterli güçlü insan kanıtı yok.Bu çok yaygın bir durum değil, ancak yüksek dozda elma sirkesinin vücuttaki düşük potasyum seviyeleriyle bağlantılı olduğu görülmüştür hipokalemi olarak bilinen bir durum. Bu, kas ve sinir fonksiyonlarını etkileyebilir ve özellikle böbrek sorunları olan veya diüretik kullanan kişiler için risklidir. Tekrar ediyorum, ölçülü olmak önemlidir.DİKKAT: İLAÇLARLA ETKİLEŞİME GİREBİLİRElma sirkesi diüretikler, insülin ve kalp ilaçları gibi bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Etkilerini yoğunlaştırabilir veya olumsuz reaksiyonlara neden olabilir. Uzun süreli ilaç kullanıyorsanız, Elma sirkesini düzenli bir içecek olarak kullanmadan önce doktorunuza danışın.ELMA SİRKESİNİN NE KADARI FAZLA?Elma sirkesi içmeyi düşünüyorsanız, küçük miktarlarda başlayın. Çoğu insan için günde bir veya iki kez büyük bir bardak suda seyreltilmiş bir çay kaşığı ila bir yemek kaşığı yeterlidir. Asla direkt içmeyin; boğazınız, dişleriniz ve mideniz size teşekkür edecektir.
Ayrıca, yatmadan hemen önce almamaya çalışın. Midenizde asit varken yatmak, hoş bir asit reflüsü atağına davetiye çıkarabilir.Bunu hızlı bir çözüm olarak değil, sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olarak kullanın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M3_ItaPHvEO4i3O8HZPBDQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Elma, sirkesi, kadar, tüketilmeli, Sağlık, yararları, yan, etkileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M3_ItaPHvEO4i3O8HZPBDQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Elma sirkesi ne kadar tüketilmeli? Sağlık yararları ve yan etkileri"><p>Her mutfakta bulunan ve çeşitli pek çok alanda kullanılan elma sirkesi sağlığa faydalarıyla dikkat çekiyor. Elma sirkesinin kilo kaybından, temiz bir cilde kadar her şeye yardımcı olabileceği iddia ediliyor. Peki, elma sirkesi gerçekten faydalı mı? İşte bilinen yararları ve potansiyel yan etkileri.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W-nltNNzRUWGjrho2TEvaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elma sirkesi, fermente edilmiş elma suyundan elde edilen doğal bir sirkedir. Elmalar önce ezilerek suyu çıkarılır, sonra bu elma suyu mayalanır ardından da sirkeye dönüşür. Bu süreçte doğal bakteriler ve mayalar, şekeri önce alkole, sonra da asetik aside çevirirler. Asetik asit, sirkeye o kendine has ekşi ve keskin tadı veren maddedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O_-xr2tJCky4HqgL-xURPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoğu insanın elma sirkesine yönelmesinden başlayalım: kilo kaybı. Bazı küçük çalışmalar, yemeklerden önce bir yemek kaşığı elma sirkesi almanın daha tok hissetmenize yardımcı olabileceğini ve bunun da genel olarak daha az kalori almanıza yol açabileceğini öne sürüyor. Ayrıca, özellikle yüksek karbonhidratlı yemeklerden sonra kan şekeri ve insülin seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur ve bu da yağ depolamasında rol oynar. Ancak gerçek şu ki: elma sirkesi yağ eriten bir iksir değildir. Eğer içiyorsanız ama yine de abur cubur yiyorsanız ve antrenmanları atlıyorsanız, harikalar yaratmayacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EuXbsxvaIUSRZwpdyd7G0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elma sirkesinin en iyi araştırılmış faydalarından biri, insülin duyarlılığını iyileştirme ve yemeklerden sonra kan şekeri seviyelerini düşürme yeteneğidir. Bu, tip 2 diyabet veya insülin direnci olan kişiler için harika bir haberdir. Yüksek karbonhidratlı bir yemekle birlikte veya öncesinde elma sirkesi tüketmek, normalde bunu izleyen kan şekeri artışını azaltabilir. Yine de, kan şekeri için zaten ilaç kullanıyorsanız, doktorunuzla görüşmeden sirkeyi hemen eklemeyin -bu, şeker seviyelerinizin çok düşmesine neden olabilir. Güvende olmak pişman olmaktan iyidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rd3wmva3-kWO-q8zLBBe4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemeklerden sonra şişkinlik veya gaz mı hissediyorsunuz? Elma sirkesi buna yardımcı olabilir. İçerdiği asetik asit, mide asidi üretimini uyarır ve bu da yiyeceklerin daha iyi sindirilmesine yardımcı olur. Yemekten önce ılık suda eritilmiş bir çay kaşığı ACV'nin şişkinliği ve hazımsızlığı azalttığını iddia edenler var. Ancak bu herkes için geçerli değil. Ülser, asit reflüsü veya hassas bir mideniz varsa, elma sirkesi durumunuzu iyileştirmek yerine kötüleştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/90bkZUeH1EadYkrvXnYL2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antifungal ve antibakteriyel özellikleri nedeniyle elma sirkesi, akne, kepek ve hatta cilt enfeksiyonları için popüler bir doğal tedavi haline gelmiştir.
Bazıları sivilceleri temizlemeye ve gözenekleri sıkılaştırmaya yardımcı olmak için tonik olarak (doğal olarak seyreltilmiş) uygular. Diğerleri tahriş olmuş cildi yatıştırmak için banyo suyuna ekler.
Ancak dikkat edin elma sirkesi asidiktir ve hassas bir cildiniz varsa doğrudan cildinize seyreltilmeden uygulanması yanıklara, tahrişe veya kuruluğa yol açabilir. Her zaman önce yama testi yapın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-op4MjNOCUmTB6qtcoODdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sirkenin asidik yapısı kokuya neden olan bakterileri öldürmeye yardımcı olur, bu nedenle bazı insanlar elma sirkesini doğal bir gargara olarak kullanır. Ayrıca yüzey lekelerini gidererek dişleri beyazlatmaya da yardımcı olabilir. Ancak büyük kırmızı bayrak şudur: Elma sirkesi zamanla diş minesini aşındırabilir. Ağzınızda doğrudan çalkalamak dişlerinize asit banyosu yaptırmak gibidir. Ağız sağlığı için kullanıyorsanız, seyreltildiğinden emin olun ve aşırıya kaçmayın.KOLESTEROLÜ DÜŞÜREBİLİRÇoğunlukla hayvanlar üzerinde yapılan erken çalışmalar , elma sirkesinin kolesterolü, trigliseritleri ve hatta kan basıncını düşürmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor - kalp hastalığı için temel risk faktörleri. Ayrıca LDL'nin (kötü kolesterol) oksitlenmesini önlemeye yardımcı olabilir, bu da kalp sağlığı için harikadır. Ancak mesele şu ki henüz yeterli güçlü insan kanıtı yok.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/slIh5vsa_U2X7RnUUoWGRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu çok yaygın bir durum değil, ancak yüksek dozda elma sirkesinin vücuttaki düşük potasyum seviyeleriyle bağlantılı olduğu görülmüştür hipokalemi olarak bilinen bir durum. Bu, kas ve sinir fonksiyonlarını etkileyebilir ve özellikle böbrek sorunları olan veya diüretik kullanan kişiler için risklidir. Tekrar ediyorum, ölçülü olmak önemlidir.DİKKAT: İLAÇLARLA ETKİLEŞİME GİREBİLİRElma sirkesi diüretikler, insülin ve kalp ilaçları gibi bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Etkilerini yoğunlaştırabilir veya olumsuz reaksiyonlara neden olabilir. Uzun süreli ilaç kullanıyorsanız, Elma sirkesini düzenli bir içecek olarak kullanmadan önce doktorunuza danışın.ELMA SİRKESİNİN NE KADARI FAZLA?Elma sirkesi içmeyi düşünüyorsanız, küçük miktarlarda başlayın. Çoğu insan için günde bir veya iki kez büyük bir bardak suda seyreltilmiş bir çay kaşığı ila bir yemek kaşığı yeterlidir. Asla direkt içmeyin; boğazınız, dişleriniz ve mideniz size teşekkür edecektir.
Ayrıca, yatmadan hemen önce almamaya çalışın. Midenizde asit varken yatmak, hoş bir asit reflüsü atağına davetiye çıkarabilir.Bunu hızlı bir çözüm olarak değil, sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olarak kullanın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nöroloji Uzmanı uyarıyor: Ağır Covid&amp;19 geçirenler risk altında</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/noeroloji-uzmani-uyariyor-agir-covid-19-gecirenler-risk-altinda</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/noeroloji-uzmani-uyariyor-agir-covid-19-gecirenler-risk-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Uzun süreli Covid-19 geçirenlerde demans riski beş kat artarken, bu kişilerin 70 yaşına gelmeden demansa yakalanma ihtimalleri de dikkat çekiyor. Peki Covid-19 beyinde hangi noktayı etkilemiş olabilir? NTVRadyo&#039;dan Zeynepgül Alp, Doktor Bana Doğruyu Söyle programında merak edilenleri sordu, Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Necioğlu Örken yanıtladı.Amerika&#039;da Teksas Üniversitesi&#039;nde yapılan yeni bir araştırmaya göre, Covid’i ağır geçiren 57 yaş üzeri bireylerde erken Alzheimer, 70 yaş ve üstü bireylerde ise demans riski beş kat artıyor. Peki, Covid-19 beyni nasıl etkiliyor?Prof. Dr. Dilek Necioğlu Örken, dünyada 700 milyondan fazla Covid-19 vakası olduğunu ve bunun sonrası gelişen uzun Covid etkilerinin giderek daha iyi anlaşıldığını belirtti. &quot;Covid-19 enfeksiyonunun ardından yaklaşık %10 ila %35 arasında bir grup, uzun Covid adı verilen kalıcı etkilerden muzdarip oluyor&quot; diyen Örken, bu etkilerin bazen hafif ve kısa süreli olabileceğini, ancak bazı hastalar için ciddi bilişsel bozulmalar yaşandığını ifade etti.Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Necioğlu Örken, Covid-19&#039;un beyni nasıl etkilediğini şöyle açıklıyor;&quot;Bazı insanlar için bu etkiler hafif ve kısa ömürlü olabiliyor, ancak diğerleri için de bilişsel bozulma yaratan kalıcı sorunlar ortaya çıkartabiliyor. Bunun neden olabileceğine baktığımız zaman önümüzde bazı ipuçları var. Bu enfeksiyon ile nörodejenerasyon arasında biyolojik bir etkileşim var. Çünkü bu enfeksiyonu geçirenlerde nörodejeneratif biyo belirteçlerin seviyeleri, böyle bir hastalıkları olmamasına rağmen, enfeksiyonun ardından yükseliş gösteriyorlar. Ayrıca birtakım bağışıklık tepkileri aracılığıyla da santral sinir sistemine zarar vereceği düşünülüyor. Biliyorsunuz, daha önce İngiltere beyin biyo-bankasından elde edilen verilerde hem limbik hem de koku alma yollarında beyin hacminde küçülme gösterilmişti otopsilerde. Dolayısıyla bu koku alma bozukluğu ve bilişin etkilenmesi aynı sendromik spektrumda olabilir. Şimdi bu çalışmada da dünyada birkaç ülkeden hasta alınıyor. İşte Arjantin, Kanada, Şili, Yunanistan, Hindistan, İtalya, Rusya ve İngiltere&#039;den ağırlıklı olarak aşağı yukarı 3537 kişilik bir grup. Bunun 2105’i enfekte, 1432 de enfekte olmayan, yani kontrol olarak alınan grup. Bu kişilere mental olarak bazı testler uygulandığında, genç ve orta yaşlı erişkinlerde hafif dikkat odaklanma bozukluğunu işaret ederken, yaşlı yetişkinlerde ise bellek, dil ve yürütme işlevlerinde bozulma olduğunu bulmuşlar. Dolayısıyla hem yaşla değişen bir bilişsel fonksiyonlarda bozulma var, hem de hastalığı ağır geçirenlerde ve koku alma bozukluğu yaşayanlarda bu bilişsel bozukluk daha fazla. Dolayısıyla Covid 19&#039;un özellikle yaşlı yetişkinlerde beyin üzerinde derin ve kalıcı bir etki yaratabileceğini vurguluyor bu çalışma. Yani genç erişkinlerde daha seçici, daha dikkat üzerinde bir bozulma. Ama yaşlılarda, yani 59 yaş üzerindeki kimselerde hafif orta şiddette bunama ile erken Alzheimer hastalığından ayırt edilemeyecek bellek, dil ve yürütücü işlev bozuklukları görülüyor.&quot;&quot;Bu enfeksiyonla nörodejenerasyon arasında biyolojik bir etkileşim var. Bağışıklık tepkileri santral sinir sistemine zarar verebiliyor. Ayrıca, beyin hacminde küçülmeler de gözlemlenmiş&quot; diyen Prof. Dr. Örken, koku alma bozukluğunun ve bilişsel bozulmaların birbiriyle bağlantılı olabileceğini vurguladı.Yapılan bir başka araştırmada ise, Covid geçiren kişiler üzerinde yapılan nöropsikolojik testlerin sonuçları dikkat çekici oldu. Özellikle yaşlı yetişkinlerde bellek, dil ve yürütme işlevlerinde bozulmalar tespit edildi.Ağır Covid-19 geçirenlerin, bellek, dil becerileri ve dikkat konusunda sorunlar yaşadığını belirten Prof. Dr. Örken, &quot;Yani burada bellek, biliyorsunuz Alzheimer hastalığı için de ilk bozulan süreçlerden bir tanesi. Dolayısıyla ağır Covid geçirmiş olan kişilerin, mental olarak birtakım unutkanlık yakınmaları varsa mutlaka takibe alınmaları gerekiyor.&quot; dedi. Prof. Dr. Dilek Necioğlu Örken ayrıca, &quot;Bu çalışmada sözel akıcılıkta önemli bozukluk bulunmuş. Dolayısıyla sözel akıcılık dediğimiz, konuşurken kelimeleri bulma, isimleri bulma elbette ki etkilenen alanlardan bir tanesi. Mutlaka bu tarz yakınmaları olan ve bu şekilde Covid geçirmiş kişilerin takibe girmeleri gerekir.&quot; ifadelerini kullandı&quot;Bu yakınmalarla gelen kişilere nöropsikolojik testler uygulanarak durumları değerlendirilmeli ve gerektiğinde tedavi başlanmalıdır. Elbette ki o testlerden alınan sonuçlara göre de hastaya takip edilecek, tedavi başlanacak. Bunlar tamamen kişinin belleğine, dikkatini gecikmeli hatırlamasını, sözel akıcılığını değerlendiren nöropsikolojik testler.&quot;COVİD-19 SONRASI ALZHEIMER YA DA DEMANS ŞİKAYETLERİ ARTTI MI? Covid-19 sonrasında alzheimer ya da demans şikayeyleri arttı mı? sorusu da son derece merak ediliyor. Uzman isim bu soruya yanıt olarak &quot;Açıkçası bunu söylemek o kadar kolay değil epidemiyolojik olarak. Ama yapılan çalışmalardan en azından yaşlı popülasyonda birçok nedenden dolayı demansı tetikleyebildiğini biliyoruz.&quot; diyor.Son dönemde  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cg2QPhdwMU65bv82VwAelg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nöroloji, Uzmanı, uyarıyor:, Ağır, Covid-19, geçirenler, risk, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cg2QPhdwMU65bv82VwAelg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Nöroloji Uzmanı uyarıyor: Ağır Covid-19 geçirenler risk altında"><p>Uzun süreli Covid-19 geçirenlerde demans riski beş kat artarken, bu kişilerin 70 yaşına gelmeden demansa yakalanma ihtimalleri de dikkat çekiyor. Peki Covid-19 beyinde hangi noktayı etkilemiş olabilir? NTVRadyo'dan Zeynepgül Alp, Doktor Bana Doğruyu Söyle programında merak edilenleri sordu, Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Necioğlu Örken yanıtladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1FiZGVdrW0Okes72j5co5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerika'da Teksas Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırmaya göre, Covid’i ağır geçiren 57 yaş üzeri bireylerde erken Alzheimer, 70 yaş ve üstü bireylerde ise demans riski beş kat artıyor. Peki, Covid-19 beyni nasıl etkiliyor?Prof. Dr. Dilek Necioğlu Örken, dünyada 700 milyondan fazla Covid-19 vakası olduğunu ve bunun sonrası gelişen uzun Covid etkilerinin giderek daha iyi anlaşıldığını belirtti. "Covid-19 enfeksiyonunun ardından yaklaşık %10 ila %35 arasında bir grup, uzun Covid adı verilen kalıcı etkilerden muzdarip oluyor" diyen Örken, bu etkilerin bazen hafif ve kısa süreli olabileceğini, ancak bazı hastalar için ciddi bilişsel bozulmalar yaşandığını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Oji3RCM7GkmOCYDoCJN3Aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Necioğlu Örken, Covid-19'un beyni nasıl etkilediğini şöyle açıklıyor;"Bazı insanlar için bu etkiler hafif ve kısa ömürlü olabiliyor, ancak diğerleri için de bilişsel bozulma yaratan kalıcı sorunlar ortaya çıkartabiliyor. Bunun neden olabileceğine baktığımız zaman önümüzde bazı ipuçları var. Bu enfeksiyon ile nörodejenerasyon arasında biyolojik bir etkileşim var. Çünkü bu enfeksiyonu geçirenlerde nörodejeneratif biyo belirteçlerin seviyeleri, böyle bir hastalıkları olmamasına rağmen, enfeksiyonun ardından yükseliş gösteriyorlar. Ayrıca birtakım bağışıklık tepkileri aracılığıyla da santral sinir sistemine zarar vereceği düşünülüyor. Biliyorsunuz, daha önce İngiltere beyin biyo-bankasından elde edilen verilerde hem limbik hem de koku alma yollarında beyin hacminde küçülme gösterilmişti otopsilerde. Dolayısıyla bu koku alma bozukluğu ve bilişin etkilenmesi aynı sendromik spektrumda olabilir. Şimdi bu çalışmada da dünyada birkaç ülkeden hasta alınıyor. İşte Arjantin, Kanada, Şili, Yunanistan, Hindistan, İtalya, Rusya ve İngiltere'den ağırlıklı olarak aşağı yukarı 3537 kişilik bir grup. Bunun 2105’i enfekte, 1432 de enfekte olmayan, yani kontrol olarak alınan grup. Bu kişilere mental olarak bazı testler uygulandığında, genç ve orta yaşlı erişkinlerde hafif dikkat odaklanma bozukluğunu işaret ederken, yaşlı yetişkinlerde ise bellek, dil ve yürütme işlevlerinde bozulma olduğunu bulmuşlar. Dolayısıyla hem yaşla değişen bir bilişsel fonksiyonlarda bozulma var, hem de hastalığı ağır geçirenlerde ve koku alma bozukluğu yaşayanlarda bu bilişsel bozukluk daha fazla. Dolayısıyla Covid 19'un özellikle yaşlı yetişkinlerde beyin üzerinde derin ve kalıcı bir etki yaratabileceğini vurguluyor bu çalışma. Yani genç erişkinlerde daha seçici, daha dikkat üzerinde bir bozulma. Ama yaşlılarda, yani 59 yaş üzerindeki kimselerde hafif orta şiddette bunama ile erken Alzheimer hastalığından ayırt edilemeyecek bellek, dil ve yürütücü işlev bozuklukları görülüyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zw1RtoVC2UOKpUnQAtWJkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Bu enfeksiyonla nörodejenerasyon arasında biyolojik bir etkileşim var. Bağışıklık tepkileri santral sinir sistemine zarar verebiliyor. Ayrıca, beyin hacminde küçülmeler de gözlemlenmiş" diyen Prof. Dr. Örken, koku alma bozukluğunun ve bilişsel bozulmaların birbiriyle bağlantılı olabileceğini vurguladı.Yapılan bir başka araştırmada ise, Covid geçiren kişiler üzerinde yapılan nöropsikolojik testlerin sonuçları dikkat çekici oldu. Özellikle yaşlı yetişkinlerde bellek, dil ve yürütme işlevlerinde bozulmalar tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fp3MDFl_8Eq8CUZ8cwWQtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağır Covid-19 geçirenlerin, bellek, dil becerileri ve dikkat konusunda sorunlar yaşadığını belirten Prof. Dr. Örken, "Yani burada bellek, biliyorsunuz Alzheimer hastalığı için de ilk bozulan süreçlerden bir tanesi. Dolayısıyla ağır Covid geçirmiş olan kişilerin, mental olarak birtakım unutkanlık yakınmaları varsa mutlaka takibe alınmaları gerekiyor." dedi. Prof. Dr. Dilek Necioğlu Örken ayrıca, "Bu çalışmada sözel akıcılıkta önemli bozukluk bulunmuş. Dolayısıyla sözel akıcılık dediğimiz, konuşurken kelimeleri bulma, isimleri bulma elbette ki etkilenen alanlardan bir tanesi. Mutlaka bu tarz yakınmaları olan ve bu şekilde Covid geçirmiş kişilerin takibe girmeleri gerekir." ifadelerini kullandı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7H4i1JbUxkyspYxldZK4Lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Bu yakınmalarla gelen kişilere nöropsikolojik testler uygulanarak durumları değerlendirilmeli ve gerektiğinde tedavi başlanmalıdır. Elbette ki o testlerden alınan sonuçlara göre de hastaya takip edilecek, tedavi başlanacak. Bunlar tamamen kişinin belleğine, dikkatini gecikmeli hatırlamasını, sözel akıcılığını değerlendiren nöropsikolojik testler."COVİD-19 SONRASI ALZHEIMER YA DA DEMANS ŞİKAYETLERİ ARTTI MI? Covid-19 sonrasında alzheimer ya da demans şikayeyleri arttı mı? sorusu da son derece merak ediliyor. Uzman isim bu soruya yanıt olarak "Açıkçası bunu söylemek o kadar kolay değil epidemiyolojik olarak. Ama yapılan çalışmalardan en azından yaşlı popülasyonda birçok nedenden dolayı demansı tetikleyebildiğini biliyoruz." diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MorahNpt0EK5MuVOYj4mIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde Galler’de yapılan bir araştırma, zona aşılarının özellikle kadınlarda demans riskini azaltabileceğini ortaya koydu. Prof. Dr. Örken, bu çalışmanın oldukça ilgi çekici olduğunu ancak kullanılan aşının canlı zayıflatılmış aşı olduğunun altını çizdi. Yeni aşılarla bu etkinin ne kadar geçerli olduğuna dair kesin bir bilgi bulunmadığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Qlmdx3Bu025IMvi_hH37A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sağlığının korunmasında beslenmenin büyük önemi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Örken, "Akdeniz tipi diyet, beyin sağlığını korumak ve demansı önlemek için en etkili yöntemlerden biridir" dedi. Sebze, et, tavuk, balık ve kuru baklagillerden oluşan dengeli bir beslenme şeklinin, Alzheimer gibi dejeneratif hastalıklar için de önemli bir koruyucu faktör olduğunu belirtti.Covid-19'un uzun vadeli etkileriyle mücadele etmek ve beyin sağlığını korumak için zamanında farkındalık oluşturmak büyük önem taşıyor. Unutkanlık, dil bozuklukları ve bellek problemleri yaşayan Covid-19 hastalarının mutlaka nöroloji uzmanına başvurmaları gerektiği, uzmanlar tarafından vurgulanan kritik bir konu olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>105 yaşında hayatını kaybeden Yogi Kazım, NTV&amp;apos;ye konuşmuştu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/105-yasinda-hayatini-kaybeden-yogi-kazim-ntvye-konusmustu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/105-yasinda-hayatini-kaybeden-yogi-kazim-ntvye-konusmustu</guid>
<description><![CDATA[ Geliştirdiği YOKA sistemi ile omurilik sorunlarından kas problemlerine birçok hastaya şifa dağıttığını belirten Kazım Gürbüz, ya da kamuoyunun tanıdığı ismiyle Yogi Kazım, 105 yaşında yaşamını yitirdi. Bu uzun hayatında felci, kanseri, kovid atlattı. 2015 senesinde yani 95 yaşındayken NTV&#039;ye verdiği röportajda belki de 30-40 yaş genç görünüyordu. Genç ve sağlıklı kalmanın sırrı o dönem böyle anlatmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nmUd8E7bdEe7Bht0yuRILw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>105, yaşında, hayatını, kaybeden, Yogi, Kazım, NTVye, konuşmuştu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nmUd8E7bdEe7Bht0yuRILw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="NTV özel | Yogi Kazım, genç ve sağlıklı kalmanın sırrını NTV'ye anlatmıştı"><p>Geliştirdiği YOKA sistemi ile omurilik sorunlarından kas problemlerine birçok hastaya şifa dağıttığını belirten Kazım Gürbüz, ya da kamuoyunun tanıdığı ismiyle Yogi Kazım, 105 yaşında yaşamını yitirdi. Bu uzun hayatında felci, kanseri, kovid atlattı. 2015 senesinde yani 95 yaşındayken NTV'ye verdiği röportajda belki de 30-40 yaş genç görünüyordu. Genç ve sağlıklı kalmanın sırrı o dönem böyle anlatmıştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp hastalığı riskini gösteren 8 işaret: Ne yapmanız gerekiyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-hastaligi-riskini-goesteren-8-isaret-ne-yapmaniz-gerekiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-hastaligi-riskini-goesteren-8-isaret-ne-yapmaniz-gerekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kalp hastalığı genellikle kolayca göz ardı edilebilecek veya görmezden gelinebilecek uyarı işaretleri ile kendini gösterir. Bu işaretleri erken fark etmek kalp hastalığı riskini önemli ölçüde azaltabilir.Kalp hastalığına &quot;sessiz katil&quot; denir çünkü belirgin semptomlar olmadan yavaşça ortaya çıkabilir. Her yıl tahmini 17,9 milyon insan kardiyovasküler hastalıklardan (KVD) ölüyor ve bu da kalp hastalıklarını dünyanın önde gelen ölüm nedeni yapıyor. Vücudumuz bize bir şeylerin yanlış olabileceğine dair ince işaretler verir ve bu işaretler göz ardı edilmemelidir. Erken sinyalleri fark etmek ve bunlara değinmek, daha sonra ciddi komplikasyonların önlenmesine yardımcı olabilir.Bu his, muhtemelen kalple ilgili sorunlardan dolayı kanın beyne etkili bir şekilde akmaması durumunda ortaya çıkar. Kan basıncında ani bir düşüş veya kalp sorunları temel neden olabilir. Ani hareketlerden kaçınmak, susuz kalmamak ve dengeli beslenmek çok önemlidir. Baş dönmesi devam ederse, aritmi veya diğer damar sorunları gibi kalp rahatsızlıklarını ekarte etmek için doktora görünmeniz önerilir.Bu, kalbin kanı etkili bir şekilde pompalamakta zorlanması durumunda, genellikle kalp yetmezliği veya diğer altta yatan sorunlardan dolayı olur. Nefes darlığı sık görülüyorsa, kalp kontrolü yaptırmak önemlidir. Düzenli fiziksel aktivite ve kalp sağlığına uygun bir diyet gibi yaşam tarzı değişiklikleri, kalp fonksiyonunu iyileştirmeye yardımcı olabilir.Bu zorluk, kalbin kaslara yeterli oksijenli kan pompalayamaması nedeniyle ortaya çıkabilir ve bu da küçük hareketler sırasında bile yorgunluğa yol açabilir. Bu belirtilere dikkat etmek ve bir sağlık uzmanına görünmek önemlidir. Uygun egzersizlerle fiziksel olarak aktif kalmak kan dolaşımını ve kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir.Kalp stres altındaysa, aritmilerden muzdaripse veya stres hormonlarının aşırı yüklenmesi yaşıyorsa çarpıntı meydana gelebilir. Çarpıntılar sık ​​sık oluyorsa tıbbi yardım alın. Doktor, nedeni anlamak için kalp izleme veya diğer tanı testlerini önerebilir. Rahatlama teknikleri ve düzenli fiziksel aktivite ile stresi azaltmak da yardımcı olabilir.GÖĞÜS SIKIŞMASIBu his genellikle anjinaya veya hatta tıkalı atardamarlar nedeniyle kalbin yeterli oksijen alamadığı kalp krizine işaret eder. Göğüs sıkışması yaşanıyorsa, özellikle kol veya çeneye yayılan ağrı gibi diğer semptomlar eşlik ediyorsa, derhal tıbbi müdahale gerekir. Düzenli kontroller kalp hastalığını erken tespit etmeye yardımcı olabilir.Kol ağrısı kalp sorunlarından kaynaklanabilir çünkü kalpten gelen ağrıyı işaret eden sinirler üst vücudu da etkileyebilir. Kol ağrısı açıklanamıyorsa ve göğüs ağrısı veya nefes darlığı gibi diğer semptomlarla ilişkiliyse, derhal acil bakım almak önemlidir. Erken müdahale hayat kurtarabilir.GÖĞÜS HASTALIĞISıkışma yaygın bir gösterge olsa da, mutlaka sıkı hissettirmeyen rahatsızlık, özellikle tıkalı atardamarlardan kaynaklandığında, kalp sorunlarıyla da ilişkili olabilir. Bu his sıklıkla meydana gelirse doktora görünmek önemlidir. Doktor, kalp sağlığını kontrol etmek için EKG veya stres testi gibi testler yapabilir.Kalp atışlarındaki bu düzensizlikler stres, kaygı veya atriyal fibrilasyon gibi daha ciddi durumlardan kaynaklanabilir. Bu atlayan atışlar düzenliyse veya baş dönmesi veya bayılma ile birlikteyse, bir sağlık uzmanına danışma zamanı gelmiştir. Çoğu durumda, yaşam tarzı değişiklikleri, ilaçlar veya kardiyoversiyon gibi tedaviler yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lSVhEaxy7U6yK3JFML4RRQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, hastalığı, riskini, gösteren, işaret:, yapmanız, gerekiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lSVhEaxy7U6yK3JFML4RRQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp hastalığı riskini gösteren 8 işaret: Ne yapmanız gerekiyor?"><p>Kalp hastalığı genellikle kolayca göz ardı edilebilecek veya görmezden gelinebilecek uyarı işaretleri ile kendini gösterir. Bu işaretleri erken fark etmek kalp hastalığı riskini önemli ölçüde azaltabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zQTyS1W94UGQUqTlAJq6JQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp hastalığına "sessiz katil" denir çünkü belirgin semptomlar olmadan yavaşça ortaya çıkabilir. Her yıl tahmini 17,9 milyon insan kardiyovasküler hastalıklardan (KVD) ölüyor ve bu da kalp hastalıklarını dünyanın önde gelen ölüm nedeni yapıyor. Vücudumuz bize bir şeylerin yanlış olabileceğine dair ince işaretler verir ve bu işaretler göz ardı edilmemelidir. Erken sinyalleri fark etmek ve bunlara değinmek, daha sonra ciddi komplikasyonların önlenmesine yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/te5dOm21skW1TNGxfCVOqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu his, muhtemelen kalple ilgili sorunlardan dolayı kanın beyne etkili bir şekilde akmaması durumunda ortaya çıkar. Kan basıncında ani bir düşüş veya kalp sorunları temel neden olabilir. Ani hareketlerden kaçınmak, susuz kalmamak ve dengeli beslenmek çok önemlidir. Baş dönmesi devam ederse, aritmi veya diğer damar sorunları gibi kalp rahatsızlıklarını ekarte etmek için doktora görünmeniz önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vCedngz3vk6-h9_476r6Ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu, kalbin kanı etkili bir şekilde pompalamakta zorlanması durumunda, genellikle kalp yetmezliği veya diğer altta yatan sorunlardan dolayı olur. Nefes darlığı sık görülüyorsa, kalp kontrolü yaptırmak önemlidir. Düzenli fiziksel aktivite ve kalp sağlığına uygun bir diyet gibi yaşam tarzı değişiklikleri, kalp fonksiyonunu iyileştirmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hOqwRyFxEUytbTB-oal_Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu zorluk, kalbin kaslara yeterli oksijenli kan pompalayamaması nedeniyle ortaya çıkabilir ve bu da küçük hareketler sırasında bile yorgunluğa yol açabilir. Bu belirtilere dikkat etmek ve bir sağlık uzmanına görünmek önemlidir. Uygun egzersizlerle fiziksel olarak aktif kalmak kan dolaşımını ve kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sJfaUbDVR0uWqSMn4Afxtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp stres altındaysa, aritmilerden muzdaripse veya stres hormonlarının aşırı yüklenmesi yaşıyorsa çarpıntı meydana gelebilir. Çarpıntılar sık ​​sık oluyorsa tıbbi yardım alın. Doktor, nedeni anlamak için kalp izleme veya diğer tanı testlerini önerebilir. Rahatlama teknikleri ve düzenli fiziksel aktivite ile stresi azaltmak da yardımcı olabilir.GÖĞÜS SIKIŞMASIBu his genellikle anjinaya veya hatta tıkalı atardamarlar nedeniyle kalbin yeterli oksijen alamadığı kalp krizine işaret eder. Göğüs sıkışması yaşanıyorsa, özellikle kol veya çeneye yayılan ağrı gibi diğer semptomlar eşlik ediyorsa, derhal tıbbi müdahale gerekir. Düzenli kontroller kalp hastalığını erken tespit etmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zQIRFC6i1kq0KisOAUa3Jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kol ağrısı kalp sorunlarından kaynaklanabilir çünkü kalpten gelen ağrıyı işaret eden sinirler üst vücudu da etkileyebilir. Kol ağrısı açıklanamıyorsa ve göğüs ağrısı veya nefes darlığı gibi diğer semptomlarla ilişkiliyse, derhal acil bakım almak önemlidir. Erken müdahale hayat kurtarabilir.GÖĞÜS HASTALIĞISıkışma yaygın bir gösterge olsa da, mutlaka sıkı hissettirmeyen rahatsızlık, özellikle tıkalı atardamarlardan kaynaklandığında, kalp sorunlarıyla da ilişkili olabilir. Bu his sıklıkla meydana gelirse doktora görünmek önemlidir. Doktor, kalp sağlığını kontrol etmek için EKG veya stres testi gibi testler yapabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6V_wDQ3uGkWbORkyyzb84Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp atışlarındaki bu düzensizlikler stres, kaygı veya atriyal fibrilasyon gibi daha ciddi durumlardan kaynaklanabilir. Bu atlayan atışlar düzenliyse veya baş dönmesi veya bayılma ile birlikteyse, bir sağlık uzmanına danışma zamanı gelmiştir. Çoğu durumda, yaşam tarzı değişiklikleri, ilaçlar veya kardiyoversiyon gibi tedaviler yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolesterol düşürücü özelliği varmış, ilkbaharda toplanıyor: Her yerde yetişen bitki</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kolesterol-dusurucu-oezelligi-varmis-ilkbaharda-toplaniyor-her-yerde-yetisen-bitki</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kolesterol-dusurucu-oezelligi-varmis-ilkbaharda-toplaniyor-her-yerde-yetisen-bitki</guid>
<description><![CDATA[ Yozgat’ta bazı rahatsızlıklara iyi geldiği belirtilen yemlik otunu ilkbaharda doğadan toplayan vatandaşlar, severek tüketiyor. Pek çok faydası olduğu belirtilen yemlik otu, ciltteki sivilce izlerini ve lekelerini tedavi edici etkiye sahip olduğu, kolesterolü düzenlediği, kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini minimuma indirdiği, tansiyonu düzenlemeye yardımcı olması ile biliniyor.Genellikle İç Anadolu Bölgesi&#039;nde tüketilen ve Yozgat halkı tarafından da çok sevilen yemlik otuna her yerde rastlamak mümkün.Pek çok faydası olduğu belirtilen yemlik otu, ciltteki sivilce izlerini ve lekelerini tedavi edici etkiye sahip olduğu, kolesterolü düzenlediği, kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini minimuma indirdiği, tansiyonu düzenlemeye yardımcı olması ile biliniyor.Yozgat’ta eşiyle birlikte yemlik otu toplayan Zeynep Ertuğrul, aslen Adanalı olmasına rağmen 15 senedir Yozgat’ta yaşadığını, yemlik otunu oldukça sevdiğini ve tükettiğini ifade etti.Ertuğrul, &quot;Bunu yıkarız, temizler tuzlarız. Yufka ekmekle yeriz. Dürüm deriz, bazı yerlerde de sokum denilir. Böyle yeriz. Ara öğünlerde tüketiriz. Nisan ayında olur. 1 ay mühleti var. Yağışların etkisi olmuş. Sağlık açısından da her şeye faydalı derler. Organları temizler derler. Büyüklerimizden öyle duyduk&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AaCQ07qbYk6wy7d-CWgkvQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterol, düşürücü, özelliği, varmış, ilkbaharda, toplanıyor:, Her, yerde, yetişen, bitki</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AaCQ07qbYk6wy7d-CWgkvQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolesterol düşürücü özelliği varmış, ilkbaharda toplanıyor"><p>Yozgat’ta bazı rahatsızlıklara iyi geldiği belirtilen yemlik otunu ilkbaharda doğadan toplayan vatandaşlar, severek tüketiyor. Pek çok faydası olduğu belirtilen yemlik otu, ciltteki sivilce izlerini ve lekelerini tedavi edici etkiye sahip olduğu, kolesterolü düzenlediği, kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini minimuma indirdiği, tansiyonu düzenlemeye yardımcı olması ile biliniyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QpFqxz5Lb0S79lgNZegsiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle İç Anadolu Bölgesi'nde tüketilen ve Yozgat halkı tarafından da çok sevilen yemlik otuna her yerde rastlamak mümkün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sSCHb7LB90-wKfy4uOSM0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pek çok faydası olduğu belirtilen yemlik otu, ciltteki sivilce izlerini ve lekelerini tedavi edici etkiye sahip olduğu, kolesterolü düzenlediği, kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini minimuma indirdiği, tansiyonu düzenlemeye yardımcı olması ile biliniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Om8xbtA72kSw91Gp1X8RTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yozgat’ta eşiyle birlikte yemlik otu toplayan Zeynep Ertuğrul, aslen Adanalı olmasına rağmen 15 senedir Yozgat’ta yaşadığını, yemlik otunu oldukça sevdiğini ve tükettiğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AXfA0xpipUCOoSUAzilmzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ertuğrul, "Bunu yıkarız, temizler tuzlarız. Yufka ekmekle yeriz. Dürüm deriz, bazı yerlerde de sokum denilir. Böyle yeriz. Ara öğünlerde tüketiriz. Nisan ayında olur. 1 ay mühleti var. Yağışların etkisi olmuş. Sağlık açısından da her şeye faydalı derler. Organları temizler derler. Büyüklerimizden öyle duyduk" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Enerjinizi tüketen gizli besin eksiklikleri: Sürekli yorgun olmanızın nedeni</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/enerjinizi-tuketen-gizli-besin-eksiklikleri-surekli-yorgun-olmanizin-nedeni</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/enerjinizi-tuketen-gizli-besin-eksiklikleri-surekli-yorgun-olmanizin-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Yeterli dinlenmeye rağmen yorgun mu hissediyorsunuz? Nedeni vücudunuzdaki besin eksiklikleri olabilir. Demir, magnezyum, B12 vitamini, Omega-3 ve D vitamini eksiklikleri yorgunluğa, kas zayıflığına ve düşük enerji seviyelerine yol açabilir.İyi uyuduktan ve fiziksel olarak yorucu aktiviteler yapmadan bile sürekli yorgun mu hissediyorsunuz? Bazı önemli besin maddelerinin eksikliği, sizi yavaşlatabilecek hayati vücut fonksiyonlarınızdan bazılarını kesintiye uğratıyor olabilir. Yorgunluğunuzu görmezden gelmeyin ve vücudunuzun neye ihtiyacı olduğunu bulmak için aktif adımlar atın.İşte enerji seviyelerinizi altüst edebilecek besin eksiklikleri.Vücudunuzda yeterli demir olmaması uyuşuk, uykulu ve donuk hissetmenize neden olabilir. Acaba bu önemli besin maddesi ne işe yarıyor? Vücudunuzda oksijen taşımaya yardımcı olan kırmızı kan hücrelerindeki protein olan hemoglobin üretmeye yardımcı olur. Yeterli oksijen seviyeleri olmadan, kişi sürekli yorgun ve bitkin hissedebilir.Diyetinizden yeterli demir almak için bol miktarda mercimek, ıspanak, baklagiller, kara lahana vb. yiyin. Eksikliğiniz varsa, doktorunuzdan size bir takviye önermesini isteyin.Vücudunuzu güçlendirebilecek ve sizi sağlıklı, enerjik ve hatta neşeli hissettirebilecek temel besinler arasında magnezyum bulunur. Bu önemli mineral olmadan, vücudunuz yeterli enerji üretemeyebilir. Magnezyum, hücreleriniz için ana enerji kaynağı olan ATP üretiminde yardımcı olur. Yetersiz magnezyum seviyeleriyle, kişi enerji eksikliği, yorgunluk ve halsizlik yaşayabilir.Magnezyum ayrıca kas fonksiyonunda, sinir sinyalizasyonunda ve stres düzenlemesinde önemli bir rol oynar. Magnezyum eksikliği kas kramplarına, kötü uykuya ve zihinsel yorgunluğa yol açabilir.Magnezyumun önemli kaynakları arasında yapraklı yeşil sebzeler, kuruyemişler ve tohumlar, soya ürünleri ve fıstıklar bulunur.Açıklanamayan yorgunluk hissetmenizin nedenlerinden biri, vücutta kırmızı kan hücrelerinin üretimi ve beyin ve sinir fonksiyonlarının desteklenmesi için ihtiyaç duyulan çok önemli bir besin olan B12 Vitamini eksikliği olabilir. DNA üretimi için de önemlidir. İnsanlar B12 Vitamini eksikliği yaşadıklarında yorgunluk, halsizlik, beyin sisi ve diğer sinirle ilgili sorunlarla karşılaşma olasılıkları yüksektir.B12 Vitamini et, balık, yumurta, süt ürünleri ve tahıllar ve bitki bazlı süt gibi güçlendirilmiş gıdalarda bulunur.Omega-3, yorgunluğu azaltmaya yardımcı olabilir. Yiyeceklerinizde yeterli besin yoksa, bu kalıcı yorgunluğa ve düşük enerjiye yol açabilir. Beyin fonksiyonu için çok önemli bir besindir, konsantrasyonu, odaklanmayı ve genel üretkenliği artırmaya yardımcı olur. Ayrıca sağlıklı dolaşım ve iltihabı azaltmak için de gereklidirler.Vücuttaki Omega-3 seviyelerini korumak için yağlı balıklar (somon ve uskumru gibi), keten tohumları, chia tohumları, ceviz ve yosun bazlı takviyeler yiyin.Genellikle güneş vitamini olarak adlandırılan D Vitamini, enerji seviyelerini, ruh halini ve bağışıklık sağlığını korumada hayati bir rol oynar. D Vitamini eksikliği, kalıcı yorgunluğa, kas zayıflığına, düşük ruh haline ve hatta uyku bozukluklarına yol açabilir. Vücut güneş ışığına maruz kaldığında D Vitamini ürettiğinden, dışarıda vakit geçirmemek veya yoğun güneş koruması kullanmak eksikliğine katkıda bulunabilir.Yeterli seviyeleri korumak için düzenli güneşe maruz kalmayı hedefleyin, yağlı balık, yumurta sarısı ve güçlendirilmiş süt ürünleri veya bitki bazlı alternatifler gibi yiyecekler tüketin. Eksikliğiniz olması durumunda doktorunuzdan takviyeler de isteyebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_UPh9h9OhUaq5lKeSC5QUQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Enerjinizi, tüketen, gizli, besin, eksiklikleri:, Sürekli, yorgun, olmanızın, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_UPh9h9OhUaq5lKeSC5QUQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Enerjinizi tüketen gizli besin eksiklikleri: Sürekli yorgun olmanızın nedeni"><p>Yeterli dinlenmeye rağmen yorgun mu hissediyorsunuz? Nedeni vücudunuzdaki besin eksiklikleri olabilir. Demir, magnezyum, B12 vitamini, Omega-3 ve D vitamini eksiklikleri yorgunluğa, kas zayıflığına ve düşük enerji seviyelerine yol açabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gYyRdWaqIkGD9WLGH_SoHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi uyuduktan ve fiziksel olarak yorucu aktiviteler yapmadan bile sürekli yorgun mu hissediyorsunuz? Bazı önemli besin maddelerinin eksikliği, sizi yavaşlatabilecek hayati vücut fonksiyonlarınızdan bazılarını kesintiye uğratıyor olabilir. Yorgunluğunuzu görmezden gelmeyin ve vücudunuzun neye ihtiyacı olduğunu bulmak için aktif adımlar atın.İşte enerji seviyelerinizi altüst edebilecek besin eksiklikleri.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xt3IDtrTTk-dqMjrFa2l9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuzda yeterli demir olmaması uyuşuk, uykulu ve donuk hissetmenize neden olabilir. Acaba bu önemli besin maddesi ne işe yarıyor? Vücudunuzda oksijen taşımaya yardımcı olan kırmızı kan hücrelerindeki protein olan hemoglobin üretmeye yardımcı olur. Yeterli oksijen seviyeleri olmadan, kişi sürekli yorgun ve bitkin hissedebilir.Diyetinizden yeterli demir almak için bol miktarda mercimek, ıspanak, baklagiller, kara lahana vb. yiyin. Eksikliğiniz varsa, doktorunuzdan size bir takviye önermesini isteyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qXTzP3RBaEm6Dx_WQiAzKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuzu güçlendirebilecek ve sizi sağlıklı, enerjik ve hatta neşeli hissettirebilecek temel besinler arasında magnezyum bulunur. Bu önemli mineral olmadan, vücudunuz yeterli enerji üretemeyebilir. Magnezyum, hücreleriniz için ana enerji kaynağı olan ATP üretiminde yardımcı olur. Yetersiz magnezyum seviyeleriyle, kişi enerji eksikliği, yorgunluk ve halsizlik yaşayabilir.Magnezyum ayrıca kas fonksiyonunda, sinir sinyalizasyonunda ve stres düzenlemesinde önemli bir rol oynar. Magnezyum eksikliği kas kramplarına, kötü uykuya ve zihinsel yorgunluğa yol açabilir.Magnezyumun önemli kaynakları arasında yapraklı yeşil sebzeler, kuruyemişler ve tohumlar, soya ürünleri ve fıstıklar bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SIm1oYRfdUWmrMlmDlnytQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açıklanamayan yorgunluk hissetmenizin nedenlerinden biri, vücutta kırmızı kan hücrelerinin üretimi ve beyin ve sinir fonksiyonlarının desteklenmesi için ihtiyaç duyulan çok önemli bir besin olan B12 Vitamini eksikliği olabilir. DNA üretimi için de önemlidir. İnsanlar B12 Vitamini eksikliği yaşadıklarında yorgunluk, halsizlik, beyin sisi ve diğer sinirle ilgili sorunlarla karşılaşma olasılıkları yüksektir.B12 Vitamini et, balık, yumurta, süt ürünleri ve tahıllar ve bitki bazlı süt gibi güçlendirilmiş gıdalarda bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b-4YhJlBtUOBPB-z7mRf4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega-3, yorgunluğu azaltmaya yardımcı olabilir. Yiyeceklerinizde yeterli besin yoksa, bu kalıcı yorgunluğa ve düşük enerjiye yol açabilir. Beyin fonksiyonu için çok önemli bir besindir, konsantrasyonu, odaklanmayı ve genel üretkenliği artırmaya yardımcı olur. Ayrıca sağlıklı dolaşım ve iltihabı azaltmak için de gereklidirler.Vücuttaki Omega-3 seviyelerini korumak için yağlı balıklar (somon ve uskumru gibi), keten tohumları, chia tohumları, ceviz ve yosun bazlı takviyeler yiyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r8JC7gHF3ke-XOo5mFC0YA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle güneş vitamini olarak adlandırılan D Vitamini, enerji seviyelerini, ruh halini ve bağışıklık sağlığını korumada hayati bir rol oynar. D Vitamini eksikliği, kalıcı yorgunluğa, kas zayıflığına, düşük ruh haline ve hatta uyku bozukluklarına yol açabilir. Vücut güneş ışığına maruz kaldığında D Vitamini ürettiğinden, dışarıda vakit geçirmemek veya yoğun güneş koruması kullanmak eksikliğine katkıda bulunabilir.Yeterli seviyeleri korumak için düzenli güneşe maruz kalmayı hedefleyin, yağlı balık, yumurta sarısı ve güçlendirilmiş süt ürünleri veya bitki bazlı alternatifler gibi yiyecekler tüketin. Eksikliğiniz olması durumunda doktorunuzdan takviyeler de isteyebilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ABD&amp;apos;li doktor açıkladı: Şeker tüketmediğinizde vücudunuzda ne oluyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/abdli-doktor-acikladi-seker-tuketmediginizde-vucudunuzda-ne-oluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/abdli-doktor-acikladi-seker-tuketmediginizde-vucudunuzda-ne-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ İlave şekeri sadece iki hafta boyunca hayatınızdan çıkardığınızda, hem bedeniniz hem de zihninizde gözle görülür değişiklikler başlıyor. Enerjiden cilt sağlığına, iştahtan zihinsel netliğe kadar birçok alanda fark yaratan bu kısa detoks, katı diyetlere girmeden vücudu adeta yeniliyor. Peki, 14 gün şeker tüketmediğinizde ne oluyor?ABD merkezli sağlık uzmanı Dr. Eric Berg, yalnızca iki hafta boyunca ilave şekeri hayatımızdan çıkarmanın vücutta ciddi ve gözle görülür değişimlere yol açabileceğini söylüyor. Üstelik bu, ceza gibi katı bir diyete girmek değil; vücuda kısa bir &quot;sıfırlama&quot; molası vermek anlamına geliyor.Dr. Berg’e göre, şeker detoksunun faydalarını görmek için aylarca beklemeye gerek yok. Sadece 14 gün şekersiz bir yaşam tarzı bile, enerji seviyesinden cilt sağlığına kadar birçok alanda olumlu etkiler yaratabiliyor. Üstelik sadece tatlıyı kesmekle de sınırlı değil bu süreç. Kahvaltılık gevreklerden meyve sularına, soslardan bisküvilere kadar pek çok işlenmiş gıdanın içinde gizlenen ilave şekerler, bu kısa detoksta tamamen hayatımızdan çıkıyor.Peki, sadece iki haftalık şekersiz yaşam vücutta neleri değiştiriyor?Şeker, dopamin seviyesini artırarak kısa süreli mutluluk hissi verse de bu durum bağımlılığa dönüşebiliyor. Ancak şekeri bıraktıktan yaklaşık iki hafta sonra beyin yeniden dengeye kavuşuyor. Dopamin reseptörleri sıfırlanıyor ve bu sayede ani istekler azalıyor. Artık zihniniz şeker için sinyal göndermiyor.2. DENGELİ İŞTAHŞeker tüketimi insülin seviyesini yükselterek vücudun yağ depolamasına ve daha sık acıkmasına neden oluyor. Şekerden uzaklaştıkça insülin seviyeleri normale dönüyor ve vücut, depolanan yağı enerjiye çevirmeye başlıyor. Sonuç? Daha uzun süre tok kalma hissi.Şeker, hızlı enerji verir ama aynı hızla çöküşe neden olur. Şeker detoksu sayesinde vücut enerjisini yağdan almaya başlıyor; bu da daha sürdürülebilir ve doğal bir enerji kaynağı demek. Öğleden sonra yaşanan yorgunluklar tarihe karışıyor.4. KALORİ SAYMADAN KİLO KAYBIDr. Berg’e göre, şeker vücutta su tutulumuna neden olur. İlave şeker kesildiğinde, ilk değişen şeylerden biri şişkinlik oluyor. Ardından vücut yağ yakmaya başlıyor. Özellikle bel çevresinde gözle görülür bir incelme fark ediliyor.Şeker, ciltte iltihaplanmaya neden olarak donukluk, kuruluk ve kırışıklıklara zemin hazırlar. Şeker kesildiğinde ise cilt kendini onarmaya başlar. İkinci haftanın sonunda, birçok kişi daha aydınlık, daha pürüzsüz ve sağlıklı bir cilt fark ettiğini bildiriyor.&quot;Şeker sisi&quot; olarak da bilinen zihinsel bulanıklık, dengesiz kan şekeriyle ilişkilidir. Şekersiz yaşam, beynin keton adı verilen daha stabil bir yakıt kaynağına geçmesini sağlar. Bu da daha net düşünme, gelişmiş hafıza ve daha dengeli bir ruh hali anlamına geliyor.7. DAHA AZ ŞİŞKİNLİKŞeker, kronik inflamasyonu besler. İki haftalık detoks sürecinde kandaki iltihap belirteçleri azalmaya başlar. Baş ağrıları, eklem ağrıları, hatta ciltteki tahrişler bile hafifler. Vücut, içsel bir rahatlama hissine kavuşur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VnTj1yC1XkG89wd83km9YQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABDli, doktor, açıkladı:, Şeker, tüketmediğinizde, vücudunuzda, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VnTj1yC1XkG89wd83km9YQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="ABD'li doktor açıkladı: Şeker tüketmediğinizde vücudunuzda ne oluyor?"><p>İlave şekeri sadece iki hafta boyunca hayatınızdan çıkardığınızda, hem bedeniniz hem de zihninizde gözle görülür değişiklikler başlıyor. Enerjiden cilt sağlığına, iştahtan zihinsel netliğe kadar birçok alanda fark yaratan bu kısa detoks, katı diyetlere girmeden vücudu adeta yeniliyor. Peki, 14 gün şeker tüketmediğinizde ne oluyor?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7mAego91_ECbAfZD6sSBGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD merkezli sağlık uzmanı Dr. Eric Berg, yalnızca iki hafta boyunca ilave şekeri hayatımızdan çıkarmanın vücutta ciddi ve gözle görülür değişimlere yol açabileceğini söylüyor. Üstelik bu, ceza gibi katı bir diyete girmek değil; vücuda kısa bir "sıfırlama" molası vermek anlamına geliyor.Dr. Berg’e göre, şeker detoksunun faydalarını görmek için aylarca beklemeye gerek yok. Sadece 14 gün şekersiz bir yaşam tarzı bile, enerji seviyesinden cilt sağlığına kadar birçok alanda olumlu etkiler yaratabiliyor. Üstelik sadece tatlıyı kesmekle de sınırlı değil bu süreç. Kahvaltılık gevreklerden meyve sularına, soslardan bisküvilere kadar pek çok işlenmiş gıdanın içinde gizlenen ilave şekerler, bu kısa detoksta tamamen hayatımızdan çıkıyor.Peki, sadece iki haftalık şekersiz yaşam vücutta neleri değiştiriyor?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E6k9hPt3Q0WsKXciQiaa2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şeker, dopamin seviyesini artırarak kısa süreli mutluluk hissi verse de bu durum bağımlılığa dönüşebiliyor. Ancak şekeri bıraktıktan yaklaşık iki hafta sonra beyin yeniden dengeye kavuşuyor. Dopamin reseptörleri sıfırlanıyor ve bu sayede ani istekler azalıyor. Artık zihniniz şeker için sinyal göndermiyor.2. DENGELİ İŞTAHŞeker tüketimi insülin seviyesini yükselterek vücudun yağ depolamasına ve daha sık acıkmasına neden oluyor. Şekerden uzaklaştıkça insülin seviyeleri normale dönüyor ve vücut, depolanan yağı enerjiye çevirmeye başlıyor. Sonuç? Daha uzun süre tok kalma hissi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/am4LlQO1vkyJCuH0bQlE2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şeker, hızlı enerji verir ama aynı hızla çöküşe neden olur. Şeker detoksu sayesinde vücut enerjisini yağdan almaya başlıyor; bu da daha sürdürülebilir ve doğal bir enerji kaynağı demek. Öğleden sonra yaşanan yorgunluklar tarihe karışıyor.4. KALORİ SAYMADAN KİLO KAYBIDr. Berg’e göre, şeker vücutta su tutulumuna neden olur. İlave şeker kesildiğinde, ilk değişen şeylerden biri şişkinlik oluyor. Ardından vücut yağ yakmaya başlıyor. Özellikle bel çevresinde gözle görülür bir incelme fark ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yQgE7B59g0SBDr5KKo3Cbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şeker, ciltte iltihaplanmaya neden olarak donukluk, kuruluk ve kırışıklıklara zemin hazırlar. Şeker kesildiğinde ise cilt kendini onarmaya başlar. İkinci haftanın sonunda, birçok kişi daha aydınlık, daha pürüzsüz ve sağlıklı bir cilt fark ettiğini bildiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LR9j7h9vc0OEwusB9czSSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Şeker sisi" olarak da bilinen zihinsel bulanıklık, dengesiz kan şekeriyle ilişkilidir. Şekersiz yaşam, beynin keton adı verilen daha stabil bir yakıt kaynağına geçmesini sağlar. Bu da daha net düşünme, gelişmiş hafıza ve daha dengeli bir ruh hali anlamına geliyor.7. DAHA AZ ŞİŞKİNLİKŞeker, kronik inflamasyonu besler. İki haftalık detoks sürecinde kandaki iltihap belirteçleri azalmaya başlar. Baş ağrıları, eklem ağrıları, hatta ciltteki tahrişler bile hafifler. Vücut, içsel bir rahatlama hissine kavuşur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uluslararası Sağlık Turizmi Yönetmeliği Resmi Gazete&amp;apos;de yayımlandı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uluslararasi-saglik-turizmi-yoenetmeligi-resmi-gazetede-yayimlandi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uluslararasi-saglik-turizmi-yoenetmeligi-resmi-gazetede-yayimlandi</guid>
<description><![CDATA[ Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.Sağlık turizmi alanında hizmet kalitesinin artırılması ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini hedefleyen yönetmelik ile sektörde yeni bir dönem başladı.HEALTHTÜRKİYE PORTALI İLE ENTEGRE SİSTEM  Yeni düzenleme kapsamında, sağlık turizmi alanında faaliyet gösterecek tüm sağlık tesisleri ve aracı kuruluşlar, USHAŞ tarafından işletilen HealthTürkiye portalı ile entegre çalışacak. Sunulan tüm sağlık turizmi hizmetleri bu platform üzerinden takip edilebilecek. Hastalar, aldıkları hizmetleri portal üzerinden görüntüleyebilecek.  CERRAHİ İŞLEMLERE SİGORTA ZORUNLULUĞU  Sağlık turizmi kapsamında ameliyathane ortamında gerçekleştirilecek cerrahi işlemler için komplikasyon sigortası yaptırılması zorunlu hale getirildi. Sağlık tesisi ve aracı kuruluşlardan hizmet alan her sağlık turisti için sorumlu personel atanacak ve hizmet süreci takip edilecek.  YETKİ BELGESİ VE AKREDİTASYON ŞARTI  Yönetmelik kapsamında, sağlık tesisleri TÜSKA tarafından oluşturulan uluslararası geçerliliğe sahip akreditasyon ve sertifikalara sahip olacak. Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi, HealthTürkiye Performans Kriterleri’ne bağlı olarak geçerliliğini sürdürecek; bu belge devredilemeyecek.  UZAKTAN SAĞLIK HİZMETİ RESMİ PORTALDAN DUYURULACAK  Sağlık tesisleri, uzaktan sağlık hizmeti sunabilecek ve bu hizmetler HealthTürkiye portalı üzerinden ilan edilecek. Aracı kuruluşlara yetki belgesi verilmesi ve bu kapsamda sunulan hizmetlerin takibi ise USHAŞ tarafından yürütülecek.  DEĞERLENDİRME VE DİL ŞARTI  Tüm sağlık tesisi ve aracı kuruluşlar hasta şikâyet oranları ve memnuniyet anketleri doğrultusunda düzenli olarak değerlendirilecek. Sağlık turizmi biriminde görevli personelin en az birinin yabancı dil bilmesi ve bunu belgelendirmesi gerekecek.  ARACI KURULUŞLARA 7/ 24 ÇAĞRI HİZMETİ ZORUNLULUĞU  Aracı kuruluşlar, en az iki yabancı dilde ve 7 gün 24 saat esasına uygun şekilde çağrı hizmeti sunacak.  UYUM SÜRECİ  Yönetmelik kapsamında sağlık tesisleri ve aracı kuruluşlar, düzenlemelere altı ay içinde uyum sağlayacak. Komplikasyon sigortası 2025 yılı sonuna kadar, akreditasyon ve sertifikalar ise 2026 yılı sonuna kadar temin edilecek ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2w1s3v3lxUSam94RZB028A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uluslararası, Sağlık, Turizmi, Yönetmeliği, Resmi, Gazetede, yayımlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2w1s3v3lxUSam94RZB028A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uluslararası Sağlık Turizmi Yönetmeliği Resmi Gazete'de"><p>Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p><p>Sağlık turizmi alanında hizmet kalitesinin artırılması ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini hedefleyen yönetmelik ile sektörde yeni bir dönem başladı.</p><p><strong>HEALTHTÜRKİYE PORTALI İLE ENTEGRE SİSTEM</strong>  Yeni düzenleme kapsamında, sağlık turizmi alanında faaliyet gösterecek tüm sağlık tesisleri ve aracı kuruluşlar, USHAŞ tarafından işletilen HealthTürkiye portalı ile entegre çalışacak. Sunulan tüm sağlık turizmi hizmetleri bu platform üzerinden takip edilebilecek. Hastalar, aldıkları hizmetleri portal üzerinden görüntüleyebilecek.  <strong>CERRAHİ İŞLEMLERE SİGORTA ZORUNLULUĞU</strong>  Sağlık turizmi kapsamında ameliyathane ortamında gerçekleştirilecek cerrahi işlemler için komplikasyon sigortası yaptırılması zorunlu hale getirildi. Sağlık tesisi ve aracı kuruluşlardan hizmet alan her sağlık turisti için sorumlu personel atanacak ve hizmet süreci takip edilecek.  <strong>YETKİ BELGESİ VE AKREDİTASYON ŞARTI</strong>  Yönetmelik kapsamında, sağlık tesisleri TÜSKA tarafından oluşturulan uluslararası geçerliliğe sahip akreditasyon ve sertifikalara sahip olacak. Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi, HealthTürkiye Performans Kriterleri’ne bağlı olarak geçerliliğini sürdürecek; bu belge devredilemeyecek.  <strong>UZAKTAN SAĞLIK HİZMETİ RESMİ PORTALDAN DUYURULACAK</strong>  Sağlık tesisleri, uzaktan sağlık hizmeti sunabilecek ve bu hizmetler HealthTürkiye portalı üzerinden ilan edilecek. Aracı kuruluşlara yetki belgesi verilmesi ve bu kapsamda sunulan hizmetlerin takibi ise USHAŞ tarafından yürütülecek.  <strong>DEĞERLENDİRME VE DİL ŞARTI</strong>  Tüm sağlık tesisi ve aracı kuruluşlar hasta şikâyet oranları ve memnuniyet anketleri doğrultusunda düzenli olarak değerlendirilecek. Sağlık turizmi biriminde görevli personelin en az birinin yabancı dil bilmesi ve bunu belgelendirmesi gerekecek.  <strong>ARACI KURULUŞLARA 7/ 24 ÇAĞRI HİZMETİ ZORUNLULUĞU</strong>  Aracı kuruluşlar, en az iki yabancı dilde ve 7 gün 24 saat esasına uygun şekilde çağrı hizmeti sunacak.  <strong>UYUM SÜRECİ</strong>  Yönetmelik kapsamında sağlık tesisleri ve aracı kuruluşlar, düzenlemelere altı ay içinde uyum sağlayacak. Komplikasyon sigortası 2025 yılı sonuna kadar, akreditasyon ve sertifikalar ise 2026 yılı sonuna kadar temin edilecek</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günlük adım sayısı ne kadar olmalı? Hareketsiz yaşamın zararlı etkilerini azaltıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gunluk-adim-sayisi-ne-kadar-olmali-hareketsiz-yasamin-zararli-etkilerini-azaltiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gunluk-adim-sayisi-ne-kadar-olmali-hareketsiz-yasamin-zararli-etkilerini-azaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ Uluslararası bir araştırma, kişilerin günlük adım sayılarını artırarak hareketsiz yaşamın sağlığa zararlı etkilerini azaltabileceğini ortaya koydu.Avustralya’daki Sydney Üniversitesi’nden araştırmacılar, günlük adım sayısını artırmanın hareketsiz yaşam üzerindeki etkisini gözlemlemek için İngiltere Biyobankası&#039;na katkıda bulunan 72 bin 174 gönüllünün verilerini analiz etti.Katılımcılar, bir hafta boyunca bileklerine takılan ivmeölçerler aracılığıyla attıkları adım sayısını ve oturarak geçirdikleri süreyi kaydettiler.Çalışmada, günde ortalama 11 saat hareketsiz kalan bireyler, ‘yüksek hareketsiz kalma süresi’ kategorisinde yer alırken, daha az zaman hareketsiz kalanlar ‘düşük hareketsiz kalma süresi’ olarak sınıflandırıldı. İlk iki yıl boyunca kötü sağlığa sahip olabilecek katılımcılar çalışmaya dahil edilmedi, bu nedenle bulguların yalnızca ilk iki yıl boyunca genel olarak sağlıklı olan bireyler için geçerli olduğu bildirildi.Çalışmanın sonunda uzmanlar, aşırı hareketsiz yaşam tarzını dengelemek için günlük 9 bin ila 10 bin adım atmanın ideal olduğunu aktardı. Ayrıca, günlük yaklaşık 4 bin ila 4 bin 500 adım atıldığında sağlık faydalarının ortaya çıkmaya başladığı tespit edildi. Araştırmanın sonuçları, atılan adımların kardiyovasküler hastalık riskini yüzde 21, erken ölüm riskini ise yüzde 39 oranında azalttığını gösterdi.Çalışmanın başyazarı Matthew Ahmadi, araştırmanın bulgularıyla ilgili, &quot;Bu, uzun süre hareketsiz kalan bireyler için bir &#039;kıl payı kurtuluş yolu&#039; değil. Ancak, her türlü hareketin önemli olduğu ve insanların günlük adım sayılarını artırarak kaçınılmaz hareketsiz zamanın sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini telafi edebileceği yönünde önemli bir halk sağlığı mesajı veriyor&quot; değerlendirmesini yaptı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cwSvrlwz_0ap9bvG1NAfIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günlük, adım, sayısı, kadar, olmalı, Hareketsiz, yaşamın, zararlı, etkilerini, azaltıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cwSvrlwz_0ap9bvG1NAfIA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Günlük adım sayısı ne kadar olmalı?"><p>Uluslararası bir araştırma, kişilerin günlük adım sayılarını artırarak hareketsiz yaşamın sağlığa zararlı etkilerini azaltabileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZAg8idOH8U6wGYMw8IFvVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avustralya’daki Sydney Üniversitesi’nden araştırmacılar, günlük adım sayısını artırmanın hareketsiz yaşam üzerindeki etkisini gözlemlemek için İngiltere Biyobankası'na katkıda bulunan 72 bin 174 gönüllünün verilerini analiz etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vA1BPrC1OkC1rLHXCipCdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Katılımcılar, bir hafta boyunca bileklerine takılan ivmeölçerler aracılığıyla attıkları adım sayısını ve oturarak geçirdikleri süreyi kaydettiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d_yCPVfS7kmoBQT5qHVM3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmada, günde ortalama 11 saat hareketsiz kalan bireyler, ‘yüksek hareketsiz kalma süresi’ kategorisinde yer alırken, daha az zaman hareketsiz kalanlar ‘düşük hareketsiz kalma süresi’ olarak sınıflandırıldı. İlk iki yıl boyunca kötü sağlığa sahip olabilecek katılımcılar çalışmaya dahil edilmedi, bu nedenle bulguların yalnızca ilk iki yıl boyunca genel olarak sağlıklı olan bireyler için geçerli olduğu bildirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_laLJu5CFkKZ9WNjWPiqAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmanın sonunda uzmanlar, aşırı hareketsiz yaşam tarzını dengelemek için günlük 9 bin ila 10 bin adım atmanın ideal olduğunu aktardı. Ayrıca, günlük yaklaşık 4 bin ila 4 bin 500 adım atıldığında sağlık faydalarının ortaya çıkmaya başladığı tespit edildi. Araştırmanın sonuçları, atılan adımların kardiyovasküler hastalık riskini yüzde 21, erken ölüm riskini ise yüzde 39 oranında azalttığını gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iGpg96zkFkO1eb7jC88s9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmanın başyazarı Matthew Ahmadi, araştırmanın bulgularıyla ilgili, "Bu, uzun süre hareketsiz kalan bireyler için bir 'kıl payı kurtuluş yolu' değil. Ancak, her türlü hareketin önemli olduğu ve insanların günlük adım sayılarını artırarak kaçınılmaz hareketsiz zamanın sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini telafi edebileceği yönünde önemli bir halk sağlığı mesajı veriyor" değerlendirmesini yaptı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>7 yıl çürümüş böbrekle yaşadı: 55 yaşındaki kadının ameliyatı 4 saat sürdü</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/7-yil-curumus-boebrekle-yasadi-55-yasindaki-kadinin-ameliyati-4-saat-surdu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/7-yil-curumus-boebrekle-yasadi-55-yasindaki-kadinin-ameliyati-4-saat-surdu</guid>
<description><![CDATA[ Tunceli&#039;de, 7 yıl boyunca çürümüş böbrekle yaşayan 55 yaşındaki Çiçek Durmaz isimli hasta, 4 saat süren başarılı bir ameliyatla yeniden sağlığına kavuştu.Tunceli Devlet Hastanesi&#039;nde gerçekleştirilen ameliyata üroloji uzmanları Op. Dr. Burak Karakuş, Op. Dr. Ömer Özkan&#039;ın yanı sıra genel cerrahi uzmanları Op. Dr. Gülberk Uslu ve Op. Dr. Baran Demir ile yardımcı sağlık personeli katıldı.Ameliyata ilişkin bilgi veren üroloji uzmanı Op. Dr. Burak Karakuş, &quot;Hastamız bize sağ yan ağrısıyla geldi. Yaptığımız tetkikler sonucunda hastamızın sağ böbreğinin taş nedeniyle tamamen çürümüş olduğunu gördük. Buna bağlı hastaya çürümüş böbreğinin alınması gerektiğini anlattık. Hastamız korku ve endişe içerisindeydi. Çünkü farklı merkezlerde de bu ameliyatın olması gerektiği ancak çok riskli olduğunu anlatmışlar.Biz hastamıza korkularını yenmesini gerektiğini ve risklerini de bizim göğüsleyeceğimizi söyledik ve hastamızı genel cerrahi ile ortak bir şekilde ameliyata aldık. Vakamızda genel cerrahi fıtık nedeniyle bağırsakları bölgeden uzaklaştırdı. Biz üroloji ekibi olarak bölgeyi çepeçevre döndük ve çürümüş böbreği tamamen dışarı aldık. Ameliyatta böbreğin tamamen çürümüş olduğunu kanıtlamış olduk&quot; dedi.Hastanın şimdi gayet iyi olduğunu belirten Op. Dr. Karakuş, &quot;Hastamız ameliyattan sonra gayet iyi. Serviste takip ediliyor. Hatta taburculuk için neredeyse hazır. Daha önceki yıllara göre kendisini çok daha iyi hissettiğini söylüyor. İltihap değerleri neredeyse tamamen normale döndü&quot; diye konuştu.Taş hastalığı geçirmiş olan kişilerin ürolojik kontrollerinin önemli olduğunun altını çizen Op. Dr. Karakuş, &quot;Altı ayda senede bir üroloji poliklinik kontrollerini yapmalarını öneriyoruz. İyi sıvı tüketimi özellikle su tüketiminin aksatılmaması gerekiyor&quot; şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sLR6Wv-EsESwHrP4AbpnyA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıl, çürümüş, böbrekle, yaşadı:, yaşındaki, kadının, ameliyatı, saat, sürdü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sLR6Wv-EsESwHrP4AbpnyA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="7 yıl çürümüş böbrekle yaşadı: 55 yaşındaki kadının ameliyatı 4 saat sürdü"><p>Tunceli'de, 7 yıl boyunca çürümüş böbrekle yaşayan 55 yaşındaki Çiçek Durmaz isimli hasta, 4 saat süren başarılı bir ameliyatla yeniden sağlığına kavuştu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gm1W8jRYzEqLaZD5-lXjrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tunceli Devlet Hastanesi'nde gerçekleştirilen ameliyata üroloji uzmanları Op. Dr. Burak Karakuş, Op. Dr. Ömer Özkan'ın yanı sıra genel cerrahi uzmanları Op. Dr. Gülberk Uslu ve Op. Dr. Baran Demir ile yardımcı sağlık personeli katıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uq6VmeLQWk2R0JZd0Fia2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ameliyata ilişkin bilgi veren üroloji uzmanı Op. Dr. Burak Karakuş, "Hastamız bize sağ yan ağrısıyla geldi. Yaptığımız tetkikler sonucunda hastamızın sağ böbreğinin taş nedeniyle tamamen çürümüş olduğunu gördük. Buna bağlı hastaya çürümüş böbreğinin alınması gerektiğini anlattık. Hastamız korku ve endişe içerisindeydi. Çünkü farklı merkezlerde de bu ameliyatın olması gerektiği ancak çok riskli olduğunu anlatmışlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gurCw5ep90y7wwLCi7EkCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Biz hastamıza korkularını yenmesini gerektiğini ve risklerini de bizim göğüsleyeceğimizi söyledik ve hastamızı genel cerrahi ile ortak bir şekilde ameliyata aldık. Vakamızda genel cerrahi fıtık nedeniyle bağırsakları bölgeden uzaklaştırdı. Biz üroloji ekibi olarak bölgeyi çepeçevre döndük ve çürümüş böbreği tamamen dışarı aldık. Ameliyatta böbreğin tamamen çürümüş olduğunu kanıtlamış olduk" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NTMmnJ-lhESGiDBRPE5qKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastanın şimdi gayet iyi olduğunu belirten Op. Dr. Karakuş, "Hastamız ameliyattan sonra gayet iyi. Serviste takip ediliyor. Hatta taburculuk için neredeyse hazır. Daha önceki yıllara göre kendisini çok daha iyi hissettiğini söylüyor. İltihap değerleri neredeyse tamamen normale döndü" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hic5QcJSBka-Tv_tJqqCzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taş hastalığı geçirmiş olan kişilerin ürolojik kontrollerinin önemli olduğunun altını çizen Op. Dr. Karakuş, "Altı ayda senede bir üroloji poliklinik kontrollerini yapmalarını öneriyoruz. İyi sıvı tüketimi özellikle su tüketiminin aksatılmaması gerekiyor" şeklinde konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları açıkladı: Erken demansa neden olan alışkanlık</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-erken-demansa-neden-olan-aliskanlik</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-erken-demansa-neden-olan-aliskanlik</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yapılan bir araştırmada, erken yaşlarda demansa neden olan 15 farklı yaşam tarzı belirlendi. Araştırmada, İngiltere’de yaşayan 65 yaş altı 356 binden fazla kişinin sağlık ve yaşam tarzı verileri analiz edildi. Daha önce yapılan çalışmaların çoğu genetik faktörlere odaklanırken, bu çalışma erken yaşlarda başlayan demans riskini artıran 15 farklı yaşam tarzı ve sağlık faktörünü ortaya koydu.2023 yılında yayımlanan kapsamlı bir araştırma, erken yaşlarda başlayan demansın nedenlerine ilişkin veriler sundu. Araştırmada, İngiltere’de yaşayan 65 yaş altı 356 binden fazla kişinin sağlık ve yaşam tarzı verileri analiz edildi.Daha önce yapılan çalışmaların çoğu genetik faktörlere odaklanırken, bu çalışma erken yaşlarda başlayan demans riskini artıran 15 farklı yaşam tarzı ve sağlık faktörünü ortaya koydu.Çalışmaya göre düşük sosyoekonomik durum, sosyal izolasyon, işitme kaybı, felç, diyabet, kalp hastalığı ve depresyon gibi faktörler, genç yaşta demans riskini artırıyor. Ayrıca D vitamini eksikliği ve karaciğerin iltihap yanıtı olarak ürettiği C-reaktif proteinin yüksek seviyeleri de risk faktörleri arasında yer alıyor. Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilen &#039;ApoE 4&#039; gen varyantlarına sahip kişilerde de genç yaşta demans riski görülebiliyor.Hollanda’daki Maastricht Üniversitesi&#039;nden nörobilimci Stevie Hendriks çalışmaya ilişkin, &quot;Sebebin genellikle genetik olduğu varsayılıyor fakat birçok kişi için sebebin tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. Bu nedenle bu çalışmada diğer risk faktörlerini de araştırmak istedik&quot; açıklamasında bulundu.Araştırmanın sonuçları, doğrudan neden-sonuç ilişkisi kanıtlamasa da erken yaşlarda başlayan demans hakkında daha net bir tablo sunuyor. Uzmanlar, değiştirilebilir risk faktörlerine odaklanılarak demansın sadece yönetilmesi değil, önlenmesi için de umut verici adımlar atılabileceğini öngörüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hrc3nlK2IkqMCq4IW4Ki0g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, açıkladı:, Erken, demansa, neden, olan, alışkanlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hrc3nlK2IkqMCq4IW4Ki0g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim insanları açıkladı: Erken demansa neden olan alışkanlık"><p>İngiltere'de yapılan bir araştırmada, erken yaşlarda demansa neden olan 15 farklı yaşam tarzı belirlendi. Araştırmada, İngiltere’de yaşayan 65 yaş altı 356 binden fazla kişinin sağlık ve yaşam tarzı verileri analiz edildi. Daha önce yapılan çalışmaların çoğu genetik faktörlere odaklanırken, bu çalışma erken yaşlarda başlayan demans riskini artıran 15 farklı yaşam tarzı ve sağlık faktörünü ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MFI0nZgYOkK9eUMGOYZ-ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2023 yılında yayımlanan kapsamlı bir araştırma, erken yaşlarda başlayan demansın nedenlerine ilişkin veriler sundu. Araştırmada, İngiltere’de yaşayan 65 yaş altı 356 binden fazla kişinin sağlık ve yaşam tarzı verileri analiz edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s6kZ962Pn0-Rvp1jpaxrZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce yapılan çalışmaların çoğu genetik faktörlere odaklanırken, bu çalışma erken yaşlarda başlayan demans riskini artıran 15 farklı yaşam tarzı ve sağlık faktörünü ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sUlEIjiCdEaGqagBqmdMpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmaya göre düşük sosyoekonomik durum, sosyal izolasyon, işitme kaybı, felç, diyabet, kalp hastalığı ve depresyon gibi faktörler, genç yaşta demans riskini artırıyor. Ayrıca D vitamini eksikliği ve karaciğerin iltihap yanıtı olarak ürettiği C-reaktif proteinin yüksek seviyeleri de risk faktörleri arasında yer alıyor. Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilen 'ApoE 4' gen varyantlarına sahip kişilerde de genç yaşta demans riski görülebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MsjC5cKgAkCupCvF9GZH9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hollanda’daki Maastricht Üniversitesi'nden nörobilimci Stevie Hendriks çalışmaya ilişkin, "Sebebin genellikle genetik olduğu varsayılıyor fakat birçok kişi için sebebin tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. Bu nedenle bu çalışmada diğer risk faktörlerini de araştırmak istedik" açıklamasında bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F_HQsBqyK0O24-iINlXlqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmanın sonuçları, doğrudan neden-sonuç ilişkisi kanıtlamasa da erken yaşlarda başlayan demans hakkında daha net bir tablo sunuyor. Uzmanlar, değiştirilebilir risk faktörlerine odaklanılarak demansın sadece yönetilmesi değil, önlenmesi için de umut verici adımlar atılabileceğini öngörüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün kahve tüketenler dikkat: Ölümcül olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-kahve-tuketenler-dikkat-olumcul-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-kahve-tuketenler-dikkat-olumcul-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Kahve en sevilen ve sık tüketilen içeceklerin başında geliyor. Ancak sağlığınız için sınırlı miktarda kafein tüketmeniz gerekiyor. Uzmanlar, yüksek dozda kafein tüketiminin sağlık üzerinde ciddi riskler oluşturabileceğini açıkladı.Alman Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü’nden (BfR) Biyolog Dr. Anke Ehlers, kafein tüketimine ilişkin değerlendirmede bulundu.Ehlers, orta miktarda kafein alımının uyarıcı ve olumlu etkiler sağlayabileceğini, ancak yüksek dozlarda alımın terleme, kaygı, kalp ritmi bozukluklarına sebep olabileceğini belirtti.Ehlers, &quot;Kafein hamilelikte fetüs gelişimini olumsuz etkileyebilir. Özellikle gıda takviyelerinden alınan yüksek doz kafein ölümcül olabilir&quot; dedi.Sağlıklı yetişkinler için 200 miligrama kadar tek bir kafein dozu -yaklaşık iki fincan kahve veya dört fincan çaya eş değer- güvenli kabul ediliyor. Ancak bireysel duyarlılık farklılık gösterebiliyor.Örneğin, düzenli tüketicilerde zamanla tolerans gelişebiliyor. Çocuklar ve ergenlerde güvenli kafein miktarı vücut ağırlığına bağlı olarak belirleniyor. Buna göre, bir çocuğun vücut ağırlığının her kilogramı için günlük 3 miligram kafein alınması öneriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C8HqAtMgu0mss7DKfiTZFg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, kahve, tüketenler, dikkat:, Ölümcül, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C8HqAtMgu0mss7DKfiTZFg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün kahve tüketenler dikkat: Ölümcül olabilir"><p>Kahve en sevilen ve sık tüketilen içeceklerin başında geliyor. Ancak sağlığınız için sınırlı miktarda kafein tüketmeniz gerekiyor. Uzmanlar, yüksek dozda kafein tüketiminin sağlık üzerinde ciddi riskler oluşturabileceğini açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/33tJllJ1zU-S-LSgk8kWVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alman Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü’nden (BfR) Biyolog Dr. Anke Ehlers, kafein tüketimine ilişkin değerlendirmede bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ak9l2QWrAEmI-bLmZkyuWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ehlers, orta miktarda kafein alımının uyarıcı ve olumlu etkiler sağlayabileceğini, ancak yüksek dozlarda alımın terleme, kaygı, kalp ritmi bozukluklarına sebep olabileceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xWCka7oeWk6Nig-wC2qHrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ehlers, "Kafein hamilelikte fetüs gelişimini olumsuz etkileyebilir. Özellikle gıda takviyelerinden alınan yüksek doz kafein ölümcül olabilir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gq3Rx979xkanzHS6aSwu6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı yetişkinler için 200 miligrama kadar tek bir kafein dozu -yaklaşık iki fincan kahve veya dört fincan çaya eş değer- güvenli kabul ediliyor. Ancak bireysel duyarlılık farklılık gösterebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UV11-cXcwk-PMKcbyDrnYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Örneğin, düzenli tüketicilerde zamanla tolerans gelişebiliyor. Çocuklar ve ergenlerde güvenli kafein miktarı vücut ağırlığına bağlı olarak belirleniyor. Buna göre, bir çocuğun vücut ağırlığının her kilogramı için günlük 3 miligram kafein alınması öneriliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanından &amp;quot;süper gıda&amp;quot; uyarısı: Yanlış tüketimi hastanelik edebilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanindan-super-gida-uyarisi-yanlis-tuketimi-hastanelik-edebilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanindan-super-gida-uyarisi-yanlis-tuketimi-hastanelik-edebilir</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda süper gıdalar arasında hızla popülerleşen chia tohumları, sağlık dünyasının gözdesi haline geldi. Lif, protein, omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar açısından zengin olan bu küçük tohumlar, kalp sağlığından sindirime kadar birçok faydasıyla öne çıkıyor. Ancak uzmanlar, chia tohumlarının yanlış tüketimi durumunda ciddi sağlık riskleri taşıdığı konusunda uyarıyor.ABD’li gastroenterolog Dr. Joseph Salhab, chia tohumlarının kuru halde tüketilmesinin potansiyel tehlikelerine dikkat çekti.Sosyal medyada &quot;The Stomach Doc&quot; ve &quot;Dr. GI Joe&quot; isimleriyle tanınan Dr. Salhab, kuru chia tohumlarının yemek borusunda tıkanmaya neden olabileceğini ve bunun bazı durumlarda cerrahi müdahale gerektirebileceğini vurguladı.Dr. Salhab, bu uyarısını geçmişte yutma problemi yaşayan bir hastanın chia tohumu tüketimi sonrası acil ameliyat gerektiren vakasına dayandırdı. &quot;Chia tohumları suyla temas ettiğinde şişerek jelimsi bir yapı kazanıyor. Bu özellik, sindirim için faydalı olsa da kuru halde tüketildiğinde vücutta şişmeye devam ederek tıkanmalara yol açabilir,&quot; dedi.Uzmanlar, chia tohumlarının ıslatılarak tüketilmesinin hem sindirim sağlığı hem de besin emilimi açısından büyük önem taşıdığı konusunda hemfikir. Islatıldığında tohumların dış yapısı yumuşayarak içerdikleri kalsiyum, magnezyum ve omega-3 gibi değerli besinlerin vücut tarafından daha kolay emilmesini sağlıyor.Chia tohumları, son yıllarda sağlıklı tariflerin vazgeçilmezi haline gelmiş durumda. Smoothie’lerden pudinglere kadar pek çok tarifte kullanılan bu tohumlar, sadece sağlıklı olmakla kalmıyor, aynı zamanda pratik ve lezzetli alternatifler sunuyor. Ancak uzmanlar, tüketicileri bu süper gıdayı bilinçli kullanmaları konusunda uyarıyor.Dr. Salhab’ın da altını çizdiği gibi, chia tohumlarının faydalarından en iyi şekilde yararlanmak ve olası sağlık risklerinden kaçınmak için mutlaka önceden ıslatılarak tüketilmesi gerekiyor. Sağlıklı yaşam yolunda atılan küçük ama önemli bir adım olan bu alışkanlık, sindirim sistemi için büyük bir fark yaratabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ibs4r6G0LEKXoPQN7Zbc-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanından, süper, gıda, uyarısı:, Yanlış, tüketimi, hastanelik, edebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ibs4r6G0LEKXoPQN7Zbc-g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanından " s g uyar yanl t hastanelik edebilir><p>Son yıllarda süper gıdalar arasında hızla popülerleşen chia tohumları, sağlık dünyasının gözdesi haline geldi. Lif, protein, omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar açısından zengin olan bu küçük tohumlar, kalp sağlığından sindirime kadar birçok faydasıyla öne çıkıyor. Ancak uzmanlar, chia tohumlarının yanlış tüketimi durumunda ciddi sağlık riskleri taşıdığı konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o2avQyeRIE2i5xfZwYQY2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD’li gastroenterolog Dr. Joseph Salhab, chia tohumlarının kuru halde tüketilmesinin potansiyel tehlikelerine dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CR-Vd_YNq0CqCt8BDoTB6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medyada "The Stomach Doc" ve "Dr. GI Joe" isimleriyle tanınan Dr. Salhab, kuru chia tohumlarının yemek borusunda tıkanmaya neden olabileceğini ve bunun bazı durumlarda cerrahi müdahale gerektirebileceğini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_0bTuHy5ukaLnEAnu56vNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Salhab, bu uyarısını geçmişte yutma problemi yaşayan bir hastanın chia tohumu tüketimi sonrası acil ameliyat gerektiren vakasına dayandırdı. "Chia tohumları suyla temas ettiğinde şişerek jelimsi bir yapı kazanıyor. Bu özellik, sindirim için faydalı olsa da kuru halde tüketildiğinde vücutta şişmeye devam ederek tıkanmalara yol açabilir," dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kFdY436RmUWFteoTmxEj-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, chia tohumlarının ıslatılarak tüketilmesinin hem sindirim sağlığı hem de besin emilimi açısından büyük önem taşıdığı konusunda hemfikir. Islatıldığında tohumların dış yapısı yumuşayarak içerdikleri kalsiyum, magnezyum ve omega-3 gibi değerli besinlerin vücut tarafından daha kolay emilmesini sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kkKoe_yEOUO48TyJPs6ahg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Chia tohumları, son yıllarda sağlıklı tariflerin vazgeçilmezi haline gelmiş durumda. Smoothie’lerden pudinglere kadar pek çok tarifte kullanılan bu tohumlar, sadece sağlıklı olmakla kalmıyor, aynı zamanda pratik ve lezzetli alternatifler sunuyor. Ancak uzmanlar, tüketicileri bu süper gıdayı bilinçli kullanmaları konusunda uyarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MJlo2HwpV0SJkXj-Z8fRpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Salhab’ın da altını çizdiği gibi, chia tohumlarının faydalarından en iyi şekilde yararlanmak ve olası sağlık risklerinden kaçınmak için mutlaka önceden ıslatılarak tüketilmesi gerekiyor. Sağlıklı yaşam yolunda atılan küçük ama önemli bir adım olan bu alışkanlık, sindirim sistemi için büyük bir fark yaratabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da 16 ilin katılımıyla Ulusal Marmara Depremi Tatbikatı yapıldı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/istanbulda-16-ilin-katilimiyla-ulusal-marmara-depremi-tatbikati-yapildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/istanbulda-16-ilin-katilimiyla-ulusal-marmara-depremi-tatbikati-yapildi</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul&#039;da, olası Marmara depremine yönelik hazırlanan İstanbul Sağlık Afet Eylem Planı kapsamında Ulusal Marmara Depremi Tatbikatı yapıldı. Tatbikata 16 ilden sağlık çalışanları katıldı.Sağlık Bakanlığının koordinasyonunda depremde sağlık hizmetlerinin kesintisiz şekilde devam etmesi için yapılan tatbikata, 16 ilin sağlık teşkilatı katıldı. Tuzla, Pendik, Adalar, Kartal, Maltepe, Sultanbeyli, Sancaktepe ve Çekmeköy&#039;de dün ve bugün eş zamanlı gerçekleştirilen tatbikatta, illerden gelen destek sağlık ekiplerinin afet sonrası sağlık hizmetlerini devralmasına yönelik saha uygulamaları yapıldı.  Tatbikatta, Sağlık Bakanlığından 75, İstanbul&#039;dan 1025, destek illerden 726 olmak üzere toplam 1826 personel ve 187 araç görev aldı. Tatbikat, 30 hastane, 10 Aile Sağlığı Merkezi, 7 İlçe Sağlık Müdürlüğü, 1 Toplum Sağlığı Merkezi, 1 sahra hastanesi ve 12 Acil Müdahale Ünitesi&#039;nde, 18 acil yardım ambulansı, 1 Mobil Komuta Merkezi ve 38 UMKE aracıyla icra edildi.  Tatbikatta senaryo gereği depremde yaralanan 250 kişi enkazdan kurtarıldıktan sonra hastanelere getirilerek tedavi altına alındı.&quot;PLANLARIMIZI GÖZDEN GEÇİRMEMİZ GEREKTİĞİNİ FARK ETTİK&quot;  Tatbikattan sonra Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi&#039;nde bilgilendirme ve saha gözlem programı düzenlendi.  Burada konuşan İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından İstanbul ekibi olarak görev yapmak için bölgeye gittiklerini anlattı. Güner, şunları söyledi: &quot;5,8&#039;lik 2019 yılında gerçekleşen Silivri depreminden sonra biz fark ettik ki İstanbul olarak kendimize özgün çözümlerimizin olması lazım. 16 milyon, bölgesiyle beraber 25-30 milyona yakın bir nüfusa hizmet veren, Türkiye&#039;deki sunulan sağlık hizmetinin, üretilen tıbbi hizmet puanının yüzde 40&#039;ını üreten bir ilden bahsediyoruz. 0-12 saat içinde kendi kendimize bir çözümlememizin olması gerektiğini fark ettik. Asıl amacımız şu, kağıtlar üzerinde güzel yazdığımız, aktarırken güzel aktardığımız ama tatbik ederken eksiklerimizin olabileceği hususta, bizim planlarımızın hepsini gözden geçirmemiz gerektiğini fark ettik.&quot;  Güner, olası bir deprem anında sağlık çalışanlarının nasıl görev alacağına değinerek, şöyle devam etti:  &quot;Bizim artık sunmayı planladığımız sağlık hizmetini, talimata bağlı kalmadan refleks halinde verebilir bir sistematiğe çevirmemiz lazım. En azından ilk 0-48 saat içindeki sunacağımız sağlık hizmetini. Dışarıdan hangi il bize desteğe gelecekse, nerede çalışacağını iyi tatbik edip, ezberlemiş olarak gelmesi lazım. Hangi yolu kullanacak, nasıl bir yoldan gelecek, hangi hastanenin, hangi servisine gidecek? Ortopedi servisinin nerede olduğunu bilir bir sistemle herhangi bir talimata bağlı kalmadan bunun yapılmasını istiyoruz.&quot;  Tatbikatın ikinci faz olduğunu dile getiren Güner, 6 ay önce yapılan birinci fazda 4 büyük hastanede bunun tatbik edildiğini kaydetti.  Güner, 23 Nisan&#039;da yaşanan 6,2&#039;lik depremin bu konunun her an diri tutulması ve asla göz ardı edilmemesi gerektiğini hatırlattığını kaydederek, &quot;Kaderde olacağın önüne geçmek mümkün değil ama almadığımız her tedbirden, kurtaramadığımız her candan biz sorumluyuz. Ondan dolayı bugün işimizi doğru yapmamız gerektiğini düşünüyorum.&quot; diye konuştu.  &quot;TATBİKATTA EKSİKLİKLERİNİZİ GÖRÜRSÜNÜZ&quot;  İstanbul Vali Yardımcısı Mahmut Hersanlıoğlu ise sağlık çalışanlarının hayat ile ölüm arasındaki ince çizgide görev yapan insanlar olduklarını belirterek, &quot;Başarılı tatbikat olmaz, tatbikatta siz eksikliklerinizi görürsünüz. Bizim görmemiz gereken eksiğimiz, noksanımız ne? Neler yapabiliriz? Onu görmemiz lazım. İstanbul&#039;da 39 ilçe var ama bu ilçelerin ekonomik büyüklükleri, nüfusları Anadolu&#039;da veya Trakya&#039;da 39 ile tekabül ediyor.&quot; ifadelerini kullandı.  Hersanlıoğlu, İstanbul&#039;da yoğunluğun çok fazla olduğunu ve buranın bir il gibi değil, Türkiye&#039;nin yarısı olarak değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Toplantıya, Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Eray Çınar ve Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol da katıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f4JL7eSdtEWxxH5__uBaOQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, ilin, katılımıyla, Ulusal, Marmara, Depremi, Tatbikatı, yapıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f4JL7eSdtEWxxH5__uBaOQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Marmara Depremi Tatbikatı yapıldı"><p>İstanbul'da, olası Marmara depremine yönelik hazırlanan İstanbul Sağlık Afet Eylem Planı kapsamında Ulusal Marmara Depremi Tatbikatı yapıldı. Tatbikata 16 ilden sağlık çalışanları katıldı.</p>Sağlık Bakanlığının koordinasyonunda depremde sağlık hizmetlerinin kesintisiz şekilde devam etmesi için yapılan tatbikata, 16 ilin sağlık teşkilatı katıldı. Tuzla, Pendik, Adalar, Kartal, Maltepe, Sultanbeyli, Sancaktepe ve Çekmeköy'de dün ve bugün eş zamanlı gerçekleştirilen tatbikatta, illerden gelen destek sağlık ekiplerinin afet sonrası sağlık hizmetlerini devralmasına yönelik saha uygulamaları yapıldı.  Tatbikatta, Sağlık Bakanlığından 75, İstanbul'dan 1025, destek illerden 726 olmak üzere toplam 1826 personel ve 187 araç görev aldı. Tatbikat, 30 hastane, 10 Aile Sağlığı Merkezi, 7 İlçe Sağlık Müdürlüğü, 1 Toplum Sağlığı Merkezi, 1 sahra hastanesi ve 12 Acil Müdahale Ünitesi'nde, 18 acil yardım ambulansı, 1 Mobil Komuta Merkezi ve 38 UMKE aracıyla icra edildi.  Tatbikatta senaryo gereği depremde yaralanan 250 kişi enkazdan kurtarıldıktan sonra hastanelere getirilerek tedavi altına alındı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AksUG9Z-pEi2ipXhuFl1LQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>"PLANLARIMIZI GÖZDEN GEÇİRMEMİZ GEREKTİĞİNİ FARK ETTİK"</strong>  Tatbikattan sonra Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi'nde bilgilendirme ve saha gözlem programı düzenlendi.  Burada konuşan İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından İstanbul ekibi olarak görev yapmak için bölgeye gittiklerini anlattı. Güner, şunları söyledi: "5,8'lik 2019 yılında gerçekleşen Silivri depreminden sonra biz fark ettik ki İstanbul olarak kendimize özgün çözümlerimizin olması lazım. 16 milyon, bölgesiyle beraber 25-30 milyona yakın bir nüfusa hizmet veren, Türkiye'deki sunulan sağlık hizmetinin, üretilen tıbbi hizmet puanının yüzde 40'ını üreten bir ilden bahsediyoruz. 0-12 saat içinde kendi kendimize bir çözümlememizin olması gerektiğini fark ettik. Asıl amacımız şu, kağıtlar üzerinde güzel yazdığımız, aktarırken güzel aktardığımız ama tatbik ederken eksiklerimizin olabileceği hususta, bizim planlarımızın hepsini gözden geçirmemiz gerektiğini fark ettik."  Güner, olası bir deprem anında sağlık çalışanlarının nasıl görev alacağına değinerek, şöyle devam etti:  "Bizim artık sunmayı planladığımız sağlık hizmetini, talimata bağlı kalmadan refleks halinde verebilir bir sistematiğe çevirmemiz lazım. En azından ilk 0-48 saat içindeki sunacağımız sağlık hizmetini. Dışarıdan hangi il bize desteğe gelecekse, nerede çalışacağını iyi tatbik edip, ezberlemiş olarak gelmesi lazım. Hangi yolu kullanacak, nasıl bir yoldan gelecek, hangi hastanenin, hangi servisine gidecek? Ortopedi servisinin nerede olduğunu bilir bir sistemle herhangi bir talimata bağlı kalmadan bunun yapılmasını istiyoruz."  Tatbikatın ikinci faz olduğunu dile getiren Güner, 6 ay önce yapılan birinci fazda 4 büyük hastanede bunun tatbik edildiğini kaydetti.  Güner, 23 Nisan'da yaşanan 6,2'lik depremin bu konunun her an diri tutulması ve asla göz ardı edilmemesi gerektiğini hatırlattığını kaydederek, "Kaderde olacağın önüne geçmek mümkün değil ama almadığımız her tedbirden, kurtaramadığımız her candan biz sorumluyuz. Ondan dolayı bugün işimizi doğru yapmamız gerektiğini düşünüyorum." diye konuştu.  <strong>"TATBİKATTA EKSİKLİKLERİNİZİ GÖRÜRSÜNÜZ"</strong>  İstanbul Vali Yardımcısı Mahmut Hersanlıoğlu ise sağlık çalışanlarının hayat ile ölüm arasındaki ince çizgide görev yapan insanlar olduklarını belirterek, "Başarılı tatbikat olmaz, tatbikatta siz eksikliklerinizi görürsünüz. Bizim görmemiz gereken eksiğimiz, noksanımız ne? Neler yapabiliriz? Onu görmemiz lazım. İstanbul'da 39 ilçe var ama bu ilçelerin ekonomik büyüklükleri, nüfusları Anadolu'da veya Trakya'da 39 ile tekabül ediyor." ifadelerini kullandı.  Hersanlıoğlu, İstanbul'da yoğunluğun çok fazla olduğunu ve buranın bir il gibi değil, Türkiye'nin yarısı olarak değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Toplantıya, Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Eray Çınar ve Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol da katıldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ağızdan tüm vücuda yayılabilir: Kalp sağlığını tehdit ediyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/agizdan-tum-vucuda-yayilabilir-kalp-sagligini-tehdit-ediyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/agizdan-tum-vucuda-yayilabilir-kalp-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Diş ve diş eti probleminin, ağız ve diş sağlığının yanı sıra kalp ve damlar hastalıklarına yol açabileceği belirtildi. Peki, ağız ve diş sağlığı nasıl korunur?Dünyada, diş ve diş eti hastalıkları gibi ağız sağlığı sorunlarının, miyokardit ve perikardit gibi ciddi kardiyovasküler hastalıklar arasında bağlantı olabileceği yönünde çeşitli araştırmalar bulunuyor.Konuya ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Diş hekimi Can Aydoğan, diş ve diş eti hastalıklarının sadece ağız sağlığı ile sınırlı bir sorun olmadığını, kalp damar hastalıklarında da önemli rol oynadığına işaret etti.Uzman isim &quot;Ağızda diş eti enfeksiyonlarından oluşan bakterilerin kalp, kalp kapakçığı sorunlarını, enfeksiyonu tetiklediğini bilimsel olarak biliyoruz. Bu konuda ağızdaki oluşacak enfeksiyonların sadece diş ve ağzı değil, vücudumuzun her tarafını etkiliyor.&quot; dedi.Ağızdaki bakterilerin kan yoluyla tüm vücuda yayılabildiğini ve birçok organda sağlık sorunlarına neden olabileceğine vurgu yapan diş hekimi, şöyle konuştu:&quot;Diş sağlığı ile kalp sağlığı arasında doğrudan bir ilişki vardır. Kalp sağlığını etkileyen enfeksiyonların ortak sebeplerinden birisi ortak bir bakteridir. Bu da şu anlama geliyor, bu bakteri eğer ağızda enfeksiyon yaratıyorsa ve kan yoluyla vücudumuza giriyorsa bu bakterinin tutunacağı ve zarar vereceği ilk yer kalbimiz oluyor. Eğer periodontal bir hastalık bir diş hekimi tarafından tedavi edilmiyorsa her zaman kalp problemlerinde büyük bir risk taşıyor.&quot;&quot;Önemli olan ağız içinde bulunan bakterilerin hastalık yapıcı seviyeye ulaşmamasıdır&quot; diyen Aydoğan, sigaranın, ağız ve kalp sağlığı açısından büyük bir risk faktörü olduğunu hatırlatarak şu önerilerde bulundu:&quot;Ağız bakımında ilk beklediğimiz şey düzenli diş fırçalanmasıdır. Bununla beraber diş ipi, ara yüz fırçası kullanması, dil bakımı gibi, ağızda enfeksiyon oluşturacak tüm riskleri ortadan kaldıracak önlemlerin alınmasıdır. İkincisi de mutlaka uzman diş hekimine bir genel muayene yaptırılması gerekiyor.&quot;Çoğu zaman kanamayla belirti verse de bazı kronik durumlarda hasta bunu fark etmeyebilir. Diş etlerinde kanama, kırmızı yapı, diş eti çekilmesi varsa veya yemek yediği zaman bir hassasiyet, ağrı oluyorsa mutlaka en kısa zamanda diş hekimine başvurması gerekiyor.&quot;Ağız ve diş sağlığını korumak, hem estetik hem de genel sağlık açısından çok önemli. İşte dikkat edilmesi gereken temel noktalar:Günde en az 2 kez, sabah ve akşam dişleri en az 2 dakika fırçalamak gerekir.Diş fırçalama sırasında dil de fırçalanmalı, çünkü bakteriler dil yüzeyinde de birikir.Diş fırçası, diş aralarındaki plağı tam olarak temizleyemez. Bu yüzden günde 1 kez diş ipi kullanmak önemli.Antiseptik ağız gargaraları, ağızdaki bakterileri azaltarak diş eti hastalıklarını ve kötü ağız kokusunu önler.Şekerli yiyecek ve içeceklerden uzak durmak gerekir, çünkü bu maddeler bakteriler için besin kaynağıdır.Süt, yoğurt, peynir gibi kalsiyum açısından zengin gıdalar dişleri güçlendirir.Dişlerinizde bir sorun olmasa bile 6 ayda bir diş hekimi kontrolü yapılmalı. Erken teşhis, büyük sorunları önler.Sigara, diş eti hastalıklarına ve ağız kanserlerine zemin hazırlar.Alkol de ağız kuruluğuna ve ağız içi dengesizliklere yol açabilir.Stres nedeniyle yapılan bu hareketler, diş minesine zarar verir. Gerekirse gece plağı kullanılabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dr9haYrazUyYhPjEo2GYtg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ağızdan, tüm, vücuda, yayılabilir:, Kalp, sağlığını, tehdit, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dr9haYrazUyYhPjEo2GYtg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ağızdan tüm vücuda yayılabilir: Kalp sağlığını tehdit ediyor"><p>Diş ve diş eti probleminin, ağız ve diş sağlığının yanı sıra kalp ve damlar hastalıklarına yol açabileceği belirtildi. Peki, ağız ve diş sağlığı nasıl korunur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KOiAwrwphkiQP1XmoOaBTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyada, diş ve diş eti hastalıkları gibi ağız sağlığı sorunlarının, miyokardit ve perikardit gibi ciddi kardiyovasküler hastalıklar arasında bağlantı olabileceği yönünde çeşitli araştırmalar bulunuyor.Konuya ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Diş hekimi Can Aydoğan, diş ve diş eti hastalıklarının sadece ağız sağlığı ile sınırlı bir sorun olmadığını, kalp damar hastalıklarında da önemli rol oynadığına işaret etti.Uzman isim "Ağızda diş eti enfeksiyonlarından oluşan bakterilerin kalp, kalp kapakçığı sorunlarını, enfeksiyonu tetiklediğini bilimsel olarak biliyoruz. Bu konuda ağızdaki oluşacak enfeksiyonların sadece diş ve ağzı değil, vücudumuzun her tarafını etkiliyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ieU65BRp8kqycnTKrtq7fA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağızdaki bakterilerin kan yoluyla tüm vücuda yayılabildiğini ve birçok organda sağlık sorunlarına neden olabileceğine vurgu yapan diş hekimi, şöyle konuştu:"Diş sağlığı ile kalp sağlığı arasında doğrudan bir ilişki vardır. Kalp sağlığını etkileyen enfeksiyonların ortak sebeplerinden birisi ortak bir bakteridir. Bu da şu anlama geliyor, bu bakteri eğer ağızda enfeksiyon yaratıyorsa ve kan yoluyla vücudumuza giriyorsa bu bakterinin tutunacağı ve zarar vereceği ilk yer kalbimiz oluyor. Eğer periodontal bir hastalık bir diş hekimi tarafından tedavi edilmiyorsa her zaman kalp problemlerinde büyük bir risk taşıyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ua1TbC7tUEW8W2yu_4Bc4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Önemli olan ağız içinde bulunan bakterilerin hastalık yapıcı seviyeye ulaşmamasıdır" diyen Aydoğan, sigaranın, ağız ve kalp sağlığı açısından büyük bir risk faktörü olduğunu hatırlatarak şu önerilerde bulundu:"Ağız bakımında ilk beklediğimiz şey düzenli diş fırçalanmasıdır. Bununla beraber diş ipi, ara yüz fırçası kullanması, dil bakımı gibi, ağızda enfeksiyon oluşturacak tüm riskleri ortadan kaldıracak önlemlerin alınmasıdır. İkincisi de mutlaka uzman diş hekimine bir genel muayene yaptırılması gerekiyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mzGQ3RQJ8EqIRLvXiE3mKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoğu zaman kanamayla belirti verse de bazı kronik durumlarda hasta bunu fark etmeyebilir. Diş etlerinde kanama, kırmızı yapı, diş eti çekilmesi varsa veya yemek yediği zaman bir hassasiyet, ağrı oluyorsa mutlaka en kısa zamanda diş hekimine başvurması gerekiyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vqE3Ys__y0aQ3F6rwG2-DA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağız ve diş sağlığını korumak, hem estetik hem de genel sağlık açısından çok önemli. İşte dikkat edilmesi gereken temel noktalar:Günde en az 2 kez, sabah ve akşam dişleri en az 2 dakika fırçalamak gerekir.Diş fırçalama sırasında dil de fırçalanmalı, çünkü bakteriler dil yüzeyinde de birikir.Diş fırçası, diş aralarındaki plağı tam olarak temizleyemez. Bu yüzden günde 1 kez diş ipi kullanmak önemli.Antiseptik ağız gargaraları, ağızdaki bakterileri azaltarak diş eti hastalıklarını ve kötü ağız kokusunu önler.Şekerli yiyecek ve içeceklerden uzak durmak gerekir, çünkü bu maddeler bakteriler için besin kaynağıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WJjgcL9bJk6n38eYUuL9WQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Süt, yoğurt, peynir gibi kalsiyum açısından zengin gıdalar dişleri güçlendirir.Dişlerinizde bir sorun olmasa bile 6 ayda bir diş hekimi kontrolü yapılmalı. Erken teşhis, büyük sorunları önler.Sigara, diş eti hastalıklarına ve ağız kanserlerine zemin hazırlar.Alkol de ağız kuruluğuna ve ağız içi dengesizliklere yol açabilir.Stres nedeniyle yapılan bu hareketler, diş minesine zarar verir. Gerekirse gece plağı kullanılabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Acele etmek beyin için neden kötüdür?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/acele-etmek-beyin-icin-neden-koetudur</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/acele-etmek-beyin-icin-neden-koetudur</guid>
<description><![CDATA[ Her sabah rutinine aceleyle başlamak, sadece zaman kaybı değil, aynı zamanda beyniniz ve sağlığınız üzerinde ciddi etkiler bırakıyor. Nörobilim uzmanlarına göre, stres hormonlarının salgılanmasına yol açan acelecilik, zihinsel ve fiziksel sağlığı olumsuz etkileyerek üretkenliği düşürüyor ve uzun vadede beyin hasarına neden olabiliyor. Uzmanlar, günün erken saatlerinden itibaren planlı ve sakin bir yaklaşım benimsemenin, stresle mücadelede ve genel sağlıkta olumlu sonuçlar doğuracağını vurguluyor.Herhangi bir hafta içi sabahını hayal edin. Alarmınızı birçok kez erteledikten sonra sonunda uyanıyorsunuz, geç kaldığınızı fark ediyorsunuz, duştan aceleyle çıkıyorsunuz ve kahvaltıyı hızlıca yapıyorsunuz, sadece yine geç kaldığınızı fark ediyorsunuz. Bu oldukça zararsız bir senaryo gibi gelebilir ve günlük hayatımızda hepimizin mücadele ettiği bir şey olabilir, ancak nörobilime göre acele etmek beynimiz için son derece zararlıdır.Acele ettiğinizde, beyniniz tehlikede olduğunuzu düşünür, bir toplantıya geç kalmış olsanız veya yapılacaklar listenizi bitirmeye çalışıyor olsanız bile. Bu, vücudunuzu kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarıyla doldurarak &quot;savaş ya da kaç&quot; tepkisini tetikler. Bu hormonlar gerçek tehlikeden kaçmanız gerektiğinde faydalıdır, ancak çok sık salgılandıklarında kaygıya, hızlı kalp atışına, yüksek tansiyona ve hatta sindirim sorunlarına yol açabilirler.Her zaman acele ediyorsanız, vücudunuz bu stresli durumda kalır. Zamanla, bu kronik stres beyninizin prefrontal korteks ve hipokampüs gibi önemli kısımlarına zarar verebilir. Prefrontal korteks planlama, odaklanma ve karar verme işlemlerinden sorumludur. Stres seviyeleri yüksek olduğunda, beynin bu kısmı iyi çalışmaz ve net düşünmeyi, şeyleri hatırlamayı ve iyi kararlar almayı zorlaştırır.Acele etmenin daha çok iş yapmanıza yardımcı olduğunu düşünebilirsiniz, ancak nörobilim tam tersini söylüyor. Acele ettiğinizde, dikkatiniz düşer ve hata yapma olasılığınız artar. Ayrıca daha az yaratıcı olursunuz ve beyniniz aşırı yüklendiği ve yeni fikirleri düzgün bir şekilde işleyemediği için sorunları çözmede daha kötü olursunuz. Aslında, çalışmalar karar vermeden önce birkaç dakika beklemenin bile daha iyi bir seçim yapmanıza yardımcı olabileceğini gösteriyor.Bu durum, yüksek tansiyon, baş ağrısı, uykusuzluk ve hatta daha yüksek kalp hastalığı riski gibi ciddi sağlık sorunlarıyla bağlantılıdır. Acele hastalığı olan kişiler genellikle kendilerini bitkin hisseder, öğün atlar ve iyi uyumazlar, bu da bağışıklık sistemini zayıflatır ve hastalanma olasılıklarını artırır.KONTROLÜNÜZÜ KAYBEDERSİNİZYüksek stres hormonları seviyeleri beyninizin rasyonel kısmını &quot;kapatabilir&quot;. Bu sizi daha dürtüsel hale getirir ve eylemlerinizi kontrol etme yeteneğinizi azaltır, bu da sadece geç kaldığınız için araba kullanırken tehlikeli bir dönüş yapmak gibi riskli kararlara yol açabilir. Stres kimyasallarındaki küçük artışlar bile beyninizdeki net düşünmenize ve sakin kalmanıza yardımcı olan bağlantıları zayıflatabilir.Her zaman geç kalamayacağınız kesindir (tek seferlik bir hata sorun değil), bu yüzden kendinizi o anda aceleyle mücadele ederken bulursanız, püf noktası güne erken veya en azından birkaç saat erken başlamaktır. Örneğin, akşam bir düğüne katılmanız gerekiyorsa, sabah kıyafetlerinizi hazırlayın ve son öğeye kadar bölün ayakkabılar, takılarınız, hatta parfümünüz. Benzer şekilde, tüm yemeklerinizi planlayarak, bir kısmını hazırlayarak ve hatta kıyafetlerinizi ütüleyerek vb. bir gece önceden işe hazır olun. Bu sadece acele etmeyi ve stresi önlemekle kalmayacak, aynı zamanda çok fazla zaman kazandıracak ve bu da sırayla daha üretken bir şey yapmak için kullanılabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zrCf4GQ3-0y7aJ-JTmX5gA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Acele, etmek, beyin, için, neden, kötüdür</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zrCf4GQ3-0y7aJ-JTmX5gA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Acele etmek beyin için neden kötüdür?"><p>Her sabah rutinine aceleyle başlamak, sadece zaman kaybı değil, aynı zamanda beyniniz ve sağlığınız üzerinde ciddi etkiler bırakıyor. Nörobilim uzmanlarına göre, stres hormonlarının salgılanmasına yol açan acelecilik, zihinsel ve fiziksel sağlığı olumsuz etkileyerek üretkenliği düşürüyor ve uzun vadede beyin hasarına neden olabiliyor. Uzmanlar, günün erken saatlerinden itibaren planlı ve sakin bir yaklaşım benimsemenin, stresle mücadelede ve genel sağlıkta olumlu sonuçlar doğuracağını vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ZozvlnLEUChuzN7bNB9Jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herhangi bir hafta içi sabahını hayal edin. Alarmınızı birçok kez erteledikten sonra sonunda uyanıyorsunuz, geç kaldığınızı fark ediyorsunuz, duştan aceleyle çıkıyorsunuz ve kahvaltıyı hızlıca yapıyorsunuz, sadece yine geç kaldığınızı fark ediyorsunuz. Bu oldukça zararsız bir senaryo gibi gelebilir ve günlük hayatımızda hepimizin mücadele ettiği bir şey olabilir, ancak nörobilime göre acele etmek beynimiz için son derece zararlıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fx1FcHW7hUecJd9rhaEVwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Acele ettiğinizde, beyniniz tehlikede olduğunuzu düşünür, bir toplantıya geç kalmış olsanız veya yapılacaklar listenizi bitirmeye çalışıyor olsanız bile. Bu, vücudunuzu kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarıyla doldurarak "savaş ya da kaç" tepkisini tetikler. Bu hormonlar gerçek tehlikeden kaçmanız gerektiğinde faydalıdır, ancak çok sık salgılandıklarında kaygıya, hızlı kalp atışına, yüksek tansiyona ve hatta sindirim sorunlarına yol açabilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ShUtTDUS10CUrzJO_CgdSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her zaman acele ediyorsanız, vücudunuz bu stresli durumda kalır. Zamanla, bu kronik stres beyninizin prefrontal korteks ve hipokampüs gibi önemli kısımlarına zarar verebilir. Prefrontal korteks planlama, odaklanma ve karar verme işlemlerinden sorumludur. Stres seviyeleri yüksek olduğunda, beynin bu kısmı iyi çalışmaz ve net düşünmeyi, şeyleri hatırlamayı ve iyi kararlar almayı zorlaştırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ulig0vNutU69h-gcjEpaYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Acele etmenin daha çok iş yapmanıza yardımcı olduğunu düşünebilirsiniz, ancak nörobilim tam tersini söylüyor. Acele ettiğinizde, dikkatiniz düşer ve hata yapma olasılığınız artar. Ayrıca daha az yaratıcı olursunuz ve beyniniz aşırı yüklendiği ve yeni fikirleri düzgün bir şekilde işleyemediği için sorunları çözmede daha kötü olursunuz. Aslında, çalışmalar karar vermeden önce birkaç dakika beklemenin bile daha iyi bir seçim yapmanıza yardımcı olabileceğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/clX2uUZjp06-vFyIj3RXxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu durum, yüksek tansiyon, baş ağrısı, uykusuzluk ve hatta daha yüksek kalp hastalığı riski gibi ciddi sağlık sorunlarıyla bağlantılıdır. Acele hastalığı olan kişiler genellikle kendilerini bitkin hisseder, öğün atlar ve iyi uyumazlar, bu da bağışıklık sistemini zayıflatır ve hastalanma olasılıklarını artırır.KONTROLÜNÜZÜ KAYBEDERSİNİZYüksek stres hormonları seviyeleri beyninizin rasyonel kısmını "kapatabilir". Bu sizi daha dürtüsel hale getirir ve eylemlerinizi kontrol etme yeteneğinizi azaltır, bu da sadece geç kaldığınız için araba kullanırken tehlikeli bir dönüş yapmak gibi riskli kararlara yol açabilir. Stres kimyasallarındaki küçük artışlar bile beyninizdeki net düşünmenize ve sakin kalmanıza yardımcı olan bağlantıları zayıflatabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5c-_HJcRSk-lxRBxsYDHCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her zaman geç kalamayacağınız kesindir (tek seferlik bir hata sorun değil), bu yüzden kendinizi o anda aceleyle mücadele ederken bulursanız, püf noktası güne erken veya en azından birkaç saat erken başlamaktır. Örneğin, akşam bir düğüne katılmanız gerekiyorsa, sabah kıyafetlerinizi hazırlayın ve son öğeye kadar bölün ayakkabılar, takılarınız, hatta parfümünüz. Benzer şekilde, tüm yemeklerinizi planlayarak, bir kısmını hazırlayarak ve hatta kıyafetlerinizi ütüleyerek vb. bir gece önceden işe hazır olun. Bu sadece acele etmeyi ve stresi önlemekle kalmayacak, aynı zamanda çok fazla zaman kazandıracak ve bu da sırayla daha üretken bir şey yapmak için kullanılabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bahar aylarının korkulu rüyası: Köpeklerin dilini kaybetmesine neden oluyor: Çam tırtılı nedir, zararları neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bahar-aylarinin-korkulu-ruyasi-koepeklerin-dilini-kaybetmesine-neden-oluyor-cam-tirtili-nedir-zararlari-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bahar-aylarinin-korkulu-ruyasi-koepeklerin-dilini-kaybetmesine-neden-oluyor-cam-tirtili-nedir-zararlari-neler</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin ormanlık bölgelerinde yaygın olarak görülen çam tırtılı (Thaumetopea pityocampa), yalnızca ağaçlara zarar vermekle kalmıyor, aynı zamanda evcil hayvanlar için de ciddi sağlık riskleri oluşturuyor. Son yıllarda veteriner kliniklerine başvuran bazı köpeklerde, çam tırtılıyla temas sonucu dilde nekroz ve hatta dil kaybı vakaları bildirildi.Son yıllarda Türkiye&#039;nin çeşitli bölgelerinde yaygınlaşan çam tırtılı (Thaumetopea pityocampa), yalnızca orman ekosistemine değil, evcil hayvanların sağlığına da ciddi tehdit oluşturuyor. Özellikle bahar aylarında aktif hale gelen bu tırtıllar, köpeklerde nadir de olsa dil kaybına neden olabiliyor.Çam tırtılı, özellikle kızılçam ağaçlarında görülen ve iğne yapraklarla beslenen bir zararlıdır. Tırtılların vücutlarında bulunan urtikant (yakıcı) tüyler, temas halinde hem insanlar hem de hayvanlar için sağlık sorunlarına yol açabilir.Çam tırtılıyla temas eden köpeklerde, tırtılın toksik tüyleri nedeniyle ağız içinde ciddi yaralanmalar meydana gelebilir. Bu durum, nadir de olsa, dilde nekroz (doku ölümü) ve sonucunda dilin bir kısmının kaybıyla sonuçlanabilir. Veteriner hekimler, bu tür vakaların genellikle çam tırtılının yoğun olarak bulunduğu ormanlık alanlarda meydana geldiğini belirtmektedir.Dikkatli Gezin: Özellikle ilkbahar aylarında ormanlık alanlarda köpeğinizi gezdirirken dikkatli olun.Gözlemleyin: Köpeğinizin ağız bölgesinde şişlik, salya artışı veya davranış değişiklikleri fark ederseniz, derhal veteriner hekime başvurun.Bilgilendirme: Bölgenizde çam tırtılıyla ilgili bir artış gözlemliyorsanız, yerel yetkililere bildirin.​Çam tırtılı, hem doğa hem de evcil hayvanlar için potansiyel bir tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle, özellikle riskli dönemlerde ve bölgelerde gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZIuov6NO40KinwKy3J0vdw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bahar, aylarının, korkulu, rüyası:, Köpeklerin, dilini, kaybetmesine, neden, oluyor:, Çam, tırtılı, nedir, zararları, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZIuov6NO40KinwKy3J0vdw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bahar aylarının korkulu rüyası: Köpeklerin dilini kaybetmesine neden oluyor: Çam tırtılı nedir, zararları neler?"><p>Türkiye'nin ormanlık bölgelerinde yaygın olarak görülen çam tırtılı (Thaumetopea pityocampa), yalnızca ağaçlara zarar vermekle kalmıyor, aynı zamanda evcil hayvanlar için de ciddi sağlık riskleri oluşturuyor. Son yıllarda veteriner kliniklerine başvuran bazı köpeklerde, çam tırtılıyla temas sonucu dilde nekroz ve hatta dil kaybı vakaları bildirildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w60tF_a3ZEqFqdm6VBCY1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde yaygınlaşan çam tırtılı (Thaumetopea pityocampa), yalnızca orman ekosistemine değil, evcil hayvanların sağlığına da ciddi tehdit oluşturuyor. Özellikle bahar aylarında aktif hale gelen bu tırtıllar, köpeklerde nadir de olsa dil kaybına neden olabiliyor.Çam tırtılı, özellikle kızılçam ağaçlarında görülen ve iğne yapraklarla beslenen bir zararlıdır. Tırtılların vücutlarında bulunan urtikant (yakıcı) tüyler, temas halinde hem insanlar hem de hayvanlar için sağlık sorunlarına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GlZcG2ZbOU2k_ag2nDxErg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çam tırtılıyla temas eden köpeklerde, tırtılın toksik tüyleri nedeniyle ağız içinde ciddi yaralanmalar meydana gelebilir. Bu durum, nadir de olsa, dilde nekroz (doku ölümü) ve sonucunda dilin bir kısmının kaybıyla sonuçlanabilir. Veteriner hekimler, bu tür vakaların genellikle çam tırtılının yoğun olarak bulunduğu ormanlık alanlarda meydana geldiğini belirtmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xi8F6BIp-k-DMnWfht__hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dikkatli Gezin: Özellikle ilkbahar aylarında ormanlık alanlarda köpeğinizi gezdirirken dikkatli olun.Gözlemleyin: Köpeğinizin ağız bölgesinde şişlik, salya artışı veya davranış değişiklikleri fark ederseniz, derhal veteriner hekime başvurun.Bilgilendirme: Bölgenizde çam tırtılıyla ilgili bir artış gözlemliyorsanız, yerel yetkililere bildirin.​</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PGbJpzOZfEmnV-IMp506VA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çam tırtılı, hem doğa hem de evcil hayvanlar için potansiyel bir tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle, özellikle riskli dönemlerde ve bölgelerde gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor 5 gizli işareti açıkladı: Vücudunuzdaki temel vitaminler eksik olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzman-doktor-5-gizli-isareti-acikladi-vucudunuzdaki-temel-vitaminler-eksik-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzman-doktor-5-gizli-isareti-acikladi-vucudunuzdaki-temel-vitaminler-eksik-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Vücudunuzda önemsemediğiniz ve sık tekrarlayan bazı işaretler temel vitaminlerin eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Bu belirtiler çoğu zaman hafife alınabilir ancak ciddi beslenme eksikliğinin habercisi. Peki, bu işaretler neler?Bazen vücudumuz, ihtiyaç duyduğu vitamin ve minerallerin eksikliğini şaşırtıcı ve beklenmedik şekillerde haber verir. Dr. Saurabh Sethi, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, sıkça göz ardı edilen ancak önemli sinyaller taşıyan beş belirtiye dikkat çekiyor: kırılgan tırnaklar, göz kapağı seğirmesi, eklem sesleri, erken saç beyazlaması ve kolay morarma.Sürekli çatlayan, soyulan ya da kolayca kırılan tırnaklar sadece dış etkenlerden kaynaklanmıyor olabilir. Bu durum, demir, biotin ve çinko eksikliğinin bir işareti olabilir. Özellikle demir eksikliği, tırnak hücrelerine yeterli oksijen taşınamamasına yol açarak onları zayıf hale getiriyor. Biotin ve çinko ise tırnak sağlığı için temel öneme sahip diğer iki mikro besin.Göz kapağınızda ara ara meydana gelen o rahatsız edici seğirmeler aslında bir yardım çağrısı olabilir. Magnezyum eksikliği bu tür kas spazmlarının en yaygın nedenlerinden biri. Ayrıca potasyum ve sıvı eksikliği de göz kaslarının bu şekilde tepki vermesine neden olabiliyor. Aşırı kafein tüketimi ve yetersiz su alımı, seğirmeleri daha da tetikliyor.Ayağa kalkarken ya da esnerken duyulan eklem sesleri bazen normal olsa da, bu tür seslerdeki artış D vitamini, kalsiyum ve kolajen eksikliğine işaret edebilir. D vitamini ve kalsiyum kemik ve eklem sağlığını doğrudan etkilerken, kolajen yaşla birlikte azalan ama eklemleri bir arada tutan hayati bir yapı taşıdır. C vitamini ise kolajen üretiminde kilit rol oynar.Genetik faktörler kadar, B12 vitamini, demir ve bakır eksikliği de saçların beklenenden erken beyazlamasına neden olabilir. B12 eksikliği, saç köklerine yeterli oksijen taşınmasını engelleyerek melanin üretimini azaltabilir. Bakır ise doğrudan pigmentasyon sürecinde görev alır. Bu minerallerin eksikliği, saç tellerinizin rengini daha erken kaybetmesine yol açabilir.Cildinizde nedenini bilmediğiniz morluklar mı oluşuyor? Bu, C vitamini eksikliğinin açık bir işareti olabilir. C vitamini, damar duvarlarını güçlendirirken, K vitamini ise kanın düzgün pıhtılaşmasını sağlar. Her iki vitaminin eksikliği, basit bir çarpmanın bile uzun süren morluklara neden olmasına yol açabilir.Dr. Sethi, bu belirtilerin çoğu zaman hafife alındığını ancak altında ciddi beslenme eksiklikleri yatabileceğini vurguluyor. “Vücudunuz bir sabah uyanıp garip davranmaya başlamaz,” diyor Dr. Sethi. “Bu belirtiler, bir şeylerin eksik olduğuna dair küçük ama önemli uyarılar.”Dengeli beslenme, yeterli su tüketimi, güneş ışığı ve gerektiğinde doktor kontrolünde alınan takviyelerle bu eksikliklerin önüne geçmek mümkün. Unutmayın, vücudunuzu dinlemek bazen bir laboratuvar testinden daha önce sizi uyarabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TxvIWsn8QEOIKcvRVDBjow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, gizli, işareti, açıkladı:, Vücudunuzdaki, temel, vitaminler, eksik, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TxvIWsn8QEOIKcvRVDBjow.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzman doktor 5 gizli işareti açıkladı: Vücudunuzdaki temel vitaminler eksik olabilir"><p>Vücudunuzda önemsemediğiniz ve sık tekrarlayan bazı işaretler temel vitaminlerin eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Bu belirtiler çoğu zaman hafife alınabilir ancak ciddi beslenme eksikliğinin habercisi. Peki, bu işaretler neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w-rub-ofHEKxF5KWLLDu3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazen vücudumuz, ihtiyaç duyduğu vitamin ve minerallerin eksikliğini şaşırtıcı ve beklenmedik şekillerde haber verir. Dr. Saurabh Sethi, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, sıkça göz ardı edilen ancak önemli sinyaller taşıyan beş belirtiye dikkat çekiyor: kırılgan tırnaklar, göz kapağı seğirmesi, eklem sesleri, erken saç beyazlaması ve kolay morarma.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-dIrdR03cU2rxXrm0tqnNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sürekli çatlayan, soyulan ya da kolayca kırılan tırnaklar sadece dış etkenlerden kaynaklanmıyor olabilir. Bu durum, demir, biotin ve çinko eksikliğinin bir işareti olabilir. Özellikle demir eksikliği, tırnak hücrelerine yeterli oksijen taşınamamasına yol açarak onları zayıf hale getiriyor. Biotin ve çinko ise tırnak sağlığı için temel öneme sahip diğer iki mikro besin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CBBd3yHwckCPiLw_I1njgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz kapağınızda ara ara meydana gelen o rahatsız edici seğirmeler aslında bir yardım çağrısı olabilir. Magnezyum eksikliği bu tür kas spazmlarının en yaygın nedenlerinden biri. Ayrıca potasyum ve sıvı eksikliği de göz kaslarının bu şekilde tepki vermesine neden olabiliyor. Aşırı kafein tüketimi ve yetersiz su alımı, seğirmeleri daha da tetikliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-k_yps2WRU-NMcVFu9tmgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayağa kalkarken ya da esnerken duyulan eklem sesleri bazen normal olsa da, bu tür seslerdeki artış D vitamini, kalsiyum ve kolajen eksikliğine işaret edebilir. D vitamini ve kalsiyum kemik ve eklem sağlığını doğrudan etkilerken, kolajen yaşla birlikte azalan ama eklemleri bir arada tutan hayati bir yapı taşıdır. C vitamini ise kolajen üretiminde kilit rol oynar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-ws9fvFLxUWIMrVTSQZFCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genetik faktörler kadar, B12 vitamini, demir ve bakır eksikliği de saçların beklenenden erken beyazlamasına neden olabilir. B12 eksikliği, saç köklerine yeterli oksijen taşınmasını engelleyerek melanin üretimini azaltabilir. Bakır ise doğrudan pigmentasyon sürecinde görev alır. Bu minerallerin eksikliği, saç tellerinizin rengini daha erken kaybetmesine yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nhP1FSvAa0OYGTvpUlehWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cildinizde nedenini bilmediğiniz morluklar mı oluşuyor? Bu, C vitamini eksikliğinin açık bir işareti olabilir. C vitamini, damar duvarlarını güçlendirirken, K vitamini ise kanın düzgün pıhtılaşmasını sağlar. Her iki vitaminin eksikliği, basit bir çarpmanın bile uzun süren morluklara neden olmasına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XtpchpJhMk6SFJhP0lFHGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, bu belirtilerin çoğu zaman hafife alındığını ancak altında ciddi beslenme eksiklikleri yatabileceğini vurguluyor. “Vücudunuz bir sabah uyanıp garip davranmaya başlamaz,” diyor Dr. Sethi. “Bu belirtiler, bir şeylerin eksik olduğuna dair küçük ama önemli uyarılar.”Dengeli beslenme, yeterli su tüketimi, güneş ışığı ve gerektiğinde doktor kontrolünde alınan takviyelerle bu eksikliklerin önüne geçmek mümkün. Unutmayın, vücudunuzu dinlemek bazen bir laboratuvar testinden daha önce sizi uyarabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyada hızla yayılan zayıflama yöntemi: Kalp, mide, sindirim ve kas erimesi nedeni</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dunyada-hizla-yayilan-zayiflama-yoentemi-kalp-mide-sindirim-ve-kas-erimesi-nedeni</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dunyada-hizla-yayilan-zayiflama-yoentemi-kalp-mide-sindirim-ve-kas-erimesi-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Son dönemde zayıflamak isteyenlerin sıklıkla tercih ettiği zayıflama iğneleri, kontrolsüz kullanım nedeniyle ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Özellikle sosyal medya ve ünlüler dünyasında hızla yayılan bu yöntem, yüz, el ve ayaklarda kas kaybı, yüzde çökme gibi ağır yan etkilerle gündeme geliyor.Ancak tehlike bunlarla sınırlı değil. Uzmanlar, zayıflama iğnelerinin kalp ritim bozuklukları, sindirim sistemi problemleri, mide ve bağırsakta ağrılar ile kas erimesi gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırladığını vurguluyor. Uzman kontrolü olmadan kullanılan bu ilaçlar, kan şekeri dengesizliği ve pankreas fonksiyonlarında bozulma gibi riskleri de beraberinde getiriyor.Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ela Keskin, kontrolsüz zayıflama iğnesi kullanımının &quot;Ozampik yüzü&quot; olarak bilinen yüzde çökme görünümüne neden olduğunu belirtti. &quot;Bu iğneler, kaslarda ani yıkıma, kan şekeri düşüklüğüne ve sindirim problemlerine yol açabiliyor.&quot; uyarısını yaptı.Uzmanlara göre zayıflama iğneleri, yalnızca vücut kitle indeksi (VKİ) 30&#039;un üzerinde olan obez bireylerde ya da ek hastalığı bulunan ve VKİ&#039;si 35&#039;in üzerinde olan hastalarda kullanılmalı. Diyabet ve obezite tedavisi için geliştirilen bu ilaçların herkesin kullanımına açık olması ise büyük bir sağlık riski doğuruyor.Zayıflama iğnelerinin kalp atım hızını artırıp ritim bozukluklarını kötüleştirme riski de  var.Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Mehmet Uçar&#039;ın değerlendirmesine göre, ilaçların ciddi yan etkileri var.Uçar, zayıflama iğnesinin kullanımının tansiyon düşürücü etkiye neden olabileceğini, kalp hızını aşırı derecede artırabileceğini söyledi.  Söz konusu ilaçlarla ellerinde veri olmadığını vurguladı.Uzmanlar,  zayıflama iğnelerinin mutlaka reçete ile satılması gerektiğini savunuyor. Şu an kilo ve sağlık durumlarına uygun olmayan dozlarda kullanıldığına dikkat çeken uzmanlar,Kontrolsüz kullanımın hem fiziksel görünümü bozduğunu hem de kalıcı sağlık problemlerine neden olabileceğini belirtiyorlar.Haber: Dilşad Dede Taşkın ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fkfe4Jmme0CrPdPgvL_AHA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyada, hızla, yayılan, zayıflama, yöntemi:, Kalp, mide, sindirim, kas, erimesi, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fkfe4Jmme0CrPdPgvL_AHA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyada hızla yayılan zayıflama yöntemi: Kalp, mide, sindirim ve kas erimesi nedeni"><p>Son dönemde zayıflamak isteyenlerin sıklıkla tercih ettiği zayıflama iğneleri, kontrolsüz kullanım nedeniyle ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Özellikle sosyal medya ve ünlüler dünyasında hızla yayılan bu yöntem, yüz, el ve ayaklarda kas kaybı, yüzde çökme gibi ağır yan etkilerle gündeme geliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MpW9sTqqQEy5cfW5rD0bVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak tehlike bunlarla sınırlı değil. Uzmanlar, zayıflama iğnelerinin kalp ritim bozuklukları, sindirim sistemi problemleri, mide ve bağırsakta ağrılar ile kas erimesi gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırladığını vurguluyor. Uzman kontrolü olmadan kullanılan bu ilaçlar, kan şekeri dengesizliği ve pankreas fonksiyonlarında bozulma gibi riskleri de beraberinde getiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eYEbaxHT1kaFhtUlJlfpDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ela Keskin, kontrolsüz zayıflama iğnesi kullanımının "Ozampik yüzü" olarak bilinen yüzde çökme görünümüne neden olduğunu belirtti. "Bu iğneler, kaslarda ani yıkıma, kan şekeri düşüklüğüne ve sindirim problemlerine yol açabiliyor." uyarısını yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KMF7Idr-WkS851E7ZAJI8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre zayıflama iğneleri, yalnızca vücut kitle indeksi (VKİ) 30'un üzerinde olan obez bireylerde ya da ek hastalığı bulunan ve VKİ'si 35'in üzerinde olan hastalarda kullanılmalı. Diyabet ve obezite tedavisi için geliştirilen bu ilaçların herkesin kullanımına açık olması ise büyük bir sağlık riski doğuruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K7OD705n6UqXzEu-uj8EkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zayıflama iğnelerinin kalp atım hızını artırıp ritim bozukluklarını kötüleştirme riski de  var.Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Mehmet Uçar'ın değerlendirmesine göre, ilaçların ciddi yan etkileri var.Uçar, zayıflama iğnesinin kullanımının tansiyon düşürücü etkiye neden olabileceğini, kalp hızını aşırı derecede artırabileceğini söyledi.  Söz konusu ilaçlarla ellerinde veri olmadığını vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BjTmDNAydEiwmZBIhz0muA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar,  zayıflama iğnelerinin mutlaka reçete ile satılması gerektiğini savunuyor. Şu an kilo ve sağlık durumlarına uygun olmayan dozlarda kullanıldığına dikkat çeken uzmanlar,Kontrolsüz kullanımın hem fiziksel görünümü bozduğunu hem de kalıcı sağlık problemlerine neden olabileceğini belirtiyorlar.Haber: Dilşad Dede Taşkın</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sırrı Süreyya Önder kimdir, sağlık durumu nasıl? DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder&amp;apos;in hayatı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sirri-sureyya-onder-kimdir-saglik-durumu-nasil-dem-parti-istanbul-milletvekili-sirri-sureyya-onderin-hayati</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sirri-sureyya-onder-kimdir-saglik-durumu-nasil-dem-parti-istanbul-milletvekili-sirri-sureyya-onderin-hayati</guid>
<description><![CDATA[ Sırrı Süreyya Önder, Türkiye gündemini ve siyasetini yakından takip eden sosyal medya kullanıcılarının merak edip araştırdığı isimler arasında yer alıyor. 12 gündür yoğun bakımda olan DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder&#039;in hayatı, kariyeri ve sağlık durumundaki son gelişmeler merak ediliyor. Peki, Sırrı Süreyya Önder kimdir, sağlık durumu nasıl?12 gündür yoğun bakımda olan ve yaşam savaşı veren siyasetçi Sırrı Süreyya Önder kim olduğu birçok kişi tarafından araştırılıyor. DEM Parti İstanbul Milletvekili olan Sırrı Süreyya Önder&#039;in sağlık durumu sorgulanıyor. Peki, Sırrı Süreyya Önder kimdir, sağlık durumu nasıl?Sırrı Süreyya Önder, 7 Temmuz 1962 yılında Adıyaman&#039;da dünyaya geldi. Yönetmen, senarist, yapımcı, oyuncu, gazeteci ve siyasetçidir. DEM Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkanvekilidir.Yönetmenlik, senaristlik, oyunculuk, müzik yapımcılığı ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku (BDP&#039;nin desteklediği bağımsızlar) saflarında katıldığı 2011 genel seçimlerinde, İstanbul 2. bölgeden milletvekili seçildi.2014 yerel seçimlerinde HDP&#039;nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı oldu, ancak kazanamadı. HDP saflarında katıldığı Haziran 2015 genel seçimlerinde ve Kasım 2015 genel seçimlerinde ise Ankara 1. bölgeden milletvekili seçildi.TBMM 24. Dönem İstanbul, 25. Dönem ve 26. Dönem Ankara milletvekili olarak görev yaptı. 2023 Türkiye genel seçimlerinde DEM Parti&#039;den 28. dönem İstanbul milletvekili seçildi.15 Nisan 2025&#039;te kalp krizi geçiren Önder, hastaneye nabızsız bir şekilde getirilmiş ve müdahalelerle yeniden dolaşım sağlandı.Aort damarında yırtık teşhis edilmesiyle saat 23.35&#039;te acil olarak ameliyata alınan Önder&#039;e 12 saat süren ameliyatla by-pass ve aort greftleme işlemleri yapıldı.12 gündür yoğun bakımda olan Sırrı Süreyya Önder&#039;in doktoru tarafından yapılan son açıklamada, &quot;Başka bir kırılma noktasına gelmiş bulunmaktayız.&quot; denildi ve açıklamanın devamında &quot;Hastamızın refleksleri azalmış, beyin ödeme devam etmektedir.&quot; ifadelerine yer verildi.Önder&#039;in hayati tehlikesinin artarak devam ettiğinin bildirildiği hastane açıklamasında tedavilerin devam ettiği de vurgulandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S6p4rPTJ_Ea929_Iv7QPkg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sırrı, Süreyya, Önder, kimdir, sağlık, durumu, nasıl, DEM, Parti, İstanbul, Milletvekili, Sırrı, Süreyya, Önderin, hayatı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S6p4rPTJ_Ea929_Iv7QPkg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sırrı Süreyya Önder kimdir, sağlık durumu nasıl?"><p>Sırrı Süreyya Önder, Türkiye gündemini ve siyasetini yakından takip eden sosyal medya kullanıcılarının merak edip araştırdığı isimler arasında yer alıyor. 12 gündür yoğun bakımda olan DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in hayatı, kariyeri ve sağlık durumundaki son gelişmeler merak ediliyor. Peki, Sırrı Süreyya Önder kimdir, sağlık durumu nasıl?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S7WdosxY60WhM997wJQNvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>12 gündür yoğun bakımda olan ve yaşam savaşı veren siyasetçi Sırrı Süreyya Önder kim olduğu birçok kişi tarafından araştırılıyor. DEM Parti İstanbul Milletvekili olan Sırrı Süreyya Önder'in sağlık durumu sorgulanıyor. Peki, Sırrı Süreyya Önder kimdir, sağlık durumu nasıl?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6pObwBvnp0OhAar-6VxnlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sırrı Süreyya Önder, 7 Temmuz 1962 yılında Adıyaman'da dünyaya geldi. Yönetmen, senarist, yapımcı, oyuncu, gazeteci ve siyasetçidir. DEM Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkanvekilidir.Yönetmenlik, senaristlik, oyunculuk, müzik yapımcılığı ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku (BDP'nin desteklediği bağımsızlar) saflarında katıldığı 2011 genel seçimlerinde, İstanbul 2. bölgeden milletvekili seçildi.2014 yerel seçimlerinde HDP'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı oldu, ancak kazanamadı. HDP saflarında katıldığı Haziran 2015 genel seçimlerinde ve Kasım 2015 genel seçimlerinde ise Ankara 1. bölgeden milletvekili seçildi.TBMM 24. Dönem İstanbul, 25. Dönem ve 26. Dönem Ankara milletvekili olarak görev yaptı. 2023 Türkiye genel seçimlerinde DEM Parti'den 28. dönem İstanbul milletvekili seçildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0LFA6xyNgUOd4vTGz15ksg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>15 Nisan 2025'te kalp krizi geçiren Önder, hastaneye nabızsız bir şekilde getirilmiş ve müdahalelerle yeniden dolaşım sağlandı.Aort damarında yırtık teşhis edilmesiyle saat 23.35'te acil olarak ameliyata alınan Önder'e 12 saat süren ameliyatla by-pass ve aort greftleme işlemleri yapıldı.12 gündür yoğun bakımda olan Sırrı Süreyya Önder'in doktoru tarafından yapılan son açıklamada, "Başka bir kırılma noktasına gelmiş bulunmaktayız." denildi ve açıklamanın devamında "Hastamızın refleksleri azalmış, beyin ödeme devam etmektedir." ifadelerine yer verildi.Önder'in hayati tehlikesinin artarak devam ettiğinin bildirildiği hastane açıklamasında tedavilerin devam ettiği de vurgulandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya Laborantlar Günü ne zaman? (Dünya Laborantlar Günü mesajları)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dunya-laborantlar-gunu-ne-zaman-dunya-laborantlar-gunu-mesajlari</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dunya-laborantlar-gunu-ne-zaman-dunya-laborantlar-gunu-mesajlari</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Laborantlar Günü, sağlık sektöründe kritik bir rol üstlenen laborantların emeklerini takdir etmek ve onların katkılarını kutlamak için önemli bir fırsattır. Bu özel günde, laborantların sağlık hizmetlerindeki vazgeçilmez rollerini bir kez daha hatırlayarak, onlara teşekkür etmek, sağlık sistemimizin güçlenmesine katkı sağlayacaktır.Her yıl 28 Nisan&#039;da kutlanan Dünya Laborantlar Günü, sağlık hizmetlerinin görünmeyen kahramanları olan tıbbi laboratuvar teknikeri ve teknisyenlerinin özverili çalışmalarını onurlandırmak amacıyla düzenlenmektedir. 2007 yılından bu yana kutlanan bu özel gün, laborantların sağlık sektöründeki kritik rollerini vurgulamaktadır.DÜNYA LABORANTLAR GÜNÜ MESAJLARI  Dünya Laborantlar Günü&#039;nde, laborantların katkılarını takdir etmek amacıyla çeşitli mesajlar paylaşılmaktadır:​  &quot;28 Nisan Dünya Laborantlar Günü&#039;nüzü en içten duygularımla kutlarım.&quot;  &quot;Görevini özveri ve layıkıyla yerine getiren tüm tıbbi laboratuvar teknikeri ve teknisyenlerinin 28 Nisan Laborantlar Günü kutlu olsun.&quot;  &quot;İnsan sağlığının korunması ve daha kaliteli bir yaşam sunulması için birlikte mücadele ettiğimiz sağlık sektörünün parçası olan tüm tıbbi laboratuvar teknikeri ve teknisyenlerimizin 28 Nisan Dünya Laborantlar Günü&#039;nü kutluyorum.&quot;  &quot;Tıbbi laboratuvar teknikeri ve teknisyenlerinin, sağlık hizmetlerine olan katkılarını kutlar, emeklerinin değerini bir kez daha hatırlatmak isterim. Dünya Laborantlar Günü&#039;nüz kutlu olsun!&quot;  &quot;Sağlık sektörünün görünmeyen kahramanları, her gün doğru sonuçlar alarak yaşamları kurtaran laborantların Dünya Laborantlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum.&quot;  &quot;Hastalıkların teşhisinden tedaviye kadar büyük bir özveriyle çalışan tüm laborantların Dünya Laborantlar Günü’nü kutlarım. Sağlık sektörüne kattığınız değer paha biçilmez!&quot;  &quot;Sağlık sisteminin en önemli parçalarından biri olan laborantların, her zaman hak ettikleri saygıyı gördüğü bir dünya dilerim. 28 Nisan Dünya Laborantlar Günü kutlu olsun!&quot;  &quot;Hastalıkların teşhisinde en büyük pay sahiplerinden biri olan laborantlarımızın, özverili çalışmalarına minnettarız. 28 Nisan Dünya Laborantlar Günü&#039;nü kutlarım!&quot;  &quot;Sağlık sisteminin temellerini atarak insan hayatına dokunan laborantlarımıza şükranlarımı sunar, 28 Nisan Dünya Laborantlar Günü’nü kutlarım.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FSnLCzyQcUu0UitHlznYdw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Laborantlar, Günü, zaman, Dünya, Laborantlar, Günü, mesajları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FSnLCzyQcUu0UitHlznYdw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünya Laborantlar Günü mesajları: Dünya Laborantlar Günü kutlama mesajları"><p>Dünya Laborantlar Günü, sağlık sektöründe kritik bir rol üstlenen laborantların emeklerini takdir etmek ve onların katkılarını kutlamak için önemli bir fırsattır. Bu özel günde, laborantların sağlık hizmetlerindeki vazgeçilmez rollerini bir kez daha hatırlayarak, onlara teşekkür etmek, sağlık sistemimizin güçlenmesine katkı sağlayacaktır.</p>Her yıl 28 Nisan'da kutlanan Dünya Laborantlar Günü, sağlık hizmetlerinin görünmeyen kahramanları olan tıbbi laboratuvar teknikeri ve teknisyenlerinin özverili çalışmalarını onurlandırmak amacıyla düzenlenmektedir. 2007 yılından bu yana kutlanan bu özel gün, laborantların sağlık sektöründeki kritik rollerini vurgulamaktadır.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/okQ22lpab0mfCp3ui7_syw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>DÜNYA LABORANTLAR GÜNÜ MESAJLARI</strong>  Dünya Laborantlar Günü'nde, laborantların katkılarını takdir etmek amacıyla çeşitli mesajlar paylaşılmaktadır:​  "28 Nisan Dünya Laborantlar Günü'nüzü en içten duygularımla kutlarım."  "Görevini özveri ve layıkıyla yerine getiren tüm tıbbi laboratuvar teknikeri ve teknisyenlerinin 28 Nisan Laborantlar Günü kutlu olsun."  "İnsan sağlığının korunması ve daha kaliteli bir yaşam sunulması için birlikte mücadele ettiğimiz sağlık sektörünün parçası olan tüm tıbbi laboratuvar teknikeri ve teknisyenlerimizin 28 Nisan Dünya Laborantlar Günü'nü kutluyorum."  "Tıbbi laboratuvar teknikeri ve teknisyenlerinin, sağlık hizmetlerine olan katkılarını kutlar, emeklerinin değerini bir kez daha hatırlatmak isterim. Dünya Laborantlar Günü'nüz kutlu olsun!"  "Sağlık sektörünün görünmeyen kahramanları, her gün doğru sonuçlar alarak yaşamları kurtaran laborantların Dünya Laborantlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum."  "Hastalıkların teşhisinden tedaviye kadar büyük bir özveriyle çalışan tüm laborantların Dünya Laborantlar Günü’nü kutlarım. Sağlık sektörüne kattığınız değer paha biçilmez!"  "Sağlık sisteminin en önemli parçalarından biri olan laborantların, her zaman hak ettikleri saygıyı gördüğü bir dünya dilerim. 28 Nisan Dünya Laborantlar Günü kutlu olsun!"  "Hastalıkların teşhisinde en büyük pay sahiplerinden biri olan laborantlarımızın, özverili çalışmalarına minnettarız. 28 Nisan Dünya Laborantlar Günü'nü kutlarım!"  "Sağlık sisteminin temellerini atarak insan hayatına dokunan laborantlarımıza şükranlarımı sunar, 28 Nisan Dünya Laborantlar Günü’nü kutlarım."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Araştırma ortaya koydu: Covid&amp;19 aşısı kalp krizini artırdı mı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/arastirma-ortaya-koydu-covid-19-asisi-kalp-krizini-artirdi-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/arastirma-ortaya-koydu-covid-19-asisi-kalp-krizini-artirdi-mi</guid>
<description><![CDATA[ Covid-19 aşısı olanlarda kalp hastalıklarının arttığına yönelik söylentilerin bilimsel bir veriye dayanmadığı belirlendi. İngiltere&#039;de, 46 milyon kişinin verilerini inceleyen bir çalışmada Covid-19 aşısı olan kesimde hem kalp hem de damar hastalıklarına bağlı ölümlerin daha az olduğu ortaya koyuldu.&quot;Kalp krizi vakaları arttı mı?&quot; sorusuna uzmanından açıklama geldi.  Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#039;nde görevli Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Murat Sargın, son zamanlarda gündeme gelen erken yaşta kalp krizi vakalarının, gençlerde kalp krizinin arttığı anlamına gelmediğini söyledi.  Sargın, bununla ilgili veri olmadığını vurgulayarak, &quot;10 yıl öncesine göre, &#039;Gençlerde ciddi anlamda endişe verici oranda bir kalp hastalığı artışı var&#039; diyecek bir veri yok. Sadece bunların farkındalığı, insanların habere ulaşımı, bunları görmesi, duyması daha da arttığı için biraz daha çok gibi görünüyor.&quot; dedi.  Türkiye&#039;de, 25-45 arası genç nüfusun arttığını ve her üç kişiden birinin bu yaş grubunda olduğunu aktaran Sargın, dolayısıyla 10-20 yıl önceye göre bu sayıda da artış olduğunu dile getirdi.  &quot;ENDİŞE VERİCİ VERİ YOK&quot;  Nüfusla birlikte hastalıkların da arttığını aktaran Sargın, şöyle devam etti:  &quot;Buna ek olarak bu nüfusun obezite, sigara kullanım oranı daha da artıyor. Eşlik eden risk faktörleri, tansiyon da artıyor. Ama bunların sonucunda henüz genç yaşta ölüm oranları direkt olarak arttı demek doğru değil. 10 yıl öncesine göre gençlerin çok daha risk altında olduğuna dair endişe verici bir veri yok. Dünya nüfusunun artmasıyla beraber obezite olan, sigara kullanan, tansiyon hastası olanlar da artıyor. Dolayısıyla bunlar kalp, kalple ilişkili ölümleri de artırıyor. Sonuçta toplam ölümlerin yarıya yakını, dünyanın her yerinde kalp damar hastalıkları yüzde 40 ila 50 oranında. Bu oran değişmiyor ama uzun vadede öyle bir trend var. Kalp hastalıklarına bağlı ölümler yükselme eğiliminde ama insan yaşının uzaması nedeniyle Alzheimer ve demans da artıyor mesela. Dolayısıyla bütün değerleri göz önünde tutarak, sadece kalp hastalıkları artıyor, diye düşünmeden değerlendirmek lazım.&quot;&quot;COVID-19&#039;A BAĞLAMAK MÜMKÜN DEĞİL&quot;  Doç. Dr. Murat Sargın, kalp ve damar hastalıklarından ölümleri Covid-19&#039;a bağlamanın mümkün olmadığını söyledi.  İngiltere&#039;de, 46 milyon kişi üzerinde yapılan bir çalışmadan bahseden Sargın, &quot;İngiltere&#039;de, 46 milyon kişinin bütün verilerini inceleyen bir çalışma yayımlandı. Çalışmada Covid-19 aşısı olan kesimde hem kalp hem de damar hastalıklarına bağlı ölümlerin daha az olduğu ortaya koyuldu. Bu çalışmanın daha uzun süreli sonuçları da gelecek. Bunun aksini gösteren &#039;Covid-19 aşısı olmuş kişilerde kalp hastalığı daha fazla oluyor&#039; diye bir veri yok. Söylentilerle aşıya bağlı kalp hastalıkları artıyormuş gibi yansıtmak hiç bilimsel değil. İngiltere&#039;deki çalışma sonucuna göre, Covid-19 aşısı olan grupta aşı olmayan gruba göre hem pıhtı hem de kalp krizi, kalp damar hastalıkları çatısı altında bütün parametrelerde daha olumlu sonuçlar var.&quot; ifadelerini kullandı.  Sargın, Türkiye&#039;de de İngiltere&#039;deki çalışmaya benzer çalışmaların yapıldığını ama henüz verilerin yayına dökülmediğini kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mWVWTJfgWkut0RLfye11QA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Araştırma, ortaya, koydu:, Covid-19, aşısı, kalp, krizini, artırdı, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mWVWTJfgWkut0RLfye11QA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Covid-19 aşısı kalp krizini artırdı mı?"><p>Covid-19 aşısı olanlarda kalp hastalıklarının arttığına yönelik söylentilerin bilimsel bir veriye dayanmadığı belirlendi. İngiltere'de, 46 milyon kişinin verilerini inceleyen bir çalışmada Covid-19 aşısı olan kesimde hem kalp hem de damar hastalıklarına bağlı ölümlerin daha az olduğu ortaya koyuldu.</p><p>"Kalp krizi vakaları arttı mı?" sorusuna uzmanından açıklama geldi.  Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Murat Sargın, son zamanlarda gündeme gelen erken yaşta kalp krizi vakalarının, gençlerde kalp krizinin arttığı anlamına gelmediğini söyledi.  Sargın, bununla ilgili veri olmadığını vurgulayarak, "10 yıl öncesine göre, 'Gençlerde ciddi anlamda endişe verici oranda bir kalp hastalığı artışı var' diyecek bir veri yok. Sadece bunların farkındalığı, insanların habere ulaşımı, bunları görmesi, duyması daha da arttığı için biraz daha çok gibi görünüyor." dedi.  Türkiye'de, 25-45 arası genç nüfusun arttığını ve her üç kişiden birinin bu yaş grubunda olduğunu aktaran Sargın, dolayısıyla 10-20 yıl önceye göre bu sayıda da artış olduğunu dile getirdi.  <strong>"ENDİŞE VERİCİ VERİ YOK"</strong>  Nüfusla birlikte hastalıkların da arttığını aktaran Sargın, şöyle devam etti:  "Buna ek olarak bu nüfusun obezite, sigara kullanım oranı daha da artıyor. Eşlik eden risk faktörleri, tansiyon da artıyor. Ama bunların sonucunda henüz genç yaşta ölüm oranları direkt olarak arttı demek doğru değil. 10 yıl öncesine göre gençlerin çok daha risk altında olduğuna dair endişe verici bir veri yok. Dünya nüfusunun artmasıyla beraber obezite olan, sigara kullanan, tansiyon hastası olanlar da artıyor. Dolayısıyla bunlar kalp, kalple ilişkili ölümleri de artırıyor. Sonuçta toplam ölümlerin yarıya yakını, dünyanın her yerinde kalp damar hastalıkları yüzde 40 ila 50 oranında. Bu oran değişmiyor ama uzun vadede öyle bir trend var. Kalp hastalıklarına bağlı ölümler yükselme eğiliminde ama insan yaşının uzaması nedeniyle Alzheimer ve demans da artıyor mesela. Dolayısıyla bütün değerleri göz önünde tutarak, sadece kalp hastalıkları artıyor, diye düşünmeden değerlendirmek lazım."</p><p><strong>"COVID-19'A BAĞLAMAK MÜMKÜN DEĞİL"</strong>  Doç. Dr. Murat Sargın, kalp ve damar hastalıklarından ölümleri Covid-19'a bağlamanın mümkün olmadığını söyledi.  İngiltere'de, 46 milyon kişi üzerinde yapılan bir çalışmadan bahseden Sargın, "İngiltere'de, 46 milyon kişinin bütün verilerini inceleyen bir çalışma yayımlandı. Çalışmada Covid-19 aşısı olan kesimde hem kalp hem de damar hastalıklarına bağlı ölümlerin daha az olduğu ortaya koyuldu. </p><p>Bu çalışmanın daha uzun süreli sonuçları da gelecek. Bunun aksini gösteren 'Covid-19 aşısı olmuş kişilerde kalp hastalığı daha fazla oluyor' diye bir veri yok. Söylentilerle aşıya bağlı kalp hastalıkları artıyormuş gibi yansıtmak hiç bilimsel değil. </p><p>İngiltere'deki çalışma sonucuna göre, Covid-19 aşısı olan grupta aşı olmayan gruba göre hem pıhtı hem de kalp krizi, kalp damar hastalıkları çatısı altında bütün parametrelerde daha olumlu sonuçlar var." ifadelerini kullandı.  Sargın, Türkiye'de de İngiltere'deki çalışmaya benzer çalışmaların yapıldığını ama henüz verilerin yayına dökülmediğini kaydetti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kardiyolog açıkladı: Sabahları bu içeceği içmek kalbi koruyup, ömrü uzatıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kardiyolog-acikladi-sabahlari-bu-icecegi-icmek-kalbi-koruyup-oemru-uzatiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kardiyolog-acikladi-sabahlari-bu-icecegi-icmek-kalbi-koruyup-oemru-uzatiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kahve en sık tüketilen içeceklerden biri. Sabahları içilen kahvenin, uzun ömür ve kalp sağlığına katkı sağladığı ortaya çıktı. Uzmanlara göre, sabah saatlerinde tüketilen kahve, erken ölüm riskini azaltabilir.İspanya’da görev yapan ünlü kardiyolog Dr. Aurelio Rojas, sabahları içilen kahvenin insan sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğunu belirtti. 35 yaşındaki Dr. Rojas, 400 bin takipçili Instagram hesabından paylaştığı videoda, bilimsel araştırmalara dayanarak sabah kahvesinin ömrü uzatabileceğini ve kalp krizi riskini azaltabileceğini söyledi.Dr. Rojas’ın dayandığı en dikkat çekici araştırmalardan biri, ABD&#039;nin New Orleans kentindeki Tulane Üniversitesi Obezite Araştırma Merkezi tarafından yapıldı. Araştırmada, 20 yıl boyunca kahve tüketim alışkanlıkları izlenen 20 bin kişi incelendi. Bulgulara göre, sabah kahvesi içen bireylerin ölüm riski %16 daha düşük çıkarken, kalp hastalığından ölme ihtimalleri %30 oranında azaAncak bu yararın sadece sabah saatlerinde kahve tüketenler için geçerli olduğu vurgulandı. Gün boyunca fazla kahve içen bireylerde benzer sağlık faydalarına rastlanmadı. Dr. Rojas, videoda öğle 12’den sonra tüketilen kafeinin vücudun doğal sirkadiyen ritmini bozduğunu, bunun da melatonin ve kortizol hormonlarının dengesini etkileyerek stres seviyelerini artırabileceğini ifade etti.Kahvenin faydaları sadece kalp sağlığıyla sınırlı değil. Kahve çekirdekleri, B2 ve B5 vitaminleri ile potasyum ve magnezyum gibi önemli besin maddeleri açısından zengin. Bu minerallerin, kan basıncını ve kan şekerini düzenlemede hayati rol oynadığı belirtiliyor. Magnezyum eksikliğinin ise kalp krizi ve felç riskini artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.Öte yandan, American Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayımlanan bir başka araştırma, kahvede bulunan bitki bileşiklerinin tip 2 diyabet riskini %10’a kadar azaltabileceğini ortaya koydu. Dr. Rojas, kahvenin aynı zamanda kilo kontrolüne ve kardiyovasküler sağlığa olumlu katkılarda bulunduğunu da ekledi.Kahveye dair olumlu bulgular sadece ABD ve Avrupa ile sınırlı değil. 2023 yılında Singapur’da yapılan geniş çaplı bir çalışmada, 50 yaş üzeri 12.500 kişi 20 yıl boyunca takip edildi. Sonuçlar, günde dört fincan veya daha fazla kahve içen bireylerin, 70’li yaşlarında fiziksel olarak daha az güçsüzlük yaşadığını gösterdi. Benzer şekilde, düzenli siyah ya da yeşil çay tüketenlerin de ileri yaşlarda daha sağlıklı kaldığı görüldü.Araştırmacılar, kafeinin çay ve kahvede bulunan antioksidan bileşiklerle birleşerek hücre hasarını yavaşlattığını, bunun da kalp hastalıkları ve bazı kanser türleri gibi ciddi rahatsızlıkları önleyebileceğini düşünüyor.Tüm bu bulgular ışığında uzmanlar, kahvenin sabah saatlerinde, dengeli ve ölçülü şekilde tüketilmesini öneriyor. Dr. Rojas’ın ifadesiyle: “Evet, sabahın erken saatlerinde kahvenizin tadını çıkarın.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uVcLxIVeAUi_g3RfddE6TQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kardiyolog, açıkladı:, Sabahları, içeceği, içmek, kalbi, koruyup, ömrü, uzatıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uVcLxIVeAUi_g3RfddE6TQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kardiyolog açıkladı: Sabahları bu içeceği içmek kalbi koruyup, ömrü uzatıyor"><p>Kahve en sık tüketilen içeceklerden biri. Sabahları içilen kahvenin, uzun ömür ve kalp sağlığına katkı sağladığı ortaya çıktı. Uzmanlara göre, sabah saatlerinde tüketilen kahve, erken ölüm riskini azaltabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/85V97yadJEq5-XkuMKtobA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İspanya’da görev yapan ünlü kardiyolog Dr. Aurelio Rojas, sabahları içilen kahvenin insan sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğunu belirtti. 35 yaşındaki Dr. Rojas, 400 bin takipçili Instagram hesabından paylaştığı videoda, bilimsel araştırmalara dayanarak sabah kahvesinin ömrü uzatabileceğini ve kalp krizi riskini azaltabileceğini söyledi.Dr. Rojas’ın dayandığı en dikkat çekici araştırmalardan biri, ABD'nin New Orleans kentindeki Tulane Üniversitesi Obezite Araştırma Merkezi tarafından yapıldı. Araştırmada, 20 yıl boyunca kahve tüketim alışkanlıkları izlenen 20 bin kişi incelendi. Bulgulara göre, sabah kahvesi içen bireylerin ölüm riski %16 daha düşük çıkarken, kalp hastalığından ölme ihtimalleri %30 oranında aza</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/acwLGH_lmkiyLczbMZ4HCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak bu yararın sadece sabah saatlerinde kahve tüketenler için geçerli olduğu vurgulandı. Gün boyunca fazla kahve içen bireylerde benzer sağlık faydalarına rastlanmadı. Dr. Rojas, videoda öğle 12’den sonra tüketilen kafeinin vücudun doğal sirkadiyen ritmini bozduğunu, bunun da melatonin ve kortizol hormonlarının dengesini etkileyerek stres seviyelerini artırabileceğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TD1JvJQMz0C_aRvikqeskA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvenin faydaları sadece kalp sağlığıyla sınırlı değil. Kahve çekirdekleri, B2 ve B5 vitaminleri ile potasyum ve magnezyum gibi önemli besin maddeleri açısından zengin. Bu minerallerin, kan basıncını ve kan şekerini düzenlemede hayati rol oynadığı belirtiliyor. Magnezyum eksikliğinin ise kalp krizi ve felç riskini artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.Öte yandan, American Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayımlanan bir başka araştırma, kahvede bulunan bitki bileşiklerinin tip 2 diyabet riskini %10’a kadar azaltabileceğini ortaya koydu. Dr. Rojas, kahvenin aynı zamanda kilo kontrolüne ve kardiyovasküler sağlığa olumlu katkılarda bulunduğunu da ekledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LDOUvsBxH0aU79qe2E1pQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahveye dair olumlu bulgular sadece ABD ve Avrupa ile sınırlı değil. 2023 yılında Singapur’da yapılan geniş çaplı bir çalışmada, 50 yaş üzeri 12.500 kişi 20 yıl boyunca takip edildi. Sonuçlar, günde dört fincan veya daha fazla kahve içen bireylerin, 70’li yaşlarında fiziksel olarak daha az güçsüzlük yaşadığını gösterdi. Benzer şekilde, düzenli siyah ya da yeşil çay tüketenlerin de ileri yaşlarda daha sağlıklı kaldığı görüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TsH05o9RpUG4YwN-lsMvsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, kafeinin çay ve kahvede bulunan antioksidan bileşiklerle birleşerek hücre hasarını yavaşlattığını, bunun da kalp hastalıkları ve bazı kanser türleri gibi ciddi rahatsızlıkları önleyebileceğini düşünüyor.Tüm bu bulgular ışığında uzmanlar, kahvenin sabah saatlerinde, dengeli ve ölçülü şekilde tüketilmesini öneriyor. Dr. Rojas’ın ifadesiyle: “Evet, sabahın erken saatlerinde kahvenizin tadını çıkarın.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sivilceye karşı aşı yolda</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sivilceye-karsi-asi-yolda</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sivilceye-karsi-asi-yolda</guid>
<description><![CDATA[ Fransa merkezli bir ilaç firması, sivilcelerin tedavisi için aşı geliştirmeye başladı.Fransa merkezli bir ilaç firması sivilceye karşı aşı geliştiriyor.  MRNA teknolojisi kullanılarak üretilen aşıda, hücrelere genetik talimatlar taşıyan bir molekül kullanılıyor. Bu talimatlar sayesinde vücut sivilceye neden olan bakterilerin ürettiği proteinlere karşı bağışıklık tepkisi veriyor. Böylece vücudun savunma sistemi sivilceye neden olan bakterilere karşı güçlenmiş oluyor.2027&#039;YE KADAR SÜRECEK  Aşının denemelerini henüz çok erken aşamada olduğu belirtiliyor. 2024 Nisan&#039;ın başlayan denemelerin 2027&#039;ye kadar sürmesi planlanıyor  Denemelerin tamamlanması ve gerekli onayın alınması halinde, bu üretilmiş ilk sivilce aşısı olacak.ÇIĞIR AÇAN BULUŞFransız merkezli ilaç firması için çalışan bilim insanları aşıyı sivilce tedavisinde çığır açıcı olarak niteliyor.   Aşının tam tedavi edici olmayan, uzun süren ve yan etkileri olan halihazırdaki yöntemlere karşı çok daha iyi bir alternatif sunduğu belirtiliyor.SİVİLCE TEDAVİSİSivilce tedavisinde doğum kontrol hapı veya antibiyotikler kullanılabiliyor. Bir başka tedavi yöntemi olan retinoid kremler veya jellerin ise cilt kuruluğu, tahrişi veya depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklara yol açabileceği uyarısı yapılıyor.  Aşının etkisinin ne kadar süreceği ve ne kadar sıklıkla kullanılması gerekeceği henüz bilinmiyor.  Sivilce sorunu yaşları 11 ile 30 arasında değişen insanların yüzde 95&#039;ini etkiliyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SUvZg39JFEWQIN0GbdA7bQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sivilceye, karşı, aşı, yolda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SUvZg39JFEWQIN0GbdA7bQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sivilce tedavisinde aşı çalışması"><p>Fransa merkezli bir ilaç firması, sivilcelerin tedavisi için aşı geliştirmeye başladı.</p><p>Fransa merkezli bir ilaç firması sivilceye karşı aşı geliştiriyor.  MRNA teknolojisi kullanılarak üretilen aşıda, hücrelere genetik talimatlar taşıyan bir molekül kullanılıyor. Bu talimatlar sayesinde vücut sivilceye neden olan bakterilerin ürettiği proteinlere karşı bağışıklık tepkisi veriyor. Böylece vücudun savunma sistemi sivilceye neden olan bakterilere karşı güçlenmiş oluyor.</p><p><strong>2027'YE KADAR SÜRECEK</strong>  Aşının denemelerini henüz çok erken aşamada olduğu belirtiliyor. 2024 Nisan'ın başlayan denemelerin 2027'ye kadar sürmesi planlanıyor  Denemelerin tamamlanması ve gerekli onayın alınması halinde, bu üretilmiş ilk sivilce aşısı olacak.</p><p><strong>ÇIĞIR AÇAN BULUŞ</strong></p><p>Fransız merkezli ilaç firması için çalışan bilim insanları aşıyı sivilce tedavisinde çığır açıcı olarak niteliyor.   Aşının tam tedavi edici olmayan, uzun süren ve yan etkileri olan halihazırdaki yöntemlere karşı çok daha iyi bir alternatif sunduğu belirtiliyor.</p><p><strong>SİVİLCE TEDAVİSİ</strong></p><p>Sivilce tedavisinde doğum kontrol hapı veya antibiyotikler kullanılabiliyor. Bir başka tedavi yöntemi olan retinoid kremler veya jellerin ise cilt kuruluğu, tahrişi veya depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklara yol açabileceği uyarısı yapılıyor.  Aşının etkisinin ne kadar süreceği ve ne kadar sıklıkla kullanılması gerekeceği henüz bilinmiyor.  Sivilce sorunu yaşları 11 ile 30 arasında değişen insanların yüzde 95'ini etkiliyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakanlık ifşaladı! Oda kokusu markasıyla paylaşıldı, &amp;quot;zehir&amp;quot; kokuyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bakanlik-ifsaladi-oda-kokusu-markasiyla-paylasildi-zehir-kokuyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bakanlik-ifsaladi-oda-kokusu-markasiyla-paylasildi-zehir-kokuyor</guid>
<description><![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, ifşaladığı iki oda kokusunu sağlığı tehdit ettiği gerekçesiyle yasakladığını ve ürünün piyasadan toplatıldığını duyurdu.Gıdada hile yapanlar bir yandan ifşalanırken diğer yanda da risk oluşturabilecek güvensiz ürünler duyurularak piyasadan toplatılıyor.Son olarak Ticaret Bakanlığı&#039;nın yayınladığı listeye iki yeni ürün eklendi.
Ürünler hakkında piyasaya arzın yasaklanması ve toplatma kararı alındı.  İşte o ürünler ve güvensizlik sebebi...Listede yer alan ürünlerden bir tanesi L&#039;actone marka odası kokusu oldu. &quot;Sweet Sugar Oda Kokusu&quot; ürün güvensizlik nedeniyle piyasadan toplatılıyor.Ürünün taşıdığı riskler &quot;Kesikler, Kimyasal, Sağlık Riski (Diğer)&quot; olarak sıralandı.Listede yer diğer ürün ise yine aynı markanın &quot;Melon Oda Kokusu&quot; oldu.Aynı markanın bu kokusu içinde &quot;Kesikler, Kimyasal, Sağlık Riski (Diğer)&quot; bulunduğu ifade edildi.Söz konusu ürünün satışı yasaklanarak piyasadan toplatılacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/COkmMPuVuUC7ED5SOf21ug.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bakanlık, ifşaladı, Oda, kokusu, markasıyla, paylaşıldı, zehir, kokuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/COkmMPuVuUC7ED5SOf21ug.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Oda kokusu markasıyla paylaşıldı, piyasadan toplatılıyor"><p>Ticaret Bakanlığı, ifşaladığı iki oda kokusunu sağlığı tehdit ettiği gerekçesiyle yasakladığını ve ürünün piyasadan toplatıldığını duyurdu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CuQm3LVuEES8nRYApPdPkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gıdada hile yapanlar bir yandan ifşalanırken diğer yanda da risk oluşturabilecek güvensiz ürünler duyurularak piyasadan toplatılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hKWJ0ourW0qbX6EPeENjEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak Ticaret Bakanlığı'nın yayınladığı listeye iki yeni ürün eklendi.
Ürünler hakkında piyasaya arzın yasaklanması ve toplatma kararı alındı.  İşte o ürünler ve güvensizlik sebebi...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sll692k2SkiOy5u-QHAGKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Listede yer alan ürünlerden bir tanesi L'actone marka odası kokusu oldu. "Sweet Sugar Oda Kokusu" ürün güvensizlik nedeniyle piyasadan toplatılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1XSl77vFrU2YRT40pbnoPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ürünün taşıdığı riskler "Kesikler, Kimyasal, Sağlık Riski (Diğer)" olarak sıralandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nwnkQbwtjESWNDGylp23mA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Listede yer diğer ürün ise yine aynı markanın "Melon Oda Kokusu" oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jPRrHc4qBUWTYUhaEqvr9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aynı markanın bu kokusu içinde "Kesikler, Kimyasal, Sağlık Riski (Diğer)" bulunduğu ifade edildi.Söz konusu ürünün satışı yasaklanarak piyasadan toplatılacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Öfkelenmek kalp krizi geçirmenize neden olur mu? Meğer gizli bir tehditmiş</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ofkelenmek-kalp-krizi-gecirmenize-neden-olur-mu-meger-gizli-bir-tehditmis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ofkelenmek-kalp-krizi-gecirmenize-neden-olur-mu-meger-gizli-bir-tehditmis</guid>
<description><![CDATA[ Sık, yoğun öfke, kalbi zorlayan fizyolojik reaksiyonları tetikleyebilir. Kalp her atışında, her duygu dalgasını, öfkenin kontrolü ele geçirmeye çalıştığı her anı dinler. Ve ara sıra yaşanan hayal kırıklıkları hayatın bir parçası olsa da, sık ve kontrol edilemeyen öfke gerçekten gizli bir tehdit haline gelebilir.Günlük yaşamda sıkça duyduğumuz &quot;Sakin ol, yoksa kalp krizi geçireceksin&quot; uyarısı, kulağa abartılı ya da dramatik bir ifade gibi gelebilir. Ancak bilimsel araştırmalar, bu sözün arkasında ciddiye alınması gereken bir gerçek olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlara göre, sık ve yoğun öfke patlamaları sadece duygusal tepkiler değil; aynı zamanda kalp sağlığı açısından ciddi riskler taşıyor.Öfke anında vücut hızla &quot;savaş ya da kaç&quot; tepkisine giriyor. Kalp atış hızı artıyor, kan basıncı yükseliyor ve stres hormonları özellikle kortizol ile adrenalin yoğun şekilde salgılanıyor. Bu tepki, geçmişte fiziksel tehditlerle başa çıkmak için gerekliydi. Ancak günümüzde sık tekrarlanan bu fizyolojik dalgalanmalar, kalp ve damar sağlığı üzerinde yıkıcı etkiler yaratabiliyor.2014 yılında European Heart Journal: Acute Cardiovascular Care dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, şiddetli bir öfke patlamasından sonraki iki saat içinde kalp krizi geçirme riski beş kat artıyor. 2015’te Harvard Tıp Fakültesi tarafından yapılan bir inceleme ise, özellikle kalp hastalığı riski taşıyan bireylerde sık öfke nöbetlerinin kalp krizi ya da felç gibi kardiyovasküler olayları tetikleyebileceğini ortaya koydu.Uzmanlar, öfkenin tek başına sağlıklı bir kişide kalp krizine neden olmasının pek mümkün olmadığını belirtiyor. Ancak hipertansiyon, yüksek kolesterol, diyabet ya da obezite gibi risk faktörlerine sahip kişiler için durum farklı. Bu kişilerde öfke, damar çeperlerinde mevcut plakların yırtılmasına neden olarak kalp krizini tetikleyebilecek son damla olabilir.Araştırmalar sadece ani öfke patlamalarının değil, aynı zamanda sürekli düşük seviyeli öfkenin de kalp sağlığı için tehlikeli olduğunu gösteriyor. Kronik stres ve tahammülsüzlük hali, zamanla damarların sağlıklı genişleyememesi anlamına gelen endotel disfonksiyonuna yol açabiliyor. Psychosomatic Medicine dergisinde yayımlanan bir çalışmada, yüksek öfke seviyelerine sahip bireylerde kalp damarlarında kalsiyum birikimine daha sık rastlandığı tespit edildi. Bu da ilerleyen dönemde kalp krizi riskini artıran bir işaret olarak kabul ediliyor.İlginç bir şekilde, öfke kişide kısa süreli bir rahatlama hissi yaratabiliyor. Bu durum, beynin ödül mekanizmasını harekete geçirerek dopamin salınımına yol açıyor. Ancak bu alışkanlık haline geldiğinde, hem zihinsel sağlık hem de kalp üzerinde kalıcı hasarlar bırakabiliyor. Uzmanlar, sık öfkelenmenin bir tür duygusal bağımlılığa dönüşebileceği konusunda uyarıyor.Kalp sağlığını korumak için öfkeyi yönetmeyi öğrenmek büyük önem taşıyor. Düzenli egzersiz, nefes çalışmaları, meditasyon, gerekirse psikolojik destek gibi yöntemler; hem ruh sağlığı hem de kalp sağlığı için etkili çözümler sunabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FerFhOPcGk6JZiOAu6wgPQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Öfkelenmek, kalp, krizi, geçirmenize, neden, olur, mu, Meğer, gizli, bir, tehditmiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FerFhOPcGk6JZiOAu6wgPQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Öfkelenmek kalp krizi geçirmenize neden olur mu? Meğer gizli bir tehditmiş"><p>Sık, yoğun öfke, kalbi zorlayan fizyolojik reaksiyonları tetikleyebilir. Kalp her atışında, her duygu dalgasını, öfkenin kontrolü ele geçirmeye çalıştığı her anı dinler. Ve ara sıra yaşanan hayal kırıklıkları hayatın bir parçası olsa da, sık ve kontrol edilemeyen öfke gerçekten gizli bir tehdit haline gelebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w7NbEf6by0mdkTspDxjpWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük yaşamda sıkça duyduğumuz "Sakin ol, yoksa kalp krizi geçireceksin" uyarısı, kulağa abartılı ya da dramatik bir ifade gibi gelebilir. Ancak bilimsel araştırmalar, bu sözün arkasında ciddiye alınması gereken bir gerçek olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlara göre, sık ve yoğun öfke patlamaları sadece duygusal tepkiler değil; aynı zamanda kalp sağlığı açısından ciddi riskler taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rOXTekxSeU6m-Gxs8jb42A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öfke anında vücut hızla "savaş ya da kaç" tepkisine giriyor. Kalp atış hızı artıyor, kan basıncı yükseliyor ve stres hormonları özellikle kortizol ile adrenalin yoğun şekilde salgılanıyor. Bu tepki, geçmişte fiziksel tehditlerle başa çıkmak için gerekliydi. Ancak günümüzde sık tekrarlanan bu fizyolojik dalgalanmalar, kalp ve damar sağlığı üzerinde yıkıcı etkiler yaratabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9nFD6E6EFky6BspXPxc1aQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2014 yılında European Heart Journal: Acute Cardiovascular Care dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, şiddetli bir öfke patlamasından sonraki iki saat içinde kalp krizi geçirme riski beş kat artıyor. 2015’te Harvard Tıp Fakültesi tarafından yapılan bir inceleme ise, özellikle kalp hastalığı riski taşıyan bireylerde sık öfke nöbetlerinin kalp krizi ya da felç gibi kardiyovasküler olayları tetikleyebileceğini ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VHOoJRtsbU6Hm3M5KiKemg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, öfkenin tek başına sağlıklı bir kişide kalp krizine neden olmasının pek mümkün olmadığını belirtiyor. Ancak hipertansiyon, yüksek kolesterol, diyabet ya da obezite gibi risk faktörlerine sahip kişiler için durum farklı. Bu kişilerde öfke, damar çeperlerinde mevcut plakların yırtılmasına neden olarak kalp krizini tetikleyebilecek son damla olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W1B595zhs02uT5SW1kXnWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar sadece ani öfke patlamalarının değil, aynı zamanda sürekli düşük seviyeli öfkenin de kalp sağlığı için tehlikeli olduğunu gösteriyor. Kronik stres ve tahammülsüzlük hali, zamanla damarların sağlıklı genişleyememesi anlamına gelen endotel disfonksiyonuna yol açabiliyor. Psychosomatic Medicine dergisinde yayımlanan bir çalışmada, yüksek öfke seviyelerine sahip bireylerde kalp damarlarında kalsiyum birikimine daha sık rastlandığı tespit edildi. Bu da ilerleyen dönemde kalp krizi riskini artıran bir işaret olarak kabul ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wtk4RGNxRk-ve0yDcWyxmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlginç bir şekilde, öfke kişide kısa süreli bir rahatlama hissi yaratabiliyor. Bu durum, beynin ödül mekanizmasını harekete geçirerek dopamin salınımına yol açıyor. Ancak bu alışkanlık haline geldiğinde, hem zihinsel sağlık hem de kalp üzerinde kalıcı hasarlar bırakabiliyor. Uzmanlar, sık öfkelenmenin bir tür duygusal bağımlılığa dönüşebileceği konusunda uyarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cRGoajxJpkS_h4nEiVCNcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp sağlığını korumak için öfkeyi yönetmeyi öğrenmek büyük önem taşıyor. Düzenli egzersiz, nefes çalışmaları, meditasyon, gerekirse psikolojik destek gibi yöntemler; hem ruh sağlığı hem de kalp sağlığı için etkili çözümler sunabiliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı &amp;quot;İhtiyacınız olan tek bir takviye var&amp;quot; diyerek açıkladı: Vücuttaki eksikliği ciddi sorunlara yol açıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-ihtiyaciniz-olan-tek-bir-takviye-var-diyerek-acikladi-vucuttaki-eksikligi-ciddi-sorunlara-yol-aciyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-ihtiyaciniz-olan-tek-bir-takviye-var-diyerek-acikladi-vucuttaki-eksikligi-ciddi-sorunlara-yol-aciyor</guid>
<description><![CDATA[ Vücudunuzun vitamin ihtiyacını güneşten, besinlerden ya da kullandığınız takviye ürünlerden karşılarsınız. D vitamini vücut sağlığı için gerekli olan vitaminlerin başında gelir. &quot;Güneş vitamini&quot; olarak da bilinen D vitamini eksikliği kemik sağlığı başta olmak üzere birçok soruna yol açabilir.İngiltere Ulusal Sağlık Servisi’nde (NHS) görev yapan üst düzey bir doktor, sağlıklı bir yaşam tarzına rağmen ciddi D vitamini eksikliği yaşadığını keşfettikten sonra, halkı yılda en az bir kez kan testi yaptırmaya çağırdı.Dr. Karan Rajan, sosyal medyada yayınladığı ve 45 binden fazla izlenen videosunda, yaşadığı eksiklik nedeniyle D vitamini takviyelerine dair şüphelerini bir kenara bıraktığını ve artık bu takviyeleri hastalarına da tavsiye ettiğini açıkladı. Kendi deneyimini anlatan Dr. Rajan, eksikliğin kemik sağlığı başta olmak üzere birçok soruna yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.Yaklaşık her altı yetişkinden birinin yeterli D vitamini almadığı tahmin edilen İngiltere’de, eksiklik çoğu zaman fark edilmeden ilerliyor. Güneş ışığı, yağlı balık, yumurta sarısı ve kırmızı et gibi kaynaklarla alınabilen bu vitaminin, özellikle güneşin az görüldüğü kış aylarında takviye edilmesi gerekiyor.Dr. Rajan videoda, “Başta sadece bazı insanların bazı zamanlarda buna ihtiyaç duyduğunu sanıyordum. Hatta bir dönem bunun sadece bir pazarlama oyunu olduğunu düşündüm,” dedi. Ancak yaşadığı eksiklik, bu görüşünü değiştirmesine neden oldu. Kanında ölçülen 15.7 ng/ml&#039;lik D vitamini seviyesinin, ABD Tıp Enstitüsü’nün önerdiği minimum düzey olan 20 ng/ml&#039;nin altında olduğunu belirten Rajan, “Gerçeği görmek için eksiklik yaşamam gerekti,” ifadelerini kullandı.Dr. Rajan, uzmanlarla görüşerek bir “mega doz” uygulamaya karar verdi. 12 gün boyunca günlük 17.000 ünite D vitamini aldıktan sonra, günlük alımını 6.000 üniteye düşürdü. Dört hafta sonunda D vitamini seviyesi 66,2 ng/ml’ye yükseldi.“Bu benim kişisel deneyimim, resmi yönergelere uygun değil. Ancak işe yaradığını görmek cesaret verici,” diyen Rajan, bu tür takviyelerin sağlık profesyonelleri gözetiminde yapılması gerektiğini de vurguladı.2 milyondan fazla takipçisi bulunan doktor, özellikle 30 yaş üstü bireylerin her yıl düzenli kan testleriyle D vitamini başta olmak üzere temel vitamin ve mineral düzeylerini kontrol ettirmesini öneriyor.“En iyi tavsiyem tahminde bulunmak değil, test yaptırmaktır. Yılda bir kez basit bir kan testi, genel sağlık durumu hakkında önemli bilgiler verebilir.”Rajan ayrıca, D vitamini ihtiyacının kişiden kişiye değişebileceğine dikkat çekti. Vücudun D vitaminini etkili şekilde kullanabilmesi için yeterli magnezyum seviyesine ihtiyaç olduğunu, bunun da fındık, ıspanak ve bitter çikolata gibi gıdalardan sağlanabileceğini söyledi. Ayrıca aşırı kilonun, yağ hücrelerinin D vitaminini depolaması nedeniyle emilimi azaltabileceğini belirtti.Fazla D vitamini alımının, kandaki kalsiyumun damar çeperlerinde birikmesine yol açabileceğini de hatırlatan Rajan, K2 vitamini içeren takviyelerin bu riski azaltabileceğini ifade etti.Takviyelerin her gün aynı saatte alınmasının şart olmadığını ancak düzenli alımın önemli olduğunu vurgulayan Rajan, takviye süresinin 4 ila 8 hafta arasında olması gerektiğini belirtti. Son olarak, &quot;Takviyeler etkili olabilir ancak güneş ışığı, yağlı balıklar, mantarlar ve zenginleştirilmiş gıdalarla desteklenen dengeli bir beslenme hâlâ en güçlü silahtır&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t32raN2Xike0NQIXEmT2JA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, İhtiyacınız, olan, tek, bir, takviye, var, diyerek, açıkladı:, Vücuttaki, eksikliği, ciddi, sorunlara, yol, açıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t32raN2Xike0NQIXEmT2JA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı " olan tek bir takviye var diyerek a><p>Vücudunuzun vitamin ihtiyacını güneşten, besinlerden ya da kullandığınız takviye ürünlerden karşılarsınız. D vitamini vücut sağlığı için gerekli olan vitaminlerin başında gelir. "Güneş vitamini" olarak da bilinen D vitamini eksikliği kemik sağlığı başta olmak üzere birçok soruna yol açabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VUrvWTIOJUqarrImn93ePg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere Ulusal Sağlık Servisi’nde (NHS) görev yapan üst düzey bir doktor, sağlıklı bir yaşam tarzına rağmen ciddi D vitamini eksikliği yaşadığını keşfettikten sonra, halkı yılda en az bir kez kan testi yaptırmaya çağırdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ChB6S4aye0WZ1B7Q_CJ4yQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Karan Rajan, sosyal medyada yayınladığı ve 45 binden fazla izlenen videosunda, yaşadığı eksiklik nedeniyle D vitamini takviyelerine dair şüphelerini bir kenara bıraktığını ve artık bu takviyeleri hastalarına da tavsiye ettiğini açıkladı. Kendi deneyimini anlatan Dr. Rajan, eksikliğin kemik sağlığı başta olmak üzere birçok soruna yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.Yaklaşık her altı yetişkinden birinin yeterli D vitamini almadığı tahmin edilen İngiltere’de, eksiklik çoğu zaman fark edilmeden ilerliyor. Güneş ışığı, yağlı balık, yumurta sarısı ve kırmızı et gibi kaynaklarla alınabilen bu vitaminin, özellikle güneşin az görüldüğü kış aylarında takviye edilmesi gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-ejXZloKWUCoCb542URIEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Rajan videoda, “Başta sadece bazı insanların bazı zamanlarda buna ihtiyaç duyduğunu sanıyordum. Hatta bir dönem bunun sadece bir pazarlama oyunu olduğunu düşündüm,” dedi. Ancak yaşadığı eksiklik, bu görüşünü değiştirmesine neden oldu. Kanında ölçülen 15.7 ng/ml'lik D vitamini seviyesinin, ABD Tıp Enstitüsü’nün önerdiği minimum düzey olan 20 ng/ml'nin altında olduğunu belirten Rajan, “Gerçeği görmek için eksiklik yaşamam gerekti,” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zGY5N6wC1EmHXccTLXo0rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Rajan, uzmanlarla görüşerek bir “mega doz” uygulamaya karar verdi. 12 gün boyunca günlük 17.000 ünite D vitamini aldıktan sonra, günlük alımını 6.000 üniteye düşürdü. Dört hafta sonunda D vitamini seviyesi 66,2 ng/ml’ye yükseldi.“Bu benim kişisel deneyimim, resmi yönergelere uygun değil. Ancak işe yaradığını görmek cesaret verici,” diyen Rajan, bu tür takviyelerin sağlık profesyonelleri gözetiminde yapılması gerektiğini de vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/auS7Ao4DmUe2l8UMLWJLxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2 milyondan fazla takipçisi bulunan doktor, özellikle 30 yaş üstü bireylerin her yıl düzenli kan testleriyle D vitamini başta olmak üzere temel vitamin ve mineral düzeylerini kontrol ettirmesini öneriyor.“En iyi tavsiyem tahminde bulunmak değil, test yaptırmaktır. Yılda bir kez basit bir kan testi, genel sağlık durumu hakkında önemli bilgiler verebilir.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wvh-Eo2IVUqLFJrYghdRPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rajan ayrıca, D vitamini ihtiyacının kişiden kişiye değişebileceğine dikkat çekti. Vücudun D vitaminini etkili şekilde kullanabilmesi için yeterli magnezyum seviyesine ihtiyaç olduğunu, bunun da fındık, ıspanak ve bitter çikolata gibi gıdalardan sağlanabileceğini söyledi. Ayrıca aşırı kilonun, yağ hücrelerinin D vitaminini depolaması nedeniyle emilimi azaltabileceğini belirtti.Fazla D vitamini alımının, kandaki kalsiyumun damar çeperlerinde birikmesine yol açabileceğini de hatırlatan Rajan, K2 vitamini içeren takviyelerin bu riski azaltabileceğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LfYB8EJJe0mJN7RoXFbMbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Takviyelerin her gün aynı saatte alınmasının şart olmadığını ancak düzenli alımın önemli olduğunu vurgulayan Rajan, takviye süresinin 4 ila 8 hafta arasında olması gerektiğini belirtti. Son olarak, "Takviyeler etkili olabilir ancak güneş ışığı, yağlı balıklar, mantarlar ve zenginleştirilmiş gıdalarla desteklenen dengeli bir beslenme hâlâ en güçlü silahtır" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Usulsüz sağlık raporu soruşturması: Hasta kişileri kurula sokmuşlar</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/usulsuz-saglik-raporu-sorusturmasi-hasta-kisileri-kurula-sokmuslar</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/usulsuz-saglik-raporu-sorusturmasi-hasta-kisileri-kurula-sokmuslar</guid>
<description><![CDATA[ Şanlıurfa merkezli 3 ilde sağlıklı bireylerin yerine hasta kişilerin kurula sokarak &quot;askerlik yapmaya elverişli değildir&quot; raporu aldıran 11 şüpheli tutuklandı.Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, askerlik çağındaki sağlıklı bireylerin yerine, engelli veya ağır sağlık sorunu olan kişilerin muayeneye sokularak &quot;askerlik yapmaya elverişli değildir&quot; şeklinde usulsüz rapor alındığı bilgisine ulaştı.  Bunun üzerine başlatılan soruşturma kapsamında tespit edilen şüphelilerin yakalanması için Şanlıurfa, Gaziantep ve Bursa&#039;da eş zamanlı operasyon düzenlendi.   35 şüpheli gözaltına alınırken, adreslerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ile sahte sağlık raporları ve bir ruhsatsız tabanca ele geçirildi.   Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 11&#039;i, &quot;Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak&quot; ve &quot;Resmi belgede sahtecilik&quot; suçlamasıyla tutuklandı, 24&#039;ü adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9KS97PHsQ0azYVpFJFS9hg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Usulsüz, sağlık, raporu, soruşturması:, Hasta, kişileri, kurula, sokmuşlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9KS97PHsQ0azYVpFJFS9hg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Usulsüz sağlık raporu soruşturması"><p>Şanlıurfa merkezli 3 ilde sağlıklı bireylerin yerine hasta kişilerin kurula sokarak "askerlik yapmaya elverişli değildir" raporu aldıran 11 şüpheli tutuklandı.</p>Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, askerlik çağındaki sağlıklı bireylerin yerine, engelli veya ağır sağlık sorunu olan kişilerin muayeneye sokularak "askerlik yapmaya elverişli değildir" şeklinde usulsüz rapor alındığı bilgisine ulaştı.  Bunun üzerine başlatılan soruşturma kapsamında tespit edilen şüphelilerin yakalanması için Şanlıurfa, Gaziantep ve Bursa'da eş zamanlı operasyon düzenlendi.   35 şüpheli gözaltına alınırken, adreslerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ile sahte sağlık raporları ve bir ruhsatsız tabanca ele geçirildi.   Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 11'i, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" ve "Resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla tutuklandı, 24'ü adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğanın magnezyum deposu: Kan basıncını düşürüyor, kalbi güçlendiriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doganin-magnezyum-deposu-kan-basincini-dusuruyor-kalbi-guclendiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doganin-magnezyum-deposu-kan-basincini-dusuruyor-kalbi-guclendiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyumla dolu çarkıfelek meyvesi, potansiyel olarak kan basıncını düşüren ve antioksidan faydaları sunan, diyetinize kalp sağlığına uygun bir ek olarak ortaya çıkar. Lif ve diğer temel besinler açısından zengin olan bu meyve sindirime yardımcı olur, kan şekerini yönetir ve genel sağlığı destekler.Kalbinizle ilgilenmek dengeli bir diyetle başlar. Vitaminler, mineraller, proteinler, kompleks karbonhidratlar ve lif gibi temel besinler açısından zengin yiyecekler yemek, sağlıklı bir kalbi korumanın anahtarıdır. Genellikle göz ardı edilen bir besin, kalp fonksiyonunu ve genel sağlığı desteklemede hayati bir rol oynayan magnezyumdur.Magnezyum, kalp sağlığının önemli olduğu çok sayıda bedensel işlevi yerine getirir. Yapılan bir çalışma incelemesi, daha yüksek magnezyum alımına sahip kişilerin kalp hastalığı için önemli bir risk faktörü olan yüksek tansiyon geliştirme riskinin %8 daha az olduğunu göstermiştir. Ayrıca kaygı ve hafif depresyon semptomlarını yönetmeye ve uyku kalitesini artırmaya yardımcı olabilir. Magnezyum alımınızı doğal olarak artırmak için, diyetinize magnezyum açısından zengin basit bir meyve eklemek yardımcı olabilir.Çarkıfelek meyvesi, fincan başına şaşırtıcı bir şekilde 68 gram magnezyum içerir ve bu da bu meyveyi diyete harika bir katkı yapar.Frontiers in Pharmacology&#039;de yayınlanan bir çalışma, bitkinin antioksidan, anti-hipertansif, anti-tümör, antidiyabetik ve kolesterol düşürücü (hipolipidemik) özellikler de dahil olmak üzere geniş bir yelpazede sağlık yararları gösteren 110&#039;dan fazla fitokimyasal bileşik içerdiğini buldu.Çalışma, &quot;Bu olağanüstü sonuçlar, çarkıfelek meyvesinin iltihaplı ve nörolojik hastalıkları yönetmek ve ayrıca hipertansiyon ve hiperlipidemi gibi bazı kronik hastalıkları önlemek gibi bir dizi sağlık yararı sağlayabileceğini gösteriyor&quot; diye ekliyor.Çarkıfelek meyvesi, sindirimi ve kan şekeri seviyelerini yönetmeyi destekleyen lif açısından zengindir. C vitamini, beta-karoten ve polifenoller gibi bol miktarda antioksidan içermesi iltihapla savaşmaya ve kronik hastalıklara karşı korumaya yardımcı olur. Maracuya, insülin duyarlılığını artırabilecek ve bağışıklık fonksiyonunu destekleyebilecek bitki bileşikleri içerir ve bu da onu diyetinize lezzetli ve sağlık artırıcı bir katkı haline getirir.Çarkıfelek meyvesi en iyi çiğ olarak yenir. Ancak yoğurt sosu olarak, meyve sularına ve smoothielere de eklenebilir. Çarkıfelek meyvesinin aynı zamanda en iyi yüksek proteinli meyveler arasında olduğu unutulmamalıdır.Magnezyum açısından zengin yiyecekler arasında ıspanak gibi yapraklı yeşillikler, badem ve kabak çekirdeği gibi kuruyemişler ve tohumlar ve kahverengi pirinç ve yulaf gibi tam tahıllar bulunur. Baklagiller (siyah fasulye gibi), avokado ve muz da harika kaynaklardır. Bunları diyetinize dahil etmek kalp sağlığını, kas fonksiyonunu ve enerji üretimini desteklemeye yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fiPUs8S39ESwy2er9bDlDA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğanın, magnezyum, deposu:, Kan, basıncını, düşürüyor, kalbi, güçlendiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fiPUs8S39ESwy2er9bDlDA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğanın magnezyum deposu: Kan basıncını düşürüyor, kalbi güçlendiriyor"><p>Magnezyumla dolu çarkıfelek meyvesi, potansiyel olarak kan basıncını düşüren ve antioksidan faydaları sunan, diyetinize kalp sağlığına uygun bir ek olarak ortaya çıkar. Lif ve diğer temel besinler açısından zengin olan bu meyve sindirime yardımcı olur, kan şekerini yönetir ve genel sağlığı destekler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E2BXwdbv1EWqgXP7uU6caw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalbinizle ilgilenmek dengeli bir diyetle başlar. Vitaminler, mineraller, proteinler, kompleks karbonhidratlar ve lif gibi temel besinler açısından zengin yiyecekler yemek, sağlıklı bir kalbi korumanın anahtarıdır. Genellikle göz ardı edilen bir besin, kalp fonksiyonunu ve genel sağlığı desteklemede hayati bir rol oynayan magnezyumdur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SPPpIaxeY06AtegfwI2jFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, kalp sağlığının önemli olduğu çok sayıda bedensel işlevi yerine getirir. Yapılan bir çalışma incelemesi, daha yüksek magnezyum alımına sahip kişilerin kalp hastalığı için önemli bir risk faktörü olan yüksek tansiyon geliştirme riskinin %8 daha az olduğunu göstermiştir. Ayrıca kaygı ve hafif depresyon semptomlarını yönetmeye ve uyku kalitesini artırmaya yardımcı olabilir. Magnezyum alımınızı doğal olarak artırmak için, diyetinize magnezyum açısından zengin basit bir meyve eklemek yardımcı olabilir.Çarkıfelek meyvesi, fincan başına şaşırtıcı bir şekilde 68 gram magnezyum içerir ve bu da bu meyveyi diyete harika bir katkı yapar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B5_buUMHh0aFH8RQD6fyJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Frontiers in Pharmacology'de yayınlanan bir çalışma, bitkinin antioksidan, anti-hipertansif, anti-tümör, antidiyabetik ve kolesterol düşürücü (hipolipidemik) özellikler de dahil olmak üzere geniş bir yelpazede sağlık yararları gösteren 110'dan fazla fitokimyasal bileşik içerdiğini buldu.Çalışma, "Bu olağanüstü sonuçlar, çarkıfelek meyvesinin iltihaplı ve nörolojik hastalıkları yönetmek ve ayrıca hipertansiyon ve hiperlipidemi gibi bazı kronik hastalıkları önlemek gibi bir dizi sağlık yararı sağlayabileceğini gösteriyor" diye ekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V5KVSd0TBUK8ij_qRpSNVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çarkıfelek meyvesi, sindirimi ve kan şekeri seviyelerini yönetmeyi destekleyen lif açısından zengindir. C vitamini, beta-karoten ve polifenoller gibi bol miktarda antioksidan içermesi iltihapla savaşmaya ve kronik hastalıklara karşı korumaya yardımcı olur. Maracuya, insülin duyarlılığını artırabilecek ve bağışıklık fonksiyonunu destekleyebilecek bitki bileşikleri içerir ve bu da onu diyetinize lezzetli ve sağlık artırıcı bir katkı haline getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2iQ6qnUn3ESAa4lAB8ngMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çarkıfelek meyvesi en iyi çiğ olarak yenir. Ancak yoğurt sosu olarak, meyve sularına ve smoothielere de eklenebilir. Çarkıfelek meyvesinin aynı zamanda en iyi yüksek proteinli meyveler arasında olduğu unutulmamalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v1V5l2b3tUSmw6J58bvHhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum açısından zengin yiyecekler arasında ıspanak gibi yapraklı yeşillikler, badem ve kabak çekirdeği gibi kuruyemişler ve tohumlar ve kahverengi pirinç ve yulaf gibi tam tahıllar bulunur. Baklagiller (siyah fasulye gibi), avokado ve muz da harika kaynaklardır. Bunları diyetinize dahil etmek kalp sağlığını, kas fonksiyonunu ve enerji üretimini desteklemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar açıkladı: En sağlıklı uyku pozisyonu hangisi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-acikladi-en-saglikli-uyku-pozisyonu-hangisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-acikladi-en-saglikli-uyku-pozisyonu-hangisi</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de 2 bin yetişkinle yapılan bir araştırmaya göre, en yaygın uyku pozisyonu sağ tarafa dönük uyumak. Ancak uzmanlar, her uyku pozisyonunun sağlık açısından eşit derecede faydalı olmadığını ve bazı pozisyonlardan özellikle kaçınılması gerektiğini belirtiyor.İngiltere&#039;de Benenden Health adlı sağlık kuruluşunun desteğiyle yürütülen çalışmada, katılımcıların beşte biri uyku alışkanlıklarının genel sağlıkları üzerinde etkili olduğuna inanmadığını söyledi.Ancak uzmanlara göre, yanlış uyku pozisyonları omurga, eklem ve sinir sisteminde ciddi sorunlara yol açabiliyor.  Benenden Health&#039;ten Dr. Cheryl Lythgoe, özellikle horlama veya uyku apnesi yaşayanlar için en uygun uyku pozisyonunun yan yatmak olduğunu belirtiyor. Ayrıca mide ekşimesi ya da sindirim sorunları yaşayanlar için de sol tarafa dönük yatmak en sağlıklı seçenek olarak öne çıkıyor.YÜZ ÜSTÜ YATMAK CİDDİ SAĞLIK SORUNLARINA YOL AÇIYORDr. Lythgoe, yüzüstü uyumanın omurga, boyun ve bel bölgesinde aşırı baskıya neden olarak kronik ağrılara ve solunum problemlerine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Aynı şekilde, çok sıkı cenin pozisyonunda yatmak da omurganın doğal hizasını bozarak uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir.  Sağlık kuruluşunun baş fizyoterapisti Jordan Dehara ise, uyurken vücut üzerindeki baskıyı azaltmak için yastık kullanımının önemine dikkat çekiyor. Bacaklar arasına yerleştirilen bir yastıkla cenin pozisyonunda yatmak ya da dizlerin altına yastık koyarak sırtüstü uyumak, bel ve kalça üzerindeki yükü azaltabilir. Ayrıca, uygun yastık seçiminin boyun ve omurga sağlığı açısından kritik olduğu vurgulanıyor.AĞRILARLA UYANANLARIN ÇOĞU ÇÖZÜM ARAMIYORAraştırmaya göre, katılımcıların yüzde 40’ı sabahları ağrı, sızı ve sertlik şikâyetleriyle uyanıyor. En sık görülen şikâyetler arasında boyun tutulması (yüzde 31), kas ağrısı (yüzde 29) ve baş ağrısı (yüzde 15) yer alıyor. Ancak katılımcıların yüzde 70’i bu sorunlar için herhangi bir tedavi ya da çözüm arayışına hiç girmemiş.  Tedavi arayanların yüzde 40’ı düzenli egzersizi tercih ederken, yüzde 34’ü reçetesiz ağrı kesici ilaçlara yönelmiş. Buna karşın, yalnızca yüzde 14’ü uyku kaynaklı ağrılarla ilgili bir sağlık uzmanına başvurmuş. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UgznY2q4V0CAYAnBch7vHA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, açıkladı:, sağlıklı, uyku, pozisyonu, hangisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UgznY2q4V0CAYAnBch7vHA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlardan uyku uyarısı"><p>İngiltere'de 2 bin yetişkinle yapılan bir araştırmaya göre, en yaygın uyku pozisyonu sağ tarafa dönük uyumak. Ancak uzmanlar, her uyku pozisyonunun sağlık açısından eşit derecede faydalı olmadığını ve bazı pozisyonlardan özellikle kaçınılması gerektiğini belirtiyor.</p><p>İngiltere'de Benenden Health adlı sağlık kuruluşunun desteğiyle yürütülen çalışmada, katılımcıların beşte biri uyku alışkanlıklarının genel sağlıkları üzerinde etkili olduğuna inanmadığını söyledi.</p><p>Ancak uzmanlara göre, yanlış uyku pozisyonları omurga, eklem ve sinir sisteminde ciddi sorunlara yol açabiliyor.  Benenden Health'ten Dr. Cheryl Lythgoe, özellikle horlama veya uyku apnesi yaşayanlar için en uygun uyku pozisyonunun yan yatmak olduğunu belirtiyor. Ayrıca mide ekşimesi ya da sindirim sorunları yaşayanlar için de sol tarafa dönük yatmak en sağlıklı seçenek olarak öne çıkıyor.</p><h3><strong>YÜZ ÜSTÜ YATMAK CİDDİ SAĞLIK SORUNLARINA YOL AÇIYOR</strong></h3><p>Dr. Lythgoe, yüzüstü uyumanın omurga, boyun ve bel bölgesinde aşırı baskıya neden olarak kronik ağrılara ve solunum problemlerine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Aynı şekilde, çok sıkı cenin pozisyonunda yatmak da omurganın doğal hizasını bozarak uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir.  Sağlık kuruluşunun baş fizyoterapisti Jordan Dehara ise, uyurken vücut üzerindeki baskıyı azaltmak için yastık kullanımının önemine dikkat çekiyor. Bacaklar arasına yerleştirilen bir yastıkla cenin pozisyonunda yatmak ya da dizlerin altına yastık koyarak sırtüstü uyumak, bel ve kalça üzerindeki yükü azaltabilir. Ayrıca, uygun yastık seçiminin boyun ve omurga sağlığı açısından kritik olduğu vurgulanıyor.</p><h3><strong>AĞRILARLA UYANANLARIN ÇOĞU ÇÖZÜM ARAMIYOR</strong></h3><p>Araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 40’ı sabahları ağrı, sızı ve sertlik şikâyetleriyle uyanıyor. En sık görülen şikâyetler arasında boyun tutulması (yüzde 31), kas ağrısı (yüzde 29) ve baş ağrısı (yüzde 15) yer alıyor. Ancak katılımcıların yüzde 70’i bu sorunlar için herhangi bir tedavi ya da çözüm arayışına hiç girmemiş.  Tedavi arayanların yüzde 40’ı düzenli egzersizi tercih ederken, yüzde 34’ü reçetesiz ağrı kesici ilaçlara yönelmiş. Buna karşın, yalnızca yüzde 14’ü uyku kaynaklı ağrılarla ilgili bir sağlık uzmanına başvurmuş.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün tüketiliyor ama bu zararını bilen yok: İlaçların etkisini yok edebilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-tuketiliyor-ama-bu-zararini-bilen-yok-ilaclarin-etkisini-yok-edebilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-tuketiliyor-ama-bu-zararini-bilen-yok-ilaclarin-etkisini-yok-edebilir</guid>
<description><![CDATA[ Günlük hayatta çaydan çorbaya, tatlıdan kahveye kadar birçok alanda kullanılan tarçınla ilgili dikkat çeken bir uyarı yapıldı. Yeni bir araştırmaya göre, tarçının ana bileşeni olan sinnamaldehit, bazı ilaçların vücuttan atılma sürecini hızlandırarak tedavi etkinliğini azaltabilir.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan çalışmada, sinnamaldehitin, karaciğerde ilaçları metabolize eden belirli reseptörleri aktive ettiği tespit edildi. Bu durum, özellikle reçeteli ilaç kullanan bireyler için risk oluşturuyor. Araştırmanın başında yer alan Profesör Shabana Khan, “Aşırı tarçın tüketimi, ilaçların vücutta daha kısa süre kalmasına ve dolayısıyla etkilerinin azalmasına yol açabilir” dedi.Günlük hayatta yulaf ezmesi veya sıcak içeceklerde az miktarda kullanılan tarçının herhangi bir sorun yaratmadığı belirtiliyor. Ancak tarçın kabuğundan elde edilen ve yoğun sinnamaldehit içeren takviyelerin, özellikle düzenli ilaç kullananlar için risk oluşturabileceği ifade ediliyor.Bilim insanları, tarçının kan sulandırıcılarla etkileşime girebildiğini, bunun da kanama riskini artırabileceğini vurguluyor. Şimdi ise bu etkileşimin, çok daha geniş bir ilaç grubunu kapsayabileceği yönünde bulgular elde edildi.Tarçın uzun süredir antioksidan içeriğiyle ve kalp sağlığına olan katkısıyla öne çıkıyor. Hatta bazı laboratuvar çalışmaları, tarçının Alzheimer hastalığını tetikleyen tau proteinlerinin oluşumunu engelleyebileceğini öne sürüyor. Ancak bu bulgular henüz klinik olarak doğrulanmadı.Kronik hastalığı olan bireylerin özellikle dikkatli olması gerektiğini belirten Prof. Khan, “Hipertansiyon, diyabet, kanser, astım, depresyon gibi rahatsızlıkları olanlar, herhangi bir takviye kullanmadan önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışmalı” uyarısında bulundu.Araştırma ekibi, mutfaklarda kullanılan tarçın çeşitleri arasında da önemli farklar olduğunu belirtti. Özellikle market raflarında satılan bazı tarçın türlerinin yüksek oranda kumarin içerdiği, bunun da kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği ifade ediliyor. Buna karşılık, genellikle antibakteriyel özellikleri nedeniyle kullanılan tarçın yağının risk taşımadığı bildirildi.Bilim insanları, tarçının vücutta nasıl etki gösterdiğinin daha iyi anlaşılması için ileri düzeyde çalışmalara ihtiyaç olduğunu söylüyor. Uzmanlara göre, takviye olarak kullanılan her ürün masum olmayabilir ve sağlık üzerinde ciddi sonuçlara yol açabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O4BNmL8paUC0GtO64BoR1A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, tüketiliyor, ama, zararını, bilen, yok:, İlaçların, etkisini, yok, edebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O4BNmL8paUC0GtO64BoR1A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün tüketiliyor ama bu zararını bilen yok: İlaçların etkisini yok edebilir"><p>Günlük hayatta çaydan çorbaya, tatlıdan kahveye kadar birçok alanda kullanılan tarçınla ilgili dikkat çeken bir uyarı yapıldı. Yeni bir araştırmaya göre, tarçının ana bileşeni olan sinnamaldehit, bazı ilaçların vücuttan atılma sürecini hızlandırarak tedavi etkinliğini azaltabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ND9vcqF_kOXNlswPektTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan çalışmada, sinnamaldehitin, karaciğerde ilaçları metabolize eden belirli reseptörleri aktive ettiği tespit edildi. Bu durum, özellikle reçeteli ilaç kullanan bireyler için risk oluşturuyor. Araştırmanın başında yer alan Profesör Shabana Khan, “Aşırı tarçın tüketimi, ilaçların vücutta daha kısa süre kalmasına ve dolayısıyla etkilerinin azalmasına yol açabilir” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kAJE_400G0WsL61qhFUEAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük hayatta yulaf ezmesi veya sıcak içeceklerde az miktarda kullanılan tarçının herhangi bir sorun yaratmadığı belirtiliyor. Ancak tarçın kabuğundan elde edilen ve yoğun sinnamaldehit içeren takviyelerin, özellikle düzenli ilaç kullananlar için risk oluşturabileceği ifade ediliyor.Bilim insanları, tarçının kan sulandırıcılarla etkileşime girebildiğini, bunun da kanama riskini artırabileceğini vurguluyor. Şimdi ise bu etkileşimin, çok daha geniş bir ilaç grubunu kapsayabileceği yönünde bulgular elde edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qS-vZmkEwkaiCLdkqAbj1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarçın uzun süredir antioksidan içeriğiyle ve kalp sağlığına olan katkısıyla öne çıkıyor. Hatta bazı laboratuvar çalışmaları, tarçının Alzheimer hastalığını tetikleyen tau proteinlerinin oluşumunu engelleyebileceğini öne sürüyor. Ancak bu bulgular henüz klinik olarak doğrulanmadı.Kronik hastalığı olan bireylerin özellikle dikkatli olması gerektiğini belirten Prof. Khan, “Hipertansiyon, diyabet, kanser, astım, depresyon gibi rahatsızlıkları olanlar, herhangi bir takviye kullanmadan önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışmalı” uyarısında bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8-0fAFJcJ0iwC7d5_5KpOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma ekibi, mutfaklarda kullanılan tarçın çeşitleri arasında da önemli farklar olduğunu belirtti. Özellikle market raflarında satılan bazı tarçın türlerinin yüksek oranda kumarin içerdiği, bunun da kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği ifade ediliyor. Buna karşılık, genellikle antibakteriyel özellikleri nedeniyle kullanılan tarçın yağının risk taşımadığı bildirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IX2u7PePpEaLKVaeqqhoJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, tarçının vücutta nasıl etki gösterdiğinin daha iyi anlaşılması için ileri düzeyde çalışmalara ihtiyaç olduğunu söylüyor. Uzmanlara göre, takviye olarak kullanılan her ürün masum olmayabilir ve sağlık üzerinde ciddi sonuçlara yol açabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En zor sindirilen 5 besin: Her sofrada var ama kabızlığın 1 numaralı nedeni</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/en-zor-sindirilen-5-besin-her-sofrada-var-ama-kabizligin-1-numarali-nedeni</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/en-zor-sindirilen-5-besin-her-sofrada-var-ama-kabizligin-1-numarali-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Tükettiğiniz besinlerin sindirilmesi zaman alır. Bu nedenle geceleri ağır yemek yemekten kaçınılması gerektiği söylenir, çünkü hareket yoksa mide bunu sindirmekte zorlanır. Dahası, bazı yiyecekler diğerlerinden daha zor sindirilir ve hangi saatte tüketirseniz tüketin sindirim sisteminiz için kötü olabilir. İşte sindirimi en zor 5 yiyecek.Patates kızartması gibi kızarmış yiyeceklerin sindirimi oldukça zordur. Bunlar sindirim sürecini etkileyen, şişkinliğe, gaza ve hazımsızlığa yol açan sağlıksız yağlar açısından zengindir.Kızarmış yiyeceklerin yağlı yapısı, parçalanmalarını zorlaştırır ve uzun süreli tüketimleri gastrointestinal sistemde iltihaplanmaya neden olabilir.Kızarmış yiyeceklerdeki yüksek yağ içeriği iltihaplanmaya ve sindirim sorunlarına yol açabilir.Bunun yerine: Izgara, fırında pişirilmiş veya haşlanmış yemekleri tercih edin ve kuruyemiş, çekirdek, avokado, zeytinyağı ve balıktan elde edilen doymamış yağları tercih edin.Önceden paketlenmiş atıştırmalıklar, dondurulmuş yemekler ve etler dahil olmak üzere işlenmiş gıdalar, bağırsak bakterilerini olumsuz etkileyen koruyucu maddeler, yapay katkı maddeleri ve sağlıksız yağlarla doludur. Bu katkı maddeleri iltihaplanmaya, sindirimi yavaşlatabilir ve kabızlığa ve şişkinliğe yol açabilir. İşlenmiş gıdaların çoğu, sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunu desteklemek için gereken liflerden yoksundur.Yapay koruyucu maddeler ve daha az besin maddesi içerirler, bu da sindirim sorunlarına ve kolondaki iyi bakterilerin dengesizliğine yol açar.
Bunun yerine: Taze meyveler, sebzeler ve yağsız proteinler gibi tam, işlenmemiş yiyecekleri seçin.Ağır krema, tereyağı ve yağlı etler gibi yüksek yağlı yiyeceklerin sindirimi çok zor olabilir. Bu yiyecekler kramplara, bağırsak sorunlarına ve diğer sindirim sorunlarına neden olabilir. Aşırı yağ içeriği sindirim sürecini yavaşlatır.Yüksek yağlı yiyecekler, parçalanmaları zor olduğu için kramplara ve sindirim sorunlarına yol açabilir.Bunun yerine: Avokado, fındık gibi yağsız etler ve daha sağlıklı yağ kaynakları seçin.Kuzu eti gibi kırmızı et, bağırsaklar için daha serttir. Protein ve besin maddeleri içermesine rağmen, aşırı alımı sindirim sorunlarına neden olabilir, özellikle de çoğu sosis ve pastırma gibi işlenmiş ürünler olarak tüketildiğinden. Kırmızı etin sindirimi sindirim sistemi için daha zordur, şişkinliğe, kabızlığa ve rahatsızlığa yol açar.Kırmızı etin sindirimi zordur ve bağırsakta patojenik bakterilerin aşırı büyümesine neden olarak iltihaplanmaya neden olabilir.Bunun yerine: Gastrointestinal sorunları önlemek için kırmızı et, özellikle işlenmiş çeşitleri tüketiminizi sınırlayın.Laktoz intoleransı olan kişiler için süt, peynir ve yoğurt gibi süt ürünleri özellikle sorunlu olabilir. Laktoz intoleransı, sindirim için gerekli enzim olan laktazın yetersiz olması nedeniyle vücudun süt ürünlerinde bulunan bir şeker olan laktozu sindirememesidir. Az miktarda süt ürünü bile etkilenen kişilerde şişkinlik, ishal ve mide ağrılarına neden olabilir.Süt ürünleri, laktoz intoleransı olan kişilerde midede önemli rahatsızlığa neden olabilir.Bunun yerine: Laktozsuz süt ürünleri alternatiflerini düşünün veya öğünlerde az miktarda süt ürünü tüketin. Daha az laktoz içeren yoğurt ve sert peynirler daha tolere edilebilir olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mps1ZuvGjUegoprazlegKA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>zor, sindirilen, besin:, Her, sofrada, var, ama, kabızlığın, numaralı, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mps1ZuvGjUegoprazlegKA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="En zor sindirilen 5 besin: Her sofrada var ama kabızlığın 1 numaralı nedeni"><p>Tükettiğiniz besinlerin sindirilmesi zaman alır. Bu nedenle geceleri ağır yemek yemekten kaçınılması gerektiği söylenir, çünkü hareket yoksa mide bunu sindirmekte zorlanır. Dahası, bazı yiyecekler diğerlerinden daha zor sindirilir ve hangi saatte tüketirseniz tüketin sindirim sisteminiz için kötü olabilir. İşte sindirimi en zor 5 yiyecek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eUNkc_PexEyQ39BT-dN9BA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Patates kızartması gibi kızarmış yiyeceklerin sindirimi oldukça zordur. Bunlar sindirim sürecini etkileyen, şişkinliğe, gaza ve hazımsızlığa yol açan sağlıksız yağlar açısından zengindir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pGVbWo9usUG7c9N3si9Vgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızarmış yiyeceklerin yağlı yapısı, parçalanmalarını zorlaştırır ve uzun süreli tüketimleri gastrointestinal sistemde iltihaplanmaya neden olabilir.Kızarmış yiyeceklerdeki yüksek yağ içeriği iltihaplanmaya ve sindirim sorunlarına yol açabilir.Bunun yerine: Izgara, fırında pişirilmiş veya haşlanmış yemekleri tercih edin ve kuruyemiş, çekirdek, avokado, zeytinyağı ve balıktan elde edilen doymamış yağları tercih edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ORkeI8gU60Gvm0KOgpr75Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Önceden paketlenmiş atıştırmalıklar, dondurulmuş yemekler ve etler dahil olmak üzere işlenmiş gıdalar, bağırsak bakterilerini olumsuz etkileyen koruyucu maddeler, yapay katkı maddeleri ve sağlıksız yağlarla doludur. Bu katkı maddeleri iltihaplanmaya, sindirimi yavaşlatabilir ve kabızlığa ve şişkinliğe yol açabilir. İşlenmiş gıdaların çoğu, sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunu desteklemek için gereken liflerden yoksundur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Iwo-fKM1FE6sRYDQi1LRTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapay koruyucu maddeler ve daha az besin maddesi içerirler, bu da sindirim sorunlarına ve kolondaki iyi bakterilerin dengesizliğine yol açar.
Bunun yerine: Taze meyveler, sebzeler ve yağsız proteinler gibi tam, işlenmemiş yiyecekleri seçin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nG-qgYKTxUuOrGiiA-wFwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağır krema, tereyağı ve yağlı etler gibi yüksek yağlı yiyeceklerin sindirimi çok zor olabilir. Bu yiyecekler kramplara, bağırsak sorunlarına ve diğer sindirim sorunlarına neden olabilir. Aşırı yağ içeriği sindirim sürecini yavaşlatır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZFCvLVkj8E6ONkFAHST-XA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek yağlı yiyecekler, parçalanmaları zor olduğu için kramplara ve sindirim sorunlarına yol açabilir.Bunun yerine: Avokado, fındık gibi yağsız etler ve daha sağlıklı yağ kaynakları seçin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VryKN7rhJ0OCqbgm9RN4-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuzu eti gibi kırmızı et, bağırsaklar için daha serttir. Protein ve besin maddeleri içermesine rağmen, aşırı alımı sindirim sorunlarına neden olabilir, özellikle de çoğu sosis ve pastırma gibi işlenmiş ürünler olarak tüketildiğinden. Kırmızı etin sindirimi sindirim sistemi için daha zordur, şişkinliğe, kabızlığa ve rahatsızlığa yol açar.Kırmızı etin sindirimi zordur ve bağırsakta patojenik bakterilerin aşırı büyümesine neden olarak iltihaplanmaya neden olabilir.Bunun yerine: Gastrointestinal sorunları önlemek için kırmızı et, özellikle işlenmiş çeşitleri tüketiminizi sınırlayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/osxQKK0DdkOLR5luRpPLzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Laktoz intoleransı olan kişiler için süt, peynir ve yoğurt gibi süt ürünleri özellikle sorunlu olabilir. Laktoz intoleransı, sindirim için gerekli enzim olan laktazın yetersiz olması nedeniyle vücudun süt ürünlerinde bulunan bir şeker olan laktozu sindirememesidir. Az miktarda süt ürünü bile etkilenen kişilerde şişkinlik, ishal ve mide ağrılarına neden olabilir.Süt ürünleri, laktoz intoleransı olan kişilerde midede önemli rahatsızlığa neden olabilir.Bunun yerine: Laktozsuz süt ürünleri alternatiflerini düşünün veya öğünlerde az miktarda süt ürünü tüketin. Daha az laktoz içeren yoğurt ve sert peynirler daha tolere edilebilir olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Harvardlı doktor açıkladı: Sağlıklı diye biliniyor ama karaciğeri bozuyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/harvardli-doktor-acikladi-saglikli-diye-biliniyor-ama-karacigeri-bozuyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/harvardli-doktor-acikladi-saglikli-diye-biliniyor-ama-karacigeri-bozuyor</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer vücuttaki hayati organlardan biri ve karaciğer sağlığını korumak için beslenmeye dikkat etmeniz gerekiyor. Bazu yiyecek ve içeceklerin sık tüketimi karaciğer sağlığını olumsuz etkiliyor. Uzman isim karaciğer sağlığını bozan 3 besini açıkladı.Vücudun en önemli organlarından biri karaciğer. Karaciğer; yiyecekleri sindirmek, enerji depolamak ve toksinleri atmak gibi çok sayıda işlevi yerine getirir. Genellikle aşırı alkol tüketiminin karaciğere zarar verdiği düşünülür. Ancak sadece karaciğere zarar veren şey alkol değil. Harvard ve Stanford&#039;da eğitim almış, Instagram&#039;da 1 milyon takipçisi olan, Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, karaciğer sağlığını kötü etkileyen en kötü 3 besini açıkladı.Fruktoz, meyvelerde doğal olarak bulunan bir şeker türüdür, ancak sorun özellikle işlenmiş gıdalarda ve tatlandırılmış içeceklerde bulunan eklenen fruktozda yatmaktadır. Fruktoz oranı yüksek besinler arasında gazlı içecekler, şekerlemeler, fırınlanmış ürünler ve birçok paketlenmiş atıştırmalık bulunur.Çok fazla fruktoz yediğinizde, karaciğeriniz bunu yağa dönüştürür. Bu, karaciğer hücrelerinin içinde yağ birikmesine ve alkolsüz yağlı karaciğer hastalığına (NAFLD) yol açabilir. Zamanla, bu yağ birikimi iltihaplanmaya, yara izine ve hatta karaciğer yetmezliğine neden olabilir.Fruktoz ayrıca vücudunuzun insüline iyi yanıt vermeyi bıraktığı ve tip 2 diyabet riskini artıran bir durum olan insülin direncine neden olur. Dahası, aşırı fruktoz trigliserit seviyelerini yükselterek kalp hastalığı ve hatta felç riskini artırabilir.Soya fasulyesi yağı, mısır yağı, ayçiçeği yağı ve kanola yağı gibi endüstriyel tohum yağları işlenmiş gıdalarda ve restoranlarda yaygın olarak kullanılır. Bu yağlar, aşırı miktarda alındığında vücudunuzdaki omega-3&#039;lerle dengesizlik yaratan omega-6 yağ asitleri açısından zengindir. Bu dengesizlik, karaciğer hasarı da dahil olmak üzere birçok hastalığın temel nedeni olan kronik iltihaplanmaya neden olur.Bu yağlar ayrıca oldukça dengesizdir ve ısıtıldığında kolayca oksitlenerek trans yağlar ve lipid peroksitler gibi zararlı bileşikler üretir. Bu toksik yan ürünler karaciğer hücrelerinize zarar verir, oksidatif stresi artırır ve iltihaplanmayı teşvik eder. Bu yağları kızartmalarda yaygın olarak tekrar tekrar ısıtmak, onları daha da tehlikeli hale getirir.Endüstriyel tohum yağlarının tüketilmesi, kalp hastalığı, diyabet, artrit ve karaciğeri zorlayan metabolik sorunlarla bağlantılıdır.Meyve suyu genellikle sağlıklı bir içecek olarak pazarlanır, ancak temelde bütün meyvelerde bulunan lif içermeyen sıvı şekerdir. Meyve suyunu düzenli olarak içmek karaciğerinizi fruktozla doldurur, yağ birikmesine ve karaciğer zorlanmasına yol açar.Meyve suyunun tamamı yenmesinin aksine, meyve suyu kan şekeri ve insülinde hızlı artışlara neden olarak karaciğerde yağ depolanmasını teşvik eder ve yağlı karaciğer hastalığı riskini artırır. Birçok meyve suyu ayrıca eklenmiş şekerler içerir ve bu da sorunu daha da kötüleştirir. Gerçekten meyve suyu tüketmek istiyorsanız, evde soğuk sıkım yapın ve şeker eklemeyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-NTM-O_WEE-o5e-Ye-dLrg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Harvardlı, doktor, açıkladı:, Sağlıklı, diye, biliniyor, ama, karaciğeri, bozuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-NTM-O_WEE-o5e-Ye-dLrg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Harvardlı doktor açıkladı: Sağlıklı diye biliniyor ama karaciğeri bozuyor"><p>Karaciğer vücuttaki hayati organlardan biri ve karaciğer sağlığını korumak için beslenmeye dikkat etmeniz gerekiyor. Bazu yiyecek ve içeceklerin sık tüketimi karaciğer sağlığını olumsuz etkiliyor. Uzman isim karaciğer sağlığını bozan 3 besini açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-U6MvzSNdk6FRlm8-7X3fQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudun en önemli organlarından biri karaciğer. Karaciğer; yiyecekleri sindirmek, enerji depolamak ve toksinleri atmak gibi çok sayıda işlevi yerine getirir. Genellikle aşırı alkol tüketiminin karaciğere zarar verdiği düşünülür. Ancak sadece karaciğere zarar veren şey alkol değil. Harvard ve Stanford'da eğitim almış, Instagram'da 1 milyon takipçisi olan, Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, karaciğer sağlığını kötü etkileyen en kötü 3 besini açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OrSrhasqX0ae7qoe3ApxLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fruktoz, meyvelerde doğal olarak bulunan bir şeker türüdür, ancak sorun özellikle işlenmiş gıdalarda ve tatlandırılmış içeceklerde bulunan eklenen fruktozda yatmaktadır. Fruktoz oranı yüksek besinler arasında gazlı içecekler, şekerlemeler, fırınlanmış ürünler ve birçok paketlenmiş atıştırmalık bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qiuCipBIIU6LO1tDjaK4mg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok fazla fruktoz yediğinizde, karaciğeriniz bunu yağa dönüştürür. Bu, karaciğer hücrelerinin içinde yağ birikmesine ve alkolsüz yağlı karaciğer hastalığına (NAFLD) yol açabilir. Zamanla, bu yağ birikimi iltihaplanmaya, yara izine ve hatta karaciğer yetmezliğine neden olabilir.Fruktoz ayrıca vücudunuzun insüline iyi yanıt vermeyi bıraktığı ve tip 2 diyabet riskini artıran bir durum olan insülin direncine neden olur. Dahası, aşırı fruktoz trigliserit seviyelerini yükselterek kalp hastalığı ve hatta felç riskini artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2uw0_OS_Ik2jNr49gAiFNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soya fasulyesi yağı, mısır yağı, ayçiçeği yağı ve kanola yağı gibi endüstriyel tohum yağları işlenmiş gıdalarda ve restoranlarda yaygın olarak kullanılır. Bu yağlar, aşırı miktarda alındığında vücudunuzdaki omega-3'lerle dengesizlik yaratan omega-6 yağ asitleri açısından zengindir. Bu dengesizlik, karaciğer hasarı da dahil olmak üzere birçok hastalığın temel nedeni olan kronik iltihaplanmaya neden olur.Bu yağlar ayrıca oldukça dengesizdir ve ısıtıldığında kolayca oksitlenerek trans yağlar ve lipid peroksitler gibi zararlı bileşikler üretir. Bu toksik yan ürünler karaciğer hücrelerinize zarar verir, oksidatif stresi artırır ve iltihaplanmayı teşvik eder. Bu yağları kızartmalarda yaygın olarak tekrar tekrar ısıtmak, onları daha da tehlikeli hale getirir.Endüstriyel tohum yağlarının tüketilmesi, kalp hastalığı, diyabet, artrit ve karaciğeri zorlayan metabolik sorunlarla bağlantılıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hZh4ERjQmUGtrf2tZO4mow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve suyu genellikle sağlıklı bir içecek olarak pazarlanır, ancak temelde bütün meyvelerde bulunan lif içermeyen sıvı şekerdir. Meyve suyunu düzenli olarak içmek karaciğerinizi fruktozla doldurur, yağ birikmesine ve karaciğer zorlanmasına yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l50_xGnhnk2hQmE2e8WtDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve suyunun tamamı yenmesinin aksine, meyve suyu kan şekeri ve insülinde hızlı artışlara neden olarak karaciğerde yağ depolanmasını teşvik eder ve yağlı karaciğer hastalığı riskini artırır. Birçok meyve suyu ayrıca eklenmiş şekerler içerir ve bu da sorunu daha da kötüleştirir. Gerçekten meyve suyu tüketmek istiyorsanız, evde soğuk sıkım yapın ve şeker eklemeyin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar uyarıyor: Kanser riskini 2&amp;apos;ye katlayan hata</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kanser-riskini-2ye-katlayan-hata</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kanser-riskini-2ye-katlayan-hata</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yapılan yeni bir araştırma, halk sağlığı açısından endişe verici sonuçları gözler önüne serdi. Araştırmaya göre, ülkedeki her iki kişiden biri yılda en az bir kez güneş yanığı geçiriyor. Cilt kanserinin en ölümcül türlerinden biri olan melanom riskine dikkat çeken uzmanlar önemli çağrıda bulundu.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Melanoma Focus adlı kanser yardım kuruluşunun yayımladığı verilere göre, yaklaşık 34 milyon kişi, güneş yanıkları nedeniyle melanom riskini ikiye katlamış durumda. Sadece beş kez güneş yanığı geçirmek bile bu hastalığa yakalanma olasılığını ciddi oranda artırıyor. Her yıl İngiltere&#039;de 2.000’den fazla kişi melanom nedeniyle hayatını kaybediyor.Yapılan ankete göre, özellikle 18-32 yaş aralığındaki bireyler en riskli grubu oluşturuyor. Bu yaş grubundaki kişilerin yüzde 65’i her yıl güneş yanığı problemi yaşıyor. Araştırmaya katılan 2 bin kişi arasında her üç kişiden biri sıcak havalarda düzenli olarak güneş kremi kullanmadığını belirtirken, her 10 kişiden biri ise hiç güneş kremi kullanmadığını itiraf etti. Erkeklerin yüzde 42’si SPF içerikli ürünleri tamamen reddediyor.32 yaşındaki Hannah Lowery, Temmuz 2024’te melanom teşhisi aldığında sadece 31 yaşındaydı. Lowery, “Yurt dışında ailem beni güneş kremi konusunda uyarırdı ama İngiltere’de dikkat etmedim. Ergenlik döneminde defalarca yandım” diyerek yaşadığı süreci anlattı. Boynundaki benlerde değişiklik fark ettikten sonra doktora başvuran Lowery, erken teşhis sayesinde melanomun yayılmadan kontrol altına alınabildiğini belirtti. “İki yaşında bir oğlum var. Bronzlaşmak için buna gerçekten değmez,” dedi.Melanoma Focus’un CEO’su Susanna Daniels, “Bu veriler son derece endişe verici. Hayatınızda beşten fazla güneş yanığı geçirmek, melanom riskinizi iki kat artırıyor” dedi. Daniels, İngiltere&#039;deki melanom ölümlerinin Avustralya’dan fazla olmasına dikkat çekerek, koruyucu önlemlerin önemini vurguladı: “30+ faktörlü güneş kremi kullanmak, şapka takmak, gölgede kalmak ve cildi örten kıyafetler giymek hayati önem taşıyor.”İngiltere’de her 35 erkekten biri ve her 41 kadından biri yaşamları boyunca melanom teşhisi alıyor. Uzmanlar, özellikle UVB ve UVA ışınlarına karşı koruma sağlayan güneş kremlerinin düzenli kullanımını öneriyor. Cancer Research verilerine göre, ülkedeki cilt kanseri vakalarının yüzde 90’ı doğrudan güneş yanığı ve solaryum kullanımına bağlı gelişiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A9LmUB_fMUSbvDT8D-7mYw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, uyarıyor:, Kanser, riskini, 2ye, katlayan, hata</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A9LmUB_fMUSbvDT8D-7mYw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlar uyarıyor: Kanser riskini 2'ye katlayan hata"><p>İngiltere'de yapılan yeni bir araştırma, halk sağlığı açısından endişe verici sonuçları gözler önüne serdi. Araştırmaya göre, ülkedeki her iki kişiden biri yılda en az bir kez güneş yanığı geçiriyor. Cilt kanserinin en ölümcül türlerinden biri olan melanom riskine dikkat çeken uzmanlar önemli çağrıda bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B4GjHVnrO0-NI-6e7MD8nQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Melanoma Focus adlı kanser yardım kuruluşunun yayımladığı verilere göre, yaklaşık 34 milyon kişi, güneş yanıkları nedeniyle melanom riskini ikiye katlamış durumda. Sadece beş kez güneş yanığı geçirmek bile bu hastalığa yakalanma olasılığını ciddi oranda artırıyor. Her yıl İngiltere'de 2.000’den fazla kişi melanom nedeniyle hayatını kaybediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BLT8wILiQku8Xpsyk_erJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan ankete göre, özellikle 18-32 yaş aralığındaki bireyler en riskli grubu oluşturuyor. Bu yaş grubundaki kişilerin yüzde 65’i her yıl güneş yanığı problemi yaşıyor. Araştırmaya katılan 2 bin kişi arasında her üç kişiden biri sıcak havalarda düzenli olarak güneş kremi kullanmadığını belirtirken, her 10 kişiden biri ise hiç güneş kremi kullanmadığını itiraf etti. Erkeklerin yüzde 42’si SPF içerikli ürünleri tamamen reddediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-81G_TIpL06Okz8MRBA1WQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>32 yaşındaki Hannah Lowery, Temmuz 2024’te melanom teşhisi aldığında sadece 31 yaşındaydı. Lowery, “Yurt dışında ailem beni güneş kremi konusunda uyarırdı ama İngiltere’de dikkat etmedim. Ergenlik döneminde defalarca yandım” diyerek yaşadığı süreci anlattı. Boynundaki benlerde değişiklik fark ettikten sonra doktora başvuran Lowery, erken teşhis sayesinde melanomun yayılmadan kontrol altına alınabildiğini belirtti. “İki yaşında bir oğlum var. Bronzlaşmak için buna gerçekten değmez,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d_hcNOMGBUmNei-JN5yNWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Melanoma Focus’un CEO’su Susanna Daniels, “Bu veriler son derece endişe verici. Hayatınızda beşten fazla güneş yanığı geçirmek, melanom riskinizi iki kat artırıyor” dedi. Daniels, İngiltere'deki melanom ölümlerinin Avustralya’dan fazla olmasına dikkat çekerek, koruyucu önlemlerin önemini vurguladı: “30+ faktörlü güneş kremi kullanmak, şapka takmak, gölgede kalmak ve cildi örten kıyafetler giymek hayati önem taşıyor.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ur_gR7O2KEisv5_a_RLiiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere’de her 35 erkekten biri ve her 41 kadından biri yaşamları boyunca melanom teşhisi alıyor. Uzmanlar, özellikle UVB ve UVA ışınlarına karşı koruma sağlayan güneş kremlerinin düzenli kullanımını öneriyor. Cancer Research verilerine göre, ülkedeki cilt kanseri vakalarının yüzde 90’ı doğrudan güneş yanığı ve solaryum kullanımına bağlı gelişiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Latin Amerika’da salgın endişesi: Oropouche Virüsü nedir, belirtileri neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/latin-amerikada-salgin-endisesi-oropouche-virusu-nedir-belirtileri-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/latin-amerikada-salgin-endisesi-oropouche-virusu-nedir-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Almanya’daki bilim insanlarının yürüttüğü yeni bir araştırma, Latin Amerika’da hızla yayılmakta olan Oropouche virüsüne karşı endişeleri artırdı. Oropouche virüsü hastalığı, 2013 ve 2015 yıllarında chikungunya ve Zika virüslerinin ortaya çıkmasından önce Güney Amerika&#039;da (dang hummasından sonra) en sık görülen ikinci arboviral hastalıktı. Peki, Oropouche Virüsü nedir, belirtileri neler?Oropouche virüsü hastalığı (Oropouche ateşi olarak da bilinir), enfekte ısırıcı tatarcıkların ve muhtemelen bazı sivrisineklerin ısırmasıyla insanlara yayılan Oropouche virüsünün neden olduğu, hastaların genellikle hızla iyileştiği ateşli bir hastalıktır.Oropouche virüsü çoğunlukla Güney Amerika ve Karayipler&#039;de bulunuyor, ancak Aralık 2023&#039;ten bu yana daha fazla vaka bildirildi ve daha önce tespit edilmeyen bölgeler de dahil olmak üzere binlerce vaka bildirildi.Oropouche virüsü hastalığı, ateş, baş ağrısı, eklem ağrısı, kas ağrısı, titreme, mide bulantısı, kusma ve döküntüye neden olabilen Oropouche virüsü (OROV) tarafından meydana gelir. Çoğu insan kendi kendine iyileşir, ancak hastalık bazı hastalarda ciddi semptomlara neden olabilir.Virüs, enfekte bir böceğin, genellikle sivrisinek ısırığı yoluyla insanlara bulaşır. Bu nedenle eklembacaklılar tarafından taşınan bir virüs (arbovirüs) olarak adlandırılır. 2023&#039;ün sonlarına kadar, bildirilen Oropouche virüsü hastalığı vakaları Güney Amerika ile sınırlıydı, çoğunlukla Amazon yağmur ormanları ve Karayipler&#039;in yakınındaydı.Ancak, Aralık 2023&#039;ten bu yana, vakalar diğer bölgelerde tespit edildi ve daha şiddetli hale geldi. 2024&#039;te salgınlar, endemik olmayan bölgelerde belgelenen salgınlar, doğrulanmış enfeksiyonlu iki ölümcül vaka ve annelerin hamileyken hastalığı bebeklerine bulaştırma olasılığı oldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vBUkwh3vU0iX4v6YJruHvg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Latin, Amerika’da, salgın, endişesi:, Oropouche, Virüsü, nedir, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vBUkwh3vU0iX4v6YJruHvg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ciddi semptomlara neden olabiliyor: Oropouche Virüsü nedir, belirtileri neler?"><p>Almanya’daki bilim insanlarının yürüttüğü yeni bir araştırma, Latin Amerika’da hızla yayılmakta olan Oropouche virüsüne karşı endişeleri artırdı. Oropouche virüsü hastalığı, 2013 ve 2015 yıllarında chikungunya ve Zika virüslerinin ortaya çıkmasından önce Güney Amerika'da (dang hummasından sonra) en sık görülen ikinci arboviral hastalıktı. Peki, Oropouche Virüsü nedir, belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-j3jgzQmSEy-J2iyDXsMqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oropouche virüsü hastalığı (Oropouche ateşi olarak da bilinir), enfekte ısırıcı tatarcıkların ve muhtemelen bazı sivrisineklerin ısırmasıyla insanlara yayılan Oropouche virüsünün neden olduğu, hastaların genellikle hızla iyileştiği ateşli bir hastalıktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NF00F3lZakWzHKhnxD-wPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oropouche virüsü çoğunlukla Güney Amerika ve Karayipler'de bulunuyor, ancak Aralık 2023'ten bu yana daha fazla vaka bildirildi ve daha önce tespit edilmeyen bölgeler de dahil olmak üzere binlerce vaka bildirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5lo3BPMFh02j1qi7YKWL_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oropouche virüsü hastalığı, ateş, baş ağrısı, eklem ağrısı, kas ağrısı, titreme, mide bulantısı, kusma ve döküntüye neden olabilen Oropouche virüsü (OROV) tarafından meydana gelir. Çoğu insan kendi kendine iyileşir, ancak hastalık bazı hastalarda ciddi semptomlara neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UEUq76ZcUUmDIbkiteENUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Virüs, enfekte bir böceğin, genellikle sivrisinek ısırığı yoluyla insanlara bulaşır. Bu nedenle eklembacaklılar tarafından taşınan bir virüs (arbovirüs) olarak adlandırılır. 2023'ün sonlarına kadar, bildirilen Oropouche virüsü hastalığı vakaları Güney Amerika ile sınırlıydı, çoğunlukla Amazon yağmur ormanları ve Karayipler'in yakınındaydı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AJ9sNS2c3kS5BYTJ59SVyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, Aralık 2023'ten bu yana, vakalar diğer bölgelerde tespit edildi ve daha şiddetli hale geldi. 2024'te salgınlar, endemik olmayan bölgelerde belgelenen salgınlar, doğrulanmış enfeksiyonlu iki ölümcül vaka ve annelerin hamileyken hastalığı bebeklerine bulaştırma olasılığı oldu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücuttaki eksikliği çocuklukta başlıyor: Ölümcül kalp hastalığı nedeni</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vucuttaki-eksikligi-cocuklukta-basliyor-olumcul-kalp-hastaligi-nedeni</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vucuttaki-eksikligi-cocuklukta-basliyor-olumcul-kalp-hastaligi-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;deki çocukların beşte biri, yetişkinlerin ise altıda biri D vitamini eksikliği yaşıyor. Kemik sağlığı başta olmak üzere birçok bedensel işlev için hayati öneme sahip olan D vitamini, güneş ışığı ve besinler yoluyla vücuda alınıyor. Yeni bir araştırmaya göre, çocukluk döneminde düşük D vitamini seviyelerine sahip bireylerde, yetişkinlikte kalp hastalığına yakalanma riski belirgin şekilde artıyor.İngiltere&#039;deki çocukların beşte biri, yetişkinlerin ise altıda biri D vitamini eksikliği yaşıyor. Kemik sağlığı başta olmak üzere birçok bedensel işlev için hayati öneme sahip olan D vitamini, güneş ışığı ve besinler yoluyla vücuda alınıyor.Eksikliği, çocuklarda raşitizm gibi kemik deformitelerine, yetişkinlerde ise kas zayıflığı, kemik ağrısı ve ruh hali bozukluklarına neden olabiliyor.Finlandiya’da yürütülen ve Avrupa Önleyici Kardiyoloji Dergisi&#039;nde yayımlanan çalışmada, çocukluktaki D vitamini eksikliği ile yetişkinlikte aterosklerotik kardiyovasküler hastalık (ASCVD) gelişimi arasındaki ilişki incelendi. Ateroskleroz, atardamarların yağlı plaklarla tıkanması sonucu ortaya çıkan ve kalp krizi ile felce yol açabilen ciddi bir sağlık sorunu olarak biliniyor.Araştırma, Finlandiya&#039;nın Turku Üniversitesi bilim insanları tarafından gerçekleştirildi. 1980 yılında, 3 ila 18 yaş aralığındaki 3.516 çocuğun D vitamini seviyeleri ölçüldü. Ortalama seviye 51,3 nmol/L olarak belirlendi. Takip edilen katılımcıların yaklaşık %3’ü (95 kişi), ilerleyen yaşlarında ASCVD geçirdi.D vitamini seviyesi 37 nmol/L’nin altında olan çocuklarda risk daha da artıyor. Özellikle 35 nmol/L’nin altındaki değerlerde, kalp hastalığı riskinin iki katına çıktığı tespit edildi. Araştırmacılar, elde edilen bulguların çocukluk dönemindeki D vitamini düzeylerinin düzenli izlenmesi gerektiğine işaret ettiğini belirtiyor.Ancak çalışma gözlemsel nitelikte olduğu için, doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurulamıyor. Yine de uzmanlar, düşük D vitamini düzeylerinin kalp hastalığı risk faktörleriyle bağlantılı olduğunu vurguluyor.NHS’e göre, bir ila dört yaş arasındaki tüm çocukların yıl boyunca günlük D vitamini takviyesi alması öneriliyor. Daha büyük çocuklar ve yetişkinler için ise özellikle sonbahar ve kış aylarında takviye kullanımı tavsiye ediliyor.D vitamini, somon, sardalya, yumurta sarısı ve güçlendirilmiş kahvaltılık gevrekler gibi bazı besinlerde doğal olarak bulunabiliyor.Bu bulgular, D vitamini eksikliğinin yalnızca kemik sağlığını değil, uzun vadede kalp sağlığını da tehdit ettiğine dair önemli kanıtlar sunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/so59JV-KS0GThZ0A3Yya_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücuttaki, eksikliği, çocuklukta, başlıyor:, Ölümcül, kalp, hastalığı, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/so59JV-KS0GThZ0A3Yya_Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücuttaki eksikliği çocuklukta başlıyor: Ölümcül kalp hastalığı nedeni"><p>İngiltere'deki çocukların beşte biri, yetişkinlerin ise altıda biri D vitamini eksikliği yaşıyor. Kemik sağlığı başta olmak üzere birçok bedensel işlev için hayati öneme sahip olan D vitamini, güneş ışığı ve besinler yoluyla vücuda alınıyor. Yeni bir araştırmaya göre, çocukluk döneminde düşük D vitamini seviyelerine sahip bireylerde, yetişkinlikte kalp hastalığına yakalanma riski belirgin şekilde artıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zKyV1E2Vi0GBmXQBjAuunw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'deki çocukların beşte biri, yetişkinlerin ise altıda biri D vitamini eksikliği yaşıyor. Kemik sağlığı başta olmak üzere birçok bedensel işlev için hayati öneme sahip olan D vitamini, güneş ışığı ve besinler yoluyla vücuda alınıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e7xivTa9t0m0rysbsw74XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eksikliği, çocuklarda raşitizm gibi kemik deformitelerine, yetişkinlerde ise kas zayıflığı, kemik ağrısı ve ruh hali bozukluklarına neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jHt-U2yiiEeONSnyxeJLpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Finlandiya’da yürütülen ve Avrupa Önleyici Kardiyoloji Dergisi'nde yayımlanan çalışmada, çocukluktaki D vitamini eksikliği ile yetişkinlikte aterosklerotik kardiyovasküler hastalık (ASCVD) gelişimi arasındaki ilişki incelendi. Ateroskleroz, atardamarların yağlı plaklarla tıkanması sonucu ortaya çıkan ve kalp krizi ile felce yol açabilen ciddi bir sağlık sorunu olarak biliniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DvL1E7hvV0e1hAmJHJV9wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, Finlandiya'nın Turku Üniversitesi bilim insanları tarafından gerçekleştirildi. 1980 yılında, 3 ila 18 yaş aralığındaki 3.516 çocuğun D vitamini seviyeleri ölçüldü. Ortalama seviye 51,3 nmol/L olarak belirlendi. Takip edilen katılımcıların yaklaşık %3’ü (95 kişi), ilerleyen yaşlarında ASCVD geçirdi.D vitamini seviyesi 37 nmol/L’nin altında olan çocuklarda risk daha da artıyor. Özellikle 35 nmol/L’nin altındaki değerlerde, kalp hastalığı riskinin iki katına çıktığı tespit edildi. Araştırmacılar, elde edilen bulguların çocukluk dönemindeki D vitamini düzeylerinin düzenli izlenmesi gerektiğine işaret ettiğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L1n6JHlqPE2CT-Cm3eAkYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak çalışma gözlemsel nitelikte olduğu için, doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurulamıyor. Yine de uzmanlar, düşük D vitamini düzeylerinin kalp hastalığı risk faktörleriyle bağlantılı olduğunu vurguluyor.NHS’e göre, bir ila dört yaş arasındaki tüm çocukların yıl boyunca günlük D vitamini takviyesi alması öneriliyor. Daha büyük çocuklar ve yetişkinler için ise özellikle sonbahar ve kış aylarında takviye kullanımı tavsiye ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w-EhBUQHc0Wwx353V4wagw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D vitamini, somon, sardalya, yumurta sarısı ve güçlendirilmiş kahvaltılık gevrekler gibi bazı besinlerde doğal olarak bulunabiliyor.Bu bulgular, D vitamini eksikliğinin yalnızca kemik sağlığını değil, uzun vadede kalp sağlığını da tehdit ettiğine dair önemli kanıtlar sunuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Chia tohumlarını her gün yemek doğru mu?  Kaçınmanız gereken noktalar</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/chia-tohumlarini-her-gun-yemek-dogru-mu-kacinmaniz-gereken-noktalar</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/chia-tohumlarini-her-gun-yemek-dogru-mu-kacinmaniz-gereken-noktalar</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz &quot;süper besin&quot; chia tohumları, küçük boyutlarına rağmen büyük bir sağlık tartışmasını tetikliyor. Smoothie’lerden pudinglere, salatalardan kahvaltı kaselerine kadar pek çok tarifin vazgeçilmez unsuru haline gelen bu minik siyah-beyaz tohumlar, sindirimi desteklemesi, enerji vermesi ve kilo kontrolüne yardımcı olmasıyla öne çıkıyor. Ancak uzmanlar, chia tohumlarının her gün ve bilinçsizce tüketilmesinin sanıldığı kadar masum olmayabileceği konusunda uyarıyor.Chia tohumları; lif, protein, omega-3 yağ asitleri, kalsiyum, magnezyum ve antioksidanlar açısından son derece zengin. Örneğin, yalnızca iki yemek kaşığı chia tohumu yaklaşık 10 gram lif içeriyor.Bu da günlük lif ihtiyacının üçte birine denk geliyor. Lifin yanı sıra, kalp sağlığına katkı sağlayan ALA tipi omega-3 yağ asitleriyle de dikkat çekiyor.Ancak uzmanlar, bu tohumların yüksek lif içeriği nedeniyle her gün aşırı miktarda tüketilmesinin sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle yeterli sıvı alınmadan tüketildiğinde şişkinlik, gaz ve kabızlık gibi sorunlarla karşılaşılabiliyor.Omega-3 yağ asitlerinin kanı inceltici etkisi, chia tohumlarını özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan bireyler için potansiyel bir risk haline getiriyor. Warfarin veya aspirin gibi ilaçlarla birlikte tüketildiğinde morarma veya kanama riski artabiliyor. Bu nedenle, düzenli olarak chia tohumu tüketmeyi planlayan kişilerin öncesinde bir doktora danışmaları öneriliyor.Chia tohumlarının tansiyonu dengeleyici etkisi, yüksek tansiyonu olanlar için olumlu bir haber olabilir. Ancak hali hazırda düşük tansiyonu olan bireylerde düzenli chia tüketimi, tansiyonu daha da düşürerek baş dönmesi, halsizlik ve yorgunluk gibi şikayetlere yol açabiliyor.Düşük glisemik indeksi sayesinde chia tohumları, kan şekerinin dengelenmesine katkı sağlayabiliyor. Ancak bu durum, özellikle diyabet ilaçları kullanan bireylerde dikkatli olunmasını gerektiriyor. Chia tohumlarının doğal olarak kan şekerini düşürmesi, ilaçlarla birleştiğinde hipoglisemi riskini artırabilir.Besin değeri yüksek olan chia tohumları, doğru miktarda ve uygun şekilde tüketildiğinde birçok sağlık faydası sunabilir. Ancak “her gün tüketin” tavsiyelerine körü körüne uymadan önce, bireysel sağlık durumunu göz önünde bulundurmakta fayda var.Uzmanlar, bu tohumların mutlaka bol suyla birlikte alınması ve mümkünse önceden ıslatılarak tüketilmesini öneriyor.Kısacası, chia tohumları mucizevi bir süper besin olabilir; ama her mucize gibi, onu da dikkatle ve bilinçle kullanmak gerekiyor.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VVx35nk3IEuZfbYRiWIJEg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Chia, tohumlarını, her, gün, yemek, doğru, mu, Kaçınmanız, gereken, noktalar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VVx35nk3IEuZfbYRiWIJEg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Chia tohumlarını her gün yemek doğru mu?  Kaçınmanız gereken noktalar"><p>Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz "süper besin" chia tohumları, küçük boyutlarına rağmen büyük bir sağlık tartışmasını tetikliyor. Smoothie’lerden pudinglere, salatalardan kahvaltı kaselerine kadar pek çok tarifin vazgeçilmez unsuru haline gelen bu minik siyah-beyaz tohumlar, sindirimi desteklemesi, enerji vermesi ve kilo kontrolüne yardımcı olmasıyla öne çıkıyor. Ancak uzmanlar, chia tohumlarının her gün ve bilinçsizce tüketilmesinin sanıldığı kadar masum olmayabileceği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ra1C1H55tkSQf25ESrLZ2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Chia tohumları; lif, protein, omega-3 yağ asitleri, kalsiyum, magnezyum ve antioksidanlar açısından son derece zengin. Örneğin, yalnızca iki yemek kaşığı chia tohumu yaklaşık 10 gram lif içeriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5FmVQfJa6k2HTAdOOYI14Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu da günlük lif ihtiyacının üçte birine denk geliyor. Lifin yanı sıra, kalp sağlığına katkı sağlayan ALA tipi omega-3 yağ asitleriyle de dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dB5-eI53lE60R-00wBVBuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak uzmanlar, bu tohumların yüksek lif içeriği nedeniyle her gün aşırı miktarda tüketilmesinin sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle yeterli sıvı alınmadan tüketildiğinde şişkinlik, gaz ve kabızlık gibi sorunlarla karşılaşılabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8gxh9REM30uC5ffqdqgrWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega-3 yağ asitlerinin kanı inceltici etkisi, chia tohumlarını özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan bireyler için potansiyel bir risk haline getiriyor. Warfarin veya aspirin gibi ilaçlarla birlikte tüketildiğinde morarma veya kanama riski artabiliyor. Bu nedenle, düzenli olarak chia tohumu tüketmeyi planlayan kişilerin öncesinde bir doktora danışmaları öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t_l2EiY9qEqmuIyZQOfGRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Chia tohumlarının tansiyonu dengeleyici etkisi, yüksek tansiyonu olanlar için olumlu bir haber olabilir. Ancak hali hazırda düşük tansiyonu olan bireylerde düzenli chia tüketimi, tansiyonu daha da düşürerek baş dönmesi, halsizlik ve yorgunluk gibi şikayetlere yol açabiliyor.Düşük glisemik indeksi sayesinde chia tohumları, kan şekerinin dengelenmesine katkı sağlayabiliyor. Ancak bu durum, özellikle diyabet ilaçları kullanan bireylerde dikkatli olunmasını gerektiriyor. Chia tohumlarının doğal olarak kan şekerini düşürmesi, ilaçlarla birleştiğinde hipoglisemi riskini artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h8VktLU4XkyujnIcMYsSYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Besin değeri yüksek olan chia tohumları, doğru miktarda ve uygun şekilde tüketildiğinde birçok sağlık faydası sunabilir. Ancak “her gün tüketin” tavsiyelerine körü körüne uymadan önce, bireysel sağlık durumunu göz önünde bulundurmakta fayda var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_V2LF8c5PUW81AZb9lRq4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, bu tohumların mutlaka bol suyla birlikte alınması ve mümkünse önceden ıslatılarak tüketilmesini öneriyor.Kısacası, chia tohumları mucizevi bir süper besin olabilir; ama her mucize gibi, onu da dikkatle ve bilinçle kullanmak gerekiyor.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktor &amp;quot;Her gün yemeniz gereken 4 atıştırmalık&amp;quot; diyerek paylaştı: Karaciğeri ve bağırsakları koruyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-her-gun-yemeniz-gereken-4-atistirmalik-diyerek-paylasti-karacigeri-ve-bagirsaklari-koruyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-her-gun-yemeniz-gereken-4-atistirmalik-diyerek-paylasti-karacigeri-ve-bagirsaklari-koruyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olabilmek için sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmeniz gerekiyor. Uzmanlar, karaciğer ve bağırsak dostu dört atıştırmalıkla hem lezzeti hem de sağlığı bir araya getiriyor. Günlük yaşamda kolayca tüketilebilecek bu seçenekler, sindirim sistemini desteklerken bağışıklığı da güçlendiriyor.Sağlıklı beslenme denince akla genellikle haşlanmış sebzeler, sade su tüketimi ve tatsız öğünler geliyor.Ancak Harvard mezunu Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, bu algıyı kökten değiştirecek önerilerle karşımızda. Her gün tüketilebilecek, hem karaciğer hem de bağırsak sağlığını destekleyen dört atıştırmalık öneren Dr. Sethi, bu besinlerin sadece sağlıklı değil, aynı zamanda lezzetli ve pratik olduğunun da altını çiziyor.İşte Harvardlı doktorun önerdiği dört güçlü atıştırmalık:Hurma ve ceviz, yalnızca damak tadına hitap etmekle kalmıyor; aynı zamanda sindirim sistemini içeriden destekliyor. Hurmalar, zengin çözünür lif içeriği sayesinde bağırsakları adeta süpürerek temizliyor ve faydalı bakterileri besliyor. Ceviz ise omega-3 yağ asitleriyle dolu ve anti-inflamatuar etkisiyle karaciğeri destekliyor. Bir araya geldiklerinde bu ikili, bağışıklık sistemini güçlendiren doğal bir süper atıştırmalığa dönüşüyor.Çiğ badem ve fıstık, C vitamini içeriğiyle bağışıklığı desteklerken, en az %70 kakao içeren bitter çikolata antioksidanlarla dolu. Dr. Sethi, bu ikilinin bir arada tüketildiğinde sinerjik bir etki yarattığını söylüyor. Bu atıştırmalık, hem tatlı isteğini bastırıyor hem de hücreleri oksidatif strese karşı koruyor.Sıradan bir elmayı, biraz tarçın ve bir çay kaşığı çiğ bal ile bambaşka bir hale getirmek mümkün. Tarçındaki sinnamaldehit, bağırsak bakterilerinin dengelenmesine yardımcı olurken, çiğ bal doğal bir prebiyotik olarak görev yapıyor. Bu üçlü hem sindirimi destekliyor hem de bağışıklığı güçlendiriyor.Yaban mersini ve ahududu gibi polifenol açısından zengin meyvelerle tüketildiğinde, probiyotiklerin bağırsakta daha verimli çoğalması sağlanıyor. Bu kombinasyon, bağırsak florasını destekleyen doğal bir “gübre” işlevi görüyor.Dr. Saurabh Sethi’nin önerileri, sağlıklı atıştırmalıkların hem kolay ulaşılabilir hem de keyifle tüketilebilir olduğunu gösteriyor. Her biri bilimsel temellere dayanan bu atıştırmalıklar, karaciğer ve bağırsak sağlığını desteklemek isteyenler için güçlü ve lezzetli alternatifler sunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fbpxAvtq_EulRsgcgmcA8Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, Her, gün, yemeniz, gereken, atıştırmalık, diyerek, paylaştı:, Karaciğeri, bağırsakları, koruyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fbpxAvtq_EulRsgcgmcA8Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktor " her g yemeniz gereken at diyerek payla><p>Sağlıklı bir vücuda sahip olabilmek için sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmeniz gerekiyor. Uzmanlar, karaciğer ve bağırsak dostu dört atıştırmalıkla hem lezzeti hem de sağlığı bir araya getiriyor. Günlük yaşamda kolayca tüketilebilecek bu seçenekler, sindirim sistemini desteklerken bağışıklığı da güçlendiriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7S0yFHoLREKg-6CQL77sFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı beslenme denince akla genellikle haşlanmış sebzeler, sade su tüketimi ve tatsız öğünler geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nM7_GKPmzEqvoWZ0eKK06w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak Harvard mezunu Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, bu algıyı kökten değiştirecek önerilerle karşımızda. Her gün tüketilebilecek, hem karaciğer hem de bağırsak sağlığını destekleyen dört atıştırmalık öneren Dr. Sethi, bu besinlerin sadece sağlıklı değil, aynı zamanda lezzetli ve pratik olduğunun da altını çiziyor.İşte Harvardlı doktorun önerdiği dört güçlü atıştırmalık:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a8Rpct6Mo0COqc_tJuDeXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hurma ve ceviz, yalnızca damak tadına hitap etmekle kalmıyor; aynı zamanda sindirim sistemini içeriden destekliyor. Hurmalar, zengin çözünür lif içeriği sayesinde bağırsakları adeta süpürerek temizliyor ve faydalı bakterileri besliyor. Ceviz ise omega-3 yağ asitleriyle dolu ve anti-inflamatuar etkisiyle karaciğeri destekliyor. Bir araya geldiklerinde bu ikili, bağışıklık sistemini güçlendiren doğal bir süper atıştırmalığa dönüşüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E8PSJECm4ESjE80t5s1s2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çiğ badem ve fıstık, C vitamini içeriğiyle bağışıklığı desteklerken, en az %70 kakao içeren bitter çikolata antioksidanlarla dolu. Dr. Sethi, bu ikilinin bir arada tüketildiğinde sinerjik bir etki yarattığını söylüyor. Bu atıştırmalık, hem tatlı isteğini bastırıyor hem de hücreleri oksidatif strese karşı koruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wUdoDbV790-Sak6_KZV3ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sıradan bir elmayı, biraz tarçın ve bir çay kaşığı çiğ bal ile bambaşka bir hale getirmek mümkün. Tarçındaki sinnamaldehit, bağırsak bakterilerinin dengelenmesine yardımcı olurken, çiğ bal doğal bir prebiyotik olarak görev yapıyor. Bu üçlü hem sindirimi destekliyor hem de bağışıklığı güçlendiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IQGcf_anVUud-yK7pB6dOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaban mersini ve ahududu gibi polifenol açısından zengin meyvelerle tüketildiğinde, probiyotiklerin bağırsakta daha verimli çoğalması sağlanıyor. Bu kombinasyon, bağırsak florasını destekleyen doğal bir “gübre” işlevi görüyor.Dr. Saurabh Sethi’nin önerileri, sağlıklı atıştırmalıkların hem kolay ulaşılabilir hem de keyifle tüketilebilir olduğunu gösteriyor. Her biri bilimsel temellere dayanan bu atıştırmalıklar, karaciğer ve bağırsak sağlığını desteklemek isteyenler için güçlü ve lezzetli alternatifler sunuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Böbrek sağlığınız iyi mi? Vücudunuzdaki bu işaretlere dikkat!</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/boebrek-sagliginiz-iyi-mi-vucudunuzdaki-bu-isaretlere-dikkat</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/boebrek-sagliginiz-iyi-mi-vucudunuzdaki-bu-isaretlere-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Böbrek hastalıkları, erken evrelerde belirgin semptomlar göstermeyebilir, ancak ilerleyen dönemlerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Uzmanlar, özellikle diyabet, yüksek tansiyon veya ailede böbrek hastalığı öyküsü bulunan bireylerin bu belirtilere dikkat etmelerini öneriyor.Börek hastalıklarında; şişlik, yorgunluk, idrara çıkmada değişiklikler, sürekli kaşıntı, nefes darlığı ve metalik tat temel belirtilerdir. Erken teşhis çok önemlidir. Görüntüleme ile birlikte basit kan ve idrar testleri tanıya yardımcı olur. Peki, vücudunuzdaki hangi belirtiler uyarı işaretidir?Bu belirtiler her zaman belirli değildir ancak uyarı işaretleri olabilir:Ayak bileklerinde, ayaklarda veya yüzde şişme, özellikle göz çevresinde veya altında sabah şişmesi dikkatlice düşünülmelidir.Yorgunluk veya güçsüzlük, bacaklarda gece krampları birçok hastalıktan kaynaklanabilir ancak böbrek hastalığına da işaret edebilirİdrarda değişiklikler (köpüklü, daha sık, daha az sıklıkta veya idrarda kan)Köpüklü idrar, idrarda protein sızıntısının göstergesi olabilir. Suyu sifonu çektiğinizde oluşan köpük kaybolmalıdır, geçmiyorsa muhtemelen proteinüri yaşıyor olabilirsiniz. Oligüri veya yeterli su alımına rağmen daha az idrar böbrekler tarafından yetersiz filtrasyondan kaynaklanabilir. Gün içinde idrara çıkma sıklığının artması böbrek hastalığının bir belirtisi olabilir.Noktüri (geceleri daha sık idrara çıkmak oldukça alışılmadık bir durumdur) ciddiye alınmalıdır. İdrarda kan ayrıca böbrek taşı hastalığı, idrar yolu enfeksiyonu ve idrar yolu ve böbrek malignitelerini gösterebilir. Tüm bu semptomlar için değerlendirme zorunludur.Üremi (yüksek kan üre seviyeleri ve diğer azotlu atıklar) belirtisi olabilir, bu nedenle vücudunuzun her yerinde kaşıntı varsa bu belirtiye dikkat edin.NEFES DARLIĞIDaha önce olmayan kısa mesafelerde yürüme veya merdiven çıkma zorluğu, vücutta aşırı su birikiminin bir işareti olabilir ve nefes alma zorluklarına neden olabilir.Her türlü yiyecekle tat değişikliği de böbrek hastalığının bir belirtisi olabilirErken teşhis tedavi ve prognoz için önemlidir. Böbrek hastalığı tespiti birkaç basit testle yapılabilirKan Testi (Serum Kreatinin)İdrar Testi (İdrar Tahlili ve Albümin-Kreatinin Oranı)Ultrason veya Görüntüleme (gerekirse)Böbrek taramasından kimler geçmelidir:RİSK FAKTÖRLERİNE SAHİP KİŞİLERDiyabetYüksek tansiyonAilede böbrek hastalığı öyküsüAğrı kesicilerin veya belirli ilaçların aşırı kullanımı
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pDVtxtonr0KYDGxpKInFcQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbrek, sağlığınız, iyi, mi, Vücudunuzdaki, işaretlere, dikkat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pDVtxtonr0KYDGxpKInFcQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Böbrek sağlığınız iyi mi? Vücudunuzdaki bu işaretlere dikkat!"><p>Böbrek hastalıkları, erken evrelerde belirgin semptomlar göstermeyebilir, ancak ilerleyen dönemlerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Uzmanlar, özellikle diyabet, yüksek tansiyon veya ailede böbrek hastalığı öyküsü bulunan bireylerin bu belirtilere dikkat etmelerini öneriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ohbc47zksUSYBMBDD7pY_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Börek hastalıklarında; şişlik, yorgunluk, idrara çıkmada değişiklikler, sürekli kaşıntı, nefes darlığı ve metalik tat temel belirtilerdir. Erken teşhis çok önemlidir. Görüntüleme ile birlikte basit kan ve idrar testleri tanıya yardımcı olur. Peki, vücudunuzdaki hangi belirtiler uyarı işaretidir?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LsVB-NvDu0uTmHYLdY028w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu belirtiler her zaman belirli değildir ancak uyarı işaretleri olabilir:Ayak bileklerinde, ayaklarda veya yüzde şişme, özellikle göz çevresinde veya altında sabah şişmesi dikkatlice düşünülmelidir.Yorgunluk veya güçsüzlük, bacaklarda gece krampları birçok hastalıktan kaynaklanabilir ancak böbrek hastalığına da işaret edebilirİdrarda değişiklikler (köpüklü, daha sık, daha az sıklıkta veya idrarda kan)Köpüklü idrar, idrarda protein sızıntısının göstergesi olabilir. Suyu sifonu çektiğinizde oluşan köpük kaybolmalıdır, geçmiyorsa muhtemelen proteinüri yaşıyor olabilirsiniz. Oligüri veya yeterli su alımına rağmen daha az idrar böbrekler tarafından yetersiz filtrasyondan kaynaklanabilir. Gün içinde idrara çıkma sıklığının artması böbrek hastalığının bir belirtisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTZwOIZnXUO45kwEHWdd2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Noktüri (geceleri daha sık idrara çıkmak oldukça alışılmadık bir durumdur) ciddiye alınmalıdır. İdrarda kan ayrıca böbrek taşı hastalığı, idrar yolu enfeksiyonu ve idrar yolu ve böbrek malignitelerini gösterebilir. Tüm bu semptomlar için değerlendirme zorunludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tOBJ2yRKeE6bZ8vxm7JMjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üremi (yüksek kan üre seviyeleri ve diğer azotlu atıklar) belirtisi olabilir, bu nedenle vücudunuzun her yerinde kaşıntı varsa bu belirtiye dikkat edin.NEFES DARLIĞIDaha önce olmayan kısa mesafelerde yürüme veya merdiven çıkma zorluğu, vücutta aşırı su birikiminin bir işareti olabilir ve nefes alma zorluklarına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dBIdmVgZ0ECqat9gH_Gl_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her türlü yiyecekle tat değişikliği de böbrek hastalığının bir belirtisi olabilirErken teşhis tedavi ve prognoz için önemlidir. Böbrek hastalığı tespiti birkaç basit testle yapılabilirKan Testi (Serum Kreatinin)İdrar Testi (İdrar Tahlili ve Albümin-Kreatinin Oranı)Ultrason veya Görüntüleme (gerekirse)Böbrek taramasından kimler geçmelidir:RİSK FAKTÖRLERİNE SAHİP KİŞİLERDiyabetYüksek tansiyonAilede böbrek hastalığı öyküsüAğrı kesicilerin veya belirli ilaçların aşırı kullanımı
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanından solunum sağlığı uyarısı: Basit parmak testi riski ortaya çıkarıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanindan-solunum-sagligi-uyarisi-basit-parmak-testi-riski-ortaya-cikariyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanindan-solunum-sagligi-uyarisi-basit-parmak-testi-riski-ortaya-cikariyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlardan solunum sağlığı için uyarıda bulundu. Parmaklarınızı olağandışı şekilde bükebiliyorsanız risk altında olabilirsiniz.ABD&#039;nin Colorado eyaletinde görev yapan kiropraktör Dr. Taylor Goldberg, parmak veya avuç içlerinin normal sınırların ötesinde kolayca bükülmesinin, ciddi solunum rahatsızlıklarının erken işareti olabileceği konusunda uyarıda bulundu. Goldberg’e göre bu tür aşırı esneklik, vücudun bağ dokularındaki zayıflığın bir belirtisi olabilir.Bağ dokuları; kemikler, kaslar ve organlar arasında yapı ve destek sağlayarak adeta vücudun “tutkalı” görevini üstleniyor. Özellikle akciğerlerin fonksiyonel yapısını korumak açısından hayati bir öneme sahip olan bu dokular, akciğerde bağ doku ağırlığının yaklaşık yüzde 25’ini oluşturuyor. Uzmanlara göre bu dokuların zayıflaması zamanla solunum mekanizmasını bozarak astım veya obstrüktif uyku apnesi gibi ciddi rahatsızlıklara yol açabiliyor.-Serçe parmağını 90° geriye bükebiliyorsa,Baş parmağını ön koluna değdirebiliyorsa,Dirsek ya da dizini 10°’den fazla hiperekstansiyona getirebiliyorsa,Bacakları düzken avuç içlerini yere koyabiliyorsa puan alıyor. Yetişkinlerde beş, çocuklarda ise altı ve üzeri puan aşırı esneklik olarak kabul ediliyor.Aşırı esnekliğin, genetik bir bağ doku hastalığı olan Ehlers-Danlos Sendromu (EDS) ile bağlantılı olabileceği belirtiliyor. Bu sendrom, vücudun kolajen üretimini etkileyerek bağ dokuların dayanıklılığını düşürüyor. Dr. Goldberg, EDS hastalarının solunum yolu hastalıklarını atlatmakta daha fazla zorlandığına dair güçlü klinik gözlemler olduğunu belirtiyor.Bir başka uzman Dr. O’Brien ise, “Daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç var ancak klinik deneyimler, EDS’li bireylerin solunum sorunlarıyla daha yoğun mücadele ettiğini gösteriyor,” ifadelerini kullandı.EDS hastalarında nefes darlığı, kas güçsüzlüğü, solunum yollarında çökme gibi semptomlar görülüyor. Ayrıca bu bireylerde ciltte kırılganlık, kolay morarma, kronik yorgunluk, sindirim sorunları ve dikkat eksikliği de yaygın. Hastalığın kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte, fizik tedavi ve destekleyici cihaz kullanımı öneriliyor.Ehlers-Danlos Derneği&#039;ne göre EDS&#039;nin 13 farklı alt tipi bulunuyor. Sendromun tanısı, hastaların semptomlarının değerlendirilmesi ve fiziksel muayene ile konulabiliyor. Uzmanlar, EDS hastalarının çoğunlukla yardım bulmakta zorlandığını, bunun da psikolojik stres, kaygı ve solunum üzerinde ek yük oluşturabileceğini vurguluyor.2022’de yapılan bir araştırma, EDS hastalarının neredeyse tamamının depresyon, yarısından fazlasının ise anksiyete yaşadığını ortaya koydu. Bu veriler, sendromun yalnızca fiziksel değil, psikolojik etkilerle de mücadele edilmesi gereken karmaşık bir hastalık olduğunu gösteriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GVP8JVH-J06riz0g_HiVfg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanından, solunum, sağlığı, uyarısı:, Basit, parmak, testi, riski, ortaya, çıkarıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GVP8JVH-J06riz0g_HiVfg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Basit parmak testi hastalık riskini ortaya çıkarıyor"><p>Uzmanlardan solunum sağlığı için uyarıda bulundu. Parmaklarınızı olağandışı şekilde bükebiliyorsanız risk altında olabilirsiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zhMNSD67rUuA55ZfUwwMjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD'nin Colorado eyaletinde görev yapan kiropraktör Dr. Taylor Goldberg, parmak veya avuç içlerinin normal sınırların ötesinde kolayca bükülmesinin, ciddi solunum rahatsızlıklarının erken işareti olabileceği konusunda uyarıda bulundu. Goldberg’e göre bu tür aşırı esneklik, vücudun bağ dokularındaki zayıflığın bir belirtisi olabilir.Bağ dokuları; kemikler, kaslar ve organlar arasında yapı ve destek sağlayarak adeta vücudun “tutkalı” görevini üstleniyor. Özellikle akciğerlerin fonksiyonel yapısını korumak açısından hayati bir öneme sahip olan bu dokular, akciğerde bağ doku ağırlığının yaklaşık yüzde 25’ini oluşturuyor. Uzmanlara göre bu dokuların zayıflaması zamanla solunum mekanizmasını bozarak astım veya obstrüktif uyku apnesi gibi ciddi rahatsızlıklara yol açabiliyor.-</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7kinMtXWBkevRW29IC53Kw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Serçe parmağını 90° geriye bükebiliyorsa,Baş parmağını ön koluna değdirebiliyorsa,Dirsek ya da dizini 10°’den fazla hiperekstansiyona getirebiliyorsa,Bacakları düzken avuç içlerini yere koyabiliyorsa puan alıyor. Yetişkinlerde beş, çocuklarda ise altı ve üzeri puan aşırı esneklik olarak kabul ediliyor.Aşırı esnekliğin, genetik bir bağ doku hastalığı olan Ehlers-Danlos Sendromu (EDS) ile bağlantılı olabileceği belirtiliyor. Bu sendrom, vücudun kolajen üretimini etkileyerek bağ dokuların dayanıklılığını düşürüyor. Dr. Goldberg, EDS hastalarının solunum yolu hastalıklarını atlatmakta daha fazla zorlandığına dair güçlü klinik gözlemler olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NSsN2scU-0S1OxG2OFiDXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir başka uzman Dr. O’Brien ise, “Daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç var ancak klinik deneyimler, EDS’li bireylerin solunum sorunlarıyla daha yoğun mücadele ettiğini gösteriyor,” ifadelerini kullandı.EDS hastalarında nefes darlığı, kas güçsüzlüğü, solunum yollarında çökme gibi semptomlar görülüyor. Ayrıca bu bireylerde ciltte kırılganlık, kolay morarma, kronik yorgunluk, sindirim sorunları ve dikkat eksikliği de yaygın. Hastalığın kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte, fizik tedavi ve destekleyici cihaz kullanımı öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZDWl1mvtrEqtDMsxlVhyqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ehlers-Danlos Derneği'ne göre EDS'nin 13 farklı alt tipi bulunuyor. Sendromun tanısı, hastaların semptomlarının değerlendirilmesi ve fiziksel muayene ile konulabiliyor. Uzmanlar, EDS hastalarının çoğunlukla yardım bulmakta zorlandığını, bunun da psikolojik stres, kaygı ve solunum üzerinde ek yük oluşturabileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XaERB3aTTEqNW7Z7IOv3CA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2022’de yapılan bir araştırma, EDS hastalarının neredeyse tamamının depresyon, yarısından fazlasının ise anksiyete yaşadığını ortaya koydu. Bu veriler, sendromun yalnızca fiziksel değil, psikolojik etkilerle de mücadele edilmesi gereken karmaşık bir hastalık olduğunu gösteriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaciğeri çürüten 5 alışkanlık: Özellikle bu besinle dikkat!</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/karacigeri-curuten-5-aliskanlik-ozellikle-bu-besinle-dikkat</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/karacigeri-curuten-5-aliskanlik-ozellikle-bu-besinle-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğerimiz, vücudu detoksifiye eden, yiyecekleri sindirmeye yardımcı olan ve metabolizmayı düzenleyen en önemli organlarımızdan biridir. Günümüzde karşılaştığımız en yaygın yaşam tarzı sorunlarından biri, alkollü veya alkolsüz olabilen yağlı karaciğerdir. Peki, karaciğere zarar veren alışkanlıklar nelerdir?Yağlı karaciğer endişe verici olsa da, sağlıklı karaciğer dokusunun skar dokusuyla yer değiştirerek karaciğerin işlevini bozduğu ciddi bir durum olan karaciğer sirozuna dönüşmediği sürece kendi başına yaşamı tehdit edici değildir.Ancak karaciğer sirozu aniden ortaya çıkan bir durum değildir ve genellikle sağlıklı bir yaşam tarzını izleyerek tamamen önlenebilen yıllarca süren karaciğer hasarından kaynaklanır. Aşırı şeker tüketiminin yanı sıra, bu alışkanlıklar da karaciğer hasarına neden olabilir.Alkol, karaciğer hasarının önde gelen nedenlerinden biridir. Çok fazla alkol içmek, karaciğerin onu parçalamak için fazla mesai yapmasına neden olur ve bu da diğer toksinleri temizleme yeteneğini azaltır. Zamanla bu, yağlı karaciğere, iltihaplanmaya ve hatta karaciğer dokusunun kalıcı olarak yara izi haline geldiği siroza neden olabilir.Birçok kişi, düzenli olarak ağrı kesici içer. Bu ilaçların aşırı veya uzun süreli kullanımı karaciğer için toksik olabilir ve küçük doz aşımında bile ciddi hasara yol açabilir. İlaçları karıştırmadan önce dozaj talimatlarını takip etmek ve bir doktora danışmak önemlidir.Cips, fast food ve kızarmış atıştırmalıklar gibi yiyecekler sağlıksız trans yağlar ve koruyucular açısından zengindir. Bu yağlar karaciğerde yağ birikmesine ve iltihaplanmaya neden olarak yağlı karaciğer hastalığı riskini artırır. Zeytinyağı ve kuruyemiş gibi sağlıklı yağlarla evde pişirilmiş yemekler seçmek karaciğer sağlığı için daha iyidir.Dehidratasyon, karaciğerin toksinleri atmasını zorlaştırır. Yeterince su içmediğinizde, toksinler birikir ve karaciğeri zorlar. Bitki çayları veya limonlu su ile birlikte günlük en az 8 bardak su içmek karaciğer fonksiyonunu destekler ve etkili bir şekilde detoksifikasyonuna yardımcı olur.Kırmızı et ve işlenmiş et açısından zengin diyetler, doymuş yağ içerikleri ve katkı maddeleri nedeniyle karaciğere zarar verebilir. Bunlar karaciğer iltihabına neden olabilir ve karaciğer hastalıkları riskini artırabilir. Karaciğer sağlığını korumak için ılımlılık ve daha yağsız protein kaynakları seçmek önerilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CW1xF08T60244CqH0CNnVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğeri, çürüten, alışkanlık:, Özellikle, besinle, dikkat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CW1xF08T60244CqH0CNnVA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Şeker dışında karaciğere zarar veren 5 günlük alışkanlık ve yiyecek"><p>Karaciğerimiz, vücudu detoksifiye eden, yiyecekleri sindirmeye yardımcı olan ve metabolizmayı düzenleyen en önemli organlarımızdan biridir. Günümüzde karşılaştığımız en yaygın yaşam tarzı sorunlarından biri, alkollü veya alkolsüz olabilen yağlı karaciğerdir. Peki, karaciğere zarar veren alışkanlıklar nelerdir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q037TZT4ZUq1ITvbwHHSEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağlı karaciğer endişe verici olsa da, sağlıklı karaciğer dokusunun skar dokusuyla yer değiştirerek karaciğerin işlevini bozduğu ciddi bir durum olan karaciğer sirozuna dönüşmediği sürece kendi başına yaşamı tehdit edici değildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B_JcX58x0Eejt9jWRuajVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak karaciğer sirozu aniden ortaya çıkan bir durum değildir ve genellikle sağlıklı bir yaşam tarzını izleyerek tamamen önlenebilen yıllarca süren karaciğer hasarından kaynaklanır. Aşırı şeker tüketiminin yanı sıra, bu alışkanlıklar da karaciğer hasarına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S2hxlyjBwEWDkFWJ0YRdMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alkol, karaciğer hasarının önde gelen nedenlerinden biridir. Çok fazla alkol içmek, karaciğerin onu parçalamak için fazla mesai yapmasına neden olur ve bu da diğer toksinleri temizleme yeteneğini azaltır. Zamanla bu, yağlı karaciğere, iltihaplanmaya ve hatta karaciğer dokusunun kalıcı olarak yara izi haline geldiği siroza neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q1rhs2VtO0SbdI2mKq9YMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişi, düzenli olarak ağrı kesici içer. Bu ilaçların aşırı veya uzun süreli kullanımı karaciğer için toksik olabilir ve küçük doz aşımında bile ciddi hasara yol açabilir. İlaçları karıştırmadan önce dozaj talimatlarını takip etmek ve bir doktora danışmak önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sbHtZobGK0q21CHIcrhfTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cips, fast food ve kızarmış atıştırmalıklar gibi yiyecekler sağlıksız trans yağlar ve koruyucular açısından zengindir. Bu yağlar karaciğerde yağ birikmesine ve iltihaplanmaya neden olarak yağlı karaciğer hastalığı riskini artırır. Zeytinyağı ve kuruyemiş gibi sağlıklı yağlarla evde pişirilmiş yemekler seçmek karaciğer sağlığı için daha iyidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FIB7enfQk06fXUvurBBRQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dehidratasyon, karaciğerin toksinleri atmasını zorlaştırır. Yeterince su içmediğinizde, toksinler birikir ve karaciğeri zorlar. Bitki çayları veya limonlu su ile birlikte günlük en az 8 bardak su içmek karaciğer fonksiyonunu destekler ve etkili bir şekilde detoksifikasyonuna yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7yUxpa32nkWKwAeXn57nfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırmızı et ve işlenmiş et açısından zengin diyetler, doymuş yağ içerikleri ve katkı maddeleri nedeniyle karaciğere zarar verebilir. Bunlar karaciğer iltihabına neden olabilir ve karaciğer hastalıkları riskini artırabilir. Karaciğer sağlığını korumak için ılımlılık ve daha yağsız protein kaynakları seçmek önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ECp3Bb1vMkGT8eHcgnU9OA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Toplaması zor yemesi kolay &amp;quot;yeşil altın&amp;quot;: Kan temizleyici özelliği varmış</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/toplamasi-zor-yemesi-kolay-yesil-altin-kan-temizleyici-oezelligi-varmis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/toplamasi-zor-yemesi-kolay-yesil-altin-kan-temizleyici-oezelligi-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Karadeniz Bölgesi&#039;nin lezzetli şifalı bitkilerinden biri olan kırçan bitkisi, ilkbaharın gelişiyle birlikte dağlarda ve ormanlık alanlarda toplanmaya başladı.Samsun&#039;un Çarşamba ilçesinde kırçan sezonu başladı. Karadeniz Bölgesi&#039;nin lezzetli şifalı bitkilerden biri olan kırçan, ilkbaharın gelişiyle birlikte Çarşambalı kadınlar tarafından toplanmaya başlandı.Sofralara lezzet katmak için kırçan toplayan Nazmiye Şimşek ve Fatma Şimşek, kırçanı &quot;Toplaması zor ama yemesi kolay&quot; olarak nitelendirdi.Ormanlık alanlar da diken otlarının ucunda doğal olarak yetişen ve halk arasında ‘yeşil altın&#039; olarak da adlandırılan kırçan otu, el emeğiyle zahmetli bir toplama sürecinden geçerek sofralara ulaşıyor.Toplaması oldukça güç ve zahmetli olan kırçan otu, hem lezzeti hem de sağlık açısından sunduğu faydalarıyla dikkat çekiyor.Turşusu ve kavurması ile sofraları süsleyen kırçan otunun zahmetli bir toplama sürecinin ardından sofralara geldiğini belirten vatandaşlar, pazar tezgâhlarında kilosunun 200-250 TL&#039;den satıldığını ifade etti.Kırçan otu, tükürük bezlerinin çalışmasına yardım ederken, gribal enfeksiyonların iyileşmesine katkı sağlamakta. Romatizmaya iyi geldiği bilinen kırçan otunun, iltihap söktürücü, kan temizleyici ve vücuttaki toksinlerin atıcı birçok özelliği bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FNo4YIMWWEyC0xnAztBK5g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Toplaması, zor, yemesi, kolay, yeşil, altın:, Kan, temizleyici, özelliği, varmış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FNo4YIMWWEyC0xnAztBK5g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Toplaması zor yemesi kolay " ye kan temizleyici varm><p>Karadeniz Bölgesi'nin lezzetli şifalı bitkilerinden biri olan kırçan bitkisi, ilkbaharın gelişiyle birlikte dağlarda ve ormanlık alanlarda toplanmaya başladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4jYG4-fhpk-HDVUfPWdbWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Samsun'un Çarşamba ilçesinde kırçan sezonu başladı. Karadeniz Bölgesi'nin lezzetli şifalı bitkilerden biri olan kırçan, ilkbaharın gelişiyle birlikte Çarşambalı kadınlar tarafından toplanmaya başlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DAXpZnGJekme_IBfjoT5pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sofralara lezzet katmak için kırçan toplayan Nazmiye Şimşek ve Fatma Şimşek, kırçanı "Toplaması zor ama yemesi kolay" olarak nitelendirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4kM0Naf8qk22_vXNdIf2RA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ormanlık alanlar da diken otlarının ucunda doğal olarak yetişen ve halk arasında ‘yeşil altın' olarak da adlandırılan kırçan otu, el emeğiyle zahmetli bir toplama sürecinden geçerek sofralara ulaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1QanSSRu4UuolSpUX7prbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toplaması oldukça güç ve zahmetli olan kırçan otu, hem lezzeti hem de sağlık açısından sunduğu faydalarıyla dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zi4jlTu04U6l-lOXASm5WQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Turşusu ve kavurması ile sofraları süsleyen kırçan otunun zahmetli bir toplama sürecinin ardından sofralara geldiğini belirten vatandaşlar, pazar tezgâhlarında kilosunun 200-250 TL'den satıldığını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jg7I7jvvlUCR-TCCGshxbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırçan otu, tükürük bezlerinin çalışmasına yardım ederken, gribal enfeksiyonların iyileşmesine katkı sağlamakta. Romatizmaya iyi geldiği bilinen kırçan otunun, iltihap söktürücü, kan temizleyici ve vücuttaki toksinlerin atıcı birçok özelliği bulunuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ASELSAN&amp;apos;ın ürettiği ani kalp durmalarına müdahale cihazı devreye alındı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/aselsanin-urettigi-ani-kalp-durmalarina-mudahale-cihazi-devreye-alindi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/aselsanin-urettigi-ani-kalp-durmalarina-mudahale-cihazi-devreye-alindi</guid>
<description><![CDATA[ ASELSAN tarafından üretilen ani kalp durmalarına müdahale cihazı, İpsala Sınır Kapısı&#039;nda hizmet vermeye başladı.Ani kalp durmalarında hastaya elektroşokla müdahale edilerek hayata döndürülmesini sağlayan cihazlar, sınır kapısının farklı noktalarına yerleştirildi.ASELSAN Heartline OED cihazlarının yetkili distribütörü Atacan Helvacıoğlu, yılda 3 milyondan fazla yolcunun geçiş yaptığı İpsala Sınır Kapısı&#039;nda önemli bir sağlık adımı atıldığını söyledi.&quot;SANİYELER İÇİNDE MÜDAHALE İMKANI SUNACAK&quot;Helvacıoğlu, &quot;İpsala UMAT Gümrük ve Turizm İşletmeleri AŞ tarafından sınır kapısına 7 yerli üretim ASELSAN Heartline OED cihazı yerleştirildi. Bu cihazlar, ani kalp durmalarında saniyeler içinde müdahale imkanı sunarak hayat kurtarma potansiyeline sahiptir.&quot; dedi. Cihazların kullanımıyla ilgili personele eğitim verildiğini anlatan Helvacıoğlu, &quot;Bu sayede İpsala Sınır Kapısı yolcular için çok daha güvenli bir geçiş noktası haline geldi.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mAdVlawQMU-smaTFWtrR-A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ASELSANın, ürettiği, ani, kalp, durmalarına, müdahale, cihazı, devreye, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mAdVlawQMU-smaTFWtrR-A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalbe müdahale cihazı devreye alındı"><p>ASELSAN tarafından üretilen ani kalp durmalarına müdahale cihazı, İpsala Sınır Kapısı'nda hizmet vermeye başladı.</p><p>Ani kalp durmalarında hastaya elektroşokla müdahale edilerek hayata döndürülmesini sağlayan cihazlar, sınır kapısının farklı noktalarına yerleştirildi.</p><p>ASELSAN Heartline OED cihazlarının yetkili distribütörü Atacan Helvacıoğlu, yılda 3 milyondan fazla yolcunun geçiş yaptığı İpsala Sınır Kapısı'nda önemli bir sağlık adımı atıldığını söyledi.</p><p><strong>"SANİYELER İÇİNDE MÜDAHALE İMKANI SUNACAK"</strong></p><p>Helvacıoğlu, "İpsala UMAT Gümrük ve Turizm İşletmeleri AŞ tarafından sınır kapısına 7 yerli üretim ASELSAN Heartline OED cihazı yerleştirildi. Bu cihazlar, ani kalp durmalarında saniyeler içinde müdahale imkanı sunarak hayat kurtarma potansiyeline sahiptir." dedi. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cixWMiIR60yFGalPfyBJCg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="ASELSAN tarafından üretilen ani kalp durmalarına müdahale cihazı"><p>Cihazların kullanımıyla ilgili personele eğitim verildiğini anlatan Helvacıoğlu, "Bu sayede İpsala Sınır Kapısı yolcular için çok daha güvenli bir geçiş noktası haline geldi." diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlık Bakanlığı 122. Dönem DHY atama kurası takvimi: DHY kura sonuçları ne zaman açıklanacak?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/saglik-bakanligi-122-doenem-dhy-atama-kurasi-takvimi-dhy-kura-sonuclari-ne-zaman-aciklanacak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/saglik-bakanligi-122-doenem-dhy-atama-kurasi-takvimi-dhy-kura-sonuclari-ne-zaman-aciklanacak</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, 122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü (DHY) kurasına ilişkin yazılı açıklamada bulundu. 122. Dönem DHY Kura tercihleri, 2 Mayıs 2025 ile 6 Mayıs 2025 tarihleri arasında &quot;ekip.saglik.gov.tr&quot; üzerinden yapılacak. Peki, Sağlık Bakanlığı 122. Dönem DHY atama kurası ne zaman gerçekleşecek?Sağlık Bakanlığı, 122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası (DHY) kapsamında münhal kadroları ve kura takvimini paylaştı. Bakanlık, DHY Kurası çerçevesinde gerçekleştirilecek hekim atamalarıyla ilgili önemli bilgileri kamuoyuyla paylaştı. Bin 566&#039;sı uzman tabip, 673&#039;ü tabip olmak üzere 2 bin 239 hekim ataması belirtilen tarihte gerçekleştirilecek.Tercih başvuruları 06.05.2025 Tarihi saat 18:00&#039;e kadar https://ekip.saglik.gov.tr adresinden erişim sağlanan Entegre Kurumsal İşlem Platformu (EKİP) üzerinden alınacak. Sağlık Bakanlığı&#039;ndan yapılan açıklamaya göre 122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası 8 Mayıs 2025 Perşembe günü gerçekleşecek.Kura sonuçları https://yhgm.saglik.gov.tr/ üzerinden ilan edilecek. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, toplam 2 bin 239 hekimin atanacağını bildirdi.Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada; &quot;122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası için münhal kadrolar &#039;http://yhgm.saglik.gov.tr&#039; adresinde yayımlanmıştır. 1566&#039;sı uzman tabip ve 673&#039;ü tabip olmak üzere toplam 2 bin 239 hekim ataması yapılacaktır.Ülkemize, milletimize ve büyük sağlık ailemize hayırlı olsun.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eW9eh0qfOUyYM4PiIuY5rg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, Bakanlığı, 122., Dönem, DHY, atama, kurası, takvimi:, DHY, kura, sonuçları, zaman, açıklanacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eW9eh0qfOUyYM4PiIuY5rg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlık Bakanlığı 122. Dönem DHY atama kurası ne zaman, hangi tarihte?  DHY kura sonuç sayfası"><p>Sağlık Bakanlığı, 122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü (DHY) kurasına ilişkin yazılı açıklamada bulundu. 122. Dönem DHY Kura tercihleri, 2 Mayıs 2025 ile 6 Mayıs 2025 tarihleri arasında "ekip.saglik.gov.tr" üzerinden yapılacak. Peki, Sağlık Bakanlığı 122. Dönem DHY atama kurası ne zaman gerçekleşecek?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ldxJbQGYAEidrNc5E-1Okg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık Bakanlığı, 122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası (DHY) kapsamında münhal kadroları ve kura takvimini paylaştı. Bakanlık, DHY Kurası çerçevesinde gerçekleştirilecek hekim atamalarıyla ilgili önemli bilgileri kamuoyuyla paylaştı. Bin 566'sı uzman tabip, 673'ü tabip olmak üzere 2 bin 239 hekim ataması belirtilen tarihte gerçekleştirilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UJopEDIFtk-5z_YVjmE_FQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tercih başvuruları 06.05.2025 Tarihi saat 18:00'e kadar https://ekip.saglik.gov.tr adresinden erişim sağlanan Entegre Kurumsal İşlem Platformu (EKİP) üzerinden alınacak. Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre 122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası 8 Mayıs 2025 Perşembe günü gerçekleşecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w9ir-0lFW0SOBs9-u9LLyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kura sonuçları https://yhgm.saglik.gov.tr/ üzerinden ilan edilecek. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, toplam 2 bin 239 hekimin atanacağını bildirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Dw_MXylyUmofIOZ5DDpCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada; "122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası için münhal kadrolar 'http://yhgm.saglik.gov.tr' adresinde yayımlanmıştır. 1566'sı uzman tabip ve 673'ü tabip olmak üzere toplam 2 bin 239 hekim ataması yapılacaktır.Ülkemize, milletimize ve büyük sağlık ailemize hayırlı olsun." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>105 yaşında Japon doktorun uzun ömür kuralı: 7 basit yöntemi var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/105-yasinda-japon-doktorun-uzun-oemur-kurali-7-basit-yoentemi-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/105-yasinda-japon-doktorun-uzun-oemur-kurali-7-basit-yoentemi-var</guid>
<description><![CDATA[ 105 yaşında hayatını kaybeden ünlü Japon doktor Dr. Shigeaki Hinohara, uzun ve sağlıklı yaşamın sırlarını ardında güçlü bir yaşam felsefesiyle bıraktı. Ona göre sağlıklı kalmanın yolu yalnızca beslenme ve egzersizden değil, zihinsel tutumdan ve hayattaki amacımızdan geçiyor.Dünyaca tanınan Japon doktor Dr. Shigeaki Hinohara, yalnızca uzun yaşamıyla değil, aktif yaşam tarzıyla da dikkat çekti. 100 yaşını geçtikten sonra bile günde 18 saate varan tempoda çalışan Dr. Hinohara, hayatının sonuna dek üretken kalmayı sürdürdü. En güçlü inançlarından biri, hiçbir zaman tamamen emekli olmamaktı.Dr. Hinohara’ya göre modern emeklilik yaşı, insanların ortalama yaşam süresinin daha kısa olduğu dönemlerde belirlendi. Günümüzde insanların daha uzun yaşadığına dikkat çeken Hinohara, bu nedenle yaşam boyu aktif kalmanın önemine vurgu yaptı. Ona göre emeklilik yalnızca bir işten ayrılmak anlamına geliyor; kişi gönüllülük, hobi veya sosyal sorumluluklar yoluyla aktif kalmaya devam etmeli.Dr. Hinohara’nın önerdiği yaşam tarzı oldukça sade: Her gün daha fazla hareket etmek, merdiven çıkmak, yürümek ve hafif egzersizlerle bedeni zinde tutmak. Diyet konusunda da gösterişli programlardan uzak duran doktor, haftada birkaç kez sebze, balık, pirinç ve yağsız etle besleniyor, Japon kültüründe yer alan &quot;hara hachi bu&quot; yani yüzde 80 doygunluk ilkesine sadık kalıyordu.Dr. Hinohara&#039;nın uzun yaşamın merkezine koyduğu bir başka unsur ise &quot;hayattaki amaç&quot;tı. Sabahları uyanmak için bir sebebin olması gerektiğini savunan Hinohara, insanların üretken kaldıkça hem zihinsel hem de fiziksel olarak genç kaldığına inanıyordu. &quot;Hayatta boş durmayın&quot; diyerek insanları sürekli öğrenmeye, katkı sağlamaya teşvik etti.Tıbbi kariyerine rağmen Dr. Hinohara, sağlığı takıntı haline getirmenin zararlı olabileceği konusunda uyarıyordu. Küçük semptomlar karşısında paniğe kapılmak yerine, kişinin vücuduna güvenmesi gerektiğini savunuyordu. Stresin sağlığı olumsuz etkilediğini vurgulayan Hinohara, sakin ve dengeli bir hayat tarzını benimsiyordu.Dr. Hinohara, sağlıklı ve uzun bir yaşamın yalnızca bedensel değil, ruhsal sağlığı da kapsadığını dile getiriyordu. Aileyle geçirilen zaman, yaratıcılık, neşe ve öğrenme gibi unsurların insanı ruhen beslediğini, bunun da yaşam kalitesini artırdığını savunuyordu.105 yıl boyunca yaşamın her anını dolu dolu yaşayan Dr. Shigeaki Hinohara’nın önerileri, günümüz dünyasında uzun ve sağlıklı yaşam arayışında olan herkes için ilham verici nitelikte. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S7tGQsM8nEWZknbURWo-jw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>105, yaşında, Japon, doktorun, uzun, ömür, kuralı:, basit, yöntemi, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S7tGQsM8nEWZknbURWo-jw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="105 yaşında Japon doktorun uzun ömür kuralı: 7 basit yöntemi var"><p>105 yaşında hayatını kaybeden ünlü Japon doktor Dr. Shigeaki Hinohara, uzun ve sağlıklı yaşamın sırlarını ardında güçlü bir yaşam felsefesiyle bıraktı. Ona göre sağlıklı kalmanın yolu yalnızca beslenme ve egzersizden değil, zihinsel tutumdan ve hayattaki amacımızdan geçiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QshI06Di-E2QB--THAtKTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyaca tanınan Japon doktor Dr. Shigeaki Hinohara, yalnızca uzun yaşamıyla değil, aktif yaşam tarzıyla da dikkat çekti. 100 yaşını geçtikten sonra bile günde 18 saate varan tempoda çalışan Dr. Hinohara, hayatının sonuna dek üretken kalmayı sürdürdü. En güçlü inançlarından biri, hiçbir zaman tamamen emekli olmamaktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mm2nePth7UG7td3LuuJiBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Hinohara’ya göre modern emeklilik yaşı, insanların ortalama yaşam süresinin daha kısa olduğu dönemlerde belirlendi. Günümüzde insanların daha uzun yaşadığına dikkat çeken Hinohara, bu nedenle yaşam boyu aktif kalmanın önemine vurgu yaptı. Ona göre emeklilik yalnızca bir işten ayrılmak anlamına geliyor; kişi gönüllülük, hobi veya sosyal sorumluluklar yoluyla aktif kalmaya devam etmeli.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DHOfGaTYm0ar-VUZt3O3wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Hinohara’nın önerdiği yaşam tarzı oldukça sade: Her gün daha fazla hareket etmek, merdiven çıkmak, yürümek ve hafif egzersizlerle bedeni zinde tutmak. Diyet konusunda da gösterişli programlardan uzak duran doktor, haftada birkaç kez sebze, balık, pirinç ve yağsız etle besleniyor, Japon kültüründe yer alan "hara hachi bu" yani yüzde 80 doygunluk ilkesine sadık kalıyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DmUKXb3Pak28sSBQ-95YDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Hinohara'nın uzun yaşamın merkezine koyduğu bir başka unsur ise "hayattaki amaç"tı. Sabahları uyanmak için bir sebebin olması gerektiğini savunan Hinohara, insanların üretken kaldıkça hem zihinsel hem de fiziksel olarak genç kaldığına inanıyordu. "Hayatta boş durmayın" diyerek insanları sürekli öğrenmeye, katkı sağlamaya teşvik etti.Tıbbi kariyerine rağmen Dr. Hinohara, sağlığı takıntı haline getirmenin zararlı olabileceği konusunda uyarıyordu. Küçük semptomlar karşısında paniğe kapılmak yerine, kişinin vücuduna güvenmesi gerektiğini savunuyordu. Stresin sağlığı olumsuz etkilediğini vurgulayan Hinohara, sakin ve dengeli bir hayat tarzını benimsiyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EzORcm4w5UmXhNA6cS5uGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Hinohara, sağlıklı ve uzun bir yaşamın yalnızca bedensel değil, ruhsal sağlığı da kapsadığını dile getiriyordu. Aileyle geçirilen zaman, yaratıcılık, neşe ve öğrenme gibi unsurların insanı ruhen beslediğini, bunun da yaşam kalitesini artırdığını savunuyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5xpD555H4U2owe1Ij0uLpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>105 yıl boyunca yaşamın her anını dolu dolu yaşayan Dr. Shigeaki Hinohara’nın önerileri, günümüz dünyasında uzun ve sağlıklı yaşam arayışında olan herkes için ilham verici nitelikte.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücuttaki eksikliği 7 ciddi hastalık nedeni: Hayati önem taşıyan vitamin</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vucuttaki-eksikligi-7-ciddi-hastalik-nedeni-hayati-oenem-tasiyan-vitamin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vucuttaki-eksikligi-7-ciddi-hastalik-nedeni-hayati-oenem-tasiyan-vitamin</guid>
<description><![CDATA[ C vitamini, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu en önemli bileşiklerden biridir ve genel sağlığımızda büyük rol oynar. Belirli görevler söz konusu olduğunda, C vitamini yaraları iyileştirmede, enfeksiyonlarla savaşmada ve cildi, kemikleri ve kan damarlarını destekleyen bir protein olan kolajen yapımında hayati öneme sahiptir. C vitamini büyük ölçüde turunçgillerde bulunur ve eksikliği bir dizi sağlık sorununa neden olabilir.Skorbüt, C vitamini eksikliğinden kaynaklanan en yaygın hastalıktır, ancak artık nispeten nadirdir. Genellikle çok düşük C vitamini alımından birkaç ay sonra gelişir. Semptomlar arasında yorgunluk, güçsüzlük, diş eti kanaması, kolay morarma ve eklem ağrısı bulunur.
Tedavi edilmezse, iskorbüt ciddi diş eti hastalığına, diş kaybına ve hatta vücudun içinde kanamaya neden olabilir. Bunun nedeni, kan damarlarını ve dokuları sağlıklı tutan güçlü kolajen yapmak için C vitaminine ihtiyaç duyulmasıdır.C vitamini vücudun yiyeceklerden demiri emmesine yardımcı olur. Demir, oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin yapımı için gereklidir. Yeterli C vitamini olmadan demir emilimi düşer ve bu da günümüzde oldukça yaygın olan demir eksikliği anemisine yol açar.
Bu, yorgunluk, soluk cilt, nefes darlığı ve baş ağrısı gibi semptomlara neden olur. C vitamini eksikliği olan kişilerde genellikle vücutları demiri düzgün kullanamadığı için anemi görülür. Bu durum tamamen tedavi edilebilir.C vitamini, yaraların iyileşmesine yardımcı olan kolajen yapımında önemlidir. C vitamini düşük olduğunda, yaraların iyileşmesi çok daha uzun sürer. Kesikler, morluklar ve yaralar uzun süre açık ve ağrılı kalabilir. Bu, enfeksiyon ve diğer komplikasyon riskini artırabilir.Yeterli C vitamini olmadan diş etleri zayıflar ve iltihaplanır. Bu, diş etlerinin kanamasına, şişmesine ve ağrıya neden olur. Şiddetli vakalarda diş etleri morarıp çürüyebilir ve diş kaybına yol açabilir. Sağlıklı diş etlerinin güçlü kalmak ve bakterilerle savaşmak için C vitaminine ihtiyacı vardır.5- EKLEM VE KEMİK SORUNLARIC vitamini eksikliği eklem ağrısına ve eklemlerin içinde kanamaya bağlı şişmeye neden olabilir. Ayrıca kemikleri destekleyen kolajeni zayıflatarak kemik sağlığını etkiler. Bu, kırılgan kemiklere, kırıklara ve osteopeni (zayıflamış kemikler) gibi durumlara yol açabilir. C vitamini düşük olan çocuklarda kemik büyümesi gecikebilir ve ağrı olabilir.Düşük C vitamini kuru, pürüzlü ve pullu cilde neden olur. Küçük şişlikler veya &quot;tavuk derisi&quot; gibi görünen keratosis pilaris adı verilen yaygın bir cilt rahatsızlığı gelişebilir. Saç kuruyabilir ve çatlayabilir ve zayıflamış kan damarları nedeniyle ciltte küçük kırmızı veya mor lekeler (peteşi) görünebilir. Ayrıca burun kanamalarına da neden olabilir.C vitamini hücreleri korumaya yardımcı olan ve bağışıklık sistemini destekleyen güçlü bir antioksidandır. Yeterli C vitamini olmadan, vücudun enfeksiyonlarla savaşma yeteneği zamanla azalır. Eksikliği olan kişilerin hastalanma ve zatürre gibi enfeksiyonlara yakalanma olasılığı daha yüksektir. Ciddi eksiklik, dolaylı da olsa ölümcül bile olabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2SRFvtnBfU-49iXmsl-uFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücuttaki, eksikliği, ciddi, hastalık, nedeni:, Hayati, önem, taşıyan, vitamin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2SRFvtnBfU-49iXmsl-uFw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücuttaki eksikliği 7 ciddi hastalık nedeni: Hayati önem taşıyan vitamin"><p>C vitamini, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu en önemli bileşiklerden biridir ve genel sağlığımızda büyük rol oynar. Belirli görevler söz konusu olduğunda, C vitamini yaraları iyileştirmede, enfeksiyonlarla savaşmada ve cildi, kemikleri ve kan damarlarını destekleyen bir protein olan kolajen yapımında hayati öneme sahiptir. C vitamini büyük ölçüde turunçgillerde bulunur ve eksikliği bir dizi sağlık sorununa neden olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_p2gkRYoVUmkIYCS4ClXmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Skorbüt, C vitamini eksikliğinden kaynaklanan en yaygın hastalıktır, ancak artık nispeten nadirdir. Genellikle çok düşük C vitamini alımından birkaç ay sonra gelişir. Semptomlar arasında yorgunluk, güçsüzlük, diş eti kanaması, kolay morarma ve eklem ağrısı bulunur.
Tedavi edilmezse, iskorbüt ciddi diş eti hastalığına, diş kaybına ve hatta vücudun içinde kanamaya neden olabilir. Bunun nedeni, kan damarlarını ve dokuları sağlıklı tutan güçlü kolajen yapmak için C vitaminine ihtiyaç duyulmasıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G9r0nNZsgUODH0gEQL7afw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C vitamini vücudun yiyeceklerden demiri emmesine yardımcı olur. Demir, oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin yapımı için gereklidir. Yeterli C vitamini olmadan demir emilimi düşer ve bu da günümüzde oldukça yaygın olan demir eksikliği anemisine yol açar.
Bu, yorgunluk, soluk cilt, nefes darlığı ve baş ağrısı gibi semptomlara neden olur. C vitamini eksikliği olan kişilerde genellikle vücutları demiri düzgün kullanamadığı için anemi görülür. Bu durum tamamen tedavi edilebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/75PPZnWQNE2xuNZHJniv6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C vitamini, yaraların iyileşmesine yardımcı olan kolajen yapımında önemlidir. C vitamini düşük olduğunda, yaraların iyileşmesi çok daha uzun sürer. Kesikler, morluklar ve yaralar uzun süre açık ve ağrılı kalabilir. Bu, enfeksiyon ve diğer komplikasyon riskini artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mpVPiHBJzUm5AS18xwwimg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterli C vitamini olmadan diş etleri zayıflar ve iltihaplanır. Bu, diş etlerinin kanamasına, şişmesine ve ağrıya neden olur. Şiddetli vakalarda diş etleri morarıp çürüyebilir ve diş kaybına yol açabilir. Sağlıklı diş etlerinin güçlü kalmak ve bakterilerle savaşmak için C vitaminine ihtiyacı vardır.5- EKLEM VE KEMİK SORUNLARIC vitamini eksikliği eklem ağrısına ve eklemlerin içinde kanamaya bağlı şişmeye neden olabilir. Ayrıca kemikleri destekleyen kolajeni zayıflatarak kemik sağlığını etkiler. Bu, kırılgan kemiklere, kırıklara ve osteopeni (zayıflamış kemikler) gibi durumlara yol açabilir. C vitamini düşük olan çocuklarda kemik büyümesi gecikebilir ve ağrı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BG69XNjG-EqfIm9S4XjyVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düşük C vitamini kuru, pürüzlü ve pullu cilde neden olur. Küçük şişlikler veya "tavuk derisi" gibi görünen keratosis pilaris adı verilen yaygın bir cilt rahatsızlığı gelişebilir. Saç kuruyabilir ve çatlayabilir ve zayıflamış kan damarları nedeniyle ciltte küçük kırmızı veya mor lekeler (peteşi) görünebilir. Ayrıca burun kanamalarına da neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hI8ocKEenUem3G7YvA6d5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C vitamini hücreleri korumaya yardımcı olan ve bağışıklık sistemini destekleyen güçlü bir antioksidandır. Yeterli C vitamini olmadan, vücudun enfeksiyonlarla savaşma yeteneği zamanla azalır. Eksikliği olan kişilerin hastalanma ve zatürre gibi enfeksiyonlara yakalanma olasılığı daha yüksektir. Ciddi eksiklik, dolaylı da olsa ölümcül bile olabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yanıklara buz koyuyor musunuz? Bu tehlikesi çok az biliniyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yaniklara-buz-koyuyor-musunuz-bu-tehlikesi-cok-az-biliniyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yaniklara-buz-koyuyor-musunuz-bu-tehlikesi-cok-az-biliniyor</guid>
<description><![CDATA[ Ev kazalarında en sık karşılaşılan durumlardan biri olan yanıklarda, halk arasında yaygın olarak kullanılan yöntemlerin bazıları sanıldığının aksine iyileşmeyi geciktirebilir. Özellikle buz uygulaması, doku hasarını daha da kötüleştirebileceği için uzmanlar tarafından kesin olarak önerilmiyor.Yüzyıllardır süregelen ev reçetelerinde tuz, yumurta akı ya da yağ gibi maddelerin kullanıldığı biliniyor. Günümüzde ise çoğu kişi, yanan bölgeye buz uygulamanın serinletici etkisiyle rahatlama sağlayacağını düşünüyor. Ancak sağlık uzmanlarına göre, bu alışkanlıklar ciddi sonuçlara yol açabiliyor.Yanık sonrası cilt zaten zarar görmüş ve savunmasız hale gelmişken, doğrudan buz teması bölgedeki kan akışını azaltıyor. Bu da iyileşmeyi yavaşlatıyor ve doku nekrozu (doku ölümü) riskini artırıyor. Ayrıca, buzun donma etkisi yaratması ve cilde yapışma ihtimali, yarayı daha da kötüleştirebiliyor.Uzmanlar, küçük yanıklarda ilk olarak bölgenin 10-20 dakika boyunca soğuk akan suyun altında tutulmasını öneriyor. Yüz gibi musluk altına sokulamayan bölgeler için ise temiz, soğuk kompres bezler kullanılabilir. Bu yöntem, yanık bölgesindeki sıcaklığı nazikçe düşürerek doku hasarını sınırlandırıyor.Ardından, yarayı sabun ve suyla dikkatlice temizlemek, enfeksiyon riskini azaltmak açısından önemli. Birinci derece yanıklarda (kızarıklık ve hassasiyetle sınırlı olanlar) aloe vera gibi doğal nemlendiriciler kullanılabilir. Kabarcıkların oluştuğu ikinci derece yanıklarda ise antibiyotik merhemler öneriliyor. Temiz bir bandajla bölge kapatılmalı ve hijyenik koşullar korunmalı.Yaygın ya da derin yanıklarda, özellikle üçüncü derece vakalarda, zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Yanık bölgesi genişse, solunum yollarını etkiliyorsa ya da şiddetli ağrı ve ateş gibi belirtiler varsa tıbbi müdahale şart. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4en1AlsiQ06CC-uxTE_ohg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yanıklara, buz, koyuyor, musunuz, tehlikesi, çok, biliniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4en1AlsiQ06CC-uxTE_ohg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yanıklara buz koyuyor musunuz? Bu tehlikesi çok az biliniyor"><p>Ev kazalarında en sık karşılaşılan durumlardan biri olan yanıklarda, halk arasında yaygın olarak kullanılan yöntemlerin bazıları sanıldığının aksine iyileşmeyi geciktirebilir. Özellikle buz uygulaması, doku hasarını daha da kötüleştirebileceği için uzmanlar tarafından kesin olarak önerilmiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2MTHWM9GnUGDrP-n_DOzlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüzyıllardır süregelen ev reçetelerinde tuz, yumurta akı ya da yağ gibi maddelerin kullanıldığı biliniyor. Günümüzde ise çoğu kişi, yanan bölgeye buz uygulamanın serinletici etkisiyle rahatlama sağlayacağını düşünüyor. Ancak sağlık uzmanlarına göre, bu alışkanlıklar ciddi sonuçlara yol açabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4a8t8kCc4kGEFH1EJ76Fxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yanık sonrası cilt zaten zarar görmüş ve savunmasız hale gelmişken, doğrudan buz teması bölgedeki kan akışını azaltıyor. Bu da iyileşmeyi yavaşlatıyor ve doku nekrozu (doku ölümü) riskini artırıyor. Ayrıca, buzun donma etkisi yaratması ve cilde yapışma ihtimali, yarayı daha da kötüleştirebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T0s0IMkmwke3L8y2NJWBIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, küçük yanıklarda ilk olarak bölgenin 10-20 dakika boyunca soğuk akan suyun altında tutulmasını öneriyor. Yüz gibi musluk altına sokulamayan bölgeler için ise temiz, soğuk kompres bezler kullanılabilir. Bu yöntem, yanık bölgesindeki sıcaklığı nazikçe düşürerek doku hasarını sınırlandırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dYOztQlLgEm_7O5g8sGr6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ardından, yarayı sabun ve suyla dikkatlice temizlemek, enfeksiyon riskini azaltmak açısından önemli. Birinci derece yanıklarda (kızarıklık ve hassasiyetle sınırlı olanlar) aloe vera gibi doğal nemlendiriciler kullanılabilir. Kabarcıkların oluştuğu ikinci derece yanıklarda ise antibiyotik merhemler öneriliyor. Temiz bir bandajla bölge kapatılmalı ve hijyenik koşullar korunmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0VO7Fy4bvkKpx00YSK1zFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaygın ya da derin yanıklarda, özellikle üçüncü derece vakalarda, zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Yanık bölgesi genişse, solunum yollarını etkiliyorsa ya da şiddetli ağrı ve ateş gibi belirtiler varsa tıbbi müdahale şart.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyum yağı mı yoksa Magnezyum hapı mı: Hangisi daha etkilidir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyum-yagi-mi-yoksa-magnezyum-hapi-mi-hangisi-daha-etkilidir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyum-yagi-mi-yoksa-magnezyum-hapi-mi-hangisi-daha-etkilidir</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum vücudun ihtiyaç duyduğu önemli minerallerden biri. Magnezyum pek çok besinin içinde bulunur. Ancak magnezyum ihtiyacı karşılanamadığından takviyelerden yararlanılır. Peki, magnezyum yağı mı, yoksa magnezyum hapı mı: Hangisi daha etkili?Magnezyum, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu hayati bir mineraldir. Bu mineral, kas fonksiyonundan sinir sağlığına kadar vücuttaki 300&#039;den fazla biyokimyasal reaksiyonu destekler. Magnezyum, yapraklı yeşillikler, kuruyemişler, tohumlar ve fasulyeler gibi çeşitli yiyeceklerde doğal olarak bulunsa da, kötü bir diyet genellikle eksikliğe neden olabilir. Magnezyum yağları ve hapları gibi takviyeler burada devreye girer. Peki hangisi daha iyidir? Magnezyum yağı mı yoksa magnezyum hapları mı?Magnezyum yağı, sprey, losyon, krem ​​ve jel formlarında bulunan topikal bir üründür. Adına rağmen, bir yağ değildir. Magnezyum klorür pullarının suyla karıştırılmasıyla elde edilen bir çözeltidir.Magnezyum yağı ağrıyı hafifletmek, sindirim sağlığını iyileştirmek, uyku kalitesini artırmak, gevşemeyi teşvik etmek, cilt iltihabını azaltmak, kas ağrılarını ve krampları gidermek ve stresi ve kaygıyı azaltmak için kullanılır. Ayrıca periferik nöropati veya fibromiyalji gibi kronik ağrı durumlarını hafifletmeye yardımcı olur.2023 tarihli bir çalışma, magnezyum kremlerinin yara iyileşmesini desteklediğini ve hızlandırdığını bulmuştur. Magnezyum yağı genellikle topikal kullanım için güvenli olsa da, bazı kişilerde kuruluk veya pullanma, kaşıntı ve kızarıklık görülebilir.Magnezyum hapları, sitrat, oksit, glisinat veya malat olarak mevcut olan oral takviyelerdir ve kolaylıkları ve ölçülebilir dozajları nedeniyle yaygın olarak kullanılırlar. Bu oral takviyeler sindirim sistemi yoluyla emilir ve biyoyararlanım türe göre değişir. Örneğin magnezyum glisinat oldukça emilebilir ve mideye karşı naziktir, oksit ise daha az biyoyararlanımlıdır ancak uygun maliyetlidir. Faydalarına bağlı olarak piyasada çok sayıda magnezyum takviyesi bulunmaktadır.Örneğin magnezyum L-treonat daha iyi zihinsel berraklık ve işlev için kullanılır. Beyni güçlendirici özelliklere sahiptir ve bilişsel ve nörolojik sağlık için etkilidir. Öte yandan magnezyum sitrat kabızlığı tedavi etmek için kullanılır. Bağırsağın emdiği su miktarını artırarak çalışır. Bu dışkıyı yumuşatır ve kabızlığı tedavi eder. Haplar, magnezyumu vücuda dağıttıkları için sistemik eksikliği gidermek için idealdir. Ancak bu durumda emilim, gevşek dışkıya neden olabilecek sindirim sorunları, ilaçlar veya yüksek dozlardan etkilenebilir.Hangisinin daha etkili olduğunu merak ediyorsanız: Magnezyum yağı veya haplar, gerçekten bağlıdır. Etkililik bireysel ihtiyaçlara bağlıdır.Örneğin magnezyum yağı, belirli bölgeleri hedef aldığı için kas krampları veya gerginliği için daha hızlı lokal rahatlama sağlayabilir. Transdermal uygulaması sindirim yan etkilerinden kaçınır ve bu da onu oral takviyelere duyarlı olanlar için uygun hale getirir. Öte yandan haplar, tutarlı, ölçülebilir dozlar sağladıkları için eksiklikleri düzeltmek için daha iyidir. Eksikliği değerlendirmek ve en iyi seçeneği belirlemek için bir sağlık uzmanına danışın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Vxat1uDKka3KYk8CKwnSg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, yağı, mı, yoksa, Magnezyum, hapı, mı:, Hangisi, daha, etkilidir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Vxat1uDKka3KYk8CKwnSg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyum yağı mı yoksa Magnezyum hapı mı: Hangisi daha etkilidir?"><p>Magnezyum vücudun ihtiyaç duyduğu önemli minerallerden biri. Magnezyum pek çok besinin içinde bulunur. Ancak magnezyum ihtiyacı karşılanamadığından takviyelerden yararlanılır. Peki, magnezyum yağı mı, yoksa magnezyum hapı mı: Hangisi daha etkili?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3ZcLhcx-ska6gvu8X7rlqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu hayati bir mineraldir. Bu mineral, kas fonksiyonundan sinir sağlığına kadar vücuttaki 300'den fazla biyokimyasal reaksiyonu destekler. Magnezyum, yapraklı yeşillikler, kuruyemişler, tohumlar ve fasulyeler gibi çeşitli yiyeceklerde doğal olarak bulunsa da, kötü bir diyet genellikle eksikliğe neden olabilir. Magnezyum yağları ve hapları gibi takviyeler burada devreye girer. Peki hangisi daha iyidir? Magnezyum yağı mı yoksa magnezyum hapları mı?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-fM8WE5HaE-osNpiI3yGzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum yağı, sprey, losyon, krem ​​ve jel formlarında bulunan topikal bir üründür. Adına rağmen, bir yağ değildir. Magnezyum klorür pullarının suyla karıştırılmasıyla elde edilen bir çözeltidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1-835B4xkECSznmdOqBt9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum yağı ağrıyı hafifletmek, sindirim sağlığını iyileştirmek, uyku kalitesini artırmak, gevşemeyi teşvik etmek, cilt iltihabını azaltmak, kas ağrılarını ve krampları gidermek ve stresi ve kaygıyı azaltmak için kullanılır. Ayrıca periferik nöropati veya fibromiyalji gibi kronik ağrı durumlarını hafifletmeye yardımcı olur.2023 tarihli bir çalışma, magnezyum kremlerinin yara iyileşmesini desteklediğini ve hızlandırdığını bulmuştur. Magnezyum yağı genellikle topikal kullanım için güvenli olsa da, bazı kişilerde kuruluk veya pullanma, kaşıntı ve kızarıklık görülebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J-igpGnbm0KMROs0a30QEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum hapları, sitrat, oksit, glisinat veya malat olarak mevcut olan oral takviyelerdir ve kolaylıkları ve ölçülebilir dozajları nedeniyle yaygın olarak kullanılırlar. Bu oral takviyeler sindirim sistemi yoluyla emilir ve biyoyararlanım türe göre değişir. Örneğin magnezyum glisinat oldukça emilebilir ve mideye karşı naziktir, oksit ise daha az biyoyararlanımlıdır ancak uygun maliyetlidir. Faydalarına bağlı olarak piyasada çok sayıda magnezyum takviyesi bulunmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SaDIG4SxjUi1I_f4fIfQSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Örneğin magnezyum L-treonat daha iyi zihinsel berraklık ve işlev için kullanılır. Beyni güçlendirici özelliklere sahiptir ve bilişsel ve nörolojik sağlık için etkilidir. Öte yandan magnezyum sitrat kabızlığı tedavi etmek için kullanılır. Bağırsağın emdiği su miktarını artırarak çalışır. Bu dışkıyı yumuşatır ve kabızlığı tedavi eder. Haplar, magnezyumu vücuda dağıttıkları için sistemik eksikliği gidermek için idealdir. Ancak bu durumda emilim, gevşek dışkıya neden olabilecek sindirim sorunları, ilaçlar veya yüksek dozlardan etkilenebilir.Hangisinin daha etkili olduğunu merak ediyorsanız: Magnezyum yağı veya haplar, gerçekten bağlıdır. Etkililik bireysel ihtiyaçlara bağlıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VGd8KIYw0k6hZnMAtCDAQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Örneğin magnezyum yağı, belirli bölgeleri hedef aldığı için kas krampları veya gerginliği için daha hızlı lokal rahatlama sağlayabilir. Transdermal uygulaması sindirim yan etkilerinden kaçınır ve bu da onu oral takviyelere duyarlı olanlar için uygun hale getirir. Öte yandan haplar, tutarlı, ölçülebilir dozlar sağladıkları için eksiklikleri düzeltmek için daha iyidir. Eksikliği değerlendirmek ve en iyi seçeneği belirlemek için bir sağlık uzmanına danışın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar bu besinlere karşı uyardı: Severek tüketiliyor ama parkinson nedeni</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-bu-besinlere-karsi-uyardi-severek-tuketiliyor-ama-parkinson-nedeni</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-bu-besinlere-karsi-uyardi-severek-tuketiliyor-ama-parkinson-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Günlük beslenmede sıkça yer verilen ultra işlenmiş gıdaların Parkinson hastalığı riskini ciddi ölçüde artırabileceği ortaya çıktı. Çin’in Fudan Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü çalışmaya göre, günde 11 porsiyon veya daha fazla ultra işlenmiş gıda tüketen kişilerde, Parkinson hastalığının erken belirtilerinin görülme olasılığı üç katına çıkıyor.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Araştırmada, her gün üç porsiyondan az ultra işlenmiş gıda tüketenlerle karşılaştırıldığında, yüksek tüketim grubundaki bireylerin Parkinson’un öncül semptomlarını yaşama ihtimalinin 2,5 kat daha fazla olduğu belirlendi. Üstelik düşük seviyede tüketim bile riski artırabiliyor; örneğin paketlenmiş tatlılar riski yüzde 60 oranında yükseltebiliyor.Bir porsiyon; bir şişe soda, bir yemek kaşığı ketçap ya da bir dilim paketlenmiş kek gibi ölçülerle tanımlanıyor. Salatalar veya dilimlenmiş etler gibi sağlıklı kabul edilen bazı gıdalar da üretim süreçlerinden dolayı “ultra işlenmiş” sınıfına girebiliyor.Araştırmacılar, Parkinson hastalığının en erken belirtilerinin; uyku bozuklukları, yorgunluk, kabızlık ve koku alma duyusunda azalma olduğunu belirtiyor. Bu semptomların, hastalığın klasik belirtileri olan titreme ve denge kaybından yıllar önce başladığı ifade ediliyor.Bilim insanları, bu gıdalarda yer alan emülgatörler, tatlandırıcılar ve koruyucular gibi katkı maddelerinin vücutta iltihaplanmayı ve oksidatif stresi tetiklediğini, bunun da dopamin üreten nöronlara zarar verebileceğini belirtiyor. Dopamin, beynin hareket kontrolünü sağlayan hayati bir nörotransmitter olarak biliniyor.Ayrıca bu gıdaların bağırsaktaki faydalı bakterilere zarar verdiği ve bu durumun da beyin sağlığı üzerinde olumsuz etkiler doğurduğu vurgulanıyor. Araştırmaya göre, bağırsak mikrobiyotasının bozulması, dopamin üretimini doğrudan etkileyebilecek iltihaplanmalara yol açabiliyor.Araştırmanın başyazarı Dr. Xiang Gao, “Bugün yaptığımız beslenme tercihleri, gelecekte beyin sağlığımız üzerinde belirleyici olabilir. Ultra işlenmiş gıdalardan uzak durmak, Parkinson riskini azaltmada etkili bir strateji olabilir” dedi.ABD ve İngiltere gibi ülkelerde yaşlanan nüfus, çevresel faktörler ve yaşam tarzı alışkanlıkları Parkinson vakalarının artmasına neden oluyor. Yalnızca ABD&#039;de her yıl yaklaşık 90.000 kişiye Parkinson teşhisi konuluyor.Bununla birlikte, dış uzmanlar araştırmanın sınırlamalarına da dikkat çekiyor. Katılımcıların gıda tüketimlerini kendilerinin bildirmiş olması nedeniyle, porsiyon sayısında hatalar olabileceği ifade ediliyor. Ayrıca çalışmanın etnik ve sosyoekonomik çeşitlilikten yoksun olduğu, bu durumun da sonuçları genellemede sınırlayıcı olabileceği belirtiliyor.King&#039;s College London’dan Dr. Daniel J van Wamelen, çalışmanın Parkinson’un doğrudan riskini değil, erken belirtilerle olan ilişkisini ortaya koyduğunu ve bu bulguların kesin teşhisle ilişkilendirilmeden önce dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.Araştırmacılar, bu sonuçların Parkinson hastalığını tamamen açıklamak için yeterli olmadığını ancak işlenmiş gıda tüketiminin sınırlandırılmasının nörolojik sağlık açısından önemli olabileceğini vurguluyor. Uzmanlar, ultra işlenmiş gıdalarla Parkinson hastalığı arasındaki ilişkinin daha net anlaşılabilmesi için daha geniş ve uzun vadeli çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gFgHNN9k6EidvvR5x-rB-w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, besinlere, karşı, uyardı:, Severek, tüketiliyor, ama, parkinson, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gFgHNN9k6EidvvR5x-rB-w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar bu besinlere karşı uyardı: Severek tüketiliyor ama parkinson nedeni"><p>Günlük beslenmede sıkça yer verilen ultra işlenmiş gıdaların Parkinson hastalığı riskini ciddi ölçüde artırabileceği ortaya çıktı. Çin’in Fudan Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü çalışmaya göre, günde 11 porsiyon veya daha fazla ultra işlenmiş gıda tüketen kişilerde, Parkinson hastalığının erken belirtilerinin görülme olasılığı üç katına çıkıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/libZFx6oF06PNsqToxVH0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Araştırmada, her gün üç porsiyondan az ultra işlenmiş gıda tüketenlerle karşılaştırıldığında, yüksek tüketim grubundaki bireylerin Parkinson’un öncül semptomlarını yaşama ihtimalinin 2,5 kat daha fazla olduğu belirlendi. Üstelik düşük seviyede tüketim bile riski artırabiliyor; örneğin paketlenmiş tatlılar riski yüzde 60 oranında yükseltebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K1yXi9OdREGvfE97teWIpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir porsiyon; bir şişe soda, bir yemek kaşığı ketçap ya da bir dilim paketlenmiş kek gibi ölçülerle tanımlanıyor. Salatalar veya dilimlenmiş etler gibi sağlıklı kabul edilen bazı gıdalar da üretim süreçlerinden dolayı “ultra işlenmiş” sınıfına girebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5PUF4kQArEaESCs-QoY54A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, Parkinson hastalığının en erken belirtilerinin; uyku bozuklukları, yorgunluk, kabızlık ve koku alma duyusunda azalma olduğunu belirtiyor. Bu semptomların, hastalığın klasik belirtileri olan titreme ve denge kaybından yıllar önce başladığı ifade ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZYchnskkTkaSr_OioswdGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, bu gıdalarda yer alan emülgatörler, tatlandırıcılar ve koruyucular gibi katkı maddelerinin vücutta iltihaplanmayı ve oksidatif stresi tetiklediğini, bunun da dopamin üreten nöronlara zarar verebileceğini belirtiyor. Dopamin, beynin hareket kontrolünü sağlayan hayati bir nörotransmitter olarak biliniyor.Ayrıca bu gıdaların bağırsaktaki faydalı bakterilere zarar verdiği ve bu durumun da beyin sağlığı üzerinde olumsuz etkiler doğurduğu vurgulanıyor. Araştırmaya göre, bağırsak mikrobiyotasının bozulması, dopamin üretimini doğrudan etkileyebilecek iltihaplanmalara yol açabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YzBYeyVxEE24HtTJsqkUAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmanın başyazarı Dr. Xiang Gao, “Bugün yaptığımız beslenme tercihleri, gelecekte beyin sağlığımız üzerinde belirleyici olabilir. Ultra işlenmiş gıdalardan uzak durmak, Parkinson riskini azaltmada etkili bir strateji olabilir” dedi.ABD ve İngiltere gibi ülkelerde yaşlanan nüfus, çevresel faktörler ve yaşam tarzı alışkanlıkları Parkinson vakalarının artmasına neden oluyor. Yalnızca ABD'de her yıl yaklaşık 90.000 kişiye Parkinson teşhisi konuluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pvH48XUD0kG67IqcbYovZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bununla birlikte, dış uzmanlar araştırmanın sınırlamalarına da dikkat çekiyor. Katılımcıların gıda tüketimlerini kendilerinin bildirmiş olması nedeniyle, porsiyon sayısında hatalar olabileceği ifade ediliyor. Ayrıca çalışmanın etnik ve sosyoekonomik çeşitlilikten yoksun olduğu, bu durumun da sonuçları genellemede sınırlayıcı olabileceği belirtiliyor.King's College London’dan Dr. Daniel J van Wamelen, çalışmanın Parkinson’un doğrudan riskini değil, erken belirtilerle olan ilişkisini ortaya koyduğunu ve bu bulguların kesin teşhisle ilişkilendirilmeden önce dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tfqyqOPcakS4RdKmuogeTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, bu sonuçların Parkinson hastalığını tamamen açıklamak için yeterli olmadığını ancak işlenmiş gıda tüketiminin sınırlandırılmasının nörolojik sağlık açısından önemli olabileceğini vurguluyor. Uzmanlar, ultra işlenmiş gıdalarla Parkinson hastalığı arasındaki ilişkinin daha net anlaşılabilmesi için daha geniş ve uzun vadeli çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp doktoru açıkladı: Çok az bilinen 5 alışkanlık kalbin doğal ilacı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-doktoru-acikladi-cok-az-bilinen-5-aliskanlik-kalbin-dogal-ilaci</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-doktoru-acikladi-cok-az-bilinen-5-aliskanlik-kalbin-dogal-ilaci</guid>
<description><![CDATA[ Kalp sağlığıyla ilgili tavsiyeler genellikle benzer: sağlıklı beslen, egzersiz yap, stresten uzak dur. Bunlar elbette önemli, ama kalbi desteklemenin daha az bilinen, ama etkili yolları da var. Ünlü kardiyolog ve sağlık uzmanı Dr. Jack Wolfson, yakın zamanda yaptığı bir paylaşımda, bilimsel temellere dayanan ve insanların doğal yaşam tarzına uygun 5 günlük bir uygulama sundu. Bu yöntemler gösterişli ya da karmaşık değil; hem kalbiniz hem de zihniniz için şaşırtıcı derecede denge sağlayabilecek küçük ama etkili değişiklikler sunuyor.Dr. Jack&#039;e göre, her gün açık havada vakit geçirmek kalp hastalığı riskini önemli ölçüde azaltabilir. Neden mi? Sadece güneş veya temiz hava değil; doğanın ince ritmi, dahil olan hareket ve dijital aşırı yüklenmeden bir mola. 2019 tarihli bir çalışma , haftada en az 120 dakikayı doğal ortamlarda geçirmenin iyi sağlık ve esenlikle bağlantılı olduğunu buldu.Gökyüzünün altında olmak, çimenlerde yürümek veya ağaçların yanında oturmak gibi basit eylemler kan basıncını düzenlemeye ve zamanla kalbe zarar verdiği bilinen kortizol gibi stres hormonlarını azaltmaya yardımcı olur.Dr. Jack, yatma saatini normalden bir saat önceye almayı öneriyor; sadece daha fazla uyumak için değil, aynı zamanda vücudun doğal sirkadiyen ritmini takip etmesine izin vermek için. Saat 22:00 ile 02:00 arasında derin, kesintisiz uyku, vücudun kalp kası iyileşmesi ve hormon dengesi de dahil olmak üzere en temel onarım işini yaptığı zamandır. Kronik geç saatlere kadar uyumak melatonini bozar ve gece kan basıncını artırır, ikisi de kalp sağlığına zararlıdır. Bir çalışma , saat 22:00 ile 23:00 arasında uyuyan kişilerin daha geç yatanlara göre kardiyovasküler sorun riskinin daha düşük olduğunu göstermiştir.Aşırı ekran süresi, özellikle yatmadan önce, yüksek kalp atış hızı, kötü uyku ve artan zihinsel karmaşa ile bağlantılıdır. Dr. Jack, cihazları tamamen yasaklamak yerine sadece azaltmayı öneriyor.Bu, doğal hareket, gerçek dünya bağlantısı ve daha iyi uyku döngüleri için zaman açar. Çalışmalar , günlük 30 dakika daha az ekran süresinin bile kalp dayanıklılığının önemli bir göstergesi olan kalp atış hızı değişkenliğini (HRV) iyileştirdiğini bulmuştur. Ekranlardan gelen mavi ışık, sürekli uyarımla birlikte adrenalin seviyelerini yükseltebilir ve vücudu kalbe yük olan düşük dereceli bir stres modunda tutabilir.Toprak, çimen veya kum üzerinde çıplak ayakla durma, sağlık uzmanları arasında sessizce saygı kazanan bir uygulamadır. Dr. Jack, iltihap giderici etkileri nedeniyle bunu kalp sağlığı için öneriyor. Toprak hafif bir negatif yük taşır ve cilt-toprak teması, oksidatif stresi azaltarak pozitif yüklü serbest radikalleri nötralize etmeye yardımcı olabilir.
Araştırmalar hala büyümekte olsa da, Journal of Environmental and Public Health (2012) dergisinde yayınlanan küçük bir çalışma, topraklamanın kardiyovasküler sağlıkta önemli bir faktör olan kan viskozitesini iyileştirdiğini gösterdi.Minnettarlık stresi azaltır, sinir sistemini sakinleştirir ve vücudu parasempatik (dinlenme ve sindirim) bir duruma geçirir. Dr. Jack, sadece ruhsal bir uygulama olarak değil, biyolojik bir sıfırlama olarak günlük bir şükran anını teşvik ediyor. Beyin minnettarlık yaşadığında, kortizol seviyelerini düşürür ve dopamin gibi iyi hissettiren hormonları artırır. Psychosomatic Medicine&#039;de yayınlanan bir çalışma, günlük minnettarlık uygulayan kalp hastalarının iyileşme sırasında daha iyi kalp atış hızı değişkenliğine ve duygusal dayanıklılığa sahip olduğunu buldu.Bu alışkanlıklar güçlü olsa da, tutarlılık ve farkındalıkla bir araya geldiklerinde en iyi şekilde çalışırlar.
Hiçbir alışkanlık tek başına sihirli bir hap gibi davranmaz; ancak birlikte, nazik, sürdürülebilir ve doğanın ritmine derinden kök salmış bir yaşam tarzı oluştururlar.
Vücut baskıya değil, sabra en iyi şekilde yanıt verir. Bu nedenle, ister beş dakika dışarı çıkmak, ister telefonda bir makarayı atlamak veya saat on bire gelmeden uyumak olsun, bu küçük eylemler çok daha büyük bir şeyin ağırlığını taşır: görülen, desteklenen ve güvende hisseden bir kalp. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hhvU1_mt3ke5EtHOyEToQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, doktoru, açıkladı:, Çok, bilinen, alışkanlık, kalbin, doğal, ilacı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hhvU1_mt3ke5EtHOyEToQw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp doktoru açıkladı: Çok az bilinen 5 alışkanlık kalbin doğal ilacı"><p>Kalp sağlığıyla ilgili tavsiyeler genellikle benzer: sağlıklı beslen, egzersiz yap, stresten uzak dur. Bunlar elbette önemli, ama kalbi desteklemenin daha az bilinen, ama etkili yolları da var. Ünlü kardiyolog ve sağlık uzmanı Dr. Jack Wolfson, yakın zamanda yaptığı bir paylaşımda, bilimsel temellere dayanan ve insanların doğal yaşam tarzına uygun 5 günlük bir uygulama sundu. Bu yöntemler gösterişli ya da karmaşık değil; hem kalbiniz hem de zihniniz için şaşırtıcı derecede denge sağlayabilecek küçük ama etkili değişiklikler sunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ex9pIRnvr0a_mokH37obKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Jack'e göre, her gün açık havada vakit geçirmek kalp hastalığı riskini önemli ölçüde azaltabilir. Neden mi? Sadece güneş veya temiz hava değil; doğanın ince ritmi, dahil olan hareket ve dijital aşırı yüklenmeden bir mola. 2019 tarihli bir çalışma , haftada en az 120 dakikayı doğal ortamlarda geçirmenin iyi sağlık ve esenlikle bağlantılı olduğunu buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DvvqgacoLUGJvZARD6q7hw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gökyüzünün altında olmak, çimenlerde yürümek veya ağaçların yanında oturmak gibi basit eylemler kan basıncını düzenlemeye ve zamanla kalbe zarar verdiği bilinen kortizol gibi stres hormonlarını azaltmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VCeIQFo0vkahoOv-xAeFzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Jack, yatma saatini normalden bir saat önceye almayı öneriyor; sadece daha fazla uyumak için değil, aynı zamanda vücudun doğal sirkadiyen ritmini takip etmesine izin vermek için. Saat 22:00 ile 02:00 arasında derin, kesintisiz uyku, vücudun kalp kası iyileşmesi ve hormon dengesi de dahil olmak üzere en temel onarım işini yaptığı zamandır. Kronik geç saatlere kadar uyumak melatonini bozar ve gece kan basıncını artırır, ikisi de kalp sağlığına zararlıdır. Bir çalışma , saat 22:00 ile 23:00 arasında uyuyan kişilerin daha geç yatanlara göre kardiyovasküler sorun riskinin daha düşük olduğunu göstermiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U85ipkT5UkG0wYzD0F4yYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı ekran süresi, özellikle yatmadan önce, yüksek kalp atış hızı, kötü uyku ve artan zihinsel karmaşa ile bağlantılıdır. Dr. Jack, cihazları tamamen yasaklamak yerine sadece azaltmayı öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2GcVkdqfRUO8TTcVVBydpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu, doğal hareket, gerçek dünya bağlantısı ve daha iyi uyku döngüleri için zaman açar. Çalışmalar , günlük 30 dakika daha az ekran süresinin bile kalp dayanıklılığının önemli bir göstergesi olan kalp atış hızı değişkenliğini (HRV) iyileştirdiğini bulmuştur. Ekranlardan gelen mavi ışık, sürekli uyarımla birlikte adrenalin seviyelerini yükseltebilir ve vücudu kalbe yük olan düşük dereceli bir stres modunda tutabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-ehRYCo11k6ef64bAQ4m2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toprak, çimen veya kum üzerinde çıplak ayakla durma, sağlık uzmanları arasında sessizce saygı kazanan bir uygulamadır. Dr. Jack, iltihap giderici etkileri nedeniyle bunu kalp sağlığı için öneriyor. Toprak hafif bir negatif yük taşır ve cilt-toprak teması, oksidatif stresi azaltarak pozitif yüklü serbest radikalleri nötralize etmeye yardımcı olabilir.
Araştırmalar hala büyümekte olsa da, Journal of Environmental and Public Health (2012) dergisinde yayınlanan küçük bir çalışma, topraklamanın kardiyovasküler sağlıkta önemli bir faktör olan kan viskozitesini iyileştirdiğini gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sn05OxJKPUybPtGBjX7dVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Minnettarlık stresi azaltır, sinir sistemini sakinleştirir ve vücudu parasempatik (dinlenme ve sindirim) bir duruma geçirir. Dr. Jack, sadece ruhsal bir uygulama olarak değil, biyolojik bir sıfırlama olarak günlük bir şükran anını teşvik ediyor. Beyin minnettarlık yaşadığında, kortizol seviyelerini düşürür ve dopamin gibi iyi hissettiren hormonları artırır. Psychosomatic Medicine'de yayınlanan bir çalışma, günlük minnettarlık uygulayan kalp hastalarının iyileşme sırasında daha iyi kalp atış hızı değişkenliğine ve duygusal dayanıklılığa sahip olduğunu buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BA2vI-ZLFUKlaUAE0l8Jpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu alışkanlıklar güçlü olsa da, tutarlılık ve farkındalıkla bir araya geldiklerinde en iyi şekilde çalışırlar.
Hiçbir alışkanlık tek başına sihirli bir hap gibi davranmaz; ancak birlikte, nazik, sürdürülebilir ve doğanın ritmine derinden kök salmış bir yaşam tarzı oluştururlar.
Vücut baskıya değil, sabra en iyi şekilde yanıt verir. Bu nedenle, ister beş dakika dışarı çıkmak, ister telefonda bir makarayı atlamak veya saat on bire gelmeden uyumak olsun, bu küçük eylemler çok daha büyük bir şeyin ağırlığını taşır: görülen, desteklenen ve güvende hisseden bir kalp.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı açıkladı: Kahve içince neden tuvalete gitme ihtiyacı hissedersiniz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-acikladi-kahve-icince-neden-tuvalete-gitme-ihtiyaci-hissedersiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-acikladi-kahve-icince-neden-tuvalete-gitme-ihtiyaci-hissedersiniz</guid>
<description><![CDATA[ Günün her saati severek tüketilen kahvenin vücuda bir faydası daha ortaya çıktı. Düzenli olarak her gün tüketilen kahve bağırsak sağlığınızı koruyabilir.Son yıllarda sağlık yararlarıyla öne çıkan kahve, şimdi de bağırsak mikrobiyomu üzerindeki olumlu etkileriyle gündemde. Nature Microbiology dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, kahve tüketiminin bağırsaklarda faydalı bir bakteri olan Lawsonibacter asaccharolyticus’un artışıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu.Araştırmacılar, hem kafeinli hem de kafeinsiz kahve içen bireylerde bu bakteriye daha sık rastlandığını belirtiyor.
Laboratuvar ortamında yapılan ayrı bir çalışmada ise kahvenin bu türün büyümesini desteklediği doğrulandı. 2018’de keşfedilen L. asaccharolyticus, hâlâ tam olarak çözülememiş olsa da, oksidatif stresi ve iltihabı azaltan antioksidan kinik asitle bağlantılı olması dikkat çekiyor.Kahvenin bağırsaklara olan faydası burada bitmiyor. İçeriğinde bol miktarda bulunan polifenoller (özellikle klorojenik asit), bağırsak bakterileri tarafından kinik aside dönüştürülerek antioksidan etkiler sağlıyor. Uzmanlar, bu bileşiklerin bazı kanser türlerine karşı koruyucu etkiler taşıyabileceğini de vurguluyor.Polifenollerin ayrıca prebiyotik özellikler taşıdığı ve faydalı bağırsak bakterilerinin büyümesini teşvik ettiği biliniyor. Bu bakteriler sindirimi kolaylaştırıyor ve bağışıklık sistemini destekliyor. Gastroenteroloji Profesörü Dr. David M. Poppers, “Çeşitli bir bağırsak mikrobiyomu, genel sağlık ve iltihapla savaş açısından oldukça önemli. Hatta bazı çalışmalar uzun ömürle bile ilişkilendiriyor,” diyor.Kahve içtikten sonra bağırsak hareketlerinde artış yaşanması yaygın bir durum. Bu etki, yalnızca kafeinle sınırlı değil. Kafeinsiz kahvenin de benzer etkiler gösterdiği belirtiliyor. Dr. Poppers, kahvenin içerdiği polifenoller ve kinik asidin sindirim sistemi hareketlerini artırabileceğini ifade ediyor.Ancak uzmanlar, faydalı etkilerine rağmen kahvenin aşırı tüketilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Günde 400 mg’dan fazla kafein alımı, bazı kişilerde kaygı, çarpıntı ve baş ağrısı gibi yan etkilere yol açabiliyor.Kahvenin tadını sevmeyenler veya kafeinden uzak durmak isteyenler için de iyi haberler var. Rutgers Üniversitesi’nden Gıda Bilimi Uzmanı Dr. Diana Roopchand, kahvede bulunan klorojenik asidin çay, kabak, brokoli, bamya ve patlıcan gibi sebzelerde de bulunduğunu belirtiyor. Bu bitkisel gıdalar, kahveye benzer antioksidan faydalar sağlayabilir.Sonuç olarak, kahve bağırsak mikrobiyomunu destekleme potansiyeliyle dikkat çekiyor. Ancak uzmanlar, fermente gıdalar gibi diğer sağlıklı besinlerin de bu konuda önemli bir rol oynadığını ve kahvenin mucizevi bir çözüm olmadığını vurguluyor.Sağlıklı bir yetişkin için günde 3-4 fincan filtre kahve (yaklaşık 300-400 mg kafein) genellikle güvenli kabul edilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sDIjfrl3yECBz-bXMEj0GA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, açıkladı:, Kahve, içince, neden, tuvalete, gitme, ihtiyacı, hissedersiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sDIjfrl3yECBz-bXMEj0GA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı açıkladı: Kahve içince neden tuvalete gitme ihtiyacı hissedersiniz?"><p>Günün her saati severek tüketilen kahvenin vücuda bir faydası daha ortaya çıktı. Düzenli olarak her gün tüketilen kahve bağırsak sağlığınızı koruyabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nodmDAx0Gk-A3DQTrAFxmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda sağlık yararlarıyla öne çıkan kahve, şimdi de bağırsak mikrobiyomu üzerindeki olumlu etkileriyle gündemde. Nature Microbiology dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, kahve tüketiminin bağırsaklarda faydalı bir bakteri olan Lawsonibacter asaccharolyticus’un artışıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wLvt__ej9ECNu95TkTgx4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, hem kafeinli hem de kafeinsiz kahve içen bireylerde bu bakteriye daha sık rastlandığını belirtiyor.
Laboratuvar ortamında yapılan ayrı bir çalışmada ise kahvenin bu türün büyümesini desteklediği doğrulandı. 2018’de keşfedilen L. asaccharolyticus, hâlâ tam olarak çözülememiş olsa da, oksidatif stresi ve iltihabı azaltan antioksidan kinik asitle bağlantılı olması dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/urg0DyIqHkeewjSdqEUQsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvenin bağırsaklara olan faydası burada bitmiyor. İçeriğinde bol miktarda bulunan polifenoller (özellikle klorojenik asit), bağırsak bakterileri tarafından kinik aside dönüştürülerek antioksidan etkiler sağlıyor. Uzmanlar, bu bileşiklerin bazı kanser türlerine karşı koruyucu etkiler taşıyabileceğini de vurguluyor.Polifenollerin ayrıca prebiyotik özellikler taşıdığı ve faydalı bağırsak bakterilerinin büyümesini teşvik ettiği biliniyor. Bu bakteriler sindirimi kolaylaştırıyor ve bağışıklık sistemini destekliyor. Gastroenteroloji Profesörü Dr. David M. Poppers, “Çeşitli bir bağırsak mikrobiyomu, genel sağlık ve iltihapla savaş açısından oldukça önemli. Hatta bazı çalışmalar uzun ömürle bile ilişkilendiriyor,” diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/htt_jyGMhk2RLHzv5TWSUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahve içtikten sonra bağırsak hareketlerinde artış yaşanması yaygın bir durum. Bu etki, yalnızca kafeinle sınırlı değil. Kafeinsiz kahvenin de benzer etkiler gösterdiği belirtiliyor. Dr. Poppers, kahvenin içerdiği polifenoller ve kinik asidin sindirim sistemi hareketlerini artırabileceğini ifade ediyor.Ancak uzmanlar, faydalı etkilerine rağmen kahvenin aşırı tüketilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Günde 400 mg’dan fazla kafein alımı, bazı kişilerde kaygı, çarpıntı ve baş ağrısı gibi yan etkilere yol açabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iRtrwQPJZk-qxgXWF0QDlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvenin tadını sevmeyenler veya kafeinden uzak durmak isteyenler için de iyi haberler var. Rutgers Üniversitesi’nden Gıda Bilimi Uzmanı Dr. Diana Roopchand, kahvede bulunan klorojenik asidin çay, kabak, brokoli, bamya ve patlıcan gibi sebzelerde de bulunduğunu belirtiyor. Bu bitkisel gıdalar, kahveye benzer antioksidan faydalar sağlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WPKSYFDy1kOyaGto7Uyu8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuç olarak, kahve bağırsak mikrobiyomunu destekleme potansiyeliyle dikkat çekiyor. Ancak uzmanlar, fermente gıdalar gibi diğer sağlıklı besinlerin de bu konuda önemli bir rol oynadığını ve kahvenin mucizevi bir çözüm olmadığını vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CQJed33LHEqndVVKiybMIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir yetişkin için günde 3-4 fincan filtre kahve (yaklaşık 300-400 mg kafein) genellikle güvenli kabul edilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En sağlıklı yağlardan biri: Zeytinyağı her gün tüketildiğinde vücudunuzda ne olur?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/en-saglikli-yaglardan-biri-zeytinyagi-her-gun-tuketildiginde-vucudunuzda-ne-olur</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/en-saglikli-yaglardan-biri-zeytinyagi-her-gun-tuketildiginde-vucudunuzda-ne-olur</guid>
<description><![CDATA[ Akdeniz diyetinin vazgeçilmez bir parçası olan zeytinyağı, sağlık üzerindeki olumlu etkileriyle bir kez daha gündemde. Antioksidan ve iltihap giderici bileşenler bakımından zengin olan zeytinyağı, uzmanlara göre birçok kronik hastalığın önlenmesinde önemli rol oynuyor.Araştırmalar, günde yarım yemek kaşığından fazla zeytinyağı tüketen kişilerin kalp hastalıklarına yakalanma riskinin önemli ölçüde azaldığını ortaya koyuyor. Zeytinyağı, “kötü” LDL kolesterolü düşürüp “iyi” HDL kolesterolü artıran oleik asit açısından zengin olmasıyla dikkat çekiyor. Ayrıca içerdiği antioksidanlar damar sertliğine karşı koruyucu etki sağlıyor.Zeytinyağı, kan basıncını dengeleyip kolesterol seviyelerini iyileştirerek felç riskini azaltabiliyor. Günlük 1,5-2 yemek kaşığı zeytinyağı tüketimi, hem kalp hastalığı hem de inme riskini azaltmak için etkili bulunuyor.Sızma zeytinyağında bulunan fenolik bileşiklerin, Alzheimer hastalığıyla ilişkili beta-amiloid plakları azalttığı görülüyor. Aynı zamanda beyin iltihabını azaltarak oksidatif stresi düşürüyor. Ancak bu alandaki bulguların daha fazla çalışmayla desteklenmesi gerekiyor.Bilimsel incelemelere göre, daha yüksek oranda zeytinyağı tüketimi tip 2 diyabet gelişme riskini azaltıyor. Zeytinyağı, kan şekeri kontrolünü destekleyerek özellikle diyabet hastaları için faydalı olabiliyor.KANSERDEN KORUYABİLİRAkdeniz diyetinin temel bileşeni olan zeytinyağının, bazı kanser türlerinin görülme sıklığını düşürdüğü gözlemleniyor. Yapılan çalışmalarda, özellikle meme, sindirim sistemi ve idrar yolu kanserlerinde riski azaltıcı etkileri olduğu tespit edildi.ROMATOİD ARTRİTE KARŞI ETKİLİ Zeytinyağı, iltihaplı romatizmal hastalıklar arasında yer alan romatoid artrit üzerinde de olumlu etki gösterebiliyor. Kuruyemişlerle birlikte tüketildiğinde, iltihap belirteçlerini azalttığı ve ağrıları hafiflettiği görülüyor.Büyük bel çevresi, yüksek tansiyon ve kan şekeri gibi faktörlerle tanımlanan metabolik sendromda da zeytinyağının destekleyici etkisi var. Araştırmalar, zeytinyağının tokluk hissi yaratarak kilo kontrolüne yardımcı olduğunu belirtiyor.Günde yaklaşık 1,5 yemek kaşığı zeytinyağı tüketmenin, şiddetli depresyonu olan bireylerde semptomları azaltabildiği görüldü. Akdeniz diyetine bağlı kalmak, genel ruh sağlığını da destekliyor.BAĞIRSAK SAĞLIĞINI KORURZeytinyağı, bağırsak mikrobiyomunun dengesini iyileştirerek Crohn ve ülseratif kolit gibi iltihaplı bağırsak hastalıklarında semptomları azaltabiliyor. Şişkinlik, kabızlık gibi rahatsızlıkların hafifletilmesinde de etkili.Zeytinyağında bulunan polifenoller, zararlı bakterilerin büyümesini engelleyebiliyor. H. pylori ve E. coli gibi bakterilere karşı doğal bir savunma mekanizması oluşturabiliyor.
HANGİ ZEYTİNYAĞI?
Sızma ve normal zeytinyağının sağlık yararları vardır ve benzer miktarda sağlıklı yağ içerirler. Ancak, sızma zeytinyağı daha besleyici bir seçenek olarak kabul edilir ve genellikle araştırma çalışmalarında kullanılır.Sızma zeytinyağı en az işleme tabi tutulur, yani yüksek ısı veya kimyasallar kullanılarak üretilen rafine zeytinyağına göre daha fazla antioksidan ve fenolik bileşik barındırır. 26Rafine zeytinyağı, hafif fındıksı, meyvemsi bir tada sahip olan sızma zeytinyağına kıyasla genellikle hiçbir tada veya kokuya sahip değildir.Günlük tükettiğiniz zeytinyağı miktarı genel kalori ihtiyacınıza bağlıdır. Ancak, çoğu çalışma günlük en az 1/2 çay kaşığı tüketmenin sağlık açısından faydalarını göstermiştir. 27Zeytinyağı sağlıklı yağlar ve faydalı bitki bileşiklerinin iyi bir kaynağıdır ve bu da onu çoğu diyete sağlıklı bir katkı haline getirir.Ancak zeytinyağı içmenin, onu yemeklerinizin bir parçası olarak tüketmekten daha faydalı olduğuna dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır.Sağlık açısından faydalarına rağmen zeytinyağı, bir çorba kaşığı 124 kalori ile nispeten yüksek kalorilidir. 23 Bu nedenle, zeytinyağını ölçülü tüketmek en iyisidir, çünkü çok fazla içmek kilo alımına yol açabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R0B9E3Yttkislu6GUhzVXQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>sağlıklı, yağlardan, biri:, Zeytinyağı, her, gün, tüketildiğinde, vücudunuzda, olur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R0B9E3Yttkislu6GUhzVXQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zeytinyağı her gün tüketildiğinde vücudunuzda ne olur?"><p>Akdeniz diyetinin vazgeçilmez bir parçası olan zeytinyağı, sağlık üzerindeki olumlu etkileriyle bir kez daha gündemde. Antioksidan ve iltihap giderici bileşenler bakımından zengin olan zeytinyağı, uzmanlara göre birçok kronik hastalığın önlenmesinde önemli rol oynuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mn-RvxxTPk2jE1NWfQjxKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, günde yarım yemek kaşığından fazla zeytinyağı tüketen kişilerin kalp hastalıklarına yakalanma riskinin önemli ölçüde azaldığını ortaya koyuyor. Zeytinyağı, “kötü” LDL kolesterolü düşürüp “iyi” HDL kolesterolü artıran oleik asit açısından zengin olmasıyla dikkat çekiyor. Ayrıca içerdiği antioksidanlar damar sertliğine karşı koruyucu etki sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/00cFxTzccEGxft42e62jUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeytinyağı, kan basıncını dengeleyip kolesterol seviyelerini iyileştirerek felç riskini azaltabiliyor. Günlük 1,5-2 yemek kaşığı zeytinyağı tüketimi, hem kalp hastalığı hem de inme riskini azaltmak için etkili bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OoMLMPIoVEWPll0RmMqmQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sızma zeytinyağında bulunan fenolik bileşiklerin, Alzheimer hastalığıyla ilişkili beta-amiloid plakları azalttığı görülüyor. Aynı zamanda beyin iltihabını azaltarak oksidatif stresi düşürüyor. Ancak bu alandaki bulguların daha fazla çalışmayla desteklenmesi gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rUYGMykqIU6xwZpGFHLO4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilimsel incelemelere göre, daha yüksek oranda zeytinyağı tüketimi tip 2 diyabet gelişme riskini azaltıyor. Zeytinyağı, kan şekeri kontrolünü destekleyerek özellikle diyabet hastaları için faydalı olabiliyor.KANSERDEN KORUYABİLİRAkdeniz diyetinin temel bileşeni olan zeytinyağının, bazı kanser türlerinin görülme sıklığını düşürdüğü gözlemleniyor. Yapılan çalışmalarda, özellikle meme, sindirim sistemi ve idrar yolu kanserlerinde riski azaltıcı etkileri olduğu tespit edildi.ROMATOİD ARTRİTE KARŞI ETKİLİ Zeytinyağı, iltihaplı romatizmal hastalıklar arasında yer alan romatoid artrit üzerinde de olumlu etki gösterebiliyor. Kuruyemişlerle birlikte tüketildiğinde, iltihap belirteçlerini azalttığı ve ağrıları hafiflettiği görülüyor.Büyük bel çevresi, yüksek tansiyon ve kan şekeri gibi faktörlerle tanımlanan metabolik sendromda da zeytinyağının destekleyici etkisi var. Araştırmalar, zeytinyağının tokluk hissi yaratarak kilo kontrolüne yardımcı olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wI6ogI4raU6AycFHet2Q8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günde yaklaşık 1,5 yemek kaşığı zeytinyağı tüketmenin, şiddetli depresyonu olan bireylerde semptomları azaltabildiği görüldü. Akdeniz diyetine bağlı kalmak, genel ruh sağlığını da destekliyor.BAĞIRSAK SAĞLIĞINI KORURZeytinyağı, bağırsak mikrobiyomunun dengesini iyileştirerek Crohn ve ülseratif kolit gibi iltihaplı bağırsak hastalıklarında semptomları azaltabiliyor. Şişkinlik, kabızlık gibi rahatsızlıkların hafifletilmesinde de etkili.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dR4B92PrEUynW-wo69f5bQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeytinyağında bulunan polifenoller, zararlı bakterilerin büyümesini engelleyebiliyor. H. pylori ve E. coli gibi bakterilere karşı doğal bir savunma mekanizması oluşturabiliyor.
HANGİ ZEYTİNYAĞI?
Sızma ve normal zeytinyağının sağlık yararları vardır ve benzer miktarda sağlıklı yağ içerirler. Ancak, sızma zeytinyağı daha besleyici bir seçenek olarak kabul edilir ve genellikle araştırma çalışmalarında kullanılır.Sızma zeytinyağı en az işleme tabi tutulur, yani yüksek ısı veya kimyasallar kullanılarak üretilen rafine zeytinyağına göre daha fazla antioksidan ve fenolik bileşik barındırır. 26Rafine zeytinyağı, hafif fındıksı, meyvemsi bir tada sahip olan sızma zeytinyağına kıyasla genellikle hiçbir tada veya kokuya sahip değildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xv90pesAWkqT_os2gre_8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük tükettiğiniz zeytinyağı miktarı genel kalori ihtiyacınıza bağlıdır. Ancak, çoğu çalışma günlük en az 1/2 çay kaşığı tüketmenin sağlık açısından faydalarını göstermiştir. 27</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/928eREmWKkmwZ4iaLdxEVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeytinyağı sağlıklı yağlar ve faydalı bitki bileşiklerinin iyi bir kaynağıdır ve bu da onu çoğu diyete sağlıklı bir katkı haline getirir.Ancak zeytinyağı içmenin, onu yemeklerinizin bir parçası olarak tüketmekten daha faydalı olduğuna dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır.Sağlık açısından faydalarına rağmen zeytinyağı, bir çorba kaşığı 124 kalori ile nispeten yüksek kalorilidir. 23 Bu nedenle, zeytinyağını ölçülü tüketmek en iyisidir, çünkü çok fazla içmek kilo alımına yol açabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kötü koku yayıldı, evinde ölü bulundu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/koetu-koku-yayildi-evinde-oelu-bulundu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/koetu-koku-yayildi-evinde-oelu-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Kötü koku gelen evde ihbar üzerine yapılan incelemede, yalnız yaşayan kişinin cansız bedeni bulundu.Burdur&#039;da bir evden kötü kokular gelmesi üzerine komşular polise ihbarda bulundu.İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.CESEDİ BULUNDUEve giren ekipler, evde 63 yaşındaki Yüksel Ayten&#039;in cesedini buldu.İncelemelerde Ayten&#039;in hayatını kaybettiği belirlendi.BİR HAFTA ÖNCE HAYATINI KAYBETTİĞİ BELİRLENDİYapılan çalışmalarda Ayten&#039;in yaklaşık bir hafta önce hayatını kaybettiği belirlendi.Savcının incelemesinin ardından Ayten&#039;in cenazesi Burdur Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DNwtrxkqJkytgpRvDF49tA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kötü, koku, yayıldı, evinde, ölü, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DNwtrxkqJkytgpRvDF49tA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kötü koku yayıldı, ölü bulundu"><p>Kötü koku gelen evde ihbar üzerine yapılan incelemede, yalnız yaşayan kişinin cansız bedeni bulundu.</p><p>Burdur'da bir evden kötü kokular gelmesi üzerine komşular polise ihbarda bulundu.</p><p>İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.</p><p><strong>CESEDİ BULUNDU</strong></p><p>Eve giren ekipler, evde 63 yaşındaki Yüksel Ayten'in cesedini buldu.</p><p>İncelemelerde Ayten'in hayatını kaybettiği belirlendi.</p><p><strong>BİR HAFTA ÖNCE HAYATINI KAYBETTİĞİ BELİRLENDİ</strong></p><p>Yapılan çalışmalarda Ayten'in yaklaşık bir hafta önce hayatını kaybettiği belirlendi.</p><p>Savcının incelemesinin ardından Ayten'in cenazesi Burdur Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktor paylaştı: Vücuttaki mikroplastikleri temizliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-paylasti-vucuttaki-mikroplastikleri-temizliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-paylasti-vucuttaki-mikroplastikleri-temizliyor</guid>
<description><![CDATA[ İçtiğimiz su, tükettiğimiz yiyecekler ve hatta soluduğumuz hava yoluyla vücudumuza giren mikroplastikler sağlık için ciddi risk oluşturuyor. Peki, vücuttaki mikroplastikleri temizlemenin bir yolu var mı?İçtiğimiz su, tükettiğimiz yiyecekler ve hatta soluduğumuz hava yoluyla vücudumuza giren mikroplastikler, şimdi de insan kalbinde bulundu.200’den fazla ameliyat hastasının incelendiği yeni bir araştırmada, katılımcıların yaklaşık %60’ının büyük atardamarlarında mikroplastik veya nanoplastik parçacıklar tespit edildi. Uzmanlara göre bu durum, kalp krizi, felç ve ölüm riskini ciddi oranda artırıyor.Araştırmaya göre, damarlarında plastik tespit edilen kişilerin, ameliyattan sonraki 34 ay içinde kalp krizi, felç veya ölüm yaşama riski, mikroplastik taşımayanlara kıyasla 4,5 kat daha fazla.Sosyal medyada geniş bir takipçi kitlesine sahip olan ve 27 yıllık deneyimiyle tanınan Dr. Robert G. DeBease, mikroplastiklerin sağlığa olan ciddi etkilerine dikkat çekti. TikTok&#039;ta 198 bin, Instagram’da ise 1,2 milyonun üzerinde takipçisi olan Dr. DeBease, kalpte mikroplastik tespitinin endişe verici olduğunu belirtti.&quot;Mikroplastikler sadece su şişelerinde değil; beyninizde, akciğerlerinizde, bağırsaklarınızda, testislerinizde ve artık kalbinizde bile bulunuyor. Ne kadar fazlaysa, kalp krizi riskiniz o kadar yüksek,&quot; ifadelerini kullandı.Dr. DeBease, mikroplastiklerin vücuda zararlarını azaltmak adına uygulanabilir ve bilim temelli dört strateji öneriyor:Mikroplastik emilimini azaltmak için bağırsak astarının korunması gerektiğini belirten Dr. DeBease, kolajen, kemik suyu, glutamin ve çinko karnosin gibi besinleri öneriyor.
DİYETE LİF EKLEYİNChia tohumu, keten tohumu, inülin ve psyllium gibi çözünebilir liflerin mikroplastik parçacıklarını bağlayarak vücuttan dışkı yoluyla atılmasına yardımcı olduğunu söylüyor.Vücudu toksinlerden arındırmak için bol su içmenin ve fiziksel aktivitenin önemine değinen DeBease, özellikle limonlu ılık su, rebounding (mini trambolinle zıplama) ve kuru fırçalama gibi yöntemleri öneriyor.Detoksifikasyonda önemli rol oynayan güçlü bir antioksidan olan glutatyonun artırılması için sarımsak, otlakta yetişen yumurta ve brokoli gibi kükürt açısından zengin gıdaların tüketilmesini tavsiye ediyor.Mikroplastiklerin vücuttan tamamen atılması şu an için mümkün görünmese de uzmanlara göre doğru yaşam tarzı seçimleriyle bu zararlı maddelerin etkileri büyük oranda azaltılabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VHr_tKOGwE-PP6AoDOKETQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, paylaştı:, Vücuttaki, mikroplastikleri, temizliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VHr_tKOGwE-PP6AoDOKETQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktor paylaştı: Vücuttaki mikroplastikleri temizliyor"><p>İçtiğimiz su, tükettiğimiz yiyecekler ve hatta soluduğumuz hava yoluyla vücudumuza giren mikroplastikler sağlık için ciddi risk oluşturuyor. Peki, vücuttaki mikroplastikleri temizlemenin bir yolu var mı?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AwB4cmCHuEmhrsv5OsPABQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İçtiğimiz su, tükettiğimiz yiyecekler ve hatta soluduğumuz hava yoluyla vücudumuza giren mikroplastikler, şimdi de insan kalbinde bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_OldG6DhLE2GQQ-d3HH44w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>200’den fazla ameliyat hastasının incelendiği yeni bir araştırmada, katılımcıların yaklaşık %60’ının büyük atardamarlarında mikroplastik veya nanoplastik parçacıklar tespit edildi. Uzmanlara göre bu durum, kalp krizi, felç ve ölüm riskini ciddi oranda artırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PZMewumqkkiXI1RUc9sOZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmaya göre, damarlarında plastik tespit edilen kişilerin, ameliyattan sonraki 34 ay içinde kalp krizi, felç veya ölüm yaşama riski, mikroplastik taşımayanlara kıyasla 4,5 kat daha fazla.Sosyal medyada geniş bir takipçi kitlesine sahip olan ve 27 yıllık deneyimiyle tanınan Dr. Robert G. DeBease, mikroplastiklerin sağlığa olan ciddi etkilerine dikkat çekti. TikTok'ta 198 bin, Instagram’da ise 1,2 milyonun üzerinde takipçisi olan Dr. DeBease, kalpte mikroplastik tespitinin endişe verici olduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QPLGalmyOU2A3T17BOQrzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Mikroplastikler sadece su şişelerinde değil; beyninizde, akciğerlerinizde, bağırsaklarınızda, testislerinizde ve artık kalbinizde bile bulunuyor. Ne kadar fazlaysa, kalp krizi riskiniz o kadar yüksek," ifadelerini kullandı.Dr. DeBease, mikroplastiklerin vücuda zararlarını azaltmak adına uygulanabilir ve bilim temelli dört strateji öneriyor:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/48bZKBza906MB3IKAobLRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mikroplastik emilimini azaltmak için bağırsak astarının korunması gerektiğini belirten Dr. DeBease, kolajen, kemik suyu, glutamin ve çinko karnosin gibi besinleri öneriyor.
DİYETE LİF EKLEYİNChia tohumu, keten tohumu, inülin ve psyllium gibi çözünebilir liflerin mikroplastik parçacıklarını bağlayarak vücuttan dışkı yoluyla atılmasına yardımcı olduğunu söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0S5sX2MbrUim34_yRLVCoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudu toksinlerden arındırmak için bol su içmenin ve fiziksel aktivitenin önemine değinen DeBease, özellikle limonlu ılık su, rebounding (mini trambolinle zıplama) ve kuru fırçalama gibi yöntemleri öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HUUOyQI_RUaalR6Hf6JnGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Detoksifikasyonda önemli rol oynayan güçlü bir antioksidan olan glutatyonun artırılması için sarımsak, otlakta yetişen yumurta ve brokoli gibi kükürt açısından zengin gıdaların tüketilmesini tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jg9lzaLyW0KJ5WGfPFnTxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mikroplastiklerin vücuttan tamamen atılması şu an için mümkün görünmese de uzmanlara göre doğru yaşam tarzı seçimleriyle bu zararlı maddelerin etkileri büyük oranda azaltılabiliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>110 yaşındaki Hayriye ninenin uzun yaşam sırrı: En çok yediği 3 besin</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/110-yasindaki-hayriye-ninenin-uzun-yasam-sirri-en-cok-yedigi-3-besin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/110-yasindaki-hayriye-ninenin-uzun-yasam-sirri-en-cok-yedigi-3-besin</guid>
<description><![CDATA[ Ordu&#039;da yaşayan 110 yaşındaki Hayriye Aybastı, ilerleyen yaşına rağmen kendisine ait bahçede işlerini görebiliyor, örgü örerek boş zamanlarını değerlendiriyor. 110 yaşındaki Hayriye nine düzenli olarak tükettiği besinleri de açıkladıAltınordu ilçesinde yaşayan, hava şartları uygun olduğunda ise Perşembe ilçesine giderek tarla işleriyle uğraşan 3 çocuk ve 6 torun sahibi Hayriye Aybastı, eşi vefat ettikten sonra çocuklarına hem anne hem baba oldu. 25 Haziran 1916 doğumlu olan Aybastı, boş durmayı sevmediğini, günlük hayatında ise doğal beslenmeyi tercih ettiğini belirtiyor.Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Anneler Günü dolayısıyla 110 yaşındaki Hayriye Aybastı&#039;yı evinde ziyaret ederek, çiçek ve hediye takdiminde bulundu. Aybastı&#039;nın gününü tebrik eden Başkan Güler, bir süre sohbet etti.Ziyaret hakkında açıklamalarda bulunan Başkan Güler, Hayriye Aybastı&#039;nın örnek bir hayatı olduğunu belirterek, &quot;Kendisinin hem Anneler Günü&#039;nü kutluyoruz, aynı zamanda kendisini hayranlıkla dinliyorum, kendisi 110 yaşına gelmiş, örnek bir anne olarak bunları yapıyoruz. Bir yandan çocuklarına bakıyor, bir yandan örgü yapıyor. Kendisi harikulade örnek bir hayat sürüyor. Kendisi bize hayatıyla ilgili kesitler verdi. 3 tane evladını yetiştirmiş, muhteşem bir anne. Böyle bir annenin gününü kutladığımız için mutluyuz. Kendisinin nezdinde tüm annelerimizin gününü kutluyorum. Kendisine daha sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum. Kendinin bizlere çok güzel önerileri de oldu, örnek alacağımız bir anne&quot; dedi.Hayriye Aybastı ise kendisini unutmayan Başkan Güler&#039;e teşekkür ederek, &quot;Allah&#039;a şükürler olsun kendimi iyi hissediyorum. Günlük hayatımda elimden geldiği kadar bahçe işleri yaparım, pancar ve fasulye dikerim. Boş duramıyorum, gücümün yettiği kadar sürekli çalışarak zaman geçirmeye çalışıyorum&quot; diye konuştu.Kendi yetiştirdiği ürünlerin yanı sıra yöresel ürünleri de tükettiğini aktaran Aybastı, &quot;Yumurta, süt ve yoğurdu elimden geldiğince yerim. Küçük yaşlarda keçi sütünü çok içtim. Şu anda çok şükür kendimi idare ediyorum. Yiyebildiğim her şeyden tüketiyorum, çayı az, ayranı çok içerim. Su, yoğurt ve ayrana çok düşkünüm. Ben anneyim, aynı zamanda baba sayılırım, beni unutmasınlar. Sevgi ve saygı her zaman birdir, anne ve baba sevgisi, evlat sevgisi daima insanın içinde durur&quot; ifadelerine yer verdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d-8Kps4Ef0yv7IbtVvdMrA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>110, yaşındaki, Hayriye, ninenin, uzun, yaşam, sırrı:, çok, yediği, besin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d-8Kps4Ef0yv7IbtVvdMrA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="110 yaşındaki Hayriye ninenin uzun yaşam sırrı: En çok yediği 3 besin"><p>Ordu'da yaşayan 110 yaşındaki Hayriye Aybastı, ilerleyen yaşına rağmen kendisine ait bahçede işlerini görebiliyor, örgü örerek boş zamanlarını değerlendiriyor. 110 yaşındaki Hayriye nine düzenli olarak tükettiği besinleri de açıkladı</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9uACPJsgxkuhwSGhludxrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Altınordu ilçesinde yaşayan, hava şartları uygun olduğunda ise Perşembe ilçesine giderek tarla işleriyle uğraşan 3 çocuk ve 6 torun sahibi Hayriye Aybastı, eşi vefat ettikten sonra çocuklarına hem anne hem baba oldu. 25 Haziran 1916 doğumlu olan Aybastı, boş durmayı sevmediğini, günlük hayatında ise doğal beslenmeyi tercih ettiğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0dvGn8n8DEK1zkB6Wr2CAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Anneler Günü dolayısıyla 110 yaşındaki Hayriye Aybastı'yı evinde ziyaret ederek, çiçek ve hediye takdiminde bulundu. Aybastı'nın gününü tebrik eden Başkan Güler, bir süre sohbet etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2aq8V0n0s0iN75fvjIjphg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ziyaret hakkında açıklamalarda bulunan Başkan Güler, Hayriye Aybastı'nın örnek bir hayatı olduğunu belirterek, "Kendisinin hem Anneler Günü'nü kutluyoruz, aynı zamanda kendisini hayranlıkla dinliyorum, kendisi 110 yaşına gelmiş, örnek bir anne olarak bunları yapıyoruz. Bir yandan çocuklarına bakıyor, bir yandan örgü yapıyor. Kendisi harikulade örnek bir hayat sürüyor. Kendisi bize hayatıyla ilgili kesitler verdi. 3 tane evladını yetiştirmiş, muhteşem bir anne. Böyle bir annenin gününü kutladığımız için mutluyuz. Kendisinin nezdinde tüm annelerimizin gününü kutluyorum. Kendisine daha sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum. Kendinin bizlere çok güzel önerileri de oldu, örnek alacağımız bir anne" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Vg3JfQG4ki6_5OXLwh0zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayriye Aybastı ise kendisini unutmayan Başkan Güler'e teşekkür ederek, "Allah'a şükürler olsun kendimi iyi hissediyorum. Günlük hayatımda elimden geldiği kadar bahçe işleri yaparım, pancar ve fasulye dikerim. Boş duramıyorum, gücümün yettiği kadar sürekli çalışarak zaman geçirmeye çalışıyorum" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RJHvYhlsiEG_086nPu_7qA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendi yetiştirdiği ürünlerin yanı sıra yöresel ürünleri de tükettiğini aktaran Aybastı, "Yumurta, süt ve yoğurdu elimden geldiğince yerim. Küçük yaşlarda keçi sütünü çok içtim. Şu anda çok şükür kendimi idare ediyorum. Yiyebildiğim her şeyden tüketiyorum, çayı az, ayranı çok içerim. Su, yoğurt ve ayrana çok düşkünüm. Ben anneyim, aynı zamanda baba sayılırım, beni unutmasınlar. Sevgi ve saygı her zaman birdir, anne ve baba sevgisi, evlat sevgisi daima insanın içinde durur" ifadelerine yer verdi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>5 dakika abur cubur reklamı izlemek 130 kalori aldırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/5-dakika-abur-cubur-reklami-izlemek-130-kalori-aldiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/5-dakika-abur-cubur-reklami-izlemek-130-kalori-aldiriyor</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere’de çocuklar üzerinde yapılan bir araştırma, 5 dakika boyunca abur cubur reklamına maruz kalan çocukların daha fazla kalori aldığını gösterdi.İngiltere’de yapılan bilimsel bir araştırma, sadece 5 dakika boyunca abur cubur reklamı izleyen çocukların ortalama 130 kalori daha fazla aldığını ortaya koydu.  The Guardian gazetesinin aktardığına göre, sonuçları İspanya’nın Málaga kentindeki Avrupa Obezite Kongresi’nde sunulacak olan araştırma, çocukların 5 dakika boyunca yüksek kalorili, abur cubur ve fast food kategorisindeki yiyeceklerin görsellerine maruz kalmasının daha fazla kalori almalarını beraberinde getirdiğini gösterdi.   ÇOCUKLARA İKİ FARKLI REKLAM İZLETİLİP YEMEK VERİLDİ  Araştırma, Merseyside’daki okullarda yaşları 7 ile 15 arasında değişen 240 çocuğun katılımıyla yapıldı. Çocuklara iki farklı oturumda abur cubur reklamları ve gıda ürünlerinin tanıtılmadığı reklamlar gösterildi. Ardından çocuklara meyve ya da çikolata gibi atıştırmalıklar teklif edildi, sonrasında ise tuzlu, tatlı ve sağlıklı ürünlerden oluşan bir öğle yemeği sunuldu. Araştırmacılar, abur cubur reklamlarının ardından çocukların abur cubur yiyerek fazladan 58, öğle yemeğinde ise fazlada 73 kalori aldığını tespit etti.   “SONUÇLAR NET BİR MESAJ GÖNDERİYOR”  Liverpool Üniversitesi’nden gıda pazarlaması ve çocuk sağlığı profesörü ve araştırmanın başyazarı Emma Boyland, “Bu, yalnızca markanın olduğu gıda reklamlarının çocukların ne yediğini etkilediğini gösteren ilk araştırma” bilgisini verdi.   Araştırma sonuçlarına göre, çocuklar gıda reklamlarının hemen ardından daha çok yemekle kalmıyor aynı zamanda öğle yemeğinde de daha fazla gıda tüketiyor.   Obezite Sağlık Birliği Direktörü Katharine Jenner da araştırma sonuçlarının “politika yapıcılara net bir mesaj gönderdiğini” belirterek bu mesajı şöyle açıkladı: “Gıda reklamları, çocuklarda aşırı kalori alımına sebep oluyor.”  Söz konusu araştırma, İngiltere hükümetinin ekim ayı itibarıyla internette ve saat 21.00 öncesinde televizyonda gösterilen sağlıksız gıda reklamlarına sınırlama getirmeye hazırlandığı günlerde yapıldı.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2rXrN9aDdkaUryloviLevQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>dakika, abur, cubur, reklamı, izlemek, 130, kalori, aldırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2rXrN9aDdkaUryloviLevQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Reklam izlemek de kalori aldırıyor"><p>İngiltere’de çocuklar üzerinde yapılan bir araştırma, 5 dakika boyunca abur cubur reklamına maruz kalan çocukların daha fazla kalori aldığını gösterdi.</p><p>İngiltere’de yapılan bilimsel bir araştırma, sadece 5 dakika boyunca abur cubur reklamı izleyen çocukların ortalama 130 kalori daha fazla aldığını ortaya koydu.  The Guardian gazetesinin aktardığına göre, sonuçları İspanya’nın Málaga kentindeki Avrupa Obezite Kongresi’nde sunulacak olan araştırma, çocukların 5 dakika boyunca yüksek kalorili, abur cubur ve fast food kategorisindeki yiyeceklerin görsellerine maruz kalmasının daha fazla kalori almalarını beraberinde getirdiğini gösterdi.   <strong>ÇOCUKLARA İKİ FARKLI REKLAM İZLETİLİP YEMEK VERİLDİ</strong>  Araştırma, Merseyside’daki okullarda yaşları 7 ile 15 arasında değişen 240 çocuğun katılımıyla yapıldı. Çocuklara iki farklı oturumda abur cubur reklamları ve gıda ürünlerinin tanıtılmadığı reklamlar gösterildi. Ardından çocuklara meyve ya da çikolata gibi atıştırmalıklar teklif edildi, sonrasında ise tuzlu, tatlı ve sağlıklı ürünlerden oluşan bir öğle yemeği sunuldu. </p><p>Araştırmacılar, abur cubur reklamlarının ardından çocukların abur cubur yiyerek fazladan 58, öğle yemeğinde ise fazlada 73 kalori aldığını tespit etti.   <strong>“SONUÇLAR NET BİR MESAJ GÖNDERİYOR”</strong>  Liverpool Üniversitesi’nden gıda pazarlaması ve çocuk sağlığı profesörü ve araştırmanın başyazarı Emma Boyland, “Bu, yalnızca markanın olduğu gıda reklamlarının çocukların ne yediğini etkilediğini gösteren ilk araştırma” bilgisini verdi.   Araştırma sonuçlarına göre, çocuklar gıda reklamlarının hemen ardından daha çok yemekle kalmıyor aynı zamanda öğle yemeğinde de daha fazla gıda tüketiyor.   Obezite Sağlık Birliği Direktörü Katharine Jenner da araştırma sonuçlarının “politika yapıcılara net bir mesaj gönderdiğini” belirterek bu mesajı şöyle açıkladı: “Gıda reklamları, çocuklarda aşırı kalori alımına sebep oluyor.”  Söz konusu araştırma, İngiltere hükümetinin ekim ayı itibarıyla internette ve saat 21.00 öncesinde televizyonda gösterilen sağlıksız gıda reklamlarına sınırlama getirmeye hazırlandığı günlerde yapıldı.  </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücudun hayati minerali: Magnezyum sabah mı, akşam mı içilmeli?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vucudun-hayati-minerali-magnezyum-sabah-mi-aksam-mi-icilmeli</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vucudun-hayati-minerali-magnezyum-sabah-mi-aksam-mi-icilmeli</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum, uyku döngünüzü kontrol eden hormon olan melatonin üretmede önemli bir rol oynar. Yatmadan yaklaşık bir ila iki saat önce magnezyum almak rahatlamanıza ve iyi uyku kalitesi sağlamanıza yardımcı olabilir. Magnezyum glisinat ve sitrat, sakinleştirici etkileri olduğu için gece kullanımı için popüler seçeneklerdir. Peki, magnezyum alımı ne zaman olmalı?Magnezyum, bir mineral olarak kas sağlığı, beyin fonksiyonu, enerji üretimi ve uyku kalitesi dahil olmak üzere vücuttaki birçok temel işlevi destekler. Sadece bu değil, magnezyumun vücuttaki iltihabı kontrol ettiği ve kaygı, kabızlık veya kötü uyku gibi sorunlara yardımcı olduğu da bilinmektedir. Ancak tüm takviyelerde olduğu gibi, onu ne zaman aldığınız tüm farkı yaratır.Bunu pek çok kişi bilmez, ancak Magnezyum gün boyunca vücudunuza farklı şekillerde yardımcı olur. Bu nedenle, vücudunuzu doğru şekilde desteklemek için zamanlama önemlidir. Ne olursa olsun, dozajınızda tutarlı olmalı ve her gün aynı saatte almalısınız. Magnezyumu yemeklerle birlikte veya tek başına alabilirsiniz, ancak hassas bir mideniz varsa, yemeklerle birlikte almak daha sonraki rahatsızlıkları azaltabilir.Sabah: Enerji, Anksiyete ve Beyin Sağlığı İçin En İyisiEğer takviyeyi enerjinizi artırmak, anksiyeteyi azaltmak veya beyin fonksiyonlarını desteklemek için alıyorsanız, sabah almak için en iyi zamandır. Malat, treonat, glisinat ve taurat gibi magnezyum türleri kan dolaşımına hızla emilir ve gün boyunca sakin ve odaklanmış hissetmenize yardımcı olabilir. Sabah magnezyum almak ayrıca migrenleri önlemeye ve kabızlık çekiyorsanız sindirimi iyileştirmeye yardımcı olabilir.Ancak magnezyum sitrat gibi bazı formlar, alındıktan birkaç saat sonra bağırsak hareketlerine neden olabilir, bu nedenle buna göre plan yapın.Akşam: Uyku ve Rahatlama İçin İdealMagnezyum, uyku döngünüzü kontrol eden hormon olan melatonin üretmede önemli bir rol oynar. Yatmadan yaklaşık bir ila iki saat önce magnezyum almak rahatlamanıza ve iyi bir uyku kalitesi sağlamanıza yardımcı olabilir. Magnezyum glisinat ve sitrat, sakinleştirici etkileri olduğu için gece kullanımı için popüler seçeneklerdir.Egzersiz Sonrası: Kasların İyileşmesini DesteklerMagnezyum, yoğun bir fiziksel aktiviteden sonra kasların gevşemesine ve iyileşmesine yardımcı olur. Egzersizden sonra magnezyum almak kas kramplarını hafifletebilir ve ağrıyı azaltabilir. Magnezyum klorür veya Epsom tuzu banyoları (magnezyum sülfat içerir) gibi formlar, tuz banyosu gibi kas iyileşmesi için etkilidir. Bu zamanlama, egzersiz sırasında kaybedilen magnezyumun yenilenmesine yardımcı olur ve genel kas sağlığını destekler.Magnezyumu her gün aynı saatte alarak sabit seviyeleri koruyun ve tutarlı faydalar elde edin.Mide rahatsızlığınız varsa yiyeceklerle birlikte alın, ancak lif emilimi azaltabileceğinden aynı anda yüksek lifli öğünlerden kaçının.Etkileşimleri önlemek için magnezyum takviyelerini diğer ilaçlardan en az 2 saat ayrı tutun.
Birini atlarsanız dozu ikiye katlamayın; sadece bir sonraki dozu her zamanki saatinizde alın.
İlaç almaya başlamadan önce önce doktorunuza danışın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MHm-W8FHV02SD5zmqYOxUQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudun, hayati, minerali:, Magnezyum, sabah, mı, akşam, mı, içilmeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MHm-W8FHV02SD5zmqYOxUQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücudun hayati minerali: Magnezyum sabah mı, akşam mı içilmeli?"><p>Magnezyum, uyku döngünüzü kontrol eden hormon olan melatonin üretmede önemli bir rol oynar. Yatmadan yaklaşık bir ila iki saat önce magnezyum almak rahatlamanıza ve iyi uyku kalitesi sağlamanıza yardımcı olabilir. Magnezyum glisinat ve sitrat, sakinleştirici etkileri olduğu için gece kullanımı için popüler seçeneklerdir. Peki, magnezyum alımı ne zaman olmalı?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TM1SBe7n3U26LrzMfCiVzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, bir mineral olarak kas sağlığı, beyin fonksiyonu, enerji üretimi ve uyku kalitesi dahil olmak üzere vücuttaki birçok temel işlevi destekler. Sadece bu değil, magnezyumun vücuttaki iltihabı kontrol ettiği ve kaygı, kabızlık veya kötü uyku gibi sorunlara yardımcı olduğu da bilinmektedir. Ancak tüm takviyelerde olduğu gibi, onu ne zaman aldığınız tüm farkı yaratır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/csdupYsqDk6qQymmSTa6HQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunu pek çok kişi bilmez, ancak Magnezyum gün boyunca vücudunuza farklı şekillerde yardımcı olur. Bu nedenle, vücudunuzu doğru şekilde desteklemek için zamanlama önemlidir. Ne olursa olsun, dozajınızda tutarlı olmalı ve her gün aynı saatte almalısınız. Magnezyumu yemeklerle birlikte veya tek başına alabilirsiniz, ancak hassas bir mideniz varsa, yemeklerle birlikte almak daha sonraki rahatsızlıkları azaltabilir.Sabah: Enerji, Anksiyete ve Beyin Sağlığı İçin En İyisiEğer takviyeyi enerjinizi artırmak, anksiyeteyi azaltmak veya beyin fonksiyonlarını desteklemek için alıyorsanız, sabah almak için en iyi zamandır. Malat, treonat, glisinat ve taurat gibi magnezyum türleri kan dolaşımına hızla emilir ve gün boyunca sakin ve odaklanmış hissetmenize yardımcı olabilir. Sabah magnezyum almak ayrıca migrenleri önlemeye ve kabızlık çekiyorsanız sindirimi iyileştirmeye yardımcı olabilir.Ancak magnezyum sitrat gibi bazı formlar, alındıktan birkaç saat sonra bağırsak hareketlerine neden olabilir, bu nedenle buna göre plan yapın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xb2p_ykshUKGY1882A_lVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akşam: Uyku ve Rahatlama İçin İdealMagnezyum, uyku döngünüzü kontrol eden hormon olan melatonin üretmede önemli bir rol oynar. Yatmadan yaklaşık bir ila iki saat önce magnezyum almak rahatlamanıza ve iyi bir uyku kalitesi sağlamanıza yardımcı olabilir. Magnezyum glisinat ve sitrat, sakinleştirici etkileri olduğu için gece kullanımı için popüler seçeneklerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5YCQ42Po1UulWiwz4MVKqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz Sonrası: Kasların İyileşmesini DesteklerMagnezyum, yoğun bir fiziksel aktiviteden sonra kasların gevşemesine ve iyileşmesine yardımcı olur. Egzersizden sonra magnezyum almak kas kramplarını hafifletebilir ve ağrıyı azaltabilir. Magnezyum klorür veya Epsom tuzu banyoları (magnezyum sülfat içerir) gibi formlar, tuz banyosu gibi kas iyileşmesi için etkilidir. Bu zamanlama, egzersiz sırasında kaybedilen magnezyumun yenilenmesine yardımcı olur ve genel kas sağlığını destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WRMU0ME8nUWGgAAUKruQMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyumu her gün aynı saatte alarak sabit seviyeleri koruyun ve tutarlı faydalar elde edin.Mide rahatsızlığınız varsa yiyeceklerle birlikte alın, ancak lif emilimi azaltabileceğinden aynı anda yüksek lifli öğünlerden kaçının.Etkileşimleri önlemek için magnezyum takviyelerini diğer ilaçlardan en az 2 saat ayrı tutun.
Birini atlarsanız dozu ikiye katlamayın; sadece bir sonraki dozu her zamanki saatinizde alın.
İlaç almaya başlamadan önce önce doktorunuza danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1lgByTuFPEC5j3aK2AFGtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyni geliştiren 5 temel vitamin: Güçlü hafızayı destekliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/beyni-gelistiren-5-temel-vitamin-guclu-hafizayi-destekliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/beyni-gelistiren-5-temel-vitamin-guclu-hafizayi-destekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Beyin sağlığını geliştirmek ve hafızayı güçlü tutmak için bazı temel vitaminlere ihtiyacınız var. Antioksidanlar, vitaminler ve mineraller açısından zengin bir diyet beyin sağlığı için çok önemlidir, işlenmiş gıdalar ise bilişsel işlevi bozabilir. B5 vitamini, omega-3 yağ asitleri, magnezyum, E vitamini ve C vitamini gibi temel besinler beyin işlevini destekler.Odaklanamama veya zihinsel berraklıktan yoksun olma, yaşlanan bir beynin veya besin eksikliğinin bir işareti olabilir. Stres de zihninizle uğraşıyor olabilir, bu karışıklığa ve unutkanlığa neden olabilir. Benzer bir şeyle uğraşıyorsanız, ne yediğinize daha yakından bakmanın zamanı geldi çünkü diyetiniz ve zihniniz düşündüğünüzden daha fazla bağlantılıdır.Beyninizin sağlığını sürdürmek için antioksidanlar, vitaminler ve minerallerle dolu yüksek kaliteli bir diyete ihtiyacı vardır. Meyve, sebze ve tam tahıllar yemek beyin sağlığını koruyabilirken, rafine şeker açısından zengin bir diyet yemek zararlı olabilir. Aslında, çalışmalar ultra işlenmiş gıdalar yemenin beyin işlevini bozabileceğini ve ruh hali bozukluklarına yol açabileceğini bulmuştur.Diyetinizin beslenme gereksinimlerinizi karşılamadığını düşünüyorsanız ve bazı temel besin öğelerinde eksiklikleriniz varsa, diyet planınızı beyninize ve ruh sağlığınıza da fayda sağlayacak şekilde tasarlayın.Diyetinize ekleyebileceğiniz bazı önemli besinler şunlardır:Pantotenik asit, daha çok B5 vitamini olarak bilinir, vücudun yağları kullanılabilir enerjiye dönüştürmesine yardımcı olan önemli bir besindir. Bunu, temel metabolik süreçleri güçlendiren bir bileşik olan koenzim A üretimini destekleyerek yapar.Enerji üretiminin ötesinde, B5 vitamini sağlıklı yağlar oluşturmak için gerekli moleküller olan asil taşıyıcı proteinlerin yapımında merkezi bir rol oynar. Beynin büyük ölçüde yağdan oluştuğu düşünüldüğünde, bu vitamin beynin keskinliğini korumak ve düzgün çalışmasını sağlamak için özellikle önemlidir.Beyin sağlığı söz konusu olduğunda, sağlıklı yağlar önemli bir rol oynar. Omega-3 yağ asitleri, özellikle EPA ve DHA, beyin gelişimi, işlevi ve yaşlanmasında hayati bir rol oynadıkları için bilişsel sağlık için önemlidir. Nöronal iletişimi, membran akışkanlığını ve nörotransmitter salınımını etkilerler. Besin eksikliği, depresyon, bipolar bozukluk ve hatta bunama dahil olmak üzere çeşitli ruh sağlığı sorunlarının artan riskiyle bağlantılıdır.Bir araştırmaya göre magnezyum, bilişsel sağlık ve nöroproteksiyonda hayati ve karmaşık bir rol oynar. Nörobiyolojik aktiviteyi düzenleyerek, iltihabı azaltarak ve oksidatif strese karşı koruyarak beyin fonksiyonunu destekler, bilişsel gerilemeyle bağlantılı faktörler. Araştırmalar, yeterli magnezyum alımı ile daha iyi bilişsel performans arasında net bir bağlantı olduğunu göstermektedir, ancak nörodejeneratif hastalıkları önleme veya yönetmedeki terapötik potansiyelini tam olarak anlamak için daha uzun vadeli çalışmalara ihtiyaç vardır.Beyin hücrelerini oksidatif stresten korumaya yardımcı olan güçlü bir antioksidandır, bilişsel gerilemeye ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklara büyük katkıda bulunur. Hücre zarlarını stabilize eder ve zamanla beyin fonksiyonunu bozabilen serbest radikallerin neden olduğu hasarı önler. Bazı çalışmalar, yeterli E vitamini seviyelerinin, özellikle yaşlı yetişkinlerde bilişsel bozukluğun ilerlemesini yavaşlatabileceğini öne sürmektedir.Başka bir güçlü antioksidan olan C Vitamini, serbest radikalleri nötralize ederek ve vücuttaki E vitamininin yenilenmesini destekleyerek tamamlayıcı bir rol oynar. Ayrıca, ruh hali düzenlemesi, hafıza ve odaklanma için gerekli olan dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin sentezini destekler. Ek olarak, C vitamini kan-beyin bariyerini güçlendirir ve iltihabı azaltarak genel beyin dayanıklılığına katkıda bulunur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5et_lcv25EKFq4abF4Wrvg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyni, geliştiren, temel, vitamin:, Güçlü, hafızayı, destekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5et_lcv25EKFq4abF4Wrvg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyni geliştiren 5 temel vitamin: Güçlü hafızayı destekliyor"><p>Beyin sağlığını geliştirmek ve hafızayı güçlü tutmak için bazı temel vitaminlere ihtiyacınız var. Antioksidanlar, vitaminler ve mineraller açısından zengin bir diyet beyin sağlığı için çok önemlidir, işlenmiş gıdalar ise bilişsel işlevi bozabilir. B5 vitamini, omega-3 yağ asitleri, magnezyum, E vitamini ve C vitamini gibi temel besinler beyin işlevini destekler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hp7ysx4Z0ECBlm5v6vZe3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Odaklanamama veya zihinsel berraklıktan yoksun olma, yaşlanan bir beynin veya besin eksikliğinin bir işareti olabilir. Stres de zihninizle uğraşıyor olabilir, bu karışıklığa ve unutkanlığa neden olabilir. Benzer bir şeyle uğraşıyorsanız, ne yediğinize daha yakından bakmanın zamanı geldi çünkü diyetiniz ve zihniniz düşündüğünüzden daha fazla bağlantılıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2H-IwnkDPE6lTWzAXTcVRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyninizin sağlığını sürdürmek için antioksidanlar, vitaminler ve minerallerle dolu yüksek kaliteli bir diyete ihtiyacı vardır. Meyve, sebze ve tam tahıllar yemek beyin sağlığını koruyabilirken, rafine şeker açısından zengin bir diyet yemek zararlı olabilir. Aslında, çalışmalar ultra işlenmiş gıdalar yemenin beyin işlevini bozabileceğini ve ruh hali bozukluklarına yol açabileceğini bulmuştur.Diyetinizin beslenme gereksinimlerinizi karşılamadığını düşünüyorsanız ve bazı temel besin öğelerinde eksiklikleriniz varsa, diyet planınızı beyninize ve ruh sağlığınıza da fayda sağlayacak şekilde tasarlayın.Diyetinize ekleyebileceğiniz bazı önemli besinler şunlardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rUidK0au20K6-nOWXmVqFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pantotenik asit, daha çok B5 vitamini olarak bilinir, vücudun yağları kullanılabilir enerjiye dönüştürmesine yardımcı olan önemli bir besindir. Bunu, temel metabolik süreçleri güçlendiren bir bileşik olan koenzim A üretimini destekleyerek yapar.Enerji üretiminin ötesinde, B5 vitamini sağlıklı yağlar oluşturmak için gerekli moleküller olan asil taşıyıcı proteinlerin yapımında merkezi bir rol oynar. Beynin büyük ölçüde yağdan oluştuğu düşünüldüğünde, bu vitamin beynin keskinliğini korumak ve düzgün çalışmasını sağlamak için özellikle önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7LVFiHqorkeE7hPggQLHqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sağlığı söz konusu olduğunda, sağlıklı yağlar önemli bir rol oynar. Omega-3 yağ asitleri, özellikle EPA ve DHA, beyin gelişimi, işlevi ve yaşlanmasında hayati bir rol oynadıkları için bilişsel sağlık için önemlidir. Nöronal iletişimi, membran akışkanlığını ve nörotransmitter salınımını etkilerler. Besin eksikliği, depresyon, bipolar bozukluk ve hatta bunama dahil olmak üzere çeşitli ruh sağlığı sorunlarının artan riskiyle bağlantılıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wQf63jSvtka9PdtWdVItUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir araştırmaya göre magnezyum, bilişsel sağlık ve nöroproteksiyonda hayati ve karmaşık bir rol oynar. Nörobiyolojik aktiviteyi düzenleyerek, iltihabı azaltarak ve oksidatif strese karşı koruyarak beyin fonksiyonunu destekler, bilişsel gerilemeyle bağlantılı faktörler. Araştırmalar, yeterli magnezyum alımı ile daha iyi bilişsel performans arasında net bir bağlantı olduğunu göstermektedir, ancak nörodejeneratif hastalıkları önleme veya yönetmedeki terapötik potansiyelini tam olarak anlamak için daha uzun vadeli çalışmalara ihtiyaç vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KI8viCtzeE6nmzx046ltyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin hücrelerini oksidatif stresten korumaya yardımcı olan güçlü bir antioksidandır, bilişsel gerilemeye ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklara büyük katkıda bulunur. Hücre zarlarını stabilize eder ve zamanla beyin fonksiyonunu bozabilen serbest radikallerin neden olduğu hasarı önler. Bazı çalışmalar, yeterli E vitamini seviyelerinin, özellikle yaşlı yetişkinlerde bilişsel bozukluğun ilerlemesini yavaşlatabileceğini öne sürmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MjOttFmkLEKQVUzjyNJbbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başka bir güçlü antioksidan olan C Vitamini, serbest radikalleri nötralize ederek ve vücuttaki E vitamininin yenilenmesini destekleyerek tamamlayıcı bir rol oynar. Ayrıca, ruh hali düzenlemesi, hafıza ve odaklanma için gerekli olan dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin sentezini destekler. Ek olarak, C vitamini kan-beyin bariyerini güçlendirir ve iltihabı azaltarak genel beyin dayanıklılığına katkıda bulunur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hemşireler Günü Mesajları 2025 &amp; 12 Mayıs anneye, sevgiliye, eşe, arkadaş Hemşireler gününüz kutlu olsun mesajları</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hemsireler-gunu-mesajlari-2025-12-mayis-anneye-sevgiliye-ese-arkadas-hemsireler-gununuz-kutlu-olsun-mesajlari</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hemsireler-gunu-mesajlari-2025-12-mayis-anneye-sevgiliye-ese-arkadas-hemsireler-gununuz-kutlu-olsun-mesajlari</guid>
<description><![CDATA[ Hemşireler günü mesajları 2025, günün anlam ve önemine vurgu yapmak isteyen kullanıcılar tarafından sıkça tercih ediliyor. Hemşireler Günü tarihi ülkelere göre farklılık gösterse de Türkiye’de 12 Mayıs’ta kutlanıyor. Hemşirelerin topluma yaptıkları katkılar için teşekkürlerini iletmek isteyenler uzun, kısa, farklı, yeni, değişik hemşireler günü mesajlarını tercih edecek. Sağlığın her alanında insanlar için mücadele eden tüm hemşirelerin “ Hemşireler Günü kutlu olsun.” İşte, 2025 yılına özel anneye, sevgiliye, eşe ve arkadaşa kullanabileceğiniz Hemşireler günü mesajları ve sözleri…Hemşireler günü mesajları 2025, günün anlam ve önemine vurgu yapmak isteyen kullanıcılar tarafından sıkça tercih ediliyor. Hemşireler Günü tarihi ülkelere göre farklılık gösterse de Türkiye’de 12 Mayıs’ta kutlanıyor. Hemşirelerin topluma yaptıkları katkılar için teşekkürlerini iletmek isteyenler uzun, kısa, farklı, yeni, değişik hemşireler günü mesajlarını tercih edecek. Sağlığın her alanında insanlar için mücadele eden tüm hemşirelerin “ Hemşireler Günü kutlu olsun.” İşte, 2025 yılına özel anneye, sevgiliye, eşe ve arkadaşa kullanabileceğiniz Hemşireler günü mesajları ve sözleri…&quot;Değerli hemşire arkadaşlarımın, öğrencilerimin ve kardeşlerimin hemşireler günü kutlu olsun. Haklı taleplerinizin gerçekleşmesi en büyük dileğimdir...&quot;&quot;Kendilerini her daim sağlık ve iyilik için adamış, fedakarlığın ve şefkatin simgesi olan tüm hemşirelerimizin 12 Mayıs Hemşireler Günü kutlu olsun!&quot;&quot;Sağlık Ordusunun vazgeçilmezleri, Sevgi, Şefkat ve Hoşgörünün Simgesi, Tıp Dünyasının Beyaz Melekleri Fedakar Hemşirelerimizin, Hemşireler Günü Kutlu Olsun...&quot;-Hemşirelik sadece bir meslek değil, bir çağrıdır ve sen bu çağrıya her gün büyük bir sevgi ve özveriyle cevap veriyorsun. Hemşireler Günü&#039;n kutlu olsun!-Gösterdiğin sabır, şefkat ve uzmanlıkla her gün sayısız hayata dokunuyorsun. Bugün senin gibi kahramanları kutlama günü. Hemşireler Günün kutlu olsun!-Her gün karşılaştığın zorluklara rağmen gösterdiğin dayanıklılık ve kararlılık için teşekkür ederim. Sana olan minnettarlığımızı ifade etmek için bir gün yeterli değil. Hemşireler Günün kutlu olsun!Gece gündüz demeden sağlığımız için çalışan tüm hemşirelerimizin hemşireler günü kutlu olsun.
– Hayatımız ve sağlığımız için emek harcayan hemşirelerimizin Hemşireler Günü ve Hemşireler Haftası kutlu olsun.
-Hayatımız ve sağlığımız için emek harcayan hemşirelerimizin Hemşireler Günü ve Hemşireler Haftası kutlu olsun.&quot;Binbir sabır ve emekle çalışan hemşirelerimizin,12 Mayıs Hemșireler Günü kutlu olsun.&quot;&quot;Ne kutsal bir meslek &quot; dediğimiz, sağlık sisteminin değerli parçaları hemşirelerimiz.. Gününüz kutlu olsun.&quot;&quot;Sağlık camiası olarak hep birlikte daha aydınlık günlere.. Hemşireler Günü’müz kutlu olsun.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r4FC0LRgUE6JLdDKk_R_dg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hemşireler, Günü, Mesajları, 2025, Mayıs, anneye, sevgiliye, eşe, arkadaş, Hemşireler, gününüz, kutlu, olsun, mesajları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r4FC0LRgUE6JLdDKk_R_dg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hemşireler Günü Mesajları 2025 - Anneye, sevgiliye, eşe, arkadaş Hemşireler gününüz kutlu olsun mesajları"><p>Hemşireler günü mesajları 2025, günün anlam ve önemine vurgu yapmak isteyen kullanıcılar tarafından sıkça tercih ediliyor. Hemşireler Günü tarihi ülkelere göre farklılık gösterse de Türkiye’de 12 Mayıs’ta kutlanıyor. Hemşirelerin topluma yaptıkları katkılar için teşekkürlerini iletmek isteyenler uzun, kısa, farklı, yeni, değişik hemşireler günü mesajlarını tercih edecek. Sağlığın her alanında insanlar için mücadele eden tüm hemşirelerin “ Hemşireler Günü kutlu olsun.” İşte, 2025 yılına özel anneye, sevgiliye, eşe ve arkadaşa kullanabileceğiniz Hemşireler günü mesajları ve sözleri…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J5v9tgpSWkm2q__8pkRC-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hemşireler günü mesajları 2025, günün anlam ve önemine vurgu yapmak isteyen kullanıcılar tarafından sıkça tercih ediliyor. Hemşireler Günü tarihi ülkelere göre farklılık gösterse de Türkiye’de 12 Mayıs’ta kutlanıyor. Hemşirelerin topluma yaptıkları katkılar için teşekkürlerini iletmek isteyenler uzun, kısa, farklı, yeni, değişik hemşireler günü mesajlarını tercih edecek. Sağlığın her alanında insanlar için mücadele eden tüm hemşirelerin “ Hemşireler Günü kutlu olsun.” İşte, 2025 yılına özel anneye, sevgiliye, eşe ve arkadaşa kullanabileceğiniz Hemşireler günü mesajları ve sözleri…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q_Y6CmXJLECuIFq0U7r12g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Değerli hemşire arkadaşlarımın, öğrencilerimin ve kardeşlerimin hemşireler günü kutlu olsun. Haklı taleplerinizin gerçekleşmesi en büyük dileğimdir...""Kendilerini her daim sağlık ve iyilik için adamış, fedakarlığın ve şefkatin simgesi olan tüm hemşirelerimizin 12 Mayıs Hemşireler Günü kutlu olsun!""Sağlık Ordusunun vazgeçilmezleri, Sevgi, Şefkat ve Hoşgörünün Simgesi, Tıp Dünyasının Beyaz Melekleri Fedakar Hemşirelerimizin, Hemşireler Günü Kutlu Olsun..."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wgz2KTyl50m_cEIXps5n4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>-Hemşirelik sadece bir meslek değil, bir çağrıdır ve sen bu çağrıya her gün büyük bir sevgi ve özveriyle cevap veriyorsun. Hemşireler Günü'n kutlu olsun!-Gösterdiğin sabır, şefkat ve uzmanlıkla her gün sayısız hayata dokunuyorsun. Bugün senin gibi kahramanları kutlama günü. Hemşireler Günün kutlu olsun!-Her gün karşılaştığın zorluklara rağmen gösterdiğin dayanıklılık ve kararlılık için teşekkür ederim. Sana olan minnettarlığımızı ifade etmek için bir gün yeterli değil. Hemşireler Günün kutlu olsun!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nFe3SGRlMUa86lLY8wj_-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece gündüz demeden sağlığımız için çalışan tüm hemşirelerimizin hemşireler günü kutlu olsun.
– Hayatımız ve sağlığımız için emek harcayan hemşirelerimizin Hemşireler Günü ve Hemşireler Haftası kutlu olsun.
-Hayatımız ve sağlığımız için emek harcayan hemşirelerimizin Hemşireler Günü ve Hemşireler Haftası kutlu olsun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WYvk1LJx6kya6WZmNUy5vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Binbir sabır ve emekle çalışan hemşirelerimizin,12 Mayıs Hemșireler Günü kutlu olsun.""Ne kutsal bir meslek " dediğimiz, sağlık sisteminin değerli parçaları hemşirelerimiz.. Gününüz kutlu olsun.""Sağlık camiası olarak hep birlikte daha aydınlık günlere.. Hemşireler Günü’müz kutlu olsun."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uyumak için en tehlikeli zaman: 4 sağlık sorununa yol açabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uyumak-icin-en-tehlikeli-zaman-4-saglik-sorununa-yol-acabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uyumak-icin-en-tehlikeli-zaman-4-saglik-sorununa-yol-acabilir</guid>
<description><![CDATA[ Gece geç saatlerde uyumak, çoğu zaman herkesin bildiği ama göz ardı ettiği bir alışkanlık olabilir. Ancak uzmanlar, gece yarısından sonra uyumanın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, bu alışkanlığın vücudumuz üzerinde derin etkiler bırakabileceğini vurguluyor.Dr. Sethi, gece yarısından sonra uyumanın kilo alımından ruh hali bozukluklarına kadar pek çok sağlık problemine yol açabileceğini söylüyor. Gece geç saatte uyumak, sadece fiziksel sağlığımızı değil, zihnimizi de olumsuz etkiliyor.Dr. Sethi&#039;nin belirttiği ilk tehlike, gece yarısından sonra uyumanın kilo alımına yol açması. Yapılan araştırmalar, yetersiz uyku ile kilo alımı arasında güçlü bir bağlantı olduğunu gösteriyor. Uyku eksikliği, iştahı düzenleyen hormonları bozarak kişinin yüksek kalorili yiyeceklere yönelmesine neden oluyor. Amerikan Tabipler Birliği Dergisi&#039;nde yayımlanan bir araştırmaya göre, gece geç saatte uyuyanların obezite riski, akşam 8 ile 10 arasında uyuyanlara göre %20 daha fazla.Gece yarısından sonra uyumanın ruh hali üzerinde de olumsuz etkileri bulunuyor. Stanford Tıp Fakültesi&#039;nde yapılan bir araştırmaya göre, gece 1&#039;den önce uyuyan bireylerin ruh sağlığı, gece 1&#039;den sonra uyuyanlara kıyasla daha iyi oluyor. Gece geç saatlerde uyumak, depresyon ve yaygın anksiyete bozukluğu gibi ruhsal sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca, gece geç uyumanın stres seviyelerini artırdığı da bilinen bir gerçek.Dr. Sethi, gece geç yatmanın bir başka etkisinin ise konsantrasyon eksiklikleri ve düşünme zorlukları olduğunu belirtiyor. Arizona Üniversitesi&#039;nde yapılan bir araştırma, uykunun ilk birkaç saatinin, bilişsel işlevler ve hafıza için kritik öneme sahip olduğunu ortaya koydu. Gece yarısından önce uyumak, bu derin uyku ve onarıcı süreçlerden faydalanmak için önemlidir.Gece yarısından önce uyumanın kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkileri de kaydedilmiştir. British Heart Foundation’ın araştırmalarına göre, gece 10 ile 11 arasında uyuyanların kalp ve dolaşım hastalıklarına yakalanma riski en düşükken, gece yarısından sonra uyuyanlar daha yüksek risk altındadır. Avrupa Kalp Dergisi&#039;nde yayımlanan bir başka çalışmada ise, gece yarısından önce uyumanın kalp damar hastalıkları riskini azalttığı belirtiliyor.Dr. Sethi, uyku düzeninin vücudumuzun sağlığı için son derece önemli olduğunu belirtiyor. “Gece yarısından önce uyumayı hedefleyin. Hormon dengesi, bağırsak sağlığı, karaciğer sağlığı ve ruh halinizi iyileştirmek için bu çok önemli” diyen Sethi, aynı zamanda düzenli bir uyku saatine sadık kalmayı öneriyor. Uzmanlar, genel sağlık için her gece yedi ila dokuz saat uyunmasını tavsiye ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hrKhKi6WqkGw15-uJkdonw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uyumak, için, tehlikeli, zaman:, sağlık, sorununa, yol, açabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hrKhKi6WqkGw15-uJkdonw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uyumak için en tehlikeli zaman: 4 sağlık sorununa yol açabilir"><p>Gece geç saatlerde uyumak, çoğu zaman herkesin bildiği ama göz ardı ettiği bir alışkanlık olabilir. Ancak uzmanlar, gece yarısından sonra uyumanın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ux-viQlZpkOIX9dlMNIxZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, bu alışkanlığın vücudumuz üzerinde derin etkiler bırakabileceğini vurguluyor.Dr. Sethi, gece yarısından sonra uyumanın kilo alımından ruh hali bozukluklarına kadar pek çok sağlık problemine yol açabileceğini söylüyor. Gece geç saatte uyumak, sadece fiziksel sağlığımızı değil, zihnimizi de olumsuz etkiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3PvAkAmE7EuYImGPMku9VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi'nin belirttiği ilk tehlike, gece yarısından sonra uyumanın kilo alımına yol açması. Yapılan araştırmalar, yetersiz uyku ile kilo alımı arasında güçlü bir bağlantı olduğunu gösteriyor. Uyku eksikliği, iştahı düzenleyen hormonları bozarak kişinin yüksek kalorili yiyeceklere yönelmesine neden oluyor. Amerikan Tabipler Birliği Dergisi'nde yayımlanan bir araştırmaya göre, gece geç saatte uyuyanların obezite riski, akşam 8 ile 10 arasında uyuyanlara göre %20 daha fazla.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aLJpBM_T_kCx_-4Vw7jCLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece yarısından sonra uyumanın ruh hali üzerinde de olumsuz etkileri bulunuyor. Stanford Tıp Fakültesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, gece 1'den önce uyuyan bireylerin ruh sağlığı, gece 1'den sonra uyuyanlara kıyasla daha iyi oluyor. Gece geç saatlerde uyumak, depresyon ve yaygın anksiyete bozukluğu gibi ruhsal sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca, gece geç uyumanın stres seviyelerini artırdığı da bilinen bir gerçek.Dr. Sethi, gece geç yatmanın bir başka etkisinin ise konsantrasyon eksiklikleri ve düşünme zorlukları olduğunu belirtiyor. Arizona Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, uykunun ilk birkaç saatinin, bilişsel işlevler ve hafıza için kritik öneme sahip olduğunu ortaya koydu. Gece yarısından önce uyumak, bu derin uyku ve onarıcı süreçlerden faydalanmak için önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SG6kDHdVpEy8bss1Y2E2pQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece yarısından önce uyumanın kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkileri de kaydedilmiştir. British Heart Foundation’ın araştırmalarına göre, gece 10 ile 11 arasında uyuyanların kalp ve dolaşım hastalıklarına yakalanma riski en düşükken, gece yarısından sonra uyuyanlar daha yüksek risk altındadır. Avrupa Kalp Dergisi'nde yayımlanan bir başka çalışmada ise, gece yarısından önce uyumanın kalp damar hastalıkları riskini azalttığı belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FNl8sKgfB0mR0jB6cIcwMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, uyku düzeninin vücudumuzun sağlığı için son derece önemli olduğunu belirtiyor. “Gece yarısından önce uyumayı hedefleyin. Hormon dengesi, bağırsak sağlığı, karaciğer sağlığı ve ruh halinizi iyileştirmek için bu çok önemli” diyen Sethi, aynı zamanda düzenli bir uyku saatine sadık kalmayı öneriyor. Uzmanlar, genel sağlık için her gece yedi ila dokuz saat uyunmasını tavsiye ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aç karnına kahve içince ne olur? Faydalarıyla biliniyordu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ac-karnina-kahve-icince-ne-olur-faydalariyla-biliniyordu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ac-karnina-kahve-icince-ne-olur-faydalariyla-biliniyordu</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde en sık tüketilen içeceklerin başında kahve geliyor. Özellikle sabahları aç karnına kahve içmek sıklıkla görülen alışkanlıklardan biri. Peki, aç karnına kahve içilir mi, aç karnına kahve içince vücudunuzda ne olur?Günün her saati en sık tüketilen içeceklerin başında kahve yer alır. Kahve, Coffea adlı bitkinin tohumlarından (çekirdeklerinden) elde edilen, kavrulup öğütüldükten sonra sıcak suyla demlenerek hazırlanan, aromatik ve uyarıcı etkisiyle bilinen bir içecektir.Güne enerjik başlamak ve uykusunu açmak isteyenler günde 1 fincan kahve içerek başlar. Sabahları aç karnına kahve içmek oldukça sık görülen bir alışkanlık. Peki, aç karnına kahve içmenin vücuda etkisi nedir?Sabahları kahve içmek, özellikle güne enerjik başlamak ve çabucak uyanmak isteyen pek çok kişi için yaygın bir rutindir. Özellikle aç karnına tüketildiğinde kahve, içerdiği kafein ve asitler sayesinde kısa sürede zihinsel canlılık ve dikkat artışı sağlayabilir. Ancak bu alışkanlık, mide ve bağırsak sağlığından metabolizmanın dengesine kadar çeşitli yönlerden etkili olabilir. Her ne kadar kısa vadede fayda sağlasa da, uzun vadede sindirim sistemi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, aç karna kahve içmenin hem yararlarını hem de potansiyel zararlarını bilmek, bu alışkanlığın sağlıklı bir biçimde devam ettirilmesi açısından oldukça önemlidir.Kahve, metabolizmayı hızlandırıcı etkileriyle yağ yakımını destekleyebilir, ancak tek başına kilo vermeyi sağlamaz. Düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme ile birleştirildiğinde, kahvenin içerdiği kafein enerji tüketimini artırabilir. Ancak aşırı tüketim, çarpıntı ve anksiyete gibi yan etkilere yol açabilir, bu yüzden ölçülü tüketim önemlidir.Peki, aç karnına kahve içmenin zararı var mı?Sindirim sistemi, besinlerin uygun şekilde parçalanması ve emilmesi için belirli bir asit dengesiyle çalışır. Kahve, bu hassas dengeyi etkileyerek mide rahatsızlıklarına sebep olabilir. Özellikle sık tüketim durumunda, bu etkiler daha belirgin hale gelir.Mide asidini artırabilir: Kahve, doğal olarak asidik bir içecektir. Aç karnına içildiğinde mide asidini daha da artırarak mide yanması, ekşimesi veya gastrit gibi sorunlara yol açabilir.Kan şekeri dengesizliği: Kahve, insülin duyarlılığını geçici olarak azaltabilir. Bu durum özellikle aç karna içildiğinde kan şekeri dalgalanmalarına neden olabilir.Sabahları aç karnına kahve içmek, ilk etapta enerji artışı sağlasa da uzun vadede bazı sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Kahvede bulunan kafein ve asidik bileşenler, özellikle sindirim sistemini olumsuz etkileyebilir. Bu alışkanlık mide asidinin yükselmesine neden olarak mide yanması, ekşime ve zamanla reflü ya da gastrit gibi kronik rahatsızlıkların gelişmesine yol açabilir. Ayrıca, mideyi koruyan doğal mukus tabakasının zayıflamasına neden olarak mideyi tahrişe karşı savunmasız bırakabilir.Kahvenin enerji verici etkisi ve sindirimi hızlandırıcı özellikleri bazı kişilerde fayda sağlarken, hassas bir yapıya sahip olan bireylerde çeşitli rahatsızlıklar oluşturabilir. Aç karnına kahve tüketimi, kan şekerinde dalgalanmalara neden olarak gün içinde ani açlık hissine ve yorgunluğa yol açabilir. Bununla birlikte, fazla kafein alımı çarpıntı, gerginlik ve uyku düzeninde bozulmalar gibi yan etkiler yaratabilir. Tüm bu olumsuzlukların önüne geçmek için kahvenin tok karnına içilmesi ya da en azından küçük bir atıştırmalıkla birlikte tüketilmesi önerilir.Beslenme Uzman Sarah Lawuk&#039;a göre; sabahın ilk saatlerinde aç karnına kahve içmek, kortizolde keskin bir artışa yol açabilir, bu da hormonal dengesizliğe katkıda bulunur ve daha fazla göbek yağı depolamanıza neden olabilir. Bath Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, sabahın erken saatlerinde kahve içmek kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyebilir ve diyabet ve kalp hastalığı için bir risk faktörü olabilir. Ayrıca kafein bir diüretiktir ve idrar üretimini artırabilir ve susuzluğa yol açabilir.Sağlığınız için sabah aç karnına kahve, çay gibi kafein içeren içeceklerden uzak durmalısınız. Aç karnına içilen kahve, midenizi tahriş edebilir. Bağırsaklarınızda iltihaba yol açabilir. Mide ekşimesi, ülser, mide bulantısı, reflü ve hazımsızlık gibi sorunları da tetikleyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wQ6-r5VyekSBCiPVbfkVGg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aç, karnına, kahve, içince, olur, Faydalarıyla, biliniyordu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wQ6-r5VyekSBCiPVbfkVGg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aç karnına kahve içince ne olur? Faydalarıyla biliniyordu"><p>Dünya genelinde en sık tüketilen içeceklerin başında kahve geliyor. Özellikle sabahları aç karnına kahve içmek sıklıkla görülen alışkanlıklardan biri. Peki, aç karnına kahve içilir mi, aç karnına kahve içince vücudunuzda ne olur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aKCJat9SrUOVwM5423wvow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günün her saati en sık tüketilen içeceklerin başında kahve yer alır. Kahve, Coffea adlı bitkinin tohumlarından (çekirdeklerinden) elde edilen, kavrulup öğütüldükten sonra sıcak suyla demlenerek hazırlanan, aromatik ve uyarıcı etkisiyle bilinen bir içecektir.Güne enerjik başlamak ve uykusunu açmak isteyenler günde 1 fincan kahve içerek başlar. Sabahları aç karnına kahve içmek oldukça sık görülen bir alışkanlık. Peki, aç karnına kahve içmenin vücuda etkisi nedir?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kvLebP71b0SvSK-DphdXuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları kahve içmek, özellikle güne enerjik başlamak ve çabucak uyanmak isteyen pek çok kişi için yaygın bir rutindir. Özellikle aç karnına tüketildiğinde kahve, içerdiği kafein ve asitler sayesinde kısa sürede zihinsel canlılık ve dikkat artışı sağlayabilir. Ancak bu alışkanlık, mide ve bağırsak sağlığından metabolizmanın dengesine kadar çeşitli yönlerden etkili olabilir. Her ne kadar kısa vadede fayda sağlasa da, uzun vadede sindirim sistemi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, aç karna kahve içmenin hem yararlarını hem de potansiyel zararlarını bilmek, bu alışkanlığın sağlıklı bir biçimde devam ettirilmesi açısından oldukça önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O7Ybh90jpk-6dm3Q7T9Dmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahve, metabolizmayı hızlandırıcı etkileriyle yağ yakımını destekleyebilir, ancak tek başına kilo vermeyi sağlamaz. Düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme ile birleştirildiğinde, kahvenin içerdiği kafein enerji tüketimini artırabilir. Ancak aşırı tüketim, çarpıntı ve anksiyete gibi yan etkilere yol açabilir, bu yüzden ölçülü tüketim önemlidir.Peki, aç karnına kahve içmenin zararı var mı?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jXZsHVGFaUWTbMU4KHCVDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sindirim sistemi, besinlerin uygun şekilde parçalanması ve emilmesi için belirli bir asit dengesiyle çalışır. Kahve, bu hassas dengeyi etkileyerek mide rahatsızlıklarına sebep olabilir. Özellikle sık tüketim durumunda, bu etkiler daha belirgin hale gelir.Mide asidini artırabilir: Kahve, doğal olarak asidik bir içecektir. Aç karnına içildiğinde mide asidini daha da artırarak mide yanması, ekşimesi veya gastrit gibi sorunlara yol açabilir.Kan şekeri dengesizliği: Kahve, insülin duyarlılığını geçici olarak azaltabilir. Bu durum özellikle aç karna içildiğinde kan şekeri dalgalanmalarına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L5FJ8DWWhk2m-7XSKbjMFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları aç karnına kahve içmek, ilk etapta enerji artışı sağlasa da uzun vadede bazı sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Kahvede bulunan kafein ve asidik bileşenler, özellikle sindirim sistemini olumsuz etkileyebilir. Bu alışkanlık mide asidinin yükselmesine neden olarak mide yanması, ekşime ve zamanla reflü ya da gastrit gibi kronik rahatsızlıkların gelişmesine yol açabilir. Ayrıca, mideyi koruyan doğal mukus tabakasının zayıflamasına neden olarak mideyi tahrişe karşı savunmasız bırakabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IO_bGNqlikuBw7DffYNLMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvenin enerji verici etkisi ve sindirimi hızlandırıcı özellikleri bazı kişilerde fayda sağlarken, hassas bir yapıya sahip olan bireylerde çeşitli rahatsızlıklar oluşturabilir. Aç karnına kahve tüketimi, kan şekerinde dalgalanmalara neden olarak gün içinde ani açlık hissine ve yorgunluğa yol açabilir. Bununla birlikte, fazla kafein alımı çarpıntı, gerginlik ve uyku düzeninde bozulmalar gibi yan etkiler yaratabilir. Tüm bu olumsuzlukların önüne geçmek için kahvenin tok karnına içilmesi ya da en azından küçük bir atıştırmalıkla birlikte tüketilmesi önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ZHWloAYnE2MPJ69cFobHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme Uzman Sarah Lawuk'a göre; sabahın ilk saatlerinde aç karnına kahve içmek, kortizolde keskin bir artışa yol açabilir, bu da hormonal dengesizliğe katkıda bulunur ve daha fazla göbek yağı depolamanıza neden olabilir. Bath Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, sabahın erken saatlerinde kahve içmek kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyebilir ve diyabet ve kalp hastalığı için bir risk faktörü olabilir. Ayrıca kafein bir diüretiktir ve idrar üretimini artırabilir ve susuzluğa yol açabilir.Sağlığınız için sabah aç karnına kahve, çay gibi kafein içeren içeceklerden uzak durmalısınız. Aç karnına içilen kahve, midenizi tahriş edebilir. Bağırsaklarınızda iltihaba yol açabilir. Mide ekşimesi, ülser, mide bulantısı, reflü ve hazımsızlık gibi sorunları da tetikleyebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar açıkladı: Karaciğer dostu, diyabet savaşçısı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-acikladi-karaciger-dostu-diyabet-savascisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-acikladi-karaciger-dostu-diyabet-savascisi</guid>
<description><![CDATA[ Son bilimsel araştırmalar, günlük çilek tüketiminin kardiyometabolik sağlık üzerinde önemli faydalar sağlayabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, bu kırmızı meyvenin kolesterolü düşürmeye, iltihaplanmayı azaltmaya ve insülin direncini iyileştirmeye yardımcı olabileceğini belirtiyor. Bu etkiler, özellikle tip 2 diyabet ve kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynuyor.Sulu ve tatlı tadıyla öne çıkan çilek, sadece damak zevkine hitap etmekle kalmıyor; aynı zamanda sağlığın da anahtarlarından biri olabilir. 2023 yılında yapılan bir çalışmada, çilek tüketiminin LDL (kötü) kolesterol seviyesini düşürdüğü, damar sağlığını desteklediği ve insülin duyarlılığını artırdığı gözlemlendi.Bu bulgular, çileğin yağlı karaciğer ve diyabet gibi kronik hastalıkların gelişimine karşı koruyucu etki gösterebileceğini gösteriyor.Illinois Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Britt Burton-Freeman, “Küresel Hastalık Yükü (GBD) çalışması, meyve tüketiminin az olmasının kalp hastalıkları ve diyabet için en büyük risk faktörlerinden biri olduğunu ortaya koydu. Günlük diyete yalnızca bir fincan çilek eklemek bile önemli faydalar sağlayabilir,” dedi.Kaliforniya Üniversitesi, Davis’te 2024 yılında yürütülen bir başka çalışmada ise çileklerin kalp hastalığı riski yüksek bireylerde lipid metabolizmasını düzenlediği ve sistemik iltihabı azalttığı belirtildi. Çalışmanın baş araştırmacısı Dr. Roberta Holt, “Çilekler fitonutrientler açısından oldukça zengin. Bu özellikleriyle sadece kolesterolü düşürmekle kalmaz, aynı zamanda kalp hastalıklarının temel nedenlerinden biri olan iltihabı da azaltır,” ifadelerini kullandı.Beslenme uzmanı Toby Amidor ise çileğin sağlık dostu bir atıştırmalık olarak öne çıktığını vurguladı: “Çilek, C vitamini, lif ve antioksidanlar açısından zengin bir meyvedir. Smoothielere, yoğurda, salatalara kolayca eklenebilir ya da tek başına tüketilebilir.”Peki ne kadar çilek yemeli? Uzmanlar, kardiyometabolik sağlığı desteklemek amacıyla günde 1 ila 4 fincan çilek tüketmenin ideal olduğunu söylüyor. Hem sağlıklı hem lezzetli bu meyve, küçük bir alışkanlıkla büyük faydalar sağlayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U9QIrS60p0Sv9faqh7lP2w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:12:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, açıkladı:, Karaciğer, dostu, diyabet, savaşçısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U9QIrS60p0Sv9faqh7lP2w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlar açıkladı: Karaciğer dostu, diyabet savaşçısı"><p>Son bilimsel araştırmalar, günlük çilek tüketiminin kardiyometabolik sağlık üzerinde önemli faydalar sağlayabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, bu kırmızı meyvenin kolesterolü düşürmeye, iltihaplanmayı azaltmaya ve insülin direncini iyileştirmeye yardımcı olabileceğini belirtiyor. Bu etkiler, özellikle tip 2 diyabet ve kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jnXa6Xjz9UGSVQcPpYA6OQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sulu ve tatlı tadıyla öne çıkan çilek, sadece damak zevkine hitap etmekle kalmıyor; aynı zamanda sağlığın da anahtarlarından biri olabilir. 2023 yılında yapılan bir çalışmada, çilek tüketiminin LDL (kötü) kolesterol seviyesini düşürdüğü, damar sağlığını desteklediği ve insülin duyarlılığını artırdığı gözlemlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uLIoYxDXJUeZxltbQpEdTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu bulgular, çileğin yağlı karaciğer ve diyabet gibi kronik hastalıkların gelişimine karşı koruyucu etki gösterebileceğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QzUHo9lbjkSuF61YyaLvIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Illinois Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Britt Burton-Freeman, “Küresel Hastalık Yükü (GBD) çalışması, meyve tüketiminin az olmasının kalp hastalıkları ve diyabet için en büyük risk faktörlerinden biri olduğunu ortaya koydu. Günlük diyete yalnızca bir fincan çilek eklemek bile önemli faydalar sağlayabilir,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fUyzikIjYk6-k3uXcptNug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaliforniya Üniversitesi, Davis’te 2024 yılında yürütülen bir başka çalışmada ise çileklerin kalp hastalığı riski yüksek bireylerde lipid metabolizmasını düzenlediği ve sistemik iltihabı azalttığı belirtildi. Çalışmanın baş araştırmacısı Dr. Roberta Holt, “Çilekler fitonutrientler açısından oldukça zengin. Bu özellikleriyle sadece kolesterolü düşürmekle kalmaz, aynı zamanda kalp hastalıklarının temel nedenlerinden biri olan iltihabı da azaltır,” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oWQK2oZknkmCpBseHC9UFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanı Toby Amidor ise çileğin sağlık dostu bir atıştırmalık olarak öne çıktığını vurguladı: “Çilek, C vitamini, lif ve antioksidanlar açısından zengin bir meyvedir. Smoothielere, yoğurda, salatalara kolayca eklenebilir ya da tek başına tüketilebilir.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hOsnfCyIBU-6UxyjS76tow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peki ne kadar çilek yemeli? Uzmanlar, kardiyometabolik sağlığı desteklemek amacıyla günde 1 ila 4 fincan çilek tüketmenin ideal olduğunu söylüyor. Hem sağlıklı hem lezzetli bu meyve, küçük bir alışkanlıkla büyük faydalar sağlayabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kansersavar meyvelerin listesi: Dünyada süper gıda olarak da biliniyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kansersavar-meyvelerin-listesi-dunyada-super-gida-olarak-da-biliniyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kansersavar-meyvelerin-listesi-dunyada-super-gida-olarak-da-biliniyor</guid>
<description><![CDATA[ Meyveleri günlük diyetinize dahil etmek, kronik hastalık riskini azaltmak ve sindirimi iyileştirmek de dahil olmak üzere çok sayıda sağlık yararı sunar. Elma, çilek, ejder meyvesi, turunçgiller ve avokado gibi bazı meyveler, zengin besin içeriği ve antioksidanları nedeniyle kanserle savaşan özelliklere sahiptir. Peki, günlük olarak tüketmeniz gereken ve kanser riskini azaltan bu meyveler nelerdir?Meyveler, günlük rutine dahil edildiğinde genel bir refahı destekleyen sağlıklı bir diyetin temel unsurlarından biridir. Meyveler, kalp hastalığı ve diyabet gibi kronik hastalık riskini azaltmak, sindirimi iyileştirmek ve temel vitamin ve mineralleri sağlamak da dahil olmak üzere çok sayıda sağlık yararı sunar. Genel refaha katkıda bulunan lif, antioksidan ve fitonutrientlerin iyi bir kaynağıdırlar.Belirli sağlık yararlarından bazıları şunlardır:Kronik hastalık riskinin azaltılması: Meyveler açısından zengin bir diyet tüketmek kalp hastalığı, felç, tip 2 diyabet ve bazı kanser türlerinin riskini azaltabilir. Gelişmiş sindirim: Meyvelerdeki lif, sindirime yardımcı olur, kabızlığı önler ve sağlıklı bir bağırsak sağlar.Bağışıklık: Meyveler, bağışıklık fonksiyonu için gerekli olan ve vücudun enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olan C vitamininin harika bir kaynağıdır.Sağlıklı cilt ve saç: Yaban mersini ve papaya gibi meyvelerdeki antioksidanlar cildi hasardan korumaya ve sağlıklı saçları desteklemeye yardımcı olabilir.Kilo yönetimi: Meyveler genellikle düşük kalorili ve yağlıdır, bu da onları kilo verme planına sağlıklı bir katkı yapar.Gelişmiş kalp sağlığı: Muz ve portakal gibi meyvelerdeki potasyum, kan basıncını düzenlemeye ve kalp hastalığı ve felç riskini azaltmaya yardımcı olabilir.Ancak, aslında kanserle savaşmanıza yardımcı olan bazı meyveler olduğunu biliyor muydunuz?Kanserle savaşabilen tek bir yiyecek yoktur. Özellikle meyveler ve kanser üzerine yapılan araştırmalar gerçekten mükemmel değildir. Çok fazla çalışma yoktur ve sonuçlar genellikle tutarsızdır. Ancak, belirli yiyecekleri tüketmek vücuda kanser riskini azaltmak için ihtiyaç duyduğu besinleri sağlayabilir. Bu belirli meyve türlerinin kanserle savaşan özellikleri olabilir ve bunlara elma, çilek, turpgiller, havuç, yağlı balık ve daha fazlası dahildir.İşte işinize yarayabilecek meyveler.&quot;Günde bir elma doktoru uzak tutar.&quot;Bunu boşuna söylemiyorlar! En azından bir meta-analiz bir konu hakkında çok sayıda önceki araştırmaya bakan bir çalışma elmaları kanser riskinin azalmasıyla ilişkilendirdi. Bağlantı akciğer kanseri için en güçlü gibi görünüyor. Ancak elmalar ayrıca meme kanserine, kolorektal kansere ve sindirim sisteminin diğer kanserlerine karşı da koruma sağlayabilir.Elmalar, umut verici kanser önleyici özelliklere sahip polifenoller içerir. Polifenoller, iltihaplanmayı, kardiyovasküler hastalıkları ve enfeksiyonları önlemeye yardımcı olabilecek bitki bazlı bileşiklerdir.Başka bir çalışma, elma, armut, mantar ve soğan gibi beyaz sebze ve meyveleri yemenin kolorektal kansere karşı korumaya yardımcı olabileceğini buldu. Elmalar ve armutlar, etleri nedeniyle beyaz olarak kabul edilir. Elmaların olası faydası muhtemelen içerdikleri iki maddeden gelir: bir karbonhidrat türü olan polisakkaritler ve bir bitki pigmenti olan kuersetin. Her ikisi de kanser hücreleriyle savaşmaya yardımcı olabilir.Yaban mersini, ahududu, böğürtlen ve çilek gibi meyveler son derece sağlıklıdır. Lif, folat, bol miktarda C vitamini ile doludurlar ve kanserin gelişimine müdahale edebilecek polifenoller içerirler.Genellikle süper gıda olarak pazarlanan acai meyvesine gelince, bütün meyveye sadık kalmanız önerilir.Ayrıca, Asya&#039;daki en çok beğenilen meyvelerden biri olan ve kanser konusunda kapsamlı araştırmalar yapılmış, yüksek immüno-aktivite gösterdiği gösterilen goji meyvesi, binlerce yıldır Geleneksel Çin Tıbbı&#039;nın temel gıdalarından biri olmuştur.Goji meyvesinin kanser tedavisi olarak kullanımını içeren insan denemeleri tümör gerilemesinde olumlu sonuçlara yol açmıştır. Kanser hücrelerinin büyümesini ve yayılmasını durdurmada faydalar göstermiştir.Güneydoğu Asya, Orta ve Güney Amerika veya Meksika&#039;da yaygın olarak bulunan ejder meyvesi, üç canlı renkte gelen çarpıcı pembe bir meyvedir. İkisinin kabuğu pembedir; birinin eti beyaz, birinin eti kırmızı ve diğerinin kabuğu beyaz etli sarıdır.Likopen bu meyveye zengin rengini verir ve Ulusal Kanser Enstitüsüne göre belirli kanserlere karşı koruma sağlayabilir. Hayvan çalışmalarından elde edilen sonuçlar, likopenin prostat, meme, akciğer, karaciğer ve cilt kanseri için kemopreventif etkilere sahip olabileceğini göstermiştir.Greyfurt ve portakal gibi turunçgiller, belirli kanserleri önlemede rol oynayabilir.Narenciye meyveleri harika C vitamini kaynaklarıdır ve bağışıklık sistemini güçlendirebilen, kalp sağlığını destekleyebilen ve tümörlü kan damarlarının büyümesini baskılayabilen flavonoidler içerir.Japonya&#039;da yapılan büyük bir çalışma, haftada 3-4 gün turunçgil meyvesi veya suyu içen kişilerin haftada 2 veya daha az gün kansere ya ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JlAaZxQyrUqjivBqJ5KWuA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kansersavar, meyvelerin, listesi:, Dünyada, süper, gıda, olarak, biliniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JlAaZxQyrUqjivBqJ5KWuA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kansersavar meyvelerin listesi: Dünyada süper gıda olarak da biliniyor"><p>Meyveleri günlük diyetinize dahil etmek, kronik hastalık riskini azaltmak ve sindirimi iyileştirmek de dahil olmak üzere çok sayıda sağlık yararı sunar. Elma, çilek, ejder meyvesi, turunçgiller ve avokado gibi bazı meyveler, zengin besin içeriği ve antioksidanları nedeniyle kanserle savaşan özelliklere sahiptir. Peki, günlük olarak tüketmeniz gereken ve kanser riskini azaltan bu meyveler nelerdir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vc9PqEwrP0uG9bQm_WfSlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyveler, günlük rutine dahil edildiğinde genel bir refahı destekleyen sağlıklı bir diyetin temel unsurlarından biridir. Meyveler, kalp hastalığı ve diyabet gibi kronik hastalık riskini azaltmak, sindirimi iyileştirmek ve temel vitamin ve mineralleri sağlamak da dahil olmak üzere çok sayıda sağlık yararı sunar. Genel refaha katkıda bulunan lif, antioksidan ve fitonutrientlerin iyi bir kaynağıdırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vJsfsruTuEm-3FfIZ8ozkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirli sağlık yararlarından bazıları şunlardır:Kronik hastalık riskinin azaltılması: Meyveler açısından zengin bir diyet tüketmek kalp hastalığı, felç, tip 2 diyabet ve bazı kanser türlerinin riskini azaltabilir. Gelişmiş sindirim: Meyvelerdeki lif, sindirime yardımcı olur, kabızlığı önler ve sağlıklı bir bağırsak sağlar.Bağışıklık: Meyveler, bağışıklık fonksiyonu için gerekli olan ve vücudun enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olan C vitamininin harika bir kaynağıdır.Sağlıklı cilt ve saç: Yaban mersini ve papaya gibi meyvelerdeki antioksidanlar cildi hasardan korumaya ve sağlıklı saçları desteklemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1OIVCfBVTESrP1yzp64JhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo yönetimi: Meyveler genellikle düşük kalorili ve yağlıdır, bu da onları kilo verme planına sağlıklı bir katkı yapar.Gelişmiş kalp sağlığı: Muz ve portakal gibi meyvelerdeki potasyum, kan basıncını düzenlemeye ve kalp hastalığı ve felç riskini azaltmaya yardımcı olabilir.Ancak, aslında kanserle savaşmanıza yardımcı olan bazı meyveler olduğunu biliyor muydunuz?Kanserle savaşabilen tek bir yiyecek yoktur. Özellikle meyveler ve kanser üzerine yapılan araştırmalar gerçekten mükemmel değildir. Çok fazla çalışma yoktur ve sonuçlar genellikle tutarsızdır. Ancak, belirli yiyecekleri tüketmek vücuda kanser riskini azaltmak için ihtiyaç duyduğu besinleri sağlayabilir. Bu belirli meyve türlerinin kanserle savaşan özellikleri olabilir ve bunlara elma, çilek, turpgiller, havuç, yağlı balık ve daha fazlası dahildir.İşte işinize yarayabilecek meyveler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oCPFG8d5C06vHrwNe96BOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Günde bir elma doktoru uzak tutar."Bunu boşuna söylemiyorlar! En azından bir meta-analiz bir konu hakkında çok sayıda önceki araştırmaya bakan bir çalışma elmaları kanser riskinin azalmasıyla ilişkilendirdi. Bağlantı akciğer kanseri için en güçlü gibi görünüyor. Ancak elmalar ayrıca meme kanserine, kolorektal kansere ve sindirim sisteminin diğer kanserlerine karşı da koruma sağlayabilir.Elmalar, umut verici kanser önleyici özelliklere sahip polifenoller içerir. Polifenoller, iltihaplanmayı, kardiyovasküler hastalıkları ve enfeksiyonları önlemeye yardımcı olabilecek bitki bazlı bileşiklerdir.Başka bir çalışma, elma, armut, mantar ve soğan gibi beyaz sebze ve meyveleri yemenin kolorektal kansere karşı korumaya yardımcı olabileceğini buldu. Elmalar ve armutlar, etleri nedeniyle beyaz olarak kabul edilir. Elmaların olası faydası muhtemelen içerdikleri iki maddeden gelir: bir karbonhidrat türü olan polisakkaritler ve bir bitki pigmenti olan kuersetin. Her ikisi de kanser hücreleriyle savaşmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Mk96oi450OzXiZgn5dk8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaban mersini, ahududu, böğürtlen ve çilek gibi meyveler son derece sağlıklıdır. Lif, folat, bol miktarda C vitamini ile doludurlar ve kanserin gelişimine müdahale edebilecek polifenoller içerirler.Genellikle süper gıda olarak pazarlanan acai meyvesine gelince, bütün meyveye sadık kalmanız önerilir.Ayrıca, Asya'daki en çok beğenilen meyvelerden biri olan ve kanser konusunda kapsamlı araştırmalar yapılmış, yüksek immüno-aktivite gösterdiği gösterilen goji meyvesi, binlerce yıldır Geleneksel Çin Tıbbı'nın temel gıdalarından biri olmuştur.Goji meyvesinin kanser tedavisi olarak kullanımını içeren insan denemeleri tümör gerilemesinde olumlu sonuçlara yol açmıştır. Kanser hücrelerinin büyümesini ve yayılmasını durdurmada faydalar göstermiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yAA1PVOy6kmHRkSUlovIHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneydoğu Asya, Orta ve Güney Amerika veya Meksika'da yaygın olarak bulunan ejder meyvesi, üç canlı renkte gelen çarpıcı pembe bir meyvedir. İkisinin kabuğu pembedir; birinin eti beyaz, birinin eti kırmızı ve diğerinin kabuğu beyaz etli sarıdır.Likopen bu meyveye zengin rengini verir ve Ulusal Kanser Enstitüsüne göre belirli kanserlere karşı koruma sağlayabilir. Hayvan çalışmalarından elde edilen sonuçlar, likopenin prostat, meme, akciğer, karaciğer ve cilt kanseri için kemopreventif etkilere sahip olabileceğini göstermiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QCupvquxQU-kE9F7YVoSLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Greyfurt ve portakal gibi turunçgiller, belirli kanserleri önlemede rol oynayabilir.Narenciye meyveleri harika C vitamini kaynaklarıdır ve bağışıklık sistemini güçlendirebilen, kalp sağlığını destekleyebilen ve tümörlü kan damarlarının büyümesini baskılayabilen flavonoidler içerir.Japonya'da yapılan büyük bir çalışma, haftada 3-4 gün turunçgil meyvesi veya suyu içen kişilerin haftada 2 veya daha az gün kansere yakalananlardan daha fazla kansere yakalanıyor.Araştırma sonuçları net olmasa da turunçgillerin kolon kanseri, akciğer kanseri, pankreas kanseri, prostat kanseri, meme kanseri, nazofarenks kanseri ve kutanöz melanom gibi çeşitli kanser türlerini savuşturmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hypDLOMyLEq-mv-QS8Bj-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokado, tekli doymamış yağın harika bir kaynağıdır ve ayrıca çeşitli vitaminler, antioksidanlar ve fitokimyasallar içerir. Normal kalp atış hızını korumaya yardımcı olan ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilen lif ve potasyum içerir. Avokadoyu bütün bir meyve olarak yiyebilir veya salatalara, sandviçlere ve smoothielere ekleyebilirsiniz.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>112&amp;apos;ye asılsız ihbarlara cezalar artıyor: Teklif, komisyonda kabul edildi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/112ye-asilsiz-ihbarlara-cezalar-artiyor-teklif-komisyonda-kabul-edildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/112ye-asilsiz-ihbarlara-cezalar-artiyor-teklif-komisyonda-kabul-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Bazı kanunlarda değişiklikler yapılmasını içeren kanun teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Teklifle, asılsız çağrı ve asılsız ihbarlara ilişkin verilen idari para cezaları artıyor.AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.Kabahatler Kanunu&#039;nda yer alan asılsız çağrı ve asılsız ihbarlara ilişkin verilen idari para cezaları arttırılıyor. Buna göre, 112 Acil Çağrı Merkezini meşgul etmek amacıyla arayarak görevlilerle konuşan veya ısrarla çağrı bırakan kişiye, il valileri tarafından verilen 250 liralık idari para cezası tutarı 1500 liraya yükseltilecek.  112 Çağrı Merkezine yapılan ihbarın asılsız olduğunun olay yerine giden ekiplerce tutanakla tespit edilmesi halinde kişiye, il valileri tarafından 15 bin lira idari para cezası verilecek.  Bu fiillerin bir yıl içinde tekrarı halinde idari para cezası iki katı olarak uygulanacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SBMCLizVp0ej2i18tOb4fg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>112ye, asılsız, ihbarlara, cezalar, artıyor:, Teklif, komisyonda, kabul, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SBMCLizVp0ej2i18tOb4fg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="112'ye asılsız ihbarlara cezalar artıyor"><p>Bazı kanunlarda değişiklikler yapılmasını içeren kanun teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Teklifle, asılsız çağrı ve asılsız ihbarlara ilişkin verilen idari para cezaları artıyor.</p><p>AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.</p><p>Kabahatler Kanunu'nda yer alan asılsız çağrı ve asılsız ihbarlara ilişkin verilen idari para cezaları arttırılıyor. Buna göre, 112 Acil Çağrı Merkezini meşgul etmek amacıyla arayarak görevlilerle konuşan veya ısrarla çağrı bırakan kişiye, il valileri tarafından verilen 250 liralık idari para cezası tutarı 1500 liraya yükseltilecek.  112 Çağrı Merkezine yapılan ihbarın asılsız olduğunun olay yerine giden ekiplerce tutanakla tespit edilmesi halinde kişiye, il valileri tarafından 15 bin lira idari para cezası verilecek.  Bu fiillerin bir yıl içinde tekrarı halinde idari para cezası iki katı olarak uygulanacak.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mavi dil hastalığı nedir, bulaşıcı mı? Mavi dil hastalığı belirtileri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mavi-dil-hastaligi-nedir-bulasici-mi-mavi-dil-hastaligi-belirtileri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mavi-dil-hastaligi-nedir-bulasici-mi-mavi-dil-hastaligi-belirtileri</guid>
<description><![CDATA[ Muğla’nın Datça ilçesi, bir keçide &quot;mavi dil hastalığı&quot; tespit edilmesi üzerine 40 gün süreyle karantinaya alındı. Karantina haberleri ardından mavi dil hastalığı ile ilgili araştırmalar başladı. Peki, mavi dil hastalığı nedir, bulaşıcı mı? 
Mavi dil hastalığı belirtileriMavi dil ya da Blue tongue, Culicoides cinsi sokucu sinekler ile nakledilen, sığır, koyun, keçi ve deve gibi evcil hayvanlar ile bazı yabani gevişgetirenlerde görülen ve konjesyon, ödem, hemoraji ile karakterize bir enfeksiyondur.Hastalığa yol açan patojen Reoviridae ailesinin Orbivirus cinsinden olup Bluetongue virüsü olarak isimlendirilir.Etken “Tatarcık” olarak bilinen sokucu sineklerin (Culicoides) hasta hayvandan emerek aldıkları kanda bulunur ve aynı sineğin sağlıklı bir hayvandan kan emmesi sonucu sağlam hayvana geçer. Bu sinekler özellikle yağmurlu yaz günlerinin ardındaki rutubetli gecelerde aktiftirler. Hasta boğaların spermalarıyla da virüs sağlıklı ineklere bulaşabilmektedir ki bulaşmada dikkat edilmesi gereken önemli yollardan biridir.Sığırlar belirgin bir hastalık belirtisi göstermeksizin virüsü kanlarında taşırlar ve hastalığın koyunlara bulaşmasında önemli rol oynarlar. Etken sokucu sineklerin olmadığı zamanlarda dahi sığır kanında 14 hafta aktif olarak kalabilmektedir.Sokucu sinek tarafından kan emme sırasında etkeni alan hayvanda ilk belirtiler 7 gün sonra görülmeye başlar. Bu süre hayvanın ırkına ve bireysel direncine göre uzayıp kısalabilir. Örneğin merinoslar diğer koyun ırklarına göre çok daha duyarlıdır ve çok daha fazla etkilenir. Kuzular da koyunlardan daha duyarlıdır.Tipik bulguları şunlardır:Aniden 40-42 o C ye varan ateş,Ateşin başlamasından hemen sonra görülen dudak emme hareketleri,Dil ve dudak ödemleri dilde mavileşme,Önce sulu sonra irinli burun akıntısı,Ağızda ve burun girişinde ülser ve kabuklu yaralar, bunun sonucu solunum güçlüğü ve yem alınımının durması,Ağızdaki ve burundaki yaraların iyileşmesinden sonra ayakta tırnak aralarında yaralar,Deride kırmızılıklar, yapağıda kırılma dökülme,Genç hayvanlarda ishal ve bulguların görülmeye başlanmasından 2-8 gün sonra ölüm.Bazı durumlarda ölüm çok daha uzun zaman sonra görülebilir. Kuzularda ölüm oranı % 95 e varabilir.Sığırlarda benzer belirtiler görülmekle birlikte belirtiler çok daha hafiftir, bazen fark edilmeyebilir. Ancak gebe ineklerde AH sendromu denilen anomalili buzağı doğumları ve ölü doğumlar da görülebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hV2E9aQ-VEKaYkVWdCLbBg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mavi, dil, hastalığı, nedir, bulaşıcı, mı, Mavi, dil, hastalığı, belirtileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hV2E9aQ-VEKaYkVWdCLbBg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mavi dil hastalığı nedir, bulaşıcı mı? 
Mavi dil hastalığı belirtileri"><p>Muğla’nın Datça ilçesi, bir keçide "mavi dil hastalığı" tespit edilmesi üzerine 40 gün süreyle karantinaya alındı. Karantina haberleri ardından mavi dil hastalığı ile ilgili araştırmalar başladı. Peki, mavi dil hastalığı nedir, bulaşıcı mı? 
Mavi dil hastalığı belirtileri</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HGxVW-POIEKZGQXOXTsubQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mavi dil ya da Blue tongue, Culicoides cinsi sokucu sinekler ile nakledilen, sığır, koyun, keçi ve deve gibi evcil hayvanlar ile bazı yabani gevişgetirenlerde görülen ve konjesyon, ödem, hemoraji ile karakterize bir enfeksiyondur.Hastalığa yol açan patojen Reoviridae ailesinin Orbivirus cinsinden olup Bluetongue virüsü olarak isimlendirilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ulnx4hpIp0ubuNPyMJa5lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Etken “Tatarcık” olarak bilinen sokucu sineklerin (Culicoides) hasta hayvandan emerek aldıkları kanda bulunur ve aynı sineğin sağlıklı bir hayvandan kan emmesi sonucu sağlam hayvana geçer. Bu sinekler özellikle yağmurlu yaz günlerinin ardındaki rutubetli gecelerde aktiftirler. Hasta boğaların spermalarıyla da virüs sağlıklı ineklere bulaşabilmektedir ki bulaşmada dikkat edilmesi gereken önemli yollardan biridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HDwvEmS3o0-xLF0eYcXHkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sığırlar belirgin bir hastalık belirtisi göstermeksizin virüsü kanlarında taşırlar ve hastalığın koyunlara bulaşmasında önemli rol oynarlar. Etken sokucu sineklerin olmadığı zamanlarda dahi sığır kanında 14 hafta aktif olarak kalabilmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D1npGst3e0Ci9fUZPgCByA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sokucu sinek tarafından kan emme sırasında etkeni alan hayvanda ilk belirtiler 7 gün sonra görülmeye başlar. Bu süre hayvanın ırkına ve bireysel direncine göre uzayıp kısalabilir. Örneğin merinoslar diğer koyun ırklarına göre çok daha duyarlıdır ve çok daha fazla etkilenir. Kuzular da koyunlardan daha duyarlıdır.Tipik bulguları şunlardır:Aniden 40-42 o C ye varan ateş,Ateşin başlamasından hemen sonra görülen dudak emme hareketleri,Dil ve dudak ödemleri dilde mavileşme,Önce sulu sonra irinli burun akıntısı,Ağızda ve burun girişinde ülser ve kabuklu yaralar, bunun sonucu solunum güçlüğü ve yem alınımının durması,Ağızdaki ve burundaki yaraların iyileşmesinden sonra ayakta tırnak aralarında yaralar,Deride kırmızılıklar, yapağıda kırılma dökülme,Genç hayvanlarda ishal ve bulguların görülmeye başlanmasından 2-8 gün sonra ölüm.Bazı durumlarda ölüm çok daha uzun zaman sonra görülebilir. Kuzularda ölüm oranı % 95 e varabilir.Sığırlarda benzer belirtiler görülmekle birlikte belirtiler çok daha hafiftir, bazen fark edilmeyebilir. Ancak gebe ineklerde AH sendromu denilen anomalili buzağı doğumları ve ölü doğumlar da görülebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyumu yanlış şekilde mi alıyorsunuz? Faydasını artırmak için ne zaman ve nasıl tüketilmeli</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyumu-yanlis-sekilde-mi-aliyorsunuz-faydasini-artirmak-icin-ne-zaman-ve-nasil-tuketilmeli</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyumu-yanlis-sekilde-mi-aliyorsunuz-faydasini-artirmak-icin-ne-zaman-ve-nasil-tuketilmeli</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum, vücudunuzda sessizce gösteriyi yöneten, az değer verilen minerallerden biridir. Kalp atışlarınızı düzenlemekten daha iyi uyumanıza yardımcı olmaya, kaygıyı yatıştırmaktan kas kramplarını azaltmaya kadar bu besin maddesi temelde vücudunuzun kendi tamircisidir. Ancak sorun şu ki: birçok kişi ya yeterli magnezyum almıyor ya da doğru şekilde almıyor. Ve düzgün bir şekilde emilmediğinde, o pahalı takviye parasını (gerçekten) boşa harcıyorsunuz. O halde magnezyumdan bahsedelim. Farklı türleri, onu almak için en iyi zaman, emilimini neyin artırdığı veya engellediği ve her şeyi yanlış yapıp yapmadığınızı nasıl anlayacağınız.Magnezyum kas ve sinir fonksiyonunda, kan basıncı düzenlemesinde, enerji üretiminde, protein sentezinde, kan şekeri kontrolünde, kemik sağlığında ve ruh hali düzenlemesinde rol oynar. Ve yine de magnezyum eksikliği son derece yaygındır; özellikle stresliyseniz, kahve içiyorsanız, işlenmiş gıdalar yiyorsanız veya sık sık antiasit kullanıyorsanız. Toprak kalitesi bile suçludur. Meyve ve sebzelerde günümüzde aynı mineral yoktur.Birçok insan farkında olmadan magnezyum eksikliği yaşıyor. İşte vücudunuzun daha fazla magnezyuma ihtiyaç duyduğuna dair bazı ince (ve o kadar da ince olmayan) işaretler: kas krampları veya seğirmeleri, kötü uyku veya yorgun uyanma, sık baş ağrıları veya migren, anksiyete veya ruh hali değişimleri, yorgunluk, düzensiz kalp atışı, kabızlık ve yüksek tansiyon.
Bunlardan herhangi biri size tanıdık geliyorsa, panik yapmayın. İyi haber şu ki, magnezyumu doğru şekilde takviye etmek büyük bir fark yaratabilir. Ancak püf noktası, onu nasıl ve ne zaman aldığınızda yatıyor.Magnezyumu her gün alıyor olabilirsiniz ve yanlış formda alıyorsanız yine de faydalarını göremeyebilirsiniz. Ayrıca, emilimi engelleyen şeylerle birleştirdiğinizde, yanlış zamanda aldığınızda, bir kerede çok fazla aldığınızda veya magnezyumun çalışmasına yardımcı olan temel yardımcı faktörleri atladığınızda da olabilir.Magnezyum takviyeleri birçok formda gelir. Bazıları beyin için daha iyidir, diğerleri sindirim için iyidir ve bazıları neredeyse hiç emilmez. Örneğin, Magnezyum Glisinat uyku ve kaygı için işe yarar. Benzer şekilde, Magnezyum sitrat kabızlık için işe yarar, Magnezyum malat yorgunluk, kas ağrısı vb. için işe yarar. Doğru magnezyum formunu bilmek çok önemlidir.Magnezyum, türünü günün saatine ve vücudunuzun ihtiyaçlarına uydurduğunuzda en iyi şekilde çalışır. Magnezyum glisinat veya sitrat, daha iyi uyku, sinirleri yatıştırma ve gece kas kramplarını önleme için gece alınmalıdır. Enerji, odaklanma ve bilişsel işlevi desteklemek için Magnezyum malat veya treonatı gündüz tüketin. Sindirim sorunlarına yatkınsanız veya kalsiyum veya çinko gibi diğer mineralleri alıyorsanız yemeklerle birlikte magnezyum takviyesi alın. Bir uyarı: Demir takviyelerinden hemen önce veya sonra magnezyum almayın, çünkü emilim için rekabet ederler. Aynı şey antibiyotikler ve tiroid ilaçları için de geçerlidir; aralarında en az 2-4 saat boşluk bırakın.Magnezyum tek başına çalışmayı sevmez. Vücudunuzun magnezyumu düzgün bir şekilde emmesi ve kullanması için bazı takım arkadaşlarına ihtiyacı vardır. Bunlar şunları içerir:D3 Vitamini – Magnezyumun hücrelerinize emilmesine yardımcı olurB6 Vitamini – Magnezyumun beyin ve kaslar gibi dokulara ulaşmasına yardımcı olur.Selenyum – Tiroid sağlığı için sinerjik olarak çalışır Kalsiyum (ancak dengede) Çok fazla değil; yeterli magnezyum olmadan çok fazla kalsiyum ters etki yapabilir.Yemekle birlikte magnezyum alın çünkü yiyecekler mide asidini artırır ve bu da emilimi kolaylaştırır. Magnezyumun düzgün çalışması için hidrasyona ihtiyacı olduğundan yeterli su için. Magnezyumun hücrelere daha kolay emilmesine yardımcı oldukları için sağlıklı yağlarla birleştirin. Magnezyum alıyorsanız kafein ve alkolden kaçının çünkü magnezyum seviyelerini tüketebilirler. Aynı anda yüksek dozda çinko veya kalsiyum aynı taşıma sistemi için rekabet edebilir ve magnezyum emilimini engelleyebilir. Stres ayrıca magnezyum seviyesini de tüketir.Magnezyum için önerilen günlük alım miktarı yaşa, cinsiyete ve aktivite seviyesine göre biraz değişir. Erkekler günde 400-420 mg magnezyuma ihtiyaç duyarken, bir kadının vücudunun ihtiyacı biraz daha azdır. Hamile kadınlar günde 360 ​​mg&#039;a kadar magnezyum tüketmelidir. Takviye alıyorsanız, düşük bir miktardan başlayın - belki 100-200 mg/gün - ve yavaşça artırın. Çok fazla ve çok hızlı almak gevşek dışkıya neden olabilir (evet, böyle bir şey var). Vücudunuzun &quot;Çok fazla, çok erken&quot; demesidir.Takviyeler yardımcı olsa da, yiyecekler her zaman ilk kaynağınız olmalıdır. İşte günlük öğünlerinize ekleyebileceğiniz magnezyum açısından zengin yiyecekler: kabak çekirdeği, badem, kaju, ıspanak, avokado, siyah fasulye, muz, bitter çikolata, kinoa ve tam tahıllar. Adetinizden önce çikolata mı istiyorsunuz? Bu, vücudunuzun magnezyum istemesi olabilir.Bu nedenle magnezyum alıyorsanız ve neden işe yaramadığını merak ediyorsanız, bu sadece bir zamanlama, eşleştirme veya dozaj sorunu olabi ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/odp-ztOhkUu1bppKOZTXbQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyumu, yanlış, şekilde, alıyorsunuz, Faydasını, artırmak, için, zaman, nasıl, tüketilmeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/odp-ztOhkUu1bppKOZTXbQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyumu yanlış şekilde mi alıyorsunuz?"><p>Magnezyum, vücudunuzda sessizce gösteriyi yöneten, az değer verilen minerallerden biridir. Kalp atışlarınızı düzenlemekten daha iyi uyumanıza yardımcı olmaya, kaygıyı yatıştırmaktan kas kramplarını azaltmaya kadar bu besin maddesi temelde vücudunuzun kendi tamircisidir. Ancak sorun şu ki: birçok kişi ya yeterli magnezyum almıyor ya da doğru şekilde almıyor. Ve düzgün bir şekilde emilmediğinde, o pahalı takviye parasını (gerçekten) boşa harcıyorsunuz. O halde magnezyumdan bahsedelim. Farklı türleri, onu almak için en iyi zaman, emilimini neyin artırdığı veya engellediği ve her şeyi yanlış yapıp yapmadığınızı nasıl anlayacağınız.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t73BDs8KFE-gFoF6eTYzCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum kas ve sinir fonksiyonunda, kan basıncı düzenlemesinde, enerji üretiminde, protein sentezinde, kan şekeri kontrolünde, kemik sağlığında ve ruh hali düzenlemesinde rol oynar. Ve yine de magnezyum eksikliği son derece yaygındır; özellikle stresliyseniz, kahve içiyorsanız, işlenmiş gıdalar yiyorsanız veya sık sık antiasit kullanıyorsanız. Toprak kalitesi bile suçludur. Meyve ve sebzelerde günümüzde aynı mineral yoktur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E6JqaqNJr0OBK5MkgFZgEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok insan farkında olmadan magnezyum eksikliği yaşıyor. İşte vücudunuzun daha fazla magnezyuma ihtiyaç duyduğuna dair bazı ince (ve o kadar da ince olmayan) işaretler: kas krampları veya seğirmeleri, kötü uyku veya yorgun uyanma, sık baş ağrıları veya migren, anksiyete veya ruh hali değişimleri, yorgunluk, düzensiz kalp atışı, kabızlık ve yüksek tansiyon.
Bunlardan herhangi biri size tanıdık geliyorsa, panik yapmayın. İyi haber şu ki, magnezyumu doğru şekilde takviye etmek büyük bir fark yaratabilir. Ancak püf noktası, onu nasıl ve ne zaman aldığınızda yatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z226c1QESEioJBZQfN2inA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyumu her gün alıyor olabilirsiniz ve yanlış formda alıyorsanız yine de faydalarını göremeyebilirsiniz. Ayrıca, emilimi engelleyen şeylerle birleştirdiğinizde, yanlış zamanda aldığınızda, bir kerede çok fazla aldığınızda veya magnezyumun çalışmasına yardımcı olan temel yardımcı faktörleri atladığınızda da olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D48YXoUvAEWVqnn3uC6MjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum takviyeleri birçok formda gelir. Bazıları beyin için daha iyidir, diğerleri sindirim için iyidir ve bazıları neredeyse hiç emilmez. Örneğin, Magnezyum Glisinat uyku ve kaygı için işe yarar. Benzer şekilde, Magnezyum sitrat kabızlık için işe yarar, Magnezyum malat yorgunluk, kas ağrısı vb. için işe yarar. Doğru magnezyum formunu bilmek çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/weLPajVk2kiZ70Y6kPSS5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, türünü günün saatine ve vücudunuzun ihtiyaçlarına uydurduğunuzda en iyi şekilde çalışır. Magnezyum glisinat veya sitrat, daha iyi uyku, sinirleri yatıştırma ve gece kas kramplarını önleme için gece alınmalıdır. Enerji, odaklanma ve bilişsel işlevi desteklemek için Magnezyum malat veya treonatı gündüz tüketin. Sindirim sorunlarına yatkınsanız veya kalsiyum veya çinko gibi diğer mineralleri alıyorsanız yemeklerle birlikte magnezyum takviyesi alın. Bir uyarı: Demir takviyelerinden hemen önce veya sonra magnezyum almayın, çünkü emilim için rekabet ederler. Aynı şey antibiyotikler ve tiroid ilaçları için de geçerlidir; aralarında en az 2-4 saat boşluk bırakın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0ndNZ4ylXEuOY2PFq0Socw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum tek başına çalışmayı sevmez. Vücudunuzun magnezyumu düzgün bir şekilde emmesi ve kullanması için bazı takım arkadaşlarına ihtiyacı vardır. Bunlar şunları içerir:D3 Vitamini – Magnezyumun hücrelerinize emilmesine yardımcı olurB6 Vitamini – Magnezyumun beyin ve kaslar gibi dokulara ulaşmasına yardımcı olur.Selenyum – Tiroid sağlığı için sinerjik olarak çalışır Kalsiyum (ancak dengede) Çok fazla değil; yeterli magnezyum olmadan çok fazla kalsiyum ters etki yapabilir.Yemekle birlikte magnezyum alın çünkü yiyecekler mide asidini artırır ve bu da emilimi kolaylaştırır. Magnezyumun düzgün çalışması için hidrasyona ihtiyacı olduğundan yeterli su için. Magnezyumun hücrelere daha kolay emilmesine yardımcı oldukları için sağlıklı yağlarla birleştirin. Magnezyum alıyorsanız kafein ve alkolden kaçının çünkü magnezyum seviyelerini tüketebilirler. Aynı anda yüksek dozda çinko veya kalsiyum aynı taşıma sistemi için rekabet edebilir ve magnezyum emilimini engelleyebilir. Stres ayrıca magnezyum seviyesini de tüketir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YyBrpygFBkm9QfRpsnEsBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum için önerilen günlük alım miktarı yaşa, cinsiyete ve aktivite seviyesine göre biraz değişir. Erkekler günde 400-420 mg magnezyuma ihtiyaç duyarken, bir kadının vücudunun ihtiyacı biraz daha azdır. Hamile kadınlar günde 360 ​​mg'a kadar magnezyum tüketmelidir. Takviye alıyorsanız, düşük bir miktardan başlayın - belki 100-200 mg/gün - ve yavaşça artırın. Çok fazla ve çok hızlı almak gevşek dışkıya neden olabilir (evet, böyle bir şey var). Vücudunuzun "Çok fazla, çok erken" demesidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HDfZkwLIREGRoTVa0VdrYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Takviyeler yardımcı olsa da, yiyecekler her zaman ilk kaynağınız olmalıdır. İşte günlük öğünlerinize ekleyebileceğiniz magnezyum açısından zengin yiyecekler: kabak çekirdeği, badem, kaju, ıspanak, avokado, siyah fasulye, muz, bitter çikolata, kinoa ve tam tahıllar. Adetinizden önce çikolata mı istiyorsunuz? Bu, vücudunuzun magnezyum istemesi olabilir.Bu nedenle magnezyum alıyorsanız ve neden işe yaramadığını merak ediyorsanız, bu sadece bir zamanlama, eşleştirme veya dozaj sorunu olabilir. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Magnezyum takviyelerini kullanmadan önce herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için mutlaka bir doktora danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyabet, obezite ve karaciğer sağlığı: Göz ardı edemeyeceğiniz önlemler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/diyabet-obezite-ve-karaciger-sagligi-goez-ardi-edemeyeceginiz-oenlemler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/diyabet-obezite-ve-karaciger-sagligi-goez-ardi-edemeyeceginiz-oenlemler</guid>
<description><![CDATA[ Obezite ve diyabet genellikle karaciğer sağlığını gölgede bırakır, ancak karaciğer her iki durumda da önemli ölçüde strese girer ve potansiyel olarak alkolsüz yağlı karaciğer hastalığına yol açar. Yağlı karaciğer hastalığının erken evreleri genellikle asemptomatiktir ve bu da rutin kontrolleri hayati hale getirir.Obezite veya diyabetli kişiler kan şekeri veya kilo kontrolüne odaklanma eğilimindedir, ancak karaciğer her iki hastalıkta da en çok strese giren organlardan biridir ve genellikle göz ardı edilir.Doktorlar, karaciğerin uzun yıllar stres altında kalması durumunda, tedavi edilmezse karaciğer sirozu veya hatta karaciğer yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara ilerleyebilen bir durum olan alkolsüz yağlı karaciğer hastalığına neden olabileceğini ekliyor.Karaciğer, vücudun enerji depolama ve harcama biçiminde önemli bir rol oynar. Özellikle karında çok fazla yağ olduğunda veya yüksek kan şekeri zamanla bu şekilde kaldığında, karaciğerde yağ birikmeye başlar. Bu, karaciğerin işlevini azaltır ve iltihaplanmaya neden olur. Tıbbi uzmanların açıkladığı gibi, sürecin kendisi genellikle başlangıçta semptomatik değildir ve bu da onu zorlaştırır. Semptomlar, önemli bir zarar meydana gelmiş olabileceği zamana kadar ortaya çıkar.Doktorlar yaşam tarzı değişiklikleriyle başlamayı öneriyor. En büyük adımlardan biri kilo kontrolüdür. Yüzde beş ila on kilo kaybı bile karaciğer yağını önemli ölçüde azaltabilir. Günlük egzersiz, hatta beş günde bir 30 dakikalık yürüyüş bile uzun bir yol kat etmenize yardımcı olabilir. Çok sert bir şey olması gerekmez, önemli olan düzenli olmaktır. Yeme alışkanlıkları da önemli bir katkı sağlar. Klinisyenler daha fazla tam tahıl, meyve, sebze ve yağsız protein tüketmenizi ve tatlı, kızarmış yiyecekler ve kırmızı et alımını azaltmanızı önerir. Tatlandırılmış gazlı içecekler ve yüksek meyve suları gibi içecekler, özellikle diyabet veya obezite ile uğraşan bir birey için faydadan çok zarara neden olabilir.Kan şekerinin kontrolü de önemli bir husustur. Aşırı kan şekeri seviyeleri uzun vadede daha fazla karaciğer hasarına neden olabilir. Klinikçiler genellikle şeker seviyelerini düzenli olarak izlemeyi, reçeteli ilaçlara doğru zamanda uymayı ve öğün atlamamayı önerir. Tedavi programına insülin veya başka ilaçlar dahil edilirse, rutine uymaya dikkat etmek önemlidir. Elbette, GLP-1 reseptör agonistleri gibi belirli diyabet ilaçlarının karaciğer yağını gerçekten düşürebileceğinden de bahsedilmelidir, ancak yalnızca bir doktorun gözetiminde.Alkol kaçınılmalı veya mutlak minimuma indirilmelidir. Yağlı karaciğer hastalığı alkolden kaynaklanmasa da, karaciğer zaten tehlikedeyse, minimal alım bile karaciğer hasarını şiddetlendirebilir.Rutin kontroller gerçekten yardımcı olabilir. Karaciğer sorunları her zaman başlangıçta semptomlar göstermediğinden, doktorlar karaciğer sağlığını takip etmek için rutin karaciğer fonksiyon testleri veya ultrasonlar önerebilir. Herhangi bir erken hasar kanıtı varsa, sorun ciddileşmeden önce tedavi rejimi değiştirilebilir.Uzmanlar, bazı dikkatli günlük rutinlerle karaciğere yönelik tehdidin önemli ölçüde azaltılabileceğini düşünüyor. Mükemmel bir rejime bağlı kalmak değil, dikkatli olmak ve günlük olarak iyi bilgilendirilmiş kararlar almak meselesidir. Obez veya diyabetli kişiler için karaciğeri korumak ek bir aktivite değildir; bir bütün olarak sağlıklı olmanın temel bir bileşenidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yt1RmPlc8Eq9qW4whr3iGA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyabet, obezite, karaciğer, sağlığı:, Göz, ardı, edemeyeceğiniz, önlemler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yt1RmPlc8Eq9qW4whr3iGA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyabet, obezite ve karaciğer sağlığı: Göz ardı edemeyeceğiniz önlemler"><p>Obezite ve diyabet genellikle karaciğer sağlığını gölgede bırakır, ancak karaciğer her iki durumda da önemli ölçüde strese girer ve potansiyel olarak alkolsüz yağlı karaciğer hastalığına yol açar. Yağlı karaciğer hastalığının erken evreleri genellikle asemptomatiktir ve bu da rutin kontrolleri hayati hale getirir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c-tgLCugR02in6tywztcqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Obezite veya diyabetli kişiler kan şekeri veya kilo kontrolüne odaklanma eğilimindedir, ancak karaciğer her iki hastalıkta da en çok strese giren organlardan biridir ve genellikle göz ardı edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qhW9Rjz6KUylWWtEulZ9vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorlar, karaciğerin uzun yıllar stres altında kalması durumunda, tedavi edilmezse karaciğer sirozu veya hatta karaciğer yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara ilerleyebilen bir durum olan alkolsüz yağlı karaciğer hastalığına neden olabileceğini ekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/svhpWSjte0ySzrBaHihP4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer, vücudun enerji depolama ve harcama biçiminde önemli bir rol oynar. Özellikle karında çok fazla yağ olduğunda veya yüksek kan şekeri zamanla bu şekilde kaldığında, karaciğerde yağ birikmeye başlar. Bu, karaciğerin işlevini azaltır ve iltihaplanmaya neden olur. Tıbbi uzmanların açıkladığı gibi, sürecin kendisi genellikle başlangıçta semptomatik değildir ve bu da onu zorlaştırır. Semptomlar, önemli bir zarar meydana gelmiş olabileceği zamana kadar ortaya çıkar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d8PtYXItAkaVF6dQcbaXeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorlar yaşam tarzı değişiklikleriyle başlamayı öneriyor. En büyük adımlardan biri kilo kontrolüdür. Yüzde beş ila on kilo kaybı bile karaciğer yağını önemli ölçüde azaltabilir. Günlük egzersiz, hatta beş günde bir 30 dakikalık yürüyüş bile uzun bir yol kat etmenize yardımcı olabilir. Çok sert bir şey olması gerekmez, önemli olan düzenli olmaktır. Yeme alışkanlıkları da önemli bir katkı sağlar. Klinisyenler daha fazla tam tahıl, meyve, sebze ve yağsız protein tüketmenizi ve tatlı, kızarmış yiyecekler ve kırmızı et alımını azaltmanızı önerir. Tatlandırılmış gazlı içecekler ve yüksek meyve suları gibi içecekler, özellikle diyabet veya obezite ile uğraşan bir birey için faydadan çok zarara neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RNyLz-zgqEeXQ8RgpYDdQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kan şekerinin kontrolü de önemli bir husustur. Aşırı kan şekeri seviyeleri uzun vadede daha fazla karaciğer hasarına neden olabilir. Klinikçiler genellikle şeker seviyelerini düzenli olarak izlemeyi, reçeteli ilaçlara doğru zamanda uymayı ve öğün atlamamayı önerir. Tedavi programına insülin veya başka ilaçlar dahil edilirse, rutine uymaya dikkat etmek önemlidir. Elbette, GLP-1 reseptör agonistleri gibi belirli diyabet ilaçlarının karaciğer yağını gerçekten düşürebileceğinden de bahsedilmelidir, ancak yalnızca bir doktorun gözetiminde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I--T6Zouj0SItbK3qOpw2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alkol kaçınılmalı veya mutlak minimuma indirilmelidir. Yağlı karaciğer hastalığı alkolden kaynaklanmasa da, karaciğer zaten tehlikedeyse, minimal alım bile karaciğer hasarını şiddetlendirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sm8NTCedyUa9rILBanZUpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rutin kontroller gerçekten yardımcı olabilir. Karaciğer sorunları her zaman başlangıçta semptomlar göstermediğinden, doktorlar karaciğer sağlığını takip etmek için rutin karaciğer fonksiyon testleri veya ultrasonlar önerebilir. Herhangi bir erken hasar kanıtı varsa, sorun ciddileşmeden önce tedavi rejimi değiştirilebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iY3IgaYrk02DFfxiYnPTxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, bazı dikkatli günlük rutinlerle karaciğere yönelik tehdidin önemli ölçüde azaltılabileceğini düşünüyor. Mükemmel bir rejime bağlı kalmak değil, dikkatli olmak ve günlük olarak iyi bilgilendirilmiş kararlar almak meselesidir. Obez veya diyabetli kişiler için karaciğeri korumak ek bir aktivite değildir; bir bütün olarak sağlıklı olmanın temel bir bileşenidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günde sadece 100 kez atlayın: İp atlamak sağlığınızı nasıl etkiler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gunde-sadece-100-kez-atlayin-ip-atlamak-sagliginizi-nasil-etkiler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gunde-sadece-100-kez-atlayin-ip-atlamak-sagliginizi-nasil-etkiler</guid>
<description><![CDATA[ &quot;İp atlama&quot; denince akla genellikle çocukken oyun oynarken yapılan hareket gelir. Eğlencelidir peki işe yarar bir egzersiz mi?  İp atlamak; ucuz, keyifli ve tüm vücudu çalıştıran etkili bir egzersizdir. Üstelik çok fazla yapmanıza da gerek yok. Günde sadece 100 kez ip atlamak, bedeninizi ve zihninizi olumlu yönde değiştirmek için yeterlidir. İşte nedenleri.Avrupa Uygulamalı Fizyoloji Dergisi&#039;nde yayınlanan 2019 tarihli bir araştırmaya göre , ip atlama; vücut kompozisyonu, iltihaplanma, kan basıncı ve damar fonksiyonu (kan ve lenfin vücutta hareket etme şekli) dahil olmak üzere bir dizi kardiyovasküler hastalık risk faktörünü iyileştirir.Solunum kondisyonunu artırmanın harika bir yolu ip atlamaktır. Uzun süreler boyunca zıpladığınızda kalp atış hızınız ve solunum hızınız ek talebi karşılamak için yükselir çünkü çalışan kaslarınızın pompalanması için daha fazla kan ve oksijene ihtiyacı vardır. Akciğer kapasiteniz bunun sonucunda kademeli olarak artabilir ve daha uzun süreler boyunca egzersiz yapmanızı sağlayabilir.Kalorileri yak! 20 dakikalık bir koşunun 100 ila 150 kalori yaktığını düşünürsek, sabah egzersizinizi neden ip atlama ile değiştirmiyorsunuz? Sadece 10 dakika pratik yaparsanız günde 200 ila 300 kalori yakabilirsiniz. Her gün zıplamak yaklaşık 12 günde bir kilo vermenize yardımcı olur çünkü bir kilo yağ yaklaşık 3.500 kaloriye eşittir. 15 dakika böylesine çarpıcı sonuçlar için basit bir taahhüttür.Yaşlandıkça kemik yoğunluğunuz azalır. Ancak, Biomed Research International tarafından yapılan bir sağlık çalışması , ip atlamanın güçlü kemikleri korumaya yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Bir sıçramadan sonra inişten kaynaklanan hafif darbe veya stres, ip atlama yük taşıyan bir spor olduğu için kemiklerinizi güçlendirmeye yardımcı olur.En iyi beyin sağlığı egzersizleri ritim, strateji ve koordinasyonu bir araya getirir. İp atlamak hassasiyet, koordinasyon ve mekansal farkındalık gerektirir, bu yüzden beyniniz sizinle birlikte çalışır! Bilişsel işlevler zihinsel olarak odaklanmış egzersizle güçlendirilir. İp atladığınızda beyninizin tüm yarım küreleri devreye girer. Yeni numaralar öğrenerek yeteneklerinizi geliştirirseniz beyniniz yeni sinirsel bağlantılar yaratabilir. Günlük pratik aslında hafızayı iyileştirebilir veya hatta koruyabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lNPjzogu0kyrW94DK9uy9Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günde, sadece, 100, kez, atlayın:, İp, atlamak, sağlığınızı, nasıl, etkiler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lNPjzogu0kyrW94DK9uy9Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Günde sadece 100 kez atlayın: İp atlamak sağlığınızı nasıl etkiler?"><p>"İp atlama" denince akla genellikle çocukken oyun oynarken yapılan hareket gelir. Eğlencelidir peki işe yarar bir egzersiz mi?  İp atlamak; ucuz, keyifli ve tüm vücudu çalıştıran etkili bir egzersizdir. Üstelik çok fazla yapmanıza da gerek yok. Günde sadece 100 kez ip atlamak, bedeninizi ve zihninizi olumlu yönde değiştirmek için yeterlidir. İşte nedenleri.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/waKLFy6FFkeXB1SJ6QwvVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avrupa Uygulamalı Fizyoloji Dergisi'nde yayınlanan 2019 tarihli bir araştırmaya göre , ip atlama; vücut kompozisyonu, iltihaplanma, kan basıncı ve damar fonksiyonu (kan ve lenfin vücutta hareket etme şekli) dahil olmak üzere bir dizi kardiyovasküler hastalık risk faktörünü iyileştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J6a0-oszH0aP0d8r-56hXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Solunum kondisyonunu artırmanın harika bir yolu ip atlamaktır. Uzun süreler boyunca zıpladığınızda kalp atış hızınız ve solunum hızınız ek talebi karşılamak için yükselir çünkü çalışan kaslarınızın pompalanması için daha fazla kan ve oksijene ihtiyacı vardır. Akciğer kapasiteniz bunun sonucunda kademeli olarak artabilir ve daha uzun süreler boyunca egzersiz yapmanızı sağlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ggSu76cdTUWIKzi8ITQnew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalorileri yak! 20 dakikalık bir koşunun 100 ila 150 kalori yaktığını düşünürsek, sabah egzersizinizi neden ip atlama ile değiştirmiyorsunuz? Sadece 10 dakika pratik yaparsanız günde 200 ila 300 kalori yakabilirsiniz. Her gün zıplamak yaklaşık 12 günde bir kilo vermenize yardımcı olur çünkü bir kilo yağ yaklaşık 3.500 kaloriye eşittir. 15 dakika böylesine çarpıcı sonuçlar için basit bir taahhüttür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZkWAfKeihUytaRgn2G_YbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlandıkça kemik yoğunluğunuz azalır. Ancak, Biomed Research International tarafından yapılan bir sağlık çalışması , ip atlamanın güçlü kemikleri korumaya yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Bir sıçramadan sonra inişten kaynaklanan hafif darbe veya stres, ip atlama yük taşıyan bir spor olduğu için kemiklerinizi güçlendirmeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mDmXR5Rtdk-oPFiqwv8Kfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>En iyi beyin sağlığı egzersizleri ritim, strateji ve koordinasyonu bir araya getirir. İp atlamak hassasiyet, koordinasyon ve mekansal farkındalık gerektirir, bu yüzden beyniniz sizinle birlikte çalışır! Bilişsel işlevler zihinsel olarak odaklanmış egzersizle güçlendirilir. İp atladığınızda beyninizin tüm yarım küreleri devreye girer. Yeni numaralar öğrenerek yeteneklerinizi geliştirirseniz beyniniz yeni sinirsel bağlantılar yaratabilir. Günlük pratik aslında hafızayı iyileştirebilir veya hatta koruyabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İş yeri verimliliğini artırmak için iş günü yemek planı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/is-yeri-verimliligini-artirmak-icin-is-gunu-yemek-plani</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/is-yeri-verimliligini-artirmak-icin-is-gunu-yemek-plani</guid>
<description><![CDATA[ Akıllı yemek planlaması, işyerinde üretkenlik ve esenlik için çok önemlidir. Lif ve protein açısından zengin yiyecekler tüketmek, susuz kalmamakla birlikte enerji düşüşlerini önler ve konsantrasyonu artırır. Şekerli atıştırmalıklardan ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak, enerji seviyenizi korumanıza yardımcı olur. Peki, iş yerinde üretkenliği artırmak ve uyanık kalmak için beslenme kuralları neler?İş yerinde öğle yemeğinden sonra enerjisiz ve uyuşuk hissedebilirsiniz. Çoğu insan bu saatte tatlılara düşkündür, bu da kısa sürede enerji verebilir ancak daha sonra etkisini kaybedebilir. Bu, konsantrasyon kaybına ve uyuşukluğa yol açar. Ancak, akıllı yemek yeme ve yemek planlaması bunu düzeltebilir. Y
Yemek önceden planlayarak, kişi tükettiği yiyecekler üzerinde kontrol sahibi olur. Kolaylık stratejilerine güvenmek yerine, iyi planlanmış sağlıklı yiyecek ve atıştırmalıkları dahil edebilir, yavaş salınan bir türe sahip tahıllardaki sağlıklı karbonhidratların enerjisini ve erken açlık sancılarını önlemek için sebzeler gibi yiyeceklerde yeterli miktarda protein sunabilirsiniz, zengin renkli sebzeler mükemmel bir besin kaynağı sağlar.Uygun beslenme, sürdürülebilir iş yeri üretkenliğinin, enerjisinin ve sağlığın anahtarıdır. Yağsız proteinler, tam tahıllar, sağlıklı yağlar, meyveler ve sebzeler açısından zengin dengeli bir diyet beyni besler, enerji seviyelerini dengeler ve konsantrasyonu ve ruh halini iyileştirir; performansı ve verimliliği doğrudan etkiler. Susuz kalmamak ve besleyici öğünler veya atıştırmalıklar planlamak (cips yerine fındık, soda yerine ayran veya hindistan cevizi suyu veya şekerli atıştırmalıklar yerine meyveler gibi) yorgunluğu ve sağlıksız istekleri önleyebilir.İş yeri verimliliğini artırmak için iş günü yemek planıÖğle yemeği: Marul, domates, dolmalık biber ve az yağlı yoğurt soslu tam buğday tavuk dürümü.Faydası: Tam tahıl (lif), yağsız protein ve sebzeleri (mikro besinler) birleştirir.Vejetaryen Seçimi: Küp doğranmış salatalık, domates, soğan, limon suyu ve bir tutam tuz ve karabiberle filiz salatası.Faydaları: Bitkisel protein, lif ve vitamin açısından zengindir.Atıştırmalıklar: Kavrulmuş fındıkGenellikle besin değeri düşük olan hazır veya işlenmiş gıdalar tüketmek yerine, yemekleri önceden hazırlamak ve planlamak daha iyidir. Izgara tavuk salataları, karışık bakliyat salatası, kinoa kaseleri veya gece boyunca ıslatılmış yulaf ezmesi gibi daha sağlıklı seçenekler eklemek, minimum çabayla dengeli beslenmeye ulaşmaya yardımcı olabilir.Kişiler aç hissettiklerinde iş yerinde sağlıklı atıştırmalıkları el altında bulundurabilirler. Bu, iş yerinde enerji seviyelerini korumalarına ve etrafta bulunan sağlıksız atıştırmalıkların tüketimini azaltmalarına yardımcı olabilir. Genellikle yüksek şeker, tuz ve yağ içeriğine sahip işlenmiş gıda/atıştırmalıklar tüketmek yerine, tüketilebilecek daha sağlıklı seçenekler karışık kuruyemişler, taze meyveler, sebzeli humus veya protein barlarıdır.Hidrasyon, odaklanma ve enerjiyi korumada önemli bir rol oynar; ancak genellikle göz ardı edilir. Kişiler çalışırken genellikle susuzluklarını şekerli gazlı içecekler tüketerek giderme eğilimindedir. Bunlar sindirimi iyileştirdiği, susuzluğu önlediği ve bilişsel işlevi geliştirdiği için su, bitki çayları veya demlenmiş su ile değiştirilmelidir.Ayrıca, bilinçli beslenme de önemlidir. Aşırı yemeyi önlemek ve sindirimi iyileştirmek için yemek için masadan uzaklaşmak için zaman ayırmak gerekir. Bu küçük ama etkili alışkanlıklar profesyonellerin sağlıklı bir diyet sürdürmelerine, üretkenliği artırmalarına ve zorlu bir çalışma ortamında uzun vadeli refahı sürdürmelerine yardımcı olabilir.Yüksek şekerli yiyeceklerden uzak durmak, zihinsel enerjiyi tüketen kan şekeri yükselmelerini ve düşüşlerini önler. Bunun yerine, dengeli öğünler planlamak vücudunuzun enerjisini korur ve zihninizin odaklanmasını sağlar.Uzun çalışma saatleri, sıkı teslim tarihleri, öğün atlama ve işlenmiş gıdalara güvenmek genellikle enerji düşüşlerine, yorgunluğa, odaklanma eksikliğine, sinirliliğe ve artan hastalıklara yol açar ve sonuçta iş performansını etkiler.Bilinçli yemek planlaması yoluyla iş yerinizde akıllı beslenme alışkanlıkları benimsemek, sağlığı ve üretkenliği artırmanın basit ama güçlü bir yoludur.
Yoğun ve kararlı bir çalışma ortamında sağlıklı bir diyet sürdürmek zor görünebilir; Ancak bu basit ama etkili adımlar bireyin besin açısından zengin sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmesine yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fcHdU4wQjUmca-A0VPWPSQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İş, yeri, verimliliğini, artırmak, için, iş, günü, yemek, planı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fcHdU4wQjUmca-A0VPWPSQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İş yeri verimliliğini artırmak için iş günü yemek planı"><p>Akıllı yemek planlaması, işyerinde üretkenlik ve esenlik için çok önemlidir. Lif ve protein açısından zengin yiyecekler tüketmek, susuz kalmamakla birlikte enerji düşüşlerini önler ve konsantrasyonu artırır. Şekerli atıştırmalıklardan ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak, enerji seviyenizi korumanıza yardımcı olur. Peki, iş yerinde üretkenliği artırmak ve uyanık kalmak için beslenme kuralları neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mX2G0aqsT0ehaR5mpzsOiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İş yerinde öğle yemeğinden sonra enerjisiz ve uyuşuk hissedebilirsiniz. Çoğu insan bu saatte tatlılara düşkündür, bu da kısa sürede enerji verebilir ancak daha sonra etkisini kaybedebilir. Bu, konsantrasyon kaybına ve uyuşukluğa yol açar. Ancak, akıllı yemek yeme ve yemek planlaması bunu düzeltebilir. Y
Yemek önceden planlayarak, kişi tükettiği yiyecekler üzerinde kontrol sahibi olur. Kolaylık stratejilerine güvenmek yerine, iyi planlanmış sağlıklı yiyecek ve atıştırmalıkları dahil edebilir, yavaş salınan bir türe sahip tahıllardaki sağlıklı karbonhidratların enerjisini ve erken açlık sancılarını önlemek için sebzeler gibi yiyeceklerde yeterli miktarda protein sunabilirsiniz, zengin renkli sebzeler mükemmel bir besin kaynağı sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TOMbadkCyUm1tntsMpsdfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uygun beslenme, sürdürülebilir iş yeri üretkenliğinin, enerjisinin ve sağlığın anahtarıdır. Yağsız proteinler, tam tahıllar, sağlıklı yağlar, meyveler ve sebzeler açısından zengin dengeli bir diyet beyni besler, enerji seviyelerini dengeler ve konsantrasyonu ve ruh halini iyileştirir; performansı ve verimliliği doğrudan etkiler. Susuz kalmamak ve besleyici öğünler veya atıştırmalıklar planlamak (cips yerine fındık, soda yerine ayran veya hindistan cevizi suyu veya şekerli atıştırmalıklar yerine meyveler gibi) yorgunluğu ve sağlıksız istekleri önleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ht3fgx8CokOZvxLCz4GZEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İş yeri verimliliğini artırmak için iş günü yemek planıÖğle yemeği: Marul, domates, dolmalık biber ve az yağlı yoğurt soslu tam buğday tavuk dürümü.Faydası: Tam tahıl (lif), yağsız protein ve sebzeleri (mikro besinler) birleştirir.Vejetaryen Seçimi: Küp doğranmış salatalık, domates, soğan, limon suyu ve bir tutam tuz ve karabiberle filiz salatası.Faydaları: Bitkisel protein, lif ve vitamin açısından zengindir.Atıştırmalıklar: Kavrulmuş fındıkGenellikle besin değeri düşük olan hazır veya işlenmiş gıdalar tüketmek yerine, yemekleri önceden hazırlamak ve planlamak daha iyidir. Izgara tavuk salataları, karışık bakliyat salatası, kinoa kaseleri veya gece boyunca ıslatılmış yulaf ezmesi gibi daha sağlıklı seçenekler eklemek, minimum çabayla dengeli beslenmeye ulaşmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YdcF3nFCAkmFC8iSwt4zKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kişiler aç hissettiklerinde iş yerinde sağlıklı atıştırmalıkları el altında bulundurabilirler. Bu, iş yerinde enerji seviyelerini korumalarına ve etrafta bulunan sağlıksız atıştırmalıkların tüketimini azaltmalarına yardımcı olabilir. Genellikle yüksek şeker, tuz ve yağ içeriğine sahip işlenmiş gıda/atıştırmalıklar tüketmek yerine, tüketilebilecek daha sağlıklı seçenekler karışık kuruyemişler, taze meyveler, sebzeli humus veya protein barlarıdır.Hidrasyon, odaklanma ve enerjiyi korumada önemli bir rol oynar; ancak genellikle göz ardı edilir. Kişiler çalışırken genellikle susuzluklarını şekerli gazlı içecekler tüketerek giderme eğilimindedir. Bunlar sindirimi iyileştirdiği, susuzluğu önlediği ve bilişsel işlevi geliştirdiği için su, bitki çayları veya demlenmiş su ile değiştirilmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dN-d592U7EuDkvA06aFPvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca, bilinçli beslenme de önemlidir. Aşırı yemeyi önlemek ve sindirimi iyileştirmek için yemek için masadan uzaklaşmak için zaman ayırmak gerekir. Bu küçük ama etkili alışkanlıklar profesyonellerin sağlıklı bir diyet sürdürmelerine, üretkenliği artırmalarına ve zorlu bir çalışma ortamında uzun vadeli refahı sürdürmelerine yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GeaBlyiqAkej4aJQeKOVhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek şekerli yiyeceklerden uzak durmak, zihinsel enerjiyi tüketen kan şekeri yükselmelerini ve düşüşlerini önler. Bunun yerine, dengeli öğünler planlamak vücudunuzun enerjisini korur ve zihninizin odaklanmasını sağlar.Uzun çalışma saatleri, sıkı teslim tarihleri, öğün atlama ve işlenmiş gıdalara güvenmek genellikle enerji düşüşlerine, yorgunluğa, odaklanma eksikliğine, sinirliliğe ve artan hastalıklara yol açar ve sonuçta iş performansını etkiler.Bilinçli yemek planlaması yoluyla iş yerinizde akıllı beslenme alışkanlıkları benimsemek, sağlığı ve üretkenliği artırmanın basit ama güçlü bir yoludur.
Yoğun ve kararlı bir çalışma ortamında sağlıklı bir diyet sürdürmek zor görünebilir; Ancak bu basit ama etkili adımlar bireyin besin açısından zengin sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmesine yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Astım hastaları için hayat kurtaran saat: En ideal zaman belirlendi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/astim-hastalari-icin-hayat-kurtaran-saat-en-ideal-zaman-belirlendi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/astim-hastalari-icin-hayat-kurtaran-saat-en-ideal-zaman-belirlendi</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, astım hastalarının ölümcül kriz riskini azaltmak için inhaler kullanımında en etkili saati belirledi. Manchester Üniversitesi’nde yapılan çarpıcı araştırmaya göre, nefes darlığını önlemek amacıyla kullanılan kahverengi inhalerin öğleden sonra 15.00 ile 16.00 saatleri arasında alınması, gece yaşanan astım ataklarını önemli ölçüde azaltıyor.Thorax dergisinde yayımlanan çalışmada, günde bir kez alınan öğleden sonraki inhaler dozunun, özellikle gece saatlerinde kötüleşen akciğer fonksiyonlarını iyileştirdiği ortaya kondu. Aynı ilacın sabah alınması ya da sabah-akşam arasında bölünerek kullanılması ise bu faydayı sağlamıyor.Çalışmayı yöneten Dr. Hannah Durrington, bu zamanlamanın bazı hastalarda yüksek doz steroid kullanımına olan ihtiyacı azaltabileceğini vurgulayarak, &quot;Bulgularımız, yüksek dozda steroid almanın neden olduğu hiçbir olumsuz etki veya maliyet olmadan gerçekleşti&quot; dedi.Uzmanlar, bu araştırmanın astım tedavisinin vücudun doğal biyolojik saatiyle uyumlu hale getirilmesinin önemini gösteren ilk örnek olduğunu belirtiyor. Bilimsel verilere göre, akciğer fonksiyonları gün içinde doğal olarak dalgalanırken, en ciddi iltihaplanmalar genellikle gece saatlerinde görülüyor.Araştırmada yer alan 21 astım hastasına, üç farklı dozaj planı denettirildi. Sabah 08.00-09.00, öğleden sonra 15.00-16.00 ve sabah-akşam arasında bölünen yarım doz uygulamaları arasında iki haftalık aralarla geçiş yapıldı. Tüm uygulamalar astım kontrolünü iyileştirirken, öğleden sonraki tek dozun gece akciğer fonksiyonu üzerinde en etkili yöntem olduğu görüldü.Çalışmalar, astım hastalarının yaklaşık dörtte üçünün semptomlarının gece kötüleştiğini ve ölümcül astım ataklarının yüzde 80’inin gece saatlerinde meydana geldiğini gösteriyor.Astım ve Akciğer İngiltere Araştırma ve İnovasyon Başkanı Dr. Erika Kennington, “İnhaler dozunuzun zamanlamasını öğleden sonraya almak gibi basit bir değişikliğin semptomlarınızı iyileştirme ve hayatınızı kurtarma potansiyeli var” diyerek bulguların önemine dikkat çekti.Yaklaşık 7,2 milyon kişinin astım hastası olduğu İngiltere’de, her gün ortalama üç kişi astım atakları nedeniyle hayatını kaybediyor. Solunum yollarındaki iltihaplanma, hava yollarının daralmasına neden olarak nefes darlığı, öksürük, hırıltı ve göğüs sıkışmasına yol açıyor.İnhaler ilaçlar ise bu iltihabı azaltarak belirtileri kontrol altına almayı hedefliyor. Uzmanlar, doğru zamanlamayla kullanılan inhalerlerin, hem yaşam kalitesini artırabileceğini hem de ölümcül krizleri önleyebileceğini belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MHZb8doBGkOyUfllf5zxVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Astım, hastaları, için, hayat, kurtaran, saat:, ideal, zaman, belirlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MHZb8doBGkOyUfllf5zxVg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Astım hastaları için hayat kurtaran saat: En ideal zaman belirlendi"><p>Bilim insanları, astım hastalarının ölümcül kriz riskini azaltmak için inhaler kullanımında en etkili saati belirledi. Manchester Üniversitesi’nde yapılan çarpıcı araştırmaya göre, nefes darlığını önlemek amacıyla kullanılan kahverengi inhalerin öğleden sonra 15.00 ile 16.00 saatleri arasında alınması, gece yaşanan astım ataklarını önemli ölçüde azaltıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PcUXeELZeEaUm2G4uthCsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Thorax dergisinde yayımlanan çalışmada, günde bir kez alınan öğleden sonraki inhaler dozunun, özellikle gece saatlerinde kötüleşen akciğer fonksiyonlarını iyileştirdiği ortaya kondu. Aynı ilacın sabah alınması ya da sabah-akşam arasında bölünerek kullanılması ise bu faydayı sağlamıyor.Çalışmayı yöneten Dr. Hannah Durrington, bu zamanlamanın bazı hastalarda yüksek doz steroid kullanımına olan ihtiyacı azaltabileceğini vurgulayarak, "Bulgularımız, yüksek dozda steroid almanın neden olduğu hiçbir olumsuz etki veya maliyet olmadan gerçekleşti" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M2XyrDM7nEusfIFkm5UicQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, bu araştırmanın astım tedavisinin vücudun doğal biyolojik saatiyle uyumlu hale getirilmesinin önemini gösteren ilk örnek olduğunu belirtiyor. Bilimsel verilere göre, akciğer fonksiyonları gün içinde doğal olarak dalgalanırken, en ciddi iltihaplanmalar genellikle gece saatlerinde görülüyor.Araştırmada yer alan 21 astım hastasına, üç farklı dozaj planı denettirildi. Sabah 08.00-09.00, öğleden sonra 15.00-16.00 ve sabah-akşam arasında bölünen yarım doz uygulamaları arasında iki haftalık aralarla geçiş yapıldı. Tüm uygulamalar astım kontrolünü iyileştirirken, öğleden sonraki tek dozun gece akciğer fonksiyonu üzerinde en etkili yöntem olduğu görüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mamyigoqs065UyHBHVTS1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmalar, astım hastalarının yaklaşık dörtte üçünün semptomlarının gece kötüleştiğini ve ölümcül astım ataklarının yüzde 80’inin gece saatlerinde meydana geldiğini gösteriyor.Astım ve Akciğer İngiltere Araştırma ve İnovasyon Başkanı Dr. Erika Kennington, “İnhaler dozunuzun zamanlamasını öğleden sonraya almak gibi basit bir değişikliğin semptomlarınızı iyileştirme ve hayatınızı kurtarma potansiyeli var” diyerek bulguların önemine dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vaFmL6JyMkajhKYjXZH1rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaklaşık 7,2 milyon kişinin astım hastası olduğu İngiltere’de, her gün ortalama üç kişi astım atakları nedeniyle hayatını kaybediyor. Solunum yollarındaki iltihaplanma, hava yollarının daralmasına neden olarak nefes darlığı, öksürük, hırıltı ve göğüs sıkışmasına yol açıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iBaFabiVlEqLg9hssFL8bA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnhaler ilaçlar ise bu iltihabı azaltarak belirtileri kontrol altına almayı hedefliyor. Uzmanlar, doğru zamanlamayla kullanılan inhalerlerin, hem yaşam kalitesini artırabileceğini hem de ölümcül krizleri önleyebileceğini belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kuru ve kırılgan saçlara veda: Doğru bakımın 7 altın kuralı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kuru-ve-kirilgan-saclara-veda-dogru-bakimin-7-altin-kurali</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kuru-ve-kirilgan-saclara-veda-dogru-bakimin-7-altin-kurali</guid>
<description><![CDATA[ Kırık uçlar, mat görünüm ve bir türlü şekil almayan saçlar… Kuru ve kırılgan saçlara sahipseniz, bu tanımlar size hiç de yabancı gelmiyordur. Neyse ki doğru bakım rutinleriyle saçlarınızı yeniden canlandırmak ve eski sağlığına kavuşturmak mümkün. İşte saçlarınızı sevindirecek bakım önerileri: ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kuru, kırılgan, saçlara, veda:, Doğru, bakımın, altın, kuralı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kuru ve kırılgan saçlara veda"><p>Kırık uçlar, mat görünüm ve bir türlü şekil almayan saçlar… Kuru ve kırılgan saçlara sahipseniz, bu tanımlar size hiç de yabancı gelmiyordur. Neyse ki doğru bakım rutinleriyle saçlarınızı yeniden canlandırmak ve eski sağlığına kavuşturmak mümkün. İşte saçlarınızı sevindirecek bakım önerileri:</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün 30 dakika yürümenin 20 faydası</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-30-dakika-yurumenin-20-faydasi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-30-dakika-yurumenin-20-faydasi</guid>
<description><![CDATA[ Her gün sadece 30 dakika yürümek fiziksel ve ruhsal iyilik hali için dikkate değer faydalar sunar. Düzenli yürüyüşler kalp hastalığı riskini azaltır, kilo yönetimine yardımcı olur ve stres seviyelerini düşürür. Dahası, enerjiyi artırır, beyin fonksiyonlarını geliştirir, kemikleri ve kasları güçlendirir ve genel yaşam kalitesini iyileştirir. İşte her gün 30 dakika yürüdüğünüzde vücudunuzda olanlarYürüyüş kendi başına terapötiktir. Herkes formda kalmak için karmaşık egzersizlerden bahsettiğinde, tempolu 30 dakikalık bir yürüyüş önemsiz görünebilir. Ancak, fiziksel, ruhsal ve duygusal iyiliğiniz için harikalar yaratabilir. İşte ayakkabılarınızı bağlayıp dışarı çıkmanız için size ilham verecek, her gün 30 dakika yürümenin bilimsel olarak desteklenen 20 faydası.Düzenli yürürseniz, kan basıncını kontrol etmeye ve kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olur, bu da kardiyovasküler sağlığınızı iyileştirmeye yardımcı olur. Yürüyüş kalp krizi ve felç riskinizi azaltabilir.2. KİLO KORUMAYA YARDIMCIŞey, kilo alımı ve obezite günümüzde insanların gerçek endişelerinden biridir. Yürüyüş kalori yakar ve metabolizmayı hızlandırır, bu da kilo verme sonuçlarına daha hızlı ulaşmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca sindirime yardımcı olarak kilo korumanın kolay ve sürdürülebilir bir yolu haline getirir.3. STRES SEVİYESİNİ AZALTIRStres giderici mi? Yürüyüşe çıkın! Günlük yürüyüş zihninize bir mola verir, kortizolü (stres hormonu) düzenlemeye yardımcı olur ve hatta vücudunuzun doğal ruh hali yükselticileri olan endorfinlerin salınmasını tetikleyebilir.Sık sık yorgun mu hissediyorsunuz? 30 dakika yürümeyi deneyin. Yorgun olsanız bile yürüyüş kan dolaşımınızı hızlandırır ve kaslarınızı hareket ettirir - kendinizi daha enerjik ve uyanık hissetmenizi sağlar.
5. ZİHNİ GÜÇLENDİRMEYE YARDIMCI OLURYürümek beyne giden oksijen akışını artırır, hafıza işlevini keskinleştirir ve odaklanmayı geliştirir. Ayrıca zihinsel berraklık ve hatta hafıza tutma sağlar. Doğal bir beyin güçlendiricidir!6. KANIN POMPALANMASINI SAĞLARVücudunuzun sinirler ve hücreler boyunca düzenli bir kan akışına ihtiyacı vardır. Yürüyüş, organlarınızı ve kaslarınızı taze oksijen ve besinlerle besleyen dolaşımı uyarır ve tüm sisteminizi daha sağlıklı tutar.7. OBEZİTEYİ ÖNLERAşırı yağ, çeşitli hastalıklara davetiye çıkarır. Yürüyüş, hareketsiz yaşam tarzlarıyla mücadele eder, iştahı düzenlemeye yardımcı olur ve yağ metabolizmasını iyileştirir - bunların hepsi obeziteyi önlemede anahtardır.8. KAYGIYI AZALTMAYA YARDIMCI OLURSon zamanlarda kaygılı mı hissediyorsunuz? Yürüyüşe çıkın. Yürüme gibi fiziksel hareketler, sinir sistemi üzerinde sakinleştirici bir etkiye sahiptir, kaygılı düşünceleri hafifletmeye ve zihinsel dengeyi desteklemeye yardımcı olur.Her adım ve nefesle yürüyüş, akciğer kapasitesini güçlendirir. Akciğerleri taze oksijenle doldurur, bu da oksijen değişimini iyileştirmeye yardımcı olur ve solunum sisteminizi daha verimli hale getirir.10. D VİTAMİNİ ALIMINA DESTEKDoğal olarak yürüyüşe çıkmak, vücudunuz için yeterli D vitamini almanızı sağlar. Açık havada yürümek cildinizin güneş ışığına maruz kalmasını sağlar, bu da kemikler, ruh hali ve bağışıklık için gerekli olan D vitamini sentezi için çok önemlidir.Kanser önleme iddia edilebilir, ancak yürüyüş kansere neden olabilecek risk faktörlerini azaltır. Düzenli yürüyüş, bağışıklığı ve metabolik sağlığı iyileştirerek özellikle meme ve kolon kanseri olmak üzere çeşitli kanser riskini azaltmaya yardımcı olabilir.12. UYKU KALİTESİNİ İYİLEŞTİRİRKötü uyku birçok sağlık sorununun temel nedenidir. Düzenli bir yürüyüş rutini uyku-uyanıklık döngünüzü düzenlemenize yardımcı olur ve özellikle gün içinde doğal ışıkta yapılırsa uykusuzluğu azaltır.13. KENDİNİZE BAKMAK İÇİN ZAMANKendinize zaman ayırmakta zorlanıyor musunuz? 30 dakika yürüyerek başlayın. Ayrıca müzik dinlemek, podcast dinlemek veya sadece kendi düşüncelerinizin tadını çıkarmak için mükemmel bir zaman olabilir - günlük bir farkındalık ve öz-yansıtma dozu sunar.Yaşlandıkça dengeyi kaybetmek gerçek bir şeydir. Düzenli yürüyüş alt vücut kaslarını ve eklemlerini güçlendirir, dengenizi iyileştirir ve özellikle yaşlandıkça düşme riskini azaltır.15. YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRIRHayatınızı iyileştirmek mi istiyorsunuz? Yürümeye başlayın. Zihinsel berraklıktan daha iyi zindeliğe ve azaltılmış hastalık riskine kadar, günlük yürüyüşün genel etkisi daha aktif, kendine güvenen ve tatmin edici bir yaşam tarzına yol açar.16. DİYABET RİSKİNİ AZALTIRYürümek kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur ve insülin duyarlılığını iyileştirir, bu da onu tip 2 diyabeti önlemek veya yönetmek için kan şekerini dengeleyebilen güçlü bir alışkanlık haline getirir.17. YARATICILIĞI ARTIRIRDüşünceler nadiren hareketsiz kalanlara gelir. Çalışmalar, özellikle açık havada yürümenin yaratıcı düşünmeyi ve problem çözmeyi artırdığını ve beyin fırtınası seansları için harika olduğunu göstermiştir.Daha güçlü kemikler mi istiyorsunuz? Yürümek, kemik yoğunluğunu destekleyen ve özellikle bacaklarda ve gövdede ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lokit5Hx80yLFaqrTUR1Kg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, dakika, yürümenin, faydası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lokit5Hx80yLFaqrTUR1Kg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün 30 dakika yürümenin 20 faydası"><p>Her gün sadece 30 dakika yürümek fiziksel ve ruhsal iyilik hali için dikkate değer faydalar sunar. Düzenli yürüyüşler kalp hastalığı riskini azaltır, kilo yönetimine yardımcı olur ve stres seviyelerini düşürür. Dahası, enerjiyi artırır, beyin fonksiyonlarını geliştirir, kemikleri ve kasları güçlendirir ve genel yaşam kalitesini iyileştirir. İşte her gün 30 dakika yürüdüğünüzde vücudunuzda olanlar</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BWEqV8-smE6o8sp76zuSVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürüyüş kendi başına terapötiktir. Herkes formda kalmak için karmaşık egzersizlerden bahsettiğinde, tempolu 30 dakikalık bir yürüyüş önemsiz görünebilir. Ancak, fiziksel, ruhsal ve duygusal iyiliğiniz için harikalar yaratabilir. İşte ayakkabılarınızı bağlayıp dışarı çıkmanız için size ilham verecek, her gün 30 dakika yürümenin bilimsel olarak desteklenen 20 faydası.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b693-wRyJ0uSQcTsMpM2tQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli yürürseniz, kan basıncını kontrol etmeye ve kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olur, bu da kardiyovasküler sağlığınızı iyileştirmeye yardımcı olur. Yürüyüş kalp krizi ve felç riskinizi azaltabilir.2. KİLO KORUMAYA YARDIMCIŞey, kilo alımı ve obezite günümüzde insanların gerçek endişelerinden biridir. Yürüyüş kalori yakar ve metabolizmayı hızlandırır, bu da kilo verme sonuçlarına daha hızlı ulaşmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca sindirime yardımcı olarak kilo korumanın kolay ve sürdürülebilir bir yolu haline getirir.3. STRES SEVİYESİNİ AZALTIRStres giderici mi? Yürüyüşe çıkın! Günlük yürüyüş zihninize bir mola verir, kortizolü (stres hormonu) düzenlemeye yardımcı olur ve hatta vücudunuzun doğal ruh hali yükselticileri olan endorfinlerin salınmasını tetikleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sm5iNxPL-06xkdmjU4s5RA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sık sık yorgun mu hissediyorsunuz? 30 dakika yürümeyi deneyin. Yorgun olsanız bile yürüyüş kan dolaşımınızı hızlandırır ve kaslarınızı hareket ettirir - kendinizi daha enerjik ve uyanık hissetmenizi sağlar.
5. ZİHNİ GÜÇLENDİRMEYE YARDIMCI OLURYürümek beyne giden oksijen akışını artırır, hafıza işlevini keskinleştirir ve odaklanmayı geliştirir. Ayrıca zihinsel berraklık ve hatta hafıza tutma sağlar. Doğal bir beyin güçlendiricidir!6. KANIN POMPALANMASINI SAĞLARVücudunuzun sinirler ve hücreler boyunca düzenli bir kan akışına ihtiyacı vardır. Yürüyüş, organlarınızı ve kaslarınızı taze oksijen ve besinlerle besleyen dolaşımı uyarır ve tüm sisteminizi daha sağlıklı tutar.7. OBEZİTEYİ ÖNLERAşırı yağ, çeşitli hastalıklara davetiye çıkarır. Yürüyüş, hareketsiz yaşam tarzlarıyla mücadele eder, iştahı düzenlemeye yardımcı olur ve yağ metabolizmasını iyileştirir - bunların hepsi obeziteyi önlemede anahtardır.8. KAYGIYI AZALTMAYA YARDIMCI OLURSon zamanlarda kaygılı mı hissediyorsunuz? Yürüyüşe çıkın. Yürüme gibi fiziksel hareketler, sinir sistemi üzerinde sakinleştirici bir etkiye sahiptir, kaygılı düşünceleri hafifletmeye ve zihinsel dengeyi desteklemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mlBazOHNGU-HtmvxzJ9ZAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her adım ve nefesle yürüyüş, akciğer kapasitesini güçlendirir. Akciğerleri taze oksijenle doldurur, bu da oksijen değişimini iyileştirmeye yardımcı olur ve solunum sisteminizi daha verimli hale getirir.10. D VİTAMİNİ ALIMINA DESTEKDoğal olarak yürüyüşe çıkmak, vücudunuz için yeterli D vitamini almanızı sağlar. Açık havada yürümek cildinizin güneş ışığına maruz kalmasını sağlar, bu da kemikler, ruh hali ve bağışıklık için gerekli olan D vitamini sentezi için çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n6Oi6JWFBEiaYjWNszZOzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser önleme iddia edilebilir, ancak yürüyüş kansere neden olabilecek risk faktörlerini azaltır. Düzenli yürüyüş, bağışıklığı ve metabolik sağlığı iyileştirerek özellikle meme ve kolon kanseri olmak üzere çeşitli kanser riskini azaltmaya yardımcı olabilir.12. UYKU KALİTESİNİ İYİLEŞTİRİRKötü uyku birçok sağlık sorununun temel nedenidir. Düzenli bir yürüyüş rutini uyku-uyanıklık döngünüzü düzenlemenize yardımcı olur ve özellikle gün içinde doğal ışıkta yapılırsa uykusuzluğu azaltır.13. KENDİNİZE BAKMAK İÇİN ZAMANKendinize zaman ayırmakta zorlanıyor musunuz? 30 dakika yürüyerek başlayın. Ayrıca müzik dinlemek, podcast dinlemek veya sadece kendi düşüncelerinizin tadını çıkarmak için mükemmel bir zaman olabilir - günlük bir farkındalık ve öz-yansıtma dozu sunar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L0ciPvnxgUa9GKpD2AWHIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlandıkça dengeyi kaybetmek gerçek bir şeydir. Düzenli yürüyüş alt vücut kaslarını ve eklemlerini güçlendirir, dengenizi iyileştirir ve özellikle yaşlandıkça düşme riskini azaltır.15. YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRIRHayatınızı iyileştirmek mi istiyorsunuz? Yürümeye başlayın. Zihinsel berraklıktan daha iyi zindeliğe ve azaltılmış hastalık riskine kadar, günlük yürüyüşün genel etkisi daha aktif, kendine güvenen ve tatmin edici bir yaşam tarzına yol açar.16. DİYABET RİSKİNİ AZALTIRYürümek kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur ve insülin duyarlılığını iyileştirir, bu da onu tip 2 diyabeti önlemek veya yönetmek için kan şekerini dengeleyebilen güçlü bir alışkanlık haline getirir.17. YARATICILIĞI ARTIRIRDüşünceler nadiren hareketsiz kalanlara gelir. Çalışmalar, özellikle açık havada yürümenin yaratıcı düşünmeyi ve problem çözmeyi artırdığını ve beyin fırtınası seansları için harika olduğunu göstermiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VmNdB-xg10ylenLWHKCNPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha güçlü kemikler mi istiyorsunuz? Yürümek, kemik yoğunluğunu destekleyen ve özellikle bacaklarda ve gövdede ana kas gruplarını güçlendiren düşük etkili, ağırlık taşıyan bir egzersizdir.19. KAN BASINCINI İYİLEŞTİRİRHipertansiyon yeni çağın bir salgınıdır. Her zamanki gibi hızlı bir yürüyüş y günü sistolik kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir, hipertansiyonu yönetmek veya önlemek için doğal bir yol sunar.20. BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİRBağışıklığınızı güçlendirmenin yollarını mı arıyorsunuz? 30 dakika yürümek gibi orta düzeyde günlük egzersiz, sağlıklı dolaşımı teşvik ederek ve kronik iltihabı azaltarak bağışıklık tepkisini artırır.
Sadece 30 dakikalık günlük yürüyüş vücudunuz ve zihniniz üzerinde önemli olumlu etkilere sahip olabilir; pahalı ekipmanlara veya spor salonu üyeliğine ihtiyacınız yok. İster parkta rahat bir yürüyüş yapın, ister mahallenizde hızlı bir yürüyüş yapın, her adım önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>40 kilograma kadar ulaşabiliyorlar: &amp;quot;Sakın temas etmeyin&amp;quot;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/40-kilograma-kadar-ulasabiliyorlar-sakin-temas-etmeyin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/40-kilograma-kadar-ulasabiliyorlar-sakin-temas-etmeyin</guid>
<description><![CDATA[ Bahar mevsimine girişle birlikte denizanası mevsimi de açıldı. 40 kilograma kadar ulaşabilen denizanalarının insan sağlığını tehdit ettiğini açıklayan uzmanlar, &quot;Eğer temas gerçekleşirse, bölge sadece deniz suyuyla yıkanmalı. Tatlı su, sirke ya da kolonya kesinlikle kullanılmamalı.&quot; dedi.Bahar aylarının gelmesi ile denizanalarının göç mevsimi de başladı.Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Jale Korun, suların ısınması ile kıyıya yaklaşan denizanalarıyla temasın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini aktardı.
Prof. Dr. Korun, &quot;Bahar aylarında başlayan göçler genellikle mayıstan eylüle kadar devam edebiliyor. Suların ısınması ile birlikte Levant Denizi&#039;nde yoğun şekilde görülüyorlar. dedi.
Korun, önceki yıllarda Antalya Körfezi&#039;nde Manavgat&#039;a kadar uzanan yaklaşık 100 kilometrelik alanda büyük sürüler halinde denizanalarının gözlemlendiğini söyledi.Antalya Körfezi&#039;nde en sık rastlanan denizanası türünün Rhopilema Nomadica olduğunu belirten Prof. Dr. Jale Korun, bu türün Doğu Afrika kökenli olduğunu, özellikle Doğu Akdeniz&#039;de yoğun görüldüğünü söyledi.
Prof. Dr. Korun, &quot;Denizanalarının 40 kilograma kadar ulaşabilen bireyleri var. Hem boyutları hem de sürüler halinde göç etmeleri nedeniyle kıyı kesimlerinde yoğun şekilde görülüyor.&quot; dedi.Uzun yıllar Kızıldeniz üzerinden Süveyş Kanalı yolu ile Akdeniz&#039;e ulaştığı düşünülen türün, son araştırmalara göre Doğu Afrika&#039;da Tanzanya açıklarında da gözlemlendiğini, gemi balast sularıyla bölgeye taşındığının ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Korun, &quot;Rhopilema Nomadica hem balıkçılık faaliyetlerini olumsuz etkiliyor hem de temas halinde ciddi cilt reaksiyonlarına yol açabiliyor.&quot; diye konuştu.Antalya Körfezi&#039;nde sık görülen türlerin büyük boyutlara ulaştığını belirten Korun, &quot;Bazı denizanaları 40 kilograma kadar ulaşabiliyor. Bu da hem görsel olarak dikkat çekiyor hem de risk oluşturuyor.&quot; dedi.
Vatandaşların kesinlikle temas etmemesi gerektiğine vurgu yapan Korun, &quot;Eğer temas gerçekleşirse, bölge sadece deniz suyuyla yıkanmalı. Tatlı su, sirke ya da kolonya kesinlikle kullanılmamalı ve mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.&quot; diye konuştu.
Deniz kenarında görülen denizanalarının parçalanmış olsa bile yakıcı etkisini sürdürebileceğini vurgulayan Korun, &quot;Yeni doğmuş olabilir, iğneleri aktif olabilir. O yüzden denizin dışında sahilde de olsa çocuklar ve yetişkinler kesinlikle dokunmamalı.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rQJZgaOlck2Jg5k4qp9FYA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>kilograma, kadar, ulaşabiliyorlar:, Sakın, temas, etmeyin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rQJZgaOlck2Jg5k4qp9FYA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlardan denizanası uyarısı"><p>Bahar mevsimine girişle birlikte denizanası mevsimi de açıldı. 40 kilograma kadar ulaşabilen denizanalarının insan sağlığını tehdit ettiğini açıklayan uzmanlar, "Eğer temas gerçekleşirse, bölge sadece deniz suyuyla yıkanmalı. Tatlı su, sirke ya da kolonya kesinlikle kullanılmamalı." dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5EEggn9k80y3_7gCVdeBAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bahar aylarının gelmesi ile denizanalarının göç mevsimi de başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z3A-qjZhGECTBYm3yYjbpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Jale Korun, suların ısınması ile kıyıya yaklaşan denizanalarıyla temasın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini aktardı.
Prof. Dr. Korun, "Bahar aylarında başlayan göçler genellikle mayıstan eylüle kadar devam edebiliyor. Suların ısınması ile birlikte Levant Denizi'nde yoğun şekilde görülüyorlar. dedi.
Korun, önceki yıllarda Antalya Körfezi'nde Manavgat'a kadar uzanan yaklaşık 100 kilometrelik alanda büyük sürüler halinde denizanalarının gözlemlendiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZiMV_pZAz0eraKjmfBDzQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antalya Körfezi'nde en sık rastlanan denizanası türünün Rhopilema Nomadica olduğunu belirten Prof. Dr. Jale Korun, bu türün Doğu Afrika kökenli olduğunu, özellikle Doğu Akdeniz'de yoğun görüldüğünü söyledi.
Prof. Dr. Korun, "Denizanalarının 40 kilograma kadar ulaşabilen bireyleri var. Hem boyutları hem de sürüler halinde göç etmeleri nedeniyle kıyı kesimlerinde yoğun şekilde görülüyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z1dUwfJrlEKEE5eUoNj0gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun yıllar Kızıldeniz üzerinden Süveyş Kanalı yolu ile Akdeniz'e ulaştığı düşünülen türün, son araştırmalara göre Doğu Afrika'da Tanzanya açıklarında da gözlemlendiğini, gemi balast sularıyla bölgeye taşındığının ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Korun, "Rhopilema Nomadica hem balıkçılık faaliyetlerini olumsuz etkiliyor hem de temas halinde ciddi cilt reaksiyonlarına yol açabiliyor." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hEkbpt7sCUO0l6wA4zOT8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antalya Körfezi'nde sık görülen türlerin büyük boyutlara ulaştığını belirten Korun, "Bazı denizanaları 40 kilograma kadar ulaşabiliyor. Bu da hem görsel olarak dikkat çekiyor hem de risk oluşturuyor." dedi.
Vatandaşların kesinlikle temas etmemesi gerektiğine vurgu yapan Korun, "Eğer temas gerçekleşirse, bölge sadece deniz suyuyla yıkanmalı. Tatlı su, sirke ya da kolonya kesinlikle kullanılmamalı ve mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı." diye konuştu.
Deniz kenarında görülen denizanalarının parçalanmış olsa bile yakıcı etkisini sürdürebileceğini vurgulayan Korun, "Yeni doğmuş olabilir, iğneleri aktif olabilir. O yüzden denizin dışında sahilde de olsa çocuklar ve yetişkinler kesinlikle dokunmamalı." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Normal doğum tartışması | Cumhurbaşkanı Erdoğan: &amp;quot;Kadınları rencide edecek hiçbir durum yok&amp;quot;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/normal-dogum-tartismasi-cumhurbaskani-erdogan-kadinlari-rencide-edecek-hicbir-durum-yok</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/normal-dogum-tartismasi-cumhurbaskani-erdogan-kadinlari-rencide-edecek-hicbir-durum-yok</guid>
<description><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sağlık alanında büyük bir dönüşüme imza attıklarını vurgulayarak, son 23 yılda sağlık hizmetlerinde bir devrim yaşandığını belirtti. Normal doğum tartışmalarına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Kadınları rencide edecek hiçbir durum yok.&quot; dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bağcılar Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin açılışında açıklamalarda bulundu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Son 23 yılda sağlık alanında büyük bir dönüşüme imza attık. Birçok ülkenin gelip incelediği modern bir sağlık alt yapısını ülkemize kazandırdık. Geride bıraktığımız 23 yılda sağlık hizmetlerinde bir devrim yaşandı. Ülkemiz genelinde 391 yeni hastane inşa ederek toplam hastane sayımızı bin 547&#039;e çıkardık.&quot; dedi. İBB&#039;ye yönelik operasyona ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;İstanbul için harcanması gereken kaynakların kimlere peşkeş çekildiği tek tek deşifre oluyor. Normalde haya duygusu olan birinin insan içine çıkmaması lazım.&quot; diye konuştu.Normal doğum tartışmalarına ilişkin Erdoğan, &quot;Bir futbol kulübü bir farkındalık kampanyasına destek için bir pankart ile çıktı. Pankartta hakaret eleştiri yoktu. Kadınları rencide edecek hiçbir durum yoktu. Sadece çok önemli bir konuya dikkat çekme niyeti vardı. Ülkemizin kanayan yarası haline gelen soruna katkı sağlama amacı vardı. Kulübümüz doğru bir adım attı. Malum odaklar harekete geçti ve futbol kulübümüzü linç etti ve eleştiri oklarını bize yönelttiler.&quot; dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:  &quot;Bu yıl 16 farklı branşta hizmet veren 100 sağlıklı hayat merkezini daha açacağız. Sağlıklı hayat akademisini 81 ilimizde başlattık. 2002&#039;de İstanbul&#039;daki kamu hastanelerin yatak 19 bin 715&#039;ti. Bu yatakların büyük kısmı niteliksiz ve yetersizdi. Bu sayıtı 30 bin 726&#039;ya yükselttik. Özel ve üniversite hastaneleri dahil toplam yatak sayısını 45 bin 481&#039;e çıkardık. Planlama aşamasındaki 16 bin yatak kapasiteli 23 sağlık tesisini de yakın zamanda İstanbul&#039;a kazandıracağız. 217 sağlık ocağında hizmet veren hekim sayısı 762 idi 2002&#039;de. Bugün bin 147 aile sağlığı merkezinde 4 bin 264 aile hekimimiz var.  İBB&#039;YE YÖNELİK OPERASYON  İstanbul için harcanması gereken kaynakların kimlere peşkeş çekildiği tek tek deşifre oluyor. Normalde haya duygusu olan birinin insan içine çıkmaması lazım. Ama bakıyorsunuz ana muhalefet genel başkanı sağa sola ahlak dersi veriyor. Yolsuzlukların peşine düşen yargı mensuplarına hakaret edip bakanlarımıza dil uzatıyor. Meyhane ağzı ile konuşmak siyaset yapmak değildir. İşittiklerimiz karşısında onun adına biz utanıyoruz.  &quot;KADINLARI RENCİDE EDİCİ HİÇBİR DURUM YOKTUR&quot;  Bir futbol kulübü bir farkındalık kampanyasına destek için bir pankart ile çıktı. Pankartta hakaret eleştiri yoktu. Kadınları rencide edecek hiçbir durum yoktu. Sadece çok önemli bir konuya dikkat çekme niyeti vardı. Ülkemizin kanayan yarası haline gelen soruna katkı sağlama amacı vardı. Kulübümüz doğru bir adım attı. Malum odaklar harekete geçti ve futbol kulübümüzü linç etti ve eleştiri oklarını bize yönelttiler. Çirkin ifadelerle ortalığı velveleye verenlere şunu soruyorum: Bakanlığımızın normal doğumu özendirmesi niçin sizi bu kadar rahatsız ediyor.  Veriler ortada, nüfus artış hızımızın doğurganlık hızımız ortada. Bizleri bekleyen tehditler ortada. Siz rahatsız oluyorsunuz diye tedbir almayalım mı. Doğurganlık oranının alarm verdiği bu dönemde bu hezeyanlara ayıracak vaktimiz yoktur. Bu bir var oluş tehdididir. Sapkın akımlarla milletimizin zehirlenmesine asla müsaade etmeyiz. Bu konudaki tavizsiz duruşumuza devam edeceğiz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q_TUcsE2BkO7566qYeWWqg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Normal, doğum, tartışması, Cumhurbaşkanı, Erdoğan:, Kadınları, rencide, edecek, hiçbir, durum, yok</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q_TUcsE2BkO7566qYeWWqg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="" yeni hastane in ettik><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sağlık alanında büyük bir dönüşüme imza attıklarını vurgulayarak, son 23 yılda sağlık hizmetlerinde bir devrim yaşandığını belirtti. Normal doğum tartışmalarına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kadınları rencide edecek hiçbir durum yok." dedi.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bağcılar Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin açılışında açıklamalarda bulundu.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son 23 yılda sağlık alanında büyük bir dönüşüme imza attık. Birçok ülkenin gelip incelediği modern bir sağlık alt yapısını ülkemize kazandırdık. Geride bıraktığımız 23 yılda sağlık hizmetlerinde bir devrim yaşandı. Ülkemiz genelinde 391 yeni hastane inşa ederek toplam hastane sayımızı bin 547'e çıkardık." dedi. </p><p>İBB'ye yönelik operasyona ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul için harcanması gereken kaynakların kimlere peşkeş çekildiği tek tek deşifre oluyor. Normalde haya duygusu olan birinin insan içine çıkmaması lazım." diye konuştu.</p><p>Normal doğum tartışmalarına ilişkin Erdoğan, "Bir futbol kulübü bir farkındalık kampanyasına destek için bir pankart ile çıktı. Pankartta hakaret eleştiri yoktu. Kadınları rencide edecek hiçbir durum yoktu. Sadece çok önemli bir konuya dikkat çekme niyeti vardı. Ülkemizin kanayan yarası haline gelen soruna katkı sağlama amacı vardı. Kulübümüz doğru bir adım attı. Malum odaklar harekete geçti ve futbol kulübümüzü linç etti ve eleştiri oklarını bize yönelttiler." dedi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8V96J12bOkiylDlthifhJQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bağcılar Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin açılışını yaptı">Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:  "Bu yıl 16 farklı branşta hizmet veren 100 sağlıklı hayat merkezini daha açacağız. Sağlıklı hayat akademisini 81 ilimizde başlattık. 2002'de İstanbul'daki kamu hastanelerin yatak 19 bin 715'ti. Bu yatakların büyük kısmı niteliksiz ve yetersizdi. Bu sayıtı 30 bin 726'ya yükselttik. Özel ve üniversite hastaneleri dahil toplam yatak sayısını 45 bin 481'e çıkardık. Planlama aşamasındaki 16 bin yatak kapasiteli 23 sağlık tesisini de yakın zamanda İstanbul'a kazandıracağız. 217 sağlık ocağında hizmet veren hekim sayısı 762 idi 2002'de. Bugün bin 147 aile sağlığı merkezinde 4 bin 264 aile hekimimiz var.  <strong>İBB'YE YÖNELİK OPERASYON</strong>  İstanbul için harcanması gereken kaynakların kimlere peşkeş çekildiği tek tek deşifre oluyor. Normalde haya duygusu olan birinin insan içine çıkmaması lazım. Ama bakıyorsunuz ana muhalefet genel başkanı sağa sola ahlak dersi veriyor. Yolsuzlukların peşine düşen yargı mensuplarına hakaret edip bakanlarımıza dil uzatıyor. Meyhane ağzı ile konuşmak siyaset yapmak değildir. İşittiklerimiz karşısında onun adına biz utanıyoruz.  <strong>"KADINLARI RENCİDE EDİCİ HİÇBİR DURUM YOKTUR"</strong>  Bir futbol kulübü bir farkındalık kampanyasına destek için bir pankart ile çıktı. Pankartta hakaret eleştiri yoktu. Kadınları rencide edecek hiçbir durum yoktu. Sadece çok önemli bir konuya dikkat çekme niyeti vardı. Ülkemizin kanayan yarası haline gelen soruna katkı sağlama amacı vardı. Kulübümüz doğru bir adım attı. Malum odaklar harekete geçti ve futbol kulübümüzü linç etti ve eleştiri oklarını bize yönelttiler. Çirkin ifadelerle ortalığı velveleye verenlere şunu soruyorum: Bakanlığımızın normal doğumu özendirmesi niçin sizi bu kadar rahatsız ediyor.  Veriler ortada, nüfus artış hızımızın doğurganlık hızımız ortada. Bizleri bekleyen tehditler ortada. Siz rahatsız oluyorsunuz diye tedbir almayalım mı. Doğurganlık oranının alarm verdiği bu dönemde bu hezeyanlara ayıracak vaktimiz yoktur. Bu bir var oluş tehdididir. Sapkın akımlarla milletimizin zehirlenmesine asla müsaade etmeyiz. Bu konudaki tavizsiz duruşumuza devam edeceğiz."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mehmet Öz&amp;apos;ün yemin töreninde torunu baygınlık geçirdi, Trump konuşmasını yarıda kesti</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mehmet-ozun-yemin-toereninde-torunu-bayginlik-gecirdi-trump-konusmasini-yarida-kesti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mehmet-ozun-yemin-toereninde-torunu-bayginlik-gecirdi-trump-konusmasini-yarida-kesti</guid>
<description><![CDATA[ ABD Başkanı Donald Trump’ın Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezi Direktörü olarak atadığı Türk Kalp Cerrahı Mehmet Öz Beyaz Saray’da yemin ederek görevine resmen başladı. Yemin töreni sırasında Öz&#039;ün torunu baygınlık geçirdi.Türk Kalp Cerrahı Mehmet Öz, Beyaz Saray’da düzenlenen yemin töreninin ardından ABD&#039;nin resmi Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezi (CMS) Direktörü oldu. Yemin töreninde konuşan Trump, federal fonlarını durdurduğu Harvard Üniversitesi’ne de atıfta bulundu. Trump konuşmasında, &quot;Dr. Öz, ülkemizin en yetenekli ve en sevilen tıp profesyonellerinden biri olarak bu göreve geliyor. Harvard Üniversitesi’nden mezun oldu. Ah, Harvard. Vay canına. Ne tesadüf. Harvard hakkında konuşalım mı&quot; ifadelerini kullandı.    Törene ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. da katıldı.     &quot;ONLARA GERÇEKTEN APTALSINIZ DİYECEĞİZ VE GERİ ÇEKİLECEĞİZ&quot;    Ukrayna’da ateşkes müzakereleriyle ilgili bir anlaşma sağlanacağı konusunda daha iyimser bir tablo çizen Trump, ABD’nin bu süreci ne zaman terk edebileceğiyle ilgili soruya şu yanıtı verdi: &quot;Belirli bir gün sayısı yok ama hızlı olsun istiyoruz, bunu halletmek istiyoruz. Eğer herhangi bir nedenle taraflardan biri süreci çok zorlaştırırsa, onlara ‘aptalsınız, gerçekten aptalsınız. Berbat insanlarsınız’ diyeceğiz ve biz de geri çekileceğiz. Ama umarım buna gerek kalmaz.&quot;    Trump, görüşmelere devam edebilmek için hangi ilerlemeyi görmek gerektiği sorusuna ise, &quot;Her iki tarafın da bunu bitirmek istemesi yönünde bir istek, bir heyecan görmem lazım&quot; dedi.     Görüşmelerin &quot;yakında&quot; netleşeceğini öngördüğünü vurgulayan Trump, &quot;Bunu başarma şansımızın gerçekten yüksek olduğunu düşünüyorum. Şu an her şey doruk noktasına ulaşıyor&quot; ifadelerini kullandı.    &quot;İRAN&#039;IN NÜKLEER SİLAH SAHİBİ OLMASINA KARŞIYIZ&quot;    ABD ile İran arasında bu hafta sonu yapılacak kritik ikinci tur görüşmeler öncesinde, İran’ın nükleer silah sahibi olmasına karşı olduğunu bir kez daha dile getiren Trump, &quot;İran’ın nükleer silah sahibi olmasını çok basitçe durdurmaktan yanayım. Onlar nükleer silaha sahip olamaz. Eğer sahip olurlarsa, çok mutsuz olursunuz. Gerçekten mutsuz olursunuz. İran’ın harika, refah içinde ve mükemmel bir ülke olmasını isterim&quot; şeklinde konuştu. ÖZ&#039;ÜN TORUNU BAYILDI, TRUMP KONUŞMASINI KESTİTrump konuşma yaparken Mehmet Öz&#039;ün salonda bulunan torunu baygınlık geçirdi.  Öz, hemen torununa müdahale ederken, ABD Başkanı Trump konuşmasını yarıda kesti ve basın mensuplarının dışarı çıkması istendi.  Beyaz Saray, daha sonra yaptığı açıklamada, küçük kızın kısa süreli baygınlık geçirdiğini ve durumunun iyi olduğunu belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xV-Z_1Sc4E-a0XEuSw8Pgw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mehmet, Özün, yemin, töreninde, torunu, baygınlık, geçirdi, Trump, konuşmasını, yarıda, kesti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xV-Z_1Sc4E-a0XEuSw8Pgw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mehmet Öz'ün torunu fenalaştı"><p>ABD Başkanı Donald Trump’ın Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezi Direktörü olarak atadığı Türk Kalp Cerrahı Mehmet Öz Beyaz Saray’da yemin ederek görevine resmen başladı. Yemin töreni sırasında Öz'ün torunu baygınlık geçirdi.</p><p>Türk Kalp Cerrahı Mehmet Öz, Beyaz Saray’da düzenlenen yemin töreninin ardından ABD'nin resmi Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezi (CMS) Direktörü oldu. </p><p>Yemin töreninde konuşan Trump, federal fonlarını durdurduğu Harvard Üniversitesi’ne de atıfta bulundu. </p><p>Trump konuşmasında, "Dr. Öz, ülkemizin en yetenekli ve en sevilen tıp profesyonellerinden biri olarak bu göreve geliyor. Harvard Üniversitesi’nden mezun oldu. Ah, Harvard. Vay canına. Ne tesadüf. Harvard hakkında konuşalım mı" ifadelerini kullandı.    Törene ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. da katıldı.     <strong>"ONLARA GERÇEKTEN APTALSINIZ DİYECEĞİZ VE GERİ ÇEKİLECEĞİZ"</strong>    Ukrayna’da ateşkes müzakereleriyle ilgili bir anlaşma sağlanacağı konusunda daha iyimser bir tablo çizen Trump, ABD’nin bu süreci ne zaman terk edebileceğiyle ilgili soruya şu yanıtı verdi: "Belirli bir gün sayısı yok ama hızlı olsun istiyoruz, bunu halletmek istiyoruz. Eğer herhangi bir nedenle taraflardan biri süreci çok zorlaştırırsa, onlara ‘aptalsınız, gerçekten aptalsınız. Berbat insanlarsınız’ diyeceğiz ve biz de geri çekileceğiz. Ama umarım buna gerek kalmaz."    Trump, görüşmelere devam edebilmek için hangi ilerlemeyi görmek gerektiği sorusuna ise, "Her iki tarafın da bunu bitirmek istemesi yönünde bir istek, bir heyecan görmem lazım" dedi.     Görüşmelerin "yakında" netleşeceğini öngördüğünü vurgulayan Trump, "Bunu başarma şansımızın gerçekten yüksek olduğunu düşünüyorum. Şu an her şey doruk noktasına ulaşıyor" ifadelerini kullandı.    <strong>"İRAN'IN NÜKLEER SİLAH SAHİBİ OLMASINA KARŞIYIZ"</strong>    ABD ile İran arasında bu hafta sonu yapılacak kritik ikinci tur görüşmeler öncesinde, İran’ın nükleer silah sahibi olmasına karşı olduğunu bir kez daha dile getiren Trump, "İran’ın nükleer silah sahibi olmasını çok basitçe durdurmaktan yanayım. Onlar nükleer silaha sahip olamaz. Eğer sahip olurlarsa, çok mutsuz olursunuz. Gerçekten mutsuz olursunuz. İran’ın harika, refah içinde ve mükemmel bir ülke olmasını isterim" şeklinde konuştu. </p><p><strong>ÖZ'ÜN TORUNU BAYILDI, TRUMP KONUŞMASINI KESTİ</strong></p><p>Trump konuşma yaparken Mehmet Öz'ün salonda bulunan torunu baygınlık geçirdi.  Öz, hemen torununa müdahale ederken, ABD Başkanı Trump konuşmasını yarıda kesti ve basın mensuplarının dışarı çıkması istendi.  Beyaz Saray, daha sonra yaptığı açıklamada, küçük kızın kısa süreli baygınlık geçirdiğini ve durumunun iyi olduğunu belirtti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gözlerinizi hemen kontrol edin: Karaciğer sağlığınız alarm veriyor olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/goezlerinizi-hemen-kontrol-edin-karaciger-sagliginiz-alarm-veriyor-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/goezlerinizi-hemen-kontrol-edin-karaciger-sagliginiz-alarm-veriyor-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğerinizin alarm verdiğini ilk gözleriniz söylüyor olabilir! Gözlerdeki küçük değişiklikler, ciddi karaciğer sorunlarının erken habercisi olabilir. İşte gözlerin anlattığı sağlık sırları.Gözlerde sarımsı renk değişikliği, karaciğer düzgün çalışmadığında bilirubin birikmesi nedeniyle sarılığın birincil göstergelerinden biridir. Gözlerin sararması (sarılık), karaciğer sorunlarının en bilinen belirtisidir.ŞİŞ GÖZLERÖzellikle sabahları göz çevresinde oluşan şişlik veya torbalanma, karaciğerin yavaş çalışmasından kaynaklanan sıvı tutulumunun belirtisi olabilir.Kanlı veya kırmızı gözler, karaciğer toksisitesiyle bağlantılı sistemik iltihabı yansıtabilir. Kronik karaciğer hastalıkları, gözün damarlarından tekrarlayan kanamaya ve kırmızı göze neden olabilen K vitamini bağımlı faktörlerin eksikliğinden kaynaklanan pıhtılaşma veya pıhtılaşma hastalıklarına neden olur.KURU VE KAŞINTILI GÖZLERKuru veya kaşıntılı gözler, genellikle kronik karaciğer rahatsızlıklarıyla ilişkilendirilen zayıf safra akışının işareti olabilir.Göz altındaki koyu halkalar genellikle uzun süreli karaciğer stresi veya toksin yüklenmesi olan kişilerde görülür. Benzer şekilde, bulanık görme veya görme bozuklukları, özellikle A ve E vitaminlerinde karaciğerle ilgili besin eksikliklerinden kaynaklanabilir.Kronik karaciğer hastalığı ve alkol kötüye kullanımında yaygın olan A vitamini eksikliği gece körlüğüne, kuru göze ve kornea hasarına neden olabilir. Metabolik ve kalıtsal karaciğer hastalıkları katarakta, retina değişikliklerine ve optik sinir hasarına yol açabilir. Hepatit C ve otoimmün hepatit gibi enfeksiyonlar kuru göz hastalığına, göz iltihabına veya hatta görme kaybına neden olabilir.Görünür belirtilerin ötesinde, yapay zeka araştırması artık insanlar tarafından algılanamayan ince retina değişikliklerinin karaciğer kanseri, siroz ve yağlı karaciğer hastalığının erken göstergeleri olarak hareket edebileceğini ortaya koyuyor.Göz görüntülemede hızla ilerleyen Remidio gibi şirketler, yapay zeka destekli göz muayenelerinin karaciğer hastalığı riskinin erken teşhisine nasıl yardımcı olabileceğini araştırıyor.
Gözlerdeki bu ince ancak önemli değişiklikler göz ardı edilmemelidir, çünkü bunlar vücudun karaciğer sıkıntısının erken uyarı işaretleri olabilir. Zamanında değerlendirme ve müdahale hem göz hem de karaciğer sağlığını korumada önemli bir rol oynayabilir. Yani bir dahaki sefere göz muayenesi olduğunuzda, bu sadece görmenizi değil, karaciğerinizi de koruyabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lZr2sWz1fkCKSuuSYu5ZqQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gözlerinizi, hemen, kontrol, edin:, Karaciğer, sağlığınız, alarm, veriyor, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lZr2sWz1fkCKSuuSYu5ZqQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gözlerinizi hemen kontrol edin: Karaciğer sağlığınız alarm veriyor olabilir"><p>Karaciğerinizin alarm verdiğini ilk gözleriniz söylüyor olabilir! Gözlerdeki küçük değişiklikler, ciddi karaciğer sorunlarının erken habercisi olabilir. İşte gözlerin anlattığı sağlık sırları.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7wJL9svv-EqkZ8XamI0mHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözlerde sarımsı renk değişikliği, karaciğer düzgün çalışmadığında bilirubin birikmesi nedeniyle sarılığın birincil göstergelerinden biridir. Gözlerin sararması (sarılık), karaciğer sorunlarının en bilinen belirtisidir.ŞİŞ GÖZLERÖzellikle sabahları göz çevresinde oluşan şişlik veya torbalanma, karaciğerin yavaş çalışmasından kaynaklanan sıvı tutulumunun belirtisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dTQ5ljyrFkmgx1Fg7z7Kow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanlı veya kırmızı gözler, karaciğer toksisitesiyle bağlantılı sistemik iltihabı yansıtabilir. Kronik karaciğer hastalıkları, gözün damarlarından tekrarlayan kanamaya ve kırmızı göze neden olabilen K vitamini bağımlı faktörlerin eksikliğinden kaynaklanan pıhtılaşma veya pıhtılaşma hastalıklarına neden olur.KURU VE KAŞINTILI GÖZLERKuru veya kaşıntılı gözler, genellikle kronik karaciğer rahatsızlıklarıyla ilişkilendirilen zayıf safra akışının işareti olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UnX1eek_VUuxNqOLVgKBRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz altındaki koyu halkalar genellikle uzun süreli karaciğer stresi veya toksin yüklenmesi olan kişilerde görülür. Benzer şekilde, bulanık görme veya görme bozuklukları, özellikle A ve E vitaminlerinde karaciğerle ilgili besin eksikliklerinden kaynaklanabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x73J6KsJtkyqu0FxlEwNoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik karaciğer hastalığı ve alkol kötüye kullanımında yaygın olan A vitamini eksikliği gece körlüğüne, kuru göze ve kornea hasarına neden olabilir. Metabolik ve kalıtsal karaciğer hastalıkları katarakta, retina değişikliklerine ve optik sinir hasarına yol açabilir. Hepatit C ve otoimmün hepatit gibi enfeksiyonlar kuru göz hastalığına, göz iltihabına veya hatta görme kaybına neden olabilir.Görünür belirtilerin ötesinde, yapay zeka araştırması artık insanlar tarafından algılanamayan ince retina değişikliklerinin karaciğer kanseri, siroz ve yağlı karaciğer hastalığının erken göstergeleri olarak hareket edebileceğini ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WKZ0wF6jtkSuMqKua3PFFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz görüntülemede hızla ilerleyen Remidio gibi şirketler, yapay zeka destekli göz muayenelerinin karaciğer hastalığı riskinin erken teşhisine nasıl yardımcı olabileceğini araştırıyor.
Gözlerdeki bu ince ancak önemli değişiklikler göz ardı edilmemelidir, çünkü bunlar vücudun karaciğer sıkıntısının erken uyarı işaretleri olabilir. Zamanında değerlendirme ve müdahale hem göz hem de karaciğer sağlığını korumada önemli bir rol oynayabilir. Yani bir dahaki sefere göz muayenesi olduğunuzda, bu sadece görmenizi değil, karaciğerinizi de koruyabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kanser belirti vermeden yayılabilir mi? Sessizce gelişen 5 ölümcül kanser</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kanser-belirti-vermeden-yayilabilir-mi-sessizce-gelisen-5-oelumcul-kanser</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kanser-belirti-vermeden-yayilabilir-mi-sessizce-gelisen-5-oelumcul-kanser</guid>
<description><![CDATA[ Yumurtalık, rahim ağzı, testis, böbrek ve akciğer kanserleri de dahil olmak üzere birçok kanser türü genellikle erken belirtiler göstermez ve bu da geç evre tanılarına yol açar. Yumurtalık kanserinin belirsiz belirtileri kolayca yanlış anlaşılabilirken, rahim ağzı kanseri yalnızca ilerlemiş olduğunda fark edilebilir belirtiler gösterebilir. Genç erkeklerde yaygın olan testis kanseri agresif olabilir.Bazı yıkıcı kanser türlerinin belirtileri çok geç ortaya çıkar. Hastalar geç evre kanser tanısıyla şokta kalır ve çaresiz kalırlar, çünkü bunu hiç tahmin edemezler.
Erken evrelerinde asemptomatik kabul edilen bir dizi kanser vardır. Küçük, önemsiz tümörler genellikle kendi kendine muayene veya belirli görüntüleme testleri sırasında fark edilmez. Belirtiler yalnızca kanserli tümör veya kitle yakındaki organları, dokuları veya sinirleri kurcalayacak kadar büyüdüğünde ortaya çıkmaya başlar.
Prostat kanseri gibi bazı kanserlerde, tümör büyümesi erken teşhis edilemeyecek kadar yavaştır. İleri yaş, aile geçmişi, kendi tıbbi geçmişi gibi kanser için yüksek risk faktörleri olan kişilerin belirli ölümcül kanserler için düzenli tarama yaptırmaları önerilir.Genellikle belirsiz olması ve diğer hastalıkların semptomlarıyla karıştırılması nedeniyle kadınlar için en önemli sessiz katillerden biridir, etkili bir şekilde tedavi edilebileceği erken evrelerde teşhis edilmesi zor olabilir. Sindirim sorunları, pelvik rahatsızlık veya iştahta değişiklikler, insanların diğer sağlık sorunlarıyla karıştırabileceği erken semptomlardan bazılarıdır. Sessizce yayılmasının nedenlerinden biri de konumudur.Nature Communications&#039;da yayınlanan bir çalışma, yüksek dereceli seröz over karsinomlarında (HGSOC) bulunan genetik değişikliklerin çoğunun yumurtalıklar yerine fallop tüplerinde yıllar önce ortaya çıkabileceğini ve bu nedenle tespit edilmesini zorlaştırabileceğini ortaya koymaktadır.İnsanların ileri evrede keşfettiği bir diğer asemptomatik kanser ise rahim ağzı kanseridir. Kadınlarda dördüncü en yaygın kanser olmasına rağmen, erken semptomları kolayca tespit edilemez. Daha uzun veya daha ağır adet kanaması, pelvik ağrı veya menopozdan sonra vajinal kanama fark edilebilecek değişikliklerden bazılarıdır. Semptomlar genellikle hastalık ilerlediğinde ortaya çıkar.Rahim ağzı kanserinin sessiz bir katil olduğuna dair klasik bir örnekte, Journal of Cancer Research and Therapeutics&#039;te yayınlanan bir vaka çalışması, vajinal kanama veya akıntı gibi tipik belirtiler göstermeyen nadir bir evre IV rahim ağzı kanseri vakasını ayrıntılarıyla anlatıyor. Hastada sadece beş gün boyunca karın ağrısı ve sık idrara çıkma vardı.Düzenli tarama ve HPV aşısı, erken teşhis ve kötüleşmeyi önlemek için önemlidir.15 ila 35 yaş grubundaki erkekleri etkileyen en yaygın kanser, sinsi yapısı nedeniyle son derece tehlikeli olabilir. Bir veya her iki testisin dokularında ağrısız bir yumru gelişebilir veya şişlik görülebilir. Bazı erkekler skrotumda ağırlık, ağrı veya rahatsızlık hissedebilir.Testis kanseri semptomlarını gözden kaçırmak kolaydır ve bu, yıllar içinde sessiz ilerlemesine yol açabilir. Bazı testis kanserleri de agresif olabilir ve gençleri - ergenliğin son dönemlerini veya 20&#039;li veya 30&#039;lu yaşlardaki erkekleri - etkileyebilir. Bunlara non-seminom tümörler denir. Öte yandan seminomlar 40&#039;lı ve 50&#039;li yaşlardaki kişilerde görülen yavaş tümörlerdir.Genellikle sessiz katil olarak adlandırılan böbrek kanseri, erken evrelerinde nadiren semptomlara neden olduğu için yıllarca fark edilmeden büyüyebilir. İdrarda kan, sürekli sırt veya yan ağrısı veya açıklanamayan bir yumru gibi belirtiler ortaya çıktığında, bunlar genellikle daha az ciddi sorunlarla karıştırılır. Bu gecikmiş tespit, ileri bir evrede tanıya yol açabilir.
Böbrek kanseri 50 yaş üstü kişilerde daha yaygındır, ancak sigara içme, obezite ve yüksek tansiyon gibi yaşam tarzı faktörleri riski artırabilir. Özellikle yüksek riskli bireyler için düzenli kontroller ve görüntüleme, erken teşhis için anahtardır.Amerikan Akciğer Derneği&#039;ne göre akciğer kanseri olan kişilerde erken evrelerde semptomlar olmayabilir çünkü akciğerlerde çok az sinir ucu vardır ve tümör ağrı veya rahatsızlığa neden olmadan büyüyebilir.
Akciğer kanseri durumunda, semptomların başlangıcından sonra bile birçok kişi zatürre, alerji veya soğuk algınlığı gibi teşhisler alabilir. Öksürük kendi kendine geçmezse, seste kalıcı kısıklık, alışılmadık yorgunluk, açıklanamayan kilo kaybı, kan tükürme veya solunum yolu enfeksiyonları varsa, bu akciğer kanserine işaret edebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PGC0o1km4UW2-4kJ7WvgAA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 12:35:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kanser, belirti, vermeden, yayılabilir, mi, Sessizce, gelişen, ölümcül, kanser</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PGC0o1km4UW2-4kJ7WvgAA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kanser belirti vermeden yayılabilir mi? Sessizce gelişen 5 ölümcül kanser"><p>Yumurtalık, rahim ağzı, testis, böbrek ve akciğer kanserleri de dahil olmak üzere birçok kanser türü genellikle erken belirtiler göstermez ve bu da geç evre tanılarına yol açar. Yumurtalık kanserinin belirsiz belirtileri kolayca yanlış anlaşılabilirken, rahim ağzı kanseri yalnızca ilerlemiş olduğunda fark edilebilir belirtiler gösterebilir. Genç erkeklerde yaygın olan testis kanseri agresif olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OVYe5zJch0y-zlpCHmrTWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı yıkıcı kanser türlerinin belirtileri çok geç ortaya çıkar. Hastalar geç evre kanser tanısıyla şokta kalır ve çaresiz kalırlar, çünkü bunu hiç tahmin edemezler.
Erken evrelerinde asemptomatik kabul edilen bir dizi kanser vardır. Küçük, önemsiz tümörler genellikle kendi kendine muayene veya belirli görüntüleme testleri sırasında fark edilmez. Belirtiler yalnızca kanserli tümör veya kitle yakındaki organları, dokuları veya sinirleri kurcalayacak kadar büyüdüğünde ortaya çıkmaya başlar.
Prostat kanseri gibi bazı kanserlerde, tümör büyümesi erken teşhis edilemeyecek kadar yavaştır. İleri yaş, aile geçmişi, kendi tıbbi geçmişi gibi kanser için yüksek risk faktörleri olan kişilerin belirli ölümcül kanserler için düzenli tarama yaptırmaları önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vTeGxIf5rUamC3Kavd86vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle belirsiz olması ve diğer hastalıkların semptomlarıyla karıştırılması nedeniyle kadınlar için en önemli sessiz katillerden biridir, etkili bir şekilde tedavi edilebileceği erken evrelerde teşhis edilmesi zor olabilir. Sindirim sorunları, pelvik rahatsızlık veya iştahta değişiklikler, insanların diğer sağlık sorunlarıyla karıştırabileceği erken semptomlardan bazılarıdır. Sessizce yayılmasının nedenlerinden biri de konumudur.Nature Communications'da yayınlanan bir çalışma, yüksek dereceli seröz over karsinomlarında (HGSOC) bulunan genetik değişikliklerin çoğunun yumurtalıklar yerine fallop tüplerinde yıllar önce ortaya çıkabileceğini ve bu nedenle tespit edilmesini zorlaştırabileceğini ortaya koymaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yGCYkpoDdkecf9ZjSeAlVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsanların ileri evrede keşfettiği bir diğer asemptomatik kanser ise rahim ağzı kanseridir. Kadınlarda dördüncü en yaygın kanser olmasına rağmen, erken semptomları kolayca tespit edilemez. Daha uzun veya daha ağır adet kanaması, pelvik ağrı veya menopozdan sonra vajinal kanama fark edilebilecek değişikliklerden bazılarıdır. Semptomlar genellikle hastalık ilerlediğinde ortaya çıkar.Rahim ağzı kanserinin sessiz bir katil olduğuna dair klasik bir örnekte, Journal of Cancer Research and Therapeutics'te yayınlanan bir vaka çalışması, vajinal kanama veya akıntı gibi tipik belirtiler göstermeyen nadir bir evre IV rahim ağzı kanseri vakasını ayrıntılarıyla anlatıyor. Hastada sadece beş gün boyunca karın ağrısı ve sık idrara çıkma vardı.Düzenli tarama ve HPV aşısı, erken teşhis ve kötüleşmeyi önlemek için önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oTsxlJWp9USbjH1cv-hVMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>15 ila 35 yaş grubundaki erkekleri etkileyen en yaygın kanser, sinsi yapısı nedeniyle son derece tehlikeli olabilir. Bir veya her iki testisin dokularında ağrısız bir yumru gelişebilir veya şişlik görülebilir. Bazı erkekler skrotumda ağırlık, ağrı veya rahatsızlık hissedebilir.Testis kanseri semptomlarını gözden kaçırmak kolaydır ve bu, yıllar içinde sessiz ilerlemesine yol açabilir. Bazı testis kanserleri de agresif olabilir ve gençleri - ergenliğin son dönemlerini veya 20'li veya 30'lu yaşlardaki erkekleri - etkileyebilir. Bunlara non-seminom tümörler denir. Öte yandan seminomlar 40'lı ve 50'li yaşlardaki kişilerde görülen yavaş tümörlerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yzKXs0VJPEOFCkKGgB3AIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle sessiz katil olarak adlandırılan böbrek kanseri, erken evrelerinde nadiren semptomlara neden olduğu için yıllarca fark edilmeden büyüyebilir. İdrarda kan, sürekli sırt veya yan ağrısı veya açıklanamayan bir yumru gibi belirtiler ortaya çıktığında, bunlar genellikle daha az ciddi sorunlarla karıştırılır. Bu gecikmiş tespit, ileri bir evrede tanıya yol açabilir.
Böbrek kanseri 50 yaş üstü kişilerde daha yaygındır, ancak sigara içme, obezite ve yüksek tansiyon gibi yaşam tarzı faktörleri riski artırabilir. Özellikle yüksek riskli bireyler için düzenli kontroller ve görüntüleme, erken teşhis için anahtardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Q7Lr--WFE-NuZHRiaXWXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikan Akciğer Derneği'ne göre akciğer kanseri olan kişilerde erken evrelerde semptomlar olmayabilir çünkü akciğerlerde çok az sinir ucu vardır ve tümör ağrı veya rahatsızlığa neden olmadan büyüyebilir.
Akciğer kanseri durumunda, semptomların başlangıcından sonra bile birçok kişi zatürre, alerji veya soğuk algınlığı gibi teşhisler alabilir. Öksürük kendi kendine geçmezse, seste kalıcı kısıklık, alışılmadık yorgunluk, açıklanamayan kilo kaybı, kan tükürme veya solunum yolu enfeksiyonları varsa, bu akciğer kanserine işaret edebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>8 yaşındaki İrem hayatını kaybetti: Okulda menenjit alarmı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/8-yasindaki-irem-hayatini-kaybetti-okulda-menenjit-alarmi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/8-yasindaki-irem-hayatini-kaybetti-okulda-menenjit-alarmi</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli&#039;de rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan ilkokul öğrencisi İrem Aslan hayatını kaybetti. İrem&#039;in ölüm nedeninin menenjit olabileceği iddialar üzerine birçok veli çocuklarını okula göndermedi.Kocaeli&#039;nin Derince ilçesindeki Bekir Sıtkı Özer İlkokulu&#039;nda öğrenim gören 8 yaşındaki İrem Aslan, rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Küçük kızın menenjit hastalığına yakalandığı öne sürüldü. Hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen İrem kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.   İrem&#039;in vefat haberinin ardından, hastalıkla ilgili iddialar okul çevresinde oluşturdu. Bazı veliler, tedbir amaçlı çocuklarını okula göndermedi. Okul sıraları boş kalırken, bahçede sessizlik hakimdi.  Minik kızın cenazesi, bugün ikindi namazına müteakip Sopalı Çiftliği Cami&#039;de kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QuMHu8dli0CmVhr1FUi6gQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, İrem, hayatını, kaybetti:, Okulda, menenjit, alarmı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QuMHu8dli0CmVhr1FUi6gQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Küçük İrem menenjitten mi öldü?"><p>Kocaeli'de rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan ilkokul öğrencisi İrem Aslan hayatını kaybetti. İrem'in ölüm nedeninin menenjit olabileceği iddialar üzerine birçok veli çocuklarını okula göndermedi.</p>Kocaeli'nin Derince ilçesindeki Bekir Sıtkı Özer İlkokulu'nda öğrenim gören 8 yaşındaki İrem Aslan, rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Küçük kızın menenjit hastalığına yakalandığı öne sürüldü. Hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen İrem kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.   İrem'in vefat haberinin ardından, hastalıkla ilgili iddialar okul çevresinde oluşturdu. Bazı veliler, tedbir amaçlı çocuklarını okula göndermedi. Okul sıraları boş kalırken, bahçede sessizlik hakimdi.  Minik kızın cenazesi, bugün ikindi namazına müteakip Sopalı Çiftliği Cami'de kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Menenjit nedir, belirtileri neler? Menenjit bulaşma yolları</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/menenjit-nedir-belirtileri-neler-menenjit-bulasma-yollari</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/menenjit-nedir-belirtileri-neler-menenjit-bulasma-yollari</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada her yıl yaklaşık 2,5 milyondan fazla kişi menenjitten etkileniyor. Bununla birlikte Menenjit, aşı yoluyla büyük oranda önlenebiliyor. Beyin ve omuriliği çevreleyen meninks adındaki zarın iltihaplanması olan Menenjit, her yaşta ortaya çıkabilen ve hızla ilerleyip, 24 saat içinde ölüme yol açabilen bir hastalık. Peki, menenjit nedir? Menenjit belirtileri neler?Beyin ve spinal kordu çevreleyen pia ve araknoid zarın  infeksiyoz ve noninfeksiyoz nedenJerle gelisen akut ya da kronik inflamasyonuna menenjit denir. Menenjit, hemen her yaş grubunda görülebilen ciddi bir enfeksiyondur Akut bakteriyel menenjit (ABM) yuksek oranda mortaliteye neden olabilen ciddi bir infeksiyon hastalığıdır. Menenjit olusturan etkenler; bakteriler, virüsler, mantarlar, spiroketler, riketsiyalar,protozoa, helmintler ve diger etkenler olabilir. Streptoccocus pneumoniae, Neisseria meningitidis ve Haemophilus influanzae akut bakteriyel menenjitin %80-85’inden sorumlu bakterilerdir.Meningokok infeksiyonlarında tek rezervuar insandır. Meningokok menenjitinde bulaş, enfekte kişinin burun ya da boğazından direk temas ya da damlacık yolu ile gercekleşmektedir.Meningokok menenjitini diğer bakteriyel menenjitlerden ayırt eden tek başına bir bulgu yoktur. Meningokok menenjiti olguları da diğer bakteriyel menenjit etkenlerine benzer şekilde ateş ile birlikte, bulantı, kusma, irritabilite, baş ağrısı, konfuzyon, ense sertliği gibi semptom ya da bulgular ile başvurmaktadır. Meningokok menenjitinde tipik başvuru semptomları ani başlayan ateş, bulantı, kusma, başağrısı, bilinc değişiklikleri ve miyalji olarak tanımlanmıştır. Meningokokkal menejitli hastalann sistemik muayenelerinde purpura ve petesial dokuntulerin gorulmesi taruya yardımcıdır.Büyük cocuklarda en sık bulgular ateş, baş ağrısı, fotofobi, bulantı, kusma, konfuzyon, letarji ve bilinç değişiklikleridir. Sut cocukluğu doneminde en sık bulgular ise ateş, hipotermi, letarji, solunum sıkıntısı, sarılık, beslenme gucluğu, fışkırır tarzda kusma, ishal, konvulziyon, irritabilite ve/veya fontanel bombeliği olarak belirtilmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8EuRrMZg_USMcoF_jd_rIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Menenjit, nedir, belirtileri, neler, Menenjit, bulaşma, yolları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8EuRrMZg_USMcoF_jd_rIA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Menenjit nedir, belirtileri neler? Menenjit bulaşma yolları"><p>Dünyada her yıl yaklaşık 2,5 milyondan fazla kişi menenjitten etkileniyor. Bununla birlikte Menenjit, aşı yoluyla büyük oranda önlenebiliyor. Beyin ve omuriliği çevreleyen meninks adındaki zarın iltihaplanması olan Menenjit, her yaşta ortaya çıkabilen ve hızla ilerleyip, 24 saat içinde ölüme yol açabilen bir hastalık. Peki, menenjit nedir? Menenjit belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0FL6WSAtF0yalzfqUeF8kg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin ve spinal kordu çevreleyen pia ve araknoid zarın  infeksiyoz ve noninfeksiyoz nedenJerle gelisen akut ya da kronik inflamasyonuna menenjit denir. Menenjit, hemen her yaş grubunda görülebilen ciddi bir enfeksiyondur Akut bakteriyel menenjit (ABM) yuksek oranda mortaliteye neden olabilen ciddi bir infeksiyon hastalığıdır. Menenjit olusturan etkenler; bakteriler, virüsler, mantarlar, spiroketler, riketsiyalar,protozoa, helmintler ve diger etkenler olabilir. Streptoccocus pneumoniae, Neisseria meningitidis ve Haemophilus influanzae akut bakteriyel menenjitin %80-85’inden sorumlu bakterilerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ESXADxZrgk-FEi_H4522Lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meningokok infeksiyonlarında tek rezervuar insandır. Meningokok menenjitinde bulaş, enfekte kişinin burun ya da boğazından direk temas ya da damlacık yolu ile gercekleşmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j3HOZy-l6ECQfh0EuzWBug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meningokok menenjitini diğer bakteriyel menenjitlerden ayırt eden tek başına bir bulgu yoktur. Meningokok menenjiti olguları da diğer bakteriyel menenjit etkenlerine benzer şekilde ateş ile birlikte, bulantı, kusma, irritabilite, baş ağrısı, konfuzyon, ense sertliği gibi semptom ya da bulgular ile başvurmaktadır. Meningokok menenjitinde tipik başvuru semptomları ani başlayan ateş, bulantı, kusma, başağrısı, bilinc değişiklikleri ve miyalji olarak tanımlanmıştır. Meningokokkal menejitli hastalann sistemik muayenelerinde purpura ve petesial dokuntulerin gorulmesi taruya yardımcıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tDkljVOX4EetSoJEiLqdPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büyük cocuklarda en sık bulgular ateş, baş ağrısı, fotofobi, bulantı, kusma, konfuzyon, letarji ve bilinç değişiklikleridir. Sut cocukluğu doneminde en sık bulgular ise ateş, hipotermi, letarji, solunum sıkıntısı, sarılık, beslenme gucluğu, fışkırır tarzda kusma, ishal, konvulziyon, irritabilite ve/veya fontanel bombeliği olarak belirtilmektedir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları açıkladı: Sağlıklı yaşlanma üzerinde etkisi büyük</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-saglikli-yaslanma-uzerinde-etkisi-buyuk</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-saglikli-yaslanma-uzerinde-etkisi-buyuk</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, beslenme alışkanlıklarının sağlıklı yaşlanma üzerinde büyük etkiye sahip olduğunu açıkladı.Son yıllarda yapılan araştırmalar uyku düzeni, egzersiz alışkanlıkları ve beslenme gibi yaşam tarzı faktörlerinin sağlıklı yaşlanma sürecini etkileyebileceğini ortaya koydu.Harvard Üniversitesi&#039;nden epidemiyolog Frank Hu’nun başkanlık ettiği 30 yıllık bir çalışmada, beslenme alışkanlıkları ile sağlıklı yaşlanma arasındaki ilişki incelenirken bu çalışma, özellikle orta yaşta farklı beslenme düzenlerinin sağlıklı yaşlanma üzerindeki etkilerini inceleyen ilk çalışmalardan biri olarak kaydedildi.Hu, daha önceki araştırmaların genellikle beslenme düzenlerini belirli hastalıklar veya yaşam süresiyle ilişkilendirdiğini belirtirken, bu çalışmanın daha geniş bir perspektife sahip olduğunu ifade etti.Çalışma, 39-69 yaş arasındaki 105 bin kişiden elde edilen verilerle, beslenme biçiminin yaşlanma sürecinde bağımsız yaşam ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini araştırmaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cCjrNizkLEiRo_x9kz9eeA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, açıkladı:, Sağlıklı, yaşlanma, üzerinde, etkisi, büyük</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cCjrNizkLEiRo_x9kz9eeA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim insanları açıkladı: Sağlıklı yaşlanma üzerinde etkisi büyük"><p>Bilim insanları, beslenme alışkanlıklarının sağlıklı yaşlanma üzerinde büyük etkiye sahip olduğunu açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d52Nz_a4iEmfqATSzqPneA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda yapılan araştırmalar uyku düzeni, egzersiz alışkanlıkları ve beslenme gibi yaşam tarzı faktörlerinin sağlıklı yaşlanma sürecini etkileyebileceğini ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Qc0q44haUGNGiDsKY3V6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harvard Üniversitesi'nden epidemiyolog Frank Hu’nun başkanlık ettiği 30 yıllık bir çalışmada, beslenme alışkanlıkları ile sağlıklı yaşlanma arasındaki ilişki incelenirken bu çalışma, özellikle orta yaşta farklı beslenme düzenlerinin sağlıklı yaşlanma üzerindeki etkilerini inceleyen ilk çalışmalardan biri olarak kaydedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LMf6QocjLk64aSxnECLCew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hu, daha önceki araştırmaların genellikle beslenme düzenlerini belirli hastalıklar veya yaşam süresiyle ilişkilendirdiğini belirtirken, bu çalışmanın daha geniş bir perspektife sahip olduğunu ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6WMqY2hVDUGY1rsfD0FsnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışma, 39-69 yaş arasındaki 105 bin kişiden elde edilen verilerle, beslenme biçiminin yaşlanma sürecinde bağımsız yaşam ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini araştırmaktadır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kasapların kıyma oyunu: İnsan sağlığını tehlikeye atıyor (Hileli kıyma nasıl anlaşılır?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kasaplarin-kiyma-oyunu-insan-sagligini-tehlikeye-atiyor-hileli-kiyma-nasil-anlasilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kasaplarin-kiyma-oyunu-insan-sagligini-tehlikeye-atiyor-hileli-kiyma-nasil-anlasilir</guid>
<description><![CDATA[ Günlük hayatta sıkça tüketilen gıda türlerinin başında gelen kıymanın içerisinde genellikle dana, koyun, kuzu eti bulunuyor. Uzmanlar, yüzde yüz et olduğu ifade edilen kıymanın satın alınırken makineden çekildiği görülerek alınmasını tavsiye ederken. Bazı kasapların kıyma oyunu hayretler içerisinde bırakıyor.Tarım ve Orman Bakanlığı taklit, tağşiş gıdaları satan firmalara yönelik denetimlerini sürdürüyor. Bakanlık tarafından kurallara uygun olarak müşterilere satılmayan ürünleri, listeliyor. Et ve et ürünlerinde en çok mağduriyet yaşananların başında ise kıyma geliyor. Kıymanın içerisinde sakatat, tavuk eti, at ve eşek eti gibi bozulması durumunda insan sağlığını tehlikeye atacak gıda çeşitleri kıymaya ekleniyor. İşte, hileli kıymayı en kolay anlamının yoluÖzellikle Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan denetimlerde son zamanlarda mutfaklarda sıkça kullanılan kıymada gıda sahteciliği sıkça yaşanıyor.Gıda sektöründe “tağşiş” olarak ifade edilen bu yöntemle kıyma fiyatları düşürülürken insan sağlığıyla oynanıyor.Kıymanın içerisinde kolay ulaşılabilen iç yağ veya et türevi şeyler eklenirken maliyet düşürülüyor. Bu kıyma çeşitleri ise indirim adı altında müşterilere satılıyor.Tavuk, hindi derisi, kanat ucu, boyun, kemik zarı, damar, sinir, kan pıhtısı ve kas gibi ürünleri içeren kıymayı anlamının en kolay yolu kolay yoğrulması veya fazla yağ bırakması olarak dikkat çekiyor.
Rengi soluk ve birbirinden çok düzensiz görülen kıymalar, farklı et türlerinin birleşimiyle çekilmiş olabilir. Dana, kuzu, koyun gibi tek üründen çekilen kıyma daha zor bozuluyor.Karışık kıymalardan oluşan kıyma ise daha hızlı bozulma eğilimine girerken dolapta kısa sürede renk değişikliği gösteriyor.Uzmanlar bu konuda tüketicilere en önemli tavsiyesi ise kasaptan eti görüp makineden çekilerek kıyma alınması. Alternatif olarak ise vatandaşlar,  kıyma alırken güvendikleri işletmeleri veya birden fazla yerde işletmesi bulunan yerleri tercih etmeli. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/urVlK1apVESn0B04f40UgQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kasapların, kıyma, oyunu:, İnsan, sağlığını, tehlikeye, atıyor, Hileli, kıyma, nasıl, anlaşılır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/urVlK1apVESn0B04f40UgQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kasapların kıyma oyunu: İnsan sağlığını tehlikeye atıyor"><p>Günlük hayatta sıkça tüketilen gıda türlerinin başında gelen kıymanın içerisinde genellikle dana, koyun, kuzu eti bulunuyor. Uzmanlar, yüzde yüz et olduğu ifade edilen kıymanın satın alınırken makineden çekildiği görülerek alınmasını tavsiye ederken. Bazı kasapların kıyma oyunu hayretler içerisinde bırakıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RSs27FVPRkeuCTRMD3z-ew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarım ve Orman Bakanlığı taklit, tağşiş gıdaları satan firmalara yönelik denetimlerini sürdürüyor. Bakanlık tarafından kurallara uygun olarak müşterilere satılmayan ürünleri, listeliyor. Et ve et ürünlerinde en çok mağduriyet yaşananların başında ise kıyma geliyor. Kıymanın içerisinde sakatat, tavuk eti, at ve eşek eti gibi bozulması durumunda insan sağlığını tehlikeye atacak gıda çeşitleri kıymaya ekleniyor. İşte, hileli kıymayı en kolay anlamının yolu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SWODpX3QLkafvYvNkDi6vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan denetimlerde son zamanlarda mutfaklarda sıkça kullanılan kıymada gıda sahteciliği sıkça yaşanıyor.Gıda sektöründe “tağşiş” olarak ifade edilen bu yöntemle kıyma fiyatları düşürülürken insan sağlığıyla oynanıyor.Kıymanın içerisinde kolay ulaşılabilen iç yağ veya et türevi şeyler eklenirken maliyet düşürülüyor. Bu kıyma çeşitleri ise indirim adı altında müşterilere satılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KO7EJjeBokusdlzsMlTRfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tavuk, hindi derisi, kanat ucu, boyun, kemik zarı, damar, sinir, kan pıhtısı ve kas gibi ürünleri içeren kıymayı anlamının en kolay yolu kolay yoğrulması veya fazla yağ bırakması olarak dikkat çekiyor.
Rengi soluk ve birbirinden çok düzensiz görülen kıymalar, farklı et türlerinin birleşimiyle çekilmiş olabilir. Dana, kuzu, koyun gibi tek üründen çekilen kıyma daha zor bozuluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R5nAsS1OJEm0lqeodbSA3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karışık kıymalardan oluşan kıyma ise daha hızlı bozulma eğilimine girerken dolapta kısa sürede renk değişikliği gösteriyor.Uzmanlar bu konuda tüketicilere en önemli tavsiyesi ise kasaptan eti görüp makineden çekilerek kıyma alınması. Alternatif olarak ise vatandaşlar,  kıyma alırken güvendikleri işletmeleri veya birden fazla yerde işletmesi bulunan yerleri tercih etmeli.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Trump zeka testinden geçti</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/trump-zeka-testinden-gecti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/trump-zeka-testinden-gecti</guid>
<description><![CDATA[ ABD Başkanı Trump, ikinci döneminin ilk sağlık muayenesini oldu. Muayenede bilişsel test de vardı. Trump, &quot;Bütün cevapları doğru bildiğim dışında size ne söyleyeceğimi bilmiyorum&quot; dedi. (Haber: Derya Doğan)ABD Başkanı Donald Trump, Walter Reed Ulusal Askeri Tıp Merkezi&#039;nde dört saatlik bir muayeneye girdi. Trump, mevcut başkanlık döneminin ilk tıbbi muayenesinin sonunda bilişsel testi geçtiğini söyledi.Başkan&#039;ın sağlığına ilişkin son ayrıntılı rapor 2018 yılında yayınlanmıştı.  New York Times, ABD seçimlerinden önce Trump&#039;ın yaşındaki insanların ciddi sağlık sorunları olabileceği için yeni bilgi eksikliğinin tıp uzmanlarını endişelendirdiğini yazmıştı.Uzmanlar bunların arasında kalp hastalığı riskini ve yaşla birlikte gelen bilişsel gerilemeyi saydı.&quot;BÜTÜN CEVAPLARI DOĞRU BİLDİM&quot;Trump, dün ikinci döneminin ilk sağlık muayenesini oldu. Gazetecilere yaptığı açıklamada, yapılan testler arasında bilişsel muayenenin de bulunduğunu ve doktorlarının önümüzdeki günlerde sonuçlarla ilgili bir rapor sunacağını söyledi.Trump, “Bilişsel bir teste girdim. Bütün cevapları doğru bildiğim dışında size ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Kalple ilgili, başka şeylerle ilgili pek çok farklı test yaptırdım” dedi.ABC News&#039;in haberine göre Beyaz Saray Basın Sekreteri Caroline Leavitt, son fiziksel testin sonuçlarının mümkün olan en kısa sürede açıklanacağını söyledi.ABD BAŞKANLARI SAĞLIK SORUNLARINI SAKLIYORABD&#039;de başkanlar tıbbi kayıtlarını açıklamak zorunda değil. Sağlık sorunlarını gizlemek konusunda da uzun bir geçmişileri var.Son yıllarda sağlık bilgileri konusunda pek de açık sözlü olmayan 78 yaşındaki Trump, görevde ikinci dönemine başlayan en yaşlı başkan. Selefi Joe Biden, ilk dönemine aynı yaşta başlamış ve görevdeyken gözle görülür bir şekilde yavaşlamıştı.Trump&#039;ın 2018&#039;deki ilk Beyaz Saray muayenesinin bir parçası da bilişsel testti. Trump daha sonra bu testte nasıl “başarılı” olduğunu anlatmıştı.Test, Biden&#039;ın 2024 muayenesinin ise bir parçası değildi. Biden geçen yaz Trump&#039;la yaptığı münazarada zorlanmış ve nihayetinde başkanlık yarışından çekilmişti.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eSg9OFrFAk6uk7QoSOQUcA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trump, zeka, testinden, geçti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eSg9OFrFAk6uk7QoSOQUcA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Trump zeka testinden geçti"><p>ABD Başkanı Trump, ikinci döneminin ilk sağlık muayenesini oldu. Muayenede bilişsel test de vardı. Trump, "Bütün cevapları doğru bildiğim dışında size ne söyleyeceğimi bilmiyorum" dedi. (Haber: Derya Doğan)</p><p>ABD Başkanı Donald Trump, Walter Reed Ulusal Askeri Tıp Merkezi'nde dört saatlik bir muayeneye girdi. Trump, mevcut başkanlık döneminin ilk tıbbi muayenesinin sonunda bilişsel testi geçtiğini söyledi.</p><p>Başkan'ın sağlığına ilişkin son ayrıntılı rapor 2018 yılında yayınlanmıştı.  New York Times, ABD seçimlerinden önce Trump'ın yaşındaki insanların ciddi sağlık sorunları olabileceği için yeni bilgi eksikliğinin tıp uzmanlarını endişelendirdiğini yazmıştı.Uzmanlar bunların arasında kalp hastalığı riskini ve yaşla birlikte gelen bilişsel gerilemeyi saydı.</p><p><strong>"BÜTÜN CEVAPLARI DOĞRU BİLDİM"</strong></p><p>Trump, dün ikinci döneminin ilk sağlık muayenesini oldu. Gazetecilere yaptığı açıklamada, yapılan testler arasında bilişsel muayenenin de bulunduğunu ve doktorlarının önümüzdeki günlerde sonuçlarla ilgili bir rapor sunacağını söyledi.</p><p>Trump, “Bilişsel bir teste girdim. Bütün cevapları doğru bildiğim dışında size ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Kalple ilgili, başka şeylerle ilgili pek çok farklı test yaptırdım” dedi.</p><p>ABC News'in haberine göre Beyaz Saray Basın Sekreteri Caroline Leavitt, son fiziksel testin sonuçlarının mümkün olan en kısa sürede açıklanacağını söyledi.</p><p><strong>ABD BAŞKANLARI SAĞLIK SORUNLARINI SAKLIYOR</strong></p><p>ABD'de başkanlar tıbbi kayıtlarını açıklamak zorunda değil. Sağlık sorunlarını gizlemek konusunda da uzun bir geçmişileri var.</p><p>Son yıllarda sağlık bilgileri konusunda pek de açık sözlü olmayan 78 yaşındaki Trump, görevde ikinci dönemine başlayan en yaşlı başkan. </p><p>Selefi Joe Biden, ilk dönemine aynı yaşta başlamış ve görevdeyken gözle görülür bir şekilde yavaşlamıştı.</p><p>Trump'ın 2018'deki ilk Beyaz Saray muayenesinin bir parçası da bilişsel testti. Trump daha sonra bu testte nasıl “başarılı” olduğunu anlatmıştı.</p><p>Test, Biden'ın 2024 muayenesinin ise bir parçası değildi. Biden geçen yaz Trump'la yaptığı münazarada zorlanmış ve nihayetinde başkanlık yarışından çekilmişti. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyni sağlıklı tutan 7 gıda: Zihinsel gücü artırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/beyni-saglikli-tutan-7-gida-zihinsel-gucu-artiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/beyni-saglikli-tutan-7-gida-zihinsel-gucu-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Günlük beslenme tercihleri, sadece fiziksel sağlığımızı değil, zihinsel gücümüzü de doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, beyin sağlığı için doğru besinlerin tercih edilmesinin nörolojik hastalıkların riskini azaltabileceğine dikkat çekiyor.Vücudumuzdaki kanın yaklaşık %25’i beynimize gidiyor. Bu nedenle kalp ve damar sağlığını koruyan bir beslenme biçimi, aynı zamanda zihinsel fonksiyonları da destekliyor. Ancak yüksek oranda doymuş yağ, rafine karbonhidrat ve aşırı şeker içeren işlenmiş gıdalar, beyin damarlarına zarar vererek felç, bunama ve bilişsel gerileme riskini artırabiliyor.Aşırı şeker tüketimi, beyin metabolizmasını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, bilişsel gerilemenin her zaman geri döndürülemeyeceğini, ancak sağlıklı bir beslenmeyle nörodejeneratif hastalıkların ilerlemesinin yavaşlatılabileceğini vurguluyor.Peki, beyin sağlığı için soframızda neler olmalı? İşte her gün ya da en azından haftalık olarak tüketilmesi önerilen 7 gıda:Somon, gibi omega-3 yağ asitleri açısından zengin balıklar, iltihap önleyici özellikleriyle biliniyor. Taze ve doğadan yakalanmış balıklar tercih edilmeli; çünkü çiftlik balıkları genellikle doğallıktan uzak besinlerle besleniyor.Brokoli ve kuşkonmaz gibi sebzeler; lif, folat, beta-karoten ve lutein bakımından zengin. Bağırsak sağlığını destekleyen lifler, dolaylı yoldan beyin fonksiyonlarını da olumlu etkiliyor.Likopen açısından zengin domatesler, güçlü antioksidan etkisiyle oksidatif stresle savaşarak nörodejeneratif hastalıklara karşı koruma sağlıyor.Omega-3 yağ asitleri yönünden zengin ceviz, beyin için en faydalı kuruyemişlerden biri. Antioksidan ve flavonoid içeriğiyle yaban mersini de bilişsel performansı destekliyor.Tekli doymamış yağlarla dolu olan zeytinyağı, kötü kolesterolü düşürüp iyi kolesterolü artırıyor. Yemeklerde, salatalarda ve soslarda rahatlıkla kullanılabilir; ancak kızartmalarda kullanımından kaçınılmalı.Zerdeçalda bulunan kurkumin maddesi, Alzheimer’a neden olan amiloid plakları parçalayabiliyor. Zencefil ise bağışıklığı destekleyici etkisiyle ve içerdiği lifle beyin sağlığına katkı sağlıyor. Karabiberle birlikte tüketildiğinde zerdeçalın etkisi artıyor.Doğal bitki çayları ve kahve, flavonoid ve kafein içerikleriyle dikkat çekiyor. Konsantrasyonu artıran bu içecekler, glisemik kontrolün sağlanmasına da yardımcı olabiliyor. Ancak ölçülü tüketim şart. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h-zuf9PjPUGhwKPK5e8_GQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyni, sağlıklı, tutan, gıda:, Zihinsel, gücü, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h-zuf9PjPUGhwKPK5e8_GQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyni sağlıklı tutan 7 gıda: Zihinsel gücü artırıyor"><p>Günlük beslenme tercihleri, sadece fiziksel sağlığımızı değil, zihinsel gücümüzü de doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, beyin sağlığı için doğru besinlerin tercih edilmesinin nörolojik hastalıkların riskini azaltabileceğine dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-mzT2099u0-89hqw-zezBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudumuzdaki kanın yaklaşık %25’i beynimize gidiyor. Bu nedenle kalp ve damar sağlığını koruyan bir beslenme biçimi, aynı zamanda zihinsel fonksiyonları da destekliyor. Ancak yüksek oranda doymuş yağ, rafine karbonhidrat ve aşırı şeker içeren işlenmiş gıdalar, beyin damarlarına zarar vererek felç, bunama ve bilişsel gerileme riskini artırabiliyor.Aşırı şeker tüketimi, beyin metabolizmasını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, bilişsel gerilemenin her zaman geri döndürülemeyeceğini, ancak sağlıklı bir beslenmeyle nörodejeneratif hastalıkların ilerlemesinin yavaşlatılabileceğini vurguluyor.Peki, beyin sağlığı için soframızda neler olmalı? İşte her gün ya da en azından haftalık olarak tüketilmesi önerilen 7 gıda:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/603l2-z-yEuWCvaZj1B6FQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Somon, gibi omega-3 yağ asitleri açısından zengin balıklar, iltihap önleyici özellikleriyle biliniyor. Taze ve doğadan yakalanmış balıklar tercih edilmeli; çünkü çiftlik balıkları genellikle doğallıktan uzak besinlerle besleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fQp4bmES0kSEwvDqW1o3dQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brokoli ve kuşkonmaz gibi sebzeler; lif, folat, beta-karoten ve lutein bakımından zengin. Bağırsak sağlığını destekleyen lifler, dolaylı yoldan beyin fonksiyonlarını da olumlu etkiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SWuSjfZAXUOcztEPoRiXtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Likopen açısından zengin domatesler, güçlü antioksidan etkisiyle oksidatif stresle savaşarak nörodejeneratif hastalıklara karşı koruma sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4bZIvbwlKUeOkz02JxiSGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega-3 yağ asitleri yönünden zengin ceviz, beyin için en faydalı kuruyemişlerden biri. Antioksidan ve flavonoid içeriğiyle yaban mersini de bilişsel performansı destekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aIEk-hK9j0ajYYTAvRjOGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tekli doymamış yağlarla dolu olan zeytinyağı, kötü kolesterolü düşürüp iyi kolesterolü artırıyor. Yemeklerde, salatalarda ve soslarda rahatlıkla kullanılabilir; ancak kızartmalarda kullanımından kaçınılmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QM1H9or7zEGDx-hFP02wBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zerdeçalda bulunan kurkumin maddesi, Alzheimer’a neden olan amiloid plakları parçalayabiliyor. Zencefil ise bağışıklığı destekleyici etkisiyle ve içerdiği lifle beyin sağlığına katkı sağlıyor. Karabiberle birlikte tüketildiğinde zerdeçalın etkisi artıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QTCvXGOGQESfKSc2w8omkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal bitki çayları ve kahve, flavonoid ve kafein içerikleriyle dikkat çekiyor. Konsantrasyonu artıran bu içecekler, glisemik kontrolün sağlanmasına da yardımcı olabiliyor. Ancak ölçülü tüketim şart.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>100 yaşındaki 2 kadın uzun yaşamın gerçek sırrını açıkladı: Diyet ve egzersizi unutun</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/100-yasindaki-2-kadin-uzun-yasamin-gercek-sirrini-acikladi-diyet-ve-egzersizi-unutun</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/100-yasindaki-2-kadin-uzun-yasamin-gercek-sirrini-acikladi-diyet-ve-egzersizi-unutun</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı ve uzun bir ömre sahip olmak çoğu kişinin hayâli. Genellikle uzun yaşam denildiğinde akıllara diyet ve egzersiz geliyor. Ancak 100 yaşını aşmış iki kadının anlattıkları, uzun yaşamın sırrının çok daha farklı olabileceğini gözler önüne seriyorSağlıklı bir yaşam denilince akla hemen diyet, egzersiz ve düzenli uyku geliyor. Ancak 100 yaşını aşmış iki kadının anlattıkları, uzun yaşamın sırrının çok daha farklı olabileceğini gözler önüne seriyor. İçerik üreticisi Yair Brachiyahu, 100, 101 ve 90 yaşındaki üç kadınla gerçekleştirdiği röportajda, bu yaşlı ama bilge bireylerin hayat dolu yaşamlarının sırlarını gün yüzüne çıkardı.Röportajda konuşan kadınlar, sağlıklı yaşamanın sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir dengeyle mümkün olduğunu vurguladı. Ne yedikleri, ne kadar spor yaptıklarından çok; ne kadar güldükleri, kimlerle zaman geçirdikleri ve hayatı ne ölçüde sevdikleri öne çıktı.Katılımcılara göre, uzun ömürlü olmanın sırları arasında şu üç unsur öne çıkıyor:Neşe dolu bir hayat sürmekKitap okuyarak zihni sürekli canlı tutmakAktif ve destekleyici bir sosyal çevreye sahip olmakRöportajın yer aldığı video kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Birçok izleyici, bu sade ama derin yaşam felsefesini takdir ederken, bazıları tavsiyelerin gerçekçi olmadığı görüşünde birleşti.Bir kullanıcı, “Hepsinden duyduğum anahtarlar şunlar: 1. Kendini sev, 2. Hayatını sev, 3. Stres yapma, sadece yaşa, 4. Kendin ol.” yorumunda bulunurken, bir başkası “Anahtar bence finansal bağımsızlık” dedi. Ancak egzersiz yapılmaması yönündeki öneriyi eleştirenler de oldu. Bir izleyici, “Egzersiz yapmayın mı? Bu kötü bir tavsiye. Başımı salladım.” ifadelerini kullandı.Araştırmalar da bu görüşleri kısmen destekler nitelikte. Yapılan çeşitli çalışmalar, mutlu bireylerin daha uzun yaşama eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin, bir araştırma daha yüksek mutluluk düzeyine sahip kişilerin, beş yıllık süreçte erken ölüm riskinde %3,7’lik bir azalma yaşadığını gösterdi.Mutluluğun; stres azaltımı, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesi, kalp sağlığı ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğu da bilimsel verilerle destekleniyor. Ayrıca iyimserliğin –mutluluğun temel bileşenlerinden biri olarak– 85 yaş ve sonrasına ulaşma ihtimalini artırdığı da biliniyor.Elbette dengeli beslenmek, sigaradan uzak durmak ve düzenli egzersiz yapmak sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazları. Ancak 100 yaşını geride bırakmış bu kadınların anlattıkları, ruhsal ve sosyal sağlığın da en az fiziksel sağlık kadar önemli olduğunu gösteriyor. Kimi zaman bir kahkaha, kimi zaman bir dost sohbeti; yaşamın uzunluğu kadar kalitesini de belirliyor olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vyVu30S66kCbV4JmXV5B_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>100, yaşındaki, kadın, uzun, yaşamın, gerçek, sırrını, açıkladı:, Diyet, egzersizi, unutun</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vyVu30S66kCbV4JmXV5B_Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="100 yaşındaki 2 kadın uzun yaşamın gerçek sırrını açıkladı: Diyet ve egzersizi unutun"><p>Sağlıklı ve uzun bir ömre sahip olmak çoğu kişinin hayâli. Genellikle uzun yaşam denildiğinde akıllara diyet ve egzersiz geliyor. Ancak 100 yaşını aşmış iki kadının anlattıkları, uzun yaşamın sırrının çok daha farklı olabileceğini gözler önüne seriyor</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f2aRI6BlbEq8RCUxJAkUow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir yaşam denilince akla hemen diyet, egzersiz ve düzenli uyku geliyor. Ancak 100 yaşını aşmış iki kadının anlattıkları, uzun yaşamın sırrının çok daha farklı olabileceğini gözler önüne seriyor. İçerik üreticisi Yair Brachiyahu, 100, 101 ve 90 yaşındaki üç kadınla gerçekleştirdiği röportajda, bu yaşlı ama bilge bireylerin hayat dolu yaşamlarının sırlarını gün yüzüne çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v68ATH7AHEuVDMV2ntSycw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Röportajda konuşan kadınlar, sağlıklı yaşamanın sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir dengeyle mümkün olduğunu vurguladı. Ne yedikleri, ne kadar spor yaptıklarından çok; ne kadar güldükleri, kimlerle zaman geçirdikleri ve hayatı ne ölçüde sevdikleri öne çıktı.Katılımcılara göre, uzun ömürlü olmanın sırları arasında şu üç unsur öne çıkıyor:Neşe dolu bir hayat sürmekKitap okuyarak zihni sürekli canlı tutmakAktif ve destekleyici bir sosyal çevreye sahip olmakRöportajın yer aldığı video kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Birçok izleyici, bu sade ama derin yaşam felsefesini takdir ederken, bazıları tavsiyelerin gerçekçi olmadığı görüşünde birleşti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hF7ZuUSx-Uqib3sSWw1Gsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir kullanıcı, “Hepsinden duyduğum anahtarlar şunlar: 1. Kendini sev, 2. Hayatını sev, 3. Stres yapma, sadece yaşa, 4. Kendin ol.” yorumunda bulunurken, bir başkası “Anahtar bence finansal bağımsızlık” dedi. Ancak egzersiz yapılmaması yönündeki öneriyi eleştirenler de oldu. Bir izleyici, “Egzersiz yapmayın mı? Bu kötü bir tavsiye. Başımı salladım.” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rW4IyZTePUWGuzKsBQcyDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar da bu görüşleri kısmen destekler nitelikte. Yapılan çeşitli çalışmalar, mutlu bireylerin daha uzun yaşama eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin, bir araştırma daha yüksek mutluluk düzeyine sahip kişilerin, beş yıllık süreçte erken ölüm riskinde %3,7’lik bir azalma yaşadığını gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/muLQ14cAbU2OA06eQ-JidQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mutluluğun; stres azaltımı, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesi, kalp sağlığı ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğu da bilimsel verilerle destekleniyor. Ayrıca iyimserliğin –mutluluğun temel bileşenlerinden biri olarak– 85 yaş ve sonrasına ulaşma ihtimalini artırdığı da biliniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rlKZbFqUkEOy8mi4v6W5Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elbette dengeli beslenmek, sigaradan uzak durmak ve düzenli egzersiz yapmak sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazları. Ancak 100 yaşını geride bırakmış bu kadınların anlattıkları, ruhsal ve sosyal sağlığın da en az fiziksel sağlık kadar önemli olduğunu gösteriyor. Kimi zaman bir kahkaha, kimi zaman bir dost sohbeti; yaşamın uzunluğu kadar kalitesini de belirliyor olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaciğeriniz alarmda mı? İşaretleri erken fark edin</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/karacigeriniz-alarmda-mi-isaretleri-erken-fark-edin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/karacigeriniz-alarmda-mi-isaretleri-erken-fark-edin</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer hayati bir organdır ve karaciğer sağlığını korumak bu nedenle önemlidir. Vücutta pek çok görevi bulunan karaciğerin hasar görmesi bazı işaretlerle ortaya çıkabilir. Peki, karaciğerinizin alarmda olduğunu gösteren işaretler neler?Karaciğer sağlığınızı korumak için günlük alışkanlıklarınıza dikkat etmeniz gerekir.. Çok fazla abur cubur tükettiğinizde ve egzersiz yapmamaktan bunaldığınızda karaciğeriniz uyarı sinyalleri verir. Bu işaretleri erken aşamalarda yakalamak, daha iyi beslenme ve düzenli egzersizle düzeltmeniz için sizi harekete geçirebilir.İyi bir gece uykusundan sonra bile sürekli yorgunsanız, karaciğeriniz fazla mesai yapıyor olabilir. Yavaş bir karaciğer detoks yapamaz ve kendinizi bitkin hissedersiniz. Daha temiz bir diyet ve egzersiz enerjinizi ve karaciğer fonksiyonunuzu canlandıracaktır.Mücadele eden bir karaciğer, yağları düzgün bir şekilde metabolize edemez ve bu da istenmeyen kilo alımına neden olur. Karaciğeriniz dengeli beslenme ve düzenli egzersizlerle daha sağlıklı hale gelmediği sürece diyet hiçbir işe yaramaz.Düzenli şişkinlik, gaz veya hazımsızlık karaciğer stresinin bir işareti olabilir. Sağlıklı bir karaciğer yiyecekleri etkili bir şekilde parçalar. Kötü beslenme ve egzersiz eksikliği sindirimi engeller. Beslenme ve egzersizi geliştirmek karaciğerinizin ve bağırsaklarınızın daha iyi çalışmasına yardımcı olur.CİLT SORUNLARISivilce, döküntü veya kaşıntılar, gergin bir karaciğer nedeniyle toksin birikiminin belirtileri olabilir. Karaciğer iyi filtrelemediğinde, cildiniz zarar görür. Hidrasyon, dengeli bir diyet ve terleme bunu önleyebilir.Uygun şekilde filtrelenmeyen toksinler sistemik inflamasyona ve tekrarlayan baş ağrılarına yol açabilir. Karaciğerinizi yapraklı yeşillikler, su ve düzenli hareketle desteklemek toksin yükünü azaltabilir ve o rahatsız edici ağrıları giderebilir.RUH HALİ DEĞİŞİMLERİ VE BEYİN SİSİToksik aşırı yüklenme zihinsel berraklığı ve duygusal dengeyi etkiler. Sinirli, sersem veya sık sık çökkünseniz, bunun nedeni karaciğeriniz olabilir. Temiz beslenme ve düzenli egzersizler hormonları dengeleyebilir ve odaklanmayı keskinleştirebilir.Uzun süreli kötü nefes veya keskin vücut kokusu, hijyenden sonra bile karaciğerinizin etkili bir şekilde detoks yapamadığını gösterebilir. Karaciğeriniz toksinleri mümkün olan her şekilde gidermeye çalışmaktadır. Ek lif, su ve terleme işini kolaylaştıracaktır.SARIMSI GÖZLER VE CİLTSarı renk (sarılık), karaciğerinizin bilirubini işlemekte zorluk çektiğini gösterir. Bu bir uyarı işaretidir. Bunu görmezden gelmeyin—tıbbi konsültasyonla acil yaşam tarzı değişikliği karaciğer iyileşmesine yardımcı olmak için önemlidir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hl-zw6jamEOvH-UiAjNmBQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğeriniz, alarmda, mı, İşaretleri, erken, fark, edin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hl-zw6jamEOvH-UiAjNmBQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaciğeriniz alarmda mı? İşaretleri erken fark edin"><p>Karaciğer hayati bir organdır ve karaciğer sağlığını korumak bu nedenle önemlidir. Vücutta pek çok görevi bulunan karaciğerin hasar görmesi bazı işaretlerle ortaya çıkabilir. Peki, karaciğerinizin alarmda olduğunu gösteren işaretler neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IBdCSxHNYk-IDQ2hNZHrNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer sağlığınızı korumak için günlük alışkanlıklarınıza dikkat etmeniz gerekir.. Çok fazla abur cubur tükettiğinizde ve egzersiz yapmamaktan bunaldığınızda karaciğeriniz uyarı sinyalleri verir. Bu işaretleri erken aşamalarda yakalamak, daha iyi beslenme ve düzenli egzersizle düzeltmeniz için sizi harekete geçirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mHOSErIb4E22OgISFIj_CA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi bir gece uykusundan sonra bile sürekli yorgunsanız, karaciğeriniz fazla mesai yapıyor olabilir. Yavaş bir karaciğer detoks yapamaz ve kendinizi bitkin hissedersiniz. Daha temiz bir diyet ve egzersiz enerjinizi ve karaciğer fonksiyonunuzu canlandıracaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WP5uknAKFEGgqga7Vxuz7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mücadele eden bir karaciğer, yağları düzgün bir şekilde metabolize edemez ve bu da istenmeyen kilo alımına neden olur. Karaciğeriniz dengeli beslenme ve düzenli egzersizlerle daha sağlıklı hale gelmediği sürece diyet hiçbir işe yaramaz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ZhEGptuyE6IBgO-yRx93g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli şişkinlik, gaz veya hazımsızlık karaciğer stresinin bir işareti olabilir. Sağlıklı bir karaciğer yiyecekleri etkili bir şekilde parçalar. Kötü beslenme ve egzersiz eksikliği sindirimi engeller. Beslenme ve egzersizi geliştirmek karaciğerinizin ve bağırsaklarınızın daha iyi çalışmasına yardımcı olur.CİLT SORUNLARISivilce, döküntü veya kaşıntılar, gergin bir karaciğer nedeniyle toksin birikiminin belirtileri olabilir. Karaciğer iyi filtrelemediğinde, cildiniz zarar görür. Hidrasyon, dengeli bir diyet ve terleme bunu önleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JILkqNn1mkyLM7aqcQBTsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uygun şekilde filtrelenmeyen toksinler sistemik inflamasyona ve tekrarlayan baş ağrılarına yol açabilir. Karaciğerinizi yapraklı yeşillikler, su ve düzenli hareketle desteklemek toksin yükünü azaltabilir ve o rahatsız edici ağrıları giderebilir.RUH HALİ DEĞİŞİMLERİ VE BEYİN SİSİToksik aşırı yüklenme zihinsel berraklığı ve duygusal dengeyi etkiler. Sinirli, sersem veya sık sık çökkünseniz, bunun nedeni karaciğeriniz olabilir. Temiz beslenme ve düzenli egzersizler hormonları dengeleyebilir ve odaklanmayı keskinleştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ALeMaxskCE64UmQ3Ia2a-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süreli kötü nefes veya keskin vücut kokusu, hijyenden sonra bile karaciğerinizin etkili bir şekilde detoks yapamadığını gösterebilir. Karaciğeriniz toksinleri mümkün olan her şekilde gidermeye çalışmaktadır. Ek lif, su ve terleme işini kolaylaştıracaktır.SARIMSI GÖZLER VE CİLTSarı renk (sarılık), karaciğerinizin bilirubini işlemekte zorluk çektiğini gösterir. Bu bir uyarı işaretidir. Bunu görmezden gelmeyin—tıbbi konsültasyonla acil yaşam tarzı değişikliği karaciğer iyileşmesine yardımcı olmak için önemlidir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gribi atlatınca tehlike başlıyor: Sinsi hastalık ani ölüm nedeni</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gribi-atlatinca-tehlike-basliyor-sinsi-hastalik-ani-oelum-nedeni</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gribi-atlatinca-tehlike-basliyor-sinsi-hastalik-ani-oelum-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Toplumda yeterince bilinmeyen ancak ciddi sonuçlara yol açabilen &quot;kalp gribi&quot;, tıbbi adıyla miyokardit, özellikle genç yaşta ani ölümlerin başlıca sebeplerinden biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, basit bir grip gibi görünen enfeksiyonların kalbi etkileyebileceğine dikkat çekiyor ve uyarıyor: “Gribi atlattım” demeyin, kalbiniz risk altında olabilir.Geçtiğimiz günlerde, 31 yaşındaki Eray Alpsoy’un yaşadığı sağlık sorunu, hastalığın ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.Bir süre önce yüksek ateşle seyreden bir grip geçiren Alpsoy, hastalığı atlattığını düşünürken, aniden göğsünde şiddetli bir ağrı hissetti. Hastaneye kaldırılan Alpsoy’a kardiyologlar tarafından “miyokardit”, yani kalp kası iltihabı teşhisi kondu.Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İsmail Gürbak, grip benzeri viral enfeksiyonların sadece akciğerleri değil, kalbi de etkileyebileceğini vurguluyor. “Hasta gribal enfeksiyon geçiriyorsa o dönemde mutlaka istirahat etmeli,” diyen Gürbak, özellikle göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da çarpıntı gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.&quot;İnsanlar gribi ayakta geçirmeye çalışıyor ama bu süreçte kalp ciddi şekilde yoruluyor. Bu da miyokardit riskini artırıyor,&quot; ifadelerini kullanan Gürbak, grip sonrası dönemde de dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi.Uzmanlara göre sadece grip değil, COVID-19, influenza ve RSV gibi solunum yolu virüsleri de kalp üzerinde etkili olabiliyor. Bu nedenle, özellikle enfeksiyon sürecinde bol istirahat, yeterli sıvı alımı ve doktor kontrolü hayati önem taşıyor.Toplumda “kalp gribi” olarak bilinen bu sinsi hastalık, basit belirtilerle başlayıp ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlar, genç yaşta görülen ani ölümlerin arkasında sıklıkla miyokardit olduğunu vurgularken, grip sonrası dönemin hafife alınmaması gerektiği konusunda uyarıyor.Haber: Sena Kiper Sıtacı (Star Haber) ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_hJHxG7KG0miQLBWdkExgQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gribi, atlatınca, tehlike, başlıyor:, Sinsi, hastalık, ani, ölüm, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_hJHxG7KG0miQLBWdkExgQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gribi atlatınca tehlike başlıyor: Sinsi hastalık ani ölüm nedeni"><p>Toplumda yeterince bilinmeyen ancak ciddi sonuçlara yol açabilen "kalp gribi", tıbbi adıyla miyokardit, özellikle genç yaşta ani ölümlerin başlıca sebeplerinden biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, basit bir grip gibi görünen enfeksiyonların kalbi etkileyebileceğine dikkat çekiyor ve uyarıyor: “Gribi atlattım” demeyin, kalbiniz risk altında olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zgIjC_0ayUKi6-hlCnKIXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz günlerde, 31 yaşındaki Eray Alpsoy’un yaşadığı sağlık sorunu, hastalığın ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8eJHlF-bqkaQJ-YxKgz0Wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süre önce yüksek ateşle seyreden bir grip geçiren Alpsoy, hastalığı atlattığını düşünürken, aniden göğsünde şiddetli bir ağrı hissetti. Hastaneye kaldırılan Alpsoy’a kardiyologlar tarafından “miyokardit”, yani kalp kası iltihabı teşhisi kondu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qtyPkaolhkCXOJDWO_tzhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İsmail Gürbak, grip benzeri viral enfeksiyonların sadece akciğerleri değil, kalbi de etkileyebileceğini vurguluyor. “Hasta gribal enfeksiyon geçiriyorsa o dönemde mutlaka istirahat etmeli,” diyen Gürbak, özellikle göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da çarpıntı gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iE_2T_l1xE6rrrNRV8QtvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"İnsanlar gribi ayakta geçirmeye çalışıyor ama bu süreçte kalp ciddi şekilde yoruluyor. Bu da miyokardit riskini artırıyor," ifadelerini kullanan Gürbak, grip sonrası dönemde de dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_754CkHVeEODJCi3WkMfbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre sadece grip değil, COVID-19, influenza ve RSV gibi solunum yolu virüsleri de kalp üzerinde etkili olabiliyor. Bu nedenle, özellikle enfeksiyon sürecinde bol istirahat, yeterli sıvı alımı ve doktor kontrolü hayati önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JSrBHsr4G0-pSUYRrJtvlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toplumda “kalp gribi” olarak bilinen bu sinsi hastalık, basit belirtilerle başlayıp ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlar, genç yaşta görülen ani ölümlerin arkasında sıklıkla miyokardit olduğunu vurgularken, grip sonrası dönemin hafife alınmaması gerektiği konusunda uyarıyor.Haber: Sena Kiper Sıtacı (Star Haber)</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuklara 6 hastalık için tek aşı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cocuklara-6-hastalik-icin-tek-asi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cocuklara-6-hastalik-icin-tek-asi</guid>
<description><![CDATA[ Çocukluk dönemi aşı takvimi değişti. Bugün itibarıyla 6 hastalığa karşı tek bir aşı uygulanacak. Hepatit B aşısı da, karma aşıya eklendi.Aşı takvimi değişti.  Ankara&#039;da Çayyolu Eğitim Aile Sağlığı Merkezi&#039;ni ziyaret eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu yeni döneme ilişkin bilgi verdi.  Difteri, boğmaca, tetenoz için koruma sağlayan 5&#039;li karma aşısına ilave olarak Hepatit B aşısının da eklendiğini duyuran Memişoğlu, &quot;Aşılar sayesinde insanlık bulaşıcı hastalıkla mücadele ediyor.&quot; dedi.  Yaşam süresinin artığını da dile getiren Memişoğlu, &quot;Çocuk felci, difteri çiçek hastalığı görmememizin en önemli sebebi aşılar. Aşılar da bizi bulaşıcı salgın hastalıklardan koruyan en önemli özellik.&quot; dedi.  Memişoğlu, aşı takvimine uyulması gerektiğini de sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oZ7uar0O0EeMdlq0PduGYQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklara, hastalık, için, tek, aşı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oZ7uar0O0EeMdlq0PduGYQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çocukların aşı takvimi değişti"><p>Çocukluk dönemi aşı takvimi değişti. Bugün itibarıyla 6 hastalığa karşı tek bir aşı uygulanacak. Hepatit B aşısı da, karma aşıya eklendi.</p>Aşı takvimi değişti.  Ankara'da Çayyolu Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'ni ziyaret eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu yeni döneme ilişkin bilgi verdi.  Difteri, boğmaca, tetenoz için koruma sağlayan 5'li karma aşısına ilave olarak Hepatit B aşısının da eklendiğini duyuran Memişoğlu, "Aşılar sayesinde insanlık bulaşıcı hastalıkla mücadele ediyor." dedi.  Yaşam süresinin artığını da dile getiren Memişoğlu, "Çocuk felci, difteri çiçek hastalığı görmememizin en önemli sebebi aşılar. Aşılar da bizi bulaşıcı salgın hastalıklardan koruyan en önemli özellik." dedi.  Memişoğlu, aşı takvimine uyulması gerektiğini de sözlerine ekledi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Parkinson hastalığının sessiz belirtileri: Görmezden mi geliyoruz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/parkinson-hastaliginin-sessiz-belirtileri-goermezden-mi-geliyoruz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/parkinson-hastaliginin-sessiz-belirtileri-goermezden-mi-geliyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Parkinson hastalığı, titremeler ortaya çıkmadan yıllar önce koku kaybı, kabızlık ve uyku bozuklukları gibi ince motor olmayan semptomlar sergiler. Depresyon, ses değişiklikleri ve mikrografi de erken belirtiler olabilir. Özellikle yaşlı yetişkinlerde bu belirtilerin tanınması, daha erken tanı konulmasını kolaylaştırır.Zamanla kötüleşen bir nörodejeneratif hastalık olan Parkinson hastalığı (PD), genellikle titreme, kaslarda sertlik ve hareketlerde yavaşlık ile tanımlanır. Ancak daha az anlaşılan ve yeterince duyurulmayan, daha az motorize, daha az belgelenmiş semptomlar, belirgin semptomlardan yıllar önce ortaya çıkar. Bu ince uyarıları tespit etmeyi öğrenmek, daha erken tespiti kolaylaştırabilir ve hastaların yaşam kalitesini artırabilir.Parkinson Vakfı&#039;na göre, dünya çapında 10 milyondan fazla kişi Parkinson hastalığına sahiptir. Peki, parkinson hastalığının uyarı işaretleri nelerdir?Parkinson&#039;un en erken belirtilerinden biri, hiposmi olarak bilinen koku alma duyusunun azalmasıdır. Çalışmalar, Parkinson&#039;lu bireylerin %90&#039;ının motor semptomları ortaya çıkmadan yıllar önce bir miktar koku alma bozukluğu yaşadığını göstermektedir. Birçoğu bunu önemsiz bir rahatsızlık veya yaşa bağlı bir değişiklik olarak görmezden gelerek tanıyı geciktirir.Kronik kabızlık, Parkinson hastalarının %60-80&#039;inden fazlasında görülür ve olası bir erken uyarı işareti olarak kabul edilmektedir. Sindirim sisteminin yavaşlaması, sindirim sistemindeki sinir uçlarının dejenerasyonundan kaynaklanır ve bu, beyin tabanlı semptomlardan yıllar önce gelişebilir.Parkinson, tanı konulmadan önce bile uykuyu derinden etkileyebilir. İnsanların rüyalarını fiziksel olarak canlandırdığı REM uyku davranış bozukluğu (RBD) olarak bilinen bir durum, Parkinson hastalığına yakalanan kişilerin %30&#039;undan fazlasında tanımlanmıştır. Uykusuzluk, hipersomnolans (aşırı gündüz uykusu) ve huzursuz bacak sendromu da sıklıkla görülür, ancak yeterince bildirilmemektedir.4. DEPRESYON VE ANKSİYETERuh sağlığı değişiklikleri Parkinson&#039;a bir yanıt değildir, ancak hastalık sürecinin bir parçasıdır. Araştırmalar, hastaların %40-50&#039;sinin motor semptomlar belirginleşmeden önce depresyon veya anksiyete yaşadığını göstermektedir. Beyindeki dopamin dengesizliği duygusal düzensizliğe yol açar ve klinisyenler psikiyatrik semptomları olası erken göstergeler olarak düşünmelidir.Yumuşak, alçak ses (hipofoni) ve azalmış yüz ifadesi (maskeli yüz) ince ancak açıklayıcı işaretlerdir. Arkadaşlar veya aile üyeleri, kişinin daha sessiz konuştuğunu veya duygusuz göründüğünü fark edebilir. Genellikle utangaçlık veya bitkinlik olarak göz ardı edilse de, bu semptomlar Parkinson&#039;un ilk nöromüsküler etkisinin tezahürleri olabilir. 6. MİKROGRAFİBu, harflerin daha küçük ve daha kompakt hale gelmesinde bir değişikliktir. Mikrografi erken bir motor belirtisi olabilir ancak özel olarak aranmadığı sürece genellikle gözden kaçar. PD&#039;de karakteristik olan bradikineziyi, hareket yavaşlığını gösterir.Bu semptomlar kendi başlarına ilgisiz veya önemsiz görünse de, özellikle 60 yaş üstü kişilerdeki ilişkileri endişe vericidir. Erken motor olmayan semptomların ilk ortaya çıkmasından tanıya kadar geçen ortalama gecikme 5 yıla kadar sürebilir. Böyle bir gecikme erken müdahale fırsatını azaltır ve bu da potansiyel olarak hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir.Bu daha ince semptomların farkındalığının artması, hastaların ve doktorların Parkinson&#039;ı daha erken teşhis etmelerini sağlama potansiyeline sahiptir. Hastalığı değiştiren tedaviler üzerine devam eden araştırmalarla, erken teşhis geliştirmek sonuçları iyileştirmek ve daha uzun süre bağımsız yaşamak için kritik öneme sahip olacaktır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TDpbsRnPoUKE8Tk3JHuicg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Parkinson, hastalığının, sessiz, belirtileri:, Görmezden, geliyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TDpbsRnPoUKE8Tk3JHuicg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Parkinson hastalığının sessiz belirtileri: Görmezden mi geliyoruz?"><p>Parkinson hastalığı, titremeler ortaya çıkmadan yıllar önce koku kaybı, kabızlık ve uyku bozuklukları gibi ince motor olmayan semptomlar sergiler. Depresyon, ses değişiklikleri ve mikrografi de erken belirtiler olabilir. Özellikle yaşlı yetişkinlerde bu belirtilerin tanınması, daha erken tanı konulmasını kolaylaştırır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1t1by13jHkeTVbvJ01pBLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zamanla kötüleşen bir nörodejeneratif hastalık olan Parkinson hastalığı (PD), genellikle titreme, kaslarda sertlik ve hareketlerde yavaşlık ile tanımlanır. Ancak daha az anlaşılan ve yeterince duyurulmayan, daha az motorize, daha az belgelenmiş semptomlar, belirgin semptomlardan yıllar önce ortaya çıkar. Bu ince uyarıları tespit etmeyi öğrenmek, daha erken tespiti kolaylaştırabilir ve hastaların yaşam kalitesini artırabilir.Parkinson Vakfı'na göre, dünya çapında 10 milyondan fazla kişi Parkinson hastalığına sahiptir. Peki, parkinson hastalığının uyarı işaretleri nelerdir?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QILZMtqhgEaZaI1GHbSIbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parkinson'un en erken belirtilerinden biri, hiposmi olarak bilinen koku alma duyusunun azalmasıdır. Çalışmalar, Parkinson'lu bireylerin %90'ının motor semptomları ortaya çıkmadan yıllar önce bir miktar koku alma bozukluğu yaşadığını göstermektedir. Birçoğu bunu önemsiz bir rahatsızlık veya yaşa bağlı bir değişiklik olarak görmezden gelerek tanıyı geciktirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o80KT47rkkiSKr9ld2hcjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik kabızlık, Parkinson hastalarının %60-80'inden fazlasında görülür ve olası bir erken uyarı işareti olarak kabul edilmektedir. Sindirim sisteminin yavaşlaması, sindirim sistemindeki sinir uçlarının dejenerasyonundan kaynaklanır ve bu, beyin tabanlı semptomlardan yıllar önce gelişebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4tnf6wRpDUWb0Mn7dnsrRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parkinson, tanı konulmadan önce bile uykuyu derinden etkileyebilir. İnsanların rüyalarını fiziksel olarak canlandırdığı REM uyku davranış bozukluğu (RBD) olarak bilinen bir durum, Parkinson hastalığına yakalanan kişilerin %30'undan fazlasında tanımlanmıştır. Uykusuzluk, hipersomnolans (aşırı gündüz uykusu) ve huzursuz bacak sendromu da sıklıkla görülür, ancak yeterince bildirilmemektedir.4. DEPRESYON VE ANKSİYETERuh sağlığı değişiklikleri Parkinson'a bir yanıt değildir, ancak hastalık sürecinin bir parçasıdır. Araştırmalar, hastaların %40-50'sinin motor semptomlar belirginleşmeden önce depresyon veya anksiyete yaşadığını göstermektedir. Beyindeki dopamin dengesizliği duygusal düzensizliğe yol açar ve klinisyenler psikiyatrik semptomları olası erken göstergeler olarak düşünmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hBphz6Tdek-f9OpwPQcaew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumuşak, alçak ses (hipofoni) ve azalmış yüz ifadesi (maskeli yüz) ince ancak açıklayıcı işaretlerdir. Arkadaşlar veya aile üyeleri, kişinin daha sessiz konuştuğunu veya duygusuz göründüğünü fark edebilir. Genellikle utangaçlık veya bitkinlik olarak göz ardı edilse de, bu semptomlar Parkinson'un ilk nöromüsküler etkisinin tezahürleri olabilir. 6. MİKROGRAFİBu, harflerin daha küçük ve daha kompakt hale gelmesinde bir değişikliktir. Mikrografi erken bir motor belirtisi olabilir ancak özel olarak aranmadığı sürece genellikle gözden kaçar. PD'de karakteristik olan bradikineziyi, hareket yavaşlığını gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aYhGUOoWekO31yGBM5kbtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu semptomlar kendi başlarına ilgisiz veya önemsiz görünse de, özellikle 60 yaş üstü kişilerdeki ilişkileri endişe vericidir. Erken motor olmayan semptomların ilk ortaya çıkmasından tanıya kadar geçen ortalama gecikme 5 yıla kadar sürebilir. Böyle bir gecikme erken müdahale fırsatını azaltır ve bu da potansiyel olarak hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BXD4rr34p0OrLqMD3wiUYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu daha ince semptomların farkındalığının artması, hastaların ve doktorların Parkinson'ı daha erken teşhis etmelerini sağlama potansiyeline sahiptir. Hastalığı değiştiren tedaviler üzerine devam eden araştırmalarla, erken teşhis geliştirmek sonuçları iyileştirmek ve daha uzun süre bağımsız yaşamak için kritik öneme sahip olacaktır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorların önerdiği 5 günlük rutin: Daha sağlıklı yaşamın altın anahtarı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlarin-oenerdigi-5-gunluk-rutin-daha-saglikli-yasamin-altin-anahtari</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlarin-oenerdigi-5-gunluk-rutin-daha-saglikli-yasamin-altin-anahtari</guid>
<description><![CDATA[ Doktorlar, gelişmiş fiziksel ve ruhsal iyilik hali için günlük rutinlere basit, uzun vadeli alışkanlıklar eklemenin önemini vurgular. Düzenli egzersiz, yeterli uyku, dengeli beslenme, etkili stres yönetimi ve sosyal bağlantılar hayati önem taşır.Yoğun hayatlarda, sağlıklı olmanın ne kadar önemli olduğunu kolayca unutabiliriz. Yaşam tarzımızda yaptığımız küçük değişiklikler kendimizi hissetme şeklimizde büyük bir fark yaratabilir. Doktorlar, fiziksel ve ruhsal iyiliğe yardımcı olmak için çalışan basit, uzun vadeli alışkanlıklar öneriyor. Bu alışkanlıkları günlük hayatınıza dahil etmekle bunalmanıza gerek yok. Daha sağlıklı bir yaşam tarzına doğru yolculuğunuza başlamak için bu doktor onaylı alışkanlıklardan birkaçını düşünün.Egzersiz, vücudu ve zihni sağlıklı tutmak için önemlidir. Doktorunuz her gün en az 30 dakika orta düzeyde egzersiz yapmanızı önerebilir. Bu yürüyüş, bisiklete binme veya yoga yapmak olabilir. Düzenli egzersiz yapmak sizi formda tutar, kilonuzu kontrol eder, kalp hastalığı ve diyabet gibi kronik hastalıkları uzak tutar ve endorfin salgılayarak ruh halinizi iyileştirir. Sevdiğiniz bir şeyi yapmak sizi motive edecektir.Uyku, iyileşme ve esenlik için olmazsa olmazdır. Yetersiz uyku, zayıf bağışıklık, zayıf zihinsel keskinlik ve artan stres seviyeleri gibi çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir. Yetişkinlerin çoğu her gece 7 ila 9 saat uykuya ihtiyaç duyar. Düzenli bir uyku düzenine sahip olmak, yatmadan önce ekran süresini sınırlamak ve rahatlatıcı bir uyku ortamına sahip olmak uyku kalitenizi artırabilir.Meyve, sebze, tam tahıllar, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar açısından zengin sağlıklı bir diyet, optimum sağlık için olmazsa olmazdır. Doktorlar, işlenmiş veya şekerli atıştırmalıklar yerine çeşitli besin açısından zengin yiyecekler tüketmenin önemini vurgular. Düzenli aralıklarla yiyecek tüketmek enerji seviyenizi yüksek tutar ve ayrıca aşırı yemeyi uzak tutar. Bol su içmek de susuz kalmamak ve vücudunuzun işlevlerini desteklemek için önemlidir.Uzun vadede stres sağlığınıza zarar verebilir, bu nedenle stresi yönetmek hayati önem taşır. Doktorlar derin nefes alma, meditasyon veya farkındalık gibi rahatlama stratejileri kullanmanızı önerir. Kendinize zaman ayırmak, hobilerinizin tadını çıkarmak ve sevdiklerinizle birlikte olmak stres seviyenizi azaltabilir.Olumlu sosyal ilişkiler hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı iyileştirebilir. Aile, arkadaşlar veya toplumla sık sık sosyal etkileşimde bulunmak duygusal sağlığınızı korumaya yardımcı olur ve yalnızlığı veya izolasyonu engeller.Bu kolay günlük alışkanlıkları hayatınıza dahil ederek genel sağlığınızı ve refahınızı iyileştirebilirsiniz. Küçük ve tutarlı değişiklikler uzun vadeli etkilere yol açabilir, bu nedenle bugün başlayın ve hayatınızdaki olumlu değişikliklere tanık olun. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/98Cmmk7A8kilHqarfUcyXQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorların, önerdiği, günlük, rutin:, Daha, sağlıklı, yaşamın, altın, anahtarı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/98Cmmk7A8kilHqarfUcyXQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorların önerdiği 5 günlük rutin: Daha sağlıklı yaşamın altın anahtarı"><p>Doktorlar, gelişmiş fiziksel ve ruhsal iyilik hali için günlük rutinlere basit, uzun vadeli alışkanlıklar eklemenin önemini vurgular. Düzenli egzersiz, yeterli uyku, dengeli beslenme, etkili stres yönetimi ve sosyal bağlantılar hayati önem taşır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dSQDiUavXUKEQyZnzTlmsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğun hayatlarda, sağlıklı olmanın ne kadar önemli olduğunu kolayca unutabiliriz. Yaşam tarzımızda yaptığımız küçük değişiklikler kendimizi hissetme şeklimizde büyük bir fark yaratabilir. Doktorlar, fiziksel ve ruhsal iyiliğe yardımcı olmak için çalışan basit, uzun vadeli alışkanlıklar öneriyor. Bu alışkanlıkları günlük hayatınıza dahil etmekle bunalmanıza gerek yok. Daha sağlıklı bir yaşam tarzına doğru yolculuğunuza başlamak için bu doktor onaylı alışkanlıklardan birkaçını düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8dovMVTmPU-Gr4LHfbCqig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz, vücudu ve zihni sağlıklı tutmak için önemlidir. Doktorunuz her gün en az 30 dakika orta düzeyde egzersiz yapmanızı önerebilir. Bu yürüyüş, bisiklete binme veya yoga yapmak olabilir. Düzenli egzersiz yapmak sizi formda tutar, kilonuzu kontrol eder, kalp hastalığı ve diyabet gibi kronik hastalıkları uzak tutar ve endorfin salgılayarak ruh halinizi iyileştirir. Sevdiğiniz bir şeyi yapmak sizi motive edecektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q3pYK4J8bku8eBsI5zt8Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku, iyileşme ve esenlik için olmazsa olmazdır. Yetersiz uyku, zayıf bağışıklık, zayıf zihinsel keskinlik ve artan stres seviyeleri gibi çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir. Yetişkinlerin çoğu her gece 7 ila 9 saat uykuya ihtiyaç duyar. Düzenli bir uyku düzenine sahip olmak, yatmadan önce ekran süresini sınırlamak ve rahatlatıcı bir uyku ortamına sahip olmak uyku kalitenizi artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MTH6hBAWY0W55tEpek_2SA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve, sebze, tam tahıllar, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar açısından zengin sağlıklı bir diyet, optimum sağlık için olmazsa olmazdır. Doktorlar, işlenmiş veya şekerli atıştırmalıklar yerine çeşitli besin açısından zengin yiyecekler tüketmenin önemini vurgular. Düzenli aralıklarla yiyecek tüketmek enerji seviyenizi yüksek tutar ve ayrıca aşırı yemeyi uzak tutar. Bol su içmek de susuz kalmamak ve vücudunuzun işlevlerini desteklemek için önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-vXeVuEReU-oIDT_Y3ExEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun vadede stres sağlığınıza zarar verebilir, bu nedenle stresi yönetmek hayati önem taşır. Doktorlar derin nefes alma, meditasyon veya farkındalık gibi rahatlama stratejileri kullanmanızı önerir. Kendinize zaman ayırmak, hobilerinizin tadını çıkarmak ve sevdiklerinizle birlikte olmak stres seviyenizi azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m1WW2QIAGE6L6U9Nb4x_PQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Olumlu sosyal ilişkiler hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı iyileştirebilir. Aile, arkadaşlar veya toplumla sık sık sosyal etkileşimde bulunmak duygusal sağlığınızı korumaya yardımcı olur ve yalnızlığı veya izolasyonu engeller.Bu kolay günlük alışkanlıkları hayatınıza dahil ederek genel sağlığınızı ve refahınızı iyileştirebilirsiniz. Küçük ve tutarlı değişiklikler uzun vadeli etkilere yol açabilir, bu nedenle bugün başlayın ve hayatınızdaki olumlu değişikliklere tanık olun.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akciğeri temizleyen 2 dakikalık test: Biriken toksinleri dışarı atmaya yardımcı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/akcigeri-temizleyen-2-dakikalik-test-biriken-toksinleri-disari-atmaya-yardimci</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/akcigeri-temizleyen-2-dakikalik-test-biriken-toksinleri-disari-atmaya-yardimci</guid>
<description><![CDATA[ Nefes darlığı veya soğuk algınlığınız olmadığı sürece akciğerlerinizi en son ne zaman düşündünüz? Çoğumuz akciğerlerimizi hafife alırız, ancak bu çalışkan organlar sadece nefes almamıza yardımcı olmaktan çok daha fazlasını yapar. Her hücreye oksijen pompalar, karbondioksiti dışarı atar ve beyninize ve vücudunuza işlev görmeniz için ihtiyaç duyduğunuz enerjiyi sağlar. Akciğer sağlığınızı iyileştirmeye başlamak için gösterişli bir spor salonuna, ekipmana veya bir saatlik yoga dersine ihtiyacınız yok. Her gün yapılan basit 2 dakikalık bir rutin akciğerlerinizi temizleyebilir, nefesinizi iyileştirebilir ve zamanla akciğer kapasitenizi artırabilir.Akciğerlerinizi balonlar gibi düşünün. Ne kadar çok kullanır ve genişletirseniz, havayı tutmada o kadar iyi hale gelirler. Ancak sürekli olarak sığ nefes alıyorsanız (çoğumuzun masa başında otururken veya telefonların üzerine eğilirken yaptığı gibi), akciğerleriniz ihtiyaç duyduğu tam esnemeyi alamaz. Zamanla, bu şunlara yol açabilir: Yorgunluk Beyin sisi Yetersiz oksijenasyon Egzersiz sırasında azalan dayanıklılık Daha yüksek solunum yolu enfeksiyonu riskiÇözüm? Birkaç dakika bilinçli nefes alma ve hareket bunu tersine çevirebilir.Bu kısa ama güçlü dizi, derin nefes alma, vücut hareketi ve hafif kardiyo uyarımını birleştirir. Akciğerleri tamamen genişletmeye, toksinleri dışarı atmaya ve göğüs kaslarınızı hareket ettirmeye odaklanacaksınız. Bu 2 dakikalık rutini günde bir veya iki kez yapabilirsiniz. Sabah (akciğerlerinizi uyandırmak için) ve akşam (gün içindeki toksinleri temizlemek için) yapmak en iyisidir.Bu temeldir. Çoğumuz göğsümüze doğru nefes alırız, ancak diyafram derin nefes almanın gerçek yoludur.
Dik oturun veya ayakta durun. Bir elinizi göğsünüze, diğerini karnınıza koyun. 4 saniye boyunca burnunuzdan derin nefes alın, karnınız yükselsin (göğsünüz değil). 6 saniye boyunca ağzınızdan yavaşça nefes verin. 4-5 tur tekrarlayın.
Akciğerlerinizi tamamen genişletir, sıkışmış havanın serbest kalmasına yardımcı olur ve oksijen değişimini iyileştirir.Göğsü açmak ve akciğerleri uyarmak için nefes almaya hareket ekleyin. Ayaklarınızı kalça genişliğinde açarak dik durun. Burnunuzdan nefes alın ve her iki kolunuzu yavaşça başınızın üzerine kaldırın. 2 saniye bekleyin, kaburgalarınızın genişlediğini hissedin. Ağzınızdan nefes verin ve kollarınızı indirin. Bu hareketi ritmik olarak 30 saniye boyunca tekrarlayın.Göğüs boşluğunu açar, duruşu iyileştirir.Bu teknik, akciğerleri bayat havadan boşaltmaya yardımcı olur ve solunum kaslarını güçlendirir.3 saniye boyunca burnunuzdan yavaşça nefes alın. Dudaklarınızı büzün (bir mumu söndürmek gibi) ve 6 saniye boyunca yavaşça nefes verin. Nefesinizin kontrol edildiğini ve sabitlendiğini hissedin. 4-5 tur tekrarlayın.Nefes almayı yavaşlatır, oksijen alımını artırır ve akciğerlerden temizlenmesine yardımcı olur.Kanınızın pompalanmasını ve akciğerlerinizin daha fazla çalışmasını sağlamanın zamanı geldi - sadece 30 saniyeliğine.
Dik durun ve yerinizde koşun veya dizlerinizi yukarı kaldırın. Hareket ederken derin nefes almaya devam edin. Eğer yeniyseniz yavaşlayın; bu yoğunlukla ilgili değil, uyarılmayla ilgilidir. 30 saniye sonra durun ve derin bir nefes alın... ve verin.Hafif bir kardiyo çalışması akciğerleri uyum sağlamaya, güçlendirmeye ve dayanıklılığı artırmaya zorlar.
Akciğerlerimiz hafife alınan kahramanlardır. Her nefes, yaşam, enerji ve canlılığın bir hatırlatıcısıdır. Ve vücudunuzdaki diğer her şey gibi, eğitilebilir, güçlendirilebilir ve temizlenebilirler.Bir saatlik zamana veya dağda inzivaya çekilmeye ihtiyacınız yok. Sadece iki dakika, biraz niyet ve biraz tutarlılık. Bu rutini bir hafta deneyin ve vücudunuzun nasıl daha hafif, daha berrak ve daha sakin hissetmeye başladığını izleyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z-1EZeaa_ku1MKzpNnEPCQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğeri, temizleyen, dakikalık, test:, Biriken, toksinleri, dışarı, atmaya, yardımcı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z-1EZeaa_ku1MKzpNnEPCQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akciğeri temizleyen 2 dakikalık test: Biriken toksinleri dışarı atmaya yardımcı"><p>Nefes darlığı veya soğuk algınlığınız olmadığı sürece akciğerlerinizi en son ne zaman düşündünüz? Çoğumuz akciğerlerimizi hafife alırız, ancak bu çalışkan organlar sadece nefes almamıza yardımcı olmaktan çok daha fazlasını yapar. Her hücreye oksijen pompalar, karbondioksiti dışarı atar ve beyninize ve vücudunuza işlev görmeniz için ihtiyaç duyduğunuz enerjiyi sağlar. Akciğer sağlığınızı iyileştirmeye başlamak için gösterişli bir spor salonuna, ekipmana veya bir saatlik yoga dersine ihtiyacınız yok. Her gün yapılan basit 2 dakikalık bir rutin akciğerlerinizi temizleyebilir, nefesinizi iyileştirebilir ve zamanla akciğer kapasitenizi artırabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WATbf7xsG06YqoIbRjzJ0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akciğerlerinizi balonlar gibi düşünün. Ne kadar çok kullanır ve genişletirseniz, havayı tutmada o kadar iyi hale gelirler. Ancak sürekli olarak sığ nefes alıyorsanız (çoğumuzun masa başında otururken veya telefonların üzerine eğilirken yaptığı gibi), akciğerleriniz ihtiyaç duyduğu tam esnemeyi alamaz. Zamanla, bu şunlara yol açabilir: Yorgunluk Beyin sisi Yetersiz oksijenasyon Egzersiz sırasında azalan dayanıklılık Daha yüksek solunum yolu enfeksiyonu riskiÇözüm? Birkaç dakika bilinçli nefes alma ve hareket bunu tersine çevirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dj-PhVAdDkmD1NiZIhl_pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu kısa ama güçlü dizi, derin nefes alma, vücut hareketi ve hafif kardiyo uyarımını birleştirir. Akciğerleri tamamen genişletmeye, toksinleri dışarı atmaya ve göğüs kaslarınızı hareket ettirmeye odaklanacaksınız. Bu 2 dakikalık rutini günde bir veya iki kez yapabilirsiniz. Sabah (akciğerlerinizi uyandırmak için) ve akşam (gün içindeki toksinleri temizlemek için) yapmak en iyisidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/68VBi3mNFEW1Qu_jD7NKMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu temeldir. Çoğumuz göğsümüze doğru nefes alırız, ancak diyafram derin nefes almanın gerçek yoludur.
Dik oturun veya ayakta durun. Bir elinizi göğsünüze, diğerini karnınıza koyun. 4 saniye boyunca burnunuzdan derin nefes alın, karnınız yükselsin (göğsünüz değil). 6 saniye boyunca ağzınızdan yavaşça nefes verin. 4-5 tur tekrarlayın.
Akciğerlerinizi tamamen genişletir, sıkışmış havanın serbest kalmasına yardımcı olur ve oksijen değişimini iyileştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OjgCwHHWCEOtqTG8oOD2mw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğsü açmak ve akciğerleri uyarmak için nefes almaya hareket ekleyin. Ayaklarınızı kalça genişliğinde açarak dik durun. Burnunuzdan nefes alın ve her iki kolunuzu yavaşça başınızın üzerine kaldırın. 2 saniye bekleyin, kaburgalarınızın genişlediğini hissedin. Ağzınızdan nefes verin ve kollarınızı indirin. Bu hareketi ritmik olarak 30 saniye boyunca tekrarlayın.Göğüs boşluğunu açar, duruşu iyileştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WGonCji6xk2Dr0ReV0hAow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu teknik, akciğerleri bayat havadan boşaltmaya yardımcı olur ve solunum kaslarını güçlendirir.3 saniye boyunca burnunuzdan yavaşça nefes alın. Dudaklarınızı büzün (bir mumu söndürmek gibi) ve 6 saniye boyunca yavaşça nefes verin. Nefesinizin kontrol edildiğini ve sabitlendiğini hissedin. 4-5 tur tekrarlayın.Nefes almayı yavaşlatır, oksijen alımını artırır ve akciğerlerden temizlenmesine yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HBEZyEC3i0WO227jG1HFbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanınızın pompalanmasını ve akciğerlerinizin daha fazla çalışmasını sağlamanın zamanı geldi - sadece 30 saniyeliğine.
Dik durun ve yerinizde koşun veya dizlerinizi yukarı kaldırın. Hareket ederken derin nefes almaya devam edin. Eğer yeniyseniz yavaşlayın; bu yoğunlukla ilgili değil, uyarılmayla ilgilidir. 30 saniye sonra durun ve derin bir nefes alın... ve verin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PrhOoFp3d06jwfVD4U3Xgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hafif bir kardiyo çalışması akciğerleri uyum sağlamaya, güçlendirmeye ve dayanıklılığı artırmaya zorlar.
Akciğerlerimiz hafife alınan kahramanlardır. Her nefes, yaşam, enerji ve canlılığın bir hatırlatıcısıdır. Ve vücudunuzdaki diğer her şey gibi, eğitilebilir, güçlendirilebilir ve temizlenebilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kuf5fqJUok6j4Pwp8ak5Wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir saatlik zamana veya dağda inzivaya çekilmeye ihtiyacınız yok. Sadece iki dakika, biraz niyet ve biraz tutarlılık. Bu rutini bir hafta deneyin ve vücudunuzun nasıl daha hafif, daha berrak ve daha sakin hissetmeye başladığını izleyin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı kanser riskini azaltan 4 kuralı paylaştı: Basit bir değişiklik yapmanız yetiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-kanser-riskini-azaltan-4-kurali-paylasti-basit-bir-degisiklik-yapmaniz-yetiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-kanser-riskini-azaltan-4-kurali-paylasti-basit-bir-degisiklik-yapmaniz-yetiyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde kanser vakalarında endişe verici bir artış söz konusu. Kanser riskini azaltmak ve sağlıklı bir yaşam sürmek için günlük alışkanlıklarınıza dikkat etmeniz gerekiyor. Peki, kanser riskini azaltmak için yapmanız gereken değişiklikler neler?Dr. Saurabh Sethi, genç yetişkinler arasında kanser vakalarındaki endişe verici artışı vurgulayarak bunu yaşam tarzı faktörlerine bağlıyor. Kolorektal kanser riskini azaltmak için şekerli içecekleri maden suyuyla değiştirmek gibi kanser riskini azaltmak için basit diyet değişiklikleri öneriyor.Amerikan Kanser Derneği&#039;ne göre, 2025 yılında ABD&#039;de 2 milyondan fazla yeni kanser vakasının teşhis edilmesi bekleniyor. DSÖ&#039;ye göre, küresel olarak ikinci önde gelen ölüm nedenidir. Kanser vakaları her zamankinden daha fazla artıyor ve yaşam tarzımızın etkisi göz ardı edilemez.Harvard ve Stanford&#039;da eğitim almış ve bir milyon Instagram takipçisi olan Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, genç yetişkinler arasında artan kanser oranları konusunda alarm veriyor. Instagram&#039;da paylaşılan bir videoda, &quot;Otuzlu ve kırklı yaşlardaki insanların on yıl öncesine göre kansere yakalandığını görüyorum. Belirli risk faktörlerini kontrol edebiliriz&quot; diyor. Uzmanlığından ve klinik gözlemlerinden yola çıkan Dr. Sethi, kanser riskini düşürmeye yardımcı olabilecek dört yiyecek değişimini paylaştı. Bu küçük diyet değişimleri büyük bir fark yaratabilir.Dr. Sethi, şekerli gazlı içecekleri ve enerji içeceklerini maden suyuyla değiştirmenizi öneriyor. Günlük olarak şekerli içecekler tüketmenin kolorektal kanserin erken başlangıcını %32 oranında artırabileceğini belirtiyor. Kolorektal kanser, bağırsak kanseri, kolon kanseri veya rektal kanser olarak da bilinir, kolon veya rektumda gelişen bir kanser türüdür. Bu, dünya çapında en yaygın kanserlerden biridir. 50 yaş üstü kişiler genellikle daha fazla risk altındadır. Aile geçmişi ve diyet ve egzersiz gibi yaşam tarzı faktörleri de riski etkiler. Bu nedenle şekerli içecekleri azaltmak ileriye dönük bir yoldur.DSÖ, hiçbir alkol tüketim seviyesinin sağlığımız için güvenli olmadığını doğruladı. Bu nedenle içtiğiniz kokteyl sağlığınız için iyi değildir. Sethi, özellikle kadınlar için alkolü azaltmayı öneriyor. &quot;Günde iki ila üç içki içmek, bir kadının meme kanseri riskini yüzde on oranında artırıyor,&quot; diyor.Kırmızı et, çok sayıda kanser riskiyle bağlantılıdır. Dr. Sethi, kolon ve meme kanseri riskinin daha yüksek olduğu hamburger, sosisli sandviç ve sosis gibi kırmızı ve işlenmiş etlerin yağsız proteinlerle değiştirilmesini istiyor. Bunun yerine balık, tavuk veya hindi gibi yağsız proteinleri öneriyor. Bazen konu lezzetten vazgeçmek değil, daha akıllıca seçimler yapmaktır.Rafine edilmiş tahıllar bulmak kolay ve ucuz olabilir, ancak bu kolaylık sağlığınız için hiçbir işe yaramıyor. Bağırsak doktoru, beyaz ekmek ve makarna gibi rafine edilmiş tahılları kinoa, darı veya tam buğday gibi tam tahıllarla değiştirmenizi öneriyor. Tam tahıllar ayrıca bağırsak sağlığını destekleyen ve kanser riskini azaltabilen liflerle doludur. Bu, tüm sağlıklı diyete eklenen basit bir değişikliktir. &quot;Günlük yiyecek seçimleriniz düşündüğünüzden daha önemlidir!&quot; diye vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q4VudbxL4E67dMj-tno-8w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, kanser, riskini, azaltan, kuralı, paylaştı:, Basit, bir, değişiklik, yapmanız, yetiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q4VudbxL4E67dMj-tno-8w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı kanser riskini azaltan 4 kuralı paylaştı"><p>Dünya genelinde kanser vakalarında endişe verici bir artış söz konusu. Kanser riskini azaltmak ve sağlıklı bir yaşam sürmek için günlük alışkanlıklarınıza dikkat etmeniz gerekiyor. Peki, kanser riskini azaltmak için yapmanız gereken değişiklikler neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XJqJX1mN4EKWZfS5br6Kkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Saurabh Sethi, genç yetişkinler arasında kanser vakalarındaki endişe verici artışı vurgulayarak bunu yaşam tarzı faktörlerine bağlıyor. Kolorektal kanser riskini azaltmak için şekerli içecekleri maden suyuyla değiştirmek gibi kanser riskini azaltmak için basit diyet değişiklikleri öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AREK5bF5b0WxZ40UJR8JXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikan Kanser Derneği'ne göre, 2025 yılında ABD'de 2 milyondan fazla yeni kanser vakasının teşhis edilmesi bekleniyor. DSÖ'ye göre, küresel olarak ikinci önde gelen ölüm nedenidir. Kanser vakaları her zamankinden daha fazla artıyor ve yaşam tarzımızın etkisi göz ardı edilemez.Harvard ve Stanford'da eğitim almış ve bir milyon Instagram takipçisi olan Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, genç yetişkinler arasında artan kanser oranları konusunda alarm veriyor. Instagram'da paylaşılan bir videoda, "Otuzlu ve kırklı yaşlardaki insanların on yıl öncesine göre kansere yakalandığını görüyorum. Belirli risk faktörlerini kontrol edebiliriz" diyor. Uzmanlığından ve klinik gözlemlerinden yola çıkan Dr. Sethi, kanser riskini düşürmeye yardımcı olabilecek dört yiyecek değişimini paylaştı. Bu küçük diyet değişimleri büyük bir fark yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V-lyTCh_AUaDcnxjVGjVSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, şekerli gazlı içecekleri ve enerji içeceklerini maden suyuyla değiştirmenizi öneriyor. Günlük olarak şekerli içecekler tüketmenin kolorektal kanserin erken başlangıcını %32 oranında artırabileceğini belirtiyor. Kolorektal kanser, bağırsak kanseri, kolon kanseri veya rektal kanser olarak da bilinir, kolon veya rektumda gelişen bir kanser türüdür. Bu, dünya çapında en yaygın kanserlerden biridir. 50 yaş üstü kişiler genellikle daha fazla risk altındadır. Aile geçmişi ve diyet ve egzersiz gibi yaşam tarzı faktörleri de riski etkiler. Bu nedenle şekerli içecekleri azaltmak ileriye dönük bir yoldur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dK16DQuVJky2-C6Mm0FUUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DSÖ, hiçbir alkol tüketim seviyesinin sağlığımız için güvenli olmadığını doğruladı. Bu nedenle içtiğiniz kokteyl sağlığınız için iyi değildir. Sethi, özellikle kadınlar için alkolü azaltmayı öneriyor. "Günde iki ila üç içki içmek, bir kadının meme kanseri riskini yüzde on oranında artırıyor," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CPFEgRWkBU-TCG2mYrl0Qw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırmızı et, çok sayıda kanser riskiyle bağlantılıdır. Dr. Sethi, kolon ve meme kanseri riskinin daha yüksek olduğu hamburger, sosisli sandviç ve sosis gibi kırmızı ve işlenmiş etlerin yağsız proteinlerle değiştirilmesini istiyor. Bunun yerine balık, tavuk veya hindi gibi yağsız proteinleri öneriyor. Bazen konu lezzetten vazgeçmek değil, daha akıllıca seçimler yapmaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gR0qvSFQsUe0C_CQGGCXTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rafine edilmiş tahıllar bulmak kolay ve ucuz olabilir, ancak bu kolaylık sağlığınız için hiçbir işe yaramıyor. Bağırsak doktoru, beyaz ekmek ve makarna gibi rafine edilmiş tahılları kinoa, darı veya tam buğday gibi tam tahıllarla değiştirmenizi öneriyor. Tam tahıllar ayrıca bağırsak sağlığını destekleyen ve kanser riskini azaltabilen liflerle doludur. Bu, tüm sağlıklı diyete eklenen basit bir değişikliktir. "Günlük yiyecek seçimleriniz düşündüğünüzden daha önemlidir!" diye vurguluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>1 bardağı mide bulantısına iyi geliyor: Sindirim sorunlarına yardımcı olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/1-bardagi-mide-bulantisina-iyi-geliyor-sindirim-sorunlarina-yardimci-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/1-bardagi-mide-bulantisina-iyi-geliyor-sindirim-sorunlarina-yardimci-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Mide bulantısı yaşamak rahatsız edici olabilir, ancak rahatlamayı mutfağınızda bulabilirsiniz. Nane çayı, incirli smoothie, aloe vera suyu, zencefil çayı ve papatya çayı potansiyel olarak rahatlatıcı özellikler sunar. Karbonatlı içecekler mide basıncını azaltarak bazılarına rahatlama sağlayabilirken, diğerleri bunları daha da kötüleştirebilir.Mideniz onlarca nedenden dolayı rahatsız olabilir. Semptomlar genellikle hızla geçer ve nedenler genellikle ciddi değildir. Öte yandan, mide bulantısı yaşamak rahatsız edici olabilir. Rahatlama arıyorsanız, mutfağınızda bu doğal tedaviler zaten olabilir. Mide bulantısını yatıştırmaya yardımcı olabilecek bazı içecekler vardır. Bunlardan bazıları aşağıda listelenmiştir:Nane çayı, binlerce yıldır sindirim sorunlarını hafifletmek için kullanılmıştır. Nane çayının antibakteriyel, anti-inflamatuar, antioksidan, immünomodülatör ve anestezik özellikleri sindirim sorunlarına yardımcı olabilir. Yemek borunuzun rahatsız edici kas kasılmaları, nane çayı içerek hafifletilebilir.İncirlerde bulunan müshiller kabızlığı gidermeye ve düzenli bağırsak hareketlerini desteklemeye yardımcı olabilir. İncirlerde bulunan bileşikler ayrıca hazımsızlığı gidermeye yardımcı olabilir. 2 parça ıslatılmış inciri 2 bardak suyla karıştırarak yapılan bir smoothie tüketilebilir. Bu mideyi rahatlatabilir ve kabızlığı giderebilir. Ancak incirlerin müshil özellikleri nedeniyle, ishalden muzdarip olan kişiler incir yemekten kaçınmalıdır.Bu avantajları destekleyecek yeterli veri olmamasına ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmasına rağmen, aloe vera kolit ve irritabl bağırsak sendromunun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir. Mide ekşimesi, gaz ve geğirme, mide bulantısı ve kusma, asit ve yiyecek geri tepmesi gibi semptomlarının hepsi aloe vera suyu tüketilerek hafifletilebilir.İltihap önleyici özellikleri nedeniyle zencefil, guruldayan mideyi sakinleştirmeye yardımcı olabilir. Sorunlu yiyecekleri mideden daha hızlı geçirmek için, mide kasılmalarını hızlandırabilen maddeler de içerir. Çay gibi içeceklere eklenebilir veya çiğneme veya takviye olarak alınabilir.Mide bulantısının verdiği rahatsızlık bir fincan papatya çayı ile azaltılabilir. 2023 tarihli bir araştırmaya göre papatya yağları iltihap giderici özelliklere sahiptir. Bu özellikler sayesinde mide kaslarınız gevşeyebilir ve kramp ve spazmların verdiği rahatsızlığı azaltabilir.Geğirmeyi ve mide basıncını serbest bırakmayı kolaylaştırdıkları için bazı insanlar gazlı içeceklerdeki kabarcıkların mide bulantısını yatıştırmaya yardımcı olduğunu düşünür. Diğerleri için asitlik ve gaz durumu daha da kötüleştirebilir. Sizi nasıl etkileyeceğinden emin değilseniz bu içecekleri yavaşça ve dikkatlice için. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3qHBLktmmEmhFHulCpGspg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>bardağı, mide, bulantısına, iyi, geliyor:, Sindirim, sorunlarına, yardımcı, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3qHBLktmmEmhFHulCpGspg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="1 bardağı mide bulantısına iyi geliyor: Sindirim sorunlarına yardımcı olabilir"><p>Mide bulantısı yaşamak rahatsız edici olabilir, ancak rahatlamayı mutfağınızda bulabilirsiniz. Nane çayı, incirli smoothie, aloe vera suyu, zencefil çayı ve papatya çayı potansiyel olarak rahatlatıcı özellikler sunar. Karbonatlı içecekler mide basıncını azaltarak bazılarına rahatlama sağlayabilirken, diğerleri bunları daha da kötüleştirebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7yCuPpH2hkOyVvibp5gu4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mideniz onlarca nedenden dolayı rahatsız olabilir. Semptomlar genellikle hızla geçer ve nedenler genellikle ciddi değildir. Öte yandan, mide bulantısı yaşamak rahatsız edici olabilir. Rahatlama arıyorsanız, mutfağınızda bu doğal tedaviler zaten olabilir. Mide bulantısını yatıştırmaya yardımcı olabilecek bazı içecekler vardır. Bunlardan bazıları aşağıda listelenmiştir:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ifzd2mqh9Eq1CQmIq8uJcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nane çayı, binlerce yıldır sindirim sorunlarını hafifletmek için kullanılmıştır. Nane çayının antibakteriyel, anti-inflamatuar, antioksidan, immünomodülatör ve anestezik özellikleri sindirim sorunlarına yardımcı olabilir. Yemek borunuzun rahatsız edici kas kasılmaları, nane çayı içerek hafifletilebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E7fHaxF_U02aJruijfxMoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İncirlerde bulunan müshiller kabızlığı gidermeye ve düzenli bağırsak hareketlerini desteklemeye yardımcı olabilir. İncirlerde bulunan bileşikler ayrıca hazımsızlığı gidermeye yardımcı olabilir. 2 parça ıslatılmış inciri 2 bardak suyla karıştırarak yapılan bir smoothie tüketilebilir. Bu mideyi rahatlatabilir ve kabızlığı giderebilir. Ancak incirlerin müshil özellikleri nedeniyle, ishalden muzdarip olan kişiler incir yemekten kaçınmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DzP_c5BljkO6LrrOIjQgaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu avantajları destekleyecek yeterli veri olmamasına ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmasına rağmen, aloe vera kolit ve irritabl bağırsak sendromunun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir. Mide ekşimesi, gaz ve geğirme, mide bulantısı ve kusma, asit ve yiyecek geri tepmesi gibi semptomlarının hepsi aloe vera suyu tüketilerek hafifletilebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_03GFni630KAvPh64g5EzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İltihap önleyici özellikleri nedeniyle zencefil, guruldayan mideyi sakinleştirmeye yardımcı olabilir. Sorunlu yiyecekleri mideden daha hızlı geçirmek için, mide kasılmalarını hızlandırabilen maddeler de içerir. Çay gibi içeceklere eklenebilir veya çiğneme veya takviye olarak alınabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_SpH1LARC0K1gJ55MRBCng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide bulantısının verdiği rahatsızlık bir fincan papatya çayı ile azaltılabilir. 2023 tarihli bir araştırmaya göre papatya yağları iltihap giderici özelliklere sahiptir. Bu özellikler sayesinde mide kaslarınız gevşeyebilir ve kramp ve spazmların verdiği rahatsızlığı azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pRYe87tOuUCFV41Fihw2fA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geğirmeyi ve mide basıncını serbest bırakmayı kolaylaştırdıkları için bazı insanlar gazlı içeceklerdeki kabarcıkların mide bulantısını yatıştırmaya yardımcı olduğunu düşünür. Diğerleri için asitlik ve gaz durumu daha da kötüleştirebilir. Sizi nasıl etkileyeceğinden emin değilseniz bu içecekleri yavaşça ve dikkatlice için.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>B12 vitamini en çok hangi besinlerde var? Beyin sağlığı için gerekli</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/b12-vitamini-en-cok-hangi-besinlerde-var-beyin-sagligi-icin-gerekli</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/b12-vitamini-en-cok-hangi-besinlerde-var-beyin-sagligi-icin-gerekli</guid>
<description><![CDATA[ B12 vitamini sinir sisteminizi sağlıklı tutar. Beyninizin düzgün çalışmasına yardımcı olur. Düşük B12 yorgunluğa, ruh hali değişimlerine ve hafıza sorunlarına neden olur. B12&#039;yi yumurta, balık ve süt ürünlerinde bulabilirsiniz. Veganlar güçlendirilmiş yiyecekler yemeli veya takviye almalıdır. Semptomlarınız varsa B12 seviyenizi kontrol edin. Beyninizi yeterli B12 vitamini ile besleyin.B12 vitamini (kobalamin olarak da bilinir), sinir sisteminizin sağlıklı kalmasında önemli bir rol oynayan suda çözünen bir vitamindir. Ve önemli dediğimizde, beyninizin onsuz düzgün çalışamayacağını kastediyoruz.Nörotransmitterleri beyin hücreleriniz arasındaki kısa mesajlar olarak düşünün. B12 vitamini, ruh halinizi dengede tutan serotonin ve dopamin gibi bu mesajları üretmeye yardımcı olur. B12 vitamini, sinirlerinizin etrafındaki koruyucu bir kaplama olan miyelin kılıfının korunmasına yardımcı olur. Onsuz, sinirleriniz açıkta kalan teller gibidir; sinyaller yavaşlar veya kaybolur.B12 EKSİKLİĞİNİN BELİRTİLERİVücudunuzda B12 vitamini eksikliği varsa, bunu size bildirir, ancak belirtiler ilk başta belirsiz olabilir. Dikkat etmeniz gerekenler şunlardır:Sürekli yorgunluk veya halsizlik

Ruh hali değişimleri, kaygı veya depresyon
Hafıza sorunları veya beyin sisi
Ellerde ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma
Konsantre olma sorunu
Soluk veya sarımsı cilt
Pürüzsüz, kırmızı dil (garip ama gerçek)

Bu işaretler kesinlikle B12 eksikliğiniz olduğu anlamına gelmez; ancak özellikle vejetaryen veya vegan iseniz seviyelerinizi kontrol etmek isteyebileceğinize dair ipuçlarıdır.B12 vitamini hayvansal gıdalarda doğal olarak bulunur, ancak bitki bazlı kişiler için de bazı güçlendirilmiş seçenekler vardır. Yumurta harika bir B12 kaynağıdır. Büyük bir yumurta size yaklaşık 0,6 mcg verir ve günde yaklaşık 2,4 mcg&#039;ye ihtiyacınız vardır (hamileyseniz veya emziriyorsanız daha fazla). Balık bir B12 vitamini ikramiyesi gibidir.
Küçük bir somon veya sardalya parçası size günlük ihtiyacınızdan fazlasını verir. Ayrıca, bonus omega-3&#039;ler alırsınız - bir başka beyin süper gıdası! Süt, peynir, yoğurt gibi süt ürünleri sadece kalsiyum için değildir. Bir bardak süt size yaklaşık 1,2 mcg B12 verir. Yoğurt da harikadır, özellikle ev yapımı dahi. Vegan iseniz veya hayvansal ürünleri azaltıyorsanız, güçlendirilmiş tahıllar, soya sütü, badem sütü ve besleyici maya arayın. Bunlara genellikle vücudunuzun iyi emebileceği sentetik B12 vitamini eklenir.B12 vitamini çoğunlukla hayvansal ürünlerde bulunduğundan, katı vejetaryenler ve veganlar eksiklik riski daha yüksektir. Ancak endişelenmeyin.Vejetaryenseniz süt, lor, paneer, peynir ve yumurtadan B12 vitamini alabilirsiniz. Güçlendirilmiş gıdalar ve takviyeler bu açığı kapatmaya yardımcı olabilir.Vegan iseniz en iyi seçeneğiniz B12 vitaminiyle güçlendirilmiş gıdalar ve takviyelerdir. Besleyici maya (eklenmiş B12 vitaminiyle) patlamış mısır, makarna veya sebzelere serpebileceğiniz lezzetli bir seçenektir.B12 vitamininiz düşükse veya daha önce bahsedilen semptomlardan herhangi birine sahipseniz, takviye basit bir çözüm olabilir. Genellikle güvenli ve ucuzdur. Tabletler, spreyler veya hatta iğneler (ciddi eksiklik için) gibi farklı formları vardır. Ancak kendi kendinize teşhis koymayın! Önce B12 seviyelerinizi test ettirin. Vücudunuzun gerçekten ihtiyaç duyduğu şeyi almak her zaman en iyisidir.Takviyeye ihtiyaç duyabilecek bazı gruplar veganlar ve vejetaryenler, 50 yaş üstü kişiler (emilim yaşla birlikte azalır), sindirim sorunları olanlar (IBS veya Crohn gibi) ve belirli ilaçlar kullananlardır (metformin veya asit azaltıcılar gibi).B12 vitamini zihinsel keskinliğiniz, duygusal dengeniz ve genel enerjiniz için en az değer verilen ancak en temel besinlerden biridir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZECPncXlO0m71w89mCtrAw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>B12, vitamini, çok, hangi, besinlerde, var, Beyin, sağlığı, için, gerekli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZECPncXlO0m71w89mCtrAw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="B12 vitamini en çok hangi besinlerde var? Beyin sağlığı için gerekli"><p>B12 vitamini sinir sisteminizi sağlıklı tutar. Beyninizin düzgün çalışmasına yardımcı olur. Düşük B12 yorgunluğa, ruh hali değişimlerine ve hafıza sorunlarına neden olur. B12'yi yumurta, balık ve süt ürünlerinde bulabilirsiniz. Veganlar güçlendirilmiş yiyecekler yemeli veya takviye almalıdır. Semptomlarınız varsa B12 seviyenizi kontrol edin. Beyninizi yeterli B12 vitamini ile besleyin.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GFm6GD00S0e86IJgmzyrrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini (kobalamin olarak da bilinir), sinir sisteminizin sağlıklı kalmasında önemli bir rol oynayan suda çözünen bir vitamindir. Ve önemli dediğimizde, beyninizin onsuz düzgün çalışamayacağını kastediyoruz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y3xhc94zFEetiq-BIxr6-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nörotransmitterleri beyin hücreleriniz arasındaki kısa mesajlar olarak düşünün. B12 vitamini, ruh halinizi dengede tutan serotonin ve dopamin gibi bu mesajları üretmeye yardımcı olur. B12 vitamini, sinirlerinizin etrafındaki koruyucu bir kaplama olan miyelin kılıfının korunmasına yardımcı olur. Onsuz, sinirleriniz açıkta kalan teller gibidir; sinyaller yavaşlar veya kaybolur.B12 EKSİKLİĞİNİN BELİRTİLERİVücudunuzda B12 vitamini eksikliği varsa, bunu size bildirir, ancak belirtiler ilk başta belirsiz olabilir. Dikkat etmeniz gerekenler şunlardır:Sürekli yorgunluk veya halsizlik

Ruh hali değişimleri, kaygı veya depresyon
Hafıza sorunları veya beyin sisi
Ellerde ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma
Konsantre olma sorunu
Soluk veya sarımsı cilt
Pürüzsüz, kırmızı dil (garip ama gerçek)

Bu işaretler kesinlikle B12 eksikliğiniz olduğu anlamına gelmez; ancak özellikle vejetaryen veya vegan iseniz seviyelerinizi kontrol etmek isteyebileceğinize dair ipuçlarıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GpfPuTwP30OE7LA3LVzSAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini hayvansal gıdalarda doğal olarak bulunur, ancak bitki bazlı kişiler için de bazı güçlendirilmiş seçenekler vardır. Yumurta harika bir B12 kaynağıdır. Büyük bir yumurta size yaklaşık 0,6 mcg verir ve günde yaklaşık 2,4 mcg'ye ihtiyacınız vardır (hamileyseniz veya emziriyorsanız daha fazla). Balık bir B12 vitamini ikramiyesi gibidir.
Küçük bir somon veya sardalya parçası size günlük ihtiyacınızdan fazlasını verir. Ayrıca, bonus omega-3'ler alırsınız - bir başka beyin süper gıdası! Süt, peynir, yoğurt gibi süt ürünleri sadece kalsiyum için değildir. Bir bardak süt size yaklaşık 1,2 mcg B12 verir. Yoğurt da harikadır, özellikle ev yapımı dahi. Vegan iseniz veya hayvansal ürünleri azaltıyorsanız, güçlendirilmiş tahıllar, soya sütü, badem sütü ve besleyici maya arayın. Bunlara genellikle vücudunuzun iyi emebileceği sentetik B12 vitamini eklenir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wX8PEa3JbUuOa2Xmx5wSTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini çoğunlukla hayvansal ürünlerde bulunduğundan, katı vejetaryenler ve veganlar eksiklik riski daha yüksektir. Ancak endişelenmeyin.Vejetaryenseniz süt, lor, paneer, peynir ve yumurtadan B12 vitamini alabilirsiniz. Güçlendirilmiş gıdalar ve takviyeler bu açığı kapatmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C_4_tWbrXUGVIjII2zQGsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vegan iseniz en iyi seçeneğiniz B12 vitaminiyle güçlendirilmiş gıdalar ve takviyelerdir. Besleyici maya (eklenmiş B12 vitaminiyle) patlamış mısır, makarna veya sebzelere serpebileceğiniz lezzetli bir seçenektir.B12 vitamininiz düşükse veya daha önce bahsedilen semptomlardan herhangi birine sahipseniz, takviye basit bir çözüm olabilir. Genellikle güvenli ve ucuzdur. Tabletler, spreyler veya hatta iğneler (ciddi eksiklik için) gibi farklı formları vardır. Ancak kendi kendinize teşhis koymayın! Önce B12 seviyelerinizi test ettirin. Vücudunuzun gerçekten ihtiyaç duyduğu şeyi almak her zaman en iyisidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W6_1PqB8SkefQ7Cn4Jwq8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Takviyeye ihtiyaç duyabilecek bazı gruplar veganlar ve vejetaryenler, 50 yaş üstü kişiler (emilim yaşla birlikte azalır), sindirim sorunları olanlar (IBS veya Crohn gibi) ve belirli ilaçlar kullananlardır (metformin veya asit azaltıcılar gibi).B12 vitamini zihinsel keskinliğiniz, duygusal dengeniz ve genel enerjiniz için en az değer verilen ancak en temel besinlerden biridir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar açıkladı: Gençlere ileri evre kolon kanseri teşhisi konulmasının nedeni</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-acikladi-genclere-ileri-evre-kolon-kanseri-teshisi-konulmasinin-nedeni</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-acikladi-genclere-ileri-evre-kolon-kanseri-teshisi-konulmasinin-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırmalar, pandeminin ve doğal afetlerin kanser teşhisinde büyük gecikmelere yol açtığını, özellikle gençlerde ileri evre kolon kanseri oranlarının endişe verici biçimde arttığını ortaya koydu.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Covid-19 salgını, yalnızca küresel bir sağlık krizine neden olmakla kalmadı; aynı zamanda kolon kanseri gibi ölümcül hastalıkların erken teşhisini de ciddi şekilde sekteye uğrattı. Yeni bulgular, salgın nedeniyle binlerce kolon kanseri vakasının zamanında tespit edilemediğini, bunun da genç bireylerde ileri evre teşhis oranlarını rekor seviyelere taşıdığını gösteriyor.Porto Riko Üniversitesi öncülüğünde yürütülen geniş çaplı bir çalışmada, 2012-2021 yılları arasında kaydedilen kanser vakaları analiz edildi. Araştırmacılar, Irma ve Maria Kasırgaları ile Covid-19 karantina kısıtlamalarının, her yaş grubunda kolorektal kanser teşhislerini ciddi oranda azalttığını belirledi.Verilere göre, kasırgaların vurduğu dönemde beklenen 161,4 CRC vakasına karşılık sadece 82 vaka tespit edildi. Pandemi döneminde ise Nisan 2020’de sadece 50 vaka kayıtlara geçti; oysa ki kesintisiz bir sağlık hizmeti sunulabilseydi bu sayının 162,5 olması bekleniyordu.Araştırmanın çarpıcı bulgularından biri, erken evre kolon kanseri teşhis oranlarının belirgin şekilde düşmesi olurken, ileri evre teşhislerin beklenenden fazla artmış olmasıydı. Özellikle 15-34 yaş arası genç yetişkinlerde kolon kanseri vakalarının artması, uzmanlar tarafından “endişe verici” olarak nitelendirildi.Rutgers Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Arvind Trindade, bu eğilimin gençlerde artan kanser riskine dair daha fazla farkındalık gerektirdiğini vurgularken, çalışmaya katkı sunan Dr. O&#039;Leary ise doktorların bu eğilimi dikkate alarak daha etkili değerlendirme yöntemleri geliştirmesi gerektiğini ifade etti.Porto Riko’da yapılan analiz, yalnızca salgının değil, aynı zamanda doğal afetlerin de teşhis sürecini olumsuz etkilediğini gözler önüne serdi. Hasarlı altyapı, personel eksikliği ve sağlık tesislerinin aşırı yüklenmesi, teşhis ve tedavi süreçlerini geciktirdi.Araştırmacılar, pandeminin yalnızca sağlık sistemine değil, bireysel bağışıklık sistemlerine de zarar verdiğine dikkat çekti. Hollanda’da yürütülen başka bir çalışmada, uzun karantina dönemlerinin bağışıklık sisteminde &quot;hiperinflamasyon&quot; olarak bilinen aşırı iltihaplanmaya yol açtığı saptandı. Dr. Mihai Netea liderliğindeki ekip, insanların mikrobik etkileşimden yoksun kalmasının bağışıklık sistemini zayıflattığını ve enfeksiyonlara karşı daha hassas hale getirdiğini ortaya koydu.Amerikan Kanser Derneği, pandeminin zirve yaptığı 2020 yılında ileri evre teşhis oranlarında %7’lik bir artış olduğunu açıklarken, bu durumdan en fazla renkli toplulukların etkilendiğini bildirdi. Uzmanlar, teşhislerdeki bu gecikmenin on binlerce ek ölüm ve milyarlarca dolarlık sağlık harcamasına yol açabileceğini belirtti.Kolon kanseri erken teşhis edildiğinde beş yıllık sağ kalım oranı %90’lara kadar çıkarken, ileri evrede bu oran %60’a düşüyor. Dahası, tedavi maliyetleri de çarpıcı biçimde artıyor; erken evre tedavi yaklaşık 40 bin dolarken, ileri evrelerde bu rakam 300 bin doları aşıyor.Çalışmanın yardımcı yazarlarından Tonatiuh Suárez-Ramos, “Bu bulgular, kriz zamanlarında sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan aksamaların sağlık sonuçlarını dramatik şekilde kötüleştirdiğini gösteriyor,” derken, Dr. Yisel Pagán-Santana ise daha dayanıklı sağlık sistemlerine olan ihtiyacın altını çizdi.Kıdemli yazar Dr. Karen J. Ortiz-Ortiz ise şunları kaydetti: “Amacımız, bu tür felaketlerde bile sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi için politika yapıcıların harekete geçmesini sağlamak. İnsanların daha uzun ve sağlıklı yaşaması için daha dirençli sistemler kurmak zorundayız.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZHJnGyIguU2ewGTkgbIzCQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, açıkladı:, Gençlere, ileri, evre, kolon, kanseri, teşhisi, konulmasının, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZHJnGyIguU2ewGTkgbIzCQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlar açıkladı: Gençlere ileri evre kolon kanseri teşhisi konulmasının nedeni"><p>Yeni araştırmalar, pandeminin ve doğal afetlerin kanser teşhisinde büyük gecikmelere yol açtığını, özellikle gençlerde ileri evre kolon kanseri oranlarının endişe verici biçimde arttığını ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vi0pN70QH0mZpZP3TXajSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Covid-19 salgını, yalnızca küresel bir sağlık krizine neden olmakla kalmadı; aynı zamanda kolon kanseri gibi ölümcül hastalıkların erken teşhisini de ciddi şekilde sekteye uğrattı. Yeni bulgular, salgın nedeniyle binlerce kolon kanseri vakasının zamanında tespit edilemediğini, bunun da genç bireylerde ileri evre teşhis oranlarını rekor seviyelere taşıdığını gösteriyor.Porto Riko Üniversitesi öncülüğünde yürütülen geniş çaplı bir çalışmada, 2012-2021 yılları arasında kaydedilen kanser vakaları analiz edildi. Araştırmacılar, Irma ve Maria Kasırgaları ile Covid-19 karantina kısıtlamalarının, her yaş grubunda kolorektal kanser teşhislerini ciddi oranda azalttığını belirledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jRzkJAqSmUaqycqzBAkuAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Verilere göre, kasırgaların vurduğu dönemde beklenen 161,4 CRC vakasına karşılık sadece 82 vaka tespit edildi. Pandemi döneminde ise Nisan 2020’de sadece 50 vaka kayıtlara geçti; oysa ki kesintisiz bir sağlık hizmeti sunulabilseydi bu sayının 162,5 olması bekleniyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cafoQKqSxEmGt5a83kT9uw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmanın çarpıcı bulgularından biri, erken evre kolon kanseri teşhis oranlarının belirgin şekilde düşmesi olurken, ileri evre teşhislerin beklenenden fazla artmış olmasıydı. Özellikle 15-34 yaş arası genç yetişkinlerde kolon kanseri vakalarının artması, uzmanlar tarafından “endişe verici” olarak nitelendirildi.Rutgers Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Arvind Trindade, bu eğilimin gençlerde artan kanser riskine dair daha fazla farkındalık gerektirdiğini vurgularken, çalışmaya katkı sunan Dr. O'Leary ise doktorların bu eğilimi dikkate alarak daha etkili değerlendirme yöntemleri geliştirmesi gerektiğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/adDoewOFqE-3cnmIPmWXJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Porto Riko’da yapılan analiz, yalnızca salgının değil, aynı zamanda doğal afetlerin de teşhis sürecini olumsuz etkilediğini gözler önüne serdi. Hasarlı altyapı, personel eksikliği ve sağlık tesislerinin aşırı yüklenmesi, teşhis ve tedavi süreçlerini geciktirdi.Araştırmacılar, pandeminin yalnızca sağlık sistemine değil, bireysel bağışıklık sistemlerine de zarar verdiğine dikkat çekti. Hollanda’da yürütülen başka bir çalışmada, uzun karantina dönemlerinin bağışıklık sisteminde "hiperinflamasyon" olarak bilinen aşırı iltihaplanmaya yol açtığı saptandı. Dr. Mihai Netea liderliğindeki ekip, insanların mikrobik etkileşimden yoksun kalmasının bağışıklık sistemini zayıflattığını ve enfeksiyonlara karşı daha hassas hale getirdiğini ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uhtSNFFztkaUQU6gr4qgQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikan Kanser Derneği, pandeminin zirve yaptığı 2020 yılında ileri evre teşhis oranlarında %7’lik bir artış olduğunu açıklarken, bu durumdan en fazla renkli toplulukların etkilendiğini bildirdi. Uzmanlar, teşhislerdeki bu gecikmenin on binlerce ek ölüm ve milyarlarca dolarlık sağlık harcamasına yol açabileceğini belirtti.Kolon kanseri erken teşhis edildiğinde beş yıllık sağ kalım oranı %90’lara kadar çıkarken, ileri evrede bu oran %60’a düşüyor. Dahası, tedavi maliyetleri de çarpıcı biçimde artıyor; erken evre tedavi yaklaşık 40 bin dolarken, ileri evrelerde bu rakam 300 bin doları aşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YSihOSijPE6r41RokPOCZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmanın yardımcı yazarlarından Tonatiuh Suárez-Ramos, “Bu bulgular, kriz zamanlarında sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan aksamaların sağlık sonuçlarını dramatik şekilde kötüleştirdiğini gösteriyor,” derken, Dr. Yisel Pagán-Santana ise daha dayanıklı sağlık sistemlerine olan ihtiyacın altını çizdi.Kıdemli yazar Dr. Karen J. Ortiz-Ortiz ise şunları kaydetti: “Amacımız, bu tür felaketlerde bile sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi için politika yapıcıların harekete geçmesini sağlamak. İnsanların daha uzun ve sağlıklı yaşaması için daha dirençli sistemler kurmak zorundayız.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sık sık öksürük, burun akıntısı ve hapşuruk mu yaşıyorsunuz? Buna neden olan 5 vitamin ve mineral eksikliği</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sik-sik-oeksuruk-burun-akintisi-ve-hapsuruk-mu-yasiyorsunuz-buna-neden-olan-5-vitamin-ve-mineral-eksikligi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sik-sik-oeksuruk-burun-akintisi-ve-hapsuruk-mu-yasiyorsunuz-buna-neden-olan-5-vitamin-ve-mineral-eksikligi</guid>
<description><![CDATA[ Ara sıra soğuk algınlığına yakalanmak normaldir. Ancak sürekli hapşıran, öksüren veya burnunu çeken biriyseniz (etrafınızda hasta olan başka kimse olmasa bile), şu soruyu sormanın zamanı gelmiş olabilir: &quot;Bağışıklık sistemimde neler oluyor?&quot; Bu sadece kötü şans veya değişen hava koşullarından daha fazlası olabilir. Vücudunuz, bağışıklık sisteminizin ordusu gibi davranan temel vitamin ve minerallerden yoksun olabilir. Bunlar eksik olduğunda, vücudunuz virüsler için bir oyun alanı haline gelir, özellikle de o sinir bozucu soğuk algınlığı virüsü için. Vücudunuzu enfeksiyonlar için bir mıknatıs haline getirebilecek 5 yaygın besin eksikliğini ve bu konuda neler yapabileceğinizi öğrenelim.Çocukluğunuzdan beri muhtemelen C Vitamini&#039;ni duymuşsunuzdur. C Vitamini bağışıklık sisteminizin kişisel antrenörü gibidir. Vücudunuzun enfeksiyonlara karşı ilk savunma hattı olan beyaz kan hücrelerinin üretimini artırmaya yardımcı olur. Aynı zamanda bir antioksidandır, yani serbest radikallerle (yani hücresel düzeyde sağlığınızı bozan o küçük sorunlularla) savaşır.Çok sık soğuk algınlığına yakalanıyorsunuz, yaraların iyileşmesi sonsuza kadar sürüyor, diş etleriniz kanıyor, sürekli yorgunluk, donuk ve kuru cilt.Amla, portakal, limon, tatlı misket limonu (mosambi), guava, kırmızı ve sarı dolmalık biber, brokoli ve ıspanak ekleyin. Sabahları ilk iş olarak ılık limon suyu veya amla suyu içmeyi deneyin. Bağışıklığınız size teşekkür edecek.Bağışıklık sisteminin en az değer verilen oyuncusundan bahsedelim: D Vitamini.Genellikle kemik sağlığıyla ilişkilendiririz ama tahmin edin ne oldu? D Vitamini, bağışıklık sisteminizin işleyişinde derin bir rol oynar. Bağışıklık hücrelerini harekete geçirir ve bakteri ve virüslerle savaşmaya yardımcı olur. Ve özellikle kış aylarında veya çok uzun süre kapalı alanda kaldığınızda sık sık hastalanıyorsanız, vücudunuz D Vitamini için çığlık atıyor olabilir. Vücudunuzda yeterli D Vitamini olmadığında, sürekli yorgun veya düşük enerjili hissedersiniz, sık solunum yolu enfeksiyonları yaşarsınız, kemik veya sırt ağrıları çekersiniz, ruh hali değişimleri veya hatta hafif depresyon yaşarsınız ve ayrıca kas güçsüzlüğü yaşarsınız.Haftada en az 3-4 kez çıplak teninizle (güneş kremi kullanmadan!) 15-20 dakika sabah güneşi almaya çalışın. Daha fazla D vitamini için yumurta sarısı, güçlendirilmiş süt ürünleri, mantar ve somon gibi yağlı balıklar gibi yiyecekler yiyin. Bazen yiyecek ve güneş yeterli olmaz. Basit bir kan testi seviyelerinizi doğrulayabilir ve doktorunuz size haftalık bir D3 tableti verebilir.Çinko hak ettiği kadar ilgi görmüyor, ancak bağışıklık söz konusu olduğunda en etkili vitaminlerden biri. Özellikle virüslerle savaşan bağışıklık hücrelerinin yaratılmasına ve etkinleştirilmesine yardımcı oluyor. Düşük çinko = zayıf savunma sistemi = sık soğuk algınlığı, boğaz ağrısı ve sürekli &quot;neredeyse hasta&quot; olma hissi.Çinko eksikliğinin klasik belirtileri sık soğuk algınlığı ve enfeksiyonlar, zayıf yara iyileşmesi, saç dökülmesi veya incelmesi, tat veya koku kaybı ve tırnaklarda beyaz lekelerdir.Çinkoyu kabak çekirdeğinde, ayçiçeği çekirdeğinde, nohutta (chana), mercimekte, barbunya fasulyesinde (rajma), kaju fıstığında ve bademde, yumurtada, bitter çikolatada (evet, doğru okudunuz - ancak %70 kakao içeren çeşidini seçin!) bulabilirsiniz. Vejetaryenler ve veganlar çinko eksikliğine daha yatkındır. Bu nedenle bitki bazlı besleniyorsanız, diyetinize çinko açısından zengin yiyecekleri aktif olarak dahil ettiğinizden veya bir takviye almayı düşündüğünüzden emin olun.Demir çoğunlukla anemi bağlamında konuşulur, ancak mesele şu ki: demiriniz düşük olduğunda, vücudunuz yeterli hemoglobin üretmez, bu da dokularınızın (bağışıklıkta rol oynayanlar dahil) yeterli oksijen almadığı anlamına gelir. Ayrıca, düşük demir seviyeleri bağışıklık tepkinizi yavaşlatır ve virüslerin sisteminize girmesini kolaylaştırır. Sürekli yorgun hissedersiniz, odaklanamazsınız ve sürekli hastalanırsınız.
Tanıdık geliyor mu?
Eksikliğin belirtileri, özellikle yorgunlukla birlikte sık sık soğuk algınlığı, soluk cilt veya koyu halkalar, kırılgan tırnaklar ve saç dökülmesi, nefes darlığı ve beyin sisi.
Ispanak, hurma, kuru üzüm, mercimek, soya fasulyesi, kırmızı et, tavuk ciğeri, yumurta ve deniz ürünlerinden demir alabilirsiniz.
Profesyonel ipucu: Emilimi artırmak için demir açısından zengin yiyecekleri C Vitamini (limon veya amla suyu gibi) ile eşleştirin. Ve yemeklerden hemen sonra çay veya kahve içmemeye çalışın; demir emilimini büyük ölçüde engeller.B12 vitamini, sağlığınız garip davranmaya başlayana kadar eksikliğini fark etmediğiniz sinsi besinlerden biridir. Sağlıklı sinir fonksiyonu, kırmızı kan hücresi üretimi ve tahmin ettiğiniz gibi bağışıklık için hayati önem taşır. Yeterli B12 olmadan, vücudunuz yeni bağışıklık hücreleri oluşturmakta zorlanır. Bu da virüslerin üstünlük sağlayabileceği anlamına gelir.
Vücudunuz şu belirtileri gösterir: Sürekli yorgunluk, zayıf bağışıklık ve sık soğuk algınlığı, ellerde ve ayaklarda karıncalanma, beyin ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SD2bNt6RDkCH0JGEgLUP4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sık, sık, öksürük, burun, akıntısı, hapşuruk, yaşıyorsunuz, Buna, neden, olan, vitamin, mineral, eksikliği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SD2bNt6RDkCH0JGEgLUP4w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sık sık soğuk algınlığı mı yaşıyorsunuz?  5 vitamin ve mineral eksikliği"><p>Ara sıra soğuk algınlığına yakalanmak normaldir. Ancak sürekli hapşıran, öksüren veya burnunu çeken biriyseniz (etrafınızda hasta olan başka kimse olmasa bile), şu soruyu sormanın zamanı gelmiş olabilir: "Bağışıklık sistemimde neler oluyor?" Bu sadece kötü şans veya değişen hava koşullarından daha fazlası olabilir. Vücudunuz, bağışıklık sisteminizin ordusu gibi davranan temel vitamin ve minerallerden yoksun olabilir. Bunlar eksik olduğunda, vücudunuz virüsler için bir oyun alanı haline gelir, özellikle de o sinir bozucu soğuk algınlığı virüsü için. Vücudunuzu enfeksiyonlar için bir mıknatıs haline getirebilecek 5 yaygın besin eksikliğini ve bu konuda neler yapabileceğinizi öğrenelim.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cCFlBGXOAU-Px6rl55BuSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocukluğunuzdan beri muhtemelen C Vitamini'ni duymuşsunuzdur. C Vitamini bağışıklık sisteminizin kişisel antrenörü gibidir. Vücudunuzun enfeksiyonlara karşı ilk savunma hattı olan beyaz kan hücrelerinin üretimini artırmaya yardımcı olur. Aynı zamanda bir antioksidandır, yani serbest radikallerle (yani hücresel düzeyde sağlığınızı bozan o küçük sorunlularla) savaşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/87mkaY3BPkuGiP7taavXfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok sık soğuk algınlığına yakalanıyorsunuz, yaraların iyileşmesi sonsuza kadar sürüyor, diş etleriniz kanıyor, sürekli yorgunluk, donuk ve kuru cilt.Amla, portakal, limon, tatlı misket limonu (mosambi), guava, kırmızı ve sarı dolmalık biber, brokoli ve ıspanak ekleyin. Sabahları ilk iş olarak ılık limon suyu veya amla suyu içmeyi deneyin. Bağışıklığınız size teşekkür edecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cfyN1Ftf4E6a-By68xVkRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağışıklık sisteminin en az değer verilen oyuncusundan bahsedelim: D Vitamini.Genellikle kemik sağlığıyla ilişkilendiririz ama tahmin edin ne oldu? D Vitamini, bağışıklık sisteminizin işleyişinde derin bir rol oynar. Bağışıklık hücrelerini harekete geçirir ve bakteri ve virüslerle savaşmaya yardımcı olur. Ve özellikle kış aylarında veya çok uzun süre kapalı alanda kaldığınızda sık sık hastalanıyorsanız, vücudunuz D Vitamini için çığlık atıyor olabilir. Vücudunuzda yeterli D Vitamini olmadığında, sürekli yorgun veya düşük enerjili hissedersiniz, sık solunum yolu enfeksiyonları yaşarsınız, kemik veya sırt ağrıları çekersiniz, ruh hali değişimleri veya hatta hafif depresyon yaşarsınız ve ayrıca kas güçsüzlüğü yaşarsınız.Haftada en az 3-4 kez çıplak teninizle (güneş kremi kullanmadan!) 15-20 dakika sabah güneşi almaya çalışın. Daha fazla D vitamini için yumurta sarısı, güçlendirilmiş süt ürünleri, mantar ve somon gibi yağlı balıklar gibi yiyecekler yiyin. Bazen yiyecek ve güneş yeterli olmaz. Basit bir kan testi seviyelerinizi doğrulayabilir ve doktorunuz size haftalık bir D3 tableti verebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ynRp2w5P602owyozeittXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çinko hak ettiği kadar ilgi görmüyor, ancak bağışıklık söz konusu olduğunda en etkili vitaminlerden biri. Özellikle virüslerle savaşan bağışıklık hücrelerinin yaratılmasına ve etkinleştirilmesine yardımcı oluyor. Düşük çinko = zayıf savunma sistemi = sık soğuk algınlığı, boğaz ağrısı ve sürekli "neredeyse hasta" olma hissi.Çinko eksikliğinin klasik belirtileri sık soğuk algınlığı ve enfeksiyonlar, zayıf yara iyileşmesi, saç dökülmesi veya incelmesi, tat veya koku kaybı ve tırnaklarda beyaz lekelerdir.Çinkoyu kabak çekirdeğinde, ayçiçeği çekirdeğinde, nohutta (chana), mercimekte, barbunya fasulyesinde (rajma), kaju fıstığında ve bademde, yumurtada, bitter çikolatada (evet, doğru okudunuz - ancak %70 kakao içeren çeşidini seçin!) bulabilirsiniz. Vejetaryenler ve veganlar çinko eksikliğine daha yatkındır. Bu nedenle bitki bazlı besleniyorsanız, diyetinize çinko açısından zengin yiyecekleri aktif olarak dahil ettiğinizden veya bir takviye almayı düşündüğünüzden emin olun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d443hoRp4UGcURWjcou3VA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir çoğunlukla anemi bağlamında konuşulur, ancak mesele şu ki: demiriniz düşük olduğunda, vücudunuz yeterli hemoglobin üretmez, bu da dokularınızın (bağışıklıkta rol oynayanlar dahil) yeterli oksijen almadığı anlamına gelir. Ayrıca, düşük demir seviyeleri bağışıklık tepkinizi yavaşlatır ve virüslerin sisteminize girmesini kolaylaştırır. Sürekli yorgun hissedersiniz, odaklanamazsınız ve sürekli hastalanırsınız.
Tanıdık geliyor mu?
Eksikliğin belirtileri, özellikle yorgunlukla birlikte sık sık soğuk algınlığı, soluk cilt veya koyu halkalar, kırılgan tırnaklar ve saç dökülmesi, nefes darlığı ve beyin sisi.
Ispanak, hurma, kuru üzüm, mercimek, soya fasulyesi, kırmızı et, tavuk ciğeri, yumurta ve deniz ürünlerinden demir alabilirsiniz.
Profesyonel ipucu: Emilimi artırmak için demir açısından zengin yiyecekleri C Vitamini (limon veya amla suyu gibi) ile eşleştirin. Ve yemeklerden hemen sonra çay veya kahve içmemeye çalışın; demir emilimini büyük ölçüde engeller.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PMjHgQx3WUeNyb_nJadp2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini, sağlığınız garip davranmaya başlayana kadar eksikliğini fark etmediğiniz sinsi besinlerden biridir. Sağlıklı sinir fonksiyonu, kırmızı kan hücresi üretimi ve tahmin ettiğiniz gibi bağışıklık için hayati önem taşır. Yeterli B12 olmadan, vücudunuz yeni bağışıklık hücreleri oluşturmakta zorlanır. Bu da virüslerin üstünlük sağlayabileceği anlamına gelir.
Vücudunuz şu belirtileri gösterir: Sürekli yorgunluk, zayıf bağışıklık ve sık soğuk algınlığı, ellerde ve ayaklarda karıncalanma, beyin sisi veya unutkanlık ve ruh hali değişimleri.İşin aslı şu ki, B12 yalnızca hayvansal ürünlerde bulunur. Yani vejetaryen veya vegansanız, takviye almıyorsanız, eksikliğinizin olma ihtimali yüksektir. Yumurta, süt, lor, paneer, tavuk, balık, kırmızı et, güçlendirilmiş tahıllar veya bitki bazlı sütler. Takviyeler genellikle gereklidir, özellikle vejetaryenler için. Basit bir test seviyelerinizi gösterebilir ve doktorunuz ciddi vakalarda oral takviyeler veya hatta iğneler önerebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N7xfsGYmtkat4CyuaX910g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi su için: Susuz kalma savunmanızı zayıflatır. Ilık su, bitki çayları veya hatta haldi doodh yudumlayın.
Bağırsaklarınızı onarın : Sağlıklı bir bağırsak  güçlü bir bağışıklık sistemi. Yoğurt, ayran, turşu veya kanji gibi fermente edilmiş yiyecekler ekleyin.
Uyku kutsaldır: Diyetiniz ne kadar iyi olursa olsun, uyku eksikliği bağışıklığınızı mahveder. 7-9 saat hedefleyin.
Düzenli egzersiz yapın : Hafif ila orta düzeyde egzersiz dolaşımı ve bağışıklığı iyileştirir. Yoga, yürüyüş veya biraz kuvvet antrenmanı işe yarar.
Şekeri sınırlayın: Ultra işlenmiş gıdalar ve aşırı şeker bağışıklık fonksiyonunu baskılar. Azaltın, yok etmeyin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktor işe yarayan tek yöntemi açıkladı: Huzursuz bacak sendromunu yatıştırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-ise-yarayan-tek-yoentemi-acikladi-huzursuz-bacak-sendromunu-yatistiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-ise-yarayan-tek-yoentemi-acikladi-huzursuz-bacak-sendromunu-yatistiriyor</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de görev yapan acil servis doktoru Dr. Joe Whittington, milyonlarca insanı geceleri uykusuz bırakan huzursuz bacak sendromuna (HBS) karşı oldukça basit ama etkili bir yöntem paylaştı. Dr. Joe’ya göre, ayaklara bağlanan bir çorap, sinirleri yatıştırarak semptomların hafiflemesine yardımcı olabilir.Sosyal medyada 782 bin takipçisi bulunan Dr. Joe, Instagram’da paylaştığı ve 120 binden fazla izlenen videosunda, &quot;Ayak parmaklarınızın hemen altına bir çorap ya da örtü bağlayın. Bu basit yöntem huzursuz bacak sendromunu yatıştırabilir. Bilimsel temeli de var&quot; ifadelerini kullandı.Kendisi de HBS hastası olan Dr. Joe, uygulamanın yalnızca kendi semptomlarını değil, başkalarının da şikâyetlerini hafiflettiğini söylüyor. Hatta bir klinik çalışmada bu tekniği deneyen kişilerin %90’ında semptomların azaldığı gözlemlenmiş.Willis-Ekbom hastalığı olarak da bilinen huzursuz bacak sendromu, NHS tarafından “bacakları hareket ettirme yönünde karşı konulmaz bir dürtü” olarak tanımlanıyor. Özellikle gece saatlerinde, vücudun dinlenmeye geçtiği anlarda semptomların şiddetlendiği belirtiliyor. Ayaklarda, baldırlarda ya da uyluklarda tarif edilmesi güç bir sürünme ya da karıncalanma hissine yol açabiliyor.Geleneksel tedavi yöntemlerinde dopamin antagonistleri adı verilen ilaçlar kullanılmakta. Ancak son dönemde bu ilaçların bazı ciddi ve beklenmedik yan etkiler yarattığına dair uyarılar artıyor. Ropinirol gibi ilaçları kullanan bazı kadınlar, kontrolsüz kumar oynama isteği ve cinsel bağımlılık gibi semptomlar yaşadıklarını iddia ediyor. Söz konusu yan etkiler, ilacın hasta bilgilendirme broşüründe de “genel yan etki” olarak yer alıyor.Dr. Joe, kadınların huzursuz bacak sendromuna yakalanma riskinin erkeklere kıyasla iki kat daha fazla olduğuna dikkat çekerek, ilaçsız bir çözüm olarak sunduğu bu yöntemin özellikle kadın hastalar için büyük bir avantaj sağlayabileceğini vurguluyor.Uzmana göre, çorapla uygulanan basit kompresyon tekniği, sinir uçlarındaki baskı noktalarını uyararak rahatlama sağlıyor. &quot;Ayaklarınıza sadece hafif bir baskı uygulayın. Ne çok gevşek, ne çok sıkı. Her iki ayak için de uygulandığında etkisi artıyor&quot; diyen Dr. Joe, bu tekniğin günlük hayatı olumlu yönde etkileyebileceğini söylüyor.Uzmanlar, ilaç dışı yöntemlerin yanı sıra yaşam tarzında yapılacak bazı değişikliklerin de semptomları hafifletmede etkili olabileceğini belirtiyor. Düzenli egzersiz, kafein ve alkol tüketiminden kaçınma, ayrıca istikrarlı bir uyku rutini oluşturma gibi basit önlemler, hafif vakalarda ciddi rahatlama sağlayabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k-_RRp5iLUmX142LKA0fJQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, işe, yarayan, tek, yöntemi, açıkladı:, Huzursuz, bacak, sendromunu, yatıştırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k-_RRp5iLUmX142LKA0fJQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktor işe yarayan tek yöntemi açıkladı: Huzursuz bacak sendromunu yatıştırıyor"><p>ABD'de görev yapan acil servis doktoru Dr. Joe Whittington, milyonlarca insanı geceleri uykusuz bırakan huzursuz bacak sendromuna (HBS) karşı oldukça basit ama etkili bir yöntem paylaştı. Dr. Joe’ya göre, ayaklara bağlanan bir çorap, sinirleri yatıştırarak semptomların hafiflemesine yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HRHl9_rD1UKpOFbi3BwqGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medyada 782 bin takipçisi bulunan Dr. Joe, Instagram’da paylaştığı ve 120 binden fazla izlenen videosunda, "Ayak parmaklarınızın hemen altına bir çorap ya da örtü bağlayın. Bu basit yöntem huzursuz bacak sendromunu yatıştırabilir. Bilimsel temeli de var" ifadelerini kullandı.Kendisi de HBS hastası olan Dr. Joe, uygulamanın yalnızca kendi semptomlarını değil, başkalarının da şikâyetlerini hafiflettiğini söylüyor. Hatta bir klinik çalışmada bu tekniği deneyen kişilerin %90’ında semptomların azaldığı gözlemlenmiş.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wjnsZDxm2EuwiwDRmDroUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Willis-Ekbom hastalığı olarak da bilinen huzursuz bacak sendromu, NHS tarafından “bacakları hareket ettirme yönünde karşı konulmaz bir dürtü” olarak tanımlanıyor. Özellikle gece saatlerinde, vücudun dinlenmeye geçtiği anlarda semptomların şiddetlendiği belirtiliyor. Ayaklarda, baldırlarda ya da uyluklarda tarif edilmesi güç bir sürünme ya da karıncalanma hissine yol açabiliyor.Geleneksel tedavi yöntemlerinde dopamin antagonistleri adı verilen ilaçlar kullanılmakta. Ancak son dönemde bu ilaçların bazı ciddi ve beklenmedik yan etkiler yarattığına dair uyarılar artıyor. Ropinirol gibi ilaçları kullanan bazı kadınlar, kontrolsüz kumar oynama isteği ve cinsel bağımlılık gibi semptomlar yaşadıklarını iddia ediyor. Söz konusu yan etkiler, ilacın hasta bilgilendirme broşüründe de “genel yan etki” olarak yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ANA67dbRbkKQzzRaJ5nSZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Joe, kadınların huzursuz bacak sendromuna yakalanma riskinin erkeklere kıyasla iki kat daha fazla olduğuna dikkat çekerek, ilaçsız bir çözüm olarak sunduğu bu yöntemin özellikle kadın hastalar için büyük bir avantaj sağlayabileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-tXc0BhVQ02mgKN6S2LOLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmana göre, çorapla uygulanan basit kompresyon tekniği, sinir uçlarındaki baskı noktalarını uyararak rahatlama sağlıyor. "Ayaklarınıza sadece hafif bir baskı uygulayın. Ne çok gevşek, ne çok sıkı. Her iki ayak için de uygulandığında etkisi artıyor" diyen Dr. Joe, bu tekniğin günlük hayatı olumlu yönde etkileyebileceğini söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EraUUb1Fw0yGhZ2XPNaScA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, ilaç dışı yöntemlerin yanı sıra yaşam tarzında yapılacak bazı değişikliklerin de semptomları hafifletmede etkili olabileceğini belirtiyor. Düzenli egzersiz, kafein ve alkol tüketiminden kaçınma, ayrıca istikrarlı bir uyku rutini oluşturma gibi basit önlemler, hafif vakalarda ciddi rahatlama sağlayabiliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vitamin takviyeleri için zamanlama gizli anahtar: Hangi saatte tüketilmeli?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vitamin-takviyeleri-icin-zamanlama-gizli-anahtar-hangi-saatte-tuketilmeli</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vitamin-takviyeleri-icin-zamanlama-gizli-anahtar-hangi-saatte-tuketilmeli</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık yararlarını en üst düzeye çıkarmak için takviyeler stratejik olarak zamanlanmalıdır. Takviyeler faydalıdır, ancak tam yararlarını ortaya çıkarmak için zamanlama gizli anahtardır. Vücut bir saate göre çalışır ve besinler bu ritimle senkronize olduklarında en iyi şekilde çalışır. Doğru zamanlamayı takip etmek yalnızca daha iyi emilimi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda faydası da katlanır.Sağlık yararlarını en üst düzeye çıkarmak için takviyeler stratejik olarak zamanlanmalıdır. Takviyeler faydalıdır, ancak tam yararlarını ortaya çıkarmak için zamanlama gizli anahtardır. Vücut bir saate göre çalışır ve besinler bu ritimle senkronize olduklarında en iyi şekilde çalışır. Doğru zamanlamayı takip etmek yalnızca daha iyi emilimi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda faydası da katlanır.Takviye almak sağlık için harikalar yaratabilir, ancak yalnızca doğru şekilde alınırlarsa. Tıpkı yiyecekler gibi, vitaminler ve mineraller vücut doğru durumda olduğunda en iyi şekilde emilir. Bazı besinler yağa ihtiyaç duyar, diğerleri boş mideyi tercih eder ve birkaçı gün boyunca parçalar halinde alındığında en iyi şekilde çalışır.Zamanlama yanlış olduğunda, en güçlü takviyeler bile tam yararlarını gösteremeyebilir. Bu nedenle her birini almak için günün en iyi saatini bilmek önemlidir. İşte vücudun bunları nasıl işlediğine bağlı olarak en etkili vitamin ve minerallerden bazılarını ne zaman tüketeceğimiz hakkında bilmemiz gereken her şey.Vitamin D3 yağda çözünen bir vitamindir, yani düzgün bir şekilde emilmesi için diyet yağına ihtiyaç duyar. İşte bu yüzden kahvaltı ideal bir zamandır; özellikle de günün ilk öğünü ghee, kuruyemiş, avokado veya yumurta gibi sağlıklı yağlar içeriyorsa.Sabah almak vücudun doğal ritmini de destekler. D vitamini ruh halini ve enerjiyi düzenlemeye yardımcı olur, bu nedenle güne D vitamini ile başlamak daha iyi zihinsel odaklanma ve dengeli uyku düzenlerine yol açabilir. Çalışmalar ayrıca, sabahın erken saatlerinde doz almanın uyku döngüsünü yöneten melatonin seviyelerindeki bozulmayı önleyebileceğini öne sürmüştür.OMEGA-3Omega-3 yağ asitleri kalp ve beyin faydalarıyla bilinir. Ancak, bu sağlıklı yağların da etkili bir şekilde emilebilmesi için diyet yağına ihtiyacı vardır. Bunları günün ilk önemli öğünüyle (genellikle kahvaltı veya öğle yemeği) birlikte almak, parçalanmalarını ve düzgün bir şekilde kullanılmalarını sağlar.Bu, vücudun Omega-3&#039;ü daha iyi emmesine yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda bazen aç karnına alındığında ortaya çıkabilen balık tadı veya geğirme olasılığını da azaltır. Zeytinyağı, kuruyemiş veya çekirdek gibi iyi yağlarla dengeli bir öğün mükemmel bir eşlikçidir.Çinko bağışıklık, yara iyileşmesi ve hatta cilt sağlığı için oldukça önemlidir. Ancak birlikte alındığında kalsiyum ve demir gibi diğer minerallerle rekabet eder. Bu nedenle çinkoyu tek başına almak en iyisidir - sabahın ortasında veya öğleden sonra, ideal olarak yemekten iki saat sonra.
Bu zamanlama mideye önceki yemeği işlemek için yeterli zaman verirken çinko emilimini azaltabilecek yiyeceklerle etkileşime girmesini önler. Ayrıca mideye daha naziktir, özellikle mide bulantısını önlemek için gerektiğinde küçük bir atıştırmalıkla alındığında.Magnezyum sakinleştirici bir mineraldir - kas gevşemesine, uyku kalitesine ve stresi yönetmeye yardımcı olur. Vücut, doğal sirkadiyen ritmin yavaşlamaya başladığı günün ikinci yarısında magnezyuma iyi yanıt verir.Dozu bölmeniz önerilir: bir kısmını öğleden sonra geç saatlerde ve diğerini akşam yemeğiyle birlikte alın. Bu sadece emilimi en üst düzeye çıkarmakla kalmaz, aynı zamanda daha iyi uyku ve gece iyileşmesini de sağlar. Akşam yemeğinde küçük bir porsiyon bitter çikolata veya ıspanak etkilerini daha da artırabilir.Demir, en iyi şekilde emilim için aç karnına alınmalıdır. Kahvaltı ile öğle yemeği arasındaki zaman mükemmeldir; ideal olarak mide diğer minerallerden, kafeinden veya süt ürünlerinden temizlendiğinde.
Özellikle çay ve kahve, vücudun bu minerali nasıl kullandığını etkileyebileceğinden demir alımı sırasında kaçınılmalıdır. Portakal suyu veya amla gibi bir C vitamini kaynağıyla demiri eşleştirmek emilimi iyileştirebilir. Birçok kişi bu zamanlamanın sindirim rahatsızlığı riskini azalttığını ve enerjiyi daha iyi artırdığını görmektedir.Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için vitamin takviyeleri kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HDsAs2KHYkWiIxJHX1_JEw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vitamin, takviyeleri, için, zamanlama, gizli, anahtar:, Hangi, saatte, tüketilmeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HDsAs2KHYkWiIxJHX1_JEw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vitamin takviyeleri için zamanlama gizli anahtar: Hangi saatte tüketilmeli?"><p>Sağlık yararlarını en üst düzeye çıkarmak için takviyeler stratejik olarak zamanlanmalıdır. Takviyeler faydalıdır, ancak tam yararlarını ortaya çıkarmak için zamanlama gizli anahtardır. Vücut bir saate göre çalışır ve besinler bu ritimle senkronize olduklarında en iyi şekilde çalışır. Doğru zamanlamayı takip etmek yalnızca daha iyi emilimi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda faydası da katlanır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v7CYS8vdiEaCYXPeRkx22A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık yararlarını en üst düzeye çıkarmak için takviyeler stratejik olarak zamanlanmalıdır. Takviyeler faydalıdır, ancak tam yararlarını ortaya çıkarmak için zamanlama gizli anahtardır. Vücut bir saate göre çalışır ve besinler bu ritimle senkronize olduklarında en iyi şekilde çalışır. Doğru zamanlamayı takip etmek yalnızca daha iyi emilimi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda faydası da katlanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XwDppv9-Uk21YEl4hWcPGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Takviye almak sağlık için harikalar yaratabilir, ancak yalnızca doğru şekilde alınırlarsa. Tıpkı yiyecekler gibi, vitaminler ve mineraller vücut doğru durumda olduğunda en iyi şekilde emilir. Bazı besinler yağa ihtiyaç duyar, diğerleri boş mideyi tercih eder ve birkaçı gün boyunca parçalar halinde alındığında en iyi şekilde çalışır.Zamanlama yanlış olduğunda, en güçlü takviyeler bile tam yararlarını gösteremeyebilir. Bu nedenle her birini almak için günün en iyi saatini bilmek önemlidir. İşte vücudun bunları nasıl işlediğine bağlı olarak en etkili vitamin ve minerallerden bazılarını ne zaman tüketeceğimiz hakkında bilmemiz gereken her şey.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/72HMUsFPdkWKHcM_3-QLGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vitamin D3 yağda çözünen bir vitamindir, yani düzgün bir şekilde emilmesi için diyet yağına ihtiyaç duyar. İşte bu yüzden kahvaltı ideal bir zamandır; özellikle de günün ilk öğünü ghee, kuruyemiş, avokado veya yumurta gibi sağlıklı yağlar içeriyorsa.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JHodhpMZH0qD88n7wSsW9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah almak vücudun doğal ritmini de destekler. D vitamini ruh halini ve enerjiyi düzenlemeye yardımcı olur, bu nedenle güne D vitamini ile başlamak daha iyi zihinsel odaklanma ve dengeli uyku düzenlerine yol açabilir. Çalışmalar ayrıca, sabahın erken saatlerinde doz almanın uyku döngüsünü yöneten melatonin seviyelerindeki bozulmayı önleyebileceğini öne sürmüştür.OMEGA-3Omega-3 yağ asitleri kalp ve beyin faydalarıyla bilinir. Ancak, bu sağlıklı yağların da etkili bir şekilde emilebilmesi için diyet yağına ihtiyacı vardır. Bunları günün ilk önemli öğünüyle (genellikle kahvaltı veya öğle yemeği) birlikte almak, parçalanmalarını ve düzgün bir şekilde kullanılmalarını sağlar.Bu, vücudun Omega-3'ü daha iyi emmesine yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda bazen aç karnına alındığında ortaya çıkabilen balık tadı veya geğirme olasılığını da azaltır. Zeytinyağı, kuruyemiş veya çekirdek gibi iyi yağlarla dengeli bir öğün mükemmel bir eşlikçidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0X--FXxTJ0qpGWbjJwp0FA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çinko bağışıklık, yara iyileşmesi ve hatta cilt sağlığı için oldukça önemlidir. Ancak birlikte alındığında kalsiyum ve demir gibi diğer minerallerle rekabet eder. Bu nedenle çinkoyu tek başına almak en iyisidir - sabahın ortasında veya öğleden sonra, ideal olarak yemekten iki saat sonra.
Bu zamanlama mideye önceki yemeği işlemek için yeterli zaman verirken çinko emilimini azaltabilecek yiyeceklerle etkileşime girmesini önler. Ayrıca mideye daha naziktir, özellikle mide bulantısını önlemek için gerektiğinde küçük bir atıştırmalıkla alındığında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sidbq60iHUyGMty3MDe8UA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum sakinleştirici bir mineraldir - kas gevşemesine, uyku kalitesine ve stresi yönetmeye yardımcı olur. Vücut, doğal sirkadiyen ritmin yavaşlamaya başladığı günün ikinci yarısında magnezyuma iyi yanıt verir.Dozu bölmeniz önerilir: bir kısmını öğleden sonra geç saatlerde ve diğerini akşam yemeğiyle birlikte alın. Bu sadece emilimi en üst düzeye çıkarmakla kalmaz, aynı zamanda daha iyi uyku ve gece iyileşmesini de sağlar. Akşam yemeğinde küçük bir porsiyon bitter çikolata veya ıspanak etkilerini daha da artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p7qi4QFSBUaUz6Nh_n923g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir, en iyi şekilde emilim için aç karnına alınmalıdır. Kahvaltı ile öğle yemeği arasındaki zaman mükemmeldir; ideal olarak mide diğer minerallerden, kafeinden veya süt ürünlerinden temizlendiğinde.
Özellikle çay ve kahve, vücudun bu minerali nasıl kullandığını etkileyebileceğinden demir alımı sırasında kaçınılmalıdır. Portakal suyu veya amla gibi bir C vitamini kaynağıyla demiri eşleştirmek emilimi iyileştirebilir. Birçok kişi bu zamanlamanın sindirim rahatsızlığı riskini azalttığını ve enerjiyi daha iyi artırdığını görmektedir.Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için vitamin takviyeleri kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aort damarı nerede? Aort damarı neden yırtılır? Aort damarı yırtılma nedenleri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/aort-damari-nerede-aort-damari-neden-yirtilir-aort-damari-yirtilma-nedenleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/aort-damari-nerede-aort-damari-neden-yirtilir-aort-damari-yirtilma-nedenleri</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’de her yıl yüzlerce insan, sessiz ve ölümcül bir tehlike olan aort damarı yırtılmasıyla karşı karşıya kalıyor. Kalbin sol karıncığından çıkarak tüm vücuda oksijenli kan taşıyan aort damarı, aynı zamanda vücuttaki en büyük atardamar. Ancak bu hayati yol, bazı durumlarda aniden yırtılarak ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Peki, aort damarı nerede? Aort damarı neden yırtılırAort damarı, kalpten çıkan en büyük atardamardır. Kalbin sol karıncığından (ventrikül) çıkar ve tüm vücuda oksijenli kanı dağıtır. Göğüs boşluğundan başlayıp karın boşluğuna kadar uzanır ve burada dallanarak organlara kan iletir.Aort yırtılması (diseksiyonu), aort damarının iç tabakasının yırtılmasıyla oluşur. Bu durumda kan, damar duvarının katmanları arasına girer ve ciddi, hayati tehlike oluşturan bir durum yaratır. Yırtılma genellikle ani ve şiddetli göğüs veya sırt ağrısıyla başlar.Yüksek tansiyon (Hipertansiyon):Uzun süreli yüksek tansiyon, damar duvarında baskı oluşturur ve zayıflamasına neden olabilir.Bağ dokusu hastalıkları:Marfan sendromu, Ehlers-Danlos sendromu gibi genetik hastalıklar, damar duvarının elastikiyetini ve dayanıklılığını azaltır.Ateroskleroz (Damar sertliği):Damar duvarında plak birikimi, aortu zayıflatabilir.Travma:Şiddetli bir kaza (örneğin araba kazası) sonucu aort zarar görebilir.Aort anevrizması:Aort duvarında baloncuk şeklinde genişleme varsa, bu bölge yırtılmaya daha yatkındır.Doğumsal kalp hastalıkları:Özellikle biküspid aort kapağı gibi yapısal bozukluklar risk oluşturur.Şiddetli fiziksel efor veya ani stres:Ağır kaldırma, yoğun spor veya ciddi duygusal stresler tetikleyici olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r-xbVmtWb0ip4nEyRgmVUA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 09:58:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aort, damarı, nerede, Aort, damarı, neden, yırtılır, Aort, damarı, yırtılma, nedenleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r-xbVmtWb0ip4nEyRgmVUA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aort damarı nerede? Aort damarı neden yırtılır?"><p>Türkiye’de her yıl yüzlerce insan, sessiz ve ölümcül bir tehlike olan aort damarı yırtılmasıyla karşı karşıya kalıyor. Kalbin sol karıncığından çıkarak tüm vücuda oksijenli kan taşıyan aort damarı, aynı zamanda vücuttaki en büyük atardamar. Ancak bu hayati yol, bazı durumlarda aniden yırtılarak ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Peki, aort damarı nerede? Aort damarı neden yırtılır</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ufNwWi5T10erQqbQrHi67w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aort damarı, kalpten çıkan en büyük atardamardır. Kalbin sol karıncığından (ventrikül) çıkar ve tüm vücuda oksijenli kanı dağıtır. Göğüs boşluğundan başlayıp karın boşluğuna kadar uzanır ve burada dallanarak organlara kan iletir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ec0vy9JFF0GV3111O7kTTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aort yırtılması (diseksiyonu), aort damarının iç tabakasının yırtılmasıyla oluşur. Bu durumda kan, damar duvarının katmanları arasına girer ve ciddi, hayati tehlike oluşturan bir durum yaratır. Yırtılma genellikle ani ve şiddetli göğüs veya sırt ağrısıyla başlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PrLxHxs5xUGED0D2EOswDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek tansiyon (Hipertansiyon):Uzun süreli yüksek tansiyon, damar duvarında baskı oluşturur ve zayıflamasına neden olabilir.Bağ dokusu hastalıkları:Marfan sendromu, Ehlers-Danlos sendromu gibi genetik hastalıklar, damar duvarının elastikiyetini ve dayanıklılığını azaltır.Ateroskleroz (Damar sertliği):Damar duvarında plak birikimi, aortu zayıflatabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F_9SDn1TCkyinNWTMjK1bA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Travma:Şiddetli bir kaza (örneğin araba kazası) sonucu aort zarar görebilir.Aort anevrizması:Aort duvarında baloncuk şeklinde genişleme varsa, bu bölge yırtılmaya daha yatkındır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fhNB7usp7k-nxs701z58vA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğumsal kalp hastalıkları:Özellikle biküspid aort kapağı gibi yapısal bozukluklar risk oluşturur.Şiddetli fiziksel efor veya ani stres:Ağır kaldırma, yoğun spor veya ciddi duygusal stresler tetikleyici olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erkekler için günlük basit cilt bakım rutini</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/erkekler-icin-gunluk-basit-cilt-bakim-rutini</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/erkekler-icin-gunluk-basit-cilt-bakim-rutini</guid>
<description><![CDATA[ Uzun yıllar boyunca erkeklerin cilt bakımıyla ilgilenmesi, adeta fısıltıyla konuşulan bir meseleydi. Oysa artık biliyoruz ki; bakımlı olmak ne kadınlara özgü bir ayrıcalık ne de erkekliğe gölge düşüren bir eylem. Modern erkeğin aynadaki yansıması, yalnızca traş bıçağının ardından şekillenmiyor. Cilt bakımı, sağlığın ve özsaygının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 10:38:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erkekler, için, günlük, basit, cilt, bakım, rutini</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Erkekler için günlük basit cilt bakım rutini"><p>Uzun yıllar boyunca erkeklerin cilt bakımıyla ilgilenmesi, adeta fısıltıyla konuşulan bir meseleydi. Oysa artık biliyoruz ki; bakımlı olmak ne kadınlara özgü bir ayrıcalık ne de erkekliğe gölge düşüren bir eylem. Modern erkeğin aynadaki yansıması, yalnızca traş bıçağının ardından şekillenmiyor. Cilt bakımı, sağlığın ve özsaygının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DSÖ &amp;quot;3,7 milyar insanı etkiliyor&amp;quot; diyor: 5 hastalığa zemin hazırlayabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dso-37-milyar-insani-etkiliyor-diyor-5-hastaliga-zemin-hazirlayabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dso-37-milyar-insani-etkiliyor-diyor-5-hastaliga-zemin-hazirlayabilir</guid>
<description><![CDATA[ Hepimiz dişlerimizi fırçalamanın ağız hijyenini korumak için gerekli olduğunu biliyoruz. Ancak, fırçalamanın önemi sadece taze bir nefese sahip olmak veya çürüklerden kaçınmaktan çok daha fazlasıdır. Kötü ağız hijyeni vücudunuzun diğer bölgelerinde de ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. DSÖ&#039;ye göre , ağız hastalıkları yaklaşık 3,7 milyar insanı etkiliyor. İşte dişlerimizi düzgün ve düzenli fırçalamamanın neden olduğu 5 hastalık.Farkında olmayabilirsiniz ama ağız sağlığımızın durumu kalbimizi etkileyebilir. Kötü diş hijyeni, kalp hastalığı riskinin artmasıyla ilişkilendirilen diş eti hastalığına (periodontal hastalık olarak da bilinir) yol açabilir.Dişlerde ve diş etlerinde plak biriktiğinde, bakteriler kan dolaşımına girerek iltihaplanmaya neden olabilir. Bu, kan damarlarının daralmasına katkıda bulunabilir ve plakların atardamarlarda biriktiği ateroskleroz gibi durumlara yol açabilir. Zamanla, bu kalp krizi ve felç riskini artırabilir.Dişlerimizi düzgün fırçalamamanın diyabetle başa çıkmayı zorlaştırabileceğini biliyor muydunuz? Diş eti hastalığı ve kötü ağız hijyeni, vücudumuzun kan şekeri seviyelerini düzenlemesini zorlaştırabilir. Buna karşılık, yüksek kan şekeri diş eti hastalığını kötüleştirerek kısır bir döngü yaratabilir.
Çalışmalar , diyabetli kişilerin ağız enfeksiyonlarına yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ve tedavi edilmeyen diş eti hastalığının kan şekerini kontrol etmeyi daha zor hale getirebileceğini göstermektedir. Bu nedenle, dişlerinize iyi bakmak diyabetinizi daha iyi yönetmenize yardımcı olabilir.Dişlerimizi fırçalamayı ihmal edersek, bakteriler ağzımızda birikebilir ve akciğerlerimize çekilebilir. Bu, zatürre, bronşit ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilir.
Ağızdaki bakteriler, özellikle bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde veya kronik akciğer hastalıkları çekenlerde akciğerlere gidebilir. Ağzımızı temiz tutmak, bakterilerin solunum sistemimize yayılma olasılığını azaltmaya yardımcı olabilir.Ağız hijyeni ile Alzheimer hastalığı arasında bir bağlantı olduğunu öğrenince şaşırabiliriz. Çalışmalar , kötü fırçalama alışkanlıklarından kaynaklanan diş eti hastalığının Alzheimer&#039;ın gelişimine katkıda bulunabileceğini göstermiştir. Diş eti hastalığına neden olan bakteriler kan dolaşımına girebilir ve hatta beyne ulaşarak potansiyel olarak iltihaplanmaya yol açabilir. Bu iltihaplanmanın Alzheimer ve diğer bunama türlerinin gelişimi için bir risk faktörü olduğuna inanılmaktadır. Dişlerinizi düzenli olarak fırçalamak uzun vadede beyninizi korumaya yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Br3rlz1aE0WuCwsskVpd1Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 10:38:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>DSÖ, 3, 7, milyar, insanı, etkiliyor, diyor:, hastalığa, zemin, hazırlayabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Br3rlz1aE0WuCwsskVpd1Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="DSÖ " milyar insan etkiliyor diyor: hastal zemin haz><p>Hepimiz dişlerimizi fırçalamanın ağız hijyenini korumak için gerekli olduğunu biliyoruz. Ancak, fırçalamanın önemi sadece taze bir nefese sahip olmak veya çürüklerden kaçınmaktan çok daha fazlasıdır. Kötü ağız hijyeni vücudunuzun diğer bölgelerinde de ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. DSÖ'ye göre , ağız hastalıkları yaklaşık 3,7 milyar insanı etkiliyor. İşte dişlerimizi düzgün ve düzenli fırçalamamanın neden olduğu 5 hastalık.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oID6fV9x7U6mFRmJUDHTXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Farkında olmayabilirsiniz ama ağız sağlığımızın durumu kalbimizi etkileyebilir. Kötü diş hijyeni, kalp hastalığı riskinin artmasıyla ilişkilendirilen diş eti hastalığına (periodontal hastalık olarak da bilinir) yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aSmrp6r4hEqebPITBN3NIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dişlerde ve diş etlerinde plak biriktiğinde, bakteriler kan dolaşımına girerek iltihaplanmaya neden olabilir. Bu, kan damarlarının daralmasına katkıda bulunabilir ve plakların atardamarlarda biriktiği ateroskleroz gibi durumlara yol açabilir. Zamanla, bu kalp krizi ve felç riskini artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Calsz2uWsUqzqF3IcqxYYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dişlerimizi düzgün fırçalamamanın diyabetle başa çıkmayı zorlaştırabileceğini biliyor muydunuz? Diş eti hastalığı ve kötü ağız hijyeni, vücudumuzun kan şekeri seviyelerini düzenlemesini zorlaştırabilir. Buna karşılık, yüksek kan şekeri diş eti hastalığını kötüleştirerek kısır bir döngü yaratabilir.
Çalışmalar , diyabetli kişilerin ağız enfeksiyonlarına yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ve tedavi edilmeyen diş eti hastalığının kan şekerini kontrol etmeyi daha zor hale getirebileceğini göstermektedir. Bu nedenle, dişlerinize iyi bakmak diyabetinizi daha iyi yönetmenize yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xqIf4tKzXU-iibVIDrQFrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dişlerimizi fırçalamayı ihmal edersek, bakteriler ağzımızda birikebilir ve akciğerlerimize çekilebilir. Bu, zatürre, bronşit ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilir.
Ağızdaki bakteriler, özellikle bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde veya kronik akciğer hastalıkları çekenlerde akciğerlere gidebilir. Ağzımızı temiz tutmak, bakterilerin solunum sistemimize yayılma olasılığını azaltmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GWun1jq_ZUSm2_aWWvcAjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağız hijyeni ile Alzheimer hastalığı arasında bir bağlantı olduğunu öğrenince şaşırabiliriz. Çalışmalar , kötü fırçalama alışkanlıklarından kaynaklanan diş eti hastalığının Alzheimer'ın gelişimine katkıda bulunabileceğini göstermiştir. Diş eti hastalığına neden olan bakteriler kan dolaşımına girebilir ve hatta beyne ulaşarak potansiyel olarak iltihaplanmaya yol açabilir. Bu iltihaplanmanın Alzheimer ve diğer bunama türlerinin gelişimi için bir risk faktörü olduğuna inanılmaktadır. Dişlerinizi düzenli olarak fırçalamak uzun vadede beyninizi korumaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar 3 belirtiyi ciddiye almadı: Genç kadın 4. evre kolon kanseri çıktı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-3-belirtiyi-ciddiye-almadi-genc-kadin-4-evre-kolon-kanseri-cikti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-3-belirtiyi-ciddiye-almadi-genc-kadin-4-evre-kolon-kanseri-cikti</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de yaşayan 31 yaşındaki Sydney Stoner, 20’li yaşlarının başından itibaren ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıyaydı. Aylardır süren şiddetli karın ağrısı, ishal ve kabızlık şikayetlerine rağmen doktorlar, genç yaşını gerekçe göstererek semptomlarını yeterince ciddiye almadı. Stoner&#039;ın kanser teşhisi alabilmesi için çareyi bir yalan söylemekte bulması ise durumu daha da çarpıcı hale getirdi.2019 yılında iş yerinde baygınlık geçirene kadar sessizce acı çeken Stoner, yaşadığı sancılar karşısında defalarca doktora başvurdu ancak her seferinde &quot;bu kadar genç yaşta ciddi bir rahatsızlık olamaz&quot; yanıtını aldı. Kendisine yaygın bir sindirim sorunu olan huzursuz bağırsak sendromu (IBS) teşhisi kondu.Ancak vücudundaki sinyallerin daha ciddi bir duruma işaret ettiğini hisseden Stoner, sonunda doktorlara dışkısında kan gördüğünü söyleyerek onları test yapmaya ikna etti. Bu &#039;yalan&#039;, hayatını kurtaracak gerçeğin ortaya çıkmasını sağladı.2020 yılının Eylül ayında yapılan kolonoskopi sırasında, yaklaşık beş milimetre çapında bir tümör tespit edildi. Tümör, bağırsağın içinden geçilmesini zorlaştıracak kadar büyüktü. Testlerin ardından, 27 yaşındaki genç kadına 4. evre kolon kanseri teşhisi kondu.&quot;Kolonoskopi yaptırabilmek için yalan söylemek zorunda kaldım,&quot; diyen Stoner, &quot;Sadece ciddiye alınmak istedim&quot; diye ekledi. Teşhisin ardından hayatı bir anda değişti. Henüz yeni evli olduğu bu dönemde, genç çift tüm planlarını askıya almak zorunda kaldı.Teşhisten sonra başlayan uzun tedavi sürecinde önce kalın bağırsağındaki, ardından da 2023 yılında karaciğerindeki kanserli dokular cerrahi olarak alındı. Bu süreçte akciğerlerindeki tümörlerle mücadele için kemoterapi gördü. Şu anda kanseri &quot;stabil&quot; durumda; yani vücudundaki tümörler ne küçülüyor ne de büyüyor.Stoner, yaşadığı sürecin ardından insanlara semptomlarını asla küçümsememeleri ve sağlıkları için ısrarcı olmaları çağrısında bulunuyor. Doktorların yaşından dolayı semptomlarını göz ardı etmesinin hayal kırıklığı yarattığını vurgulayan genç kadın, &quot;Tarama yaşı olan 45’i bekleseydim muhtemelen o yaşa ulaşamayacaktım&quot; dedi.&quot;Bu süreçte kendi sağlığımın savunucusu olmak zorunda kaldım. Eğer ben yapmasaydım, bunu benim için kimse yapmayacaktı&quot; diyen Stoner, erken teşhisin hayati önemine dikkat çekiyor. Genç yaşta teşhis alan pek çok kişi tanıdığını söyleyen Stoner, kolon kanseri tarama yaşının düşürülmesi gerektiğini savunuyor.Amerikan Kanser Derneği’ne göre, kolon kanseri vakaları gençler arasında artış gösteriyor. 2023 yılında 50 yaş altındaki yaklaşık 19.550 kişiye kolon kanseri teşhisi konuldu ve bunlardan 3.750’si hayatını kaybetti. Uzmanlar, bu oranın 2030 yılına kadar neredeyse iki katına çıkacağını öngörüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pvMKHmyX_kqMW2FhrJIfxw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 10:38:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, belirtiyi, ciddiye, almadı:, Genç, kadın, evre, kolon, kanseri, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pvMKHmyX_kqMW2FhrJIfxw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar 3 belirtiyi ciddiye almadı: Genç kadın 4. evre kolon kanseri çıktı"><p>ABD'de yaşayan 31 yaşındaki Sydney Stoner, 20’li yaşlarının başından itibaren ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıyaydı. Aylardır süren şiddetli karın ağrısı, ishal ve kabızlık şikayetlerine rağmen doktorlar, genç yaşını gerekçe göstererek semptomlarını yeterince ciddiye almadı. Stoner'ın kanser teşhisi alabilmesi için çareyi bir yalan söylemekte bulması ise durumu daha da çarpıcı hale getirdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vSb-GxwSoECOXLduTM2oWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2019 yılında iş yerinde baygınlık geçirene kadar sessizce acı çeken Stoner, yaşadığı sancılar karşısında defalarca doktora başvurdu ancak her seferinde "bu kadar genç yaşta ciddi bir rahatsızlık olamaz" yanıtını aldı. Kendisine yaygın bir sindirim sorunu olan huzursuz bağırsak sendromu (IBS) teşhisi kondu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AZMw1Z8ndku3EzUX-vAquw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak vücudundaki sinyallerin daha ciddi bir duruma işaret ettiğini hisseden Stoner, sonunda doktorlara dışkısında kan gördüğünü söyleyerek onları test yapmaya ikna etti. Bu 'yalan', hayatını kurtaracak gerçeğin ortaya çıkmasını sağladı.2020 yılının Eylül ayında yapılan kolonoskopi sırasında, yaklaşık beş milimetre çapında bir tümör tespit edildi. Tümör, bağırsağın içinden geçilmesini zorlaştıracak kadar büyüktü. Testlerin ardından, 27 yaşındaki genç kadına 4. evre kolon kanseri teşhisi kondu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kocZ1Y2em0WvLyJTvP1psQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Kolonoskopi yaptırabilmek için yalan söylemek zorunda kaldım," diyen Stoner, "Sadece ciddiye alınmak istedim" diye ekledi. Teşhisin ardından hayatı bir anda değişti. Henüz yeni evli olduğu bu dönemde, genç çift tüm planlarını askıya almak zorunda kaldı.Teşhisten sonra başlayan uzun tedavi sürecinde önce kalın bağırsağındaki, ardından da 2023 yılında karaciğerindeki kanserli dokular cerrahi olarak alındı. Bu süreçte akciğerlerindeki tümörlerle mücadele için kemoterapi gördü. Şu anda kanseri "stabil" durumda; yani vücudundaki tümörler ne küçülüyor ne de büyüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U4IgJLNUt0qQ_lVhXWYsCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stoner, yaşadığı sürecin ardından insanlara semptomlarını asla küçümsememeleri ve sağlıkları için ısrarcı olmaları çağrısında bulunuyor. Doktorların yaşından dolayı semptomlarını göz ardı etmesinin hayal kırıklığı yarattığını vurgulayan genç kadın, "Tarama yaşı olan 45’i bekleseydim muhtemelen o yaşa ulaşamayacaktım" dedi."Bu süreçte kendi sağlığımın savunucusu olmak zorunda kaldım. Eğer ben yapmasaydım, bunu benim için kimse yapmayacaktı" diyen Stoner, erken teşhisin hayati önemine dikkat çekiyor. Genç yaşta teşhis alan pek çok kişi tanıdığını söyleyen Stoner, kolon kanseri tarama yaşının düşürülmesi gerektiğini savunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L3EOpv5QwkitHoavH1uOzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikan Kanser Derneği’ne göre, kolon kanseri vakaları gençler arasında artış gösteriyor. 2023 yılında 50 yaş altındaki yaklaşık 19.550 kişiye kolon kanseri teşhisi konuldu ve bunlardan 3.750’si hayatını kaybetti. Uzmanlar, bu oranın 2030 yılına kadar neredeyse iki katına çıkacağını öngörüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeterli çinko almadığınızı gösteren 5 işaret: Vücut için hayati önemi var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yeterli-cinko-almadiginizi-goesteren-5-isaret-vucut-icin-hayati-oenemi-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yeterli-cinko-almadiginizi-goesteren-5-isaret-vucut-icin-hayati-oenemi-var</guid>
<description><![CDATA[ Çinko vücut fonksiyonları için hayati önem taşır. Eksikliği çocuklarda büyüme sorunlarına yol açabilir. Ayrıca kırılgan saçlara ve cilt sorunlarına da yol açar. Çinko üreme ve ruh sağlığını da etkiler. Bağışıklık ve yara iyileşmesi için çok önemlidir. Peki, yeterli çinko almadığınızda ne olur?Çinko, vücuttaki birçok fonksiyon için son derece önemlidir. Ancak çinko eksikliği genellikle semptomlar aşırı olana kadar ortaya çıkmaz.Çinko eksikliğinin en yaygın semptomlarından biri, özellikle çocuklarda büyümenin geri kalmasıdır. Çinko ayrıca hücre büyümesi ve bölünmesinde rol oynar ve eksikliğiniz varsa, vücudunuzun büyümesi engellenir.Kırılgan ve incelen saçlar bir diğer uyarı işaretidir. Çinko saç ve tırnak dokularınızı sağlıklı tutar ve çinko eksikliğiniz olduğunda saçlarınız incelir veya tırnaklarınız kırılganlaşır.Cilt döküntüleri veya tahrişi de çinko eksikliğinin belirtileridir. Çinko, cildi onarmada ve iyileştirmede hayati bir rol oynar. Çinko olmadan cilt enfeksiyona, döküntülere ve zayıf iyileşmeye eğilimli hale gelir.İshal genellikle çinko eksikliği nedeniyle zayıflamış bağışıklık ve gastrointestinal sistemin bir işareti olabilir ve besinlerin malabsorbsiyonunu daha da kötüleştirir ve eksikliği artırır.Çinko eksikliği üreme ve ruh sağlığını da etkileyebilir. Çinkonun nörotransmitter işlevindeki rolü nedeniyle sinirli olursunuz veya ruh hali değişimleri yaşarsınız. Çinko üreme işlevi ve hormon dengesi için gerekli olduğundan, hem erkeklerde hem de kadınlarda doğurganlık da azalabilir.Çinkonun önemi tüm bu belirtilerin ötesine geçer. Çinko, vücudun enfeksiyonlardan etkili bir şekilde kurtulabilmesi için sağlam bir bağışıklık sistemi için kritik öneme sahiptir. Çinko, yara iyileşmesinde, hücre çoğalmasında ve hatta tat ve koku reseptörlerinin işleyişinde faydalıdır. Vücutta yeterli çinko yoksa enfeksiyonlardan kurtulmak yavaşlar ve enfeksiyonlara karşı savunmasız hale gelir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AgUX-Fn2-EeAe2dWu0nNOQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 10:38:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yeterli, çinko, almadığınızı, gösteren, işaret:, Vücut, için, hayati, önemi, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AgUX-Fn2-EeAe2dWu0nNOQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yeterli çinko almadığınızı gösteren 5 işaret: Vücut için hayati önemi var"><p>Çinko vücut fonksiyonları için hayati önem taşır. Eksikliği çocuklarda büyüme sorunlarına yol açabilir. Ayrıca kırılgan saçlara ve cilt sorunlarına da yol açar. Çinko üreme ve ruh sağlığını da etkiler. Bağışıklık ve yara iyileşmesi için çok önemlidir. Peki, yeterli çinko almadığınızda ne olur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ge9kO5TTDUCSH6t4mKoC5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çinko, vücuttaki birçok fonksiyon için son derece önemlidir. Ancak çinko eksikliği genellikle semptomlar aşırı olana kadar ortaya çıkmaz.Çinko eksikliğinin en yaygın semptomlarından biri, özellikle çocuklarda büyümenin geri kalmasıdır. Çinko ayrıca hücre büyümesi ve bölünmesinde rol oynar ve eksikliğiniz varsa, vücudunuzun büyümesi engellenir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/53ZU9jwTR0GYClCHVlngZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırılgan ve incelen saçlar bir diğer uyarı işaretidir. Çinko saç ve tırnak dokularınızı sağlıklı tutar ve çinko eksikliğiniz olduğunda saçlarınız incelir veya tırnaklarınız kırılganlaşır.Cilt döküntüleri veya tahrişi de çinko eksikliğinin belirtileridir. Çinko, cildi onarmada ve iyileştirmede hayati bir rol oynar. Çinko olmadan cilt enfeksiyona, döküntülere ve zayıf iyileşmeye eğilimli hale gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X5-IZBHM4USB4g9GqrKYSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İshal genellikle çinko eksikliği nedeniyle zayıflamış bağışıklık ve gastrointestinal sistemin bir işareti olabilir ve besinlerin malabsorbsiyonunu daha da kötüleştirir ve eksikliği artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a_XlwF6dlU2xA33kXWzkuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çinko eksikliği üreme ve ruh sağlığını da etkileyebilir. Çinkonun nörotransmitter işlevindeki rolü nedeniyle sinirli olursunuz veya ruh hali değişimleri yaşarsınız. Çinko üreme işlevi ve hormon dengesi için gerekli olduğundan, hem erkeklerde hem de kadınlarda doğurganlık da azalabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cQzOkjeCk0aBbXBUpfny2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çinkonun önemi tüm bu belirtilerin ötesine geçer. Çinko, vücudun enfeksiyonlardan etkili bir şekilde kurtulabilmesi için sağlam bir bağışıklık sistemi için kritik öneme sahiptir. Çinko, yara iyileşmesinde, hücre çoğalmasında ve hatta tat ve koku reseptörlerinin işleyişinde faydalıdır. Vücutta yeterli çinko yoksa enfeksiyonlardan kurtulmak yavaşlar ve enfeksiyonlara karşı savunmasız hale gelir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Dünyanın en sağlıklı yemeği&amp;quot; İltihabı azaltıyor, beyin sağlığını güçlendiriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dunyanin-en-saglikli-yemegi-iltihabi-azaltiyor-beyin-sagligini-guclendiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dunyanin-en-saglikli-yemegi-iltihabi-azaltiyor-beyin-sagligini-guclendiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Beslenme konusunda pek çok farklı tavsiye bulunuyor. Ancak, sağlık yararları arayanlar için tabağınızı en iyi şekilde dengelemek bazen kafa karıştırıcı olabilir. En faydalı öğünler, fiziksel ve zihinsel sağlığınızı desteklemeli ve aynı zamanda lezzetli olmalıdır. Sağlıklı bir diyeti benimsemeye çalışan herkesin bildiği gibi, yeterince doyurucu lezzet alamadığınızda, fast food&#039;a dönmek oldukça cazip hale gelebilir. Ancak artık, tatlı ile birlikte gelen, hem lezzetli hem de besleyici bir seçenek sunuluyor: &quot;Dünyanın en sağlıklı yemeği&quot;!Men&#039;s Health&#039;te yer alan habere göre, önde gelen gıda araştırmacısı Dr. Paul Berryman, dünyanın en sağlıklı yemeğini hazırlamak için uzun bir araştırma sürecine girdi.4.000&#039;den fazla sağlık iddiasını titizlikle değerlendiren Dr. Berryman, bu iddiaları sadece 222&#039;ye indirerek, sonunda besin değeri yüksek üç servislik bir akşam yemeği hazırladı.Dr. Berryman, menüsüne somon terrini ile başlıyor. Omega-3 yağ asitleriyle dolu bu balık, iltihapla mücadelede ve beyin ile kalp sağlığının korunmasında oldukça faydalı. Ayrıca somon, enerji artırıcı özelliğiyle sporcular için de ideal bir seçenek. Yanında sunulan zeytinyağlı sos ise, polifenollerle dolu olup, kan şekeri seviyelerini iyileştirmekten sindirimi desteklemeye kadar pek çok fayda sağlıyor. Aynı zamanda, polifenoller yaşlanma karşıtı özelliklere de sahip, bu da onu uzun vadede sağlığınız için bir kazanç haline getiriyor. sağlayacak.Ana yemekte ise Dr. Berryman, tavuk ve mercimek güvecini öneriyor. Hem hayvansal hem de bitkisel protein içeren bu öğün, kas ve kemik sağlığını destekliyor. Sebzeler ve baklagiller açısından zengin olan bu güveç, sindirim sağlığını iyileştirmenin yanı sıra, sağlıklı kolesterol seviyelerini koruma, kanser ve diyabet gibi hastalıkların riskini azaltma gibi pek çok fayda sunuyor. Dr. Berryman, güveci tam tahıllı ekmekle birlikte sunarak, yavaş salınan karbonhidratlarla istikrarlı bir enerji kaynağı sağlanmasını öneriyor.Tatlılardan vazgeçmek zorunda değilsiniz! Dr. Berryman, sağlıklı bir son yemek olarak cevizle kaplı canlı yoğurt blancmange&#039;ını öneriyor. Yoğurt, bağırsak dostu probiyotikler içerdiği gibi, kemik sağlığı için bol miktarda kalsiyum sunuyor. Ayrıca, vücutta hasarlı dokuların onarımı, kilo yönetimi ve sağlıklı cilt gelişimi için gerekli olan proteinleri de içeriyor. Cevizli sos ise kalp sağlığı, sindirim ve ruh hali üzerinde olumlu etkiler yapabilecek sağlıklı yağlar ve antioksidanlar barındırıyor.Dr. Berryman&#039;a göre, sağlıklı ve dengeli bir diyet, iyi bir sağlığı korumanın temel taşlarından biridir. &quot;Bu, doğru oranlarda çeşitli yiyecekler tüketmek ve sağlıklı bir vücut ağırlığını koruyarak, doğru miktarda yiyecek ve içecek almak anlamına geliyor.&quot; diyor. Bu üç servislik öğün, sadece besin değeri açısından zengin değil, aynı zamanda damak tadınızı da tatmin edecek şekilde tasarlanmış. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, hem bedeninize hem de zihninize fayda sağlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xqrojnm0WEe_tqNqFt9bWw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 10:38:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, sağlıklı, yemeği, İltihabı, azaltıyor, beyin, sağlığını, güçlendiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xqrojnm0WEe_tqNqFt9bWw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="" d en sa yeme azalt beyin g><p>Beslenme konusunda pek çok farklı tavsiye bulunuyor. Ancak, sağlık yararları arayanlar için tabağınızı en iyi şekilde dengelemek bazen kafa karıştırıcı olabilir. En faydalı öğünler, fiziksel ve zihinsel sağlığınızı desteklemeli ve aynı zamanda lezzetli olmalıdır. Sağlıklı bir diyeti benimsemeye çalışan herkesin bildiği gibi, yeterince doyurucu lezzet alamadığınızda, fast food'a dönmek oldukça cazip hale gelebilir. Ancak artık, tatlı ile birlikte gelen, hem lezzetli hem de besleyici bir seçenek sunuluyor: "Dünyanın en sağlıklı yemeği"!</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zyvz-DySnEyA2DwbxnlfHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Men's Health'te yer alan habere göre, önde gelen gıda araştırmacısı Dr. Paul Berryman, dünyanın en sağlıklı yemeğini hazırlamak için uzun bir araştırma sürecine girdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qmg349Nlvkiyup_sQ6L9vQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>4.000'den fazla sağlık iddiasını titizlikle değerlendiren Dr. Berryman, bu iddiaları sadece 222'ye indirerek, sonunda besin değeri yüksek üç servislik bir akşam yemeği hazırladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_23WlAQNj0y0eqFxHFw15Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Berryman, menüsüne somon terrini ile başlıyor. Omega-3 yağ asitleriyle dolu bu balık, iltihapla mücadelede ve beyin ile kalp sağlığının korunmasında oldukça faydalı. Ayrıca somon, enerji artırıcı özelliğiyle sporcular için de ideal bir seçenek. Yanında sunulan zeytinyağlı sos ise, polifenollerle dolu olup, kan şekeri seviyelerini iyileştirmekten sindirimi desteklemeye kadar pek çok fayda sağlıyor. Aynı zamanda, polifenoller yaşlanma karşıtı özelliklere de sahip, bu da onu uzun vadede sağlığınız için bir kazanç haline getiriyor. sağlayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7aNXBU0YKEWNPJ1AihsUkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ana yemekte ise Dr. Berryman, tavuk ve mercimek güvecini öneriyor. Hem hayvansal hem de bitkisel protein içeren bu öğün, kas ve kemik sağlığını destekliyor. Sebzeler ve baklagiller açısından zengin olan bu güveç, sindirim sağlığını iyileştirmenin yanı sıra, sağlıklı kolesterol seviyelerini koruma, kanser ve diyabet gibi hastalıkların riskini azaltma gibi pek çok fayda sunuyor. Dr. Berryman, güveci tam tahıllı ekmekle birlikte sunarak, yavaş salınan karbonhidratlarla istikrarlı bir enerji kaynağı sağlanmasını öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nfqjO8mlNka9sGyOm9fDAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatlılardan vazgeçmek zorunda değilsiniz! Dr. Berryman, sağlıklı bir son yemek olarak cevizle kaplı canlı yoğurt blancmange'ını öneriyor. Yoğurt, bağırsak dostu probiyotikler içerdiği gibi, kemik sağlığı için bol miktarda kalsiyum sunuyor. Ayrıca, vücutta hasarlı dokuların onarımı, kilo yönetimi ve sağlıklı cilt gelişimi için gerekli olan proteinleri de içeriyor. Cevizli sos ise kalp sağlığı, sindirim ve ruh hali üzerinde olumlu etkiler yapabilecek sağlıklı yağlar ve antioksidanlar barındırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eb8bZj-Os0u0IDZZHp7oNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Berryman'a göre, sağlıklı ve dengeli bir diyet, iyi bir sağlığı korumanın temel taşlarından biridir. "Bu, doğru oranlarda çeşitli yiyecekler tüketmek ve sağlıklı bir vücut ağırlığını koruyarak, doğru miktarda yiyecek ve içecek almak anlamına geliyor." diyor. Bu üç servislik öğün, sadece besin değeri açısından zengin değil, aynı zamanda damak tadınızı da tatmin edecek şekilde tasarlanmış. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, hem bedeninize hem de zihninize fayda sağlar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AP2A1 proteini nedir, nasıl baskılanır? Bilim insanlarından yaşlanmayı unutturan keşif</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ap2a1-proteini-nedir-nasil-baskilanir-bilim-insanlarindan-yaslanmayi-unutturan-kesif</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ap2a1-proteini-nedir-nasil-baskilanir-bilim-insanlarindan-yaslanmayi-unutturan-kesif</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzde bilim dünyası, hücre içi mekanizmaları daha iyi anlamak için çeşitli proteinleri inceliyor. Bu proteinlerden biri de AP2A1 proteini. Hücre zarında madde taşınmasını sağlayan bu önemli protein, özellikle sinir hücreleri ve kanser araştırmaları açısından büyük ilgi görüyor. Peki, AP2A1 proteini nedir, nasıl baskılanır ve sağlık üzerindeki etkileri nelerdir? İşte ayrıntılar...AP2A1 proteini, hücresel taşıma mekanizmalarında kritik bir rol oynayan önemli bir proteindir. Bilim insanları, bu proteinin baskılanmasıyla kanser ve nörolojik hastalıklar gibi rahatsızlıkların tedavisinde yeni yaklaşımlar geliştirmeye devam etmektedir. Gelecekte AP2A1 hedefli tedavilerin daha etkili hale gelmesi mümkün olabilir. Peki, AP2A1 proteini nedir, nasıl baskılanır?AP2A1 proteini, hücre zarında bulunan reseptörlerin içselleştirilmesini ve hücre içi taşınmasını sağlar. Sinir hücreleri başta olmak üzere birçok hücrede aktif olan bu protein, hücresel madde taşınmasının düzenlenmesine katkı sunar. Ayrıca nörodejeneratif hastalıklar ve kanser gibi birçok sağlık sorunuyla da ilişkilendirilmiştir.AP2A1 proteininin baskılanması, genetik ve biyokimyasal yöntemlerle gerçekleştirilebilir.RNA Girişimi (RNA Interference – RNAi): Küçük girişimci RNA&#039;lar (siRNA) kullanılarak AP2A1 geninin ekspresyonu azaltılabilir. Bu teknik, gen susturma amacıyla yaygın olarak kullanılır.CRISPR-Cas9 Teknolojisi: Gen düzenleme aracı olan CRISPR-Cas9 ile AP2A1 genine yönelik spesifik mutasyonlar yapılarak protein üretimi engellenebilir.Farmakolojik İnhibitörler: AP2A1 proteininin işlevini bloke eden kimyasal bileşikler veya biyolojik ajanlar kullanılarak protein aktivitesi azaltılabilir.MikroRNA’lar (miRNA’lar): Belirli mikroRNA’lar, AP2A1’in translasyonunu inhibe ederek proteinin hücre içinde üretilmesini engelleyebilir.AP2A1’in baskılanması hücre içi madde taşınmasını doğrudan etkileyebilir ve hücrelerin hayatta kalma süreçlerinde değişikliklere neden olabilir. Bazı durumlarda, kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatabilir ya da nörolojik hastalıklarla mücadelede yeni tedavi yolları sunabilir. Ancak, uzun vadeli etkileri hala araştırma aşamasındadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dnpw9MFrNkqtCS67pdmh2A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>AP2A1, proteini, nedir, nasıl, baskılanır, Bilim, insanlarından, yaşlanmayı, unutturan, keşif</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dnpw9MFrNkqtCS67pdmh2A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="AP2A1 proteini nedir, nasıl baskılanır? Bilim insanlarından yaşlanmayı unutturan keşif"><p>Günümüzde bilim dünyası, hücre içi mekanizmaları daha iyi anlamak için çeşitli proteinleri inceliyor. Bu proteinlerden biri de AP2A1 proteini. Hücre zarında madde taşınmasını sağlayan bu önemli protein, özellikle sinir hücreleri ve kanser araştırmaları açısından büyük ilgi görüyor. Peki, AP2A1 proteini nedir, nasıl baskılanır ve sağlık üzerindeki etkileri nelerdir? İşte ayrıntılar...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JL2AiyylK0SVqvhwPZ2-pQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>AP2A1 proteini, hücresel taşıma mekanizmalarında kritik bir rol oynayan önemli bir proteindir. Bilim insanları, bu proteinin baskılanmasıyla kanser ve nörolojik hastalıklar gibi rahatsızlıkların tedavisinde yeni yaklaşımlar geliştirmeye devam etmektedir. Gelecekte AP2A1 hedefli tedavilerin daha etkili hale gelmesi mümkün olabilir. Peki, AP2A1 proteini nedir, nasıl baskılanır?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V9sygxB9rECZrxRX-H3FQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>AP2A1 proteini, hücre zarında bulunan reseptörlerin içselleştirilmesini ve hücre içi taşınmasını sağlar. Sinir hücreleri başta olmak üzere birçok hücrede aktif olan bu protein, hücresel madde taşınmasının düzenlenmesine katkı sunar. Ayrıca nörodejeneratif hastalıklar ve kanser gibi birçok sağlık sorunuyla da ilişkilendirilmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GbaqugBC0kOci9HkvAIz_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>AP2A1 proteininin baskılanması, genetik ve biyokimyasal yöntemlerle gerçekleştirilebilir.RNA Girişimi (RNA Interference – RNAi): Küçük girişimci RNA'lar (siRNA) kullanılarak AP2A1 geninin ekspresyonu azaltılabilir. Bu teknik, gen susturma amacıyla yaygın olarak kullanılır.CRISPR-Cas9 Teknolojisi: Gen düzenleme aracı olan CRISPR-Cas9 ile AP2A1 genine yönelik spesifik mutasyonlar yapılarak protein üretimi engellenebilir.Farmakolojik İnhibitörler: AP2A1 proteininin işlevini bloke eden kimyasal bileşikler veya biyolojik ajanlar kullanılarak protein aktivitesi azaltılabilir.MikroRNA’lar (miRNA’lar): Belirli mikroRNA’lar, AP2A1’in translasyonunu inhibe ederek proteinin hücre içinde üretilmesini engelleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/krfteDUxzkeBC60Go403-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>AP2A1’in baskılanması hücre içi madde taşınmasını doğrudan etkileyebilir ve hücrelerin hayatta kalma süreçlerinde değişikliklere neden olabilir. Bazı durumlarda, kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatabilir ya da nörolojik hastalıklarla mücadelede yeni tedavi yolları sunabilir. Ancak, uzun vadeli etkileri hala araştırma aşamasındadır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hazımsızlık sandılar meğer nadir görülen kanser türüymüş: 44 yaşındaki 3 çocuk babası bu belirtileri önemsemedi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hazimsizlik-sandilar-meger-nadir-goerulen-kanser-turuymus-44-yasindaki-3-cocuk-babasi-bu-belirtileri-oenemsemedi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hazimsizlik-sandilar-meger-nadir-goerulen-kanser-turuymus-44-yasindaki-3-cocuk-babasi-bu-belirtileri-oenemsemedi</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan 44 yaşındaki Neil Morris, Kasım 2023&#039;te 100 km bisiklet sürdüktan sonra boynunda ve göğsünde hazımsızlık hissi hissetti. İlk başta bu durumu önemsemeyen Morris, semptomların devam etmesi üzerine doktora başvurdu. Yapılan testler, göğsünde bir kan pıhtısı ve &quot;dev bir kitle&quot; olduğunu ortaya koydu. Daha ileri testler sonucunda ise Morris&#039;e, nadir görülen bir kanser türü olan akut lenfoblastik lösemi teşhisi kondu.Akut lenfoblastik lösemi, kemik iliğinde oluşan ve kan hücrelerinin normal üretim sürecini bozan bir kanser türüdür.İngiltere&#039;de her yıl sadece 765 kişiye bu hastalık teşhisi konuyor ve 40&#039;lı yaşlarda bu hastalığa yakalananların yalnızca dörtte biri, beş yıl sonra hayatta kalabiliyor. Neil Morris’in tedavi süreci, kemoterapi ve radyoterapi ile başlarken, hayatını kurtaran şey ise Almanya&#039;dan gelen bir bağışçının sağladığı kök hücre nakli oldu.Kök hücre nakli, hatalı hücrelerin sağlıklı hücrelerle değiştirilmesi sürecidir ve başarılı olabilmesi için hastanın genetik belirteçlerinin bağışçınınkiyle uyuşması gerekir. Ne var ki Morris’in kardeşi olmadığı için bağışçı bulmak büyük bir zorluktu. Ancak büyük bir şans eseri, Almanya&#039;dan gelen bir kadının kök hücreleri ile tam uyum sağlandı ve bu, Morris’in hayatta kalmasını sağladı.Neil Morris&#039;in eşi Jenny, &quot;Ona minnettarız. Hayatını kurtaran, tanımadığımız bir kadına teşekkür etmek için kelimeler yetersiz kalıyor,&quot; diyerek, kök hücre bağışının önemine dikkat çekti. Aile, bağışçının kimliğini hiçbir zaman öğrenemedi ancak bu kişiye duydukları minnettarlığı her fırsatta dile getirdi.Jenny Morris, kök hücre bağışına katılmak isteyenleri, &quot;Çok kolay ve basit bir süreç. Kovid testinden daha basit. Bir form doldurup, sürüntü paketi talep ediyorsunuz,&quot; diyerek bağışçılara çağrıda bulundu.Akut lenfoblastik lösemi, İngiltere&#039;de her yıl konan kanser teşhislerinin yüzde 1&#039;inden daha azını oluşturuyor. Yetişkinlerde ise vakalar oldukça nadirdir ve çoğu vakada hastalık çocuklarda görülmektedir. Bu hastalığın olası belirtileri arasında yorgunluk, nefes darlığı, soluk cilt, yüksek ateş, morarma, kanama, kemik ağrıları ve mide rahatsızlıkları yer alır. Uzmanlar, bu tür belirtileri olan kişilerin derhal doktora başvurması gerektiğini belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hbc81OEW7kiw8AGTx8peAg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hazımsızlık, sandılar, meğer, nadir, görülen, kanser, türüymüş:, yaşındaki, çocuk, babası, belirtileri, önemsemedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hbc81OEW7kiw8AGTx8peAg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hazımsızlık sandılar meğer nadir görülen kanser türüymüş: 44 yaşındaki 3 çocuk babası bu belirtileri önemsemedi"><p>İngiltere'de yaşayan 44 yaşındaki Neil Morris, Kasım 2023'te 100 km bisiklet sürdüktan sonra boynunda ve göğsünde hazımsızlık hissi hissetti. İlk başta bu durumu önemsemeyen Morris, semptomların devam etmesi üzerine doktora başvurdu. Yapılan testler, göğsünde bir kan pıhtısı ve "dev bir kitle" olduğunu ortaya koydu. Daha ileri testler sonucunda ise Morris'e, nadir görülen bir kanser türü olan akut lenfoblastik lösemi teşhisi kondu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YayYxad68Ee4qXGJ0BPg_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akut lenfoblastik lösemi, kemik iliğinde oluşan ve kan hücrelerinin normal üretim sürecini bozan bir kanser türüdür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o6POE5sd-0yyaW_uA90o7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de her yıl sadece 765 kişiye bu hastalık teşhisi konuyor ve 40'lı yaşlarda bu hastalığa yakalananların yalnızca dörtte biri, beş yıl sonra hayatta kalabiliyor. Neil Morris’in tedavi süreci, kemoterapi ve radyoterapi ile başlarken, hayatını kurtaran şey ise Almanya'dan gelen bir bağışçının sağladığı kök hücre nakli oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xju8lsO6CUuY23EeeB2kMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kök hücre nakli, hatalı hücrelerin sağlıklı hücrelerle değiştirilmesi sürecidir ve başarılı olabilmesi için hastanın genetik belirteçlerinin bağışçınınkiyle uyuşması gerekir. Ne var ki Morris’in kardeşi olmadığı için bağışçı bulmak büyük bir zorluktu. Ancak büyük bir şans eseri, Almanya'dan gelen bir kadının kök hücreleri ile tam uyum sağlandı ve bu, Morris’in hayatta kalmasını sağladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gNrarDp3wEOg3KEyyhOkCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Neil Morris'in eşi Jenny, "Ona minnettarız. Hayatını kurtaran, tanımadığımız bir kadına teşekkür etmek için kelimeler yetersiz kalıyor," diyerek, kök hücre bağışının önemine dikkat çekti. Aile, bağışçının kimliğini hiçbir zaman öğrenemedi ancak bu kişiye duydukları minnettarlığı her fırsatta dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cHVREhtSw0KVmC0aKBLgGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jenny Morris, kök hücre bağışına katılmak isteyenleri, "Çok kolay ve basit bir süreç. Kovid testinden daha basit. Bir form doldurup, sürüntü paketi talep ediyorsunuz," diyerek bağışçılara çağrıda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5hB4scUaTEqLiwLeEZ8onw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akut lenfoblastik lösemi, İngiltere'de her yıl konan kanser teşhislerinin yüzde 1'inden daha azını oluşturuyor. Yetişkinlerde ise vakalar oldukça nadirdir ve çoğu vakada hastalık çocuklarda görülmektedir. Bu hastalığın olası belirtileri arasında yorgunluk, nefes darlığı, soluk cilt, yüksek ateş, morarma, kanama, kemik ağrıları ve mide rahatsızlıkları yer alır. Uzmanlar, bu tür belirtileri olan kişilerin derhal doktora başvurması gerektiğini belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüksek proteinli beslenmek yararlı mı? Dikkat edilmesi gereken 4 kural</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yuksek-proteinli-beslenmek-yararli-mi-dikkat-edilmesi-gereken-4-kural</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yuksek-proteinli-beslenmek-yararli-mi-dikkat-edilmesi-gereken-4-kural</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmeye gelince, protein vücudumuzun işleyişinde önemli bir rol oynar. Sadece kas gelişimi için önemli değildir; genel sağlığı iyileştirebilecek çeşitli faydaları vardır. Birisi yüksek proteinli bir diyete geçmeyi düşünüyorsa veya bunun neden onlar için iyi olduğunu anlamak istiyorsa, bu ipuçlarını takip edebilir.Sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmeye gelince, protein vücudumuzun işleyişinde önemli bir rol oynar. Sadece kas gelişimi için önemli değildir; genel sağlığı iyileştirebilecek çeşitli faydaları vardır. Birisi yüksek proteinli bir diyete geçmeyi düşünüyorsa veya bunun neden onlar için iyi olduğunu anlamak istiyorsa, bu ipuçlarını takip edebilir.İnsanların yüksek proteinli bir diyeti seçmesinin en büyük nedenlerinden biri kilo yönetimine yardımcı olmasıdır. İşte nasıl çalıştığı:Azaltılmış açlık: Protein, karbonhidratlara ve yağlara kıyasla inanılmaz derecede doyurucudur. Bu, protein açısından zengin bir öğün yedikten sonra daha uzun süre tok hissettiğiniz anlamına gelir, bu da gereksiz atıştırmalıklardan kaçınmanıza ve genel kalori alımınızı azaltmanıza yardımcı olabilir.Hormonal etkiler: Protein, açlıkla ilgili hormonları etkiler. Ghrelini (&quot;açlık hormonu&quot;) düşürmeye yardımcı olur ve GLP-1&#039;i (tokluk hormonu) artırır. Sonuç olarak, iştahınız kontrol altında kalır ve kilonuzu yönetmeyi daha kolay bulabilirsiniz.Protein kasın yapı taşıdır. Egzersiz yapmaktan hoşlanan veya kas inşa etmek isteyen biriyseniz, yüksek proteinli bir diyet çabalarınıza önemli ölçüde yardımcı olabilir:Kas geliştirme: Güç antrenmanı veya diğer egzersiz biçimlerine katıldığınızda, kaslarınız küçük yırtılmalar yaşar. Protein, onarım ve büyüme için gereken amino asitleri sağlayarak kaslarınızın zamanla güçlenmesini sağlar.Kas koruma: Kilo verme sırasında, yağla birlikte kas kütlesini kaybetmek yaygındır. Yüksek proteinli bir diyet, metabolizmanızı aktif tutmak ve kalorileri verimli bir şekilde yakmak için gerekli olan yağsız kası koruyarak bunu önlemeye yardımcı olur.Birçok kişi proteinin kemik sağlığına zarar verebileceğine inanır, ancak gerçek şu ki yeterli protein alımı aslında sağlıklı kemikleri destekler:Gelişmiş kemik yoğunluğu: Protein kemik kütlesinin oluşumuna katkıda bulunur, bu da kemik yoğunluğunun artmasına yardımcı olur. Bu özellikle yaşlandıkça önemli olabilir, yaşlı yetişkinlerde kırık ve osteoporoz riskini azaltır.Metabolizmanız vücudunuzun kalorileri ne kadar verimli yaktığı konusunda önemli bir rol oynar. Yüksek proteinli bir diyet ona doğal bir destek sağlayabilir:Yiyeceklerin termik etkisi: Her yediğinizde, vücudunuz yiyecekleri sindirmek için enerji kullanır. Proteinin termik etkisi yağlardan ve karbonhidratlardan daha yüksektir, bu da sindirimi için daha fazla enerji gerektiği anlamına gelir. Bu, egzersiz yapmadığınız zamanlarda bile gün boyunca daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olur.Kan şekeri seviyelerini yönetenler için yüksek proteinli bir diyet fark edilir bir fark yaratabilir:Stabilize edilmiş kan şekeri: Protein, glikoz emilimini yavaşlatarak kan şekerindeki ani yükselmeleri önleyebilir. Bu, özellikle insülin direnci veya tip 2 diyabeti olan kişiler için faydalıdır çünkü kan şekeri seviyelerinin sabit ve kontrol altında kalmasına yardımcı olur.Faydaları açık olsa da, yüksek proteinli bir diyet uygularken birkaç şeye dikkat etmek önemlidir:Sağlıklı protein kaynakları: Protein kaynaklarınız olarak yağsız etler, kümes hayvanları, balık, yumurta, baklagiller ve kuruyemişleri seçin. Bunlar, sağlıksız yağlar açısından zengin olabilen işlenmiş etlere kıyasla daha sağlıklı seçeneklerdir.Aşırı protein: Protein temel olsa da, çok fazlası böbreklere yük bindirebilir, özellikle de halihazırda böbrek rahatsızlığı olan kişilerde. Kişisel sağlık ihtiyaçlarınıza göre protein alımını dengelemek önemlidir.Dengeli beslenme: Yüksek proteinli bir diyet, meyveler, sebzeler ve tam tahıllar dahil olmak üzere çeşitli yiyeceklerle dengelenmelidir. Bunlar, genel sağlığı destekleyen temel vitaminler, mineraller ve lif sağlar.Bir uzmana danışın: Beslenmenizde önemli değişiklikler yapmadan önce, bireysel sağlık hedeflerinizle uyumlu olduğundan emin olmak için her zaman bir doktora veya kayıtlı bir diyetisyene danışmanız iyi bir fikirdir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VYQxmFF-DUygIQWR-5u35Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, proteinli, beslenmek, yararlı, mı, Dikkat, edilmesi, gereken, kural</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VYQxmFF-DUygIQWR-5u35Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yüksek proteinli beslenmek yararlı mı? Dikkat edilmesi gereken 4 kural"><p>Sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmeye gelince, protein vücudumuzun işleyişinde önemli bir rol oynar. Sadece kas gelişimi için önemli değildir; genel sağlığı iyileştirebilecek çeşitli faydaları vardır. Birisi yüksek proteinli bir diyete geçmeyi düşünüyorsa veya bunun neden onlar için iyi olduğunu anlamak istiyorsa, bu ipuçlarını takip edebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eWd-rkURyUip5K0ennVWLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmeye gelince, protein vücudumuzun işleyişinde önemli bir rol oynar. Sadece kas gelişimi için önemli değildir; genel sağlığı iyileştirebilecek çeşitli faydaları vardır. Birisi yüksek proteinli bir diyete geçmeyi düşünüyorsa veya bunun neden onlar için iyi olduğunu anlamak istiyorsa, bu ipuçlarını takip edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5s1JMsxPZ0aRf3sAxfnrMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsanların yüksek proteinli bir diyeti seçmesinin en büyük nedenlerinden biri kilo yönetimine yardımcı olmasıdır. İşte nasıl çalıştığı:Azaltılmış açlık: Protein, karbonhidratlara ve yağlara kıyasla inanılmaz derecede doyurucudur. Bu, protein açısından zengin bir öğün yedikten sonra daha uzun süre tok hissettiğiniz anlamına gelir, bu da gereksiz atıştırmalıklardan kaçınmanıza ve genel kalori alımınızı azaltmanıza yardımcı olabilir.Hormonal etkiler: Protein, açlıkla ilgili hormonları etkiler. Ghrelini ("açlık hormonu") düşürmeye yardımcı olur ve GLP-1'i (tokluk hormonu) artırır. Sonuç olarak, iştahınız kontrol altında kalır ve kilonuzu yönetmeyi daha kolay bulabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SfEh0OKf5Uu9Gg5oA3eUHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Protein kasın yapı taşıdır. Egzersiz yapmaktan hoşlanan veya kas inşa etmek isteyen biriyseniz, yüksek proteinli bir diyet çabalarınıza önemli ölçüde yardımcı olabilir:Kas geliştirme: Güç antrenmanı veya diğer egzersiz biçimlerine katıldığınızda, kaslarınız küçük yırtılmalar yaşar. Protein, onarım ve büyüme için gereken amino asitleri sağlayarak kaslarınızın zamanla güçlenmesini sağlar.Kas koruma: Kilo verme sırasında, yağla birlikte kas kütlesini kaybetmek yaygındır. Yüksek proteinli bir diyet, metabolizmanızı aktif tutmak ve kalorileri verimli bir şekilde yakmak için gerekli olan yağsız kası koruyarak bunu önlemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oysM7PCWpkq9yZc9UKVdEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişi proteinin kemik sağlığına zarar verebileceğine inanır, ancak gerçek şu ki yeterli protein alımı aslında sağlıklı kemikleri destekler:Gelişmiş kemik yoğunluğu: Protein kemik kütlesinin oluşumuna katkıda bulunur, bu da kemik yoğunluğunun artmasına yardımcı olur. Bu özellikle yaşlandıkça önemli olabilir, yaşlı yetişkinlerde kırık ve osteoporoz riskini azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k8Cb0_SzTUmzmF8W5FbKJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metabolizmanız vücudunuzun kalorileri ne kadar verimli yaktığı konusunda önemli bir rol oynar. Yüksek proteinli bir diyet ona doğal bir destek sağlayabilir:Yiyeceklerin termik etkisi: Her yediğinizde, vücudunuz yiyecekleri sindirmek için enerji kullanır. Proteinin termik etkisi yağlardan ve karbonhidratlardan daha yüksektir, bu da sindirimi için daha fazla enerji gerektiği anlamına gelir. Bu, egzersiz yapmadığınız zamanlarda bile gün boyunca daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rKz7WuPcIE6N5ovOTJh7pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kan şekeri seviyelerini yönetenler için yüksek proteinli bir diyet fark edilir bir fark yaratabilir:Stabilize edilmiş kan şekeri: Protein, glikoz emilimini yavaşlatarak kan şekerindeki ani yükselmeleri önleyebilir. Bu, özellikle insülin direnci veya tip 2 diyabeti olan kişiler için faydalıdır çünkü kan şekeri seviyelerinin sabit ve kontrol altında kalmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/38cgUypCOEaMhDuruD4r3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Faydaları açık olsa da, yüksek proteinli bir diyet uygularken birkaç şeye dikkat etmek önemlidir:Sağlıklı protein kaynakları: Protein kaynaklarınız olarak yağsız etler, kümes hayvanları, balık, yumurta, baklagiller ve kuruyemişleri seçin. Bunlar, sağlıksız yağlar açısından zengin olabilen işlenmiş etlere kıyasla daha sağlıklı seçeneklerdir.Aşırı protein: Protein temel olsa da, çok fazlası böbreklere yük bindirebilir, özellikle de halihazırda böbrek rahatsızlığı olan kişilerde. Kişisel sağlık ihtiyaçlarınıza göre protein alımını dengelemek önemlidir.Dengeli beslenme: Yüksek proteinli bir diyet, meyveler, sebzeler ve tam tahıllar dahil olmak üzere çeşitli yiyeceklerle dengelenmelidir. Bunlar, genel sağlığı destekleyen temel vitaminler, mineraller ve lif sağlar.Bir uzmana danışın: Beslenmenizde önemli değişiklikler yapmadan önce, bireysel sağlık hedeflerinizle uyumlu olduğundan emin olmak için her zaman bir doktora veya kayıtlı bir diyetisyene danışmanız iyi bir fikirdir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hanta virüs nedir, belirtileri neler? Hanta virüs bulaşma yolları</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hanta-virus-nedir-belirtileri-neler-hanta-virus-bulasma-yollari</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hanta-virus-nedir-belirtileri-neler-hanta-virus-bulasma-yollari</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;li yetkililer aktör Gene Hackman&#039;ın kalp hastalığından, eşinin ise yaklaşık bir hafta önce hanta virüsünden öldüğünü açıkladı. Hanta virüsü hızla ilerleyip yaşamı tehdit edici hale gelebilir. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri&#039;ne göre virüs, hantavirüs pulmoner sendromu adı verilen ciddi ve bazen ölümcül bir akciğer enfeksiyonuna neden olabilir. Peki, Hanta virüs nedir, belirtileri neler?Hantavirüsler kemiriciler aracılığı ile bulaşan zoonotik virüslerdır. Kemiriciler hantavirüslerin doğal rezervuarıdır. 2009 yılından bu yana yurdumuzun çeşitli bölgelerinde renal sendromlu hantavirüs kanamalı ateş olguları bildirilmektedir. Kemirici teması hantavirüsün insanlara bulaşmasında en önemli faktördür.Enfekte kemiricilerin idrar, dışkı ve tükürüklerinde virüs mevcuttur. Enfekte kemiricilerin ısırması veya enfekte alanlarda toza karışmış virüslerin solunum ile alınması ile virüs bulaşabilir. Hastalığın 12–21 günlük inkübasyonu vardır. Hastalık aniden ateş, baş ağrısı, şiddetli kas ağrısı, susama, iştahsızlık, bulantı ve kusma ile başlar. Yüz, boyun ve sırtta kızarıklık, göz çevresinde ödem ve konjunktivalarda kızarıklık karakteristik bulgulardır. Hantavirüsler renal sendrom ve pulmoner sendrom olmak üzere iki farklı klinik tabloya neden olur. Ülkemizde Hantavirüs Renal Sendrom görülmektedir.Hastalık daha çok kemiricilerle temas olasılığı fazla olan genç erkeklerde, ilkbahar ve sonbahar aylarında görülmektedir. Çiftçiler, avcılar, askerler, orman ve liman işçileri, endemik bölgeyi ziyaret eden ziyaretçiler ve deney hayvanları ile çalışan laboratuvar personeli hastalık için risk altındadır.Korunmada en önemli unsur, insanların yaşam alanlarında kemirici kontrolünün sağlanmasıdır.Kemirgenlerin, ev ve diğer binalardan uzak tutulması ve girmesinin önlenmesi gerekir. Evlerde genel olarak farelere yönelik önlemler (yiyeceklerin kapalı kaplarda saklanması, farelerin yerleşebileceği boşlukların tamiri, genel hijyen kurallarına uyulması) alınmalıdır. Kapı ve pencerelere sineklik konulmalıdır.Çöp konteynerlerinin kapakları sürekli kapalı tutulmalıdır.Kemirgenlerin yaşam alanı olan rögar kapakları tamir edilmeli, depolarda gereksiz eşyalar saklanmamalı, hijyen tedbirlerine azami özen gösterilmelidir.Fare leşleri ortalıkta bırakılmamalı, derince açılmış bir çukura gömülmelidir. Bu işlem sırasında eldiven giyilmeli ve maşa vb. cisimler kullanılmalıdır. İşlemlerden sonrasında eller mutlaka su ve sabunla yıkanmalıdır. Fare leşlerinin bulunduğu alan çamaşır suyuyla dezenfekte edilmelidir.Evcil hayvan olarak fare ya da kemirgen beslenmemeli ve kemirgen yuvalarıyla direkt temastan kaçınılmalıdır.Özellikle tarlada çalışanlar tarla farelerinden uzak durmalıdır.İnsan ve hayvan gıdaları kemirgenlerden uzak tutulmalı/saklanmalıdır.Endemik bölgelere giden ve kemirgenlerle temasa maruz kalabilecek kişiler, mesleği gereği seyahat edenler, kamp yapanlar, gezginler kemirgenleri çadırlarından ve konakladıkları yerlerden uzak tutacak önlemler almalı ve yiyeceklerini kemirgenlerden kaynaklanabilecek herhangi bir bulaşma olmaması için korumalıdır.Kemirgenler ile kontamine alanların temizlenmeden önce dezenfektan spreyler ile dezenfekte edilmelidir. Bu alanların süpürülmemesi ve elektrikli süpürge ile çekilmemesi gereklidir. Dezenfektanla ıslatılmış havlu veya tahta bezi kullanılmalıdır. Temizlik yapılırken tozların solunmasını önleyici uygun maskelerin (cerrahi maske) kullanılması gerekir.Kemirgenlerin uygun tedbirler alınması koşuluyla tuzak kullanılarak yakalanması önerilmektedir. Kemirgenler kesinlikle canlı olarak yakalanmaya çalışmamalıdır.Laboratuarda kullanılan kemirgenlerin hantavirüs enfeksiyonu yönünden test edilmesi gereklidir. Çalışanların eldiven ve maske takması, dezenfektan kullanmaları sağlanmalıdır.El yıkama alışkanlığına özen gösterilmelidir. Doğada veya evde riskli alanlara temas sonrasında eller su ve sabunla yıkanmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZiNiJ9tcTU--SwrJQwF9Gg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hanta, virüs, nedir, belirtileri, neler, Hanta, virüs, bulaşma, yolları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wnssnt0HWkSDXe4ZxxACTA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hanta virüs nedir, belirtileri neler? 
Hanta virüs bulaşma yolları"><p>ABD'li yetkililer aktör Gene Hackman'ın kalp hastalığından, eşinin ise yaklaşık bir hafta önce hanta virüsünden öldüğünü açıkladı. Hanta virüsü hızla ilerleyip yaşamı tehdit edici hale gelebilir. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne göre virüs, hantavirüs pulmoner sendromu adı verilen ciddi ve bazen ölümcül bir akciğer enfeksiyonuna neden olabilir. Peki, Hanta virüs nedir, belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZiNiJ9tcTU--SwrJQwF9Gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hantavirüsler kemiriciler aracılığı ile bulaşan zoonotik virüslerdır. Kemiriciler hantavirüslerin doğal rezervuarıdır. 2009 yılından bu yana yurdumuzun çeşitli bölgelerinde renal sendromlu hantavirüs kanamalı ateş olguları bildirilmektedir. Kemirici teması hantavirüsün insanlara bulaşmasında en önemli faktördür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mbRXA9zDuE-K4BDzkREuKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Enfekte kemiricilerin idrar, dışkı ve tükürüklerinde virüs mevcuttur. Enfekte kemiricilerin ısırması veya enfekte alanlarda toza karışmış virüslerin solunum ile alınması ile virüs bulaşabilir. Hastalığın 12–21 günlük inkübasyonu vardır. Hastalık aniden ateş, baş ağrısı, şiddetli kas ağrısı, susama, iştahsızlık, bulantı ve kusma ile başlar. Yüz, boyun ve sırtta kızarıklık, göz çevresinde ödem ve konjunktivalarda kızarıklık karakteristik bulgulardır. Hantavirüsler renal sendrom ve pulmoner sendrom olmak üzere iki farklı klinik tabloya neden olur. Ülkemizde Hantavirüs Renal Sendrom görülmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VtiRREVP9kmyQH3g1nA59w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalık daha çok kemiricilerle temas olasılığı fazla olan genç erkeklerde, ilkbahar ve sonbahar aylarında görülmektedir. Çiftçiler, avcılar, askerler, orman ve liman işçileri, endemik bölgeyi ziyaret eden ziyaretçiler ve deney hayvanları ile çalışan laboratuvar personeli hastalık için risk altındadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5maVuKNCYkGwnMX0sp21Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Korunmada en önemli unsur, insanların yaşam alanlarında kemirici kontrolünün sağlanmasıdır.Kemirgenlerin, ev ve diğer binalardan uzak tutulması ve girmesinin önlenmesi gerekir. Evlerde genel olarak farelere yönelik önlemler (yiyeceklerin kapalı kaplarda saklanması, farelerin yerleşebileceği boşlukların tamiri, genel hijyen kurallarına uyulması) alınmalıdır. Kapı ve pencerelere sineklik konulmalıdır.Çöp konteynerlerinin kapakları sürekli kapalı tutulmalıdır.Kemirgenlerin yaşam alanı olan rögar kapakları tamir edilmeli, depolarda gereksiz eşyalar saklanmamalı, hijyen tedbirlerine azami özen gösterilmelidir.Fare leşleri ortalıkta bırakılmamalı, derince açılmış bir çukura gömülmelidir. Bu işlem sırasında eldiven giyilmeli ve maşa vb. cisimler kullanılmalıdır. İşlemlerden sonrasında eller mutlaka su ve sabunla yıkanmalıdır. Fare leşlerinin bulunduğu alan çamaşır suyuyla dezenfekte edilmelidir.Evcil hayvan olarak fare ya da kemirgen beslenmemeli ve kemirgen yuvalarıyla direkt temastan kaçınılmalıdır.Özellikle tarlada çalışanlar tarla farelerinden uzak durmalıdır.İnsan ve hayvan gıdaları kemirgenlerden uzak tutulmalı/saklanmalıdır.Endemik bölgelere giden ve kemirgenlerle temasa maruz kalabilecek kişiler, mesleği gereği seyahat edenler, kamp yapanlar, gezginler kemirgenleri çadırlarından ve konakladıkları yerlerden uzak tutacak önlemler almalı ve yiyeceklerini kemirgenlerden kaynaklanabilecek herhangi bir bulaşma olmaması için korumalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/unj27mTBO0uR5GkuWZ8-gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kemirgenler ile kontamine alanların temizlenmeden önce dezenfektan spreyler ile dezenfekte edilmelidir. Bu alanların süpürülmemesi ve elektrikli süpürge ile çekilmemesi gereklidir. Dezenfektanla ıslatılmış havlu veya tahta bezi kullanılmalıdır. Temizlik yapılırken tozların solunmasını önleyici uygun maskelerin (cerrahi maske) kullanılması gerekir.Kemirgenlerin uygun tedbirler alınması koşuluyla tuzak kullanılarak yakalanması önerilmektedir. Kemirgenler kesinlikle canlı olarak yakalanmaya çalışmamalıdır.Laboratuarda kullanılan kemirgenlerin hantavirüs enfeksiyonu yönünden test edilmesi gereklidir. Çalışanların eldiven ve maske takması, dezenfektan kullanmaları sağlanmalıdır.El yıkama alışkanlığına özen gösterilmelidir. Doğada veya evde riskli alanlara temas sonrasında eller su ve sabunla yıkanmalıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bali Belly nedir? Bali Belly belirtileri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bali-belly-nedir-bali-belly-belirtileri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bali-belly-nedir-bali-belly-belirtileri</guid>
<description><![CDATA[ Bali Belly, tropikal tatillerde karşılaşılabilecek yaygın bir sağlık sorunudur. Ancak doğru önlemler alındığında bu rahatsızlıktan korunmak mümkündür. Tatilinizin keyfini kaçırmamak için hijyen kurallarına dikkat etmek ve su tüketiminde seçici olmak önemlidir. Peki, Bali Belly nedir? Bali Belly belirtileri neler?Tropikal destinasyonlar, özellikle Endonezya&#039;nın gözde tatil adası Bali, doğası ve kültürüyle büyüleyici bir deneyim sunar. Ancak bu tür bölgelerde seyahat edenlerin sıklıkla karşılaştığı rahatsızlıklardan biri olan Bali Belly, tatil keyfini olumsuz etkileyebilir.&quot;Bali Belly&quot; halk arasında kullanılan bir terimdir ve genellikle bakteriyel, viral veya parazitik enfeksiyonların yol açtığı mide ve bağırsak rahatsızlığını tanımlar. Özellikle hijyen standartlarının farklılık gösterebileceği tropikal bölgelerde daha yaygındır.Bali Belly belirtileri genellikle mide ve bağırsak rahatsızlıklarına işaret eder ve şunları içerebilir:Karın ağrısı ve kramplarİshal (sulu ve sık tuvalet ihtiyacı)Bulantı ve kusmaAteş ve titremeHalsizlik ve yorgunlukBaş ağrısıİştah kaybıNadiren kas ağrıları ve eklem sızısıBelirtiler genellikle birkaç gün içinde düzelir, ancak şiddetli vakalarda tıbbi destek gerekebilir. Bol su içmek ve elektrolit dengesini korumak iyileşme sürecini hızlandırır.Musluk suyu veya buz gibi yeterince arıtılmamış su tüketimi,Sokak yemekleri veya hijyen kurallarına uyulmamış restoranlarda yemek yeme,Kirli ellerle temas edilen yiyecekler.Eğer seyahatiniz sırasında Bali Belly belirtileri yaşarsanız, hızlı bir şekilde tedaviye başlamak iyileşme sürecini hızlandıracaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XyGxoThaMkKk66a_G_FUvQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bali, Belly, nedir, Bali, Belly, belirtileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XyGxoThaMkKk66a_G_FUvQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bali Belly nedir? Bali Belly belirtileri"><p>Bali Belly, tropikal tatillerde karşılaşılabilecek yaygın bir sağlık sorunudur. Ancak doğru önlemler alındığında bu rahatsızlıktan korunmak mümkündür. Tatilinizin keyfini kaçırmamak için hijyen kurallarına dikkat etmek ve su tüketiminde seçici olmak önemlidir. Peki, Bali Belly nedir? Bali Belly belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JAFW9xI65kCu6sy3B8OVfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tropikal destinasyonlar, özellikle Endonezya'nın gözde tatil adası Bali, doğası ve kültürüyle büyüleyici bir deneyim sunar. Ancak bu tür bölgelerde seyahat edenlerin sıklıkla karşılaştığı rahatsızlıklardan biri olan Bali Belly, tatil keyfini olumsuz etkileyebilir."Bali Belly" halk arasında kullanılan bir terimdir ve genellikle bakteriyel, viral veya parazitik enfeksiyonların yol açtığı mide ve bağırsak rahatsızlığını tanımlar. Özellikle hijyen standartlarının farklılık gösterebileceği tropikal bölgelerde daha yaygındır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YHstlC14RU6CkKMlDkl84Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bali Belly belirtileri genellikle mide ve bağırsak rahatsızlıklarına işaret eder ve şunları içerebilir:Karın ağrısı ve kramplarİshal (sulu ve sık tuvalet ihtiyacı)Bulantı ve kusmaAteş ve titremeHalsizlik ve yorgunlukBaş ağrısıİştah kaybıNadiren kas ağrıları ve eklem sızısı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gq_2o2Hnf06zfQ30M0ZXDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirtiler genellikle birkaç gün içinde düzelir, ancak şiddetli vakalarda tıbbi destek gerekebilir. Bol su içmek ve elektrolit dengesini korumak iyileşme sürecini hızlandırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vfzReaJAD06f2mr2i9fQQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Musluk suyu veya buz gibi yeterince arıtılmamış su tüketimi,Sokak yemekleri veya hijyen kurallarına uyulmamış restoranlarda yemek yeme,Kirli ellerle temas edilen yiyecekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lRRvU0wly0uhz2BxyTDdVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer seyahatiniz sırasında Bali Belly belirtileri yaşarsanız, hızlı bir şekilde tedaviye başlamak iyileşme sürecini hızlandıracaktır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vatikan: Papa&amp;apos;nın durumu iyiye gidiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vatikan-papanin-durumu-iyiye-gidiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vatikan-papanin-durumu-iyiye-gidiyor</guid>
<description><![CDATA[ 25 gündür hastanede tedavi altında olan Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus&#039;un tedaviye iyi yanıt verdiği ve iyileşmeye devam ettiği bildirildi.Vatikan, geçen ay geçirdiği şiddetli bronşit nedeniyle 25 gündür Roma&#039;daki Gemelli Hastanesi&#039;nde yatan ve burada çift taraflı zatürre teşhisi konulan 88 yaşındaki Papa&#039;nın durumuyla ilgili bugünkü sağlık raporunu açıkladı.  Açıklamada, &quot;Papa&#039;nın klinik durumu stabil. Önceki günlerde gözlemlenen iyileşme hali devam etmekte. Bu durum, hem kan testleri hem de klinik bulgular ve ilaç tedavisine iyi yanıt vermesiyle doğrulandı.&quot; ifadeleri yer aldı.  Açıklamada, &quot;Bununla birlikte, klinik tablonun karmaşıklığı ve hastaneye yatış sırasında mevcut olan ciddi enfeksiyon göz önünde bulundurularak, ilaç tedavisinin hastane ortamında birkaç gün daha devam etmesi gerekecek.&quot; ifadesi kullanıldı.  Papa&#039;nın günü dua ederek ve dinlenerek geçirdiği belirtildi.  PAPA, 14 ŞUBAT&#039;TAN BU YANA HASTANEDE TEDAVİ GÖRÜYOR  Papa Franciscus, 9 ve 12 Şubat&#039;taki halka açık iki etkinlikte bronşit geçirdiğini ve nefes almakta güçlük çektiğini belirterek, konuşma yapamamış ve yardımcılarından konuşma metinlerini okumalarını istemişti.  14 Şubat&#039;ta Gemelli Hastanesi&#039;ne kaldırılan Papa&#039;nın solunum yollarında polimikrobiyal enfeksiyon olduğu bildirilmişti.  Vatikan, 18 Şubat&#039;ta Papa&#039;da çift taraflı zatürre geliştiğini ve klinik durumunun karmaşık tablo çizdiğini açıklamıştı.  22 Şubat&#039;ta ise astım krizi geçiren Papa&#039;nın durumunun kritik olduğu ifade edilmişti.  Vatikan, 26 ve 27 Şubat&#039;ta Papa&#039;nın durumunda iyileşme kaydedildiğini duyurmuştu.  Vatikan, 28 Şubat&#039;ta bronkospazm krizi geçiren Papa&#039;ya bronkoaspirasyon yapıldığını, mekanik ventilasyon başlatıldığını ve tedaviye olumlu yanıt alındığını kaydetmişti. Papa&#039;nın durumu 1-2 Mart&#039;ta ise stabil kalmıştı.  Papa, 3 Mart&#039;ta iki kez akut solunum yetmezliği geçirmiş ve invaziv olmayan mekanik ventilasyona yeniden başlamıştı. Katoliklerin ruhani liderinin durumu 4 Mart&#039;tan bu yana stabil seyrederken, hafif iyileşme belirtileri göstermeye başlamıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BoO1yupa50OhcPt3Kmr0Bw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vatikan:, Papanın, durumu, iyiye, gidiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BoO1yupa50OhcPt3Kmr0Bw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vatikan: Papa'nın durumu iyiye gidiyor"><p>25 gündür hastanede tedavi altında olan Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus'un tedaviye iyi yanıt verdiği ve iyileşmeye devam ettiği bildirildi.</p>Vatikan, geçen ay geçirdiği şiddetli bronşit nedeniyle 25 gündür Roma'daki Gemelli Hastanesi'nde yatan ve burada çift taraflı zatürre teşhisi konulan 88 yaşındaki Papa'nın durumuyla ilgili bugünkü sağlık raporunu açıkladı.  Açıklamada, "Papa'nın klinik durumu stabil. Önceki günlerde gözlemlenen iyileşme hali devam etmekte. Bu durum, hem kan testleri hem de klinik bulgular ve ilaç tedavisine iyi yanıt vermesiyle doğrulandı." ifadeleri yer aldı.  Açıklamada, "Bununla birlikte, klinik tablonun karmaşıklığı ve hastaneye yatış sırasında mevcut olan ciddi enfeksiyon göz önünde bulundurularak, ilaç tedavisinin hastane ortamında birkaç gün daha devam etmesi gerekecek." ifadesi kullanıldı.  Papa'nın günü dua ederek ve dinlenerek geçirdiği belirtildi.  <strong>PAPA, 14 ŞUBAT'TAN BU YANA HASTANEDE TEDAVİ GÖRÜYOR</strong>  Papa Franciscus, 9 ve 12 Şubat'taki halka açık iki etkinlikte bronşit geçirdiğini ve nefes almakta güçlük çektiğini belirterek, konuşma yapamamış ve yardımcılarından konuşma metinlerini okumalarını istemişti.  14 Şubat'ta Gemelli Hastanesi'ne kaldırılan Papa'nın solunum yollarında polimikrobiyal enfeksiyon olduğu bildirilmişti.  Vatikan, 18 Şubat'ta Papa'da çift taraflı zatürre geliştiğini ve klinik durumunun karmaşık tablo çizdiğini açıklamıştı.  22 Şubat'ta ise astım krizi geçiren Papa'nın durumunun kritik olduğu ifade edilmişti.  Vatikan, 26 ve 27 Şubat'ta Papa'nın durumunda iyileşme kaydedildiğini duyurmuştu.  Vatikan, 28 Şubat'ta bronkospazm krizi geçiren Papa'ya bronkoaspirasyon yapıldığını, mekanik ventilasyon başlatıldığını ve tedaviye olumlu yanıt alındığını kaydetmişti. Papa'nın durumu 1-2 Mart'ta ise stabil kalmıştı.  Papa, 3 Mart'ta iki kez akut solunum yetmezliği geçirmiş ve invaziv olmayan mekanik ventilasyona yeniden başlamıştı. Katoliklerin ruhani liderinin durumu 4 Mart'tan bu yana stabil seyrederken, hafif iyileşme belirtileri göstermeye başlamıştı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>90 yaşındaki kadının karnından çıkarıldı: 11 kilogramlık tümör</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/90-yasindaki-kadinin-karnindan-cikarildi-11-kilogramlik-tumoer</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/90-yasindaki-kadinin-karnindan-cikarildi-11-kilogramlik-tumoer</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de 90 yaşındaki hastanın karnındaki yaklaşık 11 kilogramlık tümör, yaşı ve sağlık sorunlarına rağmen başarıyla gerçekleştirilen ameliyatla çıkarıldı.Karabağlar ilçesinde yaşayan 6 çocuk, 20 torun sahibi Şerife Demirkıran, geçen yıl şiddetli karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurdu.Karnında kitle olduğu tespit edilen kadına ilaç tedavisi başlandı ancak kitle hızla büyümeyi sürdürdü. Nefes almakta güçlük çeken 90 yaşındaki hasta, geçen ay İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#039;ne başvurdu.Genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Osman Nuri Dilek, hastanın yaşı, kalp ve tansiyona bağlı hastalıkları nedeniyle ameliyatın çok riskli olduğunu ancak ameliyat olmaması halinde de hayati tehlike bulunduğunu belirledi.Dilek, hasta ve yakınlarının onayıyla riskli ameliyatı yapmaya karar verdi. Yapılan 2 saatlik ameliyatla, Demirkıran&#039;ın karnını kaplayan yaklaşık 11 kilogram ağırlığında ve 30 santimetre genişliğindeki kitle çıkarıldı.Sağlığına kavuşan hasta taburcu edildi.Şerife Demirkıran, AA muhabirine, iyileştiği için mutlu olduğunu söyledi.Ağrıları nedeniyle zor günler yaşadığını anlatan Demirkıran, doktorlarına teşekkür etti.Demirkıran&#039;ın kızı Mecnun Çınar da annesinin iyileşmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi.Ameliyatı yapan Prof. Dr. Nuri Dilek de Demirkıran&#039;ın hastaneye geldiğinde hayati risk bulunduğunu belirtti.Bu süreçte hızlı karar almanın önemli olduğunu kaydeden Dilek, &quot;Ameliyat çok riskli olduğu için yapılamamış. En son bize geldiğinde değerlendirdik. Riskleri çok fazlaydı. Kalp yönünden genel durumu kötüydü. Başlangıçta ameliyat yapıp yapmama konusunda korktuk. Ama hastanın şikayetlerinin dayanılmaz olması üzerine karar vermek zorundaydık. Ameliyat yapmasaydık hastayı kaybedeceğimiz bir pozisyondaydı. Ameliyata karar verdik.&quot; diye konuştu.Dilek, kitlenin midenin dış duvarından kaynaklandığını gördüklerini belirterek, şunları kaydetti:&quot;Yaklaşık 11 kilogram büyüklüğünde ve 30 santimetre ebadında, bütün karın boşluğunu dolduran bir kitleydi. Tümörü çıkarttık, hastamız üçüncü gün yoğun bakımdan çıktı. İyi durumda. Ağızdan besleniyor, yürüyor, hareket ediyor. Bu yaşta ikinci baharını yaşayacak. Şanslı bir hasta. Ameliyat kararı vermek çok zordu, bizim için de hasta için de. Onlar da kabul etti çünkü hasta yılmıştı. Ameliyat tek şansıydı. Biz de korkarak girdik ama şükür hastamız iyi oldu.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8IYteLC3TE2IFnfwlpCiBQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadının, karnından, çıkarıldı:, kilogramlık, tümör</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8IYteLC3TE2IFnfwlpCiBQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="90 yaşındaki kadının karnından çıkarıldı: 11 kilogramlık tümör"><p>İzmir'de 90 yaşındaki hastanın karnındaki yaklaşık 11 kilogramlık tümör, yaşı ve sağlık sorunlarına rağmen başarıyla gerçekleştirilen ameliyatla çıkarıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i3bPpgMIpkWX58rp1zeHtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabağlar ilçesinde yaşayan 6 çocuk, 20 torun sahibi Şerife Demirkıran, geçen yıl şiddetli karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurdu.Karnında kitle olduğu tespit edilen kadına ilaç tedavisi başlandı ancak kitle hızla büyümeyi sürdürdü. Nefes almakta güçlük çeken 90 yaşındaki hasta, geçen ay İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YIJs06HKJ0ud1OlrQCGipA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Osman Nuri Dilek, hastanın yaşı, kalp ve tansiyona bağlı hastalıkları nedeniyle ameliyatın çok riskli olduğunu ancak ameliyat olmaması halinde de hayati tehlike bulunduğunu belirledi.Dilek, hasta ve yakınlarının onayıyla riskli ameliyatı yapmaya karar verdi. Yapılan 2 saatlik ameliyatla, Demirkıran'ın karnını kaplayan yaklaşık 11 kilogram ağırlığında ve 30 santimetre genişliğindeki kitle çıkarıldı.Sağlığına kavuşan hasta taburcu edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v2bbcIODQkiPuEHtSRKBSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şerife Demirkıran, AA muhabirine, iyileştiği için mutlu olduğunu söyledi.Ağrıları nedeniyle zor günler yaşadığını anlatan Demirkıran, doktorlarına teşekkür etti.Demirkıran'ın kızı Mecnun Çınar da annesinin iyileşmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi.Ameliyatı yapan Prof. Dr. Nuri Dilek de Demirkıran'ın hastaneye geldiğinde hayati risk bulunduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/043jwV66s0GDsP1E2mH2aA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu süreçte hızlı karar almanın önemli olduğunu kaydeden Dilek, "Ameliyat çok riskli olduğu için yapılamamış. En son bize geldiğinde değerlendirdik. Riskleri çok fazlaydı. Kalp yönünden genel durumu kötüydü. Başlangıçta ameliyat yapıp yapmama konusunda korktuk. Ama hastanın şikayetlerinin dayanılmaz olması üzerine karar vermek zorundaydık. Ameliyat yapmasaydık hastayı kaybedeceğimiz bir pozisyondaydı. Ameliyata karar verdik." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MiPbE-W1rkyJhXQlDOW7Mg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dilek, kitlenin midenin dış duvarından kaynaklandığını gördüklerini belirterek, şunları kaydetti:"Yaklaşık 11 kilogram büyüklüğünde ve 30 santimetre ebadında, bütün karın boşluğunu dolduran bir kitleydi. Tümörü çıkarttık, hastamız üçüncü gün yoğun bakımdan çıktı. İyi durumda. Ağızdan besleniyor, yürüyor, hareket ediyor. Bu yaşta ikinci baharını yaşayacak. Şanslı bir hasta. Ameliyat kararı vermek çok zordu, bizim için de hasta için de. Onlar da kabul etti çünkü hasta yılmıştı. Ameliyat tek şansıydı. Biz de korkarak girdik ama şükür hastamız iyi oldu."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hurma alırken bu 5 kurala dikkat: İçinin rengi bozulduğunun işareti</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hurma-alirken-bu-5-kurala-dikkat-icinin-rengi-bozuldugunun-isareti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hurma-alirken-bu-5-kurala-dikkat-icinin-rengi-bozuldugunun-isareti</guid>
<description><![CDATA[ Ramazan ayının vazgeçilmezi iftar ve sahur sofraların olmazsa olmazı tezgahta yerini aldı. Ramazan ayında en sık tüketilen yiyeceklerden biri olan hurma sağlığıa faydalarıyla da biliniyor. Ancak hurma alırken bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Peki, hurma alırken nelere dikkat edilmelidir?Ramazan ayının gelmesiyle birlikte hurma çeşitleri de tezgahta yerini aldı. Ramazan ayında en sık tercih edilen hurma çeşitleri arasında Medine hurmaları yer alıyor. Medine hurmaları vücuda olan faydalarıyla biliniyor ve sağlık açısından çeşitli faydalar sunuryor. Hurmaların boyutlarına bakarsak; genelde Filistin’den gelen hurmalar iri ve büyük oluyor, lezzet açısından Medine hurmaları bu nedenle daha fazla tercih ediliyor. Çünkü lif oranı yüksek hem de Ramazanda insanın şekeri düzenleyip açlığı gideriyor.Hurma fiyatları 200 ila 500 lira arasında değişiyor. Hurmaların fiyatı boyut ve kalitesine göre de değişiyor. Daha iri ve büyük hurmaların fiyatı biraz daha pahalı, ufak olanlarınki de uygun oluyor.İÇİ KOYU RENK OLMAMALIHurma almadan önce eğer imkanınız varsa ortadan ikiye bölün ve içinin ne renk olduğuna dikkat edin. Eğer içi koyu bir renkse bu hurmanın bozulmaya başladığının bir göstergesidir.Bazı hurmaları elinize aldığınız zaman dışı yapış yapış olur ve elinizde sanki şerbetli bir tatlıya dokunmuş gibi bir his bırakır. İşte bu tarz hurmaların dış kısmı tatlı olsun diye işlem görmüştür. Bu sebeple dışı yapış yapış olan hurmalardan uzak durmanız gerekir.Doğada yetişen hiçbir meyvenin kabuğu parıl parıl parlamadığı gibi hurmanın da parlamaz. Ancak maalesef satıcılar ürünlerini satmak adına bazı tekniklerle hurmanın daha iştah açıcı durması için dış yüzeyini parlatıyor. Bu sebeple dışı parıl parıl parlayan hurmadan da uzak durulması gerekiyor.Açıkta satın aldığınız hurmalarda bu durumu tespit edebilmeniz oldukça zor olsa da pakette aldığınız ürünlerin ambalajında mutlaka neler içerdiği yazmak zorunda. Bu sebeple eğer ambalajlı hurma tercih ediyorsanız glikozla tatlandırılmadığından emin olmalısınız. Aksi halde hurma size faydadan çok zarar verecektir.Her ne kadar sıcak iklim şartlarına alışkın bir meyve olsa da uzun yollardan geldiğinden dolayı ve kurtlanma ihtimalinden dolayı hurmanın soğuk ortamda muhafaza edilmesi çok önemli. Bu sebeple aldığınız hurmanın hangi şartlarda saklandığına dikkat ederseniz bozuk gıda alma ihtimali düşecektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dya6NJSbEk-1llaxbBZ7-w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hurma, alırken, kurala, dikkat:, İçinin, rengi, bozulduğunun, işareti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dya6NJSbEk-1llaxbBZ7-w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hurma alırken bu 5 kurala dikkat: İçinin rengi bozulduğunun işareti"><p>Ramazan ayının vazgeçilmezi iftar ve sahur sofraların olmazsa olmazı tezgahta yerini aldı. Ramazan ayında en sık tüketilen yiyeceklerden biri olan hurma sağlığıa faydalarıyla da biliniyor. Ancak hurma alırken bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Peki, hurma alırken nelere dikkat edilmelidir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fmUMGS4ClkePxIau6GMYGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan ayının gelmesiyle birlikte hurma çeşitleri de tezgahta yerini aldı. Ramazan ayında en sık tercih edilen hurma çeşitleri arasında Medine hurmaları yer alıyor. Medine hurmaları vücuda olan faydalarıyla biliniyor ve sağlık açısından çeşitli faydalar sunuryor. Hurmaların boyutlarına bakarsak; genelde Filistin’den gelen hurmalar iri ve büyük oluyor, lezzet açısından Medine hurmaları bu nedenle daha fazla tercih ediliyor. Çünkü lif oranı yüksek hem de Ramazanda insanın şekeri düzenleyip açlığı gideriyor.Hurma fiyatları 200 ila 500 lira arasında değişiyor. Hurmaların fiyatı boyut ve kalitesine göre de değişiyor. Daha iri ve büyük hurmaların fiyatı biraz daha pahalı, ufak olanlarınki de uygun oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/srsnNWFaFEW7Vrpin63miA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İÇİ KOYU RENK OLMAMALIHurma almadan önce eğer imkanınız varsa ortadan ikiye bölün ve içinin ne renk olduğuna dikkat edin. Eğer içi koyu bir renkse bu hurmanın bozulmaya başladığının bir göstergesidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T4jDOFRy_ky_4IzS74usQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı hurmaları elinize aldığınız zaman dışı yapış yapış olur ve elinizde sanki şerbetli bir tatlıya dokunmuş gibi bir his bırakır. İşte bu tarz hurmaların dış kısmı tatlı olsun diye işlem görmüştür. Bu sebeple dışı yapış yapış olan hurmalardan uzak durmanız gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6FpUfdOrLUqNv4xjJ6YB5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğada yetişen hiçbir meyvenin kabuğu parıl parıl parlamadığı gibi hurmanın da parlamaz. Ancak maalesef satıcılar ürünlerini satmak adına bazı tekniklerle hurmanın daha iştah açıcı durması için dış yüzeyini parlatıyor. Bu sebeple dışı parıl parıl parlayan hurmadan da uzak durulması gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qg_stD8u8UG8t72QMnEhwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açıkta satın aldığınız hurmalarda bu durumu tespit edebilmeniz oldukça zor olsa da pakette aldığınız ürünlerin ambalajında mutlaka neler içerdiği yazmak zorunda. Bu sebeple eğer ambalajlı hurma tercih ediyorsanız glikozla tatlandırılmadığından emin olmalısınız. Aksi halde hurma size faydadan çok zarar verecektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eg7RZznBTUGjw6geZGzIHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her ne kadar sıcak iklim şartlarına alışkın bir meyve olsa da uzun yollardan geldiğinden dolayı ve kurtlanma ihtimalinden dolayı hurmanın soğuk ortamda muhafaza edilmesi çok önemli. Bu sebeple aldığınız hurmanın hangi şartlarda saklandığına dikkat ederseniz bozuk gıda alma ihtimali düşecektir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyabet ve kalp sağlığı: Kadınların neden daha çok dikkat etmeli?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/diyabet-ve-kalp-sagligi-kadinlarin-neden-daha-cok-dikkat-etmeli</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/diyabet-ve-kalp-sagligi-kadinlarin-neden-daha-cok-dikkat-etmeli</guid>
<description><![CDATA[ Diyabetli kadınlar, hormonal dengesizlik ve atipik semptomlar gibi çeşitli faktörler nedeniyle kalp hastalığı riski daha yüksektir. Dengeli bir diyet ve düzenli egzersiz içeren sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemelidirler. Kan şekeri, kolesterol ve stres seviyelerinin izlenmesi çok önemlidir. Risklerin erken tespiti ve yönetimi için düzenli kontroller gereklidir.Diyabet ve kalp sağlığı yakın ilişkilere sahiptir ve kadınlar hormonal dengesizlik, genetik varyasyonlar ve yaşam tarzlarındaki değişiklikler nedeniyle çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır. Kadınların kalp hastalığına yakalanma riskleri daha yüksek olabileceğinden biraz daha fazla dikkat etmeleri gerekir. İşte kadınların diyabetle başa çıkarken kalp sağlıkları konusunda ekstra dikkatli olmaları gereken birkaç neden.Diyabetli kadınların erkeklere kıyasla yüksek tansiyon, yüksek LDL ve obeziteye sahip olma olasılığı daha yüksektir. Ayrıca mantra diyabetli kadınlarda insülin direnci ve kalp hastalığı riskinin artmasıyla bağlantılı olan PCOS da vardır.Göğüs ağrısı hem erkeklerde hem de kadınlarda birincil belirti olmaya devam etse de, terleme, nefes darlığı, karın rahatsızlığı ve mide bulantısı gibi belirtilerin kadınlarda tamamen bulunma olasılığı daha yüksektir.Kadınlarda hormonal dengesizlik kalp ritmi bozukluklarını kötüleştirebilir.Östrojen kalp sağlığında çok önemli bir rol oynar, ancak menopozdan sonra östrojen seviyesindeki değişiklikler nedeniyle kadınlar kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riski daha yüksek olabilir.Kadınlarda kalp hastalığı belirtileri olmadığından, ciddi kalp yetmezliği veya felçle karşılaşana kadar kalp hastalığı olduklarını fark etmeyebilirler.5. STRES VE DEPRESYONUN ETKİSİKadınlar erkeklerden daha fazla stres ve depresyon seviyesi yaşarlar ve bu da kan şekeri seviyelerini ve kalp sağlığını etkiler. Stresle ilişkili hormonlar kan basıncını ve iltihabı artırabilir ve bu da kalp hastalığı riskini artırabilir.Diyabetli kadınlar daha dikkatli olmalıdır. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemeleri onlar için çok önemlidir.Tam tahıllar (esmer pirinç, buğday, arpa, ragi), yağsız proteinler (balık, tavuk, yoğurt, fasulye), sağlıklı yağlar (avokado, chia tohumu, ceviz) ve lif açısından zengin yiyecekler (brokoli, mercimek, badem) gibi kalp dostu bir diyet tercih edin.Düzenli Egzersiz kalp hastalıklarını düzenlemede çok önemli bir rol oynar. Kötü kolesterolü düşürür, kalbin verimliliğini artırır, iltihabı azaltır ve kan basıncını kontrol eder. Düzenli olarak egzersiz yapmak için en az 20 dakikanızı ayırın.Kan şekeri seviyelerini, kolesterolü ve kan basıncını düzenli olarak kontrol edin.Kalp hastalığı riskini azaltmak için yoga ve meditasyonla stresinizi yönetin.Kadınlarda kalp hastalığı belirtileri olmadığından düzenli kontroller ve bakım çok önemlidir.Kadınlar hem kan şekerini hem de kardiyovasküler sağlığı düzenli olarak izlemelidir. Diyabet ve kalp hastalığı olan kadınlar, hormonal dengesizlik, atipik semptomlar ve metabolizmadaki değişiklikler gibi kadınlarda değişen faktörler nedeniyle önemli zorluklarla karşı karşıyadır.Ekstra dikkat göstermeli ve günlük yaşam tarzlarını değiştirmelidirler; kalp sağlığı konusunda farkındalık, riski yönetmelerine yardımcı olabilir. Kalp sağlığına öncelik vermek sadece bir seçenek değil; diyabetli kadınlar için bir zorunluluktur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HCTgnv9K_Eip1gtGYjpAhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyabet, kalp, sağlığı:, Kadınların, neden, daha, çok, dikkat, etmeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HCTgnv9K_Eip1gtGYjpAhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyabet ve kalp sağlığı: Kadınların neden daha çok dikkat etmeli?"><p>Diyabetli kadınlar, hormonal dengesizlik ve atipik semptomlar gibi çeşitli faktörler nedeniyle kalp hastalığı riski daha yüksektir. Dengeli bir diyet ve düzenli egzersiz içeren sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemelidirler. Kan şekeri, kolesterol ve stres seviyelerinin izlenmesi çok önemlidir. Risklerin erken tespiti ve yönetimi için düzenli kontroller gereklidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2MUPAA3q1EWDfJPYQHOhqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabet ve kalp sağlığı yakın ilişkilere sahiptir ve kadınlar hormonal dengesizlik, genetik varyasyonlar ve yaşam tarzlarındaki değişiklikler nedeniyle çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır. Kadınların kalp hastalığına yakalanma riskleri daha yüksek olabileceğinden biraz daha fazla dikkat etmeleri gerekir. İşte kadınların diyabetle başa çıkarken kalp sağlıkları konusunda ekstra dikkatli olmaları gereken birkaç neden.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UxH6Ji1Mb0esdemMqeJfQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabetli kadınların erkeklere kıyasla yüksek tansiyon, yüksek LDL ve obeziteye sahip olma olasılığı daha yüksektir. Ayrıca mantra diyabetli kadınlarda insülin direnci ve kalp hastalığı riskinin artmasıyla bağlantılı olan PCOS da vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4lnhlkrPY0CWotJc8vrLEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğüs ağrısı hem erkeklerde hem de kadınlarda birincil belirti olmaya devam etse de, terleme, nefes darlığı, karın rahatsızlığı ve mide bulantısı gibi belirtilerin kadınlarda tamamen bulunma olasılığı daha yüksektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I3fNVeJ_wEatJTL8AusokA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınlarda hormonal dengesizlik kalp ritmi bozukluklarını kötüleştirebilir.Östrojen kalp sağlığında çok önemli bir rol oynar, ancak menopozdan sonra östrojen seviyesindeki değişiklikler nedeniyle kadınlar kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riski daha yüksek olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cAE4dgPx-EClvv2mv4n8LQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınlarda kalp hastalığı belirtileri olmadığından, ciddi kalp yetmezliği veya felçle karşılaşana kadar kalp hastalığı olduklarını fark etmeyebilirler.5. STRES VE DEPRESYONUN ETKİSİKadınlar erkeklerden daha fazla stres ve depresyon seviyesi yaşarlar ve bu da kan şekeri seviyelerini ve kalp sağlığını etkiler. Stresle ilişkili hormonlar kan basıncını ve iltihabı artırabilir ve bu da kalp hastalığı riskini artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ryw0KTLY8UCDAKjy2kH3NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabetli kadınlar daha dikkatli olmalıdır. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemeleri onlar için çok önemlidir.Tam tahıllar (esmer pirinç, buğday, arpa, ragi), yağsız proteinler (balık, tavuk, yoğurt, fasulye), sağlıklı yağlar (avokado, chia tohumu, ceviz) ve lif açısından zengin yiyecekler (brokoli, mercimek, badem) gibi kalp dostu bir diyet tercih edin.Düzenli Egzersiz kalp hastalıklarını düzenlemede çok önemli bir rol oynar. Kötü kolesterolü düşürür, kalbin verimliliğini artırır, iltihabı azaltır ve kan basıncını kontrol eder. Düzenli olarak egzersiz yapmak için en az 20 dakikanızı ayırın.Kan şekeri seviyelerini, kolesterolü ve kan basıncını düzenli olarak kontrol edin.Kalp hastalığı riskini azaltmak için yoga ve meditasyonla stresinizi yönetin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VlJgm6Redk6Np9B_-ooNIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınlarda kalp hastalığı belirtileri olmadığından düzenli kontroller ve bakım çok önemlidir.Kadınlar hem kan şekerini hem de kardiyovasküler sağlığı düzenli olarak izlemelidir. Diyabet ve kalp hastalığı olan kadınlar, hormonal dengesizlik, atipik semptomlar ve metabolizmadaki değişiklikler gibi kadınlarda değişen faktörler nedeniyle önemli zorluklarla karşı karşıyadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gNbb4Srpl0CqOYqYfr6bsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekstra dikkat göstermeli ve günlük yaşam tarzlarını değiştirmelidirler; kalp sağlığı konusunda farkındalık, riski yönetmelerine yardımcı olabilir. Kalp sağlığına öncelik vermek sadece bir seçenek değil; diyabetli kadınlar için bir zorunluluktur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>4 yaşındaki çocuğun bağırsağından çıkana doktorlar bile inanamadı: Oynadığı mıknatıslar bileklik olmuş</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/4-yasindaki-cocugun-bagirsagindan-cikana-doktorlar-bile-inanamadi-oynadigi-miknatislar-bileklik-olmus</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/4-yasindaki-cocugun-bagirsagindan-cikana-doktorlar-bile-inanamadi-oynadigi-miknatislar-bileklik-olmus</guid>
<description><![CDATA[ Şırnak&#039;ta yoğun karın ağrısı şikayetiyle hastaneye götürülen 4 yaşındaki çocuğun bağırsaklarından çıkanlar doktorları bile şoke etti. Küçük kızın bağırsaklarında ve midesinde bileklik şeklinde yabancı cisimlerin olduğu belirlendi.Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirilen 4 yaşındaki çocuğun bağırsaklarından çıkanlar doktorlar kadar ailesini de şoke etti.Şırnak&#039;ta yoğun karın ağrısı şikayeti ile önce Cizre Devlet Hastanesine ardından da Şırnak Devlet Hastanesine götürdükleri kızları Rumeysa Altundağ (4), Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.Batman&#039;a getirilen Rumeysa Altundağ&#039;ı muayene eden Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Doktor Selim Özkaya daha sonra hastaya endoskopi yaptı. Yapılan endoskopide küçük kızın bağırsaklarında ve midesinde bileklik şeklinde yabancı cisimlerin olduğu belirlendi. Ameliyata alınan Rumeysa Altundağ&#039;ın bağırsakları ve midesinden 24 adet renkli oyuncak mıknatıs çıkartıldı.İlk defa böyle bir vaka ile denk geldiklerini belirten doktor, yapılan ameliyatın ardından başarılı bir şekilde tamamlandığını söyledi. Mıknatısların bağırsaklarda kısmen delinmelere neden olduğunu belirten Dr. Özkaya, &quot;Hastamız 4 yaşında kız hasta. Yoğun karın ağrısı nedeniyle Şırnak&#039;ta devlet hastanemize başvurmuş, yapılan tetkiklerinde yabancı cisim yuttuğu tespit edilmiş. Bunun üzerine endoskopi yapılmak üzere hastanemize Gastroentoloji bölümüne sevk edildi. Endoskopi sırasında tespit edilen yabancı cisimlerin renkli mıknatıslar olduğu, yarısının da midede gözükmediği görüldü. Hastamız 24 tane renkli küçük mıknatıs yutmuştu. Endoskopi işleminden sonra hastamıza operasyon planladık. Yaptığımız ameliyatta da farklı zamanda yutulan mıknatısların yarısının midede yarısının bağırsaklarda olduğu ve bunların birbirine yapışarak bağırsak kısımlarında delinmelere neden olduğu görüldü. Bu kısımları onardık. Hastamız ameliyattan sonra beslenmesine de başladı, herhangi bir sıkıntısı yok, taburcu etmeyi planlıyoruz&quot; dedi.Aileleri de uyaran Dr Özkaya, özellikle küçük çocukları olan ailelerin bu gibi oyuncakları evlerinden uzak tutmaları tavsiyesinde bulundu.Gerekirse bu gibi oyuncakları evlerine sokmamaları gerektiğinin altını çizen Dr. Özkaya, şöyle devam etti:
&quot;Bu vesileyle de ailelerimizi uyarmak ve bilinçlendirmek istiyoruz. Ailelerin özellikle bu tarz renkli küçük mıknatısların çocuklardan uzak tutulmasını öneriyoruz. Renkli küçük mıknatıslar çocuklara daha cazip geliyor ve yutabiliyorlar o yüzden bu tarz oyuncakları çocuklarda uzak tutmaları ve hatta gerekirse evlerine sokmamalarını öneriyoruz.&quot;Çıkartılan mıknatısları yaklaşık 1 yıl önce yutulduğuna dikkati çeken Dr Özkaya, &quot;Bu mıknatısların bir yıl gibi bir süredir yuttuğunu düşünüyoruz. Çünkü bu mıknatısların artık renkleri de değişmiş durumda ve paslanmış durumda. O yüzden de bir yıldır ara ara karın ağrısı çekiyormuş. Bunlar renkli renkli ve kuvvetli mıknatıslar&quot; ifadelerini kullandı.Yoğun karın ağrısı şikayetiyle kızını hastaneye götürdüğünü belirten baba Servet Altundağ ise, &quot;Karın ağrısından dolayı acile gittik. Şırnak&#039;ta doktorlar Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk ettiler. Yabancı cisim yuttuğundan dolayı orada bir şey yapamadıklarını söylediler buraya sevk ettiler. Çok şükür burada şifamızı bulduk, Selim hoca ve ekibine teşekkür ediyorum. Ailelerden böyle cisimleri çocuklarından uzak tutmalarını öneriyorum, bizim başımıza geldi başkalarının başına da gelmesin&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J0WixMb8DUODTUJq9s5XPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, çocuğun, bağırsağından, çıkana, doktorlar, bile, inanamadı:, Oynadığı, mıknatıslar, bileklik, olmuş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J0WixMb8DUODTUJq9s5XPw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="4 yaşındaki çocuğun bağırsağından çıkana doktorlar bile inanamadı: Oynadığı mıknatıslar bileklik olmuş"><p>Şırnak'ta yoğun karın ağrısı şikayetiyle hastaneye götürülen 4 yaşındaki çocuğun bağırsaklarından çıkanlar doktorları bile şoke etti. Küçük kızın bağırsaklarında ve midesinde bileklik şeklinde yabancı cisimlerin olduğu belirlendi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5LspQNc3bEmKlzPpxglVBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirilen 4 yaşındaki çocuğun bağırsaklarından çıkanlar doktorlar kadar ailesini de şoke etti.Şırnak'ta yoğun karın ağrısı şikayeti ile önce Cizre Devlet Hastanesine ardından da Şırnak Devlet Hastanesine götürdükleri kızları Rumeysa Altundağ (4), Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q6tCh1s7c0i8-b6u1Hdxfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Batman'a getirilen Rumeysa Altundağ'ı muayene eden Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Doktor Selim Özkaya daha sonra hastaya endoskopi yaptı. Yapılan endoskopide küçük kızın bağırsaklarında ve midesinde bileklik şeklinde yabancı cisimlerin olduğu belirlendi. Ameliyata alınan Rumeysa Altundağ'ın bağırsakları ve midesinden 24 adet renkli oyuncak mıknatıs çıkartıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-OXTqbWUdUeMQKVFq3pFIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlk defa böyle bir vaka ile denk geldiklerini belirten doktor, yapılan ameliyatın ardından başarılı bir şekilde tamamlandığını söyledi. Mıknatısların bağırsaklarda kısmen delinmelere neden olduğunu belirten Dr. Özkaya, "Hastamız 4 yaşında kız hasta. Yoğun karın ağrısı nedeniyle Şırnak'ta devlet hastanemize başvurmuş, yapılan tetkiklerinde yabancı cisim yuttuğu tespit edilmiş. Bunun üzerine endoskopi yapılmak üzere hastanemize Gastroentoloji bölümüne sevk edildi. Endoskopi sırasında tespit edilen yabancı cisimlerin renkli mıknatıslar olduğu, yarısının da midede gözükmediği görüldü. Hastamız 24 tane renkli küçük mıknatıs yutmuştu. Endoskopi işleminden sonra hastamıza operasyon planladık. Yaptığımız ameliyatta da farklı zamanda yutulan mıknatısların yarısının midede yarısının bağırsaklarda olduğu ve bunların birbirine yapışarak bağırsak kısımlarında delinmelere neden olduğu görüldü. Bu kısımları onardık. Hastamız ameliyattan sonra beslenmesine de başladı, herhangi bir sıkıntısı yok, taburcu etmeyi planlıyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hWkM-fK96UCSVKHm3Vu35Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aileleri de uyaran Dr Özkaya, özellikle küçük çocukları olan ailelerin bu gibi oyuncakları evlerinden uzak tutmaları tavsiyesinde bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vrhgf9GFvkaX1U4LAZ47lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerekirse bu gibi oyuncakları evlerine sokmamaları gerektiğinin altını çizen Dr. Özkaya, şöyle devam etti:
"Bu vesileyle de ailelerimizi uyarmak ve bilinçlendirmek istiyoruz. Ailelerin özellikle bu tarz renkli küçük mıknatısların çocuklardan uzak tutulmasını öneriyoruz. Renkli küçük mıknatıslar çocuklara daha cazip geliyor ve yutabiliyorlar o yüzden bu tarz oyuncakları çocuklarda uzak tutmaları ve hatta gerekirse evlerine sokmamalarını öneriyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yze15C5v-UKUeLyAjwbOAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çıkartılan mıknatısları yaklaşık 1 yıl önce yutulduğuna dikkati çeken Dr Özkaya, "Bu mıknatısların bir yıl gibi bir süredir yuttuğunu düşünüyoruz. Çünkü bu mıknatısların artık renkleri de değişmiş durumda ve paslanmış durumda. O yüzden de bir yıldır ara ara karın ağrısı çekiyormuş. Bunlar renkli renkli ve kuvvetli mıknatıslar" ifadelerini kullandı.Yoğun karın ağrısı şikayetiyle kızını hastaneye götürdüğünü belirten baba Servet Altundağ ise, "Karın ağrısından dolayı acile gittik. Şırnak'ta doktorlar Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk ettiler. Yabancı cisim yuttuğundan dolayı orada bir şey yapamadıklarını söylediler buraya sevk ettiler. Çok şükür burada şifamızı bulduk, Selim hoca ve ekibine teşekkür ediyorum. Ailelerden böyle cisimleri çocuklarından uzak tutmalarını öneriyorum, bizim başımıza geldi başkalarının başına da gelmesin" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güneş kremi kullanmak D vitamini eksikliğine neden olabilir mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gunes-kremi-kullanmak-d-vitamini-eksikligine-neden-olabilir-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gunes-kremi-kullanmak-d-vitamini-eksikligine-neden-olabilir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Güneş kremi, cildimizi zararlı UV ışınlarından koruyan olmazsa olmaz bir cilt bakım ürünüdür. Peki, günlük güneş kremi sürmenin D vitamini emilimini azaltıp eksikliğe yol açabileceğini hiç merak ettiniz mi? Vücudumuz güneşe maruz kaldığında D vitamini ürettiğinden, bazıları sürekli güneş kremi kullanmanın bu süreci engelleyebileceğine inanıyor. Peki bu gerçekten doğru mu?Genellikle &quot;güneş vitamini&quot; olarak adlandırılan D vitamini, cildimiz güneşten gelen UVB ışınlarını emdiğinde üretilir. Bu ışınlar, vücudumuzun güçlü kemikler, bağışıklık fonksiyonu ve genel sağlık için gerekli olan D vitamini üretmesine yardımcı olur. Ancak güneş kremi, UVB ışınlarını engellemek için tasarlanmıştır ve bu da D vitamini üretimini engelleyip engellemeyeceği konusunda endişelere yol açar.Araştırmalar , yüksek SPF ile mükemmel bir şekilde uygulandığında güneş kreminin cildin UVB ışınlarını emme yeteneğini azaltabileceğini ve bunun da D vitamini üretimini düşürebileceğini öne sürüyor. Ancak gerçek yaşam senaryolarında, çoğu insan güneş kremini tüm açıkta kalan cilde eşit ve kalın bir tabaka halinde uygulamaz ve bu da bazı UVB ışınlarının nüfuz edip D vitamini sentezine izin vermesine olanak tanır. British Journal of Dermatology&#039;de yayınlanan bir çalışma , yüksek SPF güneş kremi kullanımında bile insanların hala yeterli D vitamini seviyeleri ürettiğini buldu. Bu, güneş kreminin UVB maruziyetini azaltsa da D vitamini üretimini tamamen engellemediği anlamına gelir.Güneş kremini düzenli kullanmanın D vitamini eksikliğine yol açtığını kanıtlayan güçlü bir kanıt yoktur. Amerikan Dermatoloji Akademisi&#039;nden olanlar da dahil olmak üzere birçok uzman, çoğu insanın güneş kremi kullansalar bile D vitamini için yeterli güneş ışığına maruz kaldığını belirtmektedir.
Bunun nedeni:
Güneş kremi birkaç saat sonra etkisini yitirir.İnsanlar genellikle sürerken belirli bölgeleri atlarlar.
Güneşe birkaç dakika maruz kalmak bile (güneş kremi kullanmadan) D vitamini seviyelerini korumaya yardımcı olabilir.D vitamini eksikliğinden endişe ediyorsanız, güneşten korunma ve D vitamini alımını dengelemenin bazı basit yolları şunlardır: Güneş kremi sürmeden önce sabah veya öğleden sonra güneşe 10-15 dakika ayırın.
Yağlı balık, yumurta sarısı ve güçlendirilmiş süt ürünleri gibi D vitamini açısından zengin yiyecekleri diyetinize ekleyin.
Bir doktor tarafından tavsiye edilirse D vitamini takviyelerini düşünün.Cevap hayır! Cildinizi güneş yanığından, erken yaşlanmadan ve cilt kanserinden korumak daha önemlidir.Diyet, takviyeler ve kısa süreli korumasız güneşe maruz kalma yoluyla sağlıklı D vitamini seviyelerini koruyabilirsiniz. Güneş kremi kullanımı doğrudan D vitamini eksikliğine neden olmaz, bu nedenle atlamanıza gerek yoktur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_J32zwm0ZEClDM2rYyr1yg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Güneş, kremi, kullanmak, vitamini, eksikliğine, neden, olabilir, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_J32zwm0ZEClDM2rYyr1yg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Güneş kremi kullanmak D vitamini eksikliğine neden olabilir mi?"><p>Güneş kremi, cildimizi zararlı UV ışınlarından koruyan olmazsa olmaz bir cilt bakım ürünüdür. Peki, günlük güneş kremi sürmenin D vitamini emilimini azaltıp eksikliğe yol açabileceğini hiç merak ettiniz mi? Vücudumuz güneşe maruz kaldığında D vitamini ürettiğinden, bazıları sürekli güneş kremi kullanmanın bu süreci engelleyebileceğine inanıyor. Peki bu gerçekten doğru mu?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aJCqZArqTUmP4Uxt988Bxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle "güneş vitamini" olarak adlandırılan D vitamini, cildimiz güneşten gelen UVB ışınlarını emdiğinde üretilir. Bu ışınlar, vücudumuzun güçlü kemikler, bağışıklık fonksiyonu ve genel sağlık için gerekli olan D vitamini üretmesine yardımcı olur. Ancak güneş kremi, UVB ışınlarını engellemek için tasarlanmıştır ve bu da D vitamini üretimini engelleyip engellemeyeceği konusunda endişelere yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ydmltkndGUC3QuOBorucoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar , yüksek SPF ile mükemmel bir şekilde uygulandığında güneş kreminin cildin UVB ışınlarını emme yeteneğini azaltabileceğini ve bunun da D vitamini üretimini düşürebileceğini öne sürüyor. Ancak gerçek yaşam senaryolarında, çoğu insan güneş kremini tüm açıkta kalan cilde eşit ve kalın bir tabaka halinde uygulamaz ve bu da bazı UVB ışınlarının nüfuz edip D vitamini sentezine izin vermesine olanak tanır. British Journal of Dermatology'de yayınlanan bir çalışma , yüksek SPF güneş kremi kullanımında bile insanların hala yeterli D vitamini seviyeleri ürettiğini buldu. Bu, güneş kreminin UVB maruziyetini azaltsa da D vitamini üretimini tamamen engellemediği anlamına gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G0lGusp-KU61HAiI5thNvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş kremini düzenli kullanmanın D vitamini eksikliğine yol açtığını kanıtlayan güçlü bir kanıt yoktur. Amerikan Dermatoloji Akademisi'nden olanlar da dahil olmak üzere birçok uzman, çoğu insanın güneş kremi kullansalar bile D vitamini için yeterli güneş ışığına maruz kaldığını belirtmektedir.
Bunun nedeni:
Güneş kremi birkaç saat sonra etkisini yitirir.İnsanlar genellikle sürerken belirli bölgeleri atlarlar.
Güneşe birkaç dakika maruz kalmak bile (güneş kremi kullanmadan) D vitamini seviyelerini korumaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PlmsDFNjpUqm0Kil5Wpt_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D vitamini eksikliğinden endişe ediyorsanız, güneşten korunma ve D vitamini alımını dengelemenin bazı basit yolları şunlardır: Güneş kremi sürmeden önce sabah veya öğleden sonra güneşe 10-15 dakika ayırın.
Yağlı balık, yumurta sarısı ve güçlendirilmiş süt ürünleri gibi D vitamini açısından zengin yiyecekleri diyetinize ekleyin.
Bir doktor tarafından tavsiye edilirse D vitamini takviyelerini düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-HznIVKP1EWHRmkpDKZC-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cevap hayır! Cildinizi güneş yanığından, erken yaşlanmadan ve cilt kanserinden korumak daha önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CKx4oqA4mEKN3gXLG1L-Bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyet, takviyeler ve kısa süreli korumasız güneşe maruz kalma yoluyla sağlıklı D vitamini seviyelerini koruyabilirsiniz. Güneş kremi kullanımı doğrudan D vitamini eksikliğine neden olmaz, bu nedenle atlamanıza gerek yoktur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlıkta denetim: 1 milyar lira ceza kesildi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/saglikta-denetim-1-milyar-lira-ceza-kesildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/saglikta-denetim-1-milyar-lira-ceza-kesildi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık hizmetlerinden 14 bin 968 kişinin usulsüz yararlandığı tespit edildi. Binden fazla sağlık kuruluşuna 988 milyon lira ceza kesildi.Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) denetimlerine ilişkin açıklama yaptı.  Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında şu ifadeleri kullandı:  &quot;SGK aracılığıyla 2024 yılı ve 2025 yılı Ocak-Şubat aylarında yaptığımız denetimler sayesinde;  14 bin 968 kişinin hak etmediği halde sağlık hizmetlerinden usulsüz yararlandığını tespit ettik. 988 milyon TL’den fazla ceza uyguladık.&quot;  SAĞLIK KURULUŞLARINA CEZA YAĞDI  Bu dönemde toplam 250 adet sağlık denetimi yapılırken, bin 231 sağlık hizmet sunucusu incelemeye alındı.  88 hastane, 6 tıp merkezi, bin 121 eczane ve 16 diğer sağlık tesisine 988 milyon 334 bin 791 lira ceza uygulandı.  19 sağlık hizmeti sunucusunun ödemesi durduruldu. 14 bin 968 kişinin hak etmediği halde usulsüz sağlık hizmeti aldığı tespit edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l2zZFn0JaUKddAzGzNhFgQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıkta, denetim:, milyar, lira, ceza, kesildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l2zZFn0JaUKddAzGzNhFgQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlıkta denetim: 1 milyar lira ceza kesildi"><p>Sağlık hizmetlerinden 14 bin 968 kişinin usulsüz yararlandığı tespit edildi. Binden fazla sağlık kuruluşuna 988 milyon lira ceza kesildi.</p><p>Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) denetimlerine ilişkin açıklama yaptı.  Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında şu ifadeleri kullandı:  "SGK aracılığıyla 2024 yılı ve 2025 yılı Ocak-Şubat aylarında yaptığımız denetimler sayesinde;  14 bin 968 kişinin hak etmediği halde sağlık hizmetlerinden usulsüz yararlandığını tespit ettik. 988 milyon TL’den fazla ceza uyguladık."  <strong>SAĞLIK KURULUŞLARINA CEZA YAĞDI</strong>  Bu dönemde toplam 250 adet sağlık denetimi yapılırken, bin 231 sağlık hizmet sunucusu incelemeye alındı.  88 hastane, 6 tıp merkezi, bin 121 eczane ve 16 diğer sağlık tesisine 988 milyon 334 bin 791 lira ceza uygulandı.  19 sağlık hizmeti sunucusunun ödemesi durduruldu. 14 bin 968 kişinin hak etmediği halde usulsüz sağlık hizmeti aldığı tespit edildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>31 yaşındaki kadını iğne ipliğe çeviren yöntem: 2 basit değişiklikle fazla kilolarından kurtulmuş</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/31-yasindaki-kadini-igne-iplige-ceviren-yoentem-2-basit-degisiklikle-fazla-kilolarindan-kurtulmus</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/31-yasindaki-kadini-igne-iplige-ceviren-yoentem-2-basit-degisiklikle-fazla-kilolarindan-kurtulmus</guid>
<description><![CDATA[ Kaliforniya&#039;da yaşayan 31 yaşındaki Tanya Santiago, hayatındaki büyük değişikliklerin ardından yaklaşık 108 kg kilo vererek şaşırtıcı bir dönüşüm gerçekleştirdi. Santiago, vücut ağırlığının yaklaşık dörtte üçünü kaybetmesini sağlayan iki önemli yaşam tarzı değişikliğini açıkladı.2020 yılı sonunda, &quot;elime geçen her şeyi yeme&quot; alışkanlığıyla yaklaşık 273 kg ağırlığa ulaşan Santiago, dönüm noktasını 2021’in sonunda yaşadığı travmatik düşükle buldu. Santiago, sağlığına yönelik köklü değişiklikler yapmaya karar verdi.Yürüyüş ve yüzme gibi basit egzersizleri günlük rutinine eklemeye başlayan Santiago, hızla sonuçlar almaya başladı. Ayrıca eski alışkanlıklarından uzaklaşarak, en sevdiği Çin ve Meksika yemekleri yerine evde pişirdiği düşük karbonhidratlı yemekleri tercih etti.Ancak, bu süreçte yemek konusunda hala cimrilik yapmadığını belirten Santiago, pastırma, galeta ununa bulanmış tavuk ve makarnanın hala beslenmesinin önemli bir parçası olduğunu söyledi.Ocak 2023&#039;e gelindiğinde yaklaşık 113 kg kaybeden Santiago, başlangıçta istediği sağlığı bulamamıştı. Doktorlar, fazla kilo kaybına rağmen önceki sağlıksız yaşam tarzının vücutta ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını, özellikle obeziteye bağlı ölümcül yağlı karaciğer hastalığına neden olduğunu belirtti. Bu hastalık, organın küçülmesine, yara izlerinin oluşmasına ve kalıcı hasara yol açabiliyor.Durumun aciliyetine dikkat çeken sağlık görevlileri, Santiago’ya fazla kilolarından kurtulması ve hastalığını tersine çevirmesi için gastrik bypass ameliyatı olmasını önerdi. Ameliyatla midenin küçültülmesi, Santiago&#039;nun büyük porsiyonlar yerine daha sağlıklı porsiyonlarla beslenmesini sağladı.Başarılı bir dört saatlik operasyonun ardından, 2023 yılı sonunda yaklaşık 36 kg daha veren Santiago, sağlıklı bir vücuda kavuştu. Haftada altı gün düzenli egzersiz yapan Santiago, vücudundaki bu muazzam değişimi sevinçle karşıladı.Yeni yaşam tarzı, Santiago’nun sosyal yaşamını da köklü bir şekilde değiştirdi. &quot;Kaliforniya&#039;ya taşındığımdan beri ailem beni pek görmedi,&quot; diyen Santiago, eski halinden tanınmadığını ve ailesinin ona &quot;Kapımdaki bu kadın kim?&quot; diye şaşkınlıkla yaklaştığını belirtti. Bir alışveriş merkezinde yeğeniyle karşılaştığında, yeğeninin onu tanımadığını ve &quot;Bu kadın kim?&quot; diye sorduğunu ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7wBHa8YR_EiAdouFHVo2Ag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadını, iğne, ipliğe, çeviren, yöntem:, basit, değişiklikle, fazla, kilolarından, kurtulmuş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7wBHa8YR_EiAdouFHVo2Ag.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="31 yaşındaki kadını iğne ipliğe çeviren yöntem: 2 basit değişiklikle fazla kilolarından kurtulmuş"><p>Kaliforniya'da yaşayan 31 yaşındaki Tanya Santiago, hayatındaki büyük değişikliklerin ardından yaklaşık 108 kg kilo vererek şaşırtıcı bir dönüşüm gerçekleştirdi. Santiago, vücut ağırlığının yaklaşık dörtte üçünü kaybetmesini sağlayan iki önemli yaşam tarzı değişikliğini açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TZd4PGNgx0apn-bLUVAurQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2020 yılı sonunda, "elime geçen her şeyi yeme" alışkanlığıyla yaklaşık 273 kg ağırlığa ulaşan Santiago, dönüm noktasını 2021’in sonunda yaşadığı travmatik düşükle buldu. Santiago, sağlığına yönelik köklü değişiklikler yapmaya karar verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uU7IySPdS0SrNIS6l-q5wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürüyüş ve yüzme gibi basit egzersizleri günlük rutinine eklemeye başlayan Santiago, hızla sonuçlar almaya başladı. Ayrıca eski alışkanlıklarından uzaklaşarak, en sevdiği Çin ve Meksika yemekleri yerine evde pişirdiği düşük karbonhidratlı yemekleri tercih etti.Ancak, bu süreçte yemek konusunda hala cimrilik yapmadığını belirten Santiago, pastırma, galeta ununa bulanmış tavuk ve makarnanın hala beslenmesinin önemli bir parçası olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GnKD3MU7xkSiQv8F46XWpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ocak 2023'e gelindiğinde yaklaşık 113 kg kaybeden Santiago, başlangıçta istediği sağlığı bulamamıştı. Doktorlar, fazla kilo kaybına rağmen önceki sağlıksız yaşam tarzının vücutta ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını, özellikle obeziteye bağlı ölümcül yağlı karaciğer hastalığına neden olduğunu belirtti. Bu hastalık, organın küçülmesine, yara izlerinin oluşmasına ve kalıcı hasara yol açabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9P37TunKn0yo7qLwkU0GTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Durumun aciliyetine dikkat çeken sağlık görevlileri, Santiago’ya fazla kilolarından kurtulması ve hastalığını tersine çevirmesi için gastrik bypass ameliyatı olmasını önerdi. Ameliyatla midenin küçültülmesi, Santiago'nun büyük porsiyonlar yerine daha sağlıklı porsiyonlarla beslenmesini sağladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NX3oELjcyEKexeS67t5P3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başarılı bir dört saatlik operasyonun ardından, 2023 yılı sonunda yaklaşık 36 kg daha veren Santiago, sağlıklı bir vücuda kavuştu. Haftada altı gün düzenli egzersiz yapan Santiago, vücudundaki bu muazzam değişimi sevinçle karşıladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B4wZwWp8OU2jBiJ6hkCjmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni yaşam tarzı, Santiago’nun sosyal yaşamını da köklü bir şekilde değiştirdi. "Kaliforniya'ya taşındığımdan beri ailem beni pek görmedi," diyen Santiago, eski halinden tanınmadığını ve ailesinin ona "Kapımdaki bu kadın kim?" diye şaşkınlıkla yaklaştığını belirtti. Bir alışveriş merkezinde yeğeniyle karşılaştığında, yeğeninin onu tanımadığını ve "Bu kadın kim?" diye sorduğunu ekledi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>​Bu yaygın belirti Parkinson hastalığının erken işareti olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bu-yaygin-belirti-parkinson-hastaliginin-erken-isareti-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bu-yaygin-belirti-parkinson-hastaliginin-erken-isareti-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Parkinson hastalığı titreme, yavaş hareket ve kas sertliği gibi semptomlarla dünya çapında 8,5 milyon kişiyi etkiliyor. Erken teşhis çok önemlidir ve koku alma duyusunda azalma veya anosmi erken bir gösterge olabilir.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne (WHO) göre, Parkinson hastalığının yaygınlığı son 25 yılda iki katına çıktı. 2019&#039;da dünya çapında 8,5 milyon kişi bu durumdan etkilendi. Hastalığın bir tedavisi olmadığından, erken teşhis özellikle etkilenenlere daha iyi bir yaşam kalitesi sağlamada önemli bir rol oynar. Ancak birçok kişinin görmezden geldiği bir burun semptomunun hastalığın erken bir göstergesi olabileceğini biliyor muydunuz?Hareket, ruh sağlığı, uyku, ağrı ve diğer sağlık sorunlarıyla ilgili sorunlara neden olan Parkinson hastalığı (PD) nörolojik bozukluğu. Bu durumun tedavisi yoktur ve zamanla kötüleşir. Terapiler ve ilaçlar yalnızca semptomları azaltabilir.Parkinson genellikle yaşlı yetişkinleri etkiler, ancak bazı gençler de bu durumdan etkilenir. Hastalığın kesin nedeni belirsiz olsa da, beynin substantia nigra adı verilen bir bölümündeki sinir hücrelerinin kaybının beyindeki dopaminin azalmasına yol açtığı anlaşılmıştır. Dopamin, vücudun hareketini düzenlemede hayati bir rol oynar. Bu dopamin eksikliği, Parkinson hastalığının birçok semptomundan sorumludur. Uzmanlar, bu durumdan genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonunun sorumlu olduğunu düşünüyor.Parkinson hastalığının yaygın semptomları şunlardır;Titreme (vücudun belirli bölümlerinin istemsizce titremesi)Yavaş hareketSertlik ve esnek olmayan kaslar.İnsanlar fiziksel hareketi etkileyen semptomları tanıma eğiliminde olsalar da, çoğu zaman diğer birçok belirtiden çok önce ortaya çıkan ve genellikle gözden kaçan bir semptom -tıbbi olarak anosmi olarak bilinen koku alma duyusunun azalmasıdır.Parkinson hastalığı karmaşıktır ve fiziksel ve psikolojik semptomlardan oluşan 40&#039;tan fazla semptomu vardır. Semptomlar kişiden kişiye değişirAncak, anosmi genellikle erken bir belirti olarak ortaya çıkar. NHS&#039;ye göre, koku alma duyusunun kaybı (anosmi) bazen diğer semptomlar gelişmeden birkaç yıl önce ortaya çıkar. Hastalığın erken teşhisi için bunu göz ardı etmek yerine tanımlamak çok önemlidir.Parkinson hastalığının birincil belirtileri şunlardır:Bu birincil semptomlar bazen doktorlar tarafından parkinsonizm olarak adlandırılır.
genellikle elde veya kolda başlar ve uzuv rahat ve dinlenmişken meydana gelme olasılığı daha yüksektir
Hareket yavaşlığı (bradikinezi): Fiziksel hareketler normalden çok daha yavaştır, bu da günlük işleri zorlaştırabilir ve çok küçük adımlarla belirgin bir yavaş, sürüklenerek yürüyüşe neden olabilir
Kas sertliği (rijidite): Kkaslarda sertlik ve gerginlik, hareket etmeyi ve yüz ifadeleri yapmayı zorlaştırabilir ve ağrılı kas kramplarına (distoni) neden olabilirDiğer semptomlar arasında bir dizi diğer fiziksel ve zihinsel semptom bulunur:

Muhtemelen düşmeye veya kendilerini yaralamaya neden olan denge sorunları.
Asla ağrı, yanma, soğukluk veya uyuşma gibi hoş olmayan hislere neden olabilir.
İdrar sorunları, geceleri sık idrara çıkma isteğine veya idrar tutamamaya (istemsiz idrara çıkma) yol açar.
Kabızlık
Baş dönmesi
Hiperhidroz (aşırı terleme)
Disfaji (yutma güçlüğü)
Ağız sulanması
Uykusuzluk
Depresyon ve anksiyete
Demans ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mZdCJRmZ2kWfdBAQqZlClg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>​Bu, yaygın, belirti, Parkinson, hastalığının, erken, işareti, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mZdCJRmZ2kWfdBAQqZlClg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="​Bu yaygın belirti Parkinson hastalığının erken işareti olabilir"><p>Parkinson hastalığı titreme, yavaş hareket ve kas sertliği gibi semptomlarla dünya çapında 8,5 milyon kişiyi etkiliyor. Erken teşhis çok önemlidir ve koku alma duyusunda azalma veya anosmi erken bir gösterge olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0COqLbXWSUaZDG-I7lj1JA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre, Parkinson hastalığının yaygınlığı son 25 yılda iki katına çıktı. 2019'da dünya çapında 8,5 milyon kişi bu durumdan etkilendi. Hastalığın bir tedavisi olmadığından, erken teşhis özellikle etkilenenlere daha iyi bir yaşam kalitesi sağlamada önemli bir rol oynar. Ancak birçok kişinin görmezden geldiği bir burun semptomunun hastalığın erken bir göstergesi olabileceğini biliyor muydunuz?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VAis_UEoD0GCppkqxo7tig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hareket, ruh sağlığı, uyku, ağrı ve diğer sağlık sorunlarıyla ilgili sorunlara neden olan Parkinson hastalığı (PD) nörolojik bozukluğu. Bu durumun tedavisi yoktur ve zamanla kötüleşir. Terapiler ve ilaçlar yalnızca semptomları azaltabilir.Parkinson genellikle yaşlı yetişkinleri etkiler, ancak bazı gençler de bu durumdan etkilenir. Hastalığın kesin nedeni belirsiz olsa da, beynin substantia nigra adı verilen bir bölümündeki sinir hücrelerinin kaybının beyindeki dopaminin azalmasına yol açtığı anlaşılmıştır. Dopamin, vücudun hareketini düzenlemede hayati bir rol oynar. Bu dopamin eksikliği, Parkinson hastalığının birçok semptomundan sorumludur. Uzmanlar, bu durumdan genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonunun sorumlu olduğunu düşünüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K1L3hx0C-0iSVP2T39hQCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parkinson hastalığının yaygın semptomları şunlardır;Titreme (vücudun belirli bölümlerinin istemsizce titremesi)Yavaş hareketSertlik ve esnek olmayan kaslar.İnsanlar fiziksel hareketi etkileyen semptomları tanıma eğiliminde olsalar da, çoğu zaman diğer birçok belirtiden çok önce ortaya çıkan ve genellikle gözden kaçan bir semptom -tıbbi olarak anosmi olarak bilinen koku alma duyusunun azalmasıdır.Parkinson hastalığı karmaşıktır ve fiziksel ve psikolojik semptomlardan oluşan 40'tan fazla semptomu vardır. Semptomlar kişiden kişiye değişirAncak, anosmi genellikle erken bir belirti olarak ortaya çıkar. NHS'ye göre, koku alma duyusunun kaybı (anosmi) bazen diğer semptomlar gelişmeden birkaç yıl önce ortaya çıkar. Hastalığın erken teşhisi için bunu göz ardı etmek yerine tanımlamak çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DUQhbuvJckqYAEFUsjR9rQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parkinson hastalığının birincil belirtileri şunlardır:Bu birincil semptomlar bazen doktorlar tarafından parkinsonizm olarak adlandırılır.
genellikle elde veya kolda başlar ve uzuv rahat ve dinlenmişken meydana gelme olasılığı daha yüksektir
Hareket yavaşlığı (bradikinezi): Fiziksel hareketler normalden çok daha yavaştır, bu da günlük işleri zorlaştırabilir ve çok küçük adımlarla belirgin bir yavaş, sürüklenerek yürüyüşe neden olabilir
Kas sertliği (rijidite): Kkaslarda sertlik ve gerginlik, hareket etmeyi ve yüz ifadeleri yapmayı zorlaştırabilir ve ağrılı kas kramplarına (distoni) neden olabilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Su5KEktfyE-n8hJoY0ju0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diğer semptomlar arasında bir dizi diğer fiziksel ve zihinsel semptom bulunur:

Muhtemelen düşmeye veya kendilerini yaralamaya neden olan denge sorunları.
Asla ağrı, yanma, soğukluk veya uyuşma gibi hoş olmayan hislere neden olabilir.
İdrar sorunları, geceleri sık idrara çıkma isteğine veya idrar tutamamaya (istemsiz idrara çıkma) yol açar.
Kabızlık
Baş dönmesi
Hiperhidroz (aşırı terleme)
Disfaji (yutma güçlüğü)
Ağız sulanması
Uykusuzluk
Depresyon ve anksiyete
Demans</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yumurta mı badem mi: Hangisi daha fazla protein içerir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yumurta-mi-badem-mi-hangisi-daha-fazla-protein-icerir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yumurta-mi-badem-mi-hangisi-daha-fazla-protein-icerir</guid>
<description><![CDATA[ Yumurta ve badem her ikisi de besleyici protein kaynaklarıdır, ancak yumurtalar tüm temel amino asitlerle tam protein sunar ve bu da onları kas geliştirme ve onarımı için ideal hale getirir. Bademler sağlıklı yağlar, lif ve antioksidanlar sağlar, kalp sağlığı ve kilo yönetimi için faydalıdır. Bademleri diğer bitki bazlı proteinlerle birleştirmek, vejetaryenler ve veganlar için besin profillerini iyileştirebilir. Peki, hangisi daha fazla protein içeriyor?Protein, kas geliştirme, onarım, enzim üretimi ve genel vücut fonksiyonlarında önemli bir rol oynayan temel bir makro besindir. İnsanlar bir protein kaynağı seçerken genellikle iki son derece besleyici yiyecek olan yumurta ve bademi karşılaştırır. Ancak hangisi daha fazla protein sağlar ve hangisi diyetiniz için daha iyi bir seçimdir?Bir bütün yumurta, boyutuna bağlı olarak yaklaşık 6-7 gram protein içerir. Bu proteinin çoğu, yaklaşık 3,6 gram protein içeren yumurta beyazında bulunurken, sarısı yaklaşık 2,7 gram protein sağlar. Yumurtalar tam bir protein olarak kabul edilir, yani vücudun optimum işlevi için gerekli olan dokuz temel amino asidin hepsini içerir.Öte yandan, bademler 100 gramda yaklaşık 21-25 gram protein sağlar. Bununla birlikte, tipik bir badem porsiyonu (yaklaşık 1 ons veya 28 gram) 5-6 gram protein içerir. Yumurtaların aksine, bademler tam bir protein değildir, çünkü özellikle yumurta gibi hayvansal proteinlerde bol miktarda bulunan lizin gibi bazı temel amino asitlerden yoksundurlar.Yumurtalar ve bademler arasındaki en büyük farklardan biri protein kalitesinde yatmaktadır. Yumurtalar tam bir protein kaynağıdır ve bu da onları kas onarımı ve büyümesinde daha etkili hale getirir. Ayrıca, vücudun yiyeceklerden gelen proteini ne kadar etkili bir şekilde kullanabileceğini ölçen yüksek bir biyolojik değere (BV) sahiptirler. Yumurtalar BV ölçeğinde 100 puan alır ve bu da mükemmel protein kullanımını gösterir.Protein açısından zengin olmasına rağmen, bademler bazı temel amino asitlerden yoksundur ve bu da onları eksik bir protein yapar. Ancak bademleri baklagiller veya tam tahıllar gibi diğer bitki bazlı protein kaynaklarıyla birleştirmek, eksiksiz bir amino asit profili oluşturmaya yardımcı olabilir ve bu da onları vejetaryenler ve veganlar için uygun hale getirir.BESİN KARŞILAŞTIRMASIProtein içeriği önemli olsa da, genel besin değeri de hangi yiyeceğin sağlık için daha iyi olduğunu belirlemede rol oynar.Bir büyük yumurta 70 kalori içerir ve B12 vitamini, riboflavin, kolin, selenyum ve D vitamini açısından zengindir. Ayrıca göz sağlığı için iyi olan lutein ve zeaksantinin de iyi bir kaynağıdır.28 gram badem 160 kalori içerir ve E vitamini, magnezyum ve manganez açısından zengindir ve kalp sağlığı için iyi olan polifenoller açısından zengindir.Yumurtalar, eksiksiz amino asit profili, daha yüksek protein sindirilebilirliği ve kas oluşturma özellikleri nedeniyle daha iyi bir protein kaynağıdır. Genel sağlık için temel besinleri sağlarlar ve çeşitli diyetlerde çok yönlüdürler. Kas geliştirmede yumurtalar, yüksek kaliteli, tam protein ve lösin gibi kas onarıcı amino asitleri nedeniyle başı çeker. Sporcular ve vücut geliştiriciler genellikle antrenmanlardan sonra kas sentezi ve tokluk için yumurta tüketirler.Kilo kaybı için hem yumurta hem de badem faydalı olabilir. Yumurtalar kalorisi düşük ancak proteini yüksektir ve bu da onları tokluk için mükemmel hale getirir. Çalışmalar, kahvaltıda yumurta tüketmenin gün boyunca kalori alımını azaltabileceğini göstermektedir.Bademler, kalorisi yüksek olsa da tokluk hissini destekleyen ve aşırı yemeyi önleyen sağlıklı yağlar sağlar. Düşük glisemik indekse sahiptirler, yani kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olurlar ve bu da kilo yönetimi için faydalıdır.Bademler, LDL (kötü) kolesterolü düşürmeye ve kardiyovasküler sağlığı desteklemeye yardımcı olan yüksek doymamış yağ içeriği nedeniyle genellikle kalp sağlığı için önerilir. Ek olarak, E vitamini ve antioksidan içerikleri iltihabı azaltır.Öte yandan yumurtalar, kolesterol içerikleri nedeniyle tartışmalı olmuştur. Ancak, son araştırmalar yumurtadan alınan diyet kolesterolünün çoğu insan için kan kolesterol seviyeleri üzerinde minimum etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Aslında yumurtalar, ölçülü tüketildiğinde kalp sağlığına fayda sağlayabilecek HDL (iyi) kolesterol içerir.Ancak bademler, vejetaryen veya vegan diyetleri uygulayanlar için ideal olan mükemmel bir bitki bazlı protein kaynağıdır. Kalp sağlığına yararlı yağlar, lif ve antioksidanlar sunarlar ve bu da onları öğünlere ve atıştırmalıklara besleyici bir katkı haline getirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/igWoNhUWh0CJWTZ7VURHlw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yumurta, mı, badem, mi:, Hangisi, daha, fazla, protein, içerir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/igWoNhUWh0CJWTZ7VURHlw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yumurta mı badem mi: Hangisi daha fazla protein içerir?"><p>Yumurta ve badem her ikisi de besleyici protein kaynaklarıdır, ancak yumurtalar tüm temel amino asitlerle tam protein sunar ve bu da onları kas geliştirme ve onarımı için ideal hale getirir. Bademler sağlıklı yağlar, lif ve antioksidanlar sağlar, kalp sağlığı ve kilo yönetimi için faydalıdır. Bademleri diğer bitki bazlı proteinlerle birleştirmek, vejetaryenler ve veganlar için besin profillerini iyileştirebilir. Peki, hangisi daha fazla protein içeriyor?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zTaUiYp9tEy00uF31CRR0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Protein, kas geliştirme, onarım, enzim üretimi ve genel vücut fonksiyonlarında önemli bir rol oynayan temel bir makro besindir. İnsanlar bir protein kaynağı seçerken genellikle iki son derece besleyici yiyecek olan yumurta ve bademi karşılaştırır. Ancak hangisi daha fazla protein sağlar ve hangisi diyetiniz için daha iyi bir seçimdir?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2dxtR_iXzUm6B0l0LOezJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir bütün yumurta, boyutuna bağlı olarak yaklaşık 6-7 gram protein içerir. Bu proteinin çoğu, yaklaşık 3,6 gram protein içeren yumurta beyazında bulunurken, sarısı yaklaşık 2,7 gram protein sağlar. Yumurtalar tam bir protein olarak kabul edilir, yani vücudun optimum işlevi için gerekli olan dokuz temel amino asidin hepsini içerir.Öte yandan, bademler 100 gramda yaklaşık 21-25 gram protein sağlar. Bununla birlikte, tipik bir badem porsiyonu (yaklaşık 1 ons veya 28 gram) 5-6 gram protein içerir. Yumurtaların aksine, bademler tam bir protein değildir, çünkü özellikle yumurta gibi hayvansal proteinlerde bol miktarda bulunan lizin gibi bazı temel amino asitlerden yoksundurlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZMboLdF6O0aaNtNiWbD40A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalar ve bademler arasındaki en büyük farklardan biri protein kalitesinde yatmaktadır. Yumurtalar tam bir protein kaynağıdır ve bu da onları kas onarımı ve büyümesinde daha etkili hale getirir. Ayrıca, vücudun yiyeceklerden gelen proteini ne kadar etkili bir şekilde kullanabileceğini ölçen yüksek bir biyolojik değere (BV) sahiptirler. Yumurtalar BV ölçeğinde 100 puan alır ve bu da mükemmel protein kullanımını gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JWNkinkYSUqJdR3TMyfIUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Protein açısından zengin olmasına rağmen, bademler bazı temel amino asitlerden yoksundur ve bu da onları eksik bir protein yapar. Ancak bademleri baklagiller veya tam tahıllar gibi diğer bitki bazlı protein kaynaklarıyla birleştirmek, eksiksiz bir amino asit profili oluşturmaya yardımcı olabilir ve bu da onları vejetaryenler ve veganlar için uygun hale getirir.BESİN KARŞILAŞTIRMASIProtein içeriği önemli olsa da, genel besin değeri de hangi yiyeceğin sağlık için daha iyi olduğunu belirlemede rol oynar.Bir büyük yumurta 70 kalori içerir ve B12 vitamini, riboflavin, kolin, selenyum ve D vitamini açısından zengindir. Ayrıca göz sağlığı için iyi olan lutein ve zeaksantinin de iyi bir kaynağıdır.28 gram badem 160 kalori içerir ve E vitamini, magnezyum ve manganez açısından zengindir ve kalp sağlığı için iyi olan polifenoller açısından zengindir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EB5GqmZ6_EK6N9wHisTsSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalar, eksiksiz amino asit profili, daha yüksek protein sindirilebilirliği ve kas oluşturma özellikleri nedeniyle daha iyi bir protein kaynağıdır. Genel sağlık için temel besinleri sağlarlar ve çeşitli diyetlerde çok yönlüdürler. Kas geliştirmede yumurtalar, yüksek kaliteli, tam protein ve lösin gibi kas onarıcı amino asitleri nedeniyle başı çeker. Sporcular ve vücut geliştiriciler genellikle antrenmanlardan sonra kas sentezi ve tokluk için yumurta tüketirler.Kilo kaybı için hem yumurta hem de badem faydalı olabilir. Yumurtalar kalorisi düşük ancak proteini yüksektir ve bu da onları tokluk için mükemmel hale getirir. Çalışmalar, kahvaltıda yumurta tüketmenin gün boyunca kalori alımını azaltabileceğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l7C_vwRHIESOkDduNF9a3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bademler, kalorisi yüksek olsa da tokluk hissini destekleyen ve aşırı yemeyi önleyen sağlıklı yağlar sağlar. Düşük glisemik indekse sahiptirler, yani kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olurlar ve bu da kilo yönetimi için faydalıdır.Bademler, LDL (kötü) kolesterolü düşürmeye ve kardiyovasküler sağlığı desteklemeye yardımcı olan yüksek doymamış yağ içeriği nedeniyle genellikle kalp sağlığı için önerilir. Ek olarak, E vitamini ve antioksidan içerikleri iltihabı azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XFz6qjw4T0qm8CPZYs556w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan yumurtalar, kolesterol içerikleri nedeniyle tartışmalı olmuştur. Ancak, son araştırmalar yumurtadan alınan diyet kolesterolünün çoğu insan için kan kolesterol seviyeleri üzerinde minimum etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Aslında yumurtalar, ölçülü tüketildiğinde kalp sağlığına fayda sağlayabilecek HDL (iyi) kolesterol içerir.Ancak bademler, vejetaryen veya vegan diyetleri uygulayanlar için ideal olan mükemmel bir bitki bazlı protein kaynağıdır. Kalp sağlığına yararlı yağlar, lif ve antioksidanlar sunarlar ve bu da onları öğünlere ve atıştırmalıklara besleyici bir katkı haline getirir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saç derisi sağlığı nasıl korunur?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sac-derisi-sagligi-nasil-korunur</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sac-derisi-sagligi-nasil-korunur</guid>
<description><![CDATA[ Hepimiz pürüzsüz ve sağlıklı saçlar isteriz. Ancak, saçlarımızın görünümü çoğu zaman saç derimizin sağlığına bağlıdır. Sağlıklı bir saç derisi, sağlıklı saçların temeli olmanın yanı sıra, saç dökülmesi ve kepek gibi sorunları da önler. Peki, sağlıklı bir saç derisine sahip olmak için neler yapılmalı? ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Saç, derisi, sağlığı, nasıl, korunur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Saç derisi sağlığı nasıl korunur?"><p>Hepimiz pürüzsüz ve sağlıklı saçlar isteriz. Ancak, saçlarımızın görünümü çoğu zaman saç derimizin sağlığına bağlıdır. Sağlıklı bir saç derisi, sağlıklı saçların temeli olmanın yanı sıra, saç dökülmesi ve kepek gibi sorunları da önler. Peki, sağlıklı bir saç derisine sahip olmak için neler yapılmalı?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>21 yaşındaki kızı kansere yenik düştü: 6 yıl sonra kendisine de kanser teşhisi kondu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/21-yasindaki-kizi-kansere-yenik-dustu-6-yil-sonra-kendisine-de-kanser-teshisi-kondu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/21-yasindaki-kizi-kansere-yenik-dustu-6-yil-sonra-kendisine-de-kanser-teshisi-kondu</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de 2 çocuğundan Hazan Demir’in 2019 yılında malign melanom (deri kanseri) hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmesi sonrası büyük üzüntü yaşayan Meryem Demir, kolon kanserine yakalandı. 2 yıl süren tedaviyle sağlığına kavuşan Meryem Demir, &quot;Kanser teşhisini duyunca korkmadım. Sadece aklıma diğer kızım geldi. Onun için yaşamak ve mücadele etmek zorundaydım&quot; dedi.İzmir&#039;de yaşayan Meryem Demir, büyük kızı Hazan Demir&#039;in 6 yıl önce kanser nedeniyle hayatını kaybetmesinin ardından kolon kanserine yakalandı. İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#039;nde radyoterapi ve kemoterapi tedavilerinin ardından kapalı ameliyatla tümörü temizlenen Demir, yaklaşık 2 yılın sonunda sağlığına kavuştu.İlk şikayetlerinin 2021 yılında başladığını anlatan Meryem Demir, &quot;2019 yılında kızımı 21 yaşındayken kanserden kaybettim. Malign melanom zor bir hastalıktı, öldürücüydü. Çok gençti ve 2 yılda vefat etti. Bu benim canımı çok yaktı. Bu üzüntüyle başıma bu hastalık geldi. 2021 yılında dışkılamadaki değişiklik nedeniyle hastaneye başvurdum. Rektumda kitle teşhis edildi&quot; dedi.Genel cerrahi polikliniğinde 1 ay hemoroit tedavisinin ardından bir düzelme olmayınca kolonoskopi yapıldığını ifade eden Demir, sözlerine şu şekilde devam etti:
&quot;Kanser teşhisini duyunca korkmadım. Sadece aklıma diğer kızım Nupelda Demir geldi. Çünkü o sıralarda 19 yaşındaydı. Onun için yaşamak ve mücadele etmek zorundaydım. Benden başka kimsesi yoktu. Yıllardır babasıyla ayrı yaşıyoruz. Çocukları kendim büyüttüm. Teşhisten sonra 1 ay radyoterapi aldım. Doktorum şansımdır. Kapalı ameliyatla tümörü temizlediler. Radyoterapi alırken aynı zamanda kapsül olarak kemoterapi aldım. Ameliyata girmeden önce 2 kür de damardan kemoterapi aldım. Ameliyata girdim ve bana geçici ileostomi, yani torba takıldı. 6 ay sonra çıkarıldı.&#039;&#039;Sağlığına kavuştuğu için çok mutlu olduğunu söyleyen Meryem Demir, şu ifadeleri kullandı:&quot;Kanserden korkarsanız kanser sizi yeniyor. Bu bir hastalık ve çok yaygın. Doktorların dediğinden dışarı çıkmamak gerekiyor. Yaşamıma dikkat ediyorum ama zaten sağlıksız beslenen bir insan değilim. Fast food ya da yağlı yiyecekler yemem. Kilolu da değilim. Stresli yaşamayı tercih etmiyor, bir şeyi kafaya takmıyorum. Doğada bulunuyorum. Doğa gezilerinde fotoğraf çekiyorum ve öyle rahatlıyorum. Tedavim bitti. Kontroller 6 aya uzadı. Kan tahlili, tomografi ve arada kolonoskopi yapılıyor. Artık sağlıklıyım.&#039;&#039; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NHw1eGdL4UGOFBAzACcqqw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kızı, kansere, yenik, düştü:, yıl, sonra, kendisine, kanser, teşhisi, kondu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NHw1eGdL4UGOFBAzACcqqw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="21 yaşındaki kızı kansere yenik düştü: 6 yıl sonra kendisine de kanser teşhisi kondu"><p>İzmir'de 2 çocuğundan Hazan Demir’in 2019 yılında malign melanom (deri kanseri) hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmesi sonrası büyük üzüntü yaşayan Meryem Demir, kolon kanserine yakalandı. 2 yıl süren tedaviyle sağlığına kavuşan Meryem Demir, "Kanser teşhisini duyunca korkmadım. Sadece aklıma diğer kızım geldi. Onun için yaşamak ve mücadele etmek zorundaydım" dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CvTA06j6wUapKVB7i6Falw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir'de yaşayan Meryem Demir, büyük kızı Hazan Demir'in 6 yıl önce kanser nedeniyle hayatını kaybetmesinin ardından kolon kanserine yakalandı. İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde radyoterapi ve kemoterapi tedavilerinin ardından kapalı ameliyatla tümörü temizlenen Demir, yaklaşık 2 yılın sonunda sağlığına kavuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P8_mOk7bQkOUv0ZbnNHAgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlk şikayetlerinin 2021 yılında başladığını anlatan Meryem Demir, "2019 yılında kızımı 21 yaşındayken kanserden kaybettim. Malign melanom zor bir hastalıktı, öldürücüydü. Çok gençti ve 2 yılda vefat etti. Bu benim canımı çok yaktı. Bu üzüntüyle başıma bu hastalık geldi. 2021 yılında dışkılamadaki değişiklik nedeniyle hastaneye başvurdum. Rektumda kitle teşhis edildi" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g_kwCLy-_k2ILfEZW6Rzqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genel cerrahi polikliniğinde 1 ay hemoroit tedavisinin ardından bir düzelme olmayınca kolonoskopi yapıldığını ifade eden Demir, sözlerine şu şekilde devam etti:
"Kanser teşhisini duyunca korkmadım. Sadece aklıma diğer kızım Nupelda Demir geldi. Çünkü o sıralarda 19 yaşındaydı. Onun için yaşamak ve mücadele etmek zorundaydım. Benden başka kimsesi yoktu. Yıllardır babasıyla ayrı yaşıyoruz. Çocukları kendim büyüttüm. Teşhisten sonra 1 ay radyoterapi aldım. Doktorum şansımdır. Kapalı ameliyatla tümörü temizlediler. Radyoterapi alırken aynı zamanda kapsül olarak kemoterapi aldım. Ameliyata girmeden önce 2 kür de damardan kemoterapi aldım. Ameliyata girdim ve bana geçici ileostomi, yani torba takıldı. 6 ay sonra çıkarıldı.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6UsjuuA3n0imWMhQHfgroA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlığına kavuştuğu için çok mutlu olduğunu söyleyen Meryem Demir, şu ifadeleri kullandı:"Kanserden korkarsanız kanser sizi yeniyor. Bu bir hastalık ve çok yaygın. Doktorların dediğinden dışarı çıkmamak gerekiyor. Yaşamıma dikkat ediyorum ama zaten sağlıksız beslenen bir insan değilim. Fast food ya da yağlı yiyecekler yemem. Kilolu da değilim. Stresli yaşamayı tercih etmiyor, bir şeyi kafaya takmıyorum. Doğada bulunuyorum. Doğa gezilerinde fotoğraf çekiyorum ve öyle rahatlıyorum. Tedavim bitti. Kontroller 6 aya uzadı. Kan tahlili, tomografi ve arada kolonoskopi yapılıyor. Artık sağlıklıyım.''</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>15 binde bir görülüyor! Cam kemik hastalığında yeni tedavi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/15-binde-bir-goeruluyor-cam-kemik-hastaliginda-yeni-tedavi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/15-binde-bir-goeruluyor-cam-kemik-hastaliginda-yeni-tedavi</guid>
<description><![CDATA[ Bir bebeğin kemikleri en güvenli olduğu yerde, anne karnında kırılabilir mi? Ya da sevilirken, altı değiştirilirken, kırılır mı? Onlarınki kırılıyor... Cam kemik hastalığı 15 bin kişide bir görülüyor ve hastaların hayatını oldukça zorluyor... Ancak şimdi İsveç&#039;te geliştirilen yeni bir kök hücre tedavisi var ve bu yöntemle hastaların kırıklarında yüzde 75 azalma sağlanıyor. Faz 2 çalışması tamamlanan bu çalışmaya katılan ve fayda gören 17 çocuktan biri de bir Türk Said Bera... NTV Muhabiri Melike Şahin Said Bera&#039;nın hikayesini ve bu çığır açacak tedaviyi anlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZiPijXpNRUub5K-97k5AcQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>binde, bir, görülüyor, Cam, kemik, hastalığında, yeni, tedavi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZiPijXpNRUub5K-97k5AcQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="15 binde bir görülüyor! Cam kemik hastalığında yeni tedavi"><p>Bir bebeğin kemikleri en güvenli olduğu yerde, anne karnında kırılabilir mi? Ya da sevilirken, altı değiştirilirken, kırılır mı? Onlarınki kırılıyor... Cam kemik hastalığı 15 bin kişide bir görülüyor ve hastaların hayatını oldukça zorluyor... Ancak şimdi İsveç'te geliştirilen yeni bir kök hücre tedavisi var ve bu yöntemle hastaların kırıklarında yüzde 75 azalma sağlanıyor. Faz 2 çalışması tamamlanan bu çalışmaya katılan ve fayda gören 17 çocuktan biri de bir Türk Said Bera... NTV Muhabiri Melike Şahin Said Bera'nın hikayesini ve bu çığır açacak tedaviyi anlattı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sağlıkta 37 bin hekim dışı personel istihdam edilecek</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-saglikta-37-bin-hekim-disi-personel-istihdam-edilecek</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-saglikta-37-bin-hekim-disi-personel-istihdam-edilecek</guid>
<description><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi&#039;nde Sağlık Çalışanları ile İftar Programı&#039;nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025&#039;te sağlıkta 37 bin hekim dışı personelin istihdam edileceğini açıkladı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine çalışanların 14 Mart Tıp Bayramı&#039;nı kutlayarak başladı.Covid-19 pandemisinden sonra toplumun ertelenmiş sağlık hizmetleri talebinde ciddi artışlar yaşandığını belirten Erdoğan 2025 yılı içinde 37 bin hekim dışı yeni personelin istihdam edileceğini söyledi.   Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık alanında yapılan çalışmaları değerlendirerek, özetle şunları söyledi:  &quot;Malumunuz 14 Mart, tıp tarihimizde iki önemli vakanın yıl dönümüdür. Bunlardan ilki tıp eğitimiyle ilgilidir. Bundan tam 198 yıl önce 14 Mart 1827&#039;de ordumuza hekim yetiştirmek üzere Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire kurulmuştur.Böylelikle ülkemizde modern tıp eğitimi resmen başlamıştır. 14 Mart&#039;ın tekabül ettiği diğer bir hadise ise tıbbiyelilerin beyaz önlüklerini bayrak yaparak başlattıkları muhteşem kıyamdır. İstanbul&#039;un ve okullarının işgal edilmesine itiraz eden tıbbiyeliler, 14 Mart 1919&#039;da okulun iki kulesi arasına astıkları büyük bir Türk bayrağı ile tüm öğrencileri toplantıya çağırmışlardır.  Memduh Necdet, tıbbiyenin salonunu dolduran genç hekimlere şöyle seslenmiştir: &quot;İtiraf ediyoruz ki vatan, bilhassa onun kalbi, beyni olan İstanbul, bu dakikada korkunç bir buhran geçiriyor ama korkmuyoruz, buradayız, burada kalacağız. İstanbul bizimdir çünkü halife ve hakan yatağıdır. İstanbul bizimdir çünkü şehitler ve tarih buradadır. İstanbul bizimdir çünkü istiklal buradadır.&quot; Bu muazzam ve muhteşem sözler sadece tıbbiyenin salonunda değil adeta tüm İstanbul&#039;da yankılanmış, işgalciler neye uğradığını şaşırmış, toplantıyı şiddet kullanarak dağıtmaya çalışmışlardır.Cumhurbaşkanı Erdoğan, tıbbiyelilerin İstiklal Harbi&#039;nde hem cephe hattında hem cephe gerisinde hayatlarını riske atarak, kahramanca mücadele ederek şehit düştüklerini ve gazilikle müşerref olduklarını anımsattı.COVID-19 SALGININDA İLK SAFTA SAĞLIK ÇALIŞANLARI VARDI  Covid-19 salgınına karşı yürütülen savaşta ilk safında yine sağlık çalışanlarının bulunduğunu belirten Erdoğan, &quot;6 Şubat depremlerinde milletçe hep beraber şahitlik ettik. Günlerce hatta haftalarca evlerinden, evlatlarından uzakta kalan, bir cana şifa olmak için gerektiğinde kendi canını tehlikeye atan, hekim olmanın, sağlık çalışanı olmanın omuzlarına yüklediği ağır mesuliyetle ülkesine ve milletine sevda ile hizmet eden siz kardeşlerimizin çabalarını, emeklerini asla ve asla unutamayız. Tüm sağlık personelimize, ülkem ve milletim adına bugün bir kez daha teşekkür ediyorum.&quot; diye konuştu.25 ŞEHİR HASTANEMİZ HİZMETE GİRDİSağlık alanında 22 yıl boyunca pek çok reforma imza attık. Hastane, poliklinik sayısının artırılmasından sağlık teçhizatlarının modernleştirilmesine gibi çok önemli işler yaptık. 25 şehir hastanemiz bu kapsamda hizmete girdi.Salgınla mücadeleyi imkan bakımından bizden daha ileri olan ülkelerden daha iyi yönetmemizde sağlık tesislerimiz kritik roller oynamıştır.   Ülkemizdeki muhalefetin israf dediği engellemek için her yolu denediği hatta akla ziyan bahaneler üreterek bağlantı yollarını dahi yapmadıkları bu hastaneler binlerce insanımızın hayatının kurtulmasına vesile olmuştur. &quot;SAĞLIKTA ŞİDDETE MÜSAMAHAMIZ YOKTUR&quot;Ertelenmiş sağlık hizmeti talebinde çok ciddi artışlar yaşandı. Tüm dünya gibi biz de bu yeni durumla sınanıyoruz. Son 2 yılda sağlık sistemimizde ilave yük oluşturan bu talebin doğru dağıtılması ve karşılanması amacıyla farklı adımlar atıyoruz.   Aile Hekimliğinin yeniden yapılandırılması ve koruyucu hekimliğin ön plana çıkartılması bunlardan sadece bir tanesidir. Hastanelerimizdeki yoğunluğun azatılmasını da temin edeceğiz.22 yıl boyunca pek çok reforma imza attık. Üniversite ve özel hastane kapılarının tüm vatandaşlarımıza açılmasını sağladık. Toplamda 37 bin 367 yataklı 25 şehir hastanemiz hizmete girdi. Halen 13 bin 950 yaraklı 11 şehir hastanesini yapımı sürüyor.   İhale ve arsa süreci devam edenlerle birlikte hepsi tamamlandığında 57 bin yatak kapasiteli 45 şehir hastanemiz olacak. Tomografi, MR, diyaliz cihazı, ambulans gibi birçok alanda geçmişle kıyaslanmayacak seviyelere ulaştık.   Evde sağlık hizmeti uygulamasıyla bugün 2 milyon 753 bin insanımızın ayağına sağlık hizmetini götürüyoruz.   Sağlıkta şiddete asla müsamahamız yoktur. Bu konuda ilkemiz sıfır toleranstır. Hekimlerimize ve sağlık personelimize el kaldırılmasını asla kabul edemeyiz.   Sağlık camiamızın beklediği önemli bir müjdeyi paylaşmak istiyorum. 2025 yılı içerisinde sağlık teşkilatımızı istihdam edeceğimiz 37 bin hekim dışı yeni personel ile daha da güçlendireceğiz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l_-UBRuFJE2mEU6A2vr-gw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cumhurbaşkanı, Erdoğan:, Sağlıkta, bin, hekim, dışı, personel, istihdam, edilecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l_-UBRuFJE2mEU6A2vr-gw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Erdoğan: Sağlıkta 37 bin hekim dışı personel istihdam edilecek"><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde Sağlık Çalışanları ile İftar Programı'nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025'te sağlıkta 37 bin hekim dışı personelin istihdam edileceğini açıkladı.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine çalışanların 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlayarak başladı.</p><p>Covid-19 pandemisinden sonra toplumun ertelenmiş sağlık hizmetleri talebinde ciddi artışlar yaşandığını belirten Erdoğan 2025 yılı içinde 37 bin hekim dışı yeni personelin istihdam edileceğini söyledi.   Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık alanında yapılan çalışmaları değerlendirerek, özetle şunları söyledi:  "Malumunuz 14 Mart, tıp tarihimizde iki önemli vakanın yıl dönümüdür. Bunlardan ilki tıp eğitimiyle ilgilidir. Bundan tam 198 yıl önce 14 Mart 1827'de ordumuza hekim yetiştirmek üzere Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire kurulmuştur.</p><p>Böylelikle ülkemizde modern tıp eğitimi resmen başlamıştır. 14 Mart'ın tekabül ettiği diğer bir hadise ise tıbbiyelilerin beyaz önlüklerini bayrak yaparak başlattıkları muhteşem kıyamdır. İstanbul'un ve okullarının işgal edilmesine itiraz eden tıbbiyeliler, 14 Mart 1919'da okulun iki kulesi arasına astıkları büyük bir Türk bayrağı ile tüm öğrencileri toplantıya çağırmışlardır.  Memduh Necdet, tıbbiyenin salonunu dolduran genç hekimlere şöyle seslenmiştir: "İtiraf ediyoruz ki vatan, bilhassa onun kalbi, beyni olan İstanbul, bu dakikada korkunç bir buhran geçiriyor ama korkmuyoruz, buradayız, burada kalacağız. İstanbul bizimdir çünkü halife ve hakan yatağıdır. İstanbul bizimdir çünkü şehitler ve tarih buradadır. İstanbul bizimdir çünkü istiklal buradadır." Bu muazzam ve muhteşem sözler sadece tıbbiyenin salonunda değil adeta tüm İstanbul'da yankılanmış, işgalciler neye uğradığını şaşırmış, toplantıyı şiddet kullanarak dağıtmaya çalışmışlardır.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, tıbbiyelilerin İstiklal Harbi'nde hem cephe hattında hem cephe gerisinde hayatlarını riske atarak, kahramanca mücadele ederek şehit düştüklerini ve gazilikle müşerref olduklarını anımsattı.</p><p><strong>COVID-19 SALGININDA İLK SAFTA SAĞLIK ÇALIŞANLARI VARDI</strong>  Covid-19 salgınına karşı yürütülen savaşta ilk safında yine sağlık çalışanlarının bulunduğunu belirten Erdoğan, "6 Şubat depremlerinde milletçe hep beraber şahitlik ettik. Günlerce hatta haftalarca evlerinden, evlatlarından uzakta kalan, bir cana şifa olmak için gerektiğinde kendi canını tehlikeye atan, hekim olmanın, sağlık çalışanı olmanın omuzlarına yüklediği ağır mesuliyetle ülkesine ve milletine sevda ile hizmet eden siz kardeşlerimizin çabalarını, emeklerini asla ve asla unutamayız. Tüm sağlık personelimize, ülkem ve milletim adına bugün bir kez daha teşekkür ediyorum." diye konuştu.</p><p><strong>25 ŞEHİR HASTANEMİZ HİZMETE GİRDİ</strong></p><p>Sağlık alanında 22 yıl boyunca pek çok reforma imza attık. Hastane, poliklinik sayısının artırılmasından sağlık teçhizatlarının modernleştirilmesine gibi çok önemli işler yaptık. 25 şehir hastanemiz bu kapsamda hizmete girdi.</p><p>Salgınla mücadeleyi imkan bakımından bizden daha ileri olan ülkelerden daha iyi yönetmemizde sağlık tesislerimiz kritik roller oynamıştır.   Ülkemizdeki muhalefetin israf dediği engellemek için her yolu denediği hatta akla ziyan bahaneler üreterek bağlantı yollarını dahi yapmadıkları bu hastaneler binlerce insanımızın hayatının kurtulmasına vesile olmuştur. </p><p><strong>"SAĞLIKTA ŞİDDETE MÜSAMAHAMIZ YOKTUR"</strong></p><p>Ertelenmiş sağlık hizmeti talebinde çok ciddi artışlar yaşandı. Tüm dünya gibi biz de bu yeni durumla sınanıyoruz. Son 2 yılda sağlık sistemimizde ilave yük oluşturan bu talebin doğru dağıtılması ve karşılanması amacıyla farklı adımlar atıyoruz.   Aile Hekimliğinin yeniden yapılandırılması ve koruyucu hekimliğin ön plana çıkartılması bunlardan sadece bir tanesidir. Hastanelerimizdeki yoğunluğun azatılmasını da temin edeceğiz.</p><p>22 yıl boyunca pek çok reforma imza attık. Üniversite ve özel hastane kapılarının tüm vatandaşlarımıza açılmasını sağladık. Toplamda 37 bin 367 yataklı 25 şehir hastanemiz hizmete girdi. Halen 13 bin 950 yaraklı 11 şehir hastanesini yapımı sürüyor.   İhale ve arsa süreci devam edenlerle birlikte hepsi tamamlandığında 57 bin yatak kapasiteli 45 şehir hastanemiz olacak. Tomografi, MR, diyaliz cihazı, ambulans gibi birçok alanda geçmişle kıyaslanmayacak seviyelere ulaştık.   Evde sağlık hizmeti uygulamasıyla bugün 2 milyon 753 bin insanımızın ayağına sağlık hizmetini götürüyoruz.   Sağlıkta şiddete asla müsamahamız yoktur. Bu konuda ilkemiz sıfır toleranstır. Hekimlerimize ve sağlık personelimize el kaldırılmasını asla kabul edemeyiz.   Sağlık camiamızın beklediği önemli bir müjdeyi paylaşmak istiyorum. 2025 yılı içerisinde sağlık teşkilatımızı istihdam edeceğimiz 37 bin hekim dışı yeni personel ile daha da güçlendireceğiz."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İngiltere’de Ulusal Sağlık Sistemi tasfiye ediliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ingilterede-ulusal-saglik-sistemi-tasfiye-ediliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ingilterede-ulusal-saglik-sistemi-tasfiye-ediliyor</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere, sağlıkta reform planları kapsamında Ulusal Sağlık Sistemi NHS&#039;yi tasfiye ediyor. Başbakan Starmer, bu hamlenin bürokrasiyi azaltacağını söylerken Sağlık Bakanı Streeting, &quot;9 bin memur işsiz kalacak&quot; dedi.İngiltere Başbakanı Keir Starmer, “kol gücüyle çalışan kurum” NHS İngiltere’yi (Ulusal Sağlık Sistemi) lağvetme planlarını doğruladı.  Başbakan, kurumun lağvedilmesinin NHS yönetimini “demokratik kontrole geri getireceğini” söyledi.  Bu hamlenin doktorlar, hemşireler ve ön saflardaki hizmetler için para serbest bırakacağını ve sağlık hizmetindeki iyileştirmeleri hızlandırmaya yardımcı olmak için bürokrasiyi azaltacağını söyledi.  Başbakan Starmer, NHS&#039;nin hastanedeki bekleme sürelerini kısaltmaya yeniden odaklanacağını da sözlerine ekledi.  Kararın NHS hizmetlerini nasıl iyileştireceği sorulduğunda Starmer, şunları anlattı: “Bunu kaldırmamızın nedenleri arasında mükerrerlik de var. İnanabiliyor musunuz, NHS İngiltere&#039;de bir iletişim ekibimiz var, hükümetin sağlık departmanında bir iletişim ekibimiz var; NHS İngiltere&#039;de bir strateji ekibimiz var, hükümet departmanında bir strateji ekibimiz var. Bir kere yapılabilecek şeyleri tekrarlıyoruz.”9 BİNDEN FAZLA MEMUR İŞİNİ KAYBEDECEK  Sağlık Bakanı Wes Streeting, Sky News’e yaptığı açıklamada, tasfiyenin 9 binden fazla memurun işini kaybetmesi anlamına geleceğini söyledi.  Bakan, “Onlar için kaygılı bir dönem olacak. Bunu gizlemenin bir yolu yok. Ancak bu süreçte insanlara özenli, saygılı ve adil bir şekilde davranacağız” dedi.  Streeting, NHS İngiltere&#039;nin işlevlerinin bir bütün olarak sisteme yeniden entegre edilmesinin yaklaşık iki yıl alacağını söyledi.  Sağlık bakanı şöyle konuştu: &quot;Bu reformlar NHS&#039;yi çok daha yalın bir yapıya kavuşturacak ve yılda yüz milyonlarca poundluk önemli tasarruflar sağlayacak. Bu para, bekleme sürelerini daha hızlı kısaltmak ve bürokrasi katmanlarını azaltarak ve ön saflardaki NHS liderlerinin şımartılmasına son vererek &#039;değişim planımızı&#039; uygulamak için ön saflara akacaktır.”MUHALEFET &quot;TESTERE PROJESİ&quot; DİYOR  İngiliz basınına göre İşçi Partisi bu hamleyi &quot;testere projesi&quot; olarak adlandırmaya başladı. Bunun da Elon Musk tarafından denetlenmekte olan ABD yürütme organındaki kesintilere bir gönderme olduğu öne sürülüyor.  NHS NEDİR? NASIL ÇALIŞIYOR?  NHS İngiltere, 2013 yılında eski Muhafazakar Sağlık Bakanı Andrew Lansley tarafından NHS&#039;ye daha fazla bağımsızlık ve özerklik kazandırmak amacıyla kurulmuştu.  Vergi mükellefleri tarafından finanse edilen ancak doğrudan merkezi hükümet tarafından kontrol edilmeyen bir sistem olarak kurulan NHS, yüksek kaliteli bakım sağlamaktan, personeli desteklemekten ve “paranın karşılığını almaktan” sorumluydu.  Web sitesinde, NHS için finansman ve öncelikleri kabul etmek ve güvenli ve etkili NHS hizmetlerinin sunulmasını denetlemek için hükümetle birlikte çalışmayı içeren “çok çeşitli yasal işlevlere, sorumluluklara ve düzenleyici yetkilere” sahip olduğu belirtiliyor.  NHS İngiltere şu anda yaklaşık 15 bin 300 kişiyi istihdam ediyor. Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanlığında da 3 bin 300 kişi çalışıyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YA0GE4gk2UKMVtIBfWd7wA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İngiltere’de, Ulusal, Sağlık, Sistemi, tasfiye, ediliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YA0GE4gk2UKMVtIBfWd7wA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İngiltere’de Ulusal Sağlık Sistemi tasfiye ediliyor"><p>İngiltere, sağlıkta reform planları kapsamında Ulusal Sağlık Sistemi NHS'yi tasfiye ediyor. Başbakan Starmer, bu hamlenin bürokrasiyi azaltacağını söylerken Sağlık Bakanı Streeting, "9 bin memur işsiz kalacak" dedi.</p><p>İngiltere Başbakanı Keir Starmer, “kol gücüyle çalışan kurum” NHS İngiltere’yi (Ulusal Sağlık Sistemi) lağvetme planlarını doğruladı.  Başbakan, kurumun lağvedilmesinin NHS yönetimini “demokratik kontrole geri getireceğini” söyledi.  Bu hamlenin doktorlar, hemşireler ve ön saflardaki hizmetler için para serbest bırakacağını ve sağlık hizmetindeki iyileştirmeleri hızlandırmaya yardımcı olmak için bürokrasiyi azaltacağını söyledi.  Başbakan Starmer, NHS'nin hastanedeki bekleme sürelerini kısaltmaya yeniden odaklanacağını da sözlerine ekledi.  Kararın NHS hizmetlerini nasıl iyileştireceği sorulduğunda Starmer, şunları anlattı: “Bunu kaldırmamızın nedenleri arasında mükerrerlik de var. İnanabiliyor musunuz, NHS İngiltere'de bir iletişim ekibimiz var, hükümetin sağlık departmanında bir iletişim ekibimiz var; NHS İngiltere'de bir strateji ekibimiz var, hükümet departmanında bir strateji ekibimiz var. Bir kere yapılabilecek şeyleri tekrarlıyoruz.”</p><p><strong>9 BİNDEN FAZLA MEMUR İŞİNİ KAYBEDECEK</strong>  Sağlık Bakanı Wes Streeting, Sky News’e yaptığı açıklamada, tasfiyenin 9 binden fazla memurun işini kaybetmesi anlamına geleceğini söyledi.  Bakan, “Onlar için kaygılı bir dönem olacak. Bunu gizlemenin bir yolu yok. Ancak bu süreçte insanlara özenli, saygılı ve adil bir şekilde davranacağız” dedi.  Streeting, NHS İngiltere'nin işlevlerinin bir bütün olarak sisteme yeniden entegre edilmesinin yaklaşık iki yıl alacağını söyledi.  Sağlık bakanı şöyle konuştu: "Bu reformlar NHS'yi çok daha yalın bir yapıya kavuşturacak ve yılda yüz milyonlarca poundluk önemli tasarruflar sağlayacak. Bu para, bekleme sürelerini daha hızlı kısaltmak ve bürokrasi katmanlarını azaltarak ve ön saflardaki NHS liderlerinin şımartılmasına son vererek 'değişim planımızı' uygulamak için ön saflara akacaktır.”</p><p><strong>MUHALEFET "TESTERE PROJESİ" DİYOR</strong>  İngiliz basınına göre İşçi Partisi bu hamleyi "testere projesi" olarak adlandırmaya başladı. Bunun da Elon Musk tarafından denetlenmekte olan ABD yürütme organındaki kesintilere bir gönderme olduğu öne sürülüyor.  <strong>NHS NEDİR? NASIL ÇALIŞIYOR?</strong>  NHS İngiltere, 2013 yılında eski Muhafazakar Sağlık Bakanı Andrew Lansley tarafından NHS'ye daha fazla bağımsızlık ve özerklik kazandırmak amacıyla kurulmuştu.  Vergi mükellefleri tarafından finanse edilen ancak doğrudan merkezi hükümet tarafından kontrol edilmeyen bir sistem olarak kurulan NHS, yüksek kaliteli bakım sağlamaktan, personeli desteklemekten ve “paranın karşılığını almaktan” sorumluydu.  Web sitesinde, NHS için finansman ve öncelikleri kabul etmek ve güvenli ve etkili NHS hizmetlerinin sunulmasını denetlemek için hükümetle birlikte çalışmayı içeren “çok çeşitli yasal işlevlere, sorumluluklara ve düzenleyici yetkilere” sahip olduğu belirtiliyor.  NHS İngiltere şu anda yaklaşık 15 bin 300 kişiyi istihdam ediyor. Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanlığında da 3 bin 300 kişi çalışıyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Göz sağlığını iyileştiren kuruyemişler: A, C ve E vitaminleri ve çinko zengini</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/goez-sagligini-iyilestiren-kuruyemisler-a-c-ve-e-vitaminleri-ve-cinko-zengini</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/goez-sagligini-iyilestiren-kuruyemisler-a-c-ve-e-vitaminleri-ve-cinko-zengini</guid>
<description><![CDATA[ Kaju, ceviz, badem, fıstık, kuru üzüm, hurma ve kayısı gibi kuruyemişler ve kuru meyveler göz sağlığını iyileştirmek için gerekli besinleri sağlar. Yaşa bağlı göz rahatsızlıklarını önlemeye ve genel görüşü iyileştirmeye yardımcı olan vitaminler, omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar sağlarlar. Bunları dengeli bir diyete dahil etmek optimum göz fonksiyonunu destekler.Görmeyi doğal olarak keskinleştirmek için çareler bulmak, ekran maruziyetinin sürekli olduğu günümüzün dijital çağında özellikle önemlidir. Kuruyemişler zaten vücudumuz için en sağlıklı atıştırmalıktır ve ona birkaç önemli besin sağlar, aynı zamanda görüşünüzü de geliştirebilirler. Kuruyemişler ve kuru meyveler çeşitli mekanizmalar aracılığıyla göz sağlığını destekleyen temel besinleri içerir. Bu kuru meyveler sağlıklı görüşü korumak için temel olan A, C ve E vitaminleri, çinko ve omega-3 yağ asitleri gibi kritik besinleri sağlar. Ayrıca gözleri UV ışınlarından ve oksidatif stresten koruyan lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar içerirler.Kaju fıstığı, yüksek çinko içeriği ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunu ve diğer göz rahatsızlıklarını önlemeye yardımcı olan antioksidanlar lutein ve zeaksantin nedeniyle göz sağlığı için özellikle yararlı bir seçenek olarak ortaya çıkmıştır.Ceviz, göz hücre zarlarının oluşumuna ve korunmasına yardımcı olan, gözlere kan dolaşımını iyileştiren ve iltihabı azaltan omega-3 yağ asidi içeriğiyle göz sağlığına katkıda bulunur.E vitamini açısından zengin olan badem, gözleri serbest radikal hasarından korur ve makula dejenerasyonu ve katarakt risklerinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir. Omega-3 yağ asitleri göz nemini korumaya ve kuru göz sendromunu önlemeye yardımcı olur.Antep fıstığı, lutein ve zeaksantin içeriğiyle kaju fıstığına benzer faydalar sağlar, yüksek enerjili ışık dalgalarına karşı koruma sağlar ve yaşa bağlı göz rahatsızlıkları risklerini azaltır.KURU ÜZÜMYeşil veya sarı olsun, altın kuru üzümler genel göz sağlığını destekleyen ve gece körlüğünü önlemeye yardımcı olan antioksidanlar ve A ve C vitaminleri içerir.Hurma, lutein ve A vitamini içeriği sayesinde hem doğal tatlılık hem de göz sağlığı yararları sunar. Lif içeriği, diyabetle ilişkili göz komplikasyonlarını önlemek için çok önemli olan sabit kan şekeri seviyelerini korumaya yardımcı olur.KAYISIKuru kayısı, özellikle düzgün retina fonksiyonu ve gece körlüğünün önlenmesi için gerekli olan A vitamini içeriğiyle dikkat çeker.
Ayrıca vücutta A vitaminine dönüşen beta-karoten içerir.
Bu kuru meyveler faydalı olsa da, optimum göz sağlığı için dengeli bir diyetin parçası olmalıdır. Farklı kuru meyvelerin bir kombinasyonu, görüşü korumak ve iyileştirmek için birlikte çalışan çeşitli besinler sağlar. Kuru meyveleri çiğ yemekten hoşlanmayanlar, yine de faydalarından yararlanmak için bunları tariflere dahil edebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Xl94dgKuUuxsW22BO5lWw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Göz, sağlığını, iyileştiren, kuruyemişler:, vitaminleri, çinko, zengini</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Xl94dgKuUuxsW22BO5lWw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Göz sağlığını iyileştiren kuruyemişler: A, C ve E vitaminleri ve çinko zengini"><p>Kaju, ceviz, badem, fıstık, kuru üzüm, hurma ve kayısı gibi kuruyemişler ve kuru meyveler göz sağlığını iyileştirmek için gerekli besinleri sağlar. Yaşa bağlı göz rahatsızlıklarını önlemeye ve genel görüşü iyileştirmeye yardımcı olan vitaminler, omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar sağlarlar. Bunları dengeli bir diyete dahil etmek optimum göz fonksiyonunu destekler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FFk0tluX5k-YKdQes3k4_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Görmeyi doğal olarak keskinleştirmek için çareler bulmak, ekran maruziyetinin sürekli olduğu günümüzün dijital çağında özellikle önemlidir. Kuruyemişler zaten vücudumuz için en sağlıklı atıştırmalıktır ve ona birkaç önemli besin sağlar, aynı zamanda görüşünüzü de geliştirebilirler. Kuruyemişler ve kuru meyveler çeşitli mekanizmalar aracılığıyla göz sağlığını destekleyen temel besinleri içerir. Bu kuru meyveler sağlıklı görüşü korumak için temel olan A, C ve E vitaminleri, çinko ve omega-3 yağ asitleri gibi kritik besinleri sağlar. Ayrıca gözleri UV ışınlarından ve oksidatif stresten koruyan lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar içerirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jn8CSE18_EGbO4PhuIdQNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaju fıstığı, yüksek çinko içeriği ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunu ve diğer göz rahatsızlıklarını önlemeye yardımcı olan antioksidanlar lutein ve zeaksantin nedeniyle göz sağlığı için özellikle yararlı bir seçenek olarak ortaya çıkmıştır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PkvVhLtH3U-Vs8Z3wz78RA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ceviz, göz hücre zarlarının oluşumuna ve korunmasına yardımcı olan, gözlere kan dolaşımını iyileştiren ve iltihabı azaltan omega-3 yağ asidi içeriğiyle göz sağlığına katkıda bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H6z22C9ME0OAnECWDV_kyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini açısından zengin olan badem, gözleri serbest radikal hasarından korur ve makula dejenerasyonu ve katarakt risklerinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir. Omega-3 yağ asitleri göz nemini korumaya ve kuru göz sendromunu önlemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FEngjGz4RkiP9H0oxI9wmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antep fıstığı, lutein ve zeaksantin içeriğiyle kaju fıstığına benzer faydalar sağlar, yüksek enerjili ışık dalgalarına karşı koruma sağlar ve yaşa bağlı göz rahatsızlıkları risklerini azaltır.KURU ÜZÜMYeşil veya sarı olsun, altın kuru üzümler genel göz sağlığını destekleyen ve gece körlüğünü önlemeye yardımcı olan antioksidanlar ve A ve C vitaminleri içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JpGBsPgqqEGfyUAGs9cdRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hurma, lutein ve A vitamini içeriği sayesinde hem doğal tatlılık hem de göz sağlığı yararları sunar. Lif içeriği, diyabetle ilişkili göz komplikasyonlarını önlemek için çok önemli olan sabit kan şekeri seviyelerini korumaya yardımcı olur.KAYISIKuru kayısı, özellikle düzgün retina fonksiyonu ve gece körlüğünün önlenmesi için gerekli olan A vitamini içeriğiyle dikkat çeker.
Ayrıca vücutta A vitaminine dönüşen beta-karoten içerir.
Bu kuru meyveler faydalı olsa da, optimum göz sağlığı için dengeli bir diyetin parçası olmalıdır. Farklı kuru meyvelerin bir kombinasyonu, görüşü korumak ve iyileştirmek için birlikte çalışan çeşitli besinler sağlar. Kuru meyveleri çiğ yemekten hoşlanmayanlar, yine de faydalarından yararlanmak için bunları tariflere dahil edebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gazı var diye düşündüler, bebeğin ağlama sebebi ultrasonda ortaya çıktı: “Şu ana kadarki en küçük hastamız”</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gazi-var-diye-dusunduler-bebegin-aglama-sebebi-ultrasonda-ortaya-cikti-su-ana-kadarki-en-kucuk-hastamiz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gazi-var-diye-dusunduler-bebegin-aglama-sebebi-ultrasonda-ortaya-cikti-su-ana-kadarki-en-kucuk-hastamiz</guid>
<description><![CDATA[ Erzurum’da dünyaya gelen 8 aylık Oğuz Kağan bebek, bir süredir huzursuzluk yaşayıp, sürekli ağlıyordu. Aile durumun gaz sancısından dolayı olduğunu düşündü. Ancak gerçek hastanede çekilen ultrasonla ortaya çıktı.Erzurumlu Şeydanur ve Emre Göktürk çifti, 8 ay önce dünyaya gelen ilk çocukları Oğuz Kağan’ın sürekli huzursuzluğu ve ağlamasının sancıdan olduğunu düşündü.  İlerleyen aylarda bebeğin ağlamasının ve huzursuzluğunun kesilmemesi üzerine aile Erzurum Şehir Hastanesi’ne başvurdu ve burada tetkikler yapıldı.  Çekilen ultrasonla böbreğinde taş tespit edilen bebek, tavsiye üzerine tedavi için Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne götürüldü.  Burada 5 milimetrelik kesiyle ameliyata alınan bebek, 1 saatlik operasyonda böbreklerinden çıkartılan yaklaşık 15 gramlık taşlardan kurtuldu.“ŞU ANA KADARKİ EN KÜÇÜK HASTAMIZ”  Bebeğin operasyonunu gerçekleştiren Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Özkaya, “Oğuz Kağan şu ana kadar kliniğimizde özellikle bu ameliyatı yaptığımız en küçük hastamız. Böbreğindeki taş yükü yaşına ve vücut anatomisine göre fazlaydı. Bebeğe perkütan nefrolitotomi (kapalı böbrek taşı ameliyatı) yöntemi uyguladık.” dedi.  Özkaya, bu işlemle böbreklerin rahatladığını belirterek, enfeksiyon gelişim riskinin de ortadan kalktığını dile getirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7We9jApDl0OpRfTKQIpXdw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gazı, var, diye, düşündüler, bebeğin, ağlama, sebebi, ultrasonda, ortaya, çıktı:, “Şu, ana, kadarki, küçük, hastamız”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7We9jApDl0OpRfTKQIpXdw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gazı var diye düşündüler, bebeğin ağlama sebebi ultrasonda ortaya çıktı: “Şu ana kadarki en küçük hastamız”"><p>Erzurum’da dünyaya gelen 8 aylık Oğuz Kağan bebek, bir süredir huzursuzluk yaşayıp, sürekli ağlıyordu. Aile durumun gaz sancısından dolayı olduğunu düşündü. Ancak gerçek hastanede çekilen ultrasonla ortaya çıktı.</p>Erzurumlu Şeydanur ve Emre Göktürk çifti, 8 ay önce dünyaya gelen ilk çocukları Oğuz Kağan’ın sürekli huzursuzluğu ve ağlamasının sancıdan olduğunu düşündü.  İlerleyen aylarda bebeğin ağlamasının ve huzursuzluğunun kesilmemesi üzerine aile Erzurum Şehir Hastanesi’ne başvurdu ve burada tetkikler yapıldı.  Çekilen ultrasonla böbreğinde taş tespit edilen bebek, tavsiye üzerine tedavi için Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne götürüldü.  Burada 5 milimetrelik kesiyle ameliyata alınan bebek, 1 saatlik operasyonda böbreklerinden çıkartılan yaklaşık 15 gramlık taşlardan kurtuldu.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0oCeQE9huEOVmINzNZNA2Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>“ŞU ANA KADARKİ EN KÜÇÜK HASTAMIZ”</strong>  Bebeğin operasyonunu gerçekleştiren Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Özkaya, “Oğuz Kağan şu ana kadar kliniğimizde özellikle bu ameliyatı yaptığımız en küçük hastamız. Böbreğindeki taş yükü yaşına ve vücut anatomisine göre fazlaydı. Bebeğe perkütan nefrolitotomi (kapalı böbrek taşı ameliyatı) yöntemi uyguladık.” dedi.  Özkaya, bu işlemle böbreklerin rahatladığını belirterek, enfeksiyon gelişim riskinin de ortadan kalktığını dile getirdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mide kanserinin erken belirtisi: 8 işaret hayati önem taşıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mide-kanserinin-erken-belirtisi-8-isaret-hayati-oenem-tasiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mide-kanserinin-erken-belirtisi-8-isaret-hayati-oenem-tasiyor</guid>
<description><![CDATA[ Mide kanseri dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri. Mide kanserinde erken teşhis hayati önem taşıyor. Bu nedenle bazı işaretleri ciddiye almak gerekiyor. Mide kanserine neden olan pek çok etken de bulunuyor. Peki, mide kanseri nedir, belirtileri nelerdir?Dünyada genelinde en sık görülen 4. kanser türü mide kanseri olarak biliniyor. Mide kanseri, çoğu midenin iç yüzeyindeki glandüler dokuda başlayan, midenin herhangi bir yerindeki sağlıklı hücrelerin büyüyerek bölündüğü ölümcül bir kanser türü.Mide kanseri, midenin iç yüzeyindeki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ve çoğalması sonucu oluşan kötü huylu bir tümördür. Mide kanseri genellikle mideyi kaplayan mukoza adı verilen dokuda başlar ve zamanla diğer mide bölümlerine yayılabilir. Mide kanseri, başlangıçta belirti vermeyebilir veya çok hafif belirtilerle kendini gösterebilir, bu yüzden erken teşhis zor olabilir.Mide kanseri ölümcül bir kanser türü olarak da biliniyor. Mide kanseri, vakaların yaklaşık %95&#039;inde mide zarında başlar ve yavaş bir şekilde seyreder. Yavaş seyretmesi aynı zamanda belirti göstermediği vakaları da işaret edebilir. Mide kanseriyle mücadele etmede her kanser türünde olduğu gibi erken tanı hayati önem taşıyor.Mide kanserini tetikleyen pek çok faktör de bulunuyor. Enfeksiyonlar, gastrit gibi iltihaplar, beslenme alışkanlıkları, ailede mide kanseri öyküsü gibi genetik ve çevresel faktörler ve yaşam tarzıdır. Aşırı tütün ürünleri ve alkol tüketimide mide kanseri riskini artıran yaygın nedenlerdir.Erken tanının hayati ödenm taşıdığı mide kanserinde bazı belirtileri göz ardı etmemek gerekiyor. Mide kanseri belirtileri hazımsızlık, özellikle yemekten sonra anormal şişkinlik hissi, yutma güçlüğü, mide yanması, mide ağrısı, halsizlik, beklenmedik kilo kaybı ve bulantııdr. Dışkıda kan ve siyah renkli dışkılama da mide kanserinde görülen diğer belirtilerdir.Mide kanserine yakalanan hastaların yaşam süresi, kanserin evresi ve metastaz yapıp yapmadığına bağlı olarak değişir. İlk evre mide kanserinden kurtulma oranı daha yüksektir. Ancak kanser daha ileri evrede ise aynı oranda iyileşme ihtimali daha da zorlaşır.Evre 0 (Kanser Öncesi Evre) : Kanser hücreleri sadece midenin en iç tabakasında (mukoza) bulunur ve henüz derin dokulara yayılmamıştır,
Evre 1 : Kanser, mukoza tabakasının altına veya yakındaki birkaç lenf düğümüne yayılmıştır ancak derin kas tabakasına ulaşmamıştır,
Evre 2 : Kanser, mide duvarının daha derin katmanlarına ve daha fazla sayıda lenf düğümüne yayılmıştır ancak uzak organlara sıçramamıştır,
Evre 3 : Kanser, midenin dışına, çevredeki organlara veya çok sayıda lenf düğümüne yayılmıştır,
Evre 4: Kanser, vücudun uzak organlarına (karaciğer, akciğerler veya kemikler gibi) metastaz yapmıştır ve ileri evrede kabul edilir.Radyolojik TestlerMide kanseri teşhisi, birkaç farklı yöntemle konulabilir. Bu yöntemler genellikle hastanın semptomlarına ve doktorun klinik değerlendirmesine dayanır. Mide kanserinin teşhisinde kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:

Fiziksel Muayene: Doktor, hastanın genel sağlık durumunu değerlendirecek ve mide bölgesinde herhangi bir kitle ya da hassasiyet olup olmadığını kontrol edecektir
Endoskopi (Gastroskopi): Mideyi doğrudan görmek için, ağız yoluyla mideye ince bir tüp (endoskop) yerleştirilir. Bu yöntemle mide içi görüntülenebilir ve şüpheli bölgelerden biyopsi alınarak kanser olup olmadığı incelenebilir.
Biyopsi: Endoskopi sırasında, mide duvarından şüpheli bir bölgeden doku örneği alınır. Alınan örnek laboratuvarda mikroskopik incelemeye tabi tutulur ve kanser hücrelerinin varlığı araştırılır.
Kan Testleri: Mide kanseri tanısını doğrudan koymasa da, kanserin varlığına dair bazı belirteçler gösterebilir. Örneğin, CEA (karsinoembriyonik antijen) gibi tümör belirteçlerinin yüksekliği bazı mide kanseri vakalarında gözlemlenebilir.
Radyolojik Testler ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/79WnPmkJ_kG9fyN_s0CyjQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mide, kanserinin, erken, belirtisi:, işaret, hayati, önem, taşıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/79WnPmkJ_kG9fyN_s0CyjQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mide kanserinin erken belirtisi: 8 işaret hayati önem taşıyor"><p>Mide kanseri dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri. Mide kanserinde erken teşhis hayati önem taşıyor. Bu nedenle bazı işaretleri ciddiye almak gerekiyor. Mide kanserine neden olan pek çok etken de bulunuyor. Peki, mide kanseri nedir, belirtileri nelerdir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LK5JaPCybUe3XMCJX_0D3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyada genelinde en sık görülen 4. kanser türü mide kanseri olarak biliniyor. Mide kanseri, çoğu midenin iç yüzeyindeki glandüler dokuda başlayan, midenin herhangi bir yerindeki sağlıklı hücrelerin büyüyerek bölündüğü ölümcül bir kanser türü.Mide kanseri, midenin iç yüzeyindeki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ve çoğalması sonucu oluşan kötü huylu bir tümördür. Mide kanseri genellikle mideyi kaplayan mukoza adı verilen dokuda başlar ve zamanla diğer mide bölümlerine yayılabilir. Mide kanseri, başlangıçta belirti vermeyebilir veya çok hafif belirtilerle kendini gösterebilir, bu yüzden erken teşhis zor olabilir.Mide kanseri ölümcül bir kanser türü olarak da biliniyor. Mide kanseri, vakaların yaklaşık %95'inde mide zarında başlar ve yavaş bir şekilde seyreder. Yavaş seyretmesi aynı zamanda belirti göstermediği vakaları da işaret edebilir. Mide kanseriyle mücadele etmede her kanser türünde olduğu gibi erken tanı hayati önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e0H4JFOJ5UOO49TQUKnHAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanserini tetikleyen pek çok faktör de bulunuyor. Enfeksiyonlar, gastrit gibi iltihaplar, beslenme alışkanlıkları, ailede mide kanseri öyküsü gibi genetik ve çevresel faktörler ve yaşam tarzıdır. Aşırı tütün ürünleri ve alkol tüketimide mide kanseri riskini artıran yaygın nedenlerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ax6KZ_bkbE6QSwtr4B8ziQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erken tanının hayati ödenm taşıdığı mide kanserinde bazı belirtileri göz ardı etmemek gerekiyor. Mide kanseri belirtileri hazımsızlık, özellikle yemekten sonra anormal şişkinlik hissi, yutma güçlüğü, mide yanması, mide ağrısı, halsizlik, beklenmedik kilo kaybı ve bulantııdr. Dışkıda kan ve siyah renkli dışkılama da mide kanserinde görülen diğer belirtilerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zWRMIg6bvkOiLRS_pYEyzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanserine yakalanan hastaların yaşam süresi, kanserin evresi ve metastaz yapıp yapmadığına bağlı olarak değişir. İlk evre mide kanserinden kurtulma oranı daha yüksektir. Ancak kanser daha ileri evrede ise aynı oranda iyileşme ihtimali daha da zorlaşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P7Zgtg7NY0-AYNCDddlsyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evre 0 (Kanser Öncesi Evre) : Kanser hücreleri sadece midenin en iç tabakasında (mukoza) bulunur ve henüz derin dokulara yayılmamıştır,
Evre 1 : Kanser, mukoza tabakasının altına veya yakındaki birkaç lenf düğümüne yayılmıştır ancak derin kas tabakasına ulaşmamıştır,
Evre 2 : Kanser, mide duvarının daha derin katmanlarına ve daha fazla sayıda lenf düğümüne yayılmıştır ancak uzak organlara sıçramamıştır,
Evre 3 : Kanser, midenin dışına, çevredeki organlara veya çok sayıda lenf düğümüne yayılmıştır,
Evre 4: Kanser, vücudun uzak organlarına (karaciğer, akciğerler veya kemikler gibi) metastaz yapmıştır ve ileri evrede kabul edilir.Radyolojik Testler</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PcGP_bzW2ESoP1mu56f61g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanseri teşhisi, birkaç farklı yöntemle konulabilir. Bu yöntemler genellikle hastanın semptomlarına ve doktorun klinik değerlendirmesine dayanır. Mide kanserinin teşhisinde kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:

Fiziksel Muayene: Doktor, hastanın genel sağlık durumunu değerlendirecek ve mide bölgesinde herhangi bir kitle ya da hassasiyet olup olmadığını kontrol edecektir
Endoskopi (Gastroskopi): Mideyi doğrudan görmek için, ağız yoluyla mideye ince bir tüp (endoskop) yerleştirilir. Bu yöntemle mide içi görüntülenebilir ve şüpheli bölgelerden biyopsi alınarak kanser olup olmadığı incelenebilir.
Biyopsi: Endoskopi sırasında, mide duvarından şüpheli bir bölgeden doku örneği alınır. Alınan örnek laboratuvarda mikroskopik incelemeye tabi tutulur ve kanser hücrelerinin varlığı araştırılır.
Kan Testleri: Mide kanseri tanısını doğrudan koymasa da, kanserin varlığına dair bazı belirteçler gösterebilir. Örneğin, CEA (karsinoembriyonik antijen) gibi tümör belirteçlerinin yüksekliği bazı mide kanseri vakalarında gözlemlenebilir.
Radyolojik Testler</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kızarmış ekmek mi yoksa taze ekmek mi: Hangisi daha sağlıklı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kizarmis-ekmek-mi-yoksa-taze-ekmek-mi-hangisi-daha-saglikli</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kizarmis-ekmek-mi-yoksa-taze-ekmek-mi-hangisi-daha-saglikli</guid>
<description><![CDATA[ Ekmek her sofrada bulunan temel gıdalardan biri. Kızarmış ve taze olarak tüketilebilir. Kızarmış ekmeğin glisemik indeksi daha düşüktür, sindirime yardımcı olur ve taze ekmeğe kıyasla kilo yönetimini daha iyi destekler. Ancak, zararlı bileşiklerin oluşma olasılığı nedeniyle kızarmış ekmek tüketirken kontrollü olmak önemlidir.Ekmek her sofrada ve evde bulunan temel gıdalardan biri. Ekmek çiğnenmesi kolaydır, sindirilebilir ve çocuklar ve yaşlılar tarafından sevilir. Ancak, ekmeğin nasıl tüketileceğine dair tercihler, sağlık bileşenlerini oluşturabilir veya bozabilir. Çoğu insan kızarmış ekmeği tercih ederken, bazıları onu yumuşak ve taze olarak yemeyi sever. Hangi ekmeğin daha sağlıklı olduğunu öğrenelim: kızarmış ekmek mi yoksa taze ekmek mi?Ekmeği kızartmak, onu elektrikli bir tost makinesinde veya bir tavada ısıtmayı gerektirir. Kızartma sırasında oluşan kimyasal reaksiyon, karbonhidratları parçalayarak ve su içeriğini azaltarak ekmeğin moleküler yapısını değiştirir. Bu dönüşüm farklı bir tada, dokuya ve potansiyel sağlık avantajlarına yol açar. Ekmeği kızartmak, kızartılmamış ekmeğe kıyasla daha düşük glisemik indeks ve daha kolay sindirim gibi sağlık yararları sağlayabilen kimyasal değişiklikler yaratır. Frontiers in Nutrition tarafından yapılan çalışma, kızartma işleminin karbonhidratları nasıl parçaladığını ve su içeriğini nasıl azalttığını inceliyor; bu da diyabet hastaları, kilo yönetimi ve sindirim sorunları için potansiyel olarak faydalıdır.Tost, kızartılmamış taze ekmeğe göre daha düşük bir glisemik indeks göstermiştir. Bu nedenle taze ekmek yemek, tüketimden sonra daha küçük kan şekeri artışlarına neden olabilir. Kızartma sırasında oluşan kimyasal reaksiyon karbonhidrat içeriğini azaltır, ancak fark mütevazıdır. Diyabet hastaları için, daha düşük glisemik indeksi nedeniyle kızarmış ekmek, kızartılmamış ekmeğe göre daha iyi bir seçenek olabilir. Yiyeceklerin kan şekeri üzerindeki etkisini anlamak, diyabet yönetimi için çok önemlidir.Kilo verme çabaları, ekmek yerine tostu seçmekten biraz fayda sağlayabilir. Araştırma, zayıf kan şekeri kontrolünü kilo alımına bağlamıştır ve bu da tostun düşük glisemik indeksini kilo yönetimi için potansiyel olarak avantajlı hale getirmiştir.Ekmeklerin su içeriğinin azalması sindirim sorunları için faydalıdır. Dışkıya hacim kazandırır ve sindirimi yavaşlatır, bu da onu ishalin yönetimi için önerilen BRAT diyetinin (muz, pirinç, elma püresi, ekmek) önemli bir bileşeni yapar. Journal of Food Science tarafından referans alınan çalışmalara göre, ekmek ile ekmek arasındaki beslenme üzerine yapılan araştırmalar beyaz ekmek kullanılarak yürütülmüştür.DAHA BESLEYİCİ HALE GETİRİNEkmeklere sos eklemek besin değerini artırabilir. Ekmeğin üzerine fıstık ezmesi koymak karbonhidrat, yağ ve proteinin dengeli bir kombinasyonunu sağlar. Tam tahıllı ekmek kullanmak lif ekler ve bu da tokluk hissini artırır. Ekmeğin üzerine tereyağı sürmek protein içermese de tam tahıllı ekmek kullanıldığında yine de besleyici olabilir. Tam tahıllı ekmekteki lif içeriği, seçilen sos ne olursa olsun sağlık yararları sağlar.Ekmek hafif veya orta derecede kızartıldığında ekmek ile ekmek arasındaki besin farkları minimumdur.
Önemli besin değişiklikleri yalnızca ekmek yandığında meydana gelir, ancak bu noktada yenmez hale gelir. Ancak, kızarmış ekmeğin yanması, potansiyel olarak kanserojen bir bileşik olan akrilamid oluşturabilir. Sağlık uzmanları, bu maddenin sık tüketilmesinden kaynaklanan potansiyel sağlık risklerinden kaçınmak için yanmış ekmeğin atılmasını öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K5l9Eb3jAU6SnEMEBwzyTQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kızarmış, ekmek, yoksa, taze, ekmek, mi:, Hangisi, daha, sağlıklı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K5l9Eb3jAU6SnEMEBwzyTQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kızarmış ekmek mi yoksa taze ekmek mi: Hangisi daha sağlıklı?"><p>Ekmek her sofrada bulunan temel gıdalardan biri. Kızarmış ve taze olarak tüketilebilir. Kızarmış ekmeğin glisemik indeksi daha düşüktür, sindirime yardımcı olur ve taze ekmeğe kıyasla kilo yönetimini daha iyi destekler. Ancak, zararlı bileşiklerin oluşma olasılığı nedeniyle kızarmış ekmek tüketirken kontrollü olmak önemlidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9q9qhVhFiU2ipULdnZUTUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekmek her sofrada ve evde bulunan temel gıdalardan biri. Ekmek çiğnenmesi kolaydır, sindirilebilir ve çocuklar ve yaşlılar tarafından sevilir. Ancak, ekmeğin nasıl tüketileceğine dair tercihler, sağlık bileşenlerini oluşturabilir veya bozabilir. Çoğu insan kızarmış ekmeği tercih ederken, bazıları onu yumuşak ve taze olarak yemeyi sever. Hangi ekmeğin daha sağlıklı olduğunu öğrenelim: kızarmış ekmek mi yoksa taze ekmek mi?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p7QxyUO77EOS8f2RpbmtXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekmeği kızartmak, onu elektrikli bir tost makinesinde veya bir tavada ısıtmayı gerektirir. Kızartma sırasında oluşan kimyasal reaksiyon, karbonhidratları parçalayarak ve su içeriğini azaltarak ekmeğin moleküler yapısını değiştirir. Bu dönüşüm farklı bir tada, dokuya ve potansiyel sağlık avantajlarına yol açar. Ekmeği kızartmak, kızartılmamış ekmeğe kıyasla daha düşük glisemik indeks ve daha kolay sindirim gibi sağlık yararları sağlayabilen kimyasal değişiklikler yaratır. Frontiers in Nutrition tarafından yapılan çalışma, kızartma işleminin karbonhidratları nasıl parçaladığını ve su içeriğini nasıl azalttığını inceliyor; bu da diyabet hastaları, kilo yönetimi ve sindirim sorunları için potansiyel olarak faydalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gn68-NIiFE2IuSwx37MVsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tost, kızartılmamış taze ekmeğe göre daha düşük bir glisemik indeks göstermiştir. Bu nedenle taze ekmek yemek, tüketimden sonra daha küçük kan şekeri artışlarına neden olabilir. Kızartma sırasında oluşan kimyasal reaksiyon karbonhidrat içeriğini azaltır, ancak fark mütevazıdır. Diyabet hastaları için, daha düşük glisemik indeksi nedeniyle kızarmış ekmek, kızartılmamış ekmeğe göre daha iyi bir seçenek olabilir. Yiyeceklerin kan şekeri üzerindeki etkisini anlamak, diyabet yönetimi için çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k2Z5IgJyMkCAcItkpZA7wA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo verme çabaları, ekmek yerine tostu seçmekten biraz fayda sağlayabilir. Araştırma, zayıf kan şekeri kontrolünü kilo alımına bağlamıştır ve bu da tostun düşük glisemik indeksini kilo yönetimi için potansiyel olarak avantajlı hale getirmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QepziWad3ESWzwOTAyCO7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekmeklerin su içeriğinin azalması sindirim sorunları için faydalıdır. Dışkıya hacim kazandırır ve sindirimi yavaşlatır, bu da onu ishalin yönetimi için önerilen BRAT diyetinin (muz, pirinç, elma püresi, ekmek) önemli bir bileşeni yapar. Journal of Food Science tarafından referans alınan çalışmalara göre, ekmek ile ekmek arasındaki beslenme üzerine yapılan araştırmalar beyaz ekmek kullanılarak yürütülmüştür.DAHA BESLEYİCİ HALE GETİRİNEkmeklere sos eklemek besin değerini artırabilir. Ekmeğin üzerine fıstık ezmesi koymak karbonhidrat, yağ ve proteinin dengeli bir kombinasyonunu sağlar. Tam tahıllı ekmek kullanmak lif ekler ve bu da tokluk hissini artırır. Ekmeğin üzerine tereyağı sürmek protein içermese de tam tahıllı ekmek kullanıldığında yine de besleyici olabilir. Tam tahıllı ekmekteki lif içeriği, seçilen sos ne olursa olsun sağlık yararları sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fI8b7WoGk0qdyxsjis_aJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekmek hafif veya orta derecede kızartıldığında ekmek ile ekmek arasındaki besin farkları minimumdur.
Önemli besin değişiklikleri yalnızca ekmek yandığında meydana gelir, ancak bu noktada yenmez hale gelir. Ancak, kızarmış ekmeğin yanması, potansiyel olarak kanserojen bir bileşik olan akrilamid oluşturabilir. Sağlık uzmanları, bu maddenin sık tüketilmesinden kaynaklanan potansiyel sağlık risklerinden kaçınmak için yanmış ekmeğin atılmasını öneriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Böbrek dostu: Lif, antioksidan zengini; iltihap önleyici</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/boebrek-dostu-lif-antioksidan-zengini-iltihap-oenleyici</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/boebrek-dostu-lif-antioksidan-zengini-iltihap-oenleyici</guid>
<description><![CDATA[ Böbreklerin sağlıklı tutulması genel sağlığın önemli bir yönüdür. Diyetinize besin açısından yoğun yiyecekler eklemek detoks etkisi yaratır, iltihabı azaltır ve böbreklerin düzgün çalışmasını sağlar. Böbrekler için faydalı olan bu yiyecekler su ihtiyacını da karşılar, kan basıncını dengede tutar ve doğal olarak toksin birikimini önlerBöbrek sağlığını korumak için sağlıklı ve dengeli bir beslenme alışkanlığı geliştirmeniz gerekir.
Bazı besinler böbrekleri koruyarak toksinlerin atılmasına yardımcı olur.Düşük potasyum ve yüksek A ve C vitamini içeren kırmızı dolmalık biberler iltihabı azaltır, böbrek hücrelerini korur ve genel işleve yardımcı olur, bu da onları böbrek dostu yemeklere harika bir katkı yapar.Lif, fitokimyasallar ve gerekli besinler açısından zengin olan lahana böbrekleri detoksifiye eder, sindirime yardımcı olur, oksidatif stresi azaltır ve böbrekle ilgili komplikasyon risklerini azaltırken genel sağlığı iyileştirirİltihap önleyici ve antibakteriyel olan sarımsak böbrek stresini azaltır, kan basıncını düzenler, enfeksiyonları uzak tutar ve genel bağışıklık tepkisini teşvik eder, bu da onu böbreklerinizi sağlıklı tutmanın mükemmel bir yolu haline getirir.SOĞANAntioksidanlar ve flavonoidlerle dolu olan soğanlar böbrekleri temizlemeye, dolaşımı iyileştirmeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olurken potasyum açısından doğal olarak düşük olduğundan böbrek dostu bir diyete harika bir katkı sağlar.Lif, C vitamini ve antioksidanlar açısından zengin olan karnabahar, toksin birikimini azaltarak, sindirimi teşvik ederek ve iltihabı azaltarak böbrek fonksiyonunu desteklerken potasyum ve fosfor açısından düşük olması böbrek sağlığı için önemlidir.Antioksidanlar ve fitonutrientlerle dolu olan yaban mersini böbrekleri oksidatif stresten korur, iltihapla savaşır ve idrar yolu sağlığını destekleyerek daha iyi böbrek işlevini ve enfeksiyona karşı bağışıklığı teşvik eder.Lif, antioksidanlar ve iltihap önleyici fitokimyasallar açısından zengin olan elmalar kan şekerini kontrol eder, toksinleri ortadan kaldırır ve böbrek detoksunu teşvik ederek uzun süreli böbrekle ilgili komplikasyon riskini azaltır.Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan somon gibi yağlı balıklar, kan basıncını düşürür, iltihabı baskılar, böbrek fonksiyonlarını korur ve kardiyovasküler sağlığı destekler ve bu nedenle böbrek diyetinin önemli bir parçasıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dh_1aIoYi0K6wQdt4UjDGQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbrek, dostu:, Lif, antioksidan, zengini, iltihap, önleyici</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dh_1aIoYi0K6wQdt4UjDGQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Böbrek dostu: Lif, antioksidan zengini; iltihap önleyici"><p>Böbreklerin sağlıklı tutulması genel sağlığın önemli bir yönüdür. Diyetinize besin açısından yoğun yiyecekler eklemek detoks etkisi yaratır, iltihabı azaltır ve böbreklerin düzgün çalışmasını sağlar. Böbrekler için faydalı olan bu yiyecekler su ihtiyacını da karşılar, kan basıncını dengede tutar ve doğal olarak toksin birikimini önler</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MOwmlL89B0miDZjCBM77ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrek sağlığını korumak için sağlıklı ve dengeli bir beslenme alışkanlığı geliştirmeniz gerekir.
Bazı besinler böbrekleri koruyarak toksinlerin atılmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qov9o_l_jkSaJLDxGTx9Vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düşük potasyum ve yüksek A ve C vitamini içeren kırmızı dolmalık biberler iltihabı azaltır, böbrek hücrelerini korur ve genel işleve yardımcı olur, bu da onları böbrek dostu yemeklere harika bir katkı yapar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3voHjs5b10297AgHudml4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif, fitokimyasallar ve gerekli besinler açısından zengin olan lahana böbrekleri detoksifiye eder, sindirime yardımcı olur, oksidatif stresi azaltır ve böbrekle ilgili komplikasyon risklerini azaltırken genel sağlığı iyileştirir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1SNREmvj_ku5SXRxrLwbnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İltihap önleyici ve antibakteriyel olan sarımsak böbrek stresini azaltır, kan basıncını düzenler, enfeksiyonları uzak tutar ve genel bağışıklık tepkisini teşvik eder, bu da onu böbreklerinizi sağlıklı tutmanın mükemmel bir yolu haline getirir.SOĞANAntioksidanlar ve flavonoidlerle dolu olan soğanlar böbrekleri temizlemeye, dolaşımı iyileştirmeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olurken potasyum açısından doğal olarak düşük olduğundan böbrek dostu bir diyete harika bir katkı sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6dr5aSmWK0acfahjRehZVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif, C vitamini ve antioksidanlar açısından zengin olan karnabahar, toksin birikimini azaltarak, sindirimi teşvik ederek ve iltihabı azaltarak böbrek fonksiyonunu desteklerken potasyum ve fosfor açısından düşük olması böbrek sağlığı için önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qtcUIeOOSkaCMwvkaHl6EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antioksidanlar ve fitonutrientlerle dolu olan yaban mersini böbrekleri oksidatif stresten korur, iltihapla savaşır ve idrar yolu sağlığını destekleyerek daha iyi böbrek işlevini ve enfeksiyona karşı bağışıklığı teşvik eder.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iRDRW0xA0k2x4tGAPVH4YQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif, antioksidanlar ve iltihap önleyici fitokimyasallar açısından zengin olan elmalar kan şekerini kontrol eder, toksinleri ortadan kaldırır ve böbrek detoksunu teşvik ederek uzun süreli böbrekle ilgili komplikasyon riskini azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/68819gCcbUKtm8NVFv4c4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan somon gibi yağlı balıklar, kan basıncını düşürür, iltihabı baskılar, böbrek fonksiyonlarını korur ve kardiyovasküler sağlığı destekler ve bu nedenle böbrek diyetinin önemli bir parçasıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>126 kiloydu, 2 yılda 40 kilo verdi: &amp;quot;Gören mide küçültme ameliyatı mı oldun&amp;quot; diyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/126-kiloydu-2-yilda-40-kilo-verdi-goeren-mide-kucultme-ameliyati-mi-oldun-diyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/126-kiloydu-2-yilda-40-kilo-verdi-goeren-mide-kucultme-ameliyati-mi-oldun-diyor</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli’de evlendikten sonra aldığı kilolar nedeniyle günlük yaşamında zorluklar yaşayan İbrahim Yavuz (39),  diyetisyen eşliğinde 126 kilodan 86 kiloya düştü. Çok iyi tepkiler aldığını söyleyen Yavuz, “‘Eski halinden bir şey yok, gençleşmişsin, daha fitsin’ diyenler çok oluyor” dedi.İbrahim Yavuz, evlendikten sonra aldığı kilolar nedeniyle sağlık sorunları yaşamaya başladı. İbrahim Yavuz, uyguladığı diyetle 2 yılda yaklaşık 40 kilo verdi.Kilo vermeye karar vermesindeki öncelikli sebebin eşi olduğunu söyleyen Yavuz, “Evlendikten sonra belli bir kilo aldık; ondan sonra terlemeye başladım. Yürüyüşüm, nefes almam zor oldu. Eşimle beraber kilo vermeye niyetlendik. Bir şeyimiz var mı, neden bu kadar terliyoruz diye doktora tahlil vermeye gittik. Doktor da sağlıklı hayat merkezine yönlendirdi.Doktor, kilomuz olduğunu, ileride daha çok sıkıntı yaşayabileceğimizi söyleyince merkeze başvurduk ve burada Yasemin Hanım ile tanıştık. Yasemin Hanım’ın sayesinde belli bir kiloya kadar ulaştık. Şu andaki hayatım gayet iyi. Bisiklet sürüyorum, terlemem azaldı, nefes nefese kalmıyorum. Çok rahat bir hayat geçiriyorum. Kişisel olarak da sıkıntılarım gitti. Bacak ağrılarım, eklem ağrılarım vardı; çoğu düzeldi. Şu anda bir sıkıntım yok” diye konuştu.Daha önce kilo vermeye çalıştığını da anlatan İbrahim Yavuz, “Evdeki olanaklarla kendim nasıl planlayayım, kalori açığı nasıl oluşturayım, karbonhidrat, protein ayarını nasıl yapayım bilmediğim için verip alıyordum, düzenli olmuyordu ama Yasemin Hanım ile beraber düzenli bir kilo verişine geçtik. 124-126 kilo arasında gidip geliyordum; şu anda 86 kilo civarındayım. Gören direkt ‘Mide küçültme ameliyatı mı oldun’ diye soruyor. Hayır, diyetisyene gittim düzenli kilo verdim. Kilo, uzun sürede veriliyor. İnsanlar 5 ayda vereyim gibi bir süreç bekliyor ama vermek 2 sene sürüyor. 2 sene içinde verdim, şu anda tepkiler çok iyi. ‘Eski halinden bir şey yok, gençleşmişsin, daha fitsin’ diyenler çok oluyor” dedi.Diyet sürecini de anlatan Yavuz, “Diyete başlarken ilk 10 gün gerçekten çok zor oluyor. Çünkü yeme alışkanlığın değişiyor; yediklerin çok farklılaşıyor ve düzenli yemeye başlıyorsun ondan sonra krizler oluyor. Ben şeker krizi çok geçiriyordum; Yasemin Hanım&#039;ın bana verdiği diyetler sayesinde şeker krizlerim de gitti. Benim için diyet gayet iyi” ifadelerini kullandı.Yavuz’un kilo verme sürecini anlatan Uzman Diyetisyen Yasemin Hurma, “İbrahim ile 2 sene önce bir süreç yaşadık. Tahlillerini yaptırınca aile hekimi kendisini bana yönlendirdi. Tahlillerinin sonucunda kolesterolü, şekeri biraz yüksekti. Onları dengelemek ve kilo vermek için bir diyete başladık. Önce yüksek kalorili diyetti ama ona alışma süreci olduğu için düşük geldi. Alışma süreçlerinde de sık sık görüştük. Sonraki yılın sonunda 30-40 civarı kilo verdi. Zaman zaman biraz kilo alabiliyor ama yine de dengeleyebiliyor. İbrahim’e aktif spor da yaptığı için protein içeren zengin bir diyete başladık. Yağ içeriği düşük, basit karbonhidratı az alacağı, şekeri daha az tüketeceği bir diyete başladık. Mutlaka ara öğünlerinin olacağı bir diyete başladık. Hala da spor yaptığı için, spor öncesi ve sonrası tüketeceği besinleri alıyor. Bu şekilde ilerliyoruz” dedi.Hastaların kendisine genelde kilo vermek için başvurduğunu söyleyen Hurma, “Zaten kilo fazlalığı yanında şeker hastalığı, kalp hastalığı gibi bir sürü hastalıkla ilintili. Dolayısıyla aile hekimleri de koruyucu basamaklarda, kilo verdiğinde insülin direnci varsa insülin direnci daha stabil oluyor; kilo vererek fazla kilonun eşlik ettiği birçok hastalık da böylece engellenmiş oluyor” ifadelerini kullandı. Doktorların ‘Kilo vermelisin’ demeleri halinde kendilerine başvurmaları gerektiğini de belirten Yasemin Hurma, “Erteledikçe kilo almanız kolaylaşabilir, işler daha da kötüye gidebilir. Sadece şekeriniz varken bir de kalp hastalıkları eklenebilir ya da yanına böbrek hastalıkları eklenebilir” dedi.Randevu sistemine ilişkin de konuşan Gültekin, “Vatandaşlar Sağlık Bakanlığı tarafından kurulan MHRS sistemi üzerinden, aile hekimlerine tanımlanmış ve bizim kurumdaki görevli arkadaşlarımıza tanımlanmış sistem üzerinden kendilerine randevu oluşturtabilirler. Kurum telefonumuzdan bizi arayarak randevu oluşturabilirler ya da kendileri kuruma uğrayarak randevu oluşturabilir ya da müsaitlikleri varsa direkt o şekilde hizmet alabilirler. Sağlıklı hayat merkezleri koruyucu sağlık hizmetlerinin önemli bir basamağıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmek amaçlı kurulmuştur. O yüzden bütün vatandaşlarımızı sağlıklı hayat merkezlerine bekliyoruz. Sağlıklı hayat merkezlerindeki hizmetlerimiz, kendi alanında uzman sağlık profesyonelleri tarafından ücretsiz olarak sunulmaktadır. Kocaeli ili bünyesinde 9 adet sağlıklı hayat merkezi bulunmakta. Bunlardan 3 tanesi Gebze ilçesinde. Bunun dışında İzmit, Gölcük, Derince, Darıca, Körfez, Çayırova ilçelerinde de birer tane olmak üzere toplam 9 adet sağlıklı hayat merkezi bulunmakta” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zjeMgVpGMUexAEV6cIp-fg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:04:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>126, kiloydu, yılda, kilo, verdi:, Gören, mide, küçültme, ameliyatı, mı, oldun, diyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zjeMgVpGMUexAEV6cIp-fg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="126 kiloydu, 2 yılda 40 kilo verdi: " g mide k ameliyat m oldun diyor><p>Kocaeli’de evlendikten sonra aldığı kilolar nedeniyle günlük yaşamında zorluklar yaşayan İbrahim Yavuz (39),  diyetisyen eşliğinde 126 kilodan 86 kiloya düştü. Çok iyi tepkiler aldığını söyleyen Yavuz, “‘Eski halinden bir şey yok, gençleşmişsin, daha fitsin’ diyenler çok oluyor” dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dU6_4I7iikOM8WJzF0SLfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İbrahim Yavuz, evlendikten sonra aldığı kilolar nedeniyle sağlık sorunları yaşamaya başladı. İbrahim Yavuz, uyguladığı diyetle 2 yılda yaklaşık 40 kilo verdi.Kilo vermeye karar vermesindeki öncelikli sebebin eşi olduğunu söyleyen Yavuz, “Evlendikten sonra belli bir kilo aldık; ondan sonra terlemeye başladım. Yürüyüşüm, nefes almam zor oldu. Eşimle beraber kilo vermeye niyetlendik. Bir şeyimiz var mı, neden bu kadar terliyoruz diye doktora tahlil vermeye gittik. Doktor da sağlıklı hayat merkezine yönlendirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NIzcMm4YuE-jZP4TG6jPvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktor, kilomuz olduğunu, ileride daha çok sıkıntı yaşayabileceğimizi söyleyince merkeze başvurduk ve burada Yasemin Hanım ile tanıştık. Yasemin Hanım’ın sayesinde belli bir kiloya kadar ulaştık. Şu andaki hayatım gayet iyi. Bisiklet sürüyorum, terlemem azaldı, nefes nefese kalmıyorum. Çok rahat bir hayat geçiriyorum. Kişisel olarak da sıkıntılarım gitti. Bacak ağrılarım, eklem ağrılarım vardı; çoğu düzeldi. Şu anda bir sıkıntım yok” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HbxutQggD0OCIwJFni2Gvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce kilo vermeye çalıştığını da anlatan İbrahim Yavuz, “Evdeki olanaklarla kendim nasıl planlayayım, kalori açığı nasıl oluşturayım, karbonhidrat, protein ayarını nasıl yapayım bilmediğim için verip alıyordum, düzenli olmuyordu ama Yasemin Hanım ile beraber düzenli bir kilo verişine geçtik. 124-126 kilo arasında gidip geliyordum; şu anda 86 kilo civarındayım. Gören direkt ‘Mide küçültme ameliyatı mı oldun’ diye soruyor. Hayır, diyetisyene gittim düzenli kilo verdim. Kilo, uzun sürede veriliyor. İnsanlar 5 ayda vereyim gibi bir süreç bekliyor ama vermek 2 sene sürüyor. 2 sene içinde verdim, şu anda tepkiler çok iyi. ‘Eski halinden bir şey yok, gençleşmişsin, daha fitsin’ diyenler çok oluyor” dedi.Diyet sürecini de anlatan Yavuz, “Diyete başlarken ilk 10 gün gerçekten çok zor oluyor. Çünkü yeme alışkanlığın değişiyor; yediklerin çok farklılaşıyor ve düzenli yemeye başlıyorsun ondan sonra krizler oluyor. Ben şeker krizi çok geçiriyordum; Yasemin Hanım'ın bana verdiği diyetler sayesinde şeker krizlerim de gitti. Benim için diyet gayet iyi” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9M0fff8VC06NnhNamNLoSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yavuz’un kilo verme sürecini anlatan Uzman Diyetisyen Yasemin Hurma, “İbrahim ile 2 sene önce bir süreç yaşadık. Tahlillerini yaptırınca aile hekimi kendisini bana yönlendirdi. Tahlillerinin sonucunda kolesterolü, şekeri biraz yüksekti. Onları dengelemek ve kilo vermek için bir diyete başladık. Önce yüksek kalorili diyetti ama ona alışma süreci olduğu için düşük geldi. Alışma süreçlerinde de sık sık görüştük. Sonraki yılın sonunda 30-40 civarı kilo verdi. Zaman zaman biraz kilo alabiliyor ama yine de dengeleyebiliyor. İbrahim’e aktif spor da yaptığı için protein içeren zengin bir diyete başladık. Yağ içeriği düşük, basit karbonhidratı az alacağı, şekeri daha az tüketeceği bir diyete başladık. Mutlaka ara öğünlerinin olacağı bir diyete başladık. Hala da spor yaptığı için, spor öncesi ve sonrası tüketeceği besinleri alıyor. Bu şekilde ilerliyoruz” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r7WoOZEZ4UWcIEUzK8uVVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastaların kendisine genelde kilo vermek için başvurduğunu söyleyen Hurma, “Zaten kilo fazlalığı yanında şeker hastalığı, kalp hastalığı gibi bir sürü hastalıkla ilintili. Dolayısıyla aile hekimleri de koruyucu basamaklarda, kilo verdiğinde insülin direnci varsa insülin direnci daha stabil oluyor; kilo vererek fazla kilonun eşlik ettiği birçok hastalık da böylece engellenmiş oluyor” ifadelerini kullandı. Doktorların ‘Kilo vermelisin’ demeleri halinde kendilerine başvurmaları gerektiğini de belirten Yasemin Hurma, “Erteledikçe kilo almanız kolaylaşabilir, işler daha da kötüye gidebilir. Sadece şekeriniz varken bir de kalp hastalıkları eklenebilir ya da yanına böbrek hastalıkları eklenebilir” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nogAuG_zTEKoivyJ066Psg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Randevu sistemine ilişkin de konuşan Gültekin, “Vatandaşlar Sağlık Bakanlığı tarafından kurulan MHRS sistemi üzerinden, aile hekimlerine tanımlanmış ve bizim kurumdaki görevli arkadaşlarımıza tanımlanmış sistem üzerinden kendilerine randevu oluşturtabilirler. Kurum telefonumuzdan bizi arayarak randevu oluşturabilirler ya da kendileri kuruma uğrayarak randevu oluşturabilir ya da müsaitlikleri varsa direkt o şekilde hizmet alabilirler. Sağlıklı hayat merkezleri koruyucu sağlık hizmetlerinin önemli bir basamağıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmek amaçlı kurulmuştur. O yüzden bütün vatandaşlarımızı sağlıklı hayat merkezlerine bekliyoruz. Sağlıklı hayat merkezlerindeki hizmetlerimiz, kendi alanında uzman sağlık profesyonelleri tarafından ücretsiz olarak sunulmaktadır. Kocaeli ili bünyesinde 9 adet sağlıklı hayat merkezi bulunmakta. Bunlardan 3 tanesi Gebze ilçesinde. Bunun dışında İzmit, Gölcük, Derince, Darıca, Körfez, Çayırova ilçelerinde de birer tane olmak üzere toplam 9 adet sağlıklı hayat merkezi bulunmakta” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlık Bakanlığı duyurdu! Çocukluk dönemi aşı takviminde değişik</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/saglik-bakanligi-duyurdu-cocukluk-doenemi-asi-takviminde-degisik</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/saglik-bakanligi-duyurdu-cocukluk-doenemi-asi-takviminde-degisik</guid>
<description><![CDATA[ Çocukluk dönemi aşı takviminde değişikliğe gidiliyor. Hepatit B aşısı ile beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren &quot;altı bileşenli karma aşı&quot; uygulanmasına 14 Nisan&#039;da başlanacak.Sağlık Bakanlığınca Hepatit B aşısı ile beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren &quot;altı bileşenli karma aşı&quot; uygulanmasına, 14 Nisan&#039;da başlanacak.  Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, difteri, tetanos, boğmaca, çocuk felci (polio), hemofilus influenza Tip B, hepatit B&#039;yi içeren &quot;altı bileşenli karma aşı&quot; uygulaması sayesinde tek bir enjeksiyonla 6 hastalığa karşı bağışıklama sağlanacak.  Türkiye&#039;de 1998&#039;den itibaren uygulanan hepatit B aşısı ile 2008&#039;den bugüne uygulanan beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren uygulamaya, 14 Nisan itibarıyla başlanacak.Sağlık Bakanlığınca temin edilen yeni aşılar, Türkiye genelindeki tüm aile sağlığı merkezlerinde ve ilgili sağlık kuruluşlarında ücretsiz uygulanacak.  Geçen dönemde beş bileşenli karma aşı ile aşılanmaya başlanan çocukların devam dozları, &quot;altı bileşenli karma aşı&quot; ile tamamlanacak. Bunun dışında herhangi ek aşıya gerek olmayacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DkVt_F0KGESC6WzlsXgTeg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, Bakanlığı, duyurdu, Çocukluk, dönemi, aşı, takviminde, değişik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DkVt_F0KGESC6WzlsXgTeg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlık Bakanlığı duyurdu! Çocukluk dönemi aşı takviminde değişik"><p>Çocukluk dönemi aşı takviminde değişikliğe gidiliyor. Hepatit B aşısı ile beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren "altı bileşenli karma aşı" uygulanmasına 14 Nisan'da başlanacak.</p>Sağlık Bakanlığınca Hepatit B aşısı ile beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren "altı bileşenli karma aşı" uygulanmasına, 14 Nisan'da başlanacak.  Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, difteri, tetanos, boğmaca, çocuk felci (polio), hemofilus influenza Tip B, hepatit B'yi içeren "altı bileşenli karma aşı" uygulaması sayesinde tek bir enjeksiyonla 6 hastalığa karşı bağışıklama sağlanacak.  Türkiye'de 1998'den itibaren uygulanan hepatit B aşısı ile 2008'den bugüne uygulanan beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren uygulamaya, 14 Nisan itibarıyla başlanacak.Sağlık Bakanlığınca temin edilen yeni aşılar, Türkiye genelindeki tüm aile sağlığı merkezlerinde ve ilgili sağlık kuruluşlarında ücretsiz uygulanacak.  Geçen dönemde beş bileşenli karma aşı ile aşılanmaya başlanan çocukların devam dozları, "altı bileşenli karma aşı" ile tamamlanacak. Bunun dışında herhangi ek aşıya gerek olmayacak.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akşam yemeğinde neden pilav yememelisiniz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/aksam-yemeginde-neden-pilav-yememelisiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/aksam-yemeginde-neden-pilav-yememelisiniz</guid>
<description><![CDATA[ Pilav akşam yemeklerinde en sık tüketilen besinler arasında yer alıyor Pilav vücuda enerji verip ve temel besinleri sağlasa da, günün çok geç saatlerinde tüketilmesi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Peki, akşam yemeğinde neden pilav yememelisiniz?Pilav vücuda enerji sağlayan karbonhidratlar açısından zengindir. Ancak, fiziksel aktivitenin en az olduğu gece saatlerinde karbonhidrat ağırlıklı bir öğün tüketmek, yağ olarak aşırı kalori depolanmasına yol açabilir. Vücudun metabolizması uyku sırasında yavaşlar ve bu da pilavda gelen ekstra kalorileri yakmayı zorlaştırır ve bu da zamanla kilo alımına katkıda bulunabilir.Beyaz pirinç yüksek glisemik indekse sahiptir, yani kan şekeri seviyelerini hızla yükseltir. Özellikle diyabet veya insülin direnci olanlar için akşam yemeğinde pilav yemek, kan şekerinde ani artışlara yol açabilir. Zamanla bu, tip 2 diyabet ve diğer metabolik bozukluklar geliştirme riskini artırabilir. Kan şekerinde daha yavaş bir artışa yol açabilecek herhangi bir yiyeceği seçmek daha iyi bir seçimdir.Birçok kişi gece pilav yedikten sonra şişkinlik ve sindirim rahatsızlığı yaşar. Pilav, özellikle ağır bir akşam yemeğiyle birleştirildiğinde sindirimi yavaşlatabilen basit karbonhidratlar içerir. Hassas sindirime sahip kişilerde akşam yemeğinde pilav tüketmek asitliğe, gaza veya yavaş sindirime yol açarak uyku kalitesini etkileyebilir.Pilav, uykuyu destekleyen bir amino asit olan triptofanın varlığı nedeniyle sakinleştirici bir etkiye sahip olduğu bilinmektedir. Bu yararlı görünse de, akşam yemeğinden sonra aşırı uyku hali üretkenliğin azalmasına ve aktif bir yaşam tarzını sürdürmede zorluğa yol açabilir. Bu uykulu etki, gece çalışması veya ders çalışması gereken kişilerde uyanıklığı azaltabilir.Geceleri düzenli olarak pilav yemek, yeterli fiziksel aktivite olmadan, göbek yağında artışa yol açabilir. Pilav, lif içermeyen rafine bir karbonhidrattır ve aşırı tüketimi karın çevresinde yağ depolanmasına katkıda bulunabilir. Pirinci lif açısından zengin yiyeceklerle değiştirmek daha sağlıklı bir vücut kompozisyonunun korunmasına yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ADddzlELmkyUedyaqU-2Mw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akşam, yemeğinde, neden, pilav, yememelisiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ADddzlELmkyUedyaqU-2Mw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akşam yemeğinde neden pilav yememelisiniz?"><p>Pilav akşam yemeklerinde en sık tüketilen besinler arasında yer alıyor Pilav vücuda enerji verip ve temel besinleri sağlasa da, günün çok geç saatlerinde tüketilmesi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Peki, akşam yemeğinde neden pilav yememelisiniz?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hfnhSnaWeUyHTsbK__1o1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pilav vücuda enerji sağlayan karbonhidratlar açısından zengindir. Ancak, fiziksel aktivitenin en az olduğu gece saatlerinde karbonhidrat ağırlıklı bir öğün tüketmek, yağ olarak aşırı kalori depolanmasına yol açabilir. Vücudun metabolizması uyku sırasında yavaşlar ve bu da pilavda gelen ekstra kalorileri yakmayı zorlaştırır ve bu da zamanla kilo alımına katkıda bulunabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SsOqMYYGUkefYr7IYpTNYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyaz pirinç yüksek glisemik indekse sahiptir, yani kan şekeri seviyelerini hızla yükseltir. Özellikle diyabet veya insülin direnci olanlar için akşam yemeğinde pilav yemek, kan şekerinde ani artışlara yol açabilir. Zamanla bu, tip 2 diyabet ve diğer metabolik bozukluklar geliştirme riskini artırabilir. Kan şekerinde daha yavaş bir artışa yol açabilecek herhangi bir yiyeceği seçmek daha iyi bir seçimdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Tp7egq25YkSCOGxZAxLSAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişi gece pilav yedikten sonra şişkinlik ve sindirim rahatsızlığı yaşar. Pilav, özellikle ağır bir akşam yemeğiyle birleştirildiğinde sindirimi yavaşlatabilen basit karbonhidratlar içerir. Hassas sindirime sahip kişilerde akşam yemeğinde pilav tüketmek asitliğe, gaza veya yavaş sindirime yol açarak uyku kalitesini etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R9Gax3MYOEKdvV1tfKzxsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pilav, uykuyu destekleyen bir amino asit olan triptofanın varlığı nedeniyle sakinleştirici bir etkiye sahip olduğu bilinmektedir. Bu yararlı görünse de, akşam yemeğinden sonra aşırı uyku hali üretkenliğin azalmasına ve aktif bir yaşam tarzını sürdürmede zorluğa yol açabilir. Bu uykulu etki, gece çalışması veya ders çalışması gereken kişilerde uyanıklığı azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O9-PE0zvJkK9NGiasPtCNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geceleri düzenli olarak pilav yemek, yeterli fiziksel aktivite olmadan, göbek yağında artışa yol açabilir. Pilav, lif içermeyen rafine bir karbonhidrattır ve aşırı tüketimi karın çevresinde yağ depolanmasına katkıda bulunabilir. Pirinci lif açısından zengin yiyeceklerle değiştirmek daha sağlıklı bir vücut kompozisyonunun korunmasına yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aneminin erken uyarı işareti: Göz ardı etmemeniz gereken 5 belirti</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/aneminin-erken-uyari-isareti-goez-ardi-etmemeniz-gereken-5-belirti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/aneminin-erken-uyari-isareti-goez-ardi-etmemeniz-gereken-5-belirti</guid>
<description><![CDATA[ Dünya çapında milyonlarca kişiyi etkileyen anemi, sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin eksikliğinden kaynaklanır ve yorgunluğa, halsizliğe ve nefes darlığına yol açar. Başlıca belirtiler arasında nefes darlığı, saç dökülmesi ve adet döngüsünün bozulması yer alır. Erken teşhis, uygun beslenme, düzenli tarama ve tıbbi müdahale, anemiyi etkili bir şekilde yönetmek ve ciddi komplikasyonları önlemek için çok önemlidir.Anemi, dünya çapında milyonlarca kişiyi etkileyen yaygın ancak genellikle göz ardı edilen bir durumdur. Vücudun dokularına oksijen taşıyacak kadar sağlıklı kırmızı kan hücresi olmadığında ortaya çıkar ve yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı gibi semptomlara yol açar. Nedenleri anlamak, semptomları tanımak ve zamanında tıbbi yardım almak, anemiyi yönetmek ve ciddi sağlık komplikasyonlarını önlemek için çok önemlidir.Demir, folat veya B12 vitamini gibi temel besin maddelerinin eksikliği aneminin yaygın bir nedenidir. Kan kaybı ve çok sayıda altta yatan tıbbi sorun da anemiye yol açabilir. Durum genellikle yorgunluğa atfedilen bir durum olan kas zayıflığının devam etmesi olarak ortaya çıkar. Ancak, düzenli olarak halsizlik ve genel sağlıkta bozulma yaşıyorsanız, bu anemi belirtisi olabilir.Nefes darlığı: Nefes darlığı, aneminin bir diğer yaygın belirtisidir. Kırmızı kan hücreleri, vücudumuzdaki her organa ve dokuya oksijen taşır. Anemi, vücuttaki düşük kırmızı kan hücresi seviyeleriyle karakterize bir durumdur ve bu da organlarınızın ve dokularınızın oksijen almasını zorlaştırır.Saç dökülmesi ve kırılgan tırnaklar: Saç köklerine ve tırnak yataklarına oksijen temininin azalması, bunların zayıflamasına ve aşırı saç dökülmesine ve kırılgan tırnaklara neden olabilir. Saçlar incelebilir ve tırnaklar zayıflayabilir, kolayca kırılabilir veya sırtlar geliştirebilir.Tat kaybı: Anemi, dilde yanma, ağrılı bir hisse neden olabilir ve şişmiş ve pürüzsüz hissettirir. Atrofik glosit olarak bilinen bu durum, tat algısında değişikliklere de yol açabilir. Bazı kişilerde, demir eksikliğiyle güçlü bir şekilde bağlantılı olan buz veya kil (pika) gibi yiyecek olmayan maddelere karşı istek gelişir.Adet döngüsünün bozulması: Anemi, adet döngüsünü bozarak daha ağır, uzun veya düzensiz adet dönemlerine yol açabilir. Aşırı kan kaybı demir eksikliğini kötüleştirerek yorgunluğa ve baş dönmesine neden olur. Bazı durumlarda, düşük demir hormon üretimini etkileyerek daha hafif veya atlanmış adet dönemlerine yol açar. Kronik anemi, kadınlarda enerji seviyelerini, konsantrasyonu ve genel üreme sağlığını önemli ölçüde etkileyebilir.Tedavi edilmezse, anemi ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle, çözümler bulmanıza yardımcı olacak sağlık uzmanınıza başvurmanız önemlidir.Yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı.-Anemi, vücudunuzda düşük hemoglobin seviyeleri olduğunda ortaya çıkar. Bu olduğunda, organlarınız ve dokularınız oksijen almakta zorlanır. Bu belirtilerin varlığı anemiye işaret eder. Hemoglobin seviyesini acilen iyileştirmek gerekir, en kısa sürede bir uzmana danışın. Aneminin daha yaygın nedenlerinden biri, demir, folat veya B12 vitamini gibi yeterli besin alamamaktır. Ancak, anemi kan kaybından ve çok çeşitli altta yatan sağlık sorunlarından da kaynaklanabilir. Anemi tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlara neden olabilir.Bu nedenle, anemi belirtileriniz varsa bir sağlık uzmanıyla görüşmeniz önemlidir. Size uygun bir teşhis koyabilir, nedeni belirleyebilir ve sizin için doğru olan bir tedavi planı geliştirebilirler.Anemi, gününüzü geçirmenizi çok zorlaştıran ciddi yorgunluğa yol açabilir. Özellikle çok fazla kan kaybederseniz ölümcül bile olabilir. Anemiyi erken teşhis etmek ciddi komplikasyonları önleyebilir ve genel sağlığı iyileştirebilir. Zamanında müdahale için düzenli tarama testleri şarttır.
Tam Kan Sayımı (CBC), demir profili, ferretin seviyeleri ve gerekirse talasemi testi gibi kan testleri anemiyi doğru bir şekilde teşhis etmeye yardımcı olabilir. Erken teşhis etkili tedaviyi sağlar ve ciddi komplikasyonları önler.Etler
Yumurtalar
Yapraklı yeşil sebzeler
Tahıllar gibi demirle zenginleştirilmiş yiyecekler
Fasulye
Deniz ürünleri
Bezelye
 Kuruyemişler ve kuru meyveler
Mercimek

Sağlıklı bir diyete ek olarak, vücudunuzdaki demir ve hemoglobin miktarını artıracak takviyeler alabilirsiniz. Doktorunuzla anemi için demir takviyesi alma konusunda konuşun ve nasıl almanız gerektiğini öğrenin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P1nknCKnUkuN7umXbeJkNA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aneminin, erken, uyarı, işareti:, Göz, ardı, etmemeniz, gereken, belirti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P1nknCKnUkuN7umXbeJkNA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aneminin erken uyarı işareti: Göz ardı etmemeniz gereken 5 belirti"><p>Dünya çapında milyonlarca kişiyi etkileyen anemi, sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin eksikliğinden kaynaklanır ve yorgunluğa, halsizliğe ve nefes darlığına yol açar. Başlıca belirtiler arasında nefes darlığı, saç dökülmesi ve adet döngüsünün bozulması yer alır. Erken teşhis, uygun beslenme, düzenli tarama ve tıbbi müdahale, anemiyi etkili bir şekilde yönetmek ve ciddi komplikasyonları önlemek için çok önemlidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BUyU5xtq9k6ggs_G_dGtag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anemi, dünya çapında milyonlarca kişiyi etkileyen yaygın ancak genellikle göz ardı edilen bir durumdur. Vücudun dokularına oksijen taşıyacak kadar sağlıklı kırmızı kan hücresi olmadığında ortaya çıkar ve yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı gibi semptomlara yol açar. Nedenleri anlamak, semptomları tanımak ve zamanında tıbbi yardım almak, anemiyi yönetmek ve ciddi sağlık komplikasyonlarını önlemek için çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/biuIXVFZWU2v71ySMlRjVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir, folat veya B12 vitamini gibi temel besin maddelerinin eksikliği aneminin yaygın bir nedenidir. Kan kaybı ve çok sayıda altta yatan tıbbi sorun da anemiye yol açabilir. Durum genellikle yorgunluğa atfedilen bir durum olan kas zayıflığının devam etmesi olarak ortaya çıkar. Ancak, düzenli olarak halsizlik ve genel sağlıkta bozulma yaşıyorsanız, bu anemi belirtisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5rutZOC8dk2v12C_H5ShXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nefes darlığı: Nefes darlığı, aneminin bir diğer yaygın belirtisidir. Kırmızı kan hücreleri, vücudumuzdaki her organa ve dokuya oksijen taşır. Anemi, vücuttaki düşük kırmızı kan hücresi seviyeleriyle karakterize bir durumdur ve bu da organlarınızın ve dokularınızın oksijen almasını zorlaştırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/288pPfhTA02sFdfFxC58GA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saç dökülmesi ve kırılgan tırnaklar: Saç köklerine ve tırnak yataklarına oksijen temininin azalması, bunların zayıflamasına ve aşırı saç dökülmesine ve kırılgan tırnaklara neden olabilir. Saçlar incelebilir ve tırnaklar zayıflayabilir, kolayca kırılabilir veya sırtlar geliştirebilir.Tat kaybı: Anemi, dilde yanma, ağrılı bir hisse neden olabilir ve şişmiş ve pürüzsüz hissettirir. Atrofik glosit olarak bilinen bu durum, tat algısında değişikliklere de yol açabilir. Bazı kişilerde, demir eksikliğiyle güçlü bir şekilde bağlantılı olan buz veya kil (pika) gibi yiyecek olmayan maddelere karşı istek gelişir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zXiEKbMSmEiR6adpU7SDhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adet döngüsünün bozulması: Anemi, adet döngüsünü bozarak daha ağır, uzun veya düzensiz adet dönemlerine yol açabilir. Aşırı kan kaybı demir eksikliğini kötüleştirerek yorgunluğa ve baş dönmesine neden olur. Bazı durumlarda, düşük demir hormon üretimini etkileyerek daha hafif veya atlanmış adet dönemlerine yol açar. Kronik anemi, kadınlarda enerji seviyelerini, konsantrasyonu ve genel üreme sağlığını önemli ölçüde etkileyebilir.Tedavi edilmezse, anemi ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle, çözümler bulmanıza yardımcı olacak sağlık uzmanınıza başvurmanız önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W9zrH0YSqkG7ffhUaMKJ3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı.-Anemi, vücudunuzda düşük hemoglobin seviyeleri olduğunda ortaya çıkar. Bu olduğunda, organlarınız ve dokularınız oksijen almakta zorlanır. Bu belirtilerin varlığı anemiye işaret eder. Hemoglobin seviyesini acilen iyileştirmek gerekir, en kısa sürede bir uzmana danışın. Aneminin daha yaygın nedenlerinden biri, demir, folat veya B12 vitamini gibi yeterli besin alamamaktır. Ancak, anemi kan kaybından ve çok çeşitli altta yatan sağlık sorunlarından da kaynaklanabilir. Anemi tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlara neden olabilir.Bu nedenle, anemi belirtileriniz varsa bir sağlık uzmanıyla görüşmeniz önemlidir. Size uygun bir teşhis koyabilir, nedeni belirleyebilir ve sizin için doğru olan bir tedavi planı geliştirebilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NcIu2-YJokW-qFkDqr9kpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anemi, gününüzü geçirmenizi çok zorlaştıran ciddi yorgunluğa yol açabilir. Özellikle çok fazla kan kaybederseniz ölümcül bile olabilir. Anemiyi erken teşhis etmek ciddi komplikasyonları önleyebilir ve genel sağlığı iyileştirebilir. Zamanında müdahale için düzenli tarama testleri şarttır.
Tam Kan Sayımı (CBC), demir profili, ferretin seviyeleri ve gerekirse talasemi testi gibi kan testleri anemiyi doğru bir şekilde teşhis etmeye yardımcı olabilir. Erken teşhis etkili tedaviyi sağlar ve ciddi komplikasyonları önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0sOQwYKXdEmtBYfwQZuVEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Etler
Yumurtalar
Yapraklı yeşil sebzeler
Tahıllar gibi demirle zenginleştirilmiş yiyecekler
Fasulye
Deniz ürünleri
Bezelye
 Kuruyemişler ve kuru meyveler
Mercimek

Sağlıklı bir diyete ek olarak, vücudunuzdaki demir ve hemoglobin miktarını artıracak takviyeler alabilirsiniz. Doktorunuzla anemi için demir takviyesi alma konusunda konuşun ve nasıl almanız gerektiğini öğrenin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp sağlığı için 6 altın kural! Uzmanı açıkladı; Hangi besinler tüketilmeli?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-sagligi-icin-6-altin-kural-uzmani-acikladi-hangi-besinler-tuketilmeli</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-sagligi-icin-6-altin-kural-uzmani-acikladi-hangi-besinler-tuketilmeli</guid>
<description><![CDATA[ Diyetinize meyve, sebze, badem, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar ekleyerek kalp sağlığınızı artırın. İlaçlarınızı dikkatli bir şekilde takip edin, aktif kalın, uykuya öncelik verin, düzenli kontroller planlayın ve farkındalık ve derin nefes alma yoluyla stresi yönetin. Ünlü fitness eğitmeni Yasmin Karachiwala kalp sağlığı için pratik ipuçları paylaşıyor. Değişiklik yapmadan önce her zaman doktorunuza danışın.Kalp sağlığını yönetmek zor gibi görünebilir, ancak yaşam tarzınızda ve diyetinizde doğru değişiklikler yaparak kalp sağlığınızı önemli ölçüde artırabilir ve yaşam kalitenizi iyileştirebilirsiniz. Kalp sağlığı için sağlıklı bir yaşam sürmek sadece yediklerinizle ilgili değildir; aynı zamanda yaşam tarzınızla da ilgilidir.İşte ünlü fitness eğitmeni Yasmin Karachiwala&#039;nın kalbinizi beslemenize ve her gün daha sağlıklı ve mutlu yaşamanıza yardımcı olacak bazı basit, pratik ipuçları.1. SAĞLIKLI BESİNLER TÜKETMEYE ODAKLANINKalp sağlığının temeli dengeli bir diyette yatar.İşte dahil etmeniz gerekenler:Meyve ve Sebzeleri Yükleyin: Tabağınızı özellikle mevsimlik seçenekler olmak üzere çok çeşitli meyve ve sebzelerle doldurduğunuzdan emin olun. Bunlar kalbinizi korumaya yardımcı olan vitaminler, mineraller ve antioksidanlarla doludur.Badem Atıştırın: Bademi günlük diyetinize eklemek kalp sağlığınızı artırmanın kolay ve etkili bir yolu olabilir. Kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olurlar; bunların ikisi de kalp sorunlarına katkıda bulunur. Ayrıca bademler göbek yağını azaltmaya ve bel ölçüsünü küçültmeye yardımcı olabilir; kalp hastalıklarını önlemek için önemli faktörlerdir. Genel olarak, günde bir avuç badem sağlıklı HDL kolesterol seviyelerini destekleyerek kalbinizi sağlıklı tutabilir.Tam Tahılları Seçin: Rafine tahılları kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahıllarla değiştirin. Bunlar kan şekeri seviyelerini dengelemeye ve kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olan lif ve besin açısından zengindir.Sağlıklı Yağları Dahil Edin: İşlenmiş gıdalarda bulunanlar gibi sağlıksız yağları zeytinyağı, avokado ve badem gibi kuruyemişler gibi daha sağlıklı seçeneklerle değiştirin. Bu sağlıklı yağlar LDL kolesterolü (&quot;kötü&quot; kolesterol) düşürmeye ve kalp hastalığı riskinizi azaltmaya yardımcı olur.Tuzu Sınırlayın: Tuzu azaltmak yüksek tansiyon geliştirme şansınızı düşürebilir. İşlenmiş gıdalara ve dışarıda yemek yemeye dikkat edin, çünkü bunlar genellikle gizli sodyum içerir.Orta Düzey Protein: Kalbinizdeki baskıyı azaltmak için kırmızı et yerine tavuk, balık, badem ve baklagiller gibi sağlıklı protein kaynaklarını tercih edin.Kalp ilaçları kullanıyorsanız, sağlık uzmanınızın talimatlarını dikkatlice takip etmeniz önemlidir. Dozları asla atlamayın ve herhangi bir endişeniz varsa veya yan etki yaşarsanız her zaman doktorunuzla iletişim kurun. Tutarlılık, kalp rahatsızlıklarını etkili bir şekilde yönetmenin anahtarıdır.Egzersiz, kalbinizi korumak için en güçlü yollardan biridir. Düzenli fiziksel aktivite sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur, dolaşımı iyileştirir ve kan basıncını düşürür. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz (yürüyüş veya bisiklet gibi) veya 75 dakika yüksek yoğunlukta aktivite (koşu veya yüzme gibi) yapmayı hedefleyin. Özellikle önceden var olan bir kalp rahatsızlığınız varsa, yeni bir egzersiz rutinine başlamadan önce daima doktorunuza danışın.Yeterince dinlenmek, kalp sağlığı için diyet ve egzersiz kadar önemlidir. Her gece 7-9 saat dinlendirici bir uyku hedefleyin. Kötü uyku alışkanlıkları kalp sorunları riskini artırabilir, bu nedenle tutarlı bir uyku rutini oluşturmaya ve dinlenmek için rahat bir ortam yaratmaya çalışın.Doktorunuzu düzenli olarak ziyaret ederek kalp sağlığınızı yakından takip edin. Durumunuzu izlemek, ilaçlarınızı ayarlamak ve ilerlemenizi takip etmek, komplikasyonları önlemede ve kalbinizi sağlıklı tutmada önemli adımlardır.Kronik stres kalbinize zarar verebilir, bu nedenle stresle başa çıkmanın yollarını bulmak hayati önem taşır. İşte yardımcı olabilecek bazı teknikler:Dikkat ve Meditasyon: Her gün birkaç dakikanızı farkındalık veya meditasyon yapmaya ayırmak rahatlamanıza ve stres seviyenizi azaltmanıza yardımcı olabilir.Derin Nefes Alma: Derin nefes egzersizlerini gününüze dahil etmek stresinizi azaltabilir ve kendinizi daha merkezlenmiş hissetmenize yardımcı olabilir.Kalp sorunlarıyla yaşamak hayattan vazgeçmek anlamına gelmez. Basit yaşam tarzı değişiklikleri benimseyerek kalp sağlığınızı kontrol altına alabilir ve komplikasyon riskini azaltabilirsiniz. Kalp sağlığına uygun bir yaşam tarzına doğru attığınız her adım önemlidir, ancak diyetinizde veya egzersiz rutininizde önemli değişiklikler yapmadan önce her zaman sağlık uzmanınıza danışmanız önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2hb2X1zvgE6bJ5kLqTXrVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, sağlığı, için, altın, kural, Uzmanı, açıkladı, Hangi, besinler, tüketilmeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2hb2X1zvgE6bJ5kLqTXrVA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp sağlığı için 6 altın kural! Uzmanı açıkladı; Hangi besinler tüketilmeli?"><p>Diyetinize meyve, sebze, badem, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar ekleyerek kalp sağlığınızı artırın. İlaçlarınızı dikkatli bir şekilde takip edin, aktif kalın, uykuya öncelik verin, düzenli kontroller planlayın ve farkındalık ve derin nefes alma yoluyla stresi yönetin. Ünlü fitness eğitmeni Yasmin Karachiwala kalp sağlığı için pratik ipuçları paylaşıyor. Değişiklik yapmadan önce her zaman doktorunuza danışın.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OT0LF3fQV06FXYIw-YwmEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp sağlığını yönetmek zor gibi görünebilir, ancak yaşam tarzınızda ve diyetinizde doğru değişiklikler yaparak kalp sağlığınızı önemli ölçüde artırabilir ve yaşam kalitenizi iyileştirebilirsiniz. Kalp sağlığı için sağlıklı bir yaşam sürmek sadece yediklerinizle ilgili değildir; aynı zamanda yaşam tarzınızla da ilgilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/habzyavmIUSceTZF5vSFHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte ünlü fitness eğitmeni Yasmin Karachiwala'nın kalbinizi beslemenize ve her gün daha sağlıklı ve mutlu yaşamanıza yardımcı olacak bazı basit, pratik ipuçları.1. SAĞLIKLI BESİNLER TÜKETMEYE ODAKLANINKalp sağlığının temeli dengeli bir diyette yatar.İşte dahil etmeniz gerekenler:Meyve ve Sebzeleri Yükleyin: Tabağınızı özellikle mevsimlik seçenekler olmak üzere çok çeşitli meyve ve sebzelerle doldurduğunuzdan emin olun. Bunlar kalbinizi korumaya yardımcı olan vitaminler, mineraller ve antioksidanlarla doludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_aT5VrywDkSXILrKnFv-6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Badem Atıştırın: Bademi günlük diyetinize eklemek kalp sağlığınızı artırmanın kolay ve etkili bir yolu olabilir. Kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olurlar; bunların ikisi de kalp sorunlarına katkıda bulunur. Ayrıca bademler göbek yağını azaltmaya ve bel ölçüsünü küçültmeye yardımcı olabilir; kalp hastalıklarını önlemek için önemli faktörlerdir. Genel olarak, günde bir avuç badem sağlıklı HDL kolesterol seviyelerini destekleyerek kalbinizi sağlıklı tutabilir.Tam Tahılları Seçin: Rafine tahılları kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahıllarla değiştirin. Bunlar kan şekeri seviyelerini dengelemeye ve kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olan lif ve besin açısından zengindir.Sağlıklı Yağları Dahil Edin: İşlenmiş gıdalarda bulunanlar gibi sağlıksız yağları zeytinyağı, avokado ve badem gibi kuruyemişler gibi daha sağlıklı seçeneklerle değiştirin. Bu sağlıklı yağlar LDL kolesterolü ("kötü" kolesterol) düşürmeye ve kalp hastalığı riskinizi azaltmaya yardımcı olur.Tuzu Sınırlayın: Tuzu azaltmak yüksek tansiyon geliştirme şansınızı düşürebilir. İşlenmiş gıdalara ve dışarıda yemek yemeye dikkat edin, çünkü bunlar genellikle gizli sodyum içerir.Orta Düzey Protein: Kalbinizdeki baskıyı azaltmak için kırmızı et yerine tavuk, balık, badem ve baklagiller gibi sağlıklı protein kaynaklarını tercih edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dUsEv1lTRki4-fHVxQ_wug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp ilaçları kullanıyorsanız, sağlık uzmanınızın talimatlarını dikkatlice takip etmeniz önemlidir. Dozları asla atlamayın ve herhangi bir endişeniz varsa veya yan etki yaşarsanız her zaman doktorunuzla iletişim kurun. Tutarlılık, kalp rahatsızlıklarını etkili bir şekilde yönetmenin anahtarıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ps1fcrBM0iGpb9SyltU-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz, kalbinizi korumak için en güçlü yollardan biridir. Düzenli fiziksel aktivite sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur, dolaşımı iyileştirir ve kan basıncını düşürür. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz (yürüyüş veya bisiklet gibi) veya 75 dakika yüksek yoğunlukta aktivite (koşu veya yüzme gibi) yapmayı hedefleyin. Özellikle önceden var olan bir kalp rahatsızlığınız varsa, yeni bir egzersiz rutinine başlamadan önce daima doktorunuza danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O4kwVVywkEyxmPuX8Y2VHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterince dinlenmek, kalp sağlığı için diyet ve egzersiz kadar önemlidir. Her gece 7-9 saat dinlendirici bir uyku hedefleyin. Kötü uyku alışkanlıkları kalp sorunları riskini artırabilir, bu nedenle tutarlı bir uyku rutini oluşturmaya ve dinlenmek için rahat bir ortam yaratmaya çalışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1xcAGtjCC0eNBYNMlDTuhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorunuzu düzenli olarak ziyaret ederek kalp sağlığınızı yakından takip edin. Durumunuzu izlemek, ilaçlarınızı ayarlamak ve ilerlemenizi takip etmek, komplikasyonları önlemede ve kalbinizi sağlıklı tutmada önemli adımlardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eAY58EtViEmWZYoQroagCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik stres kalbinize zarar verebilir, bu nedenle stresle başa çıkmanın yollarını bulmak hayati önem taşır. İşte yardımcı olabilecek bazı teknikler:Dikkat ve Meditasyon: Her gün birkaç dakikanızı farkındalık veya meditasyon yapmaya ayırmak rahatlamanıza ve stres seviyenizi azaltmanıza yardımcı olabilir.Derin Nefes Alma: Derin nefes egzersizlerini gününüze dahil etmek stresinizi azaltabilir ve kendinizi daha merkezlenmiş hissetmenize yardımcı olabilir.Kalp sorunlarıyla yaşamak hayattan vazgeçmek anlamına gelmez. Basit yaşam tarzı değişiklikleri benimseyerek kalp sağlığınızı kontrol altına alabilir ve komplikasyon riskini azaltabilirsiniz. Kalp sağlığına uygun bir yaşam tarzına doğru attığınız her adım önemlidir, ancak diyetinizde veya egzersiz rutininizde önemli değişiklikler yapmadan önce her zaman sağlık uzmanınıza danışmanız önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğal magnezyum kaynakları: Günlük ihtiyacın yarısını karşılıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dogal-magnezyum-kaynaklari-gunluk-ihtiyacin-yarisini-karsiliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dogal-magnezyum-kaynaklari-gunluk-ihtiyacin-yarisini-karsiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Birçok kişi günlük magnezyum ihtiyacını karşılamıyor. Yetişkin erkeklerin günlük 400-420 miligrama ihtiyacı varken, kadınların 310-400 miligram magnezyuma ihtiyacı var. Papaya, armut, incir, muz, kayısı ve guava gibi meyveler iyi magnezyum kaynaklarıdır. Bu meyveleri diyetinize dahil etmek, günlük magnezyum alımınıza lezzetli bir şekilde ulaşmanıza yardımcı olabilir.Yapılan araştırma, magnezyumun sinir fonksiyonu, kan basıncı düzenlemesi, kan şekeri kontrolü ve kemik sağlığının korunması için gerekli olduğunu, yetişkin erkeklerin günlük 400-420 miligrama, kadınların ise 310-400 miligrama ihtiyaç duyduğunu tespit ediyor.Günlük magnezyum ihtiyacınızı karşılayacak birçok yiyecek olsa da, bunu karşılamanın daha lezzetli bir yolu var. Magnezyum açısından zengin meyveleri tüketerek, bunu daha sağlıklı ve lezzetli bir şekilde elde edebilirsiniz. İşte magnezyum açısından zengin 6 meyve:Her gün papaya yemek, forma girmenin ve form kazanmanın en iyi yoludur. Ayrıca magnezyumla birlikte günlük sağlık gereksinimlerinizi destekleyecek yeterli besin içerir. Papaya, fincan başına 34,6 miligram magnezyum sağlayarak günlük ihtiyaçların %8,2&#039;sini karşılar. Meyve, kalp hastalığı önlemeyle bağlantılı bir karotenoid olan likopen açısından zengindir.Bir meyvedeki en yüksek magnezyum konsantrasyonu bu harika meyveye aittir. Dikenli armut, 1 fincan porsiyon başına 127 miligram içeren ve Günlük Değerin %30&#039;unu oluşturan önde gelen magnezyum açısından zengin meyve olarak ortaya çıkar. Ayrıca günlük C vitamini ihtiyacının %23&#039;ünü ve lif ihtiyacının %19,2&#039;sini sağlar.İncirler diyetinize harika bir katkıdır. Sadece bu değil, kuru incirler ikinci sırada yer alır ve fincan başına 101 miligram magnezyum sağlayarak Günlük Değerin %24&#039;ünü temsil eder. Bu meyveler özellikle lif açısından zengindir, fincan başına 14,6 gram içerir ve günlük lif ihtiyacının %50&#039;sinden fazlasını karşılar.Bu parlak sarı uzun meyveler bir sebepten dolayı süper gıda olarak bilinir. Muzlar fincan başına 40,6 miligram magnezyum içerir ve günlük ihtiyacın %9,6&#039;sını karşılar. Bu tropikal meyveler metabolizma ve bağışıklık fonksiyonu için gerekli olan B6 vitamini açısından zengindir. Günde bir muz tüketin ve sağlığınızın değiştiğini fark edeceksiniz.Kuru kayısı fincan başına 41,6 miligram magnezyum sunar ve günlük ihtiyacın %9,9&#039;unu karşılar. Ayrıca günlük demir ihtiyacının %19,2&#039;sini karşılar, oksijen taşınmasını ve hormon sentezini destekler. Olduğu gibi tüketilebildiği veya herhangi bir smoothie veya salataya eklenebildiği için kullanımı çok yönlüdür.Bu güzel yeşil meyve C vitamini içeriğiyle övülüyor. Ancak, sağlığınızı desteklemek için yeterli magnezyumla da doludur. Guava, fincan başına 36,4 miligram magnezyum sağlar ve günlük gereksinimlerin %8,6&#039;sını karşılar. Bu meyve fincan başına 4,21 gram protein ve günlük C vitamini ihtiyacının %400&#039;ünden fazlasıyla öne çıkar.Ispanak (pişmiş fincan başına 156 mg), kabak çekirdeği (gram başına 156 mg), chia tohumu (gram başına 111 mg), siyah fasulye (fincan başına 120 mg), edamame (fincan başına 100 mg), esmer pirinç (fincan başına 84 mg), badem (gram başına 80 mg), kaju (gram başına 74 mg), soya sütü (fincan başına 61 mg) ve yoğurt (8 gram başına 42 mg) dahil olmak üzere diğer önemli magnezyum kaynakları.Günlük gereksinimleri karşılamak için çeşitli magnezyum açısından zengin yiyecekler tüketmenin önemini vurgulayalım. Optimum magnezyum alımı için meyve, sebze, kuruyemiş, tohum ve baklagilleri içeren dengeli bir diyet tüketmenizi öneririz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k-AiJfc9sUuZe7jHP-CAkQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğal, magnezyum, kaynakları:, Günlük, ihtiyacın, yarısını, karşılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k-AiJfc9sUuZe7jHP-CAkQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğal magnezyum kaynakları: Günlük ihtiyacın yarısını karşılıyor"><p>Birçok kişi günlük magnezyum ihtiyacını karşılamıyor. Yetişkin erkeklerin günlük 400-420 miligrama ihtiyacı varken, kadınların 310-400 miligram magnezyuma ihtiyacı var. Papaya, armut, incir, muz, kayısı ve guava gibi meyveler iyi magnezyum kaynaklarıdır. Bu meyveleri diyetinize dahil etmek, günlük magnezyum alımınıza lezzetli bir şekilde ulaşmanıza yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8lAeYGTKL0GMSbXCgH61AQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan araştırma, magnezyumun sinir fonksiyonu, kan basıncı düzenlemesi, kan şekeri kontrolü ve kemik sağlığının korunması için gerekli olduğunu, yetişkin erkeklerin günlük 400-420 miligrama, kadınların ise 310-400 miligrama ihtiyaç duyduğunu tespit ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8DAzUFkpIkWir6PThdZlIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük magnezyum ihtiyacınızı karşılayacak birçok yiyecek olsa da, bunu karşılamanın daha lezzetli bir yolu var. Magnezyum açısından zengin meyveleri tüketerek, bunu daha sağlıklı ve lezzetli bir şekilde elde edebilirsiniz. İşte magnezyum açısından zengin 6 meyve:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rJGpTaPeIkiVcG_fbzTgsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün papaya yemek, forma girmenin ve form kazanmanın en iyi yoludur. Ayrıca magnezyumla birlikte günlük sağlık gereksinimlerinizi destekleyecek yeterli besin içerir. Papaya, fincan başına 34,6 miligram magnezyum sağlayarak günlük ihtiyaçların %8,2'sini karşılar. Meyve, kalp hastalığı önlemeyle bağlantılı bir karotenoid olan likopen açısından zengindir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vTVsDkV7p0aXPMPq39YeTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir meyvedeki en yüksek magnezyum konsantrasyonu bu harika meyveye aittir. Dikenli armut, 1 fincan porsiyon başına 127 miligram içeren ve Günlük Değerin %30'unu oluşturan önde gelen magnezyum açısından zengin meyve olarak ortaya çıkar. Ayrıca günlük C vitamini ihtiyacının %23'ünü ve lif ihtiyacının %19,2'sini sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p_eg8xYAlUaVdPsGYsFKYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İncirler diyetinize harika bir katkıdır. Sadece bu değil, kuru incirler ikinci sırada yer alır ve fincan başına 101 miligram magnezyum sağlayarak Günlük Değerin %24'ünü temsil eder. Bu meyveler özellikle lif açısından zengindir, fincan başına 14,6 gram içerir ve günlük lif ihtiyacının %50'sinden fazlasını karşılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O7lacN2HykSou7yHn4Zx1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu parlak sarı uzun meyveler bir sebepten dolayı süper gıda olarak bilinir. Muzlar fincan başına 40,6 miligram magnezyum içerir ve günlük ihtiyacın %9,6'sını karşılar. Bu tropikal meyveler metabolizma ve bağışıklık fonksiyonu için gerekli olan B6 vitamini açısından zengindir. Günde bir muz tüketin ve sağlığınızın değiştiğini fark edeceksiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/snde7ItwHU6LoGZwzMpwoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuru kayısı fincan başına 41,6 miligram magnezyum sunar ve günlük ihtiyacın %9,9'unu karşılar. Ayrıca günlük demir ihtiyacının %19,2'sini karşılar, oksijen taşınmasını ve hormon sentezini destekler. Olduğu gibi tüketilebildiği veya herhangi bir smoothie veya salataya eklenebildiği için kullanımı çok yönlüdür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wAjqxgWy-EOnOmWfTlCDTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu güzel yeşil meyve C vitamini içeriğiyle övülüyor. Ancak, sağlığınızı desteklemek için yeterli magnezyumla da doludur. Guava, fincan başına 36,4 miligram magnezyum sağlar ve günlük gereksinimlerin %8,6'sını karşılar. Bu meyve fincan başına 4,21 gram protein ve günlük C vitamini ihtiyacının %400'ünden fazlasıyla öne çıkar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q4S6_IWPbkyfA6i7gm6_WA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanak (pişmiş fincan başına 156 mg), kabak çekirdeği (gram başına 156 mg), chia tohumu (gram başına 111 mg), siyah fasulye (fincan başına 120 mg), edamame (fincan başına 100 mg), esmer pirinç (fincan başına 84 mg), badem (gram başına 80 mg), kaju (gram başına 74 mg), soya sütü (fincan başına 61 mg) ve yoğurt (8 gram başına 42 mg) dahil olmak üzere diğer önemli magnezyum kaynakları.Günlük gereksinimleri karşılamak için çeşitli magnezyum açısından zengin yiyecekler tüketmenin önemini vurgulayalım. Optimum magnezyum alımı için meyve, sebze, kuruyemiş, tohum ve baklagilleri içeren dengeli bir diyet tüketmenizi öneririz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>12 yaşındaki çocuğun baş ağrısını doktorlar görmezden geldi: 18 yaşında kanserden öldü</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/12-yasindaki-cocugun-bas-agrisini-doktorlar-goermezden-geldi-18-yasinda-kanserden-oeldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/12-yasindaki-cocugun-bas-agrisini-doktorlar-goermezden-geldi-18-yasinda-kanserden-oeldu</guid>
<description><![CDATA[ 12 yaşındaki Erroll McDowell baş ağrıları yaşamaya başladığında doktorlar bunun ciddi bir durum olmadığını söyledi. O dönemde Erroll sağlıklı, aktif ve formdaydı; yüzüyor, spor yapıyor ve ailesiyle vakit geçiriyordu. Babası Rider, o dönemde mutlu bir hayat sürdüklerini belirtiyor. Ancak, bir süre sonra Erroll’un baş ağrıları artarak baş dönmesi ve mide bulantısı gibi ek semptomlarla birleşti.Ailesi, oğullarının durumunu ciddiye alarak bir dizi doktora başvurdu ancak doktorlar, Erroll’un baş ağrılarının “önemli bir durumdan kaynaklanmadığını” ve gereksiz yere MRI çekilmesinin “travmatik” olabileceğini söylediler.Altı ay boyunca doktorlar, Erroll’a durumunun iyi olduğunu söylediler. Ancak, semptomlar şiddetini artırarak denge sorunları ve parmaklarda uyuşma gibi endişe verici yeni belirtiler gösterdi.Sonunda, Erroll’un babası Rider, doktorların ısrarlarına rağmen bir tarama yapılması konusunda kararlı oldu. Ocak 2013&#039;te yapılan testler, Erroll’a medulloblastoma adı verilen hızlı büyüyen kötü huylu bir beyin tümörü teşhisi koydu. Bu kötü haber, ailesini derinden sarstı. Rider, “Radyolog çok ciddi bir şekilde geldi ve bize bu korkunç haberi verdi. Beyin sapında golf topu büyüklüğünde bir kitle vardı” diyor.Erroll, hemen 13 yaşında beyin ameliyatı geçirdi. Ailesi, çocuk kanserlerine yönelik yetersiz fonlama ve araştırmalara dikkat çekerek, bu alandaki eksikliklere karşı farkındalık yaratmaya çalıştılar. İngiltere&#039;deki veriler, beyin tümörlerinin çocuklar arasında daha yaygın öldürücü kanser türlerinden biri olduğunu gösteriyor. Ancak, çocuk kanserlerine yapılan araştırma yatırımlarının yetersiz olduğu vurgulanıyor.Erroll, tedavi sürecinde radyasyon tedavisi ve kemoterapi gibi zorlu süreçlere girdi ve bir süre kanserin yenildiği söylenmişti. Ancak, bir yıl sonra kanser geri döndü. Ailesi, Erroll için yeni tedavi yöntemleri arayarak, Amerika ve yurtdışında birçok kanser araştırmacısıyla görüştü. Nihayetinde, Florida Üniversitesi&#039;nde hedefli immünoterapi tedavisi buldular ve Erroll üç yıl daha kansersiz yaşadı.Genç, kanser araştırmalarına katkı sağlamak amacıyla, Amerika’daki çeşitli platformlarda farkındalık yaratmaya çalıştı ve 1 milyon dolardan fazla bağış toplandı. Ancak 2018’de medulloblastoma tekrar geri döndü ve Erroll, 18 yaşında ailesinin kollarında hayatını kaybetti.Erroll’un babası Rider, kayıplarının ardından kederle başa çıkmak için kendisini bağış toplama çalışmalarına adadığını belirtiyor. Rider, &quot;Kanser ailemize bulaşana kadar, bağış toplama yoluyla bunu yenmek için bu muazzam tutkuyu geliştirmedik. Eğer başımıza gelmeseydi, hayatımızı diğer aileler gibi neşeyle geçiriyor olurduk&quot; diyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QjiZCAd61EeScZ7MV6jfTg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, çocuğun, baş, ağrısını, doktorlar, görmezden, geldi:, yaşında, kanserden, öldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QjiZCAd61EeScZ7MV6jfTg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="12 yaşındaki çocuğun baş ağrısını doktorlar görmezden geldi: 18 yaşında kanserden öldü"><p>12 yaşındaki Erroll McDowell baş ağrıları yaşamaya başladığında doktorlar bunun ciddi bir durum olmadığını söyledi. O dönemde Erroll sağlıklı, aktif ve formdaydı; yüzüyor, spor yapıyor ve ailesiyle vakit geçiriyordu. Babası Rider, o dönemde mutlu bir hayat sürdüklerini belirtiyor. Ancak, bir süre sonra Erroll’un baş ağrıları artarak baş dönmesi ve mide bulantısı gibi ek semptomlarla birleşti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C-U-C4KNok-17BKnc2yeEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ailesi, oğullarının durumunu ciddiye alarak bir dizi doktora başvurdu ancak doktorlar, Erroll’un baş ağrılarının “önemli bir durumdan kaynaklanmadığını” ve gereksiz yere MRI çekilmesinin “travmatik” olabileceğini söylediler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Ui-TYt-f0iqcbbBODkS3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Altı ay boyunca doktorlar, Erroll’a durumunun iyi olduğunu söylediler. Ancak, semptomlar şiddetini artırarak denge sorunları ve parmaklarda uyuşma gibi endişe verici yeni belirtiler gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8dd2Yt39vEyuNujk3HYrQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonunda, Erroll’un babası Rider, doktorların ısrarlarına rağmen bir tarama yapılması konusunda kararlı oldu. Ocak 2013'te yapılan testler, Erroll’a medulloblastoma adı verilen hızlı büyüyen kötü huylu bir beyin tümörü teşhisi koydu. Bu kötü haber, ailesini derinden sarstı. Rider, “Radyolog çok ciddi bir şekilde geldi ve bize bu korkunç haberi verdi. Beyin sapında golf topu büyüklüğünde bir kitle vardı” diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eo2s2eNHsUOSy0erRwC7qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erroll, hemen 13 yaşında beyin ameliyatı geçirdi. Ailesi, çocuk kanserlerine yönelik yetersiz fonlama ve araştırmalara dikkat çekerek, bu alandaki eksikliklere karşı farkındalık yaratmaya çalıştılar. İngiltere'deki veriler, beyin tümörlerinin çocuklar arasında daha yaygın öldürücü kanser türlerinden biri olduğunu gösteriyor. Ancak, çocuk kanserlerine yapılan araştırma yatırımlarının yetersiz olduğu vurgulanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/th4hQxszkEC1-Olri1c59A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erroll, tedavi sürecinde radyasyon tedavisi ve kemoterapi gibi zorlu süreçlere girdi ve bir süre kanserin yenildiği söylenmişti. Ancak, bir yıl sonra kanser geri döndü. Ailesi, Erroll için yeni tedavi yöntemleri arayarak, Amerika ve yurtdışında birçok kanser araştırmacısıyla görüştü. Nihayetinde, Florida Üniversitesi'nde hedefli immünoterapi tedavisi buldular ve Erroll üç yıl daha kansersiz yaşadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YIuKhKRP20SiwlZTCTD5VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genç, kanser araştırmalarına katkı sağlamak amacıyla, Amerika’daki çeşitli platformlarda farkındalık yaratmaya çalıştı ve 1 milyon dolardan fazla bağış toplandı. Ancak 2018’de medulloblastoma tekrar geri döndü ve Erroll, 18 yaşında ailesinin kollarında hayatını kaybetti.Erroll’un babası Rider, kayıplarının ardından kederle başa çıkmak için kendisini bağış toplama çalışmalarına adadığını belirtiyor. Rider, "Kanser ailemize bulaşana kadar, bağış toplama yoluyla bunu yenmek için bu muazzam tutkuyu geliştirmedik. Eğer başımıza gelmeseydi, hayatımızı diğer aileler gibi neşeyle geçiriyor olurduk" diyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sık sık hasta mı oluyorsunuz? 7 adımda hastalıklara karşı vücut direncini artırın</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sik-sik-hasta-mi-oluyorsunuz-7-adimda-hastaliklara-karsi-vucut-direncini-artirin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sik-sik-hasta-mi-oluyorsunuz-7-adimda-hastaliklara-karsi-vucut-direncini-artirin</guid>
<description><![CDATA[ Sık sık hasta mı oluyorsunuz? Bunun nedeni bağışıklık sisteminizin zayıflaması olabilir. Vücut sağlığınızı korumak ve hastalıklara karşı direnç kazanmak için bağışıklık sisteminizi güçlü tutmalısınız. Peki, bağışıklık nasıl güçlenir?Hastalık döngüsünde sıkışıp kalmak en kötüsüdür! İster inatçı bir soğuk algınlığı ister güçten düşüren bir grip olsun, kendinizi iyi hissetmemek sinir bozucu ve yorucu olabilir. Peki ya bu döngüden kurtulup daha güçlü, daha sağlıklı bir siz inşa edebilseydiniz? İyi haber şu ki, bağışıklığınızı güçlendirmek karmaşık veya pahalı olmak zorunda değil. Basit alışkanlıklar büyük fark yaratabilir. İşte bağışıklık sisteminizi güçlendirmek ve hastalıkları uzak tutmak için 7 günlük alışkanlık. Bu alışkanlıkları günlük rutininize dahil ederek, sık sık hasta olduğunuz günlere veda edip daha sağlıklı, daha mutlu bir sizle tanışacaksınız.Dengeli bir beslenme %55-60 karbonhidrat, %25-30 protein ve %10-15 yağdan oluşur. Yağ kısmının %90&#039;ı PUFA (çoklu doymamış yağ asitleri) ve %10&#039;u doymuş yağ olmalıdır. Çok yüksek glisemik indekse sahip oldukları için abur cubura hayır deyin. Düşük glisemik indekse sahip yiyecekler tüketin.Mevsimlik meyve ve sebzeler günlük beslenmenin bir parçası olmalıdır, çünkü vitamin ve mineralleri yenilerler ve sağlıklı bağırsak alışkanlıkları için gerekli olan iyi lif içeriğine sahiptirler.Az miktarda gereklidirler ve doğal yağlar (esansiyel yağ asitleri), proteinler ve lif açısından iyi bir kaynaktırlar.Sağlıklı bir yetişkinin günlük su ihtiyacı 2,5 ila 3 litredir. Günde yaklaşık 8-10 bardak su içmek zorunludur. Mevsime ve hastalık durumunuza göre değişebilir.Fiziksel aktivite kardiyovasküler olayları azaltır, kan basıncını düşürür ve lipid profilini iyileştirir. Günde 10 dakikayla başlayın, kademeli olarak günde 20 dakikaya ve ardından haftada en az 5 gün günde 30-40 dakikaya çıkarın. Yeterli dinlenme de çok önemlidir. Günlük 7-8 saat uyku yeterli kabul edilir.Alkol sağlığı zararlıdır ve bağışıklığınızın düşmesine neden olabilir. Bu nedenle alkolden kaçınmak daha iyidir. Sigara dumanı 5000 bileşenden oluşur ve bunların 43&#039;ü kanserojendir. Sigara içmek, koroner arter hastalığına bağlı ölümlerin %21,5&#039;ini, felç nedeniyle ölümlerin %18&#039;ini oluşturur, KOAH riski 10 kat artar ve akciğer kanseri riski 20-40 kat daha yüksektir. 30 yaşında sigarayı bırakırsanız, yaşam beklentiniz 10 yıl artar. 40 yaşında 9 yıl; 50 yaşında 6 yıl; ve 60 yaşında sırasıyla 3 yıl olur. Bu kadar erken bırakırsanız, fayda daha büyük olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JY03h_BLykmFI54XUxSVKQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sık, sık, hasta, mı, oluyorsunuz, adımda, hastalıklara, karşı, vücut, direncini, artırın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JY03h_BLykmFI54XUxSVKQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sık sık hasta mı oluyorsunuz? 7 adımda hastalıklara karşı vücut direncini artırın"><p>Sık sık hasta mı oluyorsunuz? Bunun nedeni bağışıklık sisteminizin zayıflaması olabilir. Vücut sağlığınızı korumak ve hastalıklara karşı direnç kazanmak için bağışıklık sisteminizi güçlü tutmalısınız. Peki, bağışıklık nasıl güçlenir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w_MwaPwAxE23DADkbAAapQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalık döngüsünde sıkışıp kalmak en kötüsüdür! İster inatçı bir soğuk algınlığı ister güçten düşüren bir grip olsun, kendinizi iyi hissetmemek sinir bozucu ve yorucu olabilir. Peki ya bu döngüden kurtulup daha güçlü, daha sağlıklı bir siz inşa edebilseydiniz? İyi haber şu ki, bağışıklığınızı güçlendirmek karmaşık veya pahalı olmak zorunda değil. Basit alışkanlıklar büyük fark yaratabilir. İşte bağışıklık sisteminizi güçlendirmek ve hastalıkları uzak tutmak için 7 günlük alışkanlık. Bu alışkanlıkları günlük rutininize dahil ederek, sık sık hasta olduğunuz günlere veda edip daha sağlıklı, daha mutlu bir sizle tanışacaksınız.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mVHOVHI1RkSbbAim-sJRjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dengeli bir beslenme %55-60 karbonhidrat, %25-30 protein ve %10-15 yağdan oluşur. Yağ kısmının %90'ı PUFA (çoklu doymamış yağ asitleri) ve %10'u doymuş yağ olmalıdır. Çok yüksek glisemik indekse sahip oldukları için abur cubura hayır deyin. Düşük glisemik indekse sahip yiyecekler tüketin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M3yX_5XxPEmtrmjJmxZPOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mevsimlik meyve ve sebzeler günlük beslenmenin bir parçası olmalıdır, çünkü vitamin ve mineralleri yenilerler ve sağlıklı bağırsak alışkanlıkları için gerekli olan iyi lif içeriğine sahiptirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i9iOz6AVrUSed_gO8v1CgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Az miktarda gereklidirler ve doğal yağlar (esansiyel yağ asitleri), proteinler ve lif açısından iyi bir kaynaktırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eQPeiQVSOEiUe1rGabPWzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir yetişkinin günlük su ihtiyacı 2,5 ila 3 litredir. Günde yaklaşık 8-10 bardak su içmek zorunludur. Mevsime ve hastalık durumunuza göre değişebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JLOFQ4jE902hPosBkYX-EQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel aktivite kardiyovasküler olayları azaltır, kan basıncını düşürür ve lipid profilini iyileştirir. Günde 10 dakikayla başlayın, kademeli olarak günde 20 dakikaya ve ardından haftada en az 5 gün günde 30-40 dakikaya çıkarın. Yeterli dinlenme de çok önemlidir. Günlük 7-8 saat uyku yeterli kabul edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hFnVxiPKoU62Ur0GzUXsXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alkol sağlığı zararlıdır ve bağışıklığınızın düşmesine neden olabilir. Bu nedenle alkolden kaçınmak daha iyidir. Sigara dumanı 5000 bileşenden oluşur ve bunların 43'ü kanserojendir. Sigara içmek, koroner arter hastalığına bağlı ölümlerin %21,5'ini, felç nedeniyle ölümlerin %18'ini oluşturur, KOAH riski 10 kat artar ve akciğer kanseri riski 20-40 kat daha yüksektir. 30 yaşında sigarayı bırakırsanız, yaşam beklentiniz 10 yıl artar. 40 yaşında 9 yıl; 50 yaşında 6 yıl; ve 60 yaşında sırasıyla 3 yıl olur. Bu kadar erken bırakırsanız, fayda daha büyük olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp doktoru tüketmekten kaçındığı içeceği açıkladı: Sağlıklı olarak biliniyor ama kalbin düşmanı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-doktoru-tuketmekten-kacindigi-icecegi-acikladi-saglikli-olarak-biliniyor-ama-kalbin-dusmani</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-doktoru-tuketmekten-kacindigi-icecegi-acikladi-saglikli-olarak-biliniyor-ama-kalbin-dusmani</guid>
<description><![CDATA[ Kalp-damar hastalıkları ve kalp krizi dünyada önde gelen ölüm nedenleri arasında. Kalbi korumak ve kalp sağlığını desteklemek için günlük alışkanlıklarına çok dikkat etmeniz gerekiyor. Doğru ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla kalbi güçlendirmeniz mümkün. Kalbi korumak için özellikle beslenmenize özen göstermeniz gerekiyor. Bazı sağlıklı sandığınız besinler ya da içecekler farkında olmadan kalbi yorabilir.Sağlıklı bir vücuda ve kalbe sahip olmak için günlük alışkanlıklarınıza çok dikkat etmeniz gerekiyor. Kardiyovasküler hastalıklar (KVD), dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Özellikle İngiltere&#039;de kalp hastalıkları, son yıllarda önemli bir sağlık sorunu haline gelmiş durumda. Ancak, düzenli sağlık alışkanlıkları ve doğru yaşam tarzı seçimleriyle bu riskin önemli ölçüde azaltılması mümkün.Kalp damar hastalıkları ve kalp krizi dünya genelinde önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp damar hastalıklarını önlemek için günlük olarak sağlıklı alışkanlıklar geliştirmeniz gerekiyor. 
İngiliz Kalp Vakfı&#039;na göre, İngiltere&#039;de kalp ve damar hastalıklarından 75 yaşından önce ölenlerin sayısı son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaşmışken, uzmanlar sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve sağlıklı bir kiloda kalmanın kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını vurguluyor. TheSun&#039;da yer alan habere göre; Kardiyoloji Uzmanı Dr. Jonathan Behar, kalp hastalıklarını önlemek için günlük yaşamında dikkat ettiği alışkanlıkları paylaşarak, sadece hastalarına değil, kendisine de aynı özeni gösterdiğini belirtiyor.İşte Dr. Behar’ın kalp sağlığını korumak için uyguladığı 6 önemli alışkanlık:Kahvaltı, günün ilk öğünü olduğu için kalp sağlığı üzerinde önemli bir etkiye sahip. Dr. Behar, kalp sağlığını destekleyen kahvaltılarda karbonhidrat oranı yüksek, işlenmemiş gıdaları tercih ediyor. Yulaf ezmesi veya müsli gibi seçeneklerin yanı sıra, meyve tüketiminin de önemli olduğunu belirtiyor. Ancak meyve suyu yerine, taze meyve ve tam besinleri tercih etmenin daha sağlıklı olduğunu vurguluyor.&quot;İnsanlar genellikle meyve suyu içtiğimi sanıyor ama aslında göründükleri kadar sağlıklı değiller; şeker oranı yüksek ve sıkıldıkları meyvenin tüm o harika liflerinden yoksunlar.&quot;Gün boyunca enerji seviyenizi korumak ve açlık krizlerine girmemek için sağlıklı atıştırmalıklar tüketmek önemlidir. Dr. Behar, öğleden sonra 15:00 civarında bir miktar meyve veya sağlıklı bir atıştırmalık almayı tercih ediyor.&quot; Sağlıklı bir kiloda kalmak ve enerjik kalmak için günde birkaç kez pirinç keki veya elma gibi sağlıklı atıştırmalıklar yiyorum .&quot;Dr. Behar, kalp hastalıkları riskini azaltmaya yardımcı olabilecek Akdeniz diyetini takip ediyor. Akdeniz diyeti, zeytinyağı, sebzeler, tam tahıllar ve balık gibi sağlıklı yağlar ve besinlerle zenginleştirilmiş bir beslenme düzenini benimser. Ara sıra kırmızı et tüketimi de olsa da, işlenmiş gıdalardan kaçınıyor ve yemeklerini taze malzemelerle hazırlamayı tercih ediyor.Dr. Behar, &quot;Genellikle hafif et veya balıkla birlikte sebze, salata ve tam tahılların karışımından oluşan Akdeniz tarzı bir diyete bağlı kalmayı tercih ediyorum&quot; dedi.&quot;Haftada bir kez kendime ödül olarak biftek veya sebzeli kuzu eti yiyorum. Kırmızı et tüketimini azaltmanız önerilse de tadı yine de güzel oluyor!&quot; İşlenmiş, tuz, yağ ve şeker oranı yüksek gıdalara kıyasla, sağlığım açısından daha fazla fayda sağladığı için, her şeyi taze malzemelerle ve sıfırdan pişirmeyi seviyorum .&quot;Mümkün olduğunca akşamları ailemle birlikte yemek yemeye çalışıyorum, ideal olarak yatmadan birkaç saat önce, böylece yiyeceklerin yeterince sindirilebileceğinden ve uyurken midemde kalmayacağından emin oluyorum . &quot;diyor.Dr. Behar, kalp sağlığını korumak ve kan dolaşımını iyileştirmek amacıyla her gün tempolu bir yürüyüş yapmayı ihmal etmiyor. Aynı zamanda işyerinde merdivenleri kullanarak aktif kalmaya özen gösteriyor. Düzenli egzersiz, kalp hastalıkları riskini azaltmak için önemli bir adım.Kalp sağlığının korunmasında uyku kalitesinin de büyük rolü bulunuyor. Dr. Behar, her gece en az sekiz saat uyumaya çalışarak vücudunun dinlenmesini sağlıyor. Uzmanlar, sağlıklı yetişkinlerin günde 7-9 saat uyumasını öneriyor.Dr. Behar, &quot;Bu benim de geliştirebileceğim bir alan ama en azından sekiz saat uyumaya çalışıyorum&quot; dedi.&quot;Hepimiz yoğun ve telaşlı hayatlar yaşıyoruz ve küçük çocukları olanlar sürekli olarak iyi uyumakta zorluk çekiyorlar.&quot;Bununla birlikte, vücudunuzun uyumasına izin verdiğiniz uyku miktarında ve sıklığında küçük bir artış bile kalp sağlığınız için önemli faydalar yaratabilir.&quot;Stresi azaltmak ve kalp sağlığını desteklemek için gülmenin önemini vurgulayan Dr. Behar, mizahın kalp sağlığı üzerinde olumlu etkiler yarattığını belirtiyor. Gülme, stres hormonu olan kortizolün seviyesini düşürerek kalp sağlığını iyileştirebilir.Dr. Behar, kalp sağlığını korumak için günlük yaşamında dikkat ettiği bu alışkanlıkları sadece hastalarına öneriyor, aynı zamanda kendisi de aktif bir şekilde bu sağlıklı yaşam tarzını uyguluyor. Düzenli egzers ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PVizlBuhbkuP6ZGdXHX-lw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, doktoru, tüketmekten, kaçındığı, içeceği, açıkladı:, Sağlıklı, olarak, biliniyor, ama, kalbin, düşmanı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PVizlBuhbkuP6ZGdXHX-lw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp doktoru tüketmekten kaçındığı içeceği açıkladı: Sağlıklı olarak biliniyor ama kalbin düşmanı"><p>Kalp-damar hastalıkları ve kalp krizi dünyada önde gelen ölüm nedenleri arasında. Kalbi korumak ve kalp sağlığını desteklemek için günlük alışkanlıklarına çok dikkat etmeniz gerekiyor. Doğru ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla kalbi güçlendirmeniz mümkün. Kalbi korumak için özellikle beslenmenize özen göstermeniz gerekiyor. Bazı sağlıklı sandığınız besinler ya da içecekler farkında olmadan kalbi yorabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b6pG1quEEEWF5_oamh1-HQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir vücuda ve kalbe sahip olmak için günlük alışkanlıklarınıza çok dikkat etmeniz gerekiyor. Kardiyovasküler hastalıklar (KVD), dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Özellikle İngiltere'de kalp hastalıkları, son yıllarda önemli bir sağlık sorunu haline gelmiş durumda. Ancak, düzenli sağlık alışkanlıkları ve doğru yaşam tarzı seçimleriyle bu riskin önemli ölçüde azaltılması mümkün.Kalp damar hastalıkları ve kalp krizi dünya genelinde önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp damar hastalıklarını önlemek için günlük olarak sağlıklı alışkanlıklar geliştirmeniz gerekiyor. 
İngiliz Kalp Vakfı'na göre, İngiltere'de kalp ve damar hastalıklarından 75 yaşından önce ölenlerin sayısı son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaşmışken, uzmanlar sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve sağlıklı bir kiloda kalmanın kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını vurguluyor. TheSun'da yer alan habere göre; Kardiyoloji Uzmanı Dr. Jonathan Behar, kalp hastalıklarını önlemek için günlük yaşamında dikkat ettiği alışkanlıkları paylaşarak, sadece hastalarına değil, kendisine de aynı özeni gösterdiğini belirtiyor.İşte Dr. Behar’ın kalp sağlığını korumak için uyguladığı 6 önemli alışkanlık:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5H5QnVL7pkG8JpaGddQePw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvaltı, günün ilk öğünü olduğu için kalp sağlığı üzerinde önemli bir etkiye sahip. Dr. Behar, kalp sağlığını destekleyen kahvaltılarda karbonhidrat oranı yüksek, işlenmemiş gıdaları tercih ediyor. Yulaf ezmesi veya müsli gibi seçeneklerin yanı sıra, meyve tüketiminin de önemli olduğunu belirtiyor. Ancak meyve suyu yerine, taze meyve ve tam besinleri tercih etmenin daha sağlıklı olduğunu vurguluyor."İnsanlar genellikle meyve suyu içtiğimi sanıyor ama aslında göründükleri kadar sağlıklı değiller; şeker oranı yüksek ve sıkıldıkları meyvenin tüm o harika liflerinden yoksunlar."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G4SaRb-NjEKdQFC0yqqv1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gün boyunca enerji seviyenizi korumak ve açlık krizlerine girmemek için sağlıklı atıştırmalıklar tüketmek önemlidir. Dr. Behar, öğleden sonra 15:00 civarında bir miktar meyve veya sağlıklı bir atıştırmalık almayı tercih ediyor." Sağlıklı bir kiloda kalmak ve enerjik kalmak için günde birkaç kez pirinç keki veya elma gibi sağlıklı atıştırmalıklar yiyorum ."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iSTuirA58E-dmfscQegdyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Behar, kalp hastalıkları riskini azaltmaya yardımcı olabilecek Akdeniz diyetini takip ediyor. Akdeniz diyeti, zeytinyağı, sebzeler, tam tahıllar ve balık gibi sağlıklı yağlar ve besinlerle zenginleştirilmiş bir beslenme düzenini benimser. Ara sıra kırmızı et tüketimi de olsa da, işlenmiş gıdalardan kaçınıyor ve yemeklerini taze malzemelerle hazırlamayı tercih ediyor.Dr. Behar, "Genellikle hafif et veya balıkla birlikte sebze, salata ve tam tahılların karışımından oluşan Akdeniz tarzı bir diyete bağlı kalmayı tercih ediyorum" dedi."Haftada bir kez kendime ödül olarak biftek veya sebzeli kuzu eti yiyorum. Kırmızı et tüketimini azaltmanız önerilse de tadı yine de güzel oluyor!" İşlenmiş, tuz, yağ ve şeker oranı yüksek gıdalara kıyasla, sağlığım açısından daha fazla fayda sağladığı için, her şeyi taze malzemelerle ve sıfırdan pişirmeyi seviyorum ."Mümkün olduğunca akşamları ailemle birlikte yemek yemeye çalışıyorum, ideal olarak yatmadan birkaç saat önce, böylece yiyeceklerin yeterince sindirilebileceğinden ve uyurken midemde kalmayacağından emin oluyorum . "diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BwMWRKt0okSPUndG2KkBZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Behar, kalp sağlığını korumak ve kan dolaşımını iyileştirmek amacıyla her gün tempolu bir yürüyüş yapmayı ihmal etmiyor. Aynı zamanda işyerinde merdivenleri kullanarak aktif kalmaya özen gösteriyor. Düzenli egzersiz, kalp hastalıkları riskini azaltmak için önemli bir adım.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2hgfYOcADkiVjPAAF47-bQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp sağlığının korunmasında uyku kalitesinin de büyük rolü bulunuyor. Dr. Behar, her gece en az sekiz saat uyumaya çalışarak vücudunun dinlenmesini sağlıyor. Uzmanlar, sağlıklı yetişkinlerin günde 7-9 saat uyumasını öneriyor.Dr. Behar, "Bu benim de geliştirebileceğim bir alan ama en azından sekiz saat uyumaya çalışıyorum" dedi."Hepimiz yoğun ve telaşlı hayatlar yaşıyoruz ve küçük çocukları olanlar sürekli olarak iyi uyumakta zorluk çekiyorlar."Bununla birlikte, vücudunuzun uyumasına izin verdiğiniz uyku miktarında ve sıklığında küçük bir artış bile kalp sağlığınız için önemli faydalar yaratabilir."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bZ75oluasUqfxkAiHhBSPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stresi azaltmak ve kalp sağlığını desteklemek için gülmenin önemini vurgulayan Dr. Behar, mizahın kalp sağlığı üzerinde olumlu etkiler yarattığını belirtiyor. Gülme, stres hormonu olan kortizolün seviyesini düşürerek kalp sağlığını iyileştirebilir.Dr. Behar, kalp sağlığını korumak için günlük yaşamında dikkat ettiği bu alışkanlıkları sadece hastalarına öneriyor, aynı zamanda kendisi de aktif bir şekilde bu sağlıklı yaşam tarzını uyguluyor. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, yeterli uyku ve stres yönetimi gibi basit ama etkili alışkanlıklar, kalp hastalıkları riskini azaltmada büyük rol oynuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bebeklerinden topuk kanı aldırmayan aileye para cezası talebi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bebeklerinden-topuk-kani-aldirmayan-aileye-para-cezasi-talebi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bebeklerinden-topuk-kani-aldirmayan-aileye-para-cezasi-talebi</guid>
<description><![CDATA[ Adana&#039;da bebeklerinden topuk kanının alınmasını reddeden aile hakkında soruşturma başlatıldı. Aileye, Sağlık Müdürlüğü tarafından idari para ceza uygulanması hükmedildi.Seyhan ilçesinde yaşayan Murat ve Seda Ç. çifti, 4 ay önce özel hastanede dünyaya gelen M.T. adlı bebeklerinden topuk kanı alınmasına izin vermedi.   Hastane yönetimi, durumu Sağlık Bakanlığı&#039;na iletti. Bakanlığın şikayeti sonrası Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, aile hakkında soruşturma başlattı.   Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Murat Ç., &quot;Aşı, topuk kanı, sağlık taraması ve türevlerini içeren hiçbir tıbbi dayatma ve müdahaleyi kabul etmiyoruz. Rızamız dışında işlem yapılmasını istemiyoruz.&quot; dedi.  AİLEYE BİLGİ VERİLDİ  İl Sağlık Müdürlüğü tarafından görevlendirilen sağlık personeli de yenidoğan bebeklerde bazı kalıtsal hastalıkların tanılanması ve tedavi edilmesi için uygulanan topuk kanı uygulaması hakkında aileyle görüşüp bilgi verdi.   Taranan hastalıklarla olası etkileri yönünden bilgilendirilen aile, uygulamayı kabul etmediğini belirtti.   Aile ikna olmayınca Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddet Suçları Soruşturma Bürosu tarafından Murat Ç. hakkında, &quot;Aile hukukundan kaynaklı yükümlülüğü ihlal&quot; suçlamasıyla soruşturma sürdürüldü.  YAPTIRIM UYGULANMALI  Soruşturmasını tamamlayan savcılık, Murat Ç. hakkında &quot;Aile hukukundan kaynaklı yükümlülüğü ihlal&quot; suçlamasından, &quot;Şüphelinin mağdura yönelik olarak aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmediklerine ilişkin kanundaki suç tipine uygun bir iddiada bulunmadığını&quot; vurgulayarak takipsizlik kararı verdi.  Savcılık, yetkili makamlar tarafından genel sağlığın korunması amacıyla hukuka uygun şekilde verilen topuk kanı alınmasına ilişkin emre aykırı hareket etmeleri nedeniyle Kabahatler Kanunu&#039;nun 32&#039;nci maddesi gereği, şüpheliye idari para cezası verilmesi için dosyanın İl Sağlık Müdürlüğü’ne gönderilmesine de karar verdi.TOPUK KANI NEDİR?  Bebekler için hayati öneme sahip olan topuk kanı testi, doğuştan ortaya çıkabilecek genetik hastalıkların erken teşhisi için uygulanan bir tarama testi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BSBVvTwyVkiVYiyFHQR65w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bebeklerinden, topuk, kanı, aldırmayan, aileye, para, cezası, talebi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BSBVvTwyVkiVYiyFHQR65w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Topuk kanı aldırmayan aileye ceza talebi"><p>Adana'da bebeklerinden topuk kanının alınmasını reddeden aile hakkında soruşturma başlatıldı. Aileye, Sağlık Müdürlüğü tarafından idari para ceza uygulanması hükmedildi.</p><p>Seyhan ilçesinde yaşayan Murat ve Seda Ç. çifti, 4 ay önce özel hastanede dünyaya gelen M.T. adlı bebeklerinden topuk kanı alınmasına izin vermedi.   Hastane yönetimi, durumu Sağlık Bakanlığı'na iletti. Bakanlığın şikayeti sonrası Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, aile hakkında soruşturma başlattı.   Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Murat Ç., "Aşı, topuk kanı, sağlık taraması ve türevlerini içeren hiçbir tıbbi dayatma ve müdahaleyi kabul etmiyoruz. Rızamız dışında işlem yapılmasını istemiyoruz." dedi.  <strong>AİLEYE BİLGİ VERİLDİ</strong>  İl Sağlık Müdürlüğü tarafından görevlendirilen sağlık personeli de yenidoğan bebeklerde bazı kalıtsal hastalıkların tanılanması ve tedavi edilmesi için uygulanan topuk kanı uygulaması hakkında aileyle görüşüp bilgi verdi.   Taranan hastalıklarla olası etkileri yönünden bilgilendirilen aile, uygulamayı kabul etmediğini belirtti.   Aile ikna olmayınca Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddet Suçları Soruşturma Bürosu tarafından Murat Ç. hakkında, "Aile hukukundan kaynaklı yükümlülüğü ihlal" suçlamasıyla soruşturma sürdürüldü.  <strong>YAPTIRIM UYGULANMALI</strong>  Soruşturmasını tamamlayan savcılık, Murat Ç. hakkında "Aile hukukundan kaynaklı yükümlülüğü ihlal" suçlamasından, "Şüphelinin mağdura yönelik olarak aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmediklerine ilişkin kanundaki suç tipine uygun bir iddiada bulunmadığını" vurgulayarak takipsizlik kararı verdi.  Savcılık, yetkili makamlar tarafından genel sağlığın korunması amacıyla hukuka uygun şekilde verilen topuk kanı alınmasına ilişkin emre aykırı hareket etmeleri nedeniyle Kabahatler Kanunu'nun 32'nci maddesi gereği, şüpheliye idari para cezası verilmesi için dosyanın İl Sağlık Müdürlüğü’ne gönderilmesine de karar verdi.</p><p><strong>TOPUK KANI NEDİR?</strong>  Bebekler için hayati öneme sahip olan topuk kanı testi, doğuştan ortaya çıkabilecek genetik hastalıkların erken teşhisi için uygulanan bir tarama testi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ramazan Bayramı öncesi taklit ve tağşiş uyarısı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ramazan-bayrami-oencesi-taklit-ve-tagsis-uyarisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ramazan-bayrami-oencesi-taklit-ve-tagsis-uyarisi</guid>
<description><![CDATA[ Ramazan Bayramı’na sayılı günler kaldı. Bayram için çikolata, şeker ve şerbetli tatlılara rağbetin artması beklenirken, uzmanlar taklit ve tağşişe dikkat çekerek vatandaşları uyarıyor.Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala çikolata, şeker ve şerbetli tatlılara talep artarken, taklit ve tağşiş ürünlere karşı gıda güvenliği gündeme geldi.  Bayramlarda geleneksel olarak şerbetli tatlılar, çikolata ve şeker gruplarının çokça tüketilip ikram edildiğini ya da hediye olarak gönderildiğini söyleyen TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Ulaş Kırım, bayramlarda bu ürünlerin tüketiminin arttığını söyledi.UCUZ VE AÇIK YERDE SATILAN ÜRÜLERE DİKKAT  Artan talebi fırsat bilip, bu dönemlerden yararlanmak isteyen fırsatçıkarın, merdiven altı üretim yapıp halk sağlığını tehdit ettiğine dikkat çeken Kırım, “Sırf bayramlar ve özel günlerde tüketim arttığı için ucuza bulunan ya da açıkta satılan yerlerden alınmaması gerekir.” uyarısında bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0umYIZcFUkaMqVMHbiGXsQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ramazan, Bayramı, öncesi, taklit, tağşiş, uyarısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0umYIZcFUkaMqVMHbiGXsQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bayram yaklaşıyor; taklit ve tağşişe dikkat"><p>Ramazan Bayramı’na sayılı günler kaldı. Bayram için çikolata, şeker ve şerbetli tatlılara rağbetin artması beklenirken, uzmanlar taklit ve tağşişe dikkat çekerek vatandaşları uyarıyor.</p>Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala çikolata, şeker ve şerbetli tatlılara talep artarken, taklit ve tağşiş ürünlere karşı gıda güvenliği gündeme geldi.  Bayramlarda geleneksel olarak şerbetli tatlılar, çikolata ve şeker gruplarının çokça tüketilip ikram edildiğini ya da hediye olarak gönderildiğini söyleyen TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Ulaş Kırım, bayramlarda bu ürünlerin tüketiminin arttığını söyledi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ofTHWSMBJk6LYpzidlO8Rw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>UCUZ VE AÇIK YERDE SATILAN ÜRÜLERE DİKKAT</strong>  Artan talebi fırsat bilip, bu dönemlerden yararlanmak isteyen fırsatçıkarın, merdiven altı üretim yapıp halk sağlığını tehdit ettiğine dikkat çeken Kırım, “Sırf bayramlar ve özel günlerde tüketim arttığı için ucuza bulunan ya da açıkta satılan yerlerden alınmaması gerekir.” uyarısında bulundu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Böbreklerin bozulmaya başladığını gösteren 7 işaret: 2 belirti geceleri sık yaşanıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/boebreklerin-bozulmaya-basladigini-goesteren-7-isaret-2-belirti-geceleri-sik-yasaniyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/boebreklerin-bozulmaya-basladigini-goesteren-7-isaret-2-belirti-geceleri-sik-yasaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Kronik böbrek hastalığı, dünya genelinde insanların %10&#039;unu etkiliyor ve her yıl milyonlarca insan böbrek hastalığı nedeniyle hayatını kaybedebiliyor. Farkında olmayabiliriz ancak böbreklerimiz atıkları filtreleme, sıvıları dengeleme ve genel sağlığı korumada oldukça önemli bir role sahiptir. Böbreklerimiz bozulmaya başladığında, vücudumuz göz ardı edilmemesi gereken sinyaller gönderir. Böbrek sorunlarının erken tespiti hayat kurtarıcı olabilir. İşte böbreklerimizin düzgün çalışmadığına dair 7 ani işaret.Böbrek fonksiyon bozukluğunun ilk belirtilerinden biri, idrar yapma düzenlerinde fark edilir bir değişikliktir. Bu şunları içerebilir:

Özellikle geceleri sık idrara çıkma.
İdrarın koyu renkli, köpüklü veya kanlı olması (bunlar hastalığın ileri evrelerde olduğunun belirtisi olabilir).
Herhangi bir sebep olmaksızın idrar çıkışında azalma veya artış.
İdrar yaparken zorluk veya ağrı.
Böbrekler atıkları filtrelemekten sorumlu olduğundan, idrara çıkmada herhangi bir değişiklik altta yatan bir böbrek sorununa işaret ediyor olabilir.Cildiniz böbreklerinizin sağlığını yansıtabilir. Böbrekler kandaki toksinleri ve fazla mineralleri temizleyemediğinde, bu şunlara yol açabilir:

Aşırı kuru cilt.
Nemlendiricilerle geçmeyen, inatçı kaşıntı.
Toksin birikiminden kaynaklanan döküntüler veya tahriş.
Kronik böbrek hastalığı (KBH) da mineral dengesizliklerine yol açarak cildi etkileyen kalsiyum ve fosfor sorunlarına yol açabilir.Böbrekler fazla sıvıyı düzgün bir şekilde filtreleyemediğinde, su tutulumu meydana gelebilir ve bu da özellikle şu bölgelerde belirgin şişmeye neden olabilir:

Ayaklar ve ayak bilekleri.
Eller ve parmaklar.
Yüz, özellikle göz çevresi.
Ödem olarak bilinen bu şişlik, böbrek fonksiyonlarının azaldığının bir işareti olabilir ve göz ardı edilmemelidir.Böbrek fonksiyon bozukluğu nedeniyle kanda biriken toksinler tat alma ve iştahınızı değiştirebilir. Bazı yaygın belirtiler şunlardır:

Ağızda kalıcı metalik tat.
İştahsızlık veya açıklanamayan kilo kaybı.
Özellikle sabahları mide bulantısı veya kusma hissi.
Bu belirtiler, vücutta atık birikmesiyle ortaya çıkan üremi adı verilen bir durumdur.Böbrekler toksinleri etkili bir şekilde filtrelemeyi başaramadığında, atıklar idrar yoluyla atılmak yerine kan dolaşımında kalır. Bu durum şunlara yol açabilir:

Uykuya dalmada veya uykuyu sürdürmede zorluk.
Huzursuz bacak sendromu, rahatsızlık ve uyku bozukluğuna neden olur.
Uyku apnesi sıklıkla böbrek hastalıklarıyla ilişkilidir.
Kronik uyku problemleriniz varsa böbrek fonksiyonlarınızı kontrol ettirmenizde fayda olabilir.Efor sarfetmeden bile nefes darlığı yaşıyorsanız böbrekleriniz düzgün çalışmıyor olabilir. Bu şunlardan dolayı olabilir:

Akciğerlerde sıvı birikmesi nefes almayı zorlaştırır.
Böbrek hastalığına bağlı kansızlık nedeniyle oksijen seviyesinin düşmesi.
Açıklanamayan nefes darlığı fark ederseniz, en kısa sürede doktorunuza danışın.Dinlenmenize rağmen sürekli bitkin hissediyorsanız, bunun nedeni böbrek sorunları olabilir. Sağlıklı böbrekler, kırmızı kan hücrelerinin yapımına yardımcı olan eritropoietin (EPO) adı verilen bir hormon üretir. Böbrek fonksiyonu azaldığında, EPO üretimi azalır ve bu da yorgunluğa, güçsüzlüğe ve baş dönmesine neden olan bir durum olan anemiye yol açar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u69nnSrH5kOSEFEnFJ0fWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbreklerin, bozulmaya, başladığını, gösteren, işaret:, belirti, geceleri, sık, yaşanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u69nnSrH5kOSEFEnFJ0fWQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Böbreklerin bozulmaya başladığını gösteren 7 işaret: 2 belirti geceleri sık yaşanıyor"><p>Kronik böbrek hastalığı, dünya genelinde insanların %10'unu etkiliyor ve her yıl milyonlarca insan böbrek hastalığı nedeniyle hayatını kaybedebiliyor. Farkında olmayabiliriz ancak böbreklerimiz atıkları filtreleme, sıvıları dengeleme ve genel sağlığı korumada oldukça önemli bir role sahiptir. Böbreklerimiz bozulmaya başladığında, vücudumuz göz ardı edilmemesi gereken sinyaller gönderir. Böbrek sorunlarının erken tespiti hayat kurtarıcı olabilir. İşte böbreklerimizin düzgün çalışmadığına dair 7 ani işaret.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/89je5Wm-aUitsQhXXwmHKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrek fonksiyon bozukluğunun ilk belirtilerinden biri, idrar yapma düzenlerinde fark edilir bir değişikliktir. Bu şunları içerebilir:

Özellikle geceleri sık idrara çıkma.
İdrarın koyu renkli, köpüklü veya kanlı olması (bunlar hastalığın ileri evrelerde olduğunun belirtisi olabilir).
Herhangi bir sebep olmaksızın idrar çıkışında azalma veya artış.
İdrar yaparken zorluk veya ağrı.
Böbrekler atıkları filtrelemekten sorumlu olduğundan, idrara çıkmada herhangi bir değişiklik altta yatan bir böbrek sorununa işaret ediyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6xA45t0L_Ue3ZWstJLaWtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cildiniz böbreklerinizin sağlığını yansıtabilir. Böbrekler kandaki toksinleri ve fazla mineralleri temizleyemediğinde, bu şunlara yol açabilir:

Aşırı kuru cilt.
Nemlendiricilerle geçmeyen, inatçı kaşıntı.
Toksin birikiminden kaynaklanan döküntüler veya tahriş.
Kronik böbrek hastalığı (KBH) da mineral dengesizliklerine yol açarak cildi etkileyen kalsiyum ve fosfor sorunlarına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/86ReoueeZUCW00-LwHxKBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrekler fazla sıvıyı düzgün bir şekilde filtreleyemediğinde, su tutulumu meydana gelebilir ve bu da özellikle şu bölgelerde belirgin şişmeye neden olabilir:

Ayaklar ve ayak bilekleri.
Eller ve parmaklar.
Yüz, özellikle göz çevresi.
Ödem olarak bilinen bu şişlik, böbrek fonksiyonlarının azaldığının bir işareti olabilir ve göz ardı edilmemelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dtkne4pIYUO39ZBq4bT58A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrek fonksiyon bozukluğu nedeniyle kanda biriken toksinler tat alma ve iştahınızı değiştirebilir. Bazı yaygın belirtiler şunlardır:

Ağızda kalıcı metalik tat.
İştahsızlık veya açıklanamayan kilo kaybı.
Özellikle sabahları mide bulantısı veya kusma hissi.
Bu belirtiler, vücutta atık birikmesiyle ortaya çıkan üremi adı verilen bir durumdur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EVsGGaPOc0umHsjcdA9uUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrekler toksinleri etkili bir şekilde filtrelemeyi başaramadığında, atıklar idrar yoluyla atılmak yerine kan dolaşımında kalır. Bu durum şunlara yol açabilir:

Uykuya dalmada veya uykuyu sürdürmede zorluk.
Huzursuz bacak sendromu, rahatsızlık ve uyku bozukluğuna neden olur.
Uyku apnesi sıklıkla böbrek hastalıklarıyla ilişkilidir.
Kronik uyku problemleriniz varsa böbrek fonksiyonlarınızı kontrol ettirmenizde fayda olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FKOk3vccJ0iZ0_M8GhE5wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Efor sarfetmeden bile nefes darlığı yaşıyorsanız böbrekleriniz düzgün çalışmıyor olabilir. Bu şunlardan dolayı olabilir:

Akciğerlerde sıvı birikmesi nefes almayı zorlaştırır.
Böbrek hastalığına bağlı kansızlık nedeniyle oksijen seviyesinin düşmesi.
Açıklanamayan nefes darlığı fark ederseniz, en kısa sürede doktorunuza danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ssVLNXS0CECt02js4wcjqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dinlenmenize rağmen sürekli bitkin hissediyorsanız, bunun nedeni böbrek sorunları olabilir. Sağlıklı böbrekler, kırmızı kan hücrelerinin yapımına yardımcı olan eritropoietin (EPO) adı verilen bir hormon üretir. Böbrek fonksiyonu azaldığında, EPO üretimi azalır ve bu da yorgunluğa, güçsüzlüğe ve baş dönmesine neden olan bir durum olan anemiye yol açar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktor açıklıyor: Bu 3 tür lif metabolizmayı çalıştırıyor, sindirim dostu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-acikliyor-bu-3-tur-lif-metabolizmayi-calistiriyor-sindirim-dostu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-acikliyor-bu-3-tur-lif-metabolizmayi-calistiriyor-sindirim-dostu</guid>
<description><![CDATA[ Kilo vermek için sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmanız ve egzersiz yapmanız gerekiyor. Kilo verme sürecinde en önemli noktalardan biri de tükettiğiniz lif kaynakları. Dr. Karan Rajan, optimum bağırsak sağlığı ve kilo kaybı için üç tür lif tüketmenin önemini vurguluyor. Peki, hangi lif kaynaklarını tüketmeniz gerekiyor?Dr. Karan Rajan, optimum bağırsak sağlığı ve kilo kaybı için üç tür lif tüketmenin önemini vurguluyor. Lif, kilo kaybı için güçlü bir araçtır, ancak tüm lifler aynı şekilde çalışmaz. Sadece bir türe odaklanmak yerine, çeşitli lif açısından zengin yiyecekler yemek en iyi sonuçları getirebilir.Kilo kaybı için 3 tür lif tüketmeniz öneriliyor;Lif, kilo kaybı için gizli silah olarak daha yaygın olarak bilinir, ancak sağlıklı bir vücudu desteklemede her birinin kendine özgü bir rolü olan farklı lif türleri olduğunu biliyor muydunuz? İngiltere merkezli NHS cerrahı Dr. Karan Rajan yakın zamanda bir Instagram videosunda, optimum bağırsak sağlığını korumak ve kilo kaybına yardımcı olmak için insanların üç farklı türde lif tüketmesi gerektiğini paylaştı: çözünür lif, çözünmeyen lif ve dirençli nişasta.Bu lifler sadece sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kilo yönetimi, iltihabı azaltma ve bağırsakları sağlıklı tutmada da önemli bir rol oynar. İşte her türün ne işe yaradığı ve kilo kaybını nasıl destekleyebileceği hakkında bilmemiz gereken her şey.ÇÖZÜNEBİLİR LİFÇözünebilir lif, suda çözünerek sindirim sisteminde jel benzeri bir madde oluşturur. Bu, sindirimi yavaşlatmaya yardımcı olur, daha uzun süre tok hissetmemizi sağlar ve aşırı yemeyi önler.

Kilo kaybına nasıl yardımcı olur.
Şeker emilimini yavaşlatır, kan şekerinin yükselmesini önler.
Tokluk hissini artırır, istekleri azaltır.
İltihap önleyici bileşikler üreten bağırsak bakterilerini besler.

Nerede bulunur: Yulaf, elma, chia tohumu, keten tohumu, mercimekÇözünmeyen lif suda çözünmez ve sindirim sistemini temizleyen doğal bir fırça gibi davranır. Kabızlığı önlemeye yardımcı olur ve düzenli bağırsak hareketlerini destekler.

Kilo vermeye nasıl yardımcı olur.
Dışkıya hacim kazandırır, şişkinliği ve kabızlığı önler.
Sindirim sisteminde yiyecekleri hızla hareket ettirir ve sağlıklı bir metabolizmayı destekler.
Kalori emilimini azaltmaya yardımcı olur.

Nerede bulunur: Tam tahıllar, kuruyemişler, tohumlar, yapraklı yeşillikler ve kivi ve elma gibi meyvelerin kabukları.Dirençli nişasta, lif gibi davranan benzersiz bir karbonhidrat türüdür. Normal nişastanın aksine, ince bağırsakta sindirime direnir ve kalın bağırsakta fermente olarak faydalı bağırsak bakterilerini besler.Kilo vermeye nasıl yardımcı olur: Açlık hormonlarını azaltarak daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar.
İnsülin duyarlılığını iyileştirerek yağ yakımını artırır.
Sindirilebilir karbonhidratları azaltarak kalori emilimini düşürür.

Nerede bulunur: Yeşil muz, olgunlaşmamış mango, pişmiş ve soğutulmuş pirinç, patates ve mercimek.Dr. Rajan, sindirim rahatsızlığını önlemek için lif alımını kademeli olarak artırmanızı öneriyor. Bunu doğru şekilde yapmak için bazı ipuçları:Bağırsaklarınızın uyum sağlamasına izin vermek için haftada 5 gram lif artırın.
Bir dizi fayda elde etmek için farklı lif kaynakları ekleyin.
Lifin işini etkili bir şekilde yapmasına yardımcı olmak için bol su için. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NjVkcfAx6kKduHa5wocV6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, açıklıyor:, tür, lif, metabolizmayı, çalıştırıyor, sindirim, dostu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NjVkcfAx6kKduHa5wocV6A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktor açıklıyor: Bu 3 tür lif metabolizmayı çalıştırıyor, sindirim dostu"><p>Kilo vermek için sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmanız ve egzersiz yapmanız gerekiyor. Kilo verme sürecinde en önemli noktalardan biri de tükettiğiniz lif kaynakları. Dr. Karan Rajan, optimum bağırsak sağlığı ve kilo kaybı için üç tür lif tüketmenin önemini vurguluyor. Peki, hangi lif kaynaklarını tüketmeniz gerekiyor?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gbD55euWnUKAk_lA9tijHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Karan Rajan, optimum bağırsak sağlığı ve kilo kaybı için üç tür lif tüketmenin önemini vurguluyor. Lif, kilo kaybı için güçlü bir araçtır, ancak tüm lifler aynı şekilde çalışmaz. Sadece bir türe odaklanmak yerine, çeşitli lif açısından zengin yiyecekler yemek en iyi sonuçları getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hzSLqaOh5EenkZoDc5E2zA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo kaybı için 3 tür lif tüketmeniz öneriliyor;Lif, kilo kaybı için gizli silah olarak daha yaygın olarak bilinir, ancak sağlıklı bir vücudu desteklemede her birinin kendine özgü bir rolü olan farklı lif türleri olduğunu biliyor muydunuz? İngiltere merkezli NHS cerrahı Dr. Karan Rajan yakın zamanda bir Instagram videosunda, optimum bağırsak sağlığını korumak ve kilo kaybına yardımcı olmak için insanların üç farklı türde lif tüketmesi gerektiğini paylaştı: çözünür lif, çözünmeyen lif ve dirençli nişasta.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/swSrRPwMg0GJZ8INcjEEVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu lifler sadece sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kilo yönetimi, iltihabı azaltma ve bağırsakları sağlıklı tutmada da önemli bir rol oynar. İşte her türün ne işe yaradığı ve kilo kaybını nasıl destekleyebileceği hakkında bilmemiz gereken her şey.ÇÖZÜNEBİLİR LİFÇözünebilir lif, suda çözünerek sindirim sisteminde jel benzeri bir madde oluşturur. Bu, sindirimi yavaşlatmaya yardımcı olur, daha uzun süre tok hissetmemizi sağlar ve aşırı yemeyi önler.

Kilo kaybına nasıl yardımcı olur.
Şeker emilimini yavaşlatır, kan şekerinin yükselmesini önler.
Tokluk hissini artırır, istekleri azaltır.
İltihap önleyici bileşikler üreten bağırsak bakterilerini besler.

Nerede bulunur: Yulaf, elma, chia tohumu, keten tohumu, mercimek</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uyxM7cxdJUuG1IWuyG6aFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çözünmeyen lif suda çözünmez ve sindirim sistemini temizleyen doğal bir fırça gibi davranır. Kabızlığı önlemeye yardımcı olur ve düzenli bağırsak hareketlerini destekler.

Kilo vermeye nasıl yardımcı olur.
Dışkıya hacim kazandırır, şişkinliği ve kabızlığı önler.
Sindirim sisteminde yiyecekleri hızla hareket ettirir ve sağlıklı bir metabolizmayı destekler.
Kalori emilimini azaltmaya yardımcı olur.

Nerede bulunur: Tam tahıllar, kuruyemişler, tohumlar, yapraklı yeşillikler ve kivi ve elma gibi meyvelerin kabukları.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9b3QdSYGMkeay31cE60xnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dirençli nişasta, lif gibi davranan benzersiz bir karbonhidrat türüdür. Normal nişastanın aksine, ince bağırsakta sindirime direnir ve kalın bağırsakta fermente olarak faydalı bağırsak bakterilerini besler.Kilo vermeye nasıl yardımcı olur: Açlık hormonlarını azaltarak daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar.
İnsülin duyarlılığını iyileştirerek yağ yakımını artırır.
Sindirilebilir karbonhidratları azaltarak kalori emilimini düşürür.

Nerede bulunur: Yeşil muz, olgunlaşmamış mango, pişmiş ve soğutulmuş pirinç, patates ve mercimek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eHyuQC3uV0qMB8HD5GwYJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Rajan, sindirim rahatsızlığını önlemek için lif alımını kademeli olarak artırmanızı öneriyor. Bunu doğru şekilde yapmak için bazı ipuçları:Bağırsaklarınızın uyum sağlamasına izin vermek için haftada 5 gram lif artırın.
Bir dizi fayda elde etmek için farklı lif kaynakları ekleyin.
Lifin işini etkili bir şekilde yapmasına yardımcı olmak için bol su için.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar ağrı kesici verip eve gönderdi meğer tüm vücuduna yayılmış: 32 yaşındaki genç kadının 1 yıl ömrü kaldı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-agri-kesici-verip-eve-goenderdi-meger-tum-vucuduna-yayilmis-32-yasindaki-genc-kadinin-1-yil-oemru-kaldi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-agri-kesici-verip-eve-goenderdi-meger-tum-vucuduna-yayilmis-32-yasindaki-genc-kadinin-1-yil-oemru-kaldi</guid>
<description><![CDATA[ Beş yıl önce şiddetli sırt ağrıları çekmeye başlayan 32 yaşındaki  Gemma Phillips, defalarca doktoru tarafından ağrı kesicilerle eve gönderildi. Ancak, yaklaşık 18 ay sonra kanser teşhisi kondu ve tedavisi artık mümkün olmayan bir hastalığa yakalandı.Gemma, 2020 yılında başladığı sırt ağrıları nedeniyle aile hekimine başvurdu. Hekim, ilk başta ona ağrı kesiciler önerdi ve sonrasında ultrasona yönlendirdi ancak herhangi bir bulguya rastlanmadı. Gemma’ya, bu ağrıların huzursuz bağırsak sendromundan kaynaklanabileceği söylendi. Ama ağrılar giderek daha da kötüleşti ve &quot;hayatımı ele geçiriyordu&quot; diyerek durumunun ciddiyetini dile getirdi.TheSun&#039;da yer alan habere göre; Gemma&#039;nın şikayetleri üzerine yapılan yeni testler ve uzman görüşmeleri sonucunda, karnında bir kitle tespit edildi. 2022 Mart ayında, pratisyen hekimle yaptığı ilk görüşmenin üzerinden 18 ay geçmişken, Gemma&#039;ya leiomyosarkom teşhisi kondu. Bu, vücudun bağ dokularından gelişen, nadir görülen ve agresif bir kanser türüydü. İngiltere&#039;de her yıl yalnızca yaklaşık 525 vaka teşhis ediliyordu.Gemma, teşhisini hastaneye sevk edildikten sonra aldı ve 10 cm büyüklüğündeki tümör, Mayıs 2022’de alındı. Ancak, ertesi yıl sırtındaki ve yan tarafındaki ağrılar geri döndü. 2023 Ekim ayında yapılan PET taraması, kanserin yayıldığını ve üç yeni tümör olduğunu gösterdi. Gemma&#039;ya, tedavi edilemez olduğu ve ömrünün 12 ila 18 ay arasında olduğu bildirildi.O zamandan beri kemoterapi ve radyoterapi ile yaşamını uzatmaya çalışan Gemma, yaşadığı durumu şöyle ifade etti: &quot;Bunun başınıza geldiğini anlamak zor. Vücudunuz bu hastalık tarafından ele geçiriliyor.&quot;Gemma, tedavi sürecini sosyal medya hesabından paylaşarak takipçilerine umut olmaya çalışıyor. 15 Mart 2025 tarihinde, Gemma’nın beş arkadaşı, ona moral olmak için Snowdon Dağı&#039;na tırmandı. Gloucester’dan 32 yaşındaki Julia Young, bu deneyim hakkında, &quot;Gemma&#039;nın teşhisi beni derinden etkiledi. Şu anda bu hastalıkla mücadele ettiğine inanmak zor. Ama o hep pozitif, hep hareket halinde ve hayatını dolu dolu yaşıyor.&quot; dedi.Gemma&#039;nın hikayesini dinleyenler, onu cesur ve ilham verici bir insan olarak tanımlıyor. Arkadaşları, onun bir an olsun umudunu kaybetmediğini ve her anını dolu dolu yaşadığını vurguluyorlar.Dr. Sorrel Bickley  açıklamalarda bulundu: “Gemma’nın yaşadığı hastalık olan leiomyosarkom üzerine beş çığır açıcı araştırma projesine 600.000 £&#039;dan fazla yatırım yaptık. Erken teşhis, bu tür nadir kanserlerde hayati önem taşırken, ileri evredeki hastalar için etkili tedavi yöntemleri geliştirmek de büyük önem taşıyor.”Gemma’nın hikayesi, hem sağlık profesyonellerine erken teşhisin önemini hatırlatıyor, hem de kansere karşı verilen mücadelenin asla umutsuz olmadığını gösteriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I1iUGqW0hkCWN03ARlmbqw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, ağrı, kesici, verip, eve, gönderdi, meğer, tüm, vücuduna, yayılmış:, yaşındaki, genç, kadının, yıl, ömrü, kaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I1iUGqW0hkCWN03ARlmbqw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar ağrı kesici verip eve gönderdi meğer tüm vücuduna yayılmış: 32 yaşındaki genç kadının 1 yıl ömrü kaldı"><p>Beş yıl önce şiddetli sırt ağrıları çekmeye başlayan 32 yaşındaki  Gemma Phillips, defalarca doktoru tarafından ağrı kesicilerle eve gönderildi. Ancak, yaklaşık 18 ay sonra kanser teşhisi kondu ve tedavisi artık mümkün olmayan bir hastalığa yakalandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YsFHHxRURE6hCJxOHDYd3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gemma, 2020 yılında başladığı sırt ağrıları nedeniyle aile hekimine başvurdu. Hekim, ilk başta ona ağrı kesiciler önerdi ve sonrasında ultrasona yönlendirdi ancak herhangi bir bulguya rastlanmadı. Gemma’ya, bu ağrıların huzursuz bağırsak sendromundan kaynaklanabileceği söylendi. Ama ağrılar giderek daha da kötüleşti ve "hayatımı ele geçiriyordu" diyerek durumunun ciddiyetini dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Furer7BNmEa0S0w-yE8qhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TheSun'da yer alan habere göre; Gemma'nın şikayetleri üzerine yapılan yeni testler ve uzman görüşmeleri sonucunda, karnında bir kitle tespit edildi. 2022 Mart ayında, pratisyen hekimle yaptığı ilk görüşmenin üzerinden 18 ay geçmişken, Gemma'ya leiomyosarkom teşhisi kondu. Bu, vücudun bağ dokularından gelişen, nadir görülen ve agresif bir kanser türüydü. İngiltere'de her yıl yalnızca yaklaşık 525 vaka teşhis ediliyordu.Gemma, teşhisini hastaneye sevk edildikten sonra aldı ve 10 cm büyüklüğündeki tümör, Mayıs 2022’de alındı. Ancak, ertesi yıl sırtındaki ve yan tarafındaki ağrılar geri döndü. 2023 Ekim ayında yapılan PET taraması, kanserin yayıldığını ve üç yeni tümör olduğunu gösterdi. Gemma'ya, tedavi edilemez olduğu ve ömrünün 12 ila 18 ay arasında olduğu bildirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EDNBesu4E0SYh5rl7xi63A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>O zamandan beri kemoterapi ve radyoterapi ile yaşamını uzatmaya çalışan Gemma, yaşadığı durumu şöyle ifade etti: "Bunun başınıza geldiğini anlamak zor. Vücudunuz bu hastalık tarafından ele geçiriliyor."Gemma, tedavi sürecini sosyal medya hesabından paylaşarak takipçilerine umut olmaya çalışıyor. 15 Mart 2025 tarihinde, Gemma’nın beş arkadaşı, ona moral olmak için Snowdon Dağı'na tırmandı. Gloucester’dan 32 yaşındaki Julia Young, bu deneyim hakkında, "Gemma'nın teşhisi beni derinden etkiledi. Şu anda bu hastalıkla mücadele ettiğine inanmak zor. Ama o hep pozitif, hep hareket halinde ve hayatını dolu dolu yaşıyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ah7UHYqEv0-xJ8ONeynkOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gemma'nın hikayesini dinleyenler, onu cesur ve ilham verici bir insan olarak tanımlıyor. Arkadaşları, onun bir an olsun umudunu kaybetmediğini ve her anını dolu dolu yaşadığını vurguluyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jPOrZiC3W02I2vgimhXYvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sorrel Bickley  açıklamalarda bulundu: “Gemma’nın yaşadığı hastalık olan leiomyosarkom üzerine beş çığır açıcı araştırma projesine 600.000 £'dan fazla yatırım yaptık. Erken teşhis, bu tür nadir kanserlerde hayati önem taşırken, ileri evredeki hastalar için etkili tedavi yöntemleri geliştirmek de büyük önem taşıyor.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1FrACexdO0W62iTzkjRgew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gemma’nın hikayesi, hem sağlık profesyonellerine erken teşhisin önemini hatırlatıyor, hem de kansere karşı verilen mücadelenin asla umutsuz olmadığını gösteriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sri Lanka&amp;apos;da tüberküloz: 2024 yılında 758 kişi hayatını kaybetti</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sri-lankada-tuberkuloz2024-yilinda-758-kisi-hayatini-kaybetti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sri-lankada-tuberkuloz2024-yilinda-758-kisi-hayatini-kaybetti</guid>
<description><![CDATA[ Sri Lanka, 2024 yılında 758 kişinin tüberkülozdan öldüğünü duyurdu.Ulusal Tüberküloz Kontrol ve Göğüs Hastalıkları Programı (NPTCCD) direktörü Pramitha Shanthilatha, 2024 yılında toplam 758 kişinin tüberkülozdan hayatını kaybettiğini açıkladı.  Dünya Tüberküloz Günü nedeniyle konuşan Pramitha Shanthilatha, geçen yıl ülke genelinde yaklaşık 9 bin tüberküloz vakası bildirildiğini ve çoğunun Batı Eyaletindeki Colombo Bölgesi&#039;nde kaydedildiğini ifade etti. Shanthilatha konuşmasında, &quot;2024&#039;te 5 bin 291 erkek hastaya, 3 bin 259 kadın hastaya ve 250 çocuğa tüberküloz teşhisi konduğunu kaydettik. Sri Lanka 2030 yılına kadar tüberkülozu ortadan kaldırmak için çalışıyor” ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FV2hsKseZ0i85aVsxSwNMw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sri, Lankada, tüberküloz: 2024, yılında, 758, kişi, hayatını, kaybetti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FV2hsKseZ0i85aVsxSwNMw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sri Lanka, 2024 yılında 758 kişi tüberkülozdan öldü"><p>Sri Lanka, 2024 yılında 758 kişinin tüberkülozdan öldüğünü duyurdu.</p>Ulusal Tüberküloz Kontrol ve Göğüs Hastalıkları Programı (NPTCCD) direktörü Pramitha Shanthilatha, 2024 yılında toplam 758 kişinin tüberkülozdan hayatını kaybettiğini açıkladı.  Dünya Tüberküloz Günü nedeniyle konuşan Pramitha Shanthilatha, geçen yıl ülke genelinde yaklaşık 9 bin tüberküloz vakası bildirildiğini ve çoğunun Batı Eyaletindeki Colombo Bölgesi'nde kaydedildiğini ifade etti. Shanthilatha konuşmasında, "2024'te 5 bin 291 erkek hastaya, 3 bin 259 kadın hastaya ve 250 çocuğa tüberküloz teşhisi konduğunu kaydettik. Sri Lanka 2030 yılına kadar tüberkülozu ortadan kaldırmak için çalışıyor” ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hastalıklara sanat tedavisi: Doktorlar müze reçete etmeye başladı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hastaliklara-sanat-tedavisi-doktorlar-muze-recete-etmeye-basladi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hastaliklara-sanat-tedavisi-doktorlar-muze-recete-etmeye-basladi</guid>
<description><![CDATA[ İsviçre&#039;nin Neuchatel kasabasında başlatılan pilot proje kapsamında, doktorlar hastalarına ruh ve beden sağlığını desteklemek amacıyla müze ziyaretleri reçete etmeye başladı.İsviçre&#039;nin Neuchatel kasabasında hayata geçirilen yeni bir uygulama, ruhsal ve fiziksel sağlığı desteklemek amacıyla sanatı tedavi sürecine dahil ediyor. İki yıl sürecek pilot projeye göre, doktorlar hastalarına kasabanın dört müzesinden birini ziyaret etmeleri için “müze reçeteleri” yazabiliyor. Yerel ve bölgesel yönetimler, bu reçetelerin maliyetini karşılıyor.  Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 tarihli raporuna göre sanat; ruh sağlığını iyileştirebilir, travmanın etkilerini azaltabilir ve bilişsel gerilemeyi önleyebilir. Neuchatel’deki uygulama da bu bilimsel bulgulara dayanarak geliştirildi.&quot;PANDEMİ İLE FARK ETTİK&quot;  Şehrin konsey üyesi Julie Courcier Delafontaine, Covid-19 pandemisinin insanların kültürel alanların önemini daha fazla anlamasına neden olduğunu belirtti. “Karantinalar sırasında bu alanların eksikliğiyle, onlara ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu fark ettik” dedi.  Şu ana kadar doktorlara yaklaşık 500 müze reçetesi dağıtıldı. Projeye ayrılan bütçe ise 10 bin İsviçre frangı (yaklaşık 430 bin Türk Lirası) olarak belirlendi.  Neuchatel Hastane Ağı Cerrahi Bölüm Başkanı Dr. Marc-Olivier Sauvain, ameliyat öncesi fiziksel ve ruhsal olarak güçlenmeleri için iki hastasına müze ziyaretleri önerdiğini söyledi. Sauvain, “Ameliyat öncesinde hastalarıma yalnızca yürüyüş yapmalarını söylemek yeterli olmayabilir. Ancak bir müze ziyareti onlara hem fiziksel hem de zihinsel egzersiz sağlayabilir” dedi.Kronik hastalıklarla mücadele edenler, depresyon yaşayanlar veya hareket kabiliyeti azalan bireyler gibi birçok hasta grubunun bu uygulamadan fayda sağlayabileceği belirtiliyor.  Projenin mimarlarından Marianne de Reynier Nevsky, bu fikrin Kanada’nın Montreal kentindeki Güzel Sanatlar Müzesi’nde uygulanan benzer bir projeden esinlendiğini açıkladı.  Başarılı olması halinde, programın tiyatro ve dans gibi diğer sanatsal aktivitelere genişletilmesi planlanıyor. Yetkililer, gelecekte İsviçre ulusal sağlık sisteminin bu tür kültürel terapileri kapsamasını umut ediyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R6he-3Xo4UOz_Rbi0vhPsg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hastalıklara, sanat, tedavisi:, Doktorlar, müze, reçete, etmeye, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R6he-3Xo4UOz_Rbi0vhPsg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İsviçreli doktorlar artık reçeteye müze ziyareti yazıyor"><p>İsviçre'nin Neuchatel kasabasında başlatılan pilot proje kapsamında, doktorlar hastalarına ruh ve beden sağlığını desteklemek amacıyla müze ziyaretleri reçete etmeye başladı.</p><p>İsviçre'nin Neuchatel kasabasında hayata geçirilen yeni bir uygulama, ruhsal ve fiziksel sağlığı desteklemek amacıyla sanatı tedavi sürecine dahil ediyor. İki yıl sürecek pilot projeye göre, doktorlar hastalarına kasabanın dört müzesinden birini ziyaret etmeleri için “müze reçeteleri” yazabiliyor. Yerel ve bölgesel yönetimler, bu reçetelerin maliyetini karşılıyor.  Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 tarihli raporuna göre sanat; ruh sağlığını iyileştirebilir, travmanın etkilerini azaltabilir ve bilişsel gerilemeyi önleyebilir. Neuchatel’deki uygulama da bu bilimsel bulgulara dayanarak geliştirildi.</p><p><strong>"PANDEMİ İLE FARK ETTİK"</strong>  Şehrin konsey üyesi Julie Courcier Delafontaine, Covid-19 pandemisinin insanların kültürel alanların önemini daha fazla anlamasına neden olduğunu belirtti. “Karantinalar sırasında bu alanların eksikliğiyle, onlara ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu fark ettik” dedi.  Şu ana kadar doktorlara yaklaşık 500 müze reçetesi dağıtıldı. Projeye ayrılan bütçe ise 10 bin İsviçre frangı (yaklaşık 430 bin Türk Lirası) olarak belirlendi.  Neuchatel Hastane Ağı Cerrahi Bölüm Başkanı Dr. Marc-Olivier Sauvain, ameliyat öncesi fiziksel ve ruhsal olarak güçlenmeleri için iki hastasına müze ziyaretleri önerdiğini söyledi. Sauvain, “Ameliyat öncesinde hastalarıma yalnızca yürüyüş yapmalarını söylemek yeterli olmayabilir. Ancak bir müze ziyareti onlara hem fiziksel hem de zihinsel egzersiz sağlayabilir” dedi.</p><p>Kronik hastalıklarla mücadele edenler, depresyon yaşayanlar veya hareket kabiliyeti azalan bireyler gibi birçok hasta grubunun bu uygulamadan fayda sağlayabileceği belirtiliyor.  Projenin mimarlarından Marianne de Reynier Nevsky, bu fikrin Kanada’nın Montreal kentindeki Güzel Sanatlar Müzesi’nde uygulanan benzer bir projeden esinlendiğini açıkladı.  Başarılı olması halinde, programın tiyatro ve dans gibi diğer sanatsal aktivitelere genişletilmesi planlanıyor. Yetkililer, gelecekte İsviçre ulusal sağlık sisteminin bu tür kültürel terapileri kapsamasını umut ediyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücudu yavaş yavaş öldüren 5 alışkanlık: Herkes aynı hatayı yapıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vucudu-yavas-yavas-oelduren-5-aliskanlik-herkes-ayni-hatayi-yapiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vucudu-yavas-yavas-oelduren-5-aliskanlik-herkes-ayni-hatayi-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Günlük alışkanlıklarınızın vücudunuz üzerinde ciddi bir etkisi vardır. Bu nedenle sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları benimsemek hem ruhunuzu hem de bedeninizi korumak önemlidir. Sahip olduğunuz bazı alışkanlıklar farkında olmadan sizi yavaş yavaş öldürebilir. Peki bu alışkanlıklar neler?Şu anda (ya da yakın gelecekte) farkında olmayabilirsiniz, ancak her bir eyleminizin vücudunuz üzerinde bir etkisi vardır. Ve hayır, sadece fiziksel kısmı değildir, ruh halleriniz ve duygularınız bile tüm benliğiniz üzerinde bir etkiye sahip olabilir. Ve arada sırada biraz bırakmak sorun olmasa da, uzun vadede uygulandığında sizi yavaş yavaş öldüren 5 alışkanlık şunlardır...Oturmanın yeni sigara içmek olduğunu söylüyorlar. Uzun süre oturmak aslında erken ölüm ve kalp hastalığı riskini artırabilir. Bunu önlemenin yollarından biri, çalışırken bol su içmektir, bu da sizi sık sık tuvalet molası vermeye zorlar. Bunun dışında, hiç egzersiz yapmamak da vücudunuza zararlıdır, çünkü hareketsiz bir yaşam tarzı birçok sağlık sorununa yol açar.Bu bilinen bir gerçektir, ancak çok az kişi bunun ne kadar tehlikeli olduğunun farkındadır. Sigara içmenin etkileri herkes tarafından görülebilse de, içki içmek de en büyük düşmanlarınızdan biridir, &#039;ara sıra içen&#039; biri olsanız bile. Buna karşı koymanız gereken iki şey var. Sigara içiyorsanız, hemen bırakın ve içki içiyorsanız, tadının tadını alamaz hale gelene kadar tüketimi kademeli olarak azaltın.Uykunuzu sürekli olarak azaltmanın (6-7 saatten az) bağışıklığınızı düşürdüğünü ve bunun da sık sık hastalanmanıza ve sonunda yaşam sürenizi kısaltmanıza yol açabileceğini kanıtlayan yeterli (ve daha fazla) araştırma var. Arada sırada bütün gece ayakta kalmak sorun değilken, hafta sonu da dahil olmak üzere her gün belirli bir uyku ve uyanma saatine sadık kalın. Bu, vücudunuzun sirkadiyen ritmini korumasına yardımcı olacak ve her gün kendinizi dinç hissedeceksiniz.Kronik stres kendini kilo dalgalanmaları, hormonal dengesizlikler, saç dökülmesi, mide sorunları vb. şeklinde gösterebilir. Bugün yaşadığımız dünyada normal miktarda stres kaçınılmaz olsa da, çok fazlası vücudunuz için felaket anlamına gelebilir. Bunun dışında, duygularınızı da bastırmak, sadece vücudunuzda değil, tüm sisteminizde tahribata yol açar. Buna karşı koymak için meditasyona, yogaya ve farkındalığa yönelin.Hepimiz beyaz şekerin vücudunuz için son derece zararlı olduğunu ve kilo alımına, cilt sorunlarına ve hatta diyabete yol açabileceğini biliyoruz. Şekeri tamamen kesemiyorsanız, tüketimini azaltın ve jaggery ve bal gibi nispeten daha sağlıklı seçeneklere geçin. Bunun dışında, çok fazla rafine şeker içeren mağazadan satın alınan bisküvilerden, rusklardan vb. de kaçının.Bunun dışında, ruh sağlığınızı ihmal etmek, bilinçsizce atıştırmak, kötü duruş, aşırı ekran süresi, kahvaltıyı atlamak (bu tartışılır bir konu olsa da), yeterince su içmemek vb. gibi alışkanlıklar da uzun vadede sisteminize zarar verecektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X1dxYiNTjkyTLHHMxRSGsQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudu, yavaş, yavaş, öldüren, alışkanlık:, Herkes, aynı, hatayı, yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X1dxYiNTjkyTLHHMxRSGsQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücudu yavaş yavaş öldüren 5 alışkanlık: Herkes aynı hatayı yapıyor"><p>Günlük alışkanlıklarınızın vücudunuz üzerinde ciddi bir etkisi vardır. Bu nedenle sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları benimsemek hem ruhunuzu hem de bedeninizi korumak önemlidir. Sahip olduğunuz bazı alışkanlıklar farkında olmadan sizi yavaş yavaş öldürebilir. Peki bu alışkanlıklar neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DVPW0pKJxE2--3XNt-Ubig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şu anda (ya da yakın gelecekte) farkında olmayabilirsiniz, ancak her bir eyleminizin vücudunuz üzerinde bir etkisi vardır. Ve hayır, sadece fiziksel kısmı değildir, ruh halleriniz ve duygularınız bile tüm benliğiniz üzerinde bir etkiye sahip olabilir. Ve arada sırada biraz bırakmak sorun olmasa da, uzun vadede uygulandığında sizi yavaş yavaş öldüren 5 alışkanlık şunlardır...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/diI6CzWtEkGW884KOpZXDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oturmanın yeni sigara içmek olduğunu söylüyorlar. Uzun süre oturmak aslında erken ölüm ve kalp hastalığı riskini artırabilir. Bunu önlemenin yollarından biri, çalışırken bol su içmektir, bu da sizi sık sık tuvalet molası vermeye zorlar. Bunun dışında, hiç egzersiz yapmamak da vücudunuza zararlıdır, çünkü hareketsiz bir yaşam tarzı birçok sağlık sorununa yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l5zaOX9SgEiQYsncaKwWdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu bilinen bir gerçektir, ancak çok az kişi bunun ne kadar tehlikeli olduğunun farkındadır. Sigara içmenin etkileri herkes tarafından görülebilse de, içki içmek de en büyük düşmanlarınızdan biridir, 'ara sıra içen' biri olsanız bile. Buna karşı koymanız gereken iki şey var. Sigara içiyorsanız, hemen bırakın ve içki içiyorsanız, tadının tadını alamaz hale gelene kadar tüketimi kademeli olarak azaltın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0PNKIWM95kGExfFRDvn-lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uykunuzu sürekli olarak azaltmanın (6-7 saatten az) bağışıklığınızı düşürdüğünü ve bunun da sık sık hastalanmanıza ve sonunda yaşam sürenizi kısaltmanıza yol açabileceğini kanıtlayan yeterli (ve daha fazla) araştırma var. Arada sırada bütün gece ayakta kalmak sorun değilken, hafta sonu da dahil olmak üzere her gün belirli bir uyku ve uyanma saatine sadık kalın. Bu, vücudunuzun sirkadiyen ritmini korumasına yardımcı olacak ve her gün kendinizi dinç hissedeceksiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r16Z91y8-0m6Frv5ZyZrBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik stres kendini kilo dalgalanmaları, hormonal dengesizlikler, saç dökülmesi, mide sorunları vb. şeklinde gösterebilir. Bugün yaşadığımız dünyada normal miktarda stres kaçınılmaz olsa da, çok fazlası vücudunuz için felaket anlamına gelebilir. Bunun dışında, duygularınızı da bastırmak, sadece vücudunuzda değil, tüm sisteminizde tahribata yol açar. Buna karşı koymak için meditasyona, yogaya ve farkındalığa yönelin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hWnA6X5XtEKg8lqFqyp32A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hepimiz beyaz şekerin vücudunuz için son derece zararlı olduğunu ve kilo alımına, cilt sorunlarına ve hatta diyabete yol açabileceğini biliyoruz. Şekeri tamamen kesemiyorsanız, tüketimini azaltın ve jaggery ve bal gibi nispeten daha sağlıklı seçeneklere geçin. Bunun dışında, çok fazla rafine şeker içeren mağazadan satın alınan bisküvilerden, rusklardan vb. de kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tDtpZMoYg0mj2ktfyx6hrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun dışında, ruh sağlığınızı ihmal etmek, bilinçsizce atıştırmak, kötü duruş, aşırı ekran süresi, kahvaltıyı atlamak (bu tartışılır bir konu olsa da), yeterince su içmemek vb. gibi alışkanlıklar da uzun vadede sisteminize zarar verecektir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyum eksikliğinin sessiz belirtisi: Bu hastalıkların tehlikesini artırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyum-eksikliginin-sessiz-belirtisi-bu-hastaliklarin-tehlikesini-artiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyum-eksikliginin-sessiz-belirtisi-bu-hastaliklarin-tehlikesini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum, kas, sinir fonksiyonu, kan şekeri kontrolü ve enerji üretimi için gereklidir. Eksiklik belirtileri hafif olabilir ancak göz ardı edilirse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Nedenleri arasında kötü beslenme, sindirim bozuklukları, aşırı alkol ve bazı ilaçlar bulunur. Önleme, magnezyum açısından zengin yiyecekler yemek ve stresi azaltmaktır. Takviyeler yardımcı olur ancak uygun dozaj için bir sağlık uzmanına danışın.Magnezyum, kas ve sinir fonksiyonu, kan şekeri kontrolü ve enerji üretimi dahil olmak üzere çok sayıda bedensel işlevde önemli bir rol oynayan hayati bir mineraldir. Önemine rağmen, magnezyum eksikliği hipomagnezemi olarak da bilinir genellikle göz ardı edilir çünkü belirtileri hafif olabilir veya başka durumlara atfedilebilir. Ancak, ele alınmazsa, bu eksiklik ciddi ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden sağlık sorunlarına yol açabilir.Magnezyum eksikliği, vücut tarafından emilen veya yutulan magnezyumun fizyolojik gereksinimlerini karşılamaya yetmediği zaman ortaya çıkar. Erken eksikliği tespit etmek zordur çünkü erken dönemde belirsiz belirtiler gösterir ve bunları gözden kaçırmak veya yanlış yorumlamak kolaydır.Magnezyum eksikliğinin en erken göstergelerinden biri, kramplar, seğirmeler veya titremeler gibi istemsiz kas kasılmalarıdır. Bunlar, magnezyumun kas gevşemesi için gerekli olması nedeniyle oluşur; yeterli seviyeler olmadan kaslar kontrol edilemez şekilde kasılabilir. Ara sıra görülen kas seğirmeleri yaygın ve genellikle zararsız olsa da, sık veya şiddetli kramplar daha derin bir soruna işaret edebilir.Kronik yorgunluk ve güçsüzlük, magnezyum eksikliğinin altında yatan belirtiler olabilir. Magnezyum, hücresel düzeyde enerji üretiminin önemli bir bileşenidir ve eksikliği, enerji ve dayanıklılığın azalmasına neden olabilir. İnsanlar, uygun şekilde dinlendikten sonra bile açıklanamayan yorgunluk hissedebilir ve bu da günlük işleyişi ve yaşam kalitesini etkileyebilir.Kusma ve mide bulantısı gibi gastrointestinal semptomlar, magnezyum eksikliğinin ilk aşamalarında ortaya çıkabilir. Bunlar spesifik değildir ve normal sindirim bozukluklarıyla karıştırılabilir, bu da gecikmiş tanı ve tedaviye yol açabilir.Azalan iştah, magnezyum eksikliğine eşlik edebilecek bir diğer ince işarettir. Gıda alımındaki bu azalma eksikliği daha da kötüleştirebilir ve beslenme durumunu ve genel sağlığı bozan bir kısır döngü yaratabilir.Magnezyum sinir fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Eksiklik, özellikle ekstremitelerde uyuşma, karıncalanma veya &quot;iğne batması&quot; hissi gibi nörolojik semptomlara neden olabilir. Bu semptomlar sinir disfonksiyonunun bir işareti olabilir ve göz ardı edilmemelidir.Magnezyum, uygun kalp ritmini sağlamada hayati bir rol oynar. Eksiklik, düzensiz, hızlı veya yavaş kalp atışları içeren aritmilere neden olabilir. Bu anormallikler sessiz olabilir ancak tedavi edilmezse daha tehlikeli kardiyak olaylara ilerleyebilir.Ruh hali değişimleri, sinirlilik, kaygı ve hatta depresyon magnezyum eksikliğiyle ilişkilendirilmiştir. Sinir sistemindeki işlevi, eksikliğinin zihinsel sağlığı etkilemesini, davranış ve duygusal değişikliklere neden olmasını sağlar.Nistagmus olarak bilinen istemsiz göz hareketleri, şiddetli magnezyum eksikliği vakalarında ortaya çıkabilir. Bu semptom daha az yaygındır ancak önemli nörolojik tutulumu gösterir ve acil tıbbi müdahale gerektirir.Magnezyum eksikliğinin altında yatan nedenleri anlamak, önleme ve tedavi için önemlidir.Yaygın faktörler şunlardır:Yapraklı yeşillikler, kuruyemişler, tohumlar ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin gıdalardan yoksun diyetler eksikliğe yol açabilir. Bu, özellikle yüksek miktarda işlenmiş gıda tüketen bireylerde yaygındır.Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve kronik ishal gibi durumlar magnezyum emilimini bozarak eksiklik riskini artırabilir.Aşırı alkol tüketimi magnezyum alımının azalmasına ve atılımın artmasına yol açarak alkolikleri eksikliğe karşı özellikle duyarlı hale getirebilir.Diüretikler, proton pompası inhibitörleri (PPI&#039;ler) ve bazı antibiyotikler gibi bazı ilaçlar magnezyum emilimini engelleyebilir veya atılımını artırarak eksiklik riskini artırabilir.Magnezyumun önlenmesinde ve tedavisinde ilk ve en önemli adım, magnezyum açısından zengin uygun bir diyet yemektir. Magnezyumun önlenmesinde ve tedavisinde ilk ve en önemli adım, magnezyum açısından zengin uygun bir diyet yemektir. Magnezyumun en zengin besin kaynaklarından bazıları yapraklı yeşillikler, badem, kaju, kabak çekirdeği gibi tohumlar ve kuruyemişlerdir; kinoa, esmer pirinç ve yulaf gibi tam tahıllar; siyah fasulye, mercimek ve nohut gibi baklagiller; bitter çikolata ve yağlı balık. Aşırı alkol ve kafein tüketimi magnezyumu tüketir, bu nedenle bunların tüketimini sınırlayın. Stres ve uyku bozuklukları magnezyum eksikliğine yol açtığından, meditasyon, derin nefes alma veya yoga gibi stres azaltıcı uygulamaları entegre etmek yeterli magnezyumu koruyabilir.Diyetlerinden yeterli magnezyum almakta zorlananlar için , takviyeler etkili bir çözüm olabilir. Ma ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dG9UMbZGIEiOl1dlnj6k6Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, eksikliğinin, sessiz, belirtisi:, hastalıkların, tehlikesini, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dG9UMbZGIEiOl1dlnj6k6Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyum eksikliğinin sessiz belirtisi: Bu hastalıkların tehlikesini artırıyor"><p>Magnezyum, kas, sinir fonksiyonu, kan şekeri kontrolü ve enerji üretimi için gereklidir. Eksiklik belirtileri hafif olabilir ancak göz ardı edilirse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Nedenleri arasında kötü beslenme, sindirim bozuklukları, aşırı alkol ve bazı ilaçlar bulunur. Önleme, magnezyum açısından zengin yiyecekler yemek ve stresi azaltmaktır. Takviyeler yardımcı olur ancak uygun dozaj için bir sağlık uzmanına danışın.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vl90pnyOi0mMJvlAujx8AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, kas ve sinir fonksiyonu, kan şekeri kontrolü ve enerji üretimi dahil olmak üzere çok sayıda bedensel işlevde önemli bir rol oynayan hayati bir mineraldir. Önemine rağmen, magnezyum eksikliği hipomagnezemi olarak da bilinir genellikle göz ardı edilir çünkü belirtileri hafif olabilir veya başka durumlara atfedilebilir. Ancak, ele alınmazsa, bu eksiklik ciddi ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden sağlık sorunlarına yol açabilir.Magnezyum eksikliği, vücut tarafından emilen veya yutulan magnezyumun fizyolojik gereksinimlerini karşılamaya yetmediği zaman ortaya çıkar. Erken eksikliği tespit etmek zordur çünkü erken dönemde belirsiz belirtiler gösterir ve bunları gözden kaçırmak veya yanlış yorumlamak kolaydır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5LFbXdINQEu9JaCcKHQOnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliğinin en erken göstergelerinden biri, kramplar, seğirmeler veya titremeler gibi istemsiz kas kasılmalarıdır. Bunlar, magnezyumun kas gevşemesi için gerekli olması nedeniyle oluşur; yeterli seviyeler olmadan kaslar kontrol edilemez şekilde kasılabilir. Ara sıra görülen kas seğirmeleri yaygın ve genellikle zararsız olsa da, sık veya şiddetli kramplar daha derin bir soruna işaret edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HaIr4oHTL0Kxqqrq_FDXng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik yorgunluk ve güçsüzlük, magnezyum eksikliğinin altında yatan belirtiler olabilir. Magnezyum, hücresel düzeyde enerji üretiminin önemli bir bileşenidir ve eksikliği, enerji ve dayanıklılığın azalmasına neden olabilir. İnsanlar, uygun şekilde dinlendikten sonra bile açıklanamayan yorgunluk hissedebilir ve bu da günlük işleyişi ve yaşam kalitesini etkileyebilir.Kusma ve mide bulantısı gibi gastrointestinal semptomlar, magnezyum eksikliğinin ilk aşamalarında ortaya çıkabilir. Bunlar spesifik değildir ve normal sindirim bozukluklarıyla karıştırılabilir, bu da gecikmiş tanı ve tedaviye yol açabilir.Azalan iştah, magnezyum eksikliğine eşlik edebilecek bir diğer ince işarettir. Gıda alımındaki bu azalma eksikliği daha da kötüleştirebilir ve beslenme durumunu ve genel sağlığı bozan bir kısır döngü yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/droxvaqN0EGJwvhGKyV76A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum sinir fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Eksiklik, özellikle ekstremitelerde uyuşma, karıncalanma veya "iğne batması" hissi gibi nörolojik semptomlara neden olabilir. Bu semptomlar sinir disfonksiyonunun bir işareti olabilir ve göz ardı edilmemelidir.Magnezyum, uygun kalp ritmini sağlamada hayati bir rol oynar. Eksiklik, düzensiz, hızlı veya yavaş kalp atışları içeren aritmilere neden olabilir. Bu anormallikler sessiz olabilir ancak tedavi edilmezse daha tehlikeli kardiyak olaylara ilerleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f_iujEpRLUmKMm8YjpPWtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ruh hali değişimleri, sinirlilik, kaygı ve hatta depresyon magnezyum eksikliğiyle ilişkilendirilmiştir. Sinir sistemindeki işlevi, eksikliğinin zihinsel sağlığı etkilemesini, davranış ve duygusal değişikliklere neden olmasını sağlar.Nistagmus olarak bilinen istemsiz göz hareketleri, şiddetli magnezyum eksikliği vakalarında ortaya çıkabilir. Bu semptom daha az yaygındır ancak önemli nörolojik tutulumu gösterir ve acil tıbbi müdahale gerektirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CoJCaHymSE22Cf6MQ9b4xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliğinin altında yatan nedenleri anlamak, önleme ve tedavi için önemlidir.Yaygın faktörler şunlardır:Yapraklı yeşillikler, kuruyemişler, tohumlar ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin gıdalardan yoksun diyetler eksikliğe yol açabilir. Bu, özellikle yüksek miktarda işlenmiş gıda tüketen bireylerde yaygındır.Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve kronik ishal gibi durumlar magnezyum emilimini bozarak eksiklik riskini artırabilir.Aşırı alkol tüketimi magnezyum alımının azalmasına ve atılımın artmasına yol açarak alkolikleri eksikliğe karşı özellikle duyarlı hale getirebilir.Diüretikler, proton pompası inhibitörleri (PPI'ler) ve bazı antibiyotikler gibi bazı ilaçlar magnezyum emilimini engelleyebilir veya atılımını artırarak eksiklik riskini artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nQ7_laLCekuLr49ScC70Bw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyumun önlenmesinde ve tedavisinde ilk ve en önemli adım, magnezyum açısından zengin uygun bir diyet yemektir. Magnezyumun önlenmesinde ve tedavisinde ilk ve en önemli adım, magnezyum açısından zengin uygun bir diyet yemektir. Magnezyumun en zengin besin kaynaklarından bazıları yapraklı yeşillikler, badem, kaju, kabak çekirdeği gibi tohumlar ve kuruyemişlerdir; kinoa, esmer pirinç ve yulaf gibi tam tahıllar; siyah fasulye, mercimek ve nohut gibi baklagiller; bitter çikolata ve yağlı balık. Aşırı alkol ve kafein tüketimi magnezyumu tüketir, bu nedenle bunların tüketimini sınırlayın. Stres ve uyku bozuklukları magnezyum eksikliğine yol açtığından, meditasyon, derin nefes alma veya yoga gibi stres azaltıcı uygulamaları entegre etmek yeterli magnezyumu koruyabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_OZioXf5xE-4YAwgPjXq_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyetlerinden yeterli magnezyum almakta zorlananlar için , takviyeler etkili bir çözüm olabilir. Magnezyum, magnezyum sitrat, magnezyum oksit ve magnezyum glisinat gibi çeşitli formlarda gelir. Doğru dozu belirlemek için takviyelere başlamadan önce her zaman bir sağlık uzmanına danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ahqjkiM0oUumvh-9ZFhYUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliği, komplikasyonlar ortaya çıkana kadar genellikle fark edilmeyen sessiz ama ciddi bir sağlık sorunudur. Semptomları fark ettiğinizde her zaman bir doktora danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>30 gün boyunca 1 bardak ılık su içince ne olur? Sabahları tüketmenin bilinmeyen etkileri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/30-gun-boyunca-1-bardak-ilik-su-icince-ne-olur-sabahlari-tuketmenin-bilinmeyen-etkileri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/30-gun-boyunca-1-bardak-ilik-su-icince-ne-olur-sabahlari-tuketmenin-bilinmeyen-etkileri</guid>
<description><![CDATA[ Hepimiz &quot;Sabah ilk iş olarak ılık su için, sizin için iyidir!&quot; sözünü duymuşuzdur. Peki bu alışkanlığı 30 gün boyunca düzenli olarak uygularsanız vücudunuza gerçekte ne olur? Gerçekten işe yarıyor mu yoksa sadece bir efsane mi?Asitlilik veya kabızlık çekiyorsanız, sabah çayınızı bir bardak ılık suyla değiştirmeyi deneyin ve farkı görün.
Ilık suyun en büyük faydalarından biri daha iyi sindirimdir. Sabahın erken saatlerinde ılık su içtiğinizde, yiyeceklerin daha hızlı parçalanmasına yardımcı olur ve sindirim sisteminizin düzgün çalışmasını sağlar.
Ilık su, yiyecekleri bağırsaklarınızdan geçiren bağırsaklarınızın dalga hareketi olan peristalsis&#039;i harekete geçirir. Sert yağları çözer ve yiyecekleri daha etkili bir şekilde sindirir, şişkinliği ve kabızlığı durdurur. Yemekten önce ılık su yudumlamak da besin emilimini artırır.Ilık suyu vücudunuzun doğal &quot;temizleme sistemi&quot; olarak düşünün. Kendinizi yavaş veya kabız hissediyorsanız, bu sizi birkaç hafta içinde daha hafif ve temiz hale getirebilecek kolay bir alışkanlıktır.
Terlemeyi teşvik ederek vücudun ter yoluyla toksinlerden kurtulmasını sağlar. Böbrek fonksiyonuna yardımcı olur ve atıkların atılmasını kolaylaştırır. Limonlu ılık su içmek karaciğer fonksiyonunu iyileştirebilir ve temizleme sürecini hızlandırabilir.Ilık su içmek aslında kilo vermenize yardımcı olabilir. Kilo vermeye çalışıyorsanız, şeker yüklü bir içecek yerine güne ılık suyla başlayın.Vücut ısısını yükseltir ve bu da metabolizmayı hızlandırır. Ilık su bağırsaklardaki yağ depolarını parçalar ve birikmesini önler. Daha tok hissetmenizi sağlayarak gereksiz kalori alımını azaltır.Pahalı cilt bakımını unutu. Nemlendirme, parlak bir cildin gerçek sırrıdır!
Ilık su kan dolaşımını artırır ve size doğal bir ışıltı verir. Toksinleri temizler, akne ve sivilceleri önler. Nemlendirilmiş cilt = daha az kırışıklık ve ince çizgi.Ilık su adet döneminde hayat kurtarıcıdır. Kasları gevşeterek kramp yoğunluğunu azaltır. Ilık su kan dolaşımını artırır, bu da şişkinliği ve ağrıyı hafifletebilir. Su tutulmasını önleyerek rahatsızlığı hafifletir.
Bir dahaki sefere kramp yaşadığınızda ağrı kesicileri bırakın ve bunun yerine ılık su için.Hiç neden sıcak bir içecek içmenin sizi bu kadar rahatlattığını merak ettiniz mi? Bunun bir açıklaması var
Parasempatik sinir sistemi, vücudunuza rahatlamasını söyleyen sıcak su tarafından uyarılır. Kortizolü (stres hormonu) azaltır ve kendinizi daha rahat hissetmenizi sağlar. Yatmadan önce bir bardak ılık su uyku kalitenizi artırabilir.Sabahları 30 gün boyunca ılık su içmek, daha iyi sindirimden parlak cilde ve gelişmiş metabolizmaya kadar birçok fayda sağlayabilir. Ekstra sağlık desteği için bir dilim limon veya birkaç damla bal eklemeyi deneyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tc2ad8b5okarCLT3FYP0MQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>gün, boyunca, bardak, ılık, içince, olur, Sabahları, tüketmenin, bilinmeyen, etkileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tc2ad8b5okarCLT3FYP0MQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="30 gün boyunca 1 bardak ılık su içince ne olur? Sabahları tüketmenin bilinmeyen etkileri"><p>Hepimiz "Sabah ilk iş olarak ılık su için, sizin için iyidir!" sözünü duymuşuzdur. Peki bu alışkanlığı 30 gün boyunca düzenli olarak uygularsanız vücudunuza gerçekte ne olur? Gerçekten işe yarıyor mu yoksa sadece bir efsane mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JtnmeNSHhU6fCCoOl4Q33A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Asitlilik veya kabızlık çekiyorsanız, sabah çayınızı bir bardak ılık suyla değiştirmeyi deneyin ve farkı görün.
Ilık suyun en büyük faydalarından biri daha iyi sindirimdir. Sabahın erken saatlerinde ılık su içtiğinizde, yiyeceklerin daha hızlı parçalanmasına yardımcı olur ve sindirim sisteminizin düzgün çalışmasını sağlar.
Ilık su, yiyecekleri bağırsaklarınızdan geçiren bağırsaklarınızın dalga hareketi olan peristalsis'i harekete geçirir. Sert yağları çözer ve yiyecekleri daha etkili bir şekilde sindirir, şişkinliği ve kabızlığı durdurur. Yemekten önce ılık su yudumlamak da besin emilimini artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MXpF7z4lwkiCICbz4xy2yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ilık suyu vücudunuzun doğal "temizleme sistemi" olarak düşünün. Kendinizi yavaş veya kabız hissediyorsanız, bu sizi birkaç hafta içinde daha hafif ve temiz hale getirebilecek kolay bir alışkanlıktır.
Terlemeyi teşvik ederek vücudun ter yoluyla toksinlerden kurtulmasını sağlar. Böbrek fonksiyonuna yardımcı olur ve atıkların atılmasını kolaylaştırır. Limonlu ılık su içmek karaciğer fonksiyonunu iyileştirebilir ve temizleme sürecini hızlandırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/roBepiqpTUmsyY31OqkiCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ilık su içmek aslında kilo vermenize yardımcı olabilir. Kilo vermeye çalışıyorsanız, şeker yüklü bir içecek yerine güne ılık suyla başlayın.Vücut ısısını yükseltir ve bu da metabolizmayı hızlandırır. Ilık su bağırsaklardaki yağ depolarını parçalar ve birikmesini önler. Daha tok hissetmenizi sağlayarak gereksiz kalori alımını azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kiRqxfpIzkqeHWDlg1-ySg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pahalı cilt bakımını unutu. Nemlendirme, parlak bir cildin gerçek sırrıdır!
Ilık su kan dolaşımını artırır ve size doğal bir ışıltı verir. Toksinleri temizler, akne ve sivilceleri önler. Nemlendirilmiş cilt = daha az kırışıklık ve ince çizgi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qsc7Le1EckiYyPqcW7DDZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ilık su adet döneminde hayat kurtarıcıdır. Kasları gevşeterek kramp yoğunluğunu azaltır. Ilık su kan dolaşımını artırır, bu da şişkinliği ve ağrıyı hafifletebilir. Su tutulmasını önleyerek rahatsızlığı hafifletir.
Bir dahaki sefere kramp yaşadığınızda ağrı kesicileri bırakın ve bunun yerine ılık su için.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bQT4RdXVfEiMtcD2O1D2dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiç neden sıcak bir içecek içmenin sizi bu kadar rahatlattığını merak ettiniz mi? Bunun bir açıklaması var
Parasempatik sinir sistemi, vücudunuza rahatlamasını söyleyen sıcak su tarafından uyarılır. Kortizolü (stres hormonu) azaltır ve kendinizi daha rahat hissetmenizi sağlar. Yatmadan önce bir bardak ılık su uyku kalitenizi artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P5gMHLZdDUWNSCSbEpNjUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları 30 gün boyunca ılık su içmek, daha iyi sindirimden parlak cilde ve gelişmiş metabolizmaya kadar birçok fayda sağlayabilir. Ekstra sağlık desteği için bir dilim limon veya birkaç damla bal eklemeyi deneyin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim ne diyor? Sakız çiğnemek ve kanser arasında şaşırtan bağlantı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-ne-diyor-sakiz-cignemek-ve-kanser-arasinda-sasirtan-baglanti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-ne-diyor-sakiz-cignemek-ve-kanser-arasinda-sasirtan-baglanti</guid>
<description><![CDATA[ Sık sık sakız çiğneyenler her yıl on binlerce mikroplastik tüketiyor olabilir. Mikroplastikler, beş milimetreden daha küçük olan plastik parçacıklarıdır ve havamızda, suyumuzda, yiyeceklerimizde ve hatta sakızlarımızda bulunabiliyor.Yapılan araştırmalar, bu zararlı plastik parçacıklarının vücuda girdiğinde hücrelere ve DNA&#039;ya zarar verebileceğini, genetik aktivitelerde değişiklikler yaratabileceğini ve kanser riskini artırabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar, sakız çiğnemenin tükürüğe mikroplastik bıraktığını ve bu plastiklerin yutularak sindirim sistemine girmesine yol açtığını keşfetti.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Sakızların yapımında genellikle atlandırıcılar ve aroma vericiler bulunur. Araştırmalar, sentetik ve doğal sakızların aynı tür polimerleri içerdiğini ve bu sakızların çiğnenmesi sırasında benzer miktarda mikroplastik saldığını belirledi.Her iki sakız türünde en yaygın bulunan polimerler arasında, polietilen ve polipropileni içeren poliolefinler yer alıyor.Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles (UCLA) Mühendislik Profesörü ve baş araştırmacı Sanjay Mohanty, bu konuda yaptığı açıklamada, &quot;Amacımız kimseyi telaşlandırmak değil. Bilim insanları mikroplastiklerin insan vücudu için güvenli olup olmadığını henüz bilmiyorlar. İnsanlar üzerinde yapılan bir deney yok, ancak plastiğe günlük maruz kalmamızın farkındayız ve araştırmalarımız bu konuyu incelemeyi amaçlıyor,&quot; dedi.Araştırma ekibi, iki farklı deneyde, marketlerden alınan beş marka sentetik ve beş marka doğal sakızı test etti. İlk deneyde, her denek yedi farklı sakız parçasını çiğnedi ve her 30 saniyede bir tükürük örneği aldı. İkinci deneyde ise, her sakız parçasından salınan mikroplastiklerin hızını ölçmek için 20 dakikalık bir süre boyunca periyodik olarak tükürük örnekleri toplandı.Araştırma, her gram sakızdan ortalama 100 mikroplastik salındığını, bazı parçaların ise gram başına 600 mikroplastik içerdiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, ortalama bir insanın yılda 160 ila 180 adet sakız çiğnediğini ve bu miktarın da yaklaşık 30.000 mikroplastik tüketimine yol açtığını belirtiyor.Test sonuçları, çiğnendikten sonraki ilk iki dakika içinde sakızın kaplamasından en fazla mikroplastik salındığını gösterdi. Sekiz dakika sonunda, toplanan plastik parçacıkların yüzde 94&#039;ü serbest kalmıştı. Araştırmacılar, sakızdan alınan mikroplastik miktarını azaltmak için, her birkaç dakikada bir sakız değiştirmek yerine tek bir parça sakızı daha uzun süre çiğnemeyi öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/engEljXdbkOa_gj3pn1v4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, diyor, Sakız, çiğnemek, kanser, arasında, şaşırtan, bağlantı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/engEljXdbkOa_gj3pn1v4w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim ne diyor? Sakız çiğnemek ve kanser arasında şaşırtan bağlantı"><p>Sık sık sakız çiğneyenler her yıl on binlerce mikroplastik tüketiyor olabilir. Mikroplastikler, beş milimetreden daha küçük olan plastik parçacıklarıdır ve havamızda, suyumuzda, yiyeceklerimizde ve hatta sakızlarımızda bulunabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yB8cWMHKrkeP4zt0MLdjtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan araştırmalar, bu zararlı plastik parçacıklarının vücuda girdiğinde hücrelere ve DNA'ya zarar verebileceğini, genetik aktivitelerde değişiklikler yaratabileceğini ve kanser riskini artırabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar, sakız çiğnemenin tükürüğe mikroplastik bıraktığını ve bu plastiklerin yutularak sindirim sistemine girmesine yol açtığını keşfetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zpfa5hIBHUmdCppC_5BRHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Sakızların yapımında genellikle atlandırıcılar ve aroma vericiler bulunur. Araştırmalar, sentetik ve doğal sakızların aynı tür polimerleri içerdiğini ve bu sakızların çiğnenmesi sırasında benzer miktarda mikroplastik saldığını belirledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zoS4kwDh40ef3w6RoN4V5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her iki sakız türünde en yaygın bulunan polimerler arasında, polietilen ve polipropileni içeren poliolefinler yer alıyor.Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles (UCLA) Mühendislik Profesörü ve baş araştırmacı Sanjay Mohanty, bu konuda yaptığı açıklamada, "Amacımız kimseyi telaşlandırmak değil. Bilim insanları mikroplastiklerin insan vücudu için güvenli olup olmadığını henüz bilmiyorlar. İnsanlar üzerinde yapılan bir deney yok, ancak plastiğe günlük maruz kalmamızın farkındayız ve araştırmalarımız bu konuyu incelemeyi amaçlıyor," dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zf1J2mJxFE6-TeBiGya4xA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma ekibi, iki farklı deneyde, marketlerden alınan beş marka sentetik ve beş marka doğal sakızı test etti. İlk deneyde, her denek yedi farklı sakız parçasını çiğnedi ve her 30 saniyede bir tükürük örneği aldı. İkinci deneyde ise, her sakız parçasından salınan mikroplastiklerin hızını ölçmek için 20 dakikalık bir süre boyunca periyodik olarak tükürük örnekleri toplandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1IYKQy1IcEmo6D5zbF9HPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, her gram sakızdan ortalama 100 mikroplastik salındığını, bazı parçaların ise gram başına 600 mikroplastik içerdiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, ortalama bir insanın yılda 160 ila 180 adet sakız çiğnediğini ve bu miktarın da yaklaşık 30.000 mikroplastik tüketimine yol açtığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pEkejIz42k2jj5R1B7MBAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Test sonuçları, çiğnendikten sonraki ilk iki dakika içinde sakızın kaplamasından en fazla mikroplastik salındığını gösterdi. Sekiz dakika sonunda, toplanan plastik parçacıkların yüzde 94'ü serbest kalmıştı. Araştırmacılar, sakızdan alınan mikroplastik miktarını azaltmak için, her birkaç dakikada bir sakız değiştirmek yerine tek bir parça sakızı daha uzun süre çiğnemeyi öneriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Demir deposu en güçlü 5 doğal kaynak: Saç uzamasını da destekliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/demir-deposu-en-guclu-5-dogal-kaynak-sac-uzamasini-da-destekliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/demir-deposu-en-guclu-5-dogal-kaynak-sac-uzamasini-da-destekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Demir, saç uzamasında önemli bir rol oynayan temel bir besindir. Saç köklerine oksijen taşıyan ve güçlü ve sağlıklı kalmalarını sağlayan hemoglobin üretiminde yardımcı olur. Demir eksikliği saçların incelmesine, aşırı dökülmesine ve hatta saç kaybına yol açabilir. Saç büyümenizi doğal olarak artırmak istiyorsanız, diyetinize demir açısından zengin yiyecekler eklemek harika bir başlangıçtır. İşte saç büyümesini artırmaya ve saçlarınızın gür görünmesini sağlamaya yardımcı olabilecek 5 demir açısından zengin yiyecek.Ispanak, saç büyümesi için hayati önem taşıyan demir de dahil olmak üzere bir besin deposudur. Tek bir fincan pişmiş ıspanak yaklaşık 6,4 mg demir içerir ve bu da onu bu temel mineralin en iyi bitki bazlı kaynaklarından biri yapar.Neden faydalıdır: Ispanak ayrıca vücuttaki demir emilimini artıran C vitamini açısından da zengindir. Ayrıca, sağlıklı saç derisi dolaşımını desteklemeye, saç kırılmasını ve kuruluğunu azaltmaya yardımcı olan folat ve beta karoten içerir.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Ispanağı smoothielere, salatalara, sotelere ekleyebilir veya sarımsak ve zeytinyağı ile pişmiş bir garnitür olarak tüketebilirsiniz.Mercimek, demir, protein ve lif açısından harika bir bitki kaynağıdır ve bu da onları genel sağlık ve saç uzaması için mükemmel bir seçim haline getirir. Bir fincan pişmiş mercimek yaklaşık 6,6 mg demir içerir ve günlük demir ihtiyacına önemli ölçüde katkıda bulunur.Faydaları: Mercimek aynı zamanda saç köklerini güçlendiren ve saç dökülmesini önleyen iki temel besin maddesi olan biotin ve çinkoyu da sağlar.Beslenmenize nasıl dahil edebilirsiniz: Doyurucu bir mercimek çorbası hazırlayın, mercimeği salatalarınıza ekleyin veya besleyici bir öğün için pirinç ve sebzelerle pişirin.Kırmızı et, özellikle yağsız et ve kuzu eti, bitki bazlı besinlerde bulunan hem olmayan demire kıyasla vücut tarafından daha kolay emilen hem demirinin en zengin kaynaklarından biridir. 100 gram yağsız et porsiyonu yaklaşık 2,7 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Kırmızı et, saçın gücüne, kalınlığına ve genel saç derisi sağlığına katkıda bulunan yüksek kaliteli protein, B12 vitamini ve çinko açısından zengindir.Beslenmenize nasıl dahil edebilirsiniz: Izgara biftek, et sote yapabilir veya köri ve güveçlere kıyma ekleyerek lezzetli ve besleyici bir öğün elde edebilirsiniz.Balkabağı çekirdekleri, sağlıklı saç büyümesini destekleyen demir, magnezyum ve çinko gibi besin maddelerinin güçlü bir kaynağıdır. Sadece 28 gram (1 ons) balkabağı çekirdeği yaklaşık 4,2 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Kabak çekirdeğindeki çinko, saç derisinin yağ üretimini düzenlemeye, kepeği önlemeye ve güçlü saç köklerinin oluşmasını desteklemeye yardımcı olur. Magnezyum, saç büyümesi için gerekli olan saç derisine daha iyi kan dolaşımını destekler.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Kavrulmuş kabak çekirdeğini atıştırın, salatalarınıza serpin, smoothie&#039;lerinize katın veya yoğurdunuza ekleyin.Tofu, saç sağlığını iyileştirmek isteyen vejetaryenler ve veganlar için harika bir seçenek haline gelen mükemmel bir bitki bazlı protein ve demir kaynağıdır. Yarım fincan tofu porsiyonu yaklaşık 3,4 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Tofu, demir içeriğinin yanı sıra saç tellerini güçlendirmeye ve kırılmayı önlemeye yardımcı olan izoflavonlar ve temel amino asitler açısından da zengindir.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Tofuyu sotelerde kullanabilir, çorbalarınıza ekleyebilir veya protein açısından zengin bir smoothie için karıştırabilirsiniz.Demir eksikliği saç dökülmesinin önde gelen nedenlerinden biridir, ancak iyi haber şu ki bu durum diyetle kolayca giderilebilir. Bu demir açısından zengin yiyecekleri günlük öğünlerinize dahil ederek saç köklerinin optimum büyüme için ihtiyaç duyduğu besinleri aldığından emin olabilirsiniz. Demir emilimini artırmak için demir açısından zengin yiyecekleri C vitamini kaynaklarıyla (turunçgiller, dolmalık biber ve domates gibi) eşleştirmeyi unutmayın.Dengeli bir beslenme, uygun saç bakımıyla birlikte saç sağlığını önemli ölçüde iyileştirebilir ve daha kalın, daha parlak saçlara kavuşmanızı sağlayabilir. Bu yüzden, bugün bu demir dolu yiyecekleri tabağınıza eklemeye başlayın ve saçınıza hak ettiği beslenmeyi sağlayın!Demir açısından zengin yiyecekler yemek, saç köklerinin yeterli oksijen ve besin almasını sağlayarak saç büyümesini desteklemede önemli bir rol oynar. Demir, oksijeni kafa derisine ve saç köklerine taşıyan kırmızı kan hücrelerinde bulunan bir protein olan hemoglobinin üretimi için gereklidir. Vücutta demir eksikliği olduğunda, saç köklerine oksijen temini azalır, bu da daha zayıf saç tellerine, artan saç dökülmesine ve daha yavaş büyümeye yol açar. Ispanak, mercimek, yağsız etler, yumurta ve kuruyemişler gibi demir açısından zengin yiyecekler tüketmek, kırmızı kan hücresi üretimini artırmaya, saçı içeriden güçlendirmeye ve sağlıklı, kalın uzamayı teşvik etmeye yardımcı olur. Bu yiyecekleri portakal veya dolmalık biber gibi C vitamini kaynaklarıyla eşleştirmek, demir emilimini daha da artırarak ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-1WVQrlvREOejkR2mZyiKQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demir, deposu, güçlü, doğal, kaynak:, Saç, uzamasını, destekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-1WVQrlvREOejkR2mZyiKQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Demir deposu en güçlü 5 doğal kaynak: Saç uzamasını da destekliyor"><p>Demir, saç uzamasında önemli bir rol oynayan temel bir besindir. Saç köklerine oksijen taşıyan ve güçlü ve sağlıklı kalmalarını sağlayan hemoglobin üretiminde yardımcı olur. Demir eksikliği saçların incelmesine, aşırı dökülmesine ve hatta saç kaybına yol açabilir. Saç büyümenizi doğal olarak artırmak istiyorsanız, diyetinize demir açısından zengin yiyecekler eklemek harika bir başlangıçtır. İşte saç büyümesini artırmaya ve saçlarınızın gür görünmesini sağlamaya yardımcı olabilecek 5 demir açısından zengin yiyecek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lzp4r80Y3E-e9MsmqpALAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanak, saç büyümesi için hayati önem taşıyan demir de dahil olmak üzere bir besin deposudur. Tek bir fincan pişmiş ıspanak yaklaşık 6,4 mg demir içerir ve bu da onu bu temel mineralin en iyi bitki bazlı kaynaklarından biri yapar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/buYSQIhkXE2-FpuAYOv3lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Neden faydalıdır: Ispanak ayrıca vücuttaki demir emilimini artıran C vitamini açısından da zengindir. Ayrıca, sağlıklı saç derisi dolaşımını desteklemeye, saç kırılmasını ve kuruluğunu azaltmaya yardımcı olan folat ve beta karoten içerir.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Ispanağı smoothielere, salatalara, sotelere ekleyebilir veya sarımsak ve zeytinyağı ile pişmiş bir garnitür olarak tüketebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9v5tq62xWkmrV1Tb4Md1Tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mercimek, demir, protein ve lif açısından harika bir bitki kaynağıdır ve bu da onları genel sağlık ve saç uzaması için mükemmel bir seçim haline getirir. Bir fincan pişmiş mercimek yaklaşık 6,6 mg demir içerir ve günlük demir ihtiyacına önemli ölçüde katkıda bulunur.Faydaları: Mercimek aynı zamanda saç köklerini güçlendiren ve saç dökülmesini önleyen iki temel besin maddesi olan biotin ve çinkoyu da sağlar.Beslenmenize nasıl dahil edebilirsiniz: Doyurucu bir mercimek çorbası hazırlayın, mercimeği salatalarınıza ekleyin veya besleyici bir öğün için pirinç ve sebzelerle pişirin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EWxzzyj_FE2nFO7bpY8ejg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırmızı et, özellikle yağsız et ve kuzu eti, bitki bazlı besinlerde bulunan hem olmayan demire kıyasla vücut tarafından daha kolay emilen hem demirinin en zengin kaynaklarından biridir. 100 gram yağsız et porsiyonu yaklaşık 2,7 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Kırmızı et, saçın gücüne, kalınlığına ve genel saç derisi sağlığına katkıda bulunan yüksek kaliteli protein, B12 vitamini ve çinko açısından zengindir.Beslenmenize nasıl dahil edebilirsiniz: Izgara biftek, et sote yapabilir veya köri ve güveçlere kıyma ekleyerek lezzetli ve besleyici bir öğün elde edebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D9w1wmiiwEK2LGPBngWGnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balkabağı çekirdekleri, sağlıklı saç büyümesini destekleyen demir, magnezyum ve çinko gibi besin maddelerinin güçlü bir kaynağıdır. Sadece 28 gram (1 ons) balkabağı çekirdeği yaklaşık 4,2 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Kabak çekirdeğindeki çinko, saç derisinin yağ üretimini düzenlemeye, kepeği önlemeye ve güçlü saç köklerinin oluşmasını desteklemeye yardımcı olur. Magnezyum, saç büyümesi için gerekli olan saç derisine daha iyi kan dolaşımını destekler.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Kavrulmuş kabak çekirdeğini atıştırın, salatalarınıza serpin, smoothie'lerinize katın veya yoğurdunuza ekleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N46u4ffb0Uq2Gcgi1EHMig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tofu, saç sağlığını iyileştirmek isteyen vejetaryenler ve veganlar için harika bir seçenek haline gelen mükemmel bir bitki bazlı protein ve demir kaynağıdır. Yarım fincan tofu porsiyonu yaklaşık 3,4 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Tofu, demir içeriğinin yanı sıra saç tellerini güçlendirmeye ve kırılmayı önlemeye yardımcı olan izoflavonlar ve temel amino asitler açısından da zengindir.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Tofuyu sotelerde kullanabilir, çorbalarınıza ekleyebilir veya protein açısından zengin bir smoothie için karıştırabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hJ34qQhHN0SGB1BX1jxSNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir eksikliği saç dökülmesinin önde gelen nedenlerinden biridir, ancak iyi haber şu ki bu durum diyetle kolayca giderilebilir. Bu demir açısından zengin yiyecekleri günlük öğünlerinize dahil ederek saç köklerinin optimum büyüme için ihtiyaç duyduğu besinleri aldığından emin olabilirsiniz. Demir emilimini artırmak için demir açısından zengin yiyecekleri C vitamini kaynaklarıyla (turunçgiller, dolmalık biber ve domates gibi) eşleştirmeyi unutmayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_BewR6bVRk6yfWWL6_PbEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dengeli bir beslenme, uygun saç bakımıyla birlikte saç sağlığını önemli ölçüde iyileştirebilir ve daha kalın, daha parlak saçlara kavuşmanızı sağlayabilir. Bu yüzden, bugün bu demir dolu yiyecekleri tabağınıza eklemeye başlayın ve saçınıza hak ettiği beslenmeyi sağlayın!Demir açısından zengin yiyecekler yemek, saç köklerinin yeterli oksijen ve besin almasını sağlayarak saç büyümesini desteklemede önemli bir rol oynar. Demir, oksijeni kafa derisine ve saç köklerine taşıyan kırmızı kan hücrelerinde bulunan bir protein olan hemoglobinin üretimi için gereklidir. Vücutta demir eksikliği olduğunda, saç köklerine oksijen temini azalır, bu da daha zayıf saç tellerine, artan saç dökülmesine ve daha yavaş büyümeye yol açar. Ispanak, mercimek, yağsız etler, yumurta ve kuruyemişler gibi demir açısından zengin yiyecekler tüketmek, kırmızı kan hücresi üretimini artırmaya, saçı içeriden güçlendirmeye ve sağlıklı, kalın uzamayı teşvik etmeye yardımcı olur. Bu yiyecekleri portakal veya dolmalık biber gibi C vitamini kaynaklarıyla eşleştirmek, demir emilimini daha da artırarak saç faydalarını en üst düzeye çıkarabilir</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sporsuz 1 ayda 5 kilo verin: Kilo kaybı için 5 mikro alışkanlık</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sporsuz-1-ayda-5-kilo-verin-kilo-kaybi-icin-5-mikro-aliskanlik</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sporsuz-1-ayda-5-kilo-verin-kilo-kaybi-icin-5-mikro-aliskanlik</guid>
<description><![CDATA[ Bir ayda beş kilo vermek gerçekten de ulaşılabilir bir hedeftir. Peki ya spor salonuna gitmeden 30 günde beş kilo verebilirseniz? Bir rüya gibi geliyor, değil mi? Aslında bu bir hayal değil. Bu mümkün ancak doğru alışkanlıkla. Günlük rutinlerinizde küçük, sürdürülebilir değişiklikler yaparak, genel sağlığınızı iyileştirirken fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.İşte sadece 30 günde kilo vermenize yardımcı olacak, bilimsel olarak kanıtlanmış beş alışkanlık.Hareketsiz bir yaşam tarzı, kilo verme konusunda en büyük kötü adamdır. Aktif olmak kilo verme şansınızı artırır. Gün boyunca daha fazla ayakta durmak, spor salonuna gitmeden ekstra kalori yakabilir. Araştırmalar, ayakta durmanın oturmaktan dakikada 0,15 kalori daha fazla yaktığını gösteriyor. Bu, bir saatte 90 kaloriye kadar. Telefonla konuşurken yürüyebilirsiniz. İş yerinde, belki de ayakta duran bir masayı tercih edebilirsiniz. Bir ay boyunca, bu basit alışkanlık enerjinizi artırırken hedefinize ulaşmanızı sağlayabilir.Beslenme uzmanları genellikle boş kalorileri bırakmanızı önerir. Boş kaloriler, şekerli içecekler, atıştırmalıklar ve işlenmiş gıdalar tükettiğinizde aldığınız kalorilerdir.
Gazlı içecekler, hamur işleri ve cipsler çok az besin değeri sunar ve farkına varmadan kilo almanıza neden olur. Bunları su, meyve veya tam tahıllarla değiştirebilirsiniz. Journal of Nutrition&#039;da yayınlanan 2023 tarihli bir çalışma , günlük 500 boş kaloriyi azaltmanın yaklaşık bir haftada bir kilo yağ kaybına yol açabileceğini buldu.Aşırı yemek, sağlıklı yiyecekler bile kilo alımına yol açabilir. Kalori alımınızı kendinizi mahrum hissetmeden yönetmek için porsiyon kontrolü çok önemlidir. Daha küçük tabaklar tercih edin ve yiyecekleri ölçülü porsiyonlarda servis edin. Büyük paketlerden doğrudan yemek yemekten kaçının. Açlık belirtilerine dikkat edin. Aşırı yemeyi önlemenin bir yolu, yiyecekleri çiğnemek ve yavaş yemektir. Bu basit alışkanlık aşırı kalori tüketimini önler ve kilo kaybınızı yolda tutar.Duşa girmeden önce, hızlı bir kalori yakmaya ne dersiniz? Sihir gibi işe yarayan birkaç basit egzersiz ekleyin. Beş dakikalık jumping jack, squat veya high knees 50-60 kalori yakabilir. Bunu günlük bir ritüel haline getirin ve bir ayda 1.500&#039;den fazla kalori, yani yarım kilo yağ yakarsınız. Ekstra zaman ayırmadan rutininize ekleyebileceğiniz kolay bir alışkanlıktır.Orta düzeyde kafein alımı metabolizmayı hızlandırabilirken, aşırı tüketim kortizol seviyelerinin artmasına, strese ve uyku bozukluğuna yol açabilir ve bunların hepsi kilo alımına neden olur. Kahveyi azaltın ve bunun yerine yeşil çay, limon suyu veya bitki çayları tercih edin. Bu geçiş kilo kaybına yardımcı olabilir ve ayrıca bağırsaklarınıza ve cildinize çeşitli faydalar sağlayabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Kilo verme süreciniz metabolizma hızınıza bağlı olarak değişebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5DbQ35zfT0OFnkAzAivmYw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sporsuz, ayda, kilo, verin:, Kilo, kaybı, için, mikro, alışkanlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5DbQ35zfT0OFnkAzAivmYw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sporsuz 1 ayda 5 kilo verin: Kilo kaybı için 5 mikro alışkanlık"><p>Bir ayda beş kilo vermek gerçekten de ulaşılabilir bir hedeftir. Peki ya spor salonuna gitmeden 30 günde beş kilo verebilirseniz? Bir rüya gibi geliyor, değil mi? Aslında bu bir hayal değil. Bu mümkün ancak doğru alışkanlıkla. Günlük rutinlerinizde küçük, sürdürülebilir değişiklikler yaparak, genel sağlığınızı iyileştirirken fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TVyjNKTmJ0S7cQx1QxELeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte sadece 30 günde kilo vermenize yardımcı olacak, bilimsel olarak kanıtlanmış beş alışkanlık.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Up6UEi540ECpKDYVTyO6Yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hareketsiz bir yaşam tarzı, kilo verme konusunda en büyük kötü adamdır. Aktif olmak kilo verme şansınızı artırır. Gün boyunca daha fazla ayakta durmak, spor salonuna gitmeden ekstra kalori yakabilir. Araştırmalar, ayakta durmanın oturmaktan dakikada 0,15 kalori daha fazla yaktığını gösteriyor. Bu, bir saatte 90 kaloriye kadar. Telefonla konuşurken yürüyebilirsiniz. İş yerinde, belki de ayakta duran bir masayı tercih edebilirsiniz. Bir ay boyunca, bu basit alışkanlık enerjinizi artırırken hedefinize ulaşmanızı sağlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1q1_m97Hp0elzNnJmQwhkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanları genellikle boş kalorileri bırakmanızı önerir. Boş kaloriler, şekerli içecekler, atıştırmalıklar ve işlenmiş gıdalar tükettiğinizde aldığınız kalorilerdir.
Gazlı içecekler, hamur işleri ve cipsler çok az besin değeri sunar ve farkına varmadan kilo almanıza neden olur. Bunları su, meyve veya tam tahıllarla değiştirebilirsiniz. Journal of Nutrition'da yayınlanan 2023 tarihli bir çalışma , günlük 500 boş kaloriyi azaltmanın yaklaşık bir haftada bir kilo yağ kaybına yol açabileceğini buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dviiCt8-vk2YLWaY_pgBLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı yemek, sağlıklı yiyecekler bile kilo alımına yol açabilir. Kalori alımınızı kendinizi mahrum hissetmeden yönetmek için porsiyon kontrolü çok önemlidir. Daha küçük tabaklar tercih edin ve yiyecekleri ölçülü porsiyonlarda servis edin. Büyük paketlerden doğrudan yemek yemekten kaçının. Açlık belirtilerine dikkat edin. Aşırı yemeyi önlemenin bir yolu, yiyecekleri çiğnemek ve yavaş yemektir. Bu basit alışkanlık aşırı kalori tüketimini önler ve kilo kaybınızı yolda tutar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K_POXo6Djkm6fCL_U9dn5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duşa girmeden önce, hızlı bir kalori yakmaya ne dersiniz? Sihir gibi işe yarayan birkaç basit egzersiz ekleyin. Beş dakikalık jumping jack, squat veya high knees 50-60 kalori yakabilir. Bunu günlük bir ritüel haline getirin ve bir ayda 1.500'den fazla kalori, yani yarım kilo yağ yakarsınız. Ekstra zaman ayırmadan rutininize ekleyebileceğiniz kolay bir alışkanlıktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pSZLefUYr02ryn2tuMKheA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orta düzeyde kafein alımı metabolizmayı hızlandırabilirken, aşırı tüketim kortizol seviyelerinin artmasına, strese ve uyku bozukluğuna yol açabilir ve bunların hepsi kilo alımına neden olur. Kahveyi azaltın ve bunun yerine yeşil çay, limon suyu veya bitki çayları tercih edin. Bu geçiş kilo kaybına yardımcı olabilir ve ayrıca bağırsaklarınıza ve cildinize çeşitli faydalar sağlayabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Kilo verme süreciniz metabolizma hızınıza bağlı olarak değişebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabahları 1 bardak içince kan temizleyici etkisi var: Her evde bulunan 4 malzemeyle yapılıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sabahlari-1-bardak-icince-kan-temizleyici-etkisi-var-her-evde-bulunan-4-malzemeyle-yapiliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sabahlari-1-bardak-icince-kan-temizleyici-etkisi-var-her-evde-bulunan-4-malzemeyle-yapiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Havuç, pancar, nar ve hurma ile yapılan güçlü bir kırmızı sabah içeceği, vitaminleri ve antioksidanlarıyla sağlığınızı iyileştirebilir. Bu içeceği her gün tüketmek sindirimi, bağışıklığı ve cilt sağlığını iyileştirirken enerjinizi artırabilir ve kilo vermenize yardımcı olabilir.Havuç, pancar, nar ve hurma ile yapılan bu kırmızı sabah içeceği sağlığınız için mükemmel bir katkı olabilir. Bu içecek, vücudun ihtiyaç duyduğu tüm doğal iyilikler ve temel vitaminler ve antioksidanlarla doludur. Her sabah tüketmek tüm eksiklikleri giderecek ve genel sağlığınızı iyileştirmenize yardımcı olabilir.Havuçların görme yeteneğini iyileştirdiği ve ayrıca vücutta A vitaminine dönüşen beta-karoten ile yüklü olduğu için cildi aydınlatıp sıkılaştırdığı bilinmektedir. A vitamini görme sorunları, zayıf görme, gece körlüğü ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu riskini azaltmak için gereklidir. Havuçlar ayrıca sindirime yardımcı olan ve bağırsak sağlığını destekleyen lif içerir.Kırmızı yumru, pancar, kan basıncını düşürmeye ve kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olan demir, folat ve nitrat açısından zengindir. Pancar, nitratları nitrik okside dönüştürerek kan damarlarını gevşetir ve vücuttaki oksijenli kan akışını iyileştirir.Narın kırmızı incileri, iltihabı azaltan polifenoller ve kalbi hastalıklardan koruyan antioksidanlar içerir. Nar yemek, kalbi güçlendirirken kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir.Hurma, vücuda anında enerji veren enerji kaynakları olan doğal olarak oluşan glikoz, fruktoz ve sakarozdan oluşur. Lif açısından zengin olan hurma, sindirimi güçlü tutar ve kabızlığı önler. Ayrıca potasyum ve magnezyum gibi temel mineraller açısından zengin oldukları için kas fonksiyonunu da artırırlar.Bağırsak sağlığını ve sindirimi iyileştirir
Bu koyu kırmızı içecek, hurma, pancar ve havuçtan elde edilen diyet lifiyle dolu olduğu için sindirime yardımcı olur ve kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Bağırsaklarda yararlı bakterilerin gelişimini teşvik ederek, bu maddelerde bulunan doğal enzimler bağırsak sağlığını iyileştirmeye de yardımcı olur.
Bağışıklığı artırır
Bu kırmızı iksirin günlük bir dozunu alarak bağışıklık sistemi güçlendirilir. Nar ve pancarda bulunan antioksidanlar ve C vitamini, vücudun enfeksiyonlara, iltihaplanmaya ve tehlikeli mikroorganizmalara karşı savunmasına yardımcı olur. Vücudu temizler
Havuç ve nar vücudun detoksifikasyonuna yardımcı olurken, pancar karaciğeri temizleme yeteneğiyle bilinir. Bu detoks içeceği karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını destekleyerek toplam detoksifikasyonu teşvik eder.
Parlayan bir cildi teşvik eder
Bu karışımın vitaminleri ve antioksidanları daha iyi bir cilt sağlığına katkıda bulunur. Pancardaki demir, nardaki C vitamini ve havuçtaki A vitamini, pigmentasyonu, lekeleri ve akneyi en aza indirerek doğal bir parlaklık yaratmaya yardımcı olur.
Canlılığı artırır
Bu içecek, nar ve hurmalardan elde edilen doğal şekerler içerdiğinden size hızlı bir enerji artışı sağlar. Çökme olmadan, kafeinli içeceklere harika bir alternatiftir ve gün boyu enerjik hissetmenizi sağlar.
Zekayı daha keskin hale getirir
Pancarlar beyne oksijen tedarikini artırarak hafızayı ve bilişsel işlevi geliştirir. Polifenol açısından zengin oldukları için narlar Parkinson ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir.
Kilo vermeye yardımcı olur
Bu kırmızı shot kalorisi düşük ancak lif oranı yüksektir. Bu nedenle, gereksiz açlık sancılarını azaltarak sizi daha uzun süre tok tutar. Hurmaların doğal tatlılığı şeker isteklerini azaltacak ve kilo vermenize yardımcı olacaktır.Malzemeler:
1 orta boy havuç1 küçük pancar½ su bardağı nar çekirdeği2-3 hurma (çekirdekleri çıkarılmış)½ su bardağı su (ihtiyaca göre ayarlayın)Bir miktar limon (ekstra C vitamini için isteğe bağlı)
Talimatlar:Pancar ve havucu yıkayıp soyduktan sonra küçük parçalara kesin.Hurmaların çekirdeklerini çıkarın.Bir blenderda hurmaları, nar çekirdeklerini, pancarı ve dilimlenmiş havucu birleştirin.Su ekleyin ve pürüzsüz olana kadar karıştırın.Gerekirse süzdükten sonra karışımı bir bardağa dökün.Ek bir doz C vitamini almak için biraz limon suyu sıkın.Tazeliğinin ve besin değerlerinin faydalarından yararlanmak için hemen için. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s1YP2uPc6kap-rMFqifSIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, bardak, içince, kan, temizleyici, etkisi, var:, Her, evde, bulunan, malzemeyle, yapılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s1YP2uPc6kap-rMFqifSIA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sabahları 1 bardak içince kan temizleyici etkisi var"><p>Havuç, pancar, nar ve hurma ile yapılan güçlü bir kırmızı sabah içeceği, vitaminleri ve antioksidanlarıyla sağlığınızı iyileştirebilir. Bu içeceği her gün tüketmek sindirimi, bağışıklığı ve cilt sağlığını iyileştirirken enerjinizi artırabilir ve kilo vermenize yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U7dXo7WUL0SgG7uOGe4NgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Havuç, pancar, nar ve hurma ile yapılan bu kırmızı sabah içeceği sağlığınız için mükemmel bir katkı olabilir. Bu içecek, vücudun ihtiyaç duyduğu tüm doğal iyilikler ve temel vitaminler ve antioksidanlarla doludur. Her sabah tüketmek tüm eksiklikleri giderecek ve genel sağlığınızı iyileştirmenize yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6VNgRkzaCUWWRI2YB7TGTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Havuçların görme yeteneğini iyileştirdiği ve ayrıca vücutta A vitaminine dönüşen beta-karoten ile yüklü olduğu için cildi aydınlatıp sıkılaştırdığı bilinmektedir. A vitamini görme sorunları, zayıf görme, gece körlüğü ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu riskini azaltmak için gereklidir. Havuçlar ayrıca sindirime yardımcı olan ve bağırsak sağlığını destekleyen lif içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NtPRv8CfHEGSqbjInABNcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırmızı yumru, pancar, kan basıncını düşürmeye ve kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olan demir, folat ve nitrat açısından zengindir. Pancar, nitratları nitrik okside dönüştürerek kan damarlarını gevşetir ve vücuttaki oksijenli kan akışını iyileştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/70o3em8xeU6PVAWC-x0fIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narın kırmızı incileri, iltihabı azaltan polifenoller ve kalbi hastalıklardan koruyan antioksidanlar içerir. Nar yemek, kalbi güçlendirirken kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q4A5a92GDE6dytLoH-RUuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hurma, vücuda anında enerji veren enerji kaynakları olan doğal olarak oluşan glikoz, fruktoz ve sakarozdan oluşur. Lif açısından zengin olan hurma, sindirimi güçlü tutar ve kabızlığı önler. Ayrıca potasyum ve magnezyum gibi temel mineraller açısından zengin oldukları için kas fonksiyonunu da artırırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EewDDqphvUGlxmMdWZkm8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak sağlığını ve sindirimi iyileştirir
Bu koyu kırmızı içecek, hurma, pancar ve havuçtan elde edilen diyet lifiyle dolu olduğu için sindirime yardımcı olur ve kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Bağırsaklarda yararlı bakterilerin gelişimini teşvik ederek, bu maddelerde bulunan doğal enzimler bağırsak sağlığını iyileştirmeye de yardımcı olur.
Bağışıklığı artırır
Bu kırmızı iksirin günlük bir dozunu alarak bağışıklık sistemi güçlendirilir. Nar ve pancarda bulunan antioksidanlar ve C vitamini, vücudun enfeksiyonlara, iltihaplanmaya ve tehlikeli mikroorganizmalara karşı savunmasına yardımcı olur. Vücudu temizler
Havuç ve nar vücudun detoksifikasyonuna yardımcı olurken, pancar karaciğeri temizleme yeteneğiyle bilinir. Bu detoks içeceği karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını destekleyerek toplam detoksifikasyonu teşvik eder.
Parlayan bir cildi teşvik eder
Bu karışımın vitaminleri ve antioksidanları daha iyi bir cilt sağlığına katkıda bulunur. Pancardaki demir, nardaki C vitamini ve havuçtaki A vitamini, pigmentasyonu, lekeleri ve akneyi en aza indirerek doğal bir parlaklık yaratmaya yardımcı olur.
Canlılığı artırır
Bu içecek, nar ve hurmalardan elde edilen doğal şekerler içerdiğinden size hızlı bir enerji artışı sağlar. Çökme olmadan, kafeinli içeceklere harika bir alternatiftir ve gün boyu enerjik hissetmenizi sağlar.
Zekayı daha keskin hale getirir
Pancarlar beyne oksijen tedarikini artırarak hafızayı ve bilişsel işlevi geliştirir. Polifenol açısından zengin oldukları için narlar Parkinson ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir.
Kilo vermeye yardımcı olur
Bu kırmızı shot kalorisi düşük ancak lif oranı yüksektir. Bu nedenle, gereksiz açlık sancılarını azaltarak sizi daha uzun süre tok tutar. Hurmaların doğal tatlılığı şeker isteklerini azaltacak ve kilo vermenize yardımcı olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rcqVPzvDQkis0mKe9O9yig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Malzemeler:
1 orta boy havuç1 küçük pancar½ su bardağı nar çekirdeği2-3 hurma (çekirdekleri çıkarılmış)½ su bardağı su (ihtiyaca göre ayarlayın)Bir miktar limon (ekstra C vitamini için isteğe bağlı)
Talimatlar:Pancar ve havucu yıkayıp soyduktan sonra küçük parçalara kesin.Hurmaların çekirdeklerini çıkarın.Bir blenderda hurmaları, nar çekirdeklerini, pancarı ve dilimlenmiş havucu birleştirin.Su ekleyin ve pürüzsüz olana kadar karıştırın.Gerekirse süzdükten sonra karışımı bir bardağa dökün.Ek bir doz C vitamini almak için biraz limon suyu sıkın.Tazeliğinin ve besin değerlerinin faydalarından yararlanmak için hemen için.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kavrulmuş ve ıslatılmış nohut: Hangisi daha sağlıklıdır?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kavrulmus-ve-islatilmis-nohut-hangisi-daha-sagliklidir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kavrulmus-ve-islatilmis-nohut-hangisi-daha-sagliklidir</guid>
<description><![CDATA[ Nohut, çeşitli yemeklerde sıklıkla tüketilen besleyici bir besindir. Çıtır bir atıştırmalık için bazı insanlar kavrulmuş olarak severken, diğerleri sindirimi kolaylaştırmak için bir gece suda bekletir. Peki hangisi daha sağlıklıdır? Her nohut türü kavrulmuş veya ıslatılmış kendi avantajlarına sahip olsa da, besinsel olarak nasıl farklılık gösterdiklerini bilmek, günlük kullanım için hangisinin daha iyi olduğuna karar vermemize yardımcı olabilir.Kavrulmuş nohut, protein, lif ve demir ve magnezyum gibi temel minerallerle doludur. Daha düşük nem içeriğine sahiptir, bu da onu daha kalorili hale getirir. Kavurma işlemi vitamin içeriğini biraz azaltır ancak çıtırlığını ve raf ömrünü artırır.Öte yandan ıslatılmış nohut daha fazla vitamin tutar ve sindirimi daha kolaydır. Islatma işlemi, besin emilimini iyileştiren enzimleri harekete geçirerek bağırsaklar için mükemmel bir seçim haline getirirYüksek protein: Kas gelişimini destekleyen harika bir antrenman sonrası veya öğle yemeği atıştırmalığı.
Daha uzun raf ömrü: Buzdolabında saklanmadan haftalarca saklanabilir.
Kilo kaybı için iyi: Yüksek lif açlığı bastırır ve aşırı yemeyi önler.
Harika enerji artırıcı: Hızlı enerji için mükemmeldir ve onu fitness tutkunları arasında favori yapar.
Kan şekeri seviyelerini korumaya yardımcı olur: Kavrulmuş nohuttaki kompleks karbonhidratlar enerji açığa çıkarırDaha iyi sindirim: Islatma, kompleks şekerleri parçalayarak şişkinliği ve gazı azaltır.
Temel besinler açısından zengindir: Daha fazla vitamin ve mineral tutar ve genel sağlığı iyileştirir.
Kan şekerini düzenler: Düşük glisemik indeksi onu diyabet hastaları için uygun hale getirir.
Bağırsak sağlığını iyileştirir: Besinlerin daha iyi emilmesine yardımcı olur ve midede iyi bakterileri destekler. Bağışıklığı artırır: Yüksek düzeyde C vitamini içerir veHem kavrulmuş hem de ıslatılmış nohutun avantajları vardır, ancak ıslatılmış nohut genel sağlık yararları açısından biraz daha öndedir. Sindirimi daha kolaydır, daha fazla vitamin tutar ve daha iyi besin emilimine yardımcı olur. Ancak, uygun, protein açısından zengin bir atıştırmalık arayanlar için kavrulmuş nohut harika bir seçenek olmaya devam ediyor. İkisi arasında seçim yapmak bireysel sağlık hedeflerine ve yaşam tarzına bağlıdır.Islatılmış nohut sindirim ve besin tutma açısından daha iyidir, kavrulmuş nohut ise protein dolu, enerji artırıcı bir atıştırmalık için idealdir. Her ikisini de dengeli bir diyete dahil etmek maksimum sağlık yararları sağlar. Her iki formu farklı öğünlerde birleştirmek her iki dünyanın da en iyisini sağlayabilir: ıslatılmış nohut besinlerin daha iyi emilimi için ve kavrulmuş nohut ise sürekli enerji salınımı için.​ ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CQCNlitcikGb7kX9ttRPUg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kavrulmuş, ıslatılmış, nohut:, Hangisi, daha, sağlıklıdır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CQCNlitcikGb7kX9ttRPUg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kavrulmuş ve ıslatılmış nohut: Hangisi daha sağlıklıdır?"><p>Nohut, çeşitli yemeklerde sıklıkla tüketilen besleyici bir besindir. Çıtır bir atıştırmalık için bazı insanlar kavrulmuş olarak severken, diğerleri sindirimi kolaylaştırmak için bir gece suda bekletir. Peki hangisi daha sağlıklıdır? Her nohut türü kavrulmuş veya ıslatılmış kendi avantajlarına sahip olsa da, besinsel olarak nasıl farklılık gösterdiklerini bilmek, günlük kullanım için hangisinin daha iyi olduğuna karar vermemize yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K4SYkgFqWU6D1YM5PNdjxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kavrulmuş nohut, protein, lif ve demir ve magnezyum gibi temel minerallerle doludur. Daha düşük nem içeriğine sahiptir, bu da onu daha kalorili hale getirir. Kavurma işlemi vitamin içeriğini biraz azaltır ancak çıtırlığını ve raf ömrünü artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1-kpVXXQu0GkoJIBnHRruw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan ıslatılmış nohut daha fazla vitamin tutar ve sindirimi daha kolaydır. Islatma işlemi, besin emilimini iyileştiren enzimleri harekete geçirerek bağırsaklar için mükemmel bir seçim haline getirir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/COgrHEfgvUOkSAF9ZV4gSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek protein: Kas gelişimini destekleyen harika bir antrenman sonrası veya öğle yemeği atıştırmalığı.
Daha uzun raf ömrü: Buzdolabında saklanmadan haftalarca saklanabilir.
Kilo kaybı için iyi: Yüksek lif açlığı bastırır ve aşırı yemeyi önler.
Harika enerji artırıcı: Hızlı enerji için mükemmeldir ve onu fitness tutkunları arasında favori yapar.
Kan şekeri seviyelerini korumaya yardımcı olur: Kavrulmuş nohuttaki kompleks karbonhidratlar enerji açığa çıkarır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eAQxKA3UrkOWQdZnzZ2enQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha iyi sindirim: Islatma, kompleks şekerleri parçalayarak şişkinliği ve gazı azaltır.
Temel besinler açısından zengindir: Daha fazla vitamin ve mineral tutar ve genel sağlığı iyileştirir.
Kan şekerini düzenler: Düşük glisemik indeksi onu diyabet hastaları için uygun hale getirir.
Bağırsak sağlığını iyileştirir: Besinlerin daha iyi emilmesine yardımcı olur ve midede iyi bakterileri destekler. Bağışıklığı artırır: Yüksek düzeyde C vitamini içerir ve</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1fuoN2jNmEiFaC4QaWkGNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hem kavrulmuş hem de ıslatılmış nohutun avantajları vardır, ancak ıslatılmış nohut genel sağlık yararları açısından biraz daha öndedir. Sindirimi daha kolaydır, daha fazla vitamin tutar ve daha iyi besin emilimine yardımcı olur. Ancak, uygun, protein açısından zengin bir atıştırmalık arayanlar için kavrulmuş nohut harika bir seçenek olmaya devam ediyor. İkisi arasında seçim yapmak bireysel sağlık hedeflerine ve yaşam tarzına bağlıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0P1CFGCWsU-eKA9cnAME4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Islatılmış nohut sindirim ve besin tutma açısından daha iyidir, kavrulmuş nohut ise protein dolu, enerji artırıcı bir atıştırmalık için idealdir. Her ikisini de dengeli bir diyete dahil etmek maksimum sağlık yararları sağlar. Her iki formu farklı öğünlerde birleştirmek her iki dünyanın da en iyisini sağlayabilir: ıslatılmış nohut besinlerin daha iyi emilimi için ve kavrulmuş nohut ise sürekli enerji salınımı için.​</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>6 belirtiyi yaşıyorsanız dikkat: Yeterli protein tüketmediğinizi gösteriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/6-belirtiyi-yasiyorsaniz-dikkat-yeterli-protein-tuketmediginizi-goesteriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/6-belirtiyi-yasiyorsaniz-dikkat-yeterli-protein-tuketmediginizi-goesteriyor</guid>
<description><![CDATA[ Protein, hücrelerin gelişimi ve kas, cilt, saç ve tırnak sağlığı da dahil olmak üzere çok sayıda vücut fonksiyonu için hayati öneme sahiptir. Protein eksikliği yorgunluk, zayıf saç, cilt ve tırnaklar, yavaş yara iyileşmesi, ruh hali değişimleri, istekler ve azalmış kas kütlesi gibi semptomlara yol açabilir.Neredeyse her vücut fonksiyonu proteine ​​bağlıdır. Saçınız ve kemikleriniz de dahil olmak üzere vücudunuzun her bir öğesi protein içerir. Gelişim ve büyüme için gerekli olan hücrelerin üretimi ve bakımında yardımcı olurlar. Enzimlerin, hormonların ve antikorların sentezi için gereklidir ve kasların, cildin, saçın ve tırnakların temel bir bileşenidir. Ancak, tipik bir beslenme açığı protein eksikliğidir. Aşağıda, diyetinizde protein eksikliği olduğunu gösteren 6 tipik gösterge bulunmaktadır:Vücudunuz protein eksikliğini belirtmek için zayıflık ve yorgunluğu kullanır. Yorgunluk, düşük enerji ve genel halsizlik, vücudunuzun yeterli protein almamasından kaynaklanabilir. Dinlendikten sonra bile sürekli bitkin hissediyorsanız, vücudunuz günlük enerji seviyenizi destekleyecek yeterli proteini almıyor olabilir.Proteinler saç, cilt ve tırnakların çoğunluğunu oluşturduğundan, bu dokuların durumu bir eksikliğin en belirgin göstergelerinden biridir. İnce saçlarınız veya kolayca kırılan tırnaklarınız olabilir. Keratin, kolajen ve elastin gibi proteinler cildi, saçı ve tırnakları oluşturur. Vücudunuz bunları üretemediğinde kuru ve pullu bir cildiniz, tırnaklarınızda derin sırtlar ve kırılgan veya incelen saçlarınız olabilir.Yavaş yara iyileşmesi ve tekrarlayan hastalıklar, protein eksikliğinin diğer iki tipik belirtisidir. Özellikle ellerde, bacaklarda, ayaklarda ve karında şişlik (ödem olarak da bilinir), yeterli protein almadığınızı gösteren en tipik göstergelerden biridir. Ödem çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir, bu nedenle daha ciddi bir şeyden şüpheleniyorsanız doktorunuza danışmakta dikkatli olun. Bağışıklık sisteminiz ciddi bir protein eksikliği nedeniyle tehlikeye girebilir. Protein, enfeksiyonlara ve diğer hastalıklara karşı koruma sağlayan antikorların üretiminde yardımcı olur. Protein eksikliği, daha az antikorla sonuçlanır ve bu da enfeksiyon riskinizi artırır.Ek olarak, proteinler ruh halini ve zihinsel keskinliği kontrol eden nörotransmitterlerin sentezi için gereklidir. Ruh hali değişimleri, sabırsızlık ve odaklanma sorunları, protein eksikliğinden kaynaklanabilir. Protein eksikliğinin bir diğer tipik belirtisi de ruh hali değişimleridir. Beyniniz, hücreler arasında bilgi iletmek için, proteinlerin yapı taşları olan amino asitlerden oluşan nörotransmitter adı verilen kimyasalları kullanır. Bu nedenle, çok az protein tüketmek beyninizin çalışma şeklini değiştirir. Örneğin, dopamin ve serotonin seviyeleriniz düşükse depresyon veya aşırı saldırganlık yaşayabilirsiniz.KONTROL EDİLEMEYEN İSTEKLERÖzellikle tuzlu veya tatlı yemekler için sürekli atıştırmalık istekleri, vücudunuzun protein eksikliğini gösterme yolu olabilir. Vücudunuz, yeterli protein olmadığında yakıt olarak iskelet kas dokusunu kullanır. Kas atrofisi veya kas kütlesi kaybı, bundan kaynaklanır.Son olarak, özellikle yaşlandıkça kas kütlesini sürdürmek için protein gerekir. Vücut, diyetten yeterli protein alamadığında enerji için kas dokusunu parçalamaya başlar. Kaslar eklemleri desteklediği ve yastıkladığı için, bu kas atrofisine, zayıflamaya ve hatta eklem rahatsızlığına neden olabilir. Yetersiz protein alımı eklem ağrısına veya kas kaybına neden olabilir. Az protein tüketenlerde kesiklerin ve çiziklerin iyileşmesi genellikle daha uzun sürer.Egzersizle ilişkili burkulmalar ve diğer yaralanmalar da farklı görünmüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QcG7qGb8n0Ge5EEkK7JEVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>belirtiyi, yaşıyorsanız, dikkat:, Yeterli, protein, tüketmediğinizi, gösteriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QcG7qGb8n0Ge5EEkK7JEVg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yeterli protein tüketmediğinizi gösteren 6 işaret"><p>Protein, hücrelerin gelişimi ve kas, cilt, saç ve tırnak sağlığı da dahil olmak üzere çok sayıda vücut fonksiyonu için hayati öneme sahiptir. Protein eksikliği yorgunluk, zayıf saç, cilt ve tırnaklar, yavaş yara iyileşmesi, ruh hali değişimleri, istekler ve azalmış kas kütlesi gibi semptomlara yol açabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YNly24lpAkGC8QL19JT7yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Neredeyse her vücut fonksiyonu proteine ​​bağlıdır. Saçınız ve kemikleriniz de dahil olmak üzere vücudunuzun her bir öğesi protein içerir. Gelişim ve büyüme için gerekli olan hücrelerin üretimi ve bakımında yardımcı olurlar. Enzimlerin, hormonların ve antikorların sentezi için gereklidir ve kasların, cildin, saçın ve tırnakların temel bir bileşenidir. Ancak, tipik bir beslenme açığı protein eksikliğidir. Aşağıda, diyetinizde protein eksikliği olduğunu gösteren 6 tipik gösterge bulunmaktadır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wQG8DjMgI0qNUcT3mnB__w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuz protein eksikliğini belirtmek için zayıflık ve yorgunluğu kullanır. Yorgunluk, düşük enerji ve genel halsizlik, vücudunuzun yeterli protein almamasından kaynaklanabilir. Dinlendikten sonra bile sürekli bitkin hissediyorsanız, vücudunuz günlük enerji seviyenizi destekleyecek yeterli proteini almıyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3cIK6MjuSEm1B7AMNSN4Cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Proteinler saç, cilt ve tırnakların çoğunluğunu oluşturduğundan, bu dokuların durumu bir eksikliğin en belirgin göstergelerinden biridir. İnce saçlarınız veya kolayca kırılan tırnaklarınız olabilir. Keratin, kolajen ve elastin gibi proteinler cildi, saçı ve tırnakları oluşturur. Vücudunuz bunları üretemediğinde kuru ve pullu bir cildiniz, tırnaklarınızda derin sırtlar ve kırılgan veya incelen saçlarınız olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fw3t8vFj0Uy4-MYiJvYR_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yavaş yara iyileşmesi ve tekrarlayan hastalıklar, protein eksikliğinin diğer iki tipik belirtisidir. Özellikle ellerde, bacaklarda, ayaklarda ve karında şişlik (ödem olarak da bilinir), yeterli protein almadığınızı gösteren en tipik göstergelerden biridir. Ödem çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir, bu nedenle daha ciddi bir şeyden şüpheleniyorsanız doktorunuza danışmakta dikkatli olun. Bağışıklık sisteminiz ciddi bir protein eksikliği nedeniyle tehlikeye girebilir. Protein, enfeksiyonlara ve diğer hastalıklara karşı koruma sağlayan antikorların üretiminde yardımcı olur. Protein eksikliği, daha az antikorla sonuçlanır ve bu da enfeksiyon riskinizi artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qo1r8GNxUUuDdCIpS-6ZJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ek olarak, proteinler ruh halini ve zihinsel keskinliği kontrol eden nörotransmitterlerin sentezi için gereklidir. Ruh hali değişimleri, sabırsızlık ve odaklanma sorunları, protein eksikliğinden kaynaklanabilir. Protein eksikliğinin bir diğer tipik belirtisi de ruh hali değişimleridir. Beyniniz, hücreler arasında bilgi iletmek için, proteinlerin yapı taşları olan amino asitlerden oluşan nörotransmitter adı verilen kimyasalları kullanır. Bu nedenle, çok az protein tüketmek beyninizin çalışma şeklini değiştirir. Örneğin, dopamin ve serotonin seviyeleriniz düşükse depresyon veya aşırı saldırganlık yaşayabilirsiniz.KONTROL EDİLEMEYEN İSTEKLERÖzellikle tuzlu veya tatlı yemekler için sürekli atıştırmalık istekleri, vücudunuzun protein eksikliğini gösterme yolu olabilir. Vücudunuz, yeterli protein olmadığında yakıt olarak iskelet kas dokusunu kullanır. Kas atrofisi veya kas kütlesi kaybı, bundan kaynaklanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RuE9bjneMU-AfQMRlXrsLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak, özellikle yaşlandıkça kas kütlesini sürdürmek için protein gerekir. Vücut, diyetten yeterli protein alamadığında enerji için kas dokusunu parçalamaya başlar. Kaslar eklemleri desteklediği ve yastıkladığı için, bu kas atrofisine, zayıflamaya ve hatta eklem rahatsızlığına neden olabilir. Yetersiz protein alımı eklem ağrısına veya kas kaybına neden olabilir. Az protein tüketenlerde kesiklerin ve çiziklerin iyileşmesi genellikle daha uzun sürer.Egzersizle ilişkili burkulmalar ve diğer yaralanmalar da farklı görünmüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Amerikan Kanser Derneği açıkladı: Kolon kanserinin erken uyarı işaretleri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-acikladi-kolon-kanserinin-erken-uyari-isaretleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-acikladi-kolon-kanserinin-erken-uyari-isaretleri</guid>
<description><![CDATA[ Kolon kanseri, dünya genelinde üçüncü en yaygın kanser ve kanserle ilişkili ölümlerin ikinci önde gelen nedeni olması nedeniyle büyük bir endişe kaynağıdır. Erken teşhis çok önemlidir ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, rektal kanama ve karın ağrısı gibi semptomları tanımak hayat kurtarabilir. Düzenli taramalar ve sağlıklı yaşam tarzı seçimleri riski önemli ölçüde azaltabilir.Kolon kanseri, dünyada üçüncü en yaygın kanser ve kanserle ilişkili ölümlerin ikinci önde gelen nedenidir. Erken teşhis, hastaların tedavi sonuçlarını ve yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştirir, ancak hastalığın ince semptomları genellikle göz ardı edilir veya daha az ciddi durumlarla karıştırılır. Kolon kanserinin erken uyarı işaretlerini tanımak hayat kurtarıcı bir adım olabilir.Kolon kanseri, kolorektal kanser olarak da bilinir, sindirim sisteminin parçaları olan kolonda (kalın bağırsak) veya rektumda başlar. Genellikle polip adı verilen küçük, iyi huylu hücre kümeleri olarak başlar ve zamanla kansere dönüşebilir. Ancak tüm polipler kötü huylu hale gelmez, ancak olanlar genellikle sessizce büyür ve hastalık ilerleyene kadar çok az belirti gösterir.Kolon kanseri riskini artıran faktörlerden bazıları yaş, ailede kolorektal kanser öyküsü, kişisel öykü, alkol tüketimi, sigara kullanımı, yaşam tarzı ve obezitedir.Erken belirtiler aldatıcı bir şekilde hafif olabilir ve sıklıkla başka hastalıklarla karıştırılabilir. CDC&#039;ye göre erkekler, kadınlardan daha fazla kolorektal kansere yakalanma ve bu kanserden ölme riskine sahiptir. Amerikan Kanser Derneği&#039;ne göre, bazı semptomlar şunlardır:

İshal, kabızlık veya dışkının daralması gibi bağırsak alışkanlıklarında birkaç günden uzun süren bir değişiklik
Bir dışkılamayla rahatlamayan bir bağırsak hareketine ihtiyaç duyma hissi
Parlak kırmızı kanla rektal kanama
Dışkıda kan, koyu kahverengi veya siyah görünebilir
Kramp veya karın (göbek) ağrısı
Zayıflık ve yorgunluk
Uğraşmadan kilo vermeDüzenli tarama erken teşhiste yardımcı olabilir. CDC, kolorektal kanser taramasıyla kanser öncesi poliplerin tespit edilebileceğini ve böylece kansere dönüşmeden önce çıkarılabileceğini belirtiyor. Bu şekilde kolorektal kanser önlenir. Tarama ayrıca tedavi en iyi şekilde işe yaradığında kolorektal kanseri erken tespit edebilir.Sağlık kurumu ayrıca bazı çalışmalara göre insanların kolon kanseri geliştirme riskini azaltabileceğini öne sürüyor. Basit yaşam tarzı değişiklikleri riski azaltabilir.
Fiziksel aktiviteyi artırmak. Sağlıklı bir kiloyu korumak.
Hayvansal yağlar açısından düşük ve meyve, sebze ve tam tahıllar açısından yüksek bir diyet uygulamak.
Alkol tüketimini sınırlamak.Kolon kanseri teşhisi konulursa, tedavi boyutuna ve yayılımına bağlıdır. Tedavi cerrahi, radyasyon, kemoterapi, hedefli tedavi veya immünoterapi içerebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2dsLAFwN_ES5PaHDsFb4mQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Amerikan, Kanser, Derneği, açıkladı:, Kolon, kanserinin, erken, uyarı, işaretleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2dsLAFwN_ES5PaHDsFb4mQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolon kanserinin erken uyarı işaretleri"><p>Kolon kanseri, dünya genelinde üçüncü en yaygın kanser ve kanserle ilişkili ölümlerin ikinci önde gelen nedeni olması nedeniyle büyük bir endişe kaynağıdır. Erken teşhis çok önemlidir ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, rektal kanama ve karın ağrısı gibi semptomları tanımak hayat kurtarabilir. Düzenli taramalar ve sağlıklı yaşam tarzı seçimleri riski önemli ölçüde azaltabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yaw-qU6lv0CltAOie9t19g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolon kanseri, dünyada üçüncü en yaygın kanser ve kanserle ilişkili ölümlerin ikinci önde gelen nedenidir. Erken teşhis, hastaların tedavi sonuçlarını ve yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştirir, ancak hastalığın ince semptomları genellikle göz ardı edilir veya daha az ciddi durumlarla karıştırılır. Kolon kanserinin erken uyarı işaretlerini tanımak hayat kurtarıcı bir adım olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7--nkGwolkqgppaoUM6TPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolon kanseri, kolorektal kanser olarak da bilinir, sindirim sisteminin parçaları olan kolonda (kalın bağırsak) veya rektumda başlar. Genellikle polip adı verilen küçük, iyi huylu hücre kümeleri olarak başlar ve zamanla kansere dönüşebilir. Ancak tüm polipler kötü huylu hale gelmez, ancak olanlar genellikle sessizce büyür ve hastalık ilerleyene kadar çok az belirti gösterir.Kolon kanseri riskini artıran faktörlerden bazıları yaş, ailede kolorektal kanser öyküsü, kişisel öykü, alkol tüketimi, sigara kullanımı, yaşam tarzı ve obezitedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ugPiYQU640K5v9FY_wTeVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erken belirtiler aldatıcı bir şekilde hafif olabilir ve sıklıkla başka hastalıklarla karıştırılabilir. CDC'ye göre erkekler, kadınlardan daha fazla kolorektal kansere yakalanma ve bu kanserden ölme riskine sahiptir. Amerikan Kanser Derneği'ne göre, bazı semptomlar şunlardır:

İshal, kabızlık veya dışkının daralması gibi bağırsak alışkanlıklarında birkaç günden uzun süren bir değişiklik
Bir dışkılamayla rahatlamayan bir bağırsak hareketine ihtiyaç duyma hissi
Parlak kırmızı kanla rektal kanama
Dışkıda kan, koyu kahverengi veya siyah görünebilir
Kramp veya karın (göbek) ağrısı
Zayıflık ve yorgunluk
Uğraşmadan kilo verme</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PErFGWYj7EKLIuy-iMnXtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli tarama erken teşhiste yardımcı olabilir. CDC, kolorektal kanser taramasıyla kanser öncesi poliplerin tespit edilebileceğini ve böylece kansere dönüşmeden önce çıkarılabileceğini belirtiyor. Bu şekilde kolorektal kanser önlenir. Tarama ayrıca tedavi en iyi şekilde işe yaradığında kolorektal kanseri erken tespit edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PS5ujTraHUyk_cthZK44sQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık kurumu ayrıca bazı çalışmalara göre insanların kolon kanseri geliştirme riskini azaltabileceğini öne sürüyor. Basit yaşam tarzı değişiklikleri riski azaltabilir.
Fiziksel aktiviteyi artırmak. Sağlıklı bir kiloyu korumak.
Hayvansal yağlar açısından düşük ve meyve, sebze ve tam tahıllar açısından yüksek bir diyet uygulamak.
Alkol tüketimini sınırlamak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hPH-pflVZkuI0mcC5ibyqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolon kanseri teşhisi konulursa, tedavi boyutuna ve yayılımına bağlıdır. Tedavi cerrahi, radyasyon, kemoterapi, hedefli tedavi veya immünoterapi içerebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>CPR nedir? CPR açılımı nedir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cpr-nedir-cpr-acilimi-nedir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cpr-nedir-cpr-acilimi-nedir</guid>
<description><![CDATA[ CPR (Kardiyopulmoner Resüsitasyon), kalbi durmuş veya nefes alamayan bir kişiye uygulanan hayati bir ilk yardım tekniğidir. Kalbin yeniden çalışmasını sağlamak ve beyne oksijen gitmesini desteklemek için göğüs kompresyonları (kalp masajı) ve suni solunum uygulanır.Kalp masajı, resusitasyon, kardiyopulmoner resusitasyon, kalp-akciğer canlandırması veya kısa adıyla CPR (Cardiopulmonary resuscitation), kalbi duran bir kişide kan dolaşımını ve solunum sistemini tekrar çalışır hâle getirmek amacıyla uygulanan acil yöntemler bütünüdür. Yöntemin bir ilk yardım yöntemi olması sebebiyle öncelikli amaç, hastaya yeterli sağlık hizmeti ulaşıncaya kadar ya da nefes ve nabız geri gelene kadar, kişinin dolaşım ve solunumunun devam ettirilmesi, dolayısıyla organların oksijensiz kalmasının geciktirilmesidir.  CPR yöntemleri uygulayan kişinin niteliklerine göre ikiye ayrılır:  Temel Yaşam Desteği (BLS, Basic Life Support),  İleri Kardiyak Yaşam Desteği (ACLS, Advanced Cardiac Life Support)  Yöntemde, kurtarıcı veya kurtarıcılar, elleriyle hastanın kalbi, ağızlarıyla da akciğeri görevini görürler.  CPR NE ZAMAN YAPILIR?  CPR, aşağıdaki durumlarda uygulanmalıdır:  Kişi bilincini kaybetmiş ve nefes almıyorsa.  Kalp atışı hissedilmiyorsa.  Ani kalp durması gerçekleşmişse (örneğin, boğulma, elektrik çarpması veya kalp krizi sonucu).  CPR uygulamak, hayati bir beceridir ve düzenli olarak eğitim almak önemlidir. CPR eğitimi alarak acil durumlarda birinin hayatını kurtarma şansınızı artırabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VRcsGrI5JkaWRINWr-y8fw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>CPR, nedir, CPR, açılımı, nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VRcsGrI5JkaWRINWr-y8fw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="CPR nedir? CPR açılımı nedir?"><p>CPR (Kardiyopulmoner Resüsitasyon), kalbi durmuş veya nefes alamayan bir kişiye uygulanan hayati bir ilk yardım tekniğidir. Kalbin yeniden çalışmasını sağlamak ve beyne oksijen gitmesini desteklemek için göğüs kompresyonları (kalp masajı) ve suni solunum uygulanır.</p>Kalp masajı, resusitasyon, kardiyopulmoner resusitasyon, kalp-akciğer canlandırması veya kısa adıyla CPR (Cardiopulmonary resuscitation), kalbi duran bir kişide kan dolaşımını ve solunum sistemini tekrar çalışır hâle getirmek amacıyla uygulanan acil yöntemler bütünüdür. Yöntemin bir ilk yardım yöntemi olması sebebiyle öncelikli amaç, hastaya yeterli sağlık hizmeti ulaşıncaya kadar ya da nefes ve nabız geri gelene kadar, kişinin dolaşım ve solunumunun devam ettirilmesi, dolayısıyla organların oksijensiz kalmasının geciktirilmesidir.  CPR yöntemleri uygulayan kişinin niteliklerine göre ikiye ayrılır:  Temel Yaşam Desteği (BLS, Basic Life Support),  İleri Kardiyak Yaşam Desteği (ACLS, Advanced Cardiac Life Support)  Yöntemde, kurtarıcı veya kurtarıcılar, elleriyle hastanın kalbi, ağızlarıyla da akciğeri görevini görürler.  <strong>CPR NE ZAMAN YAPILIR?</strong>  CPR, aşağıdaki durumlarda uygulanmalıdır:  Kişi bilincini kaybetmiş ve nefes almıyorsa.  Kalp atışı hissedilmiyorsa.  Ani kalp durması gerçekleşmişse (örneğin, boğulma, elektrik çarpması veya kalp krizi sonucu).  CPR uygulamak, hayati bir beceridir ve düzenli olarak eğitim almak önemlidir. CPR eğitimi alarak acil durumlarda birinin hayatını kurtarma şansınızı artırabilirsiniz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Haftada 3 kez ip atlayınca ne olur? Kalp üzerindeki bilinmeyen etkisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/haftada-3-kez-ip-atlayinca-ne-olur-kalp-uzerindeki-bilinmeyen-etkisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/haftada-3-kez-ip-atlayinca-ne-olur-kalp-uzerindeki-bilinmeyen-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Çoğu kişi ip atlamayı bir oyun alanı aktivitesi olarak düşünür, ancak aslında güçlü bir kalp egzersizidir. Haftada üç kez ip atlamak kalp fonksiyonlarını iyileştirebilir, kan damarlarındaki stresi azaltabilir ve genel dayanıklılığı artırabilir; üstelik spor salonunda saatler harcamadan bunu başarabilirsiniz.İp atlamayı diğer kardiyo egzersizlerinden farklı kılan şey, koordinasyonu ve kas tonusunu iyileştirirken kalbi güçlendiren ritmik, tüm vücudu kapsayan etkileşimdir. Ancak bariz faydaların ötesinde, ip atlamanın kalp sağlığı üzerinde onu uzun vadeli refah için mükemmel bir seçim yapan daha az bilinen bazı etkileri vardır.Koşu veya bisiklete binmenin aksine, ip atlama saniyeler içinde kalp atış hızını hızla artırır ve kardiyovasküler sistemin hızla uyum sağlamasını zorlayan bir &quot;şok etkisi&quot; yaratır. Bu, kalbin kanı verimli bir şekilde pompalama yeteneğini iyileştirir ve zamanla daha güçlü hale getirir. Bu ani yükselme ve toparlanma döngüsü kalbi stresle daha iyi başa çıkması için eğitir, kalp hastalığı ve kan basıncında ani yükselme riskini azaltır.İp atlamak sadece kan dolaşımını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda oksijeni dokulara taşıyan küçük kan damarları olan yeni kılcal damarların oluşumuna da yardımcı olur. Daha fazla kılcal damar, kalbe daha iyi oksijen akışı anlamına gelir , bu da verimliliği artırır ve düzenli görevler sırasında yorgunluğu azaltır. Bu, sporcuların ve boksörlerin antrenman rejimlerine ip atlamayı dahil etmelerinin nedenlerinden biridir; hücresel düzeyde dayanıklılığı artırır ve kalbi içeriden güçlendirir.Genellikle &quot;ikinci kalp&quot; olarak adlandırılan baldır kasları kalp sağlığı için hayati önem taşır. Kanı kalbe geri iterek dolaşımı iyileştirir ve damar basıncını azaltır . İp atlama baldır kaslarını çalıştırdığı için kanın alt vücutta birikmesini önler ve zayıf dolaşımdan kaynaklanan derin ven trombozu, varisli damarlar ve ödem riskini azaltır.KALP STRESİNİ ÖNLERİpi yanlış atlarsanız, bu kalbinize aşırı baskı yapabilir. Doğru nefes alma kısıtlanır ve kişi öne eğildiğinde veya ayakları üzerine sertçe indiğinde omurga daha fazla gerilir. Ayak parmaklarının ucuna yumuşak bir iniş, rahat omuzlar ve düz bir omurga, oksijen alımının en iyi seviyede kalmasını ve kalbin aşırı çalışmamasını garanti eder. Eklem ağrısını önlemenin yanı sıra, iyi duruş ip atlamayı uzun vadeli, sürdürülebilir bir egzersiz türü haline getirir.Sadece 10 dakika ip atlamak, 30 dakika koşmak kadar etkili olabilir. Ancak, önemli olan bunu aralıklarla yapmaktır: 2-3 dakika zıplamak, 30 saniye dinlenmek ve tekrarlamak. Bu yöntem, kalp sağlığı için mükemmel olduğu bilinen yüksek yoğunluklu antrenmanı taklit eder. Yeni başlayanlar 5 dakikalık seanslarla başlayabilirken, daha ileri seviyede olanlar haftada birkaç kez 15-20 dakikaya kadar çıkabilir.Haftada üç kez ip atlamak harika bir başlangıç ​​noktası olsa bile, kendinizi nasıl hissettiğinize dikkat etmeniz önemlidir.
Aşırı eforun bir belirtisi olan artan dinlenme kalp hızı, aşırıya kaçmaktan kaynaklanabilir.
Dinlenme günleri geçirerek, kalp günlük egzersizler için zorlamak yerine güçlenebilir ve iyileşebilir. Gereksiz stresi önlemek için, önceden var olan kalp sorunları olan kişiler yavaşça başlamalı ve yoğunluğu kademeli olarak artırmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yyXMw8xslkaNcsGICTNbDQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Haftada, kez, atlayınca, olur, Kalp, üzerindeki, bilinmeyen, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yyXMw8xslkaNcsGICTNbDQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Haftada 3 kez ip atlayınca ne olur?"><p>Çoğu kişi ip atlamayı bir oyun alanı aktivitesi olarak düşünür, ancak aslında güçlü bir kalp egzersizidir. Haftada üç kez ip atlamak kalp fonksiyonlarını iyileştirebilir, kan damarlarındaki stresi azaltabilir ve genel dayanıklılığı artırabilir; üstelik spor salonunda saatler harcamadan bunu başarabilirsiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1k_zrFBuJkSvkUbhukKFfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlamayı diğer kardiyo egzersizlerinden farklı kılan şey, koordinasyonu ve kas tonusunu iyileştirirken kalbi güçlendiren ritmik, tüm vücudu kapsayan etkileşimdir. Ancak bariz faydaların ötesinde, ip atlamanın kalp sağlığı üzerinde onu uzun vadeli refah için mükemmel bir seçim yapan daha az bilinen bazı etkileri vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DqRGqs31EkaixddnBZKXsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Koşu veya bisiklete binmenin aksine, ip atlama saniyeler içinde kalp atış hızını hızla artırır ve kardiyovasküler sistemin hızla uyum sağlamasını zorlayan bir "şok etkisi" yaratır. Bu, kalbin kanı verimli bir şekilde pompalama yeteneğini iyileştirir ve zamanla daha güçlü hale getirir. Bu ani yükselme ve toparlanma döngüsü kalbi stresle daha iyi başa çıkması için eğitir, kalp hastalığı ve kan basıncında ani yükselme riskini azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zxrNHRikLECQk70JuUYjsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlamak sadece kan dolaşımını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda oksijeni dokulara taşıyan küçük kan damarları olan yeni kılcal damarların oluşumuna da yardımcı olur. Daha fazla kılcal damar, kalbe daha iyi oksijen akışı anlamına gelir , bu da verimliliği artırır ve düzenli görevler sırasında yorgunluğu azaltır. Bu, sporcuların ve boksörlerin antrenman rejimlerine ip atlamayı dahil etmelerinin nedenlerinden biridir; hücresel düzeyde dayanıklılığı artırır ve kalbi içeriden güçlendirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ypU6Cpooqku_zIsYPwwu0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle "ikinci kalp" olarak adlandırılan baldır kasları kalp sağlığı için hayati önem taşır. Kanı kalbe geri iterek dolaşımı iyileştirir ve damar basıncını azaltır . İp atlama baldır kaslarını çalıştırdığı için kanın alt vücutta birikmesini önler ve zayıf dolaşımdan kaynaklanan derin ven trombozu, varisli damarlar ve ödem riskini azaltır.KALP STRESİNİ ÖNLERİpi yanlış atlarsanız, bu kalbinize aşırı baskı yapabilir. Doğru nefes alma kısıtlanır ve kişi öne eğildiğinde veya ayakları üzerine sertçe indiğinde omurga daha fazla gerilir. Ayak parmaklarının ucuna yumuşak bir iniş, rahat omuzlar ve düz bir omurga, oksijen alımının en iyi seviyede kalmasını ve kalbin aşırı çalışmamasını garanti eder. Eklem ağrısını önlemenin yanı sıra, iyi duruş ip atlamayı uzun vadeli, sürdürülebilir bir egzersiz türü haline getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dzrJdoFZpUiyw7ZJOsIuZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sadece 10 dakika ip atlamak, 30 dakika koşmak kadar etkili olabilir. Ancak, önemli olan bunu aralıklarla yapmaktır: 2-3 dakika zıplamak, 30 saniye dinlenmek ve tekrarlamak. Bu yöntem, kalp sağlığı için mükemmel olduğu bilinen yüksek yoğunluklu antrenmanı taklit eder. Yeni başlayanlar 5 dakikalık seanslarla başlayabilirken, daha ileri seviyede olanlar haftada birkaç kez 15-20 dakikaya kadar çıkabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/buUXztlpb0yPHdUST0_GzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Haftada üç kez ip atlamak harika bir başlangıç ​​noktası olsa bile, kendinizi nasıl hissettiğinize dikkat etmeniz önemlidir.
Aşırı eforun bir belirtisi olan artan dinlenme kalp hızı, aşırıya kaçmaktan kaynaklanabilir.
Dinlenme günleri geçirerek, kalp günlük egzersizler için zorlamak yerine güçlenebilir ve iyileşebilir. Gereksiz stresi önlemek için, önceden var olan kalp sorunları olan kişiler yavaşça başlamalı ve yoğunluğu kademeli olarak artırmalıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pakistan Cumhurbaşkanı Zerdari hastaneye kaldırıldı: İzinsiz girişler kısıtlandı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/pakistan-cumhurbaskani-zerdari-hastaneye-kaldirildi-izinsiz-girisler-kisitlandi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/pakistan-cumhurbaskani-zerdari-hastaneye-kaldirildi-izinsiz-girisler-kisitlandi</guid>
<description><![CDATA[ Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, hastaneye kaldırıldı. Hastaneye izinsiz girişler kısıtlandı.Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, sağlığının kötüleşmesi nedeniyle Karaçi kentindeki hastanede tedavi altına alındı.  Ulusal basındaki haberlere göre Zerdari, yüksek ateş nedeniyle kentteki özel hastaneye kaldırıldı.  Pakistan Halk Partisi (PPP) kaynakları, Zerdari&#039;nin tedavi edildiğini ve doktorların da sağlık durumunu değerlendirmek için gerekli tıbbi testleri gerçekleştirdiğini aktardı.  Hastaneye izinsiz girişler kısıtlanırken, yerleşke etrafında kolluk kuvvetlerinin konuşlandırıldığı ve güvenlik önlemlerinin artırıldığı bildirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oLm88CDA9kWx7-fmXYhLog.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pakistan, Cumhurbaşkanı, Zerdari, hastaneye, kaldırıldı:, İzinsiz, girişler, kısıtlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oLm88CDA9kWx7-fmXYhLog.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Pakistan Cumhurbaşkanı hastaneye kaldırıldı"><p>Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, hastaneye kaldırıldı. Hastaneye izinsiz girişler kısıtlandı.</p>Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, sağlığının kötüleşmesi nedeniyle Karaçi kentindeki hastanede tedavi altına alındı.  Ulusal basındaki haberlere göre Zerdari, yüksek ateş nedeniyle kentteki özel hastaneye kaldırıldı.  Pakistan Halk Partisi (PPP) kaynakları, Zerdari'nin tedavi edildiğini ve doktorların da sağlık durumunu değerlendirmek için gerekli tıbbi testleri gerçekleştirdiğini aktardı.  Hastaneye izinsiz girişler kısıtlanırken, yerleşke etrafında kolluk kuvvetlerinin konuşlandırıldığı ve güvenlik önlemlerinin artırıldığı bildirildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mükemmel sağlık için günlük 12 vazgeçilmez alışkanlık</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mukemmel-saglik-icin-gunluk-12-vazgecilmez-aliskanlik</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mukemmel-saglik-icin-gunluk-12-vazgecilmez-aliskanlik</guid>
<description><![CDATA[ Mükemmel sağlık, hızlı çözümler veya aşırı önlemlerle ilgili değildir. Uzun vadede fark yaratan küçük, günlük alışkanlıklarla ilgilidir. Beden ve zihin tutarlılıkla gelişir ve belirli rutinlerden asla ödün verilmemelidir. Bu 12  alışkanlık, hayatın herhangi bir aşamasında daha sağlıklı, daha mutlu ve daha uzun bir yaşamın temelidir.Hareket hayattır. Yürümek, genel sağlığı iyileştirmenin en basit ama en etkili yollarından biridir. Kalp fonksiyonunu destekler, kiloyu kontrol altında tutar ve hatta zihinsel berraklığı artırır.İster sabah yürüyüşü olsun, ister telefon görüşmeleri sırasında volta atmak veya merdiven çıkmak olsun, o adımları atmak esastır.İyi uyku, vücudun sıfırlama düğmesidir. Bağışıklığı güçlendirir, hormonları dengeler ve odaklanmayı iyileştirir. Uykudan tasarruf etmek yorgunluğa, kötü karar almaya ve uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açar. Serin, karanlık bir oda ve sabit bir uyku programı kaliteli dinlenmeye yardımcı olur.Protein, yaşamın yapı taşıdır. Kas onarımını destekler, metabolizmayı aktif tutar ve enerji seviyelerini korur. Bitkisel veya hayvansal protein olsun, vücudun güçlü ve işlevsel kalması için düzenli bir alıma ihtiyacı vardır.Güneş ışığı, güçlü kemikler, bağışıklık desteği ve ruh hali düzenlemesi için gerekli olan D Vitamini&#039;nin en doğal kaynağıdır. Tercihen sabahları en az yarım saat dışarıda vakit geçirmek, vücudun sirkadiyen ritmini düzenlemeye yardımcı olur ve enerji seviyelerini sabit tutar.Çim, kum veya toprak gibi doğal yüzeylerde çıplak ayakla yürümenin, yani topraklamanın şaşırtıcı sağlık yararları vardır. Stresi azaltır, dolaşımı iyileştirir ve genel refahı artırır. Her gün birkaç dakika çıplak ayakla yürümek harikalar yaratabilir.EKRAN SÜRESİNİ SINIRLAYINAşırı ekran süresi odaklanmayı çalar ve zihinsel huzuru bozar. Beyin, sonsuz kıyamet kaydırması yerine anlamlı aktivitelerle meşgul olduğunda gelişir. Sıkı ekran süresi sınırları belirlemek, sosyal medyayı bilinçli bir şekilde kullanmak ve gerçek dünya aktivitelerine katılmak zihinsel berraklığı korumaya yardımcı olur.Zihnin tedavi edilme şekli fiziksel sağlığı etkiler. Olumsuz kendi kendine konuşma ve stres iltihabı artırır ve bağışıklığı düşürür. Minnettarlık, olumlu teyitler ve öz bakım ritüelleri uygulamak bir denge ve iç huzuru hissi yaratır.Tam, işlenmemiş gıdalar vücut için en iyi yakıttır. Sebzeler, meyveler, sağlıklı yağlar ve yağsız proteinler açısından zengin bir diyet, temel besinleri sağlar ve kronik hastalıkları uzak tutar. İşlenmiş gıdalardan, ilave şekerlerden ve yapay katkı maddelerinden kaçınmak büyük bir fark yaratır.Su en basit ve en güçlü sağlık güçlendiricisidir. Sindirimi destekler, vücudu detoksifiye eder ve cilt sağlığını iyileştirir. Günlük en az 2-3 litre su içmek vücudun en iyi şekilde çalışmasını sağlar.Hobiler ve tutkular lüks değildir; zihinsel refah için ihtiyaçlardır. İster resim yapmak, ister dans etmek, bir enstrüman çalmak veya bahçecilik yapmak olsun, her gün keyifli bir şey yapmak stresi azaltmaya ve mutluluk seviyelerini artırmaya yardımcı olur.Beyni aktif tutmak bilişsel gerilemeyi önler ve zihinsel keskinliği artırır. Okuma, podcast dinleme veya yeni bir beceri edinme yaratıcılığı harekete geçirir ve zihni genç ve meşgul tutar.Derin nefes alma ve farkındalık uygulamaları stresi azaltır, kan basıncını düşürür ve duygusal dengeyi iyileştirir. Günlük birkaç dakikalık meditasyon veya derin nefes egzersizleri genel sağlığı önemli ölçüde iyileştirebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F-iqrvqWlE2NxyUBpWBVPQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mükemmel, sağlık, için, günlük, vazgeçilmez, alışkanlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F-iqrvqWlE2NxyUBpWBVPQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mükemmel sağlık için günlük 12 vazgeçilmez alışkanlık"><p>Mükemmel sağlık, hızlı çözümler veya aşırı önlemlerle ilgili değildir. Uzun vadede fark yaratan küçük, günlük alışkanlıklarla ilgilidir. Beden ve zihin tutarlılıkla gelişir ve belirli rutinlerden asla ödün verilmemelidir. Bu 12  alışkanlık, hayatın herhangi bir aşamasında daha sağlıklı, daha mutlu ve daha uzun bir yaşamın temelidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jiJB1TDEm0iOrCVWV-YoYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hareket hayattır. Yürümek, genel sağlığı iyileştirmenin en basit ama en etkili yollarından biridir. Kalp fonksiyonunu destekler, kiloyu kontrol altında tutar ve hatta zihinsel berraklığı artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r_XY1r37xUqTM4879KLPbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İster sabah yürüyüşü olsun, ister telefon görüşmeleri sırasında volta atmak veya merdiven çıkmak olsun, o adımları atmak esastır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sKVidL6HykeH75fHxOx8-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi uyku, vücudun sıfırlama düğmesidir. Bağışıklığı güçlendirir, hormonları dengeler ve odaklanmayı iyileştirir. Uykudan tasarruf etmek yorgunluğa, kötü karar almaya ve uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açar. Serin, karanlık bir oda ve sabit bir uyku programı kaliteli dinlenmeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yWsv3Cdfi0ep66bvC2Zk-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Protein, yaşamın yapı taşıdır. Kas onarımını destekler, metabolizmayı aktif tutar ve enerji seviyelerini korur. Bitkisel veya hayvansal protein olsun, vücudun güçlü ve işlevsel kalması için düzenli bir alıma ihtiyacı vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8lDp7_CyNUaifeqlYHz1WA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş ışığı, güçlü kemikler, bağışıklık desteği ve ruh hali düzenlemesi için gerekli olan D Vitamini'nin en doğal kaynağıdır. Tercihen sabahları en az yarım saat dışarıda vakit geçirmek, vücudun sirkadiyen ritmini düzenlemeye yardımcı olur ve enerji seviyelerini sabit tutar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VYhQd7BnNUSb7j7sa9PNqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çim, kum veya toprak gibi doğal yüzeylerde çıplak ayakla yürümenin, yani topraklamanın şaşırtıcı sağlık yararları vardır. Stresi azaltır, dolaşımı iyileştirir ve genel refahı artırır. Her gün birkaç dakika çıplak ayakla yürümek harikalar yaratabilir.EKRAN SÜRESİNİ SINIRLAYINAşırı ekran süresi odaklanmayı çalar ve zihinsel huzuru bozar. Beyin, sonsuz kıyamet kaydırması yerine anlamlı aktivitelerle meşgul olduğunda gelişir. Sıkı ekran süresi sınırları belirlemek, sosyal medyayı bilinçli bir şekilde kullanmak ve gerçek dünya aktivitelerine katılmak zihinsel berraklığı korumaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MQtBzNIdwUq9QQ8zFgR0PA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihnin tedavi edilme şekli fiziksel sağlığı etkiler. Olumsuz kendi kendine konuşma ve stres iltihabı artırır ve bağışıklığı düşürür. Minnettarlık, olumlu teyitler ve öz bakım ritüelleri uygulamak bir denge ve iç huzuru hissi yaratır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zIvkG2OScEqURcbDCvs9NA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tam, işlenmemiş gıdalar vücut için en iyi yakıttır. Sebzeler, meyveler, sağlıklı yağlar ve yağsız proteinler açısından zengin bir diyet, temel besinleri sağlar ve kronik hastalıkları uzak tutar. İşlenmiş gıdalardan, ilave şekerlerden ve yapay katkı maddelerinden kaçınmak büyük bir fark yaratır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vz6z_B9FnkGKcfNSJV4mRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su en basit ve en güçlü sağlık güçlendiricisidir. Sindirimi destekler, vücudu detoksifiye eder ve cilt sağlığını iyileştirir. Günlük en az 2-3 litre su içmek vücudun en iyi şekilde çalışmasını sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qZ7WWzh-YESGo8jur4bUMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hobiler ve tutkular lüks değildir; zihinsel refah için ihtiyaçlardır. İster resim yapmak, ister dans etmek, bir enstrüman çalmak veya bahçecilik yapmak olsun, her gün keyifli bir şey yapmak stresi azaltmaya ve mutluluk seviyelerini artırmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3a0HponcdkGbsvjj__fq5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyni aktif tutmak bilişsel gerilemeyi önler ve zihinsel keskinliği artırır. Okuma, podcast dinleme veya yeni bir beceri edinme yaratıcılığı harekete geçirir ve zihni genç ve meşgul tutar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CTP9XS2JaUO2j9nzyAo1Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Derin nefes alma ve farkındalık uygulamaları stresi azaltır, kan basıncını düşürür ve duygusal dengeyi iyileştirir. Günlük birkaç dakikalık meditasyon veya derin nefes egzersizleri genel sağlığı önemli ölçüde iyileştirebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücuttaki gizli tehlike: Kalp sağlığını tehdit ediyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vucuttaki-gizli-tehlike-kalp-sagligini-tehdit-ediyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vucuttaki-gizli-tehlike-kalp-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Hepimiz bel çevremizdeki yağlar veya atardamarlarımızdaki tıkanıklıklardan endişe ederiz. Ancak son dönemde, sağlığımız üzerinde başka bir tehlike daha keşfedildi: Kaslar arasında biriken gizli yağ depoları. Yapılan uluslararası araştırmalar, bu yağların, tip 2 diyabet ve kalp hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları riskini artırabileceğini ortaya koyuyor.Dailymail&#039;de yer alan habere göre; Kasların genellikle yağsız, sıkı bir yapıdan oluştuğu düşünülse de, son araştırmalar kasların içinde gizli yağ depolarının bulunduğunu gösteriyor. Bu yağlar,kaslar arasında ince beyaz çizgiler gibi birikiyor. Ancak vücutta bu tür yağ birikintileri, sağlık için zararlı olabiliyor.Boston’daki Brigham ve Kadın Hastanesi ile Harvard Tıp Fakültesi’ndeki bilim insanlarının yaptığı bir araştırma, kaslardaki yağın kalp sağlığını doğrudan etkileyebileceğini ortaya koydu. Araştırma, kaslarda fazla yağ bulunan kişilerin, kalp krizi veya kalp yetmezliği nedeniyle daha yüksek ölüm veya hastaneye kaldırılma riski taşıdığını gösteriyor.Prof. Viviany Taqueti&#039;nin liderliğindeki araştırma, göğüs ağrısı veya nefes darlığı yaşayan ancak atardamarlarında tıkanıklık bulunmayan 669 kişiyi inceledi. Bu kişilerin kalp sağlığı, kaslardaki yağ miktarına bağlı olarak tarandı ve kaslardaki yağ oranı arttıkça, küçük kan damarlarında hasar görme riski de arttı. Kaslardaki yağ oranı her yüzde 1 arttığında, kalp hastalığı riski yüzde 7 oranında arttı.İlginç bir bulgu ise, kaslardaki yağ oranının kişinin kilosuyla tahmin edilememesiydi. BMI’si yüksek olmayan kişilerde de kaslar arasında fazla yağ birikimi olabiliyor. Prof. Taqueti, &quot;Kaslardaki yağ oranı, her bireyde farklılık gösteriyor. Aynı BMI&#039;ye sahip kişilerde, kaslardaki yağ oranı yüzde 5 ile yüzde 25 arasında değişebiliyor&quot; diyor.Vücutta yağın nerede depolandığı, sağlığı büyük ölçüde etkiliyor. Bilindiği üzere, iç organların etrafında depolanan yağ, kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıkların riskini artırıyor. Kaslar arası yağ ise metabolizmayı olumsuz etkiliyor. Kanda glikoz birikmesine neden olarak, damarların daralmasına ve kanın etkili bir şekilde pompalanmasının zorlaşmasına yol açabiliyor. Bu da kalp hastalığı riskini artırıyor.Prof. Taqueti, &quot;Cildin altındaki yağ kalp hastalığı riskiyle ilişkili olma olasılığı daha düşüktür. Ancak organlar etrafındaki yağ, vücuda hormonlar ve kimyasal sinyaller göndererek metabolizmayı bozabiliyor&quot; diyor.Kaslardaki yağ oranı yaşla birlikte artıyor ve bu durum, kasların güçsüzleşmesine, hareket kabiliyetinin azalmasına neden olabiliyor. Özellikle yüksek kas yağı seviyelerine sahip yaşlı bireylerde, kas kaybı ve hareket zorlukları daha yaygın görülüyor.Egzersiz yapmak, kaslardaki yağ seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Florida’daki Advent Health Translational Research Institute&#039;ün bilimsel direktörü Dr. Bret Goodpaster, kilo verme ve egzersiz programlarına katılan kişilerin kaslarındaki yağdan kurtulduklarını belirtiyor. Ayrıca, yapılan bir çalışmada, egzersiz yapan yaşlı bireylerin uyluk kaslarındaki yağ seviyelerinin arttığı gözlemlenmemiş, egzersiz yapmayanlarda ise artış gözlemlenmiştir.Son dönemde popüler hale gelen kilo verme enjeksiyonlarının, kaslardaki yağ üzerindeki etkileri ise merak konusu. Yapılan bazı araştırmalar, bu tedavilerin kas kaybına neden olabileceğini gösteriyor. Ancak Prof. Taqueti, kaybedilen kasın, zararlı yağlardan kurtulma anlamına gelebileceğini belirtiyor. &quot;Bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerekiyor,&quot; diyor.Şu anda kaslar arasındaki yağ oranını ölçmek için ileri düzey taramalar gerekiyor. Ancak sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek – düzenli egzersiz yapmak ve dengeli bir kiloyu korumak – kaslardaki yağ oranını azaltmaya yardımcı olabilir. Bu nedenle, sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, kaslar arasındaki zararlı yağların birikmesini engelleyebilir ve kalp sağlığını koruyabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ux_6fqTtHUSMyjw5xETbVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücuttaki, gizli, tehlike:, Kalp, sağlığını, tehdit, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ux_6fqTtHUSMyjw5xETbVg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücuttaki gizli tehlike: Kalp sağlığını tehdit ediyor"><p>Hepimiz bel çevremizdeki yağlar veya atardamarlarımızdaki tıkanıklıklardan endişe ederiz. Ancak son dönemde, sağlığımız üzerinde başka bir tehlike daha keşfedildi: Kaslar arasında biriken gizli yağ depoları. Yapılan uluslararası araştırmalar, bu yağların, tip 2 diyabet ve kalp hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları riskini artırabileceğini ortaya koyuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sa9EspEFrEOvvAorDQn21w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dailymail'de yer alan habere göre; Kasların genellikle yağsız, sıkı bir yapıdan oluştuğu düşünülse de, son araştırmalar kasların içinde gizli yağ depolarının bulunduğunu gösteriyor. Bu yağlar,kaslar arasında ince beyaz çizgiler gibi birikiyor. Ancak vücutta bu tür yağ birikintileri, sağlık için zararlı olabiliyor.Boston’daki Brigham ve Kadın Hastanesi ile Harvard Tıp Fakültesi’ndeki bilim insanlarının yaptığı bir araştırma, kaslardaki yağın kalp sağlığını doğrudan etkileyebileceğini ortaya koydu. Araştırma, kaslarda fazla yağ bulunan kişilerin, kalp krizi veya kalp yetmezliği nedeniyle daha yüksek ölüm veya hastaneye kaldırılma riski taşıdığını gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NYTPKf9AA0idKjJTu64GZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Viviany Taqueti'nin liderliğindeki araştırma, göğüs ağrısı veya nefes darlığı yaşayan ancak atardamarlarında tıkanıklık bulunmayan 669 kişiyi inceledi. Bu kişilerin kalp sağlığı, kaslardaki yağ miktarına bağlı olarak tarandı ve kaslardaki yağ oranı arttıkça, küçük kan damarlarında hasar görme riski de arttı. Kaslardaki yağ oranı her yüzde 1 arttığında, kalp hastalığı riski yüzde 7 oranında arttı.İlginç bir bulgu ise, kaslardaki yağ oranının kişinin kilosuyla tahmin edilememesiydi. BMI’si yüksek olmayan kişilerde de kaslar arasında fazla yağ birikimi olabiliyor. Prof. Taqueti, "Kaslardaki yağ oranı, her bireyde farklılık gösteriyor. Aynı BMI'ye sahip kişilerde, kaslardaki yağ oranı yüzde 5 ile yüzde 25 arasında değişebiliyor" diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/25-TOdnj20modumyq3KwmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücutta yağın nerede depolandığı, sağlığı büyük ölçüde etkiliyor. Bilindiği üzere, iç organların etrafında depolanan yağ, kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıkların riskini artırıyor. Kaslar arası yağ ise metabolizmayı olumsuz etkiliyor. Kanda glikoz birikmesine neden olarak, damarların daralmasına ve kanın etkili bir şekilde pompalanmasının zorlaşmasına yol açabiliyor. Bu da kalp hastalığı riskini artırıyor.Prof. Taqueti, "Cildin altındaki yağ kalp hastalığı riskiyle ilişkili olma olasılığı daha düşüktür. Ancak organlar etrafındaki yağ, vücuda hormonlar ve kimyasal sinyaller göndererek metabolizmayı bozabiliyor" diyor.Kaslardaki yağ oranı yaşla birlikte artıyor ve bu durum, kasların güçsüzleşmesine, hareket kabiliyetinin azalmasına neden olabiliyor. Özellikle yüksek kas yağı seviyelerine sahip yaşlı bireylerde, kas kaybı ve hareket zorlukları daha yaygın görülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P2bxJoeHskK-3GBUx9Qi7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz yapmak, kaslardaki yağ seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Florida’daki Advent Health Translational Research Institute'ün bilimsel direktörü Dr. Bret Goodpaster, kilo verme ve egzersiz programlarına katılan kişilerin kaslarındaki yağdan kurtulduklarını belirtiyor. Ayrıca, yapılan bir çalışmada, egzersiz yapan yaşlı bireylerin uyluk kaslarındaki yağ seviyelerinin arttığı gözlemlenmemiş, egzersiz yapmayanlarda ise artış gözlemlenmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ng7FKASZXESAqzIR78kJAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde popüler hale gelen kilo verme enjeksiyonlarının, kaslardaki yağ üzerindeki etkileri ise merak konusu. Yapılan bazı araştırmalar, bu tedavilerin kas kaybına neden olabileceğini gösteriyor. Ancak Prof. Taqueti, kaybedilen kasın, zararlı yağlardan kurtulma anlamına gelebileceğini belirtiyor. "Bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerekiyor," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jioWdKG7rEavQUThD0rzrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şu anda kaslar arasındaki yağ oranını ölçmek için ileri düzey taramalar gerekiyor. Ancak sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek – düzenli egzersiz yapmak ve dengeli bir kiloyu korumak – kaslardaki yağ oranını azaltmaya yardımcı olabilir. Bu nedenle, sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, kaslar arasındaki zararlı yağların birikmesini engelleyebilir ve kalp sağlığını koruyabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>100 yaşındaki doktorun 7 altın kuralı: Uzun yaşamın sırrıymış</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/100-yasindaki-doktorun-7-altin-kurali-uzun-yasamin-sirriymis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/100-yasindaki-doktorun-7-altin-kurali-uzun-yasamin-sirriymis</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı ve uzun bir yaşamın sırrı en çok merak edilen konuların başında geliyor. Uzun ömürlü olmak ve kronik hastalıkları önlemek için günlük bazı alışkanlıklara dikkat etmeniz gerekiyor. 100 yaşındaki Dr. John Scharenberg, uzun ömürlülük için dikkat edilmesi gereken 7 önemli kuralı açıklıyor.Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek için ne yapmak gerekir? Ömrünü sağlık ve zindelik üzerine çalışarak geçiren 100 yaşındaki Dr. John Scharenberg, uzun ömürlülük için yedi temel ilke paylaşıyor. Bunlar sadece teoriler değil, birçok insanın kronik hastalıklardan kaçınmasına ve yaşlılığa kadar aktif kalmasına yardımcı olan kanıtlanmış yaşam tarzı alışkanlıklarıdır. İşte onlarca yıl boyunca sağlıklı kalmanıza yardımcı olabilecek bu hayat değiştiren ilkeler hakkında bilmemiz gereken her şey.Sigara, akciğer kanseri, kalp hastalığı ve erken yaşlanma dahil olmak üzere sayısız sağlık sorunuyla ilişkilendirilmiştir. TED Konuşmaları&#039;nda, 1964 Cerrah Genel Müdürü raporunun sigara içmenin tehlikeli olduğunu açıkça belirttiğini, ancak birçok kişinin hala bırakmakta zorlandığını söyledi. Doktor, sigaradan uzak duran kişilerin daha uzun yaşadığını ve Alzheimer ve kalp krizi gibi hastalıklara yakalanma riskinin önemli ölçüde daha düşük olduğunu belirtiyor. Basitçe söylemek gerekirse, tütünden uzak durmak uzun ömür için en iyi kararlardan biridir.Alkol tüketimi uzun zamandır tartışılıyor, ancak yeni araştırmalar az miktarda bile olsa sağlık risklerini artırabileceğini gösteriyor. Büyük ölçekli bir çalışma, gerçekten &quot;güvenli&quot; bir alkol seviyesinin olmadığını ortaya koydu. Orta düzeyde içki içmek bile kanser, karaciğer hastalığı ve kardiyovasküler sorunlar riskini artırıyor. Birçok kişi bir kadeh şarabın zararsız olduğuna inanırken, bu doktor daha iyi sağlık ve uzun ömür için alkolü tamamen kesmenizi şiddetle tavsiye ediyor.Hareketsiz bir yaşam tarzı erken ölüm için en büyük risk faktörlerinden biridir. Düzenli fiziksel aktivite kalp sağlığını korumaya, kasları güçlendirmeye ve zihinsel refahı iyileştirmeye yardımcı olur.
Doktor, orta yaşın (40-70 yaş) aktif kalmak için en kritik zaman olduğunu vurguluyor. Kiloları veya sağlık durumları ne olursa olsun, her gün egzersiz yapanlar, hareketsiz kalanlardan daha uzun yaşama eğilimindedir. Yürüyüş, yüzme ve kuvvet antrenmanları, formda kalmanın ve hayatınıza yıllar eklemenin harika yollarıdır.Obezite, diyabet, kalp hastalığı ve kanser dahil olmak üzere hemen hemen her büyük hastalığın riskini artırır. Ancak doktor, aşırı kilolu olanların bile düzenli egzersizle sağlıklarını önemli ölçüde iyileştirebileceğini açıklıyor. Ayrıca birçok insanın madde bağımlılığına benzer şekilde yiyecek bağımlılığı nedeniyle aşırı yediğini de vurguluyor. Aşırı yemenin temel nedenini belirlemek ve bilinçli diyet değişiklikleri yapmak, sağlığı ve uzun ömürlülüğü önemli ölçüde iyileştirebilir.Aşırı şeker tüketimi obezite, diyabet ve hatta kalp krizi ile ilişkilendirilmiştir. Birçok insan, işlenmiş gıdalar, tatlandırılmış içecekler veya hatta günlük tatlılar yoluyla, bilmeden çok fazla şeker tüketir
 Doktor, her gece büyük miktarda dondurma yeme alışkanlığı nedeniyle kolesterolü ve trigliseritleri fırlayan bir hastanın vaka çalışmasını paylaşıyor. Şekeri azaltmak, daha iyi kalp sağlığına, dengeli enerji seviyelerine ve genel sağlığınızı korumaya yardımcı olur.Özellikle hayvansal kaynaklı doymuş yağ oranı yüksek bir diyet, kardiyovasküler hastalık riskini artırabilir. Birçok kişi etten vazgeçmeye isteksiz olsa da, sağlık örgütleri artık bitki bazlı yiyeceklere öncelik verilmesini öneriyor. Amerikan Kalp Derneği, daha fazla bitki bazlı bir diyeti etkili bir şekilde destekleyen doymuş yağ alımını azaltmayı öneriyor. Doktor, vejetaryen veya bitki odaklı bir diyetin uzun ömürlülüğü desteklediği ve hastalık riskini düşürdüğü bilimsel olarak kanıtlanmış olduğunu vurguluyor.Önlemek tedaviden daha iyidir. Doktor, kalp krizi, felç ve diyabet dahil olmak üzere çoğu kronik hastalığın yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğini vurguluyor.
Çalışmalar, yaşam tarzı değişikliklerinin ilaç kullanımına gerek kalmadan kalp krizi riskini, felç riskini ve diyabet riskini azaltabileceğini gösteriyor.
Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Kardiyoloji Derneği gibi örgütler bu bulguları destekliyor, ancak birçok kişi değişiklik yapmadan önce tanı konulmasını bekliyor. Bugün proaktif adımlar atmak, gelecekte önemli sağlık sorunlarını önleyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNFw49DCakGdf93QTXkaHQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>100, yaşındaki, doktorun, altın, kuralı:, Uzun, yaşamın, sırrıymış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNFw49DCakGdf93QTXkaHQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="100 yaşındaki doktorun 7 altın kuralı: Uzun yaşamın sırrıymış"><p>Sağlıklı ve uzun bir yaşamın sırrı en çok merak edilen konuların başında geliyor. Uzun ömürlü olmak ve kronik hastalıkları önlemek için günlük bazı alışkanlıklara dikkat etmeniz gerekiyor. 100 yaşındaki Dr. John Scharenberg, uzun ömürlülük için dikkat edilmesi gereken 7 önemli kuralı açıklıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EEyFO8C-ZUuijWRjXqxesg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek için ne yapmak gerekir? Ömrünü sağlık ve zindelik üzerine çalışarak geçiren 100 yaşındaki Dr. John Scharenberg, uzun ömürlülük için yedi temel ilke paylaşıyor. Bunlar sadece teoriler değil, birçok insanın kronik hastalıklardan kaçınmasına ve yaşlılığa kadar aktif kalmasına yardımcı olan kanıtlanmış yaşam tarzı alışkanlıklarıdır. İşte onlarca yıl boyunca sağlıklı kalmanıza yardımcı olabilecek bu hayat değiştiren ilkeler hakkında bilmemiz gereken her şey.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z5UL9h_95EWv9vtEVn3NYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara, akciğer kanseri, kalp hastalığı ve erken yaşlanma dahil olmak üzere sayısız sağlık sorunuyla ilişkilendirilmiştir. TED Konuşmaları'nda, 1964 Cerrah Genel Müdürü raporunun sigara içmenin tehlikeli olduğunu açıkça belirttiğini, ancak birçok kişinin hala bırakmakta zorlandığını söyledi. Doktor, sigaradan uzak duran kişilerin daha uzun yaşadığını ve Alzheimer ve kalp krizi gibi hastalıklara yakalanma riskinin önemli ölçüde daha düşük olduğunu belirtiyor. Basitçe söylemek gerekirse, tütünden uzak durmak uzun ömür için en iyi kararlardan biridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wdeFYP4AkUyXqBM604oCQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alkol tüketimi uzun zamandır tartışılıyor, ancak yeni araştırmalar az miktarda bile olsa sağlık risklerini artırabileceğini gösteriyor. Büyük ölçekli bir çalışma, gerçekten "güvenli" bir alkol seviyesinin olmadığını ortaya koydu. Orta düzeyde içki içmek bile kanser, karaciğer hastalığı ve kardiyovasküler sorunlar riskini artırıyor. Birçok kişi bir kadeh şarabın zararsız olduğuna inanırken, bu doktor daha iyi sağlık ve uzun ömür için alkolü tamamen kesmenizi şiddetle tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v9e6r_MltkiN8dqzmrhxjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hareketsiz bir yaşam tarzı erken ölüm için en büyük risk faktörlerinden biridir. Düzenli fiziksel aktivite kalp sağlığını korumaya, kasları güçlendirmeye ve zihinsel refahı iyileştirmeye yardımcı olur.
Doktor, orta yaşın (40-70 yaş) aktif kalmak için en kritik zaman olduğunu vurguluyor. Kiloları veya sağlık durumları ne olursa olsun, her gün egzersiz yapanlar, hareketsiz kalanlardan daha uzun yaşama eğilimindedir. Yürüyüş, yüzme ve kuvvet antrenmanları, formda kalmanın ve hayatınıza yıllar eklemenin harika yollarıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HRl3omebzkSh3aTxHc_Kbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Obezite, diyabet, kalp hastalığı ve kanser dahil olmak üzere hemen hemen her büyük hastalığın riskini artırır. Ancak doktor, aşırı kilolu olanların bile düzenli egzersizle sağlıklarını önemli ölçüde iyileştirebileceğini açıklıyor. Ayrıca birçok insanın madde bağımlılığına benzer şekilde yiyecek bağımlılığı nedeniyle aşırı yediğini de vurguluyor. Aşırı yemenin temel nedenini belirlemek ve bilinçli diyet değişiklikleri yapmak, sağlığı ve uzun ömürlülüğü önemli ölçüde iyileştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gFdWXlOHrE6TlA-iBHN36g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı şeker tüketimi obezite, diyabet ve hatta kalp krizi ile ilişkilendirilmiştir. Birçok insan, işlenmiş gıdalar, tatlandırılmış içecekler veya hatta günlük tatlılar yoluyla, bilmeden çok fazla şeker tüketir
 Doktor, her gece büyük miktarda dondurma yeme alışkanlığı nedeniyle kolesterolü ve trigliseritleri fırlayan bir hastanın vaka çalışmasını paylaşıyor. Şekeri azaltmak, daha iyi kalp sağlığına, dengeli enerji seviyelerine ve genel sağlığınızı korumaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0uo5UahltkWOpmOOYtUuKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle hayvansal kaynaklı doymuş yağ oranı yüksek bir diyet, kardiyovasküler hastalık riskini artırabilir. Birçok kişi etten vazgeçmeye isteksiz olsa da, sağlık örgütleri artık bitki bazlı yiyeceklere öncelik verilmesini öneriyor. Amerikan Kalp Derneği, daha fazla bitki bazlı bir diyeti etkili bir şekilde destekleyen doymuş yağ alımını azaltmayı öneriyor. Doktor, vejetaryen veya bitki odaklı bir diyetin uzun ömürlülüğü desteklediği ve hastalık riskini düşürdüğü bilimsel olarak kanıtlanmış olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m44IX8iK7UC3ZCyXL-EUrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Önlemek tedaviden daha iyidir. Doktor, kalp krizi, felç ve diyabet dahil olmak üzere çoğu kronik hastalığın yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğini vurguluyor.
Çalışmalar, yaşam tarzı değişikliklerinin ilaç kullanımına gerek kalmadan kalp krizi riskini, felç riskini ve diyabet riskini azaltabileceğini gösteriyor.
Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Kardiyoloji Derneği gibi örgütler bu bulguları destekliyor, ancak birçok kişi değişiklik yapmadan önce tanı konulmasını bekliyor. Bugün proaktif adımlar atmak, gelecekte önemli sağlık sorunlarını önleyebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğal yöntemlerle sivilce nasıl geçer? Sivilceyi geçiren yöntemler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dogal-yoentemlerle-sivilce-nasil-gecer-sivilceyi-geciren-yoentemler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dogal-yoentemlerle-sivilce-nasil-gecer-sivilceyi-geciren-yoentemler</guid>
<description><![CDATA[ Sivilce, hem gençlerde hem de yetişkinlerde yaygın olarak görülen bir cilt sorunudur. Özellikle ergenlik dönemiyle ilişkilendirilen sivilceler, hormonel değişikliklerin etkisiyle ciltteki yağ üretiminin artması sonucu meydana gelir.  Sivilceleri doğal yöntemlerle geçirebilmek için birkaç farklı yöntem bulunur. Peki, doğal yöntemlerle sivilce nasıl geçer? Sivilceyi geçiren yöntemler...Sivilce, cildin yağ bezlerinin tıkanması sonucu bakterilerin çoğalması ve iltihaplanmasıyla oluşur. Yüksek hormon seviyeleri, özellikle ergenlik, adet dönemi ve gebelik gibi durumlarda artar, bu da sivilce oluşumunu tetikleyebilir. Ayrıca, stres, düzensiz uyku, aşırı yağlı yiyecekler ve cilt bakım ürünlerinin yanlış kullanımı da sivilceye yol açan faktörler arasında yer alır. Genetik yatkınlık da önemli bir rol oynar; ailesinde sivilce problemi olan bireylerin bu sorunu yaşama olasılığı daha yüksektir.Sivilce, sadece fiziksel bir sorun değil, psikolojik açıdan da olumsuz etkilere yol açabilir. Özellikle ergenlik döneminde, ciltteki lekeler ve sivilceler özgüven kaybına neden olabilir. Yetişkinlerde ise sürekli sivilce problemi, stres ve depresyonu tetikleyebilir.Doğal çözümler arasında bal, tarçın, çay ağacı yağı, elma sirkesi gibi maddeler öne çıkmaktadır. Bu malzemeler, antibakteriyel özellikleri ile ciltteki bakterileri öldürür ve iltihaplanmayı azaltır. Ayrıca, sağlıklı beslenme ve bol su içmek de sivilce oluşumunu engelleyebilir.Nasıl yapılır?1 çay kaşığı tarçın ile 2 çay kaşığı balı karıştır.Karışımı sivilceli bölgelere sür ve 15-20 dakika beklet.Ilık suyla durula.Faydası: Antibakteriyel özellikleri sayesinde sivilceleri yatıştırır.Bir pamuğa birkaç damla çay ağacı yağı damlat ve sivilcelerin üzerine uygula.20 dakika bekleyip yıka veya gece boyunca bırakabilirsin.Faydası: Antiseptik ve anti-inflamatuar etkisiyle sivilceyi kurutur.1 yemek kaşığı elma sirkesini 3 yemek kaşığı suyla seyrelterek pamuğa dök.Cildine hafifçe uygula, 10 dakika beklet ve durula.Faydası: Cildi temizler, yağ dengesini sağlar ve bakterileri öldürür.Bir pamuk yardımıyla taze limon suyunu sivilceli bölgelere uygula.10-15 dakika beklettikten sonra yıka.Faydası: Limon asidik olduğu için sivilceyi kurutur ve lekeleri açar.Doğal aloe vera jelini doğrudan sivilce üzerine uygula.20 dakika bekletip yıka veya gece boyunca bırak.Faydası: Cildi yatıştırır, kızarıklığı ve şişliği azaltır.Bu doğal yöntemleri düzenli olarak uygularsan, sivilcelerinin zamanla azaldığını görebilirsin. Ancak çok şiddetli sivilcelerin varsa bir dermatoloğa danışman faydalı olacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eas3ZOI8zkKFbA3YFYfipA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğal, yöntemlerle, sivilce, nasıl, geçer, Sivilceyi, geçiren, yöntemler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eas3ZOI8zkKFbA3YFYfipA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğal yöntemlerle sivilce nasıl geçer? Sivilceyi geçiren yöntemler"><p>Sivilce, hem gençlerde hem de yetişkinlerde yaygın olarak görülen bir cilt sorunudur. Özellikle ergenlik dönemiyle ilişkilendirilen sivilceler, hormonel değişikliklerin etkisiyle ciltteki yağ üretiminin artması sonucu meydana gelir.  Sivilceleri doğal yöntemlerle geçirebilmek için birkaç farklı yöntem bulunur. Peki, doğal yöntemlerle sivilce nasıl geçer? Sivilceyi geçiren yöntemler...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v8iqJDVhLkqk4p1Fe6vmBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivilce, cildin yağ bezlerinin tıkanması sonucu bakterilerin çoğalması ve iltihaplanmasıyla oluşur. Yüksek hormon seviyeleri, özellikle ergenlik, adet dönemi ve gebelik gibi durumlarda artar, bu da sivilce oluşumunu tetikleyebilir. Ayrıca, stres, düzensiz uyku, aşırı yağlı yiyecekler ve cilt bakım ürünlerinin yanlış kullanımı da sivilceye yol açan faktörler arasında yer alır. Genetik yatkınlık da önemli bir rol oynar; ailesinde sivilce problemi olan bireylerin bu sorunu yaşama olasılığı daha yüksektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2Zpp2UkHAUSOIRS5k688SQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivilce, sadece fiziksel bir sorun değil, psikolojik açıdan da olumsuz etkilere yol açabilir. Özellikle ergenlik döneminde, ciltteki lekeler ve sivilceler özgüven kaybına neden olabilir. Yetişkinlerde ise sürekli sivilce problemi, stres ve depresyonu tetikleyebilir.Doğal çözümler arasında bal, tarçın, çay ağacı yağı, elma sirkesi gibi maddeler öne çıkmaktadır. Bu malzemeler, antibakteriyel özellikleri ile ciltteki bakterileri öldürür ve iltihaplanmayı azaltır. Ayrıca, sağlıklı beslenme ve bol su içmek de sivilce oluşumunu engelleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FQzGNxM750Kc3XDMQXME5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nasıl yapılır?1 çay kaşığı tarçın ile 2 çay kaşığı balı karıştır.Karışımı sivilceli bölgelere sür ve 15-20 dakika beklet.Ilık suyla durula.Faydası: Antibakteriyel özellikleri sayesinde sivilceleri yatıştırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ki4-2PGLDkuFePnKNm7EaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir pamuğa birkaç damla çay ağacı yağı damlat ve sivilcelerin üzerine uygula.20 dakika bekleyip yıka veya gece boyunca bırakabilirsin.Faydası: Antiseptik ve anti-inflamatuar etkisiyle sivilceyi kurutur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cQrp-uCC60y14Cqmct8sYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1 yemek kaşığı elma sirkesini 3 yemek kaşığı suyla seyrelterek pamuğa dök.Cildine hafifçe uygula, 10 dakika beklet ve durula.Faydası: Cildi temizler, yağ dengesini sağlar ve bakterileri öldürür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eRpkfa7q6EGIpNk-pLfgCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir pamuk yardımıyla taze limon suyunu sivilceli bölgelere uygula.10-15 dakika beklettikten sonra yıka.Faydası: Limon asidik olduğu için sivilceyi kurutur ve lekeleri açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F6epZJjd-kig3Xd9jgPynQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal aloe vera jelini doğrudan sivilce üzerine uygula.20 dakika bekletip yıka veya gece boyunca bırak.Faydası: Cildi yatıştırır, kızarıklığı ve şişliği azaltır.Bu doğal yöntemleri düzenli olarak uygularsan, sivilcelerinin zamanla azaldığını görebilirsin. Ancak çok şiddetli sivilcelerin varsa bir dermatoloğa danışman faydalı olacaktır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bugün aile hekimliği ve sağlık ocakları açık mı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bugun-aile-hekimligi-ve-saglik-ocaklari-acik-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bugun-aile-hekimligi-ve-saglik-ocaklari-acik-mi</guid>
<description><![CDATA[ Bayram tatilinin kamuda 9 gün süreceği duyurulmuştu. Kamu kurum ve kuruluşlarında mesai bayram tatili sonrası başlayacak. Sağlık kurumlarının da bu düzenlemeye dahil olup olmadığını sorgulayan vatandaşlar, &quot;hastaneler ne zaman açılıyor, bugün hizmet veriyor mu?&quot; sorusuna yanıt arıyor.Ramazan Bayramı tatili, 2025 yılında 30 Mart Pazar günü başlayıp 1 Nisan Salı günü sona erdi. Ancak, kamu çalışanları için bayramı takip eden 2, 3 ve 4 Nisan tarihleri idari izin kapsamına alındı ve böylece tatil süresi 9 güne çıkarıldı. ​Bu nedenle, Aile Sağlığı Merkezleri ve sağlık ocakları, 2 Nisan 2025 Çarşamba günü kapalı. Alınan karar gereği aile hekimliği ve sağlık ocakları 7 Nisan 2025 Pazartesi günü itibarıyla normal çalışma düzenine dönecek. Hastanelerin acil servisleri ise bayram tatili boyunca hizmet vermeye devam edecek.Ramazan Bayramı tatili süresince eczanelerin çalışma düzeninde değişiklik yaşandı. Bayram tatili boyunca nöbetçi eczaneler, halkın ilaç ve sağlık ürünü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hizmet verdi.Ancak, kamu çalışanları için idari izin devam etse de, eczaneler 2 Nisan 2025 Çarşamba günü itibarıyla normal çalışma düzenine döndü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1u_kB5vmjkefSKP1YA6BPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bugün, aile, hekimliği, sağlık, ocakları, açık, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1u_kB5vmjkefSKP1YA6BPw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bugün aile hekimliği ve sağlık ocakları açık mı? Hastaneler ne zamn hizmet vermeye başlayacak?"><p>Bayram tatilinin kamuda 9 gün süreceği duyurulmuştu. Kamu kurum ve kuruluşlarında mesai bayram tatili sonrası başlayacak. Sağlık kurumlarının da bu düzenlemeye dahil olup olmadığını sorgulayan vatandaşlar, "hastaneler ne zaman açılıyor, bugün hizmet veriyor mu?" sorusuna yanıt arıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M6Ej2xNUsU24mB0GXn20AQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı tatili, 2025 yılında 30 Mart Pazar günü başlayıp 1 Nisan Salı günü sona erdi. Ancak, kamu çalışanları için bayramı takip eden 2, 3 ve 4 Nisan tarihleri idari izin kapsamına alındı ve böylece tatil süresi 9 güne çıkarıldı. ​</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/12IDo89XD0aSGqO_YsiB6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu nedenle, Aile Sağlığı Merkezleri ve sağlık ocakları, 2 Nisan 2025 Çarşamba günü kapalı. Alınan karar gereği aile hekimliği ve sağlık ocakları 7 Nisan 2025 Pazartesi günü itibarıyla normal çalışma düzenine dönecek. Hastanelerin acil servisleri ise bayram tatili boyunca hizmet vermeye devam edecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/73Qh_koKCkWzZ5QEpyb9YA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı tatili süresince eczanelerin çalışma düzeninde değişiklik yaşandı. Bayram tatili boyunca nöbetçi eczaneler, halkın ilaç ve sağlık ürünü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hizmet verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U10VByJ3lka7tJT0SUUTpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, kamu çalışanları için idari izin devam etse de, eczaneler 2 Nisan 2025 Çarşamba günü itibarıyla normal çalışma düzenine döndü.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktor, &amp;quot;şiddetli baş ağrısı&amp;quot; yaşayanları uyardı: Ölümcül bir beyin bozukluğu işareti olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-siddetli-bas-agrisi-yasayanlari-uyardi-olumcul-bir-beyin-bozuklugu-isareti-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-siddetli-bas-agrisi-yasayanlari-uyardi-olumcul-bir-beyin-bozuklugu-isareti-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Baş ağrısı çeken birçok kişinin, nöbetler, idrar tutamama ve yaşam boyu sakatlık gibi ciddi problemlere yol açabilen gizli bir rahatsızlığa sahip olabileceği bildirildi. Doktorlar bu durumu çoğu zaman stres kaynaklı baş ağrılarıyla karıştırabiliyor.Her 1bin kişiden birinde görülebilen Chiari malformasyonu, beynin alt kısmının kafatasından omurilik kanalına doğru itilmesiyle oluşuyor. Durumun şiddeti değişkenlik gösterse de bazı vakalarda omurilikte ciddi hasar oluşabilir, bu da yürüme ve tuvalet kullanımı gibi günlük aktivitelerde zorluklara yol açabilir. Ayrıca, Chiari malformasyonu, yaşamı tehdit edebilecek nöbetlere de neden olabilir.Dr.Elbary, Instagram’da 27.000&#039;den fazla izlenen bir videosunda, baş ağrılarının bu rahatsızlığın belirtisi olup olmadığını nasıl anlayacağımızı açıkladı. Belirgin semptomlar arasında kronik baş ağrısına ek olarak akut atakların da görülmesi yer alıyor.“Hapşırdığınızda, eğildiğinizde ya da öksürdüğünüzde baş ağrıları artıyorsa, baş dönmesi, yutma sorunları, boyun ağrısı, mide bulantısı, uyku güçlüğü ve bazen depresyon gibi belirtilerle karşılaşıyorsanız, bu durumu ciddiye almanız gerekebilir,” diyen Dr. Elbary, geçmeyen baş ağrıları ve ek semptomların varlığında doktora başvurulması gerektiğini belirtti.Dr. Elbary, MRI taramalarının eksikliğinin, hastalığın teşhisinin yapılmasını engellediğini vurguladı. Özellikle Chiari malformasyonu gibi hastalıkların çoğu, erişkinlik dönemine kadar teşhis edilmeden kalabiliyor. Dr. Elbary, bu hastalığın teşhisinde kullanılan MRI taramalarının eksikliğinin pek çok hastanın tedavi edilmeden kaldığını ifade etti.Dr. Elbary, hastalığın tedavisinin semptomları yönetmeye yönelik olduğunu, ancak bazı durumlarda cerrahi müdahale gerektiğini de ekledi.Chiari malformasyonunun en ciddi komplikasyonlarından biri de syringomiyeli adı verilen omurilikte sıvı dolu boşlukların gelişmesidir. Bu durum tedavi edilmediği takdirde omuriliğe zarar verebilir. Hastalar, ellerini kullanmada zorluk, yürümede güçlük, ağrı ve mesane kontrolü gibi problemler yaşayabilirler.Chiari malformasyonunun tetiklediği nöbetler, çoğu zaman uyarı vermeksizin aniden başlayabilir ve ciddi yaralanma riskine yol açabilir. Dr. Elbary, bu durumun ‘çok nadir ancak potansiyel olarak tehlikeli’ bir komplikasyon olduğunu vurguladı.Birçok kişi, yıllarca gizli sağlık sorunlarıyla mücadele ettikten sonra Chiari malformasyonu teşhisi alıyor. Charlie Rolstone, televizyon izlerken ve telefonuna bakarken tetiklenen migren ve şiddetli hareket hastalığı gibi semptomlarla karşılaştı. Ancak bu semptomları, &#039;büyüdükçe geçeceğini&#039; düşündü.Fenalaşan Rolstone, hastaneye kaldırıldığında Chiari malformasyonu teşhisi aldı. Rolstone, öksürdüğünde başının arkasında keskin bir ağrı hissettiğini, ancak bu semptomları daha önce &#039;normal&#039; sanıp geçiştirdiğini ifade etti.Baş ağrılarınızın ve diğer belirtilerin gizli bir hastalığın belirtisi olabileceğini unutmamak ve semptomlarınızda değişiklik gördüğünüzde hemen bir doktora başvurmak, sağlığınız açısından oldukça önemli. Dr. Elbary, Chiari malformasyonu gibi nadir ancak potansiyel olarak tehlikeli rahatsızlıkların erken teşhis edilmesinin tedavi sürecini büyük ölçüde kolaylaştıracağını belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CkBgopcd70mHYkEiZEUbZQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, şiddetli, baş, ağrısı, yaşayanları, uyardı:, Ölümcül, bir, beyin, bozukluğu, işareti, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CkBgopcd70mHYkEiZEUbZQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ölümcül bir beyin bozukluğu işareti olabilir"><p>Baş ağrısı çeken birçok kişinin, nöbetler, idrar tutamama ve yaşam boyu sakatlık gibi ciddi problemlere yol açabilen gizli bir rahatsızlığa sahip olabileceği bildirildi. Doktorlar bu durumu çoğu zaman stres kaynaklı baş ağrılarıyla karıştırabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-d8sAMGuFE-KPPnsPHyWnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her 1bin kişiden birinde görülebilen Chiari malformasyonu, beynin alt kısmının kafatasından omurilik kanalına doğru itilmesiyle oluşuyor. Durumun şiddeti değişkenlik gösterse de bazı vakalarda omurilikte ciddi hasar oluşabilir, bu da yürüme ve tuvalet kullanımı gibi günlük aktivitelerde zorluklara yol açabilir. Ayrıca, Chiari malformasyonu, yaşamı tehdit edebilecek nöbetlere de neden olabilir.Dr.Elbary, Instagram’da 27.000'den fazla izlenen bir videosunda, baş ağrılarının bu rahatsızlığın belirtisi olup olmadığını nasıl anlayacağımızı açıkladı. Belirgin semptomlar arasında kronik baş ağrısına ek olarak akut atakların da görülmesi yer alıyor.“Hapşırdığınızda, eğildiğinizde ya da öksürdüğünüzde baş ağrıları artıyorsa, baş dönmesi, yutma sorunları, boyun ağrısı, mide bulantısı, uyku güçlüğü ve bazen depresyon gibi belirtilerle karşılaşıyorsanız, bu durumu ciddiye almanız gerekebilir,” diyen Dr. Elbary, geçmeyen baş ağrıları ve ek semptomların varlığında doktora başvurulması gerektiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YeO2ZGrqPUeyOlVuTf397Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Elbary, MRI taramalarının eksikliğinin, hastalığın teşhisinin yapılmasını engellediğini vurguladı. Özellikle Chiari malformasyonu gibi hastalıkların çoğu, erişkinlik dönemine kadar teşhis edilmeden kalabiliyor. Dr. Elbary, bu hastalığın teşhisinde kullanılan MRI taramalarının eksikliğinin pek çok hastanın tedavi edilmeden kaldığını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MRJezY_NgkKgBMuPNPAFqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Elbary, hastalığın tedavisinin semptomları yönetmeye yönelik olduğunu, ancak bazı durumlarda cerrahi müdahale gerektiğini de ekledi.Chiari malformasyonunun en ciddi komplikasyonlarından biri de syringomiyeli adı verilen omurilikte sıvı dolu boşlukların gelişmesidir. Bu durum tedavi edilmediği takdirde omuriliğe zarar verebilir. Hastalar, ellerini kullanmada zorluk, yürümede güçlük, ağrı ve mesane kontrolü gibi problemler yaşayabilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dA8PC8dCC0aL2oNzr2cx7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Chiari malformasyonunun tetiklediği nöbetler, çoğu zaman uyarı vermeksizin aniden başlayabilir ve ciddi yaralanma riskine yol açabilir. Dr. Elbary, bu durumun ‘çok nadir ancak potansiyel olarak tehlikeli’ bir komplikasyon olduğunu vurguladı.Birçok kişi, yıllarca gizli sağlık sorunlarıyla mücadele ettikten sonra Chiari malformasyonu teşhisi alıyor. Charlie Rolstone, televizyon izlerken ve telefonuna bakarken tetiklenen migren ve şiddetli hareket hastalığı gibi semptomlarla karşılaştı. Ancak bu semptomları, 'büyüdükçe geçeceğini' düşündü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dLC4KwtsFU6LOuhXECD0PA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fenalaşan Rolstone, hastaneye kaldırıldığında Chiari malformasyonu teşhisi aldı. Rolstone, öksürdüğünde başının arkasında keskin bir ağrı hissettiğini, ancak bu semptomları daha önce 'normal' sanıp geçiştirdiğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BbYap_7sIEuX8a38EpDc3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baş ağrılarınızın ve diğer belirtilerin gizli bir hastalığın belirtisi olabileceğini unutmamak ve semptomlarınızda değişiklik gördüğünüzde hemen bir doktora başvurmak, sağlığınız açısından oldukça önemli. Dr. Elbary, Chiari malformasyonu gibi nadir ancak potansiyel olarak tehlikeli rahatsızlıkların erken teşhis edilmesinin tedavi sürecini büyük ölçüde kolaylaştıracağını belirtti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ani kalp durması işareti 3 temel belirti: Gençler de risk altında</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ani-kalp-durmasi-isareti-3-temel-belirti-gencler-de-risk-altinda</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ani-kalp-durmasi-isareti-3-temel-belirti-gencler-de-risk-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Eğer mide bulantısı, ateş ve kas ağrıları gibi şikayetleriniz varsa, vücudunuzun bir enfeksiyonla savaştığını düşünebilirsiniz. Ancak uzmanlar, bu belirtilerin, nadir görülen genetik bir kalp rahatsızlığının habercisi olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.Göğüs ağrısı ve nefes darlığı, kalp durmasının bilinen kırmızı alarmlarıdır. Kalp durması, tüm kalp aktivitesinin aniden kaybolmasıyla meydana gelir ve çoğu zaman ölümcül olabilir. Ancak İsveçli araştırmacılar, çarpıntı, bayılma, mide bulantısı, kas ağrısı ve ateş gibi enfeksiyon belirtilerinin, ani aritmi ölüm sendromu (SADS) olan kişilerde sıkça görülen semptomlar arasında yer aldığını ortaya koydu.British Heart Foundation (BHF) verilerine göre, kalp krizinden ölüm ancak herhangi bir nedenin belirlenememesi durumu, Birleşik Krallık&#039;ta her yıl yaklaşık 500 kişiyi etkiliyor. Özellikle genç ve sağlıklı olduğu varsayılan bireyler, spor yaparken aniden kalp rahatsızlıkları geçirip hayatını kaybedebiliyor.Geçtiğimiz Ağustos ayında, İngiltere&#039;nin Tyne and Wear bölgesinde yaşayan 20 yaşındaki Poppy Eagle, bilinen herhangi bir sağlık sorunu olmamasına rağmen kalbi durduktan sonra hayatını kaybetti. Genç moda öğrencisinin ölümünün ardından yapılan incelemelerde, ölüm nedeni olarak SADS belirlendi.Bir diğer trajik olayda, 19 yaşındaki atletizm yıldızı Natalie Black, bir atletizm yarışmasında kişisel rekorunu kırdıktan sadece birkaç saat sonra uykusunda hayatını kaybetti.2000-2010 yılları arasında İsveç&#039;te yapılan bir araştırma, 1 ila 36 yaş arasındaki 903 kişide ani kalp ölümü vakasını inceledi. Araştırmacılar, SADS&#039;ın ani kalp ölümlerinin yüzde 22&#039;sini oluşturduğunu buldu. Bu vakaların üçte ikisinin erkek olduğu ve ölümlerin ortalama yaşının yalnızca 23 olduğu tespit edildi. Ayrıca, vakaların yaklaşık yarısının (%52) ölmeden önce bazı semptomlar yaşadığı belirtildi. En sık görülen belirtiler ise çarpıntı, bayılma, bulantı, kusma ve enfeksiyon belirtileri olarak sıralandı.Araştırma sonuçları, SADS için risk faktörleri ve semptomların daha iyi anlaşılması gerektiğine işaret ediyor. Göteborg Üniversitesi Kardiyoloji uzmanı Dr. Matilda Frisk Torell, &quot;SADS, genç sporcular dahil olmak üzere gençlerde ani kalp ölümünün en yaygın nedenlerinden biridir, ancak çoğu zaman iyi değerlendirilmemektedir&quot; dedi. SADS&#039;in önceden belirtilerle anlaşılabilir olduğuna dikkat çeken Torell, gençlerin taranmasının önemini vurguladı.İngiltere&#039;deki aileler, bu sendromu tespit edebilmek için ülke çapında bir tarama programı başlatılmasını talep ediyor. Ancak hükümet, şu anda böyle bir planı uygulamaya koymayı düşünmüyor.Geçtiğimiz yıllarda, genç futbolcular arasında SADS kaynaklı ölümler dikkat çekti. Uruguaylı futbolcu Juan Izquierdo, geçen yılın Ağustos ayında kalp durması nedeniyle hayatını kaybetmişti. Luton Town kaptanı Tom Lockyer ise Aralık ayında sahada kalp krizi geçirmiş, kalbi iki buçuk dakika boyunca durmuştu. Ayrıca, Danimarkalı futbolcu Christian Eriksen&#039;in Euro 2020 maçında yaşadığı kalp çöküşü de hafızalarda yer etmişti.Uzmanlar, son dönemde bu tür vakaların artmadığını belirtiyor. Ancak, araştırmalar, kalp krizi ve felç gibi kardiyovasküler sorunlardan kaynaklanan erken ölümlerin son on yılın en yüksek seviyesine ulaştığını ortaya koyuyor.Artan obezite oranları ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarının, gençlerde kalp rahatsızlıklarına yol açan en önemli faktörler arasında olduğu düşünülüyor. İngiltere&#039;deki kalp krizi ve felç şüphesiyle hastaneye başvuran 40 yaş altı gençlerin sayısındaki artış, endişe verici bir gösterge olarak karşımıza çıkıyor.Bu durum, kalp sağlığını korumanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kacPDXCvekelz9HBJ5RKhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ani, kalp, durması, işareti, temel, belirti:, Gençler, risk, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kacPDXCvekelz9HBJ5RKhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ani kalp durması işareti 3 temel belirti: Gençler de risk altında"><p>Eğer mide bulantısı, ateş ve kas ağrıları gibi şikayetleriniz varsa, vücudunuzun bir enfeksiyonla savaştığını düşünebilirsiniz. Ancak uzmanlar, bu belirtilerin, nadir görülen genetik bir kalp rahatsızlığının habercisi olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tb6XlSxOOk23v_E0mdqpag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğüs ağrısı ve nefes darlığı, kalp durmasının bilinen kırmızı alarmlarıdır. Kalp durması, tüm kalp aktivitesinin aniden kaybolmasıyla meydana gelir ve çoğu zaman ölümcül olabilir. Ancak İsveçli araştırmacılar, çarpıntı, bayılma, mide bulantısı, kas ağrısı ve ateş gibi enfeksiyon belirtilerinin, ani aritmi ölüm sendromu (SADS) olan kişilerde sıkça görülen semptomlar arasında yer aldığını ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/elstTeGAh0OSk7HQbaFl9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>British Heart Foundation (BHF) verilerine göre, kalp krizinden ölüm ancak herhangi bir nedenin belirlenememesi durumu, Birleşik Krallık'ta her yıl yaklaşık 500 kişiyi etkiliyor. Özellikle genç ve sağlıklı olduğu varsayılan bireyler, spor yaparken aniden kalp rahatsızlıkları geçirip hayatını kaybedebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w08wxqUjGUGY5yjSzq01Eg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz Ağustos ayında, İngiltere'nin Tyne and Wear bölgesinde yaşayan 20 yaşındaki Poppy Eagle, bilinen herhangi bir sağlık sorunu olmamasına rağmen kalbi durduktan sonra hayatını kaybetti. Genç moda öğrencisinin ölümünün ardından yapılan incelemelerde, ölüm nedeni olarak SADS belirlendi.Bir diğer trajik olayda, 19 yaşındaki atletizm yıldızı Natalie Black, bir atletizm yarışmasında kişisel rekorunu kırdıktan sadece birkaç saat sonra uykusunda hayatını kaybetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VhYUVt5JeEOY2N0JmP7Iaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2000-2010 yılları arasında İsveç'te yapılan bir araştırma, 1 ila 36 yaş arasındaki 903 kişide ani kalp ölümü vakasını inceledi. Araştırmacılar, SADS'ın ani kalp ölümlerinin yüzde 22'sini oluşturduğunu buldu. Bu vakaların üçte ikisinin erkek olduğu ve ölümlerin ortalama yaşının yalnızca 23 olduğu tespit edildi. Ayrıca, vakaların yaklaşık yarısının (%52) ölmeden önce bazı semptomlar yaşadığı belirtildi. En sık görülen belirtiler ise çarpıntı, bayılma, bulantı, kusma ve enfeksiyon belirtileri olarak sıralandı.Araştırma sonuçları, SADS için risk faktörleri ve semptomların daha iyi anlaşılması gerektiğine işaret ediyor. Göteborg Üniversitesi Kardiyoloji uzmanı Dr. Matilda Frisk Torell, "SADS, genç sporcular dahil olmak üzere gençlerde ani kalp ölümünün en yaygın nedenlerinden biridir, ancak çoğu zaman iyi değerlendirilmemektedir" dedi. SADS'in önceden belirtilerle anlaşılabilir olduğuna dikkat çeken Torell, gençlerin taranmasının önemini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0ikAV14I5U-LALHknH9jBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'deki aileler, bu sendromu tespit edebilmek için ülke çapında bir tarama programı başlatılmasını talep ediyor. Ancak hükümet, şu anda böyle bir planı uygulamaya koymayı düşünmüyor.Geçtiğimiz yıllarda, genç futbolcular arasında SADS kaynaklı ölümler dikkat çekti. Uruguaylı futbolcu Juan Izquierdo, geçen yılın Ağustos ayında kalp durması nedeniyle hayatını kaybetmişti. Luton Town kaptanı Tom Lockyer ise Aralık ayında sahada kalp krizi geçirmiş, kalbi iki buçuk dakika boyunca durmuştu. Ayrıca, Danimarkalı futbolcu Christian Eriksen'in Euro 2020 maçında yaşadığı kalp çöküşü de hafızalarda yer etmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n-PM1TrWb0OimvHUCIS3HQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, son dönemde bu tür vakaların artmadığını belirtiyor. Ancak, araştırmalar, kalp krizi ve felç gibi kardiyovasküler sorunlardan kaynaklanan erken ölümlerin son on yılın en yüksek seviyesine ulaştığını ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zv5Ahmfx2E-8rdX6gZmjRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artan obezite oranları ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarının, gençlerde kalp rahatsızlıklarına yol açan en önemli faktörler arasında olduğu düşünülüyor. İngiltere'deki kalp krizi ve felç şüphesiyle hastaneye başvuran 40 yaş altı gençlerin sayısındaki artış, endişe verici bir gösterge olarak karşımıza çıkıyor.Bu durum, kalp sağlığını korumanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Göz sağlığınızı iyileştirecek en iyi vitaminler ve mineraller</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/goez-sagliginizi-iyilestirecek-en-iyi-vitaminler-ve-mineraller</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/goez-sagliginizi-iyilestirecek-en-iyi-vitaminler-ve-mineraller</guid>
<description><![CDATA[ İlkbahar hem güzelliği hem de mevsimsel alerjileri beraberinde getirir ve göz sağlığını etkiler. A, C ve E vitaminleri, flavonoidler, selenyum ve omega-3 yağ asitleri gibi temel besinler görmeyi destekleyebilir. Bu besinler açısından zengin yiyecekleri dahil etmek kuru gözler, oksidatif stres ve iltihaplanma gibi sorunları hafifletmeye yardımcı olarak genel göz sağlığını destekler.Bahar mevsimi yemyeşil çevre ve tüm güzelliğiyle gözlerinize bir ziyafet olabilir. Ancak, aynı zamanda mevsimsel alerjilerin zirve yaptığı ve göz sağlığınızı etkileyebileceği zamandır. Bu dönemde havadaki yüksek toz ve polen miktarı nedeniyle bulanık, kırmızı ve yorgun gözler yaygındır.
Güneş gözlüğü ve şapka takmak, ellerinizi ve gözlerinizi düzenli olarak yıkamak ve evde bir hava temizleyici kullanmak bu sorunların çoğunu çözebilir.
Göz sağlığınızı artırmak için diyetinize dikkat etmeniz ve temel besinleri dahil etmeniz de önemlidir. İşte bu mevsimde görmenize iyi gelebilecek vitamin ve takviyelerin bir listesi:A Vitamini, kuru göz semptomlarını iyileştirme yeteneğiyle göz sağlığınızı birkaç kademe yükseltmeye yardımcı olabilir. Clinical Ophthalmology&#039;de yayınlanan bir çalışma, vitaminin gözyaşı oluşumunu desteklemedeki etkinliğini ortaya koymaktadır. Bu önemli besin maddesi ayrıca gözdeki ince sıvı tabakası olan gözyaşı filminin pürüzsüzlüğünü de iyileştirir. Alımınızı iyileştirmek için diyetinize havuç, kabak, kayısı ve karpuz ekleyebilirsiniz.Narenciye meyvelerinde bol miktarda bulunan göz sağlığı için bir diğer önemli besin maddesi, oksidatif strese karşı korur ve işleyen bir gözyaşı filminin korunmasına yardımcı olabilir. Bu besin maddesi gözyaşı filminin işlevini korumaya yardımcı olur ve yeterli miktarda olmadığında göz kuruyabilir.
Ayrıca kan damarlarını güçlendirmeye yardımcı olur ve gözdeki kolajen üretimini destekler. C Vitamininin ayrıca katarakt ilerlemesi riskini azalttığı bilinmektedir. Ophthalmology dergisinde yayınlanan ve 1.000&#039;den fazla dişi ikizin katıldığı 10 yıllık bir çalışma, daha fazla C vitamini tüketen kişilerde katarakt ilerlemesi riskinin %33 oranında azaldığını buldu.Çoğunlukla bitki bazlı bileşiklerde bulunan flavonoidler, Biomedicine  Pharmacotherapy dergisinde yayınlanan bir çalışmada gösterildiği gibi, yaşa bağlı makula dejenerasyonuna (AMD), katarakta ve glokoma karşı koruma sağlayabilen güçlü antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Başka bir çalışma, flavonoidlerin gözlerdeki oksidatif hasarı ve iltihabı azaltmaya yardımcı olduğunu ve bunun da uzun vadeli görme sağlığını artırmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bu önemli bileşiği almak için bol miktarda meyve ve sebze yiyin.Eser bir mineral olan selenyum, antioksidan görevi görerek göz sağlığında koruyucu bir rol de oynayabilir. Pharmaceutics dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre selenyum, E vitamini ve C vitamini gibi diğer antioksidanlarla birlikte gözlerdeki oksidatif hasarla savaşmaya yardımcı olabilir. Ayrıca retinadaki hücrelere verilen hasarı önleyebilir ve katarakt gibi rahatsızlıklara karşı koruma sağlayabilir. Bu minerali almak için Brezilya fıstığı yiyin.E VİTAMİNİE Vitamini, serbest radikallerin neden olduğu oksidatif hasardan gözleri korumaya yardımcı olabilir. Maküla dejenerasyonu ve katarakt gibi yaşa bağlı göz rahatsızlıklarını önlemede kritik bir rol oynar. Kuruyemişler, tohumlar, ıspanak ve avokadolar günlük E Vitamini alımınıza ulaşmanıza yardımcı olabilir.Omega-3 yağ asitleri, iyi göz sağlığını korumak için gereklidir. Retina fonksiyonunu destekledikleri ve ilkbahar aylarında alerjenler tarafından daha da kötüleşen bir rahatsızlık olan kuru göz riskini azalttıkları bilinmektedir. Omega-3&#039;ler ayrıca maküla dejenerasyonu gibi göz rahatsızlıklarına yardımcı olabilecek iltihap önleyici özelliklere sahiptir. Kaynakları arasında somon, sardalya ve uskumru gibi yağlı balıklar ile chia tohumları, keten tohumları ve ceviz bulunur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9XRIlEH-pkWsePa-OA3HMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Göz, sağlığınızı, iyileştirecek, iyi, vitaminler, mineraller</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9XRIlEH-pkWsePa-OA3HMQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Göz sağlığınızı iyileştirecek en iyi vitaminler ve mineraller"><p>İlkbahar hem güzelliği hem de mevsimsel alerjileri beraberinde getirir ve göz sağlığını etkiler. A, C ve E vitaminleri, flavonoidler, selenyum ve omega-3 yağ asitleri gibi temel besinler görmeyi destekleyebilir. Bu besinler açısından zengin yiyecekleri dahil etmek kuru gözler, oksidatif stres ve iltihaplanma gibi sorunları hafifletmeye yardımcı olarak genel göz sağlığını destekler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BvkyE6uCVEemre620Gz3ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bahar mevsimi yemyeşil çevre ve tüm güzelliğiyle gözlerinize bir ziyafet olabilir. Ancak, aynı zamanda mevsimsel alerjilerin zirve yaptığı ve göz sağlığınızı etkileyebileceği zamandır. Bu dönemde havadaki yüksek toz ve polen miktarı nedeniyle bulanık, kırmızı ve yorgun gözler yaygındır.
Güneş gözlüğü ve şapka takmak, ellerinizi ve gözlerinizi düzenli olarak yıkamak ve evde bir hava temizleyici kullanmak bu sorunların çoğunu çözebilir.
Göz sağlığınızı artırmak için diyetinize dikkat etmeniz ve temel besinleri dahil etmeniz de önemlidir. İşte bu mevsimde görmenize iyi gelebilecek vitamin ve takviyelerin bir listesi:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DqVivbWa8Uaj7h9yDzzZEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>A Vitamini, kuru göz semptomlarını iyileştirme yeteneğiyle göz sağlığınızı birkaç kademe yükseltmeye yardımcı olabilir. Clinical Ophthalmology'de yayınlanan bir çalışma, vitaminin gözyaşı oluşumunu desteklemedeki etkinliğini ortaya koymaktadır. Bu önemli besin maddesi ayrıca gözdeki ince sıvı tabakası olan gözyaşı filminin pürüzsüzlüğünü de iyileştirir. Alımınızı iyileştirmek için diyetinize havuç, kabak, kayısı ve karpuz ekleyebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Itx4tAuK30SN4XfXtSzvww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narenciye meyvelerinde bol miktarda bulunan göz sağlığı için bir diğer önemli besin maddesi, oksidatif strese karşı korur ve işleyen bir gözyaşı filminin korunmasına yardımcı olabilir. Bu besin maddesi gözyaşı filminin işlevini korumaya yardımcı olur ve yeterli miktarda olmadığında göz kuruyabilir.
Ayrıca kan damarlarını güçlendirmeye yardımcı olur ve gözdeki kolajen üretimini destekler. C Vitamininin ayrıca katarakt ilerlemesi riskini azalttığı bilinmektedir. Ophthalmology dergisinde yayınlanan ve 1.000'den fazla dişi ikizin katıldığı 10 yıllık bir çalışma, daha fazla C vitamini tüketen kişilerde katarakt ilerlemesi riskinin %33 oranında azaldığını buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OryNEAzxYEq9LYsLJ7tulA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoğunlukla bitki bazlı bileşiklerde bulunan flavonoidler, Biomedicine  Pharmacotherapy dergisinde yayınlanan bir çalışmada gösterildiği gibi, yaşa bağlı makula dejenerasyonuna (AMD), katarakta ve glokoma karşı koruma sağlayabilen güçlü antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Başka bir çalışma, flavonoidlerin gözlerdeki oksidatif hasarı ve iltihabı azaltmaya yardımcı olduğunu ve bunun da uzun vadeli görme sağlığını artırmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bu önemli bileşiği almak için bol miktarda meyve ve sebze yiyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v5f_GgM9vkCR3cbpFJjMyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eser bir mineral olan selenyum, antioksidan görevi görerek göz sağlığında koruyucu bir rol de oynayabilir. Pharmaceutics dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre selenyum, E vitamini ve C vitamini gibi diğer antioksidanlarla birlikte gözlerdeki oksidatif hasarla savaşmaya yardımcı olabilir. Ayrıca retinadaki hücrelere verilen hasarı önleyebilir ve katarakt gibi rahatsızlıklara karşı koruma sağlayabilir. Bu minerali almak için Brezilya fıstığı yiyin.E VİTAMİNİE Vitamini, serbest radikallerin neden olduğu oksidatif hasardan gözleri korumaya yardımcı olabilir. Maküla dejenerasyonu ve katarakt gibi yaşa bağlı göz rahatsızlıklarını önlemede kritik bir rol oynar. Kuruyemişler, tohumlar, ıspanak ve avokadolar günlük E Vitamini alımınıza ulaşmanıza yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x3uwn9-uekKgZx-SG5jvlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega-3 yağ asitleri, iyi göz sağlığını korumak için gereklidir. Retina fonksiyonunu destekledikleri ve ilkbahar aylarında alerjenler tarafından daha da kötüleşen bir rahatsızlık olan kuru göz riskini azalttıkları bilinmektedir. Omega-3'ler ayrıca maküla dejenerasyonu gibi göz rahatsızlıklarına yardımcı olabilecek iltihap önleyici özelliklere sahiptir. Kaynakları arasında somon, sardalya ve uskumru gibi yağlı balıklar ile chia tohumları, keten tohumları ve ceviz bulunur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor açıkladı: Beslenme eksikliğinin vücuttaki sinyali</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzman-doktor-acikladi-beslenme-eksikliginin-vucuttaki-sinyali</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzman-doktor-acikladi-beslenme-eksikliginin-vucuttaki-sinyali</guid>
<description><![CDATA[ Vücudunuz bir şeyler yolunda gitmediğinde çeşitli sinyaller verir. Ancak bazen bu işaretler o kadar sıra dışı görünür ki görmezden gelinir. Rastgele kas seğirmelerinden aşırı esnemeye kadar, bu görünüşte zararsız tuhaflıklar aslında bir beslenme eksikliğine işaret ediyor olabilir. Dr. Eric Berg, bu sıra dışı semptomlardan bazıları ve bunların vitamin ve mineral eksiklikleriyle olası bağlantıları hakkında fikirlerini paylaştı.Günlük hayatta görmezden gelmiş olabileceğimiz yaygın ve tuhaf işaretler nelerdir ve genel sağlığı korumaya yardımcı olabilecek küçük diyet ayarlamaları nelerdir?Kulaklarınızın içinde, özellikle de uzanırken, tuhaf bir yuvarlanma veya davul sesi duydunuz mu? Bu garip fenomen potasyum eksikliğiyle bağlantılı olabilir. Potasyum, sıvı dengesini, sinir sinyallerini ve kas kasılmalarını korumada önemli bir rol oynar. Seviyeler düştüğünde, vücudun kulakların içindeki basıncı düzenleme yeteneği etkilenebilir.Nasıl düzeltilir:Muz, ıspanak ve tatlı patates gibi potasyum açısından zengin yiyecekleri artırmak dengeyi sağlamaya yardımcı olabilirİstemsiz kas seğirmesi, özellikle göz veya bacak çevresinde, rahatsız edici olabilir. Bu, magnezyum eksikliğine kadar uzanabilir. Magnezyum , sinir fonksiyonu ve kas gevşemesi için gereklidir. Eksiklik, aşırı uyarılabilir sinirlere neden olarak rastgele kas spazmlarına veya seğirmelerine yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Fındık, tohum, koyu yapraklı yeşillikler ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin yiyecekler eklemek, kas fonksiyonunu düzenlemeye ve seğirme ataklarını azaltmaya yardımcı olabilirYorgun olduğunuzda esnemek normaldir, ancak aşırı olduğunda, iyi dinlenmiş olsanız bile, çinko eksikliğinin işareti olabilir. Çinko, enzim fonksiyonu, bağışıklık sağlığı ve nörolojik denge için kritik öneme sahiptir. Eksikliği, enerji seviyelerinin düşmesine ve sık sık esnemeye yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Kabak çekirdeği, nohut, et ve süt ürünleri gibi çinko açısından zengin yiyecekler yemek, çinko seviyelerini artırmaya ve normal enerji metabolizmasını geri kazandırmaya yardımcı olabilirAlışılmadık derecede kaygılı, gergin veya bunalmış mı hissediyorsunuz? Her zaman stres olmayabilir, bunun yerine bir B1 vitamini (tiamin) eksikliği olabilir. Bu vitamin sinir fonksiyonu için çok önemlidir ve vücudun stres tepkisini düzenlemeye yardımcı olur. Düşük seviyeler artan endişe ve huzursuzluk hislerine neden olabilir.Nasıl düzeltilir:Günlük öğünlere tam tahıllar, ayçiçeği çekirdekleri ve baklagiller eklemek B1 vitamini seviyelerini yenilemeye ve daha sakin bir zihni desteklemeye yardımcı olabilirYüksek kolesterol genellikle diyet ve yaşam tarzıyla ilişkilendirilirken, düşük niasin (B3 vitamini) seviyeleri de bir rol oynayabilir. Niacin yağların metabolize edilmesine yardımcı olur ve sağlıklı kan dolaşımını destekler. Vücutta yeterli niasin olmadığında, kolesterol seviyeleri yükselebilir ve kalp ile ilgili sorunların riski artabilir.
Nasıl düzeltilir:Balık, tavuk, fıstık ve tam tahıllar gibi niasin açısından zengin yiyecekler, kolesterol seviyelerini doğal olarak dengelemeye yardımcı olabilir.Loş ışıkta net görmede zorluk çekmek A vitamini veya çinko eksikliğinin bir işareti olabilir. Her iki besin de göz sağlığı için önemlidir ve düşük ışık koşullarına uyum sağlamada rol oynar. Her ikisindeki eksiklikler gece körlüğüne ve genel görme sorunlarına yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Havuç, tatlı patates ve karaciğer gibi A vitamini açısından zengin yiyecekleri fındık ve süt ürünleri gibi çinko kaynaklarıyla birlikte tüketmek gece görüşünü ve genel göz sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ktgukWHVYES1lFmmgrNMPQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, açıkladı:, Beslenme, eksikliğinin, vücuttaki, sinyali</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ktgukWHVYES1lFmmgrNMPQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzman doktor açıkladı: Beslenme eksikliğinin vücuttaki sinyali"><p>Vücudunuz bir şeyler yolunda gitmediğinde çeşitli sinyaller verir. Ancak bazen bu işaretler o kadar sıra dışı görünür ki görmezden gelinir. Rastgele kas seğirmelerinden aşırı esnemeye kadar, bu görünüşte zararsız tuhaflıklar aslında bir beslenme eksikliğine işaret ediyor olabilir. Dr. Eric Berg, bu sıra dışı semptomlardan bazıları ve bunların vitamin ve mineral eksiklikleriyle olası bağlantıları hakkında fikirlerini paylaştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8da9DpWh0k2AhtHruEur5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük hayatta görmezden gelmiş olabileceğimiz yaygın ve tuhaf işaretler nelerdir ve genel sağlığı korumaya yardımcı olabilecek küçük diyet ayarlamaları nelerdir?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ctWEAsccaUCp7daSkINXOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kulaklarınızın içinde, özellikle de uzanırken, tuhaf bir yuvarlanma veya davul sesi duydunuz mu? Bu garip fenomen potasyum eksikliğiyle bağlantılı olabilir. Potasyum, sıvı dengesini, sinir sinyallerini ve kas kasılmalarını korumada önemli bir rol oynar. Seviyeler düştüğünde, vücudun kulakların içindeki basıncı düzenleme yeteneği etkilenebilir.Nasıl düzeltilir:Muz, ıspanak ve tatlı patates gibi potasyum açısından zengin yiyecekleri artırmak dengeyi sağlamaya yardımcı olabilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KKara-eumU2nNDa9-cz1RA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstemsiz kas seğirmesi, özellikle göz veya bacak çevresinde, rahatsız edici olabilir. Bu, magnezyum eksikliğine kadar uzanabilir. Magnezyum , sinir fonksiyonu ve kas gevşemesi için gereklidir. Eksiklik, aşırı uyarılabilir sinirlere neden olarak rastgele kas spazmlarına veya seğirmelerine yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Fındık, tohum, koyu yapraklı yeşillikler ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin yiyecekler eklemek, kas fonksiyonunu düzenlemeye ve seğirme ataklarını azaltmaya yardımcı olabilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VCXWvA-bqkSjRFCdJwcNFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yorgun olduğunuzda esnemek normaldir, ancak aşırı olduğunda, iyi dinlenmiş olsanız bile, çinko eksikliğinin işareti olabilir. Çinko, enzim fonksiyonu, bağışıklık sağlığı ve nörolojik denge için kritik öneme sahiptir. Eksikliği, enerji seviyelerinin düşmesine ve sık sık esnemeye yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Kabak çekirdeği, nohut, et ve süt ürünleri gibi çinko açısından zengin yiyecekler yemek, çinko seviyelerini artırmaya ve normal enerji metabolizmasını geri kazandırmaya yardımcı olabilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q7hJThJ8u06HMKlI82EM_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alışılmadık derecede kaygılı, gergin veya bunalmış mı hissediyorsunuz? Her zaman stres olmayabilir, bunun yerine bir B1 vitamini (tiamin) eksikliği olabilir. Bu vitamin sinir fonksiyonu için çok önemlidir ve vücudun stres tepkisini düzenlemeye yardımcı olur. Düşük seviyeler artan endişe ve huzursuzluk hislerine neden olabilir.Nasıl düzeltilir:Günlük öğünlere tam tahıllar, ayçiçeği çekirdekleri ve baklagiller eklemek B1 vitamini seviyelerini yenilemeye ve daha sakin bir zihni desteklemeye yardımcı olabilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Srkhbr9OHEaoXl5oNB_gyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek kolesterol genellikle diyet ve yaşam tarzıyla ilişkilendirilirken, düşük niasin (B3 vitamini) seviyeleri de bir rol oynayabilir. Niacin yağların metabolize edilmesine yardımcı olur ve sağlıklı kan dolaşımını destekler. Vücutta yeterli niasin olmadığında, kolesterol seviyeleri yükselebilir ve kalp ile ilgili sorunların riski artabilir.
Nasıl düzeltilir:Balık, tavuk, fıstık ve tam tahıllar gibi niasin açısından zengin yiyecekler, kolesterol seviyelerini doğal olarak dengelemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a_1Au-DFTkeiIataB6rgKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Loş ışıkta net görmede zorluk çekmek A vitamini veya çinko eksikliğinin bir işareti olabilir. Her iki besin de göz sağlığı için önemlidir ve düşük ışık koşullarına uyum sağlamada rol oynar. Her ikisindeki eksiklikler gece körlüğüne ve genel görme sorunlarına yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Havuç, tatlı patates ve karaciğer gibi A vitamini açısından zengin yiyecekleri fındık ve süt ürünleri gibi çinko kaynaklarıyla birlikte tüketmek gece görüşünü ve genel göz sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlık ocakları ne zaman çalışacak?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/saglik-ocaklari-ne-zaman-calisacak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/saglik-ocaklari-ne-zaman-calisacak</guid>
<description><![CDATA[ 9 günlük resmi bayram tatilinin ardından sağlık ocaklarının açılacağı tarih, merak edilenler arasında bulunuyor. Ramazan Bayramı için alınan 9 günlük tatil kararı sonrasında, sağlık ocaklarına gidip aile hekimlerine muayene olmak ve ilaç yazdırmak isteyen vatandaşlar, sağlık ocaklarının ne zaman açılacağını öğrenmek istiyor. Peki, sağlık ocakları ne zaman çalışacak?2025 Ramazan Bayramı resmi tatiliyle sağlık ocakları da tatile giren kurumlar arasında bulunuyor. Sağlık ocaklarında işleri olan vatandaşlar da şimdi bu kurumların yeniden çalışacağı güne odaklandı. İşte, sağlık ocaklarının işleyişinde son durum...Aile Sağlığı Merkezleri, yani sağlık ocakları da resmi tatil ve idari izin süresince kapalı olacak.Hastanelerin acil servisleri ise her resmi tatilde olduğu gibi bayram boyunca kesintisiz hizmet vermeye devam edecek.Bayram tatili sonrası aile hekimleri ve sağlık ocakları, 7 Nisan Pazartesi günü itibarıyla normal çalışma düzenine dönecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yRlYRo7mOEucL-8nmz7_pA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, ocakları, zaman, çalışacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yRlYRo7mOEucL-8nmz7_pA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlık ocakları ne zaman açılacak?"><p>9 günlük resmi bayram tatilinin ardından sağlık ocaklarının açılacağı tarih, merak edilenler arasında bulunuyor. Ramazan Bayramı için alınan 9 günlük tatil kararı sonrasında, sağlık ocaklarına gidip aile hekimlerine muayene olmak ve ilaç yazdırmak isteyen vatandaşlar, sağlık ocaklarının ne zaman açılacağını öğrenmek istiyor. Peki, sağlık ocakları ne zaman çalışacak?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ltyFxF6SHEqRE41IFpGsxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2025 Ramazan Bayramı resmi tatiliyle sağlık ocakları da tatile giren kurumlar arasında bulunuyor. Sağlık ocaklarında işleri olan vatandaşlar da şimdi bu kurumların yeniden çalışacağı güne odaklandı. İşte, sağlık ocaklarının işleyişinde son durum...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d3ManZvvRk6xx3MtKKeDbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aile Sağlığı Merkezleri, yani sağlık ocakları da resmi tatil ve idari izin süresince kapalı olacak.Hastanelerin acil servisleri ise her resmi tatilde olduğu gibi bayram boyunca kesintisiz hizmet vermeye devam edecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fbFvYv3iK0i10mQrAHsZng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram tatili sonrası aile hekimleri ve sağlık ocakları, 7 Nisan Pazartesi günü itibarıyla normal çalışma düzenine dönecek.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da 81 bini aşkın kişiye ücretsiz kanser taraması</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/istanbulda-81-bini-askin-kisiye-ucretsiz-kanser-taramasi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/istanbulda-81-bini-askin-kisiye-ucretsiz-kanser-taramasi</guid>
<description><![CDATA[ Bu yıl İstanbul genelinde 81 bin 185 kişiye ücretsiz kanser taraması yapıldı.İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner kanserin erken teşhisle tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi.  Kanserin yalnızca tıbbi bir mesele olmadığını aynı zamanda toplumsal bir farkındalık bulunduğunu kaydeden Güner, bilgi eksikliği, korku ve ihmalin teşhisi geciktirdiğini, erken tanının birçok kanser türünde hayat kurtardığını ifade etti.  Güner, İstanbul&#039;da yürütülen kanser tarama programlarının büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, &quot;2024 yılında 288 bin 4 kişiye kanser taraması yapıldı. Bu kişilerin 21 bin 483&#039;ü riskli grupta yer alıyor. 2025&#039;te kanser taramaları hız kesmeden devam ediyor. Bu süreçte 81 bin 185 vatandaşımızı taramadan geçirdik.&quot; diye konuştu.YILDA İKİ KEZ MAMOGRAFİ  İstanbul’daki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve İlçe Sağlık Müdürlüklerinde üç kanser türüne yönelik ücretsiz tarama yapıldığını belirten Güner, meme kanseri taramalarını 40-69 yaş arasındaki kadınlarda iki yılda bir mamografi çekimiyle yaptıklarını anlattı.  İl Sağlık Müdürü Güner, rahim ağzı (serviks) kanseri taramalarının 30-65 yaş arasındaki kadınlarda 5 yılda bir HPV-DNA testiyle yapıldığını, kolorektal (kalın bağırsak) kanserlerinin 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklerde 2 yılda bir dışkıda gizli kan testiyle tarandığını, bu hizmetlerin tamamını vatandaşlara ücretsiz sunduklarını bildirdi.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qfWrFf3KlkKLFf8Sw9jrtg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, bini, aşkın, kişiye, ücretsiz, kanser, taraması</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qfWrFf3KlkKLFf8Sw9jrtg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Binlerce kişiye kanser taraması yapıldı"><p>Bu yıl İstanbul genelinde 81 bin 185 kişiye ücretsiz kanser taraması yapıldı.</p><p>İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner kanserin erken teşhisle tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi.  Kanserin yalnızca tıbbi bir mesele olmadığını aynı zamanda toplumsal bir farkındalık bulunduğunu kaydeden Güner, bilgi eksikliği, korku ve ihmalin teşhisi geciktirdiğini, erken tanının birçok kanser türünde hayat kurtardığını ifade etti.  Güner, İstanbul'da yürütülen kanser tarama programlarının büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, "2024 yılında 288 bin 4 kişiye kanser taraması yapıldı. Bu kişilerin 21 bin 483'ü riskli grupta yer alıyor. 2025'te kanser taramaları hız kesmeden devam ediyor. Bu süreçte 81 bin 185 vatandaşımızı taramadan geçirdik." diye konuştu.</p><p><strong>YILDA İKİ KEZ MAMOGRAFİ</strong>  İstanbul’daki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve İlçe Sağlık Müdürlüklerinde üç kanser türüne yönelik ücretsiz tarama yapıldığını belirten Güner, meme kanseri taramalarını 40-69 yaş arasındaki kadınlarda iki yılda bir mamografi çekimiyle yaptıklarını anlattı.  İl Sağlık Müdürü Güner, rahim ağzı (serviks) kanseri taramalarının 30-65 yaş arasındaki kadınlarda 5 yılda bir HPV-DNA testiyle yapıldığını, kolorektal (kalın bağırsak) kanserlerinin 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklerde 2 yılda bir dışkıda gizli kan testiyle tarandığını, bu hizmetlerin tamamını vatandaşlara ücretsiz sunduklarını bildirdi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlık için tehlikeli 2 yaygın takviye: Bunun yerine ne yapabilirsiniz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/saglik-icin-tehlikeli-2-yaygin-takviye-bunun-yerine-ne-yapabilirsiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/saglik-icin-tehlikeli-2-yaygin-takviye-bunun-yerine-ne-yapabilirsiniz</guid>
<description><![CDATA[ Bütün vitamin takviyeleri bağırsak sağlığı için güvenli veya faydalı değildir; multivitaminler, belirli B12 vitamini formları ve magnezyum stearat gibi katkı maddeleri zarar verebilir. Aslında, en yaygın kullanılanlardan bazıları bağırsak sağlığımızda sessizce bir karmaşa yaratabilir ve zamanla kendimizi daha kötü hissetmemize neden olabilir.Hepimiz sağlıklı kalmak istiyoruz ve vitamin takviyeleri almak beslenme boşluklarını doldurmanın hızlı ve kolay bir yolu gibi görünebilir. Ancak şaşırtıcı bir şey var: Tüm takviyeler göründükleri kadar güvenli veya faydalı değil. Aslında, en yaygın olanlardan bazıları bağırsak sağlığımızı sessizce bozabilir ve zamanla kendimizi daha kötü hissetmemize neden olabilir.Bağırsaklarımız genel sağlığıımız için komuta merkezi gibidir. Sadece sindirimle ilgili değildir; ruh halimizi, bağışıklığımızı ve hatta enerji seviyelerimizi de etkiler. Ancak bazı sentetik takviyeler bu hassas sistemi bozduğunda, hiç beklemediğiniz sorunları tetikleyebilirler. Dr. Janine Bowring, göre dikkat etmemiz gereken takviyeler.Reçetesiz satılan birçok multivitamin sentetiktir. İçerik listesine baktığınızda Retinil Palmitat olarak A Vitamini veya Piridoksin Hidroklorür olarak B6 Vitamini gibi isimler görürseniz, bu sizin kırmızı bayrağınızdır. Bunlar laboratuvarda üretilen versiyonlardır, vücudunuzun doğal olarak yiyeceklerden aldığı türden değildir.Bu sentetik formlar bağırsak astarınızı tahriş edebilir, iyi bakterilerin dengesini bozabilir ve bazı durumlarda zamanla karaciğerinizi bile aşırı yükleyebilir. Vücudun bunları parçalaması daha zordur, bu da besinleri emmek yerine vücudunuzun bunları detoksifiye etmekte zorlandığı anlamına gelir.Bunun yerine neler yapabilirsiniz:Tam gıda bazlı multivitaminleri tercih edin. Bunlar konsantre gıda kaynaklarından yapılır ve sindirim sisteminiz için çok daha naziktir. Daha da iyisi, vitaminlerinizin çoğunu yapraklı yeşillikler, meyveler, tohumlar ve kuruyemişler gibi gerçek yiyeceklerden almaya çalışın. Doğa bunu en iyi şekilde yapar!B12 vitamini enerji ve sinir sağlığı için gereklidir ama işte püf noktası var. Eğer takviyemizin etiketi siyanokobalamin diyorsa, bu az miktarda siyanür içeren sentetik bir versiyondur. Doz düşük olsa da, düzenli alımı detoks yollarını etkileyebilir ve özellikle vücudumuz zaten stres altındaysa bağırsaklarımızı ve karaciğerimizi tahriş edebilir.Burada bitmiyor. IBS veya düşük mide asidi gibi bağırsak sorunları olan kişiler bu B12 formunu düzgün bir şekilde ememeyebilir, bu yüzden dengesizliğe katkıda bulunur.Bunun yerine ne seçilmeli:Her zaman metilkobalamin veya hidroksokobalamin arayın. Bunlar B12&#039;nin daha doğal, biyoyararlanımlı formlarıdır. Ayrıca, diyetimize yumurta, süt ürünleri ve balık gibi B12 açısından zengin daha fazla yiyecek eklemeye çalışın. Yoğurt gibi fermente edilmiş yiyecekler de B12 emilimini artırırken bağırsak sağlığına yardımcı olabilir.Magnezyum kas gevşemesine, stresin azaltılmasına ve daha iyi uykuya yardımcı olur. Geceleri almak uyku kalitesini artırabilir ve kas kramplarını önleyebilir. Yüksek dozda kalsiyum içeren magnezyum almaktan kaçının çünkü emilim için rekabet ederler. Magnezyum seviyelerini azaltan kafein veya alkol tükettikten hemen sonra almayın.Magnezyum stearat kendi başına bir vitamin değil, hapların üretim makinelerinde sorunsuz bir şekilde kaymasına yardımcı olmak için birçok takviyede kullanılan yaygın bir katkı maddesidir. Zararsız gibi görünse de sessiz bir bozucu olabilir.Bazı çalışmalar magnezyum stearatın bağırsakta bir biyofilm oluşturabileceğini ve bunun da uygun besin emilimini önleyebileceğini öne sürmektedir. Ayrıca probiyotiklerin etkinliğini azaltabilir ve zamanla bağırsağın koruyucu bariyerine zarar verebilir.Magnezyum stearat, titanyum dioksit veya yapay renkler gibi dolgu maddeleri veya katkı maddeleri içermeyen takviyeleri arayın. &quot;Temiz etiket&quot; veya &quot;katkısız&quot; diyen markalar daha güvenli bir bahistir. Tekrar ediyorum, besinleri tam gıdalardan seçmek altın standarttır.Özellikle çekici etiketler ve yüksek iddialarla, takviye tuzağına düşmek kolaydır. Ancak bağırsak sağlığınız riske atılmayacak kadar değerlidir. Bir şeyin &quot;vitamin&quot; olarak etiketlenmesi, sizin için iyi olduğu anlamına gelmez.Her zaman etiketleri okuyun, içindekileri sorgulayın ve şüphe duyduğunuzda haplar yerine yiyecekleri seçin. Emin değilseniz, vücudunuzun gerçekten neye ihtiyacı olduğunu anlamak için kalifiye bir beslenme uzmanı veya fonksiyonel tıp uzmanıyla görüşün.Bazen, daha azı daha fazladır ve temiz, besin açısından zengin bir diyet, bir raf dolusu sentetik takviyeden çok daha iyi sonuçlar verebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fq-GDqfK30GFwATB5w7o8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, için, tehlikeli, yaygın, takviye:, Bunun, yerine, yapabilirsiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fq-GDqfK30GFwATB5w7o8A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlık için tehlikeli 2 yaygın takviye: Bunun yerine ne yapabilirsiniz?"><p>Bütün vitamin takviyeleri bağırsak sağlığı için güvenli veya faydalı değildir; multivitaminler, belirli B12 vitamini formları ve magnezyum stearat gibi katkı maddeleri zarar verebilir. Aslında, en yaygın kullanılanlardan bazıları bağırsak sağlığımızda sessizce bir karmaşa yaratabilir ve zamanla kendimizi daha kötü hissetmemize neden olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B_NbGUxfA0ycnNLNn4gP8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hepimiz sağlıklı kalmak istiyoruz ve vitamin takviyeleri almak beslenme boşluklarını doldurmanın hızlı ve kolay bir yolu gibi görünebilir. Ancak şaşırtıcı bir şey var: Tüm takviyeler göründükleri kadar güvenli veya faydalı değil. Aslında, en yaygın olanlardan bazıları bağırsak sağlığımızı sessizce bozabilir ve zamanla kendimizi daha kötü hissetmemize neden olabilir.Bağırsaklarımız genel sağlığıımız için komuta merkezi gibidir. Sadece sindirimle ilgili değildir; ruh halimizi, bağışıklığımızı ve hatta enerji seviyelerimizi de etkiler. Ancak bazı sentetik takviyeler bu hassas sistemi bozduğunda, hiç beklemediğiniz sorunları tetikleyebilirler. Dr. Janine Bowring, göre dikkat etmemiz gereken takviyeler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/62ie9YFnm0OqEkNCfhrsBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Reçetesiz satılan birçok multivitamin sentetiktir. İçerik listesine baktığınızda Retinil Palmitat olarak A Vitamini veya Piridoksin Hidroklorür olarak B6 Vitamini gibi isimler görürseniz, bu sizin kırmızı bayrağınızdır. Bunlar laboratuvarda üretilen versiyonlardır, vücudunuzun doğal olarak yiyeceklerden aldığı türden değildir.Bu sentetik formlar bağırsak astarınızı tahriş edebilir, iyi bakterilerin dengesini bozabilir ve bazı durumlarda zamanla karaciğerinizi bile aşırı yükleyebilir. Vücudun bunları parçalaması daha zordur, bu da besinleri emmek yerine vücudunuzun bunları detoksifiye etmekte zorlandığı anlamına gelir.Bunun yerine neler yapabilirsiniz:Tam gıda bazlı multivitaminleri tercih edin. Bunlar konsantre gıda kaynaklarından yapılır ve sindirim sisteminiz için çok daha naziktir. Daha da iyisi, vitaminlerinizin çoğunu yapraklı yeşillikler, meyveler, tohumlar ve kuruyemişler gibi gerçek yiyeceklerden almaya çalışın. Doğa bunu en iyi şekilde yapar!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9h74uDMISEWdL_CwEgmGyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini enerji ve sinir sağlığı için gereklidir ama işte püf noktası var. Eğer takviyemizin etiketi siyanokobalamin diyorsa, bu az miktarda siyanür içeren sentetik bir versiyondur. Doz düşük olsa da, düzenli alımı detoks yollarını etkileyebilir ve özellikle vücudumuz zaten stres altındaysa bağırsaklarımızı ve karaciğerimizi tahriş edebilir.Burada bitmiyor. IBS veya düşük mide asidi gibi bağırsak sorunları olan kişiler bu B12 formunu düzgün bir şekilde ememeyebilir, bu yüzden dengesizliğe katkıda bulunur.Bunun yerine ne seçilmeli:Her zaman metilkobalamin veya hidroksokobalamin arayın. Bunlar B12'nin daha doğal, biyoyararlanımlı formlarıdır. Ayrıca, diyetimize yumurta, süt ürünleri ve balık gibi B12 açısından zengin daha fazla yiyecek eklemeye çalışın. Yoğurt gibi fermente edilmiş yiyecekler de B12 emilimini artırırken bağırsak sağlığına yardımcı olabilir.Magnezyum kas gevşemesine, stresin azaltılmasına ve daha iyi uykuya yardımcı olur. Geceleri almak uyku kalitesini artırabilir ve kas kramplarını önleyebilir. Yüksek dozda kalsiyum içeren magnezyum almaktan kaçının çünkü emilim için rekabet ederler. Magnezyum seviyelerini azaltan kafein veya alkol tükettikten hemen sonra almayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aUdLjOTjWUG4n_tAm5prBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum stearat kendi başına bir vitamin değil, hapların üretim makinelerinde sorunsuz bir şekilde kaymasına yardımcı olmak için birçok takviyede kullanılan yaygın bir katkı maddesidir. Zararsız gibi görünse de sessiz bir bozucu olabilir.Bazı çalışmalar magnezyum stearatın bağırsakta bir biyofilm oluşturabileceğini ve bunun da uygun besin emilimini önleyebileceğini öne sürmektedir. Ayrıca probiyotiklerin etkinliğini azaltabilir ve zamanla bağırsağın koruyucu bariyerine zarar verebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J0PbLJfGZkWRMzllm-MBQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum stearat, titanyum dioksit veya yapay renkler gibi dolgu maddeleri veya katkı maddeleri içermeyen takviyeleri arayın. "Temiz etiket" veya "katkısız" diyen markalar daha güvenli bir bahistir. Tekrar ediyorum, besinleri tam gıdalardan seçmek altın standarttır.Özellikle çekici etiketler ve yüksek iddialarla, takviye tuzağına düşmek kolaydır. Ancak bağırsak sağlığınız riske atılmayacak kadar değerlidir. Bir şeyin "vitamin" olarak etiketlenmesi, sizin için iyi olduğu anlamına gelmez.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NaH86WWKk0ibY-i5kvGMgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her zaman etiketleri okuyun, içindekileri sorgulayın ve şüphe duyduğunuzda haplar yerine yiyecekleri seçin. Emin değilseniz, vücudunuzun gerçekten neye ihtiyacı olduğunu anlamak için kalifiye bir beslenme uzmanı veya fonksiyonel tıp uzmanıyla görüşün.Bazen, daha azı daha fazladır ve temiz, besin açısından zengin bir diyet, bir raf dolusu sentetik takviyeden çok daha iyi sonuçlar verebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor açıkladı: İyileşme süresini hızlandırıyor, öksürüğü kesiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzman-doktor-acikladi-iyilesme-suresini-hizlandiriyor-oeksurugu-kesiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzman-doktor-acikladi-iyilesme-suresini-hizlandiriyor-oeksurugu-kesiyor</guid>
<description><![CDATA[ İlkbahar, doğanın canlandığı ve güneşin kendini daha çok gösterdiği bir dönem olmasına rağmen, soğuk algınlığı virüslerinin de yoğunlaştığı bir mevsim. Eğer şu anda soğuk algınlığınız yoksa, büyük ihtimalle çevrenizde bu durumu yaşayan birini tanıyorsunuzdur. Çoğumuz, soğuk algınlığını sadece kış aylarında beklesek de, yapılan araştırmalar virüslerin sıcak havalarda da etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Ilıman havalar, bu virüslerin daha kolay çoğalmasına zemin hazırlarken, güneşin parlamasıyla birlikte daha fazla dışarıda vakit geçiriyoruz ve bu durum, virüslerin yayılmasına yol açabiliyor.Soğuk algınlığı, günlük hayatı zorlaştıran ve kişiyi haftalarca etkisi altına alabilen bir hastalık. Burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, yorgunluk ve öksürük gibi belirtiler, iş, sosyal hayat ve rutin aktiviteler üzerinde büyük bir engel oluşturabiliyor. Peki, soğuk algınlığını hızla atlatmak ve rahatlamak için neler yapabiliriz? Uzmanların önerilerine kulak vermek, iyileşme sürecini hızlandırabilir.Dr. Sherina Fernandes, dinlenmenin bağışıklık sisteminin enfeksiyonlarla savaşabilmesi için gerekli olan proteinleri üretmesini sağladığını belirtiyor. Dr. Fernandes, zihinsel dinlenmenin de iyileşme sürecinde önemli bir rol oynadığını vurguluyor: “Stres, bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir ve vücudunuzun soğuk algınlığıyla mücadele etmesini zorlaştırabilir. Bu dönemde rahatlamaya, odaklanmış nefes alma ve sakinleştirici müzik dinlemek gibi aktivitelerle zaman geçirmeye çalışın.”Uyku, iyileşme sürecinde önemli bir diğer faktör. Dr. Fernandes, sekiz saatlik bir uyku düzeninin vücuda iyi geleceğini belirtiyor ve erken yatmanın, iyileşmeye katkı sağlayabileceğini vurguluyor.Soğuk algınlığının süresini kısaltmak için çinko takviyeleri öneriliyor. Çinko, bağışıklık sistemini güçlendiren önemli bir mineral. Dr. Fernandes, çinko takviyelerinin vücudun daha hızlı iyileşmesine yardımcı olabileceğini ifade ediyor. Yapılan bir araştırma, soğuk algınlığının başlangıcında her gün 75-100 mg çinko almanın hastalığın süresini iki gün kadar kısaltabileceğini gösteriyor.Çinko açısından zengin gıdalar arasında et, kümes hayvanları, yumurta, peynir, kabuklu deniz ürünleri, kuruyemişler ve tohumlar yer alıyor. Ayrıca, çinko pastilleri de etkili bir takviye olabilir.Soğuk algınlığı semptomlarını hafifletmek için parasetamol ve ibuprofen gibi reçetesiz ilaçlar kullanılabilir. Dr. Fernandes, bu ilaçların ağrı sinyallerini engelleyerek ve iltihabı azaltarak vücudun virüsle mücadele etmesini kolaylaştırdığını belirtiyor. Ancak, dikkat edilmesi gereken bir nokta da doğru dozajı kullanmak ve aşırı kafein tüketiminden kaçınmaktır.Soğuk algınlığı döneminde, vücudunuzu iyileştiren gıdalara yönelmek çok önemlidir. Şekerli, yağlı ve işlenmiş yiyecekler bağışıklık sisteminizi olumsuz etkileyebilir. Dr. Fernandes, bu tür yiyeceklerden kaçınılması gerektiğini söylüyor. Bunun yerine tavuk çorbası gibi iltihap giderici özelliği olan gıdalara yönelmek, iyileşme sürecine yardımcı olabilir.Alkol, vücudu susuz bırakabilir ve bağışıklık sistemini zayıflatarak iyileşme sürecini uzatabilir. Dr. Fernandes, alkolün soğuk algınlığını daha da kötüleştirebileceğini belirtiyor. Ayrıca, çok fazla çay ve kahve tüketiminden de kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Kafein, vücudun susuz kalmasına yol açarak semptomları daha kötü hale getirebilir.Bal, soğuk algınlığına karşı doğal bir tedavi olarak öne çıkıyor. Oxford Üniversitesi&#039;nin yayımladığı bir incelemede, balın öksürük şiddetini önemli ölçüde azalttığı ve doğal özellikleri sayesinde soğuk algınlığının semptomlarına karşı etkili olduğu bulunmuştur. Dr. Fernandes, balın antibakteriyel ve antioksidan etkilerinin, soğuk algınlığının altında yatan nedenlerle mücadele etmeye yardımcı olduğunu söylüyor.Çayınıza bir kaşık bal ekleyerek ya da doğrudan tüketerek bu doğal çözümden faydalanabilirsiniz.Sonuç olarak, soğuk algınlığı döneminde vücudunuzu dinlendirerek, doğru beslenme ve uygun ilaç kullanımına dikkat ederek iyileşme sürecinizi hızlandırabilirsiniz. İlkbahar aylarında daha fazla dışarıda vakit geçirirken, bu virüsleri yaymamaya da özen gösterin. Unutmayın, dinlenmek ve sağlıklı alışkanlıklar geliştirmek, soğuk algınlığının etkilerini en aza indirmede önemli bir rol oynar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lFZTiPL6hEaM23ON5KkQYw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, açıkladı:, İyileşme, süresini, hızlandırıyor, öksürüğü, kesiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lFZTiPL6hEaM23ON5KkQYw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzman doktor açıkladı: İyileşme süresini hızlandırıyor, öksürüğü kesiyor"><p>İlkbahar, doğanın canlandığı ve güneşin kendini daha çok gösterdiği bir dönem olmasına rağmen, soğuk algınlığı virüslerinin de yoğunlaştığı bir mevsim. Eğer şu anda soğuk algınlığınız yoksa, büyük ihtimalle çevrenizde bu durumu yaşayan birini tanıyorsunuzdur. Çoğumuz, soğuk algınlığını sadece kış aylarında beklesek de, yapılan araştırmalar virüslerin sıcak havalarda da etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Ilıman havalar, bu virüslerin daha kolay çoğalmasına zemin hazırlarken, güneşin parlamasıyla birlikte daha fazla dışarıda vakit geçiriyoruz ve bu durum, virüslerin yayılmasına yol açabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mSMwU2cug0-FLEMB7Z1pXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk algınlığı, günlük hayatı zorlaştıran ve kişiyi haftalarca etkisi altına alabilen bir hastalık. Burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, yorgunluk ve öksürük gibi belirtiler, iş, sosyal hayat ve rutin aktiviteler üzerinde büyük bir engel oluşturabiliyor. Peki, soğuk algınlığını hızla atlatmak ve rahatlamak için neler yapabiliriz? Uzmanların önerilerine kulak vermek, iyileşme sürecini hızlandırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zAIQ15EtrEWFNOsXPKCFPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sherina Fernandes, dinlenmenin bağışıklık sisteminin enfeksiyonlarla savaşabilmesi için gerekli olan proteinleri üretmesini sağladığını belirtiyor. Dr. Fernandes, zihinsel dinlenmenin de iyileşme sürecinde önemli bir rol oynadığını vurguluyor: “Stres, bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir ve vücudunuzun soğuk algınlığıyla mücadele etmesini zorlaştırabilir. Bu dönemde rahatlamaya, odaklanmış nefes alma ve sakinleştirici müzik dinlemek gibi aktivitelerle zaman geçirmeye çalışın.”Uyku, iyileşme sürecinde önemli bir diğer faktör. Dr. Fernandes, sekiz saatlik bir uyku düzeninin vücuda iyi geleceğini belirtiyor ve erken yatmanın, iyileşmeye katkı sağlayabileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-C15l0uaYUe2xuW6COgEuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk algınlığının süresini kısaltmak için çinko takviyeleri öneriliyor. Çinko, bağışıklık sistemini güçlendiren önemli bir mineral. Dr. Fernandes, çinko takviyelerinin vücudun daha hızlı iyileşmesine yardımcı olabileceğini ifade ediyor. Yapılan bir araştırma, soğuk algınlığının başlangıcında her gün 75-100 mg çinko almanın hastalığın süresini iki gün kadar kısaltabileceğini gösteriyor.Çinko açısından zengin gıdalar arasında et, kümes hayvanları, yumurta, peynir, kabuklu deniz ürünleri, kuruyemişler ve tohumlar yer alıyor. Ayrıca, çinko pastilleri de etkili bir takviye olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vY4eg2-XVkm4LjfXczGIHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk algınlığı semptomlarını hafifletmek için parasetamol ve ibuprofen gibi reçetesiz ilaçlar kullanılabilir. Dr. Fernandes, bu ilaçların ağrı sinyallerini engelleyerek ve iltihabı azaltarak vücudun virüsle mücadele etmesini kolaylaştırdığını belirtiyor. Ancak, dikkat edilmesi gereken bir nokta da doğru dozajı kullanmak ve aşırı kafein tüketiminden kaçınmaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U582AZg0M0a-dPRL-dDuLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk algınlığı döneminde, vücudunuzu iyileştiren gıdalara yönelmek çok önemlidir. Şekerli, yağlı ve işlenmiş yiyecekler bağışıklık sisteminizi olumsuz etkileyebilir. Dr. Fernandes, bu tür yiyeceklerden kaçınılması gerektiğini söylüyor. Bunun yerine tavuk çorbası gibi iltihap giderici özelliği olan gıdalara yönelmek, iyileşme sürecine yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WEti-b-INkm6Fg5oUAG19A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alkol, vücudu susuz bırakabilir ve bağışıklık sistemini zayıflatarak iyileşme sürecini uzatabilir. Dr. Fernandes, alkolün soğuk algınlığını daha da kötüleştirebileceğini belirtiyor. Ayrıca, çok fazla çay ve kahve tüketiminden de kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Kafein, vücudun susuz kalmasına yol açarak semptomları daha kötü hale getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wVfXejReZEa3_bhm8jGBvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bal, soğuk algınlığına karşı doğal bir tedavi olarak öne çıkıyor. Oxford Üniversitesi'nin yayımladığı bir incelemede, balın öksürük şiddetini önemli ölçüde azalttığı ve doğal özellikleri sayesinde soğuk algınlığının semptomlarına karşı etkili olduğu bulunmuştur. Dr. Fernandes, balın antibakteriyel ve antioksidan etkilerinin, soğuk algınlığının altında yatan nedenlerle mücadele etmeye yardımcı olduğunu söylüyor.Çayınıza bir kaşık bal ekleyerek ya da doğrudan tüketerek bu doğal çözümden faydalanabilirsiniz.Sonuç olarak, soğuk algınlığı döneminde vücudunuzu dinlendirerek, doğru beslenme ve uygun ilaç kullanımına dikkat ederek iyileşme sürecinizi hızlandırabilirsiniz. İlkbahar aylarında daha fazla dışarıda vakit geçirirken, bu virüsleri yaymamaya da özen gösterin. Unutmayın, dinlenmek ve sağlıklı alışkanlıklar geliştirmek, soğuk algınlığının etkilerini en aza indirmede önemli bir rol oynar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyumun faydasını 2 katına çıkarıyor: Bu vitaminlerle birleştirmek etkisini artırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyumun-faydasini-2-katina-cikariyor-bu-vitaminlerle-birlestirmek-etkisini-artiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyumun-faydasini-2-katina-cikariyor-bu-vitaminlerle-birlestirmek-etkisini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyumu uygun takviyelerle birleştirmek faydalarını gerçekten artırabilir. Bu takviyeler emilimi iyileştirir, kas fonksiyonuna yardımcı olur, stresi en aza indirir ve genel sağlığı destekleyerek daha etkili ve çok yönlü hale getirir. Peki, magnezyumla birlikte hangi vitaminlerin kullanılması gerekir?D vitamini magnezyum emilimine ve kemik, kas ve bağışıklık sistemi sağlığına yardımcı olur. Birlikte kalsiyum kontrolünü artırır, ruh halini iyileştirir ve enerji metabolizmasını optimize eder, bu ikiliyi sağlıklı kemikler, rahatlama ve genel fiziksel performans için olmazsa olmaz hale getirir.B6 vitamini vücudun magnezyumu daha etkili bir şekilde emmesine ve kullanmasına yardımcı olur. Bu kombinasyon nörotransmitter dengesi, stres azaltma ve PMS semptomlarının potansiyel olarak hafifletilmesinin yanı sıra kas onarımı, sağlıklı uyku ve sakin bir sinir sistemi için faydalıdır.Çinko ve magnezyum, bağışıklık tepkisini, kas fonksiyonunu ve iyileşmeyi artırarak birbirini tamamlar. Birlikte, testosteron da dahil olmak üzere hormonların üretimini kolaylaştırırlar, böylece enerji, metabolizma ve atletik performans için gerekli hale gelirler.İyi kemik, sinir ve kas fonksiyonu için magnezyum ve kalsiyumun dengelenmesi gerekir. Magnezyum, hücrelerdeki kalsiyum hareketini kontrol eder, krampları ve spazmları önler ve iyi oranlarda alındığında iyi kasılmaları, kemik gücünü ve kardiyovasküler sağlığı kolaylaştırır.Magnezyumun omega-3&#039;lerle birleştirilmesi anti-inflamatuar faydaları artırır, kas iyileşmesine ve eklem sağlığına yardımcı olur. Bu kombinasyon ağrıyı azaltır, ruh halini iyileştirir, beyin fonksiyonuna yardımcı olur ve aktif, sağlıklı yaşam için gerekli olan sakin, odaklanmış bir durumu teşvik eder.POTASYUMPotasyum ve magnezyum bir araya gelerek kas kasılmalarını kontrol eder ve elektrolit dengesini korur. Bu kombinasyon krampları önler, hidrasyona yardımcı olur ve kalp ritminizi sabit tutar — yüksek yoğunluklu egzersiz veya dayanıklılık sporlarına katılanlar için gereklidir.L-Theanine ve magnezyum derin gevşemeyi ve konsantrasyonu teşvik eder. Bu kombinasyon kaygıyı yatıştırır, uyku kalitesini artırır ve dengeli, huzurlu bir sinir sistemini korur — zirve stres zamanları veya gelişmiş iyileşme için mükemmeldir.Magnezyum bağırsak hareketliliğine yardımcı olurken, probiyotikler bağırsak florasını destekler. Birlikte, besin alımını, hatta magnezyumun kendisini bile artırırlar. Bu dinamik kombinasyon sindirimi kolaylaştırır, iltihabı bastırır ve bağışıklık fonksiyonunu ve zihinsel keskinliği artırır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın ve bilinçsiz takviye kullanmayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vd-hwZHQ0E6OlmMQ6fX0hg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyumun, faydasını, katına, çıkarıyor:, vitaminlerle, birleştirmek, etkisini, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vd-hwZHQ0E6OlmMQ6fX0hg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyumun faydasını 2 katına çıkarıyor"><p>Magnezyumu uygun takviyelerle birleştirmek faydalarını gerçekten artırabilir. Bu takviyeler emilimi iyileştirir, kas fonksiyonuna yardımcı olur, stresi en aza indirir ve genel sağlığı destekleyerek daha etkili ve çok yönlü hale getirir. Peki, magnezyumla birlikte hangi vitaminlerin kullanılması gerekir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3ixQ9pkoJ0e_Lx0MO5pCYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D vitamini magnezyum emilimine ve kemik, kas ve bağışıklık sistemi sağlığına yardımcı olur. Birlikte kalsiyum kontrolünü artırır, ruh halini iyileştirir ve enerji metabolizmasını optimize eder, bu ikiliyi sağlıklı kemikler, rahatlama ve genel fiziksel performans için olmazsa olmaz hale getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bBeBEUvye0WQk6iki68xxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B6 vitamini vücudun magnezyumu daha etkili bir şekilde emmesine ve kullanmasına yardımcı olur. Bu kombinasyon nörotransmitter dengesi, stres azaltma ve PMS semptomlarının potansiyel olarak hafifletilmesinin yanı sıra kas onarımı, sağlıklı uyku ve sakin bir sinir sistemi için faydalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z0SgleNH7kePBdiwLPNpOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çinko ve magnezyum, bağışıklık tepkisini, kas fonksiyonunu ve iyileşmeyi artırarak birbirini tamamlar. Birlikte, testosteron da dahil olmak üzere hormonların üretimini kolaylaştırırlar, böylece enerji, metabolizma ve atletik performans için gerekli hale gelirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QzH5vcp7mEyxHDn7Du3-Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi kemik, sinir ve kas fonksiyonu için magnezyum ve kalsiyumun dengelenmesi gerekir. Magnezyum, hücrelerdeki kalsiyum hareketini kontrol eder, krampları ve spazmları önler ve iyi oranlarda alındığında iyi kasılmaları, kemik gücünü ve kardiyovasküler sağlığı kolaylaştırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0hfbkAC6sEKqLG7zvkatEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyumun omega-3'lerle birleştirilmesi anti-inflamatuar faydaları artırır, kas iyileşmesine ve eklem sağlığına yardımcı olur. Bu kombinasyon ağrıyı azaltır, ruh halini iyileştirir, beyin fonksiyonuna yardımcı olur ve aktif, sağlıklı yaşam için gerekli olan sakin, odaklanmış bir durumu teşvik eder.POTASYUMPotasyum ve magnezyum bir araya gelerek kas kasılmalarını kontrol eder ve elektrolit dengesini korur. Bu kombinasyon krampları önler, hidrasyona yardımcı olur ve kalp ritminizi sabit tutar — yüksek yoğunluklu egzersiz veya dayanıklılık sporlarına katılanlar için gereklidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mbFtH2Jv0k2hcddpPOIVMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>L-Theanine ve magnezyum derin gevşemeyi ve konsantrasyonu teşvik eder. Bu kombinasyon kaygıyı yatıştırır, uyku kalitesini artırır ve dengeli, huzurlu bir sinir sistemini korur — zirve stres zamanları veya gelişmiş iyileşme için mükemmeldir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dTCIfgb1U0-RKxIBYKZ1Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum bağırsak hareketliliğine yardımcı olurken, probiyotikler bağırsak florasını destekler. Birlikte, besin alımını, hatta magnezyumun kendisini bile artırırlar. Bu dinamik kombinasyon sindirimi kolaylaştırır, iltihabı bastırır ve bağışıklık fonksiyonunu ve zihinsel keskinliği artırır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın ve bilinçsiz takviye kullanmayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>7 Nisan ne günü? 7 Nisan&amp;apos;ın anlam ve önemi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/7-nisan-ne-gunu-7-nisanin-anlam-ve-oenemi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/7-nisan-ne-gunu-7-nisanin-anlam-ve-oenemi</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü’nün kuruluşu olan 7 Nisan her yıl Dünya Sağlık Günü olarak kutlanmaktadır. Dünya Sağlık Günü için her yıl önemli halk sağlığı sorunlarından birisi belirlenmekte ve çeşitli etkinliklerle gündeme getirilmektedir.Her yıl 7 Nisan, dünya genelinde önemli bir temanın altını çizen bir farkındalık günü olarak anılır. Bu tarih, özellikle Dünya Sağlık Günü (World Health Day) olarak bilinmektedir. Aynı zamanda Türkiye&#039;de ve bazı ülkelerde çeşitli toplumsal farkındalıkların da işlendiği özel bir gündür. İşte 7 Nisan’ın anlam ve önemi:  Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 1948 yılında kurulmasının ardından, kuruluş günü olan 7 Nisan, her yıl Dünya Sağlık Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır. Amaç, tüm dünyada sağlığın önemine dikkat çekmek ve her yıl belirlenen bir sağlık teması üzerinden küresel farkındalık yaratmaktır.7 NİSAN SAĞLIK GÜNÜ&#039;NÜN ANLAM ÖNEMİ  Bireylerin sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmesini sağlamak,  Sağlık hizmetlerine erişimde eşitliği teşvik etmek,  Her yıl belirlenen tema doğrultusunda dünya genelinde kampanyalar düzenlemek.  7 Nisan, bireysel ve toplumsal olarak sağlığın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan evrensel bir farkındalık günüdür. Küresel çapta insanlara “sağlık bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır” mesajı verilmekte ve herkesin sağlık hizmetlerinden eşit şekilde faydalanması gerektiği vurgulanmaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/btjjLCPloEuO8CjiK5c10A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nisan, günü, Nisanın, anlam, önemi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/btjjLCPloEuO8CjiK5c10A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="7 Nisan ne günü? 7 Nisan'ın anlam ve önemi"><p>Dünya Sağlık Örgütü’nün kuruluşu olan 7 Nisan her yıl Dünya Sağlık Günü olarak kutlanmaktadır. Dünya Sağlık Günü için her yıl önemli halk sağlığı sorunlarından birisi belirlenmekte ve çeşitli etkinliklerle gündeme getirilmektedir.</p>Her yıl 7 Nisan, dünya genelinde önemli bir temanın altını çizen bir farkındalık günü olarak anılır. Bu tarih, özellikle Dünya Sağlık Günü (World Health Day) olarak bilinmektedir. Aynı zamanda Türkiye'de ve bazı ülkelerde çeşitli toplumsal farkındalıkların da işlendiği özel bir gündür. İşte 7 Nisan’ın anlam ve önemi:  Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 1948 yılında kurulmasının ardından, kuruluş günü olan 7 Nisan, her yıl Dünya Sağlık Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır. Amaç, tüm dünyada sağlığın önemine dikkat çekmek ve her yıl belirlenen bir sağlık teması üzerinden küresel farkındalık yaratmaktır.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VByGbHYa8UukM4ATuIHP3w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>7 NİSAN SAĞLIK GÜNÜ'NÜN ANLAM ÖNEMİ</strong>  Bireylerin sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmesini sağlamak,  Sağlık hizmetlerine erişimde eşitliği teşvik etmek,  Her yıl belirlenen tema doğrultusunda dünya genelinde kampanyalar düzenlemek.  7 Nisan, bireysel ve toplumsal olarak sağlığın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan evrensel bir farkındalık günüdür. Küresel çapta insanlara “sağlık bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır” mesajı verilmekte ve herkesin sağlık hizmetlerinden eşit şekilde faydalanması gerektiği vurgulanmaktadır.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yanlış zamanda kalsiyum mu alıyorsunuz? İşte emilimi artırmak için doğru zaman</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yanlis-zamanda-kalsiyum-mu-aliyorsunuz-iste-emilimi-artirmak-icin-dogru-zaman</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yanlis-zamanda-kalsiyum-mu-aliyorsunuz-iste-emilimi-artirmak-icin-dogru-zaman</guid>
<description><![CDATA[ Kalsiyum, güçlü kemikleri korumak, osteoporozu önlemek ve kas kasılması ve sinir iletimi gibi temel vücut fonksiyonlarını desteklemek söz konusu olduğunda başrolde yer alır. Ancak şaşırtıcı bir gerçek var: kalsiyum takviyelerini yanlış zamanda almak, bunların etkinliğini önemli ölçüde azaltabilir. Kalsiyum haplarınızı aklınıza geldikçe alıyorsanız veya bunları yanlış yiyeceklerle veya ilaçlarla birleştiriyorsanız, düşündüğünüz kadarını emmiyor olabilirsiniz. Peki, kalsiyum almak için en iyi zaman ne zamandır?Kalsiyum sadece miktarla ilgili değildir; emilimle ilgilidir. Vücudunuz bir seferde yalnızca sınırlı miktarda kalsiyum emebilir (genellikle yaklaşık 500-600 mg). Tek seferde bundan fazlasını almak kemiklerinize veya vücudunuza fayda sağlamaz; fazlalık, sisteminizden kullanılmadan geçer.Ayrıca, midenizdeki ve kan dolaşımınızdaki belirli durumlar, vücudunuzun herhangi bir zamanda ne kadar kalsiyum emebileceğini belirler. Bunlara mide asidi seviyeleri, D vitamini bulunabilirliği, diğer minerallerin veya ilaçların varlığı, takviyenin yiyecekle birlikte mi yoksa yiyeceksiz mi alındığı dahildir.Günlük toplam ihtiyacınız 1000-1200 mg kalsiyum ise, bunu sabah ve akşam olmak üzere 500-600 mg&#039;lık iki doza bölün. Bu strateji emilimi en üst düzeye çıkarır ve israfı en aza indirir.Kalsiyum, emilim için demirle rekabet eder, bu nedenle kalsiyumu demir açısından zengin yiyeceklerle veya demir takviyeleriyle birleştirmekten kaçının. Her ikisini de kullanıyorsanız, bunları en az iki saat aralıklarla alın.Kalsiyum karbonatın düzgün bir şekilde çözünmesi için mide asidine ihtiyacı vardır. Vücudunuz sindirim sırasında daha fazla asit ürettiği için ana öğünle birlikte almak yardımcı olur. Kahvaltı, öğle yemeği veya akşam yemeği hepsi işe yarayacaktır; sadece bir seferde 500-600 mg&#039;dan fazla almadığınızdan emin olun.Kafein ve çay kalsiyum emilimini engelleyebilir. İdeal olarak, kalsiyum almadan önce sabah kahvenizden sonra 1-2 saat bekleyin.Vücudunuzun kalsiyumu etkili bir şekilde emmesi için D vitaminine ihtiyacı vardır. Takviyenizi ne zaman alırsanız alın, güneşe maruz kalma, beslenme veya takviye yoluyla yeterli D vitamini aldığınızdan emin olun. D vitamini olmadan, kalsiyumun çoğu kullanılmadan gidebilir. Kalsiyum takviyeniz D vitamini içermiyorsa, ayrı bir D vitamini takviyesiyle eşleştirmeyi veya hafif güneşe maruz kaldıktan sonra almayı düşünün.Kalsiyum takviyeleri yalnızca vücudunuzun onları emme kapasitesi kadar etkilidir. Zamanlamaya, türe ve doğru besinlerle eşleştirmeye dikkat ederek günlük takviyenizi uzun vadeli sağlık için süper bir arkadaşa dönüştürebilirsiniz.Yaşlanan kemikler, kas sağlığı veya genel sağlık konusunda endişeleniyor olun, doğru zamanda doğru seçimi yapmak fark yaratır. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Utf9Zwh1tkWuSE6_ZUF7uA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yanlış, zamanda, kalsiyum, alıyorsunuz, İşte, emilimi, artırmak, için, doğru, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Utf9Zwh1tkWuSE6_ZUF7uA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yanlış zamanda kalsiyum mu alıyorsunuz?"><p>Kalsiyum, güçlü kemikleri korumak, osteoporozu önlemek ve kas kasılması ve sinir iletimi gibi temel vücut fonksiyonlarını desteklemek söz konusu olduğunda başrolde yer alır. Ancak şaşırtıcı bir gerçek var: kalsiyum takviyelerini yanlış zamanda almak, bunların etkinliğini önemli ölçüde azaltabilir. Kalsiyum haplarınızı aklınıza geldikçe alıyorsanız veya bunları yanlış yiyeceklerle veya ilaçlarla birleştiriyorsanız, düşündüğünüz kadarını emmiyor olabilirsiniz. Peki, kalsiyum almak için en iyi zaman ne zamandır?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_4GDCrzoWECFjaEPUyOJbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum sadece miktarla ilgili değildir; emilimle ilgilidir. Vücudunuz bir seferde yalnızca sınırlı miktarda kalsiyum emebilir (genellikle yaklaşık 500-600 mg). Tek seferde bundan fazlasını almak kemiklerinize veya vücudunuza fayda sağlamaz; fazlalık, sisteminizden kullanılmadan geçer.Ayrıca, midenizdeki ve kan dolaşımınızdaki belirli durumlar, vücudunuzun herhangi bir zamanda ne kadar kalsiyum emebileceğini belirler. Bunlara mide asidi seviyeleri, D vitamini bulunabilirliği, diğer minerallerin veya ilaçların varlığı, takviyenin yiyecekle birlikte mi yoksa yiyeceksiz mi alındığı dahildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3q2lqT7n5Ua_upQt_hdHFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük toplam ihtiyacınız 1000-1200 mg kalsiyum ise, bunu sabah ve akşam olmak üzere 500-600 mg'lık iki doza bölün. Bu strateji emilimi en üst düzeye çıkarır ve israfı en aza indirir.Kalsiyum, emilim için demirle rekabet eder, bu nedenle kalsiyumu demir açısından zengin yiyeceklerle veya demir takviyeleriyle birleştirmekten kaçının. Her ikisini de kullanıyorsanız, bunları en az iki saat aralıklarla alın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BqdGKunHFEa-y1u7mgPKPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum karbonatın düzgün bir şekilde çözünmesi için mide asidine ihtiyacı vardır. Vücudunuz sindirim sırasında daha fazla asit ürettiği için ana öğünle birlikte almak yardımcı olur. Kahvaltı, öğle yemeği veya akşam yemeği hepsi işe yarayacaktır; sadece bir seferde 500-600 mg'dan fazla almadığınızdan emin olun.Kafein ve çay kalsiyum emilimini engelleyebilir. İdeal olarak, kalsiyum almadan önce sabah kahvenizden sonra 1-2 saat bekleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NKGpvdL5CkS3wUlneFJFag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuzun kalsiyumu etkili bir şekilde emmesi için D vitaminine ihtiyacı vardır. Takviyenizi ne zaman alırsanız alın, güneşe maruz kalma, beslenme veya takviye yoluyla yeterli D vitamini aldığınızdan emin olun. D vitamini olmadan, kalsiyumun çoğu kullanılmadan gidebilir. Kalsiyum takviyeniz D vitamini içermiyorsa, ayrı bir D vitamini takviyesiyle eşleştirmeyi veya hafif güneşe maruz kaldıktan sonra almayı düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i_A8O9dO-kuwg4HXV0Cwwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum takviyeleri yalnızca vücudunuzun onları emme kapasitesi kadar etkilidir. Zamanlamaya, türe ve doğru besinlerle eşleştirmeye dikkat ederek günlük takviyenizi uzun vadeli sağlık için süper bir arkadaşa dönüştürebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5tBH83ucgE-vJHvqnGhsQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanan kemikler, kas sağlığı veya genel sağlık konusunda endişeleniyor olun, doğru zamanda doğru seçimi yapmak fark yaratır. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor açıkladı: Görmezden gelinen kanserin işareti 5 yaygın belirti</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzman-doktor-acikladi-goermezden-gelinen-kanserin-isareti-5-yaygin-belirti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzman-doktor-acikladi-goermezden-gelinen-kanserin-isareti-5-yaygin-belirti</guid>
<description><![CDATA[ Kanser dünya genelinde en yaygın görülen ve ölümcül olabilen hastalıklardan biri. Kanser tedavisinde erken tanı büyük önem taşıyor. Bazı görmezden gelinen belirtiler kanser belirtisi olabiliyor. Bunlar arasında açıklanamayan kilo kaybı, yeterli uykuya rağmen devam eden yorgunluk, kronik gece terlemeleri ve ateşler, vücutta yumrular ve rektal kanama yer alıyor.Her zaman yorgun mu hissediyorsunuz? O kadar yorgunsunuz ki kimse size inanmıyor ve tembellik olarak mı görmezden geliniyor? Belki de daha derinlemesine bakmanın zamanı geldi. Genellikle günlük sağlık sorunları olarak göz ardı edilen bu belirtiler, belki de daha fazlasına işaret ediyor olabilir. Kanser hastalarını tedavi eden uzman Dr. Tim Tiutan, sıklıkla yaygın hastalıklar olarak göz ardı edilen 5 kanser belirtisini paylaştı.Dr. Tim, Instagram&#039;da paylaşılan bir videoda &quot;Kanserler hiçbir belirti göstermeden de görülebilse de, işte bazı yaygın belirtiler&quot; diyor.Dr. Tim, istemsiz kilo kaybının kanser belirtisi olduğunu belirtti. Eğer çabalamadan kilo veriyorsanız, daha derine inmenin zamanı geldi. Diyetinizde veya egzersiz rutininizde herhangi bir değişiklik yapmadan kilo vermek bir uyarıdır, bu da dikkat etmeniz gerektiği anlamına gelir. Açıklanamayan kilo kaybı çeşitli kanser türlerinin belirtisi olabilir.Sürekli bitkin mi hissediyorsunuz? Yeterince uyuduktan sonra bile yorgun musunuz? Herkes bazen yorgun hisseder, ancak tam bir gece uykusundan sonra bile sürekli bitkinseniz, bunun nedeni stres veya yoğun bir program olmayabilir. Dr. Tim, &quot;uyumanıza rağmen sürekli yorgun hissetmenin&quot; kanser belirtisi olduğunu söylüyor. Sürekli yorgunluk, birçok kanser hastasında yaygın bir semptomdur.Herhangi bir kanser türü için erken teşhis çok önemlidir. Hastaya daha iyi tedavi seçenekleri sunar ve böylece iyileşmeden sonra yaşam kalitesini artırır. Sürekli gece terlemeleri veya ateş yaygın enfeksiyonların belirtileri olabilirken, aynı zamanda kanser belirtisi de olabilir. Kronik ve açıklanamayan gece terlemeleri veya düşük dereceli ateşler lenfoma gibi bazı kanserlere işaret edebilir.Boyun, koltuk altı veya göğüs gibi bölgelerde yumrular bulmak endişe verici olabilir ve bunun iyi bir nedeni vardır. Dr. Tim, &#039;göğüste veya boyunda olduğu gibi vücutta yumrular hissetmenin&#039; kanser belirtisi olabileceğini söylüyor. Bu yumrular şişmiş lenf düğümleri veya tümörler olabilir ve derhal bir doktor tarafından kontrol ettirilmesi önemlidir.Dışkılama sırasında kanama genellikle hemoroid olarak geçiştirilir. Ancak, kanama devam ederse veya kötüleşirse dikkat etmek önemlidir. Bunu sadece diyet değişiklikleri veya mide rahatsızlığı olarak düşünmeyin. Rektal kanama kolorektal kanser belirtisi olabilir..Dr. Tim ekliyor, “Belirsizlik nedeniyle, gerekirse bir tetkik yaptırmak için sağlık uzmanlarınızla görüşmeniz önemlidir, ancak birçok hastalık da bu semptomlarla ortaya çıkabilir.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/izpXeElQpkiXLVivqX6fqA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, açıkladı:, Görmezden, gelinen, kanserin, işareti, yaygın, belirti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/izpXeElQpkiXLVivqX6fqA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzman doktor açıkladı: Görmezden gelinen kanserin işareti 5 yaygın belirti"><p>Kanser dünya genelinde en yaygın görülen ve ölümcül olabilen hastalıklardan biri. Kanser tedavisinde erken tanı büyük önem taşıyor. Bazı görmezden gelinen belirtiler kanser belirtisi olabiliyor. Bunlar arasında açıklanamayan kilo kaybı, yeterli uykuya rağmen devam eden yorgunluk, kronik gece terlemeleri ve ateşler, vücutta yumrular ve rektal kanama yer alıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vm2J89eHiUKtDLXmIlTINg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her zaman yorgun mu hissediyorsunuz? O kadar yorgunsunuz ki kimse size inanmıyor ve tembellik olarak mı görmezden geliniyor? Belki de daha derinlemesine bakmanın zamanı geldi. Genellikle günlük sağlık sorunları olarak göz ardı edilen bu belirtiler, belki de daha fazlasına işaret ediyor olabilir. Kanser hastalarını tedavi eden uzman Dr. Tim Tiutan, sıklıkla yaygın hastalıklar olarak göz ardı edilen 5 kanser belirtisini paylaştı.Dr. Tim, Instagram'da paylaşılan bir videoda "Kanserler hiçbir belirti göstermeden de görülebilse de, işte bazı yaygın belirtiler" diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/orTLp_5xuEysH2j8mskiJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Tim, istemsiz kilo kaybının kanser belirtisi olduğunu belirtti. Eğer çabalamadan kilo veriyorsanız, daha derine inmenin zamanı geldi. Diyetinizde veya egzersiz rutininizde herhangi bir değişiklik yapmadan kilo vermek bir uyarıdır, bu da dikkat etmeniz gerektiği anlamına gelir. Açıklanamayan kilo kaybı çeşitli kanser türlerinin belirtisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m57xfw8L3kGuvwOIhYzLWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sürekli bitkin mi hissediyorsunuz? Yeterince uyuduktan sonra bile yorgun musunuz? Herkes bazen yorgun hisseder, ancak tam bir gece uykusundan sonra bile sürekli bitkinseniz, bunun nedeni stres veya yoğun bir program olmayabilir. Dr. Tim, "uyumanıza rağmen sürekli yorgun hissetmenin" kanser belirtisi olduğunu söylüyor. Sürekli yorgunluk, birçok kanser hastasında yaygın bir semptomdur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dzb737kQc0K58THjRnmacw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herhangi bir kanser türü için erken teşhis çok önemlidir. Hastaya daha iyi tedavi seçenekleri sunar ve böylece iyileşmeden sonra yaşam kalitesini artırır. Sürekli gece terlemeleri veya ateş yaygın enfeksiyonların belirtileri olabilirken, aynı zamanda kanser belirtisi de olabilir. Kronik ve açıklanamayan gece terlemeleri veya düşük dereceli ateşler lenfoma gibi bazı kanserlere işaret edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_PnP_VSHZUOtmxRf0MTv5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boyun, koltuk altı veya göğüs gibi bölgelerde yumrular bulmak endişe verici olabilir ve bunun iyi bir nedeni vardır. Dr. Tim, 'göğüste veya boyunda olduğu gibi vücutta yumrular hissetmenin' kanser belirtisi olabileceğini söylüyor. Bu yumrular şişmiş lenf düğümleri veya tümörler olabilir ve derhal bir doktor tarafından kontrol ettirilmesi önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DHP31c0PxUaYP6wQ3WmLag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dışkılama sırasında kanama genellikle hemoroid olarak geçiştirilir. Ancak, kanama devam ederse veya kötüleşirse dikkat etmek önemlidir. Bunu sadece diyet değişiklikleri veya mide rahatsızlığı olarak düşünmeyin. Rektal kanama kolorektal kanser belirtisi olabilir..</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jjuCfgwcMEKrkGMOcU1p-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Tim ekliyor, “Belirsizlik nedeniyle, gerekirse bir tetkik yaptırmak için sağlık uzmanlarınızla görüşmeniz önemlidir, ancak birçok hastalık da bu semptomlarla ortaya çıkabilir.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akciğeri temizlemenin 8 doğal yolu: Solunum kaslarını güçlendiriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/akcigeri-temizlemenin-8-dogal-yolu-solunum-kaslarini-guclendiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/akcigeri-temizlemenin-8-dogal-yolu-solunum-kaslarini-guclendiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı akciğerleri korumak, özellikle günümüzün kirli atmosferinde genel sağlık için kritik öneme sahiptir. Nefes egzersizleri, bitkisel ilaçlar ve yaşam tarzınızı değiştirmek gibi doğal yollar, uzun vadede akciğerlerinizi kolayca temizleyebilir ve güçlendirebilir.Derin nefes egzersizleri akciğer kapasitesini genişletir, oksijen alımını iyileştirir ve mukus birikimini temizlemeye yardımcı olur. Bunu günlük olarak yapmak akciğer verimliliğini artırır, solunum kaslarını güçlendirir ve genel solunum kalıplarını zamanla doğal ve etkili bir şekilde geliştirir.Yeterli su içmek akciğerlerdeki mukoza zarlarını ince tutar ve akciğerlerin işlevini kolaylaştırır. Uygun hidrasyon ayrıca sıkışmış mukusun gevşemesine ve toksinlerin doğal olarak atılmasına yardımcı olur.Buhar solumak hava yollarını genişletir, balgamı gevşetir ve iltihabı hafifletir. Solunum sorunları veya tıkanıklığı olanlar için anında bir solunum rahatlamasıdır ve tahriş edici maddeleri ve kirleticileri temizleyerek akciğerlerin detoksuna yardımcı olur.Yürüme, yüzme veya bisiklete binme gibi aerobik egzersizler oksijen alımını ve dolaşımı iyileştirerek akciğerleri güçlendirir. Düzenli egzersizler ayrıca akciğerlerin doğal temizliğini uyarır ve zamanla dayanıklılığı ve nefes alma verimliliğini artırır.Çilek, ıspanak ve zerdeçal gibi besinler, akciğerlerdeki iltihaplanma ve oksidatif stresle savaşan antioksidanlar açısından zengindir. Solunum sağlığını destekler ve akciğer dokusunun doğal olarak onarılmasına ve korunmasına yardımcı olur.Kirleticilere, dumana ve alerjenlere maruz kalmayı azaltmak akciğerlerinizi temiz tutar. Kirli ortamlarda maske takmak ve hava temizleyicileri kullanmak toksik maddelerin ve havadaki tahriş edici maddelerin alımını en aza indirir.Belirli pozisyonlarda yatmak, yer çekiminin akciğerlerin çeşitli bölgelerinden mukusu boşaltmasını sağlar. Bu doğal yöntem hava akışını iyileştirir, tıkanıklığı giderir ve özellikle solunum sorunları olan kişiler için daha kolay nefes almayı kolaylaştırır.Zencefil, meyan kökü ve nane gibi bitki çayları doğal iltihap giderici ve balgam söktürücü özelliklere sahiptir. Hava yollarını sakinleştirir, tahrişi hafifletir ve akciğerlerden mukusun atılmasına yardımcı olarak daha sağlıklı ve daha berrak bir nefes almayı sağlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PWhnkgVHwEm4zin7oTALpA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğeri, temizlemenin, doğal, yolu:, Solunum, kaslarını, güçlendiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PWhnkgVHwEm4zin7oTALpA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akciğeri temizlemenin 8 doğal yolu: Solunum kaslarını güçlendiriyor"><p>Sağlıklı akciğerleri korumak, özellikle günümüzün kirli atmosferinde genel sağlık için kritik öneme sahiptir. Nefes egzersizleri, bitkisel ilaçlar ve yaşam tarzınızı değiştirmek gibi doğal yollar, uzun vadede akciğerlerinizi kolayca temizleyebilir ve güçlendirebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DB3dmpjXHk67kzUIbSGoCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Derin nefes egzersizleri akciğer kapasitesini genişletir, oksijen alımını iyileştirir ve mukus birikimini temizlemeye yardımcı olur. Bunu günlük olarak yapmak akciğer verimliliğini artırır, solunum kaslarını güçlendirir ve genel solunum kalıplarını zamanla doğal ve etkili bir şekilde geliştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YXzWFwaGBkyf-fbXWnmZng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterli su içmek akciğerlerdeki mukoza zarlarını ince tutar ve akciğerlerin işlevini kolaylaştırır. Uygun hidrasyon ayrıca sıkışmış mukusun gevşemesine ve toksinlerin doğal olarak atılmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i8uOSCEsMUS7nX7iUacE_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Buhar solumak hava yollarını genişletir, balgamı gevşetir ve iltihabı hafifletir. Solunum sorunları veya tıkanıklığı olanlar için anında bir solunum rahatlamasıdır ve tahriş edici maddeleri ve kirleticileri temizleyerek akciğerlerin detoksuna yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BimQjn9EVkG2HZMh5yDWaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürüme, yüzme veya bisiklete binme gibi aerobik egzersizler oksijen alımını ve dolaşımı iyileştirerek akciğerleri güçlendirir. Düzenli egzersizler ayrıca akciğerlerin doğal temizliğini uyarır ve zamanla dayanıklılığı ve nefes alma verimliliğini artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aKKI7-vDm0CP5GpAi0f9Zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çilek, ıspanak ve zerdeçal gibi besinler, akciğerlerdeki iltihaplanma ve oksidatif stresle savaşan antioksidanlar açısından zengindir. Solunum sağlığını destekler ve akciğer dokusunun doğal olarak onarılmasına ve korunmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QgRREPtTm0-moSTjzPVVbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kirleticilere, dumana ve alerjenlere maruz kalmayı azaltmak akciğerlerinizi temiz tutar. Kirli ortamlarda maske takmak ve hava temizleyicileri kullanmak toksik maddelerin ve havadaki tahriş edici maddelerin alımını en aza indirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z7td1iBa2EC9DHhLvGcX6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirli pozisyonlarda yatmak, yer çekiminin akciğerlerin çeşitli bölgelerinden mukusu boşaltmasını sağlar. Bu doğal yöntem hava akışını iyileştirir, tıkanıklığı giderir ve özellikle solunum sorunları olan kişiler için daha kolay nefes almayı kolaylaştırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9xgavFUhJUCaIaSf53UXBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zencefil, meyan kökü ve nane gibi bitki çayları doğal iltihap giderici ve balgam söktürücü özelliklere sahiptir. Hava yollarını sakinleştirir, tahrişi hafifletir ve akciğerlerden mukusun atılmasına yardımcı olarak daha sağlıklı ve daha berrak bir nefes almayı sağlar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) nedir, belirtileri neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dikkat-eksikligihiperaktivite-bozuklugu-dehb-nedir-belirtileri-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dikkat-eksikligihiperaktivite-bozuklugu-dehb-nedir-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), son yıllarda Türkiye&#039;de hem çocuklar hem de yetişkinler arasında artan bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, Türkiye&#039;de DEHB&#039;nin çocuklar arasında görülme sıklığının %10 ila %12 arasında olduğunu belirtmektedirler. Peki, Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) nedir, belirtileri neler?Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB ); okul öncesi dönem ve okul çağında belirgin hale gelen, sıklıkla erişkinliğe kadar süren bir bozukluktur.Çocuğun davranışlarını kontrol etmesi ve dikkatini sürdürmesinde sorun vardır. Aşırı hareketlilik yaygın olarak görülür ancak bazı çocuklarda aşırı hareketlilik olmaksızın sadece dikkat sorunları da bulunabilir.Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır.Çoğu zaman sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır.Çoğu zaman çok konuşur.Çoğu zaman soru tamamlanmadan hemen cevabı verir.Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar.Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.Doğrudan kendisiyle konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür.Çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevleri, ufak tefek işleri ya da işyerindeki görevlerini tamamlayamaz.Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.Çoğu zaman sürekli zihinsel çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir.Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olanları kaybeder.Çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır.Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkandır.Belirtilerden yalnızca birinin olması tek başına DEHB tanısı koymak için yeterli değildir. Bahsi geçen belirtilerden DSM 5’e göre teşhis konulabilmesi için çocuklarda 6 ya da daha fazla bulgu, 17 yaş sonrası için en az 5 bulgu olması gerekmektedir. Bu sebeple anne-babalar ve öğretmenler çocukları iyi gözlemlemelidir. Bazı anne-babalarda her hareketli çocuğu “hiperaktif” olarak etiketleme eğilimi bulunurken bazı anne-babalarda ise çocuğunu tembel, umursamaz veya ilgisiz olarak değerlendirip görmezden gelme görülebilmektedir. Eğer çocuğunuzda bahsedilen belirtilerden bazıları yoğun olarak bulunuyorsa ve bu belirtiler okul, ev ortamı gibi birden fazla ortamda görülüyorsa kendi başınıza tanı koymak yerine, ayrıntı değerlendirme ve uzman görüşü için en yakın Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanına başvurunuz!Unutulmamalıdır ki, DEHB uygulanan tedaviye çok iyi yanıt veren bir bozuktur. Buna karşın tedavi edilmediğinde çocuklarda, zihinsel becerileri yeterince kullanamama ve dolayısıyla okul başarısında düşme, günlük yaşama adaptasyon sorunları gibi birçok problem ortaya çıkabilmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TwMch7t5t0KKDApH7nDEOg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dikkat, eksikliğihiperaktivite, bozukluğu, DEHB, nedir, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TwMch7t5t0KKDApH7nDEOg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) nedir, belirtileri neler?"><p>Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), son yıllarda Türkiye'de hem çocuklar hem de yetişkinler arasında artan bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, Türkiye'de DEHB'nin çocuklar arasında görülme sıklığının %10 ila %12 arasında olduğunu belirtmektedirler. Peki, Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) nedir, belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5I1mnQAvm0WdWsYruvqjpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB ); okul öncesi dönem ve okul çağında belirgin hale gelen, sıklıkla erişkinliğe kadar süren bir bozukluktur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/StMvIIpmX0yqhJVOphAq-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocuğun davranışlarını kontrol etmesi ve dikkatini sürdürmesinde sorun vardır. Aşırı hareketlilik yaygın olarak görülür ancak bazı çocuklarda aşırı hareketlilik olmaksızın sadece dikkat sorunları da bulunabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pWVJ4W6UREuchWn2q7fauQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır.Çoğu zaman sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır.Çoğu zaman çok konuşur.Çoğu zaman soru tamamlanmadan hemen cevabı verir.Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jZH6dYmVfkOWQJGcGxqQOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar.Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.Doğrudan kendisiyle konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür.Çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevleri, ufak tefek işleri ya da işyerindeki görevlerini tamamlayamaz.Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.Çoğu zaman sürekli zihinsel çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir.Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olanları kaybeder.Çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır.Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkandır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WK4yerRXIEyuQ0b6T49hGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirtilerden yalnızca birinin olması tek başına DEHB tanısı koymak için yeterli değildir. Bahsi geçen belirtilerden DSM 5’e göre teşhis konulabilmesi için çocuklarda 6 ya da daha fazla bulgu, 17 yaş sonrası için en az 5 bulgu olması gerekmektedir. Bu sebeple anne-babalar ve öğretmenler çocukları iyi gözlemlemelidir. Bazı anne-babalarda her hareketli çocuğu “hiperaktif” olarak etiketleme eğilimi bulunurken bazı anne-babalarda ise çocuğunu tembel, umursamaz veya ilgisiz olarak değerlendirip görmezden gelme görülebilmektedir. Eğer çocuğunuzda bahsedilen belirtilerden bazıları yoğun olarak bulunuyorsa ve bu belirtiler okul, ev ortamı gibi birden fazla ortamda görülüyorsa kendi başınıza tanı koymak yerine, ayrıntı değerlendirme ve uzman görüşü için en yakın Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanına başvurunuz!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6A6CSEfQnEmdX3SzhXlaEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Unutulmamalıdır ki, DEHB uygulanan tedaviye çok iyi yanıt veren bir bozuktur. Buna karşın tedavi edilmediğinde çocuklarda, zihinsel becerileri yeterince kullanamama ve dolayısıyla okul başarısında düşme, günlük yaşama adaptasyon sorunları gibi birçok problem ortaya çıkabilmektedir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolon kanseri cerrahı açıkladı: Bağırsak kanserinin çok az kişinin bildiği belirgin bir belirtisi var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kolon-kanseri-cerrahi-acikladi-bagirsak-kanserinin-cok-az-kisinin-bildigi-belirgin-bir-belirtisi-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kolon-kanseri-cerrahi-acikladi-bagirsak-kanserinin-cok-az-kisinin-bildigi-belirgin-bir-belirtisi-var</guid>
<description><![CDATA[ Kolorektal kanser, dünyada hızla artan bir sağlık sorunu olarak dikkat çekerken, uzmanlar, çoğu kişinin fark etmediği ancak önemli bir semptomun varlığı konusunda uyarıyor.Kolorektal cerrah ve bağırsak sağlığı araştırmacısı Dr. Alasdair Scott, &quot;Tenesmus&quot; adı verilen bu semptomun, her yıl bağırsak kanserine yakalanan yaklaşık 2.000 kişiyi etkileyebileceğini belirtti. Tenesmus, tuvalete gitmiş olsanız dahi sürekli olarak bağırsakları boşaltma ihtiyacı hissetmek olarak tanımlanıyor. Dr. Scott, bu durumun, bir doktora başvurmak için önemli bir sebep olduğunu vurguladı.&quot;Bu, tuvalete gitmiş olsanız bile sürekli bir şeyler olduğu hissidir. Eğer bu his devam ediyorsa, doktora gitmenizin zamanı gelmiş demektir&quot; diyen Dr. Scott, özellikle 50 yaş altındaki kişilerin aile hekimlerine başvurmalarını öneriyor.Dr. Scott, tıbbi test firması Selph&#039;te Bilim Direktörü olarak görev yaparken, bağırsak kanserinin 50 yaş altındaki bireylerde artan bir sorun haline geldiğine dikkat çekti. &quot;Bağırsak kanseri oranları 50 yaş altındaki bireylerde hızla artıyor. 50&#039;li yaşlarının ortasında tarama programına katılmak yerine, ABD ve Japonya gibi ülkelerden ilham alarak taramaları 40&#039;lı yaşlarda başlatmalıyız. Bu sayede bağırsak kanserinden kurtulma oranı daha yüksek olacaktır&quot; şeklinde konuştu.Son yıllarda, özellikle genç yaşlardaki bireylerde bağırsak kanseri vakalarının hızla arttığı görülüyor. 1990&#039;ların başından 2018&#039;e kadar Birleşik Krallık&#039;ta 25 ila 49 yaş arasındaki yetişkinlerde bağırsak kanseri teşhisi konanların sayısı %22 oranında arttı. Bu, yüksek gelirli ülkeler arasında en hızlı artışlardan biri olarak kayda geçti. Ancak uzmanlar, bu artışın nedenini tam olarak açıklayamıyor. Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, çevresel faktörler ve kirlilik gibi etmenler bu artışı tetikleyen unsurlar arasında sayılıyor.Dr. Scott, bağırsak kanseri olan kişilerin yarısından fazlasının hastalığın ileri evrelerinde teşhis edildiğini, bunun da tedaviyi zorlaştırdığını belirtti. Bunun en büyük sebebinin, pek çok hastanın yardım almak için &quot;çok geç&quot; olmayı beklemesi olduğunu ifade etti. Son yapılan araştırmalara göre, İngiltere&#039;deki halkın üçte biri bağırsak kanserinin belirtilerini bilmiyor. Yapılan bir ankette ise, katılımcıların %80&#039;inin bağırsak alışkanlıklarındaki değişikliklere dikkat etmeleri gerektiğini bilmediğini, %90&#039;ının ise alttan kanamanın bir belirti olduğunu fark etmediğini ortaya koydu.Dr. Scott, bağırsak kanserinin erken teşhisinin önemine değindi. &quot;Bağırsak kanserine ne kadar erken yakalanırsanız, onu yenme şansınız o kadar artar&quot; dedi. Başlıca belirtiler arasında bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, dışkının kıvamında farklılıklar, dışkıdaki mukus ve kanama yer alıyor. Ayrıca, uzun süre devam eden mide ağrısı ve ani kilo kaybı da dikkate alınması gereken semptomlar arasında.&quot;Özellikle dışkınızda bir değişiklik fark ediyorsanız ve bu durum 2-3 hafta boyunca devam ediyorsa, hemen doktorunuza başvurmalısınız&quot; şeklinde uyarılarda bulunan Dr. Scott, &quot;Bağırsak kanseri çoğunlukla daha gevşek dışkıya ve sık tuvalete gitmeye neden olur, ancak bazen kabızlık da görülebilir&quot; dedi.Son olarak, kilo kaybı da bağırsak kanseri belirtisi olabilir. Dr. Scott, &quot;Çabalamadan kilo vermeye başlarsanız, mutlaka bir doktora görünün&quot; dedi. &quot;Sık tartılmıyorsanız, kilo kaybını fark etmeyebilirsiniz. Ancak çevrenizden kilo verdiğinize dair yorumlar almaya başlarsanız, bunun farkında olmalısınız&quot; dedi. Kilo kaybı, genellikle en belirsiz ve fark edilmesi en zor semptomlardan biri olarak dikkat çekiyor.Son yıllarda, genç yaşlarda bağırsak kanseri teşhisi konan bireylerin sayısında artış yaşanıyor. Bu durum, hayatlarının en verimli dönemlerinde bağırsak kanseriyle mücadele eden pek çok insana dair üzücü hikâyelerin ortaya çıkmasına neden oldu. 2022 yılında hayatını kaybeden, &quot;bağırsak bebeği&quot; olarak tanınan Deborah James, 35 yaşında bağırsak kanseri teşhisi konulmuş ve hastalığıyla mücadelesini, milyonlarca dolar bağış toplayarak sürdürmüştü.Dr. Scott, bağırsak kanserine karşı farkındalığın artırılması ve erken teşhisin önemine dikkat çekiyor. Erken tespit edilen vakaların tedavi şansının çok daha yüksek olduğunu belirten uzmanlar, bu hastalığa karşı tüm bireylerin daha dikkatli olmalarını ve semptomları göz ardı etmemelerini öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S3s6hGLFeUyQ2IpzgOZ9mw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolon, kanseri, cerrahı, açıkladı:, Bağırsak, kanserinin, çok, kişinin, bildiği, belirgin, bir, belirtisi, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S3s6hGLFeUyQ2IpzgOZ9mw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolon kanseri cerrahı açıkladı: Bağırsak kanserinin çok az kişinin bildiği belirgin bir belirtisi var"><p>Kolorektal kanser, dünyada hızla artan bir sağlık sorunu olarak dikkat çekerken, uzmanlar, çoğu kişinin fark etmediği ancak önemli bir semptomun varlığı konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4XcUYMs5gUapnnbjG7pJwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolorektal cerrah ve bağırsak sağlığı araştırmacısı Dr. Alasdair Scott, "Tenesmus" adı verilen bu semptomun, her yıl bağırsak kanserine yakalanan yaklaşık 2.000 kişiyi etkileyebileceğini belirtti. Tenesmus, tuvalete gitmiş olsanız dahi sürekli olarak bağırsakları boşaltma ihtiyacı hissetmek olarak tanımlanıyor. Dr. Scott, bu durumun, bir doktora başvurmak için önemli bir sebep olduğunu vurguladı."Bu, tuvalete gitmiş olsanız bile sürekli bir şeyler olduğu hissidir. Eğer bu his devam ediyorsa, doktora gitmenizin zamanı gelmiş demektir" diyen Dr. Scott, özellikle 50 yaş altındaki kişilerin aile hekimlerine başvurmalarını öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dQJOQG2eg0y-Ejlxzpocyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Scott, tıbbi test firması Selph'te Bilim Direktörü olarak görev yaparken, bağırsak kanserinin 50 yaş altındaki bireylerde artan bir sorun haline geldiğine dikkat çekti. "Bağırsak kanseri oranları 50 yaş altındaki bireylerde hızla artıyor. 50'li yaşlarının ortasında tarama programına katılmak yerine, ABD ve Japonya gibi ülkelerden ilham alarak taramaları 40'lı yaşlarda başlatmalıyız. Bu sayede bağırsak kanserinden kurtulma oranı daha yüksek olacaktır" şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2etoztyq20eCFtRpEQPhzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda, özellikle genç yaşlardaki bireylerde bağırsak kanseri vakalarının hızla arttığı görülüyor. 1990'ların başından 2018'e kadar Birleşik Krallık'ta 25 ila 49 yaş arasındaki yetişkinlerde bağırsak kanseri teşhisi konanların sayısı %22 oranında arttı. Bu, yüksek gelirli ülkeler arasında en hızlı artışlardan biri olarak kayda geçti. Ancak uzmanlar, bu artışın nedenini tam olarak açıklayamıyor. Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, çevresel faktörler ve kirlilik gibi etmenler bu artışı tetikleyen unsurlar arasında sayılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ktI7z7QMOEK7Xul_t3CzSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Scott, bağırsak kanseri olan kişilerin yarısından fazlasının hastalığın ileri evrelerinde teşhis edildiğini, bunun da tedaviyi zorlaştırdığını belirtti. Bunun en büyük sebebinin, pek çok hastanın yardım almak için "çok geç" olmayı beklemesi olduğunu ifade etti. Son yapılan araştırmalara göre, İngiltere'deki halkın üçte biri bağırsak kanserinin belirtilerini bilmiyor. Yapılan bir ankette ise, katılımcıların %80'inin bağırsak alışkanlıklarındaki değişikliklere dikkat etmeleri gerektiğini bilmediğini, %90'ının ise alttan kanamanın bir belirti olduğunu fark etmediğini ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H9MfLMQ7n0m1aVohCB5TnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Scott, bağırsak kanserinin erken teşhisinin önemine değindi. "Bağırsak kanserine ne kadar erken yakalanırsanız, onu yenme şansınız o kadar artar" dedi. Başlıca belirtiler arasında bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, dışkının kıvamında farklılıklar, dışkıdaki mukus ve kanama yer alıyor. Ayrıca, uzun süre devam eden mide ağrısı ve ani kilo kaybı da dikkate alınması gereken semptomlar arasında."Özellikle dışkınızda bir değişiklik fark ediyorsanız ve bu durum 2-3 hafta boyunca devam ediyorsa, hemen doktorunuza başvurmalısınız" şeklinde uyarılarda bulunan Dr. Scott, "Bağırsak kanseri çoğunlukla daha gevşek dışkıya ve sık tuvalete gitmeye neden olur, ancak bazen kabızlık da görülebilir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QqszH6GOW0GRcILT9VvsNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak, kilo kaybı da bağırsak kanseri belirtisi olabilir. Dr. Scott, "Çabalamadan kilo vermeye başlarsanız, mutlaka bir doktora görünün" dedi. "Sık tartılmıyorsanız, kilo kaybını fark etmeyebilirsiniz. Ancak çevrenizden kilo verdiğinize dair yorumlar almaya başlarsanız, bunun farkında olmalısınız" dedi. Kilo kaybı, genellikle en belirsiz ve fark edilmesi en zor semptomlardan biri olarak dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lszApmPmh0CIQ2NGaQkUbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda, genç yaşlarda bağırsak kanseri teşhisi konan bireylerin sayısında artış yaşanıyor. Bu durum, hayatlarının en verimli dönemlerinde bağırsak kanseriyle mücadele eden pek çok insana dair üzücü hikâyelerin ortaya çıkmasına neden oldu. 2022 yılında hayatını kaybeden, "bağırsak bebeği" olarak tanınan Deborah James, 35 yaşında bağırsak kanseri teşhisi konulmuş ve hastalığıyla mücadelesini, milyonlarca dolar bağış toplayarak sürdürmüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h0R2MqyIckebnXLoAMOK1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Scott, bağırsak kanserine karşı farkındalığın artırılması ve erken teşhisin önemine dikkat çekiyor. Erken tespit edilen vakaların tedavi şansının çok daha yüksek olduğunu belirten uzmanlar, bu hastalığa karşı tüm bireylerin daha dikkatli olmalarını ve semptomları göz ardı etmemelerini öneriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Demir eksikliği 7 ciddi soruna yol açıyor: Vücudu sessizce etkiliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/demir-eksikligi-7-ciddi-soruna-yol-aciyor-vucudu-sessizce-etkiliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/demir-eksikligi-7-ciddi-soruna-yol-aciyor-vucudu-sessizce-etkiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Yaygın bir beslenme sorunu olan demir eksikliği, çeşitli bedensel işlevleri sessizce etkileyebilir. Yeterli demir olmadan, vücudunuz yeterli hemoglobin üretmekte zorlanır ve bu da zamanla enerjiyi, bağışıklığı ve genel sağlığı etkileyen belirgin sağlık komplikasyonlarına yol açar.Düşük demir seviyeleri kandaki oksijen taşınmasını azaltır, kasları ve dokuları enerjiden mahrum bırakır.Bu, dinlenme veya uykudan sonra bile sürekli yorgunluk, güçsüzlük ve konsantre olma zorluğuna neden olarak günlük üretkenliği ve motivasyonu etkiler.Demir, kana kırmızı rengini veren hemoglobinin üretilmesine yardımcı olur. Seviyeler düştüğünde, cilt özellikle yüz, dudakların iç kısmı ve alt göz kapaklarında belirgin şekilde soluk veya soluk görünebilir ve bu da kan dolaşımının azaldığını gösterir.Yetersiz demir, kaslara ve dokulara oksijen iletimini sınırlar ve merdiven çıkmak veya yürümek gibi basit aktiviteleri bile zorlaştırır. Efor sarf etmeden nefes darlığı veya kalp atışlarınızın hızlanması yaşayabilirsiniz ve bu da vücutta oksijen eksikliğinin bir işaretidir.Düşük hemoglobin seviyeleri nedeniyle beyinde oksijen eksikliği, kalıcı baş ağrılarına veya sık sık baş dönmesine yol açabilir. Bu, kan damarlarının buna yanıt olarak şişmesiyle oluşur ve alın veya şakaklar çevresinde basınç ve ağrıya neden olur.KIRILGAN TIRNAKLAR VE BAŞ DÖNMESİDemir eksikliği keratin üretimini zayıflatır ve kolayca kırılan kuru, kırılgan tırnaklara ve aşırı saç dökülmesine neden olur. Saçlar ince, donuk görünebilir veya yamalar halinde dökülebilir ve bu da foliküllere yetersiz beslenme ve kan akışı olduğunu gösterir.Bacaklarda karıncalanma, sürünme hissi (özellikle geceleri) demir eksikliğinin bir işaretidir. Uykuyu bozar ve bacakları hareket ettirmek için rahatsız edici dürtülere neden olur, genellikle beyindeki dopamin fonksiyonunun azalmasıyla bağlantılıdır.Demir, bağışıklık hücresi üretimini ve işlevini destekler. Eksik olduğunda, vücut enfeksiyonlarla savaşmakta zorlanır ve bu da sık sık soğuk algınlığına, boğaz ağrısına veya yavaş iyileşen yaralara yol açar ve bu da zayıflamış bağışıklığı ve hastalığa karşı artan duyarlılığı yansıtır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eRoTZhk1DEWdE3DdsAwZLA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demir, eksikliği, ciddi, soruna, yol, açıyor:, Vücudu, sessizce, etkiliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eRoTZhk1DEWdE3DdsAwZLA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Demir eksikliği 7 ciddi soruna yol açıyor: Vücudu sessizce etkiliyor"><p>Yaygın bir beslenme sorunu olan demir eksikliği, çeşitli bedensel işlevleri sessizce etkileyebilir. Yeterli demir olmadan, vücudunuz yeterli hemoglobin üretmekte zorlanır ve bu da zamanla enerjiyi, bağışıklığı ve genel sağlığı etkileyen belirgin sağlık komplikasyonlarına yol açar.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/azeGs-ai8Ealcr5m8UzHGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düşük demir seviyeleri kandaki oksijen taşınmasını azaltır, kasları ve dokuları enerjiden mahrum bırakır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mi1WaoodQ02fg0vECjs0ZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu, dinlenme veya uykudan sonra bile sürekli yorgunluk, güçsüzlük ve konsantre olma zorluğuna neden olarak günlük üretkenliği ve motivasyonu etkiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UJX2_hSE8EaY0AVSyUfdog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir, kana kırmızı rengini veren hemoglobinin üretilmesine yardımcı olur. Seviyeler düştüğünde, cilt özellikle yüz, dudakların iç kısmı ve alt göz kapaklarında belirgin şekilde soluk veya soluk görünebilir ve bu da kan dolaşımının azaldığını gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OuI2Mw4E9ES4P0iXpjcL-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yetersiz demir, kaslara ve dokulara oksijen iletimini sınırlar ve merdiven çıkmak veya yürümek gibi basit aktiviteleri bile zorlaştırır. Efor sarf etmeden nefes darlığı veya kalp atışlarınızın hızlanması yaşayabilirsiniz ve bu da vücutta oksijen eksikliğinin bir işaretidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VRb5F4_gQESgSXVJcgK-EQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düşük hemoglobin seviyeleri nedeniyle beyinde oksijen eksikliği, kalıcı baş ağrılarına veya sık sık baş dönmesine yol açabilir. Bu, kan damarlarının buna yanıt olarak şişmesiyle oluşur ve alın veya şakaklar çevresinde basınç ve ağrıya neden olur.KIRILGAN TIRNAKLAR VE BAŞ DÖNMESİDemir eksikliği keratin üretimini zayıflatır ve kolayca kırılan kuru, kırılgan tırnaklara ve aşırı saç dökülmesine neden olur. Saçlar ince, donuk görünebilir veya yamalar halinde dökülebilir ve bu da foliküllere yetersiz beslenme ve kan akışı olduğunu gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KwFrKIIwvkCS-72Zly0zAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bacaklarda karıncalanma, sürünme hissi (özellikle geceleri) demir eksikliğinin bir işaretidir. Uykuyu bozar ve bacakları hareket ettirmek için rahatsız edici dürtülere neden olur, genellikle beyindeki dopamin fonksiyonunun azalmasıyla bağlantılıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lsD8oBJ2Jkq89RT9Gmz18A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir, bağışıklık hücresi üretimini ve işlevini destekler. Eksik olduğunda, vücut enfeksiyonlarla savaşmakta zorlanır ve bu da sık sık soğuk algınlığına, boğaz ağrısına veya yavaş iyileşen yaralara yol açar ve bu da zayıflamış bağışıklığı ve hastalığa karşı artan duyarlılığı yansıtır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyin sisi neden endişe verici? En erken uyarı işaretleri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/beyin-sisi-neden-endise-verici-en-erken-uyari-isaretleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/beyin-sisi-neden-endise-verici-en-erken-uyari-isaretleri</guid>
<description><![CDATA[ Konsantrasyon zorlukları, unutkanlık ve zihinsel yorgunlukla karakterize edilen beyin sisi, kendi başına bir durum değil, altta yatan sorunların bir belirtisidir. Uyku eksikliği, kötü beslenme, stres, hormonal değişiklikler ve COVID-19 gibi durumlar bunu tetikleyebilir.Basit bir ifadeyle, beyin sisi düşünme, hatırlama ve konsantre olma şeklinizi etkileyen durumdur. Hiç bir odaya girip oraya neden gittiğinizi tamamen unuttunuz mu? Ya da belki de kendinizi bilgisayar ekranınıza bakarken buldunuz ve az önce ne üzerinde çalıştığınızı hatırlayamıyorsunuz. Bu size tanıdık geliyorsa, yaygın olarak &quot;beyin sisi&quot; olarak bilinen şeyi deneyimlemiş olabilirsiniz.Beyin sisi, insanların bir dizi bilişsel semptomu tanımlamak için kullandıkları bir terime daha çok benzer. Bunu beyninizin yavaş çekimde çalışması veya yoğun bir zihinsel sisin içinde yürürken net düşünmeye çalışmanız olarak düşünün. Sinir bozucu, kafa karıştırıcıdır ve kontrol edilmezse günlük hayatınızı alt üst edebilir.Beyin sisi belirtileri arasında konsantre olmada zorluk çekmeniz vardır; normalde kolayca halledebildiğiniz görevlere bile odaklanmakta zorluk çekebilirsiniz. Unutkanlık, randevuları, isimleri veya anahtarlarınızı nereye koyduğunuzu (tekrar) unutabileceğiniz durumun bir diğer önemli özelliğidir. Bazen tam bir gece uykusundan sonra bile beyniniz hala düşük pille çalışıyormuş gibi hissedebilir. Hiçbir şey gerçekten yanlış olmasa bile, zihinsel olarak sıkışmış veya ilhamsız hissedebilirsiniz.Beyin sisi belirli bir durum nedeniyle oluşmaz. Bazen, tek bir şey değil, size karşı çalışan bir dizi faktörün birleşimidir. Uyku eksikliği muhtemelen en büyük ve en belirgin nedendir. Beyninizin sıfırlanması ve düzgün çalışması için dinlenmeye ihtiyacı vardır. Kötü beslenme de bir diğer nedendir. Çok fazla şeker, işlenmiş gıdalar veya öğün atlamak beyninizin kimyasını bozabilir. B vitaminleri, omega-3&#039;ler ve demir gibi temel besin maddelerinin eksikliği de bilişinizi etkileyebilir. Zihinsel aşırı yüklenme beyninizin biraz kısa devre yapmasına neden olabilir. Kronik stres, hafızayı ve odaklanmayı etkileyen kortizol salgılar. Özellikle kadınlar hamilelik, menopoz veya adet döngüleri sırasında beyin sisi fark edebilirler. Hormonlar beyin fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Fibromiyalji, kronik yorgunluk sendromu, otoimmün hastalıklar ve tiroid bozuklukları gibi durumlar genellikle semptom olarak beyin sisi ile birlikte gelir.Birçok kişi, Aralık 2019&#039;da başlayan COVID&#039;den kurtulduktan sonra bilişsel zorluklardan şikayet etti. O zamanlar yeni olan koronavirüs suşundan kurtulan kişiler kendilerini normal hissetmiyorlardı ve normal hayatlarını sürdürmekte zorluk çekiyorlardı. Hafıza kayıpları, konsantre olma zorluğu, kafa karışıklığı ve zihinsel yorgunluk ile karakterize olan bu durum, özellikle uzun süreli COVID hastaları arasında yaygındı. Araştırmacılar, enfeksiyon sırasında iltihaplanma, beyne giden oksijen akışının bozulması ve bağışıklık sisteminin aşırı aktivasyonunun bu bilişsel sorunlara katkıda bulunabileceğine inanıyor. Birçok kişi için beyin sisi, negatif testten aylar sonra bile günlük yaşamı, iş performansını ve duygusal refahı önemli ölçüde etkiler.Erken belirtileri bilmek, kontrolden çıkmadan önce beyin sisi ile başa çıkmanıza veya hatta onu tersine çevirmenize yardımcı olabilir.İşte dikkat etmeniz gerekenler:Zihinsel olarak &quot;tuhaf&quot; hissetmeye başlarsınız: Belki iş toplantıları sırasında o kadar keskin değilsinizdir veya paragrafları anlamak için birkaç kez tekrar okuyorsunuzdur.Hafızanız size oyun oynamaya başlar: Küçük unutkan anlar daha sık yaşanmaya başlar.İyi uyuduktan sonra bile yorgun hissedersiniz: Bu sadece fiziksel yorgunluk değil, aynı zamanda donuk, kalıcı bir zihinsel yorgunluktur.Eskiden kolayca yaptığınız işler artık bunaltıcı gelir: Çek defterinizi dengelemek veya basit bir market alışverişi planlamak gibi.İnsanlar değişiklikleri fark etmeye başlar: Belki bir iş arkadaşınız iyi olup olmadığınızı sorar veya dikkatinizin dağılmış veya dalgın göründüğünüzü söyler. Beyin sisi yaşam kalitenizi etkiliyorsa veya haftalarca iyileşme göstermeden devam ediyorsa, daha derinlere inmenin zamanı geldi. Özellikle açıklanamayan kilo değişiklikleri, kronik ağrı veya ruh hali değişimleri gibi diğer semptomlar eşlik ediyorsa. Bir sağlık uzmanı daha büyük bir şey olup olmadığını belirlemenize yardımcı olabilir.Beyin sisi genellikle tersine çevrilebilir. İşte o zihinsel sisi nasıl ortadan kaldıracağınız ve tekrar kendiniz gibi hissetmeye nasıl başlayacağınız. 7-9 saat kaliteli uyku hedefleyin.
Uyku programınızı tutarlı tutun ve yatmadan hemen önce ekranlardan kaçının. Yapraklı yeşillikler, yağlı balık, meyveler, kuruyemişler ve tam tahıllar gibi beyin dostu yiyecekler yiyin. Şekeri ve işlenmiş abur cuburu azaltın.
Her zaman susuz kalmayın, hafif dehidratasyon bile odaklanmayı ve berraklığı etkileyebilir.
Egzersizleri atlamayın, düzenli egzersiz beyne giden kan akışını artırır ve iyi hissettiren kimyasallar salgılar. ruh halinizi ve bilişinizi iyileştirme ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/54o4khW-9EupNGFbKxVH6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, sisi, neden, endişe, verici, erken, uyarı, işaretleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/54o4khW-9EupNGFbKxVH6A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyin sisi neden endişe verici? En erken uyarı işaretleri"><p>Konsantrasyon zorlukları, unutkanlık ve zihinsel yorgunlukla karakterize edilen beyin sisi, kendi başına bir durum değil, altta yatan sorunların bir belirtisidir. Uyku eksikliği, kötü beslenme, stres, hormonal değişiklikler ve COVID-19 gibi durumlar bunu tetikleyebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/90LwUEDzMUeNrSMk1F8sRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Basit bir ifadeyle, beyin sisi düşünme, hatırlama ve konsantre olma şeklinizi etkileyen durumdur. Hiç bir odaya girip oraya neden gittiğinizi tamamen unuttunuz mu? Ya da belki de kendinizi bilgisayar ekranınıza bakarken buldunuz ve az önce ne üzerinde çalıştığınızı hatırlayamıyorsunuz. Bu size tanıdık geliyorsa, yaygın olarak "beyin sisi" olarak bilinen şeyi deneyimlemiş olabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2eQS5MVRrESAWSG4y-0idg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sisi, insanların bir dizi bilişsel semptomu tanımlamak için kullandıkları bir terime daha çok benzer. Bunu beyninizin yavaş çekimde çalışması veya yoğun bir zihinsel sisin içinde yürürken net düşünmeye çalışmanız olarak düşünün. Sinir bozucu, kafa karıştırıcıdır ve kontrol edilmezse günlük hayatınızı alt üst edebilir.Beyin sisi belirtileri arasında konsantre olmada zorluk çekmeniz vardır; normalde kolayca halledebildiğiniz görevlere bile odaklanmakta zorluk çekebilirsiniz. Unutkanlık, randevuları, isimleri veya anahtarlarınızı nereye koyduğunuzu (tekrar) unutabileceğiniz durumun bir diğer önemli özelliğidir. Bazen tam bir gece uykusundan sonra bile beyniniz hala düşük pille çalışıyormuş gibi hissedebilir. Hiçbir şey gerçekten yanlış olmasa bile, zihinsel olarak sıkışmış veya ilhamsız hissedebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KNBEtzXIHUW_ZmXQ0YBwWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sisi belirli bir durum nedeniyle oluşmaz. Bazen, tek bir şey değil, size karşı çalışan bir dizi faktörün birleşimidir. Uyku eksikliği muhtemelen en büyük ve en belirgin nedendir. Beyninizin sıfırlanması ve düzgün çalışması için dinlenmeye ihtiyacı vardır. Kötü beslenme de bir diğer nedendir. Çok fazla şeker, işlenmiş gıdalar veya öğün atlamak beyninizin kimyasını bozabilir. B vitaminleri, omega-3'ler ve demir gibi temel besin maddelerinin eksikliği de bilişinizi etkileyebilir. Zihinsel aşırı yüklenme beyninizin biraz kısa devre yapmasına neden olabilir. Kronik stres, hafızayı ve odaklanmayı etkileyen kortizol salgılar. Özellikle kadınlar hamilelik, menopoz veya adet döngüleri sırasında beyin sisi fark edebilirler. Hormonlar beyin fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Fibromiyalji, kronik yorgunluk sendromu, otoimmün hastalıklar ve tiroid bozuklukları gibi durumlar genellikle semptom olarak beyin sisi ile birlikte gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s8f3-REsVkK0J-IeFVHRWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişi, Aralık 2019'da başlayan COVID'den kurtulduktan sonra bilişsel zorluklardan şikayet etti. O zamanlar yeni olan koronavirüs suşundan kurtulan kişiler kendilerini normal hissetmiyorlardı ve normal hayatlarını sürdürmekte zorluk çekiyorlardı. Hafıza kayıpları, konsantre olma zorluğu, kafa karışıklığı ve zihinsel yorgunluk ile karakterize olan bu durum, özellikle uzun süreli COVID hastaları arasında yaygındı. Araştırmacılar, enfeksiyon sırasında iltihaplanma, beyne giden oksijen akışının bozulması ve bağışıklık sisteminin aşırı aktivasyonunun bu bilişsel sorunlara katkıda bulunabileceğine inanıyor. Birçok kişi için beyin sisi, negatif testten aylar sonra bile günlük yaşamı, iş performansını ve duygusal refahı önemli ölçüde etkiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ANx8MgY4uki99v928gzaPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erken belirtileri bilmek, kontrolden çıkmadan önce beyin sisi ile başa çıkmanıza veya hatta onu tersine çevirmenize yardımcı olabilir.İşte dikkat etmeniz gerekenler:Zihinsel olarak "tuhaf" hissetmeye başlarsınız: Belki iş toplantıları sırasında o kadar keskin değilsinizdir veya paragrafları anlamak için birkaç kez tekrar okuyorsunuzdur.Hafızanız size oyun oynamaya başlar: Küçük unutkan anlar daha sık yaşanmaya başlar.İyi uyuduktan sonra bile yorgun hissedersiniz: Bu sadece fiziksel yorgunluk değil, aynı zamanda donuk, kalıcı bir zihinsel yorgunluktur.Eskiden kolayca yaptığınız işler artık bunaltıcı gelir: Çek defterinizi dengelemek veya basit bir market alışverişi planlamak gibi.İnsanlar değişiklikleri fark etmeye başlar: Belki bir iş arkadaşınız iyi olup olmadığınızı sorar veya dikkatinizin dağılmış veya dalgın göründüğünüzü söyler. Beyin sisi yaşam kalitenizi etkiliyorsa veya haftalarca iyileşme göstermeden devam ediyorsa, daha derinlere inmenin zamanı geldi. Özellikle açıklanamayan kilo değişiklikleri, kronik ağrı veya ruh hali değişimleri gibi diğer semptomlar eşlik ediyorsa. Bir sağlık uzmanı daha büyük bir şey olup olmadığını belirlemenize yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EGfOr1jFCk6QJsQOz_GhdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sisi genellikle tersine çevrilebilir. İşte o zihinsel sisi nasıl ortadan kaldıracağınız ve tekrar kendiniz gibi hissetmeye nasıl başlayacağınız. 7-9 saat kaliteli uyku hedefleyin.
Uyku programınızı tutarlı tutun ve yatmadan hemen önce ekranlardan kaçının. Yapraklı yeşillikler, yağlı balık, meyveler, kuruyemişler ve tam tahıllar gibi beyin dostu yiyecekler yiyin. Şekeri ve işlenmiş abur cuburu azaltın.
Her zaman susuz kalmayın, hafif dehidratasyon bile odaklanmayı ve berraklığı etkileyebilir.
Egzersizleri atlamayın, düzenli egzersiz beyne giden kan akışını artırır ve iyi hissettiren kimyasallar salgılar. ruh halinizi ve bilişinizi iyileştirmek için. Farkındalığı, derin nefes almayı, günlük tutmayı veya biriyle konuşmayı deneyin.
Bazen zihinsel bir boşalma büyük bir fark yaratır. Bir seferde tek bir şeye odaklanın. Çoklu görev dikkati böler ve zihinsel pilinizi tüketir. Beyin sisi kalıcıysa, dikkat gerektiren altta yatan bir sağlık sorunuyla bağlantılı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanlarından peynir uyarısı: Diyabet riskini artırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlarindan-peynir-uyarisi-diyabet-riskini-artiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlarindan-peynir-uyarisi-diyabet-riskini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, peynirin dengeli bir beslenmenin sağlıklı bir parçası olabileceğini ancak bazı peynir türlerinin, özellikle fermente edilmemiş olanların, tip 2 diyabet riskini artırabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Yeni yapılan bir araştırma, bazı süt ürünlerinin bu kronik rahatsızlığa nasıl yol açabileceğini ve bazılarının ise şaşırtıcı derecede koruyucu etkiler gösterebileceğini ortaya koydu.Tip 2 diyabet, vücudun yeterli insülin üretememesi nedeniyle yüksek kan şekeri seviyelerine yol açan bir rahatsızlıktır. Uzun süreli yüksek kan şekeri, damarlar, sinirler, böbrekler, gözler gibi organlara zarar verebilir ve kalp hastalığı ile felç riskini artırabilir. Dünya çapında önemli bir halk sağlığı sorunu olan bu hastalık, özellikle obezite oranlarının artışıyla birlikte yaygınlaşıyor.İngiltere&#039;de yapılan tahminlere göre, 2025 yılına kadar beş milyondan fazla kişiye diyabet teşhisi konulacağı, 2030 yılına kadar ise her 10 yetişkinden birinin diyabet hastası olabileceği öngörülüyor.İsveçli yetişkinlerin de katıldığı yeni bir araştırma, fermente edilmemiş süt ve peynirlerin aşırı tüketiminin tip 2 diyabet riskini artırabileceğini gösterdi. İsveç, kişi başına düşen süt tüketiminde 2013 yılında dünya sıralamasında dördüncü sırada yer alıyordu ve yıllık ortalama 341,2 kg süt tüketimi ile dikkat çekiyor.İsveç’te yapılan araştırmada, 1991-1996 yılları arasında Malmö Diyet ve Kanser Çalışması’na katılan 26.461 birey üzerinde yapılan 24 yıllık bir takip çalışması incelendi. Çalışmada, fermente edilmemiş süt, fermente süt (yoğurt ve ekşi süt), peynir, krem ve tereyağı gibi süt ürünlerinin tüketimi araştırıldı.Sonuçlar, fermente edilmemiş süt ve peynir tüketiminin yüksek olmasının diyabet geliştirme riskini önemli ölçüde artırabileceğini ortaya koydu. Örneğin, fermente edilmemiş süt ve peynirin günlük 100 gramlık artışı, tip 2 diyabet riskini sırasıyla yüzde 4 ve yüzde 3 oranında artırırken, fermente süt ve tereyağının ise diyabet riskini azalttığı gözlendi.Araştırmacılar, fermente edilmiş ve fermente edilmemiş peynirler arasındaki farklara da dikkat çekti. Fermente edilmiş peynirler arasında çedar, Gouda ve Parmesan yer alırken; fermente edilmemiş peynirler arasında mozzarella, süzme peynir, krem peynir, ricotta ve mascarpone gibi çeşitler bulunuyor.İlginç bir şekilde, peynirin diyabet riskine etkisi erkeklerde daha belirginken, kadınlar üzerinde böyle bir etki gözlemlenmedi. Bu da diyetin, cinsiyet ve yaşam tarzı gibi faktörlerden bağımsız olarak tip 2 diyabet için önemli bir risk faktörü olduğunu gösteriyor.Süt ürünleri, büyüme ve bağışıklık fonksiyonu için vazgeçilmezdir ve diyabet riskini tamamen ortadan kaldırmamak adına bu ürünlerin beslenmeden tamamen çıkarılması önerilmez. Ancak bilim insanları, süt ve peynir gibi ürünlerin aşırı tüketiminin dengeli bir şekilde yapılması gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gchg-2Xy60C-aAIIKDw6fQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanlarından, peynir, uyarısı:, Diyabet, riskini, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gchg-2Xy60C-aAIIKDw6fQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim insanlarından peynir uyarısı: Diyabet riskini artırıyor"><p>Bilim insanları, peynirin dengeli bir beslenmenin sağlıklı bir parçası olabileceğini ancak bazı peynir türlerinin, özellikle fermente edilmemiş olanların, tip 2 diyabet riskini artırabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Yeni yapılan bir araştırma, bazı süt ürünlerinin bu kronik rahatsızlığa nasıl yol açabileceğini ve bazılarının ise şaşırtıcı derecede koruyucu etkiler gösterebileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fiE4o1yQukGikpx6XuWW9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tip 2 diyabet, vücudun yeterli insülin üretememesi nedeniyle yüksek kan şekeri seviyelerine yol açan bir rahatsızlıktır. Uzun süreli yüksek kan şekeri, damarlar, sinirler, böbrekler, gözler gibi organlara zarar verebilir ve kalp hastalığı ile felç riskini artırabilir. Dünya çapında önemli bir halk sağlığı sorunu olan bu hastalık, özellikle obezite oranlarının artışıyla birlikte yaygınlaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zeccfvZI-0q9pI2ry31A8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de yapılan tahminlere göre, 2025 yılına kadar beş milyondan fazla kişiye diyabet teşhisi konulacağı, 2030 yılına kadar ise her 10 yetişkinden birinin diyabet hastası olabileceği öngörülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KNpgpOxivU69QKm4EqmKlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İsveçli yetişkinlerin de katıldığı yeni bir araştırma, fermente edilmemiş süt ve peynirlerin aşırı tüketiminin tip 2 diyabet riskini artırabileceğini gösterdi. İsveç, kişi başına düşen süt tüketiminde 2013 yılında dünya sıralamasında dördüncü sırada yer alıyordu ve yıllık ortalama 341,2 kg süt tüketimi ile dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ezzZU5juw0ilL1DLr0vh0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İsveç’te yapılan araştırmada, 1991-1996 yılları arasında Malmö Diyet ve Kanser Çalışması’na katılan 26.461 birey üzerinde yapılan 24 yıllık bir takip çalışması incelendi. Çalışmada, fermente edilmemiş süt, fermente süt (yoğurt ve ekşi süt), peynir, krem ve tereyağı gibi süt ürünlerinin tüketimi araştırıldı.Sonuçlar, fermente edilmemiş süt ve peynir tüketiminin yüksek olmasının diyabet geliştirme riskini önemli ölçüde artırabileceğini ortaya koydu. Örneğin, fermente edilmemiş süt ve peynirin günlük 100 gramlık artışı, tip 2 diyabet riskini sırasıyla yüzde 4 ve yüzde 3 oranında artırırken, fermente süt ve tereyağının ise diyabet riskini azalttığı gözlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UEX_JZeCMkiWjuRLkBbBSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, fermente edilmiş ve fermente edilmemiş peynirler arasındaki farklara da dikkat çekti. Fermente edilmiş peynirler arasında çedar, Gouda ve Parmesan yer alırken; fermente edilmemiş peynirler arasında mozzarella, süzme peynir, krem peynir, ricotta ve mascarpone gibi çeşitler bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EAlwdpk4tEuKubF9lPSQCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlginç bir şekilde, peynirin diyabet riskine etkisi erkeklerde daha belirginken, kadınlar üzerinde böyle bir etki gözlemlenmedi. Bu da diyetin, cinsiyet ve yaşam tarzı gibi faktörlerden bağımsız olarak tip 2 diyabet için önemli bir risk faktörü olduğunu gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GLexQOFM-0ud9TbNkYKvqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Süt ürünleri, büyüme ve bağışıklık fonksiyonu için vazgeçilmezdir ve diyabet riskini tamamen ortadan kaldırmamak adına bu ürünlerin beslenmeden tamamen çıkarılması önerilmez. Ancak bilim insanları, süt ve peynir gibi ürünlerin aşırı tüketiminin dengeli bir şekilde yapılması gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akciğer kanseri riski taşıyor musunuz? Erken teşhis için önemli</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/akciger-kanseri-riski-tasiyor-musunuz-erken-teshis-icin-oenemli</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/akciger-kanseri-riski-tasiyor-musunuz-erken-teshis-icin-oenemli</guid>
<description><![CDATA[ Akciğer kanseri dünya genelinde en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Akciğer kanserinin en büyük nedenlerinden biri sigara içmek olarak biliniyor. Ancak pasif içicilik, hava kirliliği, tehlikeli mesleki maruziyetler de riski önemli ölçüde artırır. Ağır sigara içme geçmişi olan 50-80 yaş arası kişiler yıllık taramalardan geçmelidir. Peki, akciğer kanseri riski taşıyan kişiler kimler?Akciğer kanseri, her yıl binlerce yeni vakanın teşhis edildiği en yaygın ve en ölümcül kanserlerden biridir. Sigara, küresel olarak akciğer kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 85&#039;ini oluşturarak birincil neden olmaya devam ederken, diğer birçok faktör bu hastalığa yakalanma riskini önemli ölçüde artırır. Akciğer kanserini erken yakalamak, başarılı bir tedavi şansını önemli ölçüde artırır. Bazı kişiler yaşam tarzları ve çevresel maruziyetleri nedeniyle akciğer kanserine yakalanmaya daha yatkındır.Sigara içmek akciğer kanserinin önde gelen nedenidir ve bu nedenle sigara içenlerin, özellikle 50 yaş üstü bireylerin düzenli taramalardan geçmesi çok önemlidir. Hayatlarının önemli bir bölümünde, örneğin on yıllardır veya gençliklerinden başlayıp yetişkinliklerine kadar sigara içen kişilere uzun süreli sigara içenler denir. Bu tür eski sigara içicileri, sigarayı bıraktıktan yıllar sonra bile birden fazla kanser türü geliştirebilirler.PASİF İÇİCİLEREvde veya işte olsun, pasif içime düzenli olarak maruz kalmak, sigara içmeyenler için bile akciğer kanseri riskini artırabilir. Pasif içime maruz kalmak iyi bilinen bir risk faktörüdür. Başkalarının dumanını soluyan sigara içmeyenler akciğer kanserine yakalanma açısından daha yüksek risk altındadır.Kirli alanlarda yaşamak veya çalışmak akciğer kanseri ve akciğerle ilgili diğer birçok sorunun gelişmesine yol açabilir.TEHLİKELİ SEKTÖRLERİnşaat, madencilik ve imalat gibi tehlikeli sektörler, asbest, kimyasallar ve zehirli dumanlara maruz kalma nedeniyle akciğer kanseri riskini artırabilir. Mesleki tehlikeler de önemli ölçüde katkıda bulunur. İnşaat ve madencilik gibi endüstrilerde çalışan kişiler sıklıkla asbest, arsenik ve dizel egzozu gibi kanserojenlere maruz kalırlar ve bu da akciğer kanseri riskini önemli ölçüde artırır.Akciğer kanserine genetik bağları olan kişilerde akciğer kanserine yakalanma olasılığı daha yüksektir. Akciğer kanseri aile öyküsü, hiç sigara içmemiş kişilerde bile duyarlılığı artırabilir. Bu çeşitli risk faktörlerini anlamak çok önemlidir.Tarama yoluyla erken teşhis, sağ kalım oranlarını önemli ölçüde iyileştirebilir. Şu anda sigara içen veya en az 20 yıl sigara içme geçmişi olan 50 ila 80 yaş arası kişiler için yıllık akciğer kanseri taraması önerilir. Yüksek risk altında olanlar, erken müdahale hayat kurtarıcı olabileceğinden taramanın gerekliliğini değerlendirmek için proaktif olarak bir sağlık uzmanına danışmalıdır.Erken tarama, semptomlar ortaya çıkmadan önce akciğer kanserinin keşfedilmesine yol açarak tedavi sonuçlarını ve sağ kalım oranlarını iyileştirebilir. Bu risk gruplarından birine giren herkes tarama hakkında doktorlarıyla görüşmelidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O51NCBFJUEiqBaD3lx-0fA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğer, kanseri, riski, taşıyor, musunuz, Erken, teşhis, için, önemli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O51NCBFJUEiqBaD3lx-0fA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akciğer kanseri riski taşıyor musunuz? Erken teşhis için önemli"><p>Akciğer kanseri dünya genelinde en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Akciğer kanserinin en büyük nedenlerinden biri sigara içmek olarak biliniyor. Ancak pasif içicilik, hava kirliliği, tehlikeli mesleki maruziyetler de riski önemli ölçüde artırır. Ağır sigara içme geçmişi olan 50-80 yaş arası kişiler yıllık taramalardan geçmelidir. Peki, akciğer kanseri riski taşıyan kişiler kimler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yOEEGuY6QUygFpjqLmVnNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akciğer kanseri, her yıl binlerce yeni vakanın teşhis edildiği en yaygın ve en ölümcül kanserlerden biridir. Sigara, küresel olarak akciğer kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 85'ini oluşturarak birincil neden olmaya devam ederken, diğer birçok faktör bu hastalığa yakalanma riskini önemli ölçüde artırır. Akciğer kanserini erken yakalamak, başarılı bir tedavi şansını önemli ölçüde artırır. Bazı kişiler yaşam tarzları ve çevresel maruziyetleri nedeniyle akciğer kanserine yakalanmaya daha yatkındır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vdMGKMHjzk28nyjma52JXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara içmek akciğer kanserinin önde gelen nedenidir ve bu nedenle sigara içenlerin, özellikle 50 yaş üstü bireylerin düzenli taramalardan geçmesi çok önemlidir. Hayatlarının önemli bir bölümünde, örneğin on yıllardır veya gençliklerinden başlayıp yetişkinliklerine kadar sigara içen kişilere uzun süreli sigara içenler denir. Bu tür eski sigara içicileri, sigarayı bıraktıktan yıllar sonra bile birden fazla kanser türü geliştirebilirler.PASİF İÇİCİLEREvde veya işte olsun, pasif içime düzenli olarak maruz kalmak, sigara içmeyenler için bile akciğer kanseri riskini artırabilir. Pasif içime maruz kalmak iyi bilinen bir risk faktörüdür. Başkalarının dumanını soluyan sigara içmeyenler akciğer kanserine yakalanma açısından daha yüksek risk altındadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yMlw7m82A0eDEY_t9SsYHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kirli alanlarda yaşamak veya çalışmak akciğer kanseri ve akciğerle ilgili diğer birçok sorunun gelişmesine yol açabilir.TEHLİKELİ SEKTÖRLERİnşaat, madencilik ve imalat gibi tehlikeli sektörler, asbest, kimyasallar ve zehirli dumanlara maruz kalma nedeniyle akciğer kanseri riskini artırabilir. Mesleki tehlikeler de önemli ölçüde katkıda bulunur. İnşaat ve madencilik gibi endüstrilerde çalışan kişiler sıklıkla asbest, arsenik ve dizel egzozu gibi kanserojenlere maruz kalırlar ve bu da akciğer kanseri riskini önemli ölçüde artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1qklt055xUOXFDB4cPhwYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akciğer kanserine genetik bağları olan kişilerde akciğer kanserine yakalanma olasılığı daha yüksektir. Akciğer kanseri aile öyküsü, hiç sigara içmemiş kişilerde bile duyarlılığı artırabilir. Bu çeşitli risk faktörlerini anlamak çok önemlidir.Tarama yoluyla erken teşhis, sağ kalım oranlarını önemli ölçüde iyileştirebilir. Şu anda sigara içen veya en az 20 yıl sigara içme geçmişi olan 50 ila 80 yaş arası kişiler için yıllık akciğer kanseri taraması önerilir. Yüksek risk altında olanlar, erken müdahale hayat kurtarıcı olabileceğinden taramanın gerekliliğini değerlendirmek için proaktif olarak bir sağlık uzmanına danışmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0zLMZFrJzU-5RbruNt89Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erken tarama, semptomlar ortaya çıkmadan önce akciğer kanserinin keşfedilmesine yol açarak tedavi sonuçlarını ve sağ kalım oranlarını iyileştirebilir. Bu risk gruplarından birine giren herkes tarama hakkında doktorlarıyla görüşmelidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gastroenterolog açıkladı: En iyi ve en kötü 4 magnezyum takviyesi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gastroenterolog-acikladi-en-iyi-ve-en-koetu-4-magnezyum-takviyesi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gastroenterolog-acikladi-en-iyi-ve-en-koetu-4-magnezyum-takviyesi</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum, çok sayıda bedensel işlev için hayati önem taşır, ancak farklı formları farklı faydalar sunar. Doğru magnezyum takviyesini seçmek, kişisel ihtiyaçları anlamakla ilgilidir. İster uyku, ister zihinsel berraklık, ister kabızlık giderimi veya enerji artışı olsun, büyük fark yaratabilecek bir magnezyum formu vardır. Faydalarına ve emilim oranlarına göre doğru takviyeyi dikkatlice seçerek önemlidir.Magnezyum, vücut için en önemli minerallerden biridir ve 300&#039;den fazla biyokimyasal reaksiyonda rol oynar. Sağlıklı bir sinir sistemini korumaya yardımcı olur, kas fonksiyonunu destekler ve hatta daha iyi uykuyla bağlantılıdır. Ancak, tüm magnezyum takviyeleri eşit yaratılmamıştır. Maksimum faydayı sağlamak için belirli ihtiyaçlar için doğru olanı seçmek önemlidir.Huzurlu bir gece uykusu almak söz konusu olduğunda, magnezyum glisinat genellikle en iyi seçeneklerden biri olarak kabul edilir. Bir sosyal medya gönderisinde, gastroenterolog olan Dr. Saurabh Sethi, bu magnezyum formunun sakinleştirici özelliklere sahip bir amino asit olan glisine bağlı olduğunu açıkladı. Magnezyum glisinat, gevşemeyi teşvik etmeye ve uyku kalitesini iyileştirmeye yardımcı olur. Mideye naziktir ve etkili bir şekilde emilir, bu da onu uykusuz gecelerle başa çıkmak isteyen herkes için en iyi seçim haline getirir.Magnezyum glisinat sadece uykuya yardımcı olmakla kalmaz; aynı zamanda kas gevşemesini de destekler, bu da onu gece kramplarını veya rahatsızlığını azaltmak için ideal hale getirir. Yani, eğer kişi iyi bir gece uykusu arıyorsa, magnezyum glisinat vücudun ihtiyaç duyduğu şey olabilir.Magnezyum L-treonat, beyin sağlığını destekleme söz konusu olduğunda öne çıkar. Çalışmalar, bu magnezyum formunun kan-beyin bariyerini diğerlerinden daha etkili bir şekilde geçebildiğini, yani hafıza ve odaklanma gibi bilişsel işlevlere yardımcı olabileceğini göstermektedir. Zihinsel berraklık ve işlev ana hedeflerse, magnezyum L-treonat dikkate alınması gereken takviyedir.Bu magnezyum formu ayrıca gelişmiş sinaptik plastisiteyle, yani beynin sinaptik bağlantıları oluşturma ve yeniden düzenleme yeteneğiyle ilişkilendirilmiştir. Basitçe ifade etmek gerekirse, beynin keskin kalmasına yardımcı olur ve bu da onu zihinsel performansı artırmaya çalışanlar için özellikle yararlı hale getirir.Kabızlıkla mücadele edenler için magnezyum sitrat sağlık uzmanları tarafından oldukça tavsiye edilir. Bu magnezyum formu daha biyoyararlanımlıdır, yani vücut onu kolayca emebilir. Magnezyum sitrat bağırsaklara su çekerek dışkıyı yumuşatmaya ve düzenli bağırsak hareketlerini teşvik etmeye yardımcı olabilir.Kabızlığı gidermeye yardımcı olmak için en yaygın kullanılan magnezyum formlarından biridir ve birçok reçetesiz takviyede bulunabilir. Sadece dozaj konusunda dikkatli olun, çünkü aşırı miktarlar gevşek dışkıya veya ishale neden olabilir.Magnezyum oksit çeşitli takviyelerde bulunsa ve magnezyum eksikliğine bir çözüm olarak reklamı yapılsa da, çoğu insan için en iyi seçenek olmayabilir. Bu magnezyum formunun biyoyararlanımı düşüktür, yani vücut onu emmekte zorluk çeker. Magnezyum oksit, kan dolaşımındaki magnezyum seviyelerini yükseltmede diğer formlar kadar etkili olmayabilir.Magnezyum oksit, özellikle mide ekşimesini gidermek veya müshil olarak sindirim sorunları için sıklıkla kullanılır, ancak daha düşük emilim oranı, genel sağlık yararları için magnezyum seviyelerini yükseltmek isteyenler için onu daha az ideal hale getirir. Belirli sindirim sorunları için reçete edilmediği sürece bundan kaçınmanız önerilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın bilinçsiz takviye kullanmayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mOxa9JFGFkmDnN9G7T2vdQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gastroenterolog, açıkladı:, iyi, kötü, magnezyum, takviyesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mOxa9JFGFkmDnN9G7T2vdQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlara göre en iyi ve en kötü 4 magnezyum takviyesi"><p>Magnezyum, çok sayıda bedensel işlev için hayati önem taşır, ancak farklı formları farklı faydalar sunar. Doğru magnezyum takviyesini seçmek, kişisel ihtiyaçları anlamakla ilgilidir. İster uyku, ister zihinsel berraklık, ister kabızlık giderimi veya enerji artışı olsun, büyük fark yaratabilecek bir magnezyum formu vardır. Faydalarına ve emilim oranlarına göre doğru takviyeyi dikkatlice seçerek önemlidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k-ahsVf4YE69UaA9PjGziQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, vücut için en önemli minerallerden biridir ve 300'den fazla biyokimyasal reaksiyonda rol oynar. Sağlıklı bir sinir sistemini korumaya yardımcı olur, kas fonksiyonunu destekler ve hatta daha iyi uykuyla bağlantılıdır. Ancak, tüm magnezyum takviyeleri eşit yaratılmamıştır. Maksimum faydayı sağlamak için belirli ihtiyaçlar için doğru olanı seçmek önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ErUWL_jkTE2XzeHkLPeCPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Huzurlu bir gece uykusu almak söz konusu olduğunda, magnezyum glisinat genellikle en iyi seçeneklerden biri olarak kabul edilir. Bir sosyal medya gönderisinde, gastroenterolog olan Dr. Saurabh Sethi, bu magnezyum formunun sakinleştirici özelliklere sahip bir amino asit olan glisine bağlı olduğunu açıkladı. Magnezyum glisinat, gevşemeyi teşvik etmeye ve uyku kalitesini iyileştirmeye yardımcı olur. Mideye naziktir ve etkili bir şekilde emilir, bu da onu uykusuz gecelerle başa çıkmak isteyen herkes için en iyi seçim haline getirir.Magnezyum glisinat sadece uykuya yardımcı olmakla kalmaz; aynı zamanda kas gevşemesini de destekler, bu da onu gece kramplarını veya rahatsızlığını azaltmak için ideal hale getirir. Yani, eğer kişi iyi bir gece uykusu arıyorsa, magnezyum glisinat vücudun ihtiyaç duyduğu şey olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jo3xmclFe0iQJE2zhGUS-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum L-treonat, beyin sağlığını destekleme söz konusu olduğunda öne çıkar. Çalışmalar, bu magnezyum formunun kan-beyin bariyerini diğerlerinden daha etkili bir şekilde geçebildiğini, yani hafıza ve odaklanma gibi bilişsel işlevlere yardımcı olabileceğini göstermektedir. Zihinsel berraklık ve işlev ana hedeflerse, magnezyum L-treonat dikkate alınması gereken takviyedir.Bu magnezyum formu ayrıca gelişmiş sinaptik plastisiteyle, yani beynin sinaptik bağlantıları oluşturma ve yeniden düzenleme yeteneğiyle ilişkilendirilmiştir. Basitçe ifade etmek gerekirse, beynin keskin kalmasına yardımcı olur ve bu da onu zihinsel performansı artırmaya çalışanlar için özellikle yararlı hale getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oisqUUBozEmuBp1Ix8M9kQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kabızlıkla mücadele edenler için magnezyum sitrat sağlık uzmanları tarafından oldukça tavsiye edilir. Bu magnezyum formu daha biyoyararlanımlıdır, yani vücut onu kolayca emebilir. Magnezyum sitrat bağırsaklara su çekerek dışkıyı yumuşatmaya ve düzenli bağırsak hareketlerini teşvik etmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KOgOOFZIlkSmNa3PJ6KEKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kabızlığı gidermeye yardımcı olmak için en yaygın kullanılan magnezyum formlarından biridir ve birçok reçetesiz takviyede bulunabilir. Sadece dozaj konusunda dikkatli olun, çünkü aşırı miktarlar gevşek dışkıya veya ishale neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y1wbN7DRpkyKcZIf9LAcdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum oksit çeşitli takviyelerde bulunsa ve magnezyum eksikliğine bir çözüm olarak reklamı yapılsa da, çoğu insan için en iyi seçenek olmayabilir. Bu magnezyum formunun biyoyararlanımı düşüktür, yani vücut onu emmekte zorluk çeker. Magnezyum oksit, kan dolaşımındaki magnezyum seviyelerini yükseltmede diğer formlar kadar etkili olmayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nEhA1byrw06jo3sgnc-2YQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum oksit, özellikle mide ekşimesini gidermek veya müshil olarak sindirim sorunları için sıklıkla kullanılır, ancak daha düşük emilim oranı, genel sağlık yararları için magnezyum seviyelerini yükseltmek isteyenler için onu daha az ideal hale getirir. Belirli sindirim sorunları için reçete edilmediği sürece bundan kaçınmanız önerilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın bilinçsiz takviye kullanmayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İngiltere&amp;apos;de fare ve çöp krizi sürüyor: Halk sağlığı riski ilan edildi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ingilterede-fare-ve-coep-krizi-suruyor-halk-sagligi-riski-ilan-edildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ingilterede-fare-ve-coep-krizi-suruyor-halk-sagligi-riski-ilan-edildi</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere’nin en büyük ikinci şehri Birmingham’da çöp toplama grevi sırasında çürüyen çöp yığınlarıyla beslenen fareler, halk sağlığı krizi uyarılarına yol açtı. Uzun süredir devam eden anlaşmazlıkta ise henüz bir çözüm görünmüyor.Birmingham Şehir Meclisi ile sendika arasında iş, maaş ve çalışma koşulları konularında yaşanan anlaşmazlık, çöp toplayıcılarının greve gitmesine neden oldu.  Unite sendikası, Başbakan Keir Starmer’ın liderliğini yaptığı ve şehir meclisinde çoğunluğu elinde tutan İşçi Partisi&#039;nin uzun süredir müttefiki olsa da, son zamanlarda hükümeti giderek daha sert bir şekilde eleştiriyor.  Starmer’ın grev karşısındaki sert tutumu da, Birleşik Krallık’ın en büyük sendikalarından biri olan Unite ile ilişkilerin gerilmesine yol açtı. Grev nedeniyle şehir genelinde yol kenarlarında çöp yığınları birikmeye başladı.FARE İSTİLASINA YOL AÇTI  Yol kenarlarında biriken çöp yığınları da, farelerin istilasına yol açtı. Sağlık Bakanı Wes Streeting, bu hafta yaptığı açıklamada halk sağlığıyla ilgili endişelerini dile getirdi. Başbakan Yardımcısı Angela Rayner da, parlamentoda yaptığı konuşmada bu &quot;sefaletin&quot; sona erdirilmesi için çalıştıklarını söyledi.BELEDİYE KESİNTİLERİNE SENDİKA İTİRAZIBelediye, 2023 yılında fiilen iflas ettiğinin açıklanmasının ardından yerel harcamalarda kesinti yapmak zorunda kaldığını söylemişti.  İşçileri temsil eden sendika Unite, bu hamlenin işçilerin ücret artışını engellediğini ve bazı personelin rütbelerini düşürdüğünü, bunun da en kötü durumda yıllık maaşlarında 8 bin sterline varan bir kesintiye yol açtığını belirtiyor. .  Belediye ise adil bir teklif sunduğunu iddia ediyor ve grevdeki çalışanları, çöp kamyonlarının depolardan çıkmasını engellemekle suçluyor.Öte yandan, 31 Mart itibarıyla kent genelinde yaklaşık 17 bin ton çöpün toplanmamış olduğu bildirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pW5RRS9ArEGRXhWPjVLfeQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İngilterede, fare, çöp, krizi, sürüyor:, Halk, sağlığı, riski, ilan, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pW5RRS9ArEGRXhWPjVLfeQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İngiltere'de fare krizi"><p>İngiltere’nin en büyük ikinci şehri Birmingham’da çöp toplama grevi sırasında çürüyen çöp yığınlarıyla beslenen fareler, halk sağlığı krizi uyarılarına yol açtı. Uzun süredir devam eden anlaşmazlıkta ise henüz bir çözüm görünmüyor.</p><p>Birmingham Şehir Meclisi ile sendika arasında iş, maaş ve çalışma koşulları konularında yaşanan anlaşmazlık, çöp toplayıcılarının greve gitmesine neden oldu.  Unite sendikası, Başbakan Keir Starmer’ın liderliğini yaptığı ve şehir meclisinde çoğunluğu elinde tutan İşçi Partisi'nin uzun süredir müttefiki olsa da, son zamanlarda hükümeti giderek daha sert bir şekilde eleştiriyor.  Starmer’ın grev karşısındaki sert tutumu da, Birleşik Krallık’ın en büyük sendikalarından biri olan Unite ile ilişkilerin gerilmesine yol açtı. Grev nedeniyle şehir genelinde yol kenarlarında çöp yığınları birikmeye başladı.</p><p><strong>FARE İSTİLASINA YOL AÇTI</strong>  Yol kenarlarında biriken çöp yığınları da, farelerin istilasına yol açtı. Sağlık Bakanı Wes Streeting, bu hafta yaptığı açıklamada halk sağlığıyla ilgili endişelerini dile getirdi. Başbakan Yardımcısı Angela Rayner da, parlamentoda yaptığı konuşmada bu "sefaletin" sona erdirilmesi için çalıştıklarını söyledi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D7HdPiPTLka35G1-OB0qbA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>BELEDİYE KESİNTİLERİNE SENDİKA İTİRAZI</strong><p>Belediye, 2023 yılında fiilen iflas ettiğinin açıklanmasının ardından yerel harcamalarda kesinti yapmak zorunda kaldığını söylemişti.  İşçileri temsil eden sendika Unite, bu hamlenin işçilerin ücret artışını engellediğini ve bazı personelin rütbelerini düşürdüğünü, bunun da en kötü durumda yıllık maaşlarında 8 bin sterline varan bir kesintiye yol açtığını belirtiyor. .  Belediye ise adil bir teklif sunduğunu iddia ediyor ve grevdeki çalışanları, çöp kamyonlarının depolardan çıkmasını engellemekle suçluyor.</p><p>Öte yandan, 31 Mart itibarıyla kent genelinde yaklaşık 17 bin ton çöpün toplanmamış olduğu bildirildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uyku ilacı ve Alzheimer: Proteinlerin birikimini azaltabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uyku-ilaci-ve-alzheimer-proteinlerin-birikimini-azaltabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uyku-ilaci-ve-alzheimer-proteinlerin-birikimini-azaltabilir</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar uyku ilacının Alzheimer ile ilişkili proteinlerin birikimini azaltabileceğini bildirdi. 2023&#039;te yayımlanan bir araştırma, yaygın bir uyku ilacının Alzheimer hastalığıyla bağlantılı zararlı proteinlerin beyinde birikmesini azaltabileceğini ortaya koydu.St. Louis&#039;deki Washington Üniversitesi’nde yapılan çalışmada, uykusuzluk tedavisinde kullanılan ‘suvorexant’ isimli ilacın, beyni her gece temizleyen sıvı aracılığıyla Alzheimer ile ilişkili ‘amiloid-beta’ ve ‘tau’ proteinlerinin seviyelerinde hafif bir düşüşe neden olduğu belirlendi.   Araştırma, uyku kliniğinde iki gece boyunca gözlemlenen ve herhangi bir bilişsel bozukluğu olmayan 38 sağlıklı, orta yaşlı yetişkin üzerinde gerçekleştirildi. Bulgular, uyku ve Alzheimer hastalığının biyolojik belirtileri arasında olası bir bağlantıya işaret ediyor.  Bilim insanları uzun süredir uyku bozukluklarının, Alzheimer’ın hafıza kaybı ve zihinsel gerileme gibi belirtilerinden önce ortaya çıkabileceğini düşünüyor.   Bu belirtiler ortaya çıkmadan önce beyinde ‘amiloid-beta’ plakları birikmeye başlıyor ve sinir hücrelerinin arasını tıkayarak hastalığın ilerlemesine katkıda bulunuyor.   Araştırmanın başyazarı Washington Üniversitesi Uyku Tıbbı Merkezi’nden nörolog Dr. Brendan Lucey, elde edilen sonuçların umut verici olduğunu ancak kesin yargılara varmak için erken olduğunu söyledi. Lucey açıklamasında, “Alzheimer hastalığından endişe eden bireylerin, sadece bu çalışmaya dayanarak her gece ‘suvorexant’ kullanmaya başlamaları için henüz yeterli kanıt yok” ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4YF2fyK6g06-_iysR17KYA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 11:03:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uyku, ilacı, Alzheimer:, Proteinlerin, birikimini, azaltabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4YF2fyK6g06-_iysR17KYA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uyku ilacı ve Alzheimer: Proteinlerin birikimini azaltabilir"><p>Uzmanlar uyku ilacının Alzheimer ile ilişkili proteinlerin birikimini azaltabileceğini bildirdi. 2023'te yayımlanan bir araştırma, yaygın bir uyku ilacının Alzheimer hastalığıyla bağlantılı zararlı proteinlerin beyinde birikmesini azaltabileceğini ortaya koydu.</p>St. Louis'deki Washington Üniversitesi’nde yapılan çalışmada, uykusuzluk tedavisinde kullanılan ‘suvorexant’ isimli ilacın, beyni her gece temizleyen sıvı aracılığıyla Alzheimer ile ilişkili ‘amiloid-beta’ ve ‘tau’ proteinlerinin seviyelerinde hafif bir düşüşe neden olduğu belirlendi.   Araştırma, uyku kliniğinde iki gece boyunca gözlemlenen ve herhangi bir bilişsel bozukluğu olmayan 38 sağlıklı, orta yaşlı yetişkin üzerinde gerçekleştirildi. Bulgular, uyku ve Alzheimer hastalığının biyolojik belirtileri arasında olası bir bağlantıya işaret ediyor.  Bilim insanları uzun süredir uyku bozukluklarının, Alzheimer’ın hafıza kaybı ve zihinsel gerileme gibi belirtilerinden önce ortaya çıkabileceğini düşünüyor.   Bu belirtiler ortaya çıkmadan önce beyinde ‘amiloid-beta’ plakları birikmeye başlıyor ve sinir hücrelerinin arasını tıkayarak hastalığın ilerlemesine katkıda bulunuyor.   Araştırmanın başyazarı Washington Üniversitesi Uyku Tıbbı Merkezi’nden nörolog Dr. Brendan Lucey, elde edilen sonuçların umut verici olduğunu ancak kesin yargılara varmak için erken olduğunu söyledi. Lucey açıklamasında, “Alzheimer hastalığından endişe eden bireylerin, sadece bu çalışmaya dayanarak her gece ‘suvorexant’ kullanmaya başlamaları için henüz yeterli kanıt yok” ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yenidoğan Çetesi davasında ikinci duruşma | 47 sanık yeniden hakim karşısında</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yenidogan-cetesi-davasinda-ikinci-durusma-47-sanik-yeniden-hakim-karsisinda</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yenidogan-cetesi-davasinda-ikinci-durusma-47-sanik-yeniden-hakim-karsisinda</guid>
<description><![CDATA[ Kan donduran suçlamaların olduğu Yenidoğan Çetesi Davası&#039;nda sanıklar ikinci kez hakim karşısına çıktılar. Çetenin ele başı olmakla suçlanan tutuklu sanık Fırat Sarı&#039;nın savunması şaşkınlığa neden oldu. Sarı bir kez daha bebek katili olmadığını iddia ederken, çalıştığı dönemde baktığı bebeklerin ölüm oranının Türkiye ortalamasını da altında olduğunu iddia etti.  Dünkü duruşmada sanıklar reddi hakim talebinde bulunurken, 23. Ağır Ceza Mahkemesi  talebi değerlendirecek. Savcı da, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. 
Bugün saat 10.00&#039;da sanık avukatlarının tutukluluğa ilişkin talepleri dinlenmeye devam edilecek.Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi&#039;nde görülen 26&#039;sı tutuklu 47 sanığın yargılandığı davada,,, sanıklar kan donduran suçlamalarla bir kez daha hakim karşısına çıktılar.
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin konferans salonunda yapılan duruşmada bugün saat 10.00&#039;da sanık avukatlarının tutukluluğa ilişkin talepleri dinlenmeye devam edilecek.Çetenin ele başı olmakla suçlanan tutuklu sanık doktor Fırat Sarı, yaptığı işlerden Sağlık Bakanlığı&#039;nın da haberi olduğunu iddia etti, dönemin müsteşarının kendisini tebrik ettiğini öne sürdü, hakkında yapılan haberlere tepki gösterdi, suçlamaları kabul etmedi.Fırat Sarı savunmasında &quot;Bu mahkeme salonunda ben bebek katili, dolandırıcı görmüyorum. Ben örgüt yöneticisi olarak suçlanıyorum ama bu insanların hiçbiri beni örgüt yöneticisi olarak görmüyor.&quot; dedi.
Medyaya gerçek dışı haberler sunulduğunu iddia eden Sarı şöyle devam etti:
&quot;Ortaya sunulanlar haber değil kurgu. Kanıta dayalı değildi. Avukatların itirazına rağmen bu haberler yasaklanmadı. Benim şu an özgür yargılanma hakkım yok. Herkes her iddiasını söyleyebilir mi? Vahşilik, canilik her şey söyleniyor. Ben nasıl adil yargılanabilirim bu baskıyla.&quot;İstanbul İl Sağlık Müdürü&#039;nün Sağlık Bakanı olduğunu hatırlatan Fırat Sarı, yaptığı işlerden Sağlık Bakanlığı&#039;nın haberi olduğunu iddia etti. Sarı, &quot;Olan bu insanlara oldu. Biz toplumsal olarak yok edildik. Ben annemin, çocuğumun yüzüne bakamıyorum. Yaptığım işlerden Sağlık Bakanlığı&#039;nın haberi vardı. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı tebrik etti beni o zaman.&quot; diye konuştu.
&quot;AYNI DÖNEMDE BÜTÜN HASTANELERDEKİ BEBEK ÖLÜM ORANLARI AÇIKLANSIN&quot;
Avukatlarının baskıdan dolayı ayrıldığını iddia ederek şu an avukatı olmadığını söyleyen Sarı, &quot;Ben meslek hayatım boyunca 15-20 bin yenidoğan yoğun bakım hastası baktım. Benim ölüm oranım Türkiye ortalamasının çok altında. Bu dosya sürecekse Sağlık Bakanlığı da suçludur, gelip 3 vakayla ilgili savunma vermeleri gerekiyor. Aynı dönemde bütün hastanelerdeki bebek ölüm oranları açıklansın.&quot; dedi.
Fırat Sarı, yanlış bir şey yaptığını düşünmediğini savunarak tahliyesini talep etti.
İlker Gönen ise savunmasında, İstanbul&#039;da her hastanenin danışmanlık hizmeti aldığını söyleyerek örgüt suçlamasını reddetti.Mahkeme, bazı sanıkların duruşma savcısının dosyadan el çektirilmesi ve reddihakim taleplerinin üst mahkemede değerlendirilmesi için duruşmayı erteledi, yalnızca sanıkların tutukluluğa ilişkin talepleri dinlendi.112 sevk zincirinin dışına çıkarak bebekleri yoğun bakım ünitelerine sevk etmek, SGK&#039;dan fazla para alabilmek için yatış sürelerini uzatmak, ihmal sonucu ölümlerine neden olmak, hastanede kullanılması gereken ilaçları satmak...
47 sanığın yargılandığı Yenidoğan Çetesi davası kapsamında kan donduran suçlamalar var. Dava 18 Kasım&#039;da görülmeye başladı. İlerleyen haftalarda da tüm sanıklar ve avukatlar savunmalarını tamamladı. Sanıkların büyük bölümü bebek ölümleri ile ilgili suçlamaları reddetti. Zaman zaman suçu birbirlerinin üzerine attılar. Duruşmalarda tape kayıtları ve şüpheli ifadeleri de önemli bir yer tuttu.
Yoğun bakımda nöbetçi doktor bulundurulmadığı, işlerin hemşirelere kaldığı, sahte epikiriz raporları yazıldığı tespit edildi.Çetenin elebaşı olmakla suçlanan doktor Fırat Sarı, ilk duruşmada &quot;Bu sistemi ben kurmadım, gel yap dediler.&quot; dedi.
Hastanelere bebekleri 112 sevk zinciri dışına çıkarak sevk eden, doktorlardan yoğun bakım sayıları ile ilgili bilgi alan ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir ise sevk süresini düşürdüğünü iddia etti. Bu süreçte İstanbul&#039;da 9, Tekirdağ Çorlu&#039;da 1 hastanenin ruhsatı iptal edildi. Sağlık kurumlarına kayyum atandı.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, sanık doktor Fırat Sarı&#039;nın elebaşı olduğu suç örgütünün sevk ve idaresini sanık doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir&#039;in yaptığı belirtiliyor.İddianamede, suç örgütünün esas amacının, işletmesini devraldıkları yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin 112 sevk sistemini bertaraf edip doluluğunu sağlamak, hastaların basamaklarıyla oynama yapıp, Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) üst sınırda ödeme almak olduğu kaydediliyor.
Sanıklarca hasta bebeklerin durumunun olduğundan daha ağır gösterildiği, olması gerekenden daha uzun süre yatışlarının sağlandığı belirtilen iddianamede, bu şekilde SGK&#039;den yüksek ücret tahsil edildiği ve bazı hasta yakınlarından faz ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_BqkBziek0eXPvC02sKRgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yenidoğan, Çetesi, davasında, ikinci, duruşma, sanık, yeniden, hakim, karşısında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_BqkBziek0eXPvC02sKRgA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yenidoğan Çetesi davasında ikinci duruşma | 47 sanık yeniden hakim karşısında"><p>Kan donduran suçlamaların olduğu Yenidoğan Çetesi Davası'nda sanıklar ikinci kez hakim karşısına çıktılar. Çetenin ele başı olmakla suçlanan tutuklu sanık Fırat Sarı'nın savunması şaşkınlığa neden oldu. Sarı bir kez daha bebek katili olmadığını iddia ederken, çalıştığı dönemde baktığı bebeklerin ölüm oranının Türkiye ortalamasını da altında olduğunu iddia etti.  Dünkü duruşmada sanıklar reddi hakim talebinde bulunurken, 23. Ağır Ceza Mahkemesi  talebi değerlendirecek. Savcı da, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. 
Bugün saat 10.00'da sanık avukatlarının tutukluluğa ilişkin talepleri dinlenmeye devam edilecek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vp6Qez6jlU6RAJU05d0nrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 26'sı tutuklu 47 sanığın yargılandığı davada,,, sanıklar kan donduran suçlamalarla bir kez daha hakim karşısına çıktılar.
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin konferans salonunda yapılan duruşmada bugün saat 10.00'da sanık avukatlarının tutukluluğa ilişkin talepleri dinlenmeye devam edilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J5XpD_ovakK6chMJu7iwqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çetenin ele başı olmakla suçlanan tutuklu sanık doktor Fırat Sarı, yaptığı işlerden Sağlık Bakanlığı'nın da haberi olduğunu iddia etti, dönemin müsteşarının kendisini tebrik ettiğini öne sürdü, hakkında yapılan haberlere tepki gösterdi, suçlamaları kabul etmedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f3Ap6YRVp0qXAF7BTEq3nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fırat Sarı savunmasında "Bu mahkeme salonunda ben bebek katili, dolandırıcı görmüyorum. Ben örgüt yöneticisi olarak suçlanıyorum ama bu insanların hiçbiri beni örgüt yöneticisi olarak görmüyor." dedi.
Medyaya gerçek dışı haberler sunulduğunu iddia eden Sarı şöyle devam etti:
"Ortaya sunulanlar haber değil kurgu. Kanıta dayalı değildi. Avukatların itirazına rağmen bu haberler yasaklanmadı. Benim şu an özgür yargılanma hakkım yok. Herkes her iddiasını söyleyebilir mi? Vahşilik, canilik her şey söyleniyor. Ben nasıl adil yargılanabilirim bu baskıyla."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hYQYcLgBIUKU8KoIInGFcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul İl Sağlık Müdürü'nün Sağlık Bakanı olduğunu hatırlatan Fırat Sarı, yaptığı işlerden Sağlık Bakanlığı'nın haberi olduğunu iddia etti. Sarı, "Olan bu insanlara oldu. Biz toplumsal olarak yok edildik. Ben annemin, çocuğumun yüzüne bakamıyorum. Yaptığım işlerden Sağlık Bakanlığı'nın haberi vardı. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı tebrik etti beni o zaman." diye konuştu.
"AYNI DÖNEMDE BÜTÜN HASTANELERDEKİ BEBEK ÖLÜM ORANLARI AÇIKLANSIN"
Avukatlarının baskıdan dolayı ayrıldığını iddia ederek şu an avukatı olmadığını söyleyen Sarı, "Ben meslek hayatım boyunca 15-20 bin yenidoğan yoğun bakım hastası baktım. Benim ölüm oranım Türkiye ortalamasının çok altında. Bu dosya sürecekse Sağlık Bakanlığı da suçludur, gelip 3 vakayla ilgili savunma vermeleri gerekiyor. Aynı dönemde bütün hastanelerdeki bebek ölüm oranları açıklansın." dedi.
Fırat Sarı, yanlış bir şey yaptığını düşünmediğini savunarak tahliyesini talep etti.
İlker Gönen ise savunmasında, İstanbul'da her hastanenin danışmanlık hizmeti aldığını söyleyerek örgüt suçlamasını reddetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UJub1Lp6wEuGrLxGgn8dGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mahkeme, bazı sanıkların duruşma savcısının dosyadan el çektirilmesi ve reddihakim taleplerinin üst mahkemede değerlendirilmesi için duruşmayı erteledi, yalnızca sanıkların tutukluluğa ilişkin talepleri dinlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dvp3cJHGy0WnUEROY_BDFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>112 sevk zincirinin dışına çıkarak bebekleri yoğun bakım ünitelerine sevk etmek, SGK'dan fazla para alabilmek için yatış sürelerini uzatmak, ihmal sonucu ölümlerine neden olmak, hastanede kullanılması gereken ilaçları satmak...
47 sanığın yargılandığı Yenidoğan Çetesi davası kapsamında kan donduran suçlamalar var. Dava 18 Kasım'da görülmeye başladı. İlerleyen haftalarda da tüm sanıklar ve avukatlar savunmalarını tamamladı. Sanıkların büyük bölümü bebek ölümleri ile ilgili suçlamaları reddetti. Zaman zaman suçu birbirlerinin üzerine attılar. Duruşmalarda tape kayıtları ve şüpheli ifadeleri de önemli bir yer tuttu.
Yoğun bakımda nöbetçi doktor bulundurulmadığı, işlerin hemşirelere kaldığı, sahte epikiriz raporları yazıldığı tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IrPe0lbuQUKnL_9k6AW7mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çetenin elebaşı olmakla suçlanan doktor Fırat Sarı, ilk duruşmada "Bu sistemi ben kurmadım, gel yap dediler." dedi.
Hastanelere bebekleri 112 sevk zinciri dışına çıkarak sevk eden, doktorlardan yoğun bakım sayıları ile ilgili bilgi alan ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir ise sevk süresini düşürdüğünü iddia etti. Bu süreçte İstanbul'da 9, Tekirdağ Çorlu'da 1 hastanenin ruhsatı iptal edildi. Sağlık kurumlarına kayyum atandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IjI4sn8wDki5_-U_TJGy4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, sanık doktor Fırat Sarı'nın elebaşı olduğu suç örgütünün sevk ve idaresini sanık doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir'in yaptığı belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a0DDbH7ITkq8EoMgnE7YlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İddianamede, suç örgütünün esas amacının, işletmesini devraldıkları yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin 112 sevk sistemini bertaraf edip doluluğunu sağlamak, hastaların basamaklarıyla oynama yapıp, Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) üst sınırda ödeme almak olduğu kaydediliyor.
Sanıklarca hasta bebeklerin durumunun olduğundan daha ağır gösterildiği, olması gerekenden daha uzun süre yatışlarının sağlandığı belirtilen iddianamede, bu şekilde SGK'den yüksek ücret tahsil edildiği ve bazı hasta yakınlarından fazla para alındığı anlatılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fruy-9q33Ee46Gxqs6VM5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bebek hastaların, uygun sağlık hizmeti almasını sağlayacak hastanelere sevki yerine şüphelilerin seçtiği, örgüt adına karlı görünen hastanelere yatırıldığı bildirilen iddianamede, karın çoğunun sağlık çalışanı olan örgüt üyesi sanıklarla paylaşıldığı ifade ediliyor.
Esas amacın bebeklerin sağlık durumunun iyileştirilmesi yerine maddi açıdan en fazla kazancın elde edilmesi olduğu iddianamede yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jXb0-uuzKU2aJGst2W26SA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İddianamede, sanıklar Fırat Sarı ve İlker Gönen için 10 bebeğin ölümü nedeniyle "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlarından 10 kez, "resmi belgede sahtecilik" suçundan da 11 kez uygulanmak üzere toplam 177 yıl 6'şar aydan 582 yıl 9'ar aya kadar hapis cezası talep ediliyor.
Sanık Gıyasettin Mert Özdemir'in ise "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Ayrıca 8'i kadın 44 sanık hakkında da benzer suçlardan hapis cezaları öngörülüyor.
İddianamede, "dolandırıcılık" suçu işlenerek maddi menfaat temin edilen sorumlu hastaneler ve şirketler için de tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanması, bunların kapatılıp mal varlıklarına el konulması talep ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ExC0pxbJlEOc86VTJsWxiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soruşturma kapsamında İstanbul ve Tekirdağ Çorlu'daki bazı hastanelerin ruhsatı iptal edilmiş, bu hastanelerde tedavi gören bebekler ve hastalar ambulanslarla kamu hastanelerine sevk edilmişti. Ayrıca, Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla 13 hastane ve 3 şirkette Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak görevlendirilmişti.
"Yenidoğan çetesi"ne ilişkin başlatılan yeni soruşturma kapsamında, 11 şüpheli tutuklanmış, 3'ü hakkında adli kontrol şartı uygulanmış, 1'i ise savcılıktan serbest bırakılmıştı.
Söz konusu soruşturma sürüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaciğere zarar veren 5 kötü alışkanlık: Herkes bilmeden yapıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/karacigere-zarar-veren-5-koetu-aliskanlik-herkes-bilmeden-yapiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/karacigere-zarar-veren-5-koetu-aliskanlik-herkes-bilmeden-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ 500&#039;den fazla hayati fonksiyondan sorumlu olan karaciğer, aşırı alkol tüketimi, susuzluk, uyku eksikliği, yüksek şeker alımı, ve hareketsiz yaşam tarzı gibi yaygın alışkanlıklar nedeniyle zarar görebilir. Bu uygulamalar, genellikle önemli bir zarar oluşana kadar fark edilir semptomlar olmadan karaciğer hasarına ve hastalıklarına katkıda bulunur ve sağlıklı seçimlerin önemini vurgular.Karaciğer, kanı filtrelemek ve vücudun enerjisi ve büyümesi için gerekli besinleri işlemek, sindirime yardımcı olmak için safra üretmek ve besinleri işlemek dahil olmak üzere 500&#039;den fazla hayati fonksiyon gerçekleştirir.Yağları, proteinleri ve karbonhidratları metabolize etmede kritik bir rol oynar ve bu da onu genel sağlık ve refah için en önemli organlardan biri yapar.Ancak, yaygın yaşam tarzı uygulamaları ve diyet seçimleri karaciğere kademeli olarak zarar verebilir ve genellikle önemli bir zarar oluşana kadar fark edilir semptomlara neden olmaz. Karaciğerinize zarar verebilecek 6 günlük alışkanlık şunlardır:Aşırı alkol tüketimi listenin başında gelir. Ağır alkol tüketimi karaciğer hasarının önde gelen nedenidir. Alkol, karaciğerin toksinleri atma yeteneğini engeller ve potansiyel olarak iltihaplanmaya ve yağlı karaciğer hastalığına yol açar.Dehidratasyon, karaciğerinizde aşırı yüklenmeye neden olabilecek bir diğer suçludur. Karaciğerin en iyi şekilde çalışması için yeterli suya ihtiyacı vardır. Her sabah yeterli su içmek, safra da dahil olmak üzere birçok önemli vücut sıvısı üreten karaciğer de dahil olmak üzere iç organlarınızın tonunu belirler. Enerji içeceklerinin, hatta takviyelerin ve bitkilerin aşırı kullanımı da karaciğere yük olur.Birçok kişi bilmiyor olabilir ancak bütün gece en sevdiğiniz programı izlemek veya uykudan kaçarak telefonunuzda gezinmek karaciğerinize zarar veriyor olabilir. Uyku eksikliği karaciğerde oksidatif strese katkıda bulunur ve bunu çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirir.Katkı maddeleri, koruyucu maddeler ve şekerle yüklü işlenmiş gıdalar, karaciğerin işlemesi için zordur. Şekerli yiyecek ve içeceklerde yaygın olan yüksek fruktoz alımı, yağlı karaciğer hastalığına neden olarak karaciğeriniz için özel bir tehdit oluşturur.Egzersiz eksikliği, vücudunuzun hızla yaşlanmasının nedenlerinden biridir. Egzersiz rutini takip etmez ve hareketsiz bir hayat yaşarsanız, iç organlarınız tükettiğiniz yiyecekleri işlemek için daha fazla çalışır. Egzersiz yapmamak, karaciğerin desteklediği vücudun doğal detoksifikasyon süreçlerini engeller. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFdRPSQghUO-DnsWOoAA4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğere, zarar, veren, kötü, alışkanlık:, Herkes, bilmeden, yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFdRPSQghUO-DnsWOoAA4w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaciğere zarar veren 5 kötü alışkanlık: Herkes bilmeden yapıyor"><p>500'den fazla hayati fonksiyondan sorumlu olan karaciğer, aşırı alkol tüketimi, susuzluk, uyku eksikliği, yüksek şeker alımı, ve hareketsiz yaşam tarzı gibi yaygın alışkanlıklar nedeniyle zarar görebilir. Bu uygulamalar, genellikle önemli bir zarar oluşana kadar fark edilir semptomlar olmadan karaciğer hasarına ve hastalıklarına katkıda bulunur ve sağlıklı seçimlerin önemini vurgular.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UDqa3NFtbE2ZR2vy55I-SQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer, kanı filtrelemek ve vücudun enerjisi ve büyümesi için gerekli besinleri işlemek, sindirime yardımcı olmak için safra üretmek ve besinleri işlemek dahil olmak üzere 500'den fazla hayati fonksiyon gerçekleştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dmgn7vOAvk2Sig2dVcnOxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağları, proteinleri ve karbonhidratları metabolize etmede kritik bir rol oynar ve bu da onu genel sağlık ve refah için en önemli organlardan biri yapar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9c4HVQB-rEO3j1--c4O-Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, yaygın yaşam tarzı uygulamaları ve diyet seçimleri karaciğere kademeli olarak zarar verebilir ve genellikle önemli bir zarar oluşana kadar fark edilir semptomlara neden olmaz. Karaciğerinize zarar verebilecek 6 günlük alışkanlık şunlardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g2wryeCuX0OnKoun2fwyVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı alkol tüketimi listenin başında gelir. Ağır alkol tüketimi karaciğer hasarının önde gelen nedenidir. Alkol, karaciğerin toksinleri atma yeteneğini engeller ve potansiyel olarak iltihaplanmaya ve yağlı karaciğer hastalığına yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PzXW4m1Zw0OmX8Lj-noPHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dehidratasyon, karaciğerinizde aşırı yüklenmeye neden olabilecek bir diğer suçludur. Karaciğerin en iyi şekilde çalışması için yeterli suya ihtiyacı vardır. Her sabah yeterli su içmek, safra da dahil olmak üzere birçok önemli vücut sıvısı üreten karaciğer de dahil olmak üzere iç organlarınızın tonunu belirler. Enerji içeceklerinin, hatta takviyelerin ve bitkilerin aşırı kullanımı da karaciğere yük olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MbRnWICDNUC0DREGqW-lUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişi bilmiyor olabilir ancak bütün gece en sevdiğiniz programı izlemek veya uykudan kaçarak telefonunuzda gezinmek karaciğerinize zarar veriyor olabilir. Uyku eksikliği karaciğerde oksidatif strese katkıda bulunur ve bunu çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FCJFutpshEKAZGAt6IUxHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Katkı maddeleri, koruyucu maddeler ve şekerle yüklü işlenmiş gıdalar, karaciğerin işlemesi için zordur. Şekerli yiyecek ve içeceklerde yaygın olan yüksek fruktoz alımı, yağlı karaciğer hastalığına neden olarak karaciğeriniz için özel bir tehdit oluşturur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/krI2FSzyzEONn4n4L1OXSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz eksikliği, vücudunuzun hızla yaşlanmasının nedenlerinden biridir. Egzersiz rutini takip etmez ve hareketsiz bir hayat yaşarsanız, iç organlarınız tükettiğiniz yiyecekleri işlemek için daha fazla çalışır. Egzersiz yapmamak, karaciğerin desteklediği vücudun doğal detoksifikasyon süreçlerini engeller.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda çene boyutunun küçülmesine neden oluyormuş: Bir zararı daha ortaya çıktı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cocuklarda-cene-boyutunun-kuculmesine-neden-oluyormus-bir-zarari-daha-ortaya-cikti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cocuklarda-cene-boyutunun-kuculmesine-neden-oluyormus-bir-zarari-daha-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Valencia Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, çocuklara gevrekler ve hazır yemekler gibi aşırı işlenmiş gıdalar yedirmenin çene boyutlarının küçülmesine ve çene dişleri gibi diş deformiteleri riskinin artmasına yol açtığı konusunda uyarıyor. Yumuşak, aşırı lezzetli diyetlere geçiş, gerekli çiğnemeyi azaltarak çene gelişimini etkiliyor ve maloklüzyon, obezite ve diğer sağlık sorunlarını teşvik ediyor.Çocuklarınıza kahvaltıda tahıl gevreği yapmak sizin için pratik ve uygun bir plan olabilir, ancak onların sağlığı için uygun değil. Yeni bir çalışmaya göre, aşırı işlenmiş gıdalar çocuklarda çene boyutlarının küçülmesiyle bağlantılı. Bu ayrıca çocuğunuzun çene dişleri gibi diş deformitelerine sahip olmasına da yol açabilir.Valencia Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi&#039;nden araştırmacılar, yakın zamanda çocukları aşırı işlenmiş gıdalarla beslemenin riskleri konusunda uyardı. Bilim insanları, genç neslin çenesinin modern diyet nedeniyle küçüldüğünü belirtti.Araştırmacılar, et ve toplanmış gıdalar açısından zengin olan beslenmeden, tahıllara doğru geçişin bu değişikliklerden bazılarını körüklediğini söyledi. Ayrıca, aşırı işlenmiş gıdalara (UPF&#039;ler) ve &#039;aşırı lezzetli&#039; olan çok daha yumuşak bir diyete doğru geçişin aşırı yemeye yol açtığını da belirttiler.Çalışmalarına göre, İngiltere&#039;deki küçük çocuklar kalorilerinin yarısını tahıllar, yoğurtlar, dondurma ve hazır yemekler gibi UPF diyetinden alıyor. Bu, yedi yaşına geldiklerinde yüzde 59&#039;a çıkıyor.Bilim insanları üç ila beş yaş arasındaki çocukların diyetine baktılar ve birincil diyetlerinin çene gelişimi üzerinde etkisi olan sıvılar ve yarı katı yiyecekler olduğunu buldular.Ayrıca yeme alışkanlıklarını, diş yapılarını ve kafatası şeklini incelediler ve daha yumuşak yiyeceklerin çene dişleri ve doğal boşlukların olmamasıyla bağlantılı olduğunu buldular. Araştırmacılardan biri olan Laura Marques Martinez, “Çiğneme, kemik büyümesini teşvik ettiği, yüz kaslarını güçlendirdiği ve düzgün diş hizalanmasını desteklediği için çenelerin düzgün gelişiminde önemli bir rol oynar. Meyve, sebze veya doğal proteinler gibi katı ve lifli yiyecekleri çiğnemek, çeneleri çalıştırır ve maloklüzyon (dişlerin hizasızlığı) ve diş kemerlerinin boyut ve şeklindeki eksiklikler gibi sorunları önlemeye yardımcı olur.&quot; dedi.“Öte yandan, yumuşak olan ve çiğnemek için minimum çaba gerektiren ultra işlenmiş gıdalara dayalı diyetler, çene gelişimini olumsuz etkiler. Bu gıdalar, maksillofasiyal kasları ve kemikleri yeterince uyaramayarak, az gelişmiş kemik yapılarına yol açabilir ve maloklüzyon ve solunum sorunları riskini artırabilir&quot; diye ekledi Martinez.UPF&#039;ler ayrıca obezite, kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet, azalmış bağışıklık fonksiyonu, zayıf bağırsak sağlığı ve artan kanser riskleriyle de bağlantılıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rdIfpmaT4EKXxNnqXSUSBg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, çene, boyutunun, küçülmesine, neden, oluyormuş:, Bir, zararı, daha, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rdIfpmaT4EKXxNnqXSUSBg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çocuklarda çene boyutunun küçülmesine neden oluyormuş: Bir zararı daha ortaya çıktı"><p>Valencia Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, çocuklara gevrekler ve hazır yemekler gibi aşırı işlenmiş gıdalar yedirmenin çene boyutlarının küçülmesine ve çene dişleri gibi diş deformiteleri riskinin artmasına yol açtığı konusunda uyarıyor. Yumuşak, aşırı lezzetli diyetlere geçiş, gerekli çiğnemeyi azaltarak çene gelişimini etkiliyor ve maloklüzyon, obezite ve diğer sağlık sorunlarını teşvik ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FC1fopvDn0eWA1EAxs9Dvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocuklarınıza kahvaltıda tahıl gevreği yapmak sizin için pratik ve uygun bir plan olabilir, ancak onların sağlığı için uygun değil. Yeni bir çalışmaya göre, aşırı işlenmiş gıdalar çocuklarda çene boyutlarının küçülmesiyle bağlantılı. Bu ayrıca çocuğunuzun çene dişleri gibi diş deformitelerine sahip olmasına da yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sEWp8PAYWkOKjOH1TpT4zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Valencia Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi'nden araştırmacılar, yakın zamanda çocukları aşırı işlenmiş gıdalarla beslemenin riskleri konusunda uyardı. Bilim insanları, genç neslin çenesinin modern diyet nedeniyle küçüldüğünü belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FLt1IGf9ckiQx1Z4Tmuq5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, et ve toplanmış gıdalar açısından zengin olan beslenmeden, tahıllara doğru geçişin bu değişikliklerden bazılarını körüklediğini söyledi. Ayrıca, aşırı işlenmiş gıdalara (UPF'ler) ve 'aşırı lezzetli' olan çok daha yumuşak bir diyete doğru geçişin aşırı yemeye yol açtığını da belirttiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A44CWY-QVkOthLZ-RcPQHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmalarına göre, İngiltere'deki küçük çocuklar kalorilerinin yarısını tahıllar, yoğurtlar, dondurma ve hazır yemekler gibi UPF diyetinden alıyor. Bu, yedi yaşına geldiklerinde yüzde 59'a çıkıyor.Bilim insanları üç ila beş yaş arasındaki çocukların diyetine baktılar ve birincil diyetlerinin çene gelişimi üzerinde etkisi olan sıvılar ve yarı katı yiyecekler olduğunu buldular.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NuFPqyKeZUSyu5p-WDSIzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca yeme alışkanlıklarını, diş yapılarını ve kafatası şeklini incelediler ve daha yumuşak yiyeceklerin çene dişleri ve doğal boşlukların olmamasıyla bağlantılı olduğunu buldular. Araştırmacılardan biri olan Laura Marques Martinez, “Çiğneme, kemik büyümesini teşvik ettiği, yüz kaslarını güçlendirdiği ve düzgün diş hizalanmasını desteklediği için çenelerin düzgün gelişiminde önemli bir rol oynar. Meyve, sebze veya doğal proteinler gibi katı ve lifli yiyecekleri çiğnemek, çeneleri çalıştırır ve maloklüzyon (dişlerin hizasızlığı) ve diş kemerlerinin boyut ve şeklindeki eksiklikler gibi sorunları önlemeye yardımcı olur." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oBKba93NJEWFYWdWrrGc1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Öte yandan, yumuşak olan ve çiğnemek için minimum çaba gerektiren ultra işlenmiş gıdalara dayalı diyetler, çene gelişimini olumsuz etkiler. Bu gıdalar, maksillofasiyal kasları ve kemikleri yeterince uyaramayarak, az gelişmiş kemik yapılarına yol açabilir ve maloklüzyon ve solunum sorunları riskini artırabilir" diye ekledi Martinez.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G7WDrjD-5kitXcq9ZeewXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>UPF'ler ayrıca obezite, kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet, azalmış bağışıklık fonksiyonu, zayıf bağırsak sağlığı ve artan kanser riskleriyle de bağlantılıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu zararlı bakteri bağırsaklarımızda ağrıya neden olur: 4 belirti varsa doktora gidin</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bu-zararli-bakteri-bagirsaklarimizda-agriya-neden-olur-4-belirti-varsa-doktora-gidin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bu-zararli-bakteri-bagirsaklarimizda-agriya-neden-olur-4-belirti-varsa-doktora-gidin</guid>
<description><![CDATA[ Kolera, bağırsak sağlığımızın ne kadar hassas olduğunun güçlü bir hatırlatıcısıdır. Bakterinin etkileri acı verici olabilse de vücudumuzun bizi korumak için nasıl mücadele ettiğini de gösterir. Gıda güvenliği hakkında bilgi sahibi olmak, sıvı alımına öncelik vermek ve zamanında tıbbi yardım almak bu tür enfeksiyonları yönetmede tüm farkı yaratabilir.Bağırsak, genel sağlığımızda kritik bir rol oynayan büyüleyici bir sistemdir. Ancak, bazı zararlı bakteriler bu dengeyi bozarak ağrılı bağırsak kasılmalarına yol açabilir. Bu suçlulardan biri de Vibrio cholerae&#039;dir, bir bakteri kirli su veya deniz ürünleriyle bağlantılıdır. İşte bağırsaklarımızda nasıl sorunlara yol açtığı ve ağrıyı gidermeye neyin yardımcı olabileceği.Kolera hastalığı, vibrio cholerae adlı toksijenik bir bakterinin neden olduğu bakteriyel ince bağırsak hastalığıdırEn çok her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen şiddetli bir ishal hastalığı olan kolera ile ilişkilendirilir. Bu bakteri sistemimize kirli su veya az pişmiş deniz ürünleri, özellikle kabuklu deniz ürünleri yoluyla girebilir.Aşırı ishalKarın bölgesinde ağrı veya krampKusma ve mide bulantısıDehidratasyona yol açan sıvı kaybı
Kirlenmiş deniz ürünleri veya su tüketiminden sonra bu semptomlardan herhangi birini yaşarsanız hemen tıbbi yardım almanız kritik önem taşır.Kolera hastalığının neden olduğu ağrı ve rahatsızlık, öncelikle bağışıklık sistemiyle etkileşiminden kaynaklanır. Makrofaj adı verilen bir bağışıklık hücresi türü burada önemli bir rol oynar.Makrofajların normal rolü: Bu bağışıklık hücreleri, nöron aktivitesini düzenleyerek bağırsakta sakin bir ortamın korunmasına yardımcı olur.Bir enfeksiyon sırasında: Vibrio cholerae doku hasarına neden olduğunda, makrofajlar yaralanmayla başa çıkmak için normal işlerini bırakır. Bu, bağırsak nöronlarını düzensiz bırakır ve aşırı hızlanmalarına neden olur. Sonuç? Bakterinin kendisi de dahil olmak üzere sindirim sisteminden her şeyi dışarı atan güçlü ve ağrılı bağırsak kasılmaları.Bu tepki, zararlı davetsiz misafirleri uzaklaştırmak için bağırsağın doğal savunma mekanizmasıdır, ancak konakçı için oldukça rahatsız edici olabilir.Kolera enfeksiyonunun bazı yaygın belirtileri şunlardır:Aşırı ishalKarın bölgesinde ağrı veya krampKusma ve mide bulantısıDehidratasyona yol açan sıvı kaybıVibrio cholerae enfeksiyonları endişe verici olabilse de, bunları etkili bir şekilde yönetmenin ve iyileştirmenin yolları vardır:Dehidratasyonu önlemek için kaybedilen sıvıları oral rehidratasyon solüsyonlarıyla yenileyin.Şiddetli vakalarda, antibiyotikler bakterileri ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir. Ancak bunlar yalnızca tıbbi gözetim altında alınmalıdır.Probiyotiklerle bağırsak sağlığını desteklemek, bağırsaktaki iyi bakterilerin dengesini yeniden sağlamaya yardımcı olabilir.Önlemek tedaviden daha iyidir. Tüketimden önce deniz ürünlerinin her zaman iyi pişmiş ve suyun temiz olduğundan emin olun. Bilimin bize Vibrio ve bağırsak sağlığı hakkında söyledikleriOregon Üniversitesi araştırmasına göre, Vibrio cholerae, makrofajlar ve bağırsak nöronları arasındaki etkileşimler bağışıklık ve nörolojik sistemlerimiz arasındaki derin etkileşimi göstermektedir. Bu bulgular yalnızca bağırsak kasılmalarının neden meydana geldiğini açıklamakla kalmıyor, aynı zamanda inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) gibi kronik rahatsızlıklara da ışık tutuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dlCqBErykUyvuNQiYtoaTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>zararlı, bakteri, bağırsaklarımızda, ağrıya, neden, olur:, belirti, varsa, doktora, gidin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dlCqBErykUyvuNQiYtoaTA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bu zararlı bakteri bağırsaklarımızda ağrıya neden olur: 4 belirti varsa doktora gidin"><p>Kolera, bağırsak sağlığımızın ne kadar hassas olduğunun güçlü bir hatırlatıcısıdır. Bakterinin etkileri acı verici olabilse de vücudumuzun bizi korumak için nasıl mücadele ettiğini de gösterir. Gıda güvenliği hakkında bilgi sahibi olmak, sıvı alımına öncelik vermek ve zamanında tıbbi yardım almak bu tür enfeksiyonları yönetmede tüm farkı yaratabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cxTQtBftJk-IumqAkSv4Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak, genel sağlığımızda kritik bir rol oynayan büyüleyici bir sistemdir. Ancak, bazı zararlı bakteriler bu dengeyi bozarak ağrılı bağırsak kasılmalarına yol açabilir. Bu suçlulardan biri de Vibrio cholerae'dir, bir bakteri kirli su veya deniz ürünleriyle bağlantılıdır. İşte bağırsaklarımızda nasıl sorunlara yol açtığı ve ağrıyı gidermeye neyin yardımcı olabileceği.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gNEuWQvH9E65zSeABrsesg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolera hastalığı, vibrio cholerae adlı toksijenik bir bakterinin neden olduğu bakteriyel ince bağırsak hastalığıdır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p3eu9zVOLkehDn-GmpnswA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>En çok her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen şiddetli bir ishal hastalığı olan kolera ile ilişkilendirilir. Bu bakteri sistemimize kirli su veya az pişmiş deniz ürünleri, özellikle kabuklu deniz ürünleri yoluyla girebilir.Aşırı ishalKarın bölgesinde ağrı veya krampKusma ve mide bulantısıDehidratasyona yol açan sıvı kaybı
Kirlenmiş deniz ürünleri veya su tüketiminden sonra bu semptomlardan herhangi birini yaşarsanız hemen tıbbi yardım almanız kritik önem taşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NoYI13sy4EW6CA0IzhP7gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolera hastalığının neden olduğu ağrı ve rahatsızlık, öncelikle bağışıklık sistemiyle etkileşiminden kaynaklanır. Makrofaj adı verilen bir bağışıklık hücresi türü burada önemli bir rol oynar.Makrofajların normal rolü: Bu bağışıklık hücreleri, nöron aktivitesini düzenleyerek bağırsakta sakin bir ortamın korunmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hEHLnMJt2E6uGDrsA-NyqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir enfeksiyon sırasında: Vibrio cholerae doku hasarına neden olduğunda, makrofajlar yaralanmayla başa çıkmak için normal işlerini bırakır. Bu, bağırsak nöronlarını düzensiz bırakır ve aşırı hızlanmalarına neden olur. Sonuç? Bakterinin kendisi de dahil olmak üzere sindirim sisteminden her şeyi dışarı atan güçlü ve ağrılı bağırsak kasılmaları.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1O6TZ7Ne-EKUp-xaedtMDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu tepki, zararlı davetsiz misafirleri uzaklaştırmak için bağırsağın doğal savunma mekanizmasıdır, ancak konakçı için oldukça rahatsız edici olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lXcedS3j6kK8xhOvUe-nzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolera enfeksiyonunun bazı yaygın belirtileri şunlardır:Aşırı ishalKarın bölgesinde ağrı veya krampKusma ve mide bulantısıDehidratasyona yol açan sıvı kaybı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wf6K_RjgcUaNcyojnjNl0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vibrio cholerae enfeksiyonları endişe verici olabilse de, bunları etkili bir şekilde yönetmenin ve iyileştirmenin yolları vardır:Dehidratasyonu önlemek için kaybedilen sıvıları oral rehidratasyon solüsyonlarıyla yenileyin.Şiddetli vakalarda, antibiyotikler bakterileri ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir. Ancak bunlar yalnızca tıbbi gözetim altında alınmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w4BMAkVpzE2EfMNEVGykrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Probiyotiklerle bağırsak sağlığını desteklemek, bağırsaktaki iyi bakterilerin dengesini yeniden sağlamaya yardımcı olabilir.Önlemek tedaviden daha iyidir. Tüketimden önce deniz ürünlerinin her zaman iyi pişmiş ve suyun temiz olduğundan emin olun. Bilimin bize Vibrio ve bağırsak sağlığı hakkında söyledikleri</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p_1NOF8Ix02HbMFkNfcCUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oregon Üniversitesi araştırmasına göre, Vibrio cholerae, makrofajlar ve bağırsak nöronları arasındaki etkileşimler bağışıklık ve nörolojik sistemlerimiz arasındaki derin etkileşimi göstermektedir. Bu bulgular yalnızca bağırsak kasılmalarının neden meydana geldiğini açıklamakla kalmıyor, aynı zamanda inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) gibi kronik rahatsızlıklara da ışık tutuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Tevfik Özlü, &amp;quot;en iyi balgam sökücü&amp;quot; diyerek açıkladı: Her gün tüketmek gerekiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/prof-dr-tevfik-ozlu-en-iyi-balgam-soekucu-diyerek-acikladi-her-gun-tuketmek-gerekiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/prof-dr-tevfik-ozlu-en-iyi-balgam-soekucu-diyerek-acikladi-her-gun-tuketmek-gerekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde öksürük ve balgam gibi sorunlarla çok sık karşılaşılıyor. Özellikle son dönemde balgam çıkarma konusunda pek çok kişi sorun yaşıyor ve bu durum kişi için son derece rahatsız edici olabiliyor. Prof. Dr. Tevfik Özlü, balgamı kolayca sökmenin yolunu açıkladı.Balgam, akciğerlerdeki hava yollarında (bronşlar) veya solunum sisteminde üretilen yoğun, yapışkan bir mukus türüdür.Genellikle bağışıklık sistemi tarafından solunum yollarını temizlemek ve mikropları, tozları ya da zararlı partikülleri yakalamak amacıyla salgılanır.Vücutta biriken balgam son derece rahatsız edicidir ve son dönemde bir çok kişi balgam çıkaramama sorunuyla karşı karşıya.Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kişinin günlük en az 2-3 litre su içmesi gerektiğinin altını çizerek en iyi balgam sökücünün su olduğunu belirtti.Prof. Dr. Tevfik Özlü, son dönemde pek çok kişinin balgam çıkarma konusunda zorluk yaşadığını belirterek &quot;Pek çok hastam balgam çıkaramadığından yakınıyor. Balgamın içerde olması bir rahatsızlık hissi veriyor ve öksürüğü tetikliyor. Gece beni uyutmuyor, gündüz ise devamlı öksürüğe sebep oluyor şeklinde yakınmalar duyuyorum. Gerçekten bazı hastalarda astım, KOAH, bronşektazi gibi hastalarda alt solunum yollarımızdaki sekresyonların atılmasında zorluk söz konusu olabiliyor.Yine aynı şekilde sinüzit ya da alerjik nezle gibi bazı üst solunum yolu hastalıklarında da sürekli bir geniz akıntısı olur ve hastalar bu geniz akıntısından rahatsız olur. Bunu koparıp atamazlar.Bunun sebebi bu sekresyonların koyu ve yapışık olması ve hastanın bunu koparıp atamaması. Bu çok rahatsız edici bir histir. Öksürüğü tetikler. Bunun tedavisi var tabii ki. Tedavisi hastaya göre değişiyor. Bazı balgamı sulandırıcı; akıcılığını arttıran ilaçlar da var. Bunlar yardımı ile balgam daha kolay atılabilir hale geliyor. Bu tedaviler ile birlikte öksürük de azalıyor&quot; dedi.En iyi balgam sökücünün ise su olduğu dile getiren Özlü, &quot;Ama şunu söyleyeyim ki en iyi balgam sökücü ilaç aslında sudur. Bunu hastalarımız çoğu zaman fark etmiyor.Çünkü az su içerseniz balgamda su azalıyor, dolayısıyla balgam yapışık olur. Onu öksürürsünüz yerinden koparamazsınız. Ancak günde yeterli su içerseniz ki bu sayının en az günlük 2-3 litre olmasını öneriyoruz; böylelikle yeterli miktarda su içildiği için balgamın içeriğindeki su miktarı arttığı için balgamın akıcılığı da artıyor ve kişi böylelikle balgamı kolaylıklar temizleyip atabilir.Bu vesileyle öksürüğü de azalır. Ama şunu unutmamak gerekir ki çay ve kahve su yerine geçmiyor. Çünkü bu tarz içecekler içildiğinden daha fazla kayba neden oluyor. Dolaysıyla gerçekte su içmek lazım. Ama hiç su içemiyorum diyen insanlara da ayran, sulu çorbalar, kompostoları tavsiye ediyoruz eğer şeker hastalıkları yoksa.Su kısıtlaması olan hastalar da var. Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği olup da su kısıtlaması olanların aşırı su tüketmesi de doğru değil, bu kişilerin de bir hekime danışmalarında fayda var&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OH3GzsqumUmaL7_-7TNOTg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Tevfik, Özlü, en, iyi, balgam, sökücü, diyerek, açıkladı:, Her, gün, tüketmek, gerekiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OH3GzsqumUmaL7_-7TNOTg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Prof. Dr. Tevfik Özlü, " en iyi balgam s diyerek a her g t gerekiyor><p>Kış mevsimi geldiğinde öksürük ve balgam gibi sorunlarla çok sık karşılaşılıyor. Özellikle son dönemde balgam çıkarma konusunda pek çok kişi sorun yaşıyor ve bu durum kişi için son derece rahatsız edici olabiliyor. Prof. Dr. Tevfik Özlü, balgamı kolayca sökmenin yolunu açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FUZM_Jx3Z0ycU4Ed2WtWFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balgam, akciğerlerdeki hava yollarında (bronşlar) veya solunum sisteminde üretilen yoğun, yapışkan bir mukus türüdür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P0ZiwfDC_0asuUSCWdYvWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle bağışıklık sistemi tarafından solunum yollarını temizlemek ve mikropları, tozları ya da zararlı partikülleri yakalamak amacıyla salgılanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xXqe2RcWI0K2bNiuBz-DRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücutta biriken balgam son derece rahatsız edicidir ve son dönemde bir çok kişi balgam çıkaramama sorunuyla karşı karşıya.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U_ZanRy-hk-_gCbIUmy2TQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kişinin günlük en az 2-3 litre su içmesi gerektiğinin altını çizerek en iyi balgam sökücünün su olduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HkLNp6bYN0SeIwLW3nQT8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Tevfik Özlü, son dönemde pek çok kişinin balgam çıkarma konusunda zorluk yaşadığını belirterek "Pek çok hastam balgam çıkaramadığından yakınıyor. Balgamın içerde olması bir rahatsızlık hissi veriyor ve öksürüğü tetikliyor. Gece beni uyutmuyor, gündüz ise devamlı öksürüğe sebep oluyor şeklinde yakınmalar duyuyorum. Gerçekten bazı hastalarda astım, KOAH, bronşektazi gibi hastalarda alt solunum yollarımızdaki sekresyonların atılmasında zorluk söz konusu olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CJTbzMCGr0i_I-iSmIn5VA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yine aynı şekilde sinüzit ya da alerjik nezle gibi bazı üst solunum yolu hastalıklarında da sürekli bir geniz akıntısı olur ve hastalar bu geniz akıntısından rahatsız olur. Bunu koparıp atamazlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cEK-ZRhCJkii2x-2DSiAKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun sebebi bu sekresyonların koyu ve yapışık olması ve hastanın bunu koparıp atamaması. Bu çok rahatsız edici bir histir. Öksürüğü tetikler. Bunun tedavisi var tabii ki. Tedavisi hastaya göre değişiyor. Bazı balgamı sulandırıcı; akıcılığını arttıran ilaçlar da var. Bunlar yardımı ile balgam daha kolay atılabilir hale geliyor. Bu tedaviler ile birlikte öksürük de azalıyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eKK9f596QU-AzWweEV_-VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>En iyi balgam sökücünün ise su olduğu dile getiren Özlü, "Ama şunu söyleyeyim ki en iyi balgam sökücü ilaç aslında sudur. Bunu hastalarımız çoğu zaman fark etmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ct00ksoOTUWxTX1ut_jdhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çünkü az su içerseniz balgamda su azalıyor, dolayısıyla balgam yapışık olur. Onu öksürürsünüz yerinden koparamazsınız. Ancak günde yeterli su içerseniz ki bu sayının en az günlük 2-3 litre olmasını öneriyoruz; böylelikle yeterli miktarda su içildiği için balgamın içeriğindeki su miktarı arttığı için balgamın akıcılığı da artıyor ve kişi böylelikle balgamı kolaylıklar temizleyip atabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gZ_E6JRYyUOUBjnDZ-ysKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu vesileyle öksürüğü de azalır. Ama şunu unutmamak gerekir ki çay ve kahve su yerine geçmiyor. Çünkü bu tarz içecekler içildiğinden daha fazla kayba neden oluyor. Dolaysıyla gerçekte su içmek lazım. Ama hiç su içemiyorum diyen insanlara da ayran, sulu çorbalar, kompostoları tavsiye ediyoruz eğer şeker hastalıkları yoksa.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DRsoQMsunkOl5FSm5NisHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su kısıtlaması olan hastalar da var. Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği olup da su kısıtlaması olanların aşırı su tüketmesi de doğru değil, bu kişilerin de bir hekime danışmalarında fayda var" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sosyal Sigortalar Kanunu Resmi Gazete&amp;apos;de: Aile hekimi raporu ücretli olacak</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sosyal-sigortalar-kanunu-resmi-gazetede-aile-hekimi-raporu-ucretli-olacak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sosyal-sigortalar-kanunu-resmi-gazetede-aile-hekimi-raporu-ucretli-olacak</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu&#039;nda değişiklik öngören yasa Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. Yasayla ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için katılım payı 20 liraya yükseltilecek. Aile hekimlerinden ehliyet gibi bazı işlemler için alınacak bazı sağlık raporları da artık ücretli olacak. Aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hastalara bakabilecek.Genel Sağlık Sigortası&#039;na ilişkin düzenlemeleri de içeren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete&#039;de yer aldı.  TBMM Genel Kurulunda 9 Ocak&#039;ta kabul edilerek yasalaşan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. HASTANELERDE KATILIM PAYI ARTTIYasayla, ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için katılım payı 20 liraya yükseltildi. SGK, katılım payını, aile hekiminden sevk edilenler için yüzde 50 azaltmaya yetkili olacak.İŞVERENLERE PRİM DESTEĞİYasayla, özel sektör işverenlerinin SGK&#039;ya ödeyecekleri malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi için sağlanan 5 puanlık sigorta prim indirimi 4 puan olarak uygulanacak. İmalat sektöründe çalışanlar için ise 5 puanlık prim desteği devam edecek.AİLE HEKİMİ RAPORU ÜCRETLİ OLACAK  Yasayla ayrıca, aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hastalara bakabilecek.Aile hekimlerinden alınan bazı raporlar ücretli hale gelecek. Örneğin ehliyet raporu için başvurulması durumunda belli bir miktar ücret alınacak. Raporlar karşılığı toplanan ücretler döner sermayeye aktarılacak.    ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FTro26oPYUyc2Z95UH3RSw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sosyal, Sigortalar, Kanunu, Resmi, Gazetede:, Aile, hekimi, raporu, ücretli, olacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FTro26oPYUyc2Z95UH3RSw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sosyal Sigortalar Kanunu Resmi Gazete'de: Aile hekimi raporu ücretli olacak"><p>Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda değişiklik öngören yasa Resmi Gazete'de yayımlandı. Yasayla ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için katılım payı 20 liraya yükseltilecek. Aile hekimlerinden ehliyet gibi bazı işlemler için alınacak bazı sağlık raporları da artık ücretli olacak. Aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hastalara bakabilecek.</p><p>Genel Sağlık Sigortası'na ilişkin düzenlemeleri de içeren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete'de yer aldı.  TBMM Genel Kurulunda 9 Ocak'ta kabul edilerek yasalaşan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete'de yayımlandı. </p><p><strong>HASTANELERDE KATILIM PAYI ARTTI</strong></p><p>Yasayla, ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için katılım payı 20 liraya yükseltildi. SGK, katılım payını, aile hekiminden sevk edilenler için yüzde 50 azaltmaya yetkili olacak.</p><p><strong>İŞVERENLERE PRİM DESTEĞİ</strong></p><p>Yasayla, özel sektör işverenlerinin SGK'ya ödeyecekleri malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi için sağlanan 5 puanlık sigorta prim indirimi 4 puan olarak uygulanacak. İmalat sektöründe çalışanlar için ise 5 puanlık prim desteği devam edecek.</p><p><strong>AİLE HEKİMİ RAPORU ÜCRETLİ OLACAK</strong>  Yasayla ayrıca, aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hastalara bakabilecek.</p><p>Aile hekimlerinden alınan bazı raporlar ücretli hale gelecek. Örneğin ehliyet raporu için başvurulması durumunda belli bir miktar ücret alınacak. Raporlar karşılığı toplanan ücretler döner sermayeye aktarılacak.   </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eternal Sunshine of the Spotless Mind gerçek oluyor: Unutmak istediğiniz anıları sildirebileceksiniz!</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/eternal-sunshine-of-the-spotless-mind-gercek-oluyor-unutmak-istediginiz-anilari-sildirebileceksiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/eternal-sunshine-of-the-spotless-mind-gercek-oluyor-unutmak-istediginiz-anilari-sildirebileceksiniz</guid>
<description><![CDATA[ Uluslararası araştırma ekibi, 37 katılımcıyla yaptıkları çalışmada;  kötü anıları zihinden atmanın mümkün olduğunu ortaya çıkardı. Hafıza eğitimi ve ardından uyku sırasında müdahaleler sonucu elde edilen sonuçlar, Eternal Sunshine of the Spotless Mind filminde Joel (Jim Carrey) karakterinin, ayrıldığı sevgilisi Clementine (Kate Winslett) ile olan anılarını sildirmesini anımsattı.  Film, Türkiye&#039;de &#039;Sil Baştan&#039; ismiyle yayımlanmıştı.Kötü anılar, geçmişin travmaları, aşk acısı ve daha fazlası... 
İnsanoğlu uzun zamandır hem kendisiyle hem de kötü anılarıyla savaşırken, bu mücadele psikoloji ve günlük yaşam üzerinde sıkça olumsuz durumları da beraberinde getiriyor. 
Uluslararası bilim insanları, bu konuda umut vaat eden bir yaklaşım geliştirirken, olumsuz anıların zayıflatırken olumlu anıların öne çıkarılmasının da mümkün olduğu sonucuna ulaştı.TRT&#039;de yer alan habere göre 37 kişiyle, birkaç gün süren deneyde ilk aşamada görsel olarak insan yaralanmaları veya tehlikeli hayvanlar ile buna tezat oluşturacak sakinleştirici doğa manzaraları ya da gülen çocuklar gibi imgelerin yer aldığı veri tabanlarından faydalanıldı.
Katılımcılar, olumsuz görselleri; araştırma için üretilmiş anlamsız kelimelerle eşleştirmek üzere eğitildi.
Bir sonraki gün ise bu anılar uyku ile pekiştirildi ve kelimelerin yarısı olumlu görsellerle ilişkilendirildi.
Böyle anıların yeniden kodlanması planlandı.İkinci gece ise katılımların uykularına müdahale edildi.
Katılımcıların hızlı olmayan göz hareketleri NREM uyku fazı sırasında (Hafıza depolamada önemli bir dönem), anlamsız kelimelerin ses kayıtları çalındı, beyin aktiviteleri eleroensefolagrafi (EEG) ile takip edildi.
Beyinde duygusal hafıza işleme ile ilişkili olduğu bilinen theta dalgası aktivitesinin sesli ipuçlarına yanıt olarak arttığı ve olumlu ipuçlarında belirgin şekilde daha yüksek olduğu göze çarptı.Takip eden günlerde yapılan anketlerle; kötü anıların, olumlu anıların gölgesinde kaldığı tespit edildi.
Bu kelimelerle ilişkili olumlu anılar, olumsuz olanlara göre daha sık akıllarına gelmeye başladı ve daha olumlu bir duygusal bakış açısıyla değerlendirildi.
Araştırma henüz erken aşamada da olsa bilim çevreleri tarafından umut vaat eden bir çalışma olarak nitelendi.
Araştırmanın detayları, Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yer aldı.Bu araştırma, Kate Winslett ile Jim Carrey&#039;nin başrollerini paylaştığı &quot;Eternal Sunshine of the Spotless Mind&quot; filmini akıllara getirdi.
Filmde Carrey&#039;nin hayat verdiği Joel karakterinin, Winslett&#039;ın canlandırdığı Clementine ile olan anılarını sildirirken, zihninde Clementine ile yeniden karşılaşıp, birlikte geçirdikleri zamanları yaşaması ele alınıyordu.
Joel, bu süreç sonunda Clementine&#039;ı ne kadar sevdiğini ve  aslında onunla geçirdiği zamanın ne kadar değerli olduğunun farkına varıyordu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sl29hONkpEK-vSpehrqZkw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eternal, Sunshine, the, Spotless, Mind, gerçek, oluyor:, Unutmak, istediğiniz, anıları, sildirebileceksiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sl29hONkpEK-vSpehrqZkw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Eternal Sunshine of the Spotless Mind gerçek oluyor: Unutmak istediğiniz anıları sildirebileceksiniz!"><p>Uluslararası araştırma ekibi, 37 katılımcıyla yaptıkları çalışmada;  kötü anıları zihinden atmanın mümkün olduğunu ortaya çıkardı. Hafıza eğitimi ve ardından uyku sırasında müdahaleler sonucu elde edilen sonuçlar, Eternal Sunshine of the Spotless Mind filminde Joel (Jim Carrey) karakterinin, ayrıldığı sevgilisi Clementine (Kate Winslett) ile olan anılarını sildirmesini anımsattı.  Film, Türkiye'de 'Sil Baştan' ismiyle yayımlanmıştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CUxjbZNvoUCX_Clw0btcDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kötü anılar, geçmişin travmaları, aşk acısı ve daha fazlası... 
İnsanoğlu uzun zamandır hem kendisiyle hem de kötü anılarıyla savaşırken, bu mücadele psikoloji ve günlük yaşam üzerinde sıkça olumsuz durumları da beraberinde getiriyor. 
Uluslararası bilim insanları, bu konuda umut vaat eden bir yaklaşım geliştirirken, olumsuz anıların zayıflatırken olumlu anıların öne çıkarılmasının da mümkün olduğu sonucuna ulaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6_XnnhkJQEmQAvuiNJ55bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TRT'de yer alan habere göre 37 kişiyle, birkaç gün süren deneyde ilk aşamada görsel olarak insan yaralanmaları veya tehlikeli hayvanlar ile buna tezat oluşturacak sakinleştirici doğa manzaraları ya da gülen çocuklar gibi imgelerin yer aldığı veri tabanlarından faydalanıldı.
Katılımcılar, olumsuz görselleri; araştırma için üretilmiş anlamsız kelimelerle eşleştirmek üzere eğitildi.
Bir sonraki gün ise bu anılar uyku ile pekiştirildi ve kelimelerin yarısı olumlu görsellerle ilişkilendirildi.
Böyle anıların yeniden kodlanması planlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ssR4ZYQRoU-ZLjZbwhrHDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İkinci gece ise katılımların uykularına müdahale edildi.
Katılımcıların hızlı olmayan göz hareketleri NREM uyku fazı sırasında (Hafıza depolamada önemli bir dönem), anlamsız kelimelerin ses kayıtları çalındı, beyin aktiviteleri eleroensefolagrafi (EEG) ile takip edildi.
Beyinde duygusal hafıza işleme ile ilişkili olduğu bilinen theta dalgası aktivitesinin sesli ipuçlarına yanıt olarak arttığı ve olumlu ipuçlarında belirgin şekilde daha yüksek olduğu göze çarptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vDGhAwjZfkWQmcvDbf13gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Takip eden günlerde yapılan anketlerle; kötü anıların, olumlu anıların gölgesinde kaldığı tespit edildi.
Bu kelimelerle ilişkili olumlu anılar, olumsuz olanlara göre daha sık akıllarına gelmeye başladı ve daha olumlu bir duygusal bakış açısıyla değerlendirildi.
Araştırma henüz erken aşamada da olsa bilim çevreleri tarafından umut vaat eden bir çalışma olarak nitelendi.
Araştırmanın detayları, Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yer aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o5fpu2C26kisEO28gGxSxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu araştırma, Kate Winslett ile Jim Carrey'nin başrollerini paylaştığı "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" filmini akıllara getirdi.
Filmde Carrey'nin hayat verdiği Joel karakterinin, Winslett'ın canlandırdığı Clementine ile olan anılarını sildirirken, zihninde Clementine ile yeniden karşılaşıp, birlikte geçirdikleri zamanları yaşaması ele alınıyordu.
Joel, bu süreç sonunda Clementine'ı ne kadar sevdiğini ve  aslında onunla geçirdiği zamanın ne kadar değerli olduğunun farkına varıyordu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>B12 içince ne olur? İşte vücut üzerindeki etkileri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/b12-icince-ne-olur-iste-vucut-uzerindeki-etkileri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/b12-icince-ne-olur-iste-vucut-uzerindeki-etkileri</guid>
<description><![CDATA[ B12 vitamini vücut için en önemli vitaminlerden biri. Hayvansal gıdalarda doğal olarak bulunan ve kırmızı kan hücresi oluşumuna destek olan B12 vitamini eksik olduğunda unutkanlık, hafıza sorunları ya da konuşma güçlüğü gibi sorunlara yol açar. B12 eksikliğini gidermek için B12 zengini besinler tüketmek ya da takviye içeren ürünleri kullanmak gerekir. Peki, B12 içince ne olur? Vücuda nasıl bir etkisi var?B12 vitamini insan sağlığı üzerinde önemli bir yere sahiptir. B12 eksikliği çeşitli hastalıklara davetiye çıkarır fazlalılığı ise pek çok problemi beraberinde getirebilir.B12 vitamini, süt ürünleri, balık, et gibi ürünlerde yer alan, kırmızı kan hücresi oluşumunda, beyin ve sinir fonksiyonlarında ve DNA üretiminde önemli bir role sahip olan vücut tarafından üretilemeyen suda çözünen bir vitamindir. B12 tüketilen gıdalardan proteine bağlanarak mide içerisinde enzimler ve hidroklorik asit tarafından serbest forma dönüştürülür.B12 vitamininin vücuda pek çok faydası bulunur. Sinir tahribatını önler, hücre oluşumunu destekler, hafızanın güçlenmesine yardımcı olur. Folik asitle beraber çalışarak kansızlığa karşı etkili olur. Kandaki amino asit (homosistein) miktarını azaltarak kalp ve kan damarları hastalıklarını önler.B12 eksikliği, yetersiz beslenme, vitamin emilimini engelleyen metabolik bozukluklar ve bazı ilaçların kullanımı sonucu, kansızlık, yorgunluk, hafıza sorunları, el ve ayaklarda karıncalanma, iştah ve kilo kaybı, ağız ülserleri, nefes darlığı ve cilt renginin solgunlaşması gibi belirtilerin görüldüğü vitamin eksikliğidir.B12 eksikliğini önlemek için doğru ve dengeli beslenmek önemlidir. B12 kaynağı olan besinleri beslenme listenize ekleyerek vitamin eksikliğini giderebilirsiniz.Vücut tarafından üretilemeyen B12 vitamini nelerde bulunur sorusuna yanıt olarak aşağıdaki besinler sıralanabilir:

Kırmızı et
Tavuk
Balık
Karaciğer sakatatı
Böbrek sakatatı
Çeşitli deniz ürünleri (karides, midye)
Süt
Yoğurt
Peynir
Yumurta

B12 vitamini hayvansal gıdalarda süt ve süt ürünlerinde oldukça fazla olmasıyla birlikte mayalı soya ürünlerinde de bulunur. Omega-3 kaynağı kuruyemişler, sebze ve meyve grupları ise B12 vitamini içermez.B12 vitamini faydaları oldukça fazladır. Sinir tahribatını önler, doğurganlığı sağlar, vücut hücrelerinin oluşumunu kendini yenilemesini ve uzun yaşamasını sağlar, sinir uçlarının normal gelişimini kolaylaştıran vitaminler arasında yer alır. Öte yandan vücuda yeterli miktarda alınan B12 vitamini hafızanın güçlenmesine ve öğrenmeye de yardımcı olabilmektedir. Tam Kan Sayımı testinde ihtiyaca göre doktor B12 ölçülmesini de isteyebilir. O zaman bu testin adına B12 testi denilmektedir.B12 testi, hastanın kanından alınan örnekle yapılmaktadır. Hastanın test öncesinde 6-8 saatlik açlık durumunun olması gerekmektedir. Hastanın kolundaki bir damardan girilerek hastanın kanı alınır ve tüplere doldurulup; kan laboratuvara gönderilir. Laboratuvarda da B12 değeri incelenir ve bu sonuç rapor olarak yazılır.B12 vitamininin miktarı testlerde 200 pg/mL ile 800 pg/mL arasında olması beklenir. B12 seviyesi ölçümünde 300 pg/mL&#039;nin üzerinde B12 seviyesi istenen ve normal kabul edilen bir değerken 200-300 pg/mL arası sınırda, 200 pg/mL altında olan bir değerse düşük B12 vitamini seviyesi olarak değerlendirilmektedir.B12 vitamini takviyesi, vücudun ihtiyaç duyduğu önemli bir vitamini desteklemek için kullanılır. B12 vitamini (kobalamin), sinir sistemi sağlığı ve kırmızı kan hücrelerinin üretimi için gereklidir. Ayrıca DNA sentezinde rol oynar. B12, karbonhidratların enerjiye dönüştürülmesine yardımcı olarak yorgunluk ve halsizlik hissini azaltabilir.Sinir dokusunun korunmasında ve sinir sinyallerinin düzgün iletilmesinde önemlidir. Eksikliği el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma gibi nörolojik sorunlara yol açabilir. B12 vitamini, sağlıklı kırmızı kan hücresi üretimini teşvik ederek anemiyi (kansızlık) önler.B12 eksikliği hafıza problemlerine ve bilişsel işlev bozukluklarına neden olabilir. Yeterli alımı, yaşa bağlı bilişsel gerileme riskini azaltabilir.B12 takviyesi almadan önce doktorunuza danışmanız önemlidir. Dozaj ve form (tablet, dil altı, enjeksiyon) kişisel sağlık durumuna göre belirlenmelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X_A4NrufiUWr2joC_WCPjg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>B12, içince, olur, İşte, vücut, üzerindeki, etkileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X_A4NrufiUWr2joC_WCPjg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="B12 içince ne olur? İşte vücut üzerindeki etkileri"><p>B12 vitamini vücut için en önemli vitaminlerden biri. Hayvansal gıdalarda doğal olarak bulunan ve kırmızı kan hücresi oluşumuna destek olan B12 vitamini eksik olduğunda unutkanlık, hafıza sorunları ya da konuşma güçlüğü gibi sorunlara yol açar. B12 eksikliğini gidermek için B12 zengini besinler tüketmek ya da takviye içeren ürünleri kullanmak gerekir. Peki, B12 içince ne olur? Vücuda nasıl bir etkisi var?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9JEqDFRSiki4JnxLKhsvXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini insan sağlığı üzerinde önemli bir yere sahiptir. B12 eksikliği çeşitli hastalıklara davetiye çıkarır fazlalılığı ise pek çok problemi beraberinde getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GxWtBLZdMEyECKVYHloQCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini, süt ürünleri, balık, et gibi ürünlerde yer alan, kırmızı kan hücresi oluşumunda, beyin ve sinir fonksiyonlarında ve DNA üretiminde önemli bir role sahip olan vücut tarafından üretilemeyen suda çözünen bir vitamindir. B12 tüketilen gıdalardan proteine bağlanarak mide içerisinde enzimler ve hidroklorik asit tarafından serbest forma dönüştürülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bdNerM0-KUCfm4mu1rOYDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamininin vücuda pek çok faydası bulunur. Sinir tahribatını önler, hücre oluşumunu destekler, hafızanın güçlenmesine yardımcı olur. Folik asitle beraber çalışarak kansızlığa karşı etkili olur. Kandaki amino asit (homosistein) miktarını azaltarak kalp ve kan damarları hastalıklarını önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3qITkePjwkmZuL1hcnZ3gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 eksikliği, yetersiz beslenme, vitamin emilimini engelleyen metabolik bozukluklar ve bazı ilaçların kullanımı sonucu, kansızlık, yorgunluk, hafıza sorunları, el ve ayaklarda karıncalanma, iştah ve kilo kaybı, ağız ülserleri, nefes darlığı ve cilt renginin solgunlaşması gibi belirtilerin görüldüğü vitamin eksikliğidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AZZMsUvYQ0mFD6T6-EB04A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 eksikliğini önlemek için doğru ve dengeli beslenmek önemlidir. B12 kaynağı olan besinleri beslenme listenize ekleyerek vitamin eksikliğini giderebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b2Bfv0BdXE662e488itNRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücut tarafından üretilemeyen B12 vitamini nelerde bulunur sorusuna yanıt olarak aşağıdaki besinler sıralanabilir:

Kırmızı et
Tavuk
Balık
Karaciğer sakatatı
Böbrek sakatatı
Çeşitli deniz ürünleri (karides, midye)
Süt
Yoğurt
Peynir
Yumurta

B12 vitamini hayvansal gıdalarda süt ve süt ürünlerinde oldukça fazla olmasıyla birlikte mayalı soya ürünlerinde de bulunur. Omega-3 kaynağı kuruyemişler, sebze ve meyve grupları ise B12 vitamini içermez.B12 vitamini faydaları oldukça fazladır. Sinir tahribatını önler, doğurganlığı sağlar, vücut hücrelerinin oluşumunu kendini yenilemesini ve uzun yaşamasını sağlar, sinir uçlarının normal gelişimini kolaylaştıran vitaminler arasında yer alır. Öte yandan vücuda yeterli miktarda alınan B12 vitamini hafızanın güçlenmesine ve öğrenmeye de yardımcı olabilmektedir. Tam Kan Sayımı testinde ihtiyaca göre doktor B12 ölçülmesini de isteyebilir. O zaman bu testin adına B12 testi denilmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/21h6TkGqikyKUtY26Vm7tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 testi, hastanın kanından alınan örnekle yapılmaktadır. Hastanın test öncesinde 6-8 saatlik açlık durumunun olması gerekmektedir. Hastanın kolundaki bir damardan girilerek hastanın kanı alınır ve tüplere doldurulup; kan laboratuvara gönderilir. Laboratuvarda da B12 değeri incelenir ve bu sonuç rapor olarak yazılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CqvkM0VzOEetjbv4ZTM5ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamininin miktarı testlerde 200 pg/mL ile 800 pg/mL arasında olması beklenir. B12 seviyesi ölçümünde 300 pg/mL'nin üzerinde B12 seviyesi istenen ve normal kabul edilen bir değerken 200-300 pg/mL arası sınırda, 200 pg/mL altında olan bir değerse düşük B12 vitamini seviyesi olarak değerlendirilmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b8xVRgVp80eixkUT-MZ_0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini takviyesi, vücudun ihtiyaç duyduğu önemli bir vitamini desteklemek için kullanılır. B12 vitamini (kobalamin), sinir sistemi sağlığı ve kırmızı kan hücrelerinin üretimi için gereklidir. Ayrıca DNA sentezinde rol oynar. B12, karbonhidratların enerjiye dönüştürülmesine yardımcı olarak yorgunluk ve halsizlik hissini azaltabilir.Sinir dokusunun korunmasında ve sinir sinyallerinin düzgün iletilmesinde önemlidir. Eksikliği el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma gibi nörolojik sorunlara yol açabilir. B12 vitamini, sağlıklı kırmızı kan hücresi üretimini teşvik ederek anemiyi (kansızlık) önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_x-ba6o9Z0eXZ-wzC2Lc2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 eksikliği hafıza problemlerine ve bilişsel işlev bozukluklarına neden olabilir. Yeterli alımı, yaşa bağlı bilişsel gerileme riskini azaltabilir.B12 takviyesi almadan önce doktorunuza danışmanız önemlidir. Dozaj ve form (tablet, dil altı, enjeksiyon) kişisel sağlık durumuna göre belirlenmelidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Demir, kalsiyum, lif içeriyor: Kolesterolü düşürmek için köri yaprakları nasıl kullanılır?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/demir-kalsiyum-lif-iceriyor-kolesterolu-dusurmek-icin-koeri-yapraklari-nasil-kullanilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/demir-kalsiyum-lif-iceriyor-kolesterolu-dusurmek-icin-koeri-yapraklari-nasil-kullanilir</guid>
<description><![CDATA[ Hint mutfağının vazgeçilmez bir parçası olan köri yaprakları, sağlık üzerindeki faydalarıyla dikkat çekiyor. Körü yaprakları kolesterolü düşürmek için de kullanılıyor.  Yüzyıllardır köri yaprakları yiyeceklere eklenerek tüketiliyor. Peki, köri yapraklarının faydaları neler?Köri yapraklarının içerdiği antioksidanlar, vitaminler ve temel besinler kalp sağlığını koruyarak bağışıklık sistemini güçlendirmeye katkı sağlıyor.Köri yaprakları, vücudu hastalıklardan uzak tutmada önemli bir rol oynayan antioksidanlar açısından zengindir. Bu antioksidanlar, vücutta hücresel hasara neden olan serbest radikaller için temizleyici görevi görür. Köri yapraklarında bulunan birkaç yararlı bileşik linalool, alfa-terpinen, mirsen, mahanimbin, karyofilen, murrayanol ve alfa-pinendir.Köri yaprakları A, B, C ve E vitaminleri gibi temel vitaminlerle doludur; ayrıca kalsiyum, demir ve lif içerir. Genel sağlıkta iyileşmeye, bağışıklık sistemini güçlendirmeye ve daha sağlıklı bir cilt ile birlikte daha güçlü kemikler getirmeye katkıda bulunurlar. Bu nedenle diyete köri yaprakları eklemek yeterli miktarda doğal besin sağlayacaktır.Köri yapraklarının sindirimi iyileştirdiği bilinmektedir. Sindirim enzimlerini uyararak vücudun yiyecekleri daha etkili bir şekilde parçalamasına yardımcı olurlar. Şişkinlik, kabızlık ve hazımsızlık gibi yaygın sindirim sorunlarını hafifletebilirler. Hafif müshil özellikleri sağlıklı bir bağırsağın korunmasına yardımcı olur.Köri yapraklarını günlük tüketmek kalp sağlığına fayda sağlayabilir. İyi kolesterolü (HDL) teşvik ederken kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürmeye yardımcı olur ve kalp hastalığı riskini azaltır. Köri yapraklarındaki antioksidanlar ayrıca kan damarlarına zarar verebilen oksidatif stresi önlemeye yardımcı olur.Köri yaprakları bireylerde saç büyümesini destekler, kepek oluşumunu azaltır ve erken grileşmeyi önler. Antioksidanlar ve antibakteriyel özellikler cilt dokusunu iyileştirerek cilde sağlıklı bir görünüm ve parlaklık kazandırır.Kolesterolünüzü düşürmek için diyetinize köri yaprakları eklemenin 5 basit yolu şunlardır:Köri yaprağı çayı içmek bu otu günlük rutininize eklemenin kolay bir yoludur. Taze köri yapraklarını birkaç dakika sıcak suda bekletin ve düzenli olarak yudumlayın. Bu, LDL&#039;yi (kötü kolesterol) düşürmeye ve genel kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir.Sabah smoothienize birkaç köri yaprağı karıştırın. Bunları meyveler, elmalar ve bir avuç ıspanakla birleştirerek kolesterol yönetimine yardımcı olan besin dolu bir içecek elde edin. Köri yapraklarındaki antioksidanlar lipid profilinizi iyileştirmeye yardımcı olur.Köri yapraklarını kurutun ve ince bir toz haline getirin. Bu tozu salatalarınıza, çorbalarınıza veya yoğurdunuza serpebilirsiniz. Köri yaprağı tozunu düzenli olarak tüketmek kolesterol seviyelerini düzenlemeye ve daha iyi sindirimi desteklemeye yardımcı olabilir.Köri yapraklarını zeytinyağına veya hindistancevizi yağına ekleyin.
Aromalı yağı salata soslarında veya yemek pişirmede kullanın. Köri yapraklarıyla karıştırılan kalp sağlığına yararlı yağlar zararlı kolesterol seviyelerini azaltabilir.
Mercimek çorbalarınıza veya sebze körilerinize köri yaprakları ekleyin. Pişirmeye sadece bir avuç taze yaprak ekleyin. Köri yapraklarındaki lif ve antioksidanlar kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kalbi sağlıklı tutmaya yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FXSSTf6ROk6V0dX-BAijgg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demir, kalsiyum, lif, içeriyor:, Kolesterolü, düşürmek, için, köri, yaprakları, nasıl, kullanılır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FXSSTf6ROk6V0dX-BAijgg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Demir, kalsiyum, lif içeriyor: Kolesterolü düşürmek için köri yaprakları nasıl kullanılır?"><p>Hint mutfağının vazgeçilmez bir parçası olan köri yaprakları, sağlık üzerindeki faydalarıyla dikkat çekiyor. Körü yaprakları kolesterolü düşürmek için de kullanılıyor.  Yüzyıllardır köri yaprakları yiyeceklere eklenerek tüketiliyor. Peki, köri yapraklarının faydaları neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f9d2v880WEyVq7hdjJlbhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yapraklarının içerdiği antioksidanlar, vitaminler ve temel besinler kalp sağlığını koruyarak bağışıklık sistemini güçlendirmeye katkı sağlıyor.Köri yaprakları, vücudu hastalıklardan uzak tutmada önemli bir rol oynayan antioksidanlar açısından zengindir. Bu antioksidanlar, vücutta hücresel hasara neden olan serbest radikaller için temizleyici görevi görür. Köri yapraklarında bulunan birkaç yararlı bileşik linalool, alfa-terpinen, mirsen, mahanimbin, karyofilen, murrayanol ve alfa-pinendir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vi96k8FINkewMWbRvpAQEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yaprakları A, B, C ve E vitaminleri gibi temel vitaminlerle doludur; ayrıca kalsiyum, demir ve lif içerir. Genel sağlıkta iyileşmeye, bağışıklık sistemini güçlendirmeye ve daha sağlıklı bir cilt ile birlikte daha güçlü kemikler getirmeye katkıda bulunurlar. Bu nedenle diyete köri yaprakları eklemek yeterli miktarda doğal besin sağlayacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dT13M1DcfkeGH0ZpsnQGdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yapraklarının sindirimi iyileştirdiği bilinmektedir. Sindirim enzimlerini uyararak vücudun yiyecekleri daha etkili bir şekilde parçalamasına yardımcı olurlar. Şişkinlik, kabızlık ve hazımsızlık gibi yaygın sindirim sorunlarını hafifletebilirler. Hafif müshil özellikleri sağlıklı bir bağırsağın korunmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3SV8Ykh8s0m8opyLzlF13g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yapraklarını günlük tüketmek kalp sağlığına fayda sağlayabilir. İyi kolesterolü (HDL) teşvik ederken kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürmeye yardımcı olur ve kalp hastalığı riskini azaltır. Köri yapraklarındaki antioksidanlar ayrıca kan damarlarına zarar verebilen oksidatif stresi önlemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5f_V_N-Jtk6o-d4udA1GPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yaprakları bireylerde saç büyümesini destekler, kepek oluşumunu azaltır ve erken grileşmeyi önler. Antioksidanlar ve antibakteriyel özellikler cilt dokusunu iyileştirerek cilde sağlıklı bir görünüm ve parlaklık kazandırır.Kolesterolünüzü düşürmek için diyetinize köri yaprakları eklemenin 5 basit yolu şunlardır:Köri yaprağı çayı içmek bu otu günlük rutininize eklemenin kolay bir yoludur. Taze köri yapraklarını birkaç dakika sıcak suda bekletin ve düzenli olarak yudumlayın. Bu, LDL'yi (kötü kolesterol) düşürmeye ve genel kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p2IBtwpGi0evuBY85OnLZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah smoothienize birkaç köri yaprağı karıştırın. Bunları meyveler, elmalar ve bir avuç ıspanakla birleştirerek kolesterol yönetimine yardımcı olan besin dolu bir içecek elde edin. Köri yapraklarındaki antioksidanlar lipid profilinizi iyileştirmeye yardımcı olur.Köri yapraklarını kurutun ve ince bir toz haline getirin. Bu tozu salatalarınıza, çorbalarınıza veya yoğurdunuza serpebilirsiniz. Köri yaprağı tozunu düzenli olarak tüketmek kolesterol seviyelerini düzenlemeye ve daha iyi sindirimi desteklemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/69pJGoqRFEGj-sZk-OUsUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yapraklarını zeytinyağına veya hindistancevizi yağına ekleyin.
Aromalı yağı salata soslarında veya yemek pişirmede kullanın. Köri yapraklarıyla karıştırılan kalp sağlığına yararlı yağlar zararlı kolesterol seviyelerini azaltabilir.
Mercimek çorbalarınıza veya sebze körilerinize köri yaprakları ekleyin. Pişirmeye sadece bir avuç taze yaprak ekleyin. Köri yapraklarındaki lif ve antioksidanlar kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kalbi sağlıklı tutmaya yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Obeziteye yeni tanım gerekiyor: Vücut Kitle İndeksi tek başına yetersiz</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/obeziteye-yeni-tanim-gerekiyor-vucut-kitle-indeksi-tek-basina-yetersiz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/obeziteye-yeni-tanim-gerekiyor-vucut-kitle-indeksi-tek-basina-yetersiz</guid>
<description><![CDATA[ Dünya çapında bir milyardan fazla kişiyi etkileyen&quot;obezite, çağın hastalığı olarak görülüyor. Dünya çapında uzmanların hazırladığı bir rapora göre ise obezite daha hasaas ve net bir tanıma ihtiyaç duyuyor. Uzmanlar obezite tanısı için kullanılan Vücut Kitle İndeksinin tek başına yetersiz olduğuna dikkat çekiyor.Farklı ülkelerden bir grup sağlık uzmanı,  obezitenin tanımlanmasında, boy ve kilo oranının tek kıstas olarak kullanılmasına son verilmesini teklif ettti.Halihazırda vücut kitle İndeksi 30 üzeri kişiler obez olarak tanımlanıyor. Ancak sistemin eksiklikleri eleştiriliyor.Aşırı vücut yağına sahip kişilerin Vücut Kİtle İndeksi&#039;nin her zaman 30&#039;un üzerinde olmadığı belirtiliyor.Sporcuların da normal yağ kütlesine rağmen yüksek Vücut kitle indeksine sahip olduğuna dikkat çekiliyor.Obezite tanımlaması için boy kilo oranının yanı sıra bel çevresi ve genel sağlık durumunun da dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.Uzmanlar aşırı kilolardan kaynaklanan kronik hastalıkları olanlara &quot;klinik obezite&quot; teşhisi konması gerektiğine dikkat çekiyor. Herhangi bir sağlık sorunu olmayanlara ise &quot;klinik öncesi obezite&quot; teşhisi konulması gerektiği vurgulanıyor.
Bu sayede obezite vakalarının daha net biçimde teşhis edilip tedaviye daha erken başlanabileceği belirtiliyor.Lancet Diyabet ve Endokrinoloji dergisinde obeziteyle ilgili yayınlanan rapor, dünya çapında 70&#039;den fazla kurum tarafından destekleniyor nncak uygulamanın yaygınlaşmasının zaman alacağı ifade ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FR0A0IpvO0ODFbF3eR3v4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Obeziteye, yeni, tanım, gerekiyor:, Vücut, Kitle, İndeksi, tek, başına, yetersiz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FR0A0IpvO0ODFbF3eR3v4w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Obeziteye yeni tanım gerekiyor: Vücut Kitle İndeksi tek başına yetersiz"><p>Dünya çapında bir milyardan fazla kişiyi etkileyen"obezite, çağın hastalığı olarak görülüyor. Dünya çapında uzmanların hazırladığı bir rapora göre ise obezite daha hasaas ve net bir tanıma ihtiyaç duyuyor. Uzmanlar obezite tanısı için kullanılan Vücut Kitle İndeksinin tek başına yetersiz olduğuna dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dl79KyfP-USlWlBx5seZvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Farklı ülkelerden bir grup sağlık uzmanı,  obezitenin tanımlanmasında, boy ve kilo oranının tek kıstas olarak kullanılmasına son verilmesini teklif ettti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J_QKb33JOE-rZvmkwYPnBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halihazırda vücut kitle İndeksi 30 üzeri kişiler obez olarak tanımlanıyor. Ancak sistemin eksiklikleri eleştiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rDGxP4b7R0GrepSk2Q507g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı vücut yağına sahip kişilerin Vücut Kİtle İndeksi'nin her zaman 30'un üzerinde olmadığı belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mCvaNERdrUuWA_PVSF7plQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sporcuların da normal yağ kütlesine rağmen yüksek Vücut kitle indeksine sahip olduğuna dikkat çekiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o8TneB8TBUmKOSjImtMFWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Obezite tanımlaması için boy kilo oranının yanı sıra bel çevresi ve genel sağlık durumunun da dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/okLYtNXjUkC7vRk-pb0-5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar aşırı kilolardan kaynaklanan kronik hastalıkları olanlara "klinik obezite" teşhisi konması gerektiğine dikkat çekiyor. Herhangi bir sağlık sorunu olmayanlara ise "klinik öncesi obezite" teşhisi konulması gerektiği vurgulanıyor.
Bu sayede obezite vakalarının daha net biçimde teşhis edilip tedaviye daha erken başlanabileceği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JDRvX5Inr0qREY1tho7WDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lancet Diyabet ve Endokrinoloji dergisinde obeziteyle ilgili yayınlanan rapor, dünya çapında 70'den fazla kurum tarafından destekleniyor nncak uygulamanın yaygınlaşmasının zaman alacağı ifade ediliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da bir hastane: Müşterileri, kobra, tarantula, iguana, piton ve diğerleri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/istanbulda-bir-hastane-musterileri-kobra-tarantula-iguana-piton-ve-digerleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/istanbulda-bir-hastane-musterileri-kobra-tarantula-iguana-piton-ve-digerleri</guid>
<description><![CDATA[ Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi bünyesindeki hastane, egzotik evcil ve yabani hayvanlara kapsamlı sağlık hizmeti veriyor. Birimde, yılan türlerinin yanısıra, aslan, leylek, iguana gibi türlerin de her türlü tedavisi merkezde yapılıyor.Hayvanlara kapsamlı sağlık hizmeti sunan Araştırma ve Uygulama Hastanesi, 24 polikliniğe sahip.Acil birimi, at ve büyük hayvan ameliyat salonları binası, karantina binası, derslikler ve yatar hasta ahır ünitelerinden oluşan bu yapı, hayvan sağlığı alanında birçok yeniliğe de öncülük ediyor.Her türlü hayvan türüne ve hayvan sağlığına yönelik tüm ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde tasarlanan hastane yüksek teknoloji de kullanıyor.Kedi, köpek, at, sığır, koyun gibi evcil ve çiftlik hayvanlarının yanı sıra kaplumbağa, iguana, papağan, lemur, bukalemunmuhabbet kuşu gibi egzotik türler ve tilki, karaca, leylek, aslan, balık, kirpi ve yılan gibi canlılar da tedavi hizmeti alabiliyor.Hastanenin yaban hayvanları kliniği, yılda ortalama 1000 egzotik pet ve yabani hayvana hizmet veriyor.Hastane her gün 24 saat hizmet vermekte. Hafta içleri saat saat 08.00-17.00 aralarında, hafta sonları ve özel günlerde ise 24 saat boyunca sadece Acil ve Yatar Hasta servisi çalışıyor. Sağlık hizmetleri ücret tarifesine göre alınıyor.Hastane, sokak hayvanları için belediyelerle işbirliği içinde. Doğrudan sokak hayvanlarına bakım yapılmıyor, İstanbul’daki bazı ilçe belediyeler ile yapılan protokoller kapsamında, yönlendirme ile hizmet veriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SAIwMyrFCUuMzNpBRp3nGw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, bir, hastane:, Müşterileri, kobra, tarantula, iguana, piton, diğerleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SAIwMyrFCUuMzNpBRp3nGw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul'da bir hastane: Müşterileri, kobra, tarantula, iguana, piton ve diğerleri"><p>Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi bünyesindeki hastane, egzotik evcil ve yabani hayvanlara kapsamlı sağlık hizmeti veriyor. Birimde, yılan türlerinin yanısıra, aslan, leylek, iguana gibi türlerin de her türlü tedavisi merkezde yapılıyor.</p><p>Hayvanlara kapsamlı sağlık hizmeti sunan Araştırma ve Uygulama Hastanesi, 24 polikliniğe sahip.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OofyhOR-V0eckx0ByCfOGw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Acil birimi, at ve büyük hayvan ameliyat salonları binası, karantina binası, derslikler ve yatar hasta ahır ünitelerinden oluşan bu yapı, hayvan sağlığı alanında birçok yeniliğe de öncülük ediyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ez7vv5TJy0eKlE-thqYiDw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Her türlü hayvan türüne ve hayvan sağlığına yönelik tüm ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde tasarlanan hastane yüksek teknoloji de kullanıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aDCBtBT4KkiehIVDs_bUSw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Kedi, köpek, at, sığır, koyun gibi evcil ve çiftlik hayvanlarının yanı sıra kaplumbağa, iguana, papağan, lemur, bukalemunmuhabbet kuşu gibi egzotik türler ve tilki, karaca, leylek, aslan, balık, kirpi ve yılan gibi canlılar da tedavi hizmeti alabiliyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aHet_MvHzUmXWeJl4pdgPg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Hastanenin yaban hayvanları kliniği, yılda ortalama 1000 egzotik pet ve yabani hayvana hizmet veriyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HGfIIwv--Uq8UFkzdFOWeg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Hastane her gün 24 saat hizmet vermekte. Hafta içleri saat saat 08.00-17.00 aralarında, hafta sonları ve özel günlerde ise 24 saat boyunca sadece Acil ve Yatar Hasta servisi çalışıyor. Sağlık hizmetleri ücret tarifesine göre alınıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZT4dGJMFukGkoyRm5cZUqQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Hastane, sokak hayvanları için belediyelerle işbirliği içinde. Doğrudan sokak hayvanlarına bakım yapılmıyor, İstanbul’daki bazı ilçe belediyeler ile yapılan protokoller kapsamında, yönlendirme ile hizmet veriliyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qo-ss_lCwkmMP7wGMT9e-A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi"><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QMA45w2aZU-BZvUKk1TeVQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>5 milyon kişilik depresyon araştırması: Risk artıran 300 yeni genetik faktör</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/5-milyon-kisilik-depresyon-arastirmasi-risk-artiran-300-yeni-genetik-faktoer</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/5-milyon-kisilik-depresyon-arastirmasi-risk-artiran-300-yeni-genetik-faktoer</guid>
<description><![CDATA[ Depresyonun genetik altyapısını anlamak için İngiltere&#039;de yapılan ve 29 ülkeden 5 milyon kişinin gen verisinin incelendiği araştırma, çığır açıcı sonuçlar ortaya koydu. Bilim insanları, depresyon riskini artıran 300’den fazla yeni genetik varyasyon tespit etti. Araştırmanın, yeni ve daha etkili tedavilerin geliştirilmesine öncülük etmesi bekleniyor.İngiltere&#039;de 5 milyon kişilik yeni bir &quot;depresyon&quot; araştırması yapıldı.Uluslararası bir ekip tarafından yürütülen çalışma, önceki araştırmalardan farklı olarak daha geniş bir genetik çeşitliliği kapsadı.Araştırmaya dahil edilen verilerin dörtte biri, Afrikalı, Doğu Asyalı, Hispanik ve Güney Asyalı bireylerin genetik verilerinden oluştu. Çalışmada depresyonla bağlantılı toplam 700 genetik varyasyon belirlendi; bunların yaklaşık yarısı daha önce hiç ilişkilendirilmemişti.Araştırma, depresyonun teşhis ve tedavisini kolaylaştırma potansiyeli taşıyor. Bilim insanları, 1600&#039;den fazla ilacın bu genler üzerindeki etkisini inceledi.Özellikle kronik ağrı tedavisinde kullanılan Pregabalin ve narkolepsi tedavisinde kullanılan Modafinil ilaçlarının depresyon tedavisinde de etkili olabileceği öne sürüldü. Ancak, bu ilaçların depresyon hastaları üzerinde kullanımı için daha fazla klinik araştırma yapılması gerekiyor.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne göre dünya genelinde yaklaşık 280 milyon kişi, hayatında en az bir kez depresyon geçiriyor. Araştırmacılar, genetik faktörlerin önemli olduğunu ancak depresyonun toplumsal sebeplerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yoksulluk, ırkçılık ve stres gibi faktörlerin depresyonun gelişmesinde büyük rol oynadığı ifade edildi.Araştırmacılar, bu çalışmanın hem depresyonun biyolojik altyapısını anlamaya hem de daha etkili tedaviler geliştirmeye yönelik önemli bir adım olduğunu belirtti. Depresyon tedavisi için yeni yaklaşımlar geliştirilmesi, milyonlarca kişiye umut ışığı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTtkf1ZGbUypCog8uIaslw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>milyon, kişilik, depresyon, araştırması:, Risk, artıran, 300, yeni, genetik, faktör</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTtkf1ZGbUypCog8uIaslw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="5 milyon kişilik depresyon araştırması: Risk artıran 300 yeni genetik faktör"><p>Depresyonun genetik altyapısını anlamak için İngiltere'de yapılan ve 29 ülkeden 5 milyon kişinin gen verisinin incelendiği araştırma, çığır açıcı sonuçlar ortaya koydu. Bilim insanları, depresyon riskini artıran 300’den fazla yeni genetik varyasyon tespit etti. Araştırmanın, yeni ve daha etkili tedavilerin geliştirilmesine öncülük etmesi bekleniyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ck9YhtZhdU2xCuExXceSjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de 5 milyon kişilik yeni bir "depresyon" araştırması yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1QI2fO0IwUqKS6QvQQGQMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uluslararası bir ekip tarafından yürütülen çalışma, önceki araştırmalardan farklı olarak daha geniş bir genetik çeşitliliği kapsadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NI9nFJ9BdUCfruXlkbg9MA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmaya dahil edilen verilerin dörtte biri, Afrikalı, Doğu Asyalı, Hispanik ve Güney Asyalı bireylerin genetik verilerinden oluştu. Çalışmada depresyonla bağlantılı toplam 700 genetik varyasyon belirlendi; bunların yaklaşık yarısı daha önce hiç ilişkilendirilmemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/orJijGXqhEC9LLRlxnx8jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, depresyonun teşhis ve tedavisini kolaylaştırma potansiyeli taşıyor. Bilim insanları, 1600'den fazla ilacın bu genler üzerindeki etkisini inceledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7UWhPYoeNUOFHBcShpyCoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle kronik ağrı tedavisinde kullanılan Pregabalin ve narkolepsi tedavisinde kullanılan Modafinil ilaçlarının depresyon tedavisinde de etkili olabileceği öne sürüldü. Ancak, bu ilaçların depresyon hastaları üzerinde kullanımı için daha fazla klinik araştırma yapılması gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EuGZ73BNWkC03pFq10uo1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünya genelinde yaklaşık 280 milyon kişi, hayatında en az bir kez depresyon geçiriyor. Araştırmacılar, genetik faktörlerin önemli olduğunu ancak depresyonun toplumsal sebeplerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yoksulluk, ırkçılık ve stres gibi faktörlerin depresyonun gelişmesinde büyük rol oynadığı ifade edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OfFbgTKFGEywqt273HZPzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, bu çalışmanın hem depresyonun biyolojik altyapısını anlamaya hem de daha etkili tedaviler geliştirmeye yönelik önemli bir adım olduğunu belirtti. Depresyon tedavisi için yeni yaklaşımlar geliştirilmesi, milyonlarca kişiye umut ışığı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İngiltere&amp;apos;de sağlık krizi! Tedaviler koridorlarda yapılıyor, ambulans bekleme süresi 12 saati geçiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ingilterede-saglik-krizi-tedaviler-koridorlarda-yapiliyor-ambulans-bekleme-suresi-12-saati-geciyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ingilterede-saglik-krizi-tedaviler-koridorlarda-yapiliyor-ambulans-bekleme-suresi-12-saati-geciyor</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de sağlık sistemi büyük bir krizle mücadele ediyor. Artan grip vakaları ve personel eksikliği nedeniyle hastalar koridorlarda tedavi edilmeye başlandı. Öte yandan, ülkede ambulans bekleme süreleri rekor seviyelere ulaştı. Verilere göre, felç ve kalp krizi gibi acil durumlarda bile hastalar ambulans için 12 saatten fazla beklemek zorunda kalıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, durumu &quot;kabul edilemez&quot; olarak nitelendirdi.İngiltere’de sağlık sistemi, artan grip vakaları nedeniyle yoğun baskı altında. İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, bu yılın başında sadece bir hafta içinde 53 bin Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) çalışanının hastalık izni aldığını açıkladı. Bakan Streeting, hastaların koridorlarda tedavi edilmek zorunda kalmasını &quot;kabul edilemez&quot; olarak nitelendirdi.
Streeting, grip salgınının etkileri ve personel eksikliği nedeniyle hastaların güvenlik ve onurdan yoksun şekilde tedavi edilmek zorunda kaldığını belirtti.Bakan, bu durumun bir sonucu olarak bazı hastaların saatlerce ambulans beklemek zorunda kaldığını ve geçici alanlarda tedavi edildiğini söyledi.
İngiltere’de ambulans bekleme süreleri rekor seviyelere ulaştı. Açıklanan yeni verilere göre, felç ve kalp krizi gibi acil durumlarda hastalar ambulans için 12 saatten fazla beklemek zorunda kalıyor. Acil servisler ise kapasiteyi aşan yoğunluk nedeniyle hasta kabul etmekte güçlük çekiyor.Bakan, koridorlarda tedavi edilen hastaların durumunu &quot;14 yıllık sağlık politikası başarısızlığının acımasız bir sonucu&quot; olarak tanımladı ve bu uygulamayı &quot;tarihe gömmek&quot; istediklerini dile getirdi.
Ancak bu sorunun kısa vadede çözülemeyeceğini, önümüzdeki kış da benzer durumların yaşanabileceğini ifade etti.Son haftalarda İngiltere genelinde birçok hastane, acil servislerdeki baskı nedeniyle kritik durum ilan etti.Bu durum, hastanelerin kaynaklarını önceliklendirmesine olanak tanırken, bazı planlı ameliyatlar ve randevular ertelendi.Bakan Streeting, kritik durum ilanlarının &quot;sistemin yeniden güvenli bir seviyeye getirilmesi için bir odaklanma aracı&quot; olarak kullanıldığını belirtti. Geçtiğimiz hafta 24 olan aktif kritik durum sayısının bu hafta bire düştüğünü açıkladı.Bakan, vatandaşları grip aşısı olmaya davet ederek, bunun için hala zaman olduğunu söyledi.
Ancak, eczanelerde grip aşılarının tedarikinde yaşanan sorunların çözülmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, NHS personelinin aşılanma oranlarının &quot;beklenenden düşük&quot; olduğunu ifade etti.Streeting, &quot;Hastaların koridorlarda tedavi edildiği, güvenlikten ve onurdan yoksun bir sağlık hizmeti, hiçbir şekilde kabul edilemez&quot; diyerek, sağlık sistemindeki bu durumun düzeltilmesi için çalışacaklarını belirtti.
Ancak, çözümün zaman alacağını ve bunun &quot;zehirli bir baskılar karmasının&quot; sonucu olduğunu söyledi.
Hükümetin, NHS üzerindeki uzun vadeli hasarları onarmak için yeni reformlarla durumu iyileştirmeyi hedeflediği ifade ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LWtUayXv6ECAKcvl1M64mQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İngilterede, sağlık, krizi, Tedaviler, koridorlarda, yapılıyor, ambulans, bekleme, süresi, saati, geçiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LWtUayXv6ECAKcvl1M64mQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İngiltere'de sağlık krizi! Tedaviler koridorlarda yapılıyor, ambulans bekleme süresi 12 saati geçiyor"><p>İngiltere'de sağlık sistemi büyük bir krizle mücadele ediyor. Artan grip vakaları ve personel eksikliği nedeniyle hastalar koridorlarda tedavi edilmeye başlandı. Öte yandan, ülkede ambulans bekleme süreleri rekor seviyelere ulaştı. Verilere göre, felç ve kalp krizi gibi acil durumlarda bile hastalar ambulans için 12 saatten fazla beklemek zorunda kalıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, durumu "kabul edilemez" olarak nitelendirdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xXKirkMqn0SoKsvQtBJHRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere’de sağlık sistemi, artan grip vakaları nedeniyle yoğun baskı altında. İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, bu yılın başında sadece bir hafta içinde 53 bin Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) çalışanının hastalık izni aldığını açıkladı. Bakan Streeting, hastaların koridorlarda tedavi edilmek zorunda kalmasını "kabul edilemez" olarak nitelendirdi.
Streeting, grip salgınının etkileri ve personel eksikliği nedeniyle hastaların güvenlik ve onurdan yoksun şekilde tedavi edilmek zorunda kaldığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mhQtfWTGck-_XFWrpjzcmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakan, bu durumun bir sonucu olarak bazı hastaların saatlerce ambulans beklemek zorunda kaldığını ve geçici alanlarda tedavi edildiğini söyledi.
İngiltere’de ambulans bekleme süreleri rekor seviyelere ulaştı. Açıklanan yeni verilere göre, felç ve kalp krizi gibi acil durumlarda hastalar ambulans için 12 saatten fazla beklemek zorunda kalıyor. Acil servisler ise kapasiteyi aşan yoğunluk nedeniyle hasta kabul etmekte güçlük çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aouThF3U4kC93YdQR6TM4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakan, koridorlarda tedavi edilen hastaların durumunu "14 yıllık sağlık politikası başarısızlığının acımasız bir sonucu" olarak tanımladı ve bu uygulamayı "tarihe gömmek" istediklerini dile getirdi.
Ancak bu sorunun kısa vadede çözülemeyeceğini, önümüzdeki kış da benzer durumların yaşanabileceğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vovs3DYf50mjuJnf5ZJKRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son haftalarda İngiltere genelinde birçok hastane, acil servislerdeki baskı nedeniyle kritik durum ilan etti.Bu durum, hastanelerin kaynaklarını önceliklendirmesine olanak tanırken, bazı planlı ameliyatlar ve randevular ertelendi.Bakan Streeting, kritik durum ilanlarının "sistemin yeniden güvenli bir seviyeye getirilmesi için bir odaklanma aracı" olarak kullanıldığını belirtti. Geçtiğimiz hafta 24 olan aktif kritik durum sayısının bu hafta bire düştüğünü açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZvbeMQ9sK0CYnIeNcvsQXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakan, vatandaşları grip aşısı olmaya davet ederek, bunun için hala zaman olduğunu söyledi.
Ancak, eczanelerde grip aşılarının tedarikinde yaşanan sorunların çözülmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, NHS personelinin aşılanma oranlarının "beklenenden düşük" olduğunu ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zE0B80gAZUqNhOIWuTkawQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Streeting, "Hastaların koridorlarda tedavi edildiği, güvenlikten ve onurdan yoksun bir sağlık hizmeti, hiçbir şekilde kabul edilemez" diyerek, sağlık sistemindeki bu durumun düzeltilmesi için çalışacaklarını belirtti.
Ancak, çözümün zaman alacağını ve bunun "zehirli bir baskılar karmasının" sonucu olduğunu söyledi.
Hükümetin, NHS üzerindeki uzun vadeli hasarları onarmak için yeni reformlarla durumu iyileştirmeyi hedeflediği ifade ediliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Lifli gıdalar bağırsak enfeksiyonu riskini azaltabilir mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/lifli-gidalar-bagirsak-enfeksiyonu-riskini-azaltabilir-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/lifli-gidalar-bagirsak-enfeksiyonu-riskini-azaltabilir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olabilmek için bağırsak sağlığını destekleyen lif zengini besinleri tüketmeniz gerekir. Beslenme programınızda yapacağınız küçük değişiklikler büyük farklar yaratabilir. Peki, lifli gıdaları tüketmek neden bu kadar önemli?Sağlıklı bir diyetin bir nevi &quot;gizli kahramanı&quot; olan lif, bağırsaklarımızı mutlu ve sağlıklı tutmada önemli bir rol oynar. Sindirim sistemimiz için doğal bir temizleyici görevi görürken aynı zamanda bağışıklığımızı da güçlendirir. Ancak çoğumuz önerilen günlük lif alımının altında kalıyoruz. İşte lifin neden bu kadar önemli olduğunu ve yemeklerinize daha fazla lif eklemenin 6 kolay yolunu keşfedin.Bitkisel gıdalar, sindirim sistemlerimiz için önemli olan lif içerir. Bağırsaklarınızdaki yararlı bakterileri destekler, bağırsak hareketlerini kontrol etmeye yardımcı olur ve kabızlığı önler.Bu bakteriler tehlikeli mikroorganizmaları kontrol etmek ve bağırsak hastalıkları riskini azaltmak için çok önemlidir.Ayrıca lif genel sağlığı iyileştirir. 2017&#039;de yayınlanan bir araştırmaya göre, kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve hatta bazı kanser türleri, diyet lifinin riskini azalttığı kronik hastalıklar arasındadır. Ayrıca tokluk hissini uzatır ve bu da sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur.Kahvaltı, biraz lif almak için mükemmel bir zamandır. Müsli veya tam tahıllı gevrekler seçin. Ekstra lif desteği için bir avuç fındık, tohum veya muz, elma veya çilek gibi taze meyveler kullanın. Tam tahıllardan elde edilen lif, bağırsaklarınızı dengede tutar ve sindirim sorunları riskinizi azaltır.Beyaz ekmek, pirinç ve makarnayı tam tahıllı versiyonlarla değiştirin. Kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahıllar mükemmel lif kaynaklarıdır. Bu değişimler yalnızca bağırsak sağlığınızı iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda kan şekeri seviyelerimizi dengelemeye de yardımcı olur.New York, 8 Aralık (IANS) ABD&#039;deki bir araştırma ekibi, yüksek lifli, bitki bazlı bir diyet müdahalesinin, kemik iliğini etkileyen nadir ve tedavi edilemez bir kan kanseri türü olan multipl miyelomun ilerlemesini geciktirebileceğini gösterdi.Meyve ve sebzeleri diyetinizin önemli bir parçası haline getirin. Bunlar diyet lifi, vitaminler ve antioksidanlarla doludur. Havuç ve salatalık gibi çiğ sebzeler atıştırın veya öğünlerinize bir yan salata ekleyin. Portakal, armut ve guava gibi lif açısından zengin meyveler seçin. Elma ve armut gibi meyvelerin kabuklarını yemek, diyetinize daha fazla lif katabilir.Fasulye, mercimek ve nohut lif açısından zengindir. Çok yönlüdürler ve çorbalara, salatalara, güveçlere dahil edilebilirler. Bir kase mercimek çorbası veya nohut salatası sadece lezzetli olmakla kalmaz, aynı zamanda daha fazla lif almanın bağırsak dostu bir yoludur.Cips veya kurabiye yerine badem, ceviz, chia tohumu veya keten tohumu gibi kuruyemiş ve çekirdeklere yönelin. Bunlar sadece lif açısından zengin olmakla kalmaz, aynı zamanda bağırsak sağlığını destekleyen sağlıklı yağlar da içerir.Günümüzde, birçok paketlenmiş yiyecek ve içecek lifle güçlendirilmiştir. Atıştırmalıklar veya kahvaltılık barlar seçerken &quot;yüksek lif içeriği&quot; yazan etiketlere bakın. Ancak, eklenmiş şeker veya sağlıksız yağlarla dolu olmadıklarından emin olmak için her zaman içerikleri kontrol edin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-cp7nrokcEyC3qSGweDqMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Lifli, gıdalar, bağırsak, enfeksiyonu, riskini, azaltabilir, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-cp7nrokcEyC3qSGweDqMQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Lifli gıdalar bağırsak enfeksiyonu riskini azaltabilir mi?"><p>Sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olabilmek için bağırsak sağlığını destekleyen lif zengini besinleri tüketmeniz gerekir. Beslenme programınızda yapacağınız küçük değişiklikler büyük farklar yaratabilir. Peki, lifli gıdaları tüketmek neden bu kadar önemli?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BNNjkUZ6rkK_BjI5aKCVeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir diyetin bir nevi "gizli kahramanı" olan lif, bağırsaklarımızı mutlu ve sağlıklı tutmada önemli bir rol oynar. Sindirim sistemimiz için doğal bir temizleyici görevi görürken aynı zamanda bağışıklığımızı da güçlendirir. Ancak çoğumuz önerilen günlük lif alımının altında kalıyoruz. İşte lifin neden bu kadar önemli olduğunu ve yemeklerinize daha fazla lif eklemenin 6 kolay yolunu keşfedin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QOac8pJMSkSmQNO6U7RdPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitkisel gıdalar, sindirim sistemlerimiz için önemli olan lif içerir. Bağırsaklarınızdaki yararlı bakterileri destekler, bağırsak hareketlerini kontrol etmeye yardımcı olur ve kabızlığı önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fsS1NEzqW0mzrp8H2v5ETA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu bakteriler tehlikeli mikroorganizmaları kontrol etmek ve bağırsak hastalıkları riskini azaltmak için çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tWSlVHgPOEGzicsYgoBebA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca lif genel sağlığı iyileştirir. 2017'de yayınlanan bir araştırmaya göre, kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve hatta bazı kanser türleri, diyet lifinin riskini azalttığı kronik hastalıklar arasındadır. Ayrıca tokluk hissini uzatır ve bu da sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3QHAcQtpIUSgVX7fPfj9eA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvaltı, biraz lif almak için mükemmel bir zamandır. Müsli veya tam tahıllı gevrekler seçin. Ekstra lif desteği için bir avuç fındık, tohum veya muz, elma veya çilek gibi taze meyveler kullanın. Tam tahıllardan elde edilen lif, bağırsaklarınızı dengede tutar ve sindirim sorunları riskinizi azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9SiUabo4t0aE-U7nJ5HN3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyaz ekmek, pirinç ve makarnayı tam tahıllı versiyonlarla değiştirin. Kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahıllar mükemmel lif kaynaklarıdır. Bu değişimler yalnızca bağırsak sağlığınızı iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda kan şekeri seviyelerimizi dengelemeye de yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hKHx7g_PQ0u3hgS9lTBRyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>New York, 8 Aralık (IANS) ABD'deki bir araştırma ekibi, yüksek lifli, bitki bazlı bir diyet müdahalesinin, kemik iliğini etkileyen nadir ve tedavi edilemez bir kan kanseri türü olan multipl miyelomun ilerlemesini geciktirebileceğini gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ieq0hgG7hkulW1YykNlftA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve ve sebzeleri diyetinizin önemli bir parçası haline getirin. Bunlar diyet lifi, vitaminler ve antioksidanlarla doludur. Havuç ve salatalık gibi çiğ sebzeler atıştırın veya öğünlerinize bir yan salata ekleyin. Portakal, armut ve guava gibi lif açısından zengin meyveler seçin. Elma ve armut gibi meyvelerin kabuklarını yemek, diyetinize daha fazla lif katabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2kL6XFYbDESZVj_W-6nEYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fasulye, mercimek ve nohut lif açısından zengindir. Çok yönlüdürler ve çorbalara, salatalara, güveçlere dahil edilebilirler. Bir kase mercimek çorbası veya nohut salatası sadece lezzetli olmakla kalmaz, aynı zamanda daha fazla lif almanın bağırsak dostu bir yoludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rmtn8MsGn0OKRP-wAOx0dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cips veya kurabiye yerine badem, ceviz, chia tohumu veya keten tohumu gibi kuruyemiş ve çekirdeklere yönelin. Bunlar sadece lif açısından zengin olmakla kalmaz, aynı zamanda bağırsak sağlığını destekleyen sağlıklı yağlar da içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RFiZYLcURkmR6e5JARYTZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günümüzde, birçok paketlenmiş yiyecek ve içecek lifle güçlendirilmiştir. Atıştırmalıklar veya kahvaltılık barlar seçerken "yüksek lif içeriği" yazan etiketlere bakın. Ancak, eklenmiş şeker veya sağlıksız yağlarla dolu olmadıklarından emin olmak için her zaman içerikleri kontrol edin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Estetik yetkisi yargı yolunda</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/estetik-yetkisi-yargi-yolunda</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/estetik-yetkisi-yargi-yolunda</guid>
<description><![CDATA[ Estetik yetkisi yargı yolunda Sağlık Bakanlığı&#039;nın her hekime estetik uygulamanın önünü açan düzenlemesi tartışılıyor. Türk Dermatoloji Derneği, uygulamanın halk sağlığını tehdit edeceği uyarısıyla konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. Haber: Öykü TüccarKamera: Ahmet Aldoğan ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wo6EGp8HOkGAn1pi4uwAhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Estetik, yetkisi, yargı, yolunda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wo6EGp8HOkGAn1pi4uwAhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Estetik yetkisi yargı yolunda"><p>Estetik yetkisi yargı yolunda Sağlık Bakanlığı'nın her hekime estetik uygulamanın önünü açan düzenlemesi tartışılıyor. Türk Dermatoloji Derneği, uygulamanın halk sağlığını tehdit edeceği uyarısıyla konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. Haber: Öykü TüccarKamera: Ahmet Aldoğan</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yemek yedikten sonra yürüyüş yapmak doğru mu? Akılda tutulması gereken 5 temel ipucu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yemek-yedikten-sonra-yuruyus-yapmak-dogru-mu-akilda-tutulmasi-gereken-5-temel-ipucu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yemek-yedikten-sonra-yuruyus-yapmak-dogru-mu-akilda-tutulmasi-gereken-5-temel-ipucu</guid>
<description><![CDATA[ Yemeklerden sonra yürümek, sağlığınızı desteklemenin ve gün boyunca enerjik kalmanın harika bir yoludur. Yürümeden önce birkaç dakika bekleyerek bu basit alışkanlığın faydalarını en üst düzeye çıkarabilirsiniz. Bunlar gibi küçük ayarlamalar genel sağlığınızda büyük bir fark yaratabilir, o halde neden bir sonraki yemeğinizden sonra ayakkabılarınızı giyip sağlıklı bir yürüyüşe çıkmıyorsunuz?Yemeklerden sonra yürümek oldukça basit bir alışkanlıktır ancak inanılmaz sağlık faydaları vardır. Sindirimi iyileştirebilir, enerji seviyelerini artırabilir ve hatta sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olabilir. Ancak yemek sonrası yürüyüşlerin hepsi aynı derecede etkili değildir.Yürüyüşten en iyi şekilde yararlanmak için faydaları büyük ölçüde artıran ve bunu doğru şekilde yaptığınızdan emin olmanız gereken belirli uygulamaları takip etmek önemlidir. Daha iyi sağlık ve sürdürülebilir enerji için yemeklerden sonra yürürken akılda tutulması gereken 5 temel ipucu şunlardır.Yemekten hemen sonra yürümek iyi bir fikir gibi görünse de vücudunuza dinlenmesi için 10-15 dakika vermek büyük bir fark yaratabilir. Bu kısa duraklama, midenizin sindirim sürecini başlatmasını sağlar ve yürürken rahatsızlık veya kramp riskini azaltır. Bu zamanı rahatlamak ve susuz kalmamak için bir bardak su yudumlamak için kullanın.2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre, insanlara yemeklerden sonra dinlenmeleri ve ardından 30-60 dakika sonra yürümeye başlamaları öneriliyor. Bu, yemekten hemen sonra yürümeye başladıklarında kendilerini iyi hissetmeyen kişiler için uygun bir tavsiye olabilir, ancak bazı kişilerin yemekten sonra rahatlamaya ihtiyacı yoktur çünkü herhangi bir olumsuz reaksiyonları yoktur.Yemek sonrası yürüyüşler yavaş ve istikrarlı olmalı, yüksek yoğunluklu bir egzersiz olmamalıdır. Kolayca sohbet edebileceğiniz bir tempoyu hedefleyin. Yemekten sonra hızlı yürümek, kan akışını midenizden uzaklaştırarak sindirime müdahale edebilir. Rahat bir yürüyüş, sindirimi uyarmaya, kan şekeri seviyelerini düzenlemeye ve vücutta sakinleştirici bir etki yaratmaya yardımcı olur.Yemek sonrası yürüyüşünüzü nazik el egzersizleri ekleyerek daha ilgi çekici hale getirin. Bu egzersizler dolaşımı iyileştirir, esnekliği artırır ve üst vücudunuzu aktif tutar. Bazı örnekler şunlardır:
Parmak germe: Yumruklarınızı yavaşça açıp kapatın ve 10 tekrar yapın.
Bilek döndürme: Bileklerinizi birkaç saniye boyunca hem saat yönünde hem de saat yönünün tersine daireler çizerek döndürün.
Kol sallama: Omuz hareketliliğini artırmak için kollarınızı yavaşça ileri geri sallayın.
Başparmak dokunuşları: Daha iyi koordinasyon için başparmağınızı her bir parmak ucuna tek tek dokundurun.
Bu basit hareketler yürüyüşünüze çeşitlilik katar ve ellerinizdeki ve bileklerinizdeki gerginliği gidermeye yardımcı olur.Derin nefes alma ve farkındalık uygulayarak yürüyüşünüzü daha faydalı hale getirin. Burnunuzdan yavaş, derin nefesler alın ve ağzınızdan verin. Bu oksijen akışını artırır ve sindirime yardımcı olur. Çevrenize dikkat edin, manzaraları ve sesleri fark edin ve bu zamanı zihninizi rahatlatmak için kullanın. Farkındalıklı bir yürüyüş stresi azaltabilir ve genel ruh halinizi iyileştirebilir.2018 tarihli bir çalışma, nefes alırken yürümenin kalp yetmezliği hastalarının fiziksel aktiviteye olan toleransını artırdığını, bunun büyük olasılıkla daha iyi oksijen satürasyonu ve artan interoseptif farkındalık nedeniyle olduğunu ve ayrıca bir kişinin yaşam kalitesini artırdığını öne sürüyor.Yürüyüşünüzü sosyal veya düşünceli bir aktiviteye dönüştürerek daha keyifli hale getirin. Bir arkadaşınızla veya aile üyenizle yürüyün ve hafif bir sohbete katılın. Tek başınıza yürüyorsanız, bu zamanı gününüzü düşünerek veya doğayı takdir ederek şükran veya farkındalık için kullanın. Sosyal etkileşim ve olumlu düşünceler zihinsel sağlığınızı güçlendirir, yürüyüşünüzü sadece fiziksel bir aktivite değil, aynı zamanda sağlıklı bir deneyim haline getirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HVhhwvzjNUy68Du7Dbv7oQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yemek, yedikten, sonra, yürüyüş, yapmak, doğru, mu, Akılda, tutulması, gereken, temel, ipucu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HVhhwvzjNUy68Du7Dbv7oQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yemek yedikten sonra yürüyüş yapmak doğru mu? Akılda tutulması gereken 5 temel ipucu"><p>Yemeklerden sonra yürümek, sağlığınızı desteklemenin ve gün boyunca enerjik kalmanın harika bir yoludur. Yürümeden önce birkaç dakika bekleyerek bu basit alışkanlığın faydalarını en üst düzeye çıkarabilirsiniz. Bunlar gibi küçük ayarlamalar genel sağlığınızda büyük bir fark yaratabilir, o halde neden bir sonraki yemeğinizden sonra ayakkabılarınızı giyip sağlıklı bir yürüyüşe çıkmıyorsunuz?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TxuKduSMeUWYnAx-fyI17A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemeklerden sonra yürümek oldukça basit bir alışkanlıktır ancak inanılmaz sağlık faydaları vardır. Sindirimi iyileştirebilir, enerji seviyelerini artırabilir ve hatta sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olabilir. Ancak yemek sonrası yürüyüşlerin hepsi aynı derecede etkili değildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K-UkJyWjKEWCfDCw32RXIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürüyüşten en iyi şekilde yararlanmak için faydaları büyük ölçüde artıran ve bunu doğru şekilde yaptığınızdan emin olmanız gereken belirli uygulamaları takip etmek önemlidir. Daha iyi sağlık ve sürdürülebilir enerji için yemeklerden sonra yürürken akılda tutulması gereken 5 temel ipucu şunlardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tOrB4l9jukSb6qdQpJrb6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemekten hemen sonra yürümek iyi bir fikir gibi görünse de vücudunuza dinlenmesi için 10-15 dakika vermek büyük bir fark yaratabilir. Bu kısa duraklama, midenizin sindirim sürecini başlatmasını sağlar ve yürürken rahatsızlık veya kramp riskini azaltır. Bu zamanı rahatlamak ve susuz kalmamak için bir bardak su yudumlamak için kullanın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9rw2up5EikaZs81bOUcOEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre, insanlara yemeklerden sonra dinlenmeleri ve ardından 30-60 dakika sonra yürümeye başlamaları öneriliyor. Bu, yemekten hemen sonra yürümeye başladıklarında kendilerini iyi hissetmeyen kişiler için uygun bir tavsiye olabilir, ancak bazı kişilerin yemekten sonra rahatlamaya ihtiyacı yoktur çünkü herhangi bir olumsuz reaksiyonları yoktur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5oloqf4KCUi9alJ7HoJG5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemek sonrası yürüyüşler yavaş ve istikrarlı olmalı, yüksek yoğunluklu bir egzersiz olmamalıdır. Kolayca sohbet edebileceğiniz bir tempoyu hedefleyin. Yemekten sonra hızlı yürümek, kan akışını midenizden uzaklaştırarak sindirime müdahale edebilir. Rahat bir yürüyüş, sindirimi uyarmaya, kan şekeri seviyelerini düzenlemeye ve vücutta sakinleştirici bir etki yaratmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/looXeq7P602f38A1-VvSxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemek sonrası yürüyüşünüzü nazik el egzersizleri ekleyerek daha ilgi çekici hale getirin. Bu egzersizler dolaşımı iyileştirir, esnekliği artırır ve üst vücudunuzu aktif tutar. Bazı örnekler şunlardır:
Parmak germe: Yumruklarınızı yavaşça açıp kapatın ve 10 tekrar yapın.
Bilek döndürme: Bileklerinizi birkaç saniye boyunca hem saat yönünde hem de saat yönünün tersine daireler çizerek döndürün.
Kol sallama: Omuz hareketliliğini artırmak için kollarınızı yavaşça ileri geri sallayın.
Başparmak dokunuşları: Daha iyi koordinasyon için başparmağınızı her bir parmak ucuna tek tek dokundurun.
Bu basit hareketler yürüyüşünüze çeşitlilik katar ve ellerinizdeki ve bileklerinizdeki gerginliği gidermeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YgqLrKl61E-42a8S9WbLLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Derin nefes alma ve farkındalık uygulayarak yürüyüşünüzü daha faydalı hale getirin. Burnunuzdan yavaş, derin nefesler alın ve ağzınızdan verin. Bu oksijen akışını artırır ve sindirime yardımcı olur. Çevrenize dikkat edin, manzaraları ve sesleri fark edin ve bu zamanı zihninizi rahatlatmak için kullanın. Farkındalıklı bir yürüyüş stresi azaltabilir ve genel ruh halinizi iyileştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BZBZGhD27Uub5-cqfXOO_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2018 tarihli bir çalışma, nefes alırken yürümenin kalp yetmezliği hastalarının fiziksel aktiviteye olan toleransını artırdığını, bunun büyük olasılıkla daha iyi oksijen satürasyonu ve artan interoseptif farkındalık nedeniyle olduğunu ve ayrıca bir kişinin yaşam kalitesini artırdığını öne sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e-R4dmcsC0O6FbczPnfcOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürüyüşünüzü sosyal veya düşünceli bir aktiviteye dönüştürerek daha keyifli hale getirin. Bir arkadaşınızla veya aile üyenizle yürüyün ve hafif bir sohbete katılın. Tek başınıza yürüyorsanız, bu zamanı gününüzü düşünerek veya doğayı takdir ederek şükran veya farkındalık için kullanın. Sosyal etkileşim ve olumlu düşünceler zihinsel sağlığınızı güçlendirir, yürüyüşünüzü sadece fiziksel bir aktivite değil, aynı zamanda sağlıklı bir deneyim haline getirir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>40 yaşından sonra tüm erkeklerin tüketmesi gereken 6 vitamin</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/40-yasindan-sonra-tum-erkeklerin-tuketmesi-gereken-6-vitamin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/40-yasindan-sonra-tum-erkeklerin-tuketmesi-gereken-6-vitamin</guid>
<description><![CDATA[ Erkekler yaşlandıkça, beslenme gereksinimleri değişir ve belirli vitaminler sağlıklı kalmak için giderek daha önemli hale gelir. 40 yaşından sonra, erkekler vücutlarının ihtiyaçlarını karşıladıklarından emin olmak için diyetlerine ve takviye alımına dikkat etmelidir. İşte erkeklerin 40 yaşından sonra tüketmesi gereken hayati vitaminler ve bunları günlük rutinlerine dahil etmenin en iyi yolları.Kalsiyum emilimini artırarak kemik sağlığını iyileştirir.
Bağışıklık fonksiyonunu iyileştirir.
Kalp hastalığı ve bazı maligniteler gibi kronik hastalık riskini azaltır.

Nasıl Alınır:Güneş kremi kullanmadan haftada birkaç kez 15-30 dakika güneşte kalın.Güçlü kemik ve dişler için önemlidir.Kas fonksiyonunu ve sinir iletimini destekler. Nasıl Alınır:Gıda kaynakları arasında süt ürünleri (süt, peynir ve yoğurt), yapraklı yeşil sebzeler (kara lahana ve brokoli) ve güçlendirilmiş bitki bazlı sütler bulunur.Kırmızı kan hücresi üretimi ve nörolojik fonksiyon için gereklidir.
Enerji seviyelerini korumaya yardımcı olur.Nasıl Alınır:Gıda kaynakları arasında et, balık, süt ürünleri ve güçlendirilmiş tahıllar bulunur.
Takviyeler arasında siyanokobalamin ve metilkobalamin bulunur. B12 takviyeleri oral yoldan verilebilir,Kas ve sinir fonksiyonunu destekler.Kan basıncını ve kan şekeri seviyelerini yönetmeye yardımcı olur.
Nasıl Alınır:
Gıda kaynakları arasında kuruyemişler ve tohumlar, tam tahıllar, yapraklı yeşil sebzeler ve baklagiller bulunur.
Magnezyum sitrat veya glisinat takviye olarak alınabilir. Mideyi önlemek için yiyeceklerle birlikte alınKalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olan iltihabı ve lipitleri azaltır.
Beyin sağlığını ve bilişsel işlevi iyileştirir. Nasıl Alınır:Besin kaynakları arasında yağlı balıklar (somon, sardalya ve uskumru gibi), keten tohumları, chia tohumları ve ceviz bulunur.Hücreleri zarardan koruyan bir antioksidan görevi görür.Bağışıklık fonksiyonunu ve kolajen oluşumunu destekler.Nasıl Alınır:Turunçgiller, meyveler, dolmalık biberler ve yapraklı yeşillikler iyi besin kaynaklarıdır.Takviyeler arasında askorbik asit veya tamponlu C vitamini bulunur. C vitamini takviyeleri şu adresten alınabilir:Bir sağlık uzmanına danışın. Herhangi bir takviye rejimine başlamadan önce, özellikle uygun dozajları belirlemek ve ilaçlarla olası etkileşimleri ele almak için bir sağlık uzmanına danışın.Kalite ve etkinlik açısından üçüncü taraflarca test edilmiş takviyeleri arayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-5cAAbtMHkiVqL3Y-5Q2PA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşından, sonra, tüm, erkeklerin, tüketmesi, gereken, vitamin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-5cAAbtMHkiVqL3Y-5Q2PA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="40 yaşından sonra tüm erkeklerin tüketmesi gereken 6 vitamin"><p>Erkekler yaşlandıkça, beslenme gereksinimleri değişir ve belirli vitaminler sağlıklı kalmak için giderek daha önemli hale gelir. 40 yaşından sonra, erkekler vücutlarının ihtiyaçlarını karşıladıklarından emin olmak için diyetlerine ve takviye alımına dikkat etmelidir. İşte erkeklerin 40 yaşından sonra tüketmesi gereken hayati vitaminler ve bunları günlük rutinlerine dahil etmenin en iyi yolları.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iRlfvmHkXEGKkwTGw2HGIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum emilimini artırarak kemik sağlığını iyileştirir.
Bağışıklık fonksiyonunu iyileştirir.
Kalp hastalığı ve bazı maligniteler gibi kronik hastalık riskini azaltır.

Nasıl Alınır:Güneş kremi kullanmadan haftada birkaç kez 15-30 dakika güneşte kalın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rIlwqW5mbUO47okjWDIP6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güçlü kemik ve dişler için önemlidir.Kas fonksiyonunu ve sinir iletimini destekler. Nasıl Alınır:Gıda kaynakları arasında süt ürünleri (süt, peynir ve yoğurt), yapraklı yeşil sebzeler (kara lahana ve brokoli) ve güçlendirilmiş bitki bazlı sütler bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kEH0REOGaUeXONtHxttwBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırmızı kan hücresi üretimi ve nörolojik fonksiyon için gereklidir.
Enerji seviyelerini korumaya yardımcı olur.Nasıl Alınır:Gıda kaynakları arasında et, balık, süt ürünleri ve güçlendirilmiş tahıllar bulunur.
Takviyeler arasında siyanokobalamin ve metilkobalamin bulunur. B12 takviyeleri oral yoldan verilebilir,</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BZOzFMT7BkKPdOG2aWg9OQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas ve sinir fonksiyonunu destekler.Kan basıncını ve kan şekeri seviyelerini yönetmeye yardımcı olur.
Nasıl Alınır:
Gıda kaynakları arasında kuruyemişler ve tohumlar, tam tahıllar, yapraklı yeşil sebzeler ve baklagiller bulunur.
Magnezyum sitrat veya glisinat takviye olarak alınabilir. Mideyi önlemek için yiyeceklerle birlikte alın</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LbZsj5HKukOJBQ4NbieHPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olan iltihabı ve lipitleri azaltır.
Beyin sağlığını ve bilişsel işlevi iyileştirir. Nasıl Alınır:Besin kaynakları arasında yağlı balıklar (somon, sardalya ve uskumru gibi), keten tohumları, chia tohumları ve ceviz bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hHTtgDRj2UKfAKc5IloY7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hücreleri zarardan koruyan bir antioksidan görevi görür.Bağışıklık fonksiyonunu ve kolajen oluşumunu destekler.Nasıl Alınır:Turunçgiller, meyveler, dolmalık biberler ve yapraklı yeşillikler iyi besin kaynaklarıdır.Takviyeler arasında askorbik asit veya tamponlu C vitamini bulunur. C vitamini takviyeleri şu adresten alınabilir:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TSQ8I9ZgDkqiXHu5-ucRIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir sağlık uzmanına danışın. Herhangi bir takviye rejimine başlamadan önce, özellikle uygun dozajları belirlemek ve ilaçlarla olası etkileşimleri ele almak için bir sağlık uzmanına danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_dU4Fu4ZokyppkVN1xLG6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalite ve etkinlik açısından üçüncü taraflarca test edilmiş takviyeleri arayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zihinsel engelli 2 kardeş milyonda bir görülen hastalığa yakalandı: “Çocuklarım gün geçtikçe gözümün önünde eriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/zihinsel-engelli-2-kardes-milyonda-bir-goerulen-hastaliga-yakalandi-cocuklarim-gun-gectikce-goezumun-oenunde-eriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/zihinsel-engelli-2-kardes-milyonda-bir-goerulen-hastaliga-yakalandi-cocuklarim-gun-gectikce-goezumun-oenunde-eriyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de yaşayan Şehri Biçici&#039;nin engelli iki çocuğu, milyonda bir görülen genetik hastalığa yakalandı. Hastalık sebebiyle zaman içerisinde beyin ve omuriliği küçülen çocukları için çare arayışına giren anne Biçici, tek isteğinin sesini duyurmak ve çocuklarının sağlığına kavuşması olduğunu söyledi.İzmir&#039;in Gaziemir ilçesinde engelli 2 çocuğuyla yaşayan Şehri Biçici (42), hem çocuklarına çare arıyor hem de hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Biçici&#039;nin 19 yaşındaki kızı Aleyna Biçici, henüz 5 buçuk aylıkken ateşsiz nöbet geçirdi. Ardından bir süre tedavi alan genç kıza teşhis konulamadı. İlerleyen süreçte farklı hastanelere gözüken Aleyna, çeşitli ameliyatlar geçirdi.Anne Biçici, kızını son olarak 2023 yılında Ankara&#039;da bir hastaneye götürdü. Orada yapılan tetkikler sonucu 4 yıldır nöbetler geçiren talihsiz kıza, milyonda bir görülen ve ölümcül olduğu söylenen ‘Spinoserebellar Ataksi&#039; (SCA) tanısı konuldu. Doktorlar, hastalık sebebiyle ‘beyin ile omuriliğin zaman içerisinde küçüldüğünü, işlevini kaybetmesine sebep olduğunu, zamanla öğrenilen her şeyin unutulduğunu ve hastalığın ilerlemesiyle konuşamaz hale gelinebileceğini&#039; belirtti.Anne Biçici&#039;nin 10 yaşındaki oğlu Yiğit Hakan Biçici&#039;ye de yapılan tetkikler sonucu aynı hastalığa yakalandığı tanısı konuldu. İki çocuğuna sürekli bakmak zorunda olduğu için çalışamayan anne Biçici ise sesinin duyulup çocuklarının bir an önce sağlığına kavuşmasını istiyor.Çocuklarının hastalık süreçleriyle ilgili bilgiler aktaran anne Şehri Biçici, “Çocuklarım sağlıklı bir şekilde doğdu. 5 buçuk aylıkken ateşsiz nöbet havale geçirdiler. Sonra kısa bir süre tedavisi sürdü. Ama bir teşhis konmamıştı. Aleyna şu anda 19 yaşında. 16 yaşına kadar hiç nöbet geçirmemişti. Okul çağında öğretmenleri gerilik olduğunu söyledi. Özel bir çocuk oldu. Engelli okuluna gidiyordu. 16 yaşında da nöbetleri başladı. 4 yıldır nöbet geçiriyor. Nöbetleri hiçbir şekilde durmuyor. Gitmediğim doktor, hastane kalmadı. En son Gazi Üniversitesine gittik ve orada teşhis konuldu. Beyin ve omuriliğin gün geçtikçe eriyeceği, bütün işlevini kaybedeceği söylendi. Ölümcül bir hastalık olduğunu, dünyada tedavisi olmadığını söylediler. Milyonda bir görülen ve genetik bir hastalıkmış. Ben de bir çaresizliğe kapıldım ve arayış içine girdim. Oğlumda da aynı şeylerin olduğunu söylediler. Onda da sonuç aynı çıktı. Bütün gidişatı aynı şekilde bekliyoruz. Nöbet şeklinde başlayacak. Beyin ile omurilik küçülmeye başlayacak. Aleyna&#039;nın da zaten küçülmeye başladı. 30 kiloya kadar düştü. Mamayla besleniyor, bez bağlandı. Çocuklarım gün geçtikçe gözümün önünde eriyor. Bir anne olarak arayış içine girdim. Sesimi duyurmak istiyorum” diye konuştu.Çocukları için bitkisel ilaçlara da yöneldiğini ifade eden Biçici, boşlukta ve çaresiz olduğu için ‘kim ne derse&#039; ona inandığını ve kendisinin de psikolojik olarak etkilendiğini anlattı.Doktorların, çocukları için ‘nöbetlerini durduramayız&#039; dediğini vurgulayan Biçici, şunları kaydetti:
“Devletimizin verdiği bakım parasıyla geçiniyorum. Fakat nereye kadar geçineceğim? İlaç ve tedavi masraflarımız çok. Çocuklarımı en iyi şekilde nasıl yaşatabilirim diye uğraşıyorum. Çocuklarımın gözümün önünde nöbet geçirmesi beni parçalıyor. Dayanamıyorum. Elimden başka bir şey gelmiyor.”Kızı Aleyna&#039;nın aniden nöbet geçirdiğini belirten Biçici, “Birden düşüp bir yerlere vücudunu çarptığı oluyor. Sürekli elinden tutuyorum. Tuvalete bile beraber giriyoruz. Ne zaman nöbet geçireceği belli olmuyor. Bazen 7 bazen 9 kez nöbet geçirdiği günler oluyor” şeklinde konuştu. Anne Biçici, önceliğinin ise çocuklarının sağlıklı olması olduğunun altını çizdi.
Anne Biçici, bu hastalığın teşhis konulamadığı için bilinemediğini ve hastalığa çare arayan birçok insanın ‘çocuğuna teşhis konulamadığı gerekçesiyle&#039; kendisine ulaşmaya çalıştığını ifade etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AGUgOIumjECavW3JtPlnQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zihinsel, engelli, kardeş, milyonda, bir, görülen, hastalığa, yakalandı:, “Çocuklarım, gün, geçtikçe, gözümün, önünde, eriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AGUgOIumjECavW3JtPlnQw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zihinsel engelli 2 kardeş milyonda bir görülen hastalığa yakalandı: “Çocuklarım gün geçtikçe gözümün önünde eriyor"><p>İzmir'de yaşayan Şehri Biçici'nin engelli iki çocuğu, milyonda bir görülen genetik hastalığa yakalandı. Hastalık sebebiyle zaman içerisinde beyin ve omuriliği küçülen çocukları için çare arayışına giren anne Biçici, tek isteğinin sesini duyurmak ve çocuklarının sağlığına kavuşması olduğunu söyledi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9MQ0_1kyX0qpoTmiX-GlNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir'in Gaziemir ilçesinde engelli 2 çocuğuyla yaşayan Şehri Biçici (42), hem çocuklarına çare arıyor hem de hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Biçici'nin 19 yaşındaki kızı Aleyna Biçici, henüz 5 buçuk aylıkken ateşsiz nöbet geçirdi. Ardından bir süre tedavi alan genç kıza teşhis konulamadı. İlerleyen süreçte farklı hastanelere gözüken Aleyna, çeşitli ameliyatlar geçirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lOrXlTlvWkGrlkE59pJpdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anne Biçici, kızını son olarak 2023 yılında Ankara'da bir hastaneye götürdü. Orada yapılan tetkikler sonucu 4 yıldır nöbetler geçiren talihsiz kıza, milyonda bir görülen ve ölümcül olduğu söylenen ‘Spinoserebellar Ataksi' (SCA) tanısı konuldu. Doktorlar, hastalık sebebiyle ‘beyin ile omuriliğin zaman içerisinde küçüldüğünü, işlevini kaybetmesine sebep olduğunu, zamanla öğrenilen her şeyin unutulduğunu ve hastalığın ilerlemesiyle konuşamaz hale gelinebileceğini' belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WqfCOV3Mnk-9-0OroArVSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anne Biçici'nin 10 yaşındaki oğlu Yiğit Hakan Biçici'ye de yapılan tetkikler sonucu aynı hastalığa yakalandığı tanısı konuldu. İki çocuğuna sürekli bakmak zorunda olduğu için çalışamayan anne Biçici ise sesinin duyulup çocuklarının bir an önce sağlığına kavuşmasını istiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2TEwKQFOGUGRyn-uRw3Zbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocuklarının hastalık süreçleriyle ilgili bilgiler aktaran anne Şehri Biçici, “Çocuklarım sağlıklı bir şekilde doğdu. 5 buçuk aylıkken ateşsiz nöbet havale geçirdiler. Sonra kısa bir süre tedavisi sürdü. Ama bir teşhis konmamıştı. Aleyna şu anda 19 yaşında. 16 yaşına kadar hiç nöbet geçirmemişti. Okul çağında öğretmenleri gerilik olduğunu söyledi. Özel bir çocuk oldu. Engelli okuluna gidiyordu. 16 yaşında da nöbetleri başladı. 4 yıldır nöbet geçiriyor. Nöbetleri hiçbir şekilde durmuyor. Gitmediğim doktor, hastane kalmadı. En son Gazi Üniversitesine gittik ve orada teşhis konuldu. Beyin ve omuriliğin gün geçtikçe eriyeceği, bütün işlevini kaybedeceği söylendi. Ölümcül bir hastalık olduğunu, dünyada tedavisi olmadığını söylediler. Milyonda bir görülen ve genetik bir hastalıkmış. Ben de bir çaresizliğe kapıldım ve arayış içine girdim. Oğlumda da aynı şeylerin olduğunu söylediler. Onda da sonuç aynı çıktı. Bütün gidişatı aynı şekilde bekliyoruz. Nöbet şeklinde başlayacak. Beyin ile omurilik küçülmeye başlayacak. Aleyna'nın da zaten küçülmeye başladı. 30 kiloya kadar düştü. Mamayla besleniyor, bez bağlandı. Çocuklarım gün geçtikçe gözümün önünde eriyor. Bir anne olarak arayış içine girdim. Sesimi duyurmak istiyorum” diye konuştu.Çocukları için bitkisel ilaçlara da yöneldiğini ifade eden Biçici, boşlukta ve çaresiz olduğu için ‘kim ne derse' ona inandığını ve kendisinin de psikolojik olarak etkilendiğini anlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zHTsCEHQWk-YBf5IUWuqjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorların, çocukları için ‘nöbetlerini durduramayız' dediğini vurgulayan Biçici, şunları kaydetti:
“Devletimizin verdiği bakım parasıyla geçiniyorum. Fakat nereye kadar geçineceğim? İlaç ve tedavi masraflarımız çok. Çocuklarımı en iyi şekilde nasıl yaşatabilirim diye uğraşıyorum. Çocuklarımın gözümün önünde nöbet geçirmesi beni parçalıyor. Dayanamıyorum. Elimden başka bir şey gelmiyor.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/36Hl7_OLW06tmA_qM7DPSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızı Aleyna'nın aniden nöbet geçirdiğini belirten Biçici, “Birden düşüp bir yerlere vücudunu çarptığı oluyor. Sürekli elinden tutuyorum. Tuvalete bile beraber giriyoruz. Ne zaman nöbet geçireceği belli olmuyor. Bazen 7 bazen 9 kez nöbet geçirdiği günler oluyor” şeklinde konuştu. Anne Biçici, önceliğinin ise çocuklarının sağlıklı olması olduğunun altını çizdi.
Anne Biçici, bu hastalığın teşhis konulamadığı için bilinemediğini ve hastalığa çare arayan birçok insanın ‘çocuğuna teşhis konulamadığı gerekçesiyle' kendisine ulaşmaya çalıştığını ifade etti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kore mutfağının vazgeçilmez yemeği: Erken yaşlanmayı durdurup, vücuda gençlik aşılıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kore-mutfaginin-vazgecilmez-yemegi-erken-yaslanmayi-durdurup-vucuda-genclik-asiliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kore-mutfaginin-vazgecilmez-yemegi-erken-yaslanmayi-durdurup-vucuda-genclik-asiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kore mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri ve fermente bir lahana yemeği olan kimchi sağlığa olan pek çok faydasıyla dikkat çekiyor. Metabolizmayı hızlandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren bu yemek gençleştirici bir etkiye de sahip. Bu nedenle dünyanın dikkatini çeken bu gıdayı listelerinize eklemeyi düşünmelisiniz.Kimchi, Kore mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olan fermente bir lahana yemeğidir. Yüksek probiyotik içeriğiyle bilinen bu ünlü yemek, genellikle lahana ana malzeme olarak kullanılır; ancak içine turp, havuç ve soğan gibi farklı sebzeler de eklenebilir.Kimchi sadece lezzetli bir yemek olmasının yanı sıra sağlığa olan faydalarıyla da dikkat çekiyor. Lezzetiyle öne çıkan kimchi, sebzelerin baharatlarla harmanlanarak 3 ila 21 gün aralığında fermente edilmesiyle hazırlanır.Özellikle metabolizmayı hızlandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren ve gençlik dolu bir his vadeden bir tarif, sofranıza bambaşka bir dokunuş katabilir.Kimchi&#039;nin bu özelliklerini öne çıkaran en önemli unsurlardan biri, Lactobacillus plantarum adı verilen ve fermente gıdalarda sıkça bulunan bir bakteridir. Yapılan araştırmalar, bu bakterinin bağışıklık sistemine olumlu etkileri olabileceğini ortaya koyuyor.Örneğin, fareler üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmada, bu bakterinin enflamasyonu azaltmaya yardımcı olduğu görülmüştür. Bu da Lactobacillus plantarum&#039;un sağlıklı bir bağışıklık sistemiyle bağlantılı olabileceğini göstermektedir.Uzmanlar, kimchi&#039;nin kalp sağlığına da faydalı olabileceğini belirtiyor. WebMD tarafından yapılan bir açıklamaya göre, kimchi&#039;de bulunan probiyotikler, kolesterolü ve enflamasyonu azaltarak kalp sağlığına olumlu katkı sağlayabilir. Ayrıca, kimchi&#039;nin içerdiği lif, antioksidanlar ve besin maddeleri, kan şekerini ve kolesterol seviyelerini düşürebilir. Tüm bu etkiler, kalp sağlığını destekleyici bir rol oynayabilir.Kimchi hücrelerin ömrünü uzatmaya yardımcı olabilir. Örneğin, bir denemede insan hücreleri kimchi ile muamele edilmiş ve bu hücrelerin ömrünün artış gösterdiği gözlemlenmiştir.Kimchi&#039;nin gençleştirici etkilerinin yanı sıra kilo kontrolüne de yardımcı olabileceği belirtiliyor. Dört haftalık bir çalışmada, fazla kilolu katılımcıların hem taze hem de fermente kimchi tükettiği görülmüştür. Araştırma sonunda, katılımcıların vücut ağırlıkları, vücut kitle indeksleri (BMI) ve toplam yağ oranlarında azalma kaydedilmiştir.Her ne kadar daha fazla araştırmaya ihtiyaç olsa da, kimchi düşük kalori ve yüksek lif içeriği sayesinde zayıflamaya destek olabilecek bir seçenek olarak öne çıkıyor.Kimchi, hem lezzetli bir yiyecek arayanlar için hem de sağlık bilincine sahip bireyler için çok yönlü bir alternatif sunuyor. Düşük kalorili yapısı, yüksek besin değeri ve probiyotik zenginliğiyle, kimchi&#039;yi mutfaklarınıza dahil etmek için birçok sebep bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z-Kd3P-jqUiKnZfu8gCMCA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kore, mutfağının, vazgeçilmez, yemeği:, Erken, yaşlanmayı, durdurup, vücuda, gençlik, aşılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z-Kd3P-jqUiKnZfu8gCMCA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kore mutfağının vazgeçilmez yemeği: Erken yaşlanmayı durdurup, vücuda gençlik aşılıyor"><p>Kore mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri ve fermente bir lahana yemeği olan kimchi sağlığa olan pek çok faydasıyla dikkat çekiyor. Metabolizmayı hızlandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren bu yemek gençleştirici bir etkiye de sahip. Bu nedenle dünyanın dikkatini çeken bu gıdayı listelerinize eklemeyi düşünmelisiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/izDqG9tb30i61eFqksjPbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi, Kore mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olan fermente bir lahana yemeğidir. Yüksek probiyotik içeriğiyle bilinen bu ünlü yemek, genellikle lahana ana malzeme olarak kullanılır; ancak içine turp, havuç ve soğan gibi farklı sebzeler de eklenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yzUeBZGwv0GTLiLVkYAXUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi sadece lezzetli bir yemek olmasının yanı sıra sağlığa olan faydalarıyla da dikkat çekiyor. Lezzetiyle öne çıkan kimchi, sebzelerin baharatlarla harmanlanarak 3 ila 21 gün aralığında fermente edilmesiyle hazırlanır.Özellikle metabolizmayı hızlandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren ve gençlik dolu bir his vadeden bir tarif, sofranıza bambaşka bir dokunuş katabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-0_jROJMOUiRUvX_2_Yudw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi'nin bu özelliklerini öne çıkaran en önemli unsurlardan biri, Lactobacillus plantarum adı verilen ve fermente gıdalarda sıkça bulunan bir bakteridir. Yapılan araştırmalar, bu bakterinin bağışıklık sistemine olumlu etkileri olabileceğini ortaya koyuyor.Örneğin, fareler üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmada, bu bakterinin enflamasyonu azaltmaya yardımcı olduğu görülmüştür. Bu da Lactobacillus plantarum'un sağlıklı bir bağışıklık sistemiyle bağlantılı olabileceğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rk3572vKdE2cWp-FF_r0DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, kimchi'nin kalp sağlığına da faydalı olabileceğini belirtiyor. WebMD tarafından yapılan bir açıklamaya göre, kimchi'de bulunan probiyotikler, kolesterolü ve enflamasyonu azaltarak kalp sağlığına olumlu katkı sağlayabilir. Ayrıca, kimchi'nin içerdiği lif, antioksidanlar ve besin maddeleri, kan şekerini ve kolesterol seviyelerini düşürebilir. Tüm bu etkiler, kalp sağlığını destekleyici bir rol oynayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/obi62ZNb1EWQ4kAykzVKHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi hücrelerin ömrünü uzatmaya yardımcı olabilir. Örneğin, bir denemede insan hücreleri kimchi ile muamele edilmiş ve bu hücrelerin ömrünün artış gösterdiği gözlemlenmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pBsDxzy2Q0qN2QaRbRbRNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi'nin gençleştirici etkilerinin yanı sıra kilo kontrolüne de yardımcı olabileceği belirtiliyor. Dört haftalık bir çalışmada, fazla kilolu katılımcıların hem taze hem de fermente kimchi tükettiği görülmüştür. Araştırma sonunda, katılımcıların vücut ağırlıkları, vücut kitle indeksleri (BMI) ve toplam yağ oranlarında azalma kaydedilmiştir.Her ne kadar daha fazla araştırmaya ihtiyaç olsa da, kimchi düşük kalori ve yüksek lif içeriği sayesinde zayıflamaya destek olabilecek bir seçenek olarak öne çıkıyor.Kimchi, hem lezzetli bir yiyecek arayanlar için hem de sağlık bilincine sahip bireyler için çok yönlü bir alternatif sunuyor. Düşük kalorili yapısı, yüksek besin değeri ve probiyotik zenginliğiyle, kimchi'yi mutfaklarınıza dahil etmek için birçok sebep bulunuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>10 yaşındaki Hasan kalp krizi kurbanı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/10-yasindaki-hasan-kalp-krizi-kurbani</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/10-yasindaki-hasan-kalp-krizi-kurbani</guid>
<description><![CDATA[ Bursa’da kalp ritmindeki bozukluk nedeniyle ameliyat edilen 10 yaşındaki Hasan Elibrahim, yoğun bakım ünitesinde tutulduğu sırada kalp krizi geçirdi. Küçük çocuk, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.Bursa’da 10 yaşındaki bir çocuk, ameliyatın ardından kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.  İnegöl’deki Fatih İlkokulu’nda eğitim gören 4’üncü sınıf öğrencisi Hasan Elibrahim, 13 Ocak günü okulda fenalaştı.  İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Elibrahim’in ilk tetkiklerinde kalp ritminde bozukluk olduğu belirlendi.   Buradan Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi’ne sevk edilen Hasan Elibrahim, acil ameliyata alındı.   Ameliyatın ardından yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Elibrahim, kalp krizi geçirdi.  Hasan Elibrahim, dün doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nXeuEhbUAU2szVW8ZW9f-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Hasan, kalp, krizi, kurbanı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nXeuEhbUAU2szVW8ZW9f-g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="10 yaşındaki Hasan kalp krizi kurbanı"><p>Bursa’da kalp ritmindeki bozukluk nedeniyle ameliyat edilen 10 yaşındaki Hasan Elibrahim, yoğun bakım ünitesinde tutulduğu sırada kalp krizi geçirdi. Küçük çocuk, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.</p>Bursa’da 10 yaşındaki bir çocuk, ameliyatın ardından kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.  İnegöl’deki Fatih İlkokulu’nda eğitim gören 4’üncü sınıf öğrencisi Hasan Elibrahim, 13 Ocak günü okulda fenalaştı.  İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Elibrahim’in ilk tetkiklerinde kalp ritminde bozukluk olduğu belirlendi.   Buradan Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi’ne sevk edilen Hasan Elibrahim, acil ameliyata alındı.   Ameliyatın ardından yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Elibrahim, kalp krizi geçirdi.  Hasan Elibrahim, dün doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu diyet sosyal medyanın gündeminde: Uzun vadede kansere bile yol açabilir (Kornivor diyet nedir?)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bu-diyet-sosyal-medyanin-gundeminde-uzun-vadede-kansere-bile-yol-acabilir-kornivor-diyet-nedir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bu-diyet-sosyal-medyanin-gundeminde-uzun-vadede-kansere-bile-yol-acabilir-kornivor-diyet-nedir</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal medyada popüler olan diyetlere bir yenisi daha eklendi. Karnivor diyet olarak bilinen etobur diyeti son dönemde sıkça uygulanıyor. Diyet yapmak isteyenler uzman kontrolü dışında sadece et ürünleri ve hayvansal gıda ile bilinçsizce beslenip kısa vadede hızlı kilo verebiliyor. Peki bu durumun sağlığa nasıl tehlikeleri var? Haber: Sena GürbıyıkKarnivor diğer adıyla etobur diyet olarak bilinen uygulama son dönemde sosyal medya kullanıcılarının gündeminde.Sadece et ve hayvansal gıdalar tüketiliyor. Hızlı kilo verme uğruna sebze, meyve ve birçok gıdadan vazgeçiliyor. Diyet doktor kontrolü olmadan yapıldığında birçok hastalığı tetikleyebiliyor.Uzmanlar kilo vermek isteyenlere diyetisyen kontrolünde ilerlemelerini tavsiye ediyor.Uzman Diyetisyen Fatma Turanlı, diyetin böbrek yükünü artırabileceğine dikkat çekip &quot;Eğer kalp damar hastalığı alt yapınız varsa, kolestrolünüz yüksekse, tansiyonunuz yüksekse kötü yönde etkileyebilir.&quot; dedi.Sebze ve meyve diğer yiyecekleri içermeyen bir diyet olduğu için vitamin, mineral açısından oldukça zayıf olduğunu belirten Turanlı, bağışıklı sisteminin çökebileceğini dile getirdi.Turanlı, &quot;Uzun vadede kanser sebebine de sırf et ağırlıklı beslenmek ve posayı çok az almak özellikle dünyada üçüncü kolerektal kanserlerin sebebi olarak biliniyor.&quot; dedi.&quot;Herkes kendine uygun ve sağlıklı beslenmeyi bence hayatına entegre etmeli.&quot; diyen Turanlı, &quot;Olabildiğince yiyeceklerde çeşitliliği sağladıkları yiyecekleri tüketmeleri yani sebzenin de, kuruyemişlerin de, tahilin de, etin, tavuğun, balığın bulunduğu ama sağlıklı ve çeşitli bir diyet tüketmeleri uzun vadede sağlıklı olmalarına yardımcı olacaktır.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yxFyBJXA9Eew4WjgcjPqOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>diyet, sosyal, medyanın, gündeminde:, Uzun, vadede, kansere, bile, yol, açabilir, Kornivor, diyet, nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yxFyBJXA9Eew4WjgcjPqOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bu diyet sosyal medyanın gündeminde: Uzun vadede kansere bile yol açabilir (Kornivor diyet nedir?)"><p>Sosyal medyada popüler olan diyetlere bir yenisi daha eklendi. Karnivor diyet olarak bilinen etobur diyeti son dönemde sıkça uygulanıyor. Diyet yapmak isteyenler uzman kontrolü dışında sadece et ürünleri ve hayvansal gıda ile bilinçsizce beslenip kısa vadede hızlı kilo verebiliyor. Peki bu durumun sağlığa nasıl tehlikeleri var? Haber: Sena Gürbıyık</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/27yFWYjRjE6x1ybbTCOlWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karnivor diğer adıyla etobur diyet olarak bilinen uygulama son dönemde sosyal medya kullanıcılarının gündeminde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jQMUJ4pQi0--Vto_E6URuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sadece et ve hayvansal gıdalar tüketiliyor. Hızlı kilo verme uğruna sebze, meyve ve birçok gıdadan vazgeçiliyor. Diyet doktor kontrolü olmadan yapıldığında birçok hastalığı tetikleyebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wlIkUUAvIkmqPFPJaUx1gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar kilo vermek isteyenlere diyetisyen kontrolünde ilerlemelerini tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GdVY0DFg5EuzirANcx6zVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzman Diyetisyen Fatma Turanlı, diyetin böbrek yükünü artırabileceğine dikkat çekip "Eğer kalp damar hastalığı alt yapınız varsa, kolestrolünüz yüksekse, tansiyonunuz yüksekse kötü yönde etkileyebilir." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JPA_o9sEe0GvgrMJ0hBhJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sebze ve meyve diğer yiyecekleri içermeyen bir diyet olduğu için vitamin, mineral açısından oldukça zayıf olduğunu belirten Turanlı, bağışıklı sisteminin çökebileceğini dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1yQk0XaOa0-hfAc28c9XHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Turanlı, "Uzun vadede kanser sebebine de sırf et ağırlıklı beslenmek ve posayı çok az almak özellikle dünyada üçüncü kolerektal kanserlerin sebebi olarak biliniyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-hx1tz5JG0KWjGVnnmUhDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Herkes kendine uygun ve sağlıklı beslenmeyi bence hayatına entegre etmeli." diyen Turanlı, "Olabildiğince yiyeceklerde çeşitliliği sağladıkları yiyecekleri tüketmeleri yani sebzenin de, kuruyemişlerin de, tahilin de, etin, tavuğun, balığın bulunduğu ama sağlıklı ve çeşitli bir diyet tüketmeleri uzun vadede sağlıklı olmalarına yardımcı olacaktır." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bebekleri ve çocukları tehdit ediyor: RSV nedir, belirtileri neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bebekleri-ve-cocuklari-tehdit-ediyor-rsv-nedir-belirtileri-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bebekleri-ve-cocuklari-tehdit-ediyor-rsv-nedir-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda görülme sıklığındaki artışla dikkat çeken RSV (Respiratuar Sinsisyal Virüs), grip ve soğuk algınlığına benzer şikayetlere neden olurken, tedavisinde gecikildiğinde akciğerleri tehdit ediyor. RSV, genellikle üst solunum yolu enfeksiyonu; bebek ve küçük çocuklar ile prematüre doğanlarda, bağışıklık yetmezliği olanlarda ve yaşlılarda ciddi alt solunum yolu enfeksiyonları geliştirebiliyor. Peki, RSV nedir, belirtileri neler?RSV, Respiratuar Sinsityal Virüsü (Respiratory Syncytial Virus), özellikle çocuklarda ve bebeklerde solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan yaygın bir virüstür. RSV, soğuk algınlığına benzer semptomlara yol açabilir, ancak bazı durumlarda bronşiolit ve zatürre gibi daha ciddi solunum yolu hastalıklarına neden olabilir.Virüs öksürük, hapşırma, burun akıntısı gibi durumlarla yayılan damlacıkların ağız, burun veya göz mukozasından alınması ile bulaşır. Etkenin enfekte kişiden yayılım süresi kişinin özelliklerine bağlı olmakla birlikte, ortalama 11 gün sürdüğü çalışmalarda gösterilmiştir.Virüs çok uzun süre el ve yüzeylerde bulunur. Bu nedenle el hijyenine uyum ve temas önlemleri etkenin yayılmasını engellemede önemlidir. Hastalık belirtileri etken alındıktan sonra ortalama 4-6 gün içinde ortaya çıkar. Etkene karşı kalıcı bağışıklık sağlanmaz, tekrar tekrar görülebilir.RSV virüsü yakın temas, göz, burun akıntısı ve havada asılı kalan damlacıklar yoluyla bulaşmaktadır.İnfluenza ve Covid-19 semptomları ile benzerlik gösteren RSV; burun akıntısı, öksürme, hapşırma, ateş, hırıltı ve halsizlik gibi gibi belirtiler ile ortaya çıkmaktadır.Üst solunum yollarında çoğalan RSV virüsü, hızla alt solunum yollarına da ulaşıyor.Prematüre bebekler, doğumsal veya kazanılmış bağışıklık yetmezliği olanlar, doğumsal kalp hastalığı görülenler, kemik iliği ve organ nakli yapılan kişiler, evde oksijen tedavisi alanlar ile nörolojik ve metabolik problemi olan çocuklar RSV için yüksek risk taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qNaU1TFkAEWTLkd_KH6I9g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bebekleri, çocukları, tehdit, ediyor:, RSV, nedir, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qNaU1TFkAEWTLkd_KH6I9g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bebekleri ve çocukları tehdit ediyor: RSV nedir, belirtileri neler?"><p>Son yıllarda görülme sıklığındaki artışla dikkat çeken RSV (Respiratuar Sinsisyal Virüs), grip ve soğuk algınlığına benzer şikayetlere neden olurken, tedavisinde gecikildiğinde akciğerleri tehdit ediyor. RSV, genellikle üst solunum yolu enfeksiyonu; bebek ve küçük çocuklar ile prematüre doğanlarda, bağışıklık yetmezliği olanlarda ve yaşlılarda ciddi alt solunum yolu enfeksiyonları geliştirebiliyor. Peki, RSV nedir, belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rte23MC4cEGvjuySbF716w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>RSV, Respiratuar Sinsityal Virüsü (Respiratory Syncytial Virus), özellikle çocuklarda ve bebeklerde solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan yaygın bir virüstür. RSV, soğuk algınlığına benzer semptomlara yol açabilir, ancak bazı durumlarda bronşiolit ve zatürre gibi daha ciddi solunum yolu hastalıklarına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8tBAxIRVrEelXHX0fWd0Gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Virüs öksürük, hapşırma, burun akıntısı gibi durumlarla yayılan damlacıkların ağız, burun veya göz mukozasından alınması ile bulaşır. Etkenin enfekte kişiden yayılım süresi kişinin özelliklerine bağlı olmakla birlikte, ortalama 11 gün sürdüğü çalışmalarda gösterilmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kGeum6Oz00-Txdbx2VFfPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Virüs çok uzun süre el ve yüzeylerde bulunur. Bu nedenle el hijyenine uyum ve temas önlemleri etkenin yayılmasını engellemede önemlidir. Hastalık belirtileri etken alındıktan sonra ortalama 4-6 gün içinde ortaya çıkar. Etkene karşı kalıcı bağışıklık sağlanmaz, tekrar tekrar görülebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UTpDzKBzKUit9Dq1dliwjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>RSV virüsü yakın temas, göz, burun akıntısı ve havada asılı kalan damlacıklar yoluyla bulaşmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jP-SDK2HyUyDqOCEqrbcEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnfluenza ve Covid-19 semptomları ile benzerlik gösteren RSV; burun akıntısı, öksürme, hapşırma, ateş, hırıltı ve halsizlik gibi gibi belirtiler ile ortaya çıkmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mVkkSj9igUSK0uGDx5ApPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üst solunum yollarında çoğalan RSV virüsü, hızla alt solunum yollarına da ulaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z9aCayJUXE2nOV1s1c7r6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prematüre bebekler, doğumsal veya kazanılmış bağışıklık yetmezliği olanlar, doğumsal kalp hastalığı görülenler, kemik iliği ve organ nakli yapılan kişiler, evde oksijen tedavisi alanlar ile nörolojik ve metabolik problemi olan çocuklar RSV için yüksek risk taşıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölüm oranı yüzde 88&amp;apos;e varan virüs yayılıyor: Marburg virüsü nedir? Marburg virüsü belirtileri neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/olum-orani-yuzde-88e-varan-virus-yayiliyor-marburg-virusu-nedir-marburg-virusu-belirtileri-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/olum-orani-yuzde-88e-varan-virus-yayiliyor-marburg-virusu-nedir-marburg-virusu-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Tanzanya&#039;da Marburg virüsü salgını şüphesi nedeniyle en az sekiz kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. WHO yetkilileri, bölgedeki sağlık otoriteleriyle iş birliği içinde salgının kaynağını belirlemek ve yayılmasını önlemek amacıyla acil önlemler aldıklarını belirtti. Bu salgın, 2024 yılının sonlarında Ruanda&#039;da benzer bir şekilde 15 kişinin ölümüne neden olan Marburg virüsü salgınına benzerlik gösteriyor. O dönem Ruanda&#039;da hızla yayılan virüs, yoğun sağlık çalışmaları ve uluslararası yardımlar sayesinde kontrol altına alınmıştı.  Peki, marburg virüsü nedir? Marburg virüsü belirtileri neler?Marburg virüsü tekrar gündeme geldi. Ebola&#039;ya neden olan virüsle yakından ilişkili olan marburg, son yıllarda neredeyse tamamı Afrika&#039;da olmak üzere yüzlerce insanın ölümüne neden oldu.Marburg virüsü hastalığı (MVH), insanlarda sıklıkla ölümle sonuçlanan ciddi bir hastalıktır.   Marburg virüsü, ilk kez 1967&#039;de Almanya&#039;nın Marburg kentindeki bir laboratuvarda tespit edildi.Meyve yarasaları aracılığıyla bulaşan Marburg virüsü, insanlar arasında da enfekte kişilerin vücut sıvıları veya teması yoluyla yayılıyor.Enfekte kişilerde yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, halsizlik, kusma gibi belirtiler aniden ortaya çıkıyor ve birçok hastada 7 günde şiddetli hemorajik belirtiler gelişiyor.Aşısı ya da özel bir tedavisi olmayan Marburg virüsünde ölüm oranı ise yüzde 23 ile yüzde 90 arasında değişiyor.Angola&#039;da 2005&#039;te yaşanan Marburg virüsü salgınında, virüsün bulaştığı 252 kişinin yüzde 90&#039;ı hayatını kaybetmişti.Kontrolü zor bir virüstür. Çünkü iyileşen kişiler kan veya semen gibi sıvılarla ve anne sütüyle  aylar sonrada bulaştırıcı olmaya devam edebilir.Hastalığın görüldüğü bölgelere seyahat edecekler şunlara mutlaka dikkat etmelidirler:Canlı ya da ölü meyve yarasaları, primatlar ve bunların çıkartılarıyla temastan kaçınmak,Vahşi hayvan eti yememek,Hasta olduğu düşünülen insanlarla yakın temastan kaçınmak,Elleri sık sık su ve sabunla yıkamak veya alkol bazlı el dezenfektanlarıyla temizlemek.Meyve yarasa kolonilerinin yaşadığı madenlere veya mağaralara uzun süre maruz kalmaktan kaynaklanan yarasa-insan bulaşma riskini azaltmak için buraları ziyaret edecek veya buralarda çalışacak kişiler tarafından eldiven ve diğer uygun koruyucu giysileri (maskeler dahil) giymek,Salgınlar sırasında tüm hayvansal ürünleri tüketilmeden önce iyice pişirmek,Enfekte hastalarla, özellikle vücut sıvılarıyla doğrudan veya yakın temastan kaynaklanan insandan insana bulaşma riskini azaltmak için Marburg virüsü hastası ile yakın fiziksel temastan kaçınmak,Marburg virüsü hastalığı şüphesi olan veya MVH olduğu doğrulanan hastalar erken bakım için belirlenmiş bir tedavi merkezinde izole edilmesini sağlamak ve evde bulaşı önlenmek,Marburg virüsü hastasıyla temas etmiş olabilecek kişileri belirlemek ve sağlık durumlarını 21 gün boyunca izlemek,Şüpheli veya doğrulanmış Marburg virüsü hastasına bakan sağlık çalışanlarında, hastanın kanı ve vücut sıvıları ile giysi ve yatak takımı gibi kirlenmiş yüzey veya malzemelerle teması önlemek için ekstra enfeksiyon kontrol önlemleri uygulamak.Marburg virüsünün enfekte semen yoluyla bulaşması, klinik iyileşmeden sonraki yedi haftaya kadar devam edebileceğinin farkında olmak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uGaSqH7MfEu1ZQXGqsYr4g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ölüm, oranı, yüzde, 88e, varan, virüs, yayılıyor:, Marburg, virüsü, nedir, Marburg, virüsü, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uGaSqH7MfEu1ZQXGqsYr4g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ölüm oranı yüzde 88'e varan virüs yayılıyor: Marburg virüsü nedir? Marburg virüsü belirtileri neler?"><p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Tanzanya'da Marburg virüsü salgını şüphesi nedeniyle en az sekiz kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. WHO yetkilileri, bölgedeki sağlık otoriteleriyle iş birliği içinde salgının kaynağını belirlemek ve yayılmasını önlemek amacıyla acil önlemler aldıklarını belirtti. Bu salgın, 2024 yılının sonlarında Ruanda'da benzer bir şekilde 15 kişinin ölümüne neden olan Marburg virüsü salgınına benzerlik gösteriyor. O dönem Ruanda'da hızla yayılan virüs, yoğun sağlık çalışmaları ve uluslararası yardımlar sayesinde kontrol altına alınmıştı.  Peki, marburg virüsü nedir? Marburg virüsü belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QI_KMj-eHUG0vkweK5gEOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marburg virüsü tekrar gündeme geldi. Ebola'ya neden olan virüsle yakından ilişkili olan marburg, son yıllarda neredeyse tamamı Afrika'da olmak üzere yüzlerce insanın ölümüne neden oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9elbP8lFkUCEsJXCX-1SWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marburg virüsü hastalığı (MVH), insanlarda sıklıkla ölümle sonuçlanan ciddi bir hastalıktır.   Marburg virüsü, ilk kez 1967'de Almanya'nın Marburg kentindeki bir laboratuvarda tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mn5BEl1oDEuqt08WGHSz-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve yarasaları aracılığıyla bulaşan Marburg virüsü, insanlar arasında da enfekte kişilerin vücut sıvıları veya teması yoluyla yayılıyor.Enfekte kişilerde yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, halsizlik, kusma gibi belirtiler aniden ortaya çıkıyor ve birçok hastada 7 günde şiddetli hemorajik belirtiler gelişiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_I0SUsYTGUCVlq6cpQL_tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşısı ya da özel bir tedavisi olmayan Marburg virüsünde ölüm oranı ise yüzde 23 ile yüzde 90 arasında değişiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x4Q6_hV9BU-EkpgDTN0Vlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Angola'da 2005'te yaşanan Marburg virüsü salgınında, virüsün bulaştığı 252 kişinin yüzde 90'ı hayatını kaybetmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Chf5vWY-x0Gen3S0QuNKmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kontrolü zor bir virüstür. Çünkü iyileşen kişiler kan veya semen gibi sıvılarla ve anne sütüyle  aylar sonrada bulaştırıcı olmaya devam edebilir.Hastalığın görüldüğü bölgelere seyahat edecekler şunlara mutlaka dikkat etmelidirler:Canlı ya da ölü meyve yarasaları, primatlar ve bunların çıkartılarıyla temastan kaçınmak,Vahşi hayvan eti yememek,Hasta olduğu düşünülen insanlarla yakın temastan kaçınmak,Elleri sık sık su ve sabunla yıkamak veya alkol bazlı el dezenfektanlarıyla temizlemek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x3BNyBDEtU2lLm_xWc8tAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve yarasa kolonilerinin yaşadığı madenlere veya mağaralara uzun süre maruz kalmaktan kaynaklanan yarasa-insan bulaşma riskini azaltmak için buraları ziyaret edecek veya buralarda çalışacak kişiler tarafından eldiven ve diğer uygun koruyucu giysileri (maskeler dahil) giymek,Salgınlar sırasında tüm hayvansal ürünleri tüketilmeden önce iyice pişirmek,Enfekte hastalarla, özellikle vücut sıvılarıyla doğrudan veya yakın temastan kaynaklanan insandan insana bulaşma riskini azaltmak için Marburg virüsü hastası ile yakın fiziksel temastan kaçınmak,Marburg virüsü hastalığı şüphesi olan veya MVH olduğu doğrulanan hastalar erken bakım için belirlenmiş bir tedavi merkezinde izole edilmesini sağlamak ve evde bulaşı önlenmek,Marburg virüsü hastasıyla temas etmiş olabilecek kişileri belirlemek ve sağlık durumlarını 21 gün boyunca izlemek,Şüpheli veya doğrulanmış Marburg virüsü hastasına bakan sağlık çalışanlarında, hastanın kanı ve vücut sıvıları ile giysi ve yatak takımı gibi kirlenmiş yüzey veya malzemelerle teması önlemek için ekstra enfeksiyon kontrol önlemleri uygulamak.Marburg virüsünün enfekte semen yoluyla bulaşması, klinik iyileşmeden sonraki yedi haftaya kadar devam edebileceğinin farkında olmak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GSS borçlusu hastaneye gidebilecek: Sağlık hizmetlerinden yararlanma süresi yıl sonuna kadar uzatıldı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gss-borclusu-hastaneye-gidebilecek-saglik-hizmetlerinden-yararlanma-suresi-yil-sonuna-kadar-uzatildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gss-borclusu-hastaneye-gidebilecek-saglik-hizmetlerinden-yararlanma-suresi-yil-sonuna-kadar-uzatildi</guid>
<description><![CDATA[ Genel Sağlık Sigortası prim borcu olanların sağlık hizmetlerinden yararlanma süresi 2025 yılı sonuna kadar uzatıldı.Söz konusu Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. Kararla, Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu nedeniyle sağlık hizmeti alamayacak Türk vatandaşları ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerin, Sağlık Bakanlığı&#039;na bağlı hastanelerde sunulan sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelerine ilişkin düzenleme 31 Aralık 2025&#039;e kadar uzatıldıBöylece bu kapsamdaki kişiler, GSS prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın devlet hastaneleri ile devlet üniversitesi hastanelerinden önümüzdeki yıl da yararlanabilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NPA4DRCjc0O6NtK5HwkFmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>GSS, borçlusu, hastaneye, gidebilecek:, Sağlık, hizmetlerinden, yararlanma, süresi, yıl, sonuna, kadar, uzatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NPA4DRCjc0O6NtK5HwkFmA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="GSS borçlusu hastaneye gidebilecek: Sağlık hizmetlerinden yararlanma süresi yıl sonuna kadar uzatıldı"><p>Genel Sağlık Sigortası prim borcu olanların sağlık hizmetlerinden yararlanma süresi 2025 yılı sonuna kadar uzatıldı.</p><p>Söz konusu Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. </p><p>Kararla, Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu nedeniyle sağlık hizmeti alamayacak Türk vatandaşları ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerin, Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerde sunulan sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelerine ilişkin düzenleme 31 Aralık 2025'e kadar uzatıldı</p><p>Böylece bu kapsamdaki kişiler, GSS prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın devlet hastaneleri ile devlet üniversitesi hastanelerinden önümüzdeki yıl da yararlanabilecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yemek uzmanı Vedat Milor midye ve balığı suçladı: Vücudumda yüksek miktarda civa var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yemek-uzmani-vedat-milor-midye-ve-baligi-sucladi-vucudumda-yuksek-miktarda-civa-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yemek-uzmani-vedat-milor-midye-ve-baligi-sucladi-vucudumda-yuksek-miktarda-civa-var</guid>
<description><![CDATA[ Ünlü yemek eleştirmeni Vedat Milor, yaşadığı sağlık sorunlarıyla ilgili konuştu. Pestisit, yani tarım ilacı mağduru olduğunu belirten Milor, el titremesi ve uyuşma gibi sağlık sorunları yaşadığını söyledi. Milor, vücudundaki yüksek miktarda civa nedeniyle bu rahatsızlıkları yaşamış olabileceğini söyledi, balık ve midyeye işaret etti.Milor, Armağan Çağlayan&#039;ın sunduğu &#039;Gör Beni&#039; programına konuk oldu.Bir süredir sağlık sorunlarıyla da gündem olan Milor&#039;a, Çağlayan da &#039;Ellerinizin titremesi parkinson mu?&#039; sorusunu yöneltti. Milor&#039;un bu soruya verdiği yanıt dikkat çekti. Vedat Milor, 15 sene önce ellerinin ve ayaklarının uyuşmaya başlaması nedeniyle doktora gittiğini ama bir türlü neden uyuştuğunun anlaşılamadığını belirterek şunları anlattı:&quot;Nihayetinde his kaybı olmaya başladı, polinöropati denilen olay görüldü. Mesela dizinize vurulduğunda ayağınızın kalkması lazım ama kalkmıyor. Neyse ki doktorum akıl etti ve ağır metal testi yaptırdı.&quot;&quot;Vücudumda çok yüksek miktarda civa bulundu. Civa zehirlenmesi olmuş ve o civa da gidip sinirlerin etrafındaki tabakaları aşındırmış. O yüzden zorladığım zaman bir şeyleri tutmak için semptomlar ortaya çıkıyor.&quot; açıklamasını yapan Milor, &quot;Civa neden olur ? Rivayetler muhtelif ancak daha çok mesela midye. İskele babalarından çıkarılan midye ya da bazı balıklarda çok bulunuyor.&quot; dedi,Milor, tarım ilaçlarının da bu duruma neden olabileceğini belirtirken, &quot;Bir de tarımda kullanılan pestisit kaynaklı arsenik var. Ülkemizde bunlardan çok bulunuyor. Doktorum aşağı yukarı sinirlerimin 1000 yılda düzeleceğini söyledi.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n60Eu9AKy0CgirEvb-lFEg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yemek, uzmanı, Vedat, Milor, midye, balığı, suçladı:, Vücudumda, yüksek, miktarda, civa, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n60Eu9AKy0CgirEvb-lFEg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yemek uzmanı Vedat Milor midye ve balığı suçladı: Vücudumda yüksek miktarda civa var"><p>Ünlü yemek eleştirmeni Vedat Milor, yaşadığı sağlık sorunlarıyla ilgili konuştu. Pestisit, yani tarım ilacı mağduru olduğunu belirten Milor, el titremesi ve uyuşma gibi sağlık sorunları yaşadığını söyledi. Milor, vücudundaki yüksek miktarda civa nedeniyle bu rahatsızlıkları yaşamış olabileceğini söyledi, balık ve midyeye işaret etti.</p><p>Milor, Armağan Çağlayan'ın sunduğu 'Gör Beni' programına konuk oldu.</p><p>Bir süredir sağlık sorunlarıyla da gündem olan Milor'a, Çağlayan da 'Ellerinizin titremesi parkinson mu?' sorusunu yöneltti. Milor'un bu soruya verdiği yanıt dikkat çekti. </p><p>Vedat Milor, 15 sene önce ellerinin ve ayaklarının uyuşmaya başlaması nedeniyle doktora gittiğini ama bir türlü neden uyuştuğunun anlaşılamadığını belirterek şunları anlattı:</p><p>"Nihayetinde his kaybı olmaya başladı, polinöropati denilen olay görüldü. Mesela dizinize vurulduğunda ayağınızın kalkması lazım ama kalkmıyor. Neyse ki doktorum akıl etti ve ağır metal testi yaptırdı."</p><p>"Vücudumda çok yüksek miktarda civa bulundu. Civa zehirlenmesi olmuş ve o civa da gidip sinirlerin etrafındaki tabakaları aşındırmış. O yüzden zorladığım zaman bir şeyleri tutmak için semptomlar ortaya çıkıyor." açıklamasını yapan Milor, "Civa neden olur ? Rivayetler muhtelif ancak daha çok mesela midye. İskele babalarından çıkarılan midye ya da bazı balıklarda çok bulunuyor." dedi,</p><p>Milor, tarım ilaçlarının da bu duruma neden olabileceğini belirtirken, "Bir de tarımda kullanılan pestisit kaynaklı arsenik var. Ülkemizde bunlardan çok bulunuyor. Doktorum aşağı yukarı sinirlerimin 1000 yılda düzeleceğini söyledi." diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün yürüyüş yapmanıza rağmen kilo veremiyor musunuz? Bunun 7 şaşırtıcı nedeni</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-yuruyus-yapmaniza-ragmen-kilo-veremiyor-musunuz-bunun-7-sasirtici-nedeni</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-yuruyus-yapmaniza-ragmen-kilo-veremiyor-musunuz-bunun-7-sasirtici-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Düzenli yürüyüş birçok sağlık faydası sağlar, ancak bazı faktörler kilo kaybını engelleyebilir. Bunlara yavaş tempo, yetersiz süre, sağlık koşulları, yüksek stres, uyku eksikliği, ilaç yan etkileri ve yüksek kalorili diyetler dahildir. Bu sorunları ele almak, kilo kaybı için yürüyüşün etkinliğini artırmaya yardımcı olabilir.Her gün yürüyüş yapmak, sağlığınız için birçok avantajla birlikte gelir. Mutlu ve enerjik hissetmekten formunuzu korumaya kadar, biraz günlük hareket sağlığınız için harikalar yaratabilir.Ancak, düzenli yürüyüşlere rağmen istenen sonuçları alamamak moral bozucu olabilir. Her gün yürüyüş için parka gidiyorsanız ve hala o fazla kiloları veremiyorsanız, gözden kaçırmış olabileceğiniz bazı nedenler olabilir.Yavaş yürüyenler zihinsel sağlık faydalarından yararlanabilir ve eklemler için kolay olabilir, ancak yoğunluk kalp atış hızınızı yükseltmeye yetmiyorsa tartılarına yansımayabilir. Egzersizinizin etkisini derinleştirmek için bunun yerine hızınızı artırmanız veya merdiven çıkmanız önerilir.Yeterince yürümemek istediğiniz sonuçları elde etmenizi sağlamaz. Uzun yürüyüşler için zamanınız veya isteğiniz yoksa, her öğünden sonra 3-4 küçük yürüyüşe bölmek yardımcı olabilir. Günde üç kez her öğünden sonra 15 dakika yürümek de daha iyi şeker kontrolüne yardımcı olabilir.Düzenli olarak yürüyor ve egzersiz yapıyorsanız ve sağlıklı bir diyet uyguluyorsanız ancak kilo veremiyorsanız, kilo verme yolculuğunuzu etkileyebilecek tiroid sorunları, hormonal dengesizlik veya insülin direnci gibi altta yatan sağlık durumlarını öğrenmek için sağlık uzmanınızla iletişime geçebilirsiniz.Yüksek stres seviyeleri, metabolizmanızı etkileyebilecek yüksek kortizol seviyelerine yol açabilir. Bu, kilo verme çabalarınızı kesintiye uğratabilir. Stres hormonlarınızı düzeltmek için rahatlamak, meditasyon yapmak ve seçtiğiniz aktiviteleri yapmak için biraz zaman ayırın.Geceleri iyi uyuyamamak kilo alımına katkıda bulunabilir ve düzenli yürüyüşler bile bunu düzeltemeyebilir. Çalışmalar, daha kısa süre uyuyan kişilerin daha uzun ve daha kaliteli bir uyku çekenlere kıyasla önemli ölçüde kilo verme eğiliminde olduğunu göstermiştir.İlaçlarınız, her gün egzersiz yapmak için zaman ayırmanıza rağmen istenmeyen kilo alımınızın arkasında da olabilir. Antidepresanlar, steroidler ve beta blokerler gibi bazı ilaçlar metabolizmayı etkileyebilir ve kilo kaybını daha zor hale getirebilir.Yüksek kalorili ve şekerli yiyeceklere düşkünlük, her gün yürümenize veya egzersiz yapmanıza rağmen belinizin genişlemesine katkıda bulunacaktır. Yakabileceğinizden daha fazla kalori alıyorsanız, bu kilo alımı şeklinde ortaya çıkacaktır.Bazı yürüyüş hataları yapmaktan veya belirli yaşam tarzı faktörlerini gözden kaçırmaktan suçluysanız, düzeltmeler yapma ve kilo verme yolculuğunuzda ilerlemenin zamanı geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hAZBUSEsY0amta9mmURW_w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, yürüyüş, yapmanıza, rağmen, kilo, veremiyor, musunuz, Bunun, şaşırtıcı, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hAZBUSEsY0amta9mmURW_w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün yürüyüş yapmanıza rağmen kilo veremiyor musunuz? Bunun 7 şaşırtıcı nedeni"><p>Düzenli yürüyüş birçok sağlık faydası sağlar, ancak bazı faktörler kilo kaybını engelleyebilir. Bunlara yavaş tempo, yetersiz süre, sağlık koşulları, yüksek stres, uyku eksikliği, ilaç yan etkileri ve yüksek kalorili diyetler dahildir. Bu sorunları ele almak, kilo kaybı için yürüyüşün etkinliğini artırmaya yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oGN03OApEEywZ6K9PUOi2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün yürüyüş yapmak, sağlığınız için birçok avantajla birlikte gelir. Mutlu ve enerjik hissetmekten formunuzu korumaya kadar, biraz günlük hareket sağlığınız için harikalar yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DbUb0NrPD02RAMDJx5b20Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, düzenli yürüyüşlere rağmen istenen sonuçları alamamak moral bozucu olabilir. Her gün yürüyüş için parka gidiyorsanız ve hala o fazla kiloları veremiyorsanız, gözden kaçırmış olabileceğiniz bazı nedenler olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0spJpELIDESkZ3JNd1GLmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yavaş yürüyenler zihinsel sağlık faydalarından yararlanabilir ve eklemler için kolay olabilir, ancak yoğunluk kalp atış hızınızı yükseltmeye yetmiyorsa tartılarına yansımayabilir. Egzersizinizin etkisini derinleştirmek için bunun yerine hızınızı artırmanız veya merdiven çıkmanız önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G5-ttklaDEG5nHcE40CXqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterince yürümemek istediğiniz sonuçları elde etmenizi sağlamaz. Uzun yürüyüşler için zamanınız veya isteğiniz yoksa, her öğünden sonra 3-4 küçük yürüyüşe bölmek yardımcı olabilir. Günde üç kez her öğünden sonra 15 dakika yürümek de daha iyi şeker kontrolüne yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uaGIdmDJpEeADWPhu6-OcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli olarak yürüyor ve egzersiz yapıyorsanız ve sağlıklı bir diyet uyguluyorsanız ancak kilo veremiyorsanız, kilo verme yolculuğunuzu etkileyebilecek tiroid sorunları, hormonal dengesizlik veya insülin direnci gibi altta yatan sağlık durumlarını öğrenmek için sağlık uzmanınızla iletişime geçebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a5M-PoROx0SqZlFErToccw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek stres seviyeleri, metabolizmanızı etkileyebilecek yüksek kortizol seviyelerine yol açabilir. Bu, kilo verme çabalarınızı kesintiye uğratabilir. Stres hormonlarınızı düzeltmek için rahatlamak, meditasyon yapmak ve seçtiğiniz aktiviteleri yapmak için biraz zaman ayırın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FO_D5dLLLUKwbEgAF3d6zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geceleri iyi uyuyamamak kilo alımına katkıda bulunabilir ve düzenli yürüyüşler bile bunu düzeltemeyebilir. Çalışmalar, daha kısa süre uyuyan kişilerin daha uzun ve daha kaliteli bir uyku çekenlere kıyasla önemli ölçüde kilo verme eğiliminde olduğunu göstermiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pm4wXFA3-kiCKB4HwqR8WA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlaçlarınız, her gün egzersiz yapmak için zaman ayırmanıza rağmen istenmeyen kilo alımınızın arkasında da olabilir. Antidepresanlar, steroidler ve beta blokerler gibi bazı ilaçlar metabolizmayı etkileyebilir ve kilo kaybını daha zor hale getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w-2zE5YzCUinJkblIQRLHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek kalorili ve şekerli yiyeceklere düşkünlük, her gün yürümenize veya egzersiz yapmanıza rağmen belinizin genişlemesine katkıda bulunacaktır. Yakabileceğinizden daha fazla kalori alıyorsanız, bu kilo alımı şeklinde ortaya çıkacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ULN--KiGrkm59U_4ur9-Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı yürüyüş hataları yapmaktan veya belirli yaşam tarzı faktörlerini gözden kaçırmaktan suçluysanız, düzeltmeler yapma ve kilo verme yolculuğunuzda ilerlemenin zamanı geldi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Araştırmacılar duyurdu: Kanser karşıtı olduğu ortaya çıktı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/arastirmacilar-duyurdu-kanser-karsiti-oldugu-ortaya-cikti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/arastirmacilar-duyurdu-kanser-karsiti-oldugu-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Lif açısından zengin bir diyet, lif sindirimi sırasında üretilen kısa zincirli yağ asitlerinin kanser karşıtı özellikleri nedeniyle belirli kanser türlerine yakalanma riskini önemli ölçüde azaltabilir. Bu asitler doğrudan gen ifadesini değiştirerek hücre büyümesini düzenliyor.Lif açısından zengin bir diyet yalnızca bağırsak sağlığınız için faydalı olmakla kalmaz, aynı zamanda güçlü kanser karşıtı özelliklere de sahiptir.Yeni bir çalışma, lif açısından zengin bir diyetin belirli kanser türlerine yakalanma riskini azaltmada önemli bir rol oynayabileceğini öne sürüyor.Lif sağlıklı bir diyetin önemli bir parçası olsa da, Amerikalıların %10&#039;undan azı önerilen minimum miktarı yiyor.Stanford Medicine&#039;den yeni bir çalışma, lifin kanser karşıtı etkileri olduğunu öne sürüyor. Araştırmacılar, lif sindiriminin iki yaygın yan ürününün doğrudan epigenetik etkilerini buldular ve gen ifadesindeki bazı değişikliklerin kanser karşıtı etkileri olduğunu buldular.Araştırmacılar, çalışmada lif yediğimizde bağırsak mikrobiyomunun kısa zincirli yağ asitleri ürettiğini buldular. Bu bileşikler bir enerji kaynağı olmaktan daha fazlasına hizmet ediyor.Uzun zamandır bilim insanları, bu bileşiklerin gen işlevini dolaylı olarak etkilediğinden şüpheleniyorlardı. Bu çalışmada, araştırmacılar kısa zincirli yağ asitleri propiyonat ve bütiratın sağlıklı insan hücrelerinde, tedavi edilmiş ve tedavi edilmemiş insan kolon kanseri hücrelerinde ve fare bağırsaklarında gen ifadesini nasıl değiştirdiğini izlediler.Hücre çoğalmasını, farklılaşmasını ve apoptozu veya programlanmış hücre ölümünü düzenlemekten sorumlu belirli genlerdeki doğrudan epigenetik değişikliklerin, kanserle ilişkili kontrolsüz hücre büyümesini bozmak veya kontrol etmek için çok önemli olduğunu buldular.“Lif yeme ile kanser karşıtı etkileri olan gen fonksiyonunun düzenlenmesi arasında doğrudan bir bağlantı bulduk ve bunun muhtemelen küresel bir mekanizma olduğunu düşünüyoruz çünkü lif sindiriminden kaynaklanan kısa zincirli yağ asitleri vücudun her yerine yayılabilir. Genellikle insanların diyetlerinin lif açısından çok fakir olması ve bunun da mikrobiyomlarının düzgün beslenmediği ve gerektiği kadar kısa zincirli yağ asidi üretemediği anlamına gelmesi söz konusudur. Bu sağlığımıza hiçbir fayda sağlamıyor,” diyor Stanford W. Ascherman, MD, FACS Genetik Profesörü Michael Snyder, bir basın bülteninde.Genç yetişkinlerde kolon kanseri oranları artarken, bu çalışmanın bulguları bilinçli diyet seçimleri yapmanın önemini vurguluyor.Snyder, “Bu önemli moleküllerin gen hedeflerini belirleyerek lifin faydalı etkilerini nasıl gösterdiğini ve kanser sırasında neyin yanlış gittiğini anlayabiliriz,” diye ekliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NT-4Qrjuq0GKsKtC5E81dw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Araştırmacılar, duyurdu:, Kanser, karşıtı, olduğu, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NT-4Qrjuq0GKsKtC5E81dw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Araştırmacılar duyurdu: Kanser karşıtı olduğu ortaya çıktı"><p>Lif açısından zengin bir diyet, lif sindirimi sırasında üretilen kısa zincirli yağ asitlerinin kanser karşıtı özellikleri nedeniyle belirli kanser türlerine yakalanma riskini önemli ölçüde azaltabilir. Bu asitler doğrudan gen ifadesini değiştirerek hücre büyümesini düzenliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J6ngOF0VlkCqxGTzsnaLUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif açısından zengin bir diyet yalnızca bağırsak sağlığınız için faydalı olmakla kalmaz, aynı zamanda güçlü kanser karşıtı özelliklere de sahiptir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fPn37WCnskCNy0VoHU3m0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni bir çalışma, lif açısından zengin bir diyetin belirli kanser türlerine yakalanma riskini azaltmada önemli bir rol oynayabileceğini öne sürüyor.Lif sağlıklı bir diyetin önemli bir parçası olsa da, Amerikalıların %10'undan azı önerilen minimum miktarı yiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rbn2ZNi_w0WPzYM4PJG6QQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stanford Medicine'den yeni bir çalışma, lifin kanser karşıtı etkileri olduğunu öne sürüyor. Araştırmacılar, lif sindiriminin iki yaygın yan ürününün doğrudan epigenetik etkilerini buldular ve gen ifadesindeki bazı değişikliklerin kanser karşıtı etkileri olduğunu buldular.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d3_UKH2ClUea7QQmNzEHrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, çalışmada lif yediğimizde bağırsak mikrobiyomunun kısa zincirli yağ asitleri ürettiğini buldular. Bu bileşikler bir enerji kaynağı olmaktan daha fazlasına hizmet ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/chpLDN99qEa-ETKFUkctQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun zamandır bilim insanları, bu bileşiklerin gen işlevini dolaylı olarak etkilediğinden şüpheleniyorlardı. Bu çalışmada, araştırmacılar kısa zincirli yağ asitleri propiyonat ve bütiratın sağlıklı insan hücrelerinde, tedavi edilmiş ve tedavi edilmemiş insan kolon kanseri hücrelerinde ve fare bağırsaklarında gen ifadesini nasıl değiştirdiğini izlediler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xinjZuuXL0S5fMp4X5kt7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hücre çoğalmasını, farklılaşmasını ve apoptozu veya programlanmış hücre ölümünü düzenlemekten sorumlu belirli genlerdeki doğrudan epigenetik değişikliklerin, kanserle ilişkili kontrolsüz hücre büyümesini bozmak veya kontrol etmek için çok önemli olduğunu buldular.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lxomxZ1r_0CoW6QblrjLJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Lif yeme ile kanser karşıtı etkileri olan gen fonksiyonunun düzenlenmesi arasında doğrudan bir bağlantı bulduk ve bunun muhtemelen küresel bir mekanizma olduğunu düşünüyoruz çünkü lif sindiriminden kaynaklanan kısa zincirli yağ asitleri vücudun her yerine yayılabilir. Genellikle insanların diyetlerinin lif açısından çok fakir olması ve bunun da mikrobiyomlarının düzgün beslenmediği ve gerektiği kadar kısa zincirli yağ asidi üretemediği anlamına gelmesi söz konusudur. Bu sağlığımıza hiçbir fayda sağlamıyor,” diyor Stanford W. Ascherman, MD, FACS Genetik Profesörü Michael Snyder, bir basın bülteninde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WQJq_TYPd0e2Bgrv5mq6wA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genç yetişkinlerde kolon kanseri oranları artarken, bu çalışmanın bulguları bilinçli diyet seçimleri yapmanın önemini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V3rLYRBLmEiU-F_pMZxPjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Snyder, “Bu önemli moleküllerin gen hedeflerini belirleyerek lifin faydalı etkilerini nasıl gösterdiğini ve kanser sırasında neyin yanlış gittiğini anlayabiliriz,” diye ekliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>20&amp;20&amp;20 kuralı: Göz yorgunluğunu önleyen yöntem</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/20-20-20-kurali-goez-yorgunlugunu-oenleyen-yoentem</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/20-20-20-kurali-goez-yorgunlugunu-oenleyen-yoentem</guid>
<description><![CDATA[ Göz yorgunluğu, uzun süreli ekran süresi nedeniyle giderek yaygınlaşıyor, ancak düzenli molalar vererek, uygun ekran mesafesini koruyarak, bilinçli bir şekilde göz kırparak, göz damlası kullanarak ve yeterli uyku sağlayarak hafifletilebilir. Rutin göz kontrolleri ve 20-20-20 kuralını benimsemek de uzun vadeli göz yorgunluğunu önlemek ve görme sağlığını korumak için önemlidir. Peki, göz yorgunluğu nasıl geçer? İşte yanıtı.Gözlerimiz bizim için dünyayı yansıtır ve deneyimleyebileceğimiz en güzel manzaraları bize sunar. Ancak, onlara yeterli veya iyi bakmamak bazen onları yorgun bırakabilir. Ekran süresinin günlük hayatımızda artmasıyla birlikte göz yorgunluğu yaygın bir endişe haline geldi. Birkaç yaşam tarzı değişikliği gözlerimizin ne kadar taze ve keskin hissettiğini önemli ölçüde artırabilir.Ekran ile gözleriniz arasındaki mesafe dikkate alınması gereken önemli bir faktördür.Normal bireylerde göz kırpma hızı dakikada 16 ila 18 kezdir, bilgisayar başında çalışırken bu sayı 2 ila 3 kata düşer. Ekranı kol mesafesinde ve ekranın üst kenarı göz hizasında tutmak, odaklanmaktan sorumlu kaslardaki gerginliği hafifletmeye yardımcı olacaktır. Bu, göz rahatsızlığını azaltmaya yardımcı olacaktır.Düzenli ekran molaları şarttır. Ayağa kalkın, esneyin ve bakışınızı farklı mesafelere kaydırarak odak noktanızı değiştirin, çünkü bu, uzun süre ekrana bakarken oluşan stresi dengelemeye yardımcı olur.Göz kırpma, göz bakımının bir diğer önemli ancak sıklıkla göz ardı edilen bileşenidir. Dijital cihazları kullandığımızda göz kırpma oranımız doğal olarak düşer ve bunun sonucunda kuru ve kaşıntılı gözler ortaya çıkar. Gözlerinizi hoş ve kaygan tutmak için bilinçli olarak daha sık göz kırpmalısınız. Bu nedenle, üzerinde DÜŞÜN VE GÖZ KAPAT yazdığınız ve bilgisayarın yanına yapıştırdığınız küçük bir not, kuruluğu önlemek için daha fazla göz kırpmanızı hatırlatacaktır. Kalıcı kuruluk veya tahriş çekiyorsanız, ekstra rahatlama için jel bazlı göz damlaları kullanmayı düşünün.Gözlerinizin ve vücudunuzun iyi dinlenmiş olması için iyi bir gece uykusu çok önemlidir. Gece geç saatlere kadar cep telefonu ekranlarına veya diğer ekranlara bakmak göz yorgunluğuna ve gözlerin uyku kalitesinin bozulmasına yol açacaktır. Bu nedenle, sabah hem gözlerinizin hem de beyninizin dinlenmiş ve dinlenmiş olması için geceleri iyi uyuyun.Kış aylarındaki daha soğuk sıcaklıklar gözlerde kuruluğa neden olabilir ve tüm gün ekranların önünde oturmak da gözlerde kuruluğa neden olabilir. Bu nedenle, bir tür gözyaşı takviyesi olan göz damlası uygulanabilir.GÖZLERİNİZİ KIRPINEkranların önünde otururken, tekrarlayan göz kırpmalar sağlanmalı ve hatırlanmalıdır, çünkü bir dakikadaki göz kırpma sayımız, yani göz kırpma hızımız, ekranlara baktığımızda önemli ölçüde azalır. Ve sık sık göz kırpmayı hatırlamak, bakma nedeniyle oluşan kuruluğu hafifletmeye yardımcı olabilir.Ekran konumlandırmanın yanı sıra, hepimizin benimsemesi gereken bir 20-20-20 kuralı daha vardır. Her 20 dakikada bir, çalışırken gözlerin iyi dinlenmiş kalması için birkaç saniyelik kısa bir mola gerekir. Bu mola sırasında, gözlerimizi kapatabilir veya uzağa bakabiliriz, böylece dijital ekranların önünde uzun saatler geçirirken gözler aralıklı olarak dinlenmiş olur. Bu küçük mola, konsantre kaslarınızın gevşemesini sağlar, göz yorgunluğunun önde gelen nedenlerinden biri olan sertleşmelerini ve yorulmalarını önler.AÇIK HAVADA ZAMAN GEÇİRİNVe özellikle çocuklar için, bazen gündüzleri yarım saat ila bir saat dışarıda vakit geçirmek, çocuklukta görülen miyopinin başlangıcını veya hızla artmasını yönetmek ve önlemek için en önemli şeydir ve özellikle bu dijital çağda, çevrimiçi derslerde ve çok sayıda ekran süresi ceplerinde, bazen açık havada vakit geçirmek, güneş ışığına maruz kalmanın yanı sıra çok önemlidir.Ayrıca, gözlük kullanan kişiler için yılda en az bir kez ve çocuklar için 6 ayda bir rutin göz muayenesi, göz sorunları için tarama yaptırmak ve ayrıca gerekli olabilecek göz gücündeki değişiklikleri kontrol etmek için önemlidir. Diyabet ve hipertansiyon gibi sistemik rahatsızlıkları olan kişilerin gözlerini düzenli olarak, yılda en az bir kez kontrol ettirmeleri gerekir. 50 yaşından sonraki kişiler de yaşla birlikte ortaya çıkabilecek herhangi bir hastalığı taramak için bir göz doktoruyla rutin göz muayeneleri yaptırmalıdır. Ailesinde göz sorunları olan kişiler de tedavi edilmesi gereken herhangi bir hastalığın erken belirtilerini aramak için göz doktorlarıyla rutin göz muayeneleri yaptırmalıdır.
Gözlerimizin dinlenmiş ve keskin kalmasını sağlamak için yapabileceğimiz en önemli şey, her şeyden önce bir göz muayenesi yaptırmak ve özellikle dijital ekranların önünde uzun saatler geçiren kişiler için gözlük ihtiyacı olup olmadığını görmektir. Herhangi bir küçük güç varsa, bu da önemlidir.Ekranda uzun saatler geçirmek yorgunluğa yol açabileceğinden, herhangi bir kırılma hatası veya gözlük ihtiyacı en azından çalışırken gözlük takılarak düzeltilmelidir, bu göz yorgunluğunu azaltacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aBcEfbKWkEuZYatZrXN2NQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>20-20-20, kuralı:, Göz, yorgunluğunu, önleyen, yöntem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aBcEfbKWkEuZYatZrXN2NQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="20-20-20 kuralı: Göz yorgunluğunu önleyen yöntem"><p>Göz yorgunluğu, uzun süreli ekran süresi nedeniyle giderek yaygınlaşıyor, ancak düzenli molalar vererek, uygun ekran mesafesini koruyarak, bilinçli bir şekilde göz kırparak, göz damlası kullanarak ve yeterli uyku sağlayarak hafifletilebilir. Rutin göz kontrolleri ve 20-20-20 kuralını benimsemek de uzun vadeli göz yorgunluğunu önlemek ve görme sağlığını korumak için önemlidir. Peki, göz yorgunluğu nasıl geçer? İşte yanıtı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ommvuIRVcku1ho9euWcnvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözlerimiz bizim için dünyayı yansıtır ve deneyimleyebileceğimiz en güzel manzaraları bize sunar. Ancak, onlara yeterli veya iyi bakmamak bazen onları yorgun bırakabilir. Ekran süresinin günlük hayatımızda artmasıyla birlikte göz yorgunluğu yaygın bir endişe haline geldi. Birkaç yaşam tarzı değişikliği gözlerimizin ne kadar taze ve keskin hissettiğini önemli ölçüde artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wL2nL10pmUmyPas9I4Vstw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekran ile gözleriniz arasındaki mesafe dikkate alınması gereken önemli bir faktördür.Normal bireylerde göz kırpma hızı dakikada 16 ila 18 kezdir, bilgisayar başında çalışırken bu sayı 2 ila 3 kata düşer. Ekranı kol mesafesinde ve ekranın üst kenarı göz hizasında tutmak, odaklanmaktan sorumlu kaslardaki gerginliği hafifletmeye yardımcı olacaktır. Bu, göz rahatsızlığını azaltmaya yardımcı olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OIPOZOzRCEu5VFuPEb5ciA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli ekran molaları şarttır. Ayağa kalkın, esneyin ve bakışınızı farklı mesafelere kaydırarak odak noktanızı değiştirin, çünkü bu, uzun süre ekrana bakarken oluşan stresi dengelemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S-3CvyzgWUmSI01e6yGxcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz kırpma, göz bakımının bir diğer önemli ancak sıklıkla göz ardı edilen bileşenidir. Dijital cihazları kullandığımızda göz kırpma oranımız doğal olarak düşer ve bunun sonucunda kuru ve kaşıntılı gözler ortaya çıkar. Gözlerinizi hoş ve kaygan tutmak için bilinçli olarak daha sık göz kırpmalısınız. Bu nedenle, üzerinde DÜŞÜN VE GÖZ KAPAT yazdığınız ve bilgisayarın yanına yapıştırdığınız küçük bir not, kuruluğu önlemek için daha fazla göz kırpmanızı hatırlatacaktır. Kalıcı kuruluk veya tahriş çekiyorsanız, ekstra rahatlama için jel bazlı göz damlaları kullanmayı düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GWEAV3aUSU-ayPjgJrb7yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözlerinizin ve vücudunuzun iyi dinlenmiş olması için iyi bir gece uykusu çok önemlidir. Gece geç saatlere kadar cep telefonu ekranlarına veya diğer ekranlara bakmak göz yorgunluğuna ve gözlerin uyku kalitesinin bozulmasına yol açacaktır. Bu nedenle, sabah hem gözlerinizin hem de beyninizin dinlenmiş ve dinlenmiş olması için geceleri iyi uyuyun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TAvoU3ZwIUWG4sE2csogfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış aylarındaki daha soğuk sıcaklıklar gözlerde kuruluğa neden olabilir ve tüm gün ekranların önünde oturmak da gözlerde kuruluğa neden olabilir. Bu nedenle, bir tür gözyaşı takviyesi olan göz damlası uygulanabilir.GÖZLERİNİZİ KIRPINEkranların önünde otururken, tekrarlayan göz kırpmalar sağlanmalı ve hatırlanmalıdır, çünkü bir dakikadaki göz kırpma sayımız, yani göz kırpma hızımız, ekranlara baktığımızda önemli ölçüde azalır. Ve sık sık göz kırpmayı hatırlamak, bakma nedeniyle oluşan kuruluğu hafifletmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8gl3TpI6i0uu4hNuoZRIjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekran konumlandırmanın yanı sıra, hepimizin benimsemesi gereken bir 20-20-20 kuralı daha vardır. Her 20 dakikada bir, çalışırken gözlerin iyi dinlenmiş kalması için birkaç saniyelik kısa bir mola gerekir. Bu mola sırasında, gözlerimizi kapatabilir veya uzağa bakabiliriz, böylece dijital ekranların önünde uzun saatler geçirirken gözler aralıklı olarak dinlenmiş olur. Bu küçük mola, konsantre kaslarınızın gevşemesini sağlar, göz yorgunluğunun önde gelen nedenlerinden biri olan sertleşmelerini ve yorulmalarını önler.AÇIK HAVADA ZAMAN GEÇİRİNVe özellikle çocuklar için, bazen gündüzleri yarım saat ila bir saat dışarıda vakit geçirmek, çocuklukta görülen miyopinin başlangıcını veya hızla artmasını yönetmek ve önlemek için en önemli şeydir ve özellikle bu dijital çağda, çevrimiçi derslerde ve çok sayıda ekran süresi ceplerinde, bazen açık havada vakit geçirmek, güneş ışığına maruz kalmanın yanı sıra çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UirPP3nXAkOJiTMl3WTy4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca, gözlük kullanan kişiler için yılda en az bir kez ve çocuklar için 6 ayda bir rutin göz muayenesi, göz sorunları için tarama yaptırmak ve ayrıca gerekli olabilecek göz gücündeki değişiklikleri kontrol etmek için önemlidir. Diyabet ve hipertansiyon gibi sistemik rahatsızlıkları olan kişilerin gözlerini düzenli olarak, yılda en az bir kez kontrol ettirmeleri gerekir. 50 yaşından sonraki kişiler de yaşla birlikte ortaya çıkabilecek herhangi bir hastalığı taramak için bir göz doktoruyla rutin göz muayeneleri yaptırmalıdır. Ailesinde göz sorunları olan kişiler de tedavi edilmesi gereken herhangi bir hastalığın erken belirtilerini aramak için göz doktorlarıyla rutin göz muayeneleri yaptırmalıdır.
Gözlerimizin dinlenmiş ve keskin kalmasını sağlamak için yapabileceğimiz en önemli şey, her şeyden önce bir göz muayenesi yaptırmak ve özellikle dijital ekranların önünde uzun saatler geçiren kişiler için gözlük ihtiyacı olup olmadığını görmektir. Herhangi bir küçük güç varsa, bu da önemlidir.Ekranda uzun saatler geçirmek yorgunluğa yol açabileceğinden, herhangi bir kırılma hatası veya gözlük ihtiyacı en azından çalışırken gözlük takılarak düzeltilmelidir, bu göz yorgunluğunu azaltacaktır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günlük D vitamini dozu nasıl alınır? Vücutta takviyelerden daha uzun süre kalıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gunluk-d-vitamini-dozu-nasil-alinir-vucutta-takviyelerden-daha-uzun-sure-kaliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gunluk-d-vitamini-dozu-nasil-alinir-vucutta-takviyelerden-daha-uzun-sure-kaliyor</guid>
<description><![CDATA[ D vitamini sentezi, cilt sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında güneşe maruz kaldığında en uygun seviyededir ve sağlık için gerekli olan önemli miktarda üretir.Güneşten alınan D vitamini takviyelere göre vücutta daha uzun süre kalır. Peki, günlük D vitamini dozu nasıl alınır?D vitamini ve önemi her zaman bir tartışma konusu olmuştur. D vitamini vücuttaki birçok önemli biyolojik fonksiyonda rol oynar. En iyi yanı, bu temel vitaminin cilt güneşe maruz kaldığında vücutta büyük ölçüde sentezlenmesi ve birçok kişinin D vitamininin vücutta tutulması için doğru güneş ışığına nasıl maruz kalacağını bilmemesidir.Uzmanlar maksimum D vitamini sentezi için sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında güneşe maruz kalmayı öneriyor. &quot;Bir yetişkinin mayoyla cildinde hafif pembelik (1 MED, minimal eritemal doz olarak bilinir) oluşturan miktarda güneş ışığına maruz kalması yaklaşık 20.000 IU D vitamini alımına eşdeğerdir. Bu nedenle kolların (vücut yüzeyinin %18&#039;i) sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında MED oluşturacak kadar uzun süre güneş ışığına maruz kalması yaklaşık 3600 IU D vitamini alımına eşdeğer olacaktır.Ciltte üretilen D vitamini vücutta iki kat daha uzun süre kaldığından, haftada üç kez kol ve bacakların 0,5 MED&#039;ine eşdeğer miktarda güneş ışığına maruz kalması yeterli miktarda D vitamini sağlayabilir. 0,5 MED, cilt pigmentasyonuna, enleme vb. bağlıdır,Güneş ışığı almak, D vitamini seviyenizi artırmanın doğal bir yoludur, ancak cildinizi ve genel sağlığınızı korumak için önlemler almak önemlidir.
İşte bazı yönergeler:
Cilt tipinize ve UV yoğunluğuna bağlı olarak güneşte yalnızca yaklaşık 10-30 dakika geçirin. Bu, güneş yanığı riskini artırmadan yeterli D vitamini üretmenize yardımcı olur.
Güneş ışınlarının D vitamini sentezi için en güçlü olduğu zamanları hedefleyin, ancak bu saatlerde UV radyasyonu daha yoğun olduğundan dikkatli olun.Kollarınızı ve bacaklarınızı açığa çıkarırken erken yaşlanmayı ve cilt hasarını önlemek için yüzünüz gibi hassas bölgeleri güneş kremi, şapka veya giysilerle örtün.
Cildinizde kızarıklığa veya yanıklara neden olacak kadar uzun süre güneşte kalmayın, çünkü aşırı maruz kalma cilt kanseri riskini artırır.Daha koyu cilt tonları, D vitamini üretmek için daha uzun süre maruz kalmaya ihtiyaç duyarken, daha açık ciltler daha az zaman gerektirir. UV yoğunluğu enlem, yükseklik ve mevsime göre değişir.
Cildinizin su ihtiyacını karşılamak için bol su için ve güneşe maruz kaldıktan sonra nemlendirici uygulayarak cildinizin sağlığını koruyun. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F_cbzYmic0e8bYgD1eGVpg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günlük, vitamini, dozu, nasıl, alınır, Vücutta, takviyelerden, daha, uzun, süre, kalıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F_cbzYmic0e8bYgD1eGVpg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Günlük D vitamini dozu nasıl alınır? Vücutta takviyelerden daha uzun süre kalıyor"><p>D vitamini sentezi, cilt sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında güneşe maruz kaldığında en uygun seviyededir ve sağlık için gerekli olan önemli miktarda üretir.Güneşten alınan D vitamini takviyelere göre vücutta daha uzun süre kalır. Peki, günlük D vitamini dozu nasıl alınır?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ykmbOnkcl0iMEyG5qggSuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D vitamini ve önemi her zaman bir tartışma konusu olmuştur. D vitamini vücuttaki birçok önemli biyolojik fonksiyonda rol oynar. En iyi yanı, bu temel vitaminin cilt güneşe maruz kaldığında vücutta büyük ölçüde sentezlenmesi ve birçok kişinin D vitamininin vücutta tutulması için doğru güneş ışığına nasıl maruz kalacağını bilmemesidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7ReymniMb0if8i-OvGrDag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar maksimum D vitamini sentezi için sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında güneşe maruz kalmayı öneriyor. "</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qVRljixN10OcY6f3K8t8xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir yetişkinin mayoyla cildinde hafif pembelik (1 MED, minimal eritemal doz olarak bilinir) oluşturan miktarda güneş ışığına maruz kalması yaklaşık 20.000 IU D vitamini alımına eşdeğerdir. Bu nedenle kolların (vücut yüzeyinin %18'i) sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında MED oluşturacak kadar uzun süre güneş ışığına maruz kalması yaklaşık 3600 IU D vitamini alımına eşdeğer olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f3uPdCC8jkyUHRE6XNf2sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ciltte üretilen D vitamini vücutta iki kat daha uzun süre kaldığından, haftada üç kez kol ve bacakların 0,5 MED'ine eşdeğer miktarda güneş ışığına maruz kalması yeterli miktarda D vitamini sağlayabilir. 0,5 MED, cilt pigmentasyonuna, enleme vb. bağlıdır,</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QOHOSxKhFE2xeudcsJX-aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş ışığı almak, D vitamini seviyenizi artırmanın doğal bir yoludur, ancak cildinizi ve genel sağlığınızı korumak için önlemler almak önemlidir.
İşte bazı yönergeler:
Cilt tipinize ve UV yoğunluğuna bağlı olarak güneşte yalnızca yaklaşık 10-30 dakika geçirin. Bu, güneş yanığı riskini artırmadan yeterli D vitamini üretmenize yardımcı olur.
Güneş ışınlarının D vitamini sentezi için en güçlü olduğu zamanları hedefleyin, ancak bu saatlerde UV radyasyonu daha yoğun olduğundan dikkatli olun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lPWk93DackGNWgoiiipnmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kollarınızı ve bacaklarınızı açığa çıkarırken erken yaşlanmayı ve cilt hasarını önlemek için yüzünüz gibi hassas bölgeleri güneş kremi, şapka veya giysilerle örtün.
Cildinizde kızarıklığa veya yanıklara neden olacak kadar uzun süre güneşte kalmayın, çünkü aşırı maruz kalma cilt kanseri riskini artırır.Daha koyu cilt tonları, D vitamini üretmek için daha uzun süre maruz kalmaya ihtiyaç duyarken, daha açık ciltler daha az zaman gerektirir. UV yoğunluğu enlem, yükseklik ve mevsime göre değişir.
Cildinizin su ihtiyacını karşılamak için bol su için ve güneşe maruz kaldıktan sonra nemlendirici uygulayarak cildinizin sağlığını koruyun.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Kara altın&amp;quot; olarak da biliniyor: Bağırsakları ve mideyi temizliyormuş</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kara-altin-olarak-da-biliniyor-bagirsaklari-ve-mideyi-temizliyormus</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kara-altin-olarak-da-biliniyor-bagirsaklari-ve-mideyi-temizliyormus</guid>
<description><![CDATA[ Piperin içeriğiyle bilinen karabiber, detoks edici özellikleri, sindirim sağlığı, kilo verme yardımı ve kanser riskini azaltması nedeniyle kış aylarında şiddetle tavsiye edilir. C vitamini içeriği ve antimikrobiyal özellikleri nedeniyle bağışıklığı güçlendirir ve bitter çikolatanın kardiyovasküler sağlık için faydalarını artırır.Kış mevsimi bizi sağlıklı ve soğuğa karşı dirençli tutan sıcak ve rahatlatıcı yiyecekler aradığımız bir mevsimdir. Bu mevsimde diyetlerimize genellikle bal, zencefil ve zerdeçal gibi bileşenler eklemeye odaklansak da, bazen göz ardı edilen bir baharat karabiberdir.Tıbbi faydaları ve belirgin aroması nedeniyle eski zamanlarda kara altın olarak da bilinen karabiber, soğuk algınlığı ve öksürükle ilgili rahatsızlıkları tedavi etmek için kışın şiddetle tavsiye edilir.Karabiber, mükemmel bir iç temizleyici olan piperin içerdiğinden detoksifikasyona yardımcı olabilir. Bu baharatı diyetinize dahil etmek bağırsak sağlığınızı iyileştirebilir.Baharat, detoks edici enzimleri destekler ve DNA hasarını azaltır. Karabiber, eklem ağrısını ve sertliğini hafifletmeye yardımcı olabilen anti-inflamatuar özelliklere sahip bir kimyasal olan kapsaisin içerir.Karabiber, sindirim sağlığını iyileştirmek ve kabızlığı önlemek için harika bir baharattır; bu, onu kış aylarında yemeniz için bir başka nedendir. Karabiber, yalnızca yiyecekleri parçalayarak sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda gaz ve şişkinliği önlemeye de yardımcı olur.Karabiber, yeni yağ hücrelerinin üretimini önleyen ve böylece obezitenin önlenmesine yardımcı olan piperin içerdiğinden kilo vermenize yardımcı olabilir. Yağ hücresi üretimini engelleyerek ve öğünlerimizdeki diğer besin maddelerinin emilimini artırarak kış kilolarınızı vermenize yardımcı olabilir. Bu, sindirim ve metabolizmanın iyileşmesine ve kilo kaybına yol açabilir.Karabiber, kanseri önlemeye yardımcı olabilir. Karabiberin önemli bir alkaloid bileşeni olan piperin, birçok malignitede antitümör özellikler gösterir. Karabiber, flavonoidler, karotenoidler ve C vitamini de dahil olmak üzere yüksek düzeyde antioksidan içerir. Bu antioksidanlar yalnızca bağışıklık sistemimizi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda yaşlanma karşıtı özelliklere sahiptir ve kanser ve Alzheimer gibi kronik hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir.Karabiber, sağlıklı bir bağışıklık sistemi için gerekli olan C vitamini içerir. Karabiber ayrıca enfeksiyonlarla savaşmaya ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olabilecek antimikrobiyal özelliklere de sahiptir&quot;Bitter çikolata, antioksidanlarla ve doğanın iyiliğiyle doludur. Ancak, karabiberle birleştirildiğinde, bitter çikolata kötü kolesterolü düşürmeye, kardiyovasküler sağlığı iyileştirmeye ve kalp hastalıklarına karşı korumaya yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9uCvDD1zqkyd764TFixHOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kara, altın, olarak, biliniyor:, Bağırsakları, mideyi, temizliyormuş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9uCvDD1zqkyd764TFixHOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="" kara olarak da biliniyor: ba ve mideyi temizliyormu><p>Piperin içeriğiyle bilinen karabiber, detoks edici özellikleri, sindirim sağlığı, kilo verme yardımı ve kanser riskini azaltması nedeniyle kış aylarında şiddetle tavsiye edilir. C vitamini içeriği ve antimikrobiyal özellikleri nedeniyle bağışıklığı güçlendirir ve bitter çikolatanın kardiyovasküler sağlık için faydalarını artırır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UvUrXM9IcUOSLVF-DCo0pA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış mevsimi bizi sağlıklı ve soğuğa karşı dirençli tutan sıcak ve rahatlatıcı yiyecekler aradığımız bir mevsimdir. Bu mevsimde diyetlerimize genellikle bal, zencefil ve zerdeçal gibi bileşenler eklemeye odaklansak da, bazen göz ardı edilen bir baharat karabiberdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X5pM9xHSd0SLm19zcnF6hw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tıbbi faydaları ve belirgin aroması nedeniyle eski zamanlarda kara altın olarak da bilinen karabiber, soğuk algınlığı ve öksürükle ilgili rahatsızlıkları tedavi etmek için kışın şiddetle tavsiye edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FzvFjrOzAkWEIT-MaN28Rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, mükemmel bir iç temizleyici olan piperin içerdiğinden detoksifikasyona yardımcı olabilir. Bu baharatı diyetinize dahil etmek bağırsak sağlığınızı iyileştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b7G2YRu-YUCI9qVqmZNPcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baharat, detoks edici enzimleri destekler ve DNA hasarını azaltır. Karabiber, eklem ağrısını ve sertliğini hafifletmeye yardımcı olabilen anti-inflamatuar özelliklere sahip bir kimyasal olan kapsaisin içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pF0K0EvXGUaRoCzgQ5TtwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, sindirim sağlığını iyileştirmek ve kabızlığı önlemek için harika bir baharattır; bu, onu kış aylarında yemeniz için bir başka nedendir. Karabiber, yalnızca yiyecekleri parçalayarak sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda gaz ve şişkinliği önlemeye de yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bdmcjoEJn0yxt70yo_BgGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, yeni yağ hücrelerinin üretimini önleyen ve böylece obezitenin önlenmesine yardımcı olan piperin içerdiğinden kilo vermenize yardımcı olabilir. Yağ hücresi üretimini engelleyerek ve öğünlerimizdeki diğer besin maddelerinin emilimini artırarak kış kilolarınızı vermenize yardımcı olabilir. Bu, sindirim ve metabolizmanın iyileşmesine ve kilo kaybına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eH22zrHxeEmn0oxHNTjFKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, kanseri önlemeye yardımcı olabilir. Karabiberin önemli bir alkaloid bileşeni olan piperin, birçok malignitede antitümör özellikler gösterir. Karabiber, flavonoidler, karotenoidler ve C vitamini de dahil olmak üzere yüksek düzeyde antioksidan içerir. Bu antioksidanlar yalnızca bağışıklık sistemimizi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda yaşlanma karşıtı özelliklere sahiptir ve kanser ve Alzheimer gibi kronik hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oc4Cl4554kCjW9ZXQao6wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, sağlıklı bir bağışıklık sistemi için gerekli olan C vitamini içerir. Karabiber ayrıca enfeksiyonlarla savaşmaya ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olabilecek antimikrobiyal özelliklere de sahiptir"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0YjWWzR6m0-1Sja-36TI0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitter çikolata, antioksidanlarla ve doğanın iyiliğiyle doludur. Ancak, karabiberle birleştirildiğinde, bitter çikolata kötü kolesterolü düşürmeye, kardiyovasküler sağlığı iyileştirmeye ve kalp hastalıklarına karşı korumaya yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Salmonella nedir, nasıl bulaşır? Salmonella bakterisi belirtileri neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/salmonella-nedir-nasil-bulasir-salmonella-bakterisi-belirtileri-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/salmonella-nedir-nasil-bulasir-salmonella-bakterisi-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Salmonella bakterisi, sosyal medya kullanıcıları tarafından merak edilen ve araştırılan hastalıklar arasında yer almaya başladı. İzmir&#039;de yediği kumpirde salmonella tespit edilen kadının hayatını kaybetmesinin ardından, &quot;Salmonella nedir, nasıl bulaşır?&quot; sorularına yanıt aranıyor. Peki, Salmonella nedir, nasıl bulaşır? Salmonella bakterisi belirtileri neler?Salmonella, Enterobacteriaceae ailesinde yer alan, gram-negatif bir bakteridir. Yaklaşık 2000 alt tipi insanlarda hastalığa neden olur.   Salmonella typhi (tifo) ve Salmonella paratyphi (paratifo) yalnızca insanlarda enterik ateş (tifo, paratifo) olarak adlandırılan ve zaman zaman salgınlarla seyredebilen hastalıklara neden olan türlerdir. Bunların dışında kalan salmonella alt tipleri non-tifoidal salmonellalar olarak adlandırılır.  SALMONELLA NASIL BULAŞIR?  Kaynağı bilinmeyen, kontamine (bakteri bulaşmış olan) suların içilmesi ve kullanılması,  İnsan ve hayvan atıklarının uygun şekilde bertaraf edilmemesi ve bunların kaynak sularına karışması  İçme ve kullanma sularının yeterince klorlanmaması  Salmonella taşıyan ve iyi pişirilmemiş et, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi gıdaların tükeltilmesi  Pastörize edilmemiş süt,peynir tüketimi  Kontamine (kirli) çiğ sebze ve meyve, baharat ve çerezlerin tüketimi  Hasta kümes hayvanları ile temas  Özellikle yılan, kaplumbağa, kertenkele gibi sürüngenler, kurbağalar, kuşlar ve civciv gibi evcil hayvanlar ile temastan sonra hijyen kurallarına uyulmaması halinde bulaşma olabilir.  Bakteri hasta insanlardan diğer insanlara da bulaşabilir.  SALMONELLA BAKTERİSİ BELİRTİLERİ  Salmonella bakterisinin vücuda alınmasından yaklaşık 12-72 saat sonra ishal, ateş, bulantı, kusma ve karın krampları şeklinde hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hastalık genellikle 4-7 gün sürer ve çoğu kişi tedavi olmadan iyileşir.   Bazı kişilerde, ishal hastanın hastaneye yatmasını gerektirecek kadar şiddetli olabilir. Yaşlılar, bebekler ve bağışıklık sistemi yetersiz olan kişilerde hastalık daha ciddi seyreder. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OGeVRBXXXE-W4HBiNtglFg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Salmonella, nedir, nasıl, bulaşır, Salmonella, bakterisi, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OGeVRBXXXE-W4HBiNtglFg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Salmonella nedir, nasıl bulaşır? Salmonella bakterisi belirtileri neler?"><p>Salmonella bakterisi, sosyal medya kullanıcıları tarafından merak edilen ve araştırılan hastalıklar arasında yer almaya başladı. İzmir'de yediği kumpirde salmonella tespit edilen kadının hayatını kaybetmesinin ardından, "Salmonella nedir, nasıl bulaşır?" sorularına yanıt aranıyor. Peki, Salmonella nedir, nasıl bulaşır? Salmonella bakterisi belirtileri neler?</p>Salmonella, Enterobacteriaceae ailesinde yer alan, gram-negatif bir bakteridir. Yaklaşık 2000 alt tipi insanlarda hastalığa neden olur.   Salmonella typhi (tifo) ve Salmonella paratyphi (paratifo) yalnızca insanlarda enterik ateş (tifo, paratifo) olarak adlandırılan ve zaman zaman salgınlarla seyredebilen hastalıklara neden olan türlerdir. Bunların dışında kalan salmonella alt tipleri non-tifoidal salmonellalar olarak adlandırılır.  <strong>SALMONELLA NASIL BULAŞIR?</strong>  Kaynağı bilinmeyen, kontamine (bakteri bulaşmış olan) suların içilmesi ve kullanılması,  İnsan ve hayvan atıklarının uygun şekilde bertaraf edilmemesi ve bunların kaynak sularına karışması  İçme ve kullanma sularının yeterince klorlanmaması  Salmonella taşıyan ve iyi pişirilmemiş et, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi gıdaların tükeltilmesi  Pastörize edilmemiş süt,peynir tüketimi  Kontamine (kirli) çiğ sebze ve meyve, baharat ve çerezlerin tüketimi  Hasta kümes hayvanları ile temas  Özellikle yılan, kaplumbağa, kertenkele gibi sürüngenler, kurbağalar, kuşlar ve civciv gibi evcil hayvanlar ile temastan sonra hijyen kurallarına uyulmaması halinde bulaşma olabilir.  Bakteri hasta insanlardan diğer insanlara da bulaşabilir.  <strong>SALMONELLA BAKTERİSİ BELİRTİLERİ</strong>  Salmonella bakterisinin vücuda alınmasından yaklaşık 12-72 saat sonra ishal, ateş, bulantı, kusma ve karın krampları şeklinde hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hastalık genellikle 4-7 gün sürer ve çoğu kişi tedavi olmadan iyileşir.   Bazı kişilerde, ishal hastanın hastaneye yatmasını gerektirecek kadar şiddetli olabilir. Yaşlılar, bebekler ve bağışıklık sistemi yetersiz olan kişilerde hastalık daha ciddi seyreder.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor açıkladı: Brokolinin faydasını artırmak için doğru pişirmenin 1 numaralı yolu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzman-doktor-acikladi-brokolinin-faydasini-artirmak-icin-dogru-pisirmenin-1-numarali-yolu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzman-doktor-acikladi-brokolinin-faydasini-artirmak-icin-dogru-pisirmenin-1-numarali-yolu</guid>
<description><![CDATA[ Brokoli, vitaminler, mineraller ve antioksidanlar bakımından zengin bir sebze olarak sağlıklı bir diyetin vazgeçilmez bir parçası. Son araştırmalar, brokoliyi doğru şekilde hazırlamanın bu sebzenin sağlık faydalarını artırabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, brokoliyi en sevdiğiniz şekilde yemenizin de önemli olduğunu vurguluyor.Rutgers Sağlık Meslekleri Okulu&#039;ndan Doç. Dr. Stephani Johnson, brokolinin C, K ve A vitaminleri, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir gibi temel besin maddelerinin güçlü bir kaynağı olduğunu belirtiyor. Johnson, &quot;Brokoli ayrıca sindirimi destekleyen lif ve sülforafan, lutein, zeaksantin gibi güçlü antioksidanlarla doludur&quot; dedi.Sülforafan, turpgil sebzelerde bulunan ve kanser riskini azaltmaya yardımcı olabileceği düşünülen doğal bir bileşik. Johnson, bu bileşiğin serbest radikalleri nötralize ederek hücreleri oksidatif hasardan koruduğunu, inflamasyonu azalttığını ve karaciğer detoksunu desteklediğini ifade etti.Journal of Agricultural and Food Chemistry dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, brokoliyi hafifçe sotelemek veya buharda pişirmek, sülforafan seviyelerini korumanın en etkili yollarından biri. Johnson, &quot;Uzun süreli pişirme, brokolideki besin maddelerini bozabilir ve sülforafan üretimi için gerekli olan mirosinaz enzimini etkisiz hale getirebilir&quot; dedi.Araştırma ayrıca, brokolinin çiçeklerine ayrılıp yaklaşık 90 dakika bekletilmesinin, sülforafan seviyelerini artırdığını ortaya koyuyor. Bu yöntem, mirosinaz enziminin aktif hale gelmesini sağlıyor ve pişirme sırasında sülforafan kaybını en aza indiriyor.Brokoliyi nasıl tükettiğiniz önemli olsa da uzmanlar, sevdiğiniz şekilde yemeyi bırakmamanız gerektiğini söylüyor. Diyetisyen Julia Zumpano, &quot;Brokoliyi çiğ veya hafif pişmiş tüketmek en iyisi, ancak onu en iyi sindirebildiğiniz şekilde yemek daha önemlidir&quot; dedi.Uzmanlar, genel olarak antioksidan açısından zengin yiyecekleri çok uzun süre pişirmenin, bu besinlerin faydalarını azalttığını da belirtiyor.Brokoli, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez bir sebze. Hafifçe soteleyerek veya çiğ tüketerek sülforafan gibi güçlü antioksidanların faydalarını artırabilirsiniz. Ancak her şeyden önce, brokoliyi keyifle tüketmenin sağlıklı bir diyet için önemli olduğunu unutmayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d0uFKKecy0CYyd_OLzjJxA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, açıkladı:, Brokolinin, faydasını, artırmak, için, doğru, pişirmenin, numaralı, yolu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d0uFKKecy0CYyd_OLzjJxA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzman doktor açıkladı: Brokolinin faydasını artırmak için doğru pişirmenin 1 numaralı yolu"><p>Brokoli, vitaminler, mineraller ve antioksidanlar bakımından zengin bir sebze olarak sağlıklı bir diyetin vazgeçilmez bir parçası. Son araştırmalar, brokoliyi doğru şekilde hazırlamanın bu sebzenin sağlık faydalarını artırabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, brokoliyi en sevdiğiniz şekilde yemenizin de önemli olduğunu vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PrjnMd4qSUCyY-mubLYXxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rutgers Sağlık Meslekleri Okulu'ndan Doç. Dr. Stephani Johnson, brokolinin C, K ve A vitaminleri, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir gibi temel besin maddelerinin güçlü bir kaynağı olduğunu belirtiyor. Johnson, "Brokoli ayrıca sindirimi destekleyen lif ve sülforafan, lutein, zeaksantin gibi güçlü antioksidanlarla doludur" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M0mmkVEdIkGzNq9p4zMvoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sülforafan, turpgil sebzelerde bulunan ve kanser riskini azaltmaya yardımcı olabileceği düşünülen doğal bir bileşik. Johnson, bu bileşiğin serbest radikalleri nötralize ederek hücreleri oksidatif hasardan koruduğunu, inflamasyonu azalttığını ve karaciğer detoksunu desteklediğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/losBY4NM-kSSi2GCKJhq0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Journal of Agricultural and Food Chemistry dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, brokoliyi hafifçe sotelemek veya buharda pişirmek, sülforafan seviyelerini korumanın en etkili yollarından biri. Johnson, "Uzun süreli pişirme, brokolideki besin maddelerini bozabilir ve sülforafan üretimi için gerekli olan mirosinaz enzimini etkisiz hale getirebilir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Db5NnvBbskOpJ0uobLBiAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma ayrıca, brokolinin çiçeklerine ayrılıp yaklaşık 90 dakika bekletilmesinin, sülforafan seviyelerini artırdığını ortaya koyuyor. Bu yöntem, mirosinaz enziminin aktif hale gelmesini sağlıyor ve pişirme sırasında sülforafan kaybını en aza indiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oUUaP7KWYUa-58WfDCHeKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brokoliyi nasıl tükettiğiniz önemli olsa da uzmanlar, sevdiğiniz şekilde yemeyi bırakmamanız gerektiğini söylüyor. Diyetisyen Julia Zumpano, "Brokoliyi çiğ veya hafif pişmiş tüketmek en iyisi, ancak onu en iyi sindirebildiğiniz şekilde yemek daha önemlidir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eJuNy46JlECeC0K7NJFWAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, genel olarak antioksidan açısından zengin yiyecekleri çok uzun süre pişirmenin, bu besinlerin faydalarını azalttığını da belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F7n-jlA-E0a5vYPlZN6_qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brokoli, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez bir sebze. Hafifçe soteleyerek veya çiğ tüketerek sülforafan gibi güçlü antioksidanların faydalarını artırabilirsiniz. Ancak her şeyden önce, brokoliyi keyifle tüketmenin sağlıklı bir diyet için önemli olduğunu unutmayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar grip olduğunda bunu yapıyor! Uzmanı açıkladı: 24 saat uyarısı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-grip-oldugunda-bunu-yapiyor-uzmani-acikladi-24-saat-uyarisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-grip-oldugunda-bunu-yapiyor-uzmani-acikladi-24-saat-uyarisi</guid>
<description><![CDATA[ Vücut ağrıları, ateş, titreme ve bitkinlik… Grip, her yıl milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir virüs olarak birçok kişiyi rahatsız ediyor. Özellikle Norovirüs ve RSV gibi diğer mevsimsel virüslerle birlikte grip vakaları, yılın bu döneminde zirve yapıyor. Uzmanlar, bu süreçte gripten korunmak ve iyileşme sürecini hızlandırmak için belirli adımları atmanın önemini vurguluyor.Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’nden Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Dawn Nolt, &quot;Vakaların hızla arttığı bir dönemdeyiz, hem yerel hem ulusal düzeyde. Grip vakaları henüz zirve yapmadı, bu yüzden sağlığımızı korumak için önlemleri elden bırakmamalıyız,&quot; diyor.Grip geçiren doktorların bile, kendilerini ve çevrelerini korumak adına uyguladığı yöntemler var. İşte uzmanların grip sonrası her zaman yaptığı 5 önemli adım:Dr. Nolt’un en büyük endişesi, başkalarını hasta etmek. Semptomlar tamamen geçmeden ve ateş en az 24 saat boyunca ilaçsız bir şekilde düşmeden günlük rutine dönmenin riskli olduğunu belirtiyor.Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), iyileşme belirtileri göstermeden toplu ortamlardan uzak durulmasını tavsiye ediyor.Eğer işe gitmek zorundaysanız veya başkalarına bakım sağlamanız gerekiyorsa, hala semptomlarınız varken maske takmalısınız. Dr. Nolt, özellikle öksürük ve ateş varsa maske kullanımının başkalarını korumada kritik olduğunu ifade ediyor.Grip, solunum damlacıklarıyla yayılırken, maske bu damlacıkların çevreye bulaşmasını önlemeye yardımcı olur. Fiziksel mesafe kuralına uymak da alınabilecek ek önlemler arasında.Grip geçirmiş olmak, diğer hastalıklara karşı bağışıklık kazandığınız anlamına gelmez. Norovirüs, RSV ve boğmaca gibi diğer solunum yolu enfeksiyonlarının bu dönemde artış gösterdiğini belirten Dr. Nolt, &quot;Ellerinizi sık sık yıkayın ve kişisel hijyene özen gösterin&quot; diyor. Ayrıca, hasta görünen kişilerden uzak durmanın da önemli bir korunma yöntemi olduğunu vurguluyor.Güney Carolina Tıp Üniversitesi Küresel Sağlık Merkezi Direktörü Dr. Michael Sweat, grip aşısının hastalıktan korunmanın en etkili yollarından biri olduğunu ifade ediyor. &quot;Aşı olanlar, gribe yakalansalar bile hafif belirtilerle atlatıyor ve ciddi komplikasyon riskinden korunuyor,&quot; diyor.Henüz grip aşısı yaptırmadıysanız bile geç kalmış sayılmazsınız. Daha önce grip olmuş olsanız dahi, bağışıklığınızı güçlendirmek için aşı yaptırabilirsiniz.Dr. Sweat, doğru teşhisin iyileşme sürecinde büyük fark yaratabileceğini söylüyor. Erken teşhis ile Tamiflu gibi antiviral ilaçlardan faydalanarak hastalık süresini ve şiddetini azaltabilirsiniz. Ayrıca, evde yapılan testlerle veya bir sağlık kuruluşunda doktor kontrolüyle grip olup olmadığınızı netleştirebilirsiniz.Dr. Nolt, iyileşme sürecinde dinlenmenin önemine dikkat çekerek, &quot;Vücudumuza zaman ve nezaket göstermeliyiz. Grip, hayatı biraz yavaşlatmak ve sağlığımıza öncelik vermek için bir fırsat olabilir,&quot; diyor.Gripten doğru şekilde kurtulmak, yalnızca daha hızlı iyileşmenizi sağlamakla kalmaz; aynı zamanda sevdiklerinizi de bu rahatsız edici hastalıktan koruyabilir. Sağlığınızı ön planda tutarak, bu kış sezonunu daha kolay atlatabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M1csUicUDkudcpuiYzvyLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, grip, olduğunda, bunu, yapıyor, Uzmanı, açıkladı:, saat, uyarısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M1csUicUDkudcpuiYzvyLg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar grip olduğunda bunu yapıyor! Uzmanı açıkladı: 24 saat uyarısı"><p>Vücut ağrıları, ateş, titreme ve bitkinlik… Grip, her yıl milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir virüs olarak birçok kişiyi rahatsız ediyor. Özellikle Norovirüs ve RSV gibi diğer mevsimsel virüslerle birlikte grip vakaları, yılın bu döneminde zirve yapıyor. Uzmanlar, bu süreçte gripten korunmak ve iyileşme sürecini hızlandırmak için belirli adımları atmanın önemini vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4t598Q5svU6MT_ABBT2HQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’nden Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Dawn Nolt, "Vakaların hızla arttığı bir dönemdeyiz, hem yerel hem ulusal düzeyde. Grip vakaları henüz zirve yapmadı, bu yüzden sağlığımızı korumak için önlemleri elden bırakmamalıyız," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A3inXVdqukSe8iqKYmBHWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Grip geçiren doktorların bile, kendilerini ve çevrelerini korumak adına uyguladığı yöntemler var. İşte uzmanların grip sonrası her zaman yaptığı 5 önemli adım:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZTkVfDZrY0C1ufCjDwiq4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Nolt’un en büyük endişesi, başkalarını hasta etmek. Semptomlar tamamen geçmeden ve ateş en az 24 saat boyunca ilaçsız bir şekilde düşmeden günlük rutine dönmenin riskli olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zr-a9nCt8kmi3WT57d3WjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), iyileşme belirtileri göstermeden toplu ortamlardan uzak durulmasını tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hR9RPtrGskSfeVDwlRt5Jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer işe gitmek zorundaysanız veya başkalarına bakım sağlamanız gerekiyorsa, hala semptomlarınız varken maske takmalısınız. Dr. Nolt, özellikle öksürük ve ateş varsa maske kullanımının başkalarını korumada kritik olduğunu ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sNP7YKJKg02mX9gZsQr18A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Grip, solunum damlacıklarıyla yayılırken, maske bu damlacıkların çevreye bulaşmasını önlemeye yardımcı olur. Fiziksel mesafe kuralına uymak da alınabilecek ek önlemler arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YRA0H_YKXEiUfN7YeGxIDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Grip geçirmiş olmak, diğer hastalıklara karşı bağışıklık kazandığınız anlamına gelmez. Norovirüs, RSV ve boğmaca gibi diğer solunum yolu enfeksiyonlarının bu dönemde artış gösterdiğini belirten Dr. Nolt, "Ellerinizi sık sık yıkayın ve kişisel hijyene özen gösterin" diyor. Ayrıca, hasta görünen kişilerden uzak durmanın da önemli bir korunma yöntemi olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7GX6OB6cRUOU1okhulvHQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güney Carolina Tıp Üniversitesi Küresel Sağlık Merkezi Direktörü Dr. Michael Sweat, grip aşısının hastalıktan korunmanın en etkili yollarından biri olduğunu ifade ediyor. "Aşı olanlar, gribe yakalansalar bile hafif belirtilerle atlatıyor ve ciddi komplikasyon riskinden korunuyor," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GJwKCFwiMkWYn_vrrzytwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Henüz grip aşısı yaptırmadıysanız bile geç kalmış sayılmazsınız. Daha önce grip olmuş olsanız dahi, bağışıklığınızı güçlendirmek için aşı yaptırabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IQUrqsRT6U-PTezCCOZkxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sweat, doğru teşhisin iyileşme sürecinde büyük fark yaratabileceğini söylüyor. Erken teşhis ile Tamiflu gibi antiviral ilaçlardan faydalanarak hastalık süresini ve şiddetini azaltabilirsiniz. Ayrıca, evde yapılan testlerle veya bir sağlık kuruluşunda doktor kontrolüyle grip olup olmadığınızı netleştirebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/deS9PEE1EEeGv0zZoqE2kg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Nolt, iyileşme sürecinde dinlenmenin önemine dikkat çekerek, "Vücudumuza zaman ve nezaket göstermeliyiz. Grip, hayatı biraz yavaşlatmak ve sağlığımıza öncelik vermek için bir fırsat olabilir," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3z7WNdISREySkeM2HvBE6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gripten doğru şekilde kurtulmak, yalnızca daha hızlı iyileşmenizi sağlamakla kalmaz; aynı zamanda sevdiklerinizi de bu rahatsız edici hastalıktan koruyabilir. Sağlığınızı ön planda tutarak, bu kış sezonunu daha kolay atlatabilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı &amp;quot;beyni çürüten tehlike&amp;quot; diyor: Kahvaltıda 1 lokmasını bile yemeyin</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-beyni-curuten-tehlike-diyor-kahvaltida-1-lokmasini-bile-yemeyin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-beyni-curuten-tehlike-diyor-kahvaltida-1-lokmasini-bile-yemeyin</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı günün en önemli öğünlerinden biri olarak kabul edilir. Kahvaltıda tükettiğiniz her besin gün içerisindeki enerji seviyenizi belirler. Bu nedenle sağlıklı besinler tüketerek güne başlamanız gerekir. Ancak herkes severek tükettiği hemen hemen her kahvaltı sofrasında olan bazı besinler beyninizi adete çürütüyor. Peki, kahvaltıda hangi besinleri tüketmek beyin çürümesine neden olur?Beyin sağlığı, yaşam kalitesinin korunması için son derece önemlidir ve beslenme, beyin sağlığını etkileyen temel faktörlerden biridir. Beyin çürümesi (beyin dejenerasyonu) genellikle sinir hücrelerinin hasar görmesi ve kaybıyla ilişkilidir. Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı ve diğer nörodejeneratif hastalıklar buna örnek olarak verilebilir. Beslenme alışkanlıkları, bu tür hastalıklardan korunmada ve ilerlemesini yavaşlatmada kritik rol oynar.Kahvaltı, genellikle sabahları tüketilen ilk öğündür ve günün enerji ihtiyacını karşılamak için önemli bir rol oynar. Vücut sağlığını korumak için kahvaltıda doğru seçimler yapmanız gerekir.Yapılan araştırmalar, olası bir Alzheimer veya demans gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı en etkili önlemin beslenme sisteminde yapılacak değişiklikler olduğunu gösteriyor. Bu nedenle kahvaltıda tükettiğiniz besinler beyin ve beden sağlığınız içib büyük önem taşıyor.Yeni bir araştırmaya göre, düzenli olarak işlenmiş et tüketimi demans riskini artırabilirken, bu ürünlerin yerine balık tercih edilmesi riski önemli ölçüde azaltabilir.Harvard Üniversitesi&#039;nde yapılan çalışmanın başyazarı Dr. Daniel Hang, aşırı miktarda sosis gibi işlenmiş etlerin tüketilmesinin demans riskini yükseltebileceği konusunda uyarıda bulundu.Araştırma, işlenmiş etlerin yalnızca bağırsak kanseri gibi hastalıkların riskini artırdığına dair bilinen etkilerin ötesinde, demansa da katkıda bulunabileceğini öne sürüyor.Çalışmaya 133.000 kişi katıldı ve katılımcıların diyet alışkanlıkları 2 ila 4 yılda bir takip edilerek demans gelişimi gözlemlendi. Sonuçlar, günde iki dilim pastırma veya bir sosis tüketen bireylerin demans geliştirme olasılığının %13 daha yüksek olduğunu ortaya koydu.Araştırmacılar, işlenmiş kırmızı et yerine balık tüketmenin demans riskini yaklaşık %28 oranında azaltabileceğini belirtiyor. Ayrıca, tavuk gibi kümes hayvanlarının tercih edilmesinin riski %19 oranında düşürebileceği ifade ediliyor.Dr. Hang, &quot;İşlenmiş kırmızı etin bilişsel gerileme ve demans riskini artırabileceğini bulduk. Ancak iyi haber şu ki, bu ürünleri fındık, balık ve tavuk gibi daha sağlıklı alternatiflerle değiştirmek, kişinin riskini azaltabilir&quot; açıklamasını yaptı.Bunun yanı sıra, fındık, baklagiller, mercimek ve fasulye gibi bitki bazlı besinlere geçiş yapmak da demans olasılığını %19 oranında azaltabilir.Araştırmacılar, 2021 yılında yapılan bir çalışmanın sonuçlarına da atıfta bulunarak, işlenmiş etlerde bulunan nitritlerin oksidatif stres, lipid peroksidasyonu ve proinflamatuar sitokinlerin aktivasyonu gibi mekanizmalar yoluyla demans gelişimine katkıda bulunabileceğini ifade etti.Özellikle tuz bakımından zengin olan işlenmiş etlerin, yüksek tansiyona neden olarak sağlık sorunlarını daha da artırabileceği vurgulandı.Araştırmada ayrıca, doymuş yağ asitlerinin birikiminin demans riskini artırabileceği ve işlenmiş etlerin bu tür yağlar bakımından zengin olduğu belirtildi. İşlenmemiş kırmızı et tüketiminin ise daha düşük riskle ilişkilendirilebileceği ifade edildi.Araştırmacılar, &quot;Bulgularımız, işlenmiş et tüketiminin demans riskini artırabileceğini, ancak işlenmemiş kırmızı et tüketiminin daha düşük riskle ilişkili olabileceğini gösteriyor&quot; dedi. Çalışma, özellikle işlenmiş et tüketimini çeşitli bulaşıcı olmayan hastalıklarla ilişkilendiren kanıtlara katkı sağlıyor.Sonuç olarak, işlenmiş etlerin azaltılması ve daha sağlıklı alternatiflere yönelmek, yalnızca demans değil, genel sağlık açısından da önemli bir adım olabilir. Araştırmacılar, bireyleri beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeye ve özellikle yaşlılık dönemine yönelik koruyucu önlemler almaya teşvik ediyor.1. PROTEİN KAYNAĞI EKLEYİNProtein, kasların onarımı ve uzun süre tok hissetmek için önemlidir.

Haşlanmış yumurta, omlet veya menemen
Az tuzlu beyaz peynir, lor peyniri veya keçi peyniri
Yoğurt veya süt (laktozsuz ya da bitkisel alternatifler de olabilir)

2. TAM TAHILLI KARBONHİDRATLAR

Tam tahıllar, enerji sağlar ve lif içeriği ile sindirimi destekler.
Tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği veya yulaf ezmesi
Tam tahıllı krep veya pancakeSebzeler vitamin ve mineral açısından zengindir.
Domates, salatalık, biber, roka, marul veya avokado
Kahvaltınıza limonlu bir salata ekleyebilirsiniz.

4. SAĞLIKLI YAĞLAR EKLEYİNSağlıklı yağlar, enerjiyi uzun süre dengeler.

Ceviz, badem, fındık
Zeytin veya zeytinyağı
Avokado dilimleriRafine şekerden kaçının, meyvelerle tatlı ihtiyacınızı karşılayın.
Taze meyve (örneğin, muz, elma, portakal)
Kuru meyve (örneğin, hurma, kuru kayısı)

6. ŞEKERSİZ İÇECEKLER TERCİH EDİN

Kahvaltıda sıvı tüketimi önemlidir.
Yeşil çay, bitki çayı veya şekersiz siya ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/owckdt2wqU2I5049LdQcbA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, beyni, çürüten, tehlike, diyor:, Kahvaltıda, lokmasını, bile, yemeyin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/owckdt2wqU2I5049LdQcbA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı " beyni tehlike diyor: kahvalt lokmas bile yemeyin><p>Kahvaltı günün en önemli öğünlerinden biri olarak kabul edilir. Kahvaltıda tükettiğiniz her besin gün içerisindeki enerji seviyenizi belirler. Bu nedenle sağlıklı besinler tüketerek güne başlamanız gerekir. Ancak herkes severek tükettiği hemen hemen her kahvaltı sofrasında olan bazı besinler beyninizi adete çürütüyor. Peki, kahvaltıda hangi besinleri tüketmek beyin çürümesine neden olur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7iF4LINugUqFqe43gUg25w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sağlığı, yaşam kalitesinin korunması için son derece önemlidir ve beslenme, beyin sağlığını etkileyen temel faktörlerden biridir. Beyin çürümesi (beyin dejenerasyonu) genellikle sinir hücrelerinin hasar görmesi ve kaybıyla ilişkilidir. Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı ve diğer nörodejeneratif hastalıklar buna örnek olarak verilebilir. Beslenme alışkanlıkları, bu tür hastalıklardan korunmada ve ilerlemesini yavaşlatmada kritik rol oynar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M3bOSyE8O0-3IRz3EUpVwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvaltı, genellikle sabahları tüketilen ilk öğündür ve günün enerji ihtiyacını karşılamak için önemli bir rol oynar. Vücut sağlığını korumak için kahvaltıda doğru seçimler yapmanız gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/colAqX272UiWn_B9HMSwYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan araştırmalar, olası bir Alzheimer veya demans gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı en etkili önlemin beslenme sisteminde yapılacak değişiklikler olduğunu gösteriyor. Bu nedenle kahvaltıda tükettiğiniz besinler beyin ve beden sağlığınız içib büyük önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L3K1HWlIrUaJpzeOWwRnRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni bir araştırmaya göre, düzenli olarak işlenmiş et tüketimi demans riskini artırabilirken, bu ürünlerin yerine balık tercih edilmesi riski önemli ölçüde azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lqggG6cxa0-bKiCws-D1RQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harvard Üniversitesi'nde yapılan çalışmanın başyazarı Dr. Daniel Hang, aşırı miktarda sosis gibi işlenmiş etlerin tüketilmesinin demans riskini yükseltebileceği konusunda uyarıda bulundu.Araştırma, işlenmiş etlerin yalnızca bağırsak kanseri gibi hastalıkların riskini artırdığına dair bilinen etkilerin ötesinde, demansa da katkıda bulunabileceğini öne sürüyor.Çalışmaya 133.000 kişi katıldı ve katılımcıların diyet alışkanlıkları 2 ila 4 yılda bir takip edilerek demans gelişimi gözlemlendi. Sonuçlar, günde iki dilim pastırma veya bir sosis tüketen bireylerin demans geliştirme olasılığının %13 daha yüksek olduğunu ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eDT3NmS0xUCM901wWMBzSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, işlenmiş kırmızı et yerine balık tüketmenin demans riskini yaklaşık %28 oranında azaltabileceğini belirtiyor. Ayrıca, tavuk gibi kümes hayvanlarının tercih edilmesinin riski %19 oranında düşürebileceği ifade ediliyor.Dr. Hang, "İşlenmiş kırmızı etin bilişsel gerileme ve demans riskini artırabileceğini bulduk. Ancak iyi haber şu ki, bu ürünleri fındık, balık ve tavuk gibi daha sağlıklı alternatiflerle değiştirmek, kişinin riskini azaltabilir" açıklamasını yaptı.Bunun yanı sıra, fındık, baklagiller, mercimek ve fasulye gibi bitki bazlı besinlere geçiş yapmak da demans olasılığını %19 oranında azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ULaZiChu3kyOCif9UP6TKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, 2021 yılında yapılan bir çalışmanın sonuçlarına da atıfta bulunarak, işlenmiş etlerde bulunan nitritlerin oksidatif stres, lipid peroksidasyonu ve proinflamatuar sitokinlerin aktivasyonu gibi mekanizmalar yoluyla demans gelişimine katkıda bulunabileceğini ifade etti.Özellikle tuz bakımından zengin olan işlenmiş etlerin, yüksek tansiyona neden olarak sağlık sorunlarını daha da artırabileceği vurgulandı.Araştırmada ayrıca, doymuş yağ asitlerinin birikiminin demans riskini artırabileceği ve işlenmiş etlerin bu tür yağlar bakımından zengin olduğu belirtildi. İşlenmemiş kırmızı et tüketiminin ise daha düşük riskle ilişkilendirilebileceği ifade edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/umvDKgEZ1EyRgbicYesRFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, "Bulgularımız, işlenmiş et tüketiminin demans riskini artırabileceğini, ancak işlenmemiş kırmızı et tüketiminin daha düşük riskle ilişkili olabileceğini gösteriyor" dedi. Çalışma, özellikle işlenmiş et tüketimini çeşitli bulaşıcı olmayan hastalıklarla ilişkilendiren kanıtlara katkı sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XwEFPXPho0-N0oFYZCwchA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuç olarak, işlenmiş etlerin azaltılması ve daha sağlıklı alternatiflere yönelmek, yalnızca demans değil, genel sağlık açısından da önemli bir adım olabilir. Araştırmacılar, bireyleri beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeye ve özellikle yaşlılık dönemine yönelik koruyucu önlemler almaya teşvik ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ddNXabLe0WJwt9FVdusug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1. PROTEİN KAYNAĞI EKLEYİNProtein, kasların onarımı ve uzun süre tok hissetmek için önemlidir.

Haşlanmış yumurta, omlet veya menemen
Az tuzlu beyaz peynir, lor peyniri veya keçi peyniri
Yoğurt veya süt (laktozsuz ya da bitkisel alternatifler de olabilir)

2. TAM TAHILLI KARBONHİDRATLAR

Tam tahıllar, enerji sağlar ve lif içeriği ile sindirimi destekler.
Tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği veya yulaf ezmesi
Tam tahıllı krep veya pancake</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FzDAOjvoRUukdSV2BOn8mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sebzeler vitamin ve mineral açısından zengindir.
Domates, salatalık, biber, roka, marul veya avokado
Kahvaltınıza limonlu bir salata ekleyebilirsiniz.

4. SAĞLIKLI YAĞLAR EKLEYİNSağlıklı yağlar, enerjiyi uzun süre dengeler.

Ceviz, badem, fındık
Zeytin veya zeytinyağı
Avokado dilimleri</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Q3zDn7QEkmfnlMLsr1tNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rafine şekerden kaçının, meyvelerle tatlı ihtiyacınızı karşılayın.
Taze meyve (örneğin, muz, elma, portakal)
Kuru meyve (örneğin, hurma, kuru kayısı)

6. ŞEKERSİZ İÇECEKLER TERCİH EDİN

Kahvaltıda sıvı tüketimi önemlidir.
Yeşil çay, bitki çayı veya şekersiz siyah çay
Ilık limonlu su

ÖRNEK SAĞLIKLI KAHVALTI MENÜSÜ

1 haşlanmış yumurta
1 dilim tam buğday ekmeği
1 dilim beyaz peynir veya 2 yemek kaşığı lor peyniri
5-6 adet zeytin
Domates, salatalık, yeşillikler
1 avuç ceviz veya badem
Yanında bir bardak şekersiz bitki çayı</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>93 yaşındaki Ruhi Dede&amp;apos;nin sağlıklı yaşam sırrı: 3 altın kuralı var; En çok bu besinleri yiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/93-yasindaki-ruhi-dedenin-saglikli-yasam-sirri-3-altin-kurali-var-en-cok-bu-besinleri-yiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/93-yasindaki-ruhi-dedenin-saglikli-yasam-sirri-3-altin-kurali-var-en-cok-bu-besinleri-yiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli&#039;de yaklaşık bir asrı geride bırakan 93 yaşındaki Ruhi Ayaz, sağlıklı yaşamın sırlarını anlattı. Derince ilçesinde yaşayan 2 çocuk babası Ruhi Ayaz, hem fiziki görünümü hem de yaşam felsefesiyle çevresindekilerin büyük takdirini kazanıyor. 2008 yılında eşini kaybetmesine rağmen hayata dört elle sarılan Ayaz, tüm işlerini kendisi yaparak örnek bir yaşam sergiliyor. &quot;Ruhi Dede&quot; olarak tanınan Ayaz, sağlıklı yaşamın sırrını dengeli beslenme ve düzenli hareket olarak özetliyor.1950&#039;li yıllarda İstanbul&#039;da bir otelde çalıştığını anlatan Ayaz, &quot;Orada yemeklerle ilgili çok şey öğrendim. Hayatımı sağlıklı yaşamın üzerinde şekillendirmeye çalıştım. İzmit&#039;e döndüğümde her şeyime dikkat etmeye başladım. Her sabah 06.00&#039;da uyanıyorum. Mutfağımda yemeklerimi yapıyorum. 08.00&#039;de kahvaltı yapıyorum. Bazı sabahlar tek yumurta haşlıyor, yanına da 10 zeytin koyuyorum.Domates ve salatalıkla birlikte yerim. Sonra aşağı Tütünçiftliği&#039;ne giderim orada çay içerim. Günde en az 1 kilometre yürürüm. Kış da olsa, yaz da olsa asla ihmal etmem, kesinlikle yürürüm. Kahvaltıdan önce çıkar dolaşırım, sonra gelir kahvaltımı yaparım. Yeme içme işlerine çok dikkat ederim. Her yerde her şeyi yemem. Az da olsa evde ne varsa kendim yapar onu yerim. Abur cubur yemem&quot; dedi.Ruhi Ayaz, sebzeleri mevsiminde tüketmeye özen gösterdiğine dikkat çekerek, &quot;Kışın ıspanak, lahana ve pırasa gibi yemekler tüketirim. Yazın yemeği biraz hafif yapmak gerekir çok salçalı, yağlı yenmez. Kışın eti de çok tüketmemek gerek. Haftada iki kere 100 gram yemek yeterli. Her etin ardından 50 gram da yoğurt yenir. Yoğurt çok tok tutar, sağlıklıdırEt ve yoğurt 100 gramı geçmeyecek çünkü vücut fazlasını atar. Ben yemeğimi böyle yaparım. Bulgur pilavına da 50 gram sucuk atarım. Nohut yemeklerine de 50 gram pastırma atarım. Bunlar hem sağlıklıdır hem lezzet verir. Yemek yapmak bana zor gelmiyor ve üşenmiyorum. 75 yaşına kadar çalıştım. &#039;İş yorar, çok çalışılmaz&#039; derler ancak öyle değil. Çalışmak insanı diri tutar. İşsiz adam yolsuz yordamsız olur&quot; diye konuştu.Sağlıklı yaşam için akşam saat 19.00&#039;dan sonra yemek yemediğini belirten Ayaz, &quot;Fazla yemek baş ağrısı yapar. Mide belirli zaman boş kalmalı. Akşam 19.00&#039;dan sonra yemek yemeyin, sabaha kadar aralıklarla su için. Su insanı dinç tutar. Sabah kahvaltıda da fazla yenmez, iki dilim ekmek de fazla. Hafif bir öğün geçirmek gerek. Benim için sağlıklı yaşamın sırrı bunlar. Haftada bir kez veya iki kez balık da yenmeli. Ben en fazla 10-15 tane yerim, fazlası zarar. Üstüne el yapımı sağlıklı helva da yenebilir. &#039;Sağlıklı yaşamak istiyorum&#039; diyenler kendine bu şekilde iyi bakmalı, vücuduna faydalı hissettirmeli&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8v7PEPajX02aS5zgCnNcoQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Ruhi, Dedenin, sağlıklı, yaşam, sırrı:, altın, kuralı, var, çok, besinleri, yiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8v7PEPajX02aS5zgCnNcoQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="93 yaşındaki Ruhi Dede'nin sağlıklı yaşam sırrı: 3 altın kuralı var; En çok bu besinleri yiyor"><p>Kocaeli'de yaklaşık bir asrı geride bırakan 93 yaşındaki Ruhi Ayaz, sağlıklı yaşamın sırlarını anlattı. Derince ilçesinde yaşayan 2 çocuk babası Ruhi Ayaz, hem fiziki görünümü hem de yaşam felsefesiyle çevresindekilerin büyük takdirini kazanıyor. 2008 yılında eşini kaybetmesine rağmen hayata dört elle sarılan Ayaz, tüm işlerini kendisi yaparak örnek bir yaşam sergiliyor. "Ruhi Dede" olarak tanınan Ayaz, sağlıklı yaşamın sırrını dengeli beslenme ve düzenli hareket olarak özetliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pDtMGzydSkOWQ8xSgFWfGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1950'li yıllarda İstanbul'da bir otelde çalıştığını anlatan Ayaz, "Orada yemeklerle ilgili çok şey öğrendim. Hayatımı sağlıklı yaşamın üzerinde şekillendirmeye çalıştım. İzmit'e döndüğümde her şeyime dikkat etmeye başladım. Her sabah 06.00'da uyanıyorum. Mutfağımda yemeklerimi yapıyorum. 08.00'de kahvaltı yapıyorum. Bazı sabahlar tek yumurta haşlıyor, yanına da 10 zeytin koyuyorum.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lO6QoFkgU0a4vonqWG5HSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Domates ve salatalıkla birlikte yerim. Sonra aşağı Tütünçiftliği'ne giderim orada çay içerim. Günde en az 1 kilometre yürürüm. Kış da olsa, yaz da olsa asla ihmal etmem, kesinlikle yürürüm. Kahvaltıdan önce çıkar dolaşırım, sonra gelir kahvaltımı yaparım. Yeme içme işlerine çok dikkat ederim. Her yerde her şeyi yemem. Az da olsa evde ne varsa kendim yapar onu yerim. Abur cubur yemem" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZDgCGOHWdU2sqSsX6kUS0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ruhi Ayaz, sebzeleri mevsiminde tüketmeye özen gösterdiğine dikkat çekerek, "Kışın ıspanak, lahana ve pırasa gibi yemekler tüketirim. Yazın yemeği biraz hafif yapmak gerekir çok salçalı, yağlı yenmez. Kışın eti de çok tüketmemek gerek. Haftada iki kere 100 gram yemek yeterli. Her etin ardından 50 gram da yoğurt yenir. Yoğurt çok tok tutar, sağlıklıdır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EAsX-kRxQUe1GGNixcy_yA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Et ve yoğurt 100 gramı geçmeyecek çünkü vücut fazlasını atar. Ben yemeğimi böyle yaparım. Bulgur pilavına da 50 gram sucuk atarım. Nohut yemeklerine de 50 gram pastırma atarım. Bunlar hem sağlıklıdır hem lezzet verir. Yemek yapmak bana zor gelmiyor ve üşenmiyorum. 75 yaşına kadar çalıştım. 'İş yorar, çok çalışılmaz' derler ancak öyle değil. Çalışmak insanı diri tutar. İşsiz adam yolsuz yordamsız olur" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q2_GDyiLEEiaT31OKwXTsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı yaşam için akşam saat 19.00'dan sonra yemek yemediğini belirten Ayaz, "Fazla yemek baş ağrısı yapar. Mide belirli zaman boş kalmalı. Akşam 19.00'dan sonra yemek yemeyin, sabaha kadar aralıklarla su için. Su insanı dinç tutar. Sabah kahvaltıda da fazla yenmez, iki dilim ekmek de fazla. Hafif bir öğün geçirmek gerek. Benim için sağlıklı yaşamın sırrı bunlar. Haftada bir kez veya iki kez balık da yenmeli. Ben en fazla 10-15 tane yerim, fazlası zarar. Üstüne el yapımı sağlıklı helva da yenebilir. 'Sağlıklı yaşamak istiyorum' diyenler kendine bu şekilde iyi bakmalı, vücuduna faydalı hissettirmeli" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uykusuzluğun nedeni olabilir: Yüzde 37 artırdığı ortaya çıktı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uykusuzlugun-nedeni-olabilir-yuzde-37-artirdigi-ortaya-cikti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uykusuzlugun-nedeni-olabilir-yuzde-37-artirdigi-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Uykusuzluk ve uyku problemi genel sağlığınızı da olumsuz yönde etkiler. Sağlıklı bir vücut için iyi ve düzenli bir gece uykusu şart. Yapılan son araştırmalar hareketsiz çalışmanın uyku sorunlarını yüzde 37 oranında artırabileceğini ortaya çıkardı.Çok hareketsiz işlerde çalışan kişilerde uykusuzluk riski artabilir, bu da üretkenliği ve genel sağlığı etkileyebilir. Journal of Occupational Health Psychology&#039;de yayınlanan bir çalışma, 10 yıl boyunca 1.000&#039;den fazla çalışanı takip ederek, vardiyalı çalışanların, özellikle akşam vardiyasında çalışanların uyku bozukluklarına ve ilişkili sağlık risklerine daha yatkın olduğunu buldu.Journal of Occupational Health Psychology&#039;de yayınlanan yeni bir çalışmaya göre, çok hareketsiz işlerde çalışan kişilerde uykusuzluk riski daha yüksek olabilir ve bu da çalışan üretkenliğini ve sağlığını etkileyebilir.İyi bir gece uykusu kişiyi yeniden şarj edebilir ve işte yorucu bir güne hazırlayabilir, ancak vardiyalarda veya akşam vardiyalarında çalışan kişilerde uykusuzluk veya diğer uyku bozuklukları riskini artırabilecek bozulmuş uyku programları olabilir.Araştırma, 10 yıllık bir süre boyunca ABD&#039;de Ulusal Orta Yaş Çalışması&#039;ndan 1.000&#039;den fazla çalışanın çalışma programlarını, fiziksel aktivitelerini ve uyku alışkanlıklarını inceledi. İşyerinde kullanılan teknoloji miktarı da hesaba katıldı.Katılımcılar, çalışmanın başlangıcında (2004-2006) ve ardından on yıl sonra (2013-2017) uyku alışkanlıklarını, uyku süresi, düzenlilik, uykusuzluk semptomları, şekerleme alışkanlıkları, gündüz yorgunluğu ve uykuya dalmak için gereken süre olmak üzere altı uyku sağlığı göstergesi kullanarak paylaştılar.Katılımcılar üç kategoriye ayrıldı: İyi uyuyanlar, uykusuz uyuyanlar ve telafi eden uyuyanlarDüşük gündüz yorgunluğu seviyelerine sahip düzenli uyku döngülerini içeren optimum uyku düzenlerinden hoşlanan kişiler iyi uyuyanlar olarak etiketlenirken, daha kısa uyku döngülerine ve daha yüksek gündüz yorgunluğu seviyelerine sahip olanlar uykusuz uyuyanlar kategorisine konuldu. Telafi eden uyuyanlar, kaybedilen uykuyu şekerlemeler veya ekstra hafta sonu uykusuyla telafi etmeye çalıştılar.Özellikle gece saatlerinde çalışanların, akşam vardiyaları nedeniyle telafi uyuyanlar kategorisine girme olasılıklarının %66 daha fazla olduğu bulundu.Kötü uyku düzenlerinden kurtulmak zordu ve uykusuzluk çekenlerin %90&#039;ı 10 yıla kadar sürekli semptomlar gördü. Başka bir çalışmaya göre, ayrıca kardiyovasküler hastalık, diyabet, depresyon ve güçsüzlük riskleri %72 ila %188 daha fazlaydı.İlginç bir şekilde, çalışma bilgisayar kullanımı ile kötüleşen uyku sağlığı arasında çok az bağlantı buldu.Elektronik cihazların uykuyu bozabilecek ışık yaydığı iyi biliniyor, ancak araştırmacılar teknoloji kullanımındaki artışın çalışan verimliliğini artırarak bu olumsuz etkileri telafi edebileceğini ve nihayetinde uyku sağlıklarını koruyabileceğini söylüyor.Çok hareketsiz çalışanların, yatmadan önce yeterince yorgun olmaları ve ayrıca kas-iskelet sistemi sorunlarından kaçınabilmeleri için gün boyunca düzenli hareket etmek için mola vermeleri önerilir.Bu tür işleri olan kişiler asansör yerine daha sık merdiven çıkmayı denemelidir, bu onların hareket etmelerine yardımcı olabilir.Uykunuz üzerindeki etkiyi en aza indirmek için cihazınızdaki mavi ışık filtresini kullanın.Gece vardiyasında çalışanlar, sirkadiyen ritimlerini yeniden ayarlayabilmeleri için ışık maruziyetinden kurtulabilirler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MRD8rSDgv0OKqlo6lpNiRA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uykusuzluğun, nedeni, olabilir:, Yüzde, artırdığı, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MRD8rSDgv0OKqlo6lpNiRA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uykusuzluğun nedeni olabilir: Yüzde 37 artırdığı ortaya çıktı"><p>Uykusuzluk ve uyku problemi genel sağlığınızı da olumsuz yönde etkiler. Sağlıklı bir vücut için iyi ve düzenli bir gece uykusu şart. Yapılan son araştırmalar hareketsiz çalışmanın uyku sorunlarını yüzde 37 oranında artırabileceğini ortaya çıkardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FK-TKAMNokShOVuGHx-UGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok hareketsiz işlerde çalışan kişilerde uykusuzluk riski artabilir, bu da üretkenliği ve genel sağlığı etkileyebilir. Journal of Occupational Health Psychology'de yayınlanan bir çalışma, 10 yıl boyunca 1.000'den fazla çalışanı takip ederek, vardiyalı çalışanların, özellikle akşam vardiyasında çalışanların uyku bozukluklarına ve ilişkili sağlık risklerine daha yatkın olduğunu buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OH6ZZF9QKEacXb9zdZj03w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Journal of Occupational Health Psychology'de yayınlanan yeni bir çalışmaya göre, çok hareketsiz işlerde çalışan kişilerde uykusuzluk riski daha yüksek olabilir ve bu da çalışan üretkenliğini ve sağlığını etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mJwKUEoqNkOhpbUn_UzNwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi bir gece uykusu kişiyi yeniden şarj edebilir ve işte yorucu bir güne hazırlayabilir, ancak vardiyalarda veya akşam vardiyalarında çalışan kişilerde uykusuzluk veya diğer uyku bozuklukları riskini artırabilecek bozulmuş uyku programları olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s_UujHfhlkeUCZ88ugj1bQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, 10 yıllık bir süre boyunca ABD'de Ulusal Orta Yaş Çalışması'ndan 1.000'den fazla çalışanın çalışma programlarını, fiziksel aktivitelerini ve uyku alışkanlıklarını inceledi. İşyerinde kullanılan teknoloji miktarı da hesaba katıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aI1u98nt_ku8u7cq1pGGsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Katılımcılar, çalışmanın başlangıcında (2004-2006) ve ardından on yıl sonra (2013-2017) uyku alışkanlıklarını, uyku süresi, düzenlilik, uykusuzluk semptomları, şekerleme alışkanlıkları, gündüz yorgunluğu ve uykuya dalmak için gereken süre olmak üzere altı uyku sağlığı göstergesi kullanarak paylaştılar.Katılımcılar üç kategoriye ayrıldı: İyi uyuyanlar, uykusuz uyuyanlar ve telafi eden uyuyanlarDüşük gündüz yorgunluğu seviyelerine sahip düzenli uyku döngülerini içeren optimum uyku düzenlerinden hoşlanan kişiler iyi uyuyanlar olarak etiketlenirken, daha kısa uyku döngülerine ve daha yüksek gündüz yorgunluğu seviyelerine sahip olanlar uykusuz uyuyanlar kategorisine konuldu. Telafi eden uyuyanlar, kaybedilen uykuyu şekerlemeler veya ekstra hafta sonu uykusuyla telafi etmeye çalıştılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PgLlbR7fqUCbLK5JSDp94A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle gece saatlerinde çalışanların, akşam vardiyaları nedeniyle telafi uyuyanlar kategorisine girme olasılıklarının %66 daha fazla olduğu bulundu.Kötü uyku düzenlerinden kurtulmak zordu ve uykusuzluk çekenlerin %90'ı 10 yıla kadar sürekli semptomlar gördü. Başka bir çalışmaya göre, ayrıca kardiyovasküler hastalık, diyabet, depresyon ve güçsüzlük riskleri %72 ila %188 daha fazlaydı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4e1wgKm9f0G73YYEs0JcHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlginç bir şekilde, çalışma bilgisayar kullanımı ile kötüleşen uyku sağlığı arasında çok az bağlantı buldu.Elektronik cihazların uykuyu bozabilecek ışık yaydığı iyi biliniyor, ancak araştırmacılar teknoloji kullanımındaki artışın çalışan verimliliğini artırarak bu olumsuz etkileri telafi edebileceğini ve nihayetinde uyku sağlıklarını koruyabileceğini söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BjjQBBfczkamR7bO5Cnq5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok hareketsiz çalışanların, yatmadan önce yeterince yorgun olmaları ve ayrıca kas-iskelet sistemi sorunlarından kaçınabilmeleri için gün boyunca düzenli hareket etmek için mola vermeleri önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZI354WqhX0OLtunQDtjRtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu tür işleri olan kişiler asansör yerine daha sık merdiven çıkmayı denemelidir, bu onların hareket etmelerine yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gmCjGtQ8BEWNEoTPI6BQag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uykunuz üzerindeki etkiyi en aza indirmek için cihazınızdaki mavi ışık filtresini kullanın.Gece vardiyasında çalışanlar, sirkadiyen ritimlerini yeniden ayarlayabilmeleri için ışık maruziyetinden kurtulabilirler.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalbiniz için mini bir sıfırlama: &amp;quot;Bir dakika&amp;quot; kuralı kolesterolü düşürüp, kalbi iyileştiriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalbiniz-icin-mini-bir-sifirlama-bir-dakika-kurali-kolesterolu-dusurup-kalbi-iyilestiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalbiniz-icin-mini-bir-sifirlama-bir-dakika-kurali-kolesterolu-dusurup-kalbi-iyilestiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kardiyovasküler hastalık, küresel çapta önde gelen ölüm nedenidir. Kalbinizi korumak her zaman zorlu yaşam tarzı değişiklikleri gerektirmez. Günlük alışkanlıklarınızda yapacağınız küçük, bilinçli ayarlamalar zamanla büyük faydalar sağlayabilir. İster yürüyüşe çıkmak, ister bir günlüğe yazmak olsun, bu eylemler yalnızca kalbinizi değil genel sağlığınızı da besler. Peki kalbi koruyan alışkanlıklar nelerdir?Kalbiniz asla ara vermeyen çalışkan bir organdır, bu yüzden ona biraz daha fazla özen göstermemiz adil olur! Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün verilerine göre, kardiyovasküler hastalık (KVD), dünya çapında önde gelen ölüm nedenidir ve her yıl tahmini 17,9 milyon insanı öldürmektedir.Daha az tuz yemek veya daha fazla egzersiz yapmak gibi bazı kalp sağlığı tavsiyeleri tanıdık gelse de, benzersiz ve benimsenmesi kolay başka küçük ama etkili değişiklikler yapabilirsiniz. Kalbimizi zarardan korumaya yardımcı olabilecek 7 alışkanlıkSabahları bir bardak ılık limonlu suyla başlatmak sadece hidrasyonu artırmakla kalmaz, aynı zamanda vücudunuzun pH seviyelerini dengelemeye de yardımcı olur. Limon, kan damarlarındaki iltihabı azaltabilen C vitamini açısından zengindir. Bu basit ritüel ayrıca sindirimi destekler ve dolaylı olarak kalbinizdeki stresi azaltmaya yardımcı olur.Gülmenin kalbiniz için gerçekten iyi olduğunu biliyor muydunuz? Gülmek endorfin salınımını tetikler, stres hormonlarını azaltır ve kan damarı işlevini iyileştirir. İster komik bir video, ister bir arkadaşınızdan gelen bir şaka veya bir komedi gösterisi olsun, gülmek için zaman ayırmak kalp sağlığınız için harikalar yaratabilir.Yatmadan önce veya yemeklerden sonra telefonunuzda sonsuza kadar kaydırmak çoğumuzun sahip olduğu bir alışkanlıktır, ancak bu zamanı kısa bir yürüyüşle değiştirmek kalbinize önemli ölçüde fayda sağlayabilir. Yemekten sonra tempolu 10 dakikalık bir yürüyüş kan şekeri seviyelerini düşürmeye ve dolaşımı iyileştirmeye yardımcı olur, bunların ikisi de kardiyovasküler sisteminizdeki stresi azaltır.Stres, sağlıklı bir kalbin en büyük düşmanlarından biridir. Derin nefes almak için her birkaç saatte bir dakika ayırmak kalp atış hızınızı düşürebilir, kan basıncınızı düşürebilir ve zihninizi sakinleştirebilir. Dört saniye derin nefes alın, dört saniye tutun ve dört saniye nefes verin; kalbiniz için mini bir sıfırlama!Atıştırmalık zamanında cips yemek cazip gelebilir, ancak badem, ceviz veya fıstık gibi kuruyemişler çok daha iyi bir seçenektir. Kötü kolesterolü düşüren ve kalp sağlığını iyileştiren sağlıklı yağlar, lif ve magnezyumla doludurlar. Ayrıca çıtır çıtır, lezzetli ve doyurucudurlar.Gece geç saatlerde içilen kahve uyanık kalmanıza yardımcı olabilir, ancak kalp atış hızınızı artırabilir ve uykunuzu bozabilir, bu da kalbinizi olumsuz etkiler.Bunun yerine papatya, nane veya ebegümeci gibi sakinleştirici bitki çaylarını deneyin. Bu çaylar sadece rahatlamanıza yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kalp sağlığını destekleyen antioksidanlar da içerir.Ruh sağlığınız kalp sağlığınızla yakından bağlantılıdır. Her gün şükrettiğiniz üç şeyi not ettiğiniz bir şükran günlüğü tutmak stres seviyenizi düşürebilir ve genel ruh halinizi iyileştirebilir. Mutlu bir zihin daha sağlıklı bir kalbe yol açar, bu yüzden şükran rehberiniz olsunBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DGnOfepYZEqOwxD-ZxHM9g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalbiniz, için, mini, bir, sıfırlama:, Bir, dakika, kuralı, kolesterolü, düşürüp, kalbi, iyileştiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DGnOfepYZEqOwxD-ZxHM9g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalbiniz için mini bir sıfırlama: " bir dakika kural kolesterol d kalbi iyile><p>Kardiyovasküler hastalık, küresel çapta önde gelen ölüm nedenidir. Kalbinizi korumak her zaman zorlu yaşam tarzı değişiklikleri gerektirmez. Günlük alışkanlıklarınızda yapacağınız küçük, bilinçli ayarlamalar zamanla büyük faydalar sağlayabilir. İster yürüyüşe çıkmak, ister bir günlüğe yazmak olsun, bu eylemler yalnızca kalbinizi değil genel sağlığınızı da besler. Peki kalbi koruyan alışkanlıklar nelerdir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z2N-V5QH-kyHV5vSuF8XBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalbiniz asla ara vermeyen çalışkan bir organdır, bu yüzden ona biraz daha fazla özen göstermemiz adil olur! Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, kardiyovasküler hastalık (KVD), dünya çapında önde gelen ölüm nedenidir ve her yıl tahmini 17,9 milyon insanı öldürmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_GEiV3efCESQ60LwasAPNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha az tuz yemek veya daha fazla egzersiz yapmak gibi bazı kalp sağlığı tavsiyeleri tanıdık gelse de, benzersiz ve benimsenmesi kolay başka küçük ama etkili değişiklikler yapabilirsiniz. Kalbimizi zarardan korumaya yardımcı olabilecek 7 alışkanlık</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Be5Zsohr0i8g5ufG4acsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları bir bardak ılık limonlu suyla başlatmak sadece hidrasyonu artırmakla kalmaz, aynı zamanda vücudunuzun pH seviyelerini dengelemeye de yardımcı olur. Limon, kan damarlarındaki iltihabı azaltabilen C vitamini açısından zengindir. Bu basit ritüel ayrıca sindirimi destekler ve dolaylı olarak kalbinizdeki stresi azaltmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_YQTEYPPmUq6APUqymNXtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülmenin kalbiniz için gerçekten iyi olduğunu biliyor muydunuz? Gülmek endorfin salınımını tetikler, stres hormonlarını azaltır ve kan damarı işlevini iyileştirir. İster komik bir video, ister bir arkadaşınızdan gelen bir şaka veya bir komedi gösterisi olsun, gülmek için zaman ayırmak kalp sağlığınız için harikalar yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aXHripR2_Ey2FjcbABs_EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yatmadan önce veya yemeklerden sonra telefonunuzda sonsuza kadar kaydırmak çoğumuzun sahip olduğu bir alışkanlıktır, ancak bu zamanı kısa bir yürüyüşle değiştirmek kalbinize önemli ölçüde fayda sağlayabilir. Yemekten sonra tempolu 10 dakikalık bir yürüyüş kan şekeri seviyelerini düşürmeye ve dolaşımı iyileştirmeye yardımcı olur, bunların ikisi de kardiyovasküler sisteminizdeki stresi azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5qkJTqaKrUu3EOi_QgLu_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stres, sağlıklı bir kalbin en büyük düşmanlarından biridir. Derin nefes almak için her birkaç saatte bir dakika ayırmak kalp atış hızınızı düşürebilir, kan basıncınızı düşürebilir ve zihninizi sakinleştirebilir. Dört saniye derin nefes alın, dört saniye tutun ve dört saniye nefes verin; kalbiniz için mini bir sıfırlama!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8j2DYndIcEuinpeXzDa1YQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Atıştırmalık zamanında cips yemek cazip gelebilir, ancak badem, ceviz veya fıstık gibi kuruyemişler çok daha iyi bir seçenektir. Kötü kolesterolü düşüren ve kalp sağlığını iyileştiren sağlıklı yağlar, lif ve magnezyumla doludurlar. Ayrıca çıtır çıtır, lezzetli ve doyurucudurlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VsLwj4bJi0apZsH35WUefw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece geç saatlerde içilen kahve uyanık kalmanıza yardımcı olabilir, ancak kalp atış hızınızı artırabilir ve uykunuzu bozabilir, bu da kalbinizi olumsuz etkiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_wL5S9Crokiww8trL43GaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun yerine papatya, nane veya ebegümeci gibi sakinleştirici bitki çaylarını deneyin. Bu çaylar sadece rahatlamanıza yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kalp sağlığını destekleyen antioksidanlar da içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ov43MQXwrUabnQ_UvDONEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ruh sağlığınız kalp sağlığınızla yakından bağlantılıdır. Her gün şükrettiğiniz üç şeyi not ettiğiniz bir şükran günlüğü tutmak stres seviyenizi düşürebilir ve genel ruh halinizi iyileştirebilir. Mutlu bir zihin daha sağlıklı bir kalbe yol açar, bu yüzden şükran rehberiniz olsun</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FtjrhXwNPkSge6sTKUEFEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Biyolojik yaşlanma hızını yavaşlatıyor: 1 bardağı kronik hastalıklar üzerinde bile etkili</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/biyolojik-yaslanma-hizini-yavaslatiyor-1-bardagi-kronik-hastaliklar-uzerinde-bile-etkili</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/biyolojik-yaslanma-hizini-yavaslatiyor-1-bardagi-kronik-hastaliklar-uzerinde-bile-etkili</guid>
<description><![CDATA[ Düzenli çay tüketimi biyolojik yaşlanma sürecini yavaşlatabilir ve genel sağlığı iyileştirebilir.  Çayı günlük rutininize dahil etmek daha sağlıklı bir cilde sahip olmanızı sağlayabilir, hastalık riskini azaltabilir ve hatta biyolojik yaşlanma sürecinizi yavaşlatabilir. Daha sağlıklı ve daha canlı bir siz için muazzam bir potansiyele sahip, basit ve keyifli bir alışkanlıktır.Çay sadece rahatlatıcı bir içecekten daha fazlasıdır; sağlıklı bir şekilde yaşlanmamıza yardımcı olabilecek sırlar barındırır.Hiçbir sihirli iksir zamanı geri çeviremezken, 2024&#039;te yapılan bir araştırma, düzenli çay tüketiminin yaşlanma sürecini yavaşlatmaya ve sağlık süremizi iyileştirmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor.Bu basit günlük alışkanlığın genel sağlığınız nasıl büyük bir fark yaratabileceği hakkında bilmemiz gereken her şey burada.Çay, vücuttaki oksidatif stresle savaşan özellikle kateşinler ve polifenoller olmak üzere antioksidanlar açısından zengindir. Oksidatif stres zamanla hücrelere zarar vererek yaşlanma sürecini hızlandırır.Çay, bu hasarı azaltarak hücrelerinizin sağlığını korumaya yardımcı olur ve daha genç görünmenizi ve hissetmenizi sağlar.Düzenli çay içenler, içmeyenlere kıyasla daha yavaş biyolojik yaşlanma yaşarlar. Bu, kronolojik yaşları aynı kalsa da vücutlarının daha gençmiş gibi çalışabileceği anlamına gelir.Yaşlanmayı yavaşlatma konusunda yeşil çay başı çeker. Hücre yenilenmesinin iyileştirilmesi, iltihabın azaltılması ve daha iyi cilt elastikiyeti ile ilişkilendirilen güçlü bir antioksidan olan yüksek seviyelerde epigallocatechin gallate (EGCG) içerir.2014 yılında yapılan bir araştırma, çayın polifenoller ve kanser, kardiyovasküler hastalık, artrit ve diyabet gibi kronik hastalıklara yakalanma şansını azaltabilecek diğer bileşenleri içerdiğinin kabul edildiğini belirtmektedir.Her gün yeşil çay tüketmekyaklaşık 3 fincan veya 6-8 gram çay yaprağı- dikkate değer yaşlanma karşıtı etkilerle ilişkilendirilmiştir. Çay içmeyen birinden düzenli yeşil çay içen birine dönüşmek biyolojik yaşlanma hızını önemli ölçüde yavaşlatabilir.Yaşlanma sadece kırışıklıklarla ilgili değildir; cildinizin, saçınızın ve vücudunuzun zamanla nasıl hissettiğiyle ilgilidir. Çaydaki antioksidanlar cildi erken kırışıklıkların başlıca nedenlerinden biri olan UV hasarından korur. Düzenli çay tüketimi ayrıca kolajen üretimini iyileştirerek cildi sıkı ve nemli tutabilir.Saçlarınız için, B2 ve E vitaminleri de dahil olmak üzere yeşil çayın besinleri parlaklığı ve gücü korumaya yardımcı olur. Günlük çay içmek saç büyümesini destekleyebilir ve oksidatif hasarın neden olduğu incelmeyi önleyebilir.Yaşlanma sadece görünümle ilgili değildir; aynı zamanda vücudunuzun iç sağlığını korumakla da ilgilidir. Düzenli olarak çay içmek kalp hastalığı, diyabet ve bilişsel gerileme gibi yaşa bağlı hastalık riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirilmiştir.Çaydaki polifenoller kan şekerini düzenlemeye, kalp sağlığını iyileştirmeye ve beyindeki nöronları korumaya yardımcı olur. Bu, çayı sadece görünüşünüz için yaşlanma karşıtı bir içecek değil, aynı zamanda yaşlandıkça zihninizi keskin ve vücudunuzu güçlü tutmanın bir yolu haline getirir.Ara sıra çay içmek faydalı olsa da, düzenli olarak içmek ideal olarak günde 2-3 fincan- en iyi yaşlanma karşıtı sonuçları sunar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HXdRpf0cik-UZA-33eE7jw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Biyolojik, yaşlanma, hızını, yavaşlatıyor:, bardağı, kronik, hastalıklar, üzerinde, bile, etkili</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HXdRpf0cik-UZA-33eE7jw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Biyolojik yaşlanma hızını yavaşlatıyor: 1 bardağı kronik hastalıklar üzerinde bile etkili"><p>Düzenli çay tüketimi biyolojik yaşlanma sürecini yavaşlatabilir ve genel sağlığı iyileştirebilir.  Çayı günlük rutininize dahil etmek daha sağlıklı bir cilde sahip olmanızı sağlayabilir, hastalık riskini azaltabilir ve hatta biyolojik yaşlanma sürecinizi yavaşlatabilir. Daha sağlıklı ve daha canlı bir siz için muazzam bir potansiyele sahip, basit ve keyifli bir alışkanlıktır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V_PgJBgVy0iCl4t4dckrHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çay sadece rahatlatıcı bir içecekten daha fazlasıdır; sağlıklı bir şekilde yaşlanmamıza yardımcı olabilecek sırlar barındırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n6q0aKfz8EmEnW5djgbEZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiçbir sihirli iksir zamanı geri çeviremezken, 2024'te yapılan bir araştırma, düzenli çay tüketiminin yaşlanma sürecini yavaşlatmaya ve sağlık süremizi iyileştirmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mifq7tJDXk2OAKOzWg9YNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu basit günlük alışkanlığın genel sağlığınız nasıl büyük bir fark yaratabileceği hakkında bilmemiz gereken her şey burada.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gfNErx-JI0W-Fy8fdUG03A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çay, vücuttaki oksidatif stresle savaşan özellikle kateşinler ve polifenoller olmak üzere antioksidanlar açısından zengindir. Oksidatif stres zamanla hücrelere zarar vererek yaşlanma sürecini hızlandırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E6r955-wFkO4ZZOC_TzscA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çay, bu hasarı azaltarak hücrelerinizin sağlığını korumaya yardımcı olur ve daha genç görünmenizi ve hissetmenizi sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bn7GNRH9eUC0dTsq80deUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli çay içenler, içmeyenlere kıyasla daha yavaş biyolojik yaşlanma yaşarlar. Bu, kronolojik yaşları aynı kalsa da vücutlarının daha gençmiş gibi çalışabileceği anlamına gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u6-rqm_s4USS3tfxBT3k9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanmayı yavaşlatma konusunda yeşil çay başı çeker. Hücre yenilenmesinin iyileştirilmesi, iltihabın azaltılması ve daha iyi cilt elastikiyeti ile ilişkilendirilen güçlü bir antioksidan olan yüksek seviyelerde epigallocatechin gallate (EGCG) içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ijTmDY3wZkSLbyJ3BLyQ0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2014 yılında yapılan bir araştırma, çayın polifenoller ve kanser, kardiyovasküler hastalık, artrit ve diyabet gibi kronik hastalıklara yakalanma şansını azaltabilecek diğer bileşenleri içerdiğinin kabul edildiğini belirtmektedir.Her gün yeşil çay tüketmekyaklaşık 3 fincan veya 6-8 gram çay yaprağı- dikkate değer yaşlanma karşıtı etkilerle ilişkilendirilmiştir. Çay içmeyen birinden düzenli yeşil çay içen birine dönüşmek biyolojik yaşlanma hızını önemli ölçüde yavaşlatabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bdvj9T-71keVxr_OIWhnOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanma sadece kırışıklıklarla ilgili değildir; cildinizin, saçınızın ve vücudunuzun zamanla nasıl hissettiğiyle ilgilidir. Çaydaki antioksidanlar cildi erken kırışıklıkların başlıca nedenlerinden biri olan UV hasarından korur. Düzenli çay tüketimi ayrıca kolajen üretimini iyileştirerek cildi sıkı ve nemli tutabilir.Saçlarınız için, B2 ve E vitaminleri de dahil olmak üzere yeşil çayın besinleri parlaklığı ve gücü korumaya yardımcı olur. Günlük çay içmek saç büyümesini destekleyebilir ve oksidatif hasarın neden olduğu incelmeyi önleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_XmUaax4wkah0-kIkn1sTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanma sadece görünümle ilgili değildir; aynı zamanda vücudunuzun iç sağlığını korumakla da ilgilidir. Düzenli olarak çay içmek kalp hastalığı, diyabet ve bilişsel gerileme gibi yaşa bağlı hastalık riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirilmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GEUEqNUZ70uKOtq1kfQZUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çaydaki polifenoller kan şekerini düzenlemeye, kalp sağlığını iyileştirmeye ve beyindeki nöronları korumaya yardımcı olur. Bu, çayı sadece görünüşünüz için yaşlanma karşıtı bir içecek değil, aynı zamanda yaşlandıkça zihninizi keskin ve vücudunuzu güçlü tutmanın bir yolu haline getirir.Ara sıra çay içmek faydalı olsa da, düzenli olarak içmek ideal olarak günde 2-3 fincan- en iyi yaşlanma karşıtı sonuçları sunar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>​Amerikan Kanser Derneği açıkladı: Kanser gençlerde neden arttı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-acikladi-kanser-genclerde-neden-artti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-acikladi-kanser-genclerde-neden-artti</guid>
<description><![CDATA[ 50 yaş altı yetişkinlerde, özellikle kadınlarda erken başlangıçlı kanserlerin artan eğilimi endişe verici. Genetik, yaşam tarzı ve çevresel faktörler bu artışa neden olabiliyor. Sağlıklı bir kiloyu korumak, sigarayı bırakmak, alkolden kaçınmak, lif açısından zengin yiyecekler tüketmek, güneş kremi kullanmak ve düzenli fiziksel aktivite, kanser riskini önemli ölçüde azaltabilen küçük yaşam tarzı değişiklikleridir. Sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla kanser riskini azaltabilirsiniz.Kanser riski yaşlandıkça önemli ölçüde artabilir, ancak Amerikan Kanser Derneği&#039;nin yakın tarihli bir raporu, artan kanser oranlarının artık daha genç yetişkinlerde, özellikle kadınlarda görüldüğünü gösteren değişen eğilimleri ortaya koydu.Raporda vurgulanan endişe verici eğilimler, 50 yaş altı yetişkinlerde meme, rahim, kolorektal ve pankreas kanserleri de dahil olmak üzere erken başlangıçlı kanser oranlarının arttığını gösteriyor. Genetik ve yaşam tarzı faktörleri rol oynarken, uzmanlar artık çevresel maruziyetlerin bu endişe verici artışa olan etkisini araştırıyor.Amerikan Kanser Derneği&#039;nin yeni bir raporu, bazı yaş gruplarındaki kadınlara erkeklerden daha sık kanser teşhisi konduğunu ortaya koydu. Bulgular, daha yüksek kanser oranlarının erkeklerden kadınlara kaydığını ve cinsiyetler arasındaki ve yaşlı ve genç yetişkinler arasındaki farkların büyük ölçüde daraldığını gösterdi.A Cancer Journal for Clinicians&#039;da yayınlanan yıllık rapor, Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde kanser ölüm oranının 1991&#039;den 2022&#039;ye %34 oranında azaldığını buldu.Amerikan Kanser Derneği&#039;nin verileri ayrıca 50 ila 64 yaş arasındaki kadınlarda kanser oranlarının artık erkeklerden daha yüksek olduğunu belirtti. Az bilinen nedenlerle, daha fazla genç ve orta yaşlı kadın hastalığa yakalanıyor.Sağlıklı bir kiloyu korumak, sigarayı bırakmak, alkol alımını azaltmak ve besin açısından zengin bir diyet yapmak gibi basit yaşam tarzı değişiklikleri kanser risklerini önemli ölçüde azaltabilir.Sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek kilo vermek, yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanan kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Aşırı kilolu veya obez olmak, meme kanseri, kolon kanseri, rahim kanseri, safra kesesi kanseri, karaciğer kanseri ve diğerleri dahil olmak üzere 13 kanser türüne yakalanma riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilidir. Bu kanserler, Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde her yıl teşhis edilen tüm kanserlerin %40&#039;ını oluşturmaktadır.Sigara ve dumansız tütün gibi tütün bazlı ürünleri bırakmak, kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Tütün kullanımı, akciğer kanseri, ağız kanseri ve mesane kanseri gibi kanserlerle ilişkilidir. Sigarayı on yıl bırakmak, akciğer kanseri riskinizi %30-50 oranında düşürebilir ve ayrıca mesane, yemek borusu veya böbrek kanseri riskini de azaltır. Bu, sonraki yıllarda kıç tekmelemeyle daha da azalabilir. Ağız, boğaz veya ses kutusu kanserine yakalanma riskinizi, bu ürünleri 5-10 yıl boyunca bırakarak azaltabilirsiniz.Lif açısından zengin yiyecekler tüketmek, bağırsaklarınızı sağlıklı tutabilir, kilo alımını önleyebilir ve en az 13 kanser türüne yakalanma riskini azaltabilir. Özellikle bağırsak kanseri riskini azaltır. Lif açısından zengin yiyecekler dışkınıza hacim katabilir ve bağırsaktaki hareketine yardımcı olabilir. Ayrıca bağırsaklarınızdan zararlı maddeleri temizler.Alkol içmek, ağız, boğaz, ses kutusu, yemek borusu, kolon ve rektum, karaciğer ve meme kanseri dahil olmak üzere yedi tür kanserle bağlantılıdır.Güneşin zararlı UV ışınları cilt kanseri riskini artırabilir ve bu ölümcül hastalığın önlenmesi için güneş kremi kullanmak önemlidir. Cilt kanserine neden olan UV ışınlarını bloke ederek veya emerek çalışır. Güneş kreminin kansere neden olduğu konusunda endişeler olsa da, güneş kremi kullanımının meme kanseri veya başka herhangi bir kanser türü riskini artırdığına dair net bir kanıt yoktur.Her gün egzersiz yapmak sizi sadece formda ve zinde tutmakla kalmaz, aynı zamanda kanser de dahil olmak üzere çeşitli kronik hastalık riskini de azaltır. Fiziksel olarak aktif olan kişiler, meme kanseri, kolon kanseri, mesane kanseri, böbrek kanseri, akciğer kanseri gibi yaygın olarak görülen birkaç kansere yakalanma riskiyle karşı karşıyadır.Kanser taramanızı güncel tutmak önemlidir çünkü hastalığı erken, daha tedavi edilebilir aşamalarında, genellikle semptomlar ortaya çıkmadan önce tespit ederek kanser önlemede hayati bir rol oynar.
Tarama yoluyla erken teşhis, kanserle ilişkili ölüm oranını azaltabilir ve uzun vadeli sağ kalım oranlarını iyileştirebilir. Ayrıca, zamanında müdahalelere olanak tanıyarak ileri hastalık ilerlemesi olasılığını azaltır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6VymsCoZMkK50W4vy37dAg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>​Amerikan, Kanser, Derneği, açıkladı:, Kanser, gençlerde, neden, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6VymsCoZMkK50W4vy37dAg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="​Amerikan Kanser Derneği açıkladı: Kanser gençlerde neden arttı?"><p>50 yaş altı yetişkinlerde, özellikle kadınlarda erken başlangıçlı kanserlerin artan eğilimi endişe verici. Genetik, yaşam tarzı ve çevresel faktörler bu artışa neden olabiliyor. Sağlıklı bir kiloyu korumak, sigarayı bırakmak, alkolden kaçınmak, lif açısından zengin yiyecekler tüketmek, güneş kremi kullanmak ve düzenli fiziksel aktivite, kanser riskini önemli ölçüde azaltabilen küçük yaşam tarzı değişiklikleridir. Sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla kanser riskini azaltabilirsiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HHrr58wfNEO32Bhkxud3yA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser riski yaşlandıkça önemli ölçüde artabilir, ancak Amerikan Kanser Derneği'nin yakın tarihli bir raporu, artan kanser oranlarının artık daha genç yetişkinlerde, özellikle kadınlarda görüldüğünü gösteren değişen eğilimleri ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hjKMPdyzlUWqmiIdjEXAog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Raporda vurgulanan endişe verici eğilimler, 50 yaş altı yetişkinlerde meme, rahim, kolorektal ve pankreas kanserleri de dahil olmak üzere erken başlangıçlı kanser oranlarının arttığını gösteriyor. Genetik ve yaşam tarzı faktörleri rol oynarken, uzmanlar artık çevresel maruziyetlerin bu endişe verici artışa olan etkisini araştırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gLAtVcn6FEepYZ85o6Lh-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikan Kanser Derneği'nin yeni bir raporu, bazı yaş gruplarındaki kadınlara erkeklerden daha sık kanser teşhisi konduğunu ortaya koydu. Bulgular, daha yüksek kanser oranlarının erkeklerden kadınlara kaydığını ve cinsiyetler arasındaki ve yaşlı ve genç yetişkinler arasındaki farkların büyük ölçüde daraldığını gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MtyWJ_146UCCdNJHRjDKHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>A Cancer Journal for Clinicians'da yayınlanan yıllık rapor, Amerika Birleşik Devletleri'nde kanser ölüm oranının 1991'den 2022'ye %34 oranında azaldığını buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZDfs4qbc_0SLPmPcXNtuqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikan Kanser Derneği'nin verileri ayrıca 50 ila 64 yaş arasındaki kadınlarda kanser oranlarının artık erkeklerden daha yüksek olduğunu belirtti. Az bilinen nedenlerle, daha fazla genç ve orta yaşlı kadın hastalığa yakalanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rroDmSAvOEqOOpP2AKkqQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir kiloyu korumak, sigarayı bırakmak, alkol alımını azaltmak ve besin açısından zengin bir diyet yapmak gibi basit yaşam tarzı değişiklikleri kanser risklerini önemli ölçüde azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jyj0Dw3OLkOLddp8qFNG2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek kilo vermek, yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanan kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Aşırı kilolu veya obez olmak, meme kanseri, kolon kanseri, rahim kanseri, safra kesesi kanseri, karaciğer kanseri ve diğerleri dahil olmak üzere 13 kanser türüne yakalanma riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilidir. Bu kanserler, Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl teşhis edilen tüm kanserlerin %40'ını oluşturmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lBFyIVR6h0i3gB5IqSYauA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara ve dumansız tütün gibi tütün bazlı ürünleri bırakmak, kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Tütün kullanımı, akciğer kanseri, ağız kanseri ve mesane kanseri gibi kanserlerle ilişkilidir. Sigarayı on yıl bırakmak, akciğer kanseri riskinizi %30-50 oranında düşürebilir ve ayrıca mesane, yemek borusu veya böbrek kanseri riskini de azaltır. Bu, sonraki yıllarda kıç tekmelemeyle daha da azalabilir. Ağız, boğaz veya ses kutusu kanserine yakalanma riskinizi, bu ürünleri 5-10 yıl boyunca bırakarak azaltabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JdBcYFLRMEyJFj0Xs9-Ugw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif açısından zengin yiyecekler tüketmek, bağırsaklarınızı sağlıklı tutabilir, kilo alımını önleyebilir ve en az 13 kanser türüne yakalanma riskini azaltabilir. Özellikle bağırsak kanseri riskini azaltır. Lif açısından zengin yiyecekler dışkınıza hacim katabilir ve bağırsaktaki hareketine yardımcı olabilir. Ayrıca bağırsaklarınızdan zararlı maddeleri temizler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fsVCPnervk26Jfr40ZxmXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alkol içmek, ağız, boğaz, ses kutusu, yemek borusu, kolon ve rektum, karaciğer ve meme kanseri dahil olmak üzere yedi tür kanserle bağlantılıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uJs0LmCWe0ecU4SYTqL5MQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneşin zararlı UV ışınları cilt kanseri riskini artırabilir ve bu ölümcül hastalığın önlenmesi için güneş kremi kullanmak önemlidir. Cilt kanserine neden olan UV ışınlarını bloke ederek veya emerek çalışır. Güneş kreminin kansere neden olduğu konusunda endişeler olsa da, güneş kremi kullanımının meme kanseri veya başka herhangi bir kanser türü riskini artırdığına dair net bir kanıt yoktur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VohfHoLPtUyXG4EsyWpTtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün egzersiz yapmak sizi sadece formda ve zinde tutmakla kalmaz, aynı zamanda kanser de dahil olmak üzere çeşitli kronik hastalık riskini de azaltır. Fiziksel olarak aktif olan kişiler, meme kanseri, kolon kanseri, mesane kanseri, böbrek kanseri, akciğer kanseri gibi yaygın olarak görülen birkaç kansere yakalanma riskiyle karşı karşıyadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RgGNvbhePk6mQoHbDTh5oQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser taramanızı güncel tutmak önemlidir çünkü hastalığı erken, daha tedavi edilebilir aşamalarında, genellikle semptomlar ortaya çıkmadan önce tespit ederek kanser önlemede hayati bir rol oynar.
Tarama yoluyla erken teşhis, kanserle ilişkili ölüm oranını azaltabilir ve uzun vadeli sağ kalım oranlarını iyileştirebilir. Ayrıca, zamanında müdahalelere olanak tanıyarak ileri hastalık ilerlemesi olasılığını azaltır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saç incelmesi, kilo alımı, ses kısıklığı: Dünya genelinde yaygınlaşan hastalık</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sac-incelmesi-kilo-alimi-ses-kisikligi-dunya-genelinde-yayginlasan-hastalik</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sac-incelmesi-kilo-alimi-ses-kisikligi-dunya-genelinde-yayginlasan-hastalik</guid>
<description><![CDATA[ Hipotiroidizm, stres ve kötü beslenme nedeniyle her yaştan kişiyi giderek daha fazla etkileyen, az çalışan bir tiroid rahatsızlığıdır. Kronik yorgunluk, kilo alımı ve saç dökülmesi gibi belirtiler genellikle önemsenmez ancak bu hastalığın habercisi olabilir. Düzenli tiroid fonksiyon testleri ve semptomların farkındalığı ile erken teşhis, durumu etkili bir şekilde yönetebilir ve yaşam kalitesini artırabilir.Tiroid bozuklukları, özellikle hipotiroidizm, yaşlı yetişkinleri ve genç bireyleri etkileyen dünya çapında artan bir endişe haline gelmiştir. Yaşam tarzı değişiklikleri, stres ve kötü beslenme alışkanlıkları, özellikle subklinik hipotiroidizm, bu eğilime önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Az çalışan bir tiroid bezinin neden olduğu hipotiroidizm, genellikle sinsice gelişir ve bu da komplikasyonları önlemek için belirtileri erken fark etmeyi önemli hale getirir.Tiroid, soluk borusunun önünde bulunan küçük bir bezdir. Tiroid bezinin ana işlevi, vücudun enerji düzenlemesine ve kullanımına yardımcı olmaktır. Tiroid hormonu yeterli hormon üretmediğinde, vücudun işlevleri yavaşlama eğilimindedir. Hipotiroidizm, tiroid bezinin yeterli tiroksin, yani tiroid hormonu üretmediği bir durumdur.Hipotiroidizmin yaygın semptomları arasında saç incelmesi, açıklanamayan kilo alımı ve kısık ses bulunur; bu semptomlar kolayca göz ardı edilebilir veya başka sorunlara bağlanabilir. Ancak bunlar, dikkat edilmesi gereken altta yatan bir tiroid dengesizliğinin sinyalleri olabilir. İlk aşamalarda, hipotiroidizm genellikle pek çok semptomu yansıtmaz, ancak yavaş yavaş hipotiroidizmle ilişkili bir dizi semptom vardır:Kronik yorgunluk ve daha yavaş kalp atışları: Yorgunluk hissi, yeterli dinlenmeden sonra bile enerji eksikliğiyle birlikte devam ediyor gibi görünüyor. Normalden belirgin şekilde daha yavaş olan dinlenme kalp hızı
Zayıflık ve Kas ağrısı: Kaslarda ağrı ve kramplar ve vücutta genel bir zayıflık hissi vardır.
Saç dökülmesi: Kişi kademeli saç dökülmesine, saçların kuru ve kırılgan olmasına tanık olabilir. Özellikle dış kenarlarda kaş kıllarının incelmesi de olabilir.
İşitme kaybı ve bulanık hafıza: Tiz sesleri keskin bir şekilde ayırt etme yeteneği de sonraki aşamalarda etkilenir. Unutkanlık, ezberlemede zorluk, odaklanma da semptomlardan bazılarıdır.
Ses kısıklığı ve seste değişiklik: Ses, hipotiroidizmin sonraki aşamasında kötüleşen semptomlarla birlikte hırıltılı ve boğuk hale gelir.
Diğer semptomlar şunları içerebilir: yüksek kan kolesterol seviyeleri, kuru cilt, kas ve eklem ağrıları, soğuğa karşı toleransın azalması, adet döngüsünde bozukluklar vb.Yaş ve Cinsiyet: Kadınlar, özellikle 60 yaşından sonra tiroid geliştirmeye erkeklerden daha yatkındır. Menopozdan sonra kadınlarda hipotiroidizm veya diğer tiroid formları geliştirme riskinde keskin bir artış vardır. Ancak günümüzde daha genç nüfus hipotiroidizm yaşıyor.
İyot Eksikliği: İyot, tiroid fonksiyonu için gerekli bir mineraldir. Otoimmün tiroid hastalığı olan kişiler, tiroidin daha da kötüleşmesine neden olabilecek iyotun etkilerine karşı hassas olabilir. Son zamanlarda, birçok insan arasında iyotlu tuzu bırakıp pembe tuza veya kaya tuzuna geçme eğilimi var. İyotlu tuz alımını durdurmak guatra yol açabilir ve ayrıca iyot eksikliği olan anneden doğan bir bebeği de etkileyebilir.Guatr: Tiroidin, tiroid bezine saldıran bir otoimmün bozukluk (Hashimoto hastalığı) nedeniyle büyüdüğü bir durumdur.Diğer faktörler: Radyasyon tedavisi görmüş kişiler, tiroidit (tiroid iltihabı) veya konjenital hipotiroidizm (doğumda mevcut hipotiroidizm) ve diğerleri.KİMLER TARAFINDAN KONTROL EDİLMESİ GEREKİR1. Guatrı olan kişiler2. Hamilelik planlayan kadınlar3. Kısırlık öyküsü4. Düzensiz adet gören kadınlar5. Hipotiroidizmin tipik semptomlarını gösteren kişiler6. Zayıf büyüme ve konsantrasyon yeteneği olan ve okulda notları düşen çocuklarHipotiroidizm, tedavi edilmezse genel sağlığınızı ve yaşam kalitenizi etkileyebilecek sessiz bir bozucudur. İnce saç, kilo alımı ve kısık ses gibi erken belirtilere dikkat ederek tanı ve tedaviye yönelik proaktif adımlar atabilirsiniz. En yaygın tedavi, hormon seviyelerini normale döndüren levotiroksin ile günlük hormon replasman tedavisidir.Bunun dışında, Periyodik tiroid fonksiyon testleri (TSH, T3, T4) ilerlemeyi takip etmeye ve tedavileri gerektiği gibi ayarlamaya yardımcı olur. Uygun tıbbi müdahale, yaşam tarzı ayarlamaları ve düzenli izleme ile hipotiroidizmi yönetmek ve tam, sağlıklı bir yaşam sürmek tamamen mümkündür. Hipotiroidizm olduğundan şüpheleniyorsanız, rehberlik ve tedavi seçenekleri için doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DwAMwwjQ2EuTAxKFmuH1EQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Saç, incelmesi, kilo, alımı, ses, kısıklığı:, Dünya, genelinde, yaygınlaşan, hastalık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DwAMwwjQ2EuTAxKFmuH1EQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Saç incelmesi, kilo alımı, ses kısıklığı: Dünya genelinde yaygınlaşan hastalık"><p>Hipotiroidizm, stres ve kötü beslenme nedeniyle her yaştan kişiyi giderek daha fazla etkileyen, az çalışan bir tiroid rahatsızlığıdır. Kronik yorgunluk, kilo alımı ve saç dökülmesi gibi belirtiler genellikle önemsenmez ancak bu hastalığın habercisi olabilir. Düzenli tiroid fonksiyon testleri ve semptomların farkındalığı ile erken teşhis, durumu etkili bir şekilde yönetebilir ve yaşam kalitesini artırabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5z_5g4KLpEWp6yBeqtEEXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tiroid bozuklukları, özellikle hipotiroidizm, yaşlı yetişkinleri ve genç bireyleri etkileyen dünya çapında artan bir endişe haline gelmiştir. Yaşam tarzı değişiklikleri, stres ve kötü beslenme alışkanlıkları, özellikle subklinik hipotiroidizm, bu eğilime önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Az çalışan bir tiroid bezinin neden olduğu hipotiroidizm, genellikle sinsice gelişir ve bu da komplikasyonları önlemek için belirtileri erken fark etmeyi önemli hale getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zd2-Q1EHskSBfXOt_an9Kw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tiroid, soluk borusunun önünde bulunan küçük bir bezdir. Tiroid bezinin ana işlevi, vücudun enerji düzenlemesine ve kullanımına yardımcı olmaktır. Tiroid hormonu yeterli hormon üretmediğinde, vücudun işlevleri yavaşlama eğilimindedir. Hipotiroidizm, tiroid bezinin yeterli tiroksin, yani tiroid hormonu üretmediği bir durumdur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7DWuL4zXv0udzfwPmSjGag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipotiroidizmin yaygın semptomları arasında saç incelmesi, açıklanamayan kilo alımı ve kısık ses bulunur; bu semptomlar kolayca göz ardı edilebilir veya başka sorunlara bağlanabilir. Ancak bunlar, dikkat edilmesi gereken altta yatan bir tiroid dengesizliğinin sinyalleri olabilir. İlk aşamalarda, hipotiroidizm genellikle pek çok semptomu yansıtmaz, ancak yavaş yavaş hipotiroidizmle ilişkili bir dizi semptom vardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/47q9MPeWGkqYq-SCNdGjBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik yorgunluk ve daha yavaş kalp atışları: Yorgunluk hissi, yeterli dinlenmeden sonra bile enerji eksikliğiyle birlikte devam ediyor gibi görünüyor. Normalden belirgin şekilde daha yavaş olan dinlenme kalp hızı
Zayıflık ve Kas ağrısı: Kaslarda ağrı ve kramplar ve vücutta genel bir zayıflık hissi vardır.
Saç dökülmesi: Kişi kademeli saç dökülmesine, saçların kuru ve kırılgan olmasına tanık olabilir. Özellikle dış kenarlarda kaş kıllarının incelmesi de olabilir.
İşitme kaybı ve bulanık hafıza: Tiz sesleri keskin bir şekilde ayırt etme yeteneği de sonraki aşamalarda etkilenir. Unutkanlık, ezberlemede zorluk, odaklanma da semptomlardan bazılarıdır.
Ses kısıklığı ve seste değişiklik: Ses, hipotiroidizmin sonraki aşamasında kötüleşen semptomlarla birlikte hırıltılı ve boğuk hale gelir.
Diğer semptomlar şunları içerebilir: yüksek kan kolesterol seviyeleri, kuru cilt, kas ve eklem ağrıları, soğuğa karşı toleransın azalması, adet döngüsünde bozukluklar vb.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dqmYUn4fr0-zEibcBzCEUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaş ve Cinsiyet: Kadınlar, özellikle 60 yaşından sonra tiroid geliştirmeye erkeklerden daha yatkındır. Menopozdan sonra kadınlarda hipotiroidizm veya diğer tiroid formları geliştirme riskinde keskin bir artış vardır. Ancak günümüzde daha genç nüfus hipotiroidizm yaşıyor.
İyot Eksikliği: İyot, tiroid fonksiyonu için gerekli bir mineraldir. Otoimmün tiroid hastalığı olan kişiler, tiroidin daha da kötüleşmesine neden olabilecek iyotun etkilerine karşı hassas olabilir. Son zamanlarda, birçok insan arasında iyotlu tuzu bırakıp pembe tuza veya kaya tuzuna geçme eğilimi var. İyotlu tuz alımını durdurmak guatra yol açabilir ve ayrıca iyot eksikliği olan anneden doğan bir bebeği de etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0RjH4viZIEilhMdDSuHhdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guatr: Tiroidin, tiroid bezine saldıran bir otoimmün bozukluk (Hashimoto hastalığı) nedeniyle büyüdüğü bir durumdur.Diğer faktörler: Radyasyon tedavisi görmüş kişiler, tiroidit (tiroid iltihabı) veya konjenital hipotiroidizm (doğumda mevcut hipotiroidizm) ve diğerleri.KİMLER TARAFINDAN KONTROL EDİLMESİ GEREKİR1. Guatrı olan kişiler2. Hamilelik planlayan kadınlar3. Kısırlık öyküsü4. Düzensiz adet gören kadınlar5. Hipotiroidizmin tipik semptomlarını gösteren kişiler6. Zayıf büyüme ve konsantrasyon yeteneği olan ve okulda notları düşen çocuklar</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uUuFd6e7YUOy2THUNYyfQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipotiroidizm, tedavi edilmezse genel sağlığınızı ve yaşam kalitenizi etkileyebilecek sessiz bir bozucudur. İnce saç, kilo alımı ve kısık ses gibi erken belirtilere dikkat ederek tanı ve tedaviye yönelik proaktif adımlar atabilirsiniz. En yaygın tedavi, hormon seviyelerini normale döndüren levotiroksin ile günlük hormon replasman tedavisidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TacHZHim9kKvUarQjZrIrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun dışında, Periyodik tiroid fonksiyon testleri (TSH, T3, T4) ilerlemeyi takip etmeye ve tedavileri gerektiği gibi ayarlamaya yardımcı olur. Uygun tıbbi müdahale, yaşam tarzı ayarlamaları ve düzenli izleme ile hipotiroidizmi yönetmek ve tam, sağlıklı bir yaşam sürmek tamamen mümkündür. Hipotiroidizm olduğundan şüpheleniyorsanız, rehberlik ve tedavi seçenekleri için doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda Katarakt: Erken belirtiler ve etkili tedavi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cocuklarda-katarakt-erken-belirtiler-ve-etkili-tedavi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cocuklarda-katarakt-erken-belirtiler-ve-etkili-tedavi</guid>
<description><![CDATA[ Katarakt, çocuklarda doğuştan gelen faktörler, travma, enfeksiyonlar nedeniyle gelişebilir ve bulanık görmeye yol açabilir. Beyaz göz bebeği renk değişikliği, şaşılık ve ışığa duyarlılık gibi semptomların erken teşhisi, zamanında tıbbi müdahale ve iyileştirilmiş görsel sonuçlar için çok önemlidir.Kataraktın sadece yaşlı yetişkinlerde görüldüğü bir efsanedir; çocuklarda da çeşitli faktörler nedeniyle gelişebilir.  Buğulu bir arabanın ön camından bakmaya çalıştığınızı düşünün. Hala görebilirsiniz ancak görüşünüz bulanıktır. Kataraktı olan birine görüş bu şekilde görünür. Katarakt, göz merceğindeki proteinin parçalanarak bulanıklaşması ve bulanık veya puslu görmeye yol açması durumudur.  Nedenler: Çocuklarda katarakt, doğuştan gelen faktörlerin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir; bazı çocuklar kataraktlı olarak doğar; gelişimsel sorunlar veya hamilelik sırasında enfeksiyonlar. Diğer nedenler arasında göz travması, iltihaplanma veya göz damlaları nedeniyle oluşan steroid kaynaklı kataraktlar bulunur.  ERKEN BELİRTİLER  Kataraktlar küçük ve büyük çocukları farklı şekilde etkileyebilir ve bu da etkili müdahale için belirtilerin belirlenmesini hayati hale getirir.  Çocuklar belirgin belirtiler şunlardır:  Göz bebeğinde beyaz veya gri renk bozulması, özellikle parlak ışıkta veya fotoğraflarda fark edilir.Gözler şaşı olabilir / hizalı olmayabilirBebekler yüzleri tanımakta zorlanarak görme bozukluğu belirtileri gösterebilir.Çocuklar, nesneleri gözleriyle takip etme gibi dönüm noktalarına ulaşamayarak gecikmiş görme gelişimi yaşayabilir.Parlak ışığa karşı hassasiyet, erken teşhis ve bakımın önemini vurgulayan önemli bir rahatsızlığa neden olabilir.  Bu belirtilerin derhal ele alınması, daha iyi görsel sonuçlara ve yaşam kalitesine yol açabilir.  Bulanık veya bozuk görme - Net görüntüler görememe.Çift görme - Bir nesnenin aynı anda iki görüntüsünü görme.Gözlerin hizasızlığı (şaşılık) – Gözler aynı anda aynı yöne bakmaz.Kontrol edilemeyen göz hareketleri (nistagmus)Gözlerin hızla hareket etmesine ve görüşün bulanıklaşmasına neden olabilen istemsiz göz hareketleri.Kitapları veya oyuncakları yüzlerine yakın tutma.Bu erken belirtileri tanımak, ebeveynlerin ve velilerin zamanında tıbbi tavsiye almalarını ve çocukların olası kataraktlar için ihtiyaç duydukları tedaviyi almalarını sağlar.TEDAVİSİ NASILDIR?  Kataraktın gözden çıkarılması genellikle tercih edilen tedavi yöntemidir. Ameliyat sırasında bulanık lens çıkarılır ve yerine yapay bir göz içi lens (intraoküler lens) yerleştirilebilir.  Doğumsal katarakt durumunda, ameliyat görme gelişiminin kritik olduğu erken yaşlarda (genellikle yaşamın ilk 2-3 ayında) yapılır. Eğer her iki gözde katarakt varsa, ameliyatlar genellikle birkaç hafta arayla gerçekleştirilir.Ameliyat Sonrası Tedavi  Göz içi lens yerleştirilmeyen durumlarda, gözlük veya kontakt lens ile düzeltme yapılabilir.  Ameliyat sonrası görme gelişimi için düzenli göz egzersizleri, kapama tedavisi (göz tembelliğini önlemek için) ve sık göz muayeneleri gerekir.  Ameliyat sonrası enfeksiyon riskini azaltmak ve iyileşmeyi desteklemek için antibiyotik veya anti-enflamatuar göz damlaları kullanılabilir.  Çocukların görme gelişimi hızla değiştiği için düzenli takip şarttır. Gözlük numaralarının ve göz içi basıncının düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir. Gelişen göz tembelliği (ambliyopi) veya kayma (şaşılık) gibi komplikasyonlar için müdahale gerekebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HnL8K3iKDUOhAp5GlE7vLw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, Katarakt:, Erken, belirtiler, etkili, tedavi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HnL8K3iKDUOhAp5GlE7vLw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çocuklarda Katarakt: Erken belirtiler ve etkili tedavi"><p>Katarakt, çocuklarda doğuştan gelen faktörler, travma, enfeksiyonlar nedeniyle gelişebilir ve bulanık görmeye yol açabilir. Beyaz göz bebeği renk değişikliği, şaşılık ve ışığa duyarlılık gibi semptomların erken teşhisi, zamanında tıbbi müdahale ve iyileştirilmiş görsel sonuçlar için çok önemlidir.</p>Kataraktın sadece yaşlı yetişkinlerde görüldüğü bir efsanedir; çocuklarda da çeşitli faktörler nedeniyle gelişebilir.  Buğulu bir arabanın ön camından bakmaya çalıştığınızı düşünün. Hala görebilirsiniz ancak görüşünüz bulanıktır. Kataraktı olan birine görüş bu şekilde görünür. Katarakt, göz merceğindeki proteinin parçalanarak bulanıklaşması ve bulanık veya puslu görmeye yol açması durumudur.  Nedenler: Çocuklarda katarakt, doğuştan gelen faktörlerin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir; bazı çocuklar kataraktlı olarak doğar; gelişimsel sorunlar veya hamilelik sırasında enfeksiyonlar. Diğer nedenler arasında göz travması, iltihaplanma veya göz damlaları nedeniyle oluşan steroid kaynaklı kataraktlar bulunur.  <strong>ERKEN BELİRTİLER</strong>  Kataraktlar küçük ve büyük çocukları farklı şekilde etkileyebilir ve bu da etkili müdahale için belirtilerin belirlenmesini hayati hale getirir.  <strong>Çocuklar belirgin belirtiler şunlardır:</strong>  <ul><li>Göz bebeğinde beyaz veya gri renk bozulması, özellikle parlak ışıkta veya fotoğraflarda fark edilir.</li><li>Gözler şaşı olabilir / hizalı olmayabilir</li><li>Bebekler yüzleri tanımakta zorlanarak görme bozukluğu belirtileri gösterebilir.</li><li>Çocuklar, nesneleri gözleriyle takip etme gibi dönüm noktalarına ulaşamayarak gecikmiş görme gelişimi yaşayabilir.</li><li>Parlak ışığa karşı hassasiyet, erken teşhis ve bakımın önemini vurgulayan önemli bir rahatsızlığa neden olabilir.</li></ul>  Bu belirtilerin derhal ele alınması, daha iyi görsel sonuçlara ve yaşam kalitesine yol açabilir.  <ul><li>Bulanık veya bozuk görme - Net görüntüler görememe.</li><li>Çift görme - Bir nesnenin aynı anda iki görüntüsünü görme.</li><li>Gözlerin hizasızlığı (şaşılık) – Gözler aynı anda aynı yöne bakmaz.</li><li>Kontrol edilemeyen göz hareketleri (nistagmus)</li><li>Gözlerin hızla hareket etmesine ve görüşün bulanıklaşmasına neden olabilen istemsiz göz hareketleri.</li><li>Kitapları veya oyuncakları yüzlerine yakın tutma.</li></ul><p>Bu erken belirtileri tanımak, ebeveynlerin ve velilerin zamanında tıbbi tavsiye almalarını ve çocukların olası kataraktlar için ihtiyaç duydukları tedaviyi almalarını sağlar.</p><p><strong>TEDAVİSİ NASILDIR?</strong>  Kataraktın gözden çıkarılması genellikle tercih edilen tedavi yöntemidir. Ameliyat sırasında bulanık lens çıkarılır ve yerine yapay bir göz içi lens (intraoküler lens) yerleştirilebilir.  Doğumsal katarakt durumunda, ameliyat görme gelişiminin kritik olduğu erken yaşlarda (genellikle yaşamın ilk 2-3 ayında) yapılır. Eğer her iki gözde katarakt varsa, ameliyatlar genellikle birkaç hafta arayla gerçekleştirilir.</p><p><strong>Ameliyat Sonrası Tedavi</strong>  Göz içi lens yerleştirilmeyen durumlarda, gözlük veya kontakt lens ile düzeltme yapılabilir.  Ameliyat sonrası görme gelişimi için düzenli göz egzersizleri, kapama tedavisi (göz tembelliğini önlemek için) ve sık göz muayeneleri gerekir.  Ameliyat sonrası enfeksiyon riskini azaltmak ve iyileşmeyi desteklemek için antibiyotik veya anti-enflamatuar göz damlaları kullanılabilir.  Çocukların görme gelişimi hızla değiştiği için düzenli takip şarttır. Gözlük numaralarının ve göz içi basıncının düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir. </p><p>Gelişen göz tembelliği (ambliyopi) veya kayma (şaşılık) gibi komplikasyonlar için müdahale gerekebilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar grip olduğunu söyleyip eve gönderdi: Meğer 2 yaşındaki çocuk kan kanseriymiş</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-grip-oldugunu-soeyleyip-eve-goenderdi-meger-2-yasindaki-cocuk-kan-kanseriymis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-grip-oldugunu-soeyleyip-eve-goenderdi-meger-2-yasindaki-cocuk-kan-kanseriymis</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan Gracie McHugh ve ailesi, 2023 yılının başında beklenmedik bir şekilde zorlu bir sınavla karşı karşıya kaldı. İki yaşındaki çocukları Gracie&#039;ye, akut lenfoblastik lösemi (ALL) teşhisi kondu ve bu haber ailenin hayatını altüst etti.Dailymail&#039;de yer alan habere göre; Gracie, grip benzeri semptomlarla acil servise kaldırıldı ve doktorlar eve gönderdi. 2 yaşındaki çocuğun eve gittikten sonra durum daha da kötüleşti.Eve döndüğünde durumu hızla kötüleşti, yürüme yeteneğini kaybetti ve vücudunda endişe verici bir kızarıklık oluştu.Annesi Helen Jackson, kızının acı içinde ağlamaya başlamasının ardından belirtileri araştırmaya başladı. Hastaneye geri döndüklerinde, yapılan kan testi Gracie&#039;nin kan kanseri olduğunu ortaya çıkardı. Bu teşhis, tüm aileyi derin bir şoka sürükledi.Gracie, yoğun bir tedavi sürecine alındı. Kemoterapi ve steroid tedavisi gördü. Aynı zamanda fizyoterapi ile yeniden yürümeyi öğrenmeye başladı. Aile, bu zorlu süreçte çocuk kanser yardım kuruluşundan büyük destek aldı.Gracie&#039;nin tedavi sürecinde gösterdiği cesaret, onu Kanser Araştırmaları UK tarafından finanse edilen &quot;Altogether-1&quot; adlı klinik araştırmaya katılmaya yönlendirdi. Araştırma, çocuklarda ALL tedavisini iyileştirmek için yeni yöntemler geliştiriyor.Gracie&#039;nin tedavi boyunca gösterdiği cesareti, ona bir &quot;Yıldız Ödülü&quot; kazandırdı. Annesi Helen, ödülün Gracie’nin cesaretini ve azmini onurlandırdığını belirterek duygularını şöyle ifade etti:&quot;Gracie&#039;nin bu kadar küçük yaşta bu denli zorluklarla baş etmesi inanılmaz. Onunla gurur duyuyoruz.&quot;Kanser Araştırmaları sözcüsü , Gracie’nin cesaretini överek şunları söyledi:&quot;Kanser teşhisi her yaşta yıkıcıdır, ancak çocuklar için daha zordur. Gracie, yaşına rağmen büyük bir cesaret gösterdi. Onun hikayesi, diğer çocuklara ve ailelerine umut aşılıyor.&quot;ALL, nadir görülen bir kan kanseri türüdür ve genellikle dört yaşın altındaki çocuklarda daha yaygındır. Hastalık hızlı gelişir ve tedaviye erken başlanması kritik öneme sahiptir. Semptomlar arasında yorgunluk, morarma, sık enfeksiyonlar, yüksek ateş ve kemik ağrıları yer alır. Tedavi, genellikle kemoterapi, immünoterapi ve kök hücre naklini içerir.Gracie’nin tedavisinin Mart ayında sona ermesi bekleniyor. Ancak bu süreçte osteopeni (düşük kemik yoğunluğu) teşhisi aldı. Buna rağmen ailesi, tedavinin sonuna yaklaşıyor olmanın mutluluğunu yaşıyor. Helen Jackson, &quot;Gracie’nin tedavisi tamamlandığında önümüzde umut dolu bir gelecek olacak,&quot; dedi.McHugh ailesinin dayanışması ve Gracie’nin azmi, bu zorlu hastalıkla mücadelede bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/coe8iXfi8UeTL_6coOs7TQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, grip, olduğunu, söyleyip, eve, gönderdi:, Meğer, yaşındaki, çocuk, kan, kanseriymiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/coe8iXfi8UeTL_6coOs7TQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar grip olduğunu söyleyip eve gönderdi: Meğer 2 yaşındaki çocuk kan kanseriymiş"><p>İngiltere'de yaşayan Gracie McHugh ve ailesi, 2023 yılının başında beklenmedik bir şekilde zorlu bir sınavla karşı karşıya kaldı. İki yaşındaki çocukları Gracie'ye, akut lenfoblastik lösemi (ALL) teşhisi kondu ve bu haber ailenin hayatını altüst etti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tqWy-sUJWEyv9OR18Kdm8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dailymail'de yer alan habere göre; Gracie, grip benzeri semptomlarla acil servise kaldırıldı ve doktorlar eve gönderdi. 2 yaşındaki çocuğun eve gittikten sonra durum daha da kötüleşti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UK_LyxVLfkyHlWAccJ_05g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eve döndüğünde durumu hızla kötüleşti, yürüme yeteneğini kaybetti ve vücudunda endişe verici bir kızarıklık oluştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/97ylQW3_t0GIUa8HPvFUrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Annesi Helen Jackson, kızının acı içinde ağlamaya başlamasının ardından belirtileri araştırmaya başladı. Hastaneye geri döndüklerinde, yapılan kan testi Gracie'nin kan kanseri olduğunu ortaya çıkardı. Bu teşhis, tüm aileyi derin bir şoka sürükledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2iLqLv7EH02P43lOlmlzVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gracie, yoğun bir tedavi sürecine alındı. Kemoterapi ve steroid tedavisi gördü. Aynı zamanda fizyoterapi ile yeniden yürümeyi öğrenmeye başladı. Aile, bu zorlu süreçte çocuk kanser yardım kuruluşundan büyük destek aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qkVT3qoCEUqq7qnTS5k4eQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gracie'nin tedavi sürecinde gösterdiği cesaret, onu Kanser Araştırmaları UK tarafından finanse edilen "Altogether-1" adlı klinik araştırmaya katılmaya yönlendirdi. Araştırma, çocuklarda ALL tedavisini iyileştirmek için yeni yöntemler geliştiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mc7LtEk2dEKPzyoJ1o0EQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gracie'nin tedavi boyunca gösterdiği cesareti, ona bir "Yıldız Ödülü" kazandırdı. Annesi Helen, ödülün Gracie’nin cesaretini ve azmini onurlandırdığını belirterek duygularını şöyle ifade etti:"Gracie'nin bu kadar küçük yaşta bu denli zorluklarla baş etmesi inanılmaz. Onunla gurur duyuyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uYla9kQHiUSsoeMCO-iPxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser Araştırmaları sözcüsü , Gracie’nin cesaretini överek şunları söyledi:"Kanser teşhisi her yaşta yıkıcıdır, ancak çocuklar için daha zordur. Gracie, yaşına rağmen büyük bir cesaret gösterdi. Onun hikayesi, diğer çocuklara ve ailelerine umut aşılıyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9temOiHpi0GwBhdCyxq0CQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ALL, nadir görülen bir kan kanseri türüdür ve genellikle dört yaşın altındaki çocuklarda daha yaygındır. Hastalık hızlı gelişir ve tedaviye erken başlanması kritik öneme sahiptir. Semptomlar arasında yorgunluk, morarma, sık enfeksiyonlar, yüksek ateş ve kemik ağrıları yer alır. Tedavi, genellikle kemoterapi, immünoterapi ve kök hücre naklini içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fmURFrifC0iv-g5Y12N_cQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gracie’nin tedavisinin Mart ayında sona ermesi bekleniyor. Ancak bu süreçte osteopeni (düşük kemik yoğunluğu) teşhisi aldı. Buna rağmen ailesi, tedavinin sonuna yaklaşıyor olmanın mutluluğunu yaşıyor. Helen Jackson, "Gracie’nin tedavisi tamamlandığında önümüzde umut dolu bir gelecek olacak," dedi.McHugh ailesinin dayanışması ve Gracie’nin azmi, bu zorlu hastalıkla mücadelede bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolesterolü düşürüp, kanserden koruyor ama 3 tanesi 1 dilim ekmekle eşdeğer: Günde kaç tane kestane yenir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kolesterolu-dusurup-kanserden-koruyor-ama-3-tanesi-1-dilim-ekmekle-esdeger-gunde-kac-tane-kestane-yenir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kolesterolu-dusurup-kanserden-koruyor-ama-3-tanesi-1-dilim-ekmekle-esdeger-gunde-kac-tane-kestane-yenir</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan&#039;da kış mevsiminde kestaneciler ocaklarını yakarak kestane satışını sürdürüyor. Kışın en çok tüketilen besinlerden biri olan kestane, pek çok sağlık sorununa da şifa oluyor. Ancak kestaneyi tüketirken son derece dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü yüksek kalorili olan bu besin özellikle karbonhidrat türevi olan nişastayı bünyesinde fazlaca barındırır. Bu durumda kan şekerinin ani yükselmesine neden olabilir. Peki, günde kaç tane kestane yenir?Erzincan’da yıllardır kış mevsiminde cadde ve sokak kenarlarında yerlerini alan kestaneciler satışlarını sürdürüyor. Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte ocaklarının başında yerlerini alan kestane satıcıları vatandaşlara hizmet vermeye devam ediyor.Erzincan&#039;da yıllardır bir kültür haline gelen kestane tüketimi soğuk havalarda adeta vazgeçilmez oluyor. Soğuk havaların hissedilmesiyle satışlara başlayan kestaneciler, genellikle satışların akşamları fazla olduğunu belirterek, “Gündüzleri satış pek fazla olmaz. Ocaklarımız ikindiden sonra yanmaya başlar. Kış günlerinin yaklaşmasıyla birlikte tezgâhlarımızı açıyoruz” dedi.Çoğu yerde olduğu gibi Erzincan&#039;da da kış ve soğuk denilince soba başında kestane pişirmek akla gelir.
Keyifli günler Erzincan’da başladı. Kış mevsiminin habercisi diyebileceğimiz kestane Erzincan sokaklarında satılmaya başlandı.
Özellikle akşam saatleriyle beraber serinleyen hava da vatandaşı ilgi gösterdiği kestaneler, nostalji havasında tüketiliyor.Dörtyol kavşağı ve sokakların kesişim yerlerinde faaliyet gösteren kestaneciler, havaların iyice serinlemesiyle birlikte kestanenin de satışlarının başladığını belirttiler.Erzincan’da talep gördüğünü söyleyen kestane satıcıları, Erzincanlılar için sobada kestane kavurmanın ayrı bir öneme sahip olduğunu ancak evlerde eskisi gibi kestane yapılmadığını, bu yüzden de dışarıdan alınıp tüketilmenin fazla olduğunu ifade ettiler. Geçen yıl 100 gramı 40 lira olan kestane bu sene 60 liradan satılıyor.Soğuk havaların sevilen yiyeceklerinden kestanenin tam bir şifa deposu. Kestane tüketiminin kansere karşı koruyucu etkisi de bulunuyor.
Ayrıca kan basıncını düzenler ve bireyi kalp ve damar hastalıklarından korur. Kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahiptirKış aylarının vazgeçilmezi şifa deposu kestanenin kansere karşı koruduğunu ve demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahip.Kestane aslında ne meyve ne de kuruyemiştir.
Kestane bol lifli ve karbonhidratlı bir tohumdur ve genellikle tohumların yağ içerikleri fazladır. Ancak bu noktada kestane, zinciri kırıp yağ yerine bol karbonhidrat barındırmasıyla diğer tohumlardan ayrılır. Aynı zamanda vitaminden zengin olan kestane B1, B2, B9 ve C vitaminlerini de içinde bol miktarda barındırır.Kestane demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahiptir. Diş sağlığı, kemikler ve kan dolaşımı için oldukça yararlıdır.
Kalp damar hastalıklarından koruyucu özelliğe sahiptir ve kolesterolü düşürür. Aynı zamanda flavanoidlerden de zengin olan kestane, iyi bir antioksidan olup bizi serbest radikallerin olumsuz etkilerinden koruyarak kansere karşı koruma sağlar.3 adet büyük boy kestanenin ortalama 1 dilim ekmeğe eşdeğer kaloriye sahip. Yani bir oturuşta 15 kestane yediğinizde kendinizi 5 dilim ekmek yemiş ve vücudunuza 350 kalori almış olarak düşünebilirsiniz.
Bu yüzden kilo kontrolü sağlamak adına günde 5 adedi geçmemeye özen gösterilmelidir. Özellikle karbonhidrat türevi olan nişastayı bünyesinde fazlaca barındıran kestane, kan şekerini orta hızda yükselten yani orta glisemik indeksli gıdalar sınıfında yer alır.
Bu nedenle tüketimine özellikle şeker hastaları özen göstermeli, kan şekeri ve insülin takiplerine göre ayarlanan özel bir diyette kontrollü tüketmeleri sağlanmalıdır.Uzmanlar kestaneyi pişirmenin en sağlıklı yolunun haşlama yöntemi olduğunu söylüyor.
Kestane tavada, fırında, közde pişirilebileceği gibi haşlama olarak da pişirilebilir. Hatta en sağlıklı kestane pişirme yöntemi haşlama yöntemidir.
Çünkü bu yöntemle bir yandan nem oranı artan kestanenin bir yandan kalori değeri düşmektedir. Ancak bu miktarlar aynı gramaj değerinde kestaneyi göz önüne aldığımızda geçerlidir. Haşlama yöntemi ile pişirildiği için fazla tüketebileceğimiz anlamına gelmemelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e8bRbPILKUG4ypgFEIZVhg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterolü, düşürüp, kanserden, koruyor, ama, tanesi, dilim, ekmekle, eşdeğer:, Günde, kaç, tane, kestane, yenir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e8bRbPILKUG4ypgFEIZVhg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolesterolü düşürüp, kanserden koruyor ama 3 tanesi 1 dilim ekmekle eşdeğer: Günde kaç tane kestane yenir?"><p>Erzincan'da kış mevsiminde kestaneciler ocaklarını yakarak kestane satışını sürdürüyor. Kışın en çok tüketilen besinlerden biri olan kestane, pek çok sağlık sorununa da şifa oluyor. Ancak kestaneyi tüketirken son derece dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü yüksek kalorili olan bu besin özellikle karbonhidrat türevi olan nişastayı bünyesinde fazlaca barındırır. Bu durumda kan şekerinin ani yükselmesine neden olabilir. Peki, günde kaç tane kestane yenir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yatu1pS0qU-TR1XqIlgL2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan’da yıllardır kış mevsiminde cadde ve sokak kenarlarında yerlerini alan kestaneciler satışlarını sürdürüyor. Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte ocaklarının başında yerlerini alan kestane satıcıları vatandaşlara hizmet vermeye devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/njRqsKGFmUS0-lNPsVtbxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan'da yıllardır bir kültür haline gelen kestane tüketimi soğuk havalarda adeta vazgeçilmez oluyor. Soğuk havaların hissedilmesiyle satışlara başlayan kestaneciler, genellikle satışların akşamları fazla olduğunu belirterek, “Gündüzleri satış pek fazla olmaz. Ocaklarımız ikindiden sonra yanmaya başlar. Kış günlerinin yaklaşmasıyla birlikte tezgâhlarımızı açıyoruz” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nrbK816WbEeaI2JWHAbIow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoğu yerde olduğu gibi Erzincan'da da kış ve soğuk denilince soba başında kestane pişirmek akla gelir.
Keyifli günler Erzincan’da başladı. Kış mevsiminin habercisi diyebileceğimiz kestane Erzincan sokaklarında satılmaya başlandı.
Özellikle akşam saatleriyle beraber serinleyen hava da vatandaşı ilgi gösterdiği kestaneler, nostalji havasında tüketiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/shsrFr0ToU-yvG3gosVBMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dörtyol kavşağı ve sokakların kesişim yerlerinde faaliyet gösteren kestaneciler, havaların iyice serinlemesiyle birlikte kestanenin de satışlarının başladığını belirttiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fD8fXIMy9UWcjKfFhcnqZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan’da talep gördüğünü söyleyen kestane satıcıları, Erzincanlılar için sobada kestane kavurmanın ayrı bir öneme sahip olduğunu ancak evlerde eskisi gibi kestane yapılmadığını, bu yüzden de dışarıdan alınıp tüketilmenin fazla olduğunu ifade ettiler. Geçen yıl 100 gramı 40 lira olan kestane bu sene 60 liradan satılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uV0p9dSJ1Eet4-NE-KHJHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk havaların sevilen yiyeceklerinden kestanenin tam bir şifa deposu. Kestane tüketiminin kansere karşı koruyucu etkisi de bulunuyor.
Ayrıca kan basıncını düzenler ve bireyi kalp ve damar hastalıklarından korur. Kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahiptir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b87B2G2hZUGqbbdr9tL0lQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış aylarının vazgeçilmezi şifa deposu kestanenin kansere karşı koruduğunu ve demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahip.Kestane aslında ne meyve ne de kuruyemiştir.
Kestane bol lifli ve karbonhidratlı bir tohumdur ve genellikle tohumların yağ içerikleri fazladır. Ancak bu noktada kestane, zinciri kırıp yağ yerine bol karbonhidrat barındırmasıyla diğer tohumlardan ayrılır. Aynı zamanda vitaminden zengin olan kestane B1, B2, B9 ve C vitaminlerini de içinde bol miktarda barındırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4lgoMFL7HE6w7GxdvdiHbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kestane demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahiptir. Diş sağlığı, kemikler ve kan dolaşımı için oldukça yararlıdır.
Kalp damar hastalıklarından koruyucu özelliğe sahiptir ve kolesterolü düşürür. Aynı zamanda flavanoidlerden de zengin olan kestane, iyi bir antioksidan olup bizi serbest radikallerin olumsuz etkilerinden koruyarak kansere karşı koruma sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UGDeIeT_8E6-_yGAk57Aig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3 adet büyük boy kestanenin ortalama 1 dilim ekmeğe eşdeğer kaloriye sahip. Yani bir oturuşta 15 kestane yediğinizde kendinizi 5 dilim ekmek yemiş ve vücudunuza 350 kalori almış olarak düşünebilirsiniz.
Bu yüzden kilo kontrolü sağlamak adına günde 5 adedi geçmemeye özen gösterilmelidir. Özellikle karbonhidrat türevi olan nişastayı bünyesinde fazlaca barındıran kestane, kan şekerini orta hızda yükselten yani orta glisemik indeksli gıdalar sınıfında yer alır.
Bu nedenle tüketimine özellikle şeker hastaları özen göstermeli, kan şekeri ve insülin takiplerine göre ayarlanan özel bir diyette kontrollü tüketmeleri sağlanmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wiI8Rvp-1UybOSluFiuF6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar kestaneyi pişirmenin en sağlıklı yolunun haşlama yöntemi olduğunu söylüyor.
Kestane tavada, fırında, közde pişirilebileceği gibi haşlama olarak da pişirilebilir. Hatta en sağlıklı kestane pişirme yöntemi haşlama yöntemidir.
Çünkü bu yöntemle bir yandan nem oranı artan kestanenin bir yandan kalori değeri düşmektedir. Ancak bu miktarlar aynı gramaj değerinde kestaneyi göz önüne aldığımızda geçerlidir. Haşlama yöntemi ile pişirildiği için fazla tüketebileceğimiz anlamına gelmemelidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saç dökülmesini durduran şahane besinler: Protein, demir, çinko, B vitamini ve folik asit deposu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sac-doekulmesini-durduran-sahane-besinler-protein-demir-cinko-b-vitamini-ve-folik-asit-deposu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sac-doekulmesini-durduran-sahane-besinler-protein-demir-cinko-b-vitamini-ve-folik-asit-deposu</guid>
<description><![CDATA[ Saç dökülmesi ve saç incelmesi en sık yaşanan saç sorunları arasında yer alıyor. Güçlü saçlara sahip olmak ve saçların dökülmesini engellemek için sağlıklı beslenmeniz gerekiyor. Protein, demir, çinko, B vitamini ve folik asit gibi temel besinler ile yumurta, çilek, ıspanak, yağlı balık, tatlı patates ve avokado gibi besinler saç sağlığını destekler.Saç dökülmesi en yaygın saç sorunlarının başında gelir ve hemen hemen herkes hayatının bir döneminde saç dökülmesi sorunuyla karşı karşıya kalabilir.
Saç dökülmesi çeşitli nedenlere bağlı olarak gerçekleşir. Genetik faktörler, stres, yanlış saç bakım ürünleri kullanımı, boya gibi kimyasal işlemler ve yetersiz beslenme en yaygın etkenlerdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.Erkeklerin %80&#039;inden fazlası ve kadınların neredeyse yarısı yaşamları boyunca önemli saç dökülmesi yaşar. Aslında, erkeklerin üçte ikisi 35 yaşına geldiğinde bir tür saç dökülmesi yaşar.Ancak, saç incelmesinin ve saç dökülmesinin çözümü sağlıklı beslenmekten geçiyor.Saç incelmesi, saç tellerinin çapında kademeli bir azalmadır ve saç dökülmesine ve kelliğe yol açabilir. Genetik, yaşam tarzı alışkanlıkları veya tıbbi rahatsızlıklardan kaynaklanabilir.Yaşlanma: İnvolüsyonel alopesi adı verilen doğal bir süreç, insanlar yaşlandıkça saçların incelmesine neden olur.Genetik: Androjenik alopesi, hem erkeklerde hem de kadınlarda saç dökülmesine neden olan genetik bir rahatsızlıktır.Yaşam tarzı alışkanlıkları: Saçlara aşırı renklendirme, perma ve gevşetici uygulamak incelmeye neden olabilir.Tıbbi rahatsızlıklar: Saç dökülmesi, tiroid bozuklukları, lupus veya frengi gibi tıbbi bir rahatsızlığın belirtisi olabilir.İlaçlar:  Bazı ilaçlar yan etki olarak saç dökülmesine neden olabilir.Hormonal değişiklikler: Saç dökülmesi doğumdan sonra, tiroid sorunu nedeniyle veya doğum kontrol haplarına başlamak veya bırakmaktan kaynaklanabilir.Stres: Kronik stres saç dökülmesine neden olabilir.Sağlıklı bir diyet saç incelmesini ve dökülmesini önlemeye yardımcı olabilir. Yeterli protein, demir, çinko ve vitamin içeren dengeli bir beslenme sağlıklı saç büyümesini desteklemeye yardımcı olabilir.Demir: Kırmızı kan hücrelerinin kafa derisine ve saç köklerine oksijen iletmesine yardımcı olur. Demir eksikliği saç dökülmesine yol açabilen anemiye neden olabilir.Çinko: Saçların kalın ve güçlü uzamasına yardımcı olur. Çinko eksikliğinden kaynaklanan saç dökülmesi takviyelerle tersine çevrilebilir.B Vitamini: B vitaminleri, özellikle biotin (B7 vitamini), saç sağlığı için önemlidir. Saç hücrelerinin büyümelerini ve gelişmelerini destekleyen enerji üretmelerine yardımcı olurlar.Folik asit: Saçların kalın ve güçlü uzamasına yardımcı olur.Yumurta: Yumurta, saç büyümesi için iki temel besin olan protein ve biotinin harika bir kaynağıdır.
Yeterli protein yemek saç büyümesini destekler çünkü saç kökleri çoğunlukla proteinden oluşur.
Protein eksikliği saç dökülmesini tetikleyebilirken, biotin keratin adı verilen bir saç proteininin üretimi için gereklidir, bu nedenle biotin takviyeleri genellikle saç büyümesi için pazarlanmaktadır. Biotin, biotin eksikliği olan kişilerde saç büyümesini iyileştirmeye yardımcı olabilir.
Biyotin eksiklikleri dengeli bir diyetle giderilebilir. Ancak, yüksek miktarda biyotin tüketmek çeşitli rahatsızlıkları teşhis etmek ve yönetmek için kullanılan laboratuvar sonuçlarını etkileyebilir.Yumurtalar ayrıca çinko, selenyum ve diğer saç sağlığına yararlı besinlerin harika bir kaynağıdır. Bu da onları optimum saç sağlığı için en iyi yiyeceklerden biri yapar.Ispanak: Folat, demir ve A ve C vitaminleri gibi faydalı besinlerle dolu sağlıklı bir yeşil sebze olan ıspanak, saç büyümesi için önemlidir.
Çalışmalar, A vitamininin saç büyümesi için önemli olduğunu göstermektedir. Ancak, çok fazla A vitamini takviyesi saç dökülmesine yol açabilir.
Bir fincan (30 gram) ıspanak günlük A vitamini ihtiyacınızın %20&#039;sine kadarını sağlar.Ispanak ayrıca saç büyümesi için gerekli olan harika bir bitki bazlı demir kaynağıdır.
Demir, kırmızı kan hücrelerinin metabolizmanızı beslemek ve büyümeye ve onarıma yardımcı olmak için vücutta oksijen taşımasına yardımcı olur.Meyveler: Meyveler, saç büyümesini destekleyebilecek faydalı bileşikler ve vitaminlerle doludur. Bunlara güçlü antioksidan özelliklere sahip C vitamini de dahildir. Antioksidanlar, saç köklerini serbest radikaller adı verilen zararlı moleküllerin verdiği hasara karşı korumaya yardımcı olabilir.
Örneğin, 1 su bardağı (144 gram) çilek, günlük C vitamini ihtiyacınızın %113&#039;üne kadar veya 85 miligramını sağlar.Vücut ayrıca, saçın kırılganlaşmasını ve kırılmasını önlemek için saçı güçlendirmeye yardımcı olan bir protein olan kolajen üretmek için C vitamini kullanır. C vitamini, vücudun diyetten demiri emmesine yardımcı olur. Düşük demir seviyeleri, saç dökülmesiyle ilişkilendirilen demir eksikliği anemisine neden olabilir.
Yağlı balıklar: Somon, ringa balığı ve uskumru gibi yağlı balıklar, saç büyümesini dest ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vYyUmaOVJ0Kb7PHpZeyKVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Saç, dökülmesini, durduran, şahane, besinler:, Protein, demir, çinko, vitamini, folik, asit, deposu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vYyUmaOVJ0Kb7PHpZeyKVg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Saç dökülmesini durduran şahane besinler: Protein, demir, çinko, B vitamini ve folik asit deposu"><p>Saç dökülmesi ve saç incelmesi en sık yaşanan saç sorunları arasında yer alıyor. Güçlü saçlara sahip olmak ve saçların dökülmesini engellemek için sağlıklı beslenmeniz gerekiyor. Protein, demir, çinko, B vitamini ve folik asit gibi temel besinler ile yumurta, çilek, ıspanak, yağlı balık, tatlı patates ve avokado gibi besinler saç sağlığını destekler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bK95apLbCUC8527ANZhsdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saç dökülmesi en yaygın saç sorunlarının başında gelir ve hemen hemen herkes hayatının bir döneminde saç dökülmesi sorunuyla karşı karşıya kalabilir.
Saç dökülmesi çeşitli nedenlere bağlı olarak gerçekleşir. Genetik faktörler, stres, yanlış saç bakım ürünleri kullanımı, boya gibi kimyasal işlemler ve yetersiz beslenme en yaygın etkenlerdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pb3vypnkfEyPHrEDgdUZ3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erkeklerin %80'inden fazlası ve kadınların neredeyse yarısı yaşamları boyunca önemli saç dökülmesi yaşar. Aslında, erkeklerin üçte ikisi 35 yaşına geldiğinde bir tür saç dökülmesi yaşar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dvHXJ2U1J067OseiZVA45A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, saç incelmesinin ve saç dökülmesinin çözümü sağlıklı beslenmekten geçiyor.Saç incelmesi, saç tellerinin çapında kademeli bir azalmadır ve saç dökülmesine ve kelliğe yol açabilir. Genetik, yaşam tarzı alışkanlıkları veya tıbbi rahatsızlıklardan kaynaklanabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mp0Ci54O2E6DQIWgeu71oA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanma: İnvolüsyonel alopesi adı verilen doğal bir süreç, insanlar yaşlandıkça saçların incelmesine neden olur.Genetik: Androjenik alopesi, hem erkeklerde hem de kadınlarda saç dökülmesine neden olan genetik bir rahatsızlıktır.Yaşam tarzı alışkanlıkları: Saçlara aşırı renklendirme, perma ve gevşetici uygulamak incelmeye neden olabilir.Tıbbi rahatsızlıklar: Saç dökülmesi, tiroid bozuklukları, lupus veya frengi gibi tıbbi bir rahatsızlığın belirtisi olabilir.İlaçlar:  Bazı ilaçlar yan etki olarak saç dökülmesine neden olabilir.Hormonal değişiklikler: Saç dökülmesi doğumdan sonra, tiroid sorunu nedeniyle veya doğum kontrol haplarına başlamak veya bırakmaktan kaynaklanabilir.Stres: Kronik stres saç dökülmesine neden olabilir.Sağlıklı bir diyet saç incelmesini ve dökülmesini önlemeye yardımcı olabilir. Yeterli protein, demir, çinko ve vitamin içeren dengeli bir beslenme sağlıklı saç büyümesini desteklemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H7d9mDUlRkWVHgEdFP4YuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir: Kırmızı kan hücrelerinin kafa derisine ve saç köklerine oksijen iletmesine yardımcı olur. Demir eksikliği saç dökülmesine yol açabilen anemiye neden olabilir.Çinko: Saçların kalın ve güçlü uzamasına yardımcı olur. Çinko eksikliğinden kaynaklanan saç dökülmesi takviyelerle tersine çevrilebilir.B Vitamini: B vitaminleri, özellikle biotin (B7 vitamini), saç sağlığı için önemlidir. Saç hücrelerinin büyümelerini ve gelişmelerini destekleyen enerji üretmelerine yardımcı olurlar.Folik asit: Saçların kalın ve güçlü uzamasına yardımcı olur.Yumurta: Yumurta, saç büyümesi için iki temel besin olan protein ve biotinin harika bir kaynağıdır.
Yeterli protein yemek saç büyümesini destekler çünkü saç kökleri çoğunlukla proteinden oluşur.
Protein eksikliği saç dökülmesini tetikleyebilirken, biotin keratin adı verilen bir saç proteininin üretimi için gereklidir, bu nedenle biotin takviyeleri genellikle saç büyümesi için pazarlanmaktadır. Biotin, biotin eksikliği olan kişilerde saç büyümesini iyileştirmeye yardımcı olabilir.
Biyotin eksiklikleri dengeli bir diyetle giderilebilir. Ancak, yüksek miktarda biyotin tüketmek çeşitli rahatsızlıkları teşhis etmek ve yönetmek için kullanılan laboratuvar sonuçlarını etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0q-6CN7Nw02qAOj60jHGcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalar ayrıca çinko, selenyum ve diğer saç sağlığına yararlı besinlerin harika bir kaynağıdır. Bu da onları optimum saç sağlığı için en iyi yiyeceklerden biri yapar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GwkN0VtA8EmtcJ4JwcOCtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanak: Folat, demir ve A ve C vitaminleri gibi faydalı besinlerle dolu sağlıklı bir yeşil sebze olan ıspanak, saç büyümesi için önemlidir.
Çalışmalar, A vitamininin saç büyümesi için önemli olduğunu göstermektedir. Ancak, çok fazla A vitamini takviyesi saç dökülmesine yol açabilir.
Bir fincan (30 gram) ıspanak günlük A vitamini ihtiyacınızın %20'sine kadarını sağlar.Ispanak ayrıca saç büyümesi için gerekli olan harika bir bitki bazlı demir kaynağıdır.
Demir, kırmızı kan hücrelerinin metabolizmanızı beslemek ve büyümeye ve onarıma yardımcı olmak için vücutta oksijen taşımasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUC_DOO6bUWKJCJCXA7kfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyveler: Meyveler, saç büyümesini destekleyebilecek faydalı bileşikler ve vitaminlerle doludur. Bunlara güçlü antioksidan özelliklere sahip C vitamini de dahildir. Antioksidanlar, saç köklerini serbest radikaller adı verilen zararlı moleküllerin verdiği hasara karşı korumaya yardımcı olabilir.
Örneğin, 1 su bardağı (144 gram) çilek, günlük C vitamini ihtiyacınızın %113'üne kadar veya 85 miligramını sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2hmppVGR-UKNZM2wgmT2pA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücut ayrıca, saçın kırılganlaşmasını ve kırılmasını önlemek için saçı güçlendirmeye yardımcı olan bir protein olan kolajen üretmek için C vitamini kullanır. C vitamini, vücudun diyetten demiri emmesine yardımcı olur. Düşük demir seviyeleri, saç dökülmesiyle ilişkilendirilen demir eksikliği anemisine neden olabilir.
Yağlı balıklar: Somon, ringa balığı ve uskumru gibi yağlı balıklar, saç büyümesini destekleyebilecek ve saç büyümesini teşvik edebilecek besinlere sahip olan omega-3 yağ asitlerinin mükemmel kaynaklarıdır.
Omega-3 yağ asitleri ve saç büyümesi hakkında sadece bir avuç çalışma olmasına rağmen, yağlı balık aynı zamanda güçlü ve sağlıklı saçları desteklemeye yardımcı olabilecek protein, selenyum, D3 vitamini ve B vitaminlerinin de harika bir kaynağıdır.
Avokado: Avokado lezzetli, besleyici ve sağlıklı yağların harika bir kaynağıdır. Ayrıca Saç büyümesini destekleyebilecek mükemmel bir E vitamini kaynağıdır. Bir orta boy avokado (yaklaşık 200 gram) günlük E vitamini ihtiyacınızın %28'ini karşılar.C vitamini gibi E vitamini de serbest radikalleri nötralize ederek oksidatif stresi önlemeye yardımcı olan bir antioksidandır. E vitamini ayrıca saç derisi gibi cilt bölgelerini oksidatif stres ve hasardan korur. Saç derisindeki hasarlı cilt, düşük saç kalitesine ve daha az saç köküne neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dcfVi8rS00C1xw_kt-JF1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatlı patatesler: Tatlı patatesler iyi bir beta-karoten kaynağıdır. Vücut bu bileşiği saç sağlığıyla bağlantılı olan A vitaminine dönüştürür.Orta boy bir tatlı patates (yaklaşık 114 gram) günlük A vitamini ihtiyacınızın %160'ına kadarını karşılayacak kadar beta karoten içerir.
A vitamini eksikliği saç dökülmesine yol açabilir ve araştırmalar A vitamininin saçın sağlıklı kalmasına yardımcı olan sebum üretimini etkileyebileceğini göstermiştir.Ancak, çok fazla A vitamininin de saç dökülmesine neden olabileceğini unutmamak önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E7FN-S9DoUiXCaQtgXexqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saç dökülmesi stres, beslenme ve tıbbi durumlar gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir. Sağlıklı bir diyet uygulamanın yanı sıra, saç dökülmesini durdurmaya yardımcı olmak için şu yaşam tarzı değişikliklerini ve tedavileri deneyebilirsiniz:Stresle başa çıkın: Ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek gibi stresle başa çıkmanın yollarını bulun.
Zararlı saç modellerinden kaçının: At kuyruğu, topuz veya mısır örgüsü gibi saçınızı çeken sıkı saç modelleri kullanmaktan kaçının.Saç derinize iyi bakın: Saçınızı nazikçe yıkayın ve bakım yapın ve saç derinize düzenli olarak peeling yapın.
Sert uygulamalardan kaçının: Isı, kıvırma ve boyalardan kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6JOzoTCYk0eKHnCSN9dgnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal yağlar kullanın: Saçınızın sağlıklı kalmasına yardımcı olmak için doğal yağlar kullanın.
İlaç alın: Finasterid veya topikal minoksidil gibi bazı ilaçlar saç dökülmesine yardımcı olabilir.Hormon tedavisini düşünün: Hormon dengesizlikleri saç dökülmesine neden oluyorsa, hormon tedavisi yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İp atlamak basit bir egzersizden çok daha fazlası: Çoğu kişi bu 6 faydayı bilmiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ip-atlamak-basit-bir-egzersizden-cok-daha-fazlasi-cogu-kisi-bu-6-faydayi-bilmiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ip-atlamak-basit-bir-egzersizden-cok-daha-fazlasi-cogu-kisi-bu-6-faydayi-bilmiyor</guid>
<description><![CDATA[ İp atlama, çocukluk oyuncağı olarak basitliğinin ötesinde bir dizi fitness faydası sunar. İp atlama eski usul bir egzersiz gibi görünebilir, ancak faydaları gerçekten moderndir. Kalori yakmaktan ve kalbinizi güçlendirmekten zihinsel keskinliği geliştirmeye kadar pek çok fayda sağlar.İp atlama, çocuklar için basit bir oyuncaktan daha fazlasıdır; aynı zamanda bir egzersizdir. Bu basit uygulama pahalı spor salonu ekipmanları tarafından gölgede bırakılabilir, ancak fitness oyunumuzu beklenmedik şekillerde geliştirme potansiyeline sahiptir. İp atlama, eğlenceli bir aerobik programının yanı sıra tüm vücudu çalıştıran bir egzersiz de sağlayabilir. İşte ip atlamanın bazı faydaları ve neden günlük rutinimizin bir parçası olması gerektiği.İp atlamanın, koşmaktan dakikada daha fazla kalori yakabileceğini biliyor muydunuz? Sadece 10 dakikalık ip atlama, 8 dakikalık bir mil koşmakla aynı kalori yakma etkisini sağlayabilir. Bu, özellikle yoğun programları olanlar için oldukça verimli bir egzersiz olmasını sağlar. Spor salonunda saatler harcamadan fazla kilolarınızdan kurtulmanın harika bir yoludur.İp atlama, kalbinizin pompalamasını sağlayan harika bir kardiyo egzersizidir.
Kalp atış hızınızı artırarak ve kan dolaşımınızı iyileştirerek kardiyovasküler sisteminizi güçlendirir.
Zamanla, bu kalp hastalığı riskinizi düşürebilir ve dayanıklılığınızı artırabilir. Günde birkaç dakika ip atlamak bile kalbinizin sağlıklı kalmasında büyük bir fark yaratabilir.İp atlama, koordinasyonunuzu önemli ölçüde artırabilen zamanlama, ritim ve konsantrasyon gerektirir. Tekrarlayan hareket, beyninizi ve vücudunuzu birlikte çalışmaya zorlar, motor becerilerinizi ve dengenizi keskinleştirir. Bu, özellikle sporcular ve genel vücut farkındalıklarını geliştirmek isteyen herkes için faydalıdır.Ağırlık taşımayı içeren bir egzersiz olarak ip atlama, daha güçlü ve daha yoğun kemikler oluşturmaya yardımcı olur. Sık egzersiz yapmak kemik sağlığını iyileştirebilir ve özellikle yaşlandıkça osteoporoz riskini azaltabilir. İp atlama, eklemlerinizi aşırı çalıştırmadan güçlü, sağlıklı kemikleri korumak için etkili bir yöntemdir. Birden fazla kas grubunu çalıştırırBaldırlarınızdan omuzlarınıza kadar, ip atlamak birden fazla kas grubunu aynı anda harekete geçirir. Göbeğinizi, kollarınızı, bacaklarınızı ve hatta sırtınızı çalıştırır. Bu, kaslarınızı tonlandıran ve güçlendirirken çevik kalmanızı sağlayan tam vücut egzersizi olmasını sağlar. Zamanla, gelişmiş kas tanımı ve genel güç fark edeceksiniz.İp atlamak, hem zihniniz hem de bedeniniz için şaşırtıcı derecede iyidir! Ritm, dikkat ve hızlı karar vermeyi gerektirdiği için düşüncenizi geliştirebilir.Aktivitenin endorfin üretimi gerginliği azaltır ve ruh halinizi iyileştirir. Duygusal ve zihinsel sağlığınızı korumak için keyifli bir yöntemdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ha8ZjuuPrU6Q-82GOovK2w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İp, atlamak, basit, bir, egzersizden, çok, daha, fazlası:, Çoğu, kişi, faydayı, bilmiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ha8ZjuuPrU6Q-82GOovK2w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İp atlamak basit bir egzersizden çok daha fazlası: Çoğu kişi bu 6 faydayı bilmiyor"><p>İp atlama, çocukluk oyuncağı olarak basitliğinin ötesinde bir dizi fitness faydası sunar. İp atlama eski usul bir egzersiz gibi görünebilir, ancak faydaları gerçekten moderndir. Kalori yakmaktan ve kalbinizi güçlendirmekten zihinsel keskinliği geliştirmeye kadar pek çok fayda sağlar.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x-CdNjg4nEipXANjiRtVIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlama, çocuklar için basit bir oyuncaktan daha fazlasıdır; aynı zamanda bir egzersizdir. Bu basit uygulama pahalı spor salonu ekipmanları tarafından gölgede bırakılabilir, ancak fitness oyunumuzu beklenmedik şekillerde geliştirme potansiyeline sahiptir. İp atlama, eğlenceli bir aerobik programının yanı sıra tüm vücudu çalıştıran bir egzersiz de sağlayabilir. İşte ip atlamanın bazı faydaları ve neden günlük rutinimizin bir parçası olması gerektiği.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R7dbv4k76UC88wGjIcuvgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlamanın, koşmaktan dakikada daha fazla kalori yakabileceğini biliyor muydunuz? Sadece 10 dakikalık ip atlama, 8 dakikalık bir mil koşmakla aynı kalori yakma etkisini sağlayabilir. Bu, özellikle yoğun programları olanlar için oldukça verimli bir egzersiz olmasını sağlar. Spor salonunda saatler harcamadan fazla kilolarınızdan kurtulmanın harika bir yoludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CGeznyuczEO7-Hp95sH6EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlama, kalbinizin pompalamasını sağlayan harika bir kardiyo egzersizidir.
Kalp atış hızınızı artırarak ve kan dolaşımınızı iyileştirerek kardiyovasküler sisteminizi güçlendirir.
Zamanla, bu kalp hastalığı riskinizi düşürebilir ve dayanıklılığınızı artırabilir. Günde birkaç dakika ip atlamak bile kalbinizin sağlıklı kalmasında büyük bir fark yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q_CrKwaZqkCt3GOJarkq4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlama, koordinasyonunuzu önemli ölçüde artırabilen zamanlama, ritim ve konsantrasyon gerektirir. Tekrarlayan hareket, beyninizi ve vücudunuzu birlikte çalışmaya zorlar, motor becerilerinizi ve dengenizi keskinleştirir. Bu, özellikle sporcular ve genel vücut farkındalıklarını geliştirmek isteyen herkes için faydalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pJ8emUYHn0aWOXxoCe4A4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağırlık taşımayı içeren bir egzersiz olarak ip atlama, daha güçlü ve daha yoğun kemikler oluşturmaya yardımcı olur. Sık egzersiz yapmak kemik sağlığını iyileştirebilir ve özellikle yaşlandıkça osteoporoz riskini azaltabilir. İp atlama, eklemlerinizi aşırı çalıştırmadan güçlü, sağlıklı kemikleri korumak için etkili bir yöntemdir. Birden fazla kas grubunu çalıştırır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ObFtjKDRECIrXQxYUTZHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baldırlarınızdan omuzlarınıza kadar, ip atlamak birden fazla kas grubunu aynı anda harekete geçirir. Göbeğinizi, kollarınızı, bacaklarınızı ve hatta sırtınızı çalıştırır. Bu, kaslarınızı tonlandıran ve güçlendirirken çevik kalmanızı sağlayan tam vücut egzersizi olmasını sağlar. Zamanla, gelişmiş kas tanımı ve genel güç fark edeceksiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qsVJ7reFhEKU-AztpxrxnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlamak, hem zihniniz hem de bedeniniz için şaşırtıcı derecede iyidir! Ritm, dikkat ve hızlı karar vermeyi gerektirdiği için düşüncenizi geliştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OBhhl5zgR0qZtnzr8eknLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aktivitenin endorfin üretimi gerginliği azaltır ve ruh halinizi iyileştirir. Duygusal ve zihinsel sağlığınızı korumak için keyifli bir yöntemdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ocak ayında tüketilmesi gereken 5 balık: Kuyruğu, kılçığı ve başı kalsiyum deposu, birçok hastalığa iyi geliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ocak-ayinda-tuketilmesi-gereken-5-balik-kuyrugu-kilcigi-ve-basi-kalsiyum-deposu-bircok-hastaliga-iyi-geliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ocak-ayinda-tuketilmesi-gereken-5-balik-kuyrugu-kilcigi-ve-basi-kalsiyum-deposu-bircok-hastaliga-iyi-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı beslenmede günde 2 kez tüketilmesi önerilen balık, kalp hastalıklarından ülsere, alzheimerdan bronşite kadar birçok rahatsızlığa iyi gelirken, kuyruğu, kılçığı ve başı adeta bir kalsiyum deposu olarak dikkati çekiyor.Tarım ve Orman Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından ocak ayında tüketilmesi gereken balıkları açıkladı.Mevsiminde taze tüketilmesi önerilen bir besin olan balıklardan kolyoz, hamsi, lüfer, kırlangıç ve tekir ocakta daha lezzetli oluyor. En ucuz balık olarak bilinen hamsinin kilosu Bursa pazarlarında 200-400 lira arasında satılıyor.Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar sağlıklı nesiller için haftada iki kez balık tüketilmesini önerdi.Küçük yaşta çocukların sinir sistemi ve beyin dokusu gelişimine yardım eden balığın, yetişkinlerde depresyonu azalttığını ve Alzheimer hastalığına yakalanma riskini düşürdüğünü vurgulayan Tayar, balığın faydalarını şöyle sıraladı:&quot;Kardiyovasküler hastalık riskini ve kalp çırpıntısını azaltır. İçerdiği omega-3 yağı sayesinde kalp krizi riskini düşürür. Kan basıncını düşürür, dolaşımı düzenler.Kötü kolesterolü azaltır, iyi kolesterolü yükseltir. Romatizmal hastalıklara iyi gelir. Yaşlanma ve güneşin etkilerini, egzama belirtilerini azaltır, yıpranan ve zarar gören dokuların yenilenmesini sağlar. Görmeyi kuvvetlendirir ve retinadaki sinir gelişimine katkıda bulunur.Göz kuruması sendromunu azaltır. Özellikle kış aylarında solunum ve gribal enfeksiyon riskini azaltır. Astım ve bronşit belirtilerini düşürür.Kas ve dokuların gelişimine ve yenilenmesine katkıda bulunur. Krom ve ülser hastalığı belirtilerini azaltır. Sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur.&quot;Tayar, balığın kılçığı, başı ve kuyruğunun kalsiyum deposu olduğuna dikkati çekerek, &quot;Kış aylarında sağlık denizden çıkıyor. Akıllı ve sağlıklı nesiller için balık, beslenmede mutlaka olmalı. Çocuktan yaşlısına kadar her bireyin mutlaka tüketmesi gereken besinlerden&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h-5bijK4OU2Q1qAQv3Gg0Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ocak, ayında, tüketilmesi, gereken, balık:, Kuyruğu, kılçığı, başı, kalsiyum, deposu, birçok, hastalığa, iyi, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h-5bijK4OU2Q1qAQv3Gg0Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ocak ayında tüketilmesi gereken 5 balık: Kuyruğu, kılçığı ve başı kalsiyum deposu, birçok hastalığa iyi geliyor"><p>Sağlıklı beslenmede günde 2 kez tüketilmesi önerilen balık, kalp hastalıklarından ülsere, alzheimerdan bronşite kadar birçok rahatsızlığa iyi gelirken, kuyruğu, kılçığı ve başı adeta bir kalsiyum deposu olarak dikkati çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OMFF3rKGvUGpfEspJNgrwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarım ve Orman Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından ocak ayında tüketilmesi gereken balıkları açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CaqtVzRYpEyQmgrlG-rTRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mevsiminde taze tüketilmesi önerilen bir besin olan balıklardan kolyoz, hamsi, lüfer, kırlangıç ve tekir ocakta daha lezzetli oluyor. En ucuz balık olarak bilinen hamsinin kilosu Bursa pazarlarında 200-400 lira arasında satılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7SsFTeMJlUK_M8DS-47MeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar sağlıklı nesiller için haftada iki kez balık tüketilmesini önerdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/98f2zrm16EmWsIcj5qhMCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küçük yaşta çocukların sinir sistemi ve beyin dokusu gelişimine yardım eden balığın, yetişkinlerde depresyonu azalttığını ve Alzheimer hastalığına yakalanma riskini düşürdüğünü vurgulayan Tayar, balığın faydalarını şöyle sıraladı:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q1GMrwFRlkS1q09DqzghiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Kardiyovasküler hastalık riskini ve kalp çırpıntısını azaltır. İçerdiği omega-3 yağı sayesinde kalp krizi riskini düşürür. Kan basıncını düşürür, dolaşımı düzenler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K57wxPiNSUyvxuB0lQTJGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kötü kolesterolü azaltır, iyi kolesterolü yükseltir. Romatizmal hastalıklara iyi gelir. Yaşlanma ve güneşin etkilerini, egzama belirtilerini azaltır, yıpranan ve zarar gören dokuların yenilenmesini sağlar. Görmeyi kuvvetlendirir ve retinadaki sinir gelişimine katkıda bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o-Ae3bAhXkyHPDIuL2VPKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz kuruması sendromunu azaltır. Özellikle kış aylarında solunum ve gribal enfeksiyon riskini azaltır. Astım ve bronşit belirtilerini düşürür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tOkjRtYYgky26YvyJgR7lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas ve dokuların gelişimine ve yenilenmesine katkıda bulunur. Krom ve ülser hastalığı belirtilerini azaltır. Sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8jq7nbfmskWkHsTE1DF2Tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tayar, balığın kılçığı, başı ve kuyruğunun kalsiyum deposu olduğuna dikkati çekerek, "Kış aylarında sağlık denizden çıkıyor. Akıllı ve sağlıklı nesiller için balık, beslenmede mutlaka olmalı. Çocuktan yaşlısına kadar her bireyin mutlaka tüketmesi gereken besinlerden" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kışın uyku düzenini mahveden 3 şey: Mevsim değişikliğinde uyku düzeni nasıl korunur?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kisin-uyku-duzenini-mahveden-3-sey-mevsim-degisikliginde-uyku-duzeni-nasil-korunur</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kisin-uyku-duzenini-mahveden-3-sey-mevsim-degisikliginde-uyku-duzeni-nasil-korunur</guid>
<description><![CDATA[ Kış, gün ışığının azalması, soğuk hava sıcaklıkları ve fiziksel aktivitenin azalması nedeniyle uykuyu bozabilir. Uykuyu iyileştirmek için gün ışığına maruz kalmayı en üst düzeye çıkarın, tutarlı bir uyku programı uygulayın, rahat bir uyku ortamı yaratın, aktif kalın ve diyetinize ve kafein alımınıza dikkat edin. Bu ayarlamalar kışın daha iyi uyumanıza ve daha dinlenmiş hissetmenize yardımcı olabilir.Mevsimler değiştikçe uyku düzenimizi etkileyen koşullar da değişir.
Birçok insan için kışın gelişi uyku düzeninde bozulmalara neden olabilir ve bu da dinlenmiş ve enerjik hissetmeyi zorlaştırır.
İster gün ışığındaki değişim, ister daha soğuk hava sıcaklıkları veya biyolojik ritmimizdeki doğal değişim olsun, kışın uyku düzenimizi nasıl etkilediğini anlamak, daha soğuk aylarda daha iyi uyumak için stratejiler benimsememize yardımcı olabilir.GÜNEŞ IŞIĞINA DAHA AZ MARUZ KALMAKış aylarında, daha kısa günler ve daha uzun geceler doğal ışığa daha az maruz kalmayla sonuçlanır. Işık, bize ne zaman uyuyup uyanacağımızı söyleyen iç saatimiz olan sirkadiyen ritmimizin temel düzenleyicisidir.Azaltılmış gün ışığı bu ritmi bozabilir ve uykuya dalmakta veya doğru zamanda uyanmakta zorluğa yol açabilir. Ek olarak, doğal ışık eksikliği serotonin seviyelerinde düşüşe yol açabilir ve bu da ruh hali değişikliklerine neden olabilir ve hatta kış aylarında daha az güneş ışığına maruz kalmayla bağlantılı bir durum olan mevsimsel duygusal bozukluğa (SAD) katkıda bulunabilir.Daha soğuk hava bazen rahatlatıcı olsa da, sıcaklıktaki düşüş uyku kalitesini de etkileyebilir. Vücudumuz uyku sırasında doğal olarak soğur ve soğuk bir ortam uykuya dalmayı veya gece boyunca rahat kalmayı zorlaştırabilir.
Ancak, aşırı sıcak bir oda da uykuyu bozabilir çünkü vücudun dinlenmek için en uygun serin durumuna ulaşma ihtiyacını engeller.Kış genellikle içeride daha fazla zaman geçirmek anlamına gelir ve bu da fiziksel aktivitede azalmaya neden olabilir.
Egzersiz uyku kalitesinde önemli bir rol oynar, bu nedenle daha az aktif olduğumuzda derin ve dinlendirici bir uykuya dalmayı daha zor bulabiliriz.
Ek olarak, insanlar kış aylarında daha az sosyal aktiviteye girme eğilimindedir, bu da izolasyon duygularına katkıda bulunabilir ve zihinsel refahı etkileyerek uykuyu daha da etkiler.GÜNEŞ IŞIĞINDAN YARARLANINGüneş ışığı eksikliğiyle mücadele etmek için, sadece kısa bir yürüyüş için bile olsa, gün ışığı saatlerinde dışarı çıkmaya çalışın. Doğal ışık, sirkadiyen ritminizi sıfırlamanıza ve ruh halinizi iyileştirmenize yardımcı olabilir.
Dışarı çıkmak zorsa, özellikle sabahları enerjinizi artırmaya ve düzenli bir uyku programı sürdürmeye yardımcı olmak için doğal ışık maruziyetini simüle etmek için bir ışık terapisi kutusu kullanmayı düşünün.Kış aylarında, düzensiz uyku alışkanlıklarına girmek kolaydır, ancak tutarlı bir yatma ve uyanma saatine sahip olmak iyi bir uyku hijyeninin anahtarıdır.
Hafta sonları bile, iç saatinizi korumak için uyku programınıza uymaya çalışın. Bu, uykuya dalmayı ve doğru saatlerde uyanmayı kolaylaştıracak ve daha dinlenmiş hissetmenize yardımcı olacaktır.Yatak odanızın uyku için rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun; genellikle çoğu insan için 15 ila 19 santigrat derece (60 ila 67 derece Fahrenheit) idealdir.
Sıcak, yumuşak yatak örtüleri giyin veya rahat pijamalar giyin, ancak aşırı ısınmaktan kaçının, çünkü çok fazla sıcaklık rahatsızlığa neden olabilir. Optimum hava kalitesini korumak ve kışla birlikte gelen kuruluğu azaltmak için bir nemlendirici kullanmayı düşünün.Dışarıya çok fazla çıkamasanız bile, rutininize fiziksel aktiviteyi dahil etmeye çalışın. Egzersiz, daha derin ve daha dinlendirici bir dinlenmeyi teşvik ederek uykunuzu düzenlemenize yardımcı olur. İster evde egzersiz, ister yoga veya kış sporu olsun, aktif kalmak hem uykunuzun kalitesini hem de süresini iyileştirebilir.Yatma saatine yakın ağır yemekler yemek veya kafein içmek uykuya dalma yeteneğinizi etkileyebilir. Bu maddeleri öğleden sonra veya akşam saatlerinde tüketmekten kaçınmaya çalışın. Bunun yerine, doğal magnezyum içerikleri nedeniyle dinlendirici bir uykuyu destekleyebilen fındık veya muz gibi hafif bir akşam atıştırmalığı tercih edin.Kış uyku düzenimizi zorlayabilir, ancak alışkanlıklarımızda ve çevremizde dikkatli ayarlamalar yaparak, dinlenmiş ve yenilenmiş hissederek uyandığımızdan emin olurken mevsimi kucaklayabiliriz.
Biraz farkındalık ve çaba, kışın uykumuz üzerindeki etkisini nasıl deneyimleyeceğimiz konusunda büyük bir fark yaratabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f2X7QViQPEqrCN-RrPe86w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, uyku, düzenini, mahveden, şey:, Mevsim, değişikliğinde, uyku, düzeni, nasıl, korunur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f2X7QViQPEqrCN-RrPe86w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kışın uyku düzenini mahveden 3 şey: Mevsim değişikliğinde uyku düzeni nasıl korunur?"><p>Kış, gün ışığının azalması, soğuk hava sıcaklıkları ve fiziksel aktivitenin azalması nedeniyle uykuyu bozabilir. Uykuyu iyileştirmek için gün ışığına maruz kalmayı en üst düzeye çıkarın, tutarlı bir uyku programı uygulayın, rahat bir uyku ortamı yaratın, aktif kalın ve diyetinize ve kafein alımınıza dikkat edin. Bu ayarlamalar kışın daha iyi uyumanıza ve daha dinlenmiş hissetmenize yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nd6a7YztrEmFbSyT2De-1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mevsimler değiştikçe uyku düzenimizi etkileyen koşullar da değişir.
Birçok insan için kışın gelişi uyku düzeninde bozulmalara neden olabilir ve bu da dinlenmiş ve enerjik hissetmeyi zorlaştırır.
İster gün ışığındaki değişim, ister daha soğuk hava sıcaklıkları veya biyolojik ritmimizdeki doğal değişim olsun, kışın uyku düzenimizi nasıl etkilediğini anlamak, daha soğuk aylarda daha iyi uyumak için stratejiler benimsememize yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cpodGl0GAEWiB7YNhM2X1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GÜNEŞ IŞIĞINA DAHA AZ MARUZ KALMAKış aylarında, daha kısa günler ve daha uzun geceler doğal ışığa daha az maruz kalmayla sonuçlanır. Işık, bize ne zaman uyuyup uyanacağımızı söyleyen iç saatimiz olan sirkadiyen ritmimizin temel düzenleyicisidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nQdow8ziSkaabTyjANxqgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Azaltılmış gün ışığı bu ritmi bozabilir ve uykuya dalmakta veya doğru zamanda uyanmakta zorluğa yol açabilir. Ek olarak, doğal ışık eksikliği serotonin seviyelerinde düşüşe yol açabilir ve bu da ruh hali değişikliklerine neden olabilir ve hatta kış aylarında daha az güneş ışığına maruz kalmayla bağlantılı bir durum olan mevsimsel duygusal bozukluğa (SAD) katkıda bulunabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O7gHvLvkMEqtXXX3GFYNjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha soğuk hava bazen rahatlatıcı olsa da, sıcaklıktaki düşüş uyku kalitesini de etkileyebilir. Vücudumuz uyku sırasında doğal olarak soğur ve soğuk bir ortam uykuya dalmayı veya gece boyunca rahat kalmayı zorlaştırabilir.
Ancak, aşırı sıcak bir oda da uykuyu bozabilir çünkü vücudun dinlenmek için en uygun serin durumuna ulaşma ihtiyacını engeller.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lBRAh20YL0e5HjTUGYNk5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış genellikle içeride daha fazla zaman geçirmek anlamına gelir ve bu da fiziksel aktivitede azalmaya neden olabilir.
Egzersiz uyku kalitesinde önemli bir rol oynar, bu nedenle daha az aktif olduğumuzda derin ve dinlendirici bir uykuya dalmayı daha zor bulabiliriz.
Ek olarak, insanlar kış aylarında daha az sosyal aktiviteye girme eğilimindedir, bu da izolasyon duygularına katkıda bulunabilir ve zihinsel refahı etkileyerek uykuyu daha da etkiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zzhQ_Vxdu0m0W0LN1pyZTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GÜNEŞ IŞIĞINDAN YARARLANINGüneş ışığı eksikliğiyle mücadele etmek için, sadece kısa bir yürüyüş için bile olsa, gün ışığı saatlerinde dışarı çıkmaya çalışın. Doğal ışık, sirkadiyen ritminizi sıfırlamanıza ve ruh halinizi iyileştirmenize yardımcı olabilir.
Dışarı çıkmak zorsa, özellikle sabahları enerjinizi artırmaya ve düzenli bir uyku programı sürdürmeye yardımcı olmak için doğal ışık maruziyetini simüle etmek için bir ışık terapisi kutusu kullanmayı düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1KtK8QB6ikaqIImnM61U5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış aylarında, düzensiz uyku alışkanlıklarına girmek kolaydır, ancak tutarlı bir yatma ve uyanma saatine sahip olmak iyi bir uyku hijyeninin anahtarıdır.
Hafta sonları bile, iç saatinizi korumak için uyku programınıza uymaya çalışın. Bu, uykuya dalmayı ve doğru saatlerde uyanmayı kolaylaştıracak ve daha dinlenmiş hissetmenize yardımcı olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IgX0U5p4K06J-QblFVDZOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yatak odanızın uyku için rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun; genellikle çoğu insan için 15 ila 19 santigrat derece (60 ila 67 derece Fahrenheit) idealdir.
Sıcak, yumuşak yatak örtüleri giyin veya rahat pijamalar giyin, ancak aşırı ısınmaktan kaçının, çünkü çok fazla sıcaklık rahatsızlığa neden olabilir. Optimum hava kalitesini korumak ve kışla birlikte gelen kuruluğu azaltmak için bir nemlendirici kullanmayı düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9crEaf9dTEmBr9L6advR2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dışarıya çok fazla çıkamasanız bile, rutininize fiziksel aktiviteyi dahil etmeye çalışın. Egzersiz, daha derin ve daha dinlendirici bir dinlenmeyi teşvik ederek uykunuzu düzenlemenize yardımcı olur. İster evde egzersiz, ister yoga veya kış sporu olsun, aktif kalmak hem uykunuzun kalitesini hem de süresini iyileştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tHJ9_bfiP0Sbq7BD8SzSWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yatma saatine yakın ağır yemekler yemek veya kafein içmek uykuya dalma yeteneğinizi etkileyebilir. Bu maddeleri öğleden sonra veya akşam saatlerinde tüketmekten kaçınmaya çalışın. Bunun yerine, doğal magnezyum içerikleri nedeniyle dinlendirici bir uykuyu destekleyebilen fındık veya muz gibi hafif bir akşam atıştırmalığı tercih edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OBHNNTocg02rRXhyYWiXoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış uyku düzenimizi zorlayabilir, ancak alışkanlıklarımızda ve çevremizde dikkatli ayarlamalar yaparak, dinlenmiş ve yenilenmiş hissederek uyandığımızdan emin olurken mevsimi kucaklayabiliriz.
Biraz farkındalık ve çaba, kışın uykumuz üzerindeki etkisini nasıl deneyimleyeceğimiz konusunda büyük bir fark yaratabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Vücudun fabrikasını&amp;quot; iyileştiren 4 kural: Beyin yaşlanmasını yavaşlatmak mümkün</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vucudun-fabrikasini-iyilestiren-4-kural-beyin-yaslanmasini-yavaslatmak-mumkun</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vucudun-fabrikasini-iyilestiren-4-kural-beyin-yaslanmasini-yavaslatmak-mumkun</guid>
<description><![CDATA[ Beyin sağlığına dikkat etmek, genel sağlığı ve bilişsel işlev için çok önemlidir. Düzenli egzersiz, besleyici bir diyet, zihinsel aktivite, yeterli uyku ve sağlıklı kan damarları beyin sağlığını önemli ölçüde artırabilir. Bu alışkanlıklar bilişsel yeteneklere, duygusal dengeye ve genel üretkenliğe yardımcı olur, beyin hastalıkları riskini azaltır ve zihinsel performansı artırır.Bilindiği gibi beyin, herhangi bir canlı organizmanın vücudunun fabrikasıdır ve işin çoğu burada gerçekleşir. Sadece bu nedenle, beyin sağlığınıza dikkat etmek zorunludur.Yaşlandıkça, beynin yaşlanması da dahil olmak üzere hayati organlarımızdaki değişiklikler kaçınılmazdır.Ancak, günlük rutinimize bazı basit alışkanlıklar ekleyerek beynin yaşlanmasını yavaşlatabiliriz. Sonuçta, beyin sağlığımız genel sağlığımıza katkıda bulunan en önemli faktörlerden biridir.Beyin sağlığı, bir kişinin günlük yaşamda iyi performans göstermesini sağlayan optimum beyin işlevi durumudur. Fiziksel, zihinsel ve sosyal refahın bir birleşimidir.Bilişsel işlev: Düşünme, dikkat etme, sorunları çözme ve akıllıca kararlar alma yeteneğiDuygusal denge: Başkalarıyla iyi etkileşim kurma ve çeşitli duyguları deneyimleme yeteneğiDayanıklılık: Stres ve zorluklarla başa çıkma yeteneğiÜretkenlik: İyi çalışma ve toplumunuza katkıda bulunma yeteneğiDüzenli egzersiz yapın: Fiziksel hareket, genel sağlığınızı iyileştirmenin en önemli yollarından biridir ve beyin sağlığınız üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir.Fiziksel aktivite düşünmenize, öğrenmenize, sorun çözmenize ve dikkat etmenize yardımcı olabilir. Ayrıca günlük olayları ve yeni bilgileri hatırlamanıza yardımcı olur.Sadece bu değil, düzenli egzersizler kaygı ve depresyon semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir ve Alzheimer gibi hafızayla ilgili hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir. Dahası, düzenli egzersiz yapmak ruh halinizi, konsantrasyonunuzu ve uyanıklığınızı artırabilir, dolayısıyla daha iyi uyumanıza yardımcı olabilir ve bu da ruh halinizi yönetmenize yardımcı olabilir.Bu faydalar, egzersiz sırasında beyninize giden kan akışının artmasından kaynaklanır. Ayrıca yaşlanma sırasında oluşan beyin bağlantılarındaki doğal azalmanın bir kısmını telafi ederek bazı sorunları tersine çevirme eğilimindedir.Tüm bunların dışında, düzenli hareket sinir büyüme faktörlerini uyarabilir, sinir bağlantısını iyileştirebilir ve odaklanma ve dikkat etme yeteneğinizi ölçen bireysel alfa tepe frekansınızı (iAPF) artırabilir.Besleyici bir diyet yapın: Düzenli bir egzersiz beyin sağlığınızı artırmaya yardımcı olduğu kadar, besin açısından zengin bir diyet tüketmek de harikalar yaratır. Beyin sağlığınıza değer katan sağlıklı bir diyet arıyorsanız, Akdeniz diyeti mevcut en iyi seçenektir. Akdeniz diyeti, bitki bazlı yiyecekleri ve zeytinyağını vurgulayan bir yeme tarzıdır.Akdeniz Denizi çevresindeki ülkelerdeki insanların geleneksel beslenme alışkanlıklarına dayanmaktadır.
Akdeniz diyeti, taze meyve ve sebzelere, tam tahıllara, sağlıklı yağlara ve sınırlı miktarda süt ürünlerine, yumurtaya, balığa ve kümes hayvanlarına dayanmaktadır. Akdeniz diyeti beyin fonksiyonlarını ve hafızayı iyileştirmeye yardımcı olabilir ve bilişsel gerilemeyi yavaşlatmaya ve bunama riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Bu özel diyet, Alzheimer hastalığı riskini de azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca Akdeniz diyeti ruh halinizi iyileştirmeye ve stresi azaltmaya yardımcı olabilir.Zihinsel olarak aktif kalın: Zihinsel olarak aktif kalmak, hafızanızı, bilişsel işlevinizi ve beyin hücresi büyümenizi iyileştirerek beyninize yardımcı olabilir. Ayrıca bunamayı önlemeye yardımcı olabilir. Zihinsel aktivite, şeyleri daha kolay hatırlamanıza yardımcı olabilir ve düşünme becerilerinizi geliştirmenize yardımcı olabilir.
Beyninizin yeni nöronlar ve bağlantılar geliştirmesine yardımcı olabilir ve bunamanın başlamasını önlemeye yardımcı olabilir. Zihinsel olarak aktif kalmak için okuma, bulmaca çözme veya yeni beceriler öğrenme gibi farklı aktivite türlerini deneyebilir ve farklı oyun türleri oynayarak beyninizin farklı bölümlerini çalıştırabilirsiniz.
Günlük meditasyon zihninizi temizlemenize ve stresi azaltmanıza yardımcı olabilir. Sosyal etkileşimler de beyninizin keskin kalmasına yardımcı olabilir.Yeterince uyuyun: Öyle görünmese de, iyi uyumak işlevsel bir beyne sahip olmak için son derece önemlidir. Yeterince uyumak beyin sağlığı için de oldukça önemlidir. Uyku, atıkları temizleyerek, nöronları yenileyerek ve anıları pekiştirerek beynin işlevine yardımcı olur. Uyku ayrıca uyanıkken biriken atık ürünleri ve toksinleri temizlemeye yardımcı olur ve beynin uyku yoksunluğu dönemlerinde beyinde artabilen bir protein olan beta-amiloidi atmasına yardımcı olabilir.İyi uyumak nöronların dinlenmesine, kendilerini onarmasına ve yeni nöronlar üretmesine yardımcı olur. İlginç bir şekilde, uyku beynin normal şekilde çalışmaya devam edebilmesi için bazı kısımlarının yenilenmesine yardımcı olur. Ayrıca, sağlıklı uyku yeni bilgileri uzun süreli hafızaya güçlendirmeye ve entegre etmeye  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tEwq6h50ME2BSSQRHSl1ow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudun, fabrikasını, iyileştiren, kural:, Beyin, yaşlanmasını, yavaşlatmak, mümkün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tEwq6h50ME2BSSQRHSl1ow.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="" v fabrikas iyile kural: beyin ya yava m><p>Beyin sağlığına dikkat etmek, genel sağlığı ve bilişsel işlev için çok önemlidir. Düzenli egzersiz, besleyici bir diyet, zihinsel aktivite, yeterli uyku ve sağlıklı kan damarları beyin sağlığını önemli ölçüde artırabilir. Bu alışkanlıklar bilişsel yeteneklere, duygusal dengeye ve genel üretkenliğe yardımcı olur, beyin hastalıkları riskini azaltır ve zihinsel performansı artırır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lAgQ_Mk2ykKYIWnVeQIj6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilindiği gibi beyin, herhangi bir canlı organizmanın vücudunun fabrikasıdır ve işin çoğu burada gerçekleşir. Sadece bu nedenle, beyin sağlığınıza dikkat etmek zorunludur.Yaşlandıkça, beynin yaşlanması da dahil olmak üzere hayati organlarımızdaki değişiklikler kaçınılmazdır.Ancak, günlük rutinimize bazı basit alışkanlıklar ekleyerek beynin yaşlanmasını yavaşlatabiliriz. Sonuçta, beyin sağlığımız genel sağlığımıza katkıda bulunan en önemli faktörlerden biridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j74DtOB74k6gPXx2jGhubA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sağlığı, bir kişinin günlük yaşamda iyi performans göstermesini sağlayan optimum beyin işlevi durumudur. Fiziksel, zihinsel ve sosyal refahın bir birleşimidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SbcJaltVAUqp8PW3cSkx7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilişsel işlev: Düşünme, dikkat etme, sorunları çözme ve akıllıca kararlar alma yeteneğiDuygusal denge: Başkalarıyla iyi etkileşim kurma ve çeşitli duyguları deneyimleme yeteneğiDayanıklılık: Stres ve zorluklarla başa çıkma yeteneğiÜretkenlik: İyi çalışma ve toplumunuza katkıda bulunma yeteneği</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AzeoM5cReUqhYkhyKd4t9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli egzersiz yapın: Fiziksel hareket, genel sağlığınızı iyileştirmenin en önemli yollarından biridir ve beyin sağlığınız üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IiZZS9IbREmrxWV7gnO2vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel aktivite düşünmenize, öğrenmenize, sorun çözmenize ve dikkat etmenize yardımcı olabilir. Ayrıca günlük olayları ve yeni bilgileri hatırlamanıza yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FcueauTS3kO5rVtDEJJviA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sadece bu değil, düzenli egzersizler kaygı ve depresyon semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir ve Alzheimer gibi hafızayla ilgili hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir. Dahası, düzenli egzersiz yapmak ruh halinizi, konsantrasyonunuzu ve uyanıklığınızı artırabilir, dolayısıyla daha iyi uyumanıza yardımcı olabilir ve bu da ruh halinizi yönetmenize yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-ZuWPG8FT0OqC2ymLpahsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu faydalar, egzersiz sırasında beyninize giden kan akışının artmasından kaynaklanır. Ayrıca yaşlanma sırasında oluşan beyin bağlantılarındaki doğal azalmanın bir kısmını telafi ederek bazı sorunları tersine çevirme eğilimindedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cCaenhUz0k6GaA-n4XjIpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tüm bunların dışında, düzenli hareket sinir büyüme faktörlerini uyarabilir, sinir bağlantısını iyileştirebilir ve odaklanma ve dikkat etme yeteneğinizi ölçen bireysel alfa tepe frekansınızı (iAPF) artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ozZkrsDOh0abP_aPVgHXaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Besleyici bir diyet yapın: Düzenli bir egzersiz beyin sağlığınızı artırmaya yardımcı olduğu kadar, besin açısından zengin bir diyet tüketmek de harikalar yaratır. Beyin sağlığınıza değer katan sağlıklı bir diyet arıyorsanız, Akdeniz diyeti mevcut en iyi seçenektir. Akdeniz diyeti, bitki bazlı yiyecekleri ve zeytinyağını vurgulayan bir yeme tarzıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XOoHddeQ10eeBNhtfhvdbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akdeniz Denizi çevresindeki ülkelerdeki insanların geleneksel beslenme alışkanlıklarına dayanmaktadır.
Akdeniz diyeti, taze meyve ve sebzelere, tam tahıllara, sağlıklı yağlara ve sınırlı miktarda süt ürünlerine, yumurtaya, balığa ve kümes hayvanlarına dayanmaktadır. Akdeniz diyeti beyin fonksiyonlarını ve hafızayı iyileştirmeye yardımcı olabilir ve bilişsel gerilemeyi yavaşlatmaya ve bunama riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Bu özel diyet, Alzheimer hastalığı riskini de azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca Akdeniz diyeti ruh halinizi iyileştirmeye ve stresi azaltmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K7JHzIA9UE2-X3c-ipeDTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihinsel olarak aktif kalın: Zihinsel olarak aktif kalmak, hafızanızı, bilişsel işlevinizi ve beyin hücresi büyümenizi iyileştirerek beyninize yardımcı olabilir. Ayrıca bunamayı önlemeye yardımcı olabilir. Zihinsel aktivite, şeyleri daha kolay hatırlamanıza yardımcı olabilir ve düşünme becerilerinizi geliştirmenize yardımcı olabilir.
Beyninizin yeni nöronlar ve bağlantılar geliştirmesine yardımcı olabilir ve bunamanın başlamasını önlemeye yardımcı olabilir. Zihinsel olarak aktif kalmak için okuma, bulmaca çözme veya yeni beceriler öğrenme gibi farklı aktivite türlerini deneyebilir ve farklı oyun türleri oynayarak beyninizin farklı bölümlerini çalıştırabilirsiniz.
Günlük meditasyon zihninizi temizlemenize ve stresi azaltmanıza yardımcı olabilir. Sosyal etkileşimler de beyninizin keskin kalmasına yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a6SuAEjauEGg2dxyhEmZmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterince uyuyun: Öyle görünmese de, iyi uyumak işlevsel bir beyne sahip olmak için son derece önemlidir. Yeterince uyumak beyin sağlığı için de oldukça önemlidir. Uyku, atıkları temizleyerek, nöronları yenileyerek ve anıları pekiştirerek beynin işlevine yardımcı olur. Uyku ayrıca uyanıkken biriken atık ürünleri ve toksinleri temizlemeye yardımcı olur ve beynin uyku yoksunluğu dönemlerinde beyinde artabilen bir protein olan beta-amiloidi atmasına yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BDvwChijo06UzVUM67bIhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi uyumak nöronların dinlenmesine, kendilerini onarmasına ve yeni nöronlar üretmesine yardımcı olur. İlginç bir şekilde, uyku beynin normal şekilde çalışmaya devam edebilmesi için bazı kısımlarının yenilenmesine yardımcı olur. Ayrıca, sağlıklı uyku yeni bilgileri uzun süreli hafızaya güçlendirmeye ve entegre etmeye yardımcı olur ve beynin yeni anılar için yer açmasına yardımcı olabilir
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En yüksek lif içeriğine sahip 7 meyve: Kan şekeri düzenleyici etkisi de var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/en-yuksek-lif-icerigine-sahip-7-meyve-kan-sekeri-duzenleyici-etkisi-de-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/en-yuksek-lif-icerigine-sahip-7-meyve-kan-sekeri-duzenleyici-etkisi-de-var</guid>
<description><![CDATA[ Guava, papaya ve muz gibi lif açısından zengin meyveleri günlük diyetinize dahil etmek sindiriminizi ve genel sağlığınızı büyük ölçüde iyileştirebilir. Bu meyvelerin çoğu yüksek lif içeriği sayesinde sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur. Bağırsak sağlığı için idealdir. En yüksek lif içeriğine sahip meyveler nelerdir? İşte yanıtı.Lif, iyi sindirim, sağlıklı bir kiloyu koruma ve birçok hastalık riskini azaltma için oldukça önemlidir. Ancak belirli meyvelerin lifle dolu olduğunu biliyor muydunuz? Diyetinize bunlardan daha fazlasını dahil etmek sağlıklı ve aktif kalmanıza yardımcı olabilir. İşte lif açısından zengin 7 meyve.Guava genellikle bulabileceğiniz en yüksek lifli meyvelerden biri olarak kabul edilir. Sadece bir orta boy guava 5 grama kadar lif sağlayabilir. Guavalar ayrıca bağışıklığı artıran C vitamini açısından da zengindir. İster çiğ ister smoothie olarak tüketin, guavalar her diyete harika bir katkı sağlar.Papaya, lif açısından zengin bir başka meyvedir. Tek bir fincan papaya yaklaşık 2,5 gram lif sağlar. Bu tropikal meyve ayrıca sindirime yardımcı olan papain adı verilen bir enzim içerir ve bu da onu bağırsak sağlığı için mükemmel bir seçim haline getirir. Sağlıklı bir kahvaltı veya ferahlatıcı bir atıştırmalık için mükemmeldir.Muz manavda, pazarda, markette kolayca bulunan bir meyve ve harika bir lif kaynağıdır. Orta boy bir muz yaklaşık 3 gram lif içerir. Lifin yanı sıra muzlar kalp sağlığını korumaya yardımcı olan potasyum açısından da zengindir. Muzlar hızlı bir atıştırmalık için mükemmeldir ve ayrıca tahıllara veya smoothielere eklenebilir.Elmalar sağlık yararları ile iyi bilinir ve bunlardan biri de yüksek lif içeriğidir. Orta boy bir elma, özellikle kabuğunu yerseniz 4 grama kadar lif sağlayabilir. Elmalar ayrıca antioksidan açısından zengindir ve kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur. Sağlıklı bir atıştırmalık olarak yanınızda taşımanız kolaydır.Armutlar sulu, tatlı ve lif açısından zengindir. Sindirim sisteminiz için harika olan beş ila altı gram lif, orta boy bir armutta bulunabilir. Armutlar, düşük kalorili oldukları için sağlıklı bir kiloyu korumaya çalışan kişiler için harika bir seçimdir. Biraz çıtırlık için salatalarınıza ekleyin veya atıştırmalık olarak yiyin.Portakallar C vitamini içeriğiyle bilinir, ancak aynı zamanda makul miktarda lif de içerirler. Orta boy bir portakal yaklaşık 3 gram lif sağlayabilir. Narenciye meyvesi aynı zamanda nemlendiricidir ve bağışıklık sağlığı için harikadır. Biraz taze portakal suyu sıkın veya atıştırmalık olarak tadını çıkarın.Çok fazla lif içeren bir diğer tropikal meyve ananastır. Bir fincan taze ananas parçasında yaklaşık 2,3 gram lif bulunabilir. Sindirime yardımcı olan ve iltihabı azaltan bir enzim olan bromelain de bu meyvede bol miktarda bulunur. Çiğ olarak, ızgara olarak, meyve salatalarına katılarak veya pizzalarda tüketilebilen lezzetli bir meyvedir!
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQ1UnsxYGEqU7OQ0ER3CXA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yüksek, lif, içeriğine, sahip, meyve:, Kan, şekeri, düzenleyici, etkisi, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQ1UnsxYGEqU7OQ0ER3CXA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="En yüksek lif içeriğine sahip 7 meyve: Kan şekeri düzenleyici etkisi de var"><p>Guava, papaya ve muz gibi lif açısından zengin meyveleri günlük diyetinize dahil etmek sindiriminizi ve genel sağlığınızı büyük ölçüde iyileştirebilir. Bu meyvelerin çoğu yüksek lif içeriği sayesinde sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur. Bağırsak sağlığı için idealdir. En yüksek lif içeriğine sahip meyveler nelerdir? İşte yanıtı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pt9Cq-BU2U2D6Ap90PvkNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif, iyi sindirim, sağlıklı bir kiloyu koruma ve birçok hastalık riskini azaltma için oldukça önemlidir. Ancak belirli meyvelerin lifle dolu olduğunu biliyor muydunuz? Diyetinize bunlardan daha fazlasını dahil etmek sağlıklı ve aktif kalmanıza yardımcı olabilir. İşte lif açısından zengin 7 meyve.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/31sQTww2qkCnZm64IH0FeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guava genellikle bulabileceğiniz en yüksek lifli meyvelerden biri olarak kabul edilir. Sadece bir orta boy guava 5 grama kadar lif sağlayabilir. Guavalar ayrıca bağışıklığı artıran C vitamini açısından da zengindir. İster çiğ ister smoothie olarak tüketin, guavalar her diyete harika bir katkı sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e6_1Cq0T6kKkujizjcfcCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Papaya, lif açısından zengin bir başka meyvedir. Tek bir fincan papaya yaklaşık 2,5 gram lif sağlar. Bu tropikal meyve ayrıca sindirime yardımcı olan papain adı verilen bir enzim içerir ve bu da onu bağırsak sağlığı için mükemmel bir seçim haline getirir. Sağlıklı bir kahvaltı veya ferahlatıcı bir atıştırmalık için mükemmeldir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pf_VT9Y27kyHajbblCugxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muz manavda, pazarda, markette kolayca bulunan bir meyve ve harika bir lif kaynağıdır. Orta boy bir muz yaklaşık 3 gram lif içerir. Lifin yanı sıra muzlar kalp sağlığını korumaya yardımcı olan potasyum açısından da zengindir. Muzlar hızlı bir atıştırmalık için mükemmeldir ve ayrıca tahıllara veya smoothielere eklenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P7mzY1WivEuiO5eCVYN1DA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elmalar sağlık yararları ile iyi bilinir ve bunlardan biri de yüksek lif içeriğidir. Orta boy bir elma, özellikle kabuğunu yerseniz 4 grama kadar lif sağlayabilir. Elmalar ayrıca antioksidan açısından zengindir ve kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur. Sağlıklı bir atıştırmalık olarak yanınızda taşımanız kolaydır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ud-CP1D0CEyk6EhRpdK5ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Armutlar sulu, tatlı ve lif açısından zengindir. Sindirim sisteminiz için harika olan beş ila altı gram lif, orta boy bir armutta bulunabilir. Armutlar, düşük kalorili oldukları için sağlıklı bir kiloyu korumaya çalışan kişiler için harika bir seçimdir. Biraz çıtırlık için salatalarınıza ekleyin veya atıştırmalık olarak yiyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/098y0Ldj9UOzujkBeuovug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Portakallar C vitamini içeriğiyle bilinir, ancak aynı zamanda makul miktarda lif de içerirler. Orta boy bir portakal yaklaşık 3 gram lif sağlayabilir. Narenciye meyvesi aynı zamanda nemlendiricidir ve bağışıklık sağlığı için harikadır. Biraz taze portakal suyu sıkın veya atıştırmalık olarak tadını çıkarın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/niPsrfDRJ0qUzVzqxoqGFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok fazla lif içeren bir diğer tropikal meyve ananastır. Bir fincan taze ananas parçasında yaklaşık 2,3 gram lif bulunabilir. Sindirime yardımcı olan ve iltihabı azaltan bir enzim olan bromelain de bu meyvede bol miktarda bulunur. Çiğ olarak, ızgara olarak, meyve salatalarına katılarak veya pizzalarda tüketilebilen lezzetli bir meyvedir!
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tereyağı kolesterolü yükseltir mi? 1 yemek kaşığı kuralı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/tereyagi-kolesterolu-yukseltir-mi-1-yemek-kasigi-kurali</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/tereyagi-kolesterolu-yukseltir-mi-1-yemek-kasigi-kurali</guid>
<description><![CDATA[ Doğal yağlardan biri olan ve yemeklere lezzet katan tereyağ mutfaklarda sıklıkla yer alır. Tereyağının içerisinde A, D, E ve K vitaminleri bulunur. Beslenme biçimi, kolesterol yüksekliğine neden olan en önemli faktörlerden biridir. Peki, tereyağ kolesterolü yükseltir mi?Bir insanın vücudundaki kolesterolün yüzde 75’i vücut tarafından üretilirken, yüzde 25’i besinlerle alınır. Yani beslenme düzeniniz ve tükettiğiniz besinler kolesterol seviyesiyle doğrudan ilişkilidir.Beslenme tarzı, ilerleyen yaş, kilo, geçirilmiş bazı hastalıklar, kullanılan ilaçlar, sigara kullanımı ve genetik yatkınlık kolesterol seviyesi yüksekliğini büyük oranda artırır.Türk mutfağının vazgeçilmezi ve hemen hemen her evde kullanılan yağlardan biri olan tereyağ ile ilgili de &quot;kolesterolü yükseltiyor&quot; tartışması oldukça yaygın. Peki, tereyağ tüketimi kolesterolün yükselmesine neden olur mu?Beynin yağlarla çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Canan Karatay hakiki köy tereyağını tüketmeyi tavsiye ediyor. Kolesterol ve yağlanma nedeniyle fazla tüketmekten kaçınılan tereyağı Prof. Dr. Karatay’ın da dediği gibi şifa deposuymuş. ABD merkezli bir araştırma 15 ülkeye yayıldı ve sonuçlara göre tereyağı, kalp ve damar hastalıklarıyla, felce yol açmıyor. Bunun yanında günde 1 yemek kaşığı tereyağı, Tip 2 diyabet riskini de azaltıyor.Yiyeceklerin kolesterolü yükselttiği şeklindeki iddiaların yanlış olduğunu dile getiren Prof. Dr. Karatay, “Senelerden beri ispat edilmiştir ki hiçbir yiyecek kan kolesterolünü yükseltmez. diyor.Tereyağı, doğal ve doğru oradan tüketildiğinde vücut için oldukça faydalı olabiliyor.Araştırmalar, tereyağının LDL (&quot;kötü&quot;) kolesterolü artırmadığını ve hatta HDL (&quot;iyi&quot;) kolesterolü artırabileceğini gösterir. Bu nedenle doğal tereyağının ılımlı tüketimi, kolesterol profilini iyileştirebilir. Yani tükettiğiniz tereyağının kolesterolünüzü yükseltmesini istemiyorsanız doğal olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca, çok fazla tüketmemelisiniz.Tereyağı, lezzet ve besin değeri açısından zengin bir gıda olmasına rağmen, yüksek doymuş yağ içeriği nedeniyle sınırlı miktarlarda tüketilmelidir. Günlük kalori alımının %5-6&#039;sından fazlasının doymuş yağlardan gelmemesi önerilir. Bu da, 2000 kalorilik bir diyet için yaklaşık 13 gram doymuş yağa denk gelir. Tereyağının ölçülü tüketimi, kalp sağlığını korumak için önemlidir.SAĞLIKLI YAĞLARLA DİYABET RİSKİ AZALIYORABD, Avustralya ve İngiltere’nin de aralarında bulunduğu toplam 15 Avrupa ülkesinde, 44 ile 71 yaşları arasında 636 bin kişi üzerinde yapılan 9 araştırmanın sonucuna göre tereyağı tüketiminde ideal ölçünün 1 yemek kaşığı olduğu ortaya koyuldu.Tereyağı, enerji kaynağı olmasının yanı sıra yağda çözünen vitaminler ve esansiyel yağ asitleri açısından zengin bir besindir. Yüksek oranda doymuş yağ içeren tereyağı, bu özelliğiyle yemeklere lezzet katarken vücuda enerji sağlar. İçeriğinde bulunan A, E ve K vitaminleri gibi antioksidan özellikteki bileşenler, bağışıklık sistemini destekler ve hücresel sağlığı korur. Bununla birlikte, yüksek kolesterol ve kalori içeriği nedeniyle porsiyon kontrolüyle tüketilmesi önemlidir.Tereyağı, doymuş yağ bakımından zengindir. Aşırı miktarda tüketildiğinde, doymuş yağ alımını artırabilir ve kolesterol seviyenizi olumsuz etkileyebilir. Yüksek kolesterol, kalp hastalığı riskini artırabilir. Yüksek kalori içerdiği için vücut ağırlığının artmasına ve obezite riskinin artmasına neden olabilirBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için tereyağı tüketmekden önce mutlaka doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tbMAgQLOZ0OojcNnOsOlIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tereyağı, kolesterolü, yükseltir, mi, yemek, kaşığı, kuralı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tbMAgQLOZ0OojcNnOsOlIg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tereyağı kolesterolü yükseltir mi? 1 yemek kaşığı kuralı"><p>Doğal yağlardan biri olan ve yemeklere lezzet katan tereyağ mutfaklarda sıklıkla yer alır. Tereyağının içerisinde A, D, E ve K vitaminleri bulunur. Beslenme biçimi, kolesterol yüksekliğine neden olan en önemli faktörlerden biridir. Peki, tereyağ kolesterolü yükseltir mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aa6mRE-wKUOGYLxDsJNpew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir insanın vücudundaki kolesterolün yüzde 75’i vücut tarafından üretilirken, yüzde 25’i besinlerle alınır. Yani beslenme düzeniniz ve tükettiğiniz besinler kolesterol seviyesiyle doğrudan ilişkilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I_mhjtQQXEikdS1TjXCDLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme tarzı, ilerleyen yaş, kilo, geçirilmiş bazı hastalıklar, kullanılan ilaçlar, sigara kullanımı ve genetik yatkınlık kolesterol seviyesi yüksekliğini büyük oranda artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qLmlFQpG8U-FfG_mACvH1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türk mutfağının vazgeçilmezi ve hemen hemen her evde kullanılan yağlardan biri olan tereyağ ile ilgili de "kolesterolü yükseltiyor" tartışması oldukça yaygın. Peki, tereyağ tüketimi kolesterolün yükselmesine neden olur mu?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QrcaxbuwuUOZFyk0VsB4hQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beynin yağlarla çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Canan Karatay hakiki köy tereyağını tüketmeyi tavsiye ediyor. Kolesterol ve yağlanma nedeniyle fazla tüketmekten kaçınılan tereyağı Prof. Dr. Karatay’ın da dediği gibi şifa deposuymuş. ABD merkezli bir araştırma 15 ülkeye yayıldı ve sonuçlara göre tereyağı, kalp ve damar hastalıklarıyla, felce yol açmıyor. Bunun yanında günde 1 yemek kaşığı tereyağı, Tip 2 diyabet riskini de azaltıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zzPSDknS4kSQDiu51TK1fA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yiyeceklerin kolesterolü yükselttiği şeklindeki iddiaların yanlış olduğunu dile getiren Prof. Dr. Karatay, “Senelerden beri ispat edilmiştir ki hiçbir yiyecek kan kolesterolünü yükseltmez. diyor.Tereyağı, doğal ve doğru oradan tüketildiğinde vücut için oldukça faydalı olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/exky8nXEtE6G6ROV6Er9KA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, tereyağının LDL ("kötü") kolesterolü artırmadığını ve hatta HDL ("iyi") kolesterolü artırabileceğini gösterir. Bu nedenle doğal tereyağının ılımlı tüketimi, kolesterol profilini iyileştirebilir. Yani tükettiğiniz tereyağının kolesterolünüzü yükseltmesini istemiyorsanız doğal olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca, çok fazla tüketmemelisiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YwDPtlA2bEepMkUgw_TcDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tereyağı, lezzet ve besin değeri açısından zengin bir gıda olmasına rağmen, yüksek doymuş yağ içeriği nedeniyle sınırlı miktarlarda tüketilmelidir. Günlük kalori alımının %5-6'sından fazlasının doymuş yağlardan gelmemesi önerilir. Bu da, 2000 kalorilik bir diyet için yaklaşık 13 gram doymuş yağa denk gelir. Tereyağının ölçülü tüketimi, kalp sağlığını korumak için önemlidir.SAĞLIKLI YAĞLARLA DİYABET RİSKİ AZALIYORABD, Avustralya ve İngiltere’nin de aralarında bulunduğu toplam 15 Avrupa ülkesinde, 44 ile 71 yaşları arasında 636 bin kişi üzerinde yapılan 9 araştırmanın sonucuna göre tereyağı tüketiminde ideal ölçünün 1 yemek kaşığı olduğu ortaya koyuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T7Bfjo2GDkahBFM-cb296Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tereyağı, enerji kaynağı olmasının yanı sıra yağda çözünen vitaminler ve esansiyel yağ asitleri açısından zengin bir besindir. Yüksek oranda doymuş yağ içeren tereyağı, bu özelliğiyle yemeklere lezzet katarken vücuda enerji sağlar. İçeriğinde bulunan A, E ve K vitaminleri gibi antioksidan özellikteki bileşenler, bağışıklık sistemini destekler ve hücresel sağlığı korur. Bununla birlikte, yüksek kolesterol ve kalori içeriği nedeniyle porsiyon kontrolüyle tüketilmesi önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bim9QNLg9ECx2zNpND4cqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tereyağı, doymuş yağ bakımından zengindir. Aşırı miktarda tüketildiğinde, doymuş yağ alımını artırabilir ve kolesterol seviyenizi olumsuz etkileyebilir. Yüksek kolesterol, kalp hastalığı riskini artırabilir. Yüksek kalori içerdiği için vücut ağırlığının artmasına ve obezite riskinin artmasına neden olabilirBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için tereyağı tüketmekden önce mutlaka doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>6 ay yemek yemiyorlar, şişmanlığa çare olabilir! Türk bilim insanlarının çalışması PNAS&amp;apos;ta yayımlandı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/6-ay-yemek-yemiyorlar-sismanliga-care-olabilir-turk-bilim-insanlarinin-calismasi-pnasta-yayimlandi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/6-ay-yemek-yemiyorlar-sismanliga-care-olabilir-turk-bilim-insanlarinin-calismasi-pnasta-yayimlandi</guid>
<description><![CDATA[ Türk bilim insanları, patates böceklerinin kış uykusunda yağ biriktirme ve yakma genlerinin insan geniyle benzer olduğu saptandı. Yapılan araştırmayla obezite gibi sağlık sorunlarının çözümüne ışık tutulabilmesi öngörülüyor.AÜ Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Toprak ve ekibinin yaptığı çalışma, dünyanın en prestijli bilim dergileri arasında gösterilen &quot;Proceedings of the National Academy of Sciences&quot;ta (PNAS) yayımlandı.  Karaciğer yağlanması, obezite ve diyabet gibi hastalıkların birçok insanı ilgilendiren sağlık problemleri olduğuna dikkati çeken Toprak, son çalışmalarında, temel gen susturma teknolojisine çok uygun olduğu için patates böceği üzerinde araştırma yapmayı tercih ettiklerini söyledi.  &quot;PATATES BÖCEKLERİ 6 AY YEMEDEN VE İÇMEDEN, KIŞI TOPRAK ALTINDA GEÇİRİYOR&quot;  Prof. Dr. Toprak, patates böceklerinin kış uykusuna yatan canlılar olduğunu belirterek, şöyle devam etti:  &quot;Patates böceğinde önemli bir noktadan hareket ettik, o da bu canlıların kış uykusuna yatmalarıydı. Patates böcekleri yaklaşık 6 ay gibi bir sürede hiç yemeden ve içmeden toprak altında kışı geçiriyordu. Daha önceden biriktirdikleri yağların bu sürecin yaşanması ve atlatılmasındaki temel enerji kaynağı olduğunu bulduk.&quot;  Patates böceğinde bulunan lipit metabolizmasıyla ilişkili genlerin insanlarda da olduğunu söyleyen Prof. Dr. Toprak, &quot;Buradan da yola çıkarak, insanlar lipidi yakma noktasında acaba nerede çok başarılı olamıyor, neden karaciğer yağlanması veya obezite gibi hastalıklara yakalanıyor diye araştırmaya başladık.&quot;&quot;BESİNLERİN ŞEKER İÇERİĞİ, YAĞLANMADA DİKKATE ALINMASI GEREKEN BİR PARAMETRE&quot;  Prof. Dr. Umut Toprak, çalışmada bulunan bir diğer önemli bulgunun da patates böceklerindeki şeker-yağ ilişkisi üzerine olduğunu bildirdi.  İlk bilgilerin patates böceklerinde biriken yağların besinlerden gelip gelmediği sorusunu beraberinde getirdiğini aktaran Toprak, çalışmalarda, böceklerin besinlerdeki yağların yanı sıra şekerden alınan yağları da biriktirdiklerini ifade etti.  Patates böceklerinin patates bitkisinin yapraklarında beslenirken çok yoğun miktarda şeker aldığını kaydeden Toprak, &quot;Bu şekeri bu yoğun miktarda lipit kullanımı ve üretimi için kullanmakta. Bu nedenle buradan çıkan sonuç, insanda da veya diğer memeli modellerde de yağ sentezinde şeker kaynak olarak kullanılabiliyor. Dolayısıyla burada besinlerin şeker içeriği, yağlanma açısından kesinlikle dikkate alınması gereken bir parametredir.&quot; bilgisini paylaştı.  Prof. Dr. Toprak, genellikle kış mevsiminde insanların yağ oranlarındaki artıştan kilo problemi yaşadıklarına dikkati çekti.  Ancak birçok canlı grubunda bu yağlanmanın &quot;hayatta kalma mücadelesi&quot; anlamına geldiğini belirten Toprak, &quot;Patates böcekleri, sonbaharda aşırı miktarda yağlanıyor. Yağlanmada rol alan genler insanlarda olduğu gibi aynen var ve dolayısıyla da bu genlerin çalışmasıyla yağlar biriktirilip kış boyunca yakılabiliyor.&quot; bilgisini verdi.  Patates böceklerinin potansiyelinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Toprak, böceklerin yağ biriktirme ve yağ yakma mekanizmalarının anlaşılmasının insanlardaki karaciğer yağlanması ve obezite gibi sağlık sorunlarının çözümünde veya bu hastalıkların biyokimyasal arka planının anlaşılması açısından çok önemli olduğunu vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cIBDGirKJEOuCXgO6LF-9Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yemek, yemiyorlar, şişmanlığa, çare, olabilir, Türk, bilim, insanlarının, çalışması, PNASta, yayımlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cIBDGirKJEOuCXgO6LF-9Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="6 ay yemek yemiyorlar, şişmanlığa çare olabilir! Türk bilim insanlarının çalışması PNAS'ta yayımlandı"><p>Türk bilim insanları, patates böceklerinin kış uykusunda yağ biriktirme ve yakma genlerinin insan geniyle benzer olduğu saptandı. Yapılan araştırmayla obezite gibi sağlık sorunlarının çözümüne ışık tutulabilmesi öngörülüyor.</p>AÜ Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Toprak ve ekibinin yaptığı çalışma, dünyanın en prestijli bilim dergileri arasında gösterilen "Proceedings of the National Academy of Sciences"ta (PNAS) yayımlandı.  Karaciğer yağlanması, obezite ve diyabet gibi hastalıkların birçok insanı ilgilendiren sağlık problemleri olduğuna dikkati çeken Toprak, son çalışmalarında, temel gen susturma teknolojisine çok uygun olduğu için patates böceği üzerinde araştırma yapmayı tercih ettiklerini söyledi.  <strong>"PATATES BÖCEKLERİ 6 AY YEMEDEN VE İÇMEDEN, KIŞI TOPRAK ALTINDA GEÇİRİYOR"</strong>  Prof. Dr. Toprak, patates böceklerinin kış uykusuna yatan canlılar olduğunu belirterek, şöyle devam etti:  "Patates böceğinde önemli bir noktadan hareket ettik, o da bu canlıların kış uykusuna yatmalarıydı. Patates böcekleri yaklaşık 6 ay gibi bir sürede hiç yemeden ve içmeden toprak altında kışı geçiriyordu. Daha önceden biriktirdikleri yağların bu sürecin yaşanması ve atlatılmasındaki temel enerji kaynağı olduğunu bulduk."  Patates böceğinde bulunan lipit metabolizmasıyla ilişkili genlerin insanlarda da olduğunu söyleyen Prof. Dr. Toprak, "Buradan da yola çıkarak, insanlar lipidi yakma noktasında acaba nerede çok başarılı olamıyor, neden karaciğer yağlanması veya obezite gibi hastalıklara yakalanıyor diye araştırmaya başladık."<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OiMl297D30CEUgiqaH8LRA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>"BESİNLERİN ŞEKER İÇERİĞİ, YAĞLANMADA DİKKATE ALINMASI GEREKEN BİR PARAMETRE"</strong>  Prof. Dr. Umut Toprak, çalışmada bulunan bir diğer önemli bulgunun da patates böceklerindeki şeker-yağ ilişkisi üzerine olduğunu bildirdi.  İlk bilgilerin patates böceklerinde biriken yağların besinlerden gelip gelmediği sorusunu beraberinde getirdiğini aktaran Toprak, çalışmalarda, böceklerin besinlerdeki yağların yanı sıra şekerden alınan yağları da biriktirdiklerini ifade etti.  Patates böceklerinin patates bitkisinin yapraklarında beslenirken çok yoğun miktarda şeker aldığını kaydeden Toprak, "Bu şekeri bu yoğun miktarda lipit kullanımı ve üretimi için kullanmakta. Bu nedenle buradan çıkan sonuç, insanda da veya diğer memeli modellerde de yağ sentezinde şeker kaynak olarak kullanılabiliyor. Dolayısıyla burada besinlerin şeker içeriği, yağlanma açısından kesinlikle dikkate alınması gereken bir parametredir." bilgisini paylaştı.  Prof. Dr. Toprak, genellikle kış mevsiminde insanların yağ oranlarındaki artıştan kilo problemi yaşadıklarına dikkati çekti.  Ancak birçok canlı grubunda bu yağlanmanın "hayatta kalma mücadelesi" anlamına geldiğini belirten Toprak, "Patates böcekleri, sonbaharda aşırı miktarda yağlanıyor. Yağlanmada rol alan genler insanlarda olduğu gibi aynen var ve dolayısıyla da bu genlerin çalışmasıyla yağlar biriktirilip kış boyunca yakılabiliyor." bilgisini verdi.  Patates böceklerinin potansiyelinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Toprak, böceklerin yağ biriktirme ve yağ yakma mekanizmalarının anlaşılmasının insanlardaki karaciğer yağlanması ve obezite gibi sağlık sorunlarının çözümünde veya bu hastalıkların biyokimyasal arka planının anlaşılması açısından çok önemli olduğunu vurguladı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Taze balık nasıl anlaşılır? Balık tezgahından satın alırken dikkat etmeniz gerekenler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/taze-balik-nasil-anlasilir-balik-tezgahindan-satin-alirken-dikkat-etmeniz-gerekenler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/taze-balik-nasil-anlasilir-balik-tezgahindan-satin-alirken-dikkat-etmeniz-gerekenler</guid>
<description><![CDATA[ Balık, vücut sağlığı için gerekli olan doğal omega-3 kaynaklarından biri. Omega yağ asitleri ve fosfor minerali bakımından zengin olan balık yüksek besin değeriyle bağışıklık sistemini güçlendirmeye de yardımcı olur. Mevsiminde düzenli olarak balık tüketimi; kalp, beyin, kemik ve göz sağlığının iyileşmesine de yardımcı olur. Ancak balık taze tüketildiğinde sağlığa faydalıdır. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın, vücut direncini korumanın ve doğal omega-3 alımını sağlamanın yolu düzenli olarak mevsiminde taze balık tüketmekten geçiyor. Balığın faydalarından yararlanmak için taze olarak tüketilmesi vücut için büyük önem taşıyor.Tarım Orman Bakanlığı, sosyal medya hesabından taze balığın nasıl anlaşılacağına dair ipuçlarını paylaştı. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?GÖZTaze balığın gözleri parlak ve dışa bombeli olur. Balık tazeliğini yitirmeye başlayınca gözleri boğulanmaya başlar, sonra da içe çöker.Taze balığın solungaçları canlı kırmızı renktedir. Balık bayatladıkça bu renk değişir.Taze balık neredeyse kokusuzdur, bayatlamaya başlayınca asit kokusu yaymaya başlar.Taze balığa parmakla dokununca meydana gelen çukurluk alanı düzelir. Oysa bayat balıklarda bu iz kalır. PUL-DERİTaze balığın derisi gergin ve parlak olur. Pullar deriye yapışıktır ve elinizi kafadan kuyruğa doğru sürttüğünüzde pullar dökülmüyorsa balık taze demektir.Taze balığı başından tutup kaldırınca kuyruğu dimdik durur. Bayat balığı aynı şekilde kaldırında kuyruk kısmı aşağı sarkar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MB9sdqSOAkWxmMRADUU0FA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Taze, balık, nasıl, anlaşılır, Balık, tezgahından, satın, alırken, dikkat, etmeniz, gerekenler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MB9sdqSOAkWxmMRADUU0FA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Taze balık nasıl anlaşılır? Balık tezgahından satın alırken dikkat etmeniz gerekenler"><p>Balık, vücut sağlığı için gerekli olan doğal omega-3 kaynaklarından biri. Omega yağ asitleri ve fosfor minerali bakımından zengin olan balık yüksek besin değeriyle bağışıklık sistemini güçlendirmeye de yardımcı olur. Mevsiminde düzenli olarak balık tüketimi; kalp, beyin, kemik ve göz sağlığının iyileşmesine de yardımcı olur. Ancak balık taze tüketildiğinde sağlığa faydalıdır. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I1HtbEUbMk-Yv92U5f7n2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın, vücut direncini korumanın ve doğal omega-3 alımını sağlamanın yolu düzenli olarak mevsiminde taze balık tüketmekten geçiyor. Balığın faydalarından yararlanmak için taze olarak tüketilmesi vücut için büyük önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RIlzxkHBnkGdOms97gVsdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarım Orman Bakanlığı, sosyal medya hesabından taze balığın nasıl anlaşılacağına dair ipuçlarını paylaştı. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N_6g2oGJg0C_aHxArTz1eQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GÖZTaze balığın gözleri parlak ve dışa bombeli olur. Balık tazeliğini yitirmeye başlayınca gözleri boğulanmaya başlar, sonra da içe çöker.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TBUTnu9AIEGNjviMwGJqIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taze balığın solungaçları canlı kırmızı renktedir. Balık bayatladıkça bu renk değişir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LdyUcT_b60qsNQ2TZPATng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taze balık neredeyse kokusuzdur, bayatlamaya başlayınca asit kokusu yaymaya başlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bg5PtzYqvkWULtHPIonMyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taze balığa parmakla dokununca meydana gelen çukurluk alanı düzelir. Oysa bayat balıklarda bu iz kalır. PUL-DERİTaze balığın derisi gergin ve parlak olur. Pullar deriye yapışıktır ve elinizi kafadan kuyruğa doğru sürttüğünüzde pullar dökülmüyorsa balık taze demektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XNf1ppomuUah7WEwjN76Iw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taze balığı başından tutup kaldırınca kuyruğu dimdik durur. Bayat balığı aynı şekilde kaldırında kuyruk kısmı aşağı sarkar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyin çürümesi yaşıyor olabilirsiniz: Zihninizin ağır çekimde takılıp kaldıysa dikkat!</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/beyin-curumesi-yasiyor-olabilirsiniz-zihninizin-agir-cekimde-takilip-kaldiysa-dikkat</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/beyin-curumesi-yasiyor-olabilirsiniz-zihninizin-agir-cekimde-takilip-kaldiysa-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Beyin çürümesi, genellikle önemsiz çevrimiçi içeriklerin aşırı tüketimiyle bağlantılı olan zihinsel ve bilişsel yeteneklerde bir düşüşe işaret eder. Beyin çürümesi endişe verici gelebilir, ancak iyi haber şu ki önlenebilir. Beyniniz en değerli varlığınızdır; onu özenle besleyin. Bugünden itibaren küçük değişiklikler yapmaya başlayın ve zihinsel berraklığınızın ve odaklanmanızın zamanla iyileştiğini görün.Hiç beyninizin eskisi kadar keskin olmadığını hissettiniz mi? Bir şeyleri unutabilir, konsantre olamayabilirsiniz veya zihninizin &quot;ağır çekimde takılıp kaldığını&quot; hissedebilirsiniz. Bu zorlukların çeşitli nedenleri olabilirken, bazı kişiler zihinsel durgunluğa &quot;beyin çürümesi&quot; adını verir. Tıbbi bir terim olmasa da, zihinsel sağlık ve bilişsel yeteneklerde bir kayba işaret eder. Ancak şunu unutmayın, düzenli rutininizde birkaç değişiklik yaparak beyninizi meşgul ve sağlıklı tutarken koruyabilirsiniz.İşte beyin çürümesinin ne olduğu ve bunu önlemeye yardımcı olabilecek 5 alışkanlık hakkında bilmemiz gereken her şey.
&quot;BEYİN ÇÜRÜMESİ&quot; NEDİR?Beyin çürümesi, zihinsel ve bilişsel gerilemeyi tanımlayan günlük bir terimdir. 2024 yılının kelimesi olarak da adlandırılan Oxford University Press, bunu &quot;özellikle önemsiz veya zorlayıcı olmayan materyalin (şimdi özellikle çevrimiçi içerik) aşırı tüketiminin sonucu olarak görülen bir kişinin zihinsel veya entelektüel durumunun varsayılan bozulması&quot; olarak tanımlıyor. Ayrıca: böyle bir bozulmaya yol açma olasılığı olan bir şey.&quot; Tıbbi olarak tanınan bir durum olmasa da, zihinsel durgunluk hissini veya net düşünememe durumunu açıklamak için kullanılır.Beyin çürümesi yaşayan kişiler şunları fark edebilir:Konsantrasyon ve odaklanmada düşüş.
Bir şeyleri hatırlamada zorluk.
Artan zihinsel bitkinlik hissi.
Motivasyon veya yaratıcılık eksikliği.
Şiddetli vakalarda, beyin çürümesine neden olan alışkanlıklar uzun vadeli bilişsel gerilemeye veya bunama gibi durumlara katkıda bulunabilir. Bu yüzden beyninizi meşgul ve sağlıklı tutmak çok önemlidir. Ekran sürenizi kesinlikle sınırlamalısınız
Telefonunuzda sonsuza kadar kaydırma yapmak veya çok fazla TV izlemek, anlamlı bir uyarım sunmadan beyninizi bunaltabilir. Bu, zamanla zihinsel yorgunluğa ve dikkat süresinin azalmasına yol açabilir.
Nasıl düzeltilir: Eğlence amaçlı ekran süresini günde 2-3 saatle sınırlayarak ekran kullanımına sınırlar koyun. Beyninize bir mola vermek için okuma, egzersiz yapma veya açık havada vakit geçirme gibi &quot;ekransız&quot; aktiviteler ekleyin.Beyniniz bir kas gibidir; kullanmazsanız kaybedersiniz! Beyninizi zorlayan aktiviteler onu keskin tutar ve durgunluğu önler.Ne yapabilirsiniz: Bulmacaları çözün, satranç oynayın, yeni bir beceri öğrenin veya düzenli olarak kitap okuyun. Bu aktiviteler beyninizin farklı bölümlerini uyararak hafızanızı, problem çözme becerilerinizi ve yaratıcılığınızı geliştirir.Vücudunuz için iyi olan şey beyniniz için de harikadır! Düzenli fiziksel aktivite beyne kan akışını artırarak sağlığı için gerekli olan oksijeni ve besinleri iletir.
Egzersizi dahil etmek için ipuçları: 30 dakikalık tempolu bir yürüyüş, yoga seansı veya dans dersi bile beyin sağlığını iyileştirebilir. Odaklanmayı ve zihinsel berraklığı artırmak için nefes egzersizleriyle birleştirin.Yediğiniz yiyecekler beyninizin performansı üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir.
Kötü beslenme iltihaplanmaya ve oksidatif strese neden olarak zihinsel durgunluğa yol açabilir.Diyetinize neler eklemelisiniz:Ispanak gibi yapraklı yeşillikler.
Sağlıklı yağlar için kuruyemişler ve tohumlar.Omega-3 açısından zengin yiyecekler.Yaban mersini gibi antioksidan açısından zengin meyveler.Yorgun bir beyin verimsiz bir beyindir. Uyku, beyninizin kendini onardığı, anıları pekiştirdiği ve ertesi güne hazırlandığı zamandır. Uygun şekilde dinlenmezseniz, beyin sisi ve zihinsel berraklığın azalması yaşayabilirsiniz.Uyku alışkanlıkları nasıl iyileştirilir: Tutarlı bir uyku programı sürdürün, yatmadan önce ekranlardan kaçının ve rahatlatıcı bir uyku öncesi rutini oluşturun. Her gece 7-8 saat kaliteli uyku hedefleyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gg0PQndNiUWZBTMK5C8cBA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, çürümesi, yaşıyor, olabilirsiniz:, Zihninizin, ağır, çekimde, takılıp, kaldıysa, dikkat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gg0PQndNiUWZBTMK5C8cBA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyin çürümesi yaşıyor olabilirsiniz: Zihninizin ağır çekimde takılıp kaldıysa dikkat!"><p>Beyin çürümesi, genellikle önemsiz çevrimiçi içeriklerin aşırı tüketimiyle bağlantılı olan zihinsel ve bilişsel yeteneklerde bir düşüşe işaret eder. Beyin çürümesi endişe verici gelebilir, ancak iyi haber şu ki önlenebilir. Beyniniz en değerli varlığınızdır; onu özenle besleyin. Bugünden itibaren küçük değişiklikler yapmaya başlayın ve zihinsel berraklığınızın ve odaklanmanızın zamanla iyileştiğini görün.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n-FK3kXc9kGtdlZvomFv0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiç beyninizin eskisi kadar keskin olmadığını hissettiniz mi? Bir şeyleri unutabilir, konsantre olamayabilirsiniz veya zihninizin "ağır çekimde takılıp kaldığını" hissedebilirsiniz. Bu zorlukların çeşitli nedenleri olabilirken, bazı kişiler zihinsel durgunluğa "beyin çürümesi" adını verir. Tıbbi bir terim olmasa da, zihinsel sağlık ve bilişsel yeteneklerde bir kayba işaret eder. Ancak şunu unutmayın, düzenli rutininizde birkaç değişiklik yaparak beyninizi meşgul ve sağlıklı tutarken koruyabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hIakUpXvw0uADzfW5qI4Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte beyin çürümesinin ne olduğu ve bunu önlemeye yardımcı olabilecek 5 alışkanlık hakkında bilmemiz gereken her şey.
"BEYİN ÇÜRÜMESİ" NEDİR?Beyin çürümesi, zihinsel ve bilişsel gerilemeyi tanımlayan günlük bir terimdir. 2024 yılının kelimesi olarak da adlandırılan Oxford University Press, bunu "özellikle önemsiz veya zorlayıcı olmayan materyalin (şimdi özellikle çevrimiçi içerik) aşırı tüketiminin sonucu olarak görülen bir kişinin zihinsel veya entelektüel durumunun varsayılan bozulması" olarak tanımlıyor. Ayrıca: böyle bir bozulmaya yol açma olasılığı olan bir şey." Tıbbi olarak tanınan bir durum olmasa da, zihinsel durgunluk hissini veya net düşünememe durumunu açıklamak için kullanılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6AeaZVbdLEuaXa7t9-Id4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin çürümesi yaşayan kişiler şunları fark edebilir:Konsantrasyon ve odaklanmada düşüş.
Bir şeyleri hatırlamada zorluk.
Artan zihinsel bitkinlik hissi.
Motivasyon veya yaratıcılık eksikliği.
Şiddetli vakalarda, beyin çürümesine neden olan alışkanlıklar uzun vadeli bilişsel gerilemeye veya bunama gibi durumlara katkıda bulunabilir. Bu yüzden beyninizi meşgul ve sağlıklı tutmak çok önemlidir. Ekran sürenizi kesinlikle sınırlamalısınız
Telefonunuzda sonsuza kadar kaydırma yapmak veya çok fazla TV izlemek, anlamlı bir uyarım sunmadan beyninizi bunaltabilir. Bu, zamanla zihinsel yorgunluğa ve dikkat süresinin azalmasına yol açabilir.
Nasıl düzeltilir: Eğlence amaçlı ekran süresini günde 2-3 saatle sınırlayarak ekran kullanımına sınırlar koyun. Beyninize bir mola vermek için okuma, egzersiz yapma veya açık havada vakit geçirme gibi "ekransız" aktiviteler ekleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ytJrqXj8GUWXJk44k-o8lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyniniz bir kas gibidir; kullanmazsanız kaybedersiniz! Beyninizi zorlayan aktiviteler onu keskin tutar ve durgunluğu önler.Ne yapabilirsiniz: Bulmacaları çözün, satranç oynayın, yeni bir beceri öğrenin veya düzenli olarak kitap okuyun. Bu aktiviteler beyninizin farklı bölümlerini uyararak hafızanızı, problem çözme becerilerinizi ve yaratıcılığınızı geliştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LYbMfTtoz0WaNVwpDWtCcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuz için iyi olan şey beyniniz için de harikadır! Düzenli fiziksel aktivite beyne kan akışını artırarak sağlığı için gerekli olan oksijeni ve besinleri iletir.
Egzersizi dahil etmek için ipuçları: 30 dakikalık tempolu bir yürüyüş, yoga seansı veya dans dersi bile beyin sağlığını iyileştirebilir. Odaklanmayı ve zihinsel berraklığı artırmak için nefes egzersizleriyle birleştirin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mSdOCvNUb0eBxZBmXByFoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yediğiniz yiyecekler beyninizin performansı üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir.
Kötü beslenme iltihaplanmaya ve oksidatif strese neden olarak zihinsel durgunluğa yol açabilir.Diyetinize neler eklemelisiniz:Ispanak gibi yapraklı yeşillikler.
Sağlıklı yağlar için kuruyemişler ve tohumlar.Omega-3 açısından zengin yiyecekler.Yaban mersini gibi antioksidan açısından zengin meyveler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/npgBgOq3PUy-GPmQ7CVX5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yorgun bir beyin verimsiz bir beyindir. Uyku, beyninizin kendini onardığı, anıları pekiştirdiği ve ertesi güne hazırlandığı zamandır. Uygun şekilde dinlenmezseniz, beyin sisi ve zihinsel berraklığın azalması yaşayabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J1paCucmEEq3jXGfWx6XLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku alışkanlıkları nasıl iyileştirilir: Tutarlı bir uyku programı sürdürün, yatmadan önce ekranlardan kaçının ve rahatlatıcı bir uyku öncesi rutini oluşturun. Her gece 7-8 saat kaliteli uyku hedefleyin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyum eksikliği sandığınızdan daha ciddi: Vücudun hayati minerali</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyum-eksikligi-sandiginizdan-daha-ciddi-vucudun-hayati-minerali</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/magnezyum-eksikligi-sandiginizdan-daha-ciddi-vucudun-hayati-minerali</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum eksikliği veya hipomagnezemi, vücutta kas fonksiyonu, sinir sağlığı ve enerji üretimi için hayati bir mineral olan yeterli magnezyum olmadığında ortaya çıkar. Belirtileri arasında yorgunluk, kas krampları, düzensiz kalp atışı ve anksiyete bulunur. Nedenleri kötü beslenmeden tıbbi durumlara kadar uzanır. Bununla başa çıkmak için tıbbi rehberlik altında magnezyum açısından zengin yiyecekler veya takviyeler gerekir. İşte magnezyum hakkında tüm bilmeniz gerekenler.Magnezyumun vücuttaki önemi ve rolü genellikle kalsiyum ve demir gibi mineraller tarafından gölgede bırakılır, ancak insan sağlığı için önemi abartılamaz.
Bu hayati mineral, enerji üretiminden kas ve sinir fonksiyonuna kadar vücuttaki 300&#039;den fazla biyokimyasal reaksiyonda önemli bir rol oynar.Magnezyum eksikliği, genellikle hem hastayı hem de sağlık hizmeti sağlayıcılarını şaşırtabilen gizemli semptomlara yol açan, en az teşhis edilen sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilir.Magnezyum eksikliği, hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için geniş kapsamlı sonuçları olan sessiz bir salgındır. Belirtileri o kadar belirsizdir ki, diğer durumları kolayca taklit eder ve fark edilmez. Unutmayın, küçük bir mineral bile büyük bir fark yaratabilir.Magnezyum, öncelikle kemiklerde, kaslarda ve yumuşak dokularda bulunan temel bir mineraldir.

Kas ve sinir fonksiyonunu düzenleme
Kan şekeri seviyelerini koruma
Sağlıklı bir bağışıklık sistemini destekleme
Kemik sağlığını destekleme
Protein sentezine ve DNA onarımına yardımcı olma

Magnezyumun ihtiyacı yaşa, cinsiyete ve yaşam evresine göre değişir. Yetişkin erkeklerin günde yaklaşık 400-420 mg&#039;a, kadınların ise günde 310-320 mg&#039;a ihtiyacı vardır. Magnezyum yapraklı yeşilliklerde, kuruyemişlerde, tohumlarda ve tam tahıllarda bulunsa da, kötü beslenme alışkanlıkları, tükenmiş toprak ve işlenmiş gıdaların artan tüketimi nedeniyle eksikliği bir endişe kaynağı haline gelmiştir.Magnezyum eksikliğine katkıda bulunan birkaç faktör şunlardır:Diyette yetersiz alım, vücutta magnezyum eksikliğinin başlıca nedenlerinden biridir. İşlenmiş gıdalar açısından zengin modern diyetler genellikle yeterli magnezyumdan yoksundur.
Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi gastrointestinal bozukluklar magnezyum emilimini bozabilir.
 Uzun süreli stres, idrar yoluyla magnezyum atılımını artırır. Aşırı alkol tüketimi magnezyum emilimini engeller ve atılımını artırır. Y
aşlı yetişkinler, azalmış emilim ve böbreklerden daha yüksek magnezyum atılımı nedeniyle daha büyük risk altındadır.Bazen kas güçsüzlüğüyle birlikte görülen yorgunluk, magnezyum eksikliğinin en erken belirtilerinden biridir. Magnezyum, vücudun birincil enerji molekülü olan adenozin trifosfatın ayrılmaz bir parçasıdır.
Magnezyum, beyin sağlığı ve duygusal  sağlık  için çok önemlidir. Serotonin ve gama-aminobütirik asit (GABA) gibi nörotransmitterleri düzenlemeye yardımcı olur; bunlar ruh halinin dengelenmesinden ve rahatlamasından sorumludur. Düşük magnezyum seviyeleri artan anksiyete, depresyon ve beyin sisi gibi bilişsel sorunlarla ilişkilendirilmiştir. Ortaya çıkan araştırmalar, magnezyum takviyesinin hafif ila orta şiddette depresyon ve anksiyete bozukluklarının semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir.Magnezyum, vücuttaki stres tepkisi için kritik öneme sahiptir.  Son olarak, magnezyum sinir sistemini sakinleştirmek ve daha iyi uykuyu teşvik etmek için hareket eder. Eksiklik genellikle düşük uyku kalitesi veya uykusuzluğa neden olur ve hem fiziksel hem de zihinsel durumlarda daha fazla bozulmaya katkıda bulunur.Magnezyum ve kalp sağlığı arasındaki ilişki iyi belirlenmiştir; magnezyum kalp ritmini, kan basıncını ve damar tonusunu düzenler. Eksiklik hipertansiyon, aritmi ve kalp krizi riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Çalışmalar, magnezyum takviyesinin kan basıncını düşürebileceğini ve kardiyovasküler durumu iyileştirebileceğini göstermektedir.Kas krampları ve spazmları magnezyum eksikliğinin klasik belirtileridir. Magnezyum, kas hücrelerindeki kalsiyum seviyelerini dengeleyerek kas kasılmasını ve gevşemesini düzenler. Yeterli magnezyum olmadığında, kalsiyum kas liflerini aşırı uyarır ve ağrılı kramplara ve spazmlara yol açar. Bu özellikle sporcularda ve yüksek fiziksel aktivite seviyelerine sahip bireylerde yaygındır.Magnezyum eksikliği migren patofizyolojisi ile ilişkilendirilmiştir. Magnezyum eksikliğinin kasları daralttığı bilinmektedirBeyindeki kan damarları migren ataklarına yol açar. Çalışmalar, magnezyum takviyelerinin migren sıklığını ve şiddetini azalttığını ve böylece daha geleneksel tedavilerin doğal bir alternatifi haline geldiğini bulmuştur.
Kalsiyum genellikle kemik sağlığı tartışmalarında manşetlere çıksa da, magnezyum da önemlidir. Magnezyum, kalsiyum ve D vitamini seviyelerini düzenleyerek kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur. Kronik eksiklik kemikleri zayıflatabilir ve özellikle yaşlı yetişkinlerde ve menopoz sonrası kadınlarda osteoporoz riskini artırabilir.Magnezyum, glikoz m ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wtjfnAhqYU2LJ4j3UT7ptw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, eksikliği, sandığınızdan, daha, ciddi:, Vücudun, hayati, minerali</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wtjfnAhqYU2LJ4j3UT7ptw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyum eksikliği sandığınızdan daha ciddi: Vücudun hayati minerali"><p>Magnezyum eksikliği veya hipomagnezemi, vücutta kas fonksiyonu, sinir sağlığı ve enerji üretimi için hayati bir mineral olan yeterli magnezyum olmadığında ortaya çıkar. Belirtileri arasında yorgunluk, kas krampları, düzensiz kalp atışı ve anksiyete bulunur. Nedenleri kötü beslenmeden tıbbi durumlara kadar uzanır. Bununla başa çıkmak için tıbbi rehberlik altında magnezyum açısından zengin yiyecekler veya takviyeler gerekir. İşte magnezyum hakkında tüm bilmeniz gerekenler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9emAP9pEx0ihU1CFllm3hw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyumun vücuttaki önemi ve rolü genellikle kalsiyum ve demir gibi mineraller tarafından gölgede bırakılır, ancak insan sağlığı için önemi abartılamaz.
Bu hayati mineral, enerji üretiminden kas ve sinir fonksiyonuna kadar vücuttaki 300'den fazla biyokimyasal reaksiyonda önemli bir rol oynar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J72LuQJln02QdpzPvI4zMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliği, genellikle hem hastayı hem de sağlık hizmeti sağlayıcılarını şaşırtabilen gizemli semptomlara yol açan, en az teşhis edilen sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y17sE-jnHUujPtP1X6EbWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliği, hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için geniş kapsamlı sonuçları olan sessiz bir salgındır. Belirtileri o kadar belirsizdir ki, diğer durumları kolayca taklit eder ve fark edilmez. Unutmayın, küçük bir mineral bile büyük bir fark yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y4Kaji8U0kmvdkteLDxJzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, öncelikle kemiklerde, kaslarda ve yumuşak dokularda bulunan temel bir mineraldir.

Kas ve sinir fonksiyonunu düzenleme
Kan şekeri seviyelerini koruma
Sağlıklı bir bağışıklık sistemini destekleme
Kemik sağlığını destekleme
Protein sentezine ve DNA onarımına yardımcı olma

Magnezyumun ihtiyacı yaşa, cinsiyete ve yaşam evresine göre değişir. Yetişkin erkeklerin günde yaklaşık 400-420 mg'a, kadınların ise günde 310-320 mg'a ihtiyacı vardır. Magnezyum yapraklı yeşilliklerde, kuruyemişlerde, tohumlarda ve tam tahıllarda bulunsa da, kötü beslenme alışkanlıkları, tükenmiş toprak ve işlenmiş gıdaların artan tüketimi nedeniyle eksikliği bir endişe kaynağı haline gelmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mnsFOcxscUK8_YJk_YJlSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliğine katkıda bulunan birkaç faktör şunlardır:Diyette yetersiz alım, vücutta magnezyum eksikliğinin başlıca nedenlerinden biridir. İşlenmiş gıdalar açısından zengin modern diyetler genellikle yeterli magnezyumdan yoksundur.
Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi gastrointestinal bozukluklar magnezyum emilimini bozabilir.
 Uzun süreli stres, idrar yoluyla magnezyum atılımını artırır. Aşırı alkol tüketimi magnezyum emilimini engeller ve atılımını artırır. Y
aşlı yetişkinler, azalmış emilim ve böbreklerden daha yüksek magnezyum atılımı nedeniyle daha büyük risk altındadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j7DL7poNK0CfzFz4dL55dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazen kas güçsüzlüğüyle birlikte görülen yorgunluk, magnezyum eksikliğinin en erken belirtilerinden biridir. Magnezyum, vücudun birincil enerji molekülü olan adenozin trifosfatın ayrılmaz bir parçasıdır.
Magnezyum, beyin sağlığı ve duygusal  sağlık  için çok önemlidir. Serotonin ve gama-aminobütirik asit (GABA) gibi nörotransmitterleri düzenlemeye yardımcı olur; bunlar ruh halinin dengelenmesinden ve rahatlamasından sorumludur. Düşük magnezyum seviyeleri artan anksiyete, depresyon ve beyin sisi gibi bilişsel sorunlarla ilişkilendirilmiştir. Ortaya çıkan araştırmalar, magnezyum takviyesinin hafif ila orta şiddette depresyon ve anksiyete bozukluklarının semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir.Magnezyum, vücuttaki stres tepkisi için kritik öneme sahiptir.  Son olarak, magnezyum sinir sistemini sakinleştirmek ve daha iyi uykuyu teşvik etmek için hareket eder. Eksiklik genellikle düşük uyku kalitesi veya uykusuzluğa neden olur ve hem fiziksel hem de zihinsel durumlarda daha fazla bozulmaya katkıda bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VwhL43aRJEq74DFAU1-gZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum ve kalp sağlığı arasındaki ilişki iyi belirlenmiştir; magnezyum kalp ritmini, kan basıncını ve damar tonusunu düzenler. Eksiklik hipertansiyon, aritmi ve kalp krizi riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Çalışmalar, magnezyum takviyesinin kan basıncını düşürebileceğini ve kardiyovasküler durumu iyileştirebileceğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ft0Y0eqeUEGE22aq6YzVoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas krampları ve spazmları magnezyum eksikliğinin klasik belirtileridir. Magnezyum, kas hücrelerindeki kalsiyum seviyelerini dengeleyerek kas kasılmasını ve gevşemesini düzenler. Yeterli magnezyum olmadığında, kalsiyum kas liflerini aşırı uyarır ve ağrılı kramplara ve spazmlara yol açar. Bu özellikle sporcularda ve yüksek fiziksel aktivite seviyelerine sahip bireylerde yaygındır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kVi5a_DraEGPSdd6PzCjvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliği migren patofizyolojisi ile ilişkilendirilmiştir. Magnezyum eksikliğinin kasları daralttığı bilinmektedirBeyindeki kan damarları migren ataklarına yol açar. Çalışmalar, magnezyum takviyelerinin migren sıklığını ve şiddetini azalttığını ve böylece daha geleneksel tedavilerin doğal bir alternatifi haline geldiğini bulmuştur.
Kalsiyum genellikle kemik sağlığı tartışmalarında manşetlere çıksa da, magnezyum da önemlidir. Magnezyum, kalsiyum ve D vitamini seviyelerini düzenleyerek kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur. Kronik eksiklik kemikleri zayıflatabilir ve özellikle yaşlı yetişkinlerde ve menopoz sonrası kadınlarda osteoporoz riskini artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iZRDJ30ogk2h5cLspZelCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, glikoz metabolizması ve insülin düzenlemesi için önemlidir. Düşük magnezyum, tip 2 diyabetin öncüsü olan insülin direnciyle ilişkilendirilmiştir. Çeşitli çalışmalar, magnezyum takviyesinin insülin duyarlılığını iyileştirdiğini ve diyabetik hastalarda kan şekeri seviyelerini yönettiğini öne sürmüştür.Magnezyum eksikliği, kabızlık ve şişkinlik gibi gastrointestinal semptomlara yol açabilir. Magnezyum, bağırsak hareketlerine ve düzenliliğine yardımcı olan doğal bir kas gevşeticidir. Kronik eksiklik, irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi durumları kötüleştirebilir.Magnezyum, beyaz kan hücrelerinin aktivitesini etkileyerek ve iltihabı azaltarak sağlıklı bir bağışıklık sisteminin korunmasına yardımcı olur. Eksiklik bağışıklık fonksiyonunu tehlikeye atabilir ve vücudu enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı daha duyarlı hale getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yY_LAWqMX0qglc3AU3Zqjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliğini teşhis etmek bazen zordur çünkü kandaki magnezyum seviyesi toplam vücut depolarını doğru bir şekilde yansıtmaz, çünkü magnezyumun sadece %1'i kan dolaşımında bulunur. Sağlık hizmeti sağlayıcıları magnezyum durumunu değerlendirmek için aşağıdaki yöntemleri kullanır:Kan testleri: Serum magnezyum seviyeleri genel bir bakış sağlar ancak hafif eksiklikleri tespit edemeyebilir.Kırmızı kan hücresi magnezyum testi: Bu test kırmızı kan hücrelerindeki magnezyum seviyelerini ölçer ve serum testlerinden daha doğrudur.Belirti değerlendirmesi: Belirtilerin kapsamlı bir değerlendirmesi olası magnezyum eksikliğini belirlemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PwKYgc0PuUKTtiZs4vA-cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, diyete zengin gıda kaynakları dahil edilerek en iyi şekilde elde edilebilir.
Mükemmel magnezyum kaynakları ıspanak, badem, kabak çekirdeği, ayçiçeği çekirdeği, kinoa, esmer pirinç, yulaf gibi tam tahıllar; siyah fasulye, mercimek, nohut gibi baklagiller, muz, avokado gibi meyveler ve %70 veya daha fazla kakao içeriğine sahip bitter çikolatadır.
Magnezyum ihtiyaçlarını yalnızca diyetle karşılayamayan kişiler için takviye gerekebilir. Magnezyum takviyelerinin yaygın formları şunlardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UA7ywOunOE6otbZQgo1mKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum sitrat: İyi emilir ve genellikle kabızlığı hafifletmek için kullanılır.Magnezyum glisinat: Mideye naziktir ve kaygı ve uyku sorunlarını gidermek için idealdir.Magnezyum oksit: Daha az biyoyararlanımlıdır ancak kabızlığı tedavi etmek için etkilidir.Magnezyum klorür: Kolayca emilir ve genel takviye için uygundur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TG8kMI4LjkuhiPIRBXcp9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uygun dozajı ve formu belirlemek için takviyeye başlamadan önce bir doktora danışın.Yaşam tarzındaki değişiklikler vücuttaki magnezyum seviyelerini korumaya yardımcı olabilir.
Kronik stresten kaynaklanan magnezyum eksikliğini azaltmak için yoga, meditasyon veya derin nefes alma gibi rahatlama tekniklerini uygulayın. Ağır alkol ve kafein alımı magnezyumla rekabet edebilir; bu nedenle alkol alımını azaltın. Hidrasyon, magnezyumun etkili bir şekilde emilmesine ve metabolizmasına yardımcı olur.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyabet kışın beyin felci riskini artırabilir mi? Tehlikeyi azaltmak için öneriler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/diyabet-kisin-beyin-felci-riskini-artirabilir-mi-tehlikeyi-azaltmak-icin-oeneriler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/diyabet-kisin-beyin-felci-riskini-artirabilir-mi-tehlikeyi-azaltmak-icin-oeneriler</guid>
<description><![CDATA[ Diyabetli hastalar, azalan aktivite, diyet değişiklikleri ve insülin direnci nedeniyle artan kan şekeri nedeniyle kışın daha yüksek felç riskleriyle karşı karşıyadır. Fiziksel aktivite, dengeli beslenme, düzenli izleme, sıvı alımı, stres yönetimi ve ilaçları ayarlama yoluyla uygun yönetim, bu riskleri azaltmak için çok önemlidir.Diyabetli hastalarda beyin felci riski genellikle kış mevsiminde daha yüksektir. Kış mevsimine girerken, diyabetli hastaların kan şekeri seviyelerini yönetmek için ekstra önlemler almaları gerekir. Soğuk hava, fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları ve genel sağlık üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Azalan fiziksel aktivite, diyet değişiklikleri ve insülin direnci nedeniyle kan şekeri seviyeleri yükselir.Kontrol edilmeyen kan şekeri seviyeleri, sinir hasarı, böbrek hasarı ve kalp hastalığı ve felç riskinin artması gibi bir dizi sağlık sorununa yol açabilir.
Kontrol edilmeyen kan şekeri seviyeleri, diyabetli hastalarda felç riskini önemli ölçüde artırabilir.
Yüksek şeker seviyeleri zamanla kan damarlarına zarar vererek onları tıkanıklıklara veya yırtılmalara karşı daha duyarlı hale getirebilir ve bu da sonunda beyin felcine yol açabilir. Aşırı soğuk, diyabet hastaları üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.İşte bazı olası etkiler:Kan şekeri seviyelerinin artması: Soğuk stresi, vücudun kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarını salgılamasına neden olabilir ve bu da kan şekeri seviyelerini yükseltebilir.Azalmış insülin duyarlılığı: Soğuk sıcaklıklar, vücudun hücrelerinin insüline daha az tepki vermesini sağlayarak kan şekeri seviyelerini kontrol etmeyi zorlaştırabilir.Hipoglisemi (düşük kan şekeri): Soğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olarak ekstremitelere kan akışını azaltabilir. Bu, hücrelere glikoz iletiminde azalmaya yol açarak hipoglisemi riskini artırabilir.Kan basıncı (BP) genellikle kışın yazdan daha yüksektirSoğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olur ve buna vazokonstriksiyon denir. Bu, kan damarlarındaki direnci artırarak kalbin daha sert pompalamasına ve kan basıncını yükseltmesine neden olur.Donma ve sinir hasarı: Diyabet hastaları, zayıf dolaşım ve sinir hasarı (nöropati) nedeniyle donmaya ve sinir hasarına daha yatkındır. İlaç ve ekipman sorunları: Aşırı soğuk, insülin pompalarının, glikoz ölçüm cihazlarının ve diğer diyabet ekipmanlarının performansını etkileyebilir. İnsülin gibi ilaçların da etkililiğini korumak için belirli sıcaklıklarda saklanması gerekebilir.Diyabetik ketoasidoz (DKA) riskinin artması: Soğuk stresi, diyabetin potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir komplikasyonu olan DKA riskini artırabilen keton üretimine yol açabilir.Kış aylarında, diyabet hastaları birkaç faktör nedeniyle kan şekeri seviyelerinde değişiklikler yaşayabilir:Azalmış fiziksel aktivite: Soğuk hava, düzenli fiziksel aktiviteye girmeyi zorlaştırabilir, insülin duyarlılığında azalmaya ve kan şekeri seviyelerinde artışa yol açabilir.Yemek alışkanlıklarında değişiklikler: Kış, genellikle karbonhidrat ve şeker oranı yüksek, sıcak ve rahatlatıcı yiyeceklere olan isteği beraberinde getirir ve kan şekeri seviyelerinde artışa neden olur.Artan stres: Soğuk hava ve tatil sezonu stresli olabilir ve kan şekeri seviyelerini yükseltebilen kortizol seviyelerinde artışa yol açabilir. Kış aylarında kan şekeri seviyelerini yönetmek için diyabet hastaları aşağıdaki önlemleri alabilir:Fiziksel olarak aktif kalın: İnsülin duyarlılığını korumak için yoga veya koşu bandında yürüme gibi kapalı alanda fiziksel aktivitelerde bulunun.Dengeli bir diyet yapın: Sebzeler, meyveler, tam tahıllar, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar gibi tam, işlenmemiş gıdalara odaklanın.Kan şekeri seviyelerini izleyin: Hedef aralıkta olduklarından emin olmak için kan şekeri seviyelerini düzenli olarak kontrol edin.Susuz kalmayın: Susuz kalmamak ve kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olmak için bol su için.Stresle başa çıkın: Kortizol seviyelerini yönetmeye yardımcı olmak için meditasyon, derin nefes alma veya okuma gibi stres azaltıcı aktivitelerde bulunun.İlaç ve insülin dozlarını ayarlayın: Gerektiğinde ilaç ve insülin dozlarını ayarlamak için sağlık uzmanınıza danışın.Sıcak giyin ve kuru kalın: Vücut ısısını korumak için nefes alabilen kat kat giysiler giyin ve kuru kalın.Ayaklarınıza iyi bakın: Sıcak, su geçirmez ayakkabılar giyin ve ayaklarınızı ısıtmak için düzenli molalar verin. Soğuk hava acil durum planınız olsun: Aşırı soğuklara hazırlıklı olun ve acil bir durum olması durumunda bir planınız olsun.
Bu önlemleri alarak, diyabet hastaları kış aylarında felç ve diğer komplikasyon risklerini azaltabilirler.Kış mevsiminde kan şekeri seviyelerini yönetmek için kişiselleştirilmiş bir plan geliştirmek için bir sağlık hizmeti sağlayıcısıyla yakın bir şekilde çalışmak önemlidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Sağlığınızla ilgili bir endişe varsa mutlaka uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MJxT9aaU2k-q8jHowIdjiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyabet, kışın, beyin, felci, riskini, artırabilir, mi, Tehlikeyi, azaltmak, için, öneriler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MJxT9aaU2k-q8jHowIdjiQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyabet kışın beyin felci riskini artırabilir mi? Tehlikeyi azaltmak için öneriler"><p>Diyabetli hastalar, azalan aktivite, diyet değişiklikleri ve insülin direnci nedeniyle artan kan şekeri nedeniyle kışın daha yüksek felç riskleriyle karşı karşıyadır. Fiziksel aktivite, dengeli beslenme, düzenli izleme, sıvı alımı, stres yönetimi ve ilaçları ayarlama yoluyla uygun yönetim, bu riskleri azaltmak için çok önemlidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ookmcu_JI0KTm4Xu4PVASw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabetli hastalarda beyin felci riski genellikle kış mevsiminde daha yüksektir. Kış mevsimine girerken, diyabetli hastaların kan şekeri seviyelerini yönetmek için ekstra önlemler almaları gerekir. Soğuk hava, fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları ve genel sağlık üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Azalan fiziksel aktivite, diyet değişiklikleri ve insülin direnci nedeniyle kan şekeri seviyeleri yükselir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dGdQrYsud0KnQXJIBP5oew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kontrol edilmeyen kan şekeri seviyeleri, sinir hasarı, böbrek hasarı ve kalp hastalığı ve felç riskinin artması gibi bir dizi sağlık sorununa yol açabilir.
Kontrol edilmeyen kan şekeri seviyeleri, diyabetli hastalarda felç riskini önemli ölçüde artırabilir.
Yüksek şeker seviyeleri zamanla kan damarlarına zarar vererek onları tıkanıklıklara veya yırtılmalara karşı daha duyarlı hale getirebilir ve bu da sonunda beyin felcine yol açabilir. Aşırı soğuk, diyabet hastaları üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sep99VOmNkmW9BS3yT3eUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte bazı olası etkiler:Kan şekeri seviyelerinin artması: Soğuk stresi, vücudun kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarını salgılamasına neden olabilir ve bu da kan şekeri seviyelerini yükseltebilir.Azalmış insülin duyarlılığı: Soğuk sıcaklıklar, vücudun hücrelerinin insüline daha az tepki vermesini sağlayarak kan şekeri seviyelerini kontrol etmeyi zorlaştırabilir.Hipoglisemi (düşük kan şekeri): Soğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olarak ekstremitelere kan akışını azaltabilir. Bu, hücrelere glikoz iletiminde azalmaya yol açarak hipoglisemi riskini artırabilir.Kan basıncı (BP) genellikle kışın yazdan daha yüksektir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_J9JqMXic0WoPV4PSoTuzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olur ve buna vazokonstriksiyon denir. Bu, kan damarlarındaki direnci artırarak kalbin daha sert pompalamasına ve kan basıncını yükseltmesine neden olur.Donma ve sinir hasarı: Diyabet hastaları, zayıf dolaşım ve sinir hasarı (nöropati) nedeniyle donmaya ve sinir hasarına daha yatkındır. İlaç ve ekipman sorunları: Aşırı soğuk, insülin pompalarının, glikoz ölçüm cihazlarının ve diğer diyabet ekipmanlarının performansını etkileyebilir. İnsülin gibi ilaçların da etkililiğini korumak için belirli sıcaklıklarda saklanması gerekebilir.Diyabetik ketoasidoz (DKA) riskinin artması: Soğuk stresi, diyabetin potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir komplikasyonu olan DKA riskini artırabilen keton üretimine yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G68NY1oFq0a9eVV2GJJl0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış aylarında, diyabet hastaları birkaç faktör nedeniyle kan şekeri seviyelerinde değişiklikler yaşayabilir:Azalmış fiziksel aktivite: Soğuk hava, düzenli fiziksel aktiviteye girmeyi zorlaştırabilir, insülin duyarlılığında azalmaya ve kan şekeri seviyelerinde artışa yol açabilir.Yemek alışkanlıklarında değişiklikler: Kış, genellikle karbonhidrat ve şeker oranı yüksek, sıcak ve rahatlatıcı yiyeceklere olan isteği beraberinde getirir ve kan şekeri seviyelerinde artışa neden olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4JQ2VLrFXEq7vg0Fi0XFLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artan stres: Soğuk hava ve tatil sezonu stresli olabilir ve kan şekeri seviyelerini yükseltebilen kortizol seviyelerinde artışa yol açabilir. Kış aylarında kan şekeri seviyelerini yönetmek için diyabet hastaları aşağıdaki önlemleri alabilir:Fiziksel olarak aktif kalın: İnsülin duyarlılığını korumak için yoga veya koşu bandında yürüme gibi kapalı alanda fiziksel aktivitelerde bulunun.Dengeli bir diyet yapın: Sebzeler, meyveler, tam tahıllar, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar gibi tam, işlenmemiş gıdalara odaklanın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IX2rJzUA3UO-Xcs1fjAq_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kan şekeri seviyelerini izleyin: Hedef aralıkta olduklarından emin olmak için kan şekeri seviyelerini düzenli olarak kontrol edin.Susuz kalmayın: Susuz kalmamak ve kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olmak için bol su için.Stresle başa çıkın: Kortizol seviyelerini yönetmeye yardımcı olmak için meditasyon, derin nefes alma veya okuma gibi stres azaltıcı aktivitelerde bulunun.İlaç ve insülin dozlarını ayarlayın: Gerektiğinde ilaç ve insülin dozlarını ayarlamak için sağlık uzmanınıza danışın.Sıcak giyin ve kuru kalın: Vücut ısısını korumak için nefes alabilen kat kat giysiler giyin ve kuru kalın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TG2VnL0vpU2t9NmM4glOKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayaklarınıza iyi bakın: Sıcak, su geçirmez ayakkabılar giyin ve ayaklarınızı ısıtmak için düzenli molalar verin. Soğuk hava acil durum planınız olsun: Aşırı soğuklara hazırlıklı olun ve acil bir durum olması durumunda bir planınız olsun.
Bu önlemleri alarak, diyabet hastaları kış aylarında felç ve diğer komplikasyon risklerini azaltabilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GVakTeqVZECASrfqoTSl2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış mevsiminde kan şekeri seviyelerini yönetmek için kişiselleştirilmiş bir plan geliştirmek için bir sağlık hizmeti sağlayıcısıyla yakın bir şekilde çalışmak önemlidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Sağlığınızla ilgili bir endişe varsa mutlaka uzmana danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücudun olmazsa olmazı 6 vitamin: Özellikle kışın sağlığı desteklemek gerekiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vucudun-olmazsa-olmazi-6-vitamin-ozellikle-kisin-sagligi-desteklemek-gerekiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vucudun-olmazsa-olmazi-6-vitamin-ozellikle-kisin-sagligi-desteklemek-gerekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış aylarında dengeli bir diyet ve takviyeler bağışıklığı artırır ve mevsimsel sağlık sorunlarının üstesinden gelir. Temel takviyeler arasında C, D Vitamini, Omega-3, Demir, Probiyotikler ve K2 Vitamini bulunur ve gelişmiş enerji, cilt sağlığı ve zihinsel sağlık gibi faydalar sağlar. Olumsuz etkilerden kaçınmak için takviye ürünleri kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışmalısınız. Peki, vücut için olmazsa olmaz vitamin takviyeleri neler?Kış mevsiminde soğuk havaların etkisiyle bağışıklık sisteminiz hızlı bir şekilde düşebilir. Aynı zamanda vücutta soğuk algınlığı ve öksürüğe daha yatkın hale getirdiği için ekstra stres ve gerginlik de getirir. Bununla birlikte, sağlıklı ve dengeli bir diyet, düzenli egzersiz, güneş ışığına maruz kalma ve takviye alımı bağışıklığı artırabilir ve kışla ilgili sağlık sorunlarının üstesinden gelebilir.Takviye vitaminler sadece kemik ve kalp sağlığını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda görmeyi de iyileştirir ve sindirimi önemli ölçüde artırır. Peki, neden takviyelere ihtiyacınız var?Beslenme eksikliğini yenmek: Her zaman öyle olmayabilecek, dikkatlice hazırlanmış dengeli bir diyet tükettiğinizi düşünebilirsiniz. Diyet takviyelerinin alımı günlük öğünlerimizdeki açığı kapatır ve bağışıklığımız ve refahımız için ekstra bir güç sağlarGelişmiş enerji seviyeleri: Düzenli egzersiz ve fiziksel aktiviteler formda kalmamızı ve enerji seviyelerimizi iyileştirmemizi sağlayan harika bir yoldur. Kış diyetine magnezyum gibi diyet takviyeleri eklemek enerji seviyelerini daha da yüksek tutmak için ek bir faydadırRuh halini iyileştiriciler: D vitamini gibi diyet takviyeleri, ruh halini iyileştirici olarak hareket ettikleri ve zihni ve kalbi pozitif tutmaya yardımcı oldukları için kaygı ve depresyon duyguları gibi mevsimsel sıkıntıları yenmeye yardımcı olurCilt ve saç sağlığı: Yaşlanmayı yenmeyi ve parlak saçlara sahip olmayı umuyorsanız, Omega-3 gibi takviyeler eklemek bu yönde doğru bir adımdır.C Vitamini:C Vitamini vücudu sıcak tutma özelliğine sahiptir, çünkü bu sadece kırışıklıklar, ince çizgiler ve hatta güneş lekeleri gibi yaşlanma belirtilerini yenme özelliğine sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda daha genç bir görünüme yol açan kolajen üretimini de sağlar.
C Vitamini ayrıca bağışıklığı güçlendirir ve vücudun boğaz ağrısı ve soğuk algınlığı gibi mevsimsel alerjilerle savaşmasına yardımcı olur, ayrıca kış aylarında grip ve mevsimsel viral enfeksiyonlarla savaşır.D Vitamini: Kışın güneş ışığı azdır ve kışın hızlı bir öğleden sonra yürüyüşü yapmak veya güneşte güneşlenmek her zaman mümkün değildir. Güneşte kemikleri daha sağlam ve güçlü yapan D Vitamini bulunur. Temel olduğundan, D Vitamini -D2 ve D3 takviyeleri kandaki vitamini artırırOmega 3 Yağ Asitleri: Sinir sistemini ve bilişsel sağlığı korumanın yanı sıra, Omega 3 yağ asitleri kardiyovasküler sağlık için iyi haber demektir ve ayrıca felç olasılığını azaltır.
Omega-3 yağ asitleri ayrıca göz dejenerasyonunu önler, daha iyi bir uyku döngüsü oluşturmaya yardımcı olur, iltihabı önler, karaciğer yağını azaltır ve ayrıca kaygı sorunlarıyla mücadelede yardımcı olur. Bazı çalışmalar ayrıca omega 3 yağ asidinin daha iyi bir zihinsel refah duygusunu desteklediğine inanmaktadır.Demir: İnsan vücudunda kırmızı kan hücreleri üretmek için demir gereklidir. Bu takviyeler, maksimum emilimi teşvik etmek için en iyi şekilde aç karnına alınır. Demir eksikliği genellikle anemi, mide sorunları, bağırsak hastalıkları, yanıklar ve hatta kanama sorunları gibi durumlara yol açarProbiyotikler: Probiyotikler, iyi bağırsak sağlığını korumak için harikadır ve insan vücudunun genel bağışıklığını artırmada harikadır. Probiyotik takviyeleri ayrıca kiloyu korumaya yardımcı olur ve cilt sağlığı için güçlü destek sağlar. Probiyotikler ayrıca iltihabı azaltmada kritik bir rol oynar.K2 Vitamini: K2 Vitamini takviyesi, vücudun kalsiyum seviyesini, kan pıhtılaşma sistemini kontrol altında tutar. Ayrıca daha güçlü kemikler oluşturmaktan ve atardamarları sağlıklı tutmaktan sorumludur.
Ayrıca magnezyum takviyeleri, vücuttaki 300&#039;den fazla biyokimyasal reaksiyondaki rolleri nedeniyle sayısız sağlık faydası sunar, çünkü magnezyum bilişsel işlevi artırır, krampları hafifletir ve genel canlılığı ve refahı korumaya yardımcı olur.
Ayrıca kas ve sinir fonksiyonunu destekler, uykuyu iyileştirir, stresi azaltır, enerjiyi artırır ve kalp ve kemik sağlığını destekler. Sindirime yardımcı olur, kan şekerini düzenler ve iltihapla savaşır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ezYPfswHFEGeTH2eChTzmw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudun, olmazsa, olmazı, vitamin:, Özellikle, kışın, sağlığı, desteklemek, gerekiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ezYPfswHFEGeTH2eChTzmw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücudun olmazsa olmazı 6 vitamin: Özellikle kışın sağlığı desteklemek gerekiyor"><p>Kış aylarında dengeli bir diyet ve takviyeler bağışıklığı artırır ve mevsimsel sağlık sorunlarının üstesinden gelir. Temel takviyeler arasında C, D Vitamini, Omega-3, Demir, Probiyotikler ve K2 Vitamini bulunur ve gelişmiş enerji, cilt sağlığı ve zihinsel sağlık gibi faydalar sağlar. Olumsuz etkilerden kaçınmak için takviye ürünleri kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışmalısınız. Peki, vücut için olmazsa olmaz vitamin takviyeleri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7mGoMgC2KUevci7RgCDijA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış mevsiminde soğuk havaların etkisiyle bağışıklık sisteminiz hızlı bir şekilde düşebilir. Aynı zamanda vücutta soğuk algınlığı ve öksürüğe daha yatkın hale getirdiği için ekstra stres ve gerginlik de getirir. Bununla birlikte, sağlıklı ve dengeli bir diyet, düzenli egzersiz, güneş ışığına maruz kalma ve takviye alımı bağışıklığı artırabilir ve kışla ilgili sağlık sorunlarının üstesinden gelebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MUxr9iPsm0aPP_ARHZkejg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Takviye vitaminler sadece kemik ve kalp sağlığını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda görmeyi de iyileştirir ve sindirimi önemli ölçüde artırır. Peki, neden takviyelere ihtiyacınız var?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j3upXuP_NkWxjlgkZ7MAPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme eksikliğini yenmek: Her zaman öyle olmayabilecek, dikkatlice hazırlanmış dengeli bir diyet tükettiğinizi düşünebilirsiniz. Diyet takviyelerinin alımı günlük öğünlerimizdeki açığı kapatır ve bağışıklığımız ve refahımız için ekstra bir güç sağlar</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d-t72i5vbkKjxKT9qr8hWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gelişmiş enerji seviyeleri: Düzenli egzersiz ve fiziksel aktiviteler formda kalmamızı ve enerji seviyelerimizi iyileştirmemizi sağlayan harika bir yoldur. Kış diyetine magnezyum gibi diyet takviyeleri eklemek enerji seviyelerini daha da yüksek tutmak için ek bir faydadır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yk56Pihj4km1Ynn01MI9DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ruh halini iyileştiriciler: D vitamini gibi diyet takviyeleri, ruh halini iyileştirici olarak hareket ettikleri ve zihni ve kalbi pozitif tutmaya yardımcı oldukları için kaygı ve depresyon duyguları gibi mevsimsel sıkıntıları yenmeye yardımcı olurCilt ve saç sağlığı: Yaşlanmayı yenmeyi ve parlak saçlara sahip olmayı umuyorsanız, Omega-3 gibi takviyeler eklemek bu yönde doğru bir adımdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zU9loG5L-0eoX20ZW0nYeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C Vitamini:C Vitamini vücudu sıcak tutma özelliğine sahiptir, çünkü bu sadece kırışıklıklar, ince çizgiler ve hatta güneş lekeleri gibi yaşlanma belirtilerini yenme özelliğine sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda daha genç bir görünüme yol açan kolajen üretimini de sağlar.
C Vitamini ayrıca bağışıklığı güçlendirir ve vücudun boğaz ağrısı ve soğuk algınlığı gibi mevsimsel alerjilerle savaşmasına yardımcı olur, ayrıca kış aylarında grip ve mevsimsel viral enfeksiyonlarla savaşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7hkRpIfH1UG5QA2EkE_fOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D Vitamini: Kışın güneş ışığı azdır ve kışın hızlı bir öğleden sonra yürüyüşü yapmak veya güneşte güneşlenmek her zaman mümkün değildir. Güneşte kemikleri daha sağlam ve güçlü yapan D Vitamini bulunur. Temel olduğundan, D Vitamini -D2 ve D3 takviyeleri kandaki vitamini artırır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H_583xkqcUy-BlB1wJZdxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega 3 Yağ Asitleri: Sinir sistemini ve bilişsel sağlığı korumanın yanı sıra, Omega 3 yağ asitleri kardiyovasküler sağlık için iyi haber demektir ve ayrıca felç olasılığını azaltır.
Omega-3 yağ asitleri ayrıca göz dejenerasyonunu önler, daha iyi bir uyku döngüsü oluşturmaya yardımcı olur, iltihabı önler, karaciğer yağını azaltır ve ayrıca kaygı sorunlarıyla mücadelede yardımcı olur. Bazı çalışmalar ayrıca omega 3 yağ asidinin daha iyi bir zihinsel refah duygusunu desteklediğine inanmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g3TwNBmKJES3MkGEZw1anA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir: İnsan vücudunda kırmızı kan hücreleri üretmek için demir gereklidir. Bu takviyeler, maksimum emilimi teşvik etmek için en iyi şekilde aç karnına alınır. Demir eksikliği genellikle anemi, mide sorunları, bağırsak hastalıkları, yanıklar ve hatta kanama sorunları gibi durumlara yol açarProbiyotikler: Probiyotikler, iyi bağırsak sağlığını korumak için harikadır ve insan vücudunun genel bağışıklığını artırmada harikadır. Probiyotik takviyeleri ayrıca kiloyu korumaya yardımcı olur ve cilt sağlığı için güçlü destek sağlar. Probiyotikler ayrıca iltihabı azaltmada kritik bir rol oynar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SwAdj-JX50iw57CUdIMQIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>K2 Vitamini: K2 Vitamini takviyesi, vücudun kalsiyum seviyesini, kan pıhtılaşma sistemini kontrol altında tutar. Ayrıca daha güçlü kemikler oluşturmaktan ve atardamarları sağlıklı tutmaktan sorumludur.
Ayrıca magnezyum takviyeleri, vücuttaki 300'den fazla biyokimyasal reaksiyondaki rolleri nedeniyle sayısız sağlık faydası sunar, çünkü magnezyum bilişsel işlevi artırır, krampları hafifletir ve genel canlılığı ve refahı korumaya yardımcı olur.
Ayrıca kas ve sinir fonksiyonunu destekler, uykuyu iyileştirir, stresi azaltır, enerjiyi artırır ve kalp ve kemik sağlığını destekler. Sindirime yardımcı olur, kan şekerini düzenler ve iltihapla savaşır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da özel hastanelere 3 bini aşkın olağandışı denetim! 70 milyon lira ceza kesildi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/istanbulda-oezel-hastanelere-3-bini-askin-olagandisi-denetim-70-milyon-lira-ceza-kesildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/istanbulda-oezel-hastanelere-3-bini-askin-olagandisi-denetim-70-milyon-lira-ceza-kesildi</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul&#039;daki özel sağlık kuruluşlarına 3 binden fazla olağan dışı denetim yapıldı. 2024 yılında yapılan denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesildiğini söyleyen İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, &quot;Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde.&quot; dedi.İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, yaptığı açıklamada, kentte tüm sağlık hizmetlerinin özel-kamu ayrımı yapılmadan beraber verildiğini söyledi.  İstanbul&#039;un sağlık sisteminin, Türkiye&#039;de sağlıkta dönüşümden sonra tüm dünyaya örnek olduğunu belirten Güner, pandemi döneminde İstanbul&#039;daki sağlık sisteminin bunu herkese kanıtladığını ifade etti.  Güner, İstanbul&#039;da sağlık hizmetinin devamlılığını ve kalitesini yüksek tutmak için denetimler yaptıklarını vurgulayarak, &quot;İstanbul&#039;da özel sağlık kuruluşlarına olağan ile olağan dışı denetimlerimiz var. Olağan denetimlerimiz daha çok ruhsat esaslı, mevcut kaliteyi, fiziki ortamı, personel durumunu yakından takip etmek için yaptığımız denetimler. Bir de burada kaliteyi baltalayacak, mevcut bizim sunduğumuz hizmeti aşağı doğru çekecek olan uygulamalara yönelik habersiz yaptığımız denetimler var.&quot; ifadelerini kullandı.  &quot;3 BİN 400 OLAĞANDIŞI DENETİM YAPTIK&quot;  İstanbul&#039;da 2024 yılında yaklaşık 3 bin 400 olağan dışı denetim yaptıklarını söyleyen Doç. Dr. Güner, &quot;Yaptığımız denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesmiş durumdayız. Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde.&quot; diye konuştu.  &quot;DENETİMLERDE &#039;ÇİFT KÖR&#039; UYGULAMALARI YAPIYORUZ&quot;  Doç. Dr. Güner, vatandaşların sağlık hizmetleri konusunda içlerinin rahat olmasını isteyerek, &quot;En ufak bir olumsuzlukta vatandaşımızın bize şifahen olsun, bizim kendi denetimlerimizde olsun veya CİMER üzerinden her türlü şikayetleri, her türlü geri bildirimleri değerlendiriyoruz.&quot; dedi.  Özel sağlık kuruluşlarına yapılan denetimlerde, mevcut denetimin de kalitesini artırmak için &quot;çift kör&quot; uygulamaları yaptıklarının altını çizen Güner, sözlerini şöyle sürdürdü:  &quot;Sayın Bakanımızın İstanbul&#039;daki müdürlüğü zamanından başlayan bir uygulama bu. Şu anda İstanbul&#039;da bir denetim yapıldığında, toplu büyük denetimler yapıyoruz ve bütün sağlık hizmeti sunucularına aynı anda denetim yapmak istiyoruz. Çift kör uygulamasında hem denetlenenin haberi yok hem de denetleyenin hangi kurumu gidip denetleyeceğinden haberi yok. Denetlenecek yerler kapalı zarfta, şifreli mesajlarla beraber bizim denetim ekiplerimize iletiliyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Tv83-rGG02RV_xBlD5flw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, özel, hastanelere, bini, aşkın, olağandışı, denetim, milyon, lira, ceza, kesildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Tv83-rGG02RV_xBlD5flw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul'da özel hastanelere 3 bini aşkın olağandışı denetim! 70 milyon lira ceza kesildi"><p>İstanbul'daki özel sağlık kuruluşlarına 3 binden fazla olağan dışı denetim yapıldı. 2024 yılında yapılan denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesildiğini söyleyen İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, "Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde." dedi.</p>İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, yaptığı açıklamada, kentte tüm sağlık hizmetlerinin özel-kamu ayrımı yapılmadan beraber verildiğini söyledi.  İstanbul'un sağlık sisteminin, Türkiye'de sağlıkta dönüşümden sonra tüm dünyaya örnek olduğunu belirten Güner, pandemi döneminde İstanbul'daki sağlık sisteminin bunu herkese kanıtladığını ifade etti.  Güner, İstanbul'da sağlık hizmetinin devamlılığını ve kalitesini yüksek tutmak için denetimler yaptıklarını vurgulayarak, "İstanbul'da özel sağlık kuruluşlarına olağan ile olağan dışı denetimlerimiz var. Olağan denetimlerimiz daha çok ruhsat esaslı, mevcut kaliteyi, fiziki ortamı, personel durumunu yakından takip etmek için yaptığımız denetimler. Bir de burada kaliteyi baltalayacak, mevcut bizim sunduğumuz hizmeti aşağı doğru çekecek olan uygulamalara yönelik habersiz yaptığımız denetimler var." ifadelerini kullandı.  <strong>"3 BİN 400 OLAĞANDIŞI DENETİM YAPTIK"</strong>  İstanbul'da 2024 yılında yaklaşık 3 bin 400 olağan dışı denetim yaptıklarını söyleyen Doç. Dr. Güner, "Yaptığımız denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesmiş durumdayız. Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde." diye konuştu.  <strong>"DENETİMLERDE 'ÇİFT KÖR' UYGULAMALARI YAPIYORUZ"</strong>  Doç. Dr. Güner, vatandaşların sağlık hizmetleri konusunda içlerinin rahat olmasını isteyerek, "En ufak bir olumsuzlukta vatandaşımızın bize şifahen olsun, bizim kendi denetimlerimizde olsun veya CİMER üzerinden her türlü şikayetleri, her türlü geri bildirimleri değerlendiriyoruz." dedi.  Özel sağlık kuruluşlarına yapılan denetimlerde, mevcut denetimin de kalitesini artırmak için "çift kör" uygulamaları yaptıklarının altını çizen Güner, sözlerini şöyle sürdürdü:  "Sayın Bakanımızın İstanbul'daki müdürlüğü zamanından başlayan bir uygulama bu. Şu anda İstanbul'da bir denetim yapıldığında, toplu büyük denetimler yapıyoruz ve bütün sağlık hizmeti sunucularına aynı anda denetim yapmak istiyoruz. Çift kör uygulamasında hem denetlenenin haberi yok hem de denetleyenin hangi kurumu gidip denetleyeceğinden haberi yok. Denetlenecek yerler kapalı zarfta, şifreli mesajlarla beraber bizim denetim ekiplerimize iletiliyor."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün 1 kaşık pekmez yiyince ne olur? 5 faydası var ama yüksek şeker içeriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-1-kasik-pekmez-yiyince-ne-olur-5-faydasi-var-ama-yuksek-seker-iceriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-1-kasik-pekmez-yiyince-ne-olur-5-faydasi-var-ama-yuksek-seker-iceriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde genellikle sıklıkla tüketilen ve enerji verici etkisiyle vücudu sıcak tutan pekmez her gün bir kaşık tüketildiğinde ne olur? Pekmez; vitamin ve mineral deposu olarak bilinir ve bağışıklık güçlendirici etkisiyle soğuk algınlığı riskini de azaltır. İşte her gün 1 kaşık pekmez tüketmenin etkisi.Bağışıklığı güçlendiren ve kansızlığa iyi gelen pekmez, zengin besin değeriyle dikkat çekiyor.PEKMEZİN BESİN DEĞERİKalori:58Yağ: 0 gSodyum: 7.4 mgKarbonhidratlar: 15 gLif: 0 gŞekerler: 15 gProtein: 0 gMagnezyum: %12Demir: %5Kalsiyum: %3Potasyum: %6Sindirim sistemini düzenleyen, kansızlığa iyi gelen, vücuda enerji veren pekmezin daha pek çok faydası bulunuyor. Bunlarla birlikte saç sağlığı konusunda da etkili olan pekmez, adet döneminde kan kaybeden kadınların demir seviyesini yükseltmesini de sağlar.Ancak içeriğindeki fazla şeker nedeniyle pekmezin dikkatli tüketilmesi gerekiyor. Özellikle de diyabet hastalarının pekmez tüketmeden önce bir uzmanada danışmaları gerekiyor.Başta dut pekmezi olmak üzere andız, keçiboynuzu, üzüm, harnup ve karadut pekmezi olmak üzere pekmezin sık tüketilen çeşitleri vardır. Genellikle üzüm pekmezi en sık tercih edilen pekmez türleri arasında yer alır.Vücuda faydalarıyla bilinen pekmez her gün 1 kaşık tüketilirse vücudunuzda neler olur? İşte pekmez tüketmenin etkisi.Pekmez, çok iyi bir kan yapıcıdır. Demir eksikliği olanların, günde 1 kaşık pekmez içmesinde fayda var. Özellikle keçi boynuzu pekmezi kansızlık için çok etkili.İçerdiği yüksek demir sayesinde özellikle kansızlığın yaygın görülen bir türü olan demir eksikliği anemisinde tüketilmesi önerilen pekmezin kırmızı kan hücrelerinin üretimini destekleme gücü söz konusudur.Testosteron salgısını artırıcı etki gösteren pekmezin düzenli tüketimi üreme fonksiyonunun ve cinsel performansın iyileştirilmesine olumlu katkısı söz konusudur.Düzenli olarak bir çorba kaşığı pekmez tüketerek kalsiyum ve çinko eksikliğini giderebilir, bunun neticesinde osteoporoz riskini ve etkilerini azaltabilirsiniz.Her gün içeceğiniz 1 kaşık pekmez, potasyum kaynağı olduğu için kan basıncınızı destekleyecek ve kalp sağlığınızı da koruyacak. Yapılan araştırmalarda, pekmezin iyi huylu kolesterol olan HDL&#039;ye de iyi geldiği gösterilmiş.Her gün 1 yemek kaşığı pekmez içmek kansızlığa iyi gelir, enerjini düşükse yükseltir, kalp sağlığınızı korur ve cinsel performansınızı artırabilir.Rafine şeker konusunda iyi bir örnek olan pekmez, özellikle diyabet hastalarının dikkatli tüketmesi gereken bir besindir. Yüksek şeker içeriği nedeniyle fazla tüketilmesi diyabet hastalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca pekmez dışkı sorunlarıyla birlikte ishale de sebebiyet verebilir.İrritabl bağırsak sendromu veya diğer sindirim problemleri yaşayan kişiler de pekmezi tüketirken dikkatli olmalıdır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8NKC8I93jUi0pGnOLe102w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, kaşık, pekmez, yiyince, olur, faydası, var, ama, yüksek, şeker, içeriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8NKC8I93jUi0pGnOLe102w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün 1 kaşık pekmez yiyince ne olur? 5 faydası var ama yüksek şeker içeriyor"><p>Kış mevsimi geldiğinde genellikle sıklıkla tüketilen ve enerji verici etkisiyle vücudu sıcak tutan pekmez her gün bir kaşık tüketildiğinde ne olur? Pekmez; vitamin ve mineral deposu olarak bilinir ve bağışıklık güçlendirici etkisiyle soğuk algınlığı riskini de azaltır. İşte her gün 1 kaşık pekmez tüketmenin etkisi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xn9qJUVOaUSX8q3SRnF2LA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağışıklığı güçlendiren ve kansızlığa iyi gelen pekmez, zengin besin değeriyle dikkat çekiyor.PEKMEZİN BESİN DEĞERİKalori:58Yağ: 0 gSodyum: 7.4 mgKarbonhidratlar: 15 gLif: 0 gŞekerler: 15 gProtein: 0 gMagnezyum: %12Demir: %5Kalsiyum: %3Potasyum: %6</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t8v91ZGtv0-251p-gJTaVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sindirim sistemini düzenleyen, kansızlığa iyi gelen, vücuda enerji veren pekmezin daha pek çok faydası bulunuyor. Bunlarla birlikte saç sağlığı konusunda da etkili olan pekmez, adet döneminde kan kaybeden kadınların demir seviyesini yükseltmesini de sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dJ24wsnMTEa63Oh0ZKpTCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak içeriğindeki fazla şeker nedeniyle pekmezin dikkatli tüketilmesi gerekiyor. Özellikle de diyabet hastalarının pekmez tüketmeden önce bir uzmanada danışmaları gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kse1_vQrVE-vcuwGB6ddhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başta dut pekmezi olmak üzere andız, keçiboynuzu, üzüm, harnup ve karadut pekmezi olmak üzere pekmezin sık tüketilen çeşitleri vardır. Genellikle üzüm pekmezi en sık tercih edilen pekmez türleri arasında yer alır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OmnbP-f1l02e3K-okiOhGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücuda faydalarıyla bilinen pekmez her gün 1 kaşık tüketilirse vücudunuzda neler olur? İşte pekmez tüketmenin etkisi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2l94GvDSW0WDdKYmcKyYew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pekmez, çok iyi bir kan yapıcıdır. Demir eksikliği olanların, günde 1 kaşık pekmez içmesinde fayda var. Özellikle keçi boynuzu pekmezi kansızlık için çok etkili.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pth02RBE0UaIGxB8W2MXXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İçerdiği yüksek demir sayesinde özellikle kansızlığın yaygın görülen bir türü olan demir eksikliği anemisinde tüketilmesi önerilen pekmezin kırmızı kan hücrelerinin üretimini destekleme gücü söz konusudur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G3SJLhiP0EmAtM8S4IogTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Testosteron salgısını artırıcı etki gösteren pekmezin düzenli tüketimi üreme fonksiyonunun ve cinsel performansın iyileştirilmesine olumlu katkısı söz konusudur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7JeXmfgyOUufLBGlZJmEkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli olarak bir çorba kaşığı pekmez tüketerek kalsiyum ve çinko eksikliğini giderebilir, bunun neticesinde osteoporoz riskini ve etkilerini azaltabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lpycXNu060mLWGZfB_Q6MA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün içeceğiniz 1 kaşık pekmez, potasyum kaynağı olduğu için kan basıncınızı destekleyecek ve kalp sağlığınızı da koruyacak. Yapılan araştırmalarda, pekmezin iyi huylu kolesterol olan HDL'ye de iyi geldiği gösterilmiş.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sA5Kqn4FKkKDNDTgo5fc_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün 1 yemek kaşığı pekmez içmek kansızlığa iyi gelir, enerjini düşükse yükseltir, kalp sağlığınızı korur ve cinsel performansınızı artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h4KqheT0EkmbxPV3yAxINw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rafine şeker konusunda iyi bir örnek olan pekmez, özellikle diyabet hastalarının dikkatli tüketmesi gereken bir besindir. Yüksek şeker içeriği nedeniyle fazla tüketilmesi diyabet hastalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca pekmez dışkı sorunlarıyla birlikte ishale de sebebiyet verebilir.İrritabl bağırsak sendromu veya diğer sindirim problemleri yaşayan kişiler de pekmezi tüketirken dikkatli olmalıdır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mevsimsel değişiklikler sindirim sistemi üzerindeki etkisi: Kabızlık ve şişkinliğe neden olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mevsimsel-degisiklikler-sindirim-sistemi-uzerindeki-etkisi-kabizlik-ve-siskinlige-neden-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mevsimsel-degisiklikler-sindirim-sistemi-uzerindeki-etkisi-kabizlik-ve-siskinlige-neden-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Mevsimsel değişiklikler, sıcaklık farkları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları yoluyla sindirimi etkiler; yaz aylarında sıcaklıkla ilgili sindirim sorunları yaşanırken kış aylarında ağır yiyecekler nedeniyle sindirim yavaşlar. İlkbahar alerjileri ve sonbaharda lif alımı ayarlamaları da sindirimi etkiler. Sıvı alımı, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz, yıl boyunca sindirim sağlığını korumak için çok önemlidir.Mevsimsel değişiklikler, sıcaklık farkları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları nedeniyle sindirimi etkileyebilir. Yaz aylarında sıcaklık ve susuzluk sindirim rahatsızlığına, kabızlığa ve ağız kuruluğuna yol açabilir.   Ayrıca piknik ve barbekü gibi açık hava etkinlikleri gıda kaynaklı sağlık sorunları riskini artırır. Bu sorunlarla mücadele etmek için susuz kalmamak, serinletici yiyecekler tüketmek ve yiyecekleri işlerken uygun hijyeni sağlamak önemlidir.  Kışın soğuk hava sindirimi yavaşlatır. Bu, ağır, kalorisi yüksek yiyeceklerin tüketimiyle birleştiğinde genellikle kabızlık ve şişkinliğe neden olur. Dahası, bu mevsimde az su alımı susuzluğu ve sindirim sorunlarını kötüleştirebilir.DENGELİ BİR BESLENMEYİ SÜRDÜRÜN Sıcak içecekler, mevsim meyveleri ve hafif egzersizler kışın sindirim sağlığını korumaya yardımcı olabilir. İlkbahar genellikle ishal, kramplar ve şişkinlik gibi sindirim semptomlarını tetikleyebilecek alerjileri beraberinde getirir. Vücudun bu mevsimdeki doğal detoks süreci de rahatsızlığa neden olabilir. Dengeli bir diyet sürdürmek ve alerjenlerden kaçınmak bu etkileri azaltmaya yardımcı olabilir.Hasat mevsimi olan sonbahar, insanların daha fazla taze ürün tüketmesiyle lif alımında ani bir artışa neden olur. Lif iyi sindirim için gerekli olsa da, ani bir diyet değişikliği şişkinliğe, gaza ve mide kramplarına yol açabilir. Diyet değişikliklerine kademeli olarak uyum sağlamak ve probiyotik açısından zengin yiyecekleri dahil etmek geçişi kolaylaştırabilir.SİNDİRİM SİSTEMİ NASIL KORUNUR?  Sindirim sağlığını yıl boyunca korumak için bazı genel uygulamaları benimsemek önemlidir. Bol su içmek, mevsimlik yiyecekler yemek, dengeli bir diyet uygulamak ve düzenli egzersiz yapmak sindirimi optimize etmeye yardımcı olabilir. Ayrıca yoga, meditasyon ve derin nefes egzersizleri gibi stres yönetimi teknikleri, mevsimsel değişikliklerin neden olduğu sindirim rahatsızlığını azaltmada önemli bir rol oynar. Mevsimsel değişikliklere uyum sağlamak, yıl boyunca sağlıklı bir sindirim sistemi sağlayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xRMkeKTro0SRZ1tbnX7D_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mevsimsel, değişiklikler, sindirim, sistemi, üzerindeki, etkisi:, Kabızlık, şişkinliğe, neden, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xRMkeKTro0SRZ1tbnX7D_Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mevsimsel değişiklikler sindirim sistemi üzerindeki etkisi: Kabızlık ve şişkinliğe neden olabilir"><p>Mevsimsel değişiklikler, sıcaklık farkları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları yoluyla sindirimi etkiler; yaz aylarında sıcaklıkla ilgili sindirim sorunları yaşanırken kış aylarında ağır yiyecekler nedeniyle sindirim yavaşlar. İlkbahar alerjileri ve sonbaharda lif alımı ayarlamaları da sindirimi etkiler. Sıvı alımı, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz, yıl boyunca sindirim sağlığını korumak için çok önemlidir.</p><p>Mevsimsel değişiklikler, sıcaklık farkları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları nedeniyle sindirimi etkileyebilir. Yaz aylarında sıcaklık ve susuzluk sindirim rahatsızlığına, kabızlığa ve ağız kuruluğuna yol açabilir.   Ayrıca piknik ve barbekü gibi açık hava etkinlikleri gıda kaynaklı sağlık sorunları riskini artırır. Bu sorunlarla mücadele etmek için susuz kalmamak, serinletici yiyecekler tüketmek ve yiyecekleri işlerken uygun hijyeni sağlamak önemlidir.  Kışın soğuk hava sindirimi yavaşlatır. Bu, ağır, kalorisi yüksek yiyeceklerin tüketimiyle birleştiğinde genellikle kabızlık ve şişkinliğe neden olur. Dahası, bu mevsimde az su alımı susuzluğu ve sindirim sorunlarını kötüleştirebilir.</p><p><strong>DENGELİ BİR BESLENMEYİ SÜRDÜRÜN</strong></p><p> </p><p>Sıcak içecekler, mevsim meyveleri ve hafif egzersizler kışın sindirim sağlığını korumaya yardımcı olabilir. İlkbahar genellikle ishal, kramplar ve şişkinlik gibi sindirim semptomlarını tetikleyebilecek alerjileri beraberinde getirir. Vücudun bu mevsimdeki doğal detoks süreci de rahatsızlığa neden olabilir. Dengeli bir diyet sürdürmek ve alerjenlerden kaçınmak bu etkileri azaltmaya yardımcı olabilir.</p><p>Hasat mevsimi olan sonbahar, insanların daha fazla taze ürün tüketmesiyle lif alımında ani bir artışa neden olur. Lif iyi sindirim için gerekli olsa da, ani bir diyet değişikliği şişkinliğe, gaza ve mide kramplarına yol açabilir. Diyet değişikliklerine kademeli olarak uyum sağlamak ve probiyotik açısından zengin yiyecekleri dahil etmek geçişi kolaylaştırabilir.</p><p><strong>SİNDİRİM SİSTEMİ NASIL KORUNUR?</strong>  Sindirim sağlığını yıl boyunca korumak için bazı genel uygulamaları benimsemek önemlidir.</p><p> Bol su içmek, mevsimlik yiyecekler yemek, dengeli bir diyet uygulamak ve düzenli egzersiz yapmak sindirimi optimize etmeye yardımcı olabilir. </p><p>Ayrıca yoga, meditasyon ve derin nefes egzersizleri gibi stres yönetimi teknikleri, mevsimsel değişikliklerin neden olduğu sindirim rahatsızlığını azaltmada önemli bir rol oynar. Mevsimsel değişikliklere uyum sağlamak, yıl boyunca sağlıklı bir sindirim sistemi sağlayabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp, şeker, kanser gibi kronik hastalık riskini azaltmak mümkün mü? 7 sağlık tüyosu hayatınızı değiştirebilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-seker-kanser-gibi-kronik-hastalik-riskini-azaltmak-mumkun-mu-7-saglik-tuyosu-hayatinizi-degistirebilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-seker-kanser-gibi-kronik-hastalik-riskini-azaltmak-mumkun-mu-7-saglik-tuyosu-hayatinizi-degistirebilir</guid>
<description><![CDATA[ Basit yaşam tarzı değişiklikleri kalp hastalığı, diyabet ve obezite gibi kronik hastalık risklerini önemli ölçüde azaltabilir. Bu 7 sağlık tüyosunu günlük rutininize dahil ederek kronik hastalık riskini azaltmak için küçük bir adım atmış olursunuz. Ancak bu alışkanlıkları uygulamakta tutarlılık anahtardır ve bu alışkanlıkları yaşam tarzınızın bir parçası haline getirmek kalbiniz, zihniniz ve bedeniniz için uzun vadeli faydalar sağlayabilir.Kalp hastalığı, diyabet ve obezite gibi kronik hastalıklar günümüzün hızlı tempolu dünyasında daha yaygın hale geliyor. İyi haber mi? Bu rahatsızlıkların çoğu günlük rutinimizde yaptığımız küçük ve basit değişikliklerle önlenebilir veya riskleri azaltılabilir. Daha sağlıklı bir yaşam sürmek ve bu kronik rahatsızlıklara yakalanma şansınızı azaltmak istiyorsanız, bu 7 sağlık tüyosu harika bir başlangıç ​​olabilir.Öğünlere sebzelerle başlamak kronik hastalık riskini azaltmanın inanılmaz derecede basit bir yoludur. Sebzeler vitaminler, mineraller, lif ve antioksidanlarla doludur; sağlıklı vücut fonksiyonlarını korumaya yardımcı olduğu bilinen elementler. Önce sebze yemek, daha hızlı tok hissetmemize yardımcı olur, bu da aşırı yemeyi azaltabilir ve kiloyu kontrol altında tutabilir. Sağlıklı bir kiloyu korumak, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve bazı kanserler gibi hastalıkları önlemek için önemlidir.2024 tarihli bir çalışma, yağsız etler, tam tahıllar, meyveler, sebzeler ve sağlıklı yağlar açısından zengin bir diyet benimsemenin faydalı olduğunu göstermektedir. Çeşitli bir diyet, çeşitli bir bağırsak mikrobiyotasını destekler. Ispanak, brokoli, dolmalık biber ve havuç gibi çeşitli renkli sebzeleri hedefleyin, çünkü farklı renkler farklı besinler anlamına gelir. Ne kadar çok çeşitlilik o kadar iyi.Özellikle sabahın ilk saatlerinde limonlu su içmek, sindiriminiz için harikalar yaratabilir. Limonun doğal asitliği, midenizin pH seviyelerini dengelemeye yardımcı olarak gün boyunca daha iyi sindirimi teşvik edebilir. Sağlıklı bir sindirim sistemi, irritabl bağırsak sendromu (IBS), kalp hastalığı ve hatta bazı kanserler gibi kronik hastalık riskini azaltmada anahtardır.Tarçın, çayınızın veya kahvenizin lezzetini artırmaktan daha fazlasını yapan lezzetli bir baharattır. Güçlü antioksidan özelliklere sahiptir ve tip 2 diyabetin önlenmesinde çok önemli olan kan şekeri seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Tarçın ayrıca iltihap giderici etkilere sahiptir ve bu da onu kalp hastalığı veya eklemle ilgili sorunlar riski taşıyan kişiler için faydalı hale getirir.2024 tarihli bir araştırmaya göre, Tarçın bilişsel işlev bozukluğunu önlemede ve azaltmada yararlı olabilir. Sabah kahvenize veya çayınıza biraz tarçın serperek, yalnızca tadını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda vücudunuza koruyucu bir destek de verirsiniz.Evet, doğru okudunuz! Ölçülü tüketildiğinde bitter çikolata sağlığınız için iyi olabilir. Bitter çikolatada bulunan antioksidanların (özellikle flavonoidlerin) kan akışını artırarak ve kan basıncını düşürerek kalp sağlığını iyileştirdiği gösterilmiştir. Bu etkiler, dünya çapında önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan kardiyovasküler hastalık riskini azaltmaya yardımcı olabilir.Sıcak bir arka planda çökmekte olan bitter çikolata parçaları. 2022 yılında yapılan bir araştırmaya göre, birçok sağlık avantajı nedeniyle bitter çikolata yıllardır popülerliğini sürdürüyor. İnsan bağışıklık fonksiyonu üzerinde iyi bir etkiye sahip olan bir dizi sağlık geliştirici unsur (prosiyanidinler, teobrominler, flavonoidler ve polifenoller gibi biyoaktif bileşenler) ve vitaminler ve mineraller içeriyor.Uyku, sağlığın göz ardı edilen bir yönüdür, ancak kronik hastalıkları önlemede önemli bir rol oynar. Uyku eksikliği, obezite, kalp hastalığı, diyabet ve hatta kanser risklerinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Uyku sırasında vücudunuz kendini onarmak, hormonları düzenlemek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için çalışır.Egzersiz, kronik hastalık riskini azaltmanın en etkili yollarından biridir. Düzenli fiziksel aktivite sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur, kalp sağlığını iyileştirir, kemikleri güçlendirir ve zihinsel refahı artırır.
Günlük yürüyüş kadar basit bir şey bile büyük bir fark yaratabilir. DSÖ, haftanın çoğu gününde tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklete binme gibi en az 150-300 dakika orta düzeyde egzersiz yapılmasını önermektedir.
Bu, tip 2 diyabet, felç ve hipertansiyon gibi rahatsızlıkların riskini düşürmeye yardımcı olur. Sadece vücudunuz size teşekkür etmekle kalmayacak, zihniniz de egzersizin stres giderici etkilerinden faydalanacaktır.Bu, kronik hastalık riskini düşürmek için çok basit bir sağlık ipucudur; genel sağlık için çok önemli olan susuz kalmamak. Yüksek tansiyon, migren, böbrek taşı ve hatta bilişsel gerileme dehidrasyondan kaynaklanabilir. Cildin esnekliğini korumak, sindirimi desteklemek ve toksinlerin atılmasına yardımcı olmak, yeterli su içerek mümkün olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W0CuWZ5DkECYN-zJyJcrzg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, şeker, kanser, gibi, kronik, hastalık, riskini, azaltmak, mümkün, mü, sağlık, tüyosu, hayatınızı, değiştirebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W0CuWZ5DkECYN-zJyJcrzg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp, şeker, kanser gibi kronik hastalık riskini azaltmak mümkün mü? 7 sağlık tüyosu hayatınızı değiştirebilir"><p>Basit yaşam tarzı değişiklikleri kalp hastalığı, diyabet ve obezite gibi kronik hastalık risklerini önemli ölçüde azaltabilir. Bu 7 sağlık tüyosunu günlük rutininize dahil ederek kronik hastalık riskini azaltmak için küçük bir adım atmış olursunuz. Ancak bu alışkanlıkları uygulamakta tutarlılık anahtardır ve bu alışkanlıkları yaşam tarzınızın bir parçası haline getirmek kalbiniz, zihniniz ve bedeniniz için uzun vadeli faydalar sağlayabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-vVhcPQyo06PPCb3NObCXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp hastalığı, diyabet ve obezite gibi kronik hastalıklar günümüzün hızlı tempolu dünyasında daha yaygın hale geliyor. İyi haber mi? Bu rahatsızlıkların çoğu günlük rutinimizde yaptığımız küçük ve basit değişikliklerle önlenebilir veya riskleri azaltılabilir. Daha sağlıklı bir yaşam sürmek ve bu kronik rahatsızlıklara yakalanma şansınızı azaltmak istiyorsanız, bu 7 sağlık tüyosu harika bir başlangıç ​​olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cGl8oEAne0y4SY8UqoZDnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öğünlere sebzelerle başlamak kronik hastalık riskini azaltmanın inanılmaz derecede basit bir yoludur. Sebzeler vitaminler, mineraller, lif ve antioksidanlarla doludur; sağlıklı vücut fonksiyonlarını korumaya yardımcı olduğu bilinen elementler. Önce sebze yemek, daha hızlı tok hissetmemize yardımcı olur, bu da aşırı yemeyi azaltabilir ve kiloyu kontrol altında tutabilir. Sağlıklı bir kiloyu korumak, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve bazı kanserler gibi hastalıkları önlemek için önemlidir.2024 tarihli bir çalışma, yağsız etler, tam tahıllar, meyveler, sebzeler ve sağlıklı yağlar açısından zengin bir diyet benimsemenin faydalı olduğunu göstermektedir. Çeşitli bir diyet, çeşitli bir bağırsak mikrobiyotasını destekler. Ispanak, brokoli, dolmalık biber ve havuç gibi çeşitli renkli sebzeleri hedefleyin, çünkü farklı renkler farklı besinler anlamına gelir. Ne kadar çok çeşitlilik o kadar iyi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qIuGamnrOUOnuAiUE6r_Hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle sabahın ilk saatlerinde limonlu su içmek, sindiriminiz için harikalar yaratabilir. Limonun doğal asitliği, midenizin pH seviyelerini dengelemeye yardımcı olarak gün boyunca daha iyi sindirimi teşvik edebilir. Sağlıklı bir sindirim sistemi, irritabl bağırsak sendromu (IBS), kalp hastalığı ve hatta bazı kanserler gibi kronik hastalık riskini azaltmada anahtardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IMFGqoN5-Eu7KFXLhXwoTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarçın, çayınızın veya kahvenizin lezzetini artırmaktan daha fazlasını yapan lezzetli bir baharattır. Güçlü antioksidan özelliklere sahiptir ve tip 2 diyabetin önlenmesinde çok önemli olan kan şekeri seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Tarçın ayrıca iltihap giderici etkilere sahiptir ve bu da onu kalp hastalığı veya eklemle ilgili sorunlar riski taşıyan kişiler için faydalı hale getirir.2024 tarihli bir araştırmaya göre, Tarçın bilişsel işlev bozukluğunu önlemede ve azaltmada yararlı olabilir. Sabah kahvenize veya çayınıza biraz tarçın serperek, yalnızca tadını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda vücudunuza koruyucu bir destek de verirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cxq0mjtI1Em5RrkwzZchfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evet, doğru okudunuz! Ölçülü tüketildiğinde bitter çikolata sağlığınız için iyi olabilir. Bitter çikolatada bulunan antioksidanların (özellikle flavonoidlerin) kan akışını artırarak ve kan basıncını düşürerek kalp sağlığını iyileştirdiği gösterilmiştir. Bu etkiler, dünya çapında önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan kardiyovasküler hastalık riskini azaltmaya yardımcı olabilir.Sıcak bir arka planda çökmekte olan bitter çikolata parçaları. 2022 yılında yapılan bir araştırmaya göre, birçok sağlık avantajı nedeniyle bitter çikolata yıllardır popülerliğini sürdürüyor. İnsan bağışıklık fonksiyonu üzerinde iyi bir etkiye sahip olan bir dizi sağlık geliştirici unsur (prosiyanidinler, teobrominler, flavonoidler ve polifenoller gibi biyoaktif bileşenler) ve vitaminler ve mineraller içeriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l4NuNQ8XfEuXb5x-_d-SNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku, sağlığın göz ardı edilen bir yönüdür, ancak kronik hastalıkları önlemede önemli bir rol oynar. Uyku eksikliği, obezite, kalp hastalığı, diyabet ve hatta kanser risklerinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Uyku sırasında vücudunuz kendini onarmak, hormonları düzenlemek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için çalışır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MUizFoYlzE6xjobxecF4kg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz, kronik hastalık riskini azaltmanın en etkili yollarından biridir. Düzenli fiziksel aktivite sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur, kalp sağlığını iyileştirir, kemikleri güçlendirir ve zihinsel refahı artırır.
Günlük yürüyüş kadar basit bir şey bile büyük bir fark yaratabilir. DSÖ, haftanın çoğu gününde tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklete binme gibi en az 150-300 dakika orta düzeyde egzersiz yapılmasını önermektedir.
Bu, tip 2 diyabet, felç ve hipertansiyon gibi rahatsızlıkların riskini düşürmeye yardımcı olur. Sadece vücudunuz size teşekkür etmekle kalmayacak, zihniniz de egzersizin stres giderici etkilerinden faydalanacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ArsuFB5DmUC8q-NdYB46OA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu, kronik hastalık riskini düşürmek için çok basit bir sağlık ipucudur; genel sağlık için çok önemli olan susuz kalmamak. Yüksek tansiyon, migren, böbrek taşı ve hatta bilişsel gerileme dehidrasyondan kaynaklanabilir. Cildin esnekliğini korumak, sindirimi desteklemek ve toksinlerin atılmasına yardımcı olmak, yeterli su içerek mümkün olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyada HMPV virüsü tedirginliği! DSÖ küresel salgın ilan edecek mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dunyada-hmpv-virusu-tedirginligi-dso-kuresel-salgin-ilan-edecek-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dunyada-hmpv-virusu-tedirginligi-dso-kuresel-salgin-ilan-edecek-mi</guid>
<description><![CDATA[ Çin&#039;in kuzeyinde HMPV virüsü vakalarının artışı korkuya neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü&#039;nden rahatlatan açıklama geldi. DSÖ, Çin&#039;de solunum yoluyla ilgili vakaların yüzde 5&#039;inin HMPV virüsü olduğu, yeni bir salgın riski taşımadığını açıkladı. Açıklamada, virüsün yıllardır var olduğu ve çoğu insanın buna karşı antikor geliştirdiği de belirtildi.Çin&#039;de yayılan HMPV virüsü dünya çapında tedirginliğe neden oldu. Human metapneumovirus ifadelerinin kısaltması olan HMPV, grip veya soğuk algınlığı benzeri semptomlarla kendisini gösteriyor. Çinli yetkililer HMPV enfeksiyonunun özellikle 14 yaş altında yayıldığını belirtirken hastanelerin hasta sayısıyla başa çıkmakta zorlandığı iddialarını ise yalanlamıştı.Dünya Sağlık Örgütü&#039;nden rahatlatan bir açıklama geldi. DSÖ Sözcüsü Margaret Harris, Çin&#039;de görülen ve solunum yollarını etkileyen insan metapnömovirüsünün (HMPV) yeni bir salgına neden olma riski taşımadığını kaydederek, bununla mücadele için semptomatik tedavi uygulama çağrısında bulundu.HMPV&#039;nin yeni bir virüs olmadığını kaydeden Harris, &quot;Bu, soğuk algınlığına neden olan yaygın virüslerden biri. Çoğu insan 5 yaşına geldiğinde buna karşı antikor geliştirmiş oluyor. Çünkü özellikle kış aylarında dolaşan ve soğuk algınlığına neden olan virüslerden biri.&quot; dedi.Çin&#039;de tespit edilen solunum yoluyla ilgili vakaların sadece yaklaşık 5&#039;inin HMPV virüsü olduğunu söyleyen Harris, &quot;Bu virüsle ilgili herhangi bir özel sorun görmüyoruz.&quot; değerlendirmesinde bulundu.Çin&#039;de HMPV ile ilgili korkulacak bir durumun olmadığının altını çizen Harris, &quot;Çin&#039;de acil bir durum yok ve oradaki hastanelerde de acil bir durum yok.&quot; ifadelerini kullandı.Harris, Çin&#039;in yanı sıra diğer bazı ülkelerde de HMPV virüsü vakalarının tespit edildiğini anımsatarak, bunun sağlık sistemi açısından büyük bir soruna sebep olmadığını ve şu anda en büyük sorunun mevsimsel grip vakalarındaki artış olduğunu belirtti.Savunmasız kişilerin şimdiye kadar aşı olmaları gerektiğini vurgulayan Harris, bunu ihmal edenlere acilen aşı olmaları yönünde çağrıda bulundu.Dünyanın, her bir yeni virüs tespit edildiğinde paniğe kapılmaması gerektiğini ifade eden Harris, Çin&#039;den çok fazla veri aldıklarını ve bulguları tartışmak için düzenli toplantılar yaptıklarını söyledi.Harris, HMPV virüsüne ilişkin tedavi ve aşılamaya ilişkin şunları aktardı:&quot;Bu virüs için bir aşı yok. Bir aşı geliştirilmemiş olmasının nedeni, geçmişte insan nüfusunda önemli bir hastalığa neden olmamasıdır. Bu virüs için belirli bir antiviral tedavi de yok. Tedavi, her zamanki semptomatik tedavidir. Boğazınız ağrıyorsa sıcak içecekler için, dinlenin ve diğer insanları enfeksiyonunuza maruz bırakmayın. Evde kalın ve dinlenin.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y4dOb0DydEa8uP0AbTSGNQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyada, HMPV, virüsü, tedirginliği, DSÖ, küresel, salgın, ilan, edecek, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y4dOb0DydEa8uP0AbTSGNQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyada HMPV virüsü tedirginliği! DSÖ küresel salgın ilan edecek mi?"><p>Çin'in kuzeyinde HMPV virüsü vakalarının artışı korkuya neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü'nden rahatlatan açıklama geldi. DSÖ, Çin'de solunum yoluyla ilgili vakaların yüzde 5'inin HMPV virüsü olduğu, yeni bir salgın riski taşımadığını açıkladı. Açıklamada, virüsün yıllardır var olduğu ve çoğu insanın buna karşı antikor geliştirdiği de belirtildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDetQQUvcU2lDL-ETe5ISA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çin'de yayılan HMPV virüsü dünya çapında tedirginliğe neden oldu. Human metapneumovirus ifadelerinin kısaltması olan HMPV, grip veya soğuk algınlığı benzeri semptomlarla kendisini gösteriyor. Çinli yetkililer HMPV enfeksiyonunun özellikle 14 yaş altında yayıldığını belirtirken hastanelerin hasta sayısıyla başa çıkmakta zorlandığı iddialarını ise yalanlamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KWmFzNISD0W_xmVkNHEDdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Sağlık Örgütü'nden rahatlatan bir açıklama geldi. DSÖ Sözcüsü Margaret Harris, Çin'de görülen ve solunum yollarını etkileyen insan metapnömovirüsünün (HMPV) yeni bir salgına neden olma riski taşımadığını kaydederek, bununla mücadele için semptomatik tedavi uygulama çağrısında bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pgt7xnJWzEurAeqPJCP9XA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>HMPV'nin yeni bir virüs olmadığını kaydeden Harris, "Bu, soğuk algınlığına neden olan yaygın virüslerden biri. Çoğu insan 5 yaşına geldiğinde buna karşı antikor geliştirmiş oluyor. Çünkü özellikle kış aylarında dolaşan ve soğuk algınlığına neden olan virüslerden biri." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/APJ0eHiMz0WQyCNLaz9KIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çin'de tespit edilen solunum yoluyla ilgili vakaların sadece yaklaşık 5'inin HMPV virüsü olduğunu söyleyen Harris, "Bu virüsle ilgili herhangi bir özel sorun görmüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.Çin'de HMPV ile ilgili korkulacak bir durumun olmadığının altını çizen Harris, "Çin'de acil bir durum yok ve oradaki hastanelerde de acil bir durum yok." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YScFddj3G0qNBPQ7EIpR4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harris, Çin'in yanı sıra diğer bazı ülkelerde de HMPV virüsü vakalarının tespit edildiğini anımsatarak, bunun sağlık sistemi açısından büyük bir soruna sebep olmadığını ve şu anda en büyük sorunun mevsimsel grip vakalarındaki artış olduğunu belirtti.Savunmasız kişilerin şimdiye kadar aşı olmaları gerektiğini vurgulayan Harris, bunu ihmal edenlere acilen aşı olmaları yönünde çağrıda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Q-ejEOz5EGV1s6P-l0idA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyanın, her bir yeni virüs tespit edildiğinde paniğe kapılmaması gerektiğini ifade eden Harris, Çin'den çok fazla veri aldıklarını ve bulguları tartışmak için düzenli toplantılar yaptıklarını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tcEIGvaJZUu8XkP9EbjN7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harris, HMPV virüsüne ilişkin tedavi ve aşılamaya ilişkin şunları aktardı:"Bu virüs için bir aşı yok. Bir aşı geliştirilmemiş olmasının nedeni, geçmişte insan nüfusunda önemli bir hastalığa neden olmamasıdır. Bu virüs için belirli bir antiviral tedavi de yok. Tedavi, her zamanki semptomatik tedavidir. Boğazınız ağrıyorsa sıcak içecekler için, dinlenin ve diğer insanları enfeksiyonunuza maruz bırakmayın. Evde kalın ve dinlenin."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hastaya hatalı tedavi uyguladı iddiası: Bol tuz ve Karatay diyeti önermişti! Prof. Dr. Canan Karatay hakim karşısında</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hastaya-hatali-tedavi-uyguladi-iddiasi-bol-tuz-ve-karatay-diyeti-oenermisti-prof-dr-canan-karatay-hakim-karsisinda</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hastaya-hatali-tedavi-uyguladi-iddiasi-bol-tuz-ve-karatay-diyeti-oenermisti-prof-dr-canan-karatay-hakim-karsisinda</guid>
<description><![CDATA[ Prof. Dr. Canan Karatay, eski hastasının ölümüyle ilgili hakkında hatalı tıbbi uygulama iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı. Tüm ilaçları bırakarak &quot;bol tuz&quot; tüketmesini ve Karatay diyeti yapmasını önerdiği hastanın sağlık durumunun iyiye gittiğini söyleyen Karatay, hastanın tedavi sonrası teşekkür ettiğini ileri sürdü. Hastayı daha sonraki 4 yıl boyunca görmediğini söyleyen Karatay, suçlamaları reddetti. Duruşma 25 Nisan 2025 tarihine erteledi.Prof. Dr. Canan Karatay, hastasına hatalı tedavi uyguladığı iddiasıyla hakkında açılan tazminat davası kapsamında hakim karşısına çıktı.  İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi&#039;nde görülen ön inceleme duruşmasında, davalı Canan Karatay ve tarafların avukatları hazır bulundu.  4 YILDIR GÖRMEDİĞİM HASTA YÜZÜNEN SUÇLANIYORUM&#039;&quot;İddialara karşı söz hakkı verilen Karatay, hastayı 2016 yılında gördüğünü ve 3-4 sene takip ettiğini belirerek &quot;Ben hastayı 3-4 sene takip ettim. Hasta çok iyi oldu ve daha sonra geldi bana teşekkür etti. Sonraki 4 yıl hastayı hiç görmedim, ben 4 yıldır görmediğim bir hasta yüzünden suçlanıyorum.&quot; dedi.&quot;BOL TUZ VE KARATAY DİYETİ ÖNERDİM&quot;Karatay, hastanın vücudu tuzsuz olduğu için tansiyonun yüksek olduğu ve bu nedenle &quot;bol tuz&quot; önerdiğini söyledi.Hastanın tansiyonun yüksek olduğunu, diyabet beslenme listesi verildiğini ve Karatay diyeti uygulamasını önerdiğini söyleyen Karatay, &quot;Alkol ve aşırı meyve kullanımının bırakılması önerildi. Hastaya diyabet beslenme listesi verildi ve Karatay diyet uygulanması önerildi. Benim önerim ve tedavilerim sonucu ürik asit düşmeye başlamıştır. Kalbinde çarpıntı vardı, benim tedavilerim sayesinde düzeldi. Diğer birçok risk faktörleri de benim tedavi ve önerilerim sayesinde düzelmiştir.&quot; diye konuştu.  Davalı hastanenin avukatı da organizasyon hastası olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istedi.  Davacı avukatı ise Karatay&#039;ın bahsettiği yöntemlerin bilimsel yöntemlerden uzak olduğunu öne sürerek, müvekkilinin alkolik olmadığını söyledi.  Duruşma, eksikliklerin giderilmesi için ertelendi. MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİÖte yandan, dava dilekçesinde, davacı İbrahim Ethem C.Ü&#039;nün kalbe giden damarlarının tıkalı olduğu için doktorların by-pass olmasını önermesi üzerine 2016 yılında Prof. Dr. Canan Karatay&#039;a muayene olduğu belirtildi.  Dilekçede, Karatay&#039;ın muayene sonucu İbrahim Ethem C.Ü&#039;ye şeker hastası olduğunu söylediği, sorunun yaşam biçiminde olduğunu ve kullandığı tüm ilaçları bırakması gerektiğini belirterek hastaya yüksek tansiyon için hafif dozda bir ilaç ve bol tuz önerdiği anlatıldı.  Karatay tarafından İbrahim Ethem C.Ü&#039;ye ek olarak bazı vitamin iğneleri ve hapları, iyot takviyesi verildiği kaydedilen dilekçede, hastanın kalp-damar probleminin ise cerrahi bir müdahaleyi gerektirmediğini belirttiği öne sürüldü.  Daha sonra Ülker&#039;e böbrek yetmezliği tanısı konulduğu ve böbrek nakli olduğu belirtilen dilekçede, Karatay tarafından 4 yıl süreyle uygulanan yanlış tedavi nedeniyle ağır düzeyde engellilik hali oluştuğu ve hastanın çalışma gücünü kaybettiği iddia edildi.  Canan Karatay ile tedavinin uygulandığı özel hastanenin ayrı ayrı 20&#039;şer milyon lira manevi tazminat ödemesi istenen dilekçede, maddi tazminatın ise bilirkişi incelemesinin ardından belirlenmesi talep edildi.  SUÇ DUYRUSU DA YAPILDI  Hasta İbrahim Ethem C.Ü&#039;nün avukatınca, tazminat davası dışında hastane ve Karatay hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı&#039;na suç duyurusunda da bulunuldu. Hastanın daha sonra 8 Kasım 2024&#039;te hayatını kaybettiği öğrenildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u1jbkLeKHkGTkyS4AFCYvA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hastaya, hatalı, tedavi, uyguladı, iddiası:, Bol, tuz, Karatay, diyeti, önermişti, Prof., Dr., Canan, Karatay, hakim, karşısında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u1jbkLeKHkGTkyS4AFCYvA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hastaya hatalı tedavi uyguladı iddiası: Bol tuz ve Karatay diyeti önermişti! Prof. Dr. Canan Karatay hakim karşısında"><p>Prof. Dr. Canan Karatay, eski hastasının ölümüyle ilgili hakkında hatalı tıbbi uygulama iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı. Tüm ilaçları bırakarak "bol tuz" tüketmesini ve Karatay diyeti yapmasını önerdiği hastanın sağlık durumunun iyiye gittiğini söyleyen Karatay, hastanın tedavi sonrası teşekkür ettiğini ileri sürdü. Hastayı daha sonraki 4 yıl boyunca görmediğini söyleyen Karatay, suçlamaları reddetti. Duruşma 25 Nisan 2025 tarihine erteledi.</p><p>Prof. Dr. Canan Karatay, hastasına hatalı tedavi uyguladığı iddiasıyla hakkında açılan tazminat davası kapsamında hakim karşısına çıktı.  İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi'nde görülen ön inceleme duruşmasında, davalı Canan Karatay ve tarafların avukatları hazır bulundu.  <strong>4 YILDIR GÖRMEDİĞİM HASTA YÜZÜNEN SUÇLANIYORUM'"</strong></p><p>İddialara karşı söz hakkı verilen Karatay, hastayı 2016 yılında gördüğünü ve 3-4 sene takip ettiğini belirerek "Ben hastayı 3-4 sene takip ettim. Hasta çok iyi oldu ve daha sonra geldi bana teşekkür etti. Sonraki 4 yıl hastayı hiç görmedim, ben 4 yıldır görmediğim bir hasta yüzünden suçlanıyorum." dedi.</p><p><strong>"BOL TUZ VE KARATAY DİYETİ ÖNERDİM"</strong></p><p>Karatay, hastanın vücudu tuzsuz olduğu için tansiyonun yüksek olduğu ve bu nedenle "bol tuz" önerdiğini söyledi.</p><p>Hastanın tansiyonun yüksek olduğunu, diyabet beslenme listesi verildiğini ve Karatay diyeti uygulamasını önerdiğini söyleyen Karatay, "Alkol ve aşırı meyve kullanımının bırakılması önerildi. Hastaya diyabet beslenme listesi verildi ve Karatay diyet uygulanması önerildi. Benim önerim ve tedavilerim sonucu ürik asit düşmeye başlamıştır. Kalbinde çarpıntı vardı, benim tedavilerim sayesinde düzeldi. Diğer birçok risk faktörleri de benim tedavi ve önerilerim sayesinde düzelmiştir." diye konuştu.  Davalı hastanenin avukatı da organizasyon hastası olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istedi.  Davacı avukatı ise Karatay'ın bahsettiği yöntemlerin bilimsel yöntemlerden uzak olduğunu öne sürerek, müvekkilinin alkolik olmadığını söyledi.  Duruşma, eksikliklerin giderilmesi için ertelendi. </p><p><strong>MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ</strong></p><p>Öte yandan, dava dilekçesinde, davacı İbrahim Ethem C.Ü'nün kalbe giden damarlarının tıkalı olduğu için doktorların by-pass olmasını önermesi üzerine 2016 yılında Prof. Dr. Canan Karatay'a muayene olduğu belirtildi.  Dilekçede, Karatay'ın muayene sonucu İbrahim Ethem C.Ü'ye şeker hastası olduğunu söylediği, sorunun yaşam biçiminde olduğunu ve kullandığı tüm ilaçları bırakması gerektiğini belirterek hastaya yüksek tansiyon için hafif dozda bir ilaç ve bol tuz önerdiği anlatıldı.  Karatay tarafından İbrahim Ethem C.Ü'ye ek olarak bazı vitamin iğneleri ve hapları, iyot takviyesi verildiği kaydedilen dilekçede, hastanın kalp-damar probleminin ise cerrahi bir müdahaleyi gerektirmediğini belirttiği öne sürüldü.  Daha sonra Ülker'e böbrek yetmezliği tanısı konulduğu ve böbrek nakli olduğu belirtilen dilekçede, Karatay tarafından 4 yıl süreyle uygulanan yanlış tedavi nedeniyle ağır düzeyde engellilik hali oluştuğu ve hastanın çalışma gücünü kaybettiği iddia edildi.  Canan Karatay ile tedavinin uygulandığı özel hastanenin ayrı ayrı 20'şer milyon lira manevi tazminat ödemesi istenen dilekçede, maddi tazminatın ise bilirkişi incelemesinin ardından belirlenmesi talep edildi.  <strong>SUÇ DUYRUSU DA YAPILDI</strong>  Hasta İbrahim Ethem C.Ü'nün avukatınca, tazminat davası dışında hastane ve Karatay hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda da bulunuldu. Hastanın daha sonra 8 Kasım 2024'te hayatını kaybettiği öğrenildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adet döneminde çıkan sivilce nasıl geçer? Hormonal akneleri kontrol altına almak mümkün</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/adet-doeneminde-cikan-sivilce-nasil-gecer-hormonal-akneleri-kontrol-altina-almak-mumkun</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/adet-doeneminde-cikan-sivilce-nasil-gecer-hormonal-akneleri-kontrol-altina-almak-mumkun</guid>
<description><![CDATA[ Hormonal dalgalanmalar nedeniyle oluşan sivilce sorunuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Sivilceleri yönetmek için önemli ipuçları arasında düzenli cilt bakımı, komedojenik olmayan ürünler kullanmak, nemlendirici kullanmak, stresi yönetmek, sağlıklı bir diyet benimsemek ve yüze dokunmaktan kaçınmak yer alır. Peki, adet döneminde çıkan sivilceler en hızlı nasıl geçer?Sivilceler yaygın bir durumdur ve birçok genç yetişkin, hatta yaşlılar bile bununla sessizce başa çıkar. Sivilce ve tedavisi hakkında pek fazla konuşulmaz ve bu kişilere sivilceleri nasıl yönetecekleri konusunda çok şey anlatılması gerekir.Hormonal dalgalanmalar, özellikle kadınlarda adet dönemi, kişilerde sivilce patlamalarını tetikleyebilir. Sivilceler genellikle çenede, çene hattında veya yanaklarda görülür ve sinir bozucu ve ağrılı olabilir.Fazla yağı ve kirleri gidermek için günde iki kez nazik, komedojenik olmayan bir temizleyici kullanın. Gözenekleri açmak için haftada 2-3 kez salisilik asit veya glikolik asit içeren bir kimyasal peeling uygulayın. Cildinizi hafif, yağsız bir nemlendiriciyle nemlendirin. Akne izlerini önlemek için günlük olarak en az SPF 30 içeren geniş spektrumlu bir güneş kremi uygulayın.Akneyi tedavi etmek için ürün satın alırken bileşenlerinizi dikkatlice kontrol edin. Örneğin, salisilik asit cilde nüfuz eder ve fazla yağı azaltır, benzoil peroksit akneye neden olan bakterileri öldürür ve iltihabı azaltır, niasinamid tahrişi yatıştırır ve yağ üretimini kontrol eder ve retinoidler tıkalı gözenekleri önler.Yaygın bir yanlış anlama, yüzünüzü sık sık yıkamanın cildi temiz tutabileceği ve dolayısıyla akneyi azaltacağıdır. Ancak gerçek bu iddiadan çok uzaktır. Yüzünüzü çok sık yıkamak cildinizin doğal yağlarını yok ederek daha fazla sebum üretmesine neden olabilir. Çok fazla terlemediğiniz sürece günde iki kez temizlemeye devam edin.Bol su içmek vücudunuzdaki toksinleri temizler ve cildinizi nemli tutar. Cildinizin elastikiyetini korumak ve sivilceleri azaltmak için günde en az 8-10 bardak su içmeyi hedefleyin.Stres hormonal dengesizlikleri şiddetlendirerek akneyi kötüleştirebilir. Rahatlama, endorfinleri artırma ve yeterli uyku alma gibi stres giderici uygulamaları benimseyin.İnsülin yükselmelerini önlemek için şekeri ve rafine karbonhidratları azaltın. İltihabı azaltmak için balık, kuruyemiş ve tohumlardan elde edilen omega-3 yağ asitlerini ekleyin. Cildinizi hasardan korumak için bol miktarda meyve ve sebze yiyin.Yüzünüze dokunmak bakterileri ve kiri ellerinizden cildinize aktarır ve sivilce riskini artırır.
Ellerinizi temiz tutun ve yara izi oluşmasını önlemek için sivilceleri sıkmaktan kaçının. Bilmeniz gereken birkaç ev yapımı çözümBal ve tarçın maskesi gibi maskeler kullanın (1 yemek kaşığı balı ½ çay kaşığı tarçınla karıştırın, bakteri ve iltihabı azaltmak için 10-15 dakika uygulayın), tedavi etmek için aloe vera jeli, zerdeçal macunu ve elma sirkesi uygulayın.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için çözüm önerilerini uygulamadan önce bir uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uI-gZI3jbUKU8vHT68JI0Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Adet, döneminde, çıkan, sivilce, nasıl, geçer, Hormonal, akneleri, kontrol, altına, almak, mümkün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uI-gZI3jbUKU8vHT68JI0Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Adet döneminde çıkan sivilce nasıl geçer? Hormonal akneleri kontrol altına almak mümkün"><p>Hormonal dalgalanmalar nedeniyle oluşan sivilce sorunuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Sivilceleri yönetmek için önemli ipuçları arasında düzenli cilt bakımı, komedojenik olmayan ürünler kullanmak, nemlendirici kullanmak, stresi yönetmek, sağlıklı bir diyet benimsemek ve yüze dokunmaktan kaçınmak yer alır. Peki, adet döneminde çıkan sivilceler en hızlı nasıl geçer?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/32IOZpa3z02SEPHjeGBFJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivilceler yaygın bir durumdur ve birçok genç yetişkin, hatta yaşlılar bile bununla sessizce başa çıkar. Sivilce ve tedavisi hakkında pek fazla konuşulmaz ve bu kişilere sivilceleri nasıl yönetecekleri konusunda çok şey anlatılması gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sMnJkS-tAEae20dZ7Ocf5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hormonal dalgalanmalar, özellikle kadınlarda adet dönemi, kişilerde sivilce patlamalarını tetikleyebilir. Sivilceler genellikle çenede, çene hattında veya yanaklarda görülür ve sinir bozucu ve ağrılı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JsD1EfX01UGH4cJvYJx7lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazla yağı ve kirleri gidermek için günde iki kez nazik, komedojenik olmayan bir temizleyici kullanın. Gözenekleri açmak için haftada 2-3 kez salisilik asit veya glikolik asit içeren bir kimyasal peeling uygulayın. Cildinizi hafif, yağsız bir nemlendiriciyle nemlendirin. Akne izlerini önlemek için günlük olarak en az SPF 30 içeren geniş spektrumlu bir güneş kremi uygulayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/404l5JG13Eih7VMQfq4p0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akneyi tedavi etmek için ürün satın alırken bileşenlerinizi dikkatlice kontrol edin. Örneğin, salisilik asit cilde nüfuz eder ve fazla yağı azaltır, benzoil peroksit akneye neden olan bakterileri öldürür ve iltihabı azaltır, niasinamid tahrişi yatıştırır ve yağ üretimini kontrol eder ve retinoidler tıkalı gözenekleri önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L3gaoFu2Ok2J9fAxpWxSfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaygın bir yanlış anlama, yüzünüzü sık sık yıkamanın cildi temiz tutabileceği ve dolayısıyla akneyi azaltacağıdır. Ancak gerçek bu iddiadan çok uzaktır. Yüzünüzü çok sık yıkamak cildinizin doğal yağlarını yok ederek daha fazla sebum üretmesine neden olabilir. Çok fazla terlemediğiniz sürece günde iki kez temizlemeye devam edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_4oJcRx9d0KuSRh5cfXeuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bol su içmek vücudunuzdaki toksinleri temizler ve cildinizi nemli tutar. Cildinizin elastikiyetini korumak ve sivilceleri azaltmak için günde en az 8-10 bardak su içmeyi hedefleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jwL8TwzZ6UaiP9gRVt9ZGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stres hormonal dengesizlikleri şiddetlendirerek akneyi kötüleştirebilir. Rahatlama, endorfinleri artırma ve yeterli uyku alma gibi stres giderici uygulamaları benimseyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y1kHAqzJUEeCiWApZNNeXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsülin yükselmelerini önlemek için şekeri ve rafine karbonhidratları azaltın. İltihabı azaltmak için balık, kuruyemiş ve tohumlardan elde edilen omega-3 yağ asitlerini ekleyin. Cildinizi hasardan korumak için bol miktarda meyve ve sebze yiyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/473CC7NowECMSenuKQV6Sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüzünüze dokunmak bakterileri ve kiri ellerinizden cildinize aktarır ve sivilce riskini artırır.
Ellerinizi temiz tutun ve yara izi oluşmasını önlemek için sivilceleri sıkmaktan kaçının. Bilmeniz gereken birkaç ev yapımı çözümBal ve tarçın maskesi gibi maskeler kullanın (1 yemek kaşığı balı ½ çay kaşığı tarçınla karıştırın, bakteri ve iltihabı azaltmak için 10-15 dakika uygulayın), tedavi etmek için aloe vera jeli, zerdeçal macunu ve elma sirkesi uygulayın.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için çözüm önerilerini uygulamadan önce bir uzmana danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>