<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>İstanbul Son Dakika &amp; Gündem Haberleri &amp; : Yaşam</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/rss/category/yasam</link>
<description>İstanbul Son Dakika &amp; Gündem Haberleri &amp; : Yaşam</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>2025 © MDM Medya Ürünüdür &amp; Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>İmplant vidası ciğerine kaçan hasta ölümden döndü</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/implant-vidasi-cigerine-kacan-hasta-oelumden-doendu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/implant-vidasi-cigerine-kacan-hasta-oelumden-doendu</guid>
<description><![CDATA[ Van&#039;da diş tedavisi sırasında implant vidası soluk borusuna kaçan hasta, başarılı müdahale sonucu sağlığına kavuştu.Van&#039;ın İpekyolu ilçesinde ikamet eden F.T. isimli hasta, dış merkezli bir diş kliniğinde implant tedavisi gördüğü sırada, implant vidası yanlışlıkla soluk borusuna kaçtı.Nefes borusuna kaçan vida nedeniyle hasta, ileri tetkik ve tedavi amacıyla Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#039;ne sevk edildi. Hastaya bronkoskopi işlemi uygulandı. Sol akciğerin üst lobunda saplanmış şekilde tespit edilen vida, vidalı yapısı ve bulunduğu konum nedeniyle güçlükle yerinden oynatılabildi.Yapılan uzun ve titiz müdahale sonrası vida yerinden çıkarılamasa da hasta bir süre sonra geçirdiği öksürükle birlikte implant vidasını midesine gönderdi. Vida, daha sonra doğal yollarla vücuttan atıldı.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gqCnW6YVxEqCm6gOrjvT1Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İmplant, vidası, ciğerine, kaçan, hasta, ölümden, döndü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gqCnW6YVxEqCm6gOrjvT1Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İmplant vidası ciğerine kaçan hasta ölümden döndü"><p>Van'da diş tedavisi sırasında implant vidası soluk borusuna kaçan hasta, başarılı müdahale sonucu sağlığına kavuştu.</p><p>Van'ın İpekyolu ilçesinde ikamet eden F.T. isimli hasta, dış merkezli bir diş kliniğinde implant tedavisi gördüğü sırada, implant vidası yanlışlıkla soluk borusuna kaçtı.</p><p>Nefes borusuna kaçan vida nedeniyle hasta, ileri tetkik ve tedavi amacıyla Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LxaGQAZCgkympeIdWXkFWw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Hastaya bronkoskopi işlemi uygulandı. Sol akciğerin üst lobunda saplanmış şekilde tespit edilen vida, vidalı yapısı ve bulunduğu konum nedeniyle güçlükle yerinden oynatılabildi.</p><p>Yapılan uzun ve titiz müdahale sonrası vida yerinden çıkarılamasa da hasta bir süre sonra geçirdiği öksürükle birlikte implant vidasını midesine gönderdi. Vida, daha sonra doğal yollarla vücuttan atıldı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ege adalarının ilk köy yerleşimi Gökçeada&amp;apos;da tespit edildi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ege-adalarinin-ilk-koey-yerlesimi-goekceadada-tespit-edildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ege-adalarinin-ilk-koey-yerlesimi-goekceadada-tespit-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale&#039;nin Gökçeada ilçesinde Uğurlu-Zeytinlik Höyüğü&#039;nün, Ege adaları içinde besin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı ilk köy yerleşimi olduğu ortaya çıktı.Gökçeada ilçesindeki Uğurlu-Zeytinlik Höyüğü&#039;ndeki arkeolojik çalışmalar, Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burçin Erdoğu başkanlığında yürütülüyor.Kazı çalışmaları, 15 yıldır Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü&#039;nün izin ve maddi destekleri ile sürdürülüyor.Çalışmalarda Gökçeada Uğurlu-Zeytinlik Höyüğü yerleşiminin, Ege adaları içinde besin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı ilk köy yerleşimi olduğu ortaya çıktı.Ayrıca yapılan arkeolojik çalışmalar; Ege adaları içinde çanak çömlek yapımının, metalürjinin, anıtsal mimarinin en erken ortaya çıktığını, bu kapsamda da şehirciliğe ait en eski kanıtlara ev sahipliği yapan yerleşim yeri olduğunu gösteriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p1KS_hC500mCGeMEmiSNTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ege, adalarının, ilk, köy, yerleşimi, Gökçeadada, tespit, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p1KS_hC500mCGeMEmiSNTA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ege adalarının ilk köy yerleşimi Gökçeada'da tespit edildi"><p>Çanakkale'nin Gökçeada ilçesinde Uğurlu-Zeytinlik Höyüğü'nün, Ege adaları içinde besin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı ilk köy yerleşimi olduğu ortaya çıktı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QWsS2rTjBkyO2w22D3MSOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gökçeada ilçesindeki Uğurlu-Zeytinlik Höyüğü'ndeki arkeolojik çalışmalar, Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burçin Erdoğu başkanlığında yürütülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YFFyXmtP9UGva_SAtCgS9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kazı çalışmaları, 15 yıldır Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün izin ve maddi destekleri ile sürdürülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N8ZXtWDrO0iLwnANcJnMoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmalarda Gökçeada Uğurlu-Zeytinlik Höyüğü yerleşiminin, Ege adaları içinde besin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı ilk köy yerleşimi olduğu ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f-wnO8by6U-Ww2JpUw1oLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca yapılan arkeolojik çalışmalar; Ege adaları içinde çanak çömlek yapımının, metalürjinin, anıtsal mimarinin en erken ortaya çıktığını, bu kapsamda da şehirciliğe ait en eski kanıtlara ev sahipliği yapan yerleşim yeri olduğunu gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I2KaP0q-0kK0LX6pXqiqpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Sd7XKCLRE-6JlG1WvELaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aile içi çatışmalarla gündemden düşmeyen Brooklyn Beckham&amp;apos;dan yeni hamle</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/aile-ici-catismalarla-gundemden-dusmeyen-brooklyn-beckhamdan-yeni-hamle</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/aile-ici-catismalarla-gundemden-dusmeyen-brooklyn-beckhamdan-yeni-hamle</guid>
<description><![CDATA[ Bir süredir ailesiyle arasında soğuk rüzgarlar esen Brooklyn Beckham, Instagram hesabından büyükbabası Ted Beckham ile pozunu paylaştı.Büyükbabasının doğum gününü duygusal bir notla kutlayan Brooklyn Beckham, paylaşımında &#039;&#039;İyi ki doğdun büyükbaba. Seni seviyorum&#039;&#039; ifadelerine yer verdi.Babasının 50. yaş kutlamalarına katılmayan Brooklyn Beckham, yakın zamanda 14 yaşına giren kız kardeşi Harper&#039;ın doğum gününü kutlamayı ihmal etmemişti.Beckham ailesine yakın kaynaklar, Brooklyn Beckham’ın ailesiyle barışmaya henüz hazır olmadığını belirtiyor.Brooklyn Beckham&#039;ın, büyükbabasının doğum gününü kutlaması bazı sosyal medya kullanıcıları tarafından barış sinyali olarak yorumlansa da, The Sun’a konuşan bir kaynak “Brooklyn ve ailesi arasında aşılması gereken çok fazla sorun var&#039;&#039; diyerek, yakın zamanda herhangi bir uzlaşmanın gündemde olmadığını öne sürdü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yHAomyxzl0WieJ56bSIFIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aile, içi, çatışmalarla, gündemden, düşmeyen, Brooklyn, Beckhamdan, yeni, hamle</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yHAomyxzl0WieJ56bSIFIg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aile içi çatışmalarla gündemden düşmeyen Brooklyn Beckham'dan yeni hamle"><p>Bir süredir ailesiyle arasında soğuk rüzgarlar esen Brooklyn Beckham, Instagram hesabından büyükbabası Ted Beckham ile pozunu paylaştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N0wNPczZ3EaYPNOZ47_SAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büyükbabasının doğum gününü duygusal bir notla kutlayan Brooklyn Beckham, paylaşımında ''İyi ki doğdun büyükbaba. Seni seviyorum'' ifadelerine yer verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FsyQP6qfPUy-OCeJ_AUpMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Babasının 50. yaş kutlamalarına katılmayan Brooklyn Beckham, yakın zamanda 14 yaşına giren kız kardeşi Harper'ın doğum gününü kutlamayı ihmal etmemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pFaX29_GaU61jnu7fFtRyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beckham ailesine yakın kaynaklar, Brooklyn Beckham’ın ailesiyle barışmaya henüz hazır olmadığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4vbJYB72N0yuYvFzO0VJZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brooklyn Beckham'ın, büyükbabasının doğum gününü kutlaması bazı sosyal medya kullanıcıları tarafından barış sinyali olarak yorumlansa da, The Sun’a konuşan bir kaynak “Brooklyn ve ailesi arasında aşılması gereken çok fazla sorun var'' diyerek, yakın zamanda herhangi bir uzlaşmanın gündemde olmadığını öne sürdü.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kilo verdiren mikro egzersiz: Sadece 30 saniye sürüyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kilo-verdiren-mikro-egzersiz-sadece-30-saniye-suruyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kilo-verdiren-mikro-egzersiz-sadece-30-saniye-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırmalar, yalnızca 30 saniyelik kısa yürüyüşlerin bile sağlıklı kalmak için yeterli olabileceğini ortaya koyuyor.Mikro yürüyüşler; 10 ila 30 saniye arasında süren, ardından kısa bir ara verilen kısa yürüyüşler olarak tanımlanıyor. Ofiste küçük bir tur atmak ya da merdiven çıkmak gibi basit hareketlerle uygulanabiliyor.Proceedings of the Royal Society B dergisinde yayımlanan bir çalışmada, farklı uzunluklardaki yürüyüşlerin vücuda etkisi incelendi. Katılımcılar, 10 saniye ile 4 dakika arasında değişen sürelerle koşu bandında yürüdü ya da merdiven çıktı.
Sonuçlar, kısa süreli ve hızlı yürüyüşlerin, aynı mesafeyi daha uzun sürede ve yavaş yürüyenlere kıyasla yüzde 60’a kadar daha fazla enerji harcattığını gösterdi. Enerji harcaması arttıkça metabolizma hızlanıyor ve kalori yakımı da artıyor.Daily Mail&#039;de yer alan habere göre, dünya genelinde her dört yetişkinden biri, yeterince fiziksel aktivite yapmıyor. ABD&#039;de ise neredeyse her iki kişiden biri fazla kilolu ya da obez.
Uzmanlara göre, yılda yaklaşık 300 bin ölüm, yetersiz fiziksel aktivite ve sağlıksız beslenmeden kaynaklanıyor.
Dr. Zulia Frost, mikro yürüyüşlerin özellikle hareketsiz yaşam süren bireyler veya iyileşme dönemindeki kişiler için etkili ve ulaşılabilir bir hareket şekli olduğunu söylüyor.Yemeklerden sonra birkaç dakikalık yürüyüş bile sindirime yardımcı oluyor ve kan şekeri seviyelerini dengeliyor. Gün içine yayılan kısa hareketler, kalori yakımını artırmasının yanı sıra metabolizmayı da destekliyor.Uzun süre oturmak, sırt ağrısı ve enerji düşüklüğüne neden olabiliyor. Her saat başı yapılacak 5 dakikalık yürüyüşler; kan dolaşımını artırıyor, konsantrasyonu güçlendiriyor ve yorgunluğu azaltıyor.Yakın zamanda yapılan ve yaklaşık 60 çalışmanın analiz edildiği bir değerlendirmede, günde 7 bin adımın da sağlığa çeşitli faydaları olduğu gözlemlendi.
160 bin kişinin sağlık verilerine dayanan çalışmaya göre, günde 7 bin adım atanların kalp hastalığı riskinin yüzde 25, demans riskinin ise yüzde 38 azaldığı belirlendi. Bu seviyede yürüyüş yapan bireylerin depresyon yaşama olasılığı da, günde sadece 2 bin adım atanlara göre daha düşük çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nsxxSFE3Bk-ANoUyLqieew.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kilo, verdiren, mikro, egzersiz:, Sadece, saniye, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nsxxSFE3Bk-ANoUyLqieew.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kilo verdiren mikro egzersiz: Sadece 30 saniye sürüyor"><p>Yeni araştırmalar, yalnızca 30 saniyelik kısa yürüyüşlerin bile sağlıklı kalmak için yeterli olabileceğini ortaya koyuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QCX7nMmvF0Ghk2ITtaBk0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mikro yürüyüşler; 10 ila 30 saniye arasında süren, ardından kısa bir ara verilen kısa yürüyüşler olarak tanımlanıyor. Ofiste küçük bir tur atmak ya da merdiven çıkmak gibi basit hareketlerle uygulanabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V3PQuaqbVUGOjJGY3Mx92Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Proceedings of the Royal Society B dergisinde yayımlanan bir çalışmada, farklı uzunluklardaki yürüyüşlerin vücuda etkisi incelendi. Katılımcılar, 10 saniye ile 4 dakika arasında değişen sürelerle koşu bandında yürüdü ya da merdiven çıktı.
Sonuçlar, kısa süreli ve hızlı yürüyüşlerin, aynı mesafeyi daha uzun sürede ve yavaş yürüyenlere kıyasla yüzde 60’a kadar daha fazla enerji harcattığını gösterdi. Enerji harcaması arttıkça metabolizma hızlanıyor ve kalori yakımı da artıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EmwV2KsAiU-s5M3EvVldSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daily Mail'de yer alan habere göre, dünya genelinde her dört yetişkinden biri, yeterince fiziksel aktivite yapmıyor. ABD'de ise neredeyse her iki kişiden biri fazla kilolu ya da obez.
Uzmanlara göre, yılda yaklaşık 300 bin ölüm, yetersiz fiziksel aktivite ve sağlıksız beslenmeden kaynaklanıyor.
Dr. Zulia Frost, mikro yürüyüşlerin özellikle hareketsiz yaşam süren bireyler veya iyileşme dönemindeki kişiler için etkili ve ulaşılabilir bir hareket şekli olduğunu söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C9kNJLsXQ0yQPTO2AcoeMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemeklerden sonra birkaç dakikalık yürüyüş bile sindirime yardımcı oluyor ve kan şekeri seviyelerini dengeliyor. Gün içine yayılan kısa hareketler, kalori yakımını artırmasının yanı sıra metabolizmayı da destekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m7ixCZ_y6E2BpiHfywFauQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süre oturmak, sırt ağrısı ve enerji düşüklüğüne neden olabiliyor. Her saat başı yapılacak 5 dakikalık yürüyüşler; kan dolaşımını artırıyor, konsantrasyonu güçlendiriyor ve yorgunluğu azaltıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mXBn5zBtT06N76MmdfOY1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yakın zamanda yapılan ve yaklaşık 60 çalışmanın analiz edildiği bir değerlendirmede, günde 7 bin adımın da sağlığa çeşitli faydaları olduğu gözlemlendi.
160 bin kişinin sağlık verilerine dayanan çalışmaya göre, günde 7 bin adım atanların kalp hastalığı riskinin yüzde 25, demans riskinin ise yüzde 38 azaldığı belirlendi. Bu seviyede yürüyüş yapan bireylerin depresyon yaşama olasılığı da, günde sadece 2 bin adım atanlara göre daha düşük çıktı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hafifliğiyle yaz günlerinin favori tatlısı oldu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hafifligiyle-yaz-gunlerinin-favori-tatlisi-oldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hafifligiyle-yaz-gunlerinin-favori-tatlisi-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Konya&#039;da yaz mevsimine özgü hazırlanan soğuk baklava, sıcak havada tatlı yemek isteyenlerin tercihi oluyor.Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği şu günlerde satışları artan soğuk baklava, tereyağı sürülen tepsilerde odun ateşinde pişiriliyor.
Yağ ve şeker oranı düşük, şerbeti sütle hazırlanan, derin dondurucuda dinlendirilen soğuk baklava, üzerine serpilen kakao ve çikolata tozu ile servis ediliyor.Soğuk baklavanın Konya&#039;da son 5-6 yıldan beri popüler bir ürün haline geldiğine dikkat çeken tatlı ustası İbrahim Taşdemir, şu ifadeleri kullandı:
&quot;Daha öncesinde zaten böyle bir şey yoktu. Doğu&#039;da yapılmaya başlandı, daha sonra Batı bölgelere de yayıldı. Soğuk baklava genelde yaz günlerinde tüketiliyor. Kışın dolaptan çıktığı için pek tüketilmiyor. İçerisini aynı baklava gibi yapıyoruz, katmanlı olarak baklavadan biraz ince. Sütü mümkün olabildiğince kaliteli bir süt ve kremadan yapılmalı. Hazırlanış aşamasının ardından önce fırınlıyoruz. Fırınladıktan sonra biraz dinlenmeye bırakıyoruz, ardından sütünü veriyoruz. Yaklaşık olarak 2 saat dinlendiriyoruz. Sonrasında yaz günlerinin sütlü tatlısı servise hazır hale geliyor.&#039;&#039;Taşdemir, sözlerine şu şekilde devam etti:
&quot;Soğuk baklavanın içerisinde süt olduğu için bozulma olasılığı daha yüksek, bu nedenle alırken günlük üretim olması lazım. Çünkü gıda zehirlenmeleri sütle başlar, sütle biter. İyi malzemeden iyi bir ürün çıkıyor. Bilmediğiniz bir yerden almış olduğunuz soğuk baklava, maalesef gıda zehirlenmesine yol açabilir.&#039;&#039;Soğuk baklavanın hazırlanma aşamalarını sıralayan Taşdemir, &quot;Aynı baklava yapar gibi ilk katman altına sağlam düzgün bir hamurumuzu atıyoruz. Sonra döşeme hamurlarımızı kat kat ekliyoruz. Yarısına geldiğimizde Hindistan cevizi veya fıstığını atıyoruz. Daha sonra üst katmanı döşüyoruz. En sonda üzerine 3 ila 5 parça sağlam yüzlük dediğimiz yüzlüğü çekiyoruz. Sonra kesip, dinlendirip bir 10 dakika fırınlıyoruz. Fırınladıktan sonra da önceden hazırlamış olduğumuz sütü biraz dinlendirip veriyoruz. Yaklaşık olarak 2 saat dolapta tutuyoruz, ardından servise hazır. Baklavalarımızı kara fırında pişiriyoruz. Kara fırının kendine has bir dokusu var. Kara fırına neyi atarsak, odun ateşinde olduğu için ayrı bir doku kazandırıyor ürüne&#039;&#039; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dh-odxx7ZU2-LcHCcaZbIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hafifliğiyle, yaz, günlerinin, favori, tatlısı, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dh-odxx7ZU2-LcHCcaZbIg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hafifliğiyle yaz günlerinin favori tatlısı oldu"><p>Konya'da yaz mevsimine özgü hazırlanan soğuk baklava, sıcak havada tatlı yemek isteyenlerin tercihi oluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nyu2afvUKkW3vq9v8aBWxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği şu günlerde satışları artan soğuk baklava, tereyağı sürülen tepsilerde odun ateşinde pişiriliyor.
Yağ ve şeker oranı düşük, şerbeti sütle hazırlanan, derin dondurucuda dinlendirilen soğuk baklava, üzerine serpilen kakao ve çikolata tozu ile servis ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FSW1lsd8IUiDFayO7nYuZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk baklavanın Konya'da son 5-6 yıldan beri popüler bir ürün haline geldiğine dikkat çeken tatlı ustası İbrahim Taşdemir, şu ifadeleri kullandı:
"Daha öncesinde zaten böyle bir şey yoktu. Doğu'da yapılmaya başlandı, daha sonra Batı bölgelere de yayıldı. Soğuk baklava genelde yaz günlerinde tüketiliyor. Kışın dolaptan çıktığı için pek tüketilmiyor. İçerisini aynı baklava gibi yapıyoruz, katmanlı olarak baklavadan biraz ince. Sütü mümkün olabildiğince kaliteli bir süt ve kremadan yapılmalı. Hazırlanış aşamasının ardından önce fırınlıyoruz. Fırınladıktan sonra biraz dinlenmeye bırakıyoruz, ardından sütünü veriyoruz. Yaklaşık olarak 2 saat dinlendiriyoruz. Sonrasında yaz günlerinin sütlü tatlısı servise hazır hale geliyor.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oeys1moLxEunZEoyBSbqQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taşdemir, sözlerine şu şekilde devam etti:
"Soğuk baklavanın içerisinde süt olduğu için bozulma olasılığı daha yüksek, bu nedenle alırken günlük üretim olması lazım. Çünkü gıda zehirlenmeleri sütle başlar, sütle biter. İyi malzemeden iyi bir ürün çıkıyor. Bilmediğiniz bir yerden almış olduğunuz soğuk baklava, maalesef gıda zehirlenmesine yol açabilir.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x1sfrPCg70eZvguddNW1ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk baklavanın hazırlanma aşamalarını sıralayan Taşdemir, "Aynı baklava yapar gibi ilk katman altına sağlam düzgün bir hamurumuzu atıyoruz. Sonra döşeme hamurlarımızı kat kat ekliyoruz. Yarısına geldiğimizde Hindistan cevizi veya fıstığını atıyoruz. Daha sonra üst katmanı döşüyoruz. En sonda üzerine 3 ila 5 parça sağlam yüzlük dediğimiz yüzlüğü çekiyoruz. Sonra kesip, dinlendirip bir 10 dakika fırınlıyoruz. Fırınladıktan sonra da önceden hazırlamış olduğumuz sütü biraz dinlendirip veriyoruz. Yaklaşık olarak 2 saat dolapta tutuyoruz, ardından servise hazır. Baklavalarımızı kara fırında pişiriyoruz. Kara fırının kendine has bir dokusu var. Kara fırına neyi atarsak, odun ateşinde olduğu için ayrı bir doku kazandırıyor ürüne'' diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Keder insanı öldürür mü?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/keder-insani-oeldurur-mu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/keder-insani-oeldurur-mu</guid>
<description><![CDATA[ Danimarka&#039;da yapılan yeni bir araştırma, &quot;yoğun şekilde yaşanan yasın&quot; erken ölüme neden olabileceğini ortaya koydu.Daily Mail&#039;de yayımlanan ses getiren çalışmada, yaş ortalaması 62 olan 2 bine yakın yas tutan birey incelendi.
Araştırmacılar, yasın yoğunluğu ile ölüm riski arasındaki bağlantıyı analiz etti.
Katılımcıların yas düzeyleri, bilimsel bir değerlendirme aracı olan “Prolonged Grief-13” ölçeği ile ölçüldü. Bulgulara göre, yoğun yas belirtileri gösteren bireylerde, on yıl içinde erken ölüm riski, düşük düzeyde yas yaşayanlara kıyasla iki kat daha fazla çıktı.Araştırmacılar, yüksek yas düzeyinin neden erken ölüme yol açtığını kesin olarak bilmiyor. Ancak Dr. Mette Kjærgaard Nielsen, yoğun yas yaşayan bireylerde kalp-damar hastalıkları, ruh sağlığı problemleri ve intihar oranlarında artış gözlemlendiğini belirtti.2012 yılında başlayan araştırmada, katılımcılar 10 yıl boyunca izlendi. Çalışma sonucunda, insanların yas sürecini nasıl deneyimlediğine göre beş farklı “yas süreci tipi” belirlendi:
En yaygın grup, katılımcıların yüzde 38’ini oluşturdu ve bu kişiler, sürece düşük düzeyde yas belirtileriyle devam etti. Yaklaşık yüzde 20’lik bir kesim, başlangıçta yüksek olan ancak zamanla azalan yas tepkileri gösterdi.
Katılımcıların yüzde 29’u ise orta düzeyde başlayan ve zamanla hafifleyen bir yas süreci yaşadı. Yüzde 9’luk bir grupta ise yas belirtileri başlangıçta düşük seviyedeyken, altıncı ayda en yüksek noktaya ulaştı ve ardından azalma gösterdi.
En küçük grup olan yüzde 6 ise “yoğun ve kalıcı yas” yaşadı. Bu grup, erken ölüm açısından en yüksek riski taşıyanlar oldu.Daha önceki çalışmalarda da yoğun yasın kalp sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekilmişti. “Kırık Kalp Sendromu” olarak bilinen ve tıpta “takotsubo kardiyomiyopati” adı verilen bu durum, ani stres hormonlarının kalpte geçici büyümeye neden olmasıyla ortaya çıkıyor.
Her yıl yaklaşık 2 bin 500 kişiyi etkileyen “Kırık Kalp Sendromu&#039;&#039;, kalbin kan pompalama işlevini geçici olarak bozuyor ve kalp kriziyle benzer belirtiler gösteriyor. Ancak kalp krizinden farklı olarak, bu sendromda damar tıkanıklığı görülmüyor.Bu benzerlik nedeniyle bazı hastalar, yanlışlıkla kalp krizi tanısı alabiliyor ve uygun tedaviye ulaşamıyor.
İskoçya’daki Aberdeen Üniversitesi’nde yapılan beş yıllık bir araştırma, yaklaşık 4 bin hasta üzerinde yürütüldü. Bulgular, bu sendroma sahip hastaların dörtte birinin yaşamını yitirdiğini ortaya koydu. Ayrıca, kalp krizini önlemek amacıyla verilen ilaçların, takotsubo kardiyomiyopati üzerinde etkili olmadığı da tespit edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PuLrhpCo1k6AxgE4hbewjA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Keder, insanı, öldürür, mü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PuLrhpCo1k6AxgE4hbewjA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Keder insanı öldürür mü?"><p>Danimarka'da yapılan yeni bir araştırma, "yoğun şekilde yaşanan yasın" erken ölüme neden olabileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hzuqCChEVUeIYeLr2FmZOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daily Mail'de yayımlanan ses getiren çalışmada, yaş ortalaması 62 olan 2 bine yakın yas tutan birey incelendi.
Araştırmacılar, yasın yoğunluğu ile ölüm riski arasındaki bağlantıyı analiz etti.
Katılımcıların yas düzeyleri, bilimsel bir değerlendirme aracı olan “Prolonged Grief-13” ölçeği ile ölçüldü. Bulgulara göre, yoğun yas belirtileri gösteren bireylerde, on yıl içinde erken ölüm riski, düşük düzeyde yas yaşayanlara kıyasla iki kat daha fazla çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ri75FUyzzkWN7sibnGZD-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, yüksek yas düzeyinin neden erken ölüme yol açtığını kesin olarak bilmiyor. Ancak Dr. Mette Kjærgaard Nielsen, yoğun yas yaşayan bireylerde kalp-damar hastalıkları, ruh sağlığı problemleri ve intihar oranlarında artış gözlemlendiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OpDapL1lUUi-MpdjxPAo7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2012 yılında başlayan araştırmada, katılımcılar 10 yıl boyunca izlendi. Çalışma sonucunda, insanların yas sürecini nasıl deneyimlediğine göre beş farklı “yas süreci tipi” belirlendi:
En yaygın grup, katılımcıların yüzde 38’ini oluşturdu ve bu kişiler, sürece düşük düzeyde yas belirtileriyle devam etti. Yaklaşık yüzde 20’lik bir kesim, başlangıçta yüksek olan ancak zamanla azalan yas tepkileri gösterdi.
Katılımcıların yüzde 29’u ise orta düzeyde başlayan ve zamanla hafifleyen bir yas süreci yaşadı. Yüzde 9’luk bir grupta ise yas belirtileri başlangıçta düşük seviyedeyken, altıncı ayda en yüksek noktaya ulaştı ve ardından azalma gösterdi.
En küçük grup olan yüzde 6 ise “yoğun ve kalıcı yas” yaşadı. Bu grup, erken ölüm açısından en yüksek riski taşıyanlar oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jJXKuFP1D0qKCl2W0L6TtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önceki çalışmalarda da yoğun yasın kalp sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekilmişti. “Kırık Kalp Sendromu” olarak bilinen ve tıpta “takotsubo kardiyomiyopati” adı verilen bu durum, ani stres hormonlarının kalpte geçici büyümeye neden olmasıyla ortaya çıkıyor.
Her yıl yaklaşık 2 bin 500 kişiyi etkileyen “Kırık Kalp Sendromu'', kalbin kan pompalama işlevini geçici olarak bozuyor ve kalp kriziyle benzer belirtiler gösteriyor. Ancak kalp krizinden farklı olarak, bu sendromda damar tıkanıklığı görülmüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iczyyu6qGkKjfiJofI0d-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu benzerlik nedeniyle bazı hastalar, yanlışlıkla kalp krizi tanısı alabiliyor ve uygun tedaviye ulaşamıyor.
İskoçya’daki Aberdeen Üniversitesi’nde yapılan beş yıllık bir araştırma, yaklaşık 4 bin hasta üzerinde yürütüldü. Bulgular, bu sendroma sahip hastaların dörtte birinin yaşamını yitirdiğini ortaya koydu. Ayrıca, kalp krizini önlemek amacıyla verilen ilaçların, takotsubo kardiyomiyopati üzerinde etkili olmadığı da tespit edildi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ağrı Dağı&amp;apos;nın zirvesinden indi, dağcı kıyafetiyle düğüne katıldı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/agri-daginin-zirvesinden-indi-dagci-kiyafetiyle-dugune-katildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/agri-daginin-zirvesinden-indi-dagci-kiyafetiyle-dugune-katildi</guid>
<description><![CDATA[ Van&#039;da 41 yaşındaki itfaiye eri Ferhat Başdinç, 8 saatte 5 bin 137 rakımlı Ağrı Dağı&#039;nın zirvesinden inerek dağcı kıyafetiyle arkadaşlarının düğününe katıldı.Van Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığında 11 yıldır itfaiye eri olarak çalışan dağcı Başdinç, 7 yıldır Vadi Doğa Spor Kulübü bünyesinde tırmanış yapıyor.13-15 Temmuz&#039;da Türkiye Dağcılık Federasyonunun yıllık faaliyet programları kapsamında Ağrı Dağı zirvesine çıkan Başdinç, aynı tarihlerde ekip arkadaşlarının düğünü olduğunu öğrendi.Zirveye ulaştıktan sonra ekip arkadaşlarına cep telefonuyla videolu tebrik mesajı yollayan dağcı, arkadaşlarını yalnız bırakmamak için aynı gün 8 saat süren zorlu yolculuğun ardından zirveden indi, 3 saatlik araba yolculuğuyla da Van&#039;a ulaştı.Düğün merasiminin tamamlanmasına az bir süre kala düğün salonuna gelen Başdinç, çanta ve dağcı kıyafetiyle düğününe katıldığı gelin ve damadı tebrik etti.Halay çekerek arkadaşlarının mutluluğuna ortak olan Başdinç&#039;in o anları, görenleri hem duygulandırdı hem de gülümsetti.Başdinç,  dağcılık tutkusunun küçük yaşlarda başladığını, şimdiye kadar birçok zirve tırmanışı yaptığını söyledi.Arkadaşlarının düğünü ile dağcılık faaliyetlerinin aynı güne denk geldiğini belirten Başdinç, &quot;Türkiye Dağcılık Federasyonu ile Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı bir kulüp olduğumuz için yıllık faaliyet programları düzenliyoruz. Program kapsamında 13-15 Temmuz&#039;da Ağrı Dağı zirvesine çıkma faaliyetlerimiz vardı. Arkadaşlarımın düğün tarihleri de o güne denk geldi. Düğün ile dağcılık programı arasında kaldım. Daha sonra faaliyete katılarak Ağrı Dağı&#039;da zirve yaptım. En mutlu günlerinde onların yanında olmadığım için üzüldüm. Zirvede arkadaşlarıma tebrik videosu çekip gönderdim.&quot; diye konuştu.Zirvedeyken arkadaşlarının akşam da sürecek düğün merasimlerine katılmaya karar verdiğini anlatan Başdinç, şunları kaydetti:&quot;Arkadaşlarımın mutlu günlerinde yanlarında olmak istediğim için ekibi zorladım. 5 bin 137 rakımlı Ağrı Dağı zirvesinden aynı gün aşağı inmek zor. Gelin ve damat kulübümüzün üyesi, burada tanıştılar. Ben de onlara sürpriz yapmak istedim ve 8 saatlik bir yürüyüşün ardından Ağrı Dağı&#039;ndan indik. Daha sonra araçlarla 3 saatte Van&#039;a geldik. Dağcı kıyafetimle düğüne gittim. Unutulmaz bir an yaşadık. Gelemeyeceğimi düşünmüşlerdi. Attığım videonun ses kaydı hoparlörden verildiği esnada içeri girdim. Gelin ve damat beni karşılarında görünce şaşırdılar. Salonda hem mutluluk hem de heyecan vardı. Evliliğe adım atan arkadaşlarımıza unutulmaz bir gün yaşattığım için mutluyum.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VC6_FM1bu06b_SHpefZKMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ağrı, Dağının, zirvesinden, indi, dağcı, kıyafetiyle, düğüne, katıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VC6_FM1bu06b_SHpefZKMQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ağrı Dağı zirvesinden düğüne"><p>Van'da 41 yaşındaki itfaiye eri Ferhat Başdinç, 8 saatte 5 bin 137 rakımlı Ağrı Dağı'nın zirvesinden inerek dağcı kıyafetiyle arkadaşlarının düğününe katıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nKgSXS3500KWUxZW1Ww-5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Van Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığında 11 yıldır itfaiye eri olarak çalışan dağcı Başdinç, 7 yıldır Vadi Doğa Spor Kulübü bünyesinde tırmanış yapıyor.13-15 Temmuz'da Türkiye Dağcılık Federasyonunun yıllık faaliyet programları kapsamında Ağrı Dağı zirvesine çıkan Başdinç, aynı tarihlerde ekip arkadaşlarının düğünü olduğunu öğrendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NubC92nxXkOpGRWtZBRlHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zirveye ulaştıktan sonra ekip arkadaşlarına cep telefonuyla videolu tebrik mesajı yollayan dağcı, arkadaşlarını yalnız bırakmamak için aynı gün 8 saat süren zorlu yolculuğun ardından zirveden indi, 3 saatlik araba yolculuğuyla da Van'a ulaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UI7s-EPYcUKgqkeBxpWYDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7KZ-RY8A_0SS_AFxfR3qFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düğün merasiminin tamamlanmasına az bir süre kala düğün salonuna gelen Başdinç, çanta ve dağcı kıyafetiyle düğününe katıldığı gelin ve damadı tebrik etti.Halay çekerek arkadaşlarının mutluluğuna ortak olan Başdinç'in o anları, görenleri hem duygulandırdı hem de gülümsetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FlwTlczIIEqJG51WfbCSIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başdinç,  dağcılık tutkusunun küçük yaşlarda başladığını, şimdiye kadar birçok zirve tırmanışı yaptığını söyledi.Arkadaşlarının düğünü ile dağcılık faaliyetlerinin aynı güne denk geldiğini belirten Başdinç, "Türkiye Dağcılık Federasyonu ile Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı bir kulüp olduğumuz için yıllık faaliyet programları düzenliyoruz. Program kapsamında 13-15 Temmuz'da Ağrı Dağı zirvesine çıkma faaliyetlerimiz vardı. Arkadaşlarımın düğün tarihleri de o güne denk geldi. Düğün ile dağcılık programı arasında kaldım. Daha sonra faaliyete katılarak Ağrı Dağı'da zirve yaptım. En mutlu günlerinde onların yanında olmadığım için üzüldüm. Zirvede arkadaşlarıma tebrik videosu çekip gönderdim." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qSmRPfbbEUeeB8hVRPWTDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zirvedeyken arkadaşlarının akşam da sürecek düğün merasimlerine katılmaya karar verdiğini anlatan Başdinç, şunları kaydetti:"Arkadaşlarımın mutlu günlerinde yanlarında olmak istediğim için ekibi zorladım. 5 bin 137 rakımlı Ağrı Dağı zirvesinden aynı gün aşağı inmek zor. Gelin ve damat kulübümüzün üyesi, burada tanıştılar. Ben de onlara sürpriz yapmak istedim ve 8 saatlik bir yürüyüşün ardından Ağrı Dağı'ndan indik. Daha sonra araçlarla 3 saatte Van'a geldik. Dağcı kıyafetimle düğüne gittim. Unutulmaz bir an yaşadık. Gelemeyeceğimi düşünmüşlerdi. Attığım videonun ses kaydı hoparlörden verildiği esnada içeri girdim. Gelin ve damat beni karşılarında görünce şaşırdılar. Salonda hem mutluluk hem de heyecan vardı. Evliliğe adım atan arkadaşlarımıza unutulmaz bir gün yaşattığım için mutluyum."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Caddenin maskotu oldu: &amp;quot;Çok şaşırttı, bu nereden geldi şimdi&amp;quot;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/caddenin-maskotu-oldu-cok-sasirtti-bu-nereden-geldi-simdi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/caddenin-maskotu-oldu-cok-sasirtti-bu-nereden-geldi-simdi</guid>
<description><![CDATA[ Rize&#039;de cadde ortasında tüm şirinliği ile gezen ördek görenlerin dikkatinden kaçmazken, vatandaşların yüzünde tebessüm oluşturuyor.Rize merkez Ekrem Orhon Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan giyim mağazası işletmecisi Metin Karaca, mağazasına bırakılan ördeği sahiplendi.Boynuna fular taktığı ördek, hiç yabancılık çekmeden vatandaşlar arasında gezintiye çıkıyor ve insanlara kendini sevdiriyor. Caddenin maskotu diye tabir edilen ördek cadde üzerinde popülerliğini koruyor. Ördeğin sahibi, vatandaşların kedi veya köpeği görmeye alışık olduklarını ilk başta ördeğe şaşırdıklarını fakat sonrasında çok sevdiklerini dile getiriyor.Ördeği 15 gündür beslediğini dile getiren işletme sahibi Metin Karaca, &quot;Bir hanımefendi sahiplendirmek istedi. Küçükken almış büyütmüş birazcık, evde daha bakamadığı için sahiplendirmek istemiş ben de buraya bırak dedim. Bakımı zor ama hayvan sevgisi herkeste olması gereken bir şey. Buralara alıştı. Yemi suyu her şeyi orada var. Buralardan genelde ayrılmıyor alıştı yani. İleride doğal ortamına salmayı düşünüyoruz, deniz kenarında arkadaşları var&quot; ifadelerini kullandı.Hızır Kuk isimli vatandaş, &quot;Çok şaşırttı, bu nereden geldi şimdi. Normalde denizde olması lazım. Her şeye alıştık şimdi buna da alışalım. Şok oldum tabi bu hakikaten şok bir şey yani böyle bir şey olmaz&quot; diye konuştu.Safiye Su Karaca da, &quot;Normalde kedi veya köpek olur ama ördek görmek açıkçası şaşırtıcı oldu. Eğlenceli aslında güzel bir şey burası için hem eğlencesi oldu hem de dikkat çekti. Ben de sevdim çok tatlıydı&quot; dedi.Caddede yürüyüş yaparken ördeği gören Aziz Kazdal ise &quot;Doğal ortamında olmadığı için şaşırtıcı. Doğal ortamını bulmak gerek alışması lazım doğal ortamına. Su da dökmüşler doğal ortamına alışsın diye herhalde&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M2mT56yVlk-Mp96OsLxueg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Caddenin, maskotu, oldu:, Çok, şaşırttı, nereden, geldi, şimdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M2mT56yVlk-Mp96OsLxueg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Caddenin maskotu oldu: " bu nereden geldi><p>Rize'de cadde ortasında tüm şirinliği ile gezen ördek görenlerin dikkatinden kaçmazken, vatandaşların yüzünde tebessüm oluşturuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RQmaGEGYz0S1hEqySSaadA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rize merkez Ekrem Orhon Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan giyim mağazası işletmecisi Metin Karaca, mağazasına bırakılan ördeği sahiplendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DLd251Q6oEqFDFhxHM3rsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boynuna fular taktığı ördek, hiç yabancılık çekmeden vatandaşlar arasında gezintiye çıkıyor ve insanlara kendini sevdiriyor. Caddenin maskotu diye tabir edilen ördek cadde üzerinde popülerliğini koruyor. Ördeğin sahibi, vatandaşların kedi veya köpeği görmeye alışık olduklarını ilk başta ördeğe şaşırdıklarını fakat sonrasında çok sevdiklerini dile getiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Cd9580zGUKOHOsfBWYZJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ördeği 15 gündür beslediğini dile getiren işletme sahibi Metin Karaca, "Bir hanımefendi sahiplendirmek istedi. Küçükken almış büyütmüş birazcık, evde daha bakamadığı için sahiplendirmek istemiş ben de buraya bırak dedim. Bakımı zor ama hayvan sevgisi herkeste olması gereken bir şey. Buralara alıştı. Yemi suyu her şeyi orada var. Buralardan genelde ayrılmıyor alıştı yani. İleride doğal ortamına salmayı düşünüyoruz, deniz kenarında arkadaşları var" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fste5y97b0yzqcU3qge85A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hızır Kuk isimli vatandaş, "Çok şaşırttı, bu nereden geldi şimdi. Normalde denizde olması lazım. Her şeye alıştık şimdi buna da alışalım. Şok oldum tabi bu hakikaten şok bir şey yani böyle bir şey olmaz" diye konuştu.Safiye Su Karaca da, "Normalde kedi veya köpek olur ama ördek görmek açıkçası şaşırtıcı oldu. Eğlenceli aslında güzel bir şey burası için hem eğlencesi oldu hem de dikkat çekti. Ben de sevdim çok tatlıydı" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZjiSQEEr_Ee7YsMVGPmjHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Caddede yürüyüş yaparken ördeği gören Aziz Kazdal ise "Doğal ortamında olmadığı için şaşırtıcı. Doğal ortamını bulmak gerek alışması lazım doğal ortamına. Su da dökmüşler doğal ortamına alışsın diye herhalde" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sıkılmak nasıl bir ruh hali? Sıkışıklığın içindeki ışık</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sikilmak-nasil-bir-ruh-hali-sikisikligin-icindeki-isik</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sikilmak-nasil-bir-ruh-hali-sikisikligin-icindeki-isik</guid>
<description><![CDATA[ Sıkılmak gerçekten mümkün mü ve işlevsel mi?  Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.‘’Sıkılmak mı? Sıkılmaya vaktim mi var?’’ diyor olabilirsiniz. Ya da ‘’Sıkılmamak için oyalanıyorum.’’, ‘’Canım sıkılsın istemiyorum.’’ diyebilirsiniz. Günümüz dünyasında bu iki uçta gidip geliyoruz. Medya, toplum ve iş dünyası… Hepsi aynı mesajı veriyor: Hızlı olmak ve aynı zamanda faydalı olmak çok önemli. Ancak unuttuğumuz bir şey var: Bizler makine değiliz. Yaşadıklarımızı, öğrendiklerimizi; sindirmeye ve işlemeye zaman vermemiz gerekiyor. Peki, bu nasıl olacak? Sıkılmak gerçekten mümkün mü ve işlevsel mi? Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.Şimdi, ne yapacağınızı bilmediğiniz, öylece durduğunuz bir anı düşünün. Sadece duruyorsunuz, zihninizde bir yapılacaklar listesi yok; gelen telefon bildirimleri yok… Yalnızca siz… Alışık olmadığınız bir durum olabilir. Kendi iç sesinizle kaldığınız anlar… Olduğunuz yerden hemen uzaklaşmak, kaçmak isteyebilirsiniz. Gelen düşünceler, duygular içinizi sıkıştırıyor olabilir. ‘’Ne yapacağım?’’ diye düşünüp duruyor ve işin içinden çıkamıyor olabilirsiniz. Böyle anlarda iç sesimiz, gerçekten ne yapmak istediğimizi gösteren bir pusula olabilir.Bu anlarda, zihinsel gürültümüz susar; duygularımıza, kalbimize daha çok yaklaşırız. Geçmiş ve gelecek arasındaki o sorgulama alanında dururuz. Korkutucu olan da biraz bu kısımdır. Hayatımızda işlevselliğini kaybetmiş birçok şey gün yüzüne çıkabilir. Çaba göstermemiz, değiştirip dönüştürmemiz, veda etmemiz gereken şeyler olabilir. Bir geçiş dönemindeyizdir. Bu dönemi yok sayıp olduğumuz yerde kalabiliriz ya da iç sesimizi duymaya gönüllü olup kabullenmemiz, yüzleşmemiz gereken şeyleri yüzeye çıkarabiliriz ve harekete geçebiliriz. Burada tercih bireyin kendisindedir. Herkesin süreci kendi içinde bambaşkadır. Ancak, eğer ki; ikinci seçeneği tercih ettiyseniz, geçiş döneminde olduğunuzu kabullenip yeni yollar ararken, kendinize şefkat göstermeyi de hatırlamanız çok önemli olacaktır.Geçiş Dönemlerini Daha Rahat Geçirebilmek İçin Ne Yapabilirsiniz?  Sıkıntınızın size ne söylemeye çalıştığını anlamak için kendinize zaman verebilirsiniz. Duygu ve düşüncelerinizi yargısız bir şekilde yazabilirsiniz. (Bu yazılar üzerinden hayatınızda neleri değiştirmek, dönüştürmek, bırakmak istiyorsunuz? Hayatınıza neleri katmak istiyorsunuz?) Sıkıntınızı somutlaştırabilirsiniz. (Örneğin: ‘’Sıkıntım gri, sert bir taşa benziyor. Bu taşla ne yapabilirim?’’) Etrafı gözlemleyerek, günlük farkındalık yürüyüşleri yapabilirsiniz.Çok bunaldığınız anlarda sizlere yardımcı olabilecek bir ‘’Güven Nesnesi’’ edinebilirsiniz. Ona baktığınızda sürecinizi tekrardan hatırlayabilirsiniz. (Örnek: takı, sembol, kalem…) Size iyi hissettiren şeyleri yapmak için zaman ayırmaya çalışabilirsiniz.Bu dönemler, dış dünyada her şeyin aynı göründüğü; ancak iç dünyamızda yaratıcılığımızın arttığı, yeni yolların oluştuğu ve zamanla içsel dengeye ulaştığımız dönemlerdir. Zorlayıcı olabilir. ‘’Hiçbir şey olmuyor.’’, ‘’Öylece duruyorum.’’ Gibi düşünüyor olabilirsiniz. Ancak bu dönemi kabul edip, rahat geçirmek için adımlar attığınızda, zaman içinde yeni yolların açıldığını görebilirsiniz. Bu dönemlerde tek başınıza zorlanıyorsanız ve işin içinden çıkamadığınızı hissediyorsanız, bir uzmanın eşliğinde iç sesinize kulak vermek, yolunuza ışık tutmak; sizler için etkili olabilecektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U238Gm-bx0OG39mcj2OxEA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sıkılmak, nasıl, bir, ruh, hali, Sıkışıklığın, içindeki, ışık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U238Gm-bx0OG39mcj2OxEA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sıkılmak nasıl bir ruh hali? Sıkışıklığın içindeki ışık"><p>Sıkılmak gerçekten mümkün mü ve işlevsel mi?  Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n-a-ec5aoEGHA-8c5CtIIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>‘’Sıkılmak mı? Sıkılmaya vaktim mi var?’’ diyor olabilirsiniz. Ya da ‘’Sıkılmamak için oyalanıyorum.’’, ‘’Canım sıkılsın istemiyorum.’’ diyebilirsiniz. Günümüz dünyasında bu iki uçta gidip geliyoruz. Medya, toplum ve iş dünyası… Hepsi aynı mesajı veriyor: Hızlı olmak ve aynı zamanda faydalı olmak çok önemli. Ancak unuttuğumuz bir şey var: Bizler makine değiliz. Yaşadıklarımızı, öğrendiklerimizi; sindirmeye ve işlemeye zaman vermemiz gerekiyor. Peki, bu nasıl olacak? Sıkılmak gerçekten mümkün mü ve işlevsel mi? Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LpXQ_cagRkC7vKXvMjdzIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şimdi, ne yapacağınızı bilmediğiniz, öylece durduğunuz bir anı düşünün. Sadece duruyorsunuz, zihninizde bir yapılacaklar listesi yok; gelen telefon bildirimleri yok… Yalnızca siz… Alışık olmadığınız bir durum olabilir. Kendi iç sesinizle kaldığınız anlar… Olduğunuz yerden hemen uzaklaşmak, kaçmak isteyebilirsiniz. Gelen düşünceler, duygular içinizi sıkıştırıyor olabilir. ‘’Ne yapacağım?’’ diye düşünüp duruyor ve işin içinden çıkamıyor olabilirsiniz. Böyle anlarda iç sesimiz, gerçekten ne yapmak istediğimizi gösteren bir pusula olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vJTriXn2i0Wbg2lqmM1j7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu anlarda, zihinsel gürültümüz susar; duygularımıza, kalbimize daha çok yaklaşırız. Geçmiş ve gelecek arasındaki o sorgulama alanında dururuz. Korkutucu olan da biraz bu kısımdır. Hayatımızda işlevselliğini kaybetmiş birçok şey gün yüzüne çıkabilir. Çaba göstermemiz, değiştirip dönüştürmemiz, veda etmemiz gereken şeyler olabilir. Bir geçiş dönemindeyizdir. Bu dönemi yok sayıp olduğumuz yerde kalabiliriz ya da iç sesimizi duymaya gönüllü olup kabullenmemiz, yüzleşmemiz gereken şeyleri yüzeye çıkarabiliriz ve harekete geçebiliriz. Burada tercih bireyin kendisindedir. Herkesin süreci kendi içinde bambaşkadır. Ancak, eğer ki; ikinci seçeneği tercih ettiyseniz, geçiş döneminde olduğunuzu kabullenip yeni yollar ararken, kendinize şefkat göstermeyi de hatırlamanız çok önemli olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7iP_A0_Vrkqu7-Vj1ARTcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçiş Dönemlerini Daha Rahat Geçirebilmek İçin Ne Yapabilirsiniz?  Sıkıntınızın size ne söylemeye çalıştığını anlamak için kendinize zaman verebilirsiniz. Duygu ve düşüncelerinizi yargısız bir şekilde yazabilirsiniz. (Bu yazılar üzerinden hayatınızda neleri değiştirmek, dönüştürmek, bırakmak istiyorsunuz? Hayatınıza neleri katmak istiyorsunuz?) Sıkıntınızı somutlaştırabilirsiniz. (Örneğin: ‘’Sıkıntım gri, sert bir taşa benziyor. Bu taşla ne yapabilirim?’’) Etrafı gözlemleyerek, günlük farkındalık yürüyüşleri yapabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QtJWQj9VLkOgVxbFa7re6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok bunaldığınız anlarda sizlere yardımcı olabilecek bir ‘’Güven Nesnesi’’ edinebilirsiniz. Ona baktığınızda sürecinizi tekrardan hatırlayabilirsiniz. (Örnek: takı, sembol, kalem…) Size iyi hissettiren şeyleri yapmak için zaman ayırmaya çalışabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jR8SBYs6OEq9ShW2-ePSwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu dönemler, dış dünyada her şeyin aynı göründüğü; ancak iç dünyamızda yaratıcılığımızın arttığı, yeni yolların oluştuğu ve zamanla içsel dengeye ulaştığımız dönemlerdir. Zorlayıcı olabilir. ‘’Hiçbir şey olmuyor.’’, ‘’Öylece duruyorum.’’ Gibi düşünüyor olabilirsiniz. Ancak bu dönemi kabul edip, rahat geçirmek için adımlar attığınızda, zaman içinde yeni yolların açıldığını görebilirsiniz. Bu dönemlerde tek başınıza zorlanıyorsanız ve işin içinden çıkamadığınızı hissediyorsanız, bir uzmanın eşliğinde iç sesinize kulak vermek, yolunuza ışık tutmak; sizler için etkili olabilecektir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Parmak eklemlerindeki bu belirtiye dikkat: Yüksek kolesterolün işareti olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/parmak-eklemlerindeki-bu-belirtiye-dikkat-yuksek-kolesterolun-isareti-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/parmak-eklemlerindeki-bu-belirtiye-dikkat-yuksek-kolesterolun-isareti-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Özellikle erkekler ve 50 yaş üstü bireyler arasında yaygın olan yüksek kolesterol, tedavi edilmediğinde kalp hastalığı riskini artırabiliyor. Uzmanlar, yüksek kolesterolün vücutta az bilinen bazı semtomları olduğunu belirterek uyarıyor.The Mirror&#039;da yer alan habere göre, aşırı yağlı besin tüketimi, hareketsiz yaşam ve hiperkolesterolemi yüksek kolesterolün önemli nedenleri arasında yer alıyor. Hiperkolesterolemi, karaciğerin kolesterolü doğru şekilde işleyememesi sonucu kan kolesterolünün yükseldiği genetik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Bu hastalığı taşıyan kişilerde diz, parmak eklemleri veya Aşil tendonunda kolesterol birikimi sonucu oluşan şişlikler görülebiliyor.Surrey Live’ın haberine göre, yüksek kolesterolün diğer belirtileri arasında gözlerin iç köşelerinde oluşan küçük sarı lekeler (ksantelasma) ve iris çevresinde beliren soluk beyaz halka (korneal arkus) yer alıyor.
Kolesterol seviyesini düzenli olarak kontrol ettirmenin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan uzmanlar; 40 yaş üzeri, fazla kilolu olanlar veya ailesinde yüksek kolesterol ya da kalp hastalığı geçmişi bulunanların, daha önce test yaptırmadılarsa doktorlarından kolesterol testi talep etmelerini öneriyor.British Heart Foundation (BHF), kolesterolü kontrol altında tutmak için fiziksel aktivitenin artırılmasını tavsiye ediyor. Fiziksel hareketin, kötü kolesterolü karaciğere taşıyarak vücuttan atılmasını kolaylaştırdığı belirtiliyor.
Yetkililer, sigarayı bırakmanın da kolesterol ve genel sağlık için &#039;&#039;yapılabilecek en iyi şeylerden biri&#039;&#039; olduğunu vurguluyor.Beslenme alışkanlıkları da kolesterol yönetiminde kritik rol oynuyor. Uzmanlar, özellikle işlenmiş et ve palm yağı içeren gıdaların tüketiminin azaltılmasını öneriyor. Bunlar yerine yağlı balık, zeytinyağı, tam buğday ekmek, kuruyemiş ve meyve-sebze tüketilmesi tavsiye ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4XFr37iT6USRFB4BgSak-A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Parmak, eklemlerindeki, belirtiye, dikkat:, Yüksek, kolesterolün, işareti, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4XFr37iT6USRFB4BgSak-A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Parmak eklemlerindeki bu belirtiye dikkat: Yüksek kolesterolün işareti olabilir"><p>Özellikle erkekler ve 50 yaş üstü bireyler arasında yaygın olan yüksek kolesterol, tedavi edilmediğinde kalp hastalığı riskini artırabiliyor. Uzmanlar, yüksek kolesterolün vücutta az bilinen bazı semtomları olduğunu belirterek uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tAIFhYmQlEWVWhM6-3XIvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>The Mirror'da yer alan habere göre, aşırı yağlı besin tüketimi, hareketsiz yaşam ve hiperkolesterolemi yüksek kolesterolün önemli nedenleri arasında yer alıyor. Hiperkolesterolemi, karaciğerin kolesterolü doğru şekilde işleyememesi sonucu kan kolesterolünün yükseldiği genetik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Bu hastalığı taşıyan kişilerde diz, parmak eklemleri veya Aşil tendonunda kolesterol birikimi sonucu oluşan şişlikler görülebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mFckEfrwO0qBd-phMTYGhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Surrey Live’ın haberine göre, yüksek kolesterolün diğer belirtileri arasında gözlerin iç köşelerinde oluşan küçük sarı lekeler (ksantelasma) ve iris çevresinde beliren soluk beyaz halka (korneal arkus) yer alıyor.
Kolesterol seviyesini düzenli olarak kontrol ettirmenin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan uzmanlar; 40 yaş üzeri, fazla kilolu olanlar veya ailesinde yüksek kolesterol ya da kalp hastalığı geçmişi bulunanların, daha önce test yaptırmadılarsa doktorlarından kolesterol testi talep etmelerini öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q7__bvuepUW70BNCGwm6dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>British Heart Foundation (BHF), kolesterolü kontrol altında tutmak için fiziksel aktivitenin artırılmasını tavsiye ediyor. Fiziksel hareketin, kötü kolesterolü karaciğere taşıyarak vücuttan atılmasını kolaylaştırdığı belirtiliyor.
Yetkililer, sigarayı bırakmanın da kolesterol ve genel sağlık için ''yapılabilecek en iyi şeylerden biri'' olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kBPTSi13mkCzSde30N1k2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme alışkanlıkları da kolesterol yönetiminde kritik rol oynuyor. Uzmanlar, özellikle işlenmiş et ve palm yağı içeren gıdaların tüketiminin azaltılmasını öneriyor. Bunlar yerine yağlı balık, zeytinyağı, tam buğday ekmek, kuruyemiş ve meyve-sebze tüketilmesi tavsiye ediliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşk mı, alışkanlık mı? Uzun süreli ilişkilerde sessiz soru</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ask-mi-aliskanlik-mi-uzun-sureli-iliskilerde-sessiz-soru</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ask-mi-aliskanlik-mi-uzun-sureli-iliskilerde-sessiz-soru</guid>
<description><![CDATA[ Günlük hayatın rutinine kapılan çiftler için, ilişkiyi canlı tutmanın yolu sadece sevgi değil; arkadaşlık, kahkaha, açık iletişim ve duygusal güven. Uzmanlara göre asıl soru şu: Hâlâ birbirimizi aktif olarak seçiyor muyuz, yoksa alışkanlıkların içinde mi kaybolduk?Uzun süreli ilişkiler, zamanla derinleşen bağların yanı sıra, gözle görülmeyen çatlaklarla da sınanıyor. Partnerler zamanla birer “oda arkadaşı”na mı dönüşüyor, yoksa hâlâ birbirlerinin en yakın arkadaşı olmayı sürdürebiliyor mu?Bir ilişkide en çok gözden kaçan ama en çok hissedilen an, belki de o sessiz fark ediştir: Kanepede yan yana otururken, sessizce yemek yerken ya da telefonda sayfaları kaydırırken zihne düşen bir cümle: &quot;Biz hâlâ birbirimizi mi seçiyoruz, yoksa sadece alıştık mı?&quot;Psikoloji uzmanları ve ilişki terapistleri, bu sorunun cevabının, ilişkideki dinamiklerin kalbinde yattığını söylüyor. “Rutin, rahatlık ve aşinalık” elbette aşkın bir parçası. Ancak ilişkinin canlı kalması, tarafların birbirini sadece sevmekle kalmayıp görmeye devam etmesine bağlı.Uzun ilişkilerde konuşmalar çoğu zaman günlük işlerin etrafında şekilleniyor: Faturalar, market alışverişi, ev işleri... Oysa gerçek bağ, hayallerin, fikirlerin, neşenin ve hayal kırıklıklarının da paylaşıldığı sohbetlerde kuruluyor. Uzmanlar, &quot;Son zamanlarda partnerinizle sizi heyecanlandıran ne konuştunuz?&quot; sorusunun, ilişkinin durumuna dair güçlü bir ipucu sunduğunu belirtiyor.Birlikte gülmek, en iyi arkadaşların en temel ortaklığıdır. İçten bir kahkaha, ilişkinin sadece sevgiyle değil, neşeyle de beslendiğinin göstergesidir. Eğer kahkahalar yerini sadece kibar tebessümlere bıraktıysa, bu, ilişkinin canlılığını sorgulamak için bir işaret olabilir.Duygusal Güven Gerçek Bağın AnahtarıRahatlık, çoğu zaman çatışmadan kaçınmakla karıştırılır. Oysa duygusal güven, en karmaşık konuların bile konuşulabildiği ilişkilerde filizlenir. “Bu beni incitiyor” ya da “Şu anda mutlu değilim” gibi cümlelerin yargılanmadan kabul gördüğü ilişkilerde gerçek bir bağdan söz edilebilir.Sürekli “ortamı bozmayayım” endişesiyle kendini sansürleyen bireyler, aslında duygusal kaçınmanın içine çekilmiş olabilir. Bu noktada şu sorunun sorulması gerekiyor: “Bu huzur mu, yoksa bastırılmışlık mı?”Zamanla birbirine alışan çiftler, bir rutine oturur. Ancak bu ritim, partnerlerin birbirini her gün yeniden seçtiği anlamına gelmez. Gerçek aşk, “Hâlâ senin için çabalıyorum” diyebilmektir. Bu, büyük jestlerle değil, bir dokunuş, bir ilgi, bir küçük sürprizle de mümkündür.Arkadaşlığa dayalı aşklar, bireylerin kişisel gelişimini destekler. “Haydi git, o kursa yazıl, o kitabı yaz, o konuşmayı yap” diyebilen partnerler, ilişkilerini besler. Tam tersi durumda ise değişim, tehdit gibi algılanır. Bu da ilişkinin gelişmek yerine sadece var olmasına neden olur.Partneriniz sizi gerçekten görüyor mu, yoksa sadece yanınızda mı? Bu sorunun yanıtı küçük detaylarda gizlidir. Çayınızı nasıl içtiğinizi, hangi şarkıyı dinlediğinizde duygulandığınızı hatırlıyorlar mı? Görünmek, duygusal yakınlığın en güçlü ifadelerinden biridir.İlişkilerde zaman zaman durgun dönemler yaşanabilir. Ancak bu durgunluk kalıcı hale geldiğinde ve taraflar “iyi değilken iyiymiş gibi” davranmaya başladığında, ilişkinin temelleri sarsılabilir. Uzmanlar bu noktada çiftlere açık iletişimi, duygusal cesareti ve “Hâlâ en iyi arkadaş mıyız?” sorusunu sormalarını öneriyor.Sonuç olarak, aşk sadece kalbin işi değil; zihin, emek ve dikkat isteyen bir süreçtir. Çünkü gerçek aşk, hem bir yuva hissi verir hem de içinde bir macera barındırır. Ve en önemlisi, her gün yeniden birbirini seçmeyi gerektirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OBLvu8XGJUG32OdAd6HDEA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, mı, alışkanlık, mı, Uzun, süreli, ilişkilerde, sessiz, soru</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OBLvu8XGJUG32OdAd6HDEA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aşk mı, alışkanlık mı? Uzun süreli ilişkilerde sessiz soru"><p>Günlük hayatın rutinine kapılan çiftler için, ilişkiyi canlı tutmanın yolu sadece sevgi değil; arkadaşlık, kahkaha, açık iletişim ve duygusal güven. Uzmanlara göre asıl soru şu: Hâlâ birbirimizi aktif olarak seçiyor muyuz, yoksa alışkanlıkların içinde mi kaybolduk?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DL_yUrVWl0SPCh_1qIgjqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süreli ilişkiler, zamanla derinleşen bağların yanı sıra, gözle görülmeyen çatlaklarla da sınanıyor. Partnerler zamanla birer “oda arkadaşı”na mı dönüşüyor, yoksa hâlâ birbirlerinin en yakın arkadaşı olmayı sürdürebiliyor mu?Bir ilişkide en çok gözden kaçan ama en çok hissedilen an, belki de o sessiz fark ediştir: Kanepede yan yana otururken, sessizce yemek yerken ya da telefonda sayfaları kaydırırken zihne düşen bir cümle: "Biz hâlâ birbirimizi mi seçiyoruz, yoksa sadece alıştık mı?"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xoKaEJiVJku2qf_CdZ2Fng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikoloji uzmanları ve ilişki terapistleri, bu sorunun cevabının, ilişkideki dinamiklerin kalbinde yattığını söylüyor. “Rutin, rahatlık ve aşinalık” elbette aşkın bir parçası. Ancak ilişkinin canlı kalması, tarafların birbirini sadece sevmekle kalmayıp görmeye devam etmesine bağlı.Uzun ilişkilerde konuşmalar çoğu zaman günlük işlerin etrafında şekilleniyor: Faturalar, market alışverişi, ev işleri... Oysa gerçek bağ, hayallerin, fikirlerin, neşenin ve hayal kırıklıklarının da paylaşıldığı sohbetlerde kuruluyor. Uzmanlar, "Son zamanlarda partnerinizle sizi heyecanlandıran ne konuştunuz?" sorusunun, ilişkinin durumuna dair güçlü bir ipucu sunduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wgLHlNCQSEG39juW04d1uQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birlikte gülmek, en iyi arkadaşların en temel ortaklığıdır. İçten bir kahkaha, ilişkinin sadece sevgiyle değil, neşeyle de beslendiğinin göstergesidir. Eğer kahkahalar yerini sadece kibar tebessümlere bıraktıysa, bu, ilişkinin canlılığını sorgulamak için bir işaret olabilir.Duygusal Güven Gerçek Bağın AnahtarıRahatlık, çoğu zaman çatışmadan kaçınmakla karıştırılır. Oysa duygusal güven, en karmaşık konuların bile konuşulabildiği ilişkilerde filizlenir. “Bu beni incitiyor” ya da “Şu anda mutlu değilim” gibi cümlelerin yargılanmadan kabul gördüğü ilişkilerde gerçek bir bağdan söz edilebilir.Sürekli “ortamı bozmayayım” endişesiyle kendini sansürleyen bireyler, aslında duygusal kaçınmanın içine çekilmiş olabilir. Bu noktada şu sorunun sorulması gerekiyor: “Bu huzur mu, yoksa bastırılmışlık mı?”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SUBrrZAxQE6Ef-npnMzFsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zamanla birbirine alışan çiftler, bir rutine oturur. Ancak bu ritim, partnerlerin birbirini her gün yeniden seçtiği anlamına gelmez. Gerçek aşk, “Hâlâ senin için çabalıyorum” diyebilmektir. Bu, büyük jestlerle değil, bir dokunuş, bir ilgi, bir küçük sürprizle de mümkündür.Arkadaşlığa dayalı aşklar, bireylerin kişisel gelişimini destekler. “Haydi git, o kursa yazıl, o kitabı yaz, o konuşmayı yap” diyebilen partnerler, ilişkilerini besler. Tam tersi durumda ise değişim, tehdit gibi algılanır. Bu da ilişkinin gelişmek yerine sadece var olmasına neden olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lzAOWrJwF0ef-foChaCvng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partneriniz sizi gerçekten görüyor mu, yoksa sadece yanınızda mı? Bu sorunun yanıtı küçük detaylarda gizlidir. Çayınızı nasıl içtiğinizi, hangi şarkıyı dinlediğinizde duygulandığınızı hatırlıyorlar mı? Görünmek, duygusal yakınlığın en güçlü ifadelerinden biridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RoJApXhUHUOkvoea83dWLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişkilerde zaman zaman durgun dönemler yaşanabilir. Ancak bu durgunluk kalıcı hale geldiğinde ve taraflar “iyi değilken iyiymiş gibi” davranmaya başladığında, ilişkinin temelleri sarsılabilir. Uzmanlar bu noktada çiftlere açık iletişimi, duygusal cesareti ve “Hâlâ en iyi arkadaş mıyız?” sorusunu sormalarını öneriyor.Sonuç olarak, aşk sadece kalbin işi değil; zihin, emek ve dikkat isteyen bir süreçtir. Çünkü gerçek aşk, hem bir yuva hissi verir hem de içinde bir macera barındırır. Ve en önemlisi, her gün yeniden birbirini seçmeyi gerektirir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ruh eşinizi bulduğunuzu gösteren 10 işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ruh-esinizi-buldugunuzu-goesteren-10-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ruh-esinizi-buldugunuzu-goesteren-10-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Antik Yunan filozofu Platon’a göre gerçek aşk, iki kişiyi de daha iyi bir insana dönüştüren, anlayış ötesi bir duygudur. Peki, bir insanın gerçek aşkımız olduğunu nasıl anlarız? Marrige.com yazarları, bunu anlamak için dikkat edilmesi gereken 10 işaret olduğunu söylüyor:1. Birlikteyken konuşacak konu bulmakta asla zorlanmazsınız. Sohbetiniz keyifli ve anlamlı bir şekilde akar. Hiçbir şey aşırı saçma ya da önemsiz değildir.2. Ruh eşinizle aranızda sessizlik olması sizi rahatsız etmez. Aksine bu suskunluk hali, taraflara huzur bile verebilir.3. Onu o kadar iyi tanırsınız ki, hiçbir şey demese bile aklından nelerin geçtiğini ya da size nasıl bir öneriyle geleceğini tahmin edebilirsiniz.4. Ruh eşiniz, sizinle aynı mizah anlayışına sahiptir. En garip şakalarınızı bile anlayıp komik bulabilir.5. Bazı alışkanlıklarını sevmeseniz de onları değiştirmeye çalışmazsınız. Aksine bu tuhaf takıntıları, size zamanla sevimli bile gelebilir.6. Gecenin bir yarısı arasanız bile yanınızdadır. Sizi asla yargılamaz, ne zaman ihtiyaç duysanız desteğe hazırdır.7. Koşulsuz kabul görürsünüz. Birbirinizin en kötü haline de tanık olsanız, onu olduğu gibi sevmeye devam edersiniz.8. Yanınızda olmadığında bir eksiklik hissedersiniz. Güzel haberleri ilk onunla paylaşmak istersiniz. Yokluğu her zaman fark edilir.9. Sizi rahatsız eden meseleleri dürüstçe dile getirebilirsiniz. Sınırlar aşıldığında ya da bir şey hoşunuza gitmediğinde, bunu çekinmeden söyleyebilirsiniz.10. Moraliniz bozuk olduğunda sizi nasıl neşelendireceğini bilir. Ne zaman neye ihtiyaç duyduğunuzu ya da yalnız kalmanız gereken anları, siz talep etmeden de kestirebilir.Eğer bu özellikleri taşıyan birine sahipseniz, gerçekten şanslısınız demektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wyOCVWbuLUW45g6ETImo7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ruh, eşinizi, bulduğunuzu, gösteren, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wyOCVWbuLUW45g6ETImo7A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ruh eşinizi bulduğunuzu gösteren 10 işaret"><p>Antik Yunan filozofu Platon’a göre gerçek aşk, iki kişiyi de daha iyi bir insana dönüştüren, anlayış ötesi bir duygudur. Peki, bir insanın gerçek aşkımız olduğunu nasıl anlarız? Marrige.com yazarları, bunu anlamak için dikkat edilmesi gereken 10 işaret olduğunu söylüyor:</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m8JPubb4JkSuYW_wx0mrYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1. Birlikteyken konuşacak konu bulmakta asla zorlanmazsınız. Sohbetiniz keyifli ve anlamlı bir şekilde akar. Hiçbir şey aşırı saçma ya da önemsiz değildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qfcVxQN3UkS3MF4-D1pFiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2. Ruh eşinizle aranızda sessizlik olması sizi rahatsız etmez. Aksine bu suskunluk hali, taraflara huzur bile verebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XGFpmo5oHEKxXCo2aOslhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3. Onu o kadar iyi tanırsınız ki, hiçbir şey demese bile aklından nelerin geçtiğini ya da size nasıl bir öneriyle geleceğini tahmin edebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0KJDaEyzqESFgM0yY_E1NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>4. Ruh eşiniz, sizinle aynı mizah anlayışına sahiptir. En garip şakalarınızı bile anlayıp komik bulabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FhNGVWXYdkiW5Pss_StACQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5. Bazı alışkanlıklarını sevmeseniz de onları değiştirmeye çalışmazsınız. Aksine bu tuhaf takıntıları, size zamanla sevimli bile gelebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qgigjzBDXkm8Zg3gdE7-1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>6. Gecenin bir yarısı arasanız bile yanınızdadır. Sizi asla yargılamaz, ne zaman ihtiyaç duysanız desteğe hazırdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/30Yd6EU4BkqY2dJU3KxnaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>7. Koşulsuz kabul görürsünüz. Birbirinizin en kötü haline de tanık olsanız, onu olduğu gibi sevmeye devam edersiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cejpG8lcg02mTnvdWiJ8dQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>8. Yanınızda olmadığında bir eksiklik hissedersiniz. Güzel haberleri ilk onunla paylaşmak istersiniz. Yokluğu her zaman fark edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7IYhfPomjkWNknldQjD5Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>9. Sizi rahatsız eden meseleleri dürüstçe dile getirebilirsiniz. Sınırlar aşıldığında ya da bir şey hoşunuza gitmediğinde, bunu çekinmeden söyleyebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7aj4hlN9MEqfYitdJQhtMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>10. Moraliniz bozuk olduğunda sizi nasıl neşelendireceğini bilir. Ne zaman neye ihtiyaç duyduğunuzu ya da yalnız kalmanız gereken anları, siz talep etmeden de kestirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oiTIK1Nf5kSumJD35oYzLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer bu özellikleri taşıyan birine sahipseniz, gerçekten şanslısınız demektir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ay tutulması ne zaman, nasıl gerçekleşir? 2025 tam Ay tutulması Türkiye&amp;apos;den görülecek mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ay-tutulmasi-ne-zaman-nasil-gerceklesir-2025-tam-ay-tutulmasi-turkiyeden-goerulecek-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ay-tutulmasi-ne-zaman-nasil-gerceklesir-2025-tam-ay-tutulmasi-turkiyeden-goerulecek-mi</guid>
<description><![CDATA[ Ay tutulması, dolunay evresinde belirli dönemlerde gerçekleşiyor. Astronomi ile ilgilenenler tutulma takvimini takip ediyor. 2025 yılında meydana gelen Ay ve Güneş tutulmalarına bir yenisi daha ekleniyor. Tam Ay tutulması olarak gerçekleşecek olaya Türkiye&#039;den de şahit olunacak. Peki, Ay tutulması ne zaman, saat kaçta?Gökyüzündeki hareketliliğe ilgi duyanlar için tam Ay tutulması heyecanı başladı. Dünya, Güneş ile Ay arasında kalır ve böylece Dünya&#039;nın gölgesi Ay üzerine düşer. Bir kaç saat süren bu tutulmalar; Parçalı Ay tutulması, yarı gölgeli Ay tutulması ve tam Ay tutulması şeklinde üçe ayrılır. İşte, Ay tutulması için beklenen tarih...Ay tutulmasında; Dünya, Güneş ile Ay arasında yer alır. Dünya’nın gölgesi Ay üzerine düşer. Ay, Dünya etrafındaki yörüngesinde ilerlerken, konumuna göre tam veya kısmi olarak Dünya’nın gölge konisinin içine girer. Bu durum tam veya parçalı tutulmaları meydana getirir.2025 yılının bir sonraki Ay tutulması 7 Eylül&#039;de tam Ay tutulması olarak gerçekleşecek. Tutulma yarı gölgeli şekilde 18:28&#039;de başlayacak. Tam tutulma ise saat 20:30&#039;da olacak. Tutulma 23:55&#039;te sonlanacak.Tam Ay tutulması, dünyanın pek çok noktasından görülecek. Türkiye&#039;de ise Ay tutulmuş olarak doğacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TdPDrues1UWNT3ACmscjGw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>tutulması, zaman, nasıl, gerçekleşir, 2025, tam, tutulması, Türkiyeden, görülecek, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TdPDrues1UWNT3ACmscjGw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ay tutulması ne zaman, nasıl gerçekleşir? 2025 tam Ay tutulması Türkiye'den görülecek mi?"><p>Ay tutulması, dolunay evresinde belirli dönemlerde gerçekleşiyor. Astronomi ile ilgilenenler tutulma takvimini takip ediyor. 2025 yılında meydana gelen Ay ve Güneş tutulmalarına bir yenisi daha ekleniyor. Tam Ay tutulması olarak gerçekleşecek olaya Türkiye'den de şahit olunacak. Peki, Ay tutulması ne zaman, saat kaçta?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xva22C7i_ECC-pRO_52w6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gökyüzündeki hareketliliğe ilgi duyanlar için tam Ay tutulması heyecanı başladı. Dünya, Güneş ile Ay arasında kalır ve böylece Dünya'nın gölgesi Ay üzerine düşer. Bir kaç saat süren bu tutulmalar; Parçalı Ay tutulması, yarı gölgeli Ay tutulması ve tam Ay tutulması şeklinde üçe ayrılır. İşte, Ay tutulması için beklenen tarih...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kXNgP3KoyEeXEIkyFqN-WQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ay tutulmasında; Dünya, Güneş ile Ay arasında yer alır. Dünya’nın gölgesi Ay üzerine düşer. Ay, Dünya etrafındaki yörüngesinde ilerlerken, konumuna göre tam veya kısmi olarak Dünya’nın gölge konisinin içine girer. Bu durum tam veya parçalı tutulmaları meydana getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ahoY4O971EGl4rOQfYyawQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2025 yılının bir sonraki Ay tutulması 7 Eylül'de tam Ay tutulması olarak gerçekleşecek. Tutulma yarı gölgeli şekilde 18:28'de başlayacak. Tam tutulma ise saat 20:30'da olacak. Tutulma 23:55'te sonlanacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UG1tWhjxUUSR3H_QznoueQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tam Ay tutulması, dünyanın pek çok noktasından görülecek. Türkiye'de ise Ay tutulmuş olarak doğacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyaz mı, yoksa kahverengi yumurta mı: Hangisi daha sağlıklı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/beyaz-mi-yoksa-kahverengi-yumurta-mi-hangisi-daha-saglikli</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/beyaz-mi-yoksa-kahverengi-yumurta-mi-hangisi-daha-saglikli</guid>
<description><![CDATA[ Yumurta seçerken beyaz mı yoksa kahverengi mi tercih edilmeli? Bu soru, yıllardır tüketicilerin kafasını kurcalıyor. Oysa uzmanlara göre, kabuk rengi sadece tavuğun ırkına bağlı bir özellik. Besin değeri, lezzet ya da sağlık açısından belirleyici olan ise tavuğun neyle beslendiği ve hangi koşullarda yaşadığı.Uzmanlar yumurtaların beyaz, kahverengi, krem ya da benekli olmasının temel nedeninin tavuğun genetik yapısı olduğunu belirtiyor. Yumurta sarısının rengi ve tadı, tavuğun ne yediğine bağlı olarak değişebiliyor. Zengin yemlerle beslenen tavukların yumurtaları, daha koyu sarı tonlarına sahip olup, lezzet bakımından da daha yoğun olabiliyor. Yine de beyaz ya da kahverengi yumurtaların tadı arasında doğrudan bir fark bulunmuyor.Besin içeriği açısından da her iki renk yumurta temelde aynıdır. Standart bir yumurta yaklaşık 74 kalori, 6 gram protein, 5 gram yağ ve 1 gramdan az karbonhidrat içeriyor. Yumurtalar aynı zamanda A vitamini, biotin, lutein, zeaksantin gibi antioksidanlar ve beyin fonksiyonları için önemli bir bileşen olan kolin içeriyor.Kahverengi yumurtaların genellikle daha pahalı olmasının nedeni, bu yumurtaları veren tavukların daha büyük olması ve daha fazla yem tüketmesidir. Bu da üretim maliyetini artırır. Bu nedenle, kahverengi yumurtalar daha kaliteli olduğu için değil, daha yüksek maliyetle üretildiği için pahalıdır.Uzmanlar, yumurta tercihinde kabuk rengine değil, üretim koşullarına odaklanılması gerektiğini vurguluyor. Tavuğun organik yemle beslenip beslenmediği, serbest dolaşım veya kafessiz sistemlerde mi yetiştirildiği gibi faktörler sağlık açısından çok daha büyük önem taşıyor. Ayrıca AA, A veya B gibi kalite sertifikaları da dikkate alınmalı.Sonuç olarak, yumurtanın rengi değil, içeriği önemlidir. Daha sağlıklı bir seçim yapmak için yumurtanın hangi koşullarda üretildiğine dikkat edin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2d43Y9nz5kqMCFtw44REwg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyaz, mı, yoksa, kahverengi, yumurta, mı:, Hangisi, daha, sağlıklı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2d43Y9nz5kqMCFtw44REwg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyaz mı, yoksa kahverengi yumurta mı: Hangisi daha sağlıklı?"><p>Yumurta seçerken beyaz mı yoksa kahverengi mi tercih edilmeli? Bu soru, yıllardır tüketicilerin kafasını kurcalıyor. Oysa uzmanlara göre, kabuk rengi sadece tavuğun ırkına bağlı bir özellik. Besin değeri, lezzet ya da sağlık açısından belirleyici olan ise tavuğun neyle beslendiği ve hangi koşullarda yaşadığı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a9XocFPdXEOajYWQbmzyJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar yumurtaların beyaz, kahverengi, krem ya da benekli olmasının temel nedeninin tavuğun genetik yapısı olduğunu belirtiyor. Yumurta sarısının rengi ve tadı, tavuğun ne yediğine bağlı olarak değişebiliyor. Zengin yemlerle beslenen tavukların yumurtaları, daha koyu sarı tonlarına sahip olup, lezzet bakımından da daha yoğun olabiliyor. Yine de beyaz ya da kahverengi yumurtaların tadı arasında doğrudan bir fark bulunmuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HP_CovJcSES46O5FnQsWuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Besin içeriği açısından da her iki renk yumurta temelde aynıdır. Standart bir yumurta yaklaşık 74 kalori, 6 gram protein, 5 gram yağ ve 1 gramdan az karbonhidrat içeriyor. Yumurtalar aynı zamanda A vitamini, biotin, lutein, zeaksantin gibi antioksidanlar ve beyin fonksiyonları için önemli bir bileşen olan kolin içeriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xiaa7kXSm0Gl79zN6QGN2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahverengi yumurtaların genellikle daha pahalı olmasının nedeni, bu yumurtaları veren tavukların daha büyük olması ve daha fazla yem tüketmesidir. Bu da üretim maliyetini artırır. Bu nedenle, kahverengi yumurtalar daha kaliteli olduğu için değil, daha yüksek maliyetle üretildiği için pahalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ufPUwV_8IE2iQpqUiR-u6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, yumurta tercihinde kabuk rengine değil, üretim koşullarına odaklanılması gerektiğini vurguluyor. Tavuğun organik yemle beslenip beslenmediği, serbest dolaşım veya kafessiz sistemlerde mi yetiştirildiği gibi faktörler sağlık açısından çok daha büyük önem taşıyor. Ayrıca AA, A veya B gibi kalite sertifikaları da dikkate alınmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hpNQwm1Rg0a3_AFtr1szZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuç olarak, yumurtanın rengi değil, içeriği önemlidir. Daha sağlıklı bir seçim yapmak için yumurtanın hangi koşullarda üretildiğine dikkat edin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Psikolojiye göre sizi daha az çekici gösteren 6 faktör</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/psikolojiye-goere-sizi-daha-az-cekici-goesteren-6-faktoer</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/psikolojiye-goere-sizi-daha-az-cekici-goesteren-6-faktoer</guid>
<description><![CDATA[ Yapılan psikolojik araştırmalar, sosyal çekiciliğimizi etkileyen 6 gizli faktör olduğunu ortaya koydu.İsveç ve Hollanda’da yapılan araştırmalar, uykusuz kişilerin daha yorgun, sağlıksız ve dolayısıyla daha az çekici göründüklerini kanıtladı. Solgun cilt, göz altı morlukları ve düşük göz kapakları uykusuzluğun belirgin işaretleri arasında yer alıyor. 8 saat uyuyan bireyler, uykusuz kalanlara göre çok daha çekici bulunuyor. Kaliteli bir uyku, hem ruh halinizi iyileştiriyor hem de dışarıya enerjik bir izlenim bırakıyor.Psychologs.com&#039;un haberine göre, fiziksel görünüm ne kadar iyi olursa olsun kötü bir kişilik algısı, çekiciliği ciddi şekilde zedeleyebiliyor.
Çin’de 2014 yılında yapılan bir çalışmada; kaba, kıskanç veya art niyetli olarak tanımlanan kişiler, dış görünüşleri nötr bile olsa daha az çekici olarak değerlendirildi. Buna karşın nazik, dürüst ve empatik bireyler daha güvenilir ve cazip bulundu.Vücut dili, sözsüz iletişimin en güçlü araçlarından biridir.
Stanford Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre; kolları açık, dik duruşlu ve kendinden emin görünen kişiler daha çekici algılanıyor. Buna karşın omuzları düşürmek, kolları kavuşturmak veya kambur durmak, özgüvensiz ve mesafeli bir izlenim yaratıyor.Finlandiya, Estonya ve Güney Afrika&#039;da yürütülen bir araştırmaya göre, yüksek stres hormonu (kortizol) seviyesine sahip kadınlar, erkekler tarafından daha az çekici bulunuyor. Stres, yüz ifadesine, cilt sağlığına ve kişinin enerjisine doğrudan yansıyor.San Diego Kaliforniya Üniversitesi&#039;nin araştırmasına göre, mizah yeteneği düşük olan bireyler daha az çekici bulunuyor. Birlikte gülmek, sosyal ilişkilerde bağ kurmayı kolaylaştırıyor.Western Ontario Üniversitesi&#039;nde yapılan bir araştırma, insanların en çok dürüst bireyleri çekici bulduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, küçük yalanların bile imaja zarar verdiğini belirtiyor.Çekiciliği etkileyen diğer faktörler arasında hijyen alışkanlıkları yer alıyor. Çalışmalara göre, bu unsur genetik düzeyde bile eş seçiminde önemli rol oynayabiliyor.
2006’da New Mexico Üniversitesi tarafından yapılan bir analizde, bağışıklık sistemleri birbirine fazla benzeyen çiftlerin hem birbirlerine daha az ilgi duydukları hem de aldatma riskinin daha yüksek olduğu bulundu. Aynı şekilde, aşırı farklı kokular da itici bulunabiliyor. Kısacası, kişisel temizlik ve genel vücut kimyası, çekiciliği doğrudan etkiliyor.Madde kullanımı da dikkat edilmesi gereken bir diğer faktör. 2016 yılında Belçika’da yapılan bir çalışmaya göre, fazla sigara içen erkekler, özellikle uzun vadeli ilişkilerde daha az çekici algılanıyor.
Ara sıra alkol tüketen bireyler, hem hiç içmeyenlerden hem de sürekli içenlerden daha çekici bulunuyor. Aşırılık ve sağlıksız alışkanlıklar da, genellikle kötü kararlar ve düşük yaşam kalitesiyle ilişkilendiriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CiLdgzgUhEaUKoHSrRHpkQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Psikolojiye, göre, sizi, daha, çekici, gösteren, faktör</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CiLdgzgUhEaUKoHSrRHpkQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Psikolojiye göre sizi daha az çekici gösteren 6 faktör"><p>Yapılan psikolojik araştırmalar, sosyal çekiciliğimizi etkileyen 6 gizli faktör olduğunu ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N2pPKdMbPE2FZfhctRYVIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İsveç ve Hollanda’da yapılan araştırmalar, uykusuz kişilerin daha yorgun, sağlıksız ve dolayısıyla daha az çekici göründüklerini kanıtladı. Solgun cilt, göz altı morlukları ve düşük göz kapakları uykusuzluğun belirgin işaretleri arasında yer alıyor. 8 saat uyuyan bireyler, uykusuz kalanlara göre çok daha çekici bulunuyor. Kaliteli bir uyku, hem ruh halinizi iyileştiriyor hem de dışarıya enerjik bir izlenim bırakıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cgkyh4K4HkmCJk4zDs6xzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psychologs.com'un haberine göre, fiziksel görünüm ne kadar iyi olursa olsun kötü bir kişilik algısı, çekiciliği ciddi şekilde zedeleyebiliyor.
Çin’de 2014 yılında yapılan bir çalışmada; kaba, kıskanç veya art niyetli olarak tanımlanan kişiler, dış görünüşleri nötr bile olsa daha az çekici olarak değerlendirildi. Buna karşın nazik, dürüst ve empatik bireyler daha güvenilir ve cazip bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vWt326UdvkmdZ4u2zTxNIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücut dili, sözsüz iletişimin en güçlü araçlarından biridir.
Stanford Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre; kolları açık, dik duruşlu ve kendinden emin görünen kişiler daha çekici algılanıyor. Buna karşın omuzları düşürmek, kolları kavuşturmak veya kambur durmak, özgüvensiz ve mesafeli bir izlenim yaratıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5kMAzB8x40uQhhBGZFaXDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Finlandiya, Estonya ve Güney Afrika'da yürütülen bir araştırmaya göre, yüksek stres hormonu (kortizol) seviyesine sahip kadınlar, erkekler tarafından daha az çekici bulunuyor. Stres, yüz ifadesine, cilt sağlığına ve kişinin enerjisine doğrudan yansıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LO9JyAdnoUWoICJLzQUDiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>San Diego Kaliforniya Üniversitesi'nin araştırmasına göre, mizah yeteneği düşük olan bireyler daha az çekici bulunuyor. Birlikte gülmek, sosyal ilişkilerde bağ kurmayı kolaylaştırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wUaE5MI-yESdAJeF3xYZXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Western Ontario Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, insanların en çok dürüst bireyleri çekici bulduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, küçük yalanların bile imaja zarar verdiğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KXXZsN3M9EGFggWrfRHn6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çekiciliği etkileyen diğer faktörler arasında hijyen alışkanlıkları yer alıyor. Çalışmalara göre, bu unsur genetik düzeyde bile eş seçiminde önemli rol oynayabiliyor.
2006’da New Mexico Üniversitesi tarafından yapılan bir analizde, bağışıklık sistemleri birbirine fazla benzeyen çiftlerin hem birbirlerine daha az ilgi duydukları hem de aldatma riskinin daha yüksek olduğu bulundu. Aynı şekilde, aşırı farklı kokular da itici bulunabiliyor. Kısacası, kişisel temizlik ve genel vücut kimyası, çekiciliği doğrudan etkiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r7HYqAPp9UKalAndJz57hA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Madde kullanımı da dikkat edilmesi gereken bir diğer faktör. 2016 yılında Belçika’da yapılan bir çalışmaya göre, fazla sigara içen erkekler, özellikle uzun vadeli ilişkilerde daha az çekici algılanıyor.
Ara sıra alkol tüketen bireyler, hem hiç içmeyenlerden hem de sürekli içenlerden daha çekici bulunuyor. Aşırılık ve sağlıksız alışkanlıklar da, genellikle kötü kararlar ve düşük yaşam kalitesiyle ilişkilendiriliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir narsiste aşık olduğunuzu gösteren 9 işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bir-narsiste-asik-oldugunuzu-goesteren-9-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bir-narsiste-asik-oldugunuzu-goesteren-9-isaret</guid>
<description><![CDATA[ İlişkinizde her şey harika başladı ama daha sonra bir şeyler değişti mi? Size dünyanın en kıymetli insanı gibi hissettiren partneriniz, bir anda bencil ve kontrolcü birine mi dönüştü? Uzmanlar, narsist partnerlerin kendilerini buna benzer işaretlerle ele verebileceğini öne sürüyor.Narsist bireyle yaşanan ilişkide ilk başta her şey büyüleyici görünür. Hayatınıza giren kişi, çekici ve özgüvenlidir. Sizi bir anda hayatının merkezine koyar. Tılsımlı kelimeler söyler ve ruhunuza daha önce kimsenin göstermediği özeni gösterir. 
Ancak zamanla bir şeyler değişir. Kendinize olan güveninizi sorgulamaya başlarsınız, hafızanıza bile şüpheyle yaklaşırsınız. Sevgi, giderek şartlı bir hal alır. Yorgun ama umutlusunuzdur. Çaba gösterirseniz, her şeyin eski haline döneceğinize inanırsınız.Eğer bu senaryo size tanıdık geliyorsa, açık (overt) bir narsistle birlikte olabilirsiniz. Bu kişiler, dışarıdan bakıldığında genellikle olumsuz bir izlenim vermezler. Aksine neşeli ve romantik bir görünümleri vardır.Açık narsistler, dışa dönük ve kendine güvenen bireylerdir. İlişkinin başında sevgi dolu, hatta “gerçek olamayacak kadar iyi” bir imaj çizerler. Ancak zamanla gerçek yüzleri ortaya çıkar. Her zaman haklı olma ve ilgi görme ihtiyaçları vardır.Marriage.com&#039;da yer alan habere göre, açık bir narsistle birlikte olduğunuzu gösteren belirgin işaretler şunlardır:1. Her ortamda en çok dikkat çeken kişi olmak isterler. Hikayeler, espriler ya da ezber bozan görüşlerle, sohbetleri domine ederler.2. Sürekli onay ararlar. Görünümleri, kararları ya da başarıları hakkında takdir edilmek isterler. Fikirlerinizi paylaştığınızda ya da iltifat etmediğinizde sinirlenebilir ya da uzaklaşabilirler.3. Eleştiriye asla tahammül edemezler. En yapıcı şekilde bile yaklaşsanız, savunmacı ve öfkeli tepkiler verebilirler. Her eleştiriyi kişisel bir saldırı olarak algılarlar.4. Ne olursa olsun, günün sonunda suçlu hep sizsinizdir. Eğer bağırıyorlarsa siz onu sinirlendirmişsinizdir. Üzgünseniz fazla hassassınızdır.5. İlişkinin başı, tutkulu ve yoğun geçer. Ancak duygusal olarak bağlandığınızda size duvar örerler. Bu iniş çıkışlar, sizi zamanla ona daha bağımlı hale getirebilir.6. Acı çektiğinizde, ilgileniyormuş gibi görünseler de duygusal derinlikten uzaktırlar. Empati, sadece kendi çıkarları söz konusu olduğunda devreye girer.7. Dışarıdan “mükemmel bir çift” gibi görünürsünüz. Sosyal medyada mutlu pozlar paylaşırsınız ama perde arkasında işler farklıdır.8. Siz onların psikoloğu, yaşam koçu,  organizatörü ve moral kaynağısınızdır. Karşılık beklediğinizde ise bencil olmakla suçlanırsınız.9. Yalan söyleyebilir, söylediklerini inkâr edebilir veya gerçekleri çarpıtabilirler. Zamanla kendi hafızanıza güvenemez hale gelirsiniz.Uzmanlara göre, eğer ilişkinizde bu işaretler varsa, narsist partnerin manipülasyonu altında olabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aNndVOAl-EiVpOecIiVdRw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bir, narsiste, aşık, olduğunuzu, gösteren, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aNndVOAl-EiVpOecIiVdRw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bir narsiste aşık olduğunuzu gösteren 9 işaret"><p>İlişkinizde her şey harika başladı ama daha sonra bir şeyler değişti mi? Size dünyanın en kıymetli insanı gibi hissettiren partneriniz, bir anda bencil ve kontrolcü birine mi dönüştü? Uzmanlar, narsist partnerlerin kendilerini buna benzer işaretlerle ele verebileceğini öne sürüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_oXD74AR7kKAZBli67hioQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsist bireyle yaşanan ilişkide ilk başta her şey büyüleyici görünür. Hayatınıza giren kişi, çekici ve özgüvenlidir. Sizi bir anda hayatının merkezine koyar. Tılsımlı kelimeler söyler ve ruhunuza daha önce kimsenin göstermediği özeni gösterir. 
Ancak zamanla bir şeyler değişir. Kendinize olan güveninizi sorgulamaya başlarsınız, hafızanıza bile şüpheyle yaklaşırsınız. Sevgi, giderek şartlı bir hal alır. Yorgun ama umutlusunuzdur. Çaba gösterirseniz, her şeyin eski haline döneceğinize inanırsınız.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l56SxlRzbEmYY-YIUs-pEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer bu senaryo size tanıdık geliyorsa, açık (overt) bir narsistle birlikte olabilirsiniz. Bu kişiler, dışarıdan bakıldığında genellikle olumsuz bir izlenim vermezler. Aksine neşeli ve romantik bir görünümleri vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/etwOXJQE7kKieuAGNks6Ww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açık narsistler, dışa dönük ve kendine güvenen bireylerdir. İlişkinin başında sevgi dolu, hatta “gerçek olamayacak kadar iyi” bir imaj çizerler. Ancak zamanla gerçek yüzleri ortaya çıkar. Her zaman haklı olma ve ilgi görme ihtiyaçları vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VCKYUSsoukKvZG9A2A0dqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marriage.com'da yer alan habere göre, açık bir narsistle birlikte olduğunuzu gösteren belirgin işaretler şunlardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uwwwzKf--EeLsiuTJDPKqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1. Her ortamda en çok dikkat çeken kişi olmak isterler. Hikayeler, espriler ya da ezber bozan görüşlerle, sohbetleri domine ederler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S_rYdMeS7Uav1ef0hyOqRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2. Sürekli onay ararlar. Görünümleri, kararları ya da başarıları hakkında takdir edilmek isterler. Fikirlerinizi paylaştığınızda ya da iltifat etmediğinizde sinirlenebilir ya da uzaklaşabilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qQHiwdqlekmkPzbPiHVi6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3. Eleştiriye asla tahammül edemezler. En yapıcı şekilde bile yaklaşsanız, savunmacı ve öfkeli tepkiler verebilirler. Her eleştiriyi kişisel bir saldırı olarak algılarlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jwCAruG5NEKqrvi6H7LTxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>4. Ne olursa olsun, günün sonunda suçlu hep sizsinizdir. Eğer bağırıyorlarsa siz onu sinirlendirmişsinizdir. Üzgünseniz fazla hassassınızdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/horYOOU9t0ecZfLE3vaIKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5. İlişkinin başı, tutkulu ve yoğun geçer. Ancak duygusal olarak bağlandığınızda size duvar örerler. Bu iniş çıkışlar, sizi zamanla ona daha bağımlı hale getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wWpghGQOgEKl2bGwdyApSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>6. Acı çektiğinizde, ilgileniyormuş gibi görünseler de duygusal derinlikten uzaktırlar. Empati, sadece kendi çıkarları söz konusu olduğunda devreye girer.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RneIb9BBfUuuadZF43iRKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>7. Dışarıdan “mükemmel bir çift” gibi görünürsünüz. Sosyal medyada mutlu pozlar paylaşırsınız ama perde arkasında işler farklıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pfPB40ilnku9cnj2lU2YOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>8. Siz onların psikoloğu, yaşam koçu,  organizatörü ve moral kaynağısınızdır. Karşılık beklediğinizde ise bencil olmakla suçlanırsınız.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zswipNDEXUSJHqRE_6jjdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>9. Yalan söyleyebilir, söylediklerini inkâr edebilir veya gerçekleri çarpıtabilirler. Zamanla kendi hafızanıza güvenemez hale gelirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ic6r2P5DQEeh_EhkkApiHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, eğer ilişkinizde bu işaretler varsa, narsist partnerin manipülasyonu altında olabilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>59 yıllık mesleğini ilk günkü heyecanla sürdürüyor: &amp;apos;&amp;apos;Rüyamda bile bu işi yapıyorum&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/59-yillik-meslegini-ilk-gunku-heyecanla-surduruyor-ruyamda-bile-bu-isi-yapiyorum</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/59-yillik-meslegini-ilk-gunku-heyecanla-surduruyor-ruyamda-bile-bu-isi-yapiyorum</guid>
<description><![CDATA[ Giresun&#039;un Dereli ilçesinde 59 yıldır terzilik yapan Mehmet Zenk, mesleğini ilk günkü heyecanla devam ettiriyor.Dereli ilçesinde yaşayan Zenk, 1966 yılında çırak olarak mesleğine adım attı.
İlçenin en eski esnaflarından olan Zenk, çalışma azmi ve ustalığıyla yıllar içerisinde insanların beğenisini kazandı.
Yarım asırdan fazla zamanı geride bıraktığı mesleğinde aynı titizlikle çalışan Zenk&#039;in, gelişen teknolojiye rağmen ustalığını yansıttığı takım elbiselere olan ilgi halen devam ediyor.
Zenk, aynı zamanda mesleğin inceliklerini öğrettiği oğlu Mehmet Zenk ile 37 yıldır da aynı iş yerinde makas sallıyor.Geçmişte terzilerin en yoğun iş yerleri arasında yer aldığını ifade eden Zenk, işini severek ve isteyerek yapmaya devam ettiğini söyledi.
1968 yılında ilçe merkezinde terzihane kurduğunu ifade eden Zenk, o tarihten bu yana ilçede mesleğini sürdürdüğünü belirtti.
Zenk, geçen 59 yılda elinden makası hiçbir zaman bırakmadığına işaret ederek, &quot;İlkokulu bitirdikten sonra önce lokantada çalıştım. 1966 yılında terziliğe başladım ve 1968 yılında kendi dükkanımı açtım. O gün bugün bilfiil çalışıyorum.&quot; dedi.Mesleğini hiçbir zaman bırakmayı düşünmediğini vurgulayan Zenk, &quot;Alışmışım, ruhuma işlemiş bu meslek. Rüyamda dahi bu işi yapıyorum. O kadar ruhuma işlemiş durumda. Sabahları uyuyamıyorum. Her sabah 7&#039;de kalkar, saat 8&#039;de dükkanı açarım. Akşam 5&#039;e kadar çalışırım. Elimden geldiğince oğlumla beraber çalışıyorum. Elimden makasımı hiç bırakmadım&quot; diye konuştu.
Diktiği takım elbiselerin halen ilgi gördüğünü aktaran Zenk, &quot;Daha çok erkek takım elbise üretiyoruz. Ceket, pantolon ve yelek tarzı. Bunun yanı sıra çeşitli tamir işleri yapmaktayız. Azalmasına rağmen halen takım elbise talepleri var. Bu bölgede takım elbise diken benden başka yok&quot; dedi.Terziliği &quot;altın bir meslek&quot; olarak ifade eden Zenk, &quot;Ben hep iki kalfa ile çalıştım ve talep vardı. Artık çırak yok. Gençler tercih etmiyor.&quot; ifadesini kullandı.
Zenk, sağlığının el verdiği sürece mesleğini sürdüreceğini sözlerine ekledi.
Mehmet Zenk&#039;in oğlu İlyas Zenk ise babası ile 37 yıldır aynı iş yerinde çalışmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N3gJ5k7JeEyHr6jbH00Jog.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıllık, mesleğini, ilk, günkü, heyecanla, sürdürüyor:, Rüyamda, bile, işi, yapıyorum</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N3gJ5k7JeEyHr6jbH00Jog.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="59 yıllık mesleğini ilk günkü heyecanla sürdürüyor: ''Rüyamda bile bu işi yapıyorum''"><p>Giresun'un Dereli ilçesinde 59 yıldır terzilik yapan Mehmet Zenk, mesleğini ilk günkü heyecanla devam ettiriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YjBZ1c8T6Ue8KOCFs-cbyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dereli ilçesinde yaşayan Zenk, 1966 yılında çırak olarak mesleğine adım attı.
İlçenin en eski esnaflarından olan Zenk, çalışma azmi ve ustalığıyla yıllar içerisinde insanların beğenisini kazandı.
Yarım asırdan fazla zamanı geride bıraktığı mesleğinde aynı titizlikle çalışan Zenk'in, gelişen teknolojiye rağmen ustalığını yansıttığı takım elbiselere olan ilgi halen devam ediyor.
Zenk, aynı zamanda mesleğin inceliklerini öğrettiği oğlu Mehmet Zenk ile 37 yıldır da aynı iş yerinde makas sallıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WjWlFI8W5Um_7lKGH4NK0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçmişte terzilerin en yoğun iş yerleri arasında yer aldığını ifade eden Zenk, işini severek ve isteyerek yapmaya devam ettiğini söyledi.
1968 yılında ilçe merkezinde terzihane kurduğunu ifade eden Zenk, o tarihten bu yana ilçede mesleğini sürdürdüğünü belirtti.
Zenk, geçen 59 yılda elinden makası hiçbir zaman bırakmadığına işaret ederek, "İlkokulu bitirdikten sonra önce lokantada çalıştım. 1966 yılında terziliğe başladım ve 1968 yılında kendi dükkanımı açtım. O gün bugün bilfiil çalışıyorum." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EdReQI7miUeV_Eg7y0S9Mw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mesleğini hiçbir zaman bırakmayı düşünmediğini vurgulayan Zenk, "Alışmışım, ruhuma işlemiş bu meslek. Rüyamda dahi bu işi yapıyorum. O kadar ruhuma işlemiş durumda. Sabahları uyuyamıyorum. Her sabah 7'de kalkar, saat 8'de dükkanı açarım. Akşam 5'e kadar çalışırım. Elimden geldiğince oğlumla beraber çalışıyorum. Elimden makasımı hiç bırakmadım" diye konuştu.
Diktiği takım elbiselerin halen ilgi gördüğünü aktaran Zenk, "Daha çok erkek takım elbise üretiyoruz. Ceket, pantolon ve yelek tarzı. Bunun yanı sıra çeşitli tamir işleri yapmaktayız. Azalmasına rağmen halen takım elbise talepleri var. Bu bölgede takım elbise diken benden başka yok" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l6XyBDnso0a8x5d9dlCZyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Terziliği "altın bir meslek" olarak ifade eden Zenk, "Ben hep iki kalfa ile çalıştım ve talep vardı. Artık çırak yok. Gençler tercih etmiyor." ifadesini kullandı.
Zenk, sağlığının el verdiği sürece mesleğini sürdüreceğini sözlerine ekledi.
Mehmet Zenk'in oğlu İlyas Zenk ise babası ile 37 yıldır aynı iş yerinde çalışmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çok fazla meyve yemek diyabete neden olur mu?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cok-fazla-meyve-yemek-diyabete-neden-olur-mu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cok-fazla-meyve-yemek-diyabete-neden-olur-mu</guid>
<description><![CDATA[ Meyveler, sağlıklı bir beslenme düzeninin vazgeçilmez parçalarından biri olarak öne çıkıyor. Vitamin, mineral, antioksidan ve lif açısından zengin bu besinler, genel sağlık için birçok fayda sağlasa da içerdiği doğal şekerler nedeniyle özellikle diyabet hastalarının aklında soru işaretleri oluşturuyor.Beslenme uzmanlarına göre, fruktoz gibi doğal şekerler barındıran meyveler, kan şekeri üzerinde doğrudan etki gösterebiliyor. Ancak bu durum, meyveden tamamen uzak durulması gerektiği anlamına gelmiyor. Araştırmalar, makul miktarlarda tüketilen tam meyvelerin, insülin duyarlılığını artırabileceğini ve iltihabı azaltarak diyabetin yönetiminde destekleyici olabileceğini ortaya koyuyor.MEYVE SUYU VE KURU MEYVEYE DİKKAT!Uzmanlar, meyve suları ve kuru meyveler gibi liften arındırılmış, şeker oranı yoğun ürünlerden kaçınılması gerektiği konusunda hemfikir. Bu tür işlenmiş meyve ürünleri, kan şekerinde ani yükselmelere ve gereksiz kalori alımına yol açabiliyor.Tam meyvede bulunan doğal şekerler, lifle birlikte vücuda alındığında şeker emilimini yavaşlatıyor. Bu durum, kan şekerinin daha stabil seyretmesini sağlıyor. Buna karşılık, işlenmiş gıdalarda bulunan ilave şekerler hızla kana karışarak insülin direncini artırabiliyor.Tip 2 diyabet, vücudun insüline yeterince yanıt verememesi veya yeterli insülin üretememesi sonucu oluşan kronik bir hastalık. Zamanla kalp hastalığı, sinir hasarı ve böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilen bu durumun yönetiminde beslenmenin rolü büyük.İşte diyabetle ilişkili olarak meyve tüketiminde dikkat edilmesi gereken bazı noktalar:Günde 2-3 porsiyon tam meyve tüketin. Farklı tür ve renklerde meyveleri tercih edin.Meyve suları ve kuru meyvelerden uzak durun. Bu ürünler yoğun şeker içerdiği için kan şekerini hızlı yükseltebilir.Protein veya sağlıklı yağlarla birlikte tüketin. Örneğin meyveyi yoğurt veya bir avuç fındıkla birlikte yemek, kan şekeri dalgalanmalarını azaltabilir.Porsiyon kontrolüne dikkat edin. Özellikle prediyabet ya da diyabet geçmişiniz varsa, ölçülü tüketim kritik önem taşır.Diyabet veya prediyabet tanısı konan bireylerin, tükettikleri meyvelerin kan şekeri üzerindeki etkisini izlemeleri öneriliyor.Her bireyin metabolizması farklı çalıştığı için, bazı meyveler bazı kişilerde daha hızlı glikoz yükselmesine neden olabiliyor. Bu nedenle, sağlık uzmanları ya da diyetisyen eşliğinde bir takip planı oluşturulması tavsiye ediliyor.Sonuç olarak, meyve tüketimi tamamen kısıtlanması gereken bir konu değil; ancak bilinçli ve dengeli şekilde yaklaşılması gereken bir alan. Uzmanlara göre, tam meyve tüketimini yaşam biçimine uygun şekilde planlayan bireyler, hem diyabet riskini azaltabilir hem de genel sağlıklarını koruyabilirler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iY4QhZjkZUCmiO9eJm5PGA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çok, fazla, meyve, yemek, diyabete, neden, olur, mu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iY4QhZjkZUCmiO9eJm5PGA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çok fazla meyve yemek diyabete neden olur mu?"><p>Meyveler, sağlıklı bir beslenme düzeninin vazgeçilmez parçalarından biri olarak öne çıkıyor. Vitamin, mineral, antioksidan ve lif açısından zengin bu besinler, genel sağlık için birçok fayda sağlasa da içerdiği doğal şekerler nedeniyle özellikle diyabet hastalarının aklında soru işaretleri oluşturuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rubDNZEqL0qf-wCtQa0Hdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanlarına göre, fruktoz gibi doğal şekerler barındıran meyveler, kan şekeri üzerinde doğrudan etki gösterebiliyor. Ancak bu durum, meyveden tamamen uzak durulması gerektiği anlamına gelmiyor. Araştırmalar, makul miktarlarda tüketilen tam meyvelerin, insülin duyarlılığını artırabileceğini ve iltihabı azaltarak diyabetin yönetiminde destekleyici olabileceğini ortaya koyuyor.MEYVE SUYU VE KURU MEYVEYE DİKKAT!Uzmanlar, meyve suları ve kuru meyveler gibi liften arındırılmış, şeker oranı yoğun ürünlerden kaçınılması gerektiği konusunda hemfikir. Bu tür işlenmiş meyve ürünleri, kan şekerinde ani yükselmelere ve gereksiz kalori alımına yol açabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Ux7ZddAvU22N8ttLfHXYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tam meyvede bulunan doğal şekerler, lifle birlikte vücuda alındığında şeker emilimini yavaşlatıyor. Bu durum, kan şekerinin daha stabil seyretmesini sağlıyor. Buna karşılık, işlenmiş gıdalarda bulunan ilave şekerler hızla kana karışarak insülin direncini artırabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jfDUK2e40EikIjU0YDIpRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tip 2 diyabet, vücudun insüline yeterince yanıt verememesi veya yeterli insülin üretememesi sonucu oluşan kronik bir hastalık. Zamanla kalp hastalığı, sinir hasarı ve böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilen bu durumun yönetiminde beslenmenin rolü büyük.İşte diyabetle ilişkili olarak meyve tüketiminde dikkat edilmesi gereken bazı noktalar:Günde 2-3 porsiyon tam meyve tüketin. Farklı tür ve renklerde meyveleri tercih edin.Meyve suları ve kuru meyvelerden uzak durun. Bu ürünler yoğun şeker içerdiği için kan şekerini hızlı yükseltebilir.Protein veya sağlıklı yağlarla birlikte tüketin. Örneğin meyveyi yoğurt veya bir avuç fındıkla birlikte yemek, kan şekeri dalgalanmalarını azaltabilir.Porsiyon kontrolüne dikkat edin. Özellikle prediyabet ya da diyabet geçmişiniz varsa, ölçülü tüketim kritik önem taşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2bWcbRRk_kO5qOj9zgDAJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabet veya prediyabet tanısı konan bireylerin, tükettikleri meyvelerin kan şekeri üzerindeki etkisini izlemeleri öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h3D1IunYvkiFHDGCAB5VHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her bireyin metabolizması farklı çalıştığı için, bazı meyveler bazı kişilerde daha hızlı glikoz yükselmesine neden olabiliyor. Bu nedenle, sağlık uzmanları ya da diyetisyen eşliğinde bir takip planı oluşturulması tavsiye ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mDnb7ku1tk-FBYIYVpwT2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuç olarak, meyve tüketimi tamamen kısıtlanması gereken bir konu değil; ancak bilinçli ve dengeli şekilde yaklaşılması gereken bir alan. Uzmanlara göre, tam meyve tüketimini yaşam biçimine uygun şekilde planlayan bireyler, hem diyabet riskini azaltabilir hem de genel sağlıklarını koruyabilirler.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prens Harry&amp;apos;den Kraliyet ailesine zeytin dalı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/prens-harryden-kraliyet-ailesine-zeytin-dali</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/prens-harryden-kraliyet-ailesine-zeytin-dali</guid>
<description><![CDATA[ Prens Harry&#039;nin, babası Kral Charles ve ağabeyi Prens William ile arasındaki buzları eritmek amacıyla resmi programını Kraliyet Ailesi ile paylaşmayı kabul ettiği bildirildi.Daily Mail’in aktardığı habere göre, bu jestin amacı Harry ve eşi Meghan Markle’ın etkinlikleriyle, Kraliyet Ailesi’nin programlarının çakışmasını önlemek. Böylece Sussex çiftinin dikkatleri Kraliyet Ailesi’nden çalmaya çalıştığı yönündeki iddiaların da önüne geçilmesi hedefleniyor. Aileye yakın bir kaynağın yaptığı açıklamada, “Sussex ekibi, Harry’nin etkinliklerini içeren bir takvim hazırlayıp bunu Buckingham Sarayı ile paylaşmayı teklif etti. Bu sayede Kensington Sarayı da bilgilendirilerek, Prens William ve Kate Middleton’ın da planlardan haberdar olması sağlanacak&#039;&#039; ifadelerine yer verildi.  Aynı kaynak, “Harry hâlâ Kraliyet mekanizması tarafından kontrol edilmekten hoşlanmıyor ve bu konuda bir değişiklik olmasını beklememek gerek. Ancak Kraliyet Ailesi, Harry’nin hareketlerinden önceden haberdar olursa, kendi programlarını da ona göre ayarlayabilir&#039;&#039; dedi.  Harry’nin bu teklifi, İngiliz basınında “önemli bir barış adımı” olarak nitelendirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xOQGbK25I0WEjYQvHOj1BQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prens, Harryden, Kraliyet, ailesine, zeytin, dalı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xOQGbK25I0WEjYQvHOj1BQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Prens Harry'den Kraliyet ailesine zeytin dalı"><p>Prens Harry'nin, babası Kral Charles ve ağabeyi Prens William ile arasındaki buzları eritmek amacıyla resmi programını Kraliyet Ailesi ile paylaşmayı kabul ettiği bildirildi.</p><p>Daily Mail’in aktardığı habere göre, bu jestin amacı Harry ve eşi Meghan Markle’ın etkinlikleriyle, Kraliyet Ailesi’nin programlarının çakışmasını önlemek. Böylece Sussex çiftinin dikkatleri Kraliyet Ailesi’nden çalmaya çalıştığı yönündeki iddiaların da önüne geçilmesi hedefleniyor. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BFZDtG0OJUKXpHYdJST3kw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Aileye yakın bir kaynağın yaptığı açıklamada, “Sussex ekibi, Harry’nin etkinliklerini içeren bir takvim hazırlayıp bunu Buckingham Sarayı ile paylaşmayı teklif etti. Bu sayede Kensington Sarayı da bilgilendirilerek, Prens William ve Kate Middleton’ın da planlardan haberdar olması sağlanacak'' ifadelerine yer verildi.  Aynı kaynak, “Harry hâlâ Kraliyet mekanizması tarafından kontrol edilmekten hoşlanmıyor ve bu konuda bir değişiklik olmasını beklememek gerek. Ancak Kraliyet Ailesi, Harry’nin hareketlerinden önceden haberdar olursa, kendi programlarını da ona göre ayarlayabilir'' dedi.  Harry’nin bu teklifi, İngiliz basınında “önemli bir barış adımı” olarak nitelendirildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TikTok&amp;apos;ta tartışma yaratan fotoğraf: Ürkütücü detayı herkes fark edemiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/tiktokta-tartisma-yaratan-fotograf-urkutucu-detayi-herkes-fark-edemiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/tiktokta-tartisma-yaratan-fotograf-urkutucu-detayi-herkes-fark-edemiyor</guid>
<description><![CDATA[ Dr. Dean Jackson tarafından TikTok&#039;ta paylaşılan bir fotoğraf, kısa sürede tartışmaların odağına yerleşti.Görsel olarak algılanan görüntüler ile nesnel gerçekliğin farklı olduğu durumlar olarak tanımlanan optik illüzyon, halk arasında göz yanılsaması adıyla da biliniyor.
Optik illüzyonda fark edilen küçük detaylar, kimi zaman kişinin karakteri ve iç dünyası hakkında bilgi verebiliyor.
Ancak biyolog Dr. Dean Jackson’ın TikTok’ta paylaştığı bu fotoğraf, şimdiye kadar karşılaşılan en garip optik illüzyonlardan biri olabilir. Siyah-beyaz karede ilk bakışta ormanlık alanda oturan iki kız çocuğu göze çarpsa da, fotoğrafta üçüncü bir kişinin daha olduğu ve çoğu insanın bu yüzü fark edemediği iddia ediliyor.
Dr. Jackson, saklı yüzü bir türlü göremeyenlere şu yöntemi öneriyor:
&quot;Telefonunuzu sabit bir yere yaslayın, arkanızı dönün ve beş adım uzaklaşın. Sonra dönüp tekrar bakın. Bu şekilde 10 kişiden 9’u yüzü görecektir. 10 adım uzaklaşırsanız, bu oran yüzde 95’e çıkıyor.&quot;
Jackson&#039;ın açıkladığı teknik sayesinde yüzü görebildiğini iddia eden birçok kullanıcı, bunun oldukça ürkütücü bir deneyim olduğunu aktardı.Peki bu yüz gerçekten var mı? Yoksa beynimizin bize oynadığı bir oyun mu?
Uzmanlara göre, bu tür optik illüzyonların ardında yüz pareidolisi adı verilen psikolojik bir fenomen yatıyor. Bu durum, beynimizin rastgele görsel bilgiler içinde yüz benzeri şekiller görme eğilimiyle açıklanıyor.
Bazı insanlar, bu tür yüzleri daha kolay görebiliyor. Bu durum, paranormal inançlara yatkın bireylerde daha yaygın olsa da, kişide herhangi bir psikolojik rahatsızlık belirtisi olduğu anlamına gelmiyor. Ancak bu algının gerçeklikten ayırt edilemediği durumlar, psikolojik sorunlara işaret edebiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UTU_qywptUuwBMlYTrI2Ag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TikTokta, tartışma, yaratan, fotoğraf:, Ürkütücü, detayı, herkes, fark, edemiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UTU_qywptUuwBMlYTrI2Ag.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="TikTok'ta tartışma yaratan fotoğraf: Ürkütücü detayı herkes fark edemiyor"><p>Dr. Dean Jackson tarafından TikTok'ta paylaşılan bir fotoğraf, kısa sürede tartışmaların odağına yerleşti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dm_LtXZUKEyqP_w27DXVWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Görsel olarak algılanan görüntüler ile nesnel gerçekliğin farklı olduğu durumlar olarak tanımlanan optik illüzyon, halk arasında göz yanılsaması adıyla da biliniyor.
Optik illüzyonda fark edilen küçük detaylar, kimi zaman kişinin karakteri ve iç dünyası hakkında bilgi verebiliyor.
Ancak biyolog Dr. Dean Jackson’ın TikTok’ta paylaştığı bu fotoğraf, şimdiye kadar karşılaşılan en garip optik illüzyonlardan biri olabilir. Siyah-beyaz karede ilk bakışta ormanlık alanda oturan iki kız çocuğu göze çarpsa da, fotoğrafta üçüncü bir kişinin daha olduğu ve çoğu insanın bu yüzü fark edemediği iddia ediliyor.
Dr. Jackson, saklı yüzü bir türlü göremeyenlere şu yöntemi öneriyor:
"Telefonunuzu sabit bir yere yaslayın, arkanızı dönün ve beş adım uzaklaşın. Sonra dönüp tekrar bakın. Bu şekilde 10 kişiden 9’u yüzü görecektir. 10 adım uzaklaşırsanız, bu oran yüzde 95’e çıkıyor."
Jackson'ın açıkladığı teknik sayesinde yüzü görebildiğini iddia eden birçok kullanıcı, bunun oldukça ürkütücü bir deneyim olduğunu aktardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LvmFcyrIi02OBPdqBvi2cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peki bu yüz gerçekten var mı? Yoksa beynimizin bize oynadığı bir oyun mu?
Uzmanlara göre, bu tür optik illüzyonların ardında yüz pareidolisi adı verilen psikolojik bir fenomen yatıyor. Bu durum, beynimizin rastgele görsel bilgiler içinde yüz benzeri şekiller görme eğilimiyle açıklanıyor.
Bazı insanlar, bu tür yüzleri daha kolay görebiliyor. Bu durum, paranormal inançlara yatkın bireylerde daha yaygın olsa da, kişide herhangi bir psikolojik rahatsızlık belirtisi olduğu anlamına gelmiyor. Ancak bu algının gerçeklikten ayırt edilemediği durumlar, psikolojik sorunlara işaret edebiliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Klinik psikolog açıkladı: 4 gizli yalnızlık belirtisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/klinik-psikolog-acikladi-4-gizli-yalnizlik-belirtisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/klinik-psikolog-acikladi-4-gizli-yalnizlik-belirtisi</guid>
<description><![CDATA[ Kalabalıklar içinde yürürken, kahkahalar arasında bir kahve içerken ya da arkadaşlarla yapılan sohbetlerde bile hissedilebilen bir duygu: yalnızlık. Peki, gizli yalnızlık belirtileri neler?Klinik psikolog Dr. Julie Smith, yalnızlığın dışarıdan fark edilmesi zor olan belirtilerine dikkat çekerek, bu duygunun ruh sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisine karşı toplumu uyarıyor.Kalabalıklar içinde yürürken, kahkahalar arasında bir kahve içerken ya da arkadaşlarla yapılan sohbetlerde bile hissedilebilen bir duygu: yalnızlık. Genellikle sadece fiziksel izolasyonla ilişkilendirilen bu durum, aslında sosyal etkileşimlerin tam ortasında bile kişiyi sessizce sarabiliyor. Klinik psikolog Dr. Julie Smith, bu görünmez yalnızlık biçiminin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini mercek altına alıyor.Yalnızlığın dört dikkat çekici ve çoğu zaman gözden kaçan belirtisini sıralayan Dr. Smith, “Bu belirtiler, yalnızlığın yüzeyde fark edilmeyen ama derinlerde kök salan bir sorun olduğunu gösteriyor,” diyor. İşte Smith’in dikkat çektiği o işaretler:Dr. Smith&#039;e göre, sosyal medya bir bağ kurma aracı gibi görünse de, aşırı kullanımı yalnızlığın gizli bir belirtisi olabilir. Özellikle yalnız hisseden bireylerin, bağlantı kurdukları yanılgısıyla sosyal medyada saatler geçirdiğini vurgulayan uzman, “Gerçekte arkadaşlarınızla uzun süredir yüz yüze görüşmemiş olabilirsiniz ama sonsuz bir akışı izlemek, sizi bağlantıdaymışsınız gibi hissettirir. Bu sahte bir bağdır,” diyor.Günlük konuşmalar, bir zamanlar enerji veren sosyal etkileşimler artık mekanik ve anlamsız mı geliyor? Smith, yalnızlık yaşayan bireylerin iş arkadaşları, komşular ya da tanıdıklarıyla kurduğu iletişimlerin çoğu zaman yüzeysel olduğunu ve kişinin bu etkileşimlerden beslenmediğini belirtiyor: “Sohbetler sizi doyurmuyor, hatta daha da boş hissettirebiliyor.”3. AŞIRI DÜŞÜNMEBir konuşmayı defalarca zihninizde canlandırıyor, birinin sizi sevip sevmediğini sürekli sorguluyor musunuz? Dr. Smith’e göre, bu tür düşünce kalıpları da yalnızlığın göstergesi olabilir. Bu aşırı analiz hali, kişinin dış onaya duyduğu ihtiyacın arttığını ve anlam arayışında savrulduğunu gösteriyor.&quot;Nereye aitsin?&quot; sorusu sizi afallatıyorsa, bu da yalnızlığın bir başka güçlü işareti olabilir. Dr. Smith, aidiyet hissinin eksikliğiyle başa çıkamayan bireylerde duygusal çöküşlerin yaşanabileceğine dikkat çekiyor: “Bu soru sizi rahatsız ediyorsa, bu sessiz bir bağ kurma çığlığıdır.”YALNIZLIKLA NASIL BAŞ EDİLİR?Yalnızlık sadece duygusal bir boşluk değil, aynı zamanda ruh sağlığı için ciddi bir tehdit. Dr. Smith, bu belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurgularken, yalnızlıkla başa çıkmanın yollarına da işaret ediyor.
Kimi zaman bu süreç, gerçek bağlar kurmak ve sosyal etkileşim alanlarında daha fazla yer almakla mümkün olabilirken, bazı bireyler için bu korkuların üzerine giderek gerekli sosyal becerileri geliştirmek de bir çözüm olabilir.“Yalnızlık zorlayıcı bir duygu olabilir,” diyen Dr. Smith, bu duyguyu görmezden gelmek yerine fark etmek ve üzerine düşünmek gerektiğini söylüyor: “Çünkü bu yalnızca acı verici bir his değil, aynı zamanda bize neye ihtiyaç duyduğumuzu gösteren önemli bir sinyaldir.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fW5FOkU-UUiQNUJLdyXTUA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Klinik, psikolog, açıkladı:, gizli, yalnızlık, belirtisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fW5FOkU-UUiQNUJLdyXTUA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Klinik psikolog açıkladı: 4 gizli yalnızlık belirtisi"><p>Kalabalıklar içinde yürürken, kahkahalar arasında bir kahve içerken ya da arkadaşlarla yapılan sohbetlerde bile hissedilebilen bir duygu: yalnızlık. Peki, gizli yalnızlık belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lQ7LZYl4tkybxO1zdJo7fQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Klinik psikolog Dr. Julie Smith, yalnızlığın dışarıdan fark edilmesi zor olan belirtilerine dikkat çekerek, bu duygunun ruh sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisine karşı toplumu uyarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W_iGbO8q1keN4EfOmNKDUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalabalıklar içinde yürürken, kahkahalar arasında bir kahve içerken ya da arkadaşlarla yapılan sohbetlerde bile hissedilebilen bir duygu: yalnızlık. Genellikle sadece fiziksel izolasyonla ilişkilendirilen bu durum, aslında sosyal etkileşimlerin tam ortasında bile kişiyi sessizce sarabiliyor. Klinik psikolog Dr. Julie Smith, bu görünmez yalnızlık biçiminin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini mercek altına alıyor.Yalnızlığın dört dikkat çekici ve çoğu zaman gözden kaçan belirtisini sıralayan Dr. Smith, “Bu belirtiler, yalnızlığın yüzeyde fark edilmeyen ama derinlerde kök salan bir sorun olduğunu gösteriyor,” diyor. İşte Smith’in dikkat çektiği o işaretler:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NfQrt-zcVkWNTmkTDaQQWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Smith'e göre, sosyal medya bir bağ kurma aracı gibi görünse de, aşırı kullanımı yalnızlığın gizli bir belirtisi olabilir. Özellikle yalnız hisseden bireylerin, bağlantı kurdukları yanılgısıyla sosyal medyada saatler geçirdiğini vurgulayan uzman, “Gerçekte arkadaşlarınızla uzun süredir yüz yüze görüşmemiş olabilirsiniz ama sonsuz bir akışı izlemek, sizi bağlantıdaymışsınız gibi hissettirir. Bu sahte bir bağdır,” diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UPVnsRX-mkazAfMSUpsxAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük konuşmalar, bir zamanlar enerji veren sosyal etkileşimler artık mekanik ve anlamsız mı geliyor? Smith, yalnızlık yaşayan bireylerin iş arkadaşları, komşular ya da tanıdıklarıyla kurduğu iletişimlerin çoğu zaman yüzeysel olduğunu ve kişinin bu etkileşimlerden beslenmediğini belirtiyor: “Sohbetler sizi doyurmuyor, hatta daha da boş hissettirebiliyor.”3. AŞIRI DÜŞÜNMEBir konuşmayı defalarca zihninizde canlandırıyor, birinin sizi sevip sevmediğini sürekli sorguluyor musunuz? Dr. Smith’e göre, bu tür düşünce kalıpları da yalnızlığın göstergesi olabilir. Bu aşırı analiz hali, kişinin dış onaya duyduğu ihtiyacın arttığını ve anlam arayışında savrulduğunu gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7OotpPT0bUSKPEcLIlkLwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Nereye aitsin?" sorusu sizi afallatıyorsa, bu da yalnızlığın bir başka güçlü işareti olabilir. Dr. Smith, aidiyet hissinin eksikliğiyle başa çıkamayan bireylerde duygusal çöküşlerin yaşanabileceğine dikkat çekiyor: “Bu soru sizi rahatsız ediyorsa, bu sessiz bir bağ kurma çığlığıdır.”YALNIZLIKLA NASIL BAŞ EDİLİR?Yalnızlık sadece duygusal bir boşluk değil, aynı zamanda ruh sağlığı için ciddi bir tehdit. Dr. Smith, bu belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurgularken, yalnızlıkla başa çıkmanın yollarına da işaret ediyor.
Kimi zaman bu süreç, gerçek bağlar kurmak ve sosyal etkileşim alanlarında daha fazla yer almakla mümkün olabilirken, bazı bireyler için bu korkuların üzerine giderek gerekli sosyal becerileri geliştirmek de bir çözüm olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nx8WzDyn1ECTbAQ97Wc5Vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Yalnızlık zorlayıcı bir duygu olabilir,” diyen Dr. Smith, bu duyguyu görmezden gelmek yerine fark etmek ve üzerine düşünmek gerektiğini söylüyor: “Çünkü bu yalnızca acı verici bir his değil, aynı zamanda bize neye ihtiyaç duyduğumuzu gösteren önemli bir sinyaldir.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir erkeğin duygusal olarak bağlandığını nasıl anlarız?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bir-erkegin-duygusal-olarak-baglandigini-nasil-anlariz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bir-erkegin-duygusal-olarak-baglandigini-nasil-anlariz</guid>
<description><![CDATA[ Erkeklerin duygusal olarak bağlanması, genellikle zaman alan ve karmaşık bir süreçtir. Ancak bir kez bağlandıklarında, potansiyel partnerlerine sadık kalma eğilimleri yüksektir.Erkeklerin, kadınlara kıyasla daha zor bağ kurmalarının başlıca nedeni, duygularını doğrudan ifade etmekte zorlanmalarıdır.
Peki erkekler duygusal olarak bağlandıklarında nasıl davranırlar? Marriage.com&#039;da yer alan habere göre, bu noktada dikkat edilmesi gereken bazı güçlü işaretler var:Erkek, her koşulda destekleyici olan bir partnerle karşılaştığında, duygusal yakınlığın temelleri daha hızlı atılır. Bu ilişki modeli, erkeğin kendisini güvende hissetmesini sağlayarak bağlılık duygusunu güçlendirir.
Bir kadının duygularını açık açık ifade etmesi ve savunmasız yanlarını göstermesi de, erkeğin duygusal açlığını fark etmesine olanak tanır.Kadının minnettarlığını sık sık dile getirmesi, erkeğin bağ kurma arzusunu olumlu yönde etkileyebilir. &#039;&#039;Teşekkür ederim&#039;&#039; ya da &#039;&#039;İyi ki varsın&#039;&#039; gibi ifadeler,  erkeğin kendisini özel hissetmesine ve partnerini diğerlerinden farklı görmesine katkı sağlar.Andrew Dolan’ın &quot;Erkekleri Duygusal Olarak Ulaşılabilir Kılan Şeyler&quot; adlı kitabında da vurgulandığı üzere, bencil ya da talepkâr tutumlardan uzak durmak, bir erkeğin bağ kurma isteğini artırabilir. Erkekler, üzerlerinde baskı kurmayan kişilerle daha derin ve anlamlı ilişkiler geliştirmeye eğilimlidir.Duygusal olarak bağlı bir erkek, genellikle konfor alanının dışına çıkarak partneri için çaba göstermeye istekli olur. Yoğun bir programı olsa dahi, değer verdiği kişiyle vakit geçirmek için zaman yaratmaya çalışır. Aynı zamanda, konuşmalardaki önemli detayları da hatırlar. Bu, onun hem zihinsel hem de duygusal olarak ilişkiye yatırım yaptığını gösterir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F-Qh7vDn902TS9OxnBGIVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bir, erkeğin, duygusal, olarak, bağlandığını, nasıl, anlarız</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F-Qh7vDn902TS9OxnBGIVw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bir erkeğin duygusal olarak bağlandığını nasıl anlarız?"><p>Erkeklerin duygusal olarak bağlanması, genellikle zaman alan ve karmaşık bir süreçtir. Ancak bir kez bağlandıklarında, potansiyel partnerlerine sadık kalma eğilimleri yüksektir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2bXrbSjqFkiuyFsP2hRQLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erkeklerin, kadınlara kıyasla daha zor bağ kurmalarının başlıca nedeni, duygularını doğrudan ifade etmekte zorlanmalarıdır.
Peki erkekler duygusal olarak bağlandıklarında nasıl davranırlar? Marriage.com'da yer alan habere göre, bu noktada dikkat edilmesi gereken bazı güçlü işaretler var:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WdVo3k80BkWRrVmheb-ZqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erkek, her koşulda destekleyici olan bir partnerle karşılaştığında, duygusal yakınlığın temelleri daha hızlı atılır. Bu ilişki modeli, erkeğin kendisini güvende hissetmesini sağlayarak bağlılık duygusunu güçlendirir.
Bir kadının duygularını açık açık ifade etmesi ve savunmasız yanlarını göstermesi de, erkeğin duygusal açlığını fark etmesine olanak tanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eYb-_05O3k-TdTdnJMZdaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadının minnettarlığını sık sık dile getirmesi, erkeğin bağ kurma arzusunu olumlu yönde etkileyebilir. ''Teşekkür ederim'' ya da ''İyi ki varsın'' gibi ifadeler,  erkeğin kendisini özel hissetmesine ve partnerini diğerlerinden farklı görmesine katkı sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dmj2_a0DK0KJKb-VaMPgZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Andrew Dolan’ın "Erkekleri Duygusal Olarak Ulaşılabilir Kılan Şeyler" adlı kitabında da vurgulandığı üzere, bencil ya da talepkâr tutumlardan uzak durmak, bir erkeğin bağ kurma isteğini artırabilir. Erkekler, üzerlerinde baskı kurmayan kişilerle daha derin ve anlamlı ilişkiler geliştirmeye eğilimlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F8xZhWjZ6EmGywmrOv2okw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duygusal olarak bağlı bir erkek, genellikle konfor alanının dışına çıkarak partneri için çaba göstermeye istekli olur. Yoğun bir programı olsa dahi, değer verdiği kişiyle vakit geçirmek için zaman yaratmaya çalışır. Aynı zamanda, konuşmalardaki önemli detayları da hatırlar. Bu, onun hem zihinsel hem de duygusal olarak ilişkiye yatırım yaptığını gösterir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Psikoloji açıklıyor: Güçlü ilişkiler için 6 mikro an</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/psikoloji-acikliyor-guclu-iliskiler-icin-6-mikro-an</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/psikoloji-acikliyor-guclu-iliskiler-icin-6-mikro-an</guid>
<description><![CDATA[ İlişkilerin güçlü kalabilmesi için büyük jestlerden çok, gündelik alışkanlıkların belirleyici rol oynuyor.Günümüzde ilişkiler; kırmızı bayraklar, aşk dilleri ya da sosyal medyada sergilenen kusursuz anlarla tanımlansa da, uzmanlara göre sağlıklı bir evliliğin temelini bunlar değil, sessiz ve sıradan görünen anlar oluşturuyor.Araştırmalar, bir çiftin arasındaki duygusal bağı asıl güçlendirenin derin sohbetler ya da romantik sürprizler değil, gündelik yaşamda fark edilmesi kolay küçük alışkanlıklar olduğunu ortaya koyuyor. İşte çiftlerin en stresli ve yoğun dönemlerde bile duygusal bağlarını koruyabilmelerine yardımcı olan altı basit ama etkili davranış:Partnerin söylediklerine dikkatle tepki vermek, &quot;Seni duyuyorum&quot; demenin en sade ama en etkili yolunu sunuyor. Gülümsemek, başını sallamak ya da kısa bir onay cümlesiyle verilen bu küçük tepkiler, zamanla güven ve yakınlığı derinleştiriyor.&quot;Seni düşünüyorum&quot; gibi basit bir mesaj, özel bir gün gerektirmeksizin duygusal destek sağlıyor. Günlük hayatın koşturmacasında gönderilen bu küçük işaretler, çiftler arasında sürekli bir bağlılık hissi yaratıyor.Yemek pişirmekten market alışverişine kadar gündelik işler için edilen içten bir teşekkür, partnerin takdir edildiğini hissetmesini sağlıyor. Bu alışkanlık, ilişkide puan tutma davranışının yerini şefkate bırakıyor.Paylaşılan bir kahkaha, stresli anları hafifletmenin en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor. Komik bir video, bir anı ya da basit bir şaka; birlikte gülmeye açık olmak, ilişkinin enerjisini canlı tutuyor.5. DİKKATLE DİNLEMEKDerin sohbetler her zaman gerekli değil. Partnerin gün içinde yaşadıklarını anlatırken gösterilen gerçek dikkat, &quot;Sen önemlisin&quot; mesajını veriyor. Bu davranış, duygusal güvenin temel taşlarından biri.Birlikte sabah kahvesi içmek, her gece &quot;iyi geceler&quot; mesajı göndermek ya da haftalık alışverişe birlikte çıkmak gibi ritüeller, ilişkinin ritmini belirliyor. Bu küçük alışkanlıklar, çiftler arasında güvenli bir alan oluşturuyor.Uzmanlara göre, ilişkilerdeki en derin bağlar genellikle sosyal medyada sergilenmeyen, gösterişsiz anlarda kuruluyor. Bu yüzden büyük sözlerden çok, her gün yinelenen küçük davranışlar ilişkilerin gerçek gücünü oluşturuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6b96ruyDDkeg8qT0iIEang.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Psikoloji, açıklıyor:, Güçlü, ilişkiler, için, mikro</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6b96ruyDDkeg8qT0iIEang.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Psikoloji açıklıyor: Güçlü ilişkiler için 6 mikro an"><p>İlişkilerin güçlü kalabilmesi için büyük jestlerden çok, gündelik alışkanlıkların belirleyici rol oynuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CEVO9yn31E2GHm8i97y6nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günümüzde ilişkiler; kırmızı bayraklar, aşk dilleri ya da sosyal medyada sergilenen kusursuz anlarla tanımlansa da, uzmanlara göre sağlıklı bir evliliğin temelini bunlar değil, sessiz ve sıradan görünen anlar oluşturuyor.Araştırmalar, bir çiftin arasındaki duygusal bağı asıl güçlendirenin derin sohbetler ya da romantik sürprizler değil, gündelik yaşamda fark edilmesi kolay küçük alışkanlıklar olduğunu ortaya koyuyor. İşte çiftlerin en stresli ve yoğun dönemlerde bile duygusal bağlarını koruyabilmelerine yardımcı olan altı basit ama etkili davranış:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-4SNWeLIAU-f-tldto_VEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partnerin söylediklerine dikkatle tepki vermek, "Seni duyuyorum" demenin en sade ama en etkili yolunu sunuyor. Gülümsemek, başını sallamak ya da kısa bir onay cümlesiyle verilen bu küçük tepkiler, zamanla güven ve yakınlığı derinleştiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YmJMJajhuUCv-L68yj92cw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Seni düşünüyorum" gibi basit bir mesaj, özel bir gün gerektirmeksizin duygusal destek sağlıyor. Günlük hayatın koşturmacasında gönderilen bu küçük işaretler, çiftler arasında sürekli bir bağlılık hissi yaratıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RUYoapbfJEesDCmBpm3yRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemek pişirmekten market alışverişine kadar gündelik işler için edilen içten bir teşekkür, partnerin takdir edildiğini hissetmesini sağlıyor. Bu alışkanlık, ilişkide puan tutma davranışının yerini şefkate bırakıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fR3h7b05HUyYjJpr1dNk8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paylaşılan bir kahkaha, stresli anları hafifletmenin en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor. Komik bir video, bir anı ya da basit bir şaka; birlikte gülmeye açık olmak, ilişkinin enerjisini canlı tutuyor.5. DİKKATLE DİNLEMEKDerin sohbetler her zaman gerekli değil. Partnerin gün içinde yaşadıklarını anlatırken gösterilen gerçek dikkat, "Sen önemlisin" mesajını veriyor. Bu davranış, duygusal güvenin temel taşlarından biri.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hV5iciEGQkW0CdCXJFIZUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birlikte sabah kahvesi içmek, her gece "iyi geceler" mesajı göndermek ya da haftalık alışverişe birlikte çıkmak gibi ritüeller, ilişkinin ritmini belirliyor. Bu küçük alışkanlıklar, çiftler arasında güvenli bir alan oluşturuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFf_-Tp5mUuBvkrf8gQpsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, ilişkilerdeki en derin bağlar genellikle sosyal medyada sergilenmeyen, gösterişsiz anlarda kuruluyor. Bu yüzden büyük sözlerden çok, her gün yinelenen küçük davranışlar ilişkilerin gerçek gücünü oluşturuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ortopedi Cerrahisi Uzmanı açıkladı: Sırt ağrısını bitirmenin tek kuralı buymuş</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ortopedi-cerrahisi-uzmani-acikladi-sirt-agrisini-bitirmenin-tek-kurali-buymus</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ortopedi-cerrahisi-uzmani-acikladi-sirt-agrisini-bitirmenin-tek-kurali-buymus</guid>
<description><![CDATA[ Sırt ağrısı dünya genelinde milyonlarca insanın yaşam kalitesini düşürürken, bir Ortopedi cerrahisi uzmanı bu yaygın sağlık sorununun çözümünün basit bir alışkanlıkta yattığını söylüyor: Hareket etmek.Ortopedi Cerrahisi Uzmanı Dr. Colin Natali, modern yaşamın kaçınılmaz bir parçası haline gelen hareketsizliğin sırt ağrısının temel nedeni olduğunu vurguladı. “Omurga, mühendislik açısından inanılmaz bir yapıdır. Ancak hareketsiz durmak için değil, hareket etmek için tasarlanmıştır,” diyen Dr. Natalia, ofis ergonomisinin tek başına yeterli olmadığını söyledi.Duruşu iyileştirmeye yönelik ayakta çalışma masası, ergonomik sandalye ya da ekran yüksekliği gibi önlemlerin elbette faydalı olabileceğini belirten Dr. Natali, ancak en etkili çözümün düzenli aralıklarla verilen molalarda olduğunu söyledi. “Bilgisayarımın masaüstüne her saat başı kalkıp hareket etme zamanının geldiğini bildiren bir zil sesi koyuyorum,” diyerek basit ama etkili bir öneride bulundu.Uzman cerrah, kasların düzenli olarak çalıştırılmasının, doku dayanıklılığını artırarak sırt sağlığını desteklediğini ve özellikle 35 yaş altındaki bireyler için bu alışkanlıkların kritik olduğunu söyledi. Bu yaş aralığının, kemik kütlesinin zirveye ulaştığı dönem olduğunu belirten Natali, “Gençken edinilen alışkanlıklar ileri yaşlardaki sağlık durumunu belirler. Kullanmazsanız kaybedersiniz,” ifadelerini kullandı.Yaş ilerledikçe omurga sağlığını korumanın daha da önemli hale geldiğini belirten Dr. Natali, ağrı hissedildiğinde çoğu insanın hareketsiz kaldığını, bunun ise yanlış bir strateji olduğunu söyledi. “İnsanlar sırt ağrısını, vücuda zarar verdiği sinyaliyle karıştırıyor. Ancak her acı, zarar anlamına gelmez,” diyen Natalia, hareketin genellikle omurgaya yapılabilecek en iyi şey olduğunu belirtti.Yüksek etkili egzersizlerin ağrıyı artırabileceğini kabul eden uzman, bu durumda daha düşük etkili egzersizlere pilates ve yüzme gibi geçiş yapılmasını önerdi. Ancak ağrının altı haftadan uzun sürmesi durumunda mutlaka bir uzman görüşüne başvurulması gerektiğini, gerekirse MRI taramasıyla altta yatan başka bir nedenin araştırılması gerektiğini belirtti.Dr. Natali’nın açıklamaları, sırt ağrısı tedavilerine yönelik yeni araştırmaların sonuçlarıyla da örtüşüyor. New South Wales Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmada, sırt ağrısına karşı kullanılan 10 tedavi yönteminden sadece birinin akut, beşinin ise kronik sırt ağrısında etkili olduğu ortaya kondu.Kendi yaşam tarzında da sırt sağlığını koruyacak alışkanlıklara önem verdiğini söyleyen Dr. Natali, her gün probiyotik takviyesi aldığını, işlenmiş gıdalardan uzak durduğunu ve büyük ölçüde anti-inflamatuar bir diyet uyguladığını dile getirdi.Uzmanların ortak görüşü ise net: Bel ağrısından korunmak ya da ağrıyı hafifletmek isteyenler için en etkili çözüm, bedeni dinlemek kadar onu harekete geçirmeyi de alışkanlık haline getirmek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KzG0J3iYPECj8wfc4fjMPA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ortopedi, Cerrahisi, Uzmanı, açıkladı:, Sırt, ağrısını, bitirmenin, tek, kuralı, buymuş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KzG0J3iYPECj8wfc4fjMPA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ortopedi Cerrahisi Uzmanı açıkladı: Sırt ağrısını bitirmenin tek kuralı buymuş"><p>Sırt ağrısı dünya genelinde milyonlarca insanın yaşam kalitesini düşürürken, bir Ortopedi cerrahisi uzmanı bu yaygın sağlık sorununun çözümünün basit bir alışkanlıkta yattığını söylüyor: Hareket etmek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yt99MVl220KlCjuRdVhjyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ortopedi Cerrahisi Uzmanı Dr. Colin Natali, modern yaşamın kaçınılmaz bir parçası haline gelen hareketsizliğin sırt ağrısının temel nedeni olduğunu vurguladı. “Omurga, mühendislik açısından inanılmaz bir yapıdır. Ancak hareketsiz durmak için değil, hareket etmek için tasarlanmıştır,” diyen Dr. Natalia, ofis ergonomisinin tek başına yeterli olmadığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A8WxZaxAIU2LI-5skxbyQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duruşu iyileştirmeye yönelik ayakta çalışma masası, ergonomik sandalye ya da ekran yüksekliği gibi önlemlerin elbette faydalı olabileceğini belirten Dr. Natali, ancak en etkili çözümün düzenli aralıklarla verilen molalarda olduğunu söyledi. “Bilgisayarımın masaüstüne her saat başı kalkıp hareket etme zamanının geldiğini bildiren bir zil sesi koyuyorum,” diyerek basit ama etkili bir öneride bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9fPMma7un0GvbYa4ma50IQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzman cerrah, kasların düzenli olarak çalıştırılmasının, doku dayanıklılığını artırarak sırt sağlığını desteklediğini ve özellikle 35 yaş altındaki bireyler için bu alışkanlıkların kritik olduğunu söyledi. Bu yaş aralığının, kemik kütlesinin zirveye ulaştığı dönem olduğunu belirten Natali, “Gençken edinilen alışkanlıklar ileri yaşlardaki sağlık durumunu belirler. Kullanmazsanız kaybedersiniz,” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ePHvDpd6REe0L9PH5qs0FQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaş ilerledikçe omurga sağlığını korumanın daha da önemli hale geldiğini belirten Dr. Natali, ağrı hissedildiğinde çoğu insanın hareketsiz kaldığını, bunun ise yanlış bir strateji olduğunu söyledi. “İnsanlar sırt ağrısını, vücuda zarar verdiği sinyaliyle karıştırıyor. Ancak her acı, zarar anlamına gelmez,” diyen Natalia, hareketin genellikle omurgaya yapılabilecek en iyi şey olduğunu belirtti.Yüksek etkili egzersizlerin ağrıyı artırabileceğini kabul eden uzman, bu durumda daha düşük etkili egzersizlere pilates ve yüzme gibi geçiş yapılmasını önerdi. Ancak ağrının altı haftadan uzun sürmesi durumunda mutlaka bir uzman görüşüne başvurulması gerektiğini, gerekirse MRI taramasıyla altta yatan başka bir nedenin araştırılması gerektiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B7v0YB5FwUeEkMkzcJtYkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Natali’nın açıklamaları, sırt ağrısı tedavilerine yönelik yeni araştırmaların sonuçlarıyla da örtüşüyor. New South Wales Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmada, sırt ağrısına karşı kullanılan 10 tedavi yönteminden sadece birinin akut, beşinin ise kronik sırt ağrısında etkili olduğu ortaya kondu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LcrPMCZiAEeIHSBGGOXzvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendi yaşam tarzında da sırt sağlığını koruyacak alışkanlıklara önem verdiğini söyleyen Dr. Natali, her gün probiyotik takviyesi aldığını, işlenmiş gıdalardan uzak durduğunu ve büyük ölçüde anti-inflamatuar bir diyet uyguladığını dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PZA7HggQeU2u6kWBoxgKzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanların ortak görüşü ise net: Bel ağrısından korunmak ya da ağrıyı hafifletmek isteyenler için en etkili çözüm, bedeni dinlemek kadar onu harekete geçirmeyi de alışkanlık haline getirmek.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bülent Ersoy 16 bin TL&amp;apos;lik borcun peşine düştü: &amp;apos;&amp;apos;Acilen hesabıma göndereceksiniz&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bulent-ersoy-16-bin-tllik-borcun-pesine-dustu-acilen-hesabima-goendereceksiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bulent-ersoy-16-bin-tllik-borcun-pesine-dustu-acilen-hesabima-goendereceksiniz</guid>
<description><![CDATA[ Sık sık yüksek mal varlığıyla adından söz ettiren ünlü şarkıcı Bülent Ersoy, sosyal medya hesabından alacak paylaşımı yaptı.Instagram hesabından iki adet banka dekontu paylaşan sanatçı, bir kişiye verdiği 16 bin TL&#039;lik borcun derhal ödenmesini istedi.Ersoy, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:“Dekontlarıyla da sabit olduğu üzre, talebiniz üzerine şahsınıza gönderilmiş bu paraları bu gece acilen hesabıma geri göndereceksiniz. Benden yalvar yakar istediğinizi, yoksa tefeciden büyük faizlerle alacağım diyerek sadece insani duygularımla acıdığım için göndermiş olduğum bu 16 bin lira hesabıma yatacak.&#039;&#039;Yakın zamanda servetine dair dikkat çeken açıklamalarda bulunan 73 yaşındaki şarkıcı, “Marmaris’te bir adam var. Apartmanlar bir şeyler… Artık nelerim var, onları da unuttum” şeklinde konuşmuştu.  Ersoy’un İstanbul’da 30’a yakın dairesi ve 4 lüks villasının olduğu iddia ediliyor. Antalya, Marmaris ve Bodrum’da da birçok villaya sahip olduğu konuşulan ünlü ismin, Fethiye’de bir benzin istasyonunun bulunduğu da öne sürülüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/83KVRQeJQ0CujT3vXGBhig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bülent, Ersoy, bin, TLlik, borcun, peşine, düştü:, Acilen, hesabıma, göndereceksiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/83KVRQeJQ0CujT3vXGBhig.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bülent Ersoy 16 bin TL'lik borcun peşine düştü"><p>Sık sık yüksek mal varlığıyla adından söz ettiren ünlü şarkıcı Bülent Ersoy, sosyal medya hesabından alacak paylaşımı yaptı.</p><p>Instagram hesabından iki adet banka dekontu paylaşan sanatçı, bir kişiye verdiği 16 bin TL'lik borcun derhal ödenmesini istedi.</p><p>Ersoy, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:</p><p><strong>“Dekontlarıyla da sabit olduğu üzre, talebiniz üzerine şahsınıza gönderilmiş bu paraları bu gece acilen hesabıma geri göndereceksiniz. Benden yalvar yakar istediğinizi, yoksa tefeciden büyük faizlerle alacağım diyerek sadece insani duygularımla acıdığım için göndermiş olduğum bu 16 bin lira hesabıma yatacak.''</strong></p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I919FgKnnEqwqdnhX_RsUw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Yakın zamanda servetine dair dikkat çeken açıklamalarda bulunan 73 yaşındaki şarkıcı, “Marmaris’te bir adam var. Apartmanlar bir şeyler… Artık nelerim var, onları da unuttum” şeklinde konuşmuştu.  Ersoy’un İstanbul’da 30’a yakın dairesi ve 4 lüks villasının olduğu iddia ediliyor. Antalya, Marmaris ve Bodrum’da da birçok villaya sahip olduğu konuşulan ünlü ismin, Fethiye’de bir benzin istasyonunun bulunduğu da öne sürülüyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hak ettiğiniz ilişkide misiniz? 3 soru gerçeği gözler önüne seriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hak-ettiginiz-iliskide-misiniz-3-soru-gercegi-goezler-oenune-seriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hak-ettiginiz-iliskide-misiniz-3-soru-gercegi-goezler-oenune-seriyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir ilişkide olması gereken unsurların başında empati, saygı ve şeffaf iletişim gelir. Ancak bu ihtiyaçların gerçekten karşılanıp karşılanmadığını fark etmek her zaman kolay olmayabilir. Uzmanlar, bu konuda farkındalık kazanmak için basit ama etkili 3 soru soruyor.Psychology Today&#039;de yer alan habere göre, aşağıdaki 3 soruya verilen yanıt, ilişkinizde ne durumda olduğunuzu anlamanıza yardımcı olabilir. Eğer cevaplarınız &quot;Evet&quot; ise büyük olasılıkla güvenli ve sağlıklı bir ilişki içindesiniz. Ancak &quot;Hayır&quot; ise, hak ettiğinizden daha azını kabulleniyor olabilirsiniz.1. GERÇEKTEN TAKDİR EDİLDİĞİNİZİ HİSSEDİYOR MUSUNUZ?
Current Opinion in Psychology dergisinde 2023 yılında yayımlanan bir çalışmaya göre, takdir edilmek yalnızca bireysel bir duygu değil; iki taraflı bir deneyim. Yani, kendinizi takdir edilmiş hissetmeniz, partnerinizin bunu ne kadar net bir şekilde ifade ettiğiyle ilgili.Sözlü teşekkür elbette önemlidir ancak duygular, düşünceler ve davranışlarla desteklenmeyen cümleler, zamanla samimiyetini yitirebilir.Araştırmalar, karşılıklı takdir duygusunun uzun vadeli ilişki memnuniyetiyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.KARARLARININ SİZİ NASIL ETKİLEDİĞİNİ ÖNEMSİYOR MU?
Current Directions in Psychological Science’ta yer alan bir araştırmaya göre, ilişkiler büyük ölçüde karar alma süreçleriyle tanımlanır.Günlük kararlar (boş zamanın nasıl geçirileceği, paranın nasıl harcanacağı, ev işlerinin nasıl bölüşüleceği gibi konular) göründüğü kadar önemsiz değildir. Peki bu noktada partneriniz sizi ne kadar dikkate alıyor?Eğer sık sık planlar iptal ediliyor ve sorumluluklar üzerinize bırakılıyorsa, bu durum partnerinizin sizi önceliklendirmediğini gösterebilir.Günlük yaşamda yapılan seçimler, ilişkinin gerçek yüzünü yansıtır. Bu yüzden bu soruya &quot;hayır&quot; cevabı veriyorsanız, ilişkinin dengesiz bir zeminde ilerlediğini kabul etmeniz gerekir.HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEYECEK OLSA MUTLU OLUR MUYDUNUZ?
Bu soru, diğerlerine göre daha derin bir iç gözlem gerektiriyor. İlişkiler zamanla değişir. Partnerinizle birlikte büyür, dönüşürsünüz. Ancak bazı davranışlar ve alışkanlıklar, zamana karşı dirençlidir.Journal of Social and Clinical Psychology&#039;de yayımlanan kapsamlı bir araştırma, destekleyici olmanın ilişkilerde uzun vadeli memnuniyetin anahtarı olduğunu ortaya koyuyor. Ancak burada kritik fark, verilen desteğin türü değil, desteklendiğini hissetmek.Eğer bu denge yoksa ve bunun gelecekte de değişmeyeceğini bilseydiniz, bu durumla yaşamaya razı olur muydunuz?Cevabınız &quot;hayır&quot; ise, büyük ihtimalle ilişkinin yükünü tek başınıza taşıyorsunuzdur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LHRGWPAjEU2OpmBD7w84wA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hak, ettiğiniz, ilişkide, misiniz, soru, gerçeği, gözler, önüne, seriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LHRGWPAjEU2OpmBD7w84wA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hak ettiğiniz ilişkide misiniz?"><p>Sağlıklı bir ilişkide olması gereken unsurların başında empati, saygı ve şeffaf iletişim gelir. Ancak bu ihtiyaçların gerçekten karşılanıp karşılanmadığını fark etmek her zaman kolay olmayabilir. Uzmanlar, bu konuda farkındalık kazanmak için basit ama etkili 3 soru soruyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3cRIPCCkakGcKySkSDwvIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psychology Today'de yer alan habere göre, aşağıdaki 3 soruya verilen yanıt, ilişkinizde ne durumda olduğunuzu anlamanıza yardımcı olabilir. Eğer cevaplarınız "Evet" ise büyük olasılıkla güvenli ve sağlıklı bir ilişki içindesiniz. Ancak "Hayır" ise, hak ettiğinizden daha azını kabulleniyor olabilirsiniz.1. GERÇEKTEN TAKDİR EDİLDİĞİNİZİ HİSSEDİYOR MUSUNUZ?
Current Opinion in Psychology dergisinde 2023 yılında yayımlanan bir çalışmaya göre, takdir edilmek yalnızca bireysel bir duygu değil; iki taraflı bir deneyim. Yani, kendinizi takdir edilmiş hissetmeniz, partnerinizin bunu ne kadar net bir şekilde ifade ettiğiyle ilgili.Sözlü teşekkür elbette önemlidir ancak duygular, düşünceler ve davranışlarla desteklenmeyen cümleler, zamanla samimiyetini yitirebilir.Araştırmalar, karşılıklı takdir duygusunun uzun vadeli ilişki memnuniyetiyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mOe_k89ia0-9nQXk3YhvTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>KARARLARININ SİZİ NASIL ETKİLEDİĞİNİ ÖNEMSİYOR MU?
Current Directions in Psychological Science’ta yer alan bir araştırmaya göre, ilişkiler büyük ölçüde karar alma süreçleriyle tanımlanır.Günlük kararlar (boş zamanın nasıl geçirileceği, paranın nasıl harcanacağı, ev işlerinin nasıl bölüşüleceği gibi konular) göründüğü kadar önemsiz değildir. Peki bu noktada partneriniz sizi ne kadar dikkate alıyor?Eğer sık sık planlar iptal ediliyor ve sorumluluklar üzerinize bırakılıyorsa, bu durum partnerinizin sizi önceliklendirmediğini gösterebilir.Günlük yaşamda yapılan seçimler, ilişkinin gerçek yüzünü yansıtır. Bu yüzden bu soruya "hayır" cevabı veriyorsanız, ilişkinin dengesiz bir zeminde ilerlediğini kabul etmeniz gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/exM9Ai_-2EijR_s15kSE8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEYECEK OLSA MUTLU OLUR MUYDUNUZ?
Bu soru, diğerlerine göre daha derin bir iç gözlem gerektiriyor. İlişkiler zamanla değişir. Partnerinizle birlikte büyür, dönüşürsünüz. Ancak bazı davranışlar ve alışkanlıklar, zamana karşı dirençlidir.Journal of Social and Clinical Psychology'de yayımlanan kapsamlı bir araştırma, destekleyici olmanın ilişkilerde uzun vadeli memnuniyetin anahtarı olduğunu ortaya koyuyor. Ancak burada kritik fark, verilen desteğin türü değil, desteklendiğini hissetmek.Eğer bu denge yoksa ve bunun gelecekte de değişmeyeceğini bilseydiniz, bu durumla yaşamaya razı olur muydunuz?Cevabınız "hayır" ise, büyük ihtimalle ilişkinin yükünü tek başınıza taşıyorsunuzdur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güney Koreli damat ile Rizeli gelin: Müslüman oldu, ismini değiştirdi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/guney-koreli-damat-ile-rizeli-gelin-musluman-oldu-ismini-degistirdi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/guney-koreli-damat-ile-rizeli-gelin-musluman-oldu-ismini-degistirdi</guid>
<description><![CDATA[ Güney Koreli Yeong Jun, iş toplantısında İstanbul&#039;da tanıştığı Melisa Şat sayesinde önce Müslümanlığı seçip ismini Can Kim olarak değiştirdi, sonra da Rizeli Melisa Şat ile evliliğe giden yolda ilk adımı attı.İngilizce çevirmenlik mezunu Melisa Şat (25) ile botanik alanında çalışan Can Kim (28), üç yıl süren arkadaşlıklarını Rize&#039;nin Çayeli ilçesine bağlı Madenli beldesinde gerçekleşen nişan merasimiyle resmileştirdi.Geçtiğimiz pazar günü nişan merasiminde hem Güney Kore hem de Karadeniz müzikleriyle doyasıya eğlenerek, güzel ve farklı bir ortam yaşayan çift, paylaştıkları video ile sosyal medyada beğeni topladı.Damat adayı ile AA muhabirine İstanbul&#039;da katıldığı bir konferansta tanıştıklarını ifade eden Şat, Can Kim&#039;in iş yoğunluğundan dolayı günde yaklaşık 1 saate yakın görüntülü konuşarak, bu aşamalara geldiklerini söyledi.Nişanlısının da gelinen noktaya kadar çok çaba sarf ettiğini kaydeden Şat, &quot;Her fırsatta İstanbul&#039;a geldi. Böyle böyle onun bana ne kadar değer verdiğini anladığım için, onun da benim ona ne kadar değer verdiğimi bildiği için yani bu şekilde buralara kadar geldik.&quot; şeklinde konuştu.&quot;Babamdan hep çekinmiştim ama babam da çok güzel karşıladı&quot;Ailesinin kendisine destek olduğunu belirten Şat, &quot;Ben babama yavaş yavaş söylemeye dikkat ettim. Onun ailesi de çok saygı duydu. Buradan da teşekkür ederim. Annem de gayet iyi karşıladı. Ben annemin zaten bu zamana kadar hep yaptığım işlerde beni desteklediğini biliyordum. Babamdan hep çekinmiştim ama babam da çok güzel karşıladı.&quot;diye konuştu.Birbirleriyle İngilizce konuşarak anlaştıklarını söyleyen Şat, nişanlısının İngilizcesinin çok iyi olduğunu kaydetti.Nişan töreninin beklediğinden daha güzel gerçekleştiğini dile getiren Şat, &quot;Ben zaten bir masal kahramanı olmak istedim, çünkü bana bu hayatta masal kahramanı kadar güzel bir duygu yaşattı. Yani gerçekten onun yanında &#039;Sindirella&#039; gibi hissettiğim için nişanda da böyle olmak istedim.&quot; dedi.&quot;Kilometreler sevgiye engel değil&quot;Nişanda Gangnam Style, horon, misket gibi tüm ezgilerin oynandığını belirten Şat, damat adayına nişanda eğlenebilmesi için horon oynamayı öğrettiğini söyledi.Mesafelerin ilişkiye engel olmadığını dile getiren Şat, &quot;Ben sevdiklerimin yanımda olmasını çok istedim bu zamana kadar. Sevdiklerim hep yanımda olsun o şekilde ilişki istemiştim. Öyle olmadı 8 bin kilometre uzaktan oldu ama bir şekilde de oldu yani kilometreler sevgiye engel değil.&quot; diye konuştu.Düğünlerini 2026 yılı ocak sonu ile şubat arasında yapmayı planladıklarını aktaran Şat, &quot;Ailesi o zaman müsait oluyor. O şekilde denkleştirebiliyoruz. Yer, mekan henüz belli değil.&quot; dedi.Güney Koreli damat adayı Can Kim de nişanda başta gergin olduğunu sonrasında heyecanlı ve eğlenceli geçtiğini söyleyerek, Rize&#039;de en çok Huser Yaylası&#039;nı beğendiğini en sevdiği yemeğin ise &quot;anne köftesi&quot; olduğunu ifade etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8xXSmkNmC0K0aoECHPXojw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Güney, Koreli, damat, ile, Rizeli, gelin:, Müslüman, oldu, ismini, değiştirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8xXSmkNmC0K0aoECHPXojw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Güney Koreli damat ile Rizeli gelin: Müslüman oldu, ismini değiştirdi"><p>Güney Koreli Yeong Jun, iş toplantısında İstanbul'da tanıştığı Melisa Şat sayesinde önce Müslümanlığı seçip ismini Can Kim olarak değiştirdi, sonra da Rizeli Melisa Şat ile evliliğe giden yolda ilk adımı attı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hpQcWeDPBk6yp8j4EKLTUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngilizce çevirmenlik mezunu Melisa Şat (25) ile botanik alanında çalışan Can Kim (28), üç yıl süren arkadaşlıklarını Rize'nin Çayeli ilçesine bağlı Madenli beldesinde gerçekleşen nişan merasimiyle resmileştirdi.Geçtiğimiz pazar günü nişan merasiminde hem Güney Kore hem de Karadeniz müzikleriyle doyasıya eğlenerek, güzel ve farklı bir ortam yaşayan çift, paylaştıkları video ile sosyal medyada beğeni topladı.Damat adayı ile AA muhabirine İstanbul'da katıldığı bir konferansta tanıştıklarını ifade eden Şat, Can Kim'in iş yoğunluğundan dolayı günde yaklaşık 1 saate yakın görüntülü konuşarak, bu aşamalara geldiklerini söyledi.Nişanlısının da gelinen noktaya kadar çok çaba sarf ettiğini kaydeden Şat, "Her fırsatta İstanbul'a geldi. Böyle böyle onun bana ne kadar değer verdiğini anladığım için, onun da benim ona ne kadar değer verdiğimi bildiği için yani bu şekilde buralara kadar geldik." şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dspu1lyk1kuOkhhIGG3WIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Babamdan hep çekinmiştim ama babam da çok güzel karşıladı"Ailesinin kendisine destek olduğunu belirten Şat, "Ben babama yavaş yavaş söylemeye dikkat ettim. Onun ailesi de çok saygı duydu. Buradan da teşekkür ederim. Annem de gayet iyi karşıladı. Ben annemin zaten bu zamana kadar hep yaptığım işlerde beni desteklediğini biliyordum. Babamdan hep çekinmiştim ama babam da çok güzel karşıladı."diye konuştu.Birbirleriyle İngilizce konuşarak anlaştıklarını söyleyen Şat, nişanlısının İngilizcesinin çok iyi olduğunu kaydetti.Nişan töreninin beklediğinden daha güzel gerçekleştiğini dile getiren Şat, "Ben zaten bir masal kahramanı olmak istedim, çünkü bana bu hayatta masal kahramanı kadar güzel bir duygu yaşattı. Yani gerçekten onun yanında 'Sindirella' gibi hissettiğim için nişanda da böyle olmak istedim." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZgFFHRL8aE-QvExjuyjTBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Kilometreler sevgiye engel değil"Nişanda Gangnam Style, horon, misket gibi tüm ezgilerin oynandığını belirten Şat, damat adayına nişanda eğlenebilmesi için horon oynamayı öğrettiğini söyledi.Mesafelerin ilişkiye engel olmadığını dile getiren Şat, "Ben sevdiklerimin yanımda olmasını çok istedim bu zamana kadar. Sevdiklerim hep yanımda olsun o şekilde ilişki istemiştim. Öyle olmadı 8 bin kilometre uzaktan oldu ama bir şekilde de oldu yani kilometreler sevgiye engel değil." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5QkzQDA0f0-vEwq5vfkHUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düğünlerini 2026 yılı ocak sonu ile şubat arasında yapmayı planladıklarını aktaran Şat, "Ailesi o zaman müsait oluyor. O şekilde denkleştirebiliyoruz. Yer, mekan henüz belli değil." dedi.Güney Koreli damat adayı Can Kim de nişanda başta gergin olduğunu sonrasında heyecanlı ve eğlenceli geçtiğini söyleyerek, Rize'de en çok Huser Yaylası'nı beğendiğini en sevdiği yemeğin ise "anne köftesi" olduğunu ifade etti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eski sen mi, eskiyi mi özlüyorsun?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/eski-sen-mi-eskiyi-mi-oezluyorsun</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/eski-sen-mi-eskiyi-mi-oezluyorsun</guid>
<description><![CDATA[ Her bitişin bir başlangıç olduğu ağzımıza yerleşmiş bir sözdür. Umut doludur da… Ancak çoğu zaman bu bitişin içsel etkilerini görmezden geliriz. Bitti der geçeriz… Peki gerçekten geçebilir miyiz? Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.Bir şeylerin bitmesi gerektiğini düşündüğünüz ya da hiç beklemediğiniz anda bir şeylerin aniden bittiği dönemler; sevdiğiniz kişilerle yollarınızın ayrıldığı dönemler olmuştur. Bir başka şehire taşınmış olabilirsiniz, çok sevdiğiniz sevgilinizden veya işinizden ayrılmış olabilirsiniz… Bu dönemlerde neler hissettiniz? Buruklukla birlikte aynı zamanda yeniliğin heyecanını mı yaşıyordunuz? Yoksa sizin için her şey hızlıca değişti ve siz ne hissettiğinizi bile anlayamadan geçip gitti mi? Her bitişin bir başlangıç olduğu ağzımıza yerleşmiş bir sözdür. Umut doludur da… Ancak çoğu zaman bu bitişin içsel etkilerini görmezden geliriz. Bitti der geçeriz… Peki gerçekten geçebilir miyiz? Ayrılıklardan, bitişlerden sonra literatürde ‘’Yas Dönemi’’ olarak adlandırılan bir dönemden geçmemiz çok doğaldır. Çünkü bitenler ve gidenler aynı zamanda bizde birçok şeyin değişimini ve dönüşümünü gerektirebilir. Bizler ise bazen bu dönemleri yaşamaktansa kaçmayı tercih edebiliriz. Anlamlandırmak istemeyebiliriz.Neden bitişlerde zorlanırız ve kaçmayı, anlamlandırmamayı isteriz? Kayıp ve Boşluk Hissi: Bazen ayrılıklar ve bitişler içimizde ‘’Kayıp ve boşluk’’ kavramlarıyla özdeşebilir. Ve biz kayıp ve boşlukla ne yapacağımızı bilemeyebiliriz. Yalnızlık Korkusu, Geleceğin Belirsizliği ve Bu Belirsizliklerin Getirdiği Korku, Yaşanan Anıların Yas Süreci ve Tekrarının Olmayacağının Bilinci: Bu süreç ve tekrarının olmayacağının bilinci; bizlerde sorgulamalara, endişelere sebep olabilir. Çevreden Gelebilecek Olası Yorumlar ve Eleştiriler, Sorumluluk Alma Stresi: Özellikle bitiren veya ayrılan tarafta görülme olasılığı fazladır. Duygusal Yoğunluk Yaşadığımızda, Bu Duygularla Ne Yapacağımızı BilememekBitişlerde zorlanmamızın nedenleri yukarıdakiler ve benzeri nedenler olabilir. Ancak bitirememek, geçememek ilk etapta kendini fark ettirmese de zaman içinde başlangıçlarımızın, yeni süreçlerimizin içine bir özlem ve şüphe olarak sızmaya başlar. Kendimizi ‘’Hata mı yaptım?’’, ‘’Geri adım mı atmalıyım?’’, ‘’Suçlu muyum?’’, ‘’Özlediysem demek ki şu an mutlu değilim.’’ gibi cümleler kurarken bulabiliriz. Özlem doğaldır… Eskinin anlamının değişmesi, dönüşmesi ve bazen bu dönüşler de doğaldır.. Ancak orada sadece duran, tıpatıp aynı olan üzerinden yaşanan özlem ve şüphenin temelinde genellikle tamamlanamamışlık yatmaktadır. Tamamlanamamış duygular, tamamlanamamış hayaller… Kapatamadığımız defterler… Bir şeyin tamamlanması, bazen somut bazen de soyut bir yeniden yapılandırmayı gerektirebilirYeniden Yapılandırma Nedir? Nasıl Yapılabilir? Yeniden yapılandırma; içsel ve dışsal dengemizin zaman zaman sarsılabildiği, sancılı bir süreçtir. Geçmişin izleri bizimledir, geleceğin belirsizliği oradadır ve biz hem şu anın hem de geçmiş ve geleceğin içinde bulunabiliriz. Geçmişin tamamlanmak isteyen duyguları, anlamları bizleri yoklayabilir; geleceğin umutları bizi harekete geçirebilir. Ve biz, bu arada kalmışlıkla bir ileri iki geri alışkanlıklarımızı sürdürebiliriz. Tanıdık olan güvenli hissettirebilir, hatta zaman zaman geriye gitmemize sebep olabilir. Ancak bu sürecin içinde, yeni alışkanlıklarımız da yavaş yavaş şekillenmeye başlayabilir.Bu süreçte; her şeyi kontrol edemeyeceğimizi, bazı şeylerin biz ne kadar çabalarsak çabalayalım, denersek deneyelim; olamayacağını kabullenmek ve hatırlamak yardımcı olabilir. Bazen de içten içe bunu bilip harekete geçemeyebiliriz. Ve o noktada kendimize neden bitirmek istediğimizi hatırlatabiliriz.Her bitiş, ayrılık; ayna karşısına geçip kendimize, kırıklarımıza bakabilmeyi barındırır. Kırıklarımızı toparlayabilmek ise cesaret ister. Kesebilmek, kestikten sonra tekrar uzamasına izin vermek… Ancak nasıl uzayacağı ve nasıl bakacağımız çoğu zaman bizim elimizdedir. Bu süreçte sosyal desteğin önemi kadar ihtiyaç duyulduğu takdirde bir uzmandan destek almak da faydalı olacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C1-OcYc8Z0uqut8zKyAGfg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eski, sen, mi, eskiyi, özlüyorsun</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C1-OcYc8Z0uqut8zKyAGfg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Eski sen mi, eskiyi mi özlüyorsun?"><p>Her bitişin bir başlangıç olduğu ağzımıza yerleşmiş bir sözdür. Umut doludur da… Ancak çoğu zaman bu bitişin içsel etkilerini görmezden geliriz. Bitti der geçeriz… Peki gerçekten geçebilir miyiz? Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DcNCV5BEokuM3CZ53-bJDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir şeylerin bitmesi gerektiğini düşündüğünüz ya da hiç beklemediğiniz anda bir şeylerin aniden bittiği dönemler; sevdiğiniz kişilerle yollarınızın ayrıldığı dönemler olmuştur. Bir başka şehire taşınmış olabilirsiniz, çok sevdiğiniz sevgilinizden veya işinizden ayrılmış olabilirsiniz… Bu dönemlerde neler hissettiniz? Buruklukla birlikte aynı zamanda yeniliğin heyecanını mı yaşıyordunuz? Yoksa sizin için her şey hızlıca değişti ve siz ne hissettiğinizi bile anlayamadan geçip gitti mi? Her bitişin bir başlangıç olduğu ağzımıza yerleşmiş bir sözdür. Umut doludur da… Ancak çoğu zaman bu bitişin içsel etkilerini görmezden geliriz. Bitti der geçeriz… Peki gerçekten geçebilir miyiz? Ayrılıklardan, bitişlerden sonra literatürde ‘’Yas Dönemi’’ olarak adlandırılan bir dönemden geçmemiz çok doğaldır. Çünkü bitenler ve gidenler aynı zamanda bizde birçok şeyin değişimini ve dönüşümünü gerektirebilir. Bizler ise bazen bu dönemleri yaşamaktansa kaçmayı tercih edebiliriz. Anlamlandırmak istemeyebiliriz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6uiNBR2JeUKs1sftn0FISQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Neden bitişlerde zorlanırız ve kaçmayı, anlamlandırmamayı isteriz? Kayıp ve Boşluk Hissi: Bazen ayrılıklar ve bitişler içimizde ‘’Kayıp ve boşluk’’ kavramlarıyla özdeşebilir. Ve biz kayıp ve boşlukla ne yapacağımızı bilemeyebiliriz. Yalnızlık Korkusu, Geleceğin Belirsizliği ve Bu Belirsizliklerin Getirdiği Korku, Yaşanan Anıların Yas Süreci ve Tekrarının Olmayacağının Bilinci: Bu süreç ve tekrarının olmayacağının bilinci; bizlerde sorgulamalara, endişelere sebep olabilir. Çevreden Gelebilecek Olası Yorumlar ve Eleştiriler, Sorumluluk Alma Stresi: Özellikle bitiren veya ayrılan tarafta görülme olasılığı fazladır. Duygusal Yoğunluk Yaşadığımızda, Bu Duygularla Ne Yapacağımızı Bilememek</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oFf_neCNrUyx5R0Cx7ovRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitişlerde zorlanmamızın nedenleri yukarıdakiler ve benzeri nedenler olabilir. Ancak bitirememek, geçememek ilk etapta kendini fark ettirmese de zaman içinde başlangıçlarımızın, yeni süreçlerimizin içine bir özlem ve şüphe olarak sızmaya başlar. Kendimizi ‘’Hata mı yaptım?’’, ‘’Geri adım mı atmalıyım?’’, ‘’Suçlu muyum?’’, ‘’Özlediysem demek ki şu an mutlu değilim.’’ gibi cümleler kurarken bulabiliriz. Özlem doğaldır… Eskinin anlamının değişmesi, dönüşmesi ve bazen bu dönüşler de doğaldır.. Ancak orada sadece duran, tıpatıp aynı olan üzerinden yaşanan özlem ve şüphenin temelinde genellikle tamamlanamamışlık yatmaktadır. Tamamlanamamış duygular, tamamlanamamış hayaller… Kapatamadığımız defterler… Bir şeyin tamamlanması, bazen somut bazen de soyut bir yeniden yapılandırmayı gerektirebilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7D0RFvXdiUarkd0etL4btA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeniden Yapılandırma Nedir? Nasıl Yapılabilir? Yeniden yapılandırma; içsel ve dışsal dengemizin zaman zaman sarsılabildiği, sancılı bir süreçtir. Geçmişin izleri bizimledir, geleceğin belirsizliği oradadır ve biz hem şu anın hem de geçmiş ve geleceğin içinde bulunabiliriz. Geçmişin tamamlanmak isteyen duyguları, anlamları bizleri yoklayabilir; geleceğin umutları bizi harekete geçirebilir. Ve biz, bu arada kalmışlıkla bir ileri iki geri alışkanlıklarımızı sürdürebiliriz. Tanıdık olan güvenli hissettirebilir, hatta zaman zaman geriye gitmemize sebep olabilir. Ancak bu sürecin içinde, yeni alışkanlıklarımız da yavaş yavaş şekillenmeye başlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EFSFirezZEiKxJ_kIMiPQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu süreçte; her şeyi kontrol edemeyeceğimizi, bazı şeylerin biz ne kadar çabalarsak çabalayalım, denersek deneyelim; olamayacağını kabullenmek ve hatırlamak yardımcı olabilir. Bazen de içten içe bunu bilip harekete geçemeyebiliriz. Ve o noktada kendimize neden bitirmek istediğimizi hatırlatabiliriz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jjz1zq2fDU-r93ZXk9u_IA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her bitiş, ayrılık; ayna karşısına geçip kendimize, kırıklarımıza bakabilmeyi barındırır. Kırıklarımızı toparlayabilmek ise cesaret ister. Kesebilmek, kestikten sonra tekrar uzamasına izin vermek… Ancak nasıl uzayacağı ve nasıl bakacağımız çoğu zaman bizim elimizdedir. Bu süreçte sosyal desteğin önemi kadar ihtiyaç duyulduğu takdirde bir uzmandan destek almak da faydalı olacaktır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Perseid meteor yağmuru ne zaman, Türkiye&amp;apos;den nasıl izlenir? 2025 Meteor yağmuru saat kaçta görülür?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/perseid-meteor-yagmuru-ne-zaman-turkiyeden-nasil-izlenir-2025-meteor-yagmuru-saat-kacta-goerulur</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/perseid-meteor-yagmuru-ne-zaman-turkiyeden-nasil-izlenir-2025-meteor-yagmuru-saat-kacta-goerulur</guid>
<description><![CDATA[ Perseid meteor yağmuru, her sene düzenli olarak gerçekleşir ve gökyüzü meraklılarına muhteşem anlar yaşatır. Swift-Tuttle kuyrukluyıldızının etkisiyle oluşan meteor yağmuru, temmuz ve ağustos aylarında görülür. Perseid meteor yağmurları 12-13 Ağustos tarihlerinde en zirveye ulaşır. Saatte yaklaşık 50 ila 100 meteor görülebilir. Peki, 2025 perseid meteor yağmuru ne zaman, saat kaçta görülür?Gökyüzünde gerçekleşen olaylar, astronomi meraklılarının yanı sıra birçok kesimin ilgisini çekiyor. Özellikle meteor yağmurları yılın belirli zamanlarında unutulmaz anlar yaşanmasına vesile oluyor. Swift-Tuttle kuyrukluyıldızı sayesinde ortaya çıkan perseid meteor yağmuru ise temmuz - ağustos aylarında meydana gelir. Meteor yağmuru nereden izlenir?Kuzey Yarımküre&#039;de gerçekleşen Perseid meteor yağmuru 17 Temmuz Perşembe günü başladı ve 23 Ağustos Cumartesi gününe kadar devam edecek. Meteor yağmurunun en yoğun olduğu tarih ise 12-13 Ağustos olacak. Ancak Ay dolunay evresinde olduğundan ve Ay&#039;ın en parlak zamanı olduğundan bu tarihlerde meteor yağmurunu izlemek güçleşecek.Perseid meteor yağmuru için Ay&#039;in parlaklığının en zayıf olduğu zamanlar 18-28 Temmuz tarihleri arası ve 16 Ağustos&#039;tan sonra. Bu tarihlerde şehir ışıklarından uzak, karanlık bölgelerden meteor yağmuru takip edilebilir.Meteor yağmurlarının seyri için uzmanlar şafaktan önceyi öneriyor.Perseid meteor yağmuru Swift-Tuttle kuyrukluyıldızının etkisiyle meydana gelir. Ağustos ortasında zirveye ulaşan en iyi meteor yağmuru olarak bilinir. Hızlı ve parlak olan Perseidler, Dünya atmosferinden geçerken genellikle arkalarında uzun ışık ve renk izleri bırakır. Saatte yaklaşık 50 ila 100 meteorun görüldüğü en bol meteor yağmurlarından biridir. Yaz gecelerinde meydana gelirler.Swift-Tuttle, 1862 yılında iki gökbilimci Lewis Swift ve Horace Tuttle tarafından keşfedildi. Swift-Tuttle Kuyrukluyıldızı, Dünya&#039;nın yakınından defalarca geçtiği bilinen en büyük gök cismidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2RZUVNtJukmTJgH1JHMgaQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Perseid, meteor, yağmuru, zaman, Türkiyeden, nasıl, izlenir, 2025, Meteor, yağmuru, saat, kaçta, görülür</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2RZUVNtJukmTJgH1JHMgaQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Perseid meteor yağmuru ne zaman, Türkiye'den nasıl izlenir? 2025 Meteor yağmuru saat kaçta görülür?"><p>Perseid meteor yağmuru, her sene düzenli olarak gerçekleşir ve gökyüzü meraklılarına muhteşem anlar yaşatır. Swift-Tuttle kuyrukluyıldızının etkisiyle oluşan meteor yağmuru, temmuz ve ağustos aylarında görülür. Perseid meteor yağmurları 12-13 Ağustos tarihlerinde en zirveye ulaşır. Saatte yaklaşık 50 ila 100 meteor görülebilir. Peki, 2025 perseid meteor yağmuru ne zaman, saat kaçta görülür?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UpcWtReLbkmt3Ad7GkobuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gökyüzünde gerçekleşen olaylar, astronomi meraklılarının yanı sıra birçok kesimin ilgisini çekiyor. Özellikle meteor yağmurları yılın belirli zamanlarında unutulmaz anlar yaşanmasına vesile oluyor. Swift-Tuttle kuyrukluyıldızı sayesinde ortaya çıkan perseid meteor yağmuru ise temmuz - ağustos aylarında meydana gelir. Meteor yağmuru nereden izlenir?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9DWr0gcqTUO1PKdMsGwq0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuzey Yarımküre'de gerçekleşen Perseid meteor yağmuru 17 Temmuz Perşembe günü başladı ve 23 Ağustos Cumartesi gününe kadar devam edecek. Meteor yağmurunun en yoğun olduğu tarih ise 12-13 Ağustos olacak. Ancak Ay dolunay evresinde olduğundan ve Ay'ın en parlak zamanı olduğundan bu tarihlerde meteor yağmurunu izlemek güçleşecek.Perseid meteor yağmuru için Ay'in parlaklığının en zayıf olduğu zamanlar 18-28 Temmuz tarihleri arası ve 16 Ağustos'tan sonra. Bu tarihlerde şehir ışıklarından uzak, karanlık bölgelerden meteor yağmuru takip edilebilir.Meteor yağmurlarının seyri için uzmanlar şafaktan önceyi öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/34sTVwDBFkWRtaoYPD05Mg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Perseid meteor yağmuru Swift-Tuttle kuyrukluyıldızının etkisiyle meydana gelir. Ağustos ortasında zirveye ulaşan en iyi meteor yağmuru olarak bilinir. Hızlı ve parlak olan Perseidler, Dünya atmosferinden geçerken genellikle arkalarında uzun ışık ve renk izleri bırakır. Saatte yaklaşık 50 ila 100 meteorun görüldüğü en bol meteor yağmurlarından biridir. Yaz gecelerinde meydana gelirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OUkbZsJMDE2rOnZxXxzTjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Swift-Tuttle, 1862 yılında iki gökbilimci Lewis Swift ve Horace Tuttle tarafından keşfedildi. Swift-Tuttle Kuyrukluyıldızı, Dünya'nın yakınından defalarca geçtiği bilinen en büyük gök cismidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Narsist bir kadın nasıl anlaşılır? İşaretler farklılık gösteriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/narsist-bir-kadin-nasil-anlasilir-isaretler-farklilik-goesteriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/narsist-bir-kadin-nasil-anlasilir-isaretler-farklilik-goesteriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kadınlarda narsisistik kişilik bozukluğunun görünmeyen yüzünü uzmanlar açıkladı.Narsisizm çoğunlukla erkeklere özgü bir kişilik bozukluğu olarak görülse de, uzmanlar bu algının son derece eksik ve yanıltıcı olduğuna dikkat çekiyor. Psikoterapist ve yazar Kathleen Saxton, kadın narsisistlerin toplumdaki “besleyici ve fedakâr kadın” imajına sığınarak duygusal manipülasyon ve kontrol uygulayabildiklerini belirtiyor.Dr. Saxton, narsistik ebeveynliğin çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerini ve kadın narsisizminin özgün biçimlerini gözler önüne seriyor.“Onlarca yıldır narsisizm belirgin bir şekilde erkeksi bir gölge taşıyor. Popüler kültür, narsisistleri baskın, kibirli, manipülatif erkekler olarak sunuyor. Ancak kadın narsisistler çok daha farklı ve çoğu zaman fark edilmeden hareket ediyor,” diyor Saxton.Saxton’a göre kadın narsisistler, geleneksel olarak ‘kadınsı’ kabul edilen davranışları manipülasyon aracı olarak kullanabiliyor. Yardımseverlik, özveri, annelik veya kırılganlık gibi tutumlar, ilişkileri kontrol etme aracı haline gelebiliyor. Bu davranışlar pasif-agresif tutumlarla ya da kurban rolüne bürünerek güç kazanma stratejilerine dönüşebiliyor.“İlişkiyi kontrol etmek için kırılganlığı silah gibi kullanabilirler,” diyen Saxton, bu kişilerin partnerlerinin özerkliğini ‘yardım etme’ adı altında kısıtladığını vurguluyor.Kültürel kalıpların da bu durumun üzerini örttüğünü söyleyen Saxton, “Kadınları duygusal, nazik ve besleyici olarak görmeye şartlandırılmışız. Bu nedenle muhtaçlık veya duygusallık gibi özellikler çoğu zaman romantize ediliyor ya da mazur görülüyor. Oysa bu klişeler, bazı kadınlara duygusal istismar uygulamak için kalkan sağlayabiliyor,” ifadelerini kullanıyor.Kadın narsisizmi özellikle aile içinde daha derin ve karmaşık bir yapı sergiliyor. Dr. Saxton, narsistik annelerin sıklıkla çocuklarını “aşk adına” kontrol ettiklerini, onların sınırlarını ihlal ederek bağımsızlıklarını zayıflattıklarını belirtiyor.“Bir anne kızına rakip olabilir, oğlunu ise çocuklaştırabilir. Bu davranışlar çocuğun kimlik gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ancak toplum, bu türden istismarı adlandırmaktan kaçınır çünkü annelik idealize edilmiş bir kavramdır,” diyor Saxton.Klasik narsisizm tanımında yer alan büyüklenme, hayranlık ihtiyacı ve empati eksikliği gibi ölçütlerin genellikle erkeksi davranış kalıplarına göre şekillendiğini hatırlatan Saxton, bu nedenle birçok kadın narsisistin ‘gölgede kaldığını’ savunuyor.İngiltere&#039;de yapılan araştırmalara göre, her 20 kişiden 1&#039;ine narsistik kişilik bozukluğu teşhisi konuluyor. Klinik verilere göre erkeklerin yaklaşık yüzde 7,7’si, kadınların ise %4,8’i bu teşhisi alıyor. Ancak narsistik özellikler gösteren kişi sayısının bu oranların çok üzerinde olduğu düşünülüyor.Narsistik bireyler, çevrelerindeki insanlara karşı manipülatif, kontrolcü ve duygusal açıdan yıkıcı olabilir. İlişkilerde sevgi ve şefkati koşullu olarak sunabilir, eş veya çocukları üzerinde baskı kurabilirler.Uzmanlar, narsisistik eğilimlerin sadece bireysel değil, toplumsal sonuçlar da doğurabileceğine dikkat çekiyor. Kadınlarda narsisizmin daha örtük ve sosyal normlarla maskelenmiş şekilde ortaya çıkması ise, bu kişilik bozukluğunun tespitini ve müdahalesini daha da zorlaştırıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FxHLLcEBwkCPTt6X-Wly0w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Narsist, bir, kadın, nasıl, anlaşılır, İşaretler, farklılık, gösteriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FxHLLcEBwkCPTt6X-Wly0w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Narsist bir kadın nasıl anlaşılır? İşaretler farklılık gösteriyor"><p>Kadınlarda narsisistik kişilik bozukluğunun görünmeyen yüzünü uzmanlar açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iVkfVB79nEOc5Mdcg4FKew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsisizm çoğunlukla erkeklere özgü bir kişilik bozukluğu olarak görülse de, uzmanlar bu algının son derece eksik ve yanıltıcı olduğuna dikkat çekiyor. Psikoterapist ve yazar Kathleen Saxton, kadın narsisistlerin toplumdaki “besleyici ve fedakâr kadın” imajına sığınarak duygusal manipülasyon ve kontrol uygulayabildiklerini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QPPO62TNpkWpLzmOTr7c-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Saxton, narsistik ebeveynliğin çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerini ve kadın narsisizminin özgün biçimlerini gözler önüne seriyor.“Onlarca yıldır narsisizm belirgin bir şekilde erkeksi bir gölge taşıyor. Popüler kültür, narsisistleri baskın, kibirli, manipülatif erkekler olarak sunuyor. Ancak kadın narsisistler çok daha farklı ve çoğu zaman fark edilmeden hareket ediyor,” diyor Saxton.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_5fS6TE4RUq4OMtobSxUEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saxton’a göre kadın narsisistler, geleneksel olarak ‘kadınsı’ kabul edilen davranışları manipülasyon aracı olarak kullanabiliyor. Yardımseverlik, özveri, annelik veya kırılganlık gibi tutumlar, ilişkileri kontrol etme aracı haline gelebiliyor. Bu davranışlar pasif-agresif tutumlarla ya da kurban rolüne bürünerek güç kazanma stratejilerine dönüşebiliyor.“İlişkiyi kontrol etmek için kırılganlığı silah gibi kullanabilirler,” diyen Saxton, bu kişilerin partnerlerinin özerkliğini ‘yardım etme’ adı altında kısıtladığını vurguluyor.Kültürel kalıpların da bu durumun üzerini örttüğünü söyleyen Saxton, “Kadınları duygusal, nazik ve besleyici olarak görmeye şartlandırılmışız. Bu nedenle muhtaçlık veya duygusallık gibi özellikler çoğu zaman romantize ediliyor ya da mazur görülüyor. Oysa bu klişeler, bazı kadınlara duygusal istismar uygulamak için kalkan sağlayabiliyor,” ifadelerini kullanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-W1iicKWXEefNXnRqmR3Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadın narsisizmi özellikle aile içinde daha derin ve karmaşık bir yapı sergiliyor. Dr. Saxton, narsistik annelerin sıklıkla çocuklarını “aşk adına” kontrol ettiklerini, onların sınırlarını ihlal ederek bağımsızlıklarını zayıflattıklarını belirtiyor.“Bir anne kızına rakip olabilir, oğlunu ise çocuklaştırabilir. Bu davranışlar çocuğun kimlik gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ancak toplum, bu türden istismarı adlandırmaktan kaçınır çünkü annelik idealize edilmiş bir kavramdır,” diyor Saxton.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WlMACXtY1EqE8MhNv_FD5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Klasik narsisizm tanımında yer alan büyüklenme, hayranlık ihtiyacı ve empati eksikliği gibi ölçütlerin genellikle erkeksi davranış kalıplarına göre şekillendiğini hatırlatan Saxton, bu nedenle birçok kadın narsisistin ‘gölgede kaldığını’ savunuyor.İngiltere'de yapılan araştırmalara göre, her 20 kişiden 1'ine narsistik kişilik bozukluğu teşhisi konuluyor. Klinik verilere göre erkeklerin yaklaşık yüzde 7,7’si, kadınların ise %4,8’i bu teşhisi alıyor. Ancak narsistik özellikler gösteren kişi sayısının bu oranların çok üzerinde olduğu düşünülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T5c4XpptAUGc8zB14sJKHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsistik bireyler, çevrelerindeki insanlara karşı manipülatif, kontrolcü ve duygusal açıdan yıkıcı olabilir. İlişkilerde sevgi ve şefkati koşullu olarak sunabilir, eş veya çocukları üzerinde baskı kurabilirler.Uzmanlar, narsisistik eğilimlerin sadece bireysel değil, toplumsal sonuçlar da doğurabileceğine dikkat çekiyor. Kadınlarda narsisizmin daha örtük ve sosyal normlarla maskelenmiş şekilde ortaya çıkması ise, bu kişilik bozukluğunun tespitini ve müdahalesini daha da zorlaştırıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğru eşi seçerken dikkat edilmesi gereken 5 unsur</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dogru-esi-secerken-dikkat-edilmesi-gereken-5-unsur</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dogru-esi-secerken-dikkat-edilmesi-gereken-5-unsur</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzde birçok insan, yol arkadaşını bulamamış olmanın hayal kırıklığını taşıyor. Bireylerin birbirlerini seçenek olarak değerlendirmeleri ve mücadeleden uzak bir noktada durmaları da bu tür olumsuz duyguları tetikleyebiliyor. Peki birinin bizim için doğru kişi olduğunu nasıl anlarız?Marriage.com&#039;da yer alan habere göre, dış dünyada bir tamamlayıcı aramak yerine, önce kendimizi tanımak ve tamamlamak bu yolculuğun en önemli adımı.
Kendinizi sevmeden, anlamadan, geçmişinizle yüzleşmeden gerçek anlamda sağlıklı bir ilişki kurmanız mümkün değil.ORTAK DEĞERLER
Hayat amacınıza ve temel değerlerinize uygun bir partner seçmek, ilişkide uzun vadeli uyum sağlar.AÇIK İLETİŞİM
Duygu ve düşüncelerinizi dürüstçe paylaşabileceğiniz bir partner, evlilikte sağlam bir köprünün oluşmasına yardımcı olur.DUYGUSAL ZEKA
Empati kurabilen ve duygularını tanıyıp yönetebilen kişilerle kurulan bağlar, daha dayanıklıdır.KARŞILIKLI SAYGI
Fikirlerinize, sınırlarınıza ve kimliğinize saygı duyan bir eş, sağlıklı bir evliliğin temelini oluşturur.ORTAK GELECEK VİZYONU
Uzun vadeli hedeflerinizin örtüşmesi, ilişkinize güven ve istikrar getirir.Güçlü ve zayıf yanlarını kabullen, kendini eksiksiz bir birey olarak gör.
Eski hatalarından ders çıkar, tekrarlamamak için farkındalık geliştir.
Kendin olmaktan utanma. Seni sen yapan özellikler, doğru kişiyi sana çekecektir.
Mizah anlayışı güçlü olan biriyle hayat daha keyifli olur.
Eski ilişkilerinde neyin yürümediğini analiz et, yeni ilişkilerde bu hataları tekrarlama.
Sırf yalnızsın diye daha azına razı olma. Beklemek, çoğu zaman en iyi seçimdir.
Geçmişte kırıldın diye yeni insanlara kapılarını kapatma.
Seni olumsuz etkileyen kişileri hayatından çıkar.
Tartışmalarda nasıl tepki verdiği, ilişkinin geleceğini belirler. Her tartışmada eski konuları gündeme getiren biriyle huzur bulamazsın.Unutmayın, doğru kişiyi bulmak için önce kendinizi tanımalı ve sevmelisiniz. Sabırlı olun ve ne istediğinizi belirleyin. Gerçek aşk, siz kendinizle uyumlandığınızda sizi bulacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ANpAFtmbdUiKHNNsmn7fzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğru, eşi, seçerken, dikkat, edilmesi, gereken, unsur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ANpAFtmbdUiKHNNsmn7fzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğru eşi seçerken dikkat edilmesi gereken 5 unsur"><p>Günümüzde birçok insan, yol arkadaşını bulamamış olmanın hayal kırıklığını taşıyor. Bireylerin birbirlerini seçenek olarak değerlendirmeleri ve mücadeleden uzak bir noktada durmaları da bu tür olumsuz duyguları tetikleyebiliyor. Peki birinin bizim için doğru kişi olduğunu nasıl anlarız?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PRgvautmaka66MLNSCATuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marriage.com'da yer alan habere göre, dış dünyada bir tamamlayıcı aramak yerine, önce kendimizi tanımak ve tamamlamak bu yolculuğun en önemli adımı.
Kendinizi sevmeden, anlamadan, geçmişinizle yüzleşmeden gerçek anlamda sağlıklı bir ilişki kurmanız mümkün değil.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LaNlZg8ZrkSNq8y06bUS8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ORTAK DEĞERLER
Hayat amacınıza ve temel değerlerinize uygun bir partner seçmek, ilişkide uzun vadeli uyum sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uWeaLLbXBkGyZGQkxbupRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>AÇIK İLETİŞİM
Duygu ve düşüncelerinizi dürüstçe paylaşabileceğiniz bir partner, evlilikte sağlam bir köprünün oluşmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KloRqEf8P0ucUpDzy2TZ7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DUYGUSAL ZEKA
Empati kurabilen ve duygularını tanıyıp yönetebilen kişilerle kurulan bağlar, daha dayanıklıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YyxH19T1aEyuMRw1DG_ezQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>KARŞILIKLI SAYGI
Fikirlerinize, sınırlarınıza ve kimliğinize saygı duyan bir eş, sağlıklı bir evliliğin temelini oluşturur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-AH4LRJhuk-RQJpYG5R6mA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ORTAK GELECEK VİZYONU
Uzun vadeli hedeflerinizin örtüşmesi, ilişkinize güven ve istikrar getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kvDGf5mchE2S2TFVvoA1eQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güçlü ve zayıf yanlarını kabullen, kendini eksiksiz bir birey olarak gör.
Eski hatalarından ders çıkar, tekrarlamamak için farkındalık geliştir.
Kendin olmaktan utanma. Seni sen yapan özellikler, doğru kişiyi sana çekecektir.
Mizah anlayışı güçlü olan biriyle hayat daha keyifli olur.
Eski ilişkilerinde neyin yürümediğini analiz et, yeni ilişkilerde bu hataları tekrarlama.
Sırf yalnızsın diye daha azına razı olma. Beklemek, çoğu zaman en iyi seçimdir.
Geçmişte kırıldın diye yeni insanlara kapılarını kapatma.
Seni olumsuz etkileyen kişileri hayatından çıkar.
Tartışmalarda nasıl tepki verdiği, ilişkinin geleceğini belirler. Her tartışmada eski konuları gündeme getiren biriyle huzur bulamazsın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qAPnQ0UJoEOUrYzIStHFNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Unutmayın, doğru kişiyi bulmak için önce kendinizi tanımalı ve sevmelisiniz. Sabırlı olun ve ne istediğinizi belirleyin. Gerçek aşk, siz kendinizle uyumlandığınızda sizi bulacaktır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Soğuk mu ılık su mu: İlaç içerken hangisi daha iyi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/soguk-mu-ilik-su-mu-ilac-icerken-hangisi-daha-iyi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/soguk-mu-ilik-su-mu-ilac-icerken-hangisi-daha-iyi</guid>
<description><![CDATA[ Günlük yaşamda çoğu kişi ilaçlarını alırken kullandıkları suyun sıcaklığına dikkat etmez. Ancak uzmanlara göre suyun soğuk ya da ılık olması, ilacın vücutta çözünme ve emilim hızını etkileyerek etkinliğinde önemli rol oynayabiliyor.Soğuk su, sindirim sürecini yavaşlattığı için bazı ilaçların etkisinin gecikmesine neden olabiliyor. Bu durum, yavaş salınımlı ilaçlar için faydalı olabilecekken hızlı etki göstermesi gereken ilaçlarda olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Ayrıca soğuk su, bazı ilaçların neden olabileceği mide rahatsızlıklarını hafifletmeye yardımcı olabiliyor.Ilık su ise tam tersi şekilde ilacın çözünürlüğünü artırarak daha hızlı emilimini sağlıyor. Bu özellik, hızlı etki etmesi gereken ilaçlar için ılık suyun daha uygun bir seçenek olabileceğini gösteriyor.Uzmanlar, ideal su sıcaklığının kullanılan ilacın türüne, formülasyonuna ve kişisel hassasiyetlere göre değişebileceğini vurguluyor.Sağlık profesyonelleri, “İlaç alırken en doğru uygulama, mutlaka ilaç kutusundaki talimatlara uymak ve gerektiğinde eczacıya ya da doktora danışmaktır” uyarısında bulunuyor.İlacın suyla alımına ilişkin özel talimatlar varsa mutlaka dikkate alın.Su sıcaklığının mide rahatsızlığına neden olup olmadığını gözlemleyin ve ihtiyaca göre ayarlayın.Emin olmadığınız durumlarda sağlık uzmanınıza danışarak kişisel tavsiye alın.Uzmanlar, su sıcaklığının özellikle mide hassasiyeti olan kişilerde veya özel formülasyonlu ilaçlar kullanan hastalarda daha dikkatli seçilmesi gerektiğini belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y6yfAH4MkUGYe0Nr7lZG0g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, ılık, mu:, İlaç, içerken, hangisi, daha, iyi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y6yfAH4MkUGYe0Nr7lZG0g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Soğuk mu ılık su mu: İlaç içerken hangisi daha iyi?"><p>Günlük yaşamda çoğu kişi ilaçlarını alırken kullandıkları suyun sıcaklığına dikkat etmez. Ancak uzmanlara göre suyun soğuk ya da ılık olması, ilacın vücutta çözünme ve emilim hızını etkileyerek etkinliğinde önemli rol oynayabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6Eb1G-4BukmwtZQf2TCqFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk su, sindirim sürecini yavaşlattığı için bazı ilaçların etkisinin gecikmesine neden olabiliyor. Bu durum, yavaş salınımlı ilaçlar için faydalı olabilecekken hızlı etki göstermesi gereken ilaçlarda olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Ayrıca soğuk su, bazı ilaçların neden olabileceği mide rahatsızlıklarını hafifletmeye yardımcı olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2SRfitZ4UEeC2Rb6NAn7XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ilık su ise tam tersi şekilde ilacın çözünürlüğünü artırarak daha hızlı emilimini sağlıyor. Bu özellik, hızlı etki etmesi gereken ilaçlar için ılık suyun daha uygun bir seçenek olabileceğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SxQq-15lfECNzz1ReJ4sFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, ideal su sıcaklığının kullanılan ilacın türüne, formülasyonuna ve kişisel hassasiyetlere göre değişebileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jW-3bvNtX0C1wI4B6bHpMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık profesyonelleri, “İlaç alırken en doğru uygulama, mutlaka ilaç kutusundaki talimatlara uymak ve gerektiğinde eczacıya ya da doktora danışmaktır” uyarısında bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KXJTATrZnkCUFH6_5Pcb6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlacın suyla alımına ilişkin özel talimatlar varsa mutlaka dikkate alın.Su sıcaklığının mide rahatsızlığına neden olup olmadığını gözlemleyin ve ihtiyaca göre ayarlayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IME-qeSN1U-fMd0b4WDnbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Emin olmadığınız durumlarda sağlık uzmanınıza danışarak kişisel tavsiye alın.Uzmanlar, su sıcaklığının özellikle mide hassasiyeti olan kişilerde veya özel formülasyonlu ilaçlar kullanan hastalarda daha dikkatli seçilmesi gerektiğini belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zehirli kıskançlığın 9 belirtisi: İlişki dinamiğini altüst ediyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/zehirli-kiskancligin-9-belirtisi-iliski-dinamigini-altust-ediyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/zehirli-kiskancligin-9-belirtisi-iliski-dinamigini-altust-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Kıskançlık, insan doğasının bir parçası olsa da, kontrolsüz hale geldiğinde ilişkilerde geri dönülmez hasarlara neden olabiliyor. Bu durumun düşük özsaygı ve terk edilme korkusuyla bağlantılı olabileceğini belirten uzmanlar, zehirli kıskançlığın 9 işareti olduğunu ifade ediyor.Hopefulminds&#039;ta yer alan habere göre, zehirli kıskançlığın belirgin işaretleri arasında şunlar yer alıyor:

Partnerin sürekli kontrol edilmesi
Aşırı sahiplenici ve yönlendirici tavırlar
Suçluluk duygusuyla baskı kurma
Sosyal çevreden izole etme girişimleri
Öfke patlamaları ve duygusal istikrarsızlık
Sürekli endişe hali
Takıntılı kontrol davranışları
Somut bir neden olmadan gelişen güvensizlik
Günlük yaşamı aksatan şüphecilik

Zehirli kıskançlık, genellikle geçmişte yaşanan travmalar, çocukluk dönemindeki bağlanma sorunları, düşük özsaygı ve terk edilme korkusu gibi nedenlerden besleniyor.
Bu davranışlar zamanla korku ve güvensizlik atmosferi yaratarak, sağlıklı bir ilişkinin yapı taşlarını zayıflatıyor. Ayrıca, bireyin benlik saygısını, sosyal ilişkilerini ve ruh sağlığını da olumsuz etkiliyor.Kıskançlığın bir spektrum olduğunu belirten uzmanlar, bu duygunun güven ihtiyacı, bağ kurma isteği ve özsaygı gibi temel psikolojik ihtiyaçlardan kaynaklanabildiğini ifade ediyor.
Sağlıklı kıskançlık belirtileri arasında ise şunlar yer alıyor:

Kısa süreli rahatsızlık hissi
Açık iletişimle duyguların paylaşılması
Duyguların kontrol edilebilmesi
Sınırların saygıyla korunması
Güvenin temel alınmasıZehirli kıskançlık, kendini farklı davranış kalıplarıyla gösterebiliyor:
SÜREKLİ TAKİP VE DENETİM
Partnerin telefonunu izinsiz karıştırmak, sosyal medya hesaplarını kontrol etmek, konum bilgisi istemek ya da özel mesajlara müdahale etmek gibi davranışlar &quot;sahiplenme&quot; değil, doğrudan mahremiyet ihlalidir.ÖFKE PATLAMALARI
Masum bir konuşma ya da sosyal medya etkileşimi bile aşırı tepkilere neden olabiliyor. Bu tepkiler, zamanla duygusal baskı unsuru haline geliyor.SOSYAL İZOLASYON
Partnerin arkadaşlarına ya da ailesine yönelik eleştiriler, sosyal etkinliklere katılmanın engellenmesi ve suçluluk hissettirme çabaları bireyin çevresiyle olan bağlarını koparıyor.SAHİPLENİCİ TUTUMLAR
&quot;Sen benimsin&quot; ve &quot;Kimse sana bakamaz&quot; gibi ifadeler, kişinin kendi varlığı üzerinde bile söz sahibi olamamasına neden oluyor. Bu da bireysel özgürlüğün tamamen kısıtlanmasına yol açıyor.DUYGUSAL MANİPÜLASYON
“Eğer beni sevseydin, başkalarıyla konuşmazdın” gibi ifadelerle bireyin gerçeklik algısı sarsılıyor, özgüveni zedeleniyor.GASHLIGHTING
Partnerin yaşanmış olayları inkar etmesi, duyguları küçümsemesi ve sizi suçlamasıyla, kişi zamanla kendi hafızasından bile şüphe eder hale geliyor.TEHDİT
Zehirli kıskançlık kimi zaman fiziksel alana da taşabiliyor. Kapıyı kapatma, eşyaları kırma, kişiyi fiziksel olarak köşeye sıkıştırma gibi davranışlar artık psikolojik değil, fiziksel şiddet kapsamına giriyor.Zehirli kıskançlık sadece partneri değil, ilişkinin bütün dinamiğini alt üst ediyor. Bu tarz durumlarda benlik saygısı zarar görüyor. Açık iletişim yerini savunma reflekslerine bırakıyor. Fiziksel ve duygusal yakınlık azalıyor.Zehirli kıskançlıktan kurtulmak çoğu zaman profesyonel destek gerektiriyor. Yapılan araştırmalar da, toksik ilişkilerde depresyon, anksiyete ve stres kaynaklı sağlık sorunlarının arttığını gözler önüne seriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_wNr1jNW3Eiwo3MpE8un-A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zehirli, kıskançlığın, belirtisi:, İlişki, dinamiğini, altüst, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_wNr1jNW3Eiwo3MpE8un-A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zehirli kıskançlığın 9 belirtisi: İlişki dinamiğini altüst ediyor"><p>Kıskançlık, insan doğasının bir parçası olsa da, kontrolsüz hale geldiğinde ilişkilerde geri dönülmez hasarlara neden olabiliyor. Bu durumun düşük özsaygı ve terk edilme korkusuyla bağlantılı olabileceğini belirten uzmanlar, zehirli kıskançlığın 9 işareti olduğunu ifade ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EXr99G20H02B6SkhlsXSAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hopefulminds'ta yer alan habere göre, zehirli kıskançlığın belirgin işaretleri arasında şunlar yer alıyor:

Partnerin sürekli kontrol edilmesi
Aşırı sahiplenici ve yönlendirici tavırlar
Suçluluk duygusuyla baskı kurma
Sosyal çevreden izole etme girişimleri
Öfke patlamaları ve duygusal istikrarsızlık
Sürekli endişe hali
Takıntılı kontrol davranışları
Somut bir neden olmadan gelişen güvensizlik
Günlük yaşamı aksatan şüphecilik

Zehirli kıskançlık, genellikle geçmişte yaşanan travmalar, çocukluk dönemindeki bağlanma sorunları, düşük özsaygı ve terk edilme korkusu gibi nedenlerden besleniyor.
Bu davranışlar zamanla korku ve güvensizlik atmosferi yaratarak, sağlıklı bir ilişkinin yapı taşlarını zayıflatıyor. Ayrıca, bireyin benlik saygısını, sosyal ilişkilerini ve ruh sağlığını da olumsuz etkiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pk-KM7UlAEid_gp11G1JWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kıskançlığın bir spektrum olduğunu belirten uzmanlar, bu duygunun güven ihtiyacı, bağ kurma isteği ve özsaygı gibi temel psikolojik ihtiyaçlardan kaynaklanabildiğini ifade ediyor.
Sağlıklı kıskançlık belirtileri arasında ise şunlar yer alıyor:

Kısa süreli rahatsızlık hissi
Açık iletişimle duyguların paylaşılması
Duyguların kontrol edilebilmesi
Sınırların saygıyla korunması
Güvenin temel alınması</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QzXjVx6_4UihHsSPhBusUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zehirli kıskançlık, kendini farklı davranış kalıplarıyla gösterebiliyor:
SÜREKLİ TAKİP VE DENETİM
Partnerin telefonunu izinsiz karıştırmak, sosyal medya hesaplarını kontrol etmek, konum bilgisi istemek ya da özel mesajlara müdahale etmek gibi davranışlar "sahiplenme" değil, doğrudan mahremiyet ihlalidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MFwzgZEFa0GocTVUBG38wA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ÖFKE PATLAMALARI
Masum bir konuşma ya da sosyal medya etkileşimi bile aşırı tepkilere neden olabiliyor. Bu tepkiler, zamanla duygusal baskı unsuru haline geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DmMkitbByESRAOn_KOB2tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>SOSYAL İZOLASYON
Partnerin arkadaşlarına ya da ailesine yönelik eleştiriler, sosyal etkinliklere katılmanın engellenmesi ve suçluluk hissettirme çabaları bireyin çevresiyle olan bağlarını koparıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_StBEGH_40WjF2VHwfJDqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>SAHİPLENİCİ TUTUMLAR
"Sen benimsin" ve "Kimse sana bakamaz" gibi ifadeler, kişinin kendi varlığı üzerinde bile söz sahibi olamamasına neden oluyor. Bu da bireysel özgürlüğün tamamen kısıtlanmasına yol açıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P5vAfbwyr0yzU2_VCmbe-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DUYGUSAL MANİPÜLASYON
“Eğer beni sevseydin, başkalarıyla konuşmazdın” gibi ifadelerle bireyin gerçeklik algısı sarsılıyor, özgüveni zedeleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Se0AvisT0WgrigmeV8Agw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GASHLIGHTING
Partnerin yaşanmış olayları inkar etmesi, duyguları küçümsemesi ve sizi suçlamasıyla, kişi zamanla kendi hafızasından bile şüphe eder hale geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ssUJFDputkW_bWd_bxgl8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TEHDİT
Zehirli kıskançlık kimi zaman fiziksel alana da taşabiliyor. Kapıyı kapatma, eşyaları kırma, kişiyi fiziksel olarak köşeye sıkıştırma gibi davranışlar artık psikolojik değil, fiziksel şiddet kapsamına giriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bdU9V3rnJkyu7bc7OVgDfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zehirli kıskançlık sadece partneri değil, ilişkinin bütün dinamiğini alt üst ediyor. Bu tarz durumlarda benlik saygısı zarar görüyor. Açık iletişim yerini savunma reflekslerine bırakıyor. Fiziksel ve duygusal yakınlık azalıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b0-LeNsjDUaBzNNYUbSmSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zehirli kıskançlıktan kurtulmak çoğu zaman profesyonel destek gerektiriyor. Yapılan araştırmalar da, toksik ilişkilerde depresyon, anksiyete ve stres kaynaklı sağlık sorunlarının arttığını gözler önüne seriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaşı küçük diye sanayiye almadılar: Su satarak bisiklet parasını biriktiriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yasi-kucuk-diye-sanayiye-almadilar-su-satarak-bisiklet-parasini-biriktiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yasi-kucuk-diye-sanayiye-almadilar-su-satarak-bisiklet-parasini-biriktiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;da sanayide çıraklık yapmak isteyen çocuk, yaşının küçük olması dolayısıyla çıraklığa kabul edilmedi. Çalışma azmi ve hevesiyle evinin önüne su tezgahı kuran küçük çocuk, hayalindeki bisikleti satın almak için su satmaya başladı.Antakya ilçesi Üçgedik Mahallesi&#039;nde yaşayan 9 yaşındaki Cesur Özkurt, okulların tatil olmasıyla yaz tatil sürecinde canının sıkıntısını gidermek ve bisiklet parasını biriktirmek için sanayide çıraklık yapmak istedi.Hevesle sanayinin yolunu tutan Özkurt, ‘Sen küçüksün, işe gelemezsin&#039; sözleriyle hayal kırıklığına uğradı.Bisiklet hayalini yarıda bırakmak istemeyen çocuk, hevesle evinin önünde bir masa üzerinde su satmaya başladı. Diğer işletmeler gibi fahiş fiyatlar yerine marketten 3.90 TL&#039;ye aldığı 0.5 mililitrelik suyu 5 TL&#039;ye satan küçük çocuk, çalışma azmi ve hevesiyle yürekleri ısıttı.Hayalindeki bisikleti alana kadar su satmaya devam edeceğini söyleyen Özkurt, &quot;Benim bisikletimin olmasını istiyorum, bu işi bisiklet parasını toplayana kadar yapacağım&quot; dedi.&quot;Su satmaya başladım, suları satıp kendime bisiklet alacağım ve bisikleti çok seviyorum&quot;Evinin önünde tezgah kurup su satarak hayalindeki bisikleti almak için para biriktiren Cesur Özkurt, &quot;Ben 9 yaşındaydım, bu yıl 3&#039;üncü sınıfa gideceğim. Burada dün su satmaya başladım. Sabah abilerimle sanayiye gidecektik ama ben küçüğüm diye beni almadılar. Beni almadıkları için ağladım sonra su satmaya başladım.Suları satıp kendime bisiklet alacağım. Bisikleti çok seviyorum, o yüzden bisikleti alacağım. Satışlar çok güzel gidiyor. Okulda karnem çok iyiydi, çalışmayı çok istiyorum. Kendime bisiklet almak için çalışacağım. Benim arkadaşlarımın bisikleti var, ben de onlara bakıp ağlıyorum. Benim bisikletimin olmasını istiyorum, bu işi bisiklet parasını toplayana kadar yapacağım. Kendime ve ablama bisiklet almak için sabahtan öğlene kadar çalışıyorum. Frenli ve güzel bir dağ bisikleti istiyorum. Bazı zamanlar dağa çıkıyorum&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zZxPlC7SJEWjWckbv7d0qw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yaşı, küçük, diye, sanayiye, almadılar:, satarak, bisiklet, parasını, biriktiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zZxPlC7SJEWjWckbv7d0qw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Su satarak bisiklet parasını biriktiriyor"><p>Hatay'da sanayide çıraklık yapmak isteyen çocuk, yaşının küçük olması dolayısıyla çıraklığa kabul edilmedi. Çalışma azmi ve hevesiyle evinin önüne su tezgahı kuran küçük çocuk, hayalindeki bisikleti satın almak için su satmaya başladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uoEvOXyuTkyByp6OmosyEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antakya ilçesi Üçgedik Mahallesi'nde yaşayan 9 yaşındaki Cesur Özkurt, okulların tatil olmasıyla yaz tatil sürecinde canının sıkıntısını gidermek ve bisiklet parasını biriktirmek için sanayide çıraklık yapmak istedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CVgo9P-njEqONuJtZwFPrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hevesle sanayinin yolunu tutan Özkurt, ‘Sen küçüksün, işe gelemezsin' sözleriyle hayal kırıklığına uğradı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YFYaPnT8jEyvB9EoPpa5Ew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bisiklet hayalini yarıda bırakmak istemeyen çocuk, hevesle evinin önünde bir masa üzerinde su satmaya başladı. Diğer işletmeler gibi fahiş fiyatlar yerine marketten 3.90 TL'ye aldığı 0.5 mililitrelik suyu 5 TL'ye satan küçük çocuk, çalışma azmi ve hevesiyle yürekleri ısıttı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_f_1zG3yXkuB59qmeUZv9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayalindeki bisikleti alana kadar su satmaya devam edeceğini söyleyen Özkurt, "Benim bisikletimin olmasını istiyorum, bu işi bisiklet parasını toplayana kadar yapacağım" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IWx8SUW1XUmAEQRrIu9F5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Su satmaya başladım, suları satıp kendime bisiklet alacağım ve bisikleti çok seviyorum"Evinin önünde tezgah kurup su satarak hayalindeki bisikleti almak için para biriktiren Cesur Özkurt, "Ben 9 yaşındaydım, bu yıl 3'üncü sınıfa gideceğim. Burada dün su satmaya başladım. Sabah abilerimle sanayiye gidecektik ama ben küçüğüm diye beni almadılar. Beni almadıkları için ağladım sonra su satmaya başladım.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w-72bo08K0iByzyciVCuwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Suları satıp kendime bisiklet alacağım. Bisikleti çok seviyorum, o yüzden bisikleti alacağım. Satışlar çok güzel gidiyor. Okulda karnem çok iyiydi, çalışmayı çok istiyorum. Kendime bisiklet almak için çalışacağım. Benim arkadaşlarımın bisikleti var, ben de onlara bakıp ağlıyorum. Benim bisikletimin olmasını istiyorum, bu işi bisiklet parasını toplayana kadar yapacağım. Kendime ve ablama bisiklet almak için sabahtan öğlene kadar çalışıyorum. Frenli ve güzel bir dağ bisikleti istiyorum. Bazı zamanlar dağa çıkıyorum" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tsunami nedir, nasıl oluşur? Tsunami anlamı ve oluşum evresi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/tsunami-nedir-nasil-olusur-tsunami-anlami-ve-olusum-evresi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/tsunami-nedir-nasil-olusur-tsunami-anlami-ve-olusum-evresi</guid>
<description><![CDATA[ Doğal afetler arasında yer alan tsunami, deprem, volkan patlaması ve bunlara bağlı olarak taban çökmeleri gibi olayların ardından okyanusta meydana gelen hareketliliktir. Genellikle kıyı bölgeleri zarar görse de kıyı yerleşiminin yoğun olduğu bölgelerde can kayıpları da çok olur. Özellikle tsunami denince akla büyük kayıplara neden olan 2004 Hint Okyanusu tsunamisi gelir. Peki, tsunami nedir, ne zaman ve nasıl oluşur?Tsunami, açık denizlerde meydana gelir ve yerleşim yerlerinin kıyı bölgelerini etkiler. 1896 yılındaki Büyük Meji Tsunamisi ile &#039;&#039;tsunami&#039;&#039; kelimesi dünya literatüründe yerini aldı. Genellikle Pasifik Okyanusu&#039;nda yaşanan bu doğal afet, diğer okyanuslarda ve denizlerde seyrek olarak görülür. Dalga boyu yüzlerce kilometre yükseklikte olan tsunamilere gelgit dalgaları da denir. Bilim insanları gelgit dalgaları tabirini tsunamiler için uygun bulmazlar. İşte, tsunami hakkında detaylar...Tsunami kelime anlamı olarak Japonca&#039;da &quot;Liman Dalgası&quot; anlamındadır. Okyanus ya da denizlerin dibinde oluşan deprem, volkan patlaması ve bunlara bağlı çökme, zemin kaymaları gibi tektonik olaylar sonucunde enerjinin denize geçmesiyle meydana gelen salınımlı deniz dalgalarına tsunami denir.1896 yılında Japonya&#039;da 21.000 kişinin ölümüne neden olan Büyük Melji Tsunamisi dünya geneline yapılan yardım çağrısı içinde geçen &#039;&#039;Tsunami&#039;&#039; sözcüğü, bu tarihten itibaren dünya dilleri literatürüne girdi.Tsunami en sık Pasifik Okyanusunda görülür. Okyanus kabuğunun kırılması sonucu oluşan tsunaminin, okyanus açıklarında dalga boyu yüzlerce kilometreye ulaşabilir. Tsunamiden farklı olarak kapalı havzalarda, körfezlerde, göllerde, rüzgar ya da depremlerde oluşan küçük periyotlu dalgalar &quot;salınım&quot; şeklinde nitelendirilir.Tsunamiler gelgit dalgalarından farklıdır. Sert rüzgarlar açık denizdedev dalgalar oluştursa da bunlar denizin derinliğinde etkili olmaz. Tsunami saatte 700 km hızla okyanus derinliklerinden kıyıya doğru yol alır. Tek dalga birkaç metre iken dalga boyu 750 km&#039;ye ulaşır.Tsunami oluşum süreçleri:Tektonik plakaların hareketiYer sarsıntısının meydana gelmesiDeniz tabanında ani yükselme veya alçalmalarSu kütlelerinin hareketiSu dalgalarının yüzeyde oluşmasıDalgaların açıda yayılmasıKıyıya ulaşması ve tsunaminin ortaya çıkması ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/exv7NIo2qU6mbQtuGC_eaA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tsunami, nedir, nasıl, oluşur, Tsunami, anlamı, oluşum, evresi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/exv7NIo2qU6mbQtuGC_eaA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tsunami nedir, nasıl oluşur? Tsunami anlamı ve oluşum evresi"><p>Doğal afetler arasında yer alan tsunami, deprem, volkan patlaması ve bunlara bağlı olarak taban çökmeleri gibi olayların ardından okyanusta meydana gelen hareketliliktir. Genellikle kıyı bölgeleri zarar görse de kıyı yerleşiminin yoğun olduğu bölgelerde can kayıpları da çok olur. Özellikle tsunami denince akla büyük kayıplara neden olan 2004 Hint Okyanusu tsunamisi gelir. Peki, tsunami nedir, ne zaman ve nasıl oluşur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mLIGkaVsG0yYrDSmTuavgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tsunami, açık denizlerde meydana gelir ve yerleşim yerlerinin kıyı bölgelerini etkiler. 1896 yılındaki Büyük Meji Tsunamisi ile ''tsunami'' kelimesi dünya literatüründe yerini aldı. Genellikle Pasifik Okyanusu'nda yaşanan bu doğal afet, diğer okyanuslarda ve denizlerde seyrek olarak görülür. Dalga boyu yüzlerce kilometre yükseklikte olan tsunamilere gelgit dalgaları da denir. Bilim insanları gelgit dalgaları tabirini tsunamiler için uygun bulmazlar. İşte, tsunami hakkında detaylar...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ewNCHBQrrEiZT18oSj_bWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tsunami kelime anlamı olarak Japonca'da "Liman Dalgası" anlamındadır. Okyanus ya da denizlerin dibinde oluşan deprem, volkan patlaması ve bunlara bağlı çökme, zemin kaymaları gibi tektonik olaylar sonucunde enerjinin denize geçmesiyle meydana gelen salınımlı deniz dalgalarına tsunami denir.1896 yılında Japonya'da 21.000 kişinin ölümüne neden olan Büyük Melji Tsunamisi dünya geneline yapılan yardım çağrısı içinde geçen ''Tsunami'' sözcüğü, bu tarihten itibaren dünya dilleri literatürüne girdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J5hg-4YjkUiheFY5mAbQRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tsunami en sık Pasifik Okyanusunda görülür. Okyanus kabuğunun kırılması sonucu oluşan tsunaminin, okyanus açıklarında dalga boyu yüzlerce kilometreye ulaşabilir. Tsunamiden farklı olarak kapalı havzalarda, körfezlerde, göllerde, rüzgar ya da depremlerde oluşan küçük periyotlu dalgalar "salınım" şeklinde nitelendirilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I7ayxgl_QUGs141Ee9werA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tsunamiler gelgit dalgalarından farklıdır. Sert rüzgarlar açık denizdedev dalgalar oluştursa da bunlar denizin derinliğinde etkili olmaz. Tsunami saatte 700 km hızla okyanus derinliklerinden kıyıya doğru yol alır. Tek dalga birkaç metre iken dalga boyu 750 km'ye ulaşır.Tsunami oluşum süreçleri:Tektonik plakaların hareketiYer sarsıntısının meydana gelmesiDeniz tabanında ani yükselme veya alçalmalarSu kütlelerinin hareketiSu dalgalarının yüzeyde oluşmasıDalgaların açıda yayılmasıKıyıya ulaşması ve tsunaminin ortaya çıkması</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Psikolog paylaştı: Yüksek işlevli depresyonun 5 önemli belirtisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/psikolog-paylasti-yuksek-islevli-depresyonun-5-oenemli-belirtisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/psikolog-paylasti-yuksek-islevli-depresyonun-5-oenemli-belirtisi</guid>
<description><![CDATA[ Ruh sağlığı, fiziksel sağlı kadar önem taşıyor. Klinik psikolog Dr. Julie Smith, yüksek işlevli depresyon olarak adlandırılan ve günlük hayatı sürdürebilmekle birlikte içsel olarak derin bir üzüntü ve yorgunluk yaşayan bireylerin durumuna dikkat çekiyorHenüz resmi bir klinik tanı olmamakla birlikte, Dr. Smith, bu durumun ruh sağlığı açısından önemli bir uyarı işareti olduğunu vurguluyor.Ruh sağlığının, fiziksel sağlık kadar hayati önem taşıdığını belirten Dr. Smith, günümüzde duygusal refah üzerine giderek artan farkındalığa rağmen yüksek işlevli depresyon gibi gizli kalabilen ruhsal durumların halen yeterince tanınmadığını söylüyor.Depresyonun her zaman kişinin yataktan kalkamaması veya günlük işlerini aksatması şeklinde kendini göstermediğini ifade eden Dr. Smith, “Birçok insan depresyonda olmasına rağmen günlük hayatını sürdürebilir. Bu nedenle yüksek işlevli depresyonun belirtilerini tanımak büyük önem taşıyor” diyor.Yüksek işlevli depresyon, depresif semptomların var olduğu ancak kişinin iş, sosyal ve günlük hayatını sürdürebildiği bir durumu ifade ediyor.Dr. Smith, “Yüksek işlevli depresyon klinik bir teşhis olmasa da, insanların bu terimi kullanması depresyonun yalnızca yataktan kalkamama gibi görünmediğini anlamamıza yardımcı oldu. Günlük rutinlerinizi sürdürürken bile yoğun bir acı içinde olabilirsiniz. Yardım aramadan işlev görme zorluğu yaşanana kadar beklemek, daha büyük sorunlara yol açabilir” diyerek erken farkındalığın önemini vurguluyor.Yüksek İşlevli Depresyonun Beş BelirtisiDr. Smith, yüksek işlevli depresyonu işaret eden beş önemli belirtiyi şöyle sıralıyor:Yüksek işlevlilik, yalnızken sona erer: Kişi, başkalarının gözleri önünde iyi görünse de yalnız kaldığında kendini ihmal etmeye başlar.Sosyal etkinlikler sıkı çalışmaya dönüşür: Sosyal buluşmalar eğlenceden çok zorlayıcı ve yorucu bir görev gibi hissedilir.Duygularla başa çıkmak için sosyal medyada ve televizyon karşısında uzun zaman geçirilir: Duygusal kaçınma amacıyla sürekli sosyal medya veya televizyon kullanımı ve abur cubur tüketimi artar.Enerji eksikliği: Kişi çok çalışmasına rağmen kendini enerjik ya da coşkulu hissetmez; eskiden keyif aldığı aktiviteler artık sadece rutin işler haline gelir.İçsel boşluk hissi: Dışarıdan başarılı görünse de kişi iç dünyasında yoğun bir boşluk yaşar.Dr. Smith, bu belirtilerden özellikle beşincisinin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, ruh sağlığına yönelik erken müdahalenin hayat kalitesini yükselteceğini ifade ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kfCxqL4k6kKgmvKEectSqw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Psikolog, paylaştı:, Yüksek, işlevli, depresyonun, önemli, belirtisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kfCxqL4k6kKgmvKEectSqw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Psikolog paylaştı: Yüksek işlevli depresyonun 5 önemli belirtisi"><p>Ruh sağlığı, fiziksel sağlı kadar önem taşıyor. Klinik psikolog Dr. Julie Smith, yüksek işlevli depresyon olarak adlandırılan ve günlük hayatı sürdürebilmekle birlikte içsel olarak derin bir üzüntü ve yorgunluk yaşayan bireylerin durumuna dikkat çekiyor</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P_ide1tx6kG4o4n-ZgShNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Henüz resmi bir klinik tanı olmamakla birlikte, Dr. Smith, bu durumun ruh sağlığı açısından önemli bir uyarı işareti olduğunu vurguluyor.Ruh sağlığının, fiziksel sağlık kadar hayati önem taşıdığını belirten Dr. Smith, günümüzde duygusal refah üzerine giderek artan farkındalığa rağmen yüksek işlevli depresyon gibi gizli kalabilen ruhsal durumların halen yeterince tanınmadığını söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nXL8imq5HEen-zi-UARntQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Depresyonun her zaman kişinin yataktan kalkamaması veya günlük işlerini aksatması şeklinde kendini göstermediğini ifade eden Dr. Smith, “Birçok insan depresyonda olmasına rağmen günlük hayatını sürdürebilir. Bu nedenle yüksek işlevli depresyonun belirtilerini tanımak büyük önem taşıyor” diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bPw_j5QPTEWHbQ6QxztC1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek işlevli depresyon, depresif semptomların var olduğu ancak kişinin iş, sosyal ve günlük hayatını sürdürebildiği bir durumu ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AobOQXqpP0-o_dQF_aIEAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Smith, “Yüksek işlevli depresyon klinik bir teşhis olmasa da, insanların bu terimi kullanması depresyonun yalnızca yataktan kalkamama gibi görünmediğini anlamamıza yardımcı oldu. Günlük rutinlerinizi sürdürürken bile yoğun bir acı içinde olabilirsiniz. Yardım aramadan işlev görme zorluğu yaşanana kadar beklemek, daha büyük sorunlara yol açabilir” diyerek erken farkındalığın önemini vurguluyor.Yüksek İşlevli Depresyonun Beş BelirtisiDr. Smith, yüksek işlevli depresyonu işaret eden beş önemli belirtiyi şöyle sıralıyor:Yüksek işlevlilik, yalnızken sona erer: Kişi, başkalarının gözleri önünde iyi görünse de yalnız kaldığında kendini ihmal etmeye başlar.Sosyal etkinlikler sıkı çalışmaya dönüşür: Sosyal buluşmalar eğlenceden çok zorlayıcı ve yorucu bir görev gibi hissedilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g8we93JRcUit1ZLLcy060A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duygularla başa çıkmak için sosyal medyada ve televizyon karşısında uzun zaman geçirilir: Duygusal kaçınma amacıyla sürekli sosyal medya veya televizyon kullanımı ve abur cubur tüketimi artar.Enerji eksikliği: Kişi çok çalışmasına rağmen kendini enerjik ya da coşkulu hissetmez; eskiden keyif aldığı aktiviteler artık sadece rutin işler haline gelir.İ</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/utM8FUXUOkWNns7leGTc_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>çsel boşluk hissi: Dışarıdan başarılı görünse de kişi iç dünyasında yoğun bir boşluk yaşar.Dr. Smith, bu belirtilerden özellikle beşincisinin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, ruh sağlığına yönelik erken müdahalenin hayat kalitesini yükselteceğini ifade ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>3 bin yıllık Zerzevan Kalesi&amp;apos;nde büyük keşif: &amp;apos;&amp;apos;İlk defa önemli bir örneğini gördük&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/3-bin-yillik-zerzevan-kalesinde-buyuk-kesif-ilk-defa-oenemli-bir-oernegini-goerduk</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/3-bin-yillik-zerzevan-kalesinde-buyuk-kesif-ilk-defa-oenemli-bir-oernegini-goerduk</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır&#039;da Roma İmparatorluğu döneminde &quot;askeri yerleşim&quot; olarak kullanılan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi&#039;nde, bin 800 yıllık su dağıtım sistemi gün yüzüne çıkarıldı.Çınar ilçesine 13 kilometre uzaklıktaki Demirölçek Mahallesi yakınlarında, 124 metre yükseklikteki kayalık tepede bulunan ve askeri yerleşimde dünyada bulunan son Mithras Tapınağı&#039;nın ortaya çıkarıldığı kale, bilimsel kazılarla tarihe ışık tutuyor.UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi&#039;ne 2020 yılında dahil edilen, kentin önemli turizm değerlerinden olan kalede bir yandan arkeolojik kazılar sürerken, diğer yandan yerli ve yabancı ziyaretçiler ağırlanıyor.Kale ve çevresindeki bin dönüm alanda bugüne kadar 15 metre yüksekliğinde ve bin 200 metre uzunluğunda sur kalıntısı, 21 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi, kilise, yönetim binası, konutlar, tahıl ve silah depoları, kaya mezarları, su kanalları ile 63 su sarnıcı, yer altı kilisesi, 400 kişilik yer altı sığınağı, konutlar ve gizli geçitler, milattan sonra 4. yüzyılda Hristiyanlığın benimsenmesiyle önemini kaybeden, dönemin Mithras dinine ait yer altı tapınağı ve Mithras Tapınağı&#039;na gizli dini tören ve ayinler için gelen davetlilerin konakladığı alan ile birçok esere ulaşıldı.Bu yıl restorasyon çalışması da başlatılan kaledeki kazı çalışmasında son olarak bin 800 yıllık su dağıtım sistemi ortaya çıkarıldı.
Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi&#039;nin askeri yerleşim alanı olduğuna işaret ederek, Asur döneminden itibaren kalede yerleşimin olduğunu söyledi.Coşkun, şunları kaydetti:
&quot;Kalede, Roma&#039;nın büyük bir mühendislik harikası su sistemi bulunuyor. Şu ana kadar surların dışında su kanalları tespit ettik. Kalede 63 su sarnıcı bulunuyor. En büyüğü tonozlu (mimarlıkta kemerlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan, genellikle tavan örtüsü olarak işlev gören yapı parçası) sarnıç. Sadece bu sarnıç, 4 bin ton su alıyor. Kaleye şu an kurumuş 3 kaynaktan 8 buçuk kilometreden kemer ve kanallar vasıtasıyla büyük sarnıçlara su getiriliyor. Kaledeki su dağıtım sistemi bugüne kadar hep merak ediliyordu. Kalede ilk kez su dağıtım sisteminin önemli bir örneğini gördük. Suyun, kanallarla önce tonozlu sarnıçlara, oradan da yeni ortaya çıkardığımız su dağıtım sistemi kanalıyla kaledeki diğer yapılara, konutlara ve Mithras Tapınağı&#039;na ulaşması sağlanıyor. İlk defa kaledeki su sistemini keşfetmiş olduk.&quot;Ortaya çıkardıkları su dağıtım sisteminde künk (Pişmiş topraktan yapılmış su borusu) kalıntısı da bulduklarını anlatan Coşkun, kalede basınç sisteminin o dönem kullanıldığını göstermesi açısından bunun önemli olduğunu ifade etti.
Coşkun, şunları söyledi:
&quot;Su, bu borular sayesinde yüksek seviyelere basınçla çıkartılıyor. Bu şekilde su bütün alana dağıtılıyor. Tonozlu sarnıçta küçük bir şelale sistemi oluşturulmuş, daha sonra ise kanala bağlantı kurulmuş. Hem de künk sistemi kullanılarak suyun basınçla yukarı seviyelere çıkartılıp diğer alanlara dağıtımı sağlanmış.&quot;Kalede su mimarisine ilişkin önemli verilere ulaşılan dağıtım sisteminde matara parçaları bulduklarını dile getiren Coşkun, bunun, askerlerin ve burada yaşayan sivillerin suyu yanlarında taşımaları açısında önemli bir buluntu olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Coşkun, şunları aktardı:
&quot;Kalede, su sarnıçlarında 10 binlerce ton su depolanmış. Yerleşik nüfus ise bin 600. Hesapladığımız zaman 10 binlerce kişinin 1 yıl kaleden çıkmadan ihtiyacını karşılayacak kadar sular depolanmış. Kalede, büyük bir yer üstü şehri var ama daha büyüğü ise yerin altında. Kuşatma sırasında bin 600 kişi olan nüfusun sayısı, çevredeki halkın sığınmasıyla oldukça artıyor. Yer altında büyük yerleşim birimleri var. Bu nedenle kale yer altında da devasa su depolarına da sahip. Zerzevan Kalesi&#039;nde ortaya çıkarılan bin 800 yıllık su dağıtım sistemi, Roma İmparatorluğu&#039;ndaki mühendislik ve mimari gelişmeleri günümüze ulaştırması açısından oldukça önemli.&quot;Askeri yerleşim antik yol güzergahında, 124 metre yükseklikte kayalık tepede bulunan Zerzevan Kalesi, Amida ile Dara arasında stratejik bir noktada yer alıyor.
Yerleşim konumu itibarıyla bütün vadiye hakim, antik ticaret yolu üzerinde geniş bir alanı kontrol altında tutan, Roma sınır garnizonu olan kale, Romalılar ve Sasaniler arasında büyük mücadelelere sahne oldu.
Zerzevan Kalesi&#039;nin tarihi, Asur dönemine kadar gidiyor. Kalede Roma döneminde milattan sonra 3. yüzyılda asıl askeri yerleşim inşa edildi ve 639 yılına İslam ordularının fethine kadar kesintisiz kullanıldı.
Yerleşimin surları ve yapıları Anastasios (milattan sonra 491-518) ve Justinianos (milattan sonra 527-565) dönemlerinde onarılarak, bazıları ise yeniden inşa edilerek mevcut haline getirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S1cxFfZ1Dk6MWQSSE1pZZQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>bin, yıllık, Zerzevan, Kalesinde, büyük, keşif:, İlk, defa, önemli, bir, örneğini, gördük</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S1cxFfZ1Dk6MWQSSE1pZZQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="3 bin yıllık Zerzevan Kalesi'nde büyük keşif: ''İlk defa önemli bir örneğini gördük''"><p>Diyarbakır'da Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi'nde, bin 800 yıllık su dağıtım sistemi gün yüzüne çıkarıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qgNkDrb_y0KjYnFx3l0Jog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çınar ilçesine 13 kilometre uzaklıktaki Demirölçek Mahallesi yakınlarında, 124 metre yükseklikteki kayalık tepede bulunan ve askeri yerleşimde dünyada bulunan son Mithras Tapınağı'nın ortaya çıkarıldığı kale, bilimsel kazılarla tarihe ışık tutuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IuY-uRyGuUKk1mQsf0LzgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'ne 2020 yılında dahil edilen, kentin önemli turizm değerlerinden olan kalede bir yandan arkeolojik kazılar sürerken, diğer yandan yerli ve yabancı ziyaretçiler ağırlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-AokWzVlBEOis568s_zalw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kale ve çevresindeki bin dönüm alanda bugüne kadar 15 metre yüksekliğinde ve bin 200 metre uzunluğunda sur kalıntısı, 21 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi, kilise, yönetim binası, konutlar, tahıl ve silah depoları, kaya mezarları, su kanalları ile 63 su sarnıcı, yer altı kilisesi, 400 kişilik yer altı sığınağı, konutlar ve gizli geçitler, milattan sonra 4. yüzyılda Hristiyanlığın benimsenmesiyle önemini kaybeden, dönemin Mithras dinine ait yer altı tapınağı ve Mithras Tapınağı'na gizli dini tören ve ayinler için gelen davetlilerin konakladığı alan ile birçok esere ulaşıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v1xBzmhlGEC1tHkL5bb3mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yıl restorasyon çalışması da başlatılan kaledeki kazı çalışmasında son olarak bin 800 yıllık su dağıtım sistemi ortaya çıkarıldı.
Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi'nin askeri yerleşim alanı olduğuna işaret ederek, Asur döneminden itibaren kalede yerleşimin olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F1GAhRkFxE-CZX-gWoJRbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Coşkun, şunları kaydetti:
"Kalede, Roma'nın büyük bir mühendislik harikası su sistemi bulunuyor. Şu ana kadar surların dışında su kanalları tespit ettik. Kalede 63 su sarnıcı bulunuyor. En büyüğü tonozlu (mimarlıkta kemerlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan, genellikle tavan örtüsü olarak işlev gören yapı parçası) sarnıç. Sadece bu sarnıç, 4 bin ton su alıyor. Kaleye şu an kurumuş 3 kaynaktan 8 buçuk kilometreden kemer ve kanallar vasıtasıyla büyük sarnıçlara su getiriliyor. Kaledeki su dağıtım sistemi bugüne kadar hep merak ediliyordu. Kalede ilk kez su dağıtım sisteminin önemli bir örneğini gördük. Suyun, kanallarla önce tonozlu sarnıçlara, oradan da yeni ortaya çıkardığımız su dağıtım sistemi kanalıyla kaledeki diğer yapılara, konutlara ve Mithras Tapınağı'na ulaşması sağlanıyor. İlk defa kaledeki su sistemini keşfetmiş olduk."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O3jI3je_aEigRjGB0rGykw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ortaya çıkardıkları su dağıtım sisteminde künk (Pişmiş topraktan yapılmış su borusu) kalıntısı da bulduklarını anlatan Coşkun, kalede basınç sisteminin o dönem kullanıldığını göstermesi açısından bunun önemli olduğunu ifade etti.
Coşkun, şunları söyledi:
"Su, bu borular sayesinde yüksek seviyelere basınçla çıkartılıyor. Bu şekilde su bütün alana dağıtılıyor. Tonozlu sarnıçta küçük bir şelale sistemi oluşturulmuş, daha sonra ise kanala bağlantı kurulmuş. Hem de künk sistemi kullanılarak suyun basınçla yukarı seviyelere çıkartılıp diğer alanlara dağıtımı sağlanmış."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wTaX54mH_EC3kwdhFbwGoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalede su mimarisine ilişkin önemli verilere ulaşılan dağıtım sisteminde matara parçaları bulduklarını dile getiren Coşkun, bunun, askerlerin ve burada yaşayan sivillerin suyu yanlarında taşımaları açısında önemli bir buluntu olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Coşkun, şunları aktardı:
"Kalede, su sarnıçlarında 10 binlerce ton su depolanmış. Yerleşik nüfus ise bin 600. Hesapladığımız zaman 10 binlerce kişinin 1 yıl kaleden çıkmadan ihtiyacını karşılayacak kadar sular depolanmış. Kalede, büyük bir yer üstü şehri var ama daha büyüğü ise yerin altında. Kuşatma sırasında bin 600 kişi olan nüfusun sayısı, çevredeki halkın sığınmasıyla oldukça artıyor. Yer altında büyük yerleşim birimleri var. Bu nedenle kale yer altında da devasa su depolarına da sahip. Zerzevan Kalesi'nde ortaya çıkarılan bin 800 yıllık su dağıtım sistemi, Roma İmparatorluğu'ndaki mühendislik ve mimari gelişmeleri günümüze ulaştırması açısından oldukça önemli."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-rhGYJhwe0S9xUndqSpiBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Askeri yerleşim antik yol güzergahında, 124 metre yükseklikte kayalık tepede bulunan Zerzevan Kalesi, Amida ile Dara arasında stratejik bir noktada yer alıyor.
Yerleşim konumu itibarıyla bütün vadiye hakim, antik ticaret yolu üzerinde geniş bir alanı kontrol altında tutan, Roma sınır garnizonu olan kale, Romalılar ve Sasaniler arasında büyük mücadelelere sahne oldu.
Zerzevan Kalesi'nin tarihi, Asur dönemine kadar gidiyor. Kalede Roma döneminde milattan sonra 3. yüzyılda asıl askeri yerleşim inşa edildi ve 639 yılına İslam ordularının fethine kadar kesintisiz kullanıldı.
Yerleşimin surları ve yapıları Anastasios (milattan sonra 491-518) ve Justinianos (milattan sonra 527-565) dönemlerinde onarılarak, bazıları ise yeniden inşa edilerek mevcut haline getirildi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sıcak havalarda serinlemenin doğal yolu: Bağışıklığı güçlendiriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sicak-havalarda-serinlemenin-dogal-yolu-bagisikligi-guclendiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sicak-havalarda-serinlemenin-dogal-yolu-bagisikligi-guclendiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Eskişehir&#039;de esnaflık yapan aktar Metin Ağılönü, sıcak yaz aylarında serinlemek ve vücut sağlığını korumak için doğal aromalı içeceklerin tüketilmesi tavsiyesinde bulundu.Mevsim normallerinin üstünde seyreden hava sıcaklıklarında hem serin kalmak hem de vücudu sağlıklı tutmak için vatandaşlar doğal çözümlere yöneldi.Market raflarında bulunan hazır meyve sularının yerine içeriği belli ve doğal alternatiflerin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Ağılönü, &quot;Ahududu, kayısı, vişne gibi meyveleri kaynatarak evde doğal şuruplar hazırlanabilir. Aynı zamanda bu tür ürünlerin hazır şekilde yapılmış olanları da aktar veya güvenilir noktalardan temin edilebilir. Her iki şekilde de daha sağlıklı bir tercih yapılmış olur&quot; ifadelerini kullandı.Aktar Metin Ağılönü, &quot;Kavun, karpuz gibi meyveler vücudun hem sıvı hem de besin ihtiyacını karşılamak açısından oldukça önemli. Ayrıca hibiskus, kızılcık, karabaş otu gibi çayların tüketimi bağışıklık sistemine katkı sağlar&quot; dedi.Ağılönü, yaz aylarında beslenmede dikkat edilmesi gereken bir diğer unsurun da baharat kullanımı olduğunu belirterek, &quot;Karabiber, pul biber, kimyon, yeni bahar gibi baharatlar metabolizmayı hızlandırdığı için vücudu daha çok yorabilir. Bu nedenle yaz aylarında bu tarz baharatlar mümkün olduğunca az kullanılmalı. Kışın ise bu ürünler vücudu soğuğa karşı korur, ama yazın tam tersi etki yapar&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/critFgitNUuY3CBJwqWj4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sıcak, havalarda, serinlemenin, doğal, yolu:, Bağışıklığı, güçlendiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/critFgitNUuY3CBJwqWj4w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sıcak havalarda serinlemenin doğal yolu: Bağışıklığı güçlendiriyor"><p>Eskişehir'de esnaflık yapan aktar Metin Ağılönü, sıcak yaz aylarında serinlemek ve vücut sağlığını korumak için doğal aromalı içeceklerin tüketilmesi tavsiyesinde bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u0oDQnGYG0SLeXURRfi4CA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mevsim normallerinin üstünde seyreden hava sıcaklıklarında hem serin kalmak hem de vücudu sağlıklı tutmak için vatandaşlar doğal çözümlere yöneldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sx7ht8mSxEGHCtpJg2na4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Market raflarında bulunan hazır meyve sularının yerine içeriği belli ve doğal alternatiflerin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Ağılönü, "Ahududu, kayısı, vişne gibi meyveleri kaynatarak evde doğal şuruplar hazırlanabilir. Aynı zamanda bu tür ürünlerin hazır şekilde yapılmış olanları da aktar veya güvenilir noktalardan temin edilebilir. Her iki şekilde de daha sağlıklı bir tercih yapılmış olur" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RE1DwcMBrU2lyyfn8N914g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aktar Metin Ağılönü, "Kavun, karpuz gibi meyveler vücudun hem sıvı hem de besin ihtiyacını karşılamak açısından oldukça önemli. Ayrıca hibiskus, kızılcık, karabaş otu gibi çayların tüketimi bağışıklık sistemine katkı sağlar" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/URzJhMC700aIoBnOlo_9Rg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağılönü, yaz aylarında beslenmede dikkat edilmesi gereken bir diğer unsurun da baharat kullanımı olduğunu belirterek, "Karabiber, pul biber, kimyon, yeni bahar gibi baharatlar metabolizmayı hızlandırdığı için vücudu daha çok yorabilir. Bu nedenle yaz aylarında bu tarz baharatlar mümkün olduğunca az kullanılmalı. Kışın ise bu ürünler vücudu soğuğa karşı korur, ama yazın tam tersi etki yapar" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kardiyolog açıkladı: Kalp krizinin 4 sinsi belirtisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kardiyolog-acikladi-kalp-krizinin-4-sinsi-belirtisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kardiyolog-acikladi-kalp-krizinin-4-sinsi-belirtisi</guid>
<description><![CDATA[ Kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları, her yıl yaklaşık 20 milyon kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. Kardiyolog Allison R. Zielinski, kalp hastalıklarının 5 semptomla sinyal verdiğini belirterek uyarıyor.Mirror&#039;a konuşan uzman isim, göğüs ağrısının mutlaka dikkate alınması gereken belirtilerin başında yer aldığını söyledi. Özellikle fiziksel aktivite sırasında artan baskı ya da rahatsızlık, kalbin yeterince kan almadığını gösterebilir.Dr. Zielinski; nefes darlığı, kalp çarpıntısı ya da ani baş dönmesi gibi semptomların da kalp rahatsızlığına işaret edebileceğini vurguladı.British Heart Foundation, özellikle kol, boyun, çene, sırt veya mideye yayılan ağrının, kalp krizinin habercisi olabileceğini aktardı.Aniden ortaya çıkan mide bulantısı, aşırı terleme ya da baygınlık hissinin, genellikle gıda zehirlenmesi ya da stres kaynaklı olduğu düşünülse de, bu belirtiler kalp sağlığına dair ciddi sinyaller içerebiliyor.
Ayak, ayak bileği ya da alt bacaklarda görülen şişliklerin de kalp yetmezliğinin işareti olabileceği ifade ediliyor. Kalp, yeterli kan pompalayamadığında vücutta sıvı birikimi yaşanabiliyor.Felç durumlarında hızlı müdahale hayati önem taşıyor. Uzmanlar, bu tür tehlikeli durumlarda aşağıdaki sorulara yanıt aranması gerektiğini söylüyor:

Kişi gülümseyebiliyor mu? Ağız ya da göz kenarlarında düşme var mı?
İki kolunu kaldırabiliyor ve havada tutabiliyor mu?
Konuşması bozuk mu ya da anlaşılmaz mı?Bu belirtilerden sadece birinin bile görülmesi durumunda mutlaka acil servisin aranması gerektiği ve hızlı müdahalenin hayatta kalma şansını artıracağı ifade ediliyor.
Aniden başlayan şiddetli baş ağrısı, görme kaybı ve bulanıklık da felç semptomları arasında yer alabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wH_X92K_mkKBYqduMTuTWw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kardiyolog, açıkladı:, Kalp, krizinin, sinsi, belirtisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wH_X92K_mkKBYqduMTuTWw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kardiyolog açıkladı: Kalp krizinin 4 sinsi belirtisi"><p>Kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları, her yıl yaklaşık 20 milyon kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. Kardiyolog Allison R. Zielinski, kalp hastalıklarının 5 semptomla sinyal verdiğini belirterek uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/thXS7PzJv0CEu49QU3f0PQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mirror'a konuşan uzman isim, göğüs ağrısının mutlaka dikkate alınması gereken belirtilerin başında yer aldığını söyledi. Özellikle fiziksel aktivite sırasında artan baskı ya da rahatsızlık, kalbin yeterince kan almadığını gösterebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x1C48dFS30mSBFcveHWUPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Zielinski; nefes darlığı, kalp çarpıntısı ya da ani baş dönmesi gibi semptomların da kalp rahatsızlığına işaret edebileceğini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RpXRImqHikSVCSxgFR4pYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>British Heart Foundation, özellikle kol, boyun, çene, sırt veya mideye yayılan ağrının, kalp krizinin habercisi olabileceğini aktardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Itr6k1N8akGBhPzl7xldXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aniden ortaya çıkan mide bulantısı, aşırı terleme ya da baygınlık hissinin, genellikle gıda zehirlenmesi ya da stres kaynaklı olduğu düşünülse de, bu belirtiler kalp sağlığına dair ciddi sinyaller içerebiliyor.
Ayak, ayak bileği ya da alt bacaklarda görülen şişliklerin de kalp yetmezliğinin işareti olabileceği ifade ediliyor. Kalp, yeterli kan pompalayamadığında vücutta sıvı birikimi yaşanabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8F-W7ji4C0CYxLc3qKwsQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Felç durumlarında hızlı müdahale hayati önem taşıyor. Uzmanlar, bu tür tehlikeli durumlarda aşağıdaki sorulara yanıt aranması gerektiğini söylüyor:

Kişi gülümseyebiliyor mu? Ağız ya da göz kenarlarında düşme var mı?
İki kolunu kaldırabiliyor ve havada tutabiliyor mu?
Konuşması bozuk mu ya da anlaşılmaz mı?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RA6n_1kwt0OTquTIeTlHVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu belirtilerden sadece birinin bile görülmesi durumunda mutlaka acil servisin aranması gerektiği ve hızlı müdahalenin hayatta kalma şansını artıracağı ifade ediliyor.
Aniden başlayan şiddetli baş ağrısı, görme kaybı ve bulanıklık da felç semptomları arasında yer alabiliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir kadının sizden hoşlandığını gösteren 7 işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bir-kadinin-sizden-hoslandigini-goesteren-7-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bir-kadinin-sizden-hoslandigini-goesteren-7-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Kadınlar, flört evresindeyken ilgilerini sözcüklerden çok davranışlarla ifade etmeyi tercih ederler. Peki, bir kadının sizden hoşlandığını nasıl anlarsınız? Uzmanlar dikkat edilmesi gereken 7 işaret olduğunu öne sürüyor:Bir kadın ikili iletişimde gözlerinizin içine uzun süre bakıyorsa, bu size ilgi duyduğu anlamına gelebilir. Göz teması, duygularını sözcüklere dökmeden paylaşmanın en güçlü yollarından biridir.Kadınların konuşma sırasında ellerini saçlarına götürmeleri, yaygın flört işaretlerinden sayılabilir.Marriage.com&#039;da yer alan habere göre, bir kadının sohbet esnasında sık sık kahkaha atması ya da gereğinden fazla gülümsemesi, açık bir flört göstergesi olabilir. Kadınlar, hoşlandıkları erkeklerin yanında istemsizce gülme eğilimindedirler.Kulağa her ne kadar ilginç gelse de, bazı kadınlar hoşlandıkları erkeklerden uzak durmayı tercih ederler. Ancak bu genellikle erkeğin dikkatini çekme amacı taşır. Bu tür davranışlar &quot;Beni fark et&quot; mesajı içerebilir.Bir kadının, hoşlandığı erkeğin ilgi alanlarına yönelmesi ve onunla ortak paydada buluşmaya çalışması da sık rastlanan flört belirtilerinden biridir.Bir kadın, konuşma sırasında ellerinize ve omuzlarınıza hafifçe dokunuyorsa, size ilgi duyuyor olabilir. Hafif temaslar beyin tarafından çekicilik sinyali olarak algılanır ve kadınlar, beğenilerini bu tür temaslarla belli edebilirler.Bir kadın, sosyal medya paylaşımlarınızı düzenli olarak beğeniyor ve yorum yapıyorsa, size duyduğu ilgiyi dijital ortama yansıtmak istiyor olabilir. Bu yöntem, flörtün günümüzdeki modern yollarından biri olarak kabul edilir.Uzman terapist Grady Shumway&#039;e göre, kadınlar hoşlandıkları kişilerin dikkatini çekmek için bazen çok belirgin bazen ise fark edilmesi zor sinyaller verebilirler.
Ancak her bireyin farklı kişilik özelliklerine sahip olduğunu unutmamak gerekir. Bir kişinin niyetini anlamak için açık iletişime başvurmak, en sağlıklı yoldur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oqaCjzw9z0KmffNu3nw1-Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bir, kadının, sizden, hoşlandığını, gösteren, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oqaCjzw9z0KmffNu3nw1-Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bir kadının sizden hoşlandığını gösteren 7 işaret"><p>Kadınlar, flört evresindeyken ilgilerini sözcüklerden çok davranışlarla ifade etmeyi tercih ederler. Peki, bir kadının sizden hoşlandığını nasıl anlarsınız? Uzmanlar dikkat edilmesi gereken 7 işaret olduğunu öne sürüyor:</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_HEKB90hn0W738fATGsjQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir kadın ikili iletişimde gözlerinizin içine uzun süre bakıyorsa, bu size ilgi duyduğu anlamına gelebilir. Göz teması, duygularını sözcüklere dökmeden paylaşmanın en güçlü yollarından biridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-jo7L3uSnUm_akIr8QNuQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınların konuşma sırasında ellerini saçlarına götürmeleri, yaygın flört işaretlerinden sayılabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2kx9Vx-zd0q6DbHsBMGyVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marriage.com'da yer alan habere göre, bir kadının sohbet esnasında sık sık kahkaha atması ya da gereğinden fazla gülümsemesi, açık bir flört göstergesi olabilir. Kadınlar, hoşlandıkları erkeklerin yanında istemsizce gülme eğilimindedirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vyv3NAPnfUetFoQQC_piGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kulağa her ne kadar ilginç gelse de, bazı kadınlar hoşlandıkları erkeklerden uzak durmayı tercih ederler. Ancak bu genellikle erkeğin dikkatini çekme amacı taşır. Bu tür davranışlar "Beni fark et" mesajı içerebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zSdrlPs8PEOH05qHGNm_Xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir kadının, hoşlandığı erkeğin ilgi alanlarına yönelmesi ve onunla ortak paydada buluşmaya çalışması da sık rastlanan flört belirtilerinden biridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q8i03B3NzECUdXUOVZ6r_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir kadın, konuşma sırasında ellerinize ve omuzlarınıza hafifçe dokunuyorsa, size ilgi duyuyor olabilir. Hafif temaslar beyin tarafından çekicilik sinyali olarak algılanır ve kadınlar, beğenilerini bu tür temaslarla belli edebilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6qX8dZ6mhUSHU3Ad5nN-7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir kadın, sosyal medya paylaşımlarınızı düzenli olarak beğeniyor ve yorum yapıyorsa, size duyduğu ilgiyi dijital ortama yansıtmak istiyor olabilir. Bu yöntem, flörtün günümüzdeki modern yollarından biri olarak kabul edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7wlzMeVfl0G6JfXVsZaAiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzman terapist Grady Shumway'e göre, kadınlar hoşlandıkları kişilerin dikkatini çekmek için bazen çok belirgin bazen ise fark edilmesi zor sinyaller verebilirler.
Ancak her bireyin farklı kişilik özelliklerine sahip olduğunu unutmamak gerekir. Bir kişinin niyetini anlamak için açık iletişime başvurmak, en sağlıklı yoldur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eskişehir&amp;apos;in vazgeçilmez tatları arasında yer alıyor: En önemli özelliği kıymasının yağsız olması</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/eskisehirin-vazgecilmez-tatlari-arasinda-yer-aliyor-en-oenemli-oezelligi-kiymasinin-yagsiz-olmasi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/eskisehirin-vazgecilmez-tatlari-arasinda-yer-aliyor-en-oenemli-oezelligi-kiymasinin-yagsiz-olmasi</guid>
<description><![CDATA[ Eskişehir&#039;de yapılan çi börek, ince hamuru ve hafif iç harcıyla hem turistlerin hem de yerel halkın ilgisini çekiyor.Eskişehir&#039;deki çi börek ustası Emine Kaplan, Kırım Tatar kültürüne ait olan bu lezzetin yapımından bahsederken yerli halktan turistlere kadar oldukça fazla ilgi gördüğünü belirtti.
Çi böreğin lezzetiyle Eskişehir&#039;in vazgeçilmez duraklarından biri olduğunu söyleyen Kaplan, &quot;Böreğin en önemli özelliği kıymasının yağsız olması ve hamurunun ince güzel açılıyor olmasıdır. Hamurunda, un su tuz; iç harcında kıyma soğan ve karabiber kullanıyoruz. Bunların dışında da malzeme kullanmayız&quot; ifadelerini kullandı.Eskişehir&#039;in gastronomi turizminde çi börek sayesinde öne çıkan bir şehir haline geldiğini belirten Kaplan, &quot;Buraya göç eden Kırım Türklerinin geleneksel lezzeti olan ve Tatar dilinde nefis, güzel anlamındaki &#039;çi&#039; adıyla yapılan börek, kentin en meşhur lezzetleri arasında yer alıyor&quot; dedi.Kaplan, yaz sezonunda öğrencilerin ve yerel halkın da çi böreği tattığını belirterek &quot;Herkesi çi böreği tatması için Eskişehir&#039;e davet ediyoruz&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JHQDDLBDs0mqEfpCJqb4BQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eskişehirin, vazgeçilmez, tatları, arasında, yer, alıyor:, önemli, özelliği, kıymasının, yağsız, olması</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JHQDDLBDs0mqEfpCJqb4BQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Eskişehir'in vazgeçilmez tatları arasında yer alıyor: En önemli özelliği kıymasının yağsız olması"><p>Eskişehir'de yapılan çi börek, ince hamuru ve hafif iç harcıyla hem turistlerin hem de yerel halkın ilgisini çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K0gXFXpc3UyMDXccgRADPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eskişehir'deki çi börek ustası Emine Kaplan, Kırım Tatar kültürüne ait olan bu lezzetin yapımından bahsederken yerli halktan turistlere kadar oldukça fazla ilgi gördüğünü belirtti.
Çi böreğin lezzetiyle Eskişehir'in vazgeçilmez duraklarından biri olduğunu söyleyen Kaplan, "Böreğin en önemli özelliği kıymasının yağsız olması ve hamurunun ince güzel açılıyor olmasıdır. Hamurunda, un su tuz; iç harcında kıyma soğan ve karabiber kullanıyoruz. Bunların dışında da malzeme kullanmayız" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vn2DqqCKF0q9WRZqUw19oA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eskişehir'in gastronomi turizminde çi börek sayesinde öne çıkan bir şehir haline geldiğini belirten Kaplan, "Buraya göç eden Kırım Türklerinin geleneksel lezzeti olan ve Tatar dilinde nefis, güzel anlamındaki 'çi' adıyla yapılan börek, kentin en meşhur lezzetleri arasında yer alıyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/obdMQhG0NUi6oqiFnxAG8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaplan, yaz sezonunda öğrencilerin ve yerel halkın da çi böreği tattığını belirterek "Herkesi çi böreği tatması için Eskişehir'e davet ediyoruz" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>68 yıllık mesleği unutulmaya yüz tuttu: Yetiştirecek çırak bulamıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/68-yillik-meslegi-unutulmaya-yuz-tuttu-yetistirecek-cirak-bulamiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/68-yillik-meslegi-unutulmaya-yuz-tuttu-yetistirecek-cirak-bulamiyor</guid>
<description><![CDATA[ Malatya&#039;nın Yeşilyurt ilçesinde yaşayan 93 yaşındaki marangoz ustası Fahri Ucuz, babasından devraldığı mesleğini oğlu ile birlikte sürdürerek üç kuşaktır devam eden aile mesleğini yaşatıyor.Yeşilyurt ilçesi Çavuşoğlu Mahallesi Sanayi Sitesi&#039;nde yer alan atölyesinde çalışmalarına devam eden Fahri Ucuz, 68 yıldır marangozluk yapıyor. Gelişen teknolojiye bağlı olarak birçok marangoz atölyesinin kapandığı kentte mesleğini yaşatmaya çalışan Ucuz, ahşaba şekil vermeye devam ediyor.Aile olarak marangozluk mesleğini üç kuşaktır sürdürdüklerini ifade eden Ramazan Ucuz, dedesi ve babasından aldığı mesleği 40 yıldır babasıyla birlikte devam ettirdiğini söyledi. Ailedeki son marangoz ustası olduğunu belirten Ramazan Ucuz, artık çalışmaktan çok zaman geçirdiklerini belirtti.1957 yılında mesleğe başladığını aktaran Fahri Ucuz ise babasının vefatının ardından mesleği oğlu ile birlikte yürüttüğünü belirtti.Gençlerin marangozluk mesleğine yeterince ilgi göstermediğini kaydeden Fahri Ucuz, &quot;Çırak yetişmiyor. Gelenler birkaç ay çalıştıktan sonra işi bırakıyor&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hGoX8ONZb0C4fntJgkgRFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıllık, mesleği, unutulmaya, yüz, tuttu:, Yetiştirecek, çırak, bulamıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hGoX8ONZb0C4fntJgkgRFw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="68 yıllık mesleği unutulmaya yüz tuttu: Yetiştirecek çırak bulamıyor"><p>Malatya'nın Yeşilyurt ilçesinde yaşayan 93 yaşındaki marangoz ustası Fahri Ucuz, babasından devraldığı mesleğini oğlu ile birlikte sürdürerek üç kuşaktır devam eden aile mesleğini yaşatıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y4dnazI7mU6yL347B6lZtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeşilyurt ilçesi Çavuşoğlu Mahallesi Sanayi Sitesi'nde yer alan atölyesinde çalışmalarına devam eden Fahri Ucuz, 68 yıldır marangozluk yapıyor. Gelişen teknolojiye bağlı olarak birçok marangoz atölyesinin kapandığı kentte mesleğini yaşatmaya çalışan Ucuz, ahşaba şekil vermeye devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CWi8mSMxtECgdGET5H66nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aile olarak marangozluk mesleğini üç kuşaktır sürdürdüklerini ifade eden Ramazan Ucuz, dedesi ve babasından aldığı mesleği 40 yıldır babasıyla birlikte devam ettirdiğini söyledi. Ailedeki son marangoz ustası olduğunu belirten Ramazan Ucuz, artık çalışmaktan çok zaman geçirdiklerini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d2pdv-M2g0KoVulJR5KtEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1957 yılında mesleğe başladığını aktaran Fahri Ucuz ise babasının vefatının ardından mesleği oğlu ile birlikte yürüttüğünü belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b2bXSE-DkUmrBj-os02Qig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gençlerin marangozluk mesleğine yeterince ilgi göstermediğini kaydeden Fahri Ucuz, "Çırak yetişmiyor. Gelenler birkaç ay çalıştıktan sonra işi bırakıyor" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hobi olarak başladı: Yumurtanın kabuğuna sanat nakşediyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hobi-olarak-basladi-yumurtanin-kabuguna-sanat-naksediyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hobi-olarak-basladi-yumurtanin-kabuguna-sanat-naksediyor</guid>
<description><![CDATA[ Çorum&#039;da sosyal medyada gördüğü görüntüden etkilenen vatandaş, 7 yıldır tavuk, kaz ve deve kuşu yumurtalarını oyarak adeta sanat eserlerine dönüştürüyor.45 yaşındaki Deniz Midiliç, sosyal medyada gördüğü kabuk oyma sanatından etkilendikten sonra kendisi de bu sanatı yapmak istedi.
Ankara&#039;daki bir usta ile irtibata geçen Midiliç, oyma sanatının nasıl yapıldığını öğrendi. Daha sonra evinin balkonunda, hobi olarak yumurtaları ve su kabakları oyarak çeşitli şekiller vermeye başlayan Midiliç, Çorum kent merkezindeki tarihi Dikiciler Arastası&#039;nda bir dükkan kiraladı.Burada tavuk, kaz, deve kuşu yumurtaları ve su kabağı gibi malzemeler üzerine armalar ve çeşitli motifler işleyen Midiliç&#039;in sanatı vatandaşlardan da büyük ilgi görmeye başladı. 7 yıldır yumurtaları adeta sanat eserine dönüştüren Midiliç, yaptığı ürünlerin Türkiye&#039;nin birçok şehrindeki vatandaşlardan ilgi gördüğünü dile getirdi.Aynı zamanda servis aracı şoförlüğü yaptığını belirten Deniz Midiliç, şu ifadeleri kullandı:
&quot;7 yıl önce sosyal medyada gördüğüm yumurta kabuğu ve su kabağı oymacılığına merak saldım. Ustamızın telefonunu bularak kendisiyle iletişime geçtim, hangi teknikleri ve aletleri kullandığını öğrendim. Sosyal medyadaki videolar ve ustamla yaptığımız görüntülü konuşmalar sayesinde, gerekli alet ve edevatları temin edip evimin balkonunda çalışmaya başladım. Zamanla alan dar gelince, Çorum Dikiciler Arastasında küçük bir atölye kiraladım ve oymacılığa orada devam ediyorum. Kaz yumurtası, tavuk yumurtası, devekuşu yumurtası ve su kabakları kullanarak anahtarlık, magnet, dekoratif objeler üretiyorum. Yaptığım her ürüne, müşterinin istediği logo veya arma gibi kişiye özel desenleri de işleyebiliyorum.&#039;&#039;Yaptığı sanatın Türkiye&#039;de sayılı kişiler tarafından icra edildiğini vurgulayan Midiliç, &quot;El emeği eserlerimi sadece Çorum&#039;da değil, Türkiye&#039;nin birçok noktasına gönderiyorum. Yumurta kabuğu oymacılığını Çorum&#039;da tek ben yapıyorum, ülke genelinde ise bu sanat dalında yalnızca 15 usta bulunuyor. Somut olmayan kültür mirası kapsamında Kültür Bakanlığı&#039;nın mülakatına katıldım ve sonuçları bekliyorum. Amacım bu alanda kendimi belgelemek, sanatımı daha ileri taşımak. Kendi yaş grubum ve üzerindeki herkesi, boş vakitlerini bu tür el sanatlarıyla değerlendirerek hem hobi edinmeye hem de aile ekonomilerine küçük de olsa katkıda bulunmaya davet ediyorum&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jx_YftMaXkqExpSLKGXIlA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hobi, olarak, başladı:, Yumurtanın, kabuğuna, sanat, nakşediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jx_YftMaXkqExpSLKGXIlA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hobi olarak başladı: Yumurtanın kabuğuna sanat nakşediyor"><p>Çorum'da sosyal medyada gördüğü görüntüden etkilenen vatandaş, 7 yıldır tavuk, kaz ve deve kuşu yumurtalarını oyarak adeta sanat eserlerine dönüştürüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ljRUQ8IJAkq9bcmvH21rmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>45 yaşındaki Deniz Midiliç, sosyal medyada gördüğü kabuk oyma sanatından etkilendikten sonra kendisi de bu sanatı yapmak istedi.
Ankara'daki bir usta ile irtibata geçen Midiliç, oyma sanatının nasıl yapıldığını öğrendi. Daha sonra evinin balkonunda, hobi olarak yumurtaları ve su kabakları oyarak çeşitli şekiller vermeye başlayan Midiliç, Çorum kent merkezindeki tarihi Dikiciler Arastası'nda bir dükkan kiraladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qlYX0S5aNUCLHyPwkuvssA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burada tavuk, kaz, deve kuşu yumurtaları ve su kabağı gibi malzemeler üzerine armalar ve çeşitli motifler işleyen Midiliç'in sanatı vatandaşlardan da büyük ilgi görmeye başladı. 7 yıldır yumurtaları adeta sanat eserine dönüştüren Midiliç, yaptığı ürünlerin Türkiye'nin birçok şehrindeki vatandaşlardan ilgi gördüğünü dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oDBmoMZdn0St0bUCkmDpiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aynı zamanda servis aracı şoförlüğü yaptığını belirten Deniz Midiliç, şu ifadeleri kullandı:
"7 yıl önce sosyal medyada gördüğüm yumurta kabuğu ve su kabağı oymacılığına merak saldım. Ustamızın telefonunu bularak kendisiyle iletişime geçtim, hangi teknikleri ve aletleri kullandığını öğrendim. Sosyal medyadaki videolar ve ustamla yaptığımız görüntülü konuşmalar sayesinde, gerekli alet ve edevatları temin edip evimin balkonunda çalışmaya başladım. Zamanla alan dar gelince, Çorum Dikiciler Arastasında küçük bir atölye kiraladım ve oymacılığa orada devam ediyorum. Kaz yumurtası, tavuk yumurtası, devekuşu yumurtası ve su kabakları kullanarak anahtarlık, magnet, dekoratif objeler üretiyorum. Yaptığım her ürüne, müşterinin istediği logo veya arma gibi kişiye özel desenleri de işleyebiliyorum.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ala9vXcVj02aL_C0nvCGHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaptığı sanatın Türkiye'de sayılı kişiler tarafından icra edildiğini vurgulayan Midiliç, "El emeği eserlerimi sadece Çorum'da değil, Türkiye'nin birçok noktasına gönderiyorum. Yumurta kabuğu oymacılığını Çorum'da tek ben yapıyorum, ülke genelinde ise bu sanat dalında yalnızca 15 usta bulunuyor. Somut olmayan kültür mirası kapsamında Kültür Bakanlığı'nın mülakatına katıldım ve sonuçları bekliyorum. Amacım bu alanda kendimi belgelemek, sanatımı daha ileri taşımak. Kendi yaş grubum ve üzerindeki herkesi, boş vakitlerini bu tür el sanatlarıyla değerlendirerek hem hobi edinmeye hem de aile ekonomilerine küçük de olsa katkıda bulunmaya davet ediyorum" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xqhAgcnl7kCWuaGnEiGsvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q_5Q8zoBWkqKURKqGRQ8SQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>45 derece havada zorlu mesai: Alevlerin başında ekmek parası kazanıyorlar</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/45-derece-havada-zorlu-mesai-alevlerin-basinda-ekmek-parasi-kazaniyorlar</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/45-derece-havada-zorlu-mesai-alevlerin-basinda-ekmek-parasi-kazaniyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;da emekçi kadınlar, 45 dereceyi bulan kavurucu sıcağa rağmen tandır başında mesai yaparak ekmek paralarını kazanmaya devam ediyor.Hatay&#039;da kavurucu sıcaklıklar etkili olmaya devam ediyor. 45 dereceyi bulan hava sıcaklığı, kentte çeşitli meslek gruplarını olumsuz etkiliyor. Sıcak havada zorlu mesaiyi sürdüren emekçi kadınlar, alevlerin içerisinde tandır başında çalışarak ekmek paralarını kazanıyorlar.Antakya ilçesi Kisecik Mahallesi&#039;nde yaşayan 5 kadın, tandırcılık mesleğini yaparak aile ekonomisine katkı sağlıyorlar. Kavurucu sıcağa rağmen pişirilen; ekmek, biberli ekmek ve gözleme vatandaşların damağında tat bırakıyor.Alevlerin yükseldiği tandırın içine elini soktuklarını söyleyen Makbule Doğru, şu ifadeleri kullandı:
&quot;3 yıldır tandırcılık yapıyorum. Çok zor, buradaki iş çok çok yoğun oluyor. Bu ateşe elimizi sokuyoruz düşünün. Sabah ezanının ardından hamur yoğuruluyor, sonra tandırı yakıyoruz. Hamurların kesimini ve ekmekleri yapıyoruz. Fiyatlar uygun ve müşteri memnun kalıyor, bir yiyen bir tane daha yiyor. Herkes buradaki emeği görüyor ve &#039;Allah yardımcınız&#039; olsun diyor.&#039;&#039;Tandırda sıcak havada çalışmanın zorluğundan bahseden Şehire Koşar, &quot;Tandırcılık dünyanın en zor mesleği diyebilirim. Burası hem çok sıcak hem de insanlar sabahtan kahvaltıya geldiği için onlara hizmet vermek zorundayız. Sabah 07.00&#039;de geliyoruz. Sipariş olursa akşama kadar sürüyor ama eğer sipariş olmazsa 15.00 veya 16.00&#039;ya kadar çalışıyoruz. Tandır önünde durunca sanki solaryuma girmiş gibi kapkara olduk. Sıcaklıklara artık alıştık&quot; ifadelerini kullandı ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/STc8dAz6OEmgapdeCq-lVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>derece, havada, zorlu, mesai:, Alevlerin, başında, ekmek, parası, kazanıyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/STc8dAz6OEmgapdeCq-lVw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="45 derece havada zorlu mesai: Alevlerin başında ekmek parası kazanıyorlar"><p>Hatay'da emekçi kadınlar, 45 dereceyi bulan kavurucu sıcağa rağmen tandır başında mesai yaparak ekmek paralarını kazanmaya devam ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-fY2-XmMR0uRMUbgXzTGvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hatay'da kavurucu sıcaklıklar etkili olmaya devam ediyor. 45 dereceyi bulan hava sıcaklığı, kentte çeşitli meslek gruplarını olumsuz etkiliyor. Sıcak havada zorlu mesaiyi sürdüren emekçi kadınlar, alevlerin içerisinde tandır başında çalışarak ekmek paralarını kazanıyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GGzrV0P9dkecJvYcY5MqNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antakya ilçesi Kisecik Mahallesi'nde yaşayan 5 kadın, tandırcılık mesleğini yaparak aile ekonomisine katkı sağlıyorlar. Kavurucu sıcağa rağmen pişirilen; ekmek, biberli ekmek ve gözleme vatandaşların damağında tat bırakıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5mY112SyZk2q-PNf6xwu7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alevlerin yükseldiği tandırın içine elini soktuklarını söyleyen Makbule Doğru, şu ifadeleri kullandı:
"3 yıldır tandırcılık yapıyorum. Çok zor, buradaki iş çok çok yoğun oluyor. Bu ateşe elimizi sokuyoruz düşünün. Sabah ezanının ardından hamur yoğuruluyor, sonra tandırı yakıyoruz. Hamurların kesimini ve ekmekleri yapıyoruz. Fiyatlar uygun ve müşteri memnun kalıyor, bir yiyen bir tane daha yiyor. Herkes buradaki emeği görüyor ve 'Allah yardımcınız' olsun diyor.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/25LESNr_Ik23G2qSKkBkcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tandırda sıcak havada çalışmanın zorluğundan bahseden Şehire Koşar, "Tandırcılık dünyanın en zor mesleği diyebilirim. Burası hem çok sıcak hem de insanlar sabahtan kahvaltıya geldiği için onlara hizmet vermek zorundayız. Sabah 07.00'de geliyoruz. Sipariş olursa akşama kadar sürüyor ama eğer sipariş olmazsa 15.00 veya 16.00'ya kadar çalışıyoruz. Tandır önünde durunca sanki solaryuma girmiş gibi kapkara olduk. Sıcaklıklara artık alıştık" ifadelerini kullandı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YXMg-Trx3U6megHg1QDC3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B1XIY6bOEE-MKbQPEl0f-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MmOFbhBX6UmVsbl8TVyjvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9UHUSnnxFkiJiwdm7JBoew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Q9eyrgp9kSg99KL4mKFgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avustralya&amp;apos;da keşfedildi: 44 gram çekirge</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/avustralyada-kesfedildi44-gram-cekirge</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/avustralyada-kesfedildi44-gram-cekirge</guid>
<description><![CDATA[ Avustralya&#039;da 40 santimetre uzunluğunda ve 44 gram ağırlığında yeni bir değnek çekirgesi türü bulundu. Türe &quot;Acrophylla alta&quot; adı verildi.ABC News&#039;un haberinde, Avustralya&#039;nın Queensland eyaletindeki yeni bir değnek çekirgesi türü keşfi duyuruldu.Buna göre, eyaletin kuzey kısımlarında 40 santimetre uzunluğunda ve 44 gram ağırlığında &quot;Acrophylla alta&quot; adı verilen yeni bir değnek çekirgesi türü bulundu. Türün kaşiflerinden Angus Emmott, sosyal medyada kendilerine ulaştırılan bir fotoğraftan yola çıkarak türü aramaya koyulduklarını belirtti. Türün yumurtalarını inceledikten sonra yeni olduğundan emin olduklarını belirten Emmott, yumurtaların ayrıştırıcı özelliklere sahip olduğunu kaydetti. EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ AĞIRLIĞITürün en önemli özelliğinin ağırlığı olduğuna dikkati çeken Emmott, &quot;Acrophylla alta&quot;nın Avustralya&#039;da bulunan en ağır böcek türü olabileceğini ifade etti.Emmot ayrıca, türün daha önce keşfedilmemiş olmasının sebebinin, habitatına ulaşımın zor olması olabileceğini anlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TI1IOE8M7E63nze6uoxOXg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Avustralyada, keşfedildi: 44, gram, çekirge</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TI1IOE8M7E63nze6uoxOXg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Avustralya'da keşfedildi: 44 gram çekirge"><p>Avustralya'da 40 santimetre uzunluğunda ve 44 gram ağırlığında yeni bir değnek çekirgesi türü bulundu. Türe "Acrophylla alta" adı verildi.</p><p>ABC News'un haberinde, Avustralya'nın Queensland eyaletindeki yeni bir değnek çekirgesi türü keşfi duyuruldu.</p><p>Buna göre, eyaletin kuzey kısımlarında 40 santimetre uzunluğunda ve 44 gram ağırlığında "Acrophylla alta" adı verilen yeni bir değnek çekirgesi türü bulundu. </p><p>Türün kaşiflerinden Angus Emmott, sosyal medyada kendilerine ulaştırılan bir fotoğraftan yola çıkarak türü aramaya koyulduklarını belirtti. </p><p>Türün yumurtalarını inceledikten sonra yeni olduğundan emin olduklarını belirten Emmott, yumurtaların ayrıştırıcı özelliklere sahip olduğunu kaydetti. </p><p><strong>EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ AĞIRLIĞI</strong></p><p>Türün en önemli özelliğinin ağırlığı olduğuna dikkati çeken Emmott, "Acrophylla alta"nın Avustralya'da bulunan en ağır böcek türü olabileceğini ifade etti.</p><p>Emmot ayrıca, türün daha önce keşfedilmemiş olmasının sebebinin, habitatına ulaşımın zor olması olabileceğini anlattı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolorektal Cerrah açıkladı: Bağırsak kanserini önlemenin yolu buymuş</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kolorektal-cerrah-acikladi-bagirsak-kanserini-oenlemenin-yolu-buymus</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kolorektal-cerrah-acikladi-bagirsak-kanserini-oenlemenin-yolu-buymus</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere’de kişilerin yeterli lif tüketmemesi, özellikle gençlerde bağırsak kanseri vakalarında artışa neden oluyor. Uzmanlar, günlük lif alımının artırılması gerektiği konusunda uyarıyor.İngiltere’de yeterli miktarda lif tüketiminin yaygın olmaması, bağırsak kanseri riskini ciddi oranda artırıyor. Kolorektal cerrah olarak görev yapan Dr. Haney Youssef, genç yetişkinlerde görülen bağırsak kanseri vakalarının artışı nedeniyle endişeli olduklarını belirtti.Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS) rehberlerine göre, yetişkinlerin günde en az 30 gram lif tüketmesi gerekiyor. Ancak Youssef’e göre, ülkedeki yetişkinler bu hedefin oldukça gerisinde kalıyor ve günlük ortalama sadece 18–20 gram lif alıyor. Bu durum, bağırsak kanseri riskini önemli ölçüde artırıyor.“Yeterli lif tüketen kişilerde kolorektal kanser oranları çok daha düşük” diyen Youssef, özellikle genç nüfustaki artışın altını çizdi. Bowel Cancer UK’ye göre, vakaların yüzde 28’inin temelinde lif eksikliği yer alıyor.Youssef, hastalıktan korunmak için her öğüne tam tahıllar, meyve-sebzeler, kuruyemiş ve tohum gibi lif açısından zengin gıdaların dahil edilmesini öneriyor. Lifin, bağırsak ortamını sağlıklı tutarak zararlı maddelerin temizlenmesine yardımcı olduğunu belirten cerrah, “Lifler doğanın iç temizlik sistemidir” ifadelerini kullandı.Lif, vücut tarafından sindirilemeyen bir karbonhidrat türü olarak bağırsakların düzenli çalışmasını sağlıyor. Ayrıca, liflerin fermantasyonu sonucu oluşan kısa zincirli yağ asitlerinin anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğunu ve hücresel mutasyonları engelleyebileceğini vurguladı.Yılın başlarında yayımlanan bir araştırma, lifin, bağırsaklara zarar verdiği bilinen ve vakalardaki artışın potansiyel sebeplerinden biri olan E. coli bakterisine karşı koruyucu olabileceğini öne sürdü. ı Dr. Alasdair Scott da yüksek lifli diyetin, tümör gelişimine yol açan mutasyonlara karşı koruyucu etki sağlayabileceğini söyledi.Youssef, günlük lif hedefinin üçte birinin yalnızca bir kase yulaf lapasına fındık ve orman meyveleri eklenerek karşılanabileceğini belirtti. Ancak lif tüketiminin sindirim sistemine adapte olabilmesi için kademeli artırılması gerektiğini de vurguladı.Son dönemde bağırsak hareketlerine eşlik eden kötü kokuların kanser belirtisi olabileceği yönünde artan endişelere de değinen Youssef, “Çoğu kötü koku kansere bağlı değil. Enfeksiyonlar, diyet değişiklikleri ya da gıda intoleransları bu kokuların başlıca nedenidir,” dedi. Ancak, birkaç hafta içinde geçmeyen bağırsak alışkanlığı değişikliklerinde doktora başvurulması gerektiğini vurguladı.Bağırsak kanserinin belirtileri arasında kabızlık ya da ishal gibi sürekli bağırsak alışkanlığı değişiklikleri, dışkıda kan, karın ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı ve yorgunluk yer alıyor. Ancak hastalık, hiçbir belirti göstermeden de ilerleyebiliyor.Son küresel araştırmalar, 50 yaş altındaki bireylerde bağırsak kanseri oranlarının 27 ülkede arttığını gösteriyor. Obezite bu artışla bağlantılı olsa da, sağlıklı ve aktif bireylerde de görülmesi, çevresel faktörlerin etkili olabileceği yönündeki şüpheleri artırıyor. Kimyasallar, mikroplastikler ve kirlilik gibi çeşitli teoriler gündemde.İngiltere&#039;de her yıl yaklaşık 44.000, ABD’de ise yaklaşık 130.000 yeni bağırsak kanseri vakası teşhis ediliyor. İngiltere&#039;de yılda 17.000, ABD’de ise 50.000&#039;e yakın insan hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. İngiltere Kanser Araştırmaları Kurumu, bağırsak kanseri vakalarının %54’ünün önlenebilir olduğunu belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8AcMY9HsIUKp6_fMMidGzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolorektal, Cerrah, açıkladı:, Bağırsak, kanserini, önlemenin, yolu, buymuş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8AcMY9HsIUKp6_fMMidGzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolorektal Cerrah açıkladı: Bağırsak kanserini önlemenin yolu buymuş"><p>İngiltere’de kişilerin yeterli lif tüketmemesi, özellikle gençlerde bağırsak kanseri vakalarında artışa neden oluyor. Uzmanlar, günlük lif alımının artırılması gerektiği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yku5PZ1roU2gTefaajjp4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere’de yeterli miktarda lif tüketiminin yaygın olmaması, bağırsak kanseri riskini ciddi oranda artırıyor. Kolorektal cerrah olarak görev yapan Dr. Haney Youssef, genç yetişkinlerde görülen bağırsak kanseri vakalarının artışı nedeniyle endişeli olduklarını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fnlNvji_iUSBPh3tZYS4_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS) rehberlerine göre, yetişkinlerin günde en az 30 gram lif tüketmesi gerekiyor. Ancak Youssef’e göre, ülkedeki yetişkinler bu hedefin oldukça gerisinde kalıyor ve günlük ortalama sadece 18–20 gram lif alıyor. Bu durum, bağırsak kanseri riskini önemli ölçüde artırıyor.“Yeterli lif tüketen kişilerde kolorektal kanser oranları çok daha düşük” diyen Youssef, özellikle genç nüfustaki artışın altını çizdi. Bowel Cancer UK’ye göre, vakaların yüzde 28’inin temelinde lif eksikliği yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oDIVptL_SE6OPJ_mFUGssA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Youssef, hastalıktan korunmak için her öğüne tam tahıllar, meyve-sebzeler, kuruyemiş ve tohum gibi lif açısından zengin gıdaların dahil edilmesini öneriyor. Lifin, bağırsak ortamını sağlıklı tutarak zararlı maddelerin temizlenmesine yardımcı olduğunu belirten cerrah, “Lifler doğanın iç temizlik sistemidir” ifadelerini kullandı.Lif, vücut tarafından sindirilemeyen bir karbonhidrat türü olarak bağırsakların düzenli çalışmasını sağlıyor. Ayrıca, liflerin fermantasyonu sonucu oluşan kısa zincirli yağ asitlerinin anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğunu ve hücresel mutasyonları engelleyebileceğini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AF2ASNT2vkKtDaW-TjmokQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yılın başlarında yayımlanan bir araştırma, lifin, bağırsaklara zarar verdiği bilinen ve vakalardaki artışın potansiyel sebeplerinden biri olan E. coli bakterisine karşı koruyucu olabileceğini öne sürdü. ı Dr. Alasdair Scott da yüksek lifli diyetin, tümör gelişimine yol açan mutasyonlara karşı koruyucu etki sağlayabileceğini söyledi.Youssef, günlük lif hedefinin üçte birinin yalnızca bir kase yulaf lapasına fındık ve orman meyveleri eklenerek karşılanabileceğini belirtti. Ancak lif tüketiminin sindirim sistemine adapte olabilmesi için kademeli artırılması gerektiğini de vurguladı.Son dönemde bağırsak hareketlerine eşlik eden kötü kokuların kanser belirtisi olabileceği yönünde artan endişelere de değinen Youssef, “Çoğu kötü koku kansere bağlı değil. Enfeksiyonlar, diyet değişiklikleri ya da gıda intoleransları bu kokuların başlıca nedenidir,” dedi. Ancak, birkaç hafta içinde geçmeyen bağırsak alışkanlığı değişikliklerinde doktora başvurulması gerektiğini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SXBt1XUgcUSkqmRQ_YfIGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak kanserinin belirtileri arasında kabızlık ya da ishal gibi sürekli bağırsak alışkanlığı değişiklikleri, dışkıda kan, karın ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı ve yorgunluk yer alıyor. Ancak hastalık, hiçbir belirti göstermeden de ilerleyebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lDCd6iEj4UesibrXUyLJ2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son küresel araştırmalar, 50 yaş altındaki bireylerde bağırsak kanseri oranlarının 27 ülkede arttığını gösteriyor. Obezite bu artışla bağlantılı olsa da, sağlıklı ve aktif bireylerde de görülmesi, çevresel faktörlerin etkili olabileceği yönündeki şüpheleri artırıyor. Kimyasallar, mikroplastikler ve kirlilik gibi çeşitli teoriler gündemde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N42ajVo7rU66FVieMgq5Nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de her yıl yaklaşık 44.000, ABD’de ise yaklaşık 130.000 yeni bağırsak kanseri vakası teşhis ediliyor. İngiltere'de yılda 17.000, ABD’de ise 50.000'e yakın insan hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. İngiltere Kanser Araştırmaları Kurumu, bağırsak kanseri vakalarının %54’ünün önlenebilir olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Psikopat mısınız? 4 belirgin işaret var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/psikopat-misiniz-4-belirgin-isaret-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/psikopat-misiniz-4-belirgin-isaret-var</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir bilimsel araştırma, psikopatik özelliklerin beynin yapısal bağlantılarıyla doğrudan ilişkili olabileceğini ortaya koydu.Psikopati doğuştan mı gelir, yoksa çevresel faktörlerin bir ürünü müdür? Çinli bir nörolog ekibi, bu sorunun peşine düşerek beynin bazı bölgelerinin saldırganlık, dürtüsellik ve empati eksikliği gibi psikopatik özellikleri destekleyecek şekilde yapılandığını ortaya koydu.Avrupa Nörobilim Dergisi’nde yayımlanan çalışmada, daha önce psikopat olarak klinik teşhis almamış ancak psikopatik eğilimlere sahip olduğunu bildiren 82 bireyin beyin taramaları incelendi. Araştırmacılar, bu bireylerin dürtüsellik, saldırganlık ve empati eksikliği gibi davranışları sergileme olasılığının daha düşük psikopatik özelliklere sahip bireylere kıyasla daha yüksek olduğunu buldu.Araştırma, özellikle beynin ön (frontal) ve yan (parietal) bölgelerinde yapısal bağlantıların güçlendiğini gösterdi. Bu alanlar, karar alma, duygu düzenleme ve dikkat gibi işlevlerden sorumlu. Bulgulara göre, psikopatik özellikleri yüksek bireylerde bu bağlantılar daha yoğun ve belirgin.Araştırmacılar, bu kişilerin beyinlerinde bazı yolların aşırı güçlendiğini, bazılarının ise zayıfladığını belirtti. Bu durumun da zarar verici ya da toplum normlarına aykırı davranışları tetikleyebileceği vurgulandı.Psikopatik eğilimler, yalnızca şiddet ya da suç davranışlarıyla sınırlı değil. Bu özellikler, duygusal kopukluk, manipülatif iletişim ve empati eksikliği gibi daha geniş bir davranış yelpazesiyle de ilişkilendiriliyor.Araştırma, psikopatiyi bir spektrum olarak ele alıyor. Her psikopatik özelliğe sahip birey klinik düzeyde bir psikopat değil. İnsanlar bu özellikleri farklı düzeylerde taşıyabilir ve çoğu zaman klinik teşhis almadan yaşamlarını sürdürebilir.ABD’de yapılan istatistikler, nüfusun yaklaşık yüzde 1’inin klinik olarak psikopat teşhisi aldığını gösteriyor. Bu da yaklaşık 3,3 milyon kişiye karşılık geliyor.Araştırma verileri, Almanya’nın Leipzig kentindeki &quot;Leipzig Zihin-Beden Veritabanı&quot;ndan elde edildi. Katılımcılar, psikopatik özellikleri değerlendiren &quot;Kısa Karanlık Üçlü Testi&quot;ni doldurdu. Bu test, narsisizm, manipülasyon ve empati eksikliği gibi eğilimleri ölçen 27 sorudan oluşuyor.Ayrıca katılımcıların dışa dönük davranışları da “Yetişkin Öz Bildirimi” adlı ölçekle değerlendirildi. Bu ölçüm; saldırganlık, sınır ihlali ve uygunsuz sosyal davranışlar gibi çeşitli belirtileri içeriyor.Araştırma sonucunda, psikopatik özelliklerle bağlantılı olarak pozitif ve negatif olmak üzere iki temel beyin ağı belirlendi. Pozitif ağ, karar verme ve duygu düzenleme bölgeleri arasındaki bağlantıların güçlendiği alanları tanımlarken; negatif ağ, öz denetim ve dikkat gibi süreçleri yöneten bölgelerdeki bağlantıların zayıflamasını içeriyor.Dil ve iletişim bölgelerinde de dikkat çekici bağlantılar bulundu. Manipülasyona yatkın bireylerin, dili daha çok stratejik ve kontrol edici amaçlarla kullandığı düşünülüyor.Ayrıca ödül sistemi ile karar verme merkezleri arasında güçlü bağlantılar tespit edildi. Bu durum, psikopatların kısa vadeli tatmin uğruna başkalarına zarar verebilmelerini açıklıyor.İngiltere merkezli psikiyatrist Dr. Jaleel Mohammed, psikopatların diğer insanların duygularına karşı genel bir ilgisizlik sergilediğini belirterek, “Bir psikopata duygularınızı anlattığınızda, size açıkça umursamadığını söyleyebilir” dedi.Dr. Mohammed’e göre psikopatlar için empati kurmak zaman kaybı olarak görülebilir ve iletişim genellikle çıkar temellidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fwjwuphcg0WiX9OhXbm-Gg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Psikopat, mısınız, belirgin, işaret, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fwjwuphcg0WiX9OhXbm-Gg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Psikopat mısınız? 4 belirgin işaret var"><p>Yeni bir bilimsel araştırma, psikopatik özelliklerin beynin yapısal bağlantılarıyla doğrudan ilişkili olabileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/US0PoNXHlU-URTtwX-EL3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikopati doğuştan mı gelir, yoksa çevresel faktörlerin bir ürünü müdür? Çinli bir nörolog ekibi, bu sorunun peşine düşerek beynin bazı bölgelerinin saldırganlık, dürtüsellik ve empati eksikliği gibi psikopatik özellikleri destekleyecek şekilde yapılandığını ortaya koydu.Avrupa Nörobilim Dergisi’nde yayımlanan çalışmada, daha önce psikopat olarak klinik teşhis almamış ancak psikopatik eğilimlere sahip olduğunu bildiren 82 bireyin beyin taramaları incelendi. Araştırmacılar, bu bireylerin dürtüsellik, saldırganlık ve empati eksikliği gibi davranışları sergileme olasılığının daha düşük psikopatik özelliklere sahip bireylere kıyasla daha yüksek olduğunu buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FeH_mnufCUGrCh7yTJzZBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, özellikle beynin ön (frontal) ve yan (parietal) bölgelerinde yapısal bağlantıların güçlendiğini gösterdi. Bu alanlar, karar alma, duygu düzenleme ve dikkat gibi işlevlerden sorumlu. Bulgulara göre, psikopatik özellikleri yüksek bireylerde bu bağlantılar daha yoğun ve belirgin.Araştırmacılar, bu kişilerin beyinlerinde bazı yolların aşırı güçlendiğini, bazılarının ise zayıfladığını belirtti. Bu durumun da zarar verici ya da toplum normlarına aykırı davranışları tetikleyebileceği vurgulandı.Psikopatik eğilimler, yalnızca şiddet ya da suç davranışlarıyla sınırlı değil. Bu özellikler, duygusal kopukluk, manipülatif iletişim ve empati eksikliği gibi daha geniş bir davranış yelpazesiyle de ilişkilendiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yE6H9qDYO0mCYKZL-BLlEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, psikopatiyi bir spektrum olarak ele alıyor. Her psikopatik özelliğe sahip birey klinik düzeyde bir psikopat değil. İnsanlar bu özellikleri farklı düzeylerde taşıyabilir ve çoğu zaman klinik teşhis almadan yaşamlarını sürdürebilir.ABD’de yapılan istatistikler, nüfusun yaklaşık yüzde 1’inin klinik olarak psikopat teşhisi aldığını gösteriyor. Bu da yaklaşık 3,3 milyon kişiye karşılık geliyor.Araştırma verileri, Almanya’nın Leipzig kentindeki "Leipzig Zihin-Beden Veritabanı"ndan elde edildi. Katılımcılar, psikopatik özellikleri değerlendiren "Kısa Karanlık Üçlü Testi"ni doldurdu. Bu test, narsisizm, manipülasyon ve empati eksikliği gibi eğilimleri ölçen 27 sorudan oluşuyor.Ayrıca katılımcıların dışa dönük davranışları da “Yetişkin Öz Bildirimi” adlı ölçekle değerlendirildi. Bu ölçüm; saldırganlık, sınır ihlali ve uygunsuz sosyal davranışlar gibi çeşitli belirtileri içeriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e4rVzF0NUU-x60ent15Scg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma sonucunda, psikopatik özelliklerle bağlantılı olarak pozitif ve negatif olmak üzere iki temel beyin ağı belirlendi. Pozitif ağ, karar verme ve duygu düzenleme bölgeleri arasındaki bağlantıların güçlendiği alanları tanımlarken; negatif ağ, öz denetim ve dikkat gibi süreçleri yöneten bölgelerdeki bağlantıların zayıflamasını içeriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7l9o9YFFfUCCkM9gFwvrZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dil ve iletişim bölgelerinde de dikkat çekici bağlantılar bulundu. Manipülasyona yatkın bireylerin, dili daha çok stratejik ve kontrol edici amaçlarla kullandığı düşünülüyor.Ayrıca ödül sistemi ile karar verme merkezleri arasında güçlü bağlantılar tespit edildi. Bu durum, psikopatların kısa vadeli tatmin uğruna başkalarına zarar verebilmelerini açıklıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/11YT-bhx80yLYrXxNaHXbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere merkezli psikiyatrist Dr. Jaleel Mohammed, psikopatların diğer insanların duygularına karşı genel bir ilgisizlik sergilediğini belirterek, “Bir psikopata duygularınızı anlattığınızda, size açıkça umursamadığını söyleyebilir” dedi.Dr. Mohammed’e göre psikopatlar için empati kurmak zaman kaybı olarak görülebilir ve iletişim genellikle çıkar temellidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeterli omega&amp;3 yağ asidi almadığınızı nasıl anlarsınız?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yeterli-omega-3-yag-asidi-almadiginizi-nasil-anlarsiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yeterli-omega-3-yag-asidi-almadiginizi-nasil-anlarsiniz</guid>
<description><![CDATA[ Vücudunuz omega-3 yağ asitlerini kendi başına üretemediğinden, bunları yiyeceklerden almanız gerekir. Beyninizin sağlıklı kalması, kalbinizin iyi çalışması ve iltihabın kontrol altında tutulması için çok önemlidirler. Yeterince almazsanız, sağlığınız birçok yönden olumsuz etkilenebilir.Omega-3&#039;ler cildinizdeki yağ bariyerinin sağlam kalmasına yardımcı olarak cildinizin yumuşak, nemli ve sağlıklı kalmasını sağlar. Yeterli miktarda almazsanız cildiniz pürüzlü, pullu veya donuk görünebilir.Omega-3&#039;ler saç deriniz ve saç kökleriniz için iyidir, bu nedenle saçınızı kuru, kırılgan hale getirebilir veya kırılma olasılığını artırabilir.Bu yağlar beyniniz için iyidir ve ruh halinizi dengede tutmanıza yardımcı olur. Yeterli omega-3 almazsanız, kendinizi daha kaygılı, sinirli ve hatta üzgün hissedebilirsiniz. Bazı araştırmalar, yeterli omega-3 almamanın depresyona ve duygusal olarak dengesizliğe yol açabileceğini gösteriyor.DHA, retinanın büyük bir bölümünü oluşturan bir omega-3 türüdür. Yeterli miktarda almazsanız, gözleriniz kuruyabilir ve zamanla görmeniz kötüleşebilir. Yeterli miktarda omega-3 almayan kişilerde göz ağrısı veya yorgunluk gibi sorunlar da görülebilir.Omega-3 yağ asitleri vücuttaki iltihabı azaltmaya yardımcı olur. Yeterli miktarda almazsanız, eklemlerinizin daha fazla ağrıdığını, sertleştiğini veya şiştiğini fark edebilirsiniz. Bu durum, özellikle artrit veya hareket etmeyi ağrılı hale getiren diğer rahatsızlıkları olan kişiler için kötü olabilir.Yeterli omega-3 almamak odaklanmayı zorlaştırabilir, bir şeyleri unutmanıza veya zihinsel olarak uyuşuk hissetmenize neden olabilir. Uzun süreli düşük alım, zamanla bilişsel işlevleri bile etkileyebilir.Cildinizin, beyninizin, gözlerinizin ve eklemlerinizin sağlıklı olması için omega-3 yağ asitlerine ihtiyacı vardır. Bu belirtileri görüyorsanız, beslenme düzeninizi değiştirmek veya bir doktora görünmek uzun vadede sağlıklı kalmanıza yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Rbhgw-L4E2sD-HB8PtWYQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yeterli, omega-3, yağ, asidi, almadığınızı, nasıl, anlarsınız</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Rbhgw-L4E2sD-HB8PtWYQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yeterli omega-3 yağ asidi almadığınızı nasıl anlarsınız?"><p>Vücudunuz omega-3 yağ asitlerini kendi başına üretemediğinden, bunları yiyeceklerden almanız gerekir. Beyninizin sağlıklı kalması, kalbinizin iyi çalışması ve iltihabın kontrol altında tutulması için çok önemlidirler. Yeterince almazsanız, sağlığınız birçok yönden olumsuz etkilenebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TMAeOYIXM0Sp6MIDbVOjWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega-3'ler cildinizdeki yağ bariyerinin sağlam kalmasına yardımcı olarak cildinizin yumuşak, nemli ve sağlıklı kalmasını sağlar. Yeterli miktarda almazsanız cildiniz pürüzlü, pullu veya donuk görünebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3QWCM551-0usR2dO9cIFWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega-3'ler saç deriniz ve saç kökleriniz için iyidir, bu nedenle saçınızı kuru, kırılgan hale getirebilir veya kırılma olasılığını artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0khyS1Qr8Ue85IE3e3odYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yağlar beyniniz için iyidir ve ruh halinizi dengede tutmanıza yardımcı olur. Yeterli omega-3 almazsanız, kendinizi daha kaygılı, sinirli ve hatta üzgün hissedebilirsiniz. Bazı araştırmalar, yeterli omega-3 almamanın depresyona ve duygusal olarak dengesizliğe yol açabileceğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MN2meT7uPUWussGuM1JGYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DHA, retinanın büyük bir bölümünü oluşturan bir omega-3 türüdür. Yeterli miktarda almazsanız, gözleriniz kuruyabilir ve zamanla görmeniz kötüleşebilir. Yeterli miktarda omega-3 almayan kişilerde göz ağrısı veya yorgunluk gibi sorunlar da görülebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lL4gYO964EicVOFMGIT2Ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega-3 yağ asitleri vücuttaki iltihabı azaltmaya yardımcı olur. Yeterli miktarda almazsanız, eklemlerinizin daha fazla ağrıdığını, sertleştiğini veya şiştiğini fark edebilirsiniz. Bu durum, özellikle artrit veya hareket etmeyi ağrılı hale getiren diğer rahatsızlıkları olan kişiler için kötü olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cT0DoFK77kKHf_xtG_HeQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterli omega-3 almamak odaklanmayı zorlaştırabilir, bir şeyleri unutmanıza veya zihinsel olarak uyuşuk hissetmenize neden olabilir. Uzun süreli düşük alım, zamanla bilişsel işlevleri bile etkileyebilir.Cildinizin, beyninizin, gözlerinizin ve eklemlerinizin sağlıklı olması için omega-3 yağ asitlerine ihtiyacı vardır. Bu belirtileri görüyorsanız, beslenme düzeninizi değiştirmek veya bir doktora görünmek uzun vadede sağlıklı kalmanıza yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Harvardlı uzman açıkladı: Karaciğer hastalığının 5 cilt belirtisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/harvardli-uzman-acikladi-karaciger-hastaliginin-5-cilt-belirtisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/harvardli-uzman-acikladi-karaciger-hastaliginin-5-cilt-belirtisi</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer hastalıkları genellikle belirgin semptom vermeden ilerlerken, ciltteki bu belirtiler hastalığın erken evrelerinde önemli ipuçları veriyor. Peki, karaciğer hastalığının ciltte ortaya çıkan belirtileri neler?Harvard ve Stanford eğitimli Dr. Saurabh Sethi, karaciğer hastalıklarının sessizce ilerleyebileceğini ancak ciltte ortaya çıkan bazı belirtilerin erken uyarı işareti olabileceğini belirtiyor.Karaciğer hastalıkları genellikle belirgin semptom vermeden ilerlerken, ciltteki bu belirtiler hastalığın erken evrelerinde önemli ipuçları sunuyor.Dr. Sethi, gözlerin sararması (sarılık) gibi klasik belirtilerin yanı sıra, ciltte ortaya çıkan örümcek damarlar, avuç içinde kızarıklık ve açıklanamayan kaşıntının da karaciğer sağlığının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret ettiğini vurguluyor.İşte karaciğer hastalığına işaret edebilecek ve kesinlikle göz ardı edilmemesi gereken 5 cilt belirtisi:SARILIK (Cilt ve Gözlerde Sararma)Karaciğerin bilirubini yeterince işleyememesi sonucu ortaya çıkan sarılık, cilt ve göz aklarında belirgin sarı renk değişimi olarak kendini gösteriyor. Dr. Sethi, sarılığın hepatit, safra kanalı tıkanıklığı veya ileri karaciğer hastalıklarında acil tıbbi değerlendirme gerektiren ciddi bir uyarı olduğunu söylüyor.Yüz, boyun, göğüs ve kollarda görülen kırmızı, ağ şeklindeki damar kümeleri, karaciğerin hormon metabolizmasında bozulma olduğunu gösterebilir. Bu durum, özellikle siroz veya kronik karaciğer hastalığında sık görülür.Başparmak ve serçe parmak tabanında kalıcı kızarıklık olarak ortaya çıkan bu belirti, hormonal dengesizlik ve kan akışındaki değişikliklerle bağlantılıdır. Siroz ve otoimmün karaciğer hastalıklarında sıkça görülür.Özellikle geceleri artan, döküntüsüz kaşıntı, safra asitlerinin birikmesiyle ilişkili olup kolestaz ve primer biliyer kolanjit gibi hastalıklarda görülür. Dr. Sethi, bu tür kaşıntının erken karaciğer patolojisi belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor.HİPERPİGMENTASYON (Ciltte Koyu Lekeler)Göz çevresi, ağız kenarları ve koltuk altlarında ortaya çıkan koyu renk değişiklikleri, karaciğer fonksiyon bozukluğunun ve hormonal dengesizliklerin göstergesi olabilir. Hemokromatozis ve alkolsüz steatohepatit gibi durumlarda sıkça görülür.Bu belirtilerden bir ya da birkaçını fark edenlerin vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurması gerekiyor. Dengeli beslenme, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve düzenli sağlık kontrolleri, karaciğer sağlığının korunmasında kritik öneme sahip.Dr. Sethi, erken teşhisin geri dönüşü olmayan karaciğer hasarını önlemede hayat kurtarıcı olduğunu hatırlatıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zKikYcktSUqIpTyZ1jvYJw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Harvardlı, uzman, açıkladı:, Karaciğer, hastalığının, cilt, belirtisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zKikYcktSUqIpTyZ1jvYJw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Harvardlı uzman açıkladı: Karaciğer hastalığının 5 cilt belirtisi"><p>Karaciğer hastalıkları genellikle belirgin semptom vermeden ilerlerken, ciltteki bu belirtiler hastalığın erken evrelerinde önemli ipuçları veriyor. Peki, karaciğer hastalığının ciltte ortaya çıkan belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZaM2ZYO0mEuq6l3XiIWsRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harvard ve Stanford eğitimli Dr. Saurabh Sethi, karaciğer hastalıklarının sessizce ilerleyebileceğini ancak ciltte ortaya çıkan bazı belirtilerin erken uyarı işareti olabileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3k5ifybi5061G_Bg8nmskg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer hastalıkları genellikle belirgin semptom vermeden ilerlerken, ciltteki bu belirtiler hastalığın erken evrelerinde önemli ipuçları sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNl-w36VA0aEGcgarp4Uxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, gözlerin sararması (sarılık) gibi klasik belirtilerin yanı sıra, ciltte ortaya çıkan örümcek damarlar, avuç içinde kızarıklık ve açıklanamayan kaşıntının da karaciğer sağlığının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret ettiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5k3a0Iam7ku82k08g9uNjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte karaciğer hastalığına işaret edebilecek ve kesinlikle göz ardı edilmemesi gereken 5 cilt belirtisi:SARILIK (Cilt ve Gözlerde Sararma)Karaciğerin bilirubini yeterince işleyememesi sonucu ortaya çıkan sarılık, cilt ve göz aklarında belirgin sarı renk değişimi olarak kendini gösteriyor. Dr. Sethi, sarılığın hepatit, safra kanalı tıkanıklığı veya ileri karaciğer hastalıklarında acil tıbbi değerlendirme gerektiren ciddi bir uyarı olduğunu söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JeVohPgoR0KTE9ZRSuzKQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüz, boyun, göğüs ve kollarda görülen kırmızı, ağ şeklindeki damar kümeleri, karaciğerin hormon metabolizmasında bozulma olduğunu gösterebilir. Bu durum, özellikle siroz veya kronik karaciğer hastalığında sık görülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1MvmIsYLcE2BL0Z6Wa-oZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başparmak ve serçe parmak tabanında kalıcı kızarıklık olarak ortaya çıkan bu belirti, hormonal dengesizlik ve kan akışındaki değişikliklerle bağlantılıdır. Siroz ve otoimmün karaciğer hastalıklarında sıkça görülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Obr4YqC1W0eZbDFVpoqTyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle geceleri artan, döküntüsüz kaşıntı, safra asitlerinin birikmesiyle ilişkili olup kolestaz ve primer biliyer kolanjit gibi hastalıklarda görülür. Dr. Sethi, bu tür kaşıntının erken karaciğer patolojisi belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor.HİPERPİGMENTASYON (Ciltte Koyu Lekeler)Göz çevresi, ağız kenarları ve koltuk altlarında ortaya çıkan koyu renk değişiklikleri, karaciğer fonksiyon bozukluğunun ve hormonal dengesizliklerin göstergesi olabilir. Hemokromatozis ve alkolsüz steatohepatit gibi durumlarda sıkça görülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tIAEh5NtcEab8RHbXXxJ1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu belirtilerden bir ya da birkaçını fark edenlerin vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurması gerekiyor. Dengeli beslenme, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve düzenli sağlık kontrolleri, karaciğer sağlığının korunmasında kritik öneme sahip.Dr. Sethi, erken teşhisin geri dönüşü olmayan karaciğer hasarını önlemede hayat kurtarıcı olduğunu hatırlatıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İlişkide güvenli misiniz? Duygusal güvenliğin 5 temel işareti</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/iliskide-guvenli-misiniz-duygusal-guvenligin-5-temel-isareti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/iliskide-guvenli-misiniz-duygusal-guvenligin-5-temel-isareti</guid>
<description><![CDATA[ İlişkilerde duygusal güvenlik, kişilerin kendini ifade edebildiği, yargılanmadan anlaşılabildiği ve gelişimine alan tanınan bir ortam sunar. Bu ortamda tuhaflıklarınız sevilir, hayalleriniz desteklenir, hatalarınız ise büyüme fırsatı olarak görülür. Peki, sizinki sadece “rahat” bir ilişki mi, yoksa duygusal açıdan gerçekten güvenli bir birliktelik mi?Duygusal olarak güvenli bir ilişkide, kişi duygularını açıkça dile getirmekten çekinmez. Sevinçler, hayal kırıklıkları ya da kişisel hatalar alay ya da yargı korkusu olmadan paylaşılabilir. Partnerler arasında öfke ya da reddedilme yerine empati ve anlayış hakimdir. Bu ortamda kişi kendini sansürlemeden ifade edebilir.Hiç kimse mükemmel değildir. Sağlıklı ilişkilerde yapılan hatalar, bir ceza ya da koz olarak kullanılmaz. Aksine, nezaketle ele alınır. Kırıcı tavırlar yerine telafi ve bağışlama ön plandadır. Geçmiş hatalar, gelecekteki tartışmaların silahı değil; öğrenme ve gelişmenin zeminidir.Çocukluk travmaları, utanç verici alışkanlıklar ya da büyük hayaller... Bu tür samimi paylaşımlar, güvenli ilişkilerde asla alay konusu edilmez. Duygusal olarak güvenli bir partner, bu sırları öfke anında kullanmak yerine, güvenle saklar. Böylece ilişki mahremiyet ve sadakat üzerine kurulur.Her ilişkide çatışmalar yaşanır. Ancak duygusal güvenin olduğu ilişkilerde bu çatışmalar, felakete değil, anlayışa ve yakınlığa zemin hazırlar. Tartışmalar bağırışla değil, sabır ve saygıyla ele alınır. Sonrasında taraflar kendini yalnız ya da değersiz değil; daha anlaşılmış ve birbirine daha yakın hisseder.Güvenli ilişkiler durağan değil, destekleyicidir. Partnerler birbirlerinin hedeflerine engel olmak yerine cesaret verir. Kıskançlık ya da tehdit yerine; başarılar birlikte kutlanır, başarısızlıklarda empati kurulur. Bu da ilişkinin sadece sevgiyle değil, saygıyla da büyümesini sağlar.Duygusal güven, sadece huzurlu değil, dönüştürücü bir bağ yaratır. Gerçek sevgi, partnerlerin kendileri olabildikleri ve birlikte gelişebildikleri ilişkilerde filizlenir. Eğer bu beş işareti ilişkinizde görebiliyorsanız, nadir bulunan bir değere sahipsiniz demektir. Aksi halde, ilişkinizi yeniden değerlendirmenin zamanı gelmiş olabilir. Çünkü duygusal güvenlik, tesadüfen değil; emek, öz farkındalık ve karşılıklı çabayla inşa edilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0kfmNnSGLU21-SN1YKkC5w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İlişkide, güvenli, misiniz, Duygusal, güvenliğin, temel, işareti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0kfmNnSGLU21-SN1YKkC5w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İlişkide güvenli misiniz? Duygusal güvenliğin 5 temel işareti"><p>İlişkilerde duygusal güvenlik, kişilerin kendini ifade edebildiği, yargılanmadan anlaşılabildiği ve gelişimine alan tanınan bir ortam sunar. Bu ortamda tuhaflıklarınız sevilir, hayalleriniz desteklenir, hatalarınız ise büyüme fırsatı olarak görülür. Peki, sizinki sadece “rahat” bir ilişki mi, yoksa duygusal açıdan gerçekten güvenli bir birliktelik mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P0KmLABM2kS53VVD0-thZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duygusal olarak güvenli bir ilişkide, kişi duygularını açıkça dile getirmekten çekinmez. Sevinçler, hayal kırıklıkları ya da kişisel hatalar alay ya da yargı korkusu olmadan paylaşılabilir. Partnerler arasında öfke ya da reddedilme yerine empati ve anlayış hakimdir. Bu ortamda kişi kendini sansürlemeden ifade edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y9pE09PT-Ue6m0vCWgyvZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiç kimse mükemmel değildir. Sağlıklı ilişkilerde yapılan hatalar, bir ceza ya da koz olarak kullanılmaz. Aksine, nezaketle ele alınır. Kırıcı tavırlar yerine telafi ve bağışlama ön plandadır. Geçmiş hatalar, gelecekteki tartışmaların silahı değil; öğrenme ve gelişmenin zeminidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OkXr4pS-EkWaoyhgcPABOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocukluk travmaları, utanç verici alışkanlıklar ya da büyük hayaller... Bu tür samimi paylaşımlar, güvenli ilişkilerde asla alay konusu edilmez. Duygusal olarak güvenli bir partner, bu sırları öfke anında kullanmak yerine, güvenle saklar. Böylece ilişki mahremiyet ve sadakat üzerine kurulur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jkxxRMPm-UqeZw7X0Es62w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her ilişkide çatışmalar yaşanır. Ancak duygusal güvenin olduğu ilişkilerde bu çatışmalar, felakete değil, anlayışa ve yakınlığa zemin hazırlar. Tartışmalar bağırışla değil, sabır ve saygıyla ele alınır. Sonrasında taraflar kendini yalnız ya da değersiz değil; daha anlaşılmış ve birbirine daha yakın hisseder.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fDVRBkejY0yvRw_jYWIWhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güvenli ilişkiler durağan değil, destekleyicidir. Partnerler birbirlerinin hedeflerine engel olmak yerine cesaret verir. Kıskançlık ya da tehdit yerine; başarılar birlikte kutlanır, başarısızlıklarda empati kurulur. Bu da ilişkinin sadece sevgiyle değil, saygıyla da büyümesini sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eVKO1jLCPk-6hIWVL1USyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duygusal güven, sadece huzurlu değil, dönüştürücü bir bağ yaratır. Gerçek sevgi, partnerlerin kendileri olabildikleri ve birlikte gelişebildikleri ilişkilerde filizlenir. Eğer bu beş işareti ilişkinizde görebiliyorsanız, nadir bulunan bir değere sahipsiniz demektir. Aksi halde, ilişkinizi yeniden değerlendirmenin zamanı gelmiş olabilir. Çünkü duygusal güvenlik, tesadüfen değil; emek, öz farkındalık ve karşılıklı çabayla inşa edilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elma suyu içmek faydalı mı? Meğer bilinmeyen bir zararı varmış</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/elma-suyu-icmek-faydali-mi-meger-bilinmeyen-bir-zarari-varmis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/elma-suyu-icmek-faydali-mi-meger-bilinmeyen-bir-zarari-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Elma suyu, yıllardır hem çocukların beslenme çantalarında hem de sağlıklı yaşam savunucularının masalarında yer bulan popüler bir içecek. Genellikle şekerli gazlı içeceklere sağlıklı bir alternatif olarak sunulan elma suyunun, gerçekte ne kadar faydalı olduğu ise hâlâ tartışmalı.Uzmanlara göre, elma suyu su ve antioksidan kaynağı olmasıyla dikkat çekerken; yüksek doğal şeker oranı ve düşük lif içeriği nedeniyle kan şekerinde ani yükselmelere yol açabiliyor. Bu nedenle, elma suyunun artı ve eksilerini dikkatlice değerlendirmek gerekiyor.“Günde bir elma, doktoru uzak tutar” sözü hâlâ geçerli olabilir. Ancak bir bardak elma suyu için aynı şeyi söylemek zor. Çocukluk döneminin favorisi olan elma suyu, artık brunch sofralarının gözdesi, rafine içecek menülerinin baş köşesinde. Doğal tatlılığı ve ferahlatıcı aromasıyla, çoğu zaman sağlıklı bir seçim gibi görünse de içeriği dikkatle incelendiğinde tablo pek de parlak değil.Elma suyu, yaklaşık %88 oranında sudan oluşuyor. Bu özelliğiyle vücudu nemlendirmeye yardımcı oluyor. Aynı zamanda potasyum içerdiği için kalp sağlığı ve kas fonksiyonu açısından önemli bir destekleyici olarak kabul ediliyor. Özellikle çocuklarda hafif dehidratasyon durumlarında seyreltilmiş elma suyu, sıvı emilimini artırması nedeniyle tavsiye ediliyor.Bununla birlikte, elma suyu antioksidanlar açısından da zengin. Özellikle kuersetin, kateşin ve klorojenik asit gibi flavonoidler sayesinde iltihapla mücadele ediyor, kalp sağlığını destekliyor ve bağışıklık sistemine katkı sağlıyor. Filtrelenmemiş (bulanık) elma suyu, bu maddeleri daha yüksek oranda içeriyor.Bazı araştırmalar, elma suyunun LDL (kötü) kolesterolü azaltabileceğini ve HDL (iyi) kolesterolü artırabileceğini öne sürüyor. Ayrıca sindirimi kolaylaştırıcı etkisi nedeniyle hastalık sonrası beslenme dönemlerinde tercih edilen içecekler arasında yer alıyor.Yeni çalışmalar, elma suyunun nörolojik faydalarına da işaret ediyor. Asetilkolin seviyelerini koruyarak, hafızaya ve beyin sağlığına olumlu etkiler sunduğu öne sürülüyor. Alzheimer hastalığına karşı koruyucu potansiyel taşıdığı da iddialar arasında.Her ne kadar doğal bir meyve ürünü olsa da elma suyu, bazı riskleri de beraberinde getiriyor. En belirgin sorun: yüksek şeker içeriği. 240 ml’lik bir bardak elma suyu yaklaşık 24-28 gram şeker içeriyor. Bu, bir kutu gazozla neredeyse aynı düzeyde.Ayrıca elma suyunda lif miktarı son derece düşük. Orta boy bir elma yaklaşık 4 gram lif içerirken, bu oran meyve suyunda 0.5 gramın altına düşüyor. Bu durum, sindirim sağlığını olumsuz etkileyebilirken, tokluk hissini de azaltıyor. Elma suyu, bütün meyveye göre daha az doyurucu olduğu için fazla tüketim riski doğuruyor.Diş sağlığı açısından da elma suyu bazı sorunlara yol açabiliyor. Yüksek şeker ve asit içeriği nedeniyle diş minesine zarar verebiliyor. Uzmanlar, özellikle çocuklarda meyve suyu tüketiminin sınırlandırılmasını öneriyor.Son yıllarda bazı elma suyu markalarında tespit edilen ağır metaller (arsenik, kurşun, kadmiyum) ise ayrı bir endişe kaynağı. Tarım Bakanlıkları tarafından denetim altında tutulan bu içeceklerde pestisit kalıntılarına da rastlanabiliyor. Bu nedenle, güvenilir markaları tercih etmek ve etiket okumaya özen göstermek gerekiyor.Eğer elma suyunu tercih ediyorsanız, bazı hususlara dikkat ederek olumsuz etkilerini en aza indirebilirsiniz:“%100 elma suyu” ibaresine dikkat edin. “Elma aromalı içecek” gibi ifadeler, genellikle şeker ve katkı maddesi içeren ürünleri tanımlar.Filtrelenmemiş elma suyu daha fazla polifenol içerir, besin değeri daha yüksektir.Yetişkinler için günde 220-280 ml, çocuklar için ise 110-180 ml arası tüketim öneriliyor.Kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak için elma suyunu tek başına değil, bir öğünle birlikte almak daha sağlıklıdır.Taze sıkılmış meyve suyu daha fazla besin değeri sunar, ancak pastörize olmayan ürünler bakteri riski taşır. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf kişiler için pastörize seçenekler daha güvenlidir.Elma suyu, dengeli tüketildiğinde su ihtiyacını karşılayabilir ve bazı besin öğeleri sağlayabilir. Ancak, sağlıklı bir yaşam tarzı için bütün meyvelerle kıyaslandığında elmanın kendisi çok daha dengeli bir tercih. Doğal şeker tuzağına düşmemek ve liften vazgeçmemek adına, bıçağı alıp bir elma doğramak, bardağa elma suyu koymaktan daha iyi bir seçenek olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hqwpBtmLDUaDlV-atPc6Ag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Elma, suyu, içmek, faydalı, mı, Meğer, bilinmeyen, bir, zararı, varmış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hqwpBtmLDUaDlV-atPc6Ag.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Elma suyu içmek faydalı mı? Meğer bilinmeyen bir zararı varmış"><p>Elma suyu, yıllardır hem çocukların beslenme çantalarında hem de sağlıklı yaşam savunucularının masalarında yer bulan popüler bir içecek. Genellikle şekerli gazlı içeceklere sağlıklı bir alternatif olarak sunulan elma suyunun, gerçekte ne kadar faydalı olduğu ise hâlâ tartışmalı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u-lPEvhSAUCAc8aX5QQ0oQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, elma suyu su ve antioksidan kaynağı olmasıyla dikkat çekerken; yüksek doğal şeker oranı ve düşük lif içeriği nedeniyle kan şekerinde ani yükselmelere yol açabiliyor. Bu nedenle, elma suyunun artı ve eksilerini dikkatlice değerlendirmek gerekiyor.“Günde bir elma, doktoru uzak tutar” sözü hâlâ geçerli olabilir. Ancak bir bardak elma suyu için aynı şeyi söylemek zor. Çocukluk döneminin favorisi olan elma suyu, artık brunch sofralarının gözdesi, rafine içecek menülerinin baş köşesinde. Doğal tatlılığı ve ferahlatıcı aromasıyla, çoğu zaman sağlıklı bir seçim gibi görünse de içeriği dikkatle incelendiğinde tablo pek de parlak değil.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/COPrPONnjk61B3VPU-h0Rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elma suyu, yaklaşık %88 oranında sudan oluşuyor. Bu özelliğiyle vücudu nemlendirmeye yardımcı oluyor. Aynı zamanda potasyum içerdiği için kalp sağlığı ve kas fonksiyonu açısından önemli bir destekleyici olarak kabul ediliyor. Özellikle çocuklarda hafif dehidratasyon durumlarında seyreltilmiş elma suyu, sıvı emilimini artırması nedeniyle tavsiye ediliyor.Bununla birlikte, elma suyu antioksidanlar açısından da zengin. Özellikle kuersetin, kateşin ve klorojenik asit gibi flavonoidler sayesinde iltihapla mücadele ediyor, kalp sağlığını destekliyor ve bağışıklık sistemine katkı sağlıyor. Filtrelenmemiş (bulanık) elma suyu, bu maddeleri daha yüksek oranda içeriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eO2xLfm3JkyD901mmzm6GQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı araştırmalar, elma suyunun LDL (kötü) kolesterolü azaltabileceğini ve HDL (iyi) kolesterolü artırabileceğini öne sürüyor. Ayrıca sindirimi kolaylaştırıcı etkisi nedeniyle hastalık sonrası beslenme dönemlerinde tercih edilen içecekler arasında yer alıyor.Yeni çalışmalar, elma suyunun nörolojik faydalarına da işaret ediyor. Asetilkolin seviyelerini koruyarak, hafızaya ve beyin sağlığına olumlu etkiler sunduğu öne sürülüyor. Alzheimer hastalığına karşı koruyucu potansiyel taşıdığı da iddialar arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tYu2cNZLLkuEZuJ4UxTd4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her ne kadar doğal bir meyve ürünü olsa da elma suyu, bazı riskleri de beraberinde getiriyor. En belirgin sorun: yüksek şeker içeriği. 240 ml’lik bir bardak elma suyu yaklaşık 24-28 gram şeker içeriyor. Bu, bir kutu gazozla neredeyse aynı düzeyde.Ayrıca elma suyunda lif miktarı son derece düşük. Orta boy bir elma yaklaşık 4 gram lif içerirken, bu oran meyve suyunda 0.5 gramın altına düşüyor. Bu durum, sindirim sağlığını olumsuz etkileyebilirken, tokluk hissini de azaltıyor. Elma suyu, bütün meyveye göre daha az doyurucu olduğu için fazla tüketim riski doğuruyor.Diş sağlığı açısından da elma suyu bazı sorunlara yol açabiliyor. Yüksek şeker ve asit içeriği nedeniyle diş minesine zarar verebiliyor. Uzmanlar, özellikle çocuklarda meyve suyu tüketiminin sınırlandırılmasını öneriyor.Son yıllarda bazı elma suyu markalarında tespit edilen ağır metaller (arsenik, kurşun, kadmiyum) ise ayrı bir endişe kaynağı. Tarım Bakanlıkları tarafından denetim altında tutulan bu içeceklerde pestisit kalıntılarına da rastlanabiliyor. Bu nedenle, güvenilir markaları tercih etmek ve etiket okumaya özen göstermek gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8zMUDi2HiEeNJZOcKS-cbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer elma suyunu tercih ediyorsanız, bazı hususlara dikkat ederek olumsuz etkilerini en aza indirebilirsiniz:“%100 elma suyu” ibaresine dikkat edin. “Elma aromalı içecek” gibi ifadeler, genellikle şeker ve katkı maddesi içeren ürünleri tanımlar.Filtrelenmemiş elma suyu daha fazla polifenol içerir, besin değeri daha yüksektir.Yetişkinler için günde 220-280 ml, çocuklar için ise 110-180 ml arası tüketim öneriliyor.Kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak için elma suyunu tek başına değil, bir öğünle birlikte almak daha sağlıklıdır.Taze sıkılmış meyve suyu daha fazla besin değeri sunar, ancak pastörize olmayan ürünler bakteri riski taşır. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf kişiler için pastörize seçenekler daha güvenlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HUXHVOu13ka65-tn7w3ctA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elma suyu, dengeli tüketildiğinde su ihtiyacını karşılayabilir ve bazı besin öğeleri sağlayabilir. Ancak, sağlıklı bir yaşam tarzı için bütün meyvelerle kıyaslandığında elmanın kendisi çok daha dengeli bir tercih. Doğal şeker tuzağına düşmemek ve liften vazgeçmemek adına, bıçağı alıp bir elma doğramak, bardağa elma suyu koymaktan daha iyi bir seçenek olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avokadonun içindeki yağlar ne kadar sağlıklı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/avokadonun-icindeki-yaglar-ne-kadar-saglikli</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/avokadonun-icindeki-yaglar-ne-kadar-saglikli</guid>
<description><![CDATA[ Kalp sağlığını destekleyen besinler denildiğinde akla ilk gelenlerden biri olan avokado, içerdiği sağlıklı yağlarla beslenme dünyasında öne çıkıyor. Tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri bakımından zengin olan bu meyve, yalnızca damak tadına hitap etmekle kalmıyor; aynı zamanda vücut için önemli faydalar da sağlıyor.Avokadodaki toplam yağın yaklaşık %67 ila %71’i tekli doymamış yağlardan oluşur. Bu yağlar arasında en önemlisi ise oleik asit. Özellikle Akdeniz diyetinde sıklıkla yer alan oleik asit, LDL olarak bilinen &quot;kötü&quot; kolesterolün düşmesine yardımcı olurken HDL yani &quot;iyi&quot; kolesterol seviyesini korumaya destek olur. Aynı zamanda kan şekeri dengesine katkı sağlayarak diyabetle mücadelede önemli bir rol oynar.Avokado, tekli doymamış yağlarla sınırlı kalmaz; aynı zamanda omega-3 ve omega-6 gibi çoklu doymamış yağ asitlerini de içerir. Bu yağlar, beynin sağlıklı işleyişinden hücre yenilenmesine, ruh hali ve hafıza yönetiminden cilt sağlığına kadar pek çok alanda etkilidir. Toplam yağ içeriğinin %13 ila %15’ini oluşturan bu asitler, vücudun dışarıdan alması gereken temel yağlardandır.Avokado, bir miktar doymuş yağ da içerir. Ancak bu oran oldukça düşüktür: yaklaşık %13 ila %16. Dahası, bu doymuş yağlar işlenmiş gıdalarda bulunan zararlı yağ türleriyle aynı kategoride değerlendirilmez. Sağlıklı yağlarla dengelenmiş olmaları sayesinde, vücut için tehdit oluşturmazlar.A, D, E ve K gibi yağda çözünen vitaminlerin emilebilmesi için vücudun sağlıklı yağlara ihtiyacı vardır. Avokado, bu açıdan da güçlü bir destekçidir. Sağlıklı yağlar sayesinde, vücudun bu vitaminleri verimli şekilde kullanabilmesi sağlanır. Ayrıca tok tutma özelliğiyle öğün aralarında ani acıkmaların önüne geçerek dengeli bir beslenme düzeni oluşturulmasına katkı sunar.Orta boy bir avokadonun üçte biri (yaklaşık 50 gram), yaklaşık 5 gram tekli doymamış yağ ve 1 gram çoklu doymamış yağ içerir. Düşük sodyum oranı ve doğal yağ profiliyle kalp dostu bir seçenek olan avokado, bitki bazlı, düşük karbonhidratlı veya dengeli beslenme programlarının tümüne rahatlıkla dahil edilebilir.GERÇEK BİR BESİN KAYNAĞIPopülerliği tartışılmaz olan avokado, yalnızca &quot;moda&quot; bir gıda olmanın ötesinde; bilimsel olarak da faydaları kanıtlanmış bir süper gıdadır. Kalp ve beyin sağlığını destekleyen bu meyve, sağlıklı yağ arayışında olanlar için vazgeçilmez bir alternatiftir.Sonuç olarak; ister salatanıza ekleyin, ister tostunuza sürün ya da smoothie’nize karıştırın, avokadoyu gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz. Çünkü her lokmada yalnızca lezzet değil, aynı zamanda sağlığınıza da katkı sağlıyorsunuz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A-GSr8fPY0WiHPAy-BnUAQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Avokadonun, içindeki, yağlar, kadar, sağlıklı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A-GSr8fPY0WiHPAy-BnUAQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Avokadonun içindeki yağlar ne kadar sağlıklı?"><p>Kalp sağlığını destekleyen besinler denildiğinde akla ilk gelenlerden biri olan avokado, içerdiği sağlıklı yağlarla beslenme dünyasında öne çıkıyor. Tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri bakımından zengin olan bu meyve, yalnızca damak tadına hitap etmekle kalmıyor; aynı zamanda vücut için önemli faydalar da sağlıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/km-C69n4GEezxDrqgXm5LA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokadodaki toplam yağın yaklaşık %67 ila %71’i tekli doymamış yağlardan oluşur. Bu yağlar arasında en önemlisi ise oleik asit. Özellikle Akdeniz diyetinde sıklıkla yer alan oleik asit, LDL olarak bilinen "kötü" kolesterolün düşmesine yardımcı olurken HDL yani "iyi" kolesterol seviyesini korumaya destek olur. Aynı zamanda kan şekeri dengesine katkı sağlayarak diyabetle mücadelede önemli bir rol oynar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EOkB_JFlZE6VJAuNOMJGwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokado, tekli doymamış yağlarla sınırlı kalmaz; aynı zamanda omega-3 ve omega-6 gibi çoklu doymamış yağ asitlerini de içerir. Bu yağlar, beynin sağlıklı işleyişinden hücre yenilenmesine, ruh hali ve hafıza yönetiminden cilt sağlığına kadar pek çok alanda etkilidir. Toplam yağ içeriğinin %13 ila %15’ini oluşturan bu asitler, vücudun dışarıdan alması gereken temel yağlardandır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ci3ZhjS6YkOB7bpJ_tBxUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokado, bir miktar doymuş yağ da içerir. Ancak bu oran oldukça düşüktür: yaklaşık %13 ila %16. Dahası, bu doymuş yağlar işlenmiş gıdalarda bulunan zararlı yağ türleriyle aynı kategoride değerlendirilmez. Sağlıklı yağlarla dengelenmiş olmaları sayesinde, vücut için tehdit oluşturmazlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Dj2o2MfeUaWAHptIOQmzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>A, D, E ve K gibi yağda çözünen vitaminlerin emilebilmesi için vücudun sağlıklı yağlara ihtiyacı vardır. Avokado, bu açıdan da güçlü bir destekçidir. Sağlıklı yağlar sayesinde, vücudun bu vitaminleri verimli şekilde kullanabilmesi sağlanır. Ayrıca tok tutma özelliğiyle öğün aralarında ani acıkmaların önüne geçerek dengeli bir beslenme düzeni oluşturulmasına katkı sunar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dSa4wFoDrEavbGV5uTHsCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orta boy bir avokadonun üçte biri (yaklaşık 50 gram), yaklaşık 5 gram tekli doymamış yağ ve 1 gram çoklu doymamış yağ içerir. Düşük sodyum oranı ve doğal yağ profiliyle kalp dostu bir seçenek olan avokado, bitki bazlı, düşük karbonhidratlı veya dengeli beslenme programlarının tümüne rahatlıkla dahil edilebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6x6Rt6LBiE6jl5oMFjRxAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GERÇEK BİR BESİN KAYNAĞIPopülerliği tartışılmaz olan avokado, yalnızca "moda" bir gıda olmanın ötesinde; bilimsel olarak da faydaları kanıtlanmış bir süper gıdadır. Kalp ve beyin sağlığını destekleyen bu meyve, sağlıklı yağ arayışında olanlar için vazgeçilmez bir alternatiftir.Sonuç olarak; ister salatanıza ekleyin, ister tostunuza sürün ya da smoothie’nize karıştırın, avokadoyu gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz. Çünkü her lokmada yalnızca lezzet değil, aynı zamanda sağlığınıza da katkı sağlıyorsunuz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Resmen bakteri yuvası: Çorapları yıllardır yanlış yıkıyormuşuz</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/resmen-bakteri-yuvasi-coraplari-yillardir-yanlis-yikiyormusuz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/resmen-bakteri-yuvasi-coraplari-yillardir-yanlis-yikiyormusuz</guid>
<description><![CDATA[ Yoğun gündelik hayatın koşturmacası içinde bazen basit hijyen alışkanlıkları göz ardı edilebiliyor. Özellikle çoraplar, tek başına küçük bir detay gibi görünse de, yıkanmadığında ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarabiliyor.Leicester Üniversitesi’nden Dr. Freestone, çorapların bakteri yuvasına dönüşebileceği uyarısında bulunarak, doğru yıkama yöntemlerine dikkat çekti.Yoğun gündelik hayatın koşturmacası içinde bazen basit hijyen alışkanlıkları göz ardı edilebiliyor. Özellikle çoraplar, tek başına küçük bir detay gibi görünse de, yıkanmadığında ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarabiliyor. Leicester Üniversitesi’nden mikrobiyolog Dr. Primrose Freestone, çorapların ve ayakların, bakteri ve mantarların adeta &quot;minyatür bir yağmur ormanı&quot; olduğunu belirterek kritik uyarılarda bulundu.Daily Mail’e konuşan Dr. Freestone, çorapların en az 60°C sıcaklıkta ve enzim bazlı bir deterjanla yıkanması gerektiğini vurguladı. Bu sıcaklık, insan ayağında yaşamaya uyum sağlamış zararlı mikroorganizmaları yok etmek için gerekli. Çamaşır makinesi bu sıcaklığı sağlamıyorsa, buhar fonksiyonlu bir ütünün de etkili bir çözüm olduğunu söylüyor.“Yüksek sıcaklık ve enzimler, bakteri ve mantarların çorap dokusundan temizlenmesini sağlar. Ütü ise çorabın derinliklerine kadar nüfuz ederek siğil virüsü ya da ayak mantarını yok edebilir,” diyor Freestone.Ayaklar gün boyu ayakkabı içinde kalmalarına rağmen vücudun en yoğun mikrobiyal bölgelerinden biri. Araştırmalar, her bir santimetrekare ayak derisinde 10 ila 100 milyon arasında mikrobiyal hücrenin yaşadığını gösteriyor. Bu durumun temel nedeni, ayakların sıcak, nemli ve karanlık bir ortamda bulunması.Özellikle çoraplar, temas ettikleri zeminlerden toprak, evcil hayvan tüyü, toz ve su gibi maddeler yoluyla bakteri ve mantarları adeta sünger gibi emiyor. 12 saatlik kullanımda bile çorapların, tüm kıyafetler arasında en fazla mikrop barındıran parça olduğu tespit edildi.BAKTERİLER GÖZLE GÖRÜLMEZ, ANCAK ETKİLERİ BÜYÜKDr. Freestone, çorapların üzerinde 1.000’e kadar farklı bakteri ve mantar türünün bulunabileceğini belirtiyor. Bu mikroorganizmalar arasında Aspergillus, Staphylococcus, Candida, Histoplasma ve Cryptococcus gibi potansiyel patojenler yer alıyor. Stafilokok bakterileri ciddi cilt enfeksiyonlarına, hatta kan zehirlenmesine kadar varan sağlık sorunlarına yol açabilirken; Aspergillus ise solunum yolu rahatsızlığına neden olan tehlikeli bir mantar.Hastanelerde yapılan araştırmalar da, hastaların giydiği çorapların zemin mikroplarını yatağa taşıyabildiğini ve bu mikroplar arasında antibiyotik direnci gelişmiş bakterilerin de bulunduğunu ortaya koydu.Dr. Freestone, yıkanmamış çorapların, insan papilloma virüsünün neden olduğu siğiller gibi oldukça bulaşıcı cilt hastalıklarını yayabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca çoraplarda yaşayabilen ayak mantarları da benzer şekilde başkalarına bulaşabilir.“Çoraplarınızı her gün değiştirin ve mümkünse sıcak suda, antibakteriyel deterjanla yıkayın,” diyen Freestone, hijyenik olmayan çorapların hem kişisel sağlığı hem de toplumsal hijyen açısından ciddi risk oluşturduğunun altını çiziyor.Freestone, laboratuvar deneylerinde, 30-40°C gibi standart yıkama sıcaklıklarında çoraplardaki bazı zararlı bakterilerin canlı kaldığını gözlemlediklerini belirtti. Bu nedenle daha yüksek sıcaklıkta yıkama ya da ütüleme gibi ek önlemlerin alınması gerekiyor.“Ben çoraplarımı yüksek sıcaklıkta yıkayıp, ardından sıcak ütüyle üzerinden geçiyorum. Ayaklarım kadar çoraplarım da tertemiz oluyor,” diyor Freestone, basit ama etkili bir hijyen rutini önererek sözlerini tamamladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YxG1-wpDx0SHXzUrDJF53A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Resmen, bakteri, yuvası:, Çorapları, yıllardır, yanlış, yıkıyormuşuz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YxG1-wpDx0SHXzUrDJF53A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Resmen bakteri yuvası: Çorapları yıllardır yanlış yıkıyormuşuz"><p>Yoğun gündelik hayatın koşturmacası içinde bazen basit hijyen alışkanlıkları göz ardı edilebiliyor. Özellikle çoraplar, tek başına küçük bir detay gibi görünse de, yıkanmadığında ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4DxWCDQ8vEilXey5hRvgWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Leicester Üniversitesi’nden Dr. Freestone, çorapların bakteri yuvasına dönüşebileceği uyarısında bulunarak, doğru yıkama yöntemlerine dikkat çekti.Yoğun gündelik hayatın koşturmacası içinde bazen basit hijyen alışkanlıkları göz ardı edilebiliyor. Özellikle çoraplar, tek başına küçük bir detay gibi görünse de, yıkanmadığında ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarabiliyor. Leicester Üniversitesi’nden mikrobiyolog Dr. Primrose Freestone, çorapların ve ayakların, bakteri ve mantarların adeta "minyatür bir yağmur ormanı" olduğunu belirterek kritik uyarılarda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J-y6dl3-1UWQYcdLbeC5tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daily Mail’e konuşan Dr. Freestone, çorapların en az 60°C sıcaklıkta ve enzim bazlı bir deterjanla yıkanması gerektiğini vurguladı. Bu sıcaklık, insan ayağında yaşamaya uyum sağlamış zararlı mikroorganizmaları yok etmek için gerekli. Çamaşır makinesi bu sıcaklığı sağlamıyorsa, buhar fonksiyonlu bir ütünün de etkili bir çözüm olduğunu söylüyor.“Yüksek sıcaklık ve enzimler, bakteri ve mantarların çorap dokusundan temizlenmesini sağlar. Ütü ise çorabın derinliklerine kadar nüfuz ederek siğil virüsü ya da ayak mantarını yok edebilir,” diyor Freestone.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CuWtM4I2Z0GYFQmm9R5AZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayaklar gün boyu ayakkabı içinde kalmalarına rağmen vücudun en yoğun mikrobiyal bölgelerinden biri. Araştırmalar, her bir santimetrekare ayak derisinde 10 ila 100 milyon arasında mikrobiyal hücrenin yaşadığını gösteriyor. Bu durumun temel nedeni, ayakların sıcak, nemli ve karanlık bir ortamda bulunması.Özellikle çoraplar, temas ettikleri zeminlerden toprak, evcil hayvan tüyü, toz ve su gibi maddeler yoluyla bakteri ve mantarları adeta sünger gibi emiyor. 12 saatlik kullanımda bile çorapların, tüm kıyafetler arasında en fazla mikrop barındıran parça olduğu tespit edildi.BAKTERİLER GÖZLE GÖRÜLMEZ, ANCAK ETKİLERİ BÜYÜKDr. Freestone, çorapların üzerinde 1.000’e kadar farklı bakteri ve mantar türünün bulunabileceğini belirtiyor. Bu mikroorganizmalar arasında Aspergillus, Staphylococcus, Candida, Histoplasma ve Cryptococcus gibi potansiyel patojenler yer alıyor. Stafilokok bakterileri ciddi cilt enfeksiyonlarına, hatta kan zehirlenmesine kadar varan sağlık sorunlarına yol açabilirken; Aspergillus ise solunum yolu rahatsızlığına neden olan tehlikeli bir mantar.Hastanelerde yapılan araştırmalar da, hastaların giydiği çorapların zemin mikroplarını yatağa taşıyabildiğini ve bu mikroplar arasında antibiyotik direnci gelişmiş bakterilerin de bulunduğunu ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ofBnzsCOZEmIwlYBdgiY-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Freestone, yıkanmamış çorapların, insan papilloma virüsünün neden olduğu siğiller gibi oldukça bulaşıcı cilt hastalıklarını yayabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca çoraplarda yaşayabilen ayak mantarları da benzer şekilde başkalarına bulaşabilir.“Çoraplarınızı her gün değiştirin ve mümkünse sıcak suda, antibakteriyel deterjanla yıkayın,” diyen Freestone, hijyenik olmayan çorapların hem kişisel sağlığı hem de toplumsal hijyen açısından ciddi risk oluşturduğunun altını çiziyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j2uFu11FF0WnFkUWACcIRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Freestone, laboratuvar deneylerinde, 30-40°C gibi standart yıkama sıcaklıklarında çoraplardaki bazı zararlı bakterilerin canlı kaldığını gözlemlediklerini belirtti. Bu nedenle daha yüksek sıcaklıkta yıkama ya da ütüleme gibi ek önlemlerin alınması gerekiyor.“Ben çoraplarımı yüksek sıcaklıkta yıkayıp, ardından sıcak ütüyle üzerinden geçiyorum. Ayaklarım kadar çoraplarım da tertemiz oluyor,” diyor Freestone, basit ama etkili bir hijyen rutini önererek sözlerini tamamladı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Köpekler sörf tahtasında yarıştı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/koepekler-soerf-tahtasinda-yaristi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/koepekler-soerf-tahtasinda-yaristi</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;nin California eyaletinde Dünya Köpek Sörfü Şampiyonası düzenlendi. Dünyanın dört bir yanından yüzlerce köpek, sörf tahtasında yeteneklerini sergiledi.Dünya Köpek Sörfü Şampiyonası, ABD&#039;nin California eyaletindeki Pacifica State Beach&#039;te düzenlendi.Etkinlikte, dünyanın dört bir yanından köpekler, sörf tahtasında yeteneklerini sergiledi.Bu sıra dışı etkinliği yüzlerce izleyici keyifle takip etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dxlLVQmRBUqldihh_a_w9A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Köpekler, sörf, tahtasında, yarıştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dxlLVQmRBUqldihh_a_w9A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Köpekler sörf tahtasında yarıştı"><p>ABD'nin California eyaletinde Dünya Köpek Sörfü Şampiyonası düzenlendi. Dünyanın dört bir yanından yüzlerce köpek, sörf tahtasında yeteneklerini sergiledi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e_nHtIDYn02RZIrhsghS2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Köpek Sörfü Şampiyonası, ABD'nin California eyaletindeki Pacifica State Beach'te düzenlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2EOeBsCaoUmMTpGbBki2Pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Etkinlikte, dünyanın dört bir yanından köpekler, sörf tahtasında yeteneklerini sergiledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5IxO4O7mVkeSFJC5jfVfnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu sıra dışı etkinliği yüzlerce izleyici keyifle takip etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x_RouLCupUCbqnunHd80Jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DyjYXpszYUO7CmfISlJSYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XrJdBksLg0aqrRnAGTr7SQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/guG9iwWjHE2U3e1RMpRSAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KX6CO18htUabu0oyvCah0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OnW9XTmOQE-k8SJfLWEGtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zümrüt eşek arıları yaşlılığı durdurabilir mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/zumrut-esek-arilari-yasliligi-durdurabilir-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/zumrut-esek-arilari-yasliligi-durdurabilir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Leicester Üniversitesi öncülüğünde yürütülen yeni bir araştırma, bilimsel adı &#039;&#039;ampulex compressa&#039;&#039; olan zümrüt eşek arılarının, yaşlanma sürecini geçici olarak durdurabildiğini ortaya koydu.1998 yılında ilk kez Birleşik Krallık’ta görüldüğü düşünülen zümrüt eşek arıları, diğer arılardan farklı olarak metalik görünümleriyle dikkat çekiyor. Bu arılar, hamamböceklerini felç edip larvalarını içine bırakarak onları canlı canlı tüketiyor.Araştırma ekibi, kısa ömürlerine rağmen zümrüt eşek arılarının insanlar ile önemli bir ortak noktası olduğunu keşfetti: DNA metilasyon sistemi. Bu sistem, hücrelerin farklı işlevlere sahip hale gelmesini sağlayan bir biyolojik mekanizma olarak tanımlanıyor ve bu mekanizma sayesinde, zümrüt eşek arıları henüz erişkinliğe ulaşmadan önce yaşlanmayı adeta “dondurabiliyor”.Mirror&#039;da yer alan habere göre, yapılan deneylerde, bu canlıların erken dönemde bir tür &quot;mola&quot; vererek biyolojik yaşlanma süreçlerini duraklattıkları ve bu sayede ömürlerinin üçte bir oranında uzadığı gözlemlendi.Araştırmada, zümrüt eşek arısı anneleri soğuk ve karanlık ortamlara maruz bırakılarak yavrularında “diapoz” adı verilen bir tür kış uykusuna benzer durum tetiklendi. Bu doğal “duraklatma” hali, yavruların yaşam süresini belirgin şekilde uzattı.Dahası, diapoz sürecini yaşayan eşek arılarının biyolojik yaşlanma hızlarının diğerlerine kıyasla yüzde 29 daha yavaş olduğu saptandı. Ancak burada önemli bir ayrım var: Biyolojik yaş ile kronolojik yaş farklı kavramlar. Kronolojik yaş, yalnızca geçen yılları ifade ederken; biyolojik yaş, hücre ve dokuların gerçek durumunu yansıtıyor.İnsanlarda biyolojik yaşlanma, kırışıklıklar ya da saçların beyazlaması gibi belirgin semptomlarla gözlemlenebilirken, hücresel bozulmalar gibi diğer işaretler daha detaylı testlerle ortaya çıkarılabiliyor.
Leicester Üniversitesi’nin bu çalışması, omurgasız bir canlıda biyolojik yaşlanmanın doğrudan kontrol edilebildiğini gösteren ilk somut kanıt oldu. Bilim insanları bu bulgunun insan yaşlanmasını anlamak için de yeni kapılar aralayabileceğini düşünüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jNCsxxazu0O0QtKX5UybBg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zümrüt, eşek, arıları, yaşlılığı, durdurabilir, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jNCsxxazu0O0QtKX5UybBg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zümrüt eşek arıları yaşlılığı durdurabilir mi?"><p>Leicester Üniversitesi öncülüğünde yürütülen yeni bir araştırma, bilimsel adı ''ampulex compressa'' olan zümrüt eşek arılarının, yaşlanma sürecini geçici olarak durdurabildiğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i0LG6YT4GUmB6sLFAHuOqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1998 yılında ilk kez Birleşik Krallık’ta görüldüğü düşünülen zümrüt eşek arıları, diğer arılardan farklı olarak metalik görünümleriyle dikkat çekiyor. Bu arılar, hamamböceklerini felç edip larvalarını içine bırakarak onları canlı canlı tüketiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YNt5mxyWekKISncagGqYKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma ekibi, kısa ömürlerine rağmen zümrüt eşek arılarının insanlar ile önemli bir ortak noktası olduğunu keşfetti: DNA metilasyon sistemi. Bu sistem, hücrelerin farklı işlevlere sahip hale gelmesini sağlayan bir biyolojik mekanizma olarak tanımlanıyor ve bu mekanizma sayesinde, zümrüt eşek arıları henüz erişkinliğe ulaşmadan önce yaşlanmayı adeta “dondurabiliyor”.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/39F3jomrc0OVa_dU8MrC2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mirror'da yer alan habere göre, yapılan deneylerde, bu canlıların erken dönemde bir tür "mola" vererek biyolojik yaşlanma süreçlerini duraklattıkları ve bu sayede ömürlerinin üçte bir oranında uzadığı gözlemlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A0D6g3FI_USxtv9cftg5-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, zümrüt eşek arısı anneleri soğuk ve karanlık ortamlara maruz bırakılarak yavrularında “diapoz” adı verilen bir tür kış uykusuna benzer durum tetiklendi. Bu doğal “duraklatma” hali, yavruların yaşam süresini belirgin şekilde uzattı.Dahası, diapoz sürecini yaşayan eşek arılarının biyolojik yaşlanma hızlarının diğerlerine kıyasla yüzde 29 daha yavaş olduğu saptandı. Ancak burada önemli bir ayrım var: Biyolojik yaş ile kronolojik yaş farklı kavramlar. Kronolojik yaş, yalnızca geçen yılları ifade ederken; biyolojik yaş, hücre ve dokuların gerçek durumunu yansıtıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E86Zm7bRxE2z0itv7mtnVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsanlarda biyolojik yaşlanma, kırışıklıklar ya da saçların beyazlaması gibi belirgin semptomlarla gözlemlenebilirken, hücresel bozulmalar gibi diğer işaretler daha detaylı testlerle ortaya çıkarılabiliyor.
Leicester Üniversitesi’nin bu çalışması, omurgasız bir canlıda biyolojik yaşlanmanın doğrudan kontrol edilebildiğini gösteren ilk somut kanıt oldu. Bilim insanları bu bulgunun insan yaşlanmasını anlamak için de yeni kapılar aralayabileceğini düşünüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Alerji, astım, bronşite iyi geliyor: Şifayı böyle buluyorlar</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/alerji-astim-bronsite-iyi-geliyor-sifayi-boeyle-buluyorlar</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/alerji-astim-bronsite-iyi-geliyor-sifayi-boeyle-buluyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Gaziantep&#039;te girişimci arıcılar tarafından kurulan merkezde, bazı rahatsızlıklarda tedaviyi olumlu etkilediği bilinen apiterapi uygulamaları yapılıyor.Gaziantep&#039;te arıcılık yapan 56 yaşındaki Mehmet Uçar ve 44 yaşındaki Mehmet Culha, 2 yıl önce gezi için gittikleri İzmir&#039;in Karaburun ilçesindeki arı çiftliğinde gördükleri arı havası merkezini kurmak için kolları sıvadı.Başta alerji, solunum yolu hastaları ve bağışıklık sistemi zayıf kişilere tedavi süreçlerine destekleyici olarak uygulanan arı havası merkezi için gerekli malzemeleri temin eden Mehmet Uçar ve Mehmet Culha, tüm hazırlıklarını tamamladıkları merkezi açmanın sevincini yaşıyor.Arı kovanı havasının solunmasıyla uygulanan apiterapi, astım, bronşit ve alerji gibi birçok hastalığın tedavisinde doğal destek olarak öne çıkarken, Organize Sanayi Bölgesi&#039;ndeki iş yerinin içine arı havası merkezini kuran Uçar ve Culha, yeni açtıkları merkezde ücretsiz olarak hizmet veriyor.Merkeze gelen alerji ve solunum yolları hastaları ile bağışıklık sistemi zayıf olan kişilere alternatif tıp hizmeti sunan Uçar ve Culha, arı kovanından gelen havanın solunması ve kanat sesleriyle rahatlatıcı etki sağladıkları merkezin sayısını çoğaltmayı hedefliyor.Terapi odası ve arı yatağı ismi verilen odada arı kovanından gelen havanın solunması ve arının kanat sesleriyle kişilere rahatlatıcı etki sağlanan merkez vatandaşlardan ilgi görürken, apiair uygulamasının alerji, astım, bronşit, depresyon, migren ve bağışıklık sistemi zayıflığında olumlu sonuç verdiğini ifade ediliyor.Arı ürünlerinin solunum yolu ile bulaşan birçok hastalığa iyi gelmesi üzerine bal, polen, propolis, arı sütü ve zehri gibi ürünlerle yapılan apiterapi tedavisi hakkında yıllardır çeşitli eğitimler alan Uçar ve Culha, aynı zamanda sahibi oldukları binlerce arı kovanı dönemsel olarak kentin bölgelerinde farklı noktalara götürüyor.Aynı zamanda Gaziantep Bal Üreticileri Birliği olarak da çalışmalar yürüten Uçar ve Culha, arı havası tedavi yönteminin yaygınlaştırmayı hedefliyor.Bal arısı hastalıkları uzmanı emekli akademisyen Mehmet Ali Kutlu, arı kovanı havasının solunmasıyla uygulanan apiterapinin, astım, bronşit ve alerji gibi birçok hastalığın tedavisinde doğal destek olarak öne çıktığını söyledi.Kutlu, apiterapinin arı ürünleriyle yapılan tedavilerin genel adı olduğunu bildiren Kutlu, Türkiye&#039;de ve özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgeleri ile diğer bölgelerde arıcılık potansiyeli yüksek olmasına rağmen bal dışında diğer arı ürünlerinin kullanımının henüz yaygın olmadığını belirtti.Apiterapinin insan sağlığına faydalarının tüm dünyada bilimsel olarak kabul edildiğini ve Almanya başta olmak üzere birçok ülkede bu tedavi yönteminin uygulandığını söyleyen Kutlu, &quot;Arı ürünleri ile tedavi yöntemi 25 yıldan beri dünya genelinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat son yıllarda ise Türkiye&#039;de yavaş yavaş bu tedavi yöntemi tanınmaya başlandı. Türkiye&#039;de maalesef tam teşekküllü bir tedavi bulunmamaktadır. Çünkü kurulum şartları biraz ağır ve bundan dolayı henüz yeni yeni bu alanda çalışmalar var&quot; dedi.Almanya&#039;da yıllardan beri bazı solunum yolu hastalıklarına yönelik apiterapi tedavi merkezlerinin olduğunu ve güzel de sonuçların alındığını belirten Kutlu, Çin, Japonya, Rusya ve ABD&#039;de apiterapi uygulamalarının yapıldığı polikliniklerin bulunduğunu dile getirdi.Apiterapi yöntemiyle solunum hastalıklarına doğal çözüm uyguladıklarını belirten arıcı Mehmet Uçar ise, &quot;İki yıldır bu faaliyetleri yürütüyoruz. Arı havası yoluyla gelen şifa yöntemini kendi ailemizde de uyguluyoruz. Bu tedavi yöntemi alerjik reaksiyonlara ve astım hastaları için çok faydalı oluyor. KOAH, astım ve solunum rahatsızlığı yaşayan hastalar fayda görüyor. Arı kovanlarının üzerinde yatanlarda stresini atıyor&quot; diye konuştu.2 yıl önce İzmir&#039;in Karaburun ilçesindeki arı çiftliğinde gördükleri arı havası merkezini Gaziantep&#039;te kurmanın sevincini yaşadıklarını belirten Mehmet Culha da alerji, solunum ve bağışıklık sistemi sorunu yaşayanlar için yeni şifa kaynağının arı havası olduğunu bildirdi.Merkeze tedavi için gelen kalp hastası Yusuf Aslancan, bağışıklık sistemini güçlendirmek için merkeze geldiğini ve uygulanan tedaviden memnun kaldığını anlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XH3J7OE8I0GFvOAxacUmZQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alerji, astım, bronşite, iyi, geliyor:, Şifayı, böyle, buluyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XH3J7OE8I0GFvOAxacUmZQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Alerji, astım, bronşite iyi geliyor: Şifayı böyle buluyorlar"><p>Gaziantep'te girişimci arıcılar tarafından kurulan merkezde, bazı rahatsızlıklarda tedaviyi olumlu etkilediği bilinen apiterapi uygulamaları yapılıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/96-6685QQEKy3nlMES_pZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gaziantep'te arıcılık yapan 56 yaşındaki Mehmet Uçar ve 44 yaşındaki Mehmet Culha, 2 yıl önce gezi için gittikleri İzmir'in Karaburun ilçesindeki arı çiftliğinde gördükleri arı havası merkezini kurmak için kolları sıvadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xscCvlA2tUuVDh8INZoemQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başta alerji, solunum yolu hastaları ve bağışıklık sistemi zayıf kişilere tedavi süreçlerine destekleyici olarak uygulanan arı havası merkezi için gerekli malzemeleri temin eden Mehmet Uçar ve Mehmet Culha, tüm hazırlıklarını tamamladıkları merkezi açmanın sevincini yaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tha6t-7PgE-TYLLyL7-saw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arı kovanı havasının solunmasıyla uygulanan apiterapi, astım, bronşit ve alerji gibi birçok hastalığın tedavisinde doğal destek olarak öne çıkarken, Organize Sanayi Bölgesi'ndeki iş yerinin içine arı havası merkezini kuran Uçar ve Culha, yeni açtıkları merkezde ücretsiz olarak hizmet veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nHXni94RVU-5K7uX0JrAcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merkeze gelen alerji ve solunum yolları hastaları ile bağışıklık sistemi zayıf olan kişilere alternatif tıp hizmeti sunan Uçar ve Culha, arı kovanından gelen havanın solunması ve kanat sesleriyle rahatlatıcı etki sağladıkları merkezin sayısını çoğaltmayı hedefliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/34UJ3uJezUOVYSliMZHu4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Terapi odası ve arı yatağı ismi verilen odada arı kovanından gelen havanın solunması ve arının kanat sesleriyle kişilere rahatlatıcı etki sağlanan merkez vatandaşlardan ilgi görürken, apiair uygulamasının alerji, astım, bronşit, depresyon, migren ve bağışıklık sistemi zayıflığında olumlu sonuç verdiğini ifade ediliyor.Arı ürünlerinin solunum yolu ile bulaşan birçok hastalığa iyi gelmesi üzerine bal, polen, propolis, arı sütü ve zehri gibi ürünlerle yapılan apiterapi tedavisi hakkında yıllardır çeşitli eğitimler alan Uçar ve Culha, aynı zamanda sahibi oldukları binlerce arı kovanı dönemsel olarak kentin bölgelerinde farklı noktalara götürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-YI958DVUE2fzFhPeK727g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aynı zamanda Gaziantep Bal Üreticileri Birliği olarak da çalışmalar yürüten Uçar ve Culha, arı havası tedavi yönteminin yaygınlaştırmayı hedefliyor.Bal arısı hastalıkları uzmanı emekli akademisyen Mehmet Ali Kutlu, arı kovanı havasının solunmasıyla uygulanan apiterapinin, astım, bronşit ve alerji gibi birçok hastalığın tedavisinde doğal destek olarak öne çıktığını söyledi.Kutlu, apiterapinin arı ürünleriyle yapılan tedavilerin genel adı olduğunu bildiren Kutlu, Türkiye'de ve özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgeleri ile diğer bölgelerde arıcılık potansiyeli yüksek olmasına rağmen bal dışında diğer arı ürünlerinin kullanımının henüz yaygın olmadığını belirtti.Apiterapinin insan sağlığına faydalarının tüm dünyada bilimsel olarak kabul edildiğini ve Almanya başta olmak üzere birçok ülkede bu tedavi yönteminin uygulandığını söyleyen Kutlu, "Arı ürünleri ile tedavi yöntemi 25 yıldan beri dünya genelinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat son yıllarda ise Türkiye'de yavaş yavaş bu tedavi yöntemi tanınmaya başlandı. Türkiye'de maalesef tam teşekküllü bir tedavi bulunmamaktadır. Çünkü kurulum şartları biraz ağır ve bundan dolayı henüz yeni yeni bu alanda çalışmalar var" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gf11yWh2h0KW8mS9BW5Ljw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Almanya'da yıllardan beri bazı solunum yolu hastalıklarına yönelik apiterapi tedavi merkezlerinin olduğunu ve güzel de sonuçların alındığını belirten Kutlu, Çin, Japonya, Rusya ve ABD'de apiterapi uygulamalarının yapıldığı polikliniklerin bulunduğunu dile getirdi.Apiterapi yöntemiyle solunum hastalıklarına doğal çözüm uyguladıklarını belirten arıcı Mehmet Uçar ise, "İki yıldır bu faaliyetleri yürütüyoruz. Arı havası yoluyla gelen şifa yöntemini kendi ailemizde de uyguluyoruz. Bu tedavi yöntemi alerjik reaksiyonlara ve astım hastaları için çok faydalı oluyor. KOAH, astım ve solunum rahatsızlığı yaşayan hastalar fayda görüyor. Arı kovanlarının üzerinde yatanlarda stresini atıyor" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dJzVSe8tRkWAyegwnmQkIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2 yıl önce İzmir'in Karaburun ilçesindeki arı çiftliğinde gördükleri arı havası merkezini Gaziantep'te kurmanın sevincini yaşadıklarını belirten Mehmet Culha da alerji, solunum ve bağışıklık sistemi sorunu yaşayanlar için yeni şifa kaynağının arı havası olduğunu bildirdi.Merkeze tedavi için gelen kalp hastası Yusuf Aslancan, bağışıklık sistemini güçlendirmek için merkeze geldiğini ve uygulanan tedaviden memnun kaldığını anlattı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Stresi azaltıyor, hafızayı güçlendiriyor: Mucize bitkinin faydaları kanıtlandı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/stresi-azaltiyor-hafizayi-guclendiriyor-mucize-bitkinin-faydalari-kanitlandi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/stresi-azaltiyor-hafizayi-guclendiriyor-mucize-bitkinin-faydalari-kanitlandi</guid>
<description><![CDATA[ Yüzyıllardır doğal bir şifa kaynağı olarak kullanılan biberiye, Antik Yunan ve Roma dönemlerinden bu yana zihinsel performansı artırmak için tercih ediliyor.Akdeniz kökenli bir bitki olan biberiye, taze ya da kurutulmuş haliyle dünya mutfağında kendisine sıkça yer buluyor. Bazı bulgular, biberiyenin Alzheimer gibi ciddi nörolojik hastalıklara karşı koruyucu olabileceğini öne sürüyor.Mirror&#039;da yer alan habere göre; vitamin, demir, kalsiyum, magnezyum ve potasyum yönünden zengin olan biberiye, antioksidan ve antienflamatuar özellikler taşıyan fitokimyasallar da içeriyor. Bu maddeler, vücutta serbest radikallerin yol açtığı hasarı azaltarak kalp hastalıkları, diyabet ve bazı kanser türleri gibi kronik rahatsızlıklara karşı koruma sağlayabiliyor.Geleneksel tıpta uzun yıllardır enfeksiyonları önlemek ve yaraları iyileştirmek için kullanılan biberiye, antimikrobiyal etkiler de gösteriyor.Northumbria Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, biberiye koklayan yaşlı bireylerin, hatırlama testlerinde kokusuz ortamda bulunanlara göre daha başarılı oldukları ve daha uyanık hissettikleri tespit edildi. Üstelik yalnızca yaşlılar değil, gençlerde de bu tür olumlu etkiler görüldü.
2018 yılında yapılan bir araştırmada, bir ay boyunca günde iki kez 500 mg biberiye takviyesi alan üniversite öğrencilerinin hafıza testlerinde daha iyi sonuçlar aldığı, daha az kaygı ve depresyon yaşadığı ve uyku kalitelerinin arttığı gözlemlendi.
Başka bir araştırma ise, iş yerinde biberiye aromalı su tüketen çalışanların, tükenmişlik hissini daha az yaşadığını ortaya koydu.Uzmanlara göre biberiye, beyne giden kan akışını artırarak daha fazla oksijen ve besin taşınmasına yardımcı oluyor. 
İçerdiği polifenoller ise bağırsak sağlığını destekleyip iltihaplanmayı azaltarak depresyonla mücadeleye katkıda bulunabiliyor. Biberiye, öğrenme ve hafıza ile ilişkili olan asetilkolin adlı kimyasalın parçalanmasını önleyen 1,8-sineol gibi bileşikler de içeriyor. Asetilkolin seviyelerinin korunması, yaşlandıkça zihinsel keskinliğin sürdürülmesine yardımcı oluyor.Son araştırmalar, biberiyede bulunan güçlü antioksidanlardan karnosik asidin, Alzheimer hastalığına karşı koruyucu etkileri olabileceğini ortaya koydu. 2025 yılında bilim insanları bu bileşiğin daha kararlı bir formunu geliştirerek diAcCA adını verdikleri bir versiyonunu laboratuvar ortamında test etti. Sonuçlar oldukça umut vericiydi. Bu bileşik, beyin hücreleri arasındaki bağlantıları güçlendirdi, hafızayı geliştirdi ve Alzheimer ile ilişkili olan beta-amiloid ve tau proteinlerinin seviyelerini düşürdü.
Üstelik diAcCA, yalnızca iltihaplı beyin bölgelerinde aktif hale gelerek olası yan etkileri de minimize etti. Fareler üzerinde yapılan çalışmalarda toksik bir etki gözlenmedi ve bilişsel gelişim açısından olumlu sonuçlar elde edildi.Amerika’da şu anda 65 yaş üzeri yaklaşık 7.2 milyon kişi Alzheimer hastalığıyla mücadele ediyor. Yeni tedaviler geliştirilemezse, bu sayının 2060 yılına kadar 13.8 milyona çıkması bekleniyor. Bu noktada biberiyenin beyin sağlığı üzerindeki etkileri, oldukça değerli bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d2RoXpAfrUWUzGgYvJvXJw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Stresi, azaltıyor, hafızayı, güçlendiriyor:, Mucize, bitkinin, faydaları, kanıtlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d2RoXpAfrUWUzGgYvJvXJw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Stresi azaltıyor, hafızayı güçlendiriyor: Mucize bitkinin faydaları kanıtlandı"><p>Yüzyıllardır doğal bir şifa kaynağı olarak kullanılan biberiye, Antik Yunan ve Roma dönemlerinden bu yana zihinsel performansı artırmak için tercih ediliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LvME4raN8UOUDPOCLhgc9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akdeniz kökenli bir bitki olan biberiye, taze ya da kurutulmuş haliyle dünya mutfağında kendisine sıkça yer buluyor. Bazı bulgular, biberiyenin Alzheimer gibi ciddi nörolojik hastalıklara karşı koruyucu olabileceğini öne sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sipDRW-FT0eB0u4ChweQjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mirror'da yer alan habere göre; vitamin, demir, kalsiyum, magnezyum ve potasyum yönünden zengin olan biberiye, antioksidan ve antienflamatuar özellikler taşıyan fitokimyasallar da içeriyor. Bu maddeler, vücutta serbest radikallerin yol açtığı hasarı azaltarak kalp hastalıkları, diyabet ve bazı kanser türleri gibi kronik rahatsızlıklara karşı koruma sağlayabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/StoJ0iqrVUyWAOU3zoCl1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geleneksel tıpta uzun yıllardır enfeksiyonları önlemek ve yaraları iyileştirmek için kullanılan biberiye, antimikrobiyal etkiler de gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BXxwbqdgqEeAjUOGgU_u4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Northumbria Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, biberiye koklayan yaşlı bireylerin, hatırlama testlerinde kokusuz ortamda bulunanlara göre daha başarılı oldukları ve daha uyanık hissettikleri tespit edildi. Üstelik yalnızca yaşlılar değil, gençlerde de bu tür olumlu etkiler görüldü.
2018 yılında yapılan bir araştırmada, bir ay boyunca günde iki kez 500 mg biberiye takviyesi alan üniversite öğrencilerinin hafıza testlerinde daha iyi sonuçlar aldığı, daha az kaygı ve depresyon yaşadığı ve uyku kalitelerinin arttığı gözlemlendi.
Başka bir araştırma ise, iş yerinde biberiye aromalı su tüketen çalışanların, tükenmişlik hissini daha az yaşadığını ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x0B6uSM6DU6IEXMwSclmww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre biberiye, beyne giden kan akışını artırarak daha fazla oksijen ve besin taşınmasına yardımcı oluyor. 
İçerdiği polifenoller ise bağırsak sağlığını destekleyip iltihaplanmayı azaltarak depresyonla mücadeleye katkıda bulunabiliyor. Biberiye, öğrenme ve hafıza ile ilişkili olan asetilkolin adlı kimyasalın parçalanmasını önleyen 1,8-sineol gibi bileşikler de içeriyor. Asetilkolin seviyelerinin korunması, yaşlandıkça zihinsel keskinliğin sürdürülmesine yardımcı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cRmKlKyuL0iGbYvEeN806A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son araştırmalar, biberiyede bulunan güçlü antioksidanlardan karnosik asidin, Alzheimer hastalığına karşı koruyucu etkileri olabileceğini ortaya koydu. 2025 yılında bilim insanları bu bileşiğin daha kararlı bir formunu geliştirerek diAcCA adını verdikleri bir versiyonunu laboratuvar ortamında test etti. Sonuçlar oldukça umut vericiydi. Bu bileşik, beyin hücreleri arasındaki bağlantıları güçlendirdi, hafızayı geliştirdi ve Alzheimer ile ilişkili olan beta-amiloid ve tau proteinlerinin seviyelerini düşürdü.
Üstelik diAcCA, yalnızca iltihaplı beyin bölgelerinde aktif hale gelerek olası yan etkileri de minimize etti. Fareler üzerinde yapılan çalışmalarda toksik bir etki gözlenmedi ve bilişsel gelişim açısından olumlu sonuçlar elde edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2wUaoHgv8UimqeslsYi5xA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerika’da şu anda 65 yaş üzeri yaklaşık 7.2 milyon kişi Alzheimer hastalığıyla mücadele ediyor. Yeni tedaviler geliştirilemezse, bu sayının 2060 yılına kadar 13.8 milyona çıkması bekleniyor. Bu noktada biberiyenin beyin sağlığı üzerindeki etkileri, oldukça değerli bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nFEvEDHjPEuJDGFtWWLqJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayat doyumumuzu ‘’mutluluk seviyemiz’’ üzerinden mi değerlendirmeye başladık?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hayat-doyumumuzu-mutluluk-seviyemiz-uzerinden-mi-degerlendirmeye-basladik</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hayat-doyumumuzu-mutluluk-seviyemiz-uzerinden-mi-degerlendirmeye-basladik</guid>
<description><![CDATA[ Mutluluk, birçok kaynakta insanın kendisiyle ve çevresiyle barış içinde hissettiği, anın tadını çıkarabildiği bir ruh hâli olarak tanımlanıyor. Ancak &#039;&#039;mutlu olmak zorunda hissetmek&#039;&#039; kişide uzun vadede yetersizlik hissi yaratabiliyor. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal &#039;&#039;mutluluk illüzyonu&#039;&#039; üzerine yazdı.‘’Yaşıyorum!’’ hissi size neleri çağrıştırıyor? İçinizde hangi duyguları uyandırıyor? Sadece mutluyken mi yaşadığınızı hissediyorsunuz? Yaşamınız içinde nihai amacınız mutluluk mu?   Son zamanlarda, kişisel gelişim adı altında bir “Mutluluk İllüzyonu”nun içine çekiliyoruz. Bu illüzyondan kastımız, mutluluğun bir duygu olarak değil, nihai bir “Amaç” olarak ele alınması ve bizlere servis edilmesi aslında. Çünkü insan canlısı olarak tek hissettiğimiz duygunun, tek hissedebileceğimiz duygunun ‘’Mutluluk’’ olması çok da gerçekçi değil. Mutluluk; felsefe, psikoloji, nörobilim, sosyoloji gibi birçok alanda farklı perspektiflerle ele alınmaktadır. Peki, Mutluluk nedir? Neden ‘’Mutluluk İllüzyonu’’ diyoruz? MUTLULUK VE &#039;&#039;MUTLULUK İLLÜZYONU&#039;&#039;  Mutluluk genel olarak ‘’pozitif’’ duygularla, ‘’iyi’’ hissetmekle ilişkilendirilir. Ancak; mutluluğu yalnızca yüzümüzdeki gülümsemeyle sınırlandırmak, sosyal medyada gördüğümüz birkaç adımla sonsuz mutluluğu yakalamak çok da gerçekçi değildir. Hatta bu durum; çoğu bireyin üzerinde büyük bir baskı oluşturmaktadır. ‘’Şu an mutlu hissetmiyorum demek ki bende bir problem var.’’, ‘’Günlük rutinimde bunu yaparsam mutlu olurum.’’, ‘’Bu eşyayı alırsam mutlu olurum ve tamamlanırım’’ gibi birçok düşünceye ve inanca sebep olabilmektedir.   Hayat; içinde acı, korku, öfke, yorgunluk, belirsizlik, anlam kaybı gibi birçok durumu ve duyguyu barındırır. Mutluluk duygusu da yüzeyde görünmeyen bu duyguları, durumları, çabayı, anlamı içinde taşır.   Bizler ne kadar yaşadığımız durumun ve duygunun farkında olursak, değerlerimizi bilirsek ve bu doğrultuda aksiyon alırsak ancak o zaman içsel olarak anlamlı, doyum aldığımız ve kendimizde hissettiğimiz bir yaşam sürebiliriz. Fakat mutluluğu amaç haline getirirsek; şu anı unutarak, içimizde bir boşluk hissinin büyümesine sebep olabiliriz. Bu boşluk hissiyle dışarıya daha bağımlı hale gelebilir, dışarıdan gelen bir şeyin bizi kendimize getirmesini bekleyebiliriz. Yani mutlu olmaya çalışırken farkında bile olmadan kendimizi mutsuz hissettirebiliriz. Peki, bu süreçte değerlerimizin, duygularımızın nasıl farkına varacağız ve anlam bulacağız?   Bunun için kendimize birkaç soru sorarak başlayabiliriz:   ‘’Şu an gerçekten ne hissediyorum?’’   ‘’Bu hisler bana ne anlatmak istiyor olabilir?’’   ‘’Şu an neye ihtiyacım var?’’   ‘’Benim için gerçekten önemli olan şeyler nelerdir?’’   ‘’Hiçbir şey olmadığında bile neyin olması beni kendimde hissettirir?’’   ‘’İstediğim bir gün nasıl geçerdi? İçinde neler barındırırdı?’’   ‘’Hayatta neyin peşinden gitmeye değer buluyorum.’’   ‘’Yaşlandığım zaman geriye baktığımda neleri &#039;iyi ki yaptım&#039; derdim?’’   Ve kendimize uygun bir alışkanlığı günlük alışkanlıklarımıza katabiliriz:  Günlük tutmak (Yazılı olmak zorunda değil boyalarla, fotoğraflarla, müziklerle hangisi sizi daha rahat hissettiriyorsa)Şükür defteri tutmak/Şükür alışkanlığı kazanmakKüçük, büyük fark etmeksizin kendinizi tebrik etmek, kutlama yapmak Kısa nefes egzersizleri ile bedeniniz ile temas etmekDış uyaranlardan, özellikle ekranlardan uzak kendinizle vakit geçirmek Doğada vakit geçirmek  Kendiniz için en doğru cevapları ve alışkanlıkları bilebilecek olan yine sizlersiniz. İçsel farkındalığınız derinleştikçe zaman zaman desteğe ihtiyaç duymanız da son derece doğal. Böyle anlarda bir uzmandan destek almak, keşif yolculuğunuzda size eşlik eden güvenli bir alan olabilir.  Unutmayalım ki cevaplar da alışkanlıklar da mutlak değildir; hayat koşullarımız ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda değişebilir, dönüşebilir.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zc1gfK2Hr0aGh-EvWER3GA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hayat, doyumumuzu, ‘’mutluluk, seviyemiz’’, üzerinden, değerlendirmeye, başladık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zc1gfK2Hr0aGh-EvWER3GA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hayat doyumumuzu ‘’mutluluk seviyemiz’’ üzerinden mi değerlendirmeye başladık?"><p>Mutluluk, birçok kaynakta insanın kendisiyle ve çevresiyle barış içinde hissettiği, anın tadını çıkarabildiği bir ruh hâli olarak tanımlanıyor. Ancak ''mutlu olmak zorunda hissetmek'' kişide uzun vadede yetersizlik hissi yaratabiliyor. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ''mutluluk illüzyonu'' üzerine yazdı.</p><p>‘’Yaşıyorum!’’ hissi size neleri çağrıştırıyor? İçinizde hangi duyguları uyandırıyor? Sadece mutluyken mi yaşadığınızı hissediyorsunuz? Yaşamınız içinde nihai amacınız mutluluk mu?   Son zamanlarda, kişisel gelişim adı altında bir “Mutluluk İllüzyonu”nun içine çekiliyoruz. Bu illüzyondan kastımız, mutluluğun bir duygu olarak değil, nihai bir “Amaç” olarak ele alınması ve bizlere servis edilmesi aslında. Çünkü insan canlısı olarak tek hissettiğimiz duygunun, tek hissedebileceğimiz duygunun ‘’Mutluluk’’ olması çok da gerçekçi değil. Mutluluk; felsefe, psikoloji, nörobilim, sosyoloji gibi birçok alanda farklı perspektiflerle ele alınmaktadır. Peki, Mutluluk nedir? Neden ‘’Mutluluk İllüzyonu’’ diyoruz? </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IU_LOJQNOUyqE9SJfxTZ-A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal"><p><strong>MUTLULUK VE ''MUTLULUK İLLÜZYONU''</strong>  Mutluluk genel olarak ‘’pozitif’’ duygularla, ‘’iyi’’ hissetmekle ilişkilendirilir. Ancak; mutluluğu yalnızca yüzümüzdeki gülümsemeyle sınırlandırmak, sosyal medyada gördüğümüz birkaç adımla sonsuz mutluluğu yakalamak çok da gerçekçi değildir. Hatta bu durum; çoğu bireyin üzerinde büyük bir baskı oluşturmaktadır. ‘’Şu an mutlu hissetmiyorum demek ki bende bir problem var.’’, ‘’Günlük rutinimde bunu yaparsam mutlu olurum.’’, ‘’Bu eşyayı alırsam mutlu olurum ve tamamlanırım’’ gibi birçok düşünceye ve inanca sebep olabilmektedir.   Hayat; içinde acı, korku, öfke, yorgunluk, belirsizlik, anlam kaybı gibi birçok durumu ve duyguyu barındırır. Mutluluk duygusu da yüzeyde görünmeyen bu duyguları, durumları, çabayı, anlamı içinde taşır.   Bizler ne kadar yaşadığımız durumun ve duygunun farkında olursak, değerlerimizi bilirsek ve bu doğrultuda aksiyon alırsak ancak o zaman içsel olarak anlamlı, doyum aldığımız ve kendimizde hissettiğimiz bir yaşam sürebiliriz. Fakat mutluluğu amaç haline getirirsek; şu anı unutarak, içimizde bir boşluk hissinin büyümesine sebep olabiliriz. Bu boşluk hissiyle dışarıya daha bağımlı hale gelebilir, dışarıdan gelen bir şeyin bizi kendimize getirmesini bekleyebiliriz. Yani mutlu olmaya çalışırken farkında bile olmadan kendimizi mutsuz hissettirebiliriz. Peki, bu süreçte değerlerimizin, duygularımızın nasıl farkına varacağız ve anlam bulacağız?   <strong>Bunun için kendimize birkaç soru sorarak başlayabiliriz: </strong>  ‘’Şu an gerçekten ne hissediyorum?’’   ‘’Bu hisler bana ne anlatmak istiyor olabilir?’’   ‘’Şu an neye ihtiyacım var?’’   ‘’Benim için gerçekten önemli olan şeyler nelerdir?’’   ‘’Hiçbir şey olmadığında bile neyin olması beni kendimde hissettirir?’’   ‘’İstediğim bir gün nasıl geçerdi? İçinde neler barındırırdı?’’   ‘’Hayatta neyin peşinden gitmeye değer buluyorum.’’   ‘’Yaşlandığım zaman geriye baktığımda neleri 'iyi ki yaptım' derdim?’’   <strong>Ve kendimize uygun bir alışkanlığı günlük alışkanlıklarımıza katabiliriz:</strong>  Günlük tutmak (Yazılı olmak zorunda değil boyalarla, fotoğraflarla, müziklerle hangisi sizi daha rahat hissettiriyorsa)</p><p>Şükür defteri tutmak/Şükür alışkanlığı kazanmak</p><p>Küçük, büyük fark etmeksizin kendinizi tebrik etmek, kutlama yapmak Kısa nefes egzersizleri ile bedeniniz ile temas etmek</p><p>Dış uyaranlardan, özellikle ekranlardan uzak kendinizle vakit geçirmek Doğada vakit geçirmek  Kendiniz için en doğru cevapları ve alışkanlıkları bilebilecek olan yine sizlersiniz. İçsel farkındalığınız derinleştikçe zaman zaman desteğe ihtiyaç duymanız da son derece doğal. Böyle anlarda bir uzmandan destek almak, keşif yolculuğunuzda size eşlik eden güvenli bir alan olabilir.  Unutmayalım ki cevaplar da alışkanlıklar da mutlak değildir; hayat koşullarımız ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda değişebilir, dönüşebilir. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ağzınız açık mı uyuyorsunuz? Bu hastalığın habercisi olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/agziniz-acik-mi-uyuyorsunuz-bu-hastaligin-habercisi-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/agziniz-acik-mi-uyuyorsunuz-bu-hastaligin-habercisi-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Burun tıkanıklığı, uyku apnesi ve yapısal sorunlar gibi nedenlerle gece ağız açık uyuyanlar, ciddi sağlık riskleriyle karşı karşıya kalabiliyor.Sağlık uzmanları, gece ağız açık uyumanın sanıldığından çok daha ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle kronik ağızdan solunum; ağız kuruluğu, diş çürümesi, uyku kalitesinde düşüş ve daha ileri safhalarda kardiyovasküler hastalıklar gibi sistemik rahatsızlıkları tetikleyebiliyor.Soğuk algınlığı gibi geçici durumlarda ağızdan nefes almak normal kabul edilirken, bu alışkanlığın kronik hale gelmesi ağız ve genel sağlığı olumsuz etkiliyor. Diş hekimleri ve kulak burun boğaz uzmanları, ağızdan solunumun; tükürük üretimini azaltarak ağız kuruluğu, diş eti hastalıkları ve çürük gibi sorunlara yol açtığını belirtiyor. Uyku apnesi riski de bu durumda artış gösteriyor.Uyku sırasında ağızdan solunuma neden olan başlıca etkenler:Burun tıkanıklığı: Alerjiler, sinüs enfeksiyonları, soğuk algınlığı ya da astım gibi rahatsızlıklar geçici veya kronik tıkanıklığa neden olabiliyor.Yapısal sorunlar: Septum deviasyonu, geniz eti büyümesi, burun polipleri gibi fiziksel tıkanıklıklar burundan nefes almayı engelliyor.Obstrüktif Uyku Apnesi (OSA): Uyku sırasında hava yolunun daralması, kişinin ağızdan solunuma geçmesine neden olabiliyor.Anatomik faktörler: Dar çene, küçük damak yapısı gibi durumlar dili geriye iterek solunum yolunu kapatabiliyor.Alışkanlık: Özellikle çocuklarda burun sorunları düzeldikten sonra bile ağız açık uyumak alışkanlık haline gelebiliyor.Ağızdan solunumun yaygın belirtileri arasında sabah ağız kuruluğu, boğaz ağrısı, kötü ağız kokusu, horlama, gündüz yorgunluğu, baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü ve diş hassasiyeti yer alıyor. Çocuklarda ise büyüme geriliği, davranış bozuklukları ve dikkat eksikliği görülebiliyor.Kronik ağızdan solunum; diş çürüğü, diş eti hastalıkları, mantar enfeksiyonları, uyku kalitesinde bozulma ve uyku apnesinin şiddetlenmesine neden olabiliyor. Tedavi edilmeyen uyku apnesi ise kalp hastalıkları, tip 2 diyabet, karaciğer sorunları ve bilişsel gerileme riskini artırabiliyor. Uzmanlar, çocuklarda ağızdan solumanın yüz gelişimini de olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.Ağız açık uyumanın önüne geçmek için şu adımlar öneriliyor:Tuzlu suyla burun temizliği, alerji tedavileri, hava kalitesini artıran filtreler kullanılabilir.Deviasyon, geniz eti veya polip gibi yapısal sorunlar varsa cerrahi müdahale gerekebilir.Burun yolları tamamen açıksa, bilinçli şekilde uygulanabilir.Yan yatarak ve başı hafif yukarıda tutarak hava yolu açıklığı korunabilir.Dil ve ağız kaslarını güçlendiren egzersizlerle doğal solunum desteklenebilir.Diş hekimi tarafından önerilen cihazlar hava yolunu açık tutarak horlama ve apne riskini azaltabilir.Uzmanlar, ağızdan solunumun sadece bir uyku problemi olmadığını, ciddi sistemik sağlık sorunlarının işareti olabileceğini vurguluyor. Özellikle çocuklarda bu alışkanlığın fark edilmesi ve erken müdahale edilmesi büyük önem taşıyor.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FSjurd1SjkW63mcNMS81fQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ağzınız, açık, mı, uyuyorsunuz, hastalığın, habercisi, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FSjurd1SjkW63mcNMS81fQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ağzınız açık mı uyuyorsunuz? Bu hastalığın habercisi olabilir"><p>Burun tıkanıklığı, uyku apnesi ve yapısal sorunlar gibi nedenlerle gece ağız açık uyuyanlar, ciddi sağlık riskleriyle karşı karşıya kalabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YW_i2G1bFU-sUFU-7tt3yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık uzmanları, gece ağız açık uyumanın sanıldığından çok daha ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle kronik ağızdan solunum; ağız kuruluğu, diş çürümesi, uyku kalitesinde düşüş ve daha ileri safhalarda kardiyovasküler hastalıklar gibi sistemik rahatsızlıkları tetikleyebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M6yF-JiWXEKbWY9cINTUqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk algınlığı gibi geçici durumlarda ağızdan nefes almak normal kabul edilirken, bu alışkanlığın kronik hale gelmesi ağız ve genel sağlığı olumsuz etkiliyor. Diş hekimleri ve kulak burun boğaz uzmanları, ağızdan solunumun; tükürük üretimini azaltarak ağız kuruluğu, diş eti hastalıkları ve çürük gibi sorunlara yol açtığını belirtiyor. Uyku apnesi riski de bu durumda artış gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BsVMduDHDU6Y9szNF3A73w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku sırasında ağızdan solunuma neden olan başlıca etkenler:Burun tıkanıklığı: Alerjiler, sinüs enfeksiyonları, soğuk algınlığı ya da astım gibi rahatsızlıklar geçici veya kronik tıkanıklığa neden olabiliyor.Yapısal sorunlar: Septum deviasyonu, geniz eti büyümesi, burun polipleri gibi fiziksel tıkanıklıklar burundan nefes almayı engelliyor.Obstrüktif Uyku Apnesi (OSA): Uyku sırasında hava yolunun daralması, kişinin ağızdan solunuma geçmesine neden olabiliyor.Anatomik faktörler: Dar çene, küçük damak yapısı gibi durumlar dili geriye iterek solunum yolunu kapatabiliyor.Alışkanlık: Özellikle çocuklarda burun sorunları düzeldikten sonra bile ağız açık uyumak alışkanlık haline gelebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zcXE8bfMH0-y8eCKdEse1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağızdan solunumun yaygın belirtileri arasında sabah ağız kuruluğu, boğaz ağrısı, kötü ağız kokusu, horlama, gündüz yorgunluğu, baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü ve diş hassasiyeti yer alıyor. Çocuklarda ise büyüme geriliği, davranış bozuklukları ve dikkat eksikliği görülebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oI7cRU31vEyI9ukdNE6rEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik ağızdan solunum; diş çürüğü, diş eti hastalıkları, mantar enfeksiyonları, uyku kalitesinde bozulma ve uyku apnesinin şiddetlenmesine neden olabiliyor. Tedavi edilmeyen uyku apnesi ise kalp hastalıkları, tip 2 diyabet, karaciğer sorunları ve bilişsel gerileme riskini artırabiliyor. Uzmanlar, çocuklarda ağızdan solumanın yüz gelişimini de olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S_2zvaqCTUGNhBd7vnztkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağız açık uyumanın önüne geçmek için şu adımlar öneriliyor:Tuzlu suyla burun temizliği, alerji tedavileri, hava kalitesini artıran filtreler kullanılabilir.Deviasyon, geniz eti veya polip gibi yapısal sorunlar varsa cerrahi müdahale gerekebilir.Burun yolları tamamen açıksa, bilinçli şekilde uygulanabilir.Yan yatarak ve başı hafif yukarıda tutarak hava yolu açıklığı korunabilir.Dil ve ağız kaslarını güçlendiren egzersizlerle doğal solunum desteklenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UtbOlwR6XEOuuv3B5YyiJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diş hekimi tarafından önerilen cihazlar hava yolunu açık tutarak horlama ve apne riskini azaltabilir.Uzmanlar, ağızdan solunumun sadece bir uyku problemi olmadığını, ciddi sistemik sağlık sorunlarının işareti olabileceğini vurguluyor. Özellikle çocuklarda bu alışkanlığın fark edilmesi ve erken müdahale edilmesi büyük önem taşıyor.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Başınıza soğuk su döktüğünüzde ne olur? Meğer ciddi riskleri varmış</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/basiniza-soguk-su-doektugunuzde-ne-olur-meger-ciddi-riskleri-varmis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/basiniza-soguk-su-doektugunuzde-ne-olur-meger-ciddi-riskleri-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Soğuk suyun vücut üzerindeki olumlu etkileri zaman zaman öne çıksa da, doğrudan başa dökülen soğuk su ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, özellikle kalp hastaları için bu uygulamanın hayati riskler taşıdığını belirtiyor.Aniden başa soğuk su dökülmesi, vücutta “soğuk şok” etkisi yaratıyor. Kan damarları hızla daralıyor, tansiyon ve kalp atış hızı yükseliyor. Bu durum, özellikle hipertansiyon, kalp hastalığı ya da ritim bozukluğu olan kişilerde aritmilere neden olabiliyor.Başta ani soğumaya bağlı olarak “soğuk uyarı baş ağrısı” olarak bilinen ve halk arasında “beyin donması” diye tabir edilen şiddetli ağrılar yaşanabiliyor. Bu durum, yüz sinüslerinin ve saçlı derinin aniden soğumasıyla oluşuyor.Soğuk su, iç ve dış kulağın ani ısı değişimine maruz kalmasına neden olarak denge sistemini etkileyebiliyor. Vestibüler fonksiyonun bozulması, baş dönmesi ve nadiren bayılma ile sonuçlanabiliyor.Yüz ya da saçlı derideki sinirlerin ani soğukla teması, geçici sinir tahrişine neden olabiliyor. Bu da keskin yüz ağrısı veya yüz kaslarında geçici zayıflık şeklinde kendini gösterebiliyor.Başın doğrudan soğuk suya maruz kalması, vücudun diğer bölgelerine kıyasla daha hızlı ısı kaybına yol açıyor. Bu durum, beyin sıcaklığının düşmesine, yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve karar verme yetisinin zayıflamasına neden olabiliyor. Özellikle yalnızken ya da araç kullanmadan önce bu durum ciddi risk oluşturabiliyor.Başınıza doğrudan soğuk su dökmeyin. Su çok soğuksa, banyo sırasında başınızı suyun dışında tutun.Soğuk suya alışmayı kademeli yapın. Önce boyun ve omuz bölgesiyle başlayın.Nefes kontrolü yaparak panik nefesi refleksini önleyin.Kulaklarınızı koruyun. Silikon tıkaç veya neopren başlık kullanabilirsiniz.Soğuk temastan sonra hızlı ısınmayın; ılık duş ve sıcak içecekleri tercih edin.Kalp hastalığı, hipertansiyon,  diyabet gibi sağlık sorunları olanlar soğuk su uygulamalarını doktor kontrolünde yapmalı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cWJisLM9OEaRRExaeA_3iw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Başınıza, soğuk, döktüğünüzde, olur, Meğer, ciddi, riskleri, varmış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cWJisLM9OEaRRExaeA_3iw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Başınıza soğuk su döktüğünüzde ne olur? Meğer ciddi riskleri varmış"><p>Soğuk suyun vücut üzerindeki olumlu etkileri zaman zaman öne çıksa da, doğrudan başa dökülen soğuk su ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, özellikle kalp hastaları için bu uygulamanın hayati riskler taşıdığını belirtiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CwakgrW7jUa8wl03xvRp-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aniden başa soğuk su dökülmesi, vücutta “soğuk şok” etkisi yaratıyor. Kan damarları hızla daralıyor, tansiyon ve kalp atış hızı yükseliyor. Bu durum, özellikle hipertansiyon, kalp hastalığı ya da ritim bozukluğu olan kişilerde aritmilere neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4TlnpAvILESi7oH9Pr4RZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başta ani soğumaya bağlı olarak “soğuk uyarı baş ağrısı” olarak bilinen ve halk arasında “beyin donması” diye tabir edilen şiddetli ağrılar yaşanabiliyor. Bu durum, yüz sinüslerinin ve saçlı derinin aniden soğumasıyla oluşuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JP-7FoK6tEmi3WjmuhnUig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk su, iç ve dış kulağın ani ısı değişimine maruz kalmasına neden olarak denge sistemini etkileyebiliyor. Vestibüler fonksiyonun bozulması, baş dönmesi ve nadiren bayılma ile sonuçlanabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YFHqVM09bkiMd6Q0VQsG8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüz ya da saçlı derideki sinirlerin ani soğukla teması, geçici sinir tahrişine neden olabiliyor. Bu da keskin yüz ağrısı veya yüz kaslarında geçici zayıflık şeklinde kendini gösterebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aPjdFfgwA0iPy1xnL3QG2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başın doğrudan soğuk suya maruz kalması, vücudun diğer bölgelerine kıyasla daha hızlı ısı kaybına yol açıyor. Bu durum, beyin sıcaklığının düşmesine, yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve karar verme yetisinin zayıflamasına neden olabiliyor. Özellikle yalnızken ya da araç kullanmadan önce bu durum ciddi risk oluşturabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VibBQU6O7kOyDOPD1eQB1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başınıza doğrudan soğuk su dökmeyin. Su çok soğuksa, banyo sırasında başınızı suyun dışında tutun.Soğuk suya alışmayı kademeli yapın. Önce boyun ve omuz bölgesiyle başlayın.Nefes kontrolü yaparak panik nefesi refleksini önleyin.Kulaklarınızı koruyun. Silikon tıkaç veya neopren başlık kullanabilirsiniz.Soğuk temastan sonra hızlı ısınmayın; ılık duş ve sıcak içecekleri tercih edin.Kalp hastalığı, hipertansiyon,  diyabet gibi sağlık sorunları olanlar soğuk su uygulamalarını doktor kontrolünde yapmalı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Brokolinin çok az bilinen zararı var: Süper gıdanın gözden kaçan riskleri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/brokolinin-cok-az-bilinen-zarari-var-super-gidanin-goezden-kacan-riskleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/brokolinin-cok-az-bilinen-zarari-var-super-gidanin-goezden-kacan-riskleri</guid>
<description><![CDATA[ Antioksidan ve lif deposu brokoli, sağlığa katkılarıyla öne çıksa da bazı durumlarda sindirim sorunlarına, tiroid işlev bozukluklarına ve ilaç etkileşimlerine yol açabiliyor. Uzmanlar, bilinçli tüketim konusunda uyarıyor.Beslenme uzmanları tarafından sıklıkla &quot;süper gıda&quot; olarak tanımlanan brokoli, lif, C ve K vitaminleri, sülforafan ve güçlü antioksidanlar bakımından zengin içeriğiyle dikkat çekiyor. Kanser önleme, bağırsak sağlığını destekleme, iltihapları azaltma ve kilo yönetimi üzerindeki olumlu etkileriyle bilinen bu sebze, sağlıklı yaşamın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak uzmanlar, brokolinin bazı sağlık riskleri de barındırabileceğine dikkat çekiyor.Brokoli, sindirimi zor rafinoz adlı karmaşık bir şeker ve yüksek oranda lif içeriyor. Kalın bağırsakta fermente olan bu şeker, gaz, şişkinlik ve karın kramplarına yol açabiliyor. Yapılan araştırmalar, brokolinin bağırsak mikrobiyotasında değişiklik yaratarak hassas bireylerde sindirim rahatsızlıklarını tetikleyebileceğini gösteriyor.Özellikle irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi rahatsızlıkları olan kişilerin dikkatli olması gerekiyor. Uzmanlar, brokolinin buharda veya hafif pişmiş şekilde tüketilmesinin sindirim üzerindeki olası olumsuz etkileri azaltabileceğini belirtiyor.Brokolinin içerdiği guatrojen bileşikler, iyot emilimini engelleyerek tiroid hormonlarının üretimini baskılayabiliyor. Bu durum, özellikle hipotiroidi hastaları için risk oluşturuyor. Çiğ olarak yüksek miktarda brokoli tüketimi, tiroid fonksiyonlarını yavaşlatabilirken, pişirme işlemi bu bileşiklerin etkisini azaltıyor.Uzman önerisi: Hipotiroidi hastalarının brokoliyi ölçülü ve pişmiş olarak tüketmesi gerekiyor.Brokoli, K vitamini yönünden oldukça zengin bir sebze. Ancak bu özelliği, varfarin gibi kan sulandırıcı ilaç kullanan bireylerde etkileşime girerek ilaçların etkinliğini azaltabiliyor. K vitamini alımındaki ani değişiklikler INR seviyelerinde dalgalanmalara neden olabiliyor.Bu ilaçları kullanan bireylerin K vitamini içeren gıdaları tamamen kesmek yerine, düzenli ve ölçülü tüketmeleri öneriliyor.FAZLA LİF, FAZLA YÜKBrokolinin yüksek lif içeriği, bağırsak hareketlerini düzenlerken tokluk hissini de artırıyor. Ancak lif alımına alışık olmayan bireylerde ani tüketim, kabızlık, ishal veya karın ağrısına neden olabiliyor.Beslenme uzmanları, lif alımının kademeli artırılması ve yeterli su tüketimiyle bu tür şikayetlerin önüne geçilebileceğini vurguluyor.Brokoli, oksalat ve fitat gibi bileşikler içeriyor. Bu maddeler kalsiyum, demir ve magnezyum gibi minerallerle bağlanarak emilimlerini azaltabiliyor. Özellikle çiğ olarak aşırı miktarda brokoli tüketimi, uzun vadede küçük çaplı mineral eksikliklerine neden olabiliyor.Ayrıca, brokolide bulunan sülforafan maddesinin takviye formunda yüksek dozda alınması, karaciğer ve böbrek yükünü artırabiliyor. Bu tür takviyeler bazı ilaçlarla da etkileşime girebiliyor. Uzmanlar, sülforafanı doğal gıdalardan almak gerektiğinin altını çiziyor.GENETİK ZARAR İDDİALARI VE ALERJİK TEPKİLERBazı laboratuvar çalışmaları, brokolideki bazı bileşiklerin (özellikle izotiyosiyanatlar) genotoksik olabileceğini öne sürse de, bu etkilerin insanlar üzerinde kesin olarak kanıtlanmadığı ifade ediliyor.
Nadir de olsa, brokoli tüketimi sonrasında alerjik belirtiler, ciltte döküntü veya solunum yolu tepkimeleri görülebiliyor.Her ne kadar brokoli, genel sağlık için oldukça faydalı bir besin olsa da, her bireyin bünyesi farklı tepkiler verebiliyor. Beslenme uzmanları, haftada birkaç kez, 1-2 su bardağını aşmayacak şekilde pişmiş brokoli tüketiminin çoğu insan için güvenli olduğunu belirtiyor.Ayrıca, sindirim sistemi hassas olanların tüketim miktarını kademeli olarak artırması ve tiroid, kan sulandırıcı ya da mineral destekleri kullananların mutlaka doktor kontrolünde hareket etmesi öneriliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NSW19-M3ukemk2iGM2f78w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Brokolinin, çok, bilinen, zararı, var:, Süper, gıdanın, gözden, kaçan, riskleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NSW19-M3ukemk2iGM2f78w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Brokolinin çok az bilinen zararı var: Süper gıdanın gözden kaçan riskleri"><p>Antioksidan ve lif deposu brokoli, sağlığa katkılarıyla öne çıksa da bazı durumlarda sindirim sorunlarına, tiroid işlev bozukluklarına ve ilaç etkileşimlerine yol açabiliyor. Uzmanlar, bilinçli tüketim konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PPobbsTfs0ukl2aRUZcQlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanları tarafından sıklıkla "süper gıda" olarak tanımlanan brokoli, lif, C ve K vitaminleri, sülforafan ve güçlü antioksidanlar bakımından zengin içeriğiyle dikkat çekiyor. Kanser önleme, bağırsak sağlığını destekleme, iltihapları azaltma ve kilo yönetimi üzerindeki olumlu etkileriyle bilinen bu sebze, sağlıklı yaşamın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak uzmanlar, brokolinin bazı sağlık riskleri de barındırabileceğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WEcsYIzC7k64Mhi0-7roLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brokoli, sindirimi zor rafinoz adlı karmaşık bir şeker ve yüksek oranda lif içeriyor. Kalın bağırsakta fermente olan bu şeker, gaz, şişkinlik ve karın kramplarına yol açabiliyor. Yapılan araştırmalar, brokolinin bağırsak mikrobiyotasında değişiklik yaratarak hassas bireylerde sindirim rahatsızlıklarını tetikleyebileceğini gösteriyor.Özellikle irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi rahatsızlıkları olan kişilerin dikkatli olması gerekiyor. Uzmanlar, brokolinin buharda veya hafif pişmiş şekilde tüketilmesinin sindirim üzerindeki olası olumsuz etkileri azaltabileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8OBCJgASnkKkcdNokVpbTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brokolinin içerdiği guatrojen bileşikler, iyot emilimini engelleyerek tiroid hormonlarının üretimini baskılayabiliyor. Bu durum, özellikle hipotiroidi hastaları için risk oluşturuyor. Çiğ olarak yüksek miktarda brokoli tüketimi, tiroid fonksiyonlarını yavaşlatabilirken, pişirme işlemi bu bileşiklerin etkisini azaltıyor.Uzman önerisi: Hipotiroidi hastalarının brokoliyi ölçülü ve pişmiş olarak tüketmesi gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ldiHCpnBB0q3_KxzV5gU-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brokoli, K vitamini yönünden oldukça zengin bir sebze. Ancak bu özelliği, varfarin gibi kan sulandırıcı ilaç kullanan bireylerde etkileşime girerek ilaçların etkinliğini azaltabiliyor. K vitamini alımındaki ani değişiklikler INR seviyelerinde dalgalanmalara neden olabiliyor.Bu ilaçları kullanan bireylerin K vitamini içeren gıdaları tamamen kesmek yerine, düzenli ve ölçülü tüketmeleri öneriliyor.FAZLA LİF, FAZLA YÜKBrokolinin yüksek lif içeriği, bağırsak hareketlerini düzenlerken tokluk hissini de artırıyor. Ancak lif alımına alışık olmayan bireylerde ani tüketim, kabızlık, ishal veya karın ağrısına neden olabiliyor.Beslenme uzmanları, lif alımının kademeli artırılması ve yeterli su tüketimiyle bu tür şikayetlerin önüne geçilebileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iCB2YEAzqUqfmThp8mqoaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brokoli, oksalat ve fitat gibi bileşikler içeriyor. Bu maddeler kalsiyum, demir ve magnezyum gibi minerallerle bağlanarak emilimlerini azaltabiliyor. Özellikle çiğ olarak aşırı miktarda brokoli tüketimi, uzun vadede küçük çaplı mineral eksikliklerine neden olabiliyor.Ayrıca, brokolide bulunan sülforafan maddesinin takviye formunda yüksek dozda alınması, karaciğer ve böbrek yükünü artırabiliyor. Bu tür takviyeler bazı ilaçlarla da etkileşime girebiliyor. Uzmanlar, sülforafanı doğal gıdalardan almak gerektiğinin altını çiziyor.GENETİK ZARAR İDDİALARI VE ALERJİK TEPKİLERBazı laboratuvar çalışmaları, brokolideki bazı bileşiklerin (özellikle izotiyosiyanatlar) genotoksik olabileceğini öne sürse de, bu etkilerin insanlar üzerinde kesin olarak kanıtlanmadığı ifade ediliyor.
Nadir de olsa, brokoli tüketimi sonrasında alerjik belirtiler, ciltte döküntü veya solunum yolu tepkimeleri görülebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9Dz7aQPN0kq3Z4sytVlHSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her ne kadar brokoli, genel sağlık için oldukça faydalı bir besin olsa da, her bireyin bünyesi farklı tepkiler verebiliyor. Beslenme uzmanları, haftada birkaç kez, 1-2 su bardağını aşmayacak şekilde pişmiş brokoli tüketiminin çoğu insan için güvenli olduğunu belirtiyor.Ayrıca, sindirim sistemi hassas olanların tüketim miktarını kademeli olarak artırması ve tiroid, kan sulandırıcı ya da mineral destekleri kullananların mutlaka doktor kontrolünde hareket etmesi öneriliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kilo vermeyi 2 katına çıkaran kural: Uzmanlar ne diyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kilo-vermeyi-2-katina-cikaran-kural-uzmanlar-ne-diyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kilo-vermeyi-2-katina-cikaran-kural-uzmanlar-ne-diyor</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir araştırma, minimum düzeyde işlenmiş gıdalardan oluşan diyetlerin, kilo kaybını artırabileceğini ortaya koydu.İngiltere&#039;de yapılan bir araştırma, ultra işlenmiş gıdaların (UPF) sınırlandırıldığı bir beslenme düzeninin, kilo verme sürecinde önemli farklar yaratabileceğini gösterdi. Minimum düzeyde işlenmiş gıdalarla beslenen katılımcılar, UPF ağırlıklı diyet uygulayanlara göre iki kat daha fazla kilo verdi.University College London (UCL) tarafından yürütülen çalışmada, 50 yetişkin iki gruba ayrılarak sekiz haftalık diyet programına alındı. Bir gruba geceden bekletilmiş yulaf ve ev yapımı spagetti bolonez gibi düşük işlem görmüş gıdalar verilirken, diğer grup kahvaltılık barlar ve hazır yemekler gibi yüksek oranda işlenmiş gıdalarla beslendi. Program sonunda gruplar yer değiştirerek diyetleri uygulamaya devam etti.Araştırmada, minimum düzeyde işlenmiş gıdalarla beslenen katılımcıların vücut ağırlıklarında %2,06’lık, UPF ile beslenenlerin ise yalnızca %1,05’lik bir azalma görüldü. Ayrıca, minimum işlenmiş diyet uygulayanların yemek yeme isteğinde de azalma tespit edildi.Dr. Samuel Dicken, “Minimum işlenmiş gıda diyetinde anlamlı oranda daha fazla kilo kaybı gözlemledik” dedi. Dicken, elde ettikleri sonuçların bir yıl boyunca sürdürüldüğünde erkeklerde %13, kadınlarda ise %9 oranında kilo kaybı anlamına gelebileceğini belirtti. Aynı süre zarfında UPF diyetinde bu oranların sırasıyla %4 ve %5 civarında kalacağı öngörüldü.Araştırmacılar, iki diyet grubunu İngiltere’nin resmi beslenme rehberi olan Eatwell Guide temel alınarak kalori, yağ, protein, tuz ve lif gibi değerler bakımından eşitledi. Her iki grup da kalori açığı yaşadı; ancak minimum işlenmiş diyetin kalori açığı (~230 kalori), UPF diyetine göre (~120 kalori) daha fazlaydı.Çalışma sırasında kan basıncı, kalp atış hızı, kolesterol ve karaciğer fonksiyonu gibi sağlık göstergelerinde anlamlı farklılıklar gözlenmedi. Bu bulgu, tüm UPF’lerin &quot;doğası gereği sağlıksız&quot; olarak etiketlenmemesi gerektiğini ortaya koydu.Prof. Rachel Batterham:&quot;İngiltere’de halkın sadece %1’i Eatwell Rehberi’ne tamamen uyuyor. İnsanlara verilebilecek en iyi tavsiye, genel enerji alımını azaltmak ve lifli gıdalara yönelmek olacaktır.&quot;İngiliz Kalp Vakfı Beslenme Uzmanı Tracy Parker:“Bu araştırmanın küçük ölçekli olması ve katılımcıların çoğunluğunun kadın olması, sonuçların genellenebilirliğini sınırlandırıyor. Ancak daha az işlenmiş gıdaların tüketilmesi, kalp ve dolaşım sağlığı açısından da fayda sağlayabilir.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6SkAgmKHykiWIxNYR3BVHw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kilo, vermeyi, katına, çıkaran, kural:, Uzmanlar, diyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6SkAgmKHykiWIxNYR3BVHw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kilo vermeyi 2 katına çıkaran kural: Uzmanlar ne diyor?"><p>Yeni bir araştırma, minimum düzeyde işlenmiş gıdalardan oluşan diyetlerin, kilo kaybını artırabileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qvJKwEgJ4ECuKSVoKj87ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de yapılan bir araştırma, ultra işlenmiş gıdaların (UPF) sınırlandırıldığı bir beslenme düzeninin, kilo verme sürecinde önemli farklar yaratabileceğini gösterdi. Minimum düzeyde işlenmiş gıdalarla beslenen katılımcılar, UPF ağırlıklı diyet uygulayanlara göre iki kat daha fazla kilo verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YvgQE5ZTf0aaVqZUCFGBgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>University College London (UCL) tarafından yürütülen çalışmada, 50 yetişkin iki gruba ayrılarak sekiz haftalık diyet programına alındı. Bir gruba geceden bekletilmiş yulaf ve ev yapımı spagetti bolonez gibi düşük işlem görmüş gıdalar verilirken, diğer grup kahvaltılık barlar ve hazır yemekler gibi yüksek oranda işlenmiş gıdalarla beslendi. Program sonunda gruplar yer değiştirerek diyetleri uygulamaya devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ldWQL8RBLkqSH7I9fGN5KQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, minimum düzeyde işlenmiş gıdalarla beslenen katılımcıların vücut ağırlıklarında %2,06’lık, UPF ile beslenenlerin ise yalnızca %1,05’lik bir azalma görüldü. Ayrıca, minimum işlenmiş diyet uygulayanların yemek yeme isteğinde de azalma tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qwUStUIIgE2WjyOn4Bi52A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Samuel Dicken, “Minimum işlenmiş gıda diyetinde anlamlı oranda daha fazla kilo kaybı gözlemledik” dedi. Dicken, elde ettikleri sonuçların bir yıl boyunca sürdürüldüğünde erkeklerde %13, kadınlarda ise %9 oranında kilo kaybı anlamına gelebileceğini belirtti. Aynı süre zarfında UPF diyetinde bu oranların sırasıyla %4 ve %5 civarında kalacağı öngörüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UgklrunA8UiklwVH3DmRDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, iki diyet grubunu İngiltere’nin resmi beslenme rehberi olan Eatwell Guide temel alınarak kalori, yağ, protein, tuz ve lif gibi değerler bakımından eşitledi. Her iki grup da kalori açığı yaşadı; ancak minimum işlenmiş diyetin kalori açığı (~230 kalori), UPF diyetine göre (~120 kalori) daha fazlaydı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/opbSd4M6Q0-b7woGgpWxmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışma sırasında kan basıncı, kalp atış hızı, kolesterol ve karaciğer fonksiyonu gibi sağlık göstergelerinde anlamlı farklılıklar gözlenmedi. Bu bulgu, tüm UPF’lerin "doğası gereği sağlıksız" olarak etiketlenmemesi gerektiğini ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1C-23aPCnE6LhJpKM7AeXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Rachel Batterham:"İngiltere’de halkın sadece %1’i Eatwell Rehberi’ne tamamen uyuyor. İnsanlara verilebilecek en iyi tavsiye, genel enerji alımını azaltmak ve lifli gıdalara yönelmek olacaktır."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nw5t3OSSX0SIBUWRYJaXPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiliz Kalp Vakfı Beslenme Uzmanı Tracy Parker:“Bu araştırmanın küçük ölçekli olması ve katılımcıların çoğunluğunun kadın olması, sonuçların genellenebilirliğini sınırlandırıyor. Ancak daha az işlenmiş gıdaların tüketilmesi, kalp ve dolaşım sağlığı açısından da fayda sağlayabilir.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar açıkladı: Gözleriniz açıkken hapşırabilir misiniz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-acikladi-goezleriniz-acikken-hapsirabilir-misiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-acikladi-goezleriniz-acikken-hapsirabilir-misiniz</guid>
<description><![CDATA[ Hapşırırken gözlerinizi kapatmanız,  bir reflekstir. Peki, gözleriniz açıkken hapşırabilir misiniz?DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Texas AM Üniversitesi Tıp Fakültesi&#039;nde görev yapan Profesör Dr. David Huston, bu tartışmaya son noktayı koydu. Dr. Huston’a göre, bu yaygın inanışın aksine, gözler açıkken hapşırmak kesinlikle mümkün ve tehlikeli değil.“Hapşırırken gözlerinizi kapatmanız, otonomik bir reflekstir. Yani bu hareket, bilinçli bir karar olmadan gerçekleşir,” diyen Huston, bu refleksin göz sağlığını koruma amacı taşıyor olabileceğini söylüyor.Dr. Huston, insanların bu refleksi bastırmaları halinde gözlerinin &quot;fırlayacağı&quot; yönündeki söylentilerin asılsız olduğunu belirtiyor:“Bu tür iddiaları destekleyecek bilimsel kanıt yok. Hapşırırken oluşan basınç, gözlerin yerinden çıkmasına yol açabilecek düzeyde değildir,” ifadelerini kullandı.Uzman, hapşırma sırasında göz çevresindeki kasların değil, daha çok kan damarlarındaki basıncın arttığını vurguluyor. Bu basınç bazı durumlarda göz çevresindeki kılcal damarların patlamasına neden olabilir. Ancak bu durum, ciddi bir risk oluşturmaz.“Doğum sırasında yaşanan yoğun ıkınma gibi aşırı durumlar, yüz ve göz çevresinde kızarıklıklara yol açabilir. Fakat bunun gözün yerinden çıkmasına neden olması bilim dışıdır,” dedi.Doç. Dr. Meg Sorg da hapşırma refleksine ilişkin açıklamalarda bulundu. Sorg’a göre hapşırma, vücudun burnu ve solunum yollarını temizlemek için geliştirdiği bir savunma mekanizması.“Vücudunuz, burnunuzdaki mukusu temizlemek ve yabancı cisimlerin solunum yolunuza girmesini engellemek için hapşırmayı kullanır,” diyen Sorg, karabiber ve acı biber gibi baharatlarda bulunan kimyasalların da hapşırmayı tetikleyebileceğini ekledi.Ayrıca bazı insanlarda ışığa maruz kalmakla tetiklenen “fotosneezia” olarak bilinen durum da hapşırmaya neden olabiliyor.Özetle, gözler açıkken hapşırmak fizyolojik olarak mümkün. Ve hayır, bu durumda gözleriniz kafanızdan dışarı fırlamaz. Tıp uzmanları, bu tür efsanelerin bilimsel dayanağı olmadığını ve sadece kulaktan dolma bilgilerle yayıldığını belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VQIELKmrE0qVHmjYR7bOBA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, açıkladı:, Gözleriniz, açıkken, hapşırabilir, misiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VQIELKmrE0qVHmjYR7bOBA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlar açıkladı: Gözleriniz açıkken hapşırabilir misiniz?"><p>Hapşırırken gözlerinizi kapatmanız,  bir reflekstir. Peki, gözleriniz açıkken hapşırabilir misiniz?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gvqznciBRkWZXJiXQBR-Cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Texas AM Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yapan Profesör Dr. David Huston, bu tartışmaya son noktayı koydu. Dr. Huston’a göre, bu yaygın inanışın aksine, gözler açıkken hapşırmak kesinlikle mümkün ve tehlikeli değil.“Hapşırırken gözlerinizi kapatmanız, otonomik bir reflekstir. Yani bu hareket, bilinçli bir karar olmadan gerçekleşir,” diyen Huston, bu refleksin göz sağlığını koruma amacı taşıyor olabileceğini söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FdE7KKEsVkyXRoTjmKGN7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Huston, insanların bu refleksi bastırmaları halinde gözlerinin "fırlayacağı" yönündeki söylentilerin asılsız olduğunu belirtiyor:“Bu tür iddiaları destekleyecek bilimsel kanıt yok. Hapşırırken oluşan basınç, gözlerin yerinden çıkmasına yol açabilecek düzeyde değildir,” ifadelerini kullandı.Uzman, hapşırma sırasında göz çevresindeki kasların değil, daha çok kan damarlarındaki basıncın arttığını vurguluyor. Bu basınç bazı durumlarda göz çevresindeki kılcal damarların patlamasına neden olabilir. Ancak bu durum, ciddi bir risk oluşturmaz.“Doğum sırasında yaşanan yoğun ıkınma gibi aşırı durumlar, yüz ve göz çevresinde kızarıklıklara yol açabilir. Fakat bunun gözün yerinden çıkmasına neden olması bilim dışıdır,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/55CY5cpL2kKjEwDqRuhYAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doç. Dr. Meg Sorg da hapşırma refleksine ilişkin açıklamalarda bulundu. Sorg’a göre hapşırma, vücudun burnu ve solunum yollarını temizlemek için geliştirdiği bir savunma mekanizması.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JrbDVyOumEauu7RZRjIDQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Vücudunuz, burnunuzdaki mukusu temizlemek ve yabancı cisimlerin solunum yolunuza girmesini engellemek için hapşırmayı kullanır,” diyen Sorg, karabiber ve acı biber gibi baharatlarda bulunan kimyasalların da hapşırmayı tetikleyebileceğini ekledi.Ayrıca bazı insanlarda ışığa maruz kalmakla tetiklenen “fotosneezia” olarak bilinen durum da hapşırmaya neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aDR_AXZlXUKi0B6Sooe16Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özetle, gözler açıkken hapşırmak fizyolojik olarak mümkün. Ve hayır, bu durumda gözleriniz kafanızdan dışarı fırlamaz. Tıp uzmanları, bu tür efsanelerin bilimsel dayanağı olmadığını ve sadece kulaktan dolma bilgilerle yayıldığını belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Farkında olmadan kaygıyı artıran 4 hatalı alışkanlık</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/farkinda-olmadan-kaygiyi-artiran-4-hatali-aliskanlik</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/farkinda-olmadan-kaygiyi-artiran-4-hatali-aliskanlik</guid>
<description><![CDATA[ Kaygı, belirsizlik karşısında zihinsel ve fiziksel olarak verilen doğal bir tepki olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, farkında olmadan kaygıyı artıran 4 yaygın alışkanlık olduğunu ifade ederek uyarıyor:2020 yılında yapılan bir araştırma, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birinin günlük olarak yeterli fiziksel aktivite yapmadığını ortaya koydu. Yakın zamanda yürütülen başka bir çalışma ise hareketsiz yaşam tarzı ile anksiyete, depresyon ve intihar düşünceleri arasında bir bağlantı olduğunu gözler önüne serdi.Egzersiz yapmak elbette önemli ancak esas amaç, bedenin düzenli hareket etmesini sağlamak. Uzmanlar, işe gitmeden önce ve iş çıkışında 30 dakikalık yürüyüşlerin günlük rutine eklenmesi gerektiğini vurguluyor.Verywell Mind&#039;da yer alan habere göre, kendisini iş kimliğiyle tanımlayan insanlar daha mutsuz. İşe aşırı anlam yüklemek, kişide uzun vadede özgüven kaybı ve hayal kırıklığına yol açabiliyor.
Uzmanlar, kişinin kimliğini iş dışında da tanımlayabilmesi için yeni hobiler edinmesini öneriyor.Yapılan araştırmalar, uzun süreli ekran kullanımı ile depresyon ve anksiyete arasında bağlantı olduğunu kanıtladı. Ancak modern hayatta ekranlar, hem iş hem de sosyal yaşamın vazgeçilmez bir parçası. Bu nedenle, ekran alışkanlıklarını tamamen bırakmak yerine daha sağlıklı alternatiflere yönelmek gerekiyor. Açık havada yürüyüş yapmak, bir parkta oturmak ya da dışarıda yemek yemek, bu alternatifler arasında sayılabiliyor.Birçok kişi, anksiyete ile baş etmek için alkol veya esrar gibi zararlı maddelere yönelebiliyor. Ancak bu maddeler geçici rahatlama sağlayarak, uzun vadede anksiyeteyi artırıyor. Bu noktada &quot;sober curiosity&quot; adı verilen yeni bir yaklaşım öne çıkıyor.
Bu yaklaşım, madde kullanımını tamamen bırakmayı değil, kişinin kendi alışkanlıklarını sorgulamasını teşvik ediyor. Özellikle alkol kullanımında sıkça görülen bu davranış, kişinin neden içtiğini anlamaya çalışmasına ve zamanla daha bilinçli tercihler yapmasına yardımcı oluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/amBuw7ED_EWwkfn-mazbxw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Farkında, olmadan, kaygıyı, artıran, hatalı, alışkanlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/amBuw7ED_EWwkfn-mazbxw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Farkında olmadan kaygıyı artıran 4 hatalı alışkanlık"><p>Kaygı, belirsizlik karşısında zihinsel ve fiziksel olarak verilen doğal bir tepki olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, farkında olmadan kaygıyı artıran 4 yaygın alışkanlık olduğunu ifade ederek uyarıyor:</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mgg2X2QS5EaSi5SSggeSHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2020 yılında yapılan bir araştırma, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birinin günlük olarak yeterli fiziksel aktivite yapmadığını ortaya koydu. Yakın zamanda yürütülen başka bir çalışma ise hareketsiz yaşam tarzı ile anksiyete, depresyon ve intihar düşünceleri arasında bir bağlantı olduğunu gözler önüne serdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jiuNiNvziE60INxHNOBjCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz yapmak elbette önemli ancak esas amaç, bedenin düzenli hareket etmesini sağlamak. Uzmanlar, işe gitmeden önce ve iş çıkışında 30 dakikalık yürüyüşlerin günlük rutine eklenmesi gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i745kidB9EyrcfQvry3CGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Verywell Mind'da yer alan habere göre, kendisini iş kimliğiyle tanımlayan insanlar daha mutsuz. İşe aşırı anlam yüklemek, kişide uzun vadede özgüven kaybı ve hayal kırıklığına yol açabiliyor.
Uzmanlar, kişinin kimliğini iş dışında da tanımlayabilmesi için yeni hobiler edinmesini öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sDCYrS-VRUi312FoGUS9KA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan araştırmalar, uzun süreli ekran kullanımı ile depresyon ve anksiyete arasında bağlantı olduğunu kanıtladı. Ancak modern hayatta ekranlar, hem iş hem de sosyal yaşamın vazgeçilmez bir parçası. Bu nedenle, ekran alışkanlıklarını tamamen bırakmak yerine daha sağlıklı alternatiflere yönelmek gerekiyor. Açık havada yürüyüş yapmak, bir parkta oturmak ya da dışarıda yemek yemek, bu alternatifler arasında sayılabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tR7MyTckfE2iZLH6IVsLDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişi, anksiyete ile baş etmek için alkol veya esrar gibi zararlı maddelere yönelebiliyor. Ancak bu maddeler geçici rahatlama sağlayarak, uzun vadede anksiyeteyi artırıyor. Bu noktada "sober curiosity" adı verilen yeni bir yaklaşım öne çıkıyor.
Bu yaklaşım, madde kullanımını tamamen bırakmayı değil, kişinin kendi alışkanlıklarını sorgulamasını teşvik ediyor. Özellikle alkol kullanımında sıkça görülen bu davranış, kişinin neden içtiğini anlamaya çalışmasına ve zamanla daha bilinçli tercihler yapmasına yardımcı oluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar &amp;quot;sırt ağrısı&amp;quot; dedi: Gerçeği öğrenince hayatı altüst oldu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-sirt-agrisi-dedi-gercegi-oegrenince-hayati-altust-oldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktorlar-sirt-agrisi-dedi-gercegi-oegrenince-hayati-altust-oldu</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere’de yaşayan 65 yaşındaki Graham Shepherd, uzun süren sırt ağrılarının ardından karın bölgesinde futbol topu büyüklüğünde bir anevrizma tespit edilmesiyle büyük bir sağlık mücadelesine başladı. Zamanında teşhis konulamayan hastalık onun hayatını değiştirdi.TheSun&#039;da yer alan habere göre; Graham Shepherd, dokuz hafta boyunca sırt ağrısı ve hızlı kilo kaybı şikayetleriyle defalarca aile hekimine ve iki kez hastaneye başvurdu. Karın bölgesindeki nabız gibi atan şişliğe dikkat çekmesine rağmen, yalnızca ağrı kesiciler verilerek eve gönderildi.MRI sonuçları hatalı şekilde &quot;temiz&quot; olarak kaydedildi. 64 gün sonra kendisine 11,5 cm çapında abdominal aort anevrizması teşhisi kondu. Doktorlar, bu büyüklüğün bugüne kadar karşılaştıkları en büyük anevrizmalardan biri olduğunu belirtti.&quot;Yürüyen bir saatli bomba” olarak nitelendirilen Graham, acil ameliyata alındı. Ancak ameliyat sonrası bağırsaklarında yırtılma meydana geldi. Bu komplikasyonun, öncesinde aldığı ağrı kesicilerden kaynaklandığı düşünülüyor. Graham, yedi haftayı yoğun bakımda geçirirken, kalıcı sinir hasarı, kas kaybı ve hareket kısıtlılığı yaşadı. Shepherd, geçirdiği operasyonlar sonucu stoma (kalıcı dışkı torbası) ile yaşamını sürdürmek zorunda kaldı. Fiziksel kısıtlamalar nedeniyle çalışamayan Graham’ın eşi Sarah da işinden ayrılarak tam zamanlı bakıcısı oldu.Graham Shepherd, hastaneyi ve kendisiyle ilgilenen iki doktoru mahkemeye verdi. Sorumlular iddiaları reddetse de, taraflar arasında açıklanmayan bir miktar üzerinden uzlaşma sağlandı.Shepherd’ın avukatı Jenna Harris, “Graham’ın ciddi belirtiler göstermesine rağmen gerekli tetkiklerin yapılmadığını ve teşhisin geciktiğini düşünüyoruz. Eğer zamanında doğru müdahale yapılsaydı, bu trajik sonuçlar yaşanmayacaktı,” dedi.Graham yaşadığı süreci şöyle anlattı:“Aylarca dayanılmaz acılar çektim. Sırtımda başlayan ağrı, karnıma, kasıklarıma ve sol bacağıma yayıldı. Hareket edemez hale geldim. Midemde nabzım gibi atan bir kitle fark ettim ama yine de evime gönderildim. Anevrizmam teşhis edildiğinde, doktorlar bunun şimdiye dek gördükleri en büyük anevrizmalardan biri olduğunu söyledi.”“Ameliyat sonrası bağırsaklarım yırtıldı ve stoma takılmak zorunda kaldım. Başta bunu reddettim ama eşim Sarah beni ikna etti. Şimdi hayatımız tamamen değişti. Çalışamıyorum, eşim beni bırakıp işe dönemiyor. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/edv3KQI5_kaMpxZ3jNd6gQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, sırt, ağrısı, dedi:, Gerçeği, öğrenince, hayatı, altüst, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/edv3KQI5_kaMpxZ3jNd6gQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar " s a dedi: ger hayat oldu><p>İngiltere’de yaşayan 65 yaşındaki Graham Shepherd, uzun süren sırt ağrılarının ardından karın bölgesinde futbol topu büyüklüğünde bir anevrizma tespit edilmesiyle büyük bir sağlık mücadelesine başladı. Zamanında teşhis konulamayan hastalık onun hayatını değiştirdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SFYEV6ZA4UqKrDJgJgqXrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TheSun'da yer alan habere göre; Graham Shepherd, dokuz hafta boyunca sırt ağrısı ve hızlı kilo kaybı şikayetleriyle defalarca aile hekimine ve iki kez hastaneye başvurdu. Karın bölgesindeki nabız gibi atan şişliğe dikkat çekmesine rağmen, yalnızca ağrı kesiciler verilerek eve gönderildi.MRI sonuçları hatalı şekilde "temiz" olarak kaydedildi. 64 gün sonra kendisine 11,5 cm çapında abdominal aort anevrizması teşhisi kondu. Doktorlar, bu büyüklüğün bugüne kadar karşılaştıkları en büyük anevrizmalardan biri olduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vOrCMS2tHk2rXrDN_EjTbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Yürüyen bir saatli bomba” olarak nitelendirilen Graham, acil ameliyata alındı. Ancak ameliyat sonrası bağırsaklarında yırtılma meydana geldi. Bu komplikasyonun, öncesinde aldığı ağrı kesicilerden kaynaklandığı düşünülüyor. Graham, yedi haftayı yoğun bakımda geçirirken, kalıcı sinir hasarı, kas kaybı ve hareket kısıtlılığı yaşadı. Shepherd, geçirdiği operasyonlar sonucu stoma (kalıcı dışkı torbası) ile yaşamını sürdürmek zorunda kaldı. Fiziksel kısıtlamalar nedeniyle çalışamayan Graham’ın eşi Sarah da işinden ayrılarak tam zamanlı bakıcısı oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WY7fxqU9GUWM0_BXwZTxlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Graham Shepherd, hastaneyi ve kendisiyle ilgilenen iki doktoru mahkemeye verdi. Sorumlular iddiaları reddetse de, taraflar arasında açıklanmayan bir miktar üzerinden uzlaşma sağlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IDEbiPc8WUCyQUNJZ1W0Bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Shepherd’ın avukatı Jenna Harris, “Graham’ın ciddi belirtiler göstermesine rağmen gerekli tetkiklerin yapılmadığını ve teşhisin geciktiğini düşünüyoruz. Eğer zamanında doğru müdahale yapılsaydı, bu trajik sonuçlar yaşanmayacaktı,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VVnxMVgijEGMd1IXR2nofg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Graham yaşadığı süreci şöyle anlattı:“Aylarca dayanılmaz acılar çektim. Sırtımda başlayan ağrı, karnıma, kasıklarıma ve sol bacağıma yayıldı. Hareket edemez hale geldim. Midemde nabzım gibi atan bir kitle fark ettim ama yine de evime gönderildim. Anevrizmam teşhis edildiğinde, doktorlar bunun şimdiye dek gördükleri en büyük anevrizmalardan biri olduğunu söyledi.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uOBo-XwORkWPFjiWYENbEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Ameliyat sonrası bağırsaklarım yırtıldı ve stoma takılmak zorunda kaldım. Başta bunu reddettim ama eşim Sarah beni ikna etti. Şimdi hayatımız tamamen değişti. Çalışamıyorum, eşim beni bırakıp işe dönemiyor. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Depremde ağır hasar alan bin 600 yıllık kilisenin restorasyonu tamamlandı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/depremde-agir-hasar-alan-bin-600-yillik-kilisenin-restorasyonu-tamamlandi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/depremde-agir-hasar-alan-bin-600-yillik-kilisenin-restorasyonu-tamamlandi</guid>
<description><![CDATA[ Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerden etkilenen Diyarbakır&#039;da ağır hasar alan tarihi İçkale&#039;deki bin 600 yıllık Saint George Kilisesi’nin restorasyon çalışmaları tamamlandı.Sur ilçesindeki tarihi İçkale yerleşkesinin kuzeydoğu köşesinde yer alan ve Romalılar tarafından milattan sonra 4&#039;üncü yüzyılda yönetim kilisesi olarak inşa edilen Saint George Kilisesi, 2020&#039;de restorasyona alındı. Daha önce de sanat galerisi olarak hizmet verilen bin 600 yıllık kilise, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı tarafından restorasyonunun tamamlamasıyla Haziran 2021&#039;de yeniden sanat galerisi olarak hizmete başladı.Kilise, 6 Şubat&#039;ta Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüklerindeki depremlerde ağır hasar aldı. Kilisenin tekrar eski günlerine dönmesi için 2023 yılının Temmuz ayında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Diyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından restorasyon çalışması başlatıldı.Geçen yıl tarihi yapının yağmur ve kar gibi doğal etmenlerden zarar görmemesi ve bina içi ısısının korunması amacıyla, kilisenin yaklaşık 100 yıl önce hasar gören ve daha sonra açık kalan kubbe kısmı 40 metre çevre genişliğinde ve 14 metre çapında şeffaf kubbe ile kapatıldı. Vinçle yerleştirilen kubbenin ardından restorasyon çalışmalarına hız verildi.Restorasyon çalışması tamamlanan kilisenin tekrar sanat galerisi olarak kullanılacağını belirten Diyarbakır Müze Müdürü Müjdat Gizligöl, şu ifadeleri kullandı:
“İç kalede bulunan Saint George Kilisesi 74 ile 75 nolu burçların arasında bulunmaktadır. Doğusunda bulunan Kervansaray, güneyinde ise 20’nci yüzyılda inşa edilmiş kolordu binası bulunmaktadır. Kilisemiz 14 tane tescilli yapının bulunduğu İç kale Müze Kompleksi içerisinde bulunmaktadır. Saint George kilisesi 6 Şubat 2023 yılındaki depremlerde hasar gördü. Hem statik açıdan hem de bazı duvarlarda çatlamalar ve dökülmeler oldu. Depremin hemen akabinde restorasyon çalışmalarına başladık. Şu an restorasyonunu tamamladık. 10 Ağustos’ta kilisemizi açılacak. Depremden önce kilisemiz sanat galerisi ve sergi salonu olarak işlev yapıyordu. Restorasyondan sonra da sanat galerisi ve sergi salonu olarak devam edecektir.&#039;&#039; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d9wAkGeO4USBolQnjqtHow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Depremde, ağır, hasar, alan, bin, 600, yıllık, kilisenin, restorasyonu, tamamlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d9wAkGeO4USBolQnjqtHow.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Depremde ağır hasar alan bin 600 yıllık kilisenin restorasyonu tamamlandı"><p>Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerden etkilenen Diyarbakır'da ağır hasar alan tarihi İçkale'deki bin 600 yıllık Saint George Kilisesi’nin restorasyon çalışmaları tamamlandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uy8aWTDYqUeVdkH_CSyj7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sur ilçesindeki tarihi İçkale yerleşkesinin kuzeydoğu köşesinde yer alan ve Romalılar tarafından milattan sonra 4'üncü yüzyılda yönetim kilisesi olarak inşa edilen Saint George Kilisesi, 2020'de restorasyona alındı. Daha önce de sanat galerisi olarak hizmet verilen bin 600 yıllık kilise, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı tarafından restorasyonunun tamamlamasıyla Haziran 2021'de yeniden sanat galerisi olarak hizmete başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wc6sNC-UNkq-ogo5KE_K2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilise, 6 Şubat'ta Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüklerindeki depremlerde ağır hasar aldı. Kilisenin tekrar eski günlerine dönmesi için 2023 yılının Temmuz ayında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Diyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından restorasyon çalışması başlatıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tTHiCAciKES5BjaBwryB_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçen yıl tarihi yapının yağmur ve kar gibi doğal etmenlerden zarar görmemesi ve bina içi ısısının korunması amacıyla, kilisenin yaklaşık 100 yıl önce hasar gören ve daha sonra açık kalan kubbe kısmı 40 metre çevre genişliğinde ve 14 metre çapında şeffaf kubbe ile kapatıldı. Vinçle yerleştirilen kubbenin ardından restorasyon çalışmalarına hız verildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0po8TY5TAUiWue3oL9JFMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Restorasyon çalışması tamamlanan kilisenin tekrar sanat galerisi olarak kullanılacağını belirten Diyarbakır Müze Müdürü Müjdat Gizligöl, şu ifadeleri kullandı:
“İç kalede bulunan Saint George Kilisesi 74 ile 75 nolu burçların arasında bulunmaktadır. Doğusunda bulunan Kervansaray, güneyinde ise 20’nci yüzyılda inşa edilmiş kolordu binası bulunmaktadır. Kilisemiz 14 tane tescilli yapının bulunduğu İç kale Müze Kompleksi içerisinde bulunmaktadır. Saint George kilisesi 6 Şubat 2023 yılındaki depremlerde hasar gördü. Hem statik açıdan hem de bazı duvarlarda çatlamalar ve dökülmeler oldu. Depremin hemen akabinde restorasyon çalışmalarına başladık. Şu an restorasyonunu tamamladık. 10 Ağustos’ta kilisemizi açılacak. Depremden önce kilisemiz sanat galerisi ve sergi salonu olarak işlev yapıyordu. Restorasyondan sonra da sanat galerisi ve sergi salonu olarak devam edecektir.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-F0wbwDygE6J9RBrxPmuww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GzS8Bu3AsUCBLbUpaa1AGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2HXN6jgtlEWbPWUsG7uwSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sanal kumarda bağımlılık alarmı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sanal-kumarda-bagimlilikalarmi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sanal-kumarda-bagimlilikalarmi</guid>
<description><![CDATA[ İnternet ve mobil uygulamalar hayatı kolaylaştırdığı kadar pek çok kişiyi de tehlikelere açık hale getirebiliyor. Özellikle gençleri. Son dönemde gündemde olan sorunlardan biri de sanal kumar. Bağımlı olanların sayısı giderek artıyor. Uzmanlar, tedavisi uzun süren bu bağımlılığa karşı aileleri uyarıyor. (Haber: Ali Ablay)Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün verilerine göre ergenlik çağındaki her 5 gençten biri en az bir kere sanal kumar oynuyor. Yetişkinlerde ise bu oran yüzde 46.   Sanal dünyanın karanlık yüzü her geçen gün büyüyor. Binlerce insan sanal bahis siteleri üzerinden tuzağa düşüyor. Uzmanlar da bağımlılığa dikkat çekiyor.  &quot;BAĞIMLILIK SALGINI VAR&quot;  Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, son zamanlarda cep telefonları ve teknolojik gelişmelerle sanal kumarın tüm dünyada arttığını vurguladı.  Türkiye&#039;deki artışın korkutucu düzeyde olduğunu ifade eden Kültegin şu değerlendirmeyi yaptı: &quot;Geçen yılki başvuruları kıyasladığımızda en az 3-4 kat artış var.  Bu, buz dağının sadece görünen kısmı. Altta çok fazla bağımlı olduğunu düşünüyoruz. Bir kumar bağımlılığı salgını var diyebiliriz.&quot;   İNTİHAR EĞİLİMİ  Sanal kumar intiharı da tetikliyebiliyor. Verilere göre kumar borcu olanların yarısı hayatının bir döneminde yaşamına son vermeyi düşünüyor.   Kumar bağımlılığına ilaçla da tedavi uygulanabiliyor. Ancak tedavi diğer bağımlılıklara göre daha uzun sürebiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YrzohxJSjEyYnJ3lVlxe8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sanal, kumarda, bağımlılık alarmı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YrzohxJSjEyYnJ3lVlxe8A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sanal kumarda bağımlılık alarmı"><p>İnternet ve mobil uygulamalar hayatı kolaylaştırdığı kadar pek çok kişiyi de tehlikelere açık hale getirebiliyor. Özellikle gençleri. Son dönemde gündemde olan sorunlardan biri de sanal kumar. Bağımlı olanların sayısı giderek artıyor. Uzmanlar, tedavisi uzun süren bu bağımlılığa karşı aileleri uyarıyor. (Haber: Ali Ablay)</p>Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre ergenlik çağındaki her 5 gençten biri en az bir kere sanal kumar oynuyor. Yetişkinlerde ise bu oran yüzde 46.   Sanal dünyanın karanlık yüzü her geçen gün büyüyor. Binlerce insan sanal bahis siteleri üzerinden tuzağa düşüyor. Uzmanlar da bağımlılığa dikkat çekiyor.  <strong>"BAĞIMLILIK SALGINI VAR"</strong>  Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, son zamanlarda cep telefonları ve teknolojik gelişmelerle sanal kumarın tüm dünyada arttığını vurguladı.  Türkiye'deki artışın korkutucu düzeyde olduğunu ifade eden Kültegin şu değerlendirmeyi yaptı: "Geçen yılki başvuruları kıyasladığımızda en az 3-4 kat artış var.  Bu, buz dağının sadece görünen kısmı. Altta çok fazla bağımlı olduğunu düşünüyoruz. Bir kumar bağımlılığı salgını var diyebiliriz."   <strong>İNTİHAR EĞİLİMİ</strong>  Sanal kumar intiharı da tetikliyebiliyor. Verilere göre kumar borcu olanların yarısı hayatının bir döneminde yaşamına son vermeyi düşünüyor.   Kumar bağımlılığına ilaçla da tedavi uygulanabiliyor. Ancak tedavi diğer bağımlılıklara göre daha uzun sürebiliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sanal kumarda bağımlılık alarmı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sanal-kumarda-bagimlilik-alarmi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sanal-kumarda-bagimlilik-alarmi</guid>
<description><![CDATA[ İnternet ve mobil uygulamalar hayatı kolaylaştırdığı kadar pek çok kişiyi de tehlikelere açık hale getirebiliyor. Özellikle gençleri. Son dönemde gündemde olan sorunlardan biri de sanal kumar. Bağımlı olanların sayısı giderek artıyor. Uzmanlar, tedavisi uzun süren bu bağımlılığa karşı aileleri uyarıyor. (Haber: Ali Ablay) ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/svtxIbVENkeCb_5lO_9S-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sanal, kumarda, bağımlılık, alarmı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/svtxIbVENkeCb_5lO_9S-g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sanal kumarda bağımlılık alarmı"><p>İnternet ve mobil uygulamalar hayatı kolaylaştırdığı kadar pek çok kişiyi de tehlikelere açık hale getirebiliyor. Özellikle gençleri. Son dönemde gündemde olan sorunlardan biri de sanal kumar. Bağımlı olanların sayısı giderek artıyor. Uzmanlar, tedavisi uzun süren bu bağımlılığa karşı aileleri uyarıyor. (Haber: Ali Ablay)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Narsist biriyle olduğunuzu anlamanın 6 yolu: Sessizce tükenmenize neden olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/narsist-biriyle-oldugunuzu-anlamanin-6-yolu-sessizce-tukenmenize-neden-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/narsist-biriyle-oldugunuzu-anlamanin-6-yolu-sessizce-tukenmenize-neden-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Evliliğinizde ya da romantik ilişkinizde sürekli yıpranmış ve suçlu hissediyorsanız, karşınızdaki kişinin narsist olma ihtimali üzerinde durmanız gerekebilir. Uzmanlar, narsistik kişilik bozukluğunun ilişkilerde yarattığı tahribat konusunda uyarıyor.Romantik ilişkilerde yaşanan sorunlar bazen derin psikolojik temellere dayanabilir. Eşinizle süregelen problemler yaşıyorsanız ya da ilişkiniz sizi zihinsel ve duygusal olarak yıpratıyorsa, bunun nedeni narsistik kişilik bozukluğu (NPD) olabilir. Son yıllarda sıkça gündeme gelen “narsisizm” terimi, her ne kadar yaygın kullanılsa da, gelişigüzel yakıştırmalar yerine dikkatli değerlendirilmesi gereken bir psikolojik durum olarak öne çıkıyor.Psikolojik uzmanlara göre, bir narsist ile birlikte olmak zaman içinde bireyin öz saygısını zedeleyebilir, zihinsel karmaşaya ve duygusal tükenmişliğe neden olabilir. İlişkinizde yaşadığınız sorunları anlamlandırmak ve kendinizi korumak için narsistik davranışların temel belirtilerini tanımak önem taşıyor. İşte dikkat edilmesi gereken bazı işaretler:Narsistler genellikle ilgi odağı olmak ve kontrolü ellerinde tutmak isterler. Doğuştan gelen bir üstünlük inancı, onları her durumda merkezi figür haline getirir. Kendi ihtiyaçları dışında kalan konulara ilgisiz kalabilirler. Partneriniz, başarılarınızı küçümsüyor ya da ihtiyaçlarınıza kayıtsız kalıyorsa, bu davranışlar narsistik kişilik özelliklerine işaret ediyor olabilir.Narsist bireyler başkalarının duygularına karşı duyarsız olabilir. Üzgün olduğunuzda sizi teselli etmek yerine duygularınızı küçümseyebilirler. Bu durum, özellikle destek aradığınız anlarda kendinizi yalnız ve değersiz hissetmenize neden olabilir.Övgü ve onay, narsistler için adeta bir yakıt gibidir. Kendilerine yöneltilen iltifatlarla beslenirler ancak aynı takdiri başkalarına göstermezler. Bekledikleri ilgiyi göremediklerinde huysuzlaşabilir veya öfke gösterebilirler.Sözleri çarpıtmak, yaşanan olayları kendi lehine çevirmek narsist bireylerin sıkça başvurduğu manipülasyon yöntemleri arasındadır. &quot;Gaslighting&quot; olarak bilinen bu davranış biçimi, partnerin gerçeklik algısını zayıflatabilir, kendisini sürekli sorgulamasına neden olabilir.5. SORUMLULUK ALMAKTAN KAÇINMAHatalarını kabul etmeyen narsistler, sorunların kaynağını daima karşı taraf olarak gösterir. Bu tutum, zamanla kişinin kendisini sürekli suçlu hissetmesine yol açabilir.Narsist bireyler partnerlerini suçluluk duygusuyla yönlendirebilir. Eleştirilerinden veya öfkelerinden kaçınmak için kişinin kendini sürekli kontrol etmesi, ilişkide baskı ve kaygı yaratabilir.Uzmanlar, narsistik bir partnerle yaşamanın uzun vadede ciddi psikolojik hasarlara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Böyle bir durumdan şüpheleniliyorsa, bir psikolog ya da aile terapistinden destek almak, hem bireysel sağlığı korumak hem de ilişkideki çıkmazları değerlendirmek açısından faydalı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5dZTIXRYo0SD69y3pXhKBw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Narsist, biriyle, olduğunuzu, anlamanın, yolu:, Sessizce, tükenmenize, neden, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5dZTIXRYo0SD69y3pXhKBw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Narsist biriyle olduğunuzu anlamanın 6 yolu: Sessizce tükenmenize neden olabilir"><p>Evliliğinizde ya da romantik ilişkinizde sürekli yıpranmış ve suçlu hissediyorsanız, karşınızdaki kişinin narsist olma ihtimali üzerinde durmanız gerekebilir. Uzmanlar, narsistik kişilik bozukluğunun ilişkilerde yarattığı tahribat konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7YYxd0WVc0iCMveT3nx6vQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Romantik ilişkilerde yaşanan sorunlar bazen derin psikolojik temellere dayanabilir. Eşinizle süregelen problemler yaşıyorsanız ya da ilişkiniz sizi zihinsel ve duygusal olarak yıpratıyorsa, bunun nedeni narsistik kişilik bozukluğu (NPD) olabilir. Son yıllarda sıkça gündeme gelen “narsisizm” terimi, her ne kadar yaygın kullanılsa da, gelişigüzel yakıştırmalar yerine dikkatli değerlendirilmesi gereken bir psikolojik durum olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gCyFB6nbSEWR6wL98IbFYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikolojik uzmanlara göre, bir narsist ile birlikte olmak zaman içinde bireyin öz saygısını zedeleyebilir, zihinsel karmaşaya ve duygusal tükenmişliğe neden olabilir. İlişkinizde yaşadığınız sorunları anlamlandırmak ve kendinizi korumak için narsistik davranışların temel belirtilerini tanımak önem taşıyor. İşte dikkat edilmesi gereken bazı işaretler:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3JvCq1wlz0OX4TQyYf_Myg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsistler genellikle ilgi odağı olmak ve kontrolü ellerinde tutmak isterler. Doğuştan gelen bir üstünlük inancı, onları her durumda merkezi figür haline getirir. Kendi ihtiyaçları dışında kalan konulara ilgisiz kalabilirler. Partneriniz, başarılarınızı küçümsüyor ya da ihtiyaçlarınıza kayıtsız kalıyorsa, bu davranışlar narsistik kişilik özelliklerine işaret ediyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OWybgf9Lh0-n0QDF1KjlQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsist bireyler başkalarının duygularına karşı duyarsız olabilir. Üzgün olduğunuzda sizi teselli etmek yerine duygularınızı küçümseyebilirler. Bu durum, özellikle destek aradığınız anlarda kendinizi yalnız ve değersiz hissetmenize neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NXTRq3ucdECFsvgx7XcORw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Övgü ve onay, narsistler için adeta bir yakıt gibidir. Kendilerine yöneltilen iltifatlarla beslenirler ancak aynı takdiri başkalarına göstermezler. Bekledikleri ilgiyi göremediklerinde huysuzlaşabilir veya öfke gösterebilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C0SwMVAX0EKAofPjogZ1Qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sözleri çarpıtmak, yaşanan olayları kendi lehine çevirmek narsist bireylerin sıkça başvurduğu manipülasyon yöntemleri arasındadır. "Gaslighting" olarak bilinen bu davranış biçimi, partnerin gerçeklik algısını zayıflatabilir, kendisini sürekli sorgulamasına neden olabilir.5. SORUMLULUK ALMAKTAN KAÇINMAHatalarını kabul etmeyen narsistler, sorunların kaynağını daima karşı taraf olarak gösterir. Bu tutum, zamanla kişinin kendisini sürekli suçlu hissetmesine yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vL9o70lglEGT8mDKUVtGJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsist bireyler partnerlerini suçluluk duygusuyla yönlendirebilir. Eleştirilerinden veya öfkelerinden kaçınmak için kişinin kendini sürekli kontrol etmesi, ilişkide baskı ve kaygı yaratabilir.Uzmanlar, narsistik bir partnerle yaşamanın uzun vadede ciddi psikolojik hasarlara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Böyle bir durumdan şüpheleniliyorsa, bir psikolog ya da aile terapistinden destek almak, hem bireysel sağlığı korumak hem de ilişkideki çıkmazları değerlendirmek açısından faydalı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tatil sonrası depresyonu: Rutine geri dönmekte neden zorlanıyoruz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/tatil-sonrasi-depresyonu-rutine-geri-doenmekte-neden-zorlaniyoruz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/tatil-sonrasi-depresyonu-rutine-geri-doenmekte-neden-zorlaniyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Tatil, çoğumuz için bir kaçış demektir: Erken kalkma zorunluluğu yoktur, yapılacaklar listesi kısalır, sorumluluklar bir süreliğine askıya alınır. Bu yüzden tatilde beden de zihin de rahatlar. Ancak geri dönüş, yani kalınan yerden rutine devam etmek; her zaman o kadar kolay olmaz. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.Tatilin bittiğini hatırlatan o son günüden itibaren bir ‘Keyifsizlik’, halsizlik ruh hali; işe veya okula karşı motivasyonsuzluk, huzursuzluk oldukça yaygındır. Bu duygu durumu klinik düzeyde bir depresyon ile karıştırılmamalıdır. Peki, tatil modumuzdan çıkmakta ve rutine geri dönmekte neden bu kadar zorlanıyoruz?Tatil boyunca beyinde stres hormonu düzeyi düşer ve tekrardan yoğun temponun içine girdiğimizde vücudumuz eski ritmine dönmekte zorlanır. Kısa bir kaçamak bile olsa dönüşün ilk günleri genelde motivasyon düşer, odak dağılır. Sudan çıkmış bir balık gibi hissedebiliriz. Ve sabah alarmın sesini duymak bile can sıkıcı gelir. Tatil dönüşü yaşanan bu ruh hali bazen kendimizi tembel ya da yetersiz hissetmemize sebep olabilir. Oysa bu durum çok doğaldır. Çünkü insan bedeni ve zihni durağan anlardan sonra birden hızlanmaya geçerken zorlanır, bir adaptasyon zamanına ihtiyaç duyar.Tatil sonrası bunalımını hafifletmek için dönüşü daha yumuşak hale getirmek yardımcı olabilir. Örneğin; dönüş biletini hafta ortasına alıp, bir anda yedi günlük haftanın temposuna başlamaktansa, birkaç günü alışma süresi olarak kullanmak iyi bir fikirdir. Eve dönüldüğünde bir günü sadece dinlenmeye ayırmak, valizi hemen açmak, evi toparlamak; çevreyle birlikte bizleri de düzene sokar.Tatil Sonrası Geçişi Kolaylaştırmak İçin Neler Yapabilirsiniz? Tatil dönüşü ilk günü sakin geçirip, tüm işlere aynı anda yüklenmemeye çalışmak, Akşamları kısa yürüyüşler yapmak ya da sevdiğiniz bir aktivite zaman ayırmak, Eve döner dönmez iş listesine gömülmek yerine valizi açıp düzen kurmak, İşe adapte olmak için sabah rutini oluşturmak: Kahve, kısa meditasyon ya da hafif müzik. Uyku ve beslenme düzeni oluşturmak, Bir sonraki tatil planını hayal ederek motivasyon kazanmak, bu süreçte küçük aralar vermeyi de unutmamak.Tatil bitse de dinlenmenin tamamı bir valizde kalmak zorunda değil.Akşamları telefonsuz bir saat, sevdiğiniz bir hobiyi geri kazanmak, işten sonra kendinize ufak bir ödül koymak  sevdiğiniz bir tatlıyı yemek, bir arkadaşınızla kahve içmek tatilden rutine geçişi daha keyifli kılarak zihnin yeniden mola vermesine yardımcı olabilir. Düzenli küçük molalar; bir sonraki tatili dört gözle beklemek ve yorgun hissetmek yerine her günü biraz daha keyifli bir hale, mini bir tatil hissiyatına getirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0KIvCF-7OUq-C0L6mTTdsQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tatil, sonrası, depresyonu:, Rutine, geri, dönmekte, neden, zorlanıyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0KIvCF-7OUq-C0L6mTTdsQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tatil sonrası depresyonu: Rutine geri dönmekte neden zorlanıyoruz?"><p>Tatil, çoğumuz için bir kaçış demektir: Erken kalkma zorunluluğu yoktur, yapılacaklar listesi kısalır, sorumluluklar bir süreliğine askıya alınır. Bu yüzden tatilde beden de zihin de rahatlar. Ancak geri dönüş, yani kalınan yerden rutine devam etmek; her zaman o kadar kolay olmaz. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pwqX3Tnbi0-zyLbXT8wupQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatilin bittiğini hatırlatan o son günüden itibaren bir ‘Keyifsizlik’, halsizlik ruh hali; işe veya okula karşı motivasyonsuzluk, huzursuzluk oldukça yaygındır. Bu duygu durumu klinik düzeyde bir depresyon ile karıştırılmamalıdır. Peki, tatil modumuzdan çıkmakta ve rutine geri dönmekte neden bu kadar zorlanıyoruz?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Biy_9d7cdUaMwCb7kUslMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatil boyunca beyinde stres hormonu düzeyi düşer ve tekrardan yoğun temponun içine girdiğimizde vücudumuz eski ritmine dönmekte zorlanır. Kısa bir kaçamak bile olsa dönüşün ilk günleri genelde motivasyon düşer, odak dağılır. Sudan çıkmış bir balık gibi hissedebiliriz. Ve sabah alarmın sesini duymak bile can sıkıcı gelir. Tatil dönüşü yaşanan bu ruh hali bazen kendimizi tembel ya da yetersiz hissetmemize sebep olabilir. Oysa bu durum çok doğaldır. Çünkü insan bedeni ve zihni durağan anlardan sonra birden hızlanmaya geçerken zorlanır, bir adaptasyon zamanına ihtiyaç duyar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ab2fOFG2gkqcRSevgXMuGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatil sonrası bunalımını hafifletmek için dönüşü daha yumuşak hale getirmek yardımcı olabilir. Örneğin; dönüş biletini hafta ortasına alıp, bir anda yedi günlük haftanın temposuna başlamaktansa, birkaç günü alışma süresi olarak kullanmak iyi bir fikirdir. Eve dönüldüğünde bir günü sadece dinlenmeye ayırmak, valizi hemen açmak, evi toparlamak; çevreyle birlikte bizleri de düzene sokar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sn8SEFU_O0C0cDOTKuqbMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatil Sonrası Geçişi Kolaylaştırmak İçin Neler Yapabilirsiniz? Tatil dönüşü ilk günü sakin geçirip, tüm işlere aynı anda yüklenmemeye çalışmak, Akşamları kısa yürüyüşler yapmak ya da sevdiğiniz bir aktivite zaman ayırmak, Eve döner dönmez iş listesine gömülmek yerine valizi açıp düzen kurmak, İşe adapte olmak için sabah rutini oluşturmak: Kahve, kısa meditasyon ya da hafif müzik. Uyku ve beslenme düzeni oluşturmak, Bir sonraki tatil planını hayal ederek motivasyon kazanmak, bu süreçte küçük aralar vermeyi de unutmamak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gSt_QuOPNkmtzsIJXevKIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatil bitse de dinlenmenin tamamı bir valizde kalmak zorunda değil.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fUrHCsXBrEKMhwtRu4pImg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akşamları telefonsuz bir saat, sevdiğiniz bir hobiyi geri kazanmak, işten sonra kendinize ufak bir ödül koymak  sevdiğiniz bir tatlıyı yemek, bir arkadaşınızla kahve içmek tatilden rutine geçişi daha keyifli kılarak zihnin yeniden mola vermesine yardımcı olabilir. Düzenli küçük molalar; bir sonraki tatili dört gözle beklemek ve yorgun hissetmek yerine her günü biraz daha keyifli bir hale, mini bir tatil hissiyatına getirir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>7 mi, 8 mi, 9 mu? İdeal uyku süresi düşündüğünüz gibi olmayabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/7-mi-8-mi-9-mu-ideal-uyku-suresi-dusundugunuz-gibi-olmayabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/7-mi-8-mi-9-mu-ideal-uyku-suresi-dusundugunuz-gibi-olmayabilir</guid>
<description><![CDATA[ Yeni yayımlanan bilimsel araştırmalar, yetişkin bireyler için ideal uyku süresinin yedi saat olduğunu ortaya koyuyor. Bu süre, yalnızca sabahları dinç uyanmakla kalmıyor; bilişsel işlevler, duygusal denge, genel sağlık ve uzun ömürle de doğrudan bağlantılı.Uzmanlara göre, hem az hem de fazla uyku sağlık açısından riskler barındırıyor. Özellikle düzensiz uyku alışkanlıkları, kalp-damar hastalıklarından metabolik bozukluklara kadar çok sayıda sorunu tetikleyebiliyor. Peki, uzun süredir doğru kabul edilen “günde 8 saat uyku” kuralı gerçekten geçerli mi?Nature Aging dergisinde yayımlanan geniş çaplı bir çalışma, 38 ila 73 yaş arası yaklaşık 500 bin kişinin uyku düzenini ve sağlık verilerini inceledi. Araştırma sonucuna göre, geceleri ortalama yedi saat uyuyan bireyler, dikkat, hafıza ve işlem hızı gibi alanlarda en yüksek performansı gösterdi. Aynı zamanda bu grupta depresyon ve anksiyete oranlarının da daha düşük olduğu gözlemlendi.Daha az ya da daha fazla uyuyan bireylerde ise bilişsel performans düşüşü, ruh hali dalgalanmaları ve sağlık sorunları daha sık görülüyor. Amerikan Uyku Derneği de, 18–60 yaş arası bireyler için minimum yedi saatlik uykuyu tavsiye ediyor.Her zaman değil. Ara sıra dokuz saat uyumak (örneğin hastalık sonrası ya da seyahat sonrası) normal kabul edilse de, bu sürenin kronikleşmesi bazı riskleri beraberinde getirebilir. Uzun uyuyanlarda şu sorunlara daha sık rastlanıyor:

Zihinsel bulanıklık
Yüksek iltihap seviyesi
Duygudurum bozuklukları
Artan ölüm riski

Bu bulgular, fazla uykunun da az uyku kadar dikkatle ele alınması gerektiğini gösteriyor. Eğer uzun süre uyumanıza rağmen hâlâ yorgun uyanıyorsanız, altta yatan bir sağlık sorunu olabileceği ihtimali göz ardı edilmemeli.Beş-altı saat uykuya alışkın olanların bedenleri, bu eksikliği ilk etapta hissetmese de, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabilir. Kilo alımı, bağışıklık sisteminde zayıflama, hafıza problemleri, odaklanma güçlüğü, kalp hastalıkları ve diyabet bu sorunlardan sadece birkaçı.Üstelik hafta sonları “uykuyu telafi etmek” sanıldığı kadar etkili değil. Uyku süresi kadar, uyku düzeni de sağlık için kritik bir rol oynuyor. Her gün farklı saatlerde yatmak ve uyanmak, vücudun biyolojik saatini yani sirkadiyen ritmini bozarak sağlığı tehdit ediyor.Yapılan geniş çaplı çalışmalar, uyku düzeni bozuk bireylerde karaciğer hasarı, obezite, diyabet ve kardiyovasküler hastalık riskinin %26 oranında arttığını ortaya koyuyor. Bu artış, yeterli sürede uyunmasına rağmen yaşanıyor.Sonuçlar, sadece uyku süresine değil, aynı zamanda uyku kalitesine ve tutarlılığına da odaklanılması gerektiğini ortaya koyuyor. Yedi saatlik düzenli ve kaliteli uyku, hem zihinsel hem de fiziksel sağlık için en etkili reçetelerden biri olarak öne çıkıyor.Uykunuzu değerlendirirken sadece saati değil, nasıl hissettiğinizi, ne kadar düzenli uyuduğunuzu ve gün içindeki enerjinizi dikkate alın. Uyku, sadece dinlenme değil; yenilenmenin, tamir sürecinin ve sağlıklı bir yaşamın temelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ebXUnvuL2UeohJYxLV_bmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>mi, mi, mu, İdeal, uyku, süresi, düşündüğünüz, gibi, olmayabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ebXUnvuL2UeohJYxLV_bmA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="7 mi, 8 mi, 9 mu? İdeal uyku süresi düşündüğünüz gibi olmayabilir"><p>Yeni yayımlanan bilimsel araştırmalar, yetişkin bireyler için ideal uyku süresinin yedi saat olduğunu ortaya koyuyor. Bu süre, yalnızca sabahları dinç uyanmakla kalmıyor; bilişsel işlevler, duygusal denge, genel sağlık ve uzun ömürle de doğrudan bağlantılı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ptW3WBvPx0Khf6PmceoD3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, hem az hem de fazla uyku sağlık açısından riskler barındırıyor. Özellikle düzensiz uyku alışkanlıkları, kalp-damar hastalıklarından metabolik bozukluklara kadar çok sayıda sorunu tetikleyebiliyor. Peki, uzun süredir doğru kabul edilen “günde 8 saat uyku” kuralı gerçekten geçerli mi?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R9DcBmar_kGmKHJCe0_FKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nature Aging dergisinde yayımlanan geniş çaplı bir çalışma, 38 ila 73 yaş arası yaklaşık 500 bin kişinin uyku düzenini ve sağlık verilerini inceledi. Araştırma sonucuna göre, geceleri ortalama yedi saat uyuyan bireyler, dikkat, hafıza ve işlem hızı gibi alanlarda en yüksek performansı gösterdi. Aynı zamanda bu grupta depresyon ve anksiyete oranlarının da daha düşük olduğu gözlemlendi.Daha az ya da daha fazla uyuyan bireylerde ise bilişsel performans düşüşü, ruh hali dalgalanmaları ve sağlık sorunları daha sık görülüyor. Amerikan Uyku Derneği de, 18–60 yaş arası bireyler için minimum yedi saatlik uykuyu tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vfgYuCNC_065P7C948VIcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her zaman değil. Ara sıra dokuz saat uyumak (örneğin hastalık sonrası ya da seyahat sonrası) normal kabul edilse de, bu sürenin kronikleşmesi bazı riskleri beraberinde getirebilir. Uzun uyuyanlarda şu sorunlara daha sık rastlanıyor:

Zihinsel bulanıklık
Yüksek iltihap seviyesi
Duygudurum bozuklukları
Artan ölüm riski

Bu bulgular, fazla uykunun da az uyku kadar dikkatle ele alınması gerektiğini gösteriyor. Eğer uzun süre uyumanıza rağmen hâlâ yorgun uyanıyorsanız, altta yatan bir sağlık sorunu olabileceği ihtimali göz ardı edilmemeli.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e7A2F8cxiEeKdAgIWraBkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beş-altı saat uykuya alışkın olanların bedenleri, bu eksikliği ilk etapta hissetmese de, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabilir. Kilo alımı, bağışıklık sisteminde zayıflama, hafıza problemleri, odaklanma güçlüğü, kalp hastalıkları ve diyabet bu sorunlardan sadece birkaçı.Üstelik hafta sonları “uykuyu telafi etmek” sanıldığı kadar etkili değil. Uyku süresi kadar, uyku düzeni de sağlık için kritik bir rol oynuyor. Her gün farklı saatlerde yatmak ve uyanmak, vücudun biyolojik saatini yani sirkadiyen ritmini bozarak sağlığı tehdit ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JhVdyjvoOk23D0erhzjRuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan geniş çaplı çalışmalar, uyku düzeni bozuk bireylerde karaciğer hasarı, obezite, diyabet ve kardiyovasküler hastalık riskinin %26 oranında arttığını ortaya koyuyor. Bu artış, yeterli sürede uyunmasına rağmen yaşanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sJDHngtmSUKxIybPPiyUxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuçlar, sadece uyku süresine değil, aynı zamanda uyku kalitesine ve tutarlılığına da odaklanılması gerektiğini ortaya koyuyor. Yedi saatlik düzenli ve kaliteli uyku, hem zihinsel hem de fiziksel sağlık için en etkili reçetelerden biri olarak öne çıkıyor.Uykunuzu değerlendirirken sadece saati değil, nasıl hissettiğinizi, ne kadar düzenli uyuduğunuzu ve gün içindeki enerjinizi dikkate alın. Uyku, sadece dinlenme değil; yenilenmenin, tamir sürecinin ve sağlıklı bir yaşamın temelidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aquaman yıldızı Jason Momoa ölümden döndü</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/aquaman-yildizi-jason-momoa-oelumden-doendu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/aquaman-yildizi-jason-momoa-oelumden-doendu</guid>
<description><![CDATA[ Aquaman filmiyle tanınan Hollywood yıldızı Jason Momoa, sörf yaparken ölümle burun buruna geldi.46 yaşındaki ünlü oyuncu, üç arkadaşıyla birlikte Hawaii’de sörf yaparken yaşadığı korku dolu anları anlattı. SmartLess podcast’ine konuşan Momoa, “13 mil boyunca kıyı boyunca kürek çektik. Yaklaşık bir mil kadar açıkta ilerliyorduk. Yolun yedinci milindeydik ki ayağımdaki sörf ipi koptu” dedi.  Maui Adası’nın sert rüzgarları nedeniyle sörf tahtasının hızla uzaklaştığını ve gözden kaybolduğunu söyleyen oyuncu &quot;Tahtayı bir daha göremedim. Dalga üstüne dalga geliyordu. O bölgede 3 metreden yüksek dev dalgalar vardı ve kafamın üstünden geçiyorlardı&quot; ifadelerini kullandı.  &#039;&#039;YARDIM ÇAĞIRDIM AMA KİMSE BENİ GÖREMEDİ&#039;&#039;Tehlikeli suların ortasında yardım beklerken yaşadığı çaresizliği anlatan ünlü aktör “Bilinçsizce dış resife sürüklenmişim. Elimdeki kürekle yardım çağırdım ama kimse beni göremedi&#039;&#039; şeklinde konuştu.&#039;&#039;KIMILDAYAMIYORDUM&#039;&#039;  Gücünün tükendiği anlarda üç aylık kızını düşündüğünü belirten ABD&#039;li yıldız, kurtuluşunun mucizevi bir şekilde gerçekleştiğini anlattı:  “Artık kımıldayamıyordum, kollarım ve bacaklarım çalışmıyordu. Sonra ayağım resife çarptı. Bir kayanın üstüne çıktım ve başka bir dalga geldi. Ayaklarımı mercanlara sapladım, sadece dudaklarım suyun üstündeydi.&#039;&#039;  Momoa, resifte yaklaşık 10 dakika bekledikten sonra arkadaşı Larry Hamilton’ın kendisini kurtardığını söyledi.  Bu olayın, hayatında bir dönüm noktası olduğunu aktaran 46 yaşındaki oyuncu, yaşama yeniden döndükten sonra bir daha sigara içmediğini de sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6pXNt6xBJE6sT_55JV9yig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aquaman, yıldızı, Jason, Momoa, ölümden, döndü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6pXNt6xBJE6sT_55JV9yig.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aquaman yıldızı Jason Momoa ölümden döndü"><p>Aquaman filmiyle tanınan Hollywood yıldızı Jason Momoa, sörf yaparken ölümle burun buruna geldi.</p><p>46 yaşındaki ünlü oyuncu, üç arkadaşıyla birlikte Hawaii’de sörf yaparken yaşadığı korku dolu anları anlattı. SmartLess podcast’ine konuşan Momoa, “13 mil boyunca kıyı boyunca kürek çektik. Yaklaşık bir mil kadar açıkta ilerliyorduk. Yolun yedinci milindeydik ki ayağımdaki sörf ipi koptu” dedi.  Maui Adası’nın sert rüzgarları nedeniyle sörf tahtasının hızla uzaklaştığını ve gözden kaybolduğunu söyleyen oyuncu "Tahtayı bir daha göremedim. Dalga üstüne dalga geliyordu. O bölgede 3 metreden yüksek dev dalgalar vardı ve kafamın üstünden geçiyorlardı" ifadelerini kullandı.  </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/76VIsppiv0Cpwjrqo4i1vA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>''YARDIM ÇAĞIRDIM AMA KİMSE BENİ GÖREMEDİ''</strong></p><p>Tehlikeli suların ortasında yardım beklerken yaşadığı çaresizliği anlatan ünlü aktör “Bilinçsizce dış resife sürüklenmişim. Elimdeki kürekle yardım çağırdım ama kimse beni göremedi'' şeklinde konuştu.</p><p><strong>''KIMILDAYAMIYORDUM''</strong>  Gücünün tükendiği anlarda üç aylık kızını düşündüğünü belirten ABD'li yıldız, kurtuluşunun mucizevi bir şekilde gerçekleştiğini anlattı:  “Artık kımıldayamıyordum, kollarım ve bacaklarım çalışmıyordu. Sonra ayağım resife çarptı. Bir kayanın üstüne çıktım ve başka bir dalga geldi. Ayaklarımı mercanlara sapladım, sadece dudaklarım suyun üstündeydi.''  Momoa, resifte yaklaşık 10 dakika bekledikten sonra arkadaşı Larry Hamilton’ın kendisini kurtardığını söyledi.  Bu olayın, hayatında bir dönüm noktası olduğunu aktaran 46 yaşındaki oyuncu, yaşama yeniden döndükten sonra bir daha sigara içmediğini de sözlerine ekledi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Özel dedektif açıkladı: En az bilinen aldatma belirtisi buymuş</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ozel-dedektif-acikladi-en-az-bilinen-aldatma-belirtisi-buymus</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ozel-dedektif-acikladi-en-az-bilinen-aldatma-belirtisi-buymus</guid>
<description><![CDATA[ Özel dedektif Cassie, TikTok&#039;taki @venusinvestigations hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, çoğu kişinin gözden kaçırdığı bir aldatma belirtisini açıkladı.Uzman isim, ses getiren paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
&#039;&#039;Telefon saklama, kişisel bakıma aşırı özen gösterme, iş yerinde geç saatlere kadar kalma gibi klasik belirtileri hepimiz biliyoruz. Ancak insanların dikkatinden kaçan bir işaret var: Aniden ortaya çıkan yeni bir hobi tutkusu&#039;&#039;Cassie, &#039;&#039;Partnerinizin daha önce hiç ilgi duymadığı bir hobiye merak sarması, şüpheli bir durumdur. Böyle yaparak, söz konusu hobiye ilgi duyan başka biriyle yakınlaşmaya çalışıyor olabilir&#039;&#039; dedi.
Ancak Cassie, bu tür değişikliklerin tamamının, ihanet anlamına gelmediğinin altını çizdi.Cassie&#039;nin paylaşımı kısa sürede çok sayıda yorum aldı. Bir kullanıcı, “Eski sevgilim bir gün eve asla hoşlanmadığı bir müzik grubunun CD&#039;si ile gelmişti. O zaman bir şey anlamamıştım ama taşlar sonradan yerine oturdu&#039;&#039; dedi.Mirror&#039;da yer alan habere göre, partnerinizin sizi aldattığından şüpheleniyorsanız, öncelikle duygusal olarak kendinizi dengelemeniz, güvendiğiniz kişilerle konuşmanız ve bir terapiste başvurmanız gerekiyor.Eğer aldatma gerçekleştiyse, partnerinize neden böyle bir şey yaptığını sormak, sağlıklı bir kapanış yapmanıza yardımcı olabilir. Ancak uzmanlar, bu cevabın, iyileşme sürecine her zaman katkı sağlamadığının altını çiziyor.
En önemlisi ise duygularınızı bastırmadan yaşamanız ve ilişkiye devam etmek isteyip istemediğinize zaman içinde karar vermeniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NKeSaXILZ0WPQSZcwDky7g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Özel, dedektif, açıkladı:, bilinen, aldatma, belirtisi, buymuş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NKeSaXILZ0WPQSZcwDky7g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Özel dedektif açıkladı: En çok gözden kaçan aldatma belirtisi"><p>Özel dedektif Cassie, TikTok'taki @venusinvestigations hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, çoğu kişinin gözden kaçırdığı bir aldatma belirtisini açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zqxPmeetzESppJG4x_h1nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzman isim, ses getiren paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
''Telefon saklama, kişisel bakıma aşırı özen gösterme, iş yerinde geç saatlere kadar kalma gibi klasik belirtileri hepimiz biliyoruz. Ancak insanların dikkatinden kaçan bir işaret var: Aniden ortaya çıkan yeni bir hobi tutkusu''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2DBCeBmOU0K1l9etIeL-JA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cassie, ''Partnerinizin daha önce hiç ilgi duymadığı bir hobiye merak sarması, şüpheli bir durumdur. Böyle yaparak, söz konusu hobiye ilgi duyan başka biriyle yakınlaşmaya çalışıyor olabilir'' dedi.
Ancak Cassie, bu tür değişikliklerin tamamının, ihanet anlamına gelmediğinin altını çizdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vd0XgivHV0ecL6TsJTlK8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cassie'nin paylaşımı kısa sürede çok sayıda yorum aldı. Bir kullanıcı, “Eski sevgilim bir gün eve asla hoşlanmadığı bir müzik grubunun CD'si ile gelmişti. O zaman bir şey anlamamıştım ama taşlar sonradan yerine oturdu'' dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RVu8bHM4TE6gjGa807vpjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mirror'da yer alan habere göre, partnerinizin sizi aldattığından şüpheleniyorsanız, öncelikle duygusal olarak kendinizi dengelemeniz, güvendiğiniz kişilerle konuşmanız ve bir terapiste başvurmanız gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RK6BLm_Fi0-zG9bMsDyf3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer aldatma gerçekleştiyse, partnerinize neden böyle bir şey yaptığını sormak, sağlıklı bir kapanış yapmanıza yardımcı olabilir. Ancak uzmanlar, bu cevabın, iyileşme sürecine her zaman katkı sağlamadığının altını çiziyor.
En önemlisi ise duygularınızı bastırmadan yaşamanız ve ilişkiye devam etmek isteyip istemediğinize zaman içinde karar vermeniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuklara bağırmanın ruh sağlığı üzerindeki etkisi: Sonuçlar endişe verici</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cocuklara-bagirmanin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkisi-sonuclar-endise-verici</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cocuklara-bagirmanin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkisi-sonuclar-endise-verici</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir araştırma, çocukluk döneminde sözlü istismara maruz kalan bireylerin, ileriki yaşlarda kendilerini daha umutsuz ve yalnız hissettiklerini ortaya koydu.20 bin katılımcının incelendiği çalışmanın bulguları oldukça dikkat çekiciydi. Mirror&#039;da yer alan haberde, sözlü istismar vakalarının son 50 yılda neredeyse iki katına çıktığı belirtildi. Araştırmaya göre, her üç çocuktan biri büyürken bu tür bir saldırıya maruz kalıyor.Profesör Mark Bellis, “Araştırmamız, çocuklukta maruz kalınan sözlü istismarın, fiziksel istismar kadar derin ve kalıcı zihinsel izler bırakabileceğini ortaya koyuyor&#039;&#039; ifadelerini kullandı.Verilere göre, çocukken fiziksel istismara uğrayan yetişkinlerin düşük ruh haline sahip olma ihtimali yüzde 52 daha yüksek. Bu oran, sadece sözlü istismara uğrayanlarda yüzde 64’e çıkıyor. 
Hem fiziksel hem de sözel istismara maruz kalan bireylerin yetişkinlikte düşük ruh sağlığına sahip olma olasılıkları ise yüzde 115 daha fazla.Uzmanlar, her altı çocuktan birinin -ağırlıklı olarak aile üyeleri veya bakıcılar tarafından-  fiziksel şiddet gördüğünü, her üç çocuktan birinin ise sözlü istismara maruz kaldığını belirtiyor.
Çocuk istismarıyla mücadele eden &quot;Words Matter&quot; adlı kuruluşun kurucusu Jessica Bondy, çalışmayla ilgili “Pek çok yetişkin, çocuklara karşı kullandıkları sert sözlerin ne denli zararlı olduğunun farkında değil&#039;&#039; değerlendirmesinde bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iPqP8BY6MkWsMYZgriJQ7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklara, bağırmanın, ruh, sağlığı, üzerindeki, etkisi:, Sonuçlar, endişe, verici</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iPqP8BY6MkWsMYZgriJQ7A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çocuklara bağırmanın ruh sağlığı üzerindeki etkisi incelendi: Sonuçlar endişe verici"><p>Yeni bir araştırma, çocukluk döneminde sözlü istismara maruz kalan bireylerin, ileriki yaşlarda kendilerini daha umutsuz ve yalnız hissettiklerini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qG_tow5g6UuAYmXFKAncVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>20 bin katılımcının incelendiği çalışmanın bulguları oldukça dikkat çekiciydi. Mirror'da yer alan haberde, sözlü istismar vakalarının son 50 yılda neredeyse iki katına çıktığı belirtildi. Araştırmaya göre, her üç çocuktan biri büyürken bu tür bir saldırıya maruz kalıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D0dlSixL0USYHmbo0A3zYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Profesör Mark Bellis, “Araştırmamız, çocuklukta maruz kalınan sözlü istismarın, fiziksel istismar kadar derin ve kalıcı zihinsel izler bırakabileceğini ortaya koyuyor'' ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IQy0-xl_UkuFeEkdhlb1QA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Verilere göre, çocukken fiziksel istismara uğrayan yetişkinlerin düşük ruh haline sahip olma ihtimali yüzde 52 daha yüksek. Bu oran, sadece sözlü istismara uğrayanlarda yüzde 64’e çıkıyor. 
Hem fiziksel hem de sözel istismara maruz kalan bireylerin yetişkinlikte düşük ruh sağlığına sahip olma olasılıkları ise yüzde 115 daha fazla.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Rv2pjjWs0-L9zRoPK2Rlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, her altı çocuktan birinin -ağırlıklı olarak aile üyeleri veya bakıcılar tarafından-  fiziksel şiddet gördüğünü, her üç çocuktan birinin ise sözlü istismara maruz kaldığını belirtiyor.
Çocuk istismarıyla mücadele eden "Words Matter" adlı kuruluşun kurucusu Jessica Bondy, çalışmayla ilgili “Pek çok yetişkin, çocuklara karşı kullandıkları sert sözlerin ne denli zararlı olduğunun farkında değil'' değerlendirmesinde bulundu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kaçıngan bağlanan bir partnerle gerçekten yakınlaşmak mümkün mü?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kacingan-baglanan-bir-partnerle-gercekten-yakinlasmak-mumkun-mu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kacingan-baglanan-bir-partnerle-gercekten-yakinlasmak-mumkun-mu</guid>
<description><![CDATA[ Bağlanma tarzı, bireyin erken çocuklukta, bakım verenleriyle kurduğu illişkiler sonucu şekillenir. Çoğu insan güvenli bağlanma geliştirebilse de, bazıları sevilmeye değer olmadıklarını düşünerek yakın ilişkilerden kaçınır. Peki kaçıngan bağlanma stili, daha sonra güvenli bağlanmaya dönüşebilir mi?İsviçre Basel Üniversitesi’nden Alex Traut ve ekibinin 2025 yılında yayımladığı bir çalışmaya göre, bağlanma stillerine dair basit yaklaşımlar, kaçıngan bağlanma eğilimi olan bireylerin yanlış anlaşılmasına neden olabiliyor.
Araştırma, çocukluk döneminde şekillenen bağlanma tarzlarının, yetişkinlikte daha karmaşık bir hal aldığını ortaya koyuyor.Çarpıcı araştırmada, 2016-2018 yılları arasında gerçekleştirilen bir çalışmanın verileri kullanıldı. Yaş ortalaması 28 olan 2 bin katılımcı, 20 ay boyunca çeşitli testlere tabi tutuldu.Psychology Today&#039;de yer alan araştırmada, bağlanma anksiyetesi ve kaçıngan bağlanma eğilimi ölçekleri kullanıldı. “Partnerimin beni önemsemediğine dair sık sık endişelenirim” ifadesi anksiyete düzeyine, “Gerçek duygularımı partnerime göstermeyi tercih etmem” ifadesi ise kaçıngan bağlanmaya dair sorulara yanıt verdi.Araştırma sonucunda, kadın katılımcıların bağlanma anksiyetesi düzeylerinde zaman içinde küçük ama anlamlı bir düşüş görüldü. Ancak erkeklerde benzer bir değişim görülmedi. Dahası, kaçıngan bağlanma stilinde hem erkekler hem kadınlar için kayda değer bir değişim olmadı.
Çalışma, aynı zamanda partnerlerin bağlanma tarzlarındaki gelişimi de inceledi. Başlangıçta partnerlerin bağlanma stillerinde bazı benzerlikler olsa da, zaman içindeki değişimler arasında bir ilişki bulunamadı. Bu durum, bağlanma değişimlerinin partner etkisinden çok, bireysel ve dışsal faktörlerle şekillendiğini düşündürüyor.Bu bulgular, duygusal olarak mesafeli bir partnerin zamanla değişeceğine dair umutlara biraz gölge düşürüyor. Klinik psikolog Susan Krauss Whitbourne da &quot;Doğru kişiyle her şey değişir&quot; inancının bilimsel olarak desteklenmediğini ifade ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gxePQLxtzkapRayMRkb9kw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kaçıngan, bağlanan, bir, partnerle, gerçekten, yakınlaşmak, mümkün, mü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gxePQLxtzkapRayMRkb9kw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kaçıngan bağlanan bir partnerle gerçekten yakınlaşmak mümkün mü?"><p>Bağlanma tarzı, bireyin erken çocuklukta, bakım verenleriyle kurduğu illişkiler sonucu şekillenir. Çoğu insan güvenli bağlanma geliştirebilse de, bazıları sevilmeye değer olmadıklarını düşünerek yakın ilişkilerden kaçınır. Peki kaçıngan bağlanma stili, daha sonra güvenli bağlanmaya dönüşebilir mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A_HpH8xWU0aTMViZ1JzbFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İsviçre Basel Üniversitesi’nden Alex Traut ve ekibinin 2025 yılında yayımladığı bir çalışmaya göre, bağlanma stillerine dair basit yaklaşımlar, kaçıngan bağlanma eğilimi olan bireylerin yanlış anlaşılmasına neden olabiliyor.
Araştırma, çocukluk döneminde şekillenen bağlanma tarzlarının, yetişkinlikte daha karmaşık bir hal aldığını ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/isIu3ZzQlkipevAAIzZXlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çarpıcı araştırmada, 2016-2018 yılları arasında gerçekleştirilen bir çalışmanın verileri kullanıldı. Yaş ortalaması 28 olan 2 bin katılımcı, 20 ay boyunca çeşitli testlere tabi tutuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GBhBrilJN0S4rsy0yKVw2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psychology Today'de yer alan araştırmada, bağlanma anksiyetesi ve kaçıngan bağlanma eğilimi ölçekleri kullanıldı. “Partnerimin beni önemsemediğine dair sık sık endişelenirim” ifadesi anksiyete düzeyine, “Gerçek duygularımı partnerime göstermeyi tercih etmem” ifadesi ise kaçıngan bağlanmaya dair sorulara yanıt verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EVdpM5pgqEmp14IP6ii4VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma sonucunda, kadın katılımcıların bağlanma anksiyetesi düzeylerinde zaman içinde küçük ama anlamlı bir düşüş görüldü. Ancak erkeklerde benzer bir değişim görülmedi. Dahası, kaçıngan bağlanma stilinde hem erkekler hem kadınlar için kayda değer bir değişim olmadı.
Çalışma, aynı zamanda partnerlerin bağlanma tarzlarındaki gelişimi de inceledi. Başlangıçta partnerlerin bağlanma stillerinde bazı benzerlikler olsa da, zaman içindeki değişimler arasında bir ilişki bulunamadı. Bu durum, bağlanma değişimlerinin partner etkisinden çok, bireysel ve dışsal faktörlerle şekillendiğini düşündürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s3BpU_Zigk6CpN5_IisA3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu bulgular, duygusal olarak mesafeli bir partnerin zamanla değişeceğine dair umutlara biraz gölge düşürüyor. Klinik psikolog Susan Krauss Whitbourne da "Doğru kişiyle her şey değişir" inancının bilimsel olarak desteklenmediğini ifade ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Depresyonu önlediği kanıtlandı: Günde 15 dakika yetiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/depresyonu-oenledigi-kanitlandi-gunde-15-dakika-yetiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/depresyonu-oenledigi-kanitlandi-gunde-15-dakika-yetiyor</guid>
<description><![CDATA[ Stanford Üniversitesi uzmanlarının öncülüğünde yapılan araştırmada, doğada günde sadece 15 dakika geçirmenin, anksiyete, depresyon ve yorgunluk seviyelerinde düşüşle bağlantılı olduğu ortaya çıktı.Daily Mail&#039;de yer alan araştırmada, yaklaşık 450 ayrı çalışmanın verileri incelendi. Çalışma sonucunda doğada aktif olarak zaman geçirmenin, depresyonu azalttığı belirlendi.
Prof. Yingjie Li, “Bulgularımız, doğayla kısa süreli temasların bile ruh sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğunu ortaya koyuyor. Bu tür deneyimlerin, kaygıyı hafiflettiği ve bilişsel fonksiyonları artırabileceği görülüyor&#039;&#039; şeklinde konuştu.Araştırmacılar, günde 15 dakika bile doğada vakit geçirmenin, stresin azalmasına ve enerji seviyelerinin artmasına yol açtığını tespit etti. Bazı analizler, bunun kalp sağlığını desteklediğini de ileri sürüyor.Pandemi öncesine göre ruh sağlığı desteği arayan kişi sayısı, yüzde 40 artarak 4 milyona yaklaştı.
Uzmanlar, her 6 yetişkinden en az birinin hayatının bir döneminde depresyon yaşayacağını tahmin ediyor.Uzmanlara göre düşük özgüven ve hayattan zevk alamama gibi durumlar, belirgin depresyon belirtileri arasında yer alıyor. Bazı hastalar ise şiddetli anksiyete ve intihar düşünceleriyle karşı karşıya kalabiliyor.
Fiziksel belirtiler ise iştah değişiklikleri, kabızlık, yorgunluk, düşük cinsel istek ve uyku bozukluklarını içeriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rgp3yOvQFkiSuh4tQAV_Fw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Depresyonu, önlediği, kanıtlandı:, Günde, dakika, yetiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rgp3yOvQFkiSuh4tQAV_Fw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Depresyonu önlediği kanıtlandı: Günde 15 dakika yetiyor"><p>Stanford Üniversitesi uzmanlarının öncülüğünde yapılan araştırmada, doğada günde sadece 15 dakika geçirmenin, anksiyete, depresyon ve yorgunluk seviyelerinde düşüşle bağlantılı olduğu ortaya çıktı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gIdgVS3TNkqfpLCHusQQpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daily Mail'de yer alan araştırmada, yaklaşık 450 ayrı çalışmanın verileri incelendi. Çalışma sonucunda doğada aktif olarak zaman geçirmenin, depresyonu azalttığı belirlendi.
Prof. Yingjie Li, “Bulgularımız, doğayla kısa süreli temasların bile ruh sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğunu ortaya koyuyor. Bu tür deneyimlerin, kaygıyı hafiflettiği ve bilişsel fonksiyonları artırabileceği görülüyor'' şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bSAt5yq600Su1WdNLUxxRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, günde 15 dakika bile doğada vakit geçirmenin, stresin azalmasına ve enerji seviyelerinin artmasına yol açtığını tespit etti. Bazı analizler, bunun kalp sağlığını desteklediğini de ileri sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KZuKBQdcN0Cpld8nH1BFYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pandemi öncesine göre ruh sağlığı desteği arayan kişi sayısı, yüzde 40 artarak 4 milyona yaklaştı.
Uzmanlar, her 6 yetişkinden en az birinin hayatının bir döneminde depresyon yaşayacağını tahmin ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/spQpMXMqCk2B62yV26hdHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre düşük özgüven ve hayattan zevk alamama gibi durumlar, belirgin depresyon belirtileri arasında yer alıyor. Bazı hastalar ise şiddetli anksiyete ve intihar düşünceleriyle karşı karşıya kalabiliyor.
Fiziksel belirtiler ise iştah değişiklikleri, kabızlık, yorgunluk, düşük cinsel istek ve uyku bozukluklarını içeriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cuma gününe özel mesajlar ve sözler: Resimli ve yeni Hayırlı Cumalar tebrik ve kutlama mesajları</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cuma-gunune-oezel-mesajlar-ve-soezler-resimli-ve-yeni-hayirli-cumalar-tebrik-ve-kutlama-mesajlari</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cuma-gunune-oezel-mesajlar-ve-soezler-resimli-ve-yeni-hayirli-cumalar-tebrik-ve-kutlama-mesajlari</guid>
<description><![CDATA[ Haftanın en özel zamanlarından cuma günü, sevdiklerinize içtenlikle yazılmış mesajları ve cuma tebrik sözlerini iletebilirsiniz. Sosyal medya cuma günü kutlama mesajları ve dualı sözlerle dolup taşarken; aileniz, arkadaşlarınız, eşiniz için hazırladığınız samimi, ayetli, hadisli ve dualı mesajlar, mübarek günün anlamını bir defa daha idrak etmeye vesile oluyor. Çevremiz ve yakınlarımızla bağlarımızı güçlendiren cuma mesajları ve sözleri, aynı zamanda manevi anlamda da katkıda bulunuyor. İşte, bu cuma gününe özel kısa ve öz, resimli cuma mesajları...İslam aleminin mübarek günlerinden olan cuma, duaların en makbul olduğu zamanlardandır. Cuma günü vesilesiyle Müslümanlar, kalpten geçenleri en güzel haliyle ifade edebilacekleri dualı, en güzel ve anlamlı cuma mesajlarını tercih ediyor. İçten, en şık, birbirinden farklı cuma mesajı alternatifleri ve sözleri ile sevdiklerinizin yüzlerinde tebessüme sebep olun. Cuma mesajları, zaman zaman kısa ve samimi dilekleri içerirken bazen de hadisler, ayetlerle bezenmiş şekilde ruhlara dokunuyor.Ya Rabbi, bu mübarek Cuma günü hürmetine kalplerimize ferahlık, evlerimize huzur ve hanelerimize bereket ihsan eyle. Dualarımız kabul, Cumamız mübarek olsun.Duaların arşa yükseldiği, rahmetin sağanak sağanak yağdığı bu mübarek Cuma gününde Rabbimden tüm hayırlı dileklerinizin gerçekleşmesini niyaz ediyorum. Cumanız mübarek olsun.Haftanın yorgunluğunu üzerimizden atan bu Cuma&#039;da Rabbimden; sağlık, afiyet ve bol bereket diliyorum. Gönlünüzden geçen tüm güzellikler gerçek olsun.Gönül kapılarının sonuna kadar açıldığı bu Cuma gününde, Allah&#039;tan tüm hayırlı işlerimizde yardım diliyorum. Rabbim dualarımızı geri çevirmesin. Hayırlı Cumalar.Bugün Cuma! Rabbim, dertlerimize derman, sıkıntılarımıza deva, kalplerimize neşe versin. Dualarımızla tüm zorlukların üstesinden gelelim.Cuma, haftanın bir molası, ruhun bir nefes almasıdır. Bu özel günde yüzünden tebessüm, kalbinden umut eksik olmasın. Hayırlı Cumalar!Güzel bir hafta geçirmen dileğiyle. Cuma&#039;nın bereketi ve huzuru tüm gün seninle olsun. Mübarek Cuman kutlu olsun!Dostlukların pekiştiği, sevgi ve saygının çoğaldığı bu mübarek günde, tüm dileklerin gerçek olsun. Cumanız mübarek olsun!Bugün Cuma! Haftanın en güzel gününe, en güzel dualarla merhaba. Sevdiklerinle birlikte huzur dolu bir gün geçirmen dileğiyle.Hayatın koşuşturmasında durup bir an şükürle dolduğumuz bu Cuma gününde, tüm güzelliklerin kapınızı çalması dileğiyle. Cumanız kutlu olsun.Mübarek Cumanızı en içten dileklerimle tebrik ederim. Rabbim, dualarımızı kabul eylesin.Dualarla süslenmiş bir Cuma dilerim. Bu kutlu gün, tüm inananlar için birer rahmet vesilesi olsun.Cumanız mübarek, dualarınız makbul olsun. Rabbim, bu özel günün feyzinden hepimizi faydalandırsın.Haftanın en değerli gününü, en içten dualarımızla karşılıyoruz. Cumanız kutlu olsun, gönlünüz ferah dolsun.Cuma, kalplerin birleştiği, duaların buluştuğu gündür. Bu mübarek gün, hayırlara vesile olsun.Ey Rabbimiz! Bu Cuma günü hürmetine, bizleri affet, bizlere merhamet et. Kalbimize iman nuru, dilimize zikir bereketi ver. Cumanız mübarek olsun.Duaların en makbul olduğu bu mübarek günde, Rabbimden tüm hayırlı dileklerinizin kabul olmasını, yüzünüzün hep gülmesini diliyorum.Cuma&#039;nın feyziyle bizlere sağlık, huzur ve gönül rahatlığı versin Rabbim. Darda olanlara yardım etsin, sıkıntıları gidersin. Cumanız mübarek olsun.Cumanız mübarek olsun. Bu mübarek günde, Allah&#039;ın rahmetinden ümit kesmeyelim. Unutmayalım ki, &quot;Allah, dilediği kimseye hesapsız rızık verir.&quot; Dualarınız kabul, rızkınız bol olsun.Hayırlı Cumalar! Duaların göğe yükseldiği bu kutlu günde, Rabbim tüm sıkıntılarını gidersin. &quot;De ki: “Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.”(Zümer, 39/53)Bugün Cuma! Rabbim, kalplerimize huzur, evlerimize bereket nasip etsin. Unutmayalım ki, &quot;Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.&quot; (İnşirah, 94/5) Her zorluğun ardından bir kolaylık gelecektir. Cumanız mübarek olsun.Dualarınızın kabul, amellerinizin makbul olması dileğiyle, Cumanız mübarek olsun. &quot;Rabbiniz buyurdu ki: &#039;Bana dua edin, size icabet edeyim.&#039;&quot; (Mü&#039;min, 40/60) Dualarınızı eksik etmeyin.Huzurlu ve bereketli bir Cuma dilerim. Cenab-ı Hak, dualarımızı kabul buyursun. &quot;Namazı kılıp bitirince yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (nasip) arayın. Allah’ı çokça anın ki kurtuluşa eresiniz.&quot; (Cuma, 62/10)Cumanız mübarek olsun. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyuruyor: &quot;Cuma günü öyle bir saat vardır ki, şayet bir Müslüman namaz kılarken o saate rastlar da Allah&#039;tan bir şey isterse, Allah ona dileğini mutlaka verir.&quot; (Buhari, Cuma, 37) Dualarınızın kabul olması dileğiyle.


Hayırlı Cumalar! Unutmayalım ki, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: &quot;Cuma günü ve gecesi bana çokça salavat getirin. Kim bana bir salavat getirirse, Allah ona on salavat getirir.&quot; Cumanız salavatlarla bereketlensin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MnpLi_tix0SgObApsByHAg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cuma, gününe, özel, mesajlar, sözler:, Resimli, yeni, Hayırlı, Cumalar, tebrik, kutlama, mesajları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MnpLi_tix0SgObApsByHAg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Cuma gününe özel mesajlar ve sözler: Resimli ve yeni Hayırlı Cumalar tebrik ve kutlama mesajları"><p>Haftanın en özel zamanlarından cuma günü, sevdiklerinize içtenlikle yazılmış mesajları ve cuma tebrik sözlerini iletebilirsiniz. Sosyal medya cuma günü kutlama mesajları ve dualı sözlerle dolup taşarken; aileniz, arkadaşlarınız, eşiniz için hazırladığınız samimi, ayetli, hadisli ve dualı mesajlar, mübarek günün anlamını bir defa daha idrak etmeye vesile oluyor. Çevremiz ve yakınlarımızla bağlarımızı güçlendiren cuma mesajları ve sözleri, aynı zamanda manevi anlamda da katkıda bulunuyor. İşte, bu cuma gününe özel kısa ve öz, resimli cuma mesajları...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ftMWQdSVFES1DfYl-D7Izg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İslam aleminin mübarek günlerinden olan cuma, duaların en makbul olduğu zamanlardandır. Cuma günü vesilesiyle Müslümanlar, kalpten geçenleri en güzel haliyle ifade edebilacekleri dualı, en güzel ve anlamlı cuma mesajlarını tercih ediyor. İçten, en şık, birbirinden farklı cuma mesajı alternatifleri ve sözleri ile sevdiklerinizin yüzlerinde tebessüme sebep olun. Cuma mesajları, zaman zaman kısa ve samimi dilekleri içerirken bazen de hadisler, ayetlerle bezenmiş şekilde ruhlara dokunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IS2rhXwn1keQv4c9GWwvsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ya Rabbi, bu mübarek Cuma günü hürmetine kalplerimize ferahlık, evlerimize huzur ve hanelerimize bereket ihsan eyle. Dualarımız kabul, Cumamız mübarek olsun.Duaların arşa yükseldiği, rahmetin sağanak sağanak yağdığı bu mübarek Cuma gününde Rabbimden tüm hayırlı dileklerinizin gerçekleşmesini niyaz ediyorum. Cumanız mübarek olsun.Haftanın yorgunluğunu üzerimizden atan bu Cuma'da Rabbimden; sağlık, afiyet ve bol bereket diliyorum. Gönlünüzden geçen tüm güzellikler gerçek olsun.Gönül kapılarının sonuna kadar açıldığı bu Cuma gününde, Allah'tan tüm hayırlı işlerimizde yardım diliyorum. Rabbim dualarımızı geri çevirmesin. Hayırlı Cumalar.Bugün Cuma! Rabbim, dertlerimize derman, sıkıntılarımıza deva, kalplerimize neşe versin. Dualarımızla tüm zorlukların üstesinden gelelim.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kaIQw6NHKUqtMtB8VetkGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cuma, haftanın bir molası, ruhun bir nefes almasıdır. Bu özel günde yüzünden tebessüm, kalbinden umut eksik olmasın. Hayırlı Cumalar!Güzel bir hafta geçirmen dileğiyle. Cuma'nın bereketi ve huzuru tüm gün seninle olsun. Mübarek Cuman kutlu olsun!Dostlukların pekiştiği, sevgi ve saygının çoğaldığı bu mübarek günde, tüm dileklerin gerçek olsun. Cumanız mübarek olsun!Bugün Cuma! Haftanın en güzel gününe, en güzel dualarla merhaba. Sevdiklerinle birlikte huzur dolu bir gün geçirmen dileğiyle.Hayatın koşuşturmasında durup bir an şükürle dolduğumuz bu Cuma gününde, tüm güzelliklerin kapınızı çalması dileğiyle. Cumanız kutlu olsun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6P95cfzSgEan_rD-UnsA3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mübarek Cumanızı en içten dileklerimle tebrik ederim. Rabbim, dualarımızı kabul eylesin.Dualarla süslenmiş bir Cuma dilerim. Bu kutlu gün, tüm inananlar için birer rahmet vesilesi olsun.Cumanız mübarek, dualarınız makbul olsun. Rabbim, bu özel günün feyzinden hepimizi faydalandırsın.Haftanın en değerli gününü, en içten dualarımızla karşılıyoruz. Cumanız kutlu olsun, gönlünüz ferah dolsun.Cuma, kalplerin birleştiği, duaların buluştuğu gündür. Bu mübarek gün, hayırlara vesile olsun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XkMJk3capkqbUfDS_SLisQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ey Rabbimiz! Bu Cuma günü hürmetine, bizleri affet, bizlere merhamet et. Kalbimize iman nuru, dilimize zikir bereketi ver. Cumanız mübarek olsun.Duaların en makbul olduğu bu mübarek günde, Rabbimden tüm hayırlı dileklerinizin kabul olmasını, yüzünüzün hep gülmesini diliyorum.Cuma'nın feyziyle bizlere sağlık, huzur ve gönül rahatlığı versin Rabbim. Darda olanlara yardım etsin, sıkıntıları gidersin. Cumanız mübarek olsun.Cumanız mübarek olsun. Bu mübarek günde, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyelim. Unutmayalım ki, "Allah, dilediği kimseye hesapsız rızık verir." Dualarınız kabul, rızkınız bol olsun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5XPKfHdjeUqvBVSpEbq4kQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayırlı Cumalar! Duaların göğe yükseldiği bu kutlu günde, Rabbim tüm sıkıntılarını gidersin. "De ki: “Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.”(Zümer, 39/53)Bugün Cuma! Rabbim, kalplerimize huzur, evlerimize bereket nasip etsin. Unutmayalım ki, "Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır." (İnşirah, 94/5) Her zorluğun ardından bir kolaylık gelecektir. Cumanız mübarek olsun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6rBfINzu1ECPHeanvZ8Mmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dualarınızın kabul, amellerinizin makbul olması dileğiyle, Cumanız mübarek olsun. "Rabbiniz buyurdu ki: 'Bana dua edin, size icabet edeyim.'" (Mü'min, 40/60) Dualarınızı eksik etmeyin.Huzurlu ve bereketli bir Cuma dilerim. Cenab-ı Hak, dualarımızı kabul buyursun. "Namazı kılıp bitirince yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (nasip) arayın. Allah’ı çokça anın ki kurtuluşa eresiniz." (Cuma, 62/10)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5FvqoGGcs0-utGhfEYXW_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cumanız mübarek olsun. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyuruyor: "Cuma günü öyle bir saat vardır ki, şayet bir Müslüman namaz kılarken o saate rastlar da Allah'tan bir şey isterse, Allah ona dileğini mutlaka verir." (Buhari, Cuma, 37) Dualarınızın kabul olması dileğiyle.


Hayırlı Cumalar! Unutmayalım ki, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Cuma günü ve gecesi bana çokça salavat getirin. Kim bana bir salavat getirirse, Allah ona on salavat getirir." Cumanız salavatlarla bereketlensin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xfINqP4PWUKlD3-KNoID6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Harvardlı bilim insanları uyardı: Patatesi böyle tüketmek, diyabet riskini artırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/harvardli-bilim-insanlari-uyardi-patatesi-boeyle-tuketmek-diyabet-riskini-artiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/harvardli-bilim-insanlari-uyardi-patatesi-boeyle-tuketmek-diyabet-riskini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ ABD’li bilim insanları tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, kızarmış patates tüketimi, uzun vadede tip 2 diyabet riskini artırıyor. Haşlanmış patateste ise böyle bir etki gözlemlenmedi.British Medical Journal’da yayımlanan araştırmada, 40 yıl boyunca yaklaşık 200 bin ABD’li sağlık çalışanının beslenme alışkanlıkları takip edildi. Bu süre zarfında 22 bin kişiye tip 2 diyabet teşhisi kondu.Mirror&#039;da yer alan habere göre, fırınlanmış ya da haşlanmış patateslerin yüksek miktarda tüketimi diyabet riskini artırmazken, kızartma patates tüketimi riskle doğrudan ilişkilendirildi. Haftada en az üç porsiyon kızartma patates tüketenlerin tip 2 diyabet riski yüzde 20 artarken, bu miktarı haftada beş porsiyona çıkaranlarda risk yüzde 27’ye ulaştı.Araştırmada yer alan uzmanlar, bu farkın temel nedeninin pişirme sürecinden kaynaklandığını belirtiyor. Kızartma patatesler önce ince şeritler halinde kesiliyor, ardından yağa atılarak kızartılıyor. Genellikle daha çıtır olması için önceden yağda haşlanıyor ve bazı katkı maddeleriyle rengi korunuyor. Bu işlemler, patatesin “ultra işlenmiş” bir gıdaya dönüşmesine neden oluyor.Araştırma, haftada üç porsiyon patatesin tam tahıllarla değiştirilmesinin diyabet riskini yüzde 8 oranında azaltabileceğini de ortaya koydu. Tam tahıllar arasında esmer pirinç, tam buğday ekmeği, yulaf, arpa, kinoa ve karabuğday yer alıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cb0wFZ2ym0aanG-o6Hl4eg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Harvardlı, bilim, insanları, uyardı:, Patatesi, böyle, tüketmek, diyabet, riskini, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cb0wFZ2ym0aanG-o6Hl4eg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Harvardlı bilim insanları uyardı: Patatesi böyle tüketmek, diyabet riskini artırıyor"><p>ABD’li bilim insanları tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, kızarmış patates tüketimi, uzun vadede tip 2 diyabet riskini artırıyor. Haşlanmış patateste ise böyle bir etki gözlemlenmedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FYd3JxMH7EupZEZLfYLmEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>British Medical Journal’da yayımlanan araştırmada, 40 yıl boyunca yaklaşık 200 bin ABD’li sağlık çalışanının beslenme alışkanlıkları takip edildi. Bu süre zarfında 22 bin kişiye tip 2 diyabet teşhisi kondu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wmzuumzQNkGKWvHZl9Lp5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mirror'da yer alan habere göre, fırınlanmış ya da haşlanmış patateslerin yüksek miktarda tüketimi diyabet riskini artırmazken, kızartma patates tüketimi riskle doğrudan ilişkilendirildi. Haftada en az üç porsiyon kızartma patates tüketenlerin tip 2 diyabet riski yüzde 20 artarken, bu miktarı haftada beş porsiyona çıkaranlarda risk yüzde 27’ye ulaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4CjjCUxeE0ij6giWHQ726Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada yer alan uzmanlar, bu farkın temel nedeninin pişirme sürecinden kaynaklandığını belirtiyor. Kızartma patatesler önce ince şeritler halinde kesiliyor, ardından yağa atılarak kızartılıyor. Genellikle daha çıtır olması için önceden yağda haşlanıyor ve bazı katkı maddeleriyle rengi korunuyor. Bu işlemler, patatesin “ultra işlenmiş” bir gıdaya dönüşmesine neden oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MFyl2ifxGECy1l14aKHnag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, haftada üç porsiyon patatesin tam tahıllarla değiştirilmesinin diyabet riskini yüzde 8 oranında azaltabileceğini de ortaya koydu. Tam tahıllar arasında esmer pirinç, tam buğday ekmeği, yulaf, arpa, kinoa ve karabuğday yer alıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Haksızlık neden (Hala) bizi rahatsız ediyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/haksizlik-neden-hala-bizi-rahatsiz-ediyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/haksizlik-neden-hala-bizi-rahatsiz-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Son günlerde ortaya çıkan sahte diploma skandalı ülke gündeminde bir numaraya çıktı ve toplu bir tepkiye yol açtı. Böyle bir olay acaba neden bu kadar fazla tepkiye yol açtı?  Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar yazdı.İnsanlık tarihi boyunca, adaletsizlik karşısında tepki vermek, pek çok toplumda görülen evrensel bir tepki. Bu eğilim o kadar güçlü ki, bazen bireyler kendi yaşamlarını riske atarak haksızlıkla mücadele ederler. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, bu evrensel eğilimin altında yatan psikolojik düzenekleri daha net olarak açığa çıkarmaya başladı. Bu çalışmalardan biri de yıl içinde 2025 yılında European Journal of Social Psychology&#039;de yayınlandı. Çalışma haksızlığa karşı çıkma eğiliminin kültürler arası nasıl işlediğini ve bu tepkinin sosyal psikolojik temellerini inceliyor. Bu çalışma, paradoks gibi görünen bir sonucu da gün yüzüne çıkardı, haksızlık kanıksanan bir şey değil: Yolsuzluğa daha fazla maruz kalan toplumlarda yaşayan insanlar, beklenmedik şekilde adaletsizliğe karşı daha sert tepkiler gösterebilmektedir.Haksızlık Algısının Nöropsikolojik Temelleri İnsan beyninin adaletsizlik karşısında verdiği tepki, milyonlarca yıllık aktarılan deneyimlerin bir ürünüdür. Nörobiyolojik araştırmalar, haksızlık algılandığında beynin ödül sisteminin tersine çalıştığını ve stres hormonlarının salgılandığını göstermektedir. Bu durum, vücudumuzun adaletsizliği gerçek anlamda bir tehdit olarak algıladığının göstergesidir. Modern görüntüleme teknikleri kullanılarak yapılan çalışmalarda ise, haksızlık karşısında beynin, hem bedensel hem de duygusal acı ile ilişkili bölgelerinin etkinleştiğini gösteriyor. Bu nedenle &quot;haksızlık acısı&quot; ifadesi sadece metaforik değil, nörolojik bir gerçektir.Varraich, Köbis ve Lange&#039;nin 2025 yılındaki çalışması, sosyal adaletsizlik karşısında Endonezya gibi yüksek yolsuzluk düzeyine sahip ülkelerde yaşayan bireylerin, çok daha güçlü ahlaki yargılara sahip olduklarını keşfetti. Bu bulgunun arkasında &quot;göreceli mahrumiyet&quot; kavramı yatmaktadır. Yolsuzluk içinde yaşayan vatandaşlar, hak ettiklerinden daha az aldıklarını, diğerlerinin ise hak etmedikleri şeyleri aldığını algılar. Bu durum, toplumsal düzeyde paylaşılan bir mahrumiyet hissi yaratır ve toplu öfkeyi besler. İlginç olan ise, bu öfkenin zamanla adaletsizliğe karşı daha güçlü ahlaki duruşa dönüşmesidir. Araştırma, Hollanda gibi düşük yolsuzluk seviyesine sahip ülkelerde yaşayan vatandaşların ise yolsuzluğa karşı nispeten daha toleranslı olduklarını ortaya çıkarmıştır. Bu paradoks, sosyal normların ve beklentilerin şekillendirilmesinde deneyimin rolünü vurgulamaktadır.Son yirmi yılın araştırmaları, adaletsizlik sonrasında &quot;adalet onarımı&quot; sürecinin nasıl işlediğini aydınlatmıştır. Bu süreç, mağdur, fail ve gözlemci perspektiflerinden farklı psikolojik ihtiyaçları karşılamaya odaklanır. İnsanlar adaletsizlik yaşadıklarında, sadece maddi tazminat değil, aynı zamanda onurlarının onarılması, hakikatın ortaya çıkması ve gelecekte benzer durumların yaşanmaması için garantiler arar. Bu da sırasıyla, tanınma yani yaşanan zararın kabul edilmesi, sorumluların hesap vermesi; onarım yani maddi ve manevi zararların giderilmesi ve en nihayetinde de güvence yani gelecekte korunma garantisini içermektedir.Haksızlığa karşı gösterilen tepkilerde kültürel etkenler büyük rol oynar. Bireyci kültürlerde kişisel haklar ön plana çıkarken, toplulukçu ülkelerde kültürlerde toplumsal adalet vurgusu daha güçlüdür. Ancak temel adaletsizlik algısı ve buna karşı gösterilen tepki, kültürler arası olarak evrensel bir özellik göstermektedir. Yapılan çalışmalar, cinsiyet etkeninin de önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle &quot;sextortion&quot; (cinsel istismar yoluyla yolsuzluk) gibi durumlarda, toplumsal cinsiyet dinamikleri adaletsizliğe verilen tepkileri şekillendirir. Kadınların ve erkeklerin adaletsizlik algısı ve buna karşı gösterdikleri tepkiler, toplumsal güç dinamikleri tarafından farklı şekillerde etkilenir. TOPLU ADALETSİZLİK VE KİMLİK SÜREÇLERİModern çalışmalar, örgütsel bağlamda yaşanan adaletsizliklerin bireyler üzerindeki etkisini de incelemektedir. Örgütsel kimlikler, bazen bireylerin yolsuzlukları görmezden gelmelerine veya desteklemelerine neden olabilir. Bu durum, &quot;bağlılık körlüğü&quot; olarak adlandırılan psikolojik fenomenle açıklanır. TOPLU EYLEM VE SOSYAL DEĞİŞİMAdaletsizlik karşısında bireysel tepkiler zamanla paylaşılan tepkilere dönüşebilir. Bu süreçte sosyal kimlik teorisi kritik bir rol oynar. İnsanlar kendilerini adaletsizlikle mücadele eden bir grubun parçası olarak gördüklerinde, bireysel maliyetlere rağmen harekete geçme eğilimleri artar.Son araştırmalar, adaletsizlik karşısında gösterilen toplu tepkilerin toplumsal değişimin motoru olduğunu göstermektedir. Öfke ve hayal kırıklığı gibi olumsuz duygular, doğru şekilde kanalize edildiğinde yapıcı sosyal değişimin itici gücü haline gelir. Adaletsizlik Algısının Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri Kronik adaletsizlik yaşantısı, bireylerin psikolojik sağlığı üzerinde derin etkile ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9o9cJY9mNEKo1scBuoggLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Haksızlık, neden, Hala, bizi, rahatsız, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9o9cJY9mNEKo1scBuoggLg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Haksızlık neden (Hala) bizi rahatsız ediyor?"><p>Son günlerde ortaya çıkan sahte diploma skandalı ülke gündeminde bir numaraya çıktı ve toplu bir tepkiye yol açtı. Böyle bir olay acaba neden bu kadar fazla tepkiye yol açtı?  Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/svGGWHDjfEKybdF5DfMIjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsanlık tarihi boyunca, adaletsizlik karşısında tepki vermek, pek çok toplumda görülen evrensel bir tepki. Bu eğilim o kadar güçlü ki, bazen bireyler kendi yaşamlarını riske atarak haksızlıkla mücadele ederler. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, bu evrensel eğilimin altında yatan psikolojik düzenekleri daha net olarak açığa çıkarmaya başladı. Bu çalışmalardan biri de yıl içinde 2025 yılında European Journal of Social Psychology'de yayınlandı. Çalışma haksızlığa karşı çıkma eğiliminin kültürler arası nasıl işlediğini ve bu tepkinin sosyal psikolojik temellerini inceliyor. Bu çalışma, paradoks gibi görünen bir sonucu da gün yüzüne çıkardı, haksızlık kanıksanan bir şey değil: Yolsuzluğa daha fazla maruz kalan toplumlarda yaşayan insanlar, beklenmedik şekilde adaletsizliğe karşı daha sert tepkiler gösterebilmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jYxGPRDn7Uaxq74FJDDcJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Haksızlık Algısının Nöropsikolojik Temelleri İnsan beyninin adaletsizlik karşısında verdiği tepki, milyonlarca yıllık aktarılan deneyimlerin bir ürünüdür. Nörobiyolojik araştırmalar, haksızlık algılandığında beynin ödül sisteminin tersine çalıştığını ve stres hormonlarının salgılandığını göstermektedir. Bu durum, vücudumuzun adaletsizliği gerçek anlamda bir tehdit olarak algıladığının göstergesidir. Modern görüntüleme teknikleri kullanılarak yapılan çalışmalarda ise, haksızlık karşısında beynin, hem bedensel hem de duygusal acı ile ilişkili bölgelerinin etkinleştiğini gösteriyor. Bu nedenle "haksızlık acısı" ifadesi sadece metaforik değil, nörolojik bir gerçektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sfCMR5tXPkSTjgADNiEyOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Varraich, Köbis ve Lange'nin 2025 yılındaki çalışması, sosyal adaletsizlik karşısında Endonezya gibi yüksek yolsuzluk düzeyine sahip ülkelerde yaşayan bireylerin, çok daha güçlü ahlaki yargılara sahip olduklarını keşfetti. Bu bulgunun arkasında "göreceli mahrumiyet" kavramı yatmaktadır. Yolsuzluk içinde yaşayan vatandaşlar, hak ettiklerinden daha az aldıklarını, diğerlerinin ise hak etmedikleri şeyleri aldığını algılar. Bu durum, toplumsal düzeyde paylaşılan bir mahrumiyet hissi yaratır ve toplu öfkeyi besler. İlginç olan ise, bu öfkenin zamanla adaletsizliğe karşı daha güçlü ahlaki duruşa dönüşmesidir. Araştırma, Hollanda gibi düşük yolsuzluk seviyesine sahip ülkelerde yaşayan vatandaşların ise yolsuzluğa karşı nispeten daha toleranslı olduklarını ortaya çıkarmıştır. Bu paradoks, sosyal normların ve beklentilerin şekillendirilmesinde deneyimin rolünü vurgulamaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zZxKVOpwTkKnUy2yJWBSOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yirmi yılın araştırmaları, adaletsizlik sonrasında "adalet onarımı" sürecinin nasıl işlediğini aydınlatmıştır. Bu süreç, mağdur, fail ve gözlemci perspektiflerinden farklı psikolojik ihtiyaçları karşılamaya odaklanır. İnsanlar adaletsizlik yaşadıklarında, sadece maddi tazminat değil, aynı zamanda onurlarının onarılması, hakikatın ortaya çıkması ve gelecekte benzer durumların yaşanmaması için garantiler arar. Bu da sırasıyla, tanınma yani yaşanan zararın kabul edilmesi, sorumluların hesap vermesi; onarım yani maddi ve manevi zararların giderilmesi ve en nihayetinde de güvence yani gelecekte korunma garantisini içermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tux3zZzxbkSM8wQ73mX5aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Haksızlığa karşı gösterilen tepkilerde kültürel etkenler büyük rol oynar. Bireyci kültürlerde kişisel haklar ön plana çıkarken, toplulukçu ülkelerde kültürlerde toplumsal adalet vurgusu daha güçlüdür. Ancak temel adaletsizlik algısı ve buna karşı gösterilen tepki, kültürler arası olarak evrensel bir özellik göstermektedir. Yapılan çalışmalar, cinsiyet etkeninin de önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle "sextortion" (cinsel istismar yoluyla yolsuzluk) gibi durumlarda, toplumsal cinsiyet dinamikleri adaletsizliğe verilen tepkileri şekillendirir. Kadınların ve erkeklerin adaletsizlik algısı ve buna karşı gösterdikleri tepkiler, toplumsal güç dinamikleri tarafından farklı şekillerde etkilenir. TOPLU ADALETSİZLİK VE KİMLİK SÜREÇLERİModern çalışmalar, örgütsel bağlamda yaşanan adaletsizliklerin bireyler üzerindeki etkisini de incelemektedir. Örgütsel kimlikler, bazen bireylerin yolsuzlukları görmezden gelmelerine veya desteklemelerine neden olabilir. Bu durum, "bağlılık körlüğü" olarak adlandırılan psikolojik fenomenle açıklanır. TOPLU EYLEM VE SOSYAL DEĞİŞİMAdaletsizlik karşısında bireysel tepkiler zamanla paylaşılan tepkilere dönüşebilir. Bu süreçte sosyal kimlik teorisi kritik bir rol oynar. İnsanlar kendilerini adaletsizlikle mücadele eden bir grubun parçası olarak gördüklerinde, bireysel maliyetlere rağmen harekete geçme eğilimleri artar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wSiyZHyY9EWI717sCKtyPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son araştırmalar, adaletsizlik karşısında gösterilen toplu tepkilerin toplumsal değişimin motoru olduğunu göstermektedir. Öfke ve hayal kırıklığı gibi olumsuz duygular, doğru şekilde kanalize edildiğinde yapıcı sosyal değişimin itici gücü haline gelir. Adaletsizlik Algısının Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri Kronik adaletsizlik yaşantısı, bireylerin psikolojik sağlığı üzerinde derin etkiler yaratır. Özellikle kanser hastaları üzerinde yapılan çalışmalar, algılanan adaletsizliğin psikolojik sıkıntı düzeyini önemli ölçüde artırdığını göstermektedir. Bu durum, adaletsizliğin sadece sosyal değil, aynı zamanda sağlık sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. Algılanan adaletsizliğin yüksek olduğu durumlarda, bireyler, daha yüksek depresyon ve anksiyete seviyeleri gösterir, daha çok travma sonrası stres belirtileri ve sosyal güven kaybı yaşar ve bedense sağlık sorunları geliştirebilir. Sonuç: Adaletsizlikle Mücadelenin Geleceği Haksızlığa karşı çıkma eğilimi, insanın en temel doğasının bir parçasıdır. Son yıllardaki sosyal psikoloji araştırmaları, bu eğilimin evrensel olduğunu, ancak kültürel ve bağlamsal etkenler tarafından şekillendirildiğini göstermektedir. Varraich ve meslektaşlarının çalışması, adaletsizliğe maruz kalmanın paradoksal olarak adaletsizliğe karşı daha güçlü bir duruş geliştirebileceğini ortaya koymuştur. Bu bulgu, zorluklarla karşılaşan toplumların zamanla daha adil sistemler geliştirebileceği umudunu vermektedir. Gelecekte, bu alandaki araştırmaların dijital çağın getirdiği yeni adaletsizlik türlerine odaklanması beklenmektedir. Sosyal medya, yapay zeka ve küreselleşme, hem yeni adaletsizlik biçimleri yaratmakta hem de bunlarla mücadele için yeni fırsatlar sunmaktadır. İnsanın adaletsizlik karşısındaki tepkisi, türümüzün hayatta kalması ve gelişmesi için vazgeçilmez bir uyum düzeneğidir. Bu doğal eğilimimizin adalete olan insani tutkumuzu anlamak ve büyütmek, daha adil ve güzel bir dünya inşa etmenin anahtarıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Psikologlara göre birinin narsist olduğunu gösteren en önemli işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/psikologlara-goere-birinin-narsist-oldugunu-goesteren-en-oenemli-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/psikologlara-goere-birinin-narsist-oldugunu-goesteren-en-oenemli-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Georgia Southern Üniversitesi’nden psikologlar, bir kişinin narsist olup olmadığını anlamanın ilginç bir yolunu paylaştı.Sürekli dikkat çekme ihtiyacı ya da empatiden yoksun olma gibi davranışlar, en bilinen narsisizm işaretleri arasında yer alıyor. Ancak bilim insanlarına göre bir narsist, kendisini sevdiği ünlü ile de ele verebilir.Daily Mail&#039;de yer alan çalışmada, ünlülere duyulan hayranlığın derecesi arttıkça, kişide vulnerable narcissism yani savunmasız narsisizm olarak adlandırılan bir özelliğin ortaya çıkma ihtimalinin de yükseldiği tespit edildi. Bu özellik; kırılgan egoya sahip olmayı, reddedilme korkusunu, düşük özgüveni ve sürekli olarak dış görünüşe odaklanmayı ifade ediyor.
Katılımcılara, en sevdikleri ünlü ile kendileri arasında ne gibi benzerlikler gördükleri de soruldu. Savunmasız narsist özellikleriyle ön plana çıkan kişiler, beğendikleri ünlü ile aralarında görünüm, davranış ve kişilik açısından benzerlikler buldu. Taylor Swift ve Oasis hayranlarının, narsisizm eğilimi olduğu öne sürüldü.Daha önceki araştırmalar, ünlü kültürünün bireysel psikoloji üzerindeki etkisinin giderek arttığını göstermişti.
TikTok ve Instagram gibi platformlar sayesinde ünlülerin hayatları artık bizlere çok daha yakın ve erişilebilir hale geldi. Bazı araştırmacılar, bu tek taraflı etkileşimlerin, kişinin benlik algısı ve duygusal sağlığı üzerinde ciddi etkileri olabileceğine inanıyor.Psikologlar, bu bağlantıyı incelemek için çoğunluğu kadın olan 215 üniversite öğrencisi üzerinde bir anket çalışması yaptı.
Katılımcılara ünlülere karşı hissettikleri duygular, maddiyatçı değerler ve narsistik özelliklerle ilgili sorular soruldu. Ayrıca, kendilerini en sevdikleri ünlüye ne kadar benzettiklerini değerlendirmeleri de istendi.Ünlülere duyulan hayranlık, Celebrity Attitude Scale kullanılarak ölçüldü. Bu ölçek, düşük seviye takdirden başlayıp tehlikeli boyutlarda saplantıya kadar uzanan bir yelpazede hayranlık düzeylerini sınıflandırıyor. En uç seviyede hayranlık, ünlü için suç işleme isteğine kadar varabiliyor.
Narsisizm ise iki türde değerlendirildi: Duygusal açıdan hassas savunmasız narsisizm ve daha kendine güvenli büyüklenmeci narsisizm.
Büyüklenmeci narsisizm; abartılı özgüven, karizma, hak sahibi olma duygusu ve kendini önemli görme özellikleriyle tanımlanıyor.Uluslararası Psikoloji Dergisi’nde yayımlanan analiz, yalnızca savunmasız narsisizm türünün ünlü hayranlığıyla anlamlı ilişki gösterdiğini ortaya koydu.
Öte yandan, önceki çalışmalar kullandığınız arabanın da narsist eğilimler hakkında ipucu verdiğini göstermişti.
2 bin sürücü üzerinde yapılan analizde BMW kullananların en yüksek narsistik özelliklere sahip olduğu ortaya çıktı. Kişiselleştirilmiş plakalar tercih edenlerin de narsisizm skorlarının yüksek olduğu belirtildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E-vRnBoafUu0RIlHcbKpjw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Psikologlara, göre, birinin, narsist, olduğunu, gösteren, önemli, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E-vRnBoafUu0RIlHcbKpjw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Psikologlara göre birinin narsist olduğunu gösteren en önemli işaret"><p>Georgia Southern Üniversitesi’nden psikologlar, bir kişinin narsist olup olmadığını anlamanın ilginç bir yolunu paylaştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lwOV2zptXEi3vlfyGaHmFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sürekli dikkat çekme ihtiyacı ya da empatiden yoksun olma gibi davranışlar, en bilinen narsisizm işaretleri arasında yer alıyor. Ancak bilim insanlarına göre bir narsist, kendisini sevdiği ünlü ile de ele verebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W_Xw5A5CsE-kLE_ofcsZmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daily Mail'de yer alan çalışmada, ünlülere duyulan hayranlığın derecesi arttıkça, kişide vulnerable narcissism yani savunmasız narsisizm olarak adlandırılan bir özelliğin ortaya çıkma ihtimalinin de yükseldiği tespit edildi. Bu özellik; kırılgan egoya sahip olmayı, reddedilme korkusunu, düşük özgüveni ve sürekli olarak dış görünüşe odaklanmayı ifade ediyor.
Katılımcılara, en sevdikleri ünlü ile kendileri arasında ne gibi benzerlikler gördükleri de soruldu. Savunmasız narsist özellikleriyle ön plana çıkan kişiler, beğendikleri ünlü ile aralarında görünüm, davranış ve kişilik açısından benzerlikler buldu. Taylor Swift ve Oasis hayranlarının, narsisizm eğilimi olduğu öne sürüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yhHKFtoDZ0izwyI3mkaDJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önceki araştırmalar, ünlü kültürünün bireysel psikoloji üzerindeki etkisinin giderek arttığını göstermişti.
TikTok ve Instagram gibi platformlar sayesinde ünlülerin hayatları artık bizlere çok daha yakın ve erişilebilir hale geldi. Bazı araştırmacılar, bu tek taraflı etkileşimlerin, kişinin benlik algısı ve duygusal sağlığı üzerinde ciddi etkileri olabileceğine inanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rfbK-WyxHEy9ErMnaDARyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikologlar, bu bağlantıyı incelemek için çoğunluğu kadın olan 215 üniversite öğrencisi üzerinde bir anket çalışması yaptı.
Katılımcılara ünlülere karşı hissettikleri duygular, maddiyatçı değerler ve narsistik özelliklerle ilgili sorular soruldu. Ayrıca, kendilerini en sevdikleri ünlüye ne kadar benzettiklerini değerlendirmeleri de istendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7qXQsaS-706z0hx3ZmzAXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlülere duyulan hayranlık, Celebrity Attitude Scale kullanılarak ölçüldü. Bu ölçek, düşük seviye takdirden başlayıp tehlikeli boyutlarda saplantıya kadar uzanan bir yelpazede hayranlık düzeylerini sınıflandırıyor. En uç seviyede hayranlık, ünlü için suç işleme isteğine kadar varabiliyor.
Narsisizm ise iki türde değerlendirildi: Duygusal açıdan hassas savunmasız narsisizm ve daha kendine güvenli büyüklenmeci narsisizm.
Büyüklenmeci narsisizm; abartılı özgüven, karizma, hak sahibi olma duygusu ve kendini önemli görme özellikleriyle tanımlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dt2kKr1e3kWqiGBncPnJIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uluslararası Psikoloji Dergisi’nde yayımlanan analiz, yalnızca savunmasız narsisizm türünün ünlü hayranlığıyla anlamlı ilişki gösterdiğini ortaya koydu.
Öte yandan, önceki çalışmalar kullandığınız arabanın da narsist eğilimler hakkında ipucu verdiğini göstermişti.
2 bin sürücü üzerinde yapılan analizde BMW kullananların en yüksek narsistik özelliklere sahip olduğu ortaya çıktı. Kişiselleştirilmiş plakalar tercih edenlerin de narsisizm skorlarının yüksek olduğu belirtildi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güneş&amp;apos;in en yakın komşusu: Yaşanabilir bölgede gezegen keşfedildi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gunesin-en-yakin-komsusu-yasanabilir-boelgede-gezegen-kesfedildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gunesin-en-yakin-komsusu-yasanabilir-boelgede-gezegen-kesfedildi</guid>
<description><![CDATA[ Yeni gözlemler, Güneş&#039;e en yakın yıldızlardan biri olan Alpha Centauri A çevresinde bir gezegen olasılığını güçlendirdi.Güneş Sistemi’ne en yakın ötegezegenler, kırmızı cüce yıldız Proxima Centauri’nin yörüngesinde yer alıyor. Bu küçük yıldız, Güneş’e benzeyen iki daha büyük yıldızla (Alpha Centauri A ve Alpha Centauri B) birlikte aynı sistemin parçası.Yıllardır bu yıldızların etrafında gezegenler olabileceği düşünülüyordu ancak kesin bir kanıt elde edilememişti. Şimdi ise yeni gözlemler, Alpha Centauri A çevresinde bir gezegen olasılığını güçlendirdi.YAŞANABİLİR BÖLGEDEAlpha Centauri A&#039;nın yörüngesinde bulunduğu düşünülen bu gezegen adayı, yıldızın yaşanabilir bölgesinde yer alıyor. Eğer varlığı doğrulanırsa, bu gezegen Güneş’e benzeyen bir yıldızın yaşanabilir bölgesinde keşfedilmiş en yakın gezegen olacak.Ancak bilim insanları, bu gezegenin Dünya gibi kayalık değil, büyük olasılıkla Satürn büyüklüğünde bir gaz devi olduğunu düşünüyor.NASA Ötegezegen Bilim Enstitüsü Direktörü ve çalışmanın ortak yazarı Charles Beichman, IFLScience’a yaptığı açıklamada, “Sadece 4 ışık yılı uzaklıkta. Alpha Centauri, Güneş’imize en çok benzeyen en yakın yıldız&quot; dedi ve ekledi:&quot;Bu yıldıza yakın olası bir yaşanabilir gezegenin varlığı, on yıllardır hem bilim hem de bilimkurgu açısından büyük merak konusu. Şimdi elimizde güçlü bir gezegen adayı var. Her ne kadar bu gezegenin kendisi yaşanabilir olmasa da bu keşif, arayışta önemli bir dönüm noktası.&quot;KEŞFİN ARDINDA ÜNLÜ TELESKOP VARKeşfin ardında, James Webb Uzay Teleskobu’nun orta kızılötesi gözlem yetenekleri bulunuyor. Teleskop, yıldızın ışığını engellemek için koronagrafik maske diye bilinen bir teknik kullanıyor. Ancak bu durumda en büyük zorluk, yakınındaki Alpha Centauri B’nin ışığını da bastırmaktı.Araştırma ekibi, her iki yıldızın ışığını veri işlemeyle dikkatlice çıkartarak, yıldızdan 10 bin kat daha sönük olan gezegen sinyalini tespit etti.Beichman, “Bu proje, teleskobun fırlatılmasından yıllar önce başladı. Farklı uzmanlık alanlarından uluslararası bir ekip, gözlemleri planladı, verileri işledi ve sonuçları yorumladı&quot; diye konuştu.&quot;James Webb teleskobunun olağanüstü kararlılığı ve hassasiyeti, bu kadar sönük bir hedefin ortaya çıkarılmasını mümkün kıldı.&quot;Eğer bu gezegen doğrulanırsa, Güneş’e benzeyen bir yıldız etrafında doğrudan görüntülenen ilk gezegen ve şimdiye kadar keşfedilen en yakın ötegezegen olacak.Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü&#039;nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, The Astrophysical Journal Letters dergisinde yayınlanmak üzere kabul edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/omNwSWKzZ0q5tJJF9tvYSA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Güneşin, yakın, komşusu:, Yaşanabilir, bölgede, gezegen, keşfedildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/omNwSWKzZ0q5tJJF9tvYSA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yaşanbilir yeni gezegen bulundu"><p>Yeni gözlemler, Güneş'e en yakın yıldızlardan biri olan Alpha Centauri A çevresinde bir gezegen olasılığını güçlendirdi.</p><p>Güneş Sistemi’ne en yakın ötegezegenler, kırmızı cüce yıldız Proxima Centauri’nin yörüngesinde yer alıyor. Bu küçük yıldız, Güneş’e benzeyen iki daha büyük yıldızla (Alpha Centauri A ve Alpha Centauri B) birlikte aynı sistemin parçası.</p><p>Yıllardır bu yıldızların etrafında gezegenler olabileceği düşünülüyordu ancak kesin bir kanıt elde edilememişti. Şimdi ise yeni gözlemler, Alpha Centauri A çevresinde bir gezegen olasılığını güçlendirdi.</p><h3><strong>YAŞANABİLİR BÖLGEDE</strong></h3><p>Alpha Centauri A'nın yörüngesinde bulunduğu düşünülen bu gezegen adayı, yıldızın yaşanabilir bölgesinde yer alıyor. Eğer varlığı doğrulanırsa, bu gezegen Güneş’e benzeyen bir yıldızın yaşanabilir bölgesinde keşfedilmiş en yakın gezegen olacak.</p><p>Ancak bilim insanları, bu gezegenin Dünya gibi kayalık değil, büyük olasılıkla Satürn büyüklüğünde bir gaz devi olduğunu düşünüyor.</p><p>NASA Ötegezegen Bilim Enstitüsü Direktörü ve çalışmanın ortak yazarı Charles Beichman, IFLScience’a yaptığı açıklamada, “Sadece 4 ışık yılı uzaklıkta. Alpha Centauri, Güneş’imize en çok benzeyen en yakın yıldız" dedi ve ekledi:</p><p>"Bu yıldıza yakın olası bir yaşanabilir gezegenin varlığı, on yıllardır hem bilim hem de bilimkurgu açısından büyük merak konusu. Şimdi elimizde güçlü bir gezegen adayı var. Her ne kadar bu gezegenin kendisi yaşanabilir olmasa da bu keşif, arayışta önemli bir dönüm noktası."</p><h3><strong>KEŞFİN ARDINDA ÜNLÜ TELESKOP VAR</strong></h3><p>Keşfin ardında, James Webb Uzay Teleskobu’nun orta kızılötesi gözlem yetenekleri bulunuyor. Teleskop, yıldızın ışığını engellemek için koronagrafik maske diye bilinen bir teknik kullanıyor. Ancak bu durumda en büyük zorluk, yakınındaki Alpha Centauri B’nin ışığını da bastırmaktı.</p><p>Araştırma ekibi, her iki yıldızın ışığını veri işlemeyle dikkatlice çıkartarak, yıldızdan 10 bin kat daha sönük olan gezegen sinyalini tespit etti.</p><p>Beichman, “Bu proje, teleskobun fırlatılmasından yıllar önce başladı. Farklı uzmanlık alanlarından uluslararası bir ekip, gözlemleri planladı, verileri işledi ve sonuçları yorumladı" diye konuştu.</p><p>"James Webb teleskobunun olağanüstü kararlılığı ve hassasiyeti, bu kadar sönük bir hedefin ortaya çıkarılmasını mümkün kıldı."</p><p>Eğer bu gezegen doğrulanırsa, Güneş’e benzeyen bir yıldız etrafında doğrudan görüntülenen ilk gezegen ve şimdiye kadar keşfedilen en yakın ötegezegen olacak.</p><p>Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, The Astrophysical Journal Letters dergisinde yayınlanmak üzere kabul edildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın dört bir yanından dolunay manzaraları</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dunyanin-doert-bir-yanindan-dolunay-manzaralari</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dunyanin-doert-bir-yanindan-dolunay-manzaralari</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Sturgeon Moon&quot; ya da değir ismiyle &quot;mersin balığı dolunayı&quot; olarak bilinen ağustos dolunayı, dünyanın birçok bölgesinde masalları andıran görüntüler oluşturdu.Tam dolunay evresine ulaşan Ay, dünyanın dört bir tarafında seyrine doyulmaz manzaralar oluşturdu.  İstanbul&#039;dan Atina&#039;ya, Paris&#039;ten  New York&#039;a dolunay manzaraları....İstanbulAtina yakınlarında bulunan Sounion Burnu&#039;ndaki Poseidon Tapınağı.Paris, Eyfel Kulesi...Roma&#039;da dolunay, Kolezyum ve Titus Kemeri’nin üzerinde.RomaNew York, Manhattan bölgesi...New YorkMusulMusulVan Gölü... ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IkWoYt94JUiSS7qzKLEvMA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, dört, bir, yanından, dolunay, manzaraları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IkWoYt94JUiSS7qzKLEvMA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyanın dört bir yanından dolunay manzaraları"><p>"Sturgeon Moon" ya da değir ismiyle "mersin balığı dolunayı" olarak bilinen ağustos dolunayı, dünyanın birçok bölgesinde masalları andıran görüntüler oluşturdu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z7pa93dqvkW13ofKantz0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tam dolunay evresine ulaşan Ay, dünyanın dört bir tarafında seyrine doyulmaz manzaralar oluşturdu.  İstanbul'dan Atina'ya, Paris'ten  New York'a dolunay manzaraları....</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x_lgl732c0a1XEJM1-foUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ApMIhUzHsUSzzJgN42E3_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Atina yakınlarında bulunan Sounion Burnu'ndaki Poseidon Tapınağı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PS5JpmP5BEacf1omuhiK0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paris, Eyfel Kulesi...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t_kuZGxhw0iJ5wQ4vFCw8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cgB8vx3RFEm9aQnm31hFTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Roma'da dolunay, Kolezyum ve Titus Kemeri’nin üzerinde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ma-QsSaahk6SgsWXzr7deA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Roma</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qfmwAogoeESiaeMpHSJUCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>New York, Manhattan bölgesi...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SPRZu50JaEOTi3VSfsRtuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>New York</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sk4TEeyd9kW6950dByYoSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Musul</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TGe-PCLuLEmk69SQirQQ2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Musul</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4TUEA5d0t0yV_oVoRDuUUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Van Gölü...</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Tuba&amp;quot; ikinci dünya turuna uğurlandı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/tuba-ikinci-dunya-turuna-ugurlandi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/tuba-ikinci-dunya-turuna-ugurlandi</guid>
<description><![CDATA[ Ortaca&#039;daki Deniz Kaplumbağası Araştırma Kurtarma Rehabilitasyon Merkezi görevlileri, uydu takip cihazı takılarak 2019&#039;da denize bırakılan caretta caretta &quot;Tuba&quot;yı yeniden geldiği İztuzu kumsalından ikinci kez dünya turuna uğurladıTabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü bünyesinde Muğla&#039;nın Ortaca ilçesinde faaliyet gösteren Deniz Kaplumbağası Araştırma Kurtarma Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) dün önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.DEKAMER&#039;de farklı nedenlerle yaralanan 7 caretta carettanın tedavisi tamamlandı.Görevliler, İztuzu Sahili&#039;nde kabuğu temizlenen &quot;Tuba&quot; ile 2 kaplumbağaya daha uydu takip cihazı takıldı. Daha sonra düzenlenen törenle 7 kaplumbağa ile yuvadan çıkan 20 yavru da denize bırakıldı.DEKAMER&#039;in TUI Care Vakfı desteğiyle ilk olarak 28 Ağustos 2019&#039;da uydu takip cihazı takarak denize bıraktığı ve &quot;Tuba&quot; adı verilen 25-30 yaşlarındaki caretta caretta, Türkiye&#039;den Adriyatik&#039;e kadar izlenen ilk deniz kaplumbağası oldu.İztuzu&#039;ndan denize bırakıldıktan sonra 2 ayını Marmaris açıklarında geçiren, daha sonra 1 ay içinde Yunanistan&#039;a ulaşan &quot;Tuba&quot; daha sonra Malta, İtalya, Bosna Hersek, Arnavutluk, Karadağ ve Hırvatistan kıyıları ile Adriyatik&#039;e kadar uzanarak yaklaşık 25 bin kilometre yol aldı.Tuba, dün Ortacalılar ve turistlerin de katıldığı etkinlikle ikinci dünya turu için denize açıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h_Tzs5jvRkOl3my89eBaXw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tuba, ikinci, dünya, turuna, uğurlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h_Tzs5jvRkOl3my89eBaXw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="" tuba ikinci d turuna u><p>Ortaca'daki Deniz Kaplumbağası Araştırma Kurtarma Rehabilitasyon Merkezi görevlileri, uydu takip cihazı takılarak 2019'da denize bırakılan caretta caretta "Tuba"yı yeniden geldiği İztuzu kumsalından ikinci kez dünya turuna uğurladı</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qr5-20SXLk2C2Sxg29R13w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü bünyesinde Muğla'nın Ortaca ilçesinde faaliyet gösteren Deniz Kaplumbağası Araştırma Kurtarma Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) dün önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8KyH7ysJvUqmDxlvTZxDgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DEKAMER'de farklı nedenlerle yaralanan 7 caretta carettanın tedavisi tamamlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P6TmtVT44UmEneldx9aK9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Görevliler, İztuzu Sahili'nde kabuğu temizlenen "Tuba" ile 2 kaplumbağaya daha uydu takip cihazı takıldı. Daha sonra düzenlenen törenle 7 kaplumbağa ile yuvadan çıkan 20 yavru da denize bırakıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zKzBa11V4E2KWU-GDxYnVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DEKAMER'in TUI Care Vakfı desteğiyle ilk olarak 28 Ağustos 2019'da uydu takip cihazı takarak denize bıraktığı ve "Tuba" adı verilen 25-30 yaşlarındaki caretta caretta, Türkiye'den Adriyatik'e kadar izlenen ilk deniz kaplumbağası oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8SIJXJiFk0SvMIBiBbAgkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dNwjLin0-EWzkhZ5FkDeWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İztuzu'ndan denize bırakıldıktan sonra 2 ayını Marmaris açıklarında geçiren, daha sonra 1 ay içinde Yunanistan'a ulaşan "Tuba" daha sonra Malta, İtalya, Bosna Hersek, Arnavutluk, Karadağ ve Hırvatistan kıyıları ile Adriyatik'e kadar uzanarak yaklaşık 25 bin kilometre yol aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3UiyrSvCxECTO3Hx-o2ojQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tuba, dün Ortacalılar ve turistlerin de katıldığı etkinlikle ikinci dünya turu için denize açıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B2kTKKG990Wianer24tl2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/orWr2BhRAUKouZaOaS1pzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Psikologlar uyarıyor: Evlilikte başkalarına anlatmamanız gereken 5 sır</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/psikologlar-uyariyor-evlilikte-baskalarina-anlatmamaniz-gereken-5-sir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/psikologlar-uyariyor-evlilikte-baskalarina-anlatmamaniz-gereken-5-sir</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde birçok kültürde evlilik, iki kişi arasında güven, yakınlık ve sadakat üzerine kurulu kutsal bir bağ olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, evlilikte yaşanan bazı durumların çiftler arasında kalması gerektiğini, aksi halde ilişkinin temelinin zedelenebileceğini belirtiyor.İlişki psikologlarına göre, eşinizle ilgili özel bilgileri aile ya da arkadaş çevresiyle paylaşmak, farkında olmadan güven sorunlarına, yargılanmaya ve kırgınlıklara yol açabiliyor. Her evlilikte iniş çıkışlar yaşansa da, bu süreçlerin nasıl yönetildiği ilişkinin geleceğini belirliyor.Uzmanlar, evlilikte şu konuların asla üçüncü kişilerle paylaşılmaması gerektiğini vurguluyor:Korkular, hatalar ve kişisel zayıflıklar, eşler arasında güven ilişkisi içinde kalmalı. Bu bilgilerin paylaşılması, partnerin duygusal güvenliğini zedeleyebilir ve çevrede olumsuz bir imaj oluşmasına neden olabilir.TARTIŞMA VE KAVGALARKavga sonrası yakın çevreyle konuşmak rahatlatıcı gelse de, bu durum taraf tutma veya kin besleme gibi olumsuz sonuçlar doğurabilir. Uzmanlar, “Kirli çamaşırlarınızı ortalıkta yıkamayın” sözünü hatırlatarak, tartışmaların çift arasında çözülmesi gerektiğini belirtiyor.Gelir, borç veya harcama alışkanlıkları gibi konuların dışarıya aktarılması, saygı ve güven duygularını zedeleyebilir. Finansal şeffaflık, çiftlerin kendi aralarındaki bir konu olmalı.Evliliğin en özel alanı olan yatak odası, üçüncü kişilerle paylaşılmaması gereken konuların başında geliyor. Bu tür bilgilerin ifşası, hem güven kaybına hem de gereksiz dedikodulara yol açabiliyor.Geçmiş, aile, sağlık veya hayallere dair paylaşılan özel bilgiler, “bağlanma güvenliği” açısından kritik önem taşıyor. Bu sırların açıklanması, partnerin duygusal olarak uzaklaşmasına neden olabilir.Psikologlar, çiftlerin sorunlarını sosyal çevreleri yerine bir ilişki danışmanıyla paylaşmalarını tavsiye ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yabvqtaCsEyYH-OOOqyaWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Psikologlar, uyarıyor:, Evlilikte, başkalarına, anlatmamanız, gereken, sır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yabvqtaCsEyYH-OOOqyaWQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Psikologlar uyarıyor: Evlilikte başkalarına anlatmamanız gereken 5 sır"><p>Dünya genelinde birçok kültürde evlilik, iki kişi arasında güven, yakınlık ve sadakat üzerine kurulu kutsal bir bağ olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, evlilikte yaşanan bazı durumların çiftler arasında kalması gerektiğini, aksi halde ilişkinin temelinin zedelenebileceğini belirtiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Yh_grnwhEeVR07INVvrPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişki psikologlarına göre, eşinizle ilgili özel bilgileri aile ya da arkadaş çevresiyle paylaşmak, farkında olmadan güven sorunlarına, yargılanmaya ve kırgınlıklara yol açabiliyor. Her evlilikte iniş çıkışlar yaşansa da, bu süreçlerin nasıl yönetildiği ilişkinin geleceğini belirliyor.Uzmanlar, evlilikte şu konuların asla üçüncü kişilerle paylaşılmaması gerektiğini vurguluyor:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W3GSI1x2mkSY2AsR3j3J4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Korkular, hatalar ve kişisel zayıflıklar, eşler arasında güven ilişkisi içinde kalmalı. Bu bilgilerin paylaşılması, partnerin duygusal güvenliğini zedeleyebilir ve çevrede olumsuz bir imaj oluşmasına neden olabilir.TARTIŞMA VE KAVGALARKavga sonrası yakın çevreyle konuşmak rahatlatıcı gelse de, bu durum taraf tutma veya kin besleme gibi olumsuz sonuçlar doğurabilir. Uzmanlar, “Kirli çamaşırlarınızı ortalıkta yıkamayın” sözünü hatırlatarak, tartışmaların çift arasında çözülmesi gerektiğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M3Zg9X2qXkODmMLqLM-kAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gelir, borç veya harcama alışkanlıkları gibi konuların dışarıya aktarılması, saygı ve güven duygularını zedeleyebilir. Finansal şeffaflık, çiftlerin kendi aralarındaki bir konu olmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cstCSQbj2kiEhd9jaaY1xQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evliliğin en özel alanı olan yatak odası, üçüncü kişilerle paylaşılmaması gereken konuların başında geliyor. Bu tür bilgilerin ifşası, hem güven kaybına hem de gereksiz dedikodulara yol açabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g7QaVJ00vk-C9EQl0ha0NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçmiş, aile, sağlık veya hayallere dair paylaşılan özel bilgiler, “bağlanma güvenliği” açısından kritik önem taşıyor. Bu sırların açıklanması, partnerin duygusal olarak uzaklaşmasına neden olabilir.Psikologlar, çiftlerin sorunlarını sosyal çevreleri yerine bir ilişki danışmanıyla paylaşmalarını tavsiye ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün kahvaltıda muz mu yiyorsunuz: Vücudunuzda neler oluyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-kahvaltida-muz-mu-yiyorsunuz-vucudunuzda-neler-oluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-kahvaltida-muz-mu-yiyorsunuz-vucudunuzda-neler-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Günlük rutininize bir muz eklemek, sürdürülebilir enerji ve bağırsak sağlığının iyileştirilmesinden ruh halinin iyileştirilmesine ve kan basıncının düzenlenmesine kadar birçok fayda sağlayabilir.Potasyum, vitamin ve antioksidanlar açısından zengin olan muz, genel refahı destekler. Ancak, özellikle diyabet, böbrek hastalığı, migren veya IBS gibi belirli sağlık sorunları olan kişiler için ölçülü olmak çok önemlidir.GÜnlük muz yeme alışkanlığı sadece tatlı bir tat vermekle kalmıyor; içinizi şaşırtıcı şekillerde şenlendirebiliyor. Peki her gün muz yediğinizde vücudunuzun içinde gerçekten neler oluyor?Muzlar, doğal karbonhidratlar ve B vitaminleri (B6 ve B1 gibi) açısından zengindir ve hızlı ve istikrarlı bir enerji artışı sağlar. Bunu şekerli kafein kaynaklı bir sarsıntı değil, hafif bir uyanış olarak düşünün; muzlar vücudunuzun hızla şarj olan pili gibidir. Şekerli atıştırmalıkların aksine, lifleri şeker emilimini yavaşlatarak ani inişleri engeller. Böylece sabahınız dolu dolu, tatlı ve istikrarlı geçer.Muzun sağladığı lif (olgunluğuna bağlı olarak) bağırsaklarınızın hareket etmesini ve midenizin sakinleşmesini sağlamak için yeterlidir. Olgunlaşmamış muzlar, dost bağırsak bakterilerinizi besleyen özel bir lif türü olan dirençli nişasta içerir. Daha rahat bir sindirim ve daha mutlu bir mikrobiyom hayal edin! Ayrıca muzlar, bağırsaklarınızdaki iyi bakterileri besleyerek prebiyotikler de sağlar.Mide dostu oldukları için klasik BRAT diyetinin (Muz, Pirinç, Elma Püresi, Tost) bir parçasıdırlar.Yüksek potasyum içeriği (muz başına yaklaşık 380-420 mg) sayesinde, bu sarı enerji santralleri fazla sodyumu atmaya ve kan damarlarınızı gevşetmeye yardımcı olur. Potasyum, kan basıncını ve kas seğiren kasları yönetmeye yardımcı olur ve sodyum stresini azaltır. Aslında kalbinize ve kaslarınıza gerçek bir sabah motivasyon konuşması yapmış olursunuz. Bu, zamanla daha rahat bir kan akışı ve daha sağlıklı kan basıncı seviyeleri anlamına gelir. Üstelik muzun lif içeriği kan şekeri seviyelerini destekler. Vücut lifi tam olarak emmez, bu nedenle bazı karbonhidratların yaptığı gibi kan şekeri ani yükselmelerine yol açmaz.Muz hem çözünür lif hem de dirençli nişasta içerdiğinden, bu lif türlerinin kombinasyonu yemekten sonra kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı olabilir.Muz sadece tatlı bir canlandırıcı değil, aynı zamanda ruh halini de iyileştirir. Mutluluk hormonları serotonin ve dopaminin öncüleri olan B6 vitamini ve triptofan içerir. Uzun vadede zararlı olan gereksiz şeker yüklemesi olmadan, gizli ruh halinizi yükseltebilirler. Araştırmalar, muz tüketimi ile depresyon belirtileri arasında potansiyel bir pozitif bağlantı olduğunu bile göstermiştir.C vitamini, manganez ve antioksidanlarla dolu muz, vücudunuzun günlük oksidatif strese karşı kendini savunmasına ve dirençli bir bağışıklık sistemini desteklemesine yardımcı olur. Üstelik, aynı zamanda harika bir iyi karbonhidrat kaynağıdır. Muz doğal şekerler içerirken, bir protein veya yağ (fındık ezmesi veya yoğurt gibi) ile birlikte tüketildiğinde şeker salınımı dengelenir, kan şekeriniz dengelenir ve açlık hissi kontrol altında tutulur.Muzlar, içerdiği elektrolitler (potasyum ve magnezyum) sayesinde krampları önlemeye ve toparlanmaya yardımcı olur. Antrenmandan önce veya sonra ferahlatıcı bir doz elektrolit ve karbonhidrat sağlayarak kaslara enerji verir ve vücudu nemlendirir. Hatta bazı çalışmalar, antrenman enerjisi açısından muzları sporcu içecekleriyle karşılaştırır.Kan şekeri dalgalanmaları (bazıları için): Muz, yaklaşık 27 gram doğal şeker içerir, bu nedenle tek başına tüketildiğinde, özellikle diyabet hastaları için ani bir artışa neden olabilir. Protein veya sağlıklı yağlarla birlikte tüketildiğinde, kan şekeri yükselmesini hafifletir ve ani kan şekeri artışını önler.Çok fazla potasyum mu? Çoğu kişi potasyumdan faydalanır, ancak böbrek hastalığınız varsa veya potasyum seviyelerini etkileyen ilaçlar kullanıyorsanız, günlük bir muz tüketimi ekstra yük getirebilir. Bu nedenle, hiperkalemiden (kanda çok fazla potasyum bulunması durumu) kaçınmak için potasyum alımına dikkat etmek daha iyidir.Tiramin açısından zengin muzlar bazı kişilerde migreni tetikleyebilir ve IBS hastaları olgun muz gibi yüksek FODMAP içerikli yiyeceklerle baş etmekte zorlanabilir. Tiramine karşı hassasiyetiniz varsa (genellikle olgun meyvelerde daha yüksektir), kahverengi benekli bir muz baş ağrısını tetikleyebilir. Eğer durumunuz buysa, daha az olgun olanlara yönelin.Her sabah muz yemek basit, uygun fiyatlı ve moral veren bir alışkanlıktır. Enerji, bağırsak sağlığı, ruh hali desteği, kalbe iyi gelen potasyum, bağışıklık sistemini güçlendiren antioksidanlar ve antrenman sonrası toparlanma sağlar; tüm bunlar sarı bir kabukta saklıdır. Ancak, &quot;fazlası asla daha iyi değildir&quot; ölçülü olmak her zaman iyi sağlığın anahtarıdır. Genel beslenmenize dikkat edin, onu akıllıca kullanın ve sahip olabileceğiniz herhangi bir sağlık sorununa karşı dikkatli olun. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jo3wTEBVP0uI4ysVI1Lnyw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, kahvaltıda, muz, yiyorsunuz:, Vücudunuzda, neler, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jo3wTEBVP0uI4ysVI1Lnyw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün kahvaltıda muz mu yiyorsunuz: Vücudunuzda neler oluyor?"><p>Günlük rutininize bir muz eklemek, sürdürülebilir enerji ve bağırsak sağlığının iyileştirilmesinden ruh halinin iyileştirilmesine ve kan basıncının düzenlenmesine kadar birçok fayda sağlayabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0yeOUKUth0W9hvUVOO169g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Potasyum, vitamin ve antioksidanlar açısından zengin olan muz, genel refahı destekler. Ancak, özellikle diyabet, böbrek hastalığı, migren veya IBS gibi belirli sağlık sorunları olan kişiler için ölçülü olmak çok önemlidir.GÜnlük muz yeme alışkanlığı sadece tatlı bir tat vermekle kalmıyor; içinizi şaşırtıcı şekillerde şenlendirebiliyor. Peki her gün muz yediğinizde vücudunuzun içinde gerçekten neler oluyor?Muzlar, doğal karbonhidratlar ve B vitaminleri (B6 ve B1 gibi) açısından zengindir ve hızlı ve istikrarlı bir enerji artışı sağlar. Bunu şekerli kafein kaynaklı bir sarsıntı değil, hafif bir uyanış olarak düşünün; muzlar vücudunuzun hızla şarj olan pili gibidir. Şekerli atıştırmalıkların aksine, lifleri şeker emilimini yavaşlatarak ani inişleri engeller. Böylece sabahınız dolu dolu, tatlı ve istikrarlı geçer.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/An3xOLPyzUKFIfkgog1_cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muzun sağladığı lif (olgunluğuna bağlı olarak) bağırsaklarınızın hareket etmesini ve midenizin sakinleşmesini sağlamak için yeterlidir. Olgunlaşmamış muzlar, dost bağırsak bakterilerinizi besleyen özel bir lif türü olan dirençli nişasta içerir. Daha rahat bir sindirim ve daha mutlu bir mikrobiyom hayal edin! Ayrıca muzlar, bağırsaklarınızdaki iyi bakterileri besleyerek prebiyotikler de sağlar.Mide dostu oldukları için klasik BRAT diyetinin (Muz, Pirinç, Elma Püresi, Tost) bir parçasıdırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RycXDRtoWEavkCY-IOVSlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek potasyum içeriği (muz başına yaklaşık 380-420 mg) sayesinde, bu sarı enerji santralleri fazla sodyumu atmaya ve kan damarlarınızı gevşetmeye yardımcı olur. Potasyum, kan basıncını ve kas seğiren kasları yönetmeye yardımcı olur ve sodyum stresini azaltır. Aslında kalbinize ve kaslarınıza gerçek bir sabah motivasyon konuşması yapmış olursunuz. Bu, zamanla daha rahat bir kan akışı ve daha sağlıklı kan basıncı seviyeleri anlamına gelir. Üstelik muzun lif içeriği kan şekeri seviyelerini destekler. Vücut lifi tam olarak emmez, bu nedenle bazı karbonhidratların yaptığı gibi kan şekeri ani yükselmelerine yol açmaz.Muz hem çözünür lif hem de dirençli nişasta içerdiğinden, bu lif türlerinin kombinasyonu yemekten sonra kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EofUjUsJdk-mUA7bkW-sZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muz sadece tatlı bir canlandırıcı değil, aynı zamanda ruh halini de iyileştirir. Mutluluk hormonları serotonin ve dopaminin öncüleri olan B6 vitamini ve triptofan içerir. Uzun vadede zararlı olan gereksiz şeker yüklemesi olmadan, gizli ruh halinizi yükseltebilirler. Araştırmalar, muz tüketimi ile depresyon belirtileri arasında potansiyel bir pozitif bağlantı olduğunu bile göstermiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/70UHDdefjEajWiXFsc0v9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C vitamini, manganez ve antioksidanlarla dolu muz, vücudunuzun günlük oksidatif strese karşı kendini savunmasına ve dirençli bir bağışıklık sistemini desteklemesine yardımcı olur. Üstelik, aynı zamanda harika bir iyi karbonhidrat kaynağıdır. Muz doğal şekerler içerirken, bir protein veya yağ (fındık ezmesi veya yoğurt gibi) ile birlikte tüketildiğinde şeker salınımı dengelenir, kan şekeriniz dengelenir ve açlık hissi kontrol altında tutulur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LChVcfhTc0aPSZV5DlNOEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muzlar, içerdiği elektrolitler (potasyum ve magnezyum) sayesinde krampları önlemeye ve toparlanmaya yardımcı olur. Antrenmandan önce veya sonra ferahlatıcı bir doz elektrolit ve karbonhidrat sağlayarak kaslara enerji verir ve vücudu nemlendirir. Hatta bazı çalışmalar, antrenman enerjisi açısından muzları sporcu içecekleriyle karşılaştırır.Kan şekeri dalgalanmaları (bazıları için): Muz, yaklaşık 27 gram doğal şeker içerir, bu nedenle tek başına tüketildiğinde, özellikle diyabet hastaları için ani bir artışa neden olabilir. Protein veya sağlıklı yağlarla birlikte tüketildiğinde, kan şekeri yükselmesini hafifletir ve ani kan şekeri artışını önler.Çok fazla potasyum mu? Çoğu kişi potasyumdan faydalanır, ancak böbrek hastalığınız varsa veya potasyum seviyelerini etkileyen ilaçlar kullanıyorsanız, günlük bir muz tüketimi ekstra yük getirebilir. Bu nedenle, hiperkalemiden (kanda çok fazla potasyum bulunması durumu) kaçınmak için potasyum alımına dikkat etmek daha iyidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wtQjNPizB0izyv4T31p8sA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tiramin açısından zengin muzlar bazı kişilerde migreni tetikleyebilir ve IBS hastaları olgun muz gibi yüksek FODMAP içerikli yiyeceklerle baş etmekte zorlanabilir. Tiramine karşı hassasiyetiniz varsa (genellikle olgun meyvelerde daha yüksektir), kahverengi benekli bir muz baş ağrısını tetikleyebilir. Eğer durumunuz buysa, daha az olgun olanlara yönelin.Her sabah muz yemek basit, uygun fiyatlı ve moral veren bir alışkanlıktır. Enerji, bağırsak sağlığı, ruh hali desteği, kalbe iyi gelen potasyum, bağışıklık sistemini güçlendiren antioksidanlar ve antrenman sonrası toparlanma sağlar; tüm bunlar sarı bir kabukta saklıdır. Ancak, "fazlası asla daha iyi değildir" ölçülü olmak her zaman iyi sağlığın anahtarıdır. Genel beslenmenize dikkat edin, onu akıllıca kullanın ve sahip olabileceğiniz herhangi bir sağlık sorununa karşı dikkatli olun.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günlük meditasyonun 7 faydası</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gunluk-meditasyonun-7-faydasi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gunluk-meditasyonun-7-faydasi</guid>
<description><![CDATA[ Meditasyon, odaklanmak ve farkındalığı artırmak için yapılan bilinçli bir pratiktir. Bu yolla, genellikle zihinsel dinginlik sağlanmaya çalışılır. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal, günlük meditasyonun faydalarını yazdı.Zihnimiz çoğu zaman ya geçmiş sayfalarda gezinir ya da geleceği planlar. Geçmişteki pişmanlıklar, gelecekle ilgili kaygılar, yapılacak işler… Düşüncelerimiz hiç susmaz ve düşünceler içinde kaybolan zihnimiz, yaşadığımız anı gözden kaçırır.   Anda kalmak, bir süreliğine zihni geçmişin yükünden ve geleceğin belirsizliğinden uzaklaştırır. Hızlı, kontrolsüz düşünce akışı genelde bizler için yorucudur; anda kalmak ise bu düşünce akışını yavaşlatarak, farkındalığımızı arttırır. PEKİ, NASIL AN&#039;A GEÇECEĞİZ?  Meditasyon yapmak, An’a gelmemiz için en etkili pratiklerden biridir. Meditasyon dendiğinde çoğu kişinin aklına yerde saatlerce gözleri kapalı bir şekilde oturmak gelir. Ancak meditasyon hareketsiz bir şekilde, gözleri kapalı şekilde kalmak değildir. O anda deneyimlenen içsel yolculuğumuzdur. Ve bunu günlük hayatımızın içindeki basit anlarımıza dahil ederek yapabiliriz. Buna günlük meditasyon denir.   NELER GÜNLÜK MEDİTASYON PRATİĞİ OLABİLİR?  Güne başlarken bir bardak suyu yavaşça içip, sadece tadına ve serinliğine odaklanmakBir fincan çay içerken kokusuna odaklanmak, bardağın sıcaklığını hissetmekYürürken çevredekilere odaklanmak, adımları saymak, ayakların yere değdiğini hissetmekGün içinde kısa aralar vererek pencereyi açıp, dışarıyı izlemekNefes alıp verirken karın ve göğüs hareketlerini fark etmekDuş esnasında yavaş ve beden farkındalığıyla yıkanmakSuyun akışına ve yapılan eyleme odaklanarak bulaşık yıkamakSevdiğiniz bir yemeği uyaranlardan uzak; beş duyu organınızla duyumsayarak yemekSevdiğiniz müziğe eşlik etmek ya da dans etmekBunlar ve bunun gibi sizlerin rutinine uyarlanabilecek birçok örnek meditasyon olabilir. Burada temel nokta; ne yapıyor olursanız olun düşünce zincirlerinden uzak, farkındalıkla ve o anın içinde yapıyor olmanız. Günün içinde birkaç dakikanızı bile bu küçük duraklara ayırmak yeterlidir. Dışarıyı izlemek, kuşların sesini duymak, yüzünüze vuran rüzgârı fark etmek… Hepsi zihni dinlendirir.GÜNLÜK MEDİTASYONUN ETKİLERİ NELERDİR? Kaygıyı hafifletir.Dikkati güçlendirirBedeni sakinleştirir.Duygularımızı düzenler.Çözüm bulma becerilerimiz gelişir.Denge hissiyatı sağlar.Artan dikkat süremiz ile birlikte yaptıklarımızı daha verimli şekilde yapabiliriz ve keyif alırız.Günlük meditasyonun amacı düşüncelerden tamamen kurtulmak değildir. Düşüncelerin gelip geçmesine izin verip anda kalmaya çalışmaktır. Ve bunun her zaman sağlanamaması, sürecin başlarında zorlanılması da olağandır. Anda kalmak bir beceridir, zamanla güçlenir. Her gün, bir dakikayı bile pratiğe ayırmak; zihni eğitir, anda kalma becerisini güçlendirir. Küçük farkındalık anları, bireyin kendine döndüğü bir kapının anahtarı olabilir. Ve o kapıyı açıp geçmesi, yaşadığı anı gerçekten hissetmesi olabilir. Bu nedenle, günlük meditasyon karmaşık değil, aksine basit olmalıdır; çünkü hayatın tadı, çoğu zaman küçük anlarda saklıdır. Ve bu anlar zihinsel sağlığımız için kendi içimizdeki güçlü bir destek gibidir.Hatırlatmak gerekir ki meditasyon uygulamaları bazı bireylerde geçmiş travmalara bağlı yoğun duyguların tetiklenmesine sebep olabilir. Bu nedenle bu uygulamalara başlamadan önce psikopatoloji bilgisi olan bir uzman ile konuşmak daha iyi olabilir.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IH3GrgIoF0es7udUVp-vhQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günlük, meditasyonun, faydası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IH3GrgIoF0es7udUVp-vhQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Günlük meditasyonun 7 faydası"><p>Meditasyon, odaklanmak ve farkındalığı artırmak için yapılan bilinçli bir pratiktir. Bu yolla, genellikle zihinsel dinginlik sağlanmaya çalışılır. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal, günlük meditasyonun faydalarını yazdı.</p><p>Zihnimiz çoğu zaman ya geçmiş sayfalarda gezinir ya da geleceği planlar. Geçmişteki pişmanlıklar, gelecekle ilgili kaygılar, yapılacak işler… Düşüncelerimiz hiç susmaz ve düşünceler içinde kaybolan zihnimiz, yaşadığımız anı gözden kaçırır.   Anda kalmak, bir süreliğine zihni geçmişin yükünden ve geleceğin belirsizliğinden uzaklaştırır. Hızlı, kontrolsüz düşünce akışı genelde bizler için yorucudur; anda kalmak ise bu düşünce akışını yavaşlatarak, farkındalığımızı arttırır. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IU_LOJQNOUyqE9SJfxTZ-A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal"><strong>PEKİ, NASIL AN'A GEÇECEĞİZ?</strong>  Meditasyon yapmak, An’a gelmemiz için en etkili pratiklerden biridir. Meditasyon dendiğinde çoğu kişinin aklına yerde saatlerce gözleri kapalı bir şekilde oturmak gelir. Ancak meditasyon hareketsiz bir şekilde, gözleri kapalı şekilde kalmak değildir. O anda deneyimlenen içsel yolculuğumuzdur. Ve bunu günlük hayatımızın içindeki basit anlarımıza dahil ederek yapabiliriz. Buna günlük meditasyon denir.   <strong>NELER GÜNLÜK MEDİTASYON PRATİĞİ OLABİLİR?</strong>  <ul><li>Güne başlarken bir bardak suyu yavaşça içip, sadece tadına ve serinliğine odaklanmak</li><li>Bir fincan çay içerken kokusuna odaklanmak, bardağın sıcaklığını hissetmek</li><li>Yürürken çevredekilere odaklanmak, adımları saymak, ayakların yere değdiğini hissetmek</li><li>Gün içinde kısa aralar vererek pencereyi açıp, dışarıyı izlemek</li><li>Nefes alıp verirken karın ve göğüs hareketlerini fark etmek</li><li>Duş esnasında yavaş ve beden farkındalığıyla yıkanmak</li><li>Suyun akışına ve yapılan eyleme odaklanarak bulaşık yıkamak</li><li>Sevdiğiniz bir yemeği uyaranlardan uzak; beş duyu organınızla duyumsayarak yemek</li><li>Sevdiğiniz müziğe eşlik etmek ya da dans etmek</li></ul><p>Bunlar ve bunun gibi sizlerin rutinine uyarlanabilecek birçok örnek meditasyon olabilir. Burada temel nokta; ne yapıyor olursanız olun düşünce zincirlerinden uzak, farkındalıkla ve o anın içinde yapıyor olmanız. Günün içinde birkaç dakikanızı bile bu küçük duraklara ayırmak yeterlidir. Dışarıyı izlemek, kuşların sesini duymak, yüzünüze vuran rüzgârı fark etmek… Hepsi zihni dinlendirir.</p><p><strong>GÜNLÜK MEDİTASYONUN ETKİLERİ NELERDİR?</strong></p> <ul><li>Kaygıyı hafifletir.</li><li>Dikkati güçlendirir</li><li>Bedeni sakinleştirir.</li><li>Duygularımızı düzenler.</li><li>Çözüm bulma becerilerimiz gelişir.</li><li>Denge hissiyatı sağlar.</li><li>Artan dikkat süremiz ile birlikte yaptıklarımızı daha verimli şekilde yapabiliriz ve keyif alırız.</li></ul><p>Günlük meditasyonun amacı düşüncelerden tamamen kurtulmak değildir. Düşüncelerin gelip geçmesine izin verip anda kalmaya çalışmaktır. Ve bunun her zaman sağlanamaması, sürecin başlarında zorlanılması da olağandır. Anda kalmak bir beceridir, zamanla güçlenir. Her gün, bir dakikayı bile pratiğe ayırmak; zihni eğitir, anda kalma becerisini güçlendirir. </p><p>Küçük farkındalık anları, bireyin kendine döndüğü bir kapının anahtarı olabilir. Ve o kapıyı açıp geçmesi, yaşadığı anı gerçekten hissetmesi olabilir. Bu nedenle, günlük meditasyon karmaşık değil, aksine basit olmalıdır; çünkü hayatın tadı, çoğu zaman küçük anlarda saklıdır. Ve bu anlar zihinsel sağlığımız için kendi içimizdeki güçlü bir destek gibidir.</p><p>Hatırlatmak gerekir ki meditasyon uygulamaları bazı bireylerde geçmiş travmalara bağlı yoğun duyguların tetiklenmesine sebep olabilir. Bu nedenle bu uygulamalara başlamadan önce psikopatoloji bilgisi olan bir uzman ile konuşmak daha iyi olabilir. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İşe yürüyerek gitmek kanser riskini yarı yarıya azaltıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ise-yuruyerek-gitmek-kanser-riskini-yari-yariya-azaltiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ise-yuruyerek-gitmek-kanser-riskini-yari-yariya-azaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ Oxford Üniversitesi ve Auckland Üniversitesi’nden bilim insanlarının yürüttüğü araştırmaya göre; işe yürüyerek gitmek, karaciğer tümörü riskini neredeyse yarı yarıya azaltıyor.Araştırma kapsamında, 40 ila 69 yaş aralığındaki 250 binden fazla İngilizin işe gidiş şekilleri incelendi.Katılımcıların yüzde 14’ünün işe yürüyerek, yüzde 8’inin bisikletle, yüzde 15’inin toplu taşımayla, yüzde 63’ünün ise araç kullanarak gittiği belirlendi.Daha önce yapılan benzer çalışmalar, işe yürüyerek veya bisikletle gitmenin meme ve bağırsak kanseri riskini düşürdüğünü ortaya koymuştu.Yeni çalışma ise bu ulaşım biçimlerinin karaciğer ve böbrek kanseri üzerindeki etkilerini inceledi. Diğer 16 kanser türüyle ise anlamlı bir ilişki bulunamadı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lyibAxC_JE-vOtrxAI7wdA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İşe, yürüyerek, gitmek, kanser, riskini, yarı, yarıya, azaltıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lyibAxC_JE-vOtrxAI7wdA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İşe yürüyerek gitmek kanser riskini yarı yarıya azaltıyor"><p>Oxford Üniversitesi ve Auckland Üniversitesi’nden bilim insanlarının yürüttüğü araştırmaya göre; işe yürüyerek gitmek, karaciğer tümörü riskini neredeyse yarı yarıya azaltıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xPoijZ_k90GGzY0sT_JykQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma kapsamında, 40 ila 69 yaş aralığındaki 250 binden fazla İngilizin işe gidiş şekilleri incelendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SuLoiA21jkyksrzXghBiOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Katılımcıların yüzde 14’ünün işe yürüyerek, yüzde 8’inin bisikletle, yüzde 15’inin toplu taşımayla, yüzde 63’ünün ise araç kullanarak gittiği belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TqmhUqPxFkmivk52InixRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce yapılan benzer çalışmalar, işe yürüyerek veya bisikletle gitmenin meme ve bağırsak kanseri riskini düşürdüğünü ortaya koymuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/948my9plYEOgkygKSO7YvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni çalışma ise bu ulaşım biçimlerinin karaciğer ve böbrek kanseri üzerindeki etkilerini inceledi. Diğer 16 kanser türüyle ise anlamlı bir ilişki bulunamadı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gizli otizmi ele veren 10 soru</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gizli-otizmi-ele-veren-10-soru</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gizli-otizmi-ele-veren-10-soru</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal medyada sağlık alanında çeşitli içerikler üreteten Dr. Sermed Mezher, otizm spektrumunda olabileceğinden şüphelenen kişilerin kendilerine sorabileceği bazı önemli soruları açıkladı.Dr. Mezher’in TikTok&#039;ta 56 binden fazla izlenen viral videosunda, 16 yaş ve üzerindeki bireyler için geliştirilen ve yaygın olarak kullanılan AQ-19 testinden örnekler yer alıyor. Bu test, bir kişinin tam kapsamlı otizm değerlendirmesine ihtiyaç duyup duymadığını belirlemeye yardımcı oluyor.
Dr. Mezher videoda, “Eğer testten altı veya daha düşük bir puan alırsanız, otizm olasılığı düşüktür” ifadelerini kullandı.Katılımcılardan, aşağıdaki ifadelere “kesinlikle katılıyorum”, “biraz katılıyorum” veya “kesinlikle katılmıyorum” gibi yanıtlar vermeleri isteniyor. Test; duyusal hassasiyet, sosyal etkileşim, rutine ihtiyaç ve değişimle başa çıkma gibi alanlara odaklanıyor.İşte testte yer alan bazı maddeler:

Diğerlerinin fark etmediği küçük sesleri sıklıkla fark ederim.
Bir hikaye okurken karakterlerin niyetlerini anlamakta zorlanırım.
Birisi konuşurken, söylediklerinin altında yatan anlamı kolayca kavrarım.
Genellikle küçük ayrıntılardan ziyade büyük resme odaklanırım.
Beni dinleyen birinin sıkılıp sıkılmadığını anlarım.
Aynı anda birden fazla işi yapmayı kolay bulurum.
Birinin yüz ifadesinden ne düşündüğünü veya hissettiğini anlamakta zorlanmam.
Bölündüğümde hızlıca kaldığım işe geri dönebilirim.
Belirli kategoriye ait bilgileri toplamayı severim.
İnsanların niyetlerini anlamakta zorlanırım.

Belirtilen yanıtlara göre her “uyumlu” cevap 1 puan değerinde. 6 puan ve üzeri, değerlendirme gerektirebilir.İngiltere Ulusal Sağlık Servisi’nin (NHS) verilerine göre, Aralık 2024 itibarıyla 212 binden fazla kişi otizm değerlendirmesi için bekleme listesinde yer alıyor. Bazı hastalar, randevu almak için yıllarca beklemek zorunda kalıyor.
Otizmin geçmişte ağırlıklı olarak erkekleri etkilediği düşünülüyordu. Ancak son araştırmalar, bu farkın cinsiyet temelli tanı önyargılarından kaynaklandığını ortaya koyuyor.Uzmanlar, birçok kadın ve kız çocuğunun otizm belirtilerini daha iyi maskeleyebildiğini ve bu yüzden tanı konmasının zorlaştığını söylüyor. Bu &quot;maskeleme&quot; davranışları, sosyal ipuçlarını taklit etmek ve belirli sosyal durumlar için önceden hazırlanmış cevaplar ezberlemek gibi stratejileri içeriyor.İngiliz psikiyatrist Prof. Ahmed Hankir, TikTok’ta paylaştığı videoda kadınlarda yaygın görülen beş otizm belirtisini şöyle sıraladı:Stimming (Kendini uyarma davranışları): Deriyle oynama, sallanma, el çırpma, ayak sürtme veya saçla oynama gibi tekrarlayıcı hareketler.Duygusal dengesizlik ve kriz anları: Aşırı duygusal veya duyusal yüklenmeler sonucu ortaya çıkan çığlık atma, ağlama veya öfke patlamaları gibi kontrol kaybı yaşanabilir.Maskeleme: Sosyal uyum için geliştirilen davranışlar, zamanla ruhsal ve fiziksel tükenmeye yol açabilir.Duyusal hassasiyet: Koku, tat, dokunma, basınç ve sese karşı aşırı duyarlılık olabilir.Yoğun ilgi alanları: Bu ilgi alanları dışarıdan “normal” gibi görünse de, otistik bireyler için genellikle isteğe bağlı değil, zorunlu hale gelir.Araştırmalar, erkeklerin daha niş konulara (örneğin tren hatları) ilgi gösterdiğini, kızların ise daha sosyal kabul gören alanlara yöneldiğini gösteriyor. Bu da kadınlarda otizmin gözden kaçmasına neden olabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ncOOSZw9mkCoshnYkjrNcw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gizli, otizmi, ele, veren, soru</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ncOOSZw9mkCoshnYkjrNcw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gizli otizmi ele veren 10 soru"><p>Sosyal medyada sağlık alanında çeşitli içerikler üreteten Dr. Sermed Mezher, otizm spektrumunda olabileceğinden şüphelenen kişilerin kendilerine sorabileceği bazı önemli soruları açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YWCfJRipVkuPcdzkVgcDWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Mezher’in TikTok'ta 56 binden fazla izlenen viral videosunda, 16 yaş ve üzerindeki bireyler için geliştirilen ve yaygın olarak kullanılan AQ-19 testinden örnekler yer alıyor. Bu test, bir kişinin tam kapsamlı otizm değerlendirmesine ihtiyaç duyup duymadığını belirlemeye yardımcı oluyor.
Dr. Mezher videoda, “Eğer testten altı veya daha düşük bir puan alırsanız, otizm olasılığı düşüktür” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b0IVFCVBokyDYaQjYnaDGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Katılımcılardan, aşağıdaki ifadelere “kesinlikle katılıyorum”, “biraz katılıyorum” veya “kesinlikle katılmıyorum” gibi yanıtlar vermeleri isteniyor. Test; duyusal hassasiyet, sosyal etkileşim, rutine ihtiyaç ve değişimle başa çıkma gibi alanlara odaklanıyor.İşte testte yer alan bazı maddeler:

Diğerlerinin fark etmediği küçük sesleri sıklıkla fark ederim.
Bir hikaye okurken karakterlerin niyetlerini anlamakta zorlanırım.
Birisi konuşurken, söylediklerinin altında yatan anlamı kolayca kavrarım.
Genellikle küçük ayrıntılardan ziyade büyük resme odaklanırım.
Beni dinleyen birinin sıkılıp sıkılmadığını anlarım.
Aynı anda birden fazla işi yapmayı kolay bulurum.
Birinin yüz ifadesinden ne düşündüğünü veya hissettiğini anlamakta zorlanmam.
Bölündüğümde hızlıca kaldığım işe geri dönebilirim.
Belirli kategoriye ait bilgileri toplamayı severim.
İnsanların niyetlerini anlamakta zorlanırım.

Belirtilen yanıtlara göre her “uyumlu” cevap 1 puan değerinde. 6 puan ve üzeri, değerlendirme gerektirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7q2FuWQ1hUe7IpLfLjUOEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere Ulusal Sağlık Servisi’nin (NHS) verilerine göre, Aralık 2024 itibarıyla 212 binden fazla kişi otizm değerlendirmesi için bekleme listesinde yer alıyor. Bazı hastalar, randevu almak için yıllarca beklemek zorunda kalıyor.
Otizmin geçmişte ağırlıklı olarak erkekleri etkilediği düşünülüyordu. Ancak son araştırmalar, bu farkın cinsiyet temelli tanı önyargılarından kaynaklandığını ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vl2oJcaEIUW_AmmMBPFOhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, birçok kadın ve kız çocuğunun otizm belirtilerini daha iyi maskeleyebildiğini ve bu yüzden tanı konmasının zorlaştığını söylüyor. Bu "maskeleme" davranışları, sosyal ipuçlarını taklit etmek ve belirli sosyal durumlar için önceden hazırlanmış cevaplar ezberlemek gibi stratejileri içeriyor.İngiliz psikiyatrist Prof. Ahmed Hankir, TikTok’ta paylaştığı videoda kadınlarda yaygın görülen beş otizm belirtisini şöyle sıraladı:Stimming (Kendini uyarma davranışları): Deriyle oynama, sallanma, el çırpma, ayak sürtme veya saçla oynama gibi tekrarlayıcı hareketler.Duygusal dengesizlik ve kriz anları: Aşırı duygusal veya duyusal yüklenmeler sonucu ortaya çıkan çığlık atma, ağlama veya öfke patlamaları gibi kontrol kaybı yaşanabilir.Maskeleme: Sosyal uyum için geliştirilen davranışlar, zamanla ruhsal ve fiziksel tükenmeye yol açabilir.Duyusal hassasiyet: Koku, tat, dokunma, basınç ve sese karşı aşırı duyarlılık olabilir.Yoğun ilgi alanları: Bu ilgi alanları dışarıdan “normal” gibi görünse de, otistik bireyler için genellikle isteğe bağlı değil, zorunlu hale gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/byvJ93yYZ0qxAcbIsSDjzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, erkeklerin daha niş konulara (örneğin tren hatları) ilgi gösterdiğini, kızların ise daha sosyal kabul gören alanlara yöneldiğini gösteriyor. Bu da kadınlarda otizmin gözden kaçmasına neden olabiliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tedavi edilmediğinde diyabet ve kalp hastalıklarına yol açıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/tedavi-edilmediginde-diyabet-ve-kalp-hastaliklarina-yol-aciyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/tedavi-edilmediginde-diyabet-ve-kalp-hastaliklarina-yol-aciyor</guid>
<description><![CDATA[ Uyku apnesi, uyku sırasında solunumun tekrar tekrar durup yeniden başladığı ciddi bir rahatsızlık olarak öne çıkıyor. Uyku uzmanı Martin Seeley, hastalığın kendisini bazı belirtilerle ele verebildiğini ifade ederek uyarıyor.İngiltere genelinde yaklaşık sekiz milyon kişiyi etkileyen uyku apnesi, vakaların üçte birinde teşhis edilemiyor. Uyku apnesinin en yaygın belirtileri arasında sürekli horlama yer alıyor. Bu horlamaya genellikle boğulma hissi veya aniden uyanmalar eşlik ediyor.Uyku sırasında yaşanan solunum kesintileri, kişinin derin uykuya geçmesini engelleyerek gün boyu yorgunluğa yol açabiliyor. Uyku uzmanı Martin Seeley&#039;ye göre; televizyon izlerken, kitap okurken ya da trafikte beklerken dalıp gittiğinizi fark ediyorsanız, bu durum daha ciddi bir sorunun habercisi olabilir.Seeley, yorgunluk düzeyini ölçmek için kullanılan &quot;Epworth Uykululuk Ölçeği&quot; adlı kısa bir anketin, kişinin bir doktora başvurması gerekip gerekmediğini anlamada yardımcı olabileceğini belirtiyor.Mirror&#039;da yer alan habere göre, uyku apnesi tedavi edilmediği takdirde yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Tüm bu faktörler, uzun vadede psikolojik sağlığı da olumsuz etkiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D3rZxIh55Eum7O-oQLUGZg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tedavi, edilmediğinde, diyabet, kalp, hastalıklarına, yol, açıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D3rZxIh55Eum7O-oQLUGZg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tedavi edilmediğinde diyabet ve kalp hastalıklarına yol açıyor"><p>Uyku apnesi, uyku sırasında solunumun tekrar tekrar durup yeniden başladığı ciddi bir rahatsızlık olarak öne çıkıyor. Uyku uzmanı Martin Seeley, hastalığın kendisini bazı belirtilerle ele verebildiğini ifade ederek uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7uy0ZwMsikW4T632XiXZnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere genelinde yaklaşık sekiz milyon kişiyi etkileyen uyku apnesi, vakaların üçte birinde teşhis edilemiyor. Uyku apnesinin en yaygın belirtileri arasında sürekli horlama yer alıyor. Bu horlamaya genellikle boğulma hissi veya aniden uyanmalar eşlik ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bYYC_vtVVEOOnJZpzOxfpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku sırasında yaşanan solunum kesintileri, kişinin derin uykuya geçmesini engelleyerek gün boyu yorgunluğa yol açabiliyor. Uyku uzmanı Martin Seeley'ye göre; televizyon izlerken, kitap okurken ya da trafikte beklerken dalıp gittiğinizi fark ediyorsanız, bu durum daha ciddi bir sorunun habercisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f2DgxR1A_kaP3GeM0AuqbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Seeley, yorgunluk düzeyini ölçmek için kullanılan "Epworth Uykululuk Ölçeği" adlı kısa bir anketin, kişinin bir doktora başvurması gerekip gerekmediğini anlamada yardımcı olabileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3JBpCWn4J0ug6kgtZ4dPQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mirror'da yer alan habere göre, uyku apnesi tedavi edilmediği takdirde yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Tüm bu faktörler, uzun vadede psikolojik sağlığı da olumsuz etkiliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüzyıllık granit taş değirmen geleneğini sürdürüyor: &amp;apos;&amp;apos;Bu hale gelmesi 1 ayımızı alıyor&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yuzyillik-granit-tas-degirmen-gelenegini-surduruyor-bu-hale-gelmesi-1-ayimizi-aliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yuzyillik-granit-tas-degirmen-gelenegini-surduruyor-bu-hale-gelmesi-1-ayimizi-aliyor</guid>
<description><![CDATA[ Yüzyıllardır Anadolu&#039;nun bereketini sofralara taşıyan taş değirmenler, Kırıkkale&#039;de bir ustanın ellerinde yeniden hayat buluyor. Granit taşlardan üretilen bu özel değirmenler, uzun ömürlü yapısıyla dikkat çekiyor.Kırıkkale&#039;de yaşayan 29 yaşındaki oyma sanatçısı Kemal Cesur, yüzyıllardır Anadolu&#039;nun bereketini sofralara taşıyan taş değirmenleri modern teknolojiyle yeniden üretiyor.Dağlardan getirdiği granit taşları atölyesinde işleyen Cesur, ev elektriğiyle çalışan 220 voltluk doğal taş değirmenler imal ediyor. Granit taşın aşınmaya karşı yüksek direnci sayesinde değirmenler uzun yıllar kullanılabiliyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı ahşap torna sanatçısı olan Cesur, şu ifadeleri kullandı:
&quot;Dağlardan kestiğimiz granit taşları buraya getiriyorum. Burada yuvarlıyor, çemberini çiziyor, deliğini açıyoruz. Demir şase üzerine bu şekilde, ev elektriğiyle çalışan 220 voltluk doğal taş değirmeni imalatı yapıyoruz. Bu değirmenimiz, atalarımızın kullandığı su değirmeni kıvamında olduğu için unu yakmadan tam buğday unu üretiyor. Aynı zamanda bulgur, tuz, kahve, tahin gibi malzemeleri de çekebiliyor. Taşın kesilip buraya getirilmesi ve bu hale getirilmesi yaklaşık bir ayımızı alıyor.&#039;&#039;Cesur, &quot;Portatif olarak ürettiğimiz bu değirmenlere daha sonra talep geldi. Bu taşın özelliklerinden biri de kolay kolay aşınmaması. Bu sayede değirmen taşını uzun yıllar kullanabilme imkanı sağlıyor&#039;&#039; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cW_UX5S85EqXQlYJ7Y35dg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:02:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüzyıllık, granit, taş, değirmen, geleneğini, sürdürüyor:, Bu, hale, gelmesi, ayımızı, alıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cW_UX5S85EqXQlYJ7Y35dg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yüzyıllık granit taş değirmen geleneğini sürdürüyor: ''Bu hale gelmesi 1 ayımızı alıyor''"><p>Yüzyıllardır Anadolu'nun bereketini sofralara taşıyan taş değirmenler, Kırıkkale'de bir ustanın ellerinde yeniden hayat buluyor. Granit taşlardan üretilen bu özel değirmenler, uzun ömürlü yapısıyla dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wlCuwdORAU-tyRDHyrVxSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırıkkale'de yaşayan 29 yaşındaki oyma sanatçısı Kemal Cesur, yüzyıllardır Anadolu'nun bereketini sofralara taşıyan taş değirmenleri modern teknolojiyle yeniden üretiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/idfmB8rQbUCCxLve0lqsHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dağlardan getirdiği granit taşları atölyesinde işleyen Cesur, ev elektriğiyle çalışan 220 voltluk doğal taş değirmenler imal ediyor. Granit taşın aşınmaya karşı yüksek direnci sayesinde değirmenler uzun yıllar kullanılabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/osM5zJKgPUW0eQzoPt1lNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kültür ve Turizm Bakanlığı ahşap torna sanatçısı olan Cesur, şu ifadeleri kullandı:
"Dağlardan kestiğimiz granit taşları buraya getiriyorum. Burada yuvarlıyor, çemberini çiziyor, deliğini açıyoruz. Demir şase üzerine bu şekilde, ev elektriğiyle çalışan 220 voltluk doğal taş değirmeni imalatı yapıyoruz. Bu değirmenimiz, atalarımızın kullandığı su değirmeni kıvamında olduğu için unu yakmadan tam buğday unu üretiyor. Aynı zamanda bulgur, tuz, kahve, tahin gibi malzemeleri de çekebiliyor. Taşın kesilip buraya getirilmesi ve bu hale getirilmesi yaklaşık bir ayımızı alıyor.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OhYnqg9FG0mgdFrIYGoPKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cesur, "Portatif olarak ürettiğimiz bu değirmenlere daha sonra talep geldi. Bu taşın özelliklerinden biri de kolay kolay aşınmaması. Bu sayede değirmen taşını uzun yıllar kullanabilme imkanı sağlıyor'' dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Resimde gördüğünüz ilk şey, kişiliğiniz hakkında bilgi veriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/resimde-goerdugunuz-ilk-sey-kisiliginiz-hakkinda-bilgi-veriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/resimde-goerdugunuz-ilk-sey-kisiliginiz-hakkinda-bilgi-veriyor</guid>
<description><![CDATA[ Bazı uzmanlara göre optik illüzyonlar, kişilik özelliklerimizi açığa çıkaran sihirli detaylar içeriyor. Renk, ışık ve desenlerle yanıltıcı olabilen bu çizimler, beynimizle görsel algımız arasındaki iş birliğini de gözler önüne seriyor.TikTok&#039;ta psikolog Marina Neuralean tarafından paylaşılan bir optik illüzyon, sosyal medya kullanıcıları arasında yoğun ilgi gördü. Marina Neuralean, söz konusu görsel için “Bu test, nasıl bir insan olduğunuzu ortaya koyacak” yorumunu yaptı.
Videoda, izleyicilerden görsele dikkatlice bakmaları ve ilk olarak neyi gördüklerini söylemeleri istendi.
Marina Neuralean, kuş görenlerin, büyük hedeflere sahip ama zaman zaman yalnız hisseden bireyler olduğunu, timsah görenlerin ise lider ruhlu ve özgürlüğüne düşkün insanlardan oluştuğunu paylaştı. 
Psychology Love kanalı, ilk olarak timsahları fark eden kişilerin hayal gücü yüksek, çevresinden kolayca ilham alan ve gündelik hayatta bile mucize arayışı içinde olan kişiler olduğunu savundu. Bu kişilerin sanata, müziğe ve edebiyata ilgisinin de yoğun olabileceği ifade edildi.
Diğer yandan, kuşu fark edenlerin detaylara dikkat eden, analitik düşünceye sahip, bilim ve matematik gibi alanlara yatkın bireyler oldukları öne sürüldü. Bu kişiler, olayları hızlı kavrayabilen ve mantıkla hareket eden karakter özellikleriyle ön plana çıktı.
Bazı kullanıcılar ise görselde bir yüz ya da profil fark ettiklerini söyledi. Bu kişilerin güçlü bir mantık yapısına sahip, olaylara farklı açılardan bakabilen ve başkalarının bakış açılarını da anlayabilen bireyler oldukları iddia edildi.
KUŞ GÖRSELİ TARTIŞMA YARATTI
TikTok&#039;ta paylaşılan videonun yorumlar kısmında birçok kişi, “Ne kadar dikkatli bakarsam bakayım kuş göremiyorum” yorumunu yaptı.
Bazı kullanıcılar ise görseldeki gizemi çözdüğünü iddia ederek “Kuş, timsahların ağızlarının içinde gizli. Kuyruğu alt çenenin arasında, gagası ise üst kısımdaki sivri uçta” şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I_RVqVp-EUWRymMBbg5y1A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:46:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Resimde, gördüğünüz, ilk, şey, kişiliğiniz, hakkında, bilgi, veriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I_RVqVp-EUWRymMBbg5y1A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Resimde gördüğünüz ilk şey, kişiliğiniz hakkında bilgi veriyor"><p>Bazı uzmanlara göre optik illüzyonlar, kişilik özelliklerimizi açığa çıkaran sihirli detaylar içeriyor. Renk, ışık ve desenlerle yanıltıcı olabilen bu çizimler, beynimizle görsel algımız arasındaki iş birliğini de gözler önüne seriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OYqjn0cqN0Ksl_aCxtPDqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TikTok'ta psikolog Marina Neuralean tarafından paylaşılan bir optik illüzyon, sosyal medya kullanıcıları arasında yoğun ilgi gördü. Marina Neuralean, söz konusu görsel için “Bu test, nasıl bir insan olduğunuzu ortaya koyacak” yorumunu yaptı.
Videoda, izleyicilerden görsele dikkatlice bakmaları ve ilk olarak neyi gördüklerini söylemeleri istendi.
Marina Neuralean, kuş görenlerin, büyük hedeflere sahip ama zaman zaman yalnız hisseden bireyler olduğunu, timsah görenlerin ise lider ruhlu ve özgürlüğüne düşkün insanlardan oluştuğunu paylaştı. 
Psychology Love kanalı, ilk olarak timsahları fark eden kişilerin hayal gücü yüksek, çevresinden kolayca ilham alan ve gündelik hayatta bile mucize arayışı içinde olan kişiler olduğunu savundu. Bu kişilerin sanata, müziğe ve edebiyata ilgisinin de yoğun olabileceği ifade edildi.
Diğer yandan, kuşu fark edenlerin detaylara dikkat eden, analitik düşünceye sahip, bilim ve matematik gibi alanlara yatkın bireyler oldukları öne sürüldü. Bu kişiler, olayları hızlı kavrayabilen ve mantıkla hareket eden karakter özellikleriyle ön plana çıktı.
Bazı kullanıcılar ise görselde bir yüz ya da profil fark ettiklerini söyledi. Bu kişilerin güçlü bir mantık yapısına sahip, olaylara farklı açılardan bakabilen ve başkalarının bakış açılarını da anlayabilen bireyler oldukları iddia edildi.
KUŞ GÖRSELİ TARTIŞMA YARATTI
TikTok'ta paylaşılan videonun yorumlar kısmında birçok kişi, “Ne kadar dikkatli bakarsam bakayım kuş göremiyorum” yorumunu yaptı.
Bazı kullanıcılar ise görseldeki gizemi çözdüğünü iddia ederek “Kuş, timsahların ağızlarının içinde gizli. Kuyruğu alt çenenin arasında, gagası ise üst kısımdaki sivri uçta” şeklinde konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Brooklyn Beckham&amp;apos;dan ailesine zeytin dalı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/brooklyn-beckhamdan-ailesine-zeytin-dali</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/brooklyn-beckhamdan-ailesine-zeytin-dali</guid>
<description><![CDATA[ Bir süredir ailesiyle arasında soğuk rüzgarlar esen Brooklyn Beckham, perşembe günü küçük kız kardeşi Harper&#039;ın doğum gününü kutlayarak ailesine zeytin dalı uzattı.Brooklyn Beckham&#039;ın bu hamlesi, aile içindeki gerilimlerin sona erebileceğine dair söylentileri de beraberinde getirdi.
Brooklyn Beckham&#039;ın eski sevgilisi olduğu iddia edilen şarkıcı Tallia Storm, dün akşam yaptığı açıklamada, &#039;&#039;Onların yeniden bir araya geleceğine yüzde yüz eminim&#039;&#039; diyerek, genç yıldızın ailesiyle barışacağına inandığını ifade etti.Tallia Storm, açıklamasının devamında şunları söyledi:
&quot;Ne denirse densin, onlar ikonik bir aile. Victoria’yı sevmemek mümkün mü? Her ailede sorunlar olur. Benim de kalabalık bir ailem var, hepimiz aynı yollardan geçtik. Zamanla her şey düzelir ve yine eskisi gibi olurlar.&#039;&#039;İskoçya&#039;nın Glasgow kentinde yaşayan Tallia Storm, son dönemde The Real Housewives of Jersey programıyla adından söz ettirmişti.Babasının 50. yaş kutlamasına katılmayan Brooklyn Beckham&#039;ın, 14 yaşına giren kardeşi Harper’ın doğum gününü unutmaması, 26 yaşındaki yıldızın aileden uzaklaştığı yönündeki iddiaları bir nebze de olsa yalanladı.Bazı eleştirmenler bu hareketi &quot;sessiz zeytin dalı&quot; olarak yorumlarken, doğum gününde de aradaki soğukluğun sürme ihtimalinin Harper’ı üzebileceği konuşuluyordu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IDSIMhlAxEu0-ojonvdVJQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:46:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Brooklyn, Beckhamdan, ailesine, zeytin, dalı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IDSIMhlAxEu0-ojonvdVJQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Brooklyn Beckham'dan ailesine zeytin dalı"><p>Bir süredir ailesiyle arasında soğuk rüzgarlar esen Brooklyn Beckham, perşembe günü küçük kız kardeşi Harper'ın doğum gününü kutlayarak ailesine zeytin dalı uzattı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ikEtNrw6pUecmJcVXWbAaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brooklyn Beckham'ın bu hamlesi, aile içindeki gerilimlerin sona erebileceğine dair söylentileri de beraberinde getirdi.
Brooklyn Beckham'ın eski sevgilisi olduğu iddia edilen şarkıcı Tallia Storm, dün akşam yaptığı açıklamada, ''Onların yeniden bir araya geleceğine yüzde yüz eminim'' diyerek, genç yıldızın ailesiyle barışacağına inandığını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YNki7O6cXUOZbsumPOoQ9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tallia Storm, açıklamasının devamında şunları söyledi:
"Ne denirse densin, onlar ikonik bir aile. Victoria’yı sevmemek mümkün mü? Her ailede sorunlar olur. Benim de kalabalık bir ailem var, hepimiz aynı yollardan geçtik. Zamanla her şey düzelir ve yine eskisi gibi olurlar.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q36H_iV9mEqqKqLsqLxwkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İskoçya'nın Glasgow kentinde yaşayan Tallia Storm, son dönemde The Real Housewives of Jersey programıyla adından söz ettirmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ycTSM6wI_E2519lWftWGwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Babasının 50. yaş kutlamasına katılmayan Brooklyn Beckham'ın, 14 yaşına giren kardeşi Harper’ın doğum gününü unutmaması, 26 yaşındaki yıldızın aileden uzaklaştığı yönündeki iddiaları bir nebze de olsa yalanladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9glaHocMok2ecTS9BJW3Og.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı eleştirmenler bu hareketi "sessiz zeytin dalı" olarak yorumlarken, doğum gününde de aradaki soğukluğun sürme ihtimalinin Harper’ı üzebileceği konuşuluyordu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Travma flörtü: Neden hep aynı insanlara çekiliyoruz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/travma-floertu-neden-hep-ayni-insanlara-cekiliyoruz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/travma-floertu-neden-hep-ayni-insanlara-cekiliyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Tekrarlayan ilişki kalıpları geçmiş travmaların izlerini taşıyor olabilir. Peki, neden hep aynı insanlara çekiliyoruz?Romantik ilişkilerde benzer kişilere yönelme eğilimi, çoğu zaman fark edilmeden süregelen psikolojik bir kalıba işaret ediyor. Uzmanlara göre, &quot;tekrarlama zorlantısı&quot; adı verilen bu durum, bireylerin geçmişte yaşadığı duygusal yaraları yeniden canlandıran ilişkilere yönelmesine neden olabiliyor. Bu durum, sağlıklı ilişkilerin bile başta &quot;sıkıcı&quot; gibi algılanmasına yol açabiliyor.Psikologlar, bireylerin genellikle farkında olmadan, tanıdık acıyı &quot;yuva&quot; gibi hissettiklerini belirtiyor. Özellikle çocukluk veya ilk aşk deneyimlerinde yaşanan olumsuzluklar eleştiri duygusal mesafe veya öngörülemezlik gibi kişinin gelecekteki ilişkilerinde bu kalıpları tekrar etmesine zemin hazırlıyor.İlişkilerin başlangıcında yaşanan yoğun duygusal çekim her zaman sağlıklı bir bağlanmayı işaret etmiyor. Uzmanlar, bazı durumlarda bu hissin, sinir sisteminin geçmişte tanıdığı ve travmatik deneyimlerle ilişkilendirdiği durumlara karşı verdiği tepki olabileceğini vurguluyor. Bu nedenle, ilk buluşmada kalbin hızlı atması ya da yoğun heyecan hissi, her zaman &quot;doğru kişiyle tanışma&quot; anlamına gelmiyor.Klinik gözlemler, iyileşme sürecindeki bireylerin zamanla &quot;tiplerini&quot; değiştirdiğini ortaya koyuyor. Duygusal açıdan sağlıklı bireyler, ilişkilerde güvenlik, tutarlılık ve şefkat gibi değerleri ön planda tutmaya başlıyor. Uzmanlar, dramatik ya da karmaşık ilişkiler yerine, sakin ve destekleyici ilişkilerin daha sürdürülebilir olduğunu ifade ediyor.Ancak burada önemli bir nokta var: iyileşme tamamlanmadan da sağlıklı ilişkiler kurulabilir. Psikologlar, duygusal farkındalığın bu süreçte belirleyici olduğunu söylüyor. “Henüz tamamen iyileşmemiş olabilirsiniz ama farkında olarak, yeni kalıplar oluşturmaya başlayabilirsiniz” deniliyor.İlişkilere yaklaşırken bireylerin kendilerine şu soruları sorması öneriliyor: “Bu kişi bana iyi mi geliyor, yoksa sadece tanıdık olduğu için mi çekici?” ve “Bu kişide gerçek bir bağ mı hissediyorum, yoksa eski bir hikâyeyi değiştirme umuduyla mı kalıyorum?”Bu sorular, hem bireysel farkındalığı artırmak hem de tekrarlayan zararlı kalıplardan uzaklaşmak için temel adımlar olarak görülüyor. Uzmanlar, geçmişi tamamen unutmanın gerekmediğini, önemli olanın onun ötesinde sağlıklı ilişkiler kurmayı seçmek olduğunu belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AS_qBubMGEO6Ov1ZWzPKzw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:46:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Travma, flörtü:, Neden, hep, aynı, insanlara, çekiliyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AS_qBubMGEO6Ov1ZWzPKzw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Travma flörtü: Neden hep aynı insanlara çekiliyoruz?"><p>Tekrarlayan ilişki kalıpları geçmiş travmaların izlerini taşıyor olabilir. Peki, neden hep aynı insanlara çekiliyoruz?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xMN07E5U10qzNu0PpjxV-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Romantik ilişkilerde benzer kişilere yönelme eğilimi, çoğu zaman fark edilmeden süregelen psikolojik bir kalıba işaret ediyor. Uzmanlara göre, "tekrarlama zorlantısı" adı verilen bu durum, bireylerin geçmişte yaşadığı duygusal yaraları yeniden canlandıran ilişkilere yönelmesine neden olabiliyor. Bu durum, sağlıklı ilişkilerin bile başta "sıkıcı" gibi algılanmasına yol açabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lj8JrKSEBU-AB5iXMcwoPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikologlar, bireylerin genellikle farkında olmadan, tanıdık acıyı "yuva" gibi hissettiklerini belirtiyor. Özellikle çocukluk veya ilk aşk deneyimlerinde yaşanan olumsuzluklar eleştiri duygusal mesafe veya öngörülemezlik gibi kişinin gelecekteki ilişkilerinde bu kalıpları tekrar etmesine zemin hazırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xfSilk8_40uhDNKi83cjVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişkilerin başlangıcında yaşanan yoğun duygusal çekim her zaman sağlıklı bir bağlanmayı işaret etmiyor. Uzmanlar, bazı durumlarda bu hissin, sinir sisteminin geçmişte tanıdığı ve travmatik deneyimlerle ilişkilendirdiği durumlara karşı verdiği tepki olabileceğini vurguluyor. Bu nedenle, ilk buluşmada kalbin hızlı atması ya da yoğun heyecan hissi, her zaman "doğru kişiyle tanışma" anlamına gelmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Te5qGCsS7UaMrXW-2DCgrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Klinik gözlemler, iyileşme sürecindeki bireylerin zamanla "tiplerini" değiştirdiğini ortaya koyuyor. Duygusal açıdan sağlıklı bireyler, ilişkilerde güvenlik, tutarlılık ve şefkat gibi değerleri ön planda tutmaya başlıyor. Uzmanlar, dramatik ya da karmaşık ilişkiler yerine, sakin ve destekleyici ilişkilerin daha sürdürülebilir olduğunu ifade ediyor.Ancak burada önemli bir nokta var: iyileşme tamamlanmadan da sağlıklı ilişkiler kurulabilir. Psikologlar, duygusal farkındalığın bu süreçte belirleyici olduğunu söylüyor. “Henüz tamamen iyileşmemiş olabilirsiniz ama farkında olarak, yeni kalıplar oluşturmaya başlayabilirsiniz” deniliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Gl2qIdiVkSZ7ilZRoZYeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişkilere yaklaşırken bireylerin kendilerine şu soruları sorması öneriliyor: “Bu kişi bana iyi mi geliyor, yoksa sadece tanıdık olduğu için mi çekici?” ve “Bu kişide gerçek bir bağ mı hissediyorum, yoksa eski bir hikâyeyi değiştirme umuduyla mı kalıyorum?”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gaKeJS0L_k-WSdi-xWMRqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu sorular, hem bireysel farkındalığı artırmak hem de tekrarlayan zararlı kalıplardan uzaklaşmak için temel adımlar olarak görülüyor. Uzmanlar, geçmişi tamamen unutmanın gerekmediğini, önemli olanın onun ötesinde sağlıklı ilişkiler kurmayı seçmek olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün 3&amp;4 fincan kahve içince ne olur?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-3-4-fincan-kahve-icince-ne-olur</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-3-4-fincan-kahve-icince-ne-olur</guid>
<description><![CDATA[ Kahve dünya genelinde günün her saati severek tüketilen içeceklerin başında geliyor. Lezzetinin yanı sıra vücuda olan faydalarıyla da dikkat çeken kahveyle ilgili yapılan araştırmalarda kahvenin karaciğer sağlığını koruduğu  da ortaya çıktı.Southampton ve Edinburgh Üniversiteleri tarafından yapılan yeni bir araştırma, kahve tüketiminin türü ne olursa olsun kronik karaciğer hastalığı riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koydu.BMC Public Health dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, özellikle öğütülmüş kahve tüketen bireylerde yağlı karaciğer hastalığı ve karaciğer kaynaklı ölümler daha düşük oranlarda görüldü.Elde edilen bulgulara göre, kahve tüketen kişilerin kronik karaciğer hastalığına yakalanma riski yüzde 21, yağlı karaciğer hastalığı riski yüzde 20 ve karaciğer hastalığı nedeniyle ölüm riski ise yüzde 49 daha düşük çıktı.Özellikle öğütülmüş kahve içenlerde bu faydanın daha yüksek olduğu belirtildi. Uzmanlar, bu olumlu etkinin kahvede doğal olarak bulunan kahweol ve kafestol adlı bileşenlerden kaynaklanabileceğine dikkat çekiyor.Araştırmada, katılımcıların yaklaşık yüzde 78’inin kafeinli ya da kafeinsiz kahve tükettiği, yüzde 22’sinin ise kahve içmediği belirlendi. Çalışma süresince 3.600 kronik karaciğer hastalığı vakası ve 301 karaciğer kaynaklı ölüm kaydedildi.Çalışmanın başyazarı Dr. Oliver Kennedy, elde edilen bulguların kahvenin potansiyel bir koruyucu tedavi olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.Karaciğer, vücuttaki toksinleri filtreleme, besinleri işleme, metabolizma ve bağışıklık sistemi fonksiyonlarında hayati rol oynayan en büyük iç organ olarak biliniyor. Uzmanlar, karaciğer sağlığını desteklemek için dengeli beslenmenin yanı sıra kahve tüketiminin de bilimsel olarak desteklenen bir yöntem olabileceğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NkqYtf__7EChwKRxrx_f1A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:46:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, 3-4, fincan, kahve, içince, olur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NkqYtf__7EChwKRxrx_f1A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün 3-4 fincan kahve içince ne olur?"><p>Kahve dünya genelinde günün her saati severek tüketilen içeceklerin başında geliyor. Lezzetinin yanı sıra vücuda olan faydalarıyla da dikkat çeken kahveyle ilgili yapılan araştırmalarda kahvenin karaciğer sağlığını koruduğu  da ortaya çıktı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3JbfsH2LkkCUYhsPF20n_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Southampton ve Edinburgh Üniversiteleri tarafından yapılan yeni bir araştırma, kahve tüketiminin türü ne olursa olsun kronik karaciğer hastalığı riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-FiT5WoR6EaXpGOR2fbYTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BMC Public Health dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, özellikle öğütülmüş kahve tüketen bireylerde yağlı karaciğer hastalığı ve karaciğer kaynaklı ölümler daha düşük oranlarda görüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sYP2UqyLKUa_jb6K2oU5Mw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elde edilen bulgulara göre, kahve tüketen kişilerin kronik karaciğer hastalığına yakalanma riski yüzde 21, yağlı karaciğer hastalığı riski yüzde 20 ve karaciğer hastalığı nedeniyle ölüm riski ise yüzde 49 daha düşük çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CstGcAym3km8RyC8N7H53w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle öğütülmüş kahve içenlerde bu faydanın daha yüksek olduğu belirtildi. Uzmanlar, bu olumlu etkinin kahvede doğal olarak bulunan kahweol ve kafestol adlı bileşenlerden kaynaklanabileceğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0R1aEQ9K0kiExJ80-9jUGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, katılımcıların yaklaşık yüzde 78’inin kafeinli ya da kafeinsiz kahve tükettiği, yüzde 22’sinin ise kahve içmediği belirlendi. Çalışma süresince 3.600 kronik karaciğer hastalığı vakası ve 301 karaciğer kaynaklı ölüm kaydedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P_TsvRBpuUSt3tI8_L-jvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmanın başyazarı Dr. Oliver Kennedy, elde edilen bulguların kahvenin potansiyel bir koruyucu tedavi olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/76UtjfvcCUe-ermzFCuMbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer, vücuttaki toksinleri filtreleme, besinleri işleme, metabolizma ve bağışıklık sistemi fonksiyonlarında hayati rol oynayan en büyük iç organ olarak biliniyor. Uzmanlar, karaciğer sağlığını desteklemek için dengeli beslenmenin yanı sıra kahve tüketiminin de bilimsel olarak desteklenen bir yöntem olabileceğini vurguluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşırı düşünmeyi nasıl bırakırım?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/asiri-dusunmeyi-nasil-birakirim</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/asiri-dusunmeyi-nasil-birakirim</guid>
<description><![CDATA[ Kaygı, belirsizlik ve mükemmeliyetçilik gibi duygular, kişiyi aşırı düşünmeye itebilir. Zihin, olası riskleri önceden hesaplamaya çalışırken aynı konuları defalarca masaya yatırır. Ancak sinirbilim alanında çalışmalar yapan gazeteci Donna Jackson Nakazawa&#039;ya göre, zihni susturmanın bazı yolları var:Aşırı düşünen biri, kararını çoktan vermiş olsa bile zihninde konuyu tekrar tekrar döndürmeye devam edebilir. Bu, çoğu zaman alınan kararı gerekçelendirme ihtiyacından kaynaklanır. Bazense kişi, ne istediğini bilmesine rağmen toplumsal beklentilere uyma baskısı nedeniyle endişe taşıyabilir.  Bu tür düşünceler, sizi ileriye taşımak yerine olduğunuz yerde tutuyorsa, üretken değillerdir.Hayattaki bazı kararlar mantıktan çok duygulara dayanır. Böyle anlarda ne hissettiğinizi ve ne istediğinizi bilmek kritik olabilir. Elbette bazı durumlarda, konuyu tüm yönleriyle ele almak ve detaylı düşünmek size kontrol hissi verebilir. Ancak aşırı düşünme, özellikle kaygı eşlik ediyorsa, sağlıklı analiz yapmanızı zorlaştırabilir. Bu noktada mesele, “Doğru mu yanlış mı?” değil, “Benim için ne iyi?” sorusunu sormaktır.Kaygı nedeniyle aşırı düşünce döngüsüne takılıp kalıyorsanız, tek seanslık terapi bile faydalı olabilir. Bir uzmandan alacağınız dış gözlem, düşüncelerinizi netleştirmenize ve içinden çıkamadığınız döngüleri fark etmenize katkı sağlayabilir.Yaşamın gidişatı hakkında kesin kanılara varmak mümkün değildir. Aldığınız kararların, sizi nereye götüreceğini hiçbir zaman tam anlamıyla bilemezsiniz. Hayatın belirsizliklerle dolu olduğunu kabul ederek yolunuza devam etmeyi deneyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2KSKNBf2VkW4gPC7EoLxFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:46:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aşırı, düşünmeyi, nasıl, bırakırım</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2KSKNBf2VkW4gPC7EoLxFw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aşırı düşünmeyi nasıl bırakırım? Uzmanlar 4 yöntem öneriyor"><p>Kaygı, belirsizlik ve mükemmeliyetçilik gibi duygular, kişiyi aşırı düşünmeye itebilir. Zihin, olası riskleri önceden hesaplamaya çalışırken aynı konuları defalarca masaya yatırır. Ancak sinirbilim alanında çalışmalar yapan gazeteci Donna Jackson Nakazawa'ya göre, zihni susturmanın bazı yolları var:</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aRsg6LxfWEiIZhvs09zqJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı düşünen biri, kararını çoktan vermiş olsa bile zihninde konuyu tekrar tekrar döndürmeye devam edebilir. Bu, çoğu zaman alınan kararı gerekçelendirme ihtiyacından kaynaklanır. Bazense kişi, ne istediğini bilmesine rağmen toplumsal beklentilere uyma baskısı nedeniyle endişe taşıyabilir.  Bu tür düşünceler, sizi ileriye taşımak yerine olduğunuz yerde tutuyorsa, üretken değillerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XMAK4gkR2EixPQ10x8gZ-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayattaki bazı kararlar mantıktan çok duygulara dayanır. Böyle anlarda ne hissettiğinizi ve ne istediğinizi bilmek kritik olabilir. Elbette bazı durumlarda, konuyu tüm yönleriyle ele almak ve detaylı düşünmek size kontrol hissi verebilir. Ancak aşırı düşünme, özellikle kaygı eşlik ediyorsa, sağlıklı analiz yapmanızı zorlaştırabilir. Bu noktada mesele, “Doğru mu yanlış mı?” değil, “Benim için ne iyi?” sorusunu sormaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oUd2i0tCIUa1nzURAs8vBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaygı nedeniyle aşırı düşünce döngüsüne takılıp kalıyorsanız, tek seanslık terapi bile faydalı olabilir. Bir uzmandan alacağınız dış gözlem, düşüncelerinizi netleştirmenize ve içinden çıkamadığınız döngüleri fark etmenize katkı sağlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HZLMoOiSaEOwTXYS0YCmcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşamın gidişatı hakkında kesin kanılara varmak mümkün değildir. Aldığınız kararların, sizi nereye götüreceğini hiçbir zaman tam anlamıyla bilemezsiniz. Hayatın belirsizliklerle dolu olduğunu kabul ederek yolunuza devam etmeyi deneyin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İlişkilerde toksik trend: Banksying</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/iliskilerde-toksik-trend-banksying</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/iliskilerde-toksik-trend-banksying</guid>
<description><![CDATA[ Partneriniz, size birden soğuk mu davranmaya başladı? Son zamanlarda duygusal olarak ilişkiden uzaklaşmaya başladığını mı hissediyorsunuz? Uzmanlar, bu durumun &quot;Banksying&#039;&#039; işaretleri olabileceğini belirterek uyarıyor.İlişki uzmanı Amy Chan, USA Today’e yaptığı açıklamada, “Banksying&#039;e, flört uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte daha sık başvurulmaya başlandı. Ayrılmak isteyen kişi, bu süreci kendi içinde sessizce yaşayıp partnerine son anda bildiriyor. Bu da karşı taraf için büyük bir şok ve yıkım yaratıyor&#039;&#039; ifadelerini kullandı.Bazı uzmanlar, bu yöntemi korkakça bir ayrılma biçimi olarak ele alıyor. Ancak ne yazık ki günümüzde çoğu kişi, romantik ilişkilerini dürüstçe sonlandırmak yerine &#039;&#039;Banksying&#039;&#039; gibi pasif-agresif teknikleri tercih ediyor.Özellikle Z kuşağındaki gençler, ayrılık mesajlarını yapay zekaya yazdırıyor. “Sorun sende değil, bende” tarzı metinlerle, ilişkiler yüz yüze değil, yazılı olarak noktalanıyor.Bazı sosyal medya kullanıcıları, bu yöntemi iletişimin bir anda kesilmesi açısından ghosting&#039;e benzetiyor. Ancak Chan’e göre banksying, ghosting’den bile daha acımasız olabiliyor.İlişki uzmanı Emma Hathorn da banksying’in karşı tarafta stres ve kafa karışıklığına yol açtığını belirterek, bu yönteme başvuranları dürüstlüğe ve açık iletişime çağırıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2G9GrKIm8kO3x1k7nEH_QA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:46:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İlişkilerde, toksik, trend:, Banksying</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2G9GrKIm8kO3x1k7nEH_QA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İlişkilerde toksik trend: Banksying"><p>Partneriniz, size birden soğuk mu davranmaya başladı? Son zamanlarda duygusal olarak ilişkiden uzaklaşmaya başladığını mı hissediyorsunuz? Uzmanlar, bu durumun "Banksying'' işaretleri olabileceğini belirterek uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UvQXT7mg3EuGJfmrdLWBzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişki uzmanı Amy Chan, USA Today’e yaptığı açıklamada, “Banksying'e, flört uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte daha sık başvurulmaya başlandı. Ayrılmak isteyen kişi, bu süreci kendi içinde sessizce yaşayıp partnerine son anda bildiriyor. Bu da karşı taraf için büyük bir şok ve yıkım yaratıyor'' ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SO9FZoRmL02a4fhPFEqsTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı uzmanlar, bu yöntemi korkakça bir ayrılma biçimi olarak ele alıyor. Ancak ne yazık ki günümüzde çoğu kişi, romantik ilişkilerini dürüstçe sonlandırmak yerine ''Banksying'' gibi pasif-agresif teknikleri tercih ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/adJls3li_E6uI0Dwg3JlTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle Z kuşağındaki gençler, ayrılık mesajlarını yapay zekaya yazdırıyor. “Sorun sende değil, bende” tarzı metinlerle, ilişkiler yüz yüze değil, yazılı olarak noktalanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2XLi6rqPKEeWO4DEL3Ctog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı sosyal medya kullanıcıları, bu yöntemi iletişimin bir anda kesilmesi açısından ghosting'e benzetiyor. Ancak Chan’e göre banksying, ghosting’den bile daha acımasız olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0AM6Q34JVk6jUNwVZpyThg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişki uzmanı Emma Hathorn da banksying’in karşı tarafta stres ve kafa karışıklığına yol açtığını belirterek, bu yönteme başvuranları dürüstlüğe ve açık iletişime çağırıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kaçak kazıda ortaya çıktı: Roma dönemine ışık tutuyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kacak-kazida-ortaya-cikti-roma-doenemine-isik-tutuyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kacak-kazida-ortaya-cikti-roma-doenemine-isik-tutuyor</guid>
<description><![CDATA[ Tokat&#039;ın Zile ilçesinde kaçak kazıda ortaya çıkan mozaik, kentin Roma dönemine uzanan kadim geçmişine ışık tutuyor.Zile ilçesinde yapılan kaçak kazılar sonucu gün yüzüne çıkan bir mozaik, uzmanlar tarafından Roma dönemine ait kamu binası kalıntısı olarak değerlendiriliyor.Hititler ve Frigler&#039;den başlayarak birçok medeniyete ev sahipliği yapan Tokat, 900 bin yıllık yerleşim geçmişiyle Anadolu&#039;nun en köklü şehirlerinden biri olarak dikkat çekiyor.Kentteki bazı alanlarda yapılan kazılarda binlerce yıllık eserlere rastlanmıştı. Son olarak Zile&#039;de ortaya çıkan mozaik de Roma dönemine dair önemli bir bulgu olarak öne çıktı. Uzman değerlendirmelerine göre, mozaikte kullanılan yeşil, sarı, mavi ve beyaz renkli işlemeler ile üzerindeki yazıda geçen &quot;bolluk, bereket, refah ve huzur&quot; ifadeleri, bu alanın kamusal bir yapı olduğunu düşündürüyor. Yapılan kurtarma kazısı çalışmalarında bulunan mozaiğin tente ve muşamba ile kapatılması dikkatlerden kaçmadı.Mozaik hakkında bilgiler veren Yağıbasan Medresesi Türk İslam Bilim Tarihi Müzesi görevlisi arkeolog Halis Alıcı, şu ifadeleri kullandı:
&#039;&#039;Erbaa Horoztepe olsun, Maşat höyük olsun. Buralarda yapılan çalışmalarda binlerce yıllık kalıntılar bulmuştuk. Bunun akabinde değerlendirdiğimizde, Zile&#039;de de kaçak kazı neticesinde ortaya çıkan mozaiği ele aldığımız zaman, yine Roma dönemine güzel bir atıfta bulunuyor.&#039;&#039;&#039;&#039;Roma&#039;da asker alım merkezleri, sağlık tesisleri, politikacıların toplandığı birtakım tesisler, lokaller ve bunun yanı sıra halkın sık sık kullandığı Pazar yerleri, meydanlar, çarşılar gibi günümüz tabiriyle kamusal alan olarak nitelendirebileceğimiz alanların tamamında bu tür mozaikleri görüyoruz. Bunun yanı sıra bazı önemli kişilerin, devlet saraylarının ya da komut kademesindeki önemli senatörlerin, önemli komutanların saraylarının kabul salonlarında da bu tür mozaikleri görüyoruz.&#039;&#039; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T0lE77_QC023eLWHoc-C8w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:46:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kaçak, kazıda, ortaya, çıktı:, Roma, dönemine, ışık, tutuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T0lE77_QC023eLWHoc-C8w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kaçak kazıda ortaya çıktı: Roma dönemine ışık tutuyor"><p>Tokat'ın Zile ilçesinde kaçak kazıda ortaya çıkan mozaik, kentin Roma dönemine uzanan kadim geçmişine ışık tutuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/96oFt5dipEOwpFE0MgHU8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zile ilçesinde yapılan kaçak kazılar sonucu gün yüzüne çıkan bir mozaik, uzmanlar tarafından Roma dönemine ait kamu binası kalıntısı olarak değerlendiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xatdKdeAek6_qqsT9xx-Zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hititler ve Frigler'den başlayarak birçok medeniyete ev sahipliği yapan Tokat, 900 bin yıllık yerleşim geçmişiyle Anadolu'nun en köklü şehirlerinden biri olarak dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7g1jM96PjkaS4JtBb2y-iw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kentteki bazı alanlarda yapılan kazılarda binlerce yıllık eserlere rastlanmıştı. Son olarak Zile'de ortaya çıkan mozaik de Roma dönemine dair önemli bir bulgu olarak öne çıktı. Uzman değerlendirmelerine göre, mozaikte kullanılan yeşil, sarı, mavi ve beyaz renkli işlemeler ile üzerindeki yazıda geçen "bolluk, bereket, refah ve huzur" ifadeleri, bu alanın kamusal bir yapı olduğunu düşündürüyor. Yapılan kurtarma kazısı çalışmalarında bulunan mozaiğin tente ve muşamba ile kapatılması dikkatlerden kaçmadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MSN-wJq4fkK3NDCPN0CPEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mozaik hakkında bilgiler veren Yağıbasan Medresesi Türk İslam Bilim Tarihi Müzesi görevlisi arkeolog Halis Alıcı, şu ifadeleri kullandı:
''Erbaa Horoztepe olsun, Maşat höyük olsun. Buralarda yapılan çalışmalarda binlerce yıllık kalıntılar bulmuştuk. Bunun akabinde değerlendirdiğimizde, Zile'de de kaçak kazı neticesinde ortaya çıkan mozaiği ele aldığımız zaman, yine Roma dönemine güzel bir atıfta bulunuyor.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OrHmbT2SE02zVVyRu3uzYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>''Roma'da asker alım merkezleri, sağlık tesisleri, politikacıların toplandığı birtakım tesisler, lokaller ve bunun yanı sıra halkın sık sık kullandığı Pazar yerleri, meydanlar, çarşılar gibi günümüz tabiriyle kamusal alan olarak nitelendirebileceğimiz alanların tamamında bu tür mozaikleri görüyoruz. Bunun yanı sıra bazı önemli kişilerin, devlet saraylarının ya da komut kademesindeki önemli senatörlerin, önemli komutanların saraylarının kabul salonlarında da bu tür mozaikleri görüyoruz.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hwl5nOJ1hUiou_Ri48M8OA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kaşıntı ve egzamaya iyi geldiği biliniyor: Maraş halkının favorisi, fiyatı bin liradan başlıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kasinti-ve-egzamaya-iyi-geldigi-biliniyor-maras-halkinin-favorisi-fiyati-bin-liradan-basliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kasinti-ve-egzamaya-iyi-geldigi-biliniyor-maras-halkinin-favorisi-fiyati-bin-liradan-basliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kahramanmaraş&#039;a özgü olan geleneksel el yapımı ayakkabı &#039;yemeni&#039;, yaz aylarında ayakta terleme yapmaması ve nefes alan doğal derisi nedeniyle vatandaşlar tarafından tercih ediliyor.Kahramanmaraş yemenisi, 2018 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenerek koruma altına alındı. Kentte birkaç usta tarafından sürdürülen üretim, çıraklarla birlikte yeni kuşaklara aktarılıyor.Ustaların maharetli ellerinde yapılan yemeniler, tamamen doğal malzemelerden üretiliyor. Ustalar, Maraş yemenini, iç astarında sığır, yüzeyinde ise keçi derisi kullanılarak elde dikiyor.Sentetik madde içermemesi nedeniyle ayakta mantar ve koku oluşumunu engellediği bilinen yemeniler, özellikle sıcak yaz günlerinde terletmeyen yapısıyla dikkat çekiyor. Geçmişte köylerde ve yaylalarda yaşlılar tarafından kullanılan yemeninin, bugün şehirli gençler tarafından da tercih edildiği belirtiliyor.Farklı renk ve model seçenekleriyle modaya da uyum sağlayan yemeni, hem şehir içi kullanıma hem de geleneksel düğün, nişan gibi etkinliklerde otantik bir görünüm sağlıyor.Yemeni ustası İsmail Çam, &quot;15 yıldır yemeni yapıyorum. Farklı türde yemeniler var. Sağlık açısından çok faydalı. Ayaklarda kaşıntı, egzama ve kaşıntı gibi hastalıkların önüne geçiyor. Hazır taban ve deri tabanlılar olarak da üretiliyor. Genellikle bin lira ile 2 bin lira arasında fiyatlar değişiyor. İstek ve talepler doğrultusunda şehir dışına da gönderiyoruz&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oed6R5g1gEeScH2MFFazlw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:46:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kaşıntı, egzamaya, iyi, geldiği, biliniyor:, Maraş, halkının, favorisi, fiyatı, bin, liradan, başlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oed6R5g1gEeScH2MFFazlw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kaşıntı ve egzamaya iyi geldiği biliniyor: Maraş halkının favorisi, fiyatı bin liradan başlıyor"><p>Kahramanmaraş'a özgü olan geleneksel el yapımı ayakkabı 'yemeni', yaz aylarında ayakta terleme yapmaması ve nefes alan doğal derisi nedeniyle vatandaşlar tarafından tercih ediliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hrKNuXQqL0eSO3M2sL0Fyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahramanmaraş yemenisi, 2018 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenerek koruma altına alındı. Kentte birkaç usta tarafından sürdürülen üretim, çıraklarla birlikte yeni kuşaklara aktarılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xSGxLwAtkUS3L7JY5hCj4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ustaların maharetli ellerinde yapılan yemeniler, tamamen doğal malzemelerden üretiliyor. Ustalar, Maraş yemenini, iç astarında sığır, yüzeyinde ise keçi derisi kullanılarak elde dikiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i8lqtLNI2UGThZVHuOv0MQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sentetik madde içermemesi nedeniyle ayakta mantar ve koku oluşumunu engellediği bilinen yemeniler, özellikle sıcak yaz günlerinde terletmeyen yapısıyla dikkat çekiyor. Geçmişte köylerde ve yaylalarda yaşlılar tarafından kullanılan yemeninin, bugün şehirli gençler tarafından da tercih edildiği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qpM1dilUKEO0X6zxEyLEOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Farklı renk ve model seçenekleriyle modaya da uyum sağlayan yemeni, hem şehir içi kullanıma hem de geleneksel düğün, nişan gibi etkinliklerde otantik bir görünüm sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q2CEHtuLCUi9bK0yJHX3Ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemeni ustası İsmail Çam, "15 yıldır yemeni yapıyorum. Farklı türde yemeniler var. Sağlık açısından çok faydalı. Ayaklarda kaşıntı, egzama ve kaşıntı gibi hastalıkların önüne geçiyor. Hazır taban ve deri tabanlılar olarak da üretiliyor. Genellikle bin lira ile 2 bin lira arasında fiyatlar değişiyor. İstek ve talepler doğrultusunda şehir dışına da gönderiyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RHwPput7ek2lovha5b_kAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qWkrf2jSlk6b1Ki4PGdV0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kilo vermeyi hızlandıracak 7 sabah alışkanlığı: Metabolizmayı hızlandırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kilo-vermeyi-hizlandiracak-7-sabah-aliskanligi-metabolizmayi-hizlandiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kilo-vermeyi-hizlandiracak-7-sabah-aliskanligi-metabolizmayi-hizlandiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kalori saymak yeterli değil; kilo verme süreci güne başlarken başlıyor. Bilimsel bulgular ve uzman görüşleri, sabah saatlerinde yapılan basit alışkanlıkların metabolizma üzerinde sanıldığından çok daha büyük etkiler yarattığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, düzenli bir uyanma saati, su tüketimi, hafif fiziksel aktivite ve güneş ışığına maruz kalmanın, hem hormonal dengeyi hem de iştah kontrolünü olumlu yönde etkilediğini belirtiyor.Her sabah aynı saatte uyanmak, vücudun doğal saati olan sirkadiyen ritmi koruyor. Bu ritmin bozulması; açlık, tokluk ve stres hormonlarının dengesini etkileyerek kilo alımına zemin hazırlayabiliyor. Uzmanlar, hafta sonları dâhil olmak üzere sabit bir uyku-uyanma düzeninin metabolizmayı dengede tuttuğuna dikkat çekiyor.Uyandıktan sonra ilk içeceğiniz su olmalı. Gece boyunca susuz kalan beden, sabahları 400–500 ml suyla yeniden canlanıyor. Bu alışkanlık, sindirimi destekliyor, toksinleri atıyor ve metabolizmayı harekete geçiriyor. Ayrıca gün boyunca daha fazla su içme eğilimini artırarak, iştah kontrolüne yardımcı oluyor.Sabahları yapılan 10 dakikalık bir esneme ya da yürüyüş bile yağ yakımını destekleyen hormonları aktive ediyor. Aynı zamanda stres hormonu kortizolü düşürerek, özellikle karın bölgesinde yağ birikimini azaltıyor. Fiziksel aktivite sonrası artan dopamin seviyesi ise gün boyunca daha sağlıklı seçimler yapmayı kolaylaştırıyor.Sabahları 10 dakika güneş ışığı almak, yalnızca D vitamini açısından değil, aynı zamanda hormonal denge açısından da önemli. Güneş ışığı, vücuda &quot;gündüz başladı&quot; sinyali vererek, melatonin üretimini baskılıyor ve metabolizmanın daha verimli çalışmasını sağlıyor. Bu durum, karbonhidratların yağ yerine enerji olarak kullanılmasına katkıda bulunuyor.Uzmanlara göre kahvaltıyı tamamen atlamak, günün ilerleyen saatlerinde aşırı yeme riskini artırıyor. Bunun yerine, yumurta, yoğurt veya protein içeren bir smoothie gibi, protein açısından zengin ama hafif bir kahvaltı öneriliyor. Protein, daha uzun süre tok tutmasının yanı sıra sindirilirken daha fazla kalori yakılmasını sağlıyor.Karar yorgunluğunu azaltmak için günün başında öğünlerinizi planlamak, sağlıksız atıştırmalıklardan kaçınmanızı sağlıyor. Uzmanlar, detaylı bir yemek listesi hazırlamadan sadece zihinsel bir taslak oluşturmanın bile gün içindeki beslenme tercihlerini olumlu yönde etkilediğini vurguluyor.Her sabah, kahvaltıdan önce ve tuvalet sonrası tartıya çıkmak, vücut ağırlığındaki doğal dalgalanmaları izleme fırsatı sunuyor. Bu, takıntılı bir kontrol mekanizmasından ziyade, davranış farkındalığı yaratmak için öneriliyor. Ancak tartı, motivasyon yerine kaygı yaratıyorsa, uzmanlar bunun yerine kıyafetlerin nasıl hissettirdiğine veya enerji düzeyine odaklanılmasını öneriyor.UZUN VADELİ BAŞARININ ANAHTARIKilo verme süreci yalnızca egzersiz ya da kalori hesaplamalarıyla sınırlı değil. Güne nasıl başlandığı, gün boyunca yapılacak seçimlerin temelini oluşturuyor. Bu nedenle sabahları su içmek, güneş ışığı almak, hafif egzersiz yapmak, kahvaltıyı planlamak ve öğünleri öngörmek gibi küçük ama etkili alışkanlıklar, uzun vadede sürdürülebilir bir zayıflama sürecinin yapı taşlarını oluşturuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lTew-V3COkm1e1fyRepxfw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:46:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kilo, vermeyi, hızlandıracak, sabah, alışkanlığı:, Metabolizmayı, hızlandırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lTew-V3COkm1e1fyRepxfw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kilo vermeyi hızlandıracak 7 sabah alışkanlığı: Metabolizmayı hızlandırıyor"><p>Kalori saymak yeterli değil; kilo verme süreci güne başlarken başlıyor. Bilimsel bulgular ve uzman görüşleri, sabah saatlerinde yapılan basit alışkanlıkların metabolizma üzerinde sanıldığından çok daha büyük etkiler yarattığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, düzenli bir uyanma saati, su tüketimi, hafif fiziksel aktivite ve güneş ışığına maruz kalmanın, hem hormonal dengeyi hem de iştah kontrolünü olumlu yönde etkilediğini belirtiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kOFrl6NNvk6yXObS74nVDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her sabah aynı saatte uyanmak, vücudun doğal saati olan sirkadiyen ritmi koruyor. Bu ritmin bozulması; açlık, tokluk ve stres hormonlarının dengesini etkileyerek kilo alımına zemin hazırlayabiliyor. Uzmanlar, hafta sonları dâhil olmak üzere sabit bir uyku-uyanma düzeninin metabolizmayı dengede tuttuğuna dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2FlzH4NzH0Kt41KTmKaEAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyandıktan sonra ilk içeceğiniz su olmalı. Gece boyunca susuz kalan beden, sabahları 400–500 ml suyla yeniden canlanıyor. Bu alışkanlık, sindirimi destekliyor, toksinleri atıyor ve metabolizmayı harekete geçiriyor. Ayrıca gün boyunca daha fazla su içme eğilimini artırarak, iştah kontrolüne yardımcı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2eUediNDeky7Cua3uooc4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları yapılan 10 dakikalık bir esneme ya da yürüyüş bile yağ yakımını destekleyen hormonları aktive ediyor. Aynı zamanda stres hormonu kortizolü düşürerek, özellikle karın bölgesinde yağ birikimini azaltıyor. Fiziksel aktivite sonrası artan dopamin seviyesi ise gün boyunca daha sağlıklı seçimler yapmayı kolaylaştırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E6N5cNwP4E287iXqrirkJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları 10 dakika güneş ışığı almak, yalnızca D vitamini açısından değil, aynı zamanda hormonal denge açısından da önemli. Güneş ışığı, vücuda "gündüz başladı" sinyali vererek, melatonin üretimini baskılıyor ve metabolizmanın daha verimli çalışmasını sağlıyor. Bu durum, karbonhidratların yağ yerine enerji olarak kullanılmasına katkıda bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_eZRCxfHA0SjWEnD4Wt3aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre kahvaltıyı tamamen atlamak, günün ilerleyen saatlerinde aşırı yeme riskini artırıyor. Bunun yerine, yumurta, yoğurt veya protein içeren bir smoothie gibi, protein açısından zengin ama hafif bir kahvaltı öneriliyor. Protein, daha uzun süre tok tutmasının yanı sıra sindirilirken daha fazla kalori yakılmasını sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zt8uQElX_UCD0WTnbr5VtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karar yorgunluğunu azaltmak için günün başında öğünlerinizi planlamak, sağlıksız atıştırmalıklardan kaçınmanızı sağlıyor. Uzmanlar, detaylı bir yemek listesi hazırlamadan sadece zihinsel bir taslak oluşturmanın bile gün içindeki beslenme tercihlerini olumlu yönde etkilediğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lCkSYSEDMUCQIa2ObpA2wA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her sabah, kahvaltıdan önce ve tuvalet sonrası tartıya çıkmak, vücut ağırlığındaki doğal dalgalanmaları izleme fırsatı sunuyor. Bu, takıntılı bir kontrol mekanizmasından ziyade, davranış farkındalığı yaratmak için öneriliyor. Ancak tartı, motivasyon yerine kaygı yaratıyorsa, uzmanlar bunun yerine kıyafetlerin nasıl hissettirdiğine veya enerji düzeyine odaklanılmasını öneriyor.UZUN VADELİ BAŞARININ ANAHTARIKilo verme süreci yalnızca egzersiz ya da kalori hesaplamalarıyla sınırlı değil. Güne nasıl başlandığı, gün boyunca yapılacak seçimlerin temelini oluşturuyor. Bu nedenle sabahları su içmek, güneş ışığı almak, hafif egzersiz yapmak, kahvaltıyı planlamak ve öğünleri öngörmek gibi küçük ama etkili alışkanlıklar, uzun vadede sürdürülebilir bir zayıflama sürecinin yapı taşlarını oluşturuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erkekler ağlamaz mı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/erkekler-aglamaz-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/erkekler-aglamaz-mi</guid>
<description><![CDATA[ Yapılan çalışmalar, erkeklere toplum tarafından biçilen geleneksel cinsiyet rollerinin, duygusal ifadeyi bastırma eğilimini artırdığını ortaya koyuyor. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar, &#039;&#039;Erkekler ağlamaz&#039;&#039; gibi kalıpların içselleştirilmesinin, erkeklerde ruh sağlığı sorunlarının görünmez hale gelmesine neden olduğunu ifade ediyor.Çok tutulan Gibi dizisinin “Kızlar dışarıda” adlı bölümünde dizinin kahramanı olan Yılmaz, İlkan ve Ersoy, sevgililerinin kız arkadaşlarıyla geçirdikleri “kız kıza” gece sonrası, belki de imajlarını zedeleyecek şeyler konuşulduğuna dair bir kaygıya kapılırlar. Bu durum, dizinin baş erkek karakterlerinde kıskançlık, kaygı ve güvensizlik duygularını tetikler. Ancak hiçbirisi bu duygularını açıkça dile getirmez; içlerine atar, alaycılıkla geçiştirir ya da öfkeyle tepki verir. Bölüm, erkeklerin yaşadığı içsel sıkıntılara rağmen açıkça bunu ifade etmek ve destek aramaktan nasıl kaçındığını mizahi açıdan çarpıcı biçimde gösterir.  Bu tepkiler, erkeklerin psikolojik yardım arama konusundaki çekingenliğini çarpıcı şekilde bir dille yansıtıyor. Erkekler, gerek mizaç özellikleri gerekse de kültürel- toplumsal beklentilerin etkisiyle duygularını bastırmayı ve yardım istememeyi öğrenirler. Genel olarak erkek kimliğine özgü bu genel eğilim, belki de ülkemizde çok daha belirgin: Türkiye’de ruh sağlığı ilgili bilinçlilik giderek artmasına rağmen hala psikolojik destek arama konusunda kadınlar ile erkekler arasında büyük farklar var. Yapılan araştırmalar, kadınların psikolojik yardım arama oranlarının erkeklere göre yaklaşık iki kat daha yüksek olduğunu gösteriyor. Örneğin, 2023 yılında psikolojik danışmanlık hizmeti alanların yüzde 61’inin kadın, yüzde 39’unun ise erkeklerden oluştuğu belirlendi. Bu durum, toplumsal olarak cinsiyetlere biçilen rol, beklentiler ve damgalanma korkusunun, erkeklerin yardım arama davranışını olumsuz etkilediğini açıkça ortaya koyuyor.GENÇ ERKEKLER PSİKOLOJİK DESTEK ALMAYA NEDEN BU KADAR MESAFELİ?  Toplumda “güçlü olmak” denince akla genellikle bedensel dayanıklılık ve duygusal sertlik geliyor. Erkeklerin öfke dışındaki diğer duygularını ifade etmeleri, yardım istemeleri ise çoğu zaman zayıflık olarak algılanıyor. Bu yüzden pek çok genç erkek, yaşadığı psikolojik sıkıntıları saklamayı tercih ediyor. Ayrıca, psikolojik sorunları tanımak ve yardım arama süreçleri hakkında yeterince bilgi sahibi olmamaları da bu çekingenliği artırıyor. Sonuçta, birçok genç erkek sorunlarını kendi içinde yaşıyor, destek almak yerine yalnız kalmayı seçiyor.  Bu durumun psikolojik etkileri de oldukça derin. Yardım almaktan kaçınmak, stres hormonlarının kronik olarak yükselmesine ve anksiyete, depresyon gibi rahatsızlıkların artmasına yol açabiliyor. Üstelik erkeklerin sosyal destek ağları, kadınlara göre genellikle daha sınırlı olduğundan, sorunlarla baş etme kaynakları da daha fakir. Yalnızlık hissi, genç erkekler arasında giderek yaygınlaşan bir sorun ve bu yalnızlık, ruh sağlığını olumsuz etkileyen önemli bir etken.  BU NASIL DEĞİŞEBİLİR?  Öncelikle, cinsiyet ve kültürel beklentiler arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmemiz gerekiyor. “Güçlü olmak” sadece bedensel dayanıklılık değil, duyguları fark edebilmek ve gerektiğinde yardım isteyebilmek demek. Başta okullar olmak üzere, gençliğe dönük merkezlerde bu konuda farkındalık yaratmak, genç erkeklerin duygularını daha rahat ifade etmelerini sağlayabilir.  Psikolojik destek hizmetlerinin de genç erkeklere uygun, erişilebilir ve gizlilik garantili ortamlarda sunulması önemli. Özellikle online platformlar, anonim ve kolay ulaşılabilir olmaları sayesinde genç erkeklerin yardım arama çekincelerini azaltabilir. Ayrıca, sosyal bağları güçlendirmek için akran destek grupları ve mentorluk programları oluşturmak, yalnızlık hissini azaltarak psikolojik dayanıklılığı artırabilir.  Gençlerin ruh sağlığı konusunda bilinçlenmesi de büyük bir fark yaratabilir. Psikolojik sorunların belirtilerini tanımak ve yardım aramanın utanılacak bir şey olmadığını bilmek, onları destek almaya teşvik eder. Medya ve sosyal platformlar aracılığıyla bu mesajların yaygınlaştırılması, damgalanma korkusunu azaltabilir.  Son olarak, ekonomik engellerin kaldırılması da çok önemli. Psikolojik destek hizmetlerinin ücretsiz ya da uygun fiyatlı hale getirilmesi, gençlerin bu hizmetlere daha kolay ulaşmasını sağlar. Yeni ruhsatlandırma düzenlemeleriyle daha fazla uzman, hizmet vermeye teşvik edilmelidir.  Özetle, genç erkeklerin psikolojik destekten kaçınması sadece bireysel bir tercih değil, toplumsal normlar, bilgi eksikliği ve damgalanma korkusunun bir sonucu. Bu engelleri aşmak için hepimize büyük görevler düşüyor. Toplumsal farkındalığı artırmak, destek sistemlerini erişilebilir ve samimi hale getirmek, genç erkeklerin ruh sağlığını korumak için atılacak en önemli adımlar. Böylece hem bireyler hem de toplum olarak daha sağlıklı ve güçlü olabiliriz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F9DEXz9lekaus_seHkIRNA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:46:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erkekler, ağlamaz, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F9DEXz9lekaus_seHkIRNA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Erkekler ağlamaz mı?"><p>Yapılan çalışmalar, erkeklere toplum tarafından biçilen geleneksel cinsiyet rollerinin, duygusal ifadeyi bastırma eğilimini artırdığını ortaya koyuyor. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar, ''Erkekler ağlamaz'' gibi kalıpların içselleştirilmesinin, erkeklerde ruh sağlığı sorunlarının görünmez hale gelmesine neden olduğunu ifade ediyor.</p><p>Çok tutulan Gibi dizisinin “Kızlar dışarıda” adlı bölümünde dizinin kahramanı olan Yılmaz, İlkan ve Ersoy, sevgililerinin kız arkadaşlarıyla geçirdikleri “kız kıza” gece sonrası, belki de imajlarını zedeleyecek şeyler konuşulduğuna dair bir kaygıya kapılırlar. Bu durum, dizinin baş erkek karakterlerinde kıskançlık, kaygı ve güvensizlik duygularını tetikler. Ancak hiçbirisi bu duygularını açıkça dile getirmez; içlerine atar, alaycılıkla geçiştirir ya da öfkeyle tepki verir. Bölüm, erkeklerin yaşadığı içsel sıkıntılara rağmen açıkça bunu ifade etmek ve destek aramaktan nasıl kaçındığını mizahi açıdan çarpıcı biçimde gösterir.  Bu tepkiler, erkeklerin psikolojik yardım arama konusundaki çekingenliğini çarpıcı şekilde bir dille yansıtıyor. Erkekler, gerek mizaç özellikleri gerekse de kültürel- toplumsal beklentilerin etkisiyle duygularını bastırmayı ve yardım istememeyi öğrenirler. Genel olarak erkek kimliğine özgü bu genel eğilim, belki de ülkemizde çok daha belirgin: Türkiye’de ruh sağlığı ilgili bilinçlilik giderek artmasına rağmen hala psikolojik destek arama konusunda kadınlar ile erkekler arasında büyük farklar var. Yapılan araştırmalar, kadınların psikolojik yardım arama oranlarının erkeklere göre yaklaşık iki kat daha yüksek olduğunu gösteriyor. Örneğin, 2023 yılında psikolojik danışmanlık hizmeti alanların yüzde 61’inin kadın, yüzde 39’unun ise erkeklerden oluştuğu belirlendi. Bu durum, toplumsal olarak cinsiyetlere biçilen rol, beklentiler ve damgalanma korkusunun, erkeklerin yardım arama davranışını olumsuz etkilediğini açıkça ortaya koyuyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zPWgUKyO4E2gAXUz4Z36vA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar"><strong>GENÇ ERKEKLER PSİKOLOJİK DESTEK ALMAYA NEDEN BU KADAR MESAFELİ?</strong>  Toplumda “güçlü olmak” denince akla genellikle bedensel dayanıklılık ve duygusal sertlik geliyor. Erkeklerin öfke dışındaki diğer duygularını ifade etmeleri, yardım istemeleri ise çoğu zaman zayıflık olarak algılanıyor. Bu yüzden pek çok genç erkek, yaşadığı psikolojik sıkıntıları saklamayı tercih ediyor. Ayrıca, psikolojik sorunları tanımak ve yardım arama süreçleri hakkında yeterince bilgi sahibi olmamaları da bu çekingenliği artırıyor. Sonuçta, birçok genç erkek sorunlarını kendi içinde yaşıyor, destek almak yerine yalnız kalmayı seçiyor.  Bu durumun psikolojik etkileri de oldukça derin. Yardım almaktan kaçınmak, stres hormonlarının kronik olarak yükselmesine ve anksiyete, depresyon gibi rahatsızlıkların artmasına yol açabiliyor. Üstelik erkeklerin sosyal destek ağları, kadınlara göre genellikle daha sınırlı olduğundan, sorunlarla baş etme kaynakları da daha fakir. Yalnızlık hissi, genç erkekler arasında giderek yaygınlaşan bir sorun ve bu yalnızlık, ruh sağlığını olumsuz etkileyen önemli bir etken.  <strong>BU NASIL DEĞİŞEBİLİR?</strong>  Öncelikle, cinsiyet ve kültürel beklentiler arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmemiz gerekiyor. “Güçlü olmak” sadece bedensel dayanıklılık değil, duyguları fark edebilmek ve gerektiğinde yardım isteyebilmek demek. Başta okullar olmak üzere, gençliğe dönük merkezlerde bu konuda farkındalık yaratmak, genç erkeklerin duygularını daha rahat ifade etmelerini sağlayabilir.  Psikolojik destek hizmetlerinin de genç erkeklere uygun, erişilebilir ve gizlilik garantili ortamlarda sunulması önemli. Özellikle online platformlar, anonim ve kolay ulaşılabilir olmaları sayesinde genç erkeklerin yardım arama çekincelerini azaltabilir. Ayrıca, sosyal bağları güçlendirmek için akran destek grupları ve mentorluk programları oluşturmak, yalnızlık hissini azaltarak psikolojik dayanıklılığı artırabilir.  Gençlerin ruh sağlığı konusunda bilinçlenmesi de büyük bir fark yaratabilir. Psikolojik sorunların belirtilerini tanımak ve yardım aramanın utanılacak bir şey olmadığını bilmek, onları destek almaya teşvik eder. Medya ve sosyal platformlar aracılığıyla bu mesajların yaygınlaştırılması, damgalanma korkusunu azaltabilir.  Son olarak, ekonomik engellerin kaldırılması da çok önemli. Psikolojik destek hizmetlerinin ücretsiz ya da uygun fiyatlı hale getirilmesi, gençlerin bu hizmetlere daha kolay ulaşmasını sağlar. Yeni ruhsatlandırma düzenlemeleriyle daha fazla uzman, hizmet vermeye teşvik edilmelidir.  Özetle, genç erkeklerin psikolojik destekten kaçınması sadece bireysel bir tercih değil, toplumsal normlar, bilgi eksikliği ve damgalanma korkusunun bir sonucu. Bu engelleri aşmak için hepimize büyük görevler düşüyor. Toplumsal farkındalığı artırmak, destek sistemlerini erişilebilir ve samimi hale getirmek, genç erkeklerin ruh sağlığını korumak için atılacak en önemli adımlar. Böylece hem bireyler hem de toplum olarak daha sağlıklı ve güçlü olabiliriz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sosyal medyada viral olan beslenme trendine dikkat: Sanıldığı kadar masum değil</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sosyal-medyada-viral-olan-beslenme-trendine-dikkat-sanildigi-kadar-masum-degil</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sosyal-medyada-viral-olan-beslenme-trendine-dikkat-sanildigi-kadar-masum-degil</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal medyada hızla yayılan &quot;fibermaxxing&quot; trendi, birçok kişiyi lif tüketimini artırmaya teşvik ediyor. Ancak uzmanlar, ani lif artışının sindirim sisteminde ciddi sorunlara yol açabileceğini belirterek uyarıyor.Özellikle TikTok&#039;ta popüler hale gelen “fibermaxxing” akımında kullanıcılar, günlük lif tüketimlerini büyük ölçüde artırarak sağlıklı yaşam peşinde koşuyor. Ancak uzmanlara göre lif tüketimini bir anda artırmak, sanıldığı kadar masum sonuçlara yol açmayabilir.Beslenme uzmanı Rob Hobson, çoğu yetişkinin günlük ortalama sadece 20 gram lif tükettiğini, bu nedenle birden 30 gram ve üzeri bir tüketim seviyesine çıkmanın sindirim sistemini zorlayabileceğini söylüyor.
Hobson&#039;a göre, düşük lifli bir beslenmeden bir anda çok yüksek lifli beslenmeye geçmek; demir, kalsiyum, çinko gibi minerallerin emilimini engelleyebiliyor. Özellikle hassas bağırsak sendromu (IBS) gibi rahatsızlıkları olan kişilerin daha dikkatli olması gerekiyor.Aşırı lif alımının vücutta yaratabileceği yaygın belirtiler şunlar:

Şişkinlik
Karın ağrısı
Gaz
Kabızlık
Geçici kilo artışı
Crohn hastalığı olan bireylerde bağırsak tıkanıklığı
Diyabet hastaları için önemli olabilecek düşük kan şekeri seviyeleriLif, çözünür ve çözünmez olmak üzere ikiye ayrılıyor:Çözünmeyen lif: Bağırsak hareketlerini düzenler, dışkının hacmini artırır ve yiyeceklerin sindirim sisteminden daha hızlı geçmesini sağlar. Ayrıca bağırsak pH’ını dengeler ve kolon kanseri ile divertikülit gibi bağırsak hastalıklarını önlemeye yardımcı olabilir.Çözünür lif: Su ile birleşerek jel benzeri bir madde oluşturur ve sindirimi yavaşlatır. Bu da tokluk hissini artırarak kilo kontrolüne yardımcı olur. Ayrıca LDL (kötü) kolesterolü düşürme, kalp hastalığı riskini azaltma ve kan şekeri seviyelerini düzenleme gibi faydalar sağlar.Uzmanlar, aşırı lif tüketiminin etkilerini hafifletmek için şu önerilerde bulunuyor:

Bol su için.
Hafif ve sade yiyecekler tüketin.
Lifli ve lif takviyeli gıdaları geçici olarak diyetinizden çıkarın.
Günlük yürüyüş gibi hafif fiziksel aktiviteler yapın.
Günlük lif alımınızı takip edebilmek için beslenme günlüğü tutun.
Lifli yiyecekleri gün içine yayarak tüketin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aubzF2ZHDkieDkHtJ0XvJw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:46:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sosyal, medyada, viral, olan, beslenme, trendine, dikkat:, Sanıldığı, kadar, masum, değil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aubzF2ZHDkieDkHtJ0XvJw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sosyal medyada viral olan beslenme trendine dikkat: Sanıldığı kadar masum değil"><p>Sosyal medyada hızla yayılan "fibermaxxing" trendi, birçok kişiyi lif tüketimini artırmaya teşvik ediyor. Ancak uzmanlar, ani lif artışının sindirim sisteminde ciddi sorunlara yol açabileceğini belirterek uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L53XxiurJUWeB477kr7cIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle TikTok'ta popüler hale gelen “fibermaxxing” akımında kullanıcılar, günlük lif tüketimlerini büyük ölçüde artırarak sağlıklı yaşam peşinde koşuyor. Ancak uzmanlara göre lif tüketimini bir anda artırmak, sanıldığı kadar masum sonuçlara yol açmayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ya1dOnLTkkSq3a31IWD5YA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanı Rob Hobson, çoğu yetişkinin günlük ortalama sadece 20 gram lif tükettiğini, bu nedenle birden 30 gram ve üzeri bir tüketim seviyesine çıkmanın sindirim sistemini zorlayabileceğini söylüyor.
Hobson'a göre, düşük lifli bir beslenmeden bir anda çok yüksek lifli beslenmeye geçmek; demir, kalsiyum, çinko gibi minerallerin emilimini engelleyebiliyor. Özellikle hassas bağırsak sendromu (IBS) gibi rahatsızlıkları olan kişilerin daha dikkatli olması gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Axpf2uUBkki3PBxuabtEhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı lif alımının vücutta yaratabileceği yaygın belirtiler şunlar:

Şişkinlik
Karın ağrısı
Gaz
Kabızlık
Geçici kilo artışı
Crohn hastalığı olan bireylerde bağırsak tıkanıklığı
Diyabet hastaları için önemli olabilecek düşük kan şekeri seviyeleri</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9mgxKAs5C0OrlrjhrHKgpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif, çözünür ve çözünmez olmak üzere ikiye ayrılıyor:Çözünmeyen lif: Bağırsak hareketlerini düzenler, dışkının hacmini artırır ve yiyeceklerin sindirim sisteminden daha hızlı geçmesini sağlar. Ayrıca bağırsak pH’ını dengeler ve kolon kanseri ile divertikülit gibi bağırsak hastalıklarını önlemeye yardımcı olabilir.Çözünür lif: Su ile birleşerek jel benzeri bir madde oluşturur ve sindirimi yavaşlatır. Bu da tokluk hissini artırarak kilo kontrolüne yardımcı olur. Ayrıca LDL (kötü) kolesterolü düşürme, kalp hastalığı riskini azaltma ve kan şekeri seviyelerini düzenleme gibi faydalar sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xPoPqRaTr0ugW3ZfwcCZlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, aşırı lif tüketiminin etkilerini hafifletmek için şu önerilerde bulunuyor:

Bol su için.
Hafif ve sade yiyecekler tüketin.
Lifli ve lif takviyeli gıdaları geçici olarak diyetinizden çıkarın.
Günlük yürüyüş gibi hafif fiziksel aktiviteler yapın.
Günlük lif alımınızı takip edebilmek için beslenme günlüğü tutun.
Lifli yiyecekleri gün içine yayarak tüketin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hobi olarak başlamıştı: Her geçen gün müşterileri artıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hobi-olarak-baslamisti-her-gecen-gun-musterileri-artiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hobi-olarak-baslamisti-her-gecen-gun-musterileri-artiyor</guid>
<description><![CDATA[ Bursa&#039;da Kovid-19 salgını döneminde hobi olarak başladıkları dekoratif mum yapan aynı aileden 3 ortak, kurdukları atölyede dekoratif mum yapım malzemeleri üretmeye başladı.Kovid-19 salgını döneminde eve kapanan Aslı ve Fatih Kasap çifti, bu süreçte çevrim içi satış ve el sanatlarına yöneldi.
Başta deri dikim işiyle başlayan çift, sonrasında evde dekoratif mum yapıp satmaya karar verdi.Mum yapımında ihtiyaç duydukları kalitede ürünleri bulamayan ve bu noktada tedarik açığı olduğunu fark eden Kasap çifti; ahşap mum fitili, silikon mum kalıbı, esans ile boyayı kendileri üretmek için kolları sıvadı.
Fatih Kasap&#039;ın kardeşi Tarık Kasap&#039;ın da ekibe katılmasıyla 600 kalıp modeli tasarlayan ortaklar, geçen yıl 60 bin kalıp ve 1 milyon ahşap fitil üretti.Ürünlerin satışı atölyeden ve internet aracılığıyla gerçekleştiriliyor.
Aslı Kasap, asıl mesleğinin restoratörlük olduğunu ve teknik bilgilerini kullanarak bu işte ilerlediğini söyledi.
Öncelikle mum üretimiyle yola çıktıklarını anlatan Kasap, şöyle konuştu:
&quot;Bir sürü malzeme aldık. Bunların istediğimiz standartta olmadığını gördük. Elimizi bu dalda neye atsak malzemeler teknik olarak bizi tatmin etmedi. O malzemelerle çıkardığımız ürünleri de beğenmedik. Böyle olunca bu nasıl geliştirilebilir diye düşünmeye başladık. Bir üretim süreci başladı.&quot;Kasap, ürünlerini alanlara teknik destek de verdiklerini ifade ederek, &quot;Amacımız müşterinin aldığı malzemelerle iyi bir ürün çıkarması. Ürünü satabilmesini yani bir değer haline getirmesini sağlamayı hedefliyoruz&quot; dedi.
Fatih Kasap ise daha önce otomotiv sanayisinde kalıpçı olarak çalıştığını, burada ilerleyip CNC makinelerini programlamaya başladığını dile getirdi.
Bu bilgisini mum kalıbı ürettikleri makinelerde kullandığını söyleyen Kasap, &quot;Şu an kalıplar için ufak tarzda CNC&#039;ler kullanıyoruz. Programlaması, çizimi, kalıp yapımı hakkında bilgim olduğu için daha kolay ilerlememizi sağladı ve bize destek oldu&quot; diye konuştu.
Kasap, mum yapımında kalıbın yanı sıra birçok farklı malzemeye de ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.Dekoratif mum üretim sektöründe iyi kalite ürün çıkartmayı hedeflediklerini belirten Kasap, &quot;Bunu hedefleyince bize de çok faydası oldu. Geliştik ve yurt dışından ürünler getirmeye başladık, zira Türkiye&#039;de çoğu malzemenin üretimi yok&quot; dedi.
Tarık Kasap ise uzun yıllar tarihi eser projeleri çizdiğini ve restorasyon işi yaptığını anlattı.
Çizim yaparken dijital programlama modelleri kullandıklarını aktaran Kasap, önce 2 boyutlu çizimlerle başlayıp, ardından 3 boyutlu modellemelere geçtiğini ifade etti.
Kasap, bu bilgisini kalıp tasarımında kullandığını belirterek, şunları söyledi:
&quot;Aslında restorasyon mesleğimden buraya kattığım en büyük şey 3 boyutlu projeler kullanıp, çizimler yapabiliyor olmak. O yüzden böyle kalıpları üretebiliyoruz. Daha fazla kalıp satışı yapıyoruz. Müşterilerimizin talepleri artıyor. Farklı farklı birçok şey isteniyor. Bu şekilde ilerletiyoruz. &#039;Kalıp&#039; dediğinizde ucu bucağı yok.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lhOeiSU-EUm3_Uj-zC2EOg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:46:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hobi, olarak, başlamıştı:, Her, geçen, gün, müşterileri, artıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lhOeiSU-EUm3_Uj-zC2EOg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hobi olarak başlamıştı: Her geçen gün müşterileri artıyor"><p>Bursa'da Kovid-19 salgını döneminde hobi olarak başladıkları dekoratif mum yapan aynı aileden 3 ortak, kurdukları atölyede dekoratif mum yapım malzemeleri üretmeye başladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kPAnRRzQv0ueAwzZNCBQ0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kovid-19 salgını döneminde eve kapanan Aslı ve Fatih Kasap çifti, bu süreçte çevrim içi satış ve el sanatlarına yöneldi.
Başta deri dikim işiyle başlayan çift, sonrasında evde dekoratif mum yapıp satmaya karar verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j0pWMm5Op0W7HcVOFpHS_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mum yapımında ihtiyaç duydukları kalitede ürünleri bulamayan ve bu noktada tedarik açığı olduğunu fark eden Kasap çifti; ahşap mum fitili, silikon mum kalıbı, esans ile boyayı kendileri üretmek için kolları sıvadı.
Fatih Kasap'ın kardeşi Tarık Kasap'ın da ekibe katılmasıyla 600 kalıp modeli tasarlayan ortaklar, geçen yıl 60 bin kalıp ve 1 milyon ahşap fitil üretti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rKCtekch30iPXnQZB5HPRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ürünlerin satışı atölyeden ve internet aracılığıyla gerçekleştiriliyor.
Aslı Kasap, asıl mesleğinin restoratörlük olduğunu ve teknik bilgilerini kullanarak bu işte ilerlediğini söyledi.
Öncelikle mum üretimiyle yola çıktıklarını anlatan Kasap, şöyle konuştu:
"Bir sürü malzeme aldık. Bunların istediğimiz standartta olmadığını gördük. Elimizi bu dalda neye atsak malzemeler teknik olarak bizi tatmin etmedi. O malzemelerle çıkardığımız ürünleri de beğenmedik. Böyle olunca bu nasıl geliştirilebilir diye düşünmeye başladık. Bir üretim süreci başladı."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HrN2SdufjUiJhzUuFdyklg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kasap, ürünlerini alanlara teknik destek de verdiklerini ifade ederek, "Amacımız müşterinin aldığı malzemelerle iyi bir ürün çıkarması. Ürünü satabilmesini yani bir değer haline getirmesini sağlamayı hedefliyoruz" dedi.
Fatih Kasap ise daha önce otomotiv sanayisinde kalıpçı olarak çalıştığını, burada ilerleyip CNC makinelerini programlamaya başladığını dile getirdi.
Bu bilgisini mum kalıbı ürettikleri makinelerde kullandığını söyleyen Kasap, "Şu an kalıplar için ufak tarzda CNC'ler kullanıyoruz. Programlaması, çizimi, kalıp yapımı hakkında bilgim olduğu için daha kolay ilerlememizi sağladı ve bize destek oldu" diye konuştu.
Kasap, mum yapımında kalıbın yanı sıra birçok farklı malzemeye de ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/45hbKqIHZUeu42WHHTzWZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dekoratif mum üretim sektöründe iyi kalite ürün çıkartmayı hedeflediklerini belirten Kasap, "Bunu hedefleyince bize de çok faydası oldu. Geliştik ve yurt dışından ürünler getirmeye başladık, zira Türkiye'de çoğu malzemenin üretimi yok" dedi.
Tarık Kasap ise uzun yıllar tarihi eser projeleri çizdiğini ve restorasyon işi yaptığını anlattı.
Çizim yaparken dijital programlama modelleri kullandıklarını aktaran Kasap, önce 2 boyutlu çizimlerle başlayıp, ardından 3 boyutlu modellemelere geçtiğini ifade etti.
Kasap, bu bilgisini kalıp tasarımında kullandığını belirterek, şunları söyledi:
"Aslında restorasyon mesleğimden buraya kattığım en büyük şey 3 boyutlu projeler kullanıp, çizimler yapabiliyor olmak. O yüzden böyle kalıpları üretebiliyoruz. Daha fazla kalıp satışı yapıyoruz. Müşterilerimizin talepleri artıyor. Farklı farklı birçok şey isteniyor. Bu şekilde ilerletiyoruz. 'Kalıp' dediğinizde ucu bucağı yok."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Parion Antik Kenti&amp;apos;nde Osmanlı tersanesi izlerine rastlandı: &amp;apos;&amp;apos;Heyecan verici bir keşif&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/parion-antik-kentinde-osmanli-tersanesi-izlerine-rastlandi-heyecan-verici-bir-kesif</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/parion-antik-kentinde-osmanli-tersanesi-izlerine-rastlandi-heyecan-verici-bir-kesif</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale&#039;nin Biga ilçesine bağlı Kemer köyünde, 2 bin 700 yıllık geçmişe sahip antik Troas bölgesinin en önemli liman kentlerinden olan Parion&#039;daki su altı çalışmaları sırasında çok sayıda Osmanlı seramiği ve Osmanlı Tersanesi&#039;ne ait olabileceği düşünülen kalıntılara rastlandı.Biga ilçesine bağlı Kemer köyü sınırlarındaki 2 bin 700 yıllık liman şehri Parion&#039;daki kazı çalışmaları devam ediyor.Bu sene kazı çalışmaları, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Vedat Keleş başkanlığındaki 18&#039;i yabancı heyet üyesi, toplam 36 kişilik bir ekiple sürdürülüyor. Parion Antik Kenti&#039;ndeki su altı çalışmalarında çok sayıda Osmanlı seramiğinin yanında Osmanlı Tersanesi&#039;ne ait olabilecek kalıntılar keşfedildi.20 yıldır antik kentte kazı yaptıklarını geçen yıla kadar Osmanlı Dönemi’ne ait herhangi bir buluntuya rastlamadıklarını ifade eden Prof. Dr. Vedat Keleş, şu ifadeleri kullandı:
&quot;Su altında geçen yıl yapmış olduğumuz kısa süreli incelemelerde hatırı sayılır bir şekilde Osmanlı seramiği ile karşılaştık. Bu bizi biraz literatür çalışmasına itti. Literatür çalışmasında Kemer İskelesi&#039;nin Osmanlı Dönemi&#039;nde 1574&#039;ten, 19&#039;uncu yüzyıla kadar neredeyse 300 yılı aşkın bir süre kesintisiz Osmanlı Donanması&#039;nın en önemli kereste tedarik noktalarından biri olması yanında bazen de İstanbul&#039;un çeşitli zamanlarda maruz kaldığı odun ihtiyacının karşılanmasına yönelik en önemli sevkiyat noktalarından biri olduğunu keşfettik. Bu keşfi, kentin antik dönemi olduğu kadar milli tarihimiz açısından da heyecan verici bir keşif olarak değerlendiriyoruz.&quot;Prof. Dr. Keleş, sözlerini şöyle sürdürdü:
&quot;Burada bu sene su altı çalışmalarını daha fazla bir ivmeyle devam ettirmek istiyoruz. Çünkü bu bölge antik çağlardan günümüze dünyanın en önemli su yolları ve ticaret rotalarından biri olan Çanakkale Boğazı üzerinde yer almakta. Bu nedenle su altı çalışmalarında görmüş olduğumuz seramikler Osmanlı Dönemi ile ilgili yapmış olduğumuz literatür taramalarında karşılaştığımız bilgileri kesinlikle doğrular niteliktedir. Bu seramiklerle ilgili yapacağımız çalışmalar ve antik liman ve çevresinde gerçekleştireceğimiz su altı incelemeleri belki de antik dönem batıkları ile birlikte Osmanlı Dönemi batıklarına da ulaşmamızı sağlayacaktır. Bu nedenle biz bu çalışmaların bölgenin antik dönemi hakkında olduğu kadar, Osmanlı Dönemi tersaneciliği noktasında da çok önemli veriler sağlayacağını bize gösteriyor.
Su altı çalışmalarında ele geçen veriler, literatür çalışmaları bölgede bugün yürütülen aktiviteler bize denizcilik anlamında bölgede tarihsel bir sürekliliğin olduğunu da kanıtlamaktadır.&#039;&#039; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8wtJuLkFiEuUYD-xvBAqkg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:46:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Parion, Antik, Kentinde, Osmanlı, tersanesi, izlerine, rastlandı:, Heyecan, verici, bir, keşif</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8wtJuLkFiEuUYD-xvBAqkg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Parion Antik Kenti'nde Osmanlı tersanesi izlerine rastlandı: ''Heyecan verici bir keşif''"><p>Çanakkale'nin Biga ilçesine bağlı Kemer köyünde, 2 bin 700 yıllık geçmişe sahip antik Troas bölgesinin en önemli liman kentlerinden olan Parion'daki su altı çalışmaları sırasında çok sayıda Osmanlı seramiği ve Osmanlı Tersanesi'ne ait olabileceği düşünülen kalıntılara rastlandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1l1gBEJq4E6777WuoQLzwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Biga ilçesine bağlı Kemer köyü sınırlarındaki 2 bin 700 yıllık liman şehri Parion'daki kazı çalışmaları devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dfIMgEu7VEiKITq-7zfJvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu sene kazı çalışmaları, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Vedat Keleş başkanlığındaki 18'i yabancı heyet üyesi, toplam 36 kişilik bir ekiple sürdürülüyor. Parion Antik Kenti'ndeki su altı çalışmalarında çok sayıda Osmanlı seramiğinin yanında Osmanlı Tersanesi'ne ait olabilecek kalıntılar keşfedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OUSO9fS1_EWERL8RJ5b6Aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>20 yıldır antik kentte kazı yaptıklarını geçen yıla kadar Osmanlı Dönemi’ne ait herhangi bir buluntuya rastlamadıklarını ifade eden Prof. Dr. Vedat Keleş, şu ifadeleri kullandı:
"Su altında geçen yıl yapmış olduğumuz kısa süreli incelemelerde hatırı sayılır bir şekilde Osmanlı seramiği ile karşılaştık. Bu bizi biraz literatür çalışmasına itti. Literatür çalışmasında Kemer İskelesi'nin Osmanlı Dönemi'nde 1574'ten, 19'uncu yüzyıla kadar neredeyse 300 yılı aşkın bir süre kesintisiz Osmanlı Donanması'nın en önemli kereste tedarik noktalarından biri olması yanında bazen de İstanbul'un çeşitli zamanlarda maruz kaldığı odun ihtiyacının karşılanmasına yönelik en önemli sevkiyat noktalarından biri olduğunu keşfettik. Bu keşfi, kentin antik dönemi olduğu kadar milli tarihimiz açısından da heyecan verici bir keşif olarak değerlendiriyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2P2yg0nJqUunJ7pmwlJWeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Keleş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Burada bu sene su altı çalışmalarını daha fazla bir ivmeyle devam ettirmek istiyoruz. Çünkü bu bölge antik çağlardan günümüze dünyanın en önemli su yolları ve ticaret rotalarından biri olan Çanakkale Boğazı üzerinde yer almakta. Bu nedenle su altı çalışmalarında görmüş olduğumuz seramikler Osmanlı Dönemi ile ilgili yapmış olduğumuz literatür taramalarında karşılaştığımız bilgileri kesinlikle doğrular niteliktedir. Bu seramiklerle ilgili yapacağımız çalışmalar ve antik liman ve çevresinde gerçekleştireceğimiz su altı incelemeleri belki de antik dönem batıkları ile birlikte Osmanlı Dönemi batıklarına da ulaşmamızı sağlayacaktır. Bu nedenle biz bu çalışmaların bölgenin antik dönemi hakkında olduğu kadar, Osmanlı Dönemi tersaneciliği noktasında da çok önemli veriler sağlayacağını bize gösteriyor.
Su altı çalışmalarında ele geçen veriler, literatür çalışmaları bölgede bugün yürütülen aktiviteler bize denizcilik anlamında bölgede tarihsel bir sürekliliğin olduğunu da kanıtlamaktadır.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PGb6QZpC9kGH-ECqJ1Q2Jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5XH9H7bRV0qUCH3AtxECoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pd9gUcQBeEeWPQ9b2lWzlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hdgy2w8-C0enys1oMWXShQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gTm4rMWUwEe-j6fCilXTUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En pahalı zanaat: Kilisli ustalar devlet desteğiyle öğretiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/en-pahali-zanaat-kilisli-ustalar-devlet-destegiyle-oegretiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/en-pahali-zanaat-kilisli-ustalar-devlet-destegiyle-oegretiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kilis&#039;te yeni çıraklar, ustalarının yanında altın işlemeyi öğrenerek hayata sağlam bir meslekle adım atıyor.Kilis&#039;te kuyumculuk mesleği, gençlere hem istihdam hem de eğitim imkanı sunuyor. Kent merkezinde faaliyet gösteren 60 atölyede, aralarında Suriyelilerin de bulunduğu çok sayıda çırak, meslek öğrenerek geleceğe hazırlanıyor. Kilis Kuyumcular Odası Başkanı Zafer Bilik, mesleğin gençler için güçlü bir gelecek kapısı olduğunu vurgulayarak, &quot;Altın bilezik&quot; deyiminin burada hem sembolik hem de somut bir karşılık bulduğunu ifade etti.Kilis Kuyumcular Odası Başkanı Zafer Bilik, kentteki kuyumculuk mesleğinin görünmeyen yüzünü anlattı. 
İmalat atölyelerinde çalışan toplam 12 kişilik ekipte 6 Suriyeli, 6 Türk gencin bulunduğunu belirten Bilik, &quot;Bu gençler meslek öğrenmek için burada. Türk olanlar Kilis&#039;te çalışmaya devam edecek, Suriyeli öğrencilerimiz de ülkelerine döndüğünde burada öğrendikleri mesleği sürdürecek&quot; şeklinde konuştu.Devlet desteğiyle çıraklık okulunda 90 öğrencinin eğitim aldığını kaydeden Bilik, bu öğrencilerin sigortalarının ve aylıklarının devlet tarafından karşılandığını, böylece hem meslek edindiklerini hem de ailelerine ekonomik katkı sunduklarını ifade etti.
Bilik, &quot;45 Suriyeli, 45 Türk gencimiz kuyumculuk ve kuyumcu vitrinciliği üzerine eğitim alıyor. Bu sayı, ileride daha da artacak. Bizim mesleğimiz altın gibidir, kir tutmaz. Bu çocuklar da altından daha temiz, daha becerikli ve daha güzel&quot; dedi.Bilik, &quot;Türkçe konuşuyorlar, bizim çocuklar da biraz Arapça öğrendi. Hafta sonları birlikte piknik yapacak kadar güzel ilişkiler kurdular. Bu dostluklar ömür boyu sürecek&quot; dedi.
Kuyumculuk mesleğine olan ilginin geçmişe kıyasla arttığını belirten Bilik, &quot;Eskiden 5-10 metrekare dükkânlarda bir usta bir çırak çalışırdı. Şimdi ise devletin verdiği desteklerle aileler çocuklarını bu mesleğe yönlendiriyor&quot; dedi.21 yaşındaki Suriyeli Ahmet El Hamit, 6 yaşından beri Türkiye&#039;de olduğunu belirterek, &quot;8 yaşımdan beri kuyumculuk mesleğindeyim. Son 3 yıldır çıraklık okulundayım. Hem okuldan hem ustamdan aldığım eğitimle çok memnunum. Ustam annemiz babamız gibi oldu. Ülkeme döndüğümde de bu mesleğe devam edeceğim. Altın bileziğimiz elimizde, inşallah Suriye&#039;de devam ederim&quot; dedi.Zafer Bilik, kuyumculuk mesleğine yetenekli gençleri kazandırmak için çalıştıklarını vurgulayarak, &quot;Bir kısmını vitrinlerde, bir kısmını atölyelerde değerlendiriyoruz. Yıllar önce meslek liselerinde kuyumculuk sınıfı yoktu. Oda olarak bu alandaki eksikleri giderip bugünlere getirdik. Artık mesleğimize okullardan da yetişmiş gençler kazandırıyoruz&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7eors2sdEUmEqe1rsFu5zg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:46:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>pahalı, zanaat:, Kilisli, ustalar, devlet, desteğiyle, öğretiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7eors2sdEUmEqe1rsFu5zg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="En pahalı zanaat: Kilisli ustalar devlet desteğiyle öğretiyor"><p>Kilis'te yeni çıraklar, ustalarının yanında altın işlemeyi öğrenerek hayata sağlam bir meslekle adım atıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/meHLjSDfJEW5XD7uGUpYUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilis'te kuyumculuk mesleği, gençlere hem istihdam hem de eğitim imkanı sunuyor. Kent merkezinde faaliyet gösteren 60 atölyede, aralarında Suriyelilerin de bulunduğu çok sayıda çırak, meslek öğrenerek geleceğe hazırlanıyor. Kilis Kuyumcular Odası Başkanı Zafer Bilik, mesleğin gençler için güçlü bir gelecek kapısı olduğunu vurgulayarak, "Altın bilezik" deyiminin burada hem sembolik hem de somut bir karşılık bulduğunu ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H7s8AALRL0Wl3Hn2gK7E4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilis Kuyumcular Odası Başkanı Zafer Bilik, kentteki kuyumculuk mesleğinin görünmeyen yüzünü anlattı. 
İmalat atölyelerinde çalışan toplam 12 kişilik ekipte 6 Suriyeli, 6 Türk gencin bulunduğunu belirten Bilik, "Bu gençler meslek öğrenmek için burada. Türk olanlar Kilis'te çalışmaya devam edecek, Suriyeli öğrencilerimiz de ülkelerine döndüğünde burada öğrendikleri mesleği sürdürecek" şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-XU0lvS-bUyJdwZgPAHrGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Devlet desteğiyle çıraklık okulunda 90 öğrencinin eğitim aldığını kaydeden Bilik, bu öğrencilerin sigortalarının ve aylıklarının devlet tarafından karşılandığını, böylece hem meslek edindiklerini hem de ailelerine ekonomik katkı sunduklarını ifade etti.
Bilik, "45 Suriyeli, 45 Türk gencimiz kuyumculuk ve kuyumcu vitrinciliği üzerine eğitim alıyor. Bu sayı, ileride daha da artacak. Bizim mesleğimiz altın gibidir, kir tutmaz. Bu çocuklar da altından daha temiz, daha becerikli ve daha güzel" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kofvh3hXxkWHVuFJ9lNfwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilik, "Türkçe konuşuyorlar, bizim çocuklar da biraz Arapça öğrendi. Hafta sonları birlikte piknik yapacak kadar güzel ilişkiler kurdular. Bu dostluklar ömür boyu sürecek" dedi.
Kuyumculuk mesleğine olan ilginin geçmişe kıyasla arttığını belirten Bilik, "Eskiden 5-10 metrekare dükkânlarda bir usta bir çırak çalışırdı. Şimdi ise devletin verdiği desteklerle aileler çocuklarını bu mesleğe yönlendiriyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8bp74AfxnUSpuaXRjnRyTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>21 yaşındaki Suriyeli Ahmet El Hamit, 6 yaşından beri Türkiye'de olduğunu belirterek, "8 yaşımdan beri kuyumculuk mesleğindeyim. Son 3 yıldır çıraklık okulundayım. Hem okuldan hem ustamdan aldığım eğitimle çok memnunum. Ustam annemiz babamız gibi oldu. Ülkeme döndüğümde de bu mesleğe devam edeceğim. Altın bileziğimiz elimizde, inşallah Suriye'de devam ederim" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PuI2IqqUWE-g8pVXhkre5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zafer Bilik, kuyumculuk mesleğine yetenekli gençleri kazandırmak için çalıştıklarını vurgulayarak, "Bir kısmını vitrinlerde, bir kısmını atölyelerde değerlendiriyoruz. Yıllar önce meslek liselerinde kuyumculuk sınıfı yoktu. Oda olarak bu alandaki eksikleri giderip bugünlere getirdik. Artık mesleğimize okullardan da yetişmiş gençler kazandırıyoruz" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Psikoloji açıklıyor: Duygusal olarak ulaşılmaz insanlar neden sizi buluyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/psikoloji-acikliyor-duygusal-olarak-ulasilmaz-insanlar-neden-sizi-buluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/psikoloji-acikliyor-duygusal-olarak-ulasilmaz-insanlar-neden-sizi-buluyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlara göre, birçok kişi duygusal olarak ulaşılması güç partnerlere yönelme eğilimini tekrar tekrar yaşarken, bu kalıbın kökenleri çoğu zaman erken çocukluk deneyimlerine ve kişinin bağlanma stiline dayanıyor.Duygusal olarak ulaşılamaz kişilere karşı tekrarlayan bir çekim hissetmek, şaşırtıcı derecede yaygın bir durum. Psikologlara göre bu döngü, yalnızca bireysel tercihlere değil, geçmişte yaşanan bağlanma travmalarına ve bilinçaltı savunma mekanizmalarına dayanıyor.Uzmanlar, özellikle çocuklukta tutarsız, mesafeli veya duygusal ihtiyaçları karşılayamayan bakıcılarla büyüyen bireylerin, yetişkinlikte benzer ilişki kalıplarına yönelme eğiliminde olduğunu belirtiyor. Bu durum, sağlıksız olsa da tanıdık gelen ilişki dinamiklerinin yeniden sahnelenmesiyle sonuçlanabiliyor.Duygusal olarak ulaşılmaz bireyler genellikle mesafeli ya da bağ kurmakta isteksiz bir profil çizer. Ancak bazı kişiler için bu, içgüdüsel bir mücadeleye dönüşüyor. Partnerlerini “düzeltme” ya da dönüştürme arzusu, ilişkide bir misyon duygusu yaratabiliyor. Bu da, belirsizlikle gelen kısa süreli ilginin beynin ödül mekanizmasını tetikleyerek bağlanma hissini yoğunlaştırmasına yol açıyor.YAKINLIKTAN KAÇINMANIN GİZLİ YOLUİlişkilerde duygusal uzaklığı seçmek, bazı bireyler için bir tür öz savunma mekanizması olarak işliyor. Daha önce incinmiş ya da reddedilmiş kişiler, yakınlaşma ihtimali düşük partnerleri tercih ederek kendilerini görünmez kılma yoluna gidebiliyor. Bu tercihler, gerçek bir bağ kurmanın riskinden kaçınmayı sağlarken, kontrol hissini de beraberinde getiriyor.Psikolojik analizler, öz saygı eksikliği yaşayan bireylerin, sevgisini ifade etmekte zorlanan partnerleri kazanmaya çalışarak bir tür onay arayışı içine girdiklerini gösteriyor. İlişki, bir duygusal iş birliğinden çok, bir kendini ispat çabasına dönüşüyor.BAĞLANMA STİLLERİ ETKİLİBağlanma teorisine göre, kaygılı bağlanan bireyler yoğun yakınlık arzusuna rağmen, genellikle bu ihtiyacı karşılayamayacak kişilerle ilişkiler kuruyor. Kaçıngan bağlanma stiline sahip kişiler ise mesafeyi daha güvenli bularak benzer tavırlar gösteren partnerleri seçebiliyor. Bu karşılıklı dinamikler, sağlıksız ilişki örüntülerini sürdüren bir zemin hazırlıyor.Uzmanlara göre bu kısır döngünün farkına varmak, değişimin ilk adımını oluşturuyor. Kişisel geçmişi, ilişki tercihlerini ve bağlanma stilini sorgulamak, kalıcı değişim için temel oluşturabiliyor. Terapi desteğiyle duygusal farkındalığı artırmak, öz saygıyı güçlendirmek ve sağlıklı sınırlar koymak ise daha tatmin edici ilişkiler kurmanın anahtarı olarak gösteriliyor.Duygusal olarak ulaşılmaz partnerlere yönelme, çoğu zaman bilinçli bir tercih değil; geçmişin izlerini taşıyan karmaşık psikolojik dinamiklerin dışavurumu. Ancak bu kalıplar fark edilip üzerine çalışıldığında, daha sağlıklı ve doyurucu bağlar kurmak mümkün hale geliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QlbngFwS4kOs291u0xqGVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Psikoloji, açıklıyor:, Duygusal, olarak, ulaşılmaz, insanlar, neden, sizi, buluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QlbngFwS4kOs291u0xqGVg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Psikoloji açıklıyor: Duygusal olarak ulaşılmaz insanlar neden sizi buluyor"><p>Uzmanlara göre, birçok kişi duygusal olarak ulaşılması güç partnerlere yönelme eğilimini tekrar tekrar yaşarken, bu kalıbın kökenleri çoğu zaman erken çocukluk deneyimlerine ve kişinin bağlanma stiline dayanıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RrESsByT10-kTSrN4EoOIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duygusal olarak ulaşılamaz kişilere karşı tekrarlayan bir çekim hissetmek, şaşırtıcı derecede yaygın bir durum. Psikologlara göre bu döngü, yalnızca bireysel tercihlere değil, geçmişte yaşanan bağlanma travmalarına ve bilinçaltı savunma mekanizmalarına dayanıyor.Uzmanlar, özellikle çocuklukta tutarsız, mesafeli veya duygusal ihtiyaçları karşılayamayan bakıcılarla büyüyen bireylerin, yetişkinlikte benzer ilişki kalıplarına yönelme eğiliminde olduğunu belirtiyor. Bu durum, sağlıksız olsa da tanıdık gelen ilişki dinamiklerinin yeniden sahnelenmesiyle sonuçlanabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_wm2eMz-FkKaisbksq0l0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duygusal olarak ulaşılmaz bireyler genellikle mesafeli ya da bağ kurmakta isteksiz bir profil çizer. Ancak bazı kişiler için bu, içgüdüsel bir mücadeleye dönüşüyor. Partnerlerini “düzeltme” ya da dönüştürme arzusu, ilişkide bir misyon duygusu yaratabiliyor. Bu da, belirsizlikle gelen kısa süreli ilginin beynin ödül mekanizmasını tetikleyerek bağlanma hissini yoğunlaştırmasına yol açıyor.YAKINLIKTAN KAÇINMANIN GİZLİ YOLUİlişkilerde duygusal uzaklığı seçmek, bazı bireyler için bir tür öz savunma mekanizması olarak işliyor. Daha önce incinmiş ya da reddedilmiş kişiler, yakınlaşma ihtimali düşük partnerleri tercih ederek kendilerini görünmez kılma yoluna gidebiliyor. Bu tercihler, gerçek bir bağ kurmanın riskinden kaçınmayı sağlarken, kontrol hissini de beraberinde getiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fljtxjM-9EelK_60BsCu5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikolojik analizler, öz saygı eksikliği yaşayan bireylerin, sevgisini ifade etmekte zorlanan partnerleri kazanmaya çalışarak bir tür onay arayışı içine girdiklerini gösteriyor. İlişki, bir duygusal iş birliğinden çok, bir kendini ispat çabasına dönüşüyor.BAĞLANMA STİLLERİ ETKİLİBağlanma teorisine göre, kaygılı bağlanan bireyler yoğun yakınlık arzusuna rağmen, genellikle bu ihtiyacı karşılayamayacak kişilerle ilişkiler kuruyor. Kaçıngan bağlanma stiline sahip kişiler ise mesafeyi daha güvenli bularak benzer tavırlar gösteren partnerleri seçebiliyor. Bu karşılıklı dinamikler, sağlıksız ilişki örüntülerini sürdüren bir zemin hazırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LqO7CRYyF0-zk359xHs6Tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre bu kısır döngünün farkına varmak, değişimin ilk adımını oluşturuyor. Kişisel geçmişi, ilişki tercihlerini ve bağlanma stilini sorgulamak, kalıcı değişim için temel oluşturabiliyor. Terapi desteğiyle duygusal farkındalığı artırmak, öz saygıyı güçlendirmek ve sağlıklı sınırlar koymak ise daha tatmin edici ilişkiler kurmanın anahtarı olarak gösteriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0F4c55bwHEeKOowAN8EsGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duygusal olarak ulaşılmaz partnerlere yönelme, çoğu zaman bilinçli bir tercih değil; geçmişin izlerini taşıyan karmaşık psikolojik dinamiklerin dışavurumu. Ancak bu kalıplar fark edilip üzerine çalışıldığında, daha sağlıklı ve doyurucu bağlar kurmak mümkün hale geliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çankırı&amp;apos;da asırlık gelenek: Bakır kazanlarda pişiriliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cankirida-asirlik-gelenek-bakir-kazanlarda-pisiriliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cankirida-asirlik-gelenek-bakir-kazanlarda-pisiriliyor</guid>
<description><![CDATA[ Çankırı&#039;nın Ilgaz ilçesine bağlı Belören&#039;de köylüler, imece usulüyle keşkek yapma geleneğini sürdürüyor.Belören köyünde imece usulüyle keşkek yapma geleneği, bu yıl da köy okulu bahçesinde gerçekleştirildi.
Köy derneği tarafından toplanan yardımlarla alınan malzemeler, odun ateşinde bakır kazanlarda pişirildi.Köylülerin akşam saatlerinden sabahın ilk ışıklarına kadar nöbetleşe karıştırarak dövme usulü yaptığı keşkek, katılımcılara ikram edildi.Belörenliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği sözcüsü Mustafa Tatlı, köylerindeki keşkek geleneğinin bir asrı aşan geçmişi olduğunu söyledi.Daha önceleri köylünün malzemeleri imece usulü toplayarak keşkek yaptığını anlatan Tatlı, bugün ise dernek aracılığıyla toplanan yardımlarla geleneğin sürdürüldüğünü belirtti.
Tatlı, geleneklerine &quot;Belören Keşkek Festivali&quot; adı altında devam ettiklerini dile getirerek, &quot;Yine genci yaşlısı, kadını erkeği tüm köylümüzün elinin değdiği şekilde sürüyor&quot; dedi.Keşkeğin bölge kültürünün önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Tatlı, &quot;Sadece yemek değil, kültürümüzün bir parçası olarak dayanışma, beraberlik ve paylaşmayı ifade ediyor. Yıl içinde birlikte olamayanların sevinçlerini, dertlerini paylaştığı bir gün olarak devam ediyor. Geleneğimizi gelecek nesillere aktarmak istiyoruz.&quot; ifadesini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V42fj98jXkSOzXnf7F_K1A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çankırıda, asırlık, gelenek:, Bakır, kazanlarda, pişiriliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V42fj98jXkSOzXnf7F_K1A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çankırı'da asırlık gelenek: Bakır kazanlarda pişiriliyor"><p>Çankırı'nın Ilgaz ilçesine bağlı Belören'de köylüler, imece usulüyle keşkek yapma geleneğini sürdürüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9Nl27A6yj0q-MKohVSPyIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belören köyünde imece usulüyle keşkek yapma geleneği, bu yıl da köy okulu bahçesinde gerçekleştirildi.
Köy derneği tarafından toplanan yardımlarla alınan malzemeler, odun ateşinde bakır kazanlarda pişirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fumztWdhy0agY-EV4L6xcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köylülerin akşam saatlerinden sabahın ilk ışıklarına kadar nöbetleşe karıştırarak dövme usulü yaptığı keşkek, katılımcılara ikram edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i-GiR4kQSEWuEqChMj2c0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belörenliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği sözcüsü Mustafa Tatlı, köylerindeki keşkek geleneğinin bir asrı aşan geçmişi olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AkISQzGo7UeaTIC8Po9Gxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önceleri köylünün malzemeleri imece usulü toplayarak keşkek yaptığını anlatan Tatlı, bugün ise dernek aracılığıyla toplanan yardımlarla geleneğin sürdürüldüğünü belirtti.
Tatlı, geleneklerine "Belören Keşkek Festivali" adı altında devam ettiklerini dile getirerek, "Yine genci yaşlısı, kadını erkeği tüm köylümüzün elinin değdiği şekilde sürüyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/24FLi1jusESXI0alV7b1-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Keşkeğin bölge kültürünün önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Tatlı, "Sadece yemek değil, kültürümüzün bir parçası olarak dayanışma, beraberlik ve paylaşmayı ifade ediyor. Yıl içinde birlikte olamayanların sevinçlerini, dertlerini paylaştığı bir gün olarak devam ediyor. Geleneğimizi gelecek nesillere aktarmak istiyoruz." ifadesini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün milyonlarca kişi tüketiyor: Popüler içeceğin bağırsak dostu olduğu kanıtlandı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-milyonlarca-kisi-tuketiyor-populer-icecegin-bagirsak-dostu-oldugu-kanitlandi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-milyonlarca-kisi-tuketiyor-populer-icecegin-bagirsak-dostu-oldugu-kanitlandi</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada milyonlarca kişinin favori içecekleri arasında yer alan kahvenin, bağırsak hareketleri üzerindeki etkisi uzun zamandır tartışılıyordu. Yapılan yeni bir araştırma ile kahvenin bağırsak dostu bir içecek olduğu kanıtlandı.12 binden fazla kişinin katıldığı çalışmada, günde yaklaşık 100 mg kafein (bir fincan kahveye denk geliyor) tüketmenin kabızlık riskini yaklaşık yüzde 20 oranında azalttığı tespit edildi.
Ancak Günde 204 mg’dan fazla kafein, yani iki fincandan fazla kahve içmek, tam tersi etki yaratabiliyor. Araştırmaya göre, bu miktarın üzerine çıkan her 100 mg’lık ek kafein, kabızlık riskini yüzde 6 artırıyor. Bunun nedeni ise kafeinin idrar söktürücü etkisi. Bu durum vücutta susuzluğa yol açarak kabızlığa neden olabiliyor.
Öte yandan bu durum 60 yaş üstü bireyler için geçerli değil. Araştırmacılar, yüksek kafein tüketiminin yaşlı bireylerde kabızlık riskini düşürdüğünü belirtti.
Genel olarak, en fazla kafein tüketen katılımcılar, en az tüketenlere kıyasla yüzde 25 daha düşük kabızlık riski taşıyor.Aslında bilim insanları bu araştırmayı kafeinle huzursuz bağırsak sendromu (IBD) arasındaki ilişkiyi incelemek için başlattı ancak bu konuda anlamlı bir bulguya ulaşamadı.Daily Mail&#039;de yer alan haberde, kahve içmeyi sevmeyenlere ise çay ve enerji içecekleri tüketmeleri önerildi. Bir fincan çayda ortalama 20 ila 70 mg kafein bulunurken, 250 ml’lik bir kutu enerji içeceğinin ise yaklaşık 80 mg kafein içerdiği bildirildi. Ancak uzmanlar, bu bulgulara temkinli yaklaşılması gerektiğini belirterek uyardı. Çünkü çalışmaya katılan 12 bin 759 kişinin yalnızca sınırlı bir kısmı IBD hastasıydı. Katılımcılar, iki gün boyunca yediklerini ve tuvalet alışkanlıklarını kayıt altına aldı. Dışkı formu, bilimsel olarak kabul gören Bristol Dışkı Ölçeği üzerinden değerlendirildi.Araştırmacılar, kafeinin bağırsak hareketlerini desteklemesi nedeniyle stratejik olarak laksatif amaçlı kullanılabileceğini belirtti. Ancak bu noktada kişinin kabızlık seviyesi dikkate alınmalı. Aşırı kafein tüketimi, uzun vadede yüksek tansiyon ve kalp ritmi bozuklukları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Farmakolog Lauren O’Reilly, &#039;&#039;Kafein, kalp ritmini ve kan basıncını artıran hormonların salınımına neden olur. Bu da bazı bireylerde ölümcül kalp problemlerine neden olabilir&#039;&#039; sözleriyle uyarıda bulundu.Kahve, bağırsaklar için faydalı bir seçenek olabilir ancak hazırlama yöntemi de büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanı Rhonda Patrick, özellikle French press gibi filtre kullanılmadan yapılan kahvelerde bulunan “diterpen” adlı yağlı bileşiklerin kanser ve kalp hastalıkları riskini artırdığını söyledi.
Öte yandan kahvede bulunan polifenoller ise güçlü antioksidan özelliklere sahip. Patrick’e göre, bu bileşikler demans riskini yüzde 50 ve DNA hasarını yüzde 23 oranında azaltabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lGQ_2UMLhEyZWq9oGw3MDA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, milyonlarca, kişi, tüketiyor:, Popüler, içeceğin, bağırsak, dostu, olduğu, kanıtlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lGQ_2UMLhEyZWq9oGw3MDA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün milyonlarca kişi tüketiyor: Popüler içeceğin bağırsak dostu olduğu kanıtlandı"><p>Dünyada milyonlarca kişinin favori içecekleri arasında yer alan kahvenin, bağırsak hareketleri üzerindeki etkisi uzun zamandır tartışılıyordu. Yapılan yeni bir araştırma ile kahvenin bağırsak dostu bir içecek olduğu kanıtlandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iJJ2o0v0qUWg10XzbJDeXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>12 binden fazla kişinin katıldığı çalışmada, günde yaklaşık 100 mg kafein (bir fincan kahveye denk geliyor) tüketmenin kabızlık riskini yaklaşık yüzde 20 oranında azalttığı tespit edildi.
Ancak Günde 204 mg’dan fazla kafein, yani iki fincandan fazla kahve içmek, tam tersi etki yaratabiliyor. Araştırmaya göre, bu miktarın üzerine çıkan her 100 mg’lık ek kafein, kabızlık riskini yüzde 6 artırıyor. Bunun nedeni ise kafeinin idrar söktürücü etkisi. Bu durum vücutta susuzluğa yol açarak kabızlığa neden olabiliyor.
Öte yandan bu durum 60 yaş üstü bireyler için geçerli değil. Araştırmacılar, yüksek kafein tüketiminin yaşlı bireylerde kabızlık riskini düşürdüğünü belirtti.
Genel olarak, en fazla kafein tüketen katılımcılar, en az tüketenlere kıyasla yüzde 25 daha düşük kabızlık riski taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bfiSOauMmE2anluOdUPSFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aslında bilim insanları bu araştırmayı kafeinle huzursuz bağırsak sendromu (IBD) arasındaki ilişkiyi incelemek için başlattı ancak bu konuda anlamlı bir bulguya ulaşamadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T4-DBixpUUigI9b2Eft1Qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daily Mail'de yer alan haberde, kahve içmeyi sevmeyenlere ise çay ve enerji içecekleri tüketmeleri önerildi. Bir fincan çayda ortalama 20 ila 70 mg kafein bulunurken, 250 ml’lik bir kutu enerji içeceğinin ise yaklaşık 80 mg kafein içerdiği bildirildi. Ancak uzmanlar, bu bulgulara temkinli yaklaşılması gerektiğini belirterek uyardı. Çünkü çalışmaya katılan 12 bin 759 kişinin yalnızca sınırlı bir kısmı IBD hastasıydı. Katılımcılar, iki gün boyunca yediklerini ve tuvalet alışkanlıklarını kayıt altına aldı. Dışkı formu, bilimsel olarak kabul gören Bristol Dışkı Ölçeği üzerinden değerlendirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IxEOZPJHNEqmGRlCv8QRcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, kafeinin bağırsak hareketlerini desteklemesi nedeniyle stratejik olarak laksatif amaçlı kullanılabileceğini belirtti. Ancak bu noktada kişinin kabızlık seviyesi dikkate alınmalı. Aşırı kafein tüketimi, uzun vadede yüksek tansiyon ve kalp ritmi bozuklukları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Farmakolog Lauren O’Reilly, ''Kafein, kalp ritmini ve kan basıncını artıran hormonların salınımına neden olur. Bu da bazı bireylerde ölümcül kalp problemlerine neden olabilir'' sözleriyle uyarıda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cMfG15NwUUOG9ozegNxKtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahve, bağırsaklar için faydalı bir seçenek olabilir ancak hazırlama yöntemi de büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanı Rhonda Patrick, özellikle French press gibi filtre kullanılmadan yapılan kahvelerde bulunan “diterpen” adlı yağlı bileşiklerin kanser ve kalp hastalıkları riskini artırdığını söyledi.
Öte yandan kahvede bulunan polifenoller ise güçlü antioksidan özelliklere sahip. Patrick’e göre, bu bileşikler demans riskini yüzde 50 ve DNA hasarını yüzde 23 oranında azaltabiliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Jennifer Aniston&amp;apos;ın yeni aşkı ortaya çıktı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/jennifer-anistonin-yeni-aski-ortaya-cikti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/jennifer-anistonin-yeni-aski-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Hollywood yıldızı Jennifer Aniston, 2018 yılında Justin Theroux ile boşandıktan sonra özel hayatını gözlerden uzak yaşamayı tercih etmişti. Ancak ünlü oyuncunun, yaşam koçu Jim Curtis ile aşk yaşadığı iddia edildi.Jim Curtis, Hollywood çevresi için yeni bir yüz olabilir ancak sağlıklı yaşam alanında oldukça tanınan bir isim. Kendisini &#039;&#039;yazar ve hipnoterapist” olarak tanımlayan Curtis’in, yıllarca sakladığı ciddi bir sağlık sorunu olduğu ortaya çıktı.49 yaşındaki Curtis, genç yaşlardan itibaren kronik bir rahatsızlıkla mücadele ettiğini ve bu nedenle şiddetli İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS) yaşadığını anlattı.
Curtis, hastalığını iş arkadaşlarından ve yöneticilerinden yıllarca gizlediğini, bu durumu saklamanın kendisini zamanla depresyona sürüklediğini söyledi.Curtis’in sağlık sorunları gençlik yıllarında başladı. Bacaklarında güç kaybı ve omuriliğinde lezyonlar tespit edildi. O dönemlerde şiddetli ağrılar, kas spazmları, baş ağrıları ve zaman zaman felç geçirdiğini anlatan Curtis, “Bir ara yaşamak istemediğimi düşündüm. Doktorlar ne olduğunu anlayamıyordu” dedi.
Üniversite sonrası kariyerine Wall Street’te başlayan Curtis, yüksek stresin semptomlarını daha da kötüleştirdiğini ifade etti. “Wall Street çok rekabetçi ve maskülen bir yerdi, bu benim gibi biri için felaket oldu” şeklinde konuştu.Curtis&#039;in yaşadığı sağlık sorunu olan İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS), sindirim sistemini etkileyen yaygın bir rahatsızlık. Karın ağrısı, şişkinlik ve ishal gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Genellikle ömür boyu süren bu hastalığın kesin nedeni bilinmiyor ancak stres, genetik faktörler ve bağırsak hareketlerindeki dengesizlikler gibi etkenlerle ilişkili olduğu düşünülüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UR4xfk2wa06s2Y2T5-cmyA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Jennifer, Anistonın, yeni, aşkı, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UR4xfk2wa06s2Y2T5-cmyA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Jennifer Aniston'ın yeni aşkı ortaya çıktı"><p>Hollywood yıldızı Jennifer Aniston, 2018 yılında Justin Theroux ile boşandıktan sonra özel hayatını gözlerden uzak yaşamayı tercih etmişti. Ancak ünlü oyuncunun, yaşam koçu Jim Curtis ile aşk yaşadığı iddia edildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cpY4GInljEKg2mdfmF69iQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jim Curtis, Hollywood çevresi için yeni bir yüz olabilir ancak sağlıklı yaşam alanında oldukça tanınan bir isim. Kendisini ''yazar ve hipnoterapist” olarak tanımlayan Curtis’in, yıllarca sakladığı ciddi bir sağlık sorunu olduğu ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q0WH20NojUW2qOENGWYNSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>49 yaşındaki Curtis, genç yaşlardan itibaren kronik bir rahatsızlıkla mücadele ettiğini ve bu nedenle şiddetli İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS) yaşadığını anlattı.
Curtis, hastalığını iş arkadaşlarından ve yöneticilerinden yıllarca gizlediğini, bu durumu saklamanın kendisini zamanla depresyona sürüklediğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ic40Lr9iGkSalSkxeh6YZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Curtis’in sağlık sorunları gençlik yıllarında başladı. Bacaklarında güç kaybı ve omuriliğinde lezyonlar tespit edildi. O dönemlerde şiddetli ağrılar, kas spazmları, baş ağrıları ve zaman zaman felç geçirdiğini anlatan Curtis, “Bir ara yaşamak istemediğimi düşündüm. Doktorlar ne olduğunu anlayamıyordu” dedi.
Üniversite sonrası kariyerine Wall Street’te başlayan Curtis, yüksek stresin semptomlarını daha da kötüleştirdiğini ifade etti. “Wall Street çok rekabetçi ve maskülen bir yerdi, bu benim gibi biri için felaket oldu” şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vqvA4JQbpEGEEaU_ooasyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Curtis'in yaşadığı sağlık sorunu olan İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS), sindirim sistemini etkileyen yaygın bir rahatsızlık. Karın ağrısı, şişkinlik ve ishal gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Genellikle ömür boyu süren bu hastalığın kesin nedeni bilinmiyor ancak stres, genetik faktörler ve bağırsak hareketlerindeki dengesizlikler gibi etkenlerle ilişkili olduğu düşünülüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Efsanesi dilden dile dolaşıyor: Görüntüsü peri bacalarını andırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/efsanesi-dilden-dile-dolasiyor-goeruntusu-peri-bacalarini-andiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/efsanesi-dilden-dile-dolasiyor-goeruntusu-peri-bacalarini-andiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Sivas&#039;ta bulunan ve peri bacalarına benzeyen kayalar, hikâyesiyle de dikkatleri üzerine çekiyor. Efsaneye göre gelin olmak istemeyen genç kızın dileğinin gerçekleştiği ve düğün alayının taşa dönüşerek oluşturduğu kayalar, turizme kazandırılmayı bekliyor.Sivas kent merkezine 218, Divriği ilçesine ise 43 kilometre uzaklıkta bulunan Çakmakdüzü köyü, sınırlarındaki kayalar ile dikkat çekiyor.Köyün yeşil doğası içerisindeki Gelinkayalar Vadisi&#039;nde bulunan ilginç kayalar, görenleri şaşırtıyor.Rüzgâr erozyonu ile oluşan ve Kapadokya&#039;da bulunan Peri Bacalarını andıran kayalar, boy boy ve sıralı halde bulunuyor. Dağın yamacındaki ilginç şekilli kayalar, turizme kazandırılmayı bekliyor.Çakmakdüzü köyünde yaşayan ve kayaların efsanesini anlatan Müslüm Delipınar, &quot;Burası gelin kayalar vadisi olarak geçiyor. Aynı zamanda buranın bir efsanesi var. Burası Malatya&#039;nın sınırında olan bir köy.Buradaki anlatıma göre Hekimhan&#039;dan bir kız almak ister köylü. Köye gelin gelmek istemez. Bu bölgeye geldiklerinde şu anki kayaların olduğu yere gelince ‘Allah&#039;ım beni taş kestir beni bu köye gelin etme&#039; der. Anlatımlar efsaneler bu yönde. İnsanlar şekilleri, hayvan şekilleri içerisinde mağaralar var inanılmaz güzel yer.Tabii bu erozyonla oluşan şekil, oldukça ilginç bir yapıları var. Yakınına gidemiyoruz yol çetin olduğu için. Oldukça güzel bir yer burası. Sizde gördüğünüz gibi görsel şölen. Yani Kapadokya&#039;nın bir devamı. Bu köyün kesinlikle turizme açılabileceğine inanıyorum&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X-lukDmhGE-nHNojnj5kOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Efsanesi, dilden, dile, dolaşıyor:, Görüntüsü, peri, bacalarını, andırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X-lukDmhGE-nHNojnj5kOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Efsanesi dilden dile dolaşıyor: Görüntüsü peri bacalarını andırıyor"><p>Sivas'ta bulunan ve peri bacalarına benzeyen kayalar, hikâyesiyle de dikkatleri üzerine çekiyor. Efsaneye göre gelin olmak istemeyen genç kızın dileğinin gerçekleştiği ve düğün alayının taşa dönüşerek oluşturduğu kayalar, turizme kazandırılmayı bekliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/InS71sMIa0O7h1TU20XnJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivas kent merkezine 218, Divriği ilçesine ise 43 kilometre uzaklıkta bulunan Çakmakdüzü köyü, sınırlarındaki kayalar ile dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PytE6ZjSmkKyNXBQit2lXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köyün yeşil doğası içerisindeki Gelinkayalar Vadisi'nde bulunan ilginç kayalar, görenleri şaşırtıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B-18TkF_9E-O7wd4RLnEPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rüzgâr erozyonu ile oluşan ve Kapadokya'da bulunan Peri Bacalarını andıran kayalar, boy boy ve sıralı halde bulunuyor. Dağın yamacındaki ilginç şekilli kayalar, turizme kazandırılmayı bekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YoLd_diFo0CK8Wwgkp5S3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çakmakdüzü köyünde yaşayan ve kayaların efsanesini anlatan Müslüm Delipınar, "Burası gelin kayalar vadisi olarak geçiyor. Aynı zamanda buranın bir efsanesi var. Burası Malatya'nın sınırında olan bir köy.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mjPbLf1fhECtQFK6fK_NqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Buradaki anlatıma göre Hekimhan'dan bir kız almak ister köylü. Köye gelin gelmek istemez. Bu bölgeye geldiklerinde şu anki kayaların olduğu yere gelince ‘Allah'ım beni taş kestir beni bu köye gelin etme' der. Anlatımlar efsaneler bu yönde. İnsanlar şekilleri, hayvan şekilleri içerisinde mağaralar var inanılmaz güzel yer.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WeHeb61eREm0Ib8Qji70HQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tabii bu erozyonla oluşan şekil, oldukça ilginç bir yapıları var. Yakınına gidemiyoruz yol çetin olduğu için. Oldukça güzel bir yer burası. Sizde gördüğünüz gibi görsel şölen. Yani Kapadokya'nın bir devamı. Bu köyün kesinlikle turizme açılabileceğine inanıyorum" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı açıkladı: Sevgi, bir ilişkiyi yaşatmaya yeter mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-acikladi-sevgi-bir-iliskiyi-yasatmaya-yeter-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-acikladi-sevgi-bir-iliskiyi-yasatmaya-yeter-mi</guid>
<description><![CDATA[ Bir ilişkiye sevgiyle de başlanabilir, sevgisiz de başlanabilir. Ancak bir ilişki, içinde ne kadar sevgi barındırırsa barındırsın; çaba olmadığı sürece sürdürülemez. Peki, sevgi bir ilişkiyi yaşatmaya yeter mi? Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.‘’Çok seviyorum ama olmuyor…’’, ‘’Çok seviyorum ama bir gelecek göremiyorum…’’ ,‘’Çok seviyorum ama bu ilişkide kendimi hissedemiyorum…’’Bunlar birçoğumuza tanıdık gelen cümleler olabilir. Çok severiz, çok isteriz ama bir şeyler ilerlemez, ilerleyecek gibi de olmaz. Buna sadece bireyler arası ilişkiler açısından değil; hayatta sevdiğimiz ve istediğimiz, ilişkilenmek istediğimiz birçok şey için düşünebiliriz. Ve ‘’Sevgi, bir ilişkiyi yaşatmaya yeter mi?’’ diye sorabiliriz.Sevgi, her canlı için bambaşka yaşanan bir duygu olsa da biz insan canlıları için temel bir yapı taşıdır. Hayatlarımıza daha en başından sevgiyle kurulmuş bağlarla başlarız. Hayatta kalmak için kurduğumuz bu bağlar, zamanla hayatın tadını çıkarmak için güvenli bağlara dönüşür. En azından yakın ilişkilerimiz için… Bu bağlar; ailemizle, dostlarımızla, işimizle, yaşadığımız şehirlerle, evimizle… Ve daha birçok şeyle kurulabilir. Peki kurduğumuz bu bağlar nasıl yaşar?Bir ilişkiye sevgiyle de başlanabilir, sevgisiz de başlanabilir. Ancak bir ilişki, içinde ne kadar sevgi barındırırsa barındırsın; çaba olmadığı sürece sürdürülemez. Bu kendimizle olan ilişkimiz için de dış dünya ile olan ilişkimiz için de geçerlidir. Bir bitkiyi hayatta tutmak için ihtiyacı olan suyu verirsin, ışığı sağlarsın ve bitki hayatta kalır. Bir bitkiyle konuşursun, ilgi gösterirsin; bitki çiçek açar. İlişkilerimiz de bu bitkiler gibi ihtiyaçlarından, ilgiden, iletişimden uzak kalırsa, biter.Özellikle günümüz dünyasında ilişkiler açısından büyük bir ikilem yaşanmaktadır. Eskiye göre iletişim kaynakları çoğalmıştır, bir tıkla dünyanın diğer ucuna ulaşabilir hale gelinmiştir ancak yakın ilişkiler kurmakta ve sürdürmekte zorlanırız. Kendimizi eskiye göre daha izole ve derinlikten uzak ilişkiler yaşarken buluruz. Peki neden?Hızlı Tüketim Kültürü: İlişkiler de alternatifi olan bir pazara dönüşmüştür.Sabırsızlık: Bu hızlı yaşamda sabır duygusunun azalmasıyla artık ilişkiler için emek harcamak zorlayıcı ve gereksiz bir bakış açısıyla ele alınmaktadır.Mükemmeliyetçilik: Sosyal medyada ilişkilerin pürüzsüz yansıtılması kurduğumuz ilişkilere karşı algımızı değiştirmektedir.Onay Arayışı: Her şeyde olduğu gibi ilişkilerimizde de üçüncü bir onay, otorite arar hale geldik. Böylelikle hata yapmaktan ya da yargılanmaktan kaçmaya çalışıyoruz.Merak Duygusunun Azalması: Bir tıkla her şeye ulaşabildiğimiz yeni dünyada, yeni bir keşif için çaba harcamak zorlayıcı gelebilmektedir.İletişimsizlik: İletişimler sosyal medya mesajlarıyla, emojilerle sınırlandırılarak derinlikten uzaklaşmıştır.Kaygılar: Geçmişten gelen öğretiler, geleceğin belirsizliği; bireyleri çokça yıpratmaktadır ve güvensiz bir hale getirmektedir.Tükenmişlik: Hızlı hayat temposunda yorgunluk çok sık yaşanan ve bireylerin duygularıyla temasını kesen bir hale gelmiştir.Bu nedenler gündelik hayatlarımızdaki birçok şeyi etkiliyor ama en çok ilişkilerimizi etkiliyor. Yakın ilişkiler; bizlerin bu hayattaki anlamını derinleştiren, kendimize daha yakından bakabildiğimiz en yegâne şeylerden biridir. Bağ kurmadan hayatta kalabilen ama yaşayamayan canlılar olarak, ilişkilenemediğimiz takdirde psikolojik, fizyolojik ve ruhsal açıdan problemler yaşamamız çok olasıdır.Bu nedenle; hayattaki işlevimi sürdürüyorum, gayet iyiyim ve hayattayım demenize rağmen bağ kurmakta zorlanıyorsanız, kurduğunuz bağları sürdüremiyorsanız ve içsel bir boşluk hissediyorsanız, bir profesyonelden destek almak öncelikli bir seçenek olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EfinqpPmVkG0PHw3QbLZPQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, açıkladı:, Sevgi, bir, ilişkiyi, yaşatmaya, yeter, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EfinqpPmVkG0PHw3QbLZPQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı açıkladı: Sevgi, bir ilişkiyi yaşatmaya yeter mi?"><p>Bir ilişkiye sevgiyle de başlanabilir, sevgisiz de başlanabilir. Ancak bir ilişki, içinde ne kadar sevgi barındırırsa barındırsın; çaba olmadığı sürece sürdürülemez. Peki, sevgi bir ilişkiyi yaşatmaya yeter mi? Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lc9Awuo8M0-tW3Izmvs3XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>‘’Çok seviyorum ama olmuyor…’’, ‘’Çok seviyorum ama bir gelecek göremiyorum…’’ ,‘’Çok seviyorum ama bu ilişkide kendimi hissedemiyorum…’’Bunlar birçoğumuza tanıdık gelen cümleler olabilir. Çok severiz, çok isteriz ama bir şeyler ilerlemez, ilerleyecek gibi de olmaz. Buna sadece bireyler arası ilişkiler açısından değil; hayatta sevdiğimiz ve istediğimiz, ilişkilenmek istediğimiz birçok şey için düşünebiliriz. Ve ‘’Sevgi, bir ilişkiyi yaşatmaya yeter mi?’’ diye sorabiliriz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dein2S38wkqkPZd6vqXMag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sevgi, her canlı için bambaşka yaşanan bir duygu olsa da biz insan canlıları için temel bir yapı taşıdır. Hayatlarımıza daha en başından sevgiyle kurulmuş bağlarla başlarız. Hayatta kalmak için kurduğumuz bu bağlar, zamanla hayatın tadını çıkarmak için güvenli bağlara dönüşür. En azından yakın ilişkilerimiz için… Bu bağlar; ailemizle, dostlarımızla, işimizle, yaşadığımız şehirlerle, evimizle… Ve daha birçok şeyle kurulabilir. Peki kurduğumuz bu bağlar nasıl yaşar?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pYw8jlgkdkC3Fp1C1ykvaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir ilişkiye sevgiyle de başlanabilir, sevgisiz de başlanabilir. Ancak bir ilişki, içinde ne kadar sevgi barındırırsa barındırsın; çaba olmadığı sürece sürdürülemez. Bu kendimizle olan ilişkimiz için de dış dünya ile olan ilişkimiz için de geçerlidir. Bir bitkiyi hayatta tutmak için ihtiyacı olan suyu verirsin, ışığı sağlarsın ve bitki hayatta kalır. Bir bitkiyle konuşursun, ilgi gösterirsin; bitki çiçek açar. İlişkilerimiz de bu bitkiler gibi ihtiyaçlarından, ilgiden, iletişimden uzak kalırsa, biter.Özellikle günümüz dünyasında ilişkiler açısından büyük bir ikilem yaşanmaktadır. Eskiye göre iletişim kaynakları çoğalmıştır, bir tıkla dünyanın diğer ucuna ulaşabilir hale gelinmiştir ancak yakın ilişkiler kurmakta ve sürdürmekte zorlanırız. Kendimizi eskiye göre daha izole ve derinlikten uzak ilişkiler yaşarken buluruz. Peki neden?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/myOPwklmg0-GcQYx5rFsNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hızlı Tüketim Kültürü: İlişkiler de alternatifi olan bir pazara dönüşmüştür.Sabırsızlık: Bu hızlı yaşamda sabır duygusunun azalmasıyla artık ilişkiler için emek harcamak zorlayıcı ve gereksiz bir bakış açısıyla ele alınmaktadır.Mükemmeliyetçilik: Sosyal medyada ilişkilerin pürüzsüz yansıtılması kurduğumuz ilişkilere karşı algımızı değiştirmektedir.Onay Arayışı: Her şeyde olduğu gibi ilişkilerimizde de üçüncü bir onay, otorite arar hale geldik. Böylelikle hata yapmaktan ya da yargılanmaktan kaçmaya çalışıyoruz.Merak Duygusunun Azalması: Bir tıkla her şeye ulaşabildiğimiz yeni dünyada, yeni bir keşif için çaba harcamak zorlayıcı gelebilmektedir.İletişimsizlik: İletişimler sosyal medya mesajlarıyla, emojilerle sınırlandırılarak derinlikten uzaklaşmıştır.Kaygılar: Geçmişten gelen öğretiler, geleceğin belirsizliği; bireyleri çokça yıpratmaktadır ve güvensiz bir hale getirmektedir.Tükenmişlik: Hızlı hayat temposunda yorgunluk çok sık yaşanan ve bireylerin duygularıyla temasını kesen bir hale gelmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fjk26B5uIE6dUpEJtdLihg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu nedenler gündelik hayatlarımızdaki birçok şeyi etkiliyor ama en çok ilişkilerimizi etkiliyor. Yakın ilişkiler; bizlerin bu hayattaki anlamını derinleştiren, kendimize daha yakından bakabildiğimiz en yegâne şeylerden biridir. Bağ kurmadan hayatta kalabilen ama yaşayamayan canlılar olarak, ilişkilenemediğimiz takdirde psikolojik, fizyolojik ve ruhsal açıdan problemler yaşamamız çok olasıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-YvR73MPN0qfO5Q15IpeIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu nedenle; hayattaki işlevimi sürdürüyorum, gayet iyiyim ve hayattayım demenize rağmen bağ kurmakta zorlanıyorsanız, kurduğunuz bağları sürdüremiyorsanız ve içsel bir boşluk hissediyorsanız, bir profesyonelden destek almak öncelikli bir seçenek olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı tekniği açıkladı: İnsanların gerçek duygularını nasıl anlarsınız?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-teknigi-acikladi-insanlarin-gercek-duygularini-nasil-anlarsiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-teknigi-acikladi-insanlarin-gercek-duygularini-nasil-anlarsiniz</guid>
<description><![CDATA[ Karşınızdaki bir insanın gerçek duygularını anlamak mümkün mü? Uzmanlar gerçek duyguları anlamanın yolunun “mikro ifadeleri” gözlemlemekten geçtiğini söylüyor.Popüler yazar Robert Greene, gerçek duyguları anlamanın yolunun “mikro ifadeleri” gözlemlemekten geçtiğini söylüyor. Greene, karşınızdakinin yüzüne yandan yaklaşarak, filtrelenmemiş ilk tepkiyi yakalamanın mümkün olduğunu vurguluyor.Mikro ifadeler, psikolog Dr. Paul Ekman tarafından incelenmiş ve öfke, mutluluk, üzüntü gibi temel duyguların anlık, istemsiz yüz ifadeleri olarak tanımlanmıştır. Bu ifadeler genellikle yarım saniyeden kısa sürse de, karşınızdakinin gerçek hislerini anlamak için güçlü ipuçları sunuyor.Greene, sosyal ortamlarda, ister iş görüşmesi, ister ilk buluşma ya da gündelik sohbet olsun, insanların söylediklerinin her zaman içten duygularını yansıtmadığını belirtiyor. Kibar bir gülümsemenin ya da özenle seçilmiş sözlerin ardında gizlenen gerçek hisleri yakalayabilmek için, karşınızdakine yandan yaklaşmanın önemli olduğunu söylüyor. Bu sayede, kişi yüzünü toparlamadan önceki ham duygusal tepki görülebiliyor.Dr. Ekman’ın da ortaya koyduğu gibi, mikro ifadeler kültür, yaş ya da geçmiş fark etmeksizin evrensel nitelikte. Bu durum, doğru şekilde gözlem yapabilenlere insanların gerçek hislerini okuma fırsatı sunuyor.Bu teknik günlük hayatta da işe yarıyor. Örneğin bir iş toplantısında, meslektaşınızın söylediklerinin arkasındaki gerçek duyguyu anlamanıza yardımcı olabilir. Aynı şekilde, kişisel ilişkilerde partnerinizin henüz kelimelere dökmeden önceki duygusal kıvılcımlarını fark etmenizi sağlayabilir.Ancak Greene, mikro ifadeleri doğru yorumlamanın sabır, dikkat ve pratik gerektirdiğini, yanlış okumaların yanıltıcı sonuçlara yol açabileceğini de hatırlatıyor. Gözlem yaparken sakin ve yargılayıcı olmamak önem taşıyor.Sonuç olarak Greene, insanların birkaç saniyede kelimelerden çok daha fazlasını ortaya koyduğunu söylüyor. Önemli olan, duygusal maskelerin ardındaki o küçük, doğal ifadeyi yakalamak ve karşınızdakinin gerçek duygularını anlamak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kpp7mZPN302ZZBIbKF8dow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, tekniği, açıkladı:, İnsanların, gerçek, duygularını, nasıl, anlarsınız</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kpp7mZPN302ZZBIbKF8dow.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı tekniği açıkladı: İnsanların gerçek duygularını nasıl anlarsınız?"><p>Karşınızdaki bir insanın gerçek duygularını anlamak mümkün mü? Uzmanlar gerçek duyguları anlamanın yolunun “mikro ifadeleri” gözlemlemekten geçtiğini söylüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2Vh1yTHfB02XK77wiBS9IA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Popüler yazar Robert Greene, gerçek duyguları anlamanın yolunun “mikro ifadeleri” gözlemlemekten geçtiğini söylüyor. Greene, karşınızdakinin yüzüne yandan yaklaşarak, filtrelenmemiş ilk tepkiyi yakalamanın mümkün olduğunu vurguluyor.Mikro ifadeler, psikolog Dr. Paul Ekman tarafından incelenmiş ve öfke, mutluluk, üzüntü gibi temel duyguların anlık, istemsiz yüz ifadeleri olarak tanımlanmıştır. Bu ifadeler genellikle yarım saniyeden kısa sürse de, karşınızdakinin gerçek hislerini anlamak için güçlü ipuçları sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MPM2UjcmrkmBuT8RrBOzAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Greene, sosyal ortamlarda, ister iş görüşmesi, ister ilk buluşma ya da gündelik sohbet olsun, insanların söylediklerinin her zaman içten duygularını yansıtmadığını belirtiyor. Kibar bir gülümsemenin ya da özenle seçilmiş sözlerin ardında gizlenen gerçek hisleri yakalayabilmek için, karşınızdakine yandan yaklaşmanın önemli olduğunu söylüyor. Bu sayede, kişi yüzünü toparlamadan önceki ham duygusal tepki görülebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BD3oHfWnkEG0UvAXAmEGGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Ekman’ın da ortaya koyduğu gibi, mikro ifadeler kültür, yaş ya da geçmiş fark etmeksizin evrensel nitelikte. Bu durum, doğru şekilde gözlem yapabilenlere insanların gerçek hislerini okuma fırsatı sunuyor.Bu teknik günlük hayatta da işe yarıyor. Örneğin bir iş toplantısında, meslektaşınızın söylediklerinin arkasındaki gerçek duyguyu anlamanıza yardımcı olabilir. Aynı şekilde, kişisel ilişkilerde partnerinizin henüz kelimelere dökmeden önceki duygusal kıvılcımlarını fark etmenizi sağlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LhXIdH-PRUu3C5KUznkFgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak Greene, mikro ifadeleri doğru yorumlamanın sabır, dikkat ve pratik gerektirdiğini, yanlış okumaların yanıltıcı sonuçlara yol açabileceğini de hatırlatıyor. Gözlem yaparken sakin ve yargılayıcı olmamak önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UQaxCmuCk0m6vC5o37fbag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuç olarak Greene, insanların birkaç saniyede kelimelerden çok daha fazlasını ortaya koyduğunu söylüyor. Önemli olan, duygusal maskelerin ardındaki o küçük, doğal ifadeyi yakalamak ve karşınızdakinin gerçek duygularını anlamak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sivas Arkeoloji Müzesinde sergilenen stelde, Hititlerden 4 kuşağa ait bilgiler yer alıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sivas-arkeoloji-muzesinde-sergilenen-stelde-hititlerden-4-kusaga-ait-bilgiler-yer-aliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sivas-arkeoloji-muzesinde-sergilenen-stelde-hititlerden-4-kusaga-ait-bilgiler-yer-aliyor</guid>
<description><![CDATA[ Sivas Arkeoloji Müzesi&#039;nde sergilenen İspekçir stelinde (taş eser) Hititlerin Anadolu&#039;daki son temsilcileri Kral Kuzi Teşub, torunu 1. Arnuvantis ve 1. Arnuvantis’in eşi ile onların torunu 2. Arnuvantis&#039;e ait tasvirler ve Luvi hiyeroglif yazıları yer alıyor.Malatya&#039;nın Darende ilçesinde 1907 yılında bulunan Geç Hitit dönemine ait (milattan önce 1200-700) İspekçir steli, Sivas Arkeoloji Müzesi&#039;nde sergileniyor.
Hitit krallarından Arnuvantis&#039;in kralların zaferlerini, başarılarını anıtlaştırmak için yaptırdığı yaklaşık 2 metre yüksekliğindeki stelin üç yüzeyinde figürler ve hiyeroglif yazılar bulunuyor.Prof. Dr. Bora Uysal, İspekçir stelinin Malatya ile Darende arasındaki Tohma Çayı&#039;nın kuzey yakasındaki İspekçir köyü yakınlarında bulunduğunu ve ismini de oradan aldığını söyledi.
Stelin üzerinde hem tasvirler hem de Luvi hiyeroglif yazılar olduğunu belirten Uysal, &quot;Kübik yapıda dikdörtgen prizma şeklinde bir eser, köylülerin bulduğu söyleniyor. Üç yüzü tasvirli ve yazıtlı, arka yüzeyi düz. Üç yüzeyinde figür var.&quot; dedi.Hititlerin milattan önce bin 200 yıllarında yıkıldıktan sonra Hitit özelliklerini devam ettiren bir takım küçük devletçiklerin ortaya çıktığını anlatan Uysal, şunları kaydetti:
&quot;Bunların en büyüklerinden biri de Karkamış. Bin 200 yıllarından itibaren Karkamış&#039;ın toprakları hayli geniş, Malatya&#039;yı da içerisine alıyor. Karkamış&#039;ın yöneticileri Hitit devleti kurulurken bile bir tür küçük kral konumundalar. Bunlar Hitit kraliyet ailesinden oraya yönetici olarak atanıyor. Bin 200&#039;lü yıllarda buranın başında Kuzi Teşub isimli kral var, Karkamış kralı. Malatya&#039;ya da hakim. Akrabalarından 1. Arnuvantis&#039;i Malatya yöneticisi veya küçük kralı olarak atıyor. Figürlerden biri bu, Kuzi Teşub&#039;un torunu. Steli yaptıran kişi 2. Arnuvantis, bu da 1. Arnuvantis&#039;in torunu. 3. figür ise 1. Arnuvantis&#039;in karısı. Hiyeroglif yazılar bu dediklerimizi açıklıyor. Hitit kraliyet ailesinde ölen ataların tanrı oldukları kabul edilir. 1. Arnuvantis ve karısı tanrı olmuş konumda. Steli yaptıran 2. Arnuvantis hayattayken iki atasının huzurunda elindeki bir kaptan aşağıya sıvı boşaltıyor.&quot;Stelin alt kısmında hiyeroglif yazıların üstünde ise figürlerin yer aldığını ifade eden Uysal, eseri yaptıran 2. Arnuvantis&#039;in, Karkamış krallığı tarafından Malatya&#039;ya kral olarak gönderildiğini söyledi.
Uysal, Hitit devleti yıkıldıktan sonra Güney Anadolu, Güney Doğu Anadolu ve Suriye&#039;nin kuzeyinde irili ufaklı çeşitli şehir devletlerinin ortaya çıktığını, bu devletlere yönetici olan kişilerin de Hititler zamanında buralara yönetici olarak atadığını belirtti.
Stelde 4 kuşağa ait bilgilerin bulunduğunu dile getiren Uysal, &quot;Bunlar Karkamış&#039;ın 12. yüzyıldaki kralı Kuzi Teşub&#039;un akrabaları. Burada 4 kuşak söz konusu, tarihlendirilmesi 11. yüzyıl civarı. Hititlerin inançlarına göre kraliyet ailesi mensuplarından ölen kişi tanrı olarak kabul edilir.&quot; ifadelerini kullandı.
Uysal, stelde bilgileri yer alan kişilerin Hititlerin Anadolu&#039;daki son temsilcileri olduğunu sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P3aGaYDOr0mjxvwA4Z6zGA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sivas, Arkeoloji, Müzesinde, sergilenen, stelde, Hititlerden, kuşağa, ait, bilgiler, yer, alıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P3aGaYDOr0mjxvwA4Z6zGA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sivas Arkeoloji Müzesinde sergilenen stelde, Hititlerden 4 kuşağa ait bilgiler yer alıyor"><p>Sivas Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen İspekçir stelinde (taş eser) Hititlerin Anadolu'daki son temsilcileri Kral Kuzi Teşub, torunu 1. Arnuvantis ve 1. Arnuvantis’in eşi ile onların torunu 2. Arnuvantis'e ait tasvirler ve Luvi hiyeroglif yazıları yer alıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ECPHHxBsvUSn0HYWpPh7iA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Malatya'nın Darende ilçesinde 1907 yılında bulunan Geç Hitit dönemine ait (milattan önce 1200-700) İspekçir steli, Sivas Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor.
Hitit krallarından Arnuvantis'in kralların zaferlerini, başarılarını anıtlaştırmak için yaptırdığı yaklaşık 2 metre yüksekliğindeki stelin üç yüzeyinde figürler ve hiyeroglif yazılar bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hj5VdcI5s0ajH8TtgufefA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Bora Uysal, İspekçir stelinin Malatya ile Darende arasındaki Tohma Çayı'nın kuzey yakasındaki İspekçir köyü yakınlarında bulunduğunu ve ismini de oradan aldığını söyledi.
Stelin üzerinde hem tasvirler hem de Luvi hiyeroglif yazılar olduğunu belirten Uysal, "Kübik yapıda dikdörtgen prizma şeklinde bir eser, köylülerin bulduğu söyleniyor. Üç yüzü tasvirli ve yazıtlı, arka yüzeyi düz. Üç yüzeyinde figür var." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x18ndy1uVUuAhmwZ3H6sHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hititlerin milattan önce bin 200 yıllarında yıkıldıktan sonra Hitit özelliklerini devam ettiren bir takım küçük devletçiklerin ortaya çıktığını anlatan Uysal, şunları kaydetti:
"Bunların en büyüklerinden biri de Karkamış. Bin 200 yıllarından itibaren Karkamış'ın toprakları hayli geniş, Malatya'yı da içerisine alıyor. Karkamış'ın yöneticileri Hitit devleti kurulurken bile bir tür küçük kral konumundalar. Bunlar Hitit kraliyet ailesinden oraya yönetici olarak atanıyor. Bin 200'lü yıllarda buranın başında Kuzi Teşub isimli kral var, Karkamış kralı. Malatya'ya da hakim. Akrabalarından 1. Arnuvantis'i Malatya yöneticisi veya küçük kralı olarak atıyor. Figürlerden biri bu, Kuzi Teşub'un torunu. Steli yaptıran kişi 2. Arnuvantis, bu da 1. Arnuvantis'in torunu. 3. figür ise 1. Arnuvantis'in karısı. Hiyeroglif yazılar bu dediklerimizi açıklıyor. Hitit kraliyet ailesinde ölen ataların tanrı oldukları kabul edilir. 1. Arnuvantis ve karısı tanrı olmuş konumda. Steli yaptıran 2. Arnuvantis hayattayken iki atasının huzurunda elindeki bir kaptan aşağıya sıvı boşaltıyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TKVBClaGNEiKZkAKvdxy3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stelin alt kısmında hiyeroglif yazıların üstünde ise figürlerin yer aldığını ifade eden Uysal, eseri yaptıran 2. Arnuvantis'in, Karkamış krallığı tarafından Malatya'ya kral olarak gönderildiğini söyledi.
Uysal, Hitit devleti yıkıldıktan sonra Güney Anadolu, Güney Doğu Anadolu ve Suriye'nin kuzeyinde irili ufaklı çeşitli şehir devletlerinin ortaya çıktığını, bu devletlere yönetici olan kişilerin de Hititler zamanında buralara yönetici olarak atadığını belirtti.
Stelde 4 kuşağa ait bilgilerin bulunduğunu dile getiren Uysal, "Bunlar Karkamış'ın 12. yüzyıldaki kralı Kuzi Teşub'un akrabaları. Burada 4 kuşak söz konusu, tarihlendirilmesi 11. yüzyıl civarı. Hititlerin inançlarına göre kraliyet ailesi mensuplarından ölen kişi tanrı olarak kabul edilir." ifadelerini kullandı.
Uysal, stelde bilgileri yer alan kişilerin Hititlerin Anadolu'daki son temsilcileri olduğunu sözlerine ekledi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2 bin yıllık Herkül kabartması sahipsizlikten yok oluyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/2-bin-yillik-herkul-kabartmasi-sahipsizlikten-yok-oluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/2-bin-yillik-herkul-kabartmasi-sahipsizlikten-yok-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Bursa&#039;nın İznik ilçesinde Roma dönemine ait 2 bin yıllık Herkül kaya kabartması tahrip edildi. Tarihi eser yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.İznik Hisardere köyü yolu Deliktaş civarında, 2 bin yıl önce taş ocağında çalışan işçiler için kaya üzerine işlenen Herkül kabartması, kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından tahrip edildi. İddiaya göre, heykelin sağ elinde gücü temsil ettiğine inanılan asanın uç tarafı yok oldu. Ayrıca, Herkül kabartmasının olduğu eski taş ocağı sahası, daha önce dökülen zeytin çorağı ile bataklığa dönüştü.Milattan sonra 3. yüzyılda taş ocağında bulunan kaya parçasına işlenen ve Yunan mitolojisinde göre Herakles olarak anılan Herkül&#039;ün, Zeus ile Miken kralının kızı Alkmene&#039;nin oğlu olduğuna inanılıyor. Heykel ve kabartmaların o devirlerde kötülüklerden insanları koruduğuna da inanılıyordu.Kabartmada, Herkül&#039;ün sağ elinde gücünü temsil eden asa ve sol elinde ise öldürdüğü yedi başlı yılan bulunuyor. Bu karakter, Yunan mitolojisinde Herakles ve Roma mitolojisinde Herkül olarak biliniyor.Herkül&#039;ü ziyaret eden İpek Özge Gedik, &quot;İznik&#039;e İstanbul&#039;dan geldim ve tarihimizi yakından takip ediyorum. Aynı zamanda İznik&#039;in tarihinide yakından takip etmekteyim. Arkadaşlarımın önerileri ve biraz da araştırmam sonucu buraya geldim. Herkül heykelinin bazı parçalarının çalındığını ve tahrip edildiğini gördüm. Yetkililerden isteğim, bu Herkül heykelinin korunma altına alınması&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/auWNECgfKU-EEGbxukvi-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>bin, yıllık, Herkül, kabartması, sahipsizlikten, yok, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/auWNECgfKU-EEGbxukvi-g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2000 yıllık Herkül kabartması sahipsizlikten yok oluyor"><p>Bursa'nın İznik ilçesinde Roma dönemine ait 2 bin yıllık Herkül kaya kabartması tahrip edildi. Tarihi eser yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FJK-7R53ZU-Go3nEcBODxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İznik Hisardere köyü yolu Deliktaş civarında, 2 bin yıl önce taş ocağında çalışan işçiler için kaya üzerine işlenen Herkül kabartması, kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından tahrip edildi. İddiaya göre, heykelin sağ elinde gücü temsil ettiğine inanılan asanın uç tarafı yok oldu. Ayrıca, Herkül kabartmasının olduğu eski taş ocağı sahası, daha önce dökülen zeytin çorağı ile bataklığa dönüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BOr_EBiaLkGGxhDfEELHEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Milattan sonra 3. yüzyılda taş ocağında bulunan kaya parçasına işlenen ve Yunan mitolojisinde göre Herakles olarak anılan Herkül'ün, Zeus ile Miken kralının kızı Alkmene'nin oğlu olduğuna inanılıyor. Heykel ve kabartmaların o devirlerde kötülüklerden insanları koruduğuna da inanılıyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jznJb6Frrkyqinrr8l9lZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kabartmada, Herkül'ün sağ elinde gücünü temsil eden asa ve sol elinde ise öldürdüğü yedi başlı yılan bulunuyor. Bu karakter, Yunan mitolojisinde Herakles ve Roma mitolojisinde Herkül olarak biliniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xx2POSjF8UuXyFePSxQnQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herkül'ü ziyaret eden İpek Özge Gedik, "İznik'e İstanbul'dan geldim ve tarihimizi yakından takip ediyorum. Aynı zamanda İznik'in tarihinide yakından takip etmekteyim. Arkadaşlarımın önerileri ve biraz da araştırmam sonucu buraya geldim. Herkül heykelinin bazı parçalarının çalındığını ve tahrip edildiğini gördüm. Yetkililerden isteğim, bu Herkül heykelinin korunma altına alınması" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tunceli&amp;apos;de görüntülendi: Koca engerek, sincabı yuttu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/tuncelide-goeruntulendi-koca-engerek-sincabi-yuttu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/tuncelide-goeruntulendi-koca-engerek-sincabi-yuttu</guid>
<description><![CDATA[ Tunceli’de sincap yutan koca engerek görüntülendi.Tunceli’nin Nazımiye ilçe girişinde sincap yutan engereğe denk bir vatandaş o anları cep telefonu kamerasıyla görüntüledi.Sincabı son derece çevik olarak bildiğini dile getiren İnceler, &quot;Önce sincap olduğunu anlamadım ancak yaklaşınca fark ettim. Doğanın kanunu olduğu için kısa bir süre çekim yaptıktan sonra yoluma devam ettim.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4RpgK8LmEEKgN5prPFmp3w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tuncelide, görüntülendi:, Koca, engerek, sincabı, yuttu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4RpgK8LmEEKgN5prPFmp3w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Koca engerek, sincabı yuttu"><p>Tunceli’de sincap yutan koca engerek görüntülendi.</p><p>Tunceli’nin Nazımiye ilçe girişinde sincap yutan engereğe denk bir vatandaş o anları cep telefonu kamerasıyla görüntüledi.</p><p>Sincabı son derece çevik olarak bildiğini dile getiren İnceler, "Önce sincap olduğunu anlamadım ancak yaklaşınca fark ettim. Doğanın kanunu olduğu için kısa bir süre çekim yaptıktan sonra yoluma devam ettim." dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Emekli oldu, içinden yetenek çıktı: Çizdiği resimlerle hayran bırakıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/emekli-oldu-icinden-yetenek-cikti-cizdigi-resimlerle-hayran-birakiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/emekli-oldu-icinden-yetenek-cikti-cizdigi-resimlerle-hayran-birakiyor</guid>
<description><![CDATA[ Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesinde yaşayan Gürsel Ertürk, yaptığı çizimlerle ve kendine özgü tarzıyla dikkat çekiyor.Gürsel Ertürk, doğadan portrelere, soyuttan gerçeküstü kompozisyonlara kadar geniş bir yelpazede eserler üretiyor. Her bir çizim, izleyicide hayranlık hissi bırakıyor.En etkileyici yönü ise tüm bu eserleri tamamen kendi içgüdüleri, gözlemleri ve tutkusu ile ortaya koyması. Ertürk’ün sanatla tanışması bir gün kalem ve kağıtla başladığı yolculuğa dayanıyor.Sanatında özgünlüğü ve doğallığı ön planda tutuyor. Şehit annesi, Seyit Onbaşı, karikatür, manzara çizimleri bulunan Ertürk farklı eserler üretmeyi sevdiğini söylüyor.Gürsel Ertürk, 35 yıl esnaflık yaptıktan sonra emekli olduğunu ifade ederek &quot;Atölyemiz kentsel dönüşüme uğradı, bırakmak zorunda kaldım. Midemden ağır ameliyat geçirdim. Kızım 6 ay bana baktı. Kızım bana &#039;Baba, biz lisedeyken güzel güzel resimlerimizi yapardın&#039; dedi. Kızımdan kalem kağıt istedim. Bir Atatürk resmi yaptım, internete attık, arkası geldi. Epey yoğun çalışmalarım oldu&quot; dedi.Resim çizmenin kendisine oldukça iyi geldiğini söyleyen Ertürk, &quot;Resim çizmek her şeyi unutturuyor. Hastalığı da unutturuyor, borcu da unutturuyor, her şeyi unutturuyor. Resme odaklanıyorsun, eser çıkınca daha başka oluyor. Basit resimleri 15-20 dakikada çizerim. Zor resimlerle 4-5 saat uğraşırım. Ama bırakmam, çizmeye çalışırım. 10 dakika bile eğitimim yok. Tamamen kendi yeteneğim. 3 binden fazla eser ürettim. Tuval, kara kalem, renkli her çeşit resmim var. Her çeşit resim çizerim&quot; ifadelerini kullandı.Resim branşının çok güzel bir hobi ve sanat olduğunu cümlelerine ekleyen Ertürk, &quot;İnsanların resim yeteneklerini değerlendirmelerini isterim. Ben şu an 63 yaşındayım. 8-10 senedir çizerim. Birinci hobim budur derim. İkinci hobim de balıkçılık&quot; şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5yUGlJ492kmTmkiOlxdzhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Emekli, oldu, içinden, yetenek, çıktı:, Çizdiği, resimlerle, hayran, bırakıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5yUGlJ492kmTmkiOlxdzhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Emekli oldu, içinden yetenek çıktı: Çizdiği resimlerle hayran bırakıyor"><p>Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesinde yaşayan Gürsel Ertürk, yaptığı çizimlerle ve kendine özgü tarzıyla dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BH2k66-NyUCa3WbG5KA0rA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gürsel Ertürk, doğadan portrelere, soyuttan gerçeküstü kompozisyonlara kadar geniş bir yelpazede eserler üretiyor. Her bir çizim, izleyicide hayranlık hissi bırakıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j_JTx25KFkOiThZABgH7Xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>En etkileyici yönü ise tüm bu eserleri tamamen kendi içgüdüleri, gözlemleri ve tutkusu ile ortaya koyması. Ertürk’ün sanatla tanışması bir gün kalem ve kağıtla başladığı yolculuğa dayanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UiHwlg-_OUepOVLI5qmllg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sanatında özgünlüğü ve doğallığı ön planda tutuyor. Şehit annesi, Seyit Onbaşı, karikatür, manzara çizimleri bulunan Ertürk farklı eserler üretmeyi sevdiğini söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Tnqxy5xX5U2X5xirDq8ytA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gürsel Ertürk, 35 yıl esnaflık yaptıktan sonra emekli olduğunu ifade ederek "Atölyemiz kentsel dönüşüme uğradı, bırakmak zorunda kaldım. Midemden ağır ameliyat geçirdim. Kızım 6 ay bana baktı. Kızım bana 'Baba, biz lisedeyken güzel güzel resimlerimizi yapardın' dedi. Kızımdan kalem kağıt istedim. Bir Atatürk resmi yaptım, internete attık, arkası geldi. Epey yoğun çalışmalarım oldu" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ee980fvioEGTFWUD-dJBKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Resim çizmenin kendisine oldukça iyi geldiğini söyleyen Ertürk, "Resim çizmek her şeyi unutturuyor. Hastalığı da unutturuyor, borcu da unutturuyor, her şeyi unutturuyor. Resme odaklanıyorsun, eser çıkınca daha başka oluyor. Basit resimleri 15-20 dakikada çizerim. Zor resimlerle 4-5 saat uğraşırım. Ama bırakmam, çizmeye çalışırım. 10 dakika bile eğitimim yok. Tamamen kendi yeteneğim. 3 binden fazla eser ürettim. Tuval, kara kalem, renkli her çeşit resmim var. Her çeşit resim çizerim" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ruE464u50qeLALMmyTn4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Resim branşının çok güzel bir hobi ve sanat olduğunu cümlelerine ekleyen Ertürk, "İnsanların resim yeteneklerini değerlendirmelerini isterim. Ben şu an 63 yaşındayım. 8-10 senedir çizerim. Birinci hobim budur derim. İkinci hobim de balıkçılık" şeklinde konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her 100 kişiden 1&amp;apos;ini etkiliyor: Baş ağrımızın nedeni antik genler mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/her-100-kisiden-1ini-etkiliyor-bas-agrimizin-nedeni-antik-genler-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/her-100-kisiden-1ini-etkiliyor-bas-agrimizin-nedeni-antik-genler-mi</guid>
<description><![CDATA[ Uykusuzluk, migren, stres ve sinüzit gibi pek çok etken, baş ağrısına yol açabilir. Ancak yeni bir araştırmaya göre, bu tür ağrıların kökeni, çok daha eskiye, hatta Neandertallere kadar uzanıyor olabilir.Evolution, Medicine, and Public Health dergisinde yayınlanan araştırma, bazı bireylerin baş ağrısına yol açan beyin yapısı bozukluklarının, Neandertal genlerinden kaynaklanabileceğini ortaya koydu. “Chiari malformasyonu” olarak bilinen bu bozukluk, beynin alt kısmının omuriliğe doğru normalden fazla sarkması sonucu oluşuyor ve her 100 kişiden birini etkiliyor.
Hafif vakalarda baş ağrısı ve boyun ağrısına neden olan bu durum, daha ciddi vakalarda nörolojik sorunlara yol açabiliyor.Önceki araştırmalar, bu tür yapısal bozuklukların, modern insan olan Homo sapiens&#039;in tarih öncesi dönemlerde diğer insan türleriyle çiftleşmesi sonucu ortaya çıkmış olabileceğini öne sürüyordu. Çünkü bu türlerin kafatası yapıları farklıydı ve onlara uygun genler, modern insanlarda anormal gelişimlere neden olabiliyordu.Araştırmacılar, Chiari malformasyonunun en hafif türü olan CM-I’in, Homo sapiens ile diğer insan türleri arasındaki genetik geçişlerden kaynaklanabileceğini düşünüyor.
Bu olasılığı incelemek için modern insanlara ait 3 boyutlu kafatası modelleri, Chiari malformasyonu olan ve olmayan 103 kişi arasında karşılaştırıldı. Daha sonra bu yapılar; Homo erectus, Homo heidelbergensis ve Homo neanderthalensis (Neandertaller) dahil olmak üzere sekiz antik insan fosiliyle kıyaslandı.Araştırmanın sonuçlarına göre, CM-I malformasyonuna sahip modern insanların beyinlerinin omuriliğe bağlandığı bölgelerde belirgin farklılıklar vardı. Ancak bu yapısal benzerlik, yalnızca Neandertal kafataslarında görüldü. Diğer insan ataları, bu bozukluğu olmayan modern insanlara daha yakındı.
Dr. Kimberly Plomp, “Homo erectus ve Homo heidelbergensis’in hem Neandertallerin hem de modern insanların ataları olduğu düşünülüyor. Bu nedenle, sağlıklı insan kafataslarıyla daha fazla benzerlik göstermeleri, Neandertaller ve Chiari bozukluğu olan insanlar arasındaki ortak şekil özelliklerini daha da dikkat çekici kılıyor” dedi.Her ne kadar bu çalışma doğrudan genetik bir analiz içermese de, Dr. Plomp bazı insanların kafatası şekillerinin büyük olasılıkla Neandertal genlerinden kaynaklandığını ve bu şeklin Chiari malformasyonuna zemin hazırladığını belirtiyor. Bu durum, tüm Neandertallerin sürekli baş ağrısı çektiği anlamına gelmiyor.Bilim insanları, Homo sapiens ile Neandertallerin yaklaşık 250 bin yıl önce bugünkü Levant bölgesinde iki büyük dönem boyunca birlikte yaşadığını ve sıkça çiftleştiklerini düşünüyor. Bugün modern insanlarda Neandertal genlerinin yüzde 45’e kadarlık bölümü hâlâ varlığını sürdürüyor; ancak bu genlerin dağılımı coğrafi olarak büyük farklılık gösteriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hUSXk_qgUUqk0DuweURtXQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, 100, kişiden, 1ini, etkiliyor:, Baş, ağrımızın, nedeni, antik, genler, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hUSXk_qgUUqk0DuweURtXQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her 100 kişiden 1'ini etkiliyor: Baş ağrımızın nedeni antik genler mi?"><p>Uykusuzluk, migren, stres ve sinüzit gibi pek çok etken, baş ağrısına yol açabilir. Ancak yeni bir araştırmaya göre, bu tür ağrıların kökeni, çok daha eskiye, hatta Neandertallere kadar uzanıyor olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yqpt8EzDy0GTF-X55CHxFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evolution, Medicine, and Public Health dergisinde yayınlanan araştırma, bazı bireylerin baş ağrısına yol açan beyin yapısı bozukluklarının, Neandertal genlerinden kaynaklanabileceğini ortaya koydu. “Chiari malformasyonu” olarak bilinen bu bozukluk, beynin alt kısmının omuriliğe doğru normalden fazla sarkması sonucu oluşuyor ve her 100 kişiden birini etkiliyor.
Hafif vakalarda baş ağrısı ve boyun ağrısına neden olan bu durum, daha ciddi vakalarda nörolojik sorunlara yol açabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2TqCQSWQm0ivlJW9uDVXcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Önceki araştırmalar, bu tür yapısal bozuklukların, modern insan olan Homo sapiens'in tarih öncesi dönemlerde diğer insan türleriyle çiftleşmesi sonucu ortaya çıkmış olabileceğini öne sürüyordu. Çünkü bu türlerin kafatası yapıları farklıydı ve onlara uygun genler, modern insanlarda anormal gelişimlere neden olabiliyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RY_P8KPa4U6h7LBvWEsFJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, Chiari malformasyonunun en hafif türü olan CM-I’in, Homo sapiens ile diğer insan türleri arasındaki genetik geçişlerden kaynaklanabileceğini düşünüyor.
Bu olasılığı incelemek için modern insanlara ait 3 boyutlu kafatası modelleri, Chiari malformasyonu olan ve olmayan 103 kişi arasında karşılaştırıldı. Daha sonra bu yapılar; Homo erectus, Homo heidelbergensis ve Homo neanderthalensis (Neandertaller) dahil olmak üzere sekiz antik insan fosiliyle kıyaslandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3LkrSeMGCEGut1VDn4pYcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmanın sonuçlarına göre, CM-I malformasyonuna sahip modern insanların beyinlerinin omuriliğe bağlandığı bölgelerde belirgin farklılıklar vardı. Ancak bu yapısal benzerlik, yalnızca Neandertal kafataslarında görüldü. Diğer insan ataları, bu bozukluğu olmayan modern insanlara daha yakındı.
Dr. Kimberly Plomp, “Homo erectus ve Homo heidelbergensis’in hem Neandertallerin hem de modern insanların ataları olduğu düşünülüyor. Bu nedenle, sağlıklı insan kafataslarıyla daha fazla benzerlik göstermeleri, Neandertaller ve Chiari bozukluğu olan insanlar arasındaki ortak şekil özelliklerini daha da dikkat çekici kılıyor” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9ibcTk91DECuu-ih_zkyTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her ne kadar bu çalışma doğrudan genetik bir analiz içermese de, Dr. Plomp bazı insanların kafatası şekillerinin büyük olasılıkla Neandertal genlerinden kaynaklandığını ve bu şeklin Chiari malformasyonuna zemin hazırladığını belirtiyor. Bu durum, tüm Neandertallerin sürekli baş ağrısı çektiği anlamına gelmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B0bJLpoGyUyCsOMSP8OusQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, Homo sapiens ile Neandertallerin yaklaşık 250 bin yıl önce bugünkü Levant bölgesinde iki büyük dönem boyunca birlikte yaşadığını ve sıkça çiftleştiklerini düşünüyor. Bugün modern insanlarda Neandertal genlerinin yüzde 45’e kadarlık bölümü hâlâ varlığını sürdürüyor; ancak bu genlerin dağılımı coğrafi olarak büyük farklılık gösteriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İçimizdeki toplumun sesleri…: Onay aramak</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/icimizdeki-toplumun-sesleri-onay-aramak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/icimizdeki-toplumun-sesleri-onay-aramak</guid>
<description><![CDATA[ Hayatınızın yönünü siz mi belirliyorsunuz? En basit karar da en zor karar da size mi ait? Cevabınız hayır veya evet olabilir. Peki bir de cevabı evet olanlara şöyle sormak istiyorum: Tercihlerinizi etkileyen hiçbir faktör yok mu? Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.Aldığımız kararların arkasında hem kültürün hem de nörobiyolojimizin çokça etkisi olduğunu yadsıyamayız. En şeffaf, içten gelen seçimlerimiz bile az da olsa bir etki altındadır. Ve bugünün kültürü, hepimizi bambaşka konulardan yakalayan ama temelde aynı nedenden ortaya çıkan: “Hemen İyi Hisset, Hemen Göster Kültürü’’‘’Hemen İyi Hisset, Hemen Göster Kültürü’’ Nedir?Yeni dünyanın tüketim kültürü ve onu bir taraftan sürekli besleyen artan ekran sürelerimiz; bizleri en temel ihtiyaçlarımızdan, duygularımızdan yakalıyor. Kendimizi bir yere ait hissetme, onay alma, beğenilme ihtiyacı ve bu ihtiyaçlarımızın karşılanmayacağı endişesiyle verdiğimiz çabalar…Bu çabaların kaçını; gerçekten istediğimiz, kendimiz seçtiğimiz şeylere akıttığımız ise bir soru işareti. Çünkü artık mağazadan yapacağımız en ufak alışverişe, restoranda yiyeceğimiz yemeğe bile içimizdeki toplum karar veriyor. Sosyal medyadaki beğeni butonu kafamızın içinde yanıp sönmeye devam ediyor. Bizler de görünür olan, hızlı etki eden ve sosyal onay getiren şeylere yatırım yapmayı daha tercih edilir buluyoruz.Ne yazık ki artık “iyi görünmek”, “iyi hissetmekten” daha kıymetli. Toplum olarak “Anında Sonuç” ve “Dışarıdan Beğenilme” dürtüsüyle hareket ediyoruz. Estetik algılarımız değişiyor, ancak gelişiyor diyemeyiz çünkü bu kültürle birlikte gittikçe tekdüzeleşiyor. Hızlı sonuç almak, ihtiyaçlarımızı hemen karşılamak otantikliğimizden daha önemli hale geliyor. Aldığımız ürünleri, yaptıklarımızı değil; ‘’Sosyal Aidiyet’’ hissini satın alıyoruz. Bir de üstüne bunu sosyal medyada paylaşıyorsak onaylanıyor ve beğeniliyoruz. Artık bizler de toplumun bir parçası oluyoruz(!)Ancak bu durum zaman içinde gerçekliğimizi, derinliğimizi tüketiyor. Hızlı tüketimle birlikte yaşadığımız, her şeyi hemen sindirebildiğimiz ve diğerine geçebildiğimiz bu dünyada; zaman isteyen, içsel inşa süreci gerektiren, uzun vadeli, meyvesini hemen vermeyen, sabır gerektiren çoğu şeyden kaçıyoruz. ‘’Yoğun’’ hissediyoruz ve bu artık takdir gören bir seçenek değil.Görselin, anlamdan ve değerden daha önemli olduğu bu çağda seçimlerimizi etkileyen bir başka gerçekliğimiz de Dopamin Sistemimiz. Dopamin, halk arasında mutluluk hormonu olarak bilinir ama esas olarak bir motivasyon ve ödül nörotransmiteridir. Beyin, hızlı gelen ödülleri yavaş gelenlerden daha çok sever. Ne kadar hızlı ne kadar belirgin bir haz varsa o kadar çok dopamin salınır. Ve biz o davranışı tekrar etmeye daha istekli oluruz.İşte bu yüzden, bir kahve içip Instagram&#039;a hikâye atmak ya da botoks yaptırıp aynada 15 dakikada farkı görmek dopamin sistemimizi güçlü biçimde uyarır. Beyin şöyle der: “Bu iyi hissettirdi. Tekrar yap!” Ama bir psikoterapi süreci? Haftalar, aylar alır. Sanatla derin bir temas kurmak? Hemen “iyi bir his” salınımı yaratmaz, bazen önce bir rahatsızlık yaratır. O yüzden dopamin sistemini anlık olarak değil, uzun vadede besler. Ve sabırsız beyin için bu, hızlıca ulaşılabilenlerin yanında cazibesini yitirir. Dahası, insan zihni acıyı önlemek için her zaman kısa yollar arar. Botoks, yaşlanma kaygısını “görsel olarak” çözer gibi yapar. Ama terapide; yaş alma sürecinin anlamı, kayıplar, kimlik değişimleriyle yüzleşilir. Yani biri kaçıştır, diğeri dönüşüm. Ve çoğu zaman kaçmak, dönüşmekten daha ucuz hissedilir.Bu döngü, günümüz tüketim kültürüyle de birleşince, bizleri “Anında Haz” veren şeylere yönlendiriyor. Oysa kaliteli sağlık hizmeti, sanat, kitap, terapi... Bunlar “Yavaş Dopamin Kaynaklarıdır.” Derinleştirir, dönüştürür, ama önce biraz bekletir. İşte bu yüzden biz, bir botoksa 20 bin lira verirken terapistin ücretine “Ama çok pahalı” diyebiliyoruz. Çünkü biri hızlı dopamin sağlar, diğeri ise emek ister.Bunları bildikten sonra ise geriye tek bir seçim kalıyor: Anlık Hazla Kaçış mı? Emek Sonucu Dönüştüren Haz mı? ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hHJer69Vi06zIT52Mej9-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İçimizdeki, toplumun, sesleri…:, Onay, aramak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hHJer69Vi06zIT52Mej9-g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İçimizdeki toplumun sesleri…: Onay aramak"><p>Hayatınızın yönünü siz mi belirliyorsunuz? En basit karar da en zor karar da size mi ait? Cevabınız hayır veya evet olabilir. Peki bir de cevabı evet olanlara şöyle sormak istiyorum: Tercihlerinizi etkileyen hiçbir faktör yok mu? Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bzJe5uv4JUGf0oDP9dYA7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aldığımız kararların arkasında hem kültürün hem de nörobiyolojimizin çokça etkisi olduğunu yadsıyamayız. En şeffaf, içten gelen seçimlerimiz bile az da olsa bir etki altındadır. Ve bugünün kültürü, hepimizi bambaşka konulardan yakalayan ama temelde aynı nedenden ortaya çıkan: “Hemen İyi Hisset, Hemen Göster Kültürü’’‘’Hemen İyi Hisset, Hemen Göster Kültürü’’ Nedir?Yeni dünyanın tüketim kültürü ve onu bir taraftan sürekli besleyen artan ekran sürelerimiz; bizleri en temel ihtiyaçlarımızdan, duygularımızdan yakalıyor. Kendimizi bir yere ait hissetme, onay alma, beğenilme ihtiyacı ve bu ihtiyaçlarımızın karşılanmayacağı endişesiyle verdiğimiz çabalar…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vCOXL9pSlUe1cWJTfAB71g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu çabaların kaçını; gerçekten istediğimiz, kendimiz seçtiğimiz şeylere akıttığımız ise bir soru işareti. Çünkü artık mağazadan yapacağımız en ufak alışverişe, restoranda yiyeceğimiz yemeğe bile içimizdeki toplum karar veriyor. Sosyal medyadaki beğeni butonu kafamızın içinde yanıp sönmeye devam ediyor. Bizler de görünür olan, hızlı etki eden ve sosyal onay getiren şeylere yatırım yapmayı daha tercih edilir buluyoruz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/APc5Ru2i4EKDAP8DBIIXdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ne yazık ki artık “iyi görünmek”, “iyi hissetmekten” daha kıymetli. Toplum olarak “Anında Sonuç” ve “Dışarıdan Beğenilme” dürtüsüyle hareket ediyoruz. Estetik algılarımız değişiyor, ancak gelişiyor diyemeyiz çünkü bu kültürle birlikte gittikçe tekdüzeleşiyor. Hızlı sonuç almak, ihtiyaçlarımızı hemen karşılamak otantikliğimizden daha önemli hale geliyor. Aldığımız ürünleri, yaptıklarımızı değil; ‘’Sosyal Aidiyet’’ hissini satın alıyoruz. Bir de üstüne bunu sosyal medyada paylaşıyorsak onaylanıyor ve beğeniliyoruz. Artık bizler de toplumun bir parçası oluyoruz(!)Ancak bu durum zaman içinde gerçekliğimizi, derinliğimizi tüketiyor. Hızlı tüketimle birlikte yaşadığımız, her şeyi hemen sindirebildiğimiz ve diğerine geçebildiğimiz bu dünyada; zaman isteyen, içsel inşa süreci gerektiren, uzun vadeli, meyvesini hemen vermeyen, sabır gerektiren çoğu şeyden kaçıyoruz. ‘’Yoğun’’ hissediyoruz ve bu artık takdir gören bir seçenek değil.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xWhnyWL6d0-RDs6EUKXoaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Görselin, anlamdan ve değerden daha önemli olduğu bu çağda seçimlerimizi etkileyen bir başka gerçekliğimiz de Dopamin Sistemimiz. Dopamin, halk arasında mutluluk hormonu olarak bilinir ama esas olarak bir motivasyon ve ödül nörotransmiteridir. Beyin, hızlı gelen ödülleri yavaş gelenlerden daha çok sever. Ne kadar hızlı ne kadar belirgin bir haz varsa o kadar çok dopamin salınır. Ve biz o davranışı tekrar etmeye daha istekli oluruz.İşte bu yüzden, bir kahve içip Instagram'a hikâye atmak ya da botoks yaptırıp aynada 15 dakikada farkı görmek dopamin sistemimizi güçlü biçimde uyarır. Beyin şöyle der: “Bu iyi hissettirdi. Tekrar yap!” Ama bir psikoterapi süreci? Haftalar, aylar alır. Sanatla derin bir temas kurmak? Hemen “iyi bir his” salınımı yaratmaz, bazen önce bir rahatsızlık yaratır. O yüzden dopamin sistemini anlık olarak değil, uzun vadede besler. Ve sabırsız beyin için bu, hızlıca ulaşılabilenlerin yanında cazibesini yitirir. Dahası, insan zihni acıyı önlemek için her zaman kısa yollar arar. Botoks, yaşlanma kaygısını “görsel olarak” çözer gibi yapar. Ama terapide; yaş alma sürecinin anlamı, kayıplar, kimlik değişimleriyle yüzleşilir. Yani biri kaçıştır, diğeri dönüşüm. Ve çoğu zaman kaçmak, dönüşmekten daha ucuz hissedilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ky3gSrSMCUm9-s-kb1WMNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu döngü, günümüz tüketim kültürüyle de birleşince, bizleri “Anında Haz” veren şeylere yönlendiriyor. Oysa kaliteli sağlık hizmeti, sanat, kitap, terapi... Bunlar “Yavaş Dopamin Kaynaklarıdır.” Derinleştirir, dönüştürür, ama önce biraz bekletir. İşte bu yüzden biz, bir botoksa 20 bin lira verirken terapistin ücretine “Ama çok pahalı” diyebiliyoruz. Çünkü biri hızlı dopamin sağlar, diğeri ise emek ister.Bunları bildikten sonra ise geriye tek bir seçim kalıyor: Anlık Hazla Kaçış mı? Emek Sonucu Dönüştüren Haz mı?</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>17 yıllık evliliği bitmişti: Jessica Alba&amp;apos;nın yeni aşkı ortaya çıktı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/17-yillik-evliligi-bitmisti-jessica-albanin-yeni-aski-ortaya-cikti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/17-yillik-evliligi-bitmisti-jessica-albanin-yeni-aski-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ 2008 yılında dünyaevine girdiği Cash Warren ile yollarını ayıran ünlü oyuncu Jessica Alba’nın, Captain America filminin yıldızı Danny Ramirez ile aşk yaşadığı ileri sürüldü.Alba ve Ramirez&#039;in basın danışmanları, ikilinin aşk yaşadıkları yönündeki iddialara henüz yanıt vermedi.Aşk söylentileri, Mayıs ayında Jessica Alba’nın Londra’daki bir parkta, yüzü görünmeyen bir erkekle el ele yürürken görüntülenmesiyle başlamıştı. O dönem yanındaki kişinin kimliği netleşmemişti.Sosyal medyada bazı kullanıcılar, gizemli kişinin Danny Ramirez olabileceğini tahmin etmişti. Ancak bazı kullanıcılar, o kişide görülen saç stilinin Ramirez’e ait olmadığını savundu.Her ne kadar Alba’nın o dönemde &quot;özel biriyle görüşmediği&quot; iddia edilse de, Mart ayında Ramirez’in Avengers: Doomsday filmindeki rolü için kendisini Instagram’da tebrik etmişti.Jessica Alba, uzun yıllardır birlikte olduğu eşi Cash Warren ile bu yılın başlarında anlaşarak ayrıldı.
Çiftin Honor (17), Haven (13) ve Hayes (7) adında üç çocuğu bulunuyor.
Mayıs 2008’de Beverly Hills’te sade bir törenle evlenen çift, ayrılık sonrası da dostane ilişkilerini sürdürüyor. 
Boşanma sürecinde çiftin, çocuklarının ortak velayetini talep ettiği belirtildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qh8hRgl_vEeRJaECVd9gqw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıllık, evliliği, bitmişti:, Jessica, Albanın, yeni, aşkı, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qh8hRgl_vEeRJaECVd9gqw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="17 yıllık evliliği bitmişti: Jessica Alba'nın yeni aşkı ortaya çıktı"><p>2008 yılında dünyaevine girdiği Cash Warren ile yollarını ayıran ünlü oyuncu Jessica Alba’nın, Captain America filminin yıldızı Danny Ramirez ile aşk yaşadığı ileri sürüldü.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N-VlGI425Eu1HQco30v7Iw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alba ve Ramirez'in basın danışmanları, ikilinin aşk yaşadıkları yönündeki iddialara henüz yanıt vermedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YCax91OkcEqrsQ-CWkJ7dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşk söylentileri, Mayıs ayında Jessica Alba’nın Londra’daki bir parkta, yüzü görünmeyen bir erkekle el ele yürürken görüntülenmesiyle başlamıştı. O dönem yanındaki kişinin kimliği netleşmemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qHoyz2zF8UuSeP-IgNNztA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medyada bazı kullanıcılar, gizemli kişinin Danny Ramirez olabileceğini tahmin etmişti. Ancak bazı kullanıcılar, o kişide görülen saç stilinin Ramirez’e ait olmadığını savundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/el9wh4WJd0Sf9RAiTIVUlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her ne kadar Alba’nın o dönemde "özel biriyle görüşmediği" iddia edilse de, Mart ayında Ramirez’in Avengers: Doomsday filmindeki rolü için kendisini Instagram’da tebrik etmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qhxfezxea0WlDZO8z-fhXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jessica Alba, uzun yıllardır birlikte olduğu eşi Cash Warren ile bu yılın başlarında anlaşarak ayrıldı.
Çiftin Honor (17), Haven (13) ve Hayes (7) adında üç çocuğu bulunuyor.
Mayıs 2008’de Beverly Hills’te sade bir törenle evlenen çift, ayrılık sonrası da dostane ilişkilerini sürdürüyor. 
Boşanma sürecinde çiftin, çocuklarının ortak velayetini talep ettiği belirtildi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Son depremlerde ciddi hasar görmüştü: 400 yıllık Barutçu Hanı restore ediliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/son-depremlerde-ciddi-hasar-goermustu-400-yillik-barutcu-hani-restore-ediliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/son-depremlerde-ciddi-hasar-goermustu-400-yillik-barutcu-hani-restore-ediliyor</guid>
<description><![CDATA[ Şanlıurfa&#039;da bulunan 400 yıllık Barutçu Hanı, uzun süredir atıl durumdaydı ve son depremlerde ciddi hasar görmüştü. Tarihi han, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi&#039;nin başlattığı restorasyon çalışmalarıyla eski ihtişamına kavuşmaya hazırlanıyor.Her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan Şanlıurfa, zengin tarihi mirası ve kültürel dokusuyla Türkiye&#039;nin en önemli turizm merkezlerinden biri olmaya devam ediyor. Bu potansiyelin korunmasını amaçlayan Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, kentin tarihi yapılarına yönelik restorasyon çalışmalarını titizlikle sürdürüyor.Barutçu Hanı&#039;ndaki restorasyon çalışmaları, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar&#039;ın talimatıyla hız kazandı. Yapı içinde ekipler tarafından detaylı teknik analizler yapılırken, restorasyon hazırlıkları titizlikle sürdürülüyor. Tüm çalışmalar, hanın tarihi dokusuna zarar vermeden ve özgün mimarisi korunarak yürütülüyor.Göbeklitepe, Balıklıgöl ve Halfeti gibi destinasyonlarla birlikte düşünüldüğünde, Barutçu Hanı&#039;nın da bu kültürel zenginliğe katkı sunması hedefleniyor.Tarihi hanı ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceleyen Gülpınar, şu ifadeleri kullandı:
&quot;Bilinen adıyla Barutçu Hanı, dönem dönem çeşitli şekillerle isimlendirilmiş. Osmanlı döneminde yapıldığı söyleniyor ama 19, 18 ve 17. yüzyılda inşa edildiğini iddia edenler de var. Sonrasında Musevi kökenli bir ailenin uhdesine geçtiği için Yahudi Hanı adıyla biliniyor.
En sonunda bilinen ismi ile günümüze kadar gelen Barutçu Hanı, Türkiye&#039;deki nadir yapılardan biridir. 3 katlı olması nedeniyle çok büyük önem arz eden hanın restorasyonunu şu anda gerçekleştiriyoruz. İnşallah en geç Kasım ayının sonunda, buranın restorasyonu tamamlanmış olur.&#039;&#039; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T6H-Ubcl_Eq7yiNF31QwsQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Son, depremlerde, ciddi, hasar, görmüştü:, 400, yıllık, Barutçu, Hanı, restore, ediliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T6H-Ubcl_Eq7yiNF31QwsQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Son depremlerde ciddi hasar görmüştü: 400 yıllık Barutçu Hanı restore ediliyor"><p>Şanlıurfa'da bulunan 400 yıllık Barutçu Hanı, uzun süredir atıl durumdaydı ve son depremlerde ciddi hasar görmüştü. Tarihi han, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı restorasyon çalışmalarıyla eski ihtişamına kavuşmaya hazırlanıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SzuxZaxfzUalm28e0w3P3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan Şanlıurfa, zengin tarihi mirası ve kültürel dokusuyla Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biri olmaya devam ediyor. Bu potansiyelin korunmasını amaçlayan Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, kentin tarihi yapılarına yönelik restorasyon çalışmalarını titizlikle sürdürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1qxwpNPrXEqJGRNn24kAtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Barutçu Hanı'ndaki restorasyon çalışmaları, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar'ın talimatıyla hız kazandı. Yapı içinde ekipler tarafından detaylı teknik analizler yapılırken, restorasyon hazırlıkları titizlikle sürdürülüyor. Tüm çalışmalar, hanın tarihi dokusuna zarar vermeden ve özgün mimarisi korunarak yürütülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E4S7y0G98k6D_z3Nzkvtkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göbeklitepe, Balıklıgöl ve Halfeti gibi destinasyonlarla birlikte düşünüldüğünde, Barutçu Hanı'nın da bu kültürel zenginliğe katkı sunması hedefleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MkJXNlQUnESAuKrb18rt6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarihi hanı ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceleyen Gülpınar, şu ifadeleri kullandı:
"Bilinen adıyla Barutçu Hanı, dönem dönem çeşitli şekillerle isimlendirilmiş. Osmanlı döneminde yapıldığı söyleniyor ama 19, 18 ve 17. yüzyılda inşa edildiğini iddia edenler de var. Sonrasında Musevi kökenli bir ailenin uhdesine geçtiği için Yahudi Hanı adıyla biliniyor.
En sonunda bilinen ismi ile günümüze kadar gelen Barutçu Hanı, Türkiye'deki nadir yapılardan biridir. 3 katlı olması nedeniyle çok büyük önem arz eden hanın restorasyonunu şu anda gerçekleştiriyoruz. İnşallah en geç Kasım ayının sonunda, buranın restorasyonu tamamlanmış olur.''</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Temmuz ayında soba yakıyorlar: Şehir merkezinde hava sıcaklığı 35 derece</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/temmuz-ayinda-soba-yakiyorlar-sehir-merkezinde-hava-sicakligi-35-derece</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/temmuz-ayinda-soba-yakiyorlar-sehir-merkezinde-hava-sicakligi-35-derece</guid>
<description><![CDATA[ Kahramanmaraş&#039;ın Ahır Dağı zirvesinde yaşayan bir aile, yaz ortasında bile soba yakmak zorunda kalıyor.Şehir merkezinde hava sıcaklığı 35 dereceye kadar çıkarken yaylalarda akşam soğuk olduğu için soba yanıyor.Bin 900 rakımda, şehir merkezine 25 kilometre uzaklıktaki bölgede çadır kurarak hayvancılık yapan aile, gece saatlerinde yaşanan ani soğuklara karşı sobayla ısınıyor.Yayla havasının etkili olduğu Ahır Dağı&#039;nda, gün içerisinde 30 dereceyi aşan sıcaklıklar geceleri 10 derecenin altına düşebiliyor. Bu nedenle çadırda yaşayan aile, bazı günler öğle sıcağında gölge ararken, gece ise soba başında ısınıyor.Hayvancılıkla geçimlerini sağlayan aile, yaz boyunca keçi ve koyunlarını otlatarak süt, peynir ve yoğurt gibi ürünleri üretiyor. Ulaşımın güç olduğu bölgede temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan aile, kışa kadar dağda kalmayı sürdürecek.Bölgede yaşayan Emine Demircik, &quot;Herkes 40-50 derece sıcakta duramazken biz kış hayatı yaşıyoruz. Burada hayvancılıkla uğraşıyoruz. Yerin altında doğal buzdolabımız var ürünlerimizi orada muhafaza ediyoruz. Soba yaz günü güzel oluyor çayımızı sobamızda pişiriyoruz. Şehir merkezine yarım saatte buradasınız ama zirvede olduğumuz için soğuk oluyor. Yaz mevsiminde soba yakıyoruz&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oZf73wsIzUa1zmA6uYQz1Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Temmuz, ayında, soba, yakıyorlar:, Şehir, merkezinde, hava, sıcaklığı, derece</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oZf73wsIzUa1zmA6uYQz1Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Temmuz ayında soba yakıyorlar: Şehir merkezinde hava sıcaklığı 35 derece"><p>Kahramanmaraş'ın Ahır Dağı zirvesinde yaşayan bir aile, yaz ortasında bile soba yakmak zorunda kalıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N22P-_LgSUijPZ5pMVorug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şehir merkezinde hava sıcaklığı 35 dereceye kadar çıkarken yaylalarda akşam soğuk olduğu için soba yanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zSX8BVglvUON7MgIQ9wUpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bin 900 rakımda, şehir merkezine 25 kilometre uzaklıktaki bölgede çadır kurarak hayvancılık yapan aile, gece saatlerinde yaşanan ani soğuklara karşı sobayla ısınıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fkLW1A0Z_EuX0s711ThTTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yayla havasının etkili olduğu Ahır Dağı'nda, gün içerisinde 30 dereceyi aşan sıcaklıklar geceleri 10 derecenin altına düşebiliyor. Bu nedenle çadırda yaşayan aile, bazı günler öğle sıcağında gölge ararken, gece ise soba başında ısınıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8V23rwdDW0qEGJMbrb1Imw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayvancılıkla geçimlerini sağlayan aile, yaz boyunca keçi ve koyunlarını otlatarak süt, peynir ve yoğurt gibi ürünleri üretiyor. Ulaşımın güç olduğu bölgede temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan aile, kışa kadar dağda kalmayı sürdürecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oo7qJu8cP0G8tFW33KIASQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgede yaşayan Emine Demircik, "Herkes 40-50 derece sıcakta duramazken biz kış hayatı yaşıyoruz. Burada hayvancılıkla uğraşıyoruz. Yerin altında doğal buzdolabımız var ürünlerimizi orada muhafaza ediyoruz. Soba yaz günü güzel oluyor çayımızı sobamızda pişiriyoruz. Şehir merkezine yarım saatte buradasınız ama zirvede olduğumuz için soğuk oluyor. Yaz mevsiminde soba yakıyoruz" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadınlar aşık olduklarını nasıl gösterir? Fark edilmeyen ayrıntılar</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlar-asik-olduklarini-nasil-goesterir-fark-edilmeyen-ayrintilar</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlar-asik-olduklarini-nasil-goesterir-fark-edilmeyen-ayrintilar</guid>
<description><![CDATA[ Aşkın ifadesi her zaman büyük ve gösterişli jestlerle gerçekleşmeyebiliyor. Uzmanlar, birçok kadının sevgisini daha çok ince detaylar ve küçük ama anlamlı davranışlarla gösterdiğini belirtiyor. Bu sessiz ve çoğu zaman fark edilmesi zor işaretler, derin ve kalıcı bir sevginin göstergesi olarak öne çıkıyor.Kadınlar, partnerlerinin hayatındaki en küçük ayrıntıları hatırlayarak sevgilerini gösteriyor. Örneğin, bir keresinde laf arasında söylenen kahve tercihi haftalar sonra karşılık bulabiliyor. Ya da lise yıllarından bahsedilen sevilen bir müzik grubu, gizlice hazırlanmış bir çalma listesine dönüşüyor. Uzmanlara göre, bu tür davranışlar karşısındakini dikkatle dinlemenin ve önemsediğinin işaretleri.Ayrıca, aşık olan kadınların hayatlarının kişisel yönlerini partnerleriyle paylaşmaya başladığı gözlemleniyor. Üniversite yıllarından kalma özel anılar, çocukluk hikayeleri ya da gece geç saatlerde yaşanan içsel düşünceler, bu paylaşımın temelini oluşturuyor. Kadınlar, kalplerini yavaş yavaş açarken, bu süreçte karşı tarafın kalıcı olmasını umut ediyor.Kadınların sevgilerini gösterme biçimlerinden biri de partnerlerini günlük rutinlerine dahil etmek oluyor. Sabah mesajları, tatlılarının son lokmasını paylaşmak gibi küçük jestler, bu bağın güçlenmesini sağlıyor. Uzmanlar, bu tür tutarlı ve sürekli küçük eylemlerin, gösterişten çok, gerçek sevginin habercisi olduğunu ifade ediyor.Ruh hallerine duyarlılık da kadınların aşkının sessiz bir yansıması olarak öne çıkıyor. İyi olduğunu söyleseniz bile, nazikçe tekrar soran ve fark ettiğinde üzgünlüğünüzü anlayan kadınlar, sadece sözlere değil, sessizliklere de kulak veriyor. Bu hassasiyet, ilişkinin duygusal derinliğini artırıyor.Ayrıca, kadınlar partnerlerinin hayatındaki önemli detayları öğrenmeye ve anlamaya çalışıyor. Arkadaş isimlerinden iş toplantılarına kadar pek çok konuda bilgi sahibi olmak, karşılıklı dünyaların birbirine açılması anlamına geliyor.Uzmanlar, anlaşmazlık anlarında bile kadınların daha yumuşak ve anlayışlı bir tutum sergilediğine dikkat çekiyor. Tartışırken bile şefkat ve saygıyı elden bırakmayan kadınlar, ilişkinin sürdürülebilirliği için “kazanmaktan” çok “anlamaya” önem veriyor.Kadınların sevgilerini dışa vurmasalar da küçük iltifatlar ve sessiz destekler, karşı tarafın kendini değerli hissetmesini sağlıyor. İlaç getirmek, randevuları hatırlatmak ya da öğün atlandığında yemek göndermek gibi davranışlar ise, “bakma” değil “gerçekten isteme”yi gösteriyor.Son olarak, aşkın kadınlarda yarattığı güven, onları en savunmasız ve gerçek halleriyle görünür kılıyor. Yorgunluk, endişe ya da kararsızlık anlarında bile partnerlerine kendilerini olduğu gibi gösterme cesareti, aşkın en samimi yansımalarından biri olarak görülüyor.Uzmanlar, aşkın çoğunlukla gösterişli performanslar değil, sessiz ve sürekli varlık olduğunu vurguluyor. “Aşk, ayrıntılarda gizlidir” diyen uzmanlar, ilişkilere küçük ama derin anlamlar katan bu ince işaretlerin fark edilmesinin önemine dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7cMqm_wou0quw94cdJ22AA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kadınlar, aşık, olduklarını, nasıl, gösterir, Fark, edilmeyen, ayrıntılar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7cMqm_wou0quw94cdJ22AA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kadınlar aşık olduklarını nasıl gösterir? Fark edilmeyen ayrıntılar"><p>Aşkın ifadesi her zaman büyük ve gösterişli jestlerle gerçekleşmeyebiliyor. Uzmanlar, birçok kadının sevgisini daha çok ince detaylar ve küçük ama anlamlı davranışlarla gösterdiğini belirtiyor. Bu sessiz ve çoğu zaman fark edilmesi zor işaretler, derin ve kalıcı bir sevginin göstergesi olarak öne çıkıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/az-15cV6LU-Yj8e8RnGh4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınlar, partnerlerinin hayatındaki en küçük ayrıntıları hatırlayarak sevgilerini gösteriyor. Örneğin, bir keresinde laf arasında söylenen kahve tercihi haftalar sonra karşılık bulabiliyor. Ya da lise yıllarından bahsedilen sevilen bir müzik grubu, gizlice hazırlanmış bir çalma listesine dönüşüyor. Uzmanlara göre, bu tür davranışlar karşısındakini dikkatle dinlemenin ve önemsediğinin işaretleri.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4ylemKFAmE2gEPvARNk33w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca, aşık olan kadınların hayatlarının kişisel yönlerini partnerleriyle paylaşmaya başladığı gözlemleniyor. Üniversite yıllarından kalma özel anılar, çocukluk hikayeleri ya da gece geç saatlerde yaşanan içsel düşünceler, bu paylaşımın temelini oluşturuyor. Kadınlar, kalplerini yavaş yavaş açarken, bu süreçte karşı tarafın kalıcı olmasını umut ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mSlHt_gCa0uAhJv9hzUkKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınların sevgilerini gösterme biçimlerinden biri de partnerlerini günlük rutinlerine dahil etmek oluyor. Sabah mesajları, tatlılarının son lokmasını paylaşmak gibi küçük jestler, bu bağın güçlenmesini sağlıyor. Uzmanlar, bu tür tutarlı ve sürekli küçük eylemlerin, gösterişten çok, gerçek sevginin habercisi olduğunu ifade ediyor.Ruh hallerine duyarlılık da kadınların aşkının sessiz bir yansıması olarak öne çıkıyor. İyi olduğunu söyleseniz bile, nazikçe tekrar soran ve fark ettiğinde üzgünlüğünüzü anlayan kadınlar, sadece sözlere değil, sessizliklere de kulak veriyor. Bu hassasiyet, ilişkinin duygusal derinliğini artırıyor.Ayrıca, kadınlar partnerlerinin hayatındaki önemli detayları öğrenmeye ve anlamaya çalışıyor. Arkadaş isimlerinden iş toplantılarına kadar pek çok konuda bilgi sahibi olmak, karşılıklı dünyaların birbirine açılması anlamına geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uf1o9nUDHkaH8JRSYjLiCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, anlaşmazlık anlarında bile kadınların daha yumuşak ve anlayışlı bir tutum sergilediğine dikkat çekiyor. Tartışırken bile şefkat ve saygıyı elden bırakmayan kadınlar, ilişkinin sürdürülebilirliği için “kazanmaktan” çok “anlamaya” önem veriyor.Kadınların sevgilerini dışa vurmasalar da küçük iltifatlar ve sessiz destekler, karşı tarafın kendini değerli hissetmesini sağlıyor. İlaç getirmek, randevuları hatırlatmak ya da öğün atlandığında yemek göndermek gibi davranışlar ise, “bakma” değil “gerçekten isteme”yi gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Uv2ISUmcr0iILsEq_xFVXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak, aşkın kadınlarda yarattığı güven, onları en savunmasız ve gerçek halleriyle görünür kılıyor. Yorgunluk, endişe ya da kararsızlık anlarında bile partnerlerine kendilerini olduğu gibi gösterme cesareti, aşkın en samimi yansımalarından biri olarak görülüyor.Uzmanlar, aşkın çoğunlukla gösterişli performanslar değil, sessiz ve sürekli varlık olduğunu vurguluyor. “Aşk, ayrıntılarda gizlidir” diyen uzmanlar, ilişkilere küçük ama derin anlamlar katan bu ince işaretlerin fark edilmesinin önemine dikkat çekiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ayrılık acısını atlatmanın 8 yolu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ayrilik-acisini-atlatmanin-8-yolu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ayrilik-acisini-atlatmanin-8-yolu</guid>
<description><![CDATA[ Ayrılık acısı, bir ilişkinin sona ermesiyle ortaya çıkan yoğun duygusal yükü ifade eder. Alışkanlıklar ve anılar, iletişimin kesilmesiyle birlikte kişinin kimliğinde büyük boşluklar yaratabilir. Ancak uzmanlara göre, bu süreci en az hasarla atlatmak mümkün.Araştırmalar, sürekli aynı düşünceler etrafında dönüp durmanın, hem ruhsal hem de fiziksel sağlığımızı olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor. Devamlı stres altında olmak, bağışıklık sistemimizi zayıflatmasının yanı sıra depresyon, kalp hastalıkları, otoimmün hastalıklar ve daha birçok sağlık sorununun tetikleyicisi olabiliyor.
Peki, genel sağlığımız üzerinde çeşitli hasarlar yaratan bu düşünce döngüsünden nasıl kurtuluruz? 
Psychology Today&#039;de yer alan habere göre, zihinsel toksinlerden kurtulmak için izlenebilecek bazı yollar var:1. Psikolog Sylvia Boorstein, ayrılık sonrası sessiz kalmanın, süreci izlemek ve gereksiz çatışmalardan kaçınmak açısından faydalı olabileceğini söylüyor.2. Meditasyon eğitmeni Norman Fischer’a göre ise en büyük sorunumuz, kontrol edilemez öfkemiz. Öfke, zihni bulandırır ve sağlıklı tepkiler vermemize engel olur.3. Başkalarının sizi tam anlamıyla çözümleyebilmesi ne kadar zorsa, sizin de o insanları anlamanız o kadar zordur. Bu süreçte karşı tarafın zihnini okuma çabasına girmeyin.4. Ne kadar düşünürseniz düşünün, geçmişi geri getiremezsiniz. Telafi edemeyeceğiniz şeylere kafa yordukça, bugününüzü de ziyan edersiniz.5. &quot;Acınıza sadık kalmak zorunda değilsiniz&quot; diyen Psikolog Jack Kornfield, &#039;&#039;Affetmek, kendinizi geçmişin yükünden kurtarmanın etkili yoludur&#039;&#039; diyor.6. Kendinizi derin, sakin bir okyanusun dibinde gibi hayal edin. Düşünceler yukarıda süzülsün, siz sadece izleyin. Zihninizi susturamadığınız zamanlarda bu yöntemi deneyin.7. Sizi üzen kişiyi beyaz bir ışık küresinin içinde hayal edin. Onu bu ışıkla sarın. İçinizdeki öfkenin hafiflediğini hissedeceksiniz.8. Nöropsikiyatrist Dan Siegel’a göre bir duygunun gelip geçmesi 90 saniye sürer. 15 derin nefes alıp verin, düşünce döngüsünü kırın.Zihinsel sağlığınız için attığınız her küçük adım, yaşam kalitenizi artırır. Mental sağlığınıza zarar veren düşüncelere saplanmak yerine, çözüm yollarına odaklanmaya gayret edin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MhivosVfTUmHUUhYpVs8Dg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ayrılık, acısını, atlatmanın, yolu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MhivosVfTUmHUUhYpVs8Dg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ayrılık acısını atlatmanın 8 yolu"><p>Ayrılık acısı, bir ilişkinin sona ermesiyle ortaya çıkan yoğun duygusal yükü ifade eder. Alışkanlıklar ve anılar, iletişimin kesilmesiyle birlikte kişinin kimliğinde büyük boşluklar yaratabilir. Ancak uzmanlara göre, bu süreci en az hasarla atlatmak mümkün.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lscLPcyrLE-pUkxcAfNDyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, sürekli aynı düşünceler etrafında dönüp durmanın, hem ruhsal hem de fiziksel sağlığımızı olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor. Devamlı stres altında olmak, bağışıklık sistemimizi zayıflatmasının yanı sıra depresyon, kalp hastalıkları, otoimmün hastalıklar ve daha birçok sağlık sorununun tetikleyicisi olabiliyor.
Peki, genel sağlığımız üzerinde çeşitli hasarlar yaratan bu düşünce döngüsünden nasıl kurtuluruz? 
Psychology Today'de yer alan habere göre, zihinsel toksinlerden kurtulmak için izlenebilecek bazı yollar var:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x7ktoqITnkeLGCReoPRbfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1. Psikolog Sylvia Boorstein, ayrılık sonrası sessiz kalmanın, süreci izlemek ve gereksiz çatışmalardan kaçınmak açısından faydalı olabileceğini söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jVrbrB9QlkuVjYZCaELxIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2. Meditasyon eğitmeni Norman Fischer’a göre ise en büyük sorunumuz, kontrol edilemez öfkemiz. Öfke, zihni bulandırır ve sağlıklı tepkiler vermemize engel olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mfBdcp0bIkOJCkFyKEZs3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3. Başkalarının sizi tam anlamıyla çözümleyebilmesi ne kadar zorsa, sizin de o insanları anlamanız o kadar zordur. Bu süreçte karşı tarafın zihnini okuma çabasına girmeyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1_EDPl3bIUCZ2-D-3tYaIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>4. Ne kadar düşünürseniz düşünün, geçmişi geri getiremezsiniz. Telafi edemeyeceğiniz şeylere kafa yordukça, bugününüzü de ziyan edersiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/__b0Jzk5x02LMmQpDzrdng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5. "Acınıza sadık kalmak zorunda değilsiniz" diyen Psikolog Jack Kornfield, ''Affetmek, kendinizi geçmişin yükünden kurtarmanın etkili yoludur'' diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0UBPY6RgoUub4nP7EWSA7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>6. Kendinizi derin, sakin bir okyanusun dibinde gibi hayal edin. Düşünceler yukarıda süzülsün, siz sadece izleyin. Zihninizi susturamadığınız zamanlarda bu yöntemi deneyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4E80Nri-zE-vxlgMoStg4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>7. Sizi üzen kişiyi beyaz bir ışık küresinin içinde hayal edin. Onu bu ışıkla sarın. İçinizdeki öfkenin hafiflediğini hissedeceksiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B5uJuNzkCkKRcnfKqU1oNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>8. Nöropsikiyatrist Dan Siegel’a göre bir duygunun gelip geçmesi 90 saniye sürer. 15 derin nefes alıp verin, düşünce döngüsünü kırın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FlQctg1wakm55jnm4obLgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihinsel sağlığınız için attığınız her küçük adım, yaşam kalitenizi artırır. Mental sağlığınıza zarar veren düşüncelere saplanmak yerine, çözüm yollarına odaklanmaya gayret edin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Toprak altındaki tarihin ortaya çıkarılması için 6 noktada kazı yapılıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/toprak-altindaki-tarihin-ortaya-cikarilmasi-icin-6-noktada-kazi-yapiliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/toprak-altindaki-tarihin-ortaya-cikarilmasi-icin-6-noktada-kazi-yapiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Unesco Dünya Mirası Listesi&#039;ndeki Ani Ören Yeri&#039;nde taşınmaz ve taşınır nitelikteki kalıntıların gün yüzüne çıkarılması amacıyla 6 noktada kazı çalışması yürütülüyor.Hem Orta Asya&#039;dan Ön Asya&#039;ya hem de Kafkaslar&#039;dan Anadolu&#039;ya ilk giriş kapısı olan Kars&#039;taki ören yeri, 11 ve 12. yüzyıllara ait Türk-İslam mimarisi eserlerini bünyesinde barındırıyor.
Tarih boyunca Bagratlı Hanedanlığı, Bizans, Büyük Selçuklu, Gürcü Krallığı, Moğollar, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Osmanlı Devleti&#039;nin hüküm sürdüğü, geçmişte Hristiyan ve Müslümanların yan yana yaşadığı ören yerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kafkas Üniversitesi işbirliğindeki kazı çalışmaları bu yıl 6 noktada yapılıyor.Sanat tarihçileri, arkeologlar, mimarlar ve restoratör mimarların da aralarında bulunduğu 130 kişilik ekiple yürütülen çalışmalarda, toprak altındaki tarihi yapı ve eserlerin gün yüzüne çıkarılması amaçlanıyor.Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, nisan itibarıyla başladıkları bu yılki kazı sezonunun, 31 Aralık&#039;a kadar devam edeceğini söyledi.
Kazı çalışmalarında farklı üniversitelerden bilim adamları ile öğrencilerin de yer aldığını ifade eden Arslan, şöyle konuştu:
&quot;Kazı alanlarımızdan Selçuklu Konutları önemli. Anadolu&#039;da Türklerin inşa ettiği ilk camimiz olan Ulu Cami&#039;mizin (Ebu&#039;l Menuçehr Camisi) batısında büyük bir mahallenin varlığını düşünüyoruz. 2019&#039;dan beri de buradaki çalışmalarımız devam ediyor. Bu sene de yine Ani&#039;deki Selçuklu dönemine ait sivil mimarinin önemli örnekleri olan konutları gün yüzüne çıkarmaya devam ediyoruz.&quot;Selçuklu Çarşısı&#039;nda iki etap halinde kazı çalışmalarının sürdüğünü anlatan Arslan, şunları kaydetti:
&quot;Özellikle Ani&#039;nin tam ortasında Aslanlı Kapı&#039;dan Ani Ulu Cami&#039;ye kadar uzanan uzunca bir aksın ticarete ayrıldığını düşünüyoruz ki, kazılardan elde ettiğimiz veriler de bu yönde. Burası hem atölyeler hem satış mağazaları şeklinde düzenlenmiş, Selçuklu devrine ait ticari mekanları da gün yüzüne çıkarmış oluyoruz. Bir diğer önemli kazı alanımız, ilk kez 2021&#039;de kazısına başladığımız ve bu sezonda da devam ettiğimiz Selçuklu Mezarlığı. Fethiye Camisi&#039;nin 30 metre kadar güneybatısında bulunan bu alan, Anadolu&#039;daki ilk Türk İslam mezarlığı olarak kabul edilmekte. Burada hem sekizgen gövdeli bir kümbet kalıntısı hem de sandukalı ve akıt tipi dediğimiz mezarları gün yüzüne çıkarıyoruz.&quot;Arslan, &quot;Koruma çalışmaları kapsamında 1000 yıldır toprak altında duran ve kazılarla ortaya çıkardığımız mimari taşınmaz eserlerin konservasyonunu yaparak, bunları daha uzun ömürlü bir hale getirip sağlıklı şekilde gelecek nesillere aktarmak için de uğraş vermekteyiz. Ayrıca taşınır nitelikteki eserlerin restorasyonu söz konusu. Kazı evimizde bulunan ekibimiz ise laboratuvarda taş, pişmiş toprak, cam, kemik gibi taşınır nitelikteki buluntularımızın restorasyonunu yapıyor. Nitelikli olanları Kars Müzesi&#039;nde teşhir edilmek üzere teslim ediyoruz&quot; ifadelerini kullandı.Ören yerinde kazı çalışmalarının yanı sıra çevre düzenlemesi yaptıklarını belirten Arslan, &quot;Çevre düzenleme çalışmaları kapsamında da sur içi yürüyüş yolları yapımına devam ediyoruz. Neredeyse 5 buçuk kilometreyi bulan bir gezi rotasını doğal taşlarla ve ahşap traverslerle birlikte inşallah sezon sonunda tamamlayarak, ziyaretçilerimizin daha konforlu ve daha sağlıklı alanda gezi yapmalarına imkan sağlamış olacağız&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FSd_h39Et0Okr-cGplzjPA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Toprak, altındaki, tarihin, ortaya, çıkarılması, için, noktada, kazı, yapılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FSd_h39Et0Okr-cGplzjPA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Toprak altındaki tarihin ortaya çıkarılması için 6 noktada kazı yapılıyor"><p>Unesco Dünya Mirası Listesi'ndeki Ani Ören Yeri'nde taşınmaz ve taşınır nitelikteki kalıntıların gün yüzüne çıkarılması amacıyla 6 noktada kazı çalışması yürütülüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LgHOKxbl2UqP5IREoT2viQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hem Orta Asya'dan Ön Asya'ya hem de Kafkaslar'dan Anadolu'ya ilk giriş kapısı olan Kars'taki ören yeri, 11 ve 12. yüzyıllara ait Türk-İslam mimarisi eserlerini bünyesinde barındırıyor.
Tarih boyunca Bagratlı Hanedanlığı, Bizans, Büyük Selçuklu, Gürcü Krallığı, Moğollar, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Osmanlı Devleti'nin hüküm sürdüğü, geçmişte Hristiyan ve Müslümanların yan yana yaşadığı ören yerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kafkas Üniversitesi işbirliğindeki kazı çalışmaları bu yıl 6 noktada yapılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JNR51FCh306HREXA2p5tWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sanat tarihçileri, arkeologlar, mimarlar ve restoratör mimarların da aralarında bulunduğu 130 kişilik ekiple yürütülen çalışmalarda, toprak altındaki tarihi yapı ve eserlerin gün yüzüne çıkarılması amaçlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KmHfqLu80U-azBiiG2XS1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, nisan itibarıyla başladıkları bu yılki kazı sezonunun, 31 Aralık'a kadar devam edeceğini söyledi.
Kazı çalışmalarında farklı üniversitelerden bilim adamları ile öğrencilerin de yer aldığını ifade eden Arslan, şöyle konuştu:
"Kazı alanlarımızdan Selçuklu Konutları önemli. Anadolu'da Türklerin inşa ettiği ilk camimiz olan Ulu Cami'mizin (Ebu'l Menuçehr Camisi) batısında büyük bir mahallenin varlığını düşünüyoruz. 2019'dan beri de buradaki çalışmalarımız devam ediyor. Bu sene de yine Ani'deki Selçuklu dönemine ait sivil mimarinin önemli örnekleri olan konutları gün yüzüne çıkarmaya devam ediyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TwcDiTerYUe9ek1PNq9TbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Selçuklu Çarşısı'nda iki etap halinde kazı çalışmalarının sürdüğünü anlatan Arslan, şunları kaydetti:
"Özellikle Ani'nin tam ortasında Aslanlı Kapı'dan Ani Ulu Cami'ye kadar uzanan uzunca bir aksın ticarete ayrıldığını düşünüyoruz ki, kazılardan elde ettiğimiz veriler de bu yönde. Burası hem atölyeler hem satış mağazaları şeklinde düzenlenmiş, Selçuklu devrine ait ticari mekanları da gün yüzüne çıkarmış oluyoruz. Bir diğer önemli kazı alanımız, ilk kez 2021'de kazısına başladığımız ve bu sezonda da devam ettiğimiz Selçuklu Mezarlığı. Fethiye Camisi'nin 30 metre kadar güneybatısında bulunan bu alan, Anadolu'daki ilk Türk İslam mezarlığı olarak kabul edilmekte. Burada hem sekizgen gövdeli bir kümbet kalıntısı hem de sandukalı ve akıt tipi dediğimiz mezarları gün yüzüne çıkarıyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DfO2ENxqOUGdJM1ppPzH2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arslan, "Koruma çalışmaları kapsamında 1000 yıldır toprak altında duran ve kazılarla ortaya çıkardığımız mimari taşınmaz eserlerin konservasyonunu yaparak, bunları daha uzun ömürlü bir hale getirip sağlıklı şekilde gelecek nesillere aktarmak için de uğraş vermekteyiz. Ayrıca taşınır nitelikteki eserlerin restorasyonu söz konusu. Kazı evimizde bulunan ekibimiz ise laboratuvarda taş, pişmiş toprak, cam, kemik gibi taşınır nitelikteki buluntularımızın restorasyonunu yapıyor. Nitelikli olanları Kars Müzesi'nde teşhir edilmek üzere teslim ediyoruz" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JWVKTQew-EGglCeAKFmz6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ören yerinde kazı çalışmalarının yanı sıra çevre düzenlemesi yaptıklarını belirten Arslan, "Çevre düzenleme çalışmaları kapsamında da sur içi yürüyüş yolları yapımına devam ediyoruz. Neredeyse 5 buçuk kilometreyi bulan bir gezi rotasını doğal taşlarla ve ahşap traverslerle birlikte inşallah sezon sonunda tamamlayarak, ziyaretçilerimizin daha konforlu ve daha sağlıklı alanda gezi yapmalarına imkan sağlamış olacağız" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vnt9MJkPU0Kt8Qe03zePTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FfaIZPGkT0WK9Vi-VxYqLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaşı küçük marifeti büyük: &amp;apos;&amp;apos;En büyük hayalim Osimhen&amp;apos;e katmer yapmak&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yasi-kucuk-marifeti-buyuk-en-buyuk-hayalim-osimhene-katmer-yapmak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yasi-kucuk-marifeti-buyuk-en-buyuk-hayalim-osimhene-katmer-yapmak</guid>
<description><![CDATA[ Gaziantep&#039;in en küçük katmer ustası Ertuğrul Yılmaz, açtığı katmerlerle usta katmercilere rakip oluyor.9 yaşındaki Ertuğrul Yılmaz, küçük yaşına rağmen hem mutfakta gösterdiği yetenekle hem de enerjisiyle dikkatleri üzerine çekiyor. Babasının yanında katmer yapmayı öğrenen Ertuğrul, kısa sürede çıraklıktan ustalığa giden yolda büyük bir adım attı.Küçük usta Ertuğrul Yılmaz, &quot;Babamla birlikte dükkana gitmeye başladım. Daha sonra katmer yapmaya başladık. İlk kez 6 yaşındayken babamla birlikte dükkana gitmiştim. Sonra çırak oldum, ardından usta olmaya çalıştım. Katmeri önce açıyoruz, sonra katlıyoruz. Ardından kesiyoruz. Fıstığını, şekerini ve kaymağını ekliyoruz. En son da kağıda sarıyoruz. Antep&#039;in en köklü katmercilerinden biri olmak istiyorum. Osimhen sayesinde Galatasaraylı oldum. Onun buraya gelmesini çok isterim. Bu yüzden onu buraya davet ediyorum. En büyük hayalim, Osimhen&#039;e katmer yapmak&quot; dedi.Oğlunun ileride iyi bir katmer ustası olacağına inandığını söyleyen Baba Emre Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
&quot;Ertuğrul okul hayatına başladığında çok güzel başarılar elde etti. Enerjisi hiç bitmiyordu. Biz de bu enerjiyi farklı bir şekilde değerlendirelim dedik. Böylece birlikte çalışmaya başladık. Benimle birlikte işin içine girdi. Beklediğimizden hızlı gelişmeler oldu. Çok çabuk öğrenmeye başladı. İşin detaylarını kısa sürede kavradı. Birkaç videosu sosyal medyada viral olunca artık müşteriler bizi değil, Ertuğrul&#039;u görmek için gelir oldular. Bu da bizim için çok gurur verici bir süreçti.&#039;&#039;&#039;&#039;Oğlum şimdi de, ‘En büyük hayalim Osimhen ile bir katmer videosu çekmek&#039; diyor. Onu gerçekten başarılı buluyorum. Zaten bizim meslekte yeni nesilde usta yetiştirmek çok zor. Bu yaşta bir çocuğun böyle bir başarı elde etmesi bizi çok mutlu ediyor. Bu yaşlarda böyle bir meslek edinmek zaten pek görülmüş bir şey değil. Biz onun neyi seviyorsa onu yapmasını istiyoruz. Okulunu da sonuna kadar destekliyoruz, eğitimi kesinlikle ihmal etmiyoruz. Ama kalan zamanlarında iş yerine gelip bizimle birlikte çalışıyor. Zamanla büyüdükçe neyi sevdiğine kendisi karar verecek. İnandığı işi yaparsa mutlaka başarılı olacaktır.&#039;&#039; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fr1B_q-Di02JADdQZ-quDg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yaşı, küçük, marifeti, büyük:, En, büyük, hayalim, Osimhene, katmer, yapmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fr1B_q-Di02JADdQZ-quDg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yaşı küçük marifeti büyük"><p>Gaziantep'in en küçük katmer ustası Ertuğrul Yılmaz, açtığı katmerlerle usta katmercilere rakip oluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HjfMezwraUSIazLt3bPvtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>9 yaşındaki Ertuğrul Yılmaz, küçük yaşına rağmen hem mutfakta gösterdiği yetenekle hem de enerjisiyle dikkatleri üzerine çekiyor. Babasının yanında katmer yapmayı öğrenen Ertuğrul, kısa sürede çıraklıktan ustalığa giden yolda büyük bir adım attı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zrw_CMXipkyjgo2LdMkxwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küçük usta Ertuğrul Yılmaz, "Babamla birlikte dükkana gitmeye başladım. Daha sonra katmer yapmaya başladık. İlk kez 6 yaşındayken babamla birlikte dükkana gitmiştim. Sonra çırak oldum, ardından usta olmaya çalıştım. Katmeri önce açıyoruz, sonra katlıyoruz. Ardından kesiyoruz. Fıstığını, şekerini ve kaymağını ekliyoruz. En son da kağıda sarıyoruz. Antep'in en köklü katmercilerinden biri olmak istiyorum. Osimhen sayesinde Galatasaraylı oldum. Onun buraya gelmesini çok isterim. Bu yüzden onu buraya davet ediyorum. En büyük hayalim, Osimhen'e katmer yapmak" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1yE1n20hkUqDd4mAqIrZ8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oğlunun ileride iyi bir katmer ustası olacağına inandığını söyleyen Baba Emre Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
"Ertuğrul okul hayatına başladığında çok güzel başarılar elde etti. Enerjisi hiç bitmiyordu. Biz de bu enerjiyi farklı bir şekilde değerlendirelim dedik. Böylece birlikte çalışmaya başladık. Benimle birlikte işin içine girdi. Beklediğimizden hızlı gelişmeler oldu. Çok çabuk öğrenmeye başladı. İşin detaylarını kısa sürede kavradı. Birkaç videosu sosyal medyada viral olunca artık müşteriler bizi değil, Ertuğrul'u görmek için gelir oldular. Bu da bizim için çok gurur verici bir süreçti.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V6zRaU_iqEWZQVuIomgcdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>''Oğlum şimdi de, ‘En büyük hayalim Osimhen ile bir katmer videosu çekmek' diyor. Onu gerçekten başarılı buluyorum. Zaten bizim meslekte yeni nesilde usta yetiştirmek çok zor. Bu yaşta bir çocuğun böyle bir başarı elde etmesi bizi çok mutlu ediyor. Bu yaşlarda böyle bir meslek edinmek zaten pek görülmüş bir şey değil. Biz onun neyi seviyorsa onu yapmasını istiyoruz. Okulunu da sonuna kadar destekliyoruz, eğitimi kesinlikle ihmal etmiyoruz. Ama kalan zamanlarında iş yerine gelip bizimle birlikte çalışıyor. Zamanla büyüdükçe neyi sevdiğine kendisi karar verecek. İnandığı işi yaparsa mutlaka başarılı olacaktır.''</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Emre Törün kimdir, neden öldü? Emre Törün’ün oynadığı diziler ve biyografisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/emre-toerun-kimdir-neden-oeldu-emre-toerunun-oynadigi-diziler-ve-biyografisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/emre-toerun-kimdir-neden-oeldu-emre-toerunun-oynadigi-diziler-ve-biyografisi</guid>
<description><![CDATA[ Hudutsuz Sevda, Üç Kız Kardeş, Bir Zamanlar Kıbrıs, Arka Sokaklar, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz gibi yapımlarla hafızalara kazınan oyuncu ve seslendirme sanatçısı Emre Törün hayatını kaybetti. Kara Melek dizisiyle televizyon dünyasına ilk adımını atan Emre Törün, başarılı performansıyla tanınıyordu. Ankara Devlet Konservatuarı’ndan mezun olan Emre Törün’ün uzun süredir kanser tedavisi aldığı biliniyor. Peki Emre Törün kimdir, kaç yaşındaydı ve neden öldü? İşte, Emre Törün’ün hayatı…Emre Törün’ün ölüm haberini kendisi gibi oyuncu olan arkadaşı Umut Oğuz sosyal medya hesabından duyurdu. Sanat dünyasından peş peşe taziye mesajları gelirken Emre Törün’ün hayatı ve kariyeri mercek altına alındı. 53 yaşındaki Törün, daha önce pankreas kanserini yenmiş ancak hastalık son dönemde karaciğerine sıçramıştı. 2015-2017 yılları arasında üç sezon boyunca Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz yapımında Nevzat Çankırılı karakterini canlandıran Törün, sonrasında Arka Sokaklar, Bir Zamanlar Kıbrıs gibi yapımlarda rol aldı. Törün son olarak Hudutsuz Sevda’da Şeref karakterine hayat veriyordu. Peki Emre Törün neden öldü, kaç yaşındaydı? İşte, oyuncu ve seslendirme sanatçısının biyografisi…Emre Törün 11 Mart 1972 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Lise eğitimini Beşiktaş Atatürk Lisesi’nde tamamlayan Törün ardından Ankara Devlet Konservuarı’nda okudu. 1996 yılında oyunculuğa başladığı ilk dizisi Kara Melek’te 4 sezon üst üste rol aldı.Emre Törün, 2015-2017 arası 3 sezon oynadığı Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde istihbaratçı Nevzat Çankırılı karakterine hayat verdi.Oyuncu Kara Melek, Koçum Benim, Ona Bakma Bana Bak, Hayat A.Ş, Halk Düşmanı, Büyük Umutlar, Arka Sokaklar, Beşinci Boyut, Bulutların Ötesi, Güneşi Beklerken, Reaksiyon, Mahsusa gibi yapımlarda rol aldı.Hudutsuz Sevda - (2024) - ŞerefAhit: Musa&#039;nın Hikâyesi - (2024) - DathanÜç Kız Kardeş - (2023-2024) - AdnanMahsusa: Trablusgarb - (2023-2024) - Albay NeşetBir Zamanlar Kıbrıs/Kıbrıs: Zafere Doğru - (2021-2022) - III. MakariosArka Sokaklar - (2020) - CivanEşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz - (2015-2017) - Nevzat ÇankırıReaksiyon - (2014) - Savcı ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ppWCGhQRm0SRcFx2FxF_ng.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Emre, Törün, kimdir, neden, öldü, Emre, Törün’ün, oynadığı, diziler, biyografisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ppWCGhQRm0SRcFx2FxF_ng.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Emre Törün kimdir, neden öldü? Emre Törün’ün oynadığı diziler ve biyografisi"><p>Hudutsuz Sevda, Üç Kız Kardeş, Bir Zamanlar Kıbrıs, Arka Sokaklar, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz gibi yapımlarla hafızalara kazınan oyuncu ve seslendirme sanatçısı Emre Törün hayatını kaybetti. Kara Melek dizisiyle televizyon dünyasına ilk adımını atan Emre Törün, başarılı performansıyla tanınıyordu. Ankara Devlet Konservatuarı’ndan mezun olan Emre Törün’ün uzun süredir kanser tedavisi aldığı biliniyor. Peki Emre Törün kimdir, kaç yaşındaydı ve neden öldü? İşte, Emre Törün’ün hayatı…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j9NiRuS9iU22jc2de1Gk0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Emre Törün’ün ölüm haberini kendisi gibi oyuncu olan arkadaşı Umut Oğuz sosyal medya hesabından duyurdu. Sanat dünyasından peş peşe taziye mesajları gelirken Emre Törün’ün hayatı ve kariyeri mercek altına alındı. 53 yaşındaki Törün, daha önce pankreas kanserini yenmiş ancak hastalık son dönemde karaciğerine sıçramıştı. 2015-2017 yılları arasında üç sezon boyunca Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz yapımında Nevzat Çankırılı karakterini canlandıran Törün, sonrasında Arka Sokaklar, Bir Zamanlar Kıbrıs gibi yapımlarda rol aldı. Törün son olarak Hudutsuz Sevda’da Şeref karakterine hayat veriyordu. Peki Emre Törün neden öldü, kaç yaşındaydı? İşte, oyuncu ve seslendirme sanatçısının biyografisi…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bTNIO9mlpECpQnERLh7e7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Emre Törün 11 Mart 1972 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Lise eğitimini Beşiktaş Atatürk Lisesi’nde tamamlayan Törün ardından Ankara Devlet Konservuarı’nda okudu. 1996 yılında oyunculuğa başladığı ilk dizisi Kara Melek’te 4 sezon üst üste rol aldı.Emre Törün, 2015-2017 arası 3 sezon oynadığı Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde istihbaratçı Nevzat Çankırılı karakterine hayat verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E3CdrLGUAUiDTKfpwlu8gA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Kara Melek, Koçum Benim, Ona Bakma Bana Bak, Hayat A.Ş, Halk Düşmanı, Büyük Umutlar, Arka Sokaklar, Beşinci Boyut, Bulutların Ötesi, Güneşi Beklerken, Reaksiyon, Mahsusa gibi yapımlarda rol aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-3Iz4FL7E0SRr1rwuxk5xQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hudutsuz Sevda - (2024) - ŞerefAhit: Musa'nın Hikâyesi - (2024) - DathanÜç Kız Kardeş - (2023-2024) - AdnanMahsusa: Trablusgarb - (2023-2024) - Albay NeşetBir Zamanlar Kıbrıs/Kıbrıs: Zafere Doğru - (2021-2022) - III. MakariosArka Sokaklar - (2020) - CivanEşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz - (2015-2017) - Nevzat ÇankırıReaksiyon - (2014) - Savcı</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Jennifer Lopez, İstanbul konseri öncesi hayranlarına mesaj gönderdi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/jennifer-lopez-istanbul-konseri-oencesi-hayranlarina-mesaj-goenderdi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/jennifer-lopez-istanbul-konseri-oencesi-hayranlarina-mesaj-goenderdi</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;li şarkıcı Jennifer Lopez, İstanbul Festivali kapsamında vereceği konser öncesi hayranlarına video mesaj ile seslendi.Dünyaca ünlü sanatçı, 5 Ağustos&#039;ta Festival Park Yenikapı&#039;da sahne alacak.  Konser öncesi hayranlarına videolu bir mesaj gönderen Lopez, &quot;İstanbul, sizi görmek için sabırsızlanıyorum. 5 Ağustos&#039;ta gece boyunca şarkılar söyleyip dans edeceğiz. Orada görüşmek üzere&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J9zIE9Se1EG1FpZquDQ_kA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Jennifer, Lopez, İstanbul, konseri, öncesi, hayranlarına, mesaj, gönderdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J9zIE9Se1EG1FpZquDQ_kA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Jennifer Lopez, İstanbul konseri öncesi hayranlarına mesaj gönderdi"><p>ABD'li şarkıcı Jennifer Lopez, İstanbul Festivali kapsamında vereceği konser öncesi hayranlarına video mesaj ile seslendi.</p>Dünyaca ünlü sanatçı, 5 Ağustos'ta Festival Park Yenikapı'da sahne alacak.  Konser öncesi hayranlarına videolu bir mesaj gönderen Lopez, "İstanbul, sizi görmek için sabırsızlanıyorum. 5 Ağustos'ta gece boyunca şarkılar söyleyip dans edeceğiz. Orada görüşmek üzere" ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Birinin &amp;apos;&amp;apos;timsah gözyaşları&amp;apos;&amp;apos; döktüğünü nasıl anlarsınız?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/birinin-timsah-goezyaslari-doektugunu-nasil-anlarsiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/birinin-timsah-goezyaslari-doektugunu-nasil-anlarsiniz</guid>
<description><![CDATA[ Polonya’daki Lodz Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, “timsah gözyaşları” olarak bilinen sahte gözyaşlarının erkekler tarafından döküldüğünde daha inandırıcı göründüğünü ortaya koydu.Araştırmada, binlerce katılımcıya üzerinde oynanarak ağlıyormuş izlenimi verilen fotoğraflar gösterildi.Fotoğraflarda hem erkek hem kadın yüzleri, farklı sıcaklık (samimiyet) seviyelerinde yer aldı. Katılımcılardan, bu yüzlerle ilgili algılarını ve gözyaşlarının ne kadar ‘gerçekçi’ göründüğünü değerlendirmeleri istendi.Analizler, gözyaşları en inandırıcı görünen kişilerin, ağlaması en az beklenen kişiler olduğunu gösterdi. Bu kişiler, çoğunlukla erkekler ve daha düşük “sıcaklık” derecesine sahip kadınlardı.Araştırma ekibi, sonuçları Plos One dergisinde yayınladı. Makalede şu ifadelere yer verildi:
“Gözyaşları, genellikle dürüst ve samimi sinyaller olarak kabul edilir, çünkü isteyerek dökülmesi zordur. Öte yandan, gözyaşlarının başkalarını manipüle etmek için stratejik olarak kullanılabileceği de bilinir. İşte buna ‘timsah gözyaşları’ denir.”Araştırmacılar, gözyaşlarının her durumda samimi algılanmadığını, bunun kimin ağladığına ve durumun ne olduğuna bağlı olarak değiştiğini vurguladı.Daha önce yapılan araştırmalar, sahte gözyaşlarını gerçek olanlardan ayırt etmenin ipuçlarını vermişti. Araştırmacılar, pişman taklidi yapan kişilerin duygusal ifadelerinde daha fazla çeşitlilik gösterdiğini ve duygular arasında hızlı geçişler yaşadığını tespit etti. Bu durum “duygusal türbülans” olarak adlandırılıyor. Ayrıca, sahte pişmanlık gösterenlerin konuşmalarında daha fazla tereddüt görüldü.“Timsah gözyaşları” tabiri ise büyük sürüngenlerin yemek yerken ağladığına dair eski bir efsaneden geliyor. Bu efsanenin doğruluğunu test etmek için araştırmacılar, kafeslerde tutulan kajman ve aligatorlara deneyler yaptı.
Deneyler, timsahların gerçekten de yemek yerken gözyaşı döktüğünü gösterdi ancak bunun üzüntüden değil, fizyolojik nedenlerden kaynaklandığı ifade edildi. Araştırmacılar, hayvanların hırlama ve nefes alma davranışlarının gözyaşı bezlerini harekete geçirdiğini, böylece gözyaşlarının aktığını belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CFTRaifO50ea5cPQJ-9hRg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Birinin, timsah, gözyaşları, döktüğünü, nasıl, anlarsınız</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CFTRaifO50ea5cPQJ-9hRg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Birinin ''timsah gözyaşları'' döktüğünü nasıl anlarsınız?"><p>Polonya’daki Lodz Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, “timsah gözyaşları” olarak bilinen sahte gözyaşlarının erkekler tarafından döküldüğünde daha inandırıcı göründüğünü ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P9nMoo4vjE6mNc5NZITfZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, binlerce katılımcıya üzerinde oynanarak ağlıyormuş izlenimi verilen fotoğraflar gösterildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YlGnYBE8sUWnymxIabQFWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraflarda hem erkek hem kadın yüzleri, farklı sıcaklık (samimiyet) seviyelerinde yer aldı. Katılımcılardan, bu yüzlerle ilgili algılarını ve gözyaşlarının ne kadar ‘gerçekçi’ göründüğünü değerlendirmeleri istendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qBqRaYn9eUWiwYH9q-rqhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Analizler, gözyaşları en inandırıcı görünen kişilerin, ağlaması en az beklenen kişiler olduğunu gösterdi. Bu kişiler, çoğunlukla erkekler ve daha düşük “sıcaklık” derecesine sahip kadınlardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M7yIlBe5CUiaeBhYMkPUng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma ekibi, sonuçları Plos One dergisinde yayınladı. Makalede şu ifadelere yer verildi:
“Gözyaşları, genellikle dürüst ve samimi sinyaller olarak kabul edilir, çünkü isteyerek dökülmesi zordur. Öte yandan, gözyaşlarının başkalarını manipüle etmek için stratejik olarak kullanılabileceği de bilinir. İşte buna ‘timsah gözyaşları’ denir.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ylYvETX9A0GyfiIYMGuWqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, gözyaşlarının her durumda samimi algılanmadığını, bunun kimin ağladığına ve durumun ne olduğuna bağlı olarak değiştiğini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qOfiI-_wwUaLqbvUt_GwnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce yapılan araştırmalar, sahte gözyaşlarını gerçek olanlardan ayırt etmenin ipuçlarını vermişti. Araştırmacılar, pişman taklidi yapan kişilerin duygusal ifadelerinde daha fazla çeşitlilik gösterdiğini ve duygular arasında hızlı geçişler yaşadığını tespit etti. Bu durum “duygusal türbülans” olarak adlandırılıyor. Ayrıca, sahte pişmanlık gösterenlerin konuşmalarında daha fazla tereddüt görüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2eYSPAlIW06vmPKwgPtZnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Timsah gözyaşları” tabiri ise büyük sürüngenlerin yemek yerken ağladığına dair eski bir efsaneden geliyor. Bu efsanenin doğruluğunu test etmek için araştırmacılar, kafeslerde tutulan kajman ve aligatorlara deneyler yaptı.
Deneyler, timsahların gerçekten de yemek yerken gözyaşı döktüğünü gösterdi ancak bunun üzüntüden değil, fizyolojik nedenlerden kaynaklandığı ifade edildi. Araştırmacılar, hayvanların hırlama ve nefes alma davranışlarının gözyaşı bezlerini harekete geçirdiğini, böylece gözyaşlarının aktığını belirtti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İlişkiniz hakkında arkadaşlarınıza söylememeniz gereken 8 şey</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/iliskiniz-hakkinda-arkadaslariniza-soeylememeniz-gereken-8-sey</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/iliskiniz-hakkinda-arkadaslariniza-soeylememeniz-gereken-8-sey</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, romantik ilişkilerde bazı sınırların net bir şekilde çizilmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle arkadaş ortamlarında ilişkiye dair ne tür detayların verildiğine oldukça dikkat etmek gerekiyor.Finansal sıkıntılar, yalnızca ilişkinin taraflarını ilgilendirir. Bu konuları arkadaşlarınızla paylaşmak, partnerinizin size duyduğu güveni sarsabilir.Eğer ilişkide bir sadakatsizlik yaşandıysa ve bu durumu birlikte aşmaya çalışıyorsanız, konuyu  arkadaşlarınızla paylaşmanız, süreci daha da zorlaştıracaktır. Bu tür konular, dışarıdan gelecek yargılayıcı bakışlara açıktır.Cinsel hayatınızdan memnun değilseniz ya da eşinizin bazı davranışları sizi rahatsız ediyorsa, bu sorunu arkadaşlarınıza anlatmadan önce partnerinizle paylaşmanız gerekir.
Ne sıklıkla birlikte olduğunuz ya da ne kadar tutkulu bir çift olduğunuz da, üçüncü kişileri ilgilendirmez. Cinsellik, iki insan arasında yaşanan en özel durumlardan biridir ve bu mahremiyetin korunmasına özen göstermek gerekir.Aranızdaki özel mesajlar ya da fotoğraflar, sadece size özeldir. Bu içerikleri arkadaş grubunda “şaka olsun” diye paylaşmak, partnerinize büyük bir saygısızlık olur.Partnerinizin sadece size anlattığı konular (ailesi, işi ya da arkadaşlarıyla ilgili düşünceleri) asla diğer insanlarla paylaşılmamalıdır. Bu bir sınır ihlalidir.Her çift tartışır. Ancak bu tartışmaların içeriğini arkadaşlara ya da aileye aktarmak, ilişkinizi dış müdahalelere açık hale getirebilir. Kim haklı olursa olsun çözüm içeride aranmalı, dışarıya taşınmamalıdır.Partnerinizin aldığı hediyeyi beğenmemiş olabilirsiniz. Ama bu konuyu arkadaşlar arasında dalga konusu yapmak, hem kırıcı hem de yapıcı olmayan bir tutumdur.Evlilik sadece iki kişiyi değil, iki aileyi de birleştirir. Bu bağlamda aile içinde yaşanan sorunlar, arkadaş sohbetlerinde yer bulmamalıdır.Sosyal hizmetler uzmanı Maggie Martinez, ilişkilerin karşılıklı güven ve mahremiyet temeli üzerine kurulu olduğunu vurguluyor. Paylaşılması gerekenle paylaşılmaması gerekeni ayırt etmek, bu temeli korumak adına son derece önemli. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qh4-mjWdl0KMOB8a2iCdNQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İlişkiniz, hakkında, arkadaşlarınıza, söylememeniz, gereken, şey</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qh4-mjWdl0KMOB8a2iCdNQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İlişkiniz hakkında arkadaşlarınıza söylememeniz gereken 8 şey"><p>Uzmanlar, romantik ilişkilerde bazı sınırların net bir şekilde çizilmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle arkadaş ortamlarında ilişkiye dair ne tür detayların verildiğine oldukça dikkat etmek gerekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g76Ss8FVTECjXAnstYcnUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Finansal sıkıntılar, yalnızca ilişkinin taraflarını ilgilendirir. Bu konuları arkadaşlarınızla paylaşmak, partnerinizin size duyduğu güveni sarsabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IZqGcPruRkSbKXlta8PJRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer ilişkide bir sadakatsizlik yaşandıysa ve bu durumu birlikte aşmaya çalışıyorsanız, konuyu  arkadaşlarınızla paylaşmanız, süreci daha da zorlaştıracaktır. Bu tür konular, dışarıdan gelecek yargılayıcı bakışlara açıktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1wfFSH80IUyN6O7ymeC4Ew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cinsel hayatınızdan memnun değilseniz ya da eşinizin bazı davranışları sizi rahatsız ediyorsa, bu sorunu arkadaşlarınıza anlatmadan önce partnerinizle paylaşmanız gerekir.
Ne sıklıkla birlikte olduğunuz ya da ne kadar tutkulu bir çift olduğunuz da, üçüncü kişileri ilgilendirmez. Cinsellik, iki insan arasında yaşanan en özel durumlardan biridir ve bu mahremiyetin korunmasına özen göstermek gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6unMlg_f302Bk2mAmm2AtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aranızdaki özel mesajlar ya da fotoğraflar, sadece size özeldir. Bu içerikleri arkadaş grubunda “şaka olsun” diye paylaşmak, partnerinize büyük bir saygısızlık olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JfokBx-miUu0jDz2gjpVqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partnerinizin sadece size anlattığı konular (ailesi, işi ya da arkadaşlarıyla ilgili düşünceleri) asla diğer insanlarla paylaşılmamalıdır. Bu bir sınır ihlalidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D7J-9l7UIE-rd-_C_ajbmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her çift tartışır. Ancak bu tartışmaların içeriğini arkadaşlara ya da aileye aktarmak, ilişkinizi dış müdahalelere açık hale getirebilir. Kim haklı olursa olsun çözüm içeride aranmalı, dışarıya taşınmamalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rel9i6s5oUCB-6tJgU0tRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partnerinizin aldığı hediyeyi beğenmemiş olabilirsiniz. Ama bu konuyu arkadaşlar arasında dalga konusu yapmak, hem kırıcı hem de yapıcı olmayan bir tutumdur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mOVqsvV6JECHqsiLj--_6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evlilik sadece iki kişiyi değil, iki aileyi de birleştirir. Bu bağlamda aile içinde yaşanan sorunlar, arkadaş sohbetlerinde yer bulmamalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P_P3WTCqVkybgC1AAmodiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal hizmetler uzmanı Maggie Martinez, ilişkilerin karşılıklı güven ve mahremiyet temeli üzerine kurulu olduğunu vurguluyor. Paylaşılması gerekenle paylaşılmaması gerekeni ayırt etmek, bu temeli korumak adına son derece önemli.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hurda demirleri sanat eserine dönüştürüyor: &amp;apos;&amp;apos;Derdim satmak değil&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hurda-demirleri-sanat-eserine-doenusturuyor-derdim-satmak-degil</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hurda-demirleri-sanat-eserine-doenusturuyor-derdim-satmak-degil</guid>
<description><![CDATA[ Denizli’de 14 yaşından bu yana eski eşyaları toplayan demir ustası, emekli olduktan sonra kurduğu mütevazi atölyesinde bu parçaları sanat eserine dönüştürüyor.Denizli’nin Pamukkale ilçesindeki atölyesinde hurda parçalardan sanat eserleri ortaya çıkaran 56 yaşında demir ustası Turan Çetin, kültürü geleceğe taşıyan bir hafıza işçisi olarak anılıyor.Ortaokul birinci sınıftan sonra eğitimine devam etmeyen Turan Çetin’in sanayide çıraklıkla başlayan yolculuğu, yıllarca demir doğrama işleriyle devam etti. Emeklilikten sonra eline geçen zaman, emektar usta için yeni bir başlangıcın kapısını araladı.Çetin, küçük atölyesini hurdalıkların, geçmişin ve hayal gücünün birleşiminden doğmuş bir mekâna dönüştürdü. Arabaların helezon yayları, eski dikiş makinelerinin parçaları, tel örgüler, çatal ve kaşık takımları gibi yüzlerce metal parçası, onun elinde estetik bir görünüm kazanıyor.Geri dönüşüm malzemeleriyle yaptığı robot heykeller, kartallar, geyik heykeli ve daha nice eserlerin her biri, birer hikâye anlatıyor.
Yaklaşık 3 ay süren çalışmanın sonunda ortaya çıkan &quot;Demir Döven Adam&quot; adlı heykeli, Çetin’in Ankara’ya gönderilen ilk eseri oldu.14 yaşından beri eski eşyaları toplayarak küçük bir kültürel miras alanı oluşturan Çetin, öğrencilere kapılarının açık olduğunu söylüyor.
Onlara hem elindeki eserleri göstermek hem de kaynak yapmayı, geri dönüşümle neler yapılabileceğini anlatmak isteyen Çetin, &quot;Gelsinler, görsünler. Belki bir çocuğun aklında kalır bu. İleride o da böyle işler yapar&#039;&#039; dedi.Tamamen hurdadan ama ruhu olan figürler yaptığını belirten Turan Çetin, &quot;İlk başta ne yapacağımı bilmiyordum. Ama sonra hurdalıklarda gördüğüm parçaları kafamda birleştirmeye başladım. Dikiş makinesinin masurası göz oldu, araba yayları ayak. Plan yok, çizim yok. Her şey kafamda başlıyor. Önemli olan bunu hayal edip beynine yerleştirmek. Bu işe başlarken hobi olarak başlamıştım. Sonra bazı yerlerden talep geldi ama benim derdim satmak değil&#039;&#039; şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0-q34S1X6Umg6nM6LqdS3Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hurda, demirleri, sanat, eserine, dönüştürüyor:, Derdim, satmak, değil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0-q34S1X6Umg6nM6LqdS3Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hurda demirleri sanat eserine dönüştürüyor: ''Derdim satmak değil''"><p>Denizli’de 14 yaşından bu yana eski eşyaları toplayan demir ustası, emekli olduktan sonra kurduğu mütevazi atölyesinde bu parçaları sanat eserine dönüştürüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TdlfnnaOBkWbY4Qnsrscmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Denizli’nin Pamukkale ilçesindeki atölyesinde hurda parçalardan sanat eserleri ortaya çıkaran 56 yaşında demir ustası Turan Çetin, kültürü geleceğe taşıyan bir hafıza işçisi olarak anılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OUKGIqwjG0iqdrwr-VMgyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ortaokul birinci sınıftan sonra eğitimine devam etmeyen Turan Çetin’in sanayide çıraklıkla başlayan yolculuğu, yıllarca demir doğrama işleriyle devam etti. Emeklilikten sonra eline geçen zaman, emektar usta için yeni bir başlangıcın kapısını araladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tiEjS0SMdEOjKlF95gRO8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çetin, küçük atölyesini hurdalıkların, geçmişin ve hayal gücünün birleşiminden doğmuş bir mekâna dönüştürdü. Arabaların helezon yayları, eski dikiş makinelerinin parçaları, tel örgüler, çatal ve kaşık takımları gibi yüzlerce metal parçası, onun elinde estetik bir görünüm kazanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NIy8t2ra2E6isjMu6qgfSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geri dönüşüm malzemeleriyle yaptığı robot heykeller, kartallar, geyik heykeli ve daha nice eserlerin her biri, birer hikâye anlatıyor.
Yaklaşık 3 ay süren çalışmanın sonunda ortaya çıkan "Demir Döven Adam" adlı heykeli, Çetin’in Ankara’ya gönderilen ilk eseri oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0YMmQj6dhEGEy4jKjhfpzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>14 yaşından beri eski eşyaları toplayarak küçük bir kültürel miras alanı oluşturan Çetin, öğrencilere kapılarının açık olduğunu söylüyor.
Onlara hem elindeki eserleri göstermek hem de kaynak yapmayı, geri dönüşümle neler yapılabileceğini anlatmak isteyen Çetin, "Gelsinler, görsünler. Belki bir çocuğun aklında kalır bu. İleride o da böyle işler yapar'' dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JRUJng-VoECynyVYf2nM4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tamamen hurdadan ama ruhu olan figürler yaptığını belirten Turan Çetin, "İlk başta ne yapacağımı bilmiyordum. Ama sonra hurdalıklarda gördüğüm parçaları kafamda birleştirmeye başladım. Dikiş makinesinin masurası göz oldu, araba yayları ayak. Plan yok, çizim yok. Her şey kafamda başlıyor. Önemli olan bunu hayal edip beynine yerleştirmek. Bu işe başlarken hobi olarak başlamıştım. Sonra bazı yerlerden talep geldi ama benim derdim satmak değil'' şeklinde konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Meslekte 59 yılı geride bıraktı: Şimdi yetiştirecek çırak bulamıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/meslekte-59-yili-geride-birakti-simdi-yetistirecek-cirak-bulamiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/meslekte-59-yili-geride-birakti-simdi-yetistirecek-cirak-bulamiyor</guid>
<description><![CDATA[ Bursa&#039;nın İznik ilçesinde çocuk yaşta başladığı yorgancılığı 59 yıldır sürdüren 72 yaşındaki Ali Topkara, mesleğini devam ettirecek çırak bulamamanın üzüntüsünü yaşıyor.İznik&#039;te yaşayan 4 çocuk babası Topkara, 13 yaşında anne ve babasının yönlendirmesiyle bir yorgan ustasının yanında çırak olarak işe başladı.
Çıraklık ve kalfalık sürecinden sonra 1980&#039;de kendi iş yerini açan Topkara, ömrünü verdiği bu mesleği yaşatmaya çalışıyor.İlerleyen yaşına rağmen yaptığı yorganları müşterilerine ulaştırmaya devam eden Topkara, unutulmaya yüz tutmuş el sanatını gelecek kuşaklara aktaracak çırak bulamıyor.
Ali Topkara, 13 yaşından beri bu meslek sayesinde ekmek parası kazandığını belirterek, yıllardır yün yorgan, yastık ve yatak diktiğini söyledi.Yorgancılığın çok sabır istediğini belirten Topkara, &quot;Devlet, 20 meslek dalını vergiden muaf tuttu. Şu anda el sanatı olduğu için vergi vermiyoruz. Artık nereye kadar gider bilemeyiz. 59 senedir bu işle uğraşıyorum. Bu işi sabredemeyen yapamaz. Şimdi arkadan gelen yok, bir çocuk al buraya, durduramazsın imkanı yok&quot; ifadelerini kullandı.
&#039;&#039;MESLEĞİN ÖLÜYOR OLMASINA ÜZÜLÜYORUM&#039;&#039;
Topkara, iş yerini açtığı yıllarda yün yorganların çok talep gördüğünü ve yanında 2-3 kişi çalıştırdığını hatırlattı.
Artık talebin &quot;yok&quot; denecek kadar az olduğunu ve aradan geçen sürede yorgancı sayısının oldukça azaldığını anlatan Topkara, işi öğrettiği çırak ya da kalfaların da başka mesleklere yöneldiğini dile getirdi.Topkara, çoğu mesleğin çırak bulunamadığı için tükenme tehlikesinde olduğunu vurgulayarak, &quot;Bu mesleğin yavaş yavaş ölüyor olmasına üzülüyorum. Arkadan gelen yok. Bu insanlar neyle yatacak, neyle kalkacak? Bu da bir mesele. Kültür yok oluyor işte. Bütün meslek dalları bitiyor. Tamirci, yorgancı, terzi bitiyor&quot; diye konuştu.Unutulmaya yüz tutmuş her meslek dalında devletin çırak yetişmesi konusunda yardımcı olması gerektiğini belirten Topkara, sözlerini şöyle tamamladı:
&quot;Devlet el atarsa, bir yer açar, çırak yetişir, bu iş yürür. Yani devlet buna sahip çıkmazsa, bu da yarın ölecek. Biz zaten son kuşağız. Ondan sonra yok. Benim ustam öldü, biz de öleceğiz. Arkadan gelen yok. Yurt dışında yorganlarımızın kıymeti biliniyor ama biz bilmiyoruz. Biz bunu geliştirmiyoruz, yapmıyoruz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JDwYXgB9dkeFtGxN8CJucQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Meslekte, yılı, geride, bıraktı:, Şimdi, yetiştirecek, çırak, bulamıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JDwYXgB9dkeFtGxN8CJucQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Meslekte 59 yılı geride bıraktı: Şimdi yetiştirecek çırak bulamıyor"><p>Bursa'nın İznik ilçesinde çocuk yaşta başladığı yorgancılığı 59 yıldır sürdüren 72 yaşındaki Ali Topkara, mesleğini devam ettirecek çırak bulamamanın üzüntüsünü yaşıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/agD-d5av4keM1PsOlkYm7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İznik'te yaşayan 4 çocuk babası Topkara, 13 yaşında anne ve babasının yönlendirmesiyle bir yorgan ustasının yanında çırak olarak işe başladı.
Çıraklık ve kalfalık sürecinden sonra 1980'de kendi iş yerini açan Topkara, ömrünü verdiği bu mesleği yaşatmaya çalışıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c5s_kCClCEaIVW8iYfWWOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlerleyen yaşına rağmen yaptığı yorganları müşterilerine ulaştırmaya devam eden Topkara, unutulmaya yüz tutmuş el sanatını gelecek kuşaklara aktaracak çırak bulamıyor.
Ali Topkara, 13 yaşından beri bu meslek sayesinde ekmek parası kazandığını belirterek, yıllardır yün yorgan, yastık ve yatak diktiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I5-rqFdCZ0iJJb5s4InG_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yorgancılığın çok sabır istediğini belirten Topkara, "Devlet, 20 meslek dalını vergiden muaf tuttu. Şu anda el sanatı olduğu için vergi vermiyoruz. Artık nereye kadar gider bilemeyiz. 59 senedir bu işle uğraşıyorum. Bu işi sabredemeyen yapamaz. Şimdi arkadan gelen yok, bir çocuk al buraya, durduramazsın imkanı yok" ifadelerini kullandı.
''MESLEĞİN ÖLÜYOR OLMASINA ÜZÜLÜYORUM''
Topkara, iş yerini açtığı yıllarda yün yorganların çok talep gördüğünü ve yanında 2-3 kişi çalıştırdığını hatırlattı.
Artık talebin "yok" denecek kadar az olduğunu ve aradan geçen sürede yorgancı sayısının oldukça azaldığını anlatan Topkara, işi öğrettiği çırak ya da kalfaların da başka mesleklere yöneldiğini dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JqkAjbmqeEGndep_W0IuZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Topkara, çoğu mesleğin çırak bulunamadığı için tükenme tehlikesinde olduğunu vurgulayarak, "Bu mesleğin yavaş yavaş ölüyor olmasına üzülüyorum. Arkadan gelen yok. Bu insanlar neyle yatacak, neyle kalkacak? Bu da bir mesele. Kültür yok oluyor işte. Bütün meslek dalları bitiyor. Tamirci, yorgancı, terzi bitiyor" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q-7r34ip80K7_TK88bdAMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Unutulmaya yüz tutmuş her meslek dalında devletin çırak yetişmesi konusunda yardımcı olması gerektiğini belirten Topkara, sözlerini şöyle tamamladı:
"Devlet el atarsa, bir yer açar, çırak yetişir, bu iş yürür. Yani devlet buna sahip çıkmazsa, bu da yarın ölecek. Biz zaten son kuşağız. Ondan sonra yok. Benim ustam öldü, biz de öleceğiz. Arkadan gelen yok. Yurt dışında yorganlarımızın kıymeti biliniyor ama biz bilmiyoruz. Biz bunu geliştirmiyoruz, yapmıyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zPWhs-4oSUqLRcZY4i_cyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sdr8jGlYTUOhKbld-9CJuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kavga sırasında söylememeniz gereken 5 şey: İlişkiyi çözümsüz hale getirebilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kavga-sirasinda-soeylememeniz-gereken-5-sey-iliskiyi-coezumsuz-hale-getirebilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kavga-sirasinda-soeylememeniz-gereken-5-sey-iliskiyi-coezumsuz-hale-getirebilir</guid>
<description><![CDATA[ İlişkilerde tartışmalar kaçınılmazdır, ancak bazı ifadeler çatışmaları daha çözümsüz hale getirebilir. Hakaret etmekten, &quot;sen hep...&quot; gibi genellemelerden veya haklı olduğunu iddia etmekten kaçının. Endişeleri &quot;sorun değil&quot; diyerek geçiştirmek veya &quot;ben demiştim&quot; gibi böbürlenmek de zararlıdır. Bunun yerine, mevcut sorunu çözmeye, birbirinizden öğrenmeye ve daha sağlıklı bir ilişki kurmak için sakin olduğunuzda sorunları ele almaya odaklanın.Bir ilişkide anlaşmazlıklar ve kavgalar olması kaçınılmazdır. Kavgalar her zaman zor olmak zorunda değildir ve partnerinizle birlikte bir sorunu aşmanıza yardımcı olabilir. Bir dahaki sefere biriyle tartıştığınızda, şu incitici sözleri söylemekten kaçının:1. &quot;SEN ÇOK...&quot;Partnerinize anlık olarak olumsuz şeyler söylemek, asla iyileştiremeyeceğiniz bir yaraya yol açabilir. Kavgaya sebep olan tek bir olaya dayanarak partnerinizin karakteri veya yetenekleri hakkında genel ifadeler kullanmaktan kaçının. Bir kavga sırasında partneriniz hakkında olumsuz bir şey söylemek üzereyseniz, bunun yerine bir an durup nefes alın. Öfkeliyken söylediğiniz sözler her zaman hissettiklerinizi yansıtmaz.Geçmişteki olayları tekrar gündeme getirmek, sizin ve partnerinizin gereksiz duygularını yeniden canlandırabilir. Partnerinizin sürekli hatalı olduğunu ima etmek yerine, şu anda sorun yaratan sorunu çözmeye odaklanın.Eşiniz hakkında böyle bir açıklama yapmadan önce, buna gerçekten inanıp inanmadığınızı kendinize sorun. Bir tartışmanın amacının bir sorunu çözmek olduğunu ve partnerinizi kırıcı şeyler söyleyerek geride bırakmak olmadığını unutmayın.Asla yanılmayacağınız tavrına sahip olmak hem sizin hem de partneriniz için zararlıdır. Partnerinizin hatalı olduğunu kanıtlamaya çalışmak yerine, kendi yargınızın onlarınkinden daha iyi olduğunu kanıtlamanın size ne kazandıracağını düşünün.Eşinizi küçümsemeye çalışmak yerine, bu durumda ondan bir şeyler öğrenip öğrenemeyeceğinize bakın. Hatalarınızı kabul etmeye istekli olmak, sağlıklı bir ilişkinin işaretidir.Bir tartışmayı bitirmek için her şeyin yolunda olduğunu veya iyi olduğunuzu söylemek, gelecekte sorunlara yol açacaktır. Bir sorunu bastırmaya çalışmak, onu sonsuza dek ortadan kaldırmaz, ancak daha sonraki bir tartışmaya erteler.
Aynı konu hakkında konuşmaya devam edemeyeceğinizi düşünüyorsanız, ikiniz de sakin olduğunuzda partnerinizle konuşmanız en iyisidir.Eşiniz sizi uyardığınız bir şeyi yaparsa, kavga etmek, ondan daha iyi bildiğinizi kanıtlamanın zamanı değildir. &quot;Sana söylemiştim&quot; demek cazip gelebilir, ancak bu sadece kavganızı daha da körükleyebilir.
Bunun yerine, partnerinizin kaçınılabilir hataları tekrarlamamasına yardımcı olmanın daha iyi yollarını düşünmeye çalışın. Herkesin bazen yargı hataları yapabileceğini unutmamak önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PjQc19w1LEmmIXBGeCh9gQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kavga, sırasında, söylememeniz, gereken, şey:, İlişkiyi, çözümsüz, hale, getirebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PjQc19w1LEmmIXBGeCh9gQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kavga sırasında söylememeniz gereken 5 şey: İlişkiyi çözümsüz hale getirebilir"><p>İlişkilerde tartışmalar kaçınılmazdır, ancak bazı ifadeler çatışmaları daha çözümsüz hale getirebilir. Hakaret etmekten, "sen hep..." gibi genellemelerden veya haklı olduğunu iddia etmekten kaçının. Endişeleri "sorun değil" diyerek geçiştirmek veya "ben demiştim" gibi böbürlenmek de zararlıdır. Bunun yerine, mevcut sorunu çözmeye, birbirinizden öğrenmeye ve daha sağlıklı bir ilişki kurmak için sakin olduğunuzda sorunları ele almaya odaklanın.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eM9D7ozCo0Ge7qeu_s8RZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir ilişkide anlaşmazlıklar ve kavgalar olması kaçınılmazdır. Kavgalar her zaman zor olmak zorunda değildir ve partnerinizle birlikte bir sorunu aşmanıza yardımcı olabilir. Bir dahaki sefere biriyle tartıştığınızda, şu incitici sözleri söylemekten kaçının:1. "SEN ÇOK..."Partnerinize anlık olarak olumsuz şeyler söylemek, asla iyileştiremeyeceğiniz bir yaraya yol açabilir. Kavgaya sebep olan tek bir olaya dayanarak partnerinizin karakteri veya yetenekleri hakkında genel ifadeler kullanmaktan kaçının. Bir kavga sırasında partneriniz hakkında olumsuz bir şey söylemek üzereyseniz, bunun yerine bir an durup nefes alın. Öfkeliyken söylediğiniz sözler her zaman hissettiklerinizi yansıtmaz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/14V1326iU06GO9m25heV9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçmişteki olayları tekrar gündeme getirmek, sizin ve partnerinizin gereksiz duygularını yeniden canlandırabilir. Partnerinizin sürekli hatalı olduğunu ima etmek yerine, şu anda sorun yaratan sorunu çözmeye odaklanın.Eşiniz hakkında böyle bir açıklama yapmadan önce, buna gerçekten inanıp inanmadığınızı kendinize sorun. Bir tartışmanın amacının bir sorunu çözmek olduğunu ve partnerinizi kırıcı şeyler söyleyerek geride bırakmak olmadığını unutmayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bJsFrfdf2kyilv9i3gWEeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Asla yanılmayacağınız tavrına sahip olmak hem sizin hem de partneriniz için zararlıdır. Partnerinizin hatalı olduğunu kanıtlamaya çalışmak yerine, kendi yargınızın onlarınkinden daha iyi olduğunu kanıtlamanın size ne kazandıracağını düşünün.Eşinizi küçümsemeye çalışmak yerine, bu durumda ondan bir şeyler öğrenip öğrenemeyeceğinize bakın. Hatalarınızı kabul etmeye istekli olmak, sağlıklı bir ilişkinin işaretidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4VIcYP0X6keLPE2cY3QwhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir tartışmayı bitirmek için her şeyin yolunda olduğunu veya iyi olduğunuzu söylemek, gelecekte sorunlara yol açacaktır. Bir sorunu bastırmaya çalışmak, onu sonsuza dek ortadan kaldırmaz, ancak daha sonraki bir tartışmaya erteler.
Aynı konu hakkında konuşmaya devam edemeyeceğinizi düşünüyorsanız, ikiniz de sakin olduğunuzda partnerinizle konuşmanız en iyisidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QUGtMFiqkEeKx2X7rbTxkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eşiniz sizi uyardığınız bir şeyi yaparsa, kavga etmek, ondan daha iyi bildiğinizi kanıtlamanın zamanı değildir. "Sana söylemiştim" demek cazip gelebilir, ancak bu sadece kavganızı daha da körükleyebilir.
Bunun yerine, partnerinizin kaçınılabilir hataları tekrarlamamasına yardımcı olmanın daha iyi yollarını düşünmeye çalışın. Herkesin bazen yargı hataları yapabileceğini unutmamak önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Madonna ve Gwyneth Paltrow dostluğu neden bitti?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/madonna-ve-gwyneth-paltrow-dostlugu-neden-bitti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/madonna-ve-gwyneth-paltrow-dostlugu-neden-bitti</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;li oyuncu Gwyneth Paltrow ve pop yıldızı Madonna&#039;nın 1990&#039;lı yıllarda başlayan dostlukları, zamanla bozuldu. İkilinin arasında soğuk rüzgarlar esmesine neden olan etkenler ise yakında okuyucuyla buluşacak olan “Gwyneth: The Biography” adlı biyografi kitabında gün yüzüne çıkacak.Yazar Amy Odell’in 29 Temmuz’da çıkacak kitabında, Gwyneth Paltrow ile eski eşi Chris Martin’in tatil yaptığı bir adada yaşanan gerilim anlatılıyor.Kitaba göre, Madonna’nın aniden adaya gelmesiyle sorunlar başladı. Madonna’nın, Paltrow’un orada olacağını önceden bilmesi ve ünlü oyuncunun bunu emrivaki olarak tanımlaması, çatışmanın fitilini ateşledi. 66 yaşındaki “Material Girl” lakaplı sanatçının ise, çiftin kendisiyle akşam yemeğine katılması için ısrar ettiği söyleniyor.Yemek sırasında Madonna’nın, kızı Lourdes’a yönelik sert tavırları Paltrow ve Martin’i aşırı derecede rahatsız etti. Coldplay solisti Martin’in, Madonna için &#039;&#039;Çok kötü biri” dediği öne sürülüyor.
Paltrow’nun da Martin’e katılarak Madonna ile bağlarını kopardığı aktarılıyor.
Üç ismin temsilcisi de henüz konu hakkında yorum yapmadı.Paltrow ve Madonna’nın arkadaşlığı, 1990’larda başlamış ve ikili birbirlerinden sık sık övgüyle bahsetmişlerdi. Ancak aralarındaki dostluk, bir anda sona erdi.2009 yılında ünlü oyuncuya yakın bir kaynak, Paltrow&#039;nun daha çok Jay-Z ve Beyonce ile zaman geçirdiğini aktarmıştı.
2010’da ise bir başka kaynak, Madonna ile Paltrow’nun artık konuşmadığını bildirdi. Aynı yıl Paltrow, kişisel antrenörü Tracy Anderson’ın Madonna ile çalışmayı bıraktığını doğrulamıştı.
O tarihten beri ikili birlikte fotoğraflanmıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_gMwmhS6xky_LpgUp-QnHg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Madonna, Gwyneth, Paltrow, dostluğu, neden, bitti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_gMwmhS6xky_LpgUp-QnHg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Madonna ve Gwyneth Paltrow dostluğu neden bitti?"><p>ABD'li oyuncu Gwyneth Paltrow ve pop yıldızı Madonna'nın 1990'lı yıllarda başlayan dostlukları, zamanla bozuldu. İkilinin arasında soğuk rüzgarlar esmesine neden olan etkenler ise yakında okuyucuyla buluşacak olan “Gwyneth: The Biography” adlı biyografi kitabında gün yüzüne çıkacak.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uP5vrLlABU2DsBOoPaNQ_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yazar Amy Odell’in 29 Temmuz’da çıkacak kitabında, Gwyneth Paltrow ile eski eşi Chris Martin’in tatil yaptığı bir adada yaşanan gerilim anlatılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8_ruXKOmokmdgDIpWCoFTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kitaba göre, Madonna’nın aniden adaya gelmesiyle sorunlar başladı. Madonna’nın, Paltrow’un orada olacağını önceden bilmesi ve ünlü oyuncunun bunu emrivaki olarak tanımlaması, çatışmanın fitilini ateşledi. 66 yaşındaki “Material Girl” lakaplı sanatçının ise, çiftin kendisiyle akşam yemeğine katılması için ısrar ettiği söyleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WBZP7bk3wEOsqfv9GSQl8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemek sırasında Madonna’nın, kızı Lourdes’a yönelik sert tavırları Paltrow ve Martin’i aşırı derecede rahatsız etti. Coldplay solisti Martin’in, Madonna için ''Çok kötü biri” dediği öne sürülüyor.
Paltrow’nun da Martin’e katılarak Madonna ile bağlarını kopardığı aktarılıyor.
Üç ismin temsilcisi de henüz konu hakkında yorum yapmadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mosoW6f78kGBgDY7pV2cuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paltrow ve Madonna’nın arkadaşlığı, 1990’larda başlamış ve ikili birbirlerinden sık sık övgüyle bahsetmişlerdi. Ancak aralarındaki dostluk, bir anda sona erdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GQ8IlLnzM0ewgCOO-3hWPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2009 yılında ünlü oyuncuya yakın bir kaynak, Paltrow'nun daha çok Jay-Z ve Beyonce ile zaman geçirdiğini aktarmıştı.
2010’da ise bir başka kaynak, Madonna ile Paltrow’nun artık konuşmadığını bildirdi. Aynı yıl Paltrow, kişisel antrenörü Tracy Anderson’ın Madonna ile çalışmayı bıraktığını doğrulamıştı.
O tarihten beri ikili birlikte fotoğraflanmıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlıklı bir ilişkide olduğunuzu gösteren 13 işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/saglikli-bir-iliskide-oldugunuzu-goesteren-13-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/saglikli-bir-iliskide-oldugunuzu-goesteren-13-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Güven ve açık iletişim, sağlıklı bir ilişkinin olmazsa olmazları arasında yer alır. Peki, sağlıklı bir ilişkide olduğumuzu gösteren diğer işaretler nelerdir? İlişki koçu Dionne Eleanor Reid&#039;e göre, bunu gösteren 13 sinyal var.İlişkilerde istikrar, tarafların ilişkinin yönü ya da değeri hakkında sürekli sorgulama içinde olmadığı ilişkileri tanımlar. İstikrarlı bir ilişki; güven, iletişim ve duygusal bağın sağlam olduğu, iniş çıkışlarda bile bu kavramlarn korunduğu bir yapıya sahiptir.Uzmanlar, uzun vadede ilişkiyi ayakta tutan unsurun çoğu zaman tutku değil, istikrar olduğunu ifade ediyor. Tutku zamanla azalabilir ancak sağlam bir temele oturmuş ilişki, değişken duygulara rağmen ayakta kalabilir.
Marriage.com&#039;a göre, istikrarlı ve sağlıklı bir ilişkide olduğunuzu gösteren işaretler şu şekilde sıralanabilir:Sağlıklı bir ilişkide sadece sevgi değil, öfke ve hayal kırıklığı gibi olumsuz duygular da saygılı bir şekilde dile getirilir. Sorunlar bastırılmaz, kaçınılmaz çatışmalar en yapıcı şekilde çözülür.Partnerinizi kıskanmadan, bireysel hedeflerine ulaşmasını destekliyorsanız, bu ilişkinizin güven temelli ve sağlıklı olduğunu gösterir.Birbirinizin ilgi alanları ve günlük yaşantıları hakkında konuşmak, ilişkide yenilenmeyi ve bağın güçlenmesini sağlar.Güven inşa etmek, açık iletişim kurmak, birlikte zaman geçirmek ve ilişkinizi önceliklendirmek, istikrarlı ilişkinin yapı taşlarıdır.İstikrarlı ilişkilerde dostluk temeldir. Partneriniz sizin sırdaşınız olurken, siz de onun hayatındaki diğer arkadaşlıkları desteklersiniz.Anlayış ve empatiyle yaklaşıp tartışmaları kazanmaya değil, anlamaya odaklanıyorsanız, bu ilişkinin sağlıklı bir noktada olduğunu gösterir.Zor zamanlarda birbirinizin yanında olacağınızı bilmek, ilişkiye güç ve direnç kazandırır.İlişkilerde sorunlara birlikte çözüm aramak, taraf tutmaktan ya da haklı çıkmaktan çok daha değerlidir.Sağlıklı bir ilişkide, manipülasyon ya da küçümseme gibi olumsuz davranışlara yer yoktur.Birbirinizi tanımanız ve karşılıklı tepkilerinizi öngörebilmeniz, ilişkide güvenli bir alan yaratır.Tartışmalar yapıcıdır. Konuyla ilgisi olmayan geçmiş meseleler gündeme getirilmez. Çözüm odaklı yaklaşım benimsenir.Sağlıklı bir ilişkide kararlar birlikte alınır, fikir alışverişi yapılır. İlişki tek taraflı değil, karşılıklı katılımla sürer.Sosyal ortamlarda ya da aile toplantılarında, ihtiyaç duyduğunuzda partnerinizin sizi desteklemesi istikrarlı ilişkinin göstergesidir.İstikrarlı bir ilişki “doğal olarak” oluşmaz. Karşılıklı çaba, anlayış, sevgi ve güvenle büyür. Her iki tarafın da duygusal olarak dengeli olması, birbirini önceliklendirmesi, iletişim kurması ve güven ortamını beslemesi gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FVXVNwieI0eRyTuPlQKCuQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıklı, bir, ilişkide, olduğunuzu, gösteren, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FVXVNwieI0eRyTuPlQKCuQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlıklı bir ilişkide olduğunuzu gösteren 13 işaret"><p>Güven ve açık iletişim, sağlıklı bir ilişkinin olmazsa olmazları arasında yer alır. Peki, sağlıklı bir ilişkide olduğumuzu gösteren diğer işaretler nelerdir? İlişki koçu Dionne Eleanor Reid'e göre, bunu gösteren 13 sinyal var.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_jpWytVRfEG0fU91LIIRMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişkilerde istikrar, tarafların ilişkinin yönü ya da değeri hakkında sürekli sorgulama içinde olmadığı ilişkileri tanımlar. İstikrarlı bir ilişki; güven, iletişim ve duygusal bağın sağlam olduğu, iniş çıkışlarda bile bu kavramlarn korunduğu bir yapıya sahiptir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E7ZXVI7ZKkOau8Rp8p7hUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, uzun vadede ilişkiyi ayakta tutan unsurun çoğu zaman tutku değil, istikrar olduğunu ifade ediyor. Tutku zamanla azalabilir ancak sağlam bir temele oturmuş ilişki, değişken duygulara rağmen ayakta kalabilir.
Marriage.com'a göre, istikrarlı ve sağlıklı bir ilişkide olduğunuzu gösteren işaretler şu şekilde sıralanabilir:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9eV8hGxYDUqSCOaod4as7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir ilişkide sadece sevgi değil, öfke ve hayal kırıklığı gibi olumsuz duygular da saygılı bir şekilde dile getirilir. Sorunlar bastırılmaz, kaçınılmaz çatışmalar en yapıcı şekilde çözülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xr2pM92qvke1KhHEQrYBxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partnerinizi kıskanmadan, bireysel hedeflerine ulaşmasını destekliyorsanız, bu ilişkinizin güven temelli ve sağlıklı olduğunu gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qu0PLlD-E0uUgNEJRo5eLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birbirinizin ilgi alanları ve günlük yaşantıları hakkında konuşmak, ilişkide yenilenmeyi ve bağın güçlenmesini sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tOjg0gL9RUWb3c8z0-xQSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güven inşa etmek, açık iletişim kurmak, birlikte zaman geçirmek ve ilişkinizi önceliklendirmek, istikrarlı ilişkinin yapı taşlarıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pEKC6Qxx60mZw2USmOZUUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstikrarlı ilişkilerde dostluk temeldir. Partneriniz sizin sırdaşınız olurken, siz de onun hayatındaki diğer arkadaşlıkları desteklersiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jo1s1_U0Y0q8lKYaUPoONQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anlayış ve empatiyle yaklaşıp tartışmaları kazanmaya değil, anlamaya odaklanıyorsanız, bu ilişkinin sağlıklı bir noktada olduğunu gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O5rb8Ya-ckOjF9nvm3uc2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zor zamanlarda birbirinizin yanında olacağınızı bilmek, ilişkiye güç ve direnç kazandırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZPBoJPfIOkC5rDi9QaMteQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişkilerde sorunlara birlikte çözüm aramak, taraf tutmaktan ya da haklı çıkmaktan çok daha değerlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XQjPDaOl5E6lJALlASxq7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir ilişkide, manipülasyon ya da küçümseme gibi olumsuz davranışlara yer yoktur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BIJDRwDKwUemXQxn5PRSrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birbirinizi tanımanız ve karşılıklı tepkilerinizi öngörebilmeniz, ilişkide güvenli bir alan yaratır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MLfKdY0RIUiHmB-uMHyYjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tartışmalar yapıcıdır. Konuyla ilgisi olmayan geçmiş meseleler gündeme getirilmez. Çözüm odaklı yaklaşım benimsenir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kft1_S-Qu0Ks0k4dLZavxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir ilişkide kararlar birlikte alınır, fikir alışverişi yapılır. İlişki tek taraflı değil, karşılıklı katılımla sürer.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ZdbJ03W4E-X3FKkRX9_pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal ortamlarda ya da aile toplantılarında, ihtiyaç duyduğunuzda partnerinizin sizi desteklemesi istikrarlı ilişkinin göstergesidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RtqELbVxMk-dl-kZs88-vQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstikrarlı bir ilişki “doğal olarak” oluşmaz. Karşılıklı çaba, anlayış, sevgi ve güvenle büyür. Her iki tarafın da duygusal olarak dengeli olması, birbirini önceliklendirmesi, iletişim kurması ve güven ortamını beslemesi gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kendi ilişkinizi mi mahvediyorsunuz? Farkında olmadan yaptığınız 6 şey</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kendi-iliskinizi-mi-mahvediyorsunuz-farkinda-olmadan-yaptiginiz-6-sey</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kendi-iliskinizi-mi-mahvediyorsunuz-farkinda-olmadan-yaptiginiz-6-sey</guid>
<description><![CDATA[ Modern ilişkilerde bireylerin geçmiş deneyimleri, farkında olmadan bugün yaşadıkları bağları şekillendiriyor. Uzmanlar, sağlıklı bir aşk ilişkisini baltalayabilecek yaygın davranış kalıplarına dikkat çekiyor.Masalsı bir aşk hikâyesi herkesin hayali olabilir; ancak bu hayali sürdürmek, göründüğü kadar kolay değil. Psikolojik araştırmalar, birçok insanın geçmişten gelen davranış kalıpları nedeniyle mevcut ilişkilerini farkında olmadan sabote ettiğini gösteriyor. İşte ilişkinizi tehlikeye atabileceğiniz 6 yaygın tutum:Partnerin söylediği ya da yaptığı her hareketi sorgulamak, ilişkide güven eksikliğine işaret ediyor. Masum bir “İyi günler” temennisi bile saatlerce zihinde analiz edilip, farklı anlamlar yüklenebiliyor. Bu durum, bireyin kaygı düzeyinin ilişkiye doğrudan yansıdığını gösteriyor.İlişki sorunsuz ilerlerken, aniden partnerin küçük hatalarına takılmak ve geçmiş olayları gündeme getirerek tartışma başlatmak, duygusal dengesizliğe zemin hazırlıyor. Bu tür davranışlar, ilişkinin temeline zarar verebiliyor.Bağ kurmaktan çekinen bireylerin, duygusal olarak mesafeli kişilere yönelmesi bilinçdışı bir savunma mekanizması olabilir. Bu tercihler, ilişkilerin derinleşmesini engellerken, bireyin gerçek yakınlıktan kaçındığını gösteriyor.4. GERÇEKDIŞI BEKLENTİLERRomantik filmler ve sosyal medyada çizilen idealize aşk imajı, partnerlerden “zihin okuma” gibi gerçek dışı beklentiler doğurabiliyor. Bu tutum, zamanla hayal kırıklığına ve ilişkide memnuniyetsizliğe yol açıyor.Partner duygusal olarak yakınlaştığında geri çekilme davranışı, kişinin kendi duygularıyla yüzleşmekten kaçtığını gösteriyor. Bu durum, geçmiş travmalarla ya da güven sorunlarıyla bağlantılı olabiliyor.Partner ne kadar ilgi gösterirse göstersin, ilginin yeterli gelmemesi, bireyin içinde bulunduğu güvensizlik duygusunu yansıtıyor. Sürekli onay beklemek, ilişkide gerginliğe ve duygusal tükenmişliğe neden olabiliyor.Uzmanlara göre bu davranış kalıplarının farkına varmak, daha sağlıklı ve tatmin edici ilişkiler kurmanın ilk adımı. Psikolojik destek almak ya da içsel farkındalıkla bu döngüleri kırmak mümkün. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/haSTOZ7WvUaj1--BDcW6rg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kendi, ilişkinizi, mahvediyorsunuz, Farkında, olmadan, yaptığınız, şey</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/haSTOZ7WvUaj1--BDcW6rg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kendi ilişkinizi mi mahvediyorsunuz? Farkında olmadan yaptığınız 6 şey"><p>Modern ilişkilerde bireylerin geçmiş deneyimleri, farkında olmadan bugün yaşadıkları bağları şekillendiriyor. Uzmanlar, sağlıklı bir aşk ilişkisini baltalayabilecek yaygın davranış kalıplarına dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0aH09sdH5EGQs-Rs4qo3Eg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Masalsı bir aşk hikâyesi herkesin hayali olabilir; ancak bu hayali sürdürmek, göründüğü kadar kolay değil. Psikolojik araştırmalar, birçok insanın geçmişten gelen davranış kalıpları nedeniyle mevcut ilişkilerini farkında olmadan sabote ettiğini gösteriyor. İşte ilişkinizi tehlikeye atabileceğiniz 6 yaygın tutum:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IvNms1hqq02RwEiAqR07NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partnerin söylediği ya da yaptığı her hareketi sorgulamak, ilişkide güven eksikliğine işaret ediyor. Masum bir “İyi günler” temennisi bile saatlerce zihinde analiz edilip, farklı anlamlar yüklenebiliyor. Bu durum, bireyin kaygı düzeyinin ilişkiye doğrudan yansıdığını gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g_FaZ06GpEiNsM1NyX-jkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişki sorunsuz ilerlerken, aniden partnerin küçük hatalarına takılmak ve geçmiş olayları gündeme getirerek tartışma başlatmak, duygusal dengesizliğe zemin hazırlıyor. Bu tür davranışlar, ilişkinin temeline zarar verebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pUfPk822HUidtfmYIiGWIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağ kurmaktan çekinen bireylerin, duygusal olarak mesafeli kişilere yönelmesi bilinçdışı bir savunma mekanizması olabilir. Bu tercihler, ilişkilerin derinleşmesini engellerken, bireyin gerçek yakınlıktan kaçındığını gösteriyor.4. GERÇEKDIŞI BEKLENTİLERRomantik filmler ve sosyal medyada çizilen idealize aşk imajı, partnerlerden “zihin okuma” gibi gerçek dışı beklentiler doğurabiliyor. Bu tutum, zamanla hayal kırıklığına ve ilişkide memnuniyetsizliğe yol açıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BT7DYpcyfE2eVjH8Yf2XWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partner duygusal olarak yakınlaştığında geri çekilme davranışı, kişinin kendi duygularıyla yüzleşmekten kaçtığını gösteriyor. Bu durum, geçmiş travmalarla ya da güven sorunlarıyla bağlantılı olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7FQqCuglMkWtCtBqnk7PUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partner ne kadar ilgi gösterirse göstersin, ilginin yeterli gelmemesi, bireyin içinde bulunduğu güvensizlik duygusunu yansıtıyor. Sürekli onay beklemek, ilişkide gerginliğe ve duygusal tükenmişliğe neden olabiliyor.Uzmanlara göre bu davranış kalıplarının farkına varmak, daha sağlıklı ve tatmin edici ilişkiler kurmanın ilk adımı. Psikolojik destek almak ya da içsel farkındalıkla bu döngüleri kırmak mümkün.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pandemide üretmeye başladı: Zamanla geçim kapısı oldu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/pandemide-uretmeye-basladi-zamanla-gecim-kapisi-oldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/pandemide-uretmeye-basladi-zamanla-gecim-kapisi-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Samsun’da Emine Varol&#039;un (52), pandemi döneminde kendi bahçesinde yetiştirdiği meyvelerle yaptığı sirke, geçim kapısı oldu.Pandemi sürecinde bahçesindeki meyveleri değerlendirmek isteyen Emine Varol, sirke üretmeye başladı. Bitkilerin ve meyvelerin şifalı yönlerini araştıran Varol, aldığı eğitimlerin ardından üretimini çeşitlendirdi. Tamamen doğal, fermente ve ilaçsız meyve ve çiçeklerden sirke üreten Varol’un şu anda 40’a yakın sirke çeşidi bulunuyor.Varol, “Bu işe ilk olarak pandemi döneminde kendi bahçemin meyvelerini değerlendirmek amacıyla başladım, sonrasında çeşitli eğitimlere katıldım. Baktım ki bitkiler ve meyveler çok şifalı, ben de bu şifaları şişelere doldurmaya karar verdim. Şu anda 40’a yakın sirke çeşidim var” diye konuştu.&#039;&#039;AİLEME KATKIDA BULUNUP KENDİ AYAKLARIMIN ÜZERİNDE DURUYORUM&#039;&#039;  Doğal sirke üretiminin hikayesini anlatan Varol, şu ifadeleri kullandı:“Tamamen doğal ve fermente, ilaçsız ve katkısız bitkilerden, meyvelerden ve çiçeklerden sirkeler üretiyorum. Gül, aronya, lavanta gibi çiçeklerin yanı sıra elma, armut, ayva gibi meyveleri de kullanıyorum. Bitkiler ve meyveler nerede üretiliyorsa oradan almaya çalışıyor, özellikle ilaçsız olmasına dikkat ediyorum. Bunun için güvenilir yerleri tercih ediyorum çünkü sirkenin içinde ne konulursa çoğalma özelliği var; iyi bir şey koyduğunuzda onu çoğaltıyor. Bu nedenle bitki ve meyvelerin doğal ve temiz olmasına özen gösteriyorum. Pandemiden önce başlamıştım ama pandemi döneminde köylere çekilince daha fazla üretim yaptım ve sonrasında ürettiklerimi festivallerde sunmaya başladım. Festivaller bizim için büyük bir fırsat oluyor hem aile ekonomisine katkıda bulunuyorum hem de kendi ayaklarımızın üzerinde durmak biz kadınlar için her zaman çok güzel bir şey. Bu, bize özgüven kazandırıyor ve insanların da bu şifalardan faydalanmasını sağlıyoruz, bu da ayrıca mutlu ediyor.&#039;&#039; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0510vi-Aw0aeIKT3zSCJsg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pandemide, üretmeye, başladı:, Zamanla, geçim, kapısı, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0510vi-Aw0aeIKT3zSCJsg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Pandemide üretmeye başladı: Zamanla geçim kapısı oldu"><p>Samsun’da Emine Varol'un (52), pandemi döneminde kendi bahçesinde yetiştirdiği meyvelerle yaptığı sirke, geçim kapısı oldu.</p><p>Pandemi sürecinde bahçesindeki meyveleri değerlendirmek isteyen Emine Varol, sirke üretmeye başladı. Bitkilerin ve meyvelerin şifalı yönlerini araştıran Varol, aldığı eğitimlerin ardından üretimini çeşitlendirdi. Tamamen doğal, fermente ve ilaçsız meyve ve çiçeklerden sirke üreten Varol’un şu anda 40’a yakın sirke çeşidi bulunuyor.</p><p>Varol, “Bu işe ilk olarak pandemi döneminde kendi bahçemin meyvelerini değerlendirmek amacıyla başladım, sonrasında çeşitli eğitimlere katıldım. Baktım ki bitkiler ve meyveler çok şifalı, ben de bu şifaları şişelere doldurmaya karar verdim. Şu anda 40’a yakın sirke çeşidim var” diye konuştu.</p><p><strong>''AİLEME KATKIDA BULUNUP KENDİ AYAKLARIMIN ÜZERİNDE DURUYORUM''</strong>  Doğal sirke üretiminin hikayesini anlatan Varol, şu ifadeleri kullandı:</p><p>“Tamamen doğal ve fermente, ilaçsız ve katkısız bitkilerden, meyvelerden ve çiçeklerden sirkeler üretiyorum. Gül, aronya, lavanta gibi çiçeklerin yanı sıra elma, armut, ayva gibi meyveleri de kullanıyorum. Bitkiler ve meyveler nerede üretiliyorsa oradan almaya çalışıyor, özellikle ilaçsız olmasına dikkat ediyorum. Bunun için güvenilir yerleri tercih ediyorum çünkü sirkenin içinde ne konulursa çoğalma özelliği var; iyi bir şey koyduğunuzda onu çoğaltıyor. Bu nedenle bitki ve meyvelerin doğal ve temiz olmasına özen gösteriyorum. Pandemiden önce başlamıştım ama pandemi döneminde köylere çekilince daha fazla üretim yaptım ve sonrasında ürettiklerimi festivallerde sunmaya başladım. Festivaller bizim için büyük bir fırsat oluyor hem aile ekonomisine katkıda bulunuyorum hem de kendi ayaklarımızın üzerinde durmak biz kadınlar için her zaman çok güzel bir şey. Bu, bize özgüven kazandırıyor ve insanların da bu şifalardan faydalanmasını sağlıyoruz, bu da ayrıca mutlu ediyor.''</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ünlü oyuncu imaj değişikliğine gitti: Sarı saçlarına veda etti</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/unlu-oyuncu-imaj-degisikligine-gitti-sari-saclarina-veda-etti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/unlu-oyuncu-imaj-degisikligine-gitti-sari-saclarina-veda-etti</guid>
<description><![CDATA[ Riverdale dizisiyle tanınan ABD&#039;li aktris Lili Reinhart, yeni imajıyla dikkat çekti.Sarı saçlarına veda eden 28 yaşındaki oyuncu, son halini Instagram hesabından takipçileriyle paylaştı.Yıldız isim, bu gönderiyle romantik-komedi türündeki The Love Hypothesis filminde rol alacağını da duyurdu. Lili Reinhart filmde “Olive” karakterine hayat verecek.Ali Hazelwood’un çok satan romanından uyarlanan projenin yönetmen koltuğunda Set It Up filmiyle tanınan Claire Scanlon oturuyor. Filmin yapımcıları arasında Lili Reinhart’ın yanı sıra yazar Ali Hazelwood ve Catherine Hagedorn da yer alıyor. Filmin vizyon tarihi ise henüz açıklanmadı.Lili Reinhart, daha önce Chemical Hearts ve Hustlers gibi projelerde kamera karşısına geçmişti. Sosyal medyada 20 milyondan fazla takipçisi bulunan ABD&#039;li oyuncu, aynı zamanda dünyaca ünlü pek çok marka ile birlikte çalışıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kCdxhf0N7kSbUT4Ralmmrg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ünlü, oyuncu, imaj, değişikliğine, gitti:, Sarı, saçlarına, veda, etti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kCdxhf0N7kSbUT4Ralmmrg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ünlü oyuncu imaj değişikliğine gitti: Sarı saçlarına veda etti"><p>Riverdale dizisiyle tanınan ABD'li aktris Lili Reinhart, yeni imajıyla dikkat çekti.</p><p>Sarı saçlarına veda eden 28 yaşındaki oyuncu, son halini Instagram hesabından takipçileriyle paylaştı.</p><p>Yıldız isim, bu gönderiyle romantik-komedi türündeki <strong>The Love Hypothesis</strong> filminde rol alacağını da duyurdu. Lili Reinhart filmde “Olive” karakterine hayat verecek.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pOzq7Nst1k2hYN9i3Cn2cg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Ali Hazelwood’un çok satan romanından uyarlanan projenin yönetmen koltuğunda <strong>Set It Up</strong> filmiyle tanınan Claire Scanlon oturuyor. Filmin yapımcıları arasında Lili Reinhart’ın yanı sıra yazar Ali Hazelwood ve Catherine Hagedorn da yer alıyor. Filmin vizyon tarihi ise henüz açıklanmadı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MYJUWa_0bU6T0gOApXZ1tA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Lili Reinhart, daha önce <strong>Chemical Hearts</strong> ve <strong>Hustlers</strong> gibi projelerde kamera karşısına geçmişti. Sosyal medyada 20 milyondan fazla takipçisi bulunan ABD'li oyuncu, aynı zamanda dünyaca ünlü pek çok marka ile birlikte çalışıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aldatılıyor musunuz? Çoğu insanın gözden kaçırdığı 5 gizli işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/aldatiliyor-musunuz-cogu-insanin-goezden-kacirdigi-5-gizli-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/aldatiliyor-musunuz-cogu-insanin-goezden-kacirdigi-5-gizli-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Aldatma; mikro aldatma, ikiyüzlülük gibi farklı isimler altında, çeşitli biçimlerde karşımıza çıkabilir. Ancak özünde hepsi aynı noktada birleşir: yalan. Peki, partneriniz sizi aldatıyor mu? işte birkaç ipucu.Aşkın bir garanti süresi yoktur. Bazen bir ömür sürer, bazen ise birkaç yıl, ay ya da yalnızca bir gün içinde tükenir. Bu duygunun karmaşıklığı anlaşılabilir olsa da, asla mazur görülemeyecek bir şey vardır: aldatma.Aldatma; mikro aldatma, ikiyüzlülük gibi farklı isimler altında, çeşitli biçimlerde karşımıza çıkabilir. Ancak özünde hepsi aynı noktada birleşir: yalan.Karşınızdaki kişi, sizin gerçeği öğrenmemeniz için bilinçli olarak gerçeği gizlemeyi, yani yalan söylemeyi tercih eder.Eğer partnerinizin sizi aldatıyor olabileceğinden şüpheleniyorsanız, dikkat etmeniz gereken 5 önemli işaret şunlardır:Partnerler arasındaki gizlilik önemlidir ve karşılıklı olmalıdır. Ancak çok ani bir durum sorun teşkil edebilir. Partnerinizin telefonunda, tabletinde veya bilgisayarında ani bir gizlilik fark ederseniz (cihazlarını ekrana bakamayacağınız şekilde yerleştirmesi, acil durumlarda bile telefonuna dokunmanıza izin vermemesi, yeni bir şifre kullanması veya aramaları ve mesajları hızla sonlandırması gibi), bunun nedeni suçüstü yakalanma korkusu olabilir.Bazen insanlar, partnerleriyle paylaşmadıkları şeyleri, ister yeni bir ilişki ister mevcut partnerlerinden duydukları memnuniyetsizlik olsun, &quot;büyük bir soruna&quot; dönüşebileceğinden korkarak arkadaşlarıyla rahatça paylaşırlar. Hatta aldatma eylemlerini haklı çıkarmaya ve dışarıdaki arkadaşlarından onay almaya bile çalışabilirler. Partnerinizin arkadaşları genellikle ilişkiyi sizden önce öğrenir. Davranışlarının tuhaf, yapmacık veya mesafeli olduğunu fark ederseniz, bunun nedeni bir sır saklamaları veya sizin kendinizi kötü hissetmemeniz için sizden kaçınmaları olabilir.Kendi hatalarını veya aldatmanın suçluluğunu örtbas etmek için bazı insanlar aniden partnerlerini her küçük şey için eleştirmeye başlar. Her eylem, her söz yoğun bir incelemeyle yargılanmaya başlar. Bunun nedeni partnerlerinin büyük bir hata yapması değil, aldatan kişinin kendi davranışlarından dolayı suçluluk duyması ve bu suçluluğun ortaya çıkmasını istememesidir. Bu psikolojik savunma mekanizması, sizde kusur bularak aldatmalarını mantıklı kılmalarına yardımcı olur. Bu, onların &quot;Sorun ben değilim, sensin&quot; deme biçimleridir.Yalan söylemek, göründüğünden çok daha zordur; özellikle de sadık bir partnere sürekli yalan söylemek. Yalancılar her yalan söylediklerinde aynı hikâyeyi tekrarlamak için ellerinden geleni yapsalar da, stres altındayken genellikle tutarsız bilgiler vermeye başlarlar. Bunun nedeni, uydurulan hikâyelerin çoğunun yanlış gerçeklerle kurgulanması ve aynı sorular alışılmadık bir şekilde sorulduğunda bu gerçeklerin çökmesidir.Bir insan ne kadar meşgul olursa olsun, eğer gerçekten önemsiyorsa, sizin için her zaman zaman bulur. Bu ifade sıklıkla tartışılsa da, hepimizin bir günde 24 saatimiz olduğu da bir gerçek. Kendi dünyanızda çalışmak veya meşgul olmak kesinlikle sorun değil ve öyle de olmalı. Ancak bu meşguliyet aniden ortaya çıkmaya başlarsa  günlerce iletişim kurmadan ortadan kayboluyorsa, ulaşmaya çalıştığınızda cevap vermiyorsa, nerede oldukları hakkında hiçbir fikriniz yoksa  o zaman ciddiye almaya başlamanız gereken bir işarettir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ej-IFmVcv02SSrj9JpIFdw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aldatılıyor, musunuz, Çoğu, insanın, gözden, kaçırdığı, gizli, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ej-IFmVcv02SSrj9JpIFdw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aldatılıyor musunuz? Çoğu insanın gözden kaçırdığı 5 gizli işaret"><p>Aldatma; mikro aldatma, ikiyüzlülük gibi farklı isimler altında, çeşitli biçimlerde karşımıza çıkabilir. Ancak özünde hepsi aynı noktada birleşir: yalan. Peki, partneriniz sizi aldatıyor mu? işte birkaç ipucu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5dIER3yoYEWlhE7h2v30zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşkın bir garanti süresi yoktur. Bazen bir ömür sürer, bazen ise birkaç yıl, ay ya da yalnızca bir gün içinde tükenir. Bu duygunun karmaşıklığı anlaşılabilir olsa da, asla mazur görülemeyecek bir şey vardır: aldatma.Aldatma; mikro aldatma, ikiyüzlülük gibi farklı isimler altında, çeşitli biçimlerde karşımıza çıkabilir. Ancak özünde hepsi aynı noktada birleşir: yalan.Karşınızdaki kişi, sizin gerçeği öğrenmemeniz için bilinçli olarak gerçeği gizlemeyi, yani yalan söylemeyi tercih eder.Eğer partnerinizin sizi aldatıyor olabileceğinden şüpheleniyorsanız, dikkat etmeniz gereken 5 önemli işaret şunlardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LYz2mxK9SUC5YqmlXmLDRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partnerler arasındaki gizlilik önemlidir ve karşılıklı olmalıdır. Ancak çok ani bir durum sorun teşkil edebilir. Partnerinizin telefonunda, tabletinde veya bilgisayarında ani bir gizlilik fark ederseniz (cihazlarını ekrana bakamayacağınız şekilde yerleştirmesi, acil durumlarda bile telefonuna dokunmanıza izin vermemesi, yeni bir şifre kullanması veya aramaları ve mesajları hızla sonlandırması gibi), bunun nedeni suçüstü yakalanma korkusu olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TCfBCpLX5kWGuug8Y7iySQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazen insanlar, partnerleriyle paylaşmadıkları şeyleri, ister yeni bir ilişki ister mevcut partnerlerinden duydukları memnuniyetsizlik olsun, "büyük bir soruna" dönüşebileceğinden korkarak arkadaşlarıyla rahatça paylaşırlar. Hatta aldatma eylemlerini haklı çıkarmaya ve dışarıdaki arkadaşlarından onay almaya bile çalışabilirler. Partnerinizin arkadaşları genellikle ilişkiyi sizden önce öğrenir. Davranışlarının tuhaf, yapmacık veya mesafeli olduğunu fark ederseniz, bunun nedeni bir sır saklamaları veya sizin kendinizi kötü hissetmemeniz için sizden kaçınmaları olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s_57gY8HDkWYEP7q_OF0ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendi hatalarını veya aldatmanın suçluluğunu örtbas etmek için bazı insanlar aniden partnerlerini her küçük şey için eleştirmeye başlar. Her eylem, her söz yoğun bir incelemeyle yargılanmaya başlar. Bunun nedeni partnerlerinin büyük bir hata yapması değil, aldatan kişinin kendi davranışlarından dolayı suçluluk duyması ve bu suçluluğun ortaya çıkmasını istememesidir. Bu psikolojik savunma mekanizması, sizde kusur bularak aldatmalarını mantıklı kılmalarına yardımcı olur. Bu, onların "Sorun ben değilim, sensin" deme biçimleridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cVeduUX_wUeoJ4UlW_8gdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yalan söylemek, göründüğünden çok daha zordur; özellikle de sadık bir partnere sürekli yalan söylemek. Yalancılar her yalan söylediklerinde aynı hikâyeyi tekrarlamak için ellerinden geleni yapsalar da, stres altındayken genellikle tutarsız bilgiler vermeye başlarlar. Bunun nedeni, uydurulan hikâyelerin çoğunun yanlış gerçeklerle kurgulanması ve aynı sorular alışılmadık bir şekilde sorulduğunda bu gerçeklerin çökmesidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x7OkAMYTf0igD5UVT6D3Wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir insan ne kadar meşgul olursa olsun, eğer gerçekten önemsiyorsa, sizin için her zaman zaman bulur. Bu ifade sıklıkla tartışılsa da, hepimizin bir günde 24 saatimiz olduğu da bir gerçek. Kendi dünyanızda çalışmak veya meşgul olmak kesinlikle sorun değil ve öyle de olmalı. Ancak bu meşguliyet aniden ortaya çıkmaya başlarsa  günlerce iletişim kurmadan ortadan kayboluyorsa, ulaşmaya çalıştığınızda cevap vermiyorsa, nerede oldukları hakkında hiçbir fikriniz yoksa  o zaman ciddiye almaya başlamanız gereken bir işarettir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ünlü oyuncunun anne acısı: &amp;apos;&amp;apos;Kollarımda vefat etti&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/unlu-oyuncunun-anne-acisi-kollarimda-vefat-etti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/unlu-oyuncunun-anne-acisi-kollarimda-vefat-etti</guid>
<description><![CDATA[ İngiliz oyuncu Kate Beckinsale, annesi Judy Loe’nun hayatını kaybettiğini duyurdu. Judy Loe&#039;ya, geçtiğimiz Temmuz ayında dördüncü evre kanser teşhisi konmuştu.Serendipity ve Underworld filmleriyle tanınan 51 yaşındaki Kate Beckinsale, 17 Temmuz Perşembe günü Instagram hesabından yaptığı duygusal paylaşımla annesinin ölümünü doğruladı. &#039;&#039;FELÇ OLMUŞ GİBİYİM&#039;&#039;  Kate Beckinsale, yürek sızlatan paylaşımında şu ifadelere yer verdi:  “Annem 15 Temmuz gecesi, tarif edilemez bir acının ardından kollarımda vefat etti. Haberi, bu şekilde ya da basın yoluyla öğrenen arkadaşlarından özür diliyorum. Annemin telefonuna bakacak halde değilim. Felç olmuş gibiyim. O, hayatımın pusulasıydı, en yakın arkadaşımdı. Cesur bir kadındı, bazen fazla affediciydi ama insanlardaki iyiliğe inancı sonsuzdu.  Onsuz bir dünya o kadar karanlık ki, dayanmak neredeyse imkânsız. Anneciğim, seni çok seviyorum. Beş yaşında babamı kaybettiğimden beri en büyük korkum buydu ve şimdi buradayım. Çok üzgünüm.” Judy Loe, kariyeri boyunca televizyon dünyasında iz bırakan roller üstlendi. General Hospital dizisinin son iki sezonunda Dr. Helen Sanders karakterini canlandıran Loe, ayrıca Edward the Seventh adlı yapımda Prenses May rolüyle izleyici karşısına çıkmıştı. Yıllar boyunca pek çok dizide konuk oyuncu olarak da yer aldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PgFTAMP2JkGYx6NKblxTvw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ünlü, oyuncunun, anne, acısı:, Kollarımda, vefat, etti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PgFTAMP2JkGYx6NKblxTvw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ünlü oyuncunun anne acısı: ''Kollarımda vefat etti''"><p>İngiliz oyuncu Kate Beckinsale, annesi Judy Loe’nun hayatını kaybettiğini duyurdu. Judy Loe'ya, geçtiğimiz Temmuz ayında dördüncü evre kanser teşhisi konmuştu.</p><p><strong>Serendipity</strong> ve <strong>Underworld</strong> filmleriyle tanınan 51 yaşındaki Kate Beckinsale, 17 Temmuz Perşembe günü Instagram hesabından yaptığı duygusal paylaşımla annesinin ölümünü doğruladı. </p><p><strong>''FELÇ OLMUŞ GİBİYİM''</strong>  Kate Beckinsale, yürek sızlatan paylaşımında şu ifadelere yer verdi:  “Annem 15 Temmuz gecesi, tarif edilemez bir acının ardından kollarımda vefat etti. Haberi, bu şekilde ya da basın yoluyla öğrenen arkadaşlarından özür diliyorum. Annemin telefonuna bakacak halde değilim. Felç olmuş gibiyim. O, hayatımın pusulasıydı, en yakın arkadaşımdı. Cesur bir kadındı, bazen fazla affediciydi ama insanlardaki iyiliğe inancı sonsuzdu.  Onsuz bir dünya o kadar karanlık ki, dayanmak neredeyse imkânsız. Anneciğim, seni çok seviyorum. Beş yaşında babamı kaybettiğimden beri en büyük korkum buydu ve şimdi buradayım. Çok üzgünüm.” </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0RDe9V0-oUOOXqE9DnDsBA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Judy Loe">Judy Loe, kariyeri boyunca televizyon dünyasında iz bırakan roller üstlendi. <strong>General Hospital</strong> dizisinin son iki sezonunda Dr. Helen Sanders karakterini canlandıran Loe, ayrıca <strong>Edward the Seventh</strong> adlı yapımda Prenses May rolüyle izleyici karşısına çıkmıştı. Yıllar boyunca pek çok dizide konuk oyuncu olarak da yer aldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yayınlandığı dönem büyük ses getirmişti: Temel İçgüdü yeniden çekiliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yayinlandigi-doenem-buyuk-ses-getirmisti-temel-icgudu-yeniden-cekiliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yayinlandigi-doenem-buyuk-ses-getirmisti-temel-icgudu-yeniden-cekiliyor</guid>
<description><![CDATA[ 1992 yapımı kült film Basic Instinct (Temel İçgüdü), yeniden çekiliyor. Filmin senaryosunu, orijinal yapımın da senaristi olan Joe Eszterhas kaleme alacak.Paul Verhoeven’in yönettiği ve başrollerinde Sharon Stone ile Michael Douglas’ın yer aldığı film, yayınlandığı dönem büyük tartışma yaratmıştı. Erotik gerilim türündeki yapımda, emekli bir rock yıldızının öldürülmesi sonrası  şüpheli konumuna gelen yazar Catherine Tramell (Sharon Stone) ile davayı soruşturan dedektif Nick Curran (Michael Douglas) arasında gelişen karmaşık ilişki konu ediliyordu.  Filmin 2006 yılında farklı bir ekip tarafından çekilen bir devam filmi bulunuyor. Ancak bu yeni proje, orijinal yapımı sıfırdan ele alan tam anlamıyla bir yeniden çevrim (reboot) olacak. The Wrap’in haberine göre, Sharon Stone’un bu yeni projede yer alma ihtimali bulunuyor. Oyuncunun basın temsilcisinden henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Orijinal Basic Instinct, yayınlandığı dönemde En İyi Kurgu ve En İyi Orijinal Müzik dallarında Oscar’a aday gösterilmişti. Ancak film, özellikle HIV/AIDS salgınının etkilerinin sürdüğü 90’lı yıllarda, LGBTQ+ bireylerin tehlikeli katiller olarak tasvir edilmesi ve ünlü sorgu sahnesindeki çıplaklık nedeniyle sert eleştiriler almıştı.  Sharon Stone’un konuk olduğu Saturday Night Live programında sahneye çıkan altı eylemci gözaltına alınmıştı.  2021 yılında yayımlanan The Beauty of Living Twice adlı otobiyografisinde Stone, filmdeki sorgu sahnesiyle ilgili olarak kandırıldığını iddia etmişti. Ünlü sahnede iç çamaşırsız görünen oyuncu, yönetmen tarafından “Kamerada gözükmeyecek, sadece ışık için çıkarman lazım” şeklinde ikna edildiğini yazmıştı.  Yeni Basic Instinct filmiyle ilgili detaylar ve oyuncu kadrosu ise önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lWjXVPBotkihRGZqcLD4Ew.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yayınlandığı, dönem, büyük, ses, getirmişti:, Temel, İçgüdü, yeniden, çekiliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lWjXVPBotkihRGZqcLD4Ew.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yayınlandığı dönem büyük ses getirmişti: Temel İçgüdü yeniden çekiliyor"><p>1992 yapımı kült film Basic Instinct (Temel İçgüdü), yeniden çekiliyor. Filmin senaryosunu, orijinal yapımın da senaristi olan Joe Eszterhas kaleme alacak.</p><p>Paul Verhoeven’in yönettiği ve başrollerinde Sharon Stone ile Michael Douglas’ın yer aldığı film, yayınlandığı dönem büyük tartışma yaratmıştı. </p><p>Erotik gerilim türündeki yapımda, emekli bir rock yıldızının öldürülmesi sonrası  şüpheli konumuna gelen yazar Catherine Tramell (Sharon Stone) ile davayı soruşturan dedektif Nick Curran (Michael Douglas) arasında gelişen karmaşık ilişki konu ediliyordu.  Filmin 2006 yılında farklı bir ekip tarafından çekilen bir devam filmi bulunuyor. Ancak bu yeni proje, orijinal yapımı sıfırdan ele alan tam anlamıyla bir yeniden çevrim (reboot) olacak. The Wrap’in haberine göre, Sharon Stone’un bu yeni projede yer alma ihtimali bulunuyor. Oyuncunun basın temsilcisinden henüz resmi bir açıklama yapılmadı. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Ice_5Stvka9ZLRIeslNFg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Orijinal Basic Instinct, yayınlandığı dönemde En İyi Kurgu ve En İyi Orijinal Müzik dallarında Oscar’a aday gösterilmişti. Ancak film, özellikle HIV/AIDS salgınının etkilerinin sürdüğü 90’lı yıllarda, LGBTQ+ bireylerin tehlikeli katiller olarak tasvir edilmesi ve ünlü sorgu sahnesindeki çıplaklık nedeniyle sert eleştiriler almıştı.  Sharon Stone’un konuk olduğu Saturday Night Live programında sahneye çıkan altı eylemci gözaltına alınmıştı.  2021 yılında yayımlanan The Beauty of Living Twice adlı otobiyografisinde Stone, filmdeki sorgu sahnesiyle ilgili olarak kandırıldığını iddia etmişti. Ünlü sahnede iç çamaşırsız görünen oyuncu, yönetmen tarafından “Kamerada gözükmeyecek, sadece ışık için çıkarman lazım” şeklinde ikna edildiğini yazmıştı.  Yeni Basic Instinct filmiyle ilgili detaylar ve oyuncu kadrosu ise önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;apos;&amp;apos;Justin Bieber&amp;apos;ın 31 milyon dolarlık borcunu eşi ödeyecek&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/justin-bieberin-31-milyon-dolarlik-borcunu-esi-oedeyecek</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/justin-bieberin-31-milyon-dolarlik-borcunu-esi-oedeyecek</guid>
<description><![CDATA[ Pop yıldızı Justin Bieber’ın, eski menajeri Scooter Braun&#039;a olan borcunu ödemek için eşi Hailey Bieber’ın maddi desteğine bel bağladığı iddia edildi.TMZ’nin haberine göre anlaşma şartlarından biri, Justin’in borcunu ancak Hailey’nin Rhode Beauty markasının e.l.f. Cosmetics ile yaptığı 1 milyar dolarlık anlaşmanın banka hesaplarına geçmesi durumunda ödemesini içeriyor.  Justin, Hailey ve Braun cephesinden, ses getiren iddia ile ilgili henüz herhangi bir yanıt gelmedi.Söz konusu gelişme, Justin’in Braun ve sahibi olduğu HYBE şirketiyle 31 milyon dolarlık uzlaşmaya varmasından kısa bir süre sonra gerçekleşti.  MİLYONLARCA DOLAR BORCU VARMayıs ayında yapılan mali denetim, Justin’in 2022’de iptal edilen “Justice” turnesi nedeniyle oluşan borcunu kapatmak amacıyla aldığı avans nedeniyle Braun’a milyonlarca dolar borçlu olduğunu ortaya koymuştu. Bieber, Ramsay Hunt sendromuna yakalanarak yüz felci geçirdiği için dünya turnesini iptal etmek zorunda kalmış, bu durum da turneyi finanse eden şirketin 26 milyon dolarlık borcun iadesini talep etmesine yol açmıştı. Menajeri Scooter Braun, HYBE şirketi aracılığıyla devreye girerek bu borcun ödenmesine yardımcı olmuştu.  Aynı denetim raporuna göre Bieber, Braun’a ayrıca 11 milyon dolardan fazla ödenmemiş komisyon borçluydu. Ancak anlaşmada, bu tutarın yalnızca yarısının ödenmesi isteniyor.İddialara göre Bieber’ın bu borçları kapatması için gereken fon, eşi Hailey Bieber’ın e.l.f. Beauty ile yaptığı milyar dolarlık anlaşmadan gelecek. 28 yaşındaki Hailey, Mayıs ayında Rhode Beauty markasını sattığını Instagram üzerinden duyurmuş ve “2022’de Rhode’u kurarken büyük hayallerim vardı. Markamı dünya çapında daha fazla yere, kişiye ve pazara ulaştırmak en büyük önceliğimdi” ifadelerini kullanmıştı.  Satış duyurusundan önce, bir kaynak Hailey’nin şu anda ailenin “yüzde yüz geçimini sağlayan kişi” olduğunu öne sürmüştü.  Justin Bieber’ın bu anlaşması, mali sıkıntılar yaşadığına dair iddiaların ortaya atılmasından kısa bir süre sonra gündeme geldi.  Geçtiğimiz ay Page Six’e konuşan bir kaynak, Bieber’ın harcama alışkanlıklarının gelirinin çok üzerinde olduğunu ileri sürmüştü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yRchXA_v0EiIbmaG3_yvaQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Justin, Bieberın, milyon, dolarlık, borcunu, eşi, ödeyecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yRchXA_v0EiIbmaG3_yvaQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="''Justin Bieber'ın 31 milyon dolarlık borcunu eşi ödeyecek''"><p>Pop yıldızı Justin Bieber’ın, eski menajeri Scooter Braun'a olan borcunu ödemek için eşi Hailey Bieber’ın maddi desteğine bel bağladığı iddia edildi.</p><p>TMZ’nin haberine göre anlaşma şartlarından biri, Justin’in borcunu ancak Hailey’nin Rhode Beauty markasının e.l.f. Cosmetics ile yaptığı 1 milyar dolarlık anlaşmanın banka hesaplarına geçmesi durumunda ödemesini içeriyor.  Justin, Hailey ve Braun cephesinden, ses getiren iddia ile ilgili henüz herhangi bir yanıt gelmedi.</p><p>Söz konusu gelişme, Justin’in Braun ve sahibi olduğu HYBE şirketiyle 31 milyon dolarlık uzlaşmaya varmasından kısa bir süre sonra gerçekleşti.  <strong>MİLYONLARCA DOLAR BORCU VAR</strong></p><p>Mayıs ayında yapılan mali denetim, Justin’in 2022’de iptal edilen “Justice” turnesi nedeniyle oluşan borcunu kapatmak amacıyla aldığı avans nedeniyle Braun’a milyonlarca dolar borçlu olduğunu ortaya koymuştu. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JOlsnINCiUmY6AqmNdDG-g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Bieber, Ramsay Hunt sendromuna yakalanarak yüz felci geçirdiği için dünya turnesini iptal etmek zorunda kalmış, bu durum da turneyi finanse eden şirketin 26 milyon dolarlık borcun iadesini talep etmesine yol açmıştı. Menajeri Scooter Braun, HYBE şirketi aracılığıyla devreye girerek bu borcun ödenmesine yardımcı olmuştu.  Aynı denetim raporuna göre Bieber, Braun’a ayrıca 11 milyon dolardan fazla ödenmemiş komisyon borçluydu. Ancak anlaşmada, bu tutarın yalnızca yarısının ödenmesi isteniyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xw95lVpGL0KpxZO14Rdczg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">İddialara göre Bieber’ın bu borçları kapatması için gereken fon, eşi Hailey Bieber’ın e.l.f. Beauty ile yaptığı milyar dolarlık anlaşmadan gelecek. 28 yaşındaki Hailey, Mayıs ayında Rhode Beauty markasını sattığını Instagram üzerinden duyurmuş ve “2022’de Rhode’u kurarken büyük hayallerim vardı. Markamı dünya çapında daha fazla yere, kişiye ve pazara ulaştırmak en büyük önceliğimdi” ifadelerini kullanmıştı.  Satış duyurusundan önce, bir kaynak Hailey’nin şu anda ailenin “yüzde yüz geçimini sağlayan kişi” olduğunu öne sürmüştü.  Justin Bieber’ın bu anlaşması, mali sıkıntılar yaşadığına dair iddiaların ortaya atılmasından kısa bir süre sonra gündeme geldi.  Geçtiğimiz ay Page Six’e konuşan bir kaynak, Bieber’ın harcama alışkanlıklarının gelirinin çok üzerinde olduğunu ileri sürmüştü.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çanakkale&amp;apos;de 11&amp;apos;inci yüzyıla ait mezar grubu bulundu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/canakkalede-11inci-yuzyila-ait-mezar-grubu-bulundu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/canakkalede-11inci-yuzyila-ait-mezar-grubu-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale&#039;nin Biga ilçesine bağlı Kemer köyündeki 2 bin 700 yıllık geçmişe sahip olan antik liman kenti Parion&#039;daki kazı çalışmalarında dikkat çekici bulgulara ulaşıldı.Liman şehri Parion&#039;daki kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü&#039;nün izin ve maddi destekleri ile sürdürülüyor.Biga Belediyesi&#039;nin de işçi desteği verdiği kazılar, nisan ayından beri devam ediyor.Çalışmalar, Prof. Dr. Vedat Keleş&#039;in kazı başkanlığındaki 18&#039;i yabancı, toplam 36 kişilik bir ekiple yürütülüyor. Bu yıl, kentin ticaret merkezi agorada yapılan çalışmalar sırasında 11&#039;inci yüzyıla ait bir mezar grubuyla karşılaşıldı.Çalışmalar hakkında bilgi veren Kazı Başkanı Prof. Dr. Vedat Keleş, şunları söyledi:
&quot;2025 çalışmalarının devam ettiği noktalardan biri de kentin ticaret merkezi olarak adlandırdığımız agora. Parion Agora&#039;sı, antik kaynaklardan öğrendiğimiz kadarıyla önemli bir nokta. Çünkü antik çağda Helenistik dönemde bölgede bir Ilion Birliği var. Bu birlik içerisinde çok sayıda Troas bölgesi ve iki de Mysia bölgesi kenti mevcut. Bu Ilion Birliği&#039;nin önemli bir ayağını da tanrıça Athena onuruna yapılan oyunlar oluşturmakta. Buradaki çalışmalarımız yabancı heyet üyelerimizden Prof. Dr. Askold Ivantchık ve ekibi tarafından gerçekleştiriliyor. Kendileri şu an agoranın portiko duvarı olarak düşündüğümüz alanda çalışıyorlar. Burada 11&#039;inci yüzyıla ait bir mezar grubuyla karşılaşıldı. Çünkü yapmış olduğumuz arkeojeofizik taramalarında, şu andaki çalışmalarımızın yaklaşık 10 metre kuzeyinde bir şapel kalıntısının varlığı görülmekte. Bu gömülerin de muhtemelen bu şapelle alakalı olduğunu düşünüyoruz. Çalışmalar ilerledikçe portiko duvarının, agoranın dış duvarı olup olmadığı netlik kazanacak.&#039;&#039;Çalışmalarda yaklaşık 17 kişilik bir yabancı öğrenci ekibinin yer aldığına dikkati çeken Prof. Dr. Keleş &quot;Bu öğrenciler, yurt dışından gelip burada mesleklerini icra ediyorlar. Hem deneyim kazanmış oluyorlar hem de uluslararası anlamda iş birliğinin güzel bir örneğini ortaya koyuyorlar&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ujX6QfELp0mzUwrCvvP_bg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çanakkalede, 11inci, yüzyıla, ait, mezar, grubu, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ujX6QfELp0mzUwrCvvP_bg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çanakkale'de 11'inci yüzyıla ait mezar grubu bulundu"><p>Çanakkale'nin Biga ilçesine bağlı Kemer köyündeki 2 bin 700 yıllık geçmişe sahip olan antik liman kenti Parion'daki kazı çalışmalarında dikkat çekici bulgulara ulaşıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y3FsC6qhH0KQoY6BCb3ooQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Liman şehri Parion'daki kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün izin ve maddi destekleri ile sürdürülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dZYPicwdwEqEPKB6TAL_tQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Biga Belediyesi'nin de işçi desteği verdiği kazılar, nisan ayından beri devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p7-uXs6PGUW7SQEfNET7dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmalar, Prof. Dr. Vedat Keleş'in kazı başkanlığındaki 18'i yabancı, toplam 36 kişilik bir ekiple yürütülüyor. Bu yıl, kentin ticaret merkezi agorada yapılan çalışmalar sırasında 11'inci yüzyıla ait bir mezar grubuyla karşılaşıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D6n-wk2T_E6sDhZSaANkBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmalar hakkında bilgi veren Kazı Başkanı Prof. Dr. Vedat Keleş, şunları söyledi:
"2025 çalışmalarının devam ettiği noktalardan biri de kentin ticaret merkezi olarak adlandırdığımız agora. Parion Agora'sı, antik kaynaklardan öğrendiğimiz kadarıyla önemli bir nokta. Çünkü antik çağda Helenistik dönemde bölgede bir Ilion Birliği var. Bu birlik içerisinde çok sayıda Troas bölgesi ve iki de Mysia bölgesi kenti mevcut. Bu Ilion Birliği'nin önemli bir ayağını da tanrıça Athena onuruna yapılan oyunlar oluşturmakta. Buradaki çalışmalarımız yabancı heyet üyelerimizden Prof. Dr. Askold Ivantchık ve ekibi tarafından gerçekleştiriliyor. Kendileri şu an agoranın portiko duvarı olarak düşündüğümüz alanda çalışıyorlar. Burada 11'inci yüzyıla ait bir mezar grubuyla karşılaşıldı. Çünkü yapmış olduğumuz arkeojeofizik taramalarında, şu andaki çalışmalarımızın yaklaşık 10 metre kuzeyinde bir şapel kalıntısının varlığı görülmekte. Bu gömülerin de muhtemelen bu şapelle alakalı olduğunu düşünüyoruz. Çalışmalar ilerledikçe portiko duvarının, agoranın dış duvarı olup olmadığı netlik kazanacak.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O6ItJMATg06ffUkTAwJpRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmalarda yaklaşık 17 kişilik bir yabancı öğrenci ekibinin yer aldığına dikkati çeken Prof. Dr. Keleş "Bu öğrenciler, yurt dışından gelip burada mesleklerini icra ediyorlar. Hem deneyim kazanmış oluyorlar hem de uluslararası anlamda iş birliğinin güzel bir örneğini ortaya koyuyorlar" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Siirt peynirine yoğun talep: Kilosu 200 TL&amp;apos;den başlıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/siirt-peynirine-yogun-talep-kilosu-200-tlden-basliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/siirt-peynirine-yogun-talep-kilosu-200-tlden-basliyor</guid>
<description><![CDATA[ Siirt&#039;te peynir sezonunda hem üretimde hem de talepte artış yaşanıyor. Özellikle Siirt&#039;in yüksek kesimli yaylalarında elde edilen doğal sütle yapılan geleneksel peynirler, başta İstanbul, İzmir ve Adana olmak üzere Türkiye&#039;nin dört bir yanından yoğun ilgi görüyor.Siirt peyniri, salamura veya otlu olarak hazırlanıyor. Peynirler, doğal yapısını koruyacak şekilde küplere veya bidonlara basılarak salamura ediliyor ve serin ortamlarda kış aylarında tüketilmek üzere muhafaza ediliyor.Üreticiler, her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye&#039;nin birçok ilinden sipariş aldıklarını belirtti. Peynir satıcısı İdris Baykan, peynirlerin 1-2 gün kurutulduğunu, ardından soğuk hava depolarında saklandığını belirtti.Baykan, &#039;&#039;İlkbaharda peynir sezonu başlar, sonbahara kadar devam eder. Peynirimiz Hakkari, Pervari ve Herekol yaylalarından geliyor. Genellikle bölgedeki halk tarafından tüketiliyor. Ancak Adana, Mersin, İstanbul ve İzmir gibi metropol şehirlerden de yoğun talep var&quot; dedi.Baykan, Siirt peynirinin kalitesine de dikkat çekerek, &quot;Türkiye&#039;nin en güzel peynirlerinden biri Siirt&#039;tedir. Buradaki kalite bambaşkadır. Kilosu 200 ile 250 lira arasındadır&#039;&#039; diye konuştu.
Müşteri Ahmet Öner ise &#039;&#039;Her sene alıyorum. Türkiye&#039;nin birçok iline gönderiyoruz. Peynirin tadı çok güzel&#039;&#039; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VrXIrQ2-FEub72XvJx39lQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Siirt, peynirine, yoğun, talep:, Kilosu, 200, TLden, başlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VrXIrQ2-FEub72XvJx39lQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Siirt peynirine yoğun talep: Kilosu 200 TL'den başlıyor"><p>Siirt'te peynir sezonunda hem üretimde hem de talepte artış yaşanıyor. Özellikle Siirt'in yüksek kesimli yaylalarında elde edilen doğal sütle yapılan geleneksel peynirler, başta İstanbul, İzmir ve Adana olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanından yoğun ilgi görüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nFqnRMEm5ECsrwyrgQEKxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Siirt peyniri, salamura veya otlu olarak hazırlanıyor. Peynirler, doğal yapısını koruyacak şekilde küplere veya bidonlara basılarak salamura ediliyor ve serin ortamlarda kış aylarında tüketilmek üzere muhafaza ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sXPWxLkTaEiCrCPeT4Uc1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üreticiler, her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye'nin birçok ilinden sipariş aldıklarını belirtti. Peynir satıcısı İdris Baykan, peynirlerin 1-2 gün kurutulduğunu, ardından soğuk hava depolarında saklandığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nQNEEWIUyEqIAsGjPl5BTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baykan, ''İlkbaharda peynir sezonu başlar, sonbahara kadar devam eder. Peynirimiz Hakkari, Pervari ve Herekol yaylalarından geliyor. Genellikle bölgedeki halk tarafından tüketiliyor. Ancak Adana, Mersin, İstanbul ve İzmir gibi metropol şehirlerden de yoğun talep var" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YBO7OestvEm-sejwJRxmIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baykan, Siirt peynirinin kalitesine de dikkat çekerek, "Türkiye'nin en güzel peynirlerinden biri Siirt'tedir. Buradaki kalite bambaşkadır. Kilosu 200 ile 250 lira arasındadır'' diye konuştu.
Müşteri Ahmet Öner ise ''Her sene alıyorum. Türkiye'nin birçok iline gönderiyoruz. Peynirin tadı çok güzel'' dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Derin uyku için 4&amp;7&amp;8 tekniği: Beden ve zihin üzerinde olumlu etkileri var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/derin-uyku-icin-4-7-8-teknigi-beden-ve-zihin-uzerinde-olumlu-etkileri-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/derin-uyku-icin-4-7-8-teknigi-beden-ve-zihin-uzerinde-olumlu-etkileri-var</guid>
<description><![CDATA[ Stres, depresyon, kaygı ve aşırı kafein alımı gibi pek çok etken, uykuya dalmayı zorlaştırabilir. Ancak uyku uzmanı Martin Seeley, gece uykusunu düzene sokmak isteyenlerin uygulayabileceği basit bir yöntem olduğunu ifade ediyor: Uyku meditasyonu.Mirror&#039;da yer alan habere göre bu yöntem, zihni gevşeterek uykuya geçişi kolaylaştırıyor. Normal meditasyonlar genellikle gün içinde farkındalığı artırmaya odaklanırken, uyku meditasyonu ise zihni ve bedeni uykuya hazırlamayı amaçlıyor.Uzmanlara göre meditasyon, serotonin ve melatonin hormonlarının üretimini artırıyor. Bu iki hormonun uyku sürecinde beyindeki belirli bölgeleri aktive ettiği biliniyor. Meditasyon, kalp atış hızını düşürüyor, tansiyonu dengeliyor ve kaygıyı azaltıyor. Tüm bu etkiler, daha derin ve dinlendirici bir uykuya katkı sağlıyor.Uyku öncesinde deneyebileceğiniz 4-7-8 nefes tekniği şöyle uygulanıyor:
Dilinizi ağzınızın üst kısmına, damağa yerleştirin.
Burnunuzdan 4 saniye boyunca nefes alın.
Aldığınız nefesi 7 saniye boyunca tutun.
8 saniye boyunca ağzınızdan, bir mumu üflüyormuş gibi yavaşça nefes verin.
Bu döngüyü kendinizi rahat hissedene kadar tekrarlayın.
Seeley, bu tekniğin rahatlatıcı etkisiyle uykuya geçişi kolaylaştırdığını belirtiyor.Uyku meditasyonunun bir diğer tekniği ise zihni uykuya hazırlamak için hayal gücünü kullanmayı içeriyor:
Önce alnınızın hemen üzerinde sıcak, saf ve enerjik bir ışık topu hayal edin.
Bu ışığın size nasıl bir rahatlama ve iyileşme hissi verdiğine odaklanın.
Ardından bu ışığın sıvı hâline gelip yavaşça başınızdan aşağıya doğru vücudunuza yayıldığını ve sizi sarıp sarmaladığını imgeleyin.
Bu hissi olabildiğince uzun süre zihninizde tutun ve etkisini hissetmeye çalışın.Martin Seeley, gün içinde yoğun tempoda çalışanların, meditasyonu yatmadan hemen önce yapmalarının daha doğru olduğunu söylüyor. Ancak bazı kişiler, meditasyonu işten eve geldikten sonra da uygulayabilirler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x3zj3dNJEEqjQIaia8UaLQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Derin, uyku, için, 4-7-8, tekniği:, Beden, zihin, üzerinde, olumlu, etkileri, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x3zj3dNJEEqjQIaia8UaLQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Derin uyku için 4-7-8 tekniği: Beden ve zihin üzerinde olumlu etkileri var"><p>Stres, depresyon, kaygı ve aşırı kafein alımı gibi pek çok etken, uykuya dalmayı zorlaştırabilir. Ancak uyku uzmanı Martin Seeley, gece uykusunu düzene sokmak isteyenlerin uygulayabileceği basit bir yöntem olduğunu ifade ediyor: Uyku meditasyonu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3uPnybWt2k6J9AGxJFDmgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mirror'da yer alan habere göre bu yöntem, zihni gevşeterek uykuya geçişi kolaylaştırıyor. Normal meditasyonlar genellikle gün içinde farkındalığı artırmaya odaklanırken, uyku meditasyonu ise zihni ve bedeni uykuya hazırlamayı amaçlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3bvkVu1iNkyDIWT8Lgt8gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre meditasyon, serotonin ve melatonin hormonlarının üretimini artırıyor. Bu iki hormonun uyku sürecinde beyindeki belirli bölgeleri aktive ettiği biliniyor. Meditasyon, kalp atış hızını düşürüyor, tansiyonu dengeliyor ve kaygıyı azaltıyor. Tüm bu etkiler, daha derin ve dinlendirici bir uykuya katkı sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o9hK_T3EvkKpwov54t9TwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku öncesinde deneyebileceğiniz 4-7-8 nefes tekniği şöyle uygulanıyor:
Dilinizi ağzınızın üst kısmına, damağa yerleştirin.
Burnunuzdan 4 saniye boyunca nefes alın.
Aldığınız nefesi 7 saniye boyunca tutun.
8 saniye boyunca ağzınızdan, bir mumu üflüyormuş gibi yavaşça nefes verin.
Bu döngüyü kendinizi rahat hissedene kadar tekrarlayın.
Seeley, bu tekniğin rahatlatıcı etkisiyle uykuya geçişi kolaylaştırdığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KuMo-ewepEmtrrNlJwTL9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku meditasyonunun bir diğer tekniği ise zihni uykuya hazırlamak için hayal gücünü kullanmayı içeriyor:
Önce alnınızın hemen üzerinde sıcak, saf ve enerjik bir ışık topu hayal edin.
Bu ışığın size nasıl bir rahatlama ve iyileşme hissi verdiğine odaklanın.
Ardından bu ışığın sıvı hâline gelip yavaşça başınızdan aşağıya doğru vücudunuza yayıldığını ve sizi sarıp sarmaladığını imgeleyin.
Bu hissi olabildiğince uzun süre zihninizde tutun ve etkisini hissetmeye çalışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uE6FfmJKVE-pekqPZ5CjdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Martin Seeley, gün içinde yoğun tempoda çalışanların, meditasyonu yatmadan hemen önce yapmalarının daha doğru olduğunu söylüyor. Ancak bazı kişiler, meditasyonu işten eve geldikten sonra da uygulayabilirler.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Homeopati: Çoğu öldürenin azı yaşatır mı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/homeopati-cogu-oeldurenin-azi-yasatir-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/homeopati-cogu-oeldurenin-azi-yasatir-mi</guid>
<description><![CDATA[ “Benzer benzeriyle” kuralına dayanan &#039;&#039;Homeopati&#039;&#039;, çok seyreltilmiş doğal maddelerle yapılan ve plasebo etkisine dayalı alternatif bir tedavi biçimidir. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar, tıbbi açıdan etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmamış olan bu yöntem hakkında merak edilenleri ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.1790’ların başında, Leipzig’li Alman doktor Samuel Hahnemann, geçimini sağlamak için çeviri yaptığı tıp kitaplarından birinde, kınakına bitkisinin kabuğunun sıtmaya iyi geldiğini okudu. Ama gerekçesini anlayamadı. Hahnemann, doğruluğundan kuşku duyduğu her bilgiyi sınayan biriydi. Kitaptaki bilgiyi sınamak için, biraz kınakına tozu alarak bizzat etkisini görmek istedi. Saatler içinde hafif ateş, halsizlik, titreme hissetti: sıtma için kullanılan bir ilaç bizzat sıtmanın belirtilerini oluşturmuştu. Bunun üzerine şöyle düşündü: “Belki de bir madde, sağlıklı insanda hangi belirtilere yol açıyorsa, aynı belirtileri yaşayan hastayı da o belirtilerden kurtarabilir”. Bu tek gözlem sonrası, Hahnemann bu fikre kesin bir inanç geliştirerek günümüze dek gelecek olan homeopati adı verilen bir tedavi yönteminin kurucusu oldu.Homeopati, “benzeri benzeriyle tedavi edilir&quot; (similia similibus curentur) ilkesi ile zararlı maddelerin çok azının aksine o durumu tedavi edeceğini iddia eder. Yani bu yaklaşıma göre, bir hastalığın belirtilerine yol açan maddelerin çok azaltılmış miktarının o durumu tedavi edicidir. Günümüzde, alternatif bir tıp yöntemi olarak hala var olan homeopati, asıl olarak kişisel bir gözlem ve buna dayalı bir varsayımdan kaynaklanıyor. Hala alternatif tıp yöntemi olarak kullanılması nedeniyle bu yönteme yakından bakmakta yarar var.  Varsayımlara yakından bakalım:  Homeopatinin dayandığı temel ilke, bir belirtiye yol açan maddenin, çok azının onu tedavi etmesidir. Oysa bu iddianın içeriğindeki iki ilke de bilimsel açıdan sorunludur.  İlk olarak, &quot;benzeri benzeriyle tedavi edilir&quot; (similia similibus curentur) prensibi, modern farmakoloji ve toksikoloji bilgisiyle çelişmektedir. Bir maddenin yüksek dozda toksik etkisi göstermesi, o maddenin düşük dozda aynı belirtileri tedavi edeceği anlamına gelmez. Bu yaklaşım, doz-tepki ilişkisinin temelini oluşturan bilimsel ilkelerini göz ardı eder.  İkinci sorun, homeopatik ilaçların hazırlanmasında kullanılan &quot;potensiyalizasyon&quot; sürecidir. Bu süreçte, etken madde su veya etil alkol ile art arda seyreltilir ve her seyreltme aşamasında çalkalanır. Bu aşırı düzeyde seyreltme, çözeltide özgün molekülden tek bir tanesinin bile bulunma olasılığını matematiksel olarak neredeyse sıfıra indirebilir.  SİSTEMATİK İNCELEMELER VE META-ANALİZLERBir tedavinin etkisi olup olmadığına ilişkin en net veriler ve güçlü kanıtlar, sistematik incelemeler ve meta-analizlerden gelir. British Medical Journal&#039;da yayınlanan Shang’ın gerçekleştirdiği 2005 tarihli kapsamlı bir meta-analizde, 110 homeopati ve 110 konvansiyonel tıp çalışmasını karşılaştırmıştır. Bu analiz, büyük ve yöntem olarak güçlü çalışmalarda homeopatinin plasebodan farksız olduğunu göstermiştir.  2015 yılında Avustralya Ulusal Sağlık ve Tıp Araştırma Konseyi (NHMRC) tarafından yayınlanan kapsamlı rapor, 176 çalışmayı incelemiş ve 68 sağlık durumu için homeopatinin etkinliğini değerlendirmiştir. Rapor, homeopatinin etkisinin hiçbir sağlık sorununda güvenilir kanıtlarla desteklenmediğini göstermiştir.  PLASEBO ETKİSİ VE YÖNTEMSEL SORUNLAR  Plasebo etkisi aslında ilaç olmayan yani etken madde içermeyen bir maddenin sanki ilaçmış gibi kişide iyileştirici bir etki oluşturmasıdır. Homeopatik tedavilerin gösterdiği olumlu sonuçlar da bilimsel olarak daha çok plasebo etkisiyle açıklanabilir. Sağlam bilimsel çalışmalar, homeopatik ilaçların aslında plasebodan yani ilaç olmayan ilaç benzeri maddelerden farksız olduğunu göstermektedir.FİZİKSEL VE KİMYASAL OLANAKSIZLIK Homeopatinin &quot;su hafızası&quot; teorisi, bilinen fizik ve kimya yasalarıyla çelişmektedir. Moleküler düzeyde, suyun daha önce temas ettiği maddelerin &quot;hafızasını&quot; saklayabilme mekanizması yoktur. Bu iddiayı destekleyen çalışmalar, yeniden yapıldığında başarısız olmuştur.SAĞLIK OTORİTELERİNİN BAKIŞIDünya genelinde ciddi sağlık otoriteleri homeopatiye karşı şüpheli bir yaklaşım sergilemektedir. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), homeopatik ürünlerin güvenlik ve etkinlik standartlarını karşılamadığını belirtmektedir. Benzer şekilde, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), homeopatinin ciddi hastalıkların tedavisinde kullanılmasına karşı uyarıda bulunmaktadır.  SONUÇ:  Mevcut bilimsel kanıtlar, homeopatinin etkinliğinin plasebo etkisinden farklı olmadığını göstermektedir. Homeopatinin temel ilkeleri modern bilimsel anlayışla çelişmekte, kaliteli klinik çalışmalarda etkinlik kanıtı bulunmamakta ve fiziksel olarak açıklanabilir bir etki mekanizması bulunmamaktadır. Bu nedenle, homeopati bilimsel açıdan desteklenmeyen bir uygulama olarak değerlendirilmektedir.  İnsan sağlığı çok önemli ve ciddidir. Sağlık alanında ancak kanıta dayalı yaklaşımlar kullanılmalıdır. “Alternatif teda ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MKVK8Z5Rz026BF2idMO8hQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Homeopati:, Çoğu, öldürenin, azı, yaşatır, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MKVK8Z5Rz026BF2idMO8hQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Homeopati: Çoğu öldürenin azı yaşatır mı?"><p>“Benzer benzeriyle” kuralına dayanan ''Homeopati'', çok seyreltilmiş doğal maddelerle yapılan ve plasebo etkisine dayalı alternatif bir tedavi biçimidir. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar, tıbbi açıdan etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmamış olan bu yöntem hakkında merak edilenleri ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.</p><p>1790’ların başında, Leipzig’li Alman doktor Samuel Hahnemann, geçimini sağlamak için çeviri yaptığı tıp kitaplarından birinde, kınakına bitkisinin kabuğunun sıtmaya iyi geldiğini okudu. Ama gerekçesini anlayamadı. Hahnemann, doğruluğundan kuşku duyduğu her bilgiyi sınayan biriydi. Kitaptaki bilgiyi sınamak için, biraz kınakına tozu alarak bizzat etkisini görmek istedi. Saatler içinde hafif ateş, halsizlik, titreme hissetti: sıtma için kullanılan bir ilaç bizzat sıtmanın belirtilerini oluşturmuştu. Bunun üzerine şöyle düşündü: “Belki de bir madde, sağlıklı insanda hangi belirtilere yol açıyorsa, aynı belirtileri yaşayan hastayı da o belirtilerden kurtarabilir”. Bu tek gözlem sonrası, Hahnemann bu fikre kesin bir inanç geliştirerek günümüze dek gelecek olan homeopati adı verilen bir tedavi yönteminin kurucusu oldu.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zPWgUKyO4E2gAXUz4Z36vA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Homeopati, “benzeri benzeriyle tedavi edilir" (similia similibus curentur) ilkesi ile zararlı maddelerin çok azının aksine o durumu tedavi edeceğini iddia eder. Yani bu yaklaşıma göre, bir hastalığın belirtilerine yol açan maddelerin çok azaltılmış miktarının o durumu tedavi edicidir. Günümüzde, alternatif bir tıp yöntemi olarak hala var olan homeopati, asıl olarak kişisel bir gözlem ve buna dayalı bir varsayımdan kaynaklanıyor. Hala alternatif tıp yöntemi olarak kullanılması nedeniyle bu yönteme yakından bakmakta yarar var.  Varsayımlara yakından bakalım:  Homeopatinin dayandığı temel ilke, bir belirtiye yol açan maddenin, çok azının onu tedavi etmesidir. Oysa bu iddianın içeriğindeki iki ilke de bilimsel açıdan sorunludur.  İlk olarak, "benzeri benzeriyle tedavi edilir" (similia similibus curentur) prensibi, modern farmakoloji ve toksikoloji bilgisiyle çelişmektedir. Bir maddenin yüksek dozda toksik etkisi göstermesi, o maddenin düşük dozda aynı belirtileri tedavi edeceği anlamına gelmez. Bu yaklaşım, doz-tepki ilişkisinin temelini oluşturan bilimsel ilkelerini göz ardı eder.  İkinci sorun, homeopatik ilaçların hazırlanmasında kullanılan "potensiyalizasyon" sürecidir. Bu süreçte, etken madde su veya etil alkol ile art arda seyreltilir ve her seyreltme aşamasında çalkalanır. Bu aşırı düzeyde seyreltme, çözeltide özgün molekülden tek bir tanesinin bile bulunma olasılığını matematiksel olarak neredeyse sıfıra indirebilir.  <strong>SİSTEMATİK İNCELEMELER VE META-ANALİZLER</strong></p><p>Bir tedavinin etkisi olup olmadığına ilişkin en net veriler ve güçlü kanıtlar, sistematik incelemeler ve meta-analizlerden gelir. British Medical Journal'da yayınlanan Shang’ın gerçekleştirdiği 2005 tarihli kapsamlı bir meta-analizde, 110 homeopati ve 110 konvansiyonel tıp çalışmasını karşılaştırmıştır. Bu analiz, büyük ve yöntem olarak güçlü çalışmalarda homeopatinin plasebodan farksız olduğunu göstermiştir.  2015 yılında Avustralya Ulusal Sağlık ve Tıp Araştırma Konseyi (NHMRC) tarafından yayınlanan kapsamlı rapor, 176 çalışmayı incelemiş ve 68 sağlık durumu için homeopatinin etkinliğini değerlendirmiştir. Rapor, homeopatinin etkisinin hiçbir sağlık sorununda güvenilir kanıtlarla desteklenmediğini göstermiştir.  <strong>PLASEBO ETKİSİ VE YÖNTEMSEL SORUNLAR</strong>  Plasebo etkisi aslında ilaç olmayan yani etken madde içermeyen bir maddenin sanki ilaçmış gibi kişide iyileştirici bir etki oluşturmasıdır. Homeopatik tedavilerin gösterdiği olumlu sonuçlar da bilimsel olarak daha çok plasebo etkisiyle açıklanabilir. Sağlam bilimsel çalışmalar, homeopatik ilaçların aslında plasebodan yani ilaç olmayan ilaç benzeri maddelerden farksız olduğunu göstermektedir.</p><p><strong>FİZİKSEL VE KİMYASAL OLANAKSIZLIK</strong> </p><p>Homeopatinin "su hafızası" teorisi, bilinen fizik ve kimya yasalarıyla çelişmektedir. Moleküler düzeyde, suyun daha önce temas ettiği maddelerin "hafızasını" saklayabilme mekanizması yoktur. Bu iddiayı destekleyen çalışmalar, yeniden yapıldığında başarısız olmuştur.</p><p><strong>SAĞLIK OTORİTELERİNİN BAKIŞI</strong></p><p>Dünya genelinde ciddi sağlık otoriteleri homeopatiye karşı şüpheli bir yaklaşım sergilemektedir. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), homeopatik ürünlerin güvenlik ve etkinlik standartlarını karşılamadığını belirtmektedir. Benzer şekilde, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), homeopatinin ciddi hastalıkların tedavisinde kullanılmasına karşı uyarıda bulunmaktadır.  <strong>SONUÇ:</strong>  Mevcut bilimsel kanıtlar, homeopatinin etkinliğinin plasebo etkisinden farklı olmadığını göstermektedir. Homeopatinin temel ilkeleri modern bilimsel anlayışla çelişmekte, kaliteli klinik çalışmalarda etkinlik kanıtı bulunmamakta ve fiziksel olarak açıklanabilir bir etki mekanizması bulunmamaktadır. Bu nedenle, homeopati bilimsel açıdan desteklenmeyen bir uygulama olarak değerlendirilmektedir.  İnsan sağlığı çok önemli ve ciddidir. Sağlık alanında ancak kanıta dayalı yaklaşımlar kullanılmalıdır. “Alternatif tedavi yöntemlerinin” ancak zarar vermediği ve bilimsel yöntemle yararlı olduğu gösterilenlerin tedavi amaçlı kullanılması uygundur. Konu insan ve sağlığı olduğunda etkinliği kanıtlanmış tedavi yöntemlerini tercih etmek en güvenli yaklaşımdır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Giresun&amp;apos;daki Paşakonağı Yaylası görenleri büyülüyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/giresundaki-pasakonagi-yaylasi-goerenleri-buyuluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/giresundaki-pasakonagi-yaylasi-goerenleri-buyuluyor</guid>
<description><![CDATA[ Giresun&#039;da Paşakonağı Yaylası&#039;nda akarsular, doğa tutkunlarına güzel manzaraları keşfetme imkanı tanıyor.Bulancak ilçesinin Kovanlık beldesinde il merkezine yaklaşık 68 kilometre uzaklıktaki yayla, ladin ormanları ve çayırlarının yanı sıra akarsularıyla da doğanın güzelliklerini ziyaretçilerine sunuyor.Doğa tutkunları, akarsu içinde ve kenarındaki patikalardan yürüyüş yaparak eşsiz manzaraları keşfedebiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2qs35-hwi0eErX2mxInDhQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Giresundaki, Paşakonağı, Yaylası, görenleri, büyülüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2qs35-hwi0eErX2mxInDhQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Giresun'daki Paşakonağı Yaylası görenleri büyülüyor"><p>Giresun'da Paşakonağı Yaylası'nda akarsular, doğa tutkunlarına güzel manzaraları keşfetme imkanı tanıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qE91a_y16EWBI1oi3UtyMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bulancak ilçesinin Kovanlık beldesinde il merkezine yaklaşık 68 kilometre uzaklıktaki yayla, ladin ormanları ve çayırlarının yanı sıra akarsularıyla da doğanın güzelliklerini ziyaretçilerine sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MfT9W-jTBk-JIGAHeNohMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa tutkunları, akarsu içinde ve kenarındaki patikalardan yürüyüş yaparak eşsiz manzaraları keşfedebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3pgWK9ao2kuMotXyJsWoIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ggy8Cz7QPEel-h0ZaeVhDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E1DYBjBjrEaHjmdhiqXJig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fXKt1ltTnU6vObBl1ZUzVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan lezzet: Şımşıpe dolması</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gecmisi-binlerce-yil-oencesine-dayanan-lezzet-simsipe-dolmasi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gecmisi-binlerce-yil-oencesine-dayanan-lezzet-simsipe-dolmasi</guid>
<description><![CDATA[ Şırnak&#039;ın Cizre ilçesinde sofralara konuk olan Şımşıpe dolması, adeta damak çatlatıyor.Cizre tarih, kültürel, sanat ve edebiyatta olduğu gibi mutfak lezzetlerinde de birbirinden lezzetli yemekleri ile ön plana çıkıyor. 2017&#039;de tescillenen Şımşıpe dolmasının geçmişi, MÖ 6 bin-7 bin yıllarına dayanıyor. Cizre&#039;ye özgü bu yemek, kadınların sofralarından eksik etmediği bir tat haline geldi.Halk arasında &quot;eprox u dulma&quot; diye anılan Şımşıpe dolması için soğan, patlıcan, domates ve kabak oyuluyor. Pancar veya asma yaprakları hazırlanırken, pirinç ile kıyma yıkanıp karıştırılarak baharat ekleniyor. Hazırlanan iç, sebzelere doldurulup pişirildikten sonra servis ediliyor.Cizre mutfağının vazgeçilmezi olan Şımşıpe dolmasını diğer dolmalardan ayıran en önemli ayrıntı ise sumak suyunda kaynatılarak servis edilmesi.   Kültürün yaşatılması için aşçılık kursunda yöresel yemekler yaptıklarını aktaran koordinatör Hayriye Gönül Yalazan, &#039;&#039;Şımşıpe dolması bizim vazgeçilmezimizdir. Ben de bir kadın olarak soframdan eksik etmiyorum&#039;&#039; dedi.Şımşıpe dolmasının sadece bir yemek değil, kültürün bir parçası olduğunu ifade eden Nur Hüda Pamukçu, &quot;Sofralarımızın bolluk ve bereketinin sembolüdür. Annelerimizden, ninelerimizden öğrenmiş olduğumuz bu lezzeti gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur&#039;&#039; şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tBS-mneIrEqL-g-x_4rp2g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Geçmişi, binlerce, yıl, öncesine, dayanan, lezzet:, Şımşıpe, dolması</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tBS-mneIrEqL-g-x_4rp2g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan lezzet: Şımşıpe dolması"><p>Şırnak'ın Cizre ilçesinde sofralara konuk olan Şımşıpe dolması, adeta damak çatlatıyor.</p><p>Cizre tarih, kültürel, sanat ve edebiyatta olduğu gibi mutfak lezzetlerinde de birbirinden lezzetli yemekleri ile ön plana çıkıyor. 2017'de tescillenen Şımşıpe dolmasının geçmişi, MÖ 6 bin-7 bin yıllarına dayanıyor. Cizre'ye özgü bu yemek, kadınların sofralarından eksik etmediği bir tat haline geldi.</p><p>Halk arasında "eprox u dulma" diye anılan Şımşıpe dolması için soğan, patlıcan, domates ve kabak oyuluyor. Pancar veya asma yaprakları hazırlanırken, pirinç ile kıyma yıkanıp karıştırılarak baharat ekleniyor. Hazırlanan iç, sebzelere doldurulup pişirildikten sonra servis ediliyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x0fvcosIJ0eit8iOKKgwOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Cizre mutfağının vazgeçilmezi olan Şımşıpe dolmasını diğer dolmalardan ayıran en önemli ayrıntı ise sumak suyunda kaynatılarak servis edilmesi.   Kültürün yaşatılması için aşçılık kursunda yöresel yemekler yaptıklarını aktaran koordinatör Hayriye Gönül Yalazan, ''Şımşıpe dolması bizim vazgeçilmezimizdir. Ben de bir kadın olarak soframdan eksik etmiyorum'' dedi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PxnwbFOdokupmAX_MkGktQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Şımşıpe dolmasının sadece bir yemek değil, kültürün bir parçası olduğunu ifade eden Nur Hüda Pamukçu, "Sofralarımızın bolluk ve bereketinin sembolüdür. Annelerimizden, ninelerimizden öğrenmiş olduğumuz bu lezzeti gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur'' şeklinde konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çikolata kalbe iyi gelir mi? Araştırma sonuçları ezber bozdu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cikolata-kalbe-iyi-gelir-mi-arastirma-sonuclari-ezber-bozdu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cikolata-kalbe-iyi-gelir-mi-arastirma-sonuclari-ezber-bozdu</guid>
<description><![CDATA[ Yapılan araştırmalar, genellikle sağlıksız beslenme ile ilişkilendirilen çikolatanın, kalp hastalıkları riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu.Beslenme uzmanları çikolata tüketimini sınırlamayı tavsiye etse de, çikolatanın içerdiği bazı bileşenlerin kalp sağlığı üzerinde çeşitli faydaları olduğu belirtiliyor. Ancak bu faydaların, çikolatanın türüne göre değiştiğini unutmamak gerekiyor. Özellikle kakao oranı yüksek olan bitter çikolata, hiç kakao içermeyen beyaz çikolataya göre daha fazla olumlu etki sağlıyor.FLAVONOİDLER
Çikolata ve kakao, tıpkı yaban mersini, elma ve çilek gibi flavonoid açısından zengin bitkisel besinler içerir. Özellikle bitter çikolata, en yüksek flavonoid oranına sahip çikolata türüdür. Haftalık düzenli tüketimi, kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir.Flavonoidler aynı zamanda güçlü antioksidanlar olarak hücreleri serbest radikallerin zararlarından koruyarak, yaşlanma belirtilerini azaltabilir. Yapılan araştırmalar, flavonoidlerin kan pıhtılaşmasını ve felç riskini azaltmada da önemli rol oynadığını ortaya koyuyor.
Bir çalışmada, kakaonun kan basıncı ve damar fonksiyonları üzerindeki etkisi incelenmiş ve kakaoda doğal olarak bulunan polifenol flavonoidlerin, kalp-damar hastalıkları ile felç riskini düşürebileceği sonucuna varılmıştır.Son yıllarda yapılan araştırmalar, ölçülü miktarda bitter çikolata tüketiminin &quot;kötü&quot; kolesterol olarak bilinen LDL düzeylerini düşürebileceğini gösteriyor. LDL kolesterol, damar tıkanıklığına ve dolayısıyla kalp hastalıklarına yol açabiliyor.
Amerikan Kalp Derneği&#039;nin yayımladığı bir çalışmada, bitter çikolatanın bademle birlikte günlük olarak tüketilmesinin, LDL seviyelerini yalnızca bir ayda yüzde 7 oranında azaltabileceği belirtildi. Yine de, yalnızca bitter çikolatanın kolesterolü düşürdüğüne dair sınırlı sayıda çalışma bulunduğu belirtiliyor.MAGNEZYUM KAYNAĞI
Özellikle bitter çikolatanın, magnezyum açısından zengin bir kaynak olduğu biliniyor. Ortalama 28 gramlık bir bitter çikolata porsiyonunda yaklaşık 65 mg magnezyum bulunuyor. Magnezyum, kas ve sinir fonksiyonlarının düzgün çalışmasında ve kan şekeri seviyelerinin dengelenmesinde önemli rol oynayan temel bir mineral olarak öne çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jZRFdzNvLUK8meU0a-dIKg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çikolata, kalbe, iyi, gelir, mi, Araştırma, sonuçları, ezber, bozdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jZRFdzNvLUK8meU0a-dIKg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çikolata kalbe iyi gelir mi? Araştırma sonuçları ezber bozdu"><p>Yapılan araştırmalar, genellikle sağlıksız beslenme ile ilişkilendirilen çikolatanın, kalp hastalıkları riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IGOjnAzMrEqu4i4vHJsoPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanları çikolata tüketimini sınırlamayı tavsiye etse de, çikolatanın içerdiği bazı bileşenlerin kalp sağlığı üzerinde çeşitli faydaları olduğu belirtiliyor. Ancak bu faydaların, çikolatanın türüne göre değiştiğini unutmamak gerekiyor. Özellikle kakao oranı yüksek olan bitter çikolata, hiç kakao içermeyen beyaz çikolataya göre daha fazla olumlu etki sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lRzJqvyQP0ywWXcDBkaMog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>FLAVONOİDLER
Çikolata ve kakao, tıpkı yaban mersini, elma ve çilek gibi flavonoid açısından zengin bitkisel besinler içerir. Özellikle bitter çikolata, en yüksek flavonoid oranına sahip çikolata türüdür. Haftalık düzenli tüketimi, kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5E9f0Ob6kUqPAtzQ0RHmSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Flavonoidler aynı zamanda güçlü antioksidanlar olarak hücreleri serbest radikallerin zararlarından koruyarak, yaşlanma belirtilerini azaltabilir. Yapılan araştırmalar, flavonoidlerin kan pıhtılaşmasını ve felç riskini azaltmada da önemli rol oynadığını ortaya koyuyor.
Bir çalışmada, kakaonun kan basıncı ve damar fonksiyonları üzerindeki etkisi incelenmiş ve kakaoda doğal olarak bulunan polifenol flavonoidlerin, kalp-damar hastalıkları ile felç riskini düşürebileceği sonucuna varılmıştır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFGSKY8qEkKFUcfdpNhrAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda yapılan araştırmalar, ölçülü miktarda bitter çikolata tüketiminin "kötü" kolesterol olarak bilinen LDL düzeylerini düşürebileceğini gösteriyor. LDL kolesterol, damar tıkanıklığına ve dolayısıyla kalp hastalıklarına yol açabiliyor.
Amerikan Kalp Derneği'nin yayımladığı bir çalışmada, bitter çikolatanın bademle birlikte günlük olarak tüketilmesinin, LDL seviyelerini yalnızca bir ayda yüzde 7 oranında azaltabileceği belirtildi. Yine de, yalnızca bitter çikolatanın kolesterolü düşürdüğüne dair sınırlı sayıda çalışma bulunduğu belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OxhF1MVT4kSzMkLa6sBQWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>MAGNEZYUM KAYNAĞI
Özellikle bitter çikolatanın, magnezyum açısından zengin bir kaynak olduğu biliniyor. Ortalama 28 gramlık bir bitter çikolata porsiyonunda yaklaşık 65 mg magnezyum bulunuyor. Magnezyum, kas ve sinir fonksiyonlarının düzgün çalışmasında ve kan şekeri seviyelerinin dengelenmesinde önemli rol oynayan temel bir mineral olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çektiği iris fotoğraflarını takı ve tabloya dönüştürüyor: &amp;apos;&amp;apos;İlk uygulayan kişi benim&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cektigi-iris-fotograflarini-taki-ve-tabloya-doenusturuyor-ilk-uygulayan-kisi-benim</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cektigi-iris-fotograflarini-taki-ve-tabloya-doenusturuyor-ilk-uygulayan-kisi-benim</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin önemli turizm merkezlerinden Kapadokya bölgesinde Mehmet Enes Geçici (29), her insanın kendine özel olan &#039;iris&#039; tabakasının fotoğrafını çekerek, takı ve tablo gibi ürünlere dönüştürüyor.Kapadokya&#039;da oyunculuk ve turizmle uğraşan Mehmet Enes Geçici, bölgeye yeni ürün ve hizmetler getirilmesi gerektiğini düşünerek, iris fotoğrafçılığına merak saldı. Kapadokya’da gerekli makine ve ekipmanları alıp, çekimlere başlayan Geçici’nin parmak izi gibi her insanın farklı olan irisini çektiği fotoğraflar; kolye, bileklik gibi aksesuarlar ve tablo haline getiriliyor.İris fotoğrafçılığıyla ilk olarak yurt dışında yolunun kesiştiğini söyleyen Mehmet Enes Geçici, “Bu bir ticari faaliyet değildi ancak bu satış sistemini uygulama fikri oluştu. Özellikle Avrupa’da kişiye özel deneyimlerin hızla yaygınlaştığını gözlemliyordum. İris fotoğrafçılığı fikri, estetikle kişiselliği bir araya getirmesiyle dikkatimi çekti. Hem sanatsal bir yönü vardı hem de insanların kendilerine ait, benzersiz bir parçayı yanında taşıyabilmesi fikri oldukça etkileyiciydi. Bu konsepti Kapadokya gibi mistik ve turistik bir bölgede hayata geçirmenin doğru bir adım olacağını düşündüm. Sistemi yerelleştirerek burada ilk uygulayan kişi oldum” dedi.Kapadokya’nın turizme fazlasıyla hizmet eden bir bölge olduğunu vurgulayan Geçici, “Türkiye’de turizmin başkenti olarak tabir edebiliriz. Yeniliğe açık bir bölge. Bu yenilik sürecinde de farklı fikirlerin uygulanması gerekiyor. Yerelde herkes ürünlerin çok güzel olduğu ve herkesin bir iris fotoğrafına sahip olması gerektiği kanısında. Ama dediğim gibi yeni bir sistem olduğu için insanların bu ürünü yaptırmaya yönelik veya takı ürünlerini, tabloları elde etmeye yönelik bir ikna süreci oluyor. Hayvan iris fotoğrafı da çekiyoruz. Özellikle kedilerin ve köpeklerin iris fotoğraflarını çekiyoruz. Hayvanseverlerin çok ilgisini çekiyor” ifadelerini kullandı.Gözleri birer sanat eseri olarak da tanımlayan Geçici, “Gözler tıpkı parmak izi gibi herkeste tektir. Sağ ve sol göz bile birbirinden farklıdır ve dünyada başka bir örneği yoktur. Gözler insanın psikolojisini, enerjisini karşı tarafa yansıtan bir organdır. Biz de bunu sonsuz bir sanat eserine dönüştürüyoruz&#039;&#039; diye konuştu.İris fotoğrafçılığının insan gözüne sağlık açısında hiçbir yan etkisi olmadığını söyleyen Geçici, “Sadece bazen kullandığımız yüksek lümenli ışıklar sebebiyle gözlerde birkaç dakika sulanma olabiliyor. Bunun haricinde başka hiçbir sorun teşkil etmiyor. Sadece 3 yaş altı bebekler için önermiyoruz ama yine onlara da bir zarar verdiği söylenemez. Ürünler ortalama yaklaşık olarak bin 450 liradan 10 bin 500 liraya kadar değişiyor” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/biN7617KnkCj3Hr5nEBXCg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çektiği, iris, fotoğraflarını, takı, tabloya, dönüştürüyor:, İlk, uygulayan, kişi, benim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/biN7617KnkCj3Hr5nEBXCg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çektiği iris fotoğraflarını takı ve tabloya dönüştürüyor: ''İlk uygulayan kişi benim''"><p>Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden Kapadokya bölgesinde Mehmet Enes Geçici (29), her insanın kendine özel olan 'iris' tabakasının fotoğrafını çekerek, takı ve tablo gibi ürünlere dönüştürüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nRJPzpW_DEyfhoifXDEEEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kapadokya'da oyunculuk ve turizmle uğraşan Mehmet Enes Geçici, bölgeye yeni ürün ve hizmetler getirilmesi gerektiğini düşünerek, iris fotoğrafçılığına merak saldı. Kapadokya’da gerekli makine ve ekipmanları alıp, çekimlere başlayan Geçici’nin parmak izi gibi her insanın farklı olan irisini çektiği fotoğraflar; kolye, bileklik gibi aksesuarlar ve tablo haline getiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1EMZCOpEXkG3yLN2sbIOdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İris fotoğrafçılığıyla ilk olarak yurt dışında yolunun kesiştiğini söyleyen Mehmet Enes Geçici, “Bu bir ticari faaliyet değildi ancak bu satış sistemini uygulama fikri oluştu. Özellikle Avrupa’da kişiye özel deneyimlerin hızla yaygınlaştığını gözlemliyordum. İris fotoğrafçılığı fikri, estetikle kişiselliği bir araya getirmesiyle dikkatimi çekti. Hem sanatsal bir yönü vardı hem de insanların kendilerine ait, benzersiz bir parçayı yanında taşıyabilmesi fikri oldukça etkileyiciydi. Bu konsepti Kapadokya gibi mistik ve turistik bir bölgede hayata geçirmenin doğru bir adım olacağını düşündüm. Sistemi yerelleştirerek burada ilk uygulayan kişi oldum” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8_UZ7v6KL0WRV3zAWsrYHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kapadokya’nın turizme fazlasıyla hizmet eden bir bölge olduğunu vurgulayan Geçici, “Türkiye’de turizmin başkenti olarak tabir edebiliriz. Yeniliğe açık bir bölge. Bu yenilik sürecinde de farklı fikirlerin uygulanması gerekiyor. Yerelde herkes ürünlerin çok güzel olduğu ve herkesin bir iris fotoğrafına sahip olması gerektiği kanısında. Ama dediğim gibi yeni bir sistem olduğu için insanların bu ürünü yaptırmaya yönelik veya takı ürünlerini, tabloları elde etmeye yönelik bir ikna süreci oluyor. Hayvan iris fotoğrafı da çekiyoruz. Özellikle kedilerin ve köpeklerin iris fotoğraflarını çekiyoruz. Hayvanseverlerin çok ilgisini çekiyor” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oWVRYCKMz02doR7JmAdA4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözleri birer sanat eseri olarak da tanımlayan Geçici, “Gözler tıpkı parmak izi gibi herkeste tektir. Sağ ve sol göz bile birbirinden farklıdır ve dünyada başka bir örneği yoktur. Gözler insanın psikolojisini, enerjisini karşı tarafa yansıtan bir organdır. Biz de bunu sonsuz bir sanat eserine dönüştürüyoruz'' diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y1fHBQk1xESIwRKN5t77nQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İris fotoğrafçılığının insan gözüne sağlık açısında hiçbir yan etkisi olmadığını söyleyen Geçici, “Sadece bazen kullandığımız yüksek lümenli ışıklar sebebiyle gözlerde birkaç dakika sulanma olabiliyor. Bunun haricinde başka hiçbir sorun teşkil etmiyor. Sadece 3 yaş altı bebekler için önermiyoruz ama yine onlara da bir zarar verdiği söylenemez. Ürünler ortalama yaklaşık olarak bin 450 liradan 10 bin 500 liraya kadar değişiyor” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir ilişkiyi mahveden toksik alışkanlıklar: Nasıl çözebilirsiniz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bir-iliskiyi-mahveden-toksik-aliskanliklar-nasil-coezebilirsiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bir-iliskiyi-mahveden-toksik-aliskanliklar-nasil-coezebilirsiniz</guid>
<description><![CDATA[ İlişkilerde yaşanan çatışmalar, çoğu zaman bir sonun habercisi gibi algılansa da, uzmanlara göre bu durumun tam tersi geçerli olabilir. Her bireyin duygu ve düşünce yapısının farklı olduğunu hatırlatan uzmanlar, “Anlaşmazlıklar kaçınılmazdır. Mesele tartışmanın kendisi değil, onunla nasıl başa çıkıldığıdır,” diyor.Pek çok kişi çocukluk döneminde sessizlikle, suçlamayla veya duygusal dışlanmayla sonuçlanan tartışmalara tanıklık ettiğinden, çatışma kavramına karşı savunmacı ve kaygılı bir yaklaşım geliştiriyor. Ancak sağlıklı ilişkiler, çatışmadan kaçmak yerine onunla yüzleşmeyi, güveni yeniden inşa etmeyi ve duygusal bağ kurmayı hedefliyor.Uzmanlar, özellikle dört temel davranış biçiminin ilişkilerde güveni ve bağlılığı zedelediğini belirtiyor:Partnerin davranışları yerine doğrudan kişiliğine yöneltilen eleştiriler, tarafların birbirini değersiz hissetmesine neden oluyor. Örneğin, “Her zaman dikkatsizsin” gibi genellemeler yerine, “Planlarımızı unuttuğunda üzülüyorum” gibi duyguları merkeze alan ifadeler öneriliyor.Eleştirilmek, birçok kişide otomatik olarak savunma mekanizmalarını devreye sokuyor. Suçlamalardan kaçınmak adına yapılan inkârlar ya da karşı suçlamalar, sağlıklı iletişimi baltalıyor. Oysa en küçük bir sorumluluğu kabul etmek bile taraflar arasında empati ve anlayışın gelişmesine katkı sağlayabiliyor.3. AŞAĞILAMAGöz devirmek, alaycı sözler veya küçümseyici davranışlar... Bu tür tutumlar, karşılıklı saygıyı ortadan kaldırıyor. Uzmanlara göre, kızgınlık anlarında bile saygı ve nezaket çerçevesinde kalabilmek, uzun vadede duygusal güvenliğin temellerini oluşturuyor.Partnerlerden birinin çatışmadan kaçınmak amacıyla iletişimi tamamen kesmesi, diğer tarafın dışlanmış hissetmesine yol açıyor. Bu tür durumların farkına varmak ve gerekli molaları vererek sakinleşmek, yapıcı bir diyaloğun kapısını aralıyor.“Çatışmasız İlişki Yoktur, Onarma Becerisi Olan İlişki Vardır”İlişki uzmanları, çiftlerin en büyük gücünün “onarma” becerisi olduğunu vurguluyor. Bu, tartışma sonrası özür dilemek, empati kurmak ve tekrar duygusal bağ kurmak şeklinde gerçekleşebiliyor. Duygusal güvenliğin temeli ise, bireylerin yargılanmadan dinleneceklerine dair inançlarıyla atılıyor.Çatışmalar ilişkilerin sonu değil, yeniden bağ kurma fırsatı olabilir. Birbirine anlayış ve güvenle yaklaşmayı öğrenen çiftler, yalnızca sorunları çözmekle kalmıyor; ilişkilerini daha da derinleştiriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4QlqLl4TUEK0PsKbwJFihg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bir, ilişkiyi, mahveden, toksik, alışkanlıklar:, Nasıl, çözebilirsiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4QlqLl4TUEK0PsKbwJFihg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bir ilişkiyi mahveden toksik alışkanlıklar: Nasıl çözebilirsiniz?"><p>İlişkilerde yaşanan çatışmalar, çoğu zaman bir sonun habercisi gibi algılansa da, uzmanlara göre bu durumun tam tersi geçerli olabilir. Her bireyin duygu ve düşünce yapısının farklı olduğunu hatırlatan uzmanlar, “Anlaşmazlıklar kaçınılmazdır. Mesele tartışmanın kendisi değil, onunla nasıl başa çıkıldığıdır,” diyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tGprhDhRV0mlCg2sXuFuFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pek çok kişi çocukluk döneminde sessizlikle, suçlamayla veya duygusal dışlanmayla sonuçlanan tartışmalara tanıklık ettiğinden, çatışma kavramına karşı savunmacı ve kaygılı bir yaklaşım geliştiriyor. Ancak sağlıklı ilişkiler, çatışmadan kaçmak yerine onunla yüzleşmeyi, güveni yeniden inşa etmeyi ve duygusal bağ kurmayı hedefliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q10j2oYOF0qwavDc1OQhgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, özellikle dört temel davranış biçiminin ilişkilerde güveni ve bağlılığı zedelediğini belirtiyor:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pUs4yWQkSEKKHVxInw6XTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partnerin davranışları yerine doğrudan kişiliğine yöneltilen eleştiriler, tarafların birbirini değersiz hissetmesine neden oluyor. Örneğin, “Her zaman dikkatsizsin” gibi genellemeler yerine, “Planlarımızı unuttuğunda üzülüyorum” gibi duyguları merkeze alan ifadeler öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/akPihTBr2Uu85Xt0oumvHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eleştirilmek, birçok kişide otomatik olarak savunma mekanizmalarını devreye sokuyor. Suçlamalardan kaçınmak adına yapılan inkârlar ya da karşı suçlamalar, sağlıklı iletişimi baltalıyor. Oysa en küçük bir sorumluluğu kabul etmek bile taraflar arasında empati ve anlayışın gelişmesine katkı sağlayabiliyor.3. AŞAĞILAMAGöz devirmek, alaycı sözler veya küçümseyici davranışlar... Bu tür tutumlar, karşılıklı saygıyı ortadan kaldırıyor. Uzmanlara göre, kızgınlık anlarında bile saygı ve nezaket çerçevesinde kalabilmek, uzun vadede duygusal güvenliğin temellerini oluşturuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TQpXJxJaBEW2q_tIo3DOJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partnerlerden birinin çatışmadan kaçınmak amacıyla iletişimi tamamen kesmesi, diğer tarafın dışlanmış hissetmesine yol açıyor. Bu tür durumların farkına varmak ve gerekli molaları vererek sakinleşmek, yapıcı bir diyaloğun kapısını aralıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vchbL38CO0yMt2m73Kp81A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Çatışmasız İlişki Yoktur, Onarma Becerisi Olan İlişki Vardır”İlişki uzmanları, çiftlerin en büyük gücünün “onarma” becerisi olduğunu vurguluyor. Bu, tartışma sonrası özür dilemek, empati kurmak ve tekrar duygusal bağ kurmak şeklinde gerçekleşebiliyor. Duygusal güvenliğin temeli ise, bireylerin yargılanmadan dinleneceklerine dair inançlarıyla atılıyor.Çatışmalar ilişkilerin sonu değil, yeniden bağ kurma fırsatı olabilir. Birbirine anlayış ve güvenle yaklaşmayı öğrenen çiftler, yalnızca sorunları çözmekle kalmıyor; ilişkilerini daha da derinleştiriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim açıklıyor: Doğduğunuz gün hakkınızda ne söylüyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-acikliyor-dogdugunuz-gun-hakkinizda-ne-soeyluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-acikliyor-dogdugunuz-gun-hakkinizda-ne-soeyluyor</guid>
<description><![CDATA[ Pazartesi&#039;nin çocuğu güzel yüzlüdür” dizeleriyle başlayan ünlü tekerleme, İngiltere merkezli yeni bir araştırmayla bilimsel mercek altına alındı.  York Üniversitesi’nden bilim insanları, haftanın günlerine göre doğan çocukların kişilikleri ve yaşam yolları üzerindeki olası etkileri araştırdı.DailyMail&#039;de yer alan habere göre Yaklaşık 200 yıl önce, ilk kez 1836’da İngiliz yazar Anna-Eliza Bray’in Traditions of Devonshire adlı eserinde yayımlanan ve Monday’s Child adıyla bilinen bu anonim tekerleme, haftanın her günü için farklı karakter özellikleri atfeder. Örneğin pazartesi günü doğan çocukların “güzel yüzlü”, salı günü doğanların “zarif”, çarşamba günü doğanların ise “kederli” olduğuna inanılır.Ancak York Üniversitesi Eğitim Bölümü tarafından yürütülen ve Journal of Personality dergisinde yayımlanan araştırma, bu iddiaların bilimsel dayanağını sorguluyor. Araştırmacılar, İngiltere ve Galler&#039;de yaşayan 1.100&#039;den fazla ikiz ailesinden elde edilen 2.000’den fazla çocuğa ait verileri analiz etti. Çalışmada çocukların doğum günlerinin yanı sıra kişilik özellikleri, sosyal davranışları, çalışkanlıkları ve dış görünüşlerine dair değerlendirmeler karşılaştırıldı.Araştırmanın başındaki isim olan Prof. Dr. Sophie von Stumm, “Elde ettiğimiz veriler, bir çocuğun doğduğu günün ne kişilik üzerinde ne de dış görünüm veya başarı ihtimali üzerinde belirleyici bir etkisi olduğunu gösteriyor” dedi.Çalışma, çarşamba günü doğan çocukların diğer günlerde doğanlardan daha &quot;kederli&quot; olmadığı gibi, pazartesi doğanların da “güzel yüzlü” olma ihtimalinin daha yüksek olmadığını ortaya koydu. Bu tür kalıpların, çocuğun kendilik algısını etkileme potansiyeli olsa da, genetik, çevresel koşullar ve özellikle ailenin sosyoekonomik durumu gibi etkenler çok daha belirleyici.Araştırmada, çocukların “güzelliği” bağımsız kuruluşlarca beş farklı yaşta yapılan çekicilik derecelendirmeleriyle ölçüldü. Sosyal yönleri, “sevgi dolu ve verici” tanımıyla; çalışkanlıkları ise “geçimini sağlamak için çok çalışmak” ifadeleriyle eşleştirildi.Tekerlemeye dair analizler bunun, çocuklar ve ebeveynler üzerinde dolaylı etkiler yaratabileceğini de gösteriyor. Örneğin “zarafet dolu” olarak tanımlanan salı günü çocuklarının, bu tanıma uygun fiziksel aktivitelere yönlendirilmesi, gelişimlerini etkileyebilir. Ancak bu etkiler, tekerlemenin içeriğinden ziyade, ona yüklenen anlamlar ve ebeveynlerin bilinçli ya da bilinçsiz yönlendirmeleriyle şekilleniyor.Araştırmacılar, “Monday’s Child” gibi dizelerin çocuklarda dil ve aliterasyon becerilerini geliştirdiğini, bu nedenle eğitsel açıdan değerli olduklarını vurguluyor. Ancak kişilik şekillendirme gücüne sahip oldukları yönündeki düşüncelerin bilimsel zeminden yoksun olduğu da özellikle belirtiliyor.Prof. von Stumm, “Ebeveynlerin çocuklarını etiketleyen mesajlara karşı giderek daha hassaslaştığı bir dönemde, bu bulgular güven verici. Bu tekerlemeler zararsız bir eğlencedir; çocukların gelişimi üzerinde kalıcı bir etkisi bulunmamaktadır” dedi.Araştırma ekibi, ayrıca şiirin bazı bölümlerinin çoklu anlamlar taşıdığını, örneğin “daha gidecek çok yolu var” ifadesinin hem başarı potansiyeli hem de zorlu bir yol anlamına gelebileceğini de kabul ediyor. Ancak yine de, veriler bu tür anlam yüklemelerin çocuğun gelişimiyle doğrudan ilişkili olmadığını ortaya koyuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZiYWOfR0CkyqEZA1VzWGQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, açıklıyor:, Doğduğunuz, gün, hakkınızda, söylüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZiYWOfR0CkyqEZA1VzWGQw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim açıklıyor: Doğduğunuz gün hakkınızda ne söylüyor?"><p>Pazartesi'nin çocuğu güzel yüzlüdür” dizeleriyle başlayan ünlü tekerleme, İngiltere merkezli yeni bir araştırmayla bilimsel mercek altına alındı.  York Üniversitesi’nden bilim insanları, haftanın günlerine göre doğan çocukların kişilikleri ve yaşam yolları üzerindeki olası etkileri araştırdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1M6i4XHzv0uykweBSzTi7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre Yaklaşık 200 yıl önce, ilk kez 1836’da İngiliz yazar Anna-Eliza Bray’in Traditions of Devonshire adlı eserinde yayımlanan ve Monday’s Child adıyla bilinen bu anonim tekerleme, haftanın her günü için farklı karakter özellikleri atfeder. Örneğin pazartesi günü doğan çocukların “güzel yüzlü”, salı günü doğanların “zarif”, çarşamba günü doğanların ise “kederli” olduğuna inanılır.Ancak York Üniversitesi Eğitim Bölümü tarafından yürütülen ve Journal of Personality dergisinde yayımlanan araştırma, bu iddiaların bilimsel dayanağını sorguluyor. Araştırmacılar, İngiltere ve Galler'de yaşayan 1.100'den fazla ikiz ailesinden elde edilen 2.000’den fazla çocuğa ait verileri analiz etti. Çalışmada çocukların doğum günlerinin yanı sıra kişilik özellikleri, sosyal davranışları, çalışkanlıkları ve dış görünüşlerine dair değerlendirmeler karşılaştırıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0CiEqZ1ipUejfvs0E8JsPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmanın başındaki isim olan Prof. Dr. Sophie von Stumm, “Elde ettiğimiz veriler, bir çocuğun doğduğu günün ne kişilik üzerinde ne de dış görünüm veya başarı ihtimali üzerinde belirleyici bir etkisi olduğunu gösteriyor” dedi.Çalışma, çarşamba günü doğan çocukların diğer günlerde doğanlardan daha "kederli" olmadığı gibi, pazartesi doğanların da “güzel yüzlü” olma ihtimalinin daha yüksek olmadığını ortaya koydu. Bu tür kalıpların, çocuğun kendilik algısını etkileme potansiyeli olsa da, genetik, çevresel koşullar ve özellikle ailenin sosyoekonomik durumu gibi etkenler çok daha belirleyici.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ThyD2zT7wU2_aZXbfpx66w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, çocukların “güzelliği” bağımsız kuruluşlarca beş farklı yaşta yapılan çekicilik derecelendirmeleriyle ölçüldü. Sosyal yönleri, “sevgi dolu ve verici” tanımıyla; çalışkanlıkları ise “geçimini sağlamak için çok çalışmak” ifadeleriyle eşleştirildi.Tekerlemeye dair analizler bunun, çocuklar ve ebeveynler üzerinde dolaylı etkiler yaratabileceğini de gösteriyor. Örneğin “zarafet dolu” olarak tanımlanan salı günü çocuklarının, bu tanıma uygun fiziksel aktivitelere yönlendirilmesi, gelişimlerini etkileyebilir. Ancak bu etkiler, tekerlemenin içeriğinden ziyade, ona yüklenen anlamlar ve ebeveynlerin bilinçli ya da bilinçsiz yönlendirmeleriyle şekilleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MHr5eXTZfE2yszsMOM6ojQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, “Monday’s Child” gibi dizelerin çocuklarda dil ve aliterasyon becerilerini geliştirdiğini, bu nedenle eğitsel açıdan değerli olduklarını vurguluyor. Ancak kişilik şekillendirme gücüne sahip oldukları yönündeki düşüncelerin bilimsel zeminden yoksun olduğu da özellikle belirtiliyor.Prof. von Stumm, “Ebeveynlerin çocuklarını etiketleyen mesajlara karşı giderek daha hassaslaştığı bir dönemde, bu bulgular güven verici. Bu tekerlemeler zararsız bir eğlencedir; çocukların gelişimi üzerinde kalıcı bir etkisi bulunmamaktadır” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eCN0hYATIEyUFGwSZUw3qA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma ekibi, ayrıca şiirin bazı bölümlerinin çoklu anlamlar taşıdığını, örneğin “daha gidecek çok yolu var” ifadesinin hem başarı potansiyeli hem de zorlu bir yol anlamına gelebileceğini de kabul ediyor. Ancak yine de, veriler bu tür anlam yüklemelerin çocuğun gelişimiyle doğrudan ilişkili olmadığını ortaya koyuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Utangaçlıktan daha fazlası</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/utangacliktan-daha-fazlasi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/utangacliktan-daha-fazlasi</guid>
<description><![CDATA[ Kendinizi utangaç biri olarak tanımlar mısınız? Sosyal bir ortama girerken ayaklarınızın geri geri gittiği olur mu? Cevaplarınız EVET mi?  Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.İlk kez girdiğiniz bir ortamda bir süre çekingenlik yaşamanız gayet doğaldır. Ancak uzun süredir tanıdığınız bireylerin bulunduğu bir ortamda bile zihniniz performansınızı düşünüp, bunu bir tehlike olarak adlandırıyor ve siz fiziksel ya da duygusal tepkiler veriyorsanız işte bu yaşadığınız durum sosyal kaygı olabilir.Bu durumun en belirgin özelliği sosyalleştiğiniz ortamlarda çevrenizdeki bireylerin sizin hakkınızda olumsuz değerlendirmeler yaptığını düşünmenizdir. Bu düşüncenin etkisiyle de istemsizce fiziksel tepkiler vermeye başlayabilirsiniz. Kalp atışlarınız artar, yüzünüz kızarır, elleriniz terler, karnınız ağrır ve siz tüm bu belirtilerin dışarıdaki herkes tarafından görüldüğünü ve değerlendirildiğini düşünürsünüz. Bu düşünce ortamdan ayrılsanız bile uzun bir süre zihninizi meşgul etmeye devam eder.Sosyal kaygısı bulunan bireylerde genellikle kendini utanacağı bir duruma sokmaktan kaçınma hali mevcuttur. Öyle ki bireyler, kendilerini rezil edebileceklerinin ve yeterince ilgi çekici biri olmadıklarının korkusu ile sosyal ortamlardan adeta kaçarlar. Sosyal kaygı yaratan durumlar, bireyler arası farklılıklar gösterebilir ancak sıklıkla karşılaşılan durumlar şu şekildedir:Toplum tarafından değerlendirilme yapılan ortamlarda bulunmak: Spor Yapmak, Sahnede Olmak, Sunum Yapmak…Çevredekiler tarafından izlendiğini düşündüren durumlar: Yemek Yemek, İş Yapmak…Telefonla konuşmak, sohbet başlatmak, diyalogları sürdürmek, hoşlanılan kişi ile konuşmaya çalışmak ya da tartışmak gibi iletişim gerektiren durumlar.Sosyal Kaygı Bozukluğu; psikiyatristler veya klinik psikologlar tarafından tanısı konulabilen, bilişsel, duygusal ve davranışsal boyutları olan bir problemdir. Kalıtsal özellikler ile ailenizden size aktarılmış bir problem olabileceği gibi sosyal çevrenin etkisiyle öğrenilmiş bir davranışkalıbı da olabilir. Çocukluk çağında yaşanan travmaların, aile içi istismar durumlarının ve akran zorbalıklarının sosyal kaygıyı tetiklemesi büyük ölçüde olasıdır.Sosyal bir çevrede yoğun endişe hissetmekTerlemekKalp çarpıntısıYüzde kızarıklıkTitreme ve baş dönmesiMide bağırsak problemleriSes titremesiKekelemekDikkatlerin üzerinde olduğunu düşünüp geri çekilmekYeni kişiler ile tanışmak ve iletişime geçmekten kaygılanıp kaçınmakEtkileşim sonrası o günü zihinde sürekli canlandırmakSosyal kaygı tedavisinde kullanılan yöntemlerden bazıları ise şöyledir;Bilişsel Davranışçı TerapiSosyal Beceri Geliştirme EğitimleriKaygı ile Mücadele YöntemleriDuygu Regülasyonu Yöntemleriİlaç TedavileriSosyal kaygı ciddi bir psikolojik problemdir. Bu problemin getirdiği kaygı ve panik durumlarından kurtulmak, rahat bir yaşam sürebilmek için psikolojik destek almak oldukça önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QIy-dj_MmUSmeWWce2i2nA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Utangaçlıktan, daha, fazlası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QIy-dj_MmUSmeWWce2i2nA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Utangaçlıktan daha fazlası"><p>Kendinizi utangaç biri olarak tanımlar mısınız? Sosyal bir ortama girerken ayaklarınızın geri geri gittiği olur mu? Cevaplarınız EVET mi?  Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/onKtfc7pIkGZFjjAGGPMnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlk kez girdiğiniz bir ortamda bir süre çekingenlik yaşamanız gayet doğaldır. Ancak uzun süredir tanıdığınız bireylerin bulunduğu bir ortamda bile zihniniz performansınızı düşünüp, bunu bir tehlike olarak adlandırıyor ve siz fiziksel ya da duygusal tepkiler veriyorsanız işte bu yaşadığınız durum sosyal kaygı olabilir.Bu durumun en belirgin özelliği sosyalleştiğiniz ortamlarda çevrenizdeki bireylerin sizin hakkınızda olumsuz değerlendirmeler yaptığını düşünmenizdir. Bu düşüncenin etkisiyle de istemsizce fiziksel tepkiler vermeye başlayabilirsiniz. Kalp atışlarınız artar, yüzünüz kızarır, elleriniz terler, karnınız ağrır ve siz tüm bu belirtilerin dışarıdaki herkes tarafından görüldüğünü ve değerlendirildiğini düşünürsünüz. Bu düşünce ortamdan ayrılsanız bile uzun bir süre zihninizi meşgul etmeye devam eder.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kScaHu0xYki8NtYEebh_zQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal kaygısı bulunan bireylerde genellikle kendini utanacağı bir duruma sokmaktan kaçınma hali mevcuttur. Öyle ki bireyler, kendilerini rezil edebileceklerinin ve yeterince ilgi çekici biri olmadıklarının korkusu ile sosyal ortamlardan adeta kaçarlar. Sosyal kaygı yaratan durumlar, bireyler arası farklılıklar gösterebilir ancak sıklıkla karşılaşılan durumlar şu şekildedir:Toplum tarafından değerlendirilme yapılan ortamlarda bulunmak: Spor Yapmak, Sahnede Olmak, Sunum Yapmak…Çevredekiler tarafından izlendiğini düşündüren durumlar: Yemek Yemek, İş Yapmak…Telefonla konuşmak, sohbet başlatmak, diyalogları sürdürmek, hoşlanılan kişi ile konuşmaya çalışmak ya da tartışmak gibi iletişim gerektiren durumlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ck0-qfshUkm3cNyWqODigg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal Kaygı Bozukluğu; psikiyatristler veya klinik psikologlar tarafından tanısı konulabilen, bilişsel, duygusal ve davranışsal boyutları olan bir problemdir. Kalıtsal özellikler ile ailenizden size aktarılmış bir problem olabileceği gibi sosyal çevrenin etkisiyle öğrenilmiş bir davranışkalıbı da olabilir. Çocukluk çağında yaşanan travmaların, aile içi istismar durumlarının ve akran zorbalıklarının sosyal kaygıyı tetiklemesi büyük ölçüde olasıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nB9Kq9XK6Em0Gi1lOWre_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal bir çevrede yoğun endişe hissetmekTerlemekKalp çarpıntısıYüzde kızarıklıkTitreme ve baş dönmesiMide bağırsak problemleriSes titremesiKekelemekDikkatlerin üzerinde olduğunu düşünüp geri çekilmekYeni kişiler ile tanışmak ve iletişime geçmekten kaygılanıp kaçınmakEtkileşim sonrası o günü zihinde sürekli canlandırmak</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FvuEwlYA0UOAETrV9-RCyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal kaygı tedavisinde kullanılan yöntemlerden bazıları ise şöyledir;Bilişsel Davranışçı TerapiSosyal Beceri Geliştirme EğitimleriKaygı ile Mücadele YöntemleriDuygu Regülasyonu Yöntemleriİlaç Tedavileri</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UNqR9MMzQU2TEWqF3hiTzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal kaygı ciddi bir psikolojik problemdir. Bu problemin getirdiği kaygı ve panik durumlarından kurtulmak, rahat bir yaşam sürebilmek için psikolojik destek almak oldukça önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nesli tükenmek üzere, Tunceli’de görüldü</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/nesli-tukenmek-uzere-tuncelide-goeruldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/nesli-tukenmek-uzere-tuncelide-goeruldu</guid>
<description><![CDATA[ Tunceli&#039;de nesli tükenme tehlikesi altında bulunan Arap tavşanı görüntülendi.Tunceli’nin Pülümür ilçesi Bağırpaşa yaylasında Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliğinin Kırmızı Listesinde bulunan Arap tavşanı görüldü.Beslediği hayvanları otlatmak için yaylaya çıkan sürü sahibi Halit Doğan, kırmızı listede bulunan Arap tavşanını gördü.O anları kayda alan Doğan, daha sonra bölgeden ayrıldı.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CPIpd2m1BE2d9SrO4muPhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nesli, tükenmek, üzere, Tunceli’de, görüldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CPIpd2m1BE2d9SrO4muPhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Nesli tükenmek üzere"><p>Tunceli'de nesli tükenme tehlikesi altında bulunan Arap tavşanı görüntülendi.</p><p>Tunceli’nin Pülümür ilçesi Bağırpaşa yaylasında Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliğinin Kırmızı Listesinde bulunan Arap tavşanı görüldü.</p><p>Beslediği hayvanları otlatmak için yaylaya çıkan sürü sahibi Halit Doğan, kırmızı listede bulunan Arap tavşanını gördü.</p><p>O anları kayda alan Doğan, daha sonra bölgeden ayrıldı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erzurum’da hayrete düşüren görüntü: Köpek, kediyi sokak ortasında emzirdi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/erzurumda-hayrete-dusuren-goeruntu-koepek-kediyi-sokak-ortasinda-emzirdi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/erzurumda-hayrete-dusuren-goeruntu-koepek-kediyi-sokak-ortasinda-emzirdi</guid>
<description><![CDATA[ Erzurum’da bir caddede köpeğin kediyi emzirmesi ve ortaya çıkan manzara herkesi hayrete düşürdü. O anlar ise vatandaşlar tarafından görüntülendi.Erzurum’un Oltu ilçesinde sokak ortasındaki bir kedi ile köpeği görenler önce şaşırdı sonra da hayretle izledi.Vatandaşlar tarafından cep telefonu ile kayıt altına alınan ve sosyal medyada paylaşılan görüntülerde; bir caddede köpeğin kediyi emzirmesi ve ortaya çıkan manzara herkesi hayrete düşürdü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sF6s6EkOqkymOILfHZwGyQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erzurum’da, hayrete, düşüren, görüntü:, Köpek, kediyi, sokak, ortasında, emzirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sF6s6EkOqkymOILfHZwGyQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Köpek kediyi sokak ortasında emzirdi"><p>Erzurum’da bir caddede köpeğin kediyi emzirmesi ve ortaya çıkan manzara herkesi hayrete düşürdü. O anlar ise vatandaşlar tarafından görüntülendi.</p><p>Erzurum’un Oltu ilçesinde sokak ortasındaki bir kedi ile köpeği görenler önce şaşırdı sonra da hayretle izledi.</p><p>Vatandaşlar tarafından cep telefonu ile kayıt altına alınan ve sosyal medyada paylaşılan görüntülerde; bir caddede köpeğin kediyi emzirmesi ve ortaya çıkan manzara herkesi hayrete düşürdü.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çok fazla badem yiyince ne olur? Bu zararını çok az kişi biliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cok-fazla-badem-yiyince-ne-olur-bu-zararini-cok-az-kisi-biliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cok-fazla-badem-yiyince-ne-olur-bu-zararini-cok-az-kisi-biliyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı atıştırmalıklar arasında zirvede yer alan badem, yüksek besin değerleri ve sayısız faydasıyla dikkat çekiyor. Lif, protein, sağlıklı yağlar, E vitamini, magnezyum ve antioksidanlar bakımından zengin bu kuruyemiş, kalp sağlığını desteklemesinden kan şekeri düzenlemesine kadar pek çok olumlu etkiyle öne çıkıyor. Ancak uzmanlar, bademin aşırı tüketiminin görmezden gelinen bir dizi sağlık sorununu da beraberinde getirebileceği konusunda uyarıyor.Badem, içeriğindeki fitik asit nedeniyle bağırsaklarda kalsiyum, magnezyum, demir ve çinko gibi hayati minerallerin emilimini engelleyebilir. Bu etki, özellikle bitkisel bazlı beslenen ya da sık kuruyemiş tüketen bireyler için zamanla mineral eksikliklerine ve bağışıklık sistemi zayıflamasına yol açabilir.Lif açısından zengin olması nedeniyle sindirimi destekleyen badem, fazla miktarda tüketildiğinde özellikle yeterli su alınmadığında sindirim sistemi üzerinde baskı oluşturabilir. Şişkinlik, gaz, kabızlık ve ishal gibi sorunlar bu durumun başlıca belirtileri arasında.Yaklaşık 23 gram badem 160 kalori içerir. “Sağlıklı” olarak etiketlenmiş olsa da bademin aşırı tüketimi, gün içinde farkında olmadan yüzlerce kalori fazlası alımına yol açabilir. Bu durum özellikle badem sütü, unu veya ezmesi gibi formlarda tüketildiğinde daha da riskli hale geliyor.Günde birkaç porsiyon badem, E vitamini alımını önerilen sınırların üzerine çıkarabilir. Aşırı E vitamini; baş ağrısı, yorgunluk, mide sorunları ve kan pıhtılaşmasında bozulma gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan bireylerin dikkatli olması gerekiyor.Badem, yüksek miktarda oksalat içerir. Aşırı oksalat alımı ise böbrek taşı riskini artırabilir. Ayrıca piyasada yaygın olarak bulunmayan acı badem türü, siyanür öncülü olan amigdalin maddesi içerir. Çiğ tüketilen birkaç acı badem dahi ciddi zehirlenmelere hatta ölüme yol açabilir.Fındık alerjisi geçmişi olmayan bireylerde bile zamanla alerjik hassasiyet gelişebilir. Badem tüketimi sonrası kurdeşen, nefes darlığı ya da tansiyon düşüklüğü gibi semptomlar görülmesi halinde vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınması öneriliyor.Uzmanlar, bademin tüm faydalarından yararlanmak için günlük tüketim miktarının 10–15 adet ile sınırlandırılması gerektiğini belirtiyor. Bademlerin suda bekletilmesi ya da kabuklarının soyulması, sindirimi kolaylaştırarak anti-besin içeriklerinin azaltılmasına yardımcı olabilir. Ayrıca farklı kuruyemişlerle dönüşümlü tüketim önerilerek, potansiyel birikim ve olası yan etkilerin önüne geçilmesi hedefleniyor.Badem, sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olabilir ancak unutulmamalı ki &quot;fazlası her şeyin zararıdır.&quot; Dengeli bir beslenme için ölçülü tüketim, çeşitlilik ve dikkatli gözlem hayati önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C1IqWhdRXUCtK0DG8ZLMiA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çok, fazla, badem, yiyince, olur, zararını, çok, kişi, biliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C1IqWhdRXUCtK0DG8ZLMiA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çok fazla badem yiyince ne olur? Bu zararını çok az kişi biliyor"><p>Sağlıklı atıştırmalıklar arasında zirvede yer alan badem, yüksek besin değerleri ve sayısız faydasıyla dikkat çekiyor. Lif, protein, sağlıklı yağlar, E vitamini, magnezyum ve antioksidanlar bakımından zengin bu kuruyemiş, kalp sağlığını desteklemesinden kan şekeri düzenlemesine kadar pek çok olumlu etkiyle öne çıkıyor. Ancak uzmanlar, bademin aşırı tüketiminin görmezden gelinen bir dizi sağlık sorununu da beraberinde getirebileceği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8zVO3WPgZ0iArBlRAl3znw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Badem, içeriğindeki fitik asit nedeniyle bağırsaklarda kalsiyum, magnezyum, demir ve çinko gibi hayati minerallerin emilimini engelleyebilir. Bu etki, özellikle bitkisel bazlı beslenen ya da sık kuruyemiş tüketen bireyler için zamanla mineral eksikliklerine ve bağışıklık sistemi zayıflamasına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/corcNQNm2U-A85BaPzYCIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif açısından zengin olması nedeniyle sindirimi destekleyen badem, fazla miktarda tüketildiğinde özellikle yeterli su alınmadığında sindirim sistemi üzerinde baskı oluşturabilir. Şişkinlik, gaz, kabızlık ve ishal gibi sorunlar bu durumun başlıca belirtileri arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FOucAPik9k2rJflbYyrO1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaklaşık 23 gram badem 160 kalori içerir. “Sağlıklı” olarak etiketlenmiş olsa da bademin aşırı tüketimi, gün içinde farkında olmadan yüzlerce kalori fazlası alımına yol açabilir. Bu durum özellikle badem sütü, unu veya ezmesi gibi formlarda tüketildiğinde daha da riskli hale geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uow3VkxAR0GaQTmCatFxKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günde birkaç porsiyon badem, E vitamini alımını önerilen sınırların üzerine çıkarabilir. Aşırı E vitamini; baş ağrısı, yorgunluk, mide sorunları ve kan pıhtılaşmasında bozulma gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan bireylerin dikkatli olması gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EcSx0drY4E25dj7Qwb8CkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Badem, yüksek miktarda oksalat içerir. Aşırı oksalat alımı ise böbrek taşı riskini artırabilir. Ayrıca piyasada yaygın olarak bulunmayan acı badem türü, siyanür öncülü olan amigdalin maddesi içerir. Çiğ tüketilen birkaç acı badem dahi ciddi zehirlenmelere hatta ölüme yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uFJSiGX4oUmlXb065q4w6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fındık alerjisi geçmişi olmayan bireylerde bile zamanla alerjik hassasiyet gelişebilir. Badem tüketimi sonrası kurdeşen, nefes darlığı ya da tansiyon düşüklüğü gibi semptomlar görülmesi halinde vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınması öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Py-T8JIQnUe90BX0g6NiUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, bademin tüm faydalarından yararlanmak için günlük tüketim miktarının 10–15 adet ile sınırlandırılması gerektiğini belirtiyor. Bademlerin suda bekletilmesi ya da kabuklarının soyulması, sindirimi kolaylaştırarak anti-besin içeriklerinin azaltılmasına yardımcı olabilir. Ayrıca farklı kuruyemişlerle dönüşümlü tüketim önerilerek, potansiyel birikim ve olası yan etkilerin önüne geçilmesi hedefleniyor.Badem, sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olabilir ancak unutulmamalı ki "fazlası her şeyin zararıdır." Dengeli bir beslenme için ölçülü tüketim, çeşitlilik ve dikkatli gözlem hayati önem taşıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyarbakır&amp;apos;ın sıra dışı imamı: Yarış motosikletiyle ilgi odağı oluyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/diyarbakirin-sira-disi-imami-yaris-motosikletiyle-ilgi-odagi-oluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/diyarbakirin-sira-disi-imami-yaris-motosikletiyle-ilgi-odagi-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır&#039;da müezzin-kayyım olarak görev yapan Mahmut Polat, kullandığı &quot;racing&quot; (yarış) tipi motosikletiyle ilgi odağı oldu.Merkez Sur ilçesinde İslam&#039;ın 5. Harem-i Şerif&#039;i olarak kabul edilen tarihi Ulu Cami&#039;ye 2 yıl önce kadrolu müezzin-kayyım olarak atanan evli ve bir çocuk babası 27 yaşındaki Polat, çocukluk merakı motosiklet tutkusundan vazgeçmedi.
Otomobilini satarak aldığı &quot;racing&quot; tipi motosikletiyle görevine gidip gelen müezzin; genç olması, giyimi, vatandaşlarla kurduğu sıcak ilişkileri ve yaşam tarzıyla ilgi görüyor.Esnafla motosiklet grubu kuran Polat, onlarla haftanın belirli günleri kent merkezi ve ilçelerdeki tarihi camileri ziyaret ederek namaz kılıyor.Mahmut Polat, motosikletle tanışmasının çocukluk yıllarına dayandığını söyledi.
Dinen kullanımında bir sakınca olmayan motosiklete toplumun biraz mesafeli yaklaştığını ifade eden Polat, motosiklet kullanmaya başladığında ön yargı ve eleştirilerin olabileceğini tahmin ettiğini belirtti.Polat, &quot;Cemaatimizden yaşı büyük olanlar, dedelerimiz, amcalarımız &#039;Ya hoca motora mı biner?&#039;, &#039;Motorlu hoca mı olur?&#039; gibi eleştirilerde bulunsa da daha sonra alıştılar. Hatta bunu sevmeye başladılar&#039;&#039; dedi.Gençlerin kendisi için &quot;Genç, motorcu ve bizim gibi giyiniyor, bizim gibi konuşuyor&quot; dediğini belirten Polat, bu yönüyle gençlere farklı bir bakış açısı kazandırdığını kaydetti.Polat, &quot;Sormaya çekindikleri soruların tümünü dini açıdan cevaplıyorum. Gençlerle kurduğum bu ilişki ile onları camiye gitmeye ve namaz kılmaya teşvik etmiş oluyorum. Genç kardeşlerimizin bir kısmı cumadan cumaya namaza gelirlerdi. Hamdolsun şimdi beş vakit camiye gelmeye çalışıyorlar. Bazı kardeşlerimiz namaz kılmıyorlardı, onlara da namazı sevdirmeye çalıştık.&quot; diye konuştu.
Polat, tanıştığı bazı gençleri de sabah namazı için motosikletiyle görev yaptığı camiye ulaştırdığını, namazı birlikte kıldıklarını ifade etti.Kurduğu motosiklet grubuyla haftanın belirli günlerinde kent merkezi ya da ilçelere sürüş gerçekleştirdiklerini ifade eden Polat, tarihi mekanları ve camileri ziyaret ettiklerini, uğradıkları camilerde namaz kıldıklarını anlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IQbLPGxD4E6_kBfVxVoJnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyarbakırın, sıra, dışı, imamı:, Yarış, motosikletiyle, ilgi, odağı, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IQbLPGxD4E6_kBfVxVoJnA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyarbakır'ın sıra dışı imamı: Yarış motosikletiyle ilgi odağı oluyor"><p>Diyarbakır'da müezzin-kayyım olarak görev yapan Mahmut Polat, kullandığı "racing" (yarış) tipi motosikletiyle ilgi odağı oldu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-h_EJdYuHU6SjvjhYHTcAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merkez Sur ilçesinde İslam'ın 5. Harem-i Şerif'i olarak kabul edilen tarihi Ulu Cami'ye 2 yıl önce kadrolu müezzin-kayyım olarak atanan evli ve bir çocuk babası 27 yaşındaki Polat, çocukluk merakı motosiklet tutkusundan vazgeçmedi.
Otomobilini satarak aldığı "racing" tipi motosikletiyle görevine gidip gelen müezzin; genç olması, giyimi, vatandaşlarla kurduğu sıcak ilişkileri ve yaşam tarzıyla ilgi görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HmUlQL5tdkq7JgF03qK5wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Esnafla motosiklet grubu kuran Polat, onlarla haftanın belirli günleri kent merkezi ve ilçelerdeki tarihi camileri ziyaret ederek namaz kılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EudEZd_lPEeKXLKJCmqGMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mahmut Polat, motosikletle tanışmasının çocukluk yıllarına dayandığını söyledi.
Dinen kullanımında bir sakınca olmayan motosiklete toplumun biraz mesafeli yaklaştığını ifade eden Polat, motosiklet kullanmaya başladığında ön yargı ve eleştirilerin olabileceğini tahmin ettiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dXGlFGw3nU6_wVBwWUjYPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Polat, "Cemaatimizden yaşı büyük olanlar, dedelerimiz, amcalarımız 'Ya hoca motora mı biner?', 'Motorlu hoca mı olur?' gibi eleştirilerde bulunsa da daha sonra alıştılar. Hatta bunu sevmeye başladılar'' dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E2pfjQJibU2WeqxM1keGpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gençlerin kendisi için "Genç, motorcu ve bizim gibi giyiniyor, bizim gibi konuşuyor" dediğini belirten Polat, bu yönüyle gençlere farklı bir bakış açısı kazandırdığını kaydetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oj6RBBMqpESptrypRAfYOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Polat, "Sormaya çekindikleri soruların tümünü dini açıdan cevaplıyorum. Gençlerle kurduğum bu ilişki ile onları camiye gitmeye ve namaz kılmaya teşvik etmiş oluyorum. Genç kardeşlerimizin bir kısmı cumadan cumaya namaza gelirlerdi. Hamdolsun şimdi beş vakit camiye gelmeye çalışıyorlar. Bazı kardeşlerimiz namaz kılmıyorlardı, onlara da namazı sevdirmeye çalıştık." diye konuştu.
Polat, tanıştığı bazı gençleri de sabah namazı için motosikletiyle görev yaptığı camiye ulaştırdığını, namazı birlikte kıldıklarını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YWf7Vr5BA0WJX6DqKE2usw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kurduğu motosiklet grubuyla haftanın belirli günlerinde kent merkezi ya da ilçelere sürüş gerçekleştirdiklerini ifade eden Polat, tarihi mekanları ve camileri ziyaret ettiklerini, uğradıkları camilerde namaz kıldıklarını anlattı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tokat&amp;apos;ın yöresel sanatı İzmir&amp;apos;de yaygınlaşıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/tokatin-yoeresel-sanati-izmirde-yayginlasiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/tokatin-yoeresel-sanati-izmirde-yayginlasiyor</guid>
<description><![CDATA[ Unutulmaya yüz tutmuş el sanatları arasında yer alan Tokat yöresine özgü ahşap baskı tekniğiyle yapılan yazmacılık, usta Emel Ardahanlı (68) tarafından yaygınlaştırılıyor.Ardahanlı, 1997 yılında çalıştığı bankadan emekli olduktan sonra Tokatlı ustası Atıf Arpacıoğlu&#039;ndan yazmacılık sanatını öğrendi. Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ünvanı sahibi olan yazmacılık ve ahşap baskı ustası Ardahanlı, İzmir&#039;de yeni ustalar yetiştirerek sanatın yeniden canlanmasına katkıda bulunuyor.Eşinin Tokatlı olmasının kendisini el baskı sanatına yönlendirdiğini aktaran Ardahanlı, &quot;Tokat&#039;la bağımız hiç bitmedi. Aile büyüklerimiz orada yaşıyorlar. Her gittiğimizde kendimi yazmacılar hanında bulurdum. Baskının sesleri, boyanın kokusu beni çekerdi. Atıf Arpacıoğlu ustamı orada buldum. Tokat yazmacılığıyla 40-45 yıl önce tanıştım&quot; dedi.
25 yıldır el baskı sanatını yaptığını söyleyen Ardahanlı, &quot;Geçmişte kumaş boyama dersi veriyordum ama yetmemeye başlamıştı. Kumaşları toplayıp hafta sonu Tokat&#039;a gidip baskısını yapıp, öğrencilerime boyatıyordum. Sonra ustama &#039;git, gel çok zor oluyor, sen bu işi bana öğret&#039; dedim. 2000 yılından bugüne devam ettiriyorum&quot; diye konuştu.Tokat yazmacılığının geleneksel şekilde yapılması gerektiğini vurgulayan Ardahanlı, &quot;Günümüzde Tokat yazmacılığını kalıp ve kumaş boyası alıp, süngerle boyayı kalıba sürüp kumaşa basmak sanıyorlar. Her işin bir Çin malı var. Kalıplarımız ıhlamur ağacından el oymasıyla yapılıyor, makinadan çıkma değil. Boyalar da kök boya, kendimiz hazırlıyoruz. Ben her sene 3-4 sefer Tokat&#039;a gidip ustamın atölyesinde boyaları hazırlarım, öğrencilerime de o boyaları veririm. Kumaş kök boyayı olduğu gibi emer, dokunduğunuzda boyanın katını hissetmezsiniz. Baskıya geçmeden ve sonrasında kumaşta yapılması gereken işlemler var. Onları da doğru yaparsanız o kumaş artık sizinle, hatta sizden sonra da yaşar. Yıkadıkça rengi parlar. Çakma dediğim kumaşın üstünde boya kat bırakır, zamanla da rengi solar&quot; dedi.Ahşap kalıp oyma ve baskının Osmanlı&#039;dan gelen 700 yıllık bir sanat olduğunu aktaran Ardahanlı, &quot;Tokat&#039;ta yazmacılar hanında bu işi yapan 12 usta var. Bu işe ilk başlarken amacım Tokat&#039;ta kaybolmaya yüz tutacak bu sanatı yeniden canlandırmaktı, başardığıma da inanıyorum&#039;&#039; diye konuştu.Tokat yazmacılığını öğrendiği Arpacıoğlu ailesinin dört kuşaktır yazmacılık yaptığını söyleyen Ardahanlı, &quot;Sebati usta Atıf, Ahmet ve Osman&#039;ın babalarıydı. Arpacıoğlu yazma beni de dördüncü kuşak kabul etti ve tescillendirdi. Ben ustalardan el aldım. Bundan daha büyük onur ve gurur olmaz. Ben de ustalardan aldığım eli başka ustalara veriyorum, yaşatmaya çalışıyorum. Gençlerin bu işe önem vermesi, bir yerden tutup sahiplenmesi en büyük arzum. Ama ne olur işin gelenekselini yapalım, çakmasına yönelip işin kolayına kaçmayalım&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kTbAS7HzckCP-p4vHkJwtw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tokatın, yöresel, sanatı, İzmirde, yaygınlaşıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kTbAS7HzckCP-p4vHkJwtw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tokat'ın yöresel sanatı İzmir'de yaygınlaşıyor"><p>Unutulmaya yüz tutmuş el sanatları arasında yer alan Tokat yöresine özgü ahşap baskı tekniğiyle yapılan yazmacılık, usta Emel Ardahanlı (68) tarafından yaygınlaştırılıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t9EQijrMm0uv1sazhIDFrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ardahanlı, 1997 yılında çalıştığı bankadan emekli olduktan sonra Tokatlı ustası Atıf Arpacıoğlu'ndan yazmacılık sanatını öğrendi. Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ünvanı sahibi olan yazmacılık ve ahşap baskı ustası Ardahanlı, İzmir'de yeni ustalar yetiştirerek sanatın yeniden canlanmasına katkıda bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uXlMzFrRlE6zPMntGg-26A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eşinin Tokatlı olmasının kendisini el baskı sanatına yönlendirdiğini aktaran Ardahanlı, "Tokat'la bağımız hiç bitmedi. Aile büyüklerimiz orada yaşıyorlar. Her gittiğimizde kendimi yazmacılar hanında bulurdum. Baskının sesleri, boyanın kokusu beni çekerdi. Atıf Arpacıoğlu ustamı orada buldum. Tokat yazmacılığıyla 40-45 yıl önce tanıştım" dedi.
25 yıldır el baskı sanatını yaptığını söyleyen Ardahanlı, "Geçmişte kumaş boyama dersi veriyordum ama yetmemeye başlamıştı. Kumaşları toplayıp hafta sonu Tokat'a gidip baskısını yapıp, öğrencilerime boyatıyordum. Sonra ustama 'git, gel çok zor oluyor, sen bu işi bana öğret' dedim. 2000 yılından bugüne devam ettiriyorum" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/08moJYaikkWYvAO5i1uSgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tokat yazmacılığının geleneksel şekilde yapılması gerektiğini vurgulayan Ardahanlı, "Günümüzde Tokat yazmacılığını kalıp ve kumaş boyası alıp, süngerle boyayı kalıba sürüp kumaşa basmak sanıyorlar. Her işin bir Çin malı var. Kalıplarımız ıhlamur ağacından el oymasıyla yapılıyor, makinadan çıkma değil. Boyalar da kök boya, kendimiz hazırlıyoruz. Ben her sene 3-4 sefer Tokat'a gidip ustamın atölyesinde boyaları hazırlarım, öğrencilerime de o boyaları veririm. Kumaş kök boyayı olduğu gibi emer, dokunduğunuzda boyanın katını hissetmezsiniz. Baskıya geçmeden ve sonrasında kumaşta yapılması gereken işlemler var. Onları da doğru yaparsanız o kumaş artık sizinle, hatta sizden sonra da yaşar. Yıkadıkça rengi parlar. Çakma dediğim kumaşın üstünde boya kat bırakır, zamanla da rengi solar" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yk-lVpWvi06CydDjU5aWnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ahşap kalıp oyma ve baskının Osmanlı'dan gelen 700 yıllık bir sanat olduğunu aktaran Ardahanlı, "Tokat'ta yazmacılar hanında bu işi yapan 12 usta var. Bu işe ilk başlarken amacım Tokat'ta kaybolmaya yüz tutacak bu sanatı yeniden canlandırmaktı, başardığıma da inanıyorum'' diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FeSFkyYpKUyH64hjf8S-Lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tokat yazmacılığını öğrendiği Arpacıoğlu ailesinin dört kuşaktır yazmacılık yaptığını söyleyen Ardahanlı, "Sebati usta Atıf, Ahmet ve Osman'ın babalarıydı. Arpacıoğlu yazma beni de dördüncü kuşak kabul etti ve tescillendirdi. Ben ustalardan el aldım. Bundan daha büyük onur ve gurur olmaz. Ben de ustalardan aldığım eli başka ustalara veriyorum, yaşatmaya çalışıyorum. Gençlerin bu işe önem vermesi, bir yerden tutup sahiplenmesi en büyük arzum. Ama ne olur işin gelenekselini yapalım, çakmasına yönelip işin kolayına kaçmayalım" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Manipülatif bir kadınla birlikte olduğunuzu gösteren 9 işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/manipulatif-bir-kadinla-birlikte-oldugunuzu-goesteren-9-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/manipulatif-bir-kadinla-birlikte-oldugunuzu-goesteren-9-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Manipülasyon, bir kişinin ya da grubun, başkalarını kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme çabası olarak tanımlanır. Romantik ilişkilerde de sıklıkla görülen bu davranışın en belirgin etkilerinden biri, hedef alınan kişinin sürekli suçlu ve yetersiz hissettirilmesidir.Hiç, ciddi bir konuşmadan sonra suçlu olmadığınız halde kendinizi problemli bir insan gibi hissettiniz mi? Veya daha önce doğru olduğunu düşündüğünüz bir kararı sorgulamaya başladınız mı? Bu işaretler, manipülasyon altında olduğunuzu gösterebilir.Marriage.com&#039;da yer alan habere göre, manipülatif kadınlar, gerçek yüzlerini hemen göstermezler. Kimisi başta şirinlik yaparak karşısındaki kişiyi etki altına alır ancak sonrasında kontrolcü bir tavır takınır. Kimi ise kurban rolüne bürünerek, kendi mutluluğundan başkalarını sorumlu tutar.Manipülatif kadınların diğer özellikleri arasında duygusal şantaj ve sevgiyi ödül olarak kullanma gibi davranışlar da yer alabilir.Manipülasyon, yalnızca kontrol sağlamakla ilgili değildir. Hedef alınan kişiye eksik veya eksik hissettirmek amaçlanır. Böylelikle kişi, sürekli  kendini kanıtlamaya çalışır.Peki, manipülatif kadınlar başlangıçta nasıl fark edilir? İşte dikkat etmeniz gereken noktalar:1. Manipülatif bir kadın, söylediklerinizi çarpıtarak sizi suçlu hissettirebilir. Kendi hislerinizi açıkladığınızda ise onu incittiğinizi iddia eder.  
2. İstediği şeyi yapmadığınızda kötü bir partner olduğunuzu söyler.
3. Bir şeylerden rahatsız olduğunda konuşmaz, tamamen sessizleşir. Saatlerce ya da günlerce hiç adım atmaz, ta ki siz özür dileyene kadar... Bu manipülatif davranış, partnerini onay almak için çaba harcamaya zorlar.
4. Her ne hata yaparsa yapsın, hiç bir şeyin suçlusu o değildir. Eğer bir problem varsa, kendini mağdur olarak gösterir. 
5. Başta sadece sizinle daha fazla vakit geçirmek istediğini düşünebilirsiniz. Ancak zamanla, sizin için önemli olan insanları eleştirmeye başlar ve onlarla görüşmenizi engellemeye çalışır.6. Sağlıklı bir ilişki, ortak bir takım çalışması üzerine kuruludur ancak manipülatif kadınlar her şeyi kendilerini kanıtlama fırsatı olarak görürler. 
7. Sevgi, ödül veya ceza olarak kullanılmamalıdır. Manipülatif kadınlar, size sıcak ve sevgi doluyken, bir anda soğuk ve uzak olabilirler. Bu, onları memnun etmek için çaba harcamanızı sağlar.
8. Manipülatif bir kadın, olayların sizin hatırladığınız gibi olmadığını söyler. &quot;Çok abartıyorsun&quot; veya &quot;Çok hassassın&quot; diyerek sizi kendi gerçeğinizden şüphe ettirir. 
9. Ne kadar çaba gösterirseniz gösterin, her zaman bir şey eksik veya yanlış gelir. Sürprizler yapar, ihtiyaç duyduğunda yanında olursunuz ama her zaman bir şey eksiktir.Manipülasyondan korunmak için öncelikle kendi duygusal sınırlarınıza dikkat etmeli ve başkalarının sizin üzerinizdeki etkisini fark etmelisiniz. Karşınızdaki kişinin niyetlerini sorgulamak, mantıklı ve objektif düşünmek önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eS1oxh6boUyD5c_yBMFtYA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Manipülatif, bir, kadınla, birlikte, olduğunuzu, gösteren, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eS1oxh6boUyD5c_yBMFtYA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Manipülatif bir kadınla birlikte olduğunuzu gösteren 10 işaret"><p>Manipülasyon, bir kişinin ya da grubun, başkalarını kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme çabası olarak tanımlanır. Romantik ilişkilerde de sıklıkla görülen bu davranışın en belirgin etkilerinden biri, hedef alınan kişinin sürekli suçlu ve yetersiz hissettirilmesidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/edlQ1NJK_kW4H9N6xKnqCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiç, ciddi bir konuşmadan sonra suçlu olmadığınız halde kendinizi problemli bir insan gibi hissettiniz mi? Veya daha önce doğru olduğunu düşündüğünüz bir kararı sorgulamaya başladınız mı? Bu işaretler, manipülasyon altında olduğunuzu gösterebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aytI5R0wiECCoZo7JqRUwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marriage.com'da yer alan habere göre, manipülatif kadınlar, gerçek yüzlerini hemen göstermezler. Kimisi başta şirinlik yaparak karşısındaki kişiyi etki altına alır ancak sonrasında kontrolcü bir tavır takınır. Kimi ise kurban rolüne bürünerek, kendi mutluluğundan başkalarını sorumlu tutar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y_GD7fHA_UeReeMhiTwImg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manipülatif kadınların diğer özellikleri arasında duygusal şantaj ve sevgiyi ödül olarak kullanma gibi davranışlar da yer alabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8fFenG5a7EaogFZtNU5FvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manipülasyon, yalnızca kontrol sağlamakla ilgili değildir. Hedef alınan kişiye eksik veya eksik hissettirmek amaçlanır. Böylelikle kişi, sürekli  kendini kanıtlamaya çalışır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eWldJG1gykOIuuBAtmgp6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peki, manipülatif kadınlar başlangıçta nasıl fark edilir? İşte dikkat etmeniz gereken noktalar:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GYtrybBfpUi6VpxghFmASw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1. Manipülatif bir kadın, söylediklerinizi çarpıtarak sizi suçlu hissettirebilir. Kendi hislerinizi açıkladığınızda ise onu incittiğinizi iddia eder.  
2. İstediği şeyi yapmadığınızda kötü bir partner olduğunuzu söyler.
3. Bir şeylerden rahatsız olduğunda konuşmaz, tamamen sessizleşir. Saatlerce ya da günlerce hiç adım atmaz, ta ki siz özür dileyene kadar... Bu manipülatif davranış, partnerini onay almak için çaba harcamaya zorlar.
4. Her ne hata yaparsa yapsın, hiç bir şeyin suçlusu o değildir. Eğer bir problem varsa, kendini mağdur olarak gösterir. 
5. Başta sadece sizinle daha fazla vakit geçirmek istediğini düşünebilirsiniz. Ancak zamanla, sizin için önemli olan insanları eleştirmeye başlar ve onlarla görüşmenizi engellemeye çalışır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EpcZBdekmEiyorAj4SX3Fg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>6. Sağlıklı bir ilişki, ortak bir takım çalışması üzerine kuruludur ancak manipülatif kadınlar her şeyi kendilerini kanıtlama fırsatı olarak görürler. 
7. Sevgi, ödül veya ceza olarak kullanılmamalıdır. Manipülatif kadınlar, size sıcak ve sevgi doluyken, bir anda soğuk ve uzak olabilirler. Bu, onları memnun etmek için çaba harcamanızı sağlar.
8. Manipülatif bir kadın, olayların sizin hatırladığınız gibi olmadığını söyler. "Çok abartıyorsun" veya "Çok hassassın" diyerek sizi kendi gerçeğinizden şüphe ettirir. 
9. Ne kadar çaba gösterirseniz gösterin, her zaman bir şey eksik veya yanlış gelir. Sürprizler yapar, ihtiyaç duyduğunda yanında olursunuz ama her zaman bir şey eksiktir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G3AEQHBrck6i9upViLgV0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manipülasyondan korunmak için öncelikle kendi duygusal sınırlarınıza dikkat etmeli ve başkalarının sizin üzerinizdeki etkisini fark etmelisiniz. Karşınızdaki kişinin niyetlerini sorgulamak, mantıklı ve objektif düşünmek önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Araştırma: 3 dakikalık hareket kalbinizi güçlendirir mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/arastirma-3-dakikalik-hareket-kalbinizi-guclendirir-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/arastirma-3-dakikalik-hareket-kalbinizi-guclendirir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırmalar, gün içine yayılan kısa süreli hareketlerin kalp sağlığı üzerinde büyük etkiler yarattığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, yalnızca günde üç dakikalık yoğun fiziksel aktivite, kalp krizi ve felç riskini neredeyse yüzde 50 oranında azaltabiliyor.İngiltere verilerine dayanan araştırma, 2013-2015 yılları arasında düzenli egzersiz yapmayan 24 bin 139 kişi üzerinde yürütüldü. Katılımcıların ortalama yaşı 62 olurken, yarısından fazlasını kadınlar oluşturdu.Araştırmacılar, akıllı cihazlarla bu kişilerin gün içinde ne kadar ve ne yoğunlukta hareket ettiğini izledi. Elde edilen veriler, bu kısa ve yoğun hareketlerin ciddi kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu etkisi olduğunu gösterdi.Uzmanlar bu tür hareketleri “tesadüfi fiziksel aktivite” olarak tanımlıyor. Asansör yerine merdiven kullanmak, otobüsü yakalamak için hızla yürümek, yemek yaparken dans etmek ya da ev işleri sırasında tempolu hareket etmek bu kapsama giriyor. Bu kısa süreli, ancak kalp ritmini hızlandıran aktivitelerin, uzun antrenmanlar kadar etkili olabileceği vurgulanıyor.Kısa süreli eforlar kalp atış hızını artırarak dolaşım sistemini uyarıyor. Zamanla bu adaptasyonlar, tansiyonu düşürüp kalp ve akciğer uyumunu artırarak kalp sağlığını destekliyor. Uzmanlar, bu etkinin yüksek yoğunluklu aralıklı antrenman (HIIT) yöntemine benzer olduğunu ancak herhangi bir ekipman ya da plan gerektirmediğini belirtiyor.Araştırmada, günde yalnızca üç dakikalık yoğun fiziksel aktivite uygulayan bireylerin, tamamen hareketsiz kalanlara göre kalp krizi ve felç gibi ciddi olaylara yüzde 50’ye varan oranda daha az yakalandığı tespit edildi. Hareketin toplam süresinden çok, düzenli ve bilinçli yapılması önem taşıyor.Uzmanlar, herkesin yaşamına kolayca entegre edebileceği kısa hareket önerileri sunuyor:

Öğle aralarında hızlı yürüyüş
Merdiven kullanımı
Reklam aralarında kısa egzersizler
Telefonda konuşurken yürümek
Ev işleri sırasında tempolu hareketHerkesin ağır egzersizler yapamayacağına dikkat çeken uzmanlar, bu yöntemle herkesin kendi kapasitesine göre sağlığını koruyabileceğini vurguluyor. Önerilen yaklaşım, mükemmel bir program yerine sürdürülebilir küçük değişiklikleri temel alıyor.Uzmanlara göre, önemli olan şu soruyu sormak: “Kalbinizin elverdiği bir dakikada ne yapabilirsiniz?” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B_xJIdNgxUGG1GF9FpvHUg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Araştırma:, dakikalık, hareket, kalbinizi, güçlendirir, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B_xJIdNgxUGG1GF9FpvHUg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Araştırma: 3 dakikalık hareket kalbinizi güçlendirir mi?"><p>Yeni araştırmalar, gün içine yayılan kısa süreli hareketlerin kalp sağlığı üzerinde büyük etkiler yarattığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, yalnızca günde üç dakikalık yoğun fiziksel aktivite, kalp krizi ve felç riskini neredeyse yüzde 50 oranında azaltabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jjGxaRtI0UuJB1fMZ3jYmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere verilerine dayanan araştırma, 2013-2015 yılları arasında düzenli egzersiz yapmayan 24 bin 139 kişi üzerinde yürütüldü. Katılımcıların ortalama yaşı 62 olurken, yarısından fazlasını kadınlar oluşturdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WQEr-mGobU60h5FebDvsKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, akıllı cihazlarla bu kişilerin gün içinde ne kadar ve ne yoğunlukta hareket ettiğini izledi. Elde edilen veriler, bu kısa ve yoğun hareketlerin ciddi kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu etkisi olduğunu gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1rzec6W8YUeyuL8w3SCwMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar bu tür hareketleri “tesadüfi fiziksel aktivite” olarak tanımlıyor. Asansör yerine merdiven kullanmak, otobüsü yakalamak için hızla yürümek, yemek yaparken dans etmek ya da ev işleri sırasında tempolu hareket etmek bu kapsama giriyor. Bu kısa süreli, ancak kalp ritmini hızlandıran aktivitelerin, uzun antrenmanlar kadar etkili olabileceği vurgulanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ONx5Mwc7dUib9_3M86tq6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kısa süreli eforlar kalp atış hızını artırarak dolaşım sistemini uyarıyor. Zamanla bu adaptasyonlar, tansiyonu düşürüp kalp ve akciğer uyumunu artırarak kalp sağlığını destekliyor. Uzmanlar, bu etkinin yüksek yoğunluklu aralıklı antrenman (HIIT) yöntemine benzer olduğunu ancak herhangi bir ekipman ya da plan gerektirmediğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RknWM7P9FEmaIR89eD6RLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, günde yalnızca üç dakikalık yoğun fiziksel aktivite uygulayan bireylerin, tamamen hareketsiz kalanlara göre kalp krizi ve felç gibi ciddi olaylara yüzde 50’ye varan oranda daha az yakalandığı tespit edildi. Hareketin toplam süresinden çok, düzenli ve bilinçli yapılması önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/szNiCYaprESmKrBy3m92DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, herkesin yaşamına kolayca entegre edebileceği kısa hareket önerileri sunuyor:

Öğle aralarında hızlı yürüyüş
Merdiven kullanımı
Reklam aralarında kısa egzersizler
Telefonda konuşurken yürümek
Ev işleri sırasında tempolu hareket</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0XPafOk9HUy6hPNsWlpc0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herkesin ağır egzersizler yapamayacağına dikkat çeken uzmanlar, bu yöntemle herkesin kendi kapasitesine göre sağlığını koruyabileceğini vurguluyor. Önerilen yaklaşım, mükemmel bir program yerine sürdürülebilir küçük değişiklikleri temel alıyor.Uzmanlara göre, önemli olan şu soruyu sormak: “Kalbinizin elverdiği bir dakikada ne yapabilirsiniz?”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>12 saat piştikten sonra sofraya gelen lezzet: Doğal antibiyotik olarak biliniyor, vatandaş yaz&amp;kış tüketiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/12-saat-pistikten-sonra-sofraya-gelen-lezzet-dogal-antibiyotik-olarak-biliniyor-vatandas-yaz-kis-tuketiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/12-saat-pistikten-sonra-sofraya-gelen-lezzet-dogal-antibiyotik-olarak-biliniyor-vatandas-yaz-kis-tuketiyor</guid>
<description><![CDATA[ Gaziantep mutfağının en sevilen yemeklerinden olan, kemik suyu, et, pirinç ve baharatlarla hazırlanan beyranın sofraya gelmesi 12 saat sürüyor.Gastronomi şehri Gaziantep&#039;in meşhur tescilli lezzetlerinden olan beyran, günün her saatinde tercih edilen yemeklerin arasında yer alıyor.
Gaziantep&#039;te hava sıcaklıklarının 40 derecenin üzerine çıkması günlük yaşamı olumsuz etkilese de, kentin vazgeçilmez lezzetine ilgi azalmıyor.Beyran, 12 saat boyunca büyük kazanlarda pişirilerek hazırlanıyor. Haşlanmış et, pirinç, et suyu, sarımsak ve pul biber başta olmak üzere çeşitli baharatlar ile hazırlanan yemek, kentteki birçok lokanta ve restoranda sürekli hazır bulunuyor. Doğal antibiyotik özelliği taşıdığı ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği öne sürülen yemeğin hazırlanması saatler sürüyor.Doğal ilik özünden yapılan suyuyla vatandaşlara şifa dağıtan beyran, uzun uğraşlar sonucu kısık ateşte pişiriliyor.Beyranın Gaziantep&#039;e özgü yemeklerden olduğunu belirten Ömer Yozbatıran, şu ifadeleri kullandı:
&#039;&#039;Beyran şifa kaynağıdır. Yaz-kış her mevsim yenilir. Beyranın terletme özelliği vardır. İçerisindeki karabiber, sarımsak ve pul biber, doğal antibiyotiktir.&#039;&#039;Hava 45 derece sıcak olmasına rağmen beyran yemeye geldiğini ifade eden vatandaşlardan Tuncay Andı ise &quot;Dişimiz ağrısa bile içeriz. Çünkü faydalı bir yemektir&#039;&#039; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vaz-fFPvW0S-mHT3SUqKxg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>saat, piştikten, sonra, sofraya, gelen, lezzet:, Doğal, antibiyotik, olarak, biliniyor, vatandaş, yaz-kış, tüketiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vaz-fFPvW0S-mHT3SUqKxg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="12 saat piştikten sonra sofraya gelen lezzet: Doğal antibiyotik olarak biliniyor, vatandaş yaz-kış tüketiyor"><p>Gaziantep mutfağının en sevilen yemeklerinden olan, kemik suyu, et, pirinç ve baharatlarla hazırlanan beyranın sofraya gelmesi 12 saat sürüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9wMxYXBqWU-e46FQfQzjCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gastronomi şehri Gaziantep'in meşhur tescilli lezzetlerinden olan beyran, günün her saatinde tercih edilen yemeklerin arasında yer alıyor.
Gaziantep'te hava sıcaklıklarının 40 derecenin üzerine çıkması günlük yaşamı olumsuz etkilese de, kentin vazgeçilmez lezzetine ilgi azalmıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c14oxQ70H0OrYn_5MqWTfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyran, 12 saat boyunca büyük kazanlarda pişirilerek hazırlanıyor. Haşlanmış et, pirinç, et suyu, sarımsak ve pul biber başta olmak üzere çeşitli baharatlar ile hazırlanan yemek, kentteki birçok lokanta ve restoranda sürekli hazır bulunuyor. Doğal antibiyotik özelliği taşıdığı ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği öne sürülen yemeğin hazırlanması saatler sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uJeFuMhuc0yf2XKv7ckDTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal ilik özünden yapılan suyuyla vatandaşlara şifa dağıtan beyran, uzun uğraşlar sonucu kısık ateşte pişiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nH9MCfabyEKP3F5R0CiChw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyranın Gaziantep'e özgü yemeklerden olduğunu belirten Ömer Yozbatıran, şu ifadeleri kullandı:
''Beyran şifa kaynağıdır. Yaz-kış her mevsim yenilir. Beyranın terletme özelliği vardır. İçerisindeki karabiber, sarımsak ve pul biber, doğal antibiyotiktir.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ky_e70cp0US-59qtkAdWtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hava 45 derece sıcak olmasına rağmen beyran yemeye geldiğini ifade eden vatandaşlardan Tuncay Andı ise "Dişimiz ağrısa bile içeriz. Çünkü faydalı bir yemektir'' dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüzeysel bir ilişki yaşadığınızı gösteren 7 işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yuzeysel-bir-iliski-yasadiginizi-goesteren-7-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yuzeysel-bir-iliski-yasadiginizi-goesteren-7-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, bir ilişkinin sağlam bir temele dayanıp dayanmadığını anlamak için dikkat edilmesi gereken bazı basit ama etkili ipuçları olduğunu öne sürüyor.Marriage.com&#039;da yer alan habere göre, ilişkinin henüz başındayken geleceğe yönelik büyük kararlar alınması, çiftlerin birbirlerine heyecan duygusuyla bağlandığını gösterir.Yüzeysel bir ilişkide partnerler birbirlerinin korkuları, hayalleri ve değerlerini içeren önemli konuları konuşmakta zorlanırlar.
Bu tür ilişkilerde fiziksel çekim yüksek olabilir ancak duygusal sıcaklık, belirgin derecede azdır. Tutku ya da ten uyumu, her zaman büyük bir aşkın işareti olmayabilir.Eğer yüzeysel bir ilişki içindeyseniz, partnerinize zayıf taraflarınızı göstermekte güçlük çekersiniz. Bu hissin arkasında, &#039;&#039;gerçekliğin büyüyü bozabileceği&#039;&#039; inancı vardır.Her tartışma tutkulu bir yakınlıkla sonlanıyorsa, burada kalıcı bir çözüm aramak mümkün değildir. Bu tarz ilişkilerde sorunlar göz ardı edilir ta ki yeni bir problem daha büyük bir yıkıma yol açana kadar.Partneriniz hakkında küçük ama etkili bilgilere sahip olmak, ilişkiye konfor ve derinlik getirebilir. Kendisini 10 yıl sonra nerede görüyor, en çok güldüğü şey ne, hangi anlarda huzursuz hissediyor... Bu detayları bilmek, ilişkinin daha istikrarlı bir şekilde ilerlemesine yardımcı olabilir.Kaybetme korkusu bazen o kadar büyük olur ki, kişi sevgiden çok, endişe ve bağımlılık gibi hisler çalıştırmaya başlar.
Belki de partnerinizi sadece size ilgi verdiği için önemsiyor ve yalnız kalmamak için ondaki kırmızı bayrakları göz ardı ediyorsunuzdur. Eğer bu durum size tanıdık geliyorsa, yaşadığınız şey yüzeysel bir ilişki olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DT7Io0XiMkuhe3J-2P5cYA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüzeysel, bir, ilişki, yaşadığınızı, gösteren, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DT7Io0XiMkuhe3J-2P5cYA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yüzeysel bir ilişki yaşadığınızı gösteren 7 işaret"><p>Uzmanlar, bir ilişkinin sağlam bir temele dayanıp dayanmadığını anlamak için dikkat edilmesi gereken bazı basit ama etkili ipuçları olduğunu öne sürüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F9dSBvkPi0KCVcIY-1N3dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marriage.com'da yer alan habere göre, ilişkinin henüz başındayken geleceğe yönelik büyük kararlar alınması, çiftlerin birbirlerine heyecan duygusuyla bağlandığını gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XJioIoRa80qXsTL8HztXwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüzeysel bir ilişkide partnerler birbirlerinin korkuları, hayalleri ve değerlerini içeren önemli konuları konuşmakta zorlanırlar.
Bu tür ilişkilerde fiziksel çekim yüksek olabilir ancak duygusal sıcaklık, belirgin derecede azdır. Tutku ya da ten uyumu, her zaman büyük bir aşkın işareti olmayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B2VipIonlUmkUnsF9bfq5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer yüzeysel bir ilişki içindeyseniz, partnerinize zayıf taraflarınızı göstermekte güçlük çekersiniz. Bu hissin arkasında, ''gerçekliğin büyüyü bozabileceği'' inancı vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uoPt3W2xs0esG2-ivDK-OA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her tartışma tutkulu bir yakınlıkla sonlanıyorsa, burada kalıcı bir çözüm aramak mümkün değildir. Bu tarz ilişkilerde sorunlar göz ardı edilir ta ki yeni bir problem daha büyük bir yıkıma yol açana kadar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6wzxKfsfrUW2ixWyLPdG0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partneriniz hakkında küçük ama etkili bilgilere sahip olmak, ilişkiye konfor ve derinlik getirebilir. Kendisini 10 yıl sonra nerede görüyor, en çok güldüğü şey ne, hangi anlarda huzursuz hissediyor... Bu detayları bilmek, ilişkinin daha istikrarlı bir şekilde ilerlemesine yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LfCVEd1lekq1uwVz1Du43g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaybetme korkusu bazen o kadar büyük olur ki, kişi sevgiden çok, endişe ve bağımlılık gibi hisler çalıştırmaya başlar.
Belki de partnerinizi sadece size ilgi verdiği için önemsiyor ve yalnız kalmamak için ondaki kırmızı bayrakları göz ardı ediyorsunuzdur. Eğer bu durum size tanıdık geliyorsa, yaşadığınız şey yüzeysel bir ilişki olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Musluklardan yeşil su aktı: Mahalleli tedirgin</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/musluklardan-yesil-su-akti-mahalleli-tedirgin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/musluklardan-yesil-su-akti-mahalleli-tedirgin</guid>
<description><![CDATA[ Tekirdağ&#039;ın Marmaraereğlisi ilçesine bağlı Dereağzı Mahallesi&#039;nde musluklardan yeşil tonlarda su akması, mahalle halkını tedirgin etti. Birkaç hafta önce susuzluk yaşayan mahalleli, şimdi de bulanık ve renkli su nedeniyle yetkililere çağrıda bulundu.Bir süredir içme suyu konusunda sıkıntı yaşayan Marmaraereğlisi Dereağzı Mahallesi&#039;nde bu kez musluklardan akan yeşil renkli su gündem oldu.Durumu fark eden vatandaşlar, sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarla hem tepki gösterdi hem de bu anları belgeledi.Bazı mahalle sakinleri, yeşil suyun fotoğraflarını paylaşarak &#039;benzin değil, musluk suyu&#039; notuyla tepkisini dile getirdi.Suyun rengi ve bulanıklığı nedeniyle içme ve temizlik ihtiyaçlarını karşılayamayan vatandaşlar, yetkililerden acil çözüm beklerken bu seferde sular kesildi.Mahallede yaşayanlar, daha önce de uzun süre susuz kaldıklarını ve bu kez farklı bir sorunla karşı karşıya kaldıklarını belirterek Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi&#039;nden acil çözüm beklediklerini söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nWWcuK-noka9aF7VHUM5Ug.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Musluklardan, yeşil, aktı:, Mahalleli, tedirgin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nWWcuK-noka9aF7VHUM5Ug.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Musluklardan yeşil su aktı: Mahalleli tedirgin"><p>Tekirdağ'ın Marmaraereğlisi ilçesine bağlı Dereağzı Mahallesi'nde musluklardan yeşil tonlarda su akması, mahalle halkını tedirgin etti. Birkaç hafta önce susuzluk yaşayan mahalleli, şimdi de bulanık ve renkli su nedeniyle yetkililere çağrıda bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NAlYq1LyMUW8XN4eAqdH3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir içme suyu konusunda sıkıntı yaşayan Marmaraereğlisi Dereağzı Mahallesi'nde bu kez musluklardan akan yeşil renkli su gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1enWls--Y0y1sCflKkwRCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Durumu fark eden vatandaşlar, sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarla hem tepki gösterdi hem de bu anları belgeledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xSeggoR55kGlnmDPKOMrPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı mahalle sakinleri, yeşil suyun fotoğraflarını paylaşarak 'benzin değil, musluk suyu' notuyla tepkisini dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RryuKcamCEaCLhMo5rqelQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Suyun rengi ve bulanıklığı nedeniyle içme ve temizlik ihtiyaçlarını karşılayamayan vatandaşlar, yetkililerden acil çözüm beklerken bu seferde sular kesildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BO5TrkelEkOtlA-vBVDqxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mahallede yaşayanlar, daha önce de uzun süre susuz kaldıklarını ve bu kez farklı bir sorunla karşı karşıya kaldıklarını belirterek Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nden acil çözüm beklediklerini söyledi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Havlularınızı ne zaman yıkamalısınız? Meğer yıllardır yanlış biliyormuşuz</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/havlularinizi-ne-zaman-yikamalisiniz-meger-yillardir-yanlis-biliyormusuz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/havlularinizi-ne-zaman-yikamalisiniz-meger-yillardir-yanlis-biliyormusuz</guid>
<description><![CDATA[ Evdeki günlük koşuşturma ve dikkat dağıtıcı unsurlar, pek çok kişinin havlularını ne zaman yıkaması gerektiğini unutmasına neden olabilir. Ancak, Leicester Üniversitesi&#039;nden bir bilim insanına göre, kişisel hijyeninize özen göstermek için havlularınızı çok daha sık yıkamanız gerekebilir.Klinik mikrobiyoloji profesörü Dr. Primrose Freestone, temiz havluların bile birkaç kullanım sonrasında kirli hale geldiğini belirterek, havluların en fazla iki kullanımda bir yıkanması gerektiğini vurguladı. Günde bir kez duş alanlar için bu, her iki günde bir havluların yıkanması anlamına geliyor.Uzmanlara göre, enfeksiyon riski taşıyan veya bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler için ise havluların her kullanım sonrası yıkanması şart. Dr. Freestone, &quot;Havlular temizlenmiş olsa bile ciltten kalan kirler, ter ve mikroplar, tekrar kullanıldığında birikerek sağlığınız için risk oluşturur&quot; dedi.Havlular, yalnızca ciltle temas ettiğinde değil, aynı zamanda sık sık nemli kaldıkları için de bakterilerin üremesi için uygun ortam yaratır. Havlu kumaşı, yatak çarşaflarına göre daha kalın olduğundan, bakterilerin çoğalması daha da kolaylaşır. Nemli ortamlarda, mantar ve bakteriler hızla çoğalabilir, bu da havluların kullanıldıkça kötü koku yaymasına yol açar.Bir araştırma, tek bir kişinin kullandığı banyo havlusunda, tehlikeli enfeksiyonlara yol açabilecek E. coli, Staphylococcus aureus ve Klebsiella gibi bakterilerin yüksek seviyelerde olduğunu ortaya koydu. Dr. Freestone, havluların sürekli nemli kalmasının, bakterilerin ve mantarların üremesi için uygun bir ortam yarattığını belirtti ve &quot;Havlular, vücudun her yerine temas ettiği için mikroorganizmaları biriktirme konusunda özellikle etkilidir&quot; şeklinde uyardı.KOKU VE TEMİZLİKSürekli kullanılan havlular, nemli ortamlarından dolayı küf ve kötü kokuya da neden olabilir. Dr. Freestone, &quot;Bu kokular, ter veya vücut sıvıları ile birleşen deterjan ve yumuşatıcı kalıntılarından kaynaklanır. Bakteri ve mantarların ürettiği atık ürünler, bu kokulara yol açar&quot; diye ekledi.Enfeksiyonların yayılmasını önlemek için uzmanlar, banyo havlularının asla paylaşılmaması gerektiğini vurguluyor. Özellikle viral enfeksiyonlar, örneğin maymun çiçeği gibi hastalıklar, bu şekilde kolayca bulaşabilir. Ayrıca, el havluları da düzenli olarak yıkanmalıdır, çünkü ellerdeki mikroplar ciltle temas ettiği sürece bu havlularda birikmeye devam eder.HAVLULAR İÇİN EN ETKİLİ TEMİZLİK YÖNTEMİDr. Freestone, havluların 60°C’de çamaşır deterjanı ile yıkanmasını öneriyor. Bu sıcaklık, bakterilerin ve mantarların öldürülmesine yardımcı olur, ayrıca virüslerin etkisiz hale gelmesini sağlar. Havlular, kullanılmadan önce tamamen kurutulmalı ve serin, kuru bir ortamda saklanmalıdır.Havlular yatak çarşaflarından daha sık yıkanmalıdır. Yıkama sonrası hala kötü koku kalıyorsa, çamaşır makinesinde çok uzun süre beklemiş olabilirler. Venter, havluların ve yatak takımlarının güneşte kurutulmasını önerdi, çünkü bu, nemi hızla alır ve havluların temiz pamuk kokusuyla taze kalmasını sağlar.Kişisel hijyeninize dikkat etmek, yalnızca günlük temizlik rutininin bir parçası olmakla kalmaz, aynı zamanda sağlığınızı korumada önemli bir rol oynar. Uzmanların önerilerine göre, havlularınızı düzenli olarak yıkamak, kötü kokulardan ve mikroplardan korunmanıza yardımcı olacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NkJeDNIBTUuIijEqq9Mbxg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Havlularınızı, zaman, yıkamalısınız, Meğer, yıllardır, yanlış, biliyormuşuz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NkJeDNIBTUuIijEqq9Mbxg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Havlularınızı ne zaman yıkamalısınız? Meğer yıllardır yanlış biliyormuşuz"><p>Evdeki günlük koşuşturma ve dikkat dağıtıcı unsurlar, pek çok kişinin havlularını ne zaman yıkaması gerektiğini unutmasına neden olabilir. Ancak, Leicester Üniversitesi'nden bir bilim insanına göre, kişisel hijyeninize özen göstermek için havlularınızı çok daha sık yıkamanız gerekebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wR3DDtxCk0CAMqfQVuBl5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Klinik mikrobiyoloji profesörü Dr. Primrose Freestone, temiz havluların bile birkaç kullanım sonrasında kirli hale geldiğini belirterek, havluların en fazla iki kullanımda bir yıkanması gerektiğini vurguladı. Günde bir kez duş alanlar için bu, her iki günde bir havluların yıkanması anlamına geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M3iyJ3qpXEKOL8W1plUxTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, enfeksiyon riski taşıyan veya bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler için ise havluların her kullanım sonrası yıkanması şart. Dr. Freestone, "Havlular temizlenmiş olsa bile ciltten kalan kirler, ter ve mikroplar, tekrar kullanıldığında birikerek sağlığınız için risk oluşturur" dedi.Havlular, yalnızca ciltle temas ettiğinde değil, aynı zamanda sık sık nemli kaldıkları için de bakterilerin üremesi için uygun ortam yaratır. Havlu kumaşı, yatak çarşaflarına göre daha kalın olduğundan, bakterilerin çoğalması daha da kolaylaşır. Nemli ortamlarda, mantar ve bakteriler hızla çoğalabilir, bu da havluların kullanıldıkça kötü koku yaymasına yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nx2Owl4K7kagV3M215Dpzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir araştırma, tek bir kişinin kullandığı banyo havlusunda, tehlikeli enfeksiyonlara yol açabilecek E. coli, Staphylococcus aureus ve Klebsiella gibi bakterilerin yüksek seviyelerde olduğunu ortaya koydu. Dr. Freestone, havluların sürekli nemli kalmasının, bakterilerin ve mantarların üremesi için uygun bir ortam yarattığını belirtti ve "Havlular, vücudun her yerine temas ettiği için mikroorganizmaları biriktirme konusunda özellikle etkilidir" şeklinde uyardı.KOKU VE TEMİZLİKSürekli kullanılan havlular, nemli ortamlarından dolayı küf ve kötü kokuya da neden olabilir. Dr. Freestone, "Bu kokular, ter veya vücut sıvıları ile birleşen deterjan ve yumuşatıcı kalıntılarından kaynaklanır. Bakteri ve mantarların ürettiği atık ürünler, bu kokulara yol açar" diye ekledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U0moGoeQg0S6bD6JshyiAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Enfeksiyonların yayılmasını önlemek için uzmanlar, banyo havlularının asla paylaşılmaması gerektiğini vurguluyor. Özellikle viral enfeksiyonlar, örneğin maymun çiçeği gibi hastalıklar, bu şekilde kolayca bulaşabilir. Ayrıca, el havluları da düzenli olarak yıkanmalıdır, çünkü ellerdeki mikroplar ciltle temas ettiği sürece bu havlularda birikmeye devam eder.HAVLULAR İÇİN EN ETKİLİ TEMİZLİK YÖNTEMİDr. Freestone, havluların 60°C’de çamaşır deterjanı ile yıkanmasını öneriyor. Bu sıcaklık, bakterilerin ve mantarların öldürülmesine yardımcı olur, ayrıca virüslerin etkisiz hale gelmesini sağlar. Havlular, kullanılmadan önce tamamen kurutulmalı ve serin, kuru bir ortamda saklanmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/drN_6mdxfkeuXu4OGS4P6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Havlular yatak çarşaflarından daha sık yıkanmalıdır. Yıkama sonrası hala kötü koku kalıyorsa, çamaşır makinesinde çok uzun süre beklemiş olabilirler. Venter, havluların ve yatak takımlarının güneşte kurutulmasını önerdi, çünkü bu, nemi hızla alır ve havluların temiz pamuk kokusuyla taze kalmasını sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZCtRNuqbRk-OLWNQMrmQSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kişisel hijyeninize dikkat etmek, yalnızca günlük temizlik rutininin bir parçası olmakla kalmaz, aynı zamanda sağlığınızı korumada önemli bir rol oynar. Uzmanların önerilerine göre, havlularınızı düzenli olarak yıkamak, kötü kokulardan ve mikroplardan korunmanıza yardımcı olacaktır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sharon Stone&amp;apos;un anne acısı: Kötü haberi sosyal medyadan duyurdu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sharon-stoneun-anne-acisi-koetu-haberi-sosyal-medyadan-duyurdu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sharon-stoneun-anne-acisi-koetu-haberi-sosyal-medyadan-duyurdu</guid>
<description><![CDATA[ Hollywood yıldızı Sharon Stone, bir süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden annesi Dorothy Stone’un hayatını kaybettiğini duyurdu.67 yaşındaki oyuncu, Instagram hesabı üzerinden yaptığı paylaşıma, &#039;&#039;Benim komik ve karmaşık annem öldü&#039;&#039; notunu düştü.Stone, daha önce verdiği bir röportajda annesiyle ilişkisinin, gençlik yıllarında oldukça çalkantılı olduğunu ifade etmişti.
Felç geçiren Dorothy Stone, son dönemde ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ediyordu.Stone, annesiyle olan ilişkisine dair bazı detaylara The Beauty of Living Twice kitabında da yer vermişti.“Bana bir kadının başka bir kadına verebileceği en büyük sevgiyi ve ilgiyi verdi” diyen Stone, “Gençken anlamamıştım ama 15 yaşında üniversiteye gidince bunun kıymetini daha iyi anladım” demişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tlm8yvHjGEuRfNsoh9zX8g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sharon, Stoneun, anne, acısı:, Kötü, haberi, sosyal, medyadan, duyurdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tlm8yvHjGEuRfNsoh9zX8g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sharon Stone'un anne acısı: Kötü haberi sosyal medyadan duyurdu"><p>Hollywood yıldızı Sharon Stone, bir süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden annesi Dorothy Stone’un hayatını kaybettiğini duyurdu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SLHW-9x3hE-kkUVEAX_ppQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>67 yaşındaki oyuncu, Instagram hesabı üzerinden yaptığı paylaşıma, ''Benim komik ve karmaşık annem öldü'' notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m8nTeNFlO0iCom500wdZSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stone, daha önce verdiği bir röportajda annesiyle ilişkisinin, gençlik yıllarında oldukça çalkantılı olduğunu ifade etmişti.
Felç geçiren Dorothy Stone, son dönemde ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ediyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wNqS7tVv8EKZBkC2yFpWJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stone, annesiyle olan ilişkisine dair bazı detaylara The Beauty of Living Twice kitabında da yer vermişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DyPGLbNtQkmon8VXH1CK-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Bana bir kadının başka bir kadına verebileceği en büyük sevgiyi ve ilgiyi verdi” diyen Stone, “Gençken anlamamıştım ama 15 yaşında üniversiteye gidince bunun kıymetini daha iyi anladım” demişti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bölge halkı tarafından &amp;apos;&amp;apos;Ava Sıpi&amp;apos;&amp;apos; diye biliniyor: Midyat&amp;apos;ın serinlik durağına ziyaretçi akını</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/boelge-halki-tarafindan-ava-sipi-diye-biliniyor-midyatin-serinlik-duragina-ziyaretci-akini</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/boelge-halki-tarafindan-ava-sipi-diye-biliniyor-midyatin-serinlik-duragina-ziyaretci-akini</guid>
<description><![CDATA[ Mardin’in Midyat ile Nusaybin ilçeleri arasında, Bagok Dağı eteklerinde yer alan Beyazsu mesire alanı, sıcaktan bunalanların ilgi odağı oldu.Beyazsu mesire alanı, doğal güzellikleri ve serin kaynak suyuyla, yaz aylarında bölgenin kavurucu sıcağından kaçan ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. 
Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği kentte, sıcak havadan bunalanlar kent merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Beyazsu’ya akın ediyor.Bölge halkı tarafından ‘Ava Sıpi’ olarak da adlandırılan vadi, yazın serinlik arayanların gözdesi konumunda. Lokanta ve kafe gibi yaklaşık 300 işletmenin bulunduğu bölgede kimileri havuzda yüzerken kimileri de akarsuyun içinde ve kenarında kurulan kamelyalarda ayaklarını suya bırakıp serinledi.İşletmeci Muzaffer Akyüz, “Burası çok serin. Pikniğe geliyorlar, rahat ediyorlar. Diyarbakır, Batman, Cizre, Midyat, Nusaybin ve Kızıltepe’den herkes buraya akın ediyor” dedi.
Habib Akyüz ise “Beyazsu çok güzel bir yer. Gelenler suyun üzerine kurulan kamelyalarda yemek yiyebiliyor. Hava çok sıcak ama buranın serinliği çok güzel. İstanbul, Çanakkale, hemen hemen her bölgeden gelenler var” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DHY-qXnf6kWM5Y3GBCx5Fw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bölge, halkı, tarafından, Ava, Sıpi, diye, biliniyor:, Midyatın, serinlik, durağına, ziyaretçi, akını</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DHY-qXnf6kWM5Y3GBCx5Fw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bölge halkı tarafından ''Ava Sıpi'' diye biliniyor: Midyat'ın serinlik durağına ziyaretçi akını"><p>Mardin’in Midyat ile Nusaybin ilçeleri arasında, Bagok Dağı eteklerinde yer alan Beyazsu mesire alanı, sıcaktan bunalanların ilgi odağı oldu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/54qHmZxte0i52F6W8Z1pPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyazsu mesire alanı, doğal güzellikleri ve serin kaynak suyuyla, yaz aylarında bölgenin kavurucu sıcağından kaçan ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. 
Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği kentte, sıcak havadan bunalanlar kent merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Beyazsu’ya akın ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i0ezgO9z3Eq0VnRKEJl0hw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölge halkı tarafından ‘Ava Sıpi’ olarak da adlandırılan vadi, yazın serinlik arayanların gözdesi konumunda. Lokanta ve kafe gibi yaklaşık 300 işletmenin bulunduğu bölgede kimileri havuzda yüzerken kimileri de akarsuyun içinde ve kenarında kurulan kamelyalarda ayaklarını suya bırakıp serinledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JqBklN7E1kGhxVR0MA2bgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşletmeci Muzaffer Akyüz, “Burası çok serin. Pikniğe geliyorlar, rahat ediyorlar. Diyarbakır, Batman, Cizre, Midyat, Nusaybin ve Kızıltepe’den herkes buraya akın ediyor” dedi.
Habib Akyüz ise “Beyazsu çok güzel bir yer. Gelenler suyun üzerine kurulan kamelyalarda yemek yiyebiliyor. Hava çok sıcak ama buranın serinliği çok güzel. İstanbul, Çanakkale, hemen hemen her bölgeden gelenler var” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1QrcofLpqU2jGBh7ogV6Xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ci6jcNaKF0urnPbP1zU8-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LiYCRaJx0kiFikD4zsdOOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P0UvktTu-EWwPo4dMnZ7Pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bunaltıcı sıcaklarda doğal çözüm: 4 malzemeli serinletici karışım</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bunaltici-sicaklarda-dogal-coezum-4-malzemeli-serinletici-karisim</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bunaltici-sicaklarda-dogal-coezum-4-malzemeli-serinletici-karisim</guid>
<description><![CDATA[ Bunaltıcı sıcak havalarda soğuk içecekler özellikle vatandaşlar tarafından tercih ediliyor. Tüketilen içeceklerin doğal olmasını vurgulayan uzmanlar, soda, limon, kayısı ve maydanozdan oluşan karışımın kemik güçlendirici, sindirim kolaylaştırıcı ve yaşlılarda nefes rahatlatıcı faydalarına dikkat çekiyor.Son zamanlarda mevsim normalleri üzerinde seyreden bunaltıcı sıcaklarda vatandaşlar farklı soğuk içeceklere yöneliyor. Tercih edilen içeceklerin yanı sıra doğal içeceklerin içeriğindeki çeşitli meyvelerle sağlıklı bir karışım hazırlanabileceğine değinen Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Teknikeri Ayşen Çebiç, &quot;Bol mineralli maden suyumuzu bardağımıza döktük, daha sonrasında evde olan meyvelerden; kayısı, üzüm ya da çilek kişinin kendi tercihine göre biz kayısı tercih ederek içerisine kayısı ekledik. Olmazsa olmazımız C vitamini açısından yüksek olan limon ekledik. Daha sonrasında içerisine karanfil girdim ve ödem atıcı özelliği sayesinde maydanoz çok başarılı bir bitki olduğu için üzerinde süsleme olarak maydanoz kullandım. Tabii kişinin evinde eğer nane varsa ferahlatıcı özelliği sayesinde nane de kullanabilir&quot; dedi.Hazırlanan karışımın ferahlatıcı özelliğine dikkat çeken Çebiç, &quot;Bu karışım hem kemikleri besleyen, hem bol bol serinleten, bununla birlikte çocuk, genç, yaşlı herkesin kullanımına açık bitkisel bir churchill oldu. Normal yapılan churchillden farkı ise içeriğinin tamamen bitkisel ve daha donanımlı olması. Çünkü içerisine limon, kayısı, karanfil, maydanoz girdik. Tabii bunu da daha fazla çeşitlendirebilirler.İçerisine toz zerdeçal, toz zencefil, toz tarçın da girilebilir. Bizim yaptığımız churchill hem serinletici özelliğe sahip hem de evdeki malzemelerden oluşan bir karışım oldu. Tabii vatandaşlarımız bunu evindeki olan meyvelerden değerlendirebilirler. Hem meyveler çürümemiş olur hem de böyle güzel bir karışım elde edilmiş olur&quot; şeklinde konuştu.Doğal içeceğin faydalarını sıralayan Ayşen Çebiç, &quot;Bunun mideye en ufak bir zararı olmaz, aksine kemikleri güçlendirici, mideyi hafifletici ve yedikleri yemeğin ardından sindirim kuvvetlendirici bir etkisi olur, sindirimi güçlendirir. Onunla birlikte eğer yemek yenildikten sonra tercih edilirse aynı zamanda hem uykuya hem kemik erimesine hem de bununla birlikte yaşlılarda solunuma da çok iyi etkisi olur. Çünkü içerisine girdiğimiz limon, maden suyu ve karanfil etkisi sayesinde hem nefes darlığına hem kalbe hem tansiyona hem de şeker rahatsızlıklarına iyi gelir. Kişi eğer bunu tatlı seviyorsa balla tatlandırabilir&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w1G2-p9pJkyEDyfk2PjIow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bunaltıcı, sıcaklarda, doğal, çözüm:, malzemeli, serinletici, karışım</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w1G2-p9pJkyEDyfk2PjIow.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bunaltıcı sıcaklarda doğal çözüm: 4 malzemeli serinletici karışım"><p>Bunaltıcı sıcak havalarda soğuk içecekler özellikle vatandaşlar tarafından tercih ediliyor. Tüketilen içeceklerin doğal olmasını vurgulayan uzmanlar, soda, limon, kayısı ve maydanozdan oluşan karışımın kemik güçlendirici, sindirim kolaylaştırıcı ve yaşlılarda nefes rahatlatıcı faydalarına dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v0uG4f_H50SU3J4vkZn9kA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son zamanlarda mevsim normalleri üzerinde seyreden bunaltıcı sıcaklarda vatandaşlar farklı soğuk içeceklere yöneliyor. Tercih edilen içeceklerin yanı sıra doğal içeceklerin içeriğindeki çeşitli meyvelerle sağlıklı bir karışım hazırlanabileceğine değinen Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Teknikeri Ayşen Çebiç, "Bol mineralli maden suyumuzu bardağımıza döktük, daha sonrasında evde olan meyvelerden; kayısı, üzüm ya da çilek kişinin kendi tercihine göre biz kayısı tercih ederek içerisine kayısı ekledik. Olmazsa olmazımız C vitamini açısından yüksek olan limon ekledik. Daha sonrasında içerisine karanfil girdim ve ödem atıcı özelliği sayesinde maydanoz çok başarılı bir bitki olduğu için üzerinde süsleme olarak maydanoz kullandım. Tabii kişinin evinde eğer nane varsa ferahlatıcı özelliği sayesinde nane de kullanabilir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2QmlDdXXhUKk9M055rXQgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hazırlanan karışımın ferahlatıcı özelliğine dikkat çeken Çebiç, "Bu karışım hem kemikleri besleyen, hem bol bol serinleten, bununla birlikte çocuk, genç, yaşlı herkesin kullanımına açık bitkisel bir churchill oldu. Normal yapılan churchillden farkı ise içeriğinin tamamen bitkisel ve daha donanımlı olması. Çünkü içerisine limon, kayısı, karanfil, maydanoz girdik. Tabii bunu da daha fazla çeşitlendirebilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/neLYWmBsoUeHbjeeNAdIVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İçerisine toz zerdeçal, toz zencefil, toz tarçın da girilebilir. Bizim yaptığımız churchill hem serinletici özelliğe sahip hem de evdeki malzemelerden oluşan bir karışım oldu. Tabii vatandaşlarımız bunu evindeki olan meyvelerden değerlendirebilirler. Hem meyveler çürümemiş olur hem de böyle güzel bir karışım elde edilmiş olur" şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nTxNe6x8iECzyMpOA-85aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal içeceğin faydalarını sıralayan Ayşen Çebiç, "Bunun mideye en ufak bir zararı olmaz, aksine kemikleri güçlendirici, mideyi hafifletici ve yedikleri yemeğin ardından sindirim kuvvetlendirici bir etkisi olur, sindirimi güçlendirir. Onunla birlikte eğer yemek yenildikten sonra tercih edilirse aynı zamanda hem uykuya hem kemik erimesine hem de bununla birlikte yaşlılarda solunuma da çok iyi etkisi olur. Çünkü içerisine girdiğimiz limon, maden suyu ve karanfil etkisi sayesinde hem nefes darlığına hem kalbe hem tansiyona hem de şeker rahatsızlıklarına iyi gelir. Kişi eğer bunu tatlı seviyorsa balla tatlandırabilir" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ABD&amp;apos;li psikolog açıkladı: Eşinize asla söylememeniz gereken 2 iltifat</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/abdli-psikolog-acikladi-esinize-asla-soeylememeniz-gereken-2-iltifat</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/abdli-psikolog-acikladi-esinize-asla-soeylememeniz-gereken-2-iltifat</guid>
<description><![CDATA[ İltifatlar, çoğu zaman ilişkilerde sevgi ve takdirin bir göstergesi olarak kabul edilir. “Çok güzel görünüyorsun” ya da “çok iyi yemek yapıyorsun” gibi sözler, çiftler arasında genellikle olumlu bir hava yaratır. Ancak, uzmanlar bu tür ifadelerin ilişkilerde beklenmedik olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; İltifatlar, karşınızdaki kişiyi mutlu etmek için söylenen hoş sözler gibi görünse de, profesyonel psikologlar bu tür ifadelerin bazen “talimat verme” amacı taşıyabileceği konusunda uyarıyor. Amerikalı psikolog Dr. Mark Travers, insanların çoğu zaman bu tür ifadelerin olumsuz etkilerinin farkında olmadan kullandığını belirtiyor.Dr. Travers, Psychology Today’de yayınlanan yazısında, iltifatların genellikle insanları sakinleştirdiğini ve doğru şekilde iletildiğinde, kişiye değerli ve anlaşılmış hissettirdiğini vurguladı. Ancak, bazı iltifatlar, kişinin kendisini düzeltmesi gerektiği mesajını da verebilir.Dr. Travers, “Nasıl her zaman bu kadar sakin olabilirsin?” gibi bir cümlenin, aslında duygusal baskılama ve sakinliği ödüllendiren bir ifadeye dönüşebileceğine dikkat çekiyor. Başta masum bir iltifat gibi görünse de, bu tür sözler, eşinizin acı ya da zorluklar yaşadığı anlarda bile sakin kalmaya çalışması yönünde örtük bir teşvik olabilir.Bu tür ifadeler, kişiye duygusal olarak kendisini baskı altında hissettirebilir. Dr. Travers, “Yetişkin ilişkilerinde duygusal baskılama övüldüğünde, eşinizin değerinin yalnızca uyumlu ve kolay bakım gerektiren biri olmasında yattığı mesajı güçleniyor,” diyerek, bu tür yaklaşımların derin bir etkiye yol açabileceğini belirtiyor.Bir diğer yaygın ve tehlikeli iltifat ise, “Konuşabildiğim tek kişi sensin” ifadesidir. Dr. Travers, bu cümlenin eşinize, duygusal denetimi sağlamak için yalnızca ona bağımlı olduğunuzu düşündürebileceğini söylüyor. İlk bakışta yüksek bir güven ifadesi gibi görünse de, aslında bu sözler, duygusal bağımlılığı teşvik eden bir yapı oluşturabilir.Araştırmalar, insanların farklı duygusal ihtiyaçlarını farklı kişilerle karşıladıklarında daha sağlıklı bir ruh haline sahip olduklarını gösteriyor. Bir arkadaşınızla kaygılarınızı paylaşırken, başka bir arkadaşınıza daha derin duygusal meselelerinizi açabilirsiniz. Dr. Travers, “Duygusal destek çeşitliliği daha fazla refah sağlar çünkü bir ilişki, her türlü duygusal yükü taşıma görevini üstlenmez,” diyor.Dr. Travers, daha önce ilişkilerde kullanılan bazı takma isimlerin, daha derin duygusal meseleleri görmezden gelme eğiliminde olabileceğini de belirtti. “Bebek”, “Tatlım” ve “Melek” gibi takma isimler, bir ilişkinin samimi ve yakın olduğunu hissettirebilir. Ancak bu tür isimler, genellikle gerçek anlamda yakınlık yaratmadan, daha derin meseleleri saptırmak ve asıl sorunu çözmekten kaçınmak amacı taşıyabilir.İltifatlar, her ne kadar samimi ve sevgi dolu görünse de, ilişkilerde potansiyel olarak duygusal yük ve baskı oluşturabilir. Eşinizin duygusal sağlığını dikkate alarak, daha derin ve anlamlı bir iletişim tarzı geliştirmek, ilişkinin sürdürülebilirliği açısından oldukça önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JZPwFso0QEOPM6sAEFt51Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABDli, psikolog, açıkladı:, Eşinize, asla, söylememeniz, gereken, iltifat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JZPwFso0QEOPM6sAEFt51Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="ABD'li psikolog açıkladı: Eşinize asla söylememeniz gereken 2 iltifat"><p>İltifatlar, çoğu zaman ilişkilerde sevgi ve takdirin bir göstergesi olarak kabul edilir. “Çok güzel görünüyorsun” ya da “çok iyi yemek yapıyorsun” gibi sözler, çiftler arasında genellikle olumlu bir hava yaratır. Ancak, uzmanlar bu tür ifadelerin ilişkilerde beklenmedik olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RkuGNA9oGUCetDeOdlZF5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; İltifatlar, karşınızdaki kişiyi mutlu etmek için söylenen hoş sözler gibi görünse de, profesyonel psikologlar bu tür ifadelerin bazen “talimat verme” amacı taşıyabileceği konusunda uyarıyor. Amerikalı psikolog Dr. Mark Travers, insanların çoğu zaman bu tür ifadelerin olumsuz etkilerinin farkında olmadan kullandığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VrB5p2xFbE-bDSfvJvlFaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Travers, Psychology Today’de yayınlanan yazısında, iltifatların genellikle insanları sakinleştirdiğini ve doğru şekilde iletildiğinde, kişiye değerli ve anlaşılmış hissettirdiğini vurguladı. Ancak, bazı iltifatlar, kişinin kendisini düzeltmesi gerektiği mesajını da verebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ppsn9KPnukyRbrN6ZhnICA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Travers, “Nasıl her zaman bu kadar sakin olabilirsin?” gibi bir cümlenin, aslında duygusal baskılama ve sakinliği ödüllendiren bir ifadeye dönüşebileceğine dikkat çekiyor. Başta masum bir iltifat gibi görünse de, bu tür sözler, eşinizin acı ya da zorluklar yaşadığı anlarda bile sakin kalmaya çalışması yönünde örtük bir teşvik olabilir.Bu tür ifadeler, kişiye duygusal olarak kendisini baskı altında hissettirebilir. Dr. Travers, “Yetişkin ilişkilerinde duygusal baskılama övüldüğünde, eşinizin değerinin yalnızca uyumlu ve kolay bakım gerektiren biri olmasında yattığı mesajı güçleniyor,” diyerek, bu tür yaklaşımların derin bir etkiye yol açabileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8UhJLsGWsUm0kaxtkCzK_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir diğer yaygın ve tehlikeli iltifat ise, “Konuşabildiğim tek kişi sensin” ifadesidir. Dr. Travers, bu cümlenin eşinize, duygusal denetimi sağlamak için yalnızca ona bağımlı olduğunuzu düşündürebileceğini söylüyor. İlk bakışta yüksek bir güven ifadesi gibi görünse de, aslında bu sözler, duygusal bağımlılığı teşvik eden bir yapı oluşturabilir.Araştırmalar, insanların farklı duygusal ihtiyaçlarını farklı kişilerle karşıladıklarında daha sağlıklı bir ruh haline sahip olduklarını gösteriyor. Bir arkadaşınızla kaygılarınızı paylaşırken, başka bir arkadaşınıza daha derin duygusal meselelerinizi açabilirsiniz. Dr. Travers, “Duygusal destek çeşitliliği daha fazla refah sağlar çünkü bir ilişki, her türlü duygusal yükü taşıma görevini üstlenmez,” diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WK2CcR4SMU6ZspU7fKCRgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Travers, daha önce ilişkilerde kullanılan bazı takma isimlerin, daha derin duygusal meseleleri görmezden gelme eğiliminde olabileceğini de belirtti. “Bebek”, “Tatlım” ve “Melek” gibi takma isimler, bir ilişkinin samimi ve yakın olduğunu hissettirebilir. Ancak bu tür isimler, genellikle gerçek anlamda yakınlık yaratmadan, daha derin meseleleri saptırmak ve asıl sorunu çözmekten kaçınmak amacı taşıyabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YXgIdrYYy0yljH4iz3BsjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İltifatlar, her ne kadar samimi ve sevgi dolu görünse de, ilişkilerde potansiyel olarak duygusal yük ve baskı oluşturabilir. Eşinizin duygusal sağlığını dikkate alarak, daha derin ve anlamlı bir iletişim tarzı geliştirmek, ilişkinin sürdürülebilirliği açısından oldukça önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Problemleri fırsata çevirmek mümkün mü?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/problemleri-firsata-cevirmek-mumkun-mu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/problemleri-firsata-cevirmek-mumkun-mu</guid>
<description><![CDATA[ Problem çözme becerisi, kişinin doğru kararlar almasına yardımcı olduğu gibi analitik düşünce becerisinin gelişmesine de olanak sağlar. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal, problemleri fırsata çevirmeye yardımcı olacak yolları ntv.com.tr okuyucuları için yazdı.Günümüz dünyasında bilgiye ulaşmak kolay ama bilgiyi anlamlandırmak, işlemek ve doğru kararlar alabilmek giderek daha zor hale geliyor. Akademik başarı ya da teknik uzmanlık artık tek başına yeterli değil. İster profesyonel iş hayatında ister ikili ilişkilerde ister eğitim yolculuğunda olsun, bireyin kendini fark etmesi, olayları çok boyutlu görebilmesi ve çözüm odaklı düşünebilmesi kritik bir beceriye dayanıyor: Eleştirel düşünme.   Peki ama nedir bu çokça konuşulan ama yeterince içselleştirilmeyen beceri? Ve hayatımızda nasıl bir fark yaratır?ELEŞTİRMEK DEĞİL, ANLAMAYA ÇALIŞMAK  “Eleştirel düşünme” deyince çoğu kişinin aklına eleştirmek, kusur bulmak ya da olumsuz bir bakış açısıyla yaklaşmak gelebilir. Oysa buradaki “eleştirel” kelimesi; önyargısız, sorgulayıcı ve bütüncül bir düşünme biçimini ifade eder. Yani olan biteni anlamaya çalışan, duygularla değil, verilerle ve akıl yürütmeyle hareket eden bir zihin süreci.  İngilizce karşılığı critical thinking olan bu kavram, bir problemin olumlu-olumsuz tüm yönlerini tarafsızca değerlendirme, analiz etme ve sonuçlara ulaşma becerisidir. Duygu ile düşüncenin dengelendiği, sezgiyle verinin birlikte işlediği bu sistem; bireyi sadece çözüm bulan değil, çözüm üreten bir özneye de dönüştürür.  İŞE ALIM SÜREÇLERİNDE NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?  Gelin, günümüz iş dünyasına bakalım. Yeni nesil işe alım kriterleri arasında artık “problem çözme”, “analitik düşünme” ve “aktif öğrenme” gibi kavramlar öne çıkıyor. İşverenler, sadece görevini yapan değil; kriz anında çözüm üretebilen, fikir geliştirebilen, eleştirel düşünebilen bireyleri tercih ediyor. Çünkü bu yetkinlik, inisiyatif alabilen bir birey profili sunuyor. Karar verirken yalnızca duygularıyla değil, rasyonel analizlerle hareket edebilen, farklı bakış açılarını gözetebilen kişiler artık her alanda fark yaratıyor.  PEKİ ELEŞTİREL DÜŞÜNME NASIL GELİŞTİRİLİR?  Bu beceri doğuştan gelen bir yetenek değil. Aksine; gelişime açık, öğrenilebilen ve zaman içinde pekiştirilen bir zihinsel disiplindir. İşte geliştirmek için bazı temel adımlar:Problemi tanımlayın: Önce gerçekten neyle karşı karşıya olduğunuzu anlayın. İlk gelen çözüm fikrine hemen sarılmayın.  Bilgi toplayın: Sorunu anlamak için farklı kaynaklardan bilgi edinin. Açık fikirli ve önyargısız olun.  Analiz edin: Bilgi ve çözüm önerilerini gerçeklik, tutarlılık ve uygulanabilirlik açısından değerlendirin.  Farklı açılardan bakın: Göz ardı ettiğiniz ihtimalleri görmek için başka bakış açılarını da hesaba katın.  Sebep-sonuç ilişkisi kurun: Önerdiğiniz çözümlerin sonuçlarını mantıksal olarak irdeleyin.  Fikir alışverişine açık olun: Güvendiğiniz kişilerle paylaşarak görüş alın.  Uygulayın ve değerlendirin: Seçtiğiniz çözümü hayata geçirin ve sonrasında etkilerini gözlemleyin.  ZOR PROBLEMLER, DERİN BECERİLER GEREKTİRİR  Eleştirel düşünme; duygularla boğulmadan düşünmeyi, kararsızlıkta kaybolmadan ilerlemeyi, etiketlemeden anlamayı mümkün kılar. Bu beceri, sadece iş hayatında değil; çocuk yetiştirmeden partnerle yaşanan bir krize kadar her alanda bireye bir “denge pusulası” sunar. Problem çözmede zorlanıyor, olaylara tek pencereden bakıyor, iletişim kurarken hep aynı döngüye giriyorsanız... Belki de artık zihinsel bir esneme zamanı gelmiştir. Eleştirel düşünme bir kas gibidir, çalıştırıldıkça gelişir. Dilerseniz bu yolculukta bir uzman eşliğinde içgörü kazanabilir, sadece problemleri çözmekle kalmaz; onları fırsata dönüştürmeyi de öğrenebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TEbZy-V_J06uP7IPOzxyXA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Problemleri, fırsata, çevirmek, mümkün, mü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TEbZy-V_J06uP7IPOzxyXA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Problemleri fırsata çevirmek mümkün mü?"><p>Problem çözme becerisi, kişinin doğru kararlar almasına yardımcı olduğu gibi analitik düşünce becerisinin gelişmesine de olanak sağlar. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal, problemleri fırsata çevirmeye yardımcı olacak yolları ntv.com.tr okuyucuları için yazdı.</p>Günümüz dünyasında bilgiye ulaşmak kolay ama bilgiyi anlamlandırmak, işlemek ve doğru kararlar alabilmek giderek daha zor hale geliyor. Akademik başarı ya da teknik uzmanlık artık tek başına yeterli değil. İster profesyonel iş hayatında ister ikili ilişkilerde ister eğitim yolculuğunda olsun, bireyin kendini fark etmesi, olayları çok boyutlu görebilmesi ve çözüm odaklı düşünebilmesi kritik bir beceriye dayanıyor: Eleştirel düşünme.   Peki ama nedir bu çokça konuşulan ama yeterince içselleştirilmeyen beceri? Ve hayatımızda nasıl bir fark yaratır?<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IU_LOJQNOUyqE9SJfxTZ-A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Klinik Psikolog / Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal"><p><strong>ELEŞTİRMEK DEĞİL, ANLAMAYA ÇALIŞMAK</strong>  “Eleştirel düşünme” deyince çoğu kişinin aklına eleştirmek, kusur bulmak ya da olumsuz bir bakış açısıyla yaklaşmak gelebilir. Oysa buradaki “eleştirel” kelimesi; önyargısız, sorgulayıcı ve bütüncül bir düşünme biçimini ifade eder. Yani olan biteni anlamaya çalışan, duygularla değil, verilerle ve akıl yürütmeyle hareket eden bir zihin süreci.  İngilizce karşılığı <strong>critical thinking</strong> olan bu kavram, bir problemin olumlu-olumsuz tüm yönlerini tarafsızca değerlendirme, analiz etme ve sonuçlara ulaşma becerisidir. Duygu ile düşüncenin dengelendiği, sezgiyle verinin birlikte işlediği bu sistem; bireyi sadece çözüm bulan değil, çözüm üreten bir özneye de dönüştürür.  <strong>İŞE ALIM SÜREÇLERİNDE NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?</strong>  Gelin, günümüz iş dünyasına bakalım. Yeni nesil işe alım kriterleri arasında artık “problem çözme”, “analitik düşünme” ve “aktif öğrenme” gibi kavramlar öne çıkıyor. İşverenler, sadece görevini yapan değil; kriz anında çözüm üretebilen, fikir geliştirebilen, eleştirel düşünebilen bireyleri tercih ediyor. </p><p>Çünkü bu yetkinlik, inisiyatif alabilen bir birey profili sunuyor. Karar verirken yalnızca duygularıyla değil, rasyonel analizlerle hareket edebilen, farklı bakış açılarını gözetebilen kişiler artık her alanda fark yaratıyor.  <strong>PEKİ ELEŞTİREL DÜŞÜNME NASIL GELİŞTİRİLİR?</strong>  Bu beceri doğuştan gelen bir yetenek değil. Aksine; gelişime açık, öğrenilebilen ve zaman içinde pekiştirilen bir zihinsel disiplindir. İşte geliştirmek için bazı temel adımlar:</p><p><strong>Problemi tanımlayın: </strong>Önce gerçekten neyle karşı karşıya olduğunuzu anlayın. İlk gelen çözüm fikrine hemen sarılmayın.  <strong>Bilgi toplayın:</strong> Sorunu anlamak için farklı kaynaklardan bilgi edinin. Açık fikirli ve önyargısız olun.  <strong>Analiz edin:</strong> Bilgi ve çözüm önerilerini gerçeklik, tutarlılık ve uygulanabilirlik açısından değerlendirin.  <strong>Farklı açılardan bakın: </strong>Göz ardı ettiğiniz ihtimalleri görmek için başka bakış açılarını da hesaba katın.  <strong>Sebep-sonuç ilişkisi kurun:</strong> Önerdiğiniz çözümlerin sonuçlarını mantıksal olarak irdeleyin.  <strong>Fikir alışverişine açık olun: </strong>Güvendiğiniz kişilerle paylaşarak görüş alın.  Uygulayın ve değerlendirin: Seçtiğiniz çözümü hayata geçirin ve sonrasında etkilerini gözlemleyin.  <strong>ZOR PROBLEMLER, DERİN BECERİLER GEREKTİRİR</strong>  Eleştirel düşünme; duygularla boğulmadan düşünmeyi, kararsızlıkta kaybolmadan ilerlemeyi, etiketlemeden anlamayı mümkün kılar. Bu beceri, sadece iş hayatında değil; çocuk yetiştirmeden partnerle yaşanan bir krize kadar her alanda bireye bir “denge pusulası” sunar. </p><p>Problem çözmede zorlanıyor, olaylara tek pencereden bakıyor, iletişim kurarken hep aynı döngüye giriyorsanız... Belki de artık zihinsel bir esneme zamanı gelmiştir. Eleştirel düşünme bir kas gibidir, çalıştırıldıkça gelişir. Dilerseniz bu yolculukta bir uzman eşliğinde içgörü kazanabilir, sadece problemleri çözmekle kalmaz; onları fırsata dönüştürmeyi de öğrenebilirsiniz.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu kan grubundakiler dikkat: Mide kanseri riski var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bu-kan-grubundakiler-dikkat-mide-kanseri-riski-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bu-kan-grubundakiler-dikkat-mide-kanseri-riski-var</guid>
<description><![CDATA[ Mide kanserinin dünya genelinde akciğer kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser türü. Mide kanseri vakaları son yıllarda da artış gösterdi. Mide kanserindeki kan grubu detayıysa şaşırttı.Mide kanseri vakaları son yıllarda ciddi oranda arttı. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, erkeklerde, A kan grubundaki kişilerde, sigara içenlerde ve şişmanlarda mide kanseri görülme riskinin daha fazla olduğunu söyledi.Uzman isim mide kanserinde son yıllarda artış görüldüğüne dikkat çekerek, hastalığın hiçbir belirti vermeden ilerleyebileceğini belirtti. Prof. Dr.mide kanserinden korunmak için aşırı tuzlu, salamuralı yiyecekleri her gün yemekten kaçınmak gerektiğini belirterek, uyarılarda bulundu.Mide kanserinin dünya genelinde akciğer kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser türü olduğunu belirten uzman, &quot;Ülkemizde erkeklerde görülen kanserlerin yüzde 7,4&#039;ünü, kadınlarda ise yüzde 6&#039;lık bir oranı oluşturan mide kanseri, son yıllarda giderek artış göstermektedir.Erkeklerde, A kan grubundaki kişilerde, sigara içenlerde ve şişmanlarda mide kanseri görülme riski daha fazlayken; hastalık farklı nedenlerle de gelişebilmektedir. Bu sebeplerden bazıları şöyle sıralanabilir; midede hazımsızlık, şişkinlik ve ülsere neden olan &quot;Helicobacter pylori&quot; adı verilen bakteri türü tedavisinin ihmal edilmesi, geçmişte mide sinirleri kesildiği için uzun yıllar midede asit salgılanmamış olması, tütsülenmiş yiyecekler (mide kanserinin Japonya&#039;daki görülme sıklığı fazladır), genetik yatkınlık, kişide gastrit ve B12 vitamini eksikliği olması ve mide polipleridir&quot; dedi.Mide kanseri hiçbir belirti vermeden sinsi bir şekilde de ilerleyebiliyor.&quot;Mide kanseri bazen hiçbir belirti vermeden, sinsice ilerleyebilir. Belirtiler geç dönemlerde görüldüğünde, hasta cerrahi müdahale şansını kaybetmiş olabilir. Öte yandan, karnın üst kısmında şişkinlik, ağrı, çabuk doyma, iştahsızlık, bulantı, kusma, beraberinde hızlı kilo kaybı, kansızlık (anemi), dışkıda gizli kan testinin pozitif çıkması hastalığın başlıca belirtileri arasındadır. Ancak tüm bu belirtilerin günlük yaşantıda sık rastlanan, sıradan şikâyetler olması, doktora başvurma konusunda gecikmelere yol açabilir. Hastalığın erken tanısı cerrahi girişimler bakımından avantaj sağlar. Kanser ileri dönemlerde teşhis edildiğinde, çevre organlara yayılmış olma riski hastalığın kesin tedavi şansını azaltmaktadır. Böyle durumlarda, ameliyat öncesinde kemoterapi uygulanır ve kanserdeki gerileme izlenir. Burada amaç, tekrar ameliyat şansını kazanmaktır. Eğer cerrahi olarak kansere müdahale şansı yok ise; ‘palyatif&#039; denilen, hastaya konfor sağlayacak ameliyat yöntemleri uygulanır. Bu işlemde hastanın kanser açısından tedavisi gerçekleşmez ancak hastanın yeme içme düzenine devam etmesi sağlanır&quot;Böyle bir operasyon sonrası hastanın sık aralıklarla, küçük porsiyonlarla beslenmesi ve besinleri çok iyi çiğneyerek yutması önerilmektedir. Mide kanseri ameliyatı ve tedavisi sonrası hasta, ‘Ameliyat oldum kurtuldum&#039; düşüncesine kapılmamalı, düzenli kontrollerine devam etmelidir. Erken evrede teşhis ve tedavi ile 5 yıllık yaşam şansı yüzde 90-100 iken, ileri evre tümörlerde bu oran yüzde 15-25&#039;e kadar düşmektedir. Aşırı tuzlu, salamuralı yiyecekleri her gün yemekten kaçınmak, közde pişirilen gıdalardan uzak durmak, bol taze sebze yemek, sporu ihmal etmeden, ideal kiloyu korumak hastalığın tedavi başarısını yükselten önemli faktörlerdir&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q9_3Zcz_skCFZIrEulY9Aw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>kan, grubundakiler, dikkat:, Mide, kanseri, riski, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q9_3Zcz_skCFZIrEulY9Aw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bu kan grubundakiler dikkat: Mide kanseri riski var"><p>Mide kanserinin dünya genelinde akciğer kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser türü. Mide kanseri vakaları son yıllarda da artış gösterdi. Mide kanserindeki kan grubu detayıysa şaşırttı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CN4g-xNrKEqrhwFSZscAvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanseri vakaları son yıllarda ciddi oranda arttı. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, erkeklerde, A kan grubundaki kişilerde, sigara içenlerde ve şişmanlarda mide kanseri görülme riskinin daha fazla olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u3weMVKurkyJcqqEP0TNPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzman isim mide kanserinde son yıllarda artış görüldüğüne dikkat çekerek, hastalığın hiçbir belirti vermeden ilerleyebileceğini belirtti. Prof. Dr.mide kanserinden korunmak için aşırı tuzlu, salamuralı yiyecekleri her gün yemekten kaçınmak gerektiğini belirterek, uyarılarda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KoCCkeDglEarDXPMueEhyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanserinin dünya genelinde akciğer kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser türü olduğunu belirten uzman, "Ülkemizde erkeklerde görülen kanserlerin yüzde 7,4'ünü, kadınlarda ise yüzde 6'lık bir oranı oluşturan mide kanseri, son yıllarda giderek artış göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rEW2bEq6RU6xJhG3Ee7Cfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erkeklerde, A kan grubundaki kişilerde, sigara içenlerde ve şişmanlarda mide kanseri görülme riski daha fazlayken; hastalık farklı nedenlerle de gelişebilmektedir. Bu sebeplerden bazıları şöyle sıralanabilir; midede hazımsızlık, şişkinlik ve ülsere neden olan "Helicobacter pylori" adı verilen bakteri türü tedavisinin ihmal edilmesi, geçmişte mide sinirleri kesildiği için uzun yıllar midede asit salgılanmamış olması, tütsülenmiş yiyecekler (mide kanserinin Japonya'daki görülme sıklığı fazladır), genetik yatkınlık, kişide gastrit ve B12 vitamini eksikliği olması ve mide polipleridir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vjO0TaAt_EGZwOG8CoJw-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanseri hiçbir belirti vermeden sinsi bir şekilde de ilerleyebiliyor."Mide kanseri bazen hiçbir belirti vermeden, sinsice ilerleyebilir. Belirtiler geç dönemlerde görüldüğünde, hasta cerrahi müdahale şansını kaybetmiş olabilir. Öte yandan, karnın üst kısmında şişkinlik, ağrı, çabuk doyma, iştahsızlık, bulantı, kusma, beraberinde hızlı kilo kaybı, kansızlık (anemi), dışkıda gizli kan testinin pozitif çıkması hastalığın başlıca belirtileri arasındadır. Ancak tüm bu belirtilerin günlük yaşantıda sık rastlanan, sıradan şikâyetler olması, doktora başvurma konusunda gecikmelere yol açabilir. Hastalığın erken tanısı cerrahi girişimler bakımından avantaj sağlar. Kanser ileri dönemlerde teşhis edildiğinde, çevre organlara yayılmış olma riski hastalığın kesin tedavi şansını azaltmaktadır. Böyle durumlarda, ameliyat öncesinde kemoterapi uygulanır ve kanserdeki gerileme izlenir. Burada amaç, tekrar ameliyat şansını kazanmaktır. Eğer cerrahi olarak kansere müdahale şansı yok ise; ‘palyatif' denilen, hastaya konfor sağlayacak ameliyat yöntemleri uygulanır. Bu işlemde hastanın kanser açısından tedavisi gerçekleşmez ancak hastanın yeme içme düzenine devam etmesi sağlanır"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BsvXPEq87kCmkWhLAnaRGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böyle bir operasyon sonrası hastanın sık aralıklarla, küçük porsiyonlarla beslenmesi ve besinleri çok iyi çiğneyerek yutması önerilmektedir. Mide kanseri ameliyatı ve tedavisi sonrası hasta, ‘Ameliyat oldum kurtuldum' düşüncesine kapılmamalı, düzenli kontrollerine devam etmelidir. Erken evrede teşhis ve tedavi ile 5 yıllık yaşam şansı yüzde 90-100 iken, ileri evre tümörlerde bu oran yüzde 15-25'e kadar düşmektedir. Aşırı tuzlu, salamuralı yiyecekleri her gün yemekten kaçınmak, közde pişirilen gıdalardan uzak durmak, bol taze sebze yemek, sporu ihmal etmeden, ideal kiloyu korumak hastalığın tedavi başarısını yükselten önemli faktörlerdir"</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Apollon Smintheus Kutsal Alanı&amp;apos;ndaki kazılarda 3&amp;apos;üncü yüzyıla ait hamam gün yüzüne çıkarılıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/apollon-smintheus-kutsal-alanindaki-kazilarda-3uncu-yuzyila-ait-hamam-gun-yuzune-cikariliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/apollon-smintheus-kutsal-alanindaki-kazilarda-3uncu-yuzyila-ait-hamam-gun-yuzune-cikariliyor</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale&#039;nin Ayvacık ilçesindeki Apollon Smintheus Kutsal Alanı&#039;nda devam eden arkeolojik kazılarda, milattan sonra 3’üncü yüzyıla ait olduğu değerlendirilen hamam gün yüzüne çıkarılıyor.Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyündeki Apollon Smintheus Kutsal Alanı&#039;nda 1980 yılında başlayan kazı ve restorasyon çalışmaları, bu yıl yaklaşık 20 kişilik akademik, 15 öğrenci, 6 işçiden oluşan ekip ile Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Davut Kaplan başkanlığında sürdürülüyor.Çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü&#039;nün maddi, manevi destekleriyle 2025 yılında &#039;Geleceğe Miras Projesi&#039; kapsamında yürütülüyor. Bu yılki kazı çalışmalarında, milattan sonra 3’üncü yüzyıla ait olduğu değerlendirilen Roma hamamı gün yüzüne çıkarılıyor.Apollon Smintheus Kutsal Alanı&#039;ndaki kazı çalışmalarının 1980 yılından beri devam ettiğine dikkati çeken Kazı Başkanı Prof. Dr. Davut Kaplan, şu ifadeleri kullandı:
&quot;2025 yılı itibarıyla Batı Hamamı’nda çalışıyoruz. Batı Hamamı’nı daha önce yüzey araştırmalarında keşfini yapmıştık. Yüzeydeki buluntular, mimari kalıntılar veya yüzeye çıkan tuğla ve seramikler ve de buranın bulunduğu konum nedeniyle buraya &#039;Batı Hamamı&#039; ismini verdik. Henüz şu anda temizlik aşamasındayız. Hamamın civarındaki çalıları, otları, taşları temizliyoruz ama bir taraftan da sondajlar yaparak hamamın sınırlarını belirliyoruz. Hamamın aşağı yukarı planını çıkardık. Önümüzdeki haftalarda çok daha iyi buluntular gelecek.&#039;&#039;Yapılan sondaj çalışmaları ve kontrollerde hamamın Roma İmparatorluğu dönemine ait olabileceğini belirten Kazı Başkanı Prof. Dr. Kaplan, sözlerine şu şekilde devam etti:
&quot;Hamamları kazarken iki sistemimiz var. Biri vatandaşın, yani yıkanmaya gelenlerin hamamı kullanma şekli bir diğer ifadeyle yıkanma düzenidir. Hamama girişinden, yıkanıp çıkışa yöneldiği mekanları takip ederiz. Diğeri de suyun kaynaktan başlayarak, ısıtıldıktan sonra havuzlara, kullanılmasına ve en son dışarı atılmasına kadar devam eden kullanım şeklidir. Açığa çıktığı zaman belli olacak ama muhtemelen burada milattan sonra 3’üncü yüzyıla ait bir Roma hamamı mevcut. Burası kutsal ve pagan dini merkezi olduğu için hemen arkasından gelen Hıristiyanlar tarafından tahrip ediliyor. Bizans&#039;ın Hıristiyan Romalılara burada ve her yerde vermiş olduğu gibi çok tahribat var. Biz hamamın sadece temellerini ve duvarlarını ortaya çıkaracağız belki ama üzerine de öncelikle bakılması gereken yine Bizanslıların yani Hıristiyan Romalıların evleri var. Yani hamamı yıkıp veya değiştirerek tekrardan konut olarak kullanıyorlar. Şu anda o Bizans konutları ve tahribatının yapıldığı seviyede çalışıyoruz. Bizans tabakasını, konutlarını kazıyor ve belgeliyoruz. Hemen ardından hamamın kazısı devam edecek.&#039;&#039;&quot;Roma hamamlarını uzmanlar, arkeologlar, mimarlar, sanat tarihçileri elbette bilir. Yalnız vatandaşların da bilmesi gereken bir şey var; o da bilenlere danışmak. Bizim evlerimizin ömrü bir insan ömrüne eşit. Oysaki Roma yapıları yüzlerce hatta binlerce yıl dayanıyor. Böyle bir yapıyı nesiller boyunca kullanabilirsiniz. Bunun gerekçeleri var ve biliniyor aslında. Biz sadece gün yüzüne çıksın, bir hamam ortaya çıksın, vatandaş gelsin, taş duvarları falan görsün diye kazı yapmıyoruz. Elbette sergilemek ilk amaç gibi duruyor. Oysa buradaki kazılarda çalışan insanların büyük çoğunluğu genç öğrenciler ve ileride akademisyen olacaklar. Dolayısıyla A&#039;dan Z&#039;ye topografya, zemin, arazi, temel yapıları, taşıyıcı elemanlar, yapıların yükleri, hangi elemanlar ve malzeme kullanılmış, bütün bunları öğrenciye ders olarak uygulamalı anlatıyoruz.
Bu hamamın altyapısının temel özellikleri var. Mesela yapının kendi ağırlığı mevcut. Taşları, harçları var ama bir de bunun üzerine rezervuarda olduğu gibi su bindiriyorsunuz. Tonlarca yük su biniyor. Dolayısıyla su yapıyı tahrip eder. Bir taraftan da ateş ile ısıtıyorsunuz ve iki zıt bir arada. Yapının tahrip olması kaçınılmaz. Hem yükü taşıması hem de hamama rahat aktarılması için su deposunun altına tonozlu bir koridor inşa edilmiş. Yani bu sistem hem Smintheion&#039;da bir ilk hem de diğer benim çalıştığım veya gördüğüm, araştırdığım bu zamana kadar ki hiçbir hamamda veya su deposunda olmayan bir alt yapı tasarımı mevcut. Smintheion’da daha önce kazdığımız hamamlar da sıra dışıydı. Bu da aynı ve ünik bir eser. Henüz başlamadığımız halde hamama su veren su deposunun mimarisi bile bize, burada yeni mimarlara, mühendislere, öğrencilere ve özellikle halka ders verecek kadar bilgi içeriyor. Yani bu bin 700 yıllık yapı, hala ayakta. Böyle bakıldığı zaman Roma çağının yapıları günümüzden çok çok daha sağlam ve örnek alınması gerekir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W48_z8EqFECBbrgXrCehJw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Apollon, Smintheus, Kutsal, Alanındaki, kazılarda, 3üncü, yüzyıla, ait, hamam, gün, yüzüne, çıkarılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W48_z8EqFECBbrgXrCehJw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Apollon Smintheus Kutsal Alanı'ndaki kazılarda 3'üncü yüzyıla ait hamam gün yüzüne çıkarılıyor"><p>Çanakkale'nin Ayvacık ilçesindeki Apollon Smintheus Kutsal Alanı'nda devam eden arkeolojik kazılarda, milattan sonra 3’üncü yüzyıla ait olduğu değerlendirilen hamam gün yüzüne çıkarılıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UF-n3IJiX0uE2uD5zP3erQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyündeki Apollon Smintheus Kutsal Alanı'nda 1980 yılında başlayan kazı ve restorasyon çalışmaları, bu yıl yaklaşık 20 kişilik akademik, 15 öğrenci, 6 işçiden oluşan ekip ile Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Davut Kaplan başkanlığında sürdürülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mJNIBOp5DEWCzn2fMrGu9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün maddi, manevi destekleriyle 2025 yılında 'Geleceğe Miras Projesi' kapsamında yürütülüyor. Bu yılki kazı çalışmalarında, milattan sonra 3’üncü yüzyıla ait olduğu değerlendirilen Roma hamamı gün yüzüne çıkarılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DsDRbO5BhUyhJEm0mEFH9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Apollon Smintheus Kutsal Alanı'ndaki kazı çalışmalarının 1980 yılından beri devam ettiğine dikkati çeken Kazı Başkanı Prof. Dr. Davut Kaplan, şu ifadeleri kullandı:
"2025 yılı itibarıyla Batı Hamamı’nda çalışıyoruz. Batı Hamamı’nı daha önce yüzey araştırmalarında keşfini yapmıştık. Yüzeydeki buluntular, mimari kalıntılar veya yüzeye çıkan tuğla ve seramikler ve de buranın bulunduğu konum nedeniyle buraya 'Batı Hamamı' ismini verdik. Henüz şu anda temizlik aşamasındayız. Hamamın civarındaki çalıları, otları, taşları temizliyoruz ama bir taraftan da sondajlar yaparak hamamın sınırlarını belirliyoruz. Hamamın aşağı yukarı planını çıkardık. Önümüzdeki haftalarda çok daha iyi buluntular gelecek.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VV9gezqmSUuoVH5PYtl4WQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan sondaj çalışmaları ve kontrollerde hamamın Roma İmparatorluğu dönemine ait olabileceğini belirten Kazı Başkanı Prof. Dr. Kaplan, sözlerine şu şekilde devam etti:
"Hamamları kazarken iki sistemimiz var. Biri vatandaşın, yani yıkanmaya gelenlerin hamamı kullanma şekli bir diğer ifadeyle yıkanma düzenidir. Hamama girişinden, yıkanıp çıkışa yöneldiği mekanları takip ederiz. Diğeri de suyun kaynaktan başlayarak, ısıtıldıktan sonra havuzlara, kullanılmasına ve en son dışarı atılmasına kadar devam eden kullanım şeklidir. Açığa çıktığı zaman belli olacak ama muhtemelen burada milattan sonra 3’üncü yüzyıla ait bir Roma hamamı mevcut. Burası kutsal ve pagan dini merkezi olduğu için hemen arkasından gelen Hıristiyanlar tarafından tahrip ediliyor. Bizans'ın Hıristiyan Romalılara burada ve her yerde vermiş olduğu gibi çok tahribat var. Biz hamamın sadece temellerini ve duvarlarını ortaya çıkaracağız belki ama üzerine de öncelikle bakılması gereken yine Bizanslıların yani Hıristiyan Romalıların evleri var. Yani hamamı yıkıp veya değiştirerek tekrardan konut olarak kullanıyorlar. Şu anda o Bizans konutları ve tahribatının yapıldığı seviyede çalışıyoruz. Bizans tabakasını, konutlarını kazıyor ve belgeliyoruz. Hemen ardından hamamın kazısı devam edecek.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Dt0Z6q010CvIpP0n9zH1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Roma hamamlarını uzmanlar, arkeologlar, mimarlar, sanat tarihçileri elbette bilir. Yalnız vatandaşların da bilmesi gereken bir şey var; o da bilenlere danışmak. Bizim evlerimizin ömrü bir insan ömrüne eşit. Oysaki Roma yapıları yüzlerce hatta binlerce yıl dayanıyor. Böyle bir yapıyı nesiller boyunca kullanabilirsiniz. Bunun gerekçeleri var ve biliniyor aslında. Biz sadece gün yüzüne çıksın, bir hamam ortaya çıksın, vatandaş gelsin, taş duvarları falan görsün diye kazı yapmıyoruz. Elbette sergilemek ilk amaç gibi duruyor. Oysa buradaki kazılarda çalışan insanların büyük çoğunluğu genç öğrenciler ve ileride akademisyen olacaklar. Dolayısıyla A'dan Z'ye topografya, zemin, arazi, temel yapıları, taşıyıcı elemanlar, yapıların yükleri, hangi elemanlar ve malzeme kullanılmış, bütün bunları öğrenciye ders olarak uygulamalı anlatıyoruz.
Bu hamamın altyapısının temel özellikleri var. Mesela yapının kendi ağırlığı mevcut. Taşları, harçları var ama bir de bunun üzerine rezervuarda olduğu gibi su bindiriyorsunuz. Tonlarca yük su biniyor. Dolayısıyla su yapıyı tahrip eder. Bir taraftan da ateş ile ısıtıyorsunuz ve iki zıt bir arada. Yapının tahrip olması kaçınılmaz. Hem yükü taşıması hem de hamama rahat aktarılması için su deposunun altına tonozlu bir koridor inşa edilmiş. Yani bu sistem hem Smintheion'da bir ilk hem de diğer benim çalıştığım veya gördüğüm, araştırdığım bu zamana kadar ki hiçbir hamamda veya su deposunda olmayan bir alt yapı tasarımı mevcut. Smintheion’da daha önce kazdığımız hamamlar da sıra dışıydı. Bu da aynı ve ünik bir eser. Henüz başlamadığımız halde hamama su veren su deposunun mimarisi bile bize, burada yeni mimarlara, mühendislere, öğrencilere ve özellikle halka ders verecek kadar bilgi içeriyor. Yani bu bin 700 yıllık yapı, hala ayakta. Böyle bakıldığı zaman Roma çağının yapıları günümüzden çok çok daha sağlam ve örnek alınması gerekir."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yozgat&amp;apos;ta 5 asırlık köprü: Yavuz Sultan Selim&amp;apos;in mirası havadan görüntülendi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yozgatta-5-asirlik-koepru-yavuz-sultan-selimin-mirasi-havadan-goeruntulendi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yozgatta-5-asirlik-koepru-yavuz-sultan-selimin-mirasi-havadan-goeruntulendi</guid>
<description><![CDATA[ Yozgat&#039;ta 2018 yılında aslına uygun restore edilen, aradan geçen beş asra rağmen varlığını korumaya devam eden Karabıyık Köprüsü, drone ile görüntülendi.Yozgat şehir merkezine 40 kilometre uzaklıkta yer alan ve 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılan Karabıyık Köprüsü, yıllara meydan okuyor.Mısır Seferi&#039;ne giden Osmanlı ordularının geçişi için inşa ettirilen ve 2018 yılında aslına uygun şekilde restore edilen 509 yıllık tarihi köprü, 3 kemerli yapısıyla dikkat çekiyor. Restorasyonun ardından ulaşıma açılan köprü drone ile havadan görüntülendi.Tarihi ve kültürel yapısıyla dikkat çeken Karabıyık Köprüsü, aradan geçen beş asra rağmen varlığını korumaya devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m5pLj76b0UupFDKuvPnXZA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yozgatta, asırlık, köprü:, Yavuz, Sultan, Selimin, mirası, havadan, görüntülendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m5pLj76b0UupFDKuvPnXZA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yozgat'ta 5 asırlık köprü: Yavuz Sultan Selim'in mirası havadan görüntülendi"><p>Yozgat'ta 2018 yılında aslına uygun restore edilen, aradan geçen beş asra rağmen varlığını korumaya devam eden Karabıyık Köprüsü, drone ile görüntülendi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8AlH_i7yWUGKH7Z_gGLHNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yozgat şehir merkezine 40 kilometre uzaklıkta yer alan ve 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılan Karabıyık Köprüsü, yıllara meydan okuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2WM0Bo4xg0SNDML-VuwP_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mısır Seferi'ne giden Osmanlı ordularının geçişi için inşa ettirilen ve 2018 yılında aslına uygun şekilde restore edilen 509 yıllık tarihi köprü, 3 kemerli yapısıyla dikkat çekiyor. Restorasyonun ardından ulaşıma açılan köprü drone ile havadan görüntülendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0drLUN5XQUKNybtSu0ERXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarihi ve kültürel yapısıyla dikkat çeken Karabıyık Köprüsü, aradan geçen beş asra rağmen varlığını korumaya devam ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Halk arasında &amp;apos;&amp;apos;kabulca&amp;apos;&amp;apos; olarak da biliniyor: Ata tohumunda hasat başladı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/halk-arasinda-kabulca-olarak-da-biliniyor-ata-tohumunda-hasat-basladi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/halk-arasinda-kabulca-olarak-da-biliniyor-ata-tohumunda-hasat-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Geçmişi 12 bin yıl öncesine dayanan ve bölge halkı arasında &#039;&#039;kabulca&#039;&#039; olarak da bilinen coğrafi işaretli siyez buğdayının hasadına başlandı.Kastamonu&#039;nun İhsangazi ilçesinde yaklaşık 12 bin dekar alanda ekilen siyez buğdayı, iç ve dış piyasada ham ve işlenmiş ürün olarak talep görmeye devam ediyor. Bölgede &quot;kabulca&quot; veya &quot;kaplıca&quot; olarak da adlandırılan siyez buğdayının yaklaşık yüzde 70&#039;i bulgur olarak değerlendirilirken, geri kalanı un ve yem üretiminde kullanılıyor.İlaçsız ve gübresiz yetişebilen nadir tahıllardan biri olan ve buğdayın atası kabul edilen siyez, son yıllarda yurt dışında da yoğun talep görüyor.Hasadı biçerdöverlerle yapılan siyez, özellikle yerli ve organik tarıma ilgi duyan tüketiciler tarafından tercih ediliyor. Üretici çiftçiler, bu yılki rekolteden memnun olduklarını belirtti.Bir diğer üretici Yasin Ciğerci ise &quot;Siyez, çiftçiler için çok değerli çünkü 12 bin yıllık geçmişiyle bugüne kadar genetiği bozulmadan ulaşmış bir ata tohumu. Bizler de İhsangazi&#039;de bu geleneği sürdürüyoruz&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hWIqvzgyp0ado0DUHV0fYA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Halk, arasında, kabulca, olarak, biliniyor:, Ata, tohumunda, hasat, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hWIqvzgyp0ado0DUHV0fYA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Halk arasında ''kabulca'' olarak da biliniyor: Ata tohumunda hasat başladı"><p>Geçmişi 12 bin yıl öncesine dayanan ve bölge halkı arasında ''kabulca'' olarak da bilinen coğrafi işaretli siyez buğdayının hasadına başlandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQ5fXSfnbUykWA1QLMA1fQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kastamonu'nun İhsangazi ilçesinde yaklaşık 12 bin dekar alanda ekilen siyez buğdayı, iç ve dış piyasada ham ve işlenmiş ürün olarak talep görmeye devam ediyor. Bölgede "kabulca" veya "kaplıca" olarak da adlandırılan siyez buğdayının yaklaşık yüzde 70'i bulgur olarak değerlendirilirken, geri kalanı un ve yem üretiminde kullanılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3rWAfMB5lEKT-XCnuKk_eQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlaçsız ve gübresiz yetişebilen nadir tahıllardan biri olan ve buğdayın atası kabul edilen siyez, son yıllarda yurt dışında da yoğun talep görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OrOYugz4pUWyFtCQkNTBYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hasadı biçerdöverlerle yapılan siyez, özellikle yerli ve organik tarıma ilgi duyan tüketiciler tarafından tercih ediliyor. Üretici çiftçiler, bu yılki rekolteden memnun olduklarını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sTw6A8Ybi0eEu6OFYCuR0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir diğer üretici Yasin Ciğerci ise "Siyez, çiftçiler için çok değerli çünkü 12 bin yıllık geçmişiyle bugüne kadar genetiği bozulmadan ulaşmış bir ata tohumu. Bizler de İhsangazi'de bu geleneği sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeni trend sokakta &amp;quot;yellenmek&amp;quot;: Doktorlar olumlu bakıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yeni-trend-sokakta-yellenmek-doktorlar-olumlu-bakiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yeni-trend-sokakta-yellenmek-doktorlar-olumlu-bakiyor</guid>
<description><![CDATA[ Sokakta gaz çıkarma trendi gittikçe yayılıyor. Yürürken &quot;yellenip&quot; video çekenlerin sayısı gittikçe artıyor. Bu trendin adı, Fart Walk yani “Yellenme yürüyüşü&#039;&#039;. Doktorlar bu eylemi yararlı buluyor.Time&#039;de yer alan analizde, &quot;yellenme yürüyüşü&quot; adı verilen bu yürürken &quot;gaz çıkarma&quot; trendinin sağlığa etkisi inceledi. Sosyal medyada, ilginçlik olsun diye bu tür videolar çekilirken, konunun sağlığa etkisi de merak ediliyor.  Bir zamanlar akşam yemeği sonrası yürüyüş olarak bildiğiniz şey, sosyal medyada &quot;yellenme yürüyüşü&quot; olarak yeniden adlandırıldı ve bu trend şu anda popüler . Yemek yedikten yaklaşık bir saat sonra yapılan kısa bir yürüyüş olan &quot;osuruk yürüyüşü&quot;nün hayranları, sindirime yardımcı olduğunu ve gaz ve şişkinlik gibi mide-bağırsak semptomlarını hafiflettiğini iddia ediyor. Peki doktorlar ne düşünüyor?Gastroenteroloji Uzmanı Dr. David D. Clarke, şişkinlik gibi yaygın sindirim problemlerini hafifletmek için kısa yürüyüşler yapılmasını öneriyor.Uzman isim, yemek yedikten sonra yürümenin mide ve bağırsak kaslarını çalıştırarak, gazın vücuttan daha kolay atılmasına katkı sağladığının altını çiziyor.New York&#039;taki Manhattan Gastroenteroloji&#039;den Dr. Shawn Khodadadian, gaz çıkararak yürümenin şişkinlik ve gaz semptomlarını hafifletmeye yardımcı olduğunu ve bağırsakların hareketliliğini artırdığını söylüyor.Clarke da aynı fikirde; yürüyüş gibi hafif ila orta şiddette egzersizler midenin daha hızlı boşalmasına yardımcı olarak bağırsak geçişini iyileştiriyor ve sindirim sistemi yoluyla gaz ve atıkların atılmasını sağlıyor; bunların hepsi şişkinlik ve kabızlık gibi sorunları hafifletmeye yardımcı olabilir diyor. &quot;Yürümek, mide ve bağırsaklardaki kas kasılmalarını teşvik ederek geğirmeye ve gaz çıkarmaya yol açabilir&quot; diyor. Clarke, bu daha hızlı boşalmanın &quot;midede asidin bulunma süresini de azaltacağını&quot; ve bunun da çoğu insanda mide ekşimesini hafifleteceğini söylüyor.&#039;&#039;FART WALK&#039;&#039; GERÇEKTEN FAYDALI MI?Dr. Shawn Khodadadian da tıpkı Dr. David D. Clarke gibi sosyal medyada gündem olan bu trende olumlu bakıyor. Khodadadian&#039;a göre, yemek sonrası yapılan kısa yürüyüşler, şişkinlik ve gaz gibi belirtileri hafifleterek, bağırsak hareketlerini düzenliyor.KİMLER İÇİN UYGUN?Özellikle irritabl bağırsak sendromu (IBS) veya metabolik sendrom gibi rahatsızlıkları olan kişiler için &#039;&#039;fart walk&#039;&#039; oldukça faydalı bir yöntem. Yapılan bazı çalışmalar, hareket etmenin IBS hastalarında gaz ve şişkinlik semptomlarını azalttığını ortaya koyuyor.Uzmanlar, kısa yürüyüşlerin yalnızca sindirim sistemi için değil, kalp sağlığı için de faydalı olabileceğini vurguluyor. Bu alışkanlık sayesinde kan dolaşımının iyileştiği ifade ediliyor.Dr. Clarke, yemek sonrası yapılan yürüyüşlerin diyabet riskini de azaltabileceğini söylüyor. Kaslar yürüyüş sırasında kandaki şekeri kullanarak insülin ihtiyacını azaltıyor, bu da uzun vadede diyabet gelişme riskini düşürebiliyor.RUH HALİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİYemek sonrası yapılan yürüyüşlerin, ruh sağlığı üzerinde de çeşitli yararları olabileceği belirtiliyor. Dr. Khodadadian, düzenli aerobik egzersizin stres, anksiyete ve hafif depresyon belirtilerini iyileştirebildiğini ileri sürüyor. Yürüyüş, vücutta endorfin, dopamin, serotonin gibi mutluluk hormonlarının salgılanmasına da yardımcı oluyor. Bu da uyku kalitesini olumlu yönde etkiliyor.  Fart walk&#039;un etkili olması için yürüyüş süresinin uzun olması şart değil. Uzmanlar, yemekten sonraki bir saat içinde 4-5 dakikalık hafif tempolu  yürüyüşün bile faydalı olabileceğini savunuyor.RİSK GRUBUNDA KİMLER VAR?Yürüyüş, birçok kişi güvenli bir egzersiz olsa da, yakın zamanda ameliyat geçirenler, sindirim sistemiyle ilgili ciddi sorunları olanlar, eklem rahatsızlığı veya kalp-akciğer hastalığı bulunanların, önce doktorlarına danışmaları gerekiyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hRmxC5UIRUq7WfY7gLC3nA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yeni, trend, sokakta, yellenmek:, Doktorlar, olumlu, bakıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hRmxC5UIRUq7WfY7gLC3nA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sokakta gaz çıkarma trendi"><p>Sokakta gaz çıkarma trendi gittikçe yayılıyor. Yürürken "yellenip" video çekenlerin sayısı gittikçe artıyor. Bu trendin adı, Fart Walk yani “Yellenme yürüyüşü''. Doktorlar bu eylemi yararlı buluyor.</p><p>Time'de yer alan analizde, "yellenme yürüyüşü" adı verilen bu yürürken "gaz çıkarma" trendinin sağlığa etkisi inceledi. Sosyal medyada, ilginçlik olsun diye bu tür videolar çekilirken, konunun sağlığa etkisi de merak ediliyor.  </p><p>Bir zamanlar akşam yemeği sonrası yürüyüş olarak bildiğiniz şey, sosyal medyada "yellenme yürüyüşü" olarak yeniden adlandırıldı ve bu trend şu anda popüler . Yemek yedikten yaklaşık bir saat sonra yapılan kısa bir yürüyüş olan "osuruk yürüyüşü"nün hayranları, sindirime yardımcı olduğunu ve gaz ve şişkinlik gibi mide-bağırsak semptomlarını hafiflettiğini iddia ediyor. Peki doktorlar ne düşünüyor?</p><p>Gastroenteroloji Uzmanı Dr. David D. Clarke, şişkinlik gibi yaygın sindirim problemlerini hafifletmek için kısa yürüyüşler yapılmasını öneriyor.</p><p>Uzman isim, yemek yedikten sonra yürümenin mide ve bağırsak kaslarını çalıştırarak, gazın vücuttan daha kolay atılmasına katkı sağladığının altını çiziyor.</p><p>New York'taki Manhattan Gastroenteroloji'den Dr. Shawn Khodadadian, gaz çıkararak yürümenin şişkinlik ve gaz semptomlarını hafifletmeye yardımcı olduğunu ve bağırsakların hareketliliğini artırdığını söylüyor.</p><p>Clarke da aynı fikirde; yürüyüş gibi hafif ila orta şiddette egzersizler midenin daha hızlı boşalmasına yardımcı olarak bağırsak geçişini iyileştiriyor ve sindirim sistemi yoluyla gaz ve atıkların atılmasını sağlıyor; bunların hepsi şişkinlik ve kabızlık gibi sorunları hafifletmeye yardımcı olabilir diyor. "Yürümek, mide ve bağırsaklardaki kas kasılmalarını teşvik ederek geğirmeye ve gaz çıkarmaya yol açabilir" diyor. Clarke, bu daha hızlı boşalmanın "midede asidin bulunma süresini de azaltacağını" ve bunun da çoğu insanda mide ekşimesini hafifleteceğini söylüyor.</p><p><strong>''FART WALK'' GERÇEKTEN FAYDALI MI?</strong></p><p>Dr. Shawn Khodadadian da tıpkı Dr. David D. Clarke gibi sosyal medyada gündem olan bu trende olumlu bakıyor. Khodadadian'a göre, yemek sonrası yapılan kısa yürüyüşler, şişkinlik ve gaz gibi belirtileri hafifleterek, bağırsak hareketlerini düzenliyor.</p><p><strong>KİMLER İÇİN UYGUN?</strong></p><p>Özellikle irritabl bağırsak sendromu (IBS) veya metabolik sendrom gibi rahatsızlıkları olan kişiler için ''fart walk'' oldukça faydalı bir yöntem. Yapılan bazı çalışmalar, hareket etmenin IBS hastalarında gaz ve şişkinlik semptomlarını azalttığını ortaya koyuyor.</p><p>Uzmanlar, kısa yürüyüşlerin yalnızca sindirim sistemi için değil, kalp sağlığı için de faydalı olabileceğini vurguluyor. Bu alışkanlık sayesinde kan dolaşımının iyileştiği ifade ediliyor.</p><p>Dr. Clarke, yemek sonrası yapılan yürüyüşlerin diyabet riskini de azaltabileceğini söylüyor. Kaslar yürüyüş sırasında kandaki şekeri kullanarak insülin ihtiyacını azaltıyor, bu da uzun vadede diyabet gelişme riskini düşürebiliyor.</p><p><strong>RUH HALİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ</strong></p><p>Yemek sonrası yapılan yürüyüşlerin, ruh sağlığı üzerinde de çeşitli yararları olabileceği belirtiliyor. Dr. Khodadadian, düzenli aerobik egzersizin stres, anksiyete ve hafif depresyon belirtilerini iyileştirebildiğini ileri sürüyor. </p><p>Yürüyüş, vücutta endorfin, dopamin, serotonin gibi mutluluk hormonlarının salgılanmasına da yardımcı oluyor. Bu da uyku kalitesini olumlu yönde etkiliyor.  Fart walk'un etkili olması için yürüyüş süresinin uzun olması şart değil. Uzmanlar, yemekten sonraki bir saat içinde 4-5 dakikalık hafif tempolu  yürüyüşün bile faydalı olabileceğini savunuyor.</p><p><strong>RİSK GRUBUNDA KİMLER VAR?</strong></p><p>Yürüyüş, birçok kişi güvenli bir egzersiz olsa da, yakın zamanda ameliyat geçirenler, sindirim sistemiyle ilgili ciddi sorunları olanlar, eklem rahatsızlığı veya kalp-akciğer hastalığı bulunanların, önce doktorlarına danışmaları gerekiyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elaiussa Sebaste Antik Kenti&amp;apos;nde 30. Dönem kazı çalışmaları başladı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/elaiussa-sebaste-antik-kentinde-30-doenem-kazi-calismalari-basladi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/elaiussa-sebaste-antik-kentinde-30-doenem-kazi-calismalari-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Mersin&#039;in Erdemli ilçesine bağlı Ayaş Mahallesi&#039;ndeki Roma ve Bizans dönemlerinin izlerini taşıyan Elaiussa Sebaste Antik Kenti&#039;nde 30. Dönem kazı çalışmaları başladı.Doç. Dr. Hatice Asena Kızılarslanoğlu&#039;nun başkanlığında gerçekleştirilen çalışmalara Kültür ve Turizm Bakanlığı Isparta Müzesi Uzmanı Hanife Yavuz da eşlik ediyor. Elaiussa Sebaste Antik Kenti Kazısı Türk bilim insanlarının başkanlığında, İtalyan ve Amerikalı ekiplerle çalışmalarına devam edecek.Cumhurbaşkanlığı kararı ile kazı başkanı olarak görevlendirilen Doç. Dr. Kızılarslanoğlu, Elaiussa Sebaste Antik Kenti&#039;nde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın &quot;Geleceğe Miras Projesi&quot; kapsamında kazı çalışmalarının yıl boyu devam edeceğini belirtti.Antik kentin tarihi ile ilgili bilgi veren Kızılarslanoğlu, &quot;Elaiussa Sebaste MÖ 2. yüzyıldan MS 7. yüzyıl başına kadar geçen süre içerisinde üretim, ticaret ve ekonomik anlamda güçlü bir liman kenti olmuştur. Tiyatro, tapınak, hamamlar, agora, bazilika, nekropol (mezarlar) gibi çok sayıda kamusal ve dini yapının yer aldığı kentte, yapılan kazı çalışmalarında pişmiş topraktan cama, metalden mermere farklı ham maddelerden yapılmış pek çok sayıda taşınır taşınmaz arkeolojik ve kültür varlığı bulunmakta&quot; dedi.Antik Roma yolundaki Elaiussa Sebaste Antik Kenti Nekropol alanında temizlik çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu da ifade eden Kızılarslanoğlu, &quot;Yapılan çalışma ile birbirinden farklı mezarlar tekrar gün yüzüne çıkartıldı&quot; dedi.Kızılarslanoğlu kazı çalışmalarının yapıldığı noktalarla ilgili bilgiler de vererek, &quot;Kazı çalışmalarına üretim alanı olarak belirlediğimiz ada kısmında bulunan noktada başladık. Daha önce çalışmalar burada yapılmıştı. Şu anda devam ediyoruz çalışmalarımıza. Yine üretim alanıyla ilgili, satış alanı olabileceğini düşündüğümüz yapı gurubu içinde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bunun dışında &#039;Küçük Hamam&#039; yapısı içindeki mozaiklerin bakım, onarım ve restorasyonuna devam ediyoruz. Bunlar mevsim mozaiği olarak adlandırılıyor. Önemli bir buluntu grubunu oluşturuyor&quot; şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vw4oqJ8HIkaswa6maYQA8g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Elaiussa, Sebaste, Antik, Kentinde, 30., Dönem, kazı, çalışmaları, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vw4oqJ8HIkaswa6maYQA8g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Elaiussa Sebaste Antik Kenti'nde 30. Dönem kazı çalışmaları başladı"><p>Mersin'in Erdemli ilçesine bağlı Ayaş Mahallesi'ndeki Roma ve Bizans dönemlerinin izlerini taşıyan Elaiussa Sebaste Antik Kenti'nde 30. Dönem kazı çalışmaları başladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/drqbjoQ_N0eO4AJDHJzjkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doç. Dr. Hatice Asena Kızılarslanoğlu'nun başkanlığında gerçekleştirilen çalışmalara Kültür ve Turizm Bakanlığı Isparta Müzesi Uzmanı Hanife Yavuz da eşlik ediyor. Elaiussa Sebaste Antik Kenti Kazısı Türk bilim insanlarının başkanlığında, İtalyan ve Amerikalı ekiplerle çalışmalarına devam edecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sJhghpNo7kWGaFq8o2KO9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cumhurbaşkanlığı kararı ile kazı başkanı olarak görevlendirilen Doç. Dr. Kızılarslanoğlu, Elaiussa Sebaste Antik Kenti'nde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında kazı çalışmalarının yıl boyu devam edeceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kDRE1icIN0CzDOfO-OZsjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antik kentin tarihi ile ilgili bilgi veren Kızılarslanoğlu, "Elaiussa Sebaste MÖ 2. yüzyıldan MS 7. yüzyıl başına kadar geçen süre içerisinde üretim, ticaret ve ekonomik anlamda güçlü bir liman kenti olmuştur. Tiyatro, tapınak, hamamlar, agora, bazilika, nekropol (mezarlar) gibi çok sayıda kamusal ve dini yapının yer aldığı kentte, yapılan kazı çalışmalarında pişmiş topraktan cama, metalden mermere farklı ham maddelerden yapılmış pek çok sayıda taşınır taşınmaz arkeolojik ve kültür varlığı bulunmakta" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/faaD_Go3dEKIuvMlrW-gWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antik Roma yolundaki Elaiussa Sebaste Antik Kenti Nekropol alanında temizlik çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu da ifade eden Kızılarslanoğlu, "Yapılan çalışma ile birbirinden farklı mezarlar tekrar gün yüzüne çıkartıldı" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nfrw3S9qpkSZQYGujZIhDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızılarslanoğlu kazı çalışmalarının yapıldığı noktalarla ilgili bilgiler de vererek, "Kazı çalışmalarına üretim alanı olarak belirlediğimiz ada kısmında bulunan noktada başladık. Daha önce çalışmalar burada yapılmıştı. Şu anda devam ediyoruz çalışmalarımıza. Yine üretim alanıyla ilgili, satış alanı olabileceğini düşündüğümüz yapı gurubu içinde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bunun dışında 'Küçük Hamam' yapısı içindeki mozaiklerin bakım, onarım ve restorasyonuna devam ediyoruz. Bunlar mevsim mozaiği olarak adlandırılıyor. Önemli bir buluntu grubunu oluşturuyor" şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KVgpXFPKPUePjUKE2EXHzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sJ50t13sG067KHtFbk0euA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zy3Ri4pmP0Sk8s_9d1mm-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar açıkladı: Sizi en çekici kılan faktör ne?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-acikladi-sizi-en-cekici-kilan-faktoer-ne</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-acikladi-sizi-en-cekici-kilan-faktoer-ne</guid>
<description><![CDATA[ Toronto Üniversitesi öncülüğünde yürütülen iki ayrı araştırma, gelir düzeyinin romantik ilişki arayışı üzerindeki etkilerini ortaya koydu.Paranın mutluluğu satın alamayacağı sıkça söylenen bir ifade. Ancak son bulgular, finansal durumun aşkı bulma ihtimali üzerinde düşündüğümüzden daha büyük bir rol oynayabileceğini gösteriyor. Marriage and Family dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, yüksek gelire sahip bekâr bireylerin romantik ilişkilere daha hazır hissettiklerini ve aşkı bulma olasılıklarının daha yüksek olduğunu ortaya koydu.Toronto Üniversitesi’nden ilişki psikolojisi uzmanı Prof. Geoff MacDonald ve Carleton Üniversitesi’nden kişisel harcama uzmanı Prof. Johanna Peetz’in ortak yürüttüğü çalışmada, ABD ve Almanya’da yapılan uzun vadeli iki analizden yararlanıldı. Özellikle 25-35 yaş aralığındaki bireylerin incelendiği araştırmalar, bu yaş grubunun ilişki arama olasılığının en yüksek olduğu dönem olarak kabul edilmesi nedeniyle odakta yer aldı.Her iki ülkede de elde edilen veriler, gelir seviyesi yükseldikçe kişilerin kendilerini flört etmeye daha hazır hissettiklerini ve partner arayışına daha istekli olduklarını gösterdi. Ayrıca, çalışmanın ilk anketinden altı ay ya da bir yıl sonra yapılan takip araştırmalarında, yüksek gelirli bireylerin aşkı bulma oranının anlamlı şekilde daha yüksek olduğu tespit edildi.Almanya’da yürütülen araştırma, bu etkinin erkeklerde kadınlara kıyasla biraz daha belirgin olduğunu gösterse de araştırmacılar, cinsiyetler arasındaki farkın istatistiksel olarak kayda değer olmadığını belirtti.Prof. MacDonald, genç yetişkinlerin ekonomik belirsizlikler içinde ilişkiden keyif alamayacaklarını fark ettiklerini söyledi: “Gençler haftada 80 saat çalışıyorlarsa ya da gelecek yıl nerede yaşayacaklarını bilmiyorlarsa, bir ilişkiye enerjilerini veremeyeceklerini düşünüyorlar.”Araştırma ayrıca, bir yıl içindeki gelir artışı ya da düşüşünün romantik ilişki arayışı üzerinde belirleyici bir etkisi olmadığını, asıl önemli olanın genel finansal istikrar olduğunu ortaya koydu.Çalışmanın diğer yazarı Prof. Peetz ise, “Finansal kaynaklar arttıkça, aşk ve aidiyet gibi daha yüksek düzeydeki ihtiyaçlar ön plana çıkıyor,” diyerek, romantik yakınlığın finansal güvenlikle doğrudan ilişkili olabileceğini ifade etti.Uzmanlara göre bu bulgular, psikologlara yalnızca kişilik ve yaşam hedeflerinin değil, aynı zamanda maddi koşulların da ilişki kurma ve sürdürme süreçlerinde kritik rol oynadığını hatırlatmalı. Ayrıca, gelir düzeyinin sadece erkekler için değil, kadınlar için de ilişki motivasyonunda etkili olduğu, flörtte paranın sadece erkeklerle ilişkilendirildiği algının geçerliliğini yitirmeye başladığı vurgulandı.Bununla birlikte araştırmacılar, elde ettikleri bulguların gelir ve ilişki niyeti arasında bir bağlantı gösterdiğini, ancak paranın tek başına insanları ilişkiye yönlendirdiğini kanıtlamadığını da özellikle belirtti. Kişilik, kültürel değerler ve bireysel yaşam hedefleri gibi pek çok unsurun romantik hazır olma üzerinde etkili olmaya devam ettiği kaydedildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o2N64JxCW0ieau9wTbvisg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, açıkladı:, Sizi, çekici, kılan, faktör, ne</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o2N64JxCW0ieau9wTbvisg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlar açıkladı: Sizi en çekici kılan faktör ne?"><p>Toronto Üniversitesi öncülüğünde yürütülen iki ayrı araştırma, gelir düzeyinin romantik ilişki arayışı üzerindeki etkilerini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vQ4D05tbrE-FXy1GGuDuTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paranın mutluluğu satın alamayacağı sıkça söylenen bir ifade. Ancak son bulgular, finansal durumun aşkı bulma ihtimali üzerinde düşündüğümüzden daha büyük bir rol oynayabileceğini gösteriyor. Marriage and Family dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, yüksek gelire sahip bekâr bireylerin romantik ilişkilere daha hazır hissettiklerini ve aşkı bulma olasılıklarının daha yüksek olduğunu ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5R1TAmBy4keZLNClZpRqSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toronto Üniversitesi’nden ilişki psikolojisi uzmanı Prof. Geoff MacDonald ve Carleton Üniversitesi’nden kişisel harcama uzmanı Prof. Johanna Peetz’in ortak yürüttüğü çalışmada, ABD ve Almanya’da yapılan uzun vadeli iki analizden yararlanıldı. Özellikle 25-35 yaş aralığındaki bireylerin incelendiği araştırmalar, bu yaş grubunun ilişki arama olasılığının en yüksek olduğu dönem olarak kabul edilmesi nedeniyle odakta yer aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CLrZK9uiIkqfKlpzhK78Cw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her iki ülkede de elde edilen veriler, gelir seviyesi yükseldikçe kişilerin kendilerini flört etmeye daha hazır hissettiklerini ve partner arayışına daha istekli olduklarını gösterdi. Ayrıca, çalışmanın ilk anketinden altı ay ya da bir yıl sonra yapılan takip araştırmalarında, yüksek gelirli bireylerin aşkı bulma oranının anlamlı şekilde daha yüksek olduğu tespit edildi.Almanya’da yürütülen araştırma, bu etkinin erkeklerde kadınlara kıyasla biraz daha belirgin olduğunu gösterse de araştırmacılar, cinsiyetler arasındaki farkın istatistiksel olarak kayda değer olmadığını belirtti.Prof. MacDonald, genç yetişkinlerin ekonomik belirsizlikler içinde ilişkiden keyif alamayacaklarını fark ettiklerini söyledi: “Gençler haftada 80 saat çalışıyorlarsa ya da gelecek yıl nerede yaşayacaklarını bilmiyorlarsa, bir ilişkiye enerjilerini veremeyeceklerini düşünüyorlar.”Araştırma ayrıca, bir yıl içindeki gelir artışı ya da düşüşünün romantik ilişki arayışı üzerinde belirleyici bir etkisi olmadığını, asıl önemli olanın genel finansal istikrar olduğunu ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bn0Iid9FXkKS0g_qnlqK_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmanın diğer yazarı Prof. Peetz ise, “Finansal kaynaklar arttıkça, aşk ve aidiyet gibi daha yüksek düzeydeki ihtiyaçlar ön plana çıkıyor,” diyerek, romantik yakınlığın finansal güvenlikle doğrudan ilişkili olabileceğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DJlZhYVB9EmwNNqC0dvy_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre bu bulgular, psikologlara yalnızca kişilik ve yaşam hedeflerinin değil, aynı zamanda maddi koşulların da ilişki kurma ve sürdürme süreçlerinde kritik rol oynadığını hatırlatmalı. Ayrıca, gelir düzeyinin sadece erkekler için değil, kadınlar için de ilişki motivasyonunda etkili olduğu, flörtte paranın sadece erkeklerle ilişkilendirildiği algının geçerliliğini yitirmeye başladığı vurgulandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EbMDD0rP1U69LaxrCBbhDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bununla birlikte araştırmacılar, elde ettikleri bulguların gelir ve ilişki niyeti arasında bir bağlantı gösterdiğini, ancak paranın tek başına insanları ilişkiye yönlendirdiğini kanıtlamadığını da özellikle belirtti. Kişilik, kültürel değerler ve bireysel yaşam hedefleri gibi pek çok unsurun romantik hazır olma üzerinde etkili olmaya devam ettiği kaydedildi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalbi güçlendiren 4 meyve: Düzenli tüketildiğinde kolesterolü dengeliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalbi-guclendiren-4-meyve-duzenli-tuketildiginde-kolesterolu-dengeliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalbi-guclendiren-4-meyve-duzenli-tuketildiginde-kolesterolu-dengeliyor</guid>
<description><![CDATA[ Yapılan araştırmalar; elma, greyfurt, avokado ve muz gibi meyvelerin, yüksek kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabileceğini ortaya koydu.Kolesterol, vücut tarafından doğal olarak üretilen yağlı bir maddedir ve kan dolaşımında bulunur. Hücre sağlığının korunmasında önemli rol oynayan kolesterol, &quot;iyi&quot; ve &quot;kötü&quot; olmak üzere ikiye ayrılır.
Düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL), yani “kötü” kolesterol, damar duvarlarında birikerek kalp hastalıkları ve felç riskini artırabilir. Yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) olarak bilinen “iyi” kolesterol ise LDL’nin vücuttan atılmasına yardımcı olur.Kolesterol seviyelerini dengede tutmak için lif, vitamin ve antioksidan açısından zengin besinler tüketmek önemlidir. 
The Times of India gazetesinin haberine göre, özellikle muz, avokado, greyfurt ve elma gibi besinler, kalp sağlığını destekleyerek kolesterolü düşürebilir:Turunçgil ailesinden özellikle greyfurtun, kan yağları üzerinde düzenleyici etkisi olduğu ifade ediliyor. Ancak statin grubu kolesterol ilaçları (örneğin atorvastatin, lovastatin, simvastatin) kullanan kişilerin greyfurt tüketmeden önce doktorlarına danışmaları gerekiyor, çünkü bu meyve bazı ilaçlarla olumsuz etkileşime girebiliyor.Elmanın düzenli tüketimi, LDL (kötü) kolesterol seviyelerinde ölçülebilir düşüşler sağlayabiliyor. Uzmanlar, bunun nedeninin elmada bulunan lif ve polifenoller olduğunu söylüyor.Sağlıklı yağlar, özellikle de tekli doymamış yağlar açısından zengin olan avokado, kalp dostu bir meyve olarak öne çıkıyor. Düzenli tüketimi, kolesterol seviyelerini dengelemeye yardımcı oluyor.Muzda bulunan bitki sterolleri ve çözünür lif, kolesterolün bağırsaklardan emilimini azaltarak düşürülmesine katkı sağlıyor. Fazla kolesterol karaciğer ve diğer organlar aracılığıyla vücuttan atılıyor.
Uzmanlara göre, eğer kolesterol seviyeniz yüksekse ancak henüz ilaç kullanmıyorsanız, bu tür beslenme değişiklikleriyle kötü kolesterolü düşürmek mümkün olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uhEqH6wNgE2gwVTvJwJYYg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 08:45:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalbi, güçlendiren, meyve:, Düzenli, tüketildiğinde, kolesterolü, dengeliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uhEqH6wNgE2gwVTvJwJYYg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalbi güçlendiren 4 meyve: Düzenli tüketildiğinde kolesterolü dengeliyor"><p>Yapılan araştırmalar; elma, greyfurt, avokado ve muz gibi meyvelerin, yüksek kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/khnnjBh3qUOsOxyzNKu_Tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolesterol, vücut tarafından doğal olarak üretilen yağlı bir maddedir ve kan dolaşımında bulunur. Hücre sağlığının korunmasında önemli rol oynayan kolesterol, "iyi" ve "kötü" olmak üzere ikiye ayrılır.
Düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL), yani “kötü” kolesterol, damar duvarlarında birikerek kalp hastalıkları ve felç riskini artırabilir. Yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) olarak bilinen “iyi” kolesterol ise LDL’nin vücuttan atılmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I877DknGVkKmC34rTk_w0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolesterol seviyelerini dengede tutmak için lif, vitamin ve antioksidan açısından zengin besinler tüketmek önemlidir. 
The Times of India gazetesinin haberine göre, özellikle muz, avokado, greyfurt ve elma gibi besinler, kalp sağlığını destekleyerek kolesterolü düşürebilir:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d1bsaXMGcUigRmpjiwZFGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Turunçgil ailesinden özellikle greyfurtun, kan yağları üzerinde düzenleyici etkisi olduğu ifade ediliyor. Ancak statin grubu kolesterol ilaçları (örneğin atorvastatin, lovastatin, simvastatin) kullanan kişilerin greyfurt tüketmeden önce doktorlarına danışmaları gerekiyor, çünkü bu meyve bazı ilaçlarla olumsuz etkileşime girebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0C220K7H-kybvnjWlFh0kw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elmanın düzenli tüketimi, LDL (kötü) kolesterol seviyelerinde ölçülebilir düşüşler sağlayabiliyor. Uzmanlar, bunun nedeninin elmada bulunan lif ve polifenoller olduğunu söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bv8TzEkpAEGqJ1dB4ifB7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı yağlar, özellikle de tekli doymamış yağlar açısından zengin olan avokado, kalp dostu bir meyve olarak öne çıkıyor. Düzenli tüketimi, kolesterol seviyelerini dengelemeye yardımcı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YqZbp7jwGEKRCJl88jtZkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muzda bulunan bitki sterolleri ve çözünür lif, kolesterolün bağırsaklardan emilimini azaltarak düşürülmesine katkı sağlıyor. Fazla kolesterol karaciğer ve diğer organlar aracılığıyla vücuttan atılıyor.
Uzmanlara göre, eğer kolesterol seviyeniz yüksekse ancak henüz ilaç kullanmıyorsanız, bu tür beslenme değişiklikleriyle kötü kolesterolü düşürmek mümkün olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşık mısın yoksa yalnız kalmaktan mı korkuyorsun? 5 işaret her şeyi söylüyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/asik-misin-yoksa-yalniz-kalmaktan-mi-korkuyorsun-5-isaret-her-seyi-soeyluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/asik-misin-yoksa-yalniz-kalmaktan-mi-korkuyorsun-5-isaret-her-seyi-soeyluyor</guid>
<description><![CDATA[ İlişkiler gelişir, aşk ve alışkanlık arasındaki çizgileri bulanıklaştırır ve önemli bir soruyu gündeme getirir: hala aşık mıyım, yoksa yalnız kalmaktan mı korkuyorum? İşte bunu anlamanıza yardımcı olacak 5 önemli işaret.Zaman geçtikçe ilişkiler gelişir. Birini tanımak sabır gerektirir ve aylar ve yıllar geçtikçe partnerimizin daha önce görmediğimiz kısımlarını keşfetmeye başlarız. Bazen bu keşifler bizi yakınlaştırır, bağımızı derinleştirir. Diğer zamanlarda ise mesafe yaratan farklılıkları ortaya çıkarır. Artan aşinalıkla birlikte genellikle rahatlık gelir, aşk ve alışkanlık arasındaki çizgileri bulanıklaştırabilen bir rahatlık hissi. Böyle anlarda şunu sormakta fayda var: Gerçekten mutlu muyuz yoksa sadece rahat mıyız?Bu soru rahatsız edici olabilir, ancak önemlidir. Kalbinizi dinlemek genellikle netlik getirir. İlişkinizi neyin sizi demirlediğini, neyin size neşe getirdiğini, neyin huzursuzluğa sebep olduğunu düşündüğünüzde, cevaplar beklenmedik şekilde açığa çıkabilir.Sağlıklı bir ilişki, birlikte geçirilen zamandan daha fazlasına dayanır. Gerçek bağ, karşılıklı saygı ve sarsılmaz güven, en otantik benliğimiz olmamızı sağlar. Buna karşılık, bu temellerin eksikliği, iki kişi ne kadar uzun süredir birlikte olursa olsun, toksisiteye yol açabilir.Peki, insanları bir ilişkide gerçekten tutan şey nedir? Sadece aşk değildir. Anlaşıldığını hissetmektir. Değişim yoluyla birlikte büyümektir. Her gün birbirinizi seçmektir, yalnız kalma korkusundan değil, o kişiyle hayat daha dolu hissettirdiği için.İlişkinizin aşka mı yoksa yalnız kalma korkusuna mı dayandığını nasıl anlarsınız? Psikoterapist Dr Chandni Tugnait, 6 işareti paylaşıyor.Neyin doğru hissettirdiğini tam olarak biliyorsunuz. Tutkunun olmaması ve sevdiğiniz biriyle hissettiğiniz sessiz bir neşe, sizi güvende hissettiren aşinalık faktörü nedeniyle bir ilişkide kaldığınızı gösterebilir. Rutinler, paylaşılan geçmiş, öngörülebilirlik, artık bağlı hissetmeseniz bile, hepsi bilinmeyenden daha kolay geliyor.Şunu kabul edelim, bir ilişkiye girdiğinizde, her ikinizin de duygusal olarak çok fazla yatırım yaptığı ve diğerinin iyiliği için belirli ayarlamalar yaptığı bir ortaklık gibidir. Bazen, önemli diğeriniz olmadan hayatın nasıl hissettirdiğini unutabilirsiniz. Kimliğiniz ilişkiye o kadar bağlıdır ki yalnız olmak hiç kimse olmak gibi hissettirir. Bu aşk değil, duygusal bağımlılıktır.Eşinize duygusal olarak aşırı bağımlıysanız, ayrılma fikri sizi üzmek yerine paniğe yol açar. Sadece rahatsızlıktan kaçınmak için kalıyorsanız, aşkı seçmiyorsunuz, korkudan kaçınıyorsunuz. &#039;Kötü değil&#039; ile yetiniyorsunuz ve kendinizi ilişkinin ayrılmak için yeterince kötü olmadığına ikna ediyorsunuz. Ancak &#039;korkunç değil&#039; &#039;gerçekten tatmin edici&#039; ile aynı şey değildir.4. İKNAİlişkiniz gerçekten tatmin edici değilse, ayrılma düşüncesi sıklıkla aklınızdan geçebilir. Sık sık kendinizi kalmaya ikna edebilirsiniz. Nedenler sıralayabilir, anıları hatırlayabilir ve artık derinden uyumlu hissetmediğiniz şeyleri haklı çıkarabilirsiniz.Gerçekten ne hissettiğiniz sorulduğunda, zihninizde bile konuyu değiştiriyorsunuz. Cevabın ne olabileceğinden korktuğunuz için gerçek duygularınızla oturmaktan kaçınıyorsanız, muhtemelen bağlantıyı değil rahatlığı koruyorsunuzdur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7e9G3_FTvE2tCVh0kgYxow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aşık, mısın, yoksa, yalnız, kalmaktan, mı, korkuyorsun, işaret, her, şeyi, söylüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7e9G3_FTvE2tCVh0kgYxow.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aşık mısın yoksa yalnız kalmaktan mı korkuyorsun? 5 işaret her şeyi söylüyor"><p>İlişkiler gelişir, aşk ve alışkanlık arasındaki çizgileri bulanıklaştırır ve önemli bir soruyu gündeme getirir: hala aşık mıyım, yoksa yalnız kalmaktan mı korkuyorum? İşte bunu anlamanıza yardımcı olacak 5 önemli işaret.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V0vBxghGZEG8JH-1FHJekQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zaman geçtikçe ilişkiler gelişir. Birini tanımak sabır gerektirir ve aylar ve yıllar geçtikçe partnerimizin daha önce görmediğimiz kısımlarını keşfetmeye başlarız. Bazen bu keşifler bizi yakınlaştırır, bağımızı derinleştirir. Diğer zamanlarda ise mesafe yaratan farklılıkları ortaya çıkarır. Artan aşinalıkla birlikte genellikle rahatlık gelir, aşk ve alışkanlık arasındaki çizgileri bulanıklaştırabilen bir rahatlık hissi. Böyle anlarda şunu sormakta fayda var: Gerçekten mutlu muyuz yoksa sadece rahat mıyız?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TUTTDIA5J0WX6-FgHnUg5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu soru rahatsız edici olabilir, ancak önemlidir. Kalbinizi dinlemek genellikle netlik getirir. İlişkinizi neyin sizi demirlediğini, neyin size neşe getirdiğini, neyin huzursuzluğa sebep olduğunu düşündüğünüzde, cevaplar beklenmedik şekilde açığa çıkabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K1N8Bf3vy0ixmIeDjOVhkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir ilişki, birlikte geçirilen zamandan daha fazlasına dayanır. Gerçek bağ, karşılıklı saygı ve sarsılmaz güven, en otantik benliğimiz olmamızı sağlar. Buna karşılık, bu temellerin eksikliği, iki kişi ne kadar uzun süredir birlikte olursa olsun, toksisiteye yol açabilir.Peki, insanları bir ilişkide gerçekten tutan şey nedir? Sadece aşk değildir. Anlaşıldığını hissetmektir. Değişim yoluyla birlikte büyümektir. Her gün birbirinizi seçmektir, yalnız kalma korkusundan değil, o kişiyle hayat daha dolu hissettirdiği için.İlişkinizin aşka mı yoksa yalnız kalma korkusuna mı dayandığını nasıl anlarsınız? Psikoterapist Dr Chandni Tugnait, 6 işareti paylaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D1zzN3XbMkm1RVdxv-2XNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Neyin doğru hissettirdiğini tam olarak biliyorsunuz. Tutkunun olmaması ve sevdiğiniz biriyle hissettiğiniz sessiz bir neşe, sizi güvende hissettiren aşinalık faktörü nedeniyle bir ilişkide kaldığınızı gösterebilir. Rutinler, paylaşılan geçmiş, öngörülebilirlik, artık bağlı hissetmeseniz bile, hepsi bilinmeyenden daha kolay geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5sriDELY0Ea91pZebu2JAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şunu kabul edelim, bir ilişkiye girdiğinizde, her ikinizin de duygusal olarak çok fazla yatırım yaptığı ve diğerinin iyiliği için belirli ayarlamalar yaptığı bir ortaklık gibidir. Bazen, önemli diğeriniz olmadan hayatın nasıl hissettirdiğini unutabilirsiniz. Kimliğiniz ilişkiye o kadar bağlıdır ki yalnız olmak hiç kimse olmak gibi hissettirir. Bu aşk değil, duygusal bağımlılıktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3OZy8rAXOUGnjr3Bl9cLWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eşinize duygusal olarak aşırı bağımlıysanız, ayrılma fikri sizi üzmek yerine paniğe yol açar. Sadece rahatsızlıktan kaçınmak için kalıyorsanız, aşkı seçmiyorsunuz, korkudan kaçınıyorsunuz. 'Kötü değil' ile yetiniyorsunuz ve kendinizi ilişkinin ayrılmak için yeterince kötü olmadığına ikna ediyorsunuz. Ancak 'korkunç değil' 'gerçekten tatmin edici' ile aynı şey değildir.4. İKNAİlişkiniz gerçekten tatmin edici değilse, ayrılma düşüncesi sıklıkla aklınızdan geçebilir. Sık sık kendinizi kalmaya ikna edebilirsiniz. Nedenler sıralayabilir, anıları hatırlayabilir ve artık derinden uyumlu hissetmediğiniz şeyleri haklı çıkarabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eFIrOnTLPUiSD7StriGoug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerçekten ne hissettiğiniz sorulduğunda, zihninizde bile konuyu değiştiriyorsunuz. Cevabın ne olabileceğinden korktuğunuz için gerçek duygularınızla oturmaktan kaçınıyorsanız, muhtemelen bağlantıyı değil rahatlığı koruyorsunuzdur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Psikolojik sorunlar yaşayan &amp;quot;Muffin &amp;quot; travmayı aşmaya çalışıyor: Güven duygusu yeniden aşılanıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/psikolojik-sorunlar-yasayan-muffin-travmayi-asmaya-calisiyor-guven-duygusu-yeniden-asilaniyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/psikolojik-sorunlar-yasayan-muffin-travmayi-asmaya-calisiyor-guven-duygusu-yeniden-asilaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Ankara&#039;da bir petshoptan sahiplenilen ve yaşadığı travma nedeniyle sosyal uyum sorunları bulunan &quot;Muffin&quot; isimli köpek, rehabilitasyon süreciyle insanlara ve diğer hayvanlara yeniden alışmaya başladı.Veteriner teknikeri ve fizyoterapist Yağmur Denli, bir aile tarafından sahiplenilen Muffin&#039;in rehabilitasyon sürecini üstlenerek yeniden güven geliştirmesi ve sosyal hayata uyum sağlaması için çalışmalar yürüttü.Bir aydan bu yana devam eden tedavi sürecinde, kontrollü sosyal temas, pozitif pekiştirme ve güven temelli yaklaşımlarla Muffin&#039;in yeniden güven duygusunun geliştirilmesi hedefleniyor.AA muhabirinin görüştüğü Yağmur Denli, engelli ya da psikolojik sorunlar yaşayan, sosyal uyum güçlüğü çeken kedi ve köpeklerle ilgilendiklerini belirterek, bu hayvanların rehabilitasyonu ve yeniden yürüyebilmeleri için fizik tedavi süreçleri uyguladıklarını söyledi.Yaklaşık bir aydır Muffin&#039;in yeniden güven kazanıp sosyalleşmesi için çalıştıklarını belirten Denli, süreçte sabırlı ve güven temelli bir yaklaşım izlediklerini söyledi.Denli, &quot;Şiddete maruz kalmış olabileceğini düşünüyoruz. Canı yanıyormuş gibi bağırıyor, köşelere kaçıyor ve iletişim kurmakta zorlanıyor. Sadece güvendiği kişilere yaklaşabiliyor. Biz de travmalarını unutturup yeniden sosyalleşmesini sağlamak için çalışıyoruz.&quot; dedi.Uygulanan tedaviye ilişkin de bilgi veren Denli, şunları söyledi:&quot;Öncelikle onu kontrollü bir şekilde insanlarla bir araya getirmeye çalışıyoruz. Karşısındakine de zarar vermeden, yavaş yavaş onları yaklaştırıyoruz. Ellerinden mama yemesini sağlıyoruz. Aynı zamanda hayvanlara karşı da çok tepkiseldi. Başka kedi ve köpeklerle de çok kontrollü bir şekilde bir araya geliyor. Gün içerisinde zaten sürekli yanımızda başka insanları görüyor. Hepsinden zarar gelmeyeceğini, aslında yanına gelen hiç kimsenin ona zarar veremeyeceğini tekrar hatırlatmaya çalışıyoruz. Aslında güven duygusunu yeniden oluşturuyoruz.&quot;Denli, yaklaşık bir ay önce başlanan tedavi sürecinde Muffin&#039;in önce kendisine alıştığını, ardından yavaş yavaş insanlara ve diğer hayvanlara kontrollü biçimde yaklaşmaya başladığını söyledi.Yağmur Denli, ailenin Muffin&#039;i travmalarının farkında olarak sahiplendiğini ve iyileşmesi için çaba gösterdiğini söyledi.Aile bireylerine de nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda rehberlik ettiklerini anlatan Denli, evdeki küçük çocuklarla da eğitim süreci yürüttüklerini sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u-QFu6cxGk6vpJz9vEALSw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Psikolojik, sorunlar, yaşayan, Muffin, travmayı, aşmaya, çalışıyor:, Güven, duygusu, yeniden, aşılanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u-QFu6cxGk6vpJz9vEALSw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Psikolojik sorunlar yaşayan " muffin travmay a><p>Ankara'da bir petshoptan sahiplenilen ve yaşadığı travma nedeniyle sosyal uyum sorunları bulunan "Muffin" isimli köpek, rehabilitasyon süreciyle insanlara ve diğer hayvanlara yeniden alışmaya başladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SkrvuRnq10yI1E6Sea-dKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Veteriner teknikeri ve fizyoterapist Yağmur Denli, bir aile tarafından sahiplenilen Muffin'in rehabilitasyon sürecini üstlenerek yeniden güven geliştirmesi ve sosyal hayata uyum sağlaması için çalışmalar yürüttü.Bir aydan bu yana devam eden tedavi sürecinde, kontrollü sosyal temas, pozitif pekiştirme ve güven temelli yaklaşımlarla Muffin'in yeniden güven duygusunun geliştirilmesi hedefleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/puw40xStOUK6AUqr1yL42w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>AA muhabirinin görüştüğü Yağmur Denli, engelli ya da psikolojik sorunlar yaşayan, sosyal uyum güçlüğü çeken kedi ve köpeklerle ilgilendiklerini belirterek, bu hayvanların rehabilitasyonu ve yeniden yürüyebilmeleri için fizik tedavi süreçleri uyguladıklarını söyledi.Yaklaşık bir aydır Muffin'in yeniden güven kazanıp sosyalleşmesi için çalıştıklarını belirten Denli, süreçte sabırlı ve güven temelli bir yaklaşım izlediklerini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YFZYwkR7Pke3Vp3oCwwGEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Denli, "Şiddete maruz kalmış olabileceğini düşünüyoruz. Canı yanıyormuş gibi bağırıyor, köşelere kaçıyor ve iletişim kurmakta zorlanıyor. Sadece güvendiği kişilere yaklaşabiliyor. Biz de travmalarını unutturup yeniden sosyalleşmesini sağlamak için çalışıyoruz." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wXweVP2tT0yCfe-MA9zYhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uygulanan tedaviye ilişkin de bilgi veren Denli, şunları söyledi:"Öncelikle onu kontrollü bir şekilde insanlarla bir araya getirmeye çalışıyoruz. Karşısındakine de zarar vermeden, yavaş yavaş onları yaklaştırıyoruz. Ellerinden mama yemesini sağlıyoruz. Aynı zamanda hayvanlara karşı da çok tepkiseldi. Başka kedi ve köpeklerle de çok kontrollü bir şekilde bir araya geliyor. Gün içerisinde zaten sürekli yanımızda başka insanları görüyor. Hepsinden zarar gelmeyeceğini, aslında yanına gelen hiç kimsenin ona zarar veremeyeceğini tekrar hatırlatmaya çalışıyoruz. Aslında güven duygusunu yeniden oluşturuyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1gGeoCKaq0WFdF7ezx2eXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Denli, yaklaşık bir ay önce başlanan tedavi sürecinde Muffin'in önce kendisine alıştığını, ardından yavaş yavaş insanlara ve diğer hayvanlara kontrollü biçimde yaklaşmaya başladığını söyledi.Yağmur Denli, ailenin Muffin'i travmalarının farkında olarak sahiplendiğini ve iyileşmesi için çaba gösterdiğini söyledi.Aile bireylerine de nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda rehberlik ettiklerini anlatan Denli, evdeki küçük çocuklarla da eğitim süreci yürüttüklerini sözlerine ekledi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İrem Helvacıoğlu takipçilerini geçmişe götürdü (Ünlülerin çocukluk ve gençlik halleri)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/irem-helvacioglu-takipcilerini-gecmise-goeturdu-unlulerin-cocukluk-ve-genclik-halleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/irem-helvacioglu-takipcilerini-gecmise-goeturdu-unlulerin-cocukluk-ve-genclik-halleri</guid>
<description><![CDATA[ Bir süredir ekranlardan uzak olan İrem Helvacıoğlu, çocukluk fotoğraflarını takipçileriyle paylaştı.  İşte ünlü ismin nostaljik paylaşımı ile diğer ünlülerin çocukluk ve gençlik fotoğrafları...Son olarak Karadut dizisinde boy gösteren İrem Helvacıoğlu, Ural Kaspar ile 28 Ekim&#039;de nikah masasına oturdu.Kısa bir süre önce bebek beklediğini ve kızı olacağını duyuran ünlü oyuncu, son paylaşımıyla adından söz ettirdi.İrem Helvacıoğlu, sosyal medya hesabından çocukluk fotoğraflarını paylaştı.Ünlü oyuncu, peş peşe paylaştığı karelere &quot;Aile evine gelip albüm karıştırmak en sevdiğim aktivite&quot; notunu düştü.Karadayı, Aşk Yeniden, Bizim Hikaye ve Kırmızı Oda gibi birçok yapımda rol alan Su Burcu Yazgı Coşkun sosyal medya hesabında takipçilerini geçmişe götürdü20 yaşındaki oyuncu, Anneler Günü&#039;nde bebeklik yıllarına ait bir kare paylaştı.
Oyuncu paylaşımını Miley Cyrus&#039;ın &quot;Mother&#039;s Daughter&quot; şarkısıyla yaptı.Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlü isimler arasında yer alan oyuncu Nilgün Belgün, son paylaşımıyla takipçilerini geçmişe götürdü.Atilla Demircioğlu ile evli olduğu dönemde eski eşine çektirdiği fotoğrafları paylaşan Nilgün Belgün, şu ifadeleri not düştü:
&quot;Evli mutlu köpekli günlerimden... Bu fotoğrafı 90&#039;larda Marmaris&#039;te eşim Atilla çekmişti. Ben aslında kediciyim. Çocukluğumdan beri kedi vardır evimde. Bu kez Atilla ile beraber karar verip Dosi’yi almıştık. Dosi’yi de çok sevdim, çok anlaştım. Hayatımda ilk defa hem kedim Şila hem de köpeğim oldu. Onlar da birbirleriyle mutluydular. Sonra biz ayrıldık. Kedi bende köpek Atilla&#039;da kaldı. Hafta sonları bana getiriyordu görmem için... Artık kedimiz Şila da köpeğimiz Dosi de hayatta değiller. Bu fotoğraf bana o günleri hatırlattı. Hayat da böyledir işte; önce her şey güzel başlar, bazen devam eder bazen biter.&quot;Nilgün Belgün daha önce 3 evlilik yaptı. İlk kez Abdullah Şahin ile nikah masasına oturan ünlü isim, ikinci evliliğini İlhan Gencer ile yaptı.
Ünlü oyuncu, son evliliğini de Atilla Demircioğlu ile gerçekleştirdi.Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlü isimler arasında yer alan Yasemin Sakallıoğlu, bu kez bebeklik fotoğrafını paylaştı.Bebekliğine ait sadece 2 fotoğrafı olduğunu belirten ünlü isim, paylaşımına &quot;Ne kadar gergin bir bebekmişim. Bebekliğime dair sadece 2 tane fotoğrafım var. Diğerinde alnıma sinek konmuş ve başım kel. Şimdiki bebekler ne kadar şanslı&quot; notunu düştü.İş insanı Kemal Ekmekçi ile mutlu bir evliliği olan ve şimdilerde annelik heyecanı yaşayan Gizem Karaca, takipçilerini geçmişe götürdü.Çocukluk fotoğrafını gözler önüne seren ünlü isim, paylaştığı kareye &quot;20 küsür sene önce belki de bugün&quot; notunu düştü.Son dönemde geçirdiği estetik operasyonla gündemden düşmeyen Cenk Eren, sosyal medya hesabından yayınladığı son kare ile takipçilerini geçmişe götürdü.Süperstar Ajda Pekkan ile yıllar önceki çekilen fotoğrafını paylaşan Eren, &quot;Ben gencim Ajda genç, ben yaşlandım Ajda yine genç. Saygılarımla Sayın Süperstar&#039;ım&quot; ifadelerini kullandı.
Usta sanatçılara &quot;Siz hep gençsiniz&quot;, &quot;Muhteşemsiniz&quot;, &quot;Fotoğraf efsane&quot; gibi yorumlar geldi.Kariyeri kadar özel hayatıyla da adından söz ettiren ve geçtiğimiz haftalarda sevgilisi Kadir Güneş&#039;le ilk pozu ortaya çıkan Demet Özdemir, takipçilerini çocukluk yıllarına götürdü.Sosyal medyayı aktif olarak kullanan 33 yaşındaki ünlü oyuncu, çocukluk dönemine ait bir fotoğrafı Demet Sağıroğlu&#039;nun &quot;Kınalı Bebek&quot; şarkısıyla paylaştı.Son olarak Gaddar dizisiyle izleyici karşısına çıkan Çağatay Ulusoy yeni projesiyle ekranlara geri dönüyor. 34 yaşındaki oyuncu sosyal medya paylaşımıyla gündeme geldi.Oyuncu, 27&#039;nci yaşını kutlayan kardeşi Atalay Ulusoy&#039;un doğum gününden paylaşım yaptı.
Ulusoy, 22 yıl önce kardeşiyle verdiği pozu yeniden verdi. &quot;İyi ki doğdun kardeşim&quot; notunu düşen oyuncunun paylaşımı büyük ilgi gördü.Ünlü sanatçı Ayşegül Aldinç, yıllar önce Tarkan ile verdiği pozları paylaştı.
67 yaşındaki Aldinç, &quot;Kemerler bağlıysa 23 yıl önceye, 2002 FIFA Dünya Kupası zamanına gidiyoruz&quot; sözleriyle o fotoğrafları takipçilerinin beğenisine sundu.Aldinç o gün Tarkan ile nasıl bir araya geldiğini takipçileriyle paylaştı. O dönem köşe yazarlığı yapan ve bilgisayar başında yazısını yetiştirmeye çalışan şarkıcı, alt sokaktan duyduğu sesler sayesinde Tarkan&#039;ın geldiğini öğrenmiş.
&quot;Gencin biri &#039;Tarkan gelmiş abla bizim buraya&#039; dedi. Oley! As bayrakları! &#039;Aha!&#039; diyerek hemencecik sırtıma bir şey aldım, merdivenleri üçer beşer inip olay yerine vasıl oldum&quot; diyen sanatçı normalde böyle bir şey yapan biri olmadığını söyledi.Aldinç, &quot;O kalabalığın arasında Tarkan’ı bulmam ışığı sayesinde zor olmadı. Sonuç: Bir çift fotoğraf ve ayaküstü iki hoşbeşle &#039;Ayşegül alt sokaktan bildirdi&#039;. Madem bugün geçmişi yad ediyoruz. &#039;Bundan şahane yad mı olur?&#039; dedim. İşte bu kadar&quot; diyerek sözlerini tamamladı.Ünlü oyuncu Nilperi Şahinkaya, salı akşamlarına damga vuran ve Gülseren Budayıcıoğlu&#039;nun aynı adlı eserinden uyarlanan Kral Kayberse&#039;de Özlem karakterine hayat veriyor.23 Şubat&#039;ta 37 yaşına basan oyuncu, sosyal medya hesabında ç ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cabb6EcFh0KFMOhQNIwr7Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İrem, Helvacıoğlu, takipçilerini, geçmişe, götürdü, Ünlülerin, çocukluk, gençlik, halleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cabb6EcFh0KFMOhQNIwr7Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İrem Helvacıoğlu'ndan nostaljik paylaşım"><p>Bir süredir ekranlardan uzak olan İrem Helvacıoğlu, çocukluk fotoğraflarını takipçileriyle paylaştı.  İşte ünlü ismin nostaljik paylaşımı ile diğer ünlülerin çocukluk ve gençlik fotoğrafları...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YqgyNPIIrES_W7BjFPw_Fg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak Karadut dizisinde boy gösteren İrem Helvacıoğlu, Ural Kaspar ile 28 Ekim'de nikah masasına oturdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xtsEJpJd-EGqqbZa7LJGew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kısa bir süre önce bebek beklediğini ve kızı olacağını duyuran ünlü oyuncu, son paylaşımıyla adından söz ettirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hXF63MvEJEKwmtn055twRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İrem Helvacıoğlu, sosyal medya hesabından çocukluk fotoğraflarını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RVPY_XksRE-Fu__KMiqoNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, peş peşe paylaştığı karelere "Aile evine gelip albüm karıştırmak en sevdiğim aktivite" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y2-fq8gHQkWa3TAIrs7pIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karadayı, Aşk Yeniden, Bizim Hikaye ve Kırmızı Oda gibi birçok yapımda rol alan Su Burcu Yazgı Coşkun sosyal medya hesabında takipçilerini geçmişe götürdü</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K-EfXtPpDUqiY1Fbqho3nA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>20 yaşındaki oyuncu, Anneler Günü'nde bebeklik yıllarına ait bir kare paylaştı.
Oyuncu paylaşımını Miley Cyrus'ın "Mother's Daughter" şarkısıyla yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GODA-m8s6U-KgaMXmPyqMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlü isimler arasında yer alan oyuncu Nilgün Belgün, son paylaşımıyla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G3y2EmWzMUyY9dwQoLzy-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Atilla Demircioğlu ile evli olduğu dönemde eski eşine çektirdiği fotoğrafları paylaşan Nilgün Belgün, şu ifadeleri not düştü:
"Evli mutlu köpekli günlerimden... Bu fotoğrafı 90'larda Marmaris'te eşim Atilla çekmişti. Ben aslında kediciyim. Çocukluğumdan beri kedi vardır evimde. Bu kez Atilla ile beraber karar verip Dosi’yi almıştık. Dosi’yi de çok sevdim, çok anlaştım. Hayatımda ilk defa hem kedim Şila hem de köpeğim oldu. Onlar da birbirleriyle mutluydular. Sonra biz ayrıldık. Kedi bende köpek Atilla'da kaldı. Hafta sonları bana getiriyordu görmem için... Artık kedimiz Şila da köpeğimiz Dosi de hayatta değiller. Bu fotoğraf bana o günleri hatırlattı. Hayat da böyledir işte; önce her şey güzel başlar, bazen devam eder bazen biter."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r0oRE90kwkKJuc9kd-W9vA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nilgün Belgün daha önce 3 evlilik yaptı. İlk kez Abdullah Şahin ile nikah masasına oturan ünlü isim, ikinci evliliğini İlhan Gencer ile yaptı.
Ünlü oyuncu, son evliliğini de Atilla Demircioğlu ile gerçekleştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XMZRCpIui0miducOuHe3HQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlü isimler arasında yer alan Yasemin Sakallıoğlu, bu kez bebeklik fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L1podSPgKEGfkvvAqJnMPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bebekliğine ait sadece 2 fotoğrafı olduğunu belirten ünlü isim, paylaşımına "Ne kadar gergin bir bebekmişim. Bebekliğime dair sadece 2 tane fotoğrafım var. Diğerinde alnıma sinek konmuş ve başım kel. Şimdiki bebekler ne kadar şanslı" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gy06oUTTu0i3RFm-IS1Dwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İş insanı Kemal Ekmekçi ile mutlu bir evliliği olan ve şimdilerde annelik heyecanı yaşayan Gizem Karaca, takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BTpy7_btKEqVOEKOxfsK_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocukluk fotoğrafını gözler önüne seren ünlü isim, paylaştığı kareye "20 küsür sene önce belki de bugün" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/05QiEXOwyk6niA12maOPgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde geçirdiği estetik operasyonla gündemden düşmeyen Cenk Eren, sosyal medya hesabından yayınladığı son kare ile takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DjgJ76PpVkesMkveLDEheA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Süperstar Ajda Pekkan ile yıllar önceki çekilen fotoğrafını paylaşan Eren, "Ben gencim Ajda genç, ben yaşlandım Ajda yine genç. Saygılarımla Sayın Süperstar'ım" ifadelerini kullandı.
Usta sanatçılara "Siz hep gençsiniz", "Muhteşemsiniz", "Fotoğraf efsane" gibi yorumlar geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/grFzxnZVDUa-k8-8aoJYBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kariyeri kadar özel hayatıyla da adından söz ettiren ve geçtiğimiz haftalarda sevgilisi Kadir Güneş'le ilk pozu ortaya çıkan Demet Özdemir, takipçilerini çocukluk yıllarına götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nyGqGSc0v0GMSuWCdqetnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medyayı aktif olarak kullanan 33 yaşındaki ünlü oyuncu, çocukluk dönemine ait bir fotoğrafı Demet Sağıroğlu'nun "Kınalı Bebek" şarkısıyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v9u-OG78Y0KmXfiA6NN9sA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak Gaddar dizisiyle izleyici karşısına çıkan Çağatay Ulusoy yeni projesiyle ekranlara geri dönüyor. 34 yaşındaki oyuncu sosyal medya paylaşımıyla gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zyncM6Gg8EKvgz_KImDA8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, 27'nci yaşını kutlayan kardeşi Atalay Ulusoy'un doğum gününden paylaşım yaptı.
Ulusoy, 22 yıl önce kardeşiyle verdiği pozu yeniden verdi. "İyi ki doğdun kardeşim" notunu düşen oyuncunun paylaşımı büyük ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WcMZcN-Dy0KStww-vRvRyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü sanatçı Ayşegül Aldinç, yıllar önce Tarkan ile verdiği pozları paylaştı.
67 yaşındaki Aldinç, "Kemerler bağlıysa 23 yıl önceye, 2002 FIFA Dünya Kupası zamanına gidiyoruz" sözleriyle o fotoğrafları takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HHHr64eyaU6IcYocRrO7lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aldinç o gün Tarkan ile nasıl bir araya geldiğini takipçileriyle paylaştı. O dönem köşe yazarlığı yapan ve bilgisayar başında yazısını yetiştirmeye çalışan şarkıcı, alt sokaktan duyduğu sesler sayesinde Tarkan'ın geldiğini öğrenmiş.
"Gencin biri 'Tarkan gelmiş abla bizim buraya' dedi. Oley! As bayrakları! 'Aha!' diyerek hemencecik sırtıma bir şey aldım, merdivenleri üçer beşer inip olay yerine vasıl oldum" diyen sanatçı normalde böyle bir şey yapan biri olmadığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wTqSeLGqY0iSqMlASa7OUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aldinç, "O kalabalığın arasında Tarkan’ı bulmam ışığı sayesinde zor olmadı. Sonuç: Bir çift fotoğraf ve ayaküstü iki hoşbeşle 'Ayşegül alt sokaktan bildirdi'. Madem bugün geçmişi yad ediyoruz. 'Bundan şahane yad mı olur?' dedim. İşte bu kadar" diyerek sözlerini tamamladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GXAqxnHvVEKZKsKvRMO-Vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Nilperi Şahinkaya, salı akşamlarına damga vuran ve Gülseren Budayıcıoğlu'nun aynı adlı eserinden uyarlanan Kral Kayberse'de Özlem karakterine hayat veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UZW1RbFzEU2Mms8VrzmIRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>23 Şubat'ta 37 yaşına basan oyuncu, sosyal medya hesabında çocukluk karesini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t42DgM7GbEmayq76sRenzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, Kral Kaybederse setinden Aslıhan Gürbüz ile yer aldığı kareyi de takipçileriyle paylaşmayı ihmal etmedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8MJzdhTTTUGXrUZQqoHQuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Göksel, 14 Şubat Sevgililer Günü'nde müzikseverle buluşan yeni şarkısı için imaj değişikliğine gitmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_C86rHUbHE-HaKQoB7aHXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni albümünün ilk şarkısı "Pardon"un klibindeki tarzıyla gündem olan 53 yaşındaki şarkıcı, takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kv3rIP_TtEa28Qx4j04jEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı, 1997 yılındaki halini paylaştı. Göksel paylaşımına "Dile kolay 28 yıl" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2B5_ITuAdUWrxBQqNgPSJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir ekranlardan uzak olan ve kendisi gibi oyuncu Birce Akalay ile aşk yaşayan Hakan Kurtaş, özel hayatıyla sık sık gündeme geliyor.
Son olarak Kimler Geldi Kimler Geçti adlı dizide rol alan Hakan Kurtaş, babasının doğum günü için nostaljik bir paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J-3vTOzaWkaBt0rHzF58sg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Babasıyla yıllar önce çekilen fotoğrafını paylaşan ünlü isim, "Babam, iyi ki doğdun. İyi ki varsın" ifadelerini kullandı.
Hakan Kurtaş'ın babasına olan benzerliği dikkatlerden kaçmadı. Ünlü oyuncuya "babasının kopyası", "bu benzerlik ne" gibi yorumlar geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TAPUhGjOskGMuRV_k6uS8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendisi gibi oyuncu Kaan Yıldırım ile mutlu bir evliliği olan Pınar Deniz, sosyal medya hesabından paylaştığı son karelerle adından söz ettirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y1zs7o5H3kmQyX2P5zXRkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, "Pinky pinky" notunu düştüğü paylaşımında çocukluk karesine de yer verdi. Pınar Deniz'in paylaşımına binlerce beğeni ve yorum yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jqpzO3FtvEqdD1PO68YHKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türk sinemasının ve dizilerinin usta ismi Işıl Yücesoy, yıllar önce kaybettiği annesini sosyal medya hesabında paylaştığı siyah beyaz fotoğrafla andı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/awxi31U1OU6_LbRhP3iKCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>79 yaşındaki Yücesoy, annesiyle birlikte yer aldıkları kareye "Canım anacığım... Her şey için teşekkür ediyorum sana" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-W_ckMiICUGWME8pF_AJ_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İbrahim Tatlıses'in oğlu İdo Tatlıses ile mutlu bir evliliği olan Yasemin Şefkatli, 2024 yılında ikiz oğullarına kavuşmuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ecZnHoRI80G5ZGRG6XJ2gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şefkatli, çocukluk fotoğrafını takipçileriyle paylaştı. Şefkatli, paylaşımına "Bir Çılgın Bediş havam var ama" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C4IIP2A7A0aFwApXQJXVVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu ünlüyü tanıdınız mı? Karizmatikliği ve oyunculuğuyla şimdilerin en ünlü oyuncularından...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K4W7afT9VkWeQ3hgGPSAIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğum gününe özel bir paylaşımda bulunan ünlü oyuncu bebeklik fotoğrafının yanı sıra anne ve babasının da gençlik fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4cZKrdXuCEWRGKdsSrICxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kurtlar Vadisi’nde Çakır karakteriyle gönüllere taht kuran Kaynarca’nın bu nostaljik paylaşımı takipçileri tarafından kısa sürede yorum ve beğeni yağmuruna tutuldu.
Kaynarca, doğum gününde yaptığı duygusal paylaşıma "Hediye edilen bu süreye ve bu sürede iyi veya kötü hayatıma dokunan herkese teşekkür ederim, şükürler olsun..." notonu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aUg5mYqbY0-xMhZT4OQDLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Babasını henüz 16 yaşındayken kaybeden ünlü oyuncu ve sunucu Pınar Altuğ, babasının 34. ölüm yıl dönümünde yaptığı duygusal paylaşımla özlemini dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M_gl7nyimEGIU3xFJcLvrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1991 yılında kaybettiği babası Niyazi Üçer Altuğ ile birlikte yer aldığı bir kareyi takipçilerinin beğenisine sunan Pınar Altuğ, ''Çok özlüyorum Babam. 34 yıl" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jVNNnKjb7kipZdpbRapAiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlü isimler arasında yer alan oyuncu Nilgün Belgün, son paylaşımıyla takipçilerini 80'li yıllara götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R7M_UHx4tkWhZV_wv2LGMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merhum sanatçı Ferhan Şensoy ile eski bir fotoğrafını paylaşan Belgün, "80'ler... Siyah beyaz filim gibi biraz. Bir televizyon çekimindeyiz. Arkamda duran yakışıklı canım arkadaşımFerhan Şensoy. Onun hem yazdığı hem oynadığı bir televizyon dizisi. Sanırım adı Bizim Sınıf'tı. İkimizin de sanat yolculuğuna yeni başladığı yıllardayız. Heyecanlı mutlu ve umutluyuz. Hiç unutmadığım bir sözü vardı bana söylediği, "Hiç mütevazı olma iyi oyuncusun” demişti" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nx1MrbBk8ketSTLQqmNCHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Demet Özdemir, sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlüler arasında yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3-P98VgCB0eZH31guupMfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zaman zaman çocukluk fotoğraflarını paylaşarak takipçilerini geçmişe götüren Demet Özdemir, bu kez ağabeyi Volkan Özdemir ile yıllar öncesinde çekilen bir fotoğrafını paylaştı.
Ünlü oyuncunun ağabeyi ile pozu büyük ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WnrkgDvlXE2UIxiswBL-Nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerek özel hayatıyla gerek açıklamalarıyla gündemden düşmeyen Seda Sayan, 62 yaşına bastı.
Oğulcan Engin de annesinin doğum gününü nostaljik bir kare ile kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aQvlyvsvL0y45DtWc9jHxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Annesiyle yıllar önce çekilen fotoğrafını paylaşan Engin, "İyi ki doğdun kraliçem" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F0AZszTWW06HZaIvj53EVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Usta oyuncu Hamdi Alkan sosyal medya hesabında takipçilerine geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tIrNvOo5KUCHtHkR9tcKbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, "Yıldız Teknik Üniversitesi yıllarım... (1988-89) Elektrik Mühendisliği son sınıftayım" notuyla paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_a4PIKbeB0irVP0aAbt6ZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sahne şovlarıyla adından sıkça söz ettiren ünlü şarkıcı Zeynep Bastık sosyal medyada yapılan anket çalışmasında "En seksi Türk kadını" ünvanının sahibi olmuştu.
"En güzel, en seksi kavramları bana garip geliyor. Bunlar boş şeyler" diyen Bastık yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ipY5kyqhSkyeCfnScLQLSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir takipçisinin "18 yaşına dönsen neyi değiştirmek isterdin?' sorusuna Bastık, "Saç rengimi" yanıtını verdi ve 18 yaşındaki halini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FQyhPEZDl0aaBQ93iamE7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Canım Ailem, Mucize Aynalar, Gelin Takımı ve Hayatımın Neşesi gibi yapımlarla tanınan oyuncu Şebnem Bozoklu yaptığı nostaljik paylaşımla gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ItX64a6i0-0W880kIIKDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bozoklu, Engin Altan Düzyatan, Rıza Kocaoğlu, Arda Öziri, Serhat Güzel, Senan Kara, Burak Altay gibi isimlerle 28 yıl önce çekilen bir kareyi takipçileriyle paylaştı.
Oyuncu fotoğrafı "Sınıfımızın güzelliğine bakın" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2GiBo3lGxEGtI37XnykA7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Özledim Her Şeyini", "Dostlarım", "Ödüm Kopuyor", "Benim İçin Öldün Artık", "Seninle Başım Dertte", "Sokakların Dili" ve "Sen Mevsimler Gibisin"in de aralarında bulunduğu çok sayıda esere imza atan Selami Şahin, yıllar sonra eski dostlarıyla bir araya geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/no-6yvmv_Eq4gl-13Drjkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü sanatçı; 41 yıl önce dostlarıyla verdiği pozu, güncel bir kareyi kolajladı ve şu notu düştü:
"Eskimeyen dostlarım; Ümit Besen, Ahmet Selçuk İlkan, Hayri Şahin, Selahattin Cesur, Haluk Öztürk yıllar sonra bir araya geldik, yeniden aynı masada buluşmanın mutluluğunu yaşadık. Müzik, dostluk ve anılarla dolu bu özel buluşma, her birimizin kalbinde derin izler bırakan bir geçmişi yeniden hatırlattı. Zaman ne kadar geçerse geçsin, müziğimiz gibi dostluğumuzun da eskimeyeceğini tekrar anladım. 2024 / 1983."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FWcPgXRx00C5q-d1nZcJfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir ekranlardan uzak bir yaşam süren oyuncu Belma Canciğer 52 yaşına girdi.
Ünlü senarist Gani Müjde de eşi Canciğer'in doğum gününü sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gxs6hToxU0296bYKlKMAsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belma Canciğer'in çocukluk yıllarına ait bir fotoğrafını paylaşan Gani Müjde, şu ifadeleri kullandı:
"Kod adı: Belmoş… Ailemizin hiç büyümeyen çocuğu, canım karım, sevgili eşim, çocuklarımın ve benim yoldaşımız bugün bir yaş daha aldı. Enerjisi ile, süprizleri ile olağanüstü titizliği ile beni ve çocuklarımızı büyüttü ama ama o içindeki çocuk hepimizin yaşama heyecanı ve sevinci oldu. Dilerim uzun yıllarımız ve yollarımız olsun. Çocuklarımız büyüdü ama içindeki ve içimizdeki o merhametli, öğrenmeye ve eğlenmeye aç küçük çocuk hiç büyümesin. Yeni yaşın sana ve ailemize huzur ve mutluluk getirsin. Seni seviyorum (z)..."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RwdNVOICv0uyDEy3hPh0zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yalan Dünya dizisinde canlandırdığı Tülay karakteriyle yıldızı parlayan ünlü oyuncu İrem Sak’ın babası Dr. Şemsettin Sak yaşamını yitirdi.
Dr. Şemsettin Sak’ın cenaze töreni, Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde düzenlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wWowIU7WyE6ostYuYR7Svg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu babasını sosyal medya hesabında paylaştığı fotoğrafla andı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZDwgmefhyU-eQb9yBrJ3Gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlü oyuncular arasında yer alan Esra Dermancıoğlu, bu kez takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W1gWFeenUE69TyTa5-v4Zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2003 yılında kızı Refia'ya hamile olduğu dönemde verdiği bir pozu yayınlayan Dermancıoğlu, paylaşımına "Herkesin havalı hamilelik fotoğrafları varsa bu da benimki herkes ayağa kalksın" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WZLz3tZKIkS0hj93XcORbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte Esra Dermancıoğlu, eski eşi Mehmet Esen ile evliliğinden dünyaya gelen kızı Refia.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fgSE5eziTES4VwBXcGd14Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şarkıları ve sahne performansıyla adından söz ettiren Soner Sarıkabadayı yeni yaşında paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ww9hQ7BrF0qSLQPH76J_9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabından bebeklik fotoğrafını paylaşan Sarıkabadayı, doğum gününü şu sözlerle kutladı:
"İyi ki doğdum iyi ki varım. Aileme ve sevdiklerime beni ve benliğimi oluşturdukları için çok teşekkür ederim. Dinleyenlerimin de aramızdaki bu yıkılmaz bağı kuran kalplerinden öpüyorum."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qdSc_u9Vtke-djJhtmsZyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İpek Filiz Yazıcı, şarkıcı Ufuk Beydemir ile 2022 yılının ekim ayında tatile gittiği Roma'da nikah masasına oturmuştu. Sosyal medya paylaşımlarıyla sık sık gündem olan oyuncu, Tarkan ile karesini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gpfzo8yrRky-lYMAQEK3dQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, daha önce katıldığı bir programda Tarkan ile reklam filminde oynadığını söylemişti.
10-11 yaşlarında Tarkan ile birlikte bir reklam filminde rol aldığını belirten oyuncu, "O reklam filmi Rusya'da yayınlanmıştı, o zamanlar Tarkan ile reklam filminde rol almanın havasını da okulda arkadaşlarıma atmışlığım da oldu ama kötücül bir yerden değil elbette daha sempatik bir yerden diyebiliriz bu hava atmaya" ifadelerini kullanmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VxvQ3cn7lUW6r8Muh_us6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Reha Özcan paylaşımıyla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eR38DVK_PUGy2UD2peLU7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mucize Doktor, Bizim Hikaye ve Üç Kız Kardeş gibi yapımlarla tanınan oyuncu, kendisi gibi oyuncu olan ağabeyi ile paylaştığı fotoğrafa şu notu düştü:
"İlk ustam... Vardı, güzel hayallerimiz. Mutlu, adil ve huzurlu günler... Hepsi içindeymiş kişinin.. Tek başına değil, hep birlikte. Olsun güzeldik hala güzeliz..."
63 yaşındaki Serhat Özcan, Çoban Yıldızı, Sırrını Biliyorum, Ailecek Şaşkınız, Cennet Mahallesi, Zümrüdüanka gibi yapımlarla tanınıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yCsLtYIeY0iqDMNKr9jm7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatlı Küçük Yalancılar, Çukur, Yarına Tek Bilet ve Aşk Mevsimi gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Dilan Çiçek Deniz, sosyal medya hesabında nostaljik bir paylaşımda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6Qy7aqdYYUOk6qzsr4lZSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, sosyal medya akımına uyarak çocukluk karesini takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5GLbksfCD0iuMY4MPYvdjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Sen Ağlama İstanbul" ile izleyici karşısına çıkmaya hazırlanan usta oyuncu Tamer Levent, lise yıllarında çekilen siyah beyaz fotoğrafını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s2X6WpGk50esTjmrwE7_0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tamer Levent, paylaşımına "Lise yıllarımda, sevgili arkadaşım Kemal Kutucuoğlu ile....Okulun bahçesinde tören öncesi... O yolculuğa başlanmış ama henüz hedefe dair hiçbir şey belli değil dönemi... İçimde bir şeyler var ama sanat evet henüz aklımdan bile geçmiyor..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BmuoT6R5bkSNVoHrRfTNdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alişan, meslektaşı ve yakın arkadaşı İsmail Özkan'ın doğum gününü sosyal medya hesabında kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cSsq6ZcNEkCTJgTngaa3MQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alişan paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"Yıl 1994... İkimiz de 18 yaşında İTÜ Devlet Konservatuvarı öğrencileriyiz. Hayallerimiz var hem de ne hayaller... Kaset çıkaracağız, konserler vereceğiz, para kazanacağız sonra evlenip çoluk çocuğa kavuşacağız... Hepsi oldu mu? Çok şükür hepsi oldu. Yaş ne oldu? 48 bitiyor, 49'a doğru gidiyoruz. Sağdıcım, sağlıkla huzurla nice güzel yıllarımız olsun inşallah. Ailemizle, sevdiklerimizle hep birlikte..."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H8P0NJYZZki4vw7YfFlPvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü sanatçı Yıldız Tilbe, X hesabında yaptığı paylaşımlarla gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MJX4ZP1xwEaYfhXjSs65Xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sanatçı, 18 yaşındaki fotoğrafını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Iuxfeiytx0ae2xn4oxqdpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tilbe ardından da "58" notuyla başka bir fotoğrafını paylaştı.
Sanatçının gençlik fotoğrafı sosyal medyada büyük ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Kf6JepyEkSP5RyXjuiauA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Usta şarkıcı Ayşegül Aldinç, 24 Kasım Öğretmenler Günü paylaşımıyla adından söz ettirdi.
Öğrencilik yıllarından bir kare paylaşan sanatçı "Başta Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e minnetle rahmet diler; uzun yıllar öğretmen olarak hizmet vermiş ilk öğretmenim canım anneciğime, ilkokul öğretmenim Vesile Bekyel olmak üzere bana kattıkları her şey için gelmiş geçmiş tüm öğretmenlerime üzerimdeki emekleri için teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rsv4Ltp84UqMwmXiJpbhJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aldinç sözlerine "Kaybettiklerimizin ruhları şad olsun. Tüm öğretmenlerin (Ben de kısa bir süre Anafartalar Orta Okulu’nda öğretmenlik yaptığım için benimki de kutlu olsun) Öğretmenler Günü’nü kutlar atanamayanlara da, mutlu haberler dilerim" diye devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jSR4IwfSSkSLe1RZjrjKdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yasadışı bahis operasyonları nedeniyle zor günler geçiren Serdar Ortaç, son paylaşımıyla adından söz ettirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/olOFZVaaSk6xh7l6cU06VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>18 yaşında çekilen bir fotoğrafını takipçileriyle paylaşan ünlü isim, "Şimdi bu fotoğraftaki Serdar'a birkaç şey söylemek istiyorum. Burada 18 yaşındayım. Bilkent Üniversitesi'ni kazandım oraya gittim, üniversiteyi bitirmedim, döndüm. Sonra şarkıcı oldum. Herkesin bildiği gibi yaşadım. Eğer üniversiteyi bitirip meslek sahibi olup İngilizce öğretmeni olsaydım, şöhret olmasaydım bunlar başıma gelmeyecekti. Ne kumarı bilecektim ne başka bir şey. Zaten başka bir şeyim yok. İçkiyi de sigarayı da bıraktım. Fark etmez, bunların hiçbiri olmayacaktı. Huzurlu, güzel bir evlilik yapıp çocuklarıma bakacaktım. Emekli olup Allah katına çıkacaktım. Ama kadere bak beni Serdar Ortaç yaptı. Başım hiç beladan kurtulmadı. Bunların hepsinde hata benim tabi. Ama böyle yazılmış, Rabbim böyle karar vermiş. Öbür türlü 3000 tane şarkı da olmayacaktı..." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/76tSWpH2mUGNfr6llwXs4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcıya, hayranlarından "İyi ki Serdar Ortaç oldun. Yoksa seni ve şarkılarını nasıl dinleyecektik?", "İyi ki girmişsin hayatımıza", "Bir Serdar Ortaç daha gelmez dünyaya", "Seni seviyoruz" gibi mesajlar geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UZwZtQ81zE2EucS3JhAzmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı ve oyuncu Özcan Deniz, Mert Yazıcıoğlu ile yıllar önce verdiği bir pozu takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gCNYYlk58ECZoi_bioCPvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şimdiler aynı dizide başrolü paylaşan Özcan ile Yazıcıoğlu, 2013 - 2016 yılları arasında ekrana gelen Karagül dizisinde beraber rol almıştı.
52 yaşındaki Deniz ve 31 yaşındaki Yazıcıoğlu'nun değişimi sosyal medyada gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hEOC7_hUWU-vkqzOwf32mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde yasadışı bahis operasyonları nedeniyle zor günler geçiren Serdar Ortaç, kapattığı sosyal medya hesaplarını yeniden açtı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N-hQ9CJ0SUKMQoL0LFi4BQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı, ilk otomobilinin fotoğrafını paylaştı. 
Ortaç, paylaşımına "İlk arabam, Büyükçekmece 1989" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7UEcQm0ILU6ozeWgPg1Bkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir döneme damga vuran “Sihirli Annem” ve “Selena” dizilerindeki rolleri ile tanınan Gizem Güven, şimdilerde ekranlardan uzak olsa da sosyal medya paylaşımlarıyla gündeme geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NSlItmAEu0CD2NNU1URpIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gizem Güven, sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşımlarda çocukluk fotoğraflarına yer verdi.
Ünlü isim, bu kareyi "Bir ara saçlarımı böyle yapmak isterdim ama işte" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qfo8vV8gMUCoLINeTultVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gizem Güven, bir başka çocukluk fotoğrafında ise "Bu ise favori modum her daim" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wj5iepkOfUqKCvl5k9K3dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Perihan Savaş sosyal medya hesabında yaptığı duygusal paylaşımla gündeme geldi. Savaş, eşi Yılmaz Zafer'in 29'uncu ölüm yıl dönümünde birçok nostaljik kare paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9Njw0UzvwECAuVJHCvmMjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Perihan Savaş paylaşımına "Sözün bittiği bir gündeyiz yine. Seni kalbime sakladım. Hep oradasın, sonsuza kadar" notunu düştü.
Yılmaz Zafer, 38 yaşındayken 9 Kasım 1995'te hayatını kaybetti</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ONhxEGSm1UaNGXiHiquAOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Ezgi Mola, yaklaşık dört yıldır aşk yaşadığı işletmeci Mustafa Aksallı ile 8 Mayıs'ta sade bir törenle dünyaevine girmişti. Ünlü oyuncu, 23 Kasım 2023 tarihinde de oğluna kavuşmuştu.
İlk kez anne baba olmanın mutluluğunu yaşayan çift, çocuklarına Can adını verdi. Şimdilerde anneliğin tadını çıkaran Ezgi Mola, çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eBYJa7KGDk6kjrRbpweUbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mola paylaşımına "Mutlu musunuz saçlarım uzadı. İlk fotoğraf şimdi. Son fotoğraf kardeşimin saçlarını bile kıskanıp aynısını yapın dediğim yaşım... Kesilen iki örgümü hala saklıyor annem" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wz5jkYEw-kStmTh0QrjnmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elveda Rumeli, Aile Arasında, Yabancı Damat ve Sevdaluk gibi yapımlarla adından söz ettiren usta oyuncu Erdal Özyağcılar sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1HhrOUngNU2-LpyYoDm5XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, yer alacağı bir dizi için kendisinden gençlik fotoğrafının istendiğini belirtti ve şu açıklamayı yaptı:
"Albümlerin arasından İstanbul Belediye Konservatuarı tiyatro bölümü öğrenci hüviyet kartım çıkıverdi karşıma. Resmime baktım üzmedi beni şimdiki halim. Konservatuar yıllarım hepsi buram buram hala yüreğimde hüzünlenmedim. Sadece yıllar önce bu mesleğe gönül verip adım attığım için binlerce kez şükürler olsun dedim."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b87c7KIpXkGg72NgbAjDDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Sevinç Erbulak, kızı Kavin'in yeni yaşını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla kutladı. Kızını kucağına aldığı ilk gün çekilen fotoğrafları paylaşan Erbulak, "Sana bir şey anlatmak istiyorum Kavin'im. Seni kucağıma verdikleri andan itibaren hayatım çok net bir şekilde (o andan itibaren) değişti, bunu biliyorsun. Bak şu bulduğum fotoğraf, işte o ilk anımız bu, ilk fotoğrafımız" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V6AmwSLZwUWcprkhORBxlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erbulak, sözlerine "Uyuyan pembe bir kedi yavrusu gibi gelmiştin odaya, ben de ne yapacağını bilmeyen bir anneydim en fazla, çok mutlu, çok şaşkın biraz da endişeli bir anne, böyle bir his kalmış aklımda. Sonra bir ara seni koluma yatırmışım, birlikte ilk uykumuza dalmışız sanki. O gece çok güzel uyumuştuk. Sonra o kadar çok uyuduk ki birlikte, birkaç sene sonra anne terletme beni odana git artık dediğinde kalbime ağrı girmişti ama haklıydın kızım. Kız çocukları genellikle hep haklıdır, dünyanın en tatlı kanunlarından biri bu. Sana anlatacağım şey bu değildi, buraya nereden nasıl geldim bilmiyorum. 
Üçüncü fotoğraf herhangi bir gün metroda çekilmiş. O anı, o günü hatırlamamız için özel bir nedenimiz yok. Buna rağmen o fotoğrafı gördüğüm an vagondaki aşırı gürültü, metronun kokusu ve rayların aşırı yüksek sesi doldurdu odayı. Önündeki şahane hayatını hep böyle geçirmeni istiyorum bir tanem, mutlu olduğun anların farkına varmadan, mutluluğunu hep sonradan hatırlayarak yaşa lütfen, böyle yaşa ki o sırada ne kadar mutlu olduğunu düşünmeye vaktin olmasın. Sen, sadece yaşa. Bütün güzellikler gelsin bulsun seni. Sonra bu geceki ben gibi, alelade günlerden birinde çekilmiş tamamen unuttuğun bir fotoğrafa bakarken o günün ne kadar güzel bir gün olduğunu 'dan' diye hatırla. Yaşam tam da böyle içinden geçmemiz gereken, hafif, inceliklerle dolu, kabalıkları asla görmezden gelemeyeceğimiz ama onlarla baş edebileceğimiz bir masal. Sadece sonu değil çevirdiğin her sayfanın sonu iyi bitsin. 18’ine 5 kala, böyleyim işte.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ki4a7iYx6US4MlEmC8PmKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz aylarda beyin kanaması geçirdiği ortaya çıkan oyuncu Peker Açıkalın, 39 yıl önce çekilen askerlik fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JrwMCu5xtk6p_Tnvc2UEZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Takipçilerini geçmişe götüren Açıkalın, paylaşımına "Canım Atatürk, biz Foça Dağ Komando 85/1 özel eğitim ekibiyiz… Yıl 1985, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda Foça sokaklarında yürüyüş yaparken, ellerinde Ay yıldızlı bayrağı sallayan halk ağlıyordu ve tabii ki bizimde gözlerimiz dolu doluyken, yürüyüşümüzden, evlerin camları zangır zangır sallanıyordu… Tıpkı bugün sana saygısızlık yapanlar gibi…" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eRklQjMUbEqQdYw1u0oglg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemin popüler oyuncularındanolan Melis Sezen, kardeşi Polat Sezen'in doğum gününü sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N8nlUeZEP0--3ILFUpCetQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kerem Bürsin ile "Son of a Rich" filminde buluşmaya hazırlanan ünlü oyuncu paylaşımına şu notu düştü:
"Canım kardeşim, karındaşım, yoldaşım, her şeyim! Sonsuz şükürler olsun varlığına iyi ki benim kardeşimsin varlığın kutlu olsun hep çok mutlu ol yüreğin ışıl ışıl parlasın melekler yanı başında olsun hep. Seni çok seviyorum, sağlıkla mutlulukla birlikte şahane yaşlara."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rwhPtYI8Vku2g-MA1vrq7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeşilçam'ın usta oyuncularından Tarık Tarcan, seneler önce rol arkadaşlarıyla birlikte çektirdiği fotoğrafı takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zGWWXj5b3Eur3wrervyyiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarcan, 1986 yapımı "Akrep" filminin setinde çekilen fotoğrafa; "Dünyanın en tatlı insanı Öztürk Serengil... Bilinenin aksine üç kızının harika babası Coşkun Göğen... Ahmet Tarık Tekçe'nin biricik kızı ve dört film çektiğimiz harika mert kadın Ahu Tuğba... Öztürk abim ve sevgili Ahu nurlar içinde yatın. Çok değerli bir anı... Fotoğraf 'Akrep' filminden..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OLwOj97JkESQV03_9yjwtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Safiye Soyman, 13 yaşında Ziya Akaröz ile evlendirilmişti. Şarkıcı, düğününden bir kareyi sosyal medya hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xMpaugz-Kk-JHmmjlE7g6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1974 yılında evlenen Soyman paylaşımına "İşte ben Safiye gelin" notunu düştü.
Uzun yıllardır Faik Öztürk ile birlikte olan Soyman, 13 yaşında babasının kendini evlendirmesiyle ilgili "Annem ve babam önce 'O çok küçük, olmaz' dediler. Babam sordu bana, daha çocuğum anlamıyorum ki... Babam beni verdi" demişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z6swsgqBnkqQF4EknhjEpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Usta oyuncu Erdal Özyağcılar, sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşımla adından söz ettirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/09Y9ZyoqGUWssqX3yScrMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü isim, mesleki hayatının farklı dönemlerini gözler önüne seren fotoğrafları yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pgWm47Hkl0eUGjp2QzRtwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erdal Özyağcılar, paylaşımına "Burnumun direği sızladı. Siz takipçilerimle bu yolculuğu paylaşmak istedim" ifadelerini not düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/px-58zv0-UaWw6hp52YbnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özyağcılar'ın paylaşımına binlerce beğeni ve "Her karesi o kadar kıymetli ki", "Muhteşem bir sinema yolculuğu", "İyi ki varsınız" gibi yorumlar geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k1O35_8cL0i6cL0LnaXH4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kariyeri boyunca birçok sinema filmi ve televizyon dizisinde rol alan Erdal Özyağcılar, son olarak "Gaddar" adlı dizide boy gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a_97C6nnB0SibbaWNTSSTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir meslektaşı Hakan Kurtaş ile aşk yaşayan ünlü oyuncu Birce Akalay, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla gündeme geldi.
40 yaşındaki Akalay, önce 2017 yılından bir karesini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mMSHGhRhPUC5KEXZ1feGrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha sonra çocukluk fotoğrafını paylaşan yıldız, "1987 - Stüdyo Yüksel" notunu düştü.
Akalay'ın paylaşımına binlerce beğeni yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1JTTYP1P1UKb11qJMtcNgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir ekranlardan uzak olan Demet Özdemir, sosyal medya paylaşımlarıyla adından söz ettiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ulcgXMMoC0uwVZvM_YysmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak bebekken babasının kucağında çekilen fotoğrafını paylaşan Özdemir, "Yakışıklılığından asla ödün vermeyen babam. Bana bakın ama. Coşkulu bir sabah" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fYH6BUJg1EymR5t_pFSLlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İclal Aydın, Budapeşte'de okuyan kızı Zeynep Lal Başbuğ hakkında duygusal bir paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M7decDp1ZEW19AHdjnM1nQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğitim hayatını Budapeşte'de sürdüren kızını uğurlayan Aydın, paylaştığı nostaljik fotoğrafa şu notu düştü:"Uçuverdi haftalar, aylar. Tatil bitti. Şimdi uçağa bindi, Budapeşte’ye gitti. Okuluna, kendi küçük evine döndü. Birkaç hafta sonra tam 22 yaşında olacak. Şu fotoğrafta bir yaşında bile değildi. Yedi sekiz aylık olsa gerek… Göğsümde uyuturdum. Bu gece de öyle uyuduk. Ergenliğe geçişiyle kesintiye uğrayan sokulmalar, sarılmalar gurbete gidişle geri döndü. Üstelik büyüdükçe daha sıkı sarılır oldu. Öğrettiğimiz endişelere kendi özel kaygıları da eklendi zira. Anlar, anılar daha da anlamlı geliyor şimdi ona da… Güle güle canım kızım. Harika bir yıl olsun."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UXSYl8QUPEeJ9SIS0AeaDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Caner Erdeniz ile 2019 yılından bu yana mutlu bir evliliği ve Vina adında bir kızı olan Müge Boz, 1 Haziran 2024'te ikinci kez anne oldu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CW2GIXMyHk2AvS2O1KJP9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Rika" adında bir erkek çocuk sahibi olan 40 yaşındaki oyuncu, sosyal medya hesabında çocukluk karelerini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PFOZqTrNcUiaS8DJO1c35Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir ekranlardan uzak olan ve kızı Elay ile ilgilenen Aslı Enver, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U4N0NechXkaMk7OuQvisWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>40 yaşındaki oyuncu, çocukluk yıllarında çekilen fotoğrafına "Mini me" (Minik ben) notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C7HAyD1TY0WNemke3dxRKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Ayşegül Aldinç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wnkbgTPT4kSdhPYv2prywQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aldinç, 90'lı yıllarda çekilen fotoğrafına "Perşembe günleri geçmiş yıllardan fotoğraf paylaşıyoruz ya. Bir gün önce davrandım" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EMDnHM_DVUCUoG6pSzX43w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çelik, sosyal medyasında lise yıllarına ait bir fotoğrafını paylaştı. 
Şarkıcı paylaşımına "Bugün az önce hayatımın en güzel hediyelerinden birini aldım. Sonsuz ve tarifsizce mutluyum, neşe ile doluyum. Pendik Lisesi'nde okurken matematik hocam olan Nesrin hanım bu fotoğrafı göndermiş" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eh9IUib4VEOVl_mhUnl-vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü müzisyen sözlerine "Bu vesile ile Nesrin hocamın şahsında bana bugünkü halime gelmeme emek veren bütün hocalarıma minnetle teşekkürler ediyorum" diye devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YwwfIf97oUaPwWYN9ddjwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Ayşegül Aldinç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JFOh2gzYIUepTcZlmZO8ZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aldinç, yıllar önce çekilen siyah beyaz fotoğrafına "Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nu ( şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ) bitirdikten sonra 4 yıl Yıldız Parkı içinde bulunan Yıldız Porselen’de ( ki Sümerbank’a bağlıydı o zaman) önce stajyer öğrenci sonra da desinatör olarak devlet memuru statüsünde çalışmıştım. Fotoğrafta kıvançla eserimin önünde görülüyorum. Böyle lenger tabak denir kocca tabaklara, vazo ve çeşitli porselen objelere serbest çalışmalar yapardık. Şablonlu klasik çalışmalar da olurdu arada. Eurovision’da yarışıp ayağımın tozuyla işe döndüğüm yıl. Yarışma konusunda müdüriyetten izinliyim tabii.Hiç unutmam askere gider gibi uğurlanmıştım. Saçlarım kısa o vakit. Cesaret edip kestirmişim. O yıllar “Aslan Başı” moda. Niye bu isim konmuş belli değil! Ensede de bi parça saç olduğundan yele sayılıyorsa demek.Sonra onu da kestirmişim. Lafı da kısa kesiim o zaman ben. Kimi uzun yazıyorsun diyor kimi 'Sen yaz biz okuyalım' şeklinde hoş bir yaklaşım içersinde. Ben ikinciyi yeğliyorum tabiyatıyla..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fd0xcP0q8E2nkVL6gBmWXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Fedon, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xcUfq7OutUm6Egeho_iGug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gençlik fotoğrafını paylaşan 77 yaşındaki yıldız şu ifadeleri kullandı:
"Birçoğunuzun beni böyle görmediği... Sakalsız Fedon"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HiALHcYgW06YfaNBTZ907w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şu sıralar "Zeytin Ağacı" dizisiyle adından söz ettiren ünlü şarkıcı ve oyuncu Murat Boz, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mnGWAeqSXkOn6tYEusV2eA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>44 yaşındaki Boz paylaşımına "80’li çocuk... Bir elinde yarın öbür elinde dün" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JRaSxvjj10i00pjYy_ydlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metin Arolat, çocukluk fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaştı. Geçmişi yad eden ünlü isim, içini döktü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SL4cmrNOcESlxuhDcqvBOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paylaşımına duygusal bir not düşen Arolat, "Bu gün anneciğim, babamın ve abimin yanına göçeli tam 4 yıl oldu. Şimdi üçü yan yana yatıyorlar. Oysa bu fotoğraf çekilirken böyle bir şey gelebilir miydi ki aklımıza? Benim için en mutlu günlerin fotoğrafıdır bu. Hepimiz bir aradayken, henüz hiç kimse ölmemişken, dinmeyen acıyı, bitmeyen özlemi, sonsuz ayrılığı, sonsuz yalnızlığı henüz öğrenmemişken. Hepimizin bütün kaybettiklerimize dualarımı yolluyorum" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oS3jYJe-6kWy_JpjpE8Y8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Meltem Cumbul, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xc8YEIMIp0-FT9wANWyc3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lise yıllığından kalma fotoğrafını takipçileriyle paylaşan Meltem Cumbul, "Bugün size 17 yaşımdan günaydın" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U3s0FUNpSEGeST02n3Hf1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Fedon sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla takipçilerini 58 yıl öncesine götürdü!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZGvZSXi9_0maSzSeUctEoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Askerlik fotoğrafını takipçileriyle paylaşan 77 yaşındaki yıldız şu ifadeleri kullandı:
"1966 Amasya Carcurum'da askerim. Radyomla baş başa. Kim bilebilirdi bir gün Fedon olarak şarkıcı olacağımı... Ben bile bilmiyordum."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GiZTRHR360uN8MwoRSl9kg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülpembe, Dağlar Dağlar, Unutamadım, Arkadaşım Eşek gibi şarkılarıyla hafızalara kazınan usta sanatçı Barış Manço'nun oğlu Doğukan Manço sosyal medya hesabında takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y6Qy76mgEUuJup2OvbG5Bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Annesi Lale Manço Ahıskalı ile fotoğrafını paylaşan 43 yaşındaki Manço "1980'ler" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3lqb9IG2H06SZGUmXBCphQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Zeynep Çamcı sosyal medya hesabında çocukluk yıllarından bir kare paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zBnRnr6SWUajbfKdGP1YbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>37 yaşındaki oyuncu paylaşımına "Bebe Zeynep" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N-YVNbXM8EqZJWWZr3m_Xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Esat Yontuç, Acun ılıcalı'nın 55. yaşını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w47ts9lABUSpA5ZzyrcLBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yontunç paylaşımına  "Evet o uzun 24 gün geçti ve eşitlendik. İyi ki doğdun iyi ki varsın. Nice beraber mutlu yıllara inşallah" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cpcknj6bvE6oPu0LLeqbXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Levent Yüksek sosyal medya hesabındaki paylaşımıyla adından söz ettirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vS1YjhhLYkmnhZ115hkHKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>45 yıl önce çekilen bir karesini paylaşan şarkıcı, "Bu fotoğraf 15 yaşında Antalya Lisesi’nde okuyan ve sahneye çıkıp bas çalan Levent. Videoda ise Levent’in 45 sene sonra doğduğu yerde sahnesine davet ettiği ilkokul öğrencisi koro arkadaşları var. Çocukluğum, ilk gençliğim Antalya’ya selam olsun. Videonun sonundaki küçük arkadaşıma sesleniyorum; O gurur bana ait" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pTmI4J1mnk2dPoXFcdXxpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bahar dizisinin yıldızı Demet Evgar sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.
Dün doğum gününü kutlayan yıldız, çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_2h6Mmzp2U-a9VdAqHLN4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evgar paylaşımına şu notu düştü:
"Çok fazla çocukluk fotoğrafı olan biriyim. Ama bu fotoğrafımı ben de ilk defa gördüm. Amcamın albümündeymiş. Bi tuhaf oldum. Kızımı gördüm kendimde. Ve sanki kendime daha çok yaklaştım bu görüşle. Tüm çocukluğum boyunca “hayal dünyama” alan tutan aileme binlerce kere şükrediyorum. Kendime de teşekkür ediyorum. Kendimi hiç bırakmadığım için, elimden tuttuğum için ve bir can sevinciyle kendimi sevdiğim için. (Demkoo seni o kalkan kaşından öperim) Elimdeki bebeğimi Mavi de çok seviyor. İkimize de korkunç gelmemesi tuhaf biraz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ayz1a70A2Uiu9qMj18wX6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde gerek açıklamaları gerek sosyal medya paylaşımlarıyla gündemden düşmeyen Cem Yılmaz, takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3GHKCZeDDU-ASaWuZoQ4bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>19 yaşında çektirdiği bir fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşan Yılmaz, fotoğrafa uyguladığı netleştirme işleminden esprili bir şekilde bahsetti.
Ünlü komedyen, "Yüzüme küçük dokunuşlar yaptırdım. Ama 1992'de..." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ts6ynzbJqEGS7b3S8HKFow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğu Demirkol sosyal medya hesabında çocukluk yıllarına dair fotoğraflarını paylaştı. Çocukluk fotoğraflarını taklit eden Demirkol'un paylaşımı büyük ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dbboMhk6oEKqqmKckYLqxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demirkol'un paylaşımına sevgilisi Ayşe Kırca kayıtsız kalmadı.
Oya Başar ve ile Levent Kırca'nın kızı olan Ayşe Kırca, Demirkol'un paylaşımına "Aşkım, bebeğim" yorumunu yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rn09nBxMv0y-SEZNuFFnng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burak Dakak ile dünyaevine girmek için gün sayan ünlü oyuncu Leyla Tanlar, ağabeyi Levin Tanlar'ın doğum gününü sosyal medya hesabında kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ivXw_cMcUmlRO_crgy6Jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocukluk fotoğraflarını paylaşan oyuncu, paylaşımına "Levom" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jMw99BC_e0-sHZhPYuMO5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Boş Bardak", "Bu Aşkın Katili Sensin" ve "Sana Affetmek Yakışır" gibi şarkılarla tanınan ünlü müzisyen Fettah Can, paylaşımıyla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6Jd1PSs_J0SgyXI4pe-5cw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Can paylaşımına "Babam şarkı söylüyor yanında da bilin bakalım kim var? Arkamdaki ufaklıklar da kuzenim ve kız kardeşim" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xna72cHhjUGb7hLfX-e8yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rock müziğin ünlü ismi Teoman, sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlüler arasında yer alıyor. Zaman zaman çocukluk ve gençlik yıllarına ait kareleri takipçileriyle paylaşan Teoman, nostaljik paylaşımlarına bir yenisini ekledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bbRrqq2TO02Sk7CsuX-icg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teoman, annesiyle sünnet düğününde çekilen fotoğrafına "Annem bana eli öpülecekler listesi veriyor. 'Anneannen ve babaannen. Başka kimsenin elini öpmeyeceksin. Diğer insanların sadece elini sık" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yjuZLJ_Y9ESe3bGbk_K3-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bizim Hikaye, Üç Kız Kardeş ve Mucize Doktor gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Reha Özcan takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kQKachE2vEG5FVQWT6lNkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özcan paylaşımına "Hani benim gençliğim nerede dedim, ablam yolladı..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jUeoa6a_Ske5NUpUBUdJyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Demet Akalın, 1990 yılında Miss Globe'a katıldı.
Akalın, yarışmanın birincisi Gülay Pınarbaşı ile fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nxuj3ZcnlkGc-sfpuoU5hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akalın paylaşımına "Bazen kaçıncı olduğunun bir önemi yoktur" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SnSN7-jNn0ykM5TUgUBiYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kariyerinde 37. yılı geride bırakan usta oyuncu Levent Can, çocukluk yıllarına ait bir fotoğrafı paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DKikaSEswkeUtiCjumt8mg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu olma hikayesini anlatan Can, “İşte bu kadar küçük çocuklardık tiyatroya gönlümüzü verdiğimizde sene 1986. Ustam Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'nun kapısından çevrilmiş, kabul edilmemiştim kurslara. Ama ben ne yaptım ettim o kurslara gittim. Yüz vermediler, ders vermediler, sahneye çıkarmadılar başlarına bela olmamayım diye. Haklılardı 15 yaşında ufacık bir çocuktum daha, okulu bırakmıştım tiyatro sevdasıyla 'git önce okulunu bitir' dediler. Sonra ben okulumu da bitirdim, mesleği de söke söke aldım. Azmettim inat ettim ve hiç vazgeçmedim bu sevdadan. Ve 3 Nisan 1987 senesinde Kadıköy Halk Eğitim Merkezi sahnesinde profesyonel olarak ilk kez sahneye seyirci karşısına çıktım, çok heyecanlıydım, bugün 37. yılım ve halâ aynı heyecan içindeyim söz konusu tiyatro olduğunda. Yanımdaki dünyalar güzeli arkadaşımı bilir tanırsınız. Pelinsu Pir; can yoldaşım, yol arkadaşım, çocukluk arkadaşım. O dönemki kurstan bir o, bir ben, bir de Nur Gürkan mesleğe devam edenler olduk oysa çok daha kalabalıktık kursta. Zaman içinde bırakanlar vazgeçenler oldu, biz hiç vaz geçmedik hep 'tiyatro' dedik. Bugün ısrarla inatla yine 'tiyatro' demeye devam.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BPSkjuASr0CeOqQC1RQXIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İş insanı Murat Özdemir Dubai'de evlenen ünlü şarkıcı Ebru Gündeş sosyal medya hesabında çocukluk yıllarından bir kare paylaştı.
Gündeş paylaşımına "Hiç değişmediğim doğrudur 3" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YUEEUv3e3EGmI2xRQzjjLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>76. Cannes Film Festivali'nde Nuri Bilge Ceylan'ın yönetmenliğini yaptığı "Kuru Otlar Üstüne" filmindeki rolüyle "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü kazanan Merve Dizdar sosyal medya hesabında takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_3meibWCmUC-sDfYlVINAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Star TV'de yayınlanan Ömer dizisinde Ömer'in ablası Nisa karakterine de hayat veren Merve Dizdar paylaşımına "27 Mart 2004… 17 yaşındayım. Okulun ilk yılı. 27 Mart hazırlık telaşı kuliste. Akşam gösterimiz oluyor. Ben 'Nina'yı oynuyorum." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yJzQ1g5a7U2VO7sba-2yrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu sözlerine "Tüm replikleri unuttuğumu düşünüyorum korkudan. 'Profesyonel hayata ilk geçiş, aman diyim kızım kendine gel' gibi asla işime yaramayacak motivasyon konuşmaları yapıyorum. Oyun bittiğinde, sınıf arkadaşlarımla sarılıyoruz. Kutlamalar başlıyor. Kendime diyorum. 'İyi başlangıç Merve…' Hepimizin Tiyatro günü kutlu olsun" diye devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uFp0mmGqT0-f_Lbgo5myPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Dolunay Soysert, 25 Mart'ta 51 yaşına bastı. Ünlü isim, doğum gününü bebeklik fotoğrafıyla kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h9l-1dVETkGnwuaoe0vd2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Yıllara teşekkür; Ne güzel ki çok sevdim ve çok sevildim bu hayatta, gülerek uyandım çoğu sabah yatağımda" diyen Soysert, paylaşımında "Anamla babamın civcivi, iki erkek kardeşimin belalısı, yeğenimin deli halasıyım. Dostlarım şansımdır. Evcilik oyunundan kopamadığımdan oyuncu oldum ve hep çok sevdim işimi. Doyamadığım kitaplarım, sayısız çocuğum, iki köpek yavrum, asla sonu gelmeyen ezberim, hep yetişmem gereken randevularım, ileri derece gözlüklerim var. Çiçeklere, yaprak sarmasına, gülmeye bir de bebek kokusuna bayılırım. Yapmak istediklerim hiç bitmez, hayallerime renk yetmez. Hayatların pamuk ipliğine bağlı olduğu şu topraklarda bunca zaman yaşıyor oluşuma şükreder dururum. Tıpkı fotoğraftaki gibi hâlâ şaşırarak bakarım Dünya’nın büyüklüğüne ve kendi küçüklüğüme. 1,5 yaşımda ya var ya yokum burada. 'Doğduğunda 1 yaşında mıydın?' tartışmalarından uzak bir noktadayım daha ama yaşamak adına aynı bitmeyen heyecana sahibim hâlâ. Sadece daha bilinçli bir yerden tanıyorum artık bu hissi ve sarılıyorum her anına. İyi ki geldik bu güzel yaşa. Yağmur yağıyor şu anda İstanbul’da, kabul olurmuş doğum günü çocuğunun duası; kirlenmiş her halleri yıkansın yağmur sularıyla insanların, yollardaki ızgaralardan toplaşıp aksın kanalizasyonlara… Güneş parladığında sadece baharı görelim artık ama sadece baharı" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IggsR2-e90WeWbeqRDcz8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şarkıcı Hayko Cepkin sosyal medya paylaşımıyla takipçilerini geçmişe götürdü.
Cepkin'in yaklaşık 30 sene önce Beşiktaş - Kocaelispor karşılaşmasını tribünde seyrettiği anları arkadaşı buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GnzOU203-kCCfvSnlWha0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beşitaş taraftarı olan Cepkin "Yeni açıkta maçın başlamasını bekliyoruz muhtemelen. Klasik şapkam ve delik deşik montum. @amirnecim arkadaşım 93-94 sezonu Kocaeli ile kupa maçının özetini denk gelip seyrederken beni farketmiş. İşin tuhafı biz daha arkadaş değilken o da aynı maçta tribündeymiş. Elimdeki tek arşiv olacak tribündeki tek görüntümü bulduğu için çok teşekkürler valla çok mutlu oldum" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lFh5uHCAt0iXMmk-1bZNXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rıza Kocaoğlu'nun kendisi gibi oyuncu olan kardeşi Gözde Kocaoğlu, ağabeyinin 45. yaşını sosyal medya hesabından kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dYtSabyLY0iTUDTFu03JCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözde Kocaoğlu, paylaşımında "Abicim, ciğerimin köşesi, büyürken bana şefkati, sevmeyi, ilgilenmeyi, görmeyi öğrettiğin için; daha sonraları da kapsamayı, yaşamayı, gülmeyi unutmamayı her şeyden önce ‘biz varız’ demeyi ve hissettirmeyi unutturmadığın için sana binlerce teşekkür ederim. Daha dün yine “Sahnede nasıl da devleşiyor bu adam?” dedim seni izlerken. E ben seni izlerken hayran bakan küçük kardeşim hep işte. İlk kucağına aldığın gün gibi. ‘İşte bu benim oyun arkadaşım’ dediğin an gibi. Sen de karanlıklarda elimi tutan güzel yürekli abim. Şimdi bir de Mercan’ın dayişkosu... İyi ki varsın, hep ışığınla parla. İyi ki doğdun. Seni çok seviyorum canım kardeşim" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KrtM31K6S0-BnX_IlpGuvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Açelya Akkoyun, sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü. Akkoyun, ağabeyi Demokan Akkoyun'un doğum gününü kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E-HcPU1tqUGyj8Z9BKPpPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akkoyun, çocukluk yıllarında ağabeyi ile çekilen fotoğrafına şu notu düştü:
"Bu hayattaki ilk aşkım, ilk adımımın şahidi, hep ve daimi destekçim. Anne-babamız çalıştığı için beni okuldan alıp, evde envai çeşit tostlarla karnımı doyuruverdiğin günlerden bir gün çekilmişti bu fotoğraf hatırladın mı? Konuşmayı öğrendiğimde bizimkiler, 'abi de' demiş, ben de onu 'abido' diye çevirmişim. Abido’m benim. Varlığının kıymetini anlatacak kelimeleri bulamıyorum. Işık saçan zihnin, engin gönlün, iyi kalbin. Çok kıymetlisin bunu biliyorsun. Abido’m yeni yaşın, seni çok... dolayısıyla bizi de çok çok mutlu etsin. Dün, bugün olduğu gibi yarın da seni hep seveceğim. İyi ki doğdun, iyi ki bizimlesin. Daha nice güzel günlere hep beraber erelim. Canımın ta içi."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YLAv96GxVkuNRtp1mpB6Bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yönetmen Fırat Parlak ile mutlu bir evlilik sürdüren oyuncu Burcu Kara bugün 44 yaşına girdi.
Ünlü oyuncu bebekliğinden bir kareyi takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1XAG34hfH0uZZ4bLNwURbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu paylaşımına "Mutlu yıllar küçük kız" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_n16yW-YmEqh1y3niWUjrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Usta sanatçı Erol Evgin sosyal medya hesabında yaptığı nostaljik paylaşımlarıyla takipçilerini geçmişe götürmeye devam ediyor.
Sanatçı, Nükhet Duru, Bedia Muvahhit ve Adile Naşit ile birlikte olduğu bir kareyi paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5hFGPy-vUk20nt3iBgOgNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evgin "Bir albüm tanıtım kokteylimden… Nükhet Duru, Bedia Muvahhit ve Adile Naşit ile birlikte…Hey gidi günler!" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V_hYbkTVIEq66KizpO2M8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nilgün Belgün, sosyal medya hesabındaki paylaşımıyla takipçilerini geçmişe götürdü.
Belgün, usta oyuncu Halit Akçatepe ile birlikte olduğu bir kareyi paylaştı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jMVkn_ad1k6m1C6dq5MJAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belgün paylaşımına "Tbt gününe gelsin. Fotoğrafların siyah beyaz olduğu yıllardan… Bu fotoğrafta 25 yaşındayım. Sevgili Halit Akçatepe ile İzmir turnesindeyiz ve oyundan sonra o yılların eğlence kulübü MOGAMBO'da eğleniyoruz. Halit de gezmeyi, eğlenmeyi çok severdi ve beni her gece oyundan sonra bir yere götürürdü. Bana 'sen iyi bir oyuncusun sakın tiyatroyu bırakma' derdi. Yolun başındaydım o yıllarda… Sözünü fazlasıyla tuttum… Halit Akçatepe... Siyah beyaz film gibi biraz... 70'li yıllar..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a1fMZdMoxEKQ4f8hJCkOHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yer aldığı projelerle adından söz ettiren iki çocuk annesi yaptığı son paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü. Paylaştığı şiirle çocukluğuna seslenen güzel oyuncunun nostaljik karesine beğeni yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RSWF08hdwUyHQv3LOUdZUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte Düvenci'nin paylaşımı;
"Meraklanma,Yolunda her şeyBüyümek bu işteVe dönüşmekKendini korumakKalabalıkta kaybolmakÜstesinde gelmekKullanılmış hissetmekİlgi görmemekUmudu kaybetmekYanıp kül olmakKorkmak bu işteDeğişmek bu işteHayatta kalmakYaşamak bu işte-yolculuk…RUPİ KAUREn sevdiğim şairlerden…Hayatın acılı tarafından büyümeyi ne de güzel ifade etmiş…Çocukluğuma gelsin ve tüm çocuklara…"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8o_w0TuFh0uPMaDoxdR6Ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türk sinemasının unutulmaz ismi Öztürk Serengil'in kızı Seren Serengil, babasını ölüm yıl dönümünde andı. Babasına olan özlemini ve hayranlığını dile getiren Serengil, yıllar önce çekilen fotoğrafı paylaştı.​</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lClexM2mA0q95jeeSS3aiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"O kadar uzaktan çekilmiş bir fotoğraf ki ama en sevdiklerimden... Babamın sahnesine zorla çıkmak istediğim, Ajda şarkılarını söylediğim, bale müsamereden kalma İspanyol kıyafetimle çıkmak için kuliste ciyak ciyak ağladığım günlerden biri... 'Armut böyle dibine düştü' derdin. Canım babacığım bugün seni kaybettiğimiz gün... Ama senin evladın olmanın ayrıcalığını, gururunu, mutluluğunu yaşayarak bir ömür geçirttin bize. Mekanın cennettir. Ne kadar sevilen, ne kadar anılan, ne kadar taklit ve takip edilen bir adammışsın. Ne çok insana iyiliklerin dokunmuş, hala insanlar bana ulaşıp 'baban bana bu vermişti, bana bunu almıştı' diyor. Ne kadar eli açık, ne kadar yardımsever, ne kadar iyi bir kalp atmış sende... Gurur duyuyorum senin kızın olduğum için ama çok özlüyorum çok... Eksiğim sensiz bilesin. Yani ne yapsam yerine koyamadım, eksikliğini dolduramadım. Yarım kalmış sana doymamış kızın seni bugün yine özlemle anıyor çok öpaj öpaj öpaj"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XlocE5ogoke3W-PB4wlkyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çağla Şıkel, okuldan arkadaşlarıyla bir araya geldiği anları sosyal medya hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yBL-pzrgU0OpKAiCLZSDUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bale eğitimi alan Şıkel, "Bu kızlar yine buluştu. 35 yılımız var" notuyla bu kareyi paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hAUMnDYhMUGs8kK6LaLUrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şarkıcı Levent Yüksel, yaptığı nostaljik paylaşımla takipçilerini 54 yıl öncesine götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yg2-EhvLpE6mQtx08AyXlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksel paylaşımına "Yer Antalya, yıl 1969… Biri beni dünyaya getiren, diğeri yetişmemde büyük emeği olan dünya güzeli iki kadın. Anneannem Hayriye Hanım ve annem Hülya… Ortadaki ufaklığın kim olduğunu söylememe gerek yok sanırım" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qsbz_ZHbFE-DEVpyAVOBoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erol Evgin'in oğlu Murat Evgin, Sezen Aksu ile yıllar önce çekilen karesini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YPUXyt-ZzkyrYNBlDaHHjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü müzisyen paylaşımına "80’lerin sonunda Bostancı Gösteri Merkezi’ndeki Sezen Aksu konserindeki bu çocuk büyüdü de konserinde 'Sezen Aksu Şarkıları' mı söylüyor?" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wwOWwsUjoEysXQ84u4l8rQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlker Ayrık sosyal medya hesabındaki paylaşımıyla takipçilerini geçmişe götürdü. Ablası İlknur Sönmez'in doğum gününü kutlayan yıldız, okul yıllarından bir kare paylaştı.
Ayrık paylaşımına "Ablam… Herkesin bir ablası olmalı gibi. Çünkü insanın ablasının olması çok tatlı, çok yakışıklı… Fotoğraftaki de benim ablam İlknur. Fotoğraf da bizim çocukluğumuz. Saç kesimim, ablamın kurdelesi, önlüklerimiz, çantam, şortum ve altındaki muhteşem bacaklarım. Ve çok şükür ki bu fotoğrafta görülmeyen ayakkabılarım. Püsküllü müsküllü Allah korusun… Stüdyodaki fonu saymadım bile…" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lJHFUb-IkUa98lQs9vSSUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrık sözlerine "Bugün ablamın doğum günü. İyi ki doğmuş, iyi ki ablam olmuş, annem Mukaddes Hanım bizi iyi ki doğurmuş… Canım Annem… Bir de ağabeyim var. Vehbi. Ona bambaşka bir zaman değineceğim. Bu paylaşım yetmez. O tam bir efsane çünkü… Canım ablam; Senin, Alpan Ağabeyim’in, Haktan ve Selim’in şapşahane bir ömrü olsun. Mutlu ve her zaman bana verdiğin gibi huzurlu bir ömür… Seni çok seviyorum…
Not: Biliyorum ki bunu görünce duygulanıp ağlayacaksın. Ağlama sakın. Hep gül. Sana gülmek yakışıyor…" diyerek devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lmwsy0EbhE6WrposPk5Dfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü televizyon sunucusu Beyazıt Öztürk sosyal medya hesabında takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bebxjKkyVESRhJ-85bL_nQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öztürk paylaşımına "1980, Ankara Yenimahalle" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pm4ZlDpLZkmJsqym6KWxMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, arkadaşı Meriç Hasgül Aydın'ın yeni yaşını yıllar önce çekilen fotoğrafla kutladı. Ünlü isim, Aydın ile birlikte yer aldıkları kareye "İyi ki doğmuşsun zekim" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ODWchJXkIk-laNMgTy2f2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Bülent Şakrak, arkadaşı Emre Altuğ ile birlikte yer aldığı bir kareyi paylaştı.
Altuğ'un doğum gününü kutlayan Şakrak, mesajına "Güüüümmm... Al sana...'Doğum günün kutlu olsun ihtiyar' dersin ha? İfşalarım sürecek..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zA0sVpQrmESt3WhxahPlNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Emre Altuğ, 26 Ağustos'ta Bülent Şakrak'ın doğum gününü kutlarken "Doğum günün kutlu olsun ihtiyar" demişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-6ID_XtcOEmj3yF_VFILaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erol Evgin sosyal medya hesabında gençlik fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NU9l_ltrHkCiK9g--cR_iw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü sanatçı paylaşımına "Giysilerden yılları tahmin etmeye devam. Jean’ın geniş paçaları ve ayakkabının topukları 70’ler diyor. Yeri hatırlamıyorum. Kim bilir nerenin kıyısı…" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vjl-U7hf006iTWzjJvZOMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rock müziğin sevilen ismi Teoman, Ramazan bayramına özel çocukluk fotoğrafını paylaştı. 
Şarkıcı paylaşımına "Pazar günleri, Sahaflar’ın orada, Beyazıt’ta sokak pazarları kuruluyor, oralarda sinema makinelerini seyredip, para biriktiriyorum; Bayram harçlıklarımı, amcalarımın verdiği harçlıkları. Sonunda annemle gidiyoruz Beyazıt’a, küçücük, çok hafif, kırmızı, gri plastik bir sinema makinem var artık. Süper 8. Eve zor varıyorum, hemen tornavidayla aletin içini açıp dişlilere yağları sürüyorum. Şarlo filmini takıyorum, o da ne! Makinem çalışmıyor. Daha doğrusu çalışıyor da, iki saniye çalışıp bir dakika tutukluk yapıyor. Ölmek istiyorum! Ne yapsam olmuyor" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JGmNOwIq50iHLmarpTHtoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şarkıcı sözlerine "Diğer hafta makineyi geri götürüyoruz, adam içini açıyor, 'Buna yağ mı koydunuz?' diyor. Meğer bütün dişlileri plastikmiş, mahvetmişim makineyi yağ koyarak. Kalbim parçalanıyor, vıcık vıcık yağ var. Adam bir bezle ince ince siliyor yağları. Evde takılıyor hâlâ makinem. Hiçbir işe yaramıyor. Sürekli yağlarını siliyorum dişlilerin, hâlâ parlak parlak her yeri makinenin, arınmıyor yağ bir türlü. Şarlo gözüküyor ama iki saniye hareket edip duruyor. Mutsuzluktan öleceğim! Tekrar bir para biriktirme olayına giriyorum, önümde uzun bir zaman var sinema makinesine sahip olabilmem için..." diyerek devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qBg6cGNX5EuVQk5or-9ZeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Berna Laçin, sosyal medya hesabında nostaljik bir sahur paylaşımı yaptı.
Takipçileriyle çocukluk hallerini paylaşan Laçin, "An itibari ile #kadirgecesi için tek başıma sahur yaparken ne çok andım dedemi ve bunun üzerine bilinmeyen bir fotoğrafımızı paylaşasım geldi. Dedemin sahur muhabbeti çocukluğumun en tatlı anılarındandır" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0f98Pf7D9UKPJ-Kena7Nng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu sözlerine "Tıpkı onun gibi pilav hoşaf var benim de soframda şimdi. Çayı da demledim onun gibi üşenmeyip ama bende ramazan pidesi ve kahvaltılıklar da üzerine ek. Dedemle benzer bir sahur ama küçük bir farkla, o kuş kadar yerdi ben maşallah..." diyerek devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wXhNdokjQUS_aEYUEeuSBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Usta oyuncu Nilgün Belgün ilk evliliğini 19 yaşındayken, tiyatrocu ve komedyen Abdullah Şahin ile yaptı. Çift kısa süre sonra da kızları Oylum Şahin'i kucağına aldı. 
Daha sonra anlaşmalı olarak boşanan Belgün ikinci evliliğini usta müzisyen İlham Gencer'in oğlu İlhan Gencer'le yapmıştı. Merve Gencer adında bir kızı olan çift yollarını ayırmıştı.
Nilgün Belgün,sosyal medya paylaşımıyla Gencer Ailesi'yle birlikte geçirdiği günleri andı. Ünlü oyuncu bu fotoğrafın altına şu notu düştü: "Tbt gününü Gencer Ailesi'ne ayırdım bugün... Eşim İlhan Gencer piyano çalar biz de Ayten ablayla gelin-kaynana olarak oynarız. Ayten Abla'yı zorla oynamaya razı etmiştim. Bir daha da böyle bir fotoğrafı kimse görmedi. Hiç hoşlanmazdı böyle şeylerden...”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3py1J7nHvUyIyW5yWDuPaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bora Gencer'in paylaştığı bir fotoğrafı da alıntı yapan Belgün altına, "Eski kayınbiraderim Bora Gencer paylaşmış... 25 yaşındayım ve Ayten Alpman'la İlham Gencer’in geliniyim ama gelin maaşım yok! İlham abi yanındaki küçük çocuk Bora... Benim yanımda oturan görümcem Ayşe Gencer. Karşımda oturan güzel kadın Bora'nın annesi Necla hanımdı. Galiba hayatın en güzel yanı yaşanmış güzel günlerin fotoğrafları" diye yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XeDhqpla2UWPOgOGF1j_vQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aoFuixTsVk2Gh2nFimDn9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanan usta şarkıcı Nükhet Duru, Yeşilçam'ın ünlü oyuncuları Zeki Alasya ve Metin Akpınar ile olduğu bir kareyi paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4ZCqVos7F0eHGgmPmU1vrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duru paylaşımına "Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. Buymuş meğer!" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D7-9gbHs4USjz01cDxKbOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Hakan Bilgin, 55'inci yaşını Instagram sayfasında paylaştığı fotoğrafla kutladı.
Bilgin, ablasıyla birlikte yer aldığı siyah beyaz fotoğrafın altına şu notu düştü:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OjLhWFxebEGykGug0zAkCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Yıllar yıllar önce ablamla yine 23 Nisan'a hazırlanmıştık, hayata o zaman da hep heyecanla, umutla bağlıydım… Dünya, ülkem bana ne yaşatırsa yaşatsın, şikayet etmeden, tutunmaya, ayakta kalmaya çalıştım. Böyle olmaz dediler, kavga et, savaş, severek nereye kadar ayakta durabilirsin? Ben de dedim ki 'Buraya kadar geldim sadece severek, fena da değil, sevmeye devam.' 55'i bitirdim, devamında görüşmek dileğiyle..."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LAU8UmrQmESL13qEcXPObg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>MasterChef programı jüri üyesi şef Mehmet Yalçınkaya, sosyal medyada takipçilerini zaman yolculuğuna çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rIXtso-Cu0m5384LGdMH8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şef, çocukluk ve gençlik yıllarının yer aldığı kolajı paylaşırken "Yıllar" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LRrh-QIot0uVO8TTOfwPcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İş insanı Selim Sarı ile 2012'de evlendikten sonra oyunculuk kariyerine ara verip yaşamını ABD'nin Miami şehrinde sürdüren ardından pandemi nedeniyle Türkiye'ye geri dönen Didem Uzel,  24 yıl önce çekilen eski bir fotoğrafını sosyal medya hesabından yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YmI6rQ81tkSZK7f4xk0nzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzel, gönderisine, "30'lar... O zaman elimizde akıllı telefonlar yok ki selfie'ler çekelim, her anımızı kaydedelim, gösterelim. Anca işte böyle gazetelerden saklanan fotoğraflar elimizde. 1999... Tbt... Hafta içi canlı yayın yapıyordum. O dönemin fotoğrafları... Yani ben burada 28 yaşındayım büyük olasılıkla. 30’lar derken, o yaşların tümünü kastetmiştim" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wUJKY4sapkSfnu27XACp0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Cem Davran, 59'uncu yaşına girdi. Ünlü isim, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/awZV9XONFUS8Ulr6eJTzww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cem Davran, çocukluk fotoğrafına "Bugün benim doğum günüm. Elli dokuz yıllık hikâyemde çok şeye tanıklık ettim ama bu başka; hüzünlü ve sisli. Canım ülkem bir yandan acılarla boğuşuyor, bir yandan karanlığa direniyor. Beni var eden anneciğim babacığım yok artık ama bıraktıkları aydınlık, bana her şeye rağmen umut veriyor. Doğum günümde hepinize öfkesiz, huzurlu, vicdanlı, çağdaş, ulu önder Atatürk’ün ışığıyla dolu zamanlar diliyorum. Çocukluğumdan çocukluğunuza sonsuz saygı ve sevgilerimle" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sMRXiBe5ekG5tT_2UcIZHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülseren Budayıcıoğlu'nun hikayesinden esinlenilerek oluşturulan Star TV dizisi Çöp Adam'da rol alan Engin Altan Düzyatan, başarılı performansının yanı sıra sosyal medya paylaşımlarıyla da adından söz ettiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-yTd2fkDNkm-IBkrKN1U2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dizide Tamer karakterine hayat veren Düzyatan, hesabında gençlik yıllarına dair bir kare paylaştı. Ünlü oyuncu paylaşımına "Tiyatroya başladığım yıl, Karşıyaka Lisesi, 1994… Yaş 15…" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eC2jzbbNO02bC80WiKvzrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cici, Martıların Efendisi, Sen Çal Kapımı ve Hakan: Muhafız gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Bige Önal, takipçilerini zaman yolculuğuna çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3qNQcXoRKESMPgD_FJVvnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>33. yaşını kutlayan oyuncu "Hayatın değerini bilmek için an’larda kalmaya çabalamayla geçen bir sene oldu. Zamanın nasıl sürprizler yapabileceğine defalarca şaşırarak; yeniliklerin de zamanla, doğru zamanda, olması gerektiği an’da geldiğini öğrenerek… Tam olarak böyle bir sene geçti. Zamanın ve doğru zamanın değerini bilerek giriyorum bu yaşıma. "Aynı doğru zamanın hepimiz, ülkemiz için de geldiğini ümit ederek; hepimize sağlık, huzur ve ferahlık diliyorum bu yıl" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FJuYkWwpnEycresu3ZQGWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Nurgül Yeşilçay, sosyal medya paylaşımıyla takipçilerini zaman yolculuğuna çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/twXqdPUyW0a3ckRqk_67lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eski fotoğraflarını art arda paylaşan ünlü oyuncu, Star TV'nin sevilen dizisi Çöp Adam'da Tamer karakterini canlandıran Engin Altan Düzyatan ile bir karesini paylaştı.
Yeşilçay paylaşımına "Ama Engin Altan Düzyatan'a bakın çabuk, bebe" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/re2LOsaL3UCBa_sEzQ1Jow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türk seyircisinin 80'li ve 90'lı yıllar boyunca yayınlanan Bizimkiler dizisindeki Nazan olarak tanıyıp sevdiği, genç neslin de Kardeş Payı dizisiyle tanıdığı Ayşe Kökçü, nostaljik paylaşımıyla geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8_EHzvSDcU2Xt3KXKJJn2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, üniversite yıllarında çekilen fotoğrafını “Edebiyat fakültesi Türkoloji bölümü 1972 -73 dönemi” notuyla yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_OtWPH6C10-EbAoTlgnaYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Nilgün Belgün, sosyal medya paylaşımıyla takipçilerini zaman yolculuğuna çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XU_iWa011E2RZ3UH_ZasCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeşilçam'ın usta oyuncusu Ayşen Gruda'yı ölüm yıl dönümünde anan Belgün, gittikleri turnelerden fotoğraflar paylaştı.
Oyuncu, paylaşımına "Canım arkadaşım, sırdaşım Ayşen’im sen gideli 4 yıl oldu… Bu fotoğrafları albümden buldum. İlk fotoğraf İzmir'de Dormen Tiyatrosu'yla turnedeyken çekilmişti. İkincisi de Adoş ve Duygu Ankara'yla sahne showu yaparken… Ne çok anı, ne çok yıl, ne çok sahne, ne çok kabare show'u, ne çok sır, ne çok mazi paylaştık seninle" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N1Te8qLxxEyt8pN-qTvHlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belgün sözlerine, "Tiyatro sahnesinde oynadığım en şahane arkadaşımdın. Ne çok güldük, ne çok da üzüldük zaman zaman… Hayat da böyle değil midir? Hüzünler neşeler mutluluklar acılar sevinçler iç içe yaşanır. Nurlar içinde uyu biriciğim…" diyerek devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rXSrcjaKMEiM_fJDHLHqGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>'Maskeli Beşler' serisiyle şöhreti yakalayan Peker Açıkalın, paylaşımlarına bir yenisini daha ekledi. Birçok projede rol alan ünlü isim, okul yıllarına ait bir fotoğrafını sosyal medya hesabından yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mDFmYZunxEqQd5Z1RqmLhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü isim, paylaşımına "Ortaokula başladığım ilk gün… Farkındaysanız; sağ kulağımın büyük olmasının nedeni de tüm can öğretmenlerimin eseridir. Çok çektiler sağ kulağımı, çok... Özellikle ilk 5 sene. Kulak hâla büyük! Ciddiyim. Onun için saçlarım hep uzundur. (Bu özelimi paylaşmak istedim. Benim sağ kulak büyüktür) Suçum ise; derslerde her daim, yaramazlık ve espri yapıp, arkadaşlarımı güldürmekti. Meğer mesleğimin provalarını yapıyormuşum" ifadelerini not düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/al-0dRGzv0aMTTnRVFwLlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlü oyuncu Pınar Altuğ, sosyal medya hesabında babasıyla çekilen bir karesini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3f4A2VEd2kGNJo3AjYNvzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1991 yılında babası Niyazi Üçer Altuğ'ı kaybeden Altuğ, ölüm yıl dönümünde paylaştığı fotoğrafa "BABAM... Çok özlüyorum 20.01.1991. Sensiz 32 Sene... İyi ki senin kızınım" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S1KxiVYJh0G2oJ8MNcyLsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kara Para Aşk, Gönülçelen ve Zeytin Ağacı gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Tuba Büyüküstün, sosyal medya hesabından takipçilerini zaman yolculuğuna çıkardı.
2005 yılında yayınlanan Çağan Irmak imzalı Çemberimde Gül Oya dizisindeki hallerini paylaşan oyuncu, paylaşımına "Yaş 22" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mO88AJhubUCiyDDN0hkypw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dizide 'Zarife' karakterini canlandıran 40 yaşındaki oyuncunun paylaşımı sosyal medya kullanıcıları tarafından oldukça ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H7RUPgFWbk6lAGyQ2azKVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yabancı Gelin dizisiyle yıldızı parlayan oyuncu Jessica May, üç yaşındayken babaannesi ve dedesi ile çekilen eski bir fotoğrafını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2g7b-mecC0ONpciTx9-fzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>May paylaşımına "Hadi sizi 26 yıl önceki Jessica ile tanıştırayım. O gün benim doğum günümdü. Yanımdakiler babaannem ve dedem. İkisi de melek oldu" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GGhEAO9QF0iwb_SXuL1bVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü sunucu Burcu Esmersoy, sosyal medya paylaşımlarıyla gündeme gelmeye devam ediyor. Hesabında gençlik fotoğrafını paylaşan Esmersoy, kendisini hem Brad Pitt'e hem de Leonardo DiCaprio'ya benzetti</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GKHi8Pyw1UeiEmxSC71wBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>4 milyona yakın takipçisi bulunan ünlü sunucu, "Yanaklar bak etli maşallah. Kaşlar bir daha çıkmayacaklarından habersiz ve masum suratımda asılı kalmışlar" yorumunda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T5XUoMasjkeJXctk3IRaMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başrollerini Afra Saraçoğlu ve Mert Ramazan Demir'in paylaştığı, Star TV'nin reyting rekortmeni dizisi Yalı Çapkını hikayesiyle olduğu kadar oyuncu kadrosuyla da adından söz ettiriyor. Dizide Ferit'in babası 'Orhan Korhan' karakterine hayat veren Emre Altuğ, gençlik hallerini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VeZPxsxQFkmrCgcOTk4B5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu ve şarkıcı paylaşımına "Buraya bıyıkları yeni terlemiş bir Emre bırakıyorum 86 ya da 87 yılında şimdi avm olan okulumda #şişliterakkilisesi Nasıl?" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s14xJdUXmk-M88uCThFeNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Emily Ratajkowski
Ünlü süper model Emily Ratajkowski, gençlik yıllarından fotoğrafları sosyal medyada paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8YZUj5uHuUu7Le31EeLPfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2000'li yıllarda arkadaşlarıyla çekilen çılgın fotoğraflarını, 'Teenage Dirtbag' adlı şarkının sözleriyle yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nn0Ji5iyAEKaDq0mFfqU2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ratajkowski, şarkının "Çünkü ben genç bir pislik torbasıyım bebeğim" sözlerine yer verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CYzivzGn5U-bV3VpM9GnFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özge Ulusoy
Trafik kazasında kaybettiği babasının ani ölümüyle yıkılan ünlü model ve oyuncu Özge Ulusoy, sosyal medya hesabından duygusal bir paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SYAWWp_It0anoQ8lKLldsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü model paylaşımına "Kalbim. Seni bu evrendeki tüm sevgilerden daha çok seviyorum…Benimlesin biliyorum hissediyorum… Hoşçakal demiyorum elbet kavuşacağız… Kusursuz bir baba harika bir eş mükemmel bir insan olduğun için teşekkür ederim… Senin kızın olmak bir gurur. Sana tüm hakkım helal babacığım umarım sen de bizleri izleyip gururlanıyorsundur hep yaptığın gibi… Annem bize emanet sen de oradan bizleri koru olur mu? Mekanın cennet olsun Allah rahmet eylesin. Kızın Fındıka hanım…" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zWpyX3HHj063k5B_Ku0CxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Haluk Bilginer - Cem Uslu
Son olarak Baba dizisinde 'Ceyhun Kömürcü' karakterini canlandıran ünlü oyuncu Cem Uslu, aynı dizide rol aldığı Haluk Bilginer ile 17 yıl önce birlikte çekilen bir fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MEkgw2vsDk2Z6RmY4NWdCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uslu paylaşımına "17 yıl önce, Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?' de figüranlık yaparak kamerayla tanışmıştım. İlk sahnem Haluk abiyleydi. 17 yıl geçmiş... Boşa geçmemiş" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lXb233xvJE2S0xqf19qyfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nusret Gökçe
Salt bae (tuz serpme) hareketiyle dünya çapında ünü olan şef ve işletmeci Nusret Gökçe, çocukluk fotoğrafını sosyal medya hesabından yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hMlbxwdI9kaopwqH76UDSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paylaşımına İngilizce "Tuz yoksa hayat da yok" yazan Gökçe, meşhur tuz serpme hareketine gönderme yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R_l_NmUJpk678iFofRi0FQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Binnur Kaya
Ünlü oyuncu Binnur Kaya, sosyal medya hesabında zaman yolculuğuna çıktı. Yeşilçam'ın duayen oyuncusu Filiz Akın ile çocukken çekilen fotoğrafını paylaşan Kaya, "Çocukluğumun en değerli hazinelerinden bu fotoğraf... Hayallerimi hayranlıkla seyre daldığım zamanlardan... Gönülden sevdiğin her insanla, her şehirle yolun kesişir, bundan eminim..." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lIHkmlqq6k-rLpiYdW-KGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaya paylaşımına "Çocukluğumun hazineleri, bugünümün kıymetlileri...Güzel çocuklardık, güzel hayaller kuran... Çocukluğumuza, bugünümüze, hayallerimize selam olsun..." notuyla devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ie0SGOwCyEmLjW1800yUWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağmur Ünal
Türkan Şoray-Cihan Ünal çiftinin kızları Yağmur Ünal, anne ve babasının kendisini basınla tanıştırdığı kareyi takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q0hE2v94nk208t8ZLHBT-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünal, paylaşımına anne ve babasını etiketleyerek "Saçlı bebek" notunu düştü. Ünlü ismin paylaşımı büyük ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ogRa_w_UQUKOm7DE1dGH_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeyno Günenç
'Çocuklar Duymasın' dizisinde 'Gönül' karakterine hayat veren Zeyno Günenç, birkaç ay önce kaybettiği babasıyla tam 38 yıl önce verdiği pozu paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DCZNRq72v0uWAg5OGLwfrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeyno Günenç, paylaşımına "Canım babam. Lise mezuniyet yemeğinden" mesajını yazdı. Ünlü ismin yayınladığı kareye binlerce beğeni ve yorum geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o_VGr9ovE02Gtffn7YAB8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İpek Erdem
Hayat Bilgisi dizisindeki Barbie karakteriyle akıllara kazınan ünlü oyuncu İpek Erdem, içinde pek çok ünlü ismin bulunduğu nostaljik bir kare paylaştı.
Erdem paylaşımına "2003, Taksim’de bir restorant... Pamela Spence, Cem Davran, Beyazıt Öztürk, Güven Kıraç, Gökhan Kıraç... Gecenin ortasında karşımdaki sandalye boşalmış sonra Şener Şen gelmiş oturmuştu... İlk karşılaşmamdı... 19 yaşındaydım... Gökhan ile gözlerimizin içi parlıyordu heyecandan ona bakarken “Bize hayat ile ilgili tek bir şey söyler misiniz?” diye sordum. O da 'Vallahi ne diyim... İçinizdeki çocuğu kaybetmeyin' demişti" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r5v8xXszL0a3L-jgBWxKEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, paylaşımına "Ve bu fotoğrafı bu sene bir arkadaşım ulaştırdı bana. O gece orada olan bir arkadaşında varmış ve bana iletti" sözleriyle devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lF7weJD01E-L6mSC_bkcyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ebrar Karakurt
Başarılı voleybolcu Ebrar Karakurt, Instagram hesabından yıllar önceki görüntüsünü paylaştı. Ünlü ismin çocukluk halini görenler tanıyamadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-ICRL7IHckidJ-6UkDaKQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ebrar Karakurt, Instagram hesabından yayınladığı çocukluk paylaşımına ''E ben güzelmişim'' notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3dUssOOofkCc8gLaTVp3aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nez
'Sakın ha' albümü ile 2000'li yıllara damga vuran şarkıcı Nez, çocukluk fotoğrafını Instagram hesabından takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F08umRp-nEmWcrySnu3DsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nez, fotoğrafın altına "Minik Nezihe... Seni muhteşem bir hayat bekliyor acısıyla tatlısıyla. Canım annem ve babama çok teşekkür ederim"notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DOyMR6dwQk23rwH8qnOWog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merve Boluğur: Benim küçük kızım</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1iUMUCAJoUC9Jx6OjTlaEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boluğur daha önce de bir çocukluk karesini paylaşmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3AXrj3uRvEaB75vgxIpUKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merve Boluğur</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1TVO5h4xIE29_FFcMZ_oxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Murat Kekilli
'Kara Gözlüm', 'Çılgın' ve 'Bu Akşam Ölürüm' şarkılarıyla tanınan Murat Kekilli, lise yıllarına ait bir fotoğrafını paylaştı. Adana Erkek Lisesi mezunu olan ünlü isim, yayınladığı fotoğrafla hayranlarını geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cgv_8fVkg0SwWXHL3gge1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Okul arkadaşlarıyla poz veren Murat Kekilli paylaştığı karenin altına "Adana Erkek Lisesi yıllarımı merak edeniniz var mı? Bu tipten bir Anadolu Rock temsilcisinin çıkması sizce de ironik değil mi?" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SR6dSi_YeUmi5Bx1ca-YtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Aniston
Hollywood’un gözde oyuncularından Jennifer Aniston, sosyal medya hesabından duygusal bir paylaşımda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SqGOdD6VJki55i3JfxE5ew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde özel hayatına dair yaptığı çarpıcı açıklamalarla gündeme gelen oyuncu, yakın zamanda kaybettiği babası John Anthony Aniston ile ilgili bir paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eb4B_iWeIk-d9X6n4kKmYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Babasıyla çekilen çocukluk fotoğraflarını paylaşan yıldız “Sen tanıdığım en iyi insanlardan biriydin. 11.11. Zamanlaman her zamanki gibi harikaydı. Şimdi bu tarih benim için daha büyük bir anlam taşıyacak. Seni sonsuza dek seveceğim” notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OumXDex2QEGYeU8GMeOFzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pınar Altuğ
Oyuncu Pınar Altuğ sosyal medya hesabından bebeklik fotoğrafını paylaştı. Takipçilerini nostaljik bir fotoğrafla geçmişe götüren yıldız, annesine duyduğu özlemi dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDB6VXWlhkCOLCCSiK3ObQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Altuğ paylaşımına "Çok özlüyorum" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hK9S7WEp306n8vFlB7Ffxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Rutkay
Ünlü oyuncu Doğa Rutkay, çocukluk fotoğrafıyla doğum gününü kutladı. 44 yaşına giren oyuncu, "Burada 4, şimdi 44 yaşındasın Doğa ! Şimdi çok uzun yollar gitmiş olmanın tuhaf yorgunluğunun dışında, hayallerini gerçekleştirmiş olmanın mutluluğu var. Çok şey değişti, o deniz kenarında, mor denizkabuklu elbisen uçuşurken rüzgar karşısında, kahküllerin ve çekik yavru gözlerinin hüznü arasında…" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WweqwYFIg0S3Ft5iDwNFgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rutkay paylaşıma şu sözlerle devam etti:
"Ama hiç değişmemiş olan şeyler de var.-Kafası hala karışık bir tipsin mesela-Hep neşelisin ama bi şekil; için içine sığmıyor..-Onca telaşe ve üzücü durumlar da bile bir yolunu bulup, parmağını aydınlıktan uzatıyorsun.-İlk günün heyecanıyla seviyorsun herkesi, yarınlar yokmuşcasına anlatışların ve kendi sesinden aşırı yoruluşların hala bitmedi-İşe güce koşturuyorsun!“Çok yoruldum artık yeter” dediğin an çoktan trafikte çoşa çoşa başka bir işine gidiyorsun.-Söylenme huyun var ama bir kaç saniye sürüyor.-Hayatı saçlarından çekip yaşamayı başardın????????-İki tane mis gibi yavrun var.-Oğlun; aynısı tıpkısı sen!-Bam bam, totosuyla dağları deviriyor.-Kızın; çok şükür babasına çekti…-Sana nazaran daha zarif ve sakince yaklaşıyor mevzularaYavrularında şimdi bu fotoğraftaki sen gibi 4 yaşında! Birlikte sevgiyle yoğrulup büyüyorsunuz.İçinde meğer ne çok şefkat, sevgi, sabır, azim, mücadele yetileri varmış ha Doğa? Ne işe yarayacak der dururdun zaman zaman.. Şimdi hepsini birer süper güç olarak kullanıyorsun. Kirlenmemiş, masum kalabilmiş , yüreğinin her köşesi yavruların için liman oldu! İyi ki doğmuşsun ! Sana çok kızıyorum bazen, çok hırpalıyorum biliyorum. Ama affet ! Böyle gelişiyor insan, kendinin farkına varıp, kurcaladıkça, şüphelendikçe, meraklandıkça çalışıyor kafa. Ve bizim bu sağlıklı kafaya ihtiyacımız var! İyi ki doğmuşsun! İyi ki başardıklarının yanında bir o kadar da başaramadıkların var. Kendini sevmeye, sevdiklerini daha da çok sevmeye, karşılığında da her yeni günüme,her sabah ömrüme açan çiçeklerime şükürler olsun! Hoş geldin 44 ! Hoş geldin Doğa!"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N1Z8rC4okUa0u7ydl6n4Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İclal Aydın
Oyuncu ve yazar İclal Aydın, 2020 yılında kaybettiği annesi Yücel Aydın'ın doğum gününü sosyal medya hesabında paylaştığı fotoğrafla kutladı. Aydın, siyah beyaz fotoğrafın altına duygusal bir de not düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jS0pnubV90G3mJ3sFgoZwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Annesine benzerliğiyle dikkat çeken Aydın, şunları yazdı:
"Bugün doğum günün ve sen bu fotoğrafta galiba 32 yaşındasın. Bugün diğer günlerden biraz daha ağır… İyi ki doğdun annem… Ve bana kardeşimi verdin."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TuHK7kvT7E6YESNT7xhiuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hira-Okan Kurt
Demet Akalın kızının babası Okan Kurt'un çocukluk fotoğrafını paylaştı. Ünlü şarkıcı fotoğrafın altına, "Hira kime benziyor tartışması bitmiştir" notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/77hondWugEqKMUhmxVIkSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Akalın-Okan Kurt
Demet Akalın ve iş insanı Okan Kurt 2012 yılında nikah masasına oturmuş, 2014 yılında da kızları Hira dünyaya gelmişti. Akalın böylece Hayranlarının "Kızınız size çok benziyor", "Hira annesinin kopyası" yorumlarını bitirecek bir paylaşıma imza attı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/znaT3Cg_CEuqEV0mVVKl9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ece Gürsel
Model Ece Gürsel, çocukluk yıllarına ait bir aile fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşıp babasını andı. Gürsel'in annesine benzerliği dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ObGj0-9OE0CxgPC6COilDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ece Gürsel
Babası, annesi ve ablasının yer aldığı bir kareyi paylaşan Gürsel, "Canım babamın aramızdan ayrılışının 7. yılı… Sevgi ve rahmetle… Yalnız ablam nasıl da Bella, ben nasıl da Sera... Annem de şimdiki ben" notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z0HF57WhmUe39QZEi0cMrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Melek Mosso"Arkadaşlar umudunuzu kaybetmeyin!Şaka bir yana artık bizler ana baba oluyoruz. Çocuk zorbalığı diye bir şey var ve çok gerçek. Ben buna yıllarca maruz kaldım. Çocuklarınıza farklılıkları sevmeyi, arkadaşlarına kötü davranmamayı ve sevmeyi öğretin. Öptüm.Düzeltme not: Estetik ameliyat yok, bazıları para var çare var hödö hödö yazmış. Büyüdükçe düzeldi. O yüzden diyorum umudunuzu kaybetmeyin diye"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aQcbTbhfk0OrRKFnxgMm-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Melek Mosso</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M9n94nrLXUS4mDXL73Gmnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ege ve Cem Yılmaz
Şarkıcı Ege'nin, askerliğini ünlü komedyen Cem Yılmaz ile 2001'de Mamak Muhabere Bilgi Sistemler Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı'nda yaptığı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eJUZQGQoF0qNg4fY5ipkSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>21 yıl önce Yılmaz ile çekilen fotoğrafını Instagram hesabından yayınlayan şarkıcı, paylaşımına "Cem Yılmaz ile askerlik hatırası. Kazak babamındı" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FtacHvmMLke0xi-P6OO-Gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ege ve Cem Yılmaz'ın aynı karede yer aldığı fotoğraf, kısa sürede hayranlarından yoğun ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TV6eAEh8zUWGd8F9TITA-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özge Borak
Ünlü oyuncu Özge Borak sosyal medya hesabından çocukluk halini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YO1eew_C7EilqrM0XzZBrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, "Melek gibi bir kadındı halam. Bu dünyadan göçeli 13 sene olmuş. Özlüyorum" notunu düşerek halasıyla olan fotoğrafını yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yLLqfyVDcEmkl6Ngbvh5FQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Murat ArkınYakın zamanda babası Cüneyt Arkın'ı kaybeden Murat Arkın, sosyal medya hesabından babasına dair bir anısını şu sözlerle paylaştı:"Ne muhteşem bir geceydi. Daha dün salıncakta otururken diyordum "babam çıkıp şimdi gelse, yanından kimse ayıramaz beni" diye.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OGkapHqESUm9COWTD0ioYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Tüm gece beraberdik. Kucağındaydım. O koca vücuduyla sarmıştı beni. Yatarken kas ağrıları ve hafif ateşli yatmıştım. Elleri yüzümdeydi. Sarı kazak vardı üstünde. Dudağıyla ateşimi ölçtü. Dudakları hiç ayrılmak istemezmişcesine alnıma yapıştı kaldı. Ben yan yattığım için belimin ağrıdığını hissediyordum ama sanki rüya olduğunu biliyormuşcasına kıpırdarsam sihir bozulacak diye yerimden kımıldamıyordum. Öyle yattım kucağında, dudakları alnımda."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kBjLuTaG30edIQO3-XtgNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Melek Baykal
Oyuncu Melek Baykal, gençlik yıllarına ait bir fotoğrafını sosyal medya hesabından yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vn3ivZLvfUW8YSC_v97MBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, gönderisine "Yaş 19 sanırım... Kardeşim Samim'le dans ediyoruz" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GT15a4bmeEup3JsYi2-E5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlber Ortaylı
Prof. Dr. İlber Ortaylı, 2020 yılında 102 yaşındayken kaybettiği, Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin Rus Dili/Edebiyatı hocası olan annesi Şefika Ortaylı ile nostaljik fotoğrafını paylaştı. Anneler Günü kutlaması için Instagram'dan paylaştığı fotoğrafın altına, "Validem ihtilal yılında doğdu. Uzun, hadiseli bir ömür geçirdi. İkinci Cihan Harbi’ni yaşadı. Memleketine, diline, teşhir etmemekle birlikte dini kurallara çok bağlı olarak yaşadı" diye yazdı.
Ortaylı annesi için ayrıca şu ifadeleri kullandı:
"Çok tuhaf, mutlu zamanı Avrupa’da hemen harbin sonrasıdır. Memlekete çok çabuk intibak etti; Türk edebiyatını ve tarihini iyi okumaya dikkat ederdi. Gramer bilgisi çok derindi; bizim üzerimizde etkili oldu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde hocalık yaptı. Ondan öğrendiğim bir şey var: Önünüze gelen öğrenci ana babanın seçemediği evlat gibidir. Suret-i katiyede sadece dinlerine, milliyetlerine göre değil, siyasi düşüncelerine göre de ayrım yapamazsınız.
Solcu değildi ama solcu talebelerini de çok severdi, onlar da onu severdi. Hayatında en takdir ettiği öğrencilerinden biri Ataol Behramoğlu’ydu. Ataol’un da onu sevdiğini biliyorum. Öğretmenler Günü'nde yazılar yazardı. Ondan öğrendiğim bu sistemi, öğretim hayatım boyunca hep uyguladım."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qsr2K4SJ0kuZnq8VCQIdAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Yer yer bize karşı çok sert, yer yer de çok yumuşak ama prensip olarak ayakta durmamıza dikkat eden bir eğitimi vardı. Hiç şımartmazdı. Beni şımartması ancak çok ihtiyarladığı benim de artık olgunluk çağına dayandığım sıradaydı.Kendisini bir gün derse de çağırdım. Bu dersler ikiye üçe de çıktı. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeyken Rus Edebiyatı Tarihi anlattı. Salon doldu. Hatta rahmetli Muhibbe Darga bile oradaydı. Bu konferansların sonunda Mete Tunçay kendine has tatlı muzipliklerden birini yaptı. 'Şefika Hanım Ankara Üniversitesi’nde üye değil mi?' 'Evet.' 'O zaman bir dilekçe yazalım; İlber’i atsınlar annesi gelip ders versin' dedi.Sohbeti yerindeydi, şiir kültürü çok zengindi; Puşkin’den bir eseri okur anında tercümesini yapardı. Hiç şüphesiz ki onu öyle hatırlamak istiyoruz. Her şeyi bir arada yapabilen ve çocukları yetiştirebilen biriydi. O kuşakta böyleleri vardı, annem tek değildi. Bugünün annelerine de aynı sabır ve dayanıklılığı tavsiye ediyoruz, lazımdır."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ArIALlK5Nk-AhYZVzqzCjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülse Birsel
Ünlü senarist ve oyuncu Gülse Birsel, arşivinden Cem Yılmaz'lı fotoğrafı çıkararak Instagram sayfasında paylaştı. Birsel, "Boğaziçi Üniversitesi mezuniyet töreninde o yıl bilmeden mizah paneli yaşanmış. Cem’le okuldan hiç tanışmadan tesadüfen yan yana düşmüşüz. Zaman yolcusuyum ve Cem Yılmaz'la selfie çektiriyorum gibi görünse de sadece genç irisiyim ve elimdeki galiba maytap. Vay be" notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3352jEGxWkSLLjRiK_hnvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Okul yılların birbirini tanımayan Birsel ve Yılmaz, şimdi komedide Türkiye'nin en iyi isimleri arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iCMfqHqUNEOEyCf_0D63CA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nil Karaibrahimgil
Ünlü şarkıcı Nil Karaibrahimgil, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımıyla takipçilerini zamanda yolculuğa çıkardı. 
Karaibrahimgil, kendisi gibi ünlü olan ve oyunculuk yapan kız kardeşi Işıl Mete ile çocukluk fotoğrafını yayınladı. Nil Karaibrahimgil, gönderisine, "Yol üstünde bir ara birbirimizi kaybettik, geçen doğum günümde yine elimi yakaladı. Kızıldı yine, güzellikti, çocukluktu, gençlikti, saflıktı ve hayallerdi... Belki de bir yerlerde biz hala devam ediyoruz benim odamda konuşmaya" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jfe21E3Dkk-J-EDXEdQY7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaibrahimgil'in kardeşi, aynı kareyi sosyal medya hesabından yayınlayarak, "Hiç bitmez ki!" sözleriyle karşılık verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L7aiBpaLuk2vhJcm7oLVYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Işıl Mete
Kariyerine oyuncu olarak devam eden Işıl Mete, 'Hile' ve 'Gölgedekiler' isimli dizilerin yanı sıra birçok reklam filminde oynadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qgma2nJxRk6sepWldEj6JQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mabel Matiz
Memleketi Mersin'e giden Mabel Matiz, paylaşımlarında üzerinden yıllar geçmiş bu aile fotoğrafına da yer verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KpZh3Dhlv0eVjE8zupOEiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Matiz annesiyle çekilen yer aldığı karelere, "Ana yurdum ekspres" mesajını yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RfghXWS3OkeMfNmNiclOrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarkan
'Megastar' Tarkan, çocukluk fotoğrafını sosyal medya takipçileriyle paylaştı. 48 yaşındaki sanatçı, fotoğrafının altına, "Madem doğum günüm yaklaşıyor, bugünün tbt’si çocukluğumdan bir doğum günü fotoğrafı olsun o zaman" mesajını yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MBOG54N0nkGkGrD6lFj8AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pop müziğin güçlü ismi, 17 Ekim 1972 doğumlu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AY3A1fmsOUeSgz0lA1LsYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Acun IlıcalıAcun Ilıcalı yıllar önce çekilen fotoğrafı sosyal medya hesabında takipçileri ile paylaştı. Ilıcalı, Kadıköy Anadolu Lisesi'nden arkadaşı Turgay Ozaner ile fotoğrafının altına "Eskilere dayanan dostluğun ispatı" yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GuVyOq8Lw0ONcyP-l5kcbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ilıcalı daha önce ise çocukken çekilmiş bir fotoğrafını Instagram hesabından paylaşmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ac3cQBjfvUKj4RtxdCBheg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ilıcalı fotoğrafın altına  "Geçenlerde Hülya teyzemle çektirdiğim bir foto" notunu düşmüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IG8dRhWro0aZnaTG2F6ZNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Teoman, annesi Şaziment Yakupoğlu ile yer aldığı çocukluk yıllarına ait bir fotoğrafını sosyal medyada paylaştı. İçine kapanık ve kitaplara düşkün bir çocuk olduğunu söyleyen sanatçı, çocukluğunu şöyle anlattı:
"Ben topraklarımın değil, odamın insanıyım. Çocukken arkadaşlarımla futbol, misket oynamak yerine odama kapanıp kitaplarla vakit geçirirdim. Annemse küçükken yaşıtlarımla kaynaşayım isterdi. İnsanlarla konuşmaktan utandığım için evde tek başıma oturuyorum diye endişelenirdi. Gerçi değişen bir şey yok, hala öyle... O yıllarda kitaplara fazlaca düşkündüm ve kitap bizde pek de matah bir şey sayılmıyordu. Hele kuzenim sürmenaj olunca, annem korktu. Çok okuyanların kafayı yediğini düşünüyordu. Okurken çok heyecanlanır, adeta kitabın içine girerdim. Annem, 'Açma öyle gözlerini' derdi."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WQ9qygtYq06P-U5IpPNA0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teoman</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3I0e8GAxiUyDk0soPXgY5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Serenay Sarıkaya
"Küçük ben!"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qwxg6_axYEmYXIOL4kEKFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Serenay Sarıkaya</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s14zpflWJkKZ5Lu_mZW60w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Onur Buldu 
'Güldür Güldür Show'un oyuncusu Onur Buldu, yıllar önce meslektaşı Sarp Apak ve yakın arkadaşı Mehmet Demiralp ile birlikte çekilen fotoğrafını yayınladı.
Buldu, Instagram hesabından paylaştığı gönderiye, "Sarp Apak ve dünyanın en yetenekli adamı Mehmet Demiralp... Salihli'de yumurta gibi kokan otele giderken..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4gGzqGcu_ke0YB60QV14dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Onur Buldu
39 yaşındaki oyuncunun nostaljik fotoğrafına binlerce beğeni ve yorum yağdı. Ünlü isimler de fotoğrafa kayıtsız kalamadı. Hasibe Eren, "Sarp’ın o yaştaki yaşam sevinci?" notunu düşerken, Aylin Kontante ve Uğur Bilgin ise fotoğrafa kalp emojisi bıraktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WjtAf9cq7Uyz6ARHiKcqcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Menderes Samancılar
Adanalı ünlü oyuncu Menderes Samancılar'ın Adana sokaklarında çocukken ayakkabı boyacılığı yaparken çektirdiği fotoğrafı ortaya çıktı.Birçok filmde başrol oynayan Samancılar’ın ayakkabı boyacılığı yaptığı fotoğrafı bir kebapçının duvarını süslüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/058o1uQ2SE-OwehiiNkAqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Menderes Samancılar
Samancılar’ın hem günümüzde çektirdiği hem de çocukken ayakkabı boyacılığı yaparken çektirdiği fotoğrafı iş yerine gelenlerin ilgisini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pr4MlJ3rHUOUvr_bTStSoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazıl Say"Ankara 1975"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zx8PF2LGREqY9ZQBrj45Ww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazıl Say</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/olhvv2-46kCIAbdXLz6pig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hüsnü Şenlendirici"35 Yıl sonra aynı yerde... Ayazköy-Bergama! Klarnetçiler: Ustam dayım Mansur Köfeci ve rahmetli dayım Üstat Kel Mesut... Davulcuda büyük ihtimalle Çilli Şerif amca"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qnniv3KhDU-wvh94rQkzhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hüsnü Şenlendirici</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zmdlPeS870OqsRejIU5DLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Behzat Uygur"Yıl 1970 Şehzadebaşı Gündeş tiyatrosu… Annem ve babam beni sahneye hazırlıyor…"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TFsCBHFa00aF0dTxOSp7lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Behzat Uygur</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Z9-WJlNok6GAouiAgatYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cüneyt Arkın"İstanbul Bebek Koyu 1960’lı yıllar"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qZwyphDczUaB_xlG8-0zpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cüneyt Arkın</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B6fcxaTu4EWVcndiC0Fwiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bige ÖnalOyuncu Bige Önal, Türk futbolunun unutulmaz futbolcularından Erhan Önal'ın vefatının ardından sosyal medyadan babasıyla çocukluk yıllarında çekilen bir karesini daha yayınladı. Önal, babasıyla çekilmiş çocukluk fotoğrafına, "Rüyalarda buluşalım" mesajını yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pzPxbBmlZ0C3DNH3_6nXWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bige Önal</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mAKfIVThdkuZIDvsj4w3dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nesrin Cavadzade</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N7zJjzXYYEuirEns6bsf3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nesrin Cavadzade</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XZC4t8V-I0CjvkIVXAI-rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazıl Say: 1970, Ankara, ilk vesikalık</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J9YVHt9Nsk2UQ6v8FyKAtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazıl Say</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fABrWyKCIk6-sAdaxveu7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merve Çağıra: (sağdaki ben) ve kuzenim Zeynep</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K0cgVIAqXkSGMXv8JEXqOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merve Çağıran</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0OpBELXnuE2ususgvzAp6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Garner
Şimdi 48 yaşında olan ünlü oyuncu, çocukluk fotoğrafını paylaşarak, saç modelinin kötü olduğuna vurgu yaptı ve şimdiki kuaförüne minnettar olduğunu dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cCsHLMymWkudWfRd1C1CpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Garner
Garner, "Bazen 8 dolarlık saç kesimi işe yarıyordu, ama bazen de hiç iyi olmuyordu" şeklinde esprili bir çocukluk paylaşımı yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YyUfNnFB5UqeISHY-_-x6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Aniston</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M5xCkdhEsEOATeOUCYHvCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Aniston</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lxcatFWkaEaTz9j9cdV8Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gigi Hadid</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/url0h_-qL0--5dbpDcOmNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gigi Hadid</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ahUh-L2X2U-2Aehqjc8TxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Miranda Kerr</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rr1SGf-uUUW8Ve6-lDWPFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Miranda Kerr</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iH3uSyKnREqxY2KN6SLBDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kariyerine 7 yaşında başlayan ve şimdi 27 yaşında olan Amerikalı oyuncu ve şarkıcı Selena Gomez 10 yaş halini sosyal medyada paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JtGzyrgUV0CZ-y9harl7Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Selena Gomez</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xtx9UlGouEqNfkTY3b7cVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dua Lipa</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e38gumHXdEiT6YxXFTiBRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dua Lipa</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/41ZB-QBpnUO6NYybBFfKcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Josephine Skriver</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jHJ7VaWlfk6ndyvb7SPjog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Josephine Skriver</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CG3M1OYPB0aIPwDXebWLWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cara Delevingne</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nbn6vu3meUCbY_4d-WVZjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cara Delevingne</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sZJdtVdGPUOHRkISBshJzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Miguel Herran</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mQuj1MoBtkSh0l9zd0rMDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Miguel Herran</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KdYlqamV3EqhH7OQagOOMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yılmaz Erdoğan, küçük kardeşi Deniz Erdoğan ile çocukken çekilmiş fotoğrafını Instagram hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fClNe73PHkOtlvGXU7fjnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yılmaz Erdoğan ve küçük kardeşi Deniz Erdoğan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x8RTLOJAp0qIbsCODBYpng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çukur dizisinde Cumali Koçavalı karakterine hayat veren Necip Memili çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TwYiQTUGu0StHbDJkaXC9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Memili fotoğrafın altına "Yıllar yıllar önce, kuzenler. Beni bul" notu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FhXgipS740exL-wgsheYLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Göksel, okul yıllarına ait yıllık fotoğrafı sosyal medyadan yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UZs3WSV7wUuWFX-0qLyXrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göksel"Çocukluk fotoğraflarım hep kısa saçlı... O sıralar en sevmediğim soru; kız mısın, oğlan mısın?"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2us-SyFiT0u-U8aS6cHwTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ebru Gündeş</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JY6pz9HGJU2Y8ynTs_iqvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ebru Gündeş</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ozHBqrYfekiE-L-HG2iLlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şu sıralar Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde rol alan Mustafa Üstündağ çocukluk fotoğrafını sosyal medyadan yayınladı. Ünlü oyuncu fotoğrafa, "Çocukken iki kere kaçmıştım da ben evden; ilkinde dünyada oynarken bulmuşlardı, ikincisinde ise hala aramaktalar" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pGqcuRzXTkCEVj1tLSnYnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mustafa Üstündağ</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WT9wV8A8sU2QYMTtOIY50w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce okul yıllığı da ortaya çıkan Göksel Göksel şöyle anlatılmıştı:"Sınıfımızın assolisti Göksel, Ebru ile ön sıraların tek hakimidir. Bu arada en önde Amerikan yardımı alamamaktan oldukça fazla yakınmaktadır. En belirgin özelliği Toronaga stili saçlarıdır. Sıkıldığı zaman kendini yemeğe veren arkadaşımız, özel rejim programları uygular. Bu programda pastalar, börekler, makarnalar geniş bir yer tutar. Midesinin genişliği henüz bilim tarafından araştırılıp bulunamamamıştır. Arkadaşımız 16 köşe japon jetonu kullandığından, yapılan esprilere sınıfta en son tepki gösteren kişidir."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/43aedWaeEk-vuWjp53BtKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mazhar Alanson</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vZ6-lxUgkkScQM4YsEZvEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mazhar Alanson</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MR6q8FxcJ0qGQ6h-_pgz6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ezgi Mola
Son olarak Maide'nin Altın Günü adlı filmiyle beyazperde de boy gösteren Mola, daha önce de çocukluk fotoğrafını sosyal medyadan yayınlamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A_r-NW65Hk2B7HjFzLO4zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>34 yaşındaki Mola, çocukluk karesine "Korkma Ezgi’ciğim, her şey geçiyor. Kalbi kötü olanlar da bi şekilde gidiyor..." mesajını yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i64wSnf-oUGZ-Mkg5hrEtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mola daha önce ise 1984'te çekilmiş bir karesini ve paylaşarak altına şu notu düşmüştü: "Olm bi çay simit getirin da, diş çıkaracaz Allah'ın izninyle !" Dönemimin Ramazan abisiymişim"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ecGyPwUF70OZKoh3MY-MUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eda Ece 
"Annemin evinde ilkokul fotoğrafımı buldum"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N36gzrzsr0GdLUPcQkKYPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eda Ece</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8O6JOcOcUkO7pTMtQkNmyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BÜLENT İNALPayitaht Abdülhamid'in başrolü Bülent İnal, okul yıllarında çekilen bir fotoğrafı Instagram hesabına yükledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cHJmC4ZLtEWHPB7nFML4DA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnal fotoğrafa şu mesajı yazdı: Yıl galiba 1984-85 Üsküdar Örnek Mahallesi Örnek İlkokulu. Ayakta sağdan ikinci. Vay be. Tüm arkadaşlara selamlar. Sevgiyle anmak isteyeceğim bir öğretmenim olmasını çok isterdim. Fakat olmadı. Bütün ilkokul hayatım boyunca neredeyse her gün bizi dövdü. Kafamızı tahtaya vurarak tokat atarak cetvelle sopayla. Bir bahane arardı hep dövmek için. Bazen sorular sorardı tek tek döverdi bazen de bütün sınıfı bir bahaneyle sıra dayağından geçirirdi. İlkokul bitince ailelerimize haber yollamıştı okutmanıza gerek yok bişey olmaz bunlardan diye. Dışarıda onu görünce arabaların altına saklanan arkadaşlarım vardı. Adı bizde kalsın. Torunları vardır ailesi vardır onları üzmeyelim. Neyse. Çocukluğum güzel bir mahallede güzel insanlarla geçti. Örnek mahallesine selam olsun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1O7-lIzdZEKCQlSmqF91NA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnal, daha önce ise kardeşleriyle çocukluk yıllarına ait çekilmiş bir kareyi Instagram hesabına yükleyerek, "Abim, ablam, ben..." yazmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7XYStun9hEmUXohLI5JjqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz Çakır
"Seni çok özledim"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jN_KCpoYaESAUeyIx59WUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz Çakır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UMLdlWMnLEW7xxk3qvA0wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ezgi Mola
"Bu yıl da bol bol kokoreç yedim. Şimdi yine tutuşup dikkat etmeye başladım (Belim ağrımaya başladı)Olayın temeline indiğimde acı gerçekle karşılaştım, meğer ben zaten 3 aylıkken 1 yaşında görünen bir yağ hücresiymişim"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eyn5zeTQW0-tBHFXcmLLUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayko Cepkin
Hayko Cepkin, yeni projelerinden 'Dans Et'in klibini sevenleriyle buluşturdu. Klipte, sanatçının ailesine ve çocukluğuna ait görüntüler yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pR9YNCGpTUC2-OCpnA3-pQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayko Cepkin’in geçtiğimiz Ocak ayında yayınlanan yeni projesi ‘Kabul Olur’ ve ‘Dans Et’, listelerde en üst sıralarda yer alırken, projenin ilk klibi ‘Kabul Olur’ şarkısına çekilmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZNSR48HdWUiokiQB6-cpGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ahu Yağtu 
""O yasta kiz kiza dans vardi. Stilimden tabi ki de odun vermedigim yillar... Ha o zamanlarin bir ritueli olarak o sac ortadan cat diye kesilmis ve delik kalmis"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mSaum1jyQEyAeFSFu2meQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Projenin ikinci klibi ise ‘Dans Et’ şarkısına çekilirken, yarın ilk kez yayınlanacak klipte sanatçının ailesine ve çocukluk yıllarına ait enstantanelerin yanı sıra 70’li yılların İstanbul’unun nostaljik görüntülerine yer verildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lFuSPCHdfEqqKmjxmXxhDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayko Cepkin'in aile kavramını, iyi bir aile olabilmenin yükünü kendi penceresinden anlattığı şarkıda, bir annenin ve bir babanın, evladına duyduğu sonsuz sevgisi, fedakârlığı ve karşılıklı minneti müziğin güçlü dili kullanılarak ifade ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nu7_xOyd-UGyyam_wZ90JA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Klipte, Cepkin'in annesiyle birlikte çekilmiş çocukluk fotoğrafları yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gg6pbFi4ZU2_Iih9yR36Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Russell Crowe</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GMw0v7xVv0yX1KWKBv-C7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Russell Crowe</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTw3vkcpWEe03h8Xak-vJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cenk Tosun</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D31KTICZNEWtTqiaxseZIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cenk Tosun ve ablası</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-ycTy9c3jU20h4pGGioMrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Serel Yereli</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QpenVN0frUGxi3TU-yhJTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Serel Yereli</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1QKD0H6XIE-XUf62weKYUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beste Kökdemir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Big21JFIB0KvBn-iqcJgkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beste Kökdemir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LtPA4ytU70u0L6p1AEOsXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Candan Erçetin
Candan Erçetin, Kıbrıs'ta 2 konser verdi. Ünlü sanatçıya konserde üzerinde çocukluk fotoğrafının bulunduğu bir pasta ile sürpriz yapıldı. Üzerinde 3 yaşındaki siyah beyaz çocukluk fotoğrafının olduğu pastaya hem de üzerindeki fotoğrafa çok şaşıran Erçetin “Bu benim için büyük bir sürpriz. Hayatımda ilk kez bir 23 Nisan sürprizi yaşıyorum şu anda. Bu fotoğrafı nereden buldunuz? Bu benim üç yaş doğum günümde Kırklareli’nde çekilmiş fotoğrafım. Beni çocukluk yıllarıma götürdünüz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X0jlk5G6MESVtKblawN7Eg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Candan Erçetin</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yFGL46kMN0O_cCDXCUApWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Seda Bakan"Sadece büyük bir lider geleceği küçük kalplere emanet eder... 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mız kutlu olsun. 1990 Gebze"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nMn2JOWJREyS8V-ljx2tIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Seda Bakan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8mFMcuef60iFAkEH3KVqlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muazzez Ersoy
Çocukluğu ve gençlik yılları Beyoğlu'nda geçen Muazzez Ersoy sosyal medyadan nostaljik bir paylaşımda bulundu. 60 yaşındaki sanatçı paylaştığı fotoğrafı "Kasımpaşa" notuyla yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nIH8JCHqd0KhcQ-y14oYZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muazzez Ersoy</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zPVHATNrvUyyhC36VVrRFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meryem Uzerli
Oyuncu Meryem Uzerli, Instagram hesabında  çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PifIy7TZ-EadXsRl7i5qYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzerli daha önce ise ablası ile birlikte çekilen fotoğrafını yayınlamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KBF6te1GnEOCv3KCCexgeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meryem Uzerli ve Canan Uzerli'nin ikiz kardeş gibi benzerliği dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LFaEM1gjLUakos8qktGkMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mazhar Alanson
Usta sanatçı Mazhar Alanson, henüz 21 yaşındayken Almanya çekilmiş fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yFBpUxf6Q0y2Gkupd8pMkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mazhar Alanson</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/plZ5kzlD8UyaHxoEWJJ0Sg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülse Birsel 
"Yaş 17. Beyoğlu Anadolu-Nişantaşı Anadolu liseleri ortak Pygmalion oynuyoruz. Ben Eliza, yanımdaki arkadaşım Tamer Çavuşoğlu da Profesör Higgins. Birinin abisiydi sanırım, fotoğrafçımız özellikle siyah beyaz fotolar çekti ki eski tiyatro fotoğraflarına benzesin. Zira o aralar benim (ki hala, hepimizin) oyunculuk hedefi Yıldız Kenter olmak. Bu oyunun yönetmeni o zaman sanırım 20’li yaşlarda heyecanlı ve fedakar bir oyuncu. Bir sürü de ödül almıştık Hürriyet Liselerarası Tiyatro Şenliği’nde."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RB6TJHKLG0KCTvILKYG2aQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büşra Develi</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xf42aZ_VJkiu7G7kRUimtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büşra Develi</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3TqAoR744UaYEf_K9mkWLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dilan Çiçek Deniz</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zbe8O23Kwk2DbApVHRpk9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dilan Çiçek Deniz 
Çukur dizisinde Sena karakterine hayat veren Dilan Çiçek Deniz, çocukluk fotoğrafını, "Anneannem ve dedemin evinde, Nevşehir’de çekildi. Televizyona bakıp hayaller kurarken.. Büyüyorum. Her gün bir şey öğreniyorum. Mutlu oluyorum, ağlıyorum... Öğreniyorum. Büyüdükçe mi öğreniyorum, öğrendikçe mi büyüyorum paradoksunda kalsam da ne olursa olsun öğreniyorum. Seneca belirsizlikle ilgili 'Yağmuru bekler gibi bekleyin her şeyi' demiş. Bazı şeyleri kabul etmeye çalışıyorum. İyi ki deneyimliyorum,iyi ki... Ailem, kan bağı olmayan kız kardeşlerim, erkek kardeşlerim iyi ki var. İyi ki varsınız. Destekleriniz benim için çok önemli. Hepinize çok teşekkür ederim. İyi ki beraber büyüyoruz" notuyla yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/52_4SU_2G0irNaa_wSBi1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gigi Hadid</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4ze0bITZXESNZfFvCLj55g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gigi Hadid</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j7GfJaJk60Sy1fbHGOm8ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Penelope Cruz
Hollywood'un İspanyol yıldızı Penelope Cruz, kız kardeşi Monica Cruz'un doğum gününü, birlikte çekilmil çocukluk fotoğraflarını paylaşarak kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/miCZaj6szUmMN8-ofhK9wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>44 yaşındaki Penelope Cruz, kendinden iki yaş küçük kardeşine, "Seni seviyorum, doğum günün kutlu olsun kardeşim" notuyla kutlama yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sfK0J3TGN0OFIJLGJ_Nlsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü modeller Bella ve Gigi Hadid'in erkek kardeşleri Anwar Hadid'in çocukluk yıllarına ait bir kareyle nostalji yaşattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OwAeWbhMqUGP6icceG7uqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Solda sağa: Bella Hadid, Anwar Hadid, Olivia Perez, Gigi Hadid</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N-LsZF0pdkyopbPwB-OtDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kourtney Kardashian ve Kim Kardashian
Kourtney Kardashian, kız kardeşi Kim Kardashian ile çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GXs2iX9J1ke2LzU8k8AsFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>39 yaşındaki Kourtney, 38 yaşındaki kardeşi Kim’le fotoğrafına, “Daima en iyi arkadaşlar” notunu yazdı. Reality şov yıldızı olan Kardashian Kardeşler, şimdilerde dünyanın en ünlü ve en zengin kardeşleri arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kxPG9PsLIUewmZyndrtfJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burak Kut 
"Çocuk yıldız döneminde, bu çocuktan artist olur galiba diye rahmetli babam tarafından çektirilen fotoğraf"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4cAOHXAm2UW-NTNjTkBP-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burak Kut</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5WioQU19dkiZysKt3JqjVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Şener</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-2C3vRHN30e-1gUXQ9pjkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Şener</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pZDa5W-bb0Cu8XMmeTe7Qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Perran Kutman
"Ilk fotoğraf yaş 22"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/97BwnUX2SkyNzbUI484ugg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meryem Uzerli
Meryem Uzerli, takipçilerini geçmişe götürerek bebeklik fotoğrafını yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ShUTqRZD4ki2oU9NiSBP-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meryem Uzerli
35 yaşındaki oyuncu daha önce de nostaljik bir paylaşımda bulunmuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Aoi-xwZ8WEy4Ur68JibV3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meryem Uzerli</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gg7QaNh37k2kR3atGNSenw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nusret Gökçe"Gözümü açtığımdan beri çalışıyorum"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s8Ebt1bPMUmket2PJYs0xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lady Gaga
Dünyaca ünlü bir şarkıcı olan ve en son başrolde yer aldığı A Star Is Born filmiyle oyunculukta da başarısını kanıtlayan Lady Gaga’nın okul dönemi fotoğrafları ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xn-WyEiPS0yS_YocP4vYdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lady Gaga’nın okul arkadaşlarının yayınladığı fotoğraflarda, şimdi 32 yaşında olan ünlü sanatçının 13 yaşındaki halleri görülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NpHLtzeD00yrFRdLE26pYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Platin sarısı saçlarıyla tanınan Lady Gaga’nın okul yıllarında koyu renk saçlı hali, şimdiki görünümünden oldukça farklı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k7koj0JyG0uYptnyEhdUDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerçek adı Stefani Joanne Germanotta olan Lady Gaga, okul üniformasıyla, okul arkadaşlarıyla birlikte çekilen fotoğraflarında muzip bir öğrenci profili çiziyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W-OxupDHi0yC7XDgwEt1Ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gizem Karaca "İyi ki doğmuş benim güzel Annem iyi ki benim annem olmuş. Doğum günün kutlu olsun annem nice mutlu, huzurlu, sağlıklı yaşlara"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zxqcOua-vEi4ib2k8KarYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gizem Karaca</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mFJcvLJBB0a9AVempFggnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alvaro Morata
Chelsea takımı oyuncusuyken Atletico Madrid’e transfer olan Alvaro Morata, yeni transferini çocukluk fotoğrafını paylaşarak kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dfmS8mAf7ky7tnBaSxtX5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>26 yaşındaki İspanyol futbolcu, çocukluk fotoğrafında Atletico Madrid formasıyla görülüyor. Morata, transferiyle çocukluk hayalini gerçekleştirmiş oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rUX9ZFXqZ0m1-XqJtAyzsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nicolas Sarkozy
Eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin müzisyen eşi Carla Bruni, sosyal medyadan eşinin yıllar önce çekilmiş fotoğrafını paylaşarak 64. yaş gününü kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qTi50HTEVkCY01y87l9PIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz yıl İstanbul’da da konser veren Bruni, 2008 yılında evlendiği Sarkozy için, “Beni alkolik olmaktan o kurtardı. Hiç alkol kullanmıyor. Buna inanabiliyor musunuz?” ifadelerini kullanmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dmXNLl_o_E-g-DHCFvcd_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Farah Zeynep Abdullah</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X-gc8B2mE0-2X-tftj15SA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Farah Zeynep Abdullah</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/otFZlNiwE0i8rjmBnFjpaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saadet Işıl Aksoy: 'Küçükken sarışındım' desem!?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WZ2kWhyZl0WlQLfp7lroOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saadet Işıl Aksoy</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uZlceW2sNEmfwQmFh6beug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>CİVAN CANOVA
Ünlü oyuncu Civan Canova, okul yıllarına ait bir fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AtkWBYm7jUCVi8ENGtjiGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Instagram'da perşembe gününe özel 'tbt' (geçmişe ait fotoğraf paylaşma) yapan Civan Canova, 'TED Ankara Koleji' notuyla bu fotoğrafı yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SfQvQMANg0WgEgHIuNVI-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>KIM KARDASHIAN
Kim Kardashian ve Kourtney Kardashian</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i7rlZ7RdXEecO5QAKFM8lQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DZdcRKFp3Emn5d8j80jWsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kim Kardashian West ve Kourtney Kardashian</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kCBGTVxpgU-YVpbp2Zi6cw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Winnie Harlow</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kNEm4N26LUaR3y9ut7wyjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Winnie Harlow</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rnpK_Z4x4kGrxEio-e-PrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>PARIS HILTON
Paris Hilton kardeşi Nicky Hilton ile birlikte çocukken çekilmiş fotoğrafını Instagram hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-lJbdWZppU26igsgFTLCUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paris Hilton ve kardeşi Nicky Hilton</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JrVqmLpupUKV9QfDoIrNvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Azra Akın</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xtiRcgXyBUaZeFJIMS4cAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Azra Akın: Son günlerde rastladığım babamın çektiği bir karem</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E1HhJ3lZ2UeQg5DhAWtJDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kit Harington</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N6QF4_6J2UCASAA6k5GZfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kit Harington</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5_eE08Ay90at_W6Ryl1P7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BEYONCE
Dünyaca ünlü yıldız şarkıcı Beyonce, Instagram hesabından çocukluk yıllarına ait bira kareyi sosyal medya hesabından yayınladı. Instagram'dan 120 milyon takipçisi olan ünlü yıldız kısa sürede 3.5 milyon beğeni aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YnQg8jYEk0W0ELxjoaCqwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağdat şarkısıyla adını geniş kitlelere duyuran Ayla Çelik, Instagram hesabından okul yıllarına ait nostaljik bir fotoğraf yayınladı. Çelik'in fotoğrafına, "Çoraplardan belli", "Çoraba bakmadan yanağındaki elinden farkettim çünkü hala zaman zaman aynı duruş var", "Hayatta bulamam dedim ama hemen tanıdım demekki insanlar değişmiyor", "Çoraplara ve bakışa bakarak buldum", "Çorap mı onlar ben tayt gibi gördüm buldum, o zaman da tayt varmıydı diye düşündüm" gibi dikkat çeken yorumlar yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HnBHs15nJ0SfpRxP6WAYJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teoman "Büyüyünce Elvis olacağım" notuyla 13 yaşında çekilmiş bir fotoğrafını Instagram hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wqx06thl80-2sf8bb3PVZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teoman</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/886mMnNcMk-MjblsJAT3ZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çağla Şıkel Instagram hesabından 'Bu Çağla da burada dursun' notuyla çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gsmp8fSdE0-xialEgCTF9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çağla Şıkel</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wqf-ZWZU7kSIe1nFtGGEsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>AMİNE GÜLŞE</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Y9M4PK8N02lgIy7l08wuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Şener: 6 yaşındaki ben</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wASXJYGl_EGX85e013B7EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Şener</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ja05JfsyWEOVJaBG0BzkqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aslı Enver
İstanbullu Gelin'in yıldızı Aslı Enver, sosyal medyadan 19 yıl öncesine ait bir kareyi "2000... Pilav günü" notuyla yayınladı. Bu paylaşımla birlikte Pera Güzel Sanatlar Lisesi mezunu Enver ve meslektaşı Melisa Sözen'in aynı lisede okuduğu ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d4bemj2wf0O6Cx9K2BqSew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü müzisyen İskender Paydaş, henüz 9 yaşındayken kız kardeşiyle birlikte çekilen fotoğrafını sosyal medya hesabında paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EXCMajrxJUuRARibyqqm0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paydaş, fotoğrafın altına "Abi  kardeş... Sene 1976 sanırım" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-kjli_4cWkW3mA3yT-oz2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İLBER ORTAYLI
Ünlü tarihçi, akademisyen ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, 1979 yılında, 32 yaşındayken çekilen bir fotoğrafını Insagram hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sZjlx_5A9kCfePIYAs6Z4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ortaylı’nın, "Gençlik, Ankara, 1979" notunu düştüğü fotoğrafı, binlerce beğeni, yüzlerce de yorum aldı.
Ortaylı’nın takipçileri, ünlü tarihçi için, “karizmatik”, “yakışıklı” gibi beğeni ifadeleri kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1n6H0YNQ_UGivRVGZRr5_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>MIRANDA KERR
Snapchat'in kurucusu Evan Spiegel ile evlenip ikinci oğlu Hart'ı dünyaya getiren Miranda Kerr çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/149BNQlT30SD8CQmH8YSTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Miranda Kerr</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hLpFqLr6wEKPd9IG_MPKAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ÇAĞATAY ULUSOY
Netflix'in Protector dizisinde başrolde yer alan Çağatay Ulusoy, "23.09.1990" tarihini not düşerek hayranlarına doğum günü mesajı yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2mm17Dd8B0ueR8SQVoVwvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ulusoy mesajında, "İyi dileklerinizle ,güzel sözlerinizle ,bana göndermiş olduğunuz hediyelerle ve benim adıma yapmış olduğunuz yardımlarla ,bana hissettirdiğiniz bu güzel duygular için çok teşekkür eder,hepinizin hayallerinin gerçekleşmesini dilerim" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aQdtbbNULEOkQ6qcaOPwAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NUSRET GÖKÇE</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YQ7AzFotM0iEPq87sZNe5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TARKAN
Megastar Tarkan Instagram hesabından çocukluk fotoğrafını paylaşarak, "Çok erken tanıdımÇok erken tattım cilvesini kaderinZamansız büyüdümŞimdi kayıp çocukluk günlerim" notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m8WjpoPPdkCFc0Ce0uDHgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İREM DERİCİ"Çünkü ben de küçüktüm..."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OJSDzGNr8ki1xOvXM5SVLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İREM DERİCİ
Derici daha önce yaptığı çocukluk paylaşımını ise, "Dün bu manyak kadın bana “Ben hiç sevmiyorum, paylaşma benle fotoğraf doğum günüm diye” dedi. Peki anne, 39547 yıl önceki fotoğrafımızı paylaşıyorum, ne kadar hoşlaşmasan da yeni dünya böyle. Nüfus kağıdın olmasın lakin instagram şart. Kusura bakma da ben buradan bağırmak durumundayım Jale! Seni öküz gibi seviyorum! Bana kattığın her şey için sana minnettarım. O kadar güzel ve güçlü bi’ kadınsın ki sen... Neyse işte iyi ki sen doğurdun, iyi ki doğdun anam!" mesajıyla yayınlamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H6yrt0qNQkCroJtXVJzPFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GONCA VUSLATERİ</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lHLfMArAo0Svjrw5J88Ldw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NUSRET GÖKÇE</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NQI0Ko8EMEeijzeuTqZ3jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ÇAĞLA ŞIKEL
"En küçük yol arkadaşlarım, dansa aşık yürekler... Pointin üzerinde geçen gençliğim... Tütüyü kafama geçirmişim, ağzımda sakız, nasıl mutlu nasıl güzel yıllar... Sizi çok seviyorum kızlar" (Fotoğraf: Şıkel sol başta)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LI0pIYevKkC6G82R5giA3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ECE DİZDAR
Son olarak Fi ile Siyah Beyaz Aşk dizilerinde rol alan ve şu sıralar Yutmak isimli oyunla seyirci karşısına çıkan Ece Dizdar, sosyal medyadan çocukluk yıllarına ait bir kareyi görücüye çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lQ_DtNSOLE63MLkwKTUo7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>37 yaşındaki oyuncu paylaşımına şu notu düştü: "Babamın işyerinde sıradan bir gün. Sene 88, liman K.d.z Ereğli, denizaltı da 1. inönü olmalı. Satıhda olduğumuza, babam sivil olduğuna ve ben etek giydiğime göre bu bir haftasonu olmalı."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RLiHDG0Wu0SYEzdGJ_NfyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ŞAHAN GÖKBAKAR
22 Ekim'de 38 yaşına giren oyuncu Şahan Gökbakar, sosyal medya hesabından 20 yıl önceki fotoğrafı paylaştı. Altına, "20 yıl önce, 20 yıl sonra" notunu yazdığı fotoğrafına, "Hiç değişmemişsin" benzeri yorumlar yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-o__-nGSDUGTvaUszcgKLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BEYAZIT ÖZTÜRK
O Ses Türkiye jürisi Beyazıt Öztürk, yıllar önce çekilen fotoğrafını Instagram'da takipçileri ile paylaştı.Öztürk, sosyal medyadan paylaştığı fotoğrafın altına şu notu düştü: "Üniversite yılları. Eskişehire selamlar"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q4S-ze2iUEmggsM2SqQeOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BEGÜM KÜTÜK YAŞAROĞLU
Kurtlar Vadisi, Çalıkuşu, Gönülçelen, Kaderimin Yazdıldığı Gün ve Sevda'nın Bahçesi gibi dizilerde rol alan oyuncu Begüm Kütük Yaşaroğlu, ilkokul yıllarına ait bir fotoğrafını paylaştı.
Annesi ile okul önünde çekilmiş bir fotoğrafını paylaşan 38 yaşındaki oyuncu altına "Anneciğimle 1990 falan olmalı" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PRoedw9PKUqaIx-D4dC1NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NEBAHAT ÇEHRE
74 yaşındaki oyuncu Nebahat Çehre, Instagram hesabından 17 yaşındaki fotoğrafını #TBT (geçmişten fotoğraf paylaşma) etiketiyle yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HRW3zkrxyU2hJWMbcyvxQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Usta oyuncunun 57 yıl önce çekilen pozuna beğeni yağdı. Fotoğrafı gören takipçilerden, “Güzelliğinizden hiçbir şey kaybetmemişsiniz” yorumları geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I3gBJ4td3E-3mTKC62rWOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>RODA IRMAK KALKAN
Miss Turkey 2018 güzellik yarışmasında üçüncü olarak Miss Turkey Supranational seçilen Roda Irmak Kalkan Instagram hesabından çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/de2ZIN8-60eaKvxKCIoREg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yarışmayla birlikte tüm dikkatleri üzerine çeken Irmak fotoğrafın altına Her zaman çok ciddi, 2003 (Always so serious, 2003) notu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pqwMetTdT0axaeJwKw6Udg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>RYAN REYNOLDS
Son olarak Deadpool 2 filmiyle beyazperde de boy gösteren dünyaca ünlü oyuncu Ryan Reynolds 42. yaşını kutluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8owAL3UMnE-NmdDqdqhtVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Blake Lively ile evli olan Reynolds sosyal medyadan çocukluk yıllarına ait bir kare yayınladı. Babasıyla birlikte pasta üflerken çekilen karesini paylaşarak nostaljik bir paylaşıma imza attı. Ünlü yıldızın yaklaşık 25 milyon takipçisi bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j_8d_lxldUaodmKV8dkCiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ADELE
90'lı yılların ünlü pop grubu Spice Girls (Baharat Kızlar) hayranı olan İngiliz şarkıcı Adele, grubun yıllar sonra tekrar bir araya gelmesini çocukluk fotoğrafıyla kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8TkQ3DsACUKbZu8e8uG0Vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şimdilerde dünya çapında hayranları nolan ve İngiltere'nin gelmiş geçmiş en zengin kadın şarkıcısı olan Adele, duvarlarında Spice Girls posterleri olan odasında çekilen çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J3efOLHn5kyoZDIt_B2gAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BÜŞRA DEVELİ
Fi dizisindeki rolüyle büyük beğeni toplayan geçtiğimiz sezon ise Mehmed: Bir Cihan Fatihi'nde rol alan Büşra Develi sosyal medyadan çocukluk fotoğrafını görücüye çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mXB_VPOU9EKr0Aoe7VROFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BÜŞRA DEVELİ
Meslektaşı Burak Deniz'le bir süre birliktelik yaşayan 25 yaşındaki Develi geçtiğimiz aylarda ilişkisini noktalamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0riISWXMJUmOs_To66QlVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Murat Boz
Murat Boz da Türk Eğitim Vakfı'nın öğrencilere burs kampanyasına destek olmak için sosyal medyadan çocukluk karesini yayınlayan ünlü isimler arasına katıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IS83U2naKUq8G2Y1XbUHhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>38 yaşındaki Boz'dan önce Hadise, Ebru Gündeş, Ezgi Mola gibi isimlerde kampanyaya destek olmuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zrwL2-jvqUKTZDIOrEfrKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hadise
Geçtiğimiz günlerde Türk Eğitim Vakfı'nın öğrencilere burs kampanyasına destek olan Hadise, çocukluk yıllarına ait bir kareyi sosyal medyadan yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qWVPI-jZQU2QLdCHAPhfMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hadise fotoğrafa, "Gençlerimizin eğitimine destek olabilirsiniz. Canım arkadaşım Ebru Gündeş'e kampanyaya destek olması için meydan okuyorum" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lgBmT8oUQUe2h7vJrjOqXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ezgi Mola
Oyuncu Ezgi Mola çocukken çekilmiş fotoğrafını Instagram hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XE2AvPKdKk6PVSicO8MUHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ezgi Mola</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aZRin4taYkyug3bqHOi-9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Özdemir
Erkenci Kuş'ta başrolde olan Demet Özdemir, geçmiş yıllardan yaptığı bir paylaşıma, "Bir kız vardı. Ufacık, tefecik bir kız" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xghqxDDmc0KQjJ5qGcyV8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>26 yaşındaki Özdemir, Star TV ekranlarında yayınlanan Erkenci Kuş'ta Sanem karakterine hayat veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QNcNUbB0GkitEnmZGXLYTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tam adı Beyonce Giselle Knowles-Carter olan dünyaca ünlü Amerikalı şarkıcı Beyonce, dün 37’inci yaşına girdi. Tüm hayranlarının yanı sıra bir numaralı hayranı olan annesi Tina Knowles Lawson da Beyonce’nin doğum gününü kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dVG8v2A__EOYytwBjFvtHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lawson, kızının doğum günü şerefine, henüz dört aylıkken çekilmiş fotoğrafını Instagram hesabından paylaştı. “Sana karşı olan heyecanımı ve kapsayıcı sevgimi hiçbir zaman kontrol altına alamadım, ilk göz ağrım. Bazen dünyadaki bunca insan arasından Tanrı tarafından senin annen olarak seçildiğime inanamıyorum” notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VrxlmTHMx0CyOh45sGUJqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ufak Tefek Cinayetler'de Serhan karakterini canlandıran Mert Fırat'ın Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde okurken çekilmiş fotoğrafı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-gMn_Mwp4Ueqqy_d6KDzOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öğretmeni tarafından paylaşılan fotoğrafta, kep takan Mert Fırat'ın uzun sakalı ve uzun saçlı hali gözlerden kaçmadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8M0np8lTBkOqNjj-nrCozg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şarkıcı Dua Lipa çocukluk yıllarına ait bir kareyi Instagram sayfasına taşıdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/firDedZpJky7-l_44sxaNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>22 yaşındaki dünyaca ünlü yıldız fotoğrafta çocukluk arkadaşı Nita Riza ile birlikte görülüyor. 
(Fotoğraf: Lipa en sağda)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OCaNlh9oDUuKdpfTehSp5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyaca ünlü ABD’li şarkıcı Fergie,  sosyal medyadan eski bir fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5xB9S0RTPEOtUIM4hUvO3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraf, 43 yaşındaki Fergie'nin 15 yaşındaki halini yansıtıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o-VrotN4Zk-UhQDMUTRb_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye ve tüm dünyada ilgiyle izlenen La Casa De Papel dizisindeki Tokyo karakteriyle yıldızı parlayan Ursula Corbero sosyal medyadan çocukluk fotoğrafını yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1IkJJaPclkWQKHr8lqeRJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>28 yaşındaki oyuncu daha önce ise yayınladığı bebeklik karesini "Seni seviyorum anne"notuyla paylaşmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M3I7-8VovUCGryDdaQK72Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İspanyol soygun hikayesinin birinci ve ikinci kısımların dünya çapındaki başarısının ardından La Casa De Papel'in 3. sezonunun 2019’da seyirciyle buluşacağı açıklanmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dZOxY0ixuEC085lBvMy0-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Bülent Şakrak ile mutlu bir evlilikleri olan Ceyda Düvenci, geçen sene dünyaya gelen oğulları Ali'nin fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zooNM8CbJka1-ydty47-rg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ceyda Düvenci oğlu Ali ile kendi bebeklik fotoğrafını paylaşarak aradaki benzerliği gözler önüne serdi. Bazı takipçileri Ali bebeği annesi Ceyda Düvenci'ye benzetirken, bazıları ise baba Bülent Şakrak'a benzediği yorumlarını yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qqNhaYFHUE2ak56GSyOM3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocuklar Duymasın dizisiyle yıldızı parlayan Pınar Altuğ çocukluk fotoğrafını "Babam ve ben" notuyla Instagram'dan görücüye çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a2r4BfxCXEecpzTDRGA4vQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XiErbhpqYE-vOuTYzVft6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gençlik yıllarına ait bir kareyi sosyal medyadan yayınlanan Oktay Kaynarca, "Yer İstanbul Fiat kamyon fabrikası, 50 NC midibüs elektrik montaj hattı....Hayatın o yıllarda da BANA GÜZEL olduğu daha GÜZEL olacağına inandığım yıllar...Ne kadar kalbi güzel sevenlerim varmış kendimle gurur duydum.Her insana nasip olmaz bunca yıl gerçekte yüzünü bile görmedikleri ama hep sevdikleri inandıkları arkasında durdukları bir adam olmak.. Tek tek hepinize sarıldığımı kucakladığımı varsayın benim güzel memleketimin güzel yürekli insanları..." mesajıyla paylaşımda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q4qVByjLokmTqofzSAOIHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaynarca, daha önce de 17 yaşındayken çekilmiş bir fotoğrafını Nazım Hikmet Ran’a ait ‘Yaşamaya dair’ şiiriyle hesabına yüklemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/al7R6rJOREqRLZcN2rbpwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaynarca, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Hızır Çakırbeyli karakterine hayat veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/715lEOEhPEqfhHRJoPEi3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çağla Şıkel Instagram hesabından "Küçük çağla’nın en büyük hayali balerin olabilmekti ama hayallerinden de güzel bi hayatı olabileceğini nerden bilebilirdi ?... Şükürler olsun dünüme bugünüme yarınıma ...Çocukluğumun geçtiği yıkılan Atatürk kültür merkezindeki mutlu günlerimden" notuyla çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1I5F8NjmAUKlu3x85VjA1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7B0Qp1OpHUq18wFEco0Vng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Star TV'de yayınlanan Ufak Tefek Cinayetler'in Serhan'ı Mert Fırat Instagram hesabından çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b8glj7HQC0yJ4oq43mQ-qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fırat fotoğrafın altına 'Kadıköy 1988' notunu düştü</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/anNRp4v9wkmBuV4ztxprKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özge Borak</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LRd29JdGqEGXHcyK96hxmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Star TV ekranlarında yayınlanan İstanbullu Gelin'de rol alan Özge Borak, çocukluk karesini, ""Güzel çocuklardık... Sokakta oynayan, oyuncakla, birbirimizle oyunlar oynayan.. Öyle kolay kolay sıkılmazdık, fikrimiz vardı oyunlar üretecek... Bağıra çağıra, coşkuyla oynardık ki “Hadi gidin evinizin önünde oynayın” denirdi bize. Güzeldik. O zaman geçmişe dönmenin benim için harikası gelsin... İtinayla anne gözlüğü takılıp, poz verilir... Not: Evet kulaklar kepçe, ameliyat olmadan, büyüdükçe kendiliğinden düzelen nadir şanslılardanım. Anne n’aptın üstüne mi yatırdın beni söyle de bilsinler" mesajıyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jaAQctNJaU-bMuHDad3O-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hülya Avşar</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ztUz8FXIn0mntcAGbgezsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hülya Avşar Instagram hesabından paylaştığı çocukluk fotoğrafıyla takipçilerini yıllar öncesine götürdü. Avşar kareye, "Tombik Hülya" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EAR-pfaEGkS9-eUQuLbcDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yetenek Sizsiniz Türkiye'de şampiyon olarak adını geniş kitleleren duyuran ve son dönem yaptığı Canan Karatay taklitleriyle gündemde olan Sefa Doğanay sosyal medyadan çocukluk yıllarına ait bir kareyi paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J3j0ttoW5U2Uk0E9pWARgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendisini ünlü manken Didem Soydan'a benzeten Doğanay, paylaşımına "Küçükken Didem Soydan'mışım" yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6_wFuKPq4UWfranAeJ35Vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak İstanbullu Gelin'de rol alan Özge Borak sosyal medyadan ailesiyle birlikte geçmiş yıllarda çekilen bir karesini yayınladı. Borak fotoğrafa, "İyi ki evlenmişsiniz. İyi ki benim ve ağabeyimin Selim Borak anne-babamız siz olmuşsunuz. Çok şanslıyız. Sizi seviyoruz. Allah nazarlardan korusun sizi. Evlilik yıldönümünüz kutlu olsun. Mutlu yıllar, sağlıkla nicelerine." mesajını yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hxkH5CgfAU2l6zk0QmPOHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saltbae hareketiyle tüm dünyaya tanınır hale gelen ve son olarak ABD-Miami'de restoran açarak dünyaca ünlü ismi ağırlayan Nusret Gökçe sosyal medyadan çocukluk fotoğrafını yayınladı. 
Takipçilerine nostalji yaşatan Nusret, fotoğrafını "Hayat Üniversitesi yaş 15" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A40NGyIdjUOi6UThsMvo4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HBgUNmuFe06G60MSEkD8jA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/93HfMbLvMkuVsxipchEW3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IL18hOUYlEKd364l0sUWGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD’li oyuncu Kirsten Dunst’ın 1995 yılında Ron Davis tarafından çekilen fotoğrafları ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lYt8iFcyKEi4jTWrkHuYCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocuk oyuncu olarak ünlenen Dunst, 1995 yılında People dergisi tarafından dünyanın 50 güzel insanı sıralamasında sekizinci sırada yer aldı. 1994 yılında henüz 12 yaşında Interview with the Vampirela yakaladığı başarıya, aynı yıl rol aldığı Little Women filmindeki uçarı Amy rolündeki başarısı da eklenince henüz bir çocukken ünlendi. Bir yıl sonra Robin Williams’la birlikte çocuk macera filmi Jumanji’de rol aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sk-uxXvNg0e023gkGdpZpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyanın en güzel kadınları arasında gösterilen Rus modey Irına Shayk'ın (32) 2002 yılına ait bir fotoğrafı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8p1OIODGQEOPNIDCgzFREg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Henüz 16 yaşındayken çekilmiş fotoğrafı sosyal medyaya düşen Shayk değişimi ile şaşırttı. Modelin yıllar içinde hiç estetik yaptırmamış olması da dikkatlerden kaçmadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NKNTJYbMqkeHGuTdVVzzew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RGAmVBsPAEaSLXmQPHY1WQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Barbados'lu şarkıcı Rihanna geçtiğimiz günlerde 30 yaşına girdi. Ri-Ri sosyal medya hesabında takipçilerini geçmiş yıllara götürerek çocukluk yıllarına ait bir kareyi yayınladı. 
30 YAŞINDA 30 FOTOĞRAFLA RIHANNA</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1AcdN2ux6USWg_DTAaePZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Britney Spears</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Ylo9lVjyUe78u2uTREecA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Britney Spears</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4K1P5i-qeUa1d1asbIEHJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eminem</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rqLaaJOckkW5GfmdjYHbMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eminem</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dlQwYKetK0i0vNQ1Pk8auA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Donald Trump</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S1AsG-Z0YEOtnZQ2g1L_lQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Donald Trump</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZYiKZhsm-E6nAxVfRTuChQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülse Birsel"Annem ve ben, Beşiktaş’ta Serencebey Parkı’nda. Doğduğum semt Beşiktaş ve hala hastasıyım..."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ueGaabvAn0CarFQIHdfBQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülse Birsel</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1c5PEX0UUkiWp5Ofh2DPxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rıza Kocaoğlu
Çukur dizisinde hayat verdiği Aliço karakteriyle yıldızı parlayan Rıza Kocaoğlu, sosyal medyadan yaptığı paylaşımla takipçilerine nostalji yaşattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/51eJOyoB_k2BsQw1dlhuVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Annesi ve kardeşiyle çekilmiş bir karesini yayınlayan 39 yaşındaki Kocaoğlu, fotoğrafa "Anneler Günün kutlu olsun canım Anam" notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RBFeYYVmUE2ZRPmebYi12Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Levent Özdilek
Oyuncu Levent Özdilek 1967 yılında rol aldığı 'Benim Adım Kerim' filminden bir karesini sosyal medyada paylaştı. Henüz 12 yaşındayken başrollerini Yılmaz Güney ve Birsen Menekşeli'nin paylaştığı 'Benim Adım Kerim' filminde rol alan usta oyuncu Levent Özdilek paylaşımıyla takipçilerine nostalji yaşattı. Filmde Yılmaz Güney'in oğlunu canlandıran Özdilek, bu fotoğrafın altına; 'Geçmiş kattıkları ile güzeldir... 'Benim Adım Kerim' yıl 1967. Bir Yılmaz Güney filmi' mesajını yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6TZ4zAkjkEO1GOkMAg1-YA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özdilek, son olarak 'Eşkıya Dünyaya Hükmdar Olmaz' dizisinde 'Hakkı' karakterine hayat verdi.
(Fotoğraf soldan sağa: Ozan Akbaba, Levent Özdilek,  Yunus Emre Yıldırımer)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RxKT5vAvMU2WYhS1RHwF6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Rutkay KamalOyuncu Doğa Rutkay Kamal, sosyal medya hesabından çocukluk dönemine ait oyuncak ayısı Mişa'yı ve onun hikayesini anlattı. Doğa Rutkay paylaştığı çocukluk yıllarına ait fotoğrafla anılarını canlandırdı.Ailecek çekildikleri bir kareyi paylaşan ünlü oyuncu fotoğrafın altına şu mesajı yazdı: Annem babam ben ve ayım Mişa... Ayım Mişa yegane oyuncağımdı. Babam Rusya'ya tiyatro turnesine gittiğinde almıştı. Sanki bütün çocukluğum, Mişa’nın gözlerinden bana bakar... Şimdilerde Mişa bebek odasında yerini alan tek oyuncak. Geleceklerime beni anlatmayı bekliyor. Günaydın çocukluğumuz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JFgTDgpm-0SrI_K8-xRUjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Rutkay Kamal</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nsfns5BfjUS5fRPjoSwaPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tolga Çevik
Tolgshow gösterilerine devam eden Tolga Çevik, takipçilerini çocukluk yıllarına götürdü. Çevik paylaşımının altına, "1975 Yaz Kreasyonu... Hep Sanat hep Feşınnn..." mesajını yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j5PXl7YYtUqP8f8kWZ_Xiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tolga Çevik</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_qZnC1rNKkGP3i-XXk7dww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prens Harry (33) ile evlilik hazırlığında olan ABD’li oyuncu Meghan Markle’ın (36) 11 yaşındayken çekilen görüntüleri ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_wO7dGYOJEWUc-TvsQ2k4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocukluk videolarında topluluk önünde şarkı söyleyip dans ederken görülen Markle için İngiliz basınında, “Oyunculuk potansiyelini daha o zamandan göstermiş” yorumu yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/17bt62aU10ikzd0Z7e-zZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>19 Mayıs’ta gerçekleşecek olan düğünle kraliyet ailesinin gelini haline gelecek olan Markle’ın 1993 yılına ait görüntüsünde bir yaz okulundayken yaptığı sahne şovları yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UCpU-ZR_rkCGvb0uJmWK_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Markle'ın mikrofon karşısındaki rahat tavırları dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UXsgStgJbEyoit2cEOD1-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Videoda ayrıca Markle’ın arkadaşlarıyla birlikte, en sevdikleri öğretmenlerine teşekkür plaketi verdikleri de görülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vArNpvtoSkOk5JZztWuRGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiliz basının sıkı takip altında tuttuğu Markle'ın hayatını anlatan belgeselin yanı sıra Prens Harry ile aşkını konu alan  ‘Harry  Meghan: The Royal Love Story’ adında bir de film çekildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-cCduc4PxUev9NgtNa2x2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ata Demirer
45 yaşındaki komedyen Ata Demirer, 1991 yılına ait fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jnWzZyARNkeK2VMNSh5PgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ata Demirer
Ata Demirer'in 26 yıl önce zayıf olması dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1dulz26SWkuPbEjEpd3j7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İrem Derici 
25 Mart Pazar akşamı Star TV'nin Jet Sosyete dizisine konuk oyuncu olarak katılacak olan ünlü şarkıcı İrem Derici, takipçilerini geçmiş yıllara yıllarına götürdü. Derici, yayınladığı çocukluk karesine,  "Çok değişmiş miyim?"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gpy6RAF1tEyNLMpgX9nvcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>30 yaşındaki Derici, daha önce ise kardeşi Cemre Derici ile çocukken çekildikleri fotoğraflarını paylaşmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PSAPdAjUcUSfO5Nu_T4cJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Derici, kardeşini kucağına aldığı fotoğrafın altına 'İyi ki doğdun KARDEŞİM' notunu düşmüştü..</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/js3MVNquR0qv1mVX8xTAxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Blake Lively
TV ve sinema dünyasının en çok konuşulan isimlerinden Blake Lively'nin 15 yıl önce lisede çekilmiş fotoğrafları ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pgXxvfCml0yxS_XO1t09zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2002-2003 Burbank Lisesi yıllığında yer alan fotoğraflarda; Lively'nin 30 yaşına kadar fiziksel olarak pek değişmediği görülüyor. Uzun sarı saçlarından o yıllarda da vazgeçmeyen ünlü oyuncunun, burnunun estetiksiz hali de dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qR749HQgKUaU4vrfpssYjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amigo kız takımı ve öğrenci birliğinde görev yapan liseli Blake'in çok sosyal bir öğrenci olduğu görülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cVw15dYWdkmEAi3ULs8XpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DERYA ŞENSOYDerya Baykal, 28 yaşına giren kızı Derya Şensoy'un doğum gününü sosyal medyadan yayınladığı çocukluk fotoğrafıyla kutladı. Baykal, "Küçüğüm İyi ki doğdun... mutlu sağlıklı başarılı yılların olsun... Seni çoookkk seviyorummmm" notuyla Şensoy'un yıllar önce çekilmiş karesini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sJBseIRCpEeH4-lj1tfBog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DERYA ŞENSOY</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DUWuE4s6-kq7AqhaGD6EPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>SAADET IŞIL AKSOY
Son olarak Vatanım Sensin dizisinde Lucy karakterine hayat veren Saadet Işıl Aksoy sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla takipçilerini çocukluk yıllarına götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JBEYrssfq0OX9SCYdc6ErA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>34 yaşındaki oyuncu çocukluk yıllarına ait bir kareyi Instagram hesabından, "Kırmızı ayakkabılarım, cicili elbisem ve teyze oturuşumla çiçeklerin önünde poz veren ince ruhlu ve utangaç bir Çaki'ydim.." mesajıyla yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AWRAnhTcnEOncFbREu5n0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BURAK SEVİNÇ
Söz dizisinde 'Avcı' lakabıyla Fethi karakterine hayat veren Burak Sevinç takipçilerini 25 yıl öncesine götürerek çocukluk fotoğrafını yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KHNWcde2n06hoGOlghB7eQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>30 yaşındaki oyuncu yaklaşık 5 yaşlarındaki halini paylaşarak, "Evet gülmeye başlamışım... Sonunda. Bizim de güler yüzümüz varmış yani!" notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CjF5fkweHUmXRBrgHJX5tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>KENAN DOĞULU-OZAN DOĞULU
Şarkıcı Kenan Doğulu, DJ kardeşi Ozan Doğulu'nun doğum gününü sosyal medyadan birlikte çekildikleri çocukluk karesini paylaşarak kutladı. Kenan Doğulu kardeşi için şu ifadeleri kullandı: "Ömür boyu dostluk, hayat boyu güven, sonsuz bir sevgi... İyi ki doğmuşsun, iyi ki varsın aslanların aslanı canım ağabeyim. Mutlu, sağlıklı, başarılı bir yaşın olsun."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RQG38r5qVk-2qy3ZZSOnyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>KENAN DOĞULU-OZAN DOĞULU</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D0A5s2As4USs7kRx4-jyyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BARIŞ MANÇO
19 yıl önce kaybettiğimiz, usta sanatçı, çocukların 'Barış Ağabeyi' Barış Manço 75'inci yaş gününde anılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vZnZ-QfKg0y0glHcDhsQig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BARIŞ MANÇO
Usta sanatçının birçok hayranı sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla Manço'nun çocukluk fotoğraflarını doğum gününde yeniden gündeme getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0QkapcQWXE6gGsCyVrbSPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BARIŞ MANÇO</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TC2P-3LFMka9jrVXp6R4LA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NUR FETTAHOĞLU
Son olarak Çi dizisine konuk oyuncu olarak katılan Nur Fettahoğlu, Instagram hesabından çocuklu fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LvJvnV6MbE-qWkNbRXYqKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nur Fettahoğlu yıllar önce çekilmiş fotoğrafın altına 'Bir zamanlar sevimliymişim' notu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LOQHG5SDMEuIluXHyFQ16Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>CEM YILMAZ
Cem Yılmaz, Twitter'da takipçilerinden gelen sorulara içtenlikle cevap verdi. Yılmaz  araya bir de eskilerden bir fotoğraf sıkıştırdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dri9H-Qp8ka8bZZb2ESjKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cem Yılmaz bu fotoğrafı “Cem abin de liseliydi…1987 Airport disco galiba. Kazakların kotun içine sokulduğu dönem” notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/thyBUDS6DEy9SWPJjimUnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ENGİN ALTAN DÜZYATANDiriliş Ertuğrul'un Ertuğrul Gazi'si Engin Altan Düzyatan, geçtiğimiz günlerde sipariş ettiği lüks saat ve Afrika'da çektiği vahşi doğa fotoğraflarından oluşan sergisiyle gündeme gelmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7266-9LmPEOYQOk0hx4zkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ENGİN ALTAN DÜZYATAN
Ertuğrul Gazi karakteriyle büyük bir hayran kitlesi oluşturan 38 yaşındaki Düzyatan'ın merak edilen çocukluk fotoğrafı hayranları tarafından sosyal medyada yeniden gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x6Ap-wMCrE-XYhge0--vng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>OLCAY ŞAHAN Almanya'nın Düsseldorf şehrinde dünyaya gelen futbolcu Olcay Şahan, doğduğu yerin takımının alt yapısında forma giydiği dönemden bir fotoğrafı yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BBxTqi4MqUG7aKdSdn5ZZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Milli forma için Türkiye'yi tercih eden ve Beşiktaş'tan sonra Trabzonspor'da futbol kariyerine devam eden 30 yaşındaki Şahan, Instagram hesabından paylaştığı çocukluk karesine, "Ben çocukken" notunu yazdı. 
Öte yandan Şahan'ın arkasından kulak işareti yapan çocukluk arkadaşı ise Almanya bölgesel lig takımlarından Uerdingen'de futbol hayatına devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_pfO3-XK7EyxUvxHvkcTmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbullu  Gelin'in Fikret Boran' Salih Bademci okul yıllarından bir kare paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W0uDrz8FBUGYsGy8qu_Kug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bademci paylaşımın altına şu notu düştü: Uzun, uzun zaman önce... Müziğin beni nasıl gülümsettiğini hatırladığım yıllardan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ReJunrsE_0-IOu0chKl4ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sıla Gençoğlu 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle öğrencilik yıllarından bir fotoğraf paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aCIsWpEAFk2hpLdBIfiHvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sıla fotoğrafın altına şu notu düştü: Eğitim, kişisel gelişimin en mühim mihenk taşlarındandır. Öğretmek için ömürlerini adayan tüm öğretmenlerimizin güzel gününü kutluyorum. ( Tavşan olduğumu iddia ettiğim yıllar. Çemberin yine dışındayım.)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GcLAxm6U3kGBu1fFFsAOuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tamer Karadağlı 
Çocuklar Duymasın'ın Haluk'u Tamer Karadağlı çocukluk fotoğrafını, "Tamer 10 yaşında.." mesajıyla yayınlayarak takipçilerine nostalji yaşattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yc2GDJIp2U2pX1ajDHiXcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tamer Karadağlı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jv24aQcDf0GObDK6jakCgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nusret Gökçe 
Dünyada saltbae hastagi ve lakabı ile sosyal medya fenomeni haline gelen Nusr-Et Steakhouse’un patronu Nusret Gökçe Amerika’daki ilk şubesini açtığı Miami’den 13 yaşındaki fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U_WOqvjkQkCnefzqQ5ZiPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nusret paylaşımın altına şu notu düştü:"1994-1995 yaş 13 ilk okuldan mezun olduktan sonra maddi imkansızlıklardan dolayı okul hayatımı bitirip kasap çırağı olarak işe başladım. Hergün 18-20 saat çalışıp babadan 1 tl istemedim. İstesem de yoktu. 2009 -2010 sadece 12 masa 10 çalışan. Sene 2017 - 12 restoran 1000 çalışan ... Ve karşınızda bir dünya markası ..Hepimizin markası hepimizin başarısı...????</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2gLcT036FEOLg-HJcFTwNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Serenay Sarıkaya
Fi dizisinde Duru karakterine hayat veren Serenay Sarıkaya'nın çocukluk hali dizinin yeni sezonu Çi'nin başlmasıyla gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Av0AHPz-okS47VkOF2KYAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Serenay Sarıkaya 26 yaşındaki oyuncunun çocukken çekilen karesinde bir balkonda masanın üzerinde oturarak poz verdiği görülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KkEMR5MEokiI78_LTnVmGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Akbağ
Usta sanatçı Demet Akbağ sosyal medya hesabından nostalji yaptı. Çocukluk yıllarına ait kareyi paylaşan Akbağ, o fotoğrafa şu mesajı yazdı: "Pastayı kesen sedef olduğuna göre onun doğum günü demek ki. Ben araya sıkışmış annemin bana vereceği koca dilimi bekliyorum. Babaannemin pandispanyası, annemin süslediği çocukluğumun geleneksel pastası. En solda da halamın kucağından bakan kuzenim"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NMC6LlbzC0amjzT-gV-nWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Akbağ</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1RziZQ5NukCAHhb13XEzfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rıza Kocaoğlu
Rıza Kocaoğlu, 18 yıl önce çektirdiği bir fotoğrafı sosyal medya hesabından paylaştı. Sarı saçlarıyla objektif karşısına geçen Kocaoğlu bu kareye; “Saç… Sene 98 mi 99 mu falan filan…” notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i8ShK1bAAkWNR2A8_5s4Bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rıza Kocaoğlu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C9bqW5Q6M06bCJjUp-A4dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ata Demirer
Sosyal medya hesabından paylaştığı mizah içerikli fotoğraflarla dikkat çeken Ata Demirer, bu defa takipçisi tarafından gönderilen bir kareyi yayımladı.Demirer, 80’li yıllarda çocukken yaşadığı Bursa’da çekilmiş fotoğrafta, arka tarafta şortlu bir şekilde görülüyor.45 yaşındaki oyuncu, bu kareye, "Bir genconun albümünden çıkmış benimle de paylaştı, sağolsun. 80’ler Bursa’sı. Akbıyık mahallesi. Cami duvarına yaslanıp sırıtan çocuk tanıdık geldi mi?" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_NzHHdYahkKQCwSzzQDMGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ata Demirer</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3ZJJQS2Uo0ORHyt5buFPYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Behzat Uygur 
Instagram'dan çocukluk yıllarına ait bir kareyi paylaşan usta aktör Nejat Uygur'un oğlu Behzat Uygur, "İzmir Atatürk stadı 1974 Zafer kupası.. babamın oyunu olduğu için yerine gol kralı kupasını Cemil Tura'na ben vermiştim..Dönemin Efsane İzmir büyükşehir bel başkanı İhsan Alyanak,ben,Cemil abi.." mesajını yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A-bE8egSTEKMvIYaLJzTBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Behzat Uygur</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kzIDLuRO8kW5tQprFakb_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeynep Kankonde
Oyuncu Zeynep Kankonde, bir süre önce Instagram'da paylaştığı bu fotoğrafının kendisine ait olduğuna inanmayanlara ilginç bir kanıt sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ez7Gjl4lm0uc2Hw3KZ_90Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeynep Kankonde
Çocukluk yıllarında çekilen fotoğrafını Hababam Sınıfı serisindeki Bacaksız karakterini canlandıran Tuncay Akça'ya benzetenler de çıkınca Kankonde karşılaştırmalı bir fotoğraf yayınlayarak şu notu düştü: 
"Niye yapıyorsunuz bunu? TUNCAY AKÇA tatlılığı.İnanamayanlar için kendimi etiketledim ya."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kymzerZucEiIJWfVgkVwGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeynep Kankonde</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y7cCxYzx8kOdxMnkH0NdhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metin Hara
Dünyaca ünlü Brezilyalı top model Adriana Lima ve yazar Metin Hara geçtiğimiz temmuz ayında ilk kez el ele Bodrum Havalimanı'nda görüntülenmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UQbpAIg-IE6oIny2VeIfEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metin Hara
Lima ile yaşadığı ilişkiyle gündeme gelen 35 yaşındaki Hara'nın fotoğrafı sosyal medyada ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zco-5ElNKU2hvNDwUaaFdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meryem Uzerli
Son olarak Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde rol alan ve şu sıralar Cingöz Recai filminin heyecanını yaşayan Meryem Uzerli, takipçileriyle küçüklük fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SlIqnFTQ1kOwZF9Aziu4EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meryem Uzerli</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m5k5iZzNyUSc_XPHRow-Kw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beste Kökdemir
Oyuncu Beste Kökdemir, Instagram hesabından ortaokul yıllarına ait bir fotoğrafını paylaştı. 24 yaşındaki oyuncu, fotoğrafını, "Ozaman biraz gülelim... Orta 2'deyim. Saçlarımı kendim kesmiştim. Bence hiç fena değil!" notuyla yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wsC3KXtJmUSf4iPIFF4StA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beste Kökdemir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fSwFnvwGJ0q-XNYv3mZ0ww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ezgi Mola
Son olarak 'Kocan Kadar Konuş: Diriliş' filminde rol alan Ezgi Mola, Instagram hesabından küçükken kardeşiyle birlikte çekilen bir karesini paylaştı. 34 yaşındaki Mola altına ise, "Sanırım kardeşime "sus ve gül yoksa seni yine cimciklemek zorunda kalırım" demişim.. Kuzuummm benim" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sUPpogY06Ey39FvSBUMssw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ezgi Mola</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yTHYXXKJkECOET-U8JBPTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birce Akalay
Son olarak Star TV ekranlarında yayınlanan Hayat Bazen Tatlıdır dizisinde rol alan Birce Akalay, Instagram sayfafından çocukluk fotoğrafını paylaştı. Akalay altına ise "Bu kızın saçlarına n'oldu yaaa böyle diye ısrarla soran olursa; O doğuştan kırpıktı dersiniz" yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h_d9_tz81ki32FzDLJ3f7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birce Akalay
Ocak ayında Sarp Levendoğlu'ndan boşanan 33 yaşındaki Akalay, şu sıralar Can Tunalı ile birliktelik yaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dXgiDuD7CUCYgLfZMLqb5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Miley Cyrus
ABD’li pop şarkıcısı Miley Cyrus, yeni bir single hazırlığında. 24 yaşındaki şarkıcı, ‘Younger Now’ adlı single’ının kapağında kendi çocukluk fotoğrafını kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XwVnz385hkmqtJBstavTIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Miley Cyrus</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UbaMK7fhqUehdpcggrmSAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kraliçe II. Elizabeth</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wTueDdnikEmKg9zRGr6vSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kraliçe II. Elizabeth</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aB5oQlv3FUSoRfYzigArmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>John Kennedy</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q6NZcO9HL0O-8ljrr2OCHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>John Kennedy</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p-EcOsx6OEqITuv_UKqYmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Angela Merkel</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dfh_hqgcO0WG0LVDCY6z8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Angela Merkel</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gCABVT1HMUioi_8qtWq27Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vladimir Putin</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VbLn1vQnOEyoi-N7TbfgTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vladimir Putin</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qh0E9O_8CkSxVLtQuhQVWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Papa Francis</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e7W0i9zJVEGdayBUAubeeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Papa Francis</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SRll58ycjECaN71lgEuUeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hillary Clinton</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EpN4VNw5S0-BRakgKt37tQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hillary Clinton</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JloK5eB_Lkafeie32e4Dmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>George Bush Jr.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yfSIxBLvvkmaGYx-fnABGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>George Bush Jr.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zoYktRjgBkWP-wgsWrfM9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prens Charles</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qsgruQQbZ0qvDUNm7JOPvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prens Charles</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hcbyr3DOzUWFrkm4sFYElA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Barack Obama</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R4aMZ6ICF0OxHxI1gO6v4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Barack Obama</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ND-a2z0v4kCDMoXGaYI2uw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Acun Ilıcalı
Acun Ilıcalı, Instagram hesabından çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iWnTCV9kGk6kqWfPqd0Cqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü yapımcı, yıllar önce ağabeyi Ömer Cenker Ilıcalı ile çekilmiş bir fotoğrafına yer verdi. Ilıcalı, ağabeyi ile birlikte görüldüğü bu fotoğrafa, "Sol taraftaki ağabeyim, sağ taraftaki ben. #tbt'nin dibi" notunu yazdı.
1967 yılında Erzurum'da doğan Ömer Cenker Ilıcalı, kulak burun boğaz uzmanı bir doktor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w8HohKuLE0uu6tsyGAVIYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bensu Soral'ın ablası oyuncu Hande Soral (sağda), Instagram hesabından çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/enBeZ0tg30-woUHpg_E3gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>30 yaşındaki oyuncu fotoğrafın altına "Bazı şeyler hiç değişmez notunu düştü"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s7JREXW3Zk2kyg90I-AOFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sezen Aksu
Sanatçı ve söz yazarı Sezen Aksu bugün 63’üncü yaşını kutladı. Sosyal medyada bazı kullanılar Aksu'nun çocukluk fotoğrafını paylaşarak doğum günü dileklerini iletti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vS4LfkCCo0uIgk4FBHyIUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sezen Aksu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j5TJcwo-rEuGBe71p9cOnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkan Şoray
Yeşilçam'ın 'Sultan' lakaplı usta oyuncusu Türkan Şoray Instagram hesabından çocukluk fotoğrafını paylaştı. 72 yaşındaki Şoray altına ise "Türkan bir yaşında..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M3Nb6P-M-E2xOM0gG_SYyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkan Şoray</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hI1HkdF6E0CBL_keUhmiig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çağla Şıkel (solda)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MLwdu3h2t0qjGO1HEi8_yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çağla Şıkel</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V9mOuIz8O0y_QPD6BdQTZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kenan İmirzalıoğlu
1997 yılında Best Model of Turkey ve daha sonra Best Model of The World seçilerek kariyerine başlayan Kenan İmirzalıoğlu'nun yıllar önce ortaokul sıralarında çekilen bir pozu hayranları tarafından açılan sosyal medya hesabında paylaşıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/caW5UVna9UypfK9vgqOysw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kenan İmirzalıoğlu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s7WeKz4oAkS2tDtPTUAZwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mehmet Günsür</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O1CFYWaj8EuBE_BsAaPJEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mehmet Günsür</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FFrDOKgZ4EufWiQs4nTCIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özge Özpirinçi
puhutv'den yayınlanan Fi dizisinde rol alan Sıla karakterine hayat veren Özge Özpirinçi ilkokul yıllarına ait fotoğrafı Instagram'da takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UFdATMTQ00OtDvl2lnUghw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>31 yaşındaki oyuncu paylaşımının altına ise şu notu düştü: "İlkokul 1'in ilk gunu! Akademik hayata karsi tavrim o gunden itibaren cok netti! Stresten yanagimda cikan ucugun izi durur hala! Hey gidi gunler... Saclarimi o kadar kisa kestirmisler ki (kesin bitlenmisimdir) ilkokul formami almaya gittigimde satis elemani hanfendi babama ve bana bakip erkek uniformalarina yonlendirmisti bizi. Cok uzulmustum ama simdi guluyorum tabi. Anlatacak hikayelerden biri iste..."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/08zS9IAtdU6-yE7FTw9JlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oğuzhan Koç
Çok Güzel Hareketler Bunlar'daki oyunculuğuyla adını geniş kitlelere duyuran ve son olarak çıkardığı 'Küsme Aşka' şarkısıyla şu sıralar müzik listelerinde ilk sırada yer alan Oğuzhan Koç 23 Nisan dolayısıyla sosyal medyadan çocukluk fotoğrafını paylaştı. 31 yaşındaki Koç, altına ise, "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız kutlu olsun. Aha bu da çocuk ben..! Ve künyem" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U9VNo8PlMU-OB4kedG8QUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oğuzhan Koç</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nw-hEgfE2EeMCWeOQDcrDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nusret Gökçe
Saltbae hareketi ve sosyal medya paylaşımlarıyla Türkiye'nin hatta dünyanın dikkatini çeken restoranlar zincirinin sahibi Nusret Gökçe çocukluk fotoğrafı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MJ2mjRqqrUOJ_VqOEAEsmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak Dubai'deki restoranında Oscar ödüllü oyuncu Leonardo DiCaprio'yu ağırlayan Nusret sosyal medyada kısa sürede 5,5 milyon takipçiye ulaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H05jf7jxI0KzdwymFEjc-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlber Ortaylı
Tarih Profesörü İlber Ortaylı, Twitter hesabından gençlik fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gcAy6I6QAkW-QqwjNAc4Jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olan İlber Ortaylı, 21 yaşındaki halini gösteren fotoğrafı, "Gençlik. 1968. SBF" notuyla paylaştı. Bu kareye 5 bin beğeni geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lyjf90BypUC2z1UpW5oc3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BengüŞarkıcı Bengü, 38'inci yaş gününde sosyal medya hesabından çocukluk fotoğrafını paylaştı.Instagram hesabından kardeşi Banu ile çekilmiş çocukluk fotoğrafını paylaşan Bengü, "İyi ki doğmuşum ben, iyi ki böyle güzel ailem var" notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CzfyXb9DkU6QGZvm8HqqBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bengü</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0icQIurJK0ubEyf_v6flnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aleyna Tilki
Bir Hülya Avşar Sohbeti'nde Hülya Avşar'a "Annem, beni star gibi giydirirdi. Hep öyle baktı bana ben de kendimi star zannettim küçüklüğümden beri" diyen Aleyna Tilki'nin o günlerdeki fotoğrafı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vz86-CC3H0u0BrAg6tcttA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aleyna Tilki
Aleyna Tilki Bir Hülya Avşar Sohbeti'nde çocukluğunu şu sözlerle anlatmıştı: "Üç yaşındayken şarkı söylüyormuşum, ellerimi kanepenin üzerinde aşağı boşluğa uzatmışım. Annem de, "ne yapıyorsun" Aleyna demiş. Ben ise "anne onlar benim seyircilerim onlara elimi uzatıyorum" demişim. Sonra kendimi halının üzerine atmışım. Annemin tüyler diken diken olmuş"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u77V2n8ZN0Klscap1XF10A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şebnem Ferah
Rock şarkıcısı Şebnem Ferah'ın ilkokul fotoğrafları sosyal medyadan paylaşıldı.Şarkıları ile milyonların gönlünde taht kuran Şebnem Ferah, ilkokulu Yalova Öğretmen Yusuf Ziya İlkokulu'nda okudu. Bu yıllarda çekilen bir fotoğraf ise yıllar sonra sosyal paylaşım sitesine düştü. Sanatçının doğum yılının 1972 olduğu belirtilen fotoğrafında okul numarasının ise 59 olduğu görülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iehN_8n1GEC2mokeIvx5Xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şebnem Ferah</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5_aAuaQp9EymOMVaa3D5_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarkan
Sosyal medyada perşembe günleri yapılan “TBT” (eski fotoğrafların paylaşılması) akımına megastar Tarkan da uydu.
Tarkan, Instagram hesabından çocukluk fotoğrafını paylaşarak, "Şu havalara, bakışlara bakın. Artist yaa" notunu yazdı.
Tarkan'ın paylaşımı kısa sürede 30 binden fazla beğeni aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JjIWfowqKEiMNJxldGWI5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarkan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f5zWicTD8UmtFE031_QaVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazıl Say

Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, Adana konserinde bir sürpriz ile karşılaştı. İlkokul arkadaşı Zeynep, ünlü sanatçının ilkokul birinci sınıftaki günlüğünü yolladı. Say, bu fotoğrafı sosyal medya hesabından;"Adana konserime gelen ilkokul arkadaşım Zeynep bakın ne yollamış Bu fotoğraf ilkokul1; 40 yıl önce" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_VYxh_ECw0mM54pVcsnPgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazıl Say</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4_ca4Ho-dUCRuKEgWvkaTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Caner Erkin

Futbolcu Caner Erkin ile dümyaevine giren oyuncu Şükran Ovalı, eşinin çocukluk fotoğrafını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DRruv2_IU024QRoZESYXyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak rol aldığı Familya dizisi final yapan 31 yaşındaki Ovalı, paylaşımın altına ise altına 'Minnak' notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t_21krLJjkWiK3Sl_vNGug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Justin Bieber
Dünyaca ünlü şarkıcı Justin Bieber, 13 yaşındayken YouTube’da Scooter Braun tarafından keşfedildi. Şimdi 23 yaşında olan Kanadalı şarkıcı, Instagram’dan paylaştığı fotoğrafta o zamanlar nasıl göründüğünü hayranlarıyla paylaştı. Bieber’ın annesiyle olan siyah-beyaz fotoğrafı, henüz müzik kariyerine başlamadan kısa süre önce çekilmiş.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vbLRtSPO3kqPGnS6aCx3IQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Justin Bieber</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xFRGBNy4FUecCwsGDHLPKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Haley Joel Osment

1999 yılında vizyona girdiğinde tüm dünyada ilgiyle izlenen 'Altıncı His (The Sixth Sense)' filminde dünyaca ünlü oyuncu Bruce Willis ile başrol oynayan küçük yıldız çok değişti. 28 yaşındaki Amerikalı Haley Joel Osment'ın son halini görenler tanıyamadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AGftnmsH3UauDWDirnyCdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Haley Joel Osment

Filmin yayınlandığı dönemde 12 yaşında olan Haley Joel Osment 'Altıncı His' filminde 'Cole Sear' karakterini canlandırıyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tVYuiPo7hUaT5u8usRp9Eg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ajda Pekkan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SwgGkdVkhUSWGI7NqIsyow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ajda Pekkan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hToQa9TmYkaIHPyzuuMS5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arda Turan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PeUnFtuFU0KPKXviR9tWew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arda Turan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AoX524cKd0mmq0YWW-E4GQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Angelina Jolie</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RbrYAi6joEGvZyc-cJn9RQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Angelina Jolie</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8N8-L-qB-E-x-APTv3QWhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bengü</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BasCQarF_0CB9Q8MRr_pbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bengü</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GhMn6nG6kUOTfqyyGbiiFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bruce Willis</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iQ6QNUYQC0656jMjo1GpRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bruce Willis</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i6TgHOtbNUGJhfRng66Elw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beren Saat</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AHpDnVKZUkuAvG7cdaeAJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beren Saat</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tgXsEgehfkucT_EZAn3TBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bergüzar Korel</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3t09MpDtk0WbbDtopIj47g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bergüzar Korel</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f7NXZvJK5ESreNs7INqKMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz Akkaya</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l3aOs8KnskKk0KL_nm2Y-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz Akkaya</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iY8zWznQAkCAZqYeMEnqpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elçin Sangu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K7LewjHye0yLYK0v3_1lLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elçin Sangu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JaF4xAGszk-8uO8gN2P_Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Emre Aydın</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F3hx0HCrQ0aOnlLEO4c0YQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Emre Aydın</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v4oA0OPftE-c-GVyYjS9Wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eser Yenerler</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SwcBe7iocU69jrYgntwRvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eser Yenerler</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UdB_5awHi0C5i_0jx4iHjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Aniston</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CxHQoXexLUSKbAZfa3zYew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Aniston</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K6BV8suiTkaSO5355D9Hlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hazal Kaya</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JgtRFLMADEOpaN0wQWfrdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hazal Kaya</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aSLbIri7c0S4f_5QVYZ8ZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kenan İmirzalıoğlu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JWN8FOA6J02rUo1M_bFzIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kenan İmirzalıoğlu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JsAjK_eurk2MRgVLU6QTgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lady Gaga</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o2aEtS2Gokar5dqUUOc45w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lady Gaga</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RcqrBa9aIEmneMs2C_okvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mehmet Ali Erbil</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PmkkFs9luUqzPjZqhmPjyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mehmet Ali Erbil</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/29FWpzO2QEG2zICfy4oEiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merve Sevi</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8GX14upJKUKHaJAatD4E6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merve Sevi</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tovsYgucyUGUflrcXJu_Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özge Özpirinçci</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NIQR26oOI0ytsdfIcb9nYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özge Özpirinçci</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K-184lO04kiUu_8iJr9nMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pelin Karahan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PU3oY4b7nEKq9jpf1V2EdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pelin Karahan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aWDg5abYVUmR8FResc5ZRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şener Şen</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zb-ZFVEc1kuH1jjsNGQzcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şener Şen</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pcmd1gmAokemuEZrHTDXtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarkan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zqAxNXI_A0-h-Mb4utIXlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarkan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8yR1Xkth-EyC2UPG5TESTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teoman</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c9CHycgnqkKzR8PZDopG6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teoman</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sarman kedilerin gizemi çözüldü</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sarman-kedilerin-gizemi-coezuldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sarman-kedilerin-gizemi-coezuldu</guid>
<description><![CDATA[ Japonya ve ABD&#039;den bilim insanları, sarman kedilere turuncu rengi veren DNA gizemini ortaya çıkardı.Garfield, Çizmeli Kedi, Aristokediler&#039;in Toulouse&#039;u gibi bazı kültürel ikonların ortak özelliği sarman kedi olmaları.  Japonya&#039;daki Kyushu Üniversitesi ve ABD&#039;deki Stanford Üniversitesi&#039;nden iki ekip sarman kedilere turuncu rengi veren genetik kodu incelemeye aldı.   ŞİMDİYE KADAR BULUNAMAMIŞTI Turuncu tekir kedilere ayırt edici renklerini veren şeyin genetik olduğu onlarca yıldır biliniyordu. Ancak bu genetik kodun tam olarak DNA&#039;nın neresinde yer aldığı şimdiye kadar bulunamamıştı.DNA&#039;DA EKSİK PARÇA BULUNDU  BBC Türkçe&#039;nin haberine göre turuncu kürklü ve turuncu kürklü olmayan çok sayıda kedinin DNA&#039;larını karşılaştıran araştırmacılar, bu renge sahip olan kedilerde ARHGAP36 geninde bir DNA parçasının eksik olduğunu saptadı. Bu eksiklik, cilt, göz ve kürk tonlarından sorumlu hücrelerin daha açık renkler üretmesine neden oluyor. MİZACINI DA ETKİLİYOR OLABİLİR Bilim insanları, bu keşif sayesinde turuncu renkli kedilerin belirli sağlık sorunları açısından daha yüksek risk taşıyıp taşımadıklarına da ışık tutulabileceğini umuyor. Araştırmacılar, bu gendeki DNA mutasyonunun mizaçla ilişkili başka değişikliklere yol açabileceğini değerlendiriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4a5RF-1PXEGu9KRBhvAlNw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sarman, kedilerin, gizemi, çözüldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4a5RF-1PXEGu9KRBhvAlNw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sarman kedilerin gizemi"><p>Japonya ve ABD'den bilim insanları, sarman kedilere turuncu rengi veren DNA gizemini ortaya çıkardı.</p><p>Garfield, Çizmeli Kedi, Aristokediler'in Toulouse'u gibi bazı kültürel ikonların ortak özelliği sarman kedi olmaları.  </p><p>Japonya'daki Kyushu Üniversitesi ve ABD'deki Stanford Üniversitesi'nden iki ekip sarman kedilere turuncu rengi veren genetik kodu incelemeye aldı.   <strong></strong></p><p><strong>ŞİMDİYE KADAR BULUNAMAMIŞTI</strong> </p><p>Turuncu tekir kedilere ayırt edici renklerini veren şeyin genetik olduğu onlarca yıldır biliniyordu. </p><p>Ancak bu genetik kodun tam olarak DNA'nın neresinde yer aldığı şimdiye kadar bulunamamıştı.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_OnVNO3FLUqyhNWQGeee-Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Sarman kediler popüler kültürde önemli bir yere sahip."><p><strong>DNA'DA EKSİK PARÇA BULUNDU</strong>  BBC Türkçe'nin haberine göre turuncu kürklü ve turuncu kürklü olmayan çok sayıda kedinin DNA'larını karşılaştıran araştırmacılar, bu renge sahip olan kedilerde ARHGAP36 geninde bir DNA parçasının eksik olduğunu saptadı. </p><p>Bu eksiklik, cilt, göz ve kürk tonlarından sorumlu hücrelerin daha açık renkler üretmesine neden oluyor. <strong></strong></p><p><strong>MİZACINI DA ETKİLİYOR OLABİLİR</strong> </p><p>Bilim insanları, bu keşif sayesinde turuncu renkli kedilerin belirli sağlık sorunları açısından daha yüksek risk taşıyıp taşımadıklarına da ışık tutulabileceğini umuyor. </p><p>Araştırmacılar, bu gendeki DNA mutasyonunun mizaçla ilişkili başka değişikliklere yol açabileceğini değerlendiriyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Narsist biriyle mi berabersiniz? Bu 10 işaret onları ele veriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/narsist-biriyle-mi-berabersiniz-bu-10-isaret-onlari-ele-veriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/narsist-biriyle-mi-berabersiniz-bu-10-isaret-onlari-ele-veriyor</guid>
<description><![CDATA[ Hayatınızdaki kişi fazlasıyla çekici, dikkatli ve neredeyse gerçek olamayacak kadar kusursuz mu görünüyor? Biriyle yeni bir ilişkiye başlamak heyecan verici olabilir; ancak bazen o büyüleyici karizma, derinlerde yatan benmerkezci ve toksik bir kişiliğin üzerini örtebilir. Narsisist bireyler, genellikle başarılarını ön plana çıkararak sohbeti domine eder, eleştiriye karşı tahammülsüzdür ve kendilerini abartılı bir şekilde yüceltme eğilimindedir. Peki narsist biriyle birlikte olduğunuzu nasıl anlarsınız?Yeni partneriniz çekici, dikkatli ve belki de gerçek olamayacak kadar iyi mi? Yeni biriyle çıkmak heyecan verici hissettirebilirken, bazen o manyetik karizma derin bir benmerkezci ve zehirli kişiliği maskeleyebilir. Narsisistler genellikle konuşmalara başarı hikayeleriyle hakim olurlar, eleştiriye karşı çok az hoşgörü gösterirler ve şişirilmiş bir benlik duygusuna sahiptirler. Ancak bu özellikleri nadiren önceden ortaya koyarlar, bunun yerine sizi iltifatlara, hediyelere ve büyük jestlere boğabilirler, bu da &#039;aşk bombardımanı&#039; olarak bilinen bir taktiktir. Ancak zamanla, ilişki sizi kafanız karışık, duyulmamış ve duygusal olarak tükenmiş hissettirebilir. Bir narsiste mi davrandığınızı merak ediyor musunuz? İşte dikkat etmeniz gereken 10 işaret.Kur yapmanın ilk aşaması bittikten ve bağlılık hakkında ciddi bir şekilde düşünmeye başladıktan sonra, dikkatli ve ilgili partnerinizin aniden konuşmalarını değiştirdiğini ve kendilerine odaklandığını görebilirsiniz. Başarılarından, hayranlık duymanız için benzersiz yeteneklerinden veya özelliklerinden, üstesinden geldikleri zorluklardan övünürken görürsünüz. Sorunlarınız aniden önemli olmaktan çıkar ve yalnızca siz onlardan bahsettiğinizde sizi dinlerler.Narsisistler kendilerine en yakın olan insanlardan daha iyi olma ihtiyacı hissederler. Sürekli olarak sizinle rekabet ederler ve hayal ettikleri üstünlük nedeniyle sizin başarılarınızı daha küçük hissettirme ihtiyacı hissederler. Başarılarınızı kutlamak yerine, onları küçümseyebilir, seçimlerinizle alay edebilir veya bir hata yaptığınızı ima edebilirler. Bu, kendinizi sorgulamanıza neden olur. Bu tür duygusal manipülasyon, narsisistik davranışın bir özelliğidir. Bu tür davranışlarda bulunmalarının nedeni, sizin gücünüzün onları küçük hissettirmesidir.Narsisistler dikkati bir dakika bile üzerlerinden çekmek istemezler ve herhangi bir konuşmada, ister kendileriyle ilgili olsun ister olmasın, ilgi odağı olmak için sürekli olarak insanları rahatsız ederler. Bir hikaye paylaşıyor, duygularınızı ifade ediyor veya sadece bir konuşmaya katkıda bulunmaya çalışıyor olun, genellikle cümlenizin ortasında sizi keserler. Bu sadece ara sıra veya kazara olan bir şey değil, bir kalıptır. Konuyu ele geçirip odağı kendilerine geri çekebilirler veya söylediklerinizi önemsiz olarak görmezden gelebilirler. Zamanla, bu davranış sesinizin ve deneyimlerinizin bir önemi yokmuş gibi görünmez veya duyulmamış hissetmenize neden olabilir.Narsisistler, onlara en çok ihtiyaç duyduğunuzda resimden kaybolurlar. Zor zamanlarda duygusal destek göstermek için ihtiyaç duyulduğunda ortaya çıkmazlar veya basitçe sözlerini yerine getirmezler. Bu tür insanlar tutarsızdır ve bencildir. En kötüsü, üzgün olduğunuzda, duygularınızı küçümseyebilir veya durumu kendileriyle ilgili hale getirmek için çarpıtabilirler. Genellikle duygusal olarak ulaşılamazdırlar, ihtiyaçlarınızı önemsemezler veya kırılganlığınızı ifade ettiğinizde savunmaya geçerler. Zamanla, bu güvenilmezlik eksikliği sizi yalnız hissettirebilir ve kendi beklentilerinizi sorgulamanıza neden olabilir. Bir ilişkide, güvenilirlik güven oluşturur; ancak bir narsiste bu temel en iyi ihtimalle sallantılıdır.Bunun sebebi ruh hallerindeki dalgalanmalardır. Belirli bir günde kendilerini üstün hissediyorlarsa, sevgi dolu ve sıcak olabilirler, ancak işler istedikleri gibi gitmezse, anında alaycı ve soğuk olmaya, sevgilerini çekmeye veya keskin sözlerle saldırmaya başlarlar. Duygusal tepkileri genellikle o anda ne kadar kontrol veya hayranlık hissettiklerine bağlıdır. Güçlerinde bir kayıp hissederlerse veya en ufak bir eleştiriye maruz kaldıklarını hissederlerse, sizi pasif-agresif davranışlar, duygusal geri çekilme veya ani patlamalarla cezalandırabilirler. Bu öngörülemezlik, bir sonraki karşılaşmanızda hangi versiyonlarıyla karşılaşacağınızdan emin olamayarak yumurta kabukları üzerinde yürümenize neden olabilir.Narsisistler genellikle pişmanlık duymadan kuralları ve sosyal normları esnetmekten veya tamamen çiğnemekten zevk alırlar. İster sıraya girmekten, ister sürekli olarak az bahşiş vermekten, izinsiz ofis malzemeleri almaktan, son dakikada planları iptal etmekten veya trafik kurallarını görmezden gelmekten hoşlanırlar; sanki kurallar onlar için geçerli değilmiş gibi davranırlar.Narsisistler kendilerini özel ve diğerlerinden daha önemli hissetme eğilimindedir. Kafalarında, tüm dünyanın kendi etraflarında döndüğünü hissettikleri için, başkalarından iyilik görmekten hoşlanırlar. İnsanların ihtiyaçlarını karşılam ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qQPX6CCSQkuANEjnEfBzcA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Narsist, biriyle, berabersiniz, işaret, onları, ele, veriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qQPX6CCSQkuANEjnEfBzcA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Narsist biriyle mi berabersiniz? Bu 10 işaret onları ele veriyor"><p>Hayatınızdaki kişi fazlasıyla çekici, dikkatli ve neredeyse gerçek olamayacak kadar kusursuz mu görünüyor? Biriyle yeni bir ilişkiye başlamak heyecan verici olabilir; ancak bazen o büyüleyici karizma, derinlerde yatan benmerkezci ve toksik bir kişiliğin üzerini örtebilir. Narsisist bireyler, genellikle başarılarını ön plana çıkararak sohbeti domine eder, eleştiriye karşı tahammülsüzdür ve kendilerini abartılı bir şekilde yüceltme eğilimindedir. Peki narsist biriyle birlikte olduğunuzu nasıl anlarsınız?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1mlf0snW1ES9xl-Y9_livg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni partneriniz çekici, dikkatli ve belki de gerçek olamayacak kadar iyi mi? Yeni biriyle çıkmak heyecan verici hissettirebilirken, bazen o manyetik karizma derin bir benmerkezci ve zehirli kişiliği maskeleyebilir. Narsisistler genellikle konuşmalara başarı hikayeleriyle hakim olurlar, eleştiriye karşı çok az hoşgörü gösterirler ve şişirilmiş bir benlik duygusuna sahiptirler. Ancak bu özellikleri nadiren önceden ortaya koyarlar, bunun yerine sizi iltifatlara, hediyelere ve büyük jestlere boğabilirler, bu da 'aşk bombardımanı' olarak bilinen bir taktiktir. Ancak zamanla, ilişki sizi kafanız karışık, duyulmamış ve duygusal olarak tükenmiş hissettirebilir. Bir narsiste mi davrandığınızı merak ediyor musunuz? İşte dikkat etmeniz gereken 10 işaret.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4xWqfoLmWEunggJXR1x-BQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kur yapmanın ilk aşaması bittikten ve bağlılık hakkında ciddi bir şekilde düşünmeye başladıktan sonra, dikkatli ve ilgili partnerinizin aniden konuşmalarını değiştirdiğini ve kendilerine odaklandığını görebilirsiniz. Başarılarından, hayranlık duymanız için benzersiz yeteneklerinden veya özelliklerinden, üstesinden geldikleri zorluklardan övünürken görürsünüz. Sorunlarınız aniden önemli olmaktan çıkar ve yalnızca siz onlardan bahsettiğinizde sizi dinlerler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4OVu1MmL4Eqhd1PwUJ09Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsisistler kendilerine en yakın olan insanlardan daha iyi olma ihtiyacı hissederler. Sürekli olarak sizinle rekabet ederler ve hayal ettikleri üstünlük nedeniyle sizin başarılarınızı daha küçük hissettirme ihtiyacı hissederler. Başarılarınızı kutlamak yerine, onları küçümseyebilir, seçimlerinizle alay edebilir veya bir hata yaptığınızı ima edebilirler. Bu, kendinizi sorgulamanıza neden olur. Bu tür duygusal manipülasyon, narsisistik davranışın bir özelliğidir. Bu tür davranışlarda bulunmalarının nedeni, sizin gücünüzün onları küçük hissettirmesidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kmzOFuvTeE6its_Notdmgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsisistler dikkati bir dakika bile üzerlerinden çekmek istemezler ve herhangi bir konuşmada, ister kendileriyle ilgili olsun ister olmasın, ilgi odağı olmak için sürekli olarak insanları rahatsız ederler. Bir hikaye paylaşıyor, duygularınızı ifade ediyor veya sadece bir konuşmaya katkıda bulunmaya çalışıyor olun, genellikle cümlenizin ortasında sizi keserler. Bu sadece ara sıra veya kazara olan bir şey değil, bir kalıptır. Konuyu ele geçirip odağı kendilerine geri çekebilirler veya söylediklerinizi önemsiz olarak görmezden gelebilirler. Zamanla, bu davranış sesinizin ve deneyimlerinizin bir önemi yokmuş gibi görünmez veya duyulmamış hissetmenize neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y8ljGs5INEecfZ1nQFta7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsisistler, onlara en çok ihtiyaç duyduğunuzda resimden kaybolurlar. Zor zamanlarda duygusal destek göstermek için ihtiyaç duyulduğunda ortaya çıkmazlar veya basitçe sözlerini yerine getirmezler. Bu tür insanlar tutarsızdır ve bencildir. En kötüsü, üzgün olduğunuzda, duygularınızı küçümseyebilir veya durumu kendileriyle ilgili hale getirmek için çarpıtabilirler. Genellikle duygusal olarak ulaşılamazdırlar, ihtiyaçlarınızı önemsemezler veya kırılganlığınızı ifade ettiğinizde savunmaya geçerler. Zamanla, bu güvenilmezlik eksikliği sizi yalnız hissettirebilir ve kendi beklentilerinizi sorgulamanıza neden olabilir. Bir ilişkide, güvenilirlik güven oluşturur; ancak bir narsiste bu temel en iyi ihtimalle sallantılıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zKCmAoR6vUms0oyzUSuX1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun sebebi ruh hallerindeki dalgalanmalardır. Belirli bir günde kendilerini üstün hissediyorlarsa, sevgi dolu ve sıcak olabilirler, ancak işler istedikleri gibi gitmezse, anında alaycı ve soğuk olmaya, sevgilerini çekmeye veya keskin sözlerle saldırmaya başlarlar. Duygusal tepkileri genellikle o anda ne kadar kontrol veya hayranlık hissettiklerine bağlıdır. Güçlerinde bir kayıp hissederlerse veya en ufak bir eleştiriye maruz kaldıklarını hissederlerse, sizi pasif-agresif davranışlar, duygusal geri çekilme veya ani patlamalarla cezalandırabilirler. Bu öngörülemezlik, bir sonraki karşılaşmanızda hangi versiyonlarıyla karşılaşacağınızdan emin olamayarak yumurta kabukları üzerinde yürümenize neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KEswct2kl0eOcw29YQ0erA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsisistler genellikle pişmanlık duymadan kuralları ve sosyal normları esnetmekten veya tamamen çiğnemekten zevk alırlar. İster sıraya girmekten, ister sürekli olarak az bahşiş vermekten, izinsiz ofis malzemeleri almaktan, son dakikada planları iptal etmekten veya trafik kurallarını görmezden gelmekten hoşlanırlar; sanki kurallar onlar için geçerli değilmiş gibi davranırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qey8DrRdpEi23BiiS9SWxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsisistler kendilerini özel ve diğerlerinden daha önemli hissetme eğilimindedir. Kafalarında, tüm dünyanın kendi etraflarında döndüğünü hissettikleri için, başkalarından iyilik görmekten hoşlanırlar. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamasını beklerken, karşılığında onlar için bir şey yapma ihtiyacı hissetmezler. İlk buluşmanızdaysanız, buluştuğunuz kişinin garsona ve diğer destek personeline nasıl davrandığını görebilirsiniz. Buluştuğunuz kişi bir kral veya kraliçe gibi davranıyorsa ve küçük hizmet kusurlarından rahatsız oluyorsa, bu narsisistik bir özelliğe işaret ediyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BzNRRR0_H02G2I6qG3P7lQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsisistler, en iyi kıyafetleri, en pahalı aletleri veya başkalarından en üst düzey ilgiyi hak ettiklerine inanırlar. Genellikle öne çıkmak ve üstün hissetmek için büyük çaba sarf ederler, her durumda lüks ve özel muamele talep ederler. En iyiye sahip olma konusundaki bu sürekli ihtiyaç sadece maddi şeylerle ilgili değildir, aynı zamanda istisnai ve diğerlerinden üstün biri olarak öz imajlarını güçlendirmekle ilgilidir.REKABETNarsisistler, etraflarındakilerden daha iyi olma konusunda yoğun bir ihtiyaç duyarlar. İster işte, ister sosyal ortamlarda, hatta ilişkilerde olsun, her şeyi üstünlüklerini kanıtlamak için bir rekabete dönüştürürler. Başkalarını geride bırakmaya yönelik bu amansız dürtü, genellikle gerginlik yaratır ve etraflarındakilerin değersiz veya göz ardı edilmiş hissetmesine neden olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Aj6oL8Cw_Um9JzeK_j8BRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsisistler, sizin duygularınızı ve ihtiyaçlarınızı gerçekten anlamakta veya önemsemekte zorlanırlar. İlk başta çekici ve dikkatli görünseler de, endişeleri genellikle durumların onları nasıl etkilediğine odaklanır. Bu gerçek empati eksikliği, sizin duygusal refahınızdan çok kendi arzularına öncelik verdikleri için, yanlış anlaşıldığınızı ve duygusal olarak izole edildiğinizi hissetmenize neden olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir insan neden zorba olur: Zorbalığın görünmeyen psikolojisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bir-insan-neden-zorba-olur-zorbaligin-goerunmeyen-psikolojisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bir-insan-neden-zorba-olur-zorbaligin-goerunmeyen-psikolojisi</guid>
<description><![CDATA[ Zorbalık sadece bir davranış değil, bastırılmış duyguların çığlığı olabilir. Görünmez hissettiğiniz, dışlandığınızı düşündüğünüz anlarda ya da başkasına zarar verdiğinizde, aslında neyi anlatıyordunuz? Zorbalığın köklerine iniyor, bu karanlık döngünün ardındaki görünmeyen yaraları keşfediyoruz. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı...Hiç bir ortamda kendi varlığınızdan utandığınız oldu mu? Kalabalığın içinde görünmez hissettiniz mi? İçinizden “Ben buraya ait değilim,” dediğiniz, uzaklaştığınızda sevilmediğinizi ya da dışlandığınızı düşündüğünüz anlar oldu mu? Peki ya hiç, bir başkasına belki fiziksel, belki de sözcüklerle bile isteye zarar verdiğiniz oldu mu?Bu sorular rahatsız edici olabilir. Ama eğer bu deneyimler tek seferlik değilse, büyük ihtimalle ya bir zorbalığa maruz kalmış ya da zorbalık yapmışsınızdır. Ve asıl mesele şudur: Zorbalık bir seçim midir? İnsan, bile isteye mi zorba olur?Zorbalık: Bir İfade Biçimi mi, Bir Savunma mı?Her insan hayatında zorlu dönemlerden geçer. Dış dünyayla ve en çok da kendi iç dünyasıyla mücadele eder. Kaygı, öfke, hüzün gibi yoğun duygular zaman zaman birikir. Bu duygularla sağlıklı şekilde baş edebilen bireyler, yaşadıklarını dönüştürebilir. Ancak bazıları bu duygularla ne yapacağını bilemez. Duygusunu ifade etmeyi hiç öğrenmemiştir ya da onu bastırmak dışında bir yol tanımıyordur.İşte tam da bu noktada, zorbalık devreye girer. Zorba kişi, içsel acısını dışa boşaltmanın yolunu başkalarına zarar vermekte bulur. Bu kimi zaman bilinçli bir tercihtir, kimi zaman ise bilinçdışı bir savunma mekanizması… Kendini kötü hissederken bir başkasını küçümsemek ya da aşağılamak, o anda geçici bir güç hissi verir. Ancak bu “geçici üstünlük,” aslında kişinin kendisiyle barışık olmadığını gösterir.Zorbalık genellikle birden çok katmandan oluşur. Psikolojik düzeyde şu bileşenler dikkat çeker:

Öfke, kıskançlık, değersizlik hissi
Duygularını ifade edememe, regüle edememe
Güç ve kontrol arayışı
Öğrenilmiş davranış örüntüleri (örneğin ev içinde şiddet, küçümseme, alaycılık)
Zorba rol modellerin etkisi (ebeveyn, öğretmen, medya figürleri vb.)

Ama belki de en çok gözden kaçan nedenlerden biri şudur:Bazı bireyler, çocukluklarından itibaren sürekli olarak zorbalığa maruz kalır. Ailede, okulda, sokakta... Sürekli olarak incinmiş, değersizleştirilmiş ve yalnız bırakılmışlardır. Zamanla bu bireyler, “Güçlü olmazsam ezilirim,” inancını geliştirir. Bu bir savunma kalkanıdır. Zorbalık, bir tür hayatta kalma stratejisine dönüşür. Ama bu strateji, kişiyi uzun vadede daha büyük bir içsel yalnızlığa ve suçluluk duygusuna sürükler.Zorbalık sadece çocuklar arasında değil; yetişkinler arasında, evde, iş yerinde, dijital platformlarda da yaşanabilir. Ve en yıkıcı olanı, yaşananların ifade edilmemesidir. Zorbalık karşısında susmak, zamanla içten içe çürütür.Bu nedenle, ilk adım susmamak olmalıdır.
Yaşananları paylaşmak, destek istemek, sınır koymak; hem kişinin kendisini hem de çevresini güçlendirir. Zorbalığın olduğu yerde dostluk gelişemez. Ama dostluk gelişirse zorbalık barınamaz.Zorbalık yalnızca bir eylem değil; altında derin psikolojik dinamikler yatan bir çığlıktır. Her zorbanın içinde, bir zamanlar incinmiş bir çocuk gizlidir. Bu gerçeği görmek, hem mağdurları hem de fail konumundakileri dönüştürebilecek ilk adımdır.Unutmayın: Kendini ifade edemeyen acı, çoğu zaman başkasını yaralayarak dışa vurulur. Ama şefkatli bir bakış, en kalın savunma duvarlarını bile yıkabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QqnQ5Z1IB0GJ7T0jHL5eLw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bir, insan, neden, zorba, olur:, Zorbalığın, görünmeyen, psikolojisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QqnQ5Z1IB0GJ7T0jHL5eLw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bir insan neden zorba olur: Zorbalığın görünmeyen psikolojisi"><p>Zorbalık sadece bir davranış değil, bastırılmış duyguların çığlığı olabilir. Görünmez hissettiğiniz, dışlandığınızı düşündüğünüz anlarda ya da başkasına zarar verdiğinizde, aslında neyi anlatıyordunuz? Zorbalığın köklerine iniyor, bu karanlık döngünün ardındaki görünmeyen yaraları keşfediyoruz. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nvODoORJEEutN4FHu2o51Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiç bir ortamda kendi varlığınızdan utandığınız oldu mu? Kalabalığın içinde görünmez hissettiniz mi? İçinizden “Ben buraya ait değilim,” dediğiniz, uzaklaştığınızda sevilmediğinizi ya da dışlandığınızı düşündüğünüz anlar oldu mu? Peki ya hiç, bir başkasına belki fiziksel, belki de sözcüklerle bile isteye zarar verdiğiniz oldu mu?Bu sorular rahatsız edici olabilir. Ama eğer bu deneyimler tek seferlik değilse, büyük ihtimalle ya bir zorbalığa maruz kalmış ya da zorbalık yapmışsınızdır. Ve asıl mesele şudur: Zorbalık bir seçim midir? İnsan, bile isteye mi zorba olur?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-cGlxLL8B0W211pthoGWjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zorbalık: Bir İfade Biçimi mi, Bir Savunma mı?Her insan hayatında zorlu dönemlerden geçer. Dış dünyayla ve en çok da kendi iç dünyasıyla mücadele eder. Kaygı, öfke, hüzün gibi yoğun duygular zaman zaman birikir. Bu duygularla sağlıklı şekilde baş edebilen bireyler, yaşadıklarını dönüştürebilir. Ancak bazıları bu duygularla ne yapacağını bilemez. Duygusunu ifade etmeyi hiç öğrenmemiştir ya da onu bastırmak dışında bir yol tanımıyordur.İşte tam da bu noktada, zorbalık devreye girer. Zorba kişi, içsel acısını dışa boşaltmanın yolunu başkalarına zarar vermekte bulur. Bu kimi zaman bilinçli bir tercihtir, kimi zaman ise bilinçdışı bir savunma mekanizması… Kendini kötü hissederken bir başkasını küçümsemek ya da aşağılamak, o anda geçici bir güç hissi verir. Ancak bu “geçici üstünlük,” aslında kişinin kendisiyle barışık olmadığını gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Txe_GUiqxUqtjVhccfL7og.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zorbalık genellikle birden çok katmandan oluşur. Psikolojik düzeyde şu bileşenler dikkat çeker:

Öfke, kıskançlık, değersizlik hissi
Duygularını ifade edememe, regüle edememe
Güç ve kontrol arayışı
Öğrenilmiş davranış örüntüleri (örneğin ev içinde şiddet, küçümseme, alaycılık)
Zorba rol modellerin etkisi (ebeveyn, öğretmen, medya figürleri vb.)

Ama belki de en çok gözden kaçan nedenlerden biri şudur:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/le-ci4KFD0-RkK7s9fyjWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı bireyler, çocukluklarından itibaren sürekli olarak zorbalığa maruz kalır. Ailede, okulda, sokakta... Sürekli olarak incinmiş, değersizleştirilmiş ve yalnız bırakılmışlardır. Zamanla bu bireyler, “Güçlü olmazsam ezilirim,” inancını geliştirir. Bu bir savunma kalkanıdır. Zorbalık, bir tür hayatta kalma stratejisine dönüşür. Ama bu strateji, kişiyi uzun vadede daha büyük bir içsel yalnızlığa ve suçluluk duygusuna sürükler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lyC7qBLOzE-3qq7eJtd4Rg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zorbalık sadece çocuklar arasında değil; yetişkinler arasında, evde, iş yerinde, dijital platformlarda da yaşanabilir. Ve en yıkıcı olanı, yaşananların ifade edilmemesidir. Zorbalık karşısında susmak, zamanla içten içe çürütür.Bu nedenle, ilk adım susmamak olmalıdır.
Yaşananları paylaşmak, destek istemek, sınır koymak; hem kişinin kendisini hem de çevresini güçlendirir. Zorbalığın olduğu yerde dostluk gelişemez. Ama dostluk gelişirse zorbalık barınamaz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M-YPTKU7AEeVY29xR3Il6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zorbalık yalnızca bir eylem değil; altında derin psikolojik dinamikler yatan bir çığlıktır. Her zorbanın içinde, bir zamanlar incinmiş bir çocuk gizlidir. Bu gerçeği görmek, hem mağdurları hem de fail konumundakileri dönüştürebilecek ilk adımdır.Unutmayın: Kendini ifade edemeyen acı, çoğu zaman başkasını yaralayarak dışa vurulur. Ama şefkatli bir bakış, en kalın savunma duvarlarını bile yıkabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Türkçapar: Bağırsaklar ikinci beynimiz mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/prof-dr-turkcapar-bagirsaklar-ikinci-beynimiz-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/prof-dr-turkcapar-bagirsaklar-ikinci-beynimiz-mi</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda, doğal yaşam konusunun popüler hale gelmesiyle birlikte insan bağırsağında bulunan trilyonlarca mikroorganizma (mikrobiyota) ile beyin arasındaki karmaşık etkileşim, yani bağırsak-beyin ekseni de ilgi çekmeye başladı. Özellikle depresyon, anksiyete ve otizm spektrum bozukluğu gibi durumlarla bağırsak mikrobiyotasının potansiyel ilişkisi üzerine yapılan bazı çalışmalar, bu alana olan merakı artırmıştır. Bu çalışmalar sayıca çok az olsa da fonksiyonel tıpla ilgili hekimler tarafından gündeme getirilerek gerek medyada gerekse halk arasında epeyce ilgi uyandırıyor.Bu çalışmalarda bağırsak mikrobiyotasının psikolojik durum üzerindeki potansiyel etkilerinin, mikrobiyota tarafından üretilen kısa zincirli yağ asitleri (KZYAs) gibi metabolitlerin vagus siniri aracılığıyla beyne sinyal göndermesi, triptofan metabolizması üzerinden serotonin gibi nörotransmitterlerin sentezini etkilemesi ve bağışıklık sistemi üzerindeki modülatör rolü sayesinde inflamasyonu düzenlemesi ile gerçekleştiği biçimde çeşitli kuramlar öne sürülmüştür. Yine, “psikobiyotik” olarak adlandırılan bazı probiyotik türlerinin verilmesiyle hayvanlarda stres yanıtının azaldığı ve sosyal davranışların düzeldiği gözlemlenmiştir.İnsanın psikolojik tepkileri ve rahatsızlıklarıyla ilgili merkezi organ beyindir. İnsan beyninin karmaşık yapısı ve psikolojik işlevlerdeki merkezi rolü, yıllardır süregelen çok sayıda sinirbilimsel araştırmayla açıkça ortaya konmuştur. Tabii ki bağırsaklar da dahil olmak üzere bedenimizdeki pek çok organın veya sistemin (böbrek üstü bezleri, tiroid, periferik sinirler vb.) beyin üzerine olan ikincil etkileri söz konusudur; ama bunlara merkezi yönetici bir rol vermek çok zorlama bir çabadır.Diğer yandan psikobiyotiklerle ilgili hayvan çalışmalarından elde edilen sonuçların insanlara doğrudan genellenmesi çok zordur. Hayvan çalışmalarında kullanılan deneysel koşullar genellikle insanlardaki karmaşık yaşam tarzı ve çevresel etkenleri tam olarak yansıtmamaktadır. Hayvan fizyolojisi ve mikrobiyota bileşimi, insanlardan farklılık göstermektedir. Beyin; karmaşık nöral ağları, nörokimyasal süreçleri ve genetik yatkınlıkla şekillenen yapısıyla psikolojik deneyimin temelini oluşturur. Bağırsak mikrobiyotasının etkileri bu temel yapı üzerine düzenleyici bir rol oynayabilir, ancak psikolojik süreçlerin orkestrasyonu öncelikle beyinde gerçekleşir.İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalar da bağırsak mikrobiyotası ile psikolojik durum arasında korelasyonlar olduğunu göstermektedir. Örneğin, depresyon tanısı almış bireylerin mikrobiyota kompozisyonunda sağlıklı bireylere göre bazı farklılıklar bulunmuştur. Ancak, korelasyon nedensellik anlamına gelmemektedir. Bu farklılıkların depresyonun bir sonucu mu, yoksa nedeni mi olduğu sorusu henüz tam olarak yanıtlanmamıştır.
Bugüne dek de klinik düzeyde depresyonu olan hastalarda psikobiyotiklerle yapılan kontrollü çalışmalarda klinik olarak anlamlı düzeyde tedavi edici bir etki bulunamamıştır. Bağısak mikrobiyotasının psikolojik sağlık üzerindeki rolünü anlamak için daha fazla ve yüksek kaliteli insan çalışmasına gereksinim vardır.
Bu çalışmaların; iyi tanımlanmış hasta gruplarını içermesi, standardize edilmiş müdahale protokolleri kullanması, uzun vadeli etkileri değerlendirmesi ve potansiyel mekanizmaları aydınlatmaya yönelik biyolojik belirteçlerin incelemesi gerekmektedir. Ayrıca, mikrobiyota-bağırsak-beyin ekseninin bireyler arasındaki farklılıklarını anlamak için genetik, diyet ve yaşam tarzı gibi etkenlerin etkileşimini de dikkate alan bütüncül yaklaşımlara gereksinim duyulmaktadır.Depresyon gibi karmaşık psikolojik durumların tek bir nedene bağlanması olası değildir; genetik yatkınlık, çevresel etkenler, yaşam olayları ve beyin kimyası gibi birçok etkenin etkileşimi söz konusudur. Sonuç olarak, bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler psikolojik durumla ilişkili bulunsa bile, bu durum beynin psikolojik işlevlerdeki merkezi rolünü ve karmaşık etiyolojinin çok boyutluluğunu değiştirmez. Özellikle majör depresif bozukluğun nedenine yönelik yapılan kapsamlı genetik ve nörogörüntüleme çalışmaları; beyindeki yapısal ve işlevsel anormalliklerin, nörotransmitter dengesizliklerinin ve genetik yatkınlığın rolünü defalarca kez göstermiştir (örneğin birçok çalışmanın analizi ve büyük ölçekli gen ilişkilendirme çalışmaları). Özellikle depresyon gibi ciddi bir psikiyatrik durumun, altta yatan karmaşık nörobiyolojik, genetik ve çevresel etkenlerin etkileşimi sonucu ortaya çıktığı bilimsel olarak kabul edilmektedir.
Bu nedenle, depresyonun sadece beslenme alışkanlıklarını düzenleyerek veya turşu, yoğurt gibi fermente gıdalar tüketerek tedavi edilebileceği yönündeki iddialar, mevcut bilimsel kanıtlarla çelişmektedir ve hastaların uygun ve etkili tedavilere erişimini engelleyebilecek yanıltıcı bilgilerdir.Bugün için hiçbir bilimsel tedavi kılavuzunda depresyon tedavisi için beslenme düzenlemeleri veya fermente gıda tüketimi etkili bir tedavi olarak yer almamaktadır. Depresyon gibi ciddi psikolojik rah ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jnJ77aAidEWMZ30bX11yNQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Türkçapar:, Bağırsaklar, ikinci, beynimiz, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jnJ77aAidEWMZ30bX11yNQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Prof. Dr. Türkçapar: Bağırsaklar ikinci beynimiz mi?"><p>Son yıllarda, doğal yaşam konusunun popüler hale gelmesiyle birlikte insan bağırsağında bulunan trilyonlarca mikroorganizma (mikrobiyota) ile beyin arasındaki karmaşık etkileşim, yani bağırsak-beyin ekseni de ilgi çekmeye başladı. Özellikle depresyon, anksiyete ve otizm spektrum bozukluğu gibi durumlarla bağırsak mikrobiyotasının potansiyel ilişkisi üzerine yapılan bazı çalışmalar, bu alana olan merakı artırmıştır. Bu çalışmalar sayıca çok az olsa da fonksiyonel tıpla ilgili hekimler tarafından gündeme getirilerek gerek medyada gerekse halk arasında epeyce ilgi uyandırıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0hTQjniu7UC-uaKThj0t1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu çalışmalarda bağırsak mikrobiyotasının psikolojik durum üzerindeki potansiyel etkilerinin, mikrobiyota tarafından üretilen kısa zincirli yağ asitleri (KZYAs) gibi metabolitlerin vagus siniri aracılığıyla beyne sinyal göndermesi, triptofan metabolizması üzerinden serotonin gibi nörotransmitterlerin sentezini etkilemesi ve bağışıklık sistemi üzerindeki modülatör rolü sayesinde inflamasyonu düzenlemesi ile gerçekleştiği biçimde çeşitli kuramlar öne sürülmüştür. Yine, “psikobiyotik” olarak adlandırılan bazı probiyotik türlerinin verilmesiyle hayvanlarda stres yanıtının azaldığı ve sosyal davranışların düzeldiği gözlemlenmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QyfoA0tuTkmT2bUfTTZHpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsanın psikolojik tepkileri ve rahatsızlıklarıyla ilgili merkezi organ beyindir. İnsan beyninin karmaşık yapısı ve psikolojik işlevlerdeki merkezi rolü, yıllardır süregelen çok sayıda sinirbilimsel araştırmayla açıkça ortaya konmuştur. Tabii ki bağırsaklar da dahil olmak üzere bedenimizdeki pek çok organın veya sistemin (böbrek üstü bezleri, tiroid, periferik sinirler vb.) beyin üzerine olan ikincil etkileri söz konusudur; ama bunlara merkezi yönetici bir rol vermek çok zorlama bir çabadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mZhDkU0Gek2mTNrwk-DM8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diğer yandan psikobiyotiklerle ilgili hayvan çalışmalarından elde edilen sonuçların insanlara doğrudan genellenmesi çok zordur. Hayvan çalışmalarında kullanılan deneysel koşullar genellikle insanlardaki karmaşık yaşam tarzı ve çevresel etkenleri tam olarak yansıtmamaktadır. Hayvan fizyolojisi ve mikrobiyota bileşimi, insanlardan farklılık göstermektedir. Beyin; karmaşık nöral ağları, nörokimyasal süreçleri ve genetik yatkınlıkla şekillenen yapısıyla psikolojik deneyimin temelini oluşturur. Bağırsak mikrobiyotasının etkileri bu temel yapı üzerine düzenleyici bir rol oynayabilir, ancak psikolojik süreçlerin orkestrasyonu öncelikle beyinde gerçekleşir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k24Hvu6jLU-yCDeTRKl_rQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalar da bağırsak mikrobiyotası ile psikolojik durum arasında korelasyonlar olduğunu göstermektedir. Örneğin, depresyon tanısı almış bireylerin mikrobiyota kompozisyonunda sağlıklı bireylere göre bazı farklılıklar bulunmuştur. Ancak, korelasyon nedensellik anlamına gelmemektedir. Bu farklılıkların depresyonun bir sonucu mu, yoksa nedeni mi olduğu sorusu henüz tam olarak yanıtlanmamıştır.
Bugüne dek de klinik düzeyde depresyonu olan hastalarda psikobiyotiklerle yapılan kontrollü çalışmalarda klinik olarak anlamlı düzeyde tedavi edici bir etki bulunamamıştır. Bağısak mikrobiyotasının psikolojik sağlık üzerindeki rolünü anlamak için daha fazla ve yüksek kaliteli insan çalışmasına gereksinim vardır.
Bu çalışmaların; iyi tanımlanmış hasta gruplarını içermesi, standardize edilmiş müdahale protokolleri kullanması, uzun vadeli etkileri değerlendirmesi ve potansiyel mekanizmaları aydınlatmaya yönelik biyolojik belirteçlerin incelemesi gerekmektedir. Ayrıca, mikrobiyota-bağırsak-beyin ekseninin bireyler arasındaki farklılıklarını anlamak için genetik, diyet ve yaşam tarzı gibi etkenlerin etkileşimini de dikkate alan bütüncül yaklaşımlara gereksinim duyulmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/44f4B_LLoEKUPrQRBTCp8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Depresyon gibi karmaşık psikolojik durumların tek bir nedene bağlanması olası değildir; genetik yatkınlık, çevresel etkenler, yaşam olayları ve beyin kimyası gibi birçok etkenin etkileşimi söz konusudur. Sonuç olarak, bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler psikolojik durumla ilişkili bulunsa bile, bu durum beynin psikolojik işlevlerdeki merkezi rolünü ve karmaşık etiyolojinin çok boyutluluğunu değiştirmez. Özellikle majör depresif bozukluğun nedenine yönelik yapılan kapsamlı genetik ve nörogörüntüleme çalışmaları; beyindeki yapısal ve işlevsel anormalliklerin, nörotransmitter dengesizliklerinin ve genetik yatkınlığın rolünü defalarca kez göstermiştir (örneğin birçok çalışmanın analizi ve büyük ölçekli gen ilişkilendirme çalışmaları). Özellikle depresyon gibi ciddi bir psikiyatrik durumun, altta yatan karmaşık nörobiyolojik, genetik ve çevresel etkenlerin etkileşimi sonucu ortaya çıktığı bilimsel olarak kabul edilmektedir.
Bu nedenle, depresyonun sadece beslenme alışkanlıklarını düzenleyerek veya turşu, yoğurt gibi fermente gıdalar tüketerek tedavi edilebileceği yönündeki iddialar, mevcut bilimsel kanıtlarla çelişmektedir ve hastaların uygun ve etkili tedavilere erişimini engelleyebilecek yanıltıcı bilgilerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lumn-8CzL0-stVQ_C2NMLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bugün için hiçbir bilimsel tedavi kılavuzunda depresyon tedavisi için beslenme düzenlemeleri veya fermente gıda tüketimi etkili bir tedavi olarak yer almamaktadır. Depresyon gibi ciddi psikolojik rahatsızlıkların tedavisi; genellikle psikoterapi, farmakolojik müdahaleler ve yaşam tarzı değişikliklerini içeren multidisipliner bir yaklaşımı gerektirir. Bağırsaklar ve beyin arasındaki bu etkileşim, karmaşık bir sistemin parçası olarak değerlendirilmeli ve psikolojik sorunların çözümünde bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>30 dakikalık basit değişiklik: Ani kalp krizi riskini yarı yarıya azaltıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/30-dakikalik-basit-degisiklik-ani-kalp-krizi-riskini-yari-yariya-azaltiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/30-dakikalik-basit-degisiklik-ani-kalp-krizi-riskini-yari-yariya-azaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere merkezli yapılan yeni bir araştırma, hareketsiz geçen yalnızca 30 dakikanın bile yürüyüş gibi basit aktivitelerle değiştirilmesinin, ölüm riskini önemli ölçüde azaltabileceğini ortaya koydu. Özellikle kalp rahatsızlığı riski taşıyan kişiler için bu bulgular, yaşam tarzında yapılacak küçük değişikliklerin ne denli hayati olduğunu gözler önüne seriyor.Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi’nden bilim insanları, göğüs ağrısı gibi kalp krizi belirtileriyle hastaneye başvuran 600’den fazla kişiyi takip etti. Çalışma kapsamında, hastaların taburcu olduktan sonra 30 gün boyunca fiziksel aktiviteleri takip edildi. Bir yıl sonunda ise sağlık durumları değerlendirildi.Elde edilen bulgulara göre, gün içinde daha fazla hareket eden hastaların kalp krizi veya ölüm gibi ciddi sağlık sorunları yaşama riski, hareketsiz kalanlara kıyasla çok daha düşük çıktı.Oturma süresini yürüyüş veya ev işleriyle değiştirenlerde risk %50 azaldı.Orta ila yüksek yoğunluklu egzersiz yapanlarda bu oran %61’e kadar çıktı.Hatta sadece 30 dakikalık hareketsiz sürenin uykuyla değiştirilmesi bile, ölüm ya da acil servise gitme riskini altıda bir oranında azalttı.Araştırmacılar, en az hareket edenlerin, en aktif hastalara kıyasla bir yıl içinde ölme ihtimalinin 2,5 kat daha fazla olduğunu belirledi.Çalışmanın başyazarı Dr. Keith Diaz, sonuçların “maraton koşmaya gerek yok, az hareket bile büyük fark yaratır” mesajı verdiğini söyledi. Uyku süresinin bile sağlığı olumlu etkileyebildiğini vurgulayan Diaz, “Uyku, özellikle sağlık sorunları sonrasında vücudu onaran temel bir ihtiyaç” dedi.Batı Virginia Üniversitesi&#039;nden epidemiyoloji uzmanı Prof. Bethany Barone Gibbs ise, düşük yoğunluklu hareketlerin bile kalp sağlığı üzerinde büyük fayda sağladığını belirtti. “Evi toplamak, yürüyüş yapmak, yemek pişirmek ya da bahçeyle uğraşmak gibi basit aktiviteler bile önemlidir” diye konuştu.Araştırma sonuçları, İngiliz kalp sağlığı yardım kuruluşlarının son uyarılarıyla da örtüşüyor. Kuruluşlara göre, İngiltere’de çalışma çağındaki bireyler arasında kardiyovasküler ölümler 2019’dan bu yana %18 arttı.Benzer şekilde, geçtiğimiz hafta yayımlanan bir başka araştırma ise, ne kadar egzersiz yapılırsa yapılsın, uzun süreli oturmanın Alzheimer riskini artırabileceğine dikkat çekti.İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS), kalp sağlığını korumak için haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta veya 75 dakika yüksek yoğunlukta egzersiz yapılmasını öneriyor. Orta yoğunlukta aktiviteler arasında tempolu yürüyüş ve bahçe işleri; yoğun egzersizler arasında ise bisiklete binme ve yüzme yer alıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r3m4U3ekbEyorisIFpIW3g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>dakikalık, basit, değişiklik:, Ani, kalp, krizi, riskini, yarı, yarıya, azaltıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r3m4U3ekbEyorisIFpIW3g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="30 dakikalık basit değişiklik: Ani kalp krizi riskini yarı yarıya azaltıyor"><p>İngiltere merkezli yapılan yeni bir araştırma, hareketsiz geçen yalnızca 30 dakikanın bile yürüyüş gibi basit aktivitelerle değiştirilmesinin, ölüm riskini önemli ölçüde azaltabileceğini ortaya koydu. Özellikle kalp rahatsızlığı riski taşıyan kişiler için bu bulgular, yaşam tarzında yapılacak küçük değişikliklerin ne denli hayati olduğunu gözler önüne seriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4oJ2H7uWL0i5VrjIZudzrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi’nden bilim insanları, göğüs ağrısı gibi kalp krizi belirtileriyle hastaneye başvuran 600’den fazla kişiyi takip etti. Çalışma kapsamında, hastaların taburcu olduktan sonra 30 gün boyunca fiziksel aktiviteleri takip edildi. Bir yıl sonunda ise sağlık durumları değerlendirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9hQH7BM19kyJfN_M9KpGVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elde edilen bulgulara göre, gün içinde daha fazla hareket eden hastaların kalp krizi veya ölüm gibi ciddi sağlık sorunları yaşama riski, hareketsiz kalanlara kıyasla çok daha düşük çıktı.Oturma süresini yürüyüş veya ev işleriyle değiştirenlerde risk %50 azaldı.Orta ila yüksek yoğunluklu egzersiz yapanlarda bu oran %61’e kadar çıktı.Hatta sadece 30 dakikalık hareketsiz sürenin uykuyla değiştirilmesi bile, ölüm ya da acil servise gitme riskini altıda bir oranında azalttı.Araştırmacılar, en az hareket edenlerin, en aktif hastalara kıyasla bir yıl içinde ölme ihtimalinin 2,5 kat daha fazla olduğunu belirledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VekuSoxX402NSBaTBUXM4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmanın başyazarı Dr. Keith Diaz, sonuçların “maraton koşmaya gerek yok, az hareket bile büyük fark yaratır” mesajı verdiğini söyledi. Uyku süresinin bile sağlığı olumlu etkileyebildiğini vurgulayan Diaz, “Uyku, özellikle sağlık sorunları sonrasında vücudu onaran temel bir ihtiyaç” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_CgE1zGGJkuJo29HVkXaxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Batı Virginia Üniversitesi'nden epidemiyoloji uzmanı Prof. Bethany Barone Gibbs ise, düşük yoğunluklu hareketlerin bile kalp sağlığı üzerinde büyük fayda sağladığını belirtti. “Evi toplamak, yürüyüş yapmak, yemek pişirmek ya da bahçeyle uğraşmak gibi basit aktiviteler bile önemlidir” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y2um-fjhGEWe3r4uus6V5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma sonuçları, İngiliz kalp sağlığı yardım kuruluşlarının son uyarılarıyla da örtüşüyor. Kuruluşlara göre, İngiltere’de çalışma çağındaki bireyler arasında kardiyovasküler ölümler 2019’dan bu yana %18 arttı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kNX3-OSwkUKZdYdDBHn-LQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Benzer şekilde, geçtiğimiz hafta yayımlanan bir başka araştırma ise, ne kadar egzersiz yapılırsa yapılsın, uzun süreli oturmanın Alzheimer riskini artırabileceğine dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q-otPclsbUayrNu6GAGRmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS), kalp sağlığını korumak için haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta veya 75 dakika yüksek yoğunlukta egzersiz yapılmasını öneriyor. Orta yoğunlukta aktiviteler arasında tempolu yürüyüş ve bahçe işleri; yoğun egzersizler arasında ise bisiklete binme ve yüzme yer alıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Andız kozalaklarının çekirdeklerini tespihe dönüştürüyor: Yoğun talep var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/andiz-kozalaklarinin-cekirdeklerini-tespihe-doenusturuyor-yogun-talep-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/andiz-kozalaklarinin-cekirdeklerini-tespihe-doenusturuyor-yogun-talep-var</guid>
<description><![CDATA[ Osmaniye&#039;nin Kadirli ilçesinde andız ağaçlarından topladığı kozalakların çekirdeklerinden coğrafi işaret tescilli tespihler tasarlayan 54 yaşındaki Mustafa Üstünel, mesleğini 35 yıldır sürdürüyor.Tespihçiliğe 19 yaşında çırak olarak başlayan Üstünel, Türk Patent ve Marka Kurumunca nisan ayında coğrafi işaret belgesiyle tescillenen &quot;Kadirli andız tespihi&quot; üretimi için andız ağaçlarının yetiştiği yüksek rakımdaki ormanların yolunu tutuyor.Meslektaşlarıyla ağaçların dallarını inceleyen Üstünel, topladığı andız kozalaklarını, atölye olarak da kullandığı Şehit Mehmet Hallaç Mahallesi&#039;ndeki evine götürüyor.Üstünel, kuruttuktan sonra kavlatma makinesiyle kabuğundan ayırdığı çekirdeklere tornada şekil veriyor.İpe dizdiği çekirdeklerden farklı renklerde 33&#039;lük tespihler tasarlayan Üstünel, ürünlerini internet üzerinden satıyor.Kokusu, doğallığı ve çekim kolaylığıyla öne çıkan andız tespihleri, yurt genelinden talep görüyor.Evli ve 3 çocuk babası Mustafa Üstünel, 35 yıldır meslekten kopmadığını söyledi.Tespih üretiminin meşakkatli olduğunu dile getiren Üstünel, en iyi çekirdeği bulmak için andız ağaçlarının arasında saatlerce mesai harcadığını anlattı.Üstünel, günde 5 tespih yaptığını ifade ederek, &quot;İnsanların andız tespihine ilgisi gayet güzel. Doğal malzemeden yapıldığı için yoğun talep görüyor&quot; dedi.Tespihin coğrafi işaret belgesi almasına sevindiğini belirten Üstünel, &quot;Coğrafi işaret belgesinin, bizim için daha iyi olacağını, tespihimizin tanıtımına daha fazla katkı sağlayacağını umuyoruz. Tespihlerimizi internet üzerinden Türkiye&#039;nin her bölgesine satıyoruz. Her bölgeden oldukça fazla talep alıyoruz&quot; diye konuştu.Üstünel, mesleği geleceğe taşıyacak çırak bulmakta zorluk çektiğini sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BbA1M18KOk2_RykZ547XYQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Andız, kozalaklarının, çekirdeklerini, tespihe, dönüştürüyor:, Yoğun, talep, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BbA1M18KOk2_RykZ547XYQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Andız kozalaklarının çekirdeklerini tespihe dönüştürüyor"><p>Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde andız ağaçlarından topladığı kozalakların çekirdeklerinden coğrafi işaret tescilli tespihler tasarlayan 54 yaşındaki Mustafa Üstünel, mesleğini 35 yıldır sürdürüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-l81ApRUjUqSVuYiYwaIIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tespihçiliğe 19 yaşında çırak olarak başlayan Üstünel, Türk Patent ve Marka Kurumunca nisan ayında coğrafi işaret belgesiyle tescillenen "Kadirli andız tespihi" üretimi için andız ağaçlarının yetiştiği yüksek rakımdaki ormanların yolunu tutuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2j_7A34qlkqLSD10FGHtMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meslektaşlarıyla ağaçların dallarını inceleyen Üstünel, topladığı andız kozalaklarını, atölye olarak da kullandığı Şehit Mehmet Hallaç Mahallesi'ndeki evine götürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N95nd0aHsEKjr3vkAVvBbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üstünel, kuruttuktan sonra kavlatma makinesiyle kabuğundan ayırdığı çekirdeklere tornada şekil veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3utbbNuPl0Cq7ZvBU4nl0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İpe dizdiği çekirdeklerden farklı renklerde 33'lük tespihler tasarlayan Üstünel, ürünlerini internet üzerinden satıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EAYp2Aonq0OfVFvbMyk-IA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kokusu, doğallığı ve çekim kolaylığıyla öne çıkan andız tespihleri, yurt genelinden talep görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6YGiDuOdFUaUJ06BxI0NcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evli ve 3 çocuk babası Mustafa Üstünel, 35 yıldır meslekten kopmadığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/szkcuwXn7E2c4vu5yJoOKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tespih üretiminin meşakkatli olduğunu dile getiren Üstünel, en iyi çekirdeği bulmak için andız ağaçlarının arasında saatlerce mesai harcadığını anlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wroDzBJHR0CydPUTW_bugg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üstünel, günde 5 tespih yaptığını ifade ederek, "İnsanların andız tespihine ilgisi gayet güzel. Doğal malzemeden yapıldığı için yoğun talep görüyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZAD5enYOrEatiowz46Epnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tespihin coğrafi işaret belgesi almasına sevindiğini belirten Üstünel, "Coğrafi işaret belgesinin, bizim için daha iyi olacağını, tespihimizin tanıtımına daha fazla katkı sağlayacağını umuyoruz. Tespihlerimizi internet üzerinden Türkiye'nin her bölgesine satıyoruz. Her bölgeden oldukça fazla talep alıyoruz" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-L8p_fEUZEGkTbUjP_BBmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üstünel, mesleği geleceğe taşıyacak çırak bulmakta zorluk çektiğini sözlerine ekledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MvjEpjv-RkCBkHbXs-cwGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/szEjB6cjXkS38SFKNvR5Bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MibwcOgZsU-taDN2j0ludA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D8AXWMLc-02UmWoUqcxBRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IAyY3XoBR0K8_ynEOiks0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fUf2OIPMiEOwtAtrr4tg1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fw4w68GVCkKC9SQTKEj9vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cn2eIm3K40egW4U7vjQ-bA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ebqZ0Lfl10C0UgL9tXV0hw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wh88jwSNs02KYdWIPr11Dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J7aShuvY1Eez8BEJPWdMDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzun yastık, yerini &amp;quot;küstüm yastığı&amp;quot;na bıraktı: 50 yıldır bu işi yapıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzun-yastik-yerini-kustum-yastigina-birakti-50-yildir-bu-isi-yapiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzun-yastik-yerini-kustum-yastigina-birakti-50-yildir-bu-isi-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Antalya&#039;da, 1971 yılından bu yana yorgancılık yapan İbrahim Yılmaz, geçmişte gelinlerin çeyizinin vazgeçilmezi olan, uzun, &#039;Bir yastıkta kocayın&#039; yastıkların artık kullanılmadığını söyledi. Yılmaz, uzun yastıkların yerini zamanla tekli &#039;küstüm yastıkları&#039;nın aldığını belirtti.Kentte, 1971&#039;den beri yorgancılık yapan İbrahim Yılmaz, yıllarca çeyizlerin vazgeçilmez parçası olan, evliliğin simgesi sayılan, uzun &#039;Bir yastıkta kocayın&#039; yastıkların yerini tek kişilik &#039;küstüm yastığı&#039;na bıraktığını söyledi.50 yılı aşkın süredir yorgancılık mesleğini sürdüren Yılmaz, bu dönüşümün geleneksel dokuyu etkilediğini aktardı. 2010&#039;lu yıllardan itibaren bu geleneğin terk edildiğini belirten İbrahim Yılmaz, “Bir zamanların çift yastığı, yerini tek kişilik &#039;küstüm&#039; yastıklarına bıraktı&quot; dedi.&#039;Yıllar önce uzun yastıkların gelinlerin çeyizinde önemli yere sahip olduğunu anlatan Yılmaz, “Eskiden eşlerin birbirlerine sadık olmasını simgelemek için uzun yastık yaptırılırdı. Karyolanın genişliğine göre ölçüsünü alır, içine elyafını doldurur, kabartır, diker, teslim ederdik. Üzerine dantel işlenirdi. Her yastığın işlemeye göre bir ismi vardı&quot; diye konuştu.Her genç kızın çeyizinde uzun yastık olduğunu ifade eden Yılmaz, yastığın aynı zamanda &#039;bir temenni&#039; olduğunu dile getirerek, “Yastığı verirken konu komşu toplanır, kızın eline verilir, &#039;İnşallah Allah seni bir yastıkta kocatsın&#039; denilirdi. Bu geleneksel bir duaydı&quot; ifadelerini kullandı.Geleneğin artık uygulanmadığını belirten Yılmaz, “Ben 1971 yılında başladım bu işe. 2010&#039;a kadar uzun yastık yapılırdı. Sonra azar azar azaldı, artık tamamen kalktı. Şimdi gençler böyle yastık kullanmıyor&quot; dedi.Yılmaz, “Şimdiki yastıklar ikiye bölünmüş yastıklar. Kimi zaman eşler arasında tartışma çıkınca kişiler yastığını alır uzaklaşır, yastıkları ayırırmış o yüzden bu isim verilmiş. Eskiden uzun yastıkla çiftler yatakta dahi ayrı olmasın isterdi, şimdi yastıklar da ayrıldı&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u8eM-N4Cq0CaM6ZLdY_hBQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzun, yastık, yerini, küstüm, yastığına, bıraktı:, yıldır, işi, yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u8eM-N4Cq0CaM6ZLdY_hBQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzun yastık, yerini " k yast b y bu i yap><p>Antalya'da, 1971 yılından bu yana yorgancılık yapan İbrahim Yılmaz, geçmişte gelinlerin çeyizinin vazgeçilmezi olan, uzun, 'Bir yastıkta kocayın' yastıkların artık kullanılmadığını söyledi. Yılmaz, uzun yastıkların yerini zamanla tekli 'küstüm yastıkları'nın aldığını belirtti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JCvs6LT2Hkery7GuPK8vqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kentte, 1971'den beri yorgancılık yapan İbrahim Yılmaz, yıllarca çeyizlerin vazgeçilmez parçası olan, evliliğin simgesi sayılan, uzun 'Bir yastıkta kocayın' yastıkların yerini tek kişilik 'küstüm yastığı'na bıraktığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9qlEy_hDJU6sp7dIqXoHKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>50 yılı aşkın süredir yorgancılık mesleğini sürdüren Yılmaz, bu dönüşümün geleneksel dokuyu etkilediğini aktardı. 2010'lu yıllardan itibaren bu geleneğin terk edildiğini belirten İbrahim Yılmaz, “Bir zamanların çift yastığı, yerini tek kişilik 'küstüm' yastıklarına bıraktı" dedi.'Yıllar önce uzun yastıkların gelinlerin çeyizinde önemli yere sahip olduğunu anlatan Yılmaz, “Eskiden eşlerin birbirlerine sadık olmasını simgelemek için uzun yastık yaptırılırdı. Karyolanın genişliğine göre ölçüsünü alır, içine elyafını doldurur, kabartır, diker, teslim ederdik. Üzerine dantel işlenirdi. Her yastığın işlemeye göre bir ismi vardı" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iLLyEgLSuk6GRRfaukIEKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her genç kızın çeyizinde uzun yastık olduğunu ifade eden Yılmaz, yastığın aynı zamanda 'bir temenni' olduğunu dile getirerek, “Yastığı verirken konu komşu toplanır, kızın eline verilir, 'İnşallah Allah seni bir yastıkta kocatsın' denilirdi. Bu geleneksel bir duaydı" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8uyzQ-6Nh0ijjELZ6T3xow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geleneğin artık uygulanmadığını belirten Yılmaz, “Ben 1971 yılında başladım bu işe. 2010'a kadar uzun yastık yapılırdı. Sonra azar azar azaldı, artık tamamen kalktı. Şimdi gençler böyle yastık kullanmıyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IN-35h3asE-4VBz3vNcqhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yılmaz, “Şimdiki yastıklar ikiye bölünmüş yastıklar. Kimi zaman eşler arasında tartışma çıkınca kişiler yastığını alır uzaklaşır, yastıkları ayırırmış o yüzden bu isim verilmiş. Eskiden uzun yastıkla çiftler yatakta dahi ayrı olmasın isterdi, şimdi yastıklar da ayrıldı" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ispanak yemenin zararı varmış: Vücuda faydalarıyla biliniyordu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ispanak-yemenin-zarari-varmis-vucuda-faydalariyla-biliniyordu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ispanak-yemenin-zarari-varmis-vucuda-faydalariyla-biliniyordu</guid>
<description><![CDATA[ Ispanak zengin besin değeriyle en sağlıklı gıdalar arasında yer alır. Yüksek oksalat seviyeleri böbrek taşlarına ve mineral emiliminin azalmasına neden olabilir. Ancak ıspanak tüketiminde ölçülü olmak önemlidir. Çünkü aşırı ıspanak tüketimi sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.Ispanak, yüksek vitamin, mineral ve antioksidan içeriği nedeniyle çok sayıda sağlık yararı sunan besin açısından zengin bir besindir. Bağışıklık fonksiyonunu destekleyebilir, göz sağlığını iyileştirebilir, kan basıncını düşürebilir ve kalp hastalığı ve kansere karşı koruyabilir. Aslında ıspanak, çeşitli çalışmalara göre demir, kalsiyum ve A ve K vitaminleri gibi temel besinlerle dolu bir süper gıda olarak bilinir. Ancak aşırı tüketimi birkaç gözden kaçan yan etkiye yol açabilir.Ispanak, kalsiyum oksalat kristalleri oluşturmak için kalsiyumla bağlanabilen bileşikler olan yüksek seviyelerde oksalat içerir. Bu kristaller böbreklerde birikerek böbrek taşı oluşumuna yol açabilir. Çalışmalara göre, çok fazla ıspanak tüketmek böbrek taşı, özellikle kalsiyum oksalat taşı riskini artırabilir. Böbrek taşı geçmişi olan veya buna yatkın olan kişiler ıspanak ve diğer yüksek oksalatlı yiyeceklerin alımını sınırlamalıdır.K vitamini açısından zengin olan ıspanak, kanın pıhtılaşmasında önemli bir rol oynar. Ancak, varfarin gibi kan inceltici ilaçlar kullanan kişilerde, K vitamini açısından zengin yiyeceklerin aşırı tüketimi ilacın etkinliğini etkileyebilir. Bu etkileşim, kan pıhtısı riskini artırabilir.Bu tür ilaçlar kullanan kişiler, önemli diyet değişiklikleri yapmadan önce düzenli bir K vitamini alımı sağlamalı ve sağlık uzmanlarına danışmalıdır.Ispanaktaki oksalatlar ayrıca kalsiyum, demir ve magnezyum gibi temel minerallere bağlanarak vücuttaki emilimlerini azaltabilir. Zamanla, bu, özellikle birincil besin kaynağı olarak ıspanağa çok güvenen kişilerde eksikliklere yol açabilir. Ispanağı pişirmek, oksalat içeriğini azaltmaya yardımcı olarak bu mineralleri daha biyoyararlanabilir hale getirebilir.SİNDİRİM RAHATSIZLIĞIIspanak, genellikle sindirim için faydalı olan lif açısından zengindir. Ancak, büyük miktarlarda tüketilmesi şişkinlik, gaz ve kramp gibi gastrointestinal sorunlara yol açabilir, özellikle hassas sindirim sistemlerine sahip kişilerde veya irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi rahatsızlıkları olan kişilerde.Nadir de olsa, bazı kişiler ıspanağa karşı alerjik reaksiyonlar yaşayabilir. Semptomlar kaşıntı, şişme, kurdeşen veya ciddi vakalarda nefes alma zorluğu olabilir. Ispanağa veya pancar veya pazı gibi ilgili bitkilere karşı bilinen alerjisi olan kişiler tüketiminden kaçınmalıdır.TİROİD FONKSİYONLARINDA BOZUKLUKIspanak, iyot alımını engelleyerek tiroid fonksiyonuna müdahale edebilen maddeler olan guatrojenler içerir. Büyük miktarlarda guatrojenler tiroid hormonu üretimini engelleyebilir ve potansiyel olarak tiroid rahatsızlığı olan kişileri etkileyebilir. Ispanağı pişirmek guatrojenik özelliklerini azaltabilir, ancak tiroid sorunları olanlar yine de alımlarını izlemelidir.Ispanak hem olmayan demirin bir kaynağı olsa da, oksalatların varlığı emilimini engelleyebilir. Demir emilimini artırmak için ıspanağı turunçgiller veya dolmalık biber gibi C vitamini açısından zengin yiyeceklerle tüketmeniz önerilir. Demir için yalnızca ıspanağa güvenmek, özellikle demir ihtiyacı artan kişiler için yeterli olmayabilir.HİSTAMİN İNTOLERANSI BELİRTİLERİ Ispanak histamin salgılayan bir yiyecek olarak kabul edilir, yani vücutta histamin salınımını tetikleyebilir. Histamin intoleransı olan kişilerde bu, baş ağrısı, cilt döküntüleri, burun tıkanıklığı veya sindirim sorunları gibi belirtilere yol açabilir. Histamin intoleransı olanlar ıspanak ve diğer histamin salgılayan yiyeceklerin tüketiminden kaçınmalı veya bunları sınırlamalıdır.Ispanak çok sayıda sağlık yararı sunsa da, onu ölçülü tüketmek çok önemlidir. Olası yan etkilerinin farkında olmak, bilinçli diyet seçimleri yapmanıza ve optimum sağlığınızı korumanıza yardımcı olabilir. Belirli sağlık sorunlarınız veya rahatsızlıklarınız varsa, diyetinizde önemli değişiklikler yapmadan önce bir sağlık uzmanına danışın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K2eMEhdGHU-p6mcGlPqwoQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ispanak, yemenin, zararı, varmış:, Vücuda, faydalarıyla, biliniyordu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K2eMEhdGHU-p6mcGlPqwoQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ispanak yemenin zararı varmış: Vücuda faydalarıyla biliniyordu"><p>Ispanak zengin besin değeriyle en sağlıklı gıdalar arasında yer alır. Yüksek oksalat seviyeleri böbrek taşlarına ve mineral emiliminin azalmasına neden olabilir. Ancak ıspanak tüketiminde ölçülü olmak önemlidir. Çünkü aşırı ıspanak tüketimi sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-He7VVMFEk-WQl9amwxopA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanak, yüksek vitamin, mineral ve antioksidan içeriği nedeniyle çok sayıda sağlık yararı sunan besin açısından zengin bir besindir. Bağışıklık fonksiyonunu destekleyebilir, göz sağlığını iyileştirebilir, kan basıncını düşürebilir ve kalp hastalığı ve kansere karşı koruyabilir. Aslında ıspanak, çeşitli çalışmalara göre demir, kalsiyum ve A ve K vitaminleri gibi temel besinlerle dolu bir süper gıda olarak bilinir. Ancak aşırı tüketimi birkaç gözden kaçan yan etkiye yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/swgNynkpkUecpQ4EPYQAkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanak, kalsiyum oksalat kristalleri oluşturmak için kalsiyumla bağlanabilen bileşikler olan yüksek seviyelerde oksalat içerir. Bu kristaller böbreklerde birikerek böbrek taşı oluşumuna yol açabilir. Çalışmalara göre, çok fazla ıspanak tüketmek böbrek taşı, özellikle kalsiyum oksalat taşı riskini artırabilir. Böbrek taşı geçmişi olan veya buna yatkın olan kişiler ıspanak ve diğer yüksek oksalatlı yiyeceklerin alımını sınırlamalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PIMtmAYhJ0ul0QcU4mzF6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>K vitamini açısından zengin olan ıspanak, kanın pıhtılaşmasında önemli bir rol oynar. Ancak, varfarin gibi kan inceltici ilaçlar kullanan kişilerde, K vitamini açısından zengin yiyeceklerin aşırı tüketimi ilacın etkinliğini etkileyebilir. Bu etkileşim, kan pıhtısı riskini artırabilir.Bu tür ilaçlar kullanan kişiler, önemli diyet değişiklikleri yapmadan önce düzenli bir K vitamini alımı sağlamalı ve sağlık uzmanlarına danışmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L1_SmwsCrEad2mALbA2ZEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanaktaki oksalatlar ayrıca kalsiyum, demir ve magnezyum gibi temel minerallere bağlanarak vücuttaki emilimlerini azaltabilir. Zamanla, bu, özellikle birincil besin kaynağı olarak ıspanağa çok güvenen kişilerde eksikliklere yol açabilir. Ispanağı pişirmek, oksalat içeriğini azaltmaya yardımcı olarak bu mineralleri daha biyoyararlanabilir hale getirebilir.SİNDİRİM RAHATSIZLIĞIIspanak, genellikle sindirim için faydalı olan lif açısından zengindir. Ancak, büyük miktarlarda tüketilmesi şişkinlik, gaz ve kramp gibi gastrointestinal sorunlara yol açabilir, özellikle hassas sindirim sistemlerine sahip kişilerde veya irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi rahatsızlıkları olan kişilerde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d2eW8RatmEqphHCFSUIVEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nadir de olsa, bazı kişiler ıspanağa karşı alerjik reaksiyonlar yaşayabilir. Semptomlar kaşıntı, şişme, kurdeşen veya ciddi vakalarda nefes alma zorluğu olabilir. Ispanağa veya pancar veya pazı gibi ilgili bitkilere karşı bilinen alerjisi olan kişiler tüketiminden kaçınmalıdır.TİROİD FONKSİYONLARINDA BOZUKLUKIspanak, iyot alımını engelleyerek tiroid fonksiyonuna müdahale edebilen maddeler olan guatrojenler içerir. Büyük miktarlarda guatrojenler tiroid hormonu üretimini engelleyebilir ve potansiyel olarak tiroid rahatsızlığı olan kişileri etkileyebilir. Ispanağı pişirmek guatrojenik özelliklerini azaltabilir, ancak tiroid sorunları olanlar yine de alımlarını izlemelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3hVAmqegcU6So3lTYbV4yQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanak hem olmayan demirin bir kaynağı olsa da, oksalatların varlığı emilimini engelleyebilir. Demir emilimini artırmak için ıspanağı turunçgiller veya dolmalık biber gibi C vitamini açısından zengin yiyeceklerle tüketmeniz önerilir. Demir için yalnızca ıspanağa güvenmek, özellikle demir ihtiyacı artan kişiler için yeterli olmayabilir.HİSTAMİN İNTOLERANSI BELİRTİLERİ Ispanak histamin salgılayan bir yiyecek olarak kabul edilir, yani vücutta histamin salınımını tetikleyebilir. Histamin intoleransı olan kişilerde bu, baş ağrısı, cilt döküntüleri, burun tıkanıklığı veya sindirim sorunları gibi belirtilere yol açabilir. Histamin intoleransı olanlar ıspanak ve diğer histamin salgılayan yiyeceklerin tüketiminden kaçınmalı veya bunları sınırlamalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YfRImm_rbkGdfhd5buNwGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanak çok sayıda sağlık yararı sunsa da, onu ölçülü tüketmek çok önemlidir. Olası yan etkilerinin farkında olmak, bilinçli diyet seçimleri yapmanıza ve optimum sağlığınızı korumanıza yardımcı olabilir. Belirli sağlık sorunlarınız veya rahatsızlıklarınız varsa, diyetinizde önemli değişiklikler yapmadan önce bir sağlık uzmanına danışın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Birine güvenip güvenemeyeceğinizi nasıl anlarsınız? Bu işaretlere dikkat</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/birine-guvenip-guvenemeyeceginizi-nasil-anlarsiniz-bu-isaretlere-dikkat</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/birine-guvenip-guvenemeyeceginizi-nasil-anlarsiniz-bu-isaretlere-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Gazeteci Judith Fein ve Dr. Sanam Hafeez, birinin güvenilir olup olmadığını anlamanın yollarını paylaştı.Güvenilir kişilerin anlatılanları dikkatlice dinlediklerini söyleyen Fein, bu kişilerin sık sık jest ve mimiklere başvurduklarının da altını çizdi. Bir diğer güven uyandıran davranışın ise rahatsız edici olmayan göz teması olduğu belirtildi.
Ünlü gazeteci, güvenilir kişilerin karşılarındaki insana sık sık sorular sorduklarını ve cevapları ilgiyle dinlediklerini de ifade etti.Dr. Sanam Hafeez ise güvenilir kişileri tanımlayan özellikleri şu şekilde sıraladı:Büyük küçük demeden verdikleri her söze sadık kalırlar.
Davranışları, kişilere göre değişmez. Her zaman  tutarlıdırlar.
Zor durumlarda bile dürüst olmaya özen gösterirler. Sadece duyulmak isteneni değil, gerçeği söylerler.Yanıldıklarında hatalarını kabul ederler ve savunma yapmazlar.
Kişisel yaşamlarına saygı gösterilmesini beklerler.
Manipülasyondan ve baskıdan kaçınırlar.Parasal veya ortak sorumluluklarda adil davranırlar. Haksızlığa uğrayan insanları savunur ve arkasında dururlar.İnsanları olduğu gibi kabul eder ve onları değiştirmeye çalışmazlar.
Dr. Hafeez, bu listenin güvenilir olma yolunda atılacak adımlar için de önemli bir rehber olabileceğini savunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ngejZwgu_UqFygW9FvjhSg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Birine, güvenip, güvenemeyeceğinizi, nasıl, anlarsınız, işaretlere, dikkat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ngejZwgu_UqFygW9FvjhSg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Birine güvenip güvenemeyeceğinizi nasıl anlarsınız?"><p>Gazeteci Judith Fein ve Dr. Sanam Hafeez, birinin güvenilir olup olmadığını anlamanın yollarını paylaştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZFsVmr0MqEuznUuzTwpz5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güvenilir kişilerin anlatılanları dikkatlice dinlediklerini söyleyen Fein, bu kişilerin sık sık jest ve mimiklere başvurduklarının da altını çizdi. Bir diğer güven uyandıran davranışın ise rahatsız edici olmayan göz teması olduğu belirtildi.
Ünlü gazeteci, güvenilir kişilerin karşılarındaki insana sık sık sorular sorduklarını ve cevapları ilgiyle dinlediklerini de ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8GtTzkDokki2aMkctJAWtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sanam Hafeez ise güvenilir kişileri tanımlayan özellikleri şu şekilde sıraladı:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z7qZwc-mOEiqpq5Wbx4f4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büyük küçük demeden verdikleri her söze sadık kalırlar.
Davranışları, kişilere göre değişmez. Her zaman  tutarlıdırlar.
Zor durumlarda bile dürüst olmaya özen gösterirler. Sadece duyulmak isteneni değil, gerçeği söylerler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kS5rKMJQVkuUbDpPX1SI7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yanıldıklarında hatalarını kabul ederler ve savunma yapmazlar.
Kişisel yaşamlarına saygı gösterilmesini beklerler.
Manipülasyondan ve baskıdan kaçınırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QR3YbYwjwkyA7zjMlvEmWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parasal veya ortak sorumluluklarda adil davranırlar. Haksızlığa uğrayan insanları savunur ve arkasında dururlar.İnsanları olduğu gibi kabul eder ve onları değiştirmeye çalışmazlar.
Dr. Hafeez, bu listenin güvenilir olma yolunda atılacak adımlar için de önemli bir rehber olabileceğini savunuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu sahillere gece giriş yasak: Cezası 557 bin 212 TL</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bu-sahillere-gece-giris-yasak-cezasi-557-bin-212-tl</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bu-sahillere-gece-giris-yasak-cezasi-557-bin-212-tl</guid>
<description><![CDATA[ Nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağalarının  yuvalama alanlarının bulundsuğu sahillere gece girişler yasaklandı. Yasağı ihlal edenlere uygulanacak idari para cezası ise 557 bin 212 TL.Dünya Doğayı Koruma Birliği&#039;nin (IUCN) nesli tehlike altındaki türler listesindeki caretta caretta ve chelonia mydas türü deniz kaplumbağalarının Akdeniz sahillerindeki yuvalama dönemi başladı.Her yıl nisan sonu veya mayıs ayında başlayan süreç, erişkin kaplumbağaların kumsallara çıkıp yumurta bırakması, temmuz ortasından itibaren de yuvalardan yavruların çıkışı ve denize ulaşması şeklinde eylül ayı sonuna kadar devam ediyor.
Deniz kaplumbağalarının Akdeniz&#039;deki en büyük yuvalama kumsallarını, Türkiye&#039;nin Akdeniz kıyıları oluşturuyor.Türkiye&#039;de en büyük yuvalama alanları Antalya&#039;da bulunuyor.
Ekoloji Araştırmalar Derneği&#039;nin (EKAD), bu sezon 27&#039;nci yıl çalışmalarını yürüteceği 30 kilometrelik Belek kumsalı hem Türkiye hem de Akdeniz&#039;in en büyük yuvalama alanı olarak geçiyor.
Türkiye&#039;de 9&#039;u Antalya&#039;da olmak üzere, Muğla, Mersin, Adana ve Hatay illerinde 21 deniz kaplumbağası yuvalama kumsalı bulunuyor.
Bu kumsallar; Ekincik, Dalyan, Dalaman, Fethiye, Patara, Kale, Kumluca, Olimpos-Çıralı, Tekirova, Belek, Kızılot, Demirtaş, Gazipaşa, Anamur, Göksu Deltası, Alata, Davultepe, Kazanlı, Akyatan, Yumurtalık, Samandağ.Tarım ve Orman Bakanlığı&#039;na bağlı Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı&#039;na bağlı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki bu kumsalların tamamında, yuvalama ve yavru çıkış dönemi olan mayıs-eylül ayları arasında geceleri sahile girişler yasak.
Ayrıca bu sahillere araçla giriş, çadır kurmak, kamp yapmak, ateş veya mangal yakmak gibi faaliyetler de tamamen yasak.
Bu yasakları ihlal edenlere ise idari para cezaları veriliyor. Bu ceza miktarı 2025 yılı için 557 bin 212 TL olarak belirlendi.Akdeniz&#039;de bu yılın ilk caretta caretta yuvaları, EKAD&#039;ın çalışma sahası olan Belek kumsalında gerçekleşti. 2025 sezonunda 27&#039;nci yılına giren EKAD ekibi, 5 Mayıs&#039;ı 6 Mayıs&#039;a bağlayan gece, Belek kumsalında yılın ilk yuvalarıyla karşılaştı ve tespit edilen 3 yuva koruma altına alındı.
Eylül ayı sonuna kadar koruma altındaki bu kumsalları yerli ve yabancı turistler sadece gündüzleri kullanabilecek, geceleri ise deniz kaplumbağalarına ait olacak.
Kumsallara giriş yasağı saat 20.00&#039;de başlayıp sabah 08.00&#039;e kadar sürüyor ve bu konudaki tüm uyarı tabelaları ile de bilgilendirmeler yapılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/98cb5l32Kk6JEGXF5i_1UA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>sahillere, gece, giriş, yasak:, Cezası, 557, bin, 212</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/98cb5l32Kk6JEGXF5i_1UA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bu sahillere gece giriş yasak: Cezası 557 bin 212 TL"><p>Nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağalarının  yuvalama alanlarının bulundsuğu sahillere gece girişler yasaklandı. Yasağı ihlal edenlere uygulanacak idari para cezası ise 557 bin 212 TL.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8DdfJ2B640SlucTvPuS-Aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Doğayı Koruma Birliği'nin (IUCN) nesli tehlike altındaki türler listesindeki caretta caretta ve chelonia mydas türü deniz kaplumbağalarının Akdeniz sahillerindeki yuvalama dönemi başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TJvrNPuf0kG5t9cFP6kjNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her yıl nisan sonu veya mayıs ayında başlayan süreç, erişkin kaplumbağaların kumsallara çıkıp yumurta bırakması, temmuz ortasından itibaren de yuvalardan yavruların çıkışı ve denize ulaşması şeklinde eylül ayı sonuna kadar devam ediyor.
Deniz kaplumbağalarının Akdeniz'deki en büyük yuvalama kumsallarını, Türkiye'nin Akdeniz kıyıları oluşturuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XbLzLPcuDEiIDnhxuPZMAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye'de en büyük yuvalama alanları Antalya'da bulunuyor.
Ekoloji Araştırmalar Derneği'nin (EKAD), bu sezon 27'nci yıl çalışmalarını yürüteceği 30 kilometrelik Belek kumsalı hem Türkiye hem de Akdeniz'in en büyük yuvalama alanı olarak geçiyor.
Türkiye'de 9'u Antalya'da olmak üzere, Muğla, Mersin, Adana ve Hatay illerinde 21 deniz kaplumbağası yuvalama kumsalı bulunuyor.
Bu kumsallar; Ekincik, Dalyan, Dalaman, Fethiye, Patara, Kale, Kumluca, Olimpos-Çıralı, Tekirova, Belek, Kızılot, Demirtaş, Gazipaşa, Anamur, Göksu Deltası, Alata, Davultepe, Kazanlı, Akyatan, Yumurtalık, Samandağ.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h1Ro0wDG2UuPAFm0PRDEQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bağlı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki bu kumsalların tamamında, yuvalama ve yavru çıkış dönemi olan mayıs-eylül ayları arasında geceleri sahile girişler yasak.
Ayrıca bu sahillere araçla giriş, çadır kurmak, kamp yapmak, ateş veya mangal yakmak gibi faaliyetler de tamamen yasak.
Bu yasakları ihlal edenlere ise idari para cezaları veriliyor. Bu ceza miktarı 2025 yılı için 557 bin 212 TL olarak belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xYMxbF5x40uWdwmQZ-ao4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akdeniz'de bu yılın ilk caretta caretta yuvaları, EKAD'ın çalışma sahası olan Belek kumsalında gerçekleşti. 2025 sezonunda 27'nci yılına giren EKAD ekibi, 5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan gece, Belek kumsalında yılın ilk yuvalarıyla karşılaştı ve tespit edilen 3 yuva koruma altına alındı.
Eylül ayı sonuna kadar koruma altındaki bu kumsalları yerli ve yabancı turistler sadece gündüzleri kullanabilecek, geceleri ise deniz kaplumbağalarına ait olacak.
Kumsallara giriş yasağı saat 20.00'de başlayıp sabah 08.00'e kadar sürüyor ve bu konudaki tüm uyarı tabelaları ile de bilgilendirmeler yapılıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Suçluluk duygusunu yenmenin 5 yolu: Psikoterapist açıkladı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sucluluk-duygusunu-yenmenin-5-yolu-psikoterapist-acikladi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sucluluk-duygusunu-yenmenin-5-yolu-psikoterapist-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzde gittikçe artan eğitim ve kariyer baskısı, birçok kişinin kendisini yetersiz ve tükenmiş hissetmesine neden olabiliyor. Psikoterapist Sophie Elkins, bu tür olumsuz duygulardan kurtulmanın bazı yolları olduğunu ifade ediyor.Uzmanlara göre, üretkenlik baskısı bireyin sadece iş yaşamını değil, ruhsal ve fiziksel sağlığını da tehdit ediyor.Psikoterapist Sophie Elkins, çoğu kişinin dinlenmek istediğinde kendisini suçlu hissettiğini ancak bunun doğru bir yaklaşım olmadığını savunuyor.Elkins, dinlenmenin üretkenlik karşıtı bir eylem değil, aksine bir tür iyileşme ve yeniden şarj olma süreci olduğunu vurguluyor. 
Uzman isim, &#039;&#039;Telefonlarımızın şarjı yokken çalışmasını beklemiyorsak, biz de tükenmişken verimli olamayız&#039;&#039; diyor. Yapılan araştırmalar da duygusal tükenmişliğin üretkenlik kaybına neden olduğunu ortaya koyuyor.Elkins&#039;e göre, özellikle yoğun tempolu işlerde çalışan bireylerin zaman zaman “zihinsel sağlık günü” ilan etmesi, uzun vadede hem iş performansını hem de yaşam kalitesini artırabilir.Dinlenmenin boşa geçen zaman değil, verimliliği artıran bir iyileşme süreci olduğunu kabul edin.
Öz bakım faaliyetlerini tembellik olarak değil, zihinsel ve fiziksel yenilenme için bir yatırım olarak görün.Üretkenliği yalnızca iş teslimleri ya da akademik başarılarla ölçmek yerine; sosyal ilişkiler, hobiler, sanatla etkileşim gibi kişisel gelişimi destekleyen etkinlikleri de üretkenlik olarak değerlendirin.“Ancak başarılı olursam değerliyim” düşüncesini terk ederek, yalnızca insan olarak var olmanın yeterli olduğunu kabul edin.Gerekirse  çevrenizde güvendiğiniz insanlara yaşadığınız zorlukları dürüstçe ifade edin. Bu iletişim, hem rahatlama sağlar hem de destek ve anlayışla karşılanma ihtimaliniz yüksektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Qy8Xm57gUeKu4y2AB3H-w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Suçluluk, duygusunu, yenmenin, yolu:, Psikoterapist, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Qy8Xm57gUeKu4y2AB3H-w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Suçluluk duygusunu yenmenin 5 yolu"><p>Günümüzde gittikçe artan eğitim ve kariyer baskısı, birçok kişinin kendisini yetersiz ve tükenmiş hissetmesine neden olabiliyor. Psikoterapist Sophie Elkins, bu tür olumsuz duygulardan kurtulmanın bazı yolları olduğunu ifade ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JSF4S0O7bkyo7xU0GNL4Ww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, üretkenlik baskısı bireyin sadece iş yaşamını değil, ruhsal ve fiziksel sağlığını da tehdit ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dIbeYq3XlkiiOO8uzddTgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikoterapist Sophie Elkins, çoğu kişinin dinlenmek istediğinde kendisini suçlu hissettiğini ancak bunun doğru bir yaklaşım olmadığını savunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jizl0-t4UUG-I3UJB93cwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elkins, dinlenmenin üretkenlik karşıtı bir eylem değil, aksine bir tür iyileşme ve yeniden şarj olma süreci olduğunu vurguluyor. 
Uzman isim, ''Telefonlarımızın şarjı yokken çalışmasını beklemiyorsak, biz de tükenmişken verimli olamayız'' diyor. Yapılan araştırmalar da duygusal tükenmişliğin üretkenlik kaybına neden olduğunu ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CwOT1it-aUimPhdMq7feug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elkins'e göre, özellikle yoğun tempolu işlerde çalışan bireylerin zaman zaman “zihinsel sağlık günü” ilan etmesi, uzun vadede hem iş performansını hem de yaşam kalitesini artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/maTGf8zay0i1duFQdGqMMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dinlenmenin boşa geçen zaman değil, verimliliği artıran bir iyileşme süreci olduğunu kabul edin.
Öz bakım faaliyetlerini tembellik olarak değil, zihinsel ve fiziksel yenilenme için bir yatırım olarak görün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lQ8Qspuljk6alr9Bpjka5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üretkenliği yalnızca iş teslimleri ya da akademik başarılarla ölçmek yerine; sosyal ilişkiler, hobiler, sanatla etkileşim gibi kişisel gelişimi destekleyen etkinlikleri de üretkenlik olarak değerlendirin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/320UNkE5fEG1p3mi7H-MHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Ancak başarılı olursam değerliyim” düşüncesini terk ederek, yalnızca insan olarak var olmanın yeterli olduğunu kabul edin.Gerekirse  çevrenizde güvendiğiniz insanlara yaşadığınız zorlukları dürüstçe ifade edin. Bu iletişim, hem rahatlama sağlar hem de destek ve anlayışla karşılanma ihtimaliniz yüksektir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çok fazla probiyotik aldığınızda ne olur? Bilmediğiniz şaşırtıcı etkiler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cok-fazla-probiyotik-aldiginizda-ne-olur-bilmediginiz-sasirtici-etkiler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cok-fazla-probiyotik-aldiginizda-ne-olur-bilmediginiz-sasirtici-etkiler</guid>
<description><![CDATA[ Probiyotikler, bağırsak sağlığı ve bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkileriyle giderek daha fazla ilgi görüyor. Ancak son araştırmalar, aşırı probiyotik tüketiminin iltihaplanmaya yol açabileceğini, bağırsak mikrobiyotasının dengesini bozabileceğini ve kardiyovasküler riskleri artırabileceğini ortaya koyuyor. Özellikle tıbbi denetim olmadan uzun süreli kullanımı, savunmasız kişiler için risk teşkil edebilir.Probiyotikler, yalnızca sindirime yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda bağışıklığı artıran ve cilt sağlığını iyileştiren bağırsak sağlığı süper kahramanları olarak kabul edilir. Bazı araştırmalar, probiyotiklerin vücut yağını, bel çevresini ve vücut kitle indeksini (VKİ) azaltmaya yardımcı olabileceğini bile öne sürüyor. Hiç şaşırtıcı değil, probiyotikler sağlıklı yaşam rutinlerinin vazgeçilmezi haline geliyor. Birçoğu sağlıklarını dönüştürmek için probiyotik takviyelerine güvenirken, diğerleri bunları yoğurt, kefir, lahana turşusu, kimchi ve kombucha gibi bazı içecekler şeklinde doğal olarak diyetlerine ekliyor.Probiyotikler, sağlığınıza birçok şekilde fayda sağlayabilen canlı bakteriler ve mayalardır. İyi ve kötü bakterilerin bir karışımından oluşan geniş bağırsak mikrobiyotanızda, probiyotik takviyeleri mevcut dost mikropların tedarikine eklenir. Ayrıca &#039;kötü&#039; bakterilerle savaşır ve enfeksiyonlara karşı bağışıklığınızı güçlendirir. Vücudumuz, bedensel işlevlerimizi ve sağlığımızı desteklemeye yardımcı olan trilyonlarca mikroorganizmaya ev sahipliği yapar. Probiyotikler, mikrobiyomunuzdaki yararlı mikropların dengesizliği veya eksikliği olan disbiyozu önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olur. Ancak probiyotikler herkes için değildir ve bir bireye uygun olmayabilir.Yeni çalışmalar, özellikle sağlıklı bireylerde günlük probiyotik kullanımının uzun vadeli etkilerini tartışıyor.Bağırsakları iyi bakterilerle aşırı yüklemek, iltihabı artırabilir veya kardiyovasküler riskler oluşturabilir.Journal of Functional Foods&#039;da yayınlanan bir çalışma, aşırı probiyotik tüketmenin daha az bilinen yan etkilerini tartışıyor.Probiyotikler genellikle bağırsak sağlığını iyileştirirken, uzun vadeli kullanımları yüksek iltihaplı sitokinlerle ilişkilidir, bu da fazla &#039;iyi bakterinin&#039; aslında iltihabı tetikleyebileceğini düşündürmektedir.2. BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI BİLEŞİMİNDE DEĞİŞİKLİKÇok suşlu probiyotiklerin uzun süreli kullanımı, bağırsak bakterilerini diyabet ve felçle bağlantıları da dahil olmak üzere gastrointestinal iltihapla ilişkili ailelere kaydırdı. Suşların genel olarak güvenli olarak kabul edilmesine rağmen mikrobiyal denge bozuldu.Probiyotik takviyesi kullanımının uzun vadeli alımı, kalp sağlığı için potansiyel bir uyarı işareti olan lipoprotein oranları (önemli kardiyovasküler göstergeler) gibi belirteçleri artırabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h2SrktvnOkOLTC6HLmYGSg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çok, fazla, probiyotik, aldığınızda, olur, Bilmediğiniz, şaşırtıcı, etkiler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h2SrktvnOkOLTC6HLmYGSg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çok fazla probiyotik aldığınızda ne olur? Bilmediğiniz şaşırtıcı etkiler"><p>Probiyotikler, bağırsak sağlığı ve bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkileriyle giderek daha fazla ilgi görüyor. Ancak son araştırmalar, aşırı probiyotik tüketiminin iltihaplanmaya yol açabileceğini, bağırsak mikrobiyotasının dengesini bozabileceğini ve kardiyovasküler riskleri artırabileceğini ortaya koyuyor. Özellikle tıbbi denetim olmadan uzun süreli kullanımı, savunmasız kişiler için risk teşkil edebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bvLUWdJYxEyba8FCOxZPlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Probiyotikler, yalnızca sindirime yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda bağışıklığı artıran ve cilt sağlığını iyileştiren bağırsak sağlığı süper kahramanları olarak kabul edilir. Bazı araştırmalar, probiyotiklerin vücut yağını, bel çevresini ve vücut kitle indeksini (VKİ) azaltmaya yardımcı olabileceğini bile öne sürüyor. Hiç şaşırtıcı değil, probiyotikler sağlıklı yaşam rutinlerinin vazgeçilmezi haline geliyor. Birçoğu sağlıklarını dönüştürmek için probiyotik takviyelerine güvenirken, diğerleri bunları yoğurt, kefir, lahana turşusu, kimchi ve kombucha gibi bazı içecekler şeklinde doğal olarak diyetlerine ekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x0b-kXjGkECwpxm5beGu0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Probiyotikler, sağlığınıza birçok şekilde fayda sağlayabilen canlı bakteriler ve mayalardır. İyi ve kötü bakterilerin bir karışımından oluşan geniş bağırsak mikrobiyotanızda, probiyotik takviyeleri mevcut dost mikropların tedarikine eklenir. Ayrıca 'kötü' bakterilerle savaşır ve enfeksiyonlara karşı bağışıklığınızı güçlendirir. Vücudumuz, bedensel işlevlerimizi ve sağlığımızı desteklemeye yardımcı olan trilyonlarca mikroorganizmaya ev sahipliği yapar. Probiyotikler, mikrobiyomunuzdaki yararlı mikropların dengesizliği veya eksikliği olan disbiyozu önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olur. Ancak probiyotikler herkes için değildir ve bir bireye uygun olmayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nlpU9vCtHE6a3OVNQ6hirg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni çalışmalar, özellikle sağlıklı bireylerde günlük probiyotik kullanımının uzun vadeli etkilerini tartışıyor.Bağırsakları iyi bakterilerle aşırı yüklemek, iltihabı artırabilir veya kardiyovasküler riskler oluşturabilir.Journal of Functional Foods'da yayınlanan bir çalışma, aşırı probiyotik tüketmenin daha az bilinen yan etkilerini tartışıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/abgnqRS1b0uem2FrBPyJ4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Probiyotikler genellikle bağırsak sağlığını iyileştirirken, uzun vadeli kullanımları yüksek iltihaplı sitokinlerle ilişkilidir, bu da fazla 'iyi bakterinin' aslında iltihabı tetikleyebileceğini düşündürmektedir.2. BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI BİLEŞİMİNDE DEĞİŞİKLİKÇok suşlu probiyotiklerin uzun süreli kullanımı, bağırsak bakterilerini diyabet ve felçle bağlantıları da dahil olmak üzere gastrointestinal iltihapla ilişkili ailelere kaydırdı. Suşların genel olarak güvenli olarak kabul edilmesine rağmen mikrobiyal denge bozuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e1f8K_SttkeEA8H-LLGKPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Probiyotik takviyesi kullanımının uzun vadeli alımı, kalp sağlığı için potansiyel bir uyarı işareti olan lipoprotein oranları (önemli kardiyovasküler göstergeler) gibi belirteçleri artırabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu bitkiyi koparmanın cezası 387 bin TL</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bu-bitkiyi-koparmanin-cezasi-387-bin-tl</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bu-bitkiyi-koparmanin-cezasi-387-bin-tl</guid>
<description><![CDATA[ Sahillerde yetişen ve nesli tehlike altında olan kum zambaklarını koparanlara 387 bin 141 TL para cezası uygulanıyor.Bodrum Belediyesi, 22 Mayıs Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü kapsamında, Ortakent Yahşi Kargı Sahili&#039;nde koruma altında bulunan kum zambaklarının yer aldığı alanda öğrencilere yönelik farkındalık etkinliği düzenledi.Etkinlikte, Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) Mavi Bayrak Muğla Koordinatörü Gürcan Kaya tarafından öğrencilere; kum zambağının habitatı, fiziki yapısı ile doğadaki önemi ve mavi bayraklı plajlar hakkında bilgiler verildi.Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre nesli tehlike altında olan kum zambaklarının korunması büyük önem taşıyor. Bitkinin soğanlarının yurt dışına çıkarılması yasak; koparılması durumunda ise 387 bin 141 TL idari para cezası uygulanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-TAwrHyyCEKZkkYJIYKP6Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>bitkiyi, koparmanın, cezası, 387, bin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-TAwrHyyCEKZkkYJIYKP6Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bu çiçeği koparmanın cezası 387 bin TL"><p>Sahillerde yetişen ve nesli tehlike altında olan kum zambaklarını koparanlara 387 bin 141 TL para cezası uygulanıyor.</p><p>Bodrum Belediyesi, 22 Mayıs Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü kapsamında, Ortakent Yahşi Kargı Sahili'nde koruma altında bulunan kum zambaklarının yer aldığı alanda öğrencilere yönelik farkındalık etkinliği düzenledi.</p><p>Etkinlikte, Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) Mavi Bayrak Muğla Koordinatörü Gürcan Kaya tarafından öğrencilere; kum zambağının habitatı, fiziki yapısı ile doğadaki önemi ve mavi bayraklı plajlar hakkında bilgiler verildi.</p><p>Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre nesli tehlike altında olan kum zambaklarının korunması büyük önem taşıyor. </p><p>Bitkinin soğanlarının yurt dışına çıkarılması yasak; koparılması durumunda ise 387 bin 141 TL idari para cezası uygulanıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>5 bin yıllık ekmek yeniden üretildi: Arkeolojik kazılarda bulunmuştu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/5-bin-yillik-ekmek-yeniden-uretildi-arkeolojik-kazilarda-bulunmustu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/5-bin-yillik-ekmek-yeniden-uretildi-arkeolojik-kazilarda-bulunmustu</guid>
<description><![CDATA[ Eskişehir’deki Küllüoba kazılarında bulunan 5 bin yıllık ekmek, arkeolojik bulgularda yer alan tarifle yeniden üretilerek 50 liradan satışa sunuldu.Seyitgazi ilçesine bağlı Küllüoba kazı çalışmaları, 1996 yılında başladı. Aradan geçen zaman içerisinde kazı alanında İlk Tunç Çağı’nın kültürel özelliklerini ortaya çıkaran objelerin yanı sıra hayvan kemikleri, milattan önce 3 bin yılına uzanan taş sanduka, çömlek mezar yaklaşık 5 bin yıl önce Anadolu’daki ilk şehirleşme yapılanması da ortaya çıkarıldı.Prof. Dr. Murat Türkteki başkanlığında devam eden kazı çalışmalarında geçen yıl, mayalanarak pişirilmiş ekmek bulundu. Kaza alanındaki bir evin arka odasında kapının eşik kısmına yakın ve tabana gömülmüş olarak bulunan ekmeğin radyokarbon analizi sonuçlarında günümüzden 5 bin yıl öncesine ait olduğu belirlendi.
Ayrıca görüntüsü günümüzdeki ekmek formundan farklı, Küllüoba ekmeğinin 12 santim çapında, 2 buçuk santim kalınlığında ve 65 gram ağırlığında olduğu anlaşıldı.İncelemelerde, ekmek içeriğinde iri öğütülmüş gernik buğdayı (triticum dicoccum) ve baklagil (mercimek) olduğu tespit edildi. Gernik (emmer) buğdayının bugün kullanılan ekmeklik buğdayın atası sayıldığı ve hala Şanlıurfa-Diyarbakır çevresinde yabani olarak da varlığı bilinen bir tür olduğu belirtildi.Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Küllüoba kazılarında bulunan 5 bin yıl öncesine ait ekmeğin arkeolojik bulgularını temel alarak aynı tarifle yeniden taş değirmende öğütülen kavılca, Horasan, gacer ile mercimek unundan ve düşük glütenle üretildi.Küllüoba ekmeği adı verilen ekmek, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi üretici marketlerinde 50 liradan satışa sunuldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KUjea-8YfUGhTxgbgMFitw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>bin, yıllık, ekmek, yeniden, üretildi:, Arkeolojik, kazılarda, bulunmuştu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KUjea-8YfUGhTxgbgMFitw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="5 bin yıllık ekmek aynı tarifle yeniden üretildi"><p>Eskişehir’deki Küllüoba kazılarında bulunan 5 bin yıllık ekmek, arkeolojik bulgularda yer alan tarifle yeniden üretilerek 50 liradan satışa sunuldu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zmID_hiAi0azH_2aw3IvWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Seyitgazi ilçesine bağlı Küllüoba kazı çalışmaları, 1996 yılında başladı. Aradan geçen zaman içerisinde kazı alanında İlk Tunç Çağı’nın kültürel özelliklerini ortaya çıkaran objelerin yanı sıra hayvan kemikleri, milattan önce 3 bin yılına uzanan taş sanduka, çömlek mezar yaklaşık 5 bin yıl önce Anadolu’daki ilk şehirleşme yapılanması da ortaya çıkarıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LvGsjZX4E06kfnpkbUF9fA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Murat Türkteki başkanlığında devam eden kazı çalışmalarında geçen yıl, mayalanarak pişirilmiş ekmek bulundu. Kaza alanındaki bir evin arka odasında kapının eşik kısmına yakın ve tabana gömülmüş olarak bulunan ekmeğin radyokarbon analizi sonuçlarında günümüzden 5 bin yıl öncesine ait olduğu belirlendi.
Ayrıca görüntüsü günümüzdeki ekmek formundan farklı, Küllüoba ekmeğinin 12 santim çapında, 2 buçuk santim kalınlığında ve 65 gram ağırlığında olduğu anlaşıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NNPYK6hmD06Ecuaq7_n1dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İncelemelerde, ekmek içeriğinde iri öğütülmüş gernik buğdayı (triticum dicoccum) ve baklagil (mercimek) olduğu tespit edildi. Gernik (emmer) buğdayının bugün kullanılan ekmeklik buğdayın atası sayıldığı ve hala Şanlıurfa-Diyarbakır çevresinde yabani olarak da varlığı bilinen bir tür olduğu belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tjIpCsssp0-swAv3GsT90Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Küllüoba kazılarında bulunan 5 bin yıl öncesine ait ekmeğin arkeolojik bulgularını temel alarak aynı tarifle yeniden taş değirmende öğütülen kavılca, Horasan, gacer ile mercimek unundan ve düşük glütenle üretildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qwKbGvNjukq1gGz3Y7vxFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küllüoba ekmeği adı verilen ekmek, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi üretici marketlerinde 50 liradan satışa sunuldu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Faruk Sabancı imaj değiştirdi: Bana Malkoçoğlu diyebilirsiniz  (Ünlülerin değişimi)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/faruk-sabanci-imaj-degistirdi-bana-malkocoglu-diyebilirsiniz-unlulerin-degisimi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/faruk-sabanci-imaj-degistirdi-bana-malkocoglu-diyebilirsiniz-unlulerin-degisimi</guid>
<description><![CDATA[ Ünlü DJ Faruk Sabancı imaj değiştirdi. Sabancı, imajını değiştiren tek isim değil. Kimi estetik operasyon yaptırıyor, kimi saçında küçük bir değişimle bambaşka bir görünüme bürünüyor. İşte ünlü isimlerin değişimleri...Son dönemde hem kariyeri hem oyuncu Esra Bilgiç ile yaşadığı aşkla gündemden düşmeyen Faruk Sabancı, bu kez imaj değişikliğiyle şaşırttı.2. Sayfa&#039;nın haberine göre; bıyık bırakan ünlü DJ Faruk Sabancı, yeni ijamıyla ilgili &quot;Bana Malkoçoğlu Faruk diyebilirsiniz&quot; esprisini yaptı.&quot;Yorumlara açığım, beğenenler oluyor, beğenmeyenler oluyor&quot; diyen Sabancı, bıyık bırakmasının sebebini de şöyle açıkladı:
&quot;Esra&#039;nın önerisiyle bıraktım zaten. ‘Bıyık sana gider’ dedi!”Son olarak Kalpazan dizisiyle izleyici karşısına çıkan ünlü oyuncu Şükran Ovalı imaj değişikliğine gitti.2017 yılında İtalya&#039;nın başkenti Roma&#039;da futbolcu Caner Erkin ile dünyaevine giren 40 yaşındaki oyuncu, uzun saçlarından vazgeçti.Saçlarını kısacık kestiren oyuncu &quot;Saçlar gitti saçlar&quot; notuyla imajını takipçilerinin beğenisine sundu.Bir süredir ekranlardan uzak olan ve sosyal medya paylaşımlarıyla gündemden düşmeyen Nurgül Yeşilçay, imaj değiştirdi.Saçlarını küt kestiren oyuncu, yeni halini takipçilerinin beğenisine sundu.49 yaşındaki Nurgül Yeşilçay, paylaşımına &quot;Size sordum kestirme dediniz, ben de kestirdim&quot; notunu düştü.Kariyeri kadar özel hayatıyla da gündemden düşmeyen Zeynep Bastık, imajında radikal bir değişikliğe gitti.&quot;Dargın&quot;, &quot;Yalan&quot;, &quot;Lan&quot;, &quot;Ara&quot; gibi şarkılarıyla adını geniş kitlelere duyuran ünlü şarkıcı, kakül kestirerek yeni bir görünüme kavuştu.Zeynep Bastık, yeni majıyla verdiği pozları &quot;Beklenmedik patlamalar&quot; notuyla sosyal medya hesabından paylaştı.Kızıl Goncalar dizisi ekranlara veda etmeye hazırlanıyor. Final bölümü çekimleri biten dizinin yıldızı Mert Yazıcıoğlu, imaj tazeledi.Dizide Cüneyd karakterine hayat veren Yazıcıoğlu, saçını ve sakalını kestirdi.İmaj değişikliği bir hayranıyla çekilen fotoğrafı sayesinde ortaya çıkan Yazıcıoğlu&#039;nun yeni hali takipçilerini ikiye böldü.
Bazıları ünlü oyuncuya &quot;Her haliyle yakışıklı&quot; derken; bazıları da &quot;Sakal ona yakışıyordu&quot; yorumlarında bulundu.Star TV&#039;nin 101&#039;inci bölümüyle final yapan dizisi Yalı Çapkını&#039;nda Seyran karakterine hayat veren Afra Saraçoğlu, oyunculuk performansıyla olduğu kadar özel hayatı ve sosyal medya paylaşımlarıyla da adından söz ettiriyor.Dizinin bitmesinin ardından dinleneceğini söyleyen Saraçoğlu, imaj değiştirdi.
Koyu renkli saçlarını sarıya boyatan ünlü oyuncu, son halini takipçileriyle paylaştı.Paylaşımına &quot;Evet, sarı saç&quot; notunu düşen Saraçoğlu&#039;nun yeni saçları sosyal medyada gündem oldu.Son olarak başrollerini Barış Arduç ile paylaştığı Rüzgara Bırak filmiyle gündeme gelen Hande Erçel, bu kez İki Dünya Bir Dilek adlı filmde başrol oynayacak.Metin Akdülger ile başrolleri paylaşan ve ilk kez kendi yazdığı hikayede oynayan ünlü isim, yeni projesi için imaj değiştirdi.Saçlarını kısacık kestiren güzel oyuncu, yeni stilini sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaştı. Erçel paylaşımına &quot;Hoşgeldin Bilge&quot; notunu düştü.
Ünlü oyuncunun peruk olduğu ortaya çıkan kısa saçları kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.Maskeli Beşler serisi ve Avrupa Yakası dizisindeki rolleriyle tanınan Peker Açıkalın, uzun süredir gözlerden uzak bir yaşam sürüyor.Geçtiğimiz yıl beyin kanaması geçiren ve sağlığına yeniden kavuşan ünlü isim, imaj değiştirdi.Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan Açıkalın, saçlarını kazıttı, bıyık bıraktı. Kilo aldığı görülen ünlü ismin son hali sosyal medyada gündem oldu.Kuzey Yıldızı İlk Aşk dizisiyle şöhreti yakalayan Nilsu Berfin Aktaş, şimdilerde Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar dizisinde Ayşe karakterine hayat veriyor.Oyunculuk performansının yanında güzelliği ile de dikkat çeken Aktaş, kısa bir süre önce koyu renk olan saçlarını kumral tonlarına boyatmıştı.26 yaşındaki ünlü oyuncu, bu kez imaj tazeledi ve sarışın oldu. Platin sarısı saçlarıyla poz veren Aktaş&#039;ın yeni hali çok beğenildi.
Ünlü isme &quot;Sana her şey yakışır&quot;, &quot;Hep böyle kal&quot;, &quot;Barbie&quot;, &quot;Bu ne güzellik&quot; gibi yorumlar geldi.&quot;Çatma Yarim&quot;, &quot;Renklensin&quot;, &quot;Leila&quot; gibi şarkılarla tanınan şarkıcı Reynmen imaj değişikliğine gitti.30 yaşındaki şarkıcı, saçlarını sarıya boyattı. Reynmen, yeni tarzını sosyal medyada takipçilerinin beğenisine sundu.Geçtiğimiz yıl İtalya&#039;da Emire Cansu Kurtaran ile dünyaevine giren şarkıcı, son olarak Sefo ile yaşadığı polemik ile gündeme gelmişti.&quot;Ateşe Düştüm&quot; şarkısıyla tanınan ve son dönemde Serenay Sarıkaya ile ilişkisiyle gündemden düşmeyen şarkıcı Mert Demir, ünlü oyuncuyla reklam aşkı yaşadığı iddiaları sonrası &quot;Bir süre uzak kalacağım&quot; açıklaması yapmıştı.Uzun bir süre sonra sahneye çıkan ünlü şarkıcı imaj değiştirdi. Mert Demir&#039;in dönüşü sadece sahne performansıyla değil yeni tarzıyla dikkat çekti.Saçlarını kısacık kestiren ve kilo aldığı görülen Mert Demir&#039;in bıyıkları da gözlerden kaçmadı.
Ünlü şarkıcının yeni imajı hayranlarını ikiye böldü. Bazı sosyal medya kullanıcıları &quot;Çok yakışmış&quot; gibi yorumlar yaparken, bazıları da &quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2ihnVegfwkWjLGrY53yLPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Faruk, Sabancı, imaj, değiştirdi:, Bana, Malkoçoğlu, diyebilirsiniz, Ünlülerin, değişimi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2ihnVegfwkWjLGrY53yLPw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Faruk Sabancı'dan yeni imaj"><p>Ünlü DJ Faruk Sabancı imaj değiştirdi. Sabancı, imajını değiştiren tek isim değil. Kimi estetik operasyon yaptırıyor, kimi saçında küçük bir değişimle bambaşka bir görünüme bürünüyor. İşte ünlü isimlerin değişimleri...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FSeZy9Bm00mBVzNgT123Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde hem kariyeri hem oyuncu Esra Bilgiç ile yaşadığı aşkla gündemden düşmeyen Faruk Sabancı, bu kez imaj değişikliğiyle şaşırttı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_eZDMQCbskS_XV9Fs_09cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2. Sayfa'nın haberine göre; bıyık bırakan ünlü DJ Faruk Sabancı, yeni ijamıyla ilgili "Bana Malkoçoğlu Faruk diyebilirsiniz" esprisini yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UkrNmNV6jU2M5G8i0YkycQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Yorumlara açığım, beğenenler oluyor, beğenmeyenler oluyor" diyen Sabancı, bıyık bırakmasının sebebini de şöyle açıkladı:
"Esra'nın önerisiyle bıraktım zaten. ‘Bıyık sana gider’ dedi!”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m1tueGK0Mk-TkWOQ4gpluQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak Kalpazan dizisiyle izleyici karşısına çıkan ünlü oyuncu Şükran Ovalı imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kyMccxpkREWruXKJvpRGLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2017 yılında İtalya'nın başkenti Roma'da futbolcu Caner Erkin ile dünyaevine giren 40 yaşındaki oyuncu, uzun saçlarından vazgeçti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C7C4YaHUjkysrK_cv2OnIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını kısacık kestiren oyuncu "Saçlar gitti saçlar" notuyla imajını takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LItoHr9T7USzVepnievf9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir ekranlardan uzak olan ve sosyal medya paylaşımlarıyla gündemden düşmeyen Nurgül Yeşilçay, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t4x19lDFb0GibatU3FXm8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını küt kestiren oyuncu, yeni halini takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RUTBlfnY_0-lfySPJX--vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>49 yaşındaki Nurgül Yeşilçay, paylaşımına "Size sordum kestirme dediniz, ben de kestirdim" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W3jjt94gaUqG5S5ZzVdOqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kariyeri kadar özel hayatıyla da gündemden düşmeyen Zeynep Bastık, imajında radikal bir değişikliğe gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rrfYwh94xEqUnHiT7Uq3FA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Dargın", "Yalan", "Lan", "Ara" gibi şarkılarıyla adını geniş kitlelere duyuran ünlü şarkıcı, kakül kestirerek yeni bir görünüme kavuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4yRfFz9Sr0GiGFctJJswyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeynep Bastık, yeni majıyla verdiği pozları "Beklenmedik patlamalar" notuyla sosyal medya hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/865JDgbJsk6vs6idAH0DhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızıl Goncalar dizisi ekranlara veda etmeye hazırlanıyor. Final bölümü çekimleri biten dizinin yıldızı Mert Yazıcıoğlu, imaj tazeledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zGGDu1K-30iLERCjHR5BgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dizide Cüneyd karakterine hayat veren Yazıcıoğlu, saçını ve sakalını kestirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-bT0gvCOakS3SZ9ztI501Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İmaj değişikliği bir hayranıyla çekilen fotoğrafı sayesinde ortaya çıkan Yazıcıoğlu'nun yeni hali takipçilerini ikiye böldü.
Bazıları ünlü oyuncuya "Her haliyle yakışıklı" derken; bazıları da "Sakal ona yakışıyordu" yorumlarında bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5rtPuxI-7U6tFK3valaqvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Star TV'nin 101'inci bölümüyle final yapan dizisi Yalı Çapkını'nda Seyran karakterine hayat veren Afra Saraçoğlu, oyunculuk performansıyla olduğu kadar özel hayatı ve sosyal medya paylaşımlarıyla da adından söz ettiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aVmXcjdU20qYWQqUZu5VmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dizinin bitmesinin ardından dinleneceğini söyleyen Saraçoğlu, imaj değiştirdi.
Koyu renkli saçlarını sarıya boyatan ünlü oyuncu, son halini takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bT3FCGYAW06hO54TVnuDxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paylaşımına "Evet, sarı saç" notunu düşen Saraçoğlu'nun yeni saçları sosyal medyada gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8S4vtbRdGUmEKbLbzhCgfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak başrollerini Barış Arduç ile paylaştığı Rüzgara Bırak filmiyle gündeme gelen Hande Erçel, bu kez İki Dünya Bir Dilek adlı filmde başrol oynayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gp3VClhl9ke2N76jkLwCEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metin Akdülger ile başrolleri paylaşan ve ilk kez kendi yazdığı hikayede oynayan ünlü isim, yeni projesi için imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B5m0s9AA20ijStCfuqr6VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını kısacık kestiren güzel oyuncu, yeni stilini sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaştı. Erçel paylaşımına "Hoşgeldin Bilge" notunu düştü.
Ünlü oyuncunun peruk olduğu ortaya çıkan kısa saçları kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v1NwcrJH1U-Ppp5_Gxm-Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Maskeli Beşler serisi ve Avrupa Yakası dizisindeki rolleriyle tanınan Peker Açıkalın, uzun süredir gözlerden uzak bir yaşam sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EadlersEJky6qL_JJkDp4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz yıl beyin kanaması geçiren ve sağlığına yeniden kavuşan ünlü isim, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xY1BM2PX1UWWUodWE9N4VA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan Açıkalın, saçlarını kazıttı, bıyık bıraktı. Kilo aldığı görülen ünlü ismin son hali sosyal medyada gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GE8mvqsVFkWyMzLLrD_nig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuzey Yıldızı İlk Aşk dizisiyle şöhreti yakalayan Nilsu Berfin Aktaş, şimdilerde Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar dizisinde Ayşe karakterine hayat veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UlXc71TJ2kidTzlQDG92XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyunculuk performansının yanında güzelliği ile de dikkat çeken Aktaş, kısa bir süre önce koyu renk olan saçlarını kumral tonlarına boyatmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s7Xb5XiMGEOEC-mYbtkBgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>26 yaşındaki ünlü oyuncu, bu kez imaj tazeledi ve sarışın oldu. Platin sarısı saçlarıyla poz veren Aktaş'ın yeni hali çok beğenildi.
Ünlü isme "Sana her şey yakışır", "Hep böyle kal", "Barbie", "Bu ne güzellik" gibi yorumlar geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5dKq8scF7k-HFTql81j6_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Çatma Yarim", "Renklensin", "Leila" gibi şarkılarla tanınan şarkıcı Reynmen imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G8O0aHKG-UeGexbkt5sufQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>30 yaşındaki şarkıcı, saçlarını sarıya boyattı. Reynmen, yeni tarzını sosyal medyada takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9e6qpWn2E062RzpzucHZHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz yıl İtalya'da Emire Cansu Kurtaran ile dünyaevine giren şarkıcı, son olarak Sefo ile yaşadığı polemik ile gündeme gelmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TaehPFnrgE-GW7N_r4ZVVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Ateşe Düştüm" şarkısıyla tanınan ve son dönemde Serenay Sarıkaya ile ilişkisiyle gündemden düşmeyen şarkıcı Mert Demir, ünlü oyuncuyla reklam aşkı yaşadığı iddiaları sonrası "Bir süre uzak kalacağım" açıklaması yapmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3aWHktsn5E2fRCAp8fhPXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun bir süre sonra sahneye çıkan ünlü şarkıcı imaj değiştirdi. Mert Demir'in dönüşü sadece sahne performansıyla değil yeni tarzıyla dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uR5E-cap1063GtS1UVJ6PA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını kısacık kestiren ve kilo aldığı görülen Mert Demir'in bıyıkları da gözlerden kaçmadı.
Ünlü şarkıcının yeni imajı hayranlarını ikiye böldü. Bazı sosyal medya kullanıcıları "Çok yakışmış" gibi yorumlar yaparken, bazıları da "Hiç olmamış" şeklinde eleştiri de bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aD5vTFISXUGCexkB8JWaOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir ekranlardan uzak olan oyuncu Demet Özdemir yeni dizisiyle ekranlara dönmeye hazırlanıyor. Erkenci Kuş ve Doğduğun Ev Kaderindir gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu geçtiğimiz günlerde 33 yaşına bastı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-zvnFNsxoE2GRXF5If9KIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğum günü partisinden yaptığı paylaşımlarla adından söz ettiren oyuncu, peruk takarak poz verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gjp5YDOxBkunLZDv9TD5fA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"At fava, bekle bakalım belki bir gün" notuyla paylaşım yapan oyuncunun kısa peruklu fotoğrafları sosyal medyada büyük ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZxuA9xyTzUqoTV1XBLEbgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sen Çal Kapımı, Sipahi, Bir Derdim Var gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Başak Gümülcinelioğlu imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cWQ8s3oSlUe2f-LU1ZBIGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>33 yaşındaki oyuncu, saçlarını kısacık kestirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CqPWyK52ik227Jle-c55Og.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendisi gibi oyuncu olan Çağrı Çıtanak ile 2022'de dünyaevine giren yıldız, yeni imajını "Yeniden tanışalım. Ben Başak" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNA5lFYQFUuObtl01xJXAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şevval Sam imaj değişikliğine gitti. Ünlü şarkıcı ve oyuncu Sam, saçlarını kısacık kestirdi.
51 yaşındaki şarkıcının yeni tarzı beğeni topladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RzWjcQ9ZDUmlgvql-zTq5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konser öncesi yeni imajını takipçileriyle paylaşan yıldız "Çok uzun zamandır böyle bir değişiklik yapmamıştım. Sürprizimi ilk kez sizinle paylaşmak istedim. Benim için büyük bir yenilik. Hayatta değişimi sevdiğimi biliyorsunuz, umarım sizler de beğenmişsinizdir" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0lgnaswezE6HojBpE7ocLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sam sözlerine şöyle devam etti:"Birazdan sahneye çıkacağım ,ilk defa böyle çıkacağım için, 'Şevval ne yapmış' demeyin diye sizinle paylaşmak istedim yeni imajımı, çok rahat. Bazen alışkanlıklarımızdan vazgeçmek enerjimizi tazeliyor, değişikli iyidir, ben beğendim umarım siz de beğenmişsinizdir, enerjilerimizi tazelemek iyi gelir diye düşünüyorum, görüşlerinizi ve yorumlarınızı merak ediyorum, 20 senedir ilk defa böyle bir saç yapıyorum."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2cBzm2VSOUSjslPc2IQ0ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkı Sibel Can, yeni albümü Drama için imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/okfT-Dv4LEG9m5nbxXkpaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>54 yaşındaki sanatçı saçlarını sarıya boyattı. Uzun yıllardır koyu tonları tercih eden Can'ın yeni imajı sosyal medyada gündem oldu.
Usta şarkıcı Sibel Can’ın kariyerinin 24. albümü olan Drama’da toplam 12 eser yer alıyor. Beş yıl aradan sonra gelen albüm, 14 Şubat 2025’ta müzikseverlerle buluştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2eLP5PdAsEOWdAdopSiZYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir kendisi gibi oyuncu Hakan Kurtaş ile aşk yaşayan Birce Akalay sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımlarla sık sık gündem oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VItylRnjsEOnDWb4Jzf0ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>40 yaşındaki oyuncu, yeni imajını takipçileriyle paylaştı. Uzun saçlarından vazgeçen Akalay, saçlarını kısacık kestirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y6TudfZprEmLILvR-CUWtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşk-ı Memnu, Sevda Kuşun Kanadında, Barda, Seni Görüyorum, Hayatımın Şansı ve Benden Ne Olur? gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu İlker Kızmaz, yeni imajıyla adından söz ettirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1JpHUMCm6UWGm7o1Au9jiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2014'te oyuncu Aslı Türkel ile dünyaevine giren 49 yaşındaki oyuncunun son hali sosyal medyada gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pgFyWknKQUiIw3I2p9OZ-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni stilini takipçileriyle paylaşan Kızmaz'ın karelerine beğeni yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mWxXZyaepE-tQ0ZKHV3jUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pelin Akil ile Anıl Altan son dönemde evliliklerinde kriz yaşadıkları iddialarıyla sık sık gündeme geliyor.
Ayrılık iddialarını her seferinde yalanlayan ikilinin sosyal medya paylaşımları beğeni topluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hk8Jd76X_ESnlHnOoyF1RQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak Yalı Çapkını dizisinde rol alan Pelin Akil, imaj değişikliğine gitti. 38 yaşındaki oyuncu yeni imajını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TxFL5o1GoEWY0y40uAB3Sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu yeni tarzını "Nasıl cesaret ettiniz sorularını duyar gibiyim kulaklarımı çok çınlatmayın direkt buraya yazın. Nasıl buldunuz?" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wmmxcSz960OKrC5bsVdzyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Derya Uluğ imaj değişikliğine gitti. Kahverengi saçlarından vazgeçen Derya Uluğ yeni imajını sosyal medya hesabında takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CLWxoRH27kSgO4sRuOUKxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medyayı aktif olarak kullanan sanatçının yeni tarzı beğeni topladı.
Sarı bir elbise de giyen Uluğ'a takipçileri "Gerçek bir Fenerbahçeli", "Sarışınlar Çat", "Çünkü o Fenerbahçeli" ve "Dişi Kanarya" gibi yorumlar yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6H1nD91fREyGFSX4j_Pxsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Esas Oğlan adlı dizi ile ilk oyunculuk deneyimini yaşayan Hadise, radikal bir karar alarak imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yiuDuLV_HUaZf3KV2RWEUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir sarı olarak kullandığı saçlarını bakır tonlarına boyatan Hadise'nin yeni halini Belçika'daki kuaförü paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/73XFxJIOjEC4TsIVK-URgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son röportajında saçlarını boyatmak için Belçika'ya uçtuğunu "17 yaşından beri benim saçlarımı boyayan en yakın arkadaşım Sevda. Onun dışında kimseye boyatmıyorum" sözleriyle açıklayan Hadise'nin yeni imajı takipçilerini ikiye böldü.
Kimleri Hadise'ye yeni saçlarını çok yakıştırırken; bazı hayranları da sarı renge geri dönmesi gerektiğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wJshI1A7dEy3s2bcROgVow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak Kızılcık Şerbeti dizisinde "Alev" karakterine hayat veren Müjde Uzman, yeni bir projeyle adından söz ettirmeye hazırlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IiERb5l3hUi1IzrL8so5IQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu yeni dizisinde canlandıracağı "Gaye" rolü için imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zwmY3hWnMU6WBh6h6nBdPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modellik kariyerinde hızlı bir yükselişe geçen ve sektörün en iyi modellerinden biri olarak gösterilen Kendall Jenner, kahverengi saçlarından vazgeçti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IsBB-KEEC06RfXNMYpvTBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü model saçlarını sarıya boyattı.
Daha önce saçlarını kızıla ve farklı bir sarı tonuna boyatan Jenner, sosyal medya hesabında yeni imajını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mmn-DK_MXkyhjHnjpQxoYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Bestemsu Özdemir kahverengi saçlarından vazgeçti</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Hy4zXTynE6AX9b0GhOssw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu "Hoş geldin Semiramis…" notuyla yeni imajını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JGpJ6y_a3UmWDrOkfgec5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun bir aradan sonra Düğüm dizisiyle izleyici karşısından çıkan Bergüzar Korel, sarı saçlarından vazgeçmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tIxZ5rrI8E6bl5jGJfKztA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni projesi için imaj değiştiren ünlü oyuncu, bu kez de koyu renkli saçlarını uzattı. Korel, yeni halini "Yine başardım" notuyla takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vAAQxgzqAkexohts4FkMJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2019 yılından bu yana Kolpa grubunun solisti Barış Yurtcu ile mutlu bir beraberliği olan oyuncu Deniz Baysal, imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ECupCZLrpkGTmxtAigl5Tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, yeni dizisi için sarışın oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2yo6y44OoUODn3CrBA8_gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak "Gelin Takımı" adlı filmde rol alan Nilperi Şahinkaya, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qaVNlEulokutw_VpJHI3qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını kestiren ve rengini değiştiren ünlü oyuncu, yeni imajını "Şimdi gel de gör beni bambaşka biri" notuyla paylaştı.
Şahinkaya'nın uzun yıllardır aşk yaşadığı Emre Yusufi de sevgilisine "Hanımı yeniledik. Çok güzel oldu. Emeği geçen herkese teşekkürler" yorumunu yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TUHvo-9sWEWjnW2IWTISog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başrollerini Caner Cindoruk ve Serkan Altunorak ile paylaştığı Düğüm dizisiyle adından söz ettiren Bergüzar Korel saçlarını sarıya boyatmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DoJp1xpt3UyXYUXxPtFH2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu sarı saçlarından vazgeçti!
Korel yeni imajını  "Çünkü ağustos 7’sinden başlayarak ortanca ayıdır bizim için ve evet I’m back" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8dHfaTsMk0Gl_owMw9DSVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak bir süredir birlikte olduğu Oğulcan Engin ile çıktığı İtalya tatiliyle gündeme gelen oyuncu İlayda Alişan imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1uA3xDgxhk21Vev1i-XFWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını kestiren oyuncu, yeni imajını "Giderek kısalan saçlarımı sevdiniz mi?" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Y6606SxLUSkKnf-U3YHRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Filenin Sultanları'nın Olimpiyat için hazırlıkları sürüyor. Takımın yıldız oyuncularından Melissa Vargas yeni imajıyla gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jfF_IH8KwUmRyTvKLQIJAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vargas sosyal medya hesabından saçlarında yaptığı değişikliği paylaştı. Vargas, saçlarını tamamen sarıya boyattı.
Filenin Sultanları, Paris Yaz Olimpiyatları’nda madalya için mücadele edecek. Organizasyon 27 Temmuz- 11 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek. Paris Olimpiyat Oyunları’nda C Grubun’da mücadele eden Filenin Sultanları ilk maçını 29 Temmuz Pazartesi günü Hollanda karşısında oynayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CKS7nVKPrkmCLhFzJ8k-Uw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaan Yıldırım ile aşk yaşayan ünlü oyuncu Pınar Deniz geçtiğimiz günlerde imaj değişikiğine gitmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YfH0xZDwUEGvZqLbk1LZRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz "Tatil kafası" notuyla yeni saç stilini takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zqhOOcQkD0O5TvfqT79pnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak oyuncu "Biten sevdalar" diyerek eski haline döndüğünü duyurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/88ShyGsXzkaKj4N41dCx6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Özgü Namal yeni rolü için imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e_EQglO4w0GwCwhLtfgpOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlker Çatak'ın yönetmenliğini yaptığı Sarı Zarflar filminde rol almaya hazırlanan oyuncu saçlarını kısacık kestirip sarıya boyattı.
Özgü Namal'ı görenler tanıyamadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/moblgo2gg0G-FqO8xHmORQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İki sezon boyunca Star TV'nin sevilen dizisi Ömer'de Reşat Ademoğlu karakterine hayat veren Barış Falay, dizi biter bitmez imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j2nkf9XZx0OXR1-PwbD_AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birsen Altuntaş'ın haberine göre; dizideki karakteri için uzattığı sakallarına veda eden ünlü oyuncu, şimdilerde ailesiyle tatilin tadını çıkarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7lA7dYHHTUSzH0z4kNCQBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneşi Beklerken, Kalp Yarası, Yaşam Koçu ve Yok Artık! 2 gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Yağmur Tanrısevsin, Hollywood'un ikonik ismi Marilyn Monroe'ya dönüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QLZaDDae1UGZ6IsjZkolvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir proje için imaj değiştiren 33 yaşındaki yıldızın paylaşımlarına binlerce beğeni ve yorum yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kz9PrEpKSEiyeenwBrulrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Yasak Elma", "Mucize Doktor" gibi projelerde rol alan son olarak "Şahane Hayatım" adlı dizide boy gösteren Onur Tuna, sosyal medya hesabından yeni tarzını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gPH1rxjTcEWEt1bjDomLFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını sarıya boyatan Tuna, paylaşımına "Yaz kafası" notunu düştü. Ünlü oyuncunun yeni görüntüsü takipçilerini ikiye böldü.
Bazıları yeni saç renginin Tuna'ya çok yakıştığını söylerken bazıları da doğal halinin daha iyi göründüğünü belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lXMwEi3kE0WwKR4V_A_dAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2022'de Berkin Gökbudak ile dünyaevine giren 2023 yılında da kızı Elay'ı kucağına alan Aslı Enver, şimdilerde anne olmanın tadını çıkarıyor. Elay ile fotoğraflarıyla gündemden düşmeyen Enver, uzun saçlarına veda etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f3F99xHPRki35_-aJH8z8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, yeni imajını sosyal medya hesabından "Önce, sonra" notuyla paylaştı. Aslı Enver'in son hali İstanbullu Gelin'de canlandırdığı Süreyya karakterine benzetildi.
Enver'e "Süreyya Boran sen misin?", "Süreyya geri döndü", "Çok yakışmış" gibi yorumlar yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lL3Ckg-KWUSVJ0M-0VfsbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özel hayatıyla olduğu kadar sahne tarzıyla da sık sık gündeme gelen ünlü şarkıcı Melek Mosso imaj değişikliğine gitti.
Saçlarını kızıla boyatan Mosso'nun yeni imajı sosyal medyada çok konuşuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R-ZdJYKPdEia69wcXC7v0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şarkıcı, sosyal medya hesabından "Saçımı başımı beğenirken bir maşallah deyin içinizden. Dünden beri belim doğrulmuyor. Neredeyse sahneden düşecektim. Maşallah deyin" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eZIgdylM3kmMOYWN1i0Stw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mor ve Ötesi grubun solistli Harun Tekin ile birlikteliğinin yanı sıra yer aldığı projelerle de adından söz ettiren ünlü oyuncu Melisa Sözen imaj tazeledi.
Son olarak saçlarını kısacık kestiren yıldız, bu sefer saç rengini de değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ui3BeHYb5UCuMRDd8wU5bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Chaplin Dörtlüsü" adlı film için imaj değişikliğine giden yıldız saçlarını pembeye boyadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zVd-MwrreUupR7THUVYh4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zaman zaman saç rengini değiştiren ünlü oyuncu Farah Zeynep Abdullah imaj tazeledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yGHlibA4y0q8ZPCIy_bDjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını sarıya boyatan oyuncu sosyal medya hesabında paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c2oLABnuRUqxkREcIdyHIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Senelerdir saçlarını uzun olarak kullanan oyuncu Hazal Kaya, radikal bir kararla imaj tazeledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A8jlO7AklkCEWs990gTCrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, saçlarını kısacık kesitrdi. Yeni halini takipçileriyle paylaşan Kaya, "Saçlarımı bu video ile göstereyim. Belli ki bir süre havalı pozlar kısmet olmayacak" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ybSnB4i9p02WD5sykKPtSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun yıllardır saçlarını boyatmayan ve doğallığıyla gündem olan Özge Özpirinçci, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uKrDWNFtV0OCDWyV8tlnsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, açık renge boyattığı saçlarıyla verdiği pozu takipçileriyle paylaştı. Özpirinçci, paylaşımına "Bu saça alışamadım" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MhAQ9IeTRUeq0Xey928V6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Moda haftalarının aranan yüzü ve son dönemin en başarılı modellerinden Gigi Hadid uzun saçlarına veda etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XothCsr0dUWnD7cch-qMNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Aniston ve Claudia Schiffer gibi ünlü isimlerle çalışan Chris McMillian, Hadid'in saçlarını kesti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vq4s63igXkKEbBwGyoPxJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir ekranlardan uzak olan ve sosyal medya paylaşımlarıyla adından söz ettiren Melis Sezen, yeni projesi için imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kaUidqAGI0ydxd8Bb9szjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir sarı renkte kullandığı saçlarını siyaha boyatan Sezen'in yeni tarzına "Çok güzel olmuş", "Çok beğendim", "Harika olmuş" gibi yorumlar geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X6e6wYiFoUys7H9pewBQSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya paylaşımlarıyla sık sık gündeme gelen oyuncu Nurgül Yeşilçay tarz değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yb3GOGy7GkWA2FlUASS3Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, "Kaküllerimi hala görmeyenler var inanamıyorum" diyerek yeni stilini takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1KQ7mk7dVUmdcPUOkDGIjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Nur Fettahoğlu yeni saçlarıyla sosyal medyada gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c_2hMJhOPkG0heMXnBli6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir kızıl saçlarıyla tanınan yıldız, saçlarını sarıya boyattı. Oyuncunun yeni imajını paylaştığı gönderiye binlerce beğeni ve yorum yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QM8R24VdckWaTNtFjNltWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak müzik sektörüne dair açıklamalarıyla gündeme gelen ve sahneye çıkmasının, bu işten para kaznamasının engellendiğini söyleyen Aleyna Tilki, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CAwF_9DmjkimEaJLfj917w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı, uzun sarı saçlarını kısacık kestirdi. 23 yaşındaki Aleyna Tilki, yeni imajını "Saçlarıma bakın" diyerek sosyal medya hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QBydYVTZHUaHVkgFUlqmlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerek oyunculuk performansı gerek Hakan Sabancı ile yaşadığı aşkla gündemden düşmeyen Hande Erçel, imaj değiştirdi. Ünlü oyuncu, saçlarını kızıla boyattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ii3sBXJUUucqL1h5B0xJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızıl saçlarıyla verdiği pozları takipçilerinin beğenisine sunan Hande Erçel'in yeni imajı takipçilerini ikiye böldü. Bazıları "Eski hali daha iyiydi", "Yakışmamış" derken bazıları da "Çok yakışmış", "Her hali çok güzel" gibi yorumlar yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HpZdrHjSNEucV0bp3XGNHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Bergüzar Korel sosyal medya hesabında yeni tarzını paylaştı. Yeni projesi için saçlarını sarıya boyatan yıldız, şimdi de saçlarını kısacık kestirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8mxX9uNqbkm2JWmzj6Y7fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu "Sevgili Neslihan bi süre beraberiz, hoşgeldin" notuyla sarışın halini ilk kez paylaşmıştı.
Oyuncunun kısa saçlarına, takipçilerinden birçok yorum geldi.  Kimileri Korel'in yeni imajını çok beğendi, kimileri de "Eski haline dön" çağrısı yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KQpOV1JwlUCBu1rGBI1utg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Melisa Sözen tarz değişikliğine gitti. Uzun saçlarına alışık olduğumuz oyuncu saçlarını sıcak kestirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/utKD-Q5uq0ut434fzK6fGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sözen yeni stilini sosyal medya hesabından birçok kareyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HAN5BW9VmkmlRt2EaRIpQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncunun paylaşımına binlerce yorum ve beğeni yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oyFv4LQI4ECu53FAInpsIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce "Çarpışma", "Son Yaz", "Bodrum Masalı", "Çukur" gibi yapımlarda rol alan ve son olarak "Ego" dizisinde boy gösteren Alperen Duymaz, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gED-JTdBmk-1c-oo--9sfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun yıllardır kirli sakallarıyla tanınan Duymaz, sinekkaydı traş oldu ve bıyık bıraktı. Ünlü oyuncu, yeni halini takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NeRhByg-IkSzuOp8iEXX_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yer aldığı projelerin yanı sıra stiliyle de beğeni toplayan Hande Erçel, imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fy5ycpKA6EKg6OBdPKrVKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Based İstanbul dergisine konuk olan Erçel, kahverengi saçlarından vazgeçti. Çekime özel saç modelini yenileyen oyuncu, ilk kez farklı bir saç rengiyle görüntülendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f5Uq71xsQUySH9hm3CQctA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üç Kuruş, Darmaduman ve Aşk Oluversin Gari gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Aslıhan Malbora tarzını yeniledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/envXeXrQPkeY8cDNxbEBig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun saçlarıyla bilinen oyuncu şu sıralar çok popüler olan 'bob kesim' saçlarıyla poz verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PTnz3WHPEk2JN-v30_eVPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce 'Meryem', 'Karagül', 'Arıza' ve 'Ada Masalı' gibi yapımlarda rol alan ve oyunculuğu ile olduğu kadar güzelliğiyle de adından söz ettiren Ayça Ayşin Turan, imaj tazeledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x9cjcS0bqE29TyiJuQ8xAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyunculuğa adım attığı ilk yıldan bu zamana kadar uzun saçlarıyla bilinen Turan, saçlarını kısacık kestirdi.
Ünlü oyuncunun yeni imajı takipçileri tarafından oldukça beğenildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d0h_zpvBUEOxScveYFSgaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya paylaşımlarıyla ve özel hayatıyla dikkat çeken model ve oyuncu Emily Ratajkowski, imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XpFh7U94KE-w0GaZ4mXC4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sektöre adım attığı günden beri uzun saçlarıyla özdeşleşen model, saçlarını kısacık kestirdi. Model, geçmişte saçlarını platin sarısına boyatarak yepyeni birine dönüşmüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bx0Wz7aI1EWRlueuRAOkrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz günlerde anne olduğunu sosyal medya hesabından paylaşan ünlü realite şov yıldızı Paris Hilton, imaj değişikliğine gitti.
Ünlü moda dergisi Vogue Arabia'ya poz veren Hilton, çekim için Hollywood'un ikonik ismi Marilyn Monroe'ya dönüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X1DLIZ8V40-hbGCewvI66g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eşi Carter Reum ile ilk kez bebek sahibi olan yıldız, yeni imajını paylaşırken "En sevdiğim ikona dönüştüm" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4gKCLM2ELkuduSV4SpQ_qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Transformers serisiyle akıllara kazanan ünlü ABD'li oyuncu Megan Fox, imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hnrx6TNyL0yYICP71_Acrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir siyah uzun saçlarından vazgeçmeyen oyuncu, saçlarını kısaltıp sarıya boyattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZcB1U4v-c0uYCbhJEl7vXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü süper model Bella Hadid, saçlarında yaptığı değişiklikle Marilyn Monroe'nun kopyası oldu. Kahverengi saçlarıyla bilinen Filistin asıllı Amerikalı model, saçlarını platin sarısına boyatmış halini sosyal medyadan paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vmeAguuoW0qIO1lO6TqJvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hadid, saçlarını yapan saç stilisti Sam McKnight'ı etiketleyerek yeni görünümünü hayranlarına gösterdi. Hayranlarından "Monroe'nun 2024'teki hali" şeklinde beğeni yorumları yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S07rBvF9BkKEKG1kVgxXvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisindeki Cemile karakteriyle akıllara kazınan ünlü oyuncu Ayça Bingöl şu sıralar Yürek Çıkmazı dizisiyle adından söz ettiriyor. Oyuncu son paylaşımıyla imajını değiştiren ünlüler arasına girdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/22BE80A-5U-ER6xgCIqs9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bingöl "İyi hissediyorum" notuyla yeni saçlarını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E5ybvKo9XEeDkkUl8XRxJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Margot Robbie ile başrolleri paylaştığı Babylon filmiyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Altın Küre Ödülleri’ne aday gösterilen Brad Pitt, Beverly Hills’te yapılan ödül törenine yeni imajıyla katıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QTzghmL_7EaNxIdA5VrTqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir uzun saçlı olarak kameraların karşısına çıkan Pitt, saçlarını kısa kestirmiş haliyle objektiflere poz verdi. Pitt, yeni imajıyla hayranlarından tam not aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZOjR5R99y0CmJMU5GLh3eA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pitt, 80. Altın Küre’de ödülü Everything Everywhere All at Once filmindeki rolüyle Ke Huy Quan’a kaptırdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2DSQyOttmUS-5inFAjV4PQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlü oyuncu Burçin Terzioğlu, yeni tarzını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VL9gqqdeaky_FZSIv30KxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun ve bakır tonlarındaki saçını kestiren ve sarışın olan Terzioğlu, paylaşımına "Yeni bir ben" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BKo2KpuYKUqvoUFLYltX7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lüks markaların kampanyalarında sık sık yer alan, moda Haftaları'nın en çok defileye çıkan modellerinin başında gelen ve toplumsal konulardaki söylemleriyle gündeme gelen Bella Hadid, yeni tarzını görücüye çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BrX_czKPvku5CSyVj1EROw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>26 yaşındaki ABD’li model, saçlarını sarıya boyattı. Model, kızıl yansımalar bulunan sarı saçlarıyla sosyal medyada paylaşım yaptı. Hadid, daha önceki açıklamalarında aslında ablası Gigi Hadid gibi sarışın olduğunu ama saçını koyu tonlara boyatmayı tercih ettiğini söylemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XcBLr05wWkmynJABZT1Zig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burcu Esmersoy, sosyal medya hesabında yeni tarzını paylaştı. Uzun sarı saçlarını farklı modellerde kullanmayı seven Esmersoy,  tarzında yeniliğe gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yLU8WoJysEyFR0fJUCloHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Esmersoy, kakül modelini verdiği saçlarını ilk kez paylaştı. Yıldızın paylaşımına birçok beğeni ve yorum yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4WdhjhXrZUyiBZj4L4352g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ufak Tefek Cinayetler ve Mucize Doktor gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Hayal Köseoğlu, imajını yeniledi. Sosyal medya hesabında yani halini paylaşan Köseoğlu'na beğeni ve yorum yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ppEhKYlbmk6JUUS3X8kHJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, "Şimdi onlar düşünsün" notuyla birlikte kızıla boyattığı saçlarını görücüye çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JhpyOLatuk-6n4yNdY-E8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz yaz uzun yıllardır birlikte olduğu nişanlısı Lior Ahituv dünyaevine giren ünlü oyuncu Ege Kökenli saçlarını yeniledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3g8JbyFq806g9Dfl15it3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kökenli, uzun zamandır kendisiyle özdeşleşen sarı saçlarından vazgeçti. Oyuncu "Aaa ahh kim bu?" notuyla kızıla boyattığı saçlarını takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xsusp3eFDk-ejzNdqyA6JA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde Kağıttan Hayatlar filmiyle adından söz ettiren ve bir süredir ekranlardan uzak kalan Çağatay Ulusoy, yeni imajıyla ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bie7X9M2gEecju483k_IOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Lale Başar ile poz veren Ulusoy, Onur Bilgetay’ın yönetmenliğini üstlendiği ‘Centilmen’ dizisiyle ekranlara dönmeye hazırlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wD6hJKnp3E2zHZAU0slfnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Basketbolcu Cedi Osman ile dünyaevine giren ünlü oyuncu Ebru Şahin, stiliyle de özdeşleşen kıvırcık saçlarından vazgeçti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RldSY1arREySa7r9nIes_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şahin, perçem modelini verdiği düz saçlarını sosyal medya hesabında paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xNUyTYHEmkKnCXEo303Wjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>First Lady olduğu dönemde düz fönlü saçlarıyla hafızalara kazınan Michelle Obama, Beyaz Saray'dan ayrıldıktan sonra yapımcı ve kitap yazarı olarak devam ettiği hayatında imajını da değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B5UdaPPPWEOQlbB9cLUOZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Michelle Obama, 'The Light We Carry' adlı üçüncü kitabının tanıtımına Afrikalı köklerini gözler önüne seren kıvırcık saçlı görünümüyle katıldı. Uzadığı görülen saçlarında ince örgülerin de dikkat çektiği Obama, saçlarına ilginç bir topuz da yapmayı seçtiği yeni imajıyla beğeni topladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u4StVTaZskG7U5CYlLEhZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneşin Kızları, Afili Aşk ve Aşk Mantık İntikam gibi dizilerle adından söz ettiren Burcu Özberk, imajını yeniledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G61ZvOczS06jcuN0jypjfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu sosyal medya hesabında "Yenilendim" notuyla saçlarının yeni halini hayranlarıyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lg2ybmYmY0elShtBOx29vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Natural Born Killers, Sherlock Holmes, Good Night and Good Luck, Kiss Kiss Bang Bang, Zodiac ve Iron Man gibi unutulmaz filmlere imza atan Robert Downey Jr. yeni projesi için imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ib_GBYcVV0WDGZsws49L_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Los Angeles'taki Fairmont Century Plaza'da düzenlenen Governors Awards'a katılan aktörün yeni görüntüsü ​​hayranlarını şaşkına çevirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/stSIx7g6TUKvX2BmrF3GNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını tamamen kazıtan Robert Downey Jr'ın HBO yapımı olan yeni projesi The Sympathizer'daki rolü için imaj değişikliğine gittiği ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nWLcjNXrMkO5sa8p2QbGyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Melisa Döngel, sarı saçlarından vazgeçti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/92evbe3wOkKF12zQX_G79Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni projesi için saçlarını kahverengiye boyatan Döngel, yeni tarzıyla takipçilerini ikiye böldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DS18cphVFUWObULmw1zxGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncunun bazı hayranlarını Döngel’in sarışın halini beğenirken kimileri yeni saçının ona çok yakıştığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1z7zPUsWTU-z6eNmz8CP2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Hadi buyur. Şimdi de kumral olduk"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EgIfwXgIiEGjm2x2ZBpVPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büşra Pekin</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MMAjrHyNtUu_8WlPEIFXfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pekin, verdiği kilolar ve yeni stilleriyle sık sık gündeme geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s3Q5ylo9ykmHyNu3bwCOQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlayda Alişan, yeni projesi için imaj değişikliğine gitti. Ünlü oyuncu, doğal saçlarını siyaha boyatması takipçilerini ikiye böldü.
Bazı sosyal medya kullanıcıları, Alişan'ın son halini çok beğenirken, kimileri de eski halinin daha iyi olduğunu vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sKReeTk6K06r7P2v5AgkIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alişan'ın son halini beğenenler ''Kendi saç renginiz çok daha güzel ve farklıydı'', ''Eski saç rengi efsaneydi'', ''Doğallığına yazık olmuş. Bence hemen eski haline dön'' gibi yorumlar yaparken; bazıları da "Harika olmuş", "Bir insana her şey mi yakışır?", "Bayıldım" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7-R8wI7jek6XYymDfqa9wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>90'lı yılların fenomen dizisi Kara Melek ile ünlenen Sanem Çelik, yıllar sonra yeni imajıyla ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vcM21nYSKUqg3cczdDcRow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözlerden uzak yaşayan Çelik, gerçek rengini görmek istediği için boyatmadığı saçlarını kendisinin kestiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZXXwpwy26U-gmx5PzEIPaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Bence oldu, Soner çok karizmasın"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BbcwCB5tbUS6MnZ-5waoFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SvctqWxH-ku4lnCYDvboDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Bazen değişiklik gerekir"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SpzZZRGIOkeUWAjNu_Punw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nwD5YPoWv0q_WH9dsTBAhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QsjQ051wK0eT6oxf0Q4DXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L91g0j3Rc0e0TFwHNoPGsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g6t46P0QjESJYGTrljprwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6t94NVJEVk63SI2tmp4u6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption></figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pt_0X9xxdkOi2vpgtI3GvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IBpY3rRiSUyLxVNx7ilrqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Selçuk Yöntem, yakın arkadaşı Metin Akpınar ile 41 yıl önce verdiği pozun aynısını verip sosyal medyadan yayınladı.
Yöntem fotoğrafa, 'Alttaki fotoğraf 1978'de çekildi. Kulüp 12'de. Metin ağabey Ankara turnesinden sonra davet etmişti beni gelirsen ara demişti. Ben de turneye İstanbul'a gelince aradım ve yıllar geçmiş. Çok severim Metin ağabeyi tiyatro tarihimizdeki yeri çok önemli' notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KKf5iSNFi0u0JZT7m1jH_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AJINZJztqEOY-cs33vP1gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UeTuAvNlxUG6GRFJvYYcvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VTBcVOTbOUGMGRUFCGDZDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aliye dizisiyle adını duyuran daha sonra Star TV ekranlarında yayınlanan Medcezir ve Paramparça dizileriyle yıldızı parlayan Mine Tugay'ın estetiksiz fotoğrafı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YyBUA3I3SESOiJlbw-osjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pg6ywDw060ysUpPAAexihw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"2009-2019"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xb_USyuzqUOXKQ9mqHenQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GXzq1LUU10qgHFxry-aS3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iv9CGa8pp0SOwBXEPk59fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xqVGKAlAjU2MrHC-OYUnfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QhKgf-CHp0CFD0k7-oOWvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hyvwMMm_2kKrLtsj1lNeAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ygkghQRNaEq-aB7wkWzlzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j3LGozypZ0yYZNQEXt_cug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BDeKEfBxYkGHtJp9WhvUIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lch8vq0UV0ugLS4Etwom4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KCA2LaoKzk2dS9q_9ELK7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f9Km59c6KkWt3lyWnqTRlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun saçlarıyla hafızalara kazınan oyuncu daha önce bir şampuan markasının reklam yüzü olmuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dSYBGuu-Jk2DsXqK4rJbNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jnD8hz24kUCT23lg8IDgPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VOG9Lm-MP0eWWTY0fe8sDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Hakan Yılmaz 'Ayrılsak Da Beraberiz' dizisinde başrolü paylaştığı Janset Paçal ile yıllar sonra buluştu.1999-2004 yılları arasında yayınlanan ve bir döneme damga vuran dizisinin oyuncularından Yılmaz birlikte çekildikleri kareyi, "Yıllar yıllar sonra.. Canım arkadaşım" notuyla yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/grZ2k_r1tkqfr_x5OLWo0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burcu Biricik'in başrolünü Erdal Beşikçioğlu’yla paylaştığı Çiçero filmi için imajı...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FFC880jszUePSsXAIN_u-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vatanım Sensin’de Leon karakterine hayat veren Boran Kuzum, dizinin final yapmasının ardından imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LEOibmFzu0euYBklbQ8DcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, “Hemen bıyıkları kestim. O kadar alışmışım ki, ilk başlarda garipsedim” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XW9DtfNE4Ui6zv3gv6FruQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vZkpLjpSjk6nl-laYtXWHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>'Yaşamayanlar’ adlı dizide ‘Vampir Mia’ rolünü alan imajını değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vNhU6Gat00Ol4LFn80Y4mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir dönem en çok izlenen diziler arasında yer alan 'Mahallenin Muhtarları'nda "Şirin" rolüyle akıllara kazınan ünlü oyuncu Esra Akkaya yeni imajını sosyal medyadan yayınladı. Akkaya paylaşımına, "Eveeet! Nasıl olmuş. Değişim dönüşüm" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h9UlIFb9wEKpBN2n0caNnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mahallenin Muhtarları dizisinde "Şirin" rolü ile ün kazanan ve daha sonra 'Karanlıkta Biri Var', 'Günaydın İstanbul Kardeş' filmleriyle 'Yarı Şaka Yarı Ciddi', 'Bir Dilim Aşk' ve 'Sonradan Görme' gibi birçok dizide rol alan tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Akkaya, Etiyopya'dan evlatlık aldığı çocuğu Can Alex ile birlikte Bodrum'un Bitez Mahallesine yerleşmişti. 
ESRA AKKAYA'NIN YENİ HAYATI (TIKLA OKU)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/99wHj-b36kO2aCaPOp-SyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2003 yılında ekranlara gelen Sihirli Annem dizinin çocuk oyuncuları büyüdü. 
(Fotoğraf soldan sağa: Michele Cedolin, Gizem Güven, Damla Ersubaşı, Buğra Özmüldür, Zeynep Özkaya)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/odb2lJck60OW_sLXPRIQ2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Murat Boz'un gençlik yıllarına ait fotoğrafı sosyal medyada gündeme geldi.Boz'un Megastar Tarkan ile birlikte yan yana otururken çekilmiş fotoğrafını görenler tanımakta güçlük çekti.
Yıllar öncesine ait olan fotoğrafın çekildiği  dönemlerde Boz, Tarkan'ın vokalistliğini yapıyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/puComrVNAEOHZOr6KRmewA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JRFQta2i8kG45nHj60sB_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cem Yılmaz saçlarını kazıttı. Yılmaz yeni imajı için, "Her filmden sonra illa bir saçlarımı keserim. Bilen bilir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WyghL9vCy0Sa0SDFpF2qKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNC0V4fBJUKZRVMJjsMA1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sanatçı "Canım İzmir’ime yeni saçımla geldim" notuyla yeni imajını takipçilerine gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zYXm7J7mVUi-tfxQUhixCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni imajını sosyal medya hesabından paylaşan Başak Dizer'in saç rengini açtırdığı ve perçem kestirdiği görüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LiK87TCXF0qzPlSNKxMBZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dizer, sırrını Instyle Dergisi'ne şöyle anlatmıştı: 10 yıldır pilates yapıyorum. Sigara hiç içmedim, içkiyle aram yok. Yeşil çay tercihim. Gece, kulübe gittiğimde elimdeki bardakta alkol yerine su vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hP9854qs-0O47dnbS14vuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bgXkfMrdz0iFteWgOIyjng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mx2SSuIVNUaszOcIjITQkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QUcCnQKnC0q1iAr4mTlthA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lQgZiRJ2wU6Iax8nnPL99g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kPgEGPy_VEmh4sQUAUHRbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8zurKOcXkk-58kjKmZ0PvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P-WeCkr_w0yanBHwE0fJmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mDnmMjZSdUW7bVdSHYXcNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_IPUx-FBoEK-pIw6TgBw4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3cuncUUTWUmpz6jA1Ceqvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y9VTsw0Y1EWxnfrzVtfbGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kj1bUx7ntECn5JJtdXmnMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WFsGjIeQt0iXROmTyN4--A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/psM_RJeJfUq2Hg_9onqx9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m_cBfZgowkmPunP1xmtHpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qbQ3bLrCFE6fs5V697j8DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5h5SiIosu0eMBnkiWhElAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t7gK3khXsUmEggvBb7mKDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kaxXXdcNhEWtJlLy52N4AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bSzPIwzBTkm1KoCsc4j3Dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ja41UGWB0OHJgXA68acZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KjLBvcHSXkiu5kkvrFdoTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pgue2_gwQkGOcnjmsNdNmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/plunRm13GECxPFeGQIhP9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ub0qrO47kUeFYe2DQhlzUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K8a9toQmSEGp4T641IG2sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DqxnxAzwFUeivYGq1wjemA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;nin tek kadın ambulans helikopter pilotu: &amp;apos;&amp;apos;En büyük motivasyonum yer çekimine meydan okumak&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/turkiyenin-tek-kadin-ambulans-helikopter-pilotu-en-buyuk-motivasyonum-yer-cekimine-meydan-okumak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/turkiyenin-tek-kadin-ambulans-helikopter-pilotu-en-buyuk-motivasyonum-yer-cekimine-meydan-okumak</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;de Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan tek kadın ambulans helikopter pilotu olan 46 yaşındaki Müge Demiralın Ay, Samsun merkezli hava ambulans hizmetinde görev alarak, farklı illere de hayat taşıyor.Samsun İl Sağlık Müdürlüğü&#039;ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren ambulans helikopter, Samsun dışında Sinop, Amasya ve Kastamonu&#039;nun bazı ilçelerine de hizmet veriyor. Deneyimli pilot Müge Demiralın Ay&#039;ın kontrolünde havalanan helikopter, özellikle hayati tehlike taşıyan travmalar, trafik kazaları, yenidoğan hastalıkları, acil hasta sevkleri ve organ nakilleri gibi durumlarda görev alıyor.Görevine ve havacılığa olan tutkusunu dile getiren Müge Demiralın Ay, &quot;Sağlık Bakanlığı 112 Hava Acil Ambulans Merkezi Samsun&#039;da görev yapıyorum. Pilot olmaya çocukluk hayalimle karar verdim. Kuşların uçuşunu izlemekten, helikopter ve uçakların gökyüzünde bıraktığı izlerden hep etkilenirdim. En büyük motivasyonum yer çekimine meydan okumaktı. Türkiye&#039;de Sağlık Bakanlığı bünyesindeki tek kadın helikopter pilotu olmak güzel bir his ama bu bende bir farklılık duygusu oluşturmuyor. Bu iş, gönül ve özveriyle yapılır; cinsiyetin önemi yoktur&quot; dedi.Uçuş öncesi hazırlık sürecine de değinen Ay, &quot;Sabah mesaimize başladığımızda hava aracımızı ve medikal cihazlarımızı kontrol ediyoruz. Medikal ekibimizle koordineli şekilde çalışıyor, 112&#039;den gelen çağrılara göre harekete geçiyoruz&quot; ifadelerini kullandı.Görev şartlarının zorluklarına da değinen Ay, &quot;Hava şartları, zaman baskısı, hasta durumu gibi birçok etken var. Elbette zor ama bunun eğitimini aldık. Samsun, Milli Mücadele&#039;nin başladığı şehir. Burada görev yapmaktan onur duyuyorum&quot; şeklinde konuştu.
Gençlere de seslenen Ay, şunları söyledi:&quot;Bu operasyonda yeni sayılırım ama sahada insanlardan olumlu geri dönüşler alıyorum. Havacılık bir hayal ve gönül işidir. Gençlere hayallerinin peşinden gitmelerini tavsiye ediyorum.&quot;
&#039;&#039;KADIN PİLOTLA UÇMAK GURUR VERİCİ&#039;&#039;
Ambulans helikopter pilotu Bülent Erdemir ise &quot;Cumhuriyetimizin temel taşlarının atıldığı Samsun&#039;da, kadın bir pilot arkadaşımızla uçmak bizim için büyük bir gurur kaynağıdır&quot; açıklamasında bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GiiTB0qSO0SU0zi6rpavtA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyenin, tek, kadın, ambulans, helikopter, pilotu:, En, büyük, motivasyonum, yer, çekimine, meydan, okumak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GiiTB0qSO0SU0zi6rpavtA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye'nin tek kadın ambulans helikopter pilotu"><p>Türkiye'de Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan tek kadın ambulans helikopter pilotu olan 46 yaşındaki Müge Demiralın Ay, Samsun merkezli hava ambulans hizmetinde görev alarak, farklı illere de hayat taşıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A1nlpBXmAUuHbXodbJ5DuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Samsun İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren ambulans helikopter, Samsun dışında Sinop, Amasya ve Kastamonu'nun bazı ilçelerine de hizmet veriyor. Deneyimli pilot Müge Demiralın Ay'ın kontrolünde havalanan helikopter, özellikle hayati tehlike taşıyan travmalar, trafik kazaları, yenidoğan hastalıkları, acil hasta sevkleri ve organ nakilleri gibi durumlarda görev alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bcnTzioHO0Ww92CtsJd3_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Görevine ve havacılığa olan tutkusunu dile getiren Müge Demiralın Ay, "Sağlık Bakanlığı 112 Hava Acil Ambulans Merkezi Samsun'da görev yapıyorum. Pilot olmaya çocukluk hayalimle karar verdim. Kuşların uçuşunu izlemekten, helikopter ve uçakların gökyüzünde bıraktığı izlerden hep etkilenirdim. En büyük motivasyonum yer çekimine meydan okumaktı. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı bünyesindeki tek kadın helikopter pilotu olmak güzel bir his ama bu bende bir farklılık duygusu oluşturmuyor. Bu iş, gönül ve özveriyle yapılır; cinsiyetin önemi yoktur" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ky6FDikV2kWvK7uSzyds2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uçuş öncesi hazırlık sürecine de değinen Ay, "Sabah mesaimize başladığımızda hava aracımızı ve medikal cihazlarımızı kontrol ediyoruz. Medikal ekibimizle koordineli şekilde çalışıyor, 112'den gelen çağrılara göre harekete geçiyoruz" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kYz6_SeEsUG08ZGjOwc6ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Görev şartlarının zorluklarına da değinen Ay, "Hava şartları, zaman baskısı, hasta durumu gibi birçok etken var. Elbette zor ama bunun eğitimini aldık. Samsun, Milli Mücadele'nin başladığı şehir. Burada görev yapmaktan onur duyuyorum" şeklinde konuştu.
Gençlere de seslenen Ay, şunları söyledi:"Bu operasyonda yeni sayılırım ama sahada insanlardan olumlu geri dönüşler alıyorum. Havacılık bir hayal ve gönül işidir. Gençlere hayallerinin peşinden gitmelerini tavsiye ediyorum."
''KADIN PİLOTLA UÇMAK GURUR VERİCİ''
Ambulans helikopter pilotu Bülent Erdemir ise "Cumhuriyetimizin temel taşlarının atıldığı Samsun'da, kadın bir pilot arkadaşımızla uçmak bizim için büyük bir gurur kaynağıdır" açıklamasında bulundu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Enginar bıçakçılarında hasat yoğunluğu: &amp;apos;&amp;apos;Alışkanlık ve el becerisi gerekiyor&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/enginar-bicakcilarinda-hasat-yogunlugu-aliskanlik-ve-el-becerisi-gerekiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/enginar-bicakcilarinda-hasat-yogunlugu-aliskanlik-ve-el-becerisi-gerekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Bursa&#039;nın coğrafi işaret tescilli kaliteli enginarının yetiştiği Hasanağa Mahallesi&#039;nde hasat sürerken, kesilip soyulması için ihtiyaç duyulan bıçakların bilendiği bıçakçılarda yoğunluk yaşanıyor.Geçen yıl 350 bin adet üretimin olduğu Hasanağa&#039;da bu yıl 500 bin civarında enginar kesilmesi bekleniyor. Geçen yılı, tane fiyatlarının ortalama 40 olması dolayısıyla iyi kapatan üreticiler, bu sene ekim alanlarını yaklaşık yüzde 75 artırarak 350 dönüme çıkardı. 
Bu yıl sadece Hasanağa&#039;da 500 bin olmak üzere diğer üretimin yapıldığı yerler de eklendiğinde Bursa&#039;da yüzbinlerce enginar kesilip, işlenecek. Genellikle üreticiler kendileri kesip, soyup paketledikleri için en önemli malzemeleri olan bıçaklarını özel yerlerde biletiyor. Kapalı Çarşı&#039;daki bıçakçılarda bugünlerde Kurban Bayramı ve enginar hasatı dolayısıyla oldukça yoğun anlar yaşıyor.Hasanağa Mahallesi Kadın Derneği Başkanı Neşe Ergen enginarı vakumlamadan önce işledikleri bıçaklarının özel olduğunu söyledi.
Genellikle enginarı nasıl soyduklarının merak edildiğine dikkati çeken Ergen, &quot;Öncelikle bir alışkanlık ve el becerisi gerekiyor ancak asıl önemli olan bıçaklar. Hem çok keskin olacak hem de enginar soymak için tasarlanacak. O yüzden özel yerde bileyletiyoruz. Hasat döneminde mahalledeki herkes bıçağını biletmek için Kapalı Çarşı&#039;ya gider&quot; dedi.
Enginarı elma soyar gibi soyduklarını anlatan Ergen, &quot;El becerisi de lazım. Kararmadan hızlı şekilde soyulup limonlu suya atılması gerekiyor. Vakuma girmeden önce suyundan arındırıyoruz ve vakumluyoruz. Bugünlerde hemen her evde enginar telaşı yaşanır mahallemizde. Hasatı, soyulması, işlenmesi, vakumlanması derken tüm günümüzü alıyor. Yüzbinlerce enginar düşünün. Hepsinin tek tek işlenmesi kolay olmuyor. Siparişler de gelmeye devam ediyor. Hepsine yanıt vermeye çalışıyoruz&quot; diye konuştu.Bıçakçı Mehmet Akçora ise dedelerinden kalma mesleği sürdürdüklerini belirterek, 100 yıldan fazladır ailesin bıçakçılık yaptığını söyledi. Kapalı Çarşı&#039;da hemen her türlü bıçağın satışını yaptıklarını ve bilediklerini dile getiren Akçora, Kurban Bayramı arifesinde çifte yoğunluk yaşadıklarını anlattı.
Akçora, bir yandan kurban bıçaklarını bilerken diğer yandan enginar hasatı dolayısıyla hareketlilik oluştuğuna dikkati çekerek, &quot;Enginar bıçakları özeldir. Özel bilenir. 4 aşamadan geçirilir. En son kılağı alındıktan sonra kullanıma hazır hale gelir. Hasat hızlanınca enginar üreticileri soluğu bizde alıyor. Biz de bu dönemde yaşanan yoğunlukta talebi karşılamaya çalışıyoruz&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/omPUMQIh70ySBMTexOqa1w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Enginar, bıçakçılarında, hasat, yoğunluğu:, Alışkanlık, becerisi, gerekiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/omPUMQIh70ySBMTexOqa1w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Enginar bıçakçılarında hasat yoğunluğu"><p>Bursa'nın coğrafi işaret tescilli kaliteli enginarının yetiştiği Hasanağa Mahallesi'nde hasat sürerken, kesilip soyulması için ihtiyaç duyulan bıçakların bilendiği bıçakçılarda yoğunluk yaşanıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bJNZ6LnN80Og2GYfcm31Cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçen yıl 350 bin adet üretimin olduğu Hasanağa'da bu yıl 500 bin civarında enginar kesilmesi bekleniyor. Geçen yılı, tane fiyatlarının ortalama 40 olması dolayısıyla iyi kapatan üreticiler, bu sene ekim alanlarını yaklaşık yüzde 75 artırarak 350 dönüme çıkardı. 
Bu yıl sadece Hasanağa'da 500 bin olmak üzere diğer üretimin yapıldığı yerler de eklendiğinde Bursa'da yüzbinlerce enginar kesilip, işlenecek. Genellikle üreticiler kendileri kesip, soyup paketledikleri için en önemli malzemeleri olan bıçaklarını özel yerlerde biletiyor. Kapalı Çarşı'daki bıçakçılarda bugünlerde Kurban Bayramı ve enginar hasatı dolayısıyla oldukça yoğun anlar yaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5_R3rH4FrEG4uRmeHP_3_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hasanağa Mahallesi Kadın Derneği Başkanı Neşe Ergen enginarı vakumlamadan önce işledikleri bıçaklarının özel olduğunu söyledi.
Genellikle enginarı nasıl soyduklarının merak edildiğine dikkati çeken Ergen, "Öncelikle bir alışkanlık ve el becerisi gerekiyor ancak asıl önemli olan bıçaklar. Hem çok keskin olacak hem de enginar soymak için tasarlanacak. O yüzden özel yerde bileyletiyoruz. Hasat döneminde mahalledeki herkes bıçağını biletmek için Kapalı Çarşı'ya gider" dedi.
Enginarı elma soyar gibi soyduklarını anlatan Ergen, "El becerisi de lazım. Kararmadan hızlı şekilde soyulup limonlu suya atılması gerekiyor. Vakuma girmeden önce suyundan arındırıyoruz ve vakumluyoruz. Bugünlerde hemen her evde enginar telaşı yaşanır mahallemizde. Hasatı, soyulması, işlenmesi, vakumlanması derken tüm günümüzü alıyor. Yüzbinlerce enginar düşünün. Hepsinin tek tek işlenmesi kolay olmuyor. Siparişler de gelmeye devam ediyor. Hepsine yanıt vermeye çalışıyoruz" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CMz3KmjtCE6NbZpzWIatjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bıçakçı Mehmet Akçora ise dedelerinden kalma mesleği sürdürdüklerini belirterek, 100 yıldan fazladır ailesin bıçakçılık yaptığını söyledi. Kapalı Çarşı'da hemen her türlü bıçağın satışını yaptıklarını ve bilediklerini dile getiren Akçora, Kurban Bayramı arifesinde çifte yoğunluk yaşadıklarını anlattı.
Akçora, bir yandan kurban bıçaklarını bilerken diğer yandan enginar hasatı dolayısıyla hareketlilik oluştuğuna dikkati çekerek, "Enginar bıçakları özeldir. Özel bilenir. 4 aşamadan geçirilir. En son kılağı alındıktan sonra kullanıma hazır hale gelir. Hasat hızlanınca enginar üreticileri soluğu bizde alıyor. Biz de bu dönemde yaşanan yoğunlukta talebi karşılamaya çalışıyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lW2s8u0Fu0GB9UuBz2BxmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ŞOK aktüel katalog 21 Mayıs &amp; 10 Haziran: ŞOK bayram özel kataloğunda bu hafta; 2&amp;apos;li tava set, sote tava, düdüklü tencere, 4&amp;apos;lü kesim tahtası, bıçaklar yer alıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sok-aktuel-katalog-21-mayis-10-haziran-sok-bayram-oezel-katalogunda-bu-hafta-2li-tava-set-sote-tava-duduklu-tencere-4lu-kesim-tahtasi-bicaklar-yer-aliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sok-aktuel-katalog-21-mayis-10-haziran-sok-bayram-oezel-katalogunda-bu-hafta-2li-tava-set-sote-tava-duduklu-tencere-4lu-kesim-tahtasi-bicaklar-yer-aliyor</guid>
<description><![CDATA[ ŞOK aktüel ürünler kataloğu yayımlandı ve birbirinden farklı ürünler satışa çıktı. Kurban Bayramı heyecanı ŞOK marketlere erken geldi. eşit çeşit bayram çikolataları ve şekerlerinin yanı sıra mutfakta işinizi kolaylaştıracak araç, gereçler uygun fiyata raflarda yerini alıyor. Bayramda vazgeçilmeziniz olmaya hazır ürünler arasında; Wok Tava 319 TL,Ragnar 2&#039;li Tava 369 TL, Düdüklü Tencere 999 TL, Sac Kavurma 289 TL, 4&#039;lü Kesim Tahtası 499 TL&#039;ye yer alıyor. İşte, ŞOK bayram özel aktüel ürünler...Aktüel ürün katalogları yakından takip ediliyor. Bayram öncesinde hazırlıklarını sürdürenler, eksiklerini tamamlamak adına ŞOK aktüel kataloğunu bekliyordu. ŞOK marketlerde evlerin temel gereksinimlerini tamamlamaya yönelik her çeşit ürün satışa sunuldu. 22 Mayıs- 10 Haziran arası geçerli aktüel ürünler listesi.Karmen Sütlü Bitter Madlen Çikolata - 169 TL
Ülker Ece Bütün Fındıklı Sütlü Çikolata - 199 TL
Kahve Dünyası Lavi - 215 TL
Beyoğlu Dubacco Dubai Çikolatası Hediyelik - 249 TLKent Assortment/ Tofy/ Missbo - 75 TL
Ülker Toffe/ Bonbon Çeşitleri - 75 TL
Taşkale Lokum - 99 TL
Ebru Limon Kolonyası Bidon - 85 TL
Marmara İncir/ Zeytin Çiçeği Kolonyası - 64, 90 TLNescafe Ice Çikolata Aromalı/ Original - 59,90 TL
Anadolu Mutfağı Osmancık Pirinç - 119 TL
Ülker Altınbaşak Tahıl Cipsi TacoKinoa - 12,50 TL
Amigo Mısır Çerezi Çeşitleri - 20 TL
3 L Gimy Aromalı İçecek Çeşitleri - 44,90 TLMis Tam Yağlı Taze Beyaz Peynir - 119 TL
Lio Natürel Sızma Zeytinyağı - 379 TL
Közlenmiş Biber - 59,90 TL
Ketçap Acı/Tatlı - 29,90 TL
Piyale Un - 37,50 TLMon Amour Sky Line Eyeliner - 69,90 TL
Mon Amour Matte Lipstick Color Queen - 59,90 TL
Selpak Desenli Peçete - 19 TL
Gliss Şampuan Çeşitleri - 89,90 TL
10 KG Bingo Matik - 319 TLCam Ankastre Set - 6.499 TL
Salça-Et Kıyma Makinesi - 1.899 TL
RagnarWok Tava - 319 TL
Sate Tava - 399 TL
Bravo Pankek Tava - 259 TL
Orkide Düdüklü Tencere - 999 TL
Aile Boy Çaydanlık - 699 TL4&#039;lü Kesim Tahtası 
Bıcak Bileyici - 75 TL
PVC Masa Örtüsü - 89,95 TL
Kelepçeli Kek Kalıbı - 179 TL
Lüks Masa Örtüsü - 249 TLTon Balığı Eko - 100 TL
Nescafe Gold Ekonomik Paket - 130 TL
HeadShoulders Şampuan - 80 TLActive Traktör Pedallı - 1.490 TL
Smart Bisiklet - 599 TL
16 Jant Çocuk Bisikleti - 2.990 TL ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iCblZI-ItkmXkuc8FhEcww.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:34:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ŞOK, aktüel, katalog, Mayıs, Haziran:, ŞOK, bayram, özel, kataloğunda, hafta, 2li, tava, set, sote, tava, düdüklü, tencere, 4lü, kesim, tahtası, bıçaklar, yer, alıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iCblZI-ItkmXkuc8FhEcww.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="ŞOK aktüel katalog 21 Mayıs - 10 Haziran: ŞOK bayram özel kataloğunda bu hafta; 2'li tava set, sote tava, düdüklü tencere, 4'lü kesim tahtası, bıçaklar yer alıyor"><p>ŞOK aktüel ürünler kataloğu yayımlandı ve birbirinden farklı ürünler satışa çıktı. Kurban Bayramı heyecanı ŞOK marketlere erken geldi. eşit çeşit bayram çikolataları ve şekerlerinin yanı sıra mutfakta işinizi kolaylaştıracak araç, gereçler uygun fiyata raflarda yerini alıyor. Bayramda vazgeçilmeziniz olmaya hazır ürünler arasında; Wok Tava 319 TL,Ragnar 2'li Tava 369 TL, Düdüklü Tencere 999 TL, Sac Kavurma 289 TL, 4'lü Kesim Tahtası 499 TL'ye yer alıyor. İşte, ŞOK bayram özel aktüel ürünler...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tuvEiQi1nkCxJCbQm1t9Mg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aktüel ürün katalogları yakından takip ediliyor. Bayram öncesinde hazırlıklarını sürdürenler, eksiklerini tamamlamak adına ŞOK aktüel kataloğunu bekliyordu. ŞOK marketlerde evlerin temel gereksinimlerini tamamlamaya yönelik her çeşit ürün satışa sunuldu. 22 Mayıs- 10 Haziran arası geçerli aktüel ürünler listesi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rXlBOkLcSkWC0KX39Ozv3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karmen Sütlü Bitter Madlen Çikolata - 169 TL
Ülker Ece Bütün Fındıklı Sütlü Çikolata - 199 TL
Kahve Dünyası Lavi - 215 TL
Beyoğlu Dubacco Dubai Çikolatası Hediyelik - 249 TL</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hTbrXtDMg0unsHnqjNRSDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kent Assortment/ Tofy/ Missbo - 75 TL
Ülker Toffe/ Bonbon Çeşitleri - 75 TL
Taşkale Lokum - 99 TL
Ebru Limon Kolonyası Bidon - 85 TL
Marmara İncir/ Zeytin Çiçeği Kolonyası - 64, 90 TL</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3JkYpr2zq0aJEg26pAmuCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nescafe Ice Çikolata Aromalı/ Original - 59,90 TL
Anadolu Mutfağı Osmancık Pirinç - 119 TL
Ülker Altınbaşak Tahıl Cipsi TacoKinoa - 12,50 TL
Amigo Mısır Çerezi Çeşitleri - 20 TL
3 L Gimy Aromalı İçecek Çeşitleri - 44,90 TL</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R7SkPNZZpU-zDAU1kYdN0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mis Tam Yağlı Taze Beyaz Peynir - 119 TL
Lio Natürel Sızma Zeytinyağı - 379 TL
Közlenmiş Biber - 59,90 TL
Ketçap Acı/Tatlı - 29,90 TL
Piyale Un - 37,50 TL</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xKX4UdV4JkOYX6h4KYkFZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mon Amour Sky Line Eyeliner - 69,90 TL
Mon Amour Matte Lipstick Color Queen - 59,90 TL
Selpak Desenli Peçete - 19 TL
Gliss Şampuan Çeşitleri - 89,90 TL
10 KG Bingo Matik - 319 TL</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q4WlihdTAUOzFhWb4FBfWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cam Ankastre Set - 6.499 TL
Salça-Et Kıyma Makinesi - 1.899 TL
RagnarWok Tava - 319 TL
Sate Tava - 399 TL
Bravo Pankek Tava - 259 TL
Orkide Düdüklü Tencere - 999 TL
Aile Boy Çaydanlık - 699 TL</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KmiA3RJi7EWKuVYnN4VKtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>4'lü Kesim Tahtası 
Bıcak Bileyici - 75 TL
PVC Masa Örtüsü - 89,95 TL
Kelepçeli Kek Kalıbı - 179 TL
Lüks Masa Örtüsü - 249 TL</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mo9FW9G8LE6zNztSWvppqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ton Balığı Eko - 100 TL
Nescafe Gold Ekonomik Paket - 130 TL
HeadShoulders Şampuan - 80 TL</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uH573udNsUGcVtsXLDABLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Active Traktör Pedallı - 1.490 TL
Smart Bisiklet - 599 TL
16 Jant Çocuk Bisikleti - 2.990 TL</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gdui1RhUL0OPd_jbuHVYYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Psikolojik gerçek: Bağımlı mıyız, yoksa kendimizi mi avutuyoruz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/psikolojik-gercek-bagimli-miyiz-yoksa-kendimizi-mi-avutuyoruz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/psikolojik-gercek-bagimli-miyiz-yoksa-kendimizi-mi-avutuyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Stresliyken telefon ekranına mı sığınıyorsunuz? Sosyal medyada kaybolduğunuz anların sayısını hatırlamıyor musunuz? Ya da kötü bir günün ardından birkaç parça tatlı ya da alışveriş torbası mı sizi “iyileştiriyor”?
Peki, bütün bunlar birer bağımlılık mı, yoksa yalnızca geçici kaçışlar mı?  Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.Modern yaşamda, çoğumuz farkında olmadan aynı döngünün içine düşüyoruz: Zorlayıcı duygulardan kaçmak için elimizin altındaki en kolay “rahatlatıcıya” yöneliyoruz. Ama burada kritik bir soru var:
Kendimizi mi avutuyoruz, yoksa yavaş yavaş bir bağımlılığın içine mi sürükleniyoruz?İnsanın temel ihtiyacı bağ kurmak, anlaşılmak ve sevilmektir. Ancak günümüz dünyasında bu ihtiyaç, yerini dijital bağlantılara, anlık hazlara ve geçici rahatlamalara bırakıyor. Zihnimiz çok yorulmuş, bedenimiz sıkışmış, duygularımız görmezden gelinmişken; en kolay seçeneklere sarılmak kaçınılmaz hâle geliyor.Bir noktada hepimiz stresle başa çıkmak için bir şeylere yöneliriz. Kimi yürüyüşe çıkar, kimi müzik dinler, kimi sosyal medyada gezinir, kimi de alışveriş yapar ya da yemek yer.
Ama tüm rahatlatıcı davranışlar bir bağımlılık değildir.
Buradaki temel fark, davranışın kontrol edilebilirliği ve uzun vadeli etkisidir.Beynimiz, hoşumuza giden her deneyimde “ödül sistemi”ni devreye sokar. Bu sistemde dopamin salgılanır ve kendimizi daha iyi hissederiz. Ancak bu haz duygusu sürekli tekrarlandığında, beynimiz bu hissi daha fazla aramaya başlar.Artık aradığımız şey davranışın kendisi değil, onun bize hissettirdiği duygudur.İşte bu döngü kontrolden çıkarsa, bağımlılık başlar.Bağımlılık sadece madde kullanımında değil; dijital dünyada, yeme davranışlarında, alışverişte ya da ilişkilerde de karşımıza çıkabilir. Üstelik çoğu zaman sinsice ilerler; başlangıçta masum görünen alışkanlıklar, zamanla yaşam kalitemizi bozar.Kendinize şu soruları sormayı deneyin:Bu davranışı kontrol edebiliyor muyum, yoksa otomatik mi yapıyorum?Geçici bir rahatlama mı sağlıyor, yoksa uzun vadeli bir faydası var mı?Günlük yaşamımı, işimi ya da ilişkilerimi olumsuz etkiliyor mu?Bırakmaya çalıştığımda huzursuzluk, boşluk ya da kaygı hissediyor muyum?Eğer yanıtlar sizi rahatsız ediyorsa, bu durum bir bağımlılık sinyali olabilir. Ve bu sinyal, bastırılacak değil, anlaşılacak bir çağrıdır.Elbette. Bağımlılık geliştirmeden de duygusal yüklerle başa çıkmak mümkün. İşte bazı etkili yollar:Farkındalık geliştirin: O davranışı ne zaman ve neden yaptığınızı gözlemlemek, alışkanlığı bilinç düzeyine taşır. Bu da kontrolü yeniden elinize almanızı sağlar.Hareket edin: Düzenli fiziksel aktivite, hem stres hormonlarını dengeler hem de doğal dopamin üretimini destekler.Sosyal bağlar kurun: Güvendiğiniz insanlarla duygularınızı paylaşmak, duygusal açlığı sahici yollarla doyurur.Gerekirse profesyonel destek alın: Davranışlarınız yaşam kalitenizi etkiliyorsa, bir uzmandan yardım almak dönüşümün en güçlü adımı olabilir.Avunmak insanidir. Hepimizin zorlandığı zamanlar vardır. Ama avunmak bir alışkanlığa, bir döngüye ve sonunda bağımlılığa dönüşüyorsa, artık bir alarm çalıyor demektir.
Bu alarmı susturmanın yolu, kendimize dürüstçe bakmak ve anlamaya çalışmaktır.
Çünkü bazen en büyük bağımlılık, duygularımızla yüzleşmekten kaçmaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5IeK05XUuEKXTCwPbJbhog.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Psikolojik, gerçek:, Bağımlı, mıyız, yoksa, kendimizi, avutuyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5IeK05XUuEKXTCwPbJbhog.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Psikolojik gerçek: Bağımlı mıyız, yoksa kendimizi mi avutuyoruz?"><p>Stresliyken telefon ekranına mı sığınıyorsunuz? Sosyal medyada kaybolduğunuz anların sayısını hatırlamıyor musunuz? Ya da kötü bir günün ardından birkaç parça tatlı ya da alışveriş torbası mı sizi “iyileştiriyor”?
Peki, bütün bunlar birer bağımlılık mı, yoksa yalnızca geçici kaçışlar mı?  Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e1o_BzU_X0G8giZ4MNpgog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modern yaşamda, çoğumuz farkında olmadan aynı döngünün içine düşüyoruz: Zorlayıcı duygulardan kaçmak için elimizin altındaki en kolay “rahatlatıcıya” yöneliyoruz. Ama burada kritik bir soru var:
Kendimizi mi avutuyoruz, yoksa yavaş yavaş bir bağımlılığın içine mi sürükleniyoruz?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mtJ5p_HRnEuQxRChlxSRZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsanın temel ihtiyacı bağ kurmak, anlaşılmak ve sevilmektir. Ancak günümüz dünyasında bu ihtiyaç, yerini dijital bağlantılara, anlık hazlara ve geçici rahatlamalara bırakıyor. Zihnimiz çok yorulmuş, bedenimiz sıkışmış, duygularımız görmezden gelinmişken; en kolay seçeneklere sarılmak kaçınılmaz hâle geliyor.Bir noktada hepimiz stresle başa çıkmak için bir şeylere yöneliriz. Kimi yürüyüşe çıkar, kimi müzik dinler, kimi sosyal medyada gezinir, kimi de alışveriş yapar ya da yemek yer.
Ama tüm rahatlatıcı davranışlar bir bağımlılık değildir.
Buradaki temel fark, davranışın kontrol edilebilirliği ve uzun vadeli etkisidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UAoPnLB-5EGCIBVTvZ9Edg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beynimiz, hoşumuza giden her deneyimde “ödül sistemi”ni devreye sokar. Bu sistemde dopamin salgılanır ve kendimizi daha iyi hissederiz. Ancak bu haz duygusu sürekli tekrarlandığında, beynimiz bu hissi daha fazla aramaya başlar.Artık aradığımız şey davranışın kendisi değil, onun bize hissettirdiği duygudur.İşte bu döngü kontrolden çıkarsa, bağımlılık başlar.Bağımlılık sadece madde kullanımında değil; dijital dünyada, yeme davranışlarında, alışverişte ya da ilişkilerde de karşımıza çıkabilir. Üstelik çoğu zaman sinsice ilerler; başlangıçta masum görünen alışkanlıklar, zamanla yaşam kalitemizi bozar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pCAsuoNwcEiRyGr2VAO4Tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendinize şu soruları sormayı deneyin:Bu davranışı kontrol edebiliyor muyum, yoksa otomatik mi yapıyorum?Geçici bir rahatlama mı sağlıyor, yoksa uzun vadeli bir faydası var mı?Günlük yaşamımı, işimi ya da ilişkilerimi olumsuz etkiliyor mu?Bırakmaya çalıştığımda huzursuzluk, boşluk ya da kaygı hissediyor muyum?Eğer yanıtlar sizi rahatsız ediyorsa, bu durum bir bağımlılık sinyali olabilir. Ve bu sinyal, bastırılacak değil, anlaşılacak bir çağrıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AjwVm_GxyEWPVDv1Dn8gbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elbette. Bağımlılık geliştirmeden de duygusal yüklerle başa çıkmak mümkün. İşte bazı etkili yollar:Farkındalık geliştirin: O davranışı ne zaman ve neden yaptığınızı gözlemlemek, alışkanlığı bilinç düzeyine taşır. Bu da kontrolü yeniden elinize almanızı sağlar.Hareket edin: Düzenli fiziksel aktivite, hem stres hormonlarını dengeler hem de doğal dopamin üretimini destekler.Sosyal bağlar kurun: Güvendiğiniz insanlarla duygularınızı paylaşmak, duygusal açlığı sahici yollarla doyurur.Gerekirse profesyonel destek alın: Davranışlarınız yaşam kalitenizi etkiliyorsa, bir uzmandan yardım almak dönüşümün en güçlü adımı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QHDdf2CA7EmBg0T5-7-Umg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avunmak insanidir. Hepimizin zorlandığı zamanlar vardır. Ama avunmak bir alışkanlığa, bir döngüye ve sonunda bağımlılığa dönüşüyorsa, artık bir alarm çalıyor demektir.
Bu alarmı susturmanın yolu, kendimize dürüstçe bakmak ve anlamaya çalışmaktır.
Çünkü bazen en büyük bağımlılık, duygularımızla yüzleşmekten kaçmaktır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dikenleri zehirli balığa karşı uyarı: &amp;apos;&amp;apos;Değdiği an hastanelik ediyor&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dikenleri-zehirli-baliga-karsi-uyari-degdigi-an-hastanelik-ediyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dikenleri-zehirli-baliga-karsi-uyari-degdigi-an-hastanelik-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Zehirli trakonya balığına karşı uyarıda bulunan Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, &quot;Balığın sırt ve yan yüzgeçlerindeki dikenler zehirlidir. Ayağınıza değdiği an hastanelik eder&#039;&#039; ifadelerini kullandı.Balon ve aslan balıklarının popülasyonunun arttığı Akdeniz&#039;de, su sıcaklığının yükselmesi nedeniyle trakonya balığı da kıyıya yakın yerlerde avlanmaya başladı.YÜZGEÇLERİNİ AÇIP AVINI BEKLİYORAkdeniz&#039;in tehlikeli türleri arasında yer alan ve 4 farklı cinsi olan trakonya, balık avlamak için kendini kuma gömüyor. En tehlikeli türü varsam olan trakonya balığı, zehirli dikenlerinin yer aldığı sırt yüzgeçlerini yelpaze gibi açarak avını bekliyor. Yüzmek için denize girenler de fark etmeden üzerine basınca, balığın sırt dikenlerindeki zehre maruz kalabiliyor.&#039;&#039;DEĞDİĞİ AN HASTANELİK EDER&#039;&#039;  Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, &quot;Sularımızda 4 tür trakonya var. Bizim bölgemizde varsam olarak geçen küçük tür bulunuyor. Bu balıklar kendilerini kuma gömerek gizliyor. Balığın dorsal (sırt) ve yan yüzgeçlerindeki dikenler zehirlidir. Kaçarken veya üstüne basma durumunda ayağınıza değdiği an hastanelik eder. Özellikle bu küçük tür, içlerindeki en tehlikelisidir. Zaman zaman balıkçıların ağlarında çıkıyor ve ellerine batıyor. Kollarda çürüme, dokularda ölüm meydana getiriyor&quot; dedi.  &#039;&#039;SICAK SU İLE YIKAYIN&#039;&#039; UYARISI  Bu türle temas durumunda yapılabileceklerle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Gökoğlu, &quot;Böyle durumda yapılacak ilk şey, sıcak su uygulamasıdır. Bölgenin 40-45 dakika kadar 50 derece kadar sıcaklıktaki suda tutulması gerekiyor. Uzun süre tutulup, zehir protein olduğu için denatüre olması gerekiyor. Tür çok küçük olduğu için gözükmüyor. Balıkçıların çok dikkatli olması gerekiyor. Bu tür, kıyılara kadar da gelebiliyor ve kendisini kuma gömüyor. Plajlarda, özellikle kumluk bölgelerde, plaj ayakkabılarıyla girerek kendinizi kısmen koruyabilirsiniz&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l7g0BJThhUKvewbFMwiRkQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dikenleri, zehirli, balığa, karşı, uyarı:, Değdiği, hastanelik, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l7g0BJThhUKvewbFMwiRkQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dikenleri zehirli balığa karşı uyarı: ''Değdiği an hastanelik ediyor''"><p>Zehirli trakonya balığına karşı uyarıda bulunan Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Balığın sırt ve yan yüzgeçlerindeki dikenler zehirlidir. Ayağınıza değdiği an hastanelik eder'' ifadelerini kullandı.</p><p>Balon ve aslan balıklarının popülasyonunun arttığı Akdeniz'de, su sıcaklığının yükselmesi nedeniyle trakonya balığı da kıyıya yakın yerlerde avlanmaya başladı.</p><p><strong>YÜZGEÇLERİNİ AÇIP AVINI BEKLİYOR</strong></p><p>Akdeniz'in tehlikeli türleri arasında yer alan ve 4 farklı cinsi olan trakonya, balık avlamak için kendini kuma gömüyor. En tehlikeli türü <strong>varsam</strong> olan trakonya balığı, zehirli dikenlerinin yer aldığı sırt yüzgeçlerini yelpaze gibi açarak avını bekliyor. Yüzmek için denize girenler de fark etmeden üzerine basınca, balığın sırt dikenlerindeki zehre maruz kalabiliyor.</p><p><strong>''DEĞDİĞİ AN HASTANELİK EDER''</strong>  Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Sularımızda 4 tür trakonya var. Bizim bölgemizde <strong>varsam</strong> olarak geçen küçük tür bulunuyor. Bu balıklar kendilerini kuma gömerek gizliyor. Balığın dorsal (sırt) ve yan yüzgeçlerindeki dikenler zehirlidir. Kaçarken veya üstüne basma durumunda ayağınıza değdiği an hastanelik eder. Özellikle bu küçük tür, içlerindeki en tehlikelisidir. Zaman zaman balıkçıların ağlarında çıkıyor ve ellerine batıyor. Kollarda çürüme, dokularda ölüm meydana getiriyor" dedi.  <strong>''SICAK SU İLE YIKAYIN'' UYARISI</strong>  Bu türle temas durumunda yapılabileceklerle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Gökoğlu, "Böyle durumda yapılacak ilk şey, sıcak su uygulamasıdır. Bölgenin 40-45 dakika kadar 50 derece kadar sıcaklıktaki suda tutulması gerekiyor. Uzun süre tutulup, zehir protein olduğu için denatüre olması gerekiyor. Tür çok küçük olduğu için gözükmüyor. Balıkçıların çok dikkatli olması gerekiyor. Bu tür, kıyılara kadar da gelebiliyor ve kendisini kuma gömüyor. Plajlarda, özellikle kumluk bölgelerde, plaj ayakkabılarıyla girerek kendinizi kısmen koruyabilirsiniz" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyet ve sporla 9 ayda 77 kilo verdi: &amp;apos;&amp;apos;İkinci hayatıma başladım&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/diyet-ve-sporla-9-ayda-77-kilo-verdi-ikinci-hayatima-basladim</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/diyet-ve-sporla-9-ayda-77-kilo-verdi-ikinci-hayatima-basladim</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;da aşırı kilosu nedeniyle sağlık sorunları yaşamaya başlayan Onur Yıldırım, diyet ve sporla 9 ayda 162 kilodan 85 kiloya düşmeyi başararak 77 kilo verdi.Arsuz ilçesinde yaşayan 43 yaşındaki Onur Yıldırım, 162 kiloya ulaşmasıyla birlikte çeşitli sağlık sorunları yaşamaya ve hareket etmekte zorlanmaya başladı. Sağlıklı bir şekilde kilo vermek isteyen Yıldırım, ilçede özel bir klinikte destek aldı.Uzmanlar tarafından kendisine uygun bir diyet listesi ve spor programı hazırlandı. Yıldırım, doğal yöntemlerle 9 ayda 77 kilo vererek 85 kiloya düşmeyi başardı. Verdiği kilolar sayesinde kullandığı ilaçlardan ve bazı sağlık sorunlarından kurtulan Yıldırım, ikinci baharını yaşadığını söyledi.&#039;&#039;AİLEMLE GEÇİRDİĞİM VAKİTLER DAHA EĞLENCELİ HALE GELDİ&#039;&#039;162 kilodan 85 kiloya düşmesiyle birlikte tansiyon hastalığı başta olmak üzere çeşitli hastalıklarının geçtiğini belirten Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:  &quot;42 yaşıma kadar hep kilolu bir şekilde yaşadım. Hayat standartlarım çok değişti, ailemle geçirdiğim vakitler daha eğlenceli hale geldi. Ayakkabı bağlarken ve merdiven çıkarken çok zorlanıyordum nefes nefese kalıyordum. Uyku apnesi denilen bir illet vardı, oturduğum yerde uyuklamama sebep oluyordu ve çok şükür Allah&#039;a şu anda onların hepsinden kurtulmuş durumdayım. Tansiyon hastasıydım hastalığım geçti, ilaç kullanmamak çok büyük bir mutluluk. İlk geldiğim pantolonumun şu anda iki bacağıma denk gelmesi çok büyük bir mutluluk. Gardırobumda bulunan eşyalarımı değiştirdim, eskilerini atıp yenilerini aldım. İkinci hayatıma yeniden başlamış oldum.&#039;&#039;  Onur Yıldırım, bu süreçte hiçbir cerrahi işlem yaptırmadığını, sadece diyetisyeninin verdiği programa uyarak kilo verdiğinin de altını çizdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3PJ3JV1HI0eCyUajcL1k3A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyet, sporla, ayda, kilo, verdi:, İkinci, hayatıma, başladım</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3PJ3JV1HI0eCyUajcL1k3A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyet ve sporla 9 ayda 77 kilo verdi"><p>Hatay'da aşırı kilosu nedeniyle sağlık sorunları yaşamaya başlayan Onur Yıldırım, diyet ve sporla 9 ayda 162 kilodan 85 kiloya düşmeyi başararak 77 kilo verdi.</p><p>Arsuz ilçesinde yaşayan 43 yaşındaki Onur Yıldırım, 162 kiloya ulaşmasıyla birlikte çeşitli sağlık sorunları yaşamaya ve hareket etmekte zorlanmaya başladı. Sağlıklı bir şekilde kilo vermek isteyen Yıldırım, ilçede özel bir klinikte destek aldı.</p><p>Uzmanlar tarafından kendisine uygun bir diyet listesi ve spor programı hazırlandı. Yıldırım, doğal yöntemlerle 9 ayda 77 kilo vererek 85 kiloya düşmeyi başardı. Verdiği kilolar sayesinde kullandığı ilaçlardan ve bazı sağlık sorunlarından kurtulan Yıldırım, ikinci baharını yaşadığını söyledi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jNWwYj6mj0aoI_2Dx8Exqw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>''AİLEMLE GEÇİRDİĞİM VAKİTLER DAHA EĞLENCELİ HALE GELDİ''</strong></p><p>162 kilodan 85 kiloya düşmesiyle birlikte tansiyon hastalığı başta olmak üzere çeşitli hastalıklarının geçtiğini belirten Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:  "42 yaşıma kadar hep kilolu bir şekilde yaşadım. Hayat standartlarım çok değişti, ailemle geçirdiğim vakitler daha eğlenceli hale geldi. Ayakkabı bağlarken ve merdiven çıkarken çok zorlanıyordum nefes nefese kalıyordum. Uyku apnesi denilen bir illet vardı, oturduğum yerde uyuklamama sebep oluyordu ve çok şükür Allah'a şu anda onların hepsinden kurtulmuş durumdayım. Tansiyon hastasıydım hastalığım geçti, ilaç kullanmamak çok büyük bir mutluluk. İlk geldiğim pantolonumun şu anda iki bacağıma denk gelmesi çok büyük bir mutluluk. Gardırobumda bulunan eşyalarımı değiştirdim, eskilerini atıp yenilerini aldım. İkinci hayatıma yeniden başlamış oldum.''  Onur Yıldırım, bu süreçte hiçbir cerrahi işlem yaptırmadığını, sadece diyetisyeninin verdiği programa uyarak kilo verdiğinin de altını çizdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Daha iyi bir arkadaş olmanın 5 yolu: Bilimsel verilerle destekleniyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/daha-iyi-bir-arkadas-olmanin-5-yolu-bilimsel-verilerle-destekleniyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/daha-iyi-bir-arkadas-olmanin-5-yolu-bilimsel-verilerle-destekleniyor</guid>
<description><![CDATA[ Güvenli ve destekleyici arkadaşlıklar, stresle başa çıkmamıza yardımcı olduğu gibi özsaygımızı da artırır. Bu tür duygusal paylaşımlar sayesinde kendimizi daha anlaşılmış ve değerli hissederiz. Peki daha iyi bir arkadaş olmak için nelere dikkat etmemiz gerekiyor?Psikolog Jaimie Krems ve Becca Neel, 565 kişiye &#039;&#039;Sizce hayatın anlamı nedir?&#039;&#039; sorusunu sordu. En çok verilen cevap ise anlamlı bir yaşamın doğru arkadaşlıklarla mümkün olduğu yönündeydi. 
Daha önce yapılan başka bir araştırma da bu yanıtı destekliyor. 48 farklı çalışmanın sonuçlarını inceleyen bilim insanları, mutluluğun en güçlü kaynaklarından birinin, arkadaşlarla daha fazla vakit geçirmek olduğunu ortaya koydu.
Psychology Today&#039;de yer alan habere göre ise daha iyi bir arkadaş olmanın 5 yolu var:Araştırmalar, biriyle 30 saatten fazla vakit geçirmenin, o kişiyi &quot;tanıdık&quot; olmaktan çıkararak &quot;arkadaş&quot; konumuna sokabildiğini gösteriyor. Yakın arkadaşlık için en az 140 saat, en iyi arkadaş olmak içinse 300 saat gerekiyor.
Ancak bu saatlerin nasıl değerlendirildiği de önemli. Sadece havadan sudan konuşmak yetmiyor. Gerçek bağlar kurmak için kişisel konulara girmek, özel hayattan bahsetmek ve birlikte gülebilmek gibi daha samimi sohbetler gerekiyor.Birisi yaşadığı bir olayı anlatırken gözünüz devamlı telefonda olursa, karşınızdaki kişi size bir şeyler anlatma motivasyonunu yitirebilir. Oysa onu gerçekten dinlediğinizde, daha değerli hissedecektir.Gerçek arkadaşlıklar, karşılıklı bir güven ilişkisi üzerine kurulur. Bunun için de kendinize dair kişisel detayları paylaşmanız oldukça önemlidir. Arkadaşınız size bir şey anlattığında ona nasıl tepki verdiğiniz de sağlıklı bir dostluğun kritik noktaları arasında yer alır. İyi bir habere içtenlikle sevinmek, onunla duygusal bağ kurduğunuzun en büyük göstergesidir.Sosyal kaygısı yüksek olan kişiler, diğerlerinin kendilerini istemeyeceğini düşünerek iletişim kurmaktan kaçınırlar. Bu da daha fazla yalnız hissetmelerine yol açar. Oysa yapılan bir araştırma, basit bir “Merhaba, nasılsın?” mesajının bile beklenenden çok daha fazla etki yarattığını gösteriyor.Dünya üzerindeki tüm kültürlerde doğru arkadaşlıkların ortak bir özelliği var: Yardımlaşmak.
Arkadaşınızı arabayla bir yere bırakmak, ihtiyacı olduğu bir konuda bilgilendirmek veya sevdiği bir yemeği yapmak gibi küçük jestler, dostluğun daha hızlı ilerlemesine katkı sağlayabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ybPS3zhgDkuLTaozzf3yiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Daha, iyi, bir, arkadaş, olmanın, yolu:, Bilimsel, verilerle, destekleniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ybPS3zhgDkuLTaozzf3yiQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Daha iyi bir arkadaş olmanın 5 yolu"><p>Güvenli ve destekleyici arkadaşlıklar, stresle başa çıkmamıza yardımcı olduğu gibi özsaygımızı da artırır. Bu tür duygusal paylaşımlar sayesinde kendimizi daha anlaşılmış ve değerli hissederiz. Peki daha iyi bir arkadaş olmak için nelere dikkat etmemiz gerekiyor?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3bvokg0WR0isto7oM2n80g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikolog Jaimie Krems ve Becca Neel, 565 kişiye ''Sizce hayatın anlamı nedir?'' sorusunu sordu. En çok verilen cevap ise anlamlı bir yaşamın doğru arkadaşlıklarla mümkün olduğu yönündeydi. 
Daha önce yapılan başka bir araştırma da bu yanıtı destekliyor. 48 farklı çalışmanın sonuçlarını inceleyen bilim insanları, mutluluğun en güçlü kaynaklarından birinin, arkadaşlarla daha fazla vakit geçirmek olduğunu ortaya koydu.
Psychology Today'de yer alan habere göre ise daha iyi bir arkadaş olmanın 5 yolu var:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/De62jRPB9EK6eNwi53WvfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, biriyle 30 saatten fazla vakit geçirmenin, o kişiyi "tanıdık" olmaktan çıkararak "arkadaş" konumuna sokabildiğini gösteriyor. Yakın arkadaşlık için en az 140 saat, en iyi arkadaş olmak içinse 300 saat gerekiyor.
Ancak bu saatlerin nasıl değerlendirildiği de önemli. Sadece havadan sudan konuşmak yetmiyor. Gerçek bağlar kurmak için kişisel konulara girmek, özel hayattan bahsetmek ve birlikte gülebilmek gibi daha samimi sohbetler gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-q7OTswoeE621DRZREAhQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birisi yaşadığı bir olayı anlatırken gözünüz devamlı telefonda olursa, karşınızdaki kişi size bir şeyler anlatma motivasyonunu yitirebilir. Oysa onu gerçekten dinlediğinizde, daha değerli hissedecektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h0ETpEJdIk2aQGQp70R8Rg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerçek arkadaşlıklar, karşılıklı bir güven ilişkisi üzerine kurulur. Bunun için de kendinize dair kişisel detayları paylaşmanız oldukça önemlidir. Arkadaşınız size bir şey anlattığında ona nasıl tepki verdiğiniz de sağlıklı bir dostluğun kritik noktaları arasında yer alır. İyi bir habere içtenlikle sevinmek, onunla duygusal bağ kurduğunuzun en büyük göstergesidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g4JP9RZtB0OoHogZ40gqsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal kaygısı yüksek olan kişiler, diğerlerinin kendilerini istemeyeceğini düşünerek iletişim kurmaktan kaçınırlar. Bu da daha fazla yalnız hissetmelerine yol açar. Oysa yapılan bir araştırma, basit bir “Merhaba, nasılsın?” mesajının bile beklenenden çok daha fazla etki yarattığını gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/32XsaEfgZE27eF99smjqVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya üzerindeki tüm kültürlerde doğru arkadaşlıkların ortak bir özelliği var: Yardımlaşmak.
Arkadaşınızı arabayla bir yere bırakmak, ihtiyacı olduğu bir konuda bilgilendirmek veya sevdiği bir yemeği yapmak gibi küçük jestler, dostluğun daha hızlı ilerlemesine katkı sağlayabiliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabah yürüyüşü mü akşam yürüyüşü mü: Kilo vermek için hangisi daha iyi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sabah-yuruyusu-mu-aksam-yuruyusu-mu-kilo-vermek-icin-hangisi-daha-iyi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sabah-yuruyusu-mu-aksam-yuruyusu-mu-kilo-vermek-icin-hangisi-daha-iyi</guid>
<description><![CDATA[ Yürüyüş kilo kaybı için basit ama etkili bir egzersizdir ve yürüyüşünüzün zamanlaması faydalarını etkileyebilir. Hem sabah hem de akşam yürüyüşleri kilo kaybı ve genel sağlık için benzersiz faydalar sunar. Yürüyüşünüz için en uygun zaman bireysel programınıza, tercihlerinize ve hedeflerinize bağlıdır. Ancak en önemli faktör tutarlı kalmak ve yürüyüşü rutininizin düzenli bir parçası haline getirmektir. Peki sabah yürüyüşü mü, akşam yürüyüşü mü?Gününüze sabahın erken saatlerinde tempolu bir yürüyüşle başlamak metabolizmanızı harekete geçirebilir ve gün boyunca kalorileri daha verimli bir şekilde yakmanıza yardımcı olabilir. Aç karnına egzersiz yapmak vücudunuzun depolanmış yağları enerji için kullanmasını teşvik edebilir ve bu da yağ kaybına yardımcı olabilir.Akşam yemeğinden sonra yavaş bir yürüyüş sindirimi canlandırabilir ve kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olabilir. Bu uygulama ayrıca gece geç saatlerdeki istekleri azaltabilir, aşırı yemeyi önleyebilir ve kilo yönetimini destekleyebilir.Gününüze sabah yürüyüşüyle ​​başlamak endorfin seviyelerini artırabilir, ruh halinizi ve zihinsel berraklığınızı iyileştirebilir. Bu olumlu başlangıç, günün geri kalanı için üretken bir ton oluşturabilir.Akşam yürüyüşleri yoğun bir günün ardından stresi azaltmak için kullanılabilir. Akşam yemeğinden sonra yapılan yürüyüşün sakinleştirici etkisi kortizol seviyelerini düşürmeye, rahatlamayı teşvik etmeye ve potansiyel olarak uyku kalitesini iyileştirmeye yardımcı olabilir.Sabah yürüyüşünü günlük rutininize dahil etmek tutarlılığı artırabilir. Sabah egzersizi yapmak, diğer günlük sorumluluklarınız ortaya çıkmadan önce yürüyüşünüzün tamamlanmasını sağlayarak, onu atlama olasılığını azaltır.AKŞAM YÜRÜYÜŞÜ: ESNEKLİKAkşam yürüyüşleri, özellikle yoğun sabahları olanlar için esneklik sunar. Bu zaman dilimi, ister aileyle, ister arkadaşlarla yürüyüş yapın, ister yerel bir yürüyüş grubuna katılın, sosyal etkileşim fırsatları da sağlayabilir.Sabah yürüyüşü için ideal zaman genellikle gün doğumundan hemen sonra, erken saatlerdir. Bu, daha serin sıcaklıkların, temiz havanın ve huzurlu bir ortamın tadını çıkarmanızı sağlar. Güneş doğmadan önce, özellikle sabah 6:30&#039;dan önce yürümek, güneş ışığının olmaması ve daha serin sıcaklıklar nedeniyle özellikle sakinleştirici olabilir. Bu arada, akşam yürüyüşü için ideal zaman genellikle akşam 6:00 ile 8:00 arasıdır, bu da akşam yemeğinden sonra ve akşam telaşından önce rahatlatıcı bir yürüyüşe olanak tanır.KİŞİSEL TERCİHLER VE YAŞAM TARZIYürümek için en iyi zaman nihayetinde kişisel tercihlerinize ve yaşam tarzınıza bağlıdır. Programınıza uyan ve yürümek için en rahat ve motive hissettiğiniz bir zamanı seçin.İLERLEMEYİ İZLEYİNİlerlemenizi düzenli olarak takip etmek doğru yolda olduğunuzdan emin olmanıza yardımcı olabilir. Değişiklikleri değerlendirmek için vücut ölçümleri, ilerleme fotoğrafları ve performans ölçümleri gibi yöntemleri kullanın. Formunuzda bir düşüş veya kilo kaybı fark ederseniz, yürüyüş rutininizi veya diğer yaşam tarzı faktörlerini ayarlamayı düşünün.Taahhütte bulunabilenler için, rutinlerine hem sabah hem de akşam yürüyüşlerini dahil etmek kapsamlı faydalar sağlayabilir. Sabah yürüyüşü sizi önünüzdeki gün için enerjik hale getirebilirken, akşam yürüyüşü rahatlamanıza ve daha iyi uykuyu desteklemenize yardımcı olabilir.TUTARLI OLUNSabah veya akşam yürüyüşlerini seçmenizden bağımsız olarak, tutarlılık çok önemlidir. Dengeli bir diyetle birleştirilen düzenli yürüyüş, kilo kaybına ve genel sağlığa etkili bir şekilde katkıda bulunabilir. Unutmayın, yürüyüş için en iyi zaman, yaşam tarzınıza uyan ve tutarlı bir rutin sürdürmenize izin veren zamandır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lapSJTIgWUqR103ZZMN-9w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabah, yürüyüşü, mü, akşam, yürüyüşü, mü:, Kilo, vermek, için, hangisi, daha, iyi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lapSJTIgWUqR103ZZMN-9w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sabah yürüyüşü mü akşam yürüyüşü mü: Kilo vermek için hangisi daha iyi?"><p>Yürüyüş kilo kaybı için basit ama etkili bir egzersizdir ve yürüyüşünüzün zamanlaması faydalarını etkileyebilir. Hem sabah hem de akşam yürüyüşleri kilo kaybı ve genel sağlık için benzersiz faydalar sunar. Yürüyüşünüz için en uygun zaman bireysel programınıza, tercihlerinize ve hedeflerinize bağlıdır. Ancak en önemli faktör tutarlı kalmak ve yürüyüşü rutininizin düzenli bir parçası haline getirmektir. Peki sabah yürüyüşü mü, akşam yürüyüşü mü?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GM-5U9qGAUaatToNaoFZ1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gününüze sabahın erken saatlerinde tempolu bir yürüyüşle başlamak metabolizmanızı harekete geçirebilir ve gün boyunca kalorileri daha verimli bir şekilde yakmanıza yardımcı olabilir. Aç karnına egzersiz yapmak vücudunuzun depolanmış yağları enerji için kullanmasını teşvik edebilir ve bu da yağ kaybına yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g4UVw2unB0KLfkRS-XlMFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akşam yemeğinden sonra yavaş bir yürüyüş sindirimi canlandırabilir ve kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olabilir. Bu uygulama ayrıca gece geç saatlerdeki istekleri azaltabilir, aşırı yemeyi önleyebilir ve kilo yönetimini destekleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_9xC6ZCt-E-q43bZAKb7rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gününüze sabah yürüyüşüyle ​​başlamak endorfin seviyelerini artırabilir, ruh halinizi ve zihinsel berraklığınızı iyileştirebilir. Bu olumlu başlangıç, günün geri kalanı için üretken bir ton oluşturabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5elidxZIo0qtlMJbgYdX1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akşam yürüyüşleri yoğun bir günün ardından stresi azaltmak için kullanılabilir. Akşam yemeğinden sonra yapılan yürüyüşün sakinleştirici etkisi kortizol seviyelerini düşürmeye, rahatlamayı teşvik etmeye ve potansiyel olarak uyku kalitesini iyileştirmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yrdAs0FdJE6rRaohrctmwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah yürüyüşünü günlük rutininize dahil etmek tutarlılığı artırabilir. Sabah egzersizi yapmak, diğer günlük sorumluluklarınız ortaya çıkmadan önce yürüyüşünüzün tamamlanmasını sağlayarak, onu atlama olasılığını azaltır.AKŞAM YÜRÜYÜŞÜ: ESNEKLİKAkşam yürüyüşleri, özellikle yoğun sabahları olanlar için esneklik sunar. Bu zaman dilimi, ister aileyle, ister arkadaşlarla yürüyüş yapın, ister yerel bir yürüyüş grubuna katılın, sosyal etkileşim fırsatları da sağlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WHStrLlwtEWN6dcyIhkEwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah yürüyüşü için ideal zaman genellikle gün doğumundan hemen sonra, erken saatlerdir. Bu, daha serin sıcaklıkların, temiz havanın ve huzurlu bir ortamın tadını çıkarmanızı sağlar. Güneş doğmadan önce, özellikle sabah 6:30'dan önce yürümek, güneş ışığının olmaması ve daha serin sıcaklıklar nedeniyle özellikle sakinleştirici olabilir. Bu arada, akşam yürüyüşü için ideal zaman genellikle akşam 6:00 ile 8:00 arasıdır, bu da akşam yemeğinden sonra ve akşam telaşından önce rahatlatıcı bir yürüyüşe olanak tanır.KİŞİSEL TERCİHLER VE YAŞAM TARZIYürümek için en iyi zaman nihayetinde kişisel tercihlerinize ve yaşam tarzınıza bağlıdır. Programınıza uyan ve yürümek için en rahat ve motive hissettiğiniz bir zamanı seçin.İLERLEMEYİ İZLEYİNİlerlemenizi düzenli olarak takip etmek doğru yolda olduğunuzdan emin olmanıza yardımcı olabilir. Değişiklikleri değerlendirmek için vücut ölçümleri, ilerleme fotoğrafları ve performans ölçümleri gibi yöntemleri kullanın. Formunuzda bir düşüş veya kilo kaybı fark ederseniz, yürüyüş rutininizi veya diğer yaşam tarzı faktörlerini ayarlamayı düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p-iB9Dtk9UmBmxtVlN7vFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taahhütte bulunabilenler için, rutinlerine hem sabah hem de akşam yürüyüşlerini dahil etmek kapsamlı faydalar sağlayabilir. Sabah yürüyüşü sizi önünüzdeki gün için enerjik hale getirebilirken, akşam yürüyüşü rahatlamanıza ve daha iyi uykuyu desteklemenize yardımcı olabilir.TUTARLI OLUNSabah veya akşam yürüyüşlerini seçmenizden bağımsız olarak, tutarlılık çok önemlidir. Dengeli bir diyetle birleştirilen düzenli yürüyüş, kilo kaybına ve genel sağlığa etkili bir şekilde katkıda bulunabilir. Unutmayın, yürüyüş için en iyi zaman, yaşam tarzınıza uyan ve tutarlı bir rutin sürdürmenize izin veren zamandır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Komodo ejderinin saldırısında kolunu kaybeden çocuk Türkiye&amp;apos;ye getirilebilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/komodo-ejderinin-saldirisinda-kolunu-kaybeden-cocuk-turkiyeye-getirilebilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/komodo-ejderinin-saldirisinda-kolunu-kaybeden-cocuk-turkiyeye-getirilebilir</guid>
<description><![CDATA[ Endonezya&#039;nın Komodo Adası&#039;na çekimlere giden Türk belgesel ekibi, Komodo ejderinin saldırısıyla kolu ampute olan küçük çocuğu, tedavi için Türkiye&#039;ye getirmek istiyor.Veteriner hekim ve belgesel yapımcısı Doğanay Vural, Endonezya&#039;da Komodo ejderinin yuvası olan Komodo Adası&#039;nı ziyaret etti. Komodo Adası&#039;nda insan nüfusunun yaklaşık 2 bin, Komodo ejderi sayısının ise 2 bin 500 civarında olduğunu ifade eden Vural şunları anlattı:&quot;Binlerce turist vardı etrafımızda ve bu binlerce turistin her biri de Komodo ejderini görmek için geliyorlardı. Komodo ejderi dediğimiz hayvan salyasında birçok bakteri bulunduran, zehir bezleri olan ve avını saniyeler içerisinde yutabilen, 3 gün avını takip edip daha sonrasında avlayabilen yani birçok özelliğe sahip inanılmaz bir hayvan, inanılmaz bir yırtıcı. Bunu canlı ortamında görürken nasıl insanlar bunlarla aynı ortamda yaşamaya alışmışlar diye insan düşünmeden edemiyor. Çünkü Türkiye&#039;de böyle bir hayvan olsa bizim insanımız onu saniyeler içerisinde öldürür. Bağıma, bahçeme zarar verdi, ağlımdaki bir koyunu avladı, bir keçiyi avladı diyerek&quot; diye konuştu.Komodo Adası&#039;nda yaşadığı bir olayın kendisini derinden etkilediğini dile getiren Vural, 7-8 yaşlarındaki Muhammad Febrianto adlı bir çocuğun, evinin önünde olta ile oynarken bir Komodo ejderinin saldırısına uğradığını belirtti.&quot;AİLE EJDERİN ÖLDÜRÜLMESİNİ İSTEMEMİŞ&quot;Çocuğun kolunun ailesi tarafından tedbir amacıyla ampute ettirildiğini kaydeden Vural, &quot;Aile buna rağmen ejderin öldürülmesini istememiş. Bu yaklaşım doğaya ve hayvana duyulan saygının örneğidir&quot; dedi.Olayın ardından belgesel ekibi olarak harekete geçtiklerini, ailenin kabul etmesi halinde çocuğun Türkiye&#039;ye getirilerek protez kol takılması için destek sağlayacaklarını bildiren Vural şunları kaydetti: Bize şöyle bir karar verdik. Bir belgesel yapımcısı olarak, bir veteriner hekim olarak ve bir insan olarak en önemlisi bu çocuğun ailesi kabul ederse biz onun tüm masraflarını karşılayıp ona belki de protez bir kol yapma talebinde bulunduk. Ailesiyle görüştük. Onlardan cevap bekliyoruz. Olumlu cevabın gelmesi durumunda onları Türkiye&#039;ye getirerek Türkiye&#039;de o çocuğun hayatını değiştirmek istiyoruz.&quot;  &quot;BEŞ GÜN TEKNEDE KONAKLADIK&quot;Çekimlerin zorluklarına da değinen Vural, adada kalmak yerine beş gün boyunca okyanusun ortasındaki bir teknede konakladıklarını, geceleri aktif hale gelen ejderlerin muhtemel saldırı riskine karşı önlem aldıklarını söyledi.Yerel rehberler eşliğinde yapılan çekimlerde bazen hayvana 1 metre kadar yaklaştıklarını ifade eden Vural, ani hareketlerden kaçınıldığını ve Komodo ejderinin doğasına saygı gösterildiğini vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QPToVmdapUCDFdnwgsLqwQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Komodo, ejderinin, saldırısında, kolunu, kaybeden, çocuk, Türkiyeye, getirilebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QPToVmdapUCDFdnwgsLqwQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Komodo ejderi saldırısı"><p>Endonezya'nın Komodo Adası'na çekimlere giden Türk belgesel ekibi, Komodo ejderinin saldırısıyla kolu ampute olan küçük çocuğu, tedavi için Türkiye'ye getirmek istiyor.</p><p>Veteriner hekim ve belgesel yapımcısı Doğanay Vural, Endonezya'da Komodo ejderinin yuvası olan Komodo Adası'nı ziyaret etti. </p><p>Komodo Adası'nda insan nüfusunun yaklaşık 2 bin, Komodo ejderi sayısının ise 2 bin 500 civarında olduğunu ifade eden Vural şunları anlattı:</p><p>"Binlerce turist vardı etrafımızda ve bu binlerce turistin her biri de Komodo ejderini görmek için geliyorlardı. Komodo ejderi dediğimiz hayvan salyasında birçok bakteri bulunduran, zehir bezleri olan ve avını saniyeler içerisinde yutabilen, 3 gün avını takip edip daha sonrasında avlayabilen yani birçok özelliğe sahip inanılmaz bir hayvan, inanılmaz bir yırtıcı. Bunu canlı ortamında görürken nasıl insanlar bunlarla aynı ortamda yaşamaya alışmışlar diye insan düşünmeden edemiyor. Çünkü Türkiye'de böyle bir hayvan olsa bizim insanımız onu saniyeler içerisinde öldürür. Bağıma, bahçeme zarar verdi, ağlımdaki bir koyunu avladı, bir keçiyi avladı diyerek" diye konuştu.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QfiRYCN_0027z30nRWrE8A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Doğanay Vural, çocuğu Türkiye" ye getirmek i ailesiyle g s><p>Komodo Adası'nda yaşadığı bir olayın kendisini derinden etkilediğini dile getiren Vural, 7-8 yaşlarındaki Muhammad Febrianto adlı bir çocuğun, evinin önünde olta ile oynarken bir Komodo ejderinin saldırısına uğradığını belirtti.</p><p><strong>"AİLE EJDERİN ÖLDÜRÜLMESİNİ İSTEMEMİŞ"</strong></p><p>Çocuğun kolunun ailesi tarafından tedbir amacıyla ampute ettirildiğini kaydeden Vural, "Aile buna rağmen ejderin öldürülmesini istememiş. Bu yaklaşım doğaya ve hayvana duyulan saygının örneğidir" dedi.</p><p>Olayın ardından belgesel ekibi olarak harekete geçtiklerini, ailenin kabul etmesi halinde çocuğun Türkiye'ye getirilerek protez kol takılması için destek sağlayacaklarını bildiren Vural şunları kaydetti: </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wqKqu20gZkybEiLpQ9KYQg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Komodo ejderleri adaya her yıl binlerce turist çekiyor."><p>Bize şöyle bir karar verdik. Bir belgesel yapımcısı olarak, bir veteriner hekim olarak ve bir insan olarak en önemlisi bu çocuğun ailesi kabul ederse biz onun tüm masraflarını karşılayıp ona belki de protez bir kol yapma talebinde bulunduk. Ailesiyle görüştük. Onlardan cevap bekliyoruz. Olumlu cevabın gelmesi durumunda onları Türkiye'ye getirerek Türkiye'de o çocuğun hayatını değiştirmek istiyoruz."  <strong>"BEŞ GÜN TEKNEDE KONAKLADIK"</strong></p><p>Çekimlerin zorluklarına da değinen Vural, adada kalmak yerine beş gün boyunca okyanusun ortasındaki bir teknede konakladıklarını, geceleri aktif hale gelen ejderlerin muhtemel saldırı riskine karşı önlem aldıklarını söyledi.</p><p>Yerel rehberler eşliğinde yapılan çekimlerde bazen hayvana 1 metre kadar yaklaştıklarını ifade eden Vural, ani hareketlerden kaçınıldığını ve Komodo ejderinin doğasına saygı gösterildiğini vurguladı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Evden çıkma korkusu: Agorafobiyi tetikleyen 4 etken</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/evden-cikma-korkusu-agorafobiyi-tetikleyen-4-etken</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/evden-cikma-korkusu-agorafobiyi-tetikleyen-4-etken</guid>
<description><![CDATA[ Birçok insan için dışarı çıkmak, günlük hayatın doğal bir parçası ancak agorafobi ile yaşayan kişiler için evden uzaklaşma düşüncesi bile yoğun kaygılara yol açabiliyor.Agorafobi, kişinin kaçmasının zor olabileceği ya da bir panik atağı sırasında yardımın kolayca sağlanamayacağı ortamlarda bulunmaktan endişe etmesi olarak tanımlanıyor. Bu durumu yaşayan kişiler; çaresizlik ya da utanma hissi yaşayabileceği yerlerden kaçınmak için evden çıkmamayı tercih edebiliyor.
Zamanla gelişen bu kaçınma davranışları, kişiyi ciddi anlamda izole edebilir. Agorafobi, kişinin işe gitmesini, sosyal ortamlarda bulunmasını ya da seyahat etmesini neredeyse imkânsız hale getirebilir. Hatta markete gitmek gibi basit görevler bile büyük zorluk haline gelebilir.Agorafobi çoğu zaman yalnızca &quot;açık alan korkusu&quot; olarak bilinse de, bu tanım yetersiz kalır. Agorafobi yaşayan kişiler, güvenli olarak gördükleri alanların dışına çıkmaktan korkarlar. Bu &quot;güvenli alan&quot; genellikle kendi evleridir. &quot;Tehlikeli&quot; olarak algılanan durumlar kişiden kişiye değişse de, yaygın tetikleyiciler arasında şunlar yer alır:

Evde yalnız kalmak veya dışarıda yalnız olmak
Kalabalık ortamlarda bulunmak veya sırada beklemek
Köprü üzerinde bulunmak
Otobüs, tren veya araba ile seyahat etmek

Bu korkular o kadar şiddetlidir ki, kişi bu durumlardan kaçınmak için olağanüstü bir çaba gösterebilir. İleri vakalarda evinden dışarı adım atamaz hale gelebilir ve bu durum haftalarca, aylarca, hatta yıllarca sürebilir.Evden çıkma korkusu sık karşılaşılan bir belirti olsa da, her hastada görülmez. Korkulan bir durumla karşılaşıldığında şu fiziksel belirtiler ortaya çıkabilir:

Göğüs ağrısı
Üşüme
Boğulma hissi
Baş dönmesi
Mide bulantısı
Uyuşma
Hızlı kalp atışı
Gerçeklikten kopma hissi
Nefes darlığı
Terleme
TitremeUzmanlar, agorafobinin kesin nedenini henüz tam olarak bilmese de, bazı risk faktörlerinin varlığına dikkat çekiyor:

Sosyal anksiyete bozukluğu veya yaygın anksiyete bozukluğu gibi başka kaygı bozukluklarının varlığı
Fobiler
Ailede kaygı bozukluğu veya agorafobi öyküsü
Beyin kimyasındaki farklılıklar
Depresyon ya da düşük özsaygı
Travma ya da istismar geçmişi
Travma sonrası stres bozukluğuAraştırmalar, agorafobide genetik yatkınlığın da önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Bazı çalışmalar, agorafobinin yaklaşık yüzde 48 oranında kalıtsal olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca pandemide yaşanan uzun süreli izolasyon gibi faktörler de bu tür kaygıların gelişimini tetikleyebiliyor.Agorafobi tedavi edilmediği takdirde zamanla daha da kötüleşebilir. Bu nedenle mümkün olan en kısa sürede profesyonel yardım almak önemlidir. Tedavi sürecinde genellikle psikoterapi ve ilaç tedavisi birlikte uygulanır.Psikoterapi, özellikle bilişsel davranışçı terapi ve sistematik duyarsızlaştırma yöntemlerini içerir. Bilişsel davranışçı terapi, olumsuz düşünce kalıplarını değiştirmeye yardımcı olurken, maruz bırakma terapisi kişilerin korkularıyla yüzleşmesini sağlar.İlaç tedavisinde ise genellikle antidepresanlar ve kaygı giderici ilaçlar reçete edilir.AGORAFOBİYLE BAŞ ETME YOLLARI 
Profesyonel yardımın yerini tutmasa da, bazı kişisel stratejiler de agorafobi belirtilerini yönetmeye yardımcı olabilir:

Nefes egzersizleri, meditasyon veya kas gevşetme teknikleri, panik atağı hafifletmeye katkı sağlayabilir.
Hayatınızdaki stres kaynaklarını belirleyin ve bunları azaltmaya yönelik planlar yapın.

Verywell Mind uzmanlarına göre, eğer aşırı kaygı yaşıyor veya agorafobi belirtileri gösteriyorsanız, yardım almak için uzun süre beklememelisiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YPBUV_myN0y9e8dxIXq5tw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Evden, çıkma, korkusu:, Agorafobiyi, tetikleyen, etken</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YPBUV_myN0y9e8dxIXq5tw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Evden çıkma korkusu: Agorafobiyi tetikleyen 4 etken"><p>Birçok insan için dışarı çıkmak, günlük hayatın doğal bir parçası ancak agorafobi ile yaşayan kişiler için evden uzaklaşma düşüncesi bile yoğun kaygılara yol açabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FXFVp6cV0UOAtigL436LOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Agorafobi, kişinin kaçmasının zor olabileceği ya da bir panik atağı sırasında yardımın kolayca sağlanamayacağı ortamlarda bulunmaktan endişe etmesi olarak tanımlanıyor. Bu durumu yaşayan kişiler; çaresizlik ya da utanma hissi yaşayabileceği yerlerden kaçınmak için evden çıkmamayı tercih edebiliyor.
Zamanla gelişen bu kaçınma davranışları, kişiyi ciddi anlamda izole edebilir. Agorafobi, kişinin işe gitmesini, sosyal ortamlarda bulunmasını ya da seyahat etmesini neredeyse imkânsız hale getirebilir. Hatta markete gitmek gibi basit görevler bile büyük zorluk haline gelebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DaX-wWxUvk2Sp03NMEucLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Agorafobi çoğu zaman yalnızca "açık alan korkusu" olarak bilinse de, bu tanım yetersiz kalır. Agorafobi yaşayan kişiler, güvenli olarak gördükleri alanların dışına çıkmaktan korkarlar. Bu "güvenli alan" genellikle kendi evleridir. "Tehlikeli" olarak algılanan durumlar kişiden kişiye değişse de, yaygın tetikleyiciler arasında şunlar yer alır:

Evde yalnız kalmak veya dışarıda yalnız olmak
Kalabalık ortamlarda bulunmak veya sırada beklemek
Köprü üzerinde bulunmak
Otobüs, tren veya araba ile seyahat etmek

Bu korkular o kadar şiddetlidir ki, kişi bu durumlardan kaçınmak için olağanüstü bir çaba gösterebilir. İleri vakalarda evinden dışarı adım atamaz hale gelebilir ve bu durum haftalarca, aylarca, hatta yıllarca sürebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xWDAt6_NFE-OrHU8cyLSZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evden çıkma korkusu sık karşılaşılan bir belirti olsa da, her hastada görülmez. Korkulan bir durumla karşılaşıldığında şu fiziksel belirtiler ortaya çıkabilir:

Göğüs ağrısı
Üşüme
Boğulma hissi
Baş dönmesi
Mide bulantısı
Uyuşma
Hızlı kalp atışı
Gerçeklikten kopma hissi
Nefes darlığı
Terleme
Titreme</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1damtztZ3kaxAyPD7taGEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, agorafobinin kesin nedenini henüz tam olarak bilmese de, bazı risk faktörlerinin varlığına dikkat çekiyor:

Sosyal anksiyete bozukluğu veya yaygın anksiyete bozukluğu gibi başka kaygı bozukluklarının varlığı
Fobiler
Ailede kaygı bozukluğu veya agorafobi öyküsü
Beyin kimyasındaki farklılıklar
Depresyon ya da düşük özsaygı
Travma ya da istismar geçmişi
Travma sonrası stres bozukluğu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNcodDsxeE-psQVvJRcHog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, agorafobide genetik yatkınlığın da önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Bazı çalışmalar, agorafobinin yaklaşık yüzde 48 oranında kalıtsal olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca pandemide yaşanan uzun süreli izolasyon gibi faktörler de bu tür kaygıların gelişimini tetikleyebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NDgq0iZGjUuVAduXsI1ndQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Agorafobi tedavi edilmediği takdirde zamanla daha da kötüleşebilir. Bu nedenle mümkün olan en kısa sürede profesyonel yardım almak önemlidir. Tedavi sürecinde genellikle psikoterapi ve ilaç tedavisi birlikte uygulanır.Psikoterapi, özellikle bilişsel davranışçı terapi ve sistematik duyarsızlaştırma yöntemlerini içerir. Bilişsel davranışçı terapi, olumsuz düşünce kalıplarını değiştirmeye yardımcı olurken, maruz bırakma terapisi kişilerin korkularıyla yüzleşmesini sağlar.İlaç tedavisinde ise genellikle antidepresanlar ve kaygı giderici ilaçlar reçete edilir.AGORAFOBİYLE BAŞ ETME YOLLARI 
Profesyonel yardımın yerini tutmasa da, bazı kişisel stratejiler de agorafobi belirtilerini yönetmeye yardımcı olabilir:

Nefes egzersizleri, meditasyon veya kas gevşetme teknikleri, panik atağı hafifletmeye katkı sağlayabilir.
Hayatınızdaki stres kaynaklarını belirleyin ve bunları azaltmaya yönelik planlar yapın.

Verywell Mind uzmanlarına göre, eğer aşırı kaygı yaşıyor veya agorafobi belirtileri gösteriyorsanız, yardım almak için uzun süre beklememelisiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadınlar erkeklerde 4 şeyi çekici buluyor: En karşı konulamaz özellik</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlar-erkeklerde-4-seyi-cekici-buluyor-en-karsi-konulamaz-oezellik</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlar-erkeklerde-4-seyi-cekici-buluyor-en-karsi-konulamaz-oezellik</guid>
<description><![CDATA[ Kadınlar erkeklerde en çok neye dikkat ediyor? Bilimsel araştırmalara göre, popülerlikten paraya, kas yapısından zekâya kadar birçok faktör kadınların erkekleri çekici bulmasında etkili oluyor. Farklı ülkelerde yapılan araştırmalar, kadınların partner seçiminde düşündüğümüzden daha çeşitli kriterleri göz önünde bulundurduğunu ortaya koyuyor.Bilim insanlarına göre, erkekler diğer kadınlar arasında popüler olduklarında daha çekici görünüyorlar.Teoriye göre, kadınlar partneri olan erkeklere özellikle ilgi duyuyorlar çünkü bu erkekler daha nazik ve sadık oluyorlar, bu da onları &#039;iyi eşler&#039; yapıyor.Yeni bir araştırmaya göre, kadınlar cüzdanlarının şişkin olduğunu düşündükleri erkekleri daha çekici buluyorlar. Ancak erkekler için hâlâ önemli olan dış görünüş.Yapılan son bir araştırma, kadınların erkek partner seçerken maaş konusunda erkeklere göre dört kat daha fazla hassas davrandığını ortaya koydu.Avustralya&#039;da yapılan son bir araştırmaya göre, kadınların ne istediği sorulduğunda kaslı ve uzun boylu erkekler hâlâ öne çıkıyor.Bilim insanları 160 kadına üstsüz, yüzü görünmeyen erkeklerin fotoğraflarını gösterdi ve kadınlardan çekiciliklerine ilişkin bir puan vermelerini istedi.Sonuçlar, kaslı kollara ve sıkı gövdelere sahip, güçlü görünen erkeklerin, spor salonunda daha az çalışanlardan çok daha iyi performans gösterdiğini ortaya koydu.Bazıları için dış görünüş ve kişilik pek önemli değil. Batı Avustralya Üniversitesi&#039;ndeki araştırmacılara göre, her on kişiden biri, sapioseksüellik olarak bilinen bir özellik olan zekayı bir partnerde en çekici özellik olarak görüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H2BNjRw-S0Gct0jno8UAlg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kadınlar, erkeklerde, şeyi, çekici, buluyor:, karşı, konulamaz, özellik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H2BNjRw-S0Gct0jno8UAlg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kadınlar erkeklerde 4 şeyi çekici buluyor: En karşı konulamaz özellik"><p>Kadınlar erkeklerde en çok neye dikkat ediyor? Bilimsel araştırmalara göre, popülerlikten paraya, kas yapısından zekâya kadar birçok faktör kadınların erkekleri çekici bulmasında etkili oluyor. Farklı ülkelerde yapılan araştırmalar, kadınların partner seçiminde düşündüğümüzden daha çeşitli kriterleri göz önünde bulundurduğunu ortaya koyuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2L1tsK1VdEScCyjNUltBZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanlarına göre, erkekler diğer kadınlar arasında popüler olduklarında daha çekici görünüyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CWNKse7UE0W7t7P7TjDOIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teoriye göre, kadınlar partneri olan erkeklere özellikle ilgi duyuyorlar çünkü bu erkekler daha nazik ve sadık oluyorlar, bu da onları 'iyi eşler' yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AeLqYkzL60i42UxsGudwZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni bir araştırmaya göre, kadınlar cüzdanlarının şişkin olduğunu düşündükleri erkekleri daha çekici buluyorlar. Ancak erkekler için hâlâ önemli olan dış görünüş.Yapılan son bir araştırma, kadınların erkek partner seçerken maaş konusunda erkeklere göre dört kat daha fazla hassas davrandığını ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9xwaxrySW0e4DPED2Vec0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avustralya'da yapılan son bir araştırmaya göre, kadınların ne istediği sorulduğunda kaslı ve uzun boylu erkekler hâlâ öne çıkıyor.Bilim insanları 160 kadına üstsüz, yüzü görünmeyen erkeklerin fotoğraflarını gösterdi ve kadınlardan çekiciliklerine ilişkin bir puan vermelerini istedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H0ZpvZ5M8EeyQqdEFKa3dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuçlar, kaslı kollara ve sıkı gövdelere sahip, güçlü görünen erkeklerin, spor salonunda daha az çalışanlardan çok daha iyi performans gösterdiğini ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XKmBIpRfl0uGdYDnxYt9wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazıları için dış görünüş ve kişilik pek önemli değil. Batı Avustralya Üniversitesi'ndeki araştırmacılara göre, her on kişiden biri, sapioseksüellik olarak bilinen bir özellik olan zekayı bir partnerde en çekici özellik olarak görüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>6 yaşındaki Hayrunisa görme engelli babasının gözleri oldu: Kağıt toplarken yanından ayrılmıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/6-yasindaki-hayrunisa-goerme-engelli-babasinin-goezleri-oldu-kagit-toplarken-yanindan-ayrilmiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/6-yasindaki-hayrunisa-goerme-engelli-babasinin-goezleri-oldu-kagit-toplarken-yanindan-ayrilmiyor</guid>
<description><![CDATA[ Adana&#039;da yüzde 95 görme, yüzde 36 işitme engelli babanın 6 yaşındaki kızı, işteyken görmeyen gözleri ve duymayan kulakları oluyor.Yüzde 95 görme, yüzde 36 işitme engelli olan 41 yaşındaki Ali Dağ (41), 11 sene önce Azize Dağ (34) ile evlendi. Çiftin, Muhammet Samet (10), Fatma Ebrar (7), Hayrunisa (6) ve İbrahim Eren (4) isimli 4 çocukları dünyaya geldi.Gözleri neredeyse hiç görmeyen ve duyma kabiliyeti de sınırlı olan Ali Dağ, ailesini geçindirebilmek için atık kağıt toplayarak yaşamını sürdürüyor. Hayatı boyunca birçok zorlukla mücadele eden babanın, sabahın erken saatlerinde çıktığı iş yolculuğuna son yıllarda küçük kızı Hayrunisa da eşlik ediyor.Henüz ilkokula bile başlamamış olan Hayrunisa, babasının bastonla yürürken karşılaştığı engelleri aşmasına yardım ediyor, yolda karşılaştıkları insanlarla babasının iletişim kurmasına destek oluyor.Basın mensuplarına konuşan baba Ali Dağ, şu ifadeleri kullandı:
&quot;Gözlerim görmüyor ve işe kızımla birlikte gidiyoruz. Kızım beni yönlendiriyor, o olmasa hiçbir şey yapamam. Gözümün tedavisi için yardım bekliyorum. Dünyaya farklı bir şekilde bakmak isterim. Kızım olmasa ben işe çıkamam, o benim görmeyen gözüm, elim, ayağım. O olmasa dışarı dahi çıkamam.&#039;&#039;Hayrunisa ise &quot;Babamın gözleri görmediği için ona yardımcı oluyorum. Karton topluyoruz, babamın görmeyen gözleri oluyorum. Babamla birlikte işe gitmekten mutluyum&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JxjSJ4UlcECa97EEIdq-NA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Hayrunisa, görme, engelli, babasının, gözleri, oldu:, Kağıt, toplarken, yanından, ayrılmıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JxjSJ4UlcECa97EEIdq-NA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="6 yaşındaki Hayrunisa görme engelli babasının gözleri oldu: Kağıt toplarken yanından ayrılmıyor"><p>Adana'da yüzde 95 görme, yüzde 36 işitme engelli babanın 6 yaşındaki kızı, işteyken görmeyen gözleri ve duymayan kulakları oluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zLaCsD-f8ke_-UVOdYM3LA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüzde 95 görme, yüzde 36 işitme engelli olan 41 yaşındaki Ali Dağ (41), 11 sene önce Azize Dağ (34) ile evlendi. Çiftin, Muhammet Samet (10), Fatma Ebrar (7), Hayrunisa (6) ve İbrahim Eren (4) isimli 4 çocukları dünyaya geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gFK3CSNjDEW53dZHqHT2Pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözleri neredeyse hiç görmeyen ve duyma kabiliyeti de sınırlı olan Ali Dağ, ailesini geçindirebilmek için atık kağıt toplayarak yaşamını sürdürüyor. Hayatı boyunca birçok zorlukla mücadele eden babanın, sabahın erken saatlerinde çıktığı iş yolculuğuna son yıllarda küçük kızı Hayrunisa da eşlik ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/smsQDQiSc066IONYF23v5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Henüz ilkokula bile başlamamış olan Hayrunisa, babasının bastonla yürürken karşılaştığı engelleri aşmasına yardım ediyor, yolda karşılaştıkları insanlarla babasının iletişim kurmasına destek oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mwjdKgOezkKdyvK2gB_A0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Basın mensuplarına konuşan baba Ali Dağ, şu ifadeleri kullandı:
"Gözlerim görmüyor ve işe kızımla birlikte gidiyoruz. Kızım beni yönlendiriyor, o olmasa hiçbir şey yapamam. Gözümün tedavisi için yardım bekliyorum. Dünyaya farklı bir şekilde bakmak isterim. Kızım olmasa ben işe çıkamam, o benim görmeyen gözüm, elim, ayağım. O olmasa dışarı dahi çıkamam.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Su6ZamSNHUKU408SMfVvRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayrunisa ise "Babamın gözleri görmediği için ona yardımcı oluyorum. Karton topluyoruz, babamın görmeyen gözleri oluyorum. Babamla birlikte işe gitmekten mutluyum" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kurban bayramı yaklaşınca Sürmene bıçağına talep arttı: &amp;apos;&amp;apos;Taklitlerine karşı dikkatli olun&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kurban-bayrami-yaklasinca-surmene-bicagina-talep-artti-taklitlerine-karsi-dikkatli-olun</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kurban-bayrami-yaklasinca-surmene-bicagina-talep-artti-taklitlerine-karsi-dikkatli-olun</guid>
<description><![CDATA[ İsmini, üretiminin yapıldığı Trabzon&#039;un Sürmene ilçesinden alan coğrafi işaretli Sürmene bıçağına yaklaşan kurban Bayramı öncesinde talep artarken, piyasadaki taklitlerine karşı dikkatli olunması istendi.Sürmene&#039;de yaklaşık 47 yıldır Sürmene bıçağı imalatı yapan Cevdet Karadeniz, gerçek Sürmene bıçağının kalitesine vurgu yaparak kurban bıçağı alacak vatandaşlara uyarılarda bulundu.
Genellikle internette satılan Sürmene bıçağına karşı vatandaşların dikkatli olunmasını öneren Karadeniz, &quot;İnterneti açıyoruz Sürmene bıçağı, Sürmene bıçağı. Bunların Sürmene bıçağıyla yakından uzaktan alakası yok. Bir önlem alınması lazım&quot; dedi.Sürmene bıçağı imalatının zorluğuna değinen Cevdet Karadeniz, &quot;Mesleğe 1978&#039;lerde başladık. O zamanlar malzeme olarak araba makası vardı. Makasla keski yapardık, ısıtırdık keski ile yararak bıçak yapmaya çalışırdık. Daha sonra da karşılıklı döverdik, bıçak çeliği haline getirirdik. Daha sonra eğelerle, zımparalarla düzeltirdik. O dönem böyle makineler yoktu şimdi teknolojik olarak çeliğin karbon oranları daha çok arttı, şimdi daha kolay&quot; dedi.Sürmene bıçağının el yapımının fabrika imalatına göre çok farklı olduğunu belirten Karadeniz, &quot;El yapımında bugüne kadar Sürmene ustalarının üzerine yapılmış bıçak görmedim. Sürmene bıçağı Bursa&#039;da yapılan yarışmada üç defa üst üste birinci oldu. Teknolojik olarak fabrikalarda yapılanların hepsi aynıdır ancak el yapımı çok farklıdır&quot; diye konuştu.Yeni neslin bıçakçılık mesleğine pek fazla rağbet göstermediğine dikkat çeken Karadeniz, &quot;Bu mesleği iyi yaparsan ekmek kapısıdır, sanattır. Bu işi severek yapmak lazım. Yeni nesil pek bu mesleğe rağbet göstermiyor. Her bıçak yapana usta demek yanlış olur. Mesleğe başladığımız zaman ustalarımız 70&#039;li yaşlardaydı, biz onların yanında yetiştik&quot; dedi.Özellikle internetten satışı yapılan ve Sürmene bıçağı olarak lanse edilen bıçaklara karşı vatandaşların dikkatli olmasını isteyen Karadeniz, şu ifadeleri kullandı:
&quot;İnterneti açıyoruz Sürmene bıçağı. Bunların Sürmene bıçağıyla yakından uzaktan alakası yok. Bu konuda bir önlem alınması lazım. İyi bir Sürmene bıçağı olması için iyi bir ustanın yapması lazım. Balık yağında suyunu vermesi lazım, çeliğin kaliteli olması lazım. Sürmene&#039;de bunu bizim gibi yapan bıçaklarda sıkıntı yaşamaz. Yıllardan beri bıçak yapıyorum bugüne kadar şükürler olsun bana bir şikâyet gelmedi.
Sürmene bıçağına talep var. Sürmene&#039;de imalattan sonra dükkân açtığımız zaman 6-7 tane dükkan vardı şimdi 100 tane dükkan var. İşini severek yaparsan kaliteyi bozmazsan talep olur.&#039;&#039;Kurban bıçağı alacaklara tavsiyelerde de bulunan Karadeniz, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
&quot;Bir kurban bıçağının çeliğinin iyi olması ve suyunun iyi verilmesi lazım. Suyunu balık yağında verdiğin zaman bıçağın kesmeme şansı yoktur. Bin 100 derecede ısıtıp balık yağına sokup suyunu verdin mi o bıçağın kesmeme şansı yok. Sürmene&#039;den bıçak alacak olanlar gerçek Sürmene bıçağı mı diye bakması lazım. Bazı vatandaşlar bıçakta Sürmene bıçağı yazıyor diye alıyor. Bizim bıçağımızı internette karşılaştırdığın zaman bunu anlamak lazım. Mesela pervaz, Sürmene bıçağının olmazsa olmazıdır. Bu pervazı dışarlarda hiçbir ilde ilçede yapan yoktur. Bu Sürmene&#039;ye ait pervazdır. İyi bir kurban bıçağından günde beş tane ancak yapabilirsin.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NWoVve6fTUC6q96zfSQGoA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kurban, bayramı, yaklaşınca, Sürmene, bıçağına, talep, arttı:, Taklitlerine, karşı, dikkatli, olun</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NWoVve6fTUC6q96zfSQGoA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kurban bayramı yaklaşınca Sürmene bıçağına talep arttı"><p>İsmini, üretiminin yapıldığı Trabzon'un Sürmene ilçesinden alan coğrafi işaretli Sürmene bıçağına yaklaşan kurban Bayramı öncesinde talep artarken, piyasadaki taklitlerine karşı dikkatli olunması istendi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kmJvYkRhJkCne8UOCQpkAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sürmene'de yaklaşık 47 yıldır Sürmene bıçağı imalatı yapan Cevdet Karadeniz, gerçek Sürmene bıçağının kalitesine vurgu yaparak kurban bıçağı alacak vatandaşlara uyarılarda bulundu.
Genellikle internette satılan Sürmene bıçağına karşı vatandaşların dikkatli olunmasını öneren Karadeniz, "İnterneti açıyoruz Sürmene bıçağı, Sürmene bıçağı. Bunların Sürmene bıçağıyla yakından uzaktan alakası yok. Bir önlem alınması lazım" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gj8wpRBz00mr7U_P3C6cBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sürmene bıçağı imalatının zorluğuna değinen Cevdet Karadeniz, "Mesleğe 1978'lerde başladık. O zamanlar malzeme olarak araba makası vardı. Makasla keski yapardık, ısıtırdık keski ile yararak bıçak yapmaya çalışırdık. Daha sonra da karşılıklı döverdik, bıçak çeliği haline getirirdik. Daha sonra eğelerle, zımparalarla düzeltirdik. O dönem böyle makineler yoktu şimdi teknolojik olarak çeliğin karbon oranları daha çok arttı, şimdi daha kolay" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VUbkeEU40keR1_t40HjOpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sürmene bıçağının el yapımının fabrika imalatına göre çok farklı olduğunu belirten Karadeniz, "El yapımında bugüne kadar Sürmene ustalarının üzerine yapılmış bıçak görmedim. Sürmene bıçağı Bursa'da yapılan yarışmada üç defa üst üste birinci oldu. Teknolojik olarak fabrikalarda yapılanların hepsi aynıdır ancak el yapımı çok farklıdır" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VIi31ncVTkeSRctYqOCXTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni neslin bıçakçılık mesleğine pek fazla rağbet göstermediğine dikkat çeken Karadeniz, "Bu mesleği iyi yaparsan ekmek kapısıdır, sanattır. Bu işi severek yapmak lazım. Yeni nesil pek bu mesleğe rağbet göstermiyor. Her bıçak yapana usta demek yanlış olur. Mesleğe başladığımız zaman ustalarımız 70'li yaşlardaydı, biz onların yanında yetiştik" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YivtS1AV4UWdxwnLqL7zHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle internetten satışı yapılan ve Sürmene bıçağı olarak lanse edilen bıçaklara karşı vatandaşların dikkatli olmasını isteyen Karadeniz, şu ifadeleri kullandı:
"İnterneti açıyoruz Sürmene bıçağı. Bunların Sürmene bıçağıyla yakından uzaktan alakası yok. Bu konuda bir önlem alınması lazım. İyi bir Sürmene bıçağı olması için iyi bir ustanın yapması lazım. Balık yağında suyunu vermesi lazım, çeliğin kaliteli olması lazım. Sürmene'de bunu bizim gibi yapan bıçaklarda sıkıntı yaşamaz. Yıllardan beri bıçak yapıyorum bugüne kadar şükürler olsun bana bir şikâyet gelmedi.
Sürmene bıçağına talep var. Sürmene'de imalattan sonra dükkân açtığımız zaman 6-7 tane dükkan vardı şimdi 100 tane dükkan var. İşini severek yaparsan kaliteyi bozmazsan talep olur.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jFCy6t4qiEK7bb82U-pgSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kurban bıçağı alacaklara tavsiyelerde de bulunan Karadeniz, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
"Bir kurban bıçağının çeliğinin iyi olması ve suyunun iyi verilmesi lazım. Suyunu balık yağında verdiğin zaman bıçağın kesmeme şansı yoktur. Bin 100 derecede ısıtıp balık yağına sokup suyunu verdin mi o bıçağın kesmeme şansı yok. Sürmene'den bıçak alacak olanlar gerçek Sürmene bıçağı mı diye bakması lazım. Bazı vatandaşlar bıçakta Sürmene bıçağı yazıyor diye alıyor. Bizim bıçağımızı internette karşılaştırdığın zaman bunu anlamak lazım. Mesela pervaz, Sürmene bıçağının olmazsa olmazıdır. Bu pervazı dışarlarda hiçbir ilde ilçede yapan yoktur. Bu Sürmene'ye ait pervazdır. İyi bir kurban bıçağından günde beş tane ancak yapabilirsin."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UcZ2NLC-i0et9TnoUtq_IQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dopaminde ucuza kaçmayalım: Kısa vadeli hazlar mı, kaliteli yaşam mı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dopaminde-ucuza-kacmayalim-kisa-vadeli-hazlar-mi-kaliteli-yasam-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dopaminde-ucuza-kacmayalim-kisa-vadeli-hazlar-mi-kaliteli-yasam-mi</guid>
<description><![CDATA[ Beynimizdeki “ödül kimyası” olarak bilinen dopamin, motivasyonumuzun, keyif almamızın ve harekete geçmemizin görünmez ama güçlü molekülü. Ancak dopaminin kaynağı ve kalitesi, hayatımızın kalitesini doğrudan etkiliyor. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.Dopamin…Beynimizin “ödül kimyası”…Motivasyonumuzun, keyif almamızın, zevk duyup harekete geçmemizin ardındaki görünmez ama güçlü molekül. Halk arasında “mutluluk hormonu” olarak bilinse de, dopamin sadece mutlulukla değil, tatmin ve anlam duygusuyla da yakından ilişkilidir.Ancak burada önemli bir fark var:Tatmin ile tatmin taklidi arasında büyük bir uçurum vardır.Sırf “ucuz” diye alınan kalitesiz bir ürün, kısa vadede ihtiyacı karşılıyor gibi görünür ama uzun vadede daha çok para, daha çok zaman, daha çok pişmanlık gerektirir.Tıpkı dopaminin kalitesiz kaynaklarla elde edilmesi gibi…Anlık hazlarla dopamin patlamaları yaşamak kolaydır. Ama bu kolaylık, bize sağlıklı ve dengeli bir hayat sunmaz. Aksine, bağımlılıkların, duygusal dengesizliklerin ve psikolojik yıpranmanın kapısını aralar.Aşağıdaki davranışlar dopamin seviyesini hızla yükseltse de, kısa sürede çöküşe ve bağımlılık döngüsüne neden olabilir:

Alkol
Sosyal medyada ekran kaydırmak (doomscrolling)
Şekerli yiyecekler
Nikotin ve tütün ürünleri
Kontrolsüz alışveriş
Bilgisayar ve telefon oyunları
Porno
Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler

Bu davranışlar ilk başta “iyi hissettirme” vaadiyle gelir. Ama bir noktadan sonra, birey artık haz almak için değil, kötü hissetmemek için aynı davranışlara geri döner.Dopamin düzeyinin uzun süre düşük olması, hem beden hem zihin üzerinde belirgin etkiler yaratır:

Anksiyete ve panik hali
Depresif duygudurum
Uyku bozuklukları
Kas kasılmaları ve titremeler
Cinsel isteksizlik
Kiloda ani değişimler
Gerçeklik algısında bozulmalar (halüsinasyonlar)
Bu semptomlardan kurtulmak için birey, daha önce dopamin yükselttiğini bildiği davranışlara geri döner. Ancak artık aynı haz için daha fazlasına ihtiyaç duyar. Ve bu, bağımlılığın tam tanımıdır.Dopaminin fazlası da azı kadar zararlıdır. Uzun süreli ve kontrolsüz dopamin artışları şunlara yol açabilir:

Ani öfke patlamaları ve coşku
Dürtüsel davranışlar ve kararlar
Uyku düzeninde bozulmalar
Cinsellikte artış
Aşırı odaklanma ve kontrol ihtiyacı
Rekabetçi ve saldırgan tutumla

Dopamin seviyesindeki dalgalanmalar, zamanla şizofreni, majör depresyon, anksiyete bozukluğu ve dikkat eksikliği gibi psikiyatrik rahatsızlıklarla ilişkilendirilebilir.Dopamini tamamen kesmek değil, kaliteli kaynaklardan elde etmeyi öğrenmek sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Nitelikli ve sürdürülebilir dopamin üretimi, bedensel ve ruhsal dengeyi destekler. 
İşte bazı etkili yollar:
Kaliteli Dopamin Kaynakları:

Gün ışığında yürüyüş yapmak, doğayla temas kurmak
Meditasyon, yoga ya da nefes egzersizleri
Müzik dinlemek, resim yapmak, kitap okumak
Hayvanlarla vakit geçirmek
Yemek yapmak
Spor yapmak
Hedef belirleyip küçük adımlar atmak
Rahatlatıcı bir duş almak
Üretmek, öğrenmek, katkı sunmak

Bu aktiviteler, anı yaşama becerisi geliştirirken aynı zamanda zihni doğal yoldan ödüllendirir.Günümüz dünyası bize her şeyi “hemen şimdi” sunmayı vaat ediyor. Ama gerçek haz, sabır ister. Doyum, derinlik ister. Kaliteli yaşam ise uyanıklık, seçim ve niyet ister.
Dopamin bedava değil, ama değerli.
Onu nereden ve nasıl aldığınız, kim olduğunuzu ve nasıl yaşadığınızı belirler.
Peki siz, dopamininizi nereden alıyorsunuz? ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9boJYKCiFkCl1p21AIlPsw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dopaminde, ucuza, kaçmayalım:, Kısa, vadeli, hazlar, mı, kaliteli, yaşam, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9boJYKCiFkCl1p21AIlPsw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dopaminde ucuza kaçmayalım: Kısa vadeli hazlar mı, kaliteli yaşam mı?"><p>Beynimizdeki “ödül kimyası” olarak bilinen dopamin, motivasyonumuzun, keyif almamızın ve harekete geçmemizin görünmez ama güçlü molekülü. Ancak dopaminin kaynağı ve kalitesi, hayatımızın kalitesini doğrudan etkiliyor. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3HZ7VH-5o0av4B3w-PpqOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dopamin…Beynimizin “ödül kimyası”…Motivasyonumuzun, keyif almamızın, zevk duyup harekete geçmemizin ardındaki görünmez ama güçlü molekül. Halk arasında “mutluluk hormonu” olarak bilinse de, dopamin sadece mutlulukla değil, tatmin ve anlam duygusuyla da yakından ilişkilidir.Ancak burada önemli bir fark var:Tatmin ile tatmin taklidi arasında büyük bir uçurum vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Njt1MHUPcEiD9OjTZHk7Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sırf “ucuz” diye alınan kalitesiz bir ürün, kısa vadede ihtiyacı karşılıyor gibi görünür ama uzun vadede daha çok para, daha çok zaman, daha çok pişmanlık gerektirir.Tıpkı dopaminin kalitesiz kaynaklarla elde edilmesi gibi…Anlık hazlarla dopamin patlamaları yaşamak kolaydır. Ama bu kolaylık, bize sağlıklı ve dengeli bir hayat sunmaz. Aksine, bağımlılıkların, duygusal dengesizliklerin ve psikolojik yıpranmanın kapısını aralar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xlHyGADbkkS2VvQwrpQ99A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşağıdaki davranışlar dopamin seviyesini hızla yükseltse de, kısa sürede çöküşe ve bağımlılık döngüsüne neden olabilir:

Alkol
Sosyal medyada ekran kaydırmak (doomscrolling)
Şekerli yiyecekler
Nikotin ve tütün ürünleri
Kontrolsüz alışveriş
Bilgisayar ve telefon oyunları
Porno
Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler

Bu davranışlar ilk başta “iyi hissettirme” vaadiyle gelir. Ama bir noktadan sonra, birey artık haz almak için değil, kötü hissetmemek için aynı davranışlara geri döner.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZQKmhRb9KEOOEXoFROS-1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dopamin düzeyinin uzun süre düşük olması, hem beden hem zihin üzerinde belirgin etkiler yaratır:

Anksiyete ve panik hali
Depresif duygudurum
Uyku bozuklukları
Kas kasılmaları ve titremeler
Cinsel isteksizlik
Kiloda ani değişimler
Gerçeklik algısında bozulmalar (halüsinasyonlar)
Bu semptomlardan kurtulmak için birey, daha önce dopamin yükselttiğini bildiği davranışlara geri döner. Ancak artık aynı haz için daha fazlasına ihtiyaç duyar. Ve bu, bağımlılığın tam tanımıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wHk9uh39Qkyt8g8kvk9CfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dopaminin fazlası da azı kadar zararlıdır. Uzun süreli ve kontrolsüz dopamin artışları şunlara yol açabilir:

Ani öfke patlamaları ve coşku
Dürtüsel davranışlar ve kararlar
Uyku düzeninde bozulmalar
Cinsellikte artış
Aşırı odaklanma ve kontrol ihtiyacı
Rekabetçi ve saldırgan tutumla

Dopamin seviyesindeki dalgalanmalar, zamanla şizofreni, majör depresyon, anksiyete bozukluğu ve dikkat eksikliği gibi psikiyatrik rahatsızlıklarla ilişkilendirilebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f2TZ6_ZD9kmLzgfHlzA_lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dopamini tamamen kesmek değil, kaliteli kaynaklardan elde etmeyi öğrenmek sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Nitelikli ve sürdürülebilir dopamin üretimi, bedensel ve ruhsal dengeyi destekler. 
İşte bazı etkili yollar:
Kaliteli Dopamin Kaynakları:

Gün ışığında yürüyüş yapmak, doğayla temas kurmak
Meditasyon, yoga ya da nefes egzersizleri
Müzik dinlemek, resim yapmak, kitap okumak
Hayvanlarla vakit geçirmek
Yemek yapmak
Spor yapmak
Hedef belirleyip küçük adımlar atmak
Rahatlatıcı bir duş almak
Üretmek, öğrenmek, katkı sunmak

Bu aktiviteler, anı yaşama becerisi geliştirirken aynı zamanda zihni doğal yoldan ödüllendirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vuos2Q4xpUWQBAvzyTGOAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günümüz dünyası bize her şeyi “hemen şimdi” sunmayı vaat ediyor. Ama gerçek haz, sabır ister. Doyum, derinlik ister. Kaliteli yaşam ise uyanıklık, seçim ve niyet ister.
Dopamin bedava değil, ama değerli.
Onu nereden ve nasıl aldığınız, kim olduğunuzu ve nasıl yaşadığınızı belirler.
Peki siz, dopamininizi nereden alıyorsunuz?</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Enerjinizi sessizce tüketen 6 şey: Bu alışkanlıkları bırakmalısınız</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/enerjinizi-sessizce-tuketen-6-sey-bu-aliskanliklari-birakmalisiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/enerjinizi-sessizce-tuketen-6-sey-bu-aliskanliklari-birakmalisiniz</guid>
<description><![CDATA[ Bazı günler, fiziksel olarak yorulmasak bile kendimizi çok yorgun hissedebiliriz. Çünkü enerjimiz sadece işe ya da ev işlerine gitmez; aynı zamanda görüştüğümüz insanlar, düşündüklerimiz ve içinde bulunduğumuz durumlar da bizi tüketebilir. Çoğu zaman farkında olmadan, bize hiçbir faydası olmayan şeylere enerjimizi harcarız.Bu, insanlara soğuk davranmak ya da sebepsiz yere uzak durmak anlamına gelmez. Asıl mesele, zamanınızı, dikkatinizi ve duygularınızı neye harcadığınızın farkında olmaktır. Çünkü her şey ve herkes bu değeri hak etmeyebilir.İşte enerjinizi fark etmeden kaybettiğiniz altı yaygın alan ve neden bu durumlardan uzaklaşmanın gayet normal olduğu.İnsanlar bizi takdir ettiğinde, özellikle de önemsediğimiz kişiler olduğunda iyi hissederiz. Ancak birileri sürekli çabalarınızı görmezden geliyorsa veya önemli olduğunda yanınızda olmuyorsa, kendinizi kanıtlamaya devam etmenize gerek yok. Birileri görmeyi reddettiği için değeriniz azalmaz.Hepimiz başkalarının bizi nasıl görebileceğini fazla düşündüğümüz anlar yaşadık. Ancak gerçek şu ki, çoğu insan kendi hayatlarıyla o kadar meşgul ki, korktuğumuz kadar bizi düşünmüyor. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü sizi ilgilendirmez. Hayatınızı onların fikirlerine göre şekillendirmeye çalışmak huzurunuzu kaçırmaz.Arkadaşlıklar, aile bağları, romantik bağlar - her ilişki her iki taraftan da çaba gerektirir. Eğer her zaman ulaşan, kontrol eden veya ayarlayan taraf sizseniz, diğer kişinin de eşit şekilde yatırım yapıp yapmadığını sormaya değer. İlişkiler sizi desteklemeli, sizi tüketmemeli.Yardımsever olmak harikadır, ancak her şeyi düzeltmek sizin işiniz değildir. Başkalarının karmaşasına karışmak, özellikle de bunu kendileri çözmek istemedikleri zaman, sadece stresinizi artırır. Sağlıklı sınırlar koyun - nazik olmak her şeye hazır olmak anlamına gelmez.Üretken olduğumuzu hissetmek için günlerimizi genellikle sürekli aktivitelerle doldururuz - toplantılar, kaydırma, ayak işleri - ancak. Ancak tüm &quot;meşguliyetler&quot; faydalı değildir. Bazen, dinginlik ve sessizlik tam da şarj olmamız gereken şeydir.Herkes sizi sevmeyecek, desteklemeyecek veya sizinle ilgilenmeyecek ve bu sorun değil. Eğer birileri varlığınızı veya çabalarınızı görmezden gelmeye devam ederse, zorlamaya devam etmeyin. Başkasını sıcak tutmak için kendinizi ateşe atmayın. Sizi koşulsuz olarak değer verenlere odaklanın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/chIAV_NdtU2H7vfqJFFPYg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Enerjinizi, sessizce, tüketen, şey:, alışkanlıkları, bırakmalısınız</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/chIAV_NdtU2H7vfqJFFPYg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Enerjinizi sessizce tüketen 6 şey: Bu alışkanlıkları bırakmalısınız"><p>Bazı günler, fiziksel olarak yorulmasak bile kendimizi çok yorgun hissedebiliriz. Çünkü enerjimiz sadece işe ya da ev işlerine gitmez; aynı zamanda görüştüğümüz insanlar, düşündüklerimiz ve içinde bulunduğumuz durumlar da bizi tüketebilir. Çoğu zaman farkında olmadan, bize hiçbir faydası olmayan şeylere enerjimizi harcarız.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t8jkE0KysU-Ks50a0sqnHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu, insanlara soğuk davranmak ya da sebepsiz yere uzak durmak anlamına gelmez. Asıl mesele, zamanınızı, dikkatinizi ve duygularınızı neye harcadığınızın farkında olmaktır. Çünkü her şey ve herkes bu değeri hak etmeyebilir.İşte enerjinizi fark etmeden kaybettiğiniz altı yaygın alan ve neden bu durumlardan uzaklaşmanın gayet normal olduğu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_-SrVLlWQkGvwwptecJOCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsanlar bizi takdir ettiğinde, özellikle de önemsediğimiz kişiler olduğunda iyi hissederiz. Ancak birileri sürekli çabalarınızı görmezden geliyorsa veya önemli olduğunda yanınızda olmuyorsa, kendinizi kanıtlamaya devam etmenize gerek yok. Birileri görmeyi reddettiği için değeriniz azalmaz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dBuax4evhEKr5SkyrenpMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hepimiz başkalarının bizi nasıl görebileceğini fazla düşündüğümüz anlar yaşadık. Ancak gerçek şu ki, çoğu insan kendi hayatlarıyla o kadar meşgul ki, korktuğumuz kadar bizi düşünmüyor. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü sizi ilgilendirmez. Hayatınızı onların fikirlerine göre şekillendirmeye çalışmak huzurunuzu kaçırmaz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qKbaAeBJg0eC43oiAL5wyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arkadaşlıklar, aile bağları, romantik bağlar - her ilişki her iki taraftan da çaba gerektirir. Eğer her zaman ulaşan, kontrol eden veya ayarlayan taraf sizseniz, diğer kişinin de eşit şekilde yatırım yapıp yapmadığını sormaya değer. İlişkiler sizi desteklemeli, sizi tüketmemeli.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IUjh3cNV-0a0T4FdwkF7Zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yardımsever olmak harikadır, ancak her şeyi düzeltmek sizin işiniz değildir. Başkalarının karmaşasına karışmak, özellikle de bunu kendileri çözmek istemedikleri zaman, sadece stresinizi artırır. Sağlıklı sınırlar koyun - nazik olmak her şeye hazır olmak anlamına gelmez.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pz6Vpyrqf0iAsOJSkL_Elg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üretken olduğumuzu hissetmek için günlerimizi genellikle sürekli aktivitelerle doldururuz - toplantılar, kaydırma, ayak işleri - ancak. Ancak tüm "meşguliyetler" faydalı değildir. Bazen, dinginlik ve sessizlik tam da şarj olmamız gereken şeydir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TxVNj8IMIUef7JZP1FKvfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herkes sizi sevmeyecek, desteklemeyecek veya sizinle ilgilenmeyecek ve bu sorun değil. Eğer birileri varlığınızı veya çabalarınızı görmezden gelmeye devam ederse, zorlamaya devam etmeyin. Başkasını sıcak tutmak için kendinizi ateşe atmayın. Sizi koşulsuz olarak değer verenlere odaklanın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>WMO: Önümüzdeki 5 yılda sıcaklıklar rekor seviyede kalacak</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/wmo-onumuzdeki5-yilda-sicakliklar-rekor-seviyede-kalacak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/wmo-onumuzdeki5-yilda-sicakliklar-rekor-seviyede-kalacak</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Meteoroloji Örgütü&#039;nün küresel iklim tahminlerine göre, önümüzdeki 5 yılda da sıcaklıklar rekor seviyelerde olacak.Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ile İngiliz Meteoroloji Kurumu (Met Office), gelecek 5 yılın sıcaklık tahminlerine ilişkin ortak bir rapor yayınladı.Tahminlerin, gelecek 5 yılda sıcaklıkların rekor seviyelerde veya buna yakın kalacağını gösterdiği ifade edilen raporda, &quot;2025 ila 2029 yılları arasındaki her yıl için yıllık ortalama küresel ortalama yüzeye yakın sıcaklığın, 1850-1900 yıllarındaki (sanayi öncesi dönem) ortalamadan 1,2 ila 1,9 derece daha yüksek olacağı öngörülüyor.&quot; ifadeleri kullanıldı.  ORTALAMA ISINMA 1,5 DERECE  Gelecek 5 yılda en az 1 yılın sanayi öncesi seviyenin 1,5 derece üstünde olma ihtimalinin yüzde 86 olduğu vurgulanan raporda, 2025-2029 yılları arasındaki 5 yıllık ortalama ısınmanın 1,5 dereceden fazla olma ihtimalinin yüzde 70 olarak tahmin edildiği belirtildi.&quot;AŞIRI HAVA OLAYLARINA NEDEN OLUR&quot;Raporda, &quot;Isınmanın her bir ek derecesi daha zararlı sıcak hava dalgalarına, aşırı yağış olaylarına, yoğun kuraklıklara, buz tabakalarına, deniz buzuna ve buzulların erimesine, okyanusun ısınmasına ve deniz seviyelerinin yükselmesine neden olur.&quot; değerlendirmesinde bulunuldu.&quot;EN SICAK 10 YILI YENİ YAŞADIK&quot;Raporda görüşlerine yer verilen WMO Genel Sekreter Yardımcısı Ko Barrett tahminleri şöyle değerlendirdi: &quot;Kayıtlardaki en sıcak 10 yılı yeni yaşadık. Ne yazık ki bu WMO raporu, önümüzdeki yıllarda herhangi bir rahatlama belirtisi göstermiyor. Bu durum da ekonomilerimiz, günlük yaşamlarımız, ekosistemlerimiz ve gezegenimiz üzerinde giderek artan bir olumsuz etki olacağı anlamına geliyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E7sWeo6beUugVa9vV8Lutg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 May 2025 11:33:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>WMO:, Önümüzdeki 5, yılda, sıcaklıklar, rekor, seviyede, kalacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E7sWeo6beUugVa9vV8Lutg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sıcaklıklar rekor seviyede kalacak"><p>Dünya Meteoroloji Örgütü'nün küresel iklim tahminlerine göre, önümüzdeki 5 yılda da sıcaklıklar rekor seviyelerde olacak.</p><p>Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ile İngiliz Meteoroloji Kurumu (Met Office), gelecek 5 yılın sıcaklık tahminlerine ilişkin ortak bir rapor yayınladı.</p><p>Tahminlerin, gelecek 5 yılda sıcaklıkların rekor seviyelerde veya buna yakın kalacağını gösterdiği ifade edilen raporda, "2025 ila 2029 yılları arasındaki her yıl için yıllık ortalama küresel ortalama yüzeye yakın sıcaklığın, 1850-1900 yıllarındaki (sanayi öncesi dönem) ortalamadan 1,2 ila 1,9 derece daha yüksek olacağı öngörülüyor." ifadeleri kullanıldı.  <strong>ORTALAMA ISINMA 1,5 DERECE</strong>  Gelecek 5 yılda en az 1 yılın sanayi öncesi seviyenin 1,5 derece üstünde olma ihtimalinin yüzde 86 olduğu vurgulanan raporda, 2025-2029 yılları arasındaki 5 yıllık ortalama ısınmanın 1,5 dereceden fazla olma ihtimalinin yüzde 70 olarak tahmin edildiği belirtildi.</p><p><strong>"AŞIRI HAVA OLAYLARINA NEDEN OLUR"</strong></p><p>Raporda, "Isınmanın her bir ek derecesi daha zararlı sıcak hava dalgalarına, aşırı yağış olaylarına, yoğun kuraklıklara, buz tabakalarına, deniz buzuna ve buzulların erimesine, okyanusun ısınmasına ve deniz seviyelerinin yükselmesine neden olur." değerlendirmesinde bulunuldu.</p><p><strong>"EN SICAK 10 YILI YENİ YAŞADIK"</strong></p><p>Raporda görüşlerine yer verilen WMO Genel Sekreter Yardımcısı Ko Barrett tahminleri şöyle değerlendirdi: "Kayıtlardaki en sıcak 10 yılı yeni yaşadık. Ne yazık ki bu WMO raporu, önümüzdeki yıllarda herhangi bir rahatlama belirtisi göstermiyor. Bu durum da ekonomilerimiz, günlük yaşamlarımız, ekosistemlerimiz ve gezegenimiz üzerinde giderek artan bir olumsuz etki olacağı anlamına geliyor."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tireli Hasan usta, 64 yıldır mesleğini sürdürüyor: &amp;quot;Elle yapan başka usta yok&amp;quot;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/tireli-hasan-usta-64-yildir-meslegini-surduruyor-elle-yapan-baska-usta-yok</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/tireli-hasan-usta-64-yildir-meslegini-surduruyor-elle-yapan-baska-usta-yok</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;deki körüklü çizme ustası Hasan Hüseyin Öter (75), 11 yaşında çırak olarak başladığı mesleğini 64 yıldır sürdürüyor. Kalıp kullanmadan eliyle körük yapan son usta olan Öter, ayda 8 çift çizme üretiyor.Tire ilçesinde yaşayan körüklü çizme ustası Hasan Hüseyin Öter, 11 yaşında ustası İrfan Kahya&#039;nın yanında çırak olarak başladığı mesleğine 64 yıldır devam ediyor.Tarihi Kutu Han&#039;daki atölyesinde zanaatını yapan Öter, bugün, kalıp kullanmadan eliyle körük yapan son usta olarak tanınıyor. Meslek yaşamı boyunca çok sayıda kişiye körüklü çizme yapan Öter, geçen yıl 16 Aralık’ta Ankara&#039;da, Külliye&#039;de düzenlenen ‘Türkiye Yüzyılı’nın Emektarları Programı’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#039;a &#039;Reis-i Cumhur&#039; yazılı ve Türk bayrağını nakşettiği körüklü çizmeyi hediye etti.&quot;Hasan Hüseyin Öter, ustası İrfan Kahya&#039;nın dönemin ünlü körüklü çizme ustalarından olduğunu belirterek, &quot;Bu meslekten ne ekmek yiyorsam ustamın sayesinde. Çok özen gösterdi, mesleği öğretti. 1968 yılından bugüne kadar da kendi adıma yapıyorum&quot; dedi.Her milletin kendine has çizmesi olduğunu dile getiren Öter, &quot;Fransızların diz kapağının üstü kapalı arkadan bağcıklı, Rusların arkası tokalı çizmesi var. Bizim de düz çoban çizmemiz var. Yürürken kendiliğinden kırışıklık yapıyor. 1930 yıllarında Söke&#039;de yaşayan Halil Bey, ağa çizmesinde bir fark olmasını istiyor, çizme ustası yığma şeklinde yapıyor. 1950 yılında benim ustam da çapraz körük haline getiriyor. Şu an yapanlar bacak kalıplarının üstünü oyup şekil veriyor. Ben körükleri elle yapıyorum. Ömür boyu bozulmuyor. Elle yapan başka usta yok, herkes &#039;Elle yapıyorum&#039; diyor ama yapmıyorlar. Eski ustalar herkesi imtihan etse sınavı bir tek ben geçerim&quot; diye konuştu.Haftada 2 çift körüklü çizme yaptığını söyleyen Öter, &quot;İşçiliği çok ama verdiğin emeği inkar etmiyor. Müşteri giyip &#039;Eline sağlık usta çok iyi olmuş&#039; demeden içim rahat etmiyor. Giyip gidiyorlar, ben de arkalarından keyifle seyrediyorum. Ayda 8 çift yapıyorum. Talep çok ama ben artık yorgunum&quot; dedi.Geçen yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan&#039;a çizme yaptığını söyleyen Öter, &quot;Benim için tarif edilmez bir duygu. 85 milyonda kime nasip olmuş ismen oraya çağırılmak? Gurur vericiydi, beni yanına oturttu, onurlandırdı. Bu yaşımda gurur duydum, kendimden değil mesleğimin sayesinde&quot; dedi.&quot;Mesleği yapan var ama hakkını vererek yapan yok&quot; diyen Öter, sözlerine şöyle devam etti:&quot;3 çırak yetiştirdim, 2&#039;si &#039;Bu iş para kazandırmıyor&#039; diyerek İzmir&#039;de ayakkabı sektörüne döndü. Kazandırıyor ama onların gözü yüksekteydi. Manisa Turgutlu&#039;da bir çırağım var, yavaş yavaş kendini geliştiriyor. Gençlere tavsiyem, gelip öğrensinler. Sıradan bir memurun 2 katı maaş alabilirler, saygın bir meslek.Elim kolum tuttuğu müddetçe yapacağım. Oğlum da öğrendi, körük yapacak hale geldi ama sıkıcı geldiğini söyleyip, yapmadı. Ama tekrar tavsiye ediyorum, birileri gelsin mesleği öğrensin. Keşke birileri hakkıyla öğrenip yapsa. Ölmeye yüz tutmuş bir meslek. Aslında ölmüştü de körüklü çizme giyen yoktu, sonra Ege&#039;deki Yörük köyleri sayesinde canlandı. Şimdi yanımda 10 insan çalışsa 10&#039;una da yetecek iş var&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NNipiUcFlUedepx1k6sWVQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tireli, Hasan, usta, yıldır, mesleğini, sürdürüyor:, Elle, yapan, başka, usta, yok</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NNipiUcFlUedepx1k6sWVQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tireli Hasan usta, 64 yıldır mesleğini sürdürüyor: " elle yapan ba usta yok><p>İzmir'deki körüklü çizme ustası Hasan Hüseyin Öter (75), 11 yaşında çırak olarak başladığı mesleğini 64 yıldır sürdürüyor. Kalıp kullanmadan eliyle körük yapan son usta olan Öter, ayda 8 çift çizme üretiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NR4psFH82kCRdvjOl6iHjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tire ilçesinde yaşayan körüklü çizme ustası Hasan Hüseyin Öter, 11 yaşında ustası İrfan Kahya'nın yanında çırak olarak başladığı mesleğine 64 yıldır devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6bvBkdmav0CfZNZJ5_cjsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarihi Kutu Han'daki atölyesinde zanaatını yapan Öter, bugün, kalıp kullanmadan eliyle körük yapan son usta olarak tanınıyor. Meslek yaşamı boyunca çok sayıda kişiye körüklü çizme yapan Öter, geçen yıl 16 Aralık’ta Ankara'da, Külliye'de düzenlenen ‘Türkiye Yüzyılı’nın Emektarları Programı’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a 'Reis-i Cumhur' yazılı ve Türk bayrağını nakşettiği körüklü çizmeyi hediye etti."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J_Yps48tvESQaPJhqWS6dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hasan Hüseyin Öter, ustası İrfan Kahya'nın dönemin ünlü körüklü çizme ustalarından olduğunu belirterek, "Bu meslekten ne ekmek yiyorsam ustamın sayesinde. Çok özen gösterdi, mesleği öğretti. 1968 yılından bugüne kadar da kendi adıma yapıyorum" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fr35Ke-o2kanwgFa4Zj0Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her milletin kendine has çizmesi olduğunu dile getiren Öter, "Fransızların diz kapağının üstü kapalı arkadan bağcıklı, Rusların arkası tokalı çizmesi var. Bizim de düz çoban çizmemiz var. Yürürken kendiliğinden kırışıklık yapıyor. 1930 yıllarında Söke'de yaşayan Halil Bey, ağa çizmesinde bir fark olmasını istiyor, çizme ustası yığma şeklinde yapıyor. 1950 yılında benim ustam da çapraz körük haline getiriyor. Şu an yapanlar bacak kalıplarının üstünü oyup şekil veriyor. Ben körükleri elle yapıyorum. Ömür boyu bozulmuyor. Elle yapan başka usta yok, herkes 'Elle yapıyorum' diyor ama yapmıyorlar. Eski ustalar herkesi imtihan etse sınavı bir tek ben geçerim" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BvxAAmul20OeuztgOzsdIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Haftada 2 çift körüklü çizme yaptığını söyleyen Öter, "İşçiliği çok ama verdiğin emeği inkar etmiyor. Müşteri giyip 'Eline sağlık usta çok iyi olmuş' demeden içim rahat etmiyor. Giyip gidiyorlar, ben de arkalarından keyifle seyrediyorum. Ayda 8 çift yapıyorum. Talep çok ama ben artık yorgunum" dedi.Geçen yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'a çizme yaptığını söyleyen Öter, "Benim için tarif edilmez bir duygu. 85 milyonda kime nasip olmuş ismen oraya çağırılmak? Gurur vericiydi, beni yanına oturttu, onurlandırdı. Bu yaşımda gurur duydum, kendimden değil mesleğimin sayesinde" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6guh1FV9G0K842b2a4Mpyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Mesleği yapan var ama hakkını vererek yapan yok" diyen Öter, sözlerine şöyle devam etti:"3 çırak yetiştirdim, 2'si 'Bu iş para kazandırmıyor' diyerek İzmir'de ayakkabı sektörüne döndü. Kazandırıyor ama onların gözü yüksekteydi. Manisa Turgutlu'da bir çırağım var, yavaş yavaş kendini geliştiriyor. Gençlere tavsiyem, gelip öğrensinler. Sıradan bir memurun 2 katı maaş alabilirler, saygın bir meslek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zJ8VhhLbSEO0KTOkzezVuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elim kolum tuttuğu müddetçe yapacağım. Oğlum da öğrendi, körük yapacak hale geldi ama sıkıcı geldiğini söyleyip, yapmadı. Ama tekrar tavsiye ediyorum, birileri gelsin mesleği öğrensin. Keşke birileri hakkıyla öğrenip yapsa. Ölmeye yüz tutmuş bir meslek. Aslında ölmüştü de körüklü çizme giyen yoktu, sonra Ege'deki Yörük köyleri sayesinde canlandı. Şimdi yanımda 10 insan çalışsa 10'una da yetecek iş var" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kahraman olmak: İyi insanlar neden kötü şeyler yapar?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kahraman-olmak-iyi-insanlar-neden-koetu-seyler-yapar</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kahraman-olmak-iyi-insanlar-neden-koetu-seyler-yapar</guid>
<description><![CDATA[ Son günlerde bir online platformda yayınlanan Adolescence (Türkçesiyle; Ergen) dizisi bütün dünyada ve ülkemizde büyük bir ilgi çekti. Ortalama bir İngiliz ailenin başına gelen bir trajediyi odağa alan ve bu mini dizi, şiddet davranışlarının nedenlerine dönük merakı da arttırdı. Dizi; ailenin görünürde belirgin bir sorunu olmayan, 13 yaşındaki en küçük üyesi ortaokul öğrencisi Jamie’nin, sınıf arkadaşı bir kız öğrenciyi öldürmesinin ardından okulda ve ailede yaşananları anlatıyor. Bu dizinin gösterime başladığı dönemde maalesef ülkemizde de benzer şekilde çok acı bir olayda 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi adlı çocuğumuzu kaybettik. Belki rastlantı belki de bu tür haberlere duyarlığımızın artmasıyla dünyadan da o sırada benzer olayların haberleri daha çok dikkatimizi çekti.  Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar&#039;ın ntv.com.tr&#039;ye özel yazısı.Adolescence dizisinin son bölümünde anne ve baba, o sevimli masum çocuklarının nasıl olup da bu canice eylemi yaptıklarını sorguluyorlardı. Baba Eddie eşi Manda’ ya büyük bir acı içinde “onu biz yaptık” diyordu. Anne ve babanın kendilerine sorduğu bu “neden?” sorusu, duyarlı herkesin zihnini meşgul eden bir soru. Nasıl oluyor da sıradan insanlar; çocuklar, gençler, babalar, anneler kötü şeyler yapıyor? Bu soru her cinayet, katliam, soykırım, bireysel ve toplumsal şiddet sonrası hep sorulagelmiş ve sosyal psikolojinin de ele aldığı ana konulardan biri olmuştur.Hepimiz dünyaya bir donanımla geliyoruz ve aslında bu donanım (kimileri bu görüşe karşı çıksa da) ağırlıklı olarak, işbirliğine, iyiye ve dayanışmaya dönük. Peki bu “iyi doğamıza” rağmen nasıl oluyor da “kötü” hatta “çok kötü” şeyler yapabiliyoruz? Bu sorunun cevabını ararken, sıradan iyi bireylerin nasıl olup da karanlık yönlere savrulabildiğini gözler önüne seren ünlü bir deney akla geliyor: “Stanford Hapishane Deneyi”.Şiddetin kökenine ilişkin 1971 yılında ünlü sosyal psikolog Philip Zimbardo tarafından yürütülen Stanford Hapishane Deneyi’nde; psikolojik olarak sağlıklı olduğu teyit edilen gönüllü bir grup erkek üniversite öğrencisi, rastgele şekilde gardiyan ve mahkum rollerine atanmış ve gerçekçilik adına mahkumlar evlerinden polisle alınarak kurmaca bir hapishaneye yerleştirilmiştir.
Zimbardo da hapishane genel direktörü rolünü üstlenmiştir. İki hafta sürmesi planlanan deney; gardiyanların mahkumlara karşı giderek artan bir şekilde zalim ve taciz edici davranışlar sergilemesi, mahkumların ise ciddi psikolojik zorlanmalar yaşaması ve antisosyal davranışları nedeniyle altıncı günde sonlandırılmıştır.
Kendisi de rolüne kapılıp tacizleri fark etmediğini ve şefkat duygusunu kaybettiğini itiraf eden Zimbardo; beşinci günde deney alanını ziyaret eden psikolog Christina Maslach’ ın gardiyanların mahkumlara cinsel taciz emri vermeye başladığı konusundaki uyarısıyla deneyin sona erdirilmesine karar vermiştir. Peki neden gardiyan rolündeki insanlar deneyde günlük hayattaki sosyal kimliklerinden farklı davranmışlardı? Deney, insan davranışlarının sabit ve öngörülebilir olmadığını; ortam, çevre, sistem ve rollerin etkisiyle bambaşka boyutlara ulaşabileceğini çarpıcı biçimde ortaya koymuştur. Hapishane deneyi göstermiştir ki davranışlarımız içinde bulunduğumuz çevreden ve bize verilen rollerden ciddi düzeyde etkilenip değişebilmektedir. İnsanlar kendi davranışlarının görece olarak sabit ve öngörülebilir olduğunu düşünse de, bazı ortam ve koşullarda insanlar kendilerini bile şaşırtacak şekilde bambaşka bir insan gibi farklı davranabiliyor.Deney sonucundaki bulgular, aslında “iyi” insanların nasıl olup da “kötü” şeyler yapabildiğini anlamamıza ışık tutuyor. Bu dönüşüm genellikle bir anda değil, adım adım gerçekleşiyor. Kötüye doğru atılan bu adımlar; öncelikle bireylerin eylemlerini haklı gösterecek bir inanç sistemine bağlanmaları, şiddete dönük küçük ama zararlı davranışlarla sürecin başlatılarak sonra giderek normalleşmesi; ve ortamın belirsiz, kuralları esnek hale getirilmesiyle mümkün oluyor. Mağdurların insanlıklarından arındırılmış bir şekilde sunulması (“onlar bir canavar!”), yapılan kötü davranışların toplu yapılarak sorumluluğunun paylaştırılması ve “kötü davranan” rol modeller aracılığıyla itaatin teşvik edilmesi gibi unsurlar da bu süreci pekiştiriyor.Peki çözüm ne? Stanford Hapishane Deneyi ya da tarih boyunca yaşanan toplu şiddet eylemlerinde bile bu şiddet kültürüne teslim olmayan, tersine buna direnen insanlar yani Zimbardo’ nun deyimiyle &quot;kahramanlar da var. “Kahraman” olmak, çoğu zaman ahlaki cesaret göstermeyi, ortalamanın üzerinde anlaşılmış kötüye direnmeyi, ve başkalarının iyiliği için risk almayı gerektirir. Böyle kişiler ahlaki cesaret sahibidirler, empati kurma yetileri gelişmiştir ve &quot;bu benim sorunum değil&quot; demez, sorunları kişisel olarak sahiplenirler. Bu ahlaki tutum aslında doğuştan gelen ve iyi olan “insan doğasının, korunması ve “iyi” yönde geliştirilmesiyle olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/24I_sykNTkK6fYYb1OZCYQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kahraman, olmak:, İyi, insanlar, neden, kötü, şeyler, yapar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/24I_sykNTkK6fYYb1OZCYQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kahraman olmak: İyi insanlar neden kötü şeyler yapar?"><p>Son günlerde bir online platformda yayınlanan Adolescence (Türkçesiyle; Ergen) dizisi bütün dünyada ve ülkemizde büyük bir ilgi çekti. Ortalama bir İngiliz ailenin başına gelen bir trajediyi odağa alan ve bu mini dizi, şiddet davranışlarının nedenlerine dönük merakı da arttırdı. Dizi; ailenin görünürde belirgin bir sorunu olmayan, 13 yaşındaki en küçük üyesi ortaokul öğrencisi Jamie’nin, sınıf arkadaşı bir kız öğrenciyi öldürmesinin ardından okulda ve ailede yaşananları anlatıyor. Bu dizinin gösterime başladığı dönemde maalesef ülkemizde de benzer şekilde çok acı bir olayda 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi adlı çocuğumuzu kaybettik. Belki rastlantı belki de bu tür haberlere duyarlığımızın artmasıyla dünyadan da o sırada benzer olayların haberleri daha çok dikkatimizi çekti.  Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar'ın ntv.com.tr'ye özel yazısı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1SI49kxBkEmf2jAvJmsO0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adolescence dizisinin son bölümünde anne ve baba, o sevimli masum çocuklarının nasıl olup da bu canice eylemi yaptıklarını sorguluyorlardı. Baba Eddie eşi Manda’ ya büyük bir acı içinde “onu biz yaptık” diyordu. Anne ve babanın kendilerine sorduğu bu “neden?” sorusu, duyarlı herkesin zihnini meşgul eden bir soru. Nasıl oluyor da sıradan insanlar; çocuklar, gençler, babalar, anneler kötü şeyler yapıyor? Bu soru her cinayet, katliam, soykırım, bireysel ve toplumsal şiddet sonrası hep sorulagelmiş ve sosyal psikolojinin de ele aldığı ana konulardan biri olmuştur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wj6e4_3kkkia_ARPz-Mwpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hepimiz dünyaya bir donanımla geliyoruz ve aslında bu donanım (kimileri bu görüşe karşı çıksa da) ağırlıklı olarak, işbirliğine, iyiye ve dayanışmaya dönük. Peki bu “iyi doğamıza” rağmen nasıl oluyor da “kötü” hatta “çok kötü” şeyler yapabiliyoruz? Bu sorunun cevabını ararken, sıradan iyi bireylerin nasıl olup da karanlık yönlere savrulabildiğini gözler önüne seren ünlü bir deney akla geliyor: “Stanford Hapishane Deneyi”.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8tpyM7M9XUGwSb6IlK3oCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şiddetin kökenine ilişkin 1971 yılında ünlü sosyal psikolog Philip Zimbardo tarafından yürütülen Stanford Hapishane Deneyi’nde; psikolojik olarak sağlıklı olduğu teyit edilen gönüllü bir grup erkek üniversite öğrencisi, rastgele şekilde gardiyan ve mahkum rollerine atanmış ve gerçekçilik adına mahkumlar evlerinden polisle alınarak kurmaca bir hapishaneye yerleştirilmiştir.
Zimbardo da hapishane genel direktörü rolünü üstlenmiştir. İki hafta sürmesi planlanan deney; gardiyanların mahkumlara karşı giderek artan bir şekilde zalim ve taciz edici davranışlar sergilemesi, mahkumların ise ciddi psikolojik zorlanmalar yaşaması ve antisosyal davranışları nedeniyle altıncı günde sonlandırılmıştır.
Kendisi de rolüne kapılıp tacizleri fark etmediğini ve şefkat duygusunu kaybettiğini itiraf eden Zimbardo; beşinci günde deney alanını ziyaret eden psikolog Christina Maslach’ ın gardiyanların mahkumlara cinsel taciz emri vermeye başladığı konusundaki uyarısıyla deneyin sona erdirilmesine karar vermiştir. Peki neden gardiyan rolündeki insanlar deneyde günlük hayattaki sosyal kimliklerinden farklı davranmışlardı? Deney, insan davranışlarının sabit ve öngörülebilir olmadığını; ortam, çevre, sistem ve rollerin etkisiyle bambaşka boyutlara ulaşabileceğini çarpıcı biçimde ortaya koymuştur. Hapishane deneyi göstermiştir ki davranışlarımız içinde bulunduğumuz çevreden ve bize verilen rollerden ciddi düzeyde etkilenip değişebilmektedir. İnsanlar kendi davranışlarının görece olarak sabit ve öngörülebilir olduğunu düşünse de, bazı ortam ve koşullarda insanlar kendilerini bile şaşırtacak şekilde bambaşka bir insan gibi farklı davranabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n_PxsQnA2E-F2RoMsRsbQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deney sonucundaki bulgular, aslında “iyi” insanların nasıl olup da “kötü” şeyler yapabildiğini anlamamıza ışık tutuyor. Bu dönüşüm genellikle bir anda değil, adım adım gerçekleşiyor. Kötüye doğru atılan bu adımlar; öncelikle bireylerin eylemlerini haklı gösterecek bir inanç sistemine bağlanmaları, şiddete dönük küçük ama zararlı davranışlarla sürecin başlatılarak sonra giderek normalleşmesi; ve ortamın belirsiz, kuralları esnek hale getirilmesiyle mümkün oluyor. Mağdurların insanlıklarından arındırılmış bir şekilde sunulması (“onlar bir canavar!”), yapılan kötü davranışların toplu yapılarak sorumluluğunun paylaştırılması ve “kötü davranan” rol modeller aracılığıyla itaatin teşvik edilmesi gibi unsurlar da bu süreci pekiştiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/929Hi2RLP0WtMKJrmqL0LQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peki çözüm ne? Stanford Hapishane Deneyi ya da tarih boyunca yaşanan toplu şiddet eylemlerinde bile bu şiddet kültürüne teslim olmayan, tersine buna direnen insanlar yani Zimbardo’ nun deyimiyle "kahramanlar da var. “Kahraman” olmak, çoğu zaman ahlaki cesaret göstermeyi, ortalamanın üzerinde anlaşılmış kötüye direnmeyi, ve başkalarının iyiliği için risk almayı gerektirir. Böyle kişiler ahlaki cesaret sahibidirler, empati kurma yetileri gelişmiştir ve "bu benim sorunum değil" demez, sorunları kişisel olarak sahiplenirler. Bu ahlaki tutum aslında doğuştan gelen ve iyi olan “insan doğasının, korunması ve “iyi” yönde geliştirilmesiyle olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ayının peşine düştüğü armut... Deveci armudunun hikayesi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ayinin-pesine-dustugu-armut-deveci-armudunun-hikayesi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ayinin-pesine-dustugu-armut-deveci-armudunun-hikayesi</guid>
<description><![CDATA[ Cumhuriyetin ilk ziraatçilerinden Lütfi Deveci, 1960 yılında bir ayının peşine düştüğü bir armudun izini bulmuş. Ağaçtan aşılamak için örnek almış, İtalyan ve Fransız armutlarıyla melezlemiş ve Deveci armut türünü geliştirmiş. Fransa’da literatüre bile giren bu armudun tek bir tanesi 2 kg 867 grama kadar çıkmış. NTVRadyo’da Acı-Tatlı-Mayhoş programcısı Aylin Öney Tan anlatıyor.Kış armutları deyince ben Ankara’nın armutları başkadır diyorum. Bende bambaşka yeri olan bir armut varsa o da Deveci armududur. Eski Ankaralılar, Sakarya Caddesi köşesindeki Deveci dükkanını hatırlarlar. Sakarya bir zamanlar alışverişin merkezi gibiydi. Bir köşede Piknik, diğer köşede Kral şarküteri, biraz ötede Tarhan Kitabevi, bir de olmazsa olmaz Deveci dükkanı vardı.   Deveci’de şeftalinin, elmanın ve armudun hası olurdu. Çok güzel şeftali konservesi de bulundururlardı. Ama Deveci armudu bambaşkaydı. Hatta tek tek kağıtlara sarılmış, kocaman taneyle alınabilecek kadar büyük armutlardı. Şimdilerde bazı egzotik meyveler güneyde yetişiyor, onlar da böyle tek tek satılıyor ya, Deveci armudu da böyle egzotik bir meyve gibiydi.   O zamanlar biz Samsun’dan geliyor diye bilirdik. Aslında hem Samsun hem Bursa diyebiliriz. Çünkü Deveci ailesinin Samsun’daki ve sonra da Bursa’daki çiftliklerinde yetiştirilen çok özel bir armut türü. Deveci adı ilk yetiştirenden geliyor.   Lütfi Deveci’nin ailesinin kökeni Manastır tarafı. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Ankara’ya gelmişler. Sonra da Samsun’a geçmişler. Kendisi 1912 doğumlu, babası Atatürk’ün yakın çevresinden Cumhuriyet’in kurucu kadrolarından. Kendisi de Bursa’da Ziraat Mektebi’nde okuyor. Samsun, Ankara, Bursa üçgeni bu şekilde kuruluyor. Zamanında Bursa’daki ZiraatMektebi son derece önemli. Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün en önem verdiği ziraat okullarından birisi, hatta tek diyebiliriz. Bursa’da pek çok araştırma yapılıyor. Pek çok tür geliştiriliyor. Lütfi Deveci de öncelikle Samsun’da sonra da Bursa’nın Gürsu’ya bağlı Ağaköyü’nde kurulan çiftliklerde bu armut türünü geliştirmiş. Hikayesi de ilginç. Ava meraklıymış.1960 yılında bir gün avda iz sürerken bir ayının peşine düştüğü bir armudun izini bulmuş. Ağaçtan aşılamak için örnek almış, İtalyan ve Fransız armutlarıyla melezlemiş. Üç yıl içinde 1963’e kadar Deveci armut türünü geliştirmiş. Fransa’da literatüre bile giren, tek bir meyvesi bir-bir buçuk kilo ağırlığında olabilen bol sulu bir meyve. Şimdiye kadar rastlanan en birisi 2 kilo 867 gram olarak ölçülmüş. Lütfi Deveci ise en önemli ziraatçilerden biri olarak kabul edilmiş.    Size kendi uydurduğum bir tarif de vereyim. Deveci armudunu soyun. İnce ince dilimleyin. Hiç su koymadan sadece birkaç kaşık şekerle ve bir limonun kabuğunu rendeleyip birlikte hafif pişirin. Rengini değiştirmeyecek, diriliğini kaybetmeyecek. Hoşafla tatlı arası bir lezzet elde edeceksiniz. Limonata gibi olacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sBMOC0nzn0u7VM1SfjW3Bg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ayının, peşine, düştüğü, armut..., Deveci, armudunun, hikayesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sBMOC0nzn0u7VM1SfjW3Bg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Deveci armudunun hikayesi"><p>Cumhuriyetin ilk ziraatçilerinden Lütfi Deveci, 1960 yılında bir ayının peşine düştüğü bir armudun izini bulmuş. Ağaçtan aşılamak için örnek almış, İtalyan ve Fransız armutlarıyla melezlemiş ve Deveci armut türünü geliştirmiş. Fransa’da literatüre bile giren bu armudun tek bir tanesi 2 kg 867 grama kadar çıkmış. NTVRadyo’da Acı-Tatlı-Mayhoş programcısı Aylin Öney Tan anlatıyor.</p><p>Kış armutları deyince ben Ankara’nın armutları başkadır diyorum. Bende bambaşka yeri olan bir armut varsa o da Deveci armududur. Eski Ankaralılar, Sakarya Caddesi köşesindeki Deveci dükkanını hatırlarlar. Sakarya bir zamanlar alışverişin merkezi gibiydi. Bir köşede Piknik, diğer köşede Kral şarküteri, biraz ötede Tarhan Kitabevi, bir de olmazsa olmaz Deveci dükkanı vardı.   Deveci’de şeftalinin, elmanın ve armudun hası olurdu. Çok güzel şeftali konservesi de bulundururlardı. Ama Deveci armudu bambaşkaydı. Hatta tek tek kağıtlara sarılmış, kocaman taneyle alınabilecek kadar büyük armutlardı. Şimdilerde bazı egzotik meyveler güneyde yetişiyor, onlar da böyle tek tek satılıyor ya, Deveci armudu da böyle egzotik bir meyve gibiydi.   O zamanlar biz Samsun’dan geliyor diye bilirdik. Aslında hem Samsun hem Bursa diyebiliriz. Çünkü Deveci ailesinin Samsun’daki ve sonra da Bursa’daki çiftliklerinde yetiştirilen çok özel bir armut türü. Deveci adı ilk yetiştirenden geliyor.   </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lzSuAnbq4EOm52mDLgUwKg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Aylin Öney Tan">Lütfi Deveci’nin ailesinin kökeni Manastır tarafı. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Ankara’ya gelmişler. Sonra da Samsun’a geçmişler. Kendisi 1912 doğumlu, babası Atatürk’ün yakın çevresinden Cumhuriyet’in kurucu kadrolarından. Kendisi de Bursa’da Ziraat Mektebi’nde okuyor. Samsun, Ankara, Bursa üçgeni bu şekilde kuruluyor. Zamanında Bursa’daki ZiraatMektebi son derece önemli. Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün en önem verdiği ziraat okullarından birisi, hatta tek diyebiliriz. Bursa’da pek çok araştırma yapılıyor. Pek çok tür geliştiriliyor. Lütfi Deveci de öncelikle Samsun’da sonra da Bursa’nın Gürsu’ya bağlı Ağaköyü’nde kurulan çiftliklerde bu armut türünü geliştirmiş. Hikayesi de ilginç. Ava meraklıymış.1960 yılında bir gün avda iz sürerken bir ayının peşine düştüğü bir armudun izini bulmuş. Ağaçtan aşılamak için örnek almış, İtalyan ve Fransız armutlarıyla melezlemiş. Üç yıl içinde 1963’e kadar Deveci armut türünü geliştirmiş. Fransa’da literatüre bile giren, tek bir meyvesi bir-bir buçuk kilo ağırlığında olabilen bol sulu bir meyve. Şimdiye kadar rastlanan en birisi 2 kilo 867 gram olarak ölçülmüş. Lütfi Deveci ise en önemli ziraatçilerden biri olarak kabul edilmiş.    Size kendi uydurduğum bir tarif de vereyim. Deveci armudunu soyun. İnce ince dilimleyin. Hiç su koymadan sadece birkaç kaşık şekerle ve bir limonun kabuğunu rendeleyip birlikte hafif pişirin. Rengini değiştirmeyecek, diriliğini kaybetmeyecek. Hoşafla tatlı arası bir lezzet elde edeceksiniz. Limonata gibi olacak.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Resimli ve uzun&amp;kısa yazılı cuma mesajları 2025: Dualı ve hadisli cuma mesajı &amp;amp; sözleri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/resimli-ve-uzun-kisa-yazili-cuma-mesajlari-2025-duali-ve-hadisli-cuma-mesaji-soezleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/resimli-ve-uzun-kisa-yazili-cuma-mesajlari-2025-duali-ve-hadisli-cuma-mesaji-soezleri</guid>
<description><![CDATA[ Mübarek cuma gününü idrak etmenin heyecanı yaşanıyor. Bir cumaya daha erişmenin mutluluğunu yaşayan İslam alemi, sevdiklerine en güzel cuma mesajlarını iletiyor. Ellerin semaya açıldığı ve duaların geri çevrilmediği mübarek cuma gününde eşinize, dostunuza, akraba ve komşunuza duaları ve hadisli seçenekleri ile cuma mesajlarını gönderin. Kısa ve uzun alternatifleriyle en anlamlı ve şık cuma mesajları...Müslüman dünyası, cuma günü camilerde cemaat ile cuma namazı sebebiyle saf tutuyor. Cuma gününün ilk saatlerinde, dua ve dileklerde sevdiklerinize de yer verdiğinizi en güzel cuma sözleri ve mesajları ile onlara gösterebilirsiniz. Sosyal medyada paylaşmak, SMS göndermek üzere farklı, en yeni cuma mesajları öne çıkıyor. 18 Nisan resimli ve uzun-kısa yazılı alternatifleri ile cuma mesajları.Günlerin en özeli, duaların kabul olduğu bu mübarek günde, kalplerimiz bir olsun. Hayırlı Cumalar.Duaların ve niyetlerin kabul, kalplerin bir olduğu güzel bir Cuma geçirmeniz dileğiyle. Hayırlı Cumalar.Her zaman sağlık, huzur ve mutlulukla dolu, duaların kabul olduğu Cumalar dilerim.Günlerin en özel, duaların en makbul olduğu mübarek Cuma gününde, Rabbim dualarımızı kabul etsin. Hayırlı Cumalar.Yarınlarımızın güzelliklerle dolu, kalplerimizin huzur içinde olduğu bir Cuma günü diliyorum. Cumamız mübarek olsun.Rabbimiz dualarımızı kabul etsin, yarınlarımızı aydınlatsın. Hayırlı Cumalar.İçinizdeki güzellikleri dışınıza yansıtın, dualarınız kabul, Cumalarınız mübarek olsun.Rabbim, bize rahmetini bol bol gönder, dualarımızı kabul eyle. Hayırlı Cumalar.Yüce Rabbim! Tüm mazlum ve mağdurların yardımcısı olsun. Cuma gününün hayrı ve bereketi üzerimize olsun. Hayırlı bereketli Cumalar.Gönül coğrafyamızı aydınlatan bereketli bir Cuma günü dilerim. Hayırlı Cumalar.Gönlünüz ferah, yüzünüz güler, dualarınız kabul olsun. Cumanız mübarek olsun.Yarınlarınız bugünden daha güzel, dualarınızın kabul olduğu bir Cuma dilerim.Hüzünlerimizi hayra çeviren Allah’ım, dilimizi duasız, gönlümüzü sensiz bırakma. Cumanız mübarek olsun.Unutma! Allah vazgeçenlerin değil, sabredenlerin yanındadır. Hayırlı Cumalar.“Ama onlar bir ticaret veya eğlence görünce ona yönelip seni ayakta bırakıverdiler. De ki: “Allah’ın nezdinde olan, eğlenceden de ticaretten de üstündür. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Cuma Suresi, 11. Ayet) Allah tüm dualarınızı kabul etsin.“Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık verecektir.” (Talak Suresi, 7. Ayet) Rabbim gönlünüzden geçenleri yaşamayı nasip etsin.Duaların sessizce kabul olduğu, gönüllerin huzurla dolduğu güzel bir Cuma geçirmeniz dileğiyle. Hayırlı Cumalar.Bugün dualarınızın kabul olduğu, gönüllerinizin huzur bulduğu, sevdiklerinizle bereketli bir Cuma geçirmeniz dileğiyle. Hayırlı Cumalar!Dualarınızın, gözyaşlarınızın, sevinçlerinizin kabul olduğu bir Cuma günü geçirmeniz dileğiyle, hayırlı cumalar.Anne sözü dinlemek, insana Peygamber hırkası giydirir. Veysel Karani. Cumamız mübarek olsun.“Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.” (Ra’d Suresi, 28. Ayet) Huzurlu ve bereketli Cumalar!Yüce Allah’ın rahmeti, bereketi ve mağfireti üzerimize olsun, Hayırlı Cumalar.Bugün, Rabbimizin rahmetinden ve mağfiretinden bolca nasibiniz olsun. Hayırlı Cumalar, huzurlu sağlıklı günler...Günlerin en değerlisi, duaların en makbulü, huzurun en bol olduğu Cumamız mübarek olsun. Hayırlı Cumalar.“İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez.” (Tirmizi, Birr, 35) Yaşadığımız her gün için binlerce kez şükürler olsun. Hayırlı Cumalar!“Sadaka/zekat vermek, maldan hiçbir şey eksiltmez.” (Müslim, Birr, 69) Allah, yuvalarınızdan bereketi eksik etmesin.Cumanız mübarek olsun, dualarınız kabul, gününüz hayır, kalbiniz huzur dolu olsun. Hayırlı Cumalar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5pDQRH2pEEmfXGfSY5Fdcw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Resimli, uzun-kısa, yazılı, cuma, mesajları, 2025:, Dualı, hadisli, cuma, mesajı, sözleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5pDQRH2pEEmfXGfSY5Fdcw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="18 Nisan Cuma Mesajları: Resimli, uzun-kısa, en güzel ve şık cuma mesajları"><p>Mübarek cuma gününü idrak etmenin heyecanı yaşanıyor. Bir cumaya daha erişmenin mutluluğunu yaşayan İslam alemi, sevdiklerine en güzel cuma mesajlarını iletiyor. Ellerin semaya açıldığı ve duaların geri çevrilmediği mübarek cuma gününde eşinize, dostunuza, akraba ve komşunuza duaları ve hadisli seçenekleri ile cuma mesajlarını gönderin. Kısa ve uzun alternatifleriyle en anlamlı ve şık cuma mesajları...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q3bgWLHJFkiAT20GtvxA7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Müslüman dünyası, cuma günü camilerde cemaat ile cuma namazı sebebiyle saf tutuyor. Cuma gününün ilk saatlerinde, dua ve dileklerde sevdiklerinize de yer verdiğinizi en güzel cuma sözleri ve mesajları ile onlara gösterebilirsiniz. Sosyal medyada paylaşmak, SMS göndermek üzere farklı, en yeni cuma mesajları öne çıkıyor. 18 Nisan resimli ve uzun-kısa yazılı alternatifleri ile cuma mesajları.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bAyLrH8720CC4A169xPbJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlerin en özeli, duaların kabul olduğu bu mübarek günde, kalplerimiz bir olsun. Hayırlı Cumalar.Duaların ve niyetlerin kabul, kalplerin bir olduğu güzel bir Cuma geçirmeniz dileğiyle. Hayırlı Cumalar.Her zaman sağlık, huzur ve mutlulukla dolu, duaların kabul olduğu Cumalar dilerim.Günlerin en özel, duaların en makbul olduğu mübarek Cuma gününde, Rabbim dualarımızı kabul etsin. Hayırlı Cumalar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0vzVsnfpD0mx_3w_xmzkAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yarınlarımızın güzelliklerle dolu, kalplerimizin huzur içinde olduğu bir Cuma günü diliyorum. Cumamız mübarek olsun.Rabbimiz dualarımızı kabul etsin, yarınlarımızı aydınlatsın. Hayırlı Cumalar.İçinizdeki güzellikleri dışınıza yansıtın, dualarınız kabul, Cumalarınız mübarek olsun.Rabbim, bize rahmetini bol bol gönder, dualarımızı kabul eyle. Hayırlı Cumalar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vzB1oOc3LE2WBUfnN77F3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüce Rabbim! Tüm mazlum ve mağdurların yardımcısı olsun. Cuma gününün hayrı ve bereketi üzerimize olsun. Hayırlı bereketli Cumalar.Gönül coğrafyamızı aydınlatan bereketli bir Cuma günü dilerim. Hayırlı Cumalar.Gönlünüz ferah, yüzünüz güler, dualarınız kabul olsun. Cumanız mübarek olsun.Yarınlarınız bugünden daha güzel, dualarınızın kabul olduğu bir Cuma dilerim.Hüzünlerimizi hayra çeviren Allah’ım, dilimizi duasız, gönlümüzü sensiz bırakma. Cumanız mübarek olsun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O4D8YVC8MUm_C4wsbZAOzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Unutma! Allah vazgeçenlerin değil, sabredenlerin yanındadır. Hayırlı Cumalar.“Ama onlar bir ticaret veya eğlence görünce ona yönelip seni ayakta bırakıverdiler. De ki: “Allah’ın nezdinde olan, eğlenceden de ticaretten de üstündür. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Cuma Suresi, 11. Ayet) Allah tüm dualarınızı kabul etsin.“Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık verecektir.” (Talak Suresi, 7. Ayet) Rabbim gönlünüzden geçenleri yaşamayı nasip etsin.Duaların sessizce kabul olduğu, gönüllerin huzurla dolduğu güzel bir Cuma geçirmeniz dileğiyle. Hayırlı Cumalar.Bugün dualarınızın kabul olduğu, gönüllerinizin huzur bulduğu, sevdiklerinizle bereketli bir Cuma geçirmeniz dileğiyle. Hayırlı Cumalar!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ezJ5MtSFIkaXhojR3kHwHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dualarınızın, gözyaşlarınızın, sevinçlerinizin kabul olduğu bir Cuma günü geçirmeniz dileğiyle, hayırlı cumalar.Anne sözü dinlemek, insana Peygamber hırkası giydirir. Veysel Karani. Cumamız mübarek olsun.“Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.” (Ra’d Suresi, 28. Ayet) Huzurlu ve bereketli Cumalar!Yüce Allah’ın rahmeti, bereketi ve mağfireti üzerimize olsun, Hayırlı Cumalar.Bugün, Rabbimizin rahmetinden ve mağfiretinden bolca nasibiniz olsun. Hayırlı Cumalar, huzurlu sağlıklı günler...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3r-zDu4SxEG7q1vvWOW-Ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlerin en değerlisi, duaların en makbulü, huzurun en bol olduğu Cumamız mübarek olsun. Hayırlı Cumalar.“İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez.” (Tirmizi, Birr, 35) Yaşadığımız her gün için binlerce kez şükürler olsun. Hayırlı Cumalar!“Sadaka/zekat vermek, maldan hiçbir şey eksiltmez.” (Müslim, Birr, 69) Allah, yuvalarınızdan bereketi eksik etmesin.Cumanız mübarek olsun, dualarınız kabul, gününüz hayır, kalbiniz huzur dolu olsun. Hayırlı Cumalar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>10 yaşındaki otizmli Hasan, ilk sergisini açtı: Çizimlerine hayal gücünü yansıtıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/10-yasindaki-otizmli-hasan-ilk-sergisini-acti-cizimlerine-hayal-gucunu-yansitiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/10-yasindaki-otizmli-hasan-ilk-sergisini-acti-cizimlerine-hayal-gucunu-yansitiyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;in Foça ilçesinde otizmli Hasan Hüseyin Yavuz&#039;un (10) duyguları, düşünceleri ve hayal gücünü yansıttığı çizimlerden oluşan 12 tuval, 12 resim kağıdı üzerine yaptığı 24 çalışma Bağarası Cemil Midilli İlkokulu bahçesinde sergilendi.Foça ilçesinde yaşayan Bağarası Cemil Midilli İlkokulu 4&#039;üncü sınıf öğrencisi otizmli Hasan Hüseyin Yavuz, çizdiği resimlerde duygularını, düşüncelerini ve hayal gücünü aktarıyor.Nazmiye ve Sinan Yavuz çiftinin 3 çocuğundan en büyüğü olan Hasan Hüseyin Yavuz&#039;un resme olan yeteneği, geçen yıl dönem başında Özel Eğitim Öğretmeni Kerime Abdüsselamoğlu İnci tarafından keşfedildi. Yıl başından beri sergiye hazırlanan Yavuz&#039;un ilk kişisel sergisinde akrilik, sulu ve pastel boya ile 12 tuval, 12 resim kağıdı üzerine yaptığı 24 resim ve kağıtlarla yaptığı kübist çalışmalar bulunuyor.Hasan ile geçen yıl tanıştıklarını ifade eden Bağarası Cemil Midilli İlkokulu&#039;nda Özel Eğitim Öğretmeni Kerime Abdüsselamoğlu İnci, &quot;İlk başta çok sevdiği çizgi film karakteri Şimşek McQueen&#039;i çizmeye başladı. Çizerken perspektife dikkat etmeye başladı. Bu yaştaki bir çocuğun hiçbir eğitim almadan o tarz çizimleri yapması ilgimizi çekti. Biz de bunun üzerine gittik.Otizm sosyal ve iletişim becerilerinde sınırlılık demek ama bu çocukların hiçbir şey yapamadığı anlamını taşımıyor. Yapabildiklerinin üzerine odaklanmak istedik. Kendisini sanatla ifade etmesini sağlamaya çalıştık. Bildiğimiz kadarıyla resimle ilgili fırça kullanımı gibi şeyler göstermeye başladık, farklı boya çeşitlerini kullanmaya başladı.Hasan&#039;ın en çok hoşuna giden akrilik boya oldu. Resim etkinliği yaptırırken bir şeyi gösterdiğimde Hasan hepsini hemen yapmaya başlıyor, ilgisi de o yönde, çok seviyor. Sergiyi de yaparken bir ressam arkadaşımız destek verdi. Hasan&#039;ın yetenekli olduğunu düşünüyor ve yaz tatilinde onunla çalışmaya başlayacaklar. Hasan&#039;ın resim yeteneğinin üzerine gideceğiz&quot; ifadelerini kullandı.İnci, &quot;Bu yılın başında çalışmalara başlayıp sergiye elimizden geldiğince ürün çıkartmaya çalıştık. Hazırlıklarımızı dönem başından itibaren yaptık. Hasan ile 12 tane tuval üzerine çalıştık. Bir de resim kağıdı üzerine çalıştığı resimler var. Hasan akrilik boyayı çok sevdiği için genelde akrilik boya ile çalışmalar yaptı. Bu çalışmalarda sevdiği Şimşek McQueen resimlerine ağırlık verdi. Baskı çalışmalarımız, pastel boya kullanımı ile çalışmalar vardı onlarla da sanatsal ürünler çıkarmaya özen gösterdik. Serginin amacı Hasan&#039;ın yeteneğinin keşfedilmesi ve diğer çocuklar tarafından fark edilmesi. Sergide hedeflerimizden birine ulaştık, diğer okuldaki arkadaşları Hasan&#039;ın resimleri görünce şaşırdılar. Hasan&#039;ı keşfettiler, bir ressamdan ders alabilmek onun için iyi olacak&quot; dedi.Sinan Yavuz da oğlunun resme olan ilgisinin gurur verici olduğunu dile getirerek, &quot;Oğlumuza 5 yaşında otizm teşhisi kondu. Çizmeyi çok sevmeye başlayınca hocaları da yardımcı oldu. Bu yeteneğini ilerletmesi için çabalıyoruz. Arkadaşlarıyla oynaması da iyi hissettiriyor ama çizdikçe kendi gelişimine katkı sağlıyor, hoşuna gidiyor. Karakterleri severek çiziyor. Çizgi film seyrettiği zaman kendini o dünyada hissediyor, çizdiği şekilde kendini hissediyor. Hasan&#039;ın yeteneğini elimizden geldiği kadar hem ressam arkadaşımızla hem biz devamlı ilerletmeye çalışacağız&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YfpxwdJFq0Odl4uLSYQuvg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, otizmli, Hasan, ilk, sergisini, açtı:, Çizimlerine, hayal, gücünü, yansıtıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YfpxwdJFq0Odl4uLSYQuvg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="10 yaşındaki otizmli Hasan, ilk sergisini açtı"><p>İzmir'in Foça ilçesinde otizmli Hasan Hüseyin Yavuz'un (10) duyguları, düşünceleri ve hayal gücünü yansıttığı çizimlerden oluşan 12 tuval, 12 resim kağıdı üzerine yaptığı 24 çalışma Bağarası Cemil Midilli İlkokulu bahçesinde sergilendi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UAZTvGov40-G-QY80_3kIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Foça ilçesinde yaşayan Bağarası Cemil Midilli İlkokulu 4'üncü sınıf öğrencisi otizmli Hasan Hüseyin Yavuz, çizdiği resimlerde duygularını, düşüncelerini ve hayal gücünü aktarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZH104JbVg0u5sPkAZubTZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nazmiye ve Sinan Yavuz çiftinin 3 çocuğundan en büyüğü olan Hasan Hüseyin Yavuz'un resme olan yeteneği, geçen yıl dönem başında Özel Eğitim Öğretmeni Kerime Abdüsselamoğlu İnci tarafından keşfedildi. Yıl başından beri sergiye hazırlanan Yavuz'un ilk kişisel sergisinde akrilik, sulu ve pastel boya ile 12 tuval, 12 resim kağıdı üzerine yaptığı 24 resim ve kağıtlarla yaptığı kübist çalışmalar bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ut1Xpz4xLkurmgmS-Etg2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hasan ile geçen yıl tanıştıklarını ifade eden Bağarası Cemil Midilli İlkokulu'nda Özel Eğitim Öğretmeni Kerime Abdüsselamoğlu İnci, "İlk başta çok sevdiği çizgi film karakteri Şimşek McQueen'i çizmeye başladı. Çizerken perspektife dikkat etmeye başladı. Bu yaştaki bir çocuğun hiçbir eğitim almadan o tarz çizimleri yapması ilgimizi çekti. Biz de bunun üzerine gittik.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qxl01j8LpEWmMEmE9QLrWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Otizm sosyal ve iletişim becerilerinde sınırlılık demek ama bu çocukların hiçbir şey yapamadığı anlamını taşımıyor. Yapabildiklerinin üzerine odaklanmak istedik. Kendisini sanatla ifade etmesini sağlamaya çalıştık. Bildiğimiz kadarıyla resimle ilgili fırça kullanımı gibi şeyler göstermeye başladık, farklı boya çeşitlerini kullanmaya başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SZ5EJ2Wdv02jVoIF4hFq9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hasan'ın en çok hoşuna giden akrilik boya oldu. Resim etkinliği yaptırırken bir şeyi gösterdiğimde Hasan hepsini hemen yapmaya başlıyor, ilgisi de o yönde, çok seviyor. Sergiyi de yaparken bir ressam arkadaşımız destek verdi. Hasan'ın yetenekli olduğunu düşünüyor ve yaz tatilinde onunla çalışmaya başlayacaklar. Hasan'ın resim yeteneğinin üzerine gideceğiz" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GB1u3y51_Euunr2RA5V_Vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnci, "Bu yılın başında çalışmalara başlayıp sergiye elimizden geldiğince ürün çıkartmaya çalıştık. Hazırlıklarımızı dönem başından itibaren yaptık. Hasan ile 12 tane tuval üzerine çalıştık. Bir de resim kağıdı üzerine çalıştığı resimler var. Hasan akrilik boyayı çok sevdiği için genelde akrilik boya ile çalışmalar yaptı. Bu çalışmalarda sevdiği Şimşek McQueen resimlerine ağırlık verdi. Baskı çalışmalarımız, pastel boya kullanımı ile çalışmalar vardı onlarla da sanatsal ürünler çıkarmaya özen gösterdik. Serginin amacı Hasan'ın yeteneğinin keşfedilmesi ve diğer çocuklar tarafından fark edilmesi. Sergide hedeflerimizden birine ulaştık, diğer okuldaki arkadaşları Hasan'ın resimleri görünce şaşırdılar. Hasan'ı keşfettiler, bir ressamdan ders alabilmek onun için iyi olacak" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kwCjwnCLhUGRGPF6vdJ9Qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sinan Yavuz da oğlunun resme olan ilgisinin gurur verici olduğunu dile getirerek, "Oğlumuza 5 yaşında otizm teşhisi kondu. Çizmeyi çok sevmeye başlayınca hocaları da yardımcı oldu. Bu yeteneğini ilerletmesi için çabalıyoruz. Arkadaşlarıyla oynaması da iyi hissettiriyor ama çizdikçe kendi gelişimine katkı sağlıyor, hoşuna gidiyor. Karakterleri severek çiziyor. Çizgi film seyrettiği zaman kendini o dünyada hissediyor, çizdiği şekilde kendini hissediyor. Hasan'ın yeteneğini elimizden geldiği kadar hem ressam arkadaşımızla hem biz devamlı ilerletmeye çalışacağız" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fotoğrafta ilk gördüğünüz şey kişiliğiniz hakkında bilgi veriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/fotografta-ilk-goerdugunuz-sey-kisiliginiz-hakkinda-bilgi-veriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/fotografta-ilk-goerdugunuz-sey-kisiliginiz-hakkinda-bilgi-veriyor</guid>
<description><![CDATA[ Optik illüzyon, gözün gördüğü ile beynin algıladığı şey arasındaki farktan kaynaklanan görsel yanılsamalardır. Beyin, gelen görsel verileri geçmiş deneyimlere ve beklentilere göre yorumladığı için, bazen gerçekte olmayan şeyleri varmış gibi algılar. Sosyal medya fenomeni Mia Yilin&#039;e göre, fotoğrafta ilk bakışta gördüğünüz şey, kişiliğinizin gizli yönlerini ortaya koyuyor.TikTok içerik üreticisi Mia Yilin’in yorumladığı bu optik illüzyon, beynimizin algı biçimi üzerinden kişilik analizleri sunuyor. Yilin’e göre, ilk dikkat çeken detay kişiliğinizin baskın özelliklerini yansıtıyor olabilir.Eğer gözünüze ilk olarak karla kaplı bir ağaç çarptıysa, Yilin insanların sizi başlangıçta soğuk biri olarak algılayabileceğini söylüyor. Ancak zamanla samimi, eğlenceli ve arkadaş canlısı bir yapınız olduğu ortaya çıkıyor.Romantik ilişkilerde ise genellikle ilk adımı karşı taraftan bekleyen bir yapınız olduğu belirtiliyor. Ancak gerçekten sevdiğiniz biri olduğunda, o kişiye tamamen bağlanıyor ve onun için her şeyi göze alıyorsunuz.Eğer ilk olarak bir aslan yüzü gördüyseniz, Yilin’e göre bu sizin sosyal, dışa dönük ve enerjik bir kişiliğe sahip olduğunuzu gösteriyor. En dikkat çeken özelliğiniz ise insanlarla kolayca iletişim kurabilmeniz.
Genellikle çatışmalardan uzak durmayı tercih ediyor, uyumlu tavrınızla insanları kazanıyorsunuz. Güvenilir ve dayanıklı yapınız sayesinde birçok kişi sizinle arkadaş olmak istiyor. Aynı zamanda hırslı bir karaktere sahipsiniz ve gelecekteki hedeflerinizi gerçekleştirmek için kararlılıkla çalışıyorsunuz.
Yilin, &quot;Zeki ve azimli yapınız sayesinde hayallerinize ulaşacağınızı biliyorsunuz. Genel olarak, son derece güçlü bir kişiliğe sahipsiniz&quot; diyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3LnAAGvYA0K1eIg2adk5oQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Fotoğrafta, ilk, gördüğünüz, şey, kişiliğiniz, hakkında, bilgi, veriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3LnAAGvYA0K1eIg2adk5oQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Resimde ilk gördüğünüz şey kişiliğiniz hakkında büyük ipuçları veriyor"><p>Optik illüzyon, gözün gördüğü ile beynin algıladığı şey arasındaki farktan kaynaklanan görsel yanılsamalardır. Beyin, gelen görsel verileri geçmiş deneyimlere ve beklentilere göre yorumladığı için, bazen gerçekte olmayan şeyleri varmış gibi algılar. Sosyal medya fenomeni Mia Yilin'e göre, fotoğrafta ilk bakışta gördüğünüz şey, kişiliğinizin gizli yönlerini ortaya koyuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8lw1lmlRHkid1Vxbhth4eQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TikTok içerik üreticisi Mia Yilin’in yorumladığı bu optik illüzyon, beynimizin algı biçimi üzerinden kişilik analizleri sunuyor. Yilin’e göre, ilk dikkat çeken detay kişiliğinizin baskın özelliklerini yansıtıyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8gK2A0FQ3k2R0EexaPAmng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer gözünüze ilk olarak karla kaplı bir ağaç çarptıysa, Yilin insanların sizi başlangıçta soğuk biri olarak algılayabileceğini söylüyor. Ancak zamanla samimi, eğlenceli ve arkadaş canlısı bir yapınız olduğu ortaya çıkıyor.Romantik ilişkilerde ise genellikle ilk adımı karşı taraftan bekleyen bir yapınız olduğu belirtiliyor. Ancak gerçekten sevdiğiniz biri olduğunda, o kişiye tamamen bağlanıyor ve onun için her şeyi göze alıyorsunuz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/22joNo8FqUejA3TMm5Vp2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer ilk olarak bir aslan yüzü gördüyseniz, Yilin’e göre bu sizin sosyal, dışa dönük ve enerjik bir kişiliğe sahip olduğunuzu gösteriyor. En dikkat çeken özelliğiniz ise insanlarla kolayca iletişim kurabilmeniz.
Genellikle çatışmalardan uzak durmayı tercih ediyor, uyumlu tavrınızla insanları kazanıyorsunuz. Güvenilir ve dayanıklı yapınız sayesinde birçok kişi sizinle arkadaş olmak istiyor. Aynı zamanda hırslı bir karaktere sahipsiniz ve gelecekteki hedeflerinizi gerçekleştirmek için kararlılıkla çalışıyorsunuz.
Yilin, "Zeki ve azimli yapınız sayesinde hayallerinize ulaşacağınızı biliyorsunuz. Genel olarak, son derece güçlü bir kişiliğe sahipsiniz" diyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ehliyet affı 2025 gelecek mi, şartları neler olacak? Ehliyet affıyla ilgili kritik açıklama</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ehliyet-affi-2025-gelecek-mi-sartlari-neler-olacak-ehliyet-affiyla-ilgili-kritik-aciklama</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ehliyet-affi-2025-gelecek-mi-sartlari-neler-olacak-ehliyet-affiyla-ilgili-kritik-aciklama</guid>
<description><![CDATA[ Ehliyetlerine geçtiğimiz yıllarda çeşitli sebeplerden ötürü el konulan sürücüler, ehliyet affıyla ilgili son gelişmeleri yakından takip ediliyor. 100 ceza puanının doldurulması,ölüme sebebiyet veren trafik kazalarına karışılması, uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanmak gibi sebeplere ehliyetlere 6 ay, 1 yıl, 2 yıl ve süresiz el konulabiliyor. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ehliyet affıyla ilgili tartışmalara son noktayı koydu. Peki Ehliyet affı çıkacak mı, kimleri kapsayacak? İşte, yapılan açıklamanın detayları…Trafik kazalarındaki can kayıplarının azaltılması ve caydırıcılığın artırılması sağlamak amacıyla kurallara uymayan sürücülere verilen idari para cezalarının artırılmasına yönelik TBMM’de düzenleme üzerinde çalışılıyor. Bu kapsamlı düzenlemeyle birlikte ehliyet affı beklentisi artarken sosyal medyada ve bazı platformlarda konuyla ilgili yeni adımlar atılabileceği iddia edilmişti. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ehliyetine el konulan sürücülerle ilgili istatistikleri sosyal medya hesabından paylaştı.Ehliyeti geri alınıp teslim edilmeyen 689 bin 946 sürücü bulunuyor. Peki Ehliyet affı 2025 gelecek mi? İşte, konuyla ilgili son gelişmeler…İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya son dönemde gündemde olan “Ehliyet affı” ile ilgili tartışmalara son noktayı koydu.Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Sürücü affı konusu kesinlikle gündemimizde yok” ifadelerini kullandı.Son olarak 2023 yılında 2.5 milyon sürücünün ceza puanları silinmiş ve bu sebeple geri alınan 10 bine yakın ehliyet sürücülere iade edilmişti.Geçtiğimiz yıl sürücü hatalarından kaynaklı gerçekleşen trafik kazalarında 5 bin 500’e yakın kişi hayatını kaybetti.TBMM’de trafik cezalarına ilişkin yeni düzenleme üzerinde çalışılıyor. Kanun teklifinde aşırı hız, kırmızı ışık ihlali, hatalı şerit değiştirme, dönüş kurallarına uymama gibi kuralları ihlal edenlere yönelik idari para cezalarının yükseltilmesi planlanıyor. Çalışmaların tamamlanmasının ardından kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunulacak. Kabul edilmesi durumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanacak ve yürürlüğe girecek.İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 19 Nisan itibarıyla ehliyeti geçici olarak geri alınıp teslim edilmeyen sürücü sayısının 689 bin 946 olduğunu vurguladı.Bu sürücülerden 499 bin 88’i alkol ya da uyuşturucu etkisinde araç kullanmaları veya alkol ölçüm testini reddettikleri için ehliyetleri alındı.28 bin 461 sürücünün ehliyetine ise ceza puanını doldurması son 1 yıl içerisinde 5 kez hız ihlali yapması, 3 kez kırmızı ışık ihlali yapması, drift yapması ve kanunu aykırı çakar tertibatı bulunduğu için el konuldu. 162 bin sürücünün belgesi ise ölümlü/yaralanmalı trafik kazasına karışması, sağlık şartları nedeniyle geçici olarak geri alındı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nIhZinPd6USXxgoud2BcNQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ehliyet, affı, 2025, gelecek, mi, şartları, neler, olacak, Ehliyet, affıyla, ilgili, kritik, açıklama</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nIhZinPd6USXxgoud2BcNQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ehliyet affı çıkacak mı, sürücü belgeleri geri teslim mi edilecek? Ehliyet affı açıklaması"><p>Ehliyetlerine geçtiğimiz yıllarda çeşitli sebeplerden ötürü el konulan sürücüler, ehliyet affıyla ilgili son gelişmeleri yakından takip ediliyor. 100 ceza puanının doldurulması,ölüme sebebiyet veren trafik kazalarına karışılması, uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanmak gibi sebeplere ehliyetlere 6 ay, 1 yıl, 2 yıl ve süresiz el konulabiliyor. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ehliyet affıyla ilgili tartışmalara son noktayı koydu. Peki Ehliyet affı çıkacak mı, kimleri kapsayacak? İşte, yapılan açıklamanın detayları…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7lDlA5WSREacxsbn02MXXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Trafik kazalarındaki can kayıplarının azaltılması ve caydırıcılığın artırılması sağlamak amacıyla kurallara uymayan sürücülere verilen idari para cezalarının artırılmasına yönelik TBMM’de düzenleme üzerinde çalışılıyor. Bu kapsamlı düzenlemeyle birlikte ehliyet affı beklentisi artarken sosyal medyada ve bazı platformlarda konuyla ilgili yeni adımlar atılabileceği iddia edilmişti. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ehliyetine el konulan sürücülerle ilgili istatistikleri sosyal medya hesabından paylaştı.Ehliyeti geri alınıp teslim edilmeyen 689 bin 946 sürücü bulunuyor. Peki Ehliyet affı 2025 gelecek mi? İşte, konuyla ilgili son gelişmeler…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NvicxS1WZU6PuTjZaWpugg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya son dönemde gündemde olan “Ehliyet affı” ile ilgili tartışmalara son noktayı koydu.Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Sürücü affı konusu kesinlikle gündemimizde yok” ifadelerini kullandı.Son olarak 2023 yılında 2.5 milyon sürücünün ceza puanları silinmiş ve bu sebeple geri alınan 10 bine yakın ehliyet sürücülere iade edilmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Td2dBiP4km3kzI0iDCSpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz yıl sürücü hatalarından kaynaklı gerçekleşen trafik kazalarında 5 bin 500’e yakın kişi hayatını kaybetti.TBMM’de trafik cezalarına ilişkin yeni düzenleme üzerinde çalışılıyor. Kanun teklifinde aşırı hız, kırmızı ışık ihlali, hatalı şerit değiştirme, dönüş kurallarına uymama gibi kuralları ihlal edenlere yönelik idari para cezalarının yükseltilmesi planlanıyor. Çalışmaların tamamlanmasının ardından kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunulacak. Kabul edilmesi durumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanacak ve yürürlüğe girecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eJb9rImZD0CSbWQFCH5whQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 19 Nisan itibarıyla ehliyeti geçici olarak geri alınıp teslim edilmeyen sürücü sayısının 689 bin 946 olduğunu vurguladı.Bu sürücülerden 499 bin 88’i alkol ya da uyuşturucu etkisinde araç kullanmaları veya alkol ölçüm testini reddettikleri için ehliyetleri alındı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dbf4YNH0_EKrKuN2a1qbAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>28 bin 461 sürücünün ehliyetine ise ceza puanını doldurması son 1 yıl içerisinde 5 kez hız ihlali yapması, 3 kez kırmızı ışık ihlali yapması, drift yapması ve kanunu aykırı çakar tertibatı bulunduğu için el konuldu. 162 bin sürücünün belgesi ise ölümlü/yaralanmalı trafik kazasına karışması, sağlık şartları nedeniyle geçici olarak geri alındı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mevlid Kandili 2025 tarihi: Bugün kandil mi,ne kandili? (Diyanet dini günler takvimi)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mevlid-kandili-2025-tarihi-bugun-kandil-mine-kandili-diyanet-dini-gunler-takvimi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mevlid-kandili-2025-tarihi-bugun-kandil-mine-kandili-diyanet-dini-gunler-takvimi</guid>
<description><![CDATA[ Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2025 dini günler takvimi yayımlandı. Müslümanlar dini günlerde ibadetlerine yoğunluk verdiği için dini günler yakından takip ediliyor. Bu yıl Regaib Kandili, Miraç Kandili, Berat Kandili ve Kadir Gecesi geride kaldı. Dini günler, hicri takvime göre hesaplandığından miladi takvimde her yıl farklı günlere denk geliyor. Peki Mevlid kandili 2025 ne zaman? Bugün (20 Nisan) kandil mi, ne kandili? İşte, Mevlid Kandilinin idrak edileceği tarih…İslam dünyası için bayram günleri ve kandiller, birlik ve beraberliğin sembolüdür. Müslümanlar bu özel günlerde ibadetlerine yoğunluk verirken günah işlememeye, kalp kırmamaya dikkat ederler. Mevlid Kandili ise Hz. Muhammed’in doğumunu yıldönümünün idrak edildiği gündür. Mevlid Kandili,Rebiülevvel ayının on ikinci gecesine denk gelmektedir. 20 Nisan Pazar gününün dini olarak anlamını araştıranlar ise “ Bugün kandil mi, ne kandili” sorusuna cevap arıyor.Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından her yıl dini günler takvimi yayımlanıyor. 2025 yılında yayınlanan takvime göre Mevlid Kandili 3 Eylül 2025 tarihinde idrak edilecek.2025 yılında Regaib Kandili 2 Ocak, Miraç Kandili 26 Ocak, Berat Kandili 13 Şubat ve Kadir Gecesi 26 Mart tarihinde idrak edildi.20 Nisan Pazar gününün ise ayrıca dini bir önemi bulunmuyor.Mevlid; doğum zamanı, doğulan yer ve zaman anlamına gelmektedir. Peygamber Efendimiz (sav)&#039;in doğduğu geceye Mevlid Gecesi denir. Bu gece aynı zamanda Rebiülevvel ayının onikinci gecesidir. Dünyanın her kesiminden Müslümanlar, her sene bu geceyi Mevlid Kandili olarak kutlamaktadır. İslam&#039;da Hz Muhammed (sav)&#039;in doğum günü farklı mezheplerde kutlanır. Sünniler Rebiülevvel ayının Onbirinci gecesini Onikinci&#039;ye bağlayan geceyi, Şiiler ise 17. günü Mevlid günü ve 17&#039;ye dönen geceyi de Mevlid Gecesi olarak adlandırırlar.1 Ocak 2025 Çarşamba Üç Ayların Başlangıcı2 Ocak 2025 Perşembe Regaib Kandili26 Ocak 2025 Pazar Miraç Kandili13 Şubat 2025 Perşembe Berat Kandili1 Mart 2025 Cumartesi Ramazan Başlangıcı26 Mart 2025 Çarşamba Kadir Gecesi29 Mart 2025 Cumartesi Arefe30 Mart 2025 Pazar Ramazan Bayramı 1. Gün31 Mart 2025 Pazartesi Ramazan Bayramı 2. Gün1 Nisan 2025 Salı Ramazan Bayramı 3. Gün5 Haziran 2025 Perşembe Arefe6 Haziran 2025 Cuma Kurban Bayramı 1. Gün7 Haziran 2025 Cumartesi Kurban Bayramı 2. Gün8 Haziran 2025 Pazar Kurban Bayramı 3. Gün9 Haziran 2025 Pazartesi Kurban Bayramı 4. Gün26 Haziran 2025 Perşembe Hicri Yılbaşı5 Temmuz 2025 Cumartesi Aşure Günü3 Eylül 2025 Çarşamba Mevlid Kandili21 Aralık 2025 Pazar Üç Ayların Başlangıcı25 Aralık Perşembe Regaib Kandili ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cO1Own-MGkm099r0e9-VIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mevlid, Kandili, 2025, tarihi:, Bugün, kandil, mi, ne, kandili, Diyanet, dini, günler, takvimi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cO1Own-MGkm099r0e9-VIg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mevlid kandili ne zaman, bugün kandil mi? (Diyanet dini günler takvimi 2025)"><p>Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2025 dini günler takvimi yayımlandı. Müslümanlar dini günlerde ibadetlerine yoğunluk verdiği için dini günler yakından takip ediliyor. Bu yıl Regaib Kandili, Miraç Kandili, Berat Kandili ve Kadir Gecesi geride kaldı. Dini günler, hicri takvime göre hesaplandığından miladi takvimde her yıl farklı günlere denk geliyor. Peki Mevlid kandili 2025 ne zaman? Bugün (20 Nisan) kandil mi, ne kandili? İşte, Mevlid Kandilinin idrak edileceği tarih…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y73qtxX0zEC9ymOhGz6l6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İslam dünyası için bayram günleri ve kandiller, birlik ve beraberliğin sembolüdür. Müslümanlar bu özel günlerde ibadetlerine yoğunluk verirken günah işlememeye, kalp kırmamaya dikkat ederler. Mevlid Kandili ise Hz. Muhammed’in doğumunu yıldönümünün idrak edildiği gündür. Mevlid Kandili,Rebiülevvel ayının on ikinci gecesine denk gelmektedir. 20 Nisan Pazar gününün dini olarak anlamını araştıranlar ise “ Bugün kandil mi, ne kandili” sorusuna cevap arıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BDbZGWpdW0SAb2EYh4HIZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından her yıl dini günler takvimi yayımlanıyor. 2025 yılında yayınlanan takvime göre Mevlid Kandili 3 Eylül 2025 tarihinde idrak edilecek.2025 yılında Regaib Kandili 2 Ocak, Miraç Kandili 26 Ocak, Berat Kandili 13 Şubat ve Kadir Gecesi 26 Mart tarihinde idrak edildi.20 Nisan Pazar gününün ise ayrıca dini bir önemi bulunmuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AwKEwxOadU2nkYRYddCMPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mevlid; doğum zamanı, doğulan yer ve zaman anlamına gelmektedir. Peygamber Efendimiz (sav)'in doğduğu geceye Mevlid Gecesi denir. Bu gece aynı zamanda Rebiülevvel ayının onikinci gecesidir. Dünyanın her kesiminden Müslümanlar, her sene bu geceyi Mevlid Kandili olarak kutlamaktadır. İslam'da Hz Muhammed (sav)'in doğum günü farklı mezheplerde kutlanır. Sünniler Rebiülevvel ayının Onbirinci gecesini Onikinci'ye bağlayan geceyi, Şiiler ise 17. günü Mevlid günü ve 17'ye dönen geceyi de Mevlid Gecesi olarak adlandırırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3b94v4BbG0KtDdvoRG5oDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1 Ocak 2025 Çarşamba Üç Ayların Başlangıcı2 Ocak 2025 Perşembe Regaib Kandili26 Ocak 2025 Pazar Miraç Kandili13 Şubat 2025 Perşembe Berat Kandili1 Mart 2025 Cumartesi Ramazan Başlangıcı26 Mart 2025 Çarşamba Kadir Gecesi29 Mart 2025 Cumartesi Arefe30 Mart 2025 Pazar Ramazan Bayramı 1. Gün31 Mart 2025 Pazartesi Ramazan Bayramı 2. Gün1 Nisan 2025 Salı Ramazan Bayramı 3. Gün5 Haziran 2025 Perşembe Arefe6 Haziran 2025 Cuma Kurban Bayramı 1. Gün7 Haziran 2025 Cumartesi Kurban Bayramı 2. Gün8 Haziran 2025 Pazar Kurban Bayramı 3. Gün9 Haziran 2025 Pazartesi Kurban Bayramı 4. Gün</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gfqqiS_xvEWzV5nHGxOWMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>26 Haziran 2025 Perşembe Hicri Yılbaşı5 Temmuz 2025 Cumartesi Aşure Günü3 Eylül 2025 Çarşamba Mevlid Kandili21 Aralık 2025 Pazar Üç Ayların Başlangıcı25 Aralık Perşembe Regaib Kandili</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>30 yıldır nisan yağmurunu şifa niyetine içiyor: &amp;apos;&amp;apos;Bunu yapmayı kayınvalidemden öğrendim&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/30-yildir-nisan-yagmurunu-sifa-niyetine-iciyor-bunu-yapmayi-kayinvalidemden-oegrendim</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/30-yildir-nisan-yagmurunu-sifa-niyetine-iciyor-bunu-yapmayi-kayinvalidemden-oegrendim</guid>
<description><![CDATA[ Trabzon&#039;un Ortahisar ilçesinde yaşayan 3 çocuk annesi Naciye Aydın, kayınvalidesinden öğrendiği gelenekle 30 yıldır her nisan ayında yağan yağmur suyunu biriktirip içiyor.Evlerinin çatısına yerleştirdiği kovalarda yağmur suyunu toplayan Aydın, biriken suyu süzdükten sonra hem içiyor hem de yemeklerinde kullanıyor.
Aydın, bu geleneğin yıllardır ailesine ve kendisine şifa getirdiğine inanıyor. Ancak uzmanlar, değişen hava koşulları nedeniyle yağmur sularının içilmesinin sağlıklı olmadığını vurguluyor.Naciye Aydın, yağmur suyunun şifa getirdiğine inandığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
&quot;Yağmur suyunu biriktirip içmeyi 30 yıl önce kayınvalidemden gördüm. O zamandan beri de yapıyorum. Kayınvalidem nisan yağmurlarını biriktirir, çocuklara içirip duş aldıkları suların içerisine katar ve yüzünü yıkardı. Ondan gördüklerimi şimdi ben de uyguluyorum. Kendim hem kullanıyorum hem de içiyorum. Şifa getirdiğine inandığım için yapıyorum. Köyün havası temizdi, o zamanlar biriktirip kullanıyorduk. Şimdi ortam pis ama yine de &#039;o kadarcık su beni zehirlemez&#039; diye düşünüp içiyorum.&#039;&#039;Aydın, ailesinin bu geleneğe sıcak bakmadığını ifade ederek, &quot;Çocuklarım ve eşim içmek istemedi ama zorla içirdim. Her nisan ayı geldiğinde yapıyorum. Yağmur yağdığında çiçeklerimi de ıslansın diye balkona koyuyorum. Çatıya çıkıp kovalarımı koyuyorum. Yağmur suyunu birikiyor daha sonra süzerek kullanıyorum. Yüzümü yıkıyorum. Yemeğimin içine de koydum. Çorbanın içine de koyup çocuklarıma içirdim. Hatta kayınvalidemin yoğurt yaparken içine yağmur suyu koyduğunu da gördüm. Çocuklarıma söyledim, tuhaf geldi. Yıllarca onlara söylemeden uyguluyordum. Her şeyden zehir alırken sene içerisinde içtiğim 3-5 bardak yağmur suyu mu beni zehirleyecek?&quot; dedi.
&#039;&#039;FAYDASI OLDUĞUNA İNANMIYORUM&#039;&#039;
Naciye Aydın&#039;ın kızı Gizem Aydın, &quot;Annem senelerdir bunu yapıyormuş ama bu sene farkına vardım. Böyle bir şeyin faydası olduğuna inanmıyorum. Yemeklere bile katmış, bilmiyordum. Yemiş bulundum ama gereksiz buluyorum. Nisan yağmurunun saçlara iyi geldiği söyleniyor ama sanmıyorum. Atmosferin kirliliğinden ötürü de bir faydası olacağını düşünmüyorum&quot; diye konuştu.Prof. Dr. Bahittin Kahveci ise yağmur suyunun içilmesinin uygun olmadığını belirterek, şunları söyledi:
&quot;Nisan yağmurlarına bir anlam yüklemek; Orta Asya Türklerinde, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de bu gelenek vardı. Bu gelenek uzun dönem devam etti. Son zamanlarda nisan yağmurlarına yüklenen anlam, özelliğini kaybetmedi ama uygulama bakımından ilginin azaldığını söyleyebiliriz. Bin yıl önceki doğal şartlar bozulmuş, doğallıktan uzaklaşmışızdır. O bakımdan dikkatli olmak lazım. Şu an da şehirlerde ve sanayi bölgelerinde yağmur suyunun içilebilecek bir durumda olmadığını net bir şekilde ifade edebiliriz.&#039;&#039; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BXIEgOa3zE6zTf-j4pklGQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıldır, nisan, yağmurunu, şifa, niyetine, içiyor:, Bunu, yapmayı, kayınvalidemden, öğrendim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BXIEgOa3zE6zTf-j4pklGQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="30 yıldır nisan yağmurunu şifa niyetine içiyor"><p>Trabzon'un Ortahisar ilçesinde yaşayan 3 çocuk annesi Naciye Aydın, kayınvalidesinden öğrendiği gelenekle 30 yıldır her nisan ayında yağan yağmur suyunu biriktirip içiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ERW2QaPlI0e6znutl1LqlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evlerinin çatısına yerleştirdiği kovalarda yağmur suyunu toplayan Aydın, biriken suyu süzdükten sonra hem içiyor hem de yemeklerinde kullanıyor.
Aydın, bu geleneğin yıllardır ailesine ve kendisine şifa getirdiğine inanıyor. Ancak uzmanlar, değişen hava koşulları nedeniyle yağmur sularının içilmesinin sağlıklı olmadığını vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m3olpcstlU2TC3Ya2fDUog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Naciye Aydın, yağmur suyunun şifa getirdiğine inandığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Yağmur suyunu biriktirip içmeyi 30 yıl önce kayınvalidemden gördüm. O zamandan beri de yapıyorum. Kayınvalidem nisan yağmurlarını biriktirir, çocuklara içirip duş aldıkları suların içerisine katar ve yüzünü yıkardı. Ondan gördüklerimi şimdi ben de uyguluyorum. Kendim hem kullanıyorum hem de içiyorum. Şifa getirdiğine inandığım için yapıyorum. Köyün havası temizdi, o zamanlar biriktirip kullanıyorduk. Şimdi ortam pis ama yine de 'o kadarcık su beni zehirlemez' diye düşünüp içiyorum.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ft6Kcx3uGkq5vJpsHcRHZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aydın, ailesinin bu geleneğe sıcak bakmadığını ifade ederek, "Çocuklarım ve eşim içmek istemedi ama zorla içirdim. Her nisan ayı geldiğinde yapıyorum. Yağmur yağdığında çiçeklerimi de ıslansın diye balkona koyuyorum. Çatıya çıkıp kovalarımı koyuyorum. Yağmur suyunu birikiyor daha sonra süzerek kullanıyorum. Yüzümü yıkıyorum. Yemeğimin içine de koydum. Çorbanın içine de koyup çocuklarıma içirdim. Hatta kayınvalidemin yoğurt yaparken içine yağmur suyu koyduğunu da gördüm. Çocuklarıma söyledim, tuhaf geldi. Yıllarca onlara söylemeden uyguluyordum. Her şeyden zehir alırken sene içerisinde içtiğim 3-5 bardak yağmur suyu mu beni zehirleyecek?" dedi.
''FAYDASI OLDUĞUNA İNANMIYORUM''
Naciye Aydın'ın kızı Gizem Aydın, "Annem senelerdir bunu yapıyormuş ama bu sene farkına vardım. Böyle bir şeyin faydası olduğuna inanmıyorum. Yemeklere bile katmış, bilmiyordum. Yemiş bulundum ama gereksiz buluyorum. Nisan yağmurunun saçlara iyi geldiği söyleniyor ama sanmıyorum. Atmosferin kirliliğinden ötürü de bir faydası olacağını düşünmüyorum" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f7QMEl8Ydk6L_GMgosKX9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Bahittin Kahveci ise yağmur suyunun içilmesinin uygun olmadığını belirterek, şunları söyledi:
"Nisan yağmurlarına bir anlam yüklemek; Orta Asya Türklerinde, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de bu gelenek vardı. Bu gelenek uzun dönem devam etti. Son zamanlarda nisan yağmurlarına yüklenen anlam, özelliğini kaybetmedi ama uygulama bakımından ilginin azaldığını söyleyebiliriz. Bin yıl önceki doğal şartlar bozulmuş, doğallıktan uzaklaşmışızdır. O bakımdan dikkatli olmak lazım. Şu an da şehirlerde ve sanayi bölgelerinde yağmur suyunun içilebilecek bir durumda olmadığını net bir şekilde ifade edebiliriz.''</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlıklı bir yaşam sürüyordu ama doktora gidince gerçeği öğrendi: 4. evre kolon kanserine yakalandı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/saglikli-bir-yasam-suruyordu-ama-doktora-gidince-gercegi-oegrendi-4-evre-kolon-kanserine-yakalandi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/saglikli-bir-yasam-suruyordu-ama-doktora-gidince-gercegi-oegrendi-4-evre-kolon-kanserine-yakalandi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir beden, düzenli spor, dengeli beslenme... Tüm bu “sağlık reçetesi”ne rağmen, genç bir kadın hayatının en büyük savaşıyla yüzleşti. Yeni yıl hazırlıkları sırasında aldığı kanser teşhisi, yalnızca kendi hayatını değil, başkalarının da farkındalığını değiştirdi.Genç kadın, 32 yaşında ve hayatının en formda dönemindeydi. Spor onun için sadece bir hobi değil, bir yaşam tarzıydı. Vücut geliştirme yarışmalarına katılmış, yıllarca disiplinli bir şekilde sağlıklı yaşamı benimsemişti. Fakat sıradan bir doktor kontrolü, korkunç gerçeği ortaya çıkardı: Dördüncü evre bağırsak kanseri.Kontrole gitme nedeni aslında farklıydı. Geçirdiği akciğer embolisi sonrası kullandığı kan sulandırıcıyı, çocuk sahibi olabilmek için değiştirmek istiyordu. Doktorun talep ettiği kan testleri ise hayat kurtardı.Düşük demir seviyesi şüphe yarattı. Kendini kötü hissetmiyordu. “Yorgundum ama kim yorgun değildi ki?” diyordu. Ancak yapılan tetkiklerde küçük ama kritik bir detay devreye girdi: Zaman zaman dışkısında kan fark etmişti. Bu küçük ayrıntı, doktorunun önerdiği esnek sigmoidoskopi ile gerçeği ortaya çıkardı.Sedasyon bile almadan işlemi gerçekleştiren genç kadın, doktorun ifadesinden kötü haberi anlamıştı. Görüntüler iyi değildi. Kısa süre sonra gelen teşhis, vücudunda yıllardır sessizce büyüyen bir tümörün varlığını kanıtladı. Kanser karaciğere kadar yayılmıştı.2019’da son kez sahneye çıkmıştı. Kaslı, güçlü ve sağlıklı görünüyordu. Ancak bağırsak kanseri çoğu zaman belirti vermez. Genç kadının kendine sorduğu sorunun cevabı buydu:Hızla ameliyata alındı. Karaciğerdeki şüpheli bölge dahil tüm kanserli dokular temizlendi. Ardından temizleme kemoterapisi başladı. Fiziksel olarak zorlayıcı bir süreçti, ancak bir o kadar da hayata tutunmak için gerekliydi.Bugün hâlâ hayatta olmasını, doktorunun titizliğine borçlu olduğunu söylüyor:“O testler yapılmasaydı, belki çok daha geç fark edilecekti.”Bu süreçte genç kadın, özellikle yaşıtlarına sesleniyor:“Bağırsak kanseri gençlerin konuştuğu bir hastalık değil. Ama birkaç dakikalık utanmayı göze alın. Sorun, sorgulayın, kontrol ettirin. Ben şanslıydım, ama herkes olmayabilir.”Bugün artık iyileşme sürecinde olan genç kadın, bu hastalığı sadece geçmişte kalan bir dönem olarak değil, başkalarının hayatına dokunabilecek bir farkındalık aracı olarak görüyor:“Vücudunuzu dinleyin. Ben dinledim, fark ettim ve bugün hâlâ buradayım.”Erken teşhis hayat kurtarır. Unutmayın: Sağlıklı görünmek, tamamen sağlıklı olduğunuz anlamına gelmeyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/12JIZwEQpEu9XcJc5BObTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıklı, bir, yaşam, sürüyordu, ama, doktora, gidince, gerçeği, öğrendi:, evre, kolon, kanserine, yakalandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/12JIZwEQpEu9XcJc5BObTA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlıklı bir yaşam sürüyordu ama doktora gidince gerçeği öğrendi"><p>Sağlıklı bir beden, düzenli spor, dengeli beslenme... Tüm bu “sağlık reçetesi”ne rağmen, genç bir kadın hayatının en büyük savaşıyla yüzleşti. Yeni yıl hazırlıkları sırasında aldığı kanser teşhisi, yalnızca kendi hayatını değil, başkalarının da farkındalığını değiştirdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s6jcz5p2E06xdCTgX7ADaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genç kadın, 32 yaşında ve hayatının en formda dönemindeydi. Spor onun için sadece bir hobi değil, bir yaşam tarzıydı. Vücut geliştirme yarışmalarına katılmış, yıllarca disiplinli bir şekilde sağlıklı yaşamı benimsemişti. Fakat sıradan bir doktor kontrolü, korkunç gerçeği ortaya çıkardı: Dördüncü evre bağırsak kanseri.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FfWaI91aG0-Yuoc9vLcw0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kontrole gitme nedeni aslında farklıydı. Geçirdiği akciğer embolisi sonrası kullandığı kan sulandırıcıyı, çocuk sahibi olabilmek için değiştirmek istiyordu. Doktorun talep ettiği kan testleri ise hayat kurtardı.Düşük demir seviyesi şüphe yarattı. Kendini kötü hissetmiyordu. “Yorgundum ama kim yorgun değildi ki?” diyordu. Ancak yapılan tetkiklerde küçük ama kritik bir detay devreye girdi: Zaman zaman dışkısında kan fark etmişti. Bu küçük ayrıntı, doktorunun önerdiği esnek sigmoidoskopi ile gerçeği ortaya çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nTckxVb-WUCq-7ZzztbF6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sedasyon bile almadan işlemi gerçekleştiren genç kadın, doktorun ifadesinden kötü haberi anlamıştı. Görüntüler iyi değildi. Kısa süre sonra gelen teşhis, vücudunda yıllardır sessizce büyüyen bir tümörün varlığını kanıtladı. Kanser karaciğere kadar yayılmıştı.2019’da son kez sahneye çıkmıştı. Kaslı, güçlü ve sağlıklı görünüyordu. Ancak bağırsak kanseri çoğu zaman belirti vermez. Genç kadının kendine sorduğu sorunun cevabı buydu:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AxNbLOC6PEWNyTyxKSr8EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hızla ameliyata alındı. Karaciğerdeki şüpheli bölge dahil tüm kanserli dokular temizlendi. Ardından temizleme kemoterapisi başladı. Fiziksel olarak zorlayıcı bir süreçti, ancak bir o kadar da hayata tutunmak için gerekliydi.Bugün hâlâ hayatta olmasını, doktorunun titizliğine borçlu olduğunu söylüyor:“O testler yapılmasaydı, belki çok daha geç fark edilecekti.”Bu süreçte genç kadın, özellikle yaşıtlarına sesleniyor:“Bağırsak kanseri gençlerin konuştuğu bir hastalık değil. Ama birkaç dakikalık utanmayı göze alın. Sorun, sorgulayın, kontrol ettirin. Ben şanslıydım, ama herkes olmayabilir.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VoXv7aI9IUqTFHjCglG4aA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bugün artık iyileşme sürecinde olan genç kadın, bu hastalığı sadece geçmişte kalan bir dönem olarak değil, başkalarının hayatına dokunabilecek bir farkındalık aracı olarak görüyor:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wQjdoLRdD0y8LQ-CSO3mPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Vücudunuzu dinleyin. Ben dinledim, fark ettim ve bugün hâlâ buradayım.”Erken teşhis hayat kurtarır. Unutmayın: Sağlıklı görünmek, tamamen sağlıklı olduğunuz anlamına gelmeyebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ustaların ustası olarak biliniyor: Ciğer tezgahının başında 60 yıl</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ustalarin-ustasi-olarak-biliniyor-ciger-tezgahinin-basinda-60-yil</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ustalarin-ustasi-olarak-biliniyor-ciger-tezgahinin-basinda-60-yil</guid>
<description><![CDATA[ Edirne&#039;de &quot;ustaların ustası&quot; namıyla anılan Gilan, çırak olarak başladığı ciğercilikte 60 yılı aşkın süredir ustalık yaptığını söyledi.Tava ciğerinin Edirne&#039;nin en önemli yöresel lezzetlerinin başında geldiğini anlatan Gilan, &quot;Ciğerin kalitesi, doğranması ve pişirilmesine kadar titizlik istiyor. Tabi en önemlisi ustanın el becerisi de önemli. Yıllar içerisinde çok sayıda usta yetiştirdim&#039;&#039; dedi.Gilan, sağlığı el verdiği sürece işini yapmaya devam edeceğini belirtti.  Gastronomi alanında özel bir ödül aldığını dile getiren Gilan, &quot;Ödülümüzü İstanbul&#039;da düzenlenen törenle aldık. Edirne tava ciğeri, Türkiye&#039;de ve dünyada çok sevilen bir lezzet. Bu işin ustası olarak ödül aldığım için ben de çok mutlu oldum.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GiNR1DXokEeq4Br5QXyuNg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ustaların, ustası, olarak, biliniyor:, Ciğer, tezgahının, başında, yıl</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GiNR1DXokEeq4Br5QXyuNg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ustaların ustası olarak biliniyor: Ciğer tezgahının başında 60 yıl"><p>Edirne'de "ustaların ustası" namıyla anılan Gilan, çırak olarak başladığı ciğercilikte 60 yılı aşkın süredir ustalık yaptığını söyledi.</p>Tava ciğerinin Edirne'nin en önemli yöresel lezzetlerinin başında geldiğini anlatan Gilan, "Ciğerin kalitesi, doğranması ve pişirilmesine kadar titizlik istiyor. Tabi en önemlisi ustanın el becerisi de önemli. Yıllar içerisinde çok sayıda usta yetiştirdim'' dedi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hphg5MKAA0e28F4idxpzzg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Gilan, sağlığı el verdiği sürece işini yapmaya devam edeceğini belirtti.  Gastronomi alanında özel bir ödül aldığını dile getiren Gilan, "Ödülümüzü İstanbul'da düzenlenen törenle aldık. Edirne tava ciğeri, Türkiye'de ve dünyada çok sevilen bir lezzet. Bu işin ustası olarak ödül aldığım için ben de çok mutlu oldum." diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Terapist açıkladı: Başarılı bir evlilik için 3 altın kural</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/terapist-acikladi-basarili-bir-evlilik-icin-3-altin-kural</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/terapist-acikladi-basarili-bir-evlilik-icin-3-altin-kural</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde tanınan terapist Marisa Peer, güçlü bir evlilik için altın kuralları paylaşıyor. Peer, cinsel kimyanın iletişim yoluyla daha derin bir bağ için hayati önem taşıdığını vurguluyor. Karşılıklı saygı ve hayranlık, evliliğin temel yapı taşlarını oluşturuyor. Peki, başarılı bir evlilik için 3 altın kural ne?Evlilik güzel bir senfonidir. &#039;Evet&#039;ten daha fazlasıdır. Hayat size ne getirirse getirsin, büyümek, değişmek ve birlikte durmak için bir sözdür. Özünde, evlilik ortaklıkla ilgilidir. Genellikle farklı geçmişlere sahip iki kişi birbirlerini seçer ve hayatlarını, hayallerini, korkularını ve geleceklerini paylaşırlar. Boşanmaların ve ayrılıkların zirve yaptığı bir zamanda, tarafların hepsinin gelişmesine ve mutluluğu bulmasına yardımcı olan başarılı bir evlilik nasıl yönetilir?Dünya çapında beğeni toplayan terapist, en çok satan yazar ve ödüllü konuşmacı Marisa Peer, tatmin edici bir yaşam ve evlilik sürmeye yardımcı olacak bazı ipuçları paylaştı. Peer, dünyanın dört bir yanındaki bireylere ve çiftlere yardım etme konusunda onlarca yıllık deneyime sahip olarak, evliliğinizi bir masaldan fırlamış gibi gösterecek üç altın kuralı paylaştı.Evlilik arkadaşlıkla ilgilidir. Bu yüzden eşinizin en iyi arkadaşınız olmasını istersiniz. Kalp bağı önemlidir. Marisa Peer, gelişen bir evliliğin &#039;en iyi arkadaş kimyası&#039; gerektirdiğini vurguluyor. Ona göre, birbirinizin sırdaşı, destekçisi ve duygusal destek sistemi olmak bağı güçlendiriyor. Birlikte gülen, değerleri paylaşan ve birbirlerinin arkadaşlığından zevk alan partnerler, zor zamanları daha kolay atlatma eğilimindedir.Peer&#039;e göre ikinci önemli faktör cinsel kimyadır. Fiziksel yakınlık genellikle göz ardı edilse de, eşinizle olan duygusal bağınızı güçlendirmede büyük rol oynar. Cinsel kimya sadece çekimle ilgili değil, daha derin bir düzeyde arzulanmak ve bağlanmakla ilgilidir. Burada iletişim anahtardır. Duygularınız ve arzularınız hakkında konuşmak ve kıvılcımı korumak çok önemlidir.Bir ilişkinin en büyük dayanağı saygı ve hayranlıktır. Bu iki yönlü bir süreçtir. Bu, bir evliliğin temelini oluşturur. Saygı pazarlığa açık değildir. Peer, &quot;Ve diğer kişiye gerçekten hayranlık duymalı ve saygı duymalısınız,&quot; diye vurguluyor. Ayrıca çiftlerin savaşlarını seçmeyi öğrenmeleri gerektiğini de ekliyor, &quot;çünkü tartışmaya mahkumsunuz.&quot; Tartışmalar doğaldır, ancak yalnızca sorunlara odaklanmak gereksiz çatışmaları önler.Saygıya dayanan bir evlilik, her iki partnerin de büyümesi için güvenli bir alan yaratır. Ayrıca, &quot;tüm ihtiyaçlarınızı karşılayacak tek bir kişi asla bulamazsınız&quot; anlayışının önemini vurguluyor. Her iki taraf da birlikte çalışmalıdır. Bu, şüphesiz ilişkiyi anlamlı kılacaktır.En önemlisi, evlilik tek bir kişiyle ilgili değildir. Bu nedenle her iki taraf da sıkı çalışmaya ve çaba göstermeye istekli olmalıdır. Diğer her şey yoluna girecektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-uHmiRH7ukK_ewyAzzdFww.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Terapist, açıkladı:, Başarılı, bir, evlilik, için, altın, kural</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-uHmiRH7ukK_ewyAzzdFww.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Terapist açıkladı: Başarılı bir evlilik için 3 altın kural"><p>Dünya genelinde tanınan terapist Marisa Peer, güçlü bir evlilik için altın kuralları paylaşıyor. Peer, cinsel kimyanın iletişim yoluyla daha derin bir bağ için hayati önem taşıdığını vurguluyor. Karşılıklı saygı ve hayranlık, evliliğin temel yapı taşlarını oluşturuyor. Peki, başarılı bir evlilik için 3 altın kural ne?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kTkKqo5B_0-JKmGvkqufWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evlilik güzel bir senfonidir. 'Evet'ten daha fazlasıdır. Hayat size ne getirirse getirsin, büyümek, değişmek ve birlikte durmak için bir sözdür. Özünde, evlilik ortaklıkla ilgilidir. Genellikle farklı geçmişlere sahip iki kişi birbirlerini seçer ve hayatlarını, hayallerini, korkularını ve geleceklerini paylaşırlar. Boşanmaların ve ayrılıkların zirve yaptığı bir zamanda, tarafların hepsinin gelişmesine ve mutluluğu bulmasına yardımcı olan başarılı bir evlilik nasıl yönetilir?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2VhQRrxxQUuaDuXHnP8ztA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya çapında beğeni toplayan terapist, en çok satan yazar ve ödüllü konuşmacı Marisa Peer, tatmin edici bir yaşam ve evlilik sürmeye yardımcı olacak bazı ipuçları paylaştı. Peer, dünyanın dört bir yanındaki bireylere ve çiftlere yardım etme konusunda onlarca yıllık deneyime sahip olarak, evliliğinizi bir masaldan fırlamış gibi gösterecek üç altın kuralı paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AKVrjW4ZoEW9Yza5_JXo6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evlilik arkadaşlıkla ilgilidir. Bu yüzden eşinizin en iyi arkadaşınız olmasını istersiniz. Kalp bağı önemlidir. Marisa Peer, gelişen bir evliliğin 'en iyi arkadaş kimyası' gerektirdiğini vurguluyor. Ona göre, birbirinizin sırdaşı, destekçisi ve duygusal destek sistemi olmak bağı güçlendiriyor. Birlikte gülen, değerleri paylaşan ve birbirlerinin arkadaşlığından zevk alan partnerler, zor zamanları daha kolay atlatma eğilimindedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kg8eKJU6b0ChjqsZtVxbfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peer'e göre ikinci önemli faktör cinsel kimyadır. Fiziksel yakınlık genellikle göz ardı edilse de, eşinizle olan duygusal bağınızı güçlendirmede büyük rol oynar. Cinsel kimya sadece çekimle ilgili değil, daha derin bir düzeyde arzulanmak ve bağlanmakla ilgilidir. Burada iletişim anahtardır. Duygularınız ve arzularınız hakkında konuşmak ve kıvılcımı korumak çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9XiAjFC0qkyAzwWIh3ksTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir ilişkinin en büyük dayanağı saygı ve hayranlıktır. Bu iki yönlü bir süreçtir. Bu, bir evliliğin temelini oluşturur. Saygı pazarlığa açık değildir. Peer, "Ve diğer kişiye gerçekten hayranlık duymalı ve saygı duymalısınız," diye vurguluyor. Ayrıca çiftlerin savaşlarını seçmeyi öğrenmeleri gerektiğini de ekliyor, "çünkü tartışmaya mahkumsunuz." Tartışmalar doğaldır, ancak yalnızca sorunlara odaklanmak gereksiz çatışmaları önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c3oIQJFXS0mpks1x2DO7YA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saygıya dayanan bir evlilik, her iki partnerin de büyümesi için güvenli bir alan yaratır. Ayrıca, "tüm ihtiyaçlarınızı karşılayacak tek bir kişi asla bulamazsınız" anlayışının önemini vurguluyor. Her iki taraf da birlikte çalışmalıdır. Bu, şüphesiz ilişkiyi anlamlı kılacaktır.En önemlisi, evlilik tek bir kişiyle ilgili değildir. Bu nedenle her iki taraf da sıkı çalışmaya ve çaba göstermeye istekli olmalıdır. Diğer her şey yoluna girecektir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>C vitamini sentezini artırın Aç karnına 1 bardağı yetiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/c-vitamini-sentezini-artirin-ac-karnina-1-bardagi-yetiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/c-vitamini-sentezini-artirin-ac-karnina-1-bardagi-yetiyor</guid>
<description><![CDATA[ C vitamini genel sağlık için, özellikle canlı ve genç bir cildi korumak için gerekli olan güçlü bir besindir. Güçlü bir antioksidan görevi görür, kolajen sentezini artırır, vücuttaki iltihabı azaltır. Ancak çoğu insanın farkında olmadığı bir şey var: C vitamini ısıya duyarlıdır; pişirme sırasında kolayca yok olur. Bu yüzden diyetinize çiğ kaynakları dahil etmek önemlidir. İşte C vitamini sentezini artırmanın pratik yolları.Vücuttaki C vitamini seviyelerini artırmak için, diyet kaynakları, takviyeler ve topikal uygulamaların bir kombinasyonuna odaklanılmalıdır.
C vitamini alımını artırmanın en iyi doğal yolu, gününüze bir bardak nimbu pani ile başlamak ve portakal, limon ve greyfurt gibi turunçgiller açısından zengin bir diyetle devam etmektir; ancak çilek, yaban mersini ve siyah frenk üzümü gibi meyveler ve amla ve guava gibi Hint süper besinleri daha da yüksek konsantrasyonlar sunar.Guava, portakal, kivi, çilek ve papaya gibi meyveler mükemmel kaynaklardır. Sabah ve akşam olmak üzere günde en az 2 porsiyon almayı hedefleyin. Tek başına guava günlük ihtiyacınızın %200&#039;ünden fazlasını karşılayabilir.Dolmalık biber, brokoli, ıspanak ve domates gibi sebzeler de bu hayati besini önemli miktarda sağlar. Kişniş, nane ve köri yaprakları harika C vitamini kaynaklarıdır; bunları çutneylerde ve garnitürlerde bolca kullanın. C vitamini suda çözünebildiği ve vücutta depolanamadığı için, düzenli olarak yiyecek veya takviyeler yoluyla tüketilmesi önemlidir.Çiğ sebzeler ve otlar C vitamininin mükemmel taşıyıcılarıdır. Öğünlerinize taze yeşil çutney (kişniş, nane, limon ile) ve domates, dolmalık biber ve lahana ile çıtır salatalar eklemeyi deneyin. Bunlar pişirme gerektirmeyen ve vitamin içeriğini korumaya yardımcı olan günlük ürünlerdir. Çiğ kırmızı ve sarı dolmalık biber, brokoli ve çeri domatesler harika atıştırmalıklardır.Amla (Bektaşi üzümü), C vitamini açısından en zengin kaynaklardan biridir. Aç karnına içilen bir shot (30-50 ml) amla suyu, bağışıklığınız ve cilt sağlığınız için harikalar yaratabilir.Limon suyunu tüketmek C vitamini sentezine yardımcı olabilir. Bu küçük alışkanlık C vitamini içeriğini koruyabilir ve ayrıca bitki bazlı gıdalardan demir emilimini artırabilir.İç tüketimin ötesinde, C vitamini cildinize uygulandığında da önemli faydalar sağlar. C vitamini içeren cilt bakım formülleri, özellikle C vitamininin aktif formu olan %10-20 L-Askorbik Asit içeren serumlar, cildinizi aydınlatmak, pigmentasyonu eşitlemek ve cildinizdeki kolajeni koruyarak ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü azaltmak için kullanılabilir.C vitaminini E Vitamini ve Ferulik Asit gibi tamamlayıcı bileşenlerle eşleştirmek, çevresel hasara karşı üstün koruma sağlayarak kararlılığını ve etkinliğini daha da artırır.Beslenmelerinden yeterli miktarda alamayanlar için, tablet, toz veya efervesan formülasyonlar formundaki takviyeler faydalı olabilir. Genellikle günlük 500-1000 mg&#039;lık bir doz güvenli ve etkili kabul edilir, ancak yüksek oksidatif strese sahip kişiler veya artan C vitamini eksikliği olan sigara içenler gibi belirli durumlarda daha yüksek dozlara ihtiyaç duyulabilir.CİLT ÜZERİNDEKİ ETKİSİC vitamini kolajen sentezinde önemli bir rol oynadığından, düzenli kullanımı cilt sıkılığını iyileştirebilir ve onu mükemmel bir yaşlanma karşıtı bileşen haline getirebilir. Ayrıca iltihabı azaltmaya ve yara iyileşmesini desteklemeye yardımcı olur ve bu da onu akne izleri veya hassas cilt rahatsızlıklarıyla uğraşanlar için faydalı hale getirir.C vitamininin en önemli avantajlarından biri, serbest radikalleri nötralize etme ve cildi kirlilik ve UV radyasyonunun neden olduğu oksidatif stresten koruma yeteneğidir. Dahası, C vitamininin aydınlatıcı özellikleri onu hiperpigmentasyon, güneş lekeleri ve donuk cilt tedavisinde başvurulan bir bileşen haline getirir. Ancak, C vitamini oksidasyona eğilimli olduğundan ve bu da etkinliğini azalttığından, stabil formülasyonlar seçmek ve bunları düzgün bir şekilde saklamak önemlidir. Soğutma veya hava geçirmez, koyu renkli ambalajlar seçmek raf ömrünü uzatmaya yardımcı olabilir.C vitaminini hem diyete hem de cilt bakımı rutinlerine dahil etmek cilt sağlığı üzerinde derin etkilere sahip olabilir. 
C vitamini açısından zengin yiyecekler tüketmek, gerekirse takviyeler almak ve iyi formüle edilmiş bir serum kullanmak optimum faydaları sağlar.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4OhZPjoNO0eqiFyW6k__eQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini, sentezini, artırın, Aç, karnına, bardağı, yetiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4OhZPjoNO0eqiFyW6k__eQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="C vitamini sentezini artırın Aç karnına 1 bardağı yetiyor"><p>C vitamini genel sağlık için, özellikle canlı ve genç bir cildi korumak için gerekli olan güçlü bir besindir. Güçlü bir antioksidan görevi görür, kolajen sentezini artırır, vücuttaki iltihabı azaltır. Ancak çoğu insanın farkında olmadığı bir şey var: C vitamini ısıya duyarlıdır; pişirme sırasında kolayca yok olur. Bu yüzden diyetinize çiğ kaynakları dahil etmek önemlidir. İşte C vitamini sentezini artırmanın pratik yolları.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9dbPBJRVnUCxHWAMR625vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücuttaki C vitamini seviyelerini artırmak için, diyet kaynakları, takviyeler ve topikal uygulamaların bir kombinasyonuna odaklanılmalıdır.
C vitamini alımını artırmanın en iyi doğal yolu, gününüze bir bardak nimbu pani ile başlamak ve portakal, limon ve greyfurt gibi turunçgiller açısından zengin bir diyetle devam etmektir; ancak çilek, yaban mersini ve siyah frenk üzümü gibi meyveler ve amla ve guava gibi Hint süper besinleri daha da yüksek konsantrasyonlar sunar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xEns2kcRwUuRNNFXZ9ByMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guava, portakal, kivi, çilek ve papaya gibi meyveler mükemmel kaynaklardır. Sabah ve akşam olmak üzere günde en az 2 porsiyon almayı hedefleyin. Tek başına guava günlük ihtiyacınızın %200'ünden fazlasını karşılayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/43OpROAHtEqhPF0TqM8XWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dolmalık biber, brokoli, ıspanak ve domates gibi sebzeler de bu hayati besini önemli miktarda sağlar. Kişniş, nane ve köri yaprakları harika C vitamini kaynaklarıdır; bunları çutneylerde ve garnitürlerde bolca kullanın. C vitamini suda çözünebildiği ve vücutta depolanamadığı için, düzenli olarak yiyecek veya takviyeler yoluyla tüketilmesi önemlidir.Çiğ sebzeler ve otlar C vitamininin mükemmel taşıyıcılarıdır. Öğünlerinize taze yeşil çutney (kişniş, nane, limon ile) ve domates, dolmalık biber ve lahana ile çıtır salatalar eklemeyi deneyin. Bunlar pişirme gerektirmeyen ve vitamin içeriğini korumaya yardımcı olan günlük ürünlerdir. Çiğ kırmızı ve sarı dolmalık biber, brokoli ve çeri domatesler harika atıştırmalıklardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S4a9lun13k-FBwOogkjoGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amla (Bektaşi üzümü), C vitamini açısından en zengin kaynaklardan biridir. Aç karnına içilen bir shot (30-50 ml) amla suyu, bağışıklığınız ve cilt sağlığınız için harikalar yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qz_UOE8tk0Ogz_NAQZyHDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Limon suyunu tüketmek C vitamini sentezine yardımcı olabilir. Bu küçük alışkanlık C vitamini içeriğini koruyabilir ve ayrıca bitki bazlı gıdalardan demir emilimini artırabilir.İç tüketimin ötesinde, C vitamini cildinize uygulandığında da önemli faydalar sağlar. C vitamini içeren cilt bakım formülleri, özellikle C vitamininin aktif formu olan %10-20 L-Askorbik Asit içeren serumlar, cildinizi aydınlatmak, pigmentasyonu eşitlemek ve cildinizdeki kolajeni koruyarak ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü azaltmak için kullanılabilir.C vitaminini E Vitamini ve Ferulik Asit gibi tamamlayıcı bileşenlerle eşleştirmek, çevresel hasara karşı üstün koruma sağlayarak kararlılığını ve etkinliğini daha da artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BAq5WAoLTk6SjvxR8mCqWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenmelerinden yeterli miktarda alamayanlar için, tablet, toz veya efervesan formülasyonlar formundaki takviyeler faydalı olabilir. Genellikle günlük 500-1000 mg'lık bir doz güvenli ve etkili kabul edilir, ancak yüksek oksidatif strese sahip kişiler veya artan C vitamini eksikliği olan sigara içenler gibi belirli durumlarda daha yüksek dozlara ihtiyaç duyulabilir.CİLT ÜZERİNDEKİ ETKİSİC vitamini kolajen sentezinde önemli bir rol oynadığından, düzenli kullanımı cilt sıkılığını iyileştirebilir ve onu mükemmel bir yaşlanma karşıtı bileşen haline getirebilir. Ayrıca iltihabı azaltmaya ve yara iyileşmesini desteklemeye yardımcı olur ve bu da onu akne izleri veya hassas cilt rahatsızlıklarıyla uğraşanlar için faydalı hale getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iY0AQUjp40ioUAdV7LWlCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C vitamininin en önemli avantajlarından biri, serbest radikalleri nötralize etme ve cildi kirlilik ve UV radyasyonunun neden olduğu oksidatif stresten koruma yeteneğidir. Dahası, C vitamininin aydınlatıcı özellikleri onu hiperpigmentasyon, güneş lekeleri ve donuk cilt tedavisinde başvurulan bir bileşen haline getirir. Ancak, C vitamini oksidasyona eğilimli olduğundan ve bu da etkinliğini azalttığından, stabil formülasyonlar seçmek ve bunları düzgün bir şekilde saklamak önemlidir. Soğutma veya hava geçirmez, koyu renkli ambalajlar seçmek raf ömrünü uzatmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZvEI8_ZHGkK7CEvOsuN7BA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C vitaminini hem diyete hem de cilt bakımı rutinlerine dahil etmek cilt sağlığı üzerinde derin etkilere sahip olabilir. 
C vitamini açısından zengin yiyecekler tüketmek, gerekirse takviyeler almak ve iyi formüle edilmiş bir serum kullanmak optimum faydaları sağlar.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Paskalya tatili ne zaman, kaç gün? Paskalya nedir, neden kutlanır?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/paskalya-tatili-ne-zaman-kac-gun-paskalya-nedir-neden-kutlanir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/paskalya-tatili-ne-zaman-kac-gun-paskalya-nedir-neden-kutlanir</guid>
<description><![CDATA[ Paskalya Bayramı, Hristiyanlıkta önemli bir yere sahiptir ve her sene farklı etkinliklerle kutlanır. Hz. İsa&#039;nın çarmıha gerildikten sonraki dirilişi olarak Hristiyan inancında kutlamalar ve anma törenleri düzenlenir. Bazı ülkelerde Paskalya resmi tatiller arasında yer alır. Peki, Paskalya tatili kaç gün?Paskalya Bayramı; Diriliş Bayramı, Diriliş Pazarı ya da Kıyam Yortusu isimleri ile de anılır. Bu tarihte en belirgin kutlama şekli Paskalya tavşanı ve Paskalya yumurtasıdır. Bu tarihte kiliselerde ayinler düzenlenir. Öte yandan Doğu ve Batı kiliseleri arasında da farklılık bulunabilir. İşte, Paskalya hakkında detaylar...  PASKALYA NEDİR, NEDEN KUTLANIR?   Dünya çapında kutlanan Paskalya, Hz. İsa&#039;nın çarmıha gerildikten sonraki dirilişini simgeler. İlkbahar ekinoksunu takip eden dolunaydan sonraki ilk paar günü kutlandığından her sene tarihi değişebilir.   Kutsal Cuma, İsa&#039;nın çarmıha gerilerek hayatını kaybettiğini ifade eder. İki gün sonra pazar günü ise İsa&#039;nın tekrer hayata döndüğü görülür. Buna bağlı olarak Hrisyiyanlar Paskalya Pazarı&#039;nı kutlar.  PASKALYA TATİLİ NE ZAMAN, KAÇ GÜN?  Bu yıl Kutsal Cuma 18 Nisan&#039;da, Paskalya Pazarı ise 20 Nisan&#039;da kutlanıyor. Paskalya tatilini hesaplarken 21 Mart dikkate alınır. Buna göre bazı ülkelerde 21 Nisan resmi tatil kabul edilebildiği gibi tatil süreleri de her ülkede değişiyor. Ülke bazlı resmi tatil takvimi sorgulaması yeterli olacaktır. Ancak genellikle Cuma-Cumartesi-Pazar ve Pazartesi tatil oluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F1eFss-I2Ui-J6ASHHv6pQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Paskalya, tatili, zaman, kaç, gün, Paskalya, nedir, neden, kutlanır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F1eFss-I2Ui-J6ASHHv6pQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Paskalya nedir, tatili kaç gün?"><p>Paskalya Bayramı, Hristiyanlıkta önemli bir yere sahiptir ve her sene farklı etkinliklerle kutlanır. Hz. İsa'nın çarmıha gerildikten sonraki dirilişi olarak Hristiyan inancında kutlamalar ve anma törenleri düzenlenir. Bazı ülkelerde Paskalya resmi tatiller arasında yer alır. Peki, Paskalya tatili kaç gün?</p>Paskalya Bayramı; Diriliş Bayramı, Diriliş Pazarı ya da Kıyam Yortusu isimleri ile de anılır. Bu tarihte en belirgin kutlama şekli Paskalya tavşanı ve Paskalya yumurtasıdır. Bu tarihte kiliselerde ayinler düzenlenir. Öte yandan Doğu ve Batı kiliseleri arasında da farklılık bulunabilir. İşte, Paskalya hakkında detaylar...  <strong>PASKALYA NEDİR, NEDEN KUTLANIR?</strong>   Dünya çapında kutlanan Paskalya, Hz. İsa'nın çarmıha gerildikten sonraki dirilişini simgeler. İlkbahar ekinoksunu takip eden dolunaydan sonraki ilk paar günü kutlandığından her sene tarihi değişebilir.   Kutsal Cuma, İsa'nın çarmıha gerilerek hayatını kaybettiğini ifade eder. İki gün sonra pazar günü ise İsa'nın tekrer hayata döndüğü görülür. Buna bağlı olarak Hrisyiyanlar Paskalya Pazarı'nı kutlar.  <strong>PASKALYA TATİLİ NE ZAMAN, KAÇ GÜN?</strong>  Bu yıl Kutsal Cuma 18 Nisan'da, Paskalya Pazarı ise 20 Nisan'da kutlanıyor. Paskalya tatilini hesaplarken 21 Mart dikkate alınır. Buna göre bazı ülkelerde 21 Nisan resmi tatil kabul edilebildiği gibi tatil süreleri de her ülkede değişiyor. Ülke bazlı resmi tatil takvimi sorgulaması yeterli olacaktır. Ancak genellikle Cuma-Cumartesi-Pazar ve Pazartesi tatil oluyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vatikan nerede, ülke mi? Vatikan nereye bağlı, nüfusu ne kadar?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vatikan-nerede-ulke-mi-vatikan-nereye-bagli-nufusu-ne-kadar</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vatikan-nerede-ulke-mi-vatikan-nereye-bagli-nufusu-ne-kadar</guid>
<description><![CDATA[ Hristiyanlık dinini Katolik mezhebinin yönetim merkezi olan Vatikan, bağımsız bir devlet olarak kabul edilir. İtalya tarihiyle benzer geçmişe sahip olan Vatikan’ın devlet başkanı Papa’dır. Ülkedeki yerleşik nüfus, bin civarında olurken hemen hemen her dönem turistik açıdan birçok ziyaretçi çeker. Hem yüz ölçümü hem de nüfus bakımından en küçük bağımsız ülkedir.Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis’in 88 yaşında hayatını kaybetmesiyle Vatikan ülkesi tekrar gündeme geldi. Tarihi ve dini önemiyle birlikte geniş bir mirasa sahip olan Vatikan, Kataloik Kilisesi’nin merkezi olarak ayrıca önemlidir. Avrupa Kıtası’nda yer alan Vatikan’ın resmi dili Latince ve İtalyanca’dır. Dünyanın en küçük ülkesi olması sebebiyle vize gereksinimi bulunmamaktadır. Peki Vatikan ülke mi, nerede? Vatikan devlet mi, nereye bağlı? İşte, merak edilen soruların yanıtları…Vatikan tarihi ve dini önemi ile birlikte dünyada tanınan bir bölgedir. Vatikan, bağımsız bir devlet olarak kabul edilirken İtalya’nın başkenti olan Roma sınırları içerisinde yer almaktadır.Papa’nın yönetiminde bulunan dünyanın en küçük devleti, Katolik Kilisesi’nin merkezidir.Ziyaret etmeyi düşünenler için vize politikaları değişkenlik gösterirken genellikle vize istenmez. Vatikan’da mutlak monarşiye dayalı bir yönetim uygulanır. Devlet başkanı olarak Papa&#039;nın sözleri yasa hükmündedir.100 kişilik İsviçre vatandaşı ve Katolik olması şart olan, geleneksel giysili muhafızlardan oluşan ve İsviçreli Muhafızlar olarak adlandırılan sembolik yapıda küçük bir ordusu vardır.İtalya ile 11 Şubat 1929’da akdedilen Lateran Anlaşması, Vatikan Şehir Devleti’nin bağımsızlığını sağlamış, Vatikan ve komşu İtalya’nın egemenlik haklarını karşılıklı olarak düzenlemiştir.Vatikan’ın teokratik bir devlet yapısı bulunmakta olup, genel veya yerel seçim yapılmamaktadır.Papa, Vatikan’ın Devlet Başkanı ve tüm dünyadaki Katoliklerin ruhani lideridir. Devlet işleri Devlet Sekreterliği eliyle yürütülmektedir.Devlet Sekreterliği, Devlet Sekreteri (Başbakan) ve Genel İşler Sekreteri (İçişleri Bakanı) ile Devletlerle İlişkiler Sekreteri’nden (Dışişleri Bakanı) oluşmaktadır. Ayrıca, dini, sosyal, kültürel ve Kilise yönetimine ilişkin alanlarda 9 Kongregasyon, 6 Konsey ve 3 Dikaster diğer Bakanlıkları oluşturmaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9IfSM02qmUaLvMYc346kNw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vatikan, nerede, ülke, mi, Vatikan, nereye, bağlı, nüfusu, kadar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9IfSM02qmUaLvMYc346kNw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vatikan ülke mi, nereye bağlı? Vatikan devlet mi, nüfusu ne kadar ve hangi dil konuşuluyor?"><p>Hristiyanlık dinini Katolik mezhebinin yönetim merkezi olan Vatikan, bağımsız bir devlet olarak kabul edilir. İtalya tarihiyle benzer geçmişe sahip olan Vatikan’ın devlet başkanı Papa’dır. Ülkedeki yerleşik nüfus, bin civarında olurken hemen hemen her dönem turistik açıdan birçok ziyaretçi çeker. Hem yüz ölçümü hem de nüfus bakımından en küçük bağımsız ülkedir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zF36JhyT2kCqoaWzYwrfcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis’in 88 yaşında hayatını kaybetmesiyle Vatikan ülkesi tekrar gündeme geldi. Tarihi ve dini önemiyle birlikte geniş bir mirasa sahip olan Vatikan, Kataloik Kilisesi’nin merkezi olarak ayrıca önemlidir. Avrupa Kıtası’nda yer alan Vatikan’ın resmi dili Latince ve İtalyanca’dır. Dünyanın en küçük ülkesi olması sebebiyle vize gereksinimi bulunmamaktadır. Peki Vatikan ülke mi, nerede? Vatikan devlet mi, nereye bağlı? İşte, merak edilen soruların yanıtları…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xo2_VHqqiECLRRyOwavIsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vatikan tarihi ve dini önemi ile birlikte dünyada tanınan bir bölgedir. Vatikan, bağımsız bir devlet olarak kabul edilirken İtalya’nın başkenti olan Roma sınırları içerisinde yer almaktadır.Papa’nın yönetiminde bulunan dünyanın en küçük devleti, Katolik Kilisesi’nin merkezidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/amluwv3Z50-9dWqTYh3MAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ziyaret etmeyi düşünenler için vize politikaları değişkenlik gösterirken genellikle vize istenmez. Vatikan’da mutlak monarşiye dayalı bir yönetim uygulanır. Devlet başkanı olarak Papa'nın sözleri yasa hükmündedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3-3aLxcubEa1wy0-SueVgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>100 kişilik İsviçre vatandaşı ve Katolik olması şart olan, geleneksel giysili muhafızlardan oluşan ve İsviçreli Muhafızlar olarak adlandırılan sembolik yapıda küçük bir ordusu vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HtScwln7uEK054e1Em1hKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İtalya ile 11 Şubat 1929’da akdedilen Lateran Anlaşması, Vatikan Şehir Devleti’nin bağımsızlığını sağlamış, Vatikan ve komşu İtalya’nın egemenlik haklarını karşılıklı olarak düzenlemiştir.Vatikan’ın teokratik bir devlet yapısı bulunmakta olup, genel veya yerel seçim yapılmamaktadır.Papa, Vatikan’ın Devlet Başkanı ve tüm dünyadaki Katoliklerin ruhani lideridir. Devlet işleri Devlet Sekreterliği eliyle yürütülmektedir.Devlet Sekreterliği, Devlet Sekreteri (Başbakan) ve Genel İşler Sekreteri (İçişleri Bakanı) ile Devletlerle İlişkiler Sekreteri’nden (Dışişleri Bakanı) oluşmaktadır. Ayrıca, dini, sosyal, kültürel ve Kilise yönetimine ilişkin alanlarda 9 Kongregasyon, 6 Konsey ve 3 Dikaster diğer Bakanlıkları oluşturmaktadır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Klinik psikolog açıkladı: Kabullenmenin hafifleten gücü</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/klinik-psikolog-acikladi-kabullenmenin-hafifleten-gucu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/klinik-psikolog-acikladi-kabullenmenin-hafifleten-gucu</guid>
<description><![CDATA[ Hayat bazen, hiç hesapta yokken karşımıza çıkan sürprizlerle test eder bizi. Kontrolümüz dışında gelişen bir olayda örneğin iş yaşamında yaşanan bir aksilikte ne yaparsınız? Kabul edip çözüm üretmeye mi yönelirsiniz, yoksa yaşadığınız duygulara kapılıp daha da zorlaştırır mısınız? Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.Zihinsel ve duygusal iyi oluşumuz, başımıza gelen olaylardan çok onlara verdiğimiz tepkilerle şekillenir. Gerçekliği olduğu gibi görebilmek, direnmek yerine anlamaya çalışmak, hem yaşam kalitemizi artırır hem de psikolojik dayanıklılığımızı geliştirir.Psikolojik açıdan bakıldığında kabullenmek, bireyin kendisini, çevresindekileri ve yaşamını tüm gerçekliğiyle algılaması demektir. Yani olanı olduğu gibi görmek ve yaşananı inkâr etmeden karşılayabilmek.Kabullenmek; pasif bir boyun eğiş değildir. Aksine, bireyin direnci bırakarak yaşadığı durumu anlaması ve sağlıklı bir yanıt geliştirmesidir. Gerçekliğe karşı gösterilen bu içsel açıklık, zihinsel esneklikle birlikte hareket eder.KABULLENMENİN KAZANDIRDIKLARIİçsel denge ve psikolojik rahatlık getirir: Sorundan kaçmak yerine onunla yüzleşmek, çözüm üretmeyi kolaylaştırır ve uzun vadede stresi azaltır.Kendini kabul etmek, öz saygıyı güçlendirir: İnsan sadece başarılarıyla değil; eksiklikleri, hataları ve zorlandığı yanlarıyla da bütündür. Kabullenme, kişinin kendisine daha şefkatli yaklaşmasını sağlar.Gerçekçi bir bakış kazandırır: Kabullenme sayesinde birey mükemmeliyetçilikten uzaklaşır ve daha sağlıklı, uygulanabilir hedefler belirleyebilir.Zor durumları reddetmek, kaçmak ya da inatla karşı koymak, geçici bir koruma sağlayabilir. Ancak uzun vadede bu direnç içsel bir huzursuzluğa dönüşebilir. Kendi duygularımızı inkâr ettiğimizde, çözüm üretme kapasitemiz de zayıflar.Kabullenme ise zorluğun kendisiyle temasa geçme cesaretidir. Olayın duygusal yükünü anlamaya başlamak, zihni ve bedeni hafifletir. Stresle daha sağlıklı başa çıkmamıza ve yaşamla daha uyumlu bir ilişki kurmamıza yardımcı olur.PEKİ, KABULLENME NASIL GELİŞTİRİLİR?Kabullenme bir beceridir. Uygulanabilir, geliştirilebilir, derinleştirilebilir. Bu beceri geliştiğinde, birey hem stresle başa çıkma kapasitesini artırır hem de ilişkilerinde daha derin bir bağ kurabilir.İşte kabullenmeyi güçlendirecek bazı yollar:Empati kurmak : Başkasının bakış açısından görebilmek, anlamayı kolaylaştırır.
Duyguları tanımak ve ifade etmek:  Bastırmak yerine dile getirmek şifadır.
Mükemmeliyetçilikten uzaklaşmak: Kusurlar insan olmanın bir parçasıdır.
Mindfulness egzersizleriyle anda kalmak: Zihni şimdiye davet etmek, farkındalığı artırır. 
 Sosyalleşmek: Başkalarının kabullenme süreçlerini duymak, yalnız olmadığımızı hatırlatır.
Profesyonel destek almak : Bazen kabullenme yolculuğu bir uzman eşliğinde daha sağlıklı ilerler.Kabullenmek, yaşama teslim olmak değil; onunla daha bilinçli bir ilişki kurmaktır. Zorlayıcı duyguların içinde kaybolmak yerine, onlara alan açmak ve içsel bir yön bulmaktır.Eğer siz de hayatınızda bazı olayları kabullenmekte zorlanıyorsanız, bu süreci yalnız yürümek zorunda değilsiniz. Bir uzmandan alacağınız destekle, zihinsel direnci bırakmayı ve ruhsal esnekliği öğrenmeyi mümkün kılabilirsiniz.Çünkü bazen en büyük özgürlük, olanı olduğu gibi görebilmekle başlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6wJSOlg8tEe5mS_QAXws_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Klinik, psikolog, açıkladı:, Kabullenmenin, hafifleten, gücü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6wJSOlg8tEe5mS_QAXws_Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Klinik psikolog açıkladı: Kabullenmenin hafifleten gücü"><p>Hayat bazen, hiç hesapta yokken karşımıza çıkan sürprizlerle test eder bizi. Kontrolümüz dışında gelişen bir olayda örneğin iş yaşamında yaşanan bir aksilikte ne yaparsınız? Kabul edip çözüm üretmeye mi yönelirsiniz, yoksa yaşadığınız duygulara kapılıp daha da zorlaştırır mısınız? Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qf3vz62ZC0Ge9WvsuYVb8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihinsel ve duygusal iyi oluşumuz, başımıza gelen olaylardan çok onlara verdiğimiz tepkilerle şekillenir. Gerçekliği olduğu gibi görebilmek, direnmek yerine anlamaya çalışmak, hem yaşam kalitemizi artırır hem de psikolojik dayanıklılığımızı geliştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wUKQsEmIUESWLaYBQzCGBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikolojik açıdan bakıldığında kabullenmek, bireyin kendisini, çevresindekileri ve yaşamını tüm gerçekliğiyle algılaması demektir. Yani olanı olduğu gibi görmek ve yaşananı inkâr etmeden karşılayabilmek.Kabullenmek; pasif bir boyun eğiş değildir. Aksine, bireyin direnci bırakarak yaşadığı durumu anlaması ve sağlıklı bir yanıt geliştirmesidir. Gerçekliğe karşı gösterilen bu içsel açıklık, zihinsel esneklikle birlikte hareket eder.KABULLENMENİN KAZANDIRDIKLARIİçsel denge ve psikolojik rahatlık getirir: Sorundan kaçmak yerine onunla yüzleşmek, çözüm üretmeyi kolaylaştırır ve uzun vadede stresi azaltır.Kendini kabul etmek, öz saygıyı güçlendirir: İnsan sadece başarılarıyla değil; eksiklikleri, hataları ve zorlandığı yanlarıyla da bütündür. Kabullenme, kişinin kendisine daha şefkatli yaklaşmasını sağlar.Gerçekçi bir bakış kazandırır: Kabullenme sayesinde birey mükemmeliyetçilikten uzaklaşır ve daha sağlıklı, uygulanabilir hedefler belirleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_lxT7pQAW063_XKimWvd2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zor durumları reddetmek, kaçmak ya da inatla karşı koymak, geçici bir koruma sağlayabilir. Ancak uzun vadede bu direnç içsel bir huzursuzluğa dönüşebilir. Kendi duygularımızı inkâr ettiğimizde, çözüm üretme kapasitemiz de zayıflar.Kabullenme ise zorluğun kendisiyle temasa geçme cesaretidir. Olayın duygusal yükünü anlamaya başlamak, zihni ve bedeni hafifletir. Stresle daha sağlıklı başa çıkmamıza ve yaşamla daha uyumlu bir ilişki kurmamıza yardımcı olur.PEKİ, KABULLENME NASIL GELİŞTİRİLİR?Kabullenme bir beceridir. Uygulanabilir, geliştirilebilir, derinleştirilebilir. Bu beceri geliştiğinde, birey hem stresle başa çıkma kapasitesini artırır hem de ilişkilerinde daha derin bir bağ kurabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DN6sVuTLXkaryyfBn1-CQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte kabullenmeyi güçlendirecek bazı yollar:Empati kurmak : Başkasının bakış açısından görebilmek, anlamayı kolaylaştırır.
Duyguları tanımak ve ifade etmek:  Bastırmak yerine dile getirmek şifadır.
Mükemmeliyetçilikten uzaklaşmak: Kusurlar insan olmanın bir parçasıdır.
Mindfulness egzersizleriyle anda kalmak: Zihni şimdiye davet etmek, farkındalığı artırır. 
 Sosyalleşmek: Başkalarının kabullenme süreçlerini duymak, yalnız olmadığımızı hatırlatır.
Profesyonel destek almak : Bazen kabullenme yolculuğu bir uzman eşliğinde daha sağlıklı ilerler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m1wnOa8CWkeXhpmZ80scCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kabullenmek, yaşama teslim olmak değil; onunla daha bilinçli bir ilişki kurmaktır. Zorlayıcı duyguların içinde kaybolmak yerine, onlara alan açmak ve içsel bir yön bulmaktır.Eğer siz de hayatınızda bazı olayları kabullenmekte zorlanıyorsanız, bu süreci yalnız yürümek zorunda değilsiniz. Bir uzmandan alacağınız destekle, zihinsel direnci bırakmayı ve ruhsal esnekliği öğrenmeyi mümkün kılabilirsiniz.Çünkü bazen en büyük özgürlük, olanı olduğu gibi görebilmekle başlar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadınlar evlilikten korkuyor mu? Son araştırma yanıtladı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlar-evlilikten-korkuyor-mu-son-arastirma-yanitladi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlar-evlilikten-korkuyor-mu-son-arastirma-yanitladi</guid>
<description><![CDATA[ Yapılan araştırmalar, birçok kadının evliliği tatmin edici bir süreç olarak görmediğini ve bekar kalmayı tercih ettiklerini ortaya koyuyor.Pew Araştırma Merkezi&#039;ne göre, Amerikalı kadınların neredeyse yarısı, evliliği mutlu bir yaşam için gerekli görmüyor. Wall Street Journal&#039;de yer alan haberde, kadınların romantizm arayışının da büyük oranda düşüşe geçtiği ifade edildi.
2022 yılında yapılan başka bir Pew araştırmasına göre, bekar kadınların yalnızca yüzde 34’ü ciddi bir ilişki arayışında. Bu oran, 2019’daki yüzde 38’lik seviyeden daha düşük.Aspen Ekonomik Strateji Grubu’nun yaptığı bir analiz, 18-40 yaş arasındaki kadınların yüzde 54’ünün kendilerini bekar olarak tanımladığını ortaya koydu.
Kadınlar, daha önceki yıllarda evlenip çocuk sahibi olamadıkları için utanıyorlardı. Ancak artık bu durumdan gurur duyuyorlar.İçerik üreticisi Anne Kai, &quot;Bekarlıktan keyif alan kadınların yeterince takdir edilmediklerini düşünüyorum. Hala &#039;çocuksuz kedili kadın&#039; klişesi var. Hayatınızı yalnız başınıza da neşeyle sürdürebilirsiniz&#039;&#039; ifadelerini kullandı. Birçok kadın, Kai&#039;ın bu sözlerine destek verdi.İlişki uzmanı Danielle Szetela, Daily Mail’e yaptığı açıklamada, &quot;Kadınlar, birincil önceliklerinin huzurlarını korumak olduğunu yeni yeni fark ediyorlar. Bu durum, kadın erkek ilişkisinde önemli bir değişimi simgeliyor&#039;&#039; dedi.103 yaşındaki Betty Reid Soskin de &quot;Gençliğime vereceğim en büyük tavsiye, asla evlenmemek olurdu&quot; demişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QPzg9z4cMkSYaQXM7AsV5Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kadınlar, evlilikten, korkuyor, mu, Son, araştırma, yanıtladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QPzg9z4cMkSYaQXM7AsV5Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kadınlar evlilikten korkuyor mu? Son araştırma yanıtladı"><p>Yapılan araştırmalar, birçok kadının evliliği tatmin edici bir süreç olarak görmediğini ve bekar kalmayı tercih ettiklerini ortaya koyuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SS4iSJkV7Eeo4J8M8XW_0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pew Araştırma Merkezi'ne göre, Amerikalı kadınların neredeyse yarısı, evliliği mutlu bir yaşam için gerekli görmüyor. Wall Street Journal'de yer alan haberde, kadınların romantizm arayışının da büyük oranda düşüşe geçtiği ifade edildi.
2022 yılında yapılan başka bir Pew araştırmasına göre, bekar kadınların yalnızca yüzde 34’ü ciddi bir ilişki arayışında. Bu oran, 2019’daki yüzde 38’lik seviyeden daha düşük.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GUuW6vRTkEahP_1y0GTjOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aspen Ekonomik Strateji Grubu’nun yaptığı bir analiz, 18-40 yaş arasındaki kadınların yüzde 54’ünün kendilerini bekar olarak tanımladığını ortaya koydu.
Kadınlar, daha önceki yıllarda evlenip çocuk sahibi olamadıkları için utanıyorlardı. Ancak artık bu durumdan gurur duyuyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8pSnLjEEMECNHbk_nIyaIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İçerik üreticisi Anne Kai, "Bekarlıktan keyif alan kadınların yeterince takdir edilmediklerini düşünüyorum. Hala 'çocuksuz kedili kadın' klişesi var. Hayatınızı yalnız başınıza da neşeyle sürdürebilirsiniz'' ifadelerini kullandı. Birçok kadın, Kai'ın bu sözlerine destek verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jk18G4DEpUStuwDETxONpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişki uzmanı Danielle Szetela, Daily Mail’e yaptığı açıklamada, "Kadınlar, birincil önceliklerinin huzurlarını korumak olduğunu yeni yeni fark ediyorlar. Bu durum, kadın erkek ilişkisinde önemli bir değişimi simgeliyor'' dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7F0TJhLy3UCp0vfJ2pDEVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>103 yaşındaki Betty Reid Soskin de "Gençliğime vereceğim en büyük tavsiye, asla evlenmemek olurdu" demişti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir psikopatı tanımanın yolu: Adli vakalarda da bu yönteme başvurulabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bir-psikopati-tanimanin-yolu-adli-vakalarda-da-bu-yoenteme-basvurulabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bir-psikopati-tanimanin-yolu-adli-vakalarda-da-bu-yoenteme-basvurulabilir</guid>
<description><![CDATA[ Psikopati; bireyin duygu, empati ve ahlaki değerlere sahip olmadan, başkalarına zarar verebilecek şekilde davranmasına neden olan bir kişilik bozukluğudur. Yapılan araştırmalara göre, eğer birinin psikopat olduğundan şüpheleniyorsanız, gözlerine bakmanız yeterli olabilir.Cardiff ve Swansea üniversitelerinin 2018 yılında gerçekleştirdikleri bir çalışmada, katılımcılara parçalanmış cesetler ve saldırgan köpekler gibi rahatsız edici görseller gösterildi.Araştırma sonucunda, psikopat bireylerin bu tür görüntülere bakarken göz bebeklerinde büyüme yaşanmadığı gözlemlendi. Oysa psikopat olmayan katılımcıların göz bebekleri korkutucu ve sarsıcı görsellere karşı doğal bir tepki olarak genişledi.
Cardiff Üniversitesi Psikoloji Fakültesi’nden başyazar Dan Burley, “Bulgularımız, psikopatlara özgü duygusal yetersizliğin, fiziksel kanıtı niteliğinde” ifadelerini kullandı.Burley, “Göz bebekleri, uzun süredir kişinin duygusal uyarılma seviyesinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Şok edici ya da korkutucu bir görüntüyle karşılaştığımızda, göz bebeklerimiz doğal olarak büyür. Psikopat bireylerde bu doğal tepkinin görülmemesi, belirleyici bir işaret&#039;&#039; dedi.
Psikopatların çoğu, çevrelerindeki olaylara karşı hissiz ve uzak bir ifade takınıyor.Prof. Robert Snowden, “Birçok psikopat özgüvenli, soğukkanlı ve cesur görünür. Korku hissetmiyorsanız cesur davranmanız, duygusal engelleriniz yoksa soğukkanlı olmanız gayet normaldir” açıklamasında bulundu.Swansea Üniversitesi’nden klinik ve adli psikolog Prof. Nicola Gray ise, “Bu çalışma, psikopat suçluların davranışları ardındaki duygusal eksikliği, pahalı ekipmanlar ya da invaziv yöntemler kullanmadan ortaya koyan ilk objektif analizlerden biri” dedi.
Gray, bu yöntemin suçlu profillerinde klinik değerlendirme ve müdahale süreçlerinde kullanılabileceğini de sözlerine ekledi.Ted Bundy, Fred West ve Richard Ramirez gibi ünlü seri katiller, toplumda psikopat olarak nitelendirilen kişiler arasında yer alıyor. Ancak psikopatlık teknik olarak bir tanı değil.Lisanslı psikolog David Tzall, PsychCentral’a yaptığı açıklamada, birçok kişinin psikopatiyi antisosyal kişilik bozukluğu ile karıştırdığını belirtti. Tzall, “Bu iki kavram, kapsam olarak benzer olsa da detaylarda farklılık gösteriyor” dedi.Antisosyal kişilik bozukluğu, DSM-5’te tanımlanan ve toplum kurallarına uymama, empati eksikliği, sorumluluk alamama gibi davranışlarla kendini gösteren bir tanıdır.
Psikopati ise daha derin bir duygusal soğukluk, manipülasyon, yüzeysel cazibe ve vicdan eksikliği ile karakterizedir. Her psikopat antisosyal olmayabilir, her antisosyal de psikopat değildir. Kısaca, psikopati daha çok duygusal ve kişilik özelliklerini kapsarken, AKB daha çok davranışsal belirtiler üzerinden tanımlanır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HkkvM2vBXk-stuZS-OJoaw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bir, psikopatı, tanımanın, yolu:, Adli, vakalarda, yönteme, başvurulabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HkkvM2vBXk-stuZS-OJoaw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bir psikopatı tanımanın yolu"><p>Psikopati; bireyin duygu, empati ve ahlaki değerlere sahip olmadan, başkalarına zarar verebilecek şekilde davranmasına neden olan bir kişilik bozukluğudur. Yapılan araştırmalara göre, eğer birinin psikopat olduğundan şüpheleniyorsanız, gözlerine bakmanız yeterli olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7y57uNa8_EejOxYqo-jWUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cardiff ve Swansea üniversitelerinin 2018 yılında gerçekleştirdikleri bir çalışmada, katılımcılara parçalanmış cesetler ve saldırgan köpekler gibi rahatsız edici görseller gösterildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bgR0LyOltEa3GP78sJPkcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma sonucunda, psikopat bireylerin bu tür görüntülere bakarken göz bebeklerinde büyüme yaşanmadığı gözlemlendi. Oysa psikopat olmayan katılımcıların göz bebekleri korkutucu ve sarsıcı görsellere karşı doğal bir tepki olarak genişledi.
Cardiff Üniversitesi Psikoloji Fakültesi’nden başyazar Dan Burley, “Bulgularımız, psikopatlara özgü duygusal yetersizliğin, fiziksel kanıtı niteliğinde” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MMV-PDuitUaHGe_uWJpU-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burley, “Göz bebekleri, uzun süredir kişinin duygusal uyarılma seviyesinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Şok edici ya da korkutucu bir görüntüyle karşılaştığımızda, göz bebeklerimiz doğal olarak büyür. Psikopat bireylerde bu doğal tepkinin görülmemesi, belirleyici bir işaret'' dedi.
Psikopatların çoğu, çevrelerindeki olaylara karşı hissiz ve uzak bir ifade takınıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/diyAa6y9YkuoXYSeFsjdUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Robert Snowden, “Birçok psikopat özgüvenli, soğukkanlı ve cesur görünür. Korku hissetmiyorsanız cesur davranmanız, duygusal engelleriniz yoksa soğukkanlı olmanız gayet normaldir” açıklamasında bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RvSkbJfql0Sy4cxOlf3Y_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Swansea Üniversitesi’nden klinik ve adli psikolog Prof. Nicola Gray ise, “Bu çalışma, psikopat suçluların davranışları ardındaki duygusal eksikliği, pahalı ekipmanlar ya da invaziv yöntemler kullanmadan ortaya koyan ilk objektif analizlerden biri” dedi.
Gray, bu yöntemin suçlu profillerinde klinik değerlendirme ve müdahale süreçlerinde kullanılabileceğini de sözlerine ekledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pKdS4o_s90y0B5ZsJR4q1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ted Bundy, Fred West ve Richard Ramirez gibi ünlü seri katiller, toplumda psikopat olarak nitelendirilen kişiler arasında yer alıyor. Ancak psikopatlık teknik olarak bir tanı değil.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uywvEL8MBUWjUK7VJlECJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lisanslı psikolog David Tzall, PsychCentral’a yaptığı açıklamada, birçok kişinin psikopatiyi antisosyal kişilik bozukluğu ile karıştırdığını belirtti. Tzall, “Bu iki kavram, kapsam olarak benzer olsa da detaylarda farklılık gösteriyor” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/59ogTC62LUWzjfA4tcvUUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antisosyal kişilik bozukluğu, DSM-5’te tanımlanan ve toplum kurallarına uymama, empati eksikliği, sorumluluk alamama gibi davranışlarla kendini gösteren bir tanıdır.
Psikopati ise daha derin bir duygusal soğukluk, manipülasyon, yüzeysel cazibe ve vicdan eksikliği ile karakterizedir. Her psikopat antisosyal olmayabilir, her antisosyal de psikopat değildir. Kısaca, psikopati daha çok duygusal ve kişilik özelliklerini kapsarken, AKB daha çok davranışsal belirtiler üzerinden tanımlanır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevgiliniz ya da eşiniz toksik mi? Bu işaretleri önemseyin</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sevgiliniz-ya-da-esiniz-toksik-mi-bu-isaretleri-oenemseyin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sevgiliniz-ya-da-esiniz-toksik-mi-bu-isaretleri-oenemseyin</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir ilişki sevgi, saygı, güven, destek ve açık iletişim üzerine kuruludur. Ancak bazen işler istediğiniz gibi giymeyebilir. Öyle ki ilişkideki toksik davranışların erken uyarı işaretlerini göremeyebilirsiniz. Toksik bir partner enerjinizi tüketebilir, öz saygınıza zarar verebilir ve sizi olumsuzluk döngüsünde tutabilir. Bu, bu işaretleri erken fark etmeyi duygusal ve ruhsal sağlığınızı korumak için önemli hale getirir.Toksik bir partner, size karşı kıskançlığını veya zalimliğini genellikle &quot;dürüst&quot; geri bildirim veya konuşma olarak gizler. Onlarla konuştuktan sonra, kendinizi neşeli ve enerjik hissetmek yerine, duygusal olarak düşük hissedersiniz. Genellikle kusurlarınızı işaret ederler, sizin pahasına alaycı yorumlar yaparlar veya sürekli olarak kendi kusurlarını gündeme getirirler. Zamanla, bu özgüveninizi zedeleyebilir ve değerinizi sorgulamanıza neden olabilir.Bununla nasıl başa çıkılır: Sizi küçümsüyorlarsa, hangi tür davranışları kabul edip etmeyeceğiniz konusunda net sınırlar koyun. Kendinizi sakin ve iddialı bir şekilde savunun. Dürüst konuşmalara rağmen bu kalıp devam ederse, bir terapistten destek almayı veya ilişkiyi ciddi şekilde yeniden düşünmeyi düşünün.Çiftler için belli bir miktarda sahiplenme kabul edilebilirken, eğer bir partner her hareketinizi kontrol etmeye çalışıyorsa  o zaman bu normal değildir. Nasıl giyindiğinizden kiminle konuştuğunuza kadar  eğer partneriniz aşırı kontrolcüyse, o zaman bu görmezden gelinmemesi gereken büyük bir kırmızı bayraktır. Kontrol &quot;şefkat&quot; veya &quot;koruma&quot; olarak maskelenebilir, ancak bu güvensizlik ve baskınlıktan kaynaklanır, aşktan değil.Bununla nasıl başa çıkılır: Bağımsızlığınızı yeniden öne çıkarın ve kendinizi savunun. Kendinize (ve partnerinize) sağlıklı ilişkilerin sahiplik üzerine değil, karşılıklı güven üzerine kurulduğunu hatırlatın. Öfke veya tehditlerle tepki veriyorlarsa, bu ilişkinin uzun vadede güvenli veya sürdürülebilir olmayabileceğinin güçlü bir göstergesidir.Gaslighting, bir partnerin hafızanızdan, hislerinizden veya akıl sağlığınızdan şüphe etmenizi sağlamak için gerçekleri çarpıtmasıdır. &quot;Aşırı tepki veriyorsun&quot; veya &quot;Bu asla olmadı&quot; gibi ifadeler tipik gaslighting taktikleridir. Bu duygusal manipülasyon sizi kafanız karışmış, kendinizden şüphe eder ve partnerinize bağımlı hale getirir.Bununla nasıl başa çıkılır: İçgüdülerinize güvenin. Deneyimlerinizi doğrulamanıza yardımcı olabilecek güvendiğiniz arkadaşlarınızla veya bir danışmanla konuşun. Eğer bu kalıp devam ederse ve sizi derinden etkiliyorsa, o zaman belki de onları terk etmek en sağlıklı seçim olacaktır.Toksik partnerler genellikle kendi hatalarından dolayı başkalarını suçlar ve kendi eylemleri için herhangi bir sorumluluk almayı reddederler. Eğer siz de partnerinizle aynı şeyi sık sık yaşıyorsanız, bu onların duygusal olgunlaşmamışlığını ve empati eksikliğini gösterir.
Bununla nasıl başa çıkılır: Davranışı saygılı ama kararlı bir şekilde dile getirin. Suçlama oyunlarına çekilmeden onları eylemlerinden sorumlu tutun. Onların davranışlarından sorumlu olmadığınızı anlayın ve eğer sorumluluk asla gelmezse, kendi gelişiminiz için geri çekilmeniz gerekebilir.Partneriniz sizi sık sık bombalamayı mı seviyor? Bir gün çok şefkatliyken, diğer gün aşırı soğuk mu? Yoksa sizi cezalandırmak veya kontrol etmek için şefkatini ve sevgisini mi esirgiyor? Öyle ki bu durum kendinizi izole edilmiş ve istenmeyen hissetmenize neden oluyor. O zaman bu bir ilişkide normal değildir ve büyük bir kırmızı bayrak olarak kabul edilmelidir.Bununla nasıl başa çıkılır: İhtiyaçlarınızı açıkça iletin ve nasıl tepki verdiklerine bakın. Şefkatli bir partner sizinle yarı yolda buluşmak için çaba gösterecektir, toksik bir partner ise bir kontrol biçimi olarak sevgiyi esirgemeye devam edecektir. Duygusal açlığa razı olmayın  tutarlı sevgi ve saygıyı hak ediyorsunuz. Partneriniz size iyi davranmıyorsa bunu defalarca söyledikten sonra bile, belki de hayatınıza devam etmenin zamanı gelmiştir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RpLt_TlJF0qWDgJGa7Snmg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sevgiliniz, eşiniz, toksik, mi, işaretleri, önemseyin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RpLt_TlJF0qWDgJGa7Snmg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sevgiliniz ya da eşiniz toksik mi? Bu işaretleri önemseyin"><p>Sağlıklı bir ilişki sevgi, saygı, güven, destek ve açık iletişim üzerine kuruludur. Ancak bazen işler istediğiniz gibi giymeyebilir. Öyle ki ilişkideki toksik davranışların erken uyarı işaretlerini göremeyebilirsiniz. Toksik bir partner enerjinizi tüketebilir, öz saygınıza zarar verebilir ve sizi olumsuzluk döngüsünde tutabilir. Bu, bu işaretleri erken fark etmeyi duygusal ve ruhsal sağlığınızı korumak için önemli hale getirir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GYCLAXNsJ0ijXVpHhQN9vQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toksik bir partner, size karşı kıskançlığını veya zalimliğini genellikle "dürüst" geri bildirim veya konuşma olarak gizler. Onlarla konuştuktan sonra, kendinizi neşeli ve enerjik hissetmek yerine, duygusal olarak düşük hissedersiniz. Genellikle kusurlarınızı işaret ederler, sizin pahasına alaycı yorumlar yaparlar veya sürekli olarak kendi kusurlarını gündeme getirirler. Zamanla, bu özgüveninizi zedeleyebilir ve değerinizi sorgulamanıza neden olabilir.Bununla nasıl başa çıkılır: Sizi küçümsüyorlarsa, hangi tür davranışları kabul edip etmeyeceğiniz konusunda net sınırlar koyun. Kendinizi sakin ve iddialı bir şekilde savunun. Dürüst konuşmalara rağmen bu kalıp devam ederse, bir terapistten destek almayı veya ilişkiyi ciddi şekilde yeniden düşünmeyi düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cgHl5EmUaky0sFhU0ieTAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çiftler için belli bir miktarda sahiplenme kabul edilebilirken, eğer bir partner her hareketinizi kontrol etmeye çalışıyorsa  o zaman bu normal değildir. Nasıl giyindiğinizden kiminle konuştuğunuza kadar  eğer partneriniz aşırı kontrolcüyse, o zaman bu görmezden gelinmemesi gereken büyük bir kırmızı bayraktır. Kontrol "şefkat" veya "koruma" olarak maskelenebilir, ancak bu güvensizlik ve baskınlıktan kaynaklanır, aşktan değil.Bununla nasıl başa çıkılır: Bağımsızlığınızı yeniden öne çıkarın ve kendinizi savunun. Kendinize (ve partnerinize) sağlıklı ilişkilerin sahiplik üzerine değil, karşılıklı güven üzerine kurulduğunu hatırlatın. Öfke veya tehditlerle tepki veriyorlarsa, bu ilişkinin uzun vadede güvenli veya sürdürülebilir olmayabileceğinin güçlü bir göstergesidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XVGuvOa0wkysthvTRtucvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gaslighting, bir partnerin hafızanızdan, hislerinizden veya akıl sağlığınızdan şüphe etmenizi sağlamak için gerçekleri çarpıtmasıdır. "Aşırı tepki veriyorsun" veya "Bu asla olmadı" gibi ifadeler tipik gaslighting taktikleridir. Bu duygusal manipülasyon sizi kafanız karışmış, kendinizden şüphe eder ve partnerinize bağımlı hale getirir.Bununla nasıl başa çıkılır: İçgüdülerinize güvenin. Deneyimlerinizi doğrulamanıza yardımcı olabilecek güvendiğiniz arkadaşlarınızla veya bir danışmanla konuşun. Eğer bu kalıp devam ederse ve sizi derinden etkiliyorsa, o zaman belki de onları terk etmek en sağlıklı seçim olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-v-yW8PUg0ycTQ1yMLBL5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toksik partnerler genellikle kendi hatalarından dolayı başkalarını suçlar ve kendi eylemleri için herhangi bir sorumluluk almayı reddederler. Eğer siz de partnerinizle aynı şeyi sık sık yaşıyorsanız, bu onların duygusal olgunlaşmamışlığını ve empati eksikliğini gösterir.
Bununla nasıl başa çıkılır: Davranışı saygılı ama kararlı bir şekilde dile getirin. Suçlama oyunlarına çekilmeden onları eylemlerinden sorumlu tutun. Onların davranışlarından sorumlu olmadığınızı anlayın ve eğer sorumluluk asla gelmezse, kendi gelişiminiz için geri çekilmeniz gerekebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-5IaPSXYB0KDc1L2cAHOqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partneriniz sizi sık sık bombalamayı mı seviyor? Bir gün çok şefkatliyken, diğer gün aşırı soğuk mu? Yoksa sizi cezalandırmak veya kontrol etmek için şefkatini ve sevgisini mi esirgiyor? Öyle ki bu durum kendinizi izole edilmiş ve istenmeyen hissetmenize neden oluyor. O zaman bu bir ilişkide normal değildir ve büyük bir kırmızı bayrak olarak kabul edilmelidir.Bununla nasıl başa çıkılır: İhtiyaçlarınızı açıkça iletin ve nasıl tepki verdiklerine bakın. Şefkatli bir partner sizinle yarı yolda buluşmak için çaba gösterecektir, toksik bir partner ise bir kontrol biçimi olarak sevgiyi esirgemeye devam edecektir. Duygusal açlığa razı olmayın  tutarlı sevgi ve saygıyı hak ediyorsunuz. Partneriniz size iyi davranmıyorsa bunu defalarca söyledikten sonra bile, belki de hayatınıza devam etmenin zamanı gelmiştir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğadan toplayıp dönüştürüyor: Evinin odunluğunu atölyeye çevirdi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dogadan-toplayip-doenusturuyor-evinin-odunlugunu-atoelyeye-cevirdi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dogadan-toplayip-doenusturuyor-evinin-odunlugunu-atoelyeye-cevirdi</guid>
<description><![CDATA[ Tokat&#039;ın Zile ilçesinde yaşayan 86 yaşındaki Hami Paslıoğlu, askeriyeden emekli olduktan sonra evinin odunluğunu atölyeye çevirerek, 40 yıldır doğadan topladığı ağaçlarla el yapımı bastonlar üretiyor.Zile ilçesinde yaşayan 86 yaşındaki Hami Paslıoğlu, azmi ve sanata olan tutkusu ile takdir topluyor.Dört çocuk babası Paslıoğlu, askeriyeden emekli olduktan sonra 1985 yılında evinin odunluğunu küçük bir atölyeye çevirerek baston yapımına başladı.40 yıldır doğayla iç içe bir yaşam süren Paslıoğlu, dağlardan topladığı ağaçları işleyerek baston yapıyor. Kızılcık ağacından bastonun gövdesini, palamut ağacından ise tutma saplarını yapan Hami dede, özelliğini yitirmiş ağaç parçalarını sanata dönüştürüyor.Kıl testeresi, törpü ve zımpara gibi el aletleriyle bastonun baş kısımlarına desenler de işleyen Paslıoğlu, geleneksel el işçiliğini de yaşatıyor.40 yıldır aynı heyecanla üretmeye devam ettiğini söyleyen Hami Paslıoğlu, &quot;Boş duracağıma bu şekilde zamanımı değerlendirmek istedim. Bastonun uzun ömürlü olmasını isterlerse kızılcık ağacından yapıyorum. Bastonun baş kısımlarını da palamut ağacından yapıyorum. Kıl testeresi, törpü ve zımpara ile bastonun baş kısımlarına desen veriyorum&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uh4qyGp9K0yKko-g9UydBw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğadan, toplayıp, dönüştürüyor:, Evinin, odunluğunu, atölyeye, çevirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uh4qyGp9K0yKko-g9UydBw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğadan toplayıp dönüştürüyor: Evinin odunluğunu atölyeye çevirdi"><p>Tokat'ın Zile ilçesinde yaşayan 86 yaşındaki Hami Paslıoğlu, askeriyeden emekli olduktan sonra evinin odunluğunu atölyeye çevirerek, 40 yıldır doğadan topladığı ağaçlarla el yapımı bastonlar üretiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e9-aLRbCvE6gGZMGYqPsxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zile ilçesinde yaşayan 86 yaşındaki Hami Paslıoğlu, azmi ve sanata olan tutkusu ile takdir topluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pgSN_BbtkEKQ11B5uB58kQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dört çocuk babası Paslıoğlu, askeriyeden emekli olduktan sonra 1985 yılında evinin odunluğunu küçük bir atölyeye çevirerek baston yapımına başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CcAB6VwT9kWfTovqLN5PIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>40 yıldır doğayla iç içe bir yaşam süren Paslıoğlu, dağlardan topladığı ağaçları işleyerek baston yapıyor. Kızılcık ağacından bastonun gövdesini, palamut ağacından ise tutma saplarını yapan Hami dede, özelliğini yitirmiş ağaç parçalarını sanata dönüştürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8VKuR-KJlUqdras-83N0xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kıl testeresi, törpü ve zımpara gibi el aletleriyle bastonun baş kısımlarına desenler de işleyen Paslıoğlu, geleneksel el işçiliğini de yaşatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mi5fvqf8-UaMNTG78-E2KQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>40 yıldır aynı heyecanla üretmeye devam ettiğini söyleyen Hami Paslıoğlu, "Boş duracağıma bu şekilde zamanımı değerlendirmek istedim. Bastonun uzun ömürlü olmasını isterlerse kızılcık ağacından yapıyorum. Bastonun baş kısımlarını da palamut ağacından yapıyorum. Kıl testeresi, törpü ve zımpara ile bastonun baş kısımlarına desen veriyorum" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her sabah 5 ıslatılmış badem tüketmenin mucize etkisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/her-sabah-5-islatilmis-badem-tuketmenin-mucize-etkisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/her-sabah-5-islatilmis-badem-tuketmenin-mucize-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Her sabah aç karnına 5 ıslatılmış badem tüketmek, birçok sağlık avantajı sunar. Bu besin açısından zengin kuruyemişler sindirime yardımcı olur, kan şekerini dengeler ve kilo yönetimini destekler. Ayrıca bademler kalp ve beyin sağlığını destekler, kemikleri güçlendirir, erken yaşlanmayı önler ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Bademler en kolay bulunabilen, çok yönlü ve sağlıklı kuruyemişlerdir. Her gün kolaylıkla tüketilebilir ve sağlığınız için bol miktarda faydaları vardır. Aç karnına sadece 5 ıslatılmış badem yemek, birden fazla sağlık faydası sunar. Vitaminler, mineraller ve sağlıklı yağlarla dolu bu besin açısından yoğun kuruyemişler, sabahın erken saatlerinde tüketildiğinde temel besin ve enerji sağlayabilir. Sağlığınız üzerinde gerçekten sihir yaratma yeteneğine sahiptirler. HARİKA BESİN PROFİLİBademler, aç karnına tüketildiğinde sağlıklı sindirimi destekleyen önemli miktarda diyet lifi içerir. Bu, sindirim sistemini uyarmaya yardımcı olur ve düzenli bağırsak hareketlerini sağlar. Bademdeki sağlıklı yağlar ve lif, sindirim sistemini gün boyunca vitamin ve mineralleri daha iyi emmeye hazırlar. Bu gelişmiş besin emilimi, vücudun daha sonra tüketilen diğer öğünlerden elde ettiği faydaları en üst düzeye çıkarmasına yardımcı olur.Bu kuruyemişler düşük glisemik indekse sahiptir ve sağlıklı yağlar, protein ve lif açısından zengindir. Sabahın erken saatlerinde tüketilmesi kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olur ve ani yükselmeleri ve düşüşleri önler. Aç karnına yenildiğinde bademler kademeli ve sürekli enerji sağlar. Bu, sabah boyunca ek sabah ortası atıştırmalıkları gerektirmeden odaklanmayı ve enerji seviyelerini korumaya yardımcı olur.Sık sık açsanız, sabahları 5 badem yemeyi deneyin. Bunlar, abur cubur yeme isteği olmadan gün boyunca size sürekli enerji verecektir. Sabahın erken saatlerinde badem tüketmek, açlığı azaltarak ve günün ilerleyen saatlerinde aşırı yemeyi önleyerek kilo yönetimine yardımcı olabilir. Bu, sağlıklı bir vücut ağırlığının korunmasını destekler.Bademler, kalp sağlığını destekleyen tekli doymamış yağlar içerir. Sabah tüketimi kötü kolesterol seviyelerini düşürürken iyi kolesterolü artırmaya yardımcı olabilir. Sık sık yönünüzü şaşırıyorsanız ve beyin sisi çekiyorsanız, her gün 5 adet ıslatılmış badem yemeyi deneyin. Bu kuruyemişler, E vitamini, riboflavin ve L-karnitin gibi beyin sağlığı için gerekli olan besinlerin mükemmel kaynaklarıdır. Sabah tüketimi bilişsel işlevi, hafızayı ve konsantrasyonu artırabilir.Kemikler, yaşlandıkça içlerindeki kalsiyumu kaybetme eğilimindedir. Yaşlandıkça kemiklerdeki kalsiyum kaybolduğu için kemikleri güçlendirmek gereklidir. Bademdeki kalsiyum, magnezyum ve fosfor içeriği kemik sağlığına katkıda bulunur. Bu besinler aç karnına tüketildiğinde daha iyi emilir ve kemik güçlendirme faydalarını en üst düzeye çıkarır.Yaşlanma kaçınılmazdır, ancak sağlıklı bir diyet yapmak bunu geciktirebilir. Bademler, cildi serbest radikal hasarından koruyan E vitamini ve antioksidanlar içerir.
Sabah erken tüketim, nem tutulmasını iyileştirerek ve yaşlanma belirtilerini azaltarak sağlıklı, parlak bir cildi destekleyebilir. Bademdeki vitaminler, mineraller ve antioksidanlar bağışıklık sistemi işlevini destekler.
Bunları aç karnına tüketmek, bu besinlerin daha iyi emilmesini sağlayarak bağışıklık tepkisini güçlendirir ve enfeksiyonları ve hastalıkları önlemeye yardımcı olur.Bu faydalar özellikle 5 adet ıslatılmış badem tüketmekten gelir, çünkü ıslatma işlemi besin bulunabilirliğini artırabilir ve sindirimini kolaylaştırabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Agyx2wyJc0mDBptj0V2_0A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, sabah, ıslatılmış, badem, tüketmenin, mucize, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Agyx2wyJc0mDBptj0V2_0A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her sabah 5 ıslatılmış badem tüketmenin mucize etkisi"><p>Her sabah aç karnına 5 ıslatılmış badem tüketmek, birçok sağlık avantajı sunar. Bu besin açısından zengin kuruyemişler sindirime yardımcı olur, kan şekerini dengeler ve kilo yönetimini destekler. Ayrıca bademler kalp ve beyin sağlığını destekler, kemikleri güçlendirir, erken yaşlanmayı önler ve bağışıklık sistemini güçlendirir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gf8uMKwkCk6MnzkY-58nag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bademler en kolay bulunabilen, çok yönlü ve sağlıklı kuruyemişlerdir. Her gün kolaylıkla tüketilebilir ve sağlığınız için bol miktarda faydaları vardır. Aç karnına sadece 5 ıslatılmış badem yemek, birden fazla sağlık faydası sunar. Vitaminler, mineraller ve sağlıklı yağlarla dolu bu besin açısından yoğun kuruyemişler, sabahın erken saatlerinde tüketildiğinde temel besin ve enerji sağlayabilir. Sağlığınız üzerinde gerçekten sihir yaratma yeteneğine sahiptirler. HARİKA BESİN PROFİLİBademler, aç karnına tüketildiğinde sağlıklı sindirimi destekleyen önemli miktarda diyet lifi içerir. Bu, sindirim sistemini uyarmaya yardımcı olur ve düzenli bağırsak hareketlerini sağlar. Bademdeki sağlıklı yağlar ve lif, sindirim sistemini gün boyunca vitamin ve mineralleri daha iyi emmeye hazırlar. Bu gelişmiş besin emilimi, vücudun daha sonra tüketilen diğer öğünlerden elde ettiği faydaları en üst düzeye çıkarmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/md3k-EQ5PkKgLxllVOmC1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu kuruyemişler düşük glisemik indekse sahiptir ve sağlıklı yağlar, protein ve lif açısından zengindir. Sabahın erken saatlerinde tüketilmesi kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olur ve ani yükselmeleri ve düşüşleri önler. Aç karnına yenildiğinde bademler kademeli ve sürekli enerji sağlar. Bu, sabah boyunca ek sabah ortası atıştırmalıkları gerektirmeden odaklanmayı ve enerji seviyelerini korumaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RUmw5NdanEGN75nu0z9F0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sık sık açsanız, sabahları 5 badem yemeyi deneyin. Bunlar, abur cubur yeme isteği olmadan gün boyunca size sürekli enerji verecektir. Sabahın erken saatlerinde badem tüketmek, açlığı azaltarak ve günün ilerleyen saatlerinde aşırı yemeyi önleyerek kilo yönetimine yardımcı olabilir. Bu, sağlıklı bir vücut ağırlığının korunmasını destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pHAMUfWMX0WzoV2xPM3Uhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bademler, kalp sağlığını destekleyen tekli doymamış yağlar içerir. Sabah tüketimi kötü kolesterol seviyelerini düşürürken iyi kolesterolü artırmaya yardımcı olabilir. Sık sık yönünüzü şaşırıyorsanız ve beyin sisi çekiyorsanız, her gün 5 adet ıslatılmış badem yemeyi deneyin. Bu kuruyemişler, E vitamini, riboflavin ve L-karnitin gibi beyin sağlığı için gerekli olan besinlerin mükemmel kaynaklarıdır. Sabah tüketimi bilişsel işlevi, hafızayı ve konsantrasyonu artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kHp8Ujrd20WDzIujgJfAng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kemikler, yaşlandıkça içlerindeki kalsiyumu kaybetme eğilimindedir. Yaşlandıkça kemiklerdeki kalsiyum kaybolduğu için kemikleri güçlendirmek gereklidir. Bademdeki kalsiyum, magnezyum ve fosfor içeriği kemik sağlığına katkıda bulunur. Bu besinler aç karnına tüketildiğinde daha iyi emilir ve kemik güçlendirme faydalarını en üst düzeye çıkarır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6iot1raNwk2LZjn4nXYy9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanma kaçınılmazdır, ancak sağlıklı bir diyet yapmak bunu geciktirebilir. Bademler, cildi serbest radikal hasarından koruyan E vitamini ve antioksidanlar içerir.
Sabah erken tüketim, nem tutulmasını iyileştirerek ve yaşlanma belirtilerini azaltarak sağlıklı, parlak bir cildi destekleyebilir. Bademdeki vitaminler, mineraller ve antioksidanlar bağışıklık sistemi işlevini destekler.
Bunları aç karnına tüketmek, bu besinlerin daha iyi emilmesini sağlayarak bağışıklık tepkisini güçlendirir ve enfeksiyonları ve hastalıkları önlemeye yardımcı olur.Bu faydalar özellikle 5 adet ıslatılmış badem tüketmekten gelir, çünkü ıslatma işlemi besin bulunabilirliğini artırabilir ve sindirimini kolaylaştırabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>23 Nisan marketler açık mı, kapalı mı? A101, BİM, ŞOK bugün çalışıyor mu, saat kaça kadar?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/23-nisan-marketler-acik-mi-kapali-mi-a101-bim-sok-bugun-calisiyor-mu-saat-kaca-kadar</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/23-nisan-marketler-acik-mi-kapali-mi-a101-bim-sok-bugun-calisiyor-mu-saat-kaca-kadar</guid>
<description><![CDATA[ 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla birçok işletme faaliyetlerine ara verecek. Özellikle Türkiye’nin birçok bölgesinde bulunan zincir marketlerin çalışma durumları ise merak ediliyor. Migros, Carrefour, A101, BİM, ŞOK gibi marketler dini bayram günlerinde kapalı oluyor. Çarşamba günü kamu kurumlarının tamamı kapalı olacak. Mahallelerde ve sokaklarda hizmet veren bakkallar ise özel işletmeler olduğundan çalışmaya devam ediyor. Peki 23 Nisan marketler açık mı, kapalı mı? Bugün A101, ŞOK ve BİM çalışıyor mu? İşte, marketlerin çalışma bilgisi…23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda kargo firmaları, özel ve kamu bankaları, okullar, üniversiteler, diğer eğitim kurumları, belediyeler, valilikler, kaymakamlıklar, PTT ve diğer birçok işletme kapalı olacak. Resmi tatil sebebiyle memurlar izinli olurken birçok vatandaşlar ise resmi tatilde ev eksiklerini giderebilmek için alışveriş yapmaya hazırlanıyor. 23 Nisan Çarşamba günü BİM, A101, ŞOK gibi marketlerde alışveriş yapmak isteyenler ise çalışma saatlerini araştırmaya başladı. Normal şartlarda zincir marketler haftanın 7 (yedi) günü açık oluyor. Peki Bugün marketler açık mı, kapalı mı? İşte, BİM, A101, ŞOK çalışma durumu….23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda zincir marketler normal çalışma saatlerinde açık olacak.Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri haftanın tümünde marketler açık olmaya devam ediyor.Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı’nın ilk gününde sadece marketler kapalı oluyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda marketler açık olacak.23 Nisan Çarşamba günü marketler sabah saat 09.00’a müşterilerine kapılarını açıyor. Akşam saat 21:00’a kadar BİM, A101 ve ŞOK market açık olmaya devam edecek. Bazı il ve ilçelerde marketlerin çalışma saatleri değişkenlik gösterebiliyor.BankalarKargo firmalarıPTTOkullarÜniversiteler
EczanelerAile Sağlığı MerkezleriBelediyelerMuhtarlıklarKaymakamlıklarValilikler ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uBhHLUsg8k6XYnGh43DbmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nisan, marketler, açık, mı, kapalı, mı, A101, BİM, ŞOK, bugün, çalışıyor, mu, saat, kaça, kadar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uBhHLUsg8k6XYnGh43DbmA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bugün A101, BİM, ŞOK açık mı, kapalı mı? 23 Nisan marketler çalışıyor mu?"><p>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla birçok işletme faaliyetlerine ara verecek. Özellikle Türkiye’nin birçok bölgesinde bulunan zincir marketlerin çalışma durumları ise merak ediliyor. Migros, Carrefour, A101, BİM, ŞOK gibi marketler dini bayram günlerinde kapalı oluyor. Çarşamba günü kamu kurumlarının tamamı kapalı olacak. Mahallelerde ve sokaklarda hizmet veren bakkallar ise özel işletmeler olduğundan çalışmaya devam ediyor. Peki 23 Nisan marketler açık mı, kapalı mı? Bugün A101, ŞOK ve BİM çalışıyor mu? İşte, marketlerin çalışma bilgisi…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WSTypwodxEywrIdhU2CS7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda kargo firmaları, özel ve kamu bankaları, okullar, üniversiteler, diğer eğitim kurumları, belediyeler, valilikler, kaymakamlıklar, PTT ve diğer birçok işletme kapalı olacak. Resmi tatil sebebiyle memurlar izinli olurken birçok vatandaşlar ise resmi tatilde ev eksiklerini giderebilmek için alışveriş yapmaya hazırlanıyor. 23 Nisan Çarşamba günü BİM, A101, ŞOK gibi marketlerde alışveriş yapmak isteyenler ise çalışma saatlerini araştırmaya başladı. Normal şartlarda zincir marketler haftanın 7 (yedi) günü açık oluyor. Peki Bugün marketler açık mı, kapalı mı? İşte, BİM, A101, ŞOK çalışma durumu….</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-6PhZqUg1kG3rN79nvyjqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda zincir marketler normal çalışma saatlerinde açık olacak.Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri haftanın tümünde marketler açık olmaya devam ediyor.Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı’nın ilk gününde sadece marketler kapalı oluyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda marketler açık olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1-OiRkXMfkeDnZrCwJsSkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>23 Nisan Çarşamba günü marketler sabah saat 09.00’a müşterilerine kapılarını açıyor. Akşam saat 21:00’a kadar BİM, A101 ve ŞOK market açık olmaya devam edecek. Bazı il ve ilçelerde marketlerin çalışma saatleri değişkenlik gösterebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V5RaC_jG7Uu3xWk-1EkVxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BankalarKargo firmalarıPTTOkullarÜniversiteler
EczanelerAile Sağlığı MerkezleriBelediyelerMuhtarlıklarKaymakamlıklarValilikler</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akşam yemeğini ne zaman yemelisiniz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/aksam-yemegini-ne-zaman-yemelisiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/aksam-yemegini-ne-zaman-yemelisiniz</guid>
<description><![CDATA[ Gece geç saatlerde yemek yemek, vücudunuzun sirkadiyen ritim adı verilen doğal saatini de bozabilir. Geç yediğinizde, vücudunuz aktif kalması gerektiğini düşünür, bu da uykuya dalmayı zorlaştırabilir ve vücudunuzun kalorileri nasıl işlediğini etkileyebilir. Araştırmalar, daha erken yemek yemenin metabolizmayı iyileştirebileceğini ve hatta insülin seviyelerini kontrol edebileceğini söylüyor.Sağlığınız için akşam yemeğinin günün en hafif öğünü olması gerekir, çünkü yemek yedikten birkaç saat sonra, 7-8 saat süren bir hareketsizlik (uyku) evresine gireriz. Öte yandan, vücudunuza yiyecekleri sindirmesi için yeterli zaman vermek amacıyla yatmadan en az 3 saat önce yemek yemeniz gerektiği söylenir. Ancak bu, gece 1&#039;de uyumayı planlıyorsanız (ki bu kendi başına sağlıklı değildir!) akşam 10&#039;da yemek anlamına gelmez. Peki, akşam yemeği yemek için en iyi zaman nedir? Daha derinlemesine inceleyelim...Akşam yemeğini doğru zamanda yemek sağlığınız üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Uzmanlar, akşam yemeğini erken yemenin (saat 18:00-19:00 civarı) sindirim, kilo yönetimi ve uyku kalitesi için en iyisi olduğunu öne sürüyor.NEDEN ERKEN YEMEK YEMELİYİZ?Akşam yemeğini erken yemek, vücudunuza yatmadan önce yiyecekleri sindirmek için yeterli zaman verir. İdeal olarak, uyumadan en az 2 ila 3 saat önce yemeğinizi bitirmelisiniz. Örneğin, saat 22:00&#039;de uyursanız, akşam yemeğini saat 19:00 veya 20:00&#039;de yemeye çalışın. Bu, yemekten hemen sonra yatarsanız ortaya çıkabilecek asit reflü ve mide ekşimesi gibi sorunları önlemeye yardımcı olur.Gece geç saatlerde yemek yemek, vücudunuzun sirkadiyen ritim adı verilen doğal saatini de bozabilir. Geç yediğinizde, vücudunuz aktif kalması gerektiğini düşünür, bu da uykuya dalmayı zorlaştırabilir ve vücudunuzun kalorileri nasıl işlediğini etkileyebilir. Araştırmalar, daha erken yemek yemenin metabolizmayı iyileştirebileceğini ve hatta insülin direncine yardımcı olarak diyabet riskini azaltabileceğini gösteriyor.Daha iyi sindirim: Mideniz, uyumadan önce yiyecekleri parçalamak için zamana sahip olur.
Daha iyi uyku: Rahatsızlıktan kaçının ve geceleri daha iyi dinlenin.
Kilo yönetimi: Erken yemek yemek kalori kullanımını kontrol etmeye yardımcı olur ve kilo alımını önleyebilir.
Asit reflüsünün azalması: Mide asidinin yemek borusuna geri akma olasılığının azalması.
Daha fazla enerji: Erken yemek yemek, vücudunuzun gece boyunca dinlenmek ve onarmak için zamana sahip olması nedeniyle ertesi gün kendinizi daha enerjik hissetmenize yardımcı olabilir.Birçok kişi hala akşam 6-7 arasında iştedir ve bu saatte akşam yemeği hazırlamaya bile başlamamıştır.
Bu nedenle, bu zaman dilimi sağlık için mükemmel olsa da çoğu kişi için çok pratik olmayabilir.
Böyle bir durumda, akşam yemeğinizi mümkün olan en kısa sürede, en geç 20.30&#039;da yemeye çalışın. Bunun dışında, akşam yemeğinizi sabahın erken saatlerinde (ya da en azından bir kısmını) hazırlayın, böylece akşam eve döndüğünüzde çok fazla bir şey yapmak zorunda kalmazsınız. Ayrıca, eğer yapabiliyorsanız, akşam yemeğinizi işe de götürebilir veya eve gitmeden hemen önce büyük bir öğün yiyebilirsiniz. Gece hala aç hissediyorsanız, bir bardak ılık süt veya biraz yeşil çay içebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j01ZIV7vWEmnFTaPJx7XwA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akşam, yemeğini, zaman, yemelisiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j01ZIV7vWEmnFTaPJx7XwA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akşam yemeğini ne zaman yemelisiniz?"><p>Gece geç saatlerde yemek yemek, vücudunuzun sirkadiyen ritim adı verilen doğal saatini de bozabilir. Geç yediğinizde, vücudunuz aktif kalması gerektiğini düşünür, bu da uykuya dalmayı zorlaştırabilir ve vücudunuzun kalorileri nasıl işlediğini etkileyebilir. Araştırmalar, daha erken yemek yemenin metabolizmayı iyileştirebileceğini ve hatta insülin seviyelerini kontrol edebileceğini söylüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DYcWDa9noEeF9gCdXnflvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlığınız için akşam yemeğinin günün en hafif öğünü olması gerekir, çünkü yemek yedikten birkaç saat sonra, 7-8 saat süren bir hareketsizlik (uyku) evresine gireriz. Öte yandan, vücudunuza yiyecekleri sindirmesi için yeterli zaman vermek amacıyla yatmadan en az 3 saat önce yemek yemeniz gerektiği söylenir. Ancak bu, gece 1'de uyumayı planlıyorsanız (ki bu kendi başına sağlıklı değildir!) akşam 10'da yemek anlamına gelmez. Peki, akşam yemeği yemek için en iyi zaman nedir? Daha derinlemesine inceleyelim...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F2FTiLdsXEGpaZsjreya7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akşam yemeğini doğru zamanda yemek sağlığınız üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Uzmanlar, akşam yemeğini erken yemenin (saat 18:00-19:00 civarı) sindirim, kilo yönetimi ve uyku kalitesi için en iyisi olduğunu öne sürüyor.NEDEN ERKEN YEMEK YEMELİYİZ?Akşam yemeğini erken yemek, vücudunuza yatmadan önce yiyecekleri sindirmek için yeterli zaman verir. İdeal olarak, uyumadan en az 2 ila 3 saat önce yemeğinizi bitirmelisiniz. Örneğin, saat 22:00'de uyursanız, akşam yemeğini saat 19:00 veya 20:00'de yemeye çalışın. Bu, yemekten hemen sonra yatarsanız ortaya çıkabilecek asit reflü ve mide ekşimesi gibi sorunları önlemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j1UIwCA2xEWExwih3Xyf_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece geç saatlerde yemek yemek, vücudunuzun sirkadiyen ritim adı verilen doğal saatini de bozabilir. Geç yediğinizde, vücudunuz aktif kalması gerektiğini düşünür, bu da uykuya dalmayı zorlaştırabilir ve vücudunuzun kalorileri nasıl işlediğini etkileyebilir. Araştırmalar, daha erken yemek yemenin metabolizmayı iyileştirebileceğini ve hatta insülin direncine yardımcı olarak diyabet riskini azaltabileceğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_VX75-aqa0yxWq1YpWFRqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha iyi sindirim: Mideniz, uyumadan önce yiyecekleri parçalamak için zamana sahip olur.
Daha iyi uyku: Rahatsızlıktan kaçının ve geceleri daha iyi dinlenin.
Kilo yönetimi: Erken yemek yemek kalori kullanımını kontrol etmeye yardımcı olur ve kilo alımını önleyebilir.
Asit reflüsünün azalması: Mide asidinin yemek borusuna geri akma olasılığının azalması.
Daha fazla enerji: Erken yemek yemek, vücudunuzun gece boyunca dinlenmek ve onarmak için zamana sahip olması nedeniyle ertesi gün kendinizi daha enerjik hissetmenize yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7THJVP-310i7ZwOaBIrZrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişi hala akşam 6-7 arasında iştedir ve bu saatte akşam yemeği hazırlamaya bile başlamamıştır.
Bu nedenle, bu zaman dilimi sağlık için mükemmel olsa da çoğu kişi için çok pratik olmayabilir.
Böyle bir durumda, akşam yemeğinizi mümkün olan en kısa sürede, en geç 20.30'da yemeye çalışın. Bunun dışında, akşam yemeğinizi sabahın erken saatlerinde (ya da en azından bir kısmını) hazırlayın, böylece akşam eve döndüğünüzde çok fazla bir şey yapmak zorunda kalmazsınız. Ayrıca, eğer yapabiliyorsanız, akşam yemeğinizi işe de götürebilir veya eve gitmeden hemen önce büyük bir öğün yiyebilirsiniz. Gece hala aç hissediyorsanız, bir bardak ılık süt veya biraz yeşil çay içebilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uyku pozisyonu omurganızı nasıl etkiliyor: Her gece sırtınıza zarar mı veriyorsunuz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uyku-pozisyonu-omurganizi-nasil-etkiliyor-her-gece-sirtiniza-zarar-mi-veriyorsunuz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uyku-pozisyonu-omurganizi-nasil-etkiliyor-her-gece-sirtiniza-zarar-mi-veriyorsunuz</guid>
<description><![CDATA[ Omurga, duruşu korumak, hareket kabiliyeti sağlamak ve vücudu ayakta tutmak için olmazsa olmazdır. Ancak, kişinin uyuduğu pozisyon omurga sağlığını etkileyen faktörlerden biridir. Birçok kişi uyurken omurgalarına istemeden stres yükler ve bu da sertliğe, sırt ağrısına veya uzun vadeli kas-iskelet sistemi sorunlarına yol açabilir. Vücut uyurken kendini iyileştirir ve onarır. Ancak, omurga doğru şekilde konumlandırılmazsa bu iyileşme süreci tehlikeye girebilir. Omurgayı destekleyen kaslar ve bağlar, özellikle servikal (boyun) ve lomber (alt sırt) bölgelerdekiler, kötü uyku pozisyonu nedeniyle zorlanabilir.Mide üstü uyumak genellikle omurga sağlığı için en az etkili pozisyon olarak kabul edilir. Uzun süreler boyunca boynu döndürür, servikal omurganın hizasızlığına, sinir rahatsızlığına ve gergin kaslara neden olur. Ayrıca, alt sırtın doğal eğrisinin düzleşmesinden dolayı gerginlik ortaya çıkabilir.Omurga hizalaması için en destekleyici duruşun genellikle sırt üstü uyumak olduğu görülür, özellikle de bel eğriliğini korumak için dizlerin altına bir yastık yerleştirildiğinde. Ancak, horlama veya obstrüktif uyku apnesi varsa bu pozisyon önerilmeyebilir.Omurga konforu için, özellikle dizler hafifçe bükülmüş ve aralarına bir yastık yerleştirildiğinde, genellikle yan yatarak uyumak önerilir. Kalçaların, pelvisin ve omurganın hizalanması bu pozisyonla korunur. Ancak, çok sıkı kıvrılmış bir fetal duruş omurgaya baskı uygulayabilir ve solunumu sınırlayabilir.Hastalar genellikle uyandıklarında sertlikten, boyun veya alt sırt ağrısından veya yataktan kalkmakta zorluktan şikayet ederler. Başlangıçta hafif olan bu semptomlar, giderek kronik ağrıya veya disk hernisi, spondiloz veya faset eklemlerinin iltihabı gibi omurga bozukluklarına dönüşebilir.Klinik uygulamada, kapsamlı bir fiziksel ve tıbbi geçmiş, uykuyla ilgili omurga rahatsızlığını tedavi etmenin ilk adımlarıdır. Yapısal sorunlar tespit edilirse, MRI veya X-ışınları gibi görüntüleme testleri önerilebilir.Duruş koçluğu alan hastalar, omurga yapıları için en iyi uyku pozisyonlarını öğrenirler. Bazen hafızalı köpük şilteler ve ortopedik yastıklar önerilir.Fizyoterapi: Esnekliği artırmak, kas gerginliğini azaltmak ve duruşu düzeltmek için hastaya özel germe ve omurga güçlendirme egzersizleri verilebilir.Manuel tedavi: Tıbbi gözetim altında, bazı hastalar sertifikalı fizyoterapistler veya kiropraktörler tarafından sağlanan omurga mobilizasyon prosedürlerinden faydalanır.İlaç: İltihaplanma veya kas ağrısından geçici olarak kurtulmak için doktorlar kas gevşeticiler veya orta dereceli analjezikler reçete edebilir.İleri müdahaleler: Disk veya sinirle ilgili sorunlar varsa, kalıcı vakalarda ağrıyı hafifletmek için minimal invaziv omurga ameliyatları veya hedefli enjeksiyonlar gerekebilir.Omurga sağlığını korumak için en basit ama en etkili yollardan biri uyku pozisyonunu ayarlamak. Omurga, doğru tavsiyeler, yaşam tarzı değişiklikleri ve hızlı müdahale ile daha fazla uyku ve gelişmiş genel sağlık için desteklenebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zUKFsr4NlEGcZ_PAoSEByA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uyku, pozisyonu, omurganızı, nasıl, etkiliyor:, Her, gece, sırtınıza, zarar, mı, veriyorsunuz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zUKFsr4NlEGcZ_PAoSEByA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uyku pozisyonu omurganızı nasıl etkiliyor: Her gece sırtınıza zarar mı veriyorsunuz?"><p>Omurga, duruşu korumak, hareket kabiliyeti sağlamak ve vücudu ayakta tutmak için olmazsa olmazdır. Ancak, kişinin uyuduğu pozisyon omurga sağlığını etkileyen faktörlerden biridir. Birçok kişi uyurken omurgalarına istemeden stres yükler ve bu da sertliğe, sırt ağrısına veya uzun vadeli kas-iskelet sistemi sorunlarına yol açabilir. Vücut uyurken kendini iyileştirir ve onarır. Ancak, omurga doğru şekilde konumlandırılmazsa bu iyileşme süreci tehlikeye girebilir. Omurgayı destekleyen kaslar ve bağlar, özellikle servikal (boyun) ve lomber (alt sırt) bölgelerdekiler, kötü uyku pozisyonu nedeniyle zorlanabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_F5ARDxrQU-CJ1TgS-85Hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide üstü uyumak genellikle omurga sağlığı için en az etkili pozisyon olarak kabul edilir. Uzun süreler boyunca boynu döndürür, servikal omurganın hizasızlığına, sinir rahatsızlığına ve gergin kaslara neden olur. Ayrıca, alt sırtın doğal eğrisinin düzleşmesinden dolayı gerginlik ortaya çıkabilir.Omurga hizalaması için en destekleyici duruşun genellikle sırt üstü uyumak olduğu görülür, özellikle de bel eğriliğini korumak için dizlerin altına bir yastık yerleştirildiğinde. Ancak, horlama veya obstrüktif uyku apnesi varsa bu pozisyon önerilmeyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TTy0NbOdP0KVMM2JF_tkLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omurga konforu için, özellikle dizler hafifçe bükülmüş ve aralarına bir yastık yerleştirildiğinde, genellikle yan yatarak uyumak önerilir. Kalçaların, pelvisin ve omurganın hizalanması bu pozisyonla korunur. Ancak, çok sıkı kıvrılmış bir fetal duruş omurgaya baskı uygulayabilir ve solunumu sınırlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LtzzKPINNk6mP5yUNxquLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalar genellikle uyandıklarında sertlikten, boyun veya alt sırt ağrısından veya yataktan kalkmakta zorluktan şikayet ederler. Başlangıçta hafif olan bu semptomlar, giderek kronik ağrıya veya disk hernisi, spondiloz veya faset eklemlerinin iltihabı gibi omurga bozukluklarına dönüşebilir.Klinik uygulamada, kapsamlı bir fiziksel ve tıbbi geçmiş, uykuyla ilgili omurga rahatsızlığını tedavi etmenin ilk adımlarıdır. Yapısal sorunlar tespit edilirse, MRI veya X-ışınları gibi görüntüleme testleri önerilebilir.Duruş koçluğu alan hastalar, omurga yapıları için en iyi uyku pozisyonlarını öğrenirler. Bazen hafızalı köpük şilteler ve ortopedik yastıklar önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wO8ivwUX8k2EgfU-1BlrPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fizyoterapi: Esnekliği artırmak, kas gerginliğini azaltmak ve duruşu düzeltmek için hastaya özel germe ve omurga güçlendirme egzersizleri verilebilir.Manuel tedavi: Tıbbi gözetim altında, bazı hastalar sertifikalı fizyoterapistler veya kiropraktörler tarafından sağlanan omurga mobilizasyon prosedürlerinden faydalanır.İlaç: İltihaplanma veya kas ağrısından geçici olarak kurtulmak için doktorlar kas gevşeticiler veya orta dereceli analjezikler reçete edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Tex15PJPGk6MPlvjboGeSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İleri müdahaleler: Disk veya sinirle ilgili sorunlar varsa, kalıcı vakalarda ağrıyı hafifletmek için minimal invaziv omurga ameliyatları veya hedefli enjeksiyonlar gerekebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bCNq3tmAX0yeMB-Mw9YBmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omurga sağlığını korumak için en basit ama en etkili yollardan biri uyku pozisyonunu ayarlamak. Omurga, doğru tavsiyeler, yaşam tarzı değişiklikleri ve hızlı müdahale ile daha fazla uyku ve gelişmiş genel sağlık için desteklenebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yılanlardan neden bu kadar çok korkuyoruz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yilanlardan-neden-bu-kadar-cok-korkuyoruz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yilanlardan-neden-bu-kadar-cok-korkuyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Yılan korkusunun yersiz olduğunu savunan hayvan davranışları uzmanı Marc Bekoff, bu fobinin altında evrimsel etkenler yattığını ileri sürdü.Yılanları gözlemlerken Stephen Hall’un Slither adlı kitabından faydalandığını ifade eden Bekoff, yılanların hem biyolojik hem de kültürel olarak epey ilginç varlıklar olduğunu söyledi.Sindirim sistemlerinden sosyal davranışlarına kadar birçok şaşırtıcı özellikleri bulunan yılanlar, yılda sadece bir kere yemek yiyor. Vücutları, bu dev öğünü sindirebilmek için kalp ve bağırsaklarını büyütüp daha sonra tekrar eski haline getiriyor.Eskiden yılanların yalnız canlılar olduğu düşünülürdü. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, onların da kişilikleri olduğunu, hatta bazı türlerin &quot;arkadaşlarını&quot; tercih ederek, diğerlerinden uzak durduklarını gösteriyor.İnsanların yılanlardan bu kadar çok korkmasının nedeni, sadece kötü deneyimler değil. Bazı bilim insanları, bu korkunun evrimsel olduğunu düşünüyor. Atalarımızın yılanları hızlı bir şekilde fark edip onlardan kaçabilmesi, bizim de bu hayvana karşı içgüdüsel bir dikkat geliştirmemize neden olmuş olabilir.Yılanlar, antik kültürlerde çok değerli sembollerdi. Mısırlılar için koruyucu, Yunanlar için şifa kaynağı, Orta Amerika kültürlerinde ise bereketin simgesiydiler. Bugün ise bu saygı, büyük ölçüde kaybolmuş durumda.Yılanlara yeniden saygı göstermemiz gerektiğini öğütleyen Stephen Hall, onlara hayranlık duymamız durumunda hem doğayı hem de kendimizi daha iyi anlayabileceğimizi ifade ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yTtUr-wix0WIASp4CLUtBw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yılanlardan, neden, kadar, çok, korkuyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yTtUr-wix0WIASp4CLUtBw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yılandan neden bu kadar çok korkuyoruz?"><p>Yılan korkusunun yersiz olduğunu savunan hayvan davranışları uzmanı Marc Bekoff, bu fobinin altında evrimsel etkenler yattığını ileri sürdü.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lp0ewZJTSkCOtbYy5AhLkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yılanları gözlemlerken Stephen Hall’un Slither adlı kitabından faydalandığını ifade eden Bekoff, yılanların hem biyolojik hem de kültürel olarak epey ilginç varlıklar olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DGX06NpcSkKnLT05tMmPiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sindirim sistemlerinden sosyal davranışlarına kadar birçok şaşırtıcı özellikleri bulunan yılanlar, yılda sadece bir kere yemek yiyor. Vücutları, bu dev öğünü sindirebilmek için kalp ve bağırsaklarını büyütüp daha sonra tekrar eski haline getiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LaPT_WMgqkCNhKkowdUzWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eskiden yılanların yalnız canlılar olduğu düşünülürdü. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, onların da kişilikleri olduğunu, hatta bazı türlerin "arkadaşlarını" tercih ederek, diğerlerinden uzak durduklarını gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AYtDAQCNI02kS5ZaYHsVPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsanların yılanlardan bu kadar çok korkmasının nedeni, sadece kötü deneyimler değil. Bazı bilim insanları, bu korkunun evrimsel olduğunu düşünüyor. Atalarımızın yılanları hızlı bir şekilde fark edip onlardan kaçabilmesi, bizim de bu hayvana karşı içgüdüsel bir dikkat geliştirmemize neden olmuş olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jd9QMWlHPUSj-AEkPNhQMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yılanlar, antik kültürlerde çok değerli sembollerdi. Mısırlılar için koruyucu, Yunanlar için şifa kaynağı, Orta Amerika kültürlerinde ise bereketin simgesiydiler. Bugün ise bu saygı, büyük ölçüde kaybolmuş durumda.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uc66uxUM8kWKtXMmNVVO-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yılanlara yeniden saygı göstermemiz gerektiğini öğütleyen Stephen Hall, onlara hayranlık duymamız durumunda hem doğayı hem de kendimizi daha iyi anlayabileceğimizi ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-n0ijJ6A2UG1s6_p88ko6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İlişki uzmanı açıkladı: Aşka hazır olmadığınızı gösteren 10 işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/iliski-uzmani-acikladi-aska-hazir-olmadiginizi-goesteren-10-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/iliski-uzmani-acikladi-aska-hazir-olmadiginizi-goesteren-10-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Aşkın evrensel bir dil olduğu sıkça dile getirilse de, pek çok insan gerçek bir bağ kurmak yerine, kaos ve belirsizliğe yöneliyor. Peki, aşka hazır mısınız? İşte aşka hazır olmadığınızı gösteren 10 işaretİlişki ve Psikoloji Uzmanı Dr. Kimberly Moffit, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla aşkı arzulayan ancak buna henüz hazır olmayan bireyleri uyarıyor. Uzman isim, bir kişinin farkında olmadan aşka hazır olmadığını gösteren 10 ince işareti sıraladı.Aşkın evrensel bir dil olduğu sıkça dile getirilse de, pek çok insan gerçek bir bağ kurmak yerine, kaos ve belirsizliğe yöneliyor. Psikolog ve ilişki uzmanı Dr. Kimberly Moffit, yaptığı paylaşımda, aşkı istemenin her zaman hazır olmak anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. İşte Moffit’e göre, aşka henüz hazır olmadığınızı gösteren 10 kritik işaret:Biri size sakin ve tutarlı bir şekilde yaklaştığında “Bunun altında bir şey mi var?” diye düşünüyorsanız, bu durumun kaosa olan alışkanlığınızdan kaynaklanabileceğini belirtiyor Moffit. “Barış bir tehdit gibi hissettirmemeli,” diyor.2. KENDİNİZE GÜVENMİYORSANIZHer buluşmayı bir performans gibi algılamak ve sürekli onay arayışında olmak, aşkı tam benliğinizle deneyimleyemeyeceğinizin bir işareti.Gerçek bir ilişkinin uzlaşma, sabır ve rahatsızlıkla birlikte geldiğini vurgulayan Moffit, “Bir şey kusursuz olmadığında hemen kapanıyorsanız, aşkın doğasındaki karmaşaya hazır değilsiniz,” uyarısında bulunuyor.4. GERÇEK OLMAYAN BEKLENTİLERSosyal medyada görünüşe odaklanmak, gerçek bir ilişkiden çok, aşk fikrine tutkun olduğunuzu gösterebilir.Aşırı bağımsızlık, duygusal yakınlıktan kaçınmak anlamına gelebilir. Moffit’e göre, bu durum sevgiye değil, kaçınmaya daha yatkın bir tutumu işaret ediyor.6. KİMYAYI KAOSLA KARIŞTIRIYORSANIZUzman, “Aşk huzur getirmeli, daha fazla karmaşa değil,” diyerek tutku ve kaosun birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurguluyor.7. SESSİZLİK RAHATSIZ EDİYORSAİlişkilerde sessizlik bazen bağ kurmanın doğal bir parçasıdır. Ancak sessizliği tehdit olarak algılamak, duygusal olgunluğun henüz gelişmediğine işaret ediyor olabilir.Moffit, ilişkinin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için anlayış ve uyumun kilit rol oynadığını belirtiyor.“Karşılıklı tanıklık olmadan aşk olmaz,” diyen uzman, empati kurmanın aşkın temel taşlarından biri olduğunu hatırlatıyor.Tartışmaları yönetememek, ya da tamamen kaçınmak, aşkın getirdiği zorluklarla yüzleşmeye henüz hazır olunmadığının bir göstergesi.Dr. Kimberly Moffit, aşkı dışarıda aramadan önce kişinin önce kendini tanıması, kabul etmesi ve sevmesi gerektiğini vurgulayarak, “Ancak o zaman gerçek bağlantıya kapılar açılır,” diyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sEe98OzV5U-nqskE5QumLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İlişki, uzmanı, açıkladı:, Aşka, hazır, olmadığınızı, gösteren, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sEe98OzV5U-nqskE5QumLg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İlişki uzmanı açıkladı: Aşka hazır olmadığınızı gösteren 10 işaret"><p>Aşkın evrensel bir dil olduğu sıkça dile getirilse de, pek çok insan gerçek bir bağ kurmak yerine, kaos ve belirsizliğe yöneliyor. Peki, aşka hazır mısınız? İşte aşka hazır olmadığınızı gösteren 10 işaret</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iRv491hjuU2ZXYEw_GfJYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişki ve Psikoloji Uzmanı Dr. Kimberly Moffit, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla aşkı arzulayan ancak buna henüz hazır olmayan bireyleri uyarıyor. Uzman isim, bir kişinin farkında olmadan aşka hazır olmadığını gösteren 10 ince işareti sıraladı.Aşkın evrensel bir dil olduğu sıkça dile getirilse de, pek çok insan gerçek bir bağ kurmak yerine, kaos ve belirsizliğe yöneliyor. Psikolog ve ilişki uzmanı Dr. Kimberly Moffit, yaptığı paylaşımda, aşkı istemenin her zaman hazır olmak anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. İşte Moffit’e göre, aşka henüz hazır olmadığınızı gösteren 10 kritik işaret:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dcu7LcLsZ0uroe2_d9-j-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Biri size sakin ve tutarlı bir şekilde yaklaştığında “Bunun altında bir şey mi var?” diye düşünüyorsanız, bu durumun kaosa olan alışkanlığınızdan kaynaklanabileceğini belirtiyor Moffit. “Barış bir tehdit gibi hissettirmemeli,” diyor.2. KENDİNİZE GÜVENMİYORSANIZHer buluşmayı bir performans gibi algılamak ve sürekli onay arayışında olmak, aşkı tam benliğinizle deneyimleyemeyeceğinizin bir işareti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/njMdrxN__USuBtVa5RtvFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerçek bir ilişkinin uzlaşma, sabır ve rahatsızlıkla birlikte geldiğini vurgulayan Moffit, “Bir şey kusursuz olmadığında hemen kapanıyorsanız, aşkın doğasındaki karmaşaya hazır değilsiniz,” uyarısında bulunuyor.4. GERÇEK OLMAYAN BEKLENTİLERSosyal medyada görünüşe odaklanmak, gerçek bir ilişkiden çok, aşk fikrine tutkun olduğunuzu gösterebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GyQOR7XNs0GUKeG3mkyxhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı bağımsızlık, duygusal yakınlıktan kaçınmak anlamına gelebilir. Moffit’e göre, bu durum sevgiye değil, kaçınmaya daha yatkın bir tutumu işaret ediyor.6. KİMYAYI KAOSLA KARIŞTIRIYORSANIZUzman, “Aşk huzur getirmeli, daha fazla karmaşa değil,” diyerek tutku ve kaosun birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurguluyor.7. SESSİZLİK RAHATSIZ EDİYORSAİlişkilerde sessizlik bazen bağ kurmanın doğal bir parçasıdır. Ancak sessizliği tehdit olarak algılamak, duygusal olgunluğun henüz gelişmediğine işaret ediyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1C9s_T1AZU-i3Ae1TrgnMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Moffit, ilişkinin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için anlayış ve uyumun kilit rol oynadığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nuD2vsC6d0Wo8OzW4Kr_4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Karşılıklı tanıklık olmadan aşk olmaz,” diyen uzman, empati kurmanın aşkın temel taşlarından biri olduğunu hatırlatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zj_pw-O7q0OFuBPnjjfEFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tartışmaları yönetememek, ya da tamamen kaçınmak, aşkın getirdiği zorluklarla yüzleşmeye henüz hazır olunmadığının bir göstergesi.Dr. Kimberly Moffit, aşkı dışarıda aramadan önce kişinin önce kendini tanıması, kabul etmesi ve sevmesi gerektiğini vurgulayarak, “Ancak o zaman gerçek bağlantıya kapılar açılır,” diyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kahvaltıda tüketmeyin: Kalp krizi riskini artırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kahvaltida-tuketmeyin-kalp-krizi-riskini-artiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kahvaltida-tuketmeyin-kalp-krizi-riskini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı günün en önemli öğünü olarak kabul edilir, ancak tüm kahvaltı seçenekleri kalp sağlığına uygun değildir. Bazıları kullanışlı, besleyici seçenekler gibi görünse de, birçok yaygın kahvaltı ürünü sessizce yüksek kolesterol seviyelerine katkıda bulunabilir ve kalp krizi ve diğer kardiyovasküler problemlerin riskini artırabilir. Gerçek şu ki, hızlı ve kolay bir kahvaltı gibi görünen şey uzun vadeli kalp sağlığı için bir tehdit olabilir. İşte kolesterol seviyelerini beklenenden daha yükseğe çıkarabilecek 6 günlük kahvaltı yiyeceği.Şekerle dolu gevrekler, özellikle çocuklar ve meşgul yetişkinler için yaygın bir kahvaltı seçeneğidir. Ancak, bu gevreklerin çoğu rafine şekerler ve yapay katkı maddeleriyle doludur ve bu da trigliserit seviyelerinin artmasına ve iyi HDL kolesterolünün düşmesine neden olabilir.Şekerli yiyeceklerin yüksek tüketimi, kalp hastalığında önemli bir faktör olan iltihabı teşvik edebilir.Muffin, kruvasan ve donut gibi fırın ürünleri şımartıcı ve masum kahvaltı seçenekleri gibi görünebilir, ancak çoğunlukla sağlıksız trans yağlar ve rafine unla doludur. Bu içerikler LDL (kötü) kolesterol seviyelerini yükseltebilir ve kalp hastalığının gelişimini teşvik edebilir.Kızarmış yiyecekler doymuş yağ ve sodyum açısından yüksektir. Bu ürünler protein sağlayabilirken, aynı zamanda kan dolaşımındaki LDL kolesterolü yükselterek daha yüksek kolesterol seviyelerine de katkıda bulunurlar.Birçok kahvaltı tutkunu sabah kahvelerinde bir fincan tam yağlı süt, bir dilim peynir veya bir kaşık tam yağlı kremanın tadını çıkarır. Bunlar lezzetli seçenekler gibi görünse de, kolesterol seviyelerini yükselttiği bilinen doymuş yağlar açısından zengindirler.Beyaz ekmek ve simitler birçok kişi için kahvaltının temel besinleridir, ancak bunlar genellikle rafine beyaz unla yapılır ve bu da kan şekeri seviyelerinde artışa ve daha yüksek kolesterol seviyelerine yol açabilir. Bu rafine karbonhidratların besin değeri düşüktür ve çoğunlukla boş kaloriler sunarlar.Hareket halindekiler için kullanışlı ve sağlıklı bir seçenek olarak pazarlansa da, önceden paketlenmiş kahvaltı barları genellikle gizli şekerler, sağlıksız yağlar ve yapay içerikler içerir. Bunlar kilo alımına ve kolesterol seviyelerinin artmasına neden olabilir ve bu da kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BOM_B_HFk0GJvvB_g2pePQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kahvaltıda, tüketmeyin:, Kalp, krizi, riskini, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BOM_B_HFk0GJvvB_g2pePQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kahvaltıda tüketmeyin: Kalp krizi riskini artırıyor"><p>Kahvaltı günün en önemli öğünü olarak kabul edilir, ancak tüm kahvaltı seçenekleri kalp sağlığına uygun değildir. Bazıları kullanışlı, besleyici seçenekler gibi görünse de, birçok yaygın kahvaltı ürünü sessizce yüksek kolesterol seviyelerine katkıda bulunabilir ve kalp krizi ve diğer kardiyovasküler problemlerin riskini artırabilir. Gerçek şu ki, hızlı ve kolay bir kahvaltı gibi görünen şey uzun vadeli kalp sağlığı için bir tehdit olabilir. İşte kolesterol seviyelerini beklenenden daha yükseğe çıkarabilecek 6 günlük kahvaltı yiyeceği.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KMFrXY0fGEGaHqEwrtuwoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şekerle dolu gevrekler, özellikle çocuklar ve meşgul yetişkinler için yaygın bir kahvaltı seçeneğidir. Ancak, bu gevreklerin çoğu rafine şekerler ve yapay katkı maddeleriyle doludur ve bu da trigliserit seviyelerinin artmasına ve iyi HDL kolesterolünün düşmesine neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gKHkt-F4L0ui1sgQ9ymjtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şekerli yiyeceklerin yüksek tüketimi, kalp hastalığında önemli bir faktör olan iltihabı teşvik edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R5Jdp01jEkmEWaDUs4wTRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muffin, kruvasan ve donut gibi fırın ürünleri şımartıcı ve masum kahvaltı seçenekleri gibi görünebilir, ancak çoğunlukla sağlıksız trans yağlar ve rafine unla doludur. Bu içerikler LDL (kötü) kolesterol seviyelerini yükseltebilir ve kalp hastalığının gelişimini teşvik edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qaufdMcF0EKA88jAus9nbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızarmış yiyecekler doymuş yağ ve sodyum açısından yüksektir. Bu ürünler protein sağlayabilirken, aynı zamanda kan dolaşımındaki LDL kolesterolü yükselterek daha yüksek kolesterol seviyelerine de katkıda bulunurlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-RgldGx19UqBRxB4dHbESA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kahvaltı tutkunu sabah kahvelerinde bir fincan tam yağlı süt, bir dilim peynir veya bir kaşık tam yağlı kremanın tadını çıkarır. Bunlar lezzetli seçenekler gibi görünse de, kolesterol seviyelerini yükselttiği bilinen doymuş yağlar açısından zengindirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NL67P1WGSUOzO6tw4aY8hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyaz ekmek ve simitler birçok kişi için kahvaltının temel besinleridir, ancak bunlar genellikle rafine beyaz unla yapılır ve bu da kan şekeri seviyelerinde artışa ve daha yüksek kolesterol seviyelerine yol açabilir. Bu rafine karbonhidratların besin değeri düşüktür ve çoğunlukla boş kaloriler sunarlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MwyY5sT6l0Kg50Fg5xMN8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hareket halindekiler için kullanışlı ve sağlıklı bir seçenek olarak pazarlansa da, önceden paketlenmiş kahvaltı barları genellikle gizli şekerler, sağlıksız yağlar ve yapay içerikler içerir. Bunlar kilo alımına ve kolesterol seviyelerinin artmasına neden olabilir ve bu da kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zor insanlarla başa çıkmanın 5 akıllı yolu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/zor-insanlarla-basa-cikmanin-5-akilli-yolu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/zor-insanlarla-basa-cikmanin-5-akilli-yolu</guid>
<description><![CDATA[ Zor insanlarla iletişim kurmak, hem iletişim tarzınızı hem de liderlik yaklaşımınızı dönüştürebilecek güçlü bir beceridir. Karşınıza çıkan kesintiler, reddedilmeler ya da kişisel saldırılar karşısında vereceğiniz yanıt, iletişimin seyrini belirler. Duygusal tepkiler yerine, sözcüklerinizi bilinçli ve özenli bir şekilde seçmek; hem kontrolü elinizde tutmanızı hem de duruma zarafetle yaklaşmanızı sağlar. Bu yazıda, zorlu davranışlarla karşılaştığınızda durumu tırmandırmadan, sakin, kendinden emin ve yapıcı kalmanıza yardımcı olacak pratik yanıt önerilerini paylaşıyoruz.Hararetli bir konuşmada, sözünüz kesildiğinde sinir bozucu hatta saygısız hissedebilirsiniz. Ancak nasıl yanıt verdiğiniz ya ateşi körükler ya da havayı yeniden düzenler. &quot;Sözlerimi bitireceğim, sonra senin düşüncelerini duymak isterim&quot; demek, güven ve konuşmaya saygı gösterir.Karşınızdaki kişiye sırayla konuşmanın önemini hatırlatır ve kendi fikrinizi savunmaktan korkmadığınızı gösterir. Bu yaklaşım ayrıca karşılıklı saygıya kapı açar ve özellikle başkalarının sözünü kesen biriyle uğraşırken diyaloğun dengesini korur.Birisi sizin fikrinizi hemen bir kenara ittiğinde, özellikle de üzerinde düşünmüşseniz, canınız yanar. Ancak geri adım atmak veya kapatmak yerine, &quot;Bu bir yaklaşım. İşte bakmanın başka bir yolu.&quot; diyerek konuşmayı nazikçe tekrar konuya yönlendirebilirsiniz. Bu yanıt onların fikrine saldırmaz, sizin fikrinizi geçerli bir alternatif olarak konumlandırır. Duygusal zekanızı gösterir ve bakış açınıza nefes alma alanı sağlar. Zamanla, bu iletişim tarzı güvenilirlik oluşturmaya yardımcı olur ve konuşmayı bir güç mücadelesine dönüştürmeden küçümseme alışkanlığına gizlice meydan okur.Bazen insanların duyguları yükselir ve düşünmeden saldırırlar. Yoğunluklarına uyum sağlamak sadece daha fazla kaos yaratır. &quot;Üretken kalabildiğimizde bu konuşmayı sürdürmekten mutluluk duyarım&quot; gibi sakin ve kararlı bir cümle, tırmanışı frenler. Dram olmadan bir sınır çizer ve diğer kişiye kendini düzenleme şansı verir. Tartışmadan kaçınmıyorsunuz, sadece saygılı diyaloğun bir ihtiyaç olduğunu açıkça belirtiyorsunuz. Bu sadece ruh sağlığınızı korumakla kalmaz, aynı zamanda zor konuşmaların olgunlukla ve onurla nasıl ele alınabileceğini de gösterir.Bazı insanlar fikir alışverişinde bulunmaktan ziyade, baskın olma niyetiyle konuşurlar. Konuşma tek taraflı hissettirmeye başladığında, &quot;İkimizin de duyulduğundan emin olalım. Ben de bakış açımı paylaşmak istiyorum,&quot; gibi sakin bir araya girme dengeyi yeniden sağlayabilir. Bu ifade çatışmacı değil, iddialıdır. Diyalogdaki alanınızı geri alırken, diğer kişiye iletişimin iki yönlü bir yol olduğunu gizlice hatırlatır. Bu cümleyi kullanmak, konuşmayı karşılıklı alana geri döndürmenize yardımcı olur ve bunun bir monologdan ziyade bir tartışma olarak kalmasını sağlar. Ayrıca, gerginliği artırmadan varlığınızı güçlendirir.Birisi karakterinize saldırdığında veya işleri kişisel hale getirdiğinde konuşmalar keskin bir dönüş alabilir.
Savunmaya geçmek kolaydır, ancak bu nadiren işe yarar. &quot;Bunu konuyla ilgili tutalım, birbirimizle değil&quot; şeklinde yanıt vermek, odağı hemen başka bir yere yönlendirir. Kişisel kazılara girmek istemediğinizi ve yapıcı tartışmalara değer verdiğinizi gösterir.
Bu değişim, gerginliği azaltmaya yardımcı olur ve konuşmayı daha profesyonel veya saygılı bir düzeye getirir. Bu, anlaşmazlıklar yaşanırken, konuya değil kişiye saldırmanın çok aşağılık bir davranış olduğunu hatırlatır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g1sJlN7bVkCtkxU6i3aAOw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zor, insanlarla, başa, çıkmanın, akıllı, yolu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g1sJlN7bVkCtkxU6i3aAOw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zor insanlarla başa çıkmanın 5 akıllı yolu"><p>Zor insanlarla iletişim kurmak, hem iletişim tarzınızı hem de liderlik yaklaşımınızı dönüştürebilecek güçlü bir beceridir. Karşınıza çıkan kesintiler, reddedilmeler ya da kişisel saldırılar karşısında vereceğiniz yanıt, iletişimin seyrini belirler. Duygusal tepkiler yerine, sözcüklerinizi bilinçli ve özenli bir şekilde seçmek; hem kontrolü elinizde tutmanızı hem de duruma zarafetle yaklaşmanızı sağlar. Bu yazıda, zorlu davranışlarla karşılaştığınızda durumu tırmandırmadan, sakin, kendinden emin ve yapıcı kalmanıza yardımcı olacak pratik yanıt önerilerini paylaşıyoruz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WlOxNN6rz0up2hnKOKOjmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hararetli bir konuşmada, sözünüz kesildiğinde sinir bozucu hatta saygısız hissedebilirsiniz. Ancak nasıl yanıt verdiğiniz ya ateşi körükler ya da havayı yeniden düzenler. "Sözlerimi bitireceğim, sonra senin düşüncelerini duymak isterim" demek, güven ve konuşmaya saygı gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/71WkApFmp0Gs_aF9_Mbnpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karşınızdaki kişiye sırayla konuşmanın önemini hatırlatır ve kendi fikrinizi savunmaktan korkmadığınızı gösterir. Bu yaklaşım ayrıca karşılıklı saygıya kapı açar ve özellikle başkalarının sözünü kesen biriyle uğraşırken diyaloğun dengesini korur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uqf6CW3FvEW6aym8nDBGBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birisi sizin fikrinizi hemen bir kenara ittiğinde, özellikle de üzerinde düşünmüşseniz, canınız yanar. Ancak geri adım atmak veya kapatmak yerine, "Bu bir yaklaşım. İşte bakmanın başka bir yolu." diyerek konuşmayı nazikçe tekrar konuya yönlendirebilirsiniz. Bu yanıt onların fikrine saldırmaz, sizin fikrinizi geçerli bir alternatif olarak konumlandırır. Duygusal zekanızı gösterir ve bakış açınıza nefes alma alanı sağlar. Zamanla, bu iletişim tarzı güvenilirlik oluşturmaya yardımcı olur ve konuşmayı bir güç mücadelesine dönüştürmeden küçümseme alışkanlığına gizlice meydan okur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bri98nBtGUiui9tnUOH9Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazen insanların duyguları yükselir ve düşünmeden saldırırlar. Yoğunluklarına uyum sağlamak sadece daha fazla kaos yaratır. "Üretken kalabildiğimizde bu konuşmayı sürdürmekten mutluluk duyarım" gibi sakin ve kararlı bir cümle, tırmanışı frenler. Dram olmadan bir sınır çizer ve diğer kişiye kendini düzenleme şansı verir. Tartışmadan kaçınmıyorsunuz, sadece saygılı diyaloğun bir ihtiyaç olduğunu açıkça belirtiyorsunuz. Bu sadece ruh sağlığınızı korumakla kalmaz, aynı zamanda zor konuşmaların olgunlukla ve onurla nasıl ele alınabileceğini de gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-4ASyo39bkuqSERN3NoH8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı insanlar fikir alışverişinde bulunmaktan ziyade, baskın olma niyetiyle konuşurlar. Konuşma tek taraflı hissettirmeye başladığında, "İkimizin de duyulduğundan emin olalım. Ben de bakış açımı paylaşmak istiyorum," gibi sakin bir araya girme dengeyi yeniden sağlayabilir. Bu ifade çatışmacı değil, iddialıdır. Diyalogdaki alanınızı geri alırken, diğer kişiye iletişimin iki yönlü bir yol olduğunu gizlice hatırlatır. Bu cümleyi kullanmak, konuşmayı karşılıklı alana geri döndürmenize yardımcı olur ve bunun bir monologdan ziyade bir tartışma olarak kalmasını sağlar. Ayrıca, gerginliği artırmadan varlığınızı güçlendirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m3YbrK-KbUCFnPfTg3ogZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birisi karakterinize saldırdığında veya işleri kişisel hale getirdiğinde konuşmalar keskin bir dönüş alabilir.
Savunmaya geçmek kolaydır, ancak bu nadiren işe yarar. "Bunu konuyla ilgili tutalım, birbirimizle değil" şeklinde yanıt vermek, odağı hemen başka bir yere yönlendirir. Kişisel kazılara girmek istemediğinizi ve yapıcı tartışmalara değer verdiğinizi gösterir.
Bu değişim, gerginliği azaltmaya yardımcı olur ve konuşmayı daha profesyonel veya saygılı bir düzeye getirir. Bu, anlaşmazlıklar yaşanırken, konuya değil kişiye saldırmanın çok aşağılık bir davranış olduğunu hatırlatır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayvanlar depremi önceden hissedebilir mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hayvanlar-depremi-oenceden-hissedebilir-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hayvanlar-depremi-oenceden-hissedebilir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda, hayvanların depremi hissedebildiğine dair çeşitli iddialar, sosyal medyada dolaşıma sokuluyor. Özellikle evcil hayvan sahipleri, kedi veya köpeklerinin depremden saniyeler önce ilginç davranışlarda bulunduklarını ileri sürüyor. Peki, gerçekten hayvanlar bu felaketi hissedebilir mi? Yoksa tüm bunlar sadece bir tesadüf mü? Hayvan davranışları üzerine yapılan araştırmalar, bu merak uyandıran soruya yanıt arıyor.1975 yılında Çin’in Haicheng şehrindeki büyük depremin öncesinde, yılanların kış uykusunda olmalarına rağmen yuvalarından çıktıkları görülmüştü. İnek, kedi ve köpek gibi hayvanların ise depremin hemen öncesinde huzursuz davranışlar sergiledikleri iddia edildi. Ancak bu tür izlenimler, uzun yıllar boyunca bilimsel bir temele oturtulmadı.Max Planck Hayvan Davranışları Enstitüsü ve Konstanz Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada, depremden önceki süreçte çiftlik hayvanlarının davranışları incelendi.2016-2017 yılları arasında İtalya’daki bir çiftlikte gerçekleşen çalışmada inek, koyun ve köpeklere sensör takıldı.Araştırma sonucunda bilim insanları, hayvanların depremden önceki saatlerde daha fazla hareket ettiklerini gözlemledi. Bu hareketlilik, özellikle hayvanların kapalı alanlarda bulundukları zaman daha belirgindi.Analiz, hayvanların deprem sinyallerine duyarlı olduklarına dair güçlü ipuçları sunsa da, yine de bu konu hakkında net bir kanıya varılamıyor.Scientific America&#039;da yer alan haberde, araştırmacıların farklı hayvan türlerini test etmek amacıyla yeni projeler başlatmayı planladıkları duyuruldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_rsYtRy1Hk20YR0sNQ67nA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hayvanlar, depremi, önceden, hissedebilir, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_rsYtRy1Hk20YR0sNQ67nA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hayvanlar depremi önceden hissedebilir mi?"><p>Son yıllarda, hayvanların depremi hissedebildiğine dair çeşitli iddialar, sosyal medyada dolaşıma sokuluyor. Özellikle evcil hayvan sahipleri, kedi veya köpeklerinin depremden saniyeler önce ilginç davranışlarda bulunduklarını ileri sürüyor. Peki, gerçekten hayvanlar bu felaketi hissedebilir mi? Yoksa tüm bunlar sadece bir tesadüf mü? Hayvan davranışları üzerine yapılan araştırmalar, bu merak uyandıran soruya yanıt arıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7BjhThfxkkmWeQV2ymDjJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1975 yılında Çin’in Haicheng şehrindeki büyük depremin öncesinde, yılanların kış uykusunda olmalarına rağmen yuvalarından çıktıkları görülmüştü. İnek, kedi ve köpek gibi hayvanların ise depremin hemen öncesinde huzursuz davranışlar sergiledikleri iddia edildi. Ancak bu tür izlenimler, uzun yıllar boyunca bilimsel bir temele oturtulmadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KofBJ8408EqEXlCKGJmRHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Max Planck Hayvan Davranışları Enstitüsü ve Konstanz Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada, depremden önceki süreçte çiftlik hayvanlarının davranışları incelendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/odQa3SWLBUapASVvYYmSGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2016-2017 yılları arasında İtalya’daki bir çiftlikte gerçekleşen çalışmada inek, koyun ve köpeklere sensör takıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P2NBmPB1kU69rkHS-z3Wuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma sonucunda bilim insanları, hayvanların depremden önceki saatlerde daha fazla hareket ettiklerini gözlemledi. Bu hareketlilik, özellikle hayvanların kapalı alanlarda bulundukları zaman daha belirgindi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wurxko2CQUOMxepxfVgDPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Analiz, hayvanların deprem sinyallerine duyarlı olduklarına dair güçlü ipuçları sunsa da, yine de bu konu hakkında net bir kanıya varılamıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/arPF8W3IuUeMVc4lCUeL9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Scientific America'da yer alan haberde, araştırmacıların farklı hayvan türlerini test etmek amacıyla yeni projeler başlatmayı planladıkları duyuruldu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İşi öğretecek çırak bulamıyorlar: Mesleğin son temsilcisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/isi-oegretecek-cirak-bulamiyorlar-meslegin-son-temsilcisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/isi-oegretecek-cirak-bulamiyorlar-meslegin-son-temsilcisi</guid>
<description><![CDATA[ Gaziantep&#039;te unutulmaya yüz tutan kalaycılık mesleğinin son temsilcileri olan ustalar mesleklerini öğretecek elaman bulamamaktan yakınıyor.Geleneksel el zanaatlarından kalaycılık mesleği tarih olmakla karşı karşıya kalırken, Gaziantep&#039;te önceki dönemlerde sayıları 100&#039;ü bulan ancak şimdilerde eleman yetişmediği için kentte sayıları bir elin parmağını geçmeyecek kadar kalaycı ustası kaldı. Kentte unutulmaya yüz tutan kalaycılık mesleğinin son temsilcileri olan ustalar, her geçen gün azalan talebe ve mesleğe ilginin olmamasına rağmen kalaycılığı yaşatmak için mücadele ediyor.500 yıllık tarihi Bakırcılar Çarşısı&#039;nda ve Gaziantep Kalesi&#039;nin yanındaki iş yerlerinde yıllardır çalışan ustalar, çocukluk yaşlarında öğrendikleri mesleklerini ilk günkü özveriyle sürdürüyor. Çarşılardaki son kalaycı ustaları, bir dönemin gözde meslekleri arasında yer alan ve gelişen teknoloji karşısında tüketicinin endüstriyel ürünlere yönelmesi sonucu unutulmaya yüz tutmuş mesleklerini geleceğe taşımak istiyor ancak eleman sıkıntısı yaşıyor..Gaziantep Bakırcılar ve Sedefçiler Odası Başkanı Celal Açık, yıllar önce kentte 100 civarında kalaycı ustası bulunduğunu ancak şimdilerde ise bir elin parmağını geçmeyecek kadar kalaycının mesleği devam ettirmeye çalıştığını söyledi. Kalaycılığın önemli merkezlerinden Gaziantep&#039;te kalaycı ustası sayısının azalmasının endişe verici olduğunu belirten Açık, &quot;Benim 48 yıllık meslek hayatım var. Bakırcılık mesleği benim baba mesleğimdir. Biz yıllardır, ‘çırağı olmayanın ustası olmaz&#039; diyoruz.Bu çocuk yaşta mesleklerin öğrenilmesi demektir. Ben mesleğe 10 yaşında başladığımda, ‘geç kaldın&#039; dediler. Okullarda rehber öğretmenlerimiz çocukları yeteneğine göre keşfedip meslek odalarına göndermeleri lazım. Okullarda teorik, biz de ise pratik eğitim verilir. İlk ve ortaokulu bitirenlerin meslek liselerine yazdıralım. Çocuklarımız meslek liselerinde hem mezun olsun hem de meslek öğrendikleri işyerlerinde çalışsın. Bu uygulama güzel ama ustaların dükkanlarında çırak yok ki meslek liselerine gönderelim.Okulların öğrencileri bize vermesi lazım. Okul alanlarını da genişletmemiz lazım. Meslek liselerinin sayısının çoğaltmamız lazım. Artık rahat bir nefes almamız lazım. Bize ilaç gibi eleman lazım. Meslek odalarının bu işe eli değmezse bu işte başarı sağlayamazlar. Çünkü sadece benim 48 yıllık meslek hayatım var. Bilen bilmeyene öğretecek. Atölyelerimizin kullanılmasına müsaade ederiz. Usta sahada yetişir, iş yerinde yetişir. Çırak usta ilişkisini çocuk yaşamalıdır. Ustalarımızın yanında meslek öğrenecek ve yetişecek. O zaman hedefimize ulaşırız&quot; dedi.Meslekte son nesil olduklarını belirten 40 yaşındaki kalaycı ustası Ramazan Toprak da çocukluğundan beri kalaycılık mesleğini yaptığını ve kentte 5-6 kalaycı ustasının kaldığını ifade etti ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-5hmtRotKkOm0hfJATJPxA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İşi, öğretecek, çırak, bulamıyorlar:, Mesleğin, son, temsilcisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-5hmtRotKkOm0hfJATJPxA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İşi öğretecek çırak bulamıyorlar: Mesleğin son temsilcisi"><p>Gaziantep'te unutulmaya yüz tutan kalaycılık mesleğinin son temsilcileri olan ustalar mesleklerini öğretecek elaman bulamamaktan yakınıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NOLXxLDFsEK14Eo5nz-C5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geleneksel el zanaatlarından kalaycılık mesleği tarih olmakla karşı karşıya kalırken, Gaziantep'te önceki dönemlerde sayıları 100'ü bulan ancak şimdilerde eleman yetişmediği için kentte sayıları bir elin parmağını geçmeyecek kadar kalaycı ustası kaldı. Kentte unutulmaya yüz tutan kalaycılık mesleğinin son temsilcileri olan ustalar, her geçen gün azalan talebe ve mesleğe ilginin olmamasına rağmen kalaycılığı yaşatmak için mücadele ediyor.500 yıllık tarihi Bakırcılar Çarşısı'nda ve Gaziantep Kalesi'nin yanındaki iş yerlerinde yıllardır çalışan ustalar, çocukluk yaşlarında öğrendikleri mesleklerini ilk günkü özveriyle sürdürüyor. Çarşılardaki son kalaycı ustaları, bir dönemin gözde meslekleri arasında yer alan ve gelişen teknoloji karşısında tüketicinin endüstriyel ürünlere yönelmesi sonucu unutulmaya yüz tutmuş mesleklerini geleceğe taşımak istiyor ancak eleman sıkıntısı yaşıyor..</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RC8lDHQnf02z0znn84uaPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gaziantep Bakırcılar ve Sedefçiler Odası Başkanı Celal Açık, yıllar önce kentte 100 civarında kalaycı ustası bulunduğunu ancak şimdilerde ise bir elin parmağını geçmeyecek kadar kalaycının mesleği devam ettirmeye çalıştığını söyledi. Kalaycılığın önemli merkezlerinden Gaziantep'te kalaycı ustası sayısının azalmasının endişe verici olduğunu belirten Açık, "Benim 48 yıllık meslek hayatım var. Bakırcılık mesleği benim baba mesleğimdir. Biz yıllardır, ‘çırağı olmayanın ustası olmaz' diyoruz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Splphwbr2EuP9PlhQoQQsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu çocuk yaşta mesleklerin öğrenilmesi demektir. Ben mesleğe 10 yaşında başladığımda, ‘geç kaldın' dediler. Okullarda rehber öğretmenlerimiz çocukları yeteneğine göre keşfedip meslek odalarına göndermeleri lazım. Okullarda teorik, biz de ise pratik eğitim verilir. İlk ve ortaokulu bitirenlerin meslek liselerine yazdıralım. Çocuklarımız meslek liselerinde hem mezun olsun hem de meslek öğrendikleri işyerlerinde çalışsın. Bu uygulama güzel ama ustaların dükkanlarında çırak yok ki meslek liselerine gönderelim.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DQpkqGcCP0eOySWbJiTSNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Okulların öğrencileri bize vermesi lazım. Okul alanlarını da genişletmemiz lazım. Meslek liselerinin sayısının çoğaltmamız lazım. Artık rahat bir nefes almamız lazım. Bize ilaç gibi eleman lazım. Meslek odalarının bu işe eli değmezse bu işte başarı sağlayamazlar. Çünkü sadece benim 48 yıllık meslek hayatım var. Bilen bilmeyene öğretecek. Atölyelerimizin kullanılmasına müsaade ederiz. Usta sahada yetişir, iş yerinde yetişir. Çırak usta ilişkisini çocuk yaşamalıdır. Ustalarımızın yanında meslek öğrenecek ve yetişecek. O zaman hedefimize ulaşırız" dedi.Meslekte son nesil olduklarını belirten 40 yaşındaki kalaycı ustası Ramazan Toprak da çocukluğundan beri kalaycılık mesleğini yaptığını ve kentte 5-6 kalaycı ustasının kaldığını ifade etti</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İdeal uyku saati nedir? Zamanlama detayı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ideal-uyku-saati-nedir-zamanlama-detayi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ideal-uyku-saati-nedir-zamanlama-detayi</guid>
<description><![CDATA[ Vücudunuzun sirkadiyen ritim adı verilen doğal bir saati vardır. Bu saat, ne zaman uykulu hissedeceğinizi ve ne zaman uyanacağınızı işaret eder. Güneş batarken ve hava kararırken beyniniz, uykuya hazırlanmanıza yardımcı olan bir hormon olan melatonin salgılar. Çok geç yatarsanız, vücudunuzun saatini karıştırabilir ve uykuya dalmayı veya uykuya dalmayı zorlaştırabilirsiniz.Uykunun sağlığımız için son derece önemli olduğu gerçeği yetersiz kalır. Hepimiz derin uykunun vücudumuzu onardığını, bağışıklığımızı geliştirdiğini, bilişsel işlevimizi iyileştirdiğini ve vücudun rahatlamasına yardımcı olduğunu biliyoruz. Ancak, uyumanız gereken saat sayısına (7-8) çok fazla vurgu yapılırken, en az bunun kadar önemli olan, hatta daha da önemli olan ne zaman uyumanız gerektiği hakkında pek fazla şey bilinmemektedir.Vücudunuzun sirkadiyen ritim adı verilen doğal bir saati vardır. Bu saat, ne zaman uykulu hissedeceğinizi ve ne zaman uyanacağınızı işaret eder. Güneş batarken ve hava kararırken beyniniz uykuya hazırlanmanıza yardımcı olan bir hormon olan melatonin salgılar. Çok geç yatarsanız vücudunuzun saatini karıştırabilir ve uykuya dalmayı veya dinlenmiş bir şekilde uyanmayı zorlaştırabilirsiniz.Araştırmalar, uyumak için en iyi saatin akşam 10 civarı olduğunu gösteriyor. Bu, vücudunuzun doğal ritmine uyuyor ve ihtiyacınız olan derin, dinlendirici uykuyu almanıza yardımcı oluyor. Uyku uzmanı olan Dr. Colleen Lance, &quot;Güneş batarken beyniniz ışık eksikliğinden dolayı uyku vaktinin geldiğini algılar ve melatonin salgılanmasını tetikler.&quot; şeklinde alıntılanmıştır. Bu süreç vücudunuzun doğal olarak uykuya hazırlanmasına yardımcı olur.Çoğu yetişkinin sağlıklı ve uyanık kalmak için her gece 7 ila 9 saat uykuya ihtiyacı vardır, ancak bireysel ihtiyaçlar değişebilir. Önde gelen doktorlar, 16 saatten fazla uyanık kalmamamız gerektiği görüşündedir, bu da bize sekiz saat uyku bırakır. Bu nedenle, akşam 10&#039;da yatağa girip sabah 6&#039;da uyanırsanız, önerilen sekiz saati alırsınız.Geç yatmanın uzun vadede neden zararlı olabileceği:Geç yatmak veya düzensiz bir uyku programına sahip olmak şu gibi sorunlara neden olabilir:Uykuya dalma veya uyanmada sorunGündüz yorgunluğu ve konsantrasyon eksikliğiObezite, diyabet ve kalp hastalığı riskinin artmasıAnksiyete veya depresyon gibi ruh hali sorunlarıDoktorlar sağlıklı bir uyku rutini için şu ipuçlarını öneriyor:Her gün aynı saatte yatağa girin ve uyanın
Yatmadan önce ekranlardan ve parlak ışıklardan kaçının (bu, hiçbir alet kullanmamak anlamına gelir - bunun yerine okuyabilir veya biraz müzik dinleyebilirsiniz)
Akşam yemeğinizi uyumadan en az 2-3 saat önce yiyin
Yatak odanızı sessiz, serin ve karanlık yapınVücut saatinizi ayarlamanıza yardımcı olması için gün içinde biraz güneş ışığı alın ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UqftG7VfQEuOzHfpoGO2Wg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İdeal, uyku, saati, nedir, Zamanlama, detayı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UqftG7VfQEuOzHfpoGO2Wg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İdeal uyku saati nedir? Zamanlama detayı"><p>Vücudunuzun sirkadiyen ritim adı verilen doğal bir saati vardır. Bu saat, ne zaman uykulu hissedeceğinizi ve ne zaman uyanacağınızı işaret eder. Güneş batarken ve hava kararırken beyniniz, uykuya hazırlanmanıza yardımcı olan bir hormon olan melatonin salgılar. Çok geç yatarsanız, vücudunuzun saatini karıştırabilir ve uykuya dalmayı veya uykuya dalmayı zorlaştırabilirsiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LdXwQlgrpkaqalSCWm-GXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uykunun sağlığımız için son derece önemli olduğu gerçeği yetersiz kalır. Hepimiz derin uykunun vücudumuzu onardığını, bağışıklığımızı geliştirdiğini, bilişsel işlevimizi iyileştirdiğini ve vücudun rahatlamasına yardımcı olduğunu biliyoruz. Ancak, uyumanız gereken saat sayısına (7-8) çok fazla vurgu yapılırken, en az bunun kadar önemli olan, hatta daha da önemli olan ne zaman uyumanız gerektiği hakkında pek fazla şey bilinmemektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IqlImUAPrE6ZL675DFTgAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuzun sirkadiyen ritim adı verilen doğal bir saati vardır. Bu saat, ne zaman uykulu hissedeceğinizi ve ne zaman uyanacağınızı işaret eder. Güneş batarken ve hava kararırken beyniniz uykuya hazırlanmanıza yardımcı olan bir hormon olan melatonin salgılar. Çok geç yatarsanız vücudunuzun saatini karıştırabilir ve uykuya dalmayı veya dinlenmiş bir şekilde uyanmayı zorlaştırabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7_C5za3McUGmqYVSjw9m0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, uyumak için en iyi saatin akşam 10 civarı olduğunu gösteriyor. Bu, vücudunuzun doğal ritmine uyuyor ve ihtiyacınız olan derin, dinlendirici uykuyu almanıza yardımcı oluyor. Uyku uzmanı olan Dr. Colleen Lance, "Güneş batarken beyniniz ışık eksikliğinden dolayı uyku vaktinin geldiğini algılar ve melatonin salgılanmasını tetikler." şeklinde alıntılanmıştır. Bu süreç vücudunuzun doğal olarak uykuya hazırlanmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3OYOQQzsk0GiePMDKnlaGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoğu yetişkinin sağlıklı ve uyanık kalmak için her gece 7 ila 9 saat uykuya ihtiyacı vardır, ancak bireysel ihtiyaçlar değişebilir. Önde gelen doktorlar, 16 saatten fazla uyanık kalmamamız gerektiği görüşündedir, bu da bize sekiz saat uyku bırakır. Bu nedenle, akşam 10'da yatağa girip sabah 6'da uyanırsanız, önerilen sekiz saati alırsınız.Geç yatmanın uzun vadede neden zararlı olabileceği:Geç yatmak veya düzensiz bir uyku programına sahip olmak şu gibi sorunlara neden olabilir:Uykuya dalma veya uyanmada sorunGündüz yorgunluğu ve konsantrasyon eksikliğiObezite, diyabet ve kalp hastalığı riskinin artmasıAnksiyete veya depresyon gibi ruh hali sorunları</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dXNu-w6JZkeXWa8us9XmPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorlar sağlıklı bir uyku rutini için şu ipuçlarını öneriyor:Her gün aynı saatte yatağa girin ve uyanın
Yatmadan önce ekranlardan ve parlak ışıklardan kaçının (bu, hiçbir alet kullanmamak anlamına gelir - bunun yerine okuyabilir veya biraz müzik dinleyebilirsiniz)
Akşam yemeğinizi uyumadan en az 2-3 saat önce yiyin
Yatak odanızı sessiz, serin ve karanlık yapınVücut saatinizi ayarlamanıza yardımcı olması için gün içinde biraz güneş ışığı alın</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gıda uzmanı herkesin yaptığı hatayı açıkladı: Asla buzdolabında saklamayın</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gida-uzmani-herkesin-yaptigi-hatayi-acikladi-asla-buzdolabinda-saklamayin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gida-uzmani-herkesin-yaptigi-hatayi-acikladi-asla-buzdolabinda-saklamayin</guid>
<description><![CDATA[ Evlerde en çok kullanılan temel gıdalardan biri olan soğan, yanlış saklama koşulları nedeniyle beklenenden çok daha hızlı bozulabiliyor. Uzmanlara göre bu hatanın başında soğanları buzdolabında muhafaza etmek geliyor.Dolapta çürüyen sebzelerle karşılaşmak, birçok kişi için can sıkıcı bir durum. Ancak özellikle soğanların beklenenden kısa sürede yumuşayıp çürümeye başlamasının ardında yanlış saklama alışkanlıkları yatıyor.Gıda uzmanı Melissa Alink, The Mirror’a yaptığı açıklamada, bütün soğanların buzdolabında saklanabileceğini ancak bunun tavsiye edilmediğini belirtiyor. Alink, “Çiğ soğanlar buzdolabındaki nemi çabuk emer ve bu da onların daha yumuşak hale gelmesine neden olur” diyor.Soğanlar buzdolabı gibi soğuk ortamlarda saklandığında, içlerindeki nişasta hızla şekere dönüşüyor. Bu süreç, soğanın dokusunu bozarak lapa gibi olmasına yol açıyor. Diğer yandan, yüksek sıcaklıkta saklanan soğanlar ise filizlenme eğilimi gösteriyor.Melissa Alink, soğanların ideal saklama ortamının karanlık, kuru ve iyi havalandırılan alanlar olduğunu söylüyor. Kiler, çekmece ya da dolap gibi ılık olmayan yerler, bu anlamda doğru tercih. Ancak lavabo altı veya bodrum gibi nemli alanlardan mutlaka kaçınılmalı.Uzmanlar, soğanların plastik poşetlerde saklanmaması gerektiği konusunda da uyarıyor. Bu tür ambalajlar hava almayı engellediğinden, nemi hapsederek çürümeyi hızlandırıyor. Bunun yerine tel sepetler, file torbalar ya da havalandırmalı kasalar kullanılmalı.İlginç bir öneri ise naylon çorap yöntemi. Soğanlar tek tek eski bir taytın bacak kısmına yerleştiriliyor, her birinin üstü bağlanarak bir ‘soğan zinciri’ oluşturuluyor. Bu yöntem hem havalandırmayı sağlıyor hem de uzun süreli muhafaza imkânı sunuyor.Bütün soğanların aksine, kesilmiş, doğranmış ya da pişirilmiş soğanlar mutlaka buzdolabında saklanmalı. Ancak bu noktada da dikkat edilmesi gereken detaylar var. Alink, “Dilimlenmiş soğanlar streç filme sarılmalı ve hava geçirmez bir kapta saklanmalı” diyor.Ayrıca doğranmış soğanlar, buzdolabındaki diğer sebzelerin saldığı etilen gazına karşı da korunmalı. Bu gaz, olgunlaşma sürecini hızlandırarak bozulmaya yol açabiliyor. Bu nedenle doğranmış soğanları fermuarlı plastik torbalar içinde muhafaza etmek en güvenli yöntem.Bütün soğanları buzdolabında saklamayın.Karanlık, serin ve havadar ortamlarda muhafaza edin.Plastik poşetlerden uzak durun, tel sepet veya file torba tercih edin.Naylon çorap yöntemi ile uzun süreli saklama sağlayın.Doğranmış soğanları mutlaka buzdolabında, hava geçirmez kaplarda saklayın.Soğanların tazeliğini korumak, basit ama etkili saklama yöntemleriyle mümkün. Biraz dikkatle hem israfı önleyebilir hem de yemeklerinize lezzet katmaya devam edebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ad5_kvD0nUqxVENSQ99eMw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gıda, uzmanı, herkesin, yaptığı, hatayı, açıkladı:, Asla, buzdolabında, saklamayın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ad5_kvD0nUqxVENSQ99eMw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gıda uzmanı herkesin yaptığı hatayı açıkladı: Asla buzdolabında saklamayın"><p>Evlerde en çok kullanılan temel gıdalardan biri olan soğan, yanlış saklama koşulları nedeniyle beklenenden çok daha hızlı bozulabiliyor. Uzmanlara göre bu hatanın başında soğanları buzdolabında muhafaza etmek geliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jQb_-2TJ-UGR35V80IghBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dolapta çürüyen sebzelerle karşılaşmak, birçok kişi için can sıkıcı bir durum. Ancak özellikle soğanların beklenenden kısa sürede yumuşayıp çürümeye başlamasının ardında yanlış saklama alışkanlıkları yatıyor.Gıda uzmanı Melissa Alink, The Mirror’a yaptığı açıklamada, bütün soğanların buzdolabında saklanabileceğini ancak bunun tavsiye edilmediğini belirtiyor. Alink, “Çiğ soğanlar buzdolabındaki nemi çabuk emer ve bu da onların daha yumuşak hale gelmesine neden olur” diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IhuIF5raRUGIvejhQIUR4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğanlar buzdolabı gibi soğuk ortamlarda saklandığında, içlerindeki nişasta hızla şekere dönüşüyor. Bu süreç, soğanın dokusunu bozarak lapa gibi olmasına yol açıyor. Diğer yandan, yüksek sıcaklıkta saklanan soğanlar ise filizlenme eğilimi gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AM7qdSVCAUSow1_fqhE_yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Melissa Alink, soğanların ideal saklama ortamının karanlık, kuru ve iyi havalandırılan alanlar olduğunu söylüyor. Kiler, çekmece ya da dolap gibi ılık olmayan yerler, bu anlamda doğru tercih. Ancak lavabo altı veya bodrum gibi nemli alanlardan mutlaka kaçınılmalı.Uzmanlar, soğanların plastik poşetlerde saklanmaması gerektiği konusunda da uyarıyor. Bu tür ambalajlar hava almayı engellediğinden, nemi hapsederek çürümeyi hızlandırıyor. Bunun yerine tel sepetler, file torbalar ya da havalandırmalı kasalar kullanılmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-vpSCvzjOk6GYjSSEa9fjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlginç bir öneri ise naylon çorap yöntemi. Soğanlar tek tek eski bir taytın bacak kısmına yerleştiriliyor, her birinin üstü bağlanarak bir ‘soğan zinciri’ oluşturuluyor. Bu yöntem hem havalandırmayı sağlıyor hem de uzun süreli muhafaza imkânı sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I__AuAjySUuR4R4S6OPraw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bütün soğanların aksine, kesilmiş, doğranmış ya da pişirilmiş soğanlar mutlaka buzdolabında saklanmalı. Ancak bu noktada da dikkat edilmesi gereken detaylar var. Alink, “Dilimlenmiş soğanlar streç filme sarılmalı ve hava geçirmez bir kapta saklanmalı” diyor.Ayrıca doğranmış soğanlar, buzdolabındaki diğer sebzelerin saldığı etilen gazına karşı da korunmalı. Bu gaz, olgunlaşma sürecini hızlandırarak bozulmaya yol açabiliyor. Bu nedenle doğranmış soğanları fermuarlı plastik torbalar içinde muhafaza etmek en güvenli yöntem.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tNmyl-PQp0Wa07wNN9j7xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bütün soğanları buzdolabında saklamayın.Karanlık, serin ve havadar ortamlarda muhafaza edin.Plastik poşetlerden uzak durun, tel sepet veya file torba tercih edin.Naylon çorap yöntemi ile uzun süreli saklama sağlayın.Doğranmış soğanları mutlaka buzdolabında, hava geçirmez kaplarda saklayın.Soğanların tazeliğini korumak, basit ama etkili saklama yöntemleriyle mümkün. Biraz dikkatle hem israfı önleyebilir hem de yemeklerinize lezzet katmaya devam edebilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eşsiz keşif: &amp;quot;Kayıp Şehir&amp;quot; bulundu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/essiz-kesif-kayip-sehir-bulundu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/essiz-kesif-kayip-sehir-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Atlantik Okyanusu&#039;nun 700 metre derinliğindeki eşsiz bir jeolojik fenomen, bilim insanları tarafından “Kayıp Şehir” olarak adlandırıldı.Bilim insanları, Atlantik Okyanusu&#039;nun 700 metre derinliğinde ulaştıkları eşsiz jeolojik fenomene “Kayıp Şehir” adını verdi.Hidrojen ve metan bakımından zengin alkali sıvılar püskürten 70 metre yüksekliğinde etkileyici “bacalara” sahip hidrotermal bacalar alanı, çok çeşitli mikroorganizmalara ve küçük omurgasızlara ev sahipliği yapan bir ekosistem oluşturuyor.Bilim insanları tarafından 2000 yılında keşfedilen bu bölge, okyanusta bilinen en uzun ömürlü havalandırma ortamı.En az 120 bin yıldır ve belki de daha uzun bir süredir, bu yerde ortaya çıkan manto deniz suyuyla reaksiyona girerek okyanusa hidrojen, metan ve diğer gazları püskürtüyor.Saha kuyularının çatlak ve yarıklarında hidrokarbonlar, oksijen olmasa bile yeni mikrobiyal toplulukları besliyor.AŞIRI KOŞULLARA RAĞMEN YAŞAM VAR40 derecede gaz püskürten bacalar, bol miktarda salyangoz ve kabuklu hayvana ev sahipliği yapıyor. Yengeçler, karidesler, deniz kestaneleri ve yılan balıkları gibi daha büyük hayvanlar nadir görülüyor, ancak mevcutlar.Ekstrem ortama (sıcaklık, basınç) rağmen bölge yaşamla dolup taşıyor gibi görünüyor.2024 yılında rekor bir kaya konsantrasyonu kaydedildi. Bilim insanları bu çekirdeğin milyarlarca yıl önce Dünya&#039;da yaşamın nasıl ortaya çıktığına dair önemli ipuçları sağlayabileceğini umuyor.Bilim insanları bunun gibi hidrotermal alanların ve okyanusların diğer bölgelerinin varlığını kesin olarak kabul etseler de, Kayıp Şehir şu ana kadar tespit edebildikleri tek alan.Kayıp Şehir&#039;de üretilen hidrokarbonlar atmosferik karbondioksit veya güneş ışığından değil, deniz tabanındaki kimyasal reaksiyonlardan oluştu.Hidrokarbonlar yaşamın yapı taşları olduğundan, bu durum yaşamın buna benzer bir habitattan gelmiş olabileceği ihtimalini açık bırakıyor. Ve sadece bizim gezegenimizde değil. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8-emkYm6Pk-g9BSLCw1Jrg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eşsiz, keşif:, Kayıp, Şehir, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8-emkYm6Pk-g9BSLCw1Jrg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Eşsiz keşif: " kay bulundu><p>Atlantik Okyanusu'nun 700 metre derinliğindeki eşsiz bir jeolojik fenomen, bilim insanları tarafından “Kayıp Şehir” olarak adlandırıldı.</p><p>Bilim insanları, Atlantik Okyanusu'nun 700 metre derinliğinde ulaştıkları eşsiz jeolojik fenomene “Kayıp Şehir” adını verdi.</p><p>Hidrojen ve metan bakımından zengin alkali sıvılar püskürten 70 metre yüksekliğinde etkileyici “bacalara” sahip hidrotermal bacalar alanı, çok çeşitli mikroorganizmalara ve küçük omurgasızlara ev sahipliği yapan bir ekosistem oluşturuyor.</p><p>Bilim insanları tarafından 2000 yılında keşfedilen bu bölge, okyanusta bilinen en uzun ömürlü havalandırma ortamı.</p><p>En az 120 bin yıldır ve belki de daha uzun bir süredir, bu yerde ortaya çıkan manto deniz suyuyla reaksiyona girerek okyanusa hidrojen, metan ve diğer gazları püskürtüyor.</p><p>Saha kuyularının çatlak ve yarıklarında hidrokarbonlar, oksijen olmasa bile yeni mikrobiyal toplulukları besliyor.</p><p><strong>AŞIRI KOŞULLARA RAĞMEN YAŞAM VAR</strong></p><p>40 derecede gaz püskürten bacalar, bol miktarda salyangoz ve kabuklu hayvana ev sahipliği yapıyor. Yengeçler, karidesler, deniz kestaneleri ve yılan balıkları gibi daha büyük hayvanlar nadir görülüyor, ancak mevcutlar.</p><p>Ekstrem ortama (sıcaklık, basınç) rağmen bölge yaşamla dolup taşıyor gibi görünüyor.</p><p>2024 yılında rekor bir kaya konsantrasyonu kaydedildi. Bilim insanları bu çekirdeğin milyarlarca yıl önce Dünya'da yaşamın nasıl ortaya çıktığına dair önemli ipuçları sağlayabileceğini umuyor.</p><p>Bilim insanları bunun gibi hidrotermal alanların ve okyanusların diğer bölgelerinin varlığını kesin olarak kabul etseler de, Kayıp Şehir şu ana kadar tespit edebildikleri tek alan.</p><p>Kayıp Şehir'de üretilen hidrokarbonlar atmosferik karbondioksit veya güneş ışığından değil, deniz tabanındaki kimyasal reaksiyonlardan oluştu.</p><p>Hidrokarbonlar yaşamın yapı taşları olduğundan, bu durum yaşamın buna benzer bir habitattan gelmiş olabileceği ihtimalini açık bırakıyor. Ve sadece bizim gezegenimizde değil.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayvanlar depremi önceden hisseder mi? Kedi, köpek, kuş depremi ne kadar önce hisseder, ne yaparlar?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hayvanlar-depremi-oenceden-hisseder-mi-kedi-koepek-kus-depremi-ne-kadar-oence-hisseder-ne-yaparlar</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hayvanlar-depremi-oenceden-hisseder-mi-kedi-koepek-kus-depremi-ne-kadar-oence-hisseder-ne-yaparlar</guid>
<description><![CDATA[ Depremi hayvanların hissettiği kanısı yüzyıllardır süren kanılar arasındadır. Özellikle evcil hayvan besleyenler depreme dakikalar belki de günler kala minik dostlarının tuhaf hareketler sergilediklerini öne sürüyor. Kedi, köpek, kedi, inek gibi birçok çeşit hayvanı gözlemleyen bilim insanları &#039;&#039;Hayvanlar depremi hisseder mi, kaç dakika önce hisseder?&#039;&#039; sorularına yanıt vermek için çalışıyor.Deprem öncesinde açığa çıkan elektromanyetik alanın hayvanlar üzerinde etkili olduğu düşünülse de konuya dair çeşitli tezler sunuluyor. Hayvanların depremi önceden hissettiği ve buna yönelik tuhaf davranışlar sergilediği düşünülüyor. İşte, detaylar...Hayvanlardaki değişimleri kestirmenin çok zor olduğu bilim insaları tarafından söyleniyor. Ancak hayvanlarda görülen davranış değişikliklerinin temelde, depremöncesinde meydana gelen manyetik alan değişimleriyle alakalı olduğu düşünülüyor. Deprem öncesi meydana gelen elektromanyetik değişimler hayvanlar tarafından filtreli olarak algılanır ve içgüdüsel olarak yorumlanır. Buna bağlı olarak da hayvanlar depremin öncüsü olan ipuçlarını değerlendirerek idrak eder ve buna uygun da pozisyon alır. Böylece hayatta kalmayı sağlar. Yerin altındaki aktif fay hatlarındaki kaya kristallerinin parçalanmasıyla ortaya çıktığı düşünülen elektromanyetik dalgaları algılayan hayvanların ise kaçış halinde olduğu öne sürülüyor.Konu üzerine Almanya&#039;da çalışmalar yürüten Martin Wikelski, hayvanların depremi hissettiğini savunmuş ve buna yönelik deneyler yapmıştır. Deneyleri üzerine hissedilen 8 büyük depremin 7&#039;sini 45 dakikadan fazla bir süre önceden köpek, inek ve koyunlar tarafından hissedildiğini iddia etti. Wikelski, hayvanlar depremden yaklaşık 45 dakika önce olağanüstü hareketlilik yaşadıklarını belirtir. Yine iddiasına göre hayvanların depremleri potansiyel olarak 12 saat önceden bilebileceklerini bildirdi.2016&#039;da ABD&#039;nin Oklahoma eyaletindeki depremde 15 dakika önce kuşlarda dikkat çeken hareketlilik oldu.Kediler depremden önce saklanma eğiliminde olur.
Köpekler, havlama, sahibini takip etme durumundadır.
Balıklar, sudan dışarı çıkma eğiliminde ve sudaki derinliğini sürekli olarak değiştirme halindedirler.
İnek, at, kedi, köpek, keçi, kuş türlerinde genel olarak heyecanlanma, sinirli davranışlar, saldırganlık, saklanma, olduğu yerden kaçma tutumları görülür. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nVMIH8BcGUmB3y7DlPQObA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hayvanlar, depremi, önceden, hisseder, mi, Kedi, köpek, kuş, depremi, kadar, önce, hisseder, yaparlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nVMIH8BcGUmB3y7DlPQObA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kedi, köpek, kuş, inek depremi önceden hisseder mi?"><p>Depremi hayvanların hissettiği kanısı yüzyıllardır süren kanılar arasındadır. Özellikle evcil hayvan besleyenler depreme dakikalar belki de günler kala minik dostlarının tuhaf hareketler sergilediklerini öne sürüyor. Kedi, köpek, kedi, inek gibi birçok çeşit hayvanı gözlemleyen bilim insanları ''Hayvanlar depremi hisseder mi, kaç dakika önce hisseder?'' sorularına yanıt vermek için çalışıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WZ02q26Q3Umi-MqGY7OHNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deprem öncesinde açığa çıkan elektromanyetik alanın hayvanlar üzerinde etkili olduğu düşünülse de konuya dair çeşitli tezler sunuluyor. Hayvanların depremi önceden hissettiği ve buna yönelik tuhaf davranışlar sergilediği düşünülüyor. İşte, detaylar...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bqQ5QH4N6UmMh5vMo8Gifg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayvanlardaki değişimleri kestirmenin çok zor olduğu bilim insaları tarafından söyleniyor. Ancak hayvanlarda görülen davranış değişikliklerinin temelde, depremöncesinde meydana gelen manyetik alan değişimleriyle alakalı olduğu düşünülüyor. Deprem öncesi meydana gelen elektromanyetik değişimler hayvanlar tarafından filtreli olarak algılanır ve içgüdüsel olarak yorumlanır. Buna bağlı olarak da hayvanlar depremin öncüsü olan ipuçlarını değerlendirerek idrak eder ve buna uygun da pozisyon alır. Böylece hayatta kalmayı sağlar. Yerin altındaki aktif fay hatlarındaki kaya kristallerinin parçalanmasıyla ortaya çıktığı düşünülen elektromanyetik dalgaları algılayan hayvanların ise kaçış halinde olduğu öne sürülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2yQM2V1H7U6YahwzK2a3mA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konu üzerine Almanya'da çalışmalar yürüten Martin Wikelski, hayvanların depremi hissettiğini savunmuş ve buna yönelik deneyler yapmıştır. Deneyleri üzerine hissedilen 8 büyük depremin 7'sini 45 dakikadan fazla bir süre önceden köpek, inek ve koyunlar tarafından hissedildiğini iddia etti. Wikelski, hayvanlar depremden yaklaşık 45 dakika önce olağanüstü hareketlilik yaşadıklarını belirtir. Yine iddiasına göre hayvanların depremleri potansiyel olarak 12 saat önceden bilebileceklerini bildirdi.2016'da ABD'nin Oklahoma eyaletindeki depremde 15 dakika önce kuşlarda dikkat çeken hareketlilik oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8wmiVNuOPUyHhK7YvO3o4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kediler depremden önce saklanma eğiliminde olur.
Köpekler, havlama, sahibini takip etme durumundadır.
Balıklar, sudan dışarı çıkma eğiliminde ve sudaki derinliğini sürekli olarak değiştirme halindedirler.
İnek, at, kedi, köpek, keçi, kuş türlerinde genel olarak heyecanlanma, sinirli davranışlar, saldırganlık, saklanma, olduğu yerden kaçma tutumları görülür.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eski paraları hurda olarak satıyor: &amp;apos;&amp;apos;O zamanlar geçerliydi, şimdi ise antika&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/eski-paralari-hurda-olarak-satiyor-o-zamanlar-gecerliydi-simdi-ise-antika</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/eski-paralari-hurda-olarak-satiyor-o-zamanlar-gecerliydi-simdi-ise-antika</guid>
<description><![CDATA[ Eskişehir&#039;de hurdacı Ragıp Yılmaz&#039;ın eskiden ödeme olarak aldığı ama artık maddi değeri olmaması nedeniyle sattığı paralar, ilgi topluyor.Hurdacılık yaparak geçimini sağlayan Ragıp Yılmaz, 1970&#039;li yıllarda seyyar satıcılık yaptığı dönemlerde ödeme olarak aldığı ve artık maddi değeri olmayan paralara tezgahında yer veriyor.Farklı yıllara ait eski madeni paralar ilginç görüntüsü ile vatandaşların dikkatini çekiyor.Yılmaz&#039;ın cüzi fiyatlarla satışa sunduğu paralar, günümüzde yaşattığı nostaljik hissiyat ile değer kazanıyor.Konuyla ilgili açıklamada bulunan Ragıp Yılmaz, &quot;1970&#039;li yıllarda okullarda seyyar satış yapıyordum. O zamanlarda çocukların bana ödeme yapmak için kullandıkları paraları satıyorum. Bu paralar geçerliydi, günümüzde ise antika&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yXTDMLC1CEK8geeI756Tew.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eski, paraları, hurda, olarak, satıyor:, O, zamanlar, geçerliydi, şimdi, ise, antika</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yXTDMLC1CEK8geeI756Tew.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Eski paraları hurda olarak satıyor"><p>Eskişehir'de hurdacı Ragıp Yılmaz'ın eskiden ödeme olarak aldığı ama artık maddi değeri olmaması nedeniyle sattığı paralar, ilgi topluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NTpeEq87S0OzrOyWE-1AAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hurdacılık yaparak geçimini sağlayan Ragıp Yılmaz, 1970'li yıllarda seyyar satıcılık yaptığı dönemlerde ödeme olarak aldığı ve artık maddi değeri olmayan paralara tezgahında yer veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B08kEliCSUeDv95MoQRKNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Farklı yıllara ait eski madeni paralar ilginç görüntüsü ile vatandaşların dikkatini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AvuVJig8GkyNTSp7atDAaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yılmaz'ın cüzi fiyatlarla satışa sunduğu paralar, günümüzde yaşattığı nostaljik hissiyat ile değer kazanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z0UusVlauE2OonZhS6izOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konuyla ilgili açıklamada bulunan Ragıp Yılmaz, "1970'li yıllarda okullarda seyyar satış yapıyordum. O zamanlarda çocukların bana ödeme yapmak için kullandıkları paraları satıyorum. Bu paralar geçerliydi, günümüzde ise antika" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QGNNEmKc1k-WZ4c5kN1FFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı uyardı: Deprem kaygısıyla mücadele için plan yapmak şart!</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-uyardi-deprem-kaygisiyla-mucadele-icin-plan-yapmak-sart</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-uyardi-deprem-kaygisiyla-mucadele-icin-plan-yapmak-sart</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye deprem gerçeğini en yakından yaşayan ülkelerden biri. Ama depreme ne kadar hazırız sorusu bile kaygılanmak için yeterli oluyor. Son olarak İstanbul&#039;da meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremin ardından uzmanlardan gelen farklı açıklamalar, nedeniyle pek çok kişi büyük bir kaygı yaşıyor. Peki bu deprem kaygısıyla nasıl mücadele etmek gerekiyor? Klinik Psikolog Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu NTVRadyo’da yayınlanan Doktor Bana Doğru Söyle programında Zeynepgül Alp’in sorularını yanıtladı.Hepimiz aynı korkuyu yaşadık ve hatta bu riskle de hayatımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Bazıları için mücadele edilebilir bir durum olurken bazıları için büyük bir kaygı ve soruna dönüşebiliyor deprem kaygısı. Öyle ki son depremde bu nedenle, yani kendilerini balkondan atanlardan, panik atak geçirenlere kadar 250&#039;den fazla kişinin sağlık kuruluşlarına başvurduğunu biliyoruz. Bu durumlarda soğuk kanlılığı nasıl korumalıyız? Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, deprem kaygısını yönetmenin yolunu şöyle açıklıyor; &quot;Tabii ki çok kolay değil, insanın deprem gibi bir sarsıntı sırasında korkusunu yönetebilmesi. Öncesinde bir hazırlık gerektiriyor. Böyle bir travmatik olayla karşı karşıya kaldığımızda bunu yapmak şu anda çok zor gözüküyor. Neden? Çünkü 99 depreminden beri İstanbul halkı olabilecek büyük bir depremle ilintili olarak sürekli uyarılıyor ve bu uyarılma tabii ki yoğun kaygı yaratıyor. Büyük depremin nasıl yıkım yaratacağı, nasıl kayıplara yol açacağı, hayatını nasıl sekteye uğratacağıyla ile ilgili bilgi yoğun bir şekilde var ve korkutucu açıklamalar da var. Ama maalesef biz bir deprem sırasında ne yapmalıyız, nasıl yapmalıyız, kendimizi nasıl korumalıyız? Bununla ilgili uyarılar, açıklamalar nispeten daha az, görece çok daha az diyebiliriz. Dolayısıyla deprem sırasındaki korkuyu arttıran zaten şu anda yaşadığımız kaygı. Biz kaygılı bir beklenti içerisinde olabilecek bir depremi düşünüp duruyoruz ve bununla ilgili gerçek anlamda alınması gereken tedbirleri almak yerine bundan kaygılanıyoruz ve aslında işe yaramayacak bir takım tedbir davranışları ile bu kaygıyı yönetmeye çalışıyoruz. Ne gibi? Sosyal medya mecralarında bilimsel temeli olmayan ya da çok zayıf olan birtakım kaynakları çok sık takip etmek gibi. Gün içinde depremle ilgili bilgi toplamak, telefon uygulamalarından deprem uyarılarını takip etmek, gökyüzü, hayvanlar ve sıcaklıkla deprem tahmini yapmak gibi..&quot;Deprem için bir acil eylem planı yapmak ve bunun provasını yapmak, bir deprem sırasında ne yapacağımızı, evden nasıl çıkacağımızı, neyi alıp çıkacağımızı, nereye gideceğimizi, orada ne kadar süre ne yapacağımızı planlarsak deprem sırasında bunun daha koruyucu bir etkisi olacaktır. Sadece düşünmek yetmez. Birkaç deneme ile ve periyodik denemelerle bu hazırlığı yapmak lazım.Bir deprem çantası hazırlanabilir. Birkaç tane işe yarayabilecek olan şey, dışarı çıktığınızda yanınızda bulundurabilmeniz için kolay ulaşabileceğiniz yerde deprem çantası bulundurulabilir, eşyalar sabitlenebilir. Mesela bu kadar çok depremden korkan insanların evlerinde eşyaları sabitlemediğini görüyoruz.Herhangi bir şekilde acil bir durumda birtakım insanlara ulaşabilmek için birtakım uygulamalardan da faydalanılabilir. Kaygıyı daha da aza indirgemek için bu şekilde önlemler alabiliriz en azından.Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, uzmanları dinlemenin bilgi almak için faydalı olduğunu söylüyor ancak uzman sayısını sınırlandırmanın faydalı olabileceğini vurguluyor.&quot;Uzmanları dinlemek, bilgi almak faydalı. Çünkü ne kadar bilgilenirsek o kadar kuvvetleniriz ve bu bizim bir deprem sırasındaki korkuyu yönetmemizde etkili olabilir. Fakat burada takıntılı bir şekilde farklı farklı uzmanları çok fazla dinlemek, aşırı bir bilgi arayışı içerisine girmek tersten bir strateji olacaktır. Çünkü farklı görüşler olduğundan, bazı uzmanların daha duygusal konuştuklarında bilimsellikten uzak ve korkuyu arttırdıkları durumlarda, buradaki dinleyeceğiniz insan sayısını sınırlandırmak, dinlenen süreyi sınırlandırmak daha iyi bir strateji olacaktır. &quot;Deprem korkusu, birçok insanın günlük yaşamını olumsuz etkileyen bir duygu durumuna dönüşebiliyor. Psikolojik sağlamlığın ilk adımının “kabul” olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, &quot;Bu bir kadercilik değil, duygularla yüzleşmekten bahsediyoruz. Korkuyu bastırmak ya da yok saymak yerine, onu tanımak ve ona rağmen harekete geçmek gerekir,” diyor.Deprem korkusunun sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da yoğun olarak yaşandığını belirten Şalcıoğlu, çocukların çevresinden gelen bilgi ve gözlemlerle tehdit algısı geliştirdiğini söylüyor. Ebeveynlerin çocuklardan ayrılmakta zorlandığı gibi, çocukların da ebeveynlerine yapışık bir şekilde yaşamaya başladığını ifade eden Şalcıoğlu, &quot;Bu durum sağlıksız bir bağlanmaya dönüşebilir. Ebeveynin, çocuğunu okula gönderirken bir iletişim ve erişim planı yapması ve bunu birlikte prova etmesi önemli bir adım,” diyor.Yatak ıslatma gibi belirtilerin bu dönemde sıkça görülebileceğini hatırlatan uzman, çocuklarla açık bir iletişim kurulması gerektiğin ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tTtAgHzvxE-HuwLsQGT0MA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, uyardı:, Deprem, kaygısıyla, mücadele, için, plan, yapmak, şart</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tTtAgHzvxE-HuwLsQGT0MA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı uyardı: Deprem kaygısıyla mücadele için plan yapmak şart!"><p>Türkiye deprem gerçeğini en yakından yaşayan ülkelerden biri. Ama depreme ne kadar hazırız sorusu bile kaygılanmak için yeterli oluyor. Son olarak İstanbul'da meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremin ardından uzmanlardan gelen farklı açıklamalar, nedeniyle pek çok kişi büyük bir kaygı yaşıyor. Peki bu deprem kaygısıyla nasıl mücadele etmek gerekiyor? Klinik Psikolog Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu NTVRadyo’da yayınlanan Doktor Bana Doğru Söyle programında Zeynepgül Alp’in sorularını yanıtladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bVqO6MqwREGj6_BXRdj5mw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hepimiz aynı korkuyu yaşadık ve hatta bu riskle de hayatımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Bazıları için mücadele edilebilir bir durum olurken bazıları için büyük bir kaygı ve soruna dönüşebiliyor deprem kaygısı. Öyle ki son depremde bu nedenle, yani kendilerini balkondan atanlardan, panik atak geçirenlere kadar 250'den fazla kişinin sağlık kuruluşlarına başvurduğunu biliyoruz. Bu durumlarda soğuk kanlılığı nasıl korumalıyız? Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, deprem kaygısını yönetmenin yolunu şöyle açıklıyor; "Tabii ki çok kolay değil, insanın deprem gibi bir sarsıntı sırasında korkusunu yönetebilmesi. Öncesinde bir hazırlık gerektiriyor. Böyle bir travmatik olayla karşı karşıya kaldığımızda bunu yapmak şu anda çok zor gözüküyor. Neden? Çünkü 99 depreminden beri İstanbul halkı olabilecek büyük bir depremle ilintili olarak sürekli uyarılıyor ve bu uyarılma tabii ki yoğun kaygı yaratıyor. Büyük depremin nasıl yıkım yaratacağı, nasıl kayıplara yol açacağı, hayatını nasıl sekteye uğratacağıyla ile ilgili bilgi yoğun bir şekilde var ve korkutucu açıklamalar da var. Ama maalesef biz bir deprem sırasında ne yapmalıyız, nasıl yapmalıyız, kendimizi nasıl korumalıyız? Bununla ilgili uyarılar, açıklamalar nispeten daha az, görece çok daha az diyebiliriz. Dolayısıyla deprem sırasındaki korkuyu arttıran zaten şu anda yaşadığımız kaygı. Biz kaygılı bir beklenti içerisinde olabilecek bir depremi düşünüp duruyoruz ve bununla ilgili gerçek anlamda alınması gereken tedbirleri almak yerine bundan kaygılanıyoruz ve aslında işe yaramayacak bir takım tedbir davranışları ile bu kaygıyı yönetmeye çalışıyoruz. Ne gibi? Sosyal medya mecralarında bilimsel temeli olmayan ya da çok zayıf olan birtakım kaynakları çok sık takip etmek gibi. Gün içinde depremle ilgili bilgi toplamak, telefon uygulamalarından deprem uyarılarını takip etmek, gökyüzü, hayvanlar ve sıcaklıkla deprem tahmini yapmak gibi.."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zUXrOeQ4j0WFhYkfSIhQgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deprem için bir acil eylem planı yapmak ve bunun provasını yapmak, bir deprem sırasında ne yapacağımızı, evden nasıl çıkacağımızı, neyi alıp çıkacağımızı, nereye gideceğimizi, orada ne kadar süre ne yapacağımızı planlarsak deprem sırasında bunun daha koruyucu bir etkisi olacaktır. Sadece düşünmek yetmez. Birkaç deneme ile ve periyodik denemelerle bu hazırlığı yapmak lazım.Bir deprem çantası hazırlanabilir. Birkaç tane işe yarayabilecek olan şey, dışarı çıktığınızda yanınızda bulundurabilmeniz için kolay ulaşabileceğiniz yerde deprem çantası bulundurulabilir, eşyalar sabitlenebilir. Mesela bu kadar çok depremden korkan insanların evlerinde eşyaları sabitlemediğini görüyoruz.Herhangi bir şekilde acil bir durumda birtakım insanlara ulaşabilmek için birtakım uygulamalardan da faydalanılabilir. Kaygıyı daha da aza indirgemek için bu şekilde önlemler alabiliriz en azından.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YMVL1aybCU-fnNsAahiK-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, uzmanları dinlemenin bilgi almak için faydalı olduğunu söylüyor ancak uzman sayısını sınırlandırmanın faydalı olabileceğini vurguluyor."Uzmanları dinlemek, bilgi almak faydalı. Çünkü ne kadar bilgilenirsek o kadar kuvvetleniriz ve bu bizim bir deprem sırasındaki korkuyu yönetmemizde etkili olabilir. Fakat burada takıntılı bir şekilde farklı farklı uzmanları çok fazla dinlemek, aşırı bir bilgi arayışı içerisine girmek tersten bir strateji olacaktır. Çünkü farklı görüşler olduğundan, bazı uzmanların daha duygusal konuştuklarında bilimsellikten uzak ve korkuyu arttırdıkları durumlarda, buradaki dinleyeceğiniz insan sayısını sınırlandırmak, dinlenen süreyi sınırlandırmak daha iyi bir strateji olacaktır. "Deprem korkusu, birçok insanın günlük yaşamını olumsuz etkileyen bir duygu durumuna dönüşebiliyor. Psikolojik sağlamlığın ilk adımının “kabul” olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, "Bu bir kadercilik değil, duygularla yüzleşmekten bahsediyoruz. Korkuyu bastırmak ya da yok saymak yerine, onu tanımak ve ona rağmen harekete geçmek gerekir,” diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qTzGejUjrkC9XzN_d_HsdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deprem korkusunun sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da yoğun olarak yaşandığını belirten Şalcıoğlu, çocukların çevresinden gelen bilgi ve gözlemlerle tehdit algısı geliştirdiğini söylüyor. Ebeveynlerin çocuklardan ayrılmakta zorlandığı gibi, çocukların da ebeveynlerine yapışık bir şekilde yaşamaya başladığını ifade eden Şalcıoğlu, "Bu durum sağlıksız bir bağlanmaya dönüşebilir. Ebeveynin, çocuğunu okula gönderirken bir iletişim ve erişim planı yapması ve bunu birlikte prova etmesi önemli bir adım,” diyor.Yatak ıslatma gibi belirtilerin bu dönemde sıkça görülebileceğini hatırlatan uzman, çocuklarla açık bir iletişim kurulması gerektiğini vurguluyor. “Depremin ne olduğu, nasıl önlemler alınabileceği çocuklara yaşlarına uygun, sakin ve net bir şekilde anlatılmalı. Çocuklar, ebeveynlerinin kaygı yönetimini gözlemleyerek kendi kaygılarını düzenlemeyi öğrenirler,” şeklinde konuşuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v0JlsPAV3UORJowFxyyoAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deprem korkusuyla baş etmenin yollarını sıralayan Prof. Dr. Şalcıoğlu, öncelikle kişilerin kendilerini güvende hissettiren ama aslında koruyucu olmayan davranışları belirlemesi gerektiğini söylüyor. “Karanlıkta uyuyamamak, evde yalnız kalamamak, sürekli dışarıda olmak gibi davranışlar gerçek bir koruma sağlamaz. Bunlar birer güvenlik illüzyonudur,” diyen Şalcıoğlu, bu tür davranışların bir listeyle fark edilip yavaşça bırakılması gerektiğini ifade ediyor.Uygulamalardan deprem tahmini almaya çalışmak ya da sürekli bilgi aramak gibi davranışların da kaygıyı artırdığını belirten uzman, yaşamın olağan akışında devam etmesi gerektiğini vurguluyor: “Gerçekten koruyucu davranışlar edinmek, örneğin acil durum planı yapmak, toplanma yerlerini belirlemek, tatbikat yapmak gibi somut adımlar atmak gerekiyor. Kaçınma davranışları devam ettikçe, deprem sırasında panik daha büyük olur,” diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7pMFFXwnpkuP4FtDfaU11g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deprem gibi büyük bir belirsizlik karşısında planlı olmanın önemine de değinen Şalcıoğlu, “Kaygı, belirsizlikten beslenir. Alınan her önlem, bu bilinmezliğe bir çerçeve çizer. Ancak her şeyde olduğu gibi burada da dengeyi kaybetmemek gerekir,” diyerek sözlerini tamamlıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zilkade ayı nedir? Zilkade ayı ne zaman, hangi gün başlar? Zilkade anlamı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/zilkade-ayi-nedir-zilkade-ayi-ne-zaman-hangi-gun-baslar-zilkade-anlami</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/zilkade-ayi-nedir-zilkade-ayi-ne-zaman-hangi-gun-baslar-zilkade-anlami</guid>
<description><![CDATA[ Haram aylardan olan Zilkade, Hicri takvime göre 11. aydır. Hac ayları arasında olan Zilkade&#039;de zulüm, saldırı yasaktır. Diğer haram aylar ise Zilhicce, Muharrem ve Receb&#039;dir. Zilkade&#039;nin peşinden İslam alemi Zilhicce ayını idrak ediyor. Peki, Zilkade ne demek?Zilkade ayı, mübarek tarihler arasında yer alır ve bu zamanda &#039;&#039;o aylar içinde kendinize zulmetmeyin&#039;&#039;buyrulmuştur. Hicri takvimin 11&#039;inci ayıdır. Bu ayda Hz. Muhammed (s.a.v.)&#039;ın bir hadiste oruç tutulmasını buyurur. Zilkade ayı ne zaman, hangi tarihe denk geliyor?  ZİLKADE AYI NE ZAMAN?  Bu sene Zilkade ayı 29 Nisan Salı günü başlıyor. 27 Mayıs günü ise son günü idral ediliyor. Zilkade &#039;&#039;saygılı, hürmetli aylar&#039;&#039; olarak ifade edilir ve &#039;&#039;Aralık&#039;&#039; olarak da anıldığı olur.   ZİLKADE AYI FAZİLETİ   Zilkade ayı ve Zilhicce, Muharrem , Recep ayları haram ayları arasındadır. Ayrıca bu aylar hac ayları olarak bilinir. Bu aylarda her türlü kötülük, saldırı yasaklanmıştır.   Aynı zamanda Az. Muhammed (s.a.v) bir hadisinde &quot;Haram Aylarda üç gün oruç tutana, Allahu Teâlâ 900 senelik oruç sevabı yazar.&#039;&#039; buyurmuştur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RTlYJp9OD02bh1WYqasqSg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zilkade, ayı, nedir, Zilkade, ayı, zaman, hangi, gün, başlar, Zilkade, anlamı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RTlYJp9OD02bh1WYqasqSg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zilkade ayı ne zaman başlıyor? Zilkade ne demek?"><p>Haram aylardan olan Zilkade, Hicri takvime göre 11. aydır. Hac ayları arasında olan Zilkade'de zulüm, saldırı yasaktır. Diğer haram aylar ise Zilhicce, Muharrem ve Receb'dir. Zilkade'nin peşinden İslam alemi Zilhicce ayını idrak ediyor. Peki, Zilkade ne demek?</p>Zilkade ayı, mübarek tarihler arasında yer alır ve bu zamanda ''o aylar içinde kendinize zulmetmeyin''buyrulmuştur. Hicri takvimin 11'inci ayıdır. Bu ayda Hz. Muhammed (s.a.v.)'ın bir hadiste oruç tutulmasını buyurur. Zilkade ayı ne zaman, hangi tarihe denk geliyor?  <strong>ZİLKADE AYI NE ZAMAN?</strong>  Bu sene Zilkade ayı 29 Nisan Salı günü başlıyor. 27 Mayıs günü ise son günü idral ediliyor. Zilkade ''saygılı, hürmetli aylar'' olarak ifade edilir ve ''Aralık'' olarak da anıldığı olur.   <strong>ZİLKADE AYI FAZİLETİ</strong>   Zilkade ayı ve Zilhicce, Muharrem , Recep ayları haram ayları arasındadır. Ayrıca bu aylar hac ayları olarak bilinir. Bu aylarda her türlü kötülük, saldırı yasaklanmıştır.   Aynı zamanda Az. Muhammed (s.a.v) bir hadisinde "Haram Aylarda üç gün oruç tutana, Allahu Teâlâ 900 senelik oruç sevabı yazar.'' buyurmuştur.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Partneriniz sizden para saklıyor mu? 8 soruluk test</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/partneriniz-sizden-para-sakliyor-mu-8-soruluk-test</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/partneriniz-sizden-para-sakliyor-mu-8-soruluk-test</guid>
<description><![CDATA[ Maddiyat, çiftler arasında güven ve sorumluluk duygusunu sağlamak adına önemli bir unsurdur. Sağlıklı bir ilişki için finansal konuların açıkça konuşulması ve ortak hedeflerin belirlenmesi gerekir. İngiltere merkezli bir sigorta şirketi, partnerlerin birbirlerinin finansal durumlarına ne kadar hakim olduklarını araştırdı.Partnerinizin bilmediği gizli bir birikim hesabınız ya da köşeye ayırdığınız paranız var mı?a. Hiç yokb. Bir tanec. İki taned. Üç-dört tanee. Beş ya da daha fazla
En yaygın cevap: Eğer “hiç yok” yanıtını verdiyseniz, ankete katılanların çoğunluğuyla aynı fikirdesiniz. Katılımcıların yaklaşık yüzde 53’ü gizli bir hesabı olmadığını söylüyor. Ancak yüzde 26&#039;lık kesim,  gizli hesabı ya da parası olduğunu belirtiyor.Neden eşinizden para saklıyorsunuz? (En fazla 5 seçenek işaretleyin)a. Partnerimin bilmediği kredi kartı, borç vb. ödemeleri yapmak içinb. Çocuklarımın geleceği için (örneğin ilk evleri)c. Mali bağımsızlığımı korumak içind. Kendime sürpriz yapabilmek ya da istediğimde alışveriş yapabilmek içine. Partnerime hediye almak içinf. İlişkim biterse güvende olmak içing. Kendimi kapana kısılmış hissetmemek içinh. Tatil içini. Aileme ya da arkadaşlarıma yardım etmek içinj. Belirli bir sebebi yokEn yaygın cevap: Katılımcıların yüzde 31’i mali bağımsızlık için gizli birikim yaptığını söylüyor. Yüzde 27&#039;si ise tatil için para sakladığını ifade ediyor.Partnerinizin mali durumu hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz?a. Partnerimin finansal durumu hakkında her şeyi biliyorum.b. Genel bir fikrim var ama bir şey sakladığını düşünmüyorum.c. Genel bir fikrim var ve benden para sakladığını düşünüyorum.d. Hiçbir fikrim yokEn yaygın cevap: Katılımcıların yüzde 45’i partnerlerinin mali durumu hakkında her şeyi bildiğini düşünüyor.Partnerinizle ne sıklıkta para hakkında konuşuyorsunuz?a. Her günb. Haftada iki-altı kezc. İki-üç haftada bird. Ayda bire. İki ila on bir ayda birf. Yılda birg. Hiç konuşmamEn yaygın cevap: Katılımcıların yüzde 8’inden fazlası her gün partneriyle para konuştuğunu söylüyor. Yaklaşık yüzde 18’i ise ayda bir kez bu konuyu gündeme getiriyor. Ortalama olarak çiftler ayda yedi kez para hakkında konuşuyor.Partnerinizle para konusunda ne sıklıkta tartışıyorsunuz?a. Her günb. Haftada iki-altı kezc. İki-üç haftada bird. Ayda bire. İki ila on bir ayda birf. Yılda birg. Hiç tartışmamEn yaygın cevap: En sık verilen yanıt “hiç tartışmam” olsa da, anket çiftlerin büyük kısmının yılda bir ya da ayda birkaç kez para yüzünden tartıştığını ortaya koyuyor.Eğer tartışıyorsanız, en çok hangi konular yüzünden tartışıyorsunuz? (En fazla 5 seçenek işaretleyin)a. Gelir farklılıklarıb. Ev masrafları, tatil gibi ortak harcamalara kimin ne kadar katkı yaptığıc. Fazla tutumlu olmakd. Gizli hesaplare. Gelecek planları (emeklilik, birikim vb.)f. Kim daha fazla harcadıg. Kredi kartı kullanımıh. Fazla savurgan olmaki. Tartışma çıkaracak bir sebep yokj. Kim neyi ödeyecekk. Aşırı borçEn yaygın cevap: Katılımcıların yüzde 31’i partnerinin fazla para harcadığını düşünüyor. Yüzde 21’lik kesim ise partnerlerinin yeterince harcamadığını söylüyor.Kaç tane bireysel (sadece sizin adınıza olan) finansal hesabınız var?a. Hiç yokb. Bir tanec. İki taned. Üç-dört tanee. Beş ya da daha fazlaEn yaygın cevap: Katılımcıların yüzde 36’sı iki bireysel hesaba sahip. Yüzde 29’unun bir hesabı varken, yüzde 8’lik kesimin bireysel hesabı yok.İlişkilerde en büyük finansal tehlike işaretleri (red flag) sizce nelerdir? (En fazla 5 seçenek işaretleyin)a. Faturaları geç ödemeb. Birikimi olmamasıc. Pahalı arabalar satın almad. Sık sık borç almae. Finansal konularda gizemli davranmakf. Para hakkında övünmek ya da gösteriş yapmakg. Kumar alışkanlığıh. Finansal kontrolü elinde tutmak ya da sizi dahil etmeden karar almaki. Kötü kredi geçmişij. Aşırı tutumlu olmakk. Aşırı borçl. Çok fazla lüks marka ürün almakm. Emeklilik planı olmamasın. Benim için belirgin bir kırmızı bayrak yokEn yaygın cevap: Katılımcıların yüzde 47’si kumar alışkanlığını en büyük finansal tehlike olarak görüyor. Aşırı borç ise yüzde 44 ile ikinci sırada yer alıyor.Romantik ilişkilerde finansal konular, çiftlerin arasındaki istikrar ve uzun vadeli uyum açısından büyük önem taşır. Finansal şeffaflık ve ortak planlama, hem bireysel sınırların korunmasına hem de ilişkinin güçlenmesine destek olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x1WcVBE2RkChHKNWn3hvVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Partneriniz, sizden, para, saklıyor, mu, soruluk, test</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x1WcVBE2RkChHKNWn3hvVA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Partneriniz sizden para saklıyor mu?"><p>Maddiyat, çiftler arasında güven ve sorumluluk duygusunu sağlamak adına önemli bir unsurdur. Sağlıklı bir ilişki için finansal konuların açıkça konuşulması ve ortak hedeflerin belirlenmesi gerekir. İngiltere merkezli bir sigorta şirketi, partnerlerin birbirlerinin finansal durumlarına ne kadar hakim olduklarını araştırdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L2a60zJuCU2DFlHEVgXZkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partnerinizin bilmediği gizli bir birikim hesabınız ya da köşeye ayırdığınız paranız var mı?a. Hiç yokb. Bir tanec. İki taned. Üç-dört tanee. Beş ya da daha fazla
En yaygın cevap: Eğer “hiç yok” yanıtını verdiyseniz, ankete katılanların çoğunluğuyla aynı fikirdesiniz. Katılımcıların yaklaşık yüzde 53’ü gizli bir hesabı olmadığını söylüyor. Ancak yüzde 26'lık kesim,  gizli hesabı ya da parası olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bV3hGXKFREaN_EKGICsZjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Neden eşinizden para saklıyorsunuz? (En fazla 5 seçenek işaretleyin)a. Partnerimin bilmediği kredi kartı, borç vb. ödemeleri yapmak içinb. Çocuklarımın geleceği için (örneğin ilk evleri)c. Mali bağımsızlığımı korumak içind. Kendime sürpriz yapabilmek ya da istediğimde alışveriş yapabilmek içine. Partnerime hediye almak içinf. İlişkim biterse güvende olmak içing. Kendimi kapana kısılmış hissetmemek içinh. Tatil içini. Aileme ya da arkadaşlarıma yardım etmek içinj. Belirli bir sebebi yokEn yaygın cevap: Katılımcıların yüzde 31’i mali bağımsızlık için gizli birikim yaptığını söylüyor. Yüzde 27'si ise tatil için para sakladığını ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4h9gKW1WkESG2-kHqm15jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partnerinizin mali durumu hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz?a. Partnerimin finansal durumu hakkında her şeyi biliyorum.b. Genel bir fikrim var ama bir şey sakladığını düşünmüyorum.c. Genel bir fikrim var ve benden para sakladığını düşünüyorum.d. Hiçbir fikrim yokEn yaygın cevap: Katılımcıların yüzde 45’i partnerlerinin mali durumu hakkında her şeyi bildiğini düşünüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IIEAPkOfU0WZCUhLNENHRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partnerinizle ne sıklıkta para hakkında konuşuyorsunuz?a. Her günb. Haftada iki-altı kezc. İki-üç haftada bird. Ayda bire. İki ila on bir ayda birf. Yılda birg. Hiç konuşmamEn yaygın cevap: Katılımcıların yüzde 8’inden fazlası her gün partneriyle para konuştuğunu söylüyor. Yaklaşık yüzde 18’i ise ayda bir kez bu konuyu gündeme getiriyor. Ortalama olarak çiftler ayda yedi kez para hakkında konuşuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u08jaac7gEOQi9Jncdim4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partnerinizle para konusunda ne sıklıkta tartışıyorsunuz?a. Her günb. Haftada iki-altı kezc. İki-üç haftada bird. Ayda bire. İki ila on bir ayda birf. Yılda birg. Hiç tartışmamEn yaygın cevap: En sık verilen yanıt “hiç tartışmam” olsa da, anket çiftlerin büyük kısmının yılda bir ya da ayda birkaç kez para yüzünden tartıştığını ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1oLI5UH8sEGWu91ZPdJXeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer tartışıyorsanız, en çok hangi konular yüzünden tartışıyorsunuz? (En fazla 5 seçenek işaretleyin)a. Gelir farklılıklarıb. Ev masrafları, tatil gibi ortak harcamalara kimin ne kadar katkı yaptığıc. Fazla tutumlu olmakd. Gizli hesaplare. Gelecek planları (emeklilik, birikim vb.)f. Kim daha fazla harcadıg. Kredi kartı kullanımıh. Fazla savurgan olmaki. Tartışma çıkaracak bir sebep yokj. Kim neyi ödeyecekk. Aşırı borçEn yaygın cevap: Katılımcıların yüzde 31’i partnerinin fazla para harcadığını düşünüyor. Yüzde 21’lik kesim ise partnerlerinin yeterince harcamadığını söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xbWjrbfrfkS8mwS45OSS5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaç tane bireysel (sadece sizin adınıza olan) finansal hesabınız var?a. Hiç yokb. Bir tanec. İki taned. Üç-dört tanee. Beş ya da daha fazlaEn yaygın cevap: Katılımcıların yüzde 36’sı iki bireysel hesaba sahip. Yüzde 29’unun bir hesabı varken, yüzde 8’lik kesimin bireysel hesabı yok.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c974IiELJkS3w-pscTlgDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişkilerde en büyük finansal tehlike işaretleri (red flag) sizce nelerdir? (En fazla 5 seçenek işaretleyin)a. Faturaları geç ödemeb. Birikimi olmamasıc. Pahalı arabalar satın almad. Sık sık borç almae. Finansal konularda gizemli davranmakf. Para hakkında övünmek ya da gösteriş yapmakg. Kumar alışkanlığıh. Finansal kontrolü elinde tutmak ya da sizi dahil etmeden karar almaki. Kötü kredi geçmişij. Aşırı tutumlu olmakk. Aşırı borçl. Çok fazla lüks marka ürün almakm. Emeklilik planı olmamasın. Benim için belirgin bir kırmızı bayrak yokEn yaygın cevap: Katılımcıların yüzde 47’si kumar alışkanlığını en büyük finansal tehlike olarak görüyor. Aşırı borç ise yüzde 44 ile ikinci sırada yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uiotL88h8E2sE5g9dyO9jQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Romantik ilişkilerde finansal konular, çiftlerin arasındaki istikrar ve uzun vadeli uyum açısından büyük önem taşır. Finansal şeffaflık ve ortak planlama, hem bireysel sınırların korunmasına hem de ilişkinin güçlenmesine destek olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Retro ne zaman başlıyor ve bitiyor? Astrolojide retro ne demek? 2025 retro tarihleri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/retro-ne-zaman-basliyor-ve-bitiyor-astrolojide-retro-ne-demek-2025-retro-tarihleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/retro-ne-zaman-basliyor-ve-bitiyor-astrolojide-retro-ne-demek-2025-retro-tarihleri</guid>
<description><![CDATA[ Retro, gezegenlerin gerilemesi olarak ifade edilir. Ancak gerileme veya geri gitme durumu tamamen yanılsamadır. Gerileme durumu Güneş ve gezegenlerin hareketleri ile alakalıdır. Ancak retronun insanlar ve günlük hayat üzerindeki etkilerine inanılır. Peki, bu yıl retro tarihleri ne zaman?Güneş&#039;in ve gezegenlerin harketlerinin ortaya çıkardığı retro dönemlerinde planlar yaparken, kararlar alırken düşünülmesi gerekir. Sorumluluklar alınması ve sorunları düzeltmekle de ilgilidir. Yeni başlangıçlara uygun olmayan retro dönemleri çeşitlidir. İşte, 2025 retro tarihleri...Retrograde, geriye doğru giden, kötüleşen, bozulan anlamlarına gelir. Retro ise geri, arka, arkaya doğru anlamındadır. Adtrolojide ise geriye gitme anlamında kullanılır. Gezegenlerin geriye gitmesi, yavaşlaması gibi durumlar yanılsamadır. Dünya ve diğer gezegenlerin Güneş çevresinde farklı hızlarda dönmesi ile ilgili bir durumdur.Geçtiğimiz aylarda bazı retrolar yaşandı ve bitti. Bunlar; 6 Aralık 2024-26 Şubat 2025 Mars Retrosu, 15 Mart - 7 Nisan Merkür Retrosu.Merkür retroları yılda bir kaç kez yaşanır ve bu dönemde iletişimsel sorunlar gün yüzüne çıkabilir. Merkür Retrosu18 Temmuz -11 Ağustos 20259 - 29 Kasım 2025Venüs Retrosu 2 Mart -13 Nisan 2025Plüton Retrosu4 Mayıs -13 Ekim 2025Neptün Retrosu4 Temmuz - 10 Aralık 2025 Satürn Retrosu13 Temmuz - 27 Kasım 2025Uranüs Retrosu1 Eylül 2024 – 30 Ocak 20256 Eylül 2025- 3 Şubat 2026 Jüpiter Retrosu9 Ekim 2024 - 4 Şubat 202611 Kasım 2025 -10 Mart 2026 ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rQx4RllYp02_xp2dhTKT-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Retro, zaman, başlıyor, bitiyor, Astrolojide, retro, demek, 2025, retro, tarihleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rQx4RllYp02_xp2dhTKT-g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2025 retro tarihleri: Retro ne zaman başlıyor ve bitiyor?"><p>Retro, gezegenlerin gerilemesi olarak ifade edilir. Ancak gerileme veya geri gitme durumu tamamen yanılsamadır. Gerileme durumu Güneş ve gezegenlerin hareketleri ile alakalıdır. Ancak retronun insanlar ve günlük hayat üzerindeki etkilerine inanılır. Peki, bu yıl retro tarihleri ne zaman?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AqT5sq-gMEuKukwGFk0_yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş'in ve gezegenlerin harketlerinin ortaya çıkardığı retro dönemlerinde planlar yaparken, kararlar alırken düşünülmesi gerekir. Sorumluluklar alınması ve sorunları düzeltmekle de ilgilidir. Yeni başlangıçlara uygun olmayan retro dönemleri çeşitlidir. İşte, 2025 retro tarihleri...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MTbkXhJOO06DfK5UrTdVZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Retrograde, geriye doğru giden, kötüleşen, bozulan anlamlarına gelir. Retro ise geri, arka, arkaya doğru anlamındadır. Adtrolojide ise geriye gitme anlamında kullanılır. Gezegenlerin geriye gitmesi, yavaşlaması gibi durumlar yanılsamadır. Dünya ve diğer gezegenlerin Güneş çevresinde farklı hızlarda dönmesi ile ilgili bir durumdur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MehXe2S_bEKR-tBYD3An-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz aylarda bazı retrolar yaşandı ve bitti. Bunlar; 6 Aralık 2024-26 Şubat 2025 Mars Retrosu, 15 Mart - 7 Nisan Merkür Retrosu.Merkür retroları yılda bir kaç kez yaşanır ve bu dönemde iletişimsel sorunlar gün yüzüne çıkabilir. Merkür Retrosu18 Temmuz -11 Ağustos 20259 - 29 Kasım 2025Venüs Retrosu 2 Mart -13 Nisan 2025Plüton Retrosu4 Mayıs -13 Ekim 2025Neptün Retrosu4 Temmuz - 10 Aralık 2025 Satürn Retrosu13 Temmuz - 27 Kasım 2025Uranüs Retrosu1 Eylül 2024 – 30 Ocak 20256 Eylül 2025- 3 Şubat 2026 Jüpiter Retrosu9 Ekim 2024 - 4 Şubat 202611 Kasım 2025 -10 Mart 2026</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>63 yıldır işini severek yapıyor: &amp;quot;Altın gibi mesleğe işçi bulamıyoruz&amp;quot;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/63-yildir-isini-severek-yapiyor-altin-gibi-meslege-isci-bulamiyoruz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/63-yildir-isini-severek-yapiyor-altin-gibi-meslege-isci-bulamiyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Kırşehir&#039;de çadırcılık mesleğini tarihi Uzun Çarşıda sürdüren Mehmet Eroğlu; yaz döneminin girmesiyle iş yoğunluğunun artış göstermeye başladığını fakat çalışacak işçi bulamadıklarını söyledi.Çadırcı Mehmet Eroğlu, &quot;63 yıl boyunca tek meslek yaptım. İşçi eksikliği nedeniyle mesleğimi devretme kararı aldım. Mesleğim altın gibi bir meslek. İşçi eksikliği nedeniyle özellikle yaz dönemlerinde iş yetiştirmede zorluk yaşıyoruz&quot; dedi.Tarihi çarşıda 2 çadırcıdan birisi olan Eroğlu açıklamasında; &quot;Bazen çadır ve tente yetiştirmek için geceler boyunca çalışıyoruz. Bazen ise müşteri bulmakta zorlanıyoruz. Çıraklık ve kalfalık okulu var ama onlarda; bobinaj işçisi, motor ustası ve ağırlıklı olarak sanayi alanı için çırak yetiştiriyor.Bazen işçi geliyor, iş olmuyor. Bazen ise iş oluyor, işçi olmuyor. Fabrikasyon üretim artınca mesleğimizde etkilendi. Eskiden çadırları kendimiz dikerdik, şimdi ise fabrikalar top halinde veriyor. İşçi olsa yine kendi üretimimizi kendimiz yapardık ve para kazanırdık&quot; diye konuştu.Tarihi Uzun Çarşı&#039;da; eskimeye yüz tutmuş meslek grupları yaşatılmaya çalışılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nELI35RGfUClc3KDT_Gwbg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıldır, işini, severek, yapıyor:, Altın, gibi, mesleğe, işçi, bulamıyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nELI35RGfUClc3KDT_Gwbg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="63 yıldır işini severek yapıyor: " gibi mesle i bulam><p>Kırşehir'de çadırcılık mesleğini tarihi Uzun Çarşıda sürdüren Mehmet Eroğlu; yaz döneminin girmesiyle iş yoğunluğunun artış göstermeye başladığını fakat çalışacak işçi bulamadıklarını söyledi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jx7tTAcXUU-CAHK3937qMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çadırcı Mehmet Eroğlu, "63 yıl boyunca tek meslek yaptım. İşçi eksikliği nedeniyle mesleğimi devretme kararı aldım. Mesleğim altın gibi bir meslek. İşçi eksikliği nedeniyle özellikle yaz dönemlerinde iş yetiştirmede zorluk yaşıyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wMITpqFG4ku22LzbNYDokg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarihi çarşıda 2 çadırcıdan birisi olan Eroğlu açıklamasında; "Bazen çadır ve tente yetiştirmek için geceler boyunca çalışıyoruz. Bazen ise müşteri bulmakta zorlanıyoruz. Çıraklık ve kalfalık okulu var ama onlarda; bobinaj işçisi, motor ustası ve ağırlıklı olarak sanayi alanı için çırak yetiştiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tqdlxLI3mkqbksGnaaxEww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazen işçi geliyor, iş olmuyor. Bazen ise iş oluyor, işçi olmuyor. Fabrikasyon üretim artınca mesleğimizde etkilendi. Eskiden çadırları kendimiz dikerdik, şimdi ise fabrikalar top halinde veriyor. İşçi olsa yine kendi üretimimizi kendimiz yapardık ve para kazanırdık" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8uVFZGJKEUKdTP-kRnw46w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarihi Uzun Çarşı'da; eskimeye yüz tutmuş meslek grupları yaşatılmaya çalışılıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zeynep Bastık imaj tazeledi: Beklenmedik patlamalar (Ünlülerin değişimi)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/zeynep-bastik-imaj-tazeledi-beklenmedik-patlamalar-unlulerin-degisimi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/zeynep-bastik-imaj-tazeledi-beklenmedik-patlamalar-unlulerin-degisimi</guid>
<description><![CDATA[ Son dönemin popüler isimlerinden Zeynep Bastık, imaj tazeledi. Ünlü şarkıcı, imajını değiştiren tek isim değil. Kimi estetik operasyon yaptırıyor, kimi saçında küçük bir değişimle bambaşka bir görünüme bürünüyor. Bazıları ise estetik yaptırmıyor ve yılların akışına bırakıyor kendini. İşte ünlü isimlerin değişimleri...Kariyeri kadar özel hayatıyla da gündemden düşmeyen Zeynep Bastık, imajında radikal bir değişikliğe gitti.&quot;Dargın&quot;, &quot;Yalan&quot;, &quot;Lan&quot;, &quot;Ara&quot; gibi şarkılarıyla adını geniş kitlelere duyuran ünlü şarkıcı, kakül kestirerek yeni bir görünüme kavuştu.Zeynep Bastık, yeni majıyla verdiği pozları &quot;Beklenmedik patlamalar&quot; notuyla sosyal medya hesabından paylaştı.Kızıl Goncalar dizisi ekranlara veda etmeye hazırlanıyor. Final bölümü çekimleri biten dizinin yıldızı Mert Yazıcıoğlu, imaj tazeledi.Dizide Cüneyd karakterine hayat veren Yazıcıoğlu, saçını ve sakalını kestirdi.İmaj değişikliği bir hayranıyla çekilen fotoğrafı sayesinde ortaya çıkan Yazıcıoğlu&#039;nun yeni hali takipçilerini ikiye böldü.
Bazıları ünlü oyuncuya &quot;Her haliyle yakışıklı&quot; derken; bazıları da &quot;Sakal ona yakışıyordu&quot; yorumlarında bulundu.Star TV&#039;nin 101&#039;inci bölümüyle final yapan dizisi Yalı Çapkını&#039;nda Seyran karakterine hayat veren Afra Saraçoğlu, oyunculuk performansıyla olduğu kadar özel hayatı ve sosyal medya paylaşımlarıyla da adından söz ettiriyor.Dizinin bitmesinin ardından dinleneceğini söyleyen Saraçoğlu, imaj değiştirdi.
Koyu renkli saçlarını sarıya boyatan ünlü oyuncu, son halini takipçileriyle paylaştı.Paylaşımına &quot;Evet, sarı saç&quot; notunu düşen Saraçoğlu&#039;nun yeni saçları sosyal medyada gündem oldu.Son olarak başrollerini Barış Arduç ile paylaştığı Rüzgara Bırak filmiyle gündeme gelen Hande Erçel, bu kez İki Dünya Bir Dilek adlı filmde başrol oynayacak.Metin Akdülger ile başrolleri paylaşan ve ilk kez kendi yazdığı hikayede oynayan ünlü isim, yeni projesi için imaj değiştirdi.Saçlarını kısacık kestiren güzel oyuncu, yeni stilini sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaştı. Erçel paylaşımına &quot;Hoşgeldin Bilge&quot; notunu düştü.
Ünlü oyuncunun peruk olduğu ortaya çıkan kısa saçları kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.Maskeli Beşler serisi ve Avrupa Yakası dizisindeki rolleriyle tanınan Peker Açıkalın, uzun süredir gözlerden uzak bir yaşam sürüyor.Geçtiğimiz yıl beyin kanaması geçiren ve sağlığına yeniden kavuşan ünlü isim, imaj değiştirdi.Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan Açıkalın, saçlarını kazıttı, bıyık bıraktı. Kilo aldığı görülen ünlü ismin son hali sosyal medyada gündem oldu.Kuzey Yıldızı İlk Aşk dizisiyle şöhreti yakalayan Nilsu Berfin Aktaş, şimdilerde Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar dizisinde Ayşe karakterine hayat veriyor.Oyunculuk performansının yanında güzelliği ile de dikkat çeken Aktaş, kısa bir süre önce koyu renk olan saçlarını kumral tonlarına boyatmıştı.26 yaşındaki ünlü oyuncu, bu kez imaj tazeledi ve sarışın oldu. Platin sarısı saçlarıyla poz veren Aktaş&#039;ın yeni hali çok beğenildi.
Ünlü isme &quot;Sana her şey yakışır&quot;, &quot;Hep böyle kal&quot;, &quot;Barbie&quot;, &quot;Bu ne güzellik&quot; gibi yorumlar geldi.&quot;Çatma Yarim&quot;, &quot;Renklensin&quot;, &quot;Leila&quot; gibi şarkılarla tanınan şarkıcı Reynmen imaj değişikliğine gitti.30 yaşındaki şarkıcı, saçlarını sarıya boyattı. Reynmen, yeni tarzını sosyal medyada takipçilerinin beğenisine sundu.Geçtiğimiz yıl İtalya&#039;da Emire Cansu Kurtaran ile dünyaevine giren şarkıcı, son olarak Sefo ile yaşadığı polemik ile gündeme gelmişti.&quot;Ateşe Düştüm&quot; şarkısıyla tanınan ve son dönemde Serenay Sarıkaya ile ilişkisiyle gündemden düşmeyen şarkıcı Mert Demir, ünlü oyuncuyla reklam aşkı yaşadığı iddiaları sonrası &quot;Bir süre uzak kalacağım&quot; açıklaması yapmıştı.Uzun bir süre sonra sahneye çıkan ünlü şarkıcı imaj değiştirdi. Mert Demir&#039;in dönüşü sadece sahne performansıyla değil yeni tarzıyla dikkat çekti.Saçlarını kısacık kestiren ve kilo aldığı görülen Mert Demir&#039;in bıyıkları da gözlerden kaçmadı.
Ünlü şarkıcının yeni imajı hayranlarını ikiye böldü. Bazı sosyal medya kullanıcıları &quot;Çok yakışmış&quot; gibi yorumlar yaparken, bazıları da &quot;Hiç olmamış&quot; şeklinde eleştiri de bulundu.Bir süredir ekranlardan uzak olan oyuncu Demet Özdemir yeni dizisiyle ekranlara dönmeye hazırlanıyor. Erkenci Kuş ve Doğduğun Ev Kaderindir gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu geçtiğimiz günlerde 33 yaşına bastı.Doğum günü partisinden yaptığı paylaşımlarla adından söz ettiren oyuncu, peruk takarak poz verdi.&quot;At fava, bekle bakalım belki bir gün&quot; notuyla paylaşım yapan oyuncunun kısa peruklu fotoğrafları sosyal medyada büyük ilgi gördü.Sen Çal Kapımı, Sipahi, Bir Derdim Var gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Başak Gümülcinelioğlu imaj değişikliğine gitti.33 yaşındaki oyuncu, saçlarını kısacık kestirdi.Kendisi gibi oyuncu olan Çağrı Çıtanak ile 2022&#039;de dünyaevine giren yıldız, yeni imajını &quot;Yeniden tanışalım. Ben Başak&quot; notuyla paylaştı.Şevval Sam imaj değişikliğine gitti. Ünlü şarkıcı ve oyuncu Sam, saçlarını kısacık kestirdi.
51 yaşındaki şarkıcının yeni tarzı beğeni topladı.Konser öncesi yeni imajını takipçileriyle paylaşan yıldız &quot;Çok uzu ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ipqZpeYZ3UumScILyXY_PA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zeynep, Bastık, imaj, tazeledi:, Beklenmedik, patlamalar, Ünlülerin, değişimi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ipqZpeYZ3UumScILyXY_PA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zeynep Bastık'tan yeni imaj"><p>Son dönemin popüler isimlerinden Zeynep Bastık, imaj tazeledi. Ünlü şarkıcı, imajını değiştiren tek isim değil. Kimi estetik operasyon yaptırıyor, kimi saçında küçük bir değişimle bambaşka bir görünüme bürünüyor. Bazıları ise estetik yaptırmıyor ve yılların akışına bırakıyor kendini. İşte ünlü isimlerin değişimleri...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W3jjt94gaUqG5S5ZzVdOqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kariyeri kadar özel hayatıyla da gündemden düşmeyen Zeynep Bastık, imajında radikal bir değişikliğe gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rrfYwh94xEqUnHiT7Uq3FA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Dargın", "Yalan", "Lan", "Ara" gibi şarkılarıyla adını geniş kitlelere duyuran ünlü şarkıcı, kakül kestirerek yeni bir görünüme kavuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4yRfFz9Sr0GiGFctJJswyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeynep Bastık, yeni majıyla verdiği pozları "Beklenmedik patlamalar" notuyla sosyal medya hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/865JDgbJsk6vs6idAH0DhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızıl Goncalar dizisi ekranlara veda etmeye hazırlanıyor. Final bölümü çekimleri biten dizinin yıldızı Mert Yazıcıoğlu, imaj tazeledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zGGDu1K-30iLERCjHR5BgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dizide Cüneyd karakterine hayat veren Yazıcıoğlu, saçını ve sakalını kestirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-bT0gvCOakS3SZ9ztI501Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İmaj değişikliği bir hayranıyla çekilen fotoğrafı sayesinde ortaya çıkan Yazıcıoğlu'nun yeni hali takipçilerini ikiye böldü.
Bazıları ünlü oyuncuya "Her haliyle yakışıklı" derken; bazıları da "Sakal ona yakışıyordu" yorumlarında bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5rtPuxI-7U6tFK3valaqvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Star TV'nin 101'inci bölümüyle final yapan dizisi Yalı Çapkını'nda Seyran karakterine hayat veren Afra Saraçoğlu, oyunculuk performansıyla olduğu kadar özel hayatı ve sosyal medya paylaşımlarıyla da adından söz ettiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aVmXcjdU20qYWQqUZu5VmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dizinin bitmesinin ardından dinleneceğini söyleyen Saraçoğlu, imaj değiştirdi.
Koyu renkli saçlarını sarıya boyatan ünlü oyuncu, son halini takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bT3FCGYAW06hO54TVnuDxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paylaşımına "Evet, sarı saç" notunu düşen Saraçoğlu'nun yeni saçları sosyal medyada gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8S4vtbRdGUmEKbLbzhCgfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak başrollerini Barış Arduç ile paylaştığı Rüzgara Bırak filmiyle gündeme gelen Hande Erçel, bu kez İki Dünya Bir Dilek adlı filmde başrol oynayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gp3VClhl9ke2N76jkLwCEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metin Akdülger ile başrolleri paylaşan ve ilk kez kendi yazdığı hikayede oynayan ünlü isim, yeni projesi için imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B5m0s9AA20ijStCfuqr6VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını kısacık kestiren güzel oyuncu, yeni stilini sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaştı. Erçel paylaşımına "Hoşgeldin Bilge" notunu düştü.
Ünlü oyuncunun peruk olduğu ortaya çıkan kısa saçları kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v1NwcrJH1U-Ppp5_Gxm-Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Maskeli Beşler serisi ve Avrupa Yakası dizisindeki rolleriyle tanınan Peker Açıkalın, uzun süredir gözlerden uzak bir yaşam sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EadlersEJky6qL_JJkDp4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz yıl beyin kanaması geçiren ve sağlığına yeniden kavuşan ünlü isim, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xY1BM2PX1UWWUodWE9N4VA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan Açıkalın, saçlarını kazıttı, bıyık bıraktı. Kilo aldığı görülen ünlü ismin son hali sosyal medyada gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GE8mvqsVFkWyMzLLrD_nig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuzey Yıldızı İlk Aşk dizisiyle şöhreti yakalayan Nilsu Berfin Aktaş, şimdilerde Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar dizisinde Ayşe karakterine hayat veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UlXc71TJ2kidTzlQDG92XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyunculuk performansının yanında güzelliği ile de dikkat çeken Aktaş, kısa bir süre önce koyu renk olan saçlarını kumral tonlarına boyatmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s7Xb5XiMGEOEC-mYbtkBgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>26 yaşındaki ünlü oyuncu, bu kez imaj tazeledi ve sarışın oldu. Platin sarısı saçlarıyla poz veren Aktaş'ın yeni hali çok beğenildi.
Ünlü isme "Sana her şey yakışır", "Hep böyle kal", "Barbie", "Bu ne güzellik" gibi yorumlar geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5dKq8scF7k-HFTql81j6_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Çatma Yarim", "Renklensin", "Leila" gibi şarkılarla tanınan şarkıcı Reynmen imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G8O0aHKG-UeGexbkt5sufQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>30 yaşındaki şarkıcı, saçlarını sarıya boyattı. Reynmen, yeni tarzını sosyal medyada takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9e6qpWn2E062RzpzucHZHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz yıl İtalya'da Emire Cansu Kurtaran ile dünyaevine giren şarkıcı, son olarak Sefo ile yaşadığı polemik ile gündeme gelmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TaehPFnrgE-GW7N_r4ZVVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Ateşe Düştüm" şarkısıyla tanınan ve son dönemde Serenay Sarıkaya ile ilişkisiyle gündemden düşmeyen şarkıcı Mert Demir, ünlü oyuncuyla reklam aşkı yaşadığı iddiaları sonrası "Bir süre uzak kalacağım" açıklaması yapmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3aWHktsn5E2fRCAp8fhPXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun bir süre sonra sahneye çıkan ünlü şarkıcı imaj değiştirdi. Mert Demir'in dönüşü sadece sahne performansıyla değil yeni tarzıyla dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uR5E-cap1063GtS1UVJ6PA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını kısacık kestiren ve kilo aldığı görülen Mert Demir'in bıyıkları da gözlerden kaçmadı.
Ünlü şarkıcının yeni imajı hayranlarını ikiye böldü. Bazı sosyal medya kullanıcıları "Çok yakışmış" gibi yorumlar yaparken, bazıları da "Hiç olmamış" şeklinde eleştiri de bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aD5vTFISXUGCexkB8JWaOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir ekranlardan uzak olan oyuncu Demet Özdemir yeni dizisiyle ekranlara dönmeye hazırlanıyor. Erkenci Kuş ve Doğduğun Ev Kaderindir gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu geçtiğimiz günlerde 33 yaşına bastı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-zvnFNsxoE2GRXF5If9KIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğum günü partisinden yaptığı paylaşımlarla adından söz ettiren oyuncu, peruk takarak poz verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gjp5YDOxBkunLZDv9TD5fA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"At fava, bekle bakalım belki bir gün" notuyla paylaşım yapan oyuncunun kısa peruklu fotoğrafları sosyal medyada büyük ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZxuA9xyTzUqoTV1XBLEbgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sen Çal Kapımı, Sipahi, Bir Derdim Var gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Başak Gümülcinelioğlu imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cWQ8s3oSlUe2f-LU1ZBIGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>33 yaşındaki oyuncu, saçlarını kısacık kestirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CqPWyK52ik227Jle-c55Og.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendisi gibi oyuncu olan Çağrı Çıtanak ile 2022'de dünyaevine giren yıldız, yeni imajını "Yeniden tanışalım. Ben Başak" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNA5lFYQFUuObtl01xJXAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şevval Sam imaj değişikliğine gitti. Ünlü şarkıcı ve oyuncu Sam, saçlarını kısacık kestirdi.
51 yaşındaki şarkıcının yeni tarzı beğeni topladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RzWjcQ9ZDUmlgvql-zTq5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konser öncesi yeni imajını takipçileriyle paylaşan yıldız "Çok uzun zamandır böyle bir değişiklik yapmamıştım. Sürprizimi ilk kez sizinle paylaşmak istedim. Benim için büyük bir yenilik. Hayatta değişimi sevdiğimi biliyorsunuz, umarım sizler de beğenmişsinizdir" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0lgnaswezE6HojBpE7ocLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sam sözlerine şöyle devam etti:"Birazdan sahneye çıkacağım ,ilk defa böyle çıkacağım için, 'Şevval ne yapmış' demeyin diye sizinle paylaşmak istedim yeni imajımı, çok rahat. Bazen alışkanlıklarımızdan vazgeçmek enerjimizi tazeliyor, değişikli iyidir, ben beğendim umarım siz de beğenmişsinizdir, enerjilerimizi tazelemek iyi gelir diye düşünüyorum, görüşlerinizi ve yorumlarınızı merak ediyorum, 20 senedir ilk defa böyle bir saç yapıyorum."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2cBzm2VSOUSjslPc2IQ0ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkı Sibel Can, yeni albümü Drama için imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/okfT-Dv4LEG9m5nbxXkpaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>54 yaşındaki sanatçı saçlarını sarıya boyattı. Uzun yıllardır koyu tonları tercih eden Can'ın yeni imajı sosyal medyada gündem oldu.
Usta şarkıcı Sibel Can’ın kariyerinin 24. albümü olan Drama’da toplam 12 eser yer alıyor. Beş yıl aradan sonra gelen albüm, 14 Şubat 2025’ta müzikseverlerle buluştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2eLP5PdAsEOWdAdopSiZYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir kendisi gibi oyuncu Hakan Kurtaş ile aşk yaşayan Birce Akalay sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımlarla sık sık gündem oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VItylRnjsEOnDWb4Jzf0ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>40 yaşındaki oyuncu, yeni imajını takipçileriyle paylaştı. Uzun saçlarından vazgeçen Akalay, saçlarını kısacık kestirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y6TudfZprEmLILvR-CUWtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşk-ı Memnu, Sevda Kuşun Kanadında, Barda, Seni Görüyorum, Hayatımın Şansı ve Benden Ne Olur? gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu İlker Kızmaz, yeni imajıyla adından söz ettirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1JpHUMCm6UWGm7o1Au9jiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2014'te oyuncu Aslı Türkel ile dünyaevine giren 49 yaşındaki oyuncunun son hali sosyal medyada gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pgFyWknKQUiIw3I2p9OZ-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni stilini takipçileriyle paylaşan Kızmaz'ın karelerine beğeni yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mWxXZyaepE-tQ0ZKHV3jUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pelin Akil ile Anıl Altan son dönemde evliliklerinde kriz yaşadıkları iddialarıyla sık sık gündeme geliyor.
Ayrılık iddialarını her seferinde yalanlayan ikilinin sosyal medya paylaşımları beğeni topluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hk8Jd76X_ESnlHnOoyF1RQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak Yalı Çapkını dizisinde rol alan Pelin Akil, imaj değişikliğine gitti. 38 yaşındaki oyuncu yeni imajını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TxFL5o1GoEWY0y40uAB3Sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu yeni tarzını "Nasıl cesaret ettiniz sorularını duyar gibiyim kulaklarımı çok çınlatmayın direkt buraya yazın. Nasıl buldunuz?" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wmmxcSz960OKrC5bsVdzyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Derya Uluğ imaj değişikliğine gitti. Kahverengi saçlarından vazgeçen Derya Uluğ yeni imajını sosyal medya hesabında takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CLWxoRH27kSgO4sRuOUKxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medyayı aktif olarak kullanan sanatçının yeni tarzı beğeni topladı.
Sarı bir elbise de giyen Uluğ'a takipçileri "Gerçek bir Fenerbahçeli", "Sarışınlar Çat", "Çünkü o Fenerbahçeli" ve "Dişi Kanarya" gibi yorumlar yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6H1nD91fREyGFSX4j_Pxsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Esas Oğlan adlı dizi ile ilk oyunculuk deneyimini yaşayan Hadise, radikal bir karar alarak imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yiuDuLV_HUaZf3KV2RWEUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir sarı olarak kullandığı saçlarını bakır tonlarına boyatan Hadise'nin yeni halini Belçika'daki kuaförü paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/73XFxJIOjEC4TsIVK-URgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son röportajında saçlarını boyatmak için Belçika'ya uçtuğunu "17 yaşından beri benim saçlarımı boyayan en yakın arkadaşım Sevda. Onun dışında kimseye boyatmıyorum" sözleriyle açıklayan Hadise'nin yeni imajı takipçilerini ikiye böldü.
Kimleri Hadise'ye yeni saçlarını çok yakıştırırken; bazı hayranları da sarı renge geri dönmesi gerektiğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wJshI1A7dEy3s2bcROgVow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak Kızılcık Şerbeti dizisinde "Alev" karakterine hayat veren Müjde Uzman, yeni bir projeyle adından söz ettirmeye hazırlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IiERb5l3hUi1IzrL8so5IQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu yeni dizisinde canlandıracağı "Gaye" rolü için imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zwmY3hWnMU6WBh6h6nBdPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modellik kariyerinde hızlı bir yükselişe geçen ve sektörün en iyi modellerinden biri olarak gösterilen Kendall Jenner, kahverengi saçlarından vazgeçti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IsBB-KEEC06RfXNMYpvTBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü model saçlarını sarıya boyattı.
Daha önce saçlarını kızıla ve farklı bir sarı tonuna boyatan Jenner, sosyal medya hesabında yeni imajını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mmn-DK_MXkyhjHnjpQxoYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Bestemsu Özdemir kahverengi saçlarından vazgeçti</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Hy4zXTynE6AX9b0GhOssw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu "Hoş geldin Semiramis…" notuyla yeni imajını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JGpJ6y_a3UmWDrOkfgec5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun bir aradan sonra Düğüm dizisiyle izleyici karşısından çıkan Bergüzar Korel, sarı saçlarından vazgeçmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tIxZ5rrI8E6bl5jGJfKztA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni projesi için imaj değiştiren ünlü oyuncu, bu kez de koyu renkli saçlarını uzattı. Korel, yeni halini "Yine başardım" notuyla takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vAAQxgzqAkexohts4FkMJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2019 yılından bu yana Kolpa grubunun solisti Barış Yurtcu ile mutlu bir beraberliği olan oyuncu Deniz Baysal, imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ECupCZLrpkGTmxtAigl5Tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, yeni dizisi için sarışın oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2yo6y44OoUODn3CrBA8_gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak "Gelin Takımı" adlı filmde rol alan Nilperi Şahinkaya, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qaVNlEulokutw_VpJHI3qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını kestiren ve rengini değiştiren ünlü oyuncu, yeni imajını "Şimdi gel de gör beni bambaşka biri" notuyla paylaştı.
Şahinkaya'nın uzun yıllardır aşk yaşadığı Emre Yusufi de sevgilisine "Hanımı yeniledik. Çok güzel oldu. Emeği geçen herkese teşekkürler" yorumunu yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TUHvo-9sWEWjnW2IWTISog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başrollerini Caner Cindoruk ve Serkan Altunorak ile paylaştığı Düğüm dizisiyle adından söz ettiren Bergüzar Korel saçlarını sarıya boyatmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DoJp1xpt3UyXYUXxPtFH2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu sarı saçlarından vazgeçti!
Korel yeni imajını  "Çünkü ağustos 7’sinden başlayarak ortanca ayıdır bizim için ve evet I’m back" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8dHfaTsMk0Gl_owMw9DSVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak bir süredir birlikte olduğu Oğulcan Engin ile çıktığı İtalya tatiliyle gündeme gelen oyuncu İlayda Alişan imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1uA3xDgxhk21Vev1i-XFWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını kestiren oyuncu, yeni imajını "Giderek kısalan saçlarımı sevdiniz mi?" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Y6606SxLUSkKnf-U3YHRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Filenin Sultanları'nın Olimpiyat için hazırlıkları sürüyor. Takımın yıldız oyuncularından Melissa Vargas yeni imajıyla gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jfF_IH8KwUmRyTvKLQIJAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vargas sosyal medya hesabından saçlarında yaptığı değişikliği paylaştı. Vargas, saçlarını tamamen sarıya boyattı.
Filenin Sultanları, Paris Yaz Olimpiyatları’nda madalya için mücadele edecek. Organizasyon 27 Temmuz- 11 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek. Paris Olimpiyat Oyunları’nda C Grubun’da mücadele eden Filenin Sultanları ilk maçını 29 Temmuz Pazartesi günü Hollanda karşısında oynayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CKS7nVKPrkmCLhFzJ8k-Uw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaan Yıldırım ile aşk yaşayan ünlü oyuncu Pınar Deniz geçtiğimiz günlerde imaj değişikiğine gitmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YfH0xZDwUEGvZqLbk1LZRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz "Tatil kafası" notuyla yeni saç stilini takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zqhOOcQkD0O5TvfqT79pnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak oyuncu "Biten sevdalar" diyerek eski haline döndüğünü duyurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/88ShyGsXzkaKj4N41dCx6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Özgü Namal yeni rolü için imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e_EQglO4w0GwCwhLtfgpOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlker Çatak'ın yönetmenliğini yaptığı Sarı Zarflar filminde rol almaya hazırlanan oyuncu saçlarını kısacık kestirip sarıya boyattı.
Özgü Namal'ı görenler tanıyamadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/moblgo2gg0G-FqO8xHmORQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İki sezon boyunca Star TV'nin sevilen dizisi Ömer'de Reşat Ademoğlu karakterine hayat veren Barış Falay, dizi biter bitmez imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j2nkf9XZx0OXR1-PwbD_AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birsen Altuntaş'ın haberine göre; dizideki karakteri için uzattığı sakallarına veda eden ünlü oyuncu, şimdilerde ailesiyle tatilin tadını çıkarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7lA7dYHHTUSzH0z4kNCQBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneşi Beklerken, Kalp Yarası, Yaşam Koçu ve Yok Artık! 2 gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Yağmur Tanrısevsin, Hollywood'un ikonik ismi Marilyn Monroe'ya dönüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QLZaDDae1UGZ6IsjZkolvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir proje için imaj değiştiren 33 yaşındaki yıldızın paylaşımlarına binlerce beğeni ve yorum yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kz9PrEpKSEiyeenwBrulrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Yasak Elma", "Mucize Doktor" gibi projelerde rol alan son olarak "Şahane Hayatım" adlı dizide boy gösteren Onur Tuna, sosyal medya hesabından yeni tarzını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gPH1rxjTcEWEt1bjDomLFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını sarıya boyatan Tuna, paylaşımına "Yaz kafası" notunu düştü. Ünlü oyuncunun yeni görüntüsü takipçilerini ikiye böldü.
Bazıları yeni saç renginin Tuna'ya çok yakıştığını söylerken bazıları da doğal halinin daha iyi göründüğünü belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lXMwEi3kE0WwKR4V_A_dAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2022'de Berkin Gökbudak ile dünyaevine giren 2023 yılında da kızı Elay'ı kucağına alan Aslı Enver, şimdilerde anne olmanın tadını çıkarıyor. Elay ile fotoğraflarıyla gündemden düşmeyen Enver, uzun saçlarına veda etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f3F99xHPRki35_-aJH8z8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, yeni imajını sosyal medya hesabından "Önce, sonra" notuyla paylaştı. Aslı Enver'in son hali İstanbullu Gelin'de canlandırdığı Süreyya karakterine benzetildi.
Enver'e "Süreyya Boran sen misin?", "Süreyya geri döndü", "Çok yakışmış" gibi yorumlar yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lL3Ckg-KWUSVJ0M-0VfsbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özel hayatıyla olduğu kadar sahne tarzıyla da sık sık gündeme gelen ünlü şarkıcı Melek Mosso imaj değişikliğine gitti.
Saçlarını kızıla boyatan Mosso'nun yeni imajı sosyal medyada çok konuşuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R-ZdJYKPdEia69wcXC7v0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şarkıcı, sosyal medya hesabından "Saçımı başımı beğenirken bir maşallah deyin içinizden. Dünden beri belim doğrulmuyor. Neredeyse sahneden düşecektim. Maşallah deyin" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eZIgdylM3kmMOYWN1i0Stw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mor ve Ötesi grubun solistli Harun Tekin ile birlikteliğinin yanı sıra yer aldığı projelerle de adından söz ettiren ünlü oyuncu Melisa Sözen imaj tazeledi.
Son olarak saçlarını kısacık kestiren yıldız, bu sefer saç rengini de değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ui3BeHYb5UCuMRDd8wU5bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Chaplin Dörtlüsü" adlı film için imaj değişikliğine giden yıldız saçlarını pembeye boyadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zVd-MwrreUupR7THUVYh4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zaman zaman saç rengini değiştiren ünlü oyuncu Farah Zeynep Abdullah imaj tazeledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yGHlibA4y0q8ZPCIy_bDjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını sarıya boyatan oyuncu sosyal medya hesabında paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c2oLABnuRUqxkREcIdyHIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Senelerdir saçlarını uzun olarak kullanan oyuncu Hazal Kaya, radikal bir kararla imaj tazeledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A8jlO7AklkCEWs990gTCrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, saçlarını kısacık kesitrdi. Yeni halini takipçileriyle paylaşan Kaya, "Saçlarımı bu video ile göstereyim. Belli ki bir süre havalı pozlar kısmet olmayacak" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ybSnB4i9p02WD5sykKPtSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun yıllardır saçlarını boyatmayan ve doğallığıyla gündem olan Özge Özpirinçci, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uKrDWNFtV0OCDWyV8tlnsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, açık renge boyattığı saçlarıyla verdiği pozu takipçileriyle paylaştı. Özpirinçci, paylaşımına "Bu saça alışamadım" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MhAQ9IeTRUeq0Xey928V6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Moda haftalarının aranan yüzü ve son dönemin en başarılı modellerinden Gigi Hadid uzun saçlarına veda etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XothCsr0dUWnD7cch-qMNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Aniston ve Claudia Schiffer gibi ünlü isimlerle çalışan Chris McMillian, Hadid'in saçlarını kesti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vq4s63igXkKEbBwGyoPxJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir ekranlardan uzak olan ve sosyal medya paylaşımlarıyla adından söz ettiren Melis Sezen, yeni projesi için imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kaUidqAGI0ydxd8Bb9szjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir sarı renkte kullandığı saçlarını siyaha boyatan Sezen'in yeni tarzına "Çok güzel olmuş", "Çok beğendim", "Harika olmuş" gibi yorumlar geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X6e6wYiFoUys7H9pewBQSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya paylaşımlarıyla sık sık gündeme gelen oyuncu Nurgül Yeşilçay tarz değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yb3GOGy7GkWA2FlUASS3Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, "Kaküllerimi hala görmeyenler var inanamıyorum" diyerek yeni stilini takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1KQ7mk7dVUmdcPUOkDGIjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Nur Fettahoğlu yeni saçlarıyla sosyal medyada gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c_2hMJhOPkG0heMXnBli6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir kızıl saçlarıyla tanınan yıldız, saçlarını sarıya boyattı. Oyuncunun yeni imajını paylaştığı gönderiye binlerce beğeni ve yorum yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QM8R24VdckWaTNtFjNltWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak müzik sektörüne dair açıklamalarıyla gündeme gelen ve sahneye çıkmasının, bu işten para kaznamasının engellendiğini söyleyen Aleyna Tilki, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CAwF_9DmjkimEaJLfj917w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı, uzun sarı saçlarını kısacık kestirdi. 23 yaşındaki Aleyna Tilki, yeni imajını "Saçlarıma bakın" diyerek sosyal medya hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QBydYVTZHUaHVkgFUlqmlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerek oyunculuk performansı gerek Hakan Sabancı ile yaşadığı aşkla gündemden düşmeyen Hande Erçel, imaj değiştirdi. Ünlü oyuncu, saçlarını kızıla boyattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ii3sBXJUUucqL1h5B0xJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızıl saçlarıyla verdiği pozları takipçilerinin beğenisine sunan Hande Erçel'in yeni imajı takipçilerini ikiye böldü. Bazıları "Eski hali daha iyiydi", "Yakışmamış" derken bazıları da "Çok yakışmış", "Her hali çok güzel" gibi yorumlar yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HpZdrHjSNEucV0bp3XGNHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Bergüzar Korel sosyal medya hesabında yeni tarzını paylaştı. Yeni projesi için saçlarını sarıya boyatan yıldız, şimdi de saçlarını kısacık kestirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8mxX9uNqbkm2JWmzj6Y7fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu "Sevgili Neslihan bi süre beraberiz, hoşgeldin" notuyla sarışın halini ilk kez paylaşmıştı.
Oyuncunun kısa saçlarına, takipçilerinden birçok yorum geldi.  Kimileri Korel'in yeni imajını çok beğendi, kimileri de "Eski haline dön" çağrısı yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KQpOV1JwlUCBu1rGBI1utg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Melisa Sözen tarz değişikliğine gitti. Uzun saçlarına alışık olduğumuz oyuncu saçlarını sıcak kestirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/utKD-Q5uq0ut434fzK6fGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sözen yeni stilini sosyal medya hesabından birçok kareyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HAN5BW9VmkmlRt2EaRIpQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncunun paylaşımına binlerce yorum ve beğeni yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oyFv4LQI4ECu53FAInpsIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce "Çarpışma", "Son Yaz", "Bodrum Masalı", "Çukur" gibi yapımlarda rol alan ve son olarak "Ego" dizisinde boy gösteren Alperen Duymaz, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gED-JTdBmk-1c-oo--9sfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun yıllardır kirli sakallarıyla tanınan Duymaz, sinekkaydı traş oldu ve bıyık bıraktı. Ünlü oyuncu, yeni halini takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NeRhByg-IkSzuOp8iEXX_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yer aldığı projelerin yanı sıra stiliyle de beğeni toplayan Hande Erçel, imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fy5ycpKA6EKg6OBdPKrVKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Based İstanbul dergisine konuk olan Erçel, kahverengi saçlarından vazgeçti. Çekime özel saç modelini yenileyen oyuncu, ilk kez farklı bir saç rengiyle görüntülendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f5Uq71xsQUySH9hm3CQctA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üç Kuruş, Darmaduman ve Aşk Oluversin Gari gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Aslıhan Malbora tarzını yeniledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/envXeXrQPkeY8cDNxbEBig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun saçlarıyla bilinen oyuncu şu sıralar çok popüler olan 'bob kesim' saçlarıyla poz verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PTnz3WHPEk2JN-v30_eVPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce 'Meryem', 'Karagül', 'Arıza' ve 'Ada Masalı' gibi yapımlarda rol alan ve oyunculuğu ile olduğu kadar güzelliğiyle de adından söz ettiren Ayça Ayşin Turan, imaj tazeledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x9cjcS0bqE29TyiJuQ8xAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyunculuğa adım attığı ilk yıldan bu zamana kadar uzun saçlarıyla bilinen Turan, saçlarını kısacık kestirdi.
Ünlü oyuncunun yeni imajı takipçileri tarafından oldukça beğenildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d0h_zpvBUEOxScveYFSgaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya paylaşımlarıyla ve özel hayatıyla dikkat çeken model ve oyuncu Emily Ratajkowski, imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XpFh7U94KE-w0GaZ4mXC4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sektöre adım attığı günden beri uzun saçlarıyla özdeşleşen model, saçlarını kısacık kestirdi. Model, geçmişte saçlarını platin sarısına boyatarak yepyeni birine dönüşmüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bx0Wz7aI1EWRlueuRAOkrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz günlerde anne olduğunu sosyal medya hesabından paylaşan ünlü realite şov yıldızı Paris Hilton, imaj değişikliğine gitti.
Ünlü moda dergisi Vogue Arabia'ya poz veren Hilton, çekim için Hollywood'un ikonik ismi Marilyn Monroe'ya dönüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X1DLIZ8V40-hbGCewvI66g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eşi Carter Reum ile ilk kez bebek sahibi olan yıldız, yeni imajını paylaşırken "En sevdiğim ikona dönüştüm" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4gKCLM2ELkuduSV4SpQ_qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Transformers serisiyle akıllara kazanan ünlü ABD'li oyuncu Megan Fox, imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hnrx6TNyL0yYICP71_Acrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir siyah uzun saçlarından vazgeçmeyen oyuncu, saçlarını kısaltıp sarıya boyattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZcB1U4v-c0uYCbhJEl7vXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü süper model Bella Hadid, saçlarında yaptığı değişiklikle Marilyn Monroe'nun kopyası oldu. Kahverengi saçlarıyla bilinen Filistin asıllı Amerikalı model, saçlarını platin sarısına boyatmış halini sosyal medyadan paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vmeAguuoW0qIO1lO6TqJvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hadid, saçlarını yapan saç stilisti Sam McKnight'ı etiketleyerek yeni görünümünü hayranlarına gösterdi. Hayranlarından "Monroe'nun 2024'teki hali" şeklinde beğeni yorumları yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S07rBvF9BkKEKG1kVgxXvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisindeki Cemile karakteriyle akıllara kazınan ünlü oyuncu Ayça Bingöl şu sıralar Yürek Çıkmazı dizisiyle adından söz ettiriyor. Oyuncu son paylaşımıyla imajını değiştiren ünlüler arasına girdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/22BE80A-5U-ER6xgCIqs9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bingöl "İyi hissediyorum" notuyla yeni saçlarını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E5ybvKo9XEeDkkUl8XRxJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Margot Robbie ile başrolleri paylaştığı Babylon filmiyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Altın Küre Ödülleri’ne aday gösterilen Brad Pitt, Beverly Hills’te yapılan ödül törenine yeni imajıyla katıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QTzghmL_7EaNxIdA5VrTqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir uzun saçlı olarak kameraların karşısına çıkan Pitt, saçlarını kısa kestirmiş haliyle objektiflere poz verdi. Pitt, yeni imajıyla hayranlarından tam not aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZOjR5R99y0CmJMU5GLh3eA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pitt, 80. Altın Küre’de ödülü Everything Everywhere All at Once filmindeki rolüyle Ke Huy Quan’a kaptırdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2DSQyOttmUS-5inFAjV4PQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlü oyuncu Burçin Terzioğlu, yeni tarzını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VL9gqqdeaky_FZSIv30KxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun ve bakır tonlarındaki saçını kestiren ve sarışın olan Terzioğlu, paylaşımına "Yeni bir ben" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BKo2KpuYKUqvoUFLYltX7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lüks markaların kampanyalarında sık sık yer alan, moda Haftaları'nın en çok defileye çıkan modellerinin başında gelen ve toplumsal konulardaki söylemleriyle gündeme gelen Bella Hadid, yeni tarzını görücüye çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BrX_czKPvku5CSyVj1EROw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>26 yaşındaki ABD’li model, saçlarını sarıya boyattı. Model, kızıl yansımalar bulunan sarı saçlarıyla sosyal medyada paylaşım yaptı. Hadid, daha önceki açıklamalarında aslında ablası Gigi Hadid gibi sarışın olduğunu ama saçını koyu tonlara boyatmayı tercih ettiğini söylemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XcBLr05wWkmynJABZT1Zig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burcu Esmersoy, sosyal medya hesabında yeni tarzını paylaştı. Uzun sarı saçlarını farklı modellerde kullanmayı seven Esmersoy,  tarzında yeniliğe gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yLU8WoJysEyFR0fJUCloHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Esmersoy, kakül modelini verdiği saçlarını ilk kez paylaştı. Yıldızın paylaşımına birçok beğeni ve yorum yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4WdhjhXrZUyiBZj4L4352g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ufak Tefek Cinayetler ve Mucize Doktor gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Hayal Köseoğlu, imajını yeniledi. Sosyal medya hesabında yani halini paylaşan Köseoğlu'na beğeni ve yorum yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ppEhKYlbmk6JUUS3X8kHJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, "Şimdi onlar düşünsün" notuyla birlikte kızıla boyattığı saçlarını görücüye çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JhpyOLatuk-6n4yNdY-E8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz yaz uzun yıllardır birlikte olduğu nişanlısı Lior Ahituv dünyaevine giren ünlü oyuncu Ege Kökenli saçlarını yeniledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3g8JbyFq806g9Dfl15it3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kökenli, uzun zamandır kendisiyle özdeşleşen sarı saçlarından vazgeçti. Oyuncu "Aaa ahh kim bu?" notuyla kızıla boyattığı saçlarını takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xsusp3eFDk-ejzNdqyA6JA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde Kağıttan Hayatlar filmiyle adından söz ettiren ve bir süredir ekranlardan uzak kalan Çağatay Ulusoy, yeni imajıyla ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bie7X9M2gEecju483k_IOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Lale Başar ile poz veren Ulusoy, Onur Bilgetay’ın yönetmenliğini üstlendiği ‘Centilmen’ dizisiyle ekranlara dönmeye hazırlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wD6hJKnp3E2zHZAU0slfnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Basketbolcu Cedi Osman ile dünyaevine giren ünlü oyuncu Ebru Şahin, stiliyle de özdeşleşen kıvırcık saçlarından vazgeçti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RldSY1arREySa7r9nIes_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şahin, perçem modelini verdiği düz saçlarını sosyal medya hesabında paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xNUyTYHEmkKnCXEo303Wjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>First Lady olduğu dönemde düz fönlü saçlarıyla hafızalara kazınan Michelle Obama, Beyaz Saray'dan ayrıldıktan sonra yapımcı ve kitap yazarı olarak devam ettiği hayatında imajını da değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B5UdaPPPWEOQlbB9cLUOZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Michelle Obama, 'The Light We Carry' adlı üçüncü kitabının tanıtımına Afrikalı köklerini gözler önüne seren kıvırcık saçlı görünümüyle katıldı. Uzadığı görülen saçlarında ince örgülerin de dikkat çektiği Obama, saçlarına ilginç bir topuz da yapmayı seçtiği yeni imajıyla beğeni topladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u4StVTaZskG7U5CYlLEhZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneşin Kızları, Afili Aşk ve Aşk Mantık İntikam gibi dizilerle adından söz ettiren Burcu Özberk, imajını yeniledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G61ZvOczS06jcuN0jypjfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu sosyal medya hesabında "Yenilendim" notuyla saçlarının yeni halini hayranlarıyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lg2ybmYmY0elShtBOx29vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Natural Born Killers, Sherlock Holmes, Good Night and Good Luck, Kiss Kiss Bang Bang, Zodiac ve Iron Man gibi unutulmaz filmlere imza atan Robert Downey Jr. yeni projesi için imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ib_GBYcVV0WDGZsws49L_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Los Angeles'taki Fairmont Century Plaza'da düzenlenen Governors Awards'a katılan aktörün yeni görüntüsü ​​hayranlarını şaşkına çevirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/stSIx7g6TUKvX2BmrF3GNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını tamamen kazıtan Robert Downey Jr'ın HBO yapımı olan yeni projesi The Sympathizer'daki rolü için imaj değişikliğine gittiği ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nWLcjNXrMkO5sa8p2QbGyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Melisa Döngel, sarı saçlarından vazgeçti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/92evbe3wOkKF12zQX_G79Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni projesi için saçlarını kahverengiye boyatan Döngel, yeni tarzıyla takipçilerini ikiye böldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DS18cphVFUWObULmw1zxGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncunun bazı hayranlarını Döngel’in sarışın halini beğenirken kimileri yeni saçının ona çok yakıştığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1z7zPUsWTU-z6eNmz8CP2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Hadi buyur. Şimdi de kumral olduk"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EgIfwXgIiEGjm2x2ZBpVPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büşra Pekin</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MMAjrHyNtUu_8WlPEIFXfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pekin, verdiği kilolar ve yeni stilleriyle sık sık gündeme geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s3Q5ylo9ykmHyNu3bwCOQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlayda Alişan, yeni projesi için imaj değişikliğine gitti. Ünlü oyuncu, doğal saçlarını siyaha boyatması takipçilerini ikiye böldü.
Bazı sosyal medya kullanıcıları, Alişan'ın son halini çok beğenirken, kimileri de eski halinin daha iyi olduğunu vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sKReeTk6K06r7P2v5AgkIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alişan'ın son halini beğenenler ''Kendi saç renginiz çok daha güzel ve farklıydı'', ''Eski saç rengi efsaneydi'', ''Doğallığına yazık olmuş. Bence hemen eski haline dön'' gibi yorumlar yaparken; bazıları da "Harika olmuş", "Bir insana her şey mi yakışır?", "Bayıldım" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7-R8wI7jek6XYymDfqa9wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>90'lı yılların fenomen dizisi Kara Melek ile ünlenen Sanem Çelik, yıllar sonra yeni imajıyla ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vcM21nYSKUqg3cczdDcRow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözlerden uzak yaşayan Çelik, gerçek rengini görmek istediği için boyatmadığı saçlarını kendisinin kestiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZXXwpwy26U-gmx5PzEIPaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Bence oldu, Soner çok karizmasın"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BbcwCB5tbUS6MnZ-5waoFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SvctqWxH-ku4lnCYDvboDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Bazen değişiklik gerekir"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SpzZZRGIOkeUWAjNu_Punw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nwD5YPoWv0q_WH9dsTBAhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QsjQ051wK0eT6oxf0Q4DXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L91g0j3Rc0e0TFwHNoPGsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g6t46P0QjESJYGTrljprwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6t94NVJEVk63SI2tmp4u6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption></figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pt_0X9xxdkOi2vpgtI3GvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IBpY3rRiSUyLxVNx7ilrqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Selçuk Yöntem, yakın arkadaşı Metin Akpınar ile 41 yıl önce verdiği pozun aynısını verip sosyal medyadan yayınladı.
Yöntem fotoğrafa, 'Alttaki fotoğraf 1978'de çekildi. Kulüp 12'de. Metin ağabey Ankara turnesinden sonra davet etmişti beni gelirsen ara demişti. Ben de turneye İstanbul'a gelince aradım ve yıllar geçmiş. Çok severim Metin ağabeyi tiyatro tarihimizdeki yeri çok önemli' notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KKf5iSNFi0u0JZT7m1jH_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AJINZJztqEOY-cs33vP1gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UeTuAvNlxUG6GRFJvYYcvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VTBcVOTbOUGMGRUFCGDZDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aliye dizisiyle adını duyuran daha sonra Star TV ekranlarında yayınlanan Medcezir ve Paramparça dizileriyle yıldızı parlayan Mine Tugay'ın estetiksiz fotoğrafı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YyBUA3I3SESOiJlbw-osjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pg6ywDw060ysUpPAAexihw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"2009-2019"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xb_USyuzqUOXKQ9mqHenQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GXzq1LUU10qgHFxry-aS3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iv9CGa8pp0SOwBXEPk59fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xqVGKAlAjU2MrHC-OYUnfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QhKgf-CHp0CFD0k7-oOWvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hyvwMMm_2kKrLtsj1lNeAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ygkghQRNaEq-aB7wkWzlzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j3LGozypZ0yYZNQEXt_cug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BDeKEfBxYkGHtJp9WhvUIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lch8vq0UV0ugLS4Etwom4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KCA2LaoKzk2dS9q_9ELK7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f9Km59c6KkWt3lyWnqTRlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun saçlarıyla hafızalara kazınan oyuncu daha önce bir şampuan markasının reklam yüzü olmuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dSYBGuu-Jk2DsXqK4rJbNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jnD8hz24kUCT23lg8IDgPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VOG9Lm-MP0eWWTY0fe8sDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Hakan Yılmaz 'Ayrılsak Da Beraberiz' dizisinde başrolü paylaştığı Janset Paçal ile yıllar sonra buluştu.1999-2004 yılları arasında yayınlanan ve bir döneme damga vuran dizisinin oyuncularından Yılmaz birlikte çekildikleri kareyi, "Yıllar yıllar sonra.. Canım arkadaşım" notuyla yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/grZ2k_r1tkqfr_x5OLWo0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burcu Biricik'in başrolünü Erdal Beşikçioğlu’yla paylaştığı Çiçero filmi için imajı...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FFC880jszUePSsXAIN_u-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vatanım Sensin’de Leon karakterine hayat veren Boran Kuzum, dizinin final yapmasının ardından imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LEOibmFzu0euYBklbQ8DcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, “Hemen bıyıkları kestim. O kadar alışmışım ki, ilk başlarda garipsedim” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XW9DtfNE4Ui6zv3gv6FruQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vZkpLjpSjk6nl-laYtXWHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>'Yaşamayanlar’ adlı dizide ‘Vampir Mia’ rolünü alan imajını değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vNhU6Gat00Ol4LFn80Y4mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir dönem en çok izlenen diziler arasında yer alan 'Mahallenin Muhtarları'nda "Şirin" rolüyle akıllara kazınan ünlü oyuncu Esra Akkaya yeni imajını sosyal medyadan yayınladı. Akkaya paylaşımına, "Eveeet! Nasıl olmuş. Değişim dönüşüm" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h9UlIFb9wEKpBN2n0caNnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mahallenin Muhtarları dizisinde "Şirin" rolü ile ün kazanan ve daha sonra 'Karanlıkta Biri Var', 'Günaydın İstanbul Kardeş' filmleriyle 'Yarı Şaka Yarı Ciddi', 'Bir Dilim Aşk' ve 'Sonradan Görme' gibi birçok dizide rol alan tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Akkaya, Etiyopya'dan evlatlık aldığı çocuğu Can Alex ile birlikte Bodrum'un Bitez Mahallesine yerleşmişti. 
ESRA AKKAYA'NIN YENİ HAYATI (TIKLA OKU)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/99wHj-b36kO2aCaPOp-SyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2003 yılında ekranlara gelen Sihirli Annem dizinin çocuk oyuncuları büyüdü. 
(Fotoğraf soldan sağa: Michele Cedolin, Gizem Güven, Damla Ersubaşı, Buğra Özmüldür, Zeynep Özkaya)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/odb2lJck60OW_sLXPRIQ2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Murat Boz'un gençlik yıllarına ait fotoğrafı sosyal medyada gündeme geldi.Boz'un Megastar Tarkan ile birlikte yan yana otururken çekilmiş fotoğrafını görenler tanımakta güçlük çekti.
Yıllar öncesine ait olan fotoğrafın çekildiği  dönemlerde Boz, Tarkan'ın vokalistliğini yapıyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/puComrVNAEOHZOr6KRmewA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JRFQta2i8kG45nHj60sB_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cem Yılmaz saçlarını kazıttı. Yılmaz yeni imajı için, "Her filmden sonra illa bir saçlarımı keserim. Bilen bilir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WyghL9vCy0Sa0SDFpF2qKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNC0V4fBJUKZRVMJjsMA1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sanatçı "Canım İzmir’ime yeni saçımla geldim" notuyla yeni imajını takipçilerine gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zYXm7J7mVUi-tfxQUhixCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni imajını sosyal medya hesabından paylaşan Başak Dizer'in saç rengini açtırdığı ve perçem kestirdiği görüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LiK87TCXF0qzPlSNKxMBZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dizer, sırrını Instyle Dergisi'ne şöyle anlatmıştı: 10 yıldır pilates yapıyorum. Sigara hiç içmedim, içkiyle aram yok. Yeşil çay tercihim. Gece, kulübe gittiğimde elimdeki bardakta alkol yerine su vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hP9854qs-0O47dnbS14vuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bgXkfMrdz0iFteWgOIyjng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mx2SSuIVNUaszOcIjITQkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QUcCnQKnC0q1iAr4mTlthA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lQgZiRJ2wU6Iax8nnPL99g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kPgEGPy_VEmh4sQUAUHRbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8zurKOcXkk-58kjKmZ0PvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P-WeCkr_w0yanBHwE0fJmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mDnmMjZSdUW7bVdSHYXcNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_IPUx-FBoEK-pIw6TgBw4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3cuncUUTWUmpz6jA1Ceqvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y9VTsw0Y1EWxnfrzVtfbGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kj1bUx7ntECn5JJtdXmnMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WFsGjIeQt0iXROmTyN4--A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/psM_RJeJfUq2Hg_9onqx9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m_cBfZgowkmPunP1xmtHpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qbQ3bLrCFE6fs5V697j8DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5h5SiIosu0eMBnkiWhElAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t7gK3khXsUmEggvBb7mKDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kaxXXdcNhEWtJlLy52N4AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bSzPIwzBTkm1KoCsc4j3Dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ja41UGWB0OHJgXA68acZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KjLBvcHSXkiu5kkvrFdoTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pgue2_gwQkGOcnjmsNdNmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/plunRm13GECxPFeGQIhP9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ub0qrO47kUeFYe2DQhlzUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K8a9toQmSEGp4T641IG2sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DqxnxAzwFUeivYGq1wjemA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ertelemek vs. erteleyememek: Hazzın davranışlarımıza etkisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ertelemek-vs-erteleyememek-hazzin-davranislarimiza-etkisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ertelemek-vs-erteleyememek-hazzin-davranislarimiza-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Ertelemek; son zamanlarda dijital kültürün de artması sonucu, sıkça gündemde olan bir konu. İlgimizin dağılması ve azalan dikkat süremizle birlikte yaptığımız işlerden çok çabuk sıkılabiliyoruz, uzun süreceğini düşündüğümüz işlere hiç başlamamayı tercih edebiliyoruz. Ancak, bu erteleme psikolojisinin ikinci bir tarafı da var: ‘’Erteleyememek’’ Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.Ertelemek ile erteleyememenin takılma döngüsü, iki zıt uçtur. Ancak ikisinin de altında duygular yatar. Beynin haz ve korkuyla ilişkili duygusal sistemi, kontrol etme ve karar almaya yardımcı işlevsel sisteminden çok daha güçlüdür. Bu nedenle duygularının etkisiyle; birey, herhangi bir uca kayabilir. Ertelemeye yatkın birey, anlık haz arayışındadır ve konfor alanından çıkmak istemez; Erteleyememeye yatkın birey ise uzun vadeli haz arayışındadır ve konfor alanında bulunmak, rahatlamak istemez.NEDEN?

Zaman Yönetimi Problemi
Duygu Yönetimi Problemi
Kaygı Problemleri
Mükemmeliyetçilik
Geçmiş Deneyimlerin Etkisi
İçsel Çatışmalar
Değersizlik Hissi
Yetersizlik Hissi 
Hayır Diyememek
İstek ve Motivasyon Eksikliği

İki uç da zaman içinde bireyi tüketir. Birey, belirsizliklerin içinde kalır. Sosyal, kişisel, profesyonel hayatının bir bölümünde ya da hepsinde problemler yaşamaya başlar.Bu döngünün davranıştan çok, altında yatan zorlayıcı duyguyu görmezden gelmeye/bastırmaya çalışmakla ilgili olduğunu fark etmekDuyguyu kabullenmek, gerekli bakımı vermekProblem yaşanan alan ile ilgili gerçekçi ve öncelik sıralamasına göre bir düzenleme yapmakBireyin kendisi için en etkili duygu ve zaman yönetimini keşfedip uygulamaya başlamasıSağlıklı motivasyon kaynaklarından faydalanarak eyleme geçmekKonfor alanında da konfor alanının dışında da her zaman az da olsa stres vardır. Önemli olan: İkisi arasında dengeli ve iyi oluşumuza faydalı bir alanda durabilmektir. Ancak hatırlamak gerekir ki hayat, düz bir çizgi değildir ve bazen siz kendi dengenizi bulmuş olsanız bile çeşitli sebeplerden ağırlık bir tarafa doğru kayabilir. Bu durumda sorulacak iki soru vardır: ‘’Benim kontrolüm dışında bir şeyler var mı?’’, ‘’Ben bu durum içinde neyi kontrol edebilirim?’’Hazzı eğitmek, ‘’Öğrendim, yaptım, oldu.’’ dan ziyade hayat boyu bir süreçtir. Bu süreç bazen ilerlemeyi, durmayı ve hatta geriye gitmeyi de öğrenmeyi gerektirir. Zorlayıcı olan noktalarda, profesyonel ve sosyal destek almak süreci kolaylaştırmanın etkili bir yoludur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yQt_ZdlMrUOHs5HXwLPiGw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ertelemek, vs., erteleyememek:, Hazzın, davranışlarımıza, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yQt_ZdlMrUOHs5HXwLPiGw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ertelemek vs. erteleyememek: Hazzın davranışlarımıza etkisi"><p>Ertelemek; son zamanlarda dijital kültürün de artması sonucu, sıkça gündemde olan bir konu. İlgimizin dağılması ve azalan dikkat süremizle birlikte yaptığımız işlerden çok çabuk sıkılabiliyoruz, uzun süreceğini düşündüğümüz işlere hiç başlamamayı tercih edebiliyoruz. Ancak, bu erteleme psikolojisinin ikinci bir tarafı da var: ‘’Erteleyememek’’ Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LrHTYZnCb0m8S-QC9W8u9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ertelemek ile erteleyememenin takılma döngüsü, iki zıt uçtur. Ancak ikisinin de altında duygular yatar. Beynin haz ve korkuyla ilişkili duygusal sistemi, kontrol etme ve karar almaya yardımcı işlevsel sisteminden çok daha güçlüdür. Bu nedenle duygularının etkisiyle; birey, herhangi bir uca kayabilir. Ertelemeye yatkın birey, anlık haz arayışındadır ve konfor alanından çıkmak istemez; Erteleyememeye yatkın birey ise uzun vadeli haz arayışındadır ve konfor alanında bulunmak, rahatlamak istemez.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Q0yV0TvtE6tExXk_VVjSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NEDEN?

Zaman Yönetimi Problemi
Duygu Yönetimi Problemi
Kaygı Problemleri
Mükemmeliyetçilik
Geçmiş Deneyimlerin Etkisi
İçsel Çatışmalar
Değersizlik Hissi
Yetersizlik Hissi 
Hayır Diyememek
İstek ve Motivasyon Eksikliği

İki uç da zaman içinde bireyi tüketir. Birey, belirsizliklerin içinde kalır. Sosyal, kişisel, profesyonel hayatının bir bölümünde ya da hepsinde problemler yaşamaya başlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TSkcg4YN4UmrU3eSdLTd1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu döngünün davranıştan çok, altında yatan zorlayıcı duyguyu görmezden gelmeye/bastırmaya çalışmakla ilgili olduğunu fark etmekDuyguyu kabullenmek, gerekli bakımı vermekProblem yaşanan alan ile ilgili gerçekçi ve öncelik sıralamasına göre bir düzenleme yapmakBireyin kendisi için en etkili duygu ve zaman yönetimini keşfedip uygulamaya başlamasıSağlıklı motivasyon kaynaklarından faydalanarak eyleme geçmek</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NPG-qe2gfk2SLCBRrUXWVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konfor alanında da konfor alanının dışında da her zaman az da olsa stres vardır. Önemli olan: İkisi arasında dengeli ve iyi oluşumuza faydalı bir alanda durabilmektir. Ancak hatırlamak gerekir ki hayat, düz bir çizgi değildir ve bazen siz kendi dengenizi bulmuş olsanız bile çeşitli sebeplerden ağırlık bir tarafa doğru kayabilir. Bu durumda sorulacak iki soru vardır: ‘’Benim kontrolüm dışında bir şeyler var mı?’’, ‘’Ben bu durum içinde neyi kontrol edebilirim?’’</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mBtDtIw0AkmzevSj8BmK-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hazzı eğitmek, ‘’Öğrendim, yaptım, oldu.’’ dan ziyade hayat boyu bir süreçtir. Bu süreç bazen ilerlemeyi, durmayı ve hatta geriye gitmeyi de öğrenmeyi gerektirir. Zorlayıcı olan noktalarda, profesyonel ve sosyal destek almak süreci kolaylaştırmanın etkili bir yoludur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Evcil hayvan sahipleri dikkat: &amp;quot;Bazı türler insana da bulaşabilir&amp;quot;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/evcil-hayvan-sahipleri-dikkat-bazi-turler-insana-da-bulasabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/evcil-hayvan-sahipleri-dikkat-bazi-turler-insana-da-bulasabilir</guid>
<description><![CDATA[ Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte evcil hayvanlarda kene, uyuz ve parazit vakalarında artış yaşanıyor. Yaşanabilecek uyuz vakaları ve hayvanların taşıdığı keneler, evcil hayvan sahiplerini tedirgin ediyor. Evcil hayvan sahiplerine uyarılarda bulunan uzmanlar, hayvanların dışarıda dolaştıktan sonra vücutlarında kene olup olmadığının kontrol edilmesi ve hayvanı ısıran kenenin elle çıkartılmaya çalışılmaması gerektiğine dikkat çekti.Yaz aylarında evcil hayvanlarda uyuz, dış parazit vakalarına daha çok rastlandığı uyarısında bulunan uzmanlar, dışarı çıkartılan hayvanların keneler tarafından da ısırılabileceğine dikkat çekti. Hayvanlarda yaz mevsiminde dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili bilgi veren Veteriner Hekim Ferhat Can Karataş, iç ve dış parazit uygulamalarının hayati önem taşıdığını söyledi.Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte evcil hayvanlarda kene, uyuz ve parazit vakalarında artış yaşanıyor. Yaşanabilecek uyuz vakaları ve hayvanların taşıdığı keneler, evcil hayvan sahiplerini tedirgin ediyor. Evcil hayvan sahiplerine uyarılarda bulunan uzmanlar, hayvanların dışarıda dolaştıktan sonra vücutlarında kene olup olmadığının kontrol edilmesi ve hayvanı ısıran kenenin elle çıkartılmaya çalışılmaması gerektiğine dikkat çekti. Hayvanlarda yaz mevsiminde artan sıcaklık sebebiyle parazit ve uyuza da sık sık rastlanıldığına dikkat çeken uzmanlar, hayvanların iç ve dış parazit uygulamasının zamanında yapılmasının hem hayvan sahibi hem de evcil hayvan için hayati önem taşıdığını vurguladı.Çorum&#039;da hizmet veren Veteriner Hekim Ferhat Can Karataş, evcil hayvanların uzun otların ve ağaçların olduğu bölgelerde çok fazla gezdirilmemesi gerektiğini dile getirdi. Kene ve uyuzun insanlardan da hayvanlara geçebileceğini kaydeden Karataş, &quot;Yaz aylarında uyuz ve kene dediğimiz dış parazitlerin artma sebepleri arasında özellikle yavrularımızın dışarıda çok dolaşması, birbirleriyle daha çok temas etmesini örnek verebiliriz. Bunların alt etkenleri arasında kene dediğimiz akarın kış uykusundan çıkmasıyla otların uzun kısımlarına tırmanarak buradan canlılarımıza yahut bizlere yapışmasıdır. Uyuz ise yavrularımız birbiriyle oynarken, koşarken, yahut bizlere kendilerini sevdirirken temas yoluyla bulaşmasıdır. Bundan dolayı bu tür vakaların artması özellikle yaz aylarında görülmektedir. Uyuz ve kenelerin farklı türleri ve cinsleri vardır. Genellikle tür spesifik dediğimiz, örneğin köpekte ise sadece köpeklerde hastalık yapmaktadır, koyunlarda ise sadece koyunlarda hastalık yapmaktadır. Fakat bir de zoonoz dediğimiz tür ve cinsler vardır. Bu zoonoz dediğimiz tür ve cinsler köpekten insana, insandan köpeğe ya da kediden insana, insandan kediye geçmektedir. Bu sebepten dolayı bütün canlılarımız ve insanlar uyuz ve kene konusunda risk altındadır. Uyuz ve kene dediğimiz akarlar insanlara veya hayvanlara genellikle temas yoluyla bazen de kontaminasyon yoluyla geçer. Bir köpeği seversiniz, daha sonra köpeğin üstündeki kene veya uyuz etkeni sizin montunuza, pantolonunuza, gömleğinize geçer. Daha sonra eve gittiğinizde kendi kedinizi veya köpeğinizi sevdiğiniz zaman ona da bulaşmış olur. Arada siz konakçı olduğunuz için yani taşıyıcı olduğunuz için bu sebeple de kontaminasyon yoluyla geçmiş olur&quot; dedi.Kenelerin ağız yapısının testere şeklinde olduğunu ve bilinçsizce çıkarılmasının riskli olduğunu dile getiren Karataş, &quot;Uyuz hastalığının belirtileri arasında birçok dermatolojik hastalık gözüktüğü gibi kaşıntı, kızarıklık, bölgesel kıl dökümü gibi belirtiler gözükebilir. Keneyi hayvanımızın üzerinde gördüğümüzde öncelikle sakin olmalıyız ve asla tek başımıza keneyi almamalıyız. Kene dediğimiz akarın ağız yapısı testere şeklindedir. Kopartma imkanımız olmamaktadır. Çıkarttığımızı zannetsek de aslında testere yapısındaki ağız yapısı canlının derisinde kalmaktadır. Kopardığımız zaman kene, içindeki zehri canlıya enjekte eder. Keneyi gördüğümüz zaman en yakın veteriner kliniklerine, hekimlerimize başvurmalıyız. Ne zaman gördüğümüzü, nerede dolaştığımızı bildirerek güzel bir feda bile sonuç alabiliriz. Uyuz ve kene için gelen hastalarımızda nerede, ne zaman, nasıl bulaştığı konusunu teşhis etmek için öncelikle bilgilendirme almamız gerekiyor. Daha sonra yavrumuzun bölgesel kıl dökülmesi olduğu yerde yahut akardan alınan örnekle bir takım işlemlerden geçtikten sonra mikroskop altında incelenerek hangi tür cinsten olduğu belirlenerek ona göre uygun bir tedavi yöntemiyle kesin sonuç alınabilir&quot; diye konuştu.Korunmada en etkili yöntemin düzenli iç ve dış parazit uygulamaları yapılması olduğunu vurgulayan Karataş, &quot;Uyuz ve kenelerden korunmada en etkili yöntem zamanında yapılan iç ve dış parazit uygulamalarıdır. Bunlardan hariç yavrularımızı dışarıda dolaştırırken çok fazla pis atığın, uzun otlar ve uzun ağaçların olduğu yerlere gidilmemesi gerekmektedir. Çünkü kene dediğimiz akar genellikle uzun otların uç kısımlarında bulunurlar. Gezinti esnalarında bunlara dikkat etmeliyiz. Hayvanlarımızın dolaştığı ev ve bahçelerdeki atıklar temizlenmeli. Daha sonra yaz ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p3SMBuQjY0OFtvJVilhSXQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Evcil, hayvan, sahipleri, dikkat:, Bazı, türler, insana, bulaşabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p3SMBuQjY0OFtvJVilhSXQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Evcil hayvan sahipleri dikkat: " baz t insana da bula><p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte evcil hayvanlarda kene, uyuz ve parazit vakalarında artış yaşanıyor. Yaşanabilecek uyuz vakaları ve hayvanların taşıdığı keneler, evcil hayvan sahiplerini tedirgin ediyor. Evcil hayvan sahiplerine uyarılarda bulunan uzmanlar, hayvanların dışarıda dolaştıktan sonra vücutlarında kene olup olmadığının kontrol edilmesi ve hayvanı ısıran kenenin elle çıkartılmaya çalışılmaması gerektiğine dikkat çekti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G5AnzvZZSkmN7YOin7BJPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaz aylarında evcil hayvanlarda uyuz, dış parazit vakalarına daha çok rastlandığı uyarısında bulunan uzmanlar, dışarı çıkartılan hayvanların keneler tarafından da ısırılabileceğine dikkat çekti. Hayvanlarda yaz mevsiminde dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili bilgi veren Veteriner Hekim Ferhat Can Karataş, iç ve dış parazit uygulamalarının hayati önem taşıdığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y5p5VXVB0Uyhe7yD0ayr_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte evcil hayvanlarda kene, uyuz ve parazit vakalarında artış yaşanıyor. Yaşanabilecek uyuz vakaları ve hayvanların taşıdığı keneler, evcil hayvan sahiplerini tedirgin ediyor. Evcil hayvan sahiplerine uyarılarda bulunan uzmanlar, hayvanların dışarıda dolaştıktan sonra vücutlarında kene olup olmadığının kontrol edilmesi ve hayvanı ısıran kenenin elle çıkartılmaya çalışılmaması gerektiğine dikkat çekti. Hayvanlarda yaz mevsiminde artan sıcaklık sebebiyle parazit ve uyuza da sık sık rastlanıldığına dikkat çeken uzmanlar, hayvanların iç ve dış parazit uygulamasının zamanında yapılmasının hem hayvan sahibi hem de evcil hayvan için hayati önem taşıdığını vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_z4AIxmOb0GUSz6ssYLgag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çorum'da hizmet veren Veteriner Hekim Ferhat Can Karataş, evcil hayvanların uzun otların ve ağaçların olduğu bölgelerde çok fazla gezdirilmemesi gerektiğini dile getirdi. Kene ve uyuzun insanlardan da hayvanlara geçebileceğini kaydeden Karataş, "Yaz aylarında uyuz ve kene dediğimiz dış parazitlerin artma sebepleri arasında özellikle yavrularımızın dışarıda çok dolaşması, birbirleriyle daha çok temas etmesini örnek verebiliriz. Bunların alt etkenleri arasında kene dediğimiz akarın kış uykusundan çıkmasıyla otların uzun kısımlarına tırmanarak buradan canlılarımıza yahut bizlere yapışmasıdır. Uyuz ise yavrularımız birbiriyle oynarken, koşarken, yahut bizlere kendilerini sevdirirken temas yoluyla bulaşmasıdır. Bundan dolayı bu tür vakaların artması özellikle yaz aylarında görülmektedir. Uyuz ve kenelerin farklı türleri ve cinsleri vardır. Genellikle tür spesifik dediğimiz, örneğin köpekte ise sadece köpeklerde hastalık yapmaktadır, koyunlarda ise sadece koyunlarda hastalık yapmaktadır. Fakat bir de zoonoz dediğimiz tür ve cinsler vardır. Bu zoonoz dediğimiz tür ve cinsler köpekten insana, insandan köpeğe ya da kediden insana, insandan kediye geçmektedir. Bu sebepten dolayı bütün canlılarımız ve insanlar uyuz ve kene konusunda risk altındadır. Uyuz ve kene dediğimiz akarlar insanlara veya hayvanlara genellikle temas yoluyla bazen de kontaminasyon yoluyla geçer. Bir köpeği seversiniz, daha sonra köpeğin üstündeki kene veya uyuz etkeni sizin montunuza, pantolonunuza, gömleğinize geçer. Daha sonra eve gittiğinizde kendi kedinizi veya köpeğinizi sevdiğiniz zaman ona da bulaşmış olur. Arada siz konakçı olduğunuz için yani taşıyıcı olduğunuz için bu sebeple de kontaminasyon yoluyla geçmiş olur" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JkhF8sTREke-biNLfZCHVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kenelerin ağız yapısının testere şeklinde olduğunu ve bilinçsizce çıkarılmasının riskli olduğunu dile getiren Karataş, "Uyuz hastalığının belirtileri arasında birçok dermatolojik hastalık gözüktüğü gibi kaşıntı, kızarıklık, bölgesel kıl dökümü gibi belirtiler gözükebilir. Keneyi hayvanımızın üzerinde gördüğümüzde öncelikle sakin olmalıyız ve asla tek başımıza keneyi almamalıyız. Kene dediğimiz akarın ağız yapısı testere şeklindedir. Kopartma imkanımız olmamaktadır. Çıkarttığımızı zannetsek de aslında testere yapısındaki ağız yapısı canlının derisinde kalmaktadır. Kopardığımız zaman kene, içindeki zehri canlıya enjekte eder. Keneyi gördüğümüz zaman en yakın veteriner kliniklerine, hekimlerimize başvurmalıyız. Ne zaman gördüğümüzü, nerede dolaştığımızı bildirerek güzel bir feda bile sonuç alabiliriz. Uyuz ve kene için gelen hastalarımızda nerede, ne zaman, nasıl bulaştığı konusunu teşhis etmek için öncelikle bilgilendirme almamız gerekiyor. Daha sonra yavrumuzun bölgesel kıl dökülmesi olduğu yerde yahut akardan alınan örnekle bir takım işlemlerden geçtikten sonra mikroskop altında incelenerek hangi tür cinsten olduğu belirlenerek ona göre uygun bir tedavi yöntemiyle kesin sonuç alınabilir" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5kc7QgUkL0aB_5K_gW__KQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Korunmada en etkili yöntemin düzenli iç ve dış parazit uygulamaları yapılması olduğunu vurgulayan Karataş, "Uyuz ve kenelerden korunmada en etkili yöntem zamanında yapılan iç ve dış parazit uygulamalarıdır. Bunlardan hariç yavrularımızı dışarıda dolaştırırken çok fazla pis atığın, uzun otlar ve uzun ağaçların olduğu yerlere gidilmemesi gerekmektedir. Çünkü kene dediğimiz akar genellikle uzun otların uç kısımlarında bulunurlar. Gezinti esnalarında bunlara dikkat etmeliyiz. Hayvanlarımızın dolaştığı ev ve bahçelerdeki atıklar temizlenmeli. Daha sonra yaz aylarının gelmesiyle otlarımız uzamaktadır ve bunları kısaltmalıyız. Ardından bunlara uygun olan ilaçlardan kullanmalıyız. İlaçları kullandıktan sonra genellikle ilaçlar zehirli olduğu için yavrularımızın o bölgede dolaşmaması gerekmektedir. En kritik noktalar ise dışarıda dolaşıp geldikten sonra eve geldiğimizde canlımızın kulaklarına, bacak aralarına, koltuk altlarına bakmamız gerekmektedir. Keneler genellikle derinin ince olduğu bölümlere yerleşir ve kan emmeye başlarlar. Yaz aylarının gelmesiyle uyuz ve kene başta olmak üzere bütün dış parazitler artmaktadır. Tüm hasta ve hayvan sahipleri, 'bir şey olmaz' demesinler. İç ve dış parazit uygulamalarını zamanında yaptırsınlar ve herhangi bir anormal durumla karşılaştıkları zaman bizlere müracaat etsinler" şeklinde konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yemek sonrası 10 dakikalık yürüyüş: Basit günlük alışkanlığın şaşırtıcı faydası</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yemek-sonrasi-10-dakikalik-yuruyus-basit-gunluk-aliskanligin-sasirtici-faydasi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yemek-sonrasi-10-dakikalik-yuruyus-basit-gunluk-aliskanligin-sasirtici-faydasi</guid>
<description><![CDATA[ Yemeklerden sonra kısa bir 10 dakikalık yürüyüş, kan şekeri artışlarını yöneterek ve insülin duyarlılığını artırarak sağlığınızı önemli ölçüde iyileştirebilir. Çalışmalar, yemek sonrası yürüyüşlerin, glikoz seviyelerini kontrol etmek için günün diğer saatlerinde yapılan uzun yürüyüşlerden daha etkili olduğunu göstermektedir. Bu basit alışkanlık ayrıca kilo vermeye, kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir.Yemekten sonra 10 dakika yürümek, sağlığınız için düşündüğünüzden daha fazlasını yapabilir. Bu küçük alışkanlık, sizi aktif tutmak, insülin duyarlılığını artırmak ve kalp hastalığı ve diyabet gibi kronik rahatsızlıklardan korumak için uzun bir yol kat edebilir. Nutrients dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre, yemek sonrası yürüyüş, diyabet hastası olmayan kişilerde bile kan şekeri artışlarını %30 veya daha fazla yönetebilir.Mikro egzersizler çağında, arada sırada kalkıp hafif bir yürüyüş yapmak, metabolizmayı, uyanıklığı ve ruh hallerini iyileştirebilir. Yemek sonrası yürüyüşler, yemekten sonraki 30-60 dakikalık dönemde, yani yemek sonrası dönemde, glikoz seviyelerinin zirvede olduğu zamanlarda dengelenmesi açısından ek bir avantaj sağlar. Sağlıklı kişilerde bile bu kan şekeri artışları insülin direncine katkıda bulunabilir ve uzun vadede kalp hastalığı, böbrek sorunları ve sinir hasarı riskini artırabilir. Prediyabetin günümüzde bu kadar ciddiye alınmasının nedeni budur, çünkü diyabetin başlangıcından önce bile sağlığınızı etkileyebilir.Kaslarınız, özellikle yemek yedikten sonra, kanınızdaki şekeri emmeye yardımcı olur. Hareket ettiğinizde veya egzersiz yaptığınızda, vücudunuz insülininiz iyi çalışmasa bile şekeri kaslarınıza çeken özel bir sistemi (GLUT-4 adı verilir) harekete geçirir. Yani, sadece aktif olmak kan şekerini doğal olarak düşürmeye yardımcı olur.İyi olan şey, bu faydaları elde etmek ve yemek sonrası şeker artışlarını kontrol etmek için sadece hafif egzersiz veya kısa bir yürüyüşün yeterli olmasıdır.Bir araştırmaya göre, bir öğünden sonraki 30 dakika içinde vücudunuzu hareket ettirmenin sağlığınız için yatırım yapmak için en iyi zaman olduğuna dair yeterli kanıt bulunmaktadır. Bu zaman diliminin ötesinde, vücudun glikoz seviyelerini düşürme yeteneği azalabilir.Çalışmalar, 10-15 dakikalık yürüyüş veya egzersiz süresinin bile glikoz dalgalanmalarını etkili bir şekilde azaltmak ve metabolik sağlığı korumaya ve diyabet ve diğer sağlık sorunları riskini azaltmaya yardımcı olmak için yeterli olduğunu göstermektedir.Diabetologia&#039;da yayınlanan çalışmada, Yeni Zelandalı araştırmacılar her öğünden sonra sadece 10 dakika yürümenin, günün herhangi bir saatinde tek bir 30 dakikalık yürüyüşten daha etkili bir şekilde günlük kan şekeri seviyelerini düşürebileceğini buldular.Diabetes Care&#039;de yayınlanan bir çalışmaya göre, yaşlı yetişkinler her öğünden sonra üç kez 15 dakika yürürlerse, tek bir 45 dakikalık yürüyüş seansına kıyasla glikoz seviyeleri üzerinde daha iyi kontrol sahibi olabilirler.Yemekten sonra oturmayın. Bu zamanı iş görüşmeleri yapmak veya hafif yürüyüş gerektiren diğer işler için kullanın.Yemekten hemen sonra şekerleme yapmayın, bunun yerine sadece güneşe çıkın ve yürüyüşün tadını çıkarın.
Evdeyseniz, yaklaşık 1000 adım yürümeyi hedefleyin. Bunu en sevdiğiniz TV programını izlerken bile yapabilirsiniz.
Uzun oturma sürelerini hafif yürüyüşle bölmek, sadece ayakta durmaya kıyasla yemek sonrası glikoz ve insülin seviyelerini iyileştirmeye yardımcı olabilir.Diyabet önleme: Öğle yemeğinden sonra glikoz seviyelerinizin yükselmesine izin vermemek, metabolik stresi ve diyabet geliştirme riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Bu sadece 10 dakika sürebilirken, sizi ömür boyu sıkıntıdan kurtarabilir.
Kilo kaybı: Sadece 10-15 dakika yürümek glikoz yükselmelerini azaltabilir. Bu, daha az insülin salgılanması ve yağ depolanması anlamına gelir ve bu da kilo kaybına yol açabilir. Bu, öğleden sonra yürüyüşlerini sabah yürüyüşlerinden daha kazançlı hale getirir.
Kalp sağlığı: Bu basit alışkanlık kalp sağlığınız için bir nimet olabilir. Glikoz seviyeleriniz stabil olduğunda, oksidatif stresi azaltmaya ve kan damarlarını korumaya yardımcı olabilir, bu da kalp hastalığı riskinizi düşürebilir.
Yorgunluğu azaltır: Üretkenliğiniz yemekten sonra düşme eğilimindeyse, bu etkili bir çözümdür. Yemek sonrası yürüyüş, dolaşımı ve metabolizmayı iyileştirerek yemekten sonra hissedilebilecek uyuşukluğu telafi edebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vl0acm2Fc06Pwy-TUtt6og.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yemek, sonrası, dakikalık, yürüyüş:, Basit, günlük, alışkanlığın, şaşırtıcı, faydası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vl0acm2Fc06Pwy-TUtt6og.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yemek sonrası 10 dakikalık yürüyüş: Basit günlük alışkanlığın şaşırtıcı faydası"><p>Yemeklerden sonra kısa bir 10 dakikalık yürüyüş, kan şekeri artışlarını yöneterek ve insülin duyarlılığını artırarak sağlığınızı önemli ölçüde iyileştirebilir. Çalışmalar, yemek sonrası yürüyüşlerin, glikoz seviyelerini kontrol etmek için günün diğer saatlerinde yapılan uzun yürüyüşlerden daha etkili olduğunu göstermektedir. Bu basit alışkanlık ayrıca kilo vermeye, kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MRpcgb1pJ06SP_nm2UPfcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemekten sonra 10 dakika yürümek, sağlığınız için düşündüğünüzden daha fazlasını yapabilir. Bu küçük alışkanlık, sizi aktif tutmak, insülin duyarlılığını artırmak ve kalp hastalığı ve diyabet gibi kronik rahatsızlıklardan korumak için uzun bir yol kat edebilir. Nutrients dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre, yemek sonrası yürüyüş, diyabet hastası olmayan kişilerde bile kan şekeri artışlarını %30 veya daha fazla yönetebilir.Mikro egzersizler çağında, arada sırada kalkıp hafif bir yürüyüş yapmak, metabolizmayı, uyanıklığı ve ruh hallerini iyileştirebilir. Yemek sonrası yürüyüşler, yemekten sonraki 30-60 dakikalık dönemde, yani yemek sonrası dönemde, glikoz seviyelerinin zirvede olduğu zamanlarda dengelenmesi açısından ek bir avantaj sağlar. Sağlıklı kişilerde bile bu kan şekeri artışları insülin direncine katkıda bulunabilir ve uzun vadede kalp hastalığı, böbrek sorunları ve sinir hasarı riskini artırabilir. Prediyabetin günümüzde bu kadar ciddiye alınmasının nedeni budur, çünkü diyabetin başlangıcından önce bile sağlığınızı etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_pGPnFVNqEmtn1QcdDw77w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaslarınız, özellikle yemek yedikten sonra, kanınızdaki şekeri emmeye yardımcı olur. Hareket ettiğinizde veya egzersiz yaptığınızda, vücudunuz insülininiz iyi çalışmasa bile şekeri kaslarınıza çeken özel bir sistemi (GLUT-4 adı verilir) harekete geçirir. Yani, sadece aktif olmak kan şekerini doğal olarak düşürmeye yardımcı olur.İyi olan şey, bu faydaları elde etmek ve yemek sonrası şeker artışlarını kontrol etmek için sadece hafif egzersiz veya kısa bir yürüyüşün yeterli olmasıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q5XUnJa9t0-tTkZ5uLMxJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir araştırmaya göre, bir öğünden sonraki 30 dakika içinde vücudunuzu hareket ettirmenin sağlığınız için yatırım yapmak için en iyi zaman olduğuna dair yeterli kanıt bulunmaktadır. Bu zaman diliminin ötesinde, vücudun glikoz seviyelerini düşürme yeteneği azalabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9Bj9tEuugUucpgHCOb3VSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmalar, 10-15 dakikalık yürüyüş veya egzersiz süresinin bile glikoz dalgalanmalarını etkili bir şekilde azaltmak ve metabolik sağlığı korumaya ve diyabet ve diğer sağlık sorunları riskini azaltmaya yardımcı olmak için yeterli olduğunu göstermektedir.Diabetologia'da yayınlanan çalışmada, Yeni Zelandalı araştırmacılar her öğünden sonra sadece 10 dakika yürümenin, günün herhangi bir saatinde tek bir 30 dakikalık yürüyüşten daha etkili bir şekilde günlük kan şekeri seviyelerini düşürebileceğini buldular.Diabetes Care'de yayınlanan bir çalışmaya göre, yaşlı yetişkinler her öğünden sonra üç kez 15 dakika yürürlerse, tek bir 45 dakikalık yürüyüş seansına kıyasla glikoz seviyeleri üzerinde daha iyi kontrol sahibi olabilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MdiBT4zlaUGDgR9UyV2BPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemekten sonra oturmayın. Bu zamanı iş görüşmeleri yapmak veya hafif yürüyüş gerektiren diğer işler için kullanın.Yemekten hemen sonra şekerleme yapmayın, bunun yerine sadece güneşe çıkın ve yürüyüşün tadını çıkarın.
Evdeyseniz, yaklaşık 1000 adım yürümeyi hedefleyin. Bunu en sevdiğiniz TV programını izlerken bile yapabilirsiniz.
Uzun oturma sürelerini hafif yürüyüşle bölmek, sadece ayakta durmaya kıyasla yemek sonrası glikoz ve insülin seviyelerini iyileştirmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IvPq3AqLEkmOutySehGjSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabet önleme: Öğle yemeğinden sonra glikoz seviyelerinizin yükselmesine izin vermemek, metabolik stresi ve diyabet geliştirme riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Bu sadece 10 dakika sürebilirken, sizi ömür boyu sıkıntıdan kurtarabilir.
Kilo kaybı: Sadece 10-15 dakika yürümek glikoz yükselmelerini azaltabilir. Bu, daha az insülin salgılanması ve yağ depolanması anlamına gelir ve bu da kilo kaybına yol açabilir. Bu, öğleden sonra yürüyüşlerini sabah yürüyüşlerinden daha kazançlı hale getirir.
Kalp sağlığı: Bu basit alışkanlık kalp sağlığınız için bir nimet olabilir. Glikoz seviyeleriniz stabil olduğunda, oksidatif stresi azaltmaya ve kan damarlarını korumaya yardımcı olabilir, bu da kalp hastalığı riskinizi düşürebilir.
Yorgunluğu azaltır: Üretkenliğiniz yemekten sonra düşme eğilimindeyse, bu etkili bir çözümdür. Yemek sonrası yürüyüş, dolaşımı ve metabolizmayı iyileştirerek yemekten sonra hissedilebilecek uyuşukluğu telafi edebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şifa veren sepetler: Hem kazanç hem terapi kaynağı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sifa-veren-sepetler-hem-kazanc-hem-terapi-kaynagi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sifa-veren-sepetler-hem-kazanc-hem-terapi-kaynagi</guid>
<description><![CDATA[ Aksaray&#039;ın Eskil Halk Eğitimi Merkezi&#039;nde açılan sepet örücülüğü kursu, katılımcılarına sadece geleneksel bir el sanatını öğretmekle kalmıyor aynı zamanda ev ekonomilerine katkı sağlayarak ve psikolojik rahatlama sunarak çok yönlü faydalar sağlıyor. Kursa katılan kadınlar, usta öğreticiler eşliğinde birbirinden güzel ve özgün sepetler örerek hem el becerilerini geliştiriyor hem de bu ürünleri internet üzerinden satarak aile bütçelerine destek oluyorlar.Kursun özellikle psikolojik rahatsızlıkları olan katılımcılar için adeta bir terapi gibi geldiği belirtiliyor. Sepet örme sürecinde odaklanma, el-göz koordinasyonu ve ortaya çıkan somut ürünün verdiği tatmin duygusu, kursiyerlerin stres seviyelerini düşürmelerine ve kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı oluyor.Halk Eğitimi Merkezi&#039;nde devam eden kursta, farklı boyutlarda, modellerde ve tekniklerde sepet örme becerileri kazanan kadınlar, doğal malzemeleri kullanarak hem geleneksel el sanatını yaşatıyor hem de modern tasarımlarla ürün yelpazelerini genişletiyorlar.İnternet üzerinden satış yaparak kendi işlerinin patronu olan bazı kursiyerler, el emeği göz nuru ürünlerine olan talebin kendilerini motive ettiğini ifade ediyorlar.Kurs sayesinde hem yeni bir meslek edindiklerini hem de sosyal bir ortamda bulunarak yalnızlık hissini aştıklarını belirten kursiyerler, Halk Eğitimi Merkezi&#039;nin bu tür destekleyici kurslarının önemine vurgu yapıyor.Yaptığı el emeği göz nuru ürünleri ve çalışmasını anlatan Fadime Yılmaz Çeçen, &quot;Sepet örücülüğü kursunda hasır bitkisini kullanıyoruz. Ülkemizde yetişin bu bitki çoğu farklı bölgelerde farklı isimlerde hasır otu, kamış ve papur otu diye geçiyor. Biz bu hasır otunu ıslatarak, yumuşatarak kalıp üzerinde çalışıyoruz. Halk Eğitimi Merkezi kurslarının şöyle bir katkısı var. Çoğu ev hanımı olan kursiyerlerimle ürettiğimiz bu ürünleri tanıtma imkânımız oldu. Tanıtmanın yanında ekonomik olarak ev ekonomisine katkıda bulundular. Gerek sosyal medyadan gerek elden satış imkânı sundu. Halk Eğitimi Merkezi kursları açılması hem sosyal hem de psikolojik anlamda hobi edinme amacıyla başlanan bu kursta ekonomik olarak katkı sağladığı için beni ve kursiyerlerimi çok çok mutlu etti. Daha çok üretmeyi hedefledik. Geçmişten unutulmaya yüz tutmuş bu hasır örücülüğünü bizlere ve yeni nesillere ulaştırmayı hedefledik. Halk Eğitimi Merkezi kurslarında sadece hobi edinmek değil burada keyifli, verimli vakit geçiriyoruz. Hem eğleniyoruz hem de üretiyoruz&quot; dedi.Kursiyer Hayriye Filikçi ise &quot;Halk Eğitimi Merkezi kurslarına sepet örücülüğüne geliyorum. Psikoloji olarak bana çok iyi geliyor, terapi oluyor. İlaç kullanıyordum bıraktım. İnternet üzerinden satış yapıyorum. Aileme destek oluyorum&quot; şeklinde konuştu.7 yıldır kursa eğitim ve iş yapan Aysun Kara, &quot;Yaklaşık 6-7 aydır sepet örücülüğü kursuna devam ediyorum. Yok olamaya yüz tutmuş geleneksel Türk el sanatlarından birisi olan sepet örücülüğüne devam ettiğimiz için ve bundan sonraki kuşaklara aktarabilmek için kendimizi gerçekten mutlu hissediyoruz. Geleneksel el sanatları olarak devam etmemin yanı sıra farklı malzemeler kullanarak dekoratif ürünler üretmeye çalıştık. Burada hem sosyalleşme hem stres atma hem de ekonomik destek sağlayacak bir uğraşı olduğu için gerçekten bizim için güzel bir fırsat oldu&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l6Yudu82PkKkj4g8vDIdHQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Şifa, veren, sepetler:, Hem, kazanç, hem, terapi, kaynağı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l6Yudu82PkKkj4g8vDIdHQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Şifa veren sepetler: Hem kazanç hem terapi kaynağı"><p>Aksaray'ın Eskil Halk Eğitimi Merkezi'nde açılan sepet örücülüğü kursu, katılımcılarına sadece geleneksel bir el sanatını öğretmekle kalmıyor aynı zamanda ev ekonomilerine katkı sağlayarak ve psikolojik rahatlama sunarak çok yönlü faydalar sağlıyor. Kursa katılan kadınlar, usta öğreticiler eşliğinde birbirinden güzel ve özgün sepetler örerek hem el becerilerini geliştiriyor hem de bu ürünleri internet üzerinden satarak aile bütçelerine destek oluyorlar.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ACHWvCe80G4-iaZHqIYeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kursun özellikle psikolojik rahatsızlıkları olan katılımcılar için adeta bir terapi gibi geldiği belirtiliyor. Sepet örme sürecinde odaklanma, el-göz koordinasyonu ve ortaya çıkan somut ürünün verdiği tatmin duygusu, kursiyerlerin stres seviyelerini düşürmelerine ve kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gc9rXcRcj0iKl_tKbyffPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halk Eğitimi Merkezi'nde devam eden kursta, farklı boyutlarda, modellerde ve tekniklerde sepet örme becerileri kazanan kadınlar, doğal malzemeleri kullanarak hem geleneksel el sanatını yaşatıyor hem de modern tasarımlarla ürün yelpazelerini genişletiyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wXO5NWLaBkmJV0pGsnrrHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnternet üzerinden satış yaparak kendi işlerinin patronu olan bazı kursiyerler, el emeği göz nuru ürünlerine olan talebin kendilerini motive ettiğini ifade ediyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0ZzrkwnkIkKZGBr_olG0yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kurs sayesinde hem yeni bir meslek edindiklerini hem de sosyal bir ortamda bulunarak yalnızlık hissini aştıklarını belirten kursiyerler, Halk Eğitimi Merkezi'nin bu tür destekleyici kurslarının önemine vurgu yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fjm_32iAzEaXt5EcaU9oYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaptığı el emeği göz nuru ürünleri ve çalışmasını anlatan Fadime Yılmaz Çeçen, "Sepet örücülüğü kursunda hasır bitkisini kullanıyoruz. Ülkemizde yetişin bu bitki çoğu farklı bölgelerde farklı isimlerde hasır otu, kamış ve papur otu diye geçiyor. Biz bu hasır otunu ıslatarak, yumuşatarak kalıp üzerinde çalışıyoruz. Halk Eğitimi Merkezi kurslarının şöyle bir katkısı var. Çoğu ev hanımı olan kursiyerlerimle ürettiğimiz bu ürünleri tanıtma imkânımız oldu. Tanıtmanın yanında ekonomik olarak ev ekonomisine katkıda bulundular. Gerek sosyal medyadan gerek elden satış imkânı sundu. Halk Eğitimi Merkezi kursları açılması hem sosyal hem de psikolojik anlamda hobi edinme amacıyla başlanan bu kursta ekonomik olarak katkı sağladığı için beni ve kursiyerlerimi çok çok mutlu etti. Daha çok üretmeyi hedefledik. Geçmişten unutulmaya yüz tutmuş bu hasır örücülüğünü bizlere ve yeni nesillere ulaştırmayı hedefledik. Halk Eğitimi Merkezi kurslarında sadece hobi edinmek değil burada keyifli, verimli vakit geçiriyoruz. Hem eğleniyoruz hem de üretiyoruz" dedi.Kursiyer Hayriye Filikçi ise "Halk Eğitimi Merkezi kurslarına sepet örücülüğüne geliyorum. Psikoloji olarak bana çok iyi geliyor, terapi oluyor. İlaç kullanıyordum bıraktım. İnternet üzerinden satış yapıyorum. Aileme destek oluyorum" şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R3Y6JirCS0SY5KP6WUgRGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>7 yıldır kursa eğitim ve iş yapan Aysun Kara, "Yaklaşık 6-7 aydır sepet örücülüğü kursuna devam ediyorum. Yok olamaya yüz tutmuş geleneksel Türk el sanatlarından birisi olan sepet örücülüğüne devam ettiğimiz için ve bundan sonraki kuşaklara aktarabilmek için kendimizi gerçekten mutlu hissediyoruz. Geleneksel el sanatları olarak devam etmemin yanı sıra farklı malzemeler kullanarak dekoratif ürünler üretmeye çalıştık. Burada hem sosyalleşme hem stres atma hem de ekonomik destek sağlayacak bir uğraşı olduğu için gerçekten bizim için güzel bir fırsat oldu" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İş çıkışı 10 dakika yürüyüşün etkisi: Büyük fark yaratabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/is-cikisi-10-dakika-yuruyusun-etkisi-buyuk-fark-yaratabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/is-cikisi-10-dakika-yuruyusun-etkisi-buyuk-fark-yaratabilir</guid>
<description><![CDATA[ Günün sonunda kendinizi bitkin mi hissediyorsunuz? Çoğumuz 8-10 saatlik bir iş gününün ardından sadece kanepeye uzanmak, sosyal medyada gezinmek ya da bir diziye dalmak istiyoruz. Egzersiz düşüncesi ise çoğu zaman imkânsız gibi geliyor. Ancak uzmanlara göre, iş çıkışı yapılacak basit bir 10 dakikalık yürüyüş, hem bedeniniz hem de zihniniz için oldukça etkili bir iyileşme fırsatı sunuyor.10 dakika yürüyüşe çıkmak vücudunuz, beyniniz ve ruh haliniz için harikalar yaratabilir. ZİHİNSEL OLARAK RAHATLAMANIZI SAĞLARİş stresini eve taşımak istemeyenler için kısa yürüyüşler, zihinsel olarak iş modundan çıkmanın en doğal yollarından biri. Uzmanlar, bu küçük ritüelin profesyonel ve kişisel hayat arasında tampon bölge işlevi gördüğünü belirtiyor. Özellikle evden çalışanlar için, günün bittiğini beyne hatırlatmanın etkili bir yolu olarak öne çıkıyor.Gün boyu masa başında oturmanın yol açtığı sırt ve omuz ağrıları, kalça kaslarında hissedilen sertlik ve genel gerginlik, kısa bir yürüyüşle büyük ölçüde hafifletilebiliyor. Kan dolaşımını hızlandıran bu basit aktivite, postürünüzü düzeltirken aynı zamanda ekranlardan uzaklaşarak gözlerinizi de dinlendirmenize olanak tanıyor.Eğer son öğününüzü veya atıştırmalığınızı ofiste veya evden çalışırken bitiren biriyseniz, sonrasında yürümek çok yardımcı olabilir. Birçok çalışma, 10 dakika kadar kısa bir süre bile olsa yemek sonrası yürüyüşün daha iyi sindirime yardımcı olduğunu göstermiştir.Yemekten hemen sonra oturmak yerine (ki bu şişkinliğe veya halsizliğe yol açar), kısa bir yürüyüş midenin işini daha verimli yapmasına yardımcı olur. Ayrıca masa başı işlerde çalışan kişilerde çok yaygın olan asitlik ve reflü sorunlarını da uzak tutar.Araştırmalar, yemekten sonra yapılacak 10 dakikalık bir yürüyüşün sindirimi kolaylaştırdığını ve reflü gibi şikayetleri azalttığını gösteriyor. Bununla birlikte, American Journal of Physiology’de yayımlanan bir çalışmaya göre, kısa yürüyüşler kan şekeri seviyelerinin dengelenmesinde de önemli bir rol oynuyor. Özellikle Tip 2 diyabet riski taşıyan bireyler için bu alışkanlık, ciddi bir koruyucu etkiye sahip.Bu yürüyüşleri günlük bir alışkanlığa dönüştürmek içinse birkaç basit yöntem işe yarayabilir:İş çıkışı alarm kurmakHemen rahat kıyafetlere geçmekSevilen bir podcast veya müzik listesiyle eşleştirmekÖdül sistemiyle motive olmakBir eşlikçiyle yürümekGünlük yürüyüş çizelgesi tutmak ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pKzunn9LcEuN_nDyeWr30Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İş, çıkışı, dakika, yürüyüşün, etkisi:, Büyük, fark, yaratabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pKzunn9LcEuN_nDyeWr30Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İş çıkışı 10 dakika yürüyüşün etkisi: Büyük fark yaratabilir"><p>Günün sonunda kendinizi bitkin mi hissediyorsunuz? Çoğumuz 8-10 saatlik bir iş gününün ardından sadece kanepeye uzanmak, sosyal medyada gezinmek ya da bir diziye dalmak istiyoruz. Egzersiz düşüncesi ise çoğu zaman imkânsız gibi geliyor. Ancak uzmanlara göre, iş çıkışı yapılacak basit bir 10 dakikalık yürüyüş, hem bedeniniz hem de zihniniz için oldukça etkili bir iyileşme fırsatı sunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rArDJ67XNEaeCu8veOVATQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>10 dakika yürüyüşe çıkmak vücudunuz, beyniniz ve ruh haliniz için harikalar yaratabilir. ZİHİNSEL OLARAK RAHATLAMANIZI SAĞLARİş stresini eve taşımak istemeyenler için kısa yürüyüşler, zihinsel olarak iş modundan çıkmanın en doğal yollarından biri. Uzmanlar, bu küçük ritüelin profesyonel ve kişisel hayat arasında tampon bölge işlevi gördüğünü belirtiyor. Özellikle evden çalışanlar için, günün bittiğini beyne hatırlatmanın etkili bir yolu olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4GLaL63t6UueVmS55B7MfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gün boyu masa başında oturmanın yol açtığı sırt ve omuz ağrıları, kalça kaslarında hissedilen sertlik ve genel gerginlik, kısa bir yürüyüşle büyük ölçüde hafifletilebiliyor. Kan dolaşımını hızlandıran bu basit aktivite, postürünüzü düzeltirken aynı zamanda ekranlardan uzaklaşarak gözlerinizi de dinlendirmenize olanak tanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H7jyW-d1GEuIA46zpUAjng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer son öğününüzü veya atıştırmalığınızı ofiste veya evden çalışırken bitiren biriyseniz, sonrasında yürümek çok yardımcı olabilir. Birçok çalışma, 10 dakika kadar kısa bir süre bile olsa yemek sonrası yürüyüşün daha iyi sindirime yardımcı olduğunu göstermiştir.Yemekten hemen sonra oturmak yerine (ki bu şişkinliğe veya halsizliğe yol açar), kısa bir yürüyüş midenin işini daha verimli yapmasına yardımcı olur. Ayrıca masa başı işlerde çalışan kişilerde çok yaygın olan asitlik ve reflü sorunlarını da uzak tutar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LkufS8rVKU2lGgfP8OtAfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, yemekten sonra yapılacak 10 dakikalık bir yürüyüşün sindirimi kolaylaştırdığını ve reflü gibi şikayetleri azalttığını gösteriyor. Bununla birlikte, American Journal of Physiology’de yayımlanan bir çalışmaya göre, kısa yürüyüşler kan şekeri seviyelerinin dengelenmesinde de önemli bir rol oynuyor. Özellikle Tip 2 diyabet riski taşıyan bireyler için bu alışkanlık, ciddi bir koruyucu etkiye sahip.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6Gf1ogkgJUGqVttkkhZnHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yürüyüşleri günlük bir alışkanlığa dönüştürmek içinse birkaç basit yöntem işe yarayabilir:İş çıkışı alarm kurmakHemen rahat kıyafetlere geçmekSevilen bir podcast veya müzik listesiyle eşleştirmekÖdül sistemiyle motive olmakBir eşlikçiyle yürümekGünlük yürüyüş çizelgesi tutmak</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>77 yaşında mesleğin son ustası: 63 yıldır işini severek sürdürüyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/77-yasinda-meslegin-son-ustasi-63-yildir-isini-severek-surduruyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/77-yasinda-meslegin-son-ustasi-63-yildir-isini-severek-surduruyor</guid>
<description><![CDATA[ Sivas&#039;ta unutulmaya yüz tutmuş nalbantlık mesleğinin son temsilcisi olan Hüseyin Polat, ilerlemiş yaşına rağmen işini seyyar olarak yapmaya devam ederek geçimini sağlıyor.Sivas&#039;ta yaşayan 77 yaşındaki Hüseyin Polat, 62 yıl önce başladığı nalbantlık mesleğini bugün hâlâ büyük bir ustalık ve azimle sürdürüyor.Yaşıtları emeklilik hayatı yaşarken, o yıllara meydan okuyarak at ve büyükbaş hayvanların bakımını yapmaya devam ediyor.Polat, 1962 yılında henüz 14 yaşındayken usta yanına çırak olarak girdiği nalbantlık mesleğinde 63 yılı geride bıraktı. Gelen müşteri sayısı bitme noktasına gelince dükkânını kapatıp seyyar olarak çalışmaya başlayan Polat, Sivas ve çevre illerden gelen taleplerle hayvanların bakımını yerinde yapıyor.Fiziksel güç, dikkat ve tecrübe gerektiren nalbantlık işini 77 yaşında hâlâ başarıyla sürdürebilmesiyle dikkat çeken Polat, yıllardır mesleğin içinde olmasına rağmen işini hala severek yapmaya devam ediyor. Bıçakla yapılan işlemler sırasında birçok kez yaralandığını ifade eden usta nalbant, işinin hem zor hem de tehlikeli olduğunu vurguladı.  Gençlerin ağır işlerden uzak durduğunu belirten Polat, işi öğretecek kimsenin kalmadığını söyleyerek, mesleğin geleceğine dair endişelerini dile getirdi.Nalbantlıkta kullandığı bıçağın dikkat gerektirdiğini söyleyen Hüseyin Polat, &quot;1962 yılında usta yanına çırak olarak girdim. O gün bugündür nalbant mesleği ile uğraşıyorum. Bu mesleği 63 senedir yapıyorum. Ben bu meslekten ekmek yiyorum ve seve seve yapıyorum. Bu mesleği başkası olsa yapmaz. Görenler beni tenzih ediyorlar.Civar köylerdeki 300 bin TL&#039;lik inekleri tedavi ediyorum. 10 gün içerisinde toparlanıyorlar. Başka türlü tedavi edildiklerinde inek ayağa kalkamıyor. Seyyar olarak nalbant ustalığı yapıyorum. Numaramı bulup arıyorlar, ‘Gel hayvanımı çak&#039; derlerse gidiyorum. Meslekte kullandığım bıçağı benden başkası daha iyi kullanamaz. Bıçaktan dolayı vücudumda bir sürü yara izi var. Bileğini kuvvetli tutmazsan düşer, kolunu yaralar ve sinirlere zarar verir&quot; diye konuştu.Gençlerin bu işi tercih etmediğini de ifade eden Polat, &quot;Nalbant ustalığı genç işi değil. Yetişen de zaten yoktur. Bazı huysuz atlar olabiliyor. At acısı ile uğraştığı esnada ben ayaklarını çakıp bırakıyorum. Bir atı 25 dakikada çakıyorum. Bir atın ayağını tutuyordum, sinirini solukluğuma vurdu ve düştüm. Gençlerin bu mesleği öğrenmesini çok isterdim. Şimdiki gençler işin kolayını seçiyor, zor mesleğe girmek istemiyorlar. Mesleğimiz kirli bir meslek olsa da, yıkayınca kir gidiyor&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x8SKD4M34k2dUQSJXYo2uQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşında, mesleğin, son, ustası:, yıldır, işini, severek, sürdürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x8SKD4M34k2dUQSJXYo2uQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="77 yaşında mesleğin son ustası: 63 yıldır işini severek sürdürüyor"><p>Sivas'ta unutulmaya yüz tutmuş nalbantlık mesleğinin son temsilcisi olan Hüseyin Polat, ilerlemiş yaşına rağmen işini seyyar olarak yapmaya devam ederek geçimini sağlıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hwMkL3sgVEaOm0bQI2gc1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivas'ta yaşayan 77 yaşındaki Hüseyin Polat, 62 yıl önce başladığı nalbantlık mesleğini bugün hâlâ büyük bir ustalık ve azimle sürdürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dqE8q-aLoU2Z-RdhUlmWOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşıtları emeklilik hayatı yaşarken, o yıllara meydan okuyarak at ve büyükbaş hayvanların bakımını yapmaya devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SGNC26w3zkOg7m1jN-2eGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Polat, 1962 yılında henüz 14 yaşındayken usta yanına çırak olarak girdiği nalbantlık mesleğinde 63 yılı geride bıraktı. Gelen müşteri sayısı bitme noktasına gelince dükkânını kapatıp seyyar olarak çalışmaya başlayan Polat, Sivas ve çevre illerden gelen taleplerle hayvanların bakımını yerinde yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B69SlHfLiUCEgTZPnO5-MA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel güç, dikkat ve tecrübe gerektiren nalbantlık işini 77 yaşında hâlâ başarıyla sürdürebilmesiyle dikkat çeken Polat, yıllardır mesleğin içinde olmasına rağmen işini hala severek yapmaya devam ediyor. Bıçakla yapılan işlemler sırasında birçok kez yaralandığını ifade eden usta nalbant, işinin hem zor hem de tehlikeli olduğunu vurguladı.  Gençlerin ağır işlerden uzak durduğunu belirten Polat, işi öğretecek kimsenin kalmadığını söyleyerek, mesleğin geleceğine dair endişelerini dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/812qZKy3dkOTBUTXYjCuDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nalbantlıkta kullandığı bıçağın dikkat gerektirdiğini söyleyen Hüseyin Polat, "1962 yılında usta yanına çırak olarak girdim. O gün bugündür nalbant mesleği ile uğraşıyorum. Bu mesleği 63 senedir yapıyorum. Ben bu meslekten ekmek yiyorum ve seve seve yapıyorum. Bu mesleği başkası olsa yapmaz. Görenler beni tenzih ediyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ta-TcHWpNUiWDq1vT_kq_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Civar köylerdeki 300 bin TL'lik inekleri tedavi ediyorum. 10 gün içerisinde toparlanıyorlar. Başka türlü tedavi edildiklerinde inek ayağa kalkamıyor. Seyyar olarak nalbant ustalığı yapıyorum. Numaramı bulup arıyorlar, ‘Gel hayvanımı çak' derlerse gidiyorum. Meslekte kullandığım bıçağı benden başkası daha iyi kullanamaz. Bıçaktan dolayı vücudumda bir sürü yara izi var. Bileğini kuvvetli tutmazsan düşer, kolunu yaralar ve sinirlere zarar verir" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y14Npl6XD0qISbYDdIP1dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gençlerin bu işi tercih etmediğini de ifade eden Polat, "Nalbant ustalığı genç işi değil. Yetişen de zaten yoktur. Bazı huysuz atlar olabiliyor. At acısı ile uğraştığı esnada ben ayaklarını çakıp bırakıyorum. Bir atı 25 dakikada çakıyorum. Bir atın ayağını tutuyordum, sinirini solukluğuma vurdu ve düştüm. Gençlerin bu mesleği öğrenmesini çok isterdim. Şimdiki gençler işin kolayını seçiyor, zor mesleğe girmek istemiyorlar. Mesleğimiz kirli bir meslek olsa da, yıkayınca kir gidiyor" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Satışta! ŞOK aktüel katalog 3&amp;6 Mayıs: ŞOK markette bu hafta sonu; masaj tabancası, karın kas aleti, banyo baskülü, koşu bandı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/satista-sok-aktuel-katalog-3-6-mayis-sok-markette-bu-hafta-sonu-masaj-tabancasi-karin-kas-aleti-banyo-baskulu-kosu-bandi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/satista-sok-aktuel-katalog-3-6-mayis-sok-markette-bu-hafta-sonu-masaj-tabancasi-karin-kas-aleti-banyo-baskulu-kosu-bandi</guid>
<description><![CDATA[ ŞOK market hafta içi ve hafta sonu fırsatları ile uygun fiyata pek çok çeşit ürünü satışa sunuyor. Bu hafta sonu ŞOK aktüel ürünler kataloğu yayında. Hafta sonu fırsatları arasında; Vans marka kadın-erkek ayakkabı çeşitleri 2.299-2499 TL, Masajlı Koşu Bandı 14.999 TL, Air Bike 7.999 TL, kadın-erkek şort ve t-shirt çeşitleri 299 TL&#039;ye raflardaki yerini alıyor. Bu hafta sonu ŞOK&#039;ta hangi ürünler var?ŞOK aktüel ürünler belli oldu. Hafta sonu ŞOK marketlerde alışveriş yapacaklar için her çeşit spor araç ve gereçleri tegzahlarda olacak. Evde spor yapanlara yönelik bulunmaz fırsatlar yine ŞOK hafta sonu aktüel ürünler arasında yerini alıyor. 3-6 Mayıs ŞOK aktüel ürünler kataloğu haberimizde.Masaj Tabancası 749 TLEgzersiz Minderleri 149-249-349 TLDijital Banyo Baskülü 199 TLKarın Kas Aleti 249 TLPilates Çemberi 199 TLPilates Topu 69,95-299 TLPilates Egzersiz Seti 149 TLMasa Tenisi Seti 199 TLPipetli Sporcu Matarası 149 TLMasaj Barı 100 TLKadın - erkek şort ve t-shirtler 299 TLSlazenger Riverside Manyetik Dirençli Egzersiz Küreği 12.999 TLSlazenger Walk On Koşu Bandı 9.999 TLFox Fitness FZ23 Bisiklet 3.899 TLSlazenger S120 Manyetik Dikey Bisiklet 6.999 TLFox Fitness F70 Mini Bike 1.499 TLFox Fitness Target 90S Masajlı Koşu Bandı 14.999 TLFox Fitness X2 Air Bike 7.999 TLOld Skool Ayakkabı Kahve/Siyah 2.299 TLUa Old Skool Ayakkabı Siyah /Mavi/Siyah-Beyaz/Lacivert/Yeşil/Bordo 2.499 TLMN Ward Ayakkabı 2.299 TLMN Filmore Ayakkabı 2.299 TLUA Old Skool Platform Ayakkabı 2.499 TLMN Skate Old Skool Ayakkabı 2.499 TL UA SK8-Low Ayakkab 2.299 TL ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RTmVTWhlekafc4fmNLZHKw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Satışta, ŞOK, aktüel, katalog, 3-6, Mayıs:, ŞOK, markette, hafta, sonu, masaj, tabancası, karın, kas, aleti, banyo, baskülü, koşu, bandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RTmVTWhlekafc4fmNLZHKw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="3-6 Mayıs ŞOK aktüel ürünler kataloğu: Bu hafta sonu ŞOK'ta neler var?"><p>ŞOK market hafta içi ve hafta sonu fırsatları ile uygun fiyata pek çok çeşit ürünü satışa sunuyor. Bu hafta sonu ŞOK aktüel ürünler kataloğu yayında. Hafta sonu fırsatları arasında; Vans marka kadın-erkek ayakkabı çeşitleri 2.299-2499 TL, Masajlı Koşu Bandı 14.999 TL, Air Bike 7.999 TL, kadın-erkek şort ve t-shirt çeşitleri 299 TL'ye raflardaki yerini alıyor. Bu hafta sonu ŞOK'ta hangi ürünler var?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0ULDknciAECGw90480ZFhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ŞOK aktüel ürünler belli oldu. Hafta sonu ŞOK marketlerde alışveriş yapacaklar için her çeşit spor araç ve gereçleri tegzahlarda olacak. Evde spor yapanlara yönelik bulunmaz fırsatlar yine ŞOK hafta sonu aktüel ürünler arasında yerini alıyor. 3-6 Mayıs ŞOK aktüel ürünler kataloğu haberimizde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2_3z2zBNoEOrCysk6-oM4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Masaj Tabancası 749 TLEgzersiz Minderleri 149-249-349 TLDijital Banyo Baskülü 199 TLKarın Kas Aleti 249 TLPilates Çemberi 199 TLPilates Topu 69,95-299 TLPilates Egzersiz Seti 149 TLMasa Tenisi Seti 199 TLPipetli Sporcu Matarası 149 TLMasaj Barı 100 TLKadın - erkek şort ve t-shirtler 299 TL</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9MYbDZRGtEysBokjvsgtrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Slazenger Riverside Manyetik Dirençli Egzersiz Küreği 12.999 TLSlazenger Walk On Koşu Bandı 9.999 TLFox Fitness FZ23 Bisiklet 3.899 TLSlazenger S120 Manyetik Dikey Bisiklet 6.999 TLFox Fitness F70 Mini Bike 1.499 TLFox Fitness Target 90S Masajlı Koşu Bandı 14.999 TLFox Fitness X2 Air Bike 7.999 TL</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bmh2kE2AhEOfEhIwajjs2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Old Skool Ayakkabı Kahve/Siyah 2.299 TLUa Old Skool Ayakkabı Siyah /Mavi/Siyah-Beyaz/Lacivert/Yeşil/Bordo 2.499 TLMN Ward Ayakkabı 2.299 TLMN Filmore Ayakkabı 2.299 TLUA Old Skool Platform Ayakkabı 2.499 TLMN Skate Old Skool Ayakkabı 2.499 TL UA SK8-Low Ayakkab 2.299 TL</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>45 dakika yürümek mi yoksa 15 dakika koşmak mı: Kilo vermek için hangisi daha iyi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/45-dakika-yurumek-mi-yoksa-15-dakika-kosmak-mi-kilo-vermek-icin-hangisi-daha-iyi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/45-dakika-yurumek-mi-yoksa-15-dakika-kosmak-mi-kilo-vermek-icin-hangisi-daha-iyi</guid>
<description><![CDATA[ Egzersiz, genel sağlığımızı korumak ve geliştirmek için oldukça önemlidir. Ancak fitness yolculuğuna yeni başlayanlar için, nereden başlayacaklarını belirlemek bazen kafa karıştırıcı olabilir. “Hangi egzersizi yapmalıyım?”, “Ne kadar süreyle çalışmalıyım?”, “Yavaş yavaş mı başlamalıyım, yoksa tüm enerjimi ortaya koymalı mıyım?” gibi sorular sıkça sorulur. Bu noktada en yaygın ikilemlerden biri de şudur: Yürümek mi, yoksa koşmak mı daha faydalı?Her iki egzersiz de basit, ekipman gerektirmeyen ve kendi içinde oldukça etkili yöntemlerdir. Peki, hangisi daha iyi? 45 dakika yürümek mi yoksa 15 dakika yavaş tempoda koşmak mı?Bu sorunun yanıtı kişisel sağlık durumu, fitness hedefleri ve egzersiz alışkanlıkları gibi birçok faktöre bağlıdır. Yürüyüş, erişilebilirliği yüksek bir aktivitedir ve düzenli yapıldığında dayanıklılığı artırır. Koşu ise kardiyovasküler sağlığı geliştirir ve daha fazla kalori yakılmasına yardımcı olur.Hangisinin sizin için daha uygun olduğunu değerlendirmeden önce, egzersizin genel sağlığımız üzerindeki önemine birlikte göz atalım.Egzersiz hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için çok önemlidir. Koroner kalp hastalığı, felç, tip 2 diyabet ve kanser gibi büyük hastalıklara yakalanma riskinizi azaltabilir ve ayrıca erken ölüm riskinizi yüzde 30&#039;a kadar düşürebilir. Düzenli egzersiz uykuyu önemli ölçüde iyileştirebilir, enerjiyi artırabilir ve kilo yönetimini destekleyebilir. Bu nedenle haftada en az üç kez birkaç dakikalık egzersiz bile genel sağlığınız üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne (WHO) göre yetişkinler hafta boyunca en az 150 dakika orta ila yoğun fiziksel aktivite yapmalıdır. Yoğun ila yoğun fiziksel aktivite yapıyorsanız haftada en az 75 dakika yapmalısınız. Bu, yaşınıza ve sağlığınıza bağlı olarak değişecektir.Yürümek basit, etkili ve aktif kalmanın en kolay yollarından biridir. En iyi yanı mı? Ücretsizdir. Yürüyüş kilo vermenize ve daha sağlıklı olmanıza yardımcı olacaktır. Yürüyüş genellikle bir egzersiz biçimi olarak göz ardı edilse de, tempolu bir yürüyüş dayanıklılığınızı artırmanıza, fazla kalorileri yakmanıza ve kalbinizi daha sağlıklı hale getirmenize yardımcı olabilir. 45 dakika boyunca 3-4 mil/saatlik orta hızda yürürseniz, 45 dakikada yaklaşık 150-250 kalori yakabilirsinizYavaş koşmanın hem fiziksel hem de zihinsel iyilik hali için çok sayıda sağlık faydası vardır. Kardiyovasküler sağlığı iyileştirebilir, dayanıklılığı artırabilir, yaralanma riskini azaltabilir, yağ yakımını artırabilir ve zihinsel rahatlamayı teşvik edebilir. Her gün 4-5 mil/saatlik bir hızda 15 dakika yavaş koşarsanız, yaklaşık 100-150 kalori yakarsınız.Hangisini seçerseniz seçin, egzersizin sizin için iyi olduğu konusunda hiçbir tartışma yoktur. Çoğu insan için, özellikle yeni başlayanlar, eklem sorunları olanlar veya sürdürülebilir bir alışkanlık arayanlar için, güvenliği, erişilebilirliği ve kapsamlı sağlık yararları nedeniyle günde 45 dakika yürümek ideal bir seçim olabilir. Ancak, en iyi egzersizi seçmek gerçekten sağlık ve zindelik hedeflerinize bağlıdır.
Yaşınız, genel sağlığınız, altta yatan sağlık sorunlarınız ve erişilebilirliğiniz, diğerleri arasında, sonucu etkileyecektir. Örneğin, diz sorunları olan yaşlı bir yetişkinseniz, yavaş koşmak gerçekten iyi bir seçim olmayacaktır. Benzer şekilde, kilo verme yolculuğundaysanız, yavaş koşmak size yürüyüşten daha fazla fayda sağlayabilir. Daha önemli olan nedir? Tutarlılık. Egzersiz programınızdan en iyi şekilde yararlanmak istiyorsanız bu çok önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jzkmdj3IjUKKbW9-eONVVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>dakika, yürümek, yoksa, dakika, koşmak, mı:, Kilo, vermek, için, hangisi, daha, iyi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jzkmdj3IjUKKbW9-eONVVA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="45 dakika yürümek mi yoksa 15 dakika koşmak mı: Kilo vermek için hangisi daha iyi?"><p>Egzersiz, genel sağlığımızı korumak ve geliştirmek için oldukça önemlidir. Ancak fitness yolculuğuna yeni başlayanlar için, nereden başlayacaklarını belirlemek bazen kafa karıştırıcı olabilir. “Hangi egzersizi yapmalıyım?”, “Ne kadar süreyle çalışmalıyım?”, “Yavaş yavaş mı başlamalıyım, yoksa tüm enerjimi ortaya koymalı mıyım?” gibi sorular sıkça sorulur. Bu noktada en yaygın ikilemlerden biri de şudur: Yürümek mi, yoksa koşmak mı daha faydalı?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BwOgeXxmDEquNlRU7atgEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her iki egzersiz de basit, ekipman gerektirmeyen ve kendi içinde oldukça etkili yöntemlerdir. Peki, hangisi daha iyi? 45 dakika yürümek mi yoksa 15 dakika yavaş tempoda koşmak mı?Bu sorunun yanıtı kişisel sağlık durumu, fitness hedefleri ve egzersiz alışkanlıkları gibi birçok faktöre bağlıdır. Yürüyüş, erişilebilirliği yüksek bir aktivitedir ve düzenli yapıldığında dayanıklılığı artırır. Koşu ise kardiyovasküler sağlığı geliştirir ve daha fazla kalori yakılmasına yardımcı olur.Hangisinin sizin için daha uygun olduğunu değerlendirmeden önce, egzersizin genel sağlığımız üzerindeki önemine birlikte göz atalım.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vt9Z1urvOUm_06O2OfpFCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için çok önemlidir. Koroner kalp hastalığı, felç, tip 2 diyabet ve kanser gibi büyük hastalıklara yakalanma riskinizi azaltabilir ve ayrıca erken ölüm riskinizi yüzde 30'a kadar düşürebilir. Düzenli egzersiz uykuyu önemli ölçüde iyileştirebilir, enerjiyi artırabilir ve kilo yönetimini destekleyebilir. Bu nedenle haftada en az üç kez birkaç dakikalık egzersiz bile genel sağlığınız üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre yetişkinler hafta boyunca en az 150 dakika orta ila yoğun fiziksel aktivite yapmalıdır. Yoğun ila yoğun fiziksel aktivite yapıyorsanız haftada en az 75 dakika yapmalısınız. Bu, yaşınıza ve sağlığınıza bağlı olarak değişecektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V4Isf5gCgE-fGS8MhjH0Hw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürümek basit, etkili ve aktif kalmanın en kolay yollarından biridir. En iyi yanı mı? Ücretsizdir. Yürüyüş kilo vermenize ve daha sağlıklı olmanıza yardımcı olacaktır. Yürüyüş genellikle bir egzersiz biçimi olarak göz ardı edilse de, tempolu bir yürüyüş dayanıklılığınızı artırmanıza, fazla kalorileri yakmanıza ve kalbinizi daha sağlıklı hale getirmenize yardımcı olabilir. 45 dakika boyunca 3-4 mil/saatlik orta hızda yürürseniz, 45 dakikada yaklaşık 150-250 kalori yakabilirsiniz</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uIJ9kLOBOki4CZmXtvbY_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yavaş koşmanın hem fiziksel hem de zihinsel iyilik hali için çok sayıda sağlık faydası vardır. Kardiyovasküler sağlığı iyileştirebilir, dayanıklılığı artırabilir, yaralanma riskini azaltabilir, yağ yakımını artırabilir ve zihinsel rahatlamayı teşvik edebilir. Her gün 4-5 mil/saatlik bir hızda 15 dakika yavaş koşarsanız, yaklaşık 100-150 kalori yakarsınız.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AEJIpvpj7EKJJ4BWOjmQiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hangisini seçerseniz seçin, egzersizin sizin için iyi olduğu konusunda hiçbir tartışma yoktur. Çoğu insan için, özellikle yeni başlayanlar, eklem sorunları olanlar veya sürdürülebilir bir alışkanlık arayanlar için, güvenliği, erişilebilirliği ve kapsamlı sağlık yararları nedeniyle günde 45 dakika yürümek ideal bir seçim olabilir. Ancak, en iyi egzersizi seçmek gerçekten sağlık ve zindelik hedeflerinize bağlıdır.
Yaşınız, genel sağlığınız, altta yatan sağlık sorunlarınız ve erişilebilirliğiniz, diğerleri arasında, sonucu etkileyecektir. Örneğin, diz sorunları olan yaşlı bir yetişkinseniz, yavaş koşmak gerçekten iyi bir seçim olmayacaktır. Benzer şekilde, kilo verme yolculuğundaysanız, yavaş koşmak size yürüyüşten daha fazla fayda sağlayabilir. Daha önemli olan nedir? Tutarlılık. Egzersiz programınızdan en iyi şekilde yararlanmak istiyorsanız bu çok önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Alzheimer hastası annesine bakmak için dikmeye başladı: Siparişlere yetişemiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/alzheimer-hastasi-annesine-bakmak-icin-dikmeye-basladi-siparislere-yetisemiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/alzheimer-hastasi-annesine-bakmak-icin-dikmeye-basladi-siparislere-yetisemiyor</guid>
<description><![CDATA[ Alzheimer hastası annesine bakabilmek için Gaziantep Büyükşehir Belediyesi&#039;ndeki görevini bırakan Bozayla, 7 yıldır bütün zamanını, yalnızca annesinin bakımına ayırırken, arta kalan zamanında öğrendiği dikiş ile diktiği tokaları satarak geçimini sağlamaya çalışıyor.Odunpazarı ilçesi 71 Evler Mahallesi&#039;nde ikamet eden 52 yaşındaki İnci Bozayla, 2018 yılından beri 72 yaşındaki annesi Zeynep Bozayla&#039;ya bakıyor. Alzheimer hastası annesine bakabilmek için Gaziantep Büyükşehir Belediyesi&#039;ndeki görevini bırakan Bozayla, 7 yıldır bütün zamanını, yalnızca annesinin bakımına ayırırken, arta kalan zamanında öğrendiği dikiş ile diktiği tokaları satarak geçimini sağlamaya çalışıyor.  AZİMLİ KADINA SİPARİŞ YAĞIYOR  Haberi gören yardım sever vatandaşlar adeta telefona sarılarak Bozayla&#039;dan toka sipariş ediyor. Telefonları adeta 1 saniye dahi susmayan azimli kadının mutluğu gözlerinden okunuyor. Öte yandan, İnci Bozayla, sesini duyuran İhlas Haber Ajansı&#039;na teşekkür etti.  &quot;ÇOK ÇALIŞACAĞIM&quot;  Konuyla alakalı konuşan İnci Bozayla, &quot;Haberden sonra telefonlarım çalmaya başladı. İki üç tane toka siparişi aldım. Bir tanesini yarın gelip alacaklar. Herhalde çok daha güzel şeyler olacak. Şu an ev taşıyorum. Evimi taşır taşımaz haftaya tekrar toka dikmemi söylediler, bana böyle de bir müjdeli bir haber verdi. Yani önümüzdeki hafta daha çok çalışacağımı düşünüyorum. İyi olacak, güzel olacak. Her şey çok daha güzel olacak, farklı olacak. Çok çalışacağım.  İyi ki varsınız diyen Bozayla şöyle devam etti:  &quot;Şu anda sizlere diyecek kelime bulamıyorum zaten, Allah&#039;ın bir hediyesi oldu bana Ramazan&#039;da. Buna vesile olan, emeği geçen herkesten Allah binler kere razı olsun. Maddi manevi hayatım değişti, ruhum değişti, güneşe bakışım değişti. Sabah elimi yüzümü yıkarken kendime daha bir farklı bakıyorum. İhlas Haber Ajansı&#039;na çok çok teşekkür ediyorum. Şu anda işlerim açıldı, telefonlarım susmuyor. Size ne kadar teşekkür etsem azdır. İyi ki varsınız, iyi ki sizleri Allah bana denk getirdi. Çok seviyorum, çok sağ olun. Sizlere çok dua ediyorum.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ftwBOROTKUSI2i8n6QDupQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alzheimer, hastası, annesine, bakmak, için, dikmeye, başladı:, Siparişlere, yetişemiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ftwBOROTKUSI2i8n6QDupQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Alzheimer annesine bakmak için dikiyor"><p>Alzheimer hastası annesine bakabilmek için Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'ndeki görevini bırakan Bozayla, 7 yıldır bütün zamanını, yalnızca annesinin bakımına ayırırken, arta kalan zamanında öğrendiği dikiş ile diktiği tokaları satarak geçimini sağlamaya çalışıyor.</p>Odunpazarı ilçesi 71 Evler Mahallesi'nde ikamet eden 52 yaşındaki İnci Bozayla, 2018 yılından beri 72 yaşındaki annesi Zeynep Bozayla'ya bakıyor. Alzheimer hastası annesine bakabilmek için Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'ndeki görevini bırakan Bozayla, 7 yıldır bütün zamanını, yalnızca annesinin bakımına ayırırken, arta kalan zamanında öğrendiği dikiş ile diktiği tokaları satarak geçimini sağlamaya çalışıyor.  <strong>AZİMLİ KADINA SİPARİŞ YAĞIYOR</strong>  Haberi gören yardım sever vatandaşlar adeta telefona sarılarak Bozayla'dan toka sipariş ediyor. Telefonları adeta 1 saniye dahi susmayan azimli kadının mutluğu gözlerinden okunuyor. Öte yandan, İnci Bozayla, sesini duyuran İhlas Haber Ajansı'na teşekkür etti.  <strong>"ÇOK ÇALIŞACAĞIM"</strong>  Konuyla alakalı konuşan İnci Bozayla, "Haberden sonra telefonlarım çalmaya başladı. İki üç tane toka siparişi aldım. Bir tanesini yarın gelip alacaklar. Herhalde çok daha güzel şeyler olacak. Şu an ev taşıyorum. Evimi taşır taşımaz haftaya tekrar toka dikmemi söylediler, bana böyle de bir müjdeli bir haber verdi. Yani önümüzdeki hafta daha çok çalışacağımı düşünüyorum. İyi olacak, güzel olacak. Her şey çok daha güzel olacak, farklı olacak. Çok çalışacağım.  <strong>İyi ki varsınız diyen Bozayla şöyle devam etti:</strong>  "Şu anda sizlere diyecek kelime bulamıyorum zaten, Allah'ın bir hediyesi oldu bana Ramazan'da. Buna vesile olan, emeği geçen herkesten Allah binler kere razı olsun. Maddi manevi hayatım değişti, ruhum değişti, güneşe bakışım değişti. Sabah elimi yüzümü yıkarken kendime daha bir farklı bakıyorum. İhlas Haber Ajansı'na çok çok teşekkür ediyorum. Şu anda işlerim açıldı, telefonlarım susmuyor. Size ne kadar teşekkür etsem azdır. İyi ki varsınız, iyi ki sizleri Allah bana denk getirdi. Çok seviyorum, çok sağ olun. Sizlere çok dua ediyorum."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>3 ayda 10 kilo veren obez köpek &amp;apos;Duman&amp;apos;, sahiplenmeyi bekliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/3-ayda-10-kilo-veren-obez-koepek-duman-sahiplenmeyi-bekliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/3-ayda-10-kilo-veren-obez-koepek-duman-sahiplenmeyi-bekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Ankara&#039;da düzensiz beslenme ve hareketsizlik nedeniyle obeziteye yakalanan 12 yaşındaki sokak köpeği &#039;Duman&#039;, veteriner kliniğinde koşu bandında yürütülüp, oyun parkurunda yaptırılan egzersiz ile 3 ayda 10 kilo verdi. İdeal kilosuna yaklaşan Duman, şimdi sahiplenilmeyi bekliyor.Sokakta aşırı kiloları nedeniyle yürümekte zorluk çeken sokak köpeği &#039;Duman&#039;ı gören hayvanseverler, hayvanı alıp, veteriner fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezine götürdü. Burada yapılan tetkiklerde Duman&#039;ın 55 kiloya ulaştığı ayrıca bel fıtığı bulunduğu belirlendi.Duman, veteriner teknikeri ve fizyoterapist Yağmur Denli gözetiminde tedaviye alındı. Özel diyet uygulanan Duman&#039;a ayrıca egzersiz programı hazırlandı. Duman, her gün koşu bandında yürütülüp, pilates topu eşliğinde oyun parkurunda egzersiz programına alındı. Duman, diyet ve egzersiz ile 3 aylık sürede yaklaşık 10 kilo vererek 45 kiloya kadar düştü. Kilo vermesiyle birlikte bel fıtığı rahatsızlığı da azaldı. Duman, şimdi sahiplenilmeyi bekliyor.Yağmur Denli, Duman&#039;ın öncelikle sağlık kontrollerinin yapıldığını, obezitesinin nedenine göre uygulanacak tedaviyi belirlediklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
&quot;Duman, yürüme problemi ile geldi ama aşırı kilolarımız vardı. 50 kilonun üstündeydi. Sokakta fazla iyi baktıkları için biraz fazla kilo almış ve yaşı ilerledikçe de o yükle birlikte bel fıtığı ile ilgili bir sorun yaşayıp, yürüme güçlüğü ve bir süre sonra da tamamen yürümeyi bırakma şeklinde bir şikayetle geldi kliniğimize. Önce yürümeye başladık. Bir yandan da kilo verdik. Kilo almasının sebebi tamamen fazla beslenme, dengesiz beslenme ve az hareketti. Ama şimdi yürüyoruz, koşuyoruz. Hatta hayatını o kadar keyifli idame ediyor ki kendi bile bunun farkında. Çok daha keyif alarak ve çok daha fazla hareket etmeye başladı. Duman, 55 kiloya yakın bir kiloyla merkezimize geldi. Şu an 45 kiloya düştü.&#039;&#039;Duman&#039;ın zayıflama süreci ardından sahiplenilmesi gerektiğinin altını çizen Denli, &quot;Duman için çok emek verdik. Bu kadar emek verdikten sonra sokağa gitmesi çok istediğimiz bir şey değil. Çünkü yaşı ileri bir çocuk. Kilosu sebebi ile bel fıtığı sorunu kilo almasının ardından tekrarlayabilir. Sokakta yaşayacağı en ufak sorun, bu süreci geriye saracaktır. Bu sebeple kalan hayatını mutlu geçirebileceği, bahçeli ömürlük bir yuva olmalıdır. Duman, yıllardır sokakta yaşadığı için bahçe ve dışarıda çok mutlu. Duman için bir yuva arayışımız var&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gdEQpra6w0uh4xXANfsVhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ayda, kilo, veren, obez, köpek, Duman, sahiplenmeyi, bekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gdEQpra6w0uh4xXANfsVhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="3 ayda 10 kilo veren obez köpek 'Duman', sahiplenmeyi bekliyor"><p>Ankara'da düzensiz beslenme ve hareketsizlik nedeniyle obeziteye yakalanan 12 yaşındaki sokak köpeği 'Duman', veteriner kliniğinde koşu bandında yürütülüp, oyun parkurunda yaptırılan egzersiz ile 3 ayda 10 kilo verdi. İdeal kilosuna yaklaşan Duman, şimdi sahiplenilmeyi bekliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V4TmJaYxqUiDsbo8-wLWSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sokakta aşırı kiloları nedeniyle yürümekte zorluk çeken sokak köpeği 'Duman'ı gören hayvanseverler, hayvanı alıp, veteriner fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezine götürdü. Burada yapılan tetkiklerde Duman'ın 55 kiloya ulaştığı ayrıca bel fıtığı bulunduğu belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UWCIBtBMCUO8vdM6df4yEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duman, veteriner teknikeri ve fizyoterapist Yağmur Denli gözetiminde tedaviye alındı. Özel diyet uygulanan Duman'a ayrıca egzersiz programı hazırlandı. Duman, her gün koşu bandında yürütülüp, pilates topu eşliğinde oyun parkurunda egzersiz programına alındı. Duman, diyet ve egzersiz ile 3 aylık sürede yaklaşık 10 kilo vererek 45 kiloya kadar düştü. Kilo vermesiyle birlikte bel fıtığı rahatsızlığı da azaldı. Duman, şimdi sahiplenilmeyi bekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VgFJZgZL0kasDhgYUTqYkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağmur Denli, Duman'ın öncelikle sağlık kontrollerinin yapıldığını, obezitesinin nedenine göre uygulanacak tedaviyi belirlediklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Duman, yürüme problemi ile geldi ama aşırı kilolarımız vardı. 50 kilonun üstündeydi. Sokakta fazla iyi baktıkları için biraz fazla kilo almış ve yaşı ilerledikçe de o yükle birlikte bel fıtığı ile ilgili bir sorun yaşayıp, yürüme güçlüğü ve bir süre sonra da tamamen yürümeyi bırakma şeklinde bir şikayetle geldi kliniğimize. Önce yürümeye başladık. Bir yandan da kilo verdik. Kilo almasının sebebi tamamen fazla beslenme, dengesiz beslenme ve az hareketti. Ama şimdi yürüyoruz, koşuyoruz. Hatta hayatını o kadar keyifli idame ediyor ki kendi bile bunun farkında. Çok daha keyif alarak ve çok daha fazla hareket etmeye başladı. Duman, 55 kiloya yakın bir kiloyla merkezimize geldi. Şu an 45 kiloya düştü.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cwI6kAeHbUueb7F8gG0zHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duman'ın zayıflama süreci ardından sahiplenilmesi gerektiğinin altını çizen Denli, "Duman için çok emek verdik. Bu kadar emek verdikten sonra sokağa gitmesi çok istediğimiz bir şey değil. Çünkü yaşı ileri bir çocuk. Kilosu sebebi ile bel fıtığı sorunu kilo almasının ardından tekrarlayabilir. Sokakta yaşayacağı en ufak sorun, bu süreci geriye saracaktır. Bu sebeple kalan hayatını mutlu geçirebileceği, bahçeli ömürlük bir yuva olmalıdır. Duman, yıllardır sokakta yaşadığı için bahçe ve dışarıda çok mutlu. Duman için bir yuva arayışımız var" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1r6Ru8ppj0GI_AQMavIOjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüzlerine ölü insan derisi enjekte ediyorlar: Hollywood yıldızlarının ürkütücü estetik trendi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yuzlerine-oelu-insan-derisi-enjekte-ediyorlar-hollywood-yildizlarinin-urkutucu-estetik-trendi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yuzlerine-oelu-insan-derisi-enjekte-ediyorlar-hollywood-yildizlarinin-urkutucu-estetik-trendi</guid>
<description><![CDATA[ Lindsay Lohan, Christina Aguilera ve Anne Hathaway gibi birçok Hollywood yıldızının başvurduğu renuva yöntemi, sıra dışı içeriği nedeniyle tartışmaların odağında yer alıyor.Hollywood’da giderek yaygınlaşan bu yeni estetik trendi, geleneksel dolgu maddelerine alternatif olarak öne çıkıyor. Ölmüş insanlardan alınan ve özel işlemlerden geçirilerek sterilize edilen yağ dokularından üretilen renuva, herhangi bir cerrahi müdahale gerektirmiyor.Renuva, vücuda enjekte edildiğinde yeni yağ hücrelerinin oluşmasını teşvik ediyor. Vücut, bu maddeyi bir &#039;&#039;iskelet&#039;&#039; gibi kullanarak zamanla bölgeyi kendi hücreleriyle yeniden yapılandırıyor. Dermatoloji kaynaklarına göre, bu yenilikçi enjeksiyon, Hollywood’un önde gelen isimleri arasında sessizce popülerleşmeye başladı.Özellikle Lindsay Lohan’ın son görünümü, bu tartışmayı alevlendirdi. Watch What Happens Live programına katılan ünlü oyuncunun yüzündeki değişiklikler, sosyal medya kullanıcılarının dikkatinden kaçmadı. Birçok kişi, porselen gibi bir ciltle kamera karşısına geçen yıldız ismin estetik müdahaleler sonrası böyle göründüğünü öne sürdü.Üstelik bu yönteme başvuranlar yalnızca ünlü isimler değil. The Mirror&#039;da yer alan habere göre, New York’ta yaşayan 67 yaşındaki sanat yönetmeni Dianne Stasi de geleneksel dolgu maddeleri yerine renuva’yı tercih etti. Stasi, &quot;Eski dolgularım 4-6 ay dayanıyordu ama Renuva&#039;nın yıllarca etkisini sürdürebileceği söyleniyor&quot; ifadelerini kullandı.New York’lu ünlü dermatolog Dr. Howard Sobel ise Renuva’yı ezber bozan bir yöntem olarak tanımlıyor. Uzman isim, &#039;&#039;Ameliyat yok, iyileşme süresi yok. İşlem, vücudun kendi dokusunu üretmesiyle zamanla daha iyi bir hal alıyor&#039;&#039; dedi. Estetik uzmanı Dr. Paul Jarrod Frank ise bu yöntemin, özellikle doğal görünüme önem veren hastalar arasında rağbet gördüğünü belirtiyor.Renuva; yüz, boyun, eller gibi bölgelerin yanı sıra cerrahi olmayan kalça şekillendirme gibi alanlarda da kullanılabiliyor.İçeriği, ölü insan dokusundan elde edilmesi nedeniyle bazı etik tartışmalara yol açsa da, kullanıcılar mevcut özellikten pek de rahatsızlık duymuyor. Dianne Stasi bu durumu, &#039;&#039;Bir tür tıbbi nakil&#039;&#039; olarak değerlendiriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xtiTikzs7Eqg6HvYF10jqA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüzlerine, ölü, insan, derisi, enjekte, ediyorlar:, Hollywood, yıldızlarının, ürkütücü, estetik, trendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xtiTikzs7Eqg6HvYF10jqA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yüzlerine ölü insan derisi enjekte ediyorlar"><p>Lindsay Lohan, Christina Aguilera ve Anne Hathaway gibi birçok Hollywood yıldızının başvurduğu renuva yöntemi, sıra dışı içeriği nedeniyle tartışmaların odağında yer alıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GNulnx4B90qMUdr5MB25Sg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hollywood’da giderek yaygınlaşan bu yeni estetik trendi, geleneksel dolgu maddelerine alternatif olarak öne çıkıyor. Ölmüş insanlardan alınan ve özel işlemlerden geçirilerek sterilize edilen yağ dokularından üretilen renuva, herhangi bir cerrahi müdahale gerektirmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xYCW_k6zRke0duSncrlDOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Renuva, vücuda enjekte edildiğinde yeni yağ hücrelerinin oluşmasını teşvik ediyor. Vücut, bu maddeyi bir ''iskelet'' gibi kullanarak zamanla bölgeyi kendi hücreleriyle yeniden yapılandırıyor. Dermatoloji kaynaklarına göre, bu yenilikçi enjeksiyon, Hollywood’un önde gelen isimleri arasında sessizce popülerleşmeye başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NNcygWCCN0m07Ce02monXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle Lindsay Lohan’ın son görünümü, bu tartışmayı alevlendirdi. Watch What Happens Live programına katılan ünlü oyuncunun yüzündeki değişiklikler, sosyal medya kullanıcılarının dikkatinden kaçmadı. Birçok kişi, porselen gibi bir ciltle kamera karşısına geçen yıldız ismin estetik müdahaleler sonrası böyle göründüğünü öne sürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sweit14wf0S08Axars5z4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üstelik bu yönteme başvuranlar yalnızca ünlü isimler değil. The Mirror'da yer alan habere göre, New York’ta yaşayan 67 yaşındaki sanat yönetmeni Dianne Stasi de geleneksel dolgu maddeleri yerine renuva’yı tercih etti. Stasi, "Eski dolgularım 4-6 ay dayanıyordu ama Renuva'nın yıllarca etkisini sürdürebileceği söyleniyor" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/olUxN7tH_k6Px9sCpU-xhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>New York’lu ünlü dermatolog Dr. Howard Sobel ise Renuva’yı ezber bozan bir yöntem olarak tanımlıyor. Uzman isim, ''Ameliyat yok, iyileşme süresi yok. İşlem, vücudun kendi dokusunu üretmesiyle zamanla daha iyi bir hal alıyor'' dedi. Estetik uzmanı Dr. Paul Jarrod Frank ise bu yöntemin, özellikle doğal görünüme önem veren hastalar arasında rağbet gördüğünü belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wFG2paCArk-lAE5Lp5qNHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Renuva; yüz, boyun, eller gibi bölgelerin yanı sıra cerrahi olmayan kalça şekillendirme gibi alanlarda da kullanılabiliyor.İçeriği, ölü insan dokusundan elde edilmesi nedeniyle bazı etik tartışmalara yol açsa da, kullanıcılar mevcut özellikten pek de rahatsızlık duymuyor. Dianne Stasi bu durumu, ''Bir tür tıbbi nakil'' olarak değerlendiriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vicdansızlar? Kimler onlar?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vicdansizlar-kimler-onlar</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vicdansizlar-kimler-onlar</guid>
<description><![CDATA[ Vicdan, insanın doğruyla yanlışı ayırt etmesini sağlayan içsel bir sestir. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar, kişide vicdan gelişimini ve sağlıklı düzeyde bir vicdanın önemini yazdı.VİCDAN NEDİR?  Günlük hayatta sık sık duyduğumuz bir kelime: vicdan. Örneğin bir çocuğa, hastaya ya da yaşlı birine zarar veren biri için hemen “vicdansız” deriz. Gündelik hayat insan davranışlarını nitelerken çok sık kullandığımız bir sözcüktür vicdan. Peki, bu vicdan tam olarak nedir? Neden insanlar vicdan açısından farklılıklar gösterir?  Vicdan; en yalın olarak, insanın kendi davranışlarını iyi ya da kötü olarak değerlendirmesini sağlayan içsel yargıdır. Vicdan kişiye “Bu yaptığım doğru muydu?” sorusunu sorduran şeydir. Eğer bizim bir davranışımız bir başkasına zarar vermişse, bize göre kötüyse, yanlışsa, yapılmaması gerekiyorsa ve biz onu yaptıysak bize rahatsızlık, pişmanlık, suçluluk hissettirendir vicdan. Dolayısıyla bir kişinin vicdanlı sayılabilmesi için, genel olarak davranışlarında ve insanlarla, doğayla olan ilişkilerinde doğru-yanlış ayrımı yapabilmesi ve doğru olanı yapmadığında da rahatsızlık hissetmesi gerekir. Yani vicdan; sadece toplumsal kurallara uymanın dışında, aynı zamanda kişinin kendi içindeki iyi davranış değerlerine göre kendini denetlemesidir.  VİCDAN NASIL GELİŞİR?  Vicdan, birçok psikolojik özelliğimiz gibi hem biyolojik ve kalıtsal temellere sahiptir hem de yetiştirilme tarzımız ve öğrendiklerimizle şekillenir. Beynin bazı bölgeleri, özellikle sosyal davranışlar ve empatiyle ilgili olanlar, vicdani yargılarda etkin rol alırlar. Aynı zamanda aile, okul, sosyal çevre ve yaşantılar da vicdanın gelişiminde rol oynar. Çocuklar önce, kuralları sadece dışarıdan gelen bir baskı olarak algılarlar. Ancak büyüdükçe, bu kuralları içselleştirmeye başlarlar. Artık bir davranışı sadece “yasak” olduğu için değil, “doğru olmadığı” için yapmamayı öğrenirler. Vicdan gelişimiyle ilgili en önemli psikolojik etkenlerden biri de empatidir.Empati duygusu gelişmiş birey, yaptığı davranışların başkasını nasıl etkilediğini fark eder. Çocuklukta vicdan gelişimini destekleyen bir başka öge; çocuklara sınır koyan ama aynı zamanda onlara destek olan, şefkat ve ilgi gösteren ebeveynliktir. Aşırı baskıcı, cezaya dayalı ya da ilgisiz tutumlar ise çocuğun sadece “cezadan kaçınmak” için davranmasına sebep olur. Bu da gerçek anlamda vicdan gelişimini olumsuz etkiler.  VİCDAN AZSA VEYA FAZLAYSA NE OLUR?  Vicdan gelişimi bir yanıyla biyolojik ve genetik olarak da aktarılan bir özellik olan duygusal empati özelliğiyle ilgilidir. Duygusal empati kuramayan insanlar başkalarının çektiği acılardan rahatsız olmaz ve suçluluk duymazlar; dolayısıyla da vicdan duyguları zayıftır. Özellikle antisosyal ya da narsisistik kişilik özellikleri olan bireyler böyledir. Bu kişilerin duygusal empati becerileri de genellikle zayıftır, başkalarının acılarından rahatsız olmazlar.  Bir de bunun tam tersi en ufak bir hatada kendilerini aşırı suçlu hisseden, vicdanı çok fazla gelişmiş insanlar da var. Her şeyin fazlası gibi vicdanın ve empatinin fazlası da zararlı olabilir. Obsesif kişilik yapılarında ya da depresyon yaşayan bazı bireylerde bu tür yoğun suçluluk duyguları görebiliriz. Bu noktada vicdan artık bir rehber değil, bir yük haline gelir.  SAĞLIKLI DÜZEYDE BİR VİCDAN OLMASI NEDEN ÖNEMLİDİR?  Vicdanımızın olması önemlidir; çünkü vicdan, bireyin sadece başkalarına karşı değil, kendine karşı da dürüst olmasını sağlar. Aynı zamanda bireyin toplumla uyum içinde yaşamasını kolaylaştırır.Vicdan duygusunun az gelişmesi, duyarsızlık, bencilliğe; aşırılığı ise kişinin kendini sürekli suçlu ve kötü hissetmesine yol açabilir. Bu iki gruptaki bireyler de hem kendilerine hem de çevreye zarar verirler. Unutmayalım: Sağlıklı bir vicdan sahibi olmak sadece bizi daha iyi bir insan yapmaz, aynı zamanda hem bireyin hem de toplumun daha huzurlu ve gelişmiş olmasını sağlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gzai8WhfQUuLFW7gtwXbjw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vicdansızlar, Kimler, onlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gzai8WhfQUuLFW7gtwXbjw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vicdansızlar? Kimler onlar?"><p>Vicdan, insanın doğruyla yanlışı ayırt etmesini sağlayan içsel bir sestir. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar, kişide vicdan gelişimini ve sağlıklı düzeyde bir vicdanın önemini yazdı.</p><p><strong>VİCDAN NEDİR?</strong>  Günlük hayatta sık sık duyduğumuz bir kelime: vicdan. Örneğin bir çocuğa, hastaya ya da yaşlı birine zarar veren biri için hemen “vicdansız” deriz. Gündelik hayat insan davranışlarını nitelerken çok sık kullandığımız bir sözcüktür vicdan. Peki, bu vicdan tam olarak nedir? Neden insanlar vicdan açısından farklılıklar gösterir?  </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zPWgUKyO4E2gAXUz4Z36vA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar"><p>Vicdan; en yalın olarak, insanın kendi davranışlarını iyi ya da kötü olarak değerlendirmesini sağlayan içsel yargıdır. Vicdan kişiye “Bu yaptığım doğru muydu?” sorusunu sorduran şeydir. Eğer bizim bir davranışımız bir başkasına zarar vermişse, bize göre kötüyse, yanlışsa, yapılmaması gerekiyorsa ve biz onu yaptıysak bize rahatsızlık, pişmanlık, suçluluk hissettirendir vicdan. Dolayısıyla bir kişinin vicdanlı sayılabilmesi için, genel olarak davranışlarında ve insanlarla, doğayla olan ilişkilerinde doğru-yanlış ayrımı yapabilmesi ve doğru olanı yapmadığında da rahatsızlık hissetmesi gerekir. Yani vicdan; sadece toplumsal kurallara uymanın dışında, aynı zamanda kişinin kendi içindeki iyi davranış değerlerine göre kendini denetlemesidir.  <strong>VİCDAN NASIL GELİŞİR?</strong>  Vicdan, birçok psikolojik özelliğimiz gibi hem biyolojik ve kalıtsal temellere sahiptir hem de yetiştirilme tarzımız ve öğrendiklerimizle şekillenir. Beynin bazı bölgeleri, özellikle sosyal davranışlar ve empatiyle ilgili olanlar, vicdani yargılarda etkin rol alırlar. Aynı zamanda aile, okul, sosyal çevre ve yaşantılar da vicdanın gelişiminde rol oynar. Çocuklar önce, kuralları sadece dışarıdan gelen bir baskı olarak algılarlar. Ancak büyüdükçe, bu kuralları içselleştirmeye başlarlar. Artık bir davranışı sadece “yasak” olduğu için değil, “doğru olmadığı” için yapmamayı öğrenirler. Vicdan gelişimiyle ilgili en önemli psikolojik etkenlerden biri de empatidir.</p><p>Empati duygusu gelişmiş birey, yaptığı davranışların başkasını nasıl etkilediğini fark eder. Çocuklukta vicdan gelişimini destekleyen bir başka öge; çocuklara sınır koyan ama aynı zamanda onlara destek olan, şefkat ve ilgi gösteren ebeveynliktir. Aşırı baskıcı, cezaya dayalı ya da ilgisiz tutumlar ise çocuğun sadece “cezadan kaçınmak” için davranmasına sebep olur. Bu da gerçek anlamda vicdan gelişimini olumsuz etkiler.  <strong>VİCDAN AZSA VEYA FAZLAYSA NE OLUR?</strong>  Vicdan gelişimi bir yanıyla biyolojik ve genetik olarak da aktarılan bir özellik olan duygusal empati özelliğiyle ilgilidir. Duygusal empati kuramayan insanlar başkalarının çektiği acılardan rahatsız olmaz ve suçluluk duymazlar; dolayısıyla da vicdan duyguları zayıftır. Özellikle antisosyal ya da narsisistik kişilik özellikleri olan bireyler böyledir. Bu kişilerin duygusal empati becerileri de genellikle zayıftır, başkalarının acılarından rahatsız olmazlar.  Bir de bunun tam tersi en ufak bir hatada kendilerini aşırı suçlu hisseden, vicdanı çok fazla gelişmiş insanlar da var. Her şeyin fazlası gibi vicdanın ve empatinin fazlası da zararlı olabilir. Obsesif kişilik yapılarında ya da depresyon yaşayan bazı bireylerde bu tür yoğun suçluluk duyguları görebiliriz. Bu noktada vicdan artık bir rehber değil, bir yük haline gelir.  <strong>SAĞLIKLI DÜZEYDE BİR VİCDAN OLMASI NEDEN ÖNEMLİDİR?</strong>  Vicdanımızın olması önemlidir; çünkü vicdan, bireyin sadece başkalarına karşı değil, kendine karşı da dürüst olmasını sağlar. Aynı zamanda bireyin toplumla uyum içinde yaşamasını kolaylaştırır.</p><p>Vicdan duygusunun az gelişmesi, duyarsızlık, bencilliğe; aşırılığı ise kişinin kendini sürekli suçlu ve kötü hissetmesine yol açabilir. Bu iki gruptaki bireyler de hem kendilerine hem de çevreye zarar verirler. Unutmayalım: Sağlıklı bir vicdan sahibi olmak sadece bizi daha iyi bir insan yapmaz, aynı zamanda hem bireyin hem de toplumun daha huzurlu ve gelişmiş olmasını sağlar.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denk kayıkları tekrar gün yüzüne çıkartılıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/denk-kayiklari-tekrar-gun-yuzune-cikartiliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/denk-kayiklari-tekrar-gun-yuzune-cikartiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kurtuluş Savaşı&#039;nda cephelere ulaştırılması için İnebolu Limanı&#039;na mühimmat taşıyan denk kayıkları, tekrar gün yüzüne çıkartılıyor. Kastamonu&#039;nun İnebolu ilçesinde inşa edilen denk kayıkları, milli mücadele ruhunu anlatıyor.Kastamonu&#039;nun İnebolu ilçesinde Kurtuluş Savaşı&#039;nda gemilerle getirilen mühimmatların İnebolu Limanı&#039;na çıkartılmasını sağlayan ve zamanla tarihe yenik düşen denk kayıkları, milli mücadele ruhunu anlatmak için yeniden gün yüzüne çıkartılıyor.Fedakar balıkçıların gönüllü olarak mühimmat taşımada kullandığı denk kayıkları, bir asır sonra yeniden inşa ediliyor.İlçede kayık üretimi yapan Mehmet Aksoy tarafından yapılan denk kayıkları, ilçede sergileniyor. İlki 2024 yılında inşa edilen denk kayığının ikincisinin inşasına başlandı. 9 Haziran İnebolu Kahramanlık Günü&#039;ne kadar tamamlanması planlanan denk kayığı, İnebolu Adliyesi&#039;nde oluşturulacak milli mücadele köşesinde sergilenecek.Denk kayığını inşa eden Mehmet Aksoy, denk kayıklarının önemine değinerek, &quot;İkinci denk kayığımızı inşa ediliyoruz. Bu denk kayığımız da İnebolu Adliyemiz içerisinde yapılan milli mücadele müzesinde sergilenecek. 9 Haziran’dan önce bitireceğiz. Bu denk kayığımız Kurtuluş Savaşı’nda mühimmat taşıyan kayıkların küçük boyutlusu. Piyade kayığı olarak biliniyor. İnebolu Başsavcımız talimatını verdi, bizler de yapmaya başladık. 9 Haziran’daki törende adliyemizin içerisinki güzel bir köşeye koyacağız. Oradaki misafirlerimiz görebilecekler. Adliye binası içerisinde böyle bir denk kayığının olması bir ilk olacak&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0M_yA0ZXWkG_CgnG1cAcXA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Denk, kayıkları, tekrar, gün, yüzüne, çıkartılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0M_yA0ZXWkG_CgnG1cAcXA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Denk kayıkları tekrar gün yüzüne çıkartılıyor"><p>Kurtuluş Savaşı'nda cephelere ulaştırılması için İnebolu Limanı'na mühimmat taşıyan denk kayıkları, tekrar gün yüzüne çıkartılıyor. Kastamonu'nun İnebolu ilçesinde inşa edilen denk kayıkları, milli mücadele ruhunu anlatıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QJnpZBAQcE680aj7R0poug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kastamonu'nun İnebolu ilçesinde Kurtuluş Savaşı'nda gemilerle getirilen mühimmatların İnebolu Limanı'na çıkartılmasını sağlayan ve zamanla tarihe yenik düşen denk kayıkları, milli mücadele ruhunu anlatmak için yeniden gün yüzüne çıkartılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/73TPTWSEfUyMSqvC0PoRBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fedakar balıkçıların gönüllü olarak mühimmat taşımada kullandığı denk kayıkları, bir asır sonra yeniden inşa ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ww37olUrcEi9gDRvQtCuKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlçede kayık üretimi yapan Mehmet Aksoy tarafından yapılan denk kayıkları, ilçede sergileniyor. İlki 2024 yılında inşa edilen denk kayığının ikincisinin inşasına başlandı. 9 Haziran İnebolu Kahramanlık Günü'ne kadar tamamlanması planlanan denk kayığı, İnebolu Adliyesi'nde oluşturulacak milli mücadele köşesinde sergilenecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CURBMf9SpkawJRTcA_6_WA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Denk kayığını inşa eden Mehmet Aksoy, denk kayıklarının önemine değinerek, "İkinci denk kayığımızı inşa ediliyoruz. Bu denk kayığımız da İnebolu Adliyemiz içerisinde yapılan milli mücadele müzesinde sergilenecek. 9 Haziran’dan önce bitireceğiz. Bu denk kayığımız Kurtuluş Savaşı’nda mühimmat taşıyan kayıkların küçük boyutlusu. Piyade kayığı olarak biliniyor. İnebolu Başsavcımız talimatını verdi, bizler de yapmaya başladık. 9 Haziran’daki törende adliyemizin içerisinki güzel bir köşeye koyacağız. Oradaki misafirlerimiz görebilecekler. Adliye binası içerisinde böyle bir denk kayığının olması bir ilk olacak" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ağaçların dibini tek tek arayarak topluyorlar: Yörede yetişen en kıymetli tür</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/agaclarin-dibini-tek-tek-arayarak-topluyorlar-yoerede-yetisen-en-kiymetli-tur</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/agaclarin-dibini-tek-tek-arayarak-topluyorlar-yoerede-yetisen-en-kiymetli-tur</guid>
<description><![CDATA[ Antalya&#039;nın Akseki ilçesinde doğada kendiliğinden yetişen ve bölgede yaşayanların &#039;göbek&#039; adını verdiği &#039;kuzugöbeği mantarı&#039; toplanmaya başlandı.Toros Dağları&#039;nda yetişen ve diğer türlerine göre nadir bulunan, bölgedekiler için son yıllarda iyi bir gelir kaynağı haline gelen kuzugöbeği mantarının tazesinin kilogramı bin ila bin 250 lira arasında değişen fiyatlarla alıcı buluyor.İlçede ormanlık alanlarda yüksek kesimlerde doğal olarak yetişen mantar çeşitleri bulunurken, kuzugöbeği mantarı yörede yetişen en kıymetli mantar türü olarak öne çıkıyor.Akseki&#039;de kuzugöbeği mantarı toplama işi nisan ayı ortasında başlıyor ve mayıs sonlarına kadar sürüyor. Kuzugöbeği mantarı sezonunun başlamasıyla vatandaşlar mantarın toplanabileceği muhtemel alanlara akın ediyor.Akseki&#039;de çocukluğundan bu yana nisan ve mayıs aylarında Toros Dağları&#039;na kuzugöbeği mantarı aramaya giden Mehmet Kara, &quot;Sabah erken saatlerde Toros Dağları&#039;na kuzugöbeği mantarı aramak için çıkıyoruz. Sedir, ardıç ve ladin ağaçlarının diplerini tek tek arıyoruz. Yağışlı olursa kuzugöbeği çok çıkar. Her ağacın dibine gidiyoruz. Yağışlı olması durumunda bundan sonra daha da güzel olacak. Allah bereket versin. Geçimimize az çok katkısı oluyor. Havalar yağmurlu giderse mayıs sonuna kadar kuzugöbeği toplamaya devam ederiz. Yağmur yağmazsa olmaz. Yağmur yağarsa ağaçların diplerinde çıkmaya devam eder. Akseki&#039;de bu, insanların geçim kaynağıdır&quot; diye konuştu.&quot;BİR HEVESLE GİDİYORUZ&quot;Aksekili Hasan Sağlam, kuzugöbeği mantarını zor şartlarda topladıklarını söyledi. Mantarın nisan ve mayıs aylarında toplandığını belirten Sağlam, &quot;Biz arkadaşlar ile beraber sabahın erken saatlerinde Toros Dağları&#039;nda kuzugöbeği mantarı toplamaya çıkıyoruz. Kuzugöbeğini toplamak oldukça zahmetli bir iştir. Sabahtan akşama kadar ağaçların dibini gezerek kuzugöbeği arıyoruz. Bazen bir kilo, bazen 2-3 kilo bulabiliyoruz. Hevesle Toros Dağları&#039;nın tepelerine çıkıp kuzugöbeğini toplamaya gidiyoruz&quot; dedi.Bölgede yıllardır kuzugöbeği mantarı topladığını belirten Hüseyin Çatlı, &quot;Kuzugöbeği mantarı çok değerli olmasının yanı sıra toplaması da oldukça zor bir mantar. Ormanlık alanlarda nisan ve mayıs aylarında yetişmekte ve bahar yağmurlarının yağması ile başlayıp hava sıcaklığının yükselmesiyle sezonu bitmektedir&quot; dedi.&quot;TOPLAMASININ ZEVKİ BİR BAŞKA&quot;Kuzugöbeği mantarı toplamanın zevkinin bir başka olduğunu anlatan Çatlı, &quot;Kuzugöbeğini bulunca insan aşırı mutlu oluyor. İnsan dağda gezerken başka bir şey düşünmüyor. Sadece kuzugöbeğine adapte oluyorsun. Kuzugöbeği mantarı aşırı lezzetli olması sebebiyle çok değerli bir mantardır&quot; diye konuştu.Kuzugöbeği mantarını zor şartlarda topladıklarını ifade eden Çatlı, &quot;Toros Dağları&#039;nda nisan yağmurlarının başlamasıyla birlikte kuzugöbeği mantarı çıkmaya başladı. Kuzugöbeği mantarı her yerde çıkmaz. Güneş gören, nemli, sedir ve ladin ağacı olan bölgelerde çıkar. Kuzugöbeğini toplamak oldukça zahmetli bir iştir. Sabah erken saatlerde Toros Dağları&#039;nın yüksek kesimlerine çıkar, akşama kadar ağaçların dibini geziyoruz. Günlük ortalama bir-iki kilogram mantar topluyoruz. Bu yıl kış ayında kar yağışı fazla olmadı ve toprak kabarmadı. Ayrıca bahar yağmurları çok az yağdı. Kuzugöbeği mantarı sezonu bu sene önceki yıllara göre az olacak gibi görünüyor&quot; dedi.Kuzugöbeği mantarını satmak amacıyla değil, yemek amacıyla topladığını da ifade eden Çatlı, &quot;Kuzugöbeği ilk çıktığında bin 500 liraya satılıyordu. Şu anda ise kilogramı bin ila bin 250 liradan satıyor. Biz kuzugöbeğini satmak için toplamıyoruz. Kendimiz yemek için topluyoruz. Havalar yağmurlu giderse mayıs sonuna kadar kuzugöbeği toplamaya devam ederiz. Yağmur yağmazsa olmaz. Yağmur yağarsa ağaçların ve otların diplerinde çıkmaya devam eder. Akseki&#039;de bu, insanların geçim kaynağıdır&quot; diye konuştu.Akseki&#039;de esnaflık yapan Bayram Erdoğan ise Akseki&#039;de Toros Dağları&#039;nda yetişen kuzugöbeği mantarının lezzetinin ve kalorisinin oldukça yüksek olduğunu söyledi. Akseki&#039;de kuzugöbeğinin sedir ve ladin ağaçlarının diplerinde çokça çıktığını dikkat çeken Erdoğan, &quot;Buranın kuzugöbeği lezzetli ve kalorisi yüksek bir mantar türüdür. Beyaz ve siyahı aynıdır. Halk sedir ve ladin ağaçlarının göbeklerini tercih ediyorlar. Buranın halkı kuzugöbeğini genellikle kendisi tüketiyor. Herkes topladıkları kuzugöbeğini satmaz. Doğal organik olduğu için kurutup kışın kendileri tüketiyor. Eskiden satan çoktu ama şimdi eskisi gibi satan yok. Dağa gitmeyenler ise gelip benden alıyorlar&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rX0-GS4kg0KpxUa7GVQ_Wg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ağaçların, dibini, tek, tek, arayarak, topluyorlar:, Yörede, yetişen, kıymetli, tür</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rX0-GS4kg0KpxUa7GVQ_Wg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ağaçların dibini tek tek arayarak topluyorlar: Yörede yetişen en kıymetli tür"><p>Antalya'nın Akseki ilçesinde doğada kendiliğinden yetişen ve bölgede yaşayanların 'göbek' adını verdiği 'kuzugöbeği mantarı' toplanmaya başlandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J9MDAJ-nT0GgCiukaT1f4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toros Dağları'nda yetişen ve diğer türlerine göre nadir bulunan, bölgedekiler için son yıllarda iyi bir gelir kaynağı haline gelen kuzugöbeği mantarının tazesinin kilogramı bin ila bin 250 lira arasında değişen fiyatlarla alıcı buluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ztxlMFZLf0SdF1XAzOxBXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlçede ormanlık alanlarda yüksek kesimlerde doğal olarak yetişen mantar çeşitleri bulunurken, kuzugöbeği mantarı yörede yetişen en kıymetli mantar türü olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iwVQEBK1QUmGeWSjo22TdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akseki'de kuzugöbeği mantarı toplama işi nisan ayı ortasında başlıyor ve mayıs sonlarına kadar sürüyor. Kuzugöbeği mantarı sezonunun başlamasıyla vatandaşlar mantarın toplanabileceği muhtemel alanlara akın ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L7Bs1SU2wEu-CNGYYyso7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akseki'de çocukluğundan bu yana nisan ve mayıs aylarında Toros Dağları'na kuzugöbeği mantarı aramaya giden Mehmet Kara, "Sabah erken saatlerde Toros Dağları'na kuzugöbeği mantarı aramak için çıkıyoruz. Sedir, ardıç ve ladin ağaçlarının diplerini tek tek arıyoruz. Yağışlı olursa kuzugöbeği çok çıkar. Her ağacın dibine gidiyoruz. Yağışlı olması durumunda bundan sonra daha da güzel olacak. Allah bereket versin. Geçimimize az çok katkısı oluyor. Havalar yağmurlu giderse mayıs sonuna kadar kuzugöbeği toplamaya devam ederiz. Yağmur yağmazsa olmaz. Yağmur yağarsa ağaçların diplerinde çıkmaya devam eder. Akseki'de bu, insanların geçim kaynağıdır" diye konuştu."BİR HEVESLE GİDİYORUZ"Aksekili Hasan Sağlam, kuzugöbeği mantarını zor şartlarda topladıklarını söyledi. Mantarın nisan ve mayıs aylarında toplandığını belirten Sağlam, "Biz arkadaşlar ile beraber sabahın erken saatlerinde Toros Dağları'nda kuzugöbeği mantarı toplamaya çıkıyoruz. Kuzugöbeğini toplamak oldukça zahmetli bir iştir. Sabahtan akşama kadar ağaçların dibini gezerek kuzugöbeği arıyoruz. Bazen bir kilo, bazen 2-3 kilo bulabiliyoruz. Hevesle Toros Dağları'nın tepelerine çıkıp kuzugöbeğini toplamaya gidiyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WugQWo_AGk2GM4xxTW_eKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgede yıllardır kuzugöbeği mantarı topladığını belirten Hüseyin Çatlı, "Kuzugöbeği mantarı çok değerli olmasının yanı sıra toplaması da oldukça zor bir mantar. Ormanlık alanlarda nisan ve mayıs aylarında yetişmekte ve bahar yağmurlarının yağması ile başlayıp hava sıcaklığının yükselmesiyle sezonu bitmektedir" dedi."TOPLAMASININ ZEVKİ BİR BAŞKA"Kuzugöbeği mantarı toplamanın zevkinin bir başka olduğunu anlatan Çatlı, "Kuzugöbeğini bulunca insan aşırı mutlu oluyor. İnsan dağda gezerken başka bir şey düşünmüyor. Sadece kuzugöbeğine adapte oluyorsun. Kuzugöbeği mantarı aşırı lezzetli olması sebebiyle çok değerli bir mantardır" diye konuştu.Kuzugöbeği mantarını zor şartlarda topladıklarını ifade eden Çatlı, "Toros Dağları'nda nisan yağmurlarının başlamasıyla birlikte kuzugöbeği mantarı çıkmaya başladı. Kuzugöbeği mantarı her yerde çıkmaz. Güneş gören, nemli, sedir ve ladin ağacı olan bölgelerde çıkar. Kuzugöbeğini toplamak oldukça zahmetli bir iştir. Sabah erken saatlerde Toros Dağları'nın yüksek kesimlerine çıkar, akşama kadar ağaçların dibini geziyoruz. Günlük ortalama bir-iki kilogram mantar topluyoruz. Bu yıl kış ayında kar yağışı fazla olmadı ve toprak kabarmadı. Ayrıca bahar yağmurları çok az yağdı. Kuzugöbeği mantarı sezonu bu sene önceki yıllara göre az olacak gibi görünüyor" dedi.Kuzugöbeği mantarını satmak amacıyla değil, yemek amacıyla topladığını da ifade eden Çatlı, "Kuzugöbeği ilk çıktığında bin 500 liraya satılıyordu. Şu anda ise kilogramı bin ila bin 250 liradan satıyor. Biz kuzugöbeğini satmak için toplamıyoruz. Kendimiz yemek için topluyoruz. Havalar yağmurlu giderse mayıs sonuna kadar kuzugöbeği toplamaya devam ederiz. Yağmur yağmazsa olmaz. Yağmur yağarsa ağaçların ve otların diplerinde çıkmaya devam eder. Akseki'de bu, insanların geçim kaynağıdır" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V_mRRXsIFkyQFASL5dRhmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akseki'de esnaflık yapan Bayram Erdoğan ise Akseki'de Toros Dağları'nda yetişen kuzugöbeği mantarının lezzetinin ve kalorisinin oldukça yüksek olduğunu söyledi. Akseki'de kuzugöbeğinin sedir ve ladin ağaçlarının diplerinde çokça çıktığını dikkat çeken Erdoğan, "Buranın kuzugöbeği lezzetli ve kalorisi yüksek bir mantar türüdür. Beyaz ve siyahı aynıdır. Halk sedir ve ladin ağaçlarının göbeklerini tercih ediyorlar. Buranın halkı kuzugöbeğini genellikle kendisi tüketiyor. Herkes topladıkları kuzugöbeğini satmaz. Doğal organik olduğu için kurutup kışın kendileri tüketiyor. Eskiden satan çoktu ama şimdi eskisi gibi satan yok. Dağa gitmeyenler ise gelip benden alıyorlar" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karmaşaya düzen: Planlama nasıl yapılır?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/karmasaya-duzen-planlama-nasil-yapilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/karmasaya-duzen-planlama-nasil-yapilir</guid>
<description><![CDATA[ Çalışma hayatı, okul, aile, sosyal çevre derken birçok kişi zamanla tükenmiş hissediyor. Peki, tüm bu alanları yönetmek mümkün mü? Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.Çalışma hayatı, okul hayatı, sosyal hayat, aile hayatı, kişisel zamanlar… Tek bir kişi olarak birden fazla alanın içinde olmak… Dışarıdan bakıldığında hepsi iç içe geçmiş gibi gözükse de bireylerin farklı alanlarda farklı sorumlulukları vardır. Sorumlulukları arasında oradan oraya koştururken zihnen, ruhen ve bedenen efor sarf ederler; doğal olarak yorulurlar. Bir de bu koşuşturmada dinlenmeye zaman ayırmıyolarsa zamanla tükenir ve hayatlarındaki tek bir alana dahi yoğunlaşamaz hale gelirler.Peki, ne yapmak gerekiyor? Yorulmamak için bazı alanlardan vaz mı geçilecek? Hayır tabi ki. Her alanın bireyin hayatında ayrı bir etkisi vardır. Ayrı ayrı da olsa iyi yönetildiği takdirde bir bütün olarak bireyin iyi oluşuna hizmet ederler. Birey iyi olursa sorumluluklarını yerine getirerek bulunduğu alanların da iyi oluşuna hizmet eder. Karşılıklı bir alma-verme durumu vardır.Farklı Alanlar, Bireyi Tüketmeden Nasıl Yönetilir?Bireyin;Her gün, her alana %100’ünü veremeyeceğini kabul etmesi gerekmektedir. Bu gerçekçi bir yaklaşım değildir. Hayatındaki öncelikleri belirlemesi gerekmektedir.Önceliklere göre düzenleme ve planlama alışkanlıkları geliştirilmelidir.Kendi kontrolü dışında gelişebileceklerin ya da dönem dönem önceliklerinin değişebileceğinin bilincinde olması da önemlidir. Düzeninin ve planlarının içinde mola/nefes/oyun anlarına yer vermesi sürdürülebilirlik açısından önemlidir.Önceliklere Göre Düzenleme ve Planlama Alışkanlığı Nasıl Elde Edilir?Online ya da fiziki bir ajanda edinerek başlanabilir. Birey kendi için en uygun planlama şeklini bilmiyorsa çeşitli metotlar deneyerek kendine en uygununu seçebilir:
Cornell Metodu Zihin HaritalarıBir konu hakkında ana fikirleri belirlemek ve bir sıralama yapmak.Grafikler ve Tablolar Gün içinde bir büyük görev, üç orta dereceli görev ve beş hızlı küçük görev belirlemek.İşleri; yapılacaklar, yapılmaya devam edenler, tamamlananlar, onaylananlar olarak gruplamak.Ajandanın bir gününü o gün ilgilenilecek alanlara bölmek ve notlar almak. (Örnek: Sosyal Hayat(Buluşma Planı), İş Hayatı(Deadlinelar), Kişisel Zaman(Kitap Okumak).Yeni dünya düzeninde multitasking (çoklu görev), bir çok alanda yer almaktadır. Bu düzende planlı ilerlemek;Zihin karmaşalarının, Geç kalmaların, Ertelemelerin,Yetişememe şikayetlerinin önüne geçebilmeye;Bireyin kendisini tüketmeden, keyif alarak sorumluluklarını yerine getirebilmesine;Alma-verme dengesini sağlamaya yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KRnO0x9XhE2fonYsbwxf7w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karmaşaya, düzen:, Planlama, nasıl, yapılır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KRnO0x9XhE2fonYsbwxf7w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karmaşaya düzen: Planlama nasıl yapılır?"><p>Çalışma hayatı, okul, aile, sosyal çevre derken birçok kişi zamanla tükenmiş hissediyor. Peki, tüm bu alanları yönetmek mümkün mü? Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PBidSv-Dvkm5FzVufVo-GA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışma hayatı, okul hayatı, sosyal hayat, aile hayatı, kişisel zamanlar… Tek bir kişi olarak birden fazla alanın içinde olmak… Dışarıdan bakıldığında hepsi iç içe geçmiş gibi gözükse de bireylerin farklı alanlarda farklı sorumlulukları vardır. Sorumlulukları arasında oradan oraya koştururken zihnen, ruhen ve bedenen efor sarf ederler; doğal olarak yorulurlar. Bir de bu koşuşturmada dinlenmeye zaman ayırmıyolarsa zamanla tükenir ve hayatlarındaki tek bir alana dahi yoğunlaşamaz hale gelirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-fx6hKIDLE2xj5tqTwFKqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peki, ne yapmak gerekiyor? Yorulmamak için bazı alanlardan vaz mı geçilecek? Hayır tabi ki. Her alanın bireyin hayatında ayrı bir etkisi vardır. Ayrı ayrı da olsa iyi yönetildiği takdirde bir bütün olarak bireyin iyi oluşuna hizmet ederler. Birey iyi olursa sorumluluklarını yerine getirerek bulunduğu alanların da iyi oluşuna hizmet eder. Karşılıklı bir alma-verme durumu vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zRCfHt2rJkeRiG1gVOxtQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Farklı Alanlar, Bireyi Tüketmeden Nasıl Yönetilir?Bireyin;Her gün, her alana %100’ünü veremeyeceğini kabul etmesi gerekmektedir. Bu gerçekçi bir yaklaşım değildir. Hayatındaki öncelikleri belirlemesi gerekmektedir.Önceliklere göre düzenleme ve planlama alışkanlıkları geliştirilmelidir.Kendi kontrolü dışında gelişebileceklerin ya da dönem dönem önceliklerinin değişebileceğinin bilincinde olması da önemlidir. Düzeninin ve planlarının içinde mola/nefes/oyun anlarına yer vermesi sürdürülebilirlik açısından önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X88SGQog50yHpuCLhlhBrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Önceliklere Göre Düzenleme ve Planlama Alışkanlığı Nasıl Elde Edilir?Online ya da fiziki bir ajanda edinerek başlanabilir. Birey kendi için en uygun planlama şeklini bilmiyorsa çeşitli metotlar deneyerek kendine en uygununu seçebilir:
Cornell Metodu Zihin HaritalarıBir konu hakkında ana fikirleri belirlemek ve bir sıralama yapmak.Grafikler ve Tablolar Gün içinde bir büyük görev, üç orta dereceli görev ve beş hızlı küçük görev belirlemek.İşleri; yapılacaklar, yapılmaya devam edenler, tamamlananlar, onaylananlar olarak gruplamak.Ajandanın bir gününü o gün ilgilenilecek alanlara bölmek ve notlar almak. (Örnek: Sosyal Hayat(Buluşma Planı), İş Hayatı(Deadlinelar), Kişisel Zaman(Kitap Okumak).</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FZ_hj0SU_kG6hmKs-YqYzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni dünya düzeninde multitasking (çoklu görev), bir çok alanda yer almaktadır. Bu düzende planlı ilerlemek;Zihin karmaşalarının, Geç kalmaların, Ertelemelerin,</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HuCCkFhh-Em7SDN8KhcZHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yetişememe şikayetlerinin önüne geçebilmeye;Bireyin kendisini tüketmeden, keyif alarak sorumluluklarını yerine getirebilmesine;Alma-verme dengesini sağlamaya yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynlere sahip olduğunuzu gösteren 6 işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/duygusal-olarak-olgunlasmamis-ebeveynlere-sahip-oldugunuzu-goesteren-6-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/duygusal-olarak-olgunlasmamis-ebeveynlere-sahip-oldugunuzu-goesteren-6-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Aile, sevgi ve güven duygusunun temelini oluşturan önemli bir yapıdır. Duygusal olarak olgunlaşmış ebeveynler, çocuklarıyla ideal düzeyde empati kurabilir ve sorunlarıyla sağlıklı bir şekilde başa çıkabilir.  Dr. Brooke Keels,  duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynlerin ise kendilerini 6 işaretle ele verebileceğini söylüyor.Eğer ebeveyniniz, bir yetişkinden çok bir çocuk gibi davranıyor ve kolayca öfkeleniyorsa yalnız değilsiniz. Bu durumu ne yazık ki birçok kişi, aile ortamında deneyimliyor.
Peki, &quot;duygusal olgunlaşmamışlık&quot; tam olarak ne anlama geliyor? Her insanın duyguları vardır. Önemli olan, bu duyguları kontrol edebilmek ve sağlıklı şekilde yönetebilmektir. Ancak bazı insanlar, bu kontrol araçlarına sahip değiller ve tepkilerini, ölçüp tartmadan ortaya koyabiliyorlar.Dr. Psikolog Lea McMahon’a göre, duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynler, farkındalık ve empatiden yoksundurlar. Kendi ihtiyaçlarını her şeyin önüne koyarlar, etkili iletişim kuramazlar ve öngörülemez davranışlar sergilerler.Lighthouse Dr. Brooke Keels, duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynlerin aşağıdaki belirtilere sahip olduğunu ifade ediyor:

Durumlara aşırı veya mantıksız tepkiler verirler.
Çocuklarının duygularını değil, kendi beklentilerini önemserler.
Duyguları tarafından yönlendirilir, sık sık öfke patlamaları yaşarlar.
Duygusal desteği çocuklarından beklerler.
Davranışlarını yönetmekte zorlanırlar.Duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynler, çocuklarının sınırlarına saygı göstermeyebilir. Her şeyin kendileriyle ilgili olduğunu düşündükleri için çocuklarının mahremiyetine müdahale edebilir ya da onları duygusal manipülasyonla yönlendirebilirler.
Klinik psikolog Dr. Heather Stevenson, toksik ebeveynlerle aynı ortamda büyüyen çocuklarda uzun vadede şu etkilerin görülebileceğini söylüyor:

Düşük özsaygı
Bağımlı ilişkiler geliştirme
İnsanları memnun etme ihtiyacı
Duygusal destek aramakta zorlanma
Sınır koymakta güçlük
Onaylanma ihtiyacının fazlalığı
Terk edilme korkusu
Maddelerle duyguları bastırmaPeki ebeveynler neden bu şekilde davranıyor olabilir? Uzmanlara göre, çoğu zaman bunun kökeninde kendi çocukluklarındaki ihmal veya travmalar yatıyor. 
Dr. Keels de, bu bireylerin çocukken sağlıklı duygusal başa çıkma yollarını öğrenmediklerini, bu nedenle de yetişkinlikte benzer kalıpları sürdürdüklerini belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JPQ4674tJ0mc1PEcvgfCRw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Duygusal, olarak, olgunlaşmamış, ebeveynlere, sahip, olduğunuzu, gösteren, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JPQ4674tJ0mc1PEcvgfCRw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynler tarafından yetiştirildiğini gösteren 6 işaret"><p>Aile, sevgi ve güven duygusunun temelini oluşturan önemli bir yapıdır. Duygusal olarak olgunlaşmış ebeveynler, çocuklarıyla ideal düzeyde empati kurabilir ve sorunlarıyla sağlıklı bir şekilde başa çıkabilir.  Dr. Brooke Keels,  duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynlerin ise kendilerini 6 işaretle ele verebileceğini söylüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vQbUNMmc602ScFrdpmuNLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer ebeveyniniz, bir yetişkinden çok bir çocuk gibi davranıyor ve kolayca öfkeleniyorsa yalnız değilsiniz. Bu durumu ne yazık ki birçok kişi, aile ortamında deneyimliyor.
Peki, "duygusal olgunlaşmamışlık" tam olarak ne anlama geliyor? Her insanın duyguları vardır. Önemli olan, bu duyguları kontrol edebilmek ve sağlıklı şekilde yönetebilmektir. Ancak bazı insanlar, bu kontrol araçlarına sahip değiller ve tepkilerini, ölçüp tartmadan ortaya koyabiliyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uG7hEJXaIU-Mpx8rpTsYNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Psikolog Lea McMahon’a göre, duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynler, farkındalık ve empatiden yoksundurlar. Kendi ihtiyaçlarını her şeyin önüne koyarlar, etkili iletişim kuramazlar ve öngörülemez davranışlar sergilerler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YuzAsnYrUUajsMP4FUR-AQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lighthouse Dr. Brooke Keels, duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynlerin aşağıdaki belirtilere sahip olduğunu ifade ediyor:

Durumlara aşırı veya mantıksız tepkiler verirler.
Çocuklarının duygularını değil, kendi beklentilerini önemserler.
Duyguları tarafından yönlendirilir, sık sık öfke patlamaları yaşarlar.
Duygusal desteği çocuklarından beklerler.
Davranışlarını yönetmekte zorlanırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D4f_0pBqf0GL3gdgoktNzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynler, çocuklarının sınırlarına saygı göstermeyebilir. Her şeyin kendileriyle ilgili olduğunu düşündükleri için çocuklarının mahremiyetine müdahale edebilir ya da onları duygusal manipülasyonla yönlendirebilirler.
Klinik psikolog Dr. Heather Stevenson, toksik ebeveynlerle aynı ortamda büyüyen çocuklarda uzun vadede şu etkilerin görülebileceğini söylüyor:

Düşük özsaygı
Bağımlı ilişkiler geliştirme
İnsanları memnun etme ihtiyacı
Duygusal destek aramakta zorlanma
Sınır koymakta güçlük
Onaylanma ihtiyacının fazlalığı
Terk edilme korkusu
Maddelerle duyguları bastırma</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/plkeyCXsuEavvjILrBTUAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peki ebeveynler neden bu şekilde davranıyor olabilir? Uzmanlara göre, çoğu zaman bunun kökeninde kendi çocukluklarındaki ihmal veya travmalar yatıyor. 
Dr. Keels de, bu bireylerin çocukken sağlıklı duygusal başa çıkma yollarını öğrenmediklerini, bu nedenle de yetişkinlikte benzer kalıpları sürdürdüklerini belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Onlar şehrin &amp;quot;yürüyen diskoları&amp;quot;: Sokaklara neşe katıyorlar</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/onlar-sehrin-yuruyen-diskolari-sokaklara-nese-katiyorlar</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/onlar-sehrin-yuruyen-diskolari-sokaklara-nese-katiyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli&#039;nin İzmit ilçesinde bir grup emekli, ses sistemleriyle donattıkları bisikletleriyle sokaklarda moral dağıtıyor. Özellikle ışıklarla kaplı bisikletiyle dikkat çeken Kadir Volkan Demirtaş, &quot;Bize &#039;yürüyen disko&#039; diyorlar&quot; dedi.Kocaeli&#039;de emeklilik yıllarını sıradan geçirmek istemeyen bir grup bisiklet tutkunu, renkli bir yaşam tarzı benimsedi. Ses sistemleriyle donattıkları bisikletleriyle her gün şehir turuna çıkan grup, hem spor yapıyor hem de müzikle sokaklara neşe katıyor. Aralarından biri ise bisikletini ve kendini ışıklarla süsleyerek dikkatleri üzerine çekiyor.Bluetooth hoparlörlü bisikletiyle müzik yayını yaparak dolaşan Kadir Volkan Demirtaş (56), çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini anlatarak, &quot;Çocukluğumda böyle bir şey sadece hayaldi. O zamanlar teknoloji yoktu ama bisikletime bir tesisat takmıştım. Şimdi gelişen teknolojiyle müzik çalabiliyorum. Bize &#039;yürüyen disko&#039; diyorlar&quot; dedi.Emekli olduğu için günün her saati bisiklet sürebildiğini belirten Demirtaş, &quot;Uzaklara gidemiyorum ama Adapazarı&#039;na kadar gittim. İnsanlar bize imrenerek bakıyorlar. Hatta bir gün beni polis memuru durdurmuştu. Ben ceza beklerken kendisi, &#039;hani müzik ne oldu? Müzik açsana&#039; demişti&quot; diye konuştu.Demirtaş, trafikte görünür olmanın önemine de dikkat çekerek, bisikletine taktığı tepe ışığıyla güvenliğini artırdığını belirtti.Bisiklet sürerken özellikle çocuklardan yoğun ilgi gördüğünü belirten Soner Kara da (45), &quot;Defalarca denk geldim. Ağlayan çocuklar beni görünce susuyor, ilgilenmeye başlıyor. Bay bay yapıyorum, çocuklar gülümsüyor. İnsanların yüzü değişiyor&quot; şeklinde konuştu.Kara, özellikle yaz akşamlarında sık sık bisiklet sürdüğünü ifade ederek, &quot;Görünürlüğümüz ne kadar artarsa, güvenlik de o kadar artar. Ama trafiğin yoğun olduğu yerlerde fazla dikkat çekmemek de gerekiyor&quot; ifadelerini kullandı.Bisiklet sporuna 1974 yılında Kocaeli Bisiklet Kulübü&#039;nde başladığını, sporu bıraksa da bisikletten asla vazgeçmediğini dile getiren Süleyman Aras (67) ise, &quot;Haftanın 3-4 günü yol bisikletimle antrenmana çıkarım. Bisiklet sadece bir spor değil, benim için bir tutku. Ben aynı zamanda Kocaeli Bisiklet ve Doğa Sporları Kulübü üyesiyim. Bisiklet, hayatın ta kendisidir. İnsanlara bisikleti ve hareketi tavsiye ediyoruz&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0wKpo4SAS0e8hsQHzPsyYg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Onlar, şehrin, yürüyen, diskoları:, Sokaklara, neşe, katıyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0wKpo4SAS0e8hsQHzPsyYg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Onlar şehrin " y diskolar sokaklara ne kat><p>Kocaeli'nin İzmit ilçesinde bir grup emekli, ses sistemleriyle donattıkları bisikletleriyle sokaklarda moral dağıtıyor. Özellikle ışıklarla kaplı bisikletiyle dikkat çeken Kadir Volkan Demirtaş, "Bize 'yürüyen disko' diyorlar" dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mICBd8S56UCZ39ii66kpuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kocaeli'de emeklilik yıllarını sıradan geçirmek istemeyen bir grup bisiklet tutkunu, renkli bir yaşam tarzı benimsedi. Ses sistemleriyle donattıkları bisikletleriyle her gün şehir turuna çıkan grup, hem spor yapıyor hem de müzikle sokaklara neşe katıyor. Aralarından biri ise bisikletini ve kendini ışıklarla süsleyerek dikkatleri üzerine çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aHdQCRGFAEamlpxoc94Xyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bluetooth hoparlörlü bisikletiyle müzik yayını yaparak dolaşan Kadir Volkan Demirtaş (56), çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini anlatarak, "Çocukluğumda böyle bir şey sadece hayaldi. O zamanlar teknoloji yoktu ama bisikletime bir tesisat takmıştım. Şimdi gelişen teknolojiyle müzik çalabiliyorum. Bize 'yürüyen disko' diyorlar" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mVhxLTOnMEW9MsYseQpORg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Emekli olduğu için günün her saati bisiklet sürebildiğini belirten Demirtaş, "Uzaklara gidemiyorum ama Adapazarı'na kadar gittim. İnsanlar bize imrenerek bakıyorlar. Hatta bir gün beni polis memuru durdurmuştu. Ben ceza beklerken kendisi, 'hani müzik ne oldu? Müzik açsana' demişti" diye konuştu.Demirtaş, trafikte görünür olmanın önemine de dikkat çekerek, bisikletine taktığı tepe ışığıyla güvenliğini artırdığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/URC8DHgdjEWz6SF-OMewoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bisiklet sürerken özellikle çocuklardan yoğun ilgi gördüğünü belirten Soner Kara da (45), "Defalarca denk geldim. Ağlayan çocuklar beni görünce susuyor, ilgilenmeye başlıyor. Bay bay yapıyorum, çocuklar gülümsüyor. İnsanların yüzü değişiyor" şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GJwqHK6_F0-1S_VBK8U8ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kara, özellikle yaz akşamlarında sık sık bisiklet sürdüğünü ifade ederek, "Görünürlüğümüz ne kadar artarsa, güvenlik de o kadar artar. Ama trafiğin yoğun olduğu yerlerde fazla dikkat çekmemek de gerekiyor" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h5KPPBrzcUa494PSRN-TuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bisiklet sporuna 1974 yılında Kocaeli Bisiklet Kulübü'nde başladığını, sporu bıraksa da bisikletten asla vazgeçmediğini dile getiren Süleyman Aras (67) ise, "Haftanın 3-4 günü yol bisikletimle antrenmana çıkarım. Bisiklet sadece bir spor değil, benim için bir tutku. Ben aynı zamanda Kocaeli Bisiklet ve Doğa Sporları Kulübü üyesiyim. Bisiklet, hayatın ta kendisidir. İnsanlara bisikleti ve hareketi tavsiye ediyoruz" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Muş lalesi çiçek açtı: Ziyaretçi akınına uğradı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mus-lalesi-cicek-acti-ziyaretci-akinina-ugradi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mus-lalesi-cicek-acti-ziyaretci-akinina-ugradi</guid>
<description><![CDATA[ Muş’ta doğal olarak yetişen ve endemik bir tür olan Muş lalesi, havaların ısınmasıyla çiçek açtı. Karlı dağlarla birlikte güzel manzaralar oluşturan laleler, ziyaretçi akınına uğradı.Muş’ta ömrü ortalama 3 hafta olan ve 2015 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından &quot;Muş 1071&quot; ismiyle tescillenen laleler, ovayı kırmızıya bürüdü.Baharın gelişiyle birlikte Muş Ovası’nı kırmızıya boyayan laleler, doğaseverlerin ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.Merkeze 17 kilometre uzaklıktaki Laleli köyü yakınlarında doğal olarak yetişen laleleri görmek isteyen vatandaşlar bölgeye akın etti. Cep telefonları ve fotoğraf makineleriyle bu eşsiz manzarayı ölümsüzleştirmeye çalışan ziyaretçiler, kısa ömürlü bu güzelliği kaçırmak istemiyor.Bölgeye gelerek laleleri fotoğraflayan Muşlu Fotoğraf Sanatçısı Hatice Taşcı, &quot;Bugün buraya arkadaşlarımla birlikte laleleri görmeye geldim. Uzun zamandır bu laleleri görmek istiyordum ama her seferinde zamanını kaçırıyordum, çünkü ömürleri oldukça kısa. Nihayet geldik, fotoğraflar çektik ve gerçekten çok keyif aldık.Muş Ovası adeta kırmızıya bürünmüş durumda. Nisan ayının sonu ve mayıs ayının başı bu güzelliği görmek için en uygun zaman. Herkesi buraya davet ediyoruz, bu eşsiz manzarayı herkes mutlaka görmeli&quot; dedi.Bölgeyi ziyaret eden vatandaşlardan Nezehat Bulanıklı ise, &quot;Ben de bir Muşlu olarak lale tarlasına ilk kez geliyorum. Ne kadar zaman geçmiş, daha önce hiç gelmemişim. Açıkçası çok güzel bir duygu, çok güzel bir his. Bu yıl kışımız oldukça uzun sürdü; uzun süre kar ve yağmurla mücadele ettik.Baharın gelişiyle insanın doğaya çıkası geliyor. Kırmızıya boyanan Muş Ovası da bu mevsimde gezmek için harika bir yer. İlk defa geldim ve gerçekten çok etkilendim. Herkese tavsiye ederim, bu güzelliği mutlaka görmeliler&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HM_-grpZCEKE3m2dmEMznA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Muş, lalesi, çiçek, açtı:, Ziyaretçi, akınına, uğradı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HM_-grpZCEKE3m2dmEMznA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Muş lalesi çiçek açtı: Ziyaretçi akınına uğradı"><p>Muş’ta doğal olarak yetişen ve endemik bir tür olan Muş lalesi, havaların ısınmasıyla çiçek açtı. Karlı dağlarla birlikte güzel manzaralar oluşturan laleler, ziyaretçi akınına uğradı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dK9ML3kxWUSjprhziu23SQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muş’ta ömrü ortalama 3 hafta olan ve 2015 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından "Muş 1071" ismiyle tescillenen laleler, ovayı kırmızıya bürüdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/32x1AQBYv0GsPioYcHuT8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baharın gelişiyle birlikte Muş Ovası’nı kırmızıya boyayan laleler, doğaseverlerin ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6KLIWBBCSkOE7CqCj7oJmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merkeze 17 kilometre uzaklıktaki Laleli köyü yakınlarında doğal olarak yetişen laleleri görmek isteyen vatandaşlar bölgeye akın etti. Cep telefonları ve fotoğraf makineleriyle bu eşsiz manzarayı ölümsüzleştirmeye çalışan ziyaretçiler, kısa ömürlü bu güzelliği kaçırmak istemiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TX0UkIutfk-d2i5Oq_4jZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgeye gelerek laleleri fotoğraflayan Muşlu Fotoğraf Sanatçısı Hatice Taşcı, "Bugün buraya arkadaşlarımla birlikte laleleri görmeye geldim. Uzun zamandır bu laleleri görmek istiyordum ama her seferinde zamanını kaçırıyordum, çünkü ömürleri oldukça kısa. Nihayet geldik, fotoğraflar çektik ve gerçekten çok keyif aldık.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2_ehp50yzE-pHI6tHtmx8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muş Ovası adeta kırmızıya bürünmüş durumda. Nisan ayının sonu ve mayıs ayının başı bu güzelliği görmek için en uygun zaman. Herkesi buraya davet ediyoruz, bu eşsiz manzarayı herkes mutlaka görmeli" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jGBwHiQDj0e2WRE7usVT_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgeyi ziyaret eden vatandaşlardan Nezehat Bulanıklı ise, "Ben de bir Muşlu olarak lale tarlasına ilk kez geliyorum. Ne kadar zaman geçmiş, daha önce hiç gelmemişim. Açıkçası çok güzel bir duygu, çok güzel bir his. Bu yıl kışımız oldukça uzun sürdü; uzun süre kar ve yağmurla mücadele ettik.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H2cVImI0zUe_vXFTCcrlcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baharın gelişiyle insanın doğaya çıkası geliyor. Kırmızıya boyanan Muş Ovası da bu mevsimde gezmek için harika bir yer. İlk defa geldim ve gerçekten çok etkilendim. Herkese tavsiye ederim, bu güzelliği mutlaka görmeliler" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dağlarda kendiliğinden yetişiyor: Kilosu bin 250 TL</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/daglarda-kendiliginden-yetisiyor-kilosu-bin-250-tl</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/daglarda-kendiliginden-yetisiyor-kilosu-bin-250-tl</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan&#039;da 2 bin rakımın üzerinde kendiliğinden doğada yetişen çaşır mantarı, pazarda kilosu bin 250 TL&#039;den alıcı buluyor.Erzincan&#039;da bahar mevsimiyle birlikte hava sıcaklıklarının artmasının ardından vatandaşlar, doğada kendiliğinden yetişen mantarları topluyor.PROTEİN ZENGİNİDoğada damar veya evlek adı verilen bölgelerde bulunan çaşır mantarı, lezzeti ve yüksek protein değeriyle vatandaşları adeta kendine çekiyor.NADİR BULUNUYORÇaşır mantarının kilosu bu yıl bin 250 TL&#039;den satışa sunulurken, fiyatın yüksekliği bazı vatandaşların dikkatini çekti. Ancak nadir bulunması ve toplanmasının zorluğu, bu yüksek fiyatı kısmen de olsa açıklıyor.PİLAVLA BİRLİKTE TÜKETİLİYORÇaşır mantarı, çoğu zaman aynı kök üzerinde birden çok olarak yetişir. Yöresel olarak daha çok tereyağında kavrularak ve ateşte közlenerek yenir. Pilav içerisine konulduğu, ayrıca sac tava içerisinde et ile karıştırarak tüketildiği de olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cbR6zutlekC29S-3UPFB_g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dağlarda, kendiliğinden, yetişiyor:, Kilosu, bin, 250</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cbR6zutlekC29S-3UPFB_g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kendiliğinden yetişiyor, kilosu bin 250 TL"><p>Erzincan'da 2 bin rakımın üzerinde kendiliğinden doğada yetişen çaşır mantarı, pazarda kilosu bin 250 TL'den alıcı buluyor.</p><p>Erzincan'da bahar mevsimiyle birlikte hava sıcaklıklarının artmasının ardından vatandaşlar, doğada kendiliğinden yetişen mantarları topluyor.</p><p><strong>PROTEİN ZENGİNİ</strong></p><p>Doğada <strong>damar</strong> veya<strong> evlek</strong> adı verilen bölgelerde bulunan çaşır mantarı, lezzeti ve yüksek protein değeriyle vatandaşları adeta kendine çekiyor.</p><p><strong>NADİR BULUNUYOR</strong></p><p>Çaşır mantarının kilosu bu yıl bin 250 TL'den satışa sunulurken, fiyatın yüksekliği bazı vatandaşların dikkatini çekti. Ancak nadir bulunması ve toplanmasının zorluğu, bu yüksek fiyatı kısmen de olsa açıklıyor.</p><p><strong>PİLAVLA BİRLİKTE TÜKETİLİYOR</strong></p><p>Çaşır mantarı, çoğu zaman aynı kök üzerinde birden çok olarak yetişir. Yöresel olarak daha çok tereyağında kavrularak ve ateşte közlenerek yenir. Pilav içerisine konulduğu, ayrıca sac tava içerisinde et ile karıştırarak tüketildiği de olur.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir kadını çekici kılan 6 özellik: Uzmanlar açıkladı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bir-kadini-cekici-kilan-6-oezellik-uzmanlar-acikladi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bir-kadini-cekici-kilan-6-oezellik-uzmanlar-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Avustralya merkezli bir estetik danışmanlık firması, bir kadını çekici kılan 6 özelliği paylaştı.Firmanın, YouTube’da milyonlarca kez izlenen videosunda güzelliğin bilimsel sırlarına dair ilginç veriler sunuldu. Özellikle geniş ve içten bir gülümsemenin kadınları çekici kıldığını ifade eden uzmanlar, doğru miktarda uygulanan dudak ve çene dolgusunun da kişiye cazibe kattığını öne sürdü.Daily Mail&#039;de yer alan habere göre, geniş bir gülümseme, yüz hatlarında denge ve simetri sağlarken, dişlerin daha büyük ve dikkat çekici görünmesine de yardımcı oluyor.Üst dudağın ortasında yer alan V şeklindeki kavis, doğru makyajla vurgulandığında dudakları daha estetik gösterebiliyor. Bu noktada lip liner (dudak kalemi) kullanımı büyük önem taşıyor.Ancak dudakları kontürlerken, doğal hatların kapatılmamasında fayda var. Uzmanlar, yanlış dolgu tekniği ya da fazla hacmin, dudağın şeklini bozabileceği konusunda uyarıyor.Çene dolgusu da yüz simetrisini artırmanın etkili bir yolu olarak öne çıkıyor. Estetik cerrah Dr. Rahban, yüz orantısını sağlamada burnu küçültmektense, çeneye odaklanmanın daha etkili olabileceğini belirtiyor.Halk arasında göz akı denilen sklera da, yüzü  tahmin edilenden çok daha çekici kılabiliyor. Parlak göz akları sağlıklı kabul edilirken, göz damlaları ile göz aklarını beyazlatmanın mümkün olabileceği de öne sürülüyor.Uzmanlar ayrıca, göz çevresine uygulanan koyu tonlardaki makyajın, kontrastı artırarak kadınlarda çekiciliği daha da güçlendirdiğinin de altını çiziyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g3jwfwSRXUin4iNxqm-lgg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bir, kadını, çekici, kılan, özellik:, Uzmanlar, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g3jwfwSRXUin4iNxqm-lgg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bir kadını çekici kılan 6 özellik: Uzmanlar açıkladı"><p>Avustralya merkezli bir estetik danışmanlık firması, bir kadını çekici kılan 6 özelliği paylaştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Tck6inuJ2kCPyi6o8_qzlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Firmanın, YouTube’da milyonlarca kez izlenen videosunda güzelliğin bilimsel sırlarına dair ilginç veriler sunuldu. Özellikle geniş ve içten bir gülümsemenin kadınları çekici kıldığını ifade eden uzmanlar, doğru miktarda uygulanan dudak ve çene dolgusunun da kişiye cazibe kattığını öne sürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SNvcuK_o_kibc1Wwuw00Rg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daily Mail'de yer alan habere göre, geniş bir gülümseme, yüz hatlarında denge ve simetri sağlarken, dişlerin daha büyük ve dikkat çekici görünmesine de yardımcı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uXg4HHRfdU2BcwDNglvSIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üst dudağın ortasında yer alan V şeklindeki kavis, doğru makyajla vurgulandığında dudakları daha estetik gösterebiliyor. Bu noktada lip liner (dudak kalemi) kullanımı büyük önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pO4yRzYHAkSZ4-FQsmwpCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak dudakları kontürlerken, doğal hatların kapatılmamasında fayda var. Uzmanlar, yanlış dolgu tekniği ya da fazla hacmin, dudağın şeklini bozabileceği konusunda uyarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5gnI77xP6Uy6T5IotAex_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çene dolgusu da yüz simetrisini artırmanın etkili bir yolu olarak öne çıkıyor. Estetik cerrah Dr. Rahban, yüz orantısını sağlamada burnu küçültmektense, çeneye odaklanmanın daha etkili olabileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5GDmSgz2lkS0gj15Z6Fqiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halk arasında göz akı denilen sklera da, yüzü  tahmin edilenden çok daha çekici kılabiliyor. Parlak göz akları sağlıklı kabul edilirken, göz damlaları ile göz aklarını beyazlatmanın mümkün olabileceği de öne sürülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TJ8vy53kxkywE0rQe4k2TQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar ayrıca, göz çevresine uygulanan koyu tonlardaki makyajın, kontrastı artırarak kadınlarda çekiciliği daha da güçlendirdiğinin de altını çiziyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar açıklıyor: Eşiniz hakkında paylaşmamanız gereken 5 özel konu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-acikliyor-esiniz-hakkinda-paylasmamaniz-gereken-5-oezel-konu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmanlar-acikliyor-esiniz-hakkinda-paylasmamaniz-gereken-5-oezel-konu</guid>
<description><![CDATA[ Evlilikte güveni inşa etmek yıllar sürebilirken, onu yıkmak sadece birkaç dakika alabiliyor. Psikologlar, ilişkilerin temel taşlarından biri olan mahremiyetin korunmasının, çiftler arasında kalıcı güvenin oluşması için hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor.Aile içi veya arkadaş çevresinde yapılan bazı paylaşımlar, farkında olmadan ilişkinin temeline zarar verebiliyor. İşte uzmanlara göre, partneriniz hakkında kimseyle hatta en yakınlarınızla bile paylaşmamanız gereken beş hassas konu:Partnerinizin sizinle paylaştığı travmalar, korkular veya kişisel güvensizlikler, duygusal olarak en savunmasız anlarında açığa çıkar. Psikoloji uzmanları, bu tür itirafların karşılıklı güvene dayalı olduğunu belirtiyor. Bu bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılması, partnerinizin kendisini ihanete uğramış ve değersiz hissetmesine neden olabilir. Bu da ilişkinizde derin yaralar açabilir.Zaman zaman yaşanan tartışmalar her ilişkide normal kabul edilse de, bu kavgaları dışarıya taşımak ilişkideki gizliliği zedeler. Aile ya da arkadaşların bu tür bilgileri öğrenmesi, taraflı bakış açılarına, müdahalelere ve kalıcı önyargılara yol açabilir. Uzmanlara göre, sağlıklı çiftler sorunlarını kendi aralarında çözmeyi öğrenmelidir.Partnerinizin geçmiş yaşamı, onun size duyduğu güvenin bir göstergesi olarak sizinle paylaşılmış olabilir. Bu bilgileri başka kişilerle konuşmak, partnerinizin mahremiyetine yapılan bir müdahale olarak değerlendirilir. Psikolojik güvenlik, bireylerin yargılanma korkusu olmadan kendilerini açabildikleri bir ortamda oluşur.Borçlar, gelir düzeyi veya harcama alışkanlıkları gibi mali detaylar, çiftlerin özel alanına dahildir. Partnerinizin finansal durumunu izinsiz bir şekilde paylaşmak, ilişkinin sınırlarını ihlal eder ve güven kaybına neden olabilir. Uzmanlar, bu bilgilerin çift içinde kalması gerektiğinin altını çiziyor.Herkesin alışılmadık davranışları ya da kusurları olabilir. Ancak bu özellikleri alay konusu yapmak ya da başkalarıyla paylaşmak, zamanla eşinizin kendine duyduğu güveni sarsabilir. Ayrıca, aile bireyleri arasında partnerinize karşı olumsuz bir algı oluşmasına yol açar. Psikologlar, bu tür tutumların uzun vadede ilişki doyumunu olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.Sonuç olarak, sağlıklı ve uzun ömürlü bir ilişki için çiftlerin, birbirlerine ait özel bilgileri dış dünyadan koruması gerekiyor. Duygusal bağları zayıflatmamak adına, konuşulması gereken her şey önce ve sadece partnerle paylaşılmalı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DbfUJsoRgEe7M-i-xH-Fjw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, açıklıyor:, Eşiniz, hakkında, paylaşmamanız, gereken, özel, konu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DbfUJsoRgEe7M-i-xH-Fjw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlar açıklıyor: Eşiniz hakkında paylaşmamanız gereken 5 özel konu"><p>Evlilikte güveni inşa etmek yıllar sürebilirken, onu yıkmak sadece birkaç dakika alabiliyor. Psikologlar, ilişkilerin temel taşlarından biri olan mahremiyetin korunmasının, çiftler arasında kalıcı güvenin oluşması için hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jtNleUWS00WnXzZQ9bqBlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aile içi veya arkadaş çevresinde yapılan bazı paylaşımlar, farkında olmadan ilişkinin temeline zarar verebiliyor. İşte uzmanlara göre, partneriniz hakkında kimseyle hatta en yakınlarınızla bile paylaşmamanız gereken beş hassas konu:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TBKFs0vV6Ueech23B5bkdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partnerinizin sizinle paylaştığı travmalar, korkular veya kişisel güvensizlikler, duygusal olarak en savunmasız anlarında açığa çıkar. Psikoloji uzmanları, bu tür itirafların karşılıklı güvene dayalı olduğunu belirtiyor. Bu bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılması, partnerinizin kendisini ihanete uğramış ve değersiz hissetmesine neden olabilir. Bu da ilişkinizde derin yaralar açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fC0NQ2HynkOphzKVCA66zQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zaman zaman yaşanan tartışmalar her ilişkide normal kabul edilse de, bu kavgaları dışarıya taşımak ilişkideki gizliliği zedeler. Aile ya da arkadaşların bu tür bilgileri öğrenmesi, taraflı bakış açılarına, müdahalelere ve kalıcı önyargılara yol açabilir. Uzmanlara göre, sağlıklı çiftler sorunlarını kendi aralarında çözmeyi öğrenmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IW-X84J1GUyFSPid9jby8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partnerinizin geçmiş yaşamı, onun size duyduğu güvenin bir göstergesi olarak sizinle paylaşılmış olabilir. Bu bilgileri başka kişilerle konuşmak, partnerinizin mahremiyetine yapılan bir müdahale olarak değerlendirilir. Psikolojik güvenlik, bireylerin yargılanma korkusu olmadan kendilerini açabildikleri bir ortamda oluşur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VPUk-RMAzkyk-lyYmITllQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Borçlar, gelir düzeyi veya harcama alışkanlıkları gibi mali detaylar, çiftlerin özel alanına dahildir. Partnerinizin finansal durumunu izinsiz bir şekilde paylaşmak, ilişkinin sınırlarını ihlal eder ve güven kaybına neden olabilir. Uzmanlar, bu bilgilerin çift içinde kalması gerektiğinin altını çiziyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RgqKtM80D0e2lUeJkWeOfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herkesin alışılmadık davranışları ya da kusurları olabilir. Ancak bu özellikleri alay konusu yapmak ya da başkalarıyla paylaşmak, zamanla eşinizin kendine duyduğu güveni sarsabilir. Ayrıca, aile bireyleri arasında partnerinize karşı olumsuz bir algı oluşmasına yol açar. Psikologlar, bu tür tutumların uzun vadede ilişki doyumunu olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.Sonuç olarak, sağlıklı ve uzun ömürlü bir ilişki için çiftlerin, birbirlerine ait özel bilgileri dış dünyadan koruması gerekiyor. Duygusal bağları zayıflatmamak adına, konuşulması gereken her şey önce ve sadece partnerle paylaşılmalı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanlarından iddialı çalışma: İnsan ömrü sınırsız mı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlarindan-iddiali-calisma-insan-oemru-sinirsiz-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlarindan-iddiali-calisma-insan-oemru-sinirsiz-mi</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada yaşam süresi artmaya devam ederken, insan ömrünün doğal bir sınırı olduğu yönündeki iddialar da yeniden sorgulanıyor. Yeni bir araştırma, ölümsüzlük fikrinin tamamen dışlanamayacağını öne sürüyor.İsviçre&#039;deki Zürih Üniversitesi İnsan Evrimsel Ekoloji Grubu&#039;ndan iki araştırmacı tarafından kaleme alınan yeni bir çalışmada, insan ömrünün gittikçe uzama eğiliminde olduğu öne sürüldü.Araştırmacılar son 20 yılda, erkeklerde en yüksek yaşam süresine sahip ülkenin altı kez değiştiğini; kadınlarda ise bu unvanın dört kez el değiştirdiğini belirtiyor.  41 ülkeyi kapsayan Human Mortality Database (İnsan Ölümlülüğü Veritabanı) verilerinden yararlanan araştırmacılar, 2000 ile 2020 yılları arasında erkek ömrünün on yılda ortalama 1,96 yıl arttığını ortaya koydu. Bu rakam, 1840 yılından bu yana kaydedilen ortalama artış olan on yılda 2,03 yıla oldukça yakın. Kadın ömründe ise son yirmi yıldaki artış oranı on yılda 1,45 yıl olarak belirlendi.YAŞAM SÜRESİ 100 YILA ÇIKABİLİRBu oran, 1840’tan bu yana kadınlarda gözlenen ortalama on yılda 2,31 yıllık artışa kıyasla daha düşük olsa da, insan ömrünün artık uzamadığı yönündeki iddiaları desteklemiyor. Aksine, mevcut hızla devam edilirse kadınların ortalama yaşam süresinin 87,75 yıldan 2063 yılında 100 yıla çıkabileceği öngörülüyor.  Araştırmanın genel sonucu ise “Kadın ve erkek yaşam süreleri, küresel ölçekte doğrusal şekilde artmaya devam ediyor.&quot; ifadeleriyle açıklandı.  1840’tan bu yana gözlenen bu uzun vadeli artış eğilimi, “insan ömrünün mutlaka bir biyolojik sınırı olmalı” yönündeki yaygın beklentilerle çelişiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i9Khdh10i0KFcdPhZIRixA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanlarından, iddialı, çalışma:, İnsan, ömrü, sınırsız, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i9Khdh10i0KFcdPhZIRixA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both&ampv=20250505175857442" class="type:primaryImage" alt="İnsan ömrü uzuyor mu?"><p>Dünyada yaşam süresi artmaya devam ederken, insan ömrünün doğal bir sınırı olduğu yönündeki iddialar da yeniden sorgulanıyor. Yeni bir araştırma, ölümsüzlük fikrinin tamamen dışlanamayacağını öne sürüyor.</p><p>İsviçre'deki Zürih Üniversitesi İnsan Evrimsel Ekoloji Grubu'ndan iki araştırmacı tarafından kaleme alınan yeni bir çalışmada, insan ömrünün gittikçe uzama eğiliminde olduğu öne sürüldü.</p><p>Araştırmacılar son 20 yılda, erkeklerde en yüksek yaşam süresine sahip ülkenin altı kez değiştiğini; kadınlarda ise bu unvanın dört kez el değiştirdiğini belirtiyor.  41 ülkeyi kapsayan Human Mortality Database (İnsan Ölümlülüğü Veritabanı) verilerinden yararlanan araştırmacılar, 2000 ile 2020 yılları arasında erkek ömrünün on yılda ortalama 1,96 yıl arttığını ortaya koydu. Bu rakam, 1840 yılından bu yana kaydedilen ortalama artış olan on yılda 2,03 yıla oldukça yakın. Kadın ömründe ise son yirmi yıldaki artış oranı on yılda 1,45 yıl olarak belirlendi.</p><p><strong>YAŞAM SÜRESİ 100 YILA ÇIKABİLİR</strong></p><p>Bu oran, 1840’tan bu yana kadınlarda gözlenen ortalama on yılda 2,31 yıllık artışa kıyasla daha düşük olsa da, insan ömrünün artık uzamadığı yönündeki iddiaları desteklemiyor. Aksine, mevcut hızla devam edilirse kadınların ortalama yaşam süresinin 87,75 yıldan 2063 yılında 100 yıla çıkabileceği öngörülüyor.  Araştırmanın genel sonucu ise “Kadın ve erkek yaşam süreleri, küresel ölçekte doğrusal şekilde artmaya devam ediyor." ifadeleriyle açıklandı.  1840’tan bu yana gözlenen bu uzun vadeli artış eğilimi, “insan ömrünün mutlaka bir biyolojik sınırı olmalı” yönündeki yaygın beklentilerle çelişiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Birinin sizden hoşlandığını nasıl anlarsınız? 8 işaret ele veriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/birinin-sizden-hoslandigini-nasil-anlarsiniz-8-isaret-ele-veriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/birinin-sizden-hoslandigini-nasil-anlarsiniz-8-isaret-ele-veriyor</guid>
<description><![CDATA[ Romantik ilginin en yaygın belirtileri arasında genellikle yoğun göz teması ve daha fazla vakit geçirme isteği yer alır. Ancak ruh sağlığı uzmanı Hannah Owens&#039;a göre, hoşlantı kendisini her zaman bu işaretlerle ele vermeyebilir.Gergin ruh halinin de güçlü hoşlantı sinyallerinden biri olabileceğini öne süren Owens, &#039;&#039;İlginin karşılıklı olup olmadığını kestirememek, bireyde stres yaratabilir. Ayrıca iyi bir izlenim yaratmaya çalışırken de kaygılı görünmek mümkündür&#039;&#039; ifadelerini kullandı.Klinik psikolog Sabrina Romanoff&#039;a göre, kişinin yakınındaki bir nesneyle oynaması da gergin enerjiyi kanalize etmenin bir yolu olabilir. Ek olarak;

Kızarmak veya terlemek,
Kelime seçiminde zorlanmak,
Gergin gülümseme,
Göz teması kurmaktan kaçınma ya da yoğun göz teması,
Sürekli saçı ve kıyafeti düzeltmek,
Alışılmışın dışında fazla konuşmak veya hiç konuşmamak gibi durumlar da hoşlantı işaretlerine eklenebilir.Dr. Romanoff, &#039;&#039;Karşınızdaki kişi hayatının diğer alanlarında rahat tavırlar sergilerken, sizin yanınızda kaygılı ve gergin görünüyorsa bu sizden hoşlandığını gösteriyor olabilir&#039;&#039; diyor. Ancak yine de her kaygılı görüntünün altında romantik ilginin yattığı söylemek doğru değil.Kişinin hayatında stres yaratan başka faktörler de bulunabilir. Toksik çalışma ortamı, ailevi problemler ve endişeye yatkın ruh hali de bireylerin kaygılı görünmesine yol açabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dM9qLnvEwkuMn9ywVYDWZw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Birinin, sizden, hoşlandığını, nasıl, anlarsınız, işaret, ele, veriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dM9qLnvEwkuMn9ywVYDWZw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Birinin sizden hoşlandığını nasıl anlarsınız?"><p>Romantik ilginin en yaygın belirtileri arasında genellikle yoğun göz teması ve daha fazla vakit geçirme isteği yer alır. Ancak ruh sağlığı uzmanı Hannah Owens'a göre, hoşlantı kendisini her zaman bu işaretlerle ele vermeyebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kXUjM0I9v0y0xu-kvHaDZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gergin ruh halinin de güçlü hoşlantı sinyallerinden biri olabileceğini öne süren Owens, ''İlginin karşılıklı olup olmadığını kestirememek, bireyde stres yaratabilir. Ayrıca iyi bir izlenim yaratmaya çalışırken de kaygılı görünmek mümkündür'' ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AiDhMxU1VkmtZ_qWedZFqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Klinik psikolog Sabrina Romanoff'a göre, kişinin yakınındaki bir nesneyle oynaması da gergin enerjiyi kanalize etmenin bir yolu olabilir. Ek olarak;

Kızarmak veya terlemek,
Kelime seçiminde zorlanmak,
Gergin gülümseme,
Göz teması kurmaktan kaçınma ya da yoğun göz teması,
Sürekli saçı ve kıyafeti düzeltmek,
Alışılmışın dışında fazla konuşmak veya hiç konuşmamak gibi durumlar da hoşlantı işaretlerine eklenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9EhP4LpcCEyA-oh8av3A2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Romanoff, ''Karşınızdaki kişi hayatının diğer alanlarında rahat tavırlar sergilerken, sizin yanınızda kaygılı ve gergin görünüyorsa bu sizden hoşlandığını gösteriyor olabilir'' diyor. Ancak yine de her kaygılı görüntünün altında romantik ilginin yattığı söylemek doğru değil.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wVKbaGAipUSiGFlXsiL99g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kişinin hayatında stres yaratan başka faktörler de bulunabilir. Toksik çalışma ortamı, ailevi problemler ve endişeye yatkın ruh hali de bireylerin kaygılı görünmesine yol açabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En çok yapılan 7 flört hatası: Psikologlar uyarıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/en-cok-yapilan-7-floert-hatasi-psikologlar-uyariyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/en-cok-yapilan-7-floert-hatasi-psikologlar-uyariyor</guid>
<description><![CDATA[ Psikolog Robert Sternberg; samimiyet, tutku ve bağlılık gibi kavramların romantik ilişkilerde büyük rolü olduğunu ifade ediyor. Ancak uzmanlar, ilişkilerin sürdürülebilirliğini belirleyen bazı önemli noktalara da dikkat edilmesi gerektiğini belirterek uyarıyor.Klinik psikolog Wendy Walsh&#039;a göre, karşınızdaki kişi konuşmayı sonlandırmak istiyorsa, bunu anlamaya çalışın ve saygı gösterin. Donuk yüz ifadesi, fiziksel temastan kaçınma ve göz teması kurmama gibi işaretler, kişinin sizden hoşlanmadığını gösterebilir.Cinsiyetçi, ırkçı ya da başka şekilde kırıcı olabilecek ifadelerden kesinlikle uzak durun.Bazen en iyi espriler bile beklenen etkiyi yaratmaz. Bu gibi durumlarda kendinize fazla yüklenmeyin; gülüp geçin ve devam edin.İlgi görmediğinizde ısrarcı davranmak itici bulunabilir. Karşı tarafın sınırlarına saygı gösterin.Özellikle tanışmanın ilk aşamasında cinsel içerikli sözler, karşı tarafı rahatsız edebilir. Verywell Mind yazarları, bu tür yaklaşımların ortamı gerip, kişiler arasına mesafe koyabileceğini söylüyor.Fazla dolambaçlı ya da zor anlaşılan sözler, kafa karıştırıcı olabilir. Basit ve doğrudan ifadeler, iletişimde her zaman daha etkili sonuçlar doğurur.Şaka yollu bile olsa, karşı tarafın fiziksel özellikleriyle ilgili olumsuz yorumlardan kesinlikle kaçının.Sağlıklı bir flört için karşılıklı saygı ve dürüstlük büyük önem taşır. Taraflar birbirlerini tanımaya istekli olmalı, duygularını açıkça ifade ederken karşısındakinin sınırlarına da özen göstermelidir.
Aceleci davranmadan, ilişkiyi doğal bir şekilde geliştirmek, hem duygusal bağın güçlenmesini sağlar hem de tarafların gerçekten uyumlu olup olmadığını anlamalarına yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K-xbffQRC0O3Q6V7DIGqDw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>çok, yapılan, flört, hatası:, Psikologlar, uyarıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K-xbffQRC0O3Q6V7DIGqDw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="En çok yapılan 7 flört hatası"><p>Psikolog Robert Sternberg; samimiyet, tutku ve bağlılık gibi kavramların romantik ilişkilerde büyük rolü olduğunu ifade ediyor. Ancak uzmanlar, ilişkilerin sürdürülebilirliğini belirleyen bazı önemli noktalara da dikkat edilmesi gerektiğini belirterek uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9N9shv5LOE-qt6dKypQJtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Klinik psikolog Wendy Walsh'a göre, karşınızdaki kişi konuşmayı sonlandırmak istiyorsa, bunu anlamaya çalışın ve saygı gösterin. Donuk yüz ifadesi, fiziksel temastan kaçınma ve göz teması kurmama gibi işaretler, kişinin sizden hoşlanmadığını gösterebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lTNkgCSgP0aLlp49GBIeZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cinsiyetçi, ırkçı ya da başka şekilde kırıcı olabilecek ifadelerden kesinlikle uzak durun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mu58ixkypUGyvdVK_KQC5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazen en iyi espriler bile beklenen etkiyi yaratmaz. Bu gibi durumlarda kendinize fazla yüklenmeyin; gülüp geçin ve devam edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d1q5-5p9P0et6Ym5C9_hrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlgi görmediğinizde ısrarcı davranmak itici bulunabilir. Karşı tarafın sınırlarına saygı gösterin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TKQDUpxJpEK8TFagG8BlWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle tanışmanın ilk aşamasında cinsel içerikli sözler, karşı tarafı rahatsız edebilir. Verywell Mind yazarları, bu tür yaklaşımların ortamı gerip, kişiler arasına mesafe koyabileceğini söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G34rqbLVwE-bY6f6CWasvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazla dolambaçlı ya da zor anlaşılan sözler, kafa karıştırıcı olabilir. Basit ve doğrudan ifadeler, iletişimde her zaman daha etkili sonuçlar doğurur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AFGqS07E4Ee5m8XyQ92KMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şaka yollu bile olsa, karşı tarafın fiziksel özellikleriyle ilgili olumsuz yorumlardan kesinlikle kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0SlQjp_l7UuVEoKqRpJkAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir flört için karşılıklı saygı ve dürüstlük büyük önem taşır. Taraflar birbirlerini tanımaya istekli olmalı, duygularını açıkça ifade ederken karşısındakinin sınırlarına da özen göstermelidir.
Aceleci davranmadan, ilişkiyi doğal bir şekilde geliştirmek, hem duygusal bağın güçlenmesini sağlar hem de tarafların gerçekten uyumlu olup olmadığını anlamalarına yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Teknolojiyi çay ocağıyla buluşturdu: Tasarladıkları yazılım sayesinde işleri kolaylaştı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/teknolojiyi-cay-ocagiyla-bulusturdu-tasarladiklari-yazilim-sayesinde-isleri-kolaylasti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/teknolojiyi-cay-ocagiyla-bulusturdu-tasarladiklari-yazilim-sayesinde-isleri-kolaylasti</guid>
<description><![CDATA[ Konya&#039;da çay ocağında kendilerinin tasarladığı yazılımla müşterilerine hizmet eden Übeyir Karakoca, diyafondan kurtulduklarını, yazılım sayesinde müşterilerin siparişlerinin kendilerine ulaştığını belirtti.Konya Tarihi Bedesten Çarşısı&#039;nda çay ocağında çalışan Übeyir Karakoca (28), teknolojiyi çay ocağıyla buluşturdu.Diyafonla sipariş verme geleneğini teknoloji ile bitiren Karakoca, tasarladıkları yazılımla işlerini pratik hale getirdi.Müşterilerin telefonlarına ve bilgisayarlarına kurduğu sistemle müşterileri siparişlerini giriyor. Daha sonra kendi çay ocağına kurduğu ekrandan gelen siparişleri takip eden Karakoca, siparişleri hazırlayarak müşterilerine ulaştırıyor. Müşterilerinin de bu uygulamadan memnun olduğunu ifade eden Karakoca, bu sayede karışıklığın önüne geçtiklerini belirtti.Yazılımla uğraştıklarını anlatan Übeyir Karakoca, &quot;Yaptığımız sistemi de çay ocağına entegre ettik. Artık diyafonlardan kurtulduk. Çalışanlara ve çevredeki iş yeri sahiplerinin telefonlarına bu yazılımı yükledik. Artık çay ocağımızda sipariş vermeyi çok kolay bir hale getirdik. Sistemde, kurduğumuz internet sitesi üzerinden siparişi olanlar buraya yazıyor. Çay ocağımızda bulunan ekrana da bu sipariş düşüyor. Biz de siparişi hazırlayıp götürüyoruz. İşimiz kolaylaştı, siparişlerimiz hızlı gidiyor. Bu yüzden de müşterilerimiz memnun&quot; dedi.Diyafondan karışıklık meydana gelebildiğini anlatan Karakoca, &quot;Bu şekilde yapmamız da karışıklığı ortadan kaldırdı. Tarihi çarşıda bulunduğumuz için yeniliklere çok açık değildik. Bu süreci yavaş yavaş da olsa başarmış durumdayız. Bu sistemi ilk görenler şaşırıyor. Ben de bu sistemi kurduktan sonra bu şekilde güzel işleyeceğini beklemiyordum. Sistem güzel işleyince hem biz mutlu olduk hem de müşterilerimiz memnun kaldı&quot; şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hM8caQFsJkav80G1cVn4Xg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Teknolojiyi, çay, ocağıyla, buluşturdu:, Tasarladıkları, yazılım, sayesinde, işleri, kolaylaştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hM8caQFsJkav80G1cVn4Xg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Teknolojiyi çay ocağıyla buluşturdu"><p>Konya'da çay ocağında kendilerinin tasarladığı yazılımla müşterilerine hizmet eden Übeyir Karakoca, diyafondan kurtulduklarını, yazılım sayesinde müşterilerin siparişlerinin kendilerine ulaştığını belirtti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V7USnPNYMkKzIjwRdaEM7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konya Tarihi Bedesten Çarşısı'nda çay ocağında çalışan Übeyir Karakoca (28), teknolojiyi çay ocağıyla buluşturdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/48HZpIA6pE6tgPuyXPNIcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyafonla sipariş verme geleneğini teknoloji ile bitiren Karakoca, tasarladıkları yazılımla işlerini pratik hale getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PB4V5KNpZEy-OrkcxhuvXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Müşterilerin telefonlarına ve bilgisayarlarına kurduğu sistemle müşterileri siparişlerini giriyor. Daha sonra kendi çay ocağına kurduğu ekrandan gelen siparişleri takip eden Karakoca, siparişleri hazırlayarak müşterilerine ulaştırıyor. Müşterilerinin de bu uygulamadan memnun olduğunu ifade eden Karakoca, bu sayede karışıklığın önüne geçtiklerini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F1QKh-ihi0uViSxz2Q3LkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yazılımla uğraştıklarını anlatan Übeyir Karakoca, "Yaptığımız sistemi de çay ocağına entegre ettik. Artık diyafonlardan kurtulduk. Çalışanlara ve çevredeki iş yeri sahiplerinin telefonlarına bu yazılımı yükledik. Artık çay ocağımızda sipariş vermeyi çok kolay bir hale getirdik. Sistemde, kurduğumuz internet sitesi üzerinden siparişi olanlar buraya yazıyor. Çay ocağımızda bulunan ekrana da bu sipariş düşüyor. Biz de siparişi hazırlayıp götürüyoruz. İşimiz kolaylaştı, siparişlerimiz hızlı gidiyor. Bu yüzden de müşterilerimiz memnun" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tatBmFiCTEuV_RGw22pY5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyafondan karışıklık meydana gelebildiğini anlatan Karakoca, "Bu şekilde yapmamız da karışıklığı ortadan kaldırdı. Tarihi çarşıda bulunduğumuz için yeniliklere çok açık değildik. Bu süreci yavaş yavaş da olsa başarmış durumdayız. Bu sistemi ilk görenler şaşırıyor. Ben de bu sistemi kurduktan sonra bu şekilde güzel işleyeceğini beklemiyordum. Sistem güzel işleyince hem biz mutlu olduk hem de müşterilerimiz memnun kaldı" şeklinde konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dolunay gerçekten davranışlarımızı etkiliyor mu?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dolunay-gercekten-davranislarimizi-etkiliyor-mu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dolunay-gercekten-davranislarimizi-etkiliyor-mu</guid>
<description><![CDATA[ Hayatımızda bazı aksilikler üst üste geldiğinde, çoğumuzun dilinden şu sihirli cümle dökülür: “Herhalde dolunay var.” Dolunayın insan davranışları üzerindeki etkisi bilimsel olarak tam anlamıyla kanıtlanmamış olsa da, bu inanç yüzyıllardır varlığını sürdürüyor. Peki, dolunay gerçekten bizi yönetebiliyor mu?Antik Yunan filozofu Aristoteles ve Romalı tarihçi Yaşlı Plinius, dolunayın insanlarda delilik hali yarattığını öne süren ilk isimler arasında yer alıyor. Hatta lunatic (çılgın) kelimesi, Latince&#039;deki lunaticus yani aya dair veya ay tarafından etkilenmiş kelimesinden türemiştir.
Ancak yüzyıllardır dolunayla ilişkilendirilen bu tür davranışlar, bilimsel araştırmalarda yalnızca bir tesadüf olarak karşımıza çıkıyor. Peki, yeterli veri olmadığı halde neden hâlâ bu düşünceye sıkı sıkıya bağlı kalıyoruz?Bu inancın kökeni, atalarımızın ayla kurduğu güçlü bağlara dayanıyor olabilir. Antik dönemlerden günümüze uzanan çeşitli dini ve spiritüel ritüellerde ay önemli bir yere sahip.
Aristoteles ve Plinius’un savunduğu eski bir hipoteze göre, beynin nemli yapısı nedeniyle, tıpkı denizlerde olduğu gibi ayın çekim gücünden etkilenebileceği düşünülüyordu. Bu etkinin delilik, sara nöbetleri ve zihinsel dengesizlik gibi durumlara neden olabileceği öne sürülmüştü.Söz konusu fikir, modern çağda da bazı araştırmacılar tarafından incelendi. Psikiyatrist Dr. Arnold Lieber, The Lunar Effect adlı kitabında, insan vücudunun yaklaşık yüzde 70’inin sudan oluştuğunu belirterek, dolunayın insan davranışlarını denizlerdeki gelgitlere benzer şekilde etkileyebileceğini iddia etti. Lieber, dolunay dönemlerinde cinayet, intihar, saldırganlık ve trafik kazalarında artış olduğunu ileri sürdü.Ancak bu teori kısa sürede bilim insanları tarafından çürütüldü. Dünya&#039;nın yerçekiminin Ay&#039;dan 5 bin kat daha güçlü olduğu, Ay’ın insan üzerindeki fiziksel etkisinin bir pire ağırlığını geçemeyeceği belirtildi. Ayın okyanuslar gibi geniş su kütlelerinde gelgit yaratabilmesi, vücudumuzdaki sıvılarda benzer bir etki yaratacağı anlamına gelmiyor.
1985 yılında yapılan bir meta-analiz, dolunayla kriz çağrıları, intihar, suç oranları ve psikiyatrik vakalar arasında hiçbir bağlantı bulamadı. Daha yakın tarihli araştırmalar da benzer sonuçlar verdi: dolunayın hastane başvuruları, psikiyatrik yatışlar veya saldırgan davranışlar üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmadı. Hatta Finlandiya&#039;da yapılan bir çalışmada, dolunay dönemlerinde cinayet oranlarının daha düşük olduğu saptandı.Peki, bilim bu kadar net konuşuyorken neden hâlâ bu inanca tutunuyoruz? Discover dergisinde yer alan bir makale, dolunayın parlaklığının atalarımızın uyku düzenini bozduğunu ve bunun da ruh hallerini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Günümüzde yapılan bazı çalışmalar, uyku kalitesinin dolunay dönemlerinde düştüğünü gösteriyor.Bununla birlikte, psikologlar bu inancın illüzyonel korelasyon ve onaylama yanlılığı gibi bilişsel çarpıtmalarla açıklanabileceğini söylüyor. Yani insanlar, dolunayda yaşanan sıra dışı olayları bilinçli olarak dolunayla ilişkilendiriyor.
Psikoterapist Amy Morin’e göre, dolunayın bir şeyleri değiştireceğine dair inanç, insanları gerçekten farklı davranmaya itebiliyor. Bu durum, bir tür kendini gerçekleştiren kehanete dönüşüyor.
Ancak ayla kurulan bu bağ sadece batıl inançlarla sınırlı değil. Dünyanın pek çok yerindeki yerli kültürlerde, ay kutsal kabul ediliyor. Örneğin, bazı Kızılderili toplulukları Büyükanne Ay&#039;ın, suları ve mevsimleri düzenlediğine inanıyor.Ay, aynı zamanda astrolojide de önemli bir rol oynuyor. Doğum haritalarında yer alan Ay burcu, kişinin duygusal yönlerini ve iç dünyasını yansıtıyor. Ay döngüsüyle uyum içinde yaşamanın, farkındalığı artırdığı ve ruhsal gelişimi desteklediği düşünülüyor.Bilim, ayın insan davranışları üzerinde doğrudan bir etkisi olmadığını kanıtlamış olsa da, bu kadim semboller, insanlar için hâlâ büyük anlamlar ifade ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/izlIzdYIdE-JHb8bvo7uVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dolunay, gerçekten, davranışlarımızı, etkiliyor, mu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/izlIzdYIdE-JHb8bvo7uVg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dolunay gerçekten davranışlarımızı etkiliyor mu?"><p>Hayatımızda bazı aksilikler üst üste geldiğinde, çoğumuzun dilinden şu sihirli cümle dökülür: “Herhalde dolunay var.” Dolunayın insan davranışları üzerindeki etkisi bilimsel olarak tam anlamıyla kanıtlanmamış olsa da, bu inanç yüzyıllardır varlığını sürdürüyor. Peki, dolunay gerçekten bizi yönetebiliyor mu?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Is5184ePgUanwuJA5A18dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antik Yunan filozofu Aristoteles ve Romalı tarihçi Yaşlı Plinius, dolunayın insanlarda delilik hali yarattığını öne süren ilk isimler arasında yer alıyor. Hatta lunatic (çılgın) kelimesi, Latince'deki lunaticus yani aya dair veya ay tarafından etkilenmiş kelimesinden türemiştir.
Ancak yüzyıllardır dolunayla ilişkilendirilen bu tür davranışlar, bilimsel araştırmalarda yalnızca bir tesadüf olarak karşımıza çıkıyor. Peki, yeterli veri olmadığı halde neden hâlâ bu düşünceye sıkı sıkıya bağlı kalıyoruz?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aj-lMafxkUakfQUnS-pI_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu inancın kökeni, atalarımızın ayla kurduğu güçlü bağlara dayanıyor olabilir. Antik dönemlerden günümüze uzanan çeşitli dini ve spiritüel ritüellerde ay önemli bir yere sahip.
Aristoteles ve Plinius’un savunduğu eski bir hipoteze göre, beynin nemli yapısı nedeniyle, tıpkı denizlerde olduğu gibi ayın çekim gücünden etkilenebileceği düşünülüyordu. Bu etkinin delilik, sara nöbetleri ve zihinsel dengesizlik gibi durumlara neden olabileceği öne sürülmüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0_ESXPhyfk-8jK0yQsH3nA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Söz konusu fikir, modern çağda da bazı araştırmacılar tarafından incelendi. Psikiyatrist Dr. Arnold Lieber, The Lunar Effect adlı kitabında, insan vücudunun yaklaşık yüzde 70’inin sudan oluştuğunu belirterek, dolunayın insan davranışlarını denizlerdeki gelgitlere benzer şekilde etkileyebileceğini iddia etti. Lieber, dolunay dönemlerinde cinayet, intihar, saldırganlık ve trafik kazalarında artış olduğunu ileri sürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Wo3wDw7XES4gH2jjN0arQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak bu teori kısa sürede bilim insanları tarafından çürütüldü. Dünya'nın yerçekiminin Ay'dan 5 bin kat daha güçlü olduğu, Ay’ın insan üzerindeki fiziksel etkisinin bir pire ağırlığını geçemeyeceği belirtildi. Ayın okyanuslar gibi geniş su kütlelerinde gelgit yaratabilmesi, vücudumuzdaki sıvılarda benzer bir etki yaratacağı anlamına gelmiyor.
1985 yılında yapılan bir meta-analiz, dolunayla kriz çağrıları, intihar, suç oranları ve psikiyatrik vakalar arasında hiçbir bağlantı bulamadı. Daha yakın tarihli araştırmalar da benzer sonuçlar verdi: dolunayın hastane başvuruları, psikiyatrik yatışlar veya saldırgan davranışlar üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmadı. Hatta Finlandiya'da yapılan bir çalışmada, dolunay dönemlerinde cinayet oranlarının daha düşük olduğu saptandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T4is7Co06Uy7hW8bQ6jz-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peki, bilim bu kadar net konuşuyorken neden hâlâ bu inanca tutunuyoruz? Discover dergisinde yer alan bir makale, dolunayın parlaklığının atalarımızın uyku düzenini bozduğunu ve bunun da ruh hallerini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Günümüzde yapılan bazı çalışmalar, uyku kalitesinin dolunay dönemlerinde düştüğünü gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s61fGKAzVUS-vv44iqdcpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bununla birlikte, psikologlar bu inancın illüzyonel korelasyon ve onaylama yanlılığı gibi bilişsel çarpıtmalarla açıklanabileceğini söylüyor. Yani insanlar, dolunayda yaşanan sıra dışı olayları bilinçli olarak dolunayla ilişkilendiriyor.
Psikoterapist Amy Morin’e göre, dolunayın bir şeyleri değiştireceğine dair inanç, insanları gerçekten farklı davranmaya itebiliyor. Bu durum, bir tür kendini gerçekleştiren kehanete dönüşüyor.
Ancak ayla kurulan bu bağ sadece batıl inançlarla sınırlı değil. Dünyanın pek çok yerindeki yerli kültürlerde, ay kutsal kabul ediliyor. Örneğin, bazı Kızılderili toplulukları Büyükanne Ay'ın, suları ve mevsimleri düzenlediğine inanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rWC8WqJtA06C0iurD5pWvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ay, aynı zamanda astrolojide de önemli bir rol oynuyor. Doğum haritalarında yer alan Ay burcu, kişinin duygusal yönlerini ve iç dünyasını yansıtıyor. Ay döngüsüyle uyum içinde yaşamanın, farkındalığı artırdığı ve ruhsal gelişimi desteklediği düşünülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EuxJvem0eEO-OMANQvP6OQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim, ayın insan davranışları üzerinde doğrudan bir etkisi olmadığını kanıtlamış olsa da, bu kadim semboller, insanlar için hâlâ büyük anlamlar ifade ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günde 10 bin adım: Doğru yürüyüş bacak kaslarını güçlendirir mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gunde-10-bin-adim-dogru-yuruyus-bacak-kaslarini-guclendirir-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gunde-10-bin-adim-dogru-yuruyus-bacak-kaslarini-guclendirir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzde popülerleşen &quot;günde 10 bin adım&quot; hedefi, çoğu kişinin fitness bandı takarak adımlarını saydığı ve bu büyülü sayıya ulaşmanın verdiği tatminle kendini başarılı hissettiği bir konsept haline geldi. Ancak, bu hedefin bacak kaslarını gerçekten güçlendirip güçlendirmediği konusunda kafalarda soru işaretleri var. Cevap: Her zaman hayır. Çünkü bacak kaslarını güçlendiren sadece attığınız adım sayısı değil, bu adımların nasıl atıldığının da büyük bir önemi var.Yürümek, doğal bir harekettir. Ancak doğru yapıldığında, bacaklar üzerinde gizli bir güç yaratabilir. Hedefinize ulaşmanın ve adımlarınızı &quot;doğru&quot; atmanın sırrı, küçük ince ayarlar ve kasları daha etkili çalıştıracak bir anlayış geliştirmekte yatıyor. Böylelikle, günde 10.000 adım sadece bir sayıyı doldurmakla kalmaz, aynı zamanda bacak kaslarını güçlendiren, düşük etkili ama kas tonlamalı bir antrenmana dönüşebilir.10.000 adım fikri ilk kez 1960’larda Japonya’da bir pedometre pazarlama kampanyası çerçevesinde ortaya çıktı. O dönemde bu sayının herhangi bir bilimsel kanıta dayanmıyordu ancak aktif bir yaşam tarzını simgeleyen bir rakam olarak popülerlik kazandı. Bugün ise modern bilim, düzenli yürüyüşün kronik hastalık riskini azaltabileceğini gösteriyor. Ancak kas gücü söz konusu olduğunda, attığınız adımların nasıl atıldığının önemi daha da belirginleşiyor.Bacak gücü, direnç ve çaba gerektirir. Rahat bir yürüyüş, kaslarınızı yeterince zorlamaz. Bunun yerine, tempolu yürüyüş, yokuş yukarı yürüme veya kaslarınızı bilinçli olarak çalıştıran adımlama, bacaklarınızda direnç oluşturur. Örneğin, 10 dakikalık bir yokuş yukarı yürüyüş, düz bir yüzeyde 1000 adım atmaktan daha fazla kas lifini harekete geçirebilir. Bu, spor salonunda kaliteli tekrarların nicelikten daha önemli olduğu anlayışına benzer.Yürüyüş genellikle quadriceps (ön uyluk kasları) ve baldırları desteklerken, kalçalar, hamstringler ve ayak bileği kasları gibi dengeleyici kaslar düz ve öngörülebilir bir yürüyüşte yeterince çalıştırılmaz. Bu kasları etkinleştirmek için şunları yapabilirsiniz:Yürüyüş rotanıza eğimler veya merdivenler ekleyin.Düz bir yüzeyde kısa bir süre geriye doğru yürümeyi deneyin; bu hamstringleri ve dengeyi harekete geçirir.Her adımda kalçalarınızı hafifçe sıkın, bu büyük ama genellikle tembel kasları harekete geçirebilir.Bu tür küçük değişiklikler, dizleri koruyabilir, duruşu iyileştirebilir ve daha güçlü, dengeli bacaklar yaratabilir.Birçok insan farkında olmadan kambur omuzlar, sert kalçalar ve düz tabanlarla yürür. Ancak bacak gücünden tam anlamıyla faydalanabilmek için:Omurgayı dik ve rahat tutmak önemlidir.Kolları serbestçe sallayarak vücuda doğal bir momentum kazandırın.Her adımda topuktan ayak parmağına doğru yuvarlanarak yeri adım atın.Doğru duruş, ağırlığı eşit bir şekilde dağıtarak, çekirdek kasları devreye sokar ve bacak kaslarının uyum içinde çalışmasını sağlar. Bu sayede gücü artırabilir, yorgunluğu ve yaralanma riskini azaltabilirsiniz.ÇIPLAK AYAKLA YÜRÜYÜŞAra sıra çıplak ayakla yürümek, çimen veya kum gibi doğal yüzeylerde, genellikle ayakkabılar tarafından bastırılan küçük ayak kaslarını ve dengeleyicileri harekete geçirir. Bu küçük kaslar, denge ve güç açısından büyük bir rol oynar. Uyanık ve aktif olduklarında, ayak bileklerinden kalçalara kadar tüm bacak zinciri daha etkili çalışır. Bu, çocukluk döneminde çıplak ayakla koşmanın sağladığı doğal güç antrenmanına benzer bir etki yaratır.Kaslar hızla adapte olur. Aynı rotada, aynı tempoda her gün yürümek, vücuda otomatik pilotta gitme hissi verebilir. Ancak, rotada çimen, kum, çakıl yolları, yamaçlar veya merdivenler gibi değişken yüzeyler olduğunda, her adım bir meydan okuma haline gelir. Vücut stabilize olmak, ayar yapmak ve yanıt vermek zorunda kalır, bu da sadece dayanıklılığı artırmakla kalmaz, aynı zamanda işlevsel gücü de geliştirir.Hatta haftada iki kez yürüyüş yüzeyini değiştirmek, koordinasyonu geliştirmeye, eklemleri güçlendirmeye ve az kullanılan kas gruplarını aktive etmeye yardımcı olabilir.10.000 adımın sadece bir sayıya ulaşmak olmadığı, doğru şekilde atıldığında bacak kaslarını güçlendirecek bir antrenmana dönüşebileceği unutulmamalıdır. Yürüyüşe yönelik bu ince ayarlar, yalnızca sağlığı desteklemekle kalmaz, aynı zamanda bacak gücünü ve dengeyi artırarak daha sağlıklı bir yaşam tarzı sağlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w2xYf6pTSk2AfbKr79kz3g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günde, bin, adım:, Doğru, yürüyüş, bacak, kaslarını, güçlendirir, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w2xYf6pTSk2AfbKr79kz3g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Günde 10 bin adım: Doğru yürüyüş bacak kaslarını güçlendirir mi?"><p>Günümüzde popülerleşen "günde 10 bin adım" hedefi, çoğu kişinin fitness bandı takarak adımlarını saydığı ve bu büyülü sayıya ulaşmanın verdiği tatminle kendini başarılı hissettiği bir konsept haline geldi. Ancak, bu hedefin bacak kaslarını gerçekten güçlendirip güçlendirmediği konusunda kafalarda soru işaretleri var. Cevap: Her zaman hayır. Çünkü bacak kaslarını güçlendiren sadece attığınız adım sayısı değil, bu adımların nasıl atıldığının da büyük bir önemi var.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bfCD6XseaUacQgk2JOMwRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürümek, doğal bir harekettir. Ancak doğru yapıldığında, bacaklar üzerinde gizli bir güç yaratabilir. Hedefinize ulaşmanın ve adımlarınızı "doğru" atmanın sırrı, küçük ince ayarlar ve kasları daha etkili çalıştıracak bir anlayış geliştirmekte yatıyor. Böylelikle, günde 10.000 adım sadece bir sayıyı doldurmakla kalmaz, aynı zamanda bacak kaslarını güçlendiren, düşük etkili ama kas tonlamalı bir antrenmana dönüşebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4M2T9GAe-keBtm-a13rH8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>10.000 adım fikri ilk kez 1960’larda Japonya’da bir pedometre pazarlama kampanyası çerçevesinde ortaya çıktı. O dönemde bu sayının herhangi bir bilimsel kanıta dayanmıyordu ancak aktif bir yaşam tarzını simgeleyen bir rakam olarak popülerlik kazandı. Bugün ise modern bilim, düzenli yürüyüşün kronik hastalık riskini azaltabileceğini gösteriyor. Ancak kas gücü söz konusu olduğunda, attığınız adımların nasıl atıldığının önemi daha da belirginleşiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d0tebnpXvk6FlBnFOzIjug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bacak gücü, direnç ve çaba gerektirir. Rahat bir yürüyüş, kaslarınızı yeterince zorlamaz. Bunun yerine, tempolu yürüyüş, yokuş yukarı yürüme veya kaslarınızı bilinçli olarak çalıştıran adımlama, bacaklarınızda direnç oluşturur. Örneğin, 10 dakikalık bir yokuş yukarı yürüyüş, düz bir yüzeyde 1000 adım atmaktan daha fazla kas lifini harekete geçirebilir. Bu, spor salonunda kaliteli tekrarların nicelikten daha önemli olduğu anlayışına benzer.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/to9mAMbPAUu3pinWfXmxFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürüyüş genellikle quadriceps (ön uyluk kasları) ve baldırları desteklerken, kalçalar, hamstringler ve ayak bileği kasları gibi dengeleyici kaslar düz ve öngörülebilir bir yürüyüşte yeterince çalıştırılmaz. Bu kasları etkinleştirmek için şunları yapabilirsiniz:Yürüyüş rotanıza eğimler veya merdivenler ekleyin.Düz bir yüzeyde kısa bir süre geriye doğru yürümeyi deneyin; bu hamstringleri ve dengeyi harekete geçirir.Her adımda kalçalarınızı hafifçe sıkın, bu büyük ama genellikle tembel kasları harekete geçirebilir.Bu tür küçük değişiklikler, dizleri koruyabilir, duruşu iyileştirebilir ve daha güçlü, dengeli bacaklar yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ROED2sQi_k2Qh7oEalKOiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok insan farkında olmadan kambur omuzlar, sert kalçalar ve düz tabanlarla yürür. Ancak bacak gücünden tam anlamıyla faydalanabilmek için:Omurgayı dik ve rahat tutmak önemlidir.Kolları serbestçe sallayarak vücuda doğal bir momentum kazandırın.Her adımda topuktan ayak parmağına doğru yuvarlanarak yeri adım atın.Doğru duruş, ağırlığı eşit bir şekilde dağıtarak, çekirdek kasları devreye sokar ve bacak kaslarının uyum içinde çalışmasını sağlar. Bu sayede gücü artırabilir, yorgunluğu ve yaralanma riskini azaltabilirsiniz.ÇIPLAK AYAKLA YÜRÜYÜŞAra sıra çıplak ayakla yürümek, çimen veya kum gibi doğal yüzeylerde, genellikle ayakkabılar tarafından bastırılan küçük ayak kaslarını ve dengeleyicileri harekete geçirir. Bu küçük kaslar, denge ve güç açısından büyük bir rol oynar. Uyanık ve aktif olduklarında, ayak bileklerinden kalçalara kadar tüm bacak zinciri daha etkili çalışır. Bu, çocukluk döneminde çıplak ayakla koşmanın sağladığı doğal güç antrenmanına benzer bir etki yaratır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TnizU0C02EKafFvnUs-ovg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaslar hızla adapte olur. Aynı rotada, aynı tempoda her gün yürümek, vücuda otomatik pilotta gitme hissi verebilir. Ancak, rotada çimen, kum, çakıl yolları, yamaçlar veya merdivenler gibi değişken yüzeyler olduğunda, her adım bir meydan okuma haline gelir. Vücut stabilize olmak, ayar yapmak ve yanıt vermek zorunda kalır, bu da sadece dayanıklılığı artırmakla kalmaz, aynı zamanda işlevsel gücü de geliştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GSW-kGpSEkirhvjnCh76cA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hatta haftada iki kez yürüyüş yüzeyini değiştirmek, koordinasyonu geliştirmeye, eklemleri güçlendirmeye ve az kullanılan kas gruplarını aktive etmeye yardımcı olabilir.10.000 adımın sadece bir sayıya ulaşmak olmadığı, doğru şekilde atıldığında bacak kaslarını güçlendirecek bir antrenmana dönüşebileceği unutulmamalıdır. Yürüyüşe yönelik bu ince ayarlar, yalnızca sağlığı desteklemekle kalmaz, aynı zamanda bacak gücünü ve dengeyi artırarak daha sağlıklı bir yaşam tarzı sağlar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalıcı aşk için 13 ipucu: Reddit kullanıcıları yazdı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalici-ask-icin-13-ipucu-reddit-kullanicilari-yazdi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalici-ask-icin-13-ipucu-reddit-kullanicilari-yazdi</guid>
<description><![CDATA[ Bir ilişkinin temeli, bireylerin kendi duygusal sağlıklarına ne kadar yatırım yaptığına dayanır. &#039;&#039;Partneriniz bir nevi bir ayna gibidir, sizdeki yaralı yanları gösterir&#039;&#039; diyen Aile Terapisti Ivy Kwong, kalıcı bir ilişki için kendimizin en iyi versiyonuna odaklanmamız gerektiğini söylüyor.Verywell Mind yazarları, Reddit kullanıcılarının duygusal istikrar için sunduğu 13 öneriyi derledi:

Duygusal olarak sağlıklı olduğunuzda, doğru kişiyi çekersiniz. Bir ilişkiye başlarken, ilişkilerin sorunları sihirli bir şekilde çözmeyeceğini unutmayın.
Eğer terapiye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, gidin. Hatta buna ihtiyaç duymuyorsanız bile gidin. Terapiye gitmek her zaman iyi bir fikirdir.Partneriniz bir zihin okuma cihazı değil, bu yüzden açık ve net iletişim kurmanız önemli.
Sinirliyken asla mesajlaşmayın, yüz yüze ya da telefonla konuşmak daha etkili olur. Kendinizi kontrol etmek zor olabilir ama bunun faydasını mutlaka görürsünüz.
Küçük şeyler, ne olursa olsun geçiştirilmemeli. Bu tür sorunları dile getirmek, ilişkinizin devamlılığı için büyük anlam taşır.
Unutmayın, sorun siz ve partnerinizin karşısında yer alıyor. Problemle savaşın, birbirinizle değil.Her gün gülün, şakalaşın, çocuk gibi davranın, birbirinizin peşinden koşun. Eğlenin!
Partnerinizin ilgisini çeken şeylere siz de ilgi gösterin. Kayıtsız kalmayın.Başkalarının ilişkinizi etkilemesine izin vermeyin. Üçüncü kişilerin düşünceleri, aranızdaki iletişimin dinamiklerini değiştirmemeli.
Bir hobi edinin ve bunu yalnız başınıza yapın. Kendinize vakit ayırmak, daha iyi bir partner olmanıza yardımcı olur.Temel uyum çok önemli. Ne kadar iyi iletişim kurarsanız kurun, çocuk sahibi olmayı istemeyen bir partnerle, çocuk isteyen bir partnerin anlaşması zordur.
Dini inançlar ve siyaset gibi hayatınızı etkileyebilecek önemli meselelerde aynı fikirde olup olmadığınıza dikkat edin.
İlişkinizin temeli dostluk olmalı. Bu temele sadık kalırsanız, her şey daha sağlıklı ilerler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ShTcF6tEC0Wa0zbgcqJ1Kg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalıcı, aşk, için, ipucu:, Reddit, kullanıcıları, yazdı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ShTcF6tEC0Wa0zbgcqJ1Kg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalıcı aşk için 13 ipucu"><p>Bir ilişkinin temeli, bireylerin kendi duygusal sağlıklarına ne kadar yatırım yaptığına dayanır. ''Partneriniz bir nevi bir ayna gibidir, sizdeki yaralı yanları gösterir'' diyen Aile Terapisti Ivy Kwong, kalıcı bir ilişki için kendimizin en iyi versiyonuna odaklanmamız gerektiğini söylüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jPqJ9_NB1E2Md9EdXVOH3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Verywell Mind yazarları, Reddit kullanıcılarının duygusal istikrar için sunduğu 13 öneriyi derledi:

Duygusal olarak sağlıklı olduğunuzda, doğru kişiyi çekersiniz. Bir ilişkiye başlarken, ilişkilerin sorunları sihirli bir şekilde çözmeyeceğini unutmayın.
Eğer terapiye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, gidin. Hatta buna ihtiyaç duymuyorsanız bile gidin. Terapiye gitmek her zaman iyi bir fikirdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hEAUn3jR7E6RpNUaJ_YyJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partneriniz bir zihin okuma cihazı değil, bu yüzden açık ve net iletişim kurmanız önemli.
Sinirliyken asla mesajlaşmayın, yüz yüze ya da telefonla konuşmak daha etkili olur. Kendinizi kontrol etmek zor olabilir ama bunun faydasını mutlaka görürsünüz.
Küçük şeyler, ne olursa olsun geçiştirilmemeli. Bu tür sorunları dile getirmek, ilişkinizin devamlılığı için büyük anlam taşır.
Unutmayın, sorun siz ve partnerinizin karşısında yer alıyor. Problemle savaşın, birbirinizle değil.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QrnV0i0u70uclinF8-R5Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün gülün, şakalaşın, çocuk gibi davranın, birbirinizin peşinden koşun. Eğlenin!
Partnerinizin ilgisini çeken şeylere siz de ilgi gösterin. Kayıtsız kalmayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_zYlgIxLwEWJFii2fwmYtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başkalarının ilişkinizi etkilemesine izin vermeyin. Üçüncü kişilerin düşünceleri, aranızdaki iletişimin dinamiklerini değiştirmemeli.
Bir hobi edinin ve bunu yalnız başınıza yapın. Kendinize vakit ayırmak, daha iyi bir partner olmanıza yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2yPIOdRPGkOblKqmdURJLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Temel uyum çok önemli. Ne kadar iyi iletişim kurarsanız kurun, çocuk sahibi olmayı istemeyen bir partnerle, çocuk isteyen bir partnerin anlaşması zordur.
Dini inançlar ve siyaset gibi hayatınızı etkileyebilecek önemli meselelerde aynı fikirde olup olmadığınıza dikkat edin.
İlişkinizin temeli dostluk olmalı. Bu temele sadık kalırsanız, her şey daha sağlıklı ilerler.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyin tümörü riskiniz var mı? 30 saniyelik el testi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/beyin-tumoeru-riskiniz-var-mi-30-saniyelik-el-testi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/beyin-tumoeru-riskiniz-var-mi-30-saniyelik-el-testi</guid>
<description><![CDATA[ Basit bir el testi beyin tümörünü belirleyebilir mi? İngiliz bir doktorun sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşım gündem oldu. Paylaşımda, yalnızca 30 saniyelik basit bir el testiyle beyindeki ciddi bir sağlık sorununun tespit edilebileceği iddia edildi.Sosyal medyada &quot;Medifectious&quot; kullanıcı adıyla bilinen bir İngiliz doktor, yalnızca 30 saniyelik basit bir el testiyle beyindeki ciddi bir sağlık sorununun tespit edilebileceğini öne sürdü. Sosyal medyada yaklaşık 200 bin kez izlenen videoda doktor, testin nasıl uygulanacağını adım adım gösterdi.Test, bir elin avuç içinin diğer avuç içinin üzerinde hızla çevrilmesini, ardından ellerin yer değiştirilerek hareketin tekrarlanmasını içeriyor. Bu yöntem, &quot;disdiadokokinezi&quot; olarak bilinen, hızlı ve ardışık hareketleri gerçekleştirememe durumunun belirlenmesine yardımcı oluyor. Disdiadokokinezi, beynin hareket koordinasyonunu sağlayan bölgesi olan beyincikteki (serebellum) bir sorunun göstergesi olabilir. Bu tür problemler, beyin tümörlerinden sinirsel bozukluklara kadar pek çok ciddi hastalığın habercisi olabilir.TikTok&#039;ta geniş yankı uyandıran bu test, kullanıcıların da ilgisini çekti. Dr. Medifectious, videosunda &quot;Herkesin bu hareketi yapabilmesi gerekir. Eğer yapamıyorsanız, mutlaka bir sağlık kontrolünden geçmeniz gerekebilir&quot; uyarısında bulundu. Doktor, bazı bireylerin sadece bir ellerinde sorun yaşadığını, bunun da altta yatan nörolojik duruma bağlı olabileceğini belirtti.Disdiadokokinezi; beyin tümörleri, multipl skleroz gibi sinir sistemini etkileyen hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Beyin tümörleri, İngiltere’de 40 yaş altı bireylerde en ölümcül kanser türü olarak biliniyor. Ülkede her yıl yaklaşık 12.000 kişiye beyin tümörü teşhisi konulurken, bu vakaların yarısı kanserli tümörlerden oluşuyor.Tümörün yerleştiği bölgeye bağlı olarak baş ağrısı, görme bozuklukları, konuşma sorunları, davranış değişiklikleri ve kas güçsüzlüğü gibi çeşitli belirtiler ortaya çıkabiliyor. Özellikle yeni başlayan ve giderek şiddetlenen baş ağrıları, mutlaka ciddiye alınmalı.Uzmanlar, bu tür testlerin yalnızca ön belirti amacı taşıdığına dikkat çekiyor. Test sonucu olumsuz olsa bile, kesin tanı için mutlaka bir hekime başvurulması gerektiği vurgulanıyor.Bir elinizi düz tutun, diğer elinizin avuç içini bu elin sırtına yerleştirin.Avuç içini birkaç saniye boyunca hızla yukarı-aşağı çevirin.Eller değiştirerek aynı hareketi tekrarlayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qi9m_PwuAE2rkB6i9n5W9g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, tümörü, riskiniz, var, mı, saniyelik, testi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qi9m_PwuAE2rkB6i9n5W9g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyin tümörü riskiniz var mı? 30 saniyelik el testi"><p>Basit bir el testi beyin tümörünü belirleyebilir mi? İngiliz bir doktorun sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşım gündem oldu. Paylaşımda, yalnızca 30 saniyelik basit bir el testiyle beyindeki ciddi bir sağlık sorununun tespit edilebileceği iddia edildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3mlDdo8aC0qWwmnmxvaxDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medyada "Medifectious" kullanıcı adıyla bilinen bir İngiliz doktor, yalnızca 30 saniyelik basit bir el testiyle beyindeki ciddi bir sağlık sorununun tespit edilebileceğini öne sürdü. Sosyal medyada yaklaşık 200 bin kez izlenen videoda doktor, testin nasıl uygulanacağını adım adım gösterdi.Test, bir elin avuç içinin diğer avuç içinin üzerinde hızla çevrilmesini, ardından ellerin yer değiştirilerek hareketin tekrarlanmasını içeriyor. Bu yöntem, "disdiadokokinezi" olarak bilinen, hızlı ve ardışık hareketleri gerçekleştirememe durumunun belirlenmesine yardımcı oluyor. Disdiadokokinezi, beynin hareket koordinasyonunu sağlayan bölgesi olan beyincikteki (serebellum) bir sorunun göstergesi olabilir. Bu tür problemler, beyin tümörlerinden sinirsel bozukluklara kadar pek çok ciddi hastalığın habercisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uf_nr3PaD0K6b0ys_LJsAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TikTok'ta geniş yankı uyandıran bu test, kullanıcıların da ilgisini çekti. Dr. Medifectious, videosunda "Herkesin bu hareketi yapabilmesi gerekir. Eğer yapamıyorsanız, mutlaka bir sağlık kontrolünden geçmeniz gerekebilir" uyarısında bulundu. Doktor, bazı bireylerin sadece bir ellerinde sorun yaşadığını, bunun da altta yatan nörolojik duruma bağlı olabileceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZcTZZWbcZ0K2gi3jMiqzlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Disdiadokokinezi; beyin tümörleri, multipl skleroz gibi sinir sistemini etkileyen hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Beyin tümörleri, İngiltere’de 40 yaş altı bireylerde en ölümcül kanser türü olarak biliniyor. Ülkede her yıl yaklaşık 12.000 kişiye beyin tümörü teşhisi konulurken, bu vakaların yarısı kanserli tümörlerden oluşuyor.Tümörün yerleştiği bölgeye bağlı olarak baş ağrısı, görme bozuklukları, konuşma sorunları, davranış değişiklikleri ve kas güçsüzlüğü gibi çeşitli belirtiler ortaya çıkabiliyor. Özellikle yeni başlayan ve giderek şiddetlenen baş ağrıları, mutlaka ciddiye alınmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CM05Q7m9S0emhCDOYPSIXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, bu tür testlerin yalnızca ön belirti amacı taşıdığına dikkat çekiyor. Test sonucu olumsuz olsa bile, kesin tanı için mutlaka bir hekime başvurulması gerektiği vurgulanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xYtPGfMev0mXa6BwQsO5Mw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir elinizi düz tutun, diğer elinizin avuç içini bu elin sırtına yerleştirin.Avuç içini birkaç saniye boyunca hızla yukarı-aşağı çevirin.Eller değiştirerek aynı hareketi tekrarlayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Garip adlı köpek, sahibinin mezarının başından ayrılmıyor: &amp;apos;&amp;apos;Sanki bize bir şeyler anlatıyor gibi&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/garip-adli-koepek-sahibinin-mezarinin-basindan-ayrilmiyor-sanki-bize-bir-seyler-anlatiyor-gibi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/garip-adli-koepek-sahibinin-mezarinin-basindan-ayrilmiyor-sanki-bize-bir-seyler-anlatiyor-gibi</guid>
<description><![CDATA[ Nevşehir&#039;in Derinkuyu ilçesinde Garip adlı köpek, 1 Mayıs&#039;ta cenazesi toprağa verilen sahibi Nuri Gümüş&#039;ün mezarının başından ayrılmıyor.Çakıllı köyünde geçen hafta 75 yaşında hayatını kaybeden Nuri Gümüş&#039;ün cenazesi, köy mezarlığına defnedildi.
Gümüş&#039;ün 5 yıl önce yavruyken sahiplendiği köpeği Garip, defin işleminin ardından mezarın başından ayrılmadı.Nuri Gümüş&#039;ün kızı Nurcan Çetinkaya, gazetecilere, mezarın başından ayrılmayan Garipin kendilerini duygulandırdığını söyledi.Garip&#039;in sadakat örneği sergilediğini dile getiren Çetinkaya, şöyle konuştu:
&quot;Biz çocukları olarak İstanbul&#039;da yaşıyoruz. Babamla yaşayan tek dostu Garip&#039;ti. Babamın yalnızlığına ortak oluyordu. Babamızı defnettiğimiz günden beri gece gündüz burada yatıyor. Biz Yasin Suresi&#039;ni okuyup ağladığımızda, kafasını omzuma koyup ayağıyla yanağımı sildi. Ne zaman ağlasam aynısını yapıyor. Komşumuz yıllar önce İstanbul&#039;a gidince Garip&#039;i bırakmış. Babam da Garip&#039;i aç görünce yemek vermiş. O günden bu yana babamla beraber.&quot;Nuri Gümüş&#039;ün oğlu Nihat Gümüş ise köpeğin tavrının köydekilerin de dikkatini çektiğini anlattı.
Mezara her geldiklerinde köpeğin burada olduğunu belirten Gümüş, &quot;Biz ağladığımızda sanki bize bir şeyler anlatıyor gibi. Babamın acısından sonra bu köpek bizi daha çok üzdü. Böyle bir duygusallık daha önce hiç görmedik. Bir yandan üzülürken bir yandan mutlu da oluyoruz. Meğer babamın dostuymuş.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/thqlcOK3u0q-LvasCfrJhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Garip, adlı, köpek, sahibinin, mezarının, başından, ayrılmıyor:, Sanki, bize, bir, şeyler, anlatıyor, gibi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/thqlcOK3u0q-LvasCfrJhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Nevşehir'de Garip adlı köpek, sahibinin mezarının başından ayrılmıyor: ''Sanki bize bir şeyler anlatıyor''"><p>Nevşehir'in Derinkuyu ilçesinde Garip adlı köpek, 1 Mayıs'ta cenazesi toprağa verilen sahibi Nuri Gümüş'ün mezarının başından ayrılmıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9MncXy_SNUyEkac4KZqHDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çakıllı köyünde geçen hafta 75 yaşında hayatını kaybeden Nuri Gümüş'ün cenazesi, köy mezarlığına defnedildi.
Gümüş'ün 5 yıl önce yavruyken sahiplendiği köpeği Garip, defin işleminin ardından mezarın başından ayrılmadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0rSkJBX_R0ex_U5qzn_P7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nuri Gümüş'ün kızı Nurcan Çetinkaya, gazetecilere, mezarın başından ayrılmayan Garipin kendilerini duygulandırdığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8AynzUqMykGz09hsxorfeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Garip'in sadakat örneği sergilediğini dile getiren Çetinkaya, şöyle konuştu:
"Biz çocukları olarak İstanbul'da yaşıyoruz. Babamla yaşayan tek dostu Garip'ti. Babamın yalnızlığına ortak oluyordu. Babamızı defnettiğimiz günden beri gece gündüz burada yatıyor. Biz Yasin Suresi'ni okuyup ağladığımızda, kafasını omzuma koyup ayağıyla yanağımı sildi. Ne zaman ağlasam aynısını yapıyor. Komşumuz yıllar önce İstanbul'a gidince Garip'i bırakmış. Babam da Garip'i aç görünce yemek vermiş. O günden bu yana babamla beraber."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mJTSzuIdX0aYWi_r0sorOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nuri Gümüş'ün oğlu Nihat Gümüş ise köpeğin tavrının köydekilerin de dikkatini çektiğini anlattı.
Mezara her geldiklerinde köpeğin burada olduğunu belirten Gümüş, "Biz ağladığımızda sanki bize bir şeyler anlatıyor gibi. Babamın acısından sonra bu köpek bizi daha çok üzdü. Böyle bir duygusallık daha önce hiç görmedik. Bir yandan üzülürken bir yandan mutlu da oluyoruz. Meğer babamın dostuymuş." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Psikolog açıkladı: İlişkilerin sonunu getiren zehirli cümle</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/psikolog-acikladi-iliskilerin-sonunu-getiren-zehirli-cumle</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/psikolog-acikladi-iliskilerin-sonunu-getiren-zehirli-cumle</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlara göre, ilişkilerde söylenen bazı cümleler bir tartışmanın ötesine geçerek geri dönülmez yaralar açabiliyor. Amerikalı psikolog Dr. Mark Travers, çiftler arasında sıkça dile getirilen bir ifadenin ilişkileri zehirleyebileceği konusunda uyarıyor.Uzman isim bu sözün, ilişkileri yavaş yavaş ama kesin olarak çökerten “zehirli bir kıyaslama” olduğunu vurguluyor. Ona göre bu cümle, partnerinizi bir başkasıyla – eski sevgili, arkadaş, aile bireyi ya da geçmişteki bir “siz” – kıyaslayarak öz değeri zedeleyen ciddi bir ihlal anlamı taşıyor.Dr. Travers bu durumu “kıyasla ölüm” olarak tanımlıyor. İlk bakışta öfkeyle ağızdan kaçmış basit bir serzeniş gibi görünse de, alt metninde yatan mesaj çok daha yıkıcı: “Sen yeterli değilsin.” Uzman, bu tür karşılaştırmaların uzun vadede güven sorunlarına, özgüven kaybına ve ilişki içi iletişimin çökmesine yol açabileceğini belirtiyor.New York merkezli Awake Therapy&#039;nin baş psikoloğu olan Travers, &quot;İlişkiler genellikle bir gecede sona ermez. Küçük, ama sürekli tekrarlanan sözlü hatalar zamanla birikerek duygusal mesafe yaratır,&quot; diyor. Ona göre, partnerinizin başka biri olmasını istemek yerine ihtiyaçlarınızı açık ve doğrudan ifade etmek, sağlıklı iletişimin temelini oluşturuyor.Söz konusu cümlenin tehlikeli olmasının altında yatan bir başka sebep de bastırılmış duygular. Travers’a göre insanlar, olumsuz duygularını ifade etmekten çekindiklerinde, bu duygular içten içe büyüyerek bir patlama noktasına ulaşıyor ve sonunda o yıkıcı cümle geliyor: “Neden onun eşi ya da sevgilisi gibi olamıyorsun? O planlar yapıyor.”Uzmanlar, kişinin ilişkide ne kadar güvende ve duygusal olarak yakın hissederse, ihtiyaçlarını doğrudan dile getirme olasılığının da o kadar arttığını söylüyor.Öte yandan ilişki terapisti ve TikTok fenomeni Jeff Guenther de dikkat çeken başka cümlelere işaret ediyor. Ona göre, “Çok farklıyız”, “Asla kavga etmeyiz”, “Çok hızlı ilerledi” ve hatta “Aramızdaki kimya çok ateşli” gibi ifadeler de potansiyel kırmızı bayraklar olabilir.Uzmanlara göre, sevgi dolu bir ilişkinin temeli empati, anlayış ve açık iletişimden geçiyor. Kıyaslamaların yerini, doğrudan ama yapıcı ifadeler aldığında, çiftler arasında gerçek bir bağ kurulabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qSHbODJxjUyJCIwta264qQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Psikolog, açıkladı:, İlişkilerin, sonunu, getiren, zehirli, cümle</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qSHbODJxjUyJCIwta264qQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Psikolog açıkladı: İlişkilerin sonunu getiren zehirli cümle"><p>Uzmanlara göre, ilişkilerde söylenen bazı cümleler bir tartışmanın ötesine geçerek geri dönülmez yaralar açabiliyor. Amerikalı psikolog Dr. Mark Travers, çiftler arasında sıkça dile getirilen bir ifadenin ilişkileri zehirleyebileceği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nxkYdmJjpECa1xlj6tD3xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzman isim bu sözün, ilişkileri yavaş yavaş ama kesin olarak çökerten “zehirli bir kıyaslama” olduğunu vurguluyor. Ona göre bu cümle, partnerinizi bir başkasıyla – eski sevgili, arkadaş, aile bireyi ya da geçmişteki bir “siz” – kıyaslayarak öz değeri zedeleyen ciddi bir ihlal anlamı taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TG3A0048I0WqrV4F4WkcVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Travers bu durumu “kıyasla ölüm” olarak tanımlıyor. İlk bakışta öfkeyle ağızdan kaçmış basit bir serzeniş gibi görünse de, alt metninde yatan mesaj çok daha yıkıcı: “Sen yeterli değilsin.” Uzman, bu tür karşılaştırmaların uzun vadede güven sorunlarına, özgüven kaybına ve ilişki içi iletişimin çökmesine yol açabileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bkIf8OXMSUmLhLyRz6RrUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>New York merkezli Awake Therapy'nin baş psikoloğu olan Travers, "İlişkiler genellikle bir gecede sona ermez. Küçük, ama sürekli tekrarlanan sözlü hatalar zamanla birikerek duygusal mesafe yaratır," diyor. Ona göre, partnerinizin başka biri olmasını istemek yerine ihtiyaçlarınızı açık ve doğrudan ifade etmek, sağlıklı iletişimin temelini oluşturuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j8QYCMLnXEKX3QAZ1RA0-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Söz konusu cümlenin tehlikeli olmasının altında yatan bir başka sebep de bastırılmış duygular. Travers’a göre insanlar, olumsuz duygularını ifade etmekten çekindiklerinde, bu duygular içten içe büyüyerek bir patlama noktasına ulaşıyor ve sonunda o yıkıcı cümle geliyor: “Neden onun eşi ya da sevgilisi gibi olamıyorsun? O planlar yapıyor.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mI_iDaoY3E--NvvrulS0Mg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, kişinin ilişkide ne kadar güvende ve duygusal olarak yakın hissederse, ihtiyaçlarını doğrudan dile getirme olasılığının da o kadar arttığını söylüyor.Öte yandan ilişki terapisti ve TikTok fenomeni Jeff Guenther de dikkat çeken başka cümlelere işaret ediyor. Ona göre, “Çok farklıyız”, “Asla kavga etmeyiz”, “Çok hızlı ilerledi” ve hatta “Aramızdaki kimya çok ateşli” gibi ifadeler de potansiyel kırmızı bayraklar olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FbSzt6C06UOgxj8g_8ymVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, sevgi dolu bir ilişkinin temeli empati, anlayış ve açık iletişimden geçiyor. Kıyaslamaların yerini, doğrudan ama yapıcı ifadeler aldığında, çiftler arasında gerçek bir bağ kurulabiliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>672 yıllık tarifle yılda 1 kez yapılıyor: Herkes köye akın etti</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/672-yillik-tarifle-yilda-1-kez-yapiliyor-herkes-koeye-akin-etti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/672-yillik-tarifle-yilda-1-kez-yapiliyor-herkes-koeye-akin-etti</guid>
<description><![CDATA[ Bursa&#039;nın Keles ilçesine bağlı Sorgun köyünde yılda bir kez yapılan keşkek 672 yıllık tarifle misafirlere ikram ediliyor. O günden gelen yerli tohumlardan elde edilen 13 çeşit tahılla yapılan ve Dede aşı denilen yemek için binlerce kişi Sorgun köyüne akın ediyor.Bursa&#039;nın Keles ilçesine bağlı Sorgun köyünde yılda bir kez yapılan keşkek 672 yıllık tarifle misafirlere ikram ediliyor.Bursa&#039;nın gelenek ve göreneklerine bağlı Keles ilçesi Sorgun köyünde 672 yıldır bir gelenek yaşatılıyor. Köylüler her Mayıs ayının ilk haftasında o yılki mahsulleri &quot;bereketli olsun&quot; diye hayır yemeği yapıyor.Yapılan bu yemek ise çok özel bir karışımdan ve yılda sadece bir kez pişiriliyor. Köydeki her haneden geçtiğimiz yıl ekip biçtikleri tahıllardan toplanıyor.Toplanan 13 çeşit tahıl 672 yıl önceki gibi taş değirmende öğütülüyor. Öğütülen tahıllardan &quot;Dede Aşı&quot; denilen yemeği yaparak Bursa&#039;nın her yerinden gelen misafirlere ikram ediyorlar.Gelen misafirler de yılda sadece bir kez bu köyde önlerine konulan dede aşını afiyetle yiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rr1i6TUJ2kaUq4_xvpP0FA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>672, yıllık, tarifle, yılda, kez, yapılıyor:, Herkes, köye, akın, etti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rr1i6TUJ2kaUq4_xvpP0FA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="672 yıllık tarifle yılda 1 kez yapılıyor: Herkes köye akın etti"><p>Bursa'nın Keles ilçesine bağlı Sorgun köyünde yılda bir kez yapılan keşkek 672 yıllık tarifle misafirlere ikram ediliyor. O günden gelen yerli tohumlardan elde edilen 13 çeşit tahılla yapılan ve Dede aşı denilen yemek için binlerce kişi Sorgun köyüne akın ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fyPGEjh8l0Gu0EWo5ojS7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bursa'nın Keles ilçesine bağlı Sorgun köyünde yılda bir kez yapılan keşkek 672 yıllık tarifle misafirlere ikram ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L72e6pK8Ek6y3moIWBPfzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bursa'nın gelenek ve göreneklerine bağlı Keles ilçesi Sorgun köyünde 672 yıldır bir gelenek yaşatılıyor. Köylüler her Mayıs ayının ilk haftasında o yılki mahsulleri "bereketli olsun" diye hayır yemeği yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9zXJCiAAzEif7-5uLYaF5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan bu yemek ise çok özel bir karışımdan ve yılda sadece bir kez pişiriliyor. Köydeki her haneden geçtiğimiz yıl ekip biçtikleri tahıllardan toplanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/532K2vnBPkiNfbGbbRBPVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toplanan 13 çeşit tahıl 672 yıl önceki gibi taş değirmende öğütülüyor. Öğütülen tahıllardan "Dede Aşı" denilen yemeği yaparak Bursa'nın her yerinden gelen misafirlere ikram ediyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E1xD_-eVB0it9buUHe0FBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gelen misafirler de yılda sadece bir kez bu köyde önlerine konulan dede aşını afiyetle yiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları açıkladı: Dakikalar içinde otizmi ortaya çıkaran test</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-dakikalar-icinde-otizmi-ortaya-cikaran-test</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-dakikalar-icinde-otizmi-ortaya-cikaran-test</guid>
<description><![CDATA[ Yapılan yeni bir araştırma, kişilerin nesneleri kavrama biçimlerinin, otizm teşhisinde önemli bir rol oynayabileceğini ortaya koydu. Bilim insanları, otistik bireylerin fiziksel görevleri yerine getirme biçimindeki ince farklara dayalı olarak geliştirdikleri bu testin, otizm tanısında yüzde 85 doğruluk oranıyla etkili olduğunu belirtiyor.Araştırmada, otistik ve otistik olmayan katılımcılardan, üzerinde takip işaretleri bulunan başparmak ve işaret parmaklarını kullanarak farklı boyutlardaki blokları kavramaları istendi. Test, sadece iki dakika sürerken, kavrama eylemi sırasında parmak hareketlerinin ayrıntılı analizi yapıldı. Ardından, katılımcılardan her bloğu kaldırıp aynı noktaya koymaları ve ellerini başlangıç pozisyonuna geri koymaları istendi.Makine öğrenimiyle yapılan analizler sonucunda, otistik olmayan katılımcıların nesneleri kavrarken boyutlarına bağlı olarak kavrama hareketlerini daha hassas bir şekilde ayarladıkları, otizmli bireylerin ise bu hareketleri tamamlarken daha fazla zaman harcadıkları belirlendi.Kanada York Üniversitesi Psikoloji Bölümü&#039;nden Profesör Erez Freud, testin doğruluğunun şaşırtıcı olduğunu belirterek, &quot;Modellerimiz otizmi yaklaşık yüzde 85 doğrulukla sınıflandırabildi. Bu, bu yaklaşımın teşhis için daha basit ve ölçeklenebilir araçlar sunabileceğini gösteriyor&quot; dedi.Araştırma, ince motor hareketlerinin ve el-göz koordinasyonunun otizmli bireylerde farklılık gösterebileceğini ve bunun da daha hızlı bir teşhis süreci sağlayabileceğini vurguluyor. Freud, &quot;Bulgularımız, ince motor örüntülerinin değerli tanı sinyalleri sağlayabileceğini öne süren giderek artan araştırma birikimine katkıda bulunuyor&quot; dedi.Araştırmada kullanılan katılımcılar, yaş ve zeka düzeyine göre eşleştirildi. Çocuklar yerine genç yetişkinlerin kullanılması, gelişimsel farklılıkların etkisini ortadan kaldırmayı amaçladı. Ancak, araştırmacılar testin çocuklar üzerinde de uygulanabileceğini belirtti.Otizm, sosyal ve iletişimsel zorluklarla birlikte, erken çocukluk döneminde el-göz koordinasyonu gibi motor becerilerde de aksaklıklara yol açabiliyor. Bununla birlikte, otizmin kesin nedeni henüz tam olarak bilinmiyor, ancak bazı ailelerde genetik bir yatkınlık olabileceği düşünülüyor.Birleşik Krallık&#039;ta 700.000&#039;den fazla otizmli birey bulunduğu tahmin ediliyor. Ancak, son yıllarda hastalığa dair farkındalığın artmasıyla birlikte otizm teşhisi koyulan bireylerin sayısında belirgin bir artış gözlemlendi. Bu artış, bazı uzmanlar tarafından aşırı teşhis olarak da yorumlanıyor.Yeni testin, otizm tanısının daha erken ve doğru bir şekilde konmasına olanak tanıyabileceği, aynı zamanda otizm spektrumundaki bireyler için daha kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceği ifade ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tISN6rXP60SsiRz4-Poh7g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, açıkladı:, Dakikalar, içinde, otizmi, ortaya, çıkaran, test</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tISN6rXP60SsiRz4-Poh7g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim insanları açıkladı: Dakikalar içinde otizmi ortaya çıkaran test"><p>Yapılan yeni bir araştırma, kişilerin nesneleri kavrama biçimlerinin, otizm teşhisinde önemli bir rol oynayabileceğini ortaya koydu. Bilim insanları, otistik bireylerin fiziksel görevleri yerine getirme biçimindeki ince farklara dayalı olarak geliştirdikleri bu testin, otizm tanısında yüzde 85 doğruluk oranıyla etkili olduğunu belirtiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SmZT64TY1UeF7IafjI-RTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, otistik ve otistik olmayan katılımcılardan, üzerinde takip işaretleri bulunan başparmak ve işaret parmaklarını kullanarak farklı boyutlardaki blokları kavramaları istendi. Test, sadece iki dakika sürerken, kavrama eylemi sırasında parmak hareketlerinin ayrıntılı analizi yapıldı. Ardından, katılımcılardan her bloğu kaldırıp aynı noktaya koymaları ve ellerini başlangıç pozisyonuna geri koymaları istendi.Makine öğrenimiyle yapılan analizler sonucunda, otistik olmayan katılımcıların nesneleri kavrarken boyutlarına bağlı olarak kavrama hareketlerini daha hassas bir şekilde ayarladıkları, otizmli bireylerin ise bu hareketleri tamamlarken daha fazla zaman harcadıkları belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QJTZTwtzWUu2RGN6zI9pqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanada York Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden Profesör Erez Freud, testin doğruluğunun şaşırtıcı olduğunu belirterek, "Modellerimiz otizmi yaklaşık yüzde 85 doğrulukla sınıflandırabildi. Bu, bu yaklaşımın teşhis için daha basit ve ölçeklenebilir araçlar sunabileceğini gösteriyor" dedi.Araştırma, ince motor hareketlerinin ve el-göz koordinasyonunun otizmli bireylerde farklılık gösterebileceğini ve bunun da daha hızlı bir teşhis süreci sağlayabileceğini vurguluyor. Freud, "Bulgularımız, ince motor örüntülerinin değerli tanı sinyalleri sağlayabileceğini öne süren giderek artan araştırma birikimine katkıda bulunuyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PKyVGmJmoUajbbWsN6cyuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada kullanılan katılımcılar, yaş ve zeka düzeyine göre eşleştirildi. Çocuklar yerine genç yetişkinlerin kullanılması, gelişimsel farklılıkların etkisini ortadan kaldırmayı amaçladı. Ancak, araştırmacılar testin çocuklar üzerinde de uygulanabileceğini belirtti.Otizm, sosyal ve iletişimsel zorluklarla birlikte, erken çocukluk döneminde el-göz koordinasyonu gibi motor becerilerde de aksaklıklara yol açabiliyor. Bununla birlikte, otizmin kesin nedeni henüz tam olarak bilinmiyor, ancak bazı ailelerde genetik bir yatkınlık olabileceği düşünülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YCeGobN6b0-rlvf0qVFE3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birleşik Krallık'ta 700.000'den fazla otizmli birey bulunduğu tahmin ediliyor. Ancak, son yıllarda hastalığa dair farkındalığın artmasıyla birlikte otizm teşhisi koyulan bireylerin sayısında belirgin bir artış gözlemlendi. Bu artış, bazı uzmanlar tarafından aşırı teşhis olarak da yorumlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B6zvtS0V7kCPKpdDRonqhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni testin, otizm tanısının daha erken ve doğru bir şekilde konmasına olanak tanıyabileceği, aynı zamanda otizm spektrumundaki bireyler için daha kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yumurtayı yıllardır yanlış saklıyormuşuz: Bilim insanları en iyi yolu açıkladı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yumurtayi-yillardir-yanlis-sakliyormusuz-bilim-insanlari-en-iyi-yolu-acikladi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yumurtayi-yillardir-yanlis-sakliyormusuz-bilim-insanlari-en-iyi-yolu-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Yumurtaları yıllardır yanlış saklıyor olabileceğinizi hiç düşündünüz mü? Yeni araştırmalar, yumurtaların geleneksel dik konum yerine yatay olarak saklanmasının çatlama ihtimalini önemli ölçüde düşürdüğünü ortaya koydu. Deneylerde, ortasından darbe alan yumurtaların daha dayanıklı olduğu görülürken, bu bulgu ambalaj tasarımlarını ve mutfak alışkanlıklarını değiştirebilir.Mutfak alışverişinin vazgeçilmez besini olan yumurtalar, genellikle karton kutular içinde sivri uçları yukarı bakacak şekilde dizilmiş halde satılıyor. Ancak Massachusetts Teknoloji Enstitüsü&#039;nde (MIT) yapılan yeni bir araştırma, bu yaygın yöntemin yumurtaları korumada en etkili yol olmadığını söylüyor.Daily Mail&#039;de yer alan habere göre; Laboratuvarda gerçekleştirilen deneylerde, çiğ tavuk yumurtalarının farklı konumlarda dikey  (sivri uç aşağı ya da yukarı) ve yatay bırakıldıklarında nasıl tepki verdikleri test edildi. Toplamda 180 yumurta, üç farklı yükseklikten (8, 9 ve 10 milimetre) düşürüldü. Sonuçlar dikkat çekiciydi: Yatay konumda bırakılan yumurtalar, dikey olanlara kıyasla çok daha az kırıldı.Özellikle 8 mm’lik düşüşlerde, dikey konumda bırakılan yumurtaların yarısından fazlası çatlamışken, yatay pozisyondaki yumurtaların sadece %10’u zarar gördü. Ayrıca yapılan basınç testlerinde de yatay konumda bulunan yumurtaların daha fazla kuvvete dayanabildiği gözlemlendi.Araştırmacılara göre bu farkın temel nedeni, yumurtaların orta bölgesinin yapısal olarak daha esnek olması. Yumurtalar bu kısımlarından darbe aldıklarında, enerjiyi daha iyi absorbe edebiliyor ve böylece çatlama ihtimali azalıyor. Araştırmacılar bu durumun, yumurtaların uçlarının aksine ortasının daha sağlam olduğunu gösterdiğini vurguluyor.Çalışmada ayrıca, yumurtaların dik konumda daha sağlam olduğu yönündeki yaygın inancın yanlış olduğu da ifade ediliyor. Elde edilen veriler, yumurtaların yatay olarak yerleştirildiğinde daha yüksekten düşmeye bile dayanabildiğini gösteriyor.Bu bulguların, yumurta ambalajlama sistemlerinde köklü değişikliklere yol açabileceği belirtiliyor. Özellikle yumurtaların daha kırılgan olan uçlarını koruyacak şekilde tasarlanacak yeni ambalajlar, taşıma sırasında oluşan kayıpların önüne geçebilir.Uzmanlar, bu tür mekanik bilgilerin koruyucu ekipman tasarımından ilaç dağıtımına kadar pek çok alanda kullanılabileceğini düşünüyor.Yumurtalarla ilgili bu şaşırtıcı sonuçlar, Communications Physics dergisinde yayımlanan kapsamlı bir makalede kamuoyuyla paylaşıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hs4Z1YOclEWVoSU8MjWV4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yumurtayı, yıllardır, yanlış, saklıyormuşuz:, Bilim, insanları, iyi, yolu, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hs4Z1YOclEWVoSU8MjWV4w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yumurtayı yıllardır yanlış saklıyormuşuz: Bilim insanları en iyi yolu açıkladı"><p>Yumurtaları yıllardır yanlış saklıyor olabileceğinizi hiç düşündünüz mü? Yeni araştırmalar, yumurtaların geleneksel dik konum yerine yatay olarak saklanmasının çatlama ihtimalini önemli ölçüde düşürdüğünü ortaya koydu. Deneylerde, ortasından darbe alan yumurtaların daha dayanıklı olduğu görülürken, bu bulgu ambalaj tasarımlarını ve mutfak alışkanlıklarını değiştirebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DeU4cQXFp0OxIZoY3bkFuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mutfak alışverişinin vazgeçilmez besini olan yumurtalar, genellikle karton kutular içinde sivri uçları yukarı bakacak şekilde dizilmiş halde satılıyor. Ancak Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) yapılan yeni bir araştırma, bu yaygın yöntemin yumurtaları korumada en etkili yol olmadığını söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OZz2hSluIEuQmw0uqhRNJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daily Mail'de yer alan habere göre; Laboratuvarda gerçekleştirilen deneylerde, çiğ tavuk yumurtalarının farklı konumlarda dikey  (sivri uç aşağı ya da yukarı) ve yatay bırakıldıklarında nasıl tepki verdikleri test edildi. Toplamda 180 yumurta, üç farklı yükseklikten (8, 9 ve 10 milimetre) düşürüldü. Sonuçlar dikkat çekiciydi: Yatay konumda bırakılan yumurtalar, dikey olanlara kıyasla çok daha az kırıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b5FSYayYmE-n621inLYuEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle 8 mm’lik düşüşlerde, dikey konumda bırakılan yumurtaların yarısından fazlası çatlamışken, yatay pozisyondaki yumurtaların sadece %10’u zarar gördü. Ayrıca yapılan basınç testlerinde de yatay konumda bulunan yumurtaların daha fazla kuvvete dayanabildiği gözlemlendi.Araştırmacılara göre bu farkın temel nedeni, yumurtaların orta bölgesinin yapısal olarak daha esnek olması. Yumurtalar bu kısımlarından darbe aldıklarında, enerjiyi daha iyi absorbe edebiliyor ve böylece çatlama ihtimali azalıyor. Araştırmacılar bu durumun, yumurtaların uçlarının aksine ortasının daha sağlam olduğunu gösterdiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/muk3rPRFEU29qOeoNpPcvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmada ayrıca, yumurtaların dik konumda daha sağlam olduğu yönündeki yaygın inancın yanlış olduğu da ifade ediliyor. Elde edilen veriler, yumurtaların yatay olarak yerleştirildiğinde daha yüksekten düşmeye bile dayanabildiğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NG8bIzZTsEuU7NmU5mrj0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu bulguların, yumurta ambalajlama sistemlerinde köklü değişikliklere yol açabileceği belirtiliyor. Özellikle yumurtaların daha kırılgan olan uçlarını koruyacak şekilde tasarlanacak yeni ambalajlar, taşıma sırasında oluşan kayıpların önüne geçebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jIHro_XzB0CochOYaVIqmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, bu tür mekanik bilgilerin koruyucu ekipman tasarımından ilaç dağıtımına kadar pek çok alanda kullanılabileceğini düşünüyor.Yumurtalarla ilgili bu şaşırtıcı sonuçlar, Communications Physics dergisinde yayımlanan kapsamlı bir makalede kamuoyuyla paylaşıldı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dağlardan topladığı volkanik taşlarla yaptı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/daglardan-topladigi-volkanik-taslarla-yapti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/daglardan-topladigi-volkanik-taslarla-yapti</guid>
<description><![CDATA[ Nevşehir&#039;in Derinkuyu ilçesinde yaşayan 74 yaşındaki işçi emeklisi Rafet Topraktepe, dağların eteklerinden topladığı volkanik taşlarla evinin bahçesine yaptığı sanat duvarına şiir, türkü ve şarkı sözlerini işledi.İlçeye bağlı Yazıhöyük beldesinde yaşayan Topraktepe, boş vakitlerini sanata dönüştürmek amacıyla yaklaşık 10 yıldır çalışma yapıyor.
Çevredeki dağlık alanlardan topladığı iri volkanik taşları yontarak evinin önünü sanat bahçesine dönüştüren Topraktepe, beğendiği şiir, türkü ve şarkı sözlerini de çekiç ve çivi yardımıyla yaptığı duvara kazıdı.Topraktepe, 2 yıl önce 54 yıllık hayat arkadaşını kaybettikten sonra eşi için yazdığı şiiri de duvara işledi.
Rafet Topraktepe, gazetecilere, emekli olduktan bir süre sonra sanata yöneldiğini, evinin bahçesini el emeğiyle güzelleştirmek için çalışmaya başladığını belirtti.Bahçesinde tekli kaya parçalarının yanı sıra bazılarını bir araya getirerek sanat duvarı inşa ettiğini anlatan Topraktepe, &quot;Bu volkanik taşları Melendiz ve Güllü dağlarının eteklerinden toplayıp, kırarak mozaik haline getirdim. Bunların işçiliği zor. Anıtta yaptığım taşlar ise 200 ila 300 kilogram arasındandır. Bunları yontup düzeltirken bayağı molozları çıktı. Taşları bu hale getirmek için çok uğraşıyorum. Gelip görenler sanat eseri diyor.&quot; diye konuştu.Vefatından önce eşi ile bahçede keyifli vakit geçirdiğini, o günleri özlediğini dile getiren Topraktepe, &quot;Eşimle burada çay içip vakit geçirirdik. Eşime vefa örneği olarak yazdığım şiiri taşa işledim. Eşim bana 4 evlat verdi. Vefatına aşırı derecede üzüldüm. Halen de kendimi toparlayamadım. Eşim bana elinden geldiğince yardımcı olup, psikolojik destek veriyordu.&quot; ifadelerini kullandı.
Topraktepe, çalışmalarını geliştirerek sürdürmekte kararlı olduğunu sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-OBVSZ6mQUS_bd6ItrD-8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dağlardan, topladığı, volkanik, taşlarla, yaptı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-OBVSZ6mQUS_bd6ItrD-8A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dağlardan topladığı volkanik taşlarla evinin duvarına yaptı"><p>Nevşehir'in Derinkuyu ilçesinde yaşayan 74 yaşındaki işçi emeklisi Rafet Topraktepe, dağların eteklerinden topladığı volkanik taşlarla evinin bahçesine yaptığı sanat duvarına şiir, türkü ve şarkı sözlerini işledi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VHGwAOjGSUOkotgjMeQPCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlçeye bağlı Yazıhöyük beldesinde yaşayan Topraktepe, boş vakitlerini sanata dönüştürmek amacıyla yaklaşık 10 yıldır çalışma yapıyor.
Çevredeki dağlık alanlardan topladığı iri volkanik taşları yontarak evinin önünü sanat bahçesine dönüştüren Topraktepe, beğendiği şiir, türkü ve şarkı sözlerini de çekiç ve çivi yardımıyla yaptığı duvara kazıdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K9arAPpx60WnqqXrkLO29g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Topraktepe, 2 yıl önce 54 yıllık hayat arkadaşını kaybettikten sonra eşi için yazdığı şiiri de duvara işledi.
Rafet Topraktepe, gazetecilere, emekli olduktan bir süre sonra sanata yöneldiğini, evinin bahçesini el emeğiyle güzelleştirmek için çalışmaya başladığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Itzr4Fwyz0yZlpswg68J9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bahçesinde tekli kaya parçalarının yanı sıra bazılarını bir araya getirerek sanat duvarı inşa ettiğini anlatan Topraktepe, "Bu volkanik taşları Melendiz ve Güllü dağlarının eteklerinden toplayıp, kırarak mozaik haline getirdim. Bunların işçiliği zor. Anıtta yaptığım taşlar ise 200 ila 300 kilogram arasındandır. Bunları yontup düzeltirken bayağı molozları çıktı. Taşları bu hale getirmek için çok uğraşıyorum. Gelip görenler sanat eseri diyor." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lQOn2pCzekCeVkNaj2P2tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vefatından önce eşi ile bahçede keyifli vakit geçirdiğini, o günleri özlediğini dile getiren Topraktepe, "Eşimle burada çay içip vakit geçirirdik. Eşime vefa örneği olarak yazdığım şiiri taşa işledim. Eşim bana 4 evlat verdi. Vefatına aşırı derecede üzüldüm. Halen de kendimi toparlayamadım. Eşim bana elinden geldiğince yardımcı olup, psikolojik destek veriyordu." ifadelerini kullandı.
Topraktepe, çalışmalarını geliştirerek sürdürmekte kararlı olduğunu sözlerine ekledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rD12wew1Z02EDurXuZLpEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hobisi işe dönüştü şimdi taleplere yetişemiyorlar: İlk günkü haline getiriyorlar</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hobisi-ise-doenustu-simdi-taleplere-yetisemiyorlar-ilk-gunku-haline-getiriyorlar</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hobisi-ise-doenustu-simdi-taleplere-yetisemiyorlar-ilk-gunku-haline-getiriyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Çorum&#039;da iki ev hanımının evlerindeki eski mobilyaları boyayarak başladığı hobisi, sanata dönüştü. Kendi atölyesini açan iki arkadaş, 8 yıldır eski mobilyaları restore ederek ilk günkü haline getiriyor.Çorum&#039;da yaşayan Melike Gerçek ve Süreyya Uygur, 8 yıl önce hobi olarak evlerindeki eski ahşap mobilyaları boyamaya başladı. Boyama merakını ilerleten Gerçek ve Uygur, çeşitli kurslardan aldıkları eğitimle hobilerini geliştirdi.Bir süre sonra ev hanımı Uygur ve Gerçek&#039;e eşleri bir iş yeri açmaları için ön ayak oldu. 8 yıl önce küçük bir dükkanda kendi atölyesini açan Gerçek ve Uygur, ilerleyen süreçte taleplerin artmasıyla daha büyük bir atölyeye taşındı.Gerçek ve Uygur, yıllar içinde taleplere yetişemez hale geldi. Eski mobilyaları çeşitli tekniklerle yenileyen iki arkadaş, çeşitli ev aksesuarları ve koleksiyon ürünleri de yapıyor. Meraklı kadınlara da kapılarını açarak verdikleri eğitimle işi öğrenmelerini sağlıyor.İşe ilk başlarken bu kadar çok ilerleyeceklerini düşünmediklerini söyleyen Melike Gerçek, &quot;Yaptığım iş, başta bir hobiydi. Evde, sadece kendi isteklerime göre ufak tefek şeyler yaparken zamanla bu uğraşım daha çok ilgimi çekmeye başladı.Çorum&#039;daki kadın kültür merkezleri, halk eğitim merkezi gibi kurumların kurslarına katıldım. Tamamen hobi amaçlıydı. Kurslarda yaptığımız işleri çevremiz çok beğenmeye başladı. Ben de kendi evimde bire bir bazı değişiklikler yapmak istedim. Kurslarda bize eğitim veren hocalarımız da bizi bu konuda yönlendirdi. Arkadaşlarım da benimle birlikte bu kurslara katıldı. Hem eğlenmek hem birlikte vakit geçirmek hem de evde değişiklik yaparken eşlerimize yük olmamak için bu işe başladık. Bu durum eşlerimizi biraz şaşırttı. Evde bu kadar masraflı hobi olmaz deyip, bize &#039;bir dükkan açalım da orada oyalanın&#039; dediler. Hepimizin evine yakın ortak bir noktada küçük bir dükkan tutuldu. Elimizdeki malzemeleri oraya götürdük, birkaç yeni parça daha aldık ve ürün yapmaya başladık. Ama kimse buranın bir ticarethane olacağını düşünmüyordu. Eşlerimiz esnaftı. Sonra bir anda maliye, vergi dairesi gibi resmi kurumlar gelmeye başladı. Yeni başladığımızı ve hiçbir şey bilmediğimizi görünce bize birkaç gün süre tanıdılar. O süreçte, hobi olarak açtığımız mekanı geri dönüşüm atölyesine çevirdik. Çevremizdekiler, merak edip geldiler. Ne yaptığımızı görünce işler gelmeye başladı, siparişler almaya başladık. Yani hiç aklımızda yokken, sadece hobi olarak başladığımız bu iş kısa sürede büyüdü. 8 yıldır Çorum&#039;da geri dönüşüm temalı ilk açılan atölyeyiz. Hala bu konseptle devam ediyoruz. Ham ürün satışı yapıyoruz, koleksiyon ürünleri satıyoruz&quot; dedi.Bir süre sonra merak duyan kadınlara da eğitim vermeye başladıklarını dile getiren Gerçek, &quot;Zamanla ilk dükkanımıza sığamaz olduk ve şu anki yerimize taşındık. Burada da ne yaptığımızı merak eden kadınlar bizi yalnız bırakmadı. Evlerinde boya yapamayanlar için mekanımızı onlara açtık. Bizimle birlikte boya yapıyorlar, kendi hobilerini geliştiriyorlar. Biz de hem onların zamanlarını değerlendirmelerine yardımcı oluyoruz hem de kendi tekniklerimizi onlarla paylaşıyoruz. Karşılıklı, keyifli bir süreç yaşanıyor. Atölyenin kuruluş amacı bu kadar geniş değildi ama zamanla bu noktaya geldik. Şu anda en çok rağbet gören işlerimizden biri, eski mobilyaları formlarını bozmadan yenilemek, revize etmek. Butik çalışan bir atölyeyiz. Kendimize zaman ayırabildiğimizde hediyelik eşya ya da dekoratif ürünler de yapıyoruz. Bu ürünler çoğu zaman o anki ruh halimizi yansıtıyor. Bire bir siparişlerde ise tamamen kişinin isteğine göre çalışıyoruz. Bugüne kadar hiç memnuniyetsizlik yaşamadık, bu da bize ayrı bir mutluluk veriyor&quot; diye konuştu.Bu işe 8 yıl önce eşlerinin desteği ile başladıklarını ifade eden Süreyya Uygur ise &quot;Arkadaşımla birlikte 9 yıldır ahşap boyuyoruz ve işimizden büyük keyif alıyoruz. Eski eşyaları yeniliyoruz ama taşınamayacak büyük mobilyalar için evlere de gidiyoruz. Mutfak dolapları, yatak odası, çocuk odası gibi eşyaları evlerde boyuyoruz. İşimiz çok kapsamlı ve hayal gücüne çok açık. Tekniği öğrendikten sonra gerisi tamamen kişiye bağlı. Bu iş bizim için 8 yıl önce eşlerimizin bize yaptığı bir jestle başladı ama zamanla çok güzel bir noktaya geldi&quot; şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YhsDd4Zu60OZNJXdwoiKbg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hobisi, işe, dönüştü, şimdi, taleplere, yetişemiyorlar:, İlk, günkü, haline, getiriyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YhsDd4Zu60OZNJXdwoiKbg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hobisi işe dönüştü şimdi taleplere yetişemiyorlar: İlk günkü haline getiriyorlar"><p>Çorum'da iki ev hanımının evlerindeki eski mobilyaları boyayarak başladığı hobisi, sanata dönüştü. Kendi atölyesini açan iki arkadaş, 8 yıldır eski mobilyaları restore ederek ilk günkü haline getiriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rbE4PEfRNkmtQfsa-HVZpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çorum'da yaşayan Melike Gerçek ve Süreyya Uygur, 8 yıl önce hobi olarak evlerindeki eski ahşap mobilyaları boyamaya başladı. Boyama merakını ilerleten Gerçek ve Uygur, çeşitli kurslardan aldıkları eğitimle hobilerini geliştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2kMCsnOpgUSv0MRmvEgS0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süre sonra ev hanımı Uygur ve Gerçek'e eşleri bir iş yeri açmaları için ön ayak oldu. 8 yıl önce küçük bir dükkanda kendi atölyesini açan Gerçek ve Uygur, ilerleyen süreçte taleplerin artmasıyla daha büyük bir atölyeye taşındı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CWLw36zFlEyvy9YehdMAlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerçek ve Uygur, yıllar içinde taleplere yetişemez hale geldi. Eski mobilyaları çeşitli tekniklerle yenileyen iki arkadaş, çeşitli ev aksesuarları ve koleksiyon ürünleri de yapıyor. Meraklı kadınlara da kapılarını açarak verdikleri eğitimle işi öğrenmelerini sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MqHeHM4uA0KgLTQLgzFobg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşe ilk başlarken bu kadar çok ilerleyeceklerini düşünmediklerini söyleyen Melike Gerçek, "Yaptığım iş, başta bir hobiydi. Evde, sadece kendi isteklerime göre ufak tefek şeyler yaparken zamanla bu uğraşım daha çok ilgimi çekmeye başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OdVgUWobXUKEcvUHDLZy0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çorum'daki kadın kültür merkezleri, halk eğitim merkezi gibi kurumların kurslarına katıldım. Tamamen hobi amaçlıydı. Kurslarda yaptığımız işleri çevremiz çok beğenmeye başladı. Ben de kendi evimde bire bir bazı değişiklikler yapmak istedim. Kurslarda bize eğitim veren hocalarımız da bizi bu konuda yönlendirdi. Arkadaşlarım da benimle birlikte bu kurslara katıldı. Hem eğlenmek hem birlikte vakit geçirmek hem de evde değişiklik yaparken eşlerimize yük olmamak için bu işe başladık. Bu durum eşlerimizi biraz şaşırttı. Evde bu kadar masraflı hobi olmaz deyip, bize 'bir dükkan açalım da orada oyalanın' dediler. Hepimizin evine yakın ortak bir noktada küçük bir dükkan tutuldu. Elimizdeki malzemeleri oraya götürdük, birkaç yeni parça daha aldık ve ürün yapmaya başladık. Ama kimse buranın bir ticarethane olacağını düşünmüyordu. Eşlerimiz esnaftı. Sonra bir anda maliye, vergi dairesi gibi resmi kurumlar gelmeye başladı. Yeni başladığımızı ve hiçbir şey bilmediğimizi görünce bize birkaç gün süre tanıdılar. O süreçte, hobi olarak açtığımız mekanı geri dönüşüm atölyesine çevirdik. Çevremizdekiler, merak edip geldiler. Ne yaptığımızı görünce işler gelmeye başladı, siparişler almaya başladık. Yani hiç aklımızda yokken, sadece hobi olarak başladığımız bu iş kısa sürede büyüdü. 8 yıldır Çorum'da geri dönüşüm temalı ilk açılan atölyeyiz. Hala bu konseptle devam ediyoruz. Ham ürün satışı yapıyoruz, koleksiyon ürünleri satıyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/94kAb-Jyckql6Q7YKwkf5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süre sonra merak duyan kadınlara da eğitim vermeye başladıklarını dile getiren Gerçek, "Zamanla ilk dükkanımıza sığamaz olduk ve şu anki yerimize taşındık. Burada da ne yaptığımızı merak eden kadınlar bizi yalnız bırakmadı. Evlerinde boya yapamayanlar için mekanımızı onlara açtık. Bizimle birlikte boya yapıyorlar, kendi hobilerini geliştiriyorlar. Biz de hem onların zamanlarını değerlendirmelerine yardımcı oluyoruz hem de kendi tekniklerimizi onlarla paylaşıyoruz. Karşılıklı, keyifli bir süreç yaşanıyor. Atölyenin kuruluş amacı bu kadar geniş değildi ama zamanla bu noktaya geldik. Şu anda en çok rağbet gören işlerimizden biri, eski mobilyaları formlarını bozmadan yenilemek, revize etmek. Butik çalışan bir atölyeyiz. Kendimize zaman ayırabildiğimizde hediyelik eşya ya da dekoratif ürünler de yapıyoruz. Bu ürünler çoğu zaman o anki ruh halimizi yansıtıyor. Bire bir siparişlerde ise tamamen kişinin isteğine göre çalışıyoruz. Bugüne kadar hiç memnuniyetsizlik yaşamadık, bu da bize ayrı bir mutluluk veriyor" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/--WaHB1ePk6uxrqLQb7Uag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu işe 8 yıl önce eşlerinin desteği ile başladıklarını ifade eden Süreyya Uygur ise "Arkadaşımla birlikte 9 yıldır ahşap boyuyoruz ve işimizden büyük keyif alıyoruz. Eski eşyaları yeniliyoruz ama taşınamayacak büyük mobilyalar için evlere de gidiyoruz. Mutfak dolapları, yatak odası, çocuk odası gibi eşyaları evlerde boyuyoruz. İşimiz çok kapsamlı ve hayal gücüne çok açık. Tekniği öğrendikten sonra gerisi tamamen kişiye bağlı. Bu iş bizim için 8 yıl önce eşlerimizin bize yaptığı bir jestle başladı ama zamanla çok güzel bir noktaya geldi" şeklinde konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Köfte yoğurmak meslek oldu: Aşçılar zamanla yarışıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/koefte-yogurmak-meslek-oldu-ascilar-zamanla-yarisiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/koefte-yogurmak-meslek-oldu-ascilar-zamanla-yarisiyor</guid>
<description><![CDATA[ Yörük geleneklerinin yaşatıldığı Ege&#039;nin kırsal kesimlerinde havaların ısınmasıyla birlikte düğün sezonu da başladı. Ev dizme ve altın alımı kadar yemek maliyetinin de oldukça yüksek olduğu köy düğünlerinde sadece düğün yemeklerinde 500 kilo ile 2 ton arasında et tüketiliyor. Özellikle köfteli düğünlerde yemek yetiştirebilmek için aşçılar zamanla yarışıyor.Aydın ve İzmir&#039;in Yörük köylerinde yapılan düğünlerin vazgeçilmez aşçılarından Ramazan Palaz, bir düğünde 500 kilo ile 2 ton arasında et ile köfte hazırlayıp misafirlere ikram edildiğini belirtti.Kalabalık bir ekiple çalıştıklarını belirten Palaz, &quot;Eskiden köy düğünleri mütevazı şehir düğünleri şatafatlı olurdu. Şimdi durum değişti. Köy düğünleri daha şatafatlı olmaya başladı. Mayıs ayının girmesi ile birlikte sezon başladı. Düğün sezonu Kasım ayına kadar yoğun olarak devam eder. Bölgedeki düğün yoğunluğu nedeniyle köfte yoğurmak da adeta bir meslek haline geldi&quot; diyerek kendi bünyesinde yaklaşık 10 kişinin sadece köfte yoğurduğunu belirtti.Son yıllarda pek çok düğünde geleneksel zerde ve keşkeğin yanında adını İzmir&#039;in Ödemiş ilçesinden alan Ödemiş Köftesi verildiğini belirten Palaz, &quot;Coğrafi İşaret Tesciline sahip Ödemiş Köftesi geleneğini sürdürüyoruz. Ödemiş Köftesi; dana etinden yapılan silindir şeklinde ve çiğ iken 14-15 cm piştiğinde ise 9-11 cm uzunluğunda olan köftedir. İçeriğinde irmik kullanılması, kendine has özellik kazandırır. Geçmişi çok eskiye dayanan ve üretimi ustalık becerisi gerektiren Ödemiş Köftesinde kullanılan etler, tercihen Ödemiş ve çevresindeki bölgelerdeki yetişen dana etleridir. Köfte kıyılmış ete belli miktarlarda irmik, tuz, kimyon, karabiber ve tercihen çeşitli baharatlar eklenerek köfte yoğurulur. Odun kömürü ile yanan ızgarada pişirilen köfteler kendine has bir usul ile servis edilir&quot; dedi.Son yıllarda Aydın ve İzmir&#039;de pek çok düğün sahibinin düğünlerini Ödemiş Köftesi ile yaptığını belirten Palaz, &quot;Talep yoğun olunca bu iş de ciddi bir sektör oldu. Özellikle Aydın Köşk ve İzmir Ödemiş&#039;e bağlı köylerde köfte yoğurmak bir sektör haline geldi&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mJ8PaRfk9U25BBuiuRiK9A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Köfte, yoğurmak, meslek, oldu:, Aşçılar, zamanla, yarışıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mJ8PaRfk9U25BBuiuRiK9A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Köfte yoğurmak meslek oldu: Aşçılar zamanla yarışıyor"><p>Yörük geleneklerinin yaşatıldığı Ege'nin kırsal kesimlerinde havaların ısınmasıyla birlikte düğün sezonu da başladı. Ev dizme ve altın alımı kadar yemek maliyetinin de oldukça yüksek olduğu köy düğünlerinde sadece düğün yemeklerinde 500 kilo ile 2 ton arasında et tüketiliyor. Özellikle köfteli düğünlerde yemek yetiştirebilmek için aşçılar zamanla yarışıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R968dAfF906QEiPwouPH8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aydın ve İzmir'in Yörük köylerinde yapılan düğünlerin vazgeçilmez aşçılarından Ramazan Palaz, bir düğünde 500 kilo ile 2 ton arasında et ile köfte hazırlayıp misafirlere ikram edildiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CV_bhaudKEyg9wdQb51Jzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalabalık bir ekiple çalıştıklarını belirten Palaz, "Eskiden köy düğünleri mütevazı şehir düğünleri şatafatlı olurdu. Şimdi durum değişti. Köy düğünleri daha şatafatlı olmaya başladı. Mayıs ayının girmesi ile birlikte sezon başladı. Düğün sezonu Kasım ayına kadar yoğun olarak devam eder. Bölgedeki düğün yoğunluğu nedeniyle köfte yoğurmak da adeta bir meslek haline geldi" diyerek kendi bünyesinde yaklaşık 10 kişinin sadece köfte yoğurduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fyTjoiSVoUKvUY45HhCVbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda pek çok düğünde geleneksel zerde ve keşkeğin yanında adını İzmir'in Ödemiş ilçesinden alan Ödemiş Köftesi verildiğini belirten Palaz, "Coğrafi İşaret Tesciline sahip Ödemiş Köftesi geleneğini sürdürüyoruz. Ödemiş Köftesi; dana etinden yapılan silindir şeklinde ve çiğ iken 14-15 cm piştiğinde ise 9-11 cm uzunluğunda olan köftedir. İçeriğinde irmik kullanılması, kendine has özellik kazandırır. Geçmişi çok eskiye dayanan ve üretimi ustalık becerisi gerektiren Ödemiş Köftesinde kullanılan etler, tercihen Ödemiş ve çevresindeki bölgelerdeki yetişen dana etleridir. Köfte kıyılmış ete belli miktarlarda irmik, tuz, kimyon, karabiber ve tercihen çeşitli baharatlar eklenerek köfte yoğurulur. Odun kömürü ile yanan ızgarada pişirilen köfteler kendine has bir usul ile servis edilir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F1iF92vkNk6sTT-5IHuIsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda Aydın ve İzmir'de pek çok düğün sahibinin düğünlerini Ödemiş Köftesi ile yaptığını belirten Palaz, "Talep yoğun olunca bu iş de ciddi bir sektör oldu. Özellikle Aydın Köşk ve İzmir Ödemiş'e bağlı köylerde köfte yoğurmak bir sektör haline geldi" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gençlerde azalan mutluluk, artan öfke: Bozulan psikolojimiz nasıl düzelir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/genclerde-azalan-mutluluk-artan-oefke-bozulan-psikolojimiz-nasil-duzelir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/genclerde-azalan-mutluluk-artan-oefke-bozulan-psikolojimiz-nasil-duzelir</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda gençlerin olumsuz duygulara yönelik eğilimlerinin artması dikkat çekiyor. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar, bu durumu aşmak için psikolojik sağlamlık ve sosyal destek ağlarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.Gallup’un dünyanın hemen bütün ülkelerini kapsayan 2025 Dünya Mutluluk Raporu’na göre Türkiye, küresel mutluluk sıralamasında 137 ülke arasında 94. sırada yer alıyor.Diğer yandan “Dün çok güldünüz veya çok gülümsediniz mi? Dün kendinizi saygıdeğer biri gibi hissettiniz mi? Dün dinlendiniz mi? Dün ilginç bir şeyler öğrendiniz ya da yaptınız mı? Dün gününüzün çoğunda keyifli hissettiniz mi?” sorularına verilen yanıtlarla oluşturulan olumlu yaşantılar indeksinde ise Türkiye, maalesef Kuzey Kıbrıs, Lübnan, Yemen ve Afganistan ile birlikte en düşük olumlu yaşantıya sahip ülkeler arasında yer alıyor.Yemen, Lübnan ve Afganistan’ın koşulları düşünüldüğünde, Türkiye’nin bu denli alt sıralarda yer almasını salt ekonomi, refah, maddi koşullar ya da eğitim düzeyi ile açıklayabilmek mümkün değil. Mutlulukla ilgili bilimsel çalışmalara baktığımızda bu durumun toplumsal ve bireysel psikolojik etkenlerle ilişkili olabileceği sonucuna ulaşabiliriz.GENÇLERİN DURUMU?  Bu istatistikler maalesef, psikolojik açıdan ülkemizde olumsuz bir tablo olduğuna işaret ediyor. Daha da çarpıcı olan ise bu çalışmaya göre, Türkiye’nin genç nüfusun sosyal destek algısında en düşük puanları alan ülkelerden biri olması. Bu bulgular; gençlerde yaygınlaşan umutsuzluk, karamsarlık ve öfke halini anlamak açısından önemli ipuçları sunuyor. Raporun “genç yetişkinlerde sosyal bağlantılar” başlıklı bölümünde, Türkiye’nin genç nüfusunun sosyal destek algısında dünyadaki en düşük iki ülkeden biri olduğu vurgulanıyor. Gençlerin çoğu, zor durumda kaldıklarında yardım isteyebilecekleri yakın birini bulamadıklarını da ifade ediyor. Bu yalnızlık ve bağlantı eksikliği; depresyon, anksiyete ve öfke gibi duygusal sorunlara zemin oluşturabilir.OLUMSUZ DUYGULAR, ÖFKE VE PROTESTO  Aynı zamanda Türkiye, “olumsuz duyguların” (öfke, endişe, üzüntü) en sık yaşandığı ülkeler arasında da ön sıralarda yer almakta. Bu durum, özellikle gençler arasında artan toplumsal memnuniyetsizliğin ve protesto davranışlarının psikolojik altyapısını anlamak açısından önemli bir yer: Öfke, sıklıkla karşılanmamış ihtiyaçların ve hedeflerine dönük yaşanan engellenmenin bir ifadesidir. Bu bağlamda; geleceğe dair belirsizlik, ekonomik güçlükler, sosyal sorunlar gibi etkenler her insanda olduğu gibi genç bireylerde de öfke tepkilerini yoğunlaştırabilir. Yaşlı nüfusa kıyasla sosyal yalıtım, toplumsal güvensizlik ve anlam kaybı gibi psikolojik nedenler de gençlerin psikolojisini daha çok etkileyebiliyor.NE YAPILABİLİR?  Bu tabloya karşı psikolojik alanda çok yönlü ve sistematik müdahaleler gerekmektedir. Bu anlamda gençler arasında sosyal destek ağlarını güçlendirmek atılabilecek ilk adım olabillir.  Okullarda ve üniversitelerde akran destek sistemlerinin kurulması, rehberlik hizmetlerinin psikolojik sağlamlık odaklı yapılandırılması ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimin yaygınlaştırılması önem taşıyor.  İkinci olarak; genç bireylerde umut, kontrol ve anlam duygusunu yeniden inşa etmeye yönelik psikolojik müdahaleler de önemli ve öncelikli. Pozitif psikoloji temelli müdahaleler, farkındalık ve gençlerde idealizm gelişimini güçlendirici yaklaşımlar, gençlerin değer odaklı bir yaşam oluşturmalarına katkı sunabilir.  Üçüncü olarak; ülke çapında uygulanacak ruh sağlığı politikaları sadece klinik müdahalelerle sınırlı kalmayıp toplum düzeyinde psikolojik iyi oluşu desteklemeli, kuralların çalışan ve hak edenden yana olduğu algısının desteklenmesine odaklanmalıdır. Sorunu olan gençler için ise; psikolojik ilkyardım eğitimleri, yerel düzeyde sosyal bağlantı projeleri ve gençlerin öz-yeterliklerini destekleyen mikro projeler, spor ve sanat olanakları gibi toplumsal müdahaleler de bunlara eklenebilir. ÖZETLE...  Sonuç olarak, Dünya Mutluluk Raporu 2025’in verileri, Türkiye’de toplumunun genelinde ve özellikle gençler arasında artan bir psikolojik krize işaret etmektedir. Bu kriz, yalnızca birey odaklı tedavi veya terapiyle değil; sosyal, ekonomik ve kültürel bağlamı da dikkate alan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Gençlerin yalnızca öfkesini değil, potansiyelini de görebilen; onları yargılamadan dinleyen ve iyiye ve gelişmeye doğru yönlendiren bir toplumsal yapı, bu olumsuz eğilimi pekala tersine çevirebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PgiCOuAnXUSmxhNvUF3VJQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gençlerde, azalan, mutluluk, artan, öfke:, Bozulan, psikolojimiz, nasıl, düzelir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PgiCOuAnXUSmxhNvUF3VJQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bozulan psikolojimiz nasıl düzelir?"><p>Son yıllarda gençlerin olumsuz duygulara yönelik eğilimlerinin artması dikkat çekiyor. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar, bu durumu aşmak için psikolojik sağlamlık ve sosyal destek ağlarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.</p><p>Gallup’un dünyanın hemen bütün ülkelerini kapsayan 2025 Dünya Mutluluk Raporu’na göre Türkiye, küresel mutluluk sıralamasında 137 ülke arasında 94. sırada yer alıyor.</p><p>Diğer yandan “Dün çok güldünüz veya çok gülümsediniz mi? Dün kendinizi saygıdeğer biri gibi hissettiniz mi? Dün dinlendiniz mi? Dün ilginç bir şeyler öğrendiniz ya da yaptınız mı? Dün gününüzün çoğunda keyifli hissettiniz mi?” sorularına verilen yanıtlarla oluşturulan olumlu yaşantılar indeksinde ise Türkiye, maalesef Kuzey Kıbrıs, Lübnan, Yemen ve Afganistan ile birlikte en düşük olumlu yaşantıya sahip ülkeler arasında yer alıyor.</p><p>Yemen, Lübnan ve Afganistan’ın koşulları düşünüldüğünde, Türkiye’nin bu denli alt sıralarda yer almasını salt ekonomi, refah, maddi koşullar ya da eğitim düzeyi ile açıklayabilmek mümkün değil. Mutlulukla ilgili bilimsel çalışmalara baktığımızda bu durumun toplumsal ve bireysel psikolojik etkenlerle ilişkili olabileceği sonucuna ulaşabiliriz.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zPWgUKyO4E2gAXUz4Z36vA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar"><p><strong>GENÇLERİN DURUMU?</strong>  Bu istatistikler maalesef, psikolojik açıdan ülkemizde olumsuz bir tablo olduğuna işaret ediyor. Daha da çarpıcı olan ise bu çalışmaya göre, Türkiye’nin genç nüfusun sosyal destek algısında en düşük puanları alan ülkelerden biri olması. Bu bulgular; gençlerde yaygınlaşan umutsuzluk, karamsarlık ve öfke halini anlamak açısından önemli ipuçları sunuyor. Raporun “genç yetişkinlerde sosyal bağlantılar” başlıklı bölümünde, Türkiye’nin genç nüfusunun sosyal destek algısında dünyadaki en düşük iki ülkeden biri olduğu vurgulanıyor. Gençlerin çoğu, zor durumda kaldıklarında yardım isteyebilecekleri yakın birini bulamadıklarını da ifade ediyor. Bu yalnızlık ve bağlantı eksikliği; depresyon, anksiyete ve öfke gibi duygusal sorunlara zemin oluşturabilir.</p><p><strong>OLUMSUZ DUYGULAR, ÖFKE VE PROTESTO</strong>  Aynı zamanda Türkiye, “olumsuz duyguların” (öfke, endişe, üzüntü) en sık yaşandığı ülkeler arasında da ön sıralarda yer almakta. Bu durum, özellikle gençler arasında artan toplumsal memnuniyetsizliğin ve protesto davranışlarının psikolojik altyapısını anlamak açısından önemli bir yer: Öfke, sıklıkla karşılanmamış ihtiyaçların ve hedeflerine dönük yaşanan engellenmenin bir ifadesidir. Bu bağlamda; geleceğe dair belirsizlik, ekonomik güçlükler, sosyal sorunlar gibi etkenler her insanda olduğu gibi genç bireylerde de öfke tepkilerini yoğunlaştırabilir. Yaşlı nüfusa kıyasla sosyal yalıtım, toplumsal güvensizlik ve anlam kaybı gibi psikolojik nedenler de gençlerin psikolojisini daha çok etkileyebiliyor.</p><p><strong>NE YAPILABİLİR?</strong>  Bu tabloya karşı psikolojik alanda çok yönlü ve sistematik müdahaleler gerekmektedir. Bu anlamda gençler arasında sosyal destek ağlarını güçlendirmek atılabilecek ilk adım olabillir.  Okullarda ve üniversitelerde akran destek sistemlerinin kurulması, rehberlik hizmetlerinin psikolojik sağlamlık odaklı yapılandırılması ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimin yaygınlaştırılması önem taşıyor.  İkinci olarak; genç bireylerde umut, kontrol ve anlam duygusunu yeniden inşa etmeye yönelik psikolojik müdahaleler de önemli ve öncelikli. Pozitif psikoloji temelli müdahaleler, farkındalık ve gençlerde idealizm gelişimini güçlendirici yaklaşımlar, gençlerin değer odaklı bir yaşam oluşturmalarına katkı sunabilir.  Üçüncü olarak; ülke çapında uygulanacak ruh sağlığı politikaları sadece klinik müdahalelerle sınırlı kalmayıp toplum düzeyinde psikolojik iyi oluşu desteklemeli, kuralların çalışan ve hak edenden yana olduğu algısının desteklenmesine odaklanmalıdır. Sorunu olan gençler için ise; psikolojik ilkyardım eğitimleri, yerel düzeyde sosyal bağlantı projeleri ve gençlerin öz-yeterliklerini destekleyen mikro projeler, spor ve sanat olanakları gibi toplumsal müdahaleler de bunlara eklenebilir. </p><p><strong>ÖZETLE...</strong>  Sonuç olarak, Dünya Mutluluk Raporu 2025’in verileri, Türkiye’de toplumunun genelinde ve özellikle gençler arasında artan bir psikolojik krize işaret etmektedir. Bu kriz, yalnızca birey odaklı tedavi veya terapiyle değil; sosyal, ekonomik ve kültürel bağlamı da dikkate alan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Gençlerin yalnızca öfkesini değil, potansiyelini de görebilen; onları yargılamadan dinleyen ve iyiye ve gelişmeye doğru yönlendiren bir toplumsal yapı, bu olumsuz eğilimi pekala tersine çevirebilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de yaklaşık 20 türü bulunuyor: Koparana 557 bin lira ceza</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/turkiyede-yaklasik-20-turu-bulunuyor-koparana-557-bin-lira-ceza</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/turkiyede-yaklasik-20-turu-bulunuyor-koparana-557-bin-lira-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Manisa Spil Dağı&#039;nda yetişen endemik bitki türlerinden biri olan Manisa Laleleri hakkında 10 yılı aşkın süredir ekip olarak yaptıkları çalışmalardan bahseden Prof. Dr. Levent Şık, &quot;Lalenin anavatanı Orta Asya&#039;dır. Orta Asya&#039;dan akınlarla buraya gelirken onları da beraberimizde getirmişiz&quot; dedi.Prof. Dr. Şık, &quot;Bu laleleri koparmanın bir bedeli, bir cezası var. Bakanlığımız bu konuda her yıl güncellenen bir rakamlarla 557 bin lira gibi şu anda ceza uyguluyor. O nedenle fotoğraflarını çekmek, gelip onlarla bulunmak birlikte olmak güzel ancak onlara zarar vermememiz gerekiyor.&#039;&#039; ifadelerini kullandı.Manisa lalesi 2015 yılında Bakanlık desteğiyle yaptıkları çalışmadan bahseden Prof. Dr. Şık, sözlerine şu şekilde devam etti:
&quot;Manisa Spil Dağı&#039;nın şu anda bulunduğumuz Bölgesi&#039;nde en yoğun yayılışı gösteren bitki Tulipa Orphanidea Latince ismi ve zambakgiller familyasının bir üyesi. Tespit ettiğimiz 2 rengi var, şarkılara da konu olan sarı Lale ve şu anda bizim çevremizde bulunan belki görselleri de yansıyor kırmızı renkli Laleler. Ancak 2015 yılında Manisa ilinin içerisinde çalışmamız sırasında farklı bölgelerde, örneğin Demirci Bardakçı&#039;da, Alaşehir&#039;in yüksek kesimlerde gördüğümüz Lalelerin morfolojik olarak farklılıklar gösterdiğinde tespit ettik. Yani buradakiler tamamen kırmızı renkli olmasına rağmen, sarı bantları içeren Laleler de olduğunu tespit ettik. Bunlarla ilgili genetik çalışmalar yapılması gerekiyor, bir kısmını başlattık. Ancak bu bitki &#039;diğerlerinden farklıdır&#039; diyebileceğimiz sonuçlara ulaşmadık.&#039;&#039;Orta Asya&#039;da yaklaşık 65, İran&#039;da ise 36 civarında, Türkiye&#039;de ise 20 civarında lale türü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şık, &quot;Bu rakamlar bize şunu anlatıyor lalenin anavatanı Orta Asya&#039;dır. Fakat bizler bu ülkenin şu anki yaşayanları, sahipleri olarak gittiğimiz yerlere aldığımız şeyleri de götürdüğümüz için Orta Asya&#039;dan akınlarla buraya gelirken onları da beraberimizde getirmiş. Hatta bir dönem Osmanlı Devleti&#039;nin en şaşalı dönemine Lale Devri adıyla ismini vermiş bir bitki, o nedenle bizim Orta Asya&#039;dan geldiğini ve ülkemizin de Lale temsili açısından önemli bir konumda olduğunu söylememiz lazım. Anavatanı Orta Asya, Ama bizim de geldiğimiz yerler orası neticede&quot; şeklinde yanıtladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N-J5F_fCMUurR4AXv-lwZQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyede, yaklaşık, türü, bulunuyor:, Koparana, 557, bin, lira, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N-J5F_fCMUurR4AXv-lwZQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye'de yaklaşık 20 türü bulunuyor: Koparana 557 bin lira ceza"><p>Manisa Spil Dağı'nda yetişen endemik bitki türlerinden biri olan Manisa Laleleri hakkında 10 yılı aşkın süredir ekip olarak yaptıkları çalışmalardan bahseden Prof. Dr. Levent Şık, "Lalenin anavatanı Orta Asya'dır. Orta Asya'dan akınlarla buraya gelirken onları da beraberimizde getirmişiz" dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t6EqwSM1tE6INRwZ84vPmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Şık, "Bu laleleri koparmanın bir bedeli, bir cezası var. Bakanlığımız bu konuda her yıl güncellenen bir rakamlarla 557 bin lira gibi şu anda ceza uyguluyor. O nedenle fotoğraflarını çekmek, gelip onlarla bulunmak birlikte olmak güzel ancak onlara zarar vermememiz gerekiyor.'' ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HRJ_Wu6X3Eyyu925uvUKNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manisa lalesi 2015 yılında Bakanlık desteğiyle yaptıkları çalışmadan bahseden Prof. Dr. Şık, sözlerine şu şekilde devam etti:
"Manisa Spil Dağı'nın şu anda bulunduğumuz Bölgesi'nde en yoğun yayılışı gösteren bitki Tulipa Orphanidea Latince ismi ve zambakgiller familyasının bir üyesi. Tespit ettiğimiz 2 rengi var, şarkılara da konu olan sarı Lale ve şu anda bizim çevremizde bulunan belki görselleri de yansıyor kırmızı renkli Laleler. Ancak 2015 yılında Manisa ilinin içerisinde çalışmamız sırasında farklı bölgelerde, örneğin Demirci Bardakçı'da, Alaşehir'in yüksek kesimlerde gördüğümüz Lalelerin morfolojik olarak farklılıklar gösterdiğinde tespit ettik. Yani buradakiler tamamen kırmızı renkli olmasına rağmen, sarı bantları içeren Laleler de olduğunu tespit ettik. Bunlarla ilgili genetik çalışmalar yapılması gerekiyor, bir kısmını başlattık. Ancak bu bitki 'diğerlerinden farklıdır' diyebileceğimiz sonuçlara ulaşmadık.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/baSX50tzKEylXgps3aPALg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orta Asya'da yaklaşık 65, İran'da ise 36 civarında, Türkiye'de ise 20 civarında lale türü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şık, "Bu rakamlar bize şunu anlatıyor lalenin anavatanı Orta Asya'dır. Fakat bizler bu ülkenin şu anki yaşayanları, sahipleri olarak gittiğimiz yerlere aldığımız şeyleri de götürdüğümüz için Orta Asya'dan akınlarla buraya gelirken onları da beraberimizde getirmiş. Hatta bir dönem Osmanlı Devleti'nin en şaşalı dönemine Lale Devri adıyla ismini vermiş bir bitki, o nedenle bizim Orta Asya'dan geldiğini ve ülkemizin de Lale temsili açısından önemli bir konumda olduğunu söylememiz lazım. Anavatanı Orta Asya, Ama bizim de geldiğimiz yerler orası neticede" şeklinde yanıtladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eswDBcD9dkiIMxYn-Z2tuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5BY_kKftrkaS80muJBkSpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İlişkilerde manipülatörlerin kullandığı 7 psikolojik taktik: Nasıl anlaşılır?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/iliskilerde-manipulatoerlerin-kullandigi-7-psikolojik-taktik-nasil-anlasilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/iliskilerde-manipulatoerlerin-kullandigi-7-psikolojik-taktik-nasil-anlasilir</guid>
<description><![CDATA[ Bir ilişkide sürekli olarak kendinizi tedirgin hissediyor, karşı tarafın ruh haline göre şekil almak zorunda kalıyor musunuz? Belki de sorun sizde değil; duygusal manipülasyonun hedefi olabilirsiniz. Uzmanlara göre, manipülatif davranışlar sadece tartışmalarla sınırlı kalmıyor; sevgi, mizah ya da ilgi adı altında gizlice ilerliyor ve kişilerin öz saygısını zamanla yok ediyor.İşte ilişkilerde sıkça karşılaşılan ve fark edilmesi zor olan yedi manipülasyon taktiği:1. GASLİGHTİNG(Gerçekliği Saptırma)Manipülasyonun en zehirli biçimlerinden biri olan gaslighting, kişinin algılarını ve hafızasını sorgulamasına neden oluyor. “Bu hiç olmadı”, “Hayal ediyorsun” gibi ifadelerle kişinin yaşadığı gerçekliği reddetmek, zamanla öz güveni ve zihinsel sağlığı zedeliyor. Uzmanlar, bu tür davranışlarda kanıt toplamanın ve duygulara güvenmenin önemine dikkat çekiyor.“Sadece şaka yapıyordum” ya da “Çok hassassın” gibi sözlerle süslenen alaycı söylemler, aslında kişiyi küçük düşürmenin araçları olabilir. Manipülatörler, özgüveni hedef alan bu sözlerin ardından sorumluluktan sıyrılmayı başarıyor. Uzmanlar, bu durumda açık ve doğrudan sorular sormanın manipülatörün maskesini düşürebileceğini belirtiyor.Her sorun karşısında “kurban” olan manipülatörler, karşısındakini suçlu hissettirerek empatiyi bir silah olarak kullanıyor. Bu durum, kişinin suçluluk ve aşırı verme döngüsüne hapsolmasına yol açabiliyor. Psikologlar, bu tür ilişkilerde geri çekilmenin ve kişisel sınırları korumanın hayati olduğunu vurguluyor.Yakalandıklarında “Unuttum”, “O kadar önemli değildi” gibi açıklamalarla tepkiyi küçümseyen manipülatörler, bu yolla hem sorumluluktan kaçıyor hem de sizi kendinizden şüphe ettiriyor. Davranışları tekrar ediyorsa, bu bir ihmal değil, bilinçli bir tercihtir.Aldatan kişi aldatıldığından, yalan söyleyen ise sizin dürüst olmadığınızdan şüphelenir. Bu psikolojik taktik, kişiyi sürekli savunmaya ve kendini sorgulamaya iter. Uzmanlar, bu tür durumlarda sakin kalmayı ve tartışmalardan uzak durmayı öneriyor.Bir diğer tehlikeli taktik ise sessiz kalmak. Mesajlara yanıt vermemek, ilgisiz davranmak veya sevgiyi esirgemek, manipülatörün cezalandırma aracı haline gelir. Bu durum, ilişkide sürekli onay arayışına ve kaygıya neden olabilir. Psikolojik dayanıklılık için, kişinin kendisine saygı göstermesi ve sevgiyi hak etmek zorunda olmadığını bilmesi gerekiyor.İlişkinin başında gelen yoğun ilgi, büyük sözler ve sürekli övgüler, aşk değil, bir stratejinin parçası olabilir. Aşk bombardımanı olarak bilinen bu yöntemle bağ kurmak kolaylaşır; ancak duygusal bağ kurulduktan sonra gerçek niyetler ortaya çıkabilir. Uzmanlar, ilişkilerde zamana güvenilmesi gerektiğini ve duygusal sınırların korunmasının önemini vurguluyor.Duygusal manipülasyon her zaman yüksek sesle bağırmaz, bazen bir şaka, bir suskunluk ya da bir “yanlış anlaşılma” kılığına bürünebilir. Ancak belirtiler göz ardı edilmemeli. Uzmanlar, ilişkilerde güven, saygı ve açık iletişimin en temel yapı taşları olduğunu hatırlatıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3dgSw-BKgEO0Se8qm8O-XQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İlişkilerde, manipülatörlerin, kullandığı, psikolojik, taktik:, Nasıl, anlaşılır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3dgSw-BKgEO0Se8qm8O-XQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İlişkilerde manipülatörlerin kullandığı 7 psikolojik taktik"><p>Bir ilişkide sürekli olarak kendinizi tedirgin hissediyor, karşı tarafın ruh haline göre şekil almak zorunda kalıyor musunuz? Belki de sorun sizde değil; duygusal manipülasyonun hedefi olabilirsiniz. Uzmanlara göre, manipülatif davranışlar sadece tartışmalarla sınırlı kalmıyor; sevgi, mizah ya da ilgi adı altında gizlice ilerliyor ve kişilerin öz saygısını zamanla yok ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KQr91I3NxEeO-HyQthRBdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte ilişkilerde sıkça karşılaşılan ve fark edilmesi zor olan yedi manipülasyon taktiği:1. GASLİGHTİNG(Gerçekliği Saptırma)Manipülasyonun en zehirli biçimlerinden biri olan gaslighting, kişinin algılarını ve hafızasını sorgulamasına neden oluyor. “Bu hiç olmadı”, “Hayal ediyorsun” gibi ifadelerle kişinin yaşadığı gerçekliği reddetmek, zamanla öz güveni ve zihinsel sağlığı zedeliyor. Uzmanlar, bu tür davranışlarda kanıt toplamanın ve duygulara güvenmenin önemine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Opnxaw9woUiot7UuDKiZ0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Sadece şaka yapıyordum” ya da “Çok hassassın” gibi sözlerle süslenen alaycı söylemler, aslında kişiyi küçük düşürmenin araçları olabilir. Manipülatörler, özgüveni hedef alan bu sözlerin ardından sorumluluktan sıyrılmayı başarıyor. Uzmanlar, bu durumda açık ve doğrudan sorular sormanın manipülatörün maskesini düşürebileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OklPDphWlUyZEMslc0onLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her sorun karşısında “kurban” olan manipülatörler, karşısındakini suçlu hissettirerek empatiyi bir silah olarak kullanıyor. Bu durum, kişinin suçluluk ve aşırı verme döngüsüne hapsolmasına yol açabiliyor. Psikologlar, bu tür ilişkilerde geri çekilmenin ve kişisel sınırları korumanın hayati olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mX2OVhLHfU-h0_5IfdoWwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yakalandıklarında “Unuttum”, “O kadar önemli değildi” gibi açıklamalarla tepkiyi küçümseyen manipülatörler, bu yolla hem sorumluluktan kaçıyor hem de sizi kendinizden şüphe ettiriyor. Davranışları tekrar ediyorsa, bu bir ihmal değil, bilinçli bir tercihtir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mhs9kaEz10-5XyEwx20Kiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aldatan kişi aldatıldığından, yalan söyleyen ise sizin dürüst olmadığınızdan şüphelenir. Bu psikolojik taktik, kişiyi sürekli savunmaya ve kendini sorgulamaya iter. Uzmanlar, bu tür durumlarda sakin kalmayı ve tartışmalardan uzak durmayı öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m_bHCpffFECkZ2Qa1XJvkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir diğer tehlikeli taktik ise sessiz kalmak. Mesajlara yanıt vermemek, ilgisiz davranmak veya sevgiyi esirgemek, manipülatörün cezalandırma aracı haline gelir. Bu durum, ilişkide sürekli onay arayışına ve kaygıya neden olabilir. Psikolojik dayanıklılık için, kişinin kendisine saygı göstermesi ve sevgiyi hak etmek zorunda olmadığını bilmesi gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0U8WT_RxVEWp6wXukaXLxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişkinin başında gelen yoğun ilgi, büyük sözler ve sürekli övgüler, aşk değil, bir stratejinin parçası olabilir. Aşk bombardımanı olarak bilinen bu yöntemle bağ kurmak kolaylaşır; ancak duygusal bağ kurulduktan sonra gerçek niyetler ortaya çıkabilir. Uzmanlar, ilişkilerde zamana güvenilmesi gerektiğini ve duygusal sınırların korunmasının önemini vurguluyor.Duygusal manipülasyon her zaman yüksek sesle bağırmaz, bazen bir şaka, bir suskunluk ya da bir “yanlış anlaşılma” kılığına bürünebilir. Ancak belirtiler göz ardı edilmemeli. Uzmanlar, ilişkilerde güven, saygı ve açık iletişimin en temel yapı taşları olduğunu hatırlatıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzman psikolog açıkladı: Mükemmel olmak değil, yeterince iyi olmak</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzman-psikolog-acikladi-mukemmel-olmak-degil-yeterince-iyi-olmak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzman-psikolog-acikladi-mukemmel-olmak-degil-yeterince-iyi-olmak</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal medyanın kusursuz görüntüleri ve modern dünyanın yüksek beklentileri, bireyleri gerçeklikten uzak, ulaşılması güç standartlara yönlendiriyor. Bu mükemmeliyetçilik baskısı; kaygı, tatminsizlik ve tükenmişlikle sonuçlanabiliyor. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.Sosyal medyadaki kusursuz fotoğraflar, filmlerin dizilerin ışıltılı görüntüleri derken çağımızda her şeyin kusursuz ve kolay gerçekleştiğine dair bir inanç gelişmiş durumda. Artık güzellik, başarı, mutluluk, beden, lezzet alanları için ve daha birçok alan için zihinlerin içinde belli standartlar var. Bu standartların altında bir yaşam sürmek; bireyleri tatmin etmiyor, bireylere bir şeyleri yanlış yaptığını düşündürtüyor. Böylelikle birey; kendini ekranlardan gördükleriyle kıyaslamaya başlıyor, eskiden yaptığı şeylerden bile keyif alamaz hale geliyor. Bir çeşit yetememe hali… Kendine yetmediğini hissetmek… ‘’Yetersiz’’ hissetmek… Hep bir arayış halinde mükemmele ulaşma çabası…Bu durum Şema Terapi ekolünde ‘’Yüksek Standartlar’’ şemasına sahip bireylerde çok rastlanan bir durum. Mükemmeliyetçilik yatkınlığı da varsa birey, zamanla hayatı yaşayamaz hale geliyor.Mükemmeliyetçi, Yüksek Standartlar Şemasına Sahip Birey;‘’Mükemmel olmazsa hiç olmasın!’’ bakış açısıyla bir şeylere başlamakta sorunlar yaşar, erteler. (Ya hep ya hiç bakış açısı)Standartları çok yüksek olduğundan dolayı başarısızlığı kabullenmekte, yeniden başlamakta ya da bırakmakta zorluk çeker.Bütüncül bir bakış açısındansa detaylara takılıp kalır.En ufak bir hatada tekrar başlar.Kendilerine ve başkalarına karşı eleştirel yaklaşır.Başkaları tarafından eleştiri kabul etmez.Süreçten çok sonuca odaklanma eğilimindedir.Düşük özgüvene sahiptir.Olumsuza odaklanma eğiliminde, karamsar bakış açısına sahiptir.Gerçekçi olmayan beklentilere sahiptir.Tatminsizlik, doyumsuzluk yaşar.Karar vermekte güçlük çeker.Bireyler, bu davranış ve düşünce eğilimleri doğrultusunda hayatlarında çeşitli problemler yaşar.Mükemmeliyetçiliğin Getirebileceği Sorunlar:

Anksiyete,
Depresyon,
Obsesif Kompulsif Bozukluk,
Yeme Bozuklukları,
Kronik Yorgunluk,
Uyku Problemleri,
Zihin Dağınıklığı/Bulanıklığı,
Sosyal ve İş İlişkilerinde Bozulmalar,
İşleri Tamamlama Güçlüğü,
Fırsatları Kaçırma,Bireyin hayatta kendine göre standartları olması ve ‘’Daha iyiye ulaşma çabası’’ işlevseldir, uzun vadede getirisi olan bir durumdur. Ancak standartların gerçekçiliği ve verilen çabanın miktarı önemlidir. Bir şeye saplantı geliştirip sadece onun üzerinden değer biçmek, hiç tatmin olmamak bireyin başta ruh ve zihin sağlığını, uzun vadede de beden sağlığını ciddi ölçüde etkiler.Gerçekçi hedefler belirlemek ve bu doğrultuda sistematik düzenlemeler yapmak,
Önceliklere göre hareket etmek,
Sınır belirlemek,
Ertelemek yerine az da olsa eldeki işle ilgilenmek,
Olumsuz bir bakış açısındansa dengeli bir bakış açısı oluşturmak,
Hataları bir son ve felaket olarak görmektense öğrenme olarak görmek, çıkarılan derslerle devam etmek,
Şükür ve anda kalma pratiklerini rutine katmak,
Medya ve çevrimdışı hayat arasında ayırt edicileri saptamak, ikisini ayrı alanlar olarak değerlendirmek.Mükemmeliyetçilikten uzaklaşmak; yıllardır alışkın olunan rutinleri değiştirmek, daha sakin bir bakış açısı oluşturmak, kabullenici bir yaklaşım benimsemek gibi birçok konu üzerinde çalışma gerektiren bir süreç ve bu süreçte zorlanmak çok olası.Bu nedenle zorlanılan yerlerde sosyal ilişkilerden ve profesyonel birinden destek almak süreci kolaylaştırmak açısından çok değerli. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vg4MNn2MzUOd2E6sXknLhw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, psikolog, açıkladı:, Mükemmel, olmak, değil, yeterince, iyi, olmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vg4MNn2MzUOd2E6sXknLhw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzman psikolog açıkladı: Mükemmel olmak değil, yeterince iyi olmak"><p>Sosyal medyanın kusursuz görüntüleri ve modern dünyanın yüksek beklentileri, bireyleri gerçeklikten uzak, ulaşılması güç standartlara yönlendiriyor. Bu mükemmeliyetçilik baskısı; kaygı, tatminsizlik ve tükenmişlikle sonuçlanabiliyor. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RGEAzUxSWEqdNp34PnCwow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medyadaki kusursuz fotoğraflar, filmlerin dizilerin ışıltılı görüntüleri derken çağımızda her şeyin kusursuz ve kolay gerçekleştiğine dair bir inanç gelişmiş durumda. Artık güzellik, başarı, mutluluk, beden, lezzet alanları için ve daha birçok alan için zihinlerin içinde belli standartlar var. Bu standartların altında bir yaşam sürmek; bireyleri tatmin etmiyor, bireylere bir şeyleri yanlış yaptığını düşündürtüyor. Böylelikle birey; kendini ekranlardan gördükleriyle kıyaslamaya başlıyor, eskiden yaptığı şeylerden bile keyif alamaz hale geliyor. Bir çeşit yetememe hali… Kendine yetmediğini hissetmek… ‘’Yetersiz’’ hissetmek… Hep bir arayış halinde mükemmele ulaşma çabası…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B9CoHUW0vEeBKt-qriRpGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu durum Şema Terapi ekolünde ‘’Yüksek Standartlar’’ şemasına sahip bireylerde çok rastlanan bir durum. Mükemmeliyetçilik yatkınlığı da varsa birey, zamanla hayatı yaşayamaz hale geliyor.Mükemmeliyetçi, Yüksek Standartlar Şemasına Sahip Birey;‘’Mükemmel olmazsa hiç olmasın!’’ bakış açısıyla bir şeylere başlamakta sorunlar yaşar, erteler. (Ya hep ya hiç bakış açısı)Standartları çok yüksek olduğundan dolayı başarısızlığı kabullenmekte, yeniden başlamakta ya da bırakmakta zorluk çeker.Bütüncül bir bakış açısındansa detaylara takılıp kalır.En ufak bir hatada tekrar başlar.Kendilerine ve başkalarına karşı eleştirel yaklaşır.Başkaları tarafından eleştiri kabul etmez.Süreçten çok sonuca odaklanma eğilimindedir.Düşük özgüvene sahiptir.Olumsuza odaklanma eğiliminde, karamsar bakış açısına sahiptir.Gerçekçi olmayan beklentilere sahiptir.Tatminsizlik, doyumsuzluk yaşar.Karar vermekte güçlük çeker.Bireyler, bu davranış ve düşünce eğilimleri doğrultusunda hayatlarında çeşitli problemler yaşar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u34gfJUza0-V-kuq6v64fQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mükemmeliyetçiliğin Getirebileceği Sorunlar:

Anksiyete,
Depresyon,
Obsesif Kompulsif Bozukluk,
Yeme Bozuklukları,
Kronik Yorgunluk,
Uyku Problemleri,
Zihin Dağınıklığı/Bulanıklığı,
Sosyal ve İş İlişkilerinde Bozulmalar,
İşleri Tamamlama Güçlüğü,
Fırsatları Kaçırma,</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z_b0-mxT0U65_phKgTNz_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bireyin hayatta kendine göre standartları olması ve ‘’Daha iyiye ulaşma çabası’’ işlevseldir, uzun vadede getirisi olan bir durumdur. Ancak standartların gerçekçiliği ve verilen çabanın miktarı önemlidir. Bir şeye saplantı geliştirip sadece onun üzerinden değer biçmek, hiç tatmin olmamak bireyin başta ruh ve zihin sağlığını, uzun vadede de beden sağlığını ciddi ölçüde etkiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uoixc1_YeEK62DtMqO53-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerçekçi hedefler belirlemek ve bu doğrultuda sistematik düzenlemeler yapmak,
Önceliklere göre hareket etmek,
Sınır belirlemek,
Ertelemek yerine az da olsa eldeki işle ilgilenmek,
Olumsuz bir bakış açısındansa dengeli bir bakış açısı oluşturmak,
Hataları bir son ve felaket olarak görmektense öğrenme olarak görmek, çıkarılan derslerle devam etmek,
Şükür ve anda kalma pratiklerini rutine katmak,
Medya ve çevrimdışı hayat arasında ayırt edicileri saptamak, ikisini ayrı alanlar olarak değerlendirmek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/exF9yfErYkSvj_2aLJIcnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mükemmeliyetçilikten uzaklaşmak; yıllardır alışkın olunan rutinleri değiştirmek, daha sakin bir bakış açısı oluşturmak, kabullenici bir yaklaşım benimsemek gibi birçok konu üzerinde çalışma gerektiren bir süreç ve bu süreçte zorlanmak çok olası.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/soc-jWllvEWYldXdSO0JXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu nedenle zorlanılan yerlerde sosyal ilişkilerden ve profesyonel birinden destek almak süreci kolaylaştırmak açısından çok değerli.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mumdan çiçek buketleri Anneler Günü için hazırlanıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mumdan-cicek-buketleri-anneler-gunu-icin-hazirlaniyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mumdan-cicek-buketleri-anneler-gunu-icin-hazirlaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale&#039;deki atölyelerinde kişiselleştirilmiş hediyeler tasarlayan kadın girişimciler Kübra Canbolat ve Esra Baltaoğlu, Anneler Günü için mumdan yapılan çiçek buketi ürünleri hazırlıyor.Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü mezunu Kübra Canbolat&#039;ın yolu, iş ortağı olan ÇOMÜ Fen Fakültesi Kimya Bölümü mezunu Esra Baltaoğlu ile kesişti.Mezun oldukları branşta işlerini sürdürmek yerine hayallerinin peşinden giden iki kadın girişimci, açtıkları atölyede tarak, ayna ve anahtarlık gibi kişiselleştirilmiş hediyelerin yanı sıra gerçeğini aratmayan mumdan yapılmış çiçek buketleri tasarlamaya başladı.Girişimciler, rengarenk ve kokulu bitkisel içerikli mum buketlerini, yaklaşan Anneler Günü&#039;ne yetiştirmek için yoğun bir tempoda çalışıyor.Kübra Canbolat, kişiye özel mum çiçek buketlerinin yoğun ilgi gördüğünü söyledi.Canlı çiçek buketinin kısa ömürlü olduğunu anlatan Canbolat, &quot;Mumdan çiçek buketi 1-2 ay boyunca ev ortamında güzel kokusuyla, görüntüsüyle tercih ediliyor. O sebeple canlı çiçek aranjmanlarına alternatif olarak mum çiçek aranjmanları yapmak istedik&quot; dedi.Canbolat, buketleri büyük ve küçük boyutlarda üretebildiklerini aktararak, her bütçeye hitap etmeye çalıştıklarını dile getirdi.Canbolat, buketlerin yanı sıra gerçeğinden ayırt edilemeyen mumdan pastalar da yaptıklarını ifade etti.Esra Baltaoğlu da tamamen bitkisel içerikli ve vegan olan soya wax kullanarak ürettikleri mumların sağlıklı ve uzun ömürlü olduğunu vurguladı.Yaklaşan Anneler Günü için çok sayıda sipariş aldıklarını ve bunları yetiştirmek için yoğun tempoda çalıştıklarını anlatan Baltaoğlu, şöyle konuştu:&quot;Buketlerimiz aslında çiçekten ziyade mum olduğu için çok uzun süre kullanılabilir. Soya wax kullandığımız için kokularını da uzun zaman muhafaza ediyor. Evinizde dekoratif olarak kullanabileceğiniz çok güzel bir ürün. Anneler Günü&#039;nde annelerimize en çok aldığımız hediyelerden birisi de çiçek buketleri oluyor. Ancak çiçekler bir süre sonra solduğu için annemize hatıra olarak kalamıyor maalesef. O yüzden mum çiçek buketleri hatıra kalması açısından daha iyi bir alternatif olabilir. Hem de eğer mum seviyorlarsa, içinden istediği çiçeği çıkartıp, istediği zaman yakabilir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KtcXVqYQCUG8FhH8ailBjw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mumdan, çiçek, buketleri, Anneler, Günü, için, hazırlanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KtcXVqYQCUG8FhH8ailBjw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mumdan çiçek buketleri Anneler Günü için hazırlanıyor"><p>Çanakkale'deki atölyelerinde kişiselleştirilmiş hediyeler tasarlayan kadın girişimciler Kübra Canbolat ve Esra Baltaoğlu, Anneler Günü için mumdan yapılan çiçek buketi ürünleri hazırlıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RftpI65wk0OTUlrX65DpJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü mezunu Kübra Canbolat'ın yolu, iş ortağı olan ÇOMÜ Fen Fakültesi Kimya Bölümü mezunu Esra Baltaoğlu ile kesişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n9TWC_pfiUy7vjCBTXDYZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mezun oldukları branşta işlerini sürdürmek yerine hayallerinin peşinden giden iki kadın girişimci, açtıkları atölyede tarak, ayna ve anahtarlık gibi kişiselleştirilmiş hediyelerin yanı sıra gerçeğini aratmayan mumdan yapılmış çiçek buketleri tasarlamaya başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3rpd6xj2FkytXoLTscEltg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Girişimciler, rengarenk ve kokulu bitkisel içerikli mum buketlerini, yaklaşan Anneler Günü'ne yetiştirmek için yoğun bir tempoda çalışıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s2bw9PP2H0C1B3vF51HsDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kübra Canbolat, kişiye özel mum çiçek buketlerinin yoğun ilgi gördüğünü söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5dVyUhvXbU2vbQPm2zJrAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Canlı çiçek buketinin kısa ömürlü olduğunu anlatan Canbolat, "Mumdan çiçek buketi 1-2 ay boyunca ev ortamında güzel kokusuyla, görüntüsüyle tercih ediliyor. O sebeple canlı çiçek aranjmanlarına alternatif olarak mum çiçek aranjmanları yapmak istedik" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HuhRGWFuVEiUQWWhLg3k3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Canbolat, buketleri büyük ve küçük boyutlarda üretebildiklerini aktararak, her bütçeye hitap etmeye çalıştıklarını dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q6syiVnw1kC7XJ2cGcKr2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Canbolat, buketlerin yanı sıra gerçeğinden ayırt edilemeyen mumdan pastalar da yaptıklarını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iyrNxSVyoESaA1lCCyka9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Esra Baltaoğlu da tamamen bitkisel içerikli ve vegan olan soya wax kullanarak ürettikleri mumların sağlıklı ve uzun ömürlü olduğunu vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ufDEB0XfhEWFOSpZldMDbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaklaşan Anneler Günü için çok sayıda sipariş aldıklarını ve bunları yetiştirmek için yoğun tempoda çalıştıklarını anlatan Baltaoğlu, şöyle konuştu:"Buketlerimiz aslında çiçekten ziyade mum olduğu için çok uzun süre kullanılabilir. Soya wax kullandığımız için kokularını da uzun zaman muhafaza ediyor. Evinizde dekoratif olarak kullanabileceğiniz çok güzel bir ürün. Anneler Günü'nde annelerimize en çok aldığımız hediyelerden birisi de çiçek buketleri oluyor. Ancak çiçekler bir süre sonra solduğu için annemize hatıra olarak kalamıyor maalesef. O yüzden mum çiçek buketleri hatıra kalması açısından daha iyi bir alternatif olabilir. Hem de eğer mum seviyorlarsa, içinden istediği çiçeği çıkartıp, istediği zaman yakabilir."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x-XV55nTR0eBfjC7vB5B5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WQ14R4csFkGGZPA7NkFT-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dolunay ne zaman? 2025 Dolunay takvimi: Dolunay nasıl oluşur?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dolunay-ne-zaman-2025-dolunay-takvimi-dolunay-nasil-olusur</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dolunay-ne-zaman-2025-dolunay-takvimi-dolunay-nasil-olusur</guid>
<description><![CDATA[ Dolunay tarihleri, özellikle astronomi ile yakından ilgilenenlerin gündeminde bulunuyor. Ay&#039;ın evrelerinden olan Dolunay, gezegenin tüm yüzeyinin aydınlanması sonucu ortaya çıkar. Mayıs ayında Dolunay ne zaman gerçekleşecek?Ay&#039;ın hareketleri ve evreleri sıklıkla değişiyor. Bu değişimlerin çeşitli etkileri meydana geliyor. Dolunay&#039;ın net tarihi ve saati ise Ay&#039;ın yörüngesi, Dünya&#039;nın Güneş etrafındaki hareketi gibi faktörlere göre değişiklik gösterebilir. İşte, Dolunay hakkında detaylar...Mayıs ayı içerisinde iki kez Dolunay gerçekleşecek. İlk Dolunay ise 12 Mayıs günü saat 19:55&#039;te Akrep burcunda olacak. Diğer Dolunay ise 27 Mayıs&#039;ta yaşanacak.Ay&#039;ın evrelerinden olan Dolunay, her 29,5 günde bir oluşur. Bu süre, Ay&#039;ın Dünya etrafındaki yörüngesini tamamlayarak aynı evreye geldiği süredir. Dolunay zamanı, Ay&#039;ın Dünya&#039;nın tam karşısında, Güneş&#039;in de arkasında yer aldığı zaman meydana gelir. Böylece Ay&#039;ın yüzeyi tamamen Güneş ışığıyla aydınlanır.Dolunay&#039;ın kişiler üzerinde etkisi olduğu da iddia edilir. Öyle ki, Dolunay zamanı uyku düzeni bozukluğu yaşandığı söylenir. Kişilerin enerjilerini de etkilediği öne sürülen Dolunay&#039;ın psikolojik etkileri de bulunuyor. Bu evrede, daha stresli ve kaygılı olmak mümkün. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bWB2A_RXJ0Oj_7ocoQ52yw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dolunay, zaman, 2025, Dolunay, takvimi:, Dolunay, nasıl, oluşur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bWB2A_RXJ0Oj_7ocoQ52yw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dolunay takvimi 2025: Dolunay ne zaman?"><p>Dolunay tarihleri, özellikle astronomi ile yakından ilgilenenlerin gündeminde bulunuyor. Ay'ın evrelerinden olan Dolunay, gezegenin tüm yüzeyinin aydınlanması sonucu ortaya çıkar. Mayıs ayında Dolunay ne zaman gerçekleşecek?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5EMl9lD3LUSEDoNes0cFWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ay'ın hareketleri ve evreleri sıklıkla değişiyor. Bu değişimlerin çeşitli etkileri meydana geliyor. Dolunay'ın net tarihi ve saati ise Ay'ın yörüngesi, Dünya'nın Güneş etrafındaki hareketi gibi faktörlere göre değişiklik gösterebilir. İşte, Dolunay hakkında detaylar...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7HmiBPyL7UyHgd-D0a2CpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mayıs ayı içerisinde iki kez Dolunay gerçekleşecek. İlk Dolunay ise 12 Mayıs günü saat 19:55'te Akrep burcunda olacak. Diğer Dolunay ise 27 Mayıs'ta yaşanacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Spp6si2_t0uk9N2vpaLefQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ay'ın evrelerinden olan Dolunay, her 29,5 günde bir oluşur. Bu süre, Ay'ın Dünya etrafındaki yörüngesini tamamlayarak aynı evreye geldiği süredir. Dolunay zamanı, Ay'ın Dünya'nın tam karşısında, Güneş'in de arkasında yer aldığı zaman meydana gelir. Böylece Ay'ın yüzeyi tamamen Güneş ışığıyla aydınlanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vb3o6JItJUO6Q9IIDEiE6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dolunay'ın kişiler üzerinde etkisi olduğu da iddia edilir. Öyle ki, Dolunay zamanı uyku düzeni bozukluğu yaşandığı söylenir. Kişilerin enerjilerini de etkilediği öne sürülen Dolunay'ın psikolojik etkileri de bulunuyor. Bu evrede, daha stresli ve kaygılı olmak mümkün.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erkeklerde en çekici bulunan özellik: Kadınların hemen ilgisini çekiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/erkeklerde-en-cekici-bulunan-oezellik-kadinlarin-hemen-ilgisini-cekiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/erkeklerde-en-cekici-bulunan-oezellik-kadinlarin-hemen-ilgisini-cekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kadınların erkeklerde en çekici bulduğu fiziksel özellikler yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıktı. Araştırmanın sonucuna göre, kaslı vücut ilk sırayı alırken, kellik de en çekici bulunan özellikler arasında bulunuyor.TheSun&#039;da yer alan habere göre; yapılan son bir araştırma, kadınların erkeklerde en çekici bulduğu fiziksel özellikleri ortaya koydu. Araştırmanın sonucuna göre, kaslı vücut ilk sırayı alırken, kel erkekler de büyük oranda tercih ediliyor.2 bin kadınla gerçekleştirilen ankette, kadınlara erkeklerde en çekici buldukları üç özelliği sıralamaları istendi. Katılımcıların %42’si kaslı bir fiziği en çekici özellik olarak gösterirken, %40’ı ise saçsız, yani kel erkekleri tercih ettiğini belirtti.Araştırma, mavi gözlü, sakallı ve koyu saçlı erkeklerin de kadınların ilgisini çektiğini ortaya koydu. Bunun yanında kıvırcık saçlar, yüksek elmacık kemikleri, sarı saçlar, yeşil gözler ve göğüs kılları da kadınların dikkatini çeken diğer fiziksel özellikler arasında yer aldı.Kaslı vücut: %42
Kel: %40
Mavi gözler: %38
Sakal: %36
Koyu saç: %31
Kıvırcık saç: %30
Yüksek elmacık kemikleri: %26
Sarı saç: %22
Yeşil gözler: %21
Göğüs kılları: %18Araştırma, toplumdaki güzellik algısının değişmekte olduğunu ve saçsız erkeklerin artık dezavantajlı değil, tam aksine cazip bulunduğunu gözler önüne seriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tgSuc3j8LEWWdI0fBDmqQA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erkeklerde, çekici, bulunan, özellik:, Kadınların, hemen, ilgisini, çekiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tgSuc3j8LEWWdI0fBDmqQA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Erkeklerde en çekici bulunan özellik: Kadınların hemen ilgisini çekiyor"><p>Kadınların erkeklerde en çekici bulduğu fiziksel özellikler yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıktı. Araştırmanın sonucuna göre, kaslı vücut ilk sırayı alırken, kellik de en çekici bulunan özellikler arasında bulunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ed2h0P0siE6n0n9Rh22QEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TheSun'da yer alan habere göre; yapılan son bir araştırma, kadınların erkeklerde en çekici bulduğu fiziksel özellikleri ortaya koydu. Araştırmanın sonucuna göre, kaslı vücut ilk sırayı alırken, kel erkekler de büyük oranda tercih ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c2UnI74pckKiZWgFdVgd5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2 bin kadınla gerçekleştirilen ankette, kadınlara erkeklerde en çekici buldukları üç özelliği sıralamaları istendi. Katılımcıların %42’si kaslı bir fiziği en çekici özellik olarak gösterirken, %40’ı ise saçsız, yani kel erkekleri tercih ettiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VCBHLLUXv0GGhdnIaO5jkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, mavi gözlü, sakallı ve koyu saçlı erkeklerin de kadınların ilgisini çektiğini ortaya koydu. Bunun yanında kıvırcık saçlar, yüksek elmacık kemikleri, sarı saçlar, yeşil gözler ve göğüs kılları da kadınların dikkatini çeken diğer fiziksel özellikler arasında yer aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZQJ1RRns006AVhvE8bBEIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaslı vücut: %42
Kel: %40
Mavi gözler: %38
Sakal: %36
Koyu saç: %31
Kıvırcık saç: %30
Yüksek elmacık kemikleri: %26
Sarı saç: %22
Yeşil gözler: %21
Göğüs kılları: %18</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T68jl57LJ0KB0Z2sPTljag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, toplumdaki güzellik algısının değişmekte olduğunu ve saçsız erkeklerin artık dezavantajlı değil, tam aksine cazip bulunduğunu gözler önüne seriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>45 yıldır dikenli sarmaşıklardan örüyor: &amp;quot;Bu işi yapanların sayısı bir elin parmağını geçmez&amp;quot;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/45-yildir-dikenli-sarmasiklardan-oeruyor-bu-isi-yapanlarin-sayisi-bir-elin-parmagini-gecmez</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/45-yildir-dikenli-sarmasiklardan-oeruyor-bu-isi-yapanlarin-sayisi-bir-elin-parmagini-gecmez</guid>
<description><![CDATA[ Ordu&#039;da, 16 yaşından bu yana dikenli sarmaşıklardan ördüğü balık sepetlerini satarak geçimini sağlayan Turgut Özcan (61), “45 yıldır balık sepeti örüyorum. Şu an geleneksel yöntemlerle bu sepetleri yapan kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez” dedi.Altınordu ilçesi Kayabaşı Mahallesi’nde yaşayan Turgut Özcan, 45 yıldır dikenli sarmaşıklardan balık sepeti örerek geçimini sağlıyor.Günde bir sepet ören Özcan, ördüğü sepetlere il dışından bile talep olduğunu belirterek, “Bu işi, mahallemizdeki yaşlı bir amcadan öğrendim. Dağlık bölgelere gidip, orada kendiliğinden yetişen yabani diken sarmaşıklarını kesiyorum.Dikenleri kazıyıp, pürüzsüz hale getiriyorum. Dikenlerini soyduğum bu sarmaşıkları 15 gün boyunca kurutuyorum. Daha sonra kuruyan bu sarmaşıkları yağmurda dışarıda bırakıyorum.Yağmur yağdıkça ıslanan kuru sarmaşıklar bu sayede gevşiyor. Ana malzememiz hazır duruma gelince, balık sepetini örmeye başlıyorum. Önce balık sepetinin boru kısmını örmeye başlıyorum ve diğer kısımlar buna göre şekilleniyor. Bu sepetler, çok eskiden beri balık yakalamak için kullanılır. Balık sepetinin çalışma mantığı da çok basittir.Balıkların sepete girmesi için, sepetin giriş kısmına ve içine kuru ekmek parçaları koymanız gerekiyor. Daha sonra ise sepetin suda batması için içine taş koyarak ağırlık oluşturmalısınız. Akşam üstü balık sepetini suya bu şekilde atıp, sabah çıkardığınızda içinde balıkların olduğunu göreceksiniz” diye konuştu.Öte yandan, balık sepeti örme geleneğinin, endüstriyel üretime yenik düştüğünü belirten Özcan, “Şimdi bu sepetleri çelik veya sert plastik kullanarak fabrikalarda seri üretim yapıyorlar. Fileden bile yapılanlar var. Balıkçıların çoğu artık bunları tercih ediyor. Eski usul balık sepeti örme geleneği maalesef yok oluyor. 45 yıldır balık sepeti örüyorum. Şu an geleneksel yöntemlerle bu sepetleri yapan kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fML5v5DmFEWAQ9iksJrGNg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıldır, dikenli, sarmaşıklardan, örüyor:, Bu, işi, yapanların, sayısı, bir, elin, parmağını, geçmez</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fML5v5DmFEWAQ9iksJrGNg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="45 yıldır dikenli sarmaşıklardan örüyor"><p>Ordu'da, 16 yaşından bu yana dikenli sarmaşıklardan ördüğü balık sepetlerini satarak geçimini sağlayan Turgut Özcan (61), “45 yıldır balık sepeti örüyorum. Şu an geleneksel yöntemlerle bu sepetleri yapan kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez” dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LC__Wwllj0mB9AkHkbad3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Altınordu ilçesi Kayabaşı Mahallesi’nde yaşayan Turgut Özcan, 45 yıldır dikenli sarmaşıklardan balık sepeti örerek geçimini sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5LOJvrHCs0KbxxitLKhFVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günde bir sepet ören Özcan, ördüğü sepetlere il dışından bile talep olduğunu belirterek, “Bu işi, mahallemizdeki yaşlı bir amcadan öğrendim. Dağlık bölgelere gidip, orada kendiliğinden yetişen yabani diken sarmaşıklarını kesiyorum.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nwvub-QtA0qAs-j8yIDfIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dikenleri kazıyıp, pürüzsüz hale getiriyorum. Dikenlerini soyduğum bu sarmaşıkları 15 gün boyunca kurutuyorum. Daha sonra kuruyan bu sarmaşıkları yağmurda dışarıda bırakıyorum.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Uj-2Acv-LUKUG_WWYvrd8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağmur yağdıkça ıslanan kuru sarmaşıklar bu sayede gevşiyor. Ana malzememiz hazır duruma gelince, balık sepetini örmeye başlıyorum. Önce balık sepetinin boru kısmını örmeye başlıyorum ve diğer kısımlar buna göre şekilleniyor. Bu sepetler, çok eskiden beri balık yakalamak için kullanılır. Balık sepetinin çalışma mantığı da çok basittir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PaRmwYk3mkCNKvGD-KEzeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balıkların sepete girmesi için, sepetin giriş kısmına ve içine kuru ekmek parçaları koymanız gerekiyor. Daha sonra ise sepetin suda batması için içine taş koyarak ağırlık oluşturmalısınız. Akşam üstü balık sepetini suya bu şekilde atıp, sabah çıkardığınızda içinde balıkların olduğunu göreceksiniz” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/njVjyGJ-70u9bgPP8Uptow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan, balık sepeti örme geleneğinin, endüstriyel üretime yenik düştüğünü belirten Özcan, “Şimdi bu sepetleri çelik veya sert plastik kullanarak fabrikalarda seri üretim yapıyorlar. Fileden bile yapılanlar var. Balıkçıların çoğu artık bunları tercih ediyor. Eski usul balık sepeti örme geleneği maalesef yok oluyor. 45 yıldır balık sepeti örüyorum. Şu an geleneksel yöntemlerle bu sepetleri yapan kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sık sık hastalanıyor musunuz? Ellerinizi böyle yıkayın</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sik-sik-hastalaniyor-musunuz-ellerinizi-boeyle-yikayin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sik-sik-hastalaniyor-musunuz-ellerinizi-boeyle-yikayin</guid>
<description><![CDATA[ Ellerimiz gün boyunca birçok yüzeye temas ederek bakteri ve virüs kapar. Ellerimizi temizlemeden yüzümüze, yiyeceklere veya diğer insanlara dokunduğumuzda, mikroplar vücudumuza girebilir ve bizi hasta edebilir. Ellerimizi sabun ve suyla yıkamak bu mikropları temizler ve enfeksiyonların yayılmasını önler.Birçoğumuz diğerlerinden çok daha fazla hastalanırız, ancak gerçek şu ki bağışıklık sistemi ne sıklıkta hasta olduğunuzda rol oynasa da, alışkanlıklarınız da mide veya soğuk algınlığı olsun, ne sıklıkta mikrop kapacağınızı belirler. Ancak, ellerinizi doğru şekilde yıkamanın rahatsızlıkların %80&#039;ini önleyebileceğini biliyor muydunuz?Ellerimiz gün boyunca birçok yüzeye temas ederek bakteri ve virüs kapar. Ellerimizi temizlemeden yüzümüze, yiyeceklere veya diğer insanlara dokunduğumuzda, mikroplar vücudumuza girebilir ve bizi hasta edebilir. Ellerimizi sabun ve suyla yıkamak bu mikropları temizler ve enfeksiyonların yayılmasını önler.Sağlık uzmanlarına göre, el yıkamak hastalıkları önlemenin en iyi yollarından biridir. Ancak sadece ellerinizi suyla durulamak yeterli değildir; belirli adımları dikkatlice izlemeniz gerekir.Ellerinizi yıkarken şu adımları izleyin:

Ellerinizi temiz, akan suyla ıslatın
Tüm el yüzeylerini kaplayacak kadar sabun uygulayın.
Köpük yapmak için ellerinizi birbirine sürtün. Şunları ovduğunuzdan emin olun:
Avuç içleri
Ellerinizin arkası
Parmaklarınızın arası
Tırnaklarınızın altı
En az 20 saniye ovun. Zamanlayıcıya mı ihtiyacınız var? &quot;Doğum Günün Kutlu Olsun&quot; şarkısını iki kez mırıldanın. (Covid günlerini hatırlıyor musunuz?)
Ellerinizi akan suyun altında iyice durulayın.Ellerinizi temiz bir havlu veya hava kurutucusu kullanarak kurulayın.Bir daha mikroplara dokunmamak için musluğunuzu bir havluyla kapatın.ELLERİNİZİ NE ZAMAN YIKAMALISINIZ?Elleri doğru zamanda yıkamak, onları düzgün bir şekilde yıkamak kadar önemlidir. Ellerinizi yıkadığınızdan emin olun:

Yemek hazırlamadan önce, hazırlarken ve hazırladıktan sonra
Yemek yemeden önce
Tuvaleti kullandıktan sonra
Burnunuzu sildikten, öksürdükten veya hapşırdıktan sonra
Hayvanlara veya hayvan atıklarına dokunduktan sonra
Çöple uğraştıktan sonra
Hasta birine baktıktan sonraSabun ve suyunuz yoksa, en az yüzde 60 alkol içeren bir el dezenfektanı kullanın. Elleriniz kuruyana kadar ellerinizin her yerine sürün. Dezenfektan birçok mikrobu öldürse de kiri veya zararlı kimyasalları temizlemez, bu nedenle mümkün olduğunda sabun ve su daha iyidir.Araştırmalar, ellerinizi günde 5 ila 10 kez yıkamanın enfeksiyon riskini azaltabileceğini göstermektedir. Günde 10 kezden fazla yıkamak, özellikle grip mevsimi veya salgınlar sırasında ekstra koruma sağlayabilir. Kural, onları yıkayıp kirli hissetmektir, ancak bu konuda paranoyak olmayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SmVvwTNdrEGBqVRi1-B1ww.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sık, sık, hastalanıyor, musunuz, Ellerinizi, böyle, yıkayın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SmVvwTNdrEGBqVRi1-B1ww.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sık sık hastalanıyor musunuz? Ellerinizi böyle yıkayın"><p>Ellerimiz gün boyunca birçok yüzeye temas ederek bakteri ve virüs kapar. Ellerimizi temizlemeden yüzümüze, yiyeceklere veya diğer insanlara dokunduğumuzda, mikroplar vücudumuza girebilir ve bizi hasta edebilir. Ellerimizi sabun ve suyla yıkamak bu mikropları temizler ve enfeksiyonların yayılmasını önler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1YibjmBdKE6aTNyXG-JQYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçoğumuz diğerlerinden çok daha fazla hastalanırız, ancak gerçek şu ki bağışıklık sistemi ne sıklıkta hasta olduğunuzda rol oynasa da, alışkanlıklarınız da mide veya soğuk algınlığı olsun, ne sıklıkta mikrop kapacağınızı belirler. Ancak, ellerinizi doğru şekilde yıkamanın rahatsızlıkların %80'ini önleyebileceğini biliyor muydunuz?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7bdn0T4sbECXXjjabLAsWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ellerimiz gün boyunca birçok yüzeye temas ederek bakteri ve virüs kapar. Ellerimizi temizlemeden yüzümüze, yiyeceklere veya diğer insanlara dokunduğumuzda, mikroplar vücudumuza girebilir ve bizi hasta edebilir. Ellerimizi sabun ve suyla yıkamak bu mikropları temizler ve enfeksiyonların yayılmasını önler.Sağlık uzmanlarına göre, el yıkamak hastalıkları önlemenin en iyi yollarından biridir. Ancak sadece ellerinizi suyla durulamak yeterli değildir; belirli adımları dikkatlice izlemeniz gerekir.Ellerinizi yıkarken şu adımları izleyin:

Ellerinizi temiz, akan suyla ıslatın
Tüm el yüzeylerini kaplayacak kadar sabun uygulayın.
Köpük yapmak için ellerinizi birbirine sürtün. Şunları ovduğunuzdan emin olun:
Avuç içleri
Ellerinizin arkası
Parmaklarınızın arası
Tırnaklarınızın altı
En az 20 saniye ovun. Zamanlayıcıya mı ihtiyacınız var? "Doğum Günün Kutlu Olsun" şarkısını iki kez mırıldanın. (Covid günlerini hatırlıyor musunuz?)
Ellerinizi akan suyun altında iyice durulayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FPnGDryiH0uhNSU124IZbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ellerinizi temiz bir havlu veya hava kurutucusu kullanarak kurulayın.Bir daha mikroplara dokunmamak için musluğunuzu bir havluyla kapatın.ELLERİNİZİ NE ZAMAN YIKAMALISINIZ?Elleri doğru zamanda yıkamak, onları düzgün bir şekilde yıkamak kadar önemlidir. Ellerinizi yıkadığınızdan emin olun:

Yemek hazırlamadan önce, hazırlarken ve hazırladıktan sonra
Yemek yemeden önce
Tuvaleti kullandıktan sonra
Burnunuzu sildikten, öksürdükten veya hapşırdıktan sonra
Hayvanlara veya hayvan atıklarına dokunduktan sonra
Çöple uğraştıktan sonra
Hasta birine baktıktan sonra</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L-P1BPS9JEuR0EjkAUQhtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabun ve suyunuz yoksa, en az yüzde 60 alkol içeren bir el dezenfektanı kullanın. Elleriniz kuruyana kadar ellerinizin her yerine sürün. Dezenfektan birçok mikrobu öldürse de kiri veya zararlı kimyasalları temizlemez, bu nedenle mümkün olduğunda sabun ve su daha iyidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G9mk8-JFiUmu75XX-WetCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, ellerinizi günde 5 ila 10 kez yıkamanın enfeksiyon riskini azaltabileceğini göstermektedir. Günde 10 kezden fazla yıkamak, özellikle grip mevsimi veya salgınlar sırasında ekstra koruma sağlayabilir. Kural, onları yıkayıp kirli hissetmektir, ancak bu konuda paranoyak olmayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>100 saat boyunca bu diyeti uyguladı: Vücudunda neler oldu?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/100-saat-boyunca-bu-diyeti-uyguladi-vucudunda-neler-oldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/100-saat-boyunca-bu-diyeti-uyguladi-vucudunda-neler-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Kanadalı YouTuber Will Tennyson, “Dünyanın En Ekstrem Diyeti” adını verdiği yeni videosunda, yalnızca dört günde  kilo vermeyi başardı. Ancak bu sıra dışı kilo kaybı, ciddi fiziksel ve psikolojik bedelleri de beraberinde getirdi.30 yaşındaki fitness içerik üreticisi, günde sadece 1000 kaloriyle sınırlı, karbonhidratsız bir diyetle dört gün geçirdi. Diyeti boyunca yalnızca küçük porsiyonlarda tavuk ve yeşil sebze tüketen Tennyson, günlük 12 bin adım atmayı, 7.5 litre su içmeyi ve yapay tatlandırıcı ile baharat kullanımını tamamen kesmeyi de şart koştu.Sosyal medya kullanıcılarının büyük ilgisini çeken video kısa sürede 2,5 milyon izlenmeye ulaştı.Deneye 5,7 kilo yağla başlayan Tennyson, vücut geliştirme sahnelerinde kaslarını en net şekilde sergilemek amacıyla, vücudundaki tüm yağ oranını minimuma indirmeyi hedefledi. Ancak bu süreç, onun için adeta bir işkenceye dönüştü.Kendi antrenörü bile uygulanan diyeti “acımasız” olarak nitelendirdi. İlk günün sabahı normal başlayan fenomen, öğleden sonra ciddi bir bitkinlik yaşadı. Açlık hissi, fiziksel halsizlik, baş ağrısı, uykusuzluk ve görme bozuklukları gibi yan etkiler giderek arttı.Tennyson bu süreci şöyle anlattı:“Açlıktan ölüyorum. Başım ağrıyor, biraz ağlamak istiyorum. Gecenin bir yarısı uyanırsam mahvolurum.”Diyetin ilerleyen günlerinde Tennyson’ın enerjisi iyice düştü. Üçüncü gün bacaklarında güçsüzlük baş gösterdi. Hatta televizyon izlemek veya perdeleri açmak gibi küçük eylemler bile dayanılmaz hale geldi.Yaptırdığı kan testinde, testosteron seviyelerinde ciddi düşüş tespit edildi. Uzmanlara göre bunun nedeni, çinko, magnezyum, D vitamini gibi testosteron üretimi için gerekli besin maddelerinin eksikliğiydi.“Göz kırpmak bile kardiyo gibiydi. Güneş başımı ağrıttı, oturup hiçbir şey yapmamak tek çözüm gibiydi,” dedi Tennyson.Dördüncü günün sonunda, Tennyson hedeflediği yüzde 5 yağ oranına ulaşarak büyük bir başarıya imza attı. Ortalama bir erkeğin vücut yağ oranının yüzde 20 civarında olduğu düşünülürse, bu oran dikkat çekici.Her ne kadar bu görünümden memnun olduğunu dile getirse de, deneyin son gününde fiziksel yorgunluk had safhadaydı:“Kaslarımı kasmak bile acı veriyor. Hiç bu kadar zayıf olmamıştım ama hayatımda da hiç bu kadar iyi görünmemiştim.”Beşinci günün sonunda toplam 4,5 kilo verdiğini belirten Tennyson, vücudundaki belirgin farklılıkları özellikle uyluk bölgesinde hissettiğini söyledi. Deneyin bitiminde ise şaşırtıcı bir şekilde, uyguladığı aşırı diyeti özleyeceğini ifade etti:“O kadar rutin hale geldi ki, her şey bittiğinde biraz üzüleceğim gibi hissediyorum.”Will Tennyson’ın bu aşırı diyet deneyimi sosyal medyada büyük ilgi görse de, uzmanlar bu tür hızlı kilo kaybı vaat eden diyetlerin kalıcı sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Uzun vadede dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme programı öneriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jsvZbbiHX0CxQxjbjA3gOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>100, saat, boyunca, diyeti, uyguladı:, Vücudunda, neler, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jsvZbbiHX0CxQxjbjA3gOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="100 saat boyunca bu diyeti uyguladı: Vücudunda neler oldu?"><p>Kanadalı YouTuber Will Tennyson, “Dünyanın En Ekstrem Diyeti” adını verdiği yeni videosunda, yalnızca dört günde  kilo vermeyi başardı. Ancak bu sıra dışı kilo kaybı, ciddi fiziksel ve psikolojik bedelleri de beraberinde getirdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8hab0h2CeU6tu6i_hpu8zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>30 yaşındaki fitness içerik üreticisi, günde sadece 1000 kaloriyle sınırlı, karbonhidratsız bir diyetle dört gün geçirdi. Diyeti boyunca yalnızca küçük porsiyonlarda tavuk ve yeşil sebze tüketen Tennyson, günlük 12 bin adım atmayı, 7.5 litre su içmeyi ve yapay tatlandırıcı ile baharat kullanımını tamamen kesmeyi de şart koştu.Sosyal medya kullanıcılarının büyük ilgisini çeken video kısa sürede 2,5 milyon izlenmeye ulaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s-S7U9P64E2ONK-4pt6cbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deneye 5,7 kilo yağla başlayan Tennyson, vücut geliştirme sahnelerinde kaslarını en net şekilde sergilemek amacıyla, vücudundaki tüm yağ oranını minimuma indirmeyi hedefledi. Ancak bu süreç, onun için adeta bir işkenceye dönüştü.Kendi antrenörü bile uygulanan diyeti “acımasız” olarak nitelendirdi. İlk günün sabahı normal başlayan fenomen, öğleden sonra ciddi bir bitkinlik yaşadı. Açlık hissi, fiziksel halsizlik, baş ağrısı, uykusuzluk ve görme bozuklukları gibi yan etkiler giderek arttı.Tennyson bu süreci şöyle anlattı:“Açlıktan ölüyorum. Başım ağrıyor, biraz ağlamak istiyorum. Gecenin bir yarısı uyanırsam mahvolurum.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HBq_kRr_H0uvf5jcLtUJag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyetin ilerleyen günlerinde Tennyson’ın enerjisi iyice düştü. Üçüncü gün bacaklarında güçsüzlük baş gösterdi. Hatta televizyon izlemek veya perdeleri açmak gibi küçük eylemler bile dayanılmaz hale geldi.Yaptırdığı kan testinde, testosteron seviyelerinde ciddi düşüş tespit edildi. Uzmanlara göre bunun nedeni, çinko, magnezyum, D vitamini gibi testosteron üretimi için gerekli besin maddelerinin eksikliğiydi.“Göz kırpmak bile kardiyo gibiydi. Güneş başımı ağrıttı, oturup hiçbir şey yapmamak tek çözüm gibiydi,” dedi Tennyson.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PU0tEWuGhkewSPoV1PXZ9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dördüncü günün sonunda, Tennyson hedeflediği yüzde 5 yağ oranına ulaşarak büyük bir başarıya imza attı. Ortalama bir erkeğin vücut yağ oranının yüzde 20 civarında olduğu düşünülürse, bu oran dikkat çekici.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hlhXSLaauEK3y4bi2DbSpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her ne kadar bu görünümden memnun olduğunu dile getirse de, deneyin son gününde fiziksel yorgunluk had safhadaydı:“Kaslarımı kasmak bile acı veriyor. Hiç bu kadar zayıf olmamıştım ama hayatımda da hiç bu kadar iyi görünmemiştim.”Beşinci günün sonunda toplam 4,5 kilo verdiğini belirten Tennyson, vücudundaki belirgin farklılıkları özellikle uyluk bölgesinde hissettiğini söyledi. Deneyin bitiminde ise şaşırtıcı bir şekilde, uyguladığı aşırı diyeti özleyeceğini ifade etti:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tOnWZrMVq0alXnwWHwJPsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“O kadar rutin hale geldi ki, her şey bittiğinde biraz üzüleceğim gibi hissediyorum.”Will Tennyson’ın bu aşırı diyet deneyimi sosyal medyada büyük ilgi görse de, uzmanlar bu tür hızlı kilo kaybı vaat eden diyetlerin kalıcı sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Uzun vadede dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme programı öneriliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Meyve ve sebzeleri günlerce bozulmadan taze tutun: Bu yöntem raf ömrünü uzatıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/meyve-ve-sebzeleri-gunlerce-bozulmadan-taze-tutun-bu-yoentem-raf-oemrunu-uzatiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/meyve-ve-sebzeleri-gunlerce-bozulmadan-taze-tutun-bu-yoentem-raf-oemrunu-uzatiyor</guid>
<description><![CDATA[ Özellikle yaz aylarının gelmesiyle insan vücudunun gerekli takviyeleri alabilmesi için sık sık meyve ve sebze tüketmesi gerekiyor. Özellikle haftalık market alışverişi yapanlar ise meyve ve sebzelerin bozulma süresinden şikayet ediyor. Çoğu zaman buzdolabına konulduktan bir iki gün sonra bozulan meyve ve sebzeler, tüketilmeden çöpe gidiyor. Doğru kullanım ise meyve ile sebzelerin raf ömrünü uzatıyor.Meyve ve sebzeler market alışverişinin ardından kısa sürede tüketilmediği takdirde bozuluyor. Buzdolabında bekletmek çare olmazken doğru saklama yöntemi kullanılmadığından özellikle meyvelerin raf ömrü giderek kısalıyor. Muz, domates, şeftali, patates, avokado, taze fasulye, kara lahana, brokoli, mantar, kuşkonmaz gibi besinler kısa sürede bozuluyor. İşte, meyve ve sebzeleri buzdolabında bozulmadan uzun süre tutmanın pratik yöntemi…Meyve ve sebzelerin daha uzun süre taze kalmasını sağlamak için öncelikle daha doğru bir şekilde korunması gerekiyor. Uzmanlar, plastik poşetlerde saklanan meyve ve sebzelerde daha kısa sürede bozulduğunu ifade ediyor. Plastik poşet, besinlerin nem dengesini bozarken çürümeyi hızlandırıyor. Bunun yerine meyve ve ve sebzeleri tek tek kağıt havluya sararak bekletmek nemin emilmesini ve daha uzun süre taze kalmasını sağlar.Meyve ve sebzelerin buzdolabında kolay bozulmasının ikinci bir sebebi ise ürünleri,buzdolabına gelişigüzel yerleştirmek. Meyve ve sebzeleri alt alta veya üst üste yığılması, hava sirkülasyonunu engelliyor.Bunun yerine meyve ve sebzeleri yatak biçimde tek sıra şeklinde ve birbirine temas etmeyecek şekilde koyabilirsiniz. Alternatif olarak sebzelik bölümüne yerleştirilen nem emici bez yardımıyla nem dengesini sağlayabilirsiniz.Meyve ve sebzeleri saklamak için kullanılan kapların malzemesi oldukça önemli. Plastik kaplar, hava almadığı için nemin içeride hapsolmasına sebep oluyor. Metal kaplar ise soğukla temas durumunda sağlığa zararlı olabilir. Cam kaplar ise doğal bir ortam yaratarak meyve ve sebzelerin tazeliğinin korunmasına yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w8RK407B7UGGvEcW2eBY1Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Meyve, sebzeleri, günlerce, bozulmadan, taze, tutun:, yöntem, raf, ömrünü, uzatıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w8RK407B7UGGvEcW2eBY1Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Meyve ve sebzeleri günlerce bozulmadan taze tutun: Bu yöntem raf ömrünü uzatıyor"><p>Özellikle yaz aylarının gelmesiyle insan vücudunun gerekli takviyeleri alabilmesi için sık sık meyve ve sebze tüketmesi gerekiyor. Özellikle haftalık market alışverişi yapanlar ise meyve ve sebzelerin bozulma süresinden şikayet ediyor. Çoğu zaman buzdolabına konulduktan bir iki gün sonra bozulan meyve ve sebzeler, tüketilmeden çöpe gidiyor. Doğru kullanım ise meyve ile sebzelerin raf ömrünü uzatıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dn_NSnNfY0qzTkA8F-Hxsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve ve sebzeler market alışverişinin ardından kısa sürede tüketilmediği takdirde bozuluyor. Buzdolabında bekletmek çare olmazken doğru saklama yöntemi kullanılmadığından özellikle meyvelerin raf ömrü giderek kısalıyor. Muz, domates, şeftali, patates, avokado, taze fasulye, kara lahana, brokoli, mantar, kuşkonmaz gibi besinler kısa sürede bozuluyor. İşte, meyve ve sebzeleri buzdolabında bozulmadan uzun süre tutmanın pratik yöntemi…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IRjeXySseECcbrh7AcfG3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve ve sebzelerin daha uzun süre taze kalmasını sağlamak için öncelikle daha doğru bir şekilde korunması gerekiyor. Uzmanlar, plastik poşetlerde saklanan meyve ve sebzelerde daha kısa sürede bozulduğunu ifade ediyor. Plastik poşet, besinlerin nem dengesini bozarken çürümeyi hızlandırıyor. Bunun yerine meyve ve ve sebzeleri tek tek kağıt havluya sararak bekletmek nemin emilmesini ve daha uzun süre taze kalmasını sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JKb-9bR7zE29fRt9EPJLxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve ve sebzelerin buzdolabında kolay bozulmasının ikinci bir sebebi ise ürünleri,buzdolabına gelişigüzel yerleştirmek. Meyve ve sebzeleri alt alta veya üst üste yığılması, hava sirkülasyonunu engelliyor.Bunun yerine meyve ve sebzeleri yatak biçimde tek sıra şeklinde ve birbirine temas etmeyecek şekilde koyabilirsiniz. Alternatif olarak sebzelik bölümüne yerleştirilen nem emici bez yardımıyla nem dengesini sağlayabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3uC6upw__U-xy1wSXEah-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve ve sebzeleri saklamak için kullanılan kapların malzemesi oldukça önemli. Plastik kaplar, hava almadığı için nemin içeride hapsolmasına sebep oluyor. Metal kaplar ise soğukla temas durumunda sağlığa zararlı olabilir. Cam kaplar ise doğal bir ortam yaratarak meyve ve sebzelerin tazeliğinin korunmasına yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bisiklet kazasıyla ortaya çıktı: Meğer 4. evre kansermiş</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bisiklet-kazasiyla-ortaya-cikti-meger-4-evre-kansermis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bisiklet-kazasiyla-ortaya-cikti-meger-4-evre-kansermis</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan 15 yaşındaki Millie Robinson, sıradan bir bisiklet kazasının ardından yapılan tetkiklerle hayatını altüst eden bir hastalıkla karşı karşıya kaldı.Sağlıklı ve aktif bir öğrenci olan Millie, babasıyla birlikte bisiklet sürerken düştü. Kazadan kısa bir süre sonra kolunda ağrı hisseden genç kızın annesi Krista Dennett, durumu başta ciddi bulmasa da, ağrılar artınca Millie’yi hastaneye götürdü.
İlk testlerin ardından evlerine dönen aile, aynı akşam saatlerinde hastaneden gelen telefonla sarsıldı. Doktorlar, acil bir MR çekimi gerektiğini söyleyerek Millie’yi tekrar hastaneye çağırdı. Yapılan taramalar sonucunda şüpheli bir oluşum tespit edildi ve aile, kesin tanı için Londra’daki bir hastaneye sevk edildi.Gerçek, biyopsi sonuçlarıyla ortaya çıktı: Millie’ye dördüncü evre osteosarkom teşhisi kondu. Kemik kanserinin en ileri evresi olan bu durum, kanserin akciğerler ve diğer kemiklere yayıldığını gösteriyor. Doktorlar, hastalığın göğüs kafesine sıçradığını ve dirsekte de yayılım olabileceğini belirtti.Anne Krista Dennett, teşhis haberini aldığı anı “Hayatımın en kötü günüydü. Kendimi hasta hissettim. Her şey birkaç saat içinde oldu ve dünyamız başımıza yıkıldı” sözleriyle anlattı. Millie’nin tedavi edilmemesi durumunda yalnızca altı ay ömrü kaldığı uyarısını aldıklarını söyleyen Krista, “Bisikletten düşmesi adeta bir mucizeydi. O düşüş olmasaydı bu kadar erken fark edemeyecektik” dedi.Millie, şu anda yaklaşık üç ay sürecek zorlu bir kemoterapi sürecinde. Ardından tümörleri almak için büyük bir ameliyata girecek ve dört ay daha radyoterapi görecek.Hiçbir belirti göstermemesi, ailenin yaşadığı şoku daha da derinleştirdi. Anne Dennett, “Ne kilo kaybı vardı, ne baş ağrısı, ne de halsizlik. Doktorlar her şeyi sordu ama hiçbir belirti yoktu” diye konuştu.Osteosarkom, çocukluk çağının en nadir ve ölümcül kanserlerinden biri olarak biliniyor. İngiltere’de her yıl yaklaşık 150 çocuk bu hastalıkla mücadele ediyor. Uzun vadeli sağkalım oranları ise yıllardır değişmedi; hastaların yalnızca yüzde 70’inden azı beş yıldan uzun yaşayabiliyor.Millie’nin okul hayalleri de hastalık nedeniyle kesintiye uğradı. Hostes olup dünyayı gezmeyi planlayan genç kız, yoğun tedavi süreci nedeniyle okuldan ayrılmak zorunda kaldı. Aile, tedavi süresince Southampton’daki hastaneye ulaşım ve konaklama gibi masrafları karşılayabilmek için bir yardım kampanyası başlattı.Kızına tam zamanlı bakabilmek için işinden ayrılan Krista, “Millie inanılmaz güçlü ve cesur. Hâlâ gülümseyebiliyor. Tedavi süreci zor ama doktorlar umut verdi” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L44ghq88hEKHNSxqqbue-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bisiklet, kazasıyla, ortaya, çıktı:, Meğer, evre, kansermiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L44ghq88hEKHNSxqqbue-g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bisiklet kazasıyla ortaya çıktı: Meğer 4. evre kansermiş"><p>İngiltere'de yaşayan 15 yaşındaki Millie Robinson, sıradan bir bisiklet kazasının ardından yapılan tetkiklerle hayatını altüst eden bir hastalıkla karşı karşıya kaldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9YiQLze9A0Wni4xRhOLRyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı ve aktif bir öğrenci olan Millie, babasıyla birlikte bisiklet sürerken düştü. Kazadan kısa bir süre sonra kolunda ağrı hisseden genç kızın annesi Krista Dennett, durumu başta ciddi bulmasa da, ağrılar artınca Millie’yi hastaneye götürdü.
İlk testlerin ardından evlerine dönen aile, aynı akşam saatlerinde hastaneden gelen telefonla sarsıldı. Doktorlar, acil bir MR çekimi gerektiğini söyleyerek Millie’yi tekrar hastaneye çağırdı. Yapılan taramalar sonucunda şüpheli bir oluşum tespit edildi ve aile, kesin tanı için Londra’daki bir hastaneye sevk edildi.Gerçek, biyopsi sonuçlarıyla ortaya çıktı: Millie’ye dördüncü evre osteosarkom teşhisi kondu. Kemik kanserinin en ileri evresi olan bu durum, kanserin akciğerler ve diğer kemiklere yayıldığını gösteriyor. Doktorlar, hastalığın göğüs kafesine sıçradığını ve dirsekte de yayılım olabileceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bYXaRTRKyE65Ebr7pjg8IQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anne Krista Dennett, teşhis haberini aldığı anı “Hayatımın en kötü günüydü. Kendimi hasta hissettim. Her şey birkaç saat içinde oldu ve dünyamız başımıza yıkıldı” sözleriyle anlattı. Millie’nin tedavi edilmemesi durumunda yalnızca altı ay ömrü kaldığı uyarısını aldıklarını söyleyen Krista, “Bisikletten düşmesi adeta bir mucizeydi. O düşüş olmasaydı bu kadar erken fark edemeyecektik” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IKhqdZGETE6nUHWixTkKrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Millie, şu anda yaklaşık üç ay sürecek zorlu bir kemoterapi sürecinde. Ardından tümörleri almak için büyük bir ameliyata girecek ve dört ay daha radyoterapi görecek.Hiçbir belirti göstermemesi, ailenin yaşadığı şoku daha da derinleştirdi. Anne Dennett, “Ne kilo kaybı vardı, ne baş ağrısı, ne de halsizlik. Doktorlar her şeyi sordu ama hiçbir belirti yoktu” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vU2kVsrq-EaOj1z2wPg3FA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Osteosarkom, çocukluk çağının en nadir ve ölümcül kanserlerinden biri olarak biliniyor. İngiltere’de her yıl yaklaşık 150 çocuk bu hastalıkla mücadele ediyor. Uzun vadeli sağkalım oranları ise yıllardır değişmedi; hastaların yalnızca yüzde 70’inden azı beş yıldan uzun yaşayabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jCDXShf99Ua5d0Obqh3PEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Millie’nin okul hayalleri de hastalık nedeniyle kesintiye uğradı. Hostes olup dünyayı gezmeyi planlayan genç kız, yoğun tedavi süreci nedeniyle okuldan ayrılmak zorunda kaldı. Aile, tedavi süresince Southampton’daki hastaneye ulaşım ve konaklama gibi masrafları karşılayabilmek için bir yardım kampanyası başlattı.Kızına tam zamanlı bakabilmek için işinden ayrılan Krista, “Millie inanılmaz güçlü ve cesur. Hâlâ gülümseyebiliyor. Tedavi süreci zor ama doktorlar umut verdi” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Klinik psikolog açıkladı: Duygusal ihtiyaçlar karşılanmadığında ne olur?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/klinik-psikolog-acikladi-duygusal-ihtiyaclar-karsilanmadiginda-ne-olur</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/klinik-psikolog-acikladi-duygusal-ihtiyaclar-karsilanmadiginda-ne-olur</guid>
<description><![CDATA[ Her canlının yaşamak için temel ihtiyaçlarının karşılanmasına gereksinimi vardır. Toplumda varlığını sürdürebilmesi için de temel ihtiyaçların önemli bir kısmı olan duygusal ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.Her canlının yaşamak için temel ihtiyaçlarının karşılanmasına gereksinimi vardır. Temel ihtiyaçlardan bahsederken akla ilk olarak fiziksel ihtiyaçlar gelir: Barınma, beslenme, korunma, nefes alma… Fiziksel ihtiyaçları karşılamanın yaşamı sürdürmeye yeterli olduğu düşünülür. Ancak insan, sosyal bir varlıktır. Toplum içinde var olarak yaşamını sürdürür. Toplumda varlığını sürdürebilmesi için de temel ihtiyaçların önemli bir kısmı olan duygusal ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. 
Duygusal ihtiyaçlar temelde; bir yere ait hissetmeyi, insanlar ile bağ kurmayı, kabul görmeyi ve bu sayede hayatı anlamlandırmayı kapsar. İnsanın fiziksel ihtiyaçlarıyla birlikte duygusal ihtiyaçları da giderildiğinde temel ihtiyaçları karşılanmıştır denilebilir.Sevilmek,
Kabul Edilmek,
Başarmak,
Bireysellik,
Onaylanmak,
Güvende Hissetmek,
Yakınlık Kurmak,
Duygusal ihtiyaçlar herkes için farklı olabilir. Bu alanda çalışmalar yapmış ve Şema Terapi ekolünü geliştirmiş olan Jeffrey Young’a göre beş temel duygusal ihtiyaç vardır, Bunlar:
Güvenli ve Tutarlı Bağlanma,
Duygularını ve İhtiyaçlarını İfade Edebilme,
Özerklik, Kimlik Duygusu ve Yeterlilik,
Öz Kontrol ve Gerçekçi Sınırlar,
Kendiliğindenlik ve Oyun,Duygusal ihtiyaçlar hayatı anlamlı kılmak ve yaşamdan doyum almak için önemlidir. Bebeklikten itibaren ebeveynleri tarafından duygusal ihtiyaçları karşılanmış çocukların ileriki yıllarında;
Yaşamayı ve yaşamı seven,
Kendine güvenen,
Sosyal ilişkiler kurmaktan kaçınmayan,
Kendini ifade edebilen,
Sınırlarını koruyabilen,
Tam tersi, duygusal ihtiyaçları karşılanmamış çocukların;
Bağlanmaktan kaçınan,
Güven problemleri yaşayan,
Kendini ifade etmekte zorlanan,
Hayatın pek çok noktasında sorun yaşamaya açık yetişkinlere dönüşme olasılığı yüksektir.Duygusal ihtiyaçlar karşılanmadığında birey; yalnızlık, stres, kaygı ve depresyon gibi psikolojik problemler yaşayabilir. Kaliteli bir yaşam sürmek ve psikolojik iyi oluş için duygusal ihtiyaçlar çok önemlidir.Sevgi ve şefkat ihtiyacı karşılanmadığında; boşluk hissi ve üzüntü duygusunun oluşması
Güvende hissetme duygusu karşılanmadığında; kaygı ve güven sorunlarının yaşanması
Bireysel gereksinimlerini karşılayabilme ihtiyacı karşılanmadığında; stres yaşanması
Kabul edilme ve ilgi ihtiyacı karşılanmadığında; yalnızlık hissiyatının oluşması ve geri çekilme davranışı sergilenmesi
Değerli görülme ve tebrik edilme ihtiyacı karşılanmadığında; devamlı onay alma gereksinimi duyulmasıBireyin kendini ve duygusal ihtiyaçlarını tanımaya alan açması,
Duygu ve düşünceleri ifade edebilme, yönlendirebilme amaçlı aktiviteler yapmak, (Günlük tutmak, çeşitli sanat dallarını keşfetmek, egzersiz yapmak).
Yeni kurulacak ilişkilerde duygusal ihtiyaçlara önem vermek ve anlamlı ilişkiler kurmak: Karşıdaki kişileri anlamak, önem verdiğini göstermek aynı zamanda bireysel sınırları korumak…
Duygusal ihtiyaçlardan doğan sorunlar fark edildiğinde psikolojik destek almak,
Duygusal ihtiyaçları karşılamanın en temel yollarıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TnpyHmRt30mBORUOzZE15w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 11:13:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Klinik, psikolog, açıkladı:, Duygusal, ihtiyaçlar, karşılanmadığında, olur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TnpyHmRt30mBORUOzZE15w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Klinik psikolog açıkladı: Duygusal ihtiyaçlar karşılanmadığında ne olur?"><p>Her canlının yaşamak için temel ihtiyaçlarının karşılanmasına gereksinimi vardır. Toplumda varlığını sürdürebilmesi için de temel ihtiyaçların önemli bir kısmı olan duygusal ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mgPQBg3rU0CO-tVx8-rmew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her canlının yaşamak için temel ihtiyaçlarının karşılanmasına gereksinimi vardır. Temel ihtiyaçlardan bahsederken akla ilk olarak fiziksel ihtiyaçlar gelir: Barınma, beslenme, korunma, nefes alma… Fiziksel ihtiyaçları karşılamanın yaşamı sürdürmeye yeterli olduğu düşünülür. Ancak insan, sosyal bir varlıktır. Toplum içinde var olarak yaşamını sürdürür. Toplumda varlığını sürdürebilmesi için de temel ihtiyaçların önemli bir kısmı olan duygusal ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. 
Duygusal ihtiyaçlar temelde; bir yere ait hissetmeyi, insanlar ile bağ kurmayı, kabul görmeyi ve bu sayede hayatı anlamlandırmayı kapsar. İnsanın fiziksel ihtiyaçlarıyla birlikte duygusal ihtiyaçları da giderildiğinde temel ihtiyaçları karşılanmıştır denilebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YZ12Mm9BR0ifyuSfKy5NHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sevilmek,
Kabul Edilmek,
Başarmak,
Bireysellik,
Onaylanmak,
Güvende Hissetmek,
Yakınlık Kurmak,
Duygusal ihtiyaçlar herkes için farklı olabilir. Bu alanda çalışmalar yapmış ve Şema Terapi ekolünü geliştirmiş olan Jeffrey Young’a göre beş temel duygusal ihtiyaç vardır, Bunlar:
Güvenli ve Tutarlı Bağlanma,
Duygularını ve İhtiyaçlarını İfade Edebilme,
Özerklik, Kimlik Duygusu ve Yeterlilik,
Öz Kontrol ve Gerçekçi Sınırlar,
Kendiliğindenlik ve Oyun,</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t7c1rG91VkicvFRIBVAtFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duygusal ihtiyaçlar hayatı anlamlı kılmak ve yaşamdan doyum almak için önemlidir. Bebeklikten itibaren ebeveynleri tarafından duygusal ihtiyaçları karşılanmış çocukların ileriki yıllarında;
Yaşamayı ve yaşamı seven,
Kendine güvenen,
Sosyal ilişkiler kurmaktan kaçınmayan,
Kendini ifade edebilen,
Sınırlarını koruyabilen,
Tam tersi, duygusal ihtiyaçları karşılanmamış çocukların;
Bağlanmaktan kaçınan,
Güven problemleri yaşayan,
Kendini ifade etmekte zorlanan,
Hayatın pek çok noktasında sorun yaşamaya açık yetişkinlere dönüşme olasılığı yüksektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BuCDpLT5xkuqGGCVwwO4XA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duygusal ihtiyaçlar karşılanmadığında birey; yalnızlık, stres, kaygı ve depresyon gibi psikolojik problemler yaşayabilir. Kaliteli bir yaşam sürmek ve psikolojik iyi oluş için duygusal ihtiyaçlar çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PIYyyh30D0KjtY0UnGt-qw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sevgi ve şefkat ihtiyacı karşılanmadığında; boşluk hissi ve üzüntü duygusunun oluşması
Güvende hissetme duygusu karşılanmadığında; kaygı ve güven sorunlarının yaşanması
Bireysel gereksinimlerini karşılayabilme ihtiyacı karşılanmadığında; stres yaşanması
Kabul edilme ve ilgi ihtiyacı karşılanmadığında; yalnızlık hissiyatının oluşması ve geri çekilme davranışı sergilenmesi
Değerli görülme ve tebrik edilme ihtiyacı karşılanmadığında; devamlı onay alma gereksinimi duyulması</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2e0Z2QrgF06Xux3c8PGCFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bireyin kendini ve duygusal ihtiyaçlarını tanımaya alan açması,
Duygu ve düşünceleri ifade edebilme, yönlendirebilme amaçlı aktiviteler yapmak, (Günlük tutmak, çeşitli sanat dallarını keşfetmek, egzersiz yapmak).
Yeni kurulacak ilişkilerde duygusal ihtiyaçlara önem vermek ve anlamlı ilişkiler kurmak: Karşıdaki kişileri anlamak, önem verdiğini göstermek aynı zamanda bireysel sınırları korumak…
Duygusal ihtiyaçlardan doğan sorunlar fark edildiğinde psikolojik destek almak,
Duygusal ihtiyaçları karşılamanın en temel yollarıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Milyonda 1 görülen hastalığa yakalanmıştı: Ukraynalı Myhailo Türkiye&amp;apos;de sağlığına kavuştu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/milyonda-1-goerulen-hastaliga-yakalanmisti-ukraynali-myhailo-turkiyede-sagligina-kavustu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/milyonda-1-goerulen-hastaliga-yakalanmisti-ukraynali-myhailo-turkiyede-sagligina-kavustu</guid>
<description><![CDATA[ Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası, 3 yıl önce Ukrayna&#039;dan Türkiye&#039;ye getirilen, milyonda 1 görülen &#039;Ablefaron-makrostomi sendromu&#039; ile dünyaya gelen Myhailo Popazav (10), Akdeniz Üniversitesi Hastanesi&#039;ndeki göz kapağı ve ağız küçültme ameliyatlarının ardından sağlığına kavuştu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#039;ın eşi Emine Erdoğan, şubat ayında Türkiye&#039;ye resmi ziyaret gerçekleştiren Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy&#039;nin eşi Olena Zelenska ile savaş mağduru Ukraynalı çocukların kaldığı Ankara&#039;daki Eryaman Çocuk Evleri Sitesi&#039;ni ziyaret etmiş, ziyarete eşlik eden AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, 2022 yılında AÜ Hastanesi&#039;nde tedavi görüp sağlığına kavuşan Ukraynalı Myhailo Popazav hakkında Erdoğan ve Zelenska&#039;ya bilgi vermişti.Milyonda bir görülen Ablefaron-makrostomi sendromuyla doğan, doğuştan göz kapakları olmayan, normalin üzerinde büyüklükte ağza sahip ve işitme sorunları olan Myhailo Popazav,  15 ameliyattan sonra sağlığına kavuştu. Popazav, kulaklarının yapılabilmesi için ileriki günlerde bir operasyon daha geçirecek.
&#039;&#039;OLDUKÇA NADİR BİR DURUM&#039;&#039;
Myhailo&#039;nun sağlık sorunları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özlenen Özkan, &quot;Myhailo, Ukrayna Savaşı&#039;nın başlangıcının hemen ardından Türkiye&#039;ye getirildi. Savaşta mağdur olan çocuklardan biriydi. Sendromik olarak doğmuştu ve bu sendrom, milyonda bir görülen, oldukça nadir bir durum. Bu çocuklarda zeka yaşı, olması gerektiği gibi değil, ciddi şekilde geriydi. Doğduğunda göz kapakları yoktu, ağzı oldukça büyüktü, saçları yoktu. Hem gözleri hem kulakları gelişmemişti. Ellerinde ve parmaklarında da bazı problemler vardı&quot; dedi.Özkan, &quot;Türkiye&#039;ye geldiğinde yapılması gereken en acil müdahale göz kapaklarıydı. Çünkü gözleri korunmazsa kör olma riski vardı. Bu nedenle ilk olarak göz kapaklarına müdahale ettik. Şu anda hareketli göz kapakları var ve gözleri kurtarıldı. Ayrıca büyük olan ağzını da küçülttük. Bu operasyonlar dış görünüşünü oldukça olumlu yönde değiştirdi. Şimdi bir peruk uygulansa, görünüşü normal çocuklardan ayırt edilemeyecek hale gelir. İlk geldiğinde çok korkak ve farklı davranışları vardı. Ama şu anda sevgiyle büyümüş, bambaşka bir çocuk olmuş. Bu da beni çok duygulandırdı&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MR32elsIwEy9GpXZCaCr1w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 10:39:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Milyonda, görülen, hastalığa, yakalanmıştı:, Ukraynalı, Myhailo, Türkiyede, sağlığına, kavuştu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MR32elsIwEy9GpXZCaCr1w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Milyonda 1 görülen hastalık: Türkiye'de iyileşti"><p>Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası, 3 yıl önce Ukrayna'dan Türkiye'ye getirilen, milyonda 1 görülen 'Ablefaron-makrostomi sendromu' ile dünyaya gelen Myhailo Popazav (10), Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ndeki göz kapağı ve ağız küçültme ameliyatlarının ardından sağlığına kavuştu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-mresAVBtU-Zh38lJnFuJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, şubat ayında Türkiye'ye resmi ziyaret gerçekleştiren Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin eşi Olena Zelenska ile savaş mağduru Ukraynalı çocukların kaldığı Ankara'daki Eryaman Çocuk Evleri Sitesi'ni ziyaret etmiş, ziyarete eşlik eden AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, 2022 yılında AÜ Hastanesi'nde tedavi görüp sağlığına kavuşan Ukraynalı Myhailo Popazav hakkında Erdoğan ve Zelenska'ya bilgi vermişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Wfx9voeoESRFkFxbKbLhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Milyonda bir görülen Ablefaron-makrostomi sendromuyla doğan, doğuştan göz kapakları olmayan, normalin üzerinde büyüklükte ağza sahip ve işitme sorunları olan Myhailo Popazav,  15 ameliyattan sonra sağlığına kavuştu. Popazav, kulaklarının yapılabilmesi için ileriki günlerde bir operasyon daha geçirecek.
''OLDUKÇA NADİR BİR DURUM''
Myhailo'nun sağlık sorunları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Myhailo, Ukrayna Savaşı'nın başlangıcının hemen ardından Türkiye'ye getirildi. Savaşta mağdur olan çocuklardan biriydi. Sendromik olarak doğmuştu ve bu sendrom, milyonda bir görülen, oldukça nadir bir durum. Bu çocuklarda zeka yaşı, olması gerektiği gibi değil, ciddi şekilde geriydi. Doğduğunda göz kapakları yoktu, ağzı oldukça büyüktü, saçları yoktu. Hem gözleri hem kulakları gelişmemişti. Ellerinde ve parmaklarında da bazı problemler vardı" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tD56krijIEygpwpoF_fIDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özkan, "Türkiye'ye geldiğinde yapılması gereken en acil müdahale göz kapaklarıydı. Çünkü gözleri korunmazsa kör olma riski vardı. Bu nedenle ilk olarak göz kapaklarına müdahale ettik. Şu anda hareketli göz kapakları var ve gözleri kurtarıldı. Ayrıca büyük olan ağzını da küçülttük. Bu operasyonlar dış görünüşünü oldukça olumlu yönde değiştirdi. Şimdi bir peruk uygulansa, görünüşü normal çocuklardan ayırt edilemeyecek hale gelir. İlk geldiğinde çok korkak ve farklı davranışları vardı. Ama şu anda sevgiyle büyümüş, bambaşka bir çocuk olmuş. Bu da beni çok duygulandırdı" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d9Irnlm9D0OKq7lJXnZT_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mattia Ahmet Minguzzi olayında son durum: Mattia Ahmet Minguzzi kimdir, kaç yaşındaydı ve neden öldü?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mattia-ahmet-minguzzi-olayinda-son-durum-mattia-ahmet-minguzzi-kimdir-kac-yasindaydi-ve-neden-oeldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mattia-ahmet-minguzzi-olayinda-son-durum-mattia-ahmet-minguzzi-kimdir-kac-yasindaydi-ve-neden-oeldu</guid>
<description><![CDATA[ Mattia Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesine ilişkin davada ilk duruşma dün görüldü. İki sanığın yargılandığı davranın tutukluluk hallerinin devam etmesi kararı alınırken bir sonraki duruşma ise 8 Mayıs tarihine ertelendi. Ocak ayında kaykay malzemesi satın almak için gittiği Kadıköy’ün tarihi Salı Pazarı’nda bıçaklanarak öldürülen Ahmet Minguzzi’nin davası öncesinde ise mezarı tahrip edildi. Polis ekipleri Mattia’nın Bahçelievlerdeki mezarında incelemeler yaptı. Peki Mattia Ahmet Minguzzi olayı nedir? Mattia Ahmet Minguzzi kimdir, neden öldürüldü? İşte, konuyla ilgili son gelişmeler…Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşması 10 Nisan perşembe günü görülüyor. Davayla ilgili iki sanık hakkında “Çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan 24 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Duruşma özellikle sosyal medyada sıkça gündeme gelirken birçok ünlü isim Mattia Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesinin ardından tepkili paylaşımlarda bulunmuştu. Duruşma öncesinde avukatlarla güvenlik görevlileri arasında arbede yaşandı. Peki Mattia Ahmet Minguzzi kimdir, neden öldü? İşte, son gelişmeler…İtalyan şef Andrea Minguzzi ve Yasemin Akıncılar Minguzzi&#039;nin oğlu olan Mattia Ahmet Minguzzi 24 Ocak tarihinde Kadıköy’de bıçaklı saldırıya uğradı.Ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede tedavi altına alınan Mattia Ahmet Minguzzi’nin beyin ölümü gerçekleşmiş ve 10 Şubat’ta yaşam mücadelesini kaybetmişti.Mattia Ahmet Minguzzi’nin saldırıya uğradığı görüntüler sosyal medyada kısa sürede gündem olurken 15 yaşındaki iki sanık hakkında Çocuğa karşı kasten öldürme&quot; suçundan 24 yıla kadar hapis cezası talebiyle hazırlanan iddianame hazırlandı.Mattia Ahmet Minguzzi’nin ailesi, tehdit edildikleri gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Tehdit mesajları da alan aile, adliyeye polis koruması eşliğinde geldi.Mattia Ahmet Minguzzi&#039;nin Bahçelievler Osmaniye’de bulunan mezarı kimliği henüz tespit edilemeyen kişi veya kişilerce tahrip edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kmY9mUWDoEmBkJt1_DKOtA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 10:39:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mattia, Ahmet, Minguzzi, olayında, son, durum:, Mattia, Ahmet, Minguzzi, kimdir, kaç, yaşındaydı, neden, öldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kmY9mUWDoEmBkJt1_DKOtA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mattia Ahmet Minguzzi olayı nedir, ne yaşandı? Mattia Ahmet Minguzzi kimdir,"><p>Mattia Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesine ilişkin davada ilk duruşma dün görüldü. İki sanığın yargılandığı davranın tutukluluk hallerinin devam etmesi kararı alınırken bir sonraki duruşma ise 8 Mayıs tarihine ertelendi. Ocak ayında kaykay malzemesi satın almak için gittiği Kadıköy’ün tarihi Salı Pazarı’nda bıçaklanarak öldürülen Ahmet Minguzzi’nin davası öncesinde ise mezarı tahrip edildi. Polis ekipleri Mattia’nın Bahçelievlerdeki mezarında incelemeler yaptı. Peki Mattia Ahmet Minguzzi olayı nedir? Mattia Ahmet Minguzzi kimdir, neden öldürüldü? İşte, konuyla ilgili son gelişmeler…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ECpIg7gGdU-q3kNZLLdudA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşması 10 Nisan perşembe günü görülüyor. Davayla ilgili iki sanık hakkında “Çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan 24 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Duruşma özellikle sosyal medyada sıkça gündeme gelirken birçok ünlü isim Mattia Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesinin ardından tepkili paylaşımlarda bulunmuştu. Duruşma öncesinde avukatlarla güvenlik görevlileri arasında arbede yaşandı. Peki Mattia Ahmet Minguzzi kimdir, neden öldü? İşte, son gelişmeler…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XZFPjwrch0GiyR4RwyFMZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İtalyan şef Andrea Minguzzi ve Yasemin Akıncılar Minguzzi'nin oğlu olan Mattia Ahmet Minguzzi 24 Ocak tarihinde Kadıköy’de bıçaklı saldırıya uğradı.Ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede tedavi altına alınan Mattia Ahmet Minguzzi’nin beyin ölümü gerçekleşmiş ve 10 Şubat’ta yaşam mücadelesini kaybetmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dJwL7VR3ckmaikD5Gg84mg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mattia Ahmet Minguzzi’nin saldırıya uğradığı görüntüler sosyal medyada kısa sürede gündem olurken 15 yaşındaki iki sanık hakkında Çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan 24 yıla kadar hapis cezası talebiyle hazırlanan iddianame hazırlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZslelLXWw0eGWVk9Qhh4ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mattia Ahmet Minguzzi’nin ailesi, tehdit edildikleri gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Tehdit mesajları da alan aile, adliyeye polis koruması eşliğinde geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P1_zvebkfUW4MwM8xIA5rA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mattia Ahmet Minguzzi'nin Bahçelievler Osmaniye’de bulunan mezarı kimliği henüz tespit edilemeyen kişi veya kişilerce tahrip edildi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bütün mesele anlaşabilmek: Neden hâlâ konuşamıyoruz?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/butun-mesele-anlasabilmek-neden-hala-konusamiyoruz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/butun-mesele-anlasabilmek-neden-hala-konusamiyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzde teknoloji sayesinde iletişim kurmak her zamankinden kolay. Bir tuşla ulaşabiliyor, saniyeler içinde mesajlaşabiliyoruz. Ama ne tuhaf ki, iletişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda gerçek anlamda anlaşabilmek, hala ilişkilerdeki en büyük sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Peki, neden hâlâ konuşamıyoruz?  Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.Açık iletişim kuramamak hala ilişkilerdeki en büyük sorunlardan biri olmaya devam ediyor.İşte tam bu noktada açık iletişimin önemi ortaya çıkıyor.AÇIK İLETİŞİM NE DEMEK?Açık iletişim; bireyin duygu ve düşüncelerini doğrudan, net ve yapıcı bir şekilde ifade edebilmesidir. Ancak burada ‘‘açıklık’’, saldırganlıkla, patavatsızlıkla ya da kırıcı olmakla karıştırılmamalıdır. Açık iletişim demek, duygularımızı bastırmadan ama incitmeden paylaşabilmektir.Psikolojik olarak bakıldığında, bastırılan ya da ifade edilemeyen duygular zamanla içsel çatışmalara ve hatta fiziksel rahatsızlıklara yol açabilir. Çünkü insan zihni, dışa vurulamayan duyguları içeride taşıyamaz. Bu yüzden açık iletişim, sadece ilişkilerimizi değil, psikolojik sağlığımızı da doğrudan etkiler.Açık iletişimin amacı; duyguların ve düşüncelerin net bir şekilde paylaşılması, yanlış anlamaların önüne geçilmesi ve bağ kurmanın derinleşmesidir.Diyelim ki bir davranış sizi rahatsız etti. İçinize atmak, varsayımlarda bulunmak ya da kendi kendinize senaryolar yazmak yerine şöyle diyebilirsiniz:“Bu davranışının beni üzdüğünü bilmeni isterim.”Ya da:“Bu olay beni kırdı, bunu seninle paylaşmak istedim.”Bu tür cümleler hem duygularınızı karşı tarafa göstermenizi sağlar hem de karşınızdakine sizin sınırlarınızı öğretir. Aynı zamanda daha derin ve güvenli bir iletişim zemini oluşmasına katkı sağlar.Ve unutmayın, açık iletişim yalnızca olumsuz duyguları ifade etmek için değil, takdir, sevgi ve güven gibi olumlu duyguları da paylaşmak için kullanılır:“Bu yaklaşımın beni çok mutlu etti.”“Senin bu işi başaracağına inanıyorum.”“Hayatımda olduğun için çok şanslıyım.”İlişkileri besleyen şey, sadece sorunları çözmek değil; güzellikleri de dile getirmektir.&quot;Sen&quot; Dili mi, &quot;Ben&quot; Dili mi?İletişimde en sık yapılan hatalardan biri, “sen” diliyle konuşmaktır.Sen dili; suçlar, yargılar, öfke yükler.Ben dili ise; duyguya odaklanır, sorumluluk alır ve karşı tarafı savunmaya geçmeden dinlenebilir kılar.Örneklerle açıklarsak:•“Beni üzdün!” → Sen dili (suçlayıcı)•“Ben bu durumdan dolayı kendimi üzgün hissediyorum.” → Ben dili (duygusal sorumluluk)•“Hep böyle yapıyorsun!” → Sen dili (genelleyici ve yargılayıcı)•“Bu durum beni zorladı, başka bir yolu var mı konuşabilir miyiz?” → Ben dili (çözüm odaklı)Psikolojide “ben dili” kullanmak, bireyin öz-farkındalığını ve duygusal zekâsını geliştirmesiyle doğrudan ilişkilidir. Aynı zamanda bu dil, güvenli bağlanmanın da temel yapı taşlarından biridir.Kapalı iletişimin hâkim olduğu toplumlarda yüzeysel ilişkiler, kronik anlaşmazlıklar ve psikolojik sıkışmalar çok yaygındır. Çünkü insanlar duygularını ifade etmeyi öğrenmeden büyür.
Birçok kişi, çocuklukta duyduğu ‘‘sus’’, ‘‘ayıp’’, ‘‘büyüklere karşı gelinmez’’ gibi mesajlar nedeniyle duygularını bastırmayı öğrenir. Sonra da yetişkinlikte bu bastırmalar iletişimsizliğe, yalnızlığa, hatta depresyona dönüşür.Oysa sağlıklı ilişkiler, konuşulabilen ilişkilerden çıkar.
Ve evet, bütün mesele anlaşabilmektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hZtMqcAUJUW2Hn2rOTCVGg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bütün, mesele, anlaşabilmek:, Neden, hâlâ, konuşamıyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hZtMqcAUJUW2Hn2rOTCVGg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bütün mesele anlaşabilmek: Neden hâlâ konuşamıyoruz?"><p>Günümüzde teknoloji sayesinde iletişim kurmak her zamankinden kolay. Bir tuşla ulaşabiliyor, saniyeler içinde mesajlaşabiliyoruz. Ama ne tuhaf ki, iletişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda gerçek anlamda anlaşabilmek, hala ilişkilerdeki en büyük sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Peki, neden hâlâ konuşamıyoruz?  Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WC0tWS3r0EyODJolZ155Ew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açık iletişim kuramamak hala ilişkilerdeki en büyük sorunlardan biri olmaya devam ediyor.İşte tam bu noktada açık iletişimin önemi ortaya çıkıyor.AÇIK İLETİŞİM NE DEMEK?Açık iletişim; bireyin duygu ve düşüncelerini doğrudan, net ve yapıcı bir şekilde ifade edebilmesidir. Ancak burada ‘‘açıklık’’, saldırganlıkla, patavatsızlıkla ya da kırıcı olmakla karıştırılmamalıdır. Açık iletişim demek, duygularımızı bastırmadan ama incitmeden paylaşabilmektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NzOPylsEIE6d9FKMZ7tbcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikolojik olarak bakıldığında, bastırılan ya da ifade edilemeyen duygular zamanla içsel çatışmalara ve hatta fiziksel rahatsızlıklara yol açabilir. Çünkü insan zihni, dışa vurulamayan duyguları içeride taşıyamaz. Bu yüzden açık iletişim, sadece ilişkilerimizi değil, psikolojik sağlığımızı da doğrudan etkiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rtBQyQ3KzE6ydGqS5Nn_VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açık iletişimin amacı; duyguların ve düşüncelerin net bir şekilde paylaşılması, yanlış anlamaların önüne geçilmesi ve bağ kurmanın derinleşmesidir.Diyelim ki bir davranış sizi rahatsız etti. İçinize atmak, varsayımlarda bulunmak ya da kendi kendinize senaryolar yazmak yerine şöyle diyebilirsiniz:“Bu davranışının beni üzdüğünü bilmeni isterim.”Ya da:“Bu olay beni kırdı, bunu seninle paylaşmak istedim.”Bu tür cümleler hem duygularınızı karşı tarafa göstermenizi sağlar hem de karşınızdakine sizin sınırlarınızı öğretir. Aynı zamanda daha derin ve güvenli bir iletişim zemini oluşmasına katkı sağlar.Ve unutmayın, açık iletişim yalnızca olumsuz duyguları ifade etmek için değil, takdir, sevgi ve güven gibi olumlu duyguları da paylaşmak için kullanılır:“Bu yaklaşımın beni çok mutlu etti.”“Senin bu işi başaracağına inanıyorum.”“Hayatımda olduğun için çok şanslıyım.”İlişkileri besleyen şey, sadece sorunları çözmek değil; güzellikleri de dile getirmektir."Sen" Dili mi, "Ben" Dili mi?İletişimde en sık yapılan hatalardan biri, “sen” diliyle konuşmaktır.Sen dili; suçlar, yargılar, öfke yükler.Ben dili ise; duyguya odaklanır, sorumluluk alır ve karşı tarafı savunmaya geçmeden dinlenebilir kılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2LeZUivyZE-UmN0lxePyDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Örneklerle açıklarsak:•“Beni üzdün!” → Sen dili (suçlayıcı)•“Ben bu durumdan dolayı kendimi üzgün hissediyorum.” → Ben dili (duygusal sorumluluk)•“Hep böyle yapıyorsun!” → Sen dili (genelleyici ve yargılayıcı)•“Bu durum beni zorladı, başka bir yolu var mı konuşabilir miyiz?” → Ben dili (çözüm odaklı)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WNANE-tSJk6R2e7AAEz1uw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikolojide “ben dili” kullanmak, bireyin öz-farkındalığını ve duygusal zekâsını geliştirmesiyle doğrudan ilişkilidir. Aynı zamanda bu dil, güvenli bağlanmanın da temel yapı taşlarından biridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HbLL-ROFqEO2ygh1EPFfmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kapalı iletişimin hâkim olduğu toplumlarda yüzeysel ilişkiler, kronik anlaşmazlıklar ve psikolojik sıkışmalar çok yaygındır. Çünkü insanlar duygularını ifade etmeyi öğrenmeden büyür.
Birçok kişi, çocuklukta duyduğu ‘‘sus’’, ‘‘ayıp’’, ‘‘büyüklere karşı gelinmez’’ gibi mesajlar nedeniyle duygularını bastırmayı öğrenir. Sonra da yetişkinlikte bu bastırmalar iletişimsizliğe, yalnızlığa, hatta depresyona dönüşür.Oysa sağlıklı ilişkiler, konuşulabilen ilişkilerden çıkar.
Ve evet, bütün mesele anlaşabilmektir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Baba mesleğini 55 yıldır ayakta tutuyor: Zamana direnen meslek</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/baba-meslegini-55-yildir-ayakta-tutuyor-zamana-direnen-meslek</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/baba-meslegini-55-yildir-ayakta-tutuyor-zamana-direnen-meslek</guid>
<description><![CDATA[ Malatya’da yaşayan 67 yaşındaki kalaycı ustası Selahattin Özoğlu, baba mesleğini 55 yıldır büyük bir tutku ile sürdürerek ayakta tutmaya çalışıyor.Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkili olduğu kentlerden biri olan Malatya’da zanaatkarlar her türlü olumsuzluğa rağmen mesleklerini sürdürmek için direniyor. Malatya’da yaşayan 67 yaşındaki kalaycı ustası Selahattin Özoğlu, baba mesleğini 55 yıldır büyük bir tutku ile yaparak mesleği ayakta tutmaya çalışıyor.Küçük sanayi sitesi içerisinde oluşturulan geçici konteyner çarşıda yaklaşık bir yıldır baba mesleğini devam ettiren 67 yaşındaki kalaycı ustası Selahattin Özoğlu mesleğini severek yaptığını söyledi.Küçük yaşlarda babasının yanında mesleğe başladığını aktaran kalaycı ustası Özoğlu, 55 yıldır mesleğini sürdürdüğünü ifade ederek kentte 3-5 kalaycı ustasının kaldığını ifade etti. Özoğlu çırak yetişmediğini belirterek mesleğin son temsilcileri olduklarını ifade etti.Müşterilerden İsmet Yazıcı ise zanaat ustalarına sahip çıkılması gerektiğini kaydederek kalaycı mesleğinin önemine vurgu yaptı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OlB0QwFFNEWARfxAGGbOsg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Baba, mesleğini, yıldır, ayakta, tutuyor:, Zamana, direnen, meslek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OlB0QwFFNEWARfxAGGbOsg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Baba mesleğini 55 yıldır ayakta tutuyor: Zamana direnen meslek"><p>Malatya’da yaşayan 67 yaşındaki kalaycı ustası Selahattin Özoğlu, baba mesleğini 55 yıldır büyük bir tutku ile sürdürerek ayakta tutmaya çalışıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KozmMMFrF0-wbLcKVWT-wA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkili olduğu kentlerden biri olan Malatya’da zanaatkarlar her türlü olumsuzluğa rağmen mesleklerini sürdürmek için direniyor. Malatya’da yaşayan 67 yaşındaki kalaycı ustası Selahattin Özoğlu, baba mesleğini 55 yıldır büyük bir tutku ile yaparak mesleği ayakta tutmaya çalışıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s7rQAi6eFE6hReZksAY9KA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küçük sanayi sitesi içerisinde oluşturulan geçici konteyner çarşıda yaklaşık bir yıldır baba mesleğini devam ettiren 67 yaşındaki kalaycı ustası Selahattin Özoğlu mesleğini severek yaptığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9y9UFv1RXEu8INUwvAihUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küçük yaşlarda babasının yanında mesleğe başladığını aktaran kalaycı ustası Özoğlu, 55 yıldır mesleğini sürdürdüğünü ifade ederek kentte 3-5 kalaycı ustasının kaldığını ifade etti. Özoğlu çırak yetişmediğini belirterek mesleğin son temsilcileri olduklarını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/veVMds3BbE2Jl-biYTxH7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Müşterilerden İsmet Yazıcı ise zanaat ustalarına sahip çıkılması gerektiğini kaydederek kalaycı mesleğinin önemine vurgu yaptı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çırak olarak başladı, yarım asırdır mesleği sürdürüyor: Yaptığı ürünlerin 50 yıl ömrü var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cirak-olarak-basladi-yarim-asirdir-meslegi-surduruyor-yaptigi-urunlerin-50-yil-oemru-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cirak-olarak-basladi-yarim-asirdir-meslegi-surduruyor-yaptigi-urunlerin-50-yil-oemru-var</guid>
<description><![CDATA[ Çorum&#039;da çırak olarak başladığı mesleğini yarım asırdan fazla süredir sürdüren bakır ustası, çekiçle dövdüğü bakırlardan çeşitli ürünler yapıyor. Mesleğini yaşatmaya çalışan usta, yaptığı ürünlerin 50 yıl ömrünün olduğunu söyledi.Çorum&#039;da bakırcılar ve kalaycılar arastasında bulunan dükkanlardan birini işleten 69 yaşındaki Halil Uysal, unutulmaya yüz tutmuş bakır dövme zanaatını 57 senedir sürdürüyor. Büyük bir emek gerektiren uğraşının ardından bakırdan kazanlar ve çeşitli ürünler yapan Uysal, çırak bulamadığı için dükkanında 35 yıldır yalnız çalışıyor.Bakır ürünlere ilginin azalması ve maliyetlerin artması sebebiyle mesleğin değerini yitirdiğini belirten Uysal, Çorum ve çevre illerden gelen müşterilerine hizmet verdiğini söyledi. Vatandaşların bakır ürünlerin fiyatını yüksek bulduğunu belirten Uysal, yaptıkları zanaatın emek gerektirdiğini, bunun dikkate alınması gerektiğini ifade etti.Bakır dövme sanatını geleceğe aktaracak yeni neslin olmadığını ve sadece bu işi yapan bir kaç kişi kaldığını dile getiren Halil Uysal, &quot;Yapmış olduğum bu mesleğe komşumun beni getirip bakır ustasının yanına çırak olarak vermesiyle başladım. 57 senedir bu sanatı icra ediyorum. Gelen bakır malzemeleri ilk önce yaprak halinde kesiyorum daha sonra yapacağım ürüne göre işe başlıyorum. Yapılan işlemlerde tabana, yan kısımlara ve birçok kısmına uygulanan işlemler ayrı ayrıdır.Bakır dövme işlemini gerçekleştirirken tisi ve eşek demiri adı verilen kullandığımız malzeme ve değişik boyutlardaki çekiçlerle bakıra şekil vermemizi sağlar. Yapmış olduğumuz bakır malzemeler kalaylama işlemi yapıldıktan sonra 50 sene ortalama ömrü olur. Daha sonra tekrar kalaylama işlemi yapılıp kullanımına devam edilebilir&quot; dedi.Mesleğe ilk başladığı dönemlerde bakır ürünlerin çok büyük ilgi gördüğünü ifade eden Uysal, &quot;Şimdi bu işi yapacak bir çırak gelse bile ben ne kadar para alacağım diye soruyor. Bu işi 5-6 sene çıraklığını yapması lazım ki o da kazanç sağlayamaz. Ben bu sanata yeni başladığımda ustam bize haftalık 50 kuruş verirdi, biz de biriktirirdik. Günlük kazancımız aldığımız işin durumuna göre ortalama 800 ila bin TL arasında değişir. Yaptığımız malzemeler 5 bin TL&#039;ye de var, 10 bin TL&#039;ye de var. Müşteri bu rakamları fazla bulduğu için de tercih etmiyor. Fakat şu durumu görmezden geliyorlar, yaptığımız bu meslekte emek çok ve bu nedenle de emeğimizin karşılığını alamıyoruz.Geçmiş zamanlarda çıraklar ve kalfalarla birlikte 5-6 kişi çalışıyorduk, şimdi ise tek başımayım. Daha sonra ilerleyen süreçlerde kendim çalışmaya devam ettim, ortalama 35 senedir tek başıma yapıyorum. Satışlar güzel oluyordu, artık eskisi gibi değil. Geriye dönüp baktığımda burada iş yapan 150, 200 dükkan vardı, fakat şu an benimle birlikte 2 ya da 3 dükkan kaldı. İşimiz eskisi kadar iyi olmasa da çevre illerden gelerek ürünlere talep gösterenler oluyor&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qGQG-QRN00eKgSG7sBTu5Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çırak, olarak, başladı, yarım, asırdır, mesleği, sürdürüyor:, Yaptığı, ürünlerin, yıl, ömrü, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qGQG-QRN00eKgSG7sBTu5Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çırak olarak başladı, yarım asırdır mesleği sürdürüyor: Yaptığı ürünlerin 50 yıl ömrü var"><p>Çorum'da çırak olarak başladığı mesleğini yarım asırdan fazla süredir sürdüren bakır ustası, çekiçle dövdüğü bakırlardan çeşitli ürünler yapıyor. Mesleğini yaşatmaya çalışan usta, yaptığı ürünlerin 50 yıl ömrünün olduğunu söyledi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4BpyEaPqKEamOXTJF2GOuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çorum'da bakırcılar ve kalaycılar arastasında bulunan dükkanlardan birini işleten 69 yaşındaki Halil Uysal, unutulmaya yüz tutmuş bakır dövme zanaatını 57 senedir sürdürüyor. Büyük bir emek gerektiren uğraşının ardından bakırdan kazanlar ve çeşitli ürünler yapan Uysal, çırak bulamadığı için dükkanında 35 yıldır yalnız çalışıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CwaRwV4gjUauGyjZ9m56eA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakır ürünlere ilginin azalması ve maliyetlerin artması sebebiyle mesleğin değerini yitirdiğini belirten Uysal, Çorum ve çevre illerden gelen müşterilerine hizmet verdiğini söyledi. Vatandaşların bakır ürünlerin fiyatını yüksek bulduğunu belirten Uysal, yaptıkları zanaatın emek gerektirdiğini, bunun dikkate alınması gerektiğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BKdmO74ve0aTfLh0xKOaog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakır dövme sanatını geleceğe aktaracak yeni neslin olmadığını ve sadece bu işi yapan bir kaç kişi kaldığını dile getiren Halil Uysal, "Yapmış olduğum bu mesleğe komşumun beni getirip bakır ustasının yanına çırak olarak vermesiyle başladım. 57 senedir bu sanatı icra ediyorum. Gelen bakır malzemeleri ilk önce yaprak halinde kesiyorum daha sonra yapacağım ürüne göre işe başlıyorum. Yapılan işlemlerde tabana, yan kısımlara ve birçok kısmına uygulanan işlemler ayrı ayrıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Stl3U6_4CEy6-xsE7RPH8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakır dövme işlemini gerçekleştirirken tisi ve eşek demiri adı verilen kullandığımız malzeme ve değişik boyutlardaki çekiçlerle bakıra şekil vermemizi sağlar. Yapmış olduğumuz bakır malzemeler kalaylama işlemi yapıldıktan sonra 50 sene ortalama ömrü olur. Daha sonra tekrar kalaylama işlemi yapılıp kullanımına devam edilebilir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i-CZHrTnuEqMesedANncpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mesleğe ilk başladığı dönemlerde bakır ürünlerin çok büyük ilgi gördüğünü ifade eden Uysal, "Şimdi bu işi yapacak bir çırak gelse bile ben ne kadar para alacağım diye soruyor. Bu işi 5-6 sene çıraklığını yapması lazım ki o da kazanç sağlayamaz. Ben bu sanata yeni başladığımda ustam bize haftalık 50 kuruş verirdi, biz de biriktirirdik. Günlük kazancımız aldığımız işin durumuna göre ortalama 800 ila bin TL arasında değişir. Yaptığımız malzemeler 5 bin TL'ye de var, 10 bin TL'ye de var. Müşteri bu rakamları fazla bulduğu için de tercih etmiyor. Fakat şu durumu görmezden geliyorlar, yaptığımız bu meslekte emek çok ve bu nedenle de emeğimizin karşılığını alamıyoruz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0wfFbxP8UkKC-FW77kPHOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçmiş zamanlarda çıraklar ve kalfalarla birlikte 5-6 kişi çalışıyorduk, şimdi ise tek başımayım. Daha sonra ilerleyen süreçlerde kendim çalışmaya devam ettim, ortalama 35 senedir tek başıma yapıyorum. Satışlar güzel oluyordu, artık eskisi gibi değil. Geriye dönüp baktığımda burada iş yapan 150, 200 dükkan vardı, fakat şu an benimle birlikte 2 ya da 3 dükkan kaldı. İşimiz eskisi kadar iyi olmasa da çevre illerden gelerek ürünlere talep gösterenler oluyor" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Baharın müjdecisi yuvasına döndü: 22 yıldır aynı yerde</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/baharin-mujdecisi-yuvasina-doendu-22-yildir-ayni-yerde</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/baharin-mujdecisi-yuvasina-doendu-22-yildir-ayni-yerde</guid>
<description><![CDATA[ Baharın müjdecisi kabul edilen leylekler, yuvalarına dönüşleriyle köy ahalisini yeniden sevindirdi. Erzincan&#039;ın Mertekli köyünde 22 yıldır aynı elektrik direğinin üzerine yuva yapan leylek ailesinden anne leylek kuluçkaya yattı.Erzincan&#039;ın Mertekli köyü sakinleri, 22 yıldır aynı elektrik direğine yuva yapıp kuluçkaya yatan leyleklerin gönüllü koruyuculuğunu yapıyor.Gelişleriyle baharı müjdeleyen, gidişleriyle kışın habercisi olan ve atasözlerine, deyimlere dahi konu olan leylekler, şubat ayından itibaren Avrupa&#039;dan yola çıkıp Anadolu topraklarına varıyor. Sürüler halinde göçen leylekler, kendileri için belirledikleri uygun noktalarda, ilkbahar ve yaz aylarında konaklayarak yavruluyor. Mertekli köyünde 22 yıldır aynı yere yuva yapan leylekler, bu yıl da yine eski muhtar Mehmet Fırat&#039;ın evinin önündeki elektrik direğine yuva kurdu.Baharın müjdecisi kabul edilen leylekler, yuvalarına dönüşleriyle köy ahalisini yeniden sevindirdi. Mahallelinin gözü gibi baktığı yuvalarında sırayla kuluçkaya yatan leylekler, zaman zaman Karasu Nehri&#039;nde besin bulmak için kanat çırpıyor. Köy sakinlerinden Songül Aydın, &quot;Yıllardır bu leylekler köyümüzde yaşıyorlar. Kışın gidip baharda geri geliyorlar. Vefalı leyleklerimiz. Bizde onları seviyoruz&quot; dedi.Köylülerden Hüseyin Fırat da eskiden bölgede çok sayıda leyleğin bulunduğunu belirterek, sayılarının azaldığını söyledi. Leylekler köylerine gelmediğinde üzüldüklerini dile getiren Fırat, &quot;Bir yıl maalesef leyleğimizin 4 yavrusu elektrik direğine takılarak ölmüştü ve çok üzülmüştük. Biz onları gerçekten çok seviyoruz. Maalesef leyleklerimizden sadece 1-2 tane kaldı. Bizler elimizden geldiği kadarıyla onlara sahip çıkmaya çalışıyoruz. Ben her sabah kalktığımda onları izliyorum. Leyleklerin yavrularına ve eşlerine karşı olan saygısı ve sadakati çok yüksek. Onlara sahip çıkmaya çalışıyoruz&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IJPrd8_HSUuCUVmVscUb9w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Baharın, müjdecisi, yuvasına, döndü:, yıldır, aynı, yerde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IJPrd8_HSUuCUVmVscUb9w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Baharın müjdecisi yuvasına döndü: 22 yıldır aynı yerde"><p>Baharın müjdecisi kabul edilen leylekler, yuvalarına dönüşleriyle köy ahalisini yeniden sevindirdi. Erzincan'ın Mertekli köyünde 22 yıldır aynı elektrik direğinin üzerine yuva yapan leylek ailesinden anne leylek kuluçkaya yattı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/me0swTAeHUCxZpqDhuL2XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan'ın Mertekli köyü sakinleri, 22 yıldır aynı elektrik direğine yuva yapıp kuluçkaya yatan leyleklerin gönüllü koruyuculuğunu yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2fndD6s1yEyofCnlrvnL9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gelişleriyle baharı müjdeleyen, gidişleriyle kışın habercisi olan ve atasözlerine, deyimlere dahi konu olan leylekler, şubat ayından itibaren Avrupa'dan yola çıkıp Anadolu topraklarına varıyor. Sürüler halinde göçen leylekler, kendileri için belirledikleri uygun noktalarda, ilkbahar ve yaz aylarında konaklayarak yavruluyor. Mertekli köyünde 22 yıldır aynı yere yuva yapan leylekler, bu yıl da yine eski muhtar Mehmet Fırat'ın evinin önündeki elektrik direğine yuva kurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q0hDnglF5UWofTKHgiajtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baharın müjdecisi kabul edilen leylekler, yuvalarına dönüşleriyle köy ahalisini yeniden sevindirdi. Mahallelinin gözü gibi baktığı yuvalarında sırayla kuluçkaya yatan leylekler, zaman zaman Karasu Nehri'nde besin bulmak için kanat çırpıyor. Köy sakinlerinden Songül Aydın, "Yıllardır bu leylekler köyümüzde yaşıyorlar. Kışın gidip baharda geri geliyorlar. Vefalı leyleklerimiz. Bizde onları seviyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/STOkpWrz0UijaY1GRZcmPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köylülerden Hüseyin Fırat da eskiden bölgede çok sayıda leyleğin bulunduğunu belirterek, sayılarının azaldığını söyledi. Leylekler köylerine gelmediğinde üzüldüklerini dile getiren Fırat, "Bir yıl maalesef leyleğimizin 4 yavrusu elektrik direğine takılarak ölmüştü ve çok üzülmüştük. Biz onları gerçekten çok seviyoruz. Maalesef leyleklerimizden sadece 1-2 tane kaldı. Bizler elimizden geldiği kadarıyla onlara sahip çıkmaya çalışıyoruz. Ben her sabah kalktığımda onları izliyorum. Leyleklerin yavrularına ve eşlerine karşı olan saygısı ve sadakati çok yüksek. Onlara sahip çıkmaya çalışıyoruz" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mimoza çiçeğinin anlamı ve hikayesi: Mimoza çiçeği nedir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mimoza-ciceginin-anlami-ve-hikayesi-mimoza-cicegi-nedir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mimoza-ciceginin-anlami-ve-hikayesi-mimoza-cicegi-nedir</guid>
<description><![CDATA[ Mimoza çiçeği, sadece baharın gelişiyle doğayı süsleyen bir güzellik değil; aynı zamanda kadının direncini, sevgisini ve özgürlüğünü temsil eden güçlü bir semboldür. Her bir sarı tomurcuğu, geçmişte yaşanan acıların, bugün verilen mücadelenin ve geleceğe duyulan umudun bir ifadesidir.Doğanın zarif ve narin dokunuşlarından biri olan mimoza çiçeği, hem görünüşüyle hem de taşıdığı anlamlarla dikkat çeken özel bitkilerden biridir. Sarının en canlı tonlarını taşıyan bu çiçek, ilkbaharın müjdecisi olarak bilinirken, aynı zamanda derin anlamlar ve tarihi bir hikâyeyle de anılır.Mimoza, genellikle Acacia dealbata adıyla bilinen bir bitki türüdür. Anavatanı Avustralya olan bu çiçek, zamanla Akdeniz iklimine sahip ülkelerde de yaygın olarak yetiştirilmeye başlamıştır. Türkiye’de özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde, mart aylarında açan sarı renkli, tüylü ve hoş kokulu çiçekleriyle tanınır. Halk arasında &quot;mimoza&quot; olarak bilinse de, bazı türleri duyargan ot (Mimosa pudica) gibi dokunulduğunda yapraklarını kapatma özelliğine sahip olan farklı familyalardan da olabilir.Mimoza çiçeği, incelik, duyarlılık, kadınlık ve özgürlüğün sembolü olarak kabul edilir. Aynı zamanda yeni başlangıçların ve baharın gelişinin habercisidir. En çok 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde anılır çünkü mimoza, kadın dayanışmasının evrensel bir simgesi haline gelmiştir.İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, Avrupa&#039;nın dört bir yanı yıkım ve acıyla sarmalanmıştı. Yalnızca şehirler değil, insanların umutları, inançları ve sosyal yapıları da harap olmuştu. Bu enkazdan doğan yeni bir dünya düzeni, kadınların omuzlarına daha da fazla sorumluluk yükledi.İtalya da bu yeniden doğuşun merkezindeydi.1946 yılına gelindiğinde, savaşın ardından ayakta kalmaya çalışan İtalyan halkı, özellikle de kadınlar, hem sosyal hem ekonomik hayatta daha güçlü bir varlık göstermeye başlamıştı. Bu dönemde, kadınların sesini duyurmak ve onların hak ettikleri değeri vurgulamak adına önemli bir adım atıldı. İtalya Kadınlar Birliği (UDI – Unione Donne Italiane), 8 Mart’ı resmî olarak “Kadınlar Günü” olarak kutlamak için hazırlıklara başladı.Ancak bu özel günün bir simgeye ihtiyacı vardı. Gül çok pahalıydı. Zambak ulaşılmazdı. Karar verilecek çiçek, hem herkes tarafından erişilebilir olmalıydı, hem de bir anlam taşımalıydı.O günlerde üç kadın — Teresa Mattei, Rita Montagnana ve Teresa Noce — bir araya geldi. Hepsi de savaşın zorluklarını yaşamış, mücadele ruhunu içinde taşıyan kadınlardı. Onlara göre bu özel gün, sadece kutlama değil; aynı zamanda dayanışmanın, mücadelenin ve yeniden doğuşun sembolü olmalıydı.Ve o sembol mimoza çiçeği olacaktı.Çünkü mimoza, şubat sonu ve mart başında, kışın sert soğuğuna rağmen açan nadir çiçeklerden biriydi.Kırılgan gibi görünen yapısına rağmen dayanıklıydı.Toprağı tutar, sarı ışığıyla baharın gelişini müjdelerdi.Tıpkı savaş sonrası hayata yeniden tutunmaya çalışan kadınlar gibi… ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-pmQLPG3a0uUdcWJdTvosA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mimoza, çiçeğinin, anlamı, hikayesi:, Mimoza, çiçeği, nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-pmQLPG3a0uUdcWJdTvosA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mimoza çiçeği nedir? Mimoza çiçeğinin anlamı ve hikayesi"><p>Mimoza çiçeği, sadece baharın gelişiyle doğayı süsleyen bir güzellik değil; aynı zamanda kadının direncini, sevgisini ve özgürlüğünü temsil eden güçlü bir semboldür. Her bir sarı tomurcuğu, geçmişte yaşanan acıların, bugün verilen mücadelenin ve geleceğe duyulan umudun bir ifadesidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3fp9FzxXwUOFBR_JK8rIlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğanın zarif ve narin dokunuşlarından biri olan mimoza çiçeği, hem görünüşüyle hem de taşıdığı anlamlarla dikkat çeken özel bitkilerden biridir. Sarının en canlı tonlarını taşıyan bu çiçek, ilkbaharın müjdecisi olarak bilinirken, aynı zamanda derin anlamlar ve tarihi bir hikâyeyle de anılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x5TVoHODUEWTO_Tl-UpMLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mimoza, genellikle Acacia dealbata adıyla bilinen bir bitki türüdür. Anavatanı Avustralya olan bu çiçek, zamanla Akdeniz iklimine sahip ülkelerde de yaygın olarak yetiştirilmeye başlamıştır. Türkiye’de özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde, mart aylarında açan sarı renkli, tüylü ve hoş kokulu çiçekleriyle tanınır. Halk arasında "mimoza" olarak bilinse de, bazı türleri duyargan ot (Mimosa pudica) gibi dokunulduğunda yapraklarını kapatma özelliğine sahip olan farklı familyalardan da olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8wSGSHwfiU2A2lXLTg7aaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mimoza çiçeği, incelik, duyarlılık, kadınlık ve özgürlüğün sembolü olarak kabul edilir. Aynı zamanda yeni başlangıçların ve baharın gelişinin habercisidir. En çok 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde anılır çünkü mimoza, kadın dayanışmasının evrensel bir simgesi haline gelmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YB8LatwvmUqqORFqqFk7hA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, Avrupa'nın dört bir yanı yıkım ve acıyla sarmalanmıştı. Yalnızca şehirler değil, insanların umutları, inançları ve sosyal yapıları da harap olmuştu. Bu enkazdan doğan yeni bir dünya düzeni, kadınların omuzlarına daha da fazla sorumluluk yükledi.İtalya da bu yeniden doğuşun merkezindeydi.1946 yılına gelindiğinde, savaşın ardından ayakta kalmaya çalışan İtalyan halkı, özellikle de kadınlar, hem sosyal hem ekonomik hayatta daha güçlü bir varlık göstermeye başlamıştı. Bu dönemde, kadınların sesini duyurmak ve onların hak ettikleri değeri vurgulamak adına önemli bir adım atıldı. İtalya Kadınlar Birliği (UDI – Unione Donne Italiane), 8 Mart’ı resmî olarak “Kadınlar Günü” olarak kutlamak için hazırlıklara başladı.Ancak bu özel günün bir simgeye ihtiyacı vardı. Gül çok pahalıydı. Zambak ulaşılmazdı. Karar verilecek çiçek, hem herkes tarafından erişilebilir olmalıydı, hem de bir anlam taşımalıydı.O günlerde üç kadın — Teresa Mattei, Rita Montagnana ve Teresa Noce — bir araya geldi. Hepsi de savaşın zorluklarını yaşamış, mücadele ruhunu içinde taşıyan kadınlardı. Onlara göre bu özel gün, sadece kutlama değil; aynı zamanda dayanışmanın, mücadelenin ve yeniden doğuşun sembolü olmalıydı.Ve o sembol mimoza çiçeği olacaktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cyEJC7sJ6EiUvXC-BWqxvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çünkü mimoza, şubat sonu ve mart başında, kışın sert soğuğuna rağmen açan nadir çiçeklerden biriydi.Kırılgan gibi görünen yapısına rağmen dayanıklıydı.Toprağı tutar, sarı ışığıyla baharın gelişini müjdelerdi.Tıpkı savaş sonrası hayata yeniden tutunmaya çalışan kadınlar gibi…</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hobisi mesleği oldu: &amp;quot;Babamdan bulaşan bir hastalık&amp;quot;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hobisi-meslegi-oldu-babamdan-bulasan-bir-hastalik</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hobisi-meslegi-oldu-babamdan-bulasan-bir-hastalik</guid>
<description><![CDATA[ Zonguldak&#039;ın Ereğli ilçesinde yaşayan 36 yaşındaki Sercan Morcu, çocukluk yıllarında babasından edindiği antikacılık ve koleksiyon merakını zamanla bir mesleğe dönüştürdü.Karadeniz Ereğli ilçesinde yaşayan 36 yaşındaki Sercan Morcu, çocuk yaşta babasından aldığı ilhamla başladığı antika merakını yıllar içinde mesleğe dönüştürdü. Babasının Almanya&#039;da yıllarca sürdürdüğü antikacılığın izinden giden Morcu, 2000 yılından bu yana topladığı objeleri, 2021 yılından itibaren ticarete dönüştürerek hem geçmişin izlerini korumaya hem de bu kültürü gelecek nesillere aktarmaya çalışıyor.Morcu, her eşyanın bir hikâyesi olduğunu ve bu işi yalnızca kazanç değil, aynı zamanda bir paylaşım aracı olarak gördüğünü anlattı.Antikacılık tutkusunun çocuk yaşta babasından kendisine geçtiğini anlatan Morcu, o günleri şu sözlerle aktardı:
&quot;Babam 1970-2000 yılları arasında antikacılık yaptı. Hem antikacılık hem aslında koleksiyonerlik bir nevi. Çünkü o da sevdiği için başlamış o dönemlerde. O dönemlerde de Almanya&#039;da ikamet ediyordu. 30 yıl antikacılığını aslında yurt dışında yaptı. 2000 yılında biz Türkiye&#039;ye döndük. 2000&#039;de döndüğümüzde biz 12 yaşındaydık yani ufaktım. 2000 yılında o da antikacılığı bırakıp sadece toplama olayıyla devam etti. Dolayısıyla ondan bulaşan bir hastalık oldu bizde.&quot;Başlangıçta sadece hobi olarak başladıkları koleksiyonculuğun, zamanla yer sıkıntısı ve paylaşıma olan istek nedeniyle ticarete dönüştüğünü belirten Morcu, şunları kaydetti:&quot;Ondan kalma hastalık olduğu için de biz de kendimiz için de topladığımız ürünlerle burası bizim aslında bir hobi alanımızdı. Hobi alanımız daha sonradan yavaş yavaş artık koyacak yer kalmadığından dolayı hem ticaretine döndü hem de yani hâtıraları biriktirmek gibi, sahiplendirmek gibi, seven insanlarla paylaşmak gibi. Kapımız onun dışında da her zaman açık. Yani çayımız, kahvemiz vardı. Hiç bilmeyen insanlar da ticari yapmadığımız dönemlerde hani içeriye bir bakabilir miyiz, bir gezebilir miyiz gibi talepler oluyordu.&quot;Antikanın, yalnızca bir eşya değil; yaşanmışlıklar ve hatıralarla dolu bir ruh taşıdığını vurgulayan Morcu, bu bakış açısını şöyle anlattı:&quot;Antikayı sevmeyen veya farklı düşünen insanlar için şöyle söylüyoruz. Biz örnek bir koltuğun biz hâtıralarına, yaşanmışlıklarına bakıyoruz. Bazı insan sadece eski bir koltuk nasıl bir kıymeti olabilir gibi düşünüyor. Hepsinin öncelikle bir sanatsal çalışması var. El emeği var. Yaşanmışlıkları var yani karşılanmış onca cenazesi var kutlanmış onca doğum günleri var. Alınmış onca iyi haberleri var içerisinde. Daha çok biz anaların yüklü olduğu kısmıyla ilgileniyoruz. Onlara da yine aynı şekilde değer verenlere de satıyoruz demiyoruz. O yüzden sahiplendiriyoruz diyoruz. Her bir objenin bir insanın yaşanmışlığından daha fazla hâtıraları oluyor yani öyle söyleyeyim, üretiminden kullanımına kadar yani.&quot;Eline geçen bazı objelerin sadece maddi değil, tarihi anlamda da büyük değere sahip olduğunu ifade eden Morcu, özellikle savaş dönemlerine ait eşyalara ayrı bir yer verdiklerini belirterek şöyle dedi:
&quot;Binlerce ürün geçiyor elimizden. Daha çok tabii savaş tarihinden olan ürünler ayrı oluyor. İşte ülkede gündemde olmuş tarz şeyler genelde iz bırakıyor. Çanakkale Savaşı&#039;ndan ürünler vesaire. Hani bunlar sadece şey değil. Silahlardır vesaire değil de örneğin o savaştan kalma bir matara. Bir askerin içtiği su gibi düşünebiliriz.&quot;Antikalar arasında en özel parçalardan birinin aile yadigârı bir otomobil olduğunu söyleyen Morcu, bu aracın ailedeki yerini şöyle anlattı:&quot;Ayrıca bir tane aracımız var. 25 yıldır bizde. Babamın çocukluğundan beri istediği arabaymış. En sonunda nasip oluyor. Satmamaya çalışıyoruz. Talipleri vardı. Anısı aslında baktığın zaman her şeyin bir anısı kalıyor onlarda. Dediğim gibi hani sadece düşünce farkı oluyor.&quot;Geçmişin seslerini bugüne taşıyan radyoların kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirten Morcu, bu parçaların taşıdığı manevi değeri şu sözlerle dile getirdi:
&quot;İşte radyoları çok seviyorum. İşte dönemine baktığınız zaman sadece şarkılar, türküler, işletmelerin reklamları değil de daha önce savaş dinlemeleri örnek veriyorum. Bu Cumhuriyet&#039;in ilanına kadar ilerleyen bir dönem oluyor. O yüzden radyo grupları bizim için biraz daha ayrı. Bakış açısı olarak, kıymet olarak, maddi olarak değil. Daha çok manevi olarak. Yani güzel haberleri de oradan duymuşlar. İşte şu an biz görüntülü yayın yapıyoruz, örnek veriyorum. O dönem sadece dinliyorduk. Şimdi oluşmuş bir savaş. Savaşın ne durumda ilerlediğini ne yapmanız gerektiğini evden çıkmamanız lazım. Hepsi radyoya bağlı. Yani kimse televizyon açıp bir görüntüyle size bunu iletmiyordu. O yüzden radyoların yeri bizde biraz daha ayrı yani öyle söyleyeyim.&quot;Piyasada dolaşan antikalardan çok, evlerden çıkmamış ve yok olma tehlikesi taşıyan objeleri kurtarmaya çalıştıklarını belirten Morcu, bu yaklaşımı şu sözlerle ifade etti:
&quot;Daha çok böyle gün yüzüne çıkmamış ürünleri toplamaya çalışıyoruz. Antikacılardan antikacılara geçmiş ürün değil de hiç gün yüzüne çıkmamış evler ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S9v6OW_y1Eepscx07tHoig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hobisi, mesleği, oldu:, Babamdan, bulaşan, bir, hastalık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S9v6OW_y1Eepscx07tHoig.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hobisi mesleği oldu: " babamdan bula bir hastal><p>Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde yaşayan 36 yaşındaki Sercan Morcu, çocukluk yıllarında babasından edindiği antikacılık ve koleksiyon merakını zamanla bir mesleğe dönüştürdü.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7kR4adfCbkSe9AsnWG9sUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karadeniz Ereğli ilçesinde yaşayan 36 yaşındaki Sercan Morcu, çocuk yaşta babasından aldığı ilhamla başladığı antika merakını yıllar içinde mesleğe dönüştürdü. Babasının Almanya'da yıllarca sürdürdüğü antikacılığın izinden giden Morcu, 2000 yılından bu yana topladığı objeleri, 2021 yılından itibaren ticarete dönüştürerek hem geçmişin izlerini korumaya hem de bu kültürü gelecek nesillere aktarmaya çalışıyor.Morcu, her eşyanın bir hikâyesi olduğunu ve bu işi yalnızca kazanç değil, aynı zamanda bir paylaşım aracı olarak gördüğünü anlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zS0Ypgj86k-c09a1Az59Ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antikacılık tutkusunun çocuk yaşta babasından kendisine geçtiğini anlatan Morcu, o günleri şu sözlerle aktardı:
"Babam 1970-2000 yılları arasında antikacılık yaptı. Hem antikacılık hem aslında koleksiyonerlik bir nevi. Çünkü o da sevdiği için başlamış o dönemlerde. O dönemlerde de Almanya'da ikamet ediyordu. 30 yıl antikacılığını aslında yurt dışında yaptı. 2000 yılında biz Türkiye'ye döndük. 2000'de döndüğümüzde biz 12 yaşındaydık yani ufaktım. 2000 yılında o da antikacılığı bırakıp sadece toplama olayıyla devam etti. Dolayısıyla ondan bulaşan bir hastalık oldu bizde."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zP8d6EH2GUu23jgsoKit-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başlangıçta sadece hobi olarak başladıkları koleksiyonculuğun, zamanla yer sıkıntısı ve paylaşıma olan istek nedeniyle ticarete dönüştüğünü belirten Morcu, şunları kaydetti:"Ondan kalma hastalık olduğu için de biz de kendimiz için de topladığımız ürünlerle burası bizim aslında bir hobi alanımızdı. Hobi alanımız daha sonradan yavaş yavaş artık koyacak yer kalmadığından dolayı hem ticaretine döndü hem de yani hâtıraları biriktirmek gibi, sahiplendirmek gibi, seven insanlarla paylaşmak gibi. Kapımız onun dışında da her zaman açık. Yani çayımız, kahvemiz vardı. Hiç bilmeyen insanlar da ticari yapmadığımız dönemlerde hani içeriye bir bakabilir miyiz, bir gezebilir miyiz gibi talepler oluyordu."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AJMVwCcwzkaKg-kd8SFqbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antikanın, yalnızca bir eşya değil; yaşanmışlıklar ve hatıralarla dolu bir ruh taşıdığını vurgulayan Morcu, bu bakış açısını şöyle anlattı:"Antikayı sevmeyen veya farklı düşünen insanlar için şöyle söylüyoruz. Biz örnek bir koltuğun biz hâtıralarına, yaşanmışlıklarına bakıyoruz. Bazı insan sadece eski bir koltuk nasıl bir kıymeti olabilir gibi düşünüyor. Hepsinin öncelikle bir sanatsal çalışması var. El emeği var. Yaşanmışlıkları var yani karşılanmış onca cenazesi var kutlanmış onca doğum günleri var. Alınmış onca iyi haberleri var içerisinde. Daha çok biz anaların yüklü olduğu kısmıyla ilgileniyoruz. Onlara da yine aynı şekilde değer verenlere de satıyoruz demiyoruz. O yüzden sahiplendiriyoruz diyoruz. Her bir objenin bir insanın yaşanmışlığından daha fazla hâtıraları oluyor yani öyle söyleyeyim, üretiminden kullanımına kadar yani."Eline geçen bazı objelerin sadece maddi değil, tarihi anlamda da büyük değere sahip olduğunu ifade eden Morcu, özellikle savaş dönemlerine ait eşyalara ayrı bir yer verdiklerini belirterek şöyle dedi:
"Binlerce ürün geçiyor elimizden. Daha çok tabii savaş tarihinden olan ürünler ayrı oluyor. İşte ülkede gündemde olmuş tarz şeyler genelde iz bırakıyor. Çanakkale Savaşı'ndan ürünler vesaire. Hani bunlar sadece şey değil. Silahlardır vesaire değil de örneğin o savaştan kalma bir matara. Bir askerin içtiği su gibi düşünebiliriz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lxNnPYGzdU6i9t59tGOHFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antikalar arasında en özel parçalardan birinin aile yadigârı bir otomobil olduğunu söyleyen Morcu, bu aracın ailedeki yerini şöyle anlattı:"Ayrıca bir tane aracımız var. 25 yıldır bizde. Babamın çocukluğundan beri istediği arabaymış. En sonunda nasip oluyor. Satmamaya çalışıyoruz. Talipleri vardı. Anısı aslında baktığın zaman her şeyin bir anısı kalıyor onlarda. Dediğim gibi hani sadece düşünce farkı oluyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DCLB9up6EEyJLNWLs0AcKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçmişin seslerini bugüne taşıyan radyoların kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirten Morcu, bu parçaların taşıdığı manevi değeri şu sözlerle dile getirdi:
"İşte radyoları çok seviyorum. İşte dönemine baktığınız zaman sadece şarkılar, türküler, işletmelerin reklamları değil de daha önce savaş dinlemeleri örnek veriyorum. Bu Cumhuriyet'in ilanına kadar ilerleyen bir dönem oluyor. O yüzden radyo grupları bizim için biraz daha ayrı. Bakış açısı olarak, kıymet olarak, maddi olarak değil. Daha çok manevi olarak. Yani güzel haberleri de oradan duymuşlar. İşte şu an biz görüntülü yayın yapıyoruz, örnek veriyorum. O dönem sadece dinliyorduk. Şimdi oluşmuş bir savaş. Savaşın ne durumda ilerlediğini ne yapmanız gerektiğini evden çıkmamanız lazım. Hepsi radyoya bağlı. Yani kimse televizyon açıp bir görüntüyle size bunu iletmiyordu. O yüzden radyoların yeri bizde biraz daha ayrı yani öyle söyleyeyim."Piyasada dolaşan antikalardan çok, evlerden çıkmamış ve yok olma tehlikesi taşıyan objeleri kurtarmaya çalıştıklarını belirten Morcu, bu yaklaşımı şu sözlerle ifade etti:
"Daha çok böyle gün yüzüne çıkmamış ürünleri toplamaya çalışıyoruz. Antikacılardan antikacılara geçmiş ürün değil de hiç gün yüzüne çıkmamış evlerden yok olacağını biliyorsunuz. O yüzden zaten size geliyor. Size gelmezse geri dönüşüme gidecek. Biz de bunun geri dönüşümüne kıyamıyoruz. Bir emek var. Biz de bunu daha çok kıymet bilmeyenden alıp kıymet bilene bu ihtiyaç olarak satılanlar dışında ihtiyaç olan insanlardan mümkün mertebe almamaya çalışıyoruz. İhtiyaç anlamında satılanlardan. Çünkü aslında gönlü yok ve bir yaşanmışlığı var kıymetini de biliyor ama satmak durumunda kaldı. Mümkün mertebe hani caydırmaya çalışıyoruz eğer öyle bir ihtimali varsa. Çünkü çok büyük kıymetli şeyler genelde çıkmıyor. Aslında yani onu satsa da o gün işi görülmeyecek, satmasa da görülmeyecek. Bazı müşterilere sırf ona ana yüklediği için hani biz ürün almıyoruz diye geçiş dediğimiz de oluyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mVhxGkN_gkG0_v2CofUnUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antikacılığı bir ömür boyu sürdüreceğini belirten Morcu, kendisiyle aynı ismi taşıyan sekiz yaşındaki oğlunun da bu yolda yetiştiğini şöyle anlattı:
"Bundan sonraki tüm ömrümüz bu işte geçecek. Hedefimiz kesinlikle o. Peşimden gelen aynı isimli oğlum var beraber. Sekiz yaşında. Onu da ilerleyen yıllarda iyi bir koleksiyoner yapma yolundayız. Dört tane ayrı koleksiyonu var. Hani hem heveslensin diye biraz da onu yetiştirmeye çalışıyoruz. Hem de geçmişin izlerini bilsin, geçmişini bilsin. Bir ürünü eski deyip değil de, işte bunu kim yapmış? Nasıl bir emekle yapılmış? İşte şimdi onlar dijital çağındalar. Bilgisayardan girişini yapıp bir mobilyayı hemen çizip çıkartıyorlar. Ama bunu daha önce yapan kişi kendi kafasında tasarlayıp hiçbir çizim yapmadan elle oya oya zımparalaya zımparalaya bir ürün çıkartıyor yani size."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e-wNLTuBaUao5RMUZ8wMuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı ürünlere bağlandığını ve onları hemen elden çıkarmadığını anlatan Morcu, bu duygusal bağı şu sözlerle dile getirdi:
"Geçim kaynağını düşünerekten bazı ürünler için artık bunu sahiplendirmelisin diyorum. Aslında kıyamıyorum. Bunda genelde daha çok hani böyle az elimize geçen ürünler oluyor veya bizim bölgemizde az olan ürünler oluyor veya daha önce görmediğim bir ürün ilk defa karşılaştığımız ürün oluyor. Onu bir ay kadar seviyorum önce. İnceliyorum. Nereden geliyor? Kim yapmış? Nasıl olmuş? Nedir? Tarihçesi nedir. İnceliyoruz, hevesimizi aldık. Ondan sonra birisinin daha hevesi var. O hevesini alsın diye el değiştiriyoruz."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Monilya hastalığı nedir, belirtileri neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/monilya-hastaligi-nedir-belirtileri-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/monilya-hastaligi-nedir-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Samsun Tarım ve Orman Müdürlüğü üreticilere, ağaçlarda büyük hasara neden olan &quot;monilya&quot; hastalığına karşı ilaçlama yapmaları uyarısında bulunuldu. Yazılı açıklamada, çiçek monilyası hastalığının kayısı, şeftali, erik, kiraz ve vişne gibi sert çekirdekli meyveleri etkileyen önemli bir fungal hastalık olduğunu bildirildi. Peki, monilya hastalığı nedir, belirtileri neler?Literatürde &quot;Monilinia laxa&quot; olarak isimlendirilen hastalık; kayısı, şeftali, kiraz, erik, vişne ve badem gibi sert çekirdekli ağaçlarda meyve veriminde kayıplara yol açabilen, bir tür mantar hastalığı olarak tanımlanıyor.  Ağaca bulaşan hastalık, özellikle çiçek, çiçek sapı, sürgün ve en son olarak da meyvelere sirayet ediyor.  Enfeksiyona uğramış çiçekler kahverengi bir renk alıyor. Hastalık ince sürgünlerin tamamen kurumasına, kalın sürgünlerde ve dallarda ise &quot;kanser&quot; yaraları oluşmasına ve dalların uçtan geriye doğru kurumasına yol açıyor.İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, hastalığın görüldüğü alanlarda enfekteli sürgün ve dalların kesilerek imha edilmesi, mumyalaşan meyvelerin toplanarak toprağa gömülmesinin büyük önem arz ettiğini bildiriyor.  Ağaçları hastalıktan korumak için her yıl çiçeklenmenin yüzde 5 ila 10 olduğu ilk çiçeklenme dönemi ile yüzde 90 ila 100 olduğu çiçeklenmenin tamamlandığı son dönemde olmak üzere zirai ilaçla mücadele edilmesi gerektiği belirtiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_2_k-xEuek-KeAfRGUJ47Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Monilya, hastalığı, nedir, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_2_k-xEuek-KeAfRGUJ47Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Monilya hastalığı nedir, hangi bitkilerde görülür? Monilya belirtileri neler?"><p>Samsun Tarım ve Orman Müdürlüğü üreticilere, ağaçlarda büyük hasara neden olan "monilya" hastalığına karşı ilaçlama yapmaları uyarısında bulunuldu. Yazılı açıklamada, çiçek monilyası hastalığının kayısı, şeftali, erik, kiraz ve vişne gibi sert çekirdekli meyveleri etkileyen önemli bir fungal hastalık olduğunu bildirildi. Peki, monilya hastalığı nedir, belirtileri neler?</p>Literatürde "Monilinia laxa" olarak isimlendirilen hastalık; kayısı, şeftali, kiraz, erik, vişne ve badem gibi sert çekirdekli ağaçlarda meyve veriminde kayıplara yol açabilen, bir tür mantar hastalığı olarak tanımlanıyor.  Ağaca bulaşan hastalık, özellikle çiçek, çiçek sapı, sürgün ve en son olarak da meyvelere sirayet ediyor.  Enfeksiyona uğramış çiçekler kahverengi bir renk alıyor. Hastalık ince sürgünlerin tamamen kurumasına, kalın sürgünlerde ve dallarda ise "kanser" yaraları oluşmasına ve dalların uçtan geriye doğru kurumasına yol açıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qCXwjTeBk0i44jm6Sv_7Rg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, hastalığın görüldüğü alanlarda enfekteli sürgün ve dalların kesilerek imha edilmesi, mumyalaşan meyvelerin toplanarak toprağa gömülmesinin büyük önem arz ettiğini bildiriyor.  Ağaçları hastalıktan korumak için her yıl çiçeklenmenin yüzde 5 ila 10 olduğu ilk çiçeklenme dönemi ile yüzde 90 ila 100 olduğu çiçeklenmenin tamamlandığı son dönemde olmak üzere zirai ilaçla mücadele edilmesi gerektiği belirtiliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dolunay ne zaman 2025? Terazi Dolunayı burçlara etkileri neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dolunay-ne-zaman-2025-terazi-dolunayi-burclara-etkileri-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dolunay-ne-zaman-2025-terazi-dolunayi-burclara-etkileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Dolunay nisan ayında Terazi burcunda olacak. Astroloji takipçileri ise dolunayın insan ve burçlar üzerindeki etkilerine yoğunlaşmış durumda. Dolunayın kişinin, içsel ve zihinsel dünyasını, karar verme mekanizmasını etkilediği yorumlanır. Peki, nisan dolunayı ne zaman, etkileri neler?Astroloji ile yakından ilgilenenler için beklenen dolunay nisan ayının başında yaşanacak. Dolunay, Ay&#039;ın Güneş&#039;in tüm ışınlarına denk gelmesi ve tüm gece boyunca yoğun şekilde parlamasıdır. Ayı&#039;ın Dünya&#039;dan çok aydınlık göründüğü bu evrenin insan üzerindeki etkilerinin de olduğu bildirilir. İşte, Dolunay etkileri...Nisan ayında iki kez dolunay gerçekleşecek ve bunların ilki Terazi Dolunayı ve 13 Nisan günü görülecek.Dolunay ile yoğun bir duygusal ve enerji bakımından dönüşüm olması bekleniyor. Bu tarihte tamamlanma, farkındalık ve bırakma süreçleri yaşanır. Bazı olay veya durumların netlik kazandığı bir ana gelinir. Dolunay etkisiyle bastırılan duygular ve düşünceler gün yüzüne çıkar, her şeyi sorgular konuma gelinir.Her dolunayda belirli bir burcun etkisi vardır. Burcun etkisinin yanı sıra astrolojik gelişmeler de dolunayı etkiler ve ondan etkilenir. Ateş burçlarında gerçekleşen dolunay ile motivasyon artar, Su burçlarında ise duygusallık ön planda olur.İkili ilişkiler gündemde yer alır. Anlaşmazlıkların ortadan kalması söz konusudur. Anlaşmazlıkların ortadan kalması için adil ve hakkaniye ve seyahatler konusunda gecikmeler yaşanabilir. Bu gecikmelere aşırı tepki vermemek gerekir. Bu dolunayla beraber ego daha fazla kendini gösterebilir. Fazla ego ile her şeyi yok etme ihtimali olabilir. Hukuki açıdan da yeni gelişmeler yaşanabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UmSYB6Pxc0KNZiY7XgH7eA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dolunay, zaman, 2025, Terazi, Dolunayı, burçlara, etkileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UmSYB6Pxc0KNZiY7XgH7eA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2025 Dolunay ne zaman? Dolunayın burçlara etkileri"><p>Dolunay nisan ayında Terazi burcunda olacak. Astroloji takipçileri ise dolunayın insan ve burçlar üzerindeki etkilerine yoğunlaşmış durumda. Dolunayın kişinin, içsel ve zihinsel dünyasını, karar verme mekanizmasını etkilediği yorumlanır. Peki, nisan dolunayı ne zaman, etkileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oPnboFPaAEatTLe6eINZwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Astroloji ile yakından ilgilenenler için beklenen dolunay nisan ayının başında yaşanacak. Dolunay, Ay'ın Güneş'in tüm ışınlarına denk gelmesi ve tüm gece boyunca yoğun şekilde parlamasıdır. Ayı'ın Dünya'dan çok aydınlık göründüğü bu evrenin insan üzerindeki etkilerinin de olduğu bildirilir. İşte, Dolunay etkileri...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BIhKDKhdwkK6s1rtl85PEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nisan ayında iki kez dolunay gerçekleşecek ve bunların ilki Terazi Dolunayı ve 13 Nisan günü görülecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bcu7cv77OkaQhz0cSXsZ_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dolunay ile yoğun bir duygusal ve enerji bakımından dönüşüm olması bekleniyor. Bu tarihte tamamlanma, farkındalık ve bırakma süreçleri yaşanır. Bazı olay veya durumların netlik kazandığı bir ana gelinir. Dolunay etkisiyle bastırılan duygular ve düşünceler gün yüzüne çıkar, her şeyi sorgular konuma gelinir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wBIrTGuvq06x9Dj_cfSaqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her dolunayda belirli bir burcun etkisi vardır. Burcun etkisinin yanı sıra astrolojik gelişmeler de dolunayı etkiler ve ondan etkilenir. Ateş burçlarında gerçekleşen dolunay ile motivasyon artar, Su burçlarında ise duygusallık ön planda olur.İkili ilişkiler gündemde yer alır. Anlaşmazlıkların ortadan kalması söz konusudur. Anlaşmazlıkların ortadan kalması için adil ve hakkaniye ve seyahatler konusunda gecikmeler yaşanabilir. Bu gecikmelere aşırı tepki vermemek gerekir. Bu dolunayla beraber ego daha fazla kendini gösterebilir. Fazla ego ile her şeyi yok etme ihtimali olabilir. Hukuki açıdan da yeni gelişmeler yaşanabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kakava Şenlikleri 2025 tarihi: Kakava Hıdırellez Şenlikleri ne zaman, ritüelleri neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kakava-senlikleri-2025-tarihi-kakava-hidirellez-senlikleri-ne-zaman-rituelleri-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kakava-senlikleri-2025-tarihi-kakava-hidirellez-senlikleri-ne-zaman-rituelleri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Kakava Şenlikleri, her sene baharın gelişinin çeşitli etkinliklerle kutlandığı bahar bayramıdır. Edirne&#039;de düzenlenen Kakava Şenlikleri, daha çok Roman kültürünü yansıtır. Kutlamalar iki farklı noktada gerçekleşir. Yurt içi ve yurt dışından binlerce katılımcının yer aldığı Kakava Şenlikleri ne zaman, ayın kaçında?Hıdırellez&#039;in Roman kültüründeki yansıması olan Kakava, mayıs ayında gerçekleşiyor. Şenliklerde konserler, danslar, yarışmalar düzenleniyor ve yemekler veriliyor. Büyük Kakava ateşinin yakılmasıyla şenlikler başlar. İşte, 2025 Kakava Şenlikleri tarihi...Roman kültürüne ait Kakava Şenlikleri her sene 5-6 Mayıs tarihlerinde düzenleniyor. Şenlikler Saraçlar Caddesi&#039;nde ve Kırkpınar Güreşleri&#039;nin de düzenlendiği Sarayiçi&#039;nde gerçekleşir. Öte yandan şenliklerden bir hafta önce Romanların çeribaşısı olan kişi ve beraberinde iki kişi daha Kakava Şenliği davetiyelerini dağıtır.İlk gün Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin yapıldığı Sarayiçi’nde Kakava ateşi yakılır ve pilav dağıtılır. Ateş, baharın bolluk ve bereketle geldiğini ifade eder. Misafirler ve bölge halkı dev Kakava ateşi etrafında toplanır, müzikler yapılır, ateş üzerinden atlanır ve dilekler tutulur. Şenliklerin ikinci günü ise Sarayiçi bölgesinde devam eder. Katılımcılar Tunca Nehri kıyısına dileklerini bırakır.Şenliklere adını veren Kakava&#039;nın ne anlama geldiğine dair kesin bir bilgi bulunmuyor. Ancak farklı görüşler mevcut. Bir kesim Kakava&#039;nın bir anlama gelmediğini bildirse de bir bölümü ise şenliklerin başladığı günü ifade ettiğini bilidirir. Araştırmacıların kelimenin anlamına dair eşitli görüşleri de bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/flNLx4MSVkumFrE2tYHadA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kakava, Şenlikleri, 2025, tarihi:, Kakava, Hıdırellez, Şenlikleri, zaman, ritüelleri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/flNLx4MSVkumFrE2tYHadA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2025 Kakava Hıdırellez Şenlikleri ne zaman, ritüelleri neler?"><p>Kakava Şenlikleri, her sene baharın gelişinin çeşitli etkinliklerle kutlandığı bahar bayramıdır. Edirne'de düzenlenen Kakava Şenlikleri, daha çok Roman kültürünü yansıtır. Kutlamalar iki farklı noktada gerçekleşir. Yurt içi ve yurt dışından binlerce katılımcının yer aldığı Kakava Şenlikleri ne zaman, ayın kaçında?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dhgiW691lkGPT95pg65zsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hıdırellez'in Roman kültüründeki yansıması olan Kakava, mayıs ayında gerçekleşiyor. Şenliklerde konserler, danslar, yarışmalar düzenleniyor ve yemekler veriliyor. Büyük Kakava ateşinin yakılmasıyla şenlikler başlar. İşte, 2025 Kakava Şenlikleri tarihi...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kDs7ei-Ng0a0VJNfil3-7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Roman kültürüne ait Kakava Şenlikleri her sene 5-6 Mayıs tarihlerinde düzenleniyor. Şenlikler Saraçlar Caddesi'nde ve Kırkpınar Güreşleri'nin de düzenlendiği Sarayiçi'nde gerçekleşir. Öte yandan şenliklerden bir hafta önce Romanların çeribaşısı olan kişi ve beraberinde iki kişi daha Kakava Şenliği davetiyelerini dağıtır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4FMg2xCIO0iPbhaADWEUpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlk gün Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin yapıldığı Sarayiçi’nde Kakava ateşi yakılır ve pilav dağıtılır. Ateş, baharın bolluk ve bereketle geldiğini ifade eder. Misafirler ve bölge halkı dev Kakava ateşi etrafında toplanır, müzikler yapılır, ateş üzerinden atlanır ve dilekler tutulur. Şenliklerin ikinci günü ise Sarayiçi bölgesinde devam eder. Katılımcılar Tunca Nehri kıyısına dileklerini bırakır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i1kb8Fqzz0WpFWTsyMIadw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şenliklere adını veren Kakava'nın ne anlama geldiğine dair kesin bir bilgi bulunmuyor. Ancak farklı görüşler mevcut. Bir kesim Kakava'nın bir anlama gelmediğini bildirse de bir bölümü ise şenliklerin başladığı günü ifade ettiğini bilidirir. Araştırmacıların kelimenin anlamına dair eşitli görüşleri de bulunuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dedesinin hobisiydi şimdi kendisi besliyor: Fiyatları 1,5 milyon lira</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dedesinin-hobisiydi-simdi-kendisi-besliyor-fiyatlari-15-milyon-lira</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dedesinin-hobisiydi-simdi-kendisi-besliyor-fiyatlari-15-milyon-lira</guid>
<description><![CDATA[ Osmaniye&#039; de, mobilyacı Hakan Tuncer (51), dedesinden kalan güvercin yetiştiriciliği hobisini sürdürüyor. Evinin çatısında özel kümesler yaptıran Tuncer, çeşitli ırklarda 300 güvercin besliyor.Mobilyacı Hakan Tuncer, Dereobası köyündeki evinin çatı katında oluşturduğu yuvalarda çeşitli ırklarda 300 güvercinini besliyor.Dedesinden alıştığı hobisini sürdüren Tuncer, her güvercinin bölgeye göre ırklarının değiştiğini söyledi.Güvercin beslemenin dedesinden babasına, ondan da kendine hobi olarak kaldığını anlatan Tuncer, &quot;Şanlıurfa, Gaziantep, bu taraflara doğru bu filo ırklarını, yani uçurup havada karıştırma özelliği olan kuşları besliyoruz genelde. Batı bölgelere doğru, taklacı dediğimiz tür kuşlar daha yaygın.Posta güvercini ise bu bölgede olduğu gibi Türkiye genelinde de var. Posta güvercini beslemek ise ayrı bir tutku. Onlar, kuşları örneğin Şanlıurfa&#039;dan bırakıyor İstanbul’da final oluyor. Yani bizim tarzımızın tamamen dışında. Bu da Türkiye genelinde hemen hemen her ilde var gibi&quot; dedi.Güvercinlerin fiyatlarının cinsine göre değişiklik gösterdiğini de anlatan Tuncer, &quot;Uçurduğumuz kuşların içerisinde 10 bin TL&#039;ye de olan var. Araba fiyatına olan kuşlar, genelde festivallerde yarıştırdığımız kuşlar. Yani bir at yarışı gibi düşünün. Festivallerde güzellik yarışması yapıyoruz bu ırklarla.Onlar daha özel kuşlar, festivallere hazırladığımız kuşlar. Orada şampiyon olan kuşların fiyatları 1,5 milyon lira gibi rakamlara gidebiliyor. Irkına göre değişmektedir. Güvercinleri özel olarak besliyoruz. Yemlerinin haricinde haftalık vitaminleri var. Günlük uçum saatleri var, aynı futbolcu gibi bunlar da. Günlük antrenmanlarını yapmaları gerekiyor. Besinlerini, gıdalarını iyi almaları gerekiyor, gözümüz gibi bakıyoruz onlara&quot; diye konuştu ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hJbXID4oyEq1ZkguXunDHA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dedesinin, hobisiydi, şimdi, kendisi, besliyor:, Fiyatları, 1, 5, milyon, lira</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hJbXID4oyEq1ZkguXunDHA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dedesinin hobisiydi şimdi kendisi besliyor: Fiyatları 1,5 milyon lira"><p>Osmaniye' de, mobilyacı Hakan Tuncer (51), dedesinden kalan güvercin yetiştiriciliği hobisini sürdürüyor. Evinin çatısında özel kümesler yaptıran Tuncer, çeşitli ırklarda 300 güvercin besliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UQgeKXL48kqKPggkwDbWhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mobilyacı Hakan Tuncer, Dereobası köyündeki evinin çatı katında oluşturduğu yuvalarda çeşitli ırklarda 300 güvercinini besliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zJbbfooqe0e-EFqMHhIcng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dedesinden alıştığı hobisini sürdüren Tuncer, her güvercinin bölgeye göre ırklarının değiştiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xnug1uX1okOwBt7XDUW7LA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güvercin beslemenin dedesinden babasına, ondan da kendine hobi olarak kaldığını anlatan Tuncer, "Şanlıurfa, Gaziantep, bu taraflara doğru bu filo ırklarını, yani uçurup havada karıştırma özelliği olan kuşları besliyoruz genelde. Batı bölgelere doğru, taklacı dediğimiz tür kuşlar daha yaygın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kcE_GpN7RU6suLhLMJ4xfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Posta güvercini ise bu bölgede olduğu gibi Türkiye genelinde de var. Posta güvercini beslemek ise ayrı bir tutku. Onlar, kuşları örneğin Şanlıurfa'dan bırakıyor İstanbul’da final oluyor. Yani bizim tarzımızın tamamen dışında. Bu da Türkiye genelinde hemen hemen her ilde var gibi" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PK3SlqyzI06NY0cIdoclgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güvercinlerin fiyatlarının cinsine göre değişiklik gösterdiğini de anlatan Tuncer, "Uçurduğumuz kuşların içerisinde 10 bin TL'ye de olan var. Araba fiyatına olan kuşlar, genelde festivallerde yarıştırdığımız kuşlar. Yani bir at yarışı gibi düşünün. Festivallerde güzellik yarışması yapıyoruz bu ırklarla.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OyGY_cVtmki3DbtJGXxiUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Onlar daha özel kuşlar, festivallere hazırladığımız kuşlar. Orada şampiyon olan kuşların fiyatları 1,5 milyon lira gibi rakamlara gidebiliyor. Irkına göre değişmektedir. Güvercinleri özel olarak besliyoruz. Yemlerinin haricinde haftalık vitaminleri var. Günlük uçum saatleri var, aynı futbolcu gibi bunlar da. Günlük antrenmanlarını yapmaları gerekiyor. Besinlerini, gıdalarını iyi almaları gerekiyor, gözümüz gibi bakıyoruz onlara" diye konuştu</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Jersey sütü nedir? Jersey sütünün 7 faydası</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/jersey-sutu-nedir-jersey-sutunun-7-faydasi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/jersey-sutu-nedir-jersey-sutunun-7-faydasi</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda sağlıklı yaşam ve doğal beslenme arayışında olanların dikkatini çeken süt türlerinden biri de Jersey sütü oldu. İngiltere’nin Jersey Adası’na özgü sığırlardan elde edilen bu süt, zengin içeriği ve yüksek besin değeriyle öne çıkıyor. Peki, Jersey sütünü diğerlerinden ayıran özellikler neler? İşte Jersey sütünün 7 önemli faydası…Jersey sütü, İngiltere&#039;nin Jersey Adası kökenli Jersey sığırlarından elde edilen, oldukça besleyici ve kaliteli bir süttür. Normal inek sütünden daha yağlıdır (%5-6 civarında olabilir), bu da onu daha kremamsı ve lezzetli yapar.1. Yüksek Besin Değeri%15-20 daha fazla kalsiyum, %18 daha fazla protein ve %25 daha fazla yağ içerir (diğer inek sütlerine kıyasla).Bu da kemik sağlığı, kas gelişimi ve genel enerji için büyük avantaj sağlar.2. Daha Fazla A VitaminiJersey sütü, bağışıklık sistemini destekleyen ve cilt/göz sağlığını koruyan A vitamini açısından zengindir.3. Tokluk Hissi VerirYüksek yağ ve protein oranı sayesinde uzun süre tokluk hissi sağlar, bu da özellikle kilo kontrolü yapanlar için avantajlıdır.4. Kemik ve Diş Sağlığına KatkıZengin kalsiyum ve fosfor içeriği sayesinde kemik erimesine karşı koruyucu olabilir.5. Sindirim Dostu Olabilir (A2 protein içeriği)Bazı Jersey sığırları, klasik inek sütündeki A1 yerine A2 beta-kazein proteini üretir. Bu da bazı insanlarda daha kolay sindirilebilir olabilir (özellikle laktoz intoleransı olmayan ama inek sütü rahatsızlığı yaşayanlar için).6. Daha Az Laktoz İçerebilirBazı analizlerde Jersey sütünde laktoz oranının hafif daha düşük olduğu görülmüştür. Bu da bazı bireylerde sindirimi kolaylaştırabilir.7. Doğal ve LezzetliDaha yoğun ve tatlımsı bir aromaya sahiptir, katkı maddesi olmadan bile lezzetlidir.Kahve ve latte yapımında (yoğun kıvamı nedeniyle baristalar arasında popülerdir),Yoğurt, dondurma, peynir yapımında,Doğrudan içim için, zengin tadı nedeniyle tercih edilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J-48iYKDGkyUdSaG6K5Rpg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Jersey, sütü, nedir, Jersey, sütünün, faydası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J-48iYKDGkyUdSaG6K5Rpg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Jersey sütü nedir? Jersey sütünün faydaları"><p>Son yıllarda sağlıklı yaşam ve doğal beslenme arayışında olanların dikkatini çeken süt türlerinden biri de Jersey sütü oldu. İngiltere’nin Jersey Adası’na özgü sığırlardan elde edilen bu süt, zengin içeriği ve yüksek besin değeriyle öne çıkıyor. Peki, Jersey sütünü diğerlerinden ayıran özellikler neler? İşte Jersey sütünün 7 önemli faydası…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I3vkwdypL02XT0-oEQsj_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jersey sütü, İngiltere'nin Jersey Adası kökenli Jersey sığırlarından elde edilen, oldukça besleyici ve kaliteli bir süttür. Normal inek sütünden daha yağlıdır (%5-6 civarında olabilir), bu da onu daha kremamsı ve lezzetli yapar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AIc0UrxmME6FVr6EOydgBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1. Yüksek Besin Değeri%15-20 daha fazla kalsiyum, %18 daha fazla protein ve %25 daha fazla yağ içerir (diğer inek sütlerine kıyasla).Bu da kemik sağlığı, kas gelişimi ve genel enerji için büyük avantaj sağlar.2. Daha Fazla A VitaminiJersey sütü, bağışıklık sistemini destekleyen ve cilt/göz sağlığını koruyan A vitamini açısından zengindir.3. Tokluk Hissi VerirYüksek yağ ve protein oranı sayesinde uzun süre tokluk hissi sağlar, bu da özellikle kilo kontrolü yapanlar için avantajlıdır.4. Kemik ve Diş Sağlığına KatkıZengin kalsiyum ve fosfor içeriği sayesinde kemik erimesine karşı koruyucu olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GiXkCOURmEiT6ndPL9Ngug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5. Sindirim Dostu Olabilir (A2 protein içeriği)Bazı Jersey sığırları, klasik inek sütündeki A1 yerine A2 beta-kazein proteini üretir. Bu da bazı insanlarda daha kolay sindirilebilir olabilir (özellikle laktoz intoleransı olmayan ama inek sütü rahatsızlığı yaşayanlar için).6. Daha Az Laktoz İçerebilirBazı analizlerde Jersey sütünde laktoz oranının hafif daha düşük olduğu görülmüştür. Bu da bazı bireylerde sindirimi kolaylaştırabilir.7. Doğal ve LezzetliDaha yoğun ve tatlımsı bir aromaya sahiptir, katkı maddesi olmadan bile lezzetlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNSktRAPMEeMfzxt3DuEUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahve ve latte yapımında (yoğun kıvamı nedeniyle baristalar arasında popülerdir),Yoğurt, dondurma, peynir yapımında,Doğrudan içim için, zengin tadı nedeniyle tercih edilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2 güvercini kayboldu: Bulana 20 bin lira ödül</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/2-guvercini-kayboldu-bulana-20-bin-lira-oedul</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/2-guvercini-kayboldu-bulana-20-bin-lira-oedul</guid>
<description><![CDATA[ Adana’da bir kişi kaybolan iki güvercinini bulana 20 bin lira ödül vereceğini söyledi.Edinilen bilgiye göre olay merkez Seyhan ilçesine bağlı Akkapı Mahallesinde meydana geldi.İddiaya göre güvercin besleyen Cengiz Efe arkadaşlarıyla birlikte 2 Nisan günü akşamüzeri güvercinlerini kümesten çıkartıp uçurdu.Ancak iki güvercini bir daha geri dönmedi. Ne yaptıysa güvercinini bulamayan Efe, güvercinlerinin kendisi için çok değerli olduğunu, onları sanki çocuğu gibi bakıp büyüttüğünü ifade etti.Efe, güvercinin aradan çok zaman geçmesine rağmen bulunmadığını güvercinleri bulana 20 bin lira ödül vereceğini kaydetti. Efe, güvercin sevgisinin çok başka olduğunu kaybolan güvercinlerin ayağında Show Bilardo Hakan yazdığını kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lUDKLYU400Obz8I7D8gOyA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>güvercini, kayboldu:, Bulana, bin, lira, ödül</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lUDKLYU400Obz8I7D8gOyA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2 güvercini kayboldu: Bulana 20 bin lira ödül"><p>Adana’da bir kişi kaybolan iki güvercinini bulana 20 bin lira ödül vereceğini söyledi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0q9_WKxYo0iGZrVPcfhFMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Edinilen bilgiye göre olay merkez Seyhan ilçesine bağlı Akkapı Mahallesinde meydana geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mb4dZt47KEGftcNDDbDkjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İddiaya göre güvercin besleyen Cengiz Efe arkadaşlarıyla birlikte 2 Nisan günü akşamüzeri güvercinlerini kümesten çıkartıp uçurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u5O9Q_lxakaJwL4mm64edw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak iki güvercini bir daha geri dönmedi. Ne yaptıysa güvercinini bulamayan Efe, güvercinlerinin kendisi için çok değerli olduğunu, onları sanki çocuğu gibi bakıp büyüttüğünü ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4k_BQp2cVUuY9srOgeP8Cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Efe, güvercinin aradan çok zaman geçmesine rağmen bulunmadığını güvercinleri bulana 20 bin lira ödül vereceğini kaydetti. Efe, güvercin sevgisinin çok başka olduğunu kaybolan güvercinlerin ayağında Show Bilardo Hakan yazdığını kaydetti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mide bulantısı, kusma, öksürük ardındaki şok edici hastalık: Doktora gittiğinde gerçeklerle yüzleşti</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mide-bulantisi-kusma-oeksuruk-ardindaki-sok-edici-hastalik-doktora-gittiginde-gerceklerle-yuzlesti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mide-bulantisi-kusma-oeksuruk-ardindaki-sok-edici-hastalik-doktora-gittiginde-gerceklerle-yuzlesti</guid>
<description><![CDATA[ Bella Johnston, gitarını alıp şarkı söylemek için ağzını açtığında, tanıdık bir mide bulantısı dalgası onu sardı. Birkaç dakika önce kendini iyi hissediyor gibi görünse de, kusmak üzere olduğunu biliyordu. &quot;Kusma aniden gelirdi,&quot; diyor. &quot;O kadar şiddetliydi ki, vücudum kasılıyor ve sarsılıyordu... Kontrol edemiyordum.&quot; Bu, 19 yaşındaki Bella’nın üç yılı aşkın süredir çektiği, açıklanamayan ve giderek artan semptomlarının sadece bir parçasıydı.O zamanlar, 15 yaşında olan Bella, New South Wales&#039;in kırsal bir köyünde yaşarken, kendini ilk kez kötü hissetmeye başlamıştı. &quot;Düşük tansiyonla başladı,&quot; diyor. Sabahları uyanıyor, otururken bayılmamak için hemen başını bacaklarının arasına almak zorunda kalıyordu. &quot;Ben de tamamen bitkindim ve ruh hali değişimlerinden muzdariptim, ama genç bir kızdım ve kimse bunu garip bulmadı.&quot;Bella&#039;nın en çok endişelendiği semptomlar, şiddetli öksürük ve kusmaydı. &quot;Okula çok fazla gidemiyordum, okula gittiğimde ise kusmak için sınıftan dışarı koşmak zorunda kalıyordum.&quot; Ayrıca hızla kilo kaybetmiş, birkaç hafta içinde 65 kg&#039;dan 58 kg&#039;ye düşmüştü. Annesi onu doktora götürdü ve yapılan kan testleri temiz çıktı. Ancak doktorlar, Bella&#039;nın semptomlarının nedenini bulmakta zorlandılar.Bir doktor, kilo kaybı ve sık sık kusma nedeniyle Bella&#039;ya anoreksiya ve bulimia teşhisi koydu. &quot;Keşke şimdi, &#039;Benim sorunum bu değil&#039; diyebilme özerkliğine sahip olsaydım,&quot; diyor Bella. Ancak 16 yaşında, yorgun ve çaresiz bir şekilde, ailesinin ve doktorların söylediklerini kabul etmek zorunda kaldı. &quot;Sadece bir cevabım olsun diye, sorunun bu olduğuna inanmak istiyordum.&quot; Ancak Bella, derinlerde bir yerde bu teşhisin yanlış olduğunu hissediyordu. Yediği her şeyi istemsizce kusuyor, ama beden imajı aklındaki son şeydi.Aile terapisi sürecinde her seansa annesi, babası ve küçük kardeşleriyle gitmek zorunda kalan Bella, yaşadığı sıkıntıları anlatırken daha fazla yalnızlaştığını hissediyordu. &quot;Daha fazla kilo verdiğimde duşta bilerek kustuğum iddia edildi,&quot; diyor. O dönemde, ailesi de Bella&#039;nın hastalığına inanmış ve onu tedaviye zorlamıştı. Fakat Bella, içsel bir çatışma yaşarken, kendisini yalan söyleyen bir insan gibi hissetmeye başlamıştı.Melbourne&#039;e taşındıktan sonra Bella, alternatif tıp yöntemlerine yöneldi. Sosyal medyada popüler olan ve sağlıklı yaşamı savunan Belle Gibson’ın takipçisi oldu. Bella, &quot;Bu kadın kanserini tedavi etti, bu başına gelebilecek en kötü şey,&quot; diye düşündüğünü hatırlıyor. &quot;Ne sorunum olursa olsun, kendimi düzeltebileceğime dair bana umut verdi.&quot; Gibson’ın önerdiği diyetlere uymaya çalışan Bella, bu süreçte kendini daha iyi hissedeceğini umuyordu. Ancak bir gün, Bella&#039;nın sağlık durumu daha da kötüleşti ve doktorlar nihayet gerçek teşhisi koydu: paraganglioma, nadir bir kanser türü.Bella, nihayetinde boynundaki tümörü çıkarmak için sekiz saat süren bir operasyon geçirdi. Başarılı bir şekilde çıkarılan tümör, çürük bir meyve gibi görünüyordu. Ancak, kanserin beynine yayılma ihtimali bulunduğu için radyoterapi tedavisi gerekecekti. Bella, başlangıçta bu tedaviyi reddetmeyi düşündü, ancak babası onu ikna etti. &quot;Bunu yapmaman kesinlikle mümkün değil,&quot; dedi.Bella, tedavi sürecinde Gibson&#039;dan hala destek almayı sürdürdü, ancak bir gün Gibson’ın kanserle ilgili yalanlarını ve para toplama dolandırıcılığını öğrendi. &quot;Ona acıyorum. Bence yalnız ve izole edilmişti,&quot; diyor Bella. Gibson&#039;ın söylediklerini affedemese de, Bella, ona olan karmaşık duygularını kabul ediyor.Şu anda 30 yaşında olan Bella, kanserin geri dönmediği için minnettar. Ancak, hala öksürükle mücadele ediyor ve bazı yiyecekleri tolere edemiyor. Artık şarkı söyleyemediğini ve gitar çalmaya gücü olmadığını belirtiyor. &quot;Muhtemelen her zaman kronik olarak hasta olacağım ve kanserin geri dönmesi korkusuyla yaşıyorum,&quot; diyor. Ama en azından, hayatta kalma mücadelesinin sonunda doktorların kendisini dinleyeceğinden emin.Bella&#039;nın hikayesi, sağlık arayışı, yanlış teşhisler ve en sonunda gerçek tedaviye ulaşma yolundaki uzun ve zor bir yolculuğun öyküsü. Aynı zamanda sağlık sistemi ve alternatif tıp arasındaki karmaşık ilişkiyi de gözler önüne seriyor. Bella, artık sadece hayatta kalmakla kalmıyor, aynı zamanda yaşadığı bu travmanın üzerinden gelmeye çalışıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_nPZahfNRkiWNzYkhuNLsQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mide, bulantısı, kusma, öksürük, ardındaki, şok, edici, hastalık:, Doktora, gittiğinde, gerçeklerle, yüzleşti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_nPZahfNRkiWNzYkhuNLsQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mide bulantısı, kusma, öksürük ardındaki şok edici hastalık"><p>Bella Johnston, gitarını alıp şarkı söylemek için ağzını açtığında, tanıdık bir mide bulantısı dalgası onu sardı. Birkaç dakika önce kendini iyi hissediyor gibi görünse de, kusmak üzere olduğunu biliyordu. "Kusma aniden gelirdi," diyor. "O kadar şiddetliydi ki, vücudum kasılıyor ve sarsılıyordu... Kontrol edemiyordum." Bu, 19 yaşındaki Bella’nın üç yılı aşkın süredir çektiği, açıklanamayan ve giderek artan semptomlarının sadece bir parçasıydı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7laL9smOAUG3X3bEXP7Ncg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>O zamanlar, 15 yaşında olan Bella, New South Wales'in kırsal bir köyünde yaşarken, kendini ilk kez kötü hissetmeye başlamıştı. "Düşük tansiyonla başladı," diyor. Sabahları uyanıyor, otururken bayılmamak için hemen başını bacaklarının arasına almak zorunda kalıyordu. "Ben de tamamen bitkindim ve ruh hali değişimlerinden muzdariptim, ama genç bir kızdım ve kimse bunu garip bulmadı."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8_oW7WyiSEiAlbl9oC9iuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bella'nın en çok endişelendiği semptomlar, şiddetli öksürük ve kusmaydı. "Okula çok fazla gidemiyordum, okula gittiğimde ise kusmak için sınıftan dışarı koşmak zorunda kalıyordum." Ayrıca hızla kilo kaybetmiş, birkaç hafta içinde 65 kg'dan 58 kg'ye düşmüştü. Annesi onu doktora götürdü ve yapılan kan testleri temiz çıktı. Ancak doktorlar, Bella'nın semptomlarının nedenini bulmakta zorlandılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-jEB_ai6NUuCox1b9xegnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir doktor, kilo kaybı ve sık sık kusma nedeniyle Bella'ya anoreksiya ve bulimia teşhisi koydu. "Keşke şimdi, 'Benim sorunum bu değil' diyebilme özerkliğine sahip olsaydım," diyor Bella. Ancak 16 yaşında, yorgun ve çaresiz bir şekilde, ailesinin ve doktorların söylediklerini kabul etmek zorunda kaldı. "Sadece bir cevabım olsun diye, sorunun bu olduğuna inanmak istiyordum." Ancak Bella, derinlerde bir yerde bu teşhisin yanlış olduğunu hissediyordu. Yediği her şeyi istemsizce kusuyor, ama beden imajı aklındaki son şeydi.Aile terapisi sürecinde her seansa annesi, babası ve küçük kardeşleriyle gitmek zorunda kalan Bella, yaşadığı sıkıntıları anlatırken daha fazla yalnızlaştığını hissediyordu. "Daha fazla kilo verdiğimde duşta bilerek kustuğum iddia edildi," diyor. O dönemde, ailesi de Bella'nın hastalığına inanmış ve onu tedaviye zorlamıştı. Fakat Bella, içsel bir çatışma yaşarken, kendisini yalan söyleyen bir insan gibi hissetmeye başlamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8C-JsGzaA0OwSeuFxHzjhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Melbourne'e taşındıktan sonra Bella, alternatif tıp yöntemlerine yöneldi. Sosyal medyada popüler olan ve sağlıklı yaşamı savunan Belle Gibson’ın takipçisi oldu. Bella, "Bu kadın kanserini tedavi etti, bu başına gelebilecek en kötü şey," diye düşündüğünü hatırlıyor. "Ne sorunum olursa olsun, kendimi düzeltebileceğime dair bana umut verdi." Gibson’ın önerdiği diyetlere uymaya çalışan Bella, bu süreçte kendini daha iyi hissedeceğini umuyordu. Ancak bir gün, Bella'nın sağlık durumu daha da kötüleşti ve doktorlar nihayet gerçek teşhisi koydu: paraganglioma, nadir bir kanser türü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/utMGx6Ku3UuEVWCgJhVM1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bella, nihayetinde boynundaki tümörü çıkarmak için sekiz saat süren bir operasyon geçirdi. Başarılı bir şekilde çıkarılan tümör, çürük bir meyve gibi görünüyordu. Ancak, kanserin beynine yayılma ihtimali bulunduğu için radyoterapi tedavisi gerekecekti. Bella, başlangıçta bu tedaviyi reddetmeyi düşündü, ancak babası onu ikna etti. "Bunu yapmaman kesinlikle mümkün değil," dedi.Bella, tedavi sürecinde Gibson'dan hala destek almayı sürdürdü, ancak bir gün Gibson’ın kanserle ilgili yalanlarını ve para toplama dolandırıcılığını öğrendi. "Ona acıyorum. Bence yalnız ve izole edilmişti," diyor Bella. Gibson'ın söylediklerini affedemese de, Bella, ona olan karmaşık duygularını kabul ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XV6Fj-eqTku05kkT4JtZyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şu anda 30 yaşında olan Bella, kanserin geri dönmediği için minnettar. Ancak, hala öksürükle mücadele ediyor ve bazı yiyecekleri tolere edemiyor. Artık şarkı söyleyemediğini ve gitar çalmaya gücü olmadığını belirtiyor. "Muhtemelen her zaman kronik olarak hasta olacağım ve kanserin geri dönmesi korkusuyla yaşıyorum," diyor. Ama en azından, hayatta kalma mücadelesinin sonunda doktorların kendisini dinleyeceğinden emin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q6r8uXVd5UOVZQhp4WmUkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bella'nın hikayesi, sağlık arayışı, yanlış teşhisler ve en sonunda gerçek tedaviye ulaşma yolundaki uzun ve zor bir yolculuğun öyküsü. Aynı zamanda sağlık sistemi ve alternatif tıp arasındaki karmaşık ilişkiyi de gözler önüne seriyor. Bella, artık sadece hayatta kalmakla kalmıyor, aynı zamanda yaşadığı bu travmanın üzerinden gelmeye çalışıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>55 yıldır dedesinden kalan mirası yaşatıyor: &amp;apos;&amp;apos;Gücüm yettikçe bu mesleğe devam edeceğim&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/55-yildir-dedesinden-kalan-mirasi-yasatiyor-gucum-yettikce-bu-meslege-devam-edecegim</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/55-yildir-dedesinden-kalan-mirasi-yasatiyor-gucum-yettikce-bu-meslege-devam-edecegim</guid>
<description><![CDATA[ Çorum&#039;da saat tamirciliği yapan Selim Kazancı, dedesi ve babasından miras kalan mesleği 55 senedir sürdürerek mekanik saatleri tamir ediyor.Çorum&#039;da yaşayan 70 yaşındaki Selim Kazancı, babasının rahatsızlanmasının ardından devraldığı saatçilik mesleğini 55 yıldır aşkla sürdürüyor.Daha önce dedesinin ve babasının yaptığı mesleği devam ettiren Kazancı, Çorum&#039;daki dükkanında eski ve arızalanan mekanik saatleri tamir ediyor.Çırak bulamadığı için mesleği kendi sürdüren Kazancı, her gün açtığı dükkanında büyük dikkatle çalışıyor. Mesleğin artık yok olmaya yüz tuttuğunu ifade eden Kazancı, gücü yettikçe işine devam etmek istediğini söyledi.3 nesildir saatçilik mesleğiyle geçimlerini sağladıklarını söyleyen Selim Kazancı, şu ifadeleri kullandı:
&quot;Babam, dayım, amcam ve dedem, ailecek hepimiz saatçiyiz. Saatçilikle büyüdük, saatçilikle yaşadık. Yaşım 70, artık kemale erdi. Bundan sonra bizim meslek gidiyor, biz de gidiyoruz. Allah ne zamana kadar takdir ederse, gücüm yettikçe bu mesleğe devam etmeyi düşünüyorum.&#039;&#039;&#039;&#039;Mekanik saatlerin ömrü bitiyor ve sona yaklaştı. Bu nedenle olanlarla idare edip vaktimizi geçirmeye çalışıyoruz. Ben babamın rahatsızlığı sonrasında mecburen mesleğe başladım. Annem dükkanın anahtarlarını bana getirdi ve &#039;oğlum, bundan sonra ekmeğimizi sen kazanacaksın&#039; dedi. Böylelikle saatçi oldum.&#039;&#039;&#039;&#039;Daha önce babama yardımcı oluyordum ama onlar amatörceydi. Fakat babam rahatsızlanınca ben de saatçi oldum. 1970&#039;ten 2025&#039;e, askerliğim hariç, aralıksız 55 yıl ara vermeden aynı şekilde devam ettim.
Yapmış olduğum meslekte ve başka mesleklerde de zorluklar hiçbir zaman bitmez. Sürekli model değişimleri, yedek parçada değişiklikler, parça bulamama gibi sorunlar, yaptığımız tamirat işlerinde sıkıntı çıkartıyor. Artık benim mesleğim olan mekanik saatçilik bitti. Yanımda yetişecek kişi sadece antik saatlerle uğraşır, bu işten de yeteri kadar kazanç elde edemez.&#039;&#039;&quot;Saatlerin kendisi değişiyor, fakat yapılan işlemler ortalama aynı oluyor. Saatler iyiyse ve kaliteliyse onların tamiratını yaparken zevk alıyorum. Yalnız şimdiki tabirle uyduruk saatler olduğundan insana zevk vermiyor. &#039;Acaba bu tamiratını yapacağım saat elimde kalacak mı, acaba ayağa kaldırabilecek miyim?&#039; diye tedirgin oluyorum.
Mekanik saatlerin tamiri, bakımı ve sayısı azaldı. Ancak antik saatler değerli. Onların bakımı ve tamiriyle de uğraşacağını zannetmiyorum. Çünkü devir kapandı, kimsenin heves etmesine gerek kalmadı. Bu işte şu an tek başıma çalışıyorum ve yetiştireceğim kimse yok. Benim dükkanımdaki saatlerim ve parçalarım... Bunların hepsi artık ya dolaplara ya da çekmecelere girecek.&#039;&#039; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TPg10vCWKky1qbgZs778Dg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıldır, dedesinden, kalan, mirası, yaşatıyor:, Gücüm, yettikçe, mesleğe, devam, edeceğim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TPg10vCWKky1qbgZs778Dg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="55 yıldır dedesinden kalan mirası yaşatıyor"><p>Çorum'da saat tamirciliği yapan Selim Kazancı, dedesi ve babasından miras kalan mesleği 55 senedir sürdürerek mekanik saatleri tamir ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sk-6SVqyHEuhX_-CLFOJGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çorum'da yaşayan 70 yaşındaki Selim Kazancı, babasının rahatsızlanmasının ardından devraldığı saatçilik mesleğini 55 yıldır aşkla sürdürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bGWD4V6FXEu9j0SligI27g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce dedesinin ve babasının yaptığı mesleği devam ettiren Kazancı, Çorum'daki dükkanında eski ve arızalanan mekanik saatleri tamir ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XllYHfxN9k2Th_eZ-FwK2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çırak bulamadığı için mesleği kendi sürdüren Kazancı, her gün açtığı dükkanında büyük dikkatle çalışıyor. Mesleğin artık yok olmaya yüz tuttuğunu ifade eden Kazancı, gücü yettikçe işine devam etmek istediğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yHTvhOXyDkO5ccUWoOplGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3 nesildir saatçilik mesleğiyle geçimlerini sağladıklarını söyleyen Selim Kazancı, şu ifadeleri kullandı:
"Babam, dayım, amcam ve dedem, ailecek hepimiz saatçiyiz. Saatçilikle büyüdük, saatçilikle yaşadık. Yaşım 70, artık kemale erdi. Bundan sonra bizim meslek gidiyor, biz de gidiyoruz. Allah ne zamana kadar takdir ederse, gücüm yettikçe bu mesleğe devam etmeyi düşünüyorum.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zk1FyRyCLkqXItRrmWAUag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>''Mekanik saatlerin ömrü bitiyor ve sona yaklaştı. Bu nedenle olanlarla idare edip vaktimizi geçirmeye çalışıyoruz. Ben babamın rahatsızlığı sonrasında mecburen mesleğe başladım. Annem dükkanın anahtarlarını bana getirdi ve 'oğlum, bundan sonra ekmeğimizi sen kazanacaksın' dedi. Böylelikle saatçi oldum.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IsyPh-_1ZEuq6-LllklGcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>''Daha önce babama yardımcı oluyordum ama onlar amatörceydi. Fakat babam rahatsızlanınca ben de saatçi oldum. 1970'ten 2025'e, askerliğim hariç, aralıksız 55 yıl ara vermeden aynı şekilde devam ettim.
Yapmış olduğum meslekte ve başka mesleklerde de zorluklar hiçbir zaman bitmez. Sürekli model değişimleri, yedek parçada değişiklikler, parça bulamama gibi sorunlar, yaptığımız tamirat işlerinde sıkıntı çıkartıyor. Artık benim mesleğim olan mekanik saatçilik bitti. Yanımda yetişecek kişi sadece antik saatlerle uğraşır, bu işten de yeteri kadar kazanç elde edemez.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sWj5XPOtvUCI30SXEoXtmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Saatlerin kendisi değişiyor, fakat yapılan işlemler ortalama aynı oluyor. Saatler iyiyse ve kaliteliyse onların tamiratını yaparken zevk alıyorum. Yalnız şimdiki tabirle uyduruk saatler olduğundan insana zevk vermiyor. 'Acaba bu tamiratını yapacağım saat elimde kalacak mı, acaba ayağa kaldırabilecek miyim?' diye tedirgin oluyorum.
Mekanik saatlerin tamiri, bakımı ve sayısı azaldı. Ancak antik saatler değerli. Onların bakımı ve tamiriyle de uğraşacağını zannetmiyorum. Çünkü devir kapandı, kimsenin heves etmesine gerek kalmadı. Bu işte şu an tek başıma çalışıyorum ve yetiştireceğim kimse yok. Benim dükkanımdaki saatlerim ve parçalarım... Bunların hepsi artık ya dolaplara ya da çekmecelere girecek.''</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adıyaman&amp;apos;da çizgili sırtlan görüldü</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/adiyamanda-cizgili-sirtlan-goeruldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/adiyamanda-cizgili-sirtlan-goeruldu</guid>
<description><![CDATA[ Adıyaman&#039;da çizgili sırtlan görüntülendi. Köylüler tarafından görüntülen sırtlan bir süre sonra gözden kayboldu.Adıyaman merkeze bağlı Gümüşkaya Köyü&#039;ne inen bir sırtlan köylüler tarafından görüldü.Köy yerinde çizgili sırtlanla karşılaşanlar durumu cep telefonu kameralarıyla görüntüledi.BİR SÜRE SONRA KÖYDEN AYRILDIBir süre köy içerisinde dolanan çizgili sırtlan, kimseye zarar vermeden köyden ayrıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ox4NY1dFke1Hu-upWtgOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Adıyamanda, çizgili, sırtlan, görüldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ox4NY1dFke1Hu-upWtgOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Adıyaman'da çizgili sırtlan görüldü"><p>Adıyaman'da çizgili sırtlan görüntülendi. Köylüler tarafından görüntülen sırtlan bir süre sonra gözden kayboldu.</p><p>Adıyaman merkeze bağlı Gümüşkaya Köyü'ne inen bir sırtlan köylüler tarafından görüldü.</p><p>Köy yerinde çizgili sırtlanla karşılaşanlar durumu cep telefonu kameralarıyla görüntüledi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fQB9Q3GYHU6Y0TEJRLhs0w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Çizgili sırtlan"><p><strong>BİR SÜRE SONRA KÖYDEN AYRILDI</strong></p><p>Bir süre köy içerisinde dolanan çizgili sırtlan, kimseye zarar vermeden köyden ayrıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de bu işten para kazanan 2 kişiden birisi: Şoförlüğü bıraktı, 10 yıldır mesleğini sürdürüyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/turkiyede-bu-isten-para-kazanan-2-kisiden-birisi-sofoerlugu-birakti-10-yildir-meslegini-surduruyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/turkiyede-bu-isten-para-kazanan-2-kisiden-birisi-sofoerlugu-birakti-10-yildir-meslegini-surduruyor</guid>
<description><![CDATA[ Çorum&#039;da 10 yıl önce hastalığı sebebiyle şoförlüğü bırakan esnaf, eski ve arızalı oyuncakları tamir ediyor. Çorum&#039;da yaşayan 56 yaşındaki Hüseyin Karapekmez, 10 yıl önce hastalığı sebebiyle şoförlük mesleğini bırakmak zorunda kaldı.Daha sonra Çorum&#039;da bir işyeri açan Karapekmez, eski, kırık ve arazi oyuncakları tamir etmeye başladı. Tüm oyuncakları orijinal parçalarını kullanarak tamir eden Karapekmez, tüm gününü oyuncakları yeniden çalıştırabilmek için harcıyor.Mesleği devredecek bir çırak bulamadığını ifade eden Karapekmez, yazılımcı gençlerle iş birliği yaparak mesleği geliştirmek istediğini, ancak kimsenin işe ilgili duymadığını söyledi. Türkiye&#039;de bu işle uğraşan iki kişinin kaldığını kaydeden Karapekmez, oyuncakların pahalı olması sebebiyle vatandaşların kendilerine ilgi gösterdiğini kaydetti.10 senedir bozuk ve tamire ihtiyacı olan oyuncakların tamiratını yapan ve ayağa kaldıran 56 yaşındaki Hüseyin Karapekmez, &quot;Yaklaşık 10 yıldır bu işle uğraşıyorum. İhtiyaçtan dolayı bu işe başladım, hastalıktan dolayı bu yola girdim. Aslında ağır vasıta şoförüyüm. Tamircilik yaptım, bu sayede bayağı bir bilgimiz oldu ve burada da rahatlıkla bu işleri yapabildik. Şoförlüğü, kalp hastalığı, yüksek şeker, kolesterol ve tansiyon gibi rahatsızlıklarım nedeniyle yapma imkanım kalmamıştı. Biz ilk önce oyuncak satışıyla başladık. Yedek parça ve malzeme almak için Ankara&#039;ya gittiğimizde, &#039;oyuncak hastanesi&#039; diye bir işletmenin sahibiyle görüştük. O bize, &#039;oyuncakçılık çok pahalı bir şey, kendini o kadar zorlama. Madem tamirciliğin var, askerde de zaten tamirciydin, gel ben sana bu işi öğreteyim&#039; dedi. Bana iki poşet eski malzeme verdi, &#039;verdiğim malzemeleri al, bunları yap, bir ay sonra görüşürüz&#039; dedi. Zamanla tamirat yaparken, onun yapamadığı tamiratları yapmaya başladım ve böylelikle zamanla oyuncak hastanesi oldum. Dükkanın ismini de sağ olsun, bana bu işe başlamama yardımcı olan Abdullah ağabey verdi&quot; dedi.Türkiye&#039;de sadece oyuncak tamiratıyla geçinimi sağlayan ve bu işten para kazanan 2 kişiden birisi olduğu söyleyen Karapekmez &quot; Bu son 10 yıl içinde 4 tane oyuncakçı dükkanını kapattı, gitti. Yerine de açılmadı. Çünkü herkes artık internetten almaya başladı.Çocuklar ya cep telefonuyla oynuyor ya da bilgisayarla, çoğu kişinin de eskisi gibi oyuncak merakı kalmadı. Ama ben yaptığım oyuncak tamiratı işinden memnunum. Bana mikser getiren oluyor, saç kurutma makinesi getiren oluyor ama ben sadece oyuncak tamiratı yapıyorum.Peluş oyuncak, kumandalı araba, manuel oyuncak, uçak, gemi birçok oyuncağı tamir ediyorum. Her türlü oyuncak çeşidinin tamiratını yapıyorum. Çoğu oyuncağı da yapıştırıcı kullanmadan, yedek parçalarla, orijinal parçalarıyla değiştiriyorum. Bütün satılan oyuncakların arızalarını tamir edebileceğim parçalar mevcut, benim için sıkıntı olmuyor. Bildiğim kadarıyla Türkiye&#039;de sadece oyuncak tamiratı yapan ve bu işten para kazanan, Ankara&#039;da Abdullah Usta ve Çorum&#039;da ben olmak üzere 2 kişiyiz. Ahşap oyuncak tamiratı yapıyoruz. Ayrıca boş kaldığım vakitlerde ahşap malzemelerden zeka oyuncakları da üretiyorum&quot; diye konuştu.Mesleğini bırakacak bir çırak yetiştirmek istediğini kaydeden Usta, &quot;Yaptığım bu işi, bulunduğum yer Çorum&#039;da, çırak olarak öğrenmek isteyenlere, &#039;bana eğitim ver&#039; diyenlere öğretmek istiyorum. Üniversite bölümlerinden mekatronik, elektrik-elektronik bölümleri ve sanat okulları var. Fakat öğrencilerimiz bu konuda çok zayıf, geri planda duruyorlar, kimse gelmiyor. Kahvehanede oturuyorlar, iş öğrenmeye, bilgi edinmeye gelince, &#039;bunlar çok basit şeyler&#039; diye hakir görüp gelmiyorlar. Ama herkes bilir ki bir binaya çıkacaksak giriş katından başlamak gerekir. Çocuklara kartları gösteriyorum, &#039;bu kartları tanıyın, nasıl çalışır, çalışma sistemi nedir, eksikleri neler, neler yapılabilir, kendimiz kodlama yapsak&#039; diyorum. Bana, &#039;kodlama çok basit&#039; diyorlar. &#039;Gelin bir kodlama yapalım, malzemem var, arabanın birisini kodlayalım, Bluetooth&#039;dan çalıştıralım&#039; diyorum. Çin&#039;in oyuncak ihracatı, Türkiye&#039;nin gayri safi milli hasılası kadar. &#039;Çorum&#039;da bu işi yapalım&#039; diye birçok kişiye teklifte bulundum, güldüler&quot; şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OclPhtycaUK3Qm4MCeHOEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyede, işten, para, kazanan, kişiden, birisi:, Şoförlüğü, bıraktı, yıldır, mesleğini, sürdürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OclPhtycaUK3Qm4MCeHOEQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Şoförlüğü bıraktı: 10 yıldır oyuncak tamir ediyor"><p>Çorum'da 10 yıl önce hastalığı sebebiyle şoförlüğü bırakan esnaf, eski ve arızalı oyuncakları tamir ediyor. Çorum'da yaşayan 56 yaşındaki Hüseyin Karapekmez, 10 yıl önce hastalığı sebebiyle şoförlük mesleğini bırakmak zorunda kaldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tKs3g7_8u0yyMrkVm0EbUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha sonra Çorum'da bir işyeri açan Karapekmez, eski, kırık ve arazi oyuncakları tamir etmeye başladı. Tüm oyuncakları orijinal parçalarını kullanarak tamir eden Karapekmez, tüm gününü oyuncakları yeniden çalıştırabilmek için harcıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vk7YKCt0yEOTdsZckzZ7zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mesleği devredecek bir çırak bulamadığını ifade eden Karapekmez, yazılımcı gençlerle iş birliği yaparak mesleği geliştirmek istediğini, ancak kimsenin işe ilgili duymadığını söyledi. Türkiye'de bu işle uğraşan iki kişinin kaldığını kaydeden Karapekmez, oyuncakların pahalı olması sebebiyle vatandaşların kendilerine ilgi gösterdiğini kaydetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EaTPqvCp5kiMwUHp3-NUhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>10 senedir bozuk ve tamire ihtiyacı olan oyuncakların tamiratını yapan ve ayağa kaldıran 56 yaşındaki Hüseyin Karapekmez, "Yaklaşık 10 yıldır bu işle uğraşıyorum. İhtiyaçtan dolayı bu işe başladım, hastalıktan dolayı bu yola girdim. Aslında ağır vasıta şoförüyüm. Tamircilik yaptım, bu sayede bayağı bir bilgimiz oldu ve burada da rahatlıkla bu işleri yapabildik. Şoförlüğü, kalp hastalığı, yüksek şeker, kolesterol ve tansiyon gibi rahatsızlıklarım nedeniyle yapma imkanım kalmamıştı. Biz ilk önce oyuncak satışıyla başladık. Yedek parça ve malzeme almak için Ankara'ya gittiğimizde, 'oyuncak hastanesi' diye bir işletmenin sahibiyle görüştük. O bize, 'oyuncakçılık çok pahalı bir şey, kendini o kadar zorlama. Madem tamirciliğin var, askerde de zaten tamirciydin, gel ben sana bu işi öğreteyim' dedi. Bana iki poşet eski malzeme verdi, 'verdiğim malzemeleri al, bunları yap, bir ay sonra görüşürüz' dedi. Zamanla tamirat yaparken, onun yapamadığı tamiratları yapmaya başladım ve böylelikle zamanla oyuncak hastanesi oldum. Dükkanın ismini de sağ olsun, bana bu işe başlamama yardımcı olan Abdullah ağabey verdi" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UCstE5DCqk2XNtiobwwRXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye'de sadece oyuncak tamiratıyla geçinimi sağlayan ve bu işten para kazanan 2 kişiden birisi olduğu söyleyen Karapekmez " Bu son 10 yıl içinde 4 tane oyuncakçı dükkanını kapattı, gitti. Yerine de açılmadı. Çünkü herkes artık internetten almaya başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mFnoRPzI-ECJVCeO98k8tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocuklar ya cep telefonuyla oynuyor ya da bilgisayarla, çoğu kişinin de eskisi gibi oyuncak merakı kalmadı. Ama ben yaptığım oyuncak tamiratı işinden memnunum. Bana mikser getiren oluyor, saç kurutma makinesi getiren oluyor ama ben sadece oyuncak tamiratı yapıyorum.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KmC8PqIT6E-H0Hnwx39tiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peluş oyuncak, kumandalı araba, manuel oyuncak, uçak, gemi birçok oyuncağı tamir ediyorum. Her türlü oyuncak çeşidinin tamiratını yapıyorum. Çoğu oyuncağı da yapıştırıcı kullanmadan, yedek parçalarla, orijinal parçalarıyla değiştiriyorum. Bütün satılan oyuncakların arızalarını tamir edebileceğim parçalar mevcut, benim için sıkıntı olmuyor. Bildiğim kadarıyla Türkiye'de sadece oyuncak tamiratı yapan ve bu işten para kazanan, Ankara'da Abdullah Usta ve Çorum'da ben olmak üzere 2 kişiyiz. Ahşap oyuncak tamiratı yapıyoruz. Ayrıca boş kaldığım vakitlerde ahşap malzemelerden zeka oyuncakları da üretiyorum" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wmPznh18yUKtyz9pB7Nc8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mesleğini bırakacak bir çırak yetiştirmek istediğini kaydeden Usta, "Yaptığım bu işi, bulunduğum yer Çorum'da, çırak olarak öğrenmek isteyenlere, 'bana eğitim ver' diyenlere öğretmek istiyorum. Üniversite bölümlerinden mekatronik, elektrik-elektronik bölümleri ve sanat okulları var. Fakat öğrencilerimiz bu konuda çok zayıf, geri planda duruyorlar, kimse gelmiyor. Kahvehanede oturuyorlar, iş öğrenmeye, bilgi edinmeye gelince, 'bunlar çok basit şeyler' diye hakir görüp gelmiyorlar. Ama herkes bilir ki bir binaya çıkacaksak giriş katından başlamak gerekir. Çocuklara kartları gösteriyorum, 'bu kartları tanıyın, nasıl çalışır, çalışma sistemi nedir, eksikleri neler, neler yapılabilir, kendimiz kodlama yapsak' diyorum. Bana, 'kodlama çok basit' diyorlar. 'Gelin bir kodlama yapalım, malzemem var, arabanın birisini kodlayalım, Bluetooth'dan çalıştıralım' diyorum. Çin'in oyuncak ihracatı, Türkiye'nin gayri safi milli hasılası kadar. 'Çorum'da bu işi yapalım' diye birçok kişiye teklifte bulundum, güldüler" şeklinde konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Haftada iki kez yapılan egzersiz bunamadan koruyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/haftada-iki-kez-yapilan-egzersiz-bunamadan-koruyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/haftada-iki-kez-yapilan-egzersiz-bunamadan-koruyor</guid>
<description><![CDATA[ Vücudumuzu hareket ettirmenin, bunamayı uzak tutmanın en etkili yollarından biri olduğu uzun zamandır biliniyor. Ancak yeni bir araştırma, beynimizi etkileyen bu hastalığa yakalanma riskini azaltmak için daha fazla egzersiz yapmamız gerektiğini düşünmediğimizi ortaya koyuyor. Brezilyalı bilim insanlarının gerçekleştirdiği çalışma, haftada sadece iki kez ağırlık çalışmasının yaşlıları bunamadan korumada etkili olabileceğini gösteriyor.Campinas Devlet Üniversitesi&#039;nde (UNICAMP) yapılan araştırma, hafif bilişsel bozukluğu olan gönüllülerin altı ay boyunca uyguladıkları güç antrenmanı sayesinde hafızalarında ve beyin anatomilerinde kayda değer iyileşmeler kaydettiklerini ortaya koydu. Ağırlık çalışmasının daha önce gücü ve kas kütlesini artırdığı, vücut yağını azalttığı ve ruh sağlığına katkı sağladığı bilinmekteydi. Ancak bu araştırma, bunun yanı sıra yaşlı insanların beyinlerini bunamaya karşı koruyabileceğini de gösteriyor.Çalışmaya katılan 44 gönüllü, hafif bilişsel bozukluğu olan ve Alzheimer gibi demans riskine sahip kişilerdi. Alzheimer, bunamanın en yaygın türü olup, beyin hücrelerinin ölümüne yol açan amiloid ve tau proteinlerinin birikmesinden kaynaklandığı düşünülüyor. Geçmişte yapılan çalışmalar, grip gibi viral enfeksiyonların ve ciddi COVID-19 vakalarının bunama riskini artırabileceğini öne sürmüştü. Ancak bu yeni araştırma, kuvvet antrenmanının sadece hafıza performansını artırmakla kalmayıp, aynı zamanda beyin anatomisini de değiştirdiğini gösterdi.Altı ay boyunca haftada iki kez ağırlık çalışması yapan katılımcılar, Alzheimer hastalığıyla ilişkili olan hipokampüs ve prekuneus gibi beyin bölgelerinde atrofiye karşı koruma sağladı. Ayrıca, nöron sağlığını yansıtan parametrelerde de iyileşmeler gözlendi. Çalışmanın başyazarı Dr. Isadora Ribeiro, &quot;Bu çalışma, ağırlık antrenmanının, bunamaya yakalanma riski yüksek olan kişilerde bile güçlü bir müttefik olduğunu gösterdi&quot; dedi.Araştırma, ağırlık antrenmanının hafif bilişsel bozukluğu olan kişilerde beyaz cevher bütünlüğünü iyileştiren ilk araştırma olma özelliğini taşıyor. Profesör Marcio Balthazar, &quot;Ağırlık çalışması, insanlar üzerinde ciddi hastalıklardan korunmayı sağlayabilecek, daha az karmaşık ve daha ucuz bir tedavi seçeneği sunuyor&quot; dedi. Özellikle, ABD’de bunama tedavisinde kullanılan anti-amiloid ilaçlarının yıllık maliyetinin yaklaşık 30.000 ABD doları olduğu düşünüldüğünde, fiziksel egzersiz gibi farmakolojik olmayan tedavi yöntemlerinin daha uygun maliyetli olduğunu vurguladı.Araştırma ekibi, daha uzun süreli bir egzersiz programının daha olumlu sonuçlar verebileceğine inanıyor. Dr. Ribeiro, &quot;Ağırlık antrenmanı yapan grupta hafıza ve beyin anatomisinde iyileşmeler görüldü, ancak bazı katılımcılar bu iyileşmeler nedeniyle klinik tanı almadı&quot; dedi. Uzun süreli egzersizlerin, bunama riskini tersine çevirebileceğini veya bu süreci geciktirebileceğini ifade etti.Araştırma, ağırlık antrenmanının nöron sağlığını destekleyen bir protein artırarak beyin sağlığını korumaya yardımcı olduğunu gösteriyor. Ayrıca, vücuttaki iltihaplanmayı azaltarak beyin hücrelerinin sağlığını iyileştiriyor.Bu bulgular, ağırlık antrenmanlarının bunama riskini azaltma konusundaki potansiyelini gözler önüne seriyor. Dr. Ribeiro, &quot;Bu çalışmanın sonuçları, beyindeki değişikliklerin ardında bir dizi anti-inflamatuar ve nöroprotektif faktör olduğuna işaret ediyor&quot; dedi. Araştırma ekibi, bu konuyu daha ileriye taşıyarak, egzersizin beyin sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerini daha derinlemesine incelemeyi planlıyor.Sonuç olarak, fiziksel aktivitenin, özellikle ağırlık antrenmanlarının, yaşlı bireyler için beyin sağlığını destekleyen önemli bir araç olduğunu söylemek mümkün. Bu tür basit ve etkili yöntemler, daha pahalı tedavi seçenekleri yerine, demans ve bunama gibi hastalıkların önlenmesinde kilit bir rol oynayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k6CCo01whkG4FlDgtpjkSQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Haftada, iki, kez, yapılan, egzersiz, bunamadan, koruyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k6CCo01whkG4FlDgtpjkSQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Haftada iki kez yapılan egzersiz bunamadan koruyor"><p>Vücudumuzu hareket ettirmenin, bunamayı uzak tutmanın en etkili yollarından biri olduğu uzun zamandır biliniyor. Ancak yeni bir araştırma, beynimizi etkileyen bu hastalığa yakalanma riskini azaltmak için daha fazla egzersiz yapmamız gerektiğini düşünmediğimizi ortaya koyuyor. Brezilyalı bilim insanlarının gerçekleştirdiği çalışma, haftada sadece iki kez ağırlık çalışmasının yaşlıları bunamadan korumada etkili olabileceğini gösteriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Inks3taDYEu2pFsrt0NMLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Campinas Devlet Üniversitesi'nde (UNICAMP) yapılan araştırma, hafif bilişsel bozukluğu olan gönüllülerin altı ay boyunca uyguladıkları güç antrenmanı sayesinde hafızalarında ve beyin anatomilerinde kayda değer iyileşmeler kaydettiklerini ortaya koydu. Ağırlık çalışmasının daha önce gücü ve kas kütlesini artırdığı, vücut yağını azalttığı ve ruh sağlığına katkı sağladığı bilinmekteydi. Ancak bu araştırma, bunun yanı sıra yaşlı insanların beyinlerini bunamaya karşı koruyabileceğini de gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kJn2BDzSBkuOhIFJi3mBjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmaya katılan 44 gönüllü, hafif bilişsel bozukluğu olan ve Alzheimer gibi demans riskine sahip kişilerdi. Alzheimer, bunamanın en yaygın türü olup, beyin hücrelerinin ölümüne yol açan amiloid ve tau proteinlerinin birikmesinden kaynaklandığı düşünülüyor. Geçmişte yapılan çalışmalar, grip gibi viral enfeksiyonların ve ciddi COVID-19 vakalarının bunama riskini artırabileceğini öne sürmüştü. Ancak bu yeni araştırma, kuvvet antrenmanının sadece hafıza performansını artırmakla kalmayıp, aynı zamanda beyin anatomisini de değiştirdiğini gösterdi.Altı ay boyunca haftada iki kez ağırlık çalışması yapan katılımcılar, Alzheimer hastalığıyla ilişkili olan hipokampüs ve prekuneus gibi beyin bölgelerinde atrofiye karşı koruma sağladı. Ayrıca, nöron sağlığını yansıtan parametrelerde de iyileşmeler gözlendi. Çalışmanın başyazarı Dr. Isadora Ribeiro, "Bu çalışma, ağırlık antrenmanının, bunamaya yakalanma riski yüksek olan kişilerde bile güçlü bir müttefik olduğunu gösterdi" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yJ8IEkyFk0GoCCTTONMe8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, ağırlık antrenmanının hafif bilişsel bozukluğu olan kişilerde beyaz cevher bütünlüğünü iyileştiren ilk araştırma olma özelliğini taşıyor. Profesör Marcio Balthazar, "Ağırlık çalışması, insanlar üzerinde ciddi hastalıklardan korunmayı sağlayabilecek, daha az karmaşık ve daha ucuz bir tedavi seçeneği sunuyor" dedi. Özellikle, ABD’de bunama tedavisinde kullanılan anti-amiloid ilaçlarının yıllık maliyetinin yaklaşık 30.000 ABD doları olduğu düşünüldüğünde, fiziksel egzersiz gibi farmakolojik olmayan tedavi yöntemlerinin daha uygun maliyetli olduğunu vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g4-kKxdP8kqW_dkByPLToA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma ekibi, daha uzun süreli bir egzersiz programının daha olumlu sonuçlar verebileceğine inanıyor. Dr. Ribeiro, "Ağırlık antrenmanı yapan grupta hafıza ve beyin anatomisinde iyileşmeler görüldü, ancak bazı katılımcılar bu iyileşmeler nedeniyle klinik tanı almadı" dedi. Uzun süreli egzersizlerin, bunama riskini tersine çevirebileceğini veya bu süreci geciktirebileceğini ifade etti.Araştırma, ağırlık antrenmanının nöron sağlığını destekleyen bir protein artırarak beyin sağlığını korumaya yardımcı olduğunu gösteriyor. Ayrıca, vücuttaki iltihaplanmayı azaltarak beyin hücrelerinin sağlığını iyileştiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/roVCHYNFa0a7lWNkERuZBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu bulgular, ağırlık antrenmanlarının bunama riskini azaltma konusundaki potansiyelini gözler önüne seriyor. Dr. Ribeiro, "Bu çalışmanın sonuçları, beyindeki değişikliklerin ardında bir dizi anti-inflamatuar ve nöroprotektif faktör olduğuna işaret ediyor" dedi. Araştırma ekibi, bu konuyu daha ileriye taşıyarak, egzersizin beyin sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerini daha derinlemesine incelemeyi planlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D_feb0Nksk68Hn5HiLHSbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuç olarak, fiziksel aktivitenin, özellikle ağırlık antrenmanlarının, yaşlı bireyler için beyin sağlığını destekleyen önemli bir araç olduğunu söylemek mümkün. Bu tür basit ve etkili yöntemler, daha pahalı tedavi seçenekleri yerine, demans ve bunama gibi hastalıkların önlenmesinde kilit bir rol oynayabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>81 yaşındaki Erhan amca mesleğini bırakmıyor: &amp;quot;Bu benim için artık bir keyif işi&amp;quot;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/81-yasindaki-erhan-amca-meslegini-birakmiyor-bu-benim-icin-artik-bir-keyif-isi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/81-yasindaki-erhan-amca-meslegini-birakmiyor-bu-benim-icin-artik-bir-keyif-isi</guid>
<description><![CDATA[ Eskişehir’de 81 yaşına gelmesine rağmen bıçak bileme işini bir türlü bırakamayan Erhan Erdoğan, azimli ve enerjik kişiliği ile dikkat çekiyor.Bıçak bileme işi yapan Erhan Erdoğan, yaklaşık 40 yıl önce Konya’dan Eskişehir&#039;e geldi. Sıcaksular Bölgesi&#039;nde kendisine bir dükkân tutan Erdoğan, o günden bu yana mesleğini hiç bırakmadı.Şu anda 81 yaşında olan ve işini severek yapan emektar zanaatçı, mesleğini para kazanmaktan daha çok keyif almak amacıyla yaptığını söyledi. Azimli ve enerjik kişiliği ile dikkat çeken Erdoğan, Allah kendisine ömür verirse mesleğini sürdüreceğini belirtti.Bıçak bileme işi yapan Erhan Erdoğan, &quot;Sabah dükkânı açtığımdan beri, hiç durmuyorum. Şemsiye tamiri de yapıyorum. O kadar alıştım ki, bu yaştayken bile evde duramıyorum. İşimi çok seviyorum. Aslen Konyalıyım, buralı değilim. Eskişehir&#039;e 1975 yılında geldim. Aslında bu işe tesadüf eseri başladım.O zamanlar bu dükkânı ayarladık, yaklaşık 40 yıldır devam ediyoruz. 81 yaşında olmama rağmen işimi bırakamıyorum. Bu benim için artık para kazanmaktan ziyade bir keyif işi. Hem parası var hem de keyfi yönü var. İkisi de bir araya geldi mi çok tatlı oluyor. Allah sağlıklı, uzun ömür verirse işimize devam ederiz inşallah&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1bcVx5IXt0CyReFMvEy-JQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Erhan, amca, mesleğini, bırakmıyor:, Bu, benim, için, artık, bir, keyif, işi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1bcVx5IXt0CyReFMvEy-JQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="81 yaşındaki Erhan amca mesleğini bırakmıyor"><p>Eskişehir’de 81 yaşına gelmesine rağmen bıçak bileme işini bir türlü bırakamayan Erhan Erdoğan, azimli ve enerjik kişiliği ile dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fksg7AQ-h0azh62_17Sv5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bıçak bileme işi yapan Erhan Erdoğan, yaklaşık 40 yıl önce Konya’dan Eskişehir'e geldi. Sıcaksular Bölgesi'nde kendisine bir dükkân tutan Erdoğan, o günden bu yana mesleğini hiç bırakmadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/efvfKbr3KEyto3NLkG_1hA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şu anda 81 yaşında olan ve işini severek yapan emektar zanaatçı, mesleğini para kazanmaktan daha çok keyif almak amacıyla yaptığını söyledi. Azimli ve enerjik kişiliği ile dikkat çeken Erdoğan, Allah kendisine ömür verirse mesleğini sürdüreceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cvv3TFPj20qqny3aTkBylA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bıçak bileme işi yapan Erhan Erdoğan, "Sabah dükkânı açtığımdan beri, hiç durmuyorum. Şemsiye tamiri de yapıyorum. O kadar alıştım ki, bu yaştayken bile evde duramıyorum. İşimi çok seviyorum. Aslen Konyalıyım, buralı değilim. Eskişehir'e 1975 yılında geldim. Aslında bu işe tesadüf eseri başladım.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bBpU9w4tBE6bxGX2RaPZ2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>O zamanlar bu dükkânı ayarladık, yaklaşık 40 yıldır devam ediyoruz. 81 yaşında olmama rağmen işimi bırakamıyorum. Bu benim için artık para kazanmaktan ziyade bir keyif işi. Hem parası var hem de keyfi yönü var. İkisi de bir araya geldi mi çok tatlı oluyor. Allah sağlıklı, uzun ömür verirse işimize devam ederiz inşallah" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Stresi sıfırlama düğmesi: Kaygıyı azaltmanın 10 güçlü yöntemi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/stresi-sifirlama-dugmesi-kaygiyi-azaltmanin-10-guclu-yoentemi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/stresi-sifirlama-dugmesi-kaygiyi-azaltmanin-10-guclu-yoentemi</guid>
<description><![CDATA[ Hayat son derece telaşlı. Hepimiz iş, aile ve dünyanın 7/24 gürültüsü arasında mekik dokuyoruz. Bu durumda da stresli hissetmeniz gayet doğal. Ancak stresten kurtulmanın çok basit yöntemleri var.Derin nefes almak gizli bir süper güç gibidir. Sadece durun, 4 saniye boyunca burnunuzdan yavaşça nefes alın, 4 saniye tutun ve 6 saniye boyunca ağzınızdan nefes verin.Bunu 2-3 dakika yapın ve farkı fark edin. Kalp atış hızınız yavaşlar, beyninize daha fazla oksijen gider ve aniden daha az kaotik hissedersiniz. Bunu her yerde yapabilirsiniz; masanızda, yatağınızda, hatta tuvalette. Etkilidir ve bir veya iki dakikadan az sürer.Sadece beş dakikalığına dışarı çıkın, binanızın terasına, balkonuna veya ofisinizin dışına bile çıkabilirsiniz. Gökyüzüne bakın, esintiyi hissedin, kuşları dinleyin veya sadece ağaçların sallanmasını izleyin.
Doğanın sinir sistemimiz üzerinde topraklayıcı bir etkisi vardır, özellikle de bunaldığımızda. Kısa bir güneş ışığı ve temiz hava serotonini artırır ve ruh halinizi neredeyse anında iyileştirir. Ve eğer yeşilliğin yakınındaysanız, bu bir bonustur.
Bazen, sadece dört duvardan çıkıp çevrenizi değiştirmek, zihninizi hayal ettiğinizden daha hızlı yeniden başlatabilir.Stres vurduğunda, vücudunuz gerilir; omuzlar gerilir, çene sıkılır, boyun sertleşir. Çözüm? İyi bir esneme. Kollarınızı başınızın üzerine kaldırın, omuzlarınızı geriye doğru yuvarlayın, otururken omurganızı nazikçe bükün veya ayak parmaklarınıza dokunun.
Sadece beş dakikalık hafif esneme kanınızın akmasını sağlar, fiziksel gerginliği azaltır ve beyninize bir sinyal gönderir: &quot;Hey, güvendeyiz, rahatlayalım.&quot; Yoga seviyesinde esnekliğe ihtiyacınız yok. Kimseyi etkilemeye çalışmıyorsunuz, sadece gevşiyorsunuz. Sandalyenizde, masanızın başında, hatta gerekirse sohbetin ortasında yapın. Anında fiziksel ve zihinsel rahatlama.Sıcak bir içecek yudumlamanın rahatlatıcı bir yanı vardır. Bu bitki çayı, fesleğen çayı veya limonlu sade sıcak su olabilir. Sıcak sıvılar kaslarınızın gevşemesine ve kalp atış hızınızın biraz yavaşlamasına yardımcı olur. Ayrıca ritüelle de ilgilidir: sıcak bir fincan tutmak, yavaş yudumlar almak, birkaç dakika durmak. Vücudunuza yavaşlaması için sinyal verir. Zaten stresli olduğunuzda kafeinden uzak durun; sizi gergin yapabilir. Akşamları papatya veya lavanta çayı veya öğle yemeğinden sonra zencefil-limon suyu deneyin.Müzik büyülüdür. Doğru parça sinirlerinizi yatıştırabilir, ruhunuzu yükseltebilir ve hatta ihtiyacınız varsa gözyaşlarına bile sebep olabilir. &#039;Bir molaya ihtiyacım var&#039; anları için bir çalma listesi oluşturun. Kulaklığınızı takın, bir dakika gözlerinizi kapatın ve kendinizi akışa bırakın. Müzik, kalp atışlarınız ve beyin dalgalarınız üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir, bu yüzden akıllıca seçin ve ritmin ruh halinizi yeniden ayarlamasına izin verin.Zihniniz yarışıyorsa ve düşünceler her yerdeyse, bir not defteri alın veya bir not uygulaması açın ve sadece dökün.
Dil bilgisi veya anlam çıkarma konusunda endişelenmeyin. Sadece sizi neyin strese soktuğunu, nasıl hissettiğinizi, ne olmasını istediğinizi yazın.
Bu, zihinsel karmaşayı temizler ve düşüncelerinizi içlerinde hapsolmak yerine görmenize yardımcı olur. Daha iyi çalışmak için masanızı temizlemek gibidir. Kafanızdan çıktıktan sonra, daha hafif ve hatta bazen aptalca hissedersiniz. 5 dakika deneyin. Yargılama yok, sadece bir beyin detoksu.Kulağa tuhaf geliyor ama bilim, zorlama kahkahanın bile beyninizi kandırarak iyi hissettiren hormonlar salgılatabileceğini söylüyor. Yani eğer 1 dakikalık bir komik video izleyebilirseniz, bir şaka duyabilirseniz veya arkadaşınızın söylediği aptalca komik bir şeyi hatırlayabilirseniz, yapın.
Daha da iyisi, yüksek sesle gülün. Endorfin salgılar, kas gerginliğini azaltır ve oksijeni artırır. Başka bir şey değilse, sadece genişçe gülümseyin ve 30 saniye tutun. Hala işe yarıyor. SOĞUK SUPaniklediğinizde veya stres altında olduğunuzda, yüzünüze hızlıca soğuk su çarpmak sinir sisteminizi sıfırlayabilir.
Sizi şimdiki zamana bağlayan küçük bir şok gibi çalışır. Kaygı artışları veya işin ortasında bunalmış hissettiğinizde harikadır. Fiziksel, hızlı ve sıfır ekipmana ihtiyaç duyar. Sinirleriniz için sert bir sıfırlama düğmesi gibi hissettirir.Aşırı mı düşünüyorsunuz? Endişeli misiniz? 5-4-3-2-1 topraklama tekniğini deneyin. Gördüğünüz 5 şeyi, dokunabildiğiniz 4 şeyi, duyduğunuz 3 sesi, koklayabildiğiniz 2 şeyi ve tadabildiğiniz 1 şeyi adlandırın.
Zihninizi şimdiye odaklanmaya zorlar, sizi girdaplardan veya yarışan düşüncelerden çıkarır. Bunu yüksek sesle söylemenize bile gerek yok; sadece zihninizi çevrenizi tarayın.
Duygular aşırı hızlanmaya başladığında beyninizi gerçekliğe demirlemek gibidir. Panik anında, stresli bir çağrıda veya hatta büyük bir toplantıdan önce kullanın.Şüpheye düştüğünüzde, telefonu bırakın. Gerçekten. Stresimizin çoğu, sürekli bildirimler, mesajlar, başlıklar ve filmlerle artar. Ekranlardan 10 dakikalık bir mola verin; kaydırma yok, DM&#039;leri kontrol etme yok, hiçbir şey yok. Sadece oturun, etrafınız ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gCQUwRsqYUmTcV7_iv8PKw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Stresi, sıfırlama, düğmesi:, Kaygıyı, azaltmanın, güçlü, yöntemi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gCQUwRsqYUmTcV7_iv8PKw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Stresi sıfırlama düğmesi: Kaygıyı azaltmanın 10 güçlü yöntemi"><p>Hayat son derece telaşlı. Hepimiz iş, aile ve dünyanın 7/24 gürültüsü arasında mekik dokuyoruz. Bu durumda da stresli hissetmeniz gayet doğal. Ancak stresten kurtulmanın çok basit yöntemleri var.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K0pnu-5A40WqbRomnBCVlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Derin nefes almak gizli bir süper güç gibidir. Sadece durun, 4 saniye boyunca burnunuzdan yavaşça nefes alın, 4 saniye tutun ve 6 saniye boyunca ağzınızdan nefes verin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GmHXXr3J_E6WJuv_U-c_Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunu 2-3 dakika yapın ve farkı fark edin. Kalp atış hızınız yavaşlar, beyninize daha fazla oksijen gider ve aniden daha az kaotik hissedersiniz. Bunu her yerde yapabilirsiniz; masanızda, yatağınızda, hatta tuvalette. Etkilidir ve bir veya iki dakikadan az sürer.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KtUSpnOnnUqD0GcxCRLFSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sadece beş dakikalığına dışarı çıkın, binanızın terasına, balkonuna veya ofisinizin dışına bile çıkabilirsiniz. Gökyüzüne bakın, esintiyi hissedin, kuşları dinleyin veya sadece ağaçların sallanmasını izleyin.
Doğanın sinir sistemimiz üzerinde topraklayıcı bir etkisi vardır, özellikle de bunaldığımızda. Kısa bir güneş ışığı ve temiz hava serotonini artırır ve ruh halinizi neredeyse anında iyileştirir. Ve eğer yeşilliğin yakınındaysanız, bu bir bonustur.
Bazen, sadece dört duvardan çıkıp çevrenizi değiştirmek, zihninizi hayal ettiğinizden daha hızlı yeniden başlatabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zD4dczMUXE6giP8MzwNh5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stres vurduğunda, vücudunuz gerilir; omuzlar gerilir, çene sıkılır, boyun sertleşir. Çözüm? İyi bir esneme. Kollarınızı başınızın üzerine kaldırın, omuzlarınızı geriye doğru yuvarlayın, otururken omurganızı nazikçe bükün veya ayak parmaklarınıza dokunun.
Sadece beş dakikalık hafif esneme kanınızın akmasını sağlar, fiziksel gerginliği azaltır ve beyninize bir sinyal gönderir: "Hey, güvendeyiz, rahatlayalım." Yoga seviyesinde esnekliğe ihtiyacınız yok. Kimseyi etkilemeye çalışmıyorsunuz, sadece gevşiyorsunuz. Sandalyenizde, masanızın başında, hatta gerekirse sohbetin ortasında yapın. Anında fiziksel ve zihinsel rahatlama.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nZcgYH11uUaE7Etx2YUUIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sıcak bir içecek yudumlamanın rahatlatıcı bir yanı vardır. Bu bitki çayı, fesleğen çayı veya limonlu sade sıcak su olabilir. Sıcak sıvılar kaslarınızın gevşemesine ve kalp atış hızınızın biraz yavaşlamasına yardımcı olur. Ayrıca ritüelle de ilgilidir: sıcak bir fincan tutmak, yavaş yudumlar almak, birkaç dakika durmak. Vücudunuza yavaşlaması için sinyal verir. Zaten stresli olduğunuzda kafeinden uzak durun; sizi gergin yapabilir. Akşamları papatya veya lavanta çayı veya öğle yemeğinden sonra zencefil-limon suyu deneyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H5gN-gZITUCIpCWoOsmAmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Müzik büyülüdür. Doğru parça sinirlerinizi yatıştırabilir, ruhunuzu yükseltebilir ve hatta ihtiyacınız varsa gözyaşlarına bile sebep olabilir. 'Bir molaya ihtiyacım var' anları için bir çalma listesi oluşturun. Kulaklığınızı takın, bir dakika gözlerinizi kapatın ve kendinizi akışa bırakın. Müzik, kalp atışlarınız ve beyin dalgalarınız üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir, bu yüzden akıllıca seçin ve ritmin ruh halinizi yeniden ayarlamasına izin verin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2ofImb3oMEqIg0ZYjHpn_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihniniz yarışıyorsa ve düşünceler her yerdeyse, bir not defteri alın veya bir not uygulaması açın ve sadece dökün.
Dil bilgisi veya anlam çıkarma konusunda endişelenmeyin. Sadece sizi neyin strese soktuğunu, nasıl hissettiğinizi, ne olmasını istediğinizi yazın.
Bu, zihinsel karmaşayı temizler ve düşüncelerinizi içlerinde hapsolmak yerine görmenize yardımcı olur. Daha iyi çalışmak için masanızı temizlemek gibidir. Kafanızdan çıktıktan sonra, daha hafif ve hatta bazen aptalca hissedersiniz. 5 dakika deneyin. Yargılama yok, sadece bir beyin detoksu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yHrl-s7DVU6YHc4Id1EN-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kulağa tuhaf geliyor ama bilim, zorlama kahkahanın bile beyninizi kandırarak iyi hissettiren hormonlar salgılatabileceğini söylüyor. Yani eğer 1 dakikalık bir komik video izleyebilirseniz, bir şaka duyabilirseniz veya arkadaşınızın söylediği aptalca komik bir şeyi hatırlayabilirseniz, yapın.
Daha da iyisi, yüksek sesle gülün. Endorfin salgılar, kas gerginliğini azaltır ve oksijeni artırır. Başka bir şey değilse, sadece genişçe gülümseyin ve 30 saniye tutun. Hala işe yarıyor. SOĞUK SUPaniklediğinizde veya stres altında olduğunuzda, yüzünüze hızlıca soğuk su çarpmak sinir sisteminizi sıfırlayabilir.
Sizi şimdiki zamana bağlayan küçük bir şok gibi çalışır. Kaygı artışları veya işin ortasında bunalmış hissettiğinizde harikadır. Fiziksel, hızlı ve sıfır ekipmana ihtiyaç duyar. Sinirleriniz için sert bir sıfırlama düğmesi gibi hissettirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1dgt2Da9PEe7Qc597VO-DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı mı düşünüyorsunuz? Endişeli misiniz? 5-4-3-2-1 topraklama tekniğini deneyin. Gördüğünüz 5 şeyi, dokunabildiğiniz 4 şeyi, duyduğunuz 3 sesi, koklayabildiğiniz 2 şeyi ve tadabildiğiniz 1 şeyi adlandırın.
Zihninizi şimdiye odaklanmaya zorlar, sizi girdaplardan veya yarışan düşüncelerden çıkarır. Bunu yüksek sesle söylemenize bile gerek yok; sadece zihninizi çevrenizi tarayın.
Duygular aşırı hızlanmaya başladığında beyninizi gerçekliğe demirlemek gibidir. Panik anında, stresli bir çağrıda veya hatta büyük bir toplantıdan önce kullanın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XlNX5Cd9sU2YlQLHSD6SIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şüpheye düştüğünüzde, telefonu bırakın. Gerçekten. Stresimizin çoğu, sürekli bildirimler, mesajlar, başlıklar ve filmlerle artar. Ekranlardan 10 dakikalık bir mola verin; kaydırma yok, DM'leri kontrol etme yok, hiçbir şey yok. Sadece oturun, etrafınıza bakın veya bir pencereden dışarı bakın. Beyninizin bombalanmadan nefes almasına izin verin. Eğer yapabiliyorsanız, telefonunuzu bir süre başka bir odada tutun. Dünya çökmeyecek, söz veriyorum. Bu küçük mola dikkat sürenizi sıfırlar, stres hormonlarını azaltır ve sizi internetin kaosu yerine kendi hızınıza geri getirir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktor açıkladı: Sabah mı, gece mi duş almalısınız?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-acikladi-sabah-mi-gece-mi-dus-almalisiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doktor-acikladi-sabah-mi-gece-mi-dus-almalisiniz</guid>
<description><![CDATA[ Günlük rutinlerimizde sıkça karşılaştığımız bir soru: Duşunuzu sabah mı almalı, yoksa akşam mı? Uzmanlar, özellikle akşam duşunun cilt sağlığına ve uyku kalitesine olan etkileri hakkında önemli uyarılarda bulunuyor.Gün boyunca vücudumuz, hava kirliliği, alerjenler, kimyasallar ve terle birlikte çeşitli kirleticilerle karşılaşır. Sabaha kadar temizlenmeyen bu kirler, yatağımıza ve çarşaflarımıza geçebilir.Dr. Aragona Giuseppe, sabah duşunun duyuları uyandırarak güne başlamak için ideal olduğunu belirtse de, akşam duşunun belirli faydaları olduğunu vurguluyor. Dr. Giuseppe, &quot;Gün boyunca vücudunuzun topladığı alerjenler ve kirler, yatağınıza geçerek cilt tahrişlerine, akneye ve hatta kötü bir uykuya yol açabilir,&quot; diyor.Dr. Jason Singh, TikTok üzerinden yaptığı açıklamalarda, akşam duşlarının uyku kalitesini artırma noktasında oldukça etkili olduğunu belirtti. Ilık bir duşun, vücudun uykuya geçişini destekleyen melatonin hormonunun salgılanmasını tetiklediğini ifade eden Singh, “Ilık bir duş vücuda uyku vaktinin geldiğini bildirir ve vücut ısısının düşmesiyle birlikte daha derin bir uykuya geçişi sağlar,” dedi.Dr. Singh&#039;in bu görüşü, 2019 yılında yapılan bir meta-analizle destekleniyor. Çalışmada, akşam saatlerinde 40°C ile 42,5°C arasında bir sıcaklıkta duş almanın, daha kaliteli bir uykuya yol açtığı sonucuna varılmıştır.Dr. Singh, kuru cilt, akne veya egzama gibi cilt problemleri yaşayanların da akşam duşu almanın faydasını görebileceğini söyledi. Akşamları cilt hücreleri onarım sürecine girerken, gece boyunca nem kaybı daha etkili şekilde önlenebilir. &quot;Eğer kuru cildiniz veya hassas bir cildiniz varsa, akşam duşu cildinizin nem dengesini sağlamada daha etkili bir yol olabilir,&quot; diyor Singh.Ancak sabah duşunun da vücutta biriken yağları ve bakterileri temizleyerek hijyenin sağlanmasında önemli bir rolü olduğunu unutmamak gerekiyor. Uzmanlar, hem sabah hem de akşam duşlarının farklı avantajlar sunduğunu, ancak günün belirli saatlerinde yapılan duşların cilt sağlığına olumlu etkiler sağladığını belirtiyor.İngiltere’de insanlar arasında sabah mı akşam mı duş almanın daha iyi olduğu konusunda farklı görüşler mevcut. Araştırmaya katılanların sadece yarısı her gün duş alırken, dörtte biri sadece iki günde bir duş almayı tercih ediyor. Diğer taraftan, haftada bir kez duş almayı tercih edenlerin sayısı da bir hayli fazla.Duş alma zamanının cilt sağlığı, uyku düzeni ve genel hijyen üzerinde önemli etkileri olduğu gözler önüne seriliyor. Uzmanlar, günün sonunda yapılan bir duşun cildinize zarar vermemek için en iyi çözüm olabileceğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hzpHm8tXWUCNVl2Lzx65Rg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 10:44:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, açıkladı:, Sabah, mı, gece, duş, almalısınız</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hzpHm8tXWUCNVl2Lzx65Rg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktor açıkladı: Sabah mı, gece mi duş almalısınız?"><p>Günlük rutinlerimizde sıkça karşılaştığımız bir soru: Duşunuzu sabah mı almalı, yoksa akşam mı? Uzmanlar, özellikle akşam duşunun cilt sağlığına ve uyku kalitesine olan etkileri hakkında önemli uyarılarda bulunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FhBl7f_UU068iArNUtJN_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gün boyunca vücudumuz, hava kirliliği, alerjenler, kimyasallar ve terle birlikte çeşitli kirleticilerle karşılaşır. Sabaha kadar temizlenmeyen bu kirler, yatağımıza ve çarşaflarımıza geçebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jFxJM3M4fEGYVukJSR0BVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Aragona Giuseppe, sabah duşunun duyuları uyandırarak güne başlamak için ideal olduğunu belirtse de, akşam duşunun belirli faydaları olduğunu vurguluyor. Dr. Giuseppe, "Gün boyunca vücudunuzun topladığı alerjenler ve kirler, yatağınıza geçerek cilt tahrişlerine, akneye ve hatta kötü bir uykuya yol açabilir," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CdzCIxlpGUO8l9ofGd8QWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Jason Singh, TikTok üzerinden yaptığı açıklamalarda, akşam duşlarının uyku kalitesini artırma noktasında oldukça etkili olduğunu belirtti. Ilık bir duşun, vücudun uykuya geçişini destekleyen melatonin hormonunun salgılanmasını tetiklediğini ifade eden Singh, “Ilık bir duş vücuda uyku vaktinin geldiğini bildirir ve vücut ısısının düşmesiyle birlikte daha derin bir uykuya geçişi sağlar,” dedi.Dr. Singh'in bu görüşü, 2019 yılında yapılan bir meta-analizle destekleniyor. Çalışmada, akşam saatlerinde 40°C ile 42,5°C arasında bir sıcaklıkta duş almanın, daha kaliteli bir uykuya yol açtığı sonucuna varılmıştır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LMonQkwy8UaS5zPhbmWslQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Singh, kuru cilt, akne veya egzama gibi cilt problemleri yaşayanların da akşam duşu almanın faydasını görebileceğini söyledi. Akşamları cilt hücreleri onarım sürecine girerken, gece boyunca nem kaybı daha etkili şekilde önlenebilir. "Eğer kuru cildiniz veya hassas bir cildiniz varsa, akşam duşu cildinizin nem dengesini sağlamada daha etkili bir yol olabilir," diyor Singh.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JeWxkQHf8EWDRT2z_LVoqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak sabah duşunun da vücutta biriken yağları ve bakterileri temizleyerek hijyenin sağlanmasında önemli bir rolü olduğunu unutmamak gerekiyor. Uzmanlar, hem sabah hem de akşam duşlarının farklı avantajlar sunduğunu, ancak günün belirli saatlerinde yapılan duşların cilt sağlığına olumlu etkiler sağladığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y_MUHK-SZEyHXTK_HgbQ4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere’de insanlar arasında sabah mı akşam mı duş almanın daha iyi olduğu konusunda farklı görüşler mevcut. Araştırmaya katılanların sadece yarısı her gün duş alırken, dörtte biri sadece iki günde bir duş almayı tercih ediyor. Diğer taraftan, haftada bir kez duş almayı tercih edenlerin sayısı da bir hayli fazla.Duş alma zamanının cilt sağlığı, uyku düzeni ve genel hijyen üzerinde önemli etkileri olduğu gözler önüne seriliyor. Uzmanlar, günün sonunda yapılan bir duşun cildinize zarar vermemek için en iyi çözüm olabileceğini vurguluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Psikiyatri Profesörü açıkladı: Mutsuz olduğunuzu gösteren ince işaretler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/psikiyatri-profesoeru-acikladi-mutsuz-oldugunuzu-goesteren-ince-isaretler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/psikiyatri-profesoeru-acikladi-mutsuz-oldugunuzu-goesteren-ince-isaretler</guid>
<description><![CDATA[ Mutluluk, kahkahalarla, tebessümlerle ve neşeli sohbetlerle kolayca fark edilirken, mutsuzluk çoğu zaman insanların umutsuzluklarını stratejik olarak gizlemeleri nedeniyle daha zor anlaşılabilir. Ancak psikologlar, &quot;çok meşgul olmak&quot;, &quot;aşırı neşeli davranmak&quot;, &quot;uykusuzlukla mücadele etmek&quot; gibi ince belirtilerin, aslında derin bir umutsuzluğun işareti olabileceğini ortaya koydu.Günümüzde yapılan araştırmalar, güçlü topluluk bağlarının ruh sağlığımız için hayati olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, tanıdığınız birinin aşırı sosyal aktiviteyi &quot;çok yoğunum&quot; ya da &quot;işlerle çok meşgulüm&quot; gibi bahanelerle reddettiğini duyduysanız, bu kişinin gizlice mücadele ediyor olabileceğini göz önünde bulundurmalısınız.Psikologlar, aynı zamanda çok sık yemek atlamak, aşırı enerji dalgalanmaları, kendini küçümseyen mizah ve açıklanamayan hastalık nöbetleri gibi belirtilerin de yalnızlık kaynaklı ruhsal krizlerin işareti olabileceğini vurguluyor. Texas Üniversitesi Psikiyatri Profesörü Dr. Madhukar Trivedi, depresyonun fiziksel semptomlarla birlikte görülebileceğini, belirsiz ağrıların çoğu zaman depresyonun belirtileri olduğunu ifade ediyor.EKLEM AĞRILARIDr. Trivedi, kronik eklem ve sırt ağrılarının depresyonun belirtisi olabileceğini belirtiyor. Depresyonun fiziksel semptomlarla örtüşmesi, tanıyı zorlaştırabilir.YORGUNLUK VE ENERJİ DALGALANMALARIKing’s College London Psikiyatri Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, yorgunluk ile psikiyatrik bozukluklar arasında önemli bir örtüşme olduğunu ortaya koydu. Yorgunluk, depresyonun gizli belirtisi olabilir.Bastırılmış duygular ve aşırı neşeli davranışlar arasında bir bağlantı olduğu belirlenmiştir. Uzun süre zoraki gülümseme, ruhsal sorunların habercisi olabilir.ÖĞÜN ATLAMAKDepresyon, iştah değişikliklerine yol açabilir ve bazı kişiler yemek yeme konusunda zorluk yaşar. Bu, gizli bir depresyon belirtisi olabilir.Uyku sorunları, travmatik bir olayın ardından uzun süre sonra bile devam edebilir. Uyku bozuklukları, ruhsal sorunların bir yansıması olabilir.İş-yaşam dengesizliği ve duygusal tükenmişlik, sosyal izolasyona yol açabilir. Bu durumda, kişiyi tekrar sosyal aktivitelere dahil etmek önemli olabilir.Kendini küçümseyen mizah, psikolojik sıkıntının belirtisi olabilir. Öz güven eksiklikleri ve kaygı da bu davranışlarla bağlantılıdır.Bu ince belirtiler, birinin ruh sağlığının bozulduğunun habercisi olabilir. Bu nedenle, çevremizdeki insanlara dikkatlice bakmak ve onlara destek olmak, gizli mutsuzlukların fark edilmesinde kritik bir rol oynayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B4XSLvPfpE-Tsvw3UoLKlw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Psikiyatri, Profesörü, açıkladı:, Mutsuz, olduğunuzu, gösteren, ince, işaretler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B4XSLvPfpE-Tsvw3UoLKlw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Psikiyatri Profesörü açıkladı: Mutsuz olduğunuzu gösteren ince işaretler"><p>Mutluluk, kahkahalarla, tebessümlerle ve neşeli sohbetlerle kolayca fark edilirken, mutsuzluk çoğu zaman insanların umutsuzluklarını stratejik olarak gizlemeleri nedeniyle daha zor anlaşılabilir. Ancak psikologlar, "çok meşgul olmak", "aşırı neşeli davranmak", "uykusuzlukla mücadele etmek" gibi ince belirtilerin, aslında derin bir umutsuzluğun işareti olabileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2xYUqS0hiESTEL_osEGATg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günümüzde yapılan araştırmalar, güçlü topluluk bağlarının ruh sağlığımız için hayati olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, tanıdığınız birinin aşırı sosyal aktiviteyi "çok yoğunum" ya da "işlerle çok meşgulüm" gibi bahanelerle reddettiğini duyduysanız, bu kişinin gizlice mücadele ediyor olabileceğini göz önünde bulundurmalısınız.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eLnKPKFEiUqHXKFiyNjcOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikologlar, aynı zamanda çok sık yemek atlamak, aşırı enerji dalgalanmaları, kendini küçümseyen mizah ve açıklanamayan hastalık nöbetleri gibi belirtilerin de yalnızlık kaynaklı ruhsal krizlerin işareti olabileceğini vurguluyor. Texas Üniversitesi Psikiyatri Profesörü Dr. Madhukar Trivedi, depresyonun fiziksel semptomlarla birlikte görülebileceğini, belirsiz ağrıların çoğu zaman depresyonun belirtileri olduğunu ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pMDLVZYF6kioq_E4aNSbXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>EKLEM AĞRILARIDr. Trivedi, kronik eklem ve sırt ağrılarının depresyonun belirtisi olabileceğini belirtiyor. Depresyonun fiziksel semptomlarla örtüşmesi, tanıyı zorlaştırabilir.YORGUNLUK VE ENERJİ DALGALANMALARIKing’s College London Psikiyatri Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, yorgunluk ile psikiyatrik bozukluklar arasında önemli bir örtüşme olduğunu ortaya koydu. Yorgunluk, depresyonun gizli belirtisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AVuXymueDE-M42i2CujKew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bastırılmış duygular ve aşırı neşeli davranışlar arasında bir bağlantı olduğu belirlenmiştir. Uzun süre zoraki gülümseme, ruhsal sorunların habercisi olabilir.ÖĞÜN ATLAMAKDepresyon, iştah değişikliklerine yol açabilir ve bazı kişiler yemek yeme konusunda zorluk yaşar. Bu, gizli bir depresyon belirtisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/01zg3hcgr0SC6ndvSsEhyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku sorunları, travmatik bir olayın ardından uzun süre sonra bile devam edebilir. Uyku bozuklukları, ruhsal sorunların bir yansıması olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ND4rOuYlNECNkztr25XGTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İş-yaşam dengesizliği ve duygusal tükenmişlik, sosyal izolasyona yol açabilir. Bu durumda, kişiyi tekrar sosyal aktivitelere dahil etmek önemli olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ALDhf8FdykWT87yuIB3Dpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendini küçümseyen mizah, psikolojik sıkıntının belirtisi olabilir. Öz güven eksiklikleri ve kaygı da bu davranışlarla bağlantılıdır.Bu ince belirtiler, birinin ruh sağlığının bozulduğunun habercisi olabilir. Bu nedenle, çevremizdeki insanlara dikkatlice bakmak ve onlara destek olmak, gizli mutsuzlukların fark edilmesinde kritik bir rol oynayabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Stresi başarıya dönüştürmenin 7 basit yolu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/stresi-basariya-doenusturmenin-7-basit-yolu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/stresi-basariya-doenusturmenin-7-basit-yolu</guid>
<description><![CDATA[ Günlük hayatta çeşitli koşullara bağlı olarak ortaya çıkan stres, yalnızca ruh sağlığını değil fiziksel sağlığı da olumsuz yönde etkileyebilir ancak psikolog Adi Jaffe&#039;e göre, stresi başarıya dönüştürmek imkansız değil.Psychology Today&#039;e konuşan Adi Jaffe, &#039;&#039;Çoğu insan stresi bir düşman gibi görse de, stres aslında vücudun biyolojik bir alarm sistemidir. Kriz anlarında kişi kendisine &#039;Stres bana ne anlatmaya çalışıyor?&#039; ve &#039;Bunun üstesinden nasıl gelebilirim?&#039; sorularını sormalıdır&#039;&#039; ifadelerini kullandı. Jaffe, stresi bir lanetten armağana dönüştürmenin ise 7 yolla mümkün olabileceğini söyledi.STRESİ TEHDİT OLARAK GÖRMEYİNDeneysel Psikoloji Dergisi’nde yayımlanan bir araştırma, insanların stresi bir tehdit olarak görmek yerine yardımcı bir güç olarak algıladıklarında, kaygılarının azaldığını ve performanslarının arttığını ortaya koydu. &#039;&#039;ACİL DURUM FRENİ&#039;&#039; TEKNİĞİNİ KULLANIN  Stresli hissettiğinizde sinir sisteminiz savaş ya da kaç moduna geçer. Bununla başa çıkmak için burnunuzdan derin bir nefes alın, daha sonra yavaşça verin. Dr. Andrew Huberman’ın araştırmaları, bu tekniğin parasempatik sinir sistemini devreye sokarak stresi hızla azalttığını kanıtladı. Uzun süreli etki için, gözlerinizi kapatabilirsiniz.GOLDILOCKS KURALI İLE STRESİ FIRSATA ÇEVİRİNYerkes &amp; Dodson tarafından yapılan çalışma, insanların orta düzeyde stres yaşadıklarında en iyi performansı gösterdiklerini keşfetti. Yani stresin ne çok az ne de çok fazla olması gerekiyor.5 SANİYE YÖNTEMİ DE STRESİ YÖNETMEDE ETKİLİ  Stres sizi hareketsiz hale getirdiğinde, Mel Robbins’in 5 Saniye Kuralı&#039;yla durumu kontrol altına alabilirsiniz. 5&#039;ten geriye doğru sayın ve süre bittiğinde hemen harekete geçin. Bu kural, aşırı düşünmeyi engeller ve sizi eyleme teşvik eder. Eylem ise kaygıyı ortadan kaldırır.  STRESİN SİZİ BÜYÜTMESİNE İZİN VERİN  Nassim Taleb’in &#039;anti-kırılganlık&#039; kavramı, stresin kişiyi daha güçlü hale getirebileceğini öne sürüyor. Stresli hissettiğinizde, kendinize şu soruları sorun:Bu durum beni nasıl daha güçlü kılabilir?Bu durumu aşarak hangi becerimi geliştirebilirim?Bu değişim, stresi engel olmaktan çıkarıp avantaja dönüştürür mü?STRESİN GEÇİCİ OLDUĞUNA İNANINStresli olduğumuzda, genellikle sorunların kalıcı olduğunu düşünürüz. Peki, beş yıl önceki stres kaynaklarınızdan hangileri şu an hala önemli? Bu bakış açısı, stresin hayatınızda kurduğu olumsuz hakimiyeti kırabilir.  RUTİN OLUŞTURUN  Yoğun bir stres durumunda derin bir nefes alın ve zihninizde başardığınız anları canlandırın. Stres anında 5 Saniye Kuralı’nı kullanarak harekete geçin. Sonrasında, bu deneyimi değerlendirerek kendinize şunu sorun: “Bu stres bana ne öğretti?”Stresin sizi güçlendirmek için var olduğunu unutmamalısınız. Eğer krizi nasıl kontrol edeceğinizi öğrenirseniz, stres ilerlemeniz için bir araç olabilir.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/64CUGn5giUireTZFbTOopg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Stresi, başarıya, dönüştürmenin, basit, yolu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/64CUGn5giUireTZFbTOopg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Stresi başarıya dönüştürmenin 7 basit yolu"><p>Günlük hayatta çeşitli koşullara bağlı olarak ortaya çıkan stres, yalnızca ruh sağlığını değil fiziksel sağlığı da olumsuz yönde etkileyebilir ancak psikolog Adi Jaffe'e göre, stresi başarıya dönüştürmek imkansız değil.</p><p>Psychology Today'e konuşan Adi Jaffe, ''Çoğu insan stresi bir düşman gibi görse de, stres aslında vücudun biyolojik bir alarm sistemidir. Kriz anlarında kişi kendisine 'Stres bana ne anlatmaya çalışıyor?' ve 'Bunun üstesinden nasıl gelebilirim?' sorularını sormalıdır'' ifadelerini kullandı. Jaffe, stresi bir lanetten armağana dönüştürmenin ise 7 yolla mümkün olabileceğini söyledi.</p><p><strong>STRESİ TEHDİT OLARAK GÖRMEYİN</strong></p><p>Deneysel Psikoloji Dergisi’nde yayımlanan bir araştırma, insanların stresi bir tehdit olarak görmek yerine yardımcı bir güç olarak algıladıklarında, kaygılarının azaldığını ve performanslarının arttığını ortaya koydu. </p><p><strong>''ACİL DURUM FRENİ'' TEKNİĞİNİ KULLANIN</strong>  Stresli hissettiğinizde sinir sisteminiz savaş ya da kaç moduna geçer. Bununla başa çıkmak için burnunuzdan derin bir nefes alın, daha sonra yavaşça verin. Dr. Andrew Huberman’ın araştırmaları, bu tekniğin parasempatik sinir sistemini devreye sokarak stresi hızla azalttığını kanıtladı. Uzun süreli etki için, gözlerinizi kapatabilirsiniz.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ntglD_AmYEqqPYGGwkExYg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>GOLDILOCKS KURALI İLE STRESİ FIRSATA ÇEVİRİN</strong></p><p>Yerkes & Dodson tarafından yapılan çalışma, insanların orta düzeyde stres yaşadıklarında en iyi performansı gösterdiklerini keşfetti. Yani stresin ne çok az ne de çok fazla olması gerekiyor.</p><p><strong>5 SANİYE YÖNTEMİ DE STRESİ YÖNETMEDE ETKİLİ</strong>  Stres sizi hareketsiz hale getirdiğinde, Mel Robbins’in 5 Saniye Kuralı'yla durumu kontrol altına alabilirsiniz. 5'ten geriye doğru sayın ve süre bittiğinde hemen harekete geçin. Bu kural, aşırı düşünmeyi engeller ve sizi eyleme teşvik eder. Eylem ise kaygıyı ortadan kaldırır.  <strong>STRESİN SİZİ BÜYÜTMESİNE İZİN VERİN</strong>  Nassim Taleb’in 'anti-kırılganlık' kavramı, stresin kişiyi daha güçlü hale getirebileceğini öne sürüyor. Stresli hissettiğinizde, kendinize şu soruları sorun:</p><p>Bu durum beni nasıl daha güçlü kılabilir?</p><p>Bu durumu aşarak hangi becerimi geliştirebilirim?</p><p>Bu değişim, stresi engel olmaktan çıkarıp avantaja dönüştürür mü?</p><p><strong>STRESİN GEÇİCİ OLDUĞUNA İNANIN</strong></p><p>Stresli olduğumuzda, genellikle sorunların kalıcı olduğunu düşünürüz. Peki, beş yıl önceki stres kaynaklarınızdan hangileri şu an hala önemli? Bu bakış açısı, stresin hayatınızda kurduğu olumsuz hakimiyeti kırabilir.  <strong>RUTİN OLUŞTURUN</strong>  Yoğun bir stres durumunda derin bir nefes alın ve zihninizde başardığınız anları canlandırın. Stres anında 5 Saniye Kuralı’nı kullanarak harekete geçin. Sonrasında, bu deneyimi değerlendirerek kendinize şunu sorun: “Bu stres bana ne öğretti?”</p><p>Stresin sizi güçlendirmek için var olduğunu unutmamalısınız. Eğer krizi nasıl kontrol edeceğinizi öğrenirseniz, stres ilerlemeniz için bir araç olabilir. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Harvard Üniversitesi açıkladı: 6 gün tatil yapmak beyni nasıl etkiliyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/harvard-universitesi-acikladi-6-gun-tatil-yapmak-beyni-nasil-etkiliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/harvard-universitesi-acikladi-6-gun-tatil-yapmak-beyni-nasil-etkiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Harvard Üniversitesi&#039;nin yaptığı yeni bir araştırma, 6 günlük bir tatilin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve bunama ile ilişkili protein seviyelerinin düşmesine katkı sağladığını ortaya koydu.Uzmanlar, tatilin beyin üzerindeki olumlu etkilerinin henüz varış noktasına varmadan başladığını belirtti. Nedeni ise bir şeyi heyecanla beklemenin, beynin ödül sistemi üzerinde olumlu bir etki yaparak dopamin seviyelerini artırması. Bilim insanları, tatilin faydalarının kalıcı olması için bazı yöntemler olduğunu da ifade etti. Tatilden sonra rahatlama duygusunu yeniden yaşamak için günde sadece iki dakika ayırıp, tatildeki huzuru zihninizde canlandırmanız yeterli olabilir. Araştırmalar, bu tür zihinsel egzersizlerin, otonom sinir sisteminde benzer olumlu etkiler yarattığını gösteriyor. DENİZ HAVASI, AKCİĞER FONKSİYONLARINI İYİLEŞTİRİYORAraştırmalar, deniz havasının iltihabı azalttığını, akciğer fonksiyonlarını iyileştirdiğini ve serotonin seviyelerini artırarak sinir sistemini sakinleştirdiğini gösteriyor.  Kuş cıvıltılarını dinlemek de zihinsel refahı artırabilir. 2022&#039;de King&#039;s College&#039;da yapılan bir araştırma, düzenli kuş cıvıltılarının zihinsel sağlığı iki haftada iyileştirdiğini kanıtlamıştı.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ShBpVmKeXkaIPK4aDlkEkw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Harvard, Üniversitesi, açıkladı:, gün, tatil, yapmak, beyni, nasıl, etkiliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ShBpVmKeXkaIPK4aDlkEkw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Harvard Üniversitesi araştırdı: 6 gün tatil yapmak beyni nasıl etkiliyor?"><p>Harvard Üniversitesi'nin yaptığı yeni bir araştırma, 6 günlük bir tatilin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve bunama ile ilişkili protein seviyelerinin düşmesine katkı sağladığını ortaya koydu.</p><p>Uzmanlar, tatilin beyin üzerindeki olumlu etkilerinin henüz varış noktasına varmadan başladığını belirtti. Nedeni ise bir şeyi heyecanla beklemenin, beynin ödül sistemi üzerinde olumlu bir etki yaparak dopamin seviyelerini artırması. </p><p>Bilim insanları, tatilin faydalarının kalıcı olması için bazı yöntemler olduğunu da ifade etti. Tatilden sonra rahatlama duygusunu yeniden yaşamak için günde sadece iki dakika ayırıp, tatildeki huzuru zihninizde canlandırmanız yeterli olabilir. Araştırmalar, bu tür zihinsel egzersizlerin, otonom sinir sisteminde benzer olumlu etkiler yarattığını gösteriyor. </p><p><strong>DENİZ HAVASI, AKCİĞER FONKSİYONLARINI İYİLEŞTİRİYOR</strong></p><p>Araştırmalar, deniz havasının iltihabı azalttığını, akciğer fonksiyonlarını iyileştirdiğini ve serotonin seviyelerini artırarak sinir sistemini sakinleştirdiğini gösteriyor.  Kuş cıvıltılarını dinlemek de zihinsel refahı artırabilir. 2022'de King's College'da yapılan bir araştırma, düzenli kuş cıvıltılarının zihinsel sağlığı iki haftada iyileştirdiğini kanıtlamıştı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Romantik ilişkilere zarar veren 2 tehlikeli talep: Çift terapisti uyarıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/romantik-iliskilere-zarar-veren-2-tehlikeli-talep-cift-terapisti-uyariyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/romantik-iliskilere-zarar-veren-2-tehlikeli-talep-cift-terapisti-uyariyor</guid>
<description><![CDATA[ Çift terapisti Jeffrey Bernstein, &#039;&#039;Karşınızdaki insanı başka bir insan olmaya zorlamak ve sevdikleriyle sizin aranızda bir seçim yapmaya itmek, ilişkide yapılan büyük hataların başında geliyor&#039;&#039; dedi.Psychology Today&#039;e konuşan Bernstein&#039;e göre, partnerinizin gelişmesini istemek gayet normal bir davranıştır ancak ondan temel kişiliğini değiştirmesini beklemek, mevcut kişiliğine yeterince değer vermediğinizi gösterebilir. Bu durum, çiftler arasında zamanla hayal kırıklığına ve duygusal mesafeye neden olabilir.Bu hataya düşmemek için partnerinizi olduğu gibi kabul edin ve her iki tarafın da uyum sağlayabileceği bir denge kurmaya odaklanın. Değişim talep etmek yerine, güçlü yönlerini görüp onaylayın, bu yol ilişkinin daha sağlıklı bir şekilde ilerlemesine yardımcı olacaktır.Kendinizi güvensiz veya incinmiş hissettiğinizde, partnerinizden bir aile üyesi, yakın bir arkadaş veya sevdiği bir hobiyle bağlarını koparmasını isteyebilirsiniz. Ancak bu tür talepler, güveni zedeler ve ilişkinin sağlıklı dengesini bozabilir.Eğer partneriniz bu isteğinizi yerine getirirse, size karşı sessizce olumsuz duygular besleyebilir. Bu da zamanla ilişkiyi geri dönülmez bir bitirişe götürebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r5mlUDRayU2KudlSofkoxw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Romantik, ilişkilere, zarar, veren, tehlikeli, talep:, Çift, terapisti, uyarıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r5mlUDRayU2KudlSofkoxw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Romantik ilişkilere zarar veren 2 tehlikeli talep: Çift terapisti uyarıyor"><p>Çift terapisti Jeffrey Bernstein, ''Karşınızdaki insanı başka bir insan olmaya zorlamak ve sevdikleriyle sizin aranızda bir seçim yapmaya itmek, ilişkide yapılan büyük hataların başında geliyor'' dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3QX8VfCLJUGYdk32L72QEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psychology Today'e konuşan Bernstein'e göre, partnerinizin gelişmesini istemek gayet normal bir davranıştır ancak ondan temel kişiliğini değiştirmesini beklemek, mevcut kişiliğine yeterince değer vermediğinizi gösterebilir. Bu durum, çiftler arasında zamanla hayal kırıklığına ve duygusal mesafeye neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UBJk8gHVZkGIllyJzI577Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu hataya düşmemek için partnerinizi olduğu gibi kabul edin ve her iki tarafın da uyum sağlayabileceği bir denge kurmaya odaklanın. Değişim talep etmek yerine, güçlü yönlerini görüp onaylayın, bu yol ilişkinin daha sağlıklı bir şekilde ilerlemesine yardımcı olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CyLKr2XIlEyrPZN1B2MCzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendinizi güvensiz veya incinmiş hissettiğinizde, partnerinizden bir aile üyesi, yakın bir arkadaş veya sevdiği bir hobiyle bağlarını koparmasını isteyebilirsiniz. Ancak bu tür talepler, güveni zedeler ve ilişkinin sağlıklı dengesini bozabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vNkPqrWRNEO_Z640Bu9uDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer partneriniz bu isteğinizi yerine getirirse, size karşı sessizce olumsuz duygular besleyebilir. Bu da zamanla ilişkiyi geri dönülmez bir bitirişe götürebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2025 Kadir Gecesi tarihi | Mübarek Kadir Gecesi ne zaman, faziletleri neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/2025-kadir-gecesitarihi-mubarek-kadir-gecesi-ne-zaman-faziletleri-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/2025-kadir-gecesitarihi-mubarek-kadir-gecesi-ne-zaman-faziletleri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Kadir Gecesi için nefesler tutuldu! Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi&#039;nde Kur&#039;an&#039;ı Kerim inmeye başladı. Bu gece dualarla ve namazlarla geçirilir. Mübarek Kadir Gecesi tarihi de bu nedenle İslam aleminin gündeminde. 2025 Kadir Gecesi ayın kaçına denk geliyor?Diyanet&#039;in dini günler takviminde Kadir Gecesi&#039;nin idrak edileceği tarih belirtildi. Bu mübarek gecede dualarla beraber tövbeler de kabul edilir. Kadir Gecesi&#039;nin ibadetlerle geçirilmesi önerilir. İşte, Kadir Gecesi fazileti...  KADİR GECESİ 2025 NE ZAMAN?  Bu sene mübarek Kadir Gecesi, 26 Mart Çarşamba günü eda ediliyor olacak. Öte yandan Kadir Gecesi&#039;nin tam tarihi bilinmese de Ramazan ayında olduğu kesindir. Bu gecenin Kur&#039;an-ı Kerim okuyarak, oruç tutarak, tevbe, istiğfar ve dua ederek geçirilmesi önerilir.   KADİR GECESİ FAZİLETİ  Bu gecenin bin aydan hayırlı olmasının nedeni Kur&#039;an&#039;ı Kerim&#039;in bu gecede inmeye başlamasındandır.  Peygamber efendimiz hadisi şerifinde şöyle buyuruyor: &quot;Kim kadir gecesini, faziletine inanarak ve alacağı ecri hesaba katarak, ibadetle ihya edecek olursa geçmiş günahları bağışlanır&quot; (Buhari, İman, 29).  Resûlullah’ın (s.a.s.) namaz kılmamızı emir buyurduğu gecedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7e55xaI0KkifZ-CHurPGIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>2025, Kadir, Gecesi tarihi , Mübarek, Kadir, Gecesi, zaman, faziletleri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7e55xaI0KkifZ-CHurPGIA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kadir Gecesi 2025 ne zaman? Kadir Gecesi fazileti"><p>Kadir Gecesi için nefesler tutuldu! Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'nde Kur'an'ı Kerim inmeye başladı. Bu gece dualarla ve namazlarla geçirilir. Mübarek Kadir Gecesi tarihi de bu nedenle İslam aleminin gündeminde. 2025 Kadir Gecesi ayın kaçına denk geliyor?</p>Diyanet'in dini günler takviminde Kadir Gecesi'nin idrak edileceği tarih belirtildi. Bu mübarek gecede dualarla beraber tövbeler de kabul edilir. Kadir Gecesi'nin ibadetlerle geçirilmesi önerilir. İşte, Kadir Gecesi fazileti...  <strong>KADİR GECESİ 2025 NE ZAMAN?</strong>  Bu sene mübarek Kadir Gecesi, 26 Mart Çarşamba günü eda ediliyor olacak. Öte yandan Kadir Gecesi'nin tam tarihi bilinmese de Ramazan ayında olduğu kesindir. Bu gecenin Kur'an-ı Kerim okuyarak, oruç tutarak, tevbe, istiğfar ve dua ederek geçirilmesi önerilir.   <strong>KADİR GECESİ FAZİLETİ</strong>  Bu gecenin bin aydan hayırlı olmasının nedeni Kur'an'ı Kerim'in bu gecede inmeye başlamasındandır.  Peygamber efendimiz hadisi şerifinde şöyle buyuruyor: "Kim kadir gecesini, faziletine inanarak ve alacağı ecri hesaba katarak, ibadetle ihya edecek olursa geçmiş günahları bağışlanır" (Buhari, İman, 29).  Resûlullah’ın (s.a.s.) namaz kılmamızı emir buyurduğu gecedir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolon kanseri vakaları neden geç teşhis ediliyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kolon-kanseri-vakalari-neden-gec-teshis-ediliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kolon-kanseri-vakalari-neden-gec-teshis-ediliyor</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda genç yetişkinler arasında da sıklıkla görülen kolon kanseri vakaları, genellikle hastalık 4. evreye ulaştığında fark ediliyor. New York Post&#039;a konuşan Dr. Parul Shukla, kolon kanseri semptomlarının çoğunlukla başka hastalıklarla karıştırıldığını, bu nedenle geç teşhis edildiğini belirtti.Özellikle 45 yaş ve altındaki kadınlarda kolorektal kanser vakalarında görülen artışa dikkat çeken uzmanlar, tehlikeli hastalığın artık &#039;&#039;yaşlı yetişkin hastalığı&#039;&#039; olmadığını belirterek uyardı.Kolon kanserini &#039;&#039;sessiz katil&#039;&#039; olarak tanımlayan Dr. Poppy Addison, hastalığın belirtilerinin başka sağlık sorunlarıyla karıştırılmasını, geç teşhisin başlıca sebepleri arasında gösterdi. Uzman isim, &quot;Dışkının renginde veya boyutunda farklılık ve özellikle dışkının kanlı veya koyu hale gelmesi gibi belirtilere dikkat etmek gerekiyor. Ani kilo kaybı, karın ağrısı ve yorgunluk gibi semptomlar da, kolon kanserinin habercisi olabilir&#039;&#039; dedi.20&#039;Lİ YAŞLARIN ORTALARINDA DA GÖRÜLÜYORHastalığın erken semptomları arasında hazımsızlık, hemoroid veya beslenmeyle ilgili sorunların da görüldüğünü anlatan Dr. Parul Shukla ise &#039;&#039;Kadınlar, anemiyi ağır adet dönemlerine bağlayabiliyorlar ancak bunun nedeni teşhis edilmemiş kolorektal kanser olabilir&#039;&#039; şeklinde konuştu.Dr. Mark Soliman, SurgeOn adlı sosyal medya platformunda yayınladığı bir videoda, &quot;20&#039;li yaşlarının ortasında agresif kanserli hastalar görüyorum. Buna tanık olmak çok üzücü çünkü bu hastalık yüzde 100 önlenebilir. Ancak birçok kişi, dışkı ve bağırsak hareketleri hakkında doktorlarıyla konuşmaktan utanıyor&#039;&#039; ifadelerini kullandı.Kolorektal kanser erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalık olarak kabul ediliyor. Ulusal Kanser Enstitüsü&#039;ne göre, erken evre kolorektal kanser tedavisi gören kişilerin yüzde 90&#039;ından fazlası teşhis konulduktan beş yıl sonra hayatta kalabiliyor. Ancak, hastalık kolon veya rektumun ötesine yayıldığında, bu oran yüzde 15&#039;e veya daha aza düşüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w4fWmmoAdE-qk84OF4Vw7w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolon, kanseri, vakaları, neden, geç, teşhis, ediliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w4fWmmoAdE-qk84OF4Vw7w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolon kanseri vakaları neden geç teşhis ediliyor?"><p>Son yıllarda genç yetişkinler arasında da sıklıkla görülen kolon kanseri vakaları, genellikle hastalık 4. evreye ulaştığında fark ediliyor. New York Post'a konuşan Dr. Parul Shukla, kolon kanseri semptomlarının çoğunlukla başka hastalıklarla karıştırıldığını, bu nedenle geç teşhis edildiğini belirtti.</p><p>Özellikle 45 yaş ve altındaki kadınlarda kolorektal kanser vakalarında görülen artışa dikkat çeken uzmanlar, tehlikeli hastalığın artık ''yaşlı yetişkin hastalığı'' olmadığını belirterek uyardı.</p><p>Kolon kanserini ''sessiz katil'' olarak tanımlayan Dr. Poppy Addison, hastalığın belirtilerinin başka sağlık sorunlarıyla karıştırılmasını, geç teşhisin başlıca sebepleri arasında gösterdi. Uzman isim, "Dışkının renginde veya boyutunda farklılık ve özellikle dışkının kanlı veya koyu hale gelmesi gibi belirtilere dikkat etmek gerekiyor. Ani kilo kaybı, karın ağrısı ve yorgunluk gibi semptomlar da, kolon kanserinin habercisi olabilir'' dedi.</p><p><strong>20'Lİ YAŞLARIN ORTALARINDA DA GÖRÜLÜYOR</strong></p><p>Hastalığın erken semptomları arasında hazımsızlık, hemoroid veya beslenmeyle ilgili sorunların da görüldüğünü anlatan Dr. Parul Shukla ise ''Kadınlar, anemiyi ağır adet dönemlerine bağlayabiliyorlar ancak bunun nedeni teşhis edilmemiş kolorektal kanser olabilir'' şeklinde konuştu.</p><p>Dr. Mark Soliman, SurgeOn adlı sosyal medya platformunda yayınladığı bir videoda, "20'li yaşlarının ortasında agresif kanserli hastalar görüyorum. Buna tanık olmak çok üzücü çünkü bu hastalık yüzde 100 önlenebilir. Ancak birçok kişi, dışkı ve bağırsak hareketleri hakkında doktorlarıyla konuşmaktan utanıyor'' ifadelerini kullandı.</p><p>Kolorektal kanser erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalık olarak kabul ediliyor. Ulusal Kanser Enstitüsü'ne göre, erken evre kolorektal kanser tedavisi gören kişilerin yüzde 90'ından fazlası teşhis konulduktan beş yıl sonra hayatta kalabiliyor. Ancak, hastalık kolon veya rektumun ötesine yayıldığında, bu oran yüzde 15'e veya daha aza düşüyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elazığlı kasabın antika tutkusu: Müşterilerim geçmişe yolculuk yapıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/elazigli-kasabin-antika-tutkusu-musterilerim-gecmise-yolculuk-yapiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/elazigli-kasabin-antika-tutkusu-musterilerim-gecmise-yolculuk-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Elazığ&#039;da esnaf Naim Akbulut&#039;un yaklaşık 2 bin antika eşya ile süslediği kasap dükkanı, müşterilerinden ilgi görüyor.Kentte 20 yıldır kasaplık yapan 40 yaşındaki 3 çocuk babası Akbulut, antika eşyalara olan tutkusunu kasap dükkanında yaşatıyor.İşinden arta kalan zamanlarda köyleri ve antika eşya satışı yapan iş yerlerini gezen Akbulut, temin ettiği yayık, gaz lambası, plak, kamera, fotoğraf makinesi gibi yaklaşık 2 bin parça eşyayı kasap dükkanında sergiliyor.Akbulut, müşterilerinin &quot;Antika kasap&quot; adını verdiği 50 metrekarelik iş yerinin 25 metrekaresini, sergilediği eşyalarla adeta müzeye dönüştürdü.Her sabah iş yerini heyecanla açan Akbulut, bir yandan etleri satışa hazırlıyor diğer yandan &quot;huzur köşem&quot; dediği bölümde türküler eşliğinde antika eşyalarıyla ilgileniyor.Esnaf Akbulut, hobi olarak topladığı antika eşyaları kasap dükkanında sergilemekten mutluluk duyduğunu belirtti.&#039;&#039;Kimisinin futbola, resme ilgisi var. Benim ilgim de antika eşyalara. Antikalarımla vakit geçirince huzur buluyorum. Antikalar içinde mutlu oluyorum&quot; diyen Akbulut, dükkanın bu köşesinde bütün sıkıntılarından uzaklaştığını söyledi.Akbulut, antika eşyalara olan ilgisinin çocuk yaşlardan geldiğini anlatarak, sürekli antikacıları ziyaret ettiğini belirtti.&quot;İş yerime geldiğimde önce tezgahımı düzenliyorum sonra antikalarımla ilgileniyorum. Antikalarımla vakit geçirince huzur buluyorum. Sürekli onları temizliyor, tozlarını alıyorum, yerlerini değiştiriyorum. Güzel kombinler yapıyorum. Türlerine göre ayırıyorum. Bazıları izin yapar, tatile gider, benim tatil yerim de burası.&quot; ifadelerini kullanan Akbulut, bunun farklı bir tutku olduğunu dile getirdi.Dükkana gelen müşterilerin siparişlerini verdikten sonra antika eşya bölümünü gezdiğini anlatan Akbulut, çoğunun şaşırıp &quot;Kasaba mı geldik, müzeye mi, burası antikacı dükkanı mı?&quot; dediğini belirtti.Akbulut, &quot;Ben sipariş etleri hazırlarken onlar antika eşyaları inceliyor. Bunların birçoğu para ile alınamayacak şeyler. Merak olunca arayıp buluyorsun. Müşteriler buraya sadece et almaya gelmiyor, antikalara da bakıyor. Müşterilerim burada geçmişe yolculuk yapıyor&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/klNPOhlUCk6wgP8CDZVFMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Elazığlı, kasabın, antika, tutkusu:, Müşterilerim, geçmişe, yolculuk, yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/klNPOhlUCk6wgP8CDZVFMQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Elazığlı kasabın antika tutkusu: Müşterilerim geçmişe yolculuk yapıyor"><p>Elazığ'da esnaf Naim Akbulut'un yaklaşık 2 bin antika eşya ile süslediği kasap dükkanı, müşterilerinden ilgi görüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jWSmIzvcIEqv3FzO-mk29g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kentte 20 yıldır kasaplık yapan 40 yaşındaki 3 çocuk babası Akbulut, antika eşyalara olan tutkusunu kasap dükkanında yaşatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fCRNPwcU8kuexMTit_uvKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşinden arta kalan zamanlarda köyleri ve antika eşya satışı yapan iş yerlerini gezen Akbulut, temin ettiği yayık, gaz lambası, plak, kamera, fotoğraf makinesi gibi yaklaşık 2 bin parça eşyayı kasap dükkanında sergiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uA3x5dqF7US5A0qMeUi32g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akbulut, müşterilerinin "Antika kasap" adını verdiği 50 metrekarelik iş yerinin 25 metrekaresini, sergilediği eşyalarla adeta müzeye dönüştürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dsGbc11c6E-5rECeNFjKvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her sabah iş yerini heyecanla açan Akbulut, bir yandan etleri satışa hazırlıyor diğer yandan "huzur köşem" dediği bölümde türküler eşliğinde antika eşyalarıyla ilgileniyor.Esnaf Akbulut, hobi olarak topladığı antika eşyaları kasap dükkanında sergilemekten mutluluk duyduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t8aHEET7kkqJPqzqfqkiBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>''Kimisinin futbola, resme ilgisi var. Benim ilgim de antika eşyalara. Antikalarımla vakit geçirince huzur buluyorum. Antikalar içinde mutlu oluyorum" diyen Akbulut, dükkanın bu köşesinde bütün sıkıntılarından uzaklaştığını söyledi.Akbulut, antika eşyalara olan ilgisinin çocuk yaşlardan geldiğini anlatarak, sürekli antikacıları ziyaret ettiğini belirtti."İş yerime geldiğimde önce tezgahımı düzenliyorum sonra antikalarımla ilgileniyorum. Antikalarımla vakit geçirince huzur buluyorum. Sürekli onları temizliyor, tozlarını alıyorum, yerlerini değiştiriyorum. Güzel kombinler yapıyorum. Türlerine göre ayırıyorum. Bazıları izin yapar, tatile gider, benim tatil yerim de burası." ifadelerini kullanan Akbulut, bunun farklı bir tutku olduğunu dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sl5zO14TbE-Q9-qfuafhow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dükkana gelen müşterilerin siparişlerini verdikten sonra antika eşya bölümünü gezdiğini anlatan Akbulut, çoğunun şaşırıp "Kasaba mı geldik, müzeye mi, burası antikacı dükkanı mı?" dediğini belirtti.Akbulut, "Ben sipariş etleri hazırlarken onlar antika eşyaları inceliyor. Bunların birçoğu para ile alınamayacak şeyler. Merak olunca arayıp buluyorsun. Müşteriler buraya sadece et almaya gelmiyor, antikalara da bakıyor. Müşterilerim burada geçmişe yolculuk yapıyor" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Manipüle mi ediliyorsunuz? 5 güçlü işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/manipule-mi-ediliyorsunuz-5-guclu-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/manipule-mi-ediliyorsunuz-5-guclu-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Bir partner tarafından yapılan duygusal manipülasyon genellikle sıcak ve soğuk davranışlar, duygularınızı önemsememek, kurban rolü oynamak, sürekli suçluluk duygusu yaratmak gibi taktikleri içerir. Bu davranışlar kafa karışıklığı ve öz şüphe yaratır ve bu tür ilişkilerle başa çıkmayı ve onlardan kaçmayı zorlaştırır. Bu işaretleri erken fark etmek, duygusal sağlığı korumak için adımlar atmaya yardımcı olabilir.Duygusal manipülasyon, bir ilişkiyi beslemekten çok kontrolü önceliklendiren güç açlığı çeken bir partnerin en yaygın özelliklerinden biridir. Genellikle şekerle kaplanmış kelimeler ve davranışlarla paketlenir, duygusal manipülasyonu başlangıçta fark etmek zordur. İlişki ilerledikçe, tuzaktan çıkmak zorlaşır, ancak imkansız değildir.Duygusal manipülasyon, bir kişinin kendi iyiliği için birinin duygusal durumunu etkilemek için çeşitli yollar kullandığı bir tür psikolojik kontroldür. Bu davranış, durumu yansıtmayı ve anlamayı zorlaştırabilir ve kişi durum veya eylemden tamamen sorumlu olduğunu hissedebilir. İşte partneriniz tarafından duygusal olarak manipüle edildiğinizin 5 işareti:Partneriniz sizi sık sık duygularıyla karıştırıyor mu? Bir an size tüm sevgilerini gösterecek, size ilgi gösterecek ve saatlerce sizinle konuşacak, bir sonraki an hayal kırıklığına uğratacak; telefonlara cevap vermeyecek, çaba göstermeyecek, belirsiz hissetmenize ve nerede durduğunuzdan emin olmamanıza neden olacak. Bu tutarsız davranışa sıcak ve soğuk davranış denir. Bu çok zorlayıcı olabilir ve kişiyi anlamakta zorluk yaratabilir.Hiç endişenizi dile getirdiğinizde, partnerinizle yüzleştiğinizde veya destek veya bakım almak için duygularınızı ifade ettiğinizde ve endişelerinizin ve duygularınızın geçersiz olduğunu hissetmenize neden oldukları oldu mu? Aşırı tepki verdiğinizi, olay çıkardığınızı veya fazla düşündüğünüzü söyleyebilirler. Muhtemelen endişenize hiç dikkat etmiyorlardır ve bu da endişelerinizden ve duygularınızdan şüphe duymanıza neden olabilir.KURBAN ROLÜEşinizin kendisini bir kurban olarak gösterdiği bir durumda hiç bulundunuz mu? Size haksızlık ettiğinizi, onlara kötü davrandığınızı ve hatanın onlarda olmasına rağmen onları anlamadığınızı hissettirebilirler. Sempati kazanırlar ve yaptıklarından dolayı sorumluluk almaktan kaçınırlar. Asla yapmadığınız şeyler için onlardan özür dilediğinizi görebilirsiniz.Bir durumdan kurtulmanın en trend ve manipülatif yollarından biri, partnerinizi gaslighting yapmaya çalışmaktır. Gaslighting, partnerinizin gerçeği inkar ettiği bir eylemdir; bakış açınızdan ve duygularınızdan şüphe duymanızı sağlarlar. Eyleminizi kabul edip tüm sorumluluğu almak yerine, aşırı tepki verdiğinize ve o belirli olayın hiç gerçekleşmediğine inanarak, &quot;Böyle hissettiğin için üzgünüm ama bunu asla kastetmedim veya hiç gerçekleşmedi&quot; derler.Eşiniz duygularınız veya kendinizi ifade etme biçiminiz konusunda sürekli olarak sizi suçlu hissettiriyor mu? Cevabınız evetse, bu eşinizin sizi duygusal olarak manipüle ettiğinin açık bir işaretidir. Birini sürekli suçluluk ve pişmanlık içinde bırakmak çok zehirli ve kötü olabilir; eylemlerinizden ve hislerinizden pişman olmaya başlayabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WhLx48SnLkOa61C6URtRqA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Manipüle, ediliyorsunuz, güçlü, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WhLx48SnLkOa61C6URtRqA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Manipüle mi ediliyorsunuz? 5 güçlü işaret"><p>Bir partner tarafından yapılan duygusal manipülasyon genellikle sıcak ve soğuk davranışlar, duygularınızı önemsememek, kurban rolü oynamak, sürekli suçluluk duygusu yaratmak gibi taktikleri içerir. Bu davranışlar kafa karışıklığı ve öz şüphe yaratır ve bu tür ilişkilerle başa çıkmayı ve onlardan kaçmayı zorlaştırır. Bu işaretleri erken fark etmek, duygusal sağlığı korumak için adımlar atmaya yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kRlXH5QkJ0G0xnklYX9Y5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duygusal manipülasyon, bir ilişkiyi beslemekten çok kontrolü önceliklendiren güç açlığı çeken bir partnerin en yaygın özelliklerinden biridir. Genellikle şekerle kaplanmış kelimeler ve davranışlarla paketlenir, duygusal manipülasyonu başlangıçta fark etmek zordur. İlişki ilerledikçe, tuzaktan çıkmak zorlaşır, ancak imkansız değildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CJoY7L4WRkekDiUwoJofjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duygusal manipülasyon, bir kişinin kendi iyiliği için birinin duygusal durumunu etkilemek için çeşitli yollar kullandığı bir tür psikolojik kontroldür. Bu davranış, durumu yansıtmayı ve anlamayı zorlaştırabilir ve kişi durum veya eylemden tamamen sorumlu olduğunu hissedebilir. İşte partneriniz tarafından duygusal olarak manipüle edildiğinizin 5 işareti:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rZnQu-_rjEWElWvo9thxhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Partneriniz sizi sık sık duygularıyla karıştırıyor mu? Bir an size tüm sevgilerini gösterecek, size ilgi gösterecek ve saatlerce sizinle konuşacak, bir sonraki an hayal kırıklığına uğratacak; telefonlara cevap vermeyecek, çaba göstermeyecek, belirsiz hissetmenize ve nerede durduğunuzdan emin olmamanıza neden olacak. Bu tutarsız davranışa sıcak ve soğuk davranış denir. Bu çok zorlayıcı olabilir ve kişiyi anlamakta zorluk yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uxCRsLrcO02qv0s9k_EUDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiç endişenizi dile getirdiğinizde, partnerinizle yüzleştiğinizde veya destek veya bakım almak için duygularınızı ifade ettiğinizde ve endişelerinizin ve duygularınızın geçersiz olduğunu hissetmenize neden oldukları oldu mu? Aşırı tepki verdiğinizi, olay çıkardığınızı veya fazla düşündüğünüzü söyleyebilirler. Muhtemelen endişenize hiç dikkat etmiyorlardır ve bu da endişelerinizden ve duygularınızdan şüphe duymanıza neden olabilir.KURBAN ROLÜEşinizin kendisini bir kurban olarak gösterdiği bir durumda hiç bulundunuz mu? Size haksızlık ettiğinizi, onlara kötü davrandığınızı ve hatanın onlarda olmasına rağmen onları anlamadığınızı hissettirebilirler. Sempati kazanırlar ve yaptıklarından dolayı sorumluluk almaktan kaçınırlar. Asla yapmadığınız şeyler için onlardan özür dilediğinizi görebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fkxGu7RY1EemgmudR9Qkxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir durumdan kurtulmanın en trend ve manipülatif yollarından biri, partnerinizi gaslighting yapmaya çalışmaktır. Gaslighting, partnerinizin gerçeği inkar ettiği bir eylemdir; bakış açınızdan ve duygularınızdan şüphe duymanızı sağlarlar. Eyleminizi kabul edip tüm sorumluluğu almak yerine, aşırı tepki verdiğinize ve o belirli olayın hiç gerçekleşmediğine inanarak, "Böyle hissettiğin için üzgünüm ama bunu asla kastetmedim veya hiç gerçekleşmedi" derler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ovyyDQfNVUCFyZdpIlHk4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eşiniz duygularınız veya kendinizi ifade etme biçiminiz konusunda sürekli olarak sizi suçlu hissettiriyor mu? Cevabınız evetse, bu eşinizin sizi duygusal olarak manipüle ettiğinin açık bir işaretidir. Birini sürekli suçluluk ve pişmanlık içinde bırakmak çok zehirli ve kötü olabilir; eylemlerinizden ve hislerinizden pişman olmaya başlayabilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Geleceğe yön verenlerin ortak özelliği: Pozitif Uyumsuzluk</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gelecege-yoen-verenlerin-ortak-oezelligi-pozitif-uyumsuzluk</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gelecege-yoen-verenlerin-ortak-oezelligi-pozitif-uyumsuzluk</guid>
<description><![CDATA[ Toplumun genel akışına kapılmak yerine farklı düşünen, mevcut düzeni sorgulayan ve bazen &quot;uyumsuz&quot; olarak görülen kişiler, aslında dünyayı şekillendiren en önemli bireylerdir. Psikolojide &quot;pozitif uyumsuzluk&quot; olarak adlandırılan bu kavram, bireyin sosyal normlara körü körüne bağlanmak yerine, düşünme biçimi ve eylemleriyle fark yaratma cesareti göstermesi anlamına gelir. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal, pozitif uyumsuzlukla ilgili merak edilenler ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.Pozitif uyumsuz bireyler, mevcut sistemin dışına çıkma ihtiyacı hisseder, yenilik peşinden gider ve sorgulama refleksiyle hareket ederler. Bu nedenle tarihteki dönüşümleri sağlayan bilim insanları, sanatçılar, yazarlar ve liderler genellikle pozitif uyumsuzluk gösteren bireylerdir. Ancak burada &quot;uyumsuz&quot; kavramının kaotik veya yıkıcı bir tutum olmadığını vurgulamak gerekir. Aksine, pozitif uyumsuzluk topluma zarar vermeden, yapıcı öneriler sunarak değişim yaratma potansiyeli taşır.  POZİTİF UYUMSUZ KİŞİLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ  1.Empati ve Duyarlılık: Bu bireyler, hem toplumsal hem de bireysel sorunlara duyarlıdır. Empati becerileri gelişmiştir ve mevcut sistemde aksayan noktaları fark ederek bunlara çözümler bulmaya çalışırlar.  2.Direnç ve Kararlılık: Toplumun genel akışına ters düşmek bazen eleştirilere maruz kalmayı gerektirir. Ancak pozitif uyumsuz bireyler bu baskılara rağmen kendi düşüncelerini savunma cesaretine sahiptirler.  3.Kuralları Sorgulama: &quot;Herkes böyle yapıyor&quot; düşüncesi onlar için yeterli bir sebep değildir. Toplumsal normları ve kuralları eleştirir, yıkıcı değil, yapıcı eleştiriler geliştirirler.  4.Yaratıcı Düşünme ve Çözüm Üretme: Pozitif uyumsuz bireyler, klasik düşünme kalıplarından uzaklaşarak yeni ve farklı çözümler üretmek konusunda son derece yeteneklidirler.  POZİTİF UYUMSUZLUK NEDEN ORTAYA ÇIKAR?  Pozitif uyumsuzluk bireyin gelişiminde farklı şekillerde ortaya çıkabilir:  Zorlu Yaşam Deneyimleri: Şu ana kadar zorlayıcı yaşam deneyimleri yaşamış bireyler, olaylara farklı bir perspektiften bakmayı öğrenir.  Bağımsızlık ve Özgürlük Arzusu: Bireyin, kökleşmiş düzeni sorgulama isteği, bireyselliđini koruma ve kendi yolunu bulma ihtiyacından beslenir.  Aile ve Çevresel Etkiler: Bireyin yetiştiği aile ortamı ve çocukluk döneminde maruz kaldığı rol modeller, pozitif uyumsuzluğun gelişiminde büyük rol oynayabilir.  Doğuştan Gelen Yaratıcılık: Bazı bireyler düşünme biçimi olarak farklılık yaratmaya yatkındır ve yenilikçi bakış açılarına sahiptir. TOPLUMDAKİ POZİTİF UYUMSUZLAR KİMLER?  Gençler ve Genç Yetişkinler: Ergenlik dönemindeki bireyler, kuralları sorgulamaya ve düşünsel bağımsızlık kazanmaya en yatkın gruptur.  Lider Ruhlu Bireyler: Mevcut sistemi geliştirme ve dönüştürme arzusu taşıyan liderler, pozitif uyumsuzluk gösteren en önemli gruplardandır.  Sanatçılar, Yazarlar ve Bilim İnsanları: Tarihte büyük buluşlara ve sanat eserlerine imza atan bireylerin çoğu, alışılagelmiş normlara meydan okuyan insanlardır.  Pozitif uyumsuz bireyler, toplumsal gelişim ve ilerleme için büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak bu potansiyelin olumlu yönde kullanılması, bireyin kendini tanıması ve içsel dengesini kurmasıyla mümkün olur.Bu noktada psikoterapi, sanatsal faaliyetler ya da profesyonel rehberlik, bireyin kendi farklılığını yapıcı bir şekilde dönüştürebilmesine yardımcı olabilir. Unutmayalım ki tarihe damga vuran bütün büyük değişimler, bir zamanlar &quot;uyumsuz&quot; olarak görülenlerin cesaretleri sayesinde gerçekleşmiştir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w_OIQdc6pUyoiRy1LaB_Cw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Geleceğe, yön, verenlerin, ortak, özelliği:, Pozitif, Uyumsuzluk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w_OIQdc6pUyoiRy1LaB_Cw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Geleceğe yön verenlerin ortak özelliği: Pozitif Uyumsuzluk"><p>Toplumun genel akışına kapılmak yerine farklı düşünen, mevcut düzeni sorgulayan ve bazen "uyumsuz" olarak görülen kişiler, aslında dünyayı şekillendiren en önemli bireylerdir. Psikolojide "pozitif uyumsuzluk" olarak adlandırılan bu kavram, bireyin sosyal normlara körü körüne bağlanmak yerine, düşünme biçimi ve eylemleriyle fark yaratma cesareti göstermesi anlamına gelir. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal, pozitif uyumsuzlukla ilgili merak edilenler ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.</p><p>Pozitif uyumsuz bireyler, mevcut sistemin dışına çıkma ihtiyacı hisseder, yenilik peşinden gider ve sorgulama refleksiyle hareket ederler. Bu nedenle tarihteki dönüşümleri sağlayan bilim insanları, sanatçılar, yazarlar ve liderler genellikle pozitif uyumsuzluk gösteren bireylerdir. Ancak burada "uyumsuz" kavramının kaotik veya yıkıcı bir tutum olmadığını vurgulamak gerekir. Aksine, pozitif uyumsuzluk topluma zarar vermeden, yapıcı öneriler sunarak değişim yaratma potansiyeli taşır.  <strong>POZİTİF UYUMSUZ KİŞİLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ</strong>  <strong>1.Empati ve Duyarlılık:</strong> Bu bireyler, hem toplumsal hem de bireysel sorunlara duyarlıdır. Empati becerileri gelişmiştir ve mevcut sistemde aksayan noktaları fark ederek bunlara çözümler bulmaya çalışırlar.  <strong>2.Direnç ve Kararlılık:</strong> Toplumun genel akışına ters düşmek bazen eleştirilere maruz kalmayı gerektirir. Ancak pozitif uyumsuz bireyler bu baskılara rağmen kendi düşüncelerini savunma cesaretine sahiptirler.  <strong>3.Kuralları Sorgulama:</strong> "Herkes böyle yapıyor" düşüncesi onlar için yeterli bir sebep değildir. Toplumsal normları ve kuralları eleştirir, yıkıcı değil, yapıcı eleştiriler geliştirirler.  <strong>4.Yaratıcı Düşünme ve Çözüm Üretme:</strong> Pozitif uyumsuz bireyler, klasik düşünme kalıplarından uzaklaşarak yeni ve farklı çözümler üretmek konusunda son derece yeteneklidirler.  <strong></strong></p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BNAV3NXmrkumDwyXL7f6bg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>POZİTİF UYUMSUZLUK NEDEN ORTAYA ÇIKAR?</strong>  Pozitif uyumsuzluk bireyin gelişiminde farklı şekillerde ortaya çıkabilir:  <strong>Zorlu Yaşam Deneyimleri:</strong> Şu ana kadar zorlayıcı yaşam deneyimleri yaşamış bireyler, olaylara farklı bir perspektiften bakmayı öğrenir.  <strong></strong>Bağımsızlık ve Özgürlük Arzusu: Bireyin, kökleşmiş düzeni sorgulama isteği, bireyselliđini koruma ve kendi yolunu bulma ihtiyacından beslenir.  <strong>Aile ve Çevresel Etkiler:</strong> Bireyin yetiştiği aile ortamı ve çocukluk döneminde maruz kaldığı rol modeller, pozitif uyumsuzluğun gelişiminde büyük rol oynayabilir.  <strong>Doğuştan Gelen Yaratıcılık:</strong> Bazı bireyler düşünme biçimi olarak farklılık yaratmaya yatkındır ve yenilikçi bakış açılarına sahiptir. <strong></strong><strong>TOPLUMDAKİ POZİTİF UYUMSUZLAR KİMLER?</strong>  <strong>Gençler ve Genç Yetişkinler:</strong> Ergenlik dönemindeki bireyler, kuralları sorgulamaya ve düşünsel bağımsızlık kazanmaya en yatkın gruptur.  <strong>Lider Ruhlu Bireyler:</strong> Mevcut sistemi geliştirme ve dönüştürme arzusu taşıyan liderler, pozitif uyumsuzluk gösteren en önemli gruplardandır.  Sanatçılar, Yazarlar ve Bilim İnsanları: Tarihte büyük buluşlara ve sanat eserlerine imza atan bireylerin çoğu, alışılagelmiş normlara meydan okuyan insanlardır.  Pozitif uyumsuz bireyler, toplumsal gelişim ve ilerleme için büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak bu potansiyelin olumlu yönde kullanılması, bireyin kendini tanıması ve içsel dengesini kurmasıyla mümkün olur.<p>Bu noktada psikoterapi, sanatsal faaliyetler ya da profesyonel rehberlik, bireyin kendi farklılığını yapıcı bir şekilde dönüştürebilmesine yardımcı olabilir. Unutmayalım ki tarihe damga vuran bütün büyük değişimler, bir zamanlar "uyumsuz" olarak görülenlerin cesaretleri sayesinde gerçekleşmiştir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mart dokuzu ne zaman 2025? Eski halk takvimine göre Mart dokuzu ne demek?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mart-dokuzu-ne-zaman-2025-eski-halk-takvimine-goere-mart-dokuzu-ne-demek</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mart-dokuzu-ne-zaman-2025-eski-halk-takvimine-goere-mart-dokuzu-ne-demek</guid>
<description><![CDATA[ Mart dokuzu, soğuk havaların henüz geçmediğini ifade etmek için kullanılan halk tabirleri arasında yer alır. Bu dokuzların üçe ayrıldığı söylenir ve soğuğun kademeli olarak artacağı bildirilir. Mart dokuzunun, mart ayının üç farklı tarihinde yaşandığı düşünülür. İşte, 2025 Mart dokuzu tarihleri...Eski halk takvimine göre mart dokuzu üç evrede kendini gösteriyor. Yöre halkı ise mart dokuzunu “Mart dokuzu, dokuzun dokuzu, o da olmazsa otuzu” deyişi ile ifade ediyor. Peki, bu yıl mart dokuzu ne zaman başlıyor?  MART DOKUZU NEDİR, NE DEMEK?  Mart ayında dokuzlar olarak tabir edilen tarihler yer alır. Eski halk takvimine göre ise bu mart dokuzları Rumi takvime göre hesaplanmış. Bu tarihler sayılıdır ve bu aralıklarda kış şiddetini arttırarak ilerler. Birinci dokuzda yağmurlar başlar, ikinci dokuzda fırtına ve soğuklar tomurcuklanan ağaçlara zarar verir, üçüncü dokuzda ise bahar gelmiştir ancak her an fırtına kopabilir.  MART DOKUZU NE ZAMAN BAŞLAR?  Birinci mart dokuzu 21-22 Mart&#039;a, ikinci mart dokuzu 30 Mart&#039;a ve üçüncü mart dokuzu ise 9 Nisan&#039;a tekabül ediyor. Mart dokuzunun ilkinde gece ve gündüz eşit hale gelir.   Mart dokuzunun akabinde ise Aprıl Beş olarak ifade edilen tarih 18 Nisan&#039;da yaşanacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zv00S7lg-EGZJbUMhYU8Mg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mart, dokuzu, zaman, 2025, Eski, halk, takvimine, göre, Mart, dokuzu, demek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zv00S7lg-EGZJbUMhYU8Mg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2025 Mart dokuzu tarihleri: Mart dokuzu nedir, ne zaman başlıyor?"><p>Mart dokuzu, soğuk havaların henüz geçmediğini ifade etmek için kullanılan halk tabirleri arasında yer alır. Bu dokuzların üçe ayrıldığı söylenir ve soğuğun kademeli olarak artacağı bildirilir. Mart dokuzunun, mart ayının üç farklı tarihinde yaşandığı düşünülür. İşte, 2025 Mart dokuzu tarihleri...</p>Eski halk takvimine göre mart dokuzu üç evrede kendini gösteriyor. Yöre halkı ise mart dokuzunu “Mart dokuzu, dokuzun dokuzu, o da olmazsa otuzu” deyişi ile ifade ediyor. Peki, bu yıl mart dokuzu ne zaman başlıyor?  <strong>MART DOKUZU NEDİR, NE DEMEK?</strong>  Mart ayında dokuzlar olarak tabir edilen tarihler yer alır. Eski halk takvimine göre ise bu mart dokuzları Rumi takvime göre hesaplanmış. Bu tarihler sayılıdır ve bu aralıklarda kış şiddetini arttırarak ilerler. Birinci dokuzda yağmurlar başlar, ikinci dokuzda fırtına ve soğuklar tomurcuklanan ağaçlara zarar verir, üçüncü dokuzda ise bahar gelmiştir ancak her an fırtına kopabilir.  <strong>MART DOKUZU NE ZAMAN BAŞLAR?</strong>  Birinci mart dokuzu 21-22 Mart'a, ikinci mart dokuzu 30 Mart'a ve üçüncü mart dokuzu ise 9 Nisan'a tekabül ediyor. Mart dokuzunun ilkinde gece ve gündüz eşit hale gelir.   Mart dokuzunun akabinde ise Aprıl Beş olarak ifade edilen tarih 18 Nisan'da yaşanacak.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mart SED ödeme takvimi | Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) parası yattı mı? SED nedir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mart-sed-oedeme-takvimi-sosyal-ve-ekonomik-destek-sed-parasi-yatti-mi-sed-nedir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mart-sed-oedeme-takvimi-sosyal-ve-ekonomik-destek-sed-parasi-yatti-mi-sed-nedir</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal ve Ekonomik Destek ödemeleri, çocukların ihtiyaçlarının karşılanması ve ailelerin desteklenmesi amacıyla hayata geçirildi. Sosyal destek hizmetinin yanı sıra ekonomik yardım da söz konusudur. Ekonomik destek ödemesinden geçici ve süreli olarak faydalanılabiliyor. Ödemeden yararlananlar &#039;&#039;SED Mart ayı ödemesi ne zaman yatacak?&#039;&#039; sorusuna yanıt arıyor.Sosyal ve Ekonomik Destek Hizmeti için şahsen ve e-Devlet üzerinden başvuru imkanı bulunuyor. Bir sosyal hizmet türü olan SED için aylık tutar yılın başında güncellenmişti. SED aylık ödemesi için tarih araştırması hak sahiplerince devam ediyor. 2025 Mart SED yardımı ödeme günü...Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından sağlanan SED ödemeleri genellikle ayın 20&#039;sine kadar hak sahiplerine ödenmiş oluyor. Ödemenin yattığına dair henüz resmi açıklama yapılmadı. Ancak ödemelerin durumu &#039;&#039;https://www.turkiye.gov.tr/ashb-sosyal-ekonomik-destek-sorgu&#039;&#039;adresinden sorgulanabiliyor.
SED ÖDEMESİ SORGULAMA2025 yılı başında SED ödemelerinin tutarında güncelleme yapıldı ve çocuk başında ödenen miktar 6 bin 360 liradan 7 bin 94 liraya çıkarıldı.SED yardımı, kendisi ve çocuklarının bakımını yürütmekte hayli güçlük çeken ailelere geçici süre sağlanan ekonomik ve sosyal (akademik, sportif, kültürel vb.) desteklerdir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LSIRpSJlo0GYEfDsVf65kg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mart, SED, ödeme, takvimi, Sosyal, Ekonomik, Destek, SED, parası, yattı, mı, SED, nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LSIRpSJlo0GYEfDsVf65kg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gözler Bakanlıkta! SED ödemeleri ne zaman (Mart)? Sosyal ve Ekonomik Destek parası ne kadar?"><p>Sosyal ve Ekonomik Destek ödemeleri, çocukların ihtiyaçlarının karşılanması ve ailelerin desteklenmesi amacıyla hayata geçirildi. Sosyal destek hizmetinin yanı sıra ekonomik yardım da söz konusudur. Ekonomik destek ödemesinden geçici ve süreli olarak faydalanılabiliyor. Ödemeden yararlananlar ''SED Mart ayı ödemesi ne zaman yatacak?'' sorusuna yanıt arıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kBFY13VI2E2oCudXe58otQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal ve Ekonomik Destek Hizmeti için şahsen ve e-Devlet üzerinden başvuru imkanı bulunuyor. Bir sosyal hizmet türü olan SED için aylık tutar yılın başında güncellenmişti. SED aylık ödemesi için tarih araştırması hak sahiplerince devam ediyor. 2025 Mart SED yardımı ödeme günü...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mns1Xp_HRkK_9PEnGgGJ-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından sağlanan SED ödemeleri genellikle ayın 20'sine kadar hak sahiplerine ödenmiş oluyor. Ödemenin yattığına dair henüz resmi açıklama yapılmadı. Ancak ödemelerin durumu ''https://www.turkiye.gov.tr/ashb-sosyal-ekonomik-destek-sorgu''adresinden sorgulanabiliyor.
SED ÖDEMESİ SORGULAMA</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fWnBHVlmwkSjUzobgqHsjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2025 yılı başında SED ödemelerinin tutarında güncelleme yapıldı ve çocuk başında ödenen miktar 6 bin 360 liradan 7 bin 94 liraya çıkarıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oy1nJyFbgEa7rWj-QdEnaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>SED yardımı, kendisi ve çocuklarının bakımını yürütmekte hayli güçlük çeken ailelere geçici süre sağlanan ekonomik ve sosyal (akademik, sportif, kültürel vb.) desteklerdir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Keban Baraj Gölü&amp;apos;nde zengin fauna çeşitliliği</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/keban-baraj-goelunde-zengin-fauna-cesitliligi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/keban-baraj-goelunde-zengin-fauna-cesitliligi</guid>
<description><![CDATA[ Barındırdığı zengin fauna çeşitliliği ile bölgedeki ekolojik dengenin önemli bir parçası olan Keban Baraj Gölü, karabatak ve ördek gibi su kuşlarına ev sahipliği yapıyor.Elazığ&#039;daki Keban Baraj Gölü, barındırdığı zengin fauna çeşitliliği ile dikkat çekiyor.Enerji üretiminin yanı sıra, bölgedeki su kuşları ve ekosistem için hayati bir yaşam alanı sunan baraj gölü, özellikle karabatak ve ördek gibi türlere ev sahipliği yapıyor.Gölün geniş yüzeyi birçok canlı için beslenme ve barınma alanı sağlıyor.Karabataklar gölde balık avlarken, ördekler de su yüzeyinde beslenip dinleniyor.Bunun yanı sıra su böcekleri, planktonlar ve küçük balıklar, göldeki besin zincirinin temelini oluşturuyor. Baraj gölü üzerinde avlanan karabatak ve ördekler fotoğraf karelerine yansıdı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oQoD2MZpaUO2USCEP-02IA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Keban, Baraj, Gölünde, zengin, fauna, çeşitliliği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oQoD2MZpaUO2USCEP-02IA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Keban Baraj Gölü'nde zengin fauna çeşitliliği"><p>Barındırdığı zengin fauna çeşitliliği ile bölgedeki ekolojik dengenin önemli bir parçası olan Keban Baraj Gölü, karabatak ve ördek gibi su kuşlarına ev sahipliği yapıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B69Y9k9PEkqeEW1Bef1pgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elazığ'daki Keban Baraj Gölü, barındırdığı zengin fauna çeşitliliği ile dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8-h8m0Qg20e7nF1cVWrj7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Enerji üretiminin yanı sıra, bölgedeki su kuşları ve ekosistem için hayati bir yaşam alanı sunan baraj gölü, özellikle karabatak ve ördek gibi türlere ev sahipliği yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gT7B3j0iuk27QU-yRM4wjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gölün geniş yüzeyi birçok canlı için beslenme ve barınma alanı sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rLHvQRl8k0aDSjInm2VWjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabataklar gölde balık avlarken, ördekler de su yüzeyinde beslenip dinleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1hlqe0zho0yFvoxZSI63BA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun yanı sıra su böcekleri, planktonlar ve küçük balıklar, göldeki besin zincirinin temelini oluşturuyor. Baraj gölü üzerinde avlanan karabatak ve ördekler fotoğraf karelerine yansıdı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Organik tuzlara dikkat: Troid ve guatr hastalıklarında artış var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/organik-tuzlara-dikkat-troid-ve-guatr-hastaliklarinda-artis-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/organik-tuzlara-dikkat-troid-ve-guatr-hastaliklarinda-artis-var</guid>
<description><![CDATA[ Daha sağlıklı diye kullandığınız ürünler sağlığınızı bozuyor olabilir. Son dönemde sıklıkla tüketilen organik tuz, Himalaya tuzu gibi ürünlerin tiroid hastalıklarını artırdığı ortaya çıktı. “Dünya Tuza Dikkat Haftası” nedeniyle NTVRadyo’dan Zeynepgül Alp’e konuşan İç Hastalıkları Uzmanı Doktor Ayça Kaya bilinçsiz tüketim sonucunda guatr, tiroid nodülü ve tiroid bezlerinini az çalışması gibi sorunların son 10 yılda artışa geçtiğini söylüyor.Tuz neden dikkat edilmesi gereken bir madde? Ne yapıyor bize?Dr. Ayça Kaya: Çok fazla tuz tükettiğimizde bu vücudumuzdaki sıvı elektrolit dengesini etkiliyor ve damar sertliği yapıyor. Tansiyonumuzu yükseltiyor. Bütün organlar damarla beslendiği için tansiyon yükseldiğinde göz, kalp, beyin gibi bu organlarda uzun vadede problemler ortaya çıkabiliyor. Küresel Hastalık Yükü çalışmasına göre her yıl dünyada 13 milyona yakın insan kalp damar hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor ve bunun da bir numaralı nedeni fazla tuz tüketmek, ikincisi trans yağ asidi olan yiyecekleri tüketmek, üçüncüsü de çok fazla şeker tüketmek.Peki vücudumuza tuz girdiğinde ilk ne tetiklenir, hangi organda ne olur? Tuzun organlarımız üzerinde etkisi nedir?Dr. Ayça Kaya: Tuzlu bir şey yediğimizde bu kanın damar içinde yoğunlaşmasına neden olur ve hücreler arasında sıvı elektrolit dengesinde bozulma olur. Bu da kişide kendisini susamak olarak gösterir.  O yoğunlaşan kanı inceltmek için insanlar daha fazla su içer. Mesela bir turşu suyu içtiğinizde akşama kadar 5 litre su içseniz de yetmez size. Çünkü damarda yoğunlaşmaya neden olur. Kronik hastalığı olanlarda mesela hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, böbrek yetmezliği olan insanlarda vücudun kompanse etme mekanizmaları da zayıfladığı için, bu yüksek kan basıncı, ona bağlı burun kanaması, göz içi kanaması, beyin kanaması hatta inme ya da felç gibi durumlar ortaya çıkabilir. Yine böbrek yetmezliği hastalarında mevcut sağlık durumunun daha da kötüleşmesine sebep olur. Sağlıklı insanlarda ilk başta çok ciddi bir bulgu ortaya çıkmayabilir. Ama kronik olarak tuzlu yemeye alıştığınızda da uzun vadede damarlarda sertleşmeye ve organlarda fonsiyon bozukluğu şeklinde kendini gösterir.    “DSÖ: Günde 5 gram tuz yiyin diyor”Peki tuz neden yiyecekleri daha lezzetli yapıyormuş gibi bir hissiyat içindeyiz. Bu öğrenilmiş bir şey mi?Dr. Ayça Kaya: Evet öğrenilmiş bir davranıştır. Bugün DSÖ’nün önerisi şu; 1 insanın günde 5 gram tuz tüketmesi yeterlidir diyor. 1 tatlı kaşığı. Bizim ülkemizde yapılan araştırmalar yaklaşık 18 gram tuz tüketildiğini göstermiş. Sağlık Bakanlığı’nın restoranlardan tuzun kaldırılmasına yönelik başlattığı uygulamayla 11 grama kadar düştü. Siz yemeklerinize hiç tuz atmasanız bile yediğiniz ekmeklerin, peynirin, zeytinin, tuzlu bisküvilerin içinde zaten gizli tuz kaynakları var. Mesela şalgam suları, turşular, salamura yiyecekler, hiç tüketilmesini önermediğimiz salam, sosis gibi yiyecekler bunlar çok yoğun miktarda tuz içeriyor. Bunlara karşı kişilerin uyanık olması çok önemli gerçekten.  Akşam tuzlu yenildiğinde ya da turşu tüketildiğinde vücut neden şişer?  Dr. Ayça Kaya: Tuz vücutta su tutuyor ve bu da kendini ödem şeklinde gösteriyor. Ertesi gün kilo artışı yaşabilirsiniz. Bu yağ hücrelerinin büyümeleri anlamında değil aslında. Bu tuzlu yemenizin vücutta su tutması sonrasında yaşanan bir değişiklik. Gün içerisinde bol su için hareket ettiğinizde bu gider.    “Doktorunuz aksini söylemiyorsa iyotlu tuz tüketin”Son günlerde insanlarda organik beslenme adına işlenmemiş tuz tüketimi çok olmaya başladı. Organik tuz, Himalaya tuzu gibi. Son dönemlerde bizim klinikte en çok karşılaştığımız durum iyot eksikliği sebebiyle yaşanan tiroid sorunları. Tiroid bezleri az çalışıyor, guatr çıkıyor, nodüller çıkıyor. Tuzun fömülü Sodyumklorür’dür. İyot tuza sonradan eklenen bir mineraldir aslında. 80’li yıllarda Sağlık Bakanlığı’nın önerisiyle Türkiye’de tuzlar iyotlandı. İyotlu tuzlar da kullanıldıkça guatr görülme oranları, çocuklardaki gelişim bozukluğu, tiroid bezi hastalıkları oldukça azalmıştı. Ancak son 10 yıldır bilinçsizce iyotsuz tuz tüketimine bağlı tekrar tiroid ve guatr problemleri yaşamaya başladık. Doktorları onlara “iyotsuz tuz kullanman gerekiyor” demedikçe iyotlu tuz kullansınlar. Bütün sağlıklı insanların iyotlu tuz kullanmaları gerekiyor ki tiroid bezlerinde organ fonsiyon bozukluğu olmasın. Özellikle çocuklarda ve gebelerde tiroid çok önemli. Hele hele gebeliğin ilk 3 ayında bebeğin tiroidi olmadığı için annenin tiroid hormonlarıyla bebek büyüyor. Bu dönemde anne iyotsuz tuz kullanırsa bebeklerde gelişim gerilikleri ortaya çıkabilir. Çocuklarda özellikle iyotsuz tuz kullanımına bağlı guatr ya da tiroid hastalıkları veya büyüme gelişimi gerilikleri de olabilir. O nedenle ülkemizde evde kullanılan tuzun iyotlu olmasını tavsiye ederim. Yaz aylarında terle vücuttan tuz atıldığını görüyoruz.  Mevsimler arasında tuz tüketiminde değişiklik olmalı mı?Dr. Ayça Kaya: Evet yazın su kaybı ve dolayısıyla sodium kaybı yaşanıyor. Ama yediğiniz yiye ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4htx0azM6EuqXwAJlY0Msg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Organik, tuzlara, dikkat:, Troid, guatr, hastalıklarında, artış, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4htx0azM6EuqXwAJlY0Msg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Organik tuzlara dikkat: Troid ve guatr hastalıklarında artış var"><p>Daha sağlıklı diye kullandığınız ürünler sağlığınızı bozuyor olabilir. Son dönemde sıklıkla tüketilen organik tuz, Himalaya tuzu gibi ürünlerin tiroid hastalıklarını artırdığı ortaya çıktı. “Dünya Tuza Dikkat Haftası” nedeniyle NTVRadyo’dan Zeynepgül Alp’e konuşan İç Hastalıkları Uzmanı Doktor Ayça Kaya bilinçsiz tüketim sonucunda guatr, tiroid nodülü ve tiroid bezlerinini az çalışması gibi sorunların son 10 yılda artışa geçtiğini söylüyor.</p><p><strong>Tuz neden dikkat edilmesi gereken bir madde? Ne yapıyor bize?</strong></p><p>Dr. Ayça Kaya: Çok fazla tuz tükettiğimizde bu vücudumuzdaki sıvı elektrolit dengesini etkiliyor ve damar sertliği yapıyor. Tansiyonumuzu yükseltiyor. Bütün organlar damarla beslendiği için tansiyon yükseldiğinde göz, kalp, beyin gibi bu organlarda uzun vadede problemler ortaya çıkabiliyor. Küresel Hastalık Yükü çalışmasına göre her yıl dünyada 13 milyona yakın insan kalp damar hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor ve bunun da bir numaralı nedeni fazla tuz tüketmek, ikincisi trans yağ asidi olan yiyecekleri tüketmek, üçüncüsü de çok fazla şeker tüketmek.</p><p><strong>Peki vücudumuza tuz girdiğinde ilk ne tetiklenir, hangi organda ne olur? Tuzun organlarımız üzerinde etkisi nedir?</strong></p><p>Dr. Ayça Kaya: Tuzlu bir şey yediğimizde bu kanın damar içinde yoğunlaşmasına neden olur ve hücreler arasında sıvı elektrolit dengesinde bozulma olur. Bu da kişide kendisini susamak olarak gösterir.  O yoğunlaşan kanı inceltmek için insanlar daha fazla su içer. Mesela bir turşu suyu içtiğinizde akşama kadar 5 litre su içseniz de yetmez size. Çünkü damarda yoğunlaşmaya neden olur. Kronik hastalığı olanlarda mesela hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, böbrek yetmezliği olan insanlarda vücudun kompanse etme mekanizmaları da zayıfladığı için, bu yüksek kan basıncı, ona bağlı burun kanaması, göz içi kanaması, beyin kanaması hatta inme ya da felç gibi durumlar ortaya çıkabilir. Yine böbrek yetmezliği hastalarında mevcut sağlık durumunun daha da kötüleşmesine sebep olur. Sağlıklı insanlarda ilk başta çok ciddi bir bulgu ortaya çıkmayabilir. Ama kronik olarak tuzlu yemeye alıştığınızda da uzun vadede damarlarda sertleşmeye ve organlarda fonsiyon bozukluğu şeklinde kendini gösterir.    <strong>“DSÖ: Günde 5 gram tuz yiyin diyor”</strong></p><p><strong>Peki tuz neden yiyecekleri daha lezzetli yapıyormuş gibi bir hissiyat içindeyiz. Bu öğrenilmiş bir şey mi?</strong></p><p>Dr. Ayça Kaya: Evet öğrenilmiş bir davranıştır. Bugün DSÖ’nün önerisi şu; 1 insanın günde 5 gram tuz tüketmesi yeterlidir diyor. 1 tatlı kaşığı. Bizim ülkemizde yapılan araştırmalar yaklaşık 18 gram tuz tüketildiğini göstermiş. Sağlık Bakanlığı’nın restoranlardan tuzun kaldırılmasına yönelik başlattığı uygulamayla 11 grama kadar düştü. Siz yemeklerinize hiç tuz atmasanız bile yediğiniz ekmeklerin, peynirin, zeytinin, tuzlu bisküvilerin içinde zaten gizli tuz kaynakları var. Mesela şalgam suları, turşular, salamura yiyecekler, hiç tüketilmesini önermediğimiz salam, sosis gibi yiyecekler bunlar çok yoğun miktarda tuz içeriyor. Bunlara karşı kişilerin uyanık olması çok önemli gerçekten.  Akşam tuzlu yenildiğinde ya da turşu tüketildiğinde vücut neden şişer?  Dr. Ayça Kaya: Tuz vücutta su tutuyor ve bu da kendini ödem şeklinde gösteriyor. Ertesi gün kilo artışı yaşabilirsiniz. Bu yağ hücrelerinin büyümeleri anlamında değil aslında. Bu tuzlu yemenizin vücutta su tutması sonrasında yaşanan bir değişiklik. Gün içerisinde bol su için hareket ettiğinizde bu gider.    <strong>“Doktorunuz aksini söylemiyorsa iyotlu tuz tüketin”</strong></p><p>Son günlerde insanlarda organik beslenme adına işlenmemiş tuz tüketimi çok olmaya başladı. Organik tuz, Himalaya tuzu gibi. Son dönemlerde bizim klinikte en çok karşılaştığımız durum iyot eksikliği sebebiyle yaşanan tiroid sorunları. Tiroid bezleri az çalışıyor, guatr çıkıyor, nodüller çıkıyor. Tuzun fömülü Sodyumklorür’dür. İyot tuza sonradan eklenen bir mineraldir aslında. 80’li yıllarda Sağlık Bakanlığı’nın önerisiyle Türkiye’de tuzlar iyotlandı. İyotlu tuzlar da kullanıldıkça guatr görülme oranları, çocuklardaki gelişim bozukluğu, tiroid bezi hastalıkları oldukça azalmıştı. Ancak son 10 yıldır bilinçsizce iyotsuz tuz tüketimine bağlı tekrar tiroid ve guatr problemleri yaşamaya başladık. Doktorları onlara “iyotsuz tuz kullanman gerekiyor” demedikçe iyotlu tuz kullansınlar. Bütün sağlıklı insanların iyotlu tuz kullanmaları gerekiyor ki tiroid bezlerinde organ fonsiyon bozukluğu olmasın. Özellikle çocuklarda ve gebelerde tiroid çok önemli. Hele hele gebeliğin ilk 3 ayında bebeğin tiroidi olmadığı için annenin tiroid hormonlarıyla bebek büyüyor. Bu dönemde anne iyotsuz tuz kullanırsa bebeklerde gelişim gerilikleri ortaya çıkabilir. Çocuklarda özellikle iyotsuz tuz kullanımına bağlı guatr ya da tiroid hastalıkları veya büyüme gelişimi gerilikleri de olabilir. O nedenle ülkemizde evde kullanılan tuzun iyotlu olmasını tavsiye ederim. </p><p><strong>Yaz aylarında terle vücuttan tuz atıldığını görüyoruz.  Mevsimler arasında tuz tüketiminde değişiklik olmalı mı?</strong></p><p>Dr. Ayça Kaya: Evet yazın su kaybı ve dolayısıyla sodium kaybı yaşanıyor. Ama yediğiniz yiyeceklerdeki gizli tuzları da düşününce ayrıca tuzlu beslenmenize gerek yok. Ancak yoğun spor ve idman yapan insanlarda  baş dönmesi, baılma gibi durumlarla karşılaşılabilinir. Bu durumda da eğer kişinin tansiyon ya da böbrek problem yoksa günde 1-2 şişe maden suyu içerek bu kaybettiği tuzu yerine koyabilir.</p><p>Peki vücudumuzda tuzu biriktiriyor olabilir miyiz? Bu nasıl anlaşılır?  Sabah kalktığınızda ayaklarınızda şişlik varsa, yüzükleriniz parmağınıza  zor geliyorsa, akşam üstü çorabınızı indirdiğinizde bileğinizde izi kalıyorsa, fazla tuz tüketiyorunuzdur. Bol su içmeniz lazım ve hareket edip, dolaşımı artımak çok önemli. 30-40 dakikada bir masadan kalkıp hareket etmek iyi gelir.  </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Farkında olmadan yapılan 7 beden dili hatası</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/farkinda-olmadan-yapilan-7-beden-dili-hatasi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/farkinda-olmadan-yapilan-7-beden-dili-hatasi</guid>
<description><![CDATA[ Sözsüz bir iletişim stili olan beden dili, bireyin hislerini ve düşüncelerini vücudu aracılığıyla karşı tarafa iletmesi durumu olarak açıklanır. Verywell Mind&#039;a konuşan psikoterapist Sophia Spencer, bazı yaygın beden dili hatalarının iletişimlerde yanlış anlaşılmalara yol açabileceğini belirterek uyarıyor.KOLLARI BİRBİRİNE KAVUŞTURMAKKolları birbirine kavuşturmak, birçok kişinin düştüğü bir vücut dili hatasıdır. Spencer, bu davranışın genellikle &#039;sabırsızlık&#039; ya da &#039;iletişime kapalı&#039; olma mesajı verdiğini vurguluyor.HUZURSUZ GÖRÜNMEKSohbet esnasında sürekli belirli bir nesneyle uğraşmak, karşı tarafın dikkatinin dağılmasına neden olabilir. Bu durum, zaman zaman &#039;ilgisizlik&#039; ya da &#039;huzursuz olma hali&#039; olarak da yorumlanabilir. Özellikle otizm ve DEHB gibi nörodiverjan bireylerde bu tür hareketlere daha çok rastlanır.KARŞIDAKİ KİŞİYE ODAKLANMAMAK  Aktif bir konuşma sırasında göz teması kurmamak, karşınızdaki kişinin iletişim motivasyonunu düşürebilir. İletişim halindeyken sık sık telefonla ilgilenmek de sohbetin derinleşmesinin önünde engel olabilir.ELLERİ BAŞIN ARKASINA YERLEŞTİRMEKBaşınızı ellerinizin arasına yaslamak, rahat olduğunuzu veya derin bir düşünce sürecine girdiğinizi gösterebilir ancak bu beden dili hatası, profesyonel ortamda pek hoş karşılanmayacaktır.ÖZENSİZ DURUŞKambur durmak, öne doğru eğilmek veya koltuğa gömülmek, sohbete yeterince ilgi duymadığınıza dair izlenimin oluşmasına yol açabilir. Bunun yerine omuzlarınızı geriye doğru çekmeniz ve dik durmanız gerekir. DOĞALLIKTAN UZAK VÜCUT DİLİVücut dilinizin nasıl olması gerektiğine aşırı dikkat etmek de yapay bir görüntünün ortaya çıkmasına neden olabilir. Kendinizi en doğal halinizle ifade etmeye çalışırken, samimiyetin taklit edilemeyen bir şey olduğunu unutmayın.AŞIRI CİDDİ İFADEAktif dinleme halinde hafif bir gülümseme ile karşınızdaki insana &#039;&#039;Sen değerlisin&#039;&#039; mesajı verebilirsiniz. Elbette sohbet boyunca gülümsemeniz doğru değil ancak iletişimin konusuna uygun şekilde güler yüzlü olmak oldukça önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JHXUtI6mfEq2gNsdMLf1xA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Farkında, olmadan, yapılan, beden, dili, hatası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JHXUtI6mfEq2gNsdMLf1xA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Farkında olmadan yapılan 7 beden dili hatası"><p>Sözsüz bir iletişim stili olan beden dili, bireyin hislerini ve düşüncelerini vücudu aracılığıyla karşı tarafa iletmesi durumu olarak açıklanır. Verywell Mind'a konuşan psikoterapist Sophia Spencer, bazı yaygın beden dili hatalarının iletişimlerde yanlış anlaşılmalara yol açabileceğini belirterek uyarıyor.</p><p><strong>KOLLARI BİRBİRİNE KAVUŞTURMAK</strong></p><p>Kolları birbirine kavuşturmak, birçok kişinin düştüğü bir vücut dili hatasıdır. Spencer, bu davranışın genellikle 'sabırsızlık' ya da 'iletişime kapalı' olma mesajı verdiğini vurguluyor.</p><p><strong>HUZURSUZ GÖRÜNMEK</strong></p><p>Sohbet esnasında sürekli belirli bir nesneyle uğraşmak, karşı tarafın dikkatinin dağılmasına neden olabilir. Bu durum, zaman zaman 'ilgisizlik' ya da 'huzursuz olma hali' olarak da yorumlanabilir. Özellikle otizm ve DEHB gibi nörodiverjan bireylerde bu tür hareketlere daha çok rastlanır.</p><p><strong>KARŞIDAKİ KİŞİYE ODAKLANMAMAK</strong>  Aktif bir konuşma sırasında göz teması kurmamak, karşınızdaki kişinin iletişim motivasyonunu düşürebilir. İletişim halindeyken sık sık telefonla ilgilenmek de sohbetin derinleşmesinin önünde engel olabilir.</p><p><strong>ELLERİ BAŞIN ARKASINA YERLEŞTİRMEK</strong></p><p>Başınızı ellerinizin arasına yaslamak, rahat olduğunuzu veya derin bir düşünce sürecine girdiğinizi gösterebilir ancak bu beden dili hatası, profesyonel ortamda pek hoş karşılanmayacaktır.</p><p><strong>ÖZENSİZ DURUŞ</strong></p><p>Kambur durmak, öne doğru eğilmek veya koltuğa gömülmek, sohbete yeterince ilgi duymadığınıza dair izlenimin oluşmasına yol açabilir. Bunun yerine omuzlarınızı geriye doğru çekmeniz ve dik durmanız gerekir. </p><p><strong>DOĞALLIKTAN UZAK VÜCUT DİLİ</strong></p><p>Vücut dilinizin nasıl olması gerektiğine aşırı dikkat etmek de yapay bir görüntünün ortaya çıkmasına neden olabilir. Kendinizi en doğal halinizle ifade etmeye çalışırken, samimiyetin taklit edilemeyen bir şey olduğunu unutmayın.</p><p><strong>AŞIRI CİDDİ İFADE</strong></p><p>Aktif dinleme halinde hafif bir gülümseme ile karşınızdaki insana ''Sen değerlisin'' mesajı verebilirsiniz. Elbette sohbet boyunca gülümsemeniz doğru değil ancak iletişimin konusuna uygun şekilde güler yüzlü olmak oldukça önemlidir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bugün (14 Mart) aile hekimleri ve doktorlar çalışıyor mu? 14 Mart sağlık ocakları ve hastaneler açık mı, kapalı mı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bugun-14-mart-aile-hekimleri-ve-doktorlar-calisiyor-mu-14-mart-saglik-ocaklari-ve-hastaneler-acik-mi-kapali-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bugun-14-mart-aile-hekimleri-ve-doktorlar-calisiyor-mu-14-mart-saglik-ocaklari-ve-hastaneler-acik-mi-kapali-mi</guid>
<description><![CDATA[ 14 Mart Tıp Bayramı,  normalde resmi tatil olmadığından sağlık kurumları hizmet vermeye devam ediyordu. Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası ve Türk Tabipler Birliği ise bu tarihte grev kararı aldı. Grev kararının ardından aile hekimlerine randevu oluşturacaklar, hastanelerde doktor kontrolü olanlar çalışma durumunu öğrenmek için araştırma yapıyor.  Aile Sağlığı Merkezleri veya diğer bir ifadeyle sağlık ocakları sabah saat 08.00 ile 17.00 saatleri arasında sağlık hizmeti veriyor. Peki Bugün sağlık ocakları ve hastaneler kapalı mı? İşte, grev kararıyla ilgili yapılan açıklama…Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası ve Türk Tabipler Birliği 14 Mart’ta grev kararı aldı. Normal şartlarda cuma günü aile hekimleri ve hastanelerde doktor kontrolü olanlar ise çalışma bilgisine ulaşmaya çalışıyor. 14 Mart Tıp Bayramı, resmi tatil olmadığından normal şartlarda doktorlar sağlık hizmeti vermeye devam ediyor. Grev kararının alınmasının ardından hastaneler, aile sağlığı merkezi ve diğer sağlık kurumlarının çalışma günleri ve saatleri gündeme geldi. Peki Yarın sağlık ocakları ve hastaneler kapalı mı? İşte, yapılan açıklamanın detayları…Aile Hekimleri yapılan açıklamaya göre 14 Mart’ta grevde olacak. İş bırakma eylemi yapılacağından aile hekimlerinin çalışma durumları değişiklik gösterebilir. Hastalar ve hasta yakınları, sağlık hizmeti için ziyaret edecekleri sağlık kurumlarının çalışma durumunu o ilçenin Sağlık Müdürlüğü üzerinden veya Aile Sağlığı Merkezleri iletişim bilgilerinden kontrol edebilirler. 14 Mart resmi tatil olmadığından normal şartlarda sağlık kurumları çalışmaya devam ediyor.Türk Tabipler Birliği tarafından yapılan açıklamada “ 14 Mart günü, mesleğimize ve halkın sağlık hakkına sahip çıkmak, “Başka Bir Sağlık Sistemi”nin mümkün olduğunu hastalarımıza ve halkımıza anlatmak için G(ö)REV’deyiz! 14 Mart günü tüm hekimleri ve sağlık emekçilerini hastalara, çalışanlara iyilik sağlama şansı kalmamış olan mevcut sağlık sistemini ve yönetimi protesto etmek, “Başka Bir Sağlık Sistemi”ni muhataplarına ve halka anlatmak üzere G(ö)REV’e davet ediyoruz. ifadeleri kullanıldı.Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, yaptığı açıklamada 14 Mart Tıp Bayramı’nda, meslek onurumuz ve halk sağlığının geleceği için iş bırakma eylemiyle taleplerimizi bir kez daha yüksek sesle dile getireceğiz” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S8JqpZ54BU6CAG-DUtXrCA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bugün, 14, Mart, aile, hekimleri, doktorlar, çalışıyor, mu, Mart, sağlık, ocakları, hastaneler, açık, mı, kapalı, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S8JqpZ54BU6CAG-DUtXrCA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bugün (14 Mart) aile hekimleri ve doktorlar çalışıyor mu? 14 Mart sağlık ocakları ve hastaneler açık mı, kapalı mı?"><p>14 Mart Tıp Bayramı,  normalde resmi tatil olmadığından sağlık kurumları hizmet vermeye devam ediyordu. Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası ve Türk Tabipler Birliği ise bu tarihte grev kararı aldı. Grev kararının ardından aile hekimlerine randevu oluşturacaklar, hastanelerde doktor kontrolü olanlar çalışma durumunu öğrenmek için araştırma yapıyor.  Aile Sağlığı Merkezleri veya diğer bir ifadeyle sağlık ocakları sabah saat 08.00 ile 17.00 saatleri arasında sağlık hizmeti veriyor. Peki Bugün sağlık ocakları ve hastaneler kapalı mı? İşte, grev kararıyla ilgili yapılan açıklama…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3NVZ5QUhSEa-83dQWb3MRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası ve Türk Tabipler Birliği 14 Mart’ta grev kararı aldı. Normal şartlarda cuma günü aile hekimleri ve hastanelerde doktor kontrolü olanlar ise çalışma bilgisine ulaşmaya çalışıyor. 14 Mart Tıp Bayramı, resmi tatil olmadığından normal şartlarda doktorlar sağlık hizmeti vermeye devam ediyor. Grev kararının alınmasının ardından hastaneler, aile sağlığı merkezi ve diğer sağlık kurumlarının çalışma günleri ve saatleri gündeme geldi. Peki Yarın sağlık ocakları ve hastaneler kapalı mı? İşte, yapılan açıklamanın detayları…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SDZP6yR9kEScHcWXWugplA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aile Hekimleri yapılan açıklamaya göre 14 Mart’ta grevde olacak. İş bırakma eylemi yapılacağından aile hekimlerinin çalışma durumları değişiklik gösterebilir. Hastalar ve hasta yakınları, sağlık hizmeti için ziyaret edecekleri sağlık kurumlarının çalışma durumunu o ilçenin Sağlık Müdürlüğü üzerinden veya Aile Sağlığı Merkezleri iletişim bilgilerinden kontrol edebilirler. 14 Mart resmi tatil olmadığından normal şartlarda sağlık kurumları çalışmaya devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/stpXaNN44Eini1aiqPo_xQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türk Tabipler Birliği tarafından yapılan açıklamada “ 14 Mart günü, mesleğimize ve halkın sağlık hakkına sahip çıkmak, “Başka Bir Sağlık Sistemi”nin mümkün olduğunu hastalarımıza ve halkımıza anlatmak için G(ö)REV’deyiz! 14 Mart günü tüm hekimleri ve sağlık emekçilerini hastalara, çalışanlara iyilik sağlama şansı kalmamış olan mevcut sağlık sistemini ve yönetimi protesto etmek, “Başka Bir Sağlık Sistemi”ni muhataplarına ve halka anlatmak üzere G(ö)REV’e davet ediyoruz. ifadeleri kullanıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l1iXY3NPHkS8yN-IC_ve5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, yaptığı açıklamada 14 Mart Tıp Bayramı’nda, meslek onurumuz ve halk sağlığının geleceği için iş bırakma eylemiyle taleplerimizi bir kez daha yüksek sesle dile getireceğiz” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kanlı Ay Tutulması Türkiye’den çıplak gözle izlenecek mi? Kanlı Ay Tutulması bu gece mi, saat kaçta yaşanacak?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kanli-ay-tutulmasi-turkiyeden-ciplak-goezle-izlenecek-mi-kanli-ay-tutulmasi-bu-gece-mi-saat-kacta-yasanacak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kanli-ay-tutulmasi-turkiyeden-ciplak-goezle-izlenecek-mi-kanli-ay-tutulmasi-bu-gece-mi-saat-kacta-yasanacak</guid>
<description><![CDATA[ Kanlı Ay Tutulması, Türkiye’nin de aralarında olduğu birçok ülkeden canlı olarak izlenebilecek. Gök olayı sırasında Dünya, Güneş ile Ay&#039;ın arasına girerek Güneş ışığının Ay&#039;a yansımasını engelleyecek ve Ay, Dünya&#039;nın gölgesinde kalacak. Atmosferde kırılan ışıklar, Ay&#039;a kırmızı rengini vereceğinden ay tutulması &quot;Kanlı Ay&quot; olarak tanımlanıyor. Gök olayını takip edebilmek için özel bir ekipmana ihtiyaç bulunmayacak. Tutulmayı canlı izlemek isteyenler, tutulmanın başladığı saatte gökyüzüne bakacak. Peki Kanlı Ay tutulması ne zaman, saat kaçta başlayacak?Tam ay tutulması sırasında Dünya, Güneş ile Ay’ın tam ortasına girerek güneş ışığını engelleyecek ve Ay yüzeyine gölge gibi düşecek. Gök olayı gerçekleşirken ise Ay, kırmızımsı ve kırmızı arasında renk alırken “Kanlı Ay” ortaya çıkacak. Bu yıl iki kez gerçekleşecek tutulma farklı tarihlerde ve farklı bölgelerden izlenebilecek. Tutulmalardan ilki içinde bulunduğumuz mart ayında ikincisi ise eylül ayında gerçekleşecek. Kanlı Ay Tutulması’na şahit olmak isteyenler ise “ Kanlı Ay Tutulması Türkiye’den izlenecek mi” sorusuna cevap arıyor.Tam Ay tutulmasında, Ay belli bir süreliğine Dünya’nın gölgesinde kalacak. Ay’ın Dünya’nın gölgesinin en karanlık kısmına düşmesi tam gölge olarak adlandırılıyor. Yarı gölge durumunda ise Penumbra oluşuyor.Kızıl görünüm veya diğer bir ifadeyle Kanlı Ay Tutulması tam tutulma sırasında gözleniyor. Güneş ışığı, Dünya’nın atmosferinden geçerken mavi ışık filtreleniyor.Kalan Işık, Ay’a ulaşmasıyla onun kızıl görünmesine sebep olurken Ay’ın tutulma sırasında kızıl bir görünüme bürünmesi “Kanlı Ay” oalrak adlandırılıyor.Tam Ay Tutulması Perşembe gecesini Cuma gününe bağlayan gün gerçekleşecek. Tutulma Türkiye saatiyle sabah saat 09.20&#039;de başlayacak ve 40 dakika sonra en yoğun halini alacak.Bu gece gerçekleşecek Kanlı Ay Tutulması, Kuzey ve Güney Amerika’daki gözlemciler tarafından sağlıklı bir şekilde izlenebilecek. Batı Avrupa’daki bazı bölgeler ay batmadan önce tutulmanın tam evresi olarak da bilinen “Totalite” kısmen görebilecek. Türkiye’den ise Kanlı Ay Tutulması doğrudan gözlemlenemeyecek.Dünya’nın Ay ile Güneş arasına girerek Ay’a gölge düşürmesi “Ay Tutulması” olarak adlandırılır. Tutulmalar ise sadece dolunay evresinde gerçekleşir. Yarı Gölgeli Ay Tutulması, Parçalı Ay Tutulması ve Tam Ay Tutulması olmak üzere üç tutulma vardır.Yarı gölgeli ay tutulmasında, Dünya’nın yarı gölgesine girer. Bu gölge Ay’ın yüzeyinde belli belirsiz bir şekilde göründüğünden bu tarz tutulmaların gözlemlenmesi oldukça zordur. parçalı ay tutulmasında ise Ay’ın bir kısmının Dünya’nın yarı gölgesine değil tam gölgesine girmesiyle oluşur. Parçalı ay tutulması ay yüzeyinde net bir şekilde gözlemlenirken bir bölge oluşturur ve bu tutulma çıpla gözle de izlenebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8P3iDFKdfUOe_pnXWQsw1Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kanlı, Tutulması, Türkiye’den, çıplak, gözle, izlenecek, mi, Kanlı, Tutulması, gece, mi, saat, kaçta, yaşanacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8P3iDFKdfUOe_pnXWQsw1Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kanlı ay tutulması ne zaman, saat kaçta izlenecek? Kanlı Ay Tutulması Türkiye'den çıplak gözle izlenir mi?"><p>Kanlı Ay Tutulması, Türkiye’nin de aralarında olduğu birçok ülkeden canlı olarak izlenebilecek. Gök olayı sırasında Dünya, Güneş ile Ay'ın arasına girerek Güneş ışığının Ay'a yansımasını engelleyecek ve Ay, Dünya'nın gölgesinde kalacak. Atmosferde kırılan ışıklar, Ay'a kırmızı rengini vereceğinden ay tutulması "Kanlı Ay" olarak tanımlanıyor. Gök olayını takip edebilmek için özel bir ekipmana ihtiyaç bulunmayacak. Tutulmayı canlı izlemek isteyenler, tutulmanın başladığı saatte gökyüzüne bakacak. Peki Kanlı Ay tutulması ne zaman, saat kaçta başlayacak?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dO5D5lNBz0awI9MPZUKKag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tam ay tutulması sırasında Dünya, Güneş ile Ay’ın tam ortasına girerek güneş ışığını engelleyecek ve Ay yüzeyine gölge gibi düşecek. Gök olayı gerçekleşirken ise Ay, kırmızımsı ve kırmızı arasında renk alırken “Kanlı Ay” ortaya çıkacak. Bu yıl iki kez gerçekleşecek tutulma farklı tarihlerde ve farklı bölgelerden izlenebilecek. Tutulmalardan ilki içinde bulunduğumuz mart ayında ikincisi ise eylül ayında gerçekleşecek. Kanlı Ay Tutulması’na şahit olmak isteyenler ise “ Kanlı Ay Tutulması Türkiye’den izlenecek mi” sorusuna cevap arıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lLujgXYed0ym01l4Cjeauw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tam Ay tutulmasında, Ay belli bir süreliğine Dünya’nın gölgesinde kalacak. Ay’ın Dünya’nın gölgesinin en karanlık kısmına düşmesi tam gölge olarak adlandırılıyor. Yarı gölge durumunda ise Penumbra oluşuyor.Kızıl görünüm veya diğer bir ifadeyle Kanlı Ay Tutulması tam tutulma sırasında gözleniyor. Güneş ışığı, Dünya’nın atmosferinden geçerken mavi ışık filtreleniyor.Kalan Işık, Ay’a ulaşmasıyla onun kızıl görünmesine sebep olurken Ay’ın tutulma sırasında kızıl bir görünüme bürünmesi “Kanlı Ay” oalrak adlandırılıyor.Tam Ay Tutulması Perşembe gecesini Cuma gününe bağlayan gün gerçekleşecek. Tutulma Türkiye saatiyle sabah saat 09.20'de başlayacak ve 40 dakika sonra en yoğun halini alacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k8ZVuOkkfE-vYI0A9aW-tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu gece gerçekleşecek Kanlı Ay Tutulması, Kuzey ve Güney Amerika’daki gözlemciler tarafından sağlıklı bir şekilde izlenebilecek. Batı Avrupa’daki bazı bölgeler ay batmadan önce tutulmanın tam evresi olarak da bilinen “Totalite” kısmen görebilecek. Türkiye’den ise Kanlı Ay Tutulması doğrudan gözlemlenemeyecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XdVr9S2pdE6XGqThRhmslw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya’nın Ay ile Güneş arasına girerek Ay’a gölge düşürmesi “Ay Tutulması” olarak adlandırılır. Tutulmalar ise sadece dolunay evresinde gerçekleşir. Yarı Gölgeli Ay Tutulması, Parçalı Ay Tutulması ve Tam Ay Tutulması olmak üzere üç tutulma vardır.Yarı gölgeli ay tutulmasında, Dünya’nın yarı gölgesine girer. Bu gölge Ay’ın yüzeyinde belli belirsiz bir şekilde göründüğünden bu tarz tutulmaların gözlemlenmesi oldukça zordur. parçalı ay tutulmasında ise Ay’ın bir kısmının Dünya’nın yarı gölgesine değil tam gölgesine girmesiyle oluşur. Parçalı ay tutulması ay yüzeyinde net bir şekilde gözlemlenirken bir bölge oluşturur ve bu tutulma çıpla gözle de izlenebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>74 yaşında 66 senedir babasından öğrendiği yöntemi uyguluyor: Mesleği oğluna bırakacak</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/74-yasinda-66-senedir-babasindan-oegrendigi-yoentemi-uyguluyor-meslegi-ogluna-birakacak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/74-yasinda-66-senedir-babasindan-oegrendigi-yoentemi-uyguluyor-meslegi-ogluna-birakacak</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;de &quot;leblebi&quot; denince akla ilk gelen yer olan Çorum&#039;da 66 senedir leblebicilik yapan 74 yaşındaki yaşındaki Yaşar Bodur, babasından devraldığı mesleği şimdi oğluna miras bırakarak yaşatmak istiyor.Çorum&#039;da yaşayan 74 yaşındaki leblebi ustası Yaşar Bodur, babasından öğrendiği mesleğini 66 yıldır sürdürüyor. Babasının yanında çırak olarak çalışmaya başlayarak leblebi imalatını öğrenen Bodur, 66 yıldır geleneksel yöntemlerle leblebi üretiyor.Mesleğini sanat olarak tanımlayan Bodur, yıllardır geleneksel yöntemlerle yaptığı leblebilerle damakları şenlendiriyor. Mesleğini oğlu Osman Bodur&#039;a miras bırakarak Çorum&#039;un geleneksel zanaatını geleceğe taşımak istediğini ifade eden Bodur, leblebinin meşakkatli yapım sürecini anlattı.&quot;Kaliteli bir ürün elde edebilmek için o ürünün ham maddesinde çok özen göstermeliyiz&quot;Leblebeleri babasından öğrendiği şekilde, hiçbir değişiklik yapmadan yaptığını söyleyen Yaşar Bodur &quot;Leblebicilik baba sanatı olmasından dolayı yaklaşık olarak 66 senedir bu sanatın içindeyim.Geçmişte nohudun leblebiye dönüşmesi için hangi işlemleri yapıyorsak gene günümüzde aynı işlemleri yapıyoruz. İlk başta Leblebi için en uygun nohudu temin etmemiz gerekiyor. Kaliteli bir ürün elde edebilmek için o ürünün ham maddesine çok özen göstermeliyiz. Biz de nohudun leblebiye dönüşmesi aşamasında en uygun ve kaliteli nohut türünü tercih ediyoruz. Nohudu 1 kez fırınlamamız gerekiyor. Fırınlama işlemi bittikten 5 ya da 6 gün sonra tekrar fırınlamamız gerekiyor. Eğer hasat döneminden hemen sonra nohut işlenirse 3. sefer fırınlama işlemi gerekebilir.Nohudun işlendikten sonra en az 20 gün ortalama 30 gün serilmesi gerekiyor. Leblebinin fırınlanma işlemindeki amaç nohut pişirilmesini ve iç hacminin küçülmesini sağlamaktır. Fırınlama işlemiyle birlikte nohut normal haline göre daha da sert bir hale gelir. Nohut fırınlanma işlemine hazırlanırken ortalama 2 saat ıslanmış kalması gerekir. Kabuk soyulma işleminde sanat hatası olmaması için ıslanmış nohudu 20 saat sonra eleme işleminden geçirmek gerekiyor. Nohudun leblebiye dönüşmesi için olmazsa olmaz ocağımızı yakarız ve böylelikle belirli bir kaloriye gelmesini sağlarız. Tavanın hacmine göre 5 ya da 6 kilogram nohut dökülür. Islanmış ve elenmiş nohut iyi bir şekilde ısınana kadar karıştırmak gerekiyor. Kavurma işlemini gerçekleştirdiğimiz tavanın iç kısmı keskiyle açılmış dişler sayesinde kabuğun soyulmasına ve zedelenmesine yardımcı olur. Bu yapılan işlem yaklaşık 8 veya 10 dakika sürer. Kızartma işlemi yapılırken tavanın içindeki dişler yanık çizgisi oluşturarak leblebinin üzerinde nokta nokta olmasını sağlıyor. Leblebinin içerisinde nem kalmazsa ve güzel bir paketlemeyle ortalama 1 yıl taze kalabilir. Leblebinin dönüşüm sürecinde hiçbir kimyasal madde kullanılmadığından dolayı birçok gıdaya hassasiyeti olan kişiler leblebiyi rahatlıkla tüketebilirler. Çeşitlilik olarak tuzlu, acılı, soslu, portakallı, kahveli, kapuçinolu isteğe bağlı çeşitler de yapılabilir. İmalatını yaptığımız ürünlerin kalitesini kendimiz de bakarak anlayabiliyoruz. Tüketici alacağı ürünü tatması gerekir&quot; dedi.Mesleğini oğluna devretmek istediğini ifade eden Bodur, &quot;Babam, &#039;kardeşin leblebicilik yapsın, sen de başka bir sanat öğren&#039; diyerek terziliğe gönderdi. Yaklaşık 3 buçuk ay terzi çıraklığı yaptım. Esnaflık adabı, esnaflık terbiyesi ve ahlakını orada görmüş oldum. Daha sonra leblebi imalatını yapabilmek için eve ocak kurdum ve aynı sene içinde okula gidiyordum. Babama yardımcı olarak adeta sanatın içinde doğmuş gibi oldum. Sanat benim bahtıma doğdu, ben sanatın içine doğdum. Leblebinin ülkemize ait olması, tarihi yapısının olması ve tüketilir olması sebebiyle sanatımı çok seviyorum. Büyük bir hedefim yok, ben sanatımı yaşatmak istiyorum. Gerçek bir leblebi ustasının 2 ya da 3 tane sanatı vardır. Benim de icra etmiş olduğum 2 tane sanatım var. Yapmış olduğum bu işi babamdan bağımsız olarak askerden geldikten sonra nohudu leblebiye dönüştürebildim. Leblebi kilo aldırmaz, tokluk hissi verir ve şişkinlik yapmadığı için en çok sade leblebi tercih edilir. İnsan sağlığına çok faydası olan bu sanatı bizlere armağan eden geçmişlerimize şükranlarımı sunuyorum&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mNv1FBVPIEWcw_nusNMoAw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşında, senedir, babasından, öğrendiği, yöntemi, uyguluyor:, Mesleği, oğluna, bırakacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mNv1FBVPIEWcw_nusNMoAw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="74 yaşında 66 senedir babasından öğrendiği yöntemi uyguluyor: Mesleği oğluna bırakacak"><p>Türkiye'de "leblebi" denince akla ilk gelen yer olan Çorum'da 66 senedir leblebicilik yapan 74 yaşındaki yaşındaki Yaşar Bodur, babasından devraldığı mesleği şimdi oğluna miras bırakarak yaşatmak istiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LRQ-597_3E-S8ySm7NDaCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çorum'da yaşayan 74 yaşındaki leblebi ustası Yaşar Bodur, babasından öğrendiği mesleğini 66 yıldır sürdürüyor. Babasının yanında çırak olarak çalışmaya başlayarak leblebi imalatını öğrenen Bodur, 66 yıldır geleneksel yöntemlerle leblebi üretiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jIl4YBlEbUy_DqaPY55PeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mesleğini sanat olarak tanımlayan Bodur, yıllardır geleneksel yöntemlerle yaptığı leblebilerle damakları şenlendiriyor. Mesleğini oğlu Osman Bodur'a miras bırakarak Çorum'un geleneksel zanaatını geleceğe taşımak istediğini ifade eden Bodur, leblebinin meşakkatli yapım sürecini anlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1HMASdVDS0agzOWX6JJLbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Kaliteli bir ürün elde edebilmek için o ürünün ham maddesinde çok özen göstermeliyiz"Leblebeleri babasından öğrendiği şekilde, hiçbir değişiklik yapmadan yaptığını söyleyen Yaşar Bodur "Leblebicilik baba sanatı olmasından dolayı yaklaşık olarak 66 senedir bu sanatın içindeyim.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zllq6v7eWk6VLlLW0VL4EQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçmişte nohudun leblebiye dönüşmesi için hangi işlemleri yapıyorsak gene günümüzde aynı işlemleri yapıyoruz. İlk başta Leblebi için en uygun nohudu temin etmemiz gerekiyor. Kaliteli bir ürün elde edebilmek için o ürünün ham maddesine çok özen göstermeliyiz. Biz de nohudun leblebiye dönüşmesi aşamasında en uygun ve kaliteli nohut türünü tercih ediyoruz. Nohudu 1 kez fırınlamamız gerekiyor. Fırınlama işlemi bittikten 5 ya da 6 gün sonra tekrar fırınlamamız gerekiyor. Eğer hasat döneminden hemen sonra nohut işlenirse 3. sefer fırınlama işlemi gerekebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U1goCS2-A0SauDJ-ErXeGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nohudun işlendikten sonra en az 20 gün ortalama 30 gün serilmesi gerekiyor. Leblebinin fırınlanma işlemindeki amaç nohut pişirilmesini ve iç hacminin küçülmesini sağlamaktır. Fırınlama işlemiyle birlikte nohut normal haline göre daha da sert bir hale gelir. Nohut fırınlanma işlemine hazırlanırken ortalama 2 saat ıslanmış kalması gerekir. Kabuk soyulma işleminde sanat hatası olmaması için ıslanmış nohudu 20 saat sonra eleme işleminden geçirmek gerekiyor. Nohudun leblebiye dönüşmesi için olmazsa olmaz ocağımızı yakarız ve böylelikle belirli bir kaloriye gelmesini sağlarız. Tavanın hacmine göre 5 ya da 6 kilogram nohut dökülür. Islanmış ve elenmiş nohut iyi bir şekilde ısınana kadar karıştırmak gerekiyor. Kavurma işlemini gerçekleştirdiğimiz tavanın iç kısmı keskiyle açılmış dişler sayesinde kabuğun soyulmasına ve zedelenmesine yardımcı olur. Bu yapılan işlem yaklaşık 8 veya 10 dakika sürer. Kızartma işlemi yapılırken tavanın içindeki dişler yanık çizgisi oluşturarak leblebinin üzerinde nokta nokta olmasını sağlıyor. Leblebinin içerisinde nem kalmazsa ve güzel bir paketlemeyle ortalama 1 yıl taze kalabilir. Leblebinin dönüşüm sürecinde hiçbir kimyasal madde kullanılmadığından dolayı birçok gıdaya hassasiyeti olan kişiler leblebiyi rahatlıkla tüketebilirler. Çeşitlilik olarak tuzlu, acılı, soslu, portakallı, kahveli, kapuçinolu isteğe bağlı çeşitler de yapılabilir. İmalatını yaptığımız ürünlerin kalitesini kendimiz de bakarak anlayabiliyoruz. Tüketici alacağı ürünü tatması gerekir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bOHeca1p2k-px0g4LC0U7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mesleğini oğluna devretmek istediğini ifade eden Bodur, "Babam, 'kardeşin leblebicilik yapsın, sen de başka bir sanat öğren' diyerek terziliğe gönderdi. Yaklaşık 3 buçuk ay terzi çıraklığı yaptım. Esnaflık adabı, esnaflık terbiyesi ve ahlakını orada görmüş oldum. Daha sonra leblebi imalatını yapabilmek için eve ocak kurdum ve aynı sene içinde okula gidiyordum. Babama yardımcı olarak adeta sanatın içinde doğmuş gibi oldum. Sanat benim bahtıma doğdu, ben sanatın içine doğdum. Leblebinin ülkemize ait olması, tarihi yapısının olması ve tüketilir olması sebebiyle sanatımı çok seviyorum. Büyük bir hedefim yok, ben sanatımı yaşatmak istiyorum. Gerçek bir leblebi ustasının 2 ya da 3 tane sanatı vardır. Benim de icra etmiş olduğum 2 tane sanatım var. Yapmış olduğum bu işi babamdan bağımsız olarak askerden geldikten sonra nohudu leblebiye dönüştürebildim. Leblebi kilo aldırmaz, tokluk hissi verir ve şişkinlik yapmadığı için en çok sade leblebi tercih edilir. İnsan sağlığına çok faydası olan bu sanatı bizlere armağan eden geçmişlerimize şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2 yaşındaki bir çocuk öpücük yüzünden kör oldu: Herpes Simpleks Virüsü (HSV) nedir, belirtileri neler?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/2-yasindaki-bir-cocuk-oepucuk-yuzunden-koer-oldu-herpes-simpleks-virusu-hsv-nedir-belirtileri-neler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/2-yasindaki-bir-cocuk-oepucuk-yuzunden-koer-oldu-herpes-simpleks-virusu-hsv-nedir-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Herpes simpleks virüsü (HSV) taşıyıcısı tarafından öpülen 2 yaşındaki bir çocuk görme yetisini kaybetti. Virüs, küçük çocuğun gözünde kabarcık oluşmasına ve ardından korneasında 4 mm&#039;lik bir delik açılmasına yol açtı. 2 yaşındaki Juwan’ın annesi, bebeklerin öpülmesinin ciddi sağlık riskleri taşıdığını söyledi. Peki, Herpes Simpleks Virüsü (HSV) nedir, belirtileri neler?İngiltere&#039;deki bir anne, bebeklerine öpücük veren akraba ve arkadaşlarının bunu yapmamaları için ebeveynlere çağrıda bulundu.  Çünkü küçük çocukları ona gözünden olan görme kaybına yol açan zararlı bir virüs bulaştıran bir öpücükle enfekte olmuştu.İki yaşındaki Juwan, tanıdık birinin öpücüğü sonucu herpes virüsünü gözbebeğine kaptı ve bu virüs, gözünde bir yaraya neden oldu. Daily Mail&#039;in haberine göre; virüs, gözünde kabarcık oluşmasına ve ardından korneasında 4 mm&#039;lik bir delik açılmasına yol açmıştı. Bu açık yara, sonraki enfeksiyonlara yol açtı ve doktorların tüm çabalarına rağmen, hasar çok şiddetliydi ve sonuçta Juwan, sol gözündeki görüşünü kaybetti. Doktorlar, organın geri kalanını korumak amacıyla sonunda göz kapaklarını dikip, tedaviye devam ettiler.Şimdi, ailesi, başkalarının aynı kaderi yaşamaması için seslerini duyuruyor ve küçük çocuğun görme yetisini kurtarmak amacıyla yapılacak karmaşık bir operasyon için hazırlanıyorlar.Juwan’ın hikayesi, geçen yılın Ağustos ayında, o zamanlar 16 aylık olan Juwan’ın gözünde, ebeveynlerinin başlangıçta göz enfeksiyonu olduğunu düşündükleri bir belirtiyle başladı. Aile, bir aile hekimine başvurdu ve doktordan bir antibiyotik tedavisi alarak eve gönderildiler. Ancak Namibyalı Juwan’ın annesi Michelle Saaiman, bunun daha ciddi bir şey olduğunu fark ettiği anı şöyle anlattı:&quot;İki gün sonra, gözde gerçekten ciddi bir sorun olduğunu fark ettik. Gözbebeyinin içinde bir şeyin büyüyormuş gibi görünüyordu.&quot;  Yapılan testler ve muayeneler sonunda, Juwan’ın gözünde herpes simpleks virüsünün neden olduğu bir uçuk (soğuk yara) geliştiği ortaya çıktı.Aile, Juwan’ın tedavi masrafları için bağış toplarken, diğer ebeveynleri de bu konuda bilinçlendirmek için uyarıda bulundu. Aile, &quot;Bebeğinizi kimsenin öpmesine izin vermeyin. Küçük bir virüs, büyük travmalara yol açabilir.&quot; diyerek ebeveynleri uyardı.Herpes simpleks virüsleri (HSV) ailenin en sık görülen türlerindendir ve dudakta veya genital bölgede yaralara yol açar. HSV hayli büyük bir virüstür, DNA’sında toplam 80 proteinin yapımını sağlayacak genetik şifre içerir. Oluşturduğu proteinler sayesinde virüs kendi DNA’sını kolaylıkla kopyalayabileceği gibi, bazı yüzey proteinlerinin yardımıyla da vücudun bağışıklık sisteminden kaçmayı başarır. Virüs, oluşturduğu proteinler aracılığıyla ya içine girdiği hücreyi yok eder ya da sessiz konuma geçer. Hemen hemen her hücre türüne saldırabilen HSV, sinir hücrelerinde insan ömrü boyunca yaşayabilir. Dudakta uçuğa yol açan herpes virüsleri, bu bölgenin sinir ağını oluşturan trigeminal sinir kökünde barınır. Buradaki sinir hücrelerinde sessiz duran virüs DNA’sı bazen, özellikle bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda, etkin hale geçer ve virüs üretimi başlar. Bağışıklık sistemini zayıflatan durumların başında stres, aşırı yorgunluk, gıdasızlık ve ateşli hastalıklar gelir. Çoğalan virüsler sinir boyunca ilerler ve dudakta yaralar oluşturur. Uçuk yaralarını oluşturan küçük keseciklerin içinde bol miktarda virüs vardır. Bu aşamada hastalık hayli bulaşıcıdır ve öpüşmeyle diğer kişilere bulaşır. Artan virüs miktarına tepki olarak bağışıklık sistemi harekete geçer ve interferon oluşturur. Virüslerin yayılması interferon ve öldürücü hücreler sayesinde kontrol altına alınır. Bağışıklık sistemi normal şekilde çalışan kişilerde uçuk hastalığı sınırlı bir sürede kendiliğinden geçer ve hiç yara izi bırakmaz.Ağızdaki ve genital bölgedeki uçuklar dışında, HSV gözde de iltihaba yol açabilir. Herpes keratiti denilen bu hastalık körlüğe sebep olabilir. Herpes virüslerine bağlı nadir görülen bir başka hastalık da eritema multiformedir. Eritema multiforme, herpes enfeksiyonu sonrasında bağışıklık sisteminin abartılı cevabına bağlı olarak ciltte yaralar oluşmasıyla seyreden bir hastalıktır. Özellikle kollarda ve bacaklarda oluşan yaralar 72 saat içinde tipik şeklini alarak teşhise götürür. Genellikle 7 gün içinde kaybolan yaralar senede birkaç kez tekrar edebilir. HSV nadiren beyin ve beyin zarı iltihabına yol açarak ölümcül olabilir. HSV tedavisinde anti-viral ilaçlar kullanılır. Anti-viral ilaç virüsün DNA’sını kopyalamasını ve bu şekilde çoğalmasını engeller. Bu nedenle, antiviral ilaçların hücre içinde sessiz duran virüse veya olgun hale gelmiş virüse etkisi olmaz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eMiFTKS1cUCorIof4X7chQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, bir, çocuk, öpücük, yüzünden, kör, oldu:, Herpes, Simpleks, Virüsü, HSV, nedir, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eMiFTKS1cUCorIof4X7chQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both&ampv=20250314075117087" class="type:primaryImage" alt="2 yaşındaki bir çocuk öpücük yüzünden kör oldu: Herpes Simpleks Virüsü (HSV) nedir, belirtileri neler?"><p>Herpes simpleks virüsü (HSV) taşıyıcısı tarafından öpülen 2 yaşındaki bir çocuk görme yetisini kaybetti. Virüs, küçük çocuğun gözünde kabarcık oluşmasına ve ardından korneasında 4 mm'lik bir delik açılmasına yol açtı. 2 yaşındaki Juwan’ın annesi, bebeklerin öpülmesinin ciddi sağlık riskleri taşıdığını söyledi. Peki, Herpes Simpleks Virüsü (HSV) nedir, belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KLOZ9oPN60-LGgE2XsFXxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'deki bir anne, bebeklerine öpücük veren akraba ve arkadaşlarının bunu yapmamaları için ebeveynlere çağrıda bulundu.  Çünkü küçük çocukları ona gözünden olan görme kaybına yol açan zararlı bir virüs bulaştıran bir öpücükle enfekte olmuştu.İki yaşındaki Juwan, tanıdık birinin öpücüğü sonucu herpes virüsünü gözbebeğine kaptı ve bu virüs, gözünde bir yaraya neden oldu. Daily Mail'in haberine göre; virüs, gözünde kabarcık oluşmasına ve ardından korneasında 4 mm'lik bir delik açılmasına yol açmıştı. Bu açık yara, sonraki enfeksiyonlara yol açtı ve doktorların tüm çabalarına rağmen, hasar çok şiddetliydi ve sonuçta Juwan, sol gözündeki görüşünü kaybetti. Doktorlar, organın geri kalanını korumak amacıyla sonunda göz kapaklarını dikip, tedaviye devam ettiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6y7qU8jf_USDSRRMMAfejA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şimdi, ailesi, başkalarının aynı kaderi yaşamaması için seslerini duyuruyor ve küçük çocuğun görme yetisini kurtarmak amacıyla yapılacak karmaşık bir operasyon için hazırlanıyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZxpGpBHzmkq4tSjBY1xhUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Juwan’ın hikayesi, geçen yılın Ağustos ayında, o zamanlar 16 aylık olan Juwan’ın gözünde, ebeveynlerinin başlangıçta göz enfeksiyonu olduğunu düşündükleri bir belirtiyle başladı. Aile, bir aile hekimine başvurdu ve doktordan bir antibiyotik tedavisi alarak eve gönderildiler. Ancak Namibyalı Juwan’ın annesi Michelle Saaiman, bunun daha ciddi bir şey olduğunu fark ettiği anı şöyle anlattı:"İki gün sonra, gözde gerçekten ciddi bir sorun olduğunu fark ettik. Gözbebeyinin içinde bir şeyin büyüyormuş gibi görünüyordu."  Yapılan testler ve muayeneler sonunda, Juwan’ın gözünde herpes simpleks virüsünün neden olduğu bir uçuk (soğuk yara) geliştiği ortaya çıktı.Aile, Juwan’ın tedavi masrafları için bağış toplarken, diğer ebeveynleri de bu konuda bilinçlendirmek için uyarıda bulundu. Aile, "Bebeğinizi kimsenin öpmesine izin vermeyin. Küçük bir virüs, büyük travmalara yol açabilir." diyerek ebeveynleri uyardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VLD-7qTY2kqkmfCIBijzcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herpes simpleks virüsleri (HSV) ailenin en sık görülen türlerindendir ve dudakta veya genital bölgede yaralara yol açar. HSV hayli büyük bir virüstür, DNA’sında toplam 80 proteinin yapımını sağlayacak genetik şifre içerir. Oluşturduğu proteinler sayesinde virüs kendi DNA’sını kolaylıkla kopyalayabileceği gibi, bazı yüzey proteinlerinin yardımıyla da vücudun bağışıklık sisteminden kaçmayı başarır. Virüs, oluşturduğu proteinler aracılığıyla ya içine girdiği hücreyi yok eder ya da sessiz konuma geçer. Hemen hemen her hücre türüne saldırabilen HSV, sinir hücrelerinde insan ömrü boyunca yaşayabilir. Dudakta uçuğa yol açan herpes virüsleri, bu bölgenin sinir ağını oluşturan trigeminal sinir kökünde barınır. Buradaki sinir hücrelerinde sessiz duran virüs DNA’sı bazen, özellikle bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda, etkin hale geçer ve virüs üretimi başlar. Bağışıklık sistemini zayıflatan durumların başında stres, aşırı yorgunluk, gıdasızlık ve ateşli hastalıklar gelir. Çoğalan virüsler sinir boyunca ilerler ve dudakta yaralar oluşturur. Uçuk yaralarını oluşturan küçük keseciklerin içinde bol miktarda virüs vardır. Bu aşamada hastalık hayli bulaşıcıdır ve öpüşmeyle diğer kişilere bulaşır. Artan virüs miktarına tepki olarak bağışıklık sistemi harekete geçer ve interferon oluşturur. Virüslerin yayılması interferon ve öldürücü hücreler sayesinde kontrol altına alınır. Bağışıklık sistemi normal şekilde çalışan kişilerde uçuk hastalığı sınırlı bir sürede kendiliğinden geçer ve hiç yara izi bırakmaz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3cUwm3zWHESwTHqvmnBe6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağızdaki ve genital bölgedeki uçuklar dışında, HSV gözde de iltihaba yol açabilir. Herpes keratiti denilen bu hastalık körlüğe sebep olabilir. Herpes virüslerine bağlı nadir görülen bir başka hastalık da eritema multiformedir. Eritema multiforme, herpes enfeksiyonu sonrasında bağışıklık sisteminin abartılı cevabına bağlı olarak ciltte yaralar oluşmasıyla seyreden bir hastalıktır. Özellikle kollarda ve bacaklarda oluşan yaralar 72 saat içinde tipik şeklini alarak teşhise götürür. Genellikle 7 gün içinde kaybolan yaralar senede birkaç kez tekrar edebilir. HSV nadiren beyin ve beyin zarı iltihabına yol açarak ölümcül olabilir. HSV tedavisinde anti-viral ilaçlar kullanılır. Anti-viral ilaç virüsün DNA’sını kopyalamasını ve bu şekilde çoğalmasını engeller. Bu nedenle, antiviral ilaçların hücre içinde sessiz duran virüse veya olgun hale gelmiş virüse etkisi olmaz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cuma mesajları ve sözleri 2025:  Ramazan ayına özel dostlarınızla paylaşabileceğiniz en güzel, kısa, anlamlı ve hayırlı cuma mesajları</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cuma-mesajlari-ve-soezleri-2025-ramazan-ayina-oezel-dostlarinizla-paylasabileceginiz-en-guzel-kisa-anlamli-ve-hayirli-cuma-mesajlari</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cuma-mesajlari-ve-soezleri-2025-ramazan-ayina-oezel-dostlarinizla-paylasabileceginiz-en-guzel-kisa-anlamli-ve-hayirli-cuma-mesajlari</guid>
<description><![CDATA[ Cuma mesajlarında en güzel ve anlamlı seçenekler, günün anlam ve önemine vurgu yapmak isteyenler tarafından araştırılmaya başladı. İslam alemi için birlik ve beraberliğin sembolü olan cuma günü, Ramazan ayında ayrı bir önem taşıyor. Uzaktaki sevdiklerini veya yakın çevresinin cumasını tebrik etmek isteyenler kullanabilecekleri alternatif olarak kullanabilecekleri, uzun, kısa, farklı, yeni, dualı ve hadisli cuma mesajlarını araştırıyor. Sosyal medyada paylaşabileceğiniz en güzel, kısa, anlamlı ve hayırlı cuma mesajlarını sizler için derledik. İşte, en güzel ve anlamlı cuma mesajları ve sözleri.Cuma günleri, müslümanlar için birlik ve beraberlik anlamı taşıdığından yakın çevresinden uzakta olanlar, gönderecekleri cuma mesajlarıyla sevdiklerini unutamadıklarını hatırlatmak istiyor. Instagram, Facebook, Twitter, WhatsApp gibi platformlarda cuma mesajları sıkça tercih ediliyor. “Hayırlı Cumalar, Cumanız Mübarek olsun” dilek ve temalı sözler kullanılırken kimileri ise dualı, hadisli cuma mesajlarını tercih ediyor. Bizde sosyal medya başta olmak üzere diğer platformlarda az rastlanan cuma mesajları derledik. İşte, uzun, kısa, farklı ve yeni cuma mesajları…Allah’ın selamı rahmeti, bereketi üzerimize olsun! Günümüz aydın Cumamız Mübarek Olsun! Hayırlı Cumalar.Yа Rаbbi cumаyı en bereketli gün yаptığın gibi bizi de o günün bereketiyle bereketlenenlerden eyle. Cumа’mız Mübаrek Olsun. Hаyırlı Cumаlаr. “Ben, beni seven ümmetimi аlmаdаn cennete girmem.” Diyen Sevgilinin (s.а.v.) ümmeti olmаnın hаkkını verebilmek duаsı ile hаyırlı cumаlаr dilerim. Duаlаrın geri çevrilmeyeceği bugünde Rаbbim Duаlаrımızı kаbul etsin. Bizleri Rаhmetinden mаhrum bırаkmаsın İnşаllаh. Hаyırlı Nurlu Cumаlаr.Ümmetimin bayramları içinde Cumadan daha kıymetli bayram yoktur ve o günkü iki rekat namaz, Cuma günü dışındaki bin rekattan değerlidir. (Hadis-i Şerif, Buhari)Cuma&#039;nın ışığı kalbinizde parlasın ve hayatınızı neşe, sevgi ve şefkatle doldursun. Mübarek ve güzel bir Cuma geçirin!Bu mübarek Cuma gününde, Allah sizi ilahi rehberliği, koruması ve bereketiyle bereketlesin. Cuma Mübarek olsun.Bu mübarek Cuma hürmetine milletimizi terör hastalığından muhafaza eyle Allah’ım! CUMA&#039;MIZ mübarek olsun…Her yeni gün Allah&#039;ın bizlere bahşettiği cennetten bir armağandır. Her şey kesin tövbeye bağlıdır. CUMA&#039;NIZ mübarek olsun…Cuma Mübarek olsun! Daha iyi Müslümanlar olmaya çalışalım ve günlük yaşamlarımızda İslam&#039;ın öğretilerini takip edelim.Ya Rabbi! Sana açılan elleri, sana yönelen gönülleri, sana bükülen boyunları, sana yalvaran dilleri, ne olur boş çevirme, amin. Hayırlı nurlu cumalar.Kalp kırmayı bıraktığımız, birlik olduğumuz bir cuma günü olması dileğiyle... Hayırlı Cumalar…Ramazan ayında idrak edilen bu cuma gününü amellerimiz üzerinde düşünmek ve Allah&#039;tan bağışlanma dilemek için kullanalım. Bize rahmetini bahşetsin ve lütfuyla bizleri bereketlesin. Sizin ve ailenizin Cuma’sı Mübarek olsun!Hem Ramazan&#039;ın hem de cumanın ışığı kalbinizde parlasın ve hayatınızı neşe, sevgi ve şefkatle doldursun. Mübarek ve güzel bir Cuma geçirin!Bu Cuma&#039;yı Allah&#039;ın bize bahşettiği nimetlerin bir hatırlatıcısı olarak kutlayalım. Hayatımda olduğun için çok mutluyum, sevgili eşim. Cumamız Mübarek olsun. Cuma bereketiyle sevgimizi mübarek kıl, Allah bize tüm zorlukları birlikte aşabilme gücü versin.Ey Rabbimiz! Günlerimizi geleceğimize hazırla, ömrümüzü bereketli ve bağışlayıcı kıl! Hayırlı, bereketli, sevgi dolu Cumalar…Ramazan’ın feyzi, cuma gününün bereketi üzerinize olsun. Hayırlı Cumalar!Ey Rabbim! Gözlerimden sevgiyle bakan ışıkları eksik etme, hayırları görmeyi ve her yaratılanı senden dolayı sevmeyi nasip et! Amin. Hayırlı Cumalar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4793cIJkkE2Atcvgtm7btg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cuma, mesajları, sözleri, 2025:, Ramazan, ayına, özel, dostlarınızla, paylaşabileceğiniz, güzel, kısa, anlamlı, hayırlı, cuma, mesajları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4793cIJkkE2Atcvgtm7btg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Cuma mesajları ve sözleri 2025:  Ramazan ayına özel dostlarınızla paylaşabileceğiniz en güzel, kısa, anlamlı ve hayırlı cuma mesajları"><p>Cuma mesajlarında en güzel ve anlamlı seçenekler, günün anlam ve önemine vurgu yapmak isteyenler tarafından araştırılmaya başladı. İslam alemi için birlik ve beraberliğin sembolü olan cuma günü, Ramazan ayında ayrı bir önem taşıyor. Uzaktaki sevdiklerini veya yakın çevresinin cumasını tebrik etmek isteyenler kullanabilecekleri alternatif olarak kullanabilecekleri, uzun, kısa, farklı, yeni, dualı ve hadisli cuma mesajlarını araştırıyor. Sosyal medyada paylaşabileceğiniz en güzel, kısa, anlamlı ve hayırlı cuma mesajlarını sizler için derledik. İşte, en güzel ve anlamlı cuma mesajları ve sözleri.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ygiSmGS7KE2agH-syCPDHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cuma günleri, müslümanlar için birlik ve beraberlik anlamı taşıdığından yakın çevresinden uzakta olanlar, gönderecekleri cuma mesajlarıyla sevdiklerini unutamadıklarını hatırlatmak istiyor. Instagram, Facebook, Twitter, WhatsApp gibi platformlarda cuma mesajları sıkça tercih ediliyor. “Hayırlı Cumalar, Cumanız Mübarek olsun” dilek ve temalı sözler kullanılırken kimileri ise dualı, hadisli cuma mesajlarını tercih ediyor. Bizde sosyal medya başta olmak üzere diğer platformlarda az rastlanan cuma mesajları derledik. İşte, uzun, kısa, farklı ve yeni cuma mesajları…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xv-Nb-xO9kyHajGIoBz9pQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Allah’ın selamı rahmeti, bereketi üzerimize olsun! Günümüz aydın Cumamız Mübarek Olsun! Hayırlı Cumalar.Yа Rаbbi cumаyı en bereketli gün yаptığın gibi bizi de o günün bereketiyle bereketlenenlerden eyle. Cumа’mız Mübаrek Olsun. Hаyırlı Cumаlаr. “Ben, beni seven ümmetimi аlmаdаn cennete girmem.” Diyen Sevgilinin (s.а.v.) ümmeti olmаnın hаkkını verebilmek duаsı ile hаyırlı cumаlаr dilerim. Duаlаrın geri çevrilmeyeceği bugünde Rаbbim Duаlаrımızı kаbul etsin. Bizleri Rаhmetinden mаhrum bırаkmаsın İnşаllаh. Hаyırlı Nurlu Cumаlаr.Ümmetimin bayramları içinde Cumadan daha kıymetli bayram yoktur ve o günkü iki rekat namaz, Cuma günü dışındaki bin rekattan değerlidir. (Hadis-i Şerif, Buhari)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Uusel6qtEOJhLZRWlGM3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cuma'nın ışığı kalbinizde parlasın ve hayatınızı neşe, sevgi ve şefkatle doldursun. Mübarek ve güzel bir Cuma geçirin!Bu mübarek Cuma gününde, Allah sizi ilahi rehberliği, koruması ve bereketiyle bereketlesin. Cuma Mübarek olsun.Bu mübarek Cuma hürmetine milletimizi terör hastalığından muhafaza eyle Allah’ım! CUMA'MIZ mübarek olsun…Her yeni gün Allah'ın bizlere bahşettiği cennetten bir armağandır. Her şey kesin tövbeye bağlıdır. CUMA'NIZ mübarek olsun…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IaIq3jSUnUGv8z6Le_B7WA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cuma Mübarek olsun! Daha iyi Müslümanlar olmaya çalışalım ve günlük yaşamlarımızda İslam'ın öğretilerini takip edelim.Ya Rabbi! Sana açılan elleri, sana yönelen gönülleri, sana bükülen boyunları, sana yalvaran dilleri, ne olur boş çevirme, amin. Hayırlı nurlu cumalar.Kalp kırmayı bıraktığımız, birlik olduğumuz bir cuma günü olması dileğiyle... Hayırlı Cumalar…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lshdIvsyqEGRRpiRnB6QRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan ayında idrak edilen bu cuma gününü amellerimiz üzerinde düşünmek ve Allah'tan bağışlanma dilemek için kullanalım. Bize rahmetini bahşetsin ve lütfuyla bizleri bereketlesin. Sizin ve ailenizin Cuma’sı Mübarek olsun!Hem Ramazan'ın hem de cumanın ışığı kalbinizde parlasın ve hayatınızı neşe, sevgi ve şefkatle doldursun. Mübarek ve güzel bir Cuma geçirin!Bu Cuma'yı Allah'ın bize bahşettiği nimetlerin bir hatırlatıcısı olarak kutlayalım. Hayatımda olduğun için çok mutluyum, sevgili eşim. Cumamız Mübarek olsun. Cuma bereketiyle sevgimizi mübarek kıl, Allah bize tüm zorlukları birlikte aşabilme gücü versin.Ey Rabbimiz! Günlerimizi geleceğimize hazırla, ömrümüzü bereketli ve bağışlayıcı kıl! Hayırlı, bereketli, sevgi dolu Cumalar…Ramazan’ın feyzi, cuma gününün bereketi üzerinize olsun. Hayırlı Cumalar!Ey Rabbim! Gözlerimden sevgiyle bakan ışıkları eksik etme, hayırları görmeyi ve her yaratılanı senden dolayı sevmeyi nasip et! Amin. Hayırlı Cumalar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>D vitamini fazlalığının belirtisi: Vücudu hasta ediyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/d-vitamini-fazlaliginin-belirtisi-vucudu-hasta-ediyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/d-vitamini-fazlaliginin-belirtisi-vucudu-hasta-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ D vitamini vücut için hayati bir öneme sahiptir. Yağda çözünen bir vitamin olan D vitamini vücutta 3-4 ay kalabilir. D vitamini ihtiyacı güneşten, besinlerden ve gerekirse takviye ürünlerden karşılanabilir. Ancak D vitamini fazlalığı da vücut üzerinde bazı olumsuz etkiler yaratabilir.Vücut sağlığını korumak için D vitamini önemlidir. D vitamini kemik sağlığı ve bağışıklık sistemi için çok önemlidir, ancak aşırı takviye toksisiteye yol açabilir ve hiperkalsemi ve böbrek hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Yetişkinler için önerilen günlük alım miktarı 600-800 IU&#039;dur ve reçete edilmediği sürece 4.000 IU&#039;yu geçmemelidir. Toksisite belirtilerine dikkat edin ve doğal D vitamini kaynaklarını göz önünde bulundurun.D vitamini kemik sağlığı, bağışıklık sistemi ve genel sağlık için temel bir besindir. Birçok kişi D vitamini eksikliğine maruz kalsa da aşırı takviye ciddi riskler oluşturur. Ne kadar alınacağını anlamak ve aşırı doz riski altında olduğunuzu bilmek olası tehlikeleri önemli ölçüde en aza indirir.D vitamini, vücudun güçlü kemikler ve dişler için gerekli olan kalsiyum ve fosforu emmesine yardımcı olan yağda çözünen bir vitamindir. Ayrıca vücudun enfeksiyonlar ve hastalıklarla savaşmasına yardımcı olduğu, kas fonksiyonunu desteklediği ve kas gücünü ve koordinasyonunu desteklediği, ruh hali düzenlemesinde rol oynar ve depresyon ve anksiyete riskinin azalmasıyla bağlantılıdır. Ayrıca kan basıncını düzenlemeye ve kardiyovasküler hastalıkları önlemeye yardımcı olur.Vücut D vitaminini üç ana kaynaktan alabilir, güneş ışığı, yağlı balık, yumurta sarısı, güçlendirilmiş süt ürünleri ve tahıllar gibi yiyecekler; takviyeler.D vitamini eksikliği ciddi sağlık sorunlarına neden olabilirken, takviyelerden aşırı alım da aynı derecede tehlikeli olabilir.D vitamini için önerilen günlük ödenek (RDA) yaşa ve sağlık durumuna göre değişir.Vücuttaki D vitamini seviyeleri dört ana aralığa ayrılabilir. 20 ng/mL&#039;nin altındaki bir seviye yetersiz kabul edilir ve yetersiz D vitamini olduğunu gösterir ve bu da kemik zayıflığına ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Optimum aralık 20-50 ng/mL arasındadır ve kemik sağlığı, bağışıklık fonksiyonu ve genel sağlık için yeterli D vitamini sağlar. 50-80 ng/mL arasındaki seviyeler yüksektir ancak yine de güvenlidir ve genellikle belirli sağlık sorunları için takviye alan kişilerde görülür. Ancak, 100 ng/mL&#039;nin üzerindeki her şey toksik olarak kabul edilir ve hiperkalsemi, böbrek hasarı ve diğer ciddi sağlık komplikasyonları riskini artırır.Uzun bir süre boyunca günlük 4.000 IU&#039;yu aşmak toksisiteye yol açabilir. Ciddi eksiklikleri olanlar gibi bazı kişiler tıbbi gözetim altında daha yüksek dozlara ihtiyaç duyabilir ancak uzun süreli aşırı kullanım zararlı olabilir.Aşırı D vitamini tükettiğinizde ne olurD vitamini yağda çözünür, yani aşırı miktarlar idrarla atılmak yerine vücutta depolanır. Zamanla yüksek seviyeler hipervitaminoz D olarak bilinen toksisiteye yol açabilir. Ana risk, çeşitli sağlık komplikasyonlarına neden olabilen aşırı kalsiyum emiliminden kaynaklanır.Aşırı D vitamini alımının en ciddi risklerinden biri, kandaki kalsiyum seviyelerinin tehlikeli derecede yüksek olduğu bir durum olan hiperkalsemidir. Belirtileri arasında mide bulantısı ve kusma, halsizlik ve yorgunluk, sık idrara çıkma ve susama, kafa karışıklığı ve konsantrasyon zorluğu, kas ağrısı ve kemik rahatsızlığı bulunur.BÖBREKLERE ZARAR VEREBİLİRKandaki aşırı kalsiyum böbrekleri zorlayabilir ve böbrek taşlarına veya nefrokalsinoza (böbreklerde kalsiyum birikmesi) yol açabilir. Bu, şiddetli yan ağrısına, idrarda kana, sık idrar yolu enfeksiyonlarına, böbrek fonksiyonlarının azalmasına ve potansiyel böbrek yetmezliğine neden olabilir.KALP HASTALIKLARI VE FELÇ RİSKİKandaki aşırı kalsiyum, kalsiyumun atardamarlarda biriktiği, yüksek tansiyon, kalp hastalığı ve felç riskini artıran, ateroskleroz (atardamarların sertleşmesi) riskini artıran vasküler kalsifikasyona yol açabilir. Yaşlı yetişkinler ve halihazırda kalp rahatsızlığı olan kişiler D vitamini takviyeleri konusunda özellikle dikkatli olmalıdır.RUH HALİNİ ETKİLEYEBİLİRŞiddetli D vitamini toksisitesi, kafa karışıklığı ve konsantrasyon zorluğu, depresyon ve anksiyete, ruh hali değişimleri ve uykusuzluk gibi zihinsel ve bilişsel sorunlara neden olabilir. Bu semptomlar, toksisite ele alınmazsa zamanla kötüleşebilir.Yukarıda belirtilen semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, D vitamini takviyeleri almayı bırakın ve bir doktora danışın.Çok fazla D vitamini alıp almadığınızı belirlemenin en iyi yolu, 25-hidroksivitamin D (25(OH)D) kan testidir. Seviyeleriniz 100 ng/mL&#039;nin üzerindeyse, takviyeyi derhal bırakın.Yüksek doz D vitamini reçete edildiyse, doktorunuzun önerilerine uyun ve periyodik kan testleri yaptırın. Tıbbi gözetim olmadan yüksek dozlara süresiz olarak devam etmeyin.Yüksek doz takviyelerine güvenmek yerine, doğal D vitamini kaynaklarını düşünün:Orta düzeyde güneşe maruz kalın: Günde 10-30 dakika (cilt tipine ve yere bağlı olarak).D vitamini açıs ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/czY0TZVUsUqa0b-PBX67JA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini, fazlalığının, belirtisi:, Vücudu, hasta, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/czY0TZVUsUqa0b-PBX67JA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="D vitamini fazlalığının belirtisi: Vücudu hasta ediyor"><p>D vitamini vücut için hayati bir öneme sahiptir. Yağda çözünen bir vitamin olan D vitamini vücutta 3-4 ay kalabilir. D vitamini ihtiyacı güneşten, besinlerden ve gerekirse takviye ürünlerden karşılanabilir. Ancak D vitamini fazlalığı da vücut üzerinde bazı olumsuz etkiler yaratabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m8DPgAeWEkiyY01JHMiJWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücut sağlığını korumak için D vitamini önemlidir. D vitamini kemik sağlığı ve bağışıklık sistemi için çok önemlidir, ancak aşırı takviye toksisiteye yol açabilir ve hiperkalsemi ve böbrek hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Yetişkinler için önerilen günlük alım miktarı 600-800 IU'dur ve reçete edilmediği sürece 4.000 IU'yu geçmemelidir. Toksisite belirtilerine dikkat edin ve doğal D vitamini kaynaklarını göz önünde bulundurun.D vitamini kemik sağlığı, bağışıklık sistemi ve genel sağlık için temel bir besindir. Birçok kişi D vitamini eksikliğine maruz kalsa da aşırı takviye ciddi riskler oluşturur. Ne kadar alınacağını anlamak ve aşırı doz riski altında olduğunuzu bilmek olası tehlikeleri önemli ölçüde en aza indirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iAP4zSannUKbxDLmw09ppQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D vitamini, vücudun güçlü kemikler ve dişler için gerekli olan kalsiyum ve fosforu emmesine yardımcı olan yağda çözünen bir vitamindir. Ayrıca vücudun enfeksiyonlar ve hastalıklarla savaşmasına yardımcı olduğu, kas fonksiyonunu desteklediği ve kas gücünü ve koordinasyonunu desteklediği, ruh hali düzenlemesinde rol oynar ve depresyon ve anksiyete riskinin azalmasıyla bağlantılıdır. Ayrıca kan basıncını düzenlemeye ve kardiyovasküler hastalıkları önlemeye yardımcı olur.Vücut D vitaminini üç ana kaynaktan alabilir, güneş ışığı, yağlı balık, yumurta sarısı, güçlendirilmiş süt ürünleri ve tahıllar gibi yiyecekler; takviyeler.D vitamini eksikliği ciddi sağlık sorunlarına neden olabilirken, takviyelerden aşırı alım da aynı derecede tehlikeli olabilir.D vitamini için önerilen günlük ödenek (RDA) yaşa ve sağlık durumuna göre değişir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F7nZDrwxTkW_NvXq0p9uhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücuttaki D vitamini seviyeleri dört ana aralığa ayrılabilir. 20 ng/mL'nin altındaki bir seviye yetersiz kabul edilir ve yetersiz D vitamini olduğunu gösterir ve bu da kemik zayıflığına ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Optimum aralık 20-50 ng/mL arasındadır ve kemik sağlığı, bağışıklık fonksiyonu ve genel sağlık için yeterli D vitamini sağlar. 50-80 ng/mL arasındaki seviyeler yüksektir ancak yine de güvenlidir ve genellikle belirli sağlık sorunları için takviye alan kişilerde görülür. Ancak, 100 ng/mL'nin üzerindeki her şey toksik olarak kabul edilir ve hiperkalsemi, böbrek hasarı ve diğer ciddi sağlık komplikasyonları riskini artırır.Uzun bir süre boyunca günlük 4.000 IU'yu aşmak toksisiteye yol açabilir. Ciddi eksiklikleri olanlar gibi bazı kişiler tıbbi gözetim altında daha yüksek dozlara ihtiyaç duyabilir ancak uzun süreli aşırı kullanım zararlı olabilir.Aşırı D vitamini tükettiğinizde ne olurD vitamini yağda çözünür, yani aşırı miktarlar idrarla atılmak yerine vücutta depolanır. Zamanla yüksek seviyeler hipervitaminoz D olarak bilinen toksisiteye yol açabilir. Ana risk, çeşitli sağlık komplikasyonlarına neden olabilen aşırı kalsiyum emiliminden kaynaklanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XFdlTbqFhE2llSH4-v0seg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı D vitamini alımının en ciddi risklerinden biri, kandaki kalsiyum seviyelerinin tehlikeli derecede yüksek olduğu bir durum olan hiperkalsemidir. Belirtileri arasında mide bulantısı ve kusma, halsizlik ve yorgunluk, sık idrara çıkma ve susama, kafa karışıklığı ve konsantrasyon zorluğu, kas ağrısı ve kemik rahatsızlığı bulunur.BÖBREKLERE ZARAR VEREBİLİRKandaki aşırı kalsiyum böbrekleri zorlayabilir ve böbrek taşlarına veya nefrokalsinoza (böbreklerde kalsiyum birikmesi) yol açabilir. Bu, şiddetli yan ağrısına, idrarda kana, sık idrar yolu enfeksiyonlarına, böbrek fonksiyonlarının azalmasına ve potansiyel böbrek yetmezliğine neden olabilir.KALP HASTALIKLARI VE FELÇ RİSKİKandaki aşırı kalsiyum, kalsiyumun atardamarlarda biriktiği, yüksek tansiyon, kalp hastalığı ve felç riskini artıran, ateroskleroz (atardamarların sertleşmesi) riskini artıran vasküler kalsifikasyona yol açabilir. Yaşlı yetişkinler ve halihazırda kalp rahatsızlığı olan kişiler D vitamini takviyeleri konusunda özellikle dikkatli olmalıdır.RUH HALİNİ ETKİLEYEBİLİRŞiddetli D vitamini toksisitesi, kafa karışıklığı ve konsantrasyon zorluğu, depresyon ve anksiyete, ruh hali değişimleri ve uykusuzluk gibi zihinsel ve bilişsel sorunlara neden olabilir. Bu semptomlar, toksisite ele alınmazsa zamanla kötüleşebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Eh3ls6MBUCfQWStdz9KMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yukarıda belirtilen semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, D vitamini takviyeleri almayı bırakın ve bir doktora danışın.Çok fazla D vitamini alıp almadığınızı belirlemenin en iyi yolu, 25-hidroksivitamin D (25(OH)D) kan testidir. Seviyeleriniz 100 ng/mL'nin üzerindeyse, takviyeyi derhal bırakın.Yüksek doz D vitamini reçete edildiyse, doktorunuzun önerilerine uyun ve periyodik kan testleri yaptırın. Tıbbi gözetim olmadan yüksek dozlara süresiz olarak devam etmeyin.Yüksek doz takviyelerine güvenmek yerine, doğal D vitamini kaynaklarını düşünün:Orta düzeyde güneşe maruz kalın: Günde 10-30 dakika (cilt tipine ve yere bağlı olarak).D vitamini açısından zengin yiyecekler yiyin: Yağlı balık, yumurta sarısı, güçlendirilmiş süt ürünleri ve mantar.Düşük doz takviyeleri kullanın: Gerekirse, megadozlar yerine dengeli bir doz alın. D vitamini toksisitesi açısından en fazla risk altında olanlar kimlerdir?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i7a3h4V2I0eqzDFQoNV4RA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı kişilerde D vitamini toksisitesi gelişme olasılığı daha yüksektir. Bunlara yüksek doz takviyeleri (uzun süreler boyunca günlük 4.000 IU'nun üzerinde) alanlar; böbrek hastalığı olanlar (fazla kalsiyumu filtreleme yeteneği azalmış olanlar); sarkoidoz veya tüberküloz hastaları (artmış D vitamini duyarlılığı); hiperparatiroidizm hastaları (kalsiyum seviyelerini etkileyen hormonal dengesizlik) dahildir. Bu kategorilere giriyorsanız, D vitamini takviyeleri almadan önce bir doktora danışın.Önerilen günlük alım miktarına (yetişkinler için 600-800 IU) sadık kalın.Bir doktor tarafından reçete edilmediği sürece günde 4.000 IU'yu aşmaktan kaçının.Toksisite belirtilerine dikkat edin (bulantı, kafa karışıklığı, sık idrara çıkma, halsizlik).Seviyelerinizden emin değilseniz kan testi yaptırın.Yüksek doz takviyeleri yerine dengeli bir diyete ve orta düzeyde güneş ışığına maruz kalmaya güvenin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şifa arayan soluğu orada alıyor: Romatizma, solunum ve sinir sistemine iyi geliyormuş</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sifa-arayan-solugu-orada-aliyor-romatizma-solunum-ve-sinir-sistemine-iyi-geliyormus</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sifa-arayan-solugu-orada-aliyor-romatizma-solunum-ve-sinir-sistemine-iyi-geliyormus</guid>
<description><![CDATA[ Bitlis&#039;in Güroymak ilçesine bağlı Budaklı köyünde bulunan Budaklı Kaplıcaları, şifa arayanların akınına uğruyor.Budaklı köyü yakınlarında bulunan üzeri açık kaplıcalar, yaz kış demeden çevre il ve ilçelerden şifa arayan vatandaşların akınına uğruyor.Romatizma, solunum ve sinir sistemi hastalıklarına iyi geldiği düşünülen kaplıcaya giren vatandaşlar bir yandan suda şifa bulurken diğer yandan da sıcak suyun keyfini çıkarıyor.Kaplıcaya giren vatandaşlardan Furkan Aylu, &quot;Bu sıcak su romatizmaya iyi geliyor, bel ağrısına, ayak ağrısına iyi geliyor.Bu su her zaman doğal olarak çıkıyor ve her zaman kendini temizliyor&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kdNxBQHDfkKNs4hGZ0dxHg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Şifa, arayan, soluğu, orada, alıyor:, Romatizma, solunum, sinir, sistemine, iyi, geliyormuş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kdNxBQHDfkKNs4hGZ0dxHg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Şifa arayan soluğu orada alıyor: Romatizma, solunum ve sinir sistemine iyi geliyormuş"><p>Bitlis'in Güroymak ilçesine bağlı Budaklı köyünde bulunan Budaklı Kaplıcaları, şifa arayanların akınına uğruyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gATUUu7agUSblOKbxQQ4Qw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Budaklı köyü yakınlarında bulunan üzeri açık kaplıcalar, yaz kış demeden çevre il ve ilçelerden şifa arayan vatandaşların akınına uğruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g5kQS25FwE2z9_R4h9VUUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Romatizma, solunum ve sinir sistemi hastalıklarına iyi geldiği düşünülen kaplıcaya giren vatandaşlar bir yandan suda şifa bulurken diğer yandan da sıcak suyun keyfini çıkarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XRUrqwc-lkG3XlJW4UVMiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaplıcaya giren vatandaşlardan Furkan Aylu, "Bu sıcak su romatizmaya iyi geliyor, bel ağrısına, ayak ağrısına iyi geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yLHDcU-OnUaG4E2Xrdyj9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu su her zaman doğal olarak çıkıyor ve her zaman kendini temizliyor" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Japon araştırmacılar duyurdu: Günde 3 bardak içmek bunama riskini azaltıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/japon-arastirmacilar-duyurdu-gunde-3-bardak-icmek-bunama-riskini-azaltiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/japon-arastirmacilar-duyurdu-gunde-3-bardak-icmek-bunama-riskini-azaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ Japonya&#039;da yapılan yeni bir araştırmada, düzenli olarak yeşil çay tüketen yaşlı yetişkinlerde, bilişsel gerileme ve bunamanın önemli bir göstergesi olan beyin beyaz cevher lezyonlarının daha az görüldüğü bulundu.Ulusal Sağlık Enstitüleri&#039;ne göre, ABD&#039;de yaklaşık 6,7 milyon insan Alzheimer hastalığıyla yaşıyor ve bu sayının 2060 yılına kadar 13 milyonun üzerine çıkabileceği tahmin ediliyor.Bilim insanları, yaklaşık 9.000 yetişkinden çay içme alışkanlıklarını içeren bir anket doldurmalarını istedi. Verilerin analizinde ise beyin taramalarından yararlanıldı. Elde edilen sonuçlarda, yeşil çay tüketiminin bunama riskine karşı koruma sağlayabildiği keşfedildi. 2022 yılında yapılan bir başka meta-analiz de günlük bir fincan yeşil çayın, bunama riskini yüzde 6 oranında azaltabileceğini ortaya koymuştu.FAYDALARI BEYİN İLE SINIRLI DEĞİL  New York Post&#039;ta yer alan habere göre, yeşil çayın faydaları yalnızca beyin üzerindeki etkileriyle sınırlı değil. Yeşil çay, özellikle epigallocatechin gallate gibi kateşinler olmak üzere antioksidanlar açısından zengindir; bu maddeler iltihap giderici ve hücre koruyucu özelliklere sahiptir ve potansiyel olarak kanser, felç olasılığını azaltırlar.Düzenli yeşil çay tüketmenin, daha düşük kolesterol seviyeleri ve kalp sağlığını iyileştirici etkileri de mevcut. 2023 yılında yapılan bir araştırma , günde iki ila dört fincan yeşil çay tüketen kişilerin felç geçirme riskinin yüzde 24&#039;e kadar düştüğünü kanıtlamıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uoV0O2f0w0Wt9fGsbLomog.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Japon, araştırmacılar, duyurdu:, Günde, bardak, içmek, bunama, riskini, azaltıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uoV0O2f0w0Wt9fGsbLomog.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Japon araştırmacılar duyurdu: Günde 3 bardak içmek bunama riskini azaltıyor"><p>Japonya'da yapılan yeni bir araştırmada, düzenli olarak yeşil çay tüketen yaşlı yetişkinlerde, bilişsel gerileme ve bunamanın önemli bir göstergesi olan beyin beyaz cevher lezyonlarının daha az görüldüğü bulundu.</p><p>Ulusal Sağlık Enstitüleri'ne göre, ABD'de yaklaşık 6,7 milyon insan Alzheimer hastalığıyla yaşıyor ve bu sayının 2060 yılına kadar 13 milyonun üzerine çıkabileceği tahmin ediliyor.</p><p>Bilim insanları, yaklaşık 9.000 yetişkinden çay içme alışkanlıklarını içeren bir anket doldurmalarını istedi. Verilerin analizinde ise beyin taramalarından yararlanıldı. Elde edilen sonuçlarda, yeşil çay tüketiminin bunama riskine karşı koruma sağlayabildiği keşfedildi. </p><p>2022 yılında yapılan bir başka meta-analiz de günlük bir fincan yeşil çayın, bunama riskini yüzde 6 oranında azaltabileceğini ortaya koymuştu.</p><p><strong>FAYDALARI BEYİN İLE SINIRLI DEĞİL</strong>  New York Post'ta yer alan habere göre, yeşil çayın faydaları yalnızca beyin üzerindeki etkileriyle sınırlı değil. Yeşil çay, özellikle epigallocatechin gallate gibi kateşinler olmak üzere antioksidanlar açısından zengindir; bu maddeler iltihap giderici ve hücre koruyucu özelliklere sahiptir ve potansiyel olarak kanser, felç olasılığını azaltırlar.</p><p>Düzenli yeşil çay tüketmenin, daha düşük kolesterol seviyeleri ve kalp sağlığını iyileştirici etkileri de mevcut. 2023 yılında yapılan bir araştırma , günde iki ila dört fincan yeşil çay tüketen kişilerin felç geçirme riskinin yüzde 24'e kadar düştüğünü kanıtlamıştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>47 yıllık terzi Ahmet&amp;apos;ten ilginç hareket: Aldığı ve verdiği tüm paraları ütülüyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/47-yillik-terzi-ahmetten-ilginc-hareket-aldigi-ve-verdigi-tum-paralari-utuluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/47-yillik-terzi-ahmetten-ilginc-hareket-aldigi-ve-verdigi-tum-paralari-utuluyor</guid>
<description><![CDATA[ Tokat&#039;ta 47 yıllık terzi Ahmet Karasu, müşterilerinden aldığı ve verdiği paraları hijyen ve düzen için ütülüyor. Ahmet Karasu, yıllardır süregelen bu alışkanlığıyla hijyene dikkat çekerken paranın değerine de sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.Tokat&#039;ta 47 yıldır terzilik yapan 68 yaşındaki Ahmet Karasu, mesleğini icra ederken ilginç uygulamasıyla da dikkat çekiyor.1970 yılında 13 yaşındayken çırak olarak başladığı terzilik mesleğinde 1978 yılında kendi dükkanını açan Karasu, o günden bu yana müşterilerinden aldığı ve verdiği paraları ütülüyor. Ahmet Karasu, yıllardır süregelen bu alışkanlığıyla hijyene dikkat çekerken paranın değerine de sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.Paranın temiz tutulması gerektiğine dikkat çeken Ahmet Karasu, &quot;Kendi iş yerimi 1978 yılında açtım. O yıldan itibaren paramı ütülerim. Hep usul böyledir. Niye diyecek olursanız herkesin elinde mikrop oluyor. Bir de elin gavur paralarını tap taze tutuyorlar. Bizim paralarımıza gelince de yazı yazıyorlar. Her müşterimi de uyarıyorum. Lütfen kendi paramıza dikkat edelim, sahip çıkalım. Parayı aldığım zaman da verdiğim zaman da ütüleyerek veririm. Bizde usul böyledir&quot; diye konuştu.Saygın Aslantaş isimli müşteri ise bu alışkanlığı hijyenik ve güzel bir uygulama olarak değerlendirerek, &quot;Ahmet amcanın 15 yıldır müşterisiyim. Müşteriden aldığı parayı da verdiği parayı da ütülüyor. Güzel bir davranış olduğunu düşünüyorum. Hijyenik bir uygulama oluyor. Herkese de tavsiye ediyorum&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1V1cb_ZKpUWziFsWBaSdUQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıllık, terzi, Ahmetten, ilginç, hareket:, Aldığı, verdiği, tüm, paraları, ütülüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1V1cb_ZKpUWziFsWBaSdUQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="47 yıllık terzi Ahmet'ten ilginç hareket: Aldığı ve verdiği tüm paraları ütülüyor"><p>Tokat'ta 47 yıllık terzi Ahmet Karasu, müşterilerinden aldığı ve verdiği paraları hijyen ve düzen için ütülüyor. Ahmet Karasu, yıllardır süregelen bu alışkanlığıyla hijyene dikkat çekerken paranın değerine de sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RDDFbNPYdkq-tp1lENjAJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tokat'ta 47 yıldır terzilik yapan 68 yaşındaki Ahmet Karasu, mesleğini icra ederken ilginç uygulamasıyla da dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QhQhabw3VEWbCJ_GhNxGCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1970 yılında 13 yaşındayken çırak olarak başladığı terzilik mesleğinde 1978 yılında kendi dükkanını açan Karasu, o günden bu yana müşterilerinden aldığı ve verdiği paraları ütülüyor. Ahmet Karasu, yıllardır süregelen bu alışkanlığıyla hijyene dikkat çekerken paranın değerine de sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cTgBcIRzEEulAKY6Ib6LbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paranın temiz tutulması gerektiğine dikkat çeken Ahmet Karasu, "Kendi iş yerimi 1978 yılında açtım. O yıldan itibaren paramı ütülerim. Hep usul böyledir. Niye diyecek olursanız herkesin elinde mikrop oluyor. Bir de elin gavur paralarını tap taze tutuyorlar. Bizim paralarımıza gelince de yazı yazıyorlar. Her müşterimi de uyarıyorum. Lütfen kendi paramıza dikkat edelim, sahip çıkalım. Parayı aldığım zaman da verdiğim zaman da ütüleyerek veririm. Bizde usul böyledir" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RDhmS5px6UmQqEOd7GYpNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saygın Aslantaş isimli müşteri ise bu alışkanlığı hijyenik ve güzel bir uygulama olarak değerlendirerek, "Ahmet amcanın 15 yıldır müşterisiyim. Müşteriden aldığı parayı da verdiği parayı da ütülüyor. Güzel bir davranış olduğunu düşünüyorum. Hijyenik bir uygulama oluyor. Herkese de tavsiye ediyorum" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çağatay Ulusoy&amp;apos;dan nostaljik paylaşım: 22 yıl sonra aynı pozu verdi (Ünlülerin çocukluk ve gençlik halleri)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cagatay-ulusoydan-nostaljik-paylasim-22-yil-sonra-ayni-pozu-verdi-unlulerin-cocukluk-ve-genclik-halleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cagatay-ulusoydan-nostaljik-paylasim-22-yil-sonra-ayni-pozu-verdi-unlulerin-cocukluk-ve-genclik-halleri</guid>
<description><![CDATA[ Terzi, Kübra, Tam Bir Centilmen, Gaddar ve Kağıttan Hayatlar gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Çağatay Ulusoy, kardeşinin doğum gününde nostaljik bir kare paylaştı. İşte ünlü ismin nostaljik paylaşımı ile diğer ünlülerin çocukluk ve gençlik fotoğrafları...Son olarak Gaddar dizisiyle izleyici karşısına çıkan Çağatay Ulusoy yeni projesiyle ekranlara geri dönüyor. 34 yaşındaki oyuncu sosyal medya paylaşımıyla gündeme geldi.Oyuncu, 27&#039;nci yaşını kutlayan kardeşi Atalay Ulusoy&#039;un doğum gününden paylaşım yaptı.
Ulusoy, 22 yıl önce kardeşiyle verdiği pozu yeniden verdi. &quot;İyi ki doğdun kardeşim&quot; notunu düşen oyuncunun paylaşımı büyük ilgi gördü.Ünlü sanatçı Ayşegül Aldinç, yıllar önce Tarkan ile verdiği pozları paylaştı.
67 yaşındaki Aldinç, &quot;Kemerler bağlıysa 23 yıl önceye, 2002 FIFA Dünya Kupası zamanına gidiyoruz&quot; sözleriyle o fotoğrafları takipçilerinin beğenisine sundu.Aldinç o gün Tarkan ile nasıl bir araya geldiğini takipçileriyle paylaştı. O dönem köşe yazarlığı yapan ve bilgisayar başında yazısını yetiştirmeye çalışan şarkıcı, alt sokaktan duyduğu sesler sayesinde Tarkan&#039;ın geldiğini öğrenmiş.
&quot;Gencin biri &#039;Tarkan gelmiş abla bizim buraya&#039; dedi. Oley! As bayrakları! &#039;Aha!&#039; diyerek hemencecik sırtıma bir şey aldım, merdivenleri üçer beşer inip olay yerine vasıl oldum&quot; diyen sanatçı normalde böyle bir şey yapan biri olmadığını söyledi.Aldinç, &quot;O kalabalığın arasında Tarkan’ı bulmam ışığı sayesinde zor olmadı. Sonuç: Bir çift fotoğraf ve ayaküstü iki hoşbeşle &#039;Ayşegül alt sokaktan bildirdi&#039;. Madem bugün geçmişi yad ediyoruz. &#039;Bundan şahane yad mı olur?&#039; dedim. İşte bu kadar&quot; diyerek sözlerini tamamladı.Ünlü oyuncu Nilperi Şahinkaya, salı akşamlarına damga vuran ve Gülseren Budayıcıoğlu&#039;nun aynı adlı eserinden uyarlanan Kral Kayberse&#039;de Özlem karakterine hayat veriyor.23 Şubat&#039;ta 37 yaşına basan oyuncu, sosyal medya hesabında çocukluk karesini paylaştı.Oyuncu, Kral Kaybederse setinden Aslıhan Gürbüz ile yer aldığı kareyi de takipçileriyle paylaşmayı ihmal etmedi.Ünlü şarkıcı Göksel, 14 Şubat Sevgililer Günü&#039;nde müzikseverle buluşan yeni şarkısı için imaj değişikliğine gitmişti.Yeni albümünün ilk şarkısı &quot;Pardon&quot;un klibindeki tarzıyla gündem olan 53 yaşındaki şarkıcı, takipçilerini geçmişe götürdü.Ünlü şarkıcı, 1997 yılındaki halini paylaştı. Göksel paylaşımına &quot;Dile kolay 28 yıl&quot; notunu düştü.Bir süredir ekranlardan uzak olan ve kendisi gibi oyuncu Birce Akalay ile aşk yaşayan Hakan Kurtaş, özel hayatıyla sık sık gündeme geliyor.
Son olarak Kimler Geldi Kimler Geçti adlı dizide rol alan Hakan Kurtaş, babasının doğum günü için nostaljik bir paylaşım yaptı.Babasıyla yıllar önce çekilen fotoğrafını paylaşan ünlü isim, &quot;Babam, iyi ki doğdun. İyi ki varsın&quot; ifadelerini kullandı.
Hakan Kurtaş&#039;ın babasına olan benzerliği dikkatlerden kaçmadı. Ünlü oyuncuya &quot;babasının kopyası&quot;, &quot;bu benzerlik ne&quot; gibi yorumlar geldi.Kendisi gibi oyuncu Kaan Yıldırım ile mutlu bir evliliği olan Pınar Deniz, sosyal medya hesabından paylaştığı son karelerle adından söz ettirdi.Ünlü oyuncu, &quot;Pinky pinky&quot; notunu düştüğü paylaşımında çocukluk karesine de yer verdi. Pınar Deniz&#039;in paylaşımına binlerce beğeni ve yorum yağdı.Türk sinemasının ve dizilerinin usta ismi Işıl Yücesoy, yıllar önce kaybettiği annesini sosyal medya hesabında paylaştığı siyah beyaz fotoğrafla andı.79 yaşındaki Yücesoy, annesiyle birlikte yer aldıkları kareye &quot;Canım anacığım... Her şey için teşekkür ediyorum sana&quot; notunu düştü.İbrahim Tatlıses&#039;in oğlu İdo Tatlıses ile mutlu bir evliliği olan Yasemin Şefkatli, 2024 yılında ikiz oğullarına kavuşmuştu.Şefkatli, çocukluk fotoğrafını takipçileriyle paylaştı. Şefkatli, paylaşımına &quot;Bir Çılgın Bediş havam var ama&quot; notunu düştü.Bu ünlüyü tanıdınız mı? Karizmatikliği ve oyunculuğuyla şimdilerin en ünlü oyuncularından...Doğum gününe özel bir paylaşımda bulunan ünlü oyuncu bebeklik fotoğrafının yanı sıra anne ve babasının da gençlik fotoğrafını paylaştı.Kurtlar Vadisi’nde Çakır karakteriyle gönüllere taht kuran Kaynarca’nın bu nostaljik paylaşımı takipçileri tarafından kısa sürede yorum ve beğeni yağmuruna tutuldu.
Kaynarca, doğum gününde yaptığı duygusal paylaşıma &quot;Hediye edilen bu süreye ve bu sürede iyi veya kötü hayatıma dokunan herkese teşekkür ederim, şükürler olsun...&quot; notonu düştü.Babasını henüz 16 yaşındayken kaybeden ünlü oyuncu ve sunucu Pınar Altuğ, babasının 34. ölüm yıl dönümünde yaptığı duygusal paylaşımla özlemini dile getirdi.1991 yılında kaybettiği babası Niyazi Üçer Altuğ ile birlikte yer aldığı bir kareyi takipçilerinin beğenisine sunan Pınar Altuğ, &#039;&#039;Çok özlüyorum Babam. 34 yıl&quot; ifadelerini kullandı.Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlü isimler arasında yer alan oyuncu Nilgün Belgün, son paylaşımıyla takipçilerini 80&#039;li yıllara götürdü.Merhum sanatçı Ferhan Şensoy ile eski bir fotoğrafını paylaşan Belgün, &quot;80&#039;ler... Siyah beyaz filim gibi biraz. Bir televizyon çekimindeyiz. Arkamda duran yakışıklı canım arkadaşımFerhan Şensoy. Onun hem yazdığı hem oynadığı bir televizyon dizisi. Sanırım adı Bizim S ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Kw2fNemG02Z_vqSUshwJw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çağatay, Ulusoydan, nostaljik, paylaşım:, yıl, sonra, aynı, pozu, verdi, Ünlülerin, çocukluk, gençlik, halleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Kw2fNemG02Z_vqSUshwJw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çağatay Ulusoy'dan nostaljik paylaşım: 22 yıl sonra aynı pozu verdi (Ünlülerin çocukluk ve gençlik halleri)"><p>Terzi, Kübra, Tam Bir Centilmen, Gaddar ve Kağıttan Hayatlar gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Çağatay Ulusoy, kardeşinin doğum gününde nostaljik bir kare paylaştı. İşte ünlü ismin nostaljik paylaşımı ile diğer ünlülerin çocukluk ve gençlik fotoğrafları...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v9u-OG78Y0KmXfiA6NN9sA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak Gaddar dizisiyle izleyici karşısına çıkan Çağatay Ulusoy yeni projesiyle ekranlara geri dönüyor. 34 yaşındaki oyuncu sosyal medya paylaşımıyla gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zyncM6Gg8EKvgz_KImDA8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, 27'nci yaşını kutlayan kardeşi Atalay Ulusoy'un doğum gününden paylaşım yaptı.
Ulusoy, 22 yıl önce kardeşiyle verdiği pozu yeniden verdi. "İyi ki doğdun kardeşim" notunu düşen oyuncunun paylaşımı büyük ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WcMZcN-Dy0KStww-vRvRyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü sanatçı Ayşegül Aldinç, yıllar önce Tarkan ile verdiği pozları paylaştı.
67 yaşındaki Aldinç, "Kemerler bağlıysa 23 yıl önceye, 2002 FIFA Dünya Kupası zamanına gidiyoruz" sözleriyle o fotoğrafları takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HHHr64eyaU6IcYocRrO7lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aldinç o gün Tarkan ile nasıl bir araya geldiğini takipçileriyle paylaştı. O dönem köşe yazarlığı yapan ve bilgisayar başında yazısını yetiştirmeye çalışan şarkıcı, alt sokaktan duyduğu sesler sayesinde Tarkan'ın geldiğini öğrenmiş.
"Gencin biri 'Tarkan gelmiş abla bizim buraya' dedi. Oley! As bayrakları! 'Aha!' diyerek hemencecik sırtıma bir şey aldım, merdivenleri üçer beşer inip olay yerine vasıl oldum" diyen sanatçı normalde böyle bir şey yapan biri olmadığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wTqSeLGqY0iSqMlASa7OUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aldinç, "O kalabalığın arasında Tarkan’ı bulmam ışığı sayesinde zor olmadı. Sonuç: Bir çift fotoğraf ve ayaküstü iki hoşbeşle 'Ayşegül alt sokaktan bildirdi'. Madem bugün geçmişi yad ediyoruz. 'Bundan şahane yad mı olur?' dedim. İşte bu kadar" diyerek sözlerini tamamladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GXAqxnHvVEKZKsKvRMO-Vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Nilperi Şahinkaya, salı akşamlarına damga vuran ve Gülseren Budayıcıoğlu'nun aynı adlı eserinden uyarlanan Kral Kayberse'de Özlem karakterine hayat veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UZW1RbFzEU2Mms8VrzmIRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>23 Şubat'ta 37 yaşına basan oyuncu, sosyal medya hesabında çocukluk karesini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t42DgM7GbEmayq76sRenzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, Kral Kaybederse setinden Aslıhan Gürbüz ile yer aldığı kareyi de takipçileriyle paylaşmayı ihmal etmedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8MJzdhTTTUGXrUZQqoHQuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Göksel, 14 Şubat Sevgililer Günü'nde müzikseverle buluşan yeni şarkısı için imaj değişikliğine gitmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_C86rHUbHE-HaKQoB7aHXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni albümünün ilk şarkısı "Pardon"un klibindeki tarzıyla gündem olan 53 yaşındaki şarkıcı, takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kv3rIP_TtEa28Qx4j04jEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı, 1997 yılındaki halini paylaştı. Göksel paylaşımına "Dile kolay 28 yıl" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2B5_ITuAdUWrxBQqNgPSJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir ekranlardan uzak olan ve kendisi gibi oyuncu Birce Akalay ile aşk yaşayan Hakan Kurtaş, özel hayatıyla sık sık gündeme geliyor.
Son olarak Kimler Geldi Kimler Geçti adlı dizide rol alan Hakan Kurtaş, babasının doğum günü için nostaljik bir paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J-3vTOzaWkaBt0rHzF58sg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Babasıyla yıllar önce çekilen fotoğrafını paylaşan ünlü isim, "Babam, iyi ki doğdun. İyi ki varsın" ifadelerini kullandı.
Hakan Kurtaş'ın babasına olan benzerliği dikkatlerden kaçmadı. Ünlü oyuncuya "babasının kopyası", "bu benzerlik ne" gibi yorumlar geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TAPUhGjOskGMuRV_k6uS8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendisi gibi oyuncu Kaan Yıldırım ile mutlu bir evliliği olan Pınar Deniz, sosyal medya hesabından paylaştığı son karelerle adından söz ettirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y1zs7o5H3kmQyX2P5zXRkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, "Pinky pinky" notunu düştüğü paylaşımında çocukluk karesine de yer verdi. Pınar Deniz'in paylaşımına binlerce beğeni ve yorum yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jqpzO3FtvEqdD1PO68YHKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türk sinemasının ve dizilerinin usta ismi Işıl Yücesoy, yıllar önce kaybettiği annesini sosyal medya hesabında paylaştığı siyah beyaz fotoğrafla andı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/awxi31U1OU6_LbRhP3iKCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>79 yaşındaki Yücesoy, annesiyle birlikte yer aldıkları kareye "Canım anacığım... Her şey için teşekkür ediyorum sana" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-W_ckMiICUGWME8pF_AJ_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İbrahim Tatlıses'in oğlu İdo Tatlıses ile mutlu bir evliliği olan Yasemin Şefkatli, 2024 yılında ikiz oğullarına kavuşmuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ecZnHoRI80G5ZGRG6XJ2gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şefkatli, çocukluk fotoğrafını takipçileriyle paylaştı. Şefkatli, paylaşımına "Bir Çılgın Bediş havam var ama" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C4IIP2A7A0aFwApXQJXVVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu ünlüyü tanıdınız mı? Karizmatikliği ve oyunculuğuyla şimdilerin en ünlü oyuncularından...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K4W7afT9VkWeQ3hgGPSAIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğum gününe özel bir paylaşımda bulunan ünlü oyuncu bebeklik fotoğrafının yanı sıra anne ve babasının da gençlik fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4cZKrdXuCEWRGKdsSrICxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kurtlar Vadisi’nde Çakır karakteriyle gönüllere taht kuran Kaynarca’nın bu nostaljik paylaşımı takipçileri tarafından kısa sürede yorum ve beğeni yağmuruna tutuldu.
Kaynarca, doğum gününde yaptığı duygusal paylaşıma "Hediye edilen bu süreye ve bu sürede iyi veya kötü hayatıma dokunan herkese teşekkür ederim, şükürler olsun..." notonu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aUg5mYqbY0-xMhZT4OQDLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Babasını henüz 16 yaşındayken kaybeden ünlü oyuncu ve sunucu Pınar Altuğ, babasının 34. ölüm yıl dönümünde yaptığı duygusal paylaşımla özlemini dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M_gl7nyimEGIU3xFJcLvrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1991 yılında kaybettiği babası Niyazi Üçer Altuğ ile birlikte yer aldığı bir kareyi takipçilerinin beğenisine sunan Pınar Altuğ, ''Çok özlüyorum Babam. 34 yıl" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jVNNnKjb7kipZdpbRapAiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlü isimler arasında yer alan oyuncu Nilgün Belgün, son paylaşımıyla takipçilerini 80'li yıllara götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R7M_UHx4tkWhZV_wv2LGMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merhum sanatçı Ferhan Şensoy ile eski bir fotoğrafını paylaşan Belgün, "80'ler... Siyah beyaz filim gibi biraz. Bir televizyon çekimindeyiz. Arkamda duran yakışıklı canım arkadaşımFerhan Şensoy. Onun hem yazdığı hem oynadığı bir televizyon dizisi. Sanırım adı Bizim Sınıf'tı. İkimizin de sanat yolculuğuna yeni başladığı yıllardayız. Heyecanlı mutlu ve umutluyuz. Hiç unutmadığım bir sözü vardı bana söylediği, "Hiç mütevazı olma iyi oyuncusun” demişti" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nx1MrbBk8ketSTLQqmNCHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Demet Özdemir, sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlüler arasında yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3-P98VgCB0eZH31guupMfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zaman zaman çocukluk fotoğraflarını paylaşarak takipçilerini geçmişe götüren Demet Özdemir, bu kez ağabeyi Volkan Özdemir ile yıllar öncesinde çekilen bir fotoğrafını paylaştı.
Ünlü oyuncunun ağabeyi ile pozu büyük ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WnrkgDvlXE2UIxiswBL-Nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerek özel hayatıyla gerek açıklamalarıyla gündemden düşmeyen Seda Sayan, 62 yaşına bastı.
Oğulcan Engin de annesinin doğum gününü nostaljik bir kare ile kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aQvlyvsvL0y45DtWc9jHxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Annesiyle yıllar önce çekilen fotoğrafını paylaşan Engin, "İyi ki doğdun kraliçem" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F0AZszTWW06HZaIvj53EVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Usta oyuncu Hamdi Alkan sosyal medya hesabında takipçilerine geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tIrNvOo5KUCHtHkR9tcKbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, "Yıldız Teknik Üniversitesi yıllarım... (1988-89) Elektrik Mühendisliği son sınıftayım" notuyla paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_a4PIKbeB0irVP0aAbt6ZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sahne şovlarıyla adından sıkça söz ettiren ünlü şarkıcı Zeynep Bastık sosyal medyada yapılan anket çalışmasında "En seksi Türk kadını" ünvanının sahibi olmuştu.
"En güzel, en seksi kavramları bana garip geliyor. Bunlar boş şeyler" diyen Bastık yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ipY5kyqhSkyeCfnScLQLSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir takipçisinin "18 yaşına dönsen neyi değiştirmek isterdin?' sorusuna Bastık, "Saç rengimi" yanıtını verdi ve 18 yaşındaki halini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FQyhPEZDl0aaBQ93iamE7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Canım Ailem, Mucize Aynalar, Gelin Takımı ve Hayatımın Neşesi gibi yapımlarla tanınan oyuncu Şebnem Bozoklu yaptığı nostaljik paylaşımla gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ItX64a6i0-0W880kIIKDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bozoklu, Engin Altan Düzyatan, Rıza Kocaoğlu, Arda Öziri, Serhat Güzel, Senan Kara, Burak Altay gibi isimlerle 28 yıl önce çekilen bir kareyi takipçileriyle paylaştı.
Oyuncu fotoğrafı "Sınıfımızın güzelliğine bakın" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2GiBo3lGxEGtI37XnykA7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Özledim Her Şeyini", "Dostlarım", "Ödüm Kopuyor", "Benim İçin Öldün Artık", "Seninle Başım Dertte", "Sokakların Dili" ve "Sen Mevsimler Gibisin"in de aralarında bulunduğu çok sayıda esere imza atan Selami Şahin, yıllar sonra eski dostlarıyla bir araya geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/no-6yvmv_Eq4gl-13Drjkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü sanatçı; 41 yıl önce dostlarıyla verdiği pozu, güncel bir kareyi kolajladı ve şu notu düştü:
"Eskimeyen dostlarım; Ümit Besen, Ahmet Selçuk İlkan, Hayri Şahin, Selahattin Cesur, Haluk Öztürk yıllar sonra bir araya geldik, yeniden aynı masada buluşmanın mutluluğunu yaşadık. Müzik, dostluk ve anılarla dolu bu özel buluşma, her birimizin kalbinde derin izler bırakan bir geçmişi yeniden hatırlattı. Zaman ne kadar geçerse geçsin, müziğimiz gibi dostluğumuzun da eskimeyeceğini tekrar anladım. 2024 / 1983."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FWcPgXRx00C5q-d1nZcJfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir ekranlardan uzak bir yaşam süren oyuncu Belma Canciğer 52 yaşına girdi.
Ünlü senarist Gani Müjde de eşi Canciğer'in doğum gününü sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gxs6hToxU0296bYKlKMAsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belma Canciğer'in çocukluk yıllarına ait bir fotoğrafını paylaşan Gani Müjde, şu ifadeleri kullandı:
"Kod adı: Belmoş… Ailemizin hiç büyümeyen çocuğu, canım karım, sevgili eşim, çocuklarımın ve benim yoldaşımız bugün bir yaş daha aldı. Enerjisi ile, süprizleri ile olağanüstü titizliği ile beni ve çocuklarımızı büyüttü ama ama o içindeki çocuk hepimizin yaşama heyecanı ve sevinci oldu. Dilerim uzun yıllarımız ve yollarımız olsun. Çocuklarımız büyüdü ama içindeki ve içimizdeki o merhametli, öğrenmeye ve eğlenmeye aç küçük çocuk hiç büyümesin. Yeni yaşın sana ve ailemize huzur ve mutluluk getirsin. Seni seviyorum (z)..."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RwdNVOICv0uyDEy3hPh0zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yalan Dünya dizisinde canlandırdığı Tülay karakteriyle yıldızı parlayan ünlü oyuncu İrem Sak’ın babası Dr. Şemsettin Sak yaşamını yitirdi.
Dr. Şemsettin Sak’ın cenaze töreni, Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde düzenlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wWowIU7WyE6ostYuYR7Svg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu babasını sosyal medya hesabında paylaştığı fotoğrafla andı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZDwgmefhyU-eQb9yBrJ3Gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlü oyuncular arasında yer alan Esra Dermancıoğlu, bu kez takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W1gWFeenUE69TyTa5-v4Zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2003 yılında kızı Refia'ya hamile olduğu dönemde verdiği bir pozu yayınlayan Dermancıoğlu, paylaşımına "Herkesin havalı hamilelik fotoğrafları varsa bu da benimki herkes ayağa kalksın" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WZLz3tZKIkS0hj93XcORbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte Esra Dermancıoğlu, eski eşi Mehmet Esen ile evliliğinden dünyaya gelen kızı Refia.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fgSE5eziTES4VwBXcGd14Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şarkıları ve sahne performansıyla adından söz ettiren Soner Sarıkabadayı yeni yaşında paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ww9hQ7BrF0qSLQPH76J_9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabından bebeklik fotoğrafını paylaşan Sarıkabadayı, doğum gününü şu sözlerle kutladı:
"İyi ki doğdum iyi ki varım. Aileme ve sevdiklerime beni ve benliğimi oluşturdukları için çok teşekkür ederim. Dinleyenlerimin de aramızdaki bu yıkılmaz bağı kuran kalplerinden öpüyorum."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qdSc_u9Vtke-djJhtmsZyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İpek Filiz Yazıcı, şarkıcı Ufuk Beydemir ile 2022 yılının ekim ayında tatile gittiği Roma'da nikah masasına oturmuştu. Sosyal medya paylaşımlarıyla sık sık gündem olan oyuncu, Tarkan ile karesini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gpfzo8yrRky-lYMAQEK3dQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, daha önce katıldığı bir programda Tarkan ile reklam filminde oynadığını söylemişti.
10-11 yaşlarında Tarkan ile birlikte bir reklam filminde rol aldığını belirten oyuncu, "O reklam filmi Rusya'da yayınlanmıştı, o zamanlar Tarkan ile reklam filminde rol almanın havasını da okulda arkadaşlarıma atmışlığım da oldu ama kötücül bir yerden değil elbette daha sempatik bir yerden diyebiliriz bu hava atmaya" ifadelerini kullanmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VxvQ3cn7lUW6r8Muh_us6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Reha Özcan paylaşımıyla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eR38DVK_PUGy2UD2peLU7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mucize Doktor, Bizim Hikaye ve Üç Kız Kardeş gibi yapımlarla tanınan oyuncu, kendisi gibi oyuncu olan ağabeyi ile paylaştığı fotoğrafa şu notu düştü:
"İlk ustam... Vardı, güzel hayallerimiz. Mutlu, adil ve huzurlu günler... Hepsi içindeymiş kişinin.. Tek başına değil, hep birlikte. Olsun güzeldik hala güzeliz..."
63 yaşındaki Serhat Özcan, Çoban Yıldızı, Sırrını Biliyorum, Ailecek Şaşkınız, Cennet Mahallesi, Zümrüdüanka gibi yapımlarla tanınıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yCsLtYIeY0iqDMNKr9jm7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatlı Küçük Yalancılar, Çukur, Yarına Tek Bilet ve Aşk Mevsimi gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Dilan Çiçek Deniz, sosyal medya hesabında nostaljik bir paylaşımda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6Qy7aqdYYUOk6qzsr4lZSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, sosyal medya akımına uyarak çocukluk karesini takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5GLbksfCD0iuMY4MPYvdjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Sen Ağlama İstanbul" ile izleyici karşısına çıkmaya hazırlanan usta oyuncu Tamer Levent, lise yıllarında çekilen siyah beyaz fotoğrafını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s2X6WpGk50esTjmrwE7_0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tamer Levent, paylaşımına "Lise yıllarımda, sevgili arkadaşım Kemal Kutucuoğlu ile....Okulun bahçesinde tören öncesi... O yolculuğa başlanmış ama henüz hedefe dair hiçbir şey belli değil dönemi... İçimde bir şeyler var ama sanat evet henüz aklımdan bile geçmiyor..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BmuoT6R5bkSNVoHrRfTNdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alişan, meslektaşı ve yakın arkadaşı İsmail Özkan'ın doğum gününü sosyal medya hesabında kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cSsq6ZcNEkCTJgTngaa3MQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alişan paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"Yıl 1994... İkimiz de 18 yaşında İTÜ Devlet Konservatuvarı öğrencileriyiz. Hayallerimiz var hem de ne hayaller... Kaset çıkaracağız, konserler vereceğiz, para kazanacağız sonra evlenip çoluk çocuğa kavuşacağız... Hepsi oldu mu? Çok şükür hepsi oldu. Yaş ne oldu? 48 bitiyor, 49'a doğru gidiyoruz. Sağdıcım, sağlıkla huzurla nice güzel yıllarımız olsun inşallah. Ailemizle, sevdiklerimizle hep birlikte..."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H8P0NJYZZki4vw7YfFlPvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü sanatçı Yıldız Tilbe, X hesabında yaptığı paylaşımlarla gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MJX4ZP1xwEaYfhXjSs65Xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sanatçı, 18 yaşındaki fotoğrafını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Iuxfeiytx0ae2xn4oxqdpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tilbe ardından da "58" notuyla başka bir fotoğrafını paylaştı.
Sanatçının gençlik fotoğrafı sosyal medyada büyük ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Kf6JepyEkSP5RyXjuiauA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Usta şarkıcı Ayşegül Aldinç, 24 Kasım Öğretmenler Günü paylaşımıyla adından söz ettirdi.
Öğrencilik yıllarından bir kare paylaşan sanatçı "Başta Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e minnetle rahmet diler; uzun yıllar öğretmen olarak hizmet vermiş ilk öğretmenim canım anneciğime, ilkokul öğretmenim Vesile Bekyel olmak üzere bana kattıkları her şey için gelmiş geçmiş tüm öğretmenlerime üzerimdeki emekleri için teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rsv4Ltp84UqMwmXiJpbhJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aldinç sözlerine "Kaybettiklerimizin ruhları şad olsun. Tüm öğretmenlerin (Ben de kısa bir süre Anafartalar Orta Okulu’nda öğretmenlik yaptığım için benimki de kutlu olsun) Öğretmenler Günü’nü kutlar atanamayanlara da, mutlu haberler dilerim" diye devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jSR4IwfSSkSLe1RZjrjKdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yasadışı bahis operasyonları nedeniyle zor günler geçiren Serdar Ortaç, son paylaşımıyla adından söz ettirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/olOFZVaaSk6xh7l6cU06VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>18 yaşında çekilen bir fotoğrafını takipçileriyle paylaşan ünlü isim, "Şimdi bu fotoğraftaki Serdar'a birkaç şey söylemek istiyorum. Burada 18 yaşındayım. Bilkent Üniversitesi'ni kazandım oraya gittim, üniversiteyi bitirmedim, döndüm. Sonra şarkıcı oldum. Herkesin bildiği gibi yaşadım. Eğer üniversiteyi bitirip meslek sahibi olup İngilizce öğretmeni olsaydım, şöhret olmasaydım bunlar başıma gelmeyecekti. Ne kumarı bilecektim ne başka bir şey. Zaten başka bir şeyim yok. İçkiyi de sigarayı da bıraktım. Fark etmez, bunların hiçbiri olmayacaktı. Huzurlu, güzel bir evlilik yapıp çocuklarıma bakacaktım. Emekli olup Allah katına çıkacaktım. Ama kadere bak beni Serdar Ortaç yaptı. Başım hiç beladan kurtulmadı. Bunların hepsinde hata benim tabi. Ama böyle yazılmış, Rabbim böyle karar vermiş. Öbür türlü 3000 tane şarkı da olmayacaktı..." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/76tSWpH2mUGNfr6llwXs4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcıya, hayranlarından "İyi ki Serdar Ortaç oldun. Yoksa seni ve şarkılarını nasıl dinleyecektik?", "İyi ki girmişsin hayatımıza", "Bir Serdar Ortaç daha gelmez dünyaya", "Seni seviyoruz" gibi mesajlar geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UZwZtQ81zE2EucS3JhAzmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı ve oyuncu Özcan Deniz, Mert Yazıcıoğlu ile yıllar önce verdiği bir pozu takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gCNYYlk58ECZoi_bioCPvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şimdiler aynı dizide başrolü paylaşan Özcan ile Yazıcıoğlu, 2013 - 2016 yılları arasında ekrana gelen Karagül dizisinde beraber rol almıştı.
52 yaşındaki Deniz ve 31 yaşındaki Yazıcıoğlu'nun değişimi sosyal medyada gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hEOC7_hUWU-vkqzOwf32mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde yasadışı bahis operasyonları nedeniyle zor günler geçiren Serdar Ortaç, kapattığı sosyal medya hesaplarını yeniden açtı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N-hQ9CJ0SUKMQoL0LFi4BQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı, ilk otomobilinin fotoğrafını paylaştı. 
Ortaç, paylaşımına "İlk arabam, Büyükçekmece 1989" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7UEcQm0ILU6ozeWgPg1Bkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir döneme damga vuran “Sihirli Annem” ve “Selena” dizilerindeki rolleri ile tanınan Gizem Güven, şimdilerde ekranlardan uzak olsa da sosyal medya paylaşımlarıyla gündeme geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NSlItmAEu0CD2NNU1URpIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gizem Güven, sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşımlarda çocukluk fotoğraflarına yer verdi.
Ünlü isim, bu kareyi "Bir ara saçlarımı böyle yapmak isterdim ama işte" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qfo8vV8gMUCoLINeTultVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gizem Güven, bir başka çocukluk fotoğrafında ise "Bu ise favori modum her daim" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wj5iepkOfUqKCvl5k9K3dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Perihan Savaş sosyal medya hesabında yaptığı duygusal paylaşımla gündeme geldi. Savaş, eşi Yılmaz Zafer'in 29'uncu ölüm yıl dönümünde birçok nostaljik kare paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9Njw0UzvwECAuVJHCvmMjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Perihan Savaş paylaşımına "Sözün bittiği bir gündeyiz yine. Seni kalbime sakladım. Hep oradasın, sonsuza kadar" notunu düştü.
Yılmaz Zafer, 38 yaşındayken 9 Kasım 1995'te hayatını kaybetti</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ONhxEGSm1UaNGXiHiquAOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Ezgi Mola, yaklaşık dört yıldır aşk yaşadığı işletmeci Mustafa Aksallı ile 8 Mayıs'ta sade bir törenle dünyaevine girmişti. Ünlü oyuncu, 23 Kasım 2023 tarihinde de oğluna kavuşmuştu.
İlk kez anne baba olmanın mutluluğunu yaşayan çift, çocuklarına Can adını verdi. Şimdilerde anneliğin tadını çıkaran Ezgi Mola, çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eBYJa7KGDk6kjrRbpweUbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mola paylaşımına "Mutlu musunuz saçlarım uzadı. İlk fotoğraf şimdi. Son fotoğraf kardeşimin saçlarını bile kıskanıp aynısını yapın dediğim yaşım... Kesilen iki örgümü hala saklıyor annem" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wz5jkYEw-kStmTh0QrjnmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elveda Rumeli, Aile Arasında, Yabancı Damat ve Sevdaluk gibi yapımlarla adından söz ettiren usta oyuncu Erdal Özyağcılar sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1HhrOUngNU2-LpyYoDm5XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, yer alacağı bir dizi için kendisinden gençlik fotoğrafının istendiğini belirtti ve şu açıklamayı yaptı:
"Albümlerin arasından İstanbul Belediye Konservatuarı tiyatro bölümü öğrenci hüviyet kartım çıkıverdi karşıma. Resmime baktım üzmedi beni şimdiki halim. Konservatuar yıllarım hepsi buram buram hala yüreğimde hüzünlenmedim. Sadece yıllar önce bu mesleğe gönül verip adım attığım için binlerce kez şükürler olsun dedim."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b87c7KIpXkGg72NgbAjDDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Sevinç Erbulak, kızı Kavin'in yeni yaşını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla kutladı. Kızını kucağına aldığı ilk gün çekilen fotoğrafları paylaşan Erbulak, "Sana bir şey anlatmak istiyorum Kavin'im. Seni kucağıma verdikleri andan itibaren hayatım çok net bir şekilde (o andan itibaren) değişti, bunu biliyorsun. Bak şu bulduğum fotoğraf, işte o ilk anımız bu, ilk fotoğrafımız" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V6AmwSLZwUWcprkhORBxlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erbulak, sözlerine "Uyuyan pembe bir kedi yavrusu gibi gelmiştin odaya, ben de ne yapacağını bilmeyen bir anneydim en fazla, çok mutlu, çok şaşkın biraz da endişeli bir anne, böyle bir his kalmış aklımda. Sonra bir ara seni koluma yatırmışım, birlikte ilk uykumuza dalmışız sanki. O gece çok güzel uyumuştuk. Sonra o kadar çok uyuduk ki birlikte, birkaç sene sonra anne terletme beni odana git artık dediğinde kalbime ağrı girmişti ama haklıydın kızım. Kız çocukları genellikle hep haklıdır, dünyanın en tatlı kanunlarından biri bu. Sana anlatacağım şey bu değildi, buraya nereden nasıl geldim bilmiyorum. 
Üçüncü fotoğraf herhangi bir gün metroda çekilmiş. O anı, o günü hatırlamamız için özel bir nedenimiz yok. Buna rağmen o fotoğrafı gördüğüm an vagondaki aşırı gürültü, metronun kokusu ve rayların aşırı yüksek sesi doldurdu odayı. Önündeki şahane hayatını hep böyle geçirmeni istiyorum bir tanem, mutlu olduğun anların farkına varmadan, mutluluğunu hep sonradan hatırlayarak yaşa lütfen, böyle yaşa ki o sırada ne kadar mutlu olduğunu düşünmeye vaktin olmasın. Sen, sadece yaşa. Bütün güzellikler gelsin bulsun seni. Sonra bu geceki ben gibi, alelade günlerden birinde çekilmiş tamamen unuttuğun bir fotoğrafa bakarken o günün ne kadar güzel bir gün olduğunu 'dan' diye hatırla. Yaşam tam da böyle içinden geçmemiz gereken, hafif, inceliklerle dolu, kabalıkları asla görmezden gelemeyeceğimiz ama onlarla baş edebileceğimiz bir masal. Sadece sonu değil çevirdiğin her sayfanın sonu iyi bitsin. 18’ine 5 kala, böyleyim işte.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ki4a7iYx6US4MlEmC8PmKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz aylarda beyin kanaması geçirdiği ortaya çıkan oyuncu Peker Açıkalın, 39 yıl önce çekilen askerlik fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JrwMCu5xtk6p_Tnvc2UEZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Takipçilerini geçmişe götüren Açıkalın, paylaşımına "Canım Atatürk, biz Foça Dağ Komando 85/1 özel eğitim ekibiyiz… Yıl 1985, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda Foça sokaklarında yürüyüş yaparken, ellerinde Ay yıldızlı bayrağı sallayan halk ağlıyordu ve tabii ki bizimde gözlerimiz dolu doluyken, yürüyüşümüzden, evlerin camları zangır zangır sallanıyordu… Tıpkı bugün sana saygısızlık yapanlar gibi…" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eRklQjMUbEqQdYw1u0oglg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemin popüler oyuncularındanolan Melis Sezen, kardeşi Polat Sezen'in doğum gününü sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N8nlUeZEP0--3ILFUpCetQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kerem Bürsin ile "Son of a Rich" filminde buluşmaya hazırlanan ünlü oyuncu paylaşımına şu notu düştü:
"Canım kardeşim, karındaşım, yoldaşım, her şeyim! Sonsuz şükürler olsun varlığına iyi ki benim kardeşimsin varlığın kutlu olsun hep çok mutlu ol yüreğin ışıl ışıl parlasın melekler yanı başında olsun hep. Seni çok seviyorum, sağlıkla mutlulukla birlikte şahane yaşlara."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rwhPtYI8Vku2g-MA1vrq7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeşilçam'ın usta oyuncularından Tarık Tarcan, seneler önce rol arkadaşlarıyla birlikte çektirdiği fotoğrafı takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zGWWXj5b3Eur3wrervyyiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarcan, 1986 yapımı "Akrep" filminin setinde çekilen fotoğrafa; "Dünyanın en tatlı insanı Öztürk Serengil... Bilinenin aksine üç kızının harika babası Coşkun Göğen... Ahmet Tarık Tekçe'nin biricik kızı ve dört film çektiğimiz harika mert kadın Ahu Tuğba... Öztürk abim ve sevgili Ahu nurlar içinde yatın. Çok değerli bir anı... Fotoğraf 'Akrep' filminden..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OLwOj97JkESQV03_9yjwtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Safiye Soyman, 13 yaşında Ziya Akaröz ile evlendirilmişti. Şarkıcı, düğününden bir kareyi sosyal medya hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xMpaugz-Kk-JHmmjlE7g6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1974 yılında evlenen Soyman paylaşımına "İşte ben Safiye gelin" notunu düştü.
Uzun yıllardır Faik Öztürk ile birlikte olan Soyman, 13 yaşında babasının kendini evlendirmesiyle ilgili "Annem ve babam önce 'O çok küçük, olmaz' dediler. Babam sordu bana, daha çocuğum anlamıyorum ki... Babam beni verdi" demişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z6swsgqBnkqQF4EknhjEpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Usta oyuncu Erdal Özyağcılar, sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşımla adından söz ettirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/09Y9ZyoqGUWssqX3yScrMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü isim, mesleki hayatının farklı dönemlerini gözler önüne seren fotoğrafları yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pgWm47Hkl0eUGjp2QzRtwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erdal Özyağcılar, paylaşımına "Burnumun direği sızladı. Siz takipçilerimle bu yolculuğu paylaşmak istedim" ifadelerini not düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/px-58zv0-UaWw6hp52YbnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özyağcılar'ın paylaşımına binlerce beğeni ve "Her karesi o kadar kıymetli ki", "Muhteşem bir sinema yolculuğu", "İyi ki varsınız" gibi yorumlar geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k1O35_8cL0i6cL0LnaXH4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kariyeri boyunca birçok sinema filmi ve televizyon dizisinde rol alan Erdal Özyağcılar, son olarak "Gaddar" adlı dizide boy gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a_97C6nnB0SibbaWNTSSTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir meslektaşı Hakan Kurtaş ile aşk yaşayan ünlü oyuncu Birce Akalay, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla gündeme geldi.
40 yaşındaki Akalay, önce 2017 yılından bir karesini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mMSHGhRhPUC5KEXZ1feGrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha sonra çocukluk fotoğrafını paylaşan yıldız, "1987 - Stüdyo Yüksel" notunu düştü.
Akalay'ın paylaşımına binlerce beğeni yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1JTTYP1P1UKb11qJMtcNgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir ekranlardan uzak olan Demet Özdemir, sosyal medya paylaşımlarıyla adından söz ettiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ulcgXMMoC0uwVZvM_YysmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak bebekken babasının kucağında çekilen fotoğrafını paylaşan Özdemir, "Yakışıklılığından asla ödün vermeyen babam. Bana bakın ama. Coşkulu bir sabah" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fYH6BUJg1EymR5t_pFSLlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İclal Aydın, Budapeşte'de okuyan kızı Zeynep Lal Başbuğ hakkında duygusal bir paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M7decDp1ZEW19AHdjnM1nQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğitim hayatını Budapeşte'de sürdüren kızını uğurlayan Aydın, paylaştığı nostaljik fotoğrafa şu notu düştü:"Uçuverdi haftalar, aylar. Tatil bitti. Şimdi uçağa bindi, Budapeşte’ye gitti. Okuluna, kendi küçük evine döndü. Birkaç hafta sonra tam 22 yaşında olacak. Şu fotoğrafta bir yaşında bile değildi. Yedi sekiz aylık olsa gerek… Göğsümde uyuturdum. Bu gece de öyle uyuduk. Ergenliğe geçişiyle kesintiye uğrayan sokulmalar, sarılmalar gurbete gidişle geri döndü. Üstelik büyüdükçe daha sıkı sarılır oldu. Öğrettiğimiz endişelere kendi özel kaygıları da eklendi zira. Anlar, anılar daha da anlamlı geliyor şimdi ona da… Güle güle canım kızım. Harika bir yıl olsun."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UXSYl8QUPEeJ9SIS0AeaDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Caner Erdeniz ile 2019 yılından bu yana mutlu bir evliliği ve Vina adında bir kızı olan Müge Boz, 1 Haziran 2024'te ikinci kez anne oldu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CW2GIXMyHk2AvS2O1KJP9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Rika" adında bir erkek çocuk sahibi olan 40 yaşındaki oyuncu, sosyal medya hesabında çocukluk karelerini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PFOZqTrNcUiaS8DJO1c35Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir ekranlardan uzak olan ve kızı Elay ile ilgilenen Aslı Enver, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U4N0NechXkaMk7OuQvisWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>40 yaşındaki oyuncu, çocukluk yıllarında çekilen fotoğrafına "Mini me" (Minik ben) notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C7HAyD1TY0WNemke3dxRKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Ayşegül Aldinç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wnkbgTPT4kSdhPYv2prywQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aldinç, 90'lı yıllarda çekilen fotoğrafına "Perşembe günleri geçmiş yıllardan fotoğraf paylaşıyoruz ya. Bir gün önce davrandım" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EMDnHM_DVUCUoG6pSzX43w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çelik, sosyal medyasında lise yıllarına ait bir fotoğrafını paylaştı. 
Şarkıcı paylaşımına "Bugün az önce hayatımın en güzel hediyelerinden birini aldım. Sonsuz ve tarifsizce mutluyum, neşe ile doluyum. Pendik Lisesi'nde okurken matematik hocam olan Nesrin hanım bu fotoğrafı göndermiş" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eh9IUib4VEOVl_mhUnl-vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü müzisyen sözlerine "Bu vesile ile Nesrin hocamın şahsında bana bugünkü halime gelmeme emek veren bütün hocalarıma minnetle teşekkürler ediyorum" diye devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YwwfIf97oUaPwWYN9ddjwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Ayşegül Aldinç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JFOh2gzYIUepTcZlmZO8ZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aldinç, yıllar önce çekilen siyah beyaz fotoğrafına "Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nu ( şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ) bitirdikten sonra 4 yıl Yıldız Parkı içinde bulunan Yıldız Porselen’de ( ki Sümerbank’a bağlıydı o zaman) önce stajyer öğrenci sonra da desinatör olarak devlet memuru statüsünde çalışmıştım. Fotoğrafta kıvançla eserimin önünde görülüyorum. Böyle lenger tabak denir kocca tabaklara, vazo ve çeşitli porselen objelere serbest çalışmalar yapardık. Şablonlu klasik çalışmalar da olurdu arada. Eurovision’da yarışıp ayağımın tozuyla işe döndüğüm yıl. Yarışma konusunda müdüriyetten izinliyim tabii.Hiç unutmam askere gider gibi uğurlanmıştım. Saçlarım kısa o vakit. Cesaret edip kestirmişim. O yıllar “Aslan Başı” moda. Niye bu isim konmuş belli değil! Ensede de bi parça saç olduğundan yele sayılıyorsa demek.Sonra onu da kestirmişim. Lafı da kısa kesiim o zaman ben. Kimi uzun yazıyorsun diyor kimi 'Sen yaz biz okuyalım' şeklinde hoş bir yaklaşım içersinde. Ben ikinciyi yeğliyorum tabiyatıyla..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fd0xcP0q8E2nkVL6gBmWXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Fedon, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xcUfq7OutUm6Egeho_iGug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gençlik fotoğrafını paylaşan 77 yaşındaki yıldız şu ifadeleri kullandı:
"Birçoğunuzun beni böyle görmediği... Sakalsız Fedon"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HiALHcYgW06YfaNBTZ907w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şu sıralar "Zeytin Ağacı" dizisiyle adından söz ettiren ünlü şarkıcı ve oyuncu Murat Boz, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mnGWAeqSXkOn6tYEusV2eA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>44 yaşındaki Boz paylaşımına "80’li çocuk... Bir elinde yarın öbür elinde dün" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JRaSxvjj10i00pjYy_ydlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metin Arolat, çocukluk fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaştı. Geçmişi yad eden ünlü isim, içini döktü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SL4cmrNOcESlxuhDcqvBOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paylaşımına duygusal bir not düşen Arolat, "Bu gün anneciğim, babamın ve abimin yanına göçeli tam 4 yıl oldu. Şimdi üçü yan yana yatıyorlar. Oysa bu fotoğraf çekilirken böyle bir şey gelebilir miydi ki aklımıza? Benim için en mutlu günlerin fotoğrafıdır bu. Hepimiz bir aradayken, henüz hiç kimse ölmemişken, dinmeyen acıyı, bitmeyen özlemi, sonsuz ayrılığı, sonsuz yalnızlığı henüz öğrenmemişken. Hepimizin bütün kaybettiklerimize dualarımı yolluyorum" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oS3jYJe-6kWy_JpjpE8Y8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Meltem Cumbul, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xc8YEIMIp0-FT9wANWyc3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lise yıllığından kalma fotoğrafını takipçileriyle paylaşan Meltem Cumbul, "Bugün size 17 yaşımdan günaydın" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U3s0FUNpSEGeST02n3Hf1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Fedon sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla takipçilerini 58 yıl öncesine götürdü!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZGvZSXi9_0maSzSeUctEoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Askerlik fotoğrafını takipçileriyle paylaşan 77 yaşındaki yıldız şu ifadeleri kullandı:
"1966 Amasya Carcurum'da askerim. Radyomla baş başa. Kim bilebilirdi bir gün Fedon olarak şarkıcı olacağımı... Ben bile bilmiyordum."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GiZTRHR360uN8MwoRSl9kg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülpembe, Dağlar Dağlar, Unutamadım, Arkadaşım Eşek gibi şarkılarıyla hafızalara kazınan usta sanatçı Barış Manço'nun oğlu Doğukan Manço sosyal medya hesabında takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y6Qy76mgEUuJup2OvbG5Bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Annesi Lale Manço Ahıskalı ile fotoğrafını paylaşan 43 yaşındaki Manço "1980'ler" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3lqb9IG2H06SZGUmXBCphQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Zeynep Çamcı sosyal medya hesabında çocukluk yıllarından bir kare paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zBnRnr6SWUajbfKdGP1YbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>37 yaşındaki oyuncu paylaşımına "Bebe Zeynep" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N-YVNbXM8EqZJWWZr3m_Xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Esat Yontuç, Acun ılıcalı'nın 55. yaşını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w47ts9lABUSpA5ZzyrcLBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yontunç paylaşımına  "Evet o uzun 24 gün geçti ve eşitlendik. İyi ki doğdun iyi ki varsın. Nice beraber mutlu yıllara inşallah" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cpcknj6bvE6oPu0LLeqbXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Levent Yüksek sosyal medya hesabındaki paylaşımıyla adından söz ettirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vS1YjhhLYkmnhZ115hkHKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>45 yıl önce çekilen bir karesini paylaşan şarkıcı, "Bu fotoğraf 15 yaşında Antalya Lisesi’nde okuyan ve sahneye çıkıp bas çalan Levent. Videoda ise Levent’in 45 sene sonra doğduğu yerde sahnesine davet ettiği ilkokul öğrencisi koro arkadaşları var. Çocukluğum, ilk gençliğim Antalya’ya selam olsun. Videonun sonundaki küçük arkadaşıma sesleniyorum; O gurur bana ait" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pTmI4J1mnk2dPoXFcdXxpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bahar dizisinin yıldızı Demet Evgar sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.
Dün doğum gününü kutlayan yıldız, çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_2h6Mmzp2U-a9VdAqHLN4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evgar paylaşımına şu notu düştü:
"Çok fazla çocukluk fotoğrafı olan biriyim. Ama bu fotoğrafımı ben de ilk defa gördüm. Amcamın albümündeymiş. Bi tuhaf oldum. Kızımı gördüm kendimde. Ve sanki kendime daha çok yaklaştım bu görüşle. Tüm çocukluğum boyunca “hayal dünyama” alan tutan aileme binlerce kere şükrediyorum. Kendime de teşekkür ediyorum. Kendimi hiç bırakmadığım için, elimden tuttuğum için ve bir can sevinciyle kendimi sevdiğim için. (Demkoo seni o kalkan kaşından öperim) Elimdeki bebeğimi Mavi de çok seviyor. İkimize de korkunç gelmemesi tuhaf biraz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ayz1a70A2Uiu9qMj18wX6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde gerek açıklamaları gerek sosyal medya paylaşımlarıyla gündemden düşmeyen Cem Yılmaz, takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3GHKCZeDDU-ASaWuZoQ4bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>19 yaşında çektirdiği bir fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşan Yılmaz, fotoğrafa uyguladığı netleştirme işleminden esprili bir şekilde bahsetti.
Ünlü komedyen, "Yüzüme küçük dokunuşlar yaptırdım. Ama 1992'de..." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ts6ynzbJqEGS7b3S8HKFow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğu Demirkol sosyal medya hesabında çocukluk yıllarına dair fotoğraflarını paylaştı. Çocukluk fotoğraflarını taklit eden Demirkol'un paylaşımı büyük ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dbboMhk6oEKqqmKckYLqxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demirkol'un paylaşımına sevgilisi Ayşe Kırca kayıtsız kalmadı.
Oya Başar ve ile Levent Kırca'nın kızı olan Ayşe Kırca, Demirkol'un paylaşımına "Aşkım, bebeğim" yorumunu yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rn09nBxMv0y-SEZNuFFnng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burak Dakak ile dünyaevine girmek için gün sayan ünlü oyuncu Leyla Tanlar, ağabeyi Levin Tanlar'ın doğum gününü sosyal medya hesabında kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ivXw_cMcUmlRO_crgy6Jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocukluk fotoğraflarını paylaşan oyuncu, paylaşımına "Levom" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jMw99BC_e0-sHZhPYuMO5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Boş Bardak", "Bu Aşkın Katili Sensin" ve "Sana Affetmek Yakışır" gibi şarkılarla tanınan ünlü müzisyen Fettah Can, paylaşımıyla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6Jd1PSs_J0SgyXI4pe-5cw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Can paylaşımına "Babam şarkı söylüyor yanında da bilin bakalım kim var? Arkamdaki ufaklıklar da kuzenim ve kız kardeşim" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xna72cHhjUGb7hLfX-e8yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rock müziğin ünlü ismi Teoman, sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlüler arasında yer alıyor. Zaman zaman çocukluk ve gençlik yıllarına ait kareleri takipçileriyle paylaşan Teoman, nostaljik paylaşımlarına bir yenisini ekledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bbRrqq2TO02Sk7CsuX-icg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teoman, annesiyle sünnet düğününde çekilen fotoğrafına "Annem bana eli öpülecekler listesi veriyor. 'Anneannen ve babaannen. Başka kimsenin elini öpmeyeceksin. Diğer insanların sadece elini sık" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yjuZLJ_Y9ESe3bGbk_K3-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bizim Hikaye, Üç Kız Kardeş ve Mucize Doktor gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Reha Özcan takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kQKachE2vEG5FVQWT6lNkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özcan paylaşımına "Hani benim gençliğim nerede dedim, ablam yolladı..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jUeoa6a_Ske5NUpUBUdJyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Demet Akalın, 1990 yılında Miss Globe'a katıldı.
Akalın, yarışmanın birincisi Gülay Pınarbaşı ile fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nxuj3ZcnlkGc-sfpuoU5hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akalın paylaşımına "Bazen kaçıncı olduğunun bir önemi yoktur" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SnSN7-jNn0ykM5TUgUBiYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kariyerinde 37. yılı geride bırakan usta oyuncu Levent Can, çocukluk yıllarına ait bir fotoğrafı paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DKikaSEswkeUtiCjumt8mg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu olma hikayesini anlatan Can, “İşte bu kadar küçük çocuklardık tiyatroya gönlümüzü verdiğimizde sene 1986. Ustam Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'nun kapısından çevrilmiş, kabul edilmemiştim kurslara. Ama ben ne yaptım ettim o kurslara gittim. Yüz vermediler, ders vermediler, sahneye çıkarmadılar başlarına bela olmamayım diye. Haklılardı 15 yaşında ufacık bir çocuktum daha, okulu bırakmıştım tiyatro sevdasıyla 'git önce okulunu bitir' dediler. Sonra ben okulumu da bitirdim, mesleği de söke söke aldım. Azmettim inat ettim ve hiç vazgeçmedim bu sevdadan. Ve 3 Nisan 1987 senesinde Kadıköy Halk Eğitim Merkezi sahnesinde profesyonel olarak ilk kez sahneye seyirci karşısına çıktım, çok heyecanlıydım, bugün 37. yılım ve halâ aynı heyecan içindeyim söz konusu tiyatro olduğunda. Yanımdaki dünyalar güzeli arkadaşımı bilir tanırsınız. Pelinsu Pir; can yoldaşım, yol arkadaşım, çocukluk arkadaşım. O dönemki kurstan bir o, bir ben, bir de Nur Gürkan mesleğe devam edenler olduk oysa çok daha kalabalıktık kursta. Zaman içinde bırakanlar vazgeçenler oldu, biz hiç vaz geçmedik hep 'tiyatro' dedik. Bugün ısrarla inatla yine 'tiyatro' demeye devam.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BPSkjuASr0CeOqQC1RQXIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İş insanı Murat Özdemir Dubai'de evlenen ünlü şarkıcı Ebru Gündeş sosyal medya hesabında çocukluk yıllarından bir kare paylaştı.
Gündeş paylaşımına "Hiç değişmediğim doğrudur 3" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YUEEUv3e3EGmI2xRQzjjLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>76. Cannes Film Festivali'nde Nuri Bilge Ceylan'ın yönetmenliğini yaptığı "Kuru Otlar Üstüne" filmindeki rolüyle "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü kazanan Merve Dizdar sosyal medya hesabında takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_3meibWCmUC-sDfYlVINAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Star TV'de yayınlanan Ömer dizisinde Ömer'in ablası Nisa karakterine de hayat veren Merve Dizdar paylaşımına "27 Mart 2004… 17 yaşındayım. Okulun ilk yılı. 27 Mart hazırlık telaşı kuliste. Akşam gösterimiz oluyor. Ben 'Nina'yı oynuyorum." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yJzQ1g5a7U2VO7sba-2yrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu sözlerine "Tüm replikleri unuttuğumu düşünüyorum korkudan. 'Profesyonel hayata ilk geçiş, aman diyim kızım kendine gel' gibi asla işime yaramayacak motivasyon konuşmaları yapıyorum. Oyun bittiğinde, sınıf arkadaşlarımla sarılıyoruz. Kutlamalar başlıyor. Kendime diyorum. 'İyi başlangıç Merve…' Hepimizin Tiyatro günü kutlu olsun" diye devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uFp0mmGqT0-f_Lbgo5myPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Dolunay Soysert, 25 Mart'ta 51 yaşına bastı. Ünlü isim, doğum gününü bebeklik fotoğrafıyla kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h9l-1dVETkGnwuaoe0vd2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Yıllara teşekkür; Ne güzel ki çok sevdim ve çok sevildim bu hayatta, gülerek uyandım çoğu sabah yatağımda" diyen Soysert, paylaşımında "Anamla babamın civcivi, iki erkek kardeşimin belalısı, yeğenimin deli halasıyım. Dostlarım şansımdır. Evcilik oyunundan kopamadığımdan oyuncu oldum ve hep çok sevdim işimi. Doyamadığım kitaplarım, sayısız çocuğum, iki köpek yavrum, asla sonu gelmeyen ezberim, hep yetişmem gereken randevularım, ileri derece gözlüklerim var. Çiçeklere, yaprak sarmasına, gülmeye bir de bebek kokusuna bayılırım. Yapmak istediklerim hiç bitmez, hayallerime renk yetmez. Hayatların pamuk ipliğine bağlı olduğu şu topraklarda bunca zaman yaşıyor oluşuma şükreder dururum. Tıpkı fotoğraftaki gibi hâlâ şaşırarak bakarım Dünya’nın büyüklüğüne ve kendi küçüklüğüme. 1,5 yaşımda ya var ya yokum burada. 'Doğduğunda 1 yaşında mıydın?' tartışmalarından uzak bir noktadayım daha ama yaşamak adına aynı bitmeyen heyecana sahibim hâlâ. Sadece daha bilinçli bir yerden tanıyorum artık bu hissi ve sarılıyorum her anına. İyi ki geldik bu güzel yaşa. Yağmur yağıyor şu anda İstanbul’da, kabul olurmuş doğum günü çocuğunun duası; kirlenmiş her halleri yıkansın yağmur sularıyla insanların, yollardaki ızgaralardan toplaşıp aksın kanalizasyonlara… Güneş parladığında sadece baharı görelim artık ama sadece baharı" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IggsR2-e90WeWbeqRDcz8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şarkıcı Hayko Cepkin sosyal medya paylaşımıyla takipçilerini geçmişe götürdü.
Cepkin'in yaklaşık 30 sene önce Beşiktaş - Kocaelispor karşılaşmasını tribünde seyrettiği anları arkadaşı buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GnzOU203-kCCfvSnlWha0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beşitaş taraftarı olan Cepkin "Yeni açıkta maçın başlamasını bekliyoruz muhtemelen. Klasik şapkam ve delik deşik montum. @amirnecim arkadaşım 93-94 sezonu Kocaeli ile kupa maçının özetini denk gelip seyrederken beni farketmiş. İşin tuhafı biz daha arkadaş değilken o da aynı maçta tribündeymiş. Elimdeki tek arşiv olacak tribündeki tek görüntümü bulduğu için çok teşekkürler valla çok mutlu oldum" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lFh5uHCAt0iXMmk-1bZNXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rıza Kocaoğlu'nun kendisi gibi oyuncu olan kardeşi Gözde Kocaoğlu, ağabeyinin 45. yaşını sosyal medya hesabından kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dYtSabyLY0iTUDTFu03JCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözde Kocaoğlu, paylaşımında "Abicim, ciğerimin köşesi, büyürken bana şefkati, sevmeyi, ilgilenmeyi, görmeyi öğrettiğin için; daha sonraları da kapsamayı, yaşamayı, gülmeyi unutmamayı her şeyden önce ‘biz varız’ demeyi ve hissettirmeyi unutturmadığın için sana binlerce teşekkür ederim. Daha dün yine “Sahnede nasıl da devleşiyor bu adam?” dedim seni izlerken. E ben seni izlerken hayran bakan küçük kardeşim hep işte. İlk kucağına aldığın gün gibi. ‘İşte bu benim oyun arkadaşım’ dediğin an gibi. Sen de karanlıklarda elimi tutan güzel yürekli abim. Şimdi bir de Mercan’ın dayişkosu... İyi ki varsın, hep ışığınla parla. İyi ki doğdun. Seni çok seviyorum canım kardeşim" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KrtM31K6S0-BnX_IlpGuvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Açelya Akkoyun, sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü. Akkoyun, ağabeyi Demokan Akkoyun'un doğum gününü kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E-HcPU1tqUGyj8Z9BKPpPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akkoyun, çocukluk yıllarında ağabeyi ile çekilen fotoğrafına şu notu düştü:
"Bu hayattaki ilk aşkım, ilk adımımın şahidi, hep ve daimi destekçim. Anne-babamız çalıştığı için beni okuldan alıp, evde envai çeşit tostlarla karnımı doyuruverdiğin günlerden bir gün çekilmişti bu fotoğraf hatırladın mı? Konuşmayı öğrendiğimde bizimkiler, 'abi de' demiş, ben de onu 'abido' diye çevirmişim. Abido’m benim. Varlığının kıymetini anlatacak kelimeleri bulamıyorum. Işık saçan zihnin, engin gönlün, iyi kalbin. Çok kıymetlisin bunu biliyorsun. Abido’m yeni yaşın, seni çok... dolayısıyla bizi de çok çok mutlu etsin. Dün, bugün olduğu gibi yarın da seni hep seveceğim. İyi ki doğdun, iyi ki bizimlesin. Daha nice güzel günlere hep beraber erelim. Canımın ta içi."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YLAv96GxVkuNRtp1mpB6Bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yönetmen Fırat Parlak ile mutlu bir evlilik sürdüren oyuncu Burcu Kara bugün 44 yaşına girdi.
Ünlü oyuncu bebekliğinden bir kareyi takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1XAG34hfH0uZZ4bLNwURbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu paylaşımına "Mutlu yıllar küçük kız" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_n16yW-YmEqh1y3niWUjrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Usta sanatçı Erol Evgin sosyal medya hesabında yaptığı nostaljik paylaşımlarıyla takipçilerini geçmişe götürmeye devam ediyor.
Sanatçı, Nükhet Duru, Bedia Muvahhit ve Adile Naşit ile birlikte olduğu bir kareyi paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5hFGPy-vUk20nt3iBgOgNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evgin "Bir albüm tanıtım kokteylimden… Nükhet Duru, Bedia Muvahhit ve Adile Naşit ile birlikte…Hey gidi günler!" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V_hYbkTVIEq66KizpO2M8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nilgün Belgün, sosyal medya hesabındaki paylaşımıyla takipçilerini geçmişe götürdü.
Belgün, usta oyuncu Halit Akçatepe ile birlikte olduğu bir kareyi paylaştı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jMVkn_ad1k6m1C6dq5MJAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belgün paylaşımına "Tbt gününe gelsin. Fotoğrafların siyah beyaz olduğu yıllardan… Bu fotoğrafta 25 yaşındayım. Sevgili Halit Akçatepe ile İzmir turnesindeyiz ve oyundan sonra o yılların eğlence kulübü MOGAMBO'da eğleniyoruz. Halit de gezmeyi, eğlenmeyi çok severdi ve beni her gece oyundan sonra bir yere götürürdü. Bana 'sen iyi bir oyuncusun sakın tiyatroyu bırakma' derdi. Yolun başındaydım o yıllarda… Sözünü fazlasıyla tuttum… Halit Akçatepe... Siyah beyaz film gibi biraz... 70'li yıllar..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a1fMZdMoxEKQ4f8hJCkOHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yer aldığı projelerle adından söz ettiren iki çocuk annesi yaptığı son paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü. Paylaştığı şiirle çocukluğuna seslenen güzel oyuncunun nostaljik karesine beğeni yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RSWF08hdwUyHQv3LOUdZUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte Düvenci'nin paylaşımı;
"Meraklanma,Yolunda her şeyBüyümek bu işteVe dönüşmekKendini korumakKalabalıkta kaybolmakÜstesinde gelmekKullanılmış hissetmekİlgi görmemekUmudu kaybetmekYanıp kül olmakKorkmak bu işteDeğişmek bu işteHayatta kalmakYaşamak bu işte-yolculuk…RUPİ KAUREn sevdiğim şairlerden…Hayatın acılı tarafından büyümeyi ne de güzel ifade etmiş…Çocukluğuma gelsin ve tüm çocuklara…"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8o_w0TuFh0uPMaDoxdR6Ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türk sinemasının unutulmaz ismi Öztürk Serengil'in kızı Seren Serengil, babasını ölüm yıl dönümünde andı. Babasına olan özlemini ve hayranlığını dile getiren Serengil, yıllar önce çekilen fotoğrafı paylaştı.​</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lClexM2mA0q95jeeSS3aiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"O kadar uzaktan çekilmiş bir fotoğraf ki ama en sevdiklerimden... Babamın sahnesine zorla çıkmak istediğim, Ajda şarkılarını söylediğim, bale müsamereden kalma İspanyol kıyafetimle çıkmak için kuliste ciyak ciyak ağladığım günlerden biri... 'Armut böyle dibine düştü' derdin. Canım babacığım bugün seni kaybettiğimiz gün... Ama senin evladın olmanın ayrıcalığını, gururunu, mutluluğunu yaşayarak bir ömür geçirttin bize. Mekanın cennettir. Ne kadar sevilen, ne kadar anılan, ne kadar taklit ve takip edilen bir adammışsın. Ne çok insana iyiliklerin dokunmuş, hala insanlar bana ulaşıp 'baban bana bu vermişti, bana bunu almıştı' diyor. Ne kadar eli açık, ne kadar yardımsever, ne kadar iyi bir kalp atmış sende... Gurur duyuyorum senin kızın olduğum için ama çok özlüyorum çok... Eksiğim sensiz bilesin. Yani ne yapsam yerine koyamadım, eksikliğini dolduramadım. Yarım kalmış sana doymamış kızın seni bugün yine özlemle anıyor çok öpaj öpaj öpaj"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XlocE5ogoke3W-PB4wlkyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çağla Şıkel, okuldan arkadaşlarıyla bir araya geldiği anları sosyal medya hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yBL-pzrgU0OpKAiCLZSDUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bale eğitimi alan Şıkel, "Bu kızlar yine buluştu. 35 yılımız var" notuyla bu kareyi paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hAUMnDYhMUGs8kK6LaLUrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şarkıcı Levent Yüksel, yaptığı nostaljik paylaşımla takipçilerini 54 yıl öncesine götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yg2-EhvLpE6mQtx08AyXlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksel paylaşımına "Yer Antalya, yıl 1969… Biri beni dünyaya getiren, diğeri yetişmemde büyük emeği olan dünya güzeli iki kadın. Anneannem Hayriye Hanım ve annem Hülya… Ortadaki ufaklığın kim olduğunu söylememe gerek yok sanırım" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qsbz_ZHbFE-DEVpyAVOBoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erol Evgin'in oğlu Murat Evgin, Sezen Aksu ile yıllar önce çekilen karesini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YPUXyt-ZzkyrYNBlDaHHjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü müzisyen paylaşımına "80’lerin sonunda Bostancı Gösteri Merkezi’ndeki Sezen Aksu konserindeki bu çocuk büyüdü de konserinde 'Sezen Aksu Şarkıları' mı söylüyor?" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wwOWwsUjoEysXQ84u4l8rQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlker Ayrık sosyal medya hesabındaki paylaşımıyla takipçilerini geçmişe götürdü. Ablası İlknur Sönmez'in doğum gününü kutlayan yıldız, okul yıllarından bir kare paylaştı.
Ayrık paylaşımına "Ablam… Herkesin bir ablası olmalı gibi. Çünkü insanın ablasının olması çok tatlı, çok yakışıklı… Fotoğraftaki de benim ablam İlknur. Fotoğraf da bizim çocukluğumuz. Saç kesimim, ablamın kurdelesi, önlüklerimiz, çantam, şortum ve altındaki muhteşem bacaklarım. Ve çok şükür ki bu fotoğrafta görülmeyen ayakkabılarım. Püsküllü müsküllü Allah korusun… Stüdyodaki fonu saymadım bile…" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lJHFUb-IkUa98lQs9vSSUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrık sözlerine "Bugün ablamın doğum günü. İyi ki doğmuş, iyi ki ablam olmuş, annem Mukaddes Hanım bizi iyi ki doğurmuş… Canım Annem… Bir de ağabeyim var. Vehbi. Ona bambaşka bir zaman değineceğim. Bu paylaşım yetmez. O tam bir efsane çünkü… Canım ablam; Senin, Alpan Ağabeyim’in, Haktan ve Selim’in şapşahane bir ömrü olsun. Mutlu ve her zaman bana verdiğin gibi huzurlu bir ömür… Seni çok seviyorum…
Not: Biliyorum ki bunu görünce duygulanıp ağlayacaksın. Ağlama sakın. Hep gül. Sana gülmek yakışıyor…" diyerek devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lmwsy0EbhE6WrposPk5Dfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü televizyon sunucusu Beyazıt Öztürk sosyal medya hesabında takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bebxjKkyVESRhJ-85bL_nQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öztürk paylaşımına "1980, Ankara Yenimahalle" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pm4ZlDpLZkmJsqym6KWxMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, arkadaşı Meriç Hasgül Aydın'ın yeni yaşını yıllar önce çekilen fotoğrafla kutladı. Ünlü isim, Aydın ile birlikte yer aldıkları kareye "İyi ki doğmuşsun zekim" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ODWchJXkIk-laNMgTy2f2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Bülent Şakrak, arkadaşı Emre Altuğ ile birlikte yer aldığı bir kareyi paylaştı.
Altuğ'un doğum gününü kutlayan Şakrak, mesajına "Güüüümmm... Al sana...'Doğum günün kutlu olsun ihtiyar' dersin ha? İfşalarım sürecek..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zA0sVpQrmESt3WhxahPlNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Emre Altuğ, 26 Ağustos'ta Bülent Şakrak'ın doğum gününü kutlarken "Doğum günün kutlu olsun ihtiyar" demişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-6ID_XtcOEmj3yF_VFILaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erol Evgin sosyal medya hesabında gençlik fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NU9l_ltrHkCiK9g--cR_iw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü sanatçı paylaşımına "Giysilerden yılları tahmin etmeye devam. Jean’ın geniş paçaları ve ayakkabının topukları 70’ler diyor. Yeri hatırlamıyorum. Kim bilir nerenin kıyısı…" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vjl-U7hf006iTWzjJvZOMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rock müziğin sevilen ismi Teoman, Ramazan bayramına özel çocukluk fotoğrafını paylaştı. 
Şarkıcı paylaşımına "Pazar günleri, Sahaflar’ın orada, Beyazıt’ta sokak pazarları kuruluyor, oralarda sinema makinelerini seyredip, para biriktiriyorum; Bayram harçlıklarımı, amcalarımın verdiği harçlıkları. Sonunda annemle gidiyoruz Beyazıt’a, küçücük, çok hafif, kırmızı, gri plastik bir sinema makinem var artık. Süper 8. Eve zor varıyorum, hemen tornavidayla aletin içini açıp dişlilere yağları sürüyorum. Şarlo filmini takıyorum, o da ne! Makinem çalışmıyor. Daha doğrusu çalışıyor da, iki saniye çalışıp bir dakika tutukluk yapıyor. Ölmek istiyorum! Ne yapsam olmuyor" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JGmNOwIq50iHLmarpTHtoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şarkıcı sözlerine "Diğer hafta makineyi geri götürüyoruz, adam içini açıyor, 'Buna yağ mı koydunuz?' diyor. Meğer bütün dişlileri plastikmiş, mahvetmişim makineyi yağ koyarak. Kalbim parçalanıyor, vıcık vıcık yağ var. Adam bir bezle ince ince siliyor yağları. Evde takılıyor hâlâ makinem. Hiçbir işe yaramıyor. Sürekli yağlarını siliyorum dişlilerin, hâlâ parlak parlak her yeri makinenin, arınmıyor yağ bir türlü. Şarlo gözüküyor ama iki saniye hareket edip duruyor. Mutsuzluktan öleceğim! Tekrar bir para biriktirme olayına giriyorum, önümde uzun bir zaman var sinema makinesine sahip olabilmem için..." diyerek devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qBg6cGNX5EuVQk5or-9ZeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Berna Laçin, sosyal medya hesabında nostaljik bir sahur paylaşımı yaptı.
Takipçileriyle çocukluk hallerini paylaşan Laçin, "An itibari ile #kadirgecesi için tek başıma sahur yaparken ne çok andım dedemi ve bunun üzerine bilinmeyen bir fotoğrafımızı paylaşasım geldi. Dedemin sahur muhabbeti çocukluğumun en tatlı anılarındandır" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0f98Pf7D9UKPJ-Kena7Nng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu sözlerine "Tıpkı onun gibi pilav hoşaf var benim de soframda şimdi. Çayı da demledim onun gibi üşenmeyip ama bende ramazan pidesi ve kahvaltılıklar da üzerine ek. Dedemle benzer bir sahur ama küçük bir farkla, o kuş kadar yerdi ben maşallah..." diyerek devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wXhNdokjQUS_aEYUEeuSBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Usta oyuncu Nilgün Belgün ilk evliliğini 19 yaşındayken, tiyatrocu ve komedyen Abdullah Şahin ile yaptı. Çift kısa süre sonra da kızları Oylum Şahin'i kucağına aldı. 
Daha sonra anlaşmalı olarak boşanan Belgün ikinci evliliğini usta müzisyen İlham Gencer'in oğlu İlhan Gencer'le yapmıştı. Merve Gencer adında bir kızı olan çift yollarını ayırmıştı.
Nilgün Belgün,sosyal medya paylaşımıyla Gencer Ailesi'yle birlikte geçirdiği günleri andı. Ünlü oyuncu bu fotoğrafın altına şu notu düştü: "Tbt gününü Gencer Ailesi'ne ayırdım bugün... Eşim İlhan Gencer piyano çalar biz de Ayten ablayla gelin-kaynana olarak oynarız. Ayten Abla'yı zorla oynamaya razı etmiştim. Bir daha da böyle bir fotoğrafı kimse görmedi. Hiç hoşlanmazdı böyle şeylerden...”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3py1J7nHvUyIyW5yWDuPaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bora Gencer'in paylaştığı bir fotoğrafı da alıntı yapan Belgün altına, "Eski kayınbiraderim Bora Gencer paylaşmış... 25 yaşındayım ve Ayten Alpman'la İlham Gencer’in geliniyim ama gelin maaşım yok! İlham abi yanındaki küçük çocuk Bora... Benim yanımda oturan görümcem Ayşe Gencer. Karşımda oturan güzel kadın Bora'nın annesi Necla hanımdı. Galiba hayatın en güzel yanı yaşanmış güzel günlerin fotoğrafları" diye yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XeDhqpla2UWPOgOGF1j_vQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aoFuixTsVk2Gh2nFimDn9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanan usta şarkıcı Nükhet Duru, Yeşilçam'ın ünlü oyuncuları Zeki Alasya ve Metin Akpınar ile olduğu bir kareyi paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4ZCqVos7F0eHGgmPmU1vrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duru paylaşımına "Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. Buymuş meğer!" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D7-9gbHs4USjz01cDxKbOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Hakan Bilgin, 55'inci yaşını Instagram sayfasında paylaştığı fotoğrafla kutladı.
Bilgin, ablasıyla birlikte yer aldığı siyah beyaz fotoğrafın altına şu notu düştü:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OjLhWFxebEGykGug0zAkCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Yıllar yıllar önce ablamla yine 23 Nisan'a hazırlanmıştık, hayata o zaman da hep heyecanla, umutla bağlıydım… Dünya, ülkem bana ne yaşatırsa yaşatsın, şikayet etmeden, tutunmaya, ayakta kalmaya çalıştım. Böyle olmaz dediler, kavga et, savaş, severek nereye kadar ayakta durabilirsin? Ben de dedim ki 'Buraya kadar geldim sadece severek, fena da değil, sevmeye devam.' 55'i bitirdim, devamında görüşmek dileğiyle..."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LAU8UmrQmESL13qEcXPObg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>MasterChef programı jüri üyesi şef Mehmet Yalçınkaya, sosyal medyada takipçilerini zaman yolculuğuna çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rIXtso-Cu0m5384LGdMH8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şef, çocukluk ve gençlik yıllarının yer aldığı kolajı paylaşırken "Yıllar" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LRrh-QIot0uVO8TTOfwPcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İş insanı Selim Sarı ile 2012'de evlendikten sonra oyunculuk kariyerine ara verip yaşamını ABD'nin Miami şehrinde sürdüren ardından pandemi nedeniyle Türkiye'ye geri dönen Didem Uzel,  24 yıl önce çekilen eski bir fotoğrafını sosyal medya hesabından yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YmI6rQ81tkSZK7f4xk0nzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzel, gönderisine, "30'lar... O zaman elimizde akıllı telefonlar yok ki selfie'ler çekelim, her anımızı kaydedelim, gösterelim. Anca işte böyle gazetelerden saklanan fotoğraflar elimizde. 1999... Tbt... Hafta içi canlı yayın yapıyordum. O dönemin fotoğrafları... Yani ben burada 28 yaşındayım büyük olasılıkla. 30’lar derken, o yaşların tümünü kastetmiştim" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wUJKY4sapkSfnu27XACp0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Cem Davran, 59'uncu yaşına girdi. Ünlü isim, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/awZV9XONFUS8Ulr6eJTzww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cem Davran, çocukluk fotoğrafına "Bugün benim doğum günüm. Elli dokuz yıllık hikâyemde çok şeye tanıklık ettim ama bu başka; hüzünlü ve sisli. Canım ülkem bir yandan acılarla boğuşuyor, bir yandan karanlığa direniyor. Beni var eden anneciğim babacığım yok artık ama bıraktıkları aydınlık, bana her şeye rağmen umut veriyor. Doğum günümde hepinize öfkesiz, huzurlu, vicdanlı, çağdaş, ulu önder Atatürk’ün ışığıyla dolu zamanlar diliyorum. Çocukluğumdan çocukluğunuza sonsuz saygı ve sevgilerimle" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sMRXiBe5ekG5tT_2UcIZHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülseren Budayıcıoğlu'nun hikayesinden esinlenilerek oluşturulan Star TV dizisi Çöp Adam'da rol alan Engin Altan Düzyatan, başarılı performansının yanı sıra sosyal medya paylaşımlarıyla da adından söz ettiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-yTd2fkDNkm-IBkrKN1U2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dizide Tamer karakterine hayat veren Düzyatan, hesabında gençlik yıllarına dair bir kare paylaştı. Ünlü oyuncu paylaşımına "Tiyatroya başladığım yıl, Karşıyaka Lisesi, 1994… Yaş 15…" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eC2jzbbNO02bC80WiKvzrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cici, Martıların Efendisi, Sen Çal Kapımı ve Hakan: Muhafız gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Bige Önal, takipçilerini zaman yolculuğuna çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3qNQcXoRKESMPgD_FJVvnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>33. yaşını kutlayan oyuncu "Hayatın değerini bilmek için an’larda kalmaya çabalamayla geçen bir sene oldu. Zamanın nasıl sürprizler yapabileceğine defalarca şaşırarak; yeniliklerin de zamanla, doğru zamanda, olması gerektiği an’da geldiğini öğrenerek… Tam olarak böyle bir sene geçti. Zamanın ve doğru zamanın değerini bilerek giriyorum bu yaşıma. "Aynı doğru zamanın hepimiz, ülkemiz için de geldiğini ümit ederek; hepimize sağlık, huzur ve ferahlık diliyorum bu yıl" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FJuYkWwpnEycresu3ZQGWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Nurgül Yeşilçay, sosyal medya paylaşımıyla takipçilerini zaman yolculuğuna çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/twXqdPUyW0a3ckRqk_67lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eski fotoğraflarını art arda paylaşan ünlü oyuncu, Star TV'nin sevilen dizisi Çöp Adam'da Tamer karakterini canlandıran Engin Altan Düzyatan ile bir karesini paylaştı.
Yeşilçay paylaşımına "Ama Engin Altan Düzyatan'a bakın çabuk, bebe" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/re2LOsaL3UCBa_sEzQ1Jow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türk seyircisinin 80'li ve 90'lı yıllar boyunca yayınlanan Bizimkiler dizisindeki Nazan olarak tanıyıp sevdiği, genç neslin de Kardeş Payı dizisiyle tanıdığı Ayşe Kökçü, nostaljik paylaşımıyla geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8_EHzvSDcU2Xt3KXKJJn2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, üniversite yıllarında çekilen fotoğrafını “Edebiyat fakültesi Türkoloji bölümü 1972 -73 dönemi” notuyla yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_OtWPH6C10-EbAoTlgnaYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Nilgün Belgün, sosyal medya paylaşımıyla takipçilerini zaman yolculuğuna çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XU_iWa011E2RZ3UH_ZasCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeşilçam'ın usta oyuncusu Ayşen Gruda'yı ölüm yıl dönümünde anan Belgün, gittikleri turnelerden fotoğraflar paylaştı.
Oyuncu, paylaşımına "Canım arkadaşım, sırdaşım Ayşen’im sen gideli 4 yıl oldu… Bu fotoğrafları albümden buldum. İlk fotoğraf İzmir'de Dormen Tiyatrosu'yla turnedeyken çekilmişti. İkincisi de Adoş ve Duygu Ankara'yla sahne showu yaparken… Ne çok anı, ne çok yıl, ne çok sahne, ne çok kabare show'u, ne çok sır, ne çok mazi paylaştık seninle" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N1Te8qLxxEyt8pN-qTvHlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belgün sözlerine, "Tiyatro sahnesinde oynadığım en şahane arkadaşımdın. Ne çok güldük, ne çok da üzüldük zaman zaman… Hayat da böyle değil midir? Hüzünler neşeler mutluluklar acılar sevinçler iç içe yaşanır. Nurlar içinde uyu biriciğim…" diyerek devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rXSrcjaKMEiM_fJDHLHqGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>'Maskeli Beşler' serisiyle şöhreti yakalayan Peker Açıkalın, paylaşımlarına bir yenisini daha ekledi. Birçok projede rol alan ünlü isim, okul yıllarına ait bir fotoğrafını sosyal medya hesabından yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mDFmYZunxEqQd5Z1RqmLhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü isim, paylaşımına "Ortaokula başladığım ilk gün… Farkındaysanız; sağ kulağımın büyük olmasının nedeni de tüm can öğretmenlerimin eseridir. Çok çektiler sağ kulağımı, çok... Özellikle ilk 5 sene. Kulak hâla büyük! Ciddiyim. Onun için saçlarım hep uzundur. (Bu özelimi paylaşmak istedim. Benim sağ kulak büyüktür) Suçum ise; derslerde her daim, yaramazlık ve espri yapıp, arkadaşlarımı güldürmekti. Meğer mesleğimin provalarını yapıyormuşum" ifadelerini not düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/al-0dRGzv0aMTTnRVFwLlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlü oyuncu Pınar Altuğ, sosyal medya hesabında babasıyla çekilen bir karesini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3f4A2VEd2kGNJo3AjYNvzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1991 yılında babası Niyazi Üçer Altuğ'ı kaybeden Altuğ, ölüm yıl dönümünde paylaştığı fotoğrafa "BABAM... Çok özlüyorum 20.01.1991. Sensiz 32 Sene... İyi ki senin kızınım" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S1KxiVYJh0G2oJ8MNcyLsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kara Para Aşk, Gönülçelen ve Zeytin Ağacı gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Tuba Büyüküstün, sosyal medya hesabından takipçilerini zaman yolculuğuna çıkardı.
2005 yılında yayınlanan Çağan Irmak imzalı Çemberimde Gül Oya dizisindeki hallerini paylaşan oyuncu, paylaşımına "Yaş 22" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mO88AJhubUCiyDDN0hkypw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dizide 'Zarife' karakterini canlandıran 40 yaşındaki oyuncunun paylaşımı sosyal medya kullanıcıları tarafından oldukça ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H7RUPgFWbk6lAGyQ2azKVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yabancı Gelin dizisiyle yıldızı parlayan oyuncu Jessica May, üç yaşındayken babaannesi ve dedesi ile çekilen eski bir fotoğrafını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2g7b-mecC0ONpciTx9-fzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>May paylaşımına "Hadi sizi 26 yıl önceki Jessica ile tanıştırayım. O gün benim doğum günümdü. Yanımdakiler babaannem ve dedem. İkisi de melek oldu" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GGhEAO9QF0iwb_SXuL1bVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü sunucu Burcu Esmersoy, sosyal medya paylaşımlarıyla gündeme gelmeye devam ediyor. Hesabında gençlik fotoğrafını paylaşan Esmersoy, kendisini hem Brad Pitt'e hem de Leonardo DiCaprio'ya benzetti</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GKHi8Pyw1UeiEmxSC71wBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>4 milyona yakın takipçisi bulunan ünlü sunucu, "Yanaklar bak etli maşallah. Kaşlar bir daha çıkmayacaklarından habersiz ve masum suratımda asılı kalmışlar" yorumunda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T5XUoMasjkeJXctk3IRaMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başrollerini Afra Saraçoğlu ve Mert Ramazan Demir'in paylaştığı, Star TV'nin reyting rekortmeni dizisi Yalı Çapkını hikayesiyle olduğu kadar oyuncu kadrosuyla da adından söz ettiriyor. Dizide Ferit'in babası 'Orhan Korhan' karakterine hayat veren Emre Altuğ, gençlik hallerini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VeZPxsxQFkmrCgcOTk4B5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu ve şarkıcı paylaşımına "Buraya bıyıkları yeni terlemiş bir Emre bırakıyorum 86 ya da 87 yılında şimdi avm olan okulumda #şişliterakkilisesi Nasıl?" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s14xJdUXmk-M88uCThFeNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Emily Ratajkowski
Ünlü süper model Emily Ratajkowski, gençlik yıllarından fotoğrafları sosyal medyada paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8YZUj5uHuUu7Le31EeLPfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2000'li yıllarda arkadaşlarıyla çekilen çılgın fotoğraflarını, 'Teenage Dirtbag' adlı şarkının sözleriyle yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nn0Ji5iyAEKaDq0mFfqU2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ratajkowski, şarkının "Çünkü ben genç bir pislik torbasıyım bebeğim" sözlerine yer verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CYzivzGn5U-bV3VpM9GnFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özge Ulusoy
Trafik kazasında kaybettiği babasının ani ölümüyle yıkılan ünlü model ve oyuncu Özge Ulusoy, sosyal medya hesabından duygusal bir paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SYAWWp_It0anoQ8lKLldsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü model paylaşımına "Kalbim. Seni bu evrendeki tüm sevgilerden daha çok seviyorum…Benimlesin biliyorum hissediyorum… Hoşçakal demiyorum elbet kavuşacağız… Kusursuz bir baba harika bir eş mükemmel bir insan olduğun için teşekkür ederim… Senin kızın olmak bir gurur. Sana tüm hakkım helal babacığım umarım sen de bizleri izleyip gururlanıyorsundur hep yaptığın gibi… Annem bize emanet sen de oradan bizleri koru olur mu? Mekanın cennet olsun Allah rahmet eylesin. Kızın Fındıka hanım…" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zWpyX3HHj063k5B_Ku0CxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Haluk Bilginer - Cem Uslu
Son olarak Baba dizisinde 'Ceyhun Kömürcü' karakterini canlandıran ünlü oyuncu Cem Uslu, aynı dizide rol aldığı Haluk Bilginer ile 17 yıl önce birlikte çekilen bir fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MEkgw2vsDk2Z6RmY4NWdCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uslu paylaşımına "17 yıl önce, Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?' de figüranlık yaparak kamerayla tanışmıştım. İlk sahnem Haluk abiyleydi. 17 yıl geçmiş... Boşa geçmemiş" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lXb233xvJE2S0xqf19qyfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nusret Gökçe
Salt bae (tuz serpme) hareketiyle dünya çapında ünü olan şef ve işletmeci Nusret Gökçe, çocukluk fotoğrafını sosyal medya hesabından yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hMlbxwdI9kaopwqH76UDSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paylaşımına İngilizce "Tuz yoksa hayat da yok" yazan Gökçe, meşhur tuz serpme hareketine gönderme yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R_l_NmUJpk678iFofRi0FQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Binnur Kaya
Ünlü oyuncu Binnur Kaya, sosyal medya hesabında zaman yolculuğuna çıktı. Yeşilçam'ın duayen oyuncusu Filiz Akın ile çocukken çekilen fotoğrafını paylaşan Kaya, "Çocukluğumun en değerli hazinelerinden bu fotoğraf... Hayallerimi hayranlıkla seyre daldığım zamanlardan... Gönülden sevdiğin her insanla, her şehirle yolun kesişir, bundan eminim..." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lIHkmlqq6k-rLpiYdW-KGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaya paylaşımına "Çocukluğumun hazineleri, bugünümün kıymetlileri...Güzel çocuklardık, güzel hayaller kuran... Çocukluğumuza, bugünümüze, hayallerimize selam olsun..." notuyla devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ie0SGOwCyEmLjW1800yUWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağmur Ünal
Türkan Şoray-Cihan Ünal çiftinin kızları Yağmur Ünal, anne ve babasının kendisini basınla tanıştırdığı kareyi takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q0hE2v94nk208t8ZLHBT-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünal, paylaşımına anne ve babasını etiketleyerek "Saçlı bebek" notunu düştü. Ünlü ismin paylaşımı büyük ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ogRa_w_UQUKOm7DE1dGH_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeyno Günenç
'Çocuklar Duymasın' dizisinde 'Gönül' karakterine hayat veren Zeyno Günenç, birkaç ay önce kaybettiği babasıyla tam 38 yıl önce verdiği pozu paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DCZNRq72v0uWAg5OGLwfrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeyno Günenç, paylaşımına "Canım babam. Lise mezuniyet yemeğinden" mesajını yazdı. Ünlü ismin yayınladığı kareye binlerce beğeni ve yorum geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o_VGr9ovE02Gtffn7YAB8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İpek Erdem
Hayat Bilgisi dizisindeki Barbie karakteriyle akıllara kazınan ünlü oyuncu İpek Erdem, içinde pek çok ünlü ismin bulunduğu nostaljik bir kare paylaştı.
Erdem paylaşımına "2003, Taksim’de bir restorant... Pamela Spence, Cem Davran, Beyazıt Öztürk, Güven Kıraç, Gökhan Kıraç... Gecenin ortasında karşımdaki sandalye boşalmış sonra Şener Şen gelmiş oturmuştu... İlk karşılaşmamdı... 19 yaşındaydım... Gökhan ile gözlerimizin içi parlıyordu heyecandan ona bakarken “Bize hayat ile ilgili tek bir şey söyler misiniz?” diye sordum. O da 'Vallahi ne diyim... İçinizdeki çocuğu kaybetmeyin' demişti" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r5v8xXszL0a3L-jgBWxKEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, paylaşımına "Ve bu fotoğrafı bu sene bir arkadaşım ulaştırdı bana. O gece orada olan bir arkadaşında varmış ve bana iletti" sözleriyle devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lF7weJD01E-L6mSC_bkcyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ebrar Karakurt
Başarılı voleybolcu Ebrar Karakurt, Instagram hesabından yıllar önceki görüntüsünü paylaştı. Ünlü ismin çocukluk halini görenler tanıyamadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-ICRL7IHckidJ-6UkDaKQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ebrar Karakurt, Instagram hesabından yayınladığı çocukluk paylaşımına ''E ben güzelmişim'' notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3dUssOOofkCc8gLaTVp3aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nez
'Sakın ha' albümü ile 2000'li yıllara damga vuran şarkıcı Nez, çocukluk fotoğrafını Instagram hesabından takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F08umRp-nEmWcrySnu3DsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nez, fotoğrafın altına "Minik Nezihe... Seni muhteşem bir hayat bekliyor acısıyla tatlısıyla. Canım annem ve babama çok teşekkür ederim"notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DOyMR6dwQk23rwH8qnOWog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merve Boluğur: Benim küçük kızım</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1iUMUCAJoUC9Jx6OjTlaEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boluğur daha önce de bir çocukluk karesini paylaşmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3AXrj3uRvEaB75vgxIpUKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merve Boluğur</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1TVO5h4xIE29_FFcMZ_oxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Murat Kekilli
'Kara Gözlüm', 'Çılgın' ve 'Bu Akşam Ölürüm' şarkılarıyla tanınan Murat Kekilli, lise yıllarına ait bir fotoğrafını paylaştı. Adana Erkek Lisesi mezunu olan ünlü isim, yayınladığı fotoğrafla hayranlarını geçmişe götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cgv_8fVkg0SwWXHL3gge1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Okul arkadaşlarıyla poz veren Murat Kekilli paylaştığı karenin altına "Adana Erkek Lisesi yıllarımı merak edeniniz var mı? Bu tipten bir Anadolu Rock temsilcisinin çıkması sizce de ironik değil mi?" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SR6dSi_YeUmi5Bx1ca-YtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Aniston
Hollywood’un gözde oyuncularından Jennifer Aniston, sosyal medya hesabından duygusal bir paylaşımda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SqGOdD6VJki55i3JfxE5ew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde özel hayatına dair yaptığı çarpıcı açıklamalarla gündeme gelen oyuncu, yakın zamanda kaybettiği babası John Anthony Aniston ile ilgili bir paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eb4B_iWeIk-d9X6n4kKmYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Babasıyla çekilen çocukluk fotoğraflarını paylaşan yıldız “Sen tanıdığım en iyi insanlardan biriydin. 11.11. Zamanlaman her zamanki gibi harikaydı. Şimdi bu tarih benim için daha büyük bir anlam taşıyacak. Seni sonsuza dek seveceğim” notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OumXDex2QEGYeU8GMeOFzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pınar Altuğ
Oyuncu Pınar Altuğ sosyal medya hesabından bebeklik fotoğrafını paylaştı. Takipçilerini nostaljik bir fotoğrafla geçmişe götüren yıldız, annesine duyduğu özlemi dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDB6VXWlhkCOLCCSiK3ObQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Altuğ paylaşımına "Çok özlüyorum" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hK9S7WEp306n8vFlB7Ffxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Rutkay
Ünlü oyuncu Doğa Rutkay, çocukluk fotoğrafıyla doğum gününü kutladı. 44 yaşına giren oyuncu, "Burada 4, şimdi 44 yaşındasın Doğa ! Şimdi çok uzun yollar gitmiş olmanın tuhaf yorgunluğunun dışında, hayallerini gerçekleştirmiş olmanın mutluluğu var. Çok şey değişti, o deniz kenarında, mor denizkabuklu elbisen uçuşurken rüzgar karşısında, kahküllerin ve çekik yavru gözlerinin hüznü arasında…" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WweqwYFIg0S3Ft5iDwNFgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rutkay paylaşıma şu sözlerle devam etti:
"Ama hiç değişmemiş olan şeyler de var.-Kafası hala karışık bir tipsin mesela-Hep neşelisin ama bi şekil; için içine sığmıyor..-Onca telaşe ve üzücü durumlar da bile bir yolunu bulup, parmağını aydınlıktan uzatıyorsun.-İlk günün heyecanıyla seviyorsun herkesi, yarınlar yokmuşcasına anlatışların ve kendi sesinden aşırı yoruluşların hala bitmedi-İşe güce koşturuyorsun!“Çok yoruldum artık yeter” dediğin an çoktan trafikte çoşa çoşa başka bir işine gidiyorsun.-Söylenme huyun var ama bir kaç saniye sürüyor.-Hayatı saçlarından çekip yaşamayı başardın????????-İki tane mis gibi yavrun var.-Oğlun; aynısı tıpkısı sen!-Bam bam, totosuyla dağları deviriyor.-Kızın; çok şükür babasına çekti…-Sana nazaran daha zarif ve sakince yaklaşıyor mevzularaYavrularında şimdi bu fotoğraftaki sen gibi 4 yaşında! Birlikte sevgiyle yoğrulup büyüyorsunuz.İçinde meğer ne çok şefkat, sevgi, sabır, azim, mücadele yetileri varmış ha Doğa? Ne işe yarayacak der dururdun zaman zaman.. Şimdi hepsini birer süper güç olarak kullanıyorsun. Kirlenmemiş, masum kalabilmiş , yüreğinin her köşesi yavruların için liman oldu! İyi ki doğmuşsun ! Sana çok kızıyorum bazen, çok hırpalıyorum biliyorum. Ama affet ! Böyle gelişiyor insan, kendinin farkına varıp, kurcaladıkça, şüphelendikçe, meraklandıkça çalışıyor kafa. Ve bizim bu sağlıklı kafaya ihtiyacımız var! İyi ki doğmuşsun! İyi ki başardıklarının yanında bir o kadar da başaramadıkların var. Kendini sevmeye, sevdiklerini daha da çok sevmeye, karşılığında da her yeni günüme,her sabah ömrüme açan çiçeklerime şükürler olsun! Hoş geldin 44 ! Hoş geldin Doğa!"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N1Z8rC4okUa0u7ydl6n4Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İclal Aydın
Oyuncu ve yazar İclal Aydın, 2020 yılında kaybettiği annesi Yücel Aydın'ın doğum gününü sosyal medya hesabında paylaştığı fotoğrafla kutladı. Aydın, siyah beyaz fotoğrafın altına duygusal bir de not düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jS0pnubV90G3mJ3sFgoZwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Annesine benzerliğiyle dikkat çeken Aydın, şunları yazdı:
"Bugün doğum günün ve sen bu fotoğrafta galiba 32 yaşındasın. Bugün diğer günlerden biraz daha ağır… İyi ki doğdun annem… Ve bana kardeşimi verdin."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TuHK7kvT7E6YESNT7xhiuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hira-Okan Kurt
Demet Akalın kızının babası Okan Kurt'un çocukluk fotoğrafını paylaştı. Ünlü şarkıcı fotoğrafın altına, "Hira kime benziyor tartışması bitmiştir" notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/77hondWugEqKMUhmxVIkSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Akalın-Okan Kurt
Demet Akalın ve iş insanı Okan Kurt 2012 yılında nikah masasına oturmuş, 2014 yılında da kızları Hira dünyaya gelmişti. Akalın böylece Hayranlarının "Kızınız size çok benziyor", "Hira annesinin kopyası" yorumlarını bitirecek bir paylaşıma imza attı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/znaT3Cg_CEuqEV0mVVKl9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ece Gürsel
Model Ece Gürsel, çocukluk yıllarına ait bir aile fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşıp babasını andı. Gürsel'in annesine benzerliği dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ObGj0-9OE0CxgPC6COilDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ece Gürsel
Babası, annesi ve ablasının yer aldığı bir kareyi paylaşan Gürsel, "Canım babamın aramızdan ayrılışının 7. yılı… Sevgi ve rahmetle… Yalnız ablam nasıl da Bella, ben nasıl da Sera... Annem de şimdiki ben" notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z0HF57WhmUe39QZEi0cMrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Melek Mosso"Arkadaşlar umudunuzu kaybetmeyin!Şaka bir yana artık bizler ana baba oluyoruz. Çocuk zorbalığı diye bir şey var ve çok gerçek. Ben buna yıllarca maruz kaldım. Çocuklarınıza farklılıkları sevmeyi, arkadaşlarına kötü davranmamayı ve sevmeyi öğretin. Öptüm.Düzeltme not: Estetik ameliyat yok, bazıları para var çare var hödö hödö yazmış. Büyüdükçe düzeldi. O yüzden diyorum umudunuzu kaybetmeyin diye"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aQcbTbhfk0OrRKFnxgMm-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Melek Mosso</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M9n94nrLXUS4mDXL73Gmnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ege ve Cem Yılmaz
Şarkıcı Ege'nin, askerliğini ünlü komedyen Cem Yılmaz ile 2001'de Mamak Muhabere Bilgi Sistemler Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı'nda yaptığı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eJUZQGQoF0qNg4fY5ipkSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>21 yıl önce Yılmaz ile çekilen fotoğrafını Instagram hesabından yayınlayan şarkıcı, paylaşımına "Cem Yılmaz ile askerlik hatırası. Kazak babamındı" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FtacHvmMLke0xi-P6OO-Gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ege ve Cem Yılmaz'ın aynı karede yer aldığı fotoğraf, kısa sürede hayranlarından yoğun ilgi gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TV6eAEh8zUWGd8F9TITA-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özge Borak
Ünlü oyuncu Özge Borak sosyal medya hesabından çocukluk halini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YO1eew_C7EilqrM0XzZBrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, "Melek gibi bir kadındı halam. Bu dünyadan göçeli 13 sene olmuş. Özlüyorum" notunu düşerek halasıyla olan fotoğrafını yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yLLqfyVDcEmkl6Ngbvh5FQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Murat ArkınYakın zamanda babası Cüneyt Arkın'ı kaybeden Murat Arkın, sosyal medya hesabından babasına dair bir anısını şu sözlerle paylaştı:"Ne muhteşem bir geceydi. Daha dün salıncakta otururken diyordum "babam çıkıp şimdi gelse, yanından kimse ayıramaz beni" diye.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OGkapHqESUm9COWTD0ioYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Tüm gece beraberdik. Kucağındaydım. O koca vücuduyla sarmıştı beni. Yatarken kas ağrıları ve hafif ateşli yatmıştım. Elleri yüzümdeydi. Sarı kazak vardı üstünde. Dudağıyla ateşimi ölçtü. Dudakları hiç ayrılmak istemezmişcesine alnıma yapıştı kaldı. Ben yan yattığım için belimin ağrıdığını hissediyordum ama sanki rüya olduğunu biliyormuşcasına kıpırdarsam sihir bozulacak diye yerimden kımıldamıyordum. Öyle yattım kucağında, dudakları alnımda."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kBjLuTaG30edIQO3-XtgNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Melek Baykal
Oyuncu Melek Baykal, gençlik yıllarına ait bir fotoğrafını sosyal medya hesabından yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vn3ivZLvfUW8YSC_v97MBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, gönderisine "Yaş 19 sanırım... Kardeşim Samim'le dans ediyoruz" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GT15a4bmeEup3JsYi2-E5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlber Ortaylı
Prof. Dr. İlber Ortaylı, 2020 yılında 102 yaşındayken kaybettiği, Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin Rus Dili/Edebiyatı hocası olan annesi Şefika Ortaylı ile nostaljik fotoğrafını paylaştı. Anneler Günü kutlaması için Instagram'dan paylaştığı fotoğrafın altına, "Validem ihtilal yılında doğdu. Uzun, hadiseli bir ömür geçirdi. İkinci Cihan Harbi’ni yaşadı. Memleketine, diline, teşhir etmemekle birlikte dini kurallara çok bağlı olarak yaşadı" diye yazdı.
Ortaylı annesi için ayrıca şu ifadeleri kullandı:
"Çok tuhaf, mutlu zamanı Avrupa’da hemen harbin sonrasıdır. Memlekete çok çabuk intibak etti; Türk edebiyatını ve tarihini iyi okumaya dikkat ederdi. Gramer bilgisi çok derindi; bizim üzerimizde etkili oldu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde hocalık yaptı. Ondan öğrendiğim bir şey var: Önünüze gelen öğrenci ana babanın seçemediği evlat gibidir. Suret-i katiyede sadece dinlerine, milliyetlerine göre değil, siyasi düşüncelerine göre de ayrım yapamazsınız.
Solcu değildi ama solcu talebelerini de çok severdi, onlar da onu severdi. Hayatında en takdir ettiği öğrencilerinden biri Ataol Behramoğlu’ydu. Ataol’un da onu sevdiğini biliyorum. Öğretmenler Günü'nde yazılar yazardı. Ondan öğrendiğim bu sistemi, öğretim hayatım boyunca hep uyguladım."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qsr2K4SJ0kuZnq8VCQIdAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Yer yer bize karşı çok sert, yer yer de çok yumuşak ama prensip olarak ayakta durmamıza dikkat eden bir eğitimi vardı. Hiç şımartmazdı. Beni şımartması ancak çok ihtiyarladığı benim de artık olgunluk çağına dayandığım sıradaydı.Kendisini bir gün derse de çağırdım. Bu dersler ikiye üçe de çıktı. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeyken Rus Edebiyatı Tarihi anlattı. Salon doldu. Hatta rahmetli Muhibbe Darga bile oradaydı. Bu konferansların sonunda Mete Tunçay kendine has tatlı muzipliklerden birini yaptı. 'Şefika Hanım Ankara Üniversitesi’nde üye değil mi?' 'Evet.' 'O zaman bir dilekçe yazalım; İlber’i atsınlar annesi gelip ders versin' dedi.Sohbeti yerindeydi, şiir kültürü çok zengindi; Puşkin’den bir eseri okur anında tercümesini yapardı. Hiç şüphesiz ki onu öyle hatırlamak istiyoruz. Her şeyi bir arada yapabilen ve çocukları yetiştirebilen biriydi. O kuşakta böyleleri vardı, annem tek değildi. Bugünün annelerine de aynı sabır ve dayanıklılığı tavsiye ediyoruz, lazımdır."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ArIALlK5Nk-AhYZVzqzCjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülse Birsel
Ünlü senarist ve oyuncu Gülse Birsel, arşivinden Cem Yılmaz'lı fotoğrafı çıkararak Instagram sayfasında paylaştı. Birsel, "Boğaziçi Üniversitesi mezuniyet töreninde o yıl bilmeden mizah paneli yaşanmış. Cem’le okuldan hiç tanışmadan tesadüfen yan yana düşmüşüz. Zaman yolcusuyum ve Cem Yılmaz'la selfie çektiriyorum gibi görünse de sadece genç irisiyim ve elimdeki galiba maytap. Vay be" notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3352jEGxWkSLLjRiK_hnvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Okul yılların birbirini tanımayan Birsel ve Yılmaz, şimdi komedide Türkiye'nin en iyi isimleri arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iCMfqHqUNEOEyCf_0D63CA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nil Karaibrahimgil
Ünlü şarkıcı Nil Karaibrahimgil, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımıyla takipçilerini zamanda yolculuğa çıkardı. 
Karaibrahimgil, kendisi gibi ünlü olan ve oyunculuk yapan kız kardeşi Işıl Mete ile çocukluk fotoğrafını yayınladı. Nil Karaibrahimgil, gönderisine, "Yol üstünde bir ara birbirimizi kaybettik, geçen doğum günümde yine elimi yakaladı. Kızıldı yine, güzellikti, çocukluktu, gençlikti, saflıktı ve hayallerdi... Belki de bir yerlerde biz hala devam ediyoruz benim odamda konuşmaya" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jfe21E3Dkk-J-EDXEdQY7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaibrahimgil'in kardeşi, aynı kareyi sosyal medya hesabından yayınlayarak, "Hiç bitmez ki!" sözleriyle karşılık verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L7aiBpaLuk2vhJcm7oLVYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Işıl Mete
Kariyerine oyuncu olarak devam eden Işıl Mete, 'Hile' ve 'Gölgedekiler' isimli dizilerin yanı sıra birçok reklam filminde oynadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qgma2nJxRk6sepWldEj6JQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mabel Matiz
Memleketi Mersin'e giden Mabel Matiz, paylaşımlarında üzerinden yıllar geçmiş bu aile fotoğrafına da yer verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KpZh3Dhlv0eVjE8zupOEiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Matiz annesiyle çekilen yer aldığı karelere, "Ana yurdum ekspres" mesajını yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RfghXWS3OkeMfNmNiclOrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarkan
'Megastar' Tarkan, çocukluk fotoğrafını sosyal medya takipçileriyle paylaştı. 48 yaşındaki sanatçı, fotoğrafının altına, "Madem doğum günüm yaklaşıyor, bugünün tbt’si çocukluğumdan bir doğum günü fotoğrafı olsun o zaman" mesajını yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MBOG54N0nkGkGrD6lFj8AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pop müziğin güçlü ismi, 17 Ekim 1972 doğumlu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AY3A1fmsOUeSgz0lA1LsYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Acun IlıcalıAcun Ilıcalı yıllar önce çekilen fotoğrafı sosyal medya hesabında takipçileri ile paylaştı. Ilıcalı, Kadıköy Anadolu Lisesi'nden arkadaşı Turgay Ozaner ile fotoğrafının altına "Eskilere dayanan dostluğun ispatı" yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GuVyOq8Lw0ONcyP-l5kcbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ilıcalı daha önce ise çocukken çekilmiş bir fotoğrafını Instagram hesabından paylaşmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ac3cQBjfvUKj4RtxdCBheg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ilıcalı fotoğrafın altına  "Geçenlerde Hülya teyzemle çektirdiğim bir foto" notunu düşmüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IG8dRhWro0aZnaTG2F6ZNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Teoman, annesi Şaziment Yakupoğlu ile yer aldığı çocukluk yıllarına ait bir fotoğrafını sosyal medyada paylaştı. İçine kapanık ve kitaplara düşkün bir çocuk olduğunu söyleyen sanatçı, çocukluğunu şöyle anlattı:
"Ben topraklarımın değil, odamın insanıyım. Çocukken arkadaşlarımla futbol, misket oynamak yerine odama kapanıp kitaplarla vakit geçirirdim. Annemse küçükken yaşıtlarımla kaynaşayım isterdi. İnsanlarla konuşmaktan utandığım için evde tek başıma oturuyorum diye endişelenirdi. Gerçi değişen bir şey yok, hala öyle... O yıllarda kitaplara fazlaca düşkündüm ve kitap bizde pek de matah bir şey sayılmıyordu. Hele kuzenim sürmenaj olunca, annem korktu. Çok okuyanların kafayı yediğini düşünüyordu. Okurken çok heyecanlanır, adeta kitabın içine girerdim. Annem, 'Açma öyle gözlerini' derdi."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WQ9qygtYq06P-U5IpPNA0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teoman</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3I0e8GAxiUyDk0soPXgY5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Serenay Sarıkaya
"Küçük ben!"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qwxg6_axYEmYXIOL4kEKFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Serenay Sarıkaya</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s14zpflWJkKZ5Lu_mZW60w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Onur Buldu 
'Güldür Güldür Show'un oyuncusu Onur Buldu, yıllar önce meslektaşı Sarp Apak ve yakın arkadaşı Mehmet Demiralp ile birlikte çekilen fotoğrafını yayınladı.
Buldu, Instagram hesabından paylaştığı gönderiye, "Sarp Apak ve dünyanın en yetenekli adamı Mehmet Demiralp... Salihli'de yumurta gibi kokan otele giderken..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4gGzqGcu_ke0YB60QV14dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Onur Buldu
39 yaşındaki oyuncunun nostaljik fotoğrafına binlerce beğeni ve yorum yağdı. Ünlü isimler de fotoğrafa kayıtsız kalamadı. Hasibe Eren, "Sarp’ın o yaştaki yaşam sevinci?" notunu düşerken, Aylin Kontante ve Uğur Bilgin ise fotoğrafa kalp emojisi bıraktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WjtAf9cq7Uyz6ARHiKcqcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Menderes Samancılar
Adanalı ünlü oyuncu Menderes Samancılar'ın Adana sokaklarında çocukken ayakkabı boyacılığı yaparken çektirdiği fotoğrafı ortaya çıktı.Birçok filmde başrol oynayan Samancılar’ın ayakkabı boyacılığı yaptığı fotoğrafı bir kebapçının duvarını süslüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/058o1uQ2SE-OwehiiNkAqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Menderes Samancılar
Samancılar’ın hem günümüzde çektirdiği hem de çocukken ayakkabı boyacılığı yaparken çektirdiği fotoğrafı iş yerine gelenlerin ilgisini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pr4MlJ3rHUOUvr_bTStSoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazıl Say"Ankara 1975"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zx8PF2LGREqY9ZQBrj45Ww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazıl Say</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/olhvv2-46kCIAbdXLz6pig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hüsnü Şenlendirici"35 Yıl sonra aynı yerde... Ayazköy-Bergama! Klarnetçiler: Ustam dayım Mansur Köfeci ve rahmetli dayım Üstat Kel Mesut... Davulcuda büyük ihtimalle Çilli Şerif amca"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qnniv3KhDU-wvh94rQkzhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hüsnü Şenlendirici</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zmdlPeS870OqsRejIU5DLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Behzat Uygur"Yıl 1970 Şehzadebaşı Gündeş tiyatrosu… Annem ve babam beni sahneye hazırlıyor…"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TFsCBHFa00aF0dTxOSp7lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Behzat Uygur</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Z9-WJlNok6GAouiAgatYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cüneyt Arkın"İstanbul Bebek Koyu 1960’lı yıllar"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qZwyphDczUaB_xlG8-0zpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cüneyt Arkın</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B6fcxaTu4EWVcndiC0Fwiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bige ÖnalOyuncu Bige Önal, Türk futbolunun unutulmaz futbolcularından Erhan Önal'ın vefatının ardından sosyal medyadan babasıyla çocukluk yıllarında çekilen bir karesini daha yayınladı. Önal, babasıyla çekilmiş çocukluk fotoğrafına, "Rüyalarda buluşalım" mesajını yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pzPxbBmlZ0C3DNH3_6nXWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bige Önal</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mAKfIVThdkuZIDvsj4w3dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nesrin Cavadzade</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N7zJjzXYYEuirEns6bsf3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nesrin Cavadzade</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XZC4t8V-I0CjvkIVXAI-rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazıl Say: 1970, Ankara, ilk vesikalık</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J9YVHt9Nsk2UQ6v8FyKAtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazıl Say</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fABrWyKCIk6-sAdaxveu7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merve Çağıra: (sağdaki ben) ve kuzenim Zeynep</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K0cgVIAqXkSGMXv8JEXqOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merve Çağıran</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0OpBELXnuE2ususgvzAp6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Garner
Şimdi 48 yaşında olan ünlü oyuncu, çocukluk fotoğrafını paylaşarak, saç modelinin kötü olduğuna vurgu yaptı ve şimdiki kuaförüne minnettar olduğunu dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cCsHLMymWkudWfRd1C1CpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Garner
Garner, "Bazen 8 dolarlık saç kesimi işe yarıyordu, ama bazen de hiç iyi olmuyordu" şeklinde esprili bir çocukluk paylaşımı yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YyUfNnFB5UqeISHY-_-x6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Aniston</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M5xCkdhEsEOATeOUCYHvCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Aniston</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lxcatFWkaEaTz9j9cdV8Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gigi Hadid</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/url0h_-qL0--5dbpDcOmNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gigi Hadid</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ahUh-L2X2U-2Aehqjc8TxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Miranda Kerr</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rr1SGf-uUUW8Ve6-lDWPFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Miranda Kerr</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iH3uSyKnREqxY2KN6SLBDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kariyerine 7 yaşında başlayan ve şimdi 27 yaşında olan Amerikalı oyuncu ve şarkıcı Selena Gomez 10 yaş halini sosyal medyada paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JtGzyrgUV0CZ-y9harl7Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Selena Gomez</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xtx9UlGouEqNfkTY3b7cVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dua Lipa</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e38gumHXdEiT6YxXFTiBRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dua Lipa</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/41ZB-QBpnUO6NYybBFfKcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Josephine Skriver</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jHJ7VaWlfk6ndyvb7SPjog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Josephine Skriver</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CG3M1OYPB0aIPwDXebWLWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cara Delevingne</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nbn6vu3meUCbY_4d-WVZjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cara Delevingne</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sZJdtVdGPUOHRkISBshJzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Miguel Herran</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mQuj1MoBtkSh0l9zd0rMDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Miguel Herran</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KdYlqamV3EqhH7OQagOOMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yılmaz Erdoğan, küçük kardeşi Deniz Erdoğan ile çocukken çekilmiş fotoğrafını Instagram hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fClNe73PHkOtlvGXU7fjnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yılmaz Erdoğan ve küçük kardeşi Deniz Erdoğan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x8RTLOJAp0qIbsCODBYpng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çukur dizisinde Cumali Koçavalı karakterine hayat veren Necip Memili çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TwYiQTUGu0StHbDJkaXC9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Memili fotoğrafın altına "Yıllar yıllar önce, kuzenler. Beni bul" notu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FhXgipS740exL-wgsheYLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Göksel, okul yıllarına ait yıllık fotoğrafı sosyal medyadan yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UZs3WSV7wUuWFX-0qLyXrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göksel"Çocukluk fotoğraflarım hep kısa saçlı... O sıralar en sevmediğim soru; kız mısın, oğlan mısın?"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2us-SyFiT0u-U8aS6cHwTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ebru Gündeş</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JY6pz9HGJU2Y8ynTs_iqvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ebru Gündeş</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ozHBqrYfekiE-L-HG2iLlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şu sıralar Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde rol alan Mustafa Üstündağ çocukluk fotoğrafını sosyal medyadan yayınladı. Ünlü oyuncu fotoğrafa, "Çocukken iki kere kaçmıştım da ben evden; ilkinde dünyada oynarken bulmuşlardı, ikincisinde ise hala aramaktalar" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pGqcuRzXTkCEVj1tLSnYnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mustafa Üstündağ</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WT9wV8A8sU2QYMTtOIY50w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce okul yıllığı da ortaya çıkan Göksel Göksel şöyle anlatılmıştı:"Sınıfımızın assolisti Göksel, Ebru ile ön sıraların tek hakimidir. Bu arada en önde Amerikan yardımı alamamaktan oldukça fazla yakınmaktadır. En belirgin özelliği Toronaga stili saçlarıdır. Sıkıldığı zaman kendini yemeğe veren arkadaşımız, özel rejim programları uygular. Bu programda pastalar, börekler, makarnalar geniş bir yer tutar. Midesinin genişliği henüz bilim tarafından araştırılıp bulunamamamıştır. Arkadaşımız 16 köşe japon jetonu kullandığından, yapılan esprilere sınıfta en son tepki gösteren kişidir."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/43aedWaeEk-vuWjp53BtKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mazhar Alanson</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vZ6-lxUgkkScQM4YsEZvEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mazhar Alanson</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MR6q8FxcJ0qGQ6h-_pgz6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ezgi Mola
Son olarak Maide'nin Altın Günü adlı filmiyle beyazperde de boy gösteren Mola, daha önce de çocukluk fotoğrafını sosyal medyadan yayınlamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A_r-NW65Hk2B7HjFzLO4zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>34 yaşındaki Mola, çocukluk karesine "Korkma Ezgi’ciğim, her şey geçiyor. Kalbi kötü olanlar da bi şekilde gidiyor..." mesajını yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i64wSnf-oUGZ-Mkg5hrEtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mola daha önce ise 1984'te çekilmiş bir karesini ve paylaşarak altına şu notu düşmüştü: "Olm bi çay simit getirin da, diş çıkaracaz Allah'ın izninyle !" Dönemimin Ramazan abisiymişim"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ecGyPwUF70OZKoh3MY-MUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eda Ece 
"Annemin evinde ilkokul fotoğrafımı buldum"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N36gzrzsr0GdLUPcQkKYPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eda Ece</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8O6JOcOcUkO7pTMtQkNmyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BÜLENT İNALPayitaht Abdülhamid'in başrolü Bülent İnal, okul yıllarında çekilen bir fotoğrafı Instagram hesabına yükledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cHJmC4ZLtEWHPB7nFML4DA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnal fotoğrafa şu mesajı yazdı: Yıl galiba 1984-85 Üsküdar Örnek Mahallesi Örnek İlkokulu. Ayakta sağdan ikinci. Vay be. Tüm arkadaşlara selamlar. Sevgiyle anmak isteyeceğim bir öğretmenim olmasını çok isterdim. Fakat olmadı. Bütün ilkokul hayatım boyunca neredeyse her gün bizi dövdü. Kafamızı tahtaya vurarak tokat atarak cetvelle sopayla. Bir bahane arardı hep dövmek için. Bazen sorular sorardı tek tek döverdi bazen de bütün sınıfı bir bahaneyle sıra dayağından geçirirdi. İlkokul bitince ailelerimize haber yollamıştı okutmanıza gerek yok bişey olmaz bunlardan diye. Dışarıda onu görünce arabaların altına saklanan arkadaşlarım vardı. Adı bizde kalsın. Torunları vardır ailesi vardır onları üzmeyelim. Neyse. Çocukluğum güzel bir mahallede güzel insanlarla geçti. Örnek mahallesine selam olsun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1O7-lIzdZEKCQlSmqF91NA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnal, daha önce ise kardeşleriyle çocukluk yıllarına ait çekilmiş bir kareyi Instagram hesabına yükleyerek, "Abim, ablam, ben..." yazmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7XYStun9hEmUXohLI5JjqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz Çakır
"Seni çok özledim"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jN_KCpoYaESAUeyIx59WUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz Çakır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UMLdlWMnLEW7xxk3qvA0wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ezgi Mola
"Bu yıl da bol bol kokoreç yedim. Şimdi yine tutuşup dikkat etmeye başladım (Belim ağrımaya başladı)Olayın temeline indiğimde acı gerçekle karşılaştım, meğer ben zaten 3 aylıkken 1 yaşında görünen bir yağ hücresiymişim"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eyn5zeTQW0-tBHFXcmLLUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayko Cepkin
Hayko Cepkin, yeni projelerinden 'Dans Et'in klibini sevenleriyle buluşturdu. Klipte, sanatçının ailesine ve çocukluğuna ait görüntüler yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pR9YNCGpTUC2-OCpnA3-pQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayko Cepkin’in geçtiğimiz Ocak ayında yayınlanan yeni projesi ‘Kabul Olur’ ve ‘Dans Et’, listelerde en üst sıralarda yer alırken, projenin ilk klibi ‘Kabul Olur’ şarkısına çekilmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZNSR48HdWUiokiQB6-cpGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ahu Yağtu 
""O yasta kiz kiza dans vardi. Stilimden tabi ki de odun vermedigim yillar... Ha o zamanlarin bir ritueli olarak o sac ortadan cat diye kesilmis ve delik kalmis"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mSaum1jyQEyAeFSFu2meQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Projenin ikinci klibi ise ‘Dans Et’ şarkısına çekilirken, yarın ilk kez yayınlanacak klipte sanatçının ailesine ve çocukluk yıllarına ait enstantanelerin yanı sıra 70’li yılların İstanbul’unun nostaljik görüntülerine yer verildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lFuSPCHdfEqqKmjxmXxhDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayko Cepkin'in aile kavramını, iyi bir aile olabilmenin yükünü kendi penceresinden anlattığı şarkıda, bir annenin ve bir babanın, evladına duyduğu sonsuz sevgisi, fedakârlığı ve karşılıklı minneti müziğin güçlü dili kullanılarak ifade ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nu7_xOyd-UGyyam_wZ90JA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Klipte, Cepkin'in annesiyle birlikte çekilmiş çocukluk fotoğrafları yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gg6pbFi4ZU2_Iih9yR36Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Russell Crowe</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GMw0v7xVv0yX1KWKBv-C7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Russell Crowe</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTw3vkcpWEe03h8Xak-vJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cenk Tosun</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D31KTICZNEWtTqiaxseZIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cenk Tosun ve ablası</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-ycTy9c3jU20h4pGGioMrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Serel Yereli</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QpenVN0frUGxi3TU-yhJTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Serel Yereli</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1QKD0H6XIE-XUf62weKYUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beste Kökdemir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Big21JFIB0KvBn-iqcJgkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beste Kökdemir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LtPA4ytU70u0L6p1AEOsXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Candan Erçetin
Candan Erçetin, Kıbrıs'ta 2 konser verdi. Ünlü sanatçıya konserde üzerinde çocukluk fotoğrafının bulunduğu bir pasta ile sürpriz yapıldı. Üzerinde 3 yaşındaki siyah beyaz çocukluk fotoğrafının olduğu pastaya hem de üzerindeki fotoğrafa çok şaşıran Erçetin “Bu benim için büyük bir sürpriz. Hayatımda ilk kez bir 23 Nisan sürprizi yaşıyorum şu anda. Bu fotoğrafı nereden buldunuz? Bu benim üç yaş doğum günümde Kırklareli’nde çekilmiş fotoğrafım. Beni çocukluk yıllarıma götürdünüz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X0jlk5G6MESVtKblawN7Eg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Candan Erçetin</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yFGL46kMN0O_cCDXCUApWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Seda Bakan"Sadece büyük bir lider geleceği küçük kalplere emanet eder... 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mız kutlu olsun. 1990 Gebze"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nMn2JOWJREyS8V-ljx2tIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Seda Bakan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8mFMcuef60iFAkEH3KVqlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muazzez Ersoy
Çocukluğu ve gençlik yılları Beyoğlu'nda geçen Muazzez Ersoy sosyal medyadan nostaljik bir paylaşımda bulundu. 60 yaşındaki sanatçı paylaştığı fotoğrafı "Kasımpaşa" notuyla yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nIH8JCHqd0KhcQ-y14oYZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muazzez Ersoy</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zPVHATNrvUyyhC36VVrRFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meryem Uzerli
Oyuncu Meryem Uzerli, Instagram hesabında  çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PifIy7TZ-EadXsRl7i5qYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzerli daha önce ise ablası ile birlikte çekilen fotoğrafını yayınlamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KBF6te1GnEOCv3KCCexgeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meryem Uzerli ve Canan Uzerli'nin ikiz kardeş gibi benzerliği dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LFaEM1gjLUakos8qktGkMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mazhar Alanson
Usta sanatçı Mazhar Alanson, henüz 21 yaşındayken Almanya çekilmiş fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yFBpUxf6Q0y2Gkupd8pMkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mazhar Alanson</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/plZ5kzlD8UyaHxoEWJJ0Sg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülse Birsel 
"Yaş 17. Beyoğlu Anadolu-Nişantaşı Anadolu liseleri ortak Pygmalion oynuyoruz. Ben Eliza, yanımdaki arkadaşım Tamer Çavuşoğlu da Profesör Higgins. Birinin abisiydi sanırım, fotoğrafçımız özellikle siyah beyaz fotolar çekti ki eski tiyatro fotoğraflarına benzesin. Zira o aralar benim (ki hala, hepimizin) oyunculuk hedefi Yıldız Kenter olmak. Bu oyunun yönetmeni o zaman sanırım 20’li yaşlarda heyecanlı ve fedakar bir oyuncu. Bir sürü de ödül almıştık Hürriyet Liselerarası Tiyatro Şenliği’nde."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RB6TJHKLG0KCTvILKYG2aQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büşra Develi</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xf42aZ_VJkiu7G7kRUimtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büşra Develi</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3TqAoR744UaYEf_K9mkWLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dilan Çiçek Deniz</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zbe8O23Kwk2DbApVHRpk9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dilan Çiçek Deniz 
Çukur dizisinde Sena karakterine hayat veren Dilan Çiçek Deniz, çocukluk fotoğrafını, "Anneannem ve dedemin evinde, Nevşehir’de çekildi. Televizyona bakıp hayaller kurarken.. Büyüyorum. Her gün bir şey öğreniyorum. Mutlu oluyorum, ağlıyorum... Öğreniyorum. Büyüdükçe mi öğreniyorum, öğrendikçe mi büyüyorum paradoksunda kalsam da ne olursa olsun öğreniyorum. Seneca belirsizlikle ilgili 'Yağmuru bekler gibi bekleyin her şeyi' demiş. Bazı şeyleri kabul etmeye çalışıyorum. İyi ki deneyimliyorum,iyi ki... Ailem, kan bağı olmayan kız kardeşlerim, erkek kardeşlerim iyi ki var. İyi ki varsınız. Destekleriniz benim için çok önemli. Hepinize çok teşekkür ederim. İyi ki beraber büyüyoruz" notuyla yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/52_4SU_2G0irNaa_wSBi1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gigi Hadid</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4ze0bITZXESNZfFvCLj55g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gigi Hadid</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j7GfJaJk60Sy1fbHGOm8ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Penelope Cruz
Hollywood'un İspanyol yıldızı Penelope Cruz, kız kardeşi Monica Cruz'un doğum gününü, birlikte çekilmil çocukluk fotoğraflarını paylaşarak kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/miCZaj6szUmMN8-ofhK9wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>44 yaşındaki Penelope Cruz, kendinden iki yaş küçük kardeşine, "Seni seviyorum, doğum günün kutlu olsun kardeşim" notuyla kutlama yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sfK0J3TGN0OFIJLGJ_Nlsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü modeller Bella ve Gigi Hadid'in erkek kardeşleri Anwar Hadid'in çocukluk yıllarına ait bir kareyle nostalji yaşattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OwAeWbhMqUGP6icceG7uqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Solda sağa: Bella Hadid, Anwar Hadid, Olivia Perez, Gigi Hadid</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N-LsZF0pdkyopbPwB-OtDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kourtney Kardashian ve Kim Kardashian
Kourtney Kardashian, kız kardeşi Kim Kardashian ile çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GXs2iX9J1ke2LzU8k8AsFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>39 yaşındaki Kourtney, 38 yaşındaki kardeşi Kim’le fotoğrafına, “Daima en iyi arkadaşlar” notunu yazdı. Reality şov yıldızı olan Kardashian Kardeşler, şimdilerde dünyanın en ünlü ve en zengin kardeşleri arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kxPG9PsLIUewmZyndrtfJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burak Kut 
"Çocuk yıldız döneminde, bu çocuktan artist olur galiba diye rahmetli babam tarafından çektirilen fotoğraf"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4cAOHXAm2UW-NTNjTkBP-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burak Kut</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5WioQU19dkiZysKt3JqjVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Şener</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-2C3vRHN30e-1gUXQ9pjkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Şener</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pZDa5W-bb0Cu8XMmeTe7Qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Perran Kutman
"Ilk fotoğraf yaş 22"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/97BwnUX2SkyNzbUI484ugg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meryem Uzerli
Meryem Uzerli, takipçilerini geçmişe götürerek bebeklik fotoğrafını yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ShUTqRZD4ki2oU9NiSBP-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meryem Uzerli
35 yaşındaki oyuncu daha önce de nostaljik bir paylaşımda bulunmuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Aoi-xwZ8WEy4Ur68JibV3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meryem Uzerli</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gg7QaNh37k2kR3atGNSenw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nusret Gökçe"Gözümü açtığımdan beri çalışıyorum"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s8Ebt1bPMUmket2PJYs0xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lady Gaga
Dünyaca ünlü bir şarkıcı olan ve en son başrolde yer aldığı A Star Is Born filmiyle oyunculukta da başarısını kanıtlayan Lady Gaga’nın okul dönemi fotoğrafları ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xn-WyEiPS0yS_YocP4vYdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lady Gaga’nın okul arkadaşlarının yayınladığı fotoğraflarda, şimdi 32 yaşında olan ünlü sanatçının 13 yaşındaki halleri görülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NpHLtzeD00yrFRdLE26pYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Platin sarısı saçlarıyla tanınan Lady Gaga’nın okul yıllarında koyu renk saçlı hali, şimdiki görünümünden oldukça farklı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k7koj0JyG0uYptnyEhdUDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerçek adı Stefani Joanne Germanotta olan Lady Gaga, okul üniformasıyla, okul arkadaşlarıyla birlikte çekilen fotoğraflarında muzip bir öğrenci profili çiziyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W-OxupDHi0yC7XDgwEt1Ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gizem Karaca "İyi ki doğmuş benim güzel Annem iyi ki benim annem olmuş. Doğum günün kutlu olsun annem nice mutlu, huzurlu, sağlıklı yaşlara"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zxqcOua-vEi4ib2k8KarYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gizem Karaca</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mFJcvLJBB0a9AVempFggnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alvaro Morata
Chelsea takımı oyuncusuyken Atletico Madrid’e transfer olan Alvaro Morata, yeni transferini çocukluk fotoğrafını paylaşarak kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dfmS8mAf7ky7tnBaSxtX5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>26 yaşındaki İspanyol futbolcu, çocukluk fotoğrafında Atletico Madrid formasıyla görülüyor. Morata, transferiyle çocukluk hayalini gerçekleştirmiş oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rUX9ZFXqZ0m1-XqJtAyzsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nicolas Sarkozy
Eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin müzisyen eşi Carla Bruni, sosyal medyadan eşinin yıllar önce çekilmiş fotoğrafını paylaşarak 64. yaş gününü kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qTi50HTEVkCY01y87l9PIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz yıl İstanbul’da da konser veren Bruni, 2008 yılında evlendiği Sarkozy için, “Beni alkolik olmaktan o kurtardı. Hiç alkol kullanmıyor. Buna inanabiliyor musunuz?” ifadelerini kullanmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dmXNLl_o_E-g-DHCFvcd_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Farah Zeynep Abdullah</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X-gc8B2mE0-2X-tftj15SA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Farah Zeynep Abdullah</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/otFZlNiwE0i8rjmBnFjpaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saadet Işıl Aksoy: 'Küçükken sarışındım' desem!?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WZ2kWhyZl0WlQLfp7lroOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saadet Işıl Aksoy</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uZlceW2sNEmfwQmFh6beug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>CİVAN CANOVA
Ünlü oyuncu Civan Canova, okul yıllarına ait bir fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AtkWBYm7jUCVi8ENGtjiGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Instagram'da perşembe gününe özel 'tbt' (geçmişe ait fotoğraf paylaşma) yapan Civan Canova, 'TED Ankara Koleji' notuyla bu fotoğrafı yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SfQvQMANg0WgEgHIuNVI-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>KIM KARDASHIAN
Kim Kardashian ve Kourtney Kardashian</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i7rlZ7RdXEecO5QAKFM8lQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DZdcRKFp3Emn5d8j80jWsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kim Kardashian West ve Kourtney Kardashian</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kCBGTVxpgU-YVpbp2Zi6cw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Winnie Harlow</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kNEm4N26LUaR3y9ut7wyjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Winnie Harlow</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rnpK_Z4x4kGrxEio-e-PrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>PARIS HILTON
Paris Hilton kardeşi Nicky Hilton ile birlikte çocukken çekilmiş fotoğrafını Instagram hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-lJbdWZppU26igsgFTLCUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paris Hilton ve kardeşi Nicky Hilton</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JrVqmLpupUKV9QfDoIrNvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Azra Akın</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xtiRcgXyBUaZeFJIMS4cAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Azra Akın: Son günlerde rastladığım babamın çektiği bir karem</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E1HhJ3lZ2UeQg5DhAWtJDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kit Harington</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N6QF4_6J2UCASAA6k5GZfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kit Harington</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5_eE08Ay90at_W6Ryl1P7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BEYONCE
Dünyaca ünlü yıldız şarkıcı Beyonce, Instagram hesabından çocukluk yıllarına ait bira kareyi sosyal medya hesabından yayınladı. Instagram'dan 120 milyon takipçisi olan ünlü yıldız kısa sürede 3.5 milyon beğeni aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YnQg8jYEk0W0ELxjoaCqwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağdat şarkısıyla adını geniş kitlelere duyuran Ayla Çelik, Instagram hesabından okul yıllarına ait nostaljik bir fotoğraf yayınladı. Çelik'in fotoğrafına, "Çoraplardan belli", "Çoraba bakmadan yanağındaki elinden farkettim çünkü hala zaman zaman aynı duruş var", "Hayatta bulamam dedim ama hemen tanıdım demekki insanlar değişmiyor", "Çoraplara ve bakışa bakarak buldum", "Çorap mı onlar ben tayt gibi gördüm buldum, o zaman da tayt varmıydı diye düşündüm" gibi dikkat çeken yorumlar yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HnBHs15nJ0SfpRxP6WAYJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teoman "Büyüyünce Elvis olacağım" notuyla 13 yaşında çekilmiş bir fotoğrafını Instagram hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wqx06thl80-2sf8bb3PVZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teoman</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/886mMnNcMk-MjblsJAT3ZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çağla Şıkel Instagram hesabından 'Bu Çağla da burada dursun' notuyla çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gsmp8fSdE0-xialEgCTF9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çağla Şıkel</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wqf-ZWZU7kSIe1nFtGGEsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>AMİNE GÜLŞE</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Y9M4PK8N02lgIy7l08wuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Şener: 6 yaşındaki ben</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wASXJYGl_EGX85e013B7EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Şener</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ja05JfsyWEOVJaBG0BzkqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aslı Enver
İstanbullu Gelin'in yıldızı Aslı Enver, sosyal medyadan 19 yıl öncesine ait bir kareyi "2000... Pilav günü" notuyla yayınladı. Bu paylaşımla birlikte Pera Güzel Sanatlar Lisesi mezunu Enver ve meslektaşı Melisa Sözen'in aynı lisede okuduğu ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d4bemj2wf0O6Cx9K2BqSew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü müzisyen İskender Paydaş, henüz 9 yaşındayken kız kardeşiyle birlikte çekilen fotoğrafını sosyal medya hesabında paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EXCMajrxJUuRARibyqqm0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paydaş, fotoğrafın altına "Abi  kardeş... Sene 1976 sanırım" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-kjli_4cWkW3mA3yT-oz2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İLBER ORTAYLI
Ünlü tarihçi, akademisyen ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, 1979 yılında, 32 yaşındayken çekilen bir fotoğrafını Insagram hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sZjlx_5A9kCfePIYAs6Z4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ortaylı’nın, "Gençlik, Ankara, 1979" notunu düştüğü fotoğrafı, binlerce beğeni, yüzlerce de yorum aldı.
Ortaylı’nın takipçileri, ünlü tarihçi için, “karizmatik”, “yakışıklı” gibi beğeni ifadeleri kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1n6H0YNQ_UGivRVGZRr5_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>MIRANDA KERR
Snapchat'in kurucusu Evan Spiegel ile evlenip ikinci oğlu Hart'ı dünyaya getiren Miranda Kerr çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/149BNQlT30SD8CQmH8YSTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Miranda Kerr</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hLpFqLr6wEKPd9IG_MPKAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ÇAĞATAY ULUSOY
Netflix'in Protector dizisinde başrolde yer alan Çağatay Ulusoy, "23.09.1990" tarihini not düşerek hayranlarına doğum günü mesajı yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2mm17Dd8B0ueR8SQVoVwvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ulusoy mesajında, "İyi dileklerinizle ,güzel sözlerinizle ,bana göndermiş olduğunuz hediyelerle ve benim adıma yapmış olduğunuz yardımlarla ,bana hissettirdiğiniz bu güzel duygular için çok teşekkür eder,hepinizin hayallerinin gerçekleşmesini dilerim" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aQdtbbNULEOkQ6qcaOPwAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NUSRET GÖKÇE</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YQ7AzFotM0iEPq87sZNe5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TARKAN
Megastar Tarkan Instagram hesabından çocukluk fotoğrafını paylaşarak, "Çok erken tanıdımÇok erken tattım cilvesini kaderinZamansız büyüdümŞimdi kayıp çocukluk günlerim" notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m8WjpoPPdkCFc0Ce0uDHgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İREM DERİCİ"Çünkü ben de küçüktüm..."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OJSDzGNr8ki1xOvXM5SVLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İREM DERİCİ
Derici daha önce yaptığı çocukluk paylaşımını ise, "Dün bu manyak kadın bana “Ben hiç sevmiyorum, paylaşma benle fotoğraf doğum günüm diye” dedi. Peki anne, 39547 yıl önceki fotoğrafımızı paylaşıyorum, ne kadar hoşlaşmasan da yeni dünya böyle. Nüfus kağıdın olmasın lakin instagram şart. Kusura bakma da ben buradan bağırmak durumundayım Jale! Seni öküz gibi seviyorum! Bana kattığın her şey için sana minnettarım. O kadar güzel ve güçlü bi’ kadınsın ki sen... Neyse işte iyi ki sen doğurdun, iyi ki doğdun anam!" mesajıyla yayınlamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H6yrt0qNQkCroJtXVJzPFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GONCA VUSLATERİ</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lHLfMArAo0Svjrw5J88Ldw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NUSRET GÖKÇE</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NQI0Ko8EMEeijzeuTqZ3jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ÇAĞLA ŞIKEL
"En küçük yol arkadaşlarım, dansa aşık yürekler... Pointin üzerinde geçen gençliğim... Tütüyü kafama geçirmişim, ağzımda sakız, nasıl mutlu nasıl güzel yıllar... Sizi çok seviyorum kızlar" (Fotoğraf: Şıkel sol başta)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LI0pIYevKkC6G82R5giA3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ECE DİZDAR
Son olarak Fi ile Siyah Beyaz Aşk dizilerinde rol alan ve şu sıralar Yutmak isimli oyunla seyirci karşısına çıkan Ece Dizdar, sosyal medyadan çocukluk yıllarına ait bir kareyi görücüye çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lQ_DtNSOLE63MLkwKTUo7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>37 yaşındaki oyuncu paylaşımına şu notu düştü: "Babamın işyerinde sıradan bir gün. Sene 88, liman K.d.z Ereğli, denizaltı da 1. inönü olmalı. Satıhda olduğumuza, babam sivil olduğuna ve ben etek giydiğime göre bu bir haftasonu olmalı."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RLiHDG0Wu0SYEzdGJ_NfyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ŞAHAN GÖKBAKAR
22 Ekim'de 38 yaşına giren oyuncu Şahan Gökbakar, sosyal medya hesabından 20 yıl önceki fotoğrafı paylaştı. Altına, "20 yıl önce, 20 yıl sonra" notunu yazdığı fotoğrafına, "Hiç değişmemişsin" benzeri yorumlar yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-o__-nGSDUGTvaUszcgKLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BEYAZIT ÖZTÜRK
O Ses Türkiye jürisi Beyazıt Öztürk, yıllar önce çekilen fotoğrafını Instagram'da takipçileri ile paylaştı.Öztürk, sosyal medyadan paylaştığı fotoğrafın altına şu notu düştü: "Üniversite yılları. Eskişehire selamlar"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q4S-ze2iUEmggsM2SqQeOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BEGÜM KÜTÜK YAŞAROĞLU
Kurtlar Vadisi, Çalıkuşu, Gönülçelen, Kaderimin Yazdıldığı Gün ve Sevda'nın Bahçesi gibi dizilerde rol alan oyuncu Begüm Kütük Yaşaroğlu, ilkokul yıllarına ait bir fotoğrafını paylaştı.
Annesi ile okul önünde çekilmiş bir fotoğrafını paylaşan 38 yaşındaki oyuncu altına "Anneciğimle 1990 falan olmalı" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PRoedw9PKUqaIx-D4dC1NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NEBAHAT ÇEHRE
74 yaşındaki oyuncu Nebahat Çehre, Instagram hesabından 17 yaşındaki fotoğrafını #TBT (geçmişten fotoğraf paylaşma) etiketiyle yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HRW3zkrxyU2hJWMbcyvxQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Usta oyuncunun 57 yıl önce çekilen pozuna beğeni yağdı. Fotoğrafı gören takipçilerden, “Güzelliğinizden hiçbir şey kaybetmemişsiniz” yorumları geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I3gBJ4td3E-3mTKC62rWOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>RODA IRMAK KALKAN
Miss Turkey 2018 güzellik yarışmasında üçüncü olarak Miss Turkey Supranational seçilen Roda Irmak Kalkan Instagram hesabından çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/de2ZIN8-60eaKvxKCIoREg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yarışmayla birlikte tüm dikkatleri üzerine çeken Irmak fotoğrafın altına Her zaman çok ciddi, 2003 (Always so serious, 2003) notu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pqwMetTdT0axaeJwKw6Udg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>RYAN REYNOLDS
Son olarak Deadpool 2 filmiyle beyazperde de boy gösteren dünyaca ünlü oyuncu Ryan Reynolds 42. yaşını kutluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8owAL3UMnE-NmdDqdqhtVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Blake Lively ile evli olan Reynolds sosyal medyadan çocukluk yıllarına ait bir kare yayınladı. Babasıyla birlikte pasta üflerken çekilen karesini paylaşarak nostaljik bir paylaşıma imza attı. Ünlü yıldızın yaklaşık 25 milyon takipçisi bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j_8d_lxldUaodmKV8dkCiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ADELE
90'lı yılların ünlü pop grubu Spice Girls (Baharat Kızlar) hayranı olan İngiliz şarkıcı Adele, grubun yıllar sonra tekrar bir araya gelmesini çocukluk fotoğrafıyla kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8TkQ3DsACUKbZu8e8uG0Vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şimdilerde dünya çapında hayranları nolan ve İngiltere'nin gelmiş geçmiş en zengin kadın şarkıcısı olan Adele, duvarlarında Spice Girls posterleri olan odasında çekilen çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J3efOLHn5kyoZDIt_B2gAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BÜŞRA DEVELİ
Fi dizisindeki rolüyle büyük beğeni toplayan geçtiğimiz sezon ise Mehmed: Bir Cihan Fatihi'nde rol alan Büşra Develi sosyal medyadan çocukluk fotoğrafını görücüye çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mXB_VPOU9EKr0Aoe7VROFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BÜŞRA DEVELİ
Meslektaşı Burak Deniz'le bir süre birliktelik yaşayan 25 yaşındaki Develi geçtiğimiz aylarda ilişkisini noktalamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0riISWXMJUmOs_To66QlVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Murat Boz
Murat Boz da Türk Eğitim Vakfı'nın öğrencilere burs kampanyasına destek olmak için sosyal medyadan çocukluk karesini yayınlayan ünlü isimler arasına katıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IS83U2naKUq8G2Y1XbUHhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>38 yaşındaki Boz'dan önce Hadise, Ebru Gündeş, Ezgi Mola gibi isimlerde kampanyaya destek olmuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zrwL2-jvqUKTZDIOrEfrKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hadise
Geçtiğimiz günlerde Türk Eğitim Vakfı'nın öğrencilere burs kampanyasına destek olan Hadise, çocukluk yıllarına ait bir kareyi sosyal medyadan yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qWVPI-jZQU2QLdCHAPhfMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hadise fotoğrafa, "Gençlerimizin eğitimine destek olabilirsiniz. Canım arkadaşım Ebru Gündeş'e kampanyaya destek olması için meydan okuyorum" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lgBmT8oUQUe2h7vJrjOqXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ezgi Mola
Oyuncu Ezgi Mola çocukken çekilmiş fotoğrafını Instagram hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XE2AvPKdKk6PVSicO8MUHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ezgi Mola</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aZRin4taYkyug3bqHOi-9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Özdemir
Erkenci Kuş'ta başrolde olan Demet Özdemir, geçmiş yıllardan yaptığı bir paylaşıma, "Bir kız vardı. Ufacık, tefecik bir kız" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xghqxDDmc0KQjJ5qGcyV8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>26 yaşındaki Özdemir, Star TV ekranlarında yayınlanan Erkenci Kuş'ta Sanem karakterine hayat veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QNcNUbB0GkitEnmZGXLYTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tam adı Beyonce Giselle Knowles-Carter olan dünyaca ünlü Amerikalı şarkıcı Beyonce, dün 37’inci yaşına girdi. Tüm hayranlarının yanı sıra bir numaralı hayranı olan annesi Tina Knowles Lawson da Beyonce’nin doğum gününü kutladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dVG8v2A__EOYytwBjFvtHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lawson, kızının doğum günü şerefine, henüz dört aylıkken çekilmiş fotoğrafını Instagram hesabından paylaştı. “Sana karşı olan heyecanımı ve kapsayıcı sevgimi hiçbir zaman kontrol altına alamadım, ilk göz ağrım. Bazen dünyadaki bunca insan arasından Tanrı tarafından senin annen olarak seçildiğime inanamıyorum” notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VrxlmTHMx0CyOh45sGUJqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ufak Tefek Cinayetler'de Serhan karakterini canlandıran Mert Fırat'ın Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde okurken çekilmiş fotoğrafı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-gMn_Mwp4Ueqqy_d6KDzOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öğretmeni tarafından paylaşılan fotoğrafta, kep takan Mert Fırat'ın uzun sakalı ve uzun saçlı hali gözlerden kaçmadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8M0np8lTBkOqNjj-nrCozg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şarkıcı Dua Lipa çocukluk yıllarına ait bir kareyi Instagram sayfasına taşıdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/firDedZpJky7-l_44sxaNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>22 yaşındaki dünyaca ünlü yıldız fotoğrafta çocukluk arkadaşı Nita Riza ile birlikte görülüyor. 
(Fotoğraf: Lipa en sağda)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OCaNlh9oDUuKdpfTehSp5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyaca ünlü ABD’li şarkıcı Fergie,  sosyal medyadan eski bir fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5xB9S0RTPEOtUIM4hUvO3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraf, 43 yaşındaki Fergie'nin 15 yaşındaki halini yansıtıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o-VrotN4Zk-UhQDMUTRb_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye ve tüm dünyada ilgiyle izlenen La Casa De Papel dizisindeki Tokyo karakteriyle yıldızı parlayan Ursula Corbero sosyal medyadan çocukluk fotoğrafını yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1IkJJaPclkWQKHr8lqeRJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>28 yaşındaki oyuncu daha önce ise yayınladığı bebeklik karesini "Seni seviyorum anne"notuyla paylaşmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M3I7-8VovUCGryDdaQK72Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İspanyol soygun hikayesinin birinci ve ikinci kısımların dünya çapındaki başarısının ardından La Casa De Papel'in 3. sezonunun 2019’da seyirciyle buluşacağı açıklanmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dZOxY0ixuEC085lBvMy0-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Bülent Şakrak ile mutlu bir evlilikleri olan Ceyda Düvenci, geçen sene dünyaya gelen oğulları Ali'nin fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zooNM8CbJka1-ydty47-rg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ceyda Düvenci oğlu Ali ile kendi bebeklik fotoğrafını paylaşarak aradaki benzerliği gözler önüne serdi. Bazı takipçileri Ali bebeği annesi Ceyda Düvenci'ye benzetirken, bazıları ise baba Bülent Şakrak'a benzediği yorumlarını yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qqNhaYFHUE2ak56GSyOM3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocuklar Duymasın dizisiyle yıldızı parlayan Pınar Altuğ çocukluk fotoğrafını "Babam ve ben" notuyla Instagram'dan görücüye çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a2r4BfxCXEecpzTDRGA4vQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XiErbhpqYE-vOuTYzVft6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gençlik yıllarına ait bir kareyi sosyal medyadan yayınlanan Oktay Kaynarca, "Yer İstanbul Fiat kamyon fabrikası, 50 NC midibüs elektrik montaj hattı....Hayatın o yıllarda da BANA GÜZEL olduğu daha GÜZEL olacağına inandığım yıllar...Ne kadar kalbi güzel sevenlerim varmış kendimle gurur duydum.Her insana nasip olmaz bunca yıl gerçekte yüzünü bile görmedikleri ama hep sevdikleri inandıkları arkasında durdukları bir adam olmak.. Tek tek hepinize sarıldığımı kucakladığımı varsayın benim güzel memleketimin güzel yürekli insanları..." mesajıyla paylaşımda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q4qVByjLokmTqofzSAOIHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaynarca, daha önce de 17 yaşındayken çekilmiş bir fotoğrafını Nazım Hikmet Ran’a ait ‘Yaşamaya dair’ şiiriyle hesabına yüklemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/al7R6rJOREqRLZcN2rbpwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaynarca, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Hızır Çakırbeyli karakterine hayat veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/715lEOEhPEqfhHRJoPEi3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çağla Şıkel Instagram hesabından "Küçük çağla’nın en büyük hayali balerin olabilmekti ama hayallerinden de güzel bi hayatı olabileceğini nerden bilebilirdi ?... Şükürler olsun dünüme bugünüme yarınıma ...Çocukluğumun geçtiği yıkılan Atatürk kültür merkezindeki mutlu günlerimden" notuyla çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1I5F8NjmAUKlu3x85VjA1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7B0Qp1OpHUq18wFEco0Vng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Star TV'de yayınlanan Ufak Tefek Cinayetler'in Serhan'ı Mert Fırat Instagram hesabından çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b8glj7HQC0yJ4oq43mQ-qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fırat fotoğrafın altına 'Kadıköy 1988' notunu düştü</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/anNRp4v9wkmBuV4ztxprKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özge Borak</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LRd29JdGqEGXHcyK96hxmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Star TV ekranlarında yayınlanan İstanbullu Gelin'de rol alan Özge Borak, çocukluk karesini, ""Güzel çocuklardık... Sokakta oynayan, oyuncakla, birbirimizle oyunlar oynayan.. Öyle kolay kolay sıkılmazdık, fikrimiz vardı oyunlar üretecek... Bağıra çağıra, coşkuyla oynardık ki “Hadi gidin evinizin önünde oynayın” denirdi bize. Güzeldik. O zaman geçmişe dönmenin benim için harikası gelsin... İtinayla anne gözlüğü takılıp, poz verilir... Not: Evet kulaklar kepçe, ameliyat olmadan, büyüdükçe kendiliğinden düzelen nadir şanslılardanım. Anne n’aptın üstüne mi yatırdın beni söyle de bilsinler" mesajıyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jaAQctNJaU-bMuHDad3O-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hülya Avşar</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ztUz8FXIn0mntcAGbgezsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hülya Avşar Instagram hesabından paylaştığı çocukluk fotoğrafıyla takipçilerini yıllar öncesine götürdü. Avşar kareye, "Tombik Hülya" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EAR-pfaEGkS9-eUQuLbcDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yetenek Sizsiniz Türkiye'de şampiyon olarak adını geniş kitleleren duyuran ve son dönem yaptığı Canan Karatay taklitleriyle gündemde olan Sefa Doğanay sosyal medyadan çocukluk yıllarına ait bir kareyi paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J3j0ttoW5U2Uk0E9pWARgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendisini ünlü manken Didem Soydan'a benzeten Doğanay, paylaşımına "Küçükken Didem Soydan'mışım" yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6_wFuKPq4UWfranAeJ35Vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak İstanbullu Gelin'de rol alan Özge Borak sosyal medyadan ailesiyle birlikte geçmiş yıllarda çekilen bir karesini yayınladı. Borak fotoğrafa, "İyi ki evlenmişsiniz. İyi ki benim ve ağabeyimin Selim Borak anne-babamız siz olmuşsunuz. Çok şanslıyız. Sizi seviyoruz. Allah nazarlardan korusun sizi. Evlilik yıldönümünüz kutlu olsun. Mutlu yıllar, sağlıkla nicelerine." mesajını yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hxkH5CgfAU2l6zk0QmPOHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saltbae hareketiyle tüm dünyaya tanınır hale gelen ve son olarak ABD-Miami'de restoran açarak dünyaca ünlü ismi ağırlayan Nusret Gökçe sosyal medyadan çocukluk fotoğrafını yayınladı. 
Takipçilerine nostalji yaşatan Nusret, fotoğrafını "Hayat Üniversitesi yaş 15" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A40NGyIdjUOi6UThsMvo4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HBgUNmuFe06G60MSEkD8jA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/93HfMbLvMkuVsxipchEW3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IL18hOUYlEKd364l0sUWGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD’li oyuncu Kirsten Dunst’ın 1995 yılında Ron Davis tarafından çekilen fotoğrafları ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lYt8iFcyKEi4jTWrkHuYCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocuk oyuncu olarak ünlenen Dunst, 1995 yılında People dergisi tarafından dünyanın 50 güzel insanı sıralamasında sekizinci sırada yer aldı. 1994 yılında henüz 12 yaşında Interview with the Vampirela yakaladığı başarıya, aynı yıl rol aldığı Little Women filmindeki uçarı Amy rolündeki başarısı da eklenince henüz bir çocukken ünlendi. Bir yıl sonra Robin Williams’la birlikte çocuk macera filmi Jumanji’de rol aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sk-uxXvNg0e023gkGdpZpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyanın en güzel kadınları arasında gösterilen Rus modey Irına Shayk'ın (32) 2002 yılına ait bir fotoğrafı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8p1OIODGQEOPNIDCgzFREg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Henüz 16 yaşındayken çekilmiş fotoğrafı sosyal medyaya düşen Shayk değişimi ile şaşırttı. Modelin yıllar içinde hiç estetik yaptırmamış olması da dikkatlerden kaçmadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NKNTJYbMqkeHGuTdVVzzew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RGAmVBsPAEaSLXmQPHY1WQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Barbados'lu şarkıcı Rihanna geçtiğimiz günlerde 30 yaşına girdi. Ri-Ri sosyal medya hesabında takipçilerini geçmiş yıllara götürerek çocukluk yıllarına ait bir kareyi yayınladı. 
30 YAŞINDA 30 FOTOĞRAFLA RIHANNA</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1AcdN2ux6USWg_DTAaePZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Britney Spears</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Ylo9lVjyUe78u2uTREecA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Britney Spears</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4K1P5i-qeUa1d1asbIEHJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eminem</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rqLaaJOckkW5GfmdjYHbMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eminem</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dlQwYKetK0i0vNQ1Pk8auA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Donald Trump</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S1AsG-Z0YEOtnZQ2g1L_lQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Donald Trump</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZYiKZhsm-E6nAxVfRTuChQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülse Birsel"Annem ve ben, Beşiktaş’ta Serencebey Parkı’nda. Doğduğum semt Beşiktaş ve hala hastasıyım..."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ueGaabvAn0CarFQIHdfBQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülse Birsel</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1c5PEX0UUkiWp5Ofh2DPxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rıza Kocaoğlu
Çukur dizisinde hayat verdiği Aliço karakteriyle yıldızı parlayan Rıza Kocaoğlu, sosyal medyadan yaptığı paylaşımla takipçilerine nostalji yaşattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/51eJOyoB_k2BsQw1dlhuVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Annesi ve kardeşiyle çekilmiş bir karesini yayınlayan 39 yaşındaki Kocaoğlu, fotoğrafa "Anneler Günün kutlu olsun canım Anam" notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RBFeYYVmUE2ZRPmebYi12Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Levent Özdilek
Oyuncu Levent Özdilek 1967 yılında rol aldığı 'Benim Adım Kerim' filminden bir karesini sosyal medyada paylaştı. Henüz 12 yaşındayken başrollerini Yılmaz Güney ve Birsen Menekşeli'nin paylaştığı 'Benim Adım Kerim' filminde rol alan usta oyuncu Levent Özdilek paylaşımıyla takipçilerine nostalji yaşattı. Filmde Yılmaz Güney'in oğlunu canlandıran Özdilek, bu fotoğrafın altına; 'Geçmiş kattıkları ile güzeldir... 'Benim Adım Kerim' yıl 1967. Bir Yılmaz Güney filmi' mesajını yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6TZ4zAkjkEO1GOkMAg1-YA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özdilek, son olarak 'Eşkıya Dünyaya Hükmdar Olmaz' dizisinde 'Hakkı' karakterine hayat verdi.
(Fotoğraf soldan sağa: Ozan Akbaba, Levent Özdilek,  Yunus Emre Yıldırımer)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RxKT5vAvMU2WYhS1RHwF6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Rutkay KamalOyuncu Doğa Rutkay Kamal, sosyal medya hesabından çocukluk dönemine ait oyuncak ayısı Mişa'yı ve onun hikayesini anlattı. Doğa Rutkay paylaştığı çocukluk yıllarına ait fotoğrafla anılarını canlandırdı.Ailecek çekildikleri bir kareyi paylaşan ünlü oyuncu fotoğrafın altına şu mesajı yazdı: Annem babam ben ve ayım Mişa... Ayım Mişa yegane oyuncağımdı. Babam Rusya'ya tiyatro turnesine gittiğinde almıştı. Sanki bütün çocukluğum, Mişa’nın gözlerinden bana bakar... Şimdilerde Mişa bebek odasında yerini alan tek oyuncak. Geleceklerime beni anlatmayı bekliyor. Günaydın çocukluğumuz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JFgTDgpm-0SrI_K8-xRUjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Rutkay Kamal</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nsfns5BfjUS5fRPjoSwaPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tolga Çevik
Tolgshow gösterilerine devam eden Tolga Çevik, takipçilerini çocukluk yıllarına götürdü. Çevik paylaşımının altına, "1975 Yaz Kreasyonu... Hep Sanat hep Feşınnn..." mesajını yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j5PXl7YYtUqP8f8kWZ_Xiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tolga Çevik</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_qZnC1rNKkGP3i-XXk7dww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prens Harry (33) ile evlilik hazırlığında olan ABD’li oyuncu Meghan Markle’ın (36) 11 yaşındayken çekilen görüntüleri ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_wO7dGYOJEWUc-TvsQ2k4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocukluk videolarında topluluk önünde şarkı söyleyip dans ederken görülen Markle için İngiliz basınında, “Oyunculuk potansiyelini daha o zamandan göstermiş” yorumu yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/17bt62aU10ikzd0Z7e-zZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>19 Mayıs’ta gerçekleşecek olan düğünle kraliyet ailesinin gelini haline gelecek olan Markle’ın 1993 yılına ait görüntüsünde bir yaz okulundayken yaptığı sahne şovları yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UCpU-ZR_rkCGvb0uJmWK_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Markle'ın mikrofon karşısındaki rahat tavırları dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UXsgStgJbEyoit2cEOD1-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Videoda ayrıca Markle’ın arkadaşlarıyla birlikte, en sevdikleri öğretmenlerine teşekkür plaketi verdikleri de görülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vArNpvtoSkOk5JZztWuRGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiliz basının sıkı takip altında tuttuğu Markle'ın hayatını anlatan belgeselin yanı sıra Prens Harry ile aşkını konu alan  ‘Harry  Meghan: The Royal Love Story’ adında bir de film çekildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-cCduc4PxUev9NgtNa2x2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ata Demirer
45 yaşındaki komedyen Ata Demirer, 1991 yılına ait fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jnWzZyARNkeK2VMNSh5PgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ata Demirer
Ata Demirer'in 26 yıl önce zayıf olması dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1dulz26SWkuPbEjEpd3j7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İrem Derici 
25 Mart Pazar akşamı Star TV'nin Jet Sosyete dizisine konuk oyuncu olarak katılacak olan ünlü şarkıcı İrem Derici, takipçilerini geçmiş yıllara yıllarına götürdü. Derici, yayınladığı çocukluk karesine,  "Çok değişmiş miyim?"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gpy6RAF1tEyNLMpgX9nvcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>30 yaşındaki Derici, daha önce ise kardeşi Cemre Derici ile çocukken çekildikleri fotoğraflarını paylaşmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PSAPdAjUcUSfO5Nu_T4cJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Derici, kardeşini kucağına aldığı fotoğrafın altına 'İyi ki doğdun KARDEŞİM' notunu düşmüştü..</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/js3MVNquR0qv1mVX8xTAxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Blake Lively
TV ve sinema dünyasının en çok konuşulan isimlerinden Blake Lively'nin 15 yıl önce lisede çekilmiş fotoğrafları ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pgXxvfCml0yxS_XO1t09zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2002-2003 Burbank Lisesi yıllığında yer alan fotoğraflarda; Lively'nin 30 yaşına kadar fiziksel olarak pek değişmediği görülüyor. Uzun sarı saçlarından o yıllarda da vazgeçmeyen ünlü oyuncunun, burnunun estetiksiz hali de dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qR749HQgKUaU4vrfpssYjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amigo kız takımı ve öğrenci birliğinde görev yapan liseli Blake'in çok sosyal bir öğrenci olduğu görülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cVw15dYWdkmEAi3ULs8XpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DERYA ŞENSOYDerya Baykal, 28 yaşına giren kızı Derya Şensoy'un doğum gününü sosyal medyadan yayınladığı çocukluk fotoğrafıyla kutladı. Baykal, "Küçüğüm İyi ki doğdun... mutlu sağlıklı başarılı yılların olsun... Seni çoookkk seviyorummmm" notuyla Şensoy'un yıllar önce çekilmiş karesini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sJBseIRCpEeH4-lj1tfBog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DERYA ŞENSOY</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DUWuE4s6-kq7AqhaGD6EPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>SAADET IŞIL AKSOY
Son olarak Vatanım Sensin dizisinde Lucy karakterine hayat veren Saadet Işıl Aksoy sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla takipçilerini çocukluk yıllarına götürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JBEYrssfq0OX9SCYdc6ErA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>34 yaşındaki oyuncu çocukluk yıllarına ait bir kareyi Instagram hesabından, "Kırmızı ayakkabılarım, cicili elbisem ve teyze oturuşumla çiçeklerin önünde poz veren ince ruhlu ve utangaç bir Çaki'ydim.." mesajıyla yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AWRAnhTcnEOncFbREu5n0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BURAK SEVİNÇ
Söz dizisinde 'Avcı' lakabıyla Fethi karakterine hayat veren Burak Sevinç takipçilerini 25 yıl öncesine götürerek çocukluk fotoğrafını yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KHNWcde2n06hoGOlghB7eQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>30 yaşındaki oyuncu yaklaşık 5 yaşlarındaki halini paylaşarak, "Evet gülmeye başlamışım... Sonunda. Bizim de güler yüzümüz varmış yani!" notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CjF5fkweHUmXRBrgHJX5tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>KENAN DOĞULU-OZAN DOĞULU
Şarkıcı Kenan Doğulu, DJ kardeşi Ozan Doğulu'nun doğum gününü sosyal medyadan birlikte çekildikleri çocukluk karesini paylaşarak kutladı. Kenan Doğulu kardeşi için şu ifadeleri kullandı: "Ömür boyu dostluk, hayat boyu güven, sonsuz bir sevgi... İyi ki doğmuşsun, iyi ki varsın aslanların aslanı canım ağabeyim. Mutlu, sağlıklı, başarılı bir yaşın olsun."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RQG38r5qVk-2qy3ZZSOnyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>KENAN DOĞULU-OZAN DOĞULU</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D0A5s2As4USs7kRx4-jyyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BARIŞ MANÇO
19 yıl önce kaybettiğimiz, usta sanatçı, çocukların 'Barış Ağabeyi' Barış Manço 75'inci yaş gününde anılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vZnZ-QfKg0y0glHcDhsQig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BARIŞ MANÇO
Usta sanatçının birçok hayranı sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla Manço'nun çocukluk fotoğraflarını doğum gününde yeniden gündeme getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0QkapcQWXE6gGsCyVrbSPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BARIŞ MANÇO</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TC2P-3LFMka9jrVXp6R4LA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NUR FETTAHOĞLU
Son olarak Çi dizisine konuk oyuncu olarak katılan Nur Fettahoğlu, Instagram hesabından çocuklu fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LvJvnV6MbE-qWkNbRXYqKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nur Fettahoğlu yıllar önce çekilmiş fotoğrafın altına 'Bir zamanlar sevimliymişim' notu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LOQHG5SDMEuIluXHyFQ16Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>CEM YILMAZ
Cem Yılmaz, Twitter'da takipçilerinden gelen sorulara içtenlikle cevap verdi. Yılmaz  araya bir de eskilerden bir fotoğraf sıkıştırdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dri9H-Qp8ka8bZZb2ESjKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cem Yılmaz bu fotoğrafı “Cem abin de liseliydi…1987 Airport disco galiba. Kazakların kotun içine sokulduğu dönem” notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/thyBUDS6DEy9SWPJjimUnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ENGİN ALTAN DÜZYATANDiriliş Ertuğrul'un Ertuğrul Gazi'si Engin Altan Düzyatan, geçtiğimiz günlerde sipariş ettiği lüks saat ve Afrika'da çektiği vahşi doğa fotoğraflarından oluşan sergisiyle gündeme gelmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7266-9LmPEOYQOk0hx4zkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ENGİN ALTAN DÜZYATAN
Ertuğrul Gazi karakteriyle büyük bir hayran kitlesi oluşturan 38 yaşındaki Düzyatan'ın merak edilen çocukluk fotoğrafı hayranları tarafından sosyal medyada yeniden gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x6Ap-wMCrE-XYhge0--vng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>OLCAY ŞAHAN Almanya'nın Düsseldorf şehrinde dünyaya gelen futbolcu Olcay Şahan, doğduğu yerin takımının alt yapısında forma giydiği dönemden bir fotoğrafı yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BBxTqi4MqUG7aKdSdn5ZZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Milli forma için Türkiye'yi tercih eden ve Beşiktaş'tan sonra Trabzonspor'da futbol kariyerine devam eden 30 yaşındaki Şahan, Instagram hesabından paylaştığı çocukluk karesine, "Ben çocukken" notunu yazdı. 
Öte yandan Şahan'ın arkasından kulak işareti yapan çocukluk arkadaşı ise Almanya bölgesel lig takımlarından Uerdingen'de futbol hayatına devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_pfO3-XK7EyxUvxHvkcTmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbullu  Gelin'in Fikret Boran' Salih Bademci okul yıllarından bir kare paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W0uDrz8FBUGYsGy8qu_Kug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bademci paylaşımın altına şu notu düştü: Uzun, uzun zaman önce... Müziğin beni nasıl gülümsettiğini hatırladığım yıllardan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ReJunrsE_0-IOu0chKl4ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sıla Gençoğlu 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle öğrencilik yıllarından bir fotoğraf paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aCIsWpEAFk2hpLdBIfiHvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sıla fotoğrafın altına şu notu düştü: Eğitim, kişisel gelişimin en mühim mihenk taşlarındandır. Öğretmek için ömürlerini adayan tüm öğretmenlerimizin güzel gününü kutluyorum. ( Tavşan olduğumu iddia ettiğim yıllar. Çemberin yine dışındayım.)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GcLAxm6U3kGBu1fFFsAOuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tamer Karadağlı 
Çocuklar Duymasın'ın Haluk'u Tamer Karadağlı çocukluk fotoğrafını, "Tamer 10 yaşında.." mesajıyla yayınlayarak takipçilerine nostalji yaşattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yc2GDJIp2U2pX1ajDHiXcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tamer Karadağlı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jv24aQcDf0GObDK6jakCgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nusret Gökçe 
Dünyada saltbae hastagi ve lakabı ile sosyal medya fenomeni haline gelen Nusr-Et Steakhouse’un patronu Nusret Gökçe Amerika’daki ilk şubesini açtığı Miami’den 13 yaşındaki fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U_WOqvjkQkCnefzqQ5ZiPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nusret paylaşımın altına şu notu düştü:"1994-1995 yaş 13 ilk okuldan mezun olduktan sonra maddi imkansızlıklardan dolayı okul hayatımı bitirip kasap çırağı olarak işe başladım. Hergün 18-20 saat çalışıp babadan 1 tl istemedim. İstesem de yoktu. 2009 -2010 sadece 12 masa 10 çalışan. Sene 2017 - 12 restoran 1000 çalışan ... Ve karşınızda bir dünya markası ..Hepimizin markası hepimizin başarısı...????</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2gLcT036FEOLg-HJcFTwNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Serenay Sarıkaya
Fi dizisinde Duru karakterine hayat veren Serenay Sarıkaya'nın çocukluk hali dizinin yeni sezonu Çi'nin başlmasıyla gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Av0AHPz-okS47VkOF2KYAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Serenay Sarıkaya 26 yaşındaki oyuncunun çocukken çekilen karesinde bir balkonda masanın üzerinde oturarak poz verdiği görülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KkEMR5MEokiI78_LTnVmGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Akbağ
Usta sanatçı Demet Akbağ sosyal medya hesabından nostalji yaptı. Çocukluk yıllarına ait kareyi paylaşan Akbağ, o fotoğrafa şu mesajı yazdı: "Pastayı kesen sedef olduğuna göre onun doğum günü demek ki. Ben araya sıkışmış annemin bana vereceği koca dilimi bekliyorum. Babaannemin pandispanyası, annemin süslediği çocukluğumun geleneksel pastası. En solda da halamın kucağından bakan kuzenim"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NMC6LlbzC0amjzT-gV-nWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demet Akbağ</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1RziZQ5NukCAHhb13XEzfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rıza Kocaoğlu
Rıza Kocaoğlu, 18 yıl önce çektirdiği bir fotoğrafı sosyal medya hesabından paylaştı. Sarı saçlarıyla objektif karşısına geçen Kocaoğlu bu kareye; “Saç… Sene 98 mi 99 mu falan filan…” notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i8ShK1bAAkWNR2A8_5s4Bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rıza Kocaoğlu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C9bqW5Q6M06bCJjUp-A4dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ata Demirer
Sosyal medya hesabından paylaştığı mizah içerikli fotoğraflarla dikkat çeken Ata Demirer, bu defa takipçisi tarafından gönderilen bir kareyi yayımladı.Demirer, 80’li yıllarda çocukken yaşadığı Bursa’da çekilmiş fotoğrafta, arka tarafta şortlu bir şekilde görülüyor.45 yaşındaki oyuncu, bu kareye, "Bir genconun albümünden çıkmış benimle de paylaştı, sağolsun. 80’ler Bursa’sı. Akbıyık mahallesi. Cami duvarına yaslanıp sırıtan çocuk tanıdık geldi mi?" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_NzHHdYahkKQCwSzzQDMGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ata Demirer</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3ZJJQS2Uo0ORHyt5buFPYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Behzat Uygur 
Instagram'dan çocukluk yıllarına ait bir kareyi paylaşan usta aktör Nejat Uygur'un oğlu Behzat Uygur, "İzmir Atatürk stadı 1974 Zafer kupası.. babamın oyunu olduğu için yerine gol kralı kupasını Cemil Tura'na ben vermiştim..Dönemin Efsane İzmir büyükşehir bel başkanı İhsan Alyanak,ben,Cemil abi.." mesajını yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A-bE8egSTEKMvIYaLJzTBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Behzat Uygur</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kzIDLuRO8kW5tQprFakb_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeynep Kankonde
Oyuncu Zeynep Kankonde, bir süre önce Instagram'da paylaştığı bu fotoğrafının kendisine ait olduğuna inanmayanlara ilginç bir kanıt sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ez7Gjl4lm0uc2Hw3KZ_90Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeynep Kankonde
Çocukluk yıllarında çekilen fotoğrafını Hababam Sınıfı serisindeki Bacaksız karakterini canlandıran Tuncay Akça'ya benzetenler de çıkınca Kankonde karşılaştırmalı bir fotoğraf yayınlayarak şu notu düştü: 
"Niye yapıyorsunuz bunu? TUNCAY AKÇA tatlılığı.İnanamayanlar için kendimi etiketledim ya."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kymzerZucEiIJWfVgkVwGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeynep Kankonde</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y7cCxYzx8kOdxMnkH0NdhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metin Hara
Dünyaca ünlü Brezilyalı top model Adriana Lima ve yazar Metin Hara geçtiğimiz temmuz ayında ilk kez el ele Bodrum Havalimanı'nda görüntülenmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UQbpAIg-IE6oIny2VeIfEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metin Hara
Lima ile yaşadığı ilişkiyle gündeme gelen 35 yaşındaki Hara'nın fotoğrafı sosyal medyada ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zco-5ElNKU2hvNDwUaaFdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meryem Uzerli
Son olarak Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde rol alan ve şu sıralar Cingöz Recai filminin heyecanını yaşayan Meryem Uzerli, takipçileriyle küçüklük fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SlIqnFTQ1kOwZF9Aziu4EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meryem Uzerli</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m5k5iZzNyUSc_XPHRow-Kw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beste Kökdemir
Oyuncu Beste Kökdemir, Instagram hesabından ortaokul yıllarına ait bir fotoğrafını paylaştı. 24 yaşındaki oyuncu, fotoğrafını, "Ozaman biraz gülelim... Orta 2'deyim. Saçlarımı kendim kesmiştim. Bence hiç fena değil!" notuyla yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wsC3KXtJmUSf4iPIFF4StA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beste Kökdemir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fSwFnvwGJ0q-XNYv3mZ0ww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ezgi Mola
Son olarak 'Kocan Kadar Konuş: Diriliş' filminde rol alan Ezgi Mola, Instagram hesabından küçükken kardeşiyle birlikte çekilen bir karesini paylaştı. 34 yaşındaki Mola altına ise, "Sanırım kardeşime "sus ve gül yoksa seni yine cimciklemek zorunda kalırım" demişim.. Kuzuummm benim" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sUPpogY06Ey39FvSBUMssw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ezgi Mola</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yTHYXXKJkECOET-U8JBPTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birce Akalay
Son olarak Star TV ekranlarında yayınlanan Hayat Bazen Tatlıdır dizisinde rol alan Birce Akalay, Instagram sayfafından çocukluk fotoğrafını paylaştı. Akalay altına ise "Bu kızın saçlarına n'oldu yaaa böyle diye ısrarla soran olursa; O doğuştan kırpıktı dersiniz" yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h_d9_tz81ki32FzDLJ3f7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birce Akalay
Ocak ayında Sarp Levendoğlu'ndan boşanan 33 yaşındaki Akalay, şu sıralar Can Tunalı ile birliktelik yaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dXgiDuD7CUCYgLfZMLqb5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Miley Cyrus
ABD’li pop şarkıcısı Miley Cyrus, yeni bir single hazırlığında. 24 yaşındaki şarkıcı, ‘Younger Now’ adlı single’ının kapağında kendi çocukluk fotoğrafını kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XwVnz385hkmqtJBstavTIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Miley Cyrus</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UbaMK7fhqUehdpcggrmSAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kraliçe II. Elizabeth</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wTueDdnikEmKg9zRGr6vSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kraliçe II. Elizabeth</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aB5oQlv3FUSoRfYzigArmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>John Kennedy</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q6NZcO9HL0O-8ljrr2OCHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>John Kennedy</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p-EcOsx6OEqITuv_UKqYmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Angela Merkel</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dfh_hqgcO0WG0LVDCY6z8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Angela Merkel</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gCABVT1HMUioi_8qtWq27Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vladimir Putin</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VbLn1vQnOEyoi-N7TbfgTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vladimir Putin</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qh0E9O_8CkSxVLtQuhQVWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Papa Francis</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e7W0i9zJVEGdayBUAubeeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Papa Francis</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SRll58ycjECaN71lgEuUeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hillary Clinton</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EpN4VNw5S0-BRakgKt37tQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hillary Clinton</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JloK5eB_Lkafeie32e4Dmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>George Bush Jr.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yfSIxBLvvkmaGYx-fnABGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>George Bush Jr.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zoYktRjgBkWP-wgsWrfM9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prens Charles</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qsgruQQbZ0qvDUNm7JOPvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prens Charles</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hcbyr3DOzUWFrkm4sFYElA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Barack Obama</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R4aMZ6ICF0OxHxI1gO6v4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Barack Obama</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ND-a2z0v4kCDMoXGaYI2uw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Acun Ilıcalı
Acun Ilıcalı, Instagram hesabından çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iWnTCV9kGk6kqWfPqd0Cqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü yapımcı, yıllar önce ağabeyi Ömer Cenker Ilıcalı ile çekilmiş bir fotoğrafına yer verdi. Ilıcalı, ağabeyi ile birlikte görüldüğü bu fotoğrafa, "Sol taraftaki ağabeyim, sağ taraftaki ben. #tbt'nin dibi" notunu yazdı.
1967 yılında Erzurum'da doğan Ömer Cenker Ilıcalı, kulak burun boğaz uzmanı bir doktor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w8HohKuLE0uu6tsyGAVIYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bensu Soral'ın ablası oyuncu Hande Soral (sağda), Instagram hesabından çocukluk fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/enBeZ0tg30-woUHpg_E3gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>30 yaşındaki oyuncu fotoğrafın altına "Bazı şeyler hiç değişmez notunu düştü"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s7JREXW3Zk2kyg90I-AOFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sezen Aksu
Sanatçı ve söz yazarı Sezen Aksu bugün 63’üncü yaşını kutladı. Sosyal medyada bazı kullanılar Aksu'nun çocukluk fotoğrafını paylaşarak doğum günü dileklerini iletti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vS4LfkCCo0uIgk4FBHyIUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sezen Aksu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j5TJcwo-rEuGBe71p9cOnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkan Şoray
Yeşilçam'ın 'Sultan' lakaplı usta oyuncusu Türkan Şoray Instagram hesabından çocukluk fotoğrafını paylaştı. 72 yaşındaki Şoray altına ise "Türkan bir yaşında..." notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M3Nb6P-M-E2xOM0gG_SYyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkan Şoray</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hI1HkdF6E0CBL_keUhmiig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çağla Şıkel (solda)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MLwdu3h2t0qjGO1HEi8_yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çağla Şıkel</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V9mOuIz8O0y_QPD6BdQTZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kenan İmirzalıoğlu
1997 yılında Best Model of Turkey ve daha sonra Best Model of The World seçilerek kariyerine başlayan Kenan İmirzalıoğlu'nun yıllar önce ortaokul sıralarında çekilen bir pozu hayranları tarafından açılan sosyal medya hesabında paylaşıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/caW5UVna9UypfK9vgqOysw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kenan İmirzalıoğlu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s7WeKz4oAkS2tDtPTUAZwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mehmet Günsür</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O1CFYWaj8EuBE_BsAaPJEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mehmet Günsür</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FFrDOKgZ4EufWiQs4nTCIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özge Özpirinçi
puhutv'den yayınlanan Fi dizisinde rol alan Sıla karakterine hayat veren Özge Özpirinçi ilkokul yıllarına ait fotoğrafı Instagram'da takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UFdATMTQ00OtDvl2lnUghw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>31 yaşındaki oyuncu paylaşımının altına ise şu notu düştü: "İlkokul 1'in ilk gunu! Akademik hayata karsi tavrim o gunden itibaren cok netti! Stresten yanagimda cikan ucugun izi durur hala! Hey gidi gunler... Saclarimi o kadar kisa kestirmisler ki (kesin bitlenmisimdir) ilkokul formami almaya gittigimde satis elemani hanfendi babama ve bana bakip erkek uniformalarina yonlendirmisti bizi. Cok uzulmustum ama simdi guluyorum tabi. Anlatacak hikayelerden biri iste..."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/08zS9IAtdU6-yE7FTw9JlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oğuzhan Koç
Çok Güzel Hareketler Bunlar'daki oyunculuğuyla adını geniş kitlelere duyuran ve son olarak çıkardığı 'Küsme Aşka' şarkısıyla şu sıralar müzik listelerinde ilk sırada yer alan Oğuzhan Koç 23 Nisan dolayısıyla sosyal medyadan çocukluk fotoğrafını paylaştı. 31 yaşındaki Koç, altına ise, "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız kutlu olsun. Aha bu da çocuk ben..! Ve künyem" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U9VNo8PlMU-OB4kedG8QUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oğuzhan Koç</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nw-hEgfE2EeMCWeOQDcrDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nusret Gökçe
Saltbae hareketi ve sosyal medya paylaşımlarıyla Türkiye'nin hatta dünyanın dikkatini çeken restoranlar zincirinin sahibi Nusret Gökçe çocukluk fotoğrafı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MJ2mjRqqrUOJ_VqOEAEsmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak Dubai'deki restoranında Oscar ödüllü oyuncu Leonardo DiCaprio'yu ağırlayan Nusret sosyal medyada kısa sürede 5,5 milyon takipçiye ulaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H05jf7jxI0KzdwymFEjc-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlber Ortaylı
Tarih Profesörü İlber Ortaylı, Twitter hesabından gençlik fotoğrafını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gcAy6I6QAkW-QqwjNAc4Jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olan İlber Ortaylı, 21 yaşındaki halini gösteren fotoğrafı, "Gençlik. 1968. SBF" notuyla paylaştı. Bu kareye 5 bin beğeni geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lyjf90BypUC2z1UpW5oc3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BengüŞarkıcı Bengü, 38'inci yaş gününde sosyal medya hesabından çocukluk fotoğrafını paylaştı.Instagram hesabından kardeşi Banu ile çekilmiş çocukluk fotoğrafını paylaşan Bengü, "İyi ki doğmuşum ben, iyi ki böyle güzel ailem var" notunu yazdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CzfyXb9DkU6QGZvm8HqqBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bengü</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0icQIurJK0ubEyf_v6flnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aleyna Tilki
Bir Hülya Avşar Sohbeti'nde Hülya Avşar'a "Annem, beni star gibi giydirirdi. Hep öyle baktı bana ben de kendimi star zannettim küçüklüğümden beri" diyen Aleyna Tilki'nin o günlerdeki fotoğrafı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vz86-CC3H0u0BrAg6tcttA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aleyna Tilki
Aleyna Tilki Bir Hülya Avşar Sohbeti'nde çocukluğunu şu sözlerle anlatmıştı: "Üç yaşındayken şarkı söylüyormuşum, ellerimi kanepenin üzerinde aşağı boşluğa uzatmışım. Annem de, "ne yapıyorsun" Aleyna demiş. Ben ise "anne onlar benim seyircilerim onlara elimi uzatıyorum" demişim. Sonra kendimi halının üzerine atmışım. Annemin tüyler diken diken olmuş"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u77V2n8ZN0Klscap1XF10A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şebnem Ferah
Rock şarkıcısı Şebnem Ferah'ın ilkokul fotoğrafları sosyal medyadan paylaşıldı.Şarkıları ile milyonların gönlünde taht kuran Şebnem Ferah, ilkokulu Yalova Öğretmen Yusuf Ziya İlkokulu'nda okudu. Bu yıllarda çekilen bir fotoğraf ise yıllar sonra sosyal paylaşım sitesine düştü. Sanatçının doğum yılının 1972 olduğu belirtilen fotoğrafında okul numarasının ise 59 olduğu görülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iehN_8n1GEC2mokeIvx5Xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şebnem Ferah</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5_aAuaQp9EymOMVaa3D5_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarkan
Sosyal medyada perşembe günleri yapılan “TBT” (eski fotoğrafların paylaşılması) akımına megastar Tarkan da uydu.
Tarkan, Instagram hesabından çocukluk fotoğrafını paylaşarak, "Şu havalara, bakışlara bakın. Artist yaa" notunu yazdı.
Tarkan'ın paylaşımı kısa sürede 30 binden fazla beğeni aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JjIWfowqKEiMNJxldGWI5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarkan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f5zWicTD8UmtFE031_QaVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazıl Say

Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, Adana konserinde bir sürpriz ile karşılaştı. İlkokul arkadaşı Zeynep, ünlü sanatçının ilkokul birinci sınıftaki günlüğünü yolladı. Say, bu fotoğrafı sosyal medya hesabından;"Adana konserime gelen ilkokul arkadaşım Zeynep bakın ne yollamış Bu fotoğraf ilkokul1; 40 yıl önce" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_VYxh_ECw0mM54pVcsnPgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazıl Say</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4_ca4Ho-dUCRuKEgWvkaTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Caner Erkin

Futbolcu Caner Erkin ile dümyaevine giren oyuncu Şükran Ovalı, eşinin çocukluk fotoğrafını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DRruv2_IU024QRoZESYXyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak rol aldığı Familya dizisi final yapan 31 yaşındaki Ovalı, paylaşımın altına ise altına 'Minnak' notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t_21krLJjkWiK3Sl_vNGug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Justin Bieber
Dünyaca ünlü şarkıcı Justin Bieber, 13 yaşındayken YouTube’da Scooter Braun tarafından keşfedildi. Şimdi 23 yaşında olan Kanadalı şarkıcı, Instagram’dan paylaştığı fotoğrafta o zamanlar nasıl göründüğünü hayranlarıyla paylaştı. Bieber’ın annesiyle olan siyah-beyaz fotoğrafı, henüz müzik kariyerine başlamadan kısa süre önce çekilmiş.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vbLRtSPO3kqPGnS6aCx3IQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Justin Bieber</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xFRGBNy4FUecCwsGDHLPKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Haley Joel Osment

1999 yılında vizyona girdiğinde tüm dünyada ilgiyle izlenen 'Altıncı His (The Sixth Sense)' filminde dünyaca ünlü oyuncu Bruce Willis ile başrol oynayan küçük yıldız çok değişti. 28 yaşındaki Amerikalı Haley Joel Osment'ın son halini görenler tanıyamadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AGftnmsH3UauDWDirnyCdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Haley Joel Osment

Filmin yayınlandığı dönemde 12 yaşında olan Haley Joel Osment 'Altıncı His' filminde 'Cole Sear' karakterini canlandırıyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tVYuiPo7hUaT5u8usRp9Eg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ajda Pekkan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SwgGkdVkhUSWGI7NqIsyow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ajda Pekkan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hToQa9TmYkaIHPyzuuMS5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arda Turan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PeUnFtuFU0KPKXviR9tWew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arda Turan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AoX524cKd0mmq0YWW-E4GQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Angelina Jolie</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RbrYAi6joEGvZyc-cJn9RQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Angelina Jolie</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8N8-L-qB-E-x-APTv3QWhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bengü</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BasCQarF_0CB9Q8MRr_pbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bengü</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GhMn6nG6kUOTfqyyGbiiFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bruce Willis</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iQ6QNUYQC0656jMjo1GpRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bruce Willis</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i6TgHOtbNUGJhfRng66Elw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beren Saat</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AHpDnVKZUkuAvG7cdaeAJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beren Saat</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tgXsEgehfkucT_EZAn3TBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bergüzar Korel</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3t09MpDtk0WbbDtopIj47g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bergüzar Korel</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f7NXZvJK5ESreNs7INqKMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz Akkaya</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l3aOs8KnskKk0KL_nm2Y-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz Akkaya</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iY8zWznQAkCAZqYeMEnqpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elçin Sangu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K7LewjHye0yLYK0v3_1lLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elçin Sangu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JaF4xAGszk-8uO8gN2P_Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Emre Aydın</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F3hx0HCrQ0aOnlLEO4c0YQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Emre Aydın</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v4oA0OPftE-c-GVyYjS9Wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eser Yenerler</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SwcBe7iocU69jrYgntwRvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eser Yenerler</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UdB_5awHi0C5i_0jx4iHjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Aniston</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CxHQoXexLUSKbAZfa3zYew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Aniston</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K6BV8suiTkaSO5355D9Hlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hazal Kaya</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JgtRFLMADEOpaN0wQWfrdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hazal Kaya</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aSLbIri7c0S4f_5QVYZ8ZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kenan İmirzalıoğlu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JWN8FOA6J02rUo1M_bFzIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kenan İmirzalıoğlu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JsAjK_eurk2MRgVLU6QTgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lady Gaga</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o2aEtS2Gokar5dqUUOc45w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lady Gaga</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RcqrBa9aIEmneMs2C_okvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mehmet Ali Erbil</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PmkkFs9luUqzPjZqhmPjyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mehmet Ali Erbil</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/29FWpzO2QEG2zICfy4oEiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merve Sevi</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8GX14upJKUKHaJAatD4E6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merve Sevi</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tovsYgucyUGUflrcXJu_Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özge Özpirinçci</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NIQR26oOI0ytsdfIcb9nYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özge Özpirinçci</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K-184lO04kiUu_8iJr9nMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pelin Karahan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PU3oY4b7nEKq9jpf1V2EdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pelin Karahan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aWDg5abYVUmR8FResc5ZRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şener Şen</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zb-ZFVEc1kuH1jjsNGQzcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şener Şen</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pcmd1gmAokemuEZrHTDXtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarkan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zqAxNXI_A0-h-Mb4utIXlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarkan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8yR1Xkth-EyC2UPG5TESTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teoman</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c9CHycgnqkKzR8PZDopG6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teoman</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Herkes severek tüketiyor: Ölümcül ağız kanseri nedeni olabilirmiş</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/herkes-severek-tuketiyor-olumcul-agiz-kanseri-nedeni-olabilirmis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/herkes-severek-tuketiyor-olumcul-agiz-kanseri-nedeni-olabilirmis</guid>
<description><![CDATA[ Gün içerisinde şekerli gazlı içeceklerin tüketimi oldukça yaygın.  Severek tüketilen bu içeceklerin sağlığa pek çok zararı var. Bilim insanları, günde yalnızca bir kutu şekerli gazlı içecek tüketmenin ağız kanseri riskini beş kat artırabileceğini ortaya koyan çarpıcı bir araştırma yayımladı.Bilim insanları, günde yalnızca bir kutu şekerli gazlı içecek tüketmenin ağız kanseri riskini beş kat artırabileceğini ortaya koyan çarpıcı bir araştırma yayımladı. 160 binden fazla kişinin verileri üzerinde yapılan incelemede, şekerli içecek tüketiminin ağız kanseriyle bağlantılı olduğu belirlendi.Araştırmacılar, ayda bir kez veya daha az şekerli içecek tüketenlerle karşılaştırıldığında, sık tüketim yapan kişilerin ağız kanserine yakalanma riskinin çok daha fazla olduğunu ifade etti. Sonuçlar, son yıllarda özellikle kadınlar arasında görülen ağız kanseri artışının bir kısmını açıklayabileceği belirtilse de, bilim insanları kesin sonuçlar için daha fazla araştırma yapılması gerektiğine dikkat çekti.Çalışma, kadınların içtikleri şekerli gazlı içecekler, limonatalar ve buzlu çayların türlerine dair tam markaları açıklamamakla birlikte, şekerli içecek tüketimi ile ağız kanseri arasındaki güçlü ilişkiyi gözler önüne serdi. Araştırmacılar, içeceklerin şeker oranını doğrudan ölçemedikleri için, katılımcılara dört yılda bir yapılan anketlerle içtikleri içeceklerin miktarını bildirmeleri istendi.Çalışma süresince, günde bir veya daha fazla şekerli içecek tüketen kadınların, ayda bir veya daha az içenlere göre ağız kanseri riski 4,87 kat daha fazla çıktı. Özellikle sigara ve alkol kullanmayan kadınlarda bile bu riskin devam etmesi dikkat çekti.Araştırmanın yazarları, şekerli içeceklerin ağız kanseri riskini artırmasının, politika yapıcıları modern beslenme düzenlerinde şeker alımını azaltmaya teşvik etmesi gerektiğini vurguladı. Çalışma sırasında, yapay tatlandırıcılar içeren diyet içecekler dikkate alınmadı, ancak gelecekte bu konuda da incelemeler yapılabileceği ifade edildi.Şekerli içeceklerden kaynaklanan riskin artmasının, 100.000 kişide üç daha fazla ağız kanseri vakasına yol açabileceği tahmin ediliyor. Yine de, bu içeceklerin tam olarak nasıl kanseri tetiklediği konusunda net bir bilgi yok. Ancak, ABD&#039;de sıkça kullanılan yüksek fruktozlu mısır şurubu gibi maddelerin bu mekanizmanın bir parçası olabileceği düşünülüyor. Bu şuruplar, ağızdaki bakteri dengesini bozarak iltihaplanmaya ve kanserle ilişkilendirilen hücresel değişikliklere yol açabilir.Son yıllarda, sigara içmeyen kişilerde bile ağız kanseri vakalarında açıklanamayan bir artış gözlemleniyor. İnsan papilloma virüsü (HPV) gibi teoriler bu artışa katkıda bulunuyor olsa da, kesin nedenler henüz tam olarak belirlenebilmiş değil. Araştırmacılar, bulgularını doğrulamak amacıyla daha geniş çaplı çalışmalar yapmayı planlıyor.Çalışmanın yalnızca kadınlar üzerinde yapılmış olması, elde edilen sonuçların erkekler için geçerliliğini sınırlayabiliyor. Ağız kanserinin erken evrelerinin diş muayeneleriyle tespit edilebileceği, ancak NHS diş hekimliği hizmetlerine erişimdeki zorlukların tedavi süreçlerini zorlaştırdığı da belirtiliyor.NHS, insanların günlük şeker alımını 30 gramla sınırlamaları gerektiğini vurguluyor. 330 ml’lik bir şekerli gazlı içecek 35 gram şeker içeriyor. Uzmanlar, aşırı şeker tüketiminin obezite, kalp hastalıkları ve tip 2 diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rRhLoiyZ-ECsGKdynz_SFA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Herkes, severek, tüketiyor:, Ölümcül, ağız, kanseri, nedeni, olabilirmiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rRhLoiyZ-ECsGKdynz_SFA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Herkes severek tüketiyor: Ölümcül ağız kanseri nedeni olabilirmiş"><p>Gün içerisinde şekerli gazlı içeceklerin tüketimi oldukça yaygın.  Severek tüketilen bu içeceklerin sağlığa pek çok zararı var. Bilim insanları, günde yalnızca bir kutu şekerli gazlı içecek tüketmenin ağız kanseri riskini beş kat artırabileceğini ortaya koyan çarpıcı bir araştırma yayımladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UcnHpbwrj0eA1GgFnNvrCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, günde yalnızca bir kutu şekerli gazlı içecek tüketmenin ağız kanseri riskini beş kat artırabileceğini ortaya koyan çarpıcı bir araştırma yayımladı. 160 binden fazla kişinin verileri üzerinde yapılan incelemede, şekerli içecek tüketiminin ağız kanseriyle bağlantılı olduğu belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M7iOy1vD6EydRUSrf0LVgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, ayda bir kez veya daha az şekerli içecek tüketenlerle karşılaştırıldığında, sık tüketim yapan kişilerin ağız kanserine yakalanma riskinin çok daha fazla olduğunu ifade etti. Sonuçlar, son yıllarda özellikle kadınlar arasında görülen ağız kanseri artışının bir kısmını açıklayabileceği belirtilse de, bilim insanları kesin sonuçlar için daha fazla araştırma yapılması gerektiğine dikkat çekti.Çalışma, kadınların içtikleri şekerli gazlı içecekler, limonatalar ve buzlu çayların türlerine dair tam markaları açıklamamakla birlikte, şekerli içecek tüketimi ile ağız kanseri arasındaki güçlü ilişkiyi gözler önüne serdi. Araştırmacılar, içeceklerin şeker oranını doğrudan ölçemedikleri için, katılımcılara dört yılda bir yapılan anketlerle içtikleri içeceklerin miktarını bildirmeleri istendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VorWA4rR-kSQlZg2D8Xnhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışma süresince, günde bir veya daha fazla şekerli içecek tüketen kadınların, ayda bir veya daha az içenlere göre ağız kanseri riski 4,87 kat daha fazla çıktı. Özellikle sigara ve alkol kullanmayan kadınlarda bile bu riskin devam etmesi dikkat çekti.Araştırmanın yazarları, şekerli içeceklerin ağız kanseri riskini artırmasının, politika yapıcıları modern beslenme düzenlerinde şeker alımını azaltmaya teşvik etmesi gerektiğini vurguladı. Çalışma sırasında, yapay tatlandırıcılar içeren diyet içecekler dikkate alınmadı, ancak gelecekte bu konuda da incelemeler yapılabileceği ifade edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e3kpp0il7Um6lYjiin09QQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şekerli içeceklerden kaynaklanan riskin artmasının, 100.000 kişide üç daha fazla ağız kanseri vakasına yol açabileceği tahmin ediliyor. Yine de, bu içeceklerin tam olarak nasıl kanseri tetiklediği konusunda net bir bilgi yok. Ancak, ABD'de sıkça kullanılan yüksek fruktozlu mısır şurubu gibi maddelerin bu mekanizmanın bir parçası olabileceği düşünülüyor. Bu şuruplar, ağızdaki bakteri dengesini bozarak iltihaplanmaya ve kanserle ilişkilendirilen hücresel değişikliklere yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RW7z20tEbUy5vZPi_QWeDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda, sigara içmeyen kişilerde bile ağız kanseri vakalarında açıklanamayan bir artış gözlemleniyor. İnsan papilloma virüsü (HPV) gibi teoriler bu artışa katkıda bulunuyor olsa da, kesin nedenler henüz tam olarak belirlenebilmiş değil. Araştırmacılar, bulgularını doğrulamak amacıyla daha geniş çaplı çalışmalar yapmayı planlıyor.Çalışmanın yalnızca kadınlar üzerinde yapılmış olması, elde edilen sonuçların erkekler için geçerliliğini sınırlayabiliyor. Ağız kanserinin erken evrelerinin diş muayeneleriyle tespit edilebileceği, ancak NHS diş hekimliği hizmetlerine erişimdeki zorlukların tedavi süreçlerini zorlaştırdığı da belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TeE_submuEO1kwxpIUrICg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NHS, insanların günlük şeker alımını 30 gramla sınırlamaları gerektiğini vurguluyor. 330 ml’lik bir şekerli gazlı içecek 35 gram şeker içeriyor. Uzmanlar, aşırı şeker tüketiminin obezite, kalp hastalıkları ve tip 2 diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TOKİ 454 iş yeri açık artırma satışı: TOKİ 33 ilde açık artırma ile iş yeri satışı ne zaman, nerede ve saat kaçta?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/toki-454-is-yeri-acik-artirma-satisi-toki-33-ilde-acik-artirma-ile-is-yeri-satisi-ne-zaman-nerede-ve-saat-kacta</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/toki-454-is-yeri-acik-artirma-satisi-toki-33-ilde-acik-artirma-ile-is-yeri-satisi-ne-zaman-nerede-ve-saat-kacta</guid>
<description><![CDATA[ TOKİ açık artırmayla satış ilanları ilgililer tarafından takip ediliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, 33 ilde 454 iş yerini satışa çıkaracağını duyurdu. Buna göre açık artırmaya katılacakların toplantı öncesinde teminat bedelini ödemeleri gerekiyor. TOKİ açık artırma iş yeri satışı saat kaçta, nasıl olacak?TOKİ arsa, konut ve iş yeri satışları sürüyor. Satışa katılacak ilgililer yüzde 15 peşinat ve 60 ay vade ile iş yeri sahibi olabilecek. Satışı yapılacak iş yerlerinin satış bedeli ve teslim tarihini içeren satış listesi yayımlandı. İşte, TOKİ iş yeri satışı detayları...Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından açık artırma iş yeri satışı 18-19 Mart tarihlerinde saat 10:30&#039;da Ankara Bilkent Otel ile TOKİ İstanbul Hizmet Binası&#039;nda ve www.emlakmuzayede.com.tr adresinden gerçekleştirilecek.Satışlar; Afyonkarahisar, Aksaray, Ankara, Antalya, Bartın, Bingöl, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Gümüşhane, İstanbul, İzmir, Kırıkkale, Kırklareli, Konya, Manisa, Mardin, Malatya, Muğla, Nevşehir, Niğde, Osmaniye, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon, Tunceli, Uşak ve Yalova illeri için olacak.Bankacılık faaliyetler Türkiye Halk Bankası AŞ ve T.C. Ziraat Bankası üzerinden yürütülecek olan açık artırma ile iş yeri satışında toplantı öncesinden satın alınacak iş yeri sayısı kadar teminat bedeli ödenecek. Öte yandan online açık artırmaya katılım başvuruları bir iş günü öncesinden son bulacak.
TOKİ AÇIK ARTIRMA SATIŞ LİSTESİ ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5z6Q1Fv0MUuHnM29SWLenQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TOKİ, 454, iş, yeri, açık, artırma, satışı:, TOKİ, ilde, açık, artırma, ile, iş, yeri, satışı, zaman, nerede, saat, kaçta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5z6Q1Fv0MUuHnM29SWLenQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="TOKİ 33 ilde iş yeri satışı ne zaman, saat kaçta, nerede olacak? Yüzde 15 peşinat ve 60 ay vade ile..."><p>TOKİ açık artırmayla satış ilanları ilgililer tarafından takip ediliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, 33 ilde 454 iş yerini satışa çıkaracağını duyurdu. Buna göre açık artırmaya katılacakların toplantı öncesinde teminat bedelini ödemeleri gerekiyor. TOKİ açık artırma iş yeri satışı saat kaçta, nasıl olacak?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y-4_U3MbMUeo13iQbzrINw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TOKİ arsa, konut ve iş yeri satışları sürüyor. Satışa katılacak ilgililer yüzde 15 peşinat ve 60 ay vade ile iş yeri sahibi olabilecek. Satışı yapılacak iş yerlerinin satış bedeli ve teslim tarihini içeren satış listesi yayımlandı. İşte, TOKİ iş yeri satışı detayları...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nx_8MvTyT0-VT2comPDYrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından açık artırma iş yeri satışı 18-19 Mart tarihlerinde saat 10:30'da Ankara Bilkent Otel ile TOKİ İstanbul Hizmet Binası'nda ve www.emlakmuzayede.com.tr adresinden gerçekleştirilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SwzdcqUuRE-6y1J-TYn1Tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Satışlar; Afyonkarahisar, Aksaray, Ankara, Antalya, Bartın, Bingöl, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Gümüşhane, İstanbul, İzmir, Kırıkkale, Kırklareli, Konya, Manisa, Mardin, Malatya, Muğla, Nevşehir, Niğde, Osmaniye, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon, Tunceli, Uşak ve Yalova illeri için olacak.Bankacılık faaliyetler Türkiye Halk Bankası AŞ ve T.C. Ziraat Bankası üzerinden yürütülecek olan açık artırma ile iş yeri satışında toplantı öncesinden satın alınacak iş yeri sayısı kadar teminat bedeli ödenecek. Öte yandan online açık artırmaya katılım başvuruları bir iş günü öncesinden son bulacak.
TOKİ AÇIK ARTIRMA SATIŞ LİSTESİ</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sakura mevsimi ne zaman? Sakura çiçeğinin hikayesi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sakura-mevsimi-ne-zaman-sakura-ciceginin-hikayesi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sakura-mevsimi-ne-zaman-sakura-ciceginin-hikayesi</guid>
<description><![CDATA[ Japonya&#039;nın her bölgesinde farklı zamanlarda açan sakura ağaçları, ülke genelinde görsel bir şölen sunar. Bu dönem, turistler için de çok popülerdir ve birçok kişi sakura çiçeklerini görmek için Japonya&#039;ya seyahat eder.Sakura, Japonya&#039;da ve bazı Asya ülkelerinde yetişen, özellikle kiraz ağacı türlerinin çiçeklerine verilen isimdir. Bu çiçekler, genellikle ilkbaharda açar ve Japon kültüründe çok önemli bir yer tutar. &quot;Sakura&quot; kelimesi, Japonca&#039;da &quot;kiraz çiçeği&quot; anlamına gelir. Bu çiçekler, güzellikleri ve geçici ömürleriyle ünlüdür, çünkü çok kısa bir süre, genellikle 1-2 hafta boyunca tam olarak açarlar ve sonra hızla dökülürler.Sakura çiçeklerinin açması, Japonya&#039;da büyük bir kültürel etkinlik olan &quot;hanami&quot; (çiçek izleme) ile kutlanır. Bu dönem, insanları doğaya yakınlaştırır ve yenilenmeyi, umudu, geçici güzellikleri simgeler. Ayrıca, sakura çiçekleri Japon sanatı, edebiyatı ve müziğinde de sıklıkla yer alır ve Japon halkı için derin bir anlam taşır.Japonya&#039;da her bahar mevsimi, sakura yani kiraz çiçeklerinin açmasıyla birlikte ülke adeta pembe bir denize dönüşür. 2025 yılında da bu büyüleyici manzarayı görmek isteyenler için sakura mevsiminin, mart sonu ve nisan başında zirveye ulaşması bekleniyor.Sakura&#039;nın Japon mitolojisindeki yeri de oldukça büyüktür. Japonya&#039;da eski inançlara göre sakura, tanrıların sembolüdür. Özellikle Japonya&#039;nın başkenti Kyoto&#039;nun yakınlarındaki Kiyomizu Dağı gibi kutsal alanlarda sakura ağaçları, tanrıların insanlara olan sevgisini ve lütfunu simgeler. Ayrıca, halk arasında sakura çiçeklerinin ruhları arındıran, kötülükleri uzaklaştıran bir güce sahip olduğuna inanılır.Sakura çiçeği, aynı zamanda Japon samuraylarının kültüründe de önemli bir yere sahiptir. Samuraylar, sakura çiçeğini &quot;onur ve kahramanlık&quot; ile ilişkilendirirler. Çiçeklerin kısa ömrü, samurayların cesaretini ve fedakarlığını simgeler. Bir samurayın onuru, sakura çiçeğinin ömrüne benzetilirdi: Kısa ama anlamlı bir yaşam. Samuraylar, hayatlarını vatanlarına adar ve ölümü onurla kabul ederlerdi, tıpkı sakura çiçeklerinin solup dökülmesi gibi.TOKYOUeno Park: Binlerce kiraz ağacıyla ünlü bu park, özellikle akşamları aydınlatıldığında büyüleyici bir manzara sunar.Chidorigafuchi Moat: İmparatorluk Sarayı çevresindeki bu hendek boyunca sıralanan kiraz ağaçları, tekne turu yaparken izlenebilir.KYOTOFelsefe Yolu (Philosopher&#039;s Path): Bu kanal yolu, iki kilometre boyunca kiraz ağaçlarıyla kaplıdır ve sakin bir yürüyüş deneyimi sunar.Maruyama Park: Özellikle gece aydınlatmasıyla dikkat çeken bu park, hanami (çiçek izleme) etkinlikleri için popülerdir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FpAXQCbpFkCK-gIc_z5R9w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sakura, mevsimi, zaman, Sakura, çiçeğinin, hikayesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FpAXQCbpFkCK-gIc_z5R9w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sakura mevsimi ne zaman? Sakura çiçeğinin hikayesi"><p>Japonya'nın her bölgesinde farklı zamanlarda açan sakura ağaçları, ülke genelinde görsel bir şölen sunar. Bu dönem, turistler için de çok popülerdir ve birçok kişi sakura çiçeklerini görmek için Japonya'ya seyahat eder.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DTYM5mkXfUSBz89aLjezyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sakura, Japonya'da ve bazı Asya ülkelerinde yetişen, özellikle kiraz ağacı türlerinin çiçeklerine verilen isimdir. Bu çiçekler, genellikle ilkbaharda açar ve Japon kültüründe çok önemli bir yer tutar. "Sakura" kelimesi, Japonca'da "kiraz çiçeği" anlamına gelir. Bu çiçekler, güzellikleri ve geçici ömürleriyle ünlüdür, çünkü çok kısa bir süre, genellikle 1-2 hafta boyunca tam olarak açarlar ve sonra hızla dökülürler.Sakura çiçeklerinin açması, Japonya'da büyük bir kültürel etkinlik olan "hanami" (çiçek izleme) ile kutlanır. Bu dönem, insanları doğaya yakınlaştırır ve yenilenmeyi, umudu, geçici güzellikleri simgeler. Ayrıca, sakura çiçekleri Japon sanatı, edebiyatı ve müziğinde de sıklıkla yer alır ve Japon halkı için derin bir anlam taşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u3IoJOIZdEmuq0CZFHXQjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Japonya'da her bahar mevsimi, sakura yani kiraz çiçeklerinin açmasıyla birlikte ülke adeta pembe bir denize dönüşür. 2025 yılında da bu büyüleyici manzarayı görmek isteyenler için sakura mevsiminin, mart sonu ve nisan başında zirveye ulaşması bekleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XduYPaXN8EmAz-b6Tp9VxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sakura'nın Japon mitolojisindeki yeri de oldukça büyüktür. Japonya'da eski inançlara göre sakura, tanrıların sembolüdür. Özellikle Japonya'nın başkenti Kyoto'nun yakınlarındaki Kiyomizu Dağı gibi kutsal alanlarda sakura ağaçları, tanrıların insanlara olan sevgisini ve lütfunu simgeler. Ayrıca, halk arasında sakura çiçeklerinin ruhları arındıran, kötülükleri uzaklaştıran bir güce sahip olduğuna inanılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B5BaXl0Ir0CpNmzpc8O7zQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sakura çiçeği, aynı zamanda Japon samuraylarının kültüründe de önemli bir yere sahiptir. Samuraylar, sakura çiçeğini "onur ve kahramanlık" ile ilişkilendirirler. Çiçeklerin kısa ömrü, samurayların cesaretini ve fedakarlığını simgeler. Bir samurayın onuru, sakura çiçeğinin ömrüne benzetilirdi: Kısa ama anlamlı bir yaşam. Samuraylar, hayatlarını vatanlarına adar ve ölümü onurla kabul ederlerdi, tıpkı sakura çiçeklerinin solup dökülmesi gibi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wzHLHelpEku9hLO1fOYm4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TOKYOUeno Park: Binlerce kiraz ağacıyla ünlü bu park, özellikle akşamları aydınlatıldığında büyüleyici bir manzara sunar.Chidorigafuchi Moat: İmparatorluk Sarayı çevresindeki bu hendek boyunca sıralanan kiraz ağaçları, tekne turu yaparken izlenebilir.KYOTOFelsefe Yolu (Philosopher's Path): Bu kanal yolu, iki kilometre boyunca kiraz ağaçlarıyla kaplıdır ve sakin bir yürüyüş deneyimi sunar.Maruyama Park: Özellikle gece aydınlatmasıyla dikkat çeken bu park, hanami (çiçek izleme) etkinlikleri için popülerdir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fitre kime verilir? Diyanet fitre tutarı 2025: Bu yıl fitre ne kadar, ne zaman verilir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/fitre-kime-verilir-diyanet-fitretutari-2025-bu-yil-fitre-ne-kadar-ne-zaman-verilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/fitre-kime-verilir-diyanet-fitretutari-2025-bu-yil-fitre-ne-kadar-ne-zaman-verilir</guid>
<description><![CDATA[ Sadaka-i fıtr ya da fitre, Ramazan ayını tamamlamanın ve bayrama ulaşmanın şükrü olarak ihtiyacı olanlara verilen bir sadakadır. Fitre tutarı her sene Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenir ve kişinin bakmakla yükümlü olmadığı Müslümanlara verilir. 2025 fitre miktarı ne kadar?Fitre tutarı, bir kişinin iki öğünden günlük yemek ihtiyacını karşılayacak kadar verilir. Fıtır sadakası vermekle yükümlü olanların ise zenginlik ölçüsü kabul edilen miktarda mala sahip olmalılardır. Diyanet 2025 yılı fitre tutarını duyuru. Peki, fitre kimlere, ne zaman verilir?  FİTRE NE KADAR 2025?  Bir kişinin günlük olarak iki öğünlük yemeğini karşılayacak tutarda olması gereken fitre bedeli bu yıl için asgari olarak 180 TL açıklandı.  FİTRE KİMLERE, NE ZAMAN VERİLİR?  Fitre vermekle yükümlü olan kimse, fıtır sadakasını aile üyesine veremez (anne, baba, dede ve nine, eşler, çocuklar, torunlar ve onların çocukları).  Hanefilere ve Şafiilere göre fitre verilecek kişilerde bazı farklılıklar bulunuyor. Buna göre Şâfiîlere ve İmam Ebû Yûsuf’a göre Müslüman olmayana da verilemez.  Maddi olarak durumları iyi olmayan; kardeş, teyze, dayı, amca, hala ve onların çocukları, gelin, damat, kayınpeder ve kayınvalideye fitre verilebilir.   FİTRE NE ZAMAN VERİLİR?  Vacip olan fıtır sadakası, Ramazan Bayramı&#039;nın birinci günü verilebilir. Ayrıca bayramdan önce verilmesi daha hayırlıdır. Öte yandan bayram günü ve sonrasında da fitre verilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jFMn2_71_06-yFyJ7IGxww.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Fitre, kime, verilir, Diyanet, fitre tutarı, 2025:, yıl, fitre, kadar, zaman, verilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jFMn2_71_06-yFyJ7IGxww.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bu yıl fitre ne kadar? 2025 fitre tutarı Diyanet: Fitre kimlere verilir?"><p>Sadaka-i fıtr ya da fitre, Ramazan ayını tamamlamanın ve bayrama ulaşmanın şükrü olarak ihtiyacı olanlara verilen bir sadakadır. Fitre tutarı her sene Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenir ve kişinin bakmakla yükümlü olmadığı Müslümanlara verilir. 2025 fitre miktarı ne kadar?</p>Fitre tutarı, bir kişinin iki öğünden günlük yemek ihtiyacını karşılayacak kadar verilir. Fıtır sadakası vermekle yükümlü olanların ise zenginlik ölçüsü kabul edilen miktarda mala sahip olmalılardır. Diyanet 2025 yılı fitre tutarını duyuru. Peki, fitre kimlere, ne zaman verilir?  <strong>FİTRE NE KADAR 2025?</strong>  Bir kişinin günlük olarak iki öğünlük yemeğini karşılayacak tutarda olması gereken fitre bedeli bu yıl için asgari olarak 180 TL açıklandı.  <strong>FİTRE KİMLERE, NE ZAMAN VERİLİR?</strong>  Fitre vermekle yükümlü olan kimse, fıtır sadakasını aile üyesine veremez (anne, baba, dede ve nine, eşler, çocuklar, torunlar ve onların çocukları).  Hanefilere ve Şafiilere göre fitre verilecek kişilerde bazı farklılıklar bulunuyor. Buna göre Şâfiîlere ve İmam Ebû Yûsuf’a göre Müslüman olmayana da verilemez.  Maddi olarak durumları iyi olmayan; kardeş, teyze, dayı, amca, hala ve onların çocukları, gelin, damat, kayınpeder ve kayınvalideye fitre verilebilir.   <strong>FİTRE NE ZAMAN VERİLİR?</strong>  Vacip olan fıtır sadakası, Ramazan Bayramı'nın birinci günü verilebilir. Ayrıca bayramdan önce verilmesi daha hayırlıdır. Öte yandan bayram günü ve sonrasında da fitre verilir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avrupalılar ortalama 81,4 yıl yaşıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/avrupalilar-ortalama-814-yil-yasiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/avrupalilar-ortalama-814-yil-yasiyor</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa İstatistik Ofisi, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin ortalama yaşam süresine ilişkin veriler açıkladı. Verilere göre Avrupa&#039;da ortalama 81,4 yıla çıktığı açıklandı.Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), AB ülkelerinde ortalama yaşam sürelerine ilişkin verileri yayımladı. Verilere göre, AB ülkelerinde 2023 yılında ortalama yaşam süresi bir önceki yıla kıyasla 0,8 yıl artarak 81,4 yıl oldu. Yaşam süresi Covid-19 salgını dönemlerinin etkisinden kurtularak 2019 yılı değerinin üzerine çıktı. Ortalama yaşam süresi 2002 yılına kıyasla da 3,8 yıl arttı. Kadınların ortalama yaşam süresi erkeklerinkini 5,3 yıl geçti.  AB ülkelerinde ortalama yaşam süresi kadınlarda 84 yıl, erkelerde 78,7 yıl oldu. AB ülkelerinde en uzun ortalama yaşam süresi 84 yılla İspanya&#039;da, 83,5 yılla İtalya&#039;da, 83,4 yılla Lüksemburg, Malta, İsveç&#039;te, 83 yılla da Fransa&#039;da belirlendi. Almanya’da 81,1 yıl olan ortalama yaşam süresi, en düşük 75,6 yılla Letonya&#039;da, 75,8 yılla Bulgaristan&#039;da, 76,4 yılla da Romanya&#039;da ölçüldü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HDB06qcGWE6H_IGKyk8jyg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Avrupalılar, ortalama, 81, 4, yıl, yaşıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HDB06qcGWE6H_IGKyk8jyg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Avrupalılar ortalama 81,4 yıl yaşıyor"><p>Avrupa İstatistik Ofisi, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin ortalama yaşam süresine ilişkin veriler açıkladı. Verilere göre Avrupa'da ortalama 81,4 yıla çıktığı açıklandı.</p><p>Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), AB ülkelerinde ortalama yaşam sürelerine ilişkin verileri yayımladı. </p><p>Verilere göre, AB ülkelerinde 2023 yılında ortalama yaşam süresi bir önceki yıla kıyasla 0,8 yıl artarak 81,4 yıl oldu. Yaşam süresi Covid-19 salgını dönemlerinin etkisinden kurtularak 2019 yılı değerinin üzerine çıktı. </p><p>Ortalama yaşam süresi 2002 yılına kıyasla da 3,8 yıl arttı. Kadınların ortalama yaşam süresi erkeklerinkini 5,3 yıl geçti.  AB ülkelerinde ortalama yaşam süresi kadınlarda 84 yıl, erkelerde 78,7 yıl oldu. AB ülkelerinde en uzun ortalama yaşam süresi 84 yılla İspanya'da, 83,5 yılla İtalya'da, 83,4 yılla Lüksemburg, Malta, İsveç'te, 83 yılla da Fransa'da belirlendi. </p><p>Almanya’da 81,1 yıl olan ortalama yaşam süresi, en düşük 75,6 yılla Letonya'da, 75,8 yılla Bulgaristan'da, 76,4 yılla da Romanya'da ölçüldü.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Babasının yanında çırak olarak başladı: 35 yıldır 5 çocuğunu bu işi yaparak büyüttü</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/babasinin-yaninda-cirak-olarak-basladi-35-yildir-5-cocugunu-bu-isi-yaparak-buyuttu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/babasinin-yaninda-cirak-olarak-basladi-35-yildir-5-cocugunu-bu-isi-yaparak-buyuttu</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır’da Abdülkerim Tekçi (49), 35 yıldır 9 metrekarelik dükkanda babasının yanında çırak olarak başladığı tamircilik mesleğiyle ailesinin geçimini sağlayarak, 5 çocuk büyüttü.Yenişehir ilçesi Şehitlik Mahallesi’nde yaşayan Abdülkerim Tekçi, 1990 yılında 14 yaşındayken babasının yaptığı tamircilik mesleğine çırak olarak başladı.4 yıllık çıraklığın ardından usta olan ve 2011’de babasını kaybeden Tekçi, 9 metrekarelik dükkanda fön, maşa ve tıraş makineleri gibi elektronik gereçlerin tamir ve bakımını yapıyor.35 yılda büyüttüğü 5 çocuktan 3’ünü de evlendiren Tekçi, “5 çocuk babasıyım. Berber ve kuaför malzemeleri olan makas, fön, maşa, tıraş makinelerinin dişlerini tamir ediyorum. Bu mesleği babamdan öğrendim, babam da dedemden öğrenmiş.Bu şekilde ben de sürdürüyorum. O zamanlarda balta, orak, makas gibi aletleri bilemişler. Ben teknolojiyi de ekleyerek bu işe devam ediyorum. Elektronik olan gereçlerin de tamir ve bakımını yapıyorum. 35 yıldır bu işi yapıyorum. 14 yaşındayken çırak olarak başladım. Dükkanım 9 metrekaredir.Başka illerde bana gelen malzemeleri de dükkanımda alanda tamir ederek kargoyla onlara gönderiyorum. Bu mesleğimle 5 çocuk büyüttüm ve 2 erkek çocuğumu ve 1 kızımı evlendirdim. Bu mesleğimi bir sonraki nesle aktarmak için çocuklarıma da öğretiyorum. Günde 8 saat çalışıyorum” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j1_K3z_LCUOjxgitv6myKw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Babasının, yanında, çırak, olarak, başladı:, yıldır, çocuğunu, işi, yaparak, büyüttü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j1_K3z_LCUOjxgitv6myKw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Babasının yanında çırak olarak başladı: 35 yıldır 5 çocuğunu bu işi yaparak büyüttü"><p>Diyarbakır’da Abdülkerim Tekçi (49), 35 yıldır 9 metrekarelik dükkanda babasının yanında çırak olarak başladığı tamircilik mesleğiyle ailesinin geçimini sağlayarak, 5 çocuk büyüttü.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0aLG4jHKgkSGlW42pW-C4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yenişehir ilçesi Şehitlik Mahallesi’nde yaşayan Abdülkerim Tekçi, 1990 yılında 14 yaşındayken babasının yaptığı tamircilik mesleğine çırak olarak başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G19wR4yCp0mfwSjDieHeyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>4 yıllık çıraklığın ardından usta olan ve 2011’de babasını kaybeden Tekçi, 9 metrekarelik dükkanda fön, maşa ve tıraş makineleri gibi elektronik gereçlerin tamir ve bakımını yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HsyUBCyUe0GYD4pbH9fR_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>35 yılda büyüttüğü 5 çocuktan 3’ünü de evlendiren Tekçi, “5 çocuk babasıyım. Berber ve kuaför malzemeleri olan makas, fön, maşa, tıraş makinelerinin dişlerini tamir ediyorum. Bu mesleği babamdan öğrendim, babam da dedemden öğrenmiş.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KY7Gz-ncaU2msu_Rf_A9lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu şekilde ben de sürdürüyorum. O zamanlarda balta, orak, makas gibi aletleri bilemişler. Ben teknolojiyi de ekleyerek bu işe devam ediyorum. Elektronik olan gereçlerin de tamir ve bakımını yapıyorum. 35 yıldır bu işi yapıyorum. 14 yaşındayken çırak olarak başladım. Dükkanım 9 metrekaredir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cmYOOlmjq0CalLg8VAa3sQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başka illerde bana gelen malzemeleri de dükkanımda alanda tamir ederek kargoyla onlara gönderiyorum. Bu mesleğimle 5 çocuk büyüttüm ve 2 erkek çocuğumu ve 1 kızımı evlendirdim. Bu mesleğimi bir sonraki nesle aktarmak için çocuklarıma da öğretiyorum. Günde 8 saat çalışıyorum” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>55 kilo obez Duman spor ve pilates ile zayıflatılıyor: Kalp problemi ve yürüme güçlüğü yaşıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/55-kilo-obez-duman-spor-ve-pilates-ile-zayiflatiliyor-kalp-problemi-ve-yurume-guclugu-yasiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/55-kilo-obez-duman-spor-ve-pilates-ile-zayiflatiliyor-kalp-problemi-ve-yurume-guclugu-yasiyor</guid>
<description><![CDATA[ Aşırı kilo nedeniyle hareket etmekte zorlanan 55 kiloluk Duman isimli köpek, özel bir spor programı ile sağlığına kavuşturuluyor. Veterinerler ve hayvan eğitmenleri tarafından hazırlanan program kapsamında Duman, pilates ve çeşitli egzersizlerle kilo veriyor.Sokakta fazla beslenerek aşırı kilo alan Duman, yaşına bağlı olarak çeşitli sağlık problemleri yaşamaya başladı. Kalp rahatsızlığı, bel fıtığı ve yürüme güçlüğü çeken Duman, uzmanların kontrolü altında özel bir tedavi sürecine alındı.Duman köpeğin sağlık durumuyla ilgili konuşan Veteriner teknikeri ve fizyoterapisti Yağmur Denli, Duman&#039;ın yaklaşık 10 ila 15 kilo vermesi gerektiğini söyledi. Denli, &quot;Duman, kliniğimize getirildiğinde 56 kiloydu. Şu an bir kilo verdi ve hedefimiz 40-45 kiloya düşmesini sağlamak. Ancak tamamen vücut yapısına göre karar vereceğiz. İlk olarak kalp rahatsızlığına yönelik destekleyici tedaviye başladık. Şimdi ise pilates, pasif jimnastik ve egzersiz süreçlerini uyguluyoruz.&quot;Kilo verme sürecini aktaran Denli, &quot;Duman&#039;ın kilo kontrolü için diyet mamayla beslenme programı oluşturuldu. Gün içinde belirli saatlerde beslenmesi sağlanıyor ve düzenli yürüyüşlerle destekleniyor. Onu zorlamadan kısa yürüyüşler yaptırılıyor, pilates ve engel atlama gibi egzersizler uygulanıyor. Kaslarının güçlenmesi için pasif jimnastik yapılıyor ve süreç ilerledikçe yüzme seansları da programa dahil edilecek&quot; diye konuştu.Veteriner teknikeri Yağmur Denli, &quot;Duman&#039;ın kilo verme süreci yavaş ama sağlıklı bir şekilde ilerliyor. Genel durumu kontrol altında tutuldukça yüzme egzersizleri de başlayacak. Onu yormadan, sağlığına zarar vermeden en ideal kilosuna ulaşmasını hedefliyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kuwa7SxaEEqJwuAMzgrK_w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>kilo, obez, Duman, spor, pilates, ile, zayıflatılıyor:, Kalp, problemi, yürüme, güçlüğü, yaşıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kuwa7SxaEEqJwuAMzgrK_w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="55 kilo obez Duman spor ve pilates ile zayıflatılıyor: Kalp problemi ve yürüme güçlüğü yaşıyor"><p>Aşırı kilo nedeniyle hareket etmekte zorlanan 55 kiloluk Duman isimli köpek, özel bir spor programı ile sağlığına kavuşturuluyor. Veterinerler ve hayvan eğitmenleri tarafından hazırlanan program kapsamında Duman, pilates ve çeşitli egzersizlerle kilo veriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ssucRRIN30yqX3K90Z8m0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sokakta fazla beslenerek aşırı kilo alan Duman, yaşına bağlı olarak çeşitli sağlık problemleri yaşamaya başladı. Kalp rahatsızlığı, bel fıtığı ve yürüme güçlüğü çeken Duman, uzmanların kontrolü altında özel bir tedavi sürecine alındı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rB1Yzchpv06CH20glRMHEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duman köpeğin sağlık durumuyla ilgili konuşan Veteriner teknikeri ve fizyoterapisti Yağmur Denli, Duman'ın yaklaşık 10 ila 15 kilo vermesi gerektiğini söyledi. Denli, "Duman, kliniğimize getirildiğinde 56 kiloydu. Şu an bir kilo verdi ve hedefimiz 40-45 kiloya düşmesini sağlamak. Ancak tamamen vücut yapısına göre karar vereceğiz. İlk olarak kalp rahatsızlığına yönelik destekleyici tedaviye başladık. Şimdi ise pilates, pasif jimnastik ve egzersiz süreçlerini uyguluyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BPPR8p1BUUylJC3Kw89dFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo verme sürecini aktaran Denli, "Duman'ın kilo kontrolü için diyet mamayla beslenme programı oluşturuldu. Gün içinde belirli saatlerde beslenmesi sağlanıyor ve düzenli yürüyüşlerle destekleniyor. Onu zorlamadan kısa yürüyüşler yaptırılıyor, pilates ve engel atlama gibi egzersizler uygulanıyor. Kaslarının güçlenmesi için pasif jimnastik yapılıyor ve süreç ilerledikçe yüzme seansları da programa dahil edilecek" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PVbNwq9byUmsjtvGizjc4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Veteriner teknikeri Yağmur Denli, "Duman'ın kilo verme süreci yavaş ama sağlıklı bir şekilde ilerliyor. Genel durumu kontrol altında tutuldukça yüzme egzersizleri de başlayacak. Onu yormadan, sağlığına zarar vermeden en ideal kilosuna ulaşmasını hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Araştırma: Nostaljik insanlar daha yakın arkadaşlıklar kurabiliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/arastirma-nostaljik-insanlar-daha-yakin-arkadasliklar-kurabiliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/arastirma-nostaljik-insanlar-daha-yakin-arkadasliklar-kurabiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Araştırmalara göre, nostaljik insanlar daha kalıcı dostluk kuruyor.Yapılan araştırmada nostaljik insanların, daha güçlü ve kalıcı dostluk kurduğu ve ilişkilerini sürdürmek için daha fazla çaba harcadığı belirlendi. Japonya&#039;nın Kyoto Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar, üç farklı deneyde ABD ve Avrupa&#039;dan yaklaşık 1500 katılımcıyla nostaljinin arkadaşlık ilişkileri üzerindeki etkisini inceledi.  Deneylerde katılımcıların nostaljik duygulara ne kadar yatkın oldukları ve sosyal ilişkilerindeki yakınlık düzeyleri araştırıldı.  Bulgular, nostaljik bireylerin sosyal bağlarını sürdürmeye daha fazla özen gösterdiğini ve daha yakın arkadaşlıklar kurduğunu gösterdi.  Araştırmacılar, insanların yaşlandıkça daha nostaljik hale geldiklerini belirledi. Kyoto Üniversitesi&#039;nden araştırmanın baş yazarlarından Kuan-Ju Huang, yaptığı açıklamada, &quot;Daha nostaljik hisseden ve anılarına değer veren insanlar, ilişkilerinin öneminin ve el üstünde tutulması gerektiğinin farkındadır.&quot; ifadelerini kullandı. Araştırmanın sonuçları &quot;Cognition and Emotion&quot; isimli dergide yayımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g9JvGv2PME-foraD943IEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Araştırma:, Nostaljik, insanlar, daha, yakın, arkadaşlıklar, kurabiliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g9JvGv2PME-foraD943IEQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Araştırma: Nostaljik insanlar daha yakın arkadaşlıklar kurabiliyor"><p>Araştırmalara göre, nostaljik insanlar daha kalıcı dostluk kuruyor.</p>Yapılan araştırmada nostaljik insanların, daha güçlü ve kalıcı dostluk kurduğu ve ilişkilerini sürdürmek için daha fazla çaba harcadığı belirlendi. Japonya'nın Kyoto Üniversitesi'nden araştırmacılar, üç farklı deneyde ABD ve Avrupa'dan yaklaşık 1500 katılımcıyla nostaljinin arkadaşlık ilişkileri üzerindeki etkisini inceledi.  Deneylerde katılımcıların nostaljik duygulara ne kadar yatkın oldukları ve sosyal ilişkilerindeki yakınlık düzeyleri araştırıldı.  Bulgular, nostaljik bireylerin sosyal bağlarını sürdürmeye daha fazla özen gösterdiğini ve daha yakın arkadaşlıklar kurduğunu gösterdi.  Araştırmacılar, insanların yaşlandıkça daha nostaljik hale geldiklerini belirledi. Kyoto Üniversitesi'nden araştırmanın baş yazarlarından Kuan-Ju Huang, yaptığı açıklamada, "Daha nostaljik hisseden ve anılarına değer veren insanlar, ilişkilerinin öneminin ve el üstünde tutulması gerektiğinin farkındadır." ifadelerini kullandı. Araştırmanın sonuçları "Cognition and Emotion" isimli dergide yayımlandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tembelliğin üstesinden gelen 8 Japon tekniği: Uzun yaşamın sırrı olarak da biliniyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/tembelligin-ustesinden-gelen-8-japon-teknigi-uzun-yasamin-sirri-olarak-da-biliniyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/tembelligin-ustesinden-gelen-8-japon-teknigi-uzun-yasamin-sirri-olarak-da-biliniyor</guid>
<description><![CDATA[ Yoğun çalışma hayatı, çeşitli sağlık sorunları ve stres gibi pek çok etken, gün içerisinde bitkin hissetmemize ve basit işlerimizi bile yapamayacak hale gelmemize neden olabilir. Ancak Japonların yüzyıllardır uyguladıkları 8 tekniğin, tembelliğin üstesinden gelmede oldukça etkili olduğu öne sürülüyor.IKİGAİIkigai, insanların yaşamlarını anlamlı ve tatmin edici kılacak dört temel öğenin birleşimini ifade eder. Ikigai&#039;nin 4 temel kuralı ise şu şekilde sıralanır:  Sevdiğiniz işi yapın. İyi olduğunuz şeyi yapın. Dünyanın ihtiyacı olanı yapın. Maddi olarak karşılığını alabileceğiniz şeyleri yapın.  KAİZEN Kaizen, büyük iyileşmeler beklemek yerine küçük iyileşmelere odaklanmayı tanımlar. Bu anlayışa göre, her gün bir önceki günden yüz 1 daha iyi hissetmeye çalışmak gerekir.SHOSHİNShoshin, öğrenmeye açık bir zihni ifade eder. Zen Budizmi&#039;nden gelen teknik, deneyimli olsanız bile her olaya bir çaylak gibi yaklaşmanızı öğütler. Bu tekniğin, öğrenme sürecinin yaşam boyu sürmesine katkı sağladığına inanılır.HARA HACHİ BUJaponya&#039;nın Okinawa bölgesindeki insanların uzun yaşam sırrı olarak bilinen Hara Hachi Bu, yüzde 80 doyduktan sonra yemek yemeyi bırakmak anlamına gelir. Bilimsel araştırmalar, bu yöntemin, aşırı yemenin önüne geçerek daha sağlıklı bir yaşam sürmeye yardımcı olabileceğini ortaya koymuştur.SHİNRİN YOKU  Shinrin Yoku, bireylerin doğada daha fazla vakit geçirmesini önerir. Bu basit tekniğin, stres seviyelerini azalttığı ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağladığı bilinir.WABİ SABİWabi Sabi, Japon estetiğinde kusurlu olanı sevmek demektir. Mükemmelliyetçi bakış açısına meydan okuyan bu felsefe; özellikle sanatta, mimaride ve günlük yaşamda, objelerin zamanla eskimesine ve doğal bozulmalarına değer verme yaklaşımını benimser.  GANBARU  Ganbaru, Japonca&#039;da &quot;sonuna kadar çaba göstermek&quot; anlamına gelir. Bu kavram, kişilerin zor durumlarla karşılaştıklarında azimle mücadele etmelerini ve pes etmeden çaba göstermeleri gerektiğini öğütler. Ganbaru tekniğine göre, kişi ulaşmak istediği başarı için yüksek performans göstermek zorundadır.  GAMAN  Gaman tekniğinde, stres ve üzüntü anında sabır göstermek, büyük bir erdem örneğidir. Günlük yaşam içerisinde pek çok kez başarısızlıklarla karşılaşılabilir, önemli olan zaman zaman düşmenin de normal olduğunu kabullenmektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/75bK-COKIEex2odFfANFFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tembelliğin, üstesinden, gelen, Japon, tekniği:, Uzun, yaşamın, sırrı, olarak, biliniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/75bK-COKIEex2odFfANFFw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tembelliğin üstesinden gelen 8 Japon tekniği: Uzun yaşamın sırrı olarak da biliniyor"><p>Yoğun çalışma hayatı, çeşitli sağlık sorunları ve stres gibi pek çok etken, gün içerisinde bitkin hissetmemize ve basit işlerimizi bile yapamayacak hale gelmemize neden olabilir. Ancak Japonların yüzyıllardır uyguladıkları 8 tekniğin, tembelliğin üstesinden gelmede oldukça etkili olduğu öne sürülüyor.</p><p><strong>IKİGAİ</strong></p><p>Ikigai, insanların yaşamlarını anlamlı ve tatmin edici kılacak dört temel öğenin birleşimini ifade eder. Ikigai'nin 4 temel kuralı ise şu şekilde sıralanır:  Sevdiğiniz işi yapın. İyi olduğunuz şeyi yapın. Dünyanın ihtiyacı olanı yapın. Maddi olarak karşılığını alabileceğiniz şeyleri yapın. </p> <strong>KAİZEN</strong> <p>Kaizen, büyük iyileşmeler beklemek yerine küçük iyileşmelere odaklanmayı tanımlar. Bu anlayışa göre, her gün bir önceki günden yüz 1 daha iyi hissetmeye çalışmak gerekir.</p><p><strong>SHOSHİN</strong></p><p>Shoshin, öğrenmeye açık bir zihni ifade eder. Zen Budizmi'nden gelen teknik, deneyimli olsanız bile her olaya bir çaylak gibi yaklaşmanızı öğütler. Bu tekniğin, öğrenme sürecinin yaşam boyu sürmesine katkı sağladığına inanılır.</p><p><strong>HARA HACHİ BU</strong></p><p>Japonya'nın Okinawa bölgesindeki insanların uzun yaşam sırrı olarak bilinen Hara Hachi Bu, yüzde 80 doyduktan sonra yemek yemeyi bırakmak anlamına gelir. Bilimsel araştırmalar, bu yöntemin, aşırı yemenin önüne geçerek daha sağlıklı bir yaşam sürmeye yardımcı olabileceğini ortaya koymuştur.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1UFtBG_cuk6TDFGS5v5pBg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>SHİNRİN YOKU</strong>  Shinrin Yoku, bireylerin doğada daha fazla vakit geçirmesini önerir. Bu basit tekniğin, stres seviyelerini azalttığı ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağladığı bilinir.</p><p><strong>WABİ SABİ</strong></p><p>Wabi Sabi, Japon estetiğinde kusurlu olanı sevmek demektir. Mükemmelliyetçi bakış açısına meydan okuyan bu felsefe; özellikle sanatta, mimaride ve günlük yaşamda, objelerin zamanla eskimesine ve doğal bozulmalarına değer verme yaklaşımını benimser.  <strong>GANBARU</strong>  Ganbaru, Japonca'da "sonuna kadar çaba göstermek" anlamına gelir. Bu kavram, kişilerin zor durumlarla karşılaştıklarında azimle mücadele etmelerini ve pes etmeden çaba göstermeleri gerektiğini öğütler. Ganbaru tekniğine göre, kişi ulaşmak istediği başarı için yüksek performans göstermek zorundadır.  <strong>GAMAN</strong>  Gaman tekniğinde, stres ve üzüntü anında sabır göstermek, büyük bir erdem örneğidir. Günlük yaşam içerisinde pek çok kez başarısızlıklarla karşılaşılabilir, önemli olan zaman zaman düşmenin de normal olduğunu kabullenmektir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akşam yemeğinden sonra 10 dakika yürüyünce ne olur? Şaşırtıcı etkileri var</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/aksam-yemeginden-sonra-10-dakika-yuruyunce-ne-olur-sasirtici-etkileri-var</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/aksam-yemeginden-sonra-10-dakika-yuruyunce-ne-olur-sasirtici-etkileri-var</guid>
<description><![CDATA[ Hepimiz yürüyüşün sağlık için iyi olduğunu biliyoruz, ancak akşam yemeğinden sonra yapacağınız 10 dakikalık basit bir yürüyüşün sindirim ve kilo kaybının ötesinde harikalar yaratabileceğini biliyor muydunuz? Birçok kişi bu küçük alışkanlığın gücünü hafife alıyor, ancak araştırmalar, akşam yemeğinden sonra yürüyüş yapmanın çoğumuzun farkında bile olmadığı beklenmedik faydalar sağlayabileceğini öne sürüyor. İşte bu kolay ama güçlü rutinin bazı şaşırtıcı etkileri.Akşam yemeğinden sonra hiç tatlı veya atıştırmalıklara karşı yoğun bir istek duydunuz mu? Hızlı bir 10 dakikalık yürüyüş bu istekleri kontrol etmenize yardımcı olabilir! Yürümek metabolizmanızı harekete geçirir ve kan şekeri seviyenizi dengeler, bu da ani açlık sancılarını önler.
Çalışmalar, yemeklerden sonra hafif aktivitenin vücudun insülin tepkisini azaltabileceğini, daha uzun süre tok kalmamıza ve gereksiz gece yarısı atıştırmalarından kaçınmamıza yardımcı olabileceğini göstermektedir.Şaşırtıcı bir şekilde, akşam yemeğinden sonra yürümek sadece sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda besin emilimini de artırır. Yemekten sonra hareket ettiğimizde, vücudumuz vitaminleri ve mineralleri daha verimli bir şekilde işler ve bu da yiyeceklerimizdeki besin maddelerinin daha iyi kullanılmasını sağlar. Bu, vücudumuzun daha fazla enerji, protein ve temel vitaminleri emdiği ve genel sağlığın iyileştirilmesine yardımcı olduğu anlamına gelir.Çoğu insan, özellikle geceleri, ağır yemekler yedikten sonra şişkinlik veya asitlik yaşar. Akşam yemeğinden sonra yürümek, midenin boşalmasını hızlandırmaya yardımcı olarak asit reflüsü ve şişkinlik olasılığını azaltır. Yemekten hemen sonra uzanmak yerine, kısa bir yürüyüş asidin ait olduğu yerde, midede kalmasına yardımcı olarak mide ekşimesi ve sindirim rahatsızlığını önler.Kısa bir yürüyüşün zihinsel bulanıklığı gidermeye ve hafızayı geliştirmeye yardımcı olabileceğini biliyor muydunuz? Akşam yemeğinden sonra yürümek beyne giden oksijen akışını artırarak rahatlamayı ve düşünceleri işlemeyi kolaylaştırır.
Bazı çalışmalar , yemeklerden sonra hafif hareket etmenin bilişsel işlevi artırabileceğini, odaklanmayı iyileştirebileceğini ve zihinsel yorgunluğu azaltabileceğini öne sürüyor; yatmadan önce okumayı veya beyin fırtınası yapmayı sevenler için mükemmel!Uyku bozukluğuyla mı mücadele ediyorsunuz? Akşam yemeğinden sonra yürümek ihtiyacınız olan en basit uyku hilesi olabilir! Fiziksel aktivite, uyku düzenlemesinden sorumlu hormon olan melatonin üretmeye yardımcı olan serotonin salgılar.Akşam yemeğinden sonra yürüyüş yapmak stresi azaltır, zihni rahatlatır ve vücudu dinlendirici bir uykuya hazırlar, daha hızlı uykuya dalmanıza ve dinlenmiş hissederek uyanmanıza yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H01zujm8d0iaTPB76C_eag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akşam, yemeğinden, sonra, dakika, yürüyünce, olur, Şaşırtıcı, etkileri, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H01zujm8d0iaTPB76C_eag.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akşam yemeğinden sonra 10 dakika yürüyünce ne olur? Şaşırtıcı etkileri var"><p>Hepimiz yürüyüşün sağlık için iyi olduğunu biliyoruz, ancak akşam yemeğinden sonra yapacağınız 10 dakikalık basit bir yürüyüşün sindirim ve kilo kaybının ötesinde harikalar yaratabileceğini biliyor muydunuz? Birçok kişi bu küçük alışkanlığın gücünü hafife alıyor, ancak araştırmalar, akşam yemeğinden sonra yürüyüş yapmanın çoğumuzun farkında bile olmadığı beklenmedik faydalar sağlayabileceğini öne sürüyor. İşte bu kolay ama güçlü rutinin bazı şaşırtıcı etkileri.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sE9AljDWBU-o7169E_tCZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akşam yemeğinden sonra hiç tatlı veya atıştırmalıklara karşı yoğun bir istek duydunuz mu? Hızlı bir 10 dakikalık yürüyüş bu istekleri kontrol etmenize yardımcı olabilir! Yürümek metabolizmanızı harekete geçirir ve kan şekeri seviyenizi dengeler, bu da ani açlık sancılarını önler.
Çalışmalar, yemeklerden sonra hafif aktivitenin vücudun insülin tepkisini azaltabileceğini, daha uzun süre tok kalmamıza ve gereksiz gece yarısı atıştırmalarından kaçınmamıza yardımcı olabileceğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fIgI4_oDO0m-JQRWeBlwmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şaşırtıcı bir şekilde, akşam yemeğinden sonra yürümek sadece sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda besin emilimini de artırır. Yemekten sonra hareket ettiğimizde, vücudumuz vitaminleri ve mineralleri daha verimli bir şekilde işler ve bu da yiyeceklerimizdeki besin maddelerinin daha iyi kullanılmasını sağlar. Bu, vücudumuzun daha fazla enerji, protein ve temel vitaminleri emdiği ve genel sağlığın iyileştirilmesine yardımcı olduğu anlamına gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9UKUDXCIV0K_pG7UbuGyTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoğu insan, özellikle geceleri, ağır yemekler yedikten sonra şişkinlik veya asitlik yaşar. Akşam yemeğinden sonra yürümek, midenin boşalmasını hızlandırmaya yardımcı olarak asit reflüsü ve şişkinlik olasılığını azaltır. Yemekten hemen sonra uzanmak yerine, kısa bir yürüyüş asidin ait olduğu yerde, midede kalmasına yardımcı olarak mide ekşimesi ve sindirim rahatsızlığını önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6DXtp46M4k2QLOl3NXfvHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kısa bir yürüyüşün zihinsel bulanıklığı gidermeye ve hafızayı geliştirmeye yardımcı olabileceğini biliyor muydunuz? Akşam yemeğinden sonra yürümek beyne giden oksijen akışını artırarak rahatlamayı ve düşünceleri işlemeyi kolaylaştırır.
Bazı çalışmalar , yemeklerden sonra hafif hareket etmenin bilişsel işlevi artırabileceğini, odaklanmayı iyileştirebileceğini ve zihinsel yorgunluğu azaltabileceğini öne sürüyor; yatmadan önce okumayı veya beyin fırtınası yapmayı sevenler için mükemmel!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Czi959DdW0e00lURsaU7_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku bozukluğuyla mı mücadele ediyorsunuz? Akşam yemeğinden sonra yürümek ihtiyacınız olan en basit uyku hilesi olabilir! Fiziksel aktivite, uyku düzenlemesinden sorumlu hormon olan melatonin üretmeye yardımcı olan serotonin salgılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3czBVnujakCHkkpMdcYmMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akşam yemeğinden sonra yürüyüş yapmak stresi azaltır, zihni rahatlatır ve vücudu dinlendirici bir uykuya hazırlar, daha hızlı uykuya dalmanıza ve dinlenmiş hissederek uyanmanıza yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Özel sektör ve kamu kurumları bu yıl kaç gün resmi tatil yapacak? 2025 Milli ve dini bayram günleri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ozel-sektoer-ve-kamu-kurumlari-bu-yil-kac-gun-resmi-tatil-yapacak-2025-milli-ve-dini-bayram-gunleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ozel-sektoer-ve-kamu-kurumlari-bu-yil-kac-gun-resmi-tatil-yapacak-2025-milli-ve-dini-bayram-gunleri</guid>
<description><![CDATA[ 2025 yılında kutlanacak resmi ve dini bayram tarihleri belli oldu. Resmi tatil günlerinde okullar, üniversiteler, kamu kurumları, sağlık kurumları ve diğer birçok işletme kapalı olacak. Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte tatil planlaması yapmaya başlayan özel sektör çalışanları ve memurlar, resmi tatillerin kaç gün olacağını merak ediyor. 2025 yılında birçok resmi tatil hafta içine denk gelecek. Yıllık izinlerle birlikte, çalışanlar daha uzun soluklu tatil yapma fırsatı yakalayacak. Peki 2025 Resmi tatiller hangi gün? İşte, 2025 milli ve dini bayram günleri…Milli ve dini öneme sahip günler resmi tatil olarak kutlanıyor. 2025 yılında Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Emek ve Dayanışma Günü, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Demokrasi ve Milli Birlik Günü, Zafer Bayramı ve Cumhuriyet Bayramı resmi tatil olarak kutlanacak. Bu yıl birçok resmi tatil, hafta içine denk geldiğinden çalışanlar ve öğrenciler ek olarak tatil yapma fırsatı yakalayacak. Dini bayramlardan olan Ramazan Bayramı tatili arefe günüyle 3.5 gün sürerken Kurban Bayramı tatili ise 4.5 gün oluyor. İşte, 2025 resmi tatil günleri…  2025 RESMİ TATİLLER HANGİ GÜNE DENK GELİYOR?  Bu yıl toplam 7 resmi tatil kutlanırken 6 tanesi hafta içine denk gelecek. Yılbaşı tatili geride kalırken 23 Nisan, 1 Mayıs, 19 Mayıs, 15 Temmuz, 30 Ağustos ve 29 Ekim resmi tatil olarak kutlanacak.   23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı - ÇARŞAMBA  1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü - PERŞEMBE  19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı - PAZARTESİ  15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü - SALI  30 Ağustos Zafer Bayramı - CUMARTESİ  29 Ekim Cumhuriyet Bayramı - ÇARŞAMBA   RAMAZAN BAYRAMI 2025 NE ZAMAN?  İslam alemi için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayramlar da benzer şekilde resmi tatil olarak kutlanıyor. Bayramdan bir gün öncesi arefe günü olarak kabul edilirken yarım gün tatil ile birlikte Ramazan Bayramı tatili 3.5 gün sürecek.   Ramazan Bayramı Arefe Günü 29 Mart Cumartesi (Yarım gün)  Ramazan Bayramı 1. Günü 30 Mart Pazar   Ramazan Bayramı 2. Günü 31 Mart Pazartesi  Ramazan Bayramı 3. günü 1 Nisan Salı   KURBAN BAYRAMI TARİHLERİ 2025   Kurban Bayramı Arefe Günü 4 Haziran Çarşamba  Kurban Bayramı 1. günü 5 Haziran Perşembe  Kurban Bayramı 2. günü 6 Haziran Cuma  Kurban Bayramı 3. günü 7 Haziran Cumartesi  Kurban Bayramı 4. günü 8 Haziran Pazar   RESMİ VE DİNİ BAYRAMLARDA NERELER KAPALI?  Resmi ve dini bayramlarda tüm kamu kurumları kapalı olduğundan memurlar izinli oluyor. Okullar, üniversiteler, kamu bankalar, özel bankalar, noterler, kaymakamlıklar, valilikler, muhtarlıklar, belediyeler, sağlık ocakları hizmet vermiyor. Eczaneler nöbet sistemine uygun olarak çalışırken, hastanelerin acil servisleri hizmet vermeye devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tJTTvpcNBESac5TQ0Ow33w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Özel, sektör, kamu, kurumları, yıl, kaç, gün, resmi, tatil, yapacak, 2025, Milli, dini, bayram, günleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tJTTvpcNBESac5TQ0Ow33w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2025 Resmi tatil günleri: Milli ve dini bayramlar bu yıl ne zaman"><p>2025 yılında kutlanacak resmi ve dini bayram tarihleri belli oldu. Resmi tatil günlerinde okullar, üniversiteler, kamu kurumları, sağlık kurumları ve diğer birçok işletme kapalı olacak. Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte tatil planlaması yapmaya başlayan özel sektör çalışanları ve memurlar, resmi tatillerin kaç gün olacağını merak ediyor. 2025 yılında birçok resmi tatil hafta içine denk gelecek. Yıllık izinlerle birlikte, çalışanlar daha uzun soluklu tatil yapma fırsatı yakalayacak. Peki 2025 Resmi tatiller hangi gün? İşte, 2025 milli ve dini bayram günleri…</p>Milli ve dini öneme sahip günler resmi tatil olarak kutlanıyor. 2025 yılında Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Emek ve Dayanışma Günü, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Demokrasi ve Milli Birlik Günü, Zafer Bayramı ve Cumhuriyet Bayramı resmi tatil olarak kutlanacak. Bu yıl birçok resmi tatil, hafta içine denk geldiğinden çalışanlar ve öğrenciler ek olarak tatil yapma fırsatı yakalayacak. Dini bayramlardan olan Ramazan Bayramı tatili arefe günüyle 3.5 gün sürerken Kurban Bayramı tatili ise 4.5 gün oluyor. İşte, 2025 resmi tatil günleri…  <strong>2025 RESMİ TATİLLER HANGİ GÜNE DENK GELİYOR?</strong>  Bu yıl toplam 7 resmi tatil kutlanırken 6 tanesi hafta içine denk gelecek. Yılbaşı tatili geride kalırken 23 Nisan, 1 Mayıs, 19 Mayıs, 15 Temmuz, 30 Ağustos ve 29 Ekim resmi tatil olarak kutlanacak.   23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı - <strong>ÇARŞAMBA</strong>  1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü - <strong>PERŞEMBE</strong>  19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı - <strong>PAZARTESİ</strong>  15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü - <strong>SALI</strong>  30 Ağustos Zafer Bayramı - <strong>CUMARTESİ</strong>  29 Ekim Cumhuriyet Bayramı - <strong>ÇARŞAMBA</strong>   <strong>RAMAZAN BAYRAMI 2025 NE ZAMAN?</strong>  İslam alemi için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayramlar da benzer şekilde resmi tatil olarak kutlanıyor. Bayramdan bir gün öncesi arefe günü olarak kabul edilirken yarım gün tatil ile birlikte Ramazan Bayramı tatili 3.5 gün sürecek.   Ramazan Bayramı Arefe Günü 29 Mart Cumartesi (Yarım gün)  Ramazan Bayramı 1. Günü 30 Mart Pazar   Ramazan Bayramı 2. Günü 31 Mart Pazartesi  Ramazan Bayramı 3. günü 1 Nisan Salı   <strong>KURBAN BAYRAMI TARİHLERİ 2025</strong>   Kurban Bayramı Arefe Günü 4 Haziran Çarşamba  Kurban Bayramı 1. günü 5 Haziran Perşembe  Kurban Bayramı 2. günü 6 Haziran Cuma  Kurban Bayramı 3. günü 7 Haziran Cumartesi  Kurban Bayramı 4. günü 8 Haziran Pazar   <strong>RESMİ VE DİNİ BAYRAMLARDA NERELER KAPALI?</strong>  Resmi ve dini bayramlarda tüm kamu kurumları kapalı olduğundan memurlar izinli oluyor. Okullar, üniversiteler, kamu bankalar, özel bankalar, noterler, kaymakamlıklar, valilikler, muhtarlıklar, belediyeler, sağlık ocakları hizmet vermiyor. Eczaneler nöbet sistemine uygun olarak çalışırken, hastanelerin acil servisleri hizmet vermeye devam ediyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kuşaklar arası travma zincirini kıran kişi olduğunuzu gösteren 5 işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kusaklar-arasi-travma-zincirini-kiran-kisi-oldugunuzu-goesteren-5-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kusaklar-arasi-travma-zincirini-kiran-kisi-oldugunuzu-goesteren-5-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Nesiller arası travma döngüsünü kırmak, birçok kişi için cesaret gerektiren bir eylemdir. Psikoterapist Kaytee Gillis, ailede döngüyü bozan kişi olduğunuzu gösteren 5 işareti sıraladı.İşlevsiz kalıplardan kurtulmak isteyen birçok insan, söz konusu sancılı süreci terapi yardımıyla atlatmaya çalışır. Eğer ailenizde terapinin gücüne inanan tek kişiyseniz, bu sizi diğer aile üyelerinden bir adım önde kılar. Çoğumuz, taşıdığımız duygusal yüklerin çocukluk travmalarından kaynaklandığının bilincindeyizdir ve yetişkin olarak bunun üstesinden gelebileceğimizi bilmek, bizi bir nebze de olsa rahatlatır. Elbette, &#039;&#039;aile döngüsünü kırmak için terapi şarttır&#039;&#039; gibi bir ifade, tam anlamıyla doğru kabul edilemez ancak öz değerlendirmeyi bir profesyonel eşliğinde yapmak, iyileşme sürecinin hızlanmasına katkı sağlayabilir.Ailede statükoya meydan okuyan tek kişi olmanız, sık sık &#039;&#039;çok hassas&#039;&#039; veya &#039;&#039;aşırı dramatik&#039;&#039; olmakla suçlanmanıza neden olabilir. Bu etiketler, zamanla yalnız hissetmenize yol açsa da, aile dinamiklerine uymayı reddettiğinizin göstergesidir. Döngüyü kıranlar, başkalarının düşünmeden kabul ettiği davranışları ve inançları sorguladıkları için aile ortamındaki gerilimin baş sorumlusu olarak görülürler.Psychology Today&#039;e konuşan psikoterapist Kaytee Gillis, ailede döngüyü bozan kişinin bitmek bilmeyen bir suçluluk duygusuyla baş etmek zorunda kaldığını öne sürüyor. Birçoğumuz, çocukluğumuzdaki suni barış ortamını korumak için sağlıksız davranışlara göz yummak zorunda kalıyor ve bu davranışın, bizi güvende tuttuğuna inanıyoruz. Ancak söz konusu alışkanlık, yetişkinlikte daha karmaşık hissetmemize yol açabiliyor.
Bazen ne zaman kötü hissetmemiz gerektiğini anlamakta zorlanırız ve sorumluluğumuz olmayan şeyleri üstlenerek, bir sonuca varmak isteriz. Bu durum, aile döngüsünü kırmaya yatkın olduğumuzun işareti olabilir.İşlevsiz ailelerde, hatayı kabul etmek bir zayıflık belirtisi olarak görülür. Ancak eğer aile üyeleri arasında &#039;&#039;Hata yaptım, özür dilerim&#039;&#039; diyebilen kişiyseniz, büyük ihtimalle size gösterilmeyen duygusal olgunluğu sergilemeye çalışıyorsunuzdur. Çünkü burada ailede öğrenilmeyen bir davranış vardır ve siz, zor olsa bile büyümeye kararlısınız demektir.Eğer kendinize sürekli &quot;Ailemin yaptığı hataları tekrarlıyor muyum?&quot; veya &quot;Çocuklarıma sağlıksız davranışlar mı aktarıyorum?&quot; gibi sorular soruyorsanız, aile döngülerini kıran kişi olma olasılığınız çok yüksektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qF7U-7G5NkmJqKXXPc5qhw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kuşaklar, arası, travma, zincirini, kıran, kişi, olduğunuzu, gösteren, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qF7U-7G5NkmJqKXXPc5qhw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kuşaklar arası travma zincirini kıran kişi olduğunuzu gösteren 5 işaret"><p>Nesiller arası travma döngüsünü kırmak, birçok kişi için cesaret gerektiren bir eylemdir. Psikoterapist Kaytee Gillis, ailede döngüyü bozan kişi olduğunuzu gösteren 5 işareti sıraladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TCURjW9su0yE4UXoEjZD-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşlevsiz kalıplardan kurtulmak isteyen birçok insan, söz konusu sancılı süreci terapi yardımıyla atlatmaya çalışır. Eğer ailenizde terapinin gücüne inanan tek kişiyseniz, bu sizi diğer aile üyelerinden bir adım önde kılar. Çoğumuz, taşıdığımız duygusal yüklerin çocukluk travmalarından kaynaklandığının bilincindeyizdir ve yetişkin olarak bunun üstesinden gelebileceğimizi bilmek, bizi bir nebze de olsa rahatlatır. Elbette, ''aile döngüsünü kırmak için terapi şarttır'' gibi bir ifade, tam anlamıyla doğru kabul edilemez ancak öz değerlendirmeyi bir profesyonel eşliğinde yapmak, iyileşme sürecinin hızlanmasına katkı sağlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0f0NV-9WxUiMumyhmvQkbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ailede statükoya meydan okuyan tek kişi olmanız, sık sık ''çok hassas'' veya ''aşırı dramatik'' olmakla suçlanmanıza neden olabilir. Bu etiketler, zamanla yalnız hissetmenize yol açsa da, aile dinamiklerine uymayı reddettiğinizin göstergesidir. Döngüyü kıranlar, başkalarının düşünmeden kabul ettiği davranışları ve inançları sorguladıkları için aile ortamındaki gerilimin baş sorumlusu olarak görülürler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I_0apz3lJE2ze9Kfk2W96Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psychology Today'e konuşan psikoterapist Kaytee Gillis, ailede döngüyü bozan kişinin bitmek bilmeyen bir suçluluk duygusuyla baş etmek zorunda kaldığını öne sürüyor. Birçoğumuz, çocukluğumuzdaki suni barış ortamını korumak için sağlıksız davranışlara göz yummak zorunda kalıyor ve bu davranışın, bizi güvende tuttuğuna inanıyoruz. Ancak söz konusu alışkanlık, yetişkinlikte daha karmaşık hissetmemize yol açabiliyor.
Bazen ne zaman kötü hissetmemiz gerektiğini anlamakta zorlanırız ve sorumluluğumuz olmayan şeyleri üstlenerek, bir sonuca varmak isteriz. Bu durum, aile döngüsünü kırmaya yatkın olduğumuzun işareti olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P-V7yloiIk6xysmbvq7Waw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşlevsiz ailelerde, hatayı kabul etmek bir zayıflık belirtisi olarak görülür. Ancak eğer aile üyeleri arasında ''Hata yaptım, özür dilerim'' diyebilen kişiyseniz, büyük ihtimalle size gösterilmeyen duygusal olgunluğu sergilemeye çalışıyorsunuzdur. Çünkü burada ailede öğrenilmeyen bir davranış vardır ve siz, zor olsa bile büyümeye kararlısınız demektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cTe5uaxhFUqEm0rLWmPv5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer kendinize sürekli "Ailemin yaptığı hataları tekrarlıyor muyum?" veya "Çocuklarıma sağlıksız davranışlar mı aktarıyorum?" gibi sorular soruyorsanız, aile döngülerini kıran kişi olma olasılığınız çok yüksektir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Alerji semptomlarını azaltan etkili yöntem: Buzdolabında bekletmek yetiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/alerji-semptomlarini-azaltan-etkili-yoentem-buzdolabinda-bekletmek-yetiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/alerji-semptomlarini-azaltan-etkili-yoentem-buzdolabinda-bekletmek-yetiyor</guid>
<description><![CDATA[ Bağışıklık sisteminin, zararsız bir maddeye karşı aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıkan alerji; öksürük, burun tıkanıklığı, hapşırık ve nefes darlığı gibi semptomlara neden olabilir. Dr. Martin Scurr, özellikle bahar aylarında tırmanışa geçen alerji belirtilerini hafifletmek için basit bir yöntem önerdi.Daha çok polenler, hayvan tüyleri (özellikle kedi, köpek ve bazı kuş türleri) ve ev tozu akarlarının alerjiye neden olabileceğini belirten uzman isim, belirtileri hafifletmek için öncelikli olarak burun kanallarındaki olası alerjenlerin temizlenmesi gerektiğini ifade etti.Dr. Martin Scurr, bunun için en etkili yollardan birinin buzdolabında bekletilen tuzlu su olduğunu söyledi. Temiz bir kapta yarım litre kaynamış suya bir tatlı kaşığı sofra tuzu ekleyin ve karışımı buzdolabında saklayın. Su, tamamen soğuduktan sonra, bir çorba kaşığını avucunuza alıp lavaboya eğilin ve her iki burun deliğinizden sırayla karışımı içinize çekin. Bu işlemi, iki ya da üç kez tekrarlayın.
Uzman isim, bu basit yöntem sayesinde alerji semptomlarının büyük ölçüde azalabileceğini öne sürüyor.Genetik yatkınlık, alerjik hastalıkların gelişiminde büyük rol oynar. Ailede alerji öyküsü bulunan bireylerin alerjiye yakalanma olasılığı daha yüksektir. Bununla birlikte, çevresel faktörler de alerji gelişiminde etkili olabilir. Kirli hava, kimyasal maddeler ve bazı mikroorganizmalar bağışıklık sistemini uyararak alerjik reaksiyonların ortaya çıkmasına yol açabilir.Alerji tedavisinde çeşitli yöntemler izlenebilir. Aşı tedavisi, alerjenlere karşı bağışıklık sisteminin daha az duyarlı hale gelmesini sağlamak amacıyla kullanılan etkili bir yöntemdir ve özellikle polen, ev tozu akarları gibi çevresel alerjenlere karşı kullanılır.
Antihistaminikler, alerjik reaksiyonların neden olduğu kaşıntı, burun akıntısı ve gözlerdeki yanma gibi semptomları hafifletmek için yaygın olarak kullanılır. Kortikosteroidler, şiddetli alerjik reaksiyonları kontrol etmek amacıyla reçetelenebilir ancak uzun süreli kullanımları dikkatle izlenmelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/psPcytBHwUO0TbmxFYrs8w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alerji, semptomlarını, azaltan, etkili, yöntem:, Buzdolabında, bekletmek, yetiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/psPcytBHwUO0TbmxFYrs8w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Alerji semptomlarını azaltan etkili yöntem: Buzdolabında bekletmek yetiyor"><p>Bağışıklık sisteminin, zararsız bir maddeye karşı aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıkan alerji; öksürük, burun tıkanıklığı, hapşırık ve nefes darlığı gibi semptomlara neden olabilir. Dr. Martin Scurr, özellikle bahar aylarında tırmanışa geçen alerji belirtilerini hafifletmek için basit bir yöntem önerdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v-hfw09cgUKu6rgWKXa-gA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha çok polenler, hayvan tüyleri (özellikle kedi, köpek ve bazı kuş türleri) ve ev tozu akarlarının alerjiye neden olabileceğini belirten uzman isim, belirtileri hafifletmek için öncelikli olarak burun kanallarındaki olası alerjenlerin temizlenmesi gerektiğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1E954qajs0mrhEKTdXXtnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Martin Scurr, bunun için en etkili yollardan birinin buzdolabında bekletilen tuzlu su olduğunu söyledi. Temiz bir kapta yarım litre kaynamış suya bir tatlı kaşığı sofra tuzu ekleyin ve karışımı buzdolabında saklayın. Su, tamamen soğuduktan sonra, bir çorba kaşığını avucunuza alıp lavaboya eğilin ve her iki burun deliğinizden sırayla karışımı içinize çekin. Bu işlemi, iki ya da üç kez tekrarlayın.
Uzman isim, bu basit yöntem sayesinde alerji semptomlarının büyük ölçüde azalabileceğini öne sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kQeY-4vGhUqmTAuLO6M2Cw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genetik yatkınlık, alerjik hastalıkların gelişiminde büyük rol oynar. Ailede alerji öyküsü bulunan bireylerin alerjiye yakalanma olasılığı daha yüksektir. Bununla birlikte, çevresel faktörler de alerji gelişiminde etkili olabilir. Kirli hava, kimyasal maddeler ve bazı mikroorganizmalar bağışıklık sistemini uyararak alerjik reaksiyonların ortaya çıkmasına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ca0NuPdbdUGO-FCTF3NKuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alerji tedavisinde çeşitli yöntemler izlenebilir. Aşı tedavisi, alerjenlere karşı bağışıklık sisteminin daha az duyarlı hale gelmesini sağlamak amacıyla kullanılan etkili bir yöntemdir ve özellikle polen, ev tozu akarları gibi çevresel alerjenlere karşı kullanılır.
Antihistaminikler, alerjik reaksiyonların neden olduğu kaşıntı, burun akıntısı ve gözlerdeki yanma gibi semptomları hafifletmek için yaygın olarak kullanılır. Kortikosteroidler, şiddetli alerjik reaksiyonları kontrol etmek amacıyla reçetelenebilir ancak uzun süreli kullanımları dikkatle izlenmelidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2025 Ramazan ayı ne zaman bitecek? Bugün orucun kaçıncı günü?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/2025-ramazan-ayi-ne-zaman-bitecek-bugun-orucun-kacinci-gunu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/2025-ramazan-ayi-ne-zaman-bitecek-bugun-orucun-kacinci-gunu</guid>
<description><![CDATA[ Oruç, teravih namazı, fitre, mukabele ve Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in hatmedilmesi gibi ibadetlerin ifa edildiği ve ihtiyaç sahiplerinin her zamankinden fazla korunduğu Ramazan ayının son günlerine az bir zaman kaldı. Ramazan&#039;ın ardından bayrama erişme gününü bekleyen Müslümanlar, 2025 Ramazan ayı bitiş tarihine odaklandı. Peki, Ramazan&#039;ın son günü ne zaman?2025 Ramazan ayı devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı kameri ay hesaplamalarına göre, şevval ayının hilali, ramazanın 29&#039;uncu günü akşamı görüleceği için bu yıl ramazan 29 gün sürecek. İşte, 2025 Ramazan ayının bitiş tarihi...2025 Ramazan ayı ilk teravih namazının ardından 28 Şubat&#039;ı 1 Mart&#039;a bağlayan gece başlamıştı.Bugün Ramazan ayının 17. günü idrak ediliyor.12 gün sonra Ramazan ayı bitecek ve Şevval ayı başlayacak.1 Mart&#039;ta başlayan Ramazan ayı, 29 Mart Cumartesi günü sona erecek, Müslümanlar bu tarihte son kez iftar yapacak.Öte yandan Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de &quot;bin aydan daha hayırlı&quot; olduğu bildirilen Kadir Gecesi 26 Mart&#039;ta idrak edilecek.Ramazan Bayramı ise 30 Mart&#039;ta başlayacak ve üç gün sürecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mZzA11JKDk2QJCQWsVFZVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>2025, Ramazan, ayı, zaman, bitecek, Bugün, orucun, kaçıncı, günü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mZzA11JKDk2QJCQWsVFZVg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2025 Ramazan ayı ne zaman bitecek? Bugün orucun kaçıncı günü?"><p>Oruç, teravih namazı, fitre, mukabele ve Kur'an-ı Kerim'in hatmedilmesi gibi ibadetlerin ifa edildiği ve ihtiyaç sahiplerinin her zamankinden fazla korunduğu Ramazan ayının son günlerine az bir zaman kaldı. Ramazan'ın ardından bayrama erişme gününü bekleyen Müslümanlar, 2025 Ramazan ayı bitiş tarihine odaklandı. Peki, Ramazan'ın son günü ne zaman?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j7mWaT2YGUebwyzZD9bNKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2025 Ramazan ayı devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı kameri ay hesaplamalarına göre, şevval ayının hilali, ramazanın 29'uncu günü akşamı görüleceği için bu yıl ramazan 29 gün sürecek. İşte, 2025 Ramazan ayının bitiş tarihi...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fWn1E7CBHUWoDtTXlxVRcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2025 Ramazan ayı ilk teravih namazının ardından 28 Şubat'ı 1 Mart'a bağlayan gece başlamıştı.Bugün Ramazan ayının 17. günü idrak ediliyor.12 gün sonra Ramazan ayı bitecek ve Şevval ayı başlayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UziCysu5rU2V56yx1AD16w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1 Mart'ta başlayan Ramazan ayı, 29 Mart Cumartesi günü sona erecek, Müslümanlar bu tarihte son kez iftar yapacak.Öte yandan Kur'an-ı Kerim'de "bin aydan daha hayırlı" olduğu bildirilen Kadir Gecesi 26 Mart'ta idrak edilecek.Ramazan Bayramı ise 30 Mart'ta başlayacak ve üç gün sürecek.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ramazan ayı 2025 ne zaman bitiyor, kaç gün kaldı? Diyanet dini günler takvimi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ramazan-ayi-2025-ne-zaman-bitiyor-kac-gun-kaldi-diyanet-dini-gunler-takvimi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ramazan-ayi-2025-ne-zaman-bitiyor-kac-gun-kaldi-diyanet-dini-gunler-takvimi</guid>
<description><![CDATA[ İslam alemi için sabır ayı olarak da bilinen Ramazan ayında müslümanlar, çeşitli ibadetlerini yerine getiriyor. Ramazan ayın 27. gecesinde Kadir Gecesi idrak edilecek. Dini günler,  hicri takvime göre hesaplandığından miladi takvimde her yıl farklı tarihlere denk geliyor. Ramazan ayı sonunda arefe günüyle birlikte 3.5 günlük bayram tatili yapılacak. Peki Ramazan ayı ne zaman bitiyor, kaç gün kaldı? İşte, dini günler takvimi…Ramazan ayının bitiş tarihiyle birlikte bayram heyecanı yaşanacak. Bayramdan bir gün önce arefe günü olduğundan yarım gün tatil olacak. İslam alemi için birlik ve beraberlik ayı olan Ramazan ayında üç hafta geride kaldı. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklanan takvime göre Ramazan ayı bu yıl 29 gün sürecek. Bayram tatili planlaması yapacaklar, seyahat edecekler, öğrenciler ise Ramazan ayının biteceği tarihe göre hareket edecek. Peki 2025 Ramazan ne zaman bitiyor? İşte, Ramazan ayının sona ereceği tarih…İslam alemi için mübarek Ramazan ayı bu yıl 1 Mart tarihinde başladı. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından daha önce açıklanan takvime göre Ramazan ayı bu yıl 29 gün sürecek. Üç ayların sonuncusu olan Ramazan ayı 29 Mart Cumartesi günü sona ererken aynı zamanda bugün arefe günü olacak.Geçtiğimiz Ramazan ayında memurlar idari izin kapsamına alınarka bayram tatili 9 güne uzatılmıştı. Bu yıl ise bayramın hafta sonuna denk gelmesi sebebiyle tatilin uzatılması beklenmiyor. Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü başlayacak ve 1 Nisan Salı günü sona erecek. Arefe günüyle birlikte tatil toplam 3.5 gün olacak. Ramazan Bayramı tarihleri şu şekilde;Ramazan Bayramı’nın 1. günü 30 Mart PazarRamazan Bayramı’nın 2. günü 31 Mart PazartesiRamazan Bayramı’nın 3. günü 1 Nisan Salıİslam alemi için bir diğer önemli bayram olan Kurban Bayramı ise bu yıl Haziran ayında idrak edilecek.  Hicri takvime göre Zilhicce ayının 10. gününde kutlanan Kurban Bayramı 4 gün sürecek. Kurban Bayramı 6 Haziran Cumartesi günü başlarken toplam 4 gün sürecek ve 9 Haziran Pazartesi günü son bulacak.Üç ayların başlangıcı: 1 Ocak 2025 ÇarşambaRegaip kandili: 2 Ocak 2025 PerşembeMiraç kandili: 26 Ocak 2025 PazarBerat kandili: 13 Şubat 2025 PerşembeRamazan başlangıcı: 1 Mart 2025 CumartesiKadir gecesi: 26 Mart 2025 ÇarşambaHicri yılbaşı: 26 Haziran 2025 PerşembeAşure günü: 5 Temmuz 2025 CumartesiMevlit kandili: 3 Eylül 2025 ÇarşambaÜç ayların başlangıcı: 21 Aralık 2025 PazarRegaip kandili: 25 Aralık 2025 Perşembe ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1KXmtFyzvkqoAbij7QPcgQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ramazan, ayı, 2025, zaman, bitiyor, kaç, gün, kaldı, Diyanet, dini, günler, takvimi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1KXmtFyzvkqoAbij7QPcgQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ramazan ayı 2025 bitiş tarihi: Ramazan ne zaman bitiyor, kaç gün kaldı?"><p>İslam alemi için sabır ayı olarak da bilinen Ramazan ayında müslümanlar, çeşitli ibadetlerini yerine getiriyor. Ramazan ayın 27. gecesinde Kadir Gecesi idrak edilecek. Dini günler,  hicri takvime göre hesaplandığından miladi takvimde her yıl farklı tarihlere denk geliyor. Ramazan ayı sonunda arefe günüyle birlikte 3.5 günlük bayram tatili yapılacak. Peki Ramazan ayı ne zaman bitiyor, kaç gün kaldı? İşte, dini günler takvimi…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g7bD_TlCrUaGGYjFUD2OgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan ayının bitiş tarihiyle birlikte bayram heyecanı yaşanacak. Bayramdan bir gün önce arefe günü olduğundan yarım gün tatil olacak. İslam alemi için birlik ve beraberlik ayı olan Ramazan ayında üç hafta geride kaldı. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklanan takvime göre Ramazan ayı bu yıl 29 gün sürecek. Bayram tatili planlaması yapacaklar, seyahat edecekler, öğrenciler ise Ramazan ayının biteceği tarihe göre hareket edecek. Peki 2025 Ramazan ne zaman bitiyor? İşte, Ramazan ayının sona ereceği tarih…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mnUwCrX9ck-s1JXXkAwpLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İslam alemi için mübarek Ramazan ayı bu yıl 1 Mart tarihinde başladı. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından daha önce açıklanan takvime göre Ramazan ayı bu yıl 29 gün sürecek. Üç ayların sonuncusu olan Ramazan ayı 29 Mart Cumartesi günü sona ererken aynı zamanda bugün arefe günü olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3vX4Oad40EuycyzczrMOxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz Ramazan ayında memurlar idari izin kapsamına alınarka bayram tatili 9 güne uzatılmıştı. Bu yıl ise bayramın hafta sonuna denk gelmesi sebebiyle tatilin uzatılması beklenmiyor. Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü başlayacak ve 1 Nisan Salı günü sona erecek. Arefe günüyle birlikte tatil toplam 3.5 gün olacak. Ramazan Bayramı tarihleri şu şekilde;Ramazan Bayramı’nın 1. günü 30 Mart PazarRamazan Bayramı’nın 2. günü 31 Mart PazartesiRamazan Bayramı’nın 3. günü 1 Nisan Salı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S6pgl-5uU0msO1q_zuHT3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İslam alemi için bir diğer önemli bayram olan Kurban Bayramı ise bu yıl Haziran ayında idrak edilecek.  Hicri takvime göre Zilhicce ayının 10. gününde kutlanan Kurban Bayramı 4 gün sürecek. Kurban Bayramı 6 Haziran Cumartesi günü başlarken toplam 4 gün sürecek ve 9 Haziran Pazartesi günü son bulacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WsZA_aIv5Uygf6bB05u0yA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üç ayların başlangıcı: 1 Ocak 2025 ÇarşambaRegaip kandili: 2 Ocak 2025 PerşembeMiraç kandili: 26 Ocak 2025 PazarBerat kandili: 13 Şubat 2025 PerşembeRamazan başlangıcı: 1 Mart 2025 CumartesiKadir gecesi: 26 Mart 2025 ÇarşambaHicri yılbaşı: 26 Haziran 2025 PerşembeAşure günü: 5 Temmuz 2025 CumartesiMevlit kandili: 3 Eylül 2025 ÇarşambaÜç ayların başlangıcı: 21 Aralık 2025 PazarRegaip kandili: 25 Aralık 2025 Perşembe</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı açıkladı: Kalın bağırsak kanseri gençlerde neden arttı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-acikladi-kalin-bagirsak-kanseri-genclerde-neden-artti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzmani-acikladi-kalin-bagirsak-kanseri-genclerde-neden-artti</guid>
<description><![CDATA[ Kolorektal kanser, son yıllarda dünya genelinde hızla artan bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Bu konuda yaptığı çalışmalarla tanınan Kolorektal Cerrah Dr. David Liska, kanserin genç yaşlarda artan görülüşü hakkında önemli bilgiler paylaşıyor. Dr. Liska, özellikle gençlerin bu hastalıktan neden daha fazla etkilenmeye başladığını ve mücadelede nasıl bir yol izlenmesi gerektiğinin altını çiziyor.Her hafta Çarşamba sabahı saat 7’de, kanser uzmanlarından oluşan ekipleriyle düzenledikleri toplantıda, bu önemli konuyu ele aldıklarını belirten Dr. Liska, yaklaşık 10 yıl önce fark ettikleri bir eğilimden bahsediyor. Kolorektal kanser, genellikle 50 yaş üstü kişilerde görülürken, son yıllarda 30’lu ve 20’li yaşlarındaki bireylerde de artan vakalar dikkat çekiyor.Erken başlangıçlı kolorektal kanserin (50 yaş altındaki bireylerde görülen kolon kanseri) hızla arttığı ve ciddi sonuçlara yol açtığına değinen Dr. Liska, bu eğilimin istatistiksel bir sapma olmadığını vurguluyor. Amerika Birleşik Devletleri ve dünya genelinde kolorektal kanser, kansere bağlı ölümlerin ikinci en önemli nedeni olarak öne çıkıyor.Kolorektal kanser, erken teşhis edildiğinde cerrahi müdahale ile tedavi edilebilen bir hastalık olmasına rağmen, gençlerde genellikle ileri evrelerde teşhis ediliyor. Bunun nedeni ise, gençlerin semptomlarını genellikle göz ardı etmeleri veya henüz düzenli taramalar için erken yaşta olmamaları. Erken teşhis, başarılı tedavi şansını artırıyor, ancak gençlerin kanser semptomlarını önemsememesi hayati bir risk oluşturuyor.Kolorektal kanserin belirtileri arasında açıklanamayan kilo kaybı, yorgunluk, karın ağrısı ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler bulunuyor. Bunun yanı sıra, dışkıda kan görülmesi, özellikle kanın parlak kırmızı veya koyu olması, ciddi bir uyarı işareti olabilir. Dr. Liska, bu semptomların sıklıkla hemoroid veya irritabl bağırsak sendromu gibi daha yaygın rahatsızlıklarla karıştırıldığını belirtiyor.Sigara, alkol tüketimi, kırmızı et ve işlenmiş etler ile zengin beslenme, hareketsiz yaşam tarzı ve obezite gibi faktörler, kolorektal kanserin başlıca risk faktörleri arasında yer alıyor. Ancak Dr. Liska, gençlerdeki vaka artışının, bu tipik yaşam tarzı faktörlerine uymayan bireylerde de görüldüğünü belirtiyor. Bu durum, çevresel maruziyetlerin karmaşıklığını ve kolorektal kanserin artışındaki farklı faktörleri işaret ediyor.Bazı araştırmalar, mikroplastiklerin kalın bağırsakta birikerek iltihaba yol açabileceğini ve bu durumun kanser hücrelerinin gelişmesine katkıda bulunabileceğini ortaya koyuyor. Bu alan, henüz tam olarak anlaşılmamış olsa da, çevresel risk faktörlerinin önemini vurgulayan bir bulgu olarak dikkat çekiyor.Kolorektal kanserin bazı vakaları, kalıtsal faktörlere dayanıyor. Lynch sendromu ve ailesel adenomatöz polipozis (FAP) gibi genetik hastalıklar, erken başlangıçlı kolorektal kanserin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Bu hastalıkların aile geçmişinde bulunması, düzenli tarama testleri ve genetik testlerin yapılmasını zorunlu kılıyor. Aile öyküsü olan bireylerde, 45 yaşından önce genetik test ve kolonoskopi gibi taramalar öneriliyor.Gençlerde kolon kanseri tedavisi, özel bir yaklaşım gerektiriyor. Genetik testler ve kişiye özel tedavi planları, tedavi sürecinde hayati önem taşıyor. Kanser tedavisinin yanı sıra, genç hastaların psikolojik ve sosyal desteğe de ihtiyaç duyduklarını belirten Dr. Liska, tedavi sürecinin tüm yönleriyle ele alınmasının önemini vurguluyor. Ayrıca, kanser tedavisinin finansal yükü ve üreme sağlığı üzerindeki etkileri de göz önünde bulundurulmalı.Erken başlangıçlı kolorektal kanser, çevresel, genetik ve yaşam tarzı faktörlerinin etkileşimi sonucu ortaya çıkan önemli bir halk sağlığı sorunu. Genç yaşlarda kanser vakalarının artışını durdurmak için, kişiselleştirilmiş tarama stratejilerinin geliştirilmesi ve hastaların semptomları dikkate alarak erken teşhis için dikkatli olmaları gerekiyor. Tedavi sürecinde multidisipliner bir yaklaşım ve genç hastaların özel ihtiyaçlarına yönelik destek, hayatta kalma oranlarını artırmaya yardımcı olacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xFO_eCplEEqwujspSqbPuQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, açıkladı:, Kalın, bağırsak, kanseri, gençlerde, neden, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xFO_eCplEEqwujspSqbPuQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı açıkladı: Kalın bağırsak kanseri gençlerde neden arttı?"><p>Kolorektal kanser, son yıllarda dünya genelinde hızla artan bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Bu konuda yaptığı çalışmalarla tanınan Kolorektal Cerrah Dr. David Liska, kanserin genç yaşlarda artan görülüşü hakkında önemli bilgiler paylaşıyor. Dr. Liska, özellikle gençlerin bu hastalıktan neden daha fazla etkilenmeye başladığını ve mücadelede nasıl bir yol izlenmesi gerektiğinin altını çiziyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PcmEElbJ6EqQzRGW9oWdYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her hafta Çarşamba sabahı saat 7’de, kanser uzmanlarından oluşan ekipleriyle düzenledikleri toplantıda, bu önemli konuyu ele aldıklarını belirten Dr. Liska, yaklaşık 10 yıl önce fark ettikleri bir eğilimden bahsediyor. Kolorektal kanser, genellikle 50 yaş üstü kişilerde görülürken, son yıllarda 30’lu ve 20’li yaşlarındaki bireylerde de artan vakalar dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HWmIrEg4Vk6BPDZSTAfn_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erken başlangıçlı kolorektal kanserin (50 yaş altındaki bireylerde görülen kolon kanseri) hızla arttığı ve ciddi sonuçlara yol açtığına değinen Dr. Liska, bu eğilimin istatistiksel bir sapma olmadığını vurguluyor. Amerika Birleşik Devletleri ve dünya genelinde kolorektal kanser, kansere bağlı ölümlerin ikinci en önemli nedeni olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9fCs60j4OEuMDhqkWWAz6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolorektal kanser, erken teşhis edildiğinde cerrahi müdahale ile tedavi edilebilen bir hastalık olmasına rağmen, gençlerde genellikle ileri evrelerde teşhis ediliyor. Bunun nedeni ise, gençlerin semptomlarını genellikle göz ardı etmeleri veya henüz düzenli taramalar için erken yaşta olmamaları. Erken teşhis, başarılı tedavi şansını artırıyor, ancak gençlerin kanser semptomlarını önemsememesi hayati bir risk oluşturuyor.Kolorektal kanserin belirtileri arasında açıklanamayan kilo kaybı, yorgunluk, karın ağrısı ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler bulunuyor. Bunun yanı sıra, dışkıda kan görülmesi, özellikle kanın parlak kırmızı veya koyu olması, ciddi bir uyarı işareti olabilir. Dr. Liska, bu semptomların sıklıkla hemoroid veya irritabl bağırsak sendromu gibi daha yaygın rahatsızlıklarla karıştırıldığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KAsuYH_U6kCZOocIxIRr3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara, alkol tüketimi, kırmızı et ve işlenmiş etler ile zengin beslenme, hareketsiz yaşam tarzı ve obezite gibi faktörler, kolorektal kanserin başlıca risk faktörleri arasında yer alıyor. Ancak Dr. Liska, gençlerdeki vaka artışının, bu tipik yaşam tarzı faktörlerine uymayan bireylerde de görüldüğünü belirtiyor. Bu durum, çevresel maruziyetlerin karmaşıklığını ve kolorektal kanserin artışındaki farklı faktörleri işaret ediyor.Bazı araştırmalar, mikroplastiklerin kalın bağırsakta birikerek iltihaba yol açabileceğini ve bu durumun kanser hücrelerinin gelişmesine katkıda bulunabileceğini ortaya koyuyor. Bu alan, henüz tam olarak anlaşılmamış olsa da, çevresel risk faktörlerinin önemini vurgulayan bir bulgu olarak dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WOjEK5e_i0qSFQKi4XqXNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolorektal kanserin bazı vakaları, kalıtsal faktörlere dayanıyor. Lynch sendromu ve ailesel adenomatöz polipozis (FAP) gibi genetik hastalıklar, erken başlangıçlı kolorektal kanserin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Bu hastalıkların aile geçmişinde bulunması, düzenli tarama testleri ve genetik testlerin yapılmasını zorunlu kılıyor. Aile öyküsü olan bireylerde, 45 yaşından önce genetik test ve kolonoskopi gibi taramalar öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J5QdsDMPyEabgX87aL-xCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gençlerde kolon kanseri tedavisi, özel bir yaklaşım gerektiriyor. Genetik testler ve kişiye özel tedavi planları, tedavi sürecinde hayati önem taşıyor. Kanser tedavisinin yanı sıra, genç hastaların psikolojik ve sosyal desteğe de ihtiyaç duyduklarını belirten Dr. Liska, tedavi sürecinin tüm yönleriyle ele alınmasının önemini vurguluyor. Ayrıca, kanser tedavisinin finansal yükü ve üreme sağlığı üzerindeki etkileri de göz önünde bulundurulmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PDW-_FRbwUyKQYe_5YTfcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erken başlangıçlı kolorektal kanser, çevresel, genetik ve yaşam tarzı faktörlerinin etkileşimi sonucu ortaya çıkan önemli bir halk sağlığı sorunu. Genç yaşlarda kanser vakalarının artışını durdurmak için, kişiselleştirilmiş tarama stratejilerinin geliştirilmesi ve hastaların semptomları dikkate alarak erken teşhis için dikkatli olmaları gerekiyor. Tedavi sürecinde multidisipliner bir yaklaşım ve genç hastaların özel ihtiyaçlarına yönelik destek, hayatta kalma oranlarını artırmaya yardımcı olacaktır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>D vitamini: Yaz aylarında güneş ışığından yararlanmak için doğru zaman nedir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/d-vitamini-yaz-aylarinda-gunes-isigindan-yararlanmak-icin-dogru-zaman-nedir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/d-vitamini-yaz-aylarinda-gunes-isigindan-yararlanmak-icin-dogru-zaman-nedir</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında güneşten D vitaminini en üst düzeye çıkarmak için sabah 8 ile 10 arasında güneşten yararlanmayı hedefleyin. Bu zaman diliminde, UVB ışınları güneş yanığı veya sıcak çarpması riski olmadan yeterlidir. Açık tenliler için güneşe maruz kalma süresini 15-30 dakika, koyu tenliler içinse 30-45 dakikayla sınırlamak önerilir. Sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasındaki yoğun güneş saatlerinden kaçının.Güneşin D Vitamini&#039;nin en önemli kaynağı olduğunu biliyoruz, ancak kavurucu yaz sıcağında, yanlış zamanda dışarı çıkmak yarardan çok zarar verebilir. Peki, cildi yakmadan ve maksimum D vitamini almadan güneşe çıkmak için doğru zaman ne zaman?D vitamini vücudun günlük olarak ihtiyaç duyduğu önemli bir vitamindir ve güneş en zengin doğal D vitamini kaynağıdır, ancak aşırıya kaçmak veya yanlış zamanda güneşe maruz kalmak vücudunuza zarar verebilir veya hiçbir sonuç vermez. Bu yüzden güneş ışığına, zamanına ve süresine dikkat edin.D vitamini kalsiyum emilimini iyileştirerek kemikleri güçlendirir, bağışıklığı artırır, hastalıkları uzak tutar; ruh halini iyileştirir ve depresyon riskini azaltır ve kas fonksiyonunu ve genel sağlığı destekler.Çoğumuz farkında olmadan eksikliğini hissediyoruz! Bu önemli vitamini neden kaçırdığımıza dair birkaç neden var.Yaz aylarında güneş ışığı almak için en iyi zaman sabah 8 ile 10 arası ideal olabilir. İşte nedeni:D vitamini üretiminden sorumlu olan UVB ışınları iyi miktarda mevcuttur.Güneş henüz çok sert değildir, bu da güneş yanığı ve sıcak çarpması riskini azaltır.Vücudunuz sadece 15-30 dakikada (açık tenliler için) veya 30-45 dakikada (koyu tenliler için) yeterli D vitamini sentezleyebilir.Teknik olarak, güneş ışınlarının en güçlü olduğu saat 11:00 ile 14:00 arasıdır, bu da daha fazla UVB maruziyeti anlamına gelir. Ancak, yazın zirvesinde bu aynı zamanda aşırı sıcak, güneş yanığı riski ve susuzluk anlamına gelir. Terli, bitkin bir karmaşaya dönüşmek istemiyorsanız, bu pencereden kaçınmanız en iyisidir. Kesinlikle gerekli olmadıkça bu saatte dışarı çıkmaktan kaçının. Güneşin zirvede olduğu zamandır ve güneş yanığı, susuzluk ve hatta uzun vadeli cilt hasarı şansınızı artırır.Sabah 8&#039;den önce veya akşam 4&#039;ten sonra güneşe çıkmanın daha güvenli olduğunu düşünebilirsiniz, ancak sorun şu: D vitamini üretmeye yardımcı olan UVB ışınları bu saatlerde çok zayıftır. Sabah yürüyüşü veya akşam koşusu için harika olsa da, fazla D vitamini alamazsınız.Güneş kremi cilt koruması için olmazsa olmazdır, ancak UVB ışınlarını engeller. Cildinizi korurken D vitamini tıkanıklığını önlemek için uygulamadan önce 10-15 dakika güneş kremi kullanmadan dışarıda kalmayı deneyin.
Kollarınızın, bacaklarınızın ve yüzünüzün açıkta olduğundan emin olun. Doğrudan güneş ışığı alan cilt ne kadar fazlaysa, vücudunuz UVB ışınlarını o kadar iyi emebilir.Güneşe maruz kalmanızı biraz fiziksel aktiviteyle birleştirin. Sabah yürüyüşü, yoga seansı veya güneşte hafif esneme D vitamini üretimini artırır ve sizi formda tutar.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6eousyjugUWRx_sxBHPR_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini:, Yaz, aylarında, güneş, ışığından, yararlanmak, için, doğru, zaman, nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6eousyjugUWRx_sxBHPR_Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="D vitamini: Yaz aylarında güneş ışığından yararlanmak için doğru zaman nedir?"><p>Yaz aylarında güneşten D vitaminini en üst düzeye çıkarmak için sabah 8 ile 10 arasında güneşten yararlanmayı hedefleyin. Bu zaman diliminde, UVB ışınları güneş yanığı veya sıcak çarpması riski olmadan yeterlidir. Açık tenliler için güneşe maruz kalma süresini 15-30 dakika, koyu tenliler içinse 30-45 dakikayla sınırlamak önerilir. Sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasındaki yoğun güneş saatlerinden kaçının.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pPMHfvXvZECR5ICxSgPq7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneşin D Vitamini'nin en önemli kaynağı olduğunu biliyoruz, ancak kavurucu yaz sıcağında, yanlış zamanda dışarı çıkmak yarardan çok zarar verebilir. Peki, cildi yakmadan ve maksimum D vitamini almadan güneşe çıkmak için doğru zaman ne zaman?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FLlu807Ky0WlRwpCTpyqfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D vitamini vücudun günlük olarak ihtiyaç duyduğu önemli bir vitamindir ve güneş en zengin doğal D vitamini kaynağıdır, ancak aşırıya kaçmak veya yanlış zamanda güneşe maruz kalmak vücudunuza zarar verebilir veya hiçbir sonuç vermez. Bu yüzden güneş ışığına, zamanına ve süresine dikkat edin.D vitamini kalsiyum emilimini iyileştirerek kemikleri güçlendirir, bağışıklığı artırır, hastalıkları uzak tutar; ruh halini iyileştirir ve depresyon riskini azaltır ve kas fonksiyonunu ve genel sağlığı destekler.Çoğumuz farkında olmadan eksikliğini hissediyoruz! Bu önemli vitamini neden kaçırdığımıza dair birkaç neden var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J5qpu9ox3Eihio1-CJ_oxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaz aylarında güneş ışığı almak için en iyi zaman sabah 8 ile 10 arası ideal olabilir. İşte nedeni:D vitamini üretiminden sorumlu olan UVB ışınları iyi miktarda mevcuttur.Güneş henüz çok sert değildir, bu da güneş yanığı ve sıcak çarpması riskini azaltır.Vücudunuz sadece 15-30 dakikada (açık tenliler için) veya 30-45 dakikada (koyu tenliler için) yeterli D vitamini sentezleyebilir.Teknik olarak, güneş ışınlarının en güçlü olduğu saat 11:00 ile 14:00 arasıdır, bu da daha fazla UVB maruziyeti anlamına gelir. Ancak, yazın zirvesinde bu aynı zamanda aşırı sıcak, güneş yanığı riski ve susuzluk anlamına gelir. Terli, bitkin bir karmaşaya dönüşmek istemiyorsanız, bu pencereden kaçınmanız en iyisidir. Kesinlikle gerekli olmadıkça bu saatte dışarı çıkmaktan kaçının. Güneşin zirvede olduğu zamandır ve güneş yanığı, susuzluk ve hatta uzun vadeli cilt hasarı şansınızı artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I-gEiQ8ucUuKjJNYAuCavw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah 8'den önce veya akşam 4'ten sonra güneşe çıkmanın daha güvenli olduğunu düşünebilirsiniz, ancak sorun şu: D vitamini üretmeye yardımcı olan UVB ışınları bu saatlerde çok zayıftır. Sabah yürüyüşü veya akşam koşusu için harika olsa da, fazla D vitamini alamazsınız.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yMghzB3alUO0KYXbx-6hOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş kremi cilt koruması için olmazsa olmazdır, ancak UVB ışınlarını engeller. Cildinizi korurken D vitamini tıkanıklığını önlemek için uygulamadan önce 10-15 dakika güneş kremi kullanmadan dışarıda kalmayı deneyin.
Kollarınızın, bacaklarınızın ve yüzünüzün açıkta olduğundan emin olun. Doğrudan güneş ışığı alan cilt ne kadar fazlaysa, vücudunuz UVB ışınlarını o kadar iyi emebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WIiJYag-Q0CdpAzJ6OyIzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneşe maruz kalmanızı biraz fiziksel aktiviteyle birleştirin. Sabah yürüyüşü, yoga seansı veya güneşte hafif esneme D vitamini üretimini artırır ve sizi formda tutar.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücudunuzu 5 dakikada test edin: Ne kadar sağlıklısınız?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/vucudunuzu-5-dakikada-test-edin-ne-kadar-sagliklisiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/vucudunuzu-5-dakikada-test-edin-ne-kadar-sagliklisiniz</guid>
<description><![CDATA[ Vücudunuz sürekli olarak sağlığınız hakkında çeşitli ipuçları verir. Bu hızlı kendi kendine testleri yaparak eksiklikleri erken tespit edebilir ve besleyici bir diyetle harekete geçebilirsiniz. Semptomlar devam ederse, uygun rehberlik için bir sağlık uzmanına danışmanız gerekebilir. Peki, ne kadar sağlıklısınız? İşte vücudunuzu 5 dakikada test etmek için ipuçlarıSağlıklı kalmak sadece iyi hissetmekle ilgili değildir; aynı zamanda daha büyük sağlık sorunlarına dönüşmeden önce eksikliklerin erken belirtilerini belirlemekle de ilgilidir. Sağlığınızı değerlendirmek için her zaman doktora gitmeniz gerekmez; vücudunuz bolca sinyal verir. Sadece beş dakikada bir kişi kendini test edebilir ve vücudunun temel besinlerden yoksun olup olmadığını öğrenebilir.Dizlerinizi bükmeyi veya bileklerinizi döndürmeyi deneyin. Çatlama veya patlama sesi duyuyor musunuz? Ara sıra çatlama normal olsa da, sık veya yüksek sesler kalsiyum eksikliğine işaret edebilir. Kalsiyum güçlü kemikler ve eklemler için gereklidir ve eksikliği zamanla osteoporoza yol açabilir. Kemiklerinizi güçlendirmek için diyetinize süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler ve susam tohumları ekleyin.Aynaya bakın ve ağzınızı inceleyin. Sık sık ülser oluyor mu veya diş etleriniz fırçalarken kanıyor mu? Bu, C vitamini eksikliğinin bir işareti olabilir. C vitamini, sağlıklı diş etleri ve yaraların hızlı iyileşmesi için çok önemli olan kolajen oluşumuna yardımcı olur. C vitamini seviyenizi artırmak için daha fazla turunçgil, dolmalık biber ve amla yiyin.Tırnaklarınız kolayca kırılıyorsa veya saçlarınız kuru ve çok erken dökülüyorsa, biotin (B7 Vitamini) eksikliğiniz olabilir. Biotin, saç ve tırnakları güçlendirmede önemli bir rol oynar. Diyetinize yumurta, kuruyemiş, tohum ve tatlı patates eklemek bu sorunları önlemeye yardımcı olabilir.Tırnaklarınızı ışığa doğru çevirin. Soluk görünüyorlar mı veya beyaz lekeleri mi var? Sürekli yorgun hissediyor veya kaslarınız zayıf mı? Bu bir çinko eksikliğine işaret ediyor olabilir. Çinko, bağışıklık fonksiyonu ve kas iyileşmesi için hayati önem taşır. Kabak çekirdeği, baklagiller ve tam tahıl alımınızı artırın.Çatlak topuklar ve dudaklarınızın köşelerindeki ülserler, B2 Vitamini (Riboflavin) eksikliğinin uyarı işaretleri olabilir. Riboflavin, cilt onarımı ve enerji üretimi için gereklidir. Diyetinize süt ürünleri, yağsız etler ve yeşil yapraklı sebzeler ekleyin.Tırnaklarınızda kahverengi bir renk tonu varsa, bunun nedeni B12 Vitamini eksikliği olabilir. Bu vitamin, kırmızı kan hücresi oluşumu ve sinir fonksiyonu için gereklidir. Yeterli B12 seviyelerini korumak için öğünlerinize daha fazla süt ürünü, balık ve yumurta ekleyin.Sık sık vücut ağrıları, açıklanamayan kaygı veya ruh hali değişimleri bir B Vitamini eksikliğine işaret edebilir. B vitaminleri stresi ve enerji seviyelerini yönetmeye yardımcı olur. Tam tahıllar, muzlar ve yağsız etler B vitamini seviyenizi yenilemenize yardımcı olabilir.Soluk cilt, beyaz tırnaklar veya dudaklarınızın doğal pembe rengini kaybettiğini fark ederseniz, demir eksikliğiniz olabilir. Demir, kırmızı kan hücresi üretimi için gereklidir. Kansızlığı önlemek için ıspanak, mercimek ve kırmızı et alımınızı artırın.ŞİŞ GÖZLERKaşların incelmesi ve göz çevresinde şişlik, iyot eksikliğine işaret edebilir. İyot, tiroid fonksiyonu için çok önemlidir. Genellikle, iyotlu tuz uygun iyot seviyelerini korumaya yardımcı olabilir.VÜCUT KRAMPLARIÖzellikle bacaklarınızda sık sık kramplar oluyorsa, E vitamini eksikliğiniz olabilir. Bu vitamin kas fonksiyonuna ve kan dolaşımına yardımcı olur. Kuruyemişler, tohumlar ve yapraklı yeşillikler harika E vitamini kaynaklarıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nkZ3sr2WikuShg2l7tEcww.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudunuzu, dakikada, test, edin:, kadar, sağlıklısınız</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nkZ3sr2WikuShg2l7tEcww.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücudunuzu 5 dakikada test edin: Ne kadar sağlıklısınız?"><p>Vücudunuz sürekli olarak sağlığınız hakkında çeşitli ipuçları verir. Bu hızlı kendi kendine testleri yaparak eksiklikleri erken tespit edebilir ve besleyici bir diyetle harekete geçebilirsiniz. Semptomlar devam ederse, uygun rehberlik için bir sağlık uzmanına danışmanız gerekebilir. Peki, ne kadar sağlıklısınız? İşte vücudunuzu 5 dakikada test etmek için ipuçları</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SFBgleR7l0aRuPl8R4Hy-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı kalmak sadece iyi hissetmekle ilgili değildir; aynı zamanda daha büyük sağlık sorunlarına dönüşmeden önce eksikliklerin erken belirtilerini belirlemekle de ilgilidir. Sağlığınızı değerlendirmek için her zaman doktora gitmeniz gerekmez; vücudunuz bolca sinyal verir. Sadece beş dakikada bir kişi kendini test edebilir ve vücudunun temel besinlerden yoksun olup olmadığını öğrenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FDRS5gEoAkGv2_xFTCCr0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dizlerinizi bükmeyi veya bileklerinizi döndürmeyi deneyin. Çatlama veya patlama sesi duyuyor musunuz? Ara sıra çatlama normal olsa da, sık veya yüksek sesler kalsiyum eksikliğine işaret edebilir. Kalsiyum güçlü kemikler ve eklemler için gereklidir ve eksikliği zamanla osteoporoza yol açabilir. Kemiklerinizi güçlendirmek için diyetinize süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler ve susam tohumları ekleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7prYLHXbQkmEw4GW7J3wbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aynaya bakın ve ağzınızı inceleyin. Sık sık ülser oluyor mu veya diş etleriniz fırçalarken kanıyor mu? Bu, C vitamini eksikliğinin bir işareti olabilir. C vitamini, sağlıklı diş etleri ve yaraların hızlı iyileşmesi için çok önemli olan kolajen oluşumuna yardımcı olur. C vitamini seviyenizi artırmak için daha fazla turunçgil, dolmalık biber ve amla yiyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L1bLhtLWLUyMHFDOmiWVuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tırnaklarınız kolayca kırılıyorsa veya saçlarınız kuru ve çok erken dökülüyorsa, biotin (B7 Vitamini) eksikliğiniz olabilir. Biotin, saç ve tırnakları güçlendirmede önemli bir rol oynar. Diyetinize yumurta, kuruyemiş, tohum ve tatlı patates eklemek bu sorunları önlemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xUy4iZdWLUuhrLDX49N2EQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tırnaklarınızı ışığa doğru çevirin. Soluk görünüyorlar mı veya beyaz lekeleri mi var? Sürekli yorgun hissediyor veya kaslarınız zayıf mı? Bu bir çinko eksikliğine işaret ediyor olabilir. Çinko, bağışıklık fonksiyonu ve kas iyileşmesi için hayati önem taşır. Kabak çekirdeği, baklagiller ve tam tahıl alımınızı artırın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9kXtkZA2XU27uGcEihhtYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çatlak topuklar ve dudaklarınızın köşelerindeki ülserler, B2 Vitamini (Riboflavin) eksikliğinin uyarı işaretleri olabilir. Riboflavin, cilt onarımı ve enerji üretimi için gereklidir. Diyetinize süt ürünleri, yağsız etler ve yeşil yapraklı sebzeler ekleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yEMbOgpFDEuSlC8EIbluow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tırnaklarınızda kahverengi bir renk tonu varsa, bunun nedeni B12 Vitamini eksikliği olabilir. Bu vitamin, kırmızı kan hücresi oluşumu ve sinir fonksiyonu için gereklidir. Yeterli B12 seviyelerini korumak için öğünlerinize daha fazla süt ürünü, balık ve yumurta ekleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u1Fo8V0f4UmyBnKudUIx9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sık sık vücut ağrıları, açıklanamayan kaygı veya ruh hali değişimleri bir B Vitamini eksikliğine işaret edebilir. B vitaminleri stresi ve enerji seviyelerini yönetmeye yardımcı olur. Tam tahıllar, muzlar ve yağsız etler B vitamini seviyenizi yenilemenize yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r5ARNjh8mUajCrfh7OyDNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soluk cilt, beyaz tırnaklar veya dudaklarınızın doğal pembe rengini kaybettiğini fark ederseniz, demir eksikliğiniz olabilir. Demir, kırmızı kan hücresi üretimi için gereklidir. Kansızlığı önlemek için ıspanak, mercimek ve kırmızı et alımınızı artırın.ŞİŞ GÖZLERKaşların incelmesi ve göz çevresinde şişlik, iyot eksikliğine işaret edebilir. İyot, tiroid fonksiyonu için çok önemlidir. Genellikle, iyotlu tuz uygun iyot seviyelerini korumaya yardımcı olabilir.VÜCUT KRAMPLARIÖzellikle bacaklarınızda sık sık kramplar oluyorsa, E vitamini eksikliğiniz olabilir. Bu vitamin kas fonksiyonuna ve kan dolaşımına yardımcı olur. Kuruyemişler, tohumlar ve yapraklı yeşillikler harika E vitamini kaynaklarıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları bilinmeyen yaşam formu buldu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-bilinmeyen-yasam-formu-buldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-bilinmeyen-yasam-formu-buldu</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, Namibya Çölü kayalıklarında bilinmeyen bir yaşam formu bulduklarını açıkladı.Bilim insanları, Güney Afrika ve Arap Yarımadası çöllerindeki kayalıklarda küçük yapılar keşfedildiğini ve bunların yaşam formu olabileceğini açıkladı.  Araştırmacılar, yapılan incelemeler sonucunda Güney Afrika ve Arap Yarımadası çöllerindeki kayalıklarda küçük yapılar bulunduğunu duyurdu. Küçük yuvaların içinde ve çevresinde biyolojik materyale dair kanıtlar bulan bilim insanları, bu sıra dışı oluşumların jeolojik bir süreçle değil, bilinmeyen gizemli bir yaşam formuyla oluştuğundan emin olduklarını bildirdi.  Mikro yuvalar üzerine yeni bir çalışmanın ilk yazarı olan Profesör Cees Passchier, &quot;Bu tüplerin açıkça jeolojik bir sürecin sonucu olmaması bizi şaşırttı. Şu anda bunun nesli tükenmiş bir yaşam formu mu yoksa bir yerlerde hala hayatta olan bir yaşam formu mu olduğunu bilmiyoruz&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VgNY_Y9rYk29bKhBpqpGwQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, bilinmeyen, yaşam, formu, buldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VgNY_Y9rYk29bKhBpqpGwQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yeni yaşam formu bulundu"><p>Bilim insanları, Namibya Çölü kayalıklarında bilinmeyen bir yaşam formu bulduklarını açıkladı.</p>Bilim insanları, Güney Afrika ve Arap Yarımadası çöllerindeki kayalıklarda küçük yapılar keşfedildiğini ve bunların yaşam formu olabileceğini açıkladı.  Araştırmacılar, yapılan incelemeler sonucunda Güney Afrika ve Arap Yarımadası çöllerindeki kayalıklarda küçük yapılar bulunduğunu duyurdu. Küçük yuvaların içinde ve çevresinde biyolojik materyale dair kanıtlar bulan bilim insanları, bu sıra dışı oluşumların jeolojik bir süreçle değil, bilinmeyen gizemli bir yaşam formuyla oluştuğundan emin olduklarını bildirdi.  Mikro yuvalar üzerine yeni bir çalışmanın ilk yazarı olan Profesör Cees Passchier, "Bu tüplerin açıkça jeolojik bir sürecin sonucu olmaması bizi şaşırttı. Şu anda bunun nesli tükenmiş bir yaşam formu mu yoksa bir yerlerde hala hayatta olan bir yaşam formu mu olduğunu bilmiyoruz" dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>53 yaşındaki adam 33 yıldır figür biriktirdi: Hobisini çocuklarına miras bırakacak</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/53-yasindaki-adam-33-yildir-figur-biriktirdi-hobisini-cocuklarina-miras-birakacak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/53-yasindaki-adam-33-yildir-figur-biriktirdi-hobisini-cocuklarina-miras-birakacak</guid>
<description><![CDATA[ Eskişehir&#039;de yaşayan 53 yaşındaki Hakan Çantaş 33 yıldır biriktirdiği ve imal ettiği belirli ölçeklerde olan bin figürlerle evinin bir odasını küçük bir şehre dönüştürdü. Küçük bir Eskişehir dizayn eden Çantaş, hobisini çocuklarına miras bırakmak istiyor.Eskişehir&#039;de yaşayan 53 yaşındaki Hakan Çantaş 33 yıldır maket koleksiyonu ile uğraşıyor. Yaklaşık bin parça farklı ölçeklerde minyatüre sahip olan Çantaş, kentteki Kalabak su kamyonundan, Eskişehir Büyükşehir ekmek büfesine kadar birçok objeyi tasarlayarak koleksiyonunda konumlandırıyor.Evinin bir odasını dolduran minyatür figürlerle adeta küçük bir Eskişehir oluşturan 53 yaşındaki Hakan Çantaş, hobisi olan figürlere adeta gözü gibi bakıyor. Bir oda dolusu minyatür figüre paha oluşturamayan Çantaş, hobisini çocuklarına miras bırakmak istiyor.Hobisi hakkında konuşan Hakan Çantaş, &quot;15 yaşımdan bugüne kadar bu işle uğraşıyorum. Plastik maket model ile başladım. Demonte kitleri birleştirme, boyama yapıyordum. Yaklaşık 17 sene önce kardeşlerimin bana hediye ettiği 1/87 ölçekli 2 tane modelle bu ölçekle bir şeyler yapmaya başladım.Ardından özellikle Avrupa&#039;daki internet sitelerini takip ederek kendimi geliştirmeye başladım ve buradaki binaları yolları kendim yapmaya başladım. Araçlar yurtdışından geliyor ama araçların Türkleştirilmesini, logolanmasını kendim yapıyorum. Eskişehir ile ilgili de çalışmalarım oldu. Gören arkadaşlarım hemen ‘bu benim olsun&#039; diyordu. Burada ben kendi küçük hayal dünyamı kuruyorum&quot; dedi.Yeni projeleri ve hobisine teklif edilen ücretlerden bahseden Hakan Çantaş şöyle devam etti;&quot;En son ki çalışmam 1980 ila 1986 yılları arasındaki bir kasabanın etrafında tren geçen küçük bir modelini yapmaktı. Orada yaptığım iş yerleri Cumhuriyet Tarihi için önemli olan yerlerdi. Burada oyuncakçılarda gördüğünüz fiyatların 50 ila 60 katı fiyat var.Burası benim hayal dünyam olduğu için satmayı hiç düşünmedim, çok teklif oldu. Geçen yaz İzmir&#039;de birisi bir AVM kurmayı düşündüğü için bir proje getirdi. Yaklaşık 12- 13 parçalık bir çalışma olacaktı. Anlaşamadık ve satmadım. Benim maddi, bir beklentim olmadığı için sorun olmadı. Burası benim için gerçekten çok önemli. Hayalimdeki bir şehir esasında, burada patron da, belediye başkanı da, polis de, itfaiyeci de benim. İstediğim figürü istediğim şekilden hareket ettirip, küçük bir dünyada hayallerimi gerçekleştiriyorum.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/juuj8I949E6XYExEvOMZNw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, adam, yıldır, figür, biriktirdi:, Hobisini, çocuklarına, miras, bırakacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/juuj8I949E6XYExEvOMZNw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="53 yaşındaki adam 33 yıldır figür biriktirdi: Hobisini çocuklarına miras bırakacak"><p>Eskişehir'de yaşayan 53 yaşındaki Hakan Çantaş 33 yıldır biriktirdiği ve imal ettiği belirli ölçeklerde olan bin figürlerle evinin bir odasını küçük bir şehre dönüştürdü. Küçük bir Eskişehir dizayn eden Çantaş, hobisini çocuklarına miras bırakmak istiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m6om5nOk0EOMR8NAfie_xA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eskişehir'de yaşayan 53 yaşındaki Hakan Çantaş 33 yıldır maket koleksiyonu ile uğraşıyor. Yaklaşık bin parça farklı ölçeklerde minyatüre sahip olan Çantaş, kentteki Kalabak su kamyonundan, Eskişehir Büyükşehir ekmek büfesine kadar birçok objeyi tasarlayarak koleksiyonunda konumlandırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DBWWLYLU706Ca-fvUenikw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evinin bir odasını dolduran minyatür figürlerle adeta küçük bir Eskişehir oluşturan 53 yaşındaki Hakan Çantaş, hobisi olan figürlere adeta gözü gibi bakıyor. Bir oda dolusu minyatür figüre paha oluşturamayan Çantaş, hobisini çocuklarına miras bırakmak istiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ig4oF9faUEGFouXAEAgC3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hobisi hakkında konuşan Hakan Çantaş, "15 yaşımdan bugüne kadar bu işle uğraşıyorum. Plastik maket model ile başladım. Demonte kitleri birleştirme, boyama yapıyordum. Yaklaşık 17 sene önce kardeşlerimin bana hediye ettiği 1/87 ölçekli 2 tane modelle bu ölçekle bir şeyler yapmaya başladım.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n0qpxP_ZPE2mrikIgpozRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ardından özellikle Avrupa'daki internet sitelerini takip ederek kendimi geliştirmeye başladım ve buradaki binaları yolları kendim yapmaya başladım. Araçlar yurtdışından geliyor ama araçların Türkleştirilmesini, logolanmasını kendim yapıyorum. Eskişehir ile ilgili de çalışmalarım oldu. Gören arkadaşlarım hemen ‘bu benim olsun' diyordu. Burada ben kendi küçük hayal dünyamı kuruyorum" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/16ei2pJ210-Bmfk7eJeMFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni projeleri ve hobisine teklif edilen ücretlerden bahseden Hakan Çantaş şöyle devam etti;"En son ki çalışmam 1980 ila 1986 yılları arasındaki bir kasabanın etrafında tren geçen küçük bir modelini yapmaktı. Orada yaptığım iş yerleri Cumhuriyet Tarihi için önemli olan yerlerdi. Burada oyuncakçılarda gördüğünüz fiyatların 50 ila 60 katı fiyat var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NRNPq1PiuEOZNdwVkr4KWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burası benim hayal dünyam olduğu için satmayı hiç düşünmedim, çok teklif oldu. Geçen yaz İzmir'de birisi bir AVM kurmayı düşündüğü için bir proje getirdi. Yaklaşık 12- 13 parçalık bir çalışma olacaktı. Anlaşamadık ve satmadım. Benim maddi, bir beklentim olmadığı için sorun olmadı. Burası benim için gerçekten çok önemli. Hayalimdeki bir şehir esasında, burada patron da, belediye başkanı da, polis de, itfaiyeci de benim. İstediğim figürü istediğim şekilden hareket ettirip, küçük bir dünyada hayallerimi gerçekleştiriyorum."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kürsübaşı&amp;apos;na kadın eli değdi: İzleyenler hayran kaldı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kursubasina-kadin-eli-degdi-izleyenler-hayran-kaldi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kursubasina-kadin-eli-degdi-izleyenler-hayran-kaldi</guid>
<description><![CDATA[ Elazığ&#039;da UNESCO dünya kültür mirası temsili listesinde yer alan Kürsübaşı geleneğini yaşatmak için alışagelmişin dışında Kadın Kürsübaşı ekibi kuruldu. Birbirinden farklı türkülerin seslendirildiği Kadın Kürsübaşı, vatandaşlar tarafından büyük ilgi görüyor.Elazığ Belediyesi tarafından UNESCO dünya kültür mirası temsili listesinde yer alan Kürsübaşı geleneğini yaşatmak ve tanıtmak için çalışmalar sürüyor.Bu çerçevede alışagelmişin dışında Kadın Kürsübaşı ekibi kuruldu. Tarihi Harput Mahallesi&#039;nde bulunan Musiki Müzesi&#039;nde düzenlenen kürsübaşı etkinliğinde kadınlar, birbirinde farklı yöresel türküleri seslendiriyor. Kadınların kürsübaşı yaptığı duyan vatandaşlar ise merak ile salona akın ediyor.Musiki Toplulukları Koro Şefi Tuna Bozkurt, &quot;Kültürümüz olan Kürsübaşı geleneğini yaşatmak adına çalışmamız sürüyor. Genelde erkeklerle bu işi yürütüyoruz.Kadın eğitmen arkadaşlarımızın böyle bir düşüncesi oldu ve gelip biz sundular. Belediye başkanımız Şahin Şerifoğulları&#039;nın bize sunduğu imkanlar doğrultusunda böyle bir ekip kurduk. İlk defa böyle bir ekip kuruldu. İnşallah belediyemiz adına çok güzel ve farklı etkinliklerle devam edeceğiz. 2 aylık bir oluşum. Bayağıda talep var. Güzel projelere imza atacağız&quot; dedi.Kadın sanatçılardan Seda Kalkan, &quot;Kadının elinin değdiği her şeyin güzelleştiği inancıyla yola çıkarak böyle bir projeye adım atmak istedim. Tuna hocam ve eğitmen arkadaşlarım sayesinde Elazığ Kürsübaşı Kadın Topluluğunu kurduk. Bizlere destek veren Belediye Başkanımız Şahin Şerifoğulları&#039;na teşekkürlerimizi iletiyoruz. Şuanda çok ilgi görmekteyiz. Merak uyandırdığımızı düşünüyoruz. Bizlere karşı çok büyük bir ilgi var. Elazığ Kürsübaşı geleneğini yaşatmaktayız. Bu geleneğin unutulduğunu hissediyordum. Tekrardan yaşatmak adına böyle bir proje yapmak istedim&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZEIzHkFoOUOwTKB2k-O6YA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kürsübaşına, kadın, eli, değdi:, İzleyenler, hayran, kaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZEIzHkFoOUOwTKB2k-O6YA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kürsübaşı'na kadın eli değdi: İzleyenler hayran kaldı"><p>Elazığ'da UNESCO dünya kültür mirası temsili listesinde yer alan Kürsübaşı geleneğini yaşatmak için alışagelmişin dışında Kadın Kürsübaşı ekibi kuruldu. Birbirinden farklı türkülerin seslendirildiği Kadın Kürsübaşı, vatandaşlar tarafından büyük ilgi görüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KbLma9gc9UmJaFsiFVfZ2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elazığ Belediyesi tarafından UNESCO dünya kültür mirası temsili listesinde yer alan Kürsübaşı geleneğini yaşatmak ve tanıtmak için çalışmalar sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hOLV8946pUSCyyi676BAWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu çerçevede alışagelmişin dışında Kadın Kürsübaşı ekibi kuruldu. Tarihi Harput Mahallesi'nde bulunan Musiki Müzesi'nde düzenlenen kürsübaşı etkinliğinde kadınlar, birbirinde farklı yöresel türküleri seslendiriyor. Kadınların kürsübaşı yaptığı duyan vatandaşlar ise merak ile salona akın ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fSTjoAdcz0-E5Z48jJNQaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Musiki Toplulukları Koro Şefi Tuna Bozkurt, "Kültürümüz olan Kürsübaşı geleneğini yaşatmak adına çalışmamız sürüyor. Genelde erkeklerle bu işi yürütüyoruz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Krss7WDrukqbcQCpXp3xig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadın eğitmen arkadaşlarımızın böyle bir düşüncesi oldu ve gelip biz sundular. Belediye başkanımız Şahin Şerifoğulları'nın bize sunduğu imkanlar doğrultusunda böyle bir ekip kurduk. İlk defa böyle bir ekip kuruldu. İnşallah belediyemiz adına çok güzel ve farklı etkinliklerle devam edeceğiz. 2 aylık bir oluşum. Bayağıda talep var. Güzel projelere imza atacağız" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bhzHbSoKyES7BeQ5fxNyOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadın sanatçılardan Seda Kalkan, "Kadının elinin değdiği her şeyin güzelleştiği inancıyla yola çıkarak böyle bir projeye adım atmak istedim. Tuna hocam ve eğitmen arkadaşlarım sayesinde Elazığ Kürsübaşı Kadın Topluluğunu kurduk. B</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KSGuAO7ItkWZcuf40RRxCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>izlere destek veren Belediye Başkanımız Şahin Şerifoğulları'na teşekkürlerimizi iletiyoruz. Şuanda çok ilgi görmekteyiz. Merak uyandırdığımızı düşünüyoruz. Bizlere karşı çok büyük bir ilgi var. Elazığ Kürsübaşı geleneğini yaşatmaktayız. Bu geleneğin unutulduğunu hissediyordum. Tekrardan yaşatmak adına böyle bir proje yapmak istedim" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beden algısı zaman içinde nasıl değişti? Özgüven ve kimlik üzerindeki yıkıcı etkileri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/beden-algisi-zaman-icinde-nasil-degisti-ozguven-ve-kimlik-uzerindeki-yikici-etkileri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/beden-algisi-zaman-icinde-nasil-degisti-ozguven-ve-kimlik-uzerindeki-yikici-etkileri</guid>
<description><![CDATA[ Beden algısı, insanın kendi fiziksel varlığına dair geliştirdiği düşünce, duygu ve inançların toplamıdır. Ancak kadınlar için bu algı, salt bireysel bir deneyim olmaktan çok daha fazlasıdır. Toplumsal normlar, kültürel beklentiler ve medya tarafından sürekli şekillendirilen bu algı, çoğu zaman kadının özgüvenini kemiren bir silaha dönüşür. Tarih boyunca değişen güzellik standartları, kadını kendi bedeniyle savaşmaya mahkûm etmiştir. Kadının bedenine yöneltilen bu bitmeyen müdahale, yalnızca fiziksel bir mesele değil, aynı zamanda psikolojik ve varoluşsal bir çatışmadır. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal, beden algısı ve kadınlara yönelik baskının psikolojik yansımalarını ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.Her dönemin &quot;ideal kadın bedeni&quot; farklı olmuş, ancak değişmeyen tek şey, kadının bedeni üzerinden kontrol edilme çabasıdır. 1950’lerde Marilyn Monroe gibi kıvrımlı bedenler makbulken, 1990’larda Kate Moss’un temsil ettiği sıfır beden modası zirveye çıktı. Günümüzde ise fit, kaslı ama aynı zamanda ince bir beden trendi yaygın. Peki, bu sürekli değişen standartlar kadınlara ne yapıyor?Bu değişimler, kadınların kendi bedenleriyle kurdukları ilişkiyi çarpıtıyor. Bir kadın, ne kadar uyum sağlarsa sağlasın, bedeninin &quot;yetersiz&quot; olduğu mesajını almaya devam ediyor. Psikolojik olarak bu, öğrenilmiş çaresizlik yaratıyor: Ne yaparsam yapayım asla yetmeyeceğim düşüncesi.Kadınlara küçük yaşlardan itibaren, güzelliğin ve bedenin en önemli güç unsuru olduğu öğretilir. Ancak bu güç, kadınları güçsüzleştiren bir yanılsamaya dönüşebilir. Ne kadar çabalarsa çabalasın, her dönem değişen standartlara ayak uydurması imkânsızdır. Bu durum, kadının hem fiziksel hem de ruhsal olarak tükenmesine neden olur.1.Özgüven Erozyonu: Araştırmalar, bedeninden memnun olmayan kadınların özgüveninin düşük olma ihtimalinin çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. 2020 yılında yapılan bir araştırmada, özellikle sosyal medya kullanımının artışıyla birlikte kadınların beden imajı kaygısında ciddi bir yükseliş olduğu görülmüştür. (Fardouly  Vartanian, 2020)2.Yeme Bozuklukları: Anoreksiya, bulimiya ve duygusal yeme bozuklukları, ideal beden algısına ulaşma baskısı nedeniyle yaygın hale geldi. Birçok kadın, kendi bedeniyle savaşırken psikolojik ve fiziksel sağlığını riske atıyor.3.Duygusal Yıpranma ve Kaygı Bozuklukları: Sosyal medyada karşılaştırmalar, kadınların kaygı bozuklukları geliştirme riskini artırıyor. Sürekli bir “yetmeme” hissi, depresyonu da tetikliyor.Danışanım, 32 yaşında başarılı bir kadın. Küçüklüğünden beri kilosuyla ilgili eleştiriler almış, lisede sürekli diyet yapmış ve sonunda istediği kiloya ulaşmıştı. Ancak bu sefer de &quot;çok zayıfsın, kadınsı durmuyorsun&quot; eleştirileriyle karşılaştı. 30’larında beden algısıyla ilgili tükenmiş hissediyordu. Her şekle girdi ama hiçbirinde &quot;tamam, oldum&quot; diyemedi. Asıl sorun, bedeninin değil, ona dayatılan bitmek bilmeyen standartların olduğunu fark ettiğinde terapi süreci anlam kazandı.1.Sosyal Medya Diyeti Yapın: Instagram&#039;da sizi kötü hissettiren hesapları takipten çıkın. Algınızı zehirleyen içeriklere maruz kalmak zorunda değilsiniz.
2.Bedeninizi Duyularla Tanıyın: Aynaya bakarken eleştirmek yerine, bedeninizin nasıl hissettirdiğine odaklanın. Hareket edebilmesi, nefes alabilmesi, sizi taşıması… Tüm bunlar birer mucize.3.Düşünce Kalıplarınızı Sorgulayın: &quot;Zayıf olmalıyım&quot;, &quot;fit görünmeliyim&quot;, &quot;göbeğim olmamalı&quot; gibi cümleler otomatik olarak zihninize düşüyor mu? Onları sorgulayın. Bunları kim öğretti?
4.Terapötik Destek Alın: Eğer beden algınızla ilgili yoğun kaygılar yaşıyorsanız, bir uzmandan destek almak kendinize yapacağınız en büyük iyilik olabilir.Unutmayın: Siz bir beden değilsiniz. Bedeniniz içinde yaşadığınız bir ev. Ve o evi sevmek, ona şefkat göstermek, yaşama karşı duruşunuzu değiştirecek en güçlü adımlardan biri. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JwDTwbaTkU6Ko5oqYyfRqw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beden, algısı, zaman, içinde, nasıl, değişti, Özgüven, kimlik, üzerindeki, yıkıcı, etkileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JwDTwbaTkU6Ko5oqYyfRqw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beden algısı zaman içinde nasıl değişti? Özgüven ve kimlik üzerindeki yıkıcı etkileri"><p>Beden algısı, insanın kendi fiziksel varlığına dair geliştirdiği düşünce, duygu ve inançların toplamıdır. Ancak kadınlar için bu algı, salt bireysel bir deneyim olmaktan çok daha fazlasıdır. Toplumsal normlar, kültürel beklentiler ve medya tarafından sürekli şekillendirilen bu algı, çoğu zaman kadının özgüvenini kemiren bir silaha dönüşür. Tarih boyunca değişen güzellik standartları, kadını kendi bedeniyle savaşmaya mahkûm etmiştir. Kadının bedenine yöneltilen bu bitmeyen müdahale, yalnızca fiziksel bir mesele değil, aynı zamanda psikolojik ve varoluşsal bir çatışmadır. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal, beden algısı ve kadınlara yönelik baskının psikolojik yansımalarını ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bltvsn3Qz0KcGIZ72O9Yyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her dönemin "ideal kadın bedeni" farklı olmuş, ancak değişmeyen tek şey, kadının bedeni üzerinden kontrol edilme çabasıdır. 1950’lerde Marilyn Monroe gibi kıvrımlı bedenler makbulken, 1990’larda Kate Moss’un temsil ettiği sıfır beden modası zirveye çıktı. Günümüzde ise fit, kaslı ama aynı zamanda ince bir beden trendi yaygın. Peki, bu sürekli değişen standartlar kadınlara ne yapıyor?Bu değişimler, kadınların kendi bedenleriyle kurdukları ilişkiyi çarpıtıyor. Bir kadın, ne kadar uyum sağlarsa sağlasın, bedeninin "yetersiz" olduğu mesajını almaya devam ediyor. Psikolojik olarak bu, öğrenilmiş çaresizlik yaratıyor: Ne yaparsam yapayım asla yetmeyeceğim düşüncesi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ys5obja8skm1S_9fMvDVlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınlara küçük yaşlardan itibaren, güzelliğin ve bedenin en önemli güç unsuru olduğu öğretilir. Ancak bu güç, kadınları güçsüzleştiren bir yanılsamaya dönüşebilir. Ne kadar çabalarsa çabalasın, her dönem değişen standartlara ayak uydurması imkânsızdır. Bu durum, kadının hem fiziksel hem de ruhsal olarak tükenmesine neden olur.1.Özgüven Erozyonu: Araştırmalar, bedeninden memnun olmayan kadınların özgüveninin düşük olma ihtimalinin çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. 2020 yılında yapılan bir araştırmada, özellikle sosyal medya kullanımının artışıyla birlikte kadınların beden imajı kaygısında ciddi bir yükseliş olduğu görülmüştür. (Fardouly  Vartanian, 2020)2.Yeme Bozuklukları: Anoreksiya, bulimiya ve duygusal yeme bozuklukları, ideal beden algısına ulaşma baskısı nedeniyle yaygın hale geldi. Birçok kadın, kendi bedeniyle savaşırken psikolojik ve fiziksel sağlığını riske atıyor.3.Duygusal Yıpranma ve Kaygı Bozuklukları: Sosyal medyada karşılaştırmalar, kadınların kaygı bozuklukları geliştirme riskini artırıyor. Sürekli bir “yetmeme” hissi, depresyonu da tetikliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1A-IKpgeDUaZeBzKZcH0Og.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Danışanım, 32 yaşında başarılı bir kadın. Küçüklüğünden beri kilosuyla ilgili eleştiriler almış, lisede sürekli diyet yapmış ve sonunda istediği kiloya ulaşmıştı. Ancak bu sefer de "çok zayıfsın, kadınsı durmuyorsun" eleştirileriyle karşılaştı. 30’larında beden algısıyla ilgili tükenmiş hissediyordu. H</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9Ad4MkuDUkCIDS73S2pzwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>er şekle girdi ama hiçbirinde "tamam, oldum" diyemedi. Asıl sorun, bedeninin değil, ona dayatılan bitmek bilmeyen standartların olduğunu fark ettiğinde terapi süreci anlam kazandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9U6TNxNPPU6wymp48hIT9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1.Sosyal Medya Diyeti Yapın: Instagram'da sizi kötü hissettiren hesapları takipten çıkın. Algınızı zehirleyen içeriklere maruz kalmak zorunda değilsiniz.
2.Bedeninizi Duyularla Tanıyın: Aynaya bakarken eleştirmek yerine, bedeninizin nasıl hissettirdiğine odaklanın. Hareket edebilmesi, nefes alabilmesi, sizi taşıması… Tüm bunlar birer mucize.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DqZz42ymTUKpL04J-F8BNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3.Düşünce Kalıplarınızı Sorgulayın: "Zayıf olmalıyım", "fit görünmeliyim", "göbeğim olmamalı" gibi cümleler otomatik olarak zihninize düşüyor mu? Onları sorgulayın. Bunları kim öğretti?
4.Terapötik Destek Alın: Eğer beden algınızla ilgili yoğun kaygılar yaşıyorsanız, bir uzmandan destek almak kendinize yapacağınız en büyük iyilik olabilir.Unutmayın: Siz bir beden değilsiniz. Bedeniniz içinde yaşadığınız bir ev. Ve o evi sevmek, ona şefkat göstermek, yaşama karşı duruşunuzu değiştirecek en güçlü adımlardan biri.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bugün kandil mi? 26 Mart Çarşamba Kadir Gecesi mi idrak edilecek? (Diyanet dini günler takvimi)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bugun-kandil-mi-26-mart-carsamba-kadir-gecesi-mi-idrak-edilecek-diyanet-dini-gunler-takvimi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bugun-kandil-mi-26-mart-carsamba-kadir-gecesi-mi-idrak-edilecek-diyanet-dini-gunler-takvimi</guid>
<description><![CDATA[ 26 Mart Çarşamba günü, Ramazan ayında ibadetlerini yerine getirmeye hazırlanan müslümanlar, bugünün kandil olup olmadığını merak ediyor. Kandil günlerinde vakit namazlarıyla birlikte müslümanlar Kur’an-ı Kerim, tesbih namazı, zikir çekme ve diğer ibadetlerini yerine getiriyor. 2025 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı dini günler takvimini yayınlamıştı.Bu yıl Regaip Kandili, Miraç Kandili, Berat Kandili geride kaldı. Peki Bugün kandil mi, ne kandili? Bugün Kadir Gecesi mi? İşte, dini günler takvimi…Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de ve Hz. Peygamber&#039;in hayatının gidişatı bazı gün ve gecelere özel önem veriliyordu. İçerisinde “bin aydan daha hayırlı” olan Kadir gecesinin yer aldığı Ramazan ayı da müslümanlar için mübarek olarak kabul edilen zaman dilimlerindendir. Rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı, şeytanların zincire vurulduğu ve Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in indirilmeye başladığı bu ayda Müslümanların ibadetlerine ayrıca önem gösterir. Peki 26 Mart Kandili mi, ne kandili? İşte, Diyanet İşleri Başkanlığı dini günler takvimi….İslam alemi için kandil günlerinin ayrı bir önemi bulunmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı takvimine göre 2 Ocak’ta Regaib Kandili, 26 Ocak tarihinde Miraç Kandili ve 13 Şubat’ta ise Berat Kandili idrak edildi. 26 Mart Perşembe günü ise Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı Kadir Gecesi idrak edilecek.Bin aydan daha hayırlı olduğu birçok kaynakta ifade edilen Kadir Gecesi, müslümanların yol gösterici ve rehberi olan Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gecedir.Hz. Peygamber (s.a.s.) de Kadir gecesinde, inanarak ve mükâfatını ancak Allah&#039;tan bekleyerek namaz kılanların geçmiş günahlarının affedileceğini müjdelemiştir.Bununla birlikte Kadir gecesinin Ramazan ayının kaçıncı gecesi olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.) Ramazan ayının son on gecesinin ihyâ edilmesine özel önem vermiş ve Kadir gecesinin de bu gecelerde aranmasını tavsiye etmiştir. (Buhârî, Fazlu leyleti’l-kadr, 3 [2018]Kadir gecesinin Ramazan ayının 27. gecesinde olduğu (Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 179-180 [762]) genel kabul görmüş olmakla birlikte, Ramazan ayının tamamında, son on gününün tek gecelerinde (Buhârî, Fazlu leyleti’l-kadr, 3 [2017] Müslim, Sıyâm, 207 [1165]) veya son yedi gecesinde aranması ile ilgili farklı rivayetler de vardır.İslam alemi için iki önemli bayramdan birisi olan Ramazan Bayramı, oruç veya ibadet ayı olarak da bilinen Ramazan ayının sona ermesiyle kutlanacak. Bayram bu yıl 30 Mart tarihinde başlayacak ve 1 Nisan Salı günü sona erecek.1 Ocak 2025 Çarşamba Üç Ayların Başlangıcı2 Ocak 2025 Perşembe Regaib Kandili26 Ocak 2025 Pazar Miraç Kandili13 Şubat 2025 Perşembe Berat Kandili1 Mart 2025 Cumartesi Ramazan Başlangıcı26 Mart 2025 Çarşamba Kadir Gecesi29 Mart 2025 Cumartesi Arefe30 Mart 2025 Pazar Ramazan Bayramı 1. Gün31 Mart 2025 Pazartesi Ramazan Bayramı 2. Gün1 Nisan 2025 Salı Ramazan Bayramı 3. Gün5 Haziran 2025 Perşembe Arefe6 Haziran 2025 Cuma Kurban Bayramı 1. Gün7 Haziran 2025 Cumartesi Kurban Bayramı 2. Gün8 Haziran 2025 Pazar Kurban Bayramı 3. Gün9 Haziran 2025 Pazartesi Kurban Bayramı 4. Gün26 Haziran 2025 Perşembe Hicri Yılbaşı5 Temmuz 2025 Cumartesi Aşure Günü3 Eylül 2025 Çarşamba Mevlid Kandili21 Aralık 2025 Pazar Üç Ayların Başlangıcı25 Aralık Perşembe Regaib Kandili ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_MriPqvaSUq2VdeZj3dh4A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bugün, kandil, mi, Mart, Çarşamba, Kadir, Gecesi, idrak, edilecek, Diyanet, dini, günler, takvimi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_MriPqvaSUq2VdeZj3dh4A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bugün kandil mi, Kadir Gecesi mi? 26 Mart Çarşamba ne kandili? (Dini günler listesi)"><p>26 Mart Çarşamba günü, Ramazan ayında ibadetlerini yerine getirmeye hazırlanan müslümanlar, bugünün kandil olup olmadığını merak ediyor. Kandil günlerinde vakit namazlarıyla birlikte müslümanlar Kur’an-ı Kerim, tesbih namazı, zikir çekme ve diğer ibadetlerini yerine getiriyor. 2025 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı dini günler takvimini yayınlamıştı.Bu yıl Regaip Kandili, Miraç Kandili, Berat Kandili geride kaldı. Peki Bugün kandil mi, ne kandili? Bugün Kadir Gecesi mi? İşte, dini günler takvimi…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1cZL5CCoaUudRPmsRfj2BQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kur'an-ı Kerim'de ve Hz. Peygamber'in hayatının gidişatı bazı gün ve gecelere özel önem veriliyordu. İçerisinde “bin aydan daha hayırlı” olan Kadir gecesinin yer aldığı Ramazan ayı da müslümanlar için mübarek olarak kabul edilen zaman dilimlerindendir. Rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı, şeytanların zincire vurulduğu ve Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başladığı bu ayda Müslümanların ibadetlerine ayrıca önem gösterir. Peki 26 Mart Kandili mi, ne kandili? İşte, Diyanet İşleri Başkanlığı dini günler takvimi….</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aiMQS2gEtkWlX3MKYE-PWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İslam alemi için kandil günlerinin ayrı bir önemi bulunmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı takvimine göre 2 Ocak’ta Regaib Kandili, 26 Ocak tarihinde Miraç Kandili ve 13 Şubat’ta ise Berat Kandili idrak edildi. 26 Mart Perşembe günü ise Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı Kadir Gecesi idrak edilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/90UAqERywk-GXiFkAgKcNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bin aydan daha hayırlı olduğu birçok kaynakta ifade edilen Kadir Gecesi, müslümanların yol gösterici ve rehberi olan Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gecedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OJO6yR1pl0WVnKi9yXpKkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hz. Peygamber (s.a.s.) de Kadir gecesinde, inanarak ve mükâfatını ancak Allah'tan bekleyerek namaz kılanların geçmiş günahlarının affedileceğini müjdelemiştir.Bununla birlikte Kadir gecesinin Ramazan ayının kaçıncı gecesi olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.) Ramazan ayının son on gecesinin ihyâ edilmesine özel önem vermiş ve Kadir gecesinin de bu gecelerde aranmasını tavsiye etmiştir. (Buhârî, Fazlu leyleti’l-kadr, 3 [2018]</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xczJDU2BFE29J4vd841iMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadir gecesinin Ramazan ayının 27. gecesinde olduğu (Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 179-180 [762]) genel kabul görmüş olmakla birlikte, Ramazan ayının tamamında, son on gününün tek gecelerinde (Buhârî, Fazlu leyleti’l-kadr, 3 [2017] Müslim, Sıyâm, 207 [1165]) veya son yedi gecesinde aranması ile ilgili farklı rivayetler de vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a333to1Y3k68mGkh-UEmKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İslam alemi için iki önemli bayramdan birisi olan Ramazan Bayramı, oruç veya ibadet ayı olarak da bilinen Ramazan ayının sona ermesiyle kutlanacak. Bayram bu yıl 30 Mart tarihinde başlayacak ve 1 Nisan Salı günü sona erecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2_SfdgxjYkyjiMblq36uXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1 Ocak 2025 Çarşamba Üç Ayların Başlangıcı2 Ocak 2025 Perşembe Regaib Kandili26 Ocak 2025 Pazar Miraç Kandili13 Şubat 2025 Perşembe Berat Kandili1 Mart 2025 Cumartesi Ramazan Başlangıcı26 Mart 2025 Çarşamba Kadir Gecesi29 Mart 2025 Cumartesi Arefe30 Mart 2025 Pazar Ramazan Bayramı 1. Gün31 Mart 2025 Pazartesi Ramazan Bayramı 2. Gün1 Nisan 2025 Salı Ramazan Bayramı 3. Gün5 Haziran 2025 Perşembe Arefe6 Haziran 2025 Cuma Kurban Bayramı 1. Gün7 Haziran 2025 Cumartesi Kurban Bayramı 2. Gün8 Haziran 2025 Pazar Kurban Bayramı 3. Gün9 Haziran 2025 Pazartesi Kurban Bayramı 4. Gün26 Haziran 2025 Perşembe Hicri Yılbaşı5 Temmuz 2025 Cumartesi Aşure Günü3 Eylül 2025 Çarşamba Mevlid Kandili21 Aralık 2025 Pazar Üç Ayların Başlangıcı25 Aralık Perşembe Regaib Kandili</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadir Suresi Ne Demek? Kadir Suresi Arapça ve Türkçe Okunuşu Yazılışı. Kadir Suresi Anlamı Meali, Fazileti, Tefsiri ve Sırları. Kadir Suresi Okumak ve Dinlemek.</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kadir-suresi-ne-demek-kadir-suresi-arapca-ve-turkce-okunusu-yazilisi-kadir-suresi-anlami-meali-fazileti-tefsiri-ve-sirlari-kadir-suresi-okumak-ve-dinlemek</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kadir-suresi-ne-demek-kadir-suresi-arapca-ve-turkce-okunusu-yazilisi-kadir-suresi-anlami-meali-fazileti-tefsiri-ve-sirlari-kadir-suresi-okumak-ve-dinlemek</guid>
<description><![CDATA[ Kadir Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 97. suresi olup beş ayetten oluşur. Bu sure, Kadir Gecesi’nin manevi önemini ve faziletini anlatmasıyla İslam dünyasında büyük bir değere sahiptir. Surede, Kur’an-ı Kerim’in Kadir Gecesi’nde indirilmeye başlandığı vurgulanırken, bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu belirtilir. Ayrıca, meleklerin ve Cebrail’in (Ruh) Allah’ın izniyle yeryüzüne indiği ve tan yeri ağarıncaya kadar bu gecenin esenlik ve huzurla dolu olduğu ifade edilir. Bu sebeple Müslümanlar, bu anlamlı sureyi sıklıkla okuyarak manevi bir bağ kurar ve ibadetlerinde Kadir Gecesi&#039;nin faziletine dikkat çeker.KADİR SURESİ NEDİR?
Kadir Suresi&#039;nin, genellikle Mekke döneminde indirildiği kabul edilir. Bazı rivayetlerde Medine’de nazil olduğunu söyleyenler olsa da çoğunluk Mekke görüşünü benimser. Bu sure, Kur’an’daki birçok önemli mesajı kısa ve öz şekilde sunması nedeniyle büyük değer taşır. Özellikle Ramazan ayında, Kadir Gecesi’ni ihya etmek için okunur ve dinlenir. İslam kültüründe Kadir Gecesi ile özdeşleşen Kadir Suresi, Kur’an’ın bereketini ve Ramazan’ın manevi atmosferini yansıttığı için inananlar nezdinde son derece kıymetlidir.
KADİR SURESİ&#039;Nİ OKUMAK VE KADİR SURESİ DİNLEMEK
Kadir Suresi’ni okumak, Kur’an-ı Kerim’de yer alan önemli bir ibadeti yerine getirmek anlamı taşır. Bu sure, insanları Kadir Gecesi’nin ehemmiyetine yönlendirir. Dini kaynaklarda, Kadir Suresi’ni hem okumak hem de dinlemek için özel bir zamanlama zorunluluğundan bahsedilmez. Ancak geleneksel olarak Ramazan ayının özellikle son on gününde sure sıklıkla okunur. Dinlemek de aynı manevi huzuru hissetmeyi sağlar. Kur’an okumayı zorlananlar veya yeni başlayanlar için, sureyi dinleyerek manasını anlamaya çalışmak teşvik edilir. Kadir Suresi’ni okumanın, gönül huzuru elde etme ve manevi olarak arınma isteğine yardımcı olduğu kaydedilir. Ayrıca, namaz sonrası okunabileceği gibi günlük program içerisinde de sıklıkla tekrar edilebilir. Sure, ibadetin gücünü ve rahmetin genişliğini hatırlattığı için inananları manevi bir atmosfere davet eder.Kadir Suresi’nin Arapça metni, Kur’an-ı Kerim’in orijinalinde şu şekildedir:1. إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ2. وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ3. لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ4. تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ5. سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِBu Arapça ifadeler, Kur’an’ın ilahî kelamını olduğu gibi yansıtır. Kadir Suresi’nin Arapça metnini okumak, Müslümanlar arasında yaygın bir ibadettir ve özellikle Ramazan ayındaki Kadir Gecesi’nde büyük önem taşır. Bu sure, kısa ayetlerden oluşsa da barındırdığı anlam derinliğiyle dikkat çeker. Kaynaklarda, kelimelerin telaffuzuna dikkat edilmesinin öneminden bahsedilir. Özellikle Arapça’ya aşina olmayanların, düzgün bir okuma için ehil kişilerden yardım alması tavsiye edilir. Arapça aslından okunması, Kur’an’ın manevi boyutunu daha yoğun hissettirmesi sebebiyle ayrıca değer taşır.Kadir Suresi’ni Latin harflerle Türkçe okunuşu, Arapça metni telaffuz etmekte zorlananlara kolaylık sağlaması açısından paylaşılır. Buna göre:

İn-nâ enzelnâ-hu fî leyletil-kadr
Ve mâ edrâke mâ leyletul-kadr
Leyletul-kadri hayrun min elfi şehr
Te-nezze-lul melâ-ike-tu ver-rûhu fîhâ bi-izni rabbihim min kulli emr
Selâmun hiye hattâ matla’il-fecr

Bu okunuş, Arapça seslerin en yakın Türkçe seslerle ifade edilmesidir. Harflerin incelik ve kalınlık kurallarına dikkat etmek gerekir. Türkçe harflerle okunuş, sureyi öğrenme sürecinde hız kazandırır. Özellikle sesli dinleyerek pratik yapmak sureyi ezberlemeyi ve düzgün bir şekilde söylemeyi kolaylaştırır. Böylece sureyi okurken manevî atmosfere hızlıca girilir.Kadir Suresi, Mushaf düzenine göre 30. cüz içinde yer alan kısa bir suredir. Standart baskı Kur’an-ı Kerimlerde genellikle sonlara yakın sayfalarda bulunur. Farklı yayınevlerinin baskılarında sayfa numaraları değişiklik gösterebilir. Ancak yaygın kabul gören basımlarda, Kadir Suresi çoğunlukla 597. sayfa civarında yer alır. Bazı Mushaflarda birkaç sayfa oynama olabilir. Bu nedenle tam bir kesinlikten ziyade ortalama bir sayfa aralığı söylenir. Okuyucuların sıklıkla 30. cüz içerisinde, son kısımda bu sureye ulaşacağı hatırlatılır. Mushaf’ın indeksine bakarak veya son cüzün içinde takip ederek Kadir Suresi’ne kolaylıkla erişmek mümkündür. Bu sayfa bilgisi, farklı boyut ve baskılara göre değişebilir.
KADİR SURESİ KAÇ SAYFA?
Kadir Suresi, içerik açısından çok kısa olduğu için tek bir sayfadan daha az yer kaplar. Ayet sayısı beş olduğu için bazı Mushaflarda birkaç satırda yer alır. Dolayısıyla “Kadir Suresi kaç sayfa?” sorusuna, bir sayfanın küçük bir bölümüne denk geldiği cevabı verilir. Bazı baskılarda, sure tek başına yarım sayfadan daha azlık bir alanda bulunabilir. Genellikle 30. cüzün son kısımlarında olduğu için hemen fark edilir. Kaynaklarda, surenin toplam ayet uzunluğundan dolayı özel bir sayfa sayısı olmadığı vurgulanır. Bu nedenle herhangi bir tam sayfa söz konusu değildir; sure, Kur’an-ı Kerim’de olduk ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dDneiZHzSUqzQuHwQjdZUA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kadir, Suresi, Demek, Kadir, Suresi, Arapça, Türkçe, Okunuşu, Yazılışı., Kadir, Suresi, Anlamı, Meali, Fazileti, Tefsiri, Sırları., Kadir, Suresi, Okumak, Dinlemek.</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dDneiZHzSUqzQuHwQjdZUA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kadir Suresi Türkçe, Arapça okunuşu, anlamı ve meali: Türkçe Arapça okunuşuyla Kadir Suresi"><p>Kadir Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 97. suresi olup beş ayetten oluşur. Bu sure, Kadir Gecesi’nin manevi önemini ve faziletini anlatmasıyla İslam dünyasında büyük bir değere sahiptir. Surede, Kur’an-ı Kerim’in Kadir Gecesi’nde indirilmeye başlandığı vurgulanırken, bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu belirtilir. Ayrıca, meleklerin ve Cebrail’in (Ruh) Allah’ın izniyle yeryüzüne indiği ve tan yeri ağarıncaya kadar bu gecenin esenlik ve huzurla dolu olduğu ifade edilir. Bu sebeple Müslümanlar, bu anlamlı sureyi sıklıkla okuyarak manevi bir bağ kurar ve ibadetlerinde Kadir Gecesi'nin faziletine dikkat çeker.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YJoTYxk8KEKWXEt4BteBHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>KADİR SURESİ NEDİR?
Kadir Suresi'nin, genellikle Mekke döneminde indirildiği kabul edilir. Bazı rivayetlerde Medine’de nazil olduğunu söyleyenler olsa da çoğunluk Mekke görüşünü benimser. Bu sure, Kur’an’daki birçok önemli mesajı kısa ve öz şekilde sunması nedeniyle büyük değer taşır. Özellikle Ramazan ayında, Kadir Gecesi’ni ihya etmek için okunur ve dinlenir. İslam kültüründe Kadir Gecesi ile özdeşleşen Kadir Suresi, Kur’an’ın bereketini ve Ramazan’ın manevi atmosferini yansıttığı için inananlar nezdinde son derece kıymetlidir.
KADİR SURESİ'Nİ OKUMAK VE KADİR SURESİ DİNLEMEK
Kadir Suresi’ni okumak, Kur’an-ı Kerim’de yer alan önemli bir ibadeti yerine getirmek anlamı taşır. Bu sure, insanları Kadir Gecesi’nin ehemmiyetine yönlendirir. Dini kaynaklarda, Kadir Suresi’ni hem okumak hem de dinlemek için özel bir zamanlama zorunluluğundan bahsedilmez. Ancak geleneksel olarak Ramazan ayının özellikle son on gününde sure sıklıkla okunur. Dinlemek de aynı manevi huzuru hissetmeyi sağlar. Kur’an okumayı zorlananlar veya yeni başlayanlar için, sureyi dinleyerek manasını anlamaya çalışmak teşvik edilir. Kadir Suresi’ni okumanın, gönül huzuru elde etme ve manevi olarak arınma isteğine yardımcı olduğu kaydedilir. Ayrıca, namaz sonrası okunabileceği gibi günlük program içerisinde de sıklıkla tekrar edilebilir. Sure, ibadetin gücünü ve rahmetin genişliğini hatırlattığı için inananları manevi bir atmosfere davet eder.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KObAWiQ_T0m3LXSTQZnY5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadir Suresi’nin Arapça metni, Kur’an-ı Kerim’in orijinalinde şu şekildedir:1. إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ2. وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ3. لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ4. تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ5. سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِBu Arapça ifadeler, Kur’an’ın ilahî kelamını olduğu gibi yansıtır. Kadir Suresi’nin Arapça metnini okumak, Müslümanlar arasında yaygın bir ibadettir ve özellikle Ramazan ayındaki Kadir Gecesi’nde büyük önem taşır. Bu sure, kısa ayetlerden oluşsa da barındırdığı anlam derinliğiyle dikkat çeker. Kaynaklarda, kelimelerin telaffuzuna dikkat edilmesinin öneminden bahsedilir. Özellikle Arapça’ya aşina olmayanların, düzgün bir okuma için ehil kişilerden yardım alması tavsiye edilir. Arapça aslından okunması, Kur’an’ın manevi boyutunu daha yoğun hissettirmesi sebebiyle ayrıca değer taşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jCslK7GpGEmFKdwbHwD1Zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadir Suresi’ni Latin harflerle Türkçe okunuşu, Arapça metni telaffuz etmekte zorlananlara kolaylık sağlaması açısından paylaşılır. Buna göre:

İn-nâ enzelnâ-hu fî leyletil-kadr
Ve mâ edrâke mâ leyletul-kadr
Leyletul-kadri hayrun min elfi şehr
Te-nezze-lul melâ-ike-tu ver-rûhu fîhâ bi-izni rabbihim min kulli emr
Selâmun hiye hattâ matla’il-fecr

Bu okunuş, Arapça seslerin en yakın Türkçe seslerle ifade edilmesidir. Harflerin incelik ve kalınlık kurallarına dikkat etmek gerekir. Türkçe harflerle okunuş, sureyi öğrenme sürecinde hız kazandırır. Özellikle sesli dinleyerek pratik yapmak sureyi ezberlemeyi ve düzgün bir şekilde söylemeyi kolaylaştırır. Böylece sureyi okurken manevî atmosfere hızlıca girilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YCCFYYvmPk-wkAbBzhbN0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadir Suresi, Mushaf düzenine göre 30. cüz içinde yer alan kısa bir suredir. Standart baskı Kur’an-ı Kerimlerde genellikle sonlara yakın sayfalarda bulunur. Farklı yayınevlerinin baskılarında sayfa numaraları değişiklik gösterebilir. Ancak yaygın kabul gören basımlarda, Kadir Suresi çoğunlukla 597. sayfa civarında yer alır. Bazı Mushaflarda birkaç sayfa oynama olabilir. Bu nedenle tam bir kesinlikten ziyade ortalama bir sayfa aralığı söylenir. Okuyucuların sıklıkla 30. cüz içerisinde, son kısımda bu sureye ulaşacağı hatırlatılır. Mushaf’ın indeksine bakarak veya son cüzün içinde takip ederek Kadir Suresi’ne kolaylıkla erişmek mümkündür. Bu sayfa bilgisi, farklı boyut ve baskılara göre değişebilir.
KADİR SURESİ KAÇ SAYFA?
Kadir Suresi, içerik açısından çok kısa olduğu için tek bir sayfadan daha az yer kaplar. Ayet sayısı beş olduğu için bazı Mushaflarda birkaç satırda yer alır. Dolayısıyla “Kadir Suresi kaç sayfa?” sorusuna, bir sayfanın küçük bir bölümüne denk geldiği cevabı verilir. Bazı baskılarda, sure tek başına yarım sayfadan daha azlık bir alanda bulunabilir. Genellikle 30. cüzün son kısımlarında olduğu için hemen fark edilir. Kaynaklarda, surenin toplam ayet uzunluğundan dolayı özel bir sayfa sayısı olmadığı vurgulanır. Bu nedenle herhangi bir tam sayfa söz konusu değildir; sure, Kur’an-ı Kerim’de oldukça kısa bir metin halinde yer alır.
KADİR SURESİ FAZİLETİ VE SIRLARI NELERDİR? KADİR SURESİ'NİN FAYDALARI
Kadir Suresi, Kur’an’ın önemini ve Kadir Gecesi’nin manevi değerini anlatır. Bu sure, Kadir Gecesi’nin bin aydan daha hayırlı olduğunu bildirir. Böylece, ibadete ayrılan bir gecenin yıllar süren ibadetlerle eş değer sevaplar kazandırabileceğine dikkat çeker. Bu yönüyle surenin okunması, insanı manevi olarak güçlendirir. Kaynaklarda, Kadir Suresi okuyanların gönül huzuru bulacağı, dertlerden arınmak ve hayır kapılarını aralamak için Allah’tan dilekte bulunabileceği belirtilir. Ayrıca, meleklerin ve Ruh’un o gece inmesinden bahsedilmesi, bu gecede yapılan ibadetlerin özel bir şefkat ve rahmet dairesinde karşılık bulacağını hissettirir. Surenin kısa, öz ve derin anlamlı yapısı, faydalarını daha da pekiştirir. Okuyanlar, Allah’ın rahmet ve merhametinin son derece geniş olduğuna şahitlik eden mesajları bünyesinde taşır.
KADİR SURESİ KAÇINCI CÜZ?
Kadir Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 30. cüzünde bulunur. 30. cüz, Kur’an’ın son cüzü olup birçok kısa surenin yer aldığı bölümdür. Bu cüzün içinde yer alan Kadir Suresi, beş ayetlik kısa bir metindir. Bazı kaynaklarda surelerin sıralaması ve isimlendirilmesiyle ilgili ufak farklılıklar olsa da ana akım baskılarda herhangi bir değişikliğe rastlanmaz. Sure, Kuran’daki genel dizilime uygun şekilde 30. cüzün sonlarına doğru konumlanır. Bu cüz, kısa sureleri barındırması nedeniyle kolay ezber yapılmak istenen bölümler arasında sayılır. Kadir Suresi de bu bölümde yer aldığı için müminlere ramazan ve Kadir Gecesi atmosferini yansıtır. Bu cüz içinde bulunması sureyi öğrenmeyi daha rahat hale getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pEwHh00PpkCBgxu_vB6BgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadir Suresi toplam beş ayetten oluşur. Her bir ayet, Kadir Gecesi’nin değerini ve bu gece gerçekleşen olağanüstü manevi durumu vurgular. Sure şu şekildedir:

“İnnâ enzelnâhu fî leyletil-kadr”
“Ve mâ edrâke mâ leyletul-kadr”
“Leyletul-kadri hayrun min elfi şehr”
“Tenezzelul melâiketu ver-rûhu fîhâ biizni rabbihim min kulli emr”
“Selâmun hiye hattâ matla’il-fecr”Bu beş ayette, Kur’an’ın Kadir Gecesi’nde indirildiği, o gecenin bin aydan hayırlı olduğu, meleklerin ve Ruh’un bu gece indiği ve gecenin seher vaktine kadar esenlik dolu olduğu anlatılır. Sure, okuyan kişiye bu gecenin kıymetini en net biçimde hatırlatır. Kısa olmasına rağmen içerik bakımından zengindir ve Kur’an’ın bu özel geceyle olan bağlantısını vurgular.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QdlOqb1Quk2PpQMwK3ThKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadir Suresi, kısa yapısıyla ezberlenmesi en kolay sureler arasında yer alır. Ezber yapmak isteyenler, öncelikle Arapça telaffuz kurallarına aşina olan bir hocadan yardıma başvurabilir. Sesli dinleme, kelimelerin doğru söylenmesi ve akıcı bir okuma alışkanlığı kazanmak açısından etkilidir. Gün içinde kısa tekrarlar yapmak, hafızada kalıcılığı artırır. Sure, beş ayetten oluştuğu için her gün bir ayet ezberlemek, birkaç gün içinde surenin tamamını öğrenmeyi mümkün kılar. Anlamını bilerek okumak, motivasyonu yükseltir ve sureyi kavramayı kolaylaştırır. Ayrıca, namazlardan sonra tekrarlayarak dil alışkanlığı geliştirilebilir. Uzmanlar, bir sureyi öğrenirken düzenli pratik yapmanın önemine dikkat çeker. Kadir Suresi, herkes için anlaşılır ve ezberlemeye uygun bir metin sunar.
KADİR SURESİ MEALİ NEDİR? KADİR SURESİ’NDE NELERDEN BAHSEDİLMEKTEDİR?
Kadir Suresi, Allah’ın adıyla başlar ve Kur’an’ın Kadir Gecesi’nde indirildiğini ifade eder. Türkçe meallerde sure şu şekilde özetlenir: “Doğrusu Biz, Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. O gece, Rablerinin izniyle Ruh ve melekler, her türlü iş için inerler. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” Bu beş ayette dikkat çeken nokta, Kur’an’ın bu mübarek gecede inmeye başlaması ve gecenin faziletinin bin ayı aşan bir kıymet taşımasıdır. Surenin mealini anlayarak okuyanlar, bu özel gecedeki manevi huzuru ve kullara sunulan büyük fırsatı daha iyi kavrar. Sure, müminlere ibadet ve duada samimi olmayı öğütler.
KADİR SURESİ DİĞER ADI NEDİR?
Kadir Suresi, bazı kaynaklarda “İnnâ Enzelnâ” olarak da anılır. Bunun sebebi, suresinin ilk ayetinin bu ifadeyle başlamasıdır. Arapça’da sureler genellikle ilk kelimelerinden yola çıkılarak farklı şekillerde de adlandırılabilir. Yaygın kullanımı ise “Kadir Suresi” şeklindedir. “Leyletül Kadr” ifadesini içerdiği için “Kadr Suresi” şeklinde kısaltmalı adlandırmalara da rastlanabilir. Ancak Kur’an-ı Kerim’in resmî diziliminde ve çoğu meşhur tefsirde, “Kadir Suresi” ismi tercih edilir. Aynı adı taşıyan başka bir sure olmadığı için bu isim, Kur’an’da benzersizdir. Böylece sure, adını konu aldığı geceden ve ilk ayetinde geçen “Kadr” kelimesinden alır.
KADİR SURESİ TEFSİRİ NEDİR?
Kadir Suresi tefsirinde öncelikle surede geçen “Kadir Gecesi”nin anlamı üzerinde durulur. Tefsirlerde bu gecede Kur’an’ın dünya semasına topluca veya ilk ayetlerinin Peygamberimize inmeye başladığı aktarılır. “Bin aydan hayırlı” ifadesi, tefsir alimlerince mecazi anlamda çokluk bildiren bir ifade olarak görülür. Bu, Kadir Gecesi’nin manevi bereketinin, uzun yıllar boyu yapılan ibadetten daha üstün kabul edildiğini gösterir. Ayrıca surede bahsedilen “Ruh”tan genelde Cebrâil’in kastedildiği düşünülür. Meleklerle birlikte inen Ruh, bu gecenin manevi iklimini canlandırır. Tefsirciler, surede kulların Rablerine yakınlaşma vesilesinin bu gece olduğunu ve gecenin tan yeri ağarana kadar selam ve esenlik dolu olduğuna dikkat çeker. Kadir Suresi tefsiri, Kur’an’ın değerini ve ibadetin önemini yineler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-peIAZzVjE2sd3-wfuF7GQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadir Suresi, en çok Kadir Gecesi’nin faziletini ve Kur’an’ın bu gecede inmeye başladığını hatırlamak için okunur. Müslümanlar, bu surenin kısa ve öz ayetlerini namazlarda, dualarda veya günlük zikirlerde sıkça tekrar eder. Özellikle Ramazan ayında, son on gün içinde Kadir Suresi’ne daha fazla yönelim olur. Okuyan kişi, gecenin önemini kavrar ve o gece yapılan ibadetlerle affa ve rahmete erme umuduna kapı aralar. Kaynaklarda, sureyi sadece Ramazan’la sınırlamadan, her zaman okumak tavsiye edilir. Sure, Allah’ın sonsuz merhametini ve Kur’an’ın insanlık için en büyük rehber olduğunu vurgular. Bu sebeple Kadir Suresi, gönülden niyet ve dua ile okunarak manevi huzur arayışında yardımcı olur.
KADİR SURESİ KAÇ AYETTİR?
Kadir Suresi beş ayetten oluşur. Bu ayetler, özlü anlatımıyla Kadir Gecesi’ni, meleklerin yeryüzüne inişini ve tan yeri ağarana kadar süren selam ve esenlik ortamını açıklamaya yeterlidir. Sure, Kur’an’da ayet sayısı en az olan bölümlerden biri sayılır. Fakat içeriğinin derinliği, sureyi dinî açıdan oldukça önemli hale getirir. Bu kısa ayetler, Müslümanlara Ramazan’ın manevi doruk noktası olan Kadir Gecesi’nin değerini öğretir. Sure, kısa olması nedeniyle kolayca ezberlenir ve namazlarda veya başka zamanlarda tekrarlanır. Bu az ayetli ama büyük anlam taşıyan sure, Kur’an’ın mucizevi bütünlüğünün önemli örneklerinden biri olarak kabul edilir.
KADİR SURESİ ABDESTSİZ OKUNUR MU?
Kadir Suresi, tıpkı Kur’an’daki diğer sureler gibi abdestli okunması tavsiye edilen bir bölümdür. Fakat kaynaklarda, ezberden okunacaksa veya dua niyetiyle zikredilecekse, abdest şartı bulunmadığı bilgisi verilir. Ancak Mushaf’a dokunarak okumak söz konusu olduğunda, çoğunluk görüşü abdestli olmayı gerekli kılar. Okuyucunun, sureyi kalben hürmetle ve saygıyla okuması esas alınır. Abdest, fiziksel temizliğin yanında manevi hazırlığı da sembolize eder. Bu nedenle mümkün olduğunda abdestli okumak tercih edilir. Yine de sureyi her an dilde tutmak, hatırlamak ve ezberden okumak için abdestin yokluğu bir engel oluşturmaz. Bu konuda temel prensip, Kur’an’a gösterilen saygıdır.
KADİR SURESİ KAÇ DEFA OKUNMALI?
Kadir Suresi’nin kaç kez okunacağına dair kesin bir sayı hükmü bulunmaz. Geleneksel uygulamalarda, manen güçlenmek ve özel dileklerle dua etmek isteyenler bazen belirli sayılarda tekrar yapar. Örneğin, bazı Müslümanlar Kadir Gecesi’nde surenin 7 ya da 11 gibi rakamlarda okunmasını gelenek haline getirmiştir. Bununla birlikte, kaynaklarda zorunlu bir tekrar sayısından bahsedilmez. Önemli olan, okurken ihlaslı ve bilinçli olmaktır. Gerektiğinde bir defa veya arzu edilirse daha fazla okunabilir. Her ibadette olduğu gibi sureyi okurken de gönülden niyet etmek ve Allah’ın rahmetini ummak esastır. Farklı öneriler olsa da temelde ölçüt, kalpten gelen samimiyettir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4BxHHmmqCk-6lddVpo4LNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadir Suresi, öncelikle Kadir Gecesi’nin önemini hatırlatmak için okunur. Bu gece, Kur’an’ın inmeye başladığı vakit olduğu için eşsiz bir değer taşır. Suredeki “bin aydan hayırlıdır” vurgusu, ibadetin kazandırdığı sevap bakımından büyük fırsatlar içerir. Dolayısıyla sureyi okuyanlar, o gecenin feyzinden istifade etmeyi arzu eder. Ayrıca, her dönemde ruhen arınmak ve manevi aydınlanma hedefiyle de okunabilir. Sure, Mevla’nın insanlara bahşettiği bol rahmetin ve affın bir işareti olarak görülür. İçindeki ayetler, inen meleklerin esenlik dağıttığını ve gecenin seherine kadar selamla dolu olduğunu bildirir. Böylece sureyi okuyan kişi, Allah’ın huzuruna yakınlaşma isteğini pekiştirir.
KADİR SURESİ LATİNCE OKUNUŞU
Kadir Suresi’nin Latin harflerle okunuşu, Arapçaya aşina olmayanlar için bir rehber niteliğindedir. Bu okunuş, Türkçe okunuşa benzer şekildedir:

Innā anzalnāhu fī laylatil-qadr
Wa mā adrāka mā laylatul-qadr
Laylatul-qadri khayrun min alfi shahr
Tanazzalul-malā’ikatu wa’r-rūhu fīhā bi-idhni rabbihim min kulli amr
Salāmun hiya hattā matla‘il-fajr

Bu şekildeki Latin harf düzeni, Arapça harflerin karşılığını vermek için hazırlanır. Amaç, sureyi okuyan kişinin doğru telaffuza en yakın şekli yakalayabilmesidir. Kur’an öğrenmeye yeni başlayanlar için bu yöntem, geçici bir kolaylık sağlar. Ancak ideal olan, Arapça aslını öğrenmektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m11CRIMBLEa3YOPrtBpSDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadir Suresi, özellikle Ramazan ayının son on günü içinde Kadir Gecesi’ni arayanlar tarafından sıklıkla okunur. Bunun yanı sıra, günün herhangi bir vaktinde veya ibadetlerin sonrasında okumak da mümkündür. Kaynaklarda belli bir vakit sınırlaması bulunmaz. Gelenekte, Kadir Gecesi’nin Ramazan’ın 27. gecesi olabileceğine dair yaygın bir görüş vardır. Bu nedenle o gece sureye ayrı bir önem atfedilir. Ancak kesin tarih bilinmediği için, Ramazan’ın son on gününde sureyi sık tekrar etmek yaygın bir uygulamadır. Diğer zamanlarda da sureyi okumak sevap kazandırır. Kişi, manevi ihtiyaç hissettiği her an bu sureden yararlanabilir.
KADİR SURESİ'NDEN SONRA OKUNACAK DUA
Kadir Suresi okunduktan sonra, samimi bir kalple Allah’a yönelmek ve O’ndan af, mağfiret, rahmet istemek önemlidir. Rivayetlerde Hz. Peygamber’e Hz. Aişe tarafından, “Kadir Gecesi’ne erişirsem hangi duayı yapmalıyım?” sorusu yöneltilir. O da, “Allah’ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet” şeklindeki duayı önerir. Bu dua, surenin manevî ruhuna uygun bir içeriğe sahiptir. Kişi dilerse kendi sözcükleriyle de niyetini ve isteğini ifade edebilir. Sure bittikten hemen sonra elleri semaya kaldırarak bu duayı yapmak, Kadir Gecesi’nin bereketine ve surenin derin mesajına uygun bir davranış biçimi olarak kabul edilir.
HER GÜN KADİR SURESİ OKUMANIN FAZİLETİ
Kadir Suresi’ni her gün okumak, Kur’an’a yakınlığı artırır. Sure, beş kısa ayet içerdiği için günlük hayata kolayca dahil edilebilir. Düzenli tekrar, anlamın kalbe iyice yerleşmesine ve manevi duyarlılığın yükselmesine sebep olur. Kaynaklarda, sürekli okunmasının gönle huzur ve kalbe itminan verdiği vurgulanır. Surede Kadir Gecesi’nin büyüklüğü dile getirildiğinden, her gün okumak, ibadet bilincini canlı tutar. Bu, müminin aklına Ramazan’ı ve Kadir Gecesi’ni getirerek bütün yıla yayılan bir manevi farkındalık sağlar. Her gün okumak, sadece Ramazan’a has bir ibadet şeklinden öte, sürekli bir zikre dönüşerek Allah’ın rahmetine daha çok yaklaşmayı hedefler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OCpeHQ3FxEaWS3bS-bz_fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadir Suresi’nin indirilişiyle ilgili yaygın görüş, Mekke döneminde nazil olduğudur. Ancak bazı rivayetler, Medine döneminde indiğini de ileri sürer. Çoğunluk, Mekke görüşünü benimser ve Kur’an’ın Kadir Gecesi’nde inmeye başlaması sebebiyle bu sureyi Ramazan ayıyla ilişkilendirir. Bunun temel dayanağı, surede Kur’an’ın indirildiği gecenin “bin aydan hayırlı” olduğuna dair ifadedir. Hz. Peygamber’e ilk vahyin Ramazan ayının 27. gecesinde gelmiş olabileceği yönündeki rivayetler, Kadir Suresi’ni bu tarih ile ilişkilendirir. Neticede sure, Kur’an’ın ilk indiriliş zamanına değindiğinden, müminlere Ramazan’ın ehemmiyetini vurgular ve Kadir Gecesi’ne dair derin bir bilinci canlı tutar.
KADİR SURESİ HATMİ NASIL YAPILIR?
Kadir Suresi hatmi, tüm Kur’an’ı okumaktan farklı bir amaç güder. Burada sadece Kadir Suresi tekrar edilerek manevî bir hatim şekli uygulanır. Kaynaklarda, isteyenlerin belirli sayılarda sureyi okuyarak dua etmesi tavsiye edilir. Bazıları 100 veya 1000 kez okunabileceğini belirtir. Bu, Kur’an hatmi gibi zorunlu bir ritüel değildir, daha çok kişisel bir tercih ve nefsî bir çaba olarak görülür. Hedef, sureyi sık tekrarla hafızaya, kalbe ve manaya yerleştirmektir. Her tekrarın ardından samimi bir kalple dua etmek ve niyet belirlemek önerilir. Bu şekilde yapılan hatmin, Kadir Gecesi’nin bereketini ve surenin faziletini daimî kılacağına inanılır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp krizi mi, mide ağrısı mı? İkisi arasındaki farkı ayırt edin</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-krizi-mi-mide-agrisi-mi-ikisi-arasindaki-farki-ayirt-edin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-krizi-mi-mide-agrisi-mi-ikisi-arasindaki-farki-ayirt-edin</guid>
<description><![CDATA[ Göğüs ağrısı, kalp krizi ile mide ağrısı arasındaki olası karışıklıkla endişe verici olabilir. Kalp krizi ağrısı ağır bir baskı gibi hissedilir ve diğer bölgelere yayılabilirken, mide ağrısı keskin ve yakıcıdır. Ek semptomlarla birlikte şiddetli veya sürekli göğüs ağrısı yaşıyorsanız, mutlaka bir doktora gitmeniz gerekir.Göğüs ağrısı korkutucudur. Göğsünüzde aniden bir rahatsızlık hissettiğiniz anda, aklınıza gelen ilk düşünce &quot;Kalp krizi mi geçiriyorum?&quot; olur. Ama bekleyin,  ya sadece gazsa?
Birçok kişi kalp krizi semptomlarını mide ağrısıyla karıştırır ve bu da gereksiz paniğe veya tıbbi yardım almada tehlikeli gecikmelere yol açar. Öyleyse, bunu basit bir şekilde açıklayalım:Kalp krizi (tıbbi olarak miyokard enfarktüsü olarak bilinir), kalbe giden kan akışı engellendiğinde ve kalp kası oksijenden mahrum kaldığında meydana gelir. Bu hasar, çok belirgin bir göğüs ağrısı türü de dahil olmak üzere ciddi semptomlara yol açar.Kalp krizi ağrısı genellikle göğüste bir basınç, sıkışma veya ağırlık hissidir. Genellikle &quot;göğüste oturan bir fil&quot; hissine benzetilir. Göğsün orta veya sol tarafında başlama eğilimindedir ve çeneye, kollara (çoğunlukla sol kol), boyuna, omuzlara veya sırta yayılabilir. Rahatsızlık birkaç dakikadan uzun sürer, ara sıra ortaya çıkar ve kaybolur ancak asla gerçekten geçmez. Genellikle aktiviteden sonra veya hareket etmediğinizde bile aniden gelişebilir ve geğirme veya pozisyon değişiklikleriyle rahatlamaz.Ağrı nefes darlığı, terleme, mide bulantısı, baş dönmesi, aşırı yorgunluk veya genellikle kalp krizine eşlik eden yaklaşan bir felaket hissiyle ilişkilidir.Bununla birlikte, mide ağrısı genellikle gastrointestinal sistemde asitlik, şişkinlik veya tutulan gazdan kaynaklanır. Mide ağrısı genellikle keskin, yanıcı veya bıçak saplanır gibi bir ağrıdır ve basınç veya sıkışma değildir. Şişkinlikle birlikte olabilir. Genellikle üst karında lokalize olur ancak göğse doğru yayılır ve kalp ağrısını taklit eder.Baharatlı veya yağlı yiyecekler yemek, yemekten hemen sonra uzanmak veya asit reflüsü yaşamak mide göğüs ağrısına neden olabilir. Genellikle geğirdikten, su veya antiasit aldıktan sonra kendiliğinden geçer. Rahatsızdır ancak genellikle yaşamı tehdit edici değildir.NGöğüs ağrısı yaşıyorsanız ve bunun nedeninden emin değilseniz, her zaman ihtiyatlı olmak daha iyidir. Ağrı şiddetli ve kalıcıysa derhal tıbbi yardım alın. Çene, kollar veya omuzlar gibi diğer bölgelere yayılır. Nefes darlığı, soğuk terleme, mide bulantısı veya baş dönmesi yaşarsınız.Ağrı geğirmekle, su içmekle veya antiasit almakla düzelmez.Göğüs ağrısı söz konusu olduğunda kendi kendinize teşhis koymayın. Kalp krizi durumunda tıbbi yardım almada gecikme, yaşamı tehdit edici olabilir.Farkında olun, güvende kalın ve şüpheye düştüğünüzde her zaman bir doktora danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pNA1DOn0L0mM85Dqb3fLMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizi, mi, mide, ağrısı, mı, İkisi, arasındaki, farkı, ayırt, edin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pNA1DOn0L0mM85Dqb3fLMQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp krizi mi, mide ağrısı mı? İkisi arasındaki farkı ayırt edin"><p>Göğüs ağrısı, kalp krizi ile mide ağrısı arasındaki olası karışıklıkla endişe verici olabilir. Kalp krizi ağrısı ağır bir baskı gibi hissedilir ve diğer bölgelere yayılabilirken, mide ağrısı keskin ve yakıcıdır. Ek semptomlarla birlikte şiddetli veya sürekli göğüs ağrısı yaşıyorsanız, mutlaka bir doktora gitmeniz gerekir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2JAZQfWCs0uQ376RDTvo6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğüs ağrısı korkutucudur. Göğsünüzde aniden bir rahatsızlık hissettiğiniz anda, aklınıza gelen ilk düşünce "Kalp krizi mi geçiriyorum?" olur. Ama bekleyin,  ya sadece gazsa?
Birçok kişi kalp krizi semptomlarını mide ağrısıyla karıştırır ve bu da gereksiz paniğe veya tıbbi yardım almada tehlikeli gecikmelere yol açar. Öyleyse, bunu basit bir şekilde açıklayalım:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lTPoR--tW0uYUcyaMH93yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp krizi (tıbbi olarak miyokard enfarktüsü olarak bilinir), kalbe giden kan akışı engellendiğinde ve kalp kası oksijenden mahrum kaldığında meydana gelir. Bu hasar, çok belirgin bir göğüs ağrısı türü de dahil olmak üzere ciddi semptomlara yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QRZUVf2qWEWPjMHpLLwQPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp krizi ağrısı genellikle göğüste bir basınç, sıkışma veya ağırlık hissidir. Genellikle "göğüste oturan bir fil" hissine benzetilir. Göğsün orta veya sol tarafında başlama eğilimindedir ve çeneye, kollara (çoğunlukla sol kol), boyuna, omuzlara veya sırta yayılabilir. Rahatsızlık birkaç dakikadan uzun sürer, ara sıra ortaya çıkar ve kaybolur ancak asla gerçekten geçmez. Genellikle aktiviteden sonra veya hareket etmediğinizde bile aniden gelişebilir ve geğirme veya pozisyon değişiklikleriyle rahatlamaz.Ağrı nefes darlığı, terleme, mide bulantısı, baş dönmesi, aşırı yorgunluk veya genellikle kalp krizine eşlik eden yaklaşan bir felaket hissiyle ilişkilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lmlMcBya30mRPNhZ5nroXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bununla birlikte, mide ağrısı genellikle gastrointestinal sistemde asitlik, şişkinlik veya tutulan gazdan kaynaklanır. Mide ağrısı genellikle keskin, yanıcı veya bıçak saplanır gibi bir ağrıdır ve basınç veya sıkışma değildir. Şişkinlikle birlikte olabilir. Genellikle üst karında lokalize olur ancak göğse doğru yayılır ve kalp ağrısını taklit eder.Baharatlı veya yağlı yiyecekler yemek, yemekten hemen sonra uzanmak veya asit reflüsü yaşamak mide göğüs ağrısına neden olabilir. Genellikle geğirdikten, su veya antiasit aldıktan sonra kendiliğinden geçer. Rahatsızdır ancak genellikle yaşamı tehdit edici değildir.N</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ilZOz9BQYECyeeFwEL20Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğüs ağrısı yaşıyorsanız ve bunun nedeninden emin değilseniz, her zaman ihtiyatlı olmak daha iyidir. Ağrı şiddetli ve kalıcıysa derhal tıbbi yardım alın. Çene, kollar veya omuzlar gibi diğer bölgelere yayılır. Nefes darlığı, soğuk terleme, mide bulantısı veya baş dönmesi yaşarsınız.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ddkKG1G9gEucZxNZdZjRBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağrı geğirmekle, su içmekle veya antiasit almakla düzelmez.Göğüs ağrısı söz konusu olduğunda kendi kendinize teşhis koymayın. Kalp krizi durumunda tıbbi yardım almada gecikme, yaşamı tehdit edici olabilir.Farkında olun, güvende kalın ve şüpheye düştüğünüzde her zaman bir doktora danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Profesör açıkladı: İlişkilerde asla geri dönüşü olmayan nokta</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/profesoer-acikladi-iliskilerde-asla-geri-doenusu-olmayan-nokta</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/profesoer-acikladi-iliskilerde-asla-geri-doenusu-olmayan-nokta</guid>
<description><![CDATA[ İlişkinizi ya da evliliğinizi ne kadar düzeltmeye çalışsanız da, bazı durumlarda başarısızlık kaçınılmaz olabilir. Yeni bir araştırma, ilişkilerin bir noktada geri dönüşü olmayan bir döneme girdiğini ve bu döneme kadar yapılacak tüm çabaların sonuçsuz kalabileceğini ortaya koydu.Almanya&#039;daki Johannes Gutenberg Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar, bu &quot;geri dönüşü olmayan nokta&quot;nın, bir partnerin ayrılmaya karar vermesinden önceki 7 ila 28 ay arasında bir süreye denk geldiğini buldu. Ekip, ilişkilerin sona ermeden önce geçirdiği iki evreyi inceledi: Memnuniyetin yavaşça azalması ve sonunda her şeyin sona erdiği, hiçbir şeyin engelleyemeyeceği &#039;geçiş noktası&#039;.Daha da dikkat çeken bir başka bulgu ise, ilişkiyi bitiren tarafın, terk edilen kişiden yaklaşık bir yıl önce bu &quot;son düşüş&quot; aşamasına girmesi. Terk edilen kişi, partnerinin ilişkiyi sonlandırmaya karar verdiğini fark ettiğinde, ilişki memnuniyeti hızla düşmeye başlıyor.Johannes Gutenberg Üniversitesi’nden Profesör Janina Bühler, ayrılıkların çoğunlukla aniden gerçekleştiği düşünülse de, gerçekte bu sürecin çok daha yavaş ve gizli bir şekilde ilerlediğini belirtti. Bühler, &quot;Bu kritik noktaya gelmeden önce ilişkinin bozulma belirtilerini fark edebildiğiniz sürece, bocalayan bir ilişkide hala umut olabilir&quot; dedi.Çalışmanın başyazarı Bühler, &quot;Bu son aşamaya ulaşıldığında, ilişkinin sona ermesi kaçınılmazdır&quot; diyerek, bu noktaya gelmeden önce erken uyarı sinyallerine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.Araştırmacılar, bir ilişkinin başlangıcından itibaren geçen süreyi değil, ayrılığa kadar geçen süreyi inceledi. Bu şekilde, her iki partnerin ayrılana kadar hissettikleri memnuniyet düzeyine odaklanarak, ilişkiyi nasıl etkileyen bir örüntü keşfettiler.Bühler ve ekibi, Almanya, Avustralya, İngiltere ve Hollanda&#039;da dört farklı araştırma gerçekleştirdi. 11.295 kişinin ilişkilerini incelediler ve bu kişileri 12 ila 21 yıl boyunca takip ettiler. Araştırma, başarısız ilişkilerde, tıpkı beynin yaşlanma süreci gibi, çok ince bir düşüş yaşandığını ve bu düşüşün bazen 10 yıl sürebildiğini ortaya koydu.Araştırma, ilişkilerin ayrılık noktasına gelmeden önce bir tür &quot;terminal evre&quot;ye girdiğini ve bu noktada ilişki memnuniyetinin ani bir şekilde düştüğünü buldu. İlginç bir şekilde, terk edilmek üzere olan partnerin bu süreçten büyük ölçüde habersiz olduğu ve yaşam tatminlerinin hala yüksek olduğu görüldü.Kontrol grubunda yer alan ve ilişkilerini sürdürmeye devam eden kişilerde ise böyle bir &quot;terminal evre&quot; gözlemlenmedi.Araştırmalar, biten bir ilişkiyi geri kazanma şansınızın, ancak &quot;terminal evre&quot;ye girmeden önceki yavaş düşüş evresinde olabileceğini gösteriyor. Bühler, en önemli noktanın, ilişkinin memnuniyet seviyesinin hızla düşmeye başlamadan önce farkına varmak olduğunu belirtiyor.Peki, işler kötüye gidiyorsa ne yapmalısınız?
Psikoterapist Amy Morin, sağlıklı bir ilişkiyi sürdürmek için temel özellikler sıraladı. Bunlar arasında, ilişki sorunlarını görmezden gelmemek, partnerin kusurlarını düzeltmeye çalışmamak, sınırlar koymak ve en önemlisi, başta neden aşık olduğunuzu hatırlamak yer alıyor.Araştırma, ilişkilerdeki &quot;geri dönüşü olmayan nokta&quot;ya dikkat çekerek, partnerlerin, bu süreçte alacakları önlemlerle hala umut olabileceğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fYuFkwvjv0GtBrYjkfcKIw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Profesör, açıkladı:, İlişkilerde, asla, geri, dönüşü, olmayan, nokta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fYuFkwvjv0GtBrYjkfcKIw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Profesör açıkladı: İlişkilerde asla geri dönüşü olmayan nokta"><p>İlişkinizi ya da evliliğinizi ne kadar düzeltmeye çalışsanız da, bazı durumlarda başarısızlık kaçınılmaz olabilir. Yeni bir araştırma, ilişkilerin bir noktada geri dönüşü olmayan bir döneme girdiğini ve bu döneme kadar yapılacak tüm çabaların sonuçsuz kalabileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gr34H8bIo02MVp0bcJSn1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Almanya'daki Johannes Gutenberg Üniversitesi'nden araştırmacılar, bu "geri dönüşü olmayan nokta"nın, bir partnerin ayrılmaya karar vermesinden önceki 7 ila 28 ay arasında bir süreye denk geldiğini buldu. Ekip, ilişkilerin sona ermeden önce geçirdiği iki evreyi inceledi: Memnuniyetin yavaşça azalması ve sonunda her şeyin sona erdiği, hiçbir şeyin engelleyemeyeceği 'geçiş noktası'.Daha da dikkat çeken bir başka bulgu ise, ilişkiyi bitiren tarafın, terk edilen kişiden yaklaşık bir yıl önce bu "son düşüş" aşamasına girmesi. Terk edilen kişi, partnerinin ilişkiyi sonlandırmaya karar verdiğini fark ettiğinde, ilişki memnuniyeti hızla düşmeye başlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/suDztmd9rUGEDvkOLWtbGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Johannes Gutenberg Üniversitesi’nden Profesör Janina Bühler, ayrılıkların çoğunlukla aniden gerçekleştiği düşünülse de, gerçekte bu sürecin çok daha yavaş ve gizli bir şekilde ilerlediğini belirtti. Bühler, "Bu kritik noktaya gelmeden önce ilişkinin bozulma belirtilerini fark edebildiğiniz sürece, bocalayan bir ilişkide hala umut olabilir" dedi.Çalışmanın başyazarı Bühler, "Bu son aşamaya ulaşıldığında, ilişkinin sona ermesi kaçınılmazdır" diyerek, bu noktaya gelmeden önce erken uyarı sinyallerine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RzM5Mf3LkEGnx_u-laupLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, bir ilişkinin başlangıcından itibaren geçen süreyi değil, ayrılığa kadar geçen süreyi inceledi. Bu şekilde, her iki partnerin ayrılana kadar hissettikleri memnuniyet düzeyine odaklanarak, ilişkiyi nasıl etkileyen bir örüntü keşfettiler.Bühler ve ekibi, Almanya, Avustralya, İngiltere ve Hollanda'da dört farklı araştırma gerçekleştirdi. 11.295 kişinin ilişkilerini incelediler ve bu kişileri 12 ila 21 yıl boyunca takip ettiler. Araştırma, başarısız ilişkilerde, tıpkı beynin yaşlanma süreci gibi, çok ince bir düşüş yaşandığını ve bu düşüşün bazen 10 yıl sürebildiğini ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5NL6nug02kmYMvzTwrg2Gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, ilişkilerin ayrılık noktasına gelmeden önce bir tür "terminal evre"ye girdiğini ve bu noktada ilişki memnuniyetinin ani bir şekilde düştüğünü buldu. İlginç bir şekilde, terk edilmek üzere olan partnerin bu süreçten büyük ölçüde habersiz olduğu ve yaşam tatminlerinin hala yüksek olduğu görüldü.Kontrol grubunda yer alan ve ilişkilerini sürdürmeye devam eden kişilerde ise böyle bir "terminal evre" gözlemlenmedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xOrONbKcpEKgSs9ySXa-Pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, biten bir ilişkiyi geri kazanma şansınızın, ancak "terminal evre"ye girmeden önceki yavaş düşüş evresinde olabileceğini gösteriyor. Bühler, en önemli noktanın, ilişkinin memnuniyet seviyesinin hızla düşmeye başlamadan önce farkına varmak olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RYSaawhy702qZ6WHPBUEHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peki, işler kötüye gidiyorsa ne yapmalısınız?
Psikoterapist Amy Morin, sağlıklı bir ilişkiyi sürdürmek için temel özellikler sıraladı. Bunlar arasında, ilişki sorunlarını görmezden gelmemek, partnerin kusurlarını düzeltmeye çalışmamak, sınırlar koymak ve en önemlisi, başta neden aşık olduğunuzu hatırlamak yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sl6SY4ccbUmZduAlwsR3Nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, ilişkilerdeki "geri dönüşü olmayan nokta"ya dikkat çekerek, partnerlerin, bu süreçte alacakları önlemlerle hala umut olabileceğini vurguluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mars&amp;apos;ta toz tehlikesi! Astronotların akciğerleri risk altında</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/marsta-toz-tehlikesi-astronotlarin-akcigerleri-risk-altinda</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/marsta-toz-tehlikesi-astronotlarin-akcigerleri-risk-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Mars&#039;taki toz fırtınalarının solunum problemlerine ve hastalık riskinin artmasına neden olabileceği ortaya çıktı. Araştırmacılar, Mars tozunun yaşam alanlarına girmesininin engellenmesi ve filtreleme sistemleri ile tozun ortamdan uzaklaştırılması gerektiğini belirtiyor.ABD&#039;deki Güney California Üniversitesi (USC) Keck Tıp Fakültesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, Mars&#039;taki toz fırtınalarının solunum problemlerine ve hastalık riskinin artmasına neden olabileceğini ortaya koydu.  Mars&#039;taki toz fırtınaları, elektronik sistemlerde aksamalara yol açabiliyor ve güneş panellerinin üzerine birikerek enerji üretimini engelleyebiliyor.UZAY ARAÇLARI ÇALIŞAMAZ HALE GELDİ 2018 ve 2022 yıllarında, NASA&#039;nın Opportunity keşif aracı ve InSight iniş aracı, toz fırtınaları nedeniyle çalışamaz hale geldi. Bilim insanları, insanlı görevlerde bu fırtınaların çok daha büyük riskler taşıyabileceğini söylüyor.  NASA ve Çin İnsanlı Uzay Ajansı (CMS), önümüzdeki yıllarda astronotları Mars&#039;a göndermeyi planlıyor. Bu görevler sırasında mürettebatın aylarca yüzeyde çalışması ve uzun süreli yaşam alanları kurması bekleniyor.TOZUN İNSAN SAĞLIĞINA ETKİSİ İNCELENDİ  Araştırmayı yöneten USC Tıp Fakültesi&#039;nden Dr. Justin L. Wang ve ekibi, Mars tozunun insan sağlığı üzerindeki etkilerini detaylı şekilde inceledi. Çalışmaya NASA&#039;nın Johnson Uzay Merkezi, UCLA Uzay Tıbbı Merkezi ve Colorado Üniversitesi Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü&#039;nden araştırmacılar da katıldı. Dr. Wang, Mars yüzeyinde bol miktarda bulunan bazalt ve nanofaz demirden kaynaklanan demir tozlarının, solunum yolu hastalıklarına yol açabileceğini belirtti.MARS TOZUNA ENGEL OLUNMALI  Araştırmacılar, en önemli önlemin Mars tozunun yaşam alanlarına girmesini engellemek ve filtreleme sistemleri ile tozu ortamdan uzaklaştırmak olduğunu belirtiyor. NASA ve diğer uzay ajansları, bu tür sağlık risklerini azaltmak için özel koruyucu kaplamalar, elektrostatik spreyler ve tozu uzaklaştırabilecek yeni teknolojiler üzerinde çalışıyor. Artemis Programı ve gelecekteki Mars görevleri ilerledikçe, uzay tıbbı alanında da önemli gelişmelerin yaşanması bekleniyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QrLICAddY02SMXu6N7rEJA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marsta, toz, tehlikesi, Astronotların, akciğerleri, risk, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QrLICAddY02SMXu6N7rEJA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mars'ta toz tehlikesi! Astronotların akciğerleri risk altında"><p>Mars'taki toz fırtınalarının solunum problemlerine ve hastalık riskinin artmasına neden olabileceği ortaya çıktı. Araştırmacılar, Mars tozunun yaşam alanlarına girmesininin engellenmesi ve filtreleme sistemleri ile tozun ortamdan uzaklaştırılması gerektiğini belirtiyor.</p><p>ABD'deki Güney California Üniversitesi (USC) Keck Tıp Fakültesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, Mars'taki toz fırtınalarının solunum problemlerine ve hastalık riskinin artmasına neden olabileceğini ortaya koydu.  Mars'taki toz fırtınaları, elektronik sistemlerde aksamalara yol açabiliyor ve güneş panellerinin üzerine birikerek enerji üretimini engelleyebiliyor.</p><p><strong>UZAY ARAÇLARI ÇALIŞAMAZ HALE GELDİ</strong></p><p> 2018 ve 2022 yıllarında, NASA'nın Opportunity keşif aracı ve InSight iniş aracı, toz fırtınaları nedeniyle çalışamaz hale geldi. Bilim insanları, insanlı görevlerde bu fırtınaların çok daha büyük riskler taşıyabileceğini söylüyor.  NASA ve Çin İnsanlı Uzay Ajansı (CMS), önümüzdeki yıllarda astronotları Mars'a göndermeyi planlıyor. Bu görevler sırasında mürettebatın aylarca yüzeyde çalışması ve uzun süreli yaşam alanları kurması bekleniyor.</p><p><strong>TOZUN İNSAN SAĞLIĞINA ETKİSİ İNCELENDİ</strong>  Araştırmayı yöneten USC Tıp Fakültesi'nden Dr. Justin L. Wang ve ekibi, Mars tozunun insan sağlığı üzerindeki etkilerini detaylı şekilde inceledi.</p><p> Çalışmaya NASA'nın Johnson Uzay Merkezi, UCLA Uzay Tıbbı Merkezi ve Colorado Üniversitesi Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü'nden araştırmacılar da katıldı.</p><p> Dr. Wang, Mars yüzeyinde bol miktarda bulunan bazalt ve nanofaz demirden kaynaklanan demir tozlarının, solunum yolu hastalıklarına yol açabileceğini belirtti.</p><p><strong>MARS TOZUNA ENGEL OLUNMALI</strong>  Araştırmacılar, en önemli önlemin Mars tozunun yaşam alanlarına girmesini engellemek ve filtreleme sistemleri ile tozu ortamdan uzaklaştırmak olduğunu belirtiyor.</p><p> NASA ve diğer uzay ajansları, bu tür sağlık risklerini azaltmak için özel koruyucu kaplamalar, elektrostatik spreyler ve tozu uzaklaştırabilecek yeni teknolojiler üzerinde çalışıyor. </p><p>Artemis Programı ve gelecekteki Mars görevleri ilerledikçe, uzay tıbbı alanında da önemli gelişmelerin yaşanması bekleniyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Retro ne zaman bitiyor? Merkür retrosu etkileri neler? 2025 retro takvimi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/retro-ne-zaman-bitiyor-merkur-retrosu-etkileri-neler-2025-retro-takvimi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/retro-ne-zaman-bitiyor-merkur-retrosu-etkileri-neler-2025-retro-takvimi</guid>
<description><![CDATA[ Gerileme olarak ifade edilen retro, yılın belirli üç zamanında gerçekleşir. Merkür retrosu, kişilerin gündelik hayatları ve kararlarını etkileyebilir. Bu nedenle retro döneminde karar alırken daha dikkatli ve sabırlı olunması gerektiği düşünülür. Peki, Merkür retrosu ne zaman bitecek?Astrolojik bir olay olan Merkür retrosu, gezegenlerin hareketleriyle alakalıdır. Yılın ilk retrosu mart ayında başladı ve nisan ayında sona erecek. Astrolojiyi takip edenler ise &#039;&#039;Merkür gerilemesi ne zaman bitiyor?&#039;&#039; sorusuna yanıt arıyor.Kelime anlamı olarak &#039;&#039;Latince geriye doğru anlamına gelen ön ektir.&quot; Geri gitmek anlamındaki retro, aslında Dünya ve diğer gezegenlerin hareketlerindeki yavaşlamayla alakalıdır. Dünya&#039;dan bakıldığında Merkür&#039;ün daha yavaş olması, geriye gidiyormuş algısını yaratır. Tam anlamıyla bu durum &#039;&#039;retrograde&#039;&#039; olarak ifade edilir. Retronun kişiler üzerinde etkili olduğu da söylenir.Yılın ilk Merkür retrosu 15 Mart günü başlamıştı. Gündelik hayatları, kararları etkileyen retro, 7 Nisan günü son buluyor. İlk retro, koç burcunda başladı ve balık burcunda sona erecek. Merkür retrosunun etkisiyle; sezgisel farkındalık, geçmişe dönüş, yanlış anlaşılmalar, geride kalanların yeniden gündeme gelmesi, yarım kalmışlıklar, teknolojik sorunlar yaşanabilir.Yılın ikinci Merkür gerilemesi 17 Temmuz - 10 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek. Son retro da 9 Kasım - 29 Kasım arasında yaşanacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zpn124KRDUOVOlaBBN3oZA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Retro, zaman, bitiyor, Merkür, retrosu, etkileri, neler, 2025, retro, takvimi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zpn124KRDUOVOlaBBN3oZA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Merkür Retrosu ne zaman bitiyor? Retro takvimi 2025"><p>Gerileme olarak ifade edilen retro, yılın belirli üç zamanında gerçekleşir. Merkür retrosu, kişilerin gündelik hayatları ve kararlarını etkileyebilir. Bu nedenle retro döneminde karar alırken daha dikkatli ve sabırlı olunması gerektiği düşünülür. Peki, Merkür retrosu ne zaman bitecek?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4w5zKclcHEiJB-2q9QxEOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Astrolojik bir olay olan Merkür retrosu, gezegenlerin hareketleriyle alakalıdır. Yılın ilk retrosu mart ayında başladı ve nisan ayında sona erecek. Astrolojiyi takip edenler ise ''Merkür gerilemesi ne zaman bitiyor?'' sorusuna yanıt arıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jIrQ56EwvEaAMN62dum60w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kelime anlamı olarak ''Latince geriye doğru anlamına gelen ön ektir." Geri gitmek anlamındaki retro, aslında Dünya ve diğer gezegenlerin hareketlerindeki yavaşlamayla alakalıdır. Dünya'dan bakıldığında Merkür'ün daha yavaş olması, geriye gidiyormuş algısını yaratır. Tam anlamıyla bu durum ''retrograde'' olarak ifade edilir. Retronun kişiler üzerinde etkili olduğu da söylenir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d0C6WValq0mqdA7p612eCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yılın ilk Merkür retrosu 15 Mart günü başlamıştı. Gündelik hayatları, kararları etkileyen retro, 7 Nisan günü son buluyor. İlk retro, koç burcunda başladı ve balık burcunda sona erecek. Merkür retrosunun etkisiyle; sezgisel farkındalık, geçmişe dönüş, yanlış anlaşılmalar, geride kalanların yeniden gündeme gelmesi, yarım kalmışlıklar, teknolojik sorunlar yaşanabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9rPthx37wEeR58wJgh7OuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yılın ikinci Merkür gerilemesi 17 Temmuz - 10 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek. Son retro da 9 Kasım - 29 Kasım arasında yaşanacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Konuşma narsistine maruz kaldığınızı gösteren 10 işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/konusma-narsistine-maruz-kaldiginizi-goesteren-10-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/konusma-narsistine-maruz-kaldiginizi-goesteren-10-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Konuşma narsistlerinin, iletişimlerde sadece kendileri hakkında konuşmaya eğilimli oldukları ve nadiren başkalarının yaşamı veya düşünceleri hakkında sorular sordukları gözlemlenir. Terapist Leanna Stockard, konuşma narsistine maruz kaldığınızı gösteren bazı sinyaller olduğunu ifade ediyor.Konuşma narsizmi, resmi bir kişilik bozukluğu olarak tanımlanmasa da, narsistik özellikler taşıyan bir davranış biçimidir. Bu tür davranışları nazikçe dile getirmek, belirtileri taşıyan kişide farkındalık yaratmaya yardımcı olabilir.Bir kişinin konuşma narsisti olduğunu gösteren işaretler, şu şekilde sıralanabilir:

Sohbeti bölüp yalnızca kendisi hakkında konuşmak
Konuşmalarında sürekli kendi görüşlerini dile getirmek
Kendisiyle ilgili olmayan konularla ilgilenmemek veya sıkılmak
Başkalarının hayatlarıyla ilgili sorular sormamak
Söz sırasının bir an önce kendisine gelmesini beklemek ve bu esnada diğerlerini dinlememek
Uzun monologlar yapmak
Başkaları kendisinden bir görüş istediğinde hemen konuşmaya başlamak
Kendi başarılarını sıkça dile getirmek
Başkalarının paylaşmak istediği şeylere karşı ilgisiz kalmak
Sıkıldığını belli etmekBu davranışın arkasında birkaç farklı neden yatabilir. Düşük özgüven, bazen aşırı paylaşım ve dikkat çekme gereksinimi yaratabilir.
Sosyal becerilerde zorluk çeken kişiler de ne zaman söz alacaklarını kestiremezler. Bu durum sohbeti bencil bir boyuta taşımalarına yol açabilir.Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan kişiler de odaklanma ve dürtü kontrolü konusunda güçlük çektikleri için farkında olmadan konuşmanın ana öznesi olmaya çalışabilirler.Bazı insanlar, kendi görüşlerinin herkesin görüşünden üstün olduğunu düşünerek ilgi odağı olmayı severler.Eğer bir konuşma narsistine nasıl yaklaşmanız gerektiğini bilmiyorsanız, ihtiyaçlarınızı açık ve dürüst bir şekilde ifade etmeye özen gösterin.
Kişinin niyetinin kötü olmadığını düşünüyorsanız, konuşmanızda nazik ve yapıcı bir yaklaşım benimsemeniz faydalı olacaktır.Eğer kendinizin bir konuşma narsisti olduğunu düşünüyorsanız, aktif dinleme becerilerini geliştirmek, başkaları hakkında daha fazla soru sormak ve sohbetlere daha fazla empati katmak sizin için iyi bir başlangıç olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Iy6DyqHDfEmRNQQjItDulQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Konuşma, narsistine, maruz, kaldığınızı, gösteren, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Iy6DyqHDfEmRNQQjItDulQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Konuşma narsistine maruz kaldığınızı gösteren 10 işaret"><p>Konuşma narsistlerinin, iletişimlerde sadece kendileri hakkında konuşmaya eğilimli oldukları ve nadiren başkalarının yaşamı veya düşünceleri hakkında sorular sordukları gözlemlenir. Terapist Leanna Stockard, konuşma narsistine maruz kaldığınızı gösteren bazı sinyaller olduğunu ifade ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3AVk0Roc-EixSI1KgmlUEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konuşma narsizmi, resmi bir kişilik bozukluğu olarak tanımlanmasa da, narsistik özellikler taşıyan bir davranış biçimidir. Bu tür davranışları nazikçe dile getirmek, belirtileri taşıyan kişide farkındalık yaratmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fLAW9Q2XR0SInsSXVlnHZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir kişinin konuşma narsisti olduğunu gösteren işaretler, şu şekilde sıralanabilir:

Sohbeti bölüp yalnızca kendisi hakkında konuşmak
Konuşmalarında sürekli kendi görüşlerini dile getirmek
Kendisiyle ilgili olmayan konularla ilgilenmemek veya sıkılmak
Başkalarının hayatlarıyla ilgili sorular sormamak
Söz sırasının bir an önce kendisine gelmesini beklemek ve bu esnada diğerlerini dinlememek
Uzun monologlar yapmak
Başkaları kendisinden bir görüş istediğinde hemen konuşmaya başlamak
Kendi başarılarını sıkça dile getirmek
Başkalarının paylaşmak istediği şeylere karşı ilgisiz kalmak
Sıkıldığını belli etmek</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6kD6ehNA102Igc68shifJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu davranışın arkasında birkaç farklı neden yatabilir. Düşük özgüven, bazen aşırı paylaşım ve dikkat çekme gereksinimi yaratabilir.
Sosyal becerilerde zorluk çeken kişiler de ne zaman söz alacaklarını kestiremezler. Bu durum sohbeti bencil bir boyuta taşımalarına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/37NrRP0kNkOtq36TwCHfdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan kişiler de odaklanma ve dürtü kontrolü konusunda güçlük çektikleri için farkında olmadan konuşmanın ana öznesi olmaya çalışabilirler.Bazı insanlar, kendi görüşlerinin herkesin görüşünden üstün olduğunu düşünerek ilgi odağı olmayı severler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iMoKl1NY0keyh5PYXvLqRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer bir konuşma narsistine nasıl yaklaşmanız gerektiğini bilmiyorsanız, ihtiyaçlarınızı açık ve dürüst bir şekilde ifade etmeye özen gösterin.
Kişinin niyetinin kötü olmadığını düşünüyorsanız, konuşmanızda nazik ve yapıcı bir yaklaşım benimsemeniz faydalı olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wk1T-7d7FEmvjAMNuZgmnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer kendinizin bir konuşma narsisti olduğunu düşünüyorsanız, aktif dinleme becerilerini geliştirmek, başkaları hakkında daha fazla soru sormak ve sohbetlere daha fazla empati katmak sizin için iyi bir başlangıç olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Klinik psikolog açıkladı: Sorumluluktan mı, kendinden mi kaçıyorsun?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/klinik-psikolog-acikladi-sorumluluktan-mi-kendinden-mi-kaciyorsun</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/klinik-psikolog-acikladi-sorumluluktan-mi-kendinden-mi-kaciyorsun</guid>
<description><![CDATA[ Gün içinde kendimizi iyi hissetmek için başvurduğumuz küçük molalar ya da “kaçamaklar” vardır. Önemli bir toplantı öncesinde sosyal medyada gezinmek, iş yerinde yaşanan bir tartışmadan sonra birkaç kadeh içkiyle rahatlamak, ya da bazen her şeyi geride bırakıp uzaklara gitme arzusu... İlk bakışta zararsız gibi görünen bu davranışlar, eğer sürekli tekrarlanıyor ve hayatımızdaki temel problemlerle yüzleşmemizi engelliyorsa, aslında birer kaçış stratejisine dönüşmüş olabilir. Peki gerçekten neyin peşindeyiz? Sadece stresten uzaklaşmak mı istiyoruz, yoksa görmezden geldiğimiz içsel ihtiyaçlarımız mı bizi bu yönelime itiyor? Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.Her kaçış, aslında insanın mevcut haliyle temas etmekten kaçınmasıdır. Yani sadece dışsal bir durumdan değil, kendinden de uzaklaşmasıdır. Çünkü her kimlik, her sorumluluk ya da her sosyal rol; beraberinde yükümlülükler, beklentiler ve kimi zaman bastırılan duygular getirir. Zorlayıcı duygularla kalmak, onların içinden geçebilmek, her zaman kolay değildir. Bu noktada devreye savunma mekanizmaları ve kaçış stratejileri girer.Kişinin kendinden uzaklaşmasına neden olan psikolojik dinamikler çoğu zaman bilinçdışıdır. Ancak bu dinamikleri tanımak, değişimin ilk adımıdır.İşte en sık karşılaşılan nedenlerden bazıları:•Yetersizlik hissi: “Ben zaten başaramam” düşüncesi, kişiyi çabaya değil kaçışa iter.•Feda şeması: Kendisinden çok başkalarını düşünmeye koşullanmış bireyler, kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atar ve sonunda kendine yabancılaşır.•Mükemmeliyetçilik: Kusursuz olma baskısı, hata yapmaktan korkan bireyi ya felç eder ya da kaçmaya zorlar.•Duygusal regülasyon güçlüğü: Duygularla sağlıklı şekilde baş edememek, anlık rahatlama yollarına yöneltir.•Tükenmişlik: Yoğun stres ve yorgunluk, zihinsel kaçış davranışlarını tetikler.•Depresyon: Özellikle anhedoni (haz alamama) durumunda kişi hayata karşı anlam kaybı yaşar ve kendisinden uzaklaşır.•Geçmiş deneyimlerin izleri: Çocuklukta yaşanan travmalar ya da değersizlik duyguları, bugün alınan kararları fark edilmeden etkileyebilir.Kaçış denince akla hemen zararlı alışkanlıklar gelir; ancak durum her zaman böyle değildir. Bazen toplumca “iyi” kabul edilen davranışlar da abartıldığında kaçış halini alabilir. Aşırı kitap okumak, sürekli çalışmak, saatlerce dizi izlemek, ihtiyaç duyulandan fazla uyumak ya da yemek yemek... Bunların her biri, farkında olmadan duygu regülasyonu için kullanılan araçlara dönüşebilir.Psikolojide bu tür davranışlar &quot;anlık ödül&quot; mekanizmasıyla açıklanır. Beyin, kısa vadeli hazlara daha kolay ulaşır ve bu nedenle uzun vadeli çözümler yerine, kısa süreli rahatlamaları tercih eder. Ne var ki, bu tercihler zamanla bireyin kişisel gelişimini yavaşlatır, hatta geriye götürebilir.Kaçmaktan vazgeçmek, aslında kendimize doğru bir yolculuğa çıkmak demektir. Bu yolculuk dört önemli adımdan oluşur:1.Farkındalık: Kaçtığınızın farkına varmak, en temel ve en zor ilk adımdır.
2.Yüzleşme: Neden kaçtığınızı kendinize dürüstçe itiraf etmek, değişim sürecinin anahtarıdır.
3.Duyguları düzenlemek: Bastırılmış öfke, korku, üzüntü ya da utanç gibi duyguları tanımak ve onları yönetebilecek kapasiteyi geliştirmek gerekir.
4.Harekete geçmek: Kaçtığınız konunun üzerine cesaretle gitmek, iyileşmenin en somut adımıdır.Bu süreci tek başına yürütmek her zaman mümkün olmayabilir. Özellikle derin duygusal yükler ve geçmişten gelen kalıplar söz konusu olduğunda, profesyonel destek büyük önem taşır. Psikoterapi, kişinin kaçış stratejilerini anlamasını, yerine daha sağlıklı baş etme yolları koymasını ve gerçek ihtiyaçlarını keşfetmesini sağlar.Hayatın bazı anlarında kaçmak istemek son derece insani bir tepkidir. Ancak bu kaçışlar kronik hale geldiğinde, kişi kendini ve hayatını ertelemeye başlar. Oysa gerçek iyi oluş, sadece zorlukları aşmakla değil; kendiyle temas kurabilmekle mümkündür.
Kaçtığınız yolları fark edin. Onları artık kaçmak için değil, keyif almak için seçin. Bu fark, yaşam kalitenizi kökten değiştirebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ng0ZWqAy6EWsWaoznKui5Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Klinik, psikolog, açıkladı:, Sorumluluktan, mı, kendinden, kaçıyorsun</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ng0ZWqAy6EWsWaoznKui5Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Klinik psikolog açıkladı: Sorumluluktan mı, kendinden mi kaçıyorsun?"><p>Gün içinde kendimizi iyi hissetmek için başvurduğumuz küçük molalar ya da “kaçamaklar” vardır. Önemli bir toplantı öncesinde sosyal medyada gezinmek, iş yerinde yaşanan bir tartışmadan sonra birkaç kadeh içkiyle rahatlamak, ya da bazen her şeyi geride bırakıp uzaklara gitme arzusu... İlk bakışta zararsız gibi görünen bu davranışlar, eğer sürekli tekrarlanıyor ve hayatımızdaki temel problemlerle yüzleşmemizi engelliyorsa, aslında birer kaçış stratejisine dönüşmüş olabilir. Peki gerçekten neyin peşindeyiz? Sadece stresten uzaklaşmak mı istiyoruz, yoksa görmezden geldiğimiz içsel ihtiyaçlarımız mı bizi bu yönelime itiyor? Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A2MYq2nWTk2El0i2XHrn9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her kaçış, aslında insanın mevcut haliyle temas etmekten kaçınmasıdır. Yani sadece dışsal bir durumdan değil, kendinden de uzaklaşmasıdır. Çünkü her kimlik, her sorumluluk ya da her sosyal rol; beraberinde yükümlülükler, beklentiler ve kimi zaman bastırılan duygular getirir. Zorlayıcı duygularla kalmak, onların içinden geçebilmek, her zaman kolay değildir. Bu noktada devreye savunma mekanizmaları ve kaçış stratejileri girer.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RumTlWXOkEaSdAaimHKXeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kişinin kendinden uzaklaşmasına neden olan psikolojik dinamikler çoğu zaman bilinçdışıdır. Ancak bu dinamikleri tanımak, değişimin ilk adımıdır.İşte en sık karşılaşılan nedenlerden bazıları:•Yetersizlik hissi: “Ben zaten başaramam” düşüncesi, kişiyi çabaya değil kaçışa iter.•Feda şeması: Kendisinden çok başkalarını düşünmeye koşullanmış bireyler, kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atar ve sonunda kendine yabancılaşır.•Mükemmeliyetçilik: Kusursuz olma baskısı, hata yapmaktan korkan bireyi ya felç eder ya da kaçmaya zorlar.•Duygusal regülasyon güçlüğü: Duygularla sağlıklı şekilde baş edememek, anlık rahatlama yollarına yöneltir.•Tükenmişlik: Yoğun stres ve yorgunluk, zihinsel kaçış davranışlarını tetikler.•Depresyon: Özellikle anhedoni (haz alamama) durumunda kişi hayata karşı anlam kaybı yaşar ve kendisinden uzaklaşır.•Geçmiş deneyimlerin izleri: Çocuklukta yaşanan travmalar ya da değersizlik duyguları, bugün alınan kararları fark edilmeden etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iOeAGpVaXkmc4V2dEiZZvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaçış denince akla hemen zararlı alışkanlıklar gelir; ancak durum her zaman böyle değildir. Bazen toplumca “iyi” kabul edilen davranışlar da abartıldığında kaçış halini alabilir. Aşırı kitap okumak, sürekli çalışmak, saatlerce dizi izlemek, ihtiyaç duyulandan fazla uyumak ya da yemek yemek... Bunların her biri, farkında olmadan duygu regülasyonu için kullanılan araçlara dönüşebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u_QCPOuLpk-EXsZrVz5ScA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikolojide bu tür davranışlar "anlık ödül" mekanizmasıyla açıklanır. Beyin, kısa vadeli hazlara daha kolay ulaşır ve bu nedenle uzun vadeli çözümler yerine, kısa süreli rahatlamaları tercih eder. Ne var ki, bu tercihler zamanla bireyin kişisel gelişimini yavaşlatır, hatta geriye götürebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/adav9B9X0UeQuxhktiXVhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaçmaktan vazgeçmek, aslında kendimize doğru bir yolculuğa çıkmak demektir. Bu yolculuk dört önemli adımdan oluşur:1.Farkındalık: Kaçtığınızın farkına varmak, en temel ve en zor ilk adımdır.
2.Yüzleşme: Neden kaçtığınızı kendinize dürüstçe itiraf etmek, değişim sürecinin anahtarıdır.
3.Duyguları düzenlemek: Bastırılmış öfke, korku, üzüntü ya da utanç gibi duyguları tanımak ve onları yönetebilecek kapasiteyi geliştirmek gerekir.
4.Harekete geçmek: Kaçtığınız konunun üzerine cesaretle gitmek, iyileşmenin en somut adımıdır.Bu süreci tek başına yürütmek her zaman mümkün olmayabilir. Özellikle derin duygusal yükler ve geçmişten gelen kalıplar söz konusu olduğunda, profesyonel destek büyük önem taşır. Psikoterapi, kişinin kaçış stratejilerini anlamasını, yerine daha sağlıklı baş etme yolları koymasını ve gerçek ihtiyaçlarını keşfetmesini sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3UlGiSDLpUmkjy764ymawg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayatın bazı anlarında kaçmak istemek son derece insani bir tepkidir. Ancak bu kaçışlar kronik hale geldiğinde, kişi kendini ve hayatını ertelemeye başlar. Oysa gerçek iyi oluş, sadece zorlukları aşmakla değil; kendiyle temas kurabilmekle mümkündür.
Kaçtığınız yolları fark edin. Onları artık kaçmak için değil, keyif almak için seçin. Bu fark, yaşam kalitenizi kökten değiştirebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yavru kuzu sahibinin peşinden bir an olsun ayrılmıyor: &amp;apos;&amp;apos;Ben nereye, koruma oraya&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yavru-kuzu-sahibinin-pesinden-bir-an-olsun-ayrilmiyor-ben-nereye-koruma-oraya</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yavru-kuzu-sahibinin-pesinden-bir-an-olsun-ayrilmiyor-ben-nereye-koruma-oraya</guid>
<description><![CDATA[ Antalya&#039;da 3 yavru doğuran koyunun sütü yetmediği için elle beslenen yavru kuzu, sahibinin yanından bir an olsun ayrılmıyor. Kendisini gölge gibi izleyen yavru kuzuya ‘Koruma&#039; ismini takan vatandaş, &quot;Ben nereye, koruma oraya&quot; dedi.Manavgat ilçesi Kızılağaç Mahallesi&#039;nde yaşayan, manavlık ve hayvancılıkla uğraşan Hasan Kiraz isimli vatandaşın koyunlarından birisi 3 yavru dünyaya getirdi.Kiraz, yavrulardan birisini annesinin sütü yetmediği için biberonla elleriyle beslemeye başladı. 2 ay boyunca elleriyle beslediği yavru kuzu sahibinin peşinden bir an olsun bile ayrılmıyor.Koyunlarını Manavgat-Alanya D-400 kara yolu kıyısında bulunan boş arazilerde otlatan Hasan Kiraz&#039;ı, yavru kuzu yol kenarında bulunan lokantaya su almaya giderken gölge gibi izliyor.Peşinden bir an olsun ayrılmayan sevimli kuzunun kendisinin koruması olduğunu söyleyen Kiraz, &quot;Annesi 3 yavru birden doğurdu. 2 yavruyu annesi emzirirken, korumayı ben biberonla besledim. Bu süreçte yanımdan bir an bile ayrılmaz oldu. Ben nereye, koruma oraya&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XhH3WXbm5kqL-YfwRat8JQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yavru, kuzu, sahibinin, peşinden, bir, olsun, ayrılmıyor:, Ben, nereye, koruma, oraya</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XhH3WXbm5kqL-YfwRat8JQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yavru kuzu sahibinin peşinden bir an olsun ayrılmıyor"><p>Antalya'da 3 yavru doğuran koyunun sütü yetmediği için elle beslenen yavru kuzu, sahibinin yanından bir an olsun ayrılmıyor. Kendisini gölge gibi izleyen yavru kuzuya ‘Koruma' ismini takan vatandaş, "Ben nereye, koruma oraya" dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xSIB5MzfE02eh3dX5s6g7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manavgat ilçesi Kızılağaç Mahallesi'nde yaşayan, manavlık ve hayvancılıkla uğraşan Hasan Kiraz isimli vatandaşın koyunlarından birisi 3 yavru dünyaya getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kWieek2WOUCbrcIMoLPWTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kiraz, yavrulardan birisini annesinin sütü yetmediği için biberonla elleriyle beslemeye başladı. 2 ay boyunca elleriyle beslediği yavru kuzu sahibinin peşinden bir an olsun bile ayrılmıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GoRNbMRq9U2Gd5tLdHq6-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Koyunlarını Manavgat-Alanya D-400 kara yolu kıyısında bulunan boş arazilerde otlatan Hasan Kiraz'ı, yavru kuzu yol kenarında bulunan lokantaya su almaya giderken gölge gibi izliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mdpF31DgUk250D1RS6sy5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peşinden bir an olsun ayrılmayan sevimli kuzunun kendisinin koruması olduğunu söyleyen Kiraz, "Annesi 3 yavru birden doğurdu. 2 yavruyu annesi emzirirken, korumayı ben biberonla besledim. Bu süreçte yanımdan bir an bile ayrılmaz oldu. Ben nereye, koruma oraya" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cukEkAeRTECLPDXJCOwvxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u-xSPzv05EqHyGaFytcuSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anadolu&amp;apos;daki ilk kilisede Miçing ayini: Ermeni cemaati mum yakıp dua etti</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/anadoludaki-ilk-kilisede-micing-ayini-ermeni-cemaati-mum-yakip-dua-etti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/anadoludaki-ilk-kilisede-micing-ayini-ermeni-cemaati-mum-yakip-dua-etti</guid>
<description><![CDATA[ Kayseri&#039;nin Melikgazi ilçesinde bulunan Surp Krikor Lusaroviç Kilisesi’nde &#039;Miçing ayini&#039; düzenlendi.Ermeniler tarafından düzenlenen ve Anadolu’daki ilk kilise olarak bilinen Surp Krikor Lusaroviç Kilisesi’nde yapılan Miçing ayinine, Kayseri Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Zadik Toker ve Ermeni cemaati mensupları katıldı.Natan Arabyan’ın yönettiği, yılda bir kez düzenlenen ayin, yaklaşık 2 saat sürdü. Ayinde mumlar yakıldı ve dualar edildi.Ermeni Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Zadik Toker, ayin öncesi, “Şükürler tanrımıza bu senede hamdolsun buraya Miçing ayini için geldik. Paskalya orucunun tam ortasına gelen bir süreçtir&#039;&#039; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z7fSxSHdTEG4kaHrVVk-_g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Anadoludaki, ilk, kilisede, Miçing, ayini:, Ermeni, cemaati, mum, yakıp, dua, etti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z7fSxSHdTEG4kaHrVVk-_g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kayseri'de 'Miçing ayini' yapıldı"><p>Kayseri'nin Melikgazi ilçesinde bulunan Surp Krikor Lusaroviç Kilisesi’nde 'Miçing ayini' düzenlendi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RtaGmtQTt0CpDzI-GQhuyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ermeniler tarafından düzenlenen ve Anadolu’daki ilk kilise olarak bilinen Surp Krikor Lusaroviç Kilisesi’nde yapılan Miçing ayinine, Kayseri Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Zadik Toker ve Ermeni cemaati mensupları katıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4pn-H29quEiUZpeFN-pMog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Natan Arabyan’ın yönettiği, yılda bir kez düzenlenen ayin, yaklaşık 2 saat sürdü. Ayinde mumlar yakıldı ve dualar edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pwoBw52WpEOJsBEg7xTTSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ermeni Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Zadik Toker, ayin öncesi, “Şükürler tanrımıza bu senede hamdolsun buraya Miçing ayini için geldik. Paskalya orucunun tam ortasına gelen bir süreçtir'' diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kLbVOpORFEa25LVbRmba1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3992-lga6U6rZGvg3hiIjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TEU6vQAKWkeG0L8MIVcjDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ankara bayram namazı saati 2025: Ankara’da bayram namazı saat kaçta kılınacak? (Diyanet bayram namazı vakitleri)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ankara-bayram-namazi-saati-2025-ankarada-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak-diyanet-bayram-namazi-vakitleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ankara-bayram-namazi-saati-2025-ankarada-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak-diyanet-bayram-namazi-vakitleri</guid>
<description><![CDATA[ İslam alemi için mübarek Ramazan ayı sona ererken bayram heyecanı yaşanıyor. Başkent Ankara’da birçok ilçede camilerde bayram namazı eda edilecek. Diyanet İşleri Başkanlığı il il bayram namazı saatlerini duyurdu. Bu yıl en erken bayram namazı Iğdır’da kılınırken en geç ise Edirne ve Çanakkale’de kılınacak. Ankara’da bayram namazı saatlerine göre hareket edecekler ise “ Ankara’da bayram namazı saat kaçta” sorusuna cevap arıyor. İşte, Diyanet Ankara bayram namazı saati 2025…Ankara’da Akyurt, Altındağ, Ayaş, Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Çankaya, Çubuk, Elmadağ, Etimesgut, Evren, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kahramankazan gibi ilçelerde yaşayan vatandaşlar bayram namazı vakitlerine odaklandı. İslam alemi için iki önemli bayramdan birisi olan Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü başlıyor. Müslümanlar için bayram günleri, toplanma ve birlik günü anlamı taşıdığından aynı safta namazlar kılınacak ve dualar edilecek. Bayram namazı iki rekattan oluşurken vakit namazlarından farklı olarak “Ramazan Bayramı namazı” için niyet edilerek namaza başlanacak. Peki Ankara’da bayram namazı saat kaçta kılınacak? İşte, Ankara bayram namazı vakti…Diyanet İşleri Başkanlığı 81 ilde bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bayram namazının bayramın ilk günü cemaatle kılınması uygundur. Bayram namazı Hanefiler’e göre vacip, Şafiilere göre sünnet olarak kabul edilir. Diyanet’in yayımladığı takvime göre Ramazan Bayramı’nın 1. günü bu yıl 30 Mart Pazar günü denk geliyor.Pazar günü Ankara’da yaşayanlar için bayram namazı saat 07.07’de kılınacak.Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için Ramazan Bayramı vakitlerini duyurdu. Türkiye’nin en kalabalık ili olan İstanbul’da bayram namazı saat 07.22’de, İzmir’de 07.30’da, Antalya’da 07.16’da, Adana’da 06.57’de Sivas’ta 06.50’de Trabzon’da ise 06.39’da kılınacak.Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6u3Bu-EkMUOe6K0lOx2EFQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ankara, bayram, namazı, saati, 2025:, Ankara’da, bayram, namazı, saat, kaçta, kılınacak, Diyanet, bayram, namazı, vakitleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6u3Bu-EkMUOe6K0lOx2EFQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ankara bayram namazı saat kaçta kılınacak? 2025 Ankara Diyanet bayram namazı saati"><p>İslam alemi için mübarek Ramazan ayı sona ererken bayram heyecanı yaşanıyor. Başkent Ankara’da birçok ilçede camilerde bayram namazı eda edilecek. Diyanet İşleri Başkanlığı il il bayram namazı saatlerini duyurdu. Bu yıl en erken bayram namazı Iğdır’da kılınırken en geç ise Edirne ve Çanakkale’de kılınacak. Ankara’da bayram namazı saatlerine göre hareket edecekler ise “ Ankara’da bayram namazı saat kaçta” sorusuna cevap arıyor. İşte, Diyanet Ankara bayram namazı saati 2025…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wrofTlsZ0UOisZosKT1IBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ankara’da Akyurt, Altındağ, Ayaş, Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Çankaya, Çubuk, Elmadağ, Etimesgut, Evren, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kahramankazan gibi ilçelerde yaşayan vatandaşlar bayram namazı vakitlerine odaklandı. İslam alemi için iki önemli bayramdan birisi olan Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü başlıyor. Müslümanlar için bayram günleri, toplanma ve birlik günü anlamı taşıdığından aynı safta namazlar kılınacak ve dualar edilecek. Bayram namazı iki rekattan oluşurken vakit namazlarından farklı olarak “Ramazan Bayramı namazı” için niyet edilerek namaza başlanacak. Peki Ankara’da bayram namazı saat kaçta kılınacak? İşte, Ankara bayram namazı vakti…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i9AFrecTKUiycHRwXoxNPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı 81 ilde bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bayram namazının bayramın ilk günü cemaatle kılınması uygundur. Bayram namazı Hanefiler’e göre vacip, Şafiilere göre sünnet olarak kabul edilir. Diyanet’in yayımladığı takvime göre Ramazan Bayramı’nın 1. günü bu yıl 30 Mart Pazar günü denk geliyor.Pazar günü Ankara’da yaşayanlar için bayram namazı saat 07.07’de kılınacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yJSELGVtGkK6MqnjACnlNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için Ramazan Bayramı vakitlerini duyurdu. Türkiye’nin en kalabalık ili olan İstanbul’da bayram namazı saat 07.22’de, İzmir’de 07.30’da, Antalya’da 07.16’da, Adana’da 06.57’de Sivas’ta 06.50’de Trabzon’da ise 06.39’da kılınacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wabh1dGREUCi_CgIqX98pA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2R6jYWcIfku1ydxGMwxy2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyanet Samsun bayram namazı saati 2025: Samsun’da bayram namazı saat kaçta kılınacak? (Bayram namazı vakitleri)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/diyanet-samsun-bayram-namazi-saati-2025-samsunda-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak-bayram-namazi-vakitleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/diyanet-samsun-bayram-namazi-saati-2025-samsunda-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak-bayram-namazi-vakitleri</guid>
<description><![CDATA[ Samsun bayram namazı saati belli oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 ilin bayram namazı vakitlerini tek tek duyurdu. Atakaum, Ayvacık, Bafra, Terme, Ladik, İlkadım, Vezirköprü, Havza, Çarşamba, Yakakent, 19 Mayıs Tekkeköy, Alaçam, Asarcık, Kavak gibi ilçelerde yaşayanlar bayram namazı vakitlerine göre hareket edecek. Bayram namazı, camilerde cemaat ile birlikte kılınacak. Bayram namazı bayramın birinci günü olan 30 Mart sabahı kılınacak. Peki Samsun’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Samsun bayram namazı saati…Samsun bayram namazı saat kaçta? İslam alemi için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayram geldi. Ramazan ayı uğurlanırken bayram heyecanı Türkiye’nin dört bir yanında yaşanmaya başlandı. Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü kutlanacak. Müslümanlar için bayram günleri, toplanma ve birlik günü anlamı taşıdığından aynı safta namazlar kılınacak ve dualar edilecek. Bayram namazı hazırlıklarını yapacaklar ise namaz vaktine göre hareket edecek. Peki Samsun’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Diyanet Samsun bayram namazı vakti…Bayram namazı, yılda iki defa kılındığı için kılınışı unutulabilen bir namazdır. Bayram namazında camiler dolup taşarken hep bir ağızdan dualar edilecek ve aynı safta buluşulacak. Samsun’da bayram namazı ezanı 30 Mart Pazar günü saat 06.53’te okunacak.Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.Ramazan ve Kurban Bayramı sabahında kılınan ve erkeklere vacip olan bayram namazı 2 rekattır.Bayram namazı, Kurban ve Ramazan bayramlarının ilk günü kılınır ve iki rekattan oluşur. Hanefîler’e göre vâcip, Şâfiîler’e göre sünnet kabul edilir.Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cze-Ka7hRkGZLlsd89x3lw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyanet, Samsun, bayram, namazı, saati, 2025:, Samsun’da, bayram, namazı, saat, kaçta, kılınacak, Bayram, namazı, vakitleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cze-Ka7hRkGZLlsd89x3lw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Samsun'da bayram namazı saat kaçta kılınacak? 30 Mart Samsun bayram namazı vakti"><p>Samsun bayram namazı saati belli oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 ilin bayram namazı vakitlerini tek tek duyurdu. Atakaum, Ayvacık, Bafra, Terme, Ladik, İlkadım, Vezirköprü, Havza, Çarşamba, Yakakent, 19 Mayıs Tekkeköy, Alaçam, Asarcık, Kavak gibi ilçelerde yaşayanlar bayram namazı vakitlerine göre hareket edecek. Bayram namazı, camilerde cemaat ile birlikte kılınacak. Bayram namazı bayramın birinci günü olan 30 Mart sabahı kılınacak. Peki Samsun’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Samsun bayram namazı saati…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D7vbRwaT2UWg2MY1nV0Arg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Samsun bayram namazı saat kaçta? İslam alemi için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayram geldi. Ramazan ayı uğurlanırken bayram heyecanı Türkiye’nin dört bir yanında yaşanmaya başlandı. Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü kutlanacak. Müslümanlar için bayram günleri, toplanma ve birlik günü anlamı taşıdığından aynı safta namazlar kılınacak ve dualar edilecek. Bayram namazı hazırlıklarını yapacaklar ise namaz vaktine göre hareket edecek. Peki Samsun’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Diyanet Samsun bayram namazı vakti…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JA057KwcEkKc1c-MA58Xcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazı, yılda iki defa kılındığı için kılınışı unutulabilen bir namazdır. Bayram namazında camiler dolup taşarken hep bir ağızdan dualar edilecek ve aynı safta buluşulacak. Samsun’da bayram namazı ezanı 30 Mart Pazar günü saat 06.53’te okunacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MLFdsyE60UmAIrSk1C_Evw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FupY3eRK00qxJr4N5bmpUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan ve Kurban Bayramı sabahında kılınan ve erkeklere vacip olan bayram namazı 2 rekattır.Bayram namazı, Kurban ve Ramazan bayramlarının ilk günü kılınır ve iki rekattan oluşur. Hanefîler’e göre vâcip, Şâfiîler’e göre sünnet kabul edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IDjdNeq2VkqsABP9M0-qrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir bayram namazı saati 2025: İzmir’de bayram namazı saat kaçta? (Diyanet İzmir bayram namazı vakti)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/izmir-bayram-namazi-saati-2025-izmirde-bayram-namazi-saat-kacta-diyanet-izmir-bayram-namazi-vakti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/izmir-bayram-namazi-saati-2025-izmirde-bayram-namazi-saat-kacta-diyanet-izmir-bayram-namazi-vakti</guid>
<description><![CDATA[ İzmir bayram namazı saati, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan namaz vakitleriyle birlikte belli oldu. İzmir’in Aliağa, Balçova, Bayındır, Bayraklı, Bergama, Beydağ, Bornova, Buca, Çeşme, Çiğli, Dikili, Foça, Gaziemir, Güzelbahçe, Karabağlar ve diğer ilçelerinde namaz hazırlıkları yapanlar bayram namazı saatlerine göre hareket edecek. Bayram namazı, camilerde cemaat ile birlikte kılınacak. Peki İzmir’de bayram namazı saat kaçta? İşte, İzmir bayram namazı saatleri…Diyanet İşleri Başkanlığı il il bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bu yıl en erken bayram namazı Iğdır’da kılınırken en geç ise Edirne ve Çanakkale’de kılınacak.Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü kutlanacak. Müslümanlar için bayram günleri, toplanma ve birlik günü anlamı taşıdığından aynı safta namazlar kılınacak ve dualar edilecek.Bayram namazı iki rekattan oluşurken vakit namazlarından farklı olarak “Ramazan Bayramı namazı” için niyet edilerek namaza başlanacak. Peki 2025 İzmir’de bayram namazı saat kaçta? işte, bayram namazı vakitleri…İzmir’de, Ramazan Bayramı namazı 30 Mart Pazar günü sabah saat 07.30’da kılınacak. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 ilde bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bayram namazının bayramın ilk günü cemaatle kılınması uygundur. Bayram namazı Hanefiler’e göre vacip, Şafiilere göre sünnet olarak kabul edilir.Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.&quot;Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir.Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.Bundan sonra imamla birlikte hareket edilerek:1. Rekat- Bayram namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır,- Sırasıyla imam hatip ve cemaat sessizce &quot;Sübhaneke duası&quot;nı okur, sonra fasılalar halinde;- Tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve bu sefer eller göbek hizasında bağlanır.- İmam; gizlice “Euzü besmele” çeker, açıktan &quot;Fatiha suresi&quot; ile birlikte &quot;Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur&#039;an-ı Kerim&quot; okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Rüku ve secde yapılarak 2. Rekata kalkılır.2. Rekat- İmam; gizlice “Besmele” çeker, açıktan &quot;Fatiha suresi&quot; ile birlikte &quot;Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur&#039;an-ı Kerim&quot; okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Ardından tekrar tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Son olarak 4. Tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmaz ve rükuya gidilir.- Rüku ve secdenin ardından oturulur, &quot;Tahiyyat, Salli-Barik duaları&quot; okunur ve önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.Bundan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getirilir.Bu tekbirlerle birlikte imam hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UzsCZe5vv0ui6E5dna8ERg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, bayram, namazı, saati, 2025:, İzmir’de, bayram, namazı, saat, kaçta, Diyanet, İzmir, bayram, namazı, vakti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UzsCZe5vv0ui6E5dna8ERg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İzmir bayram namazı saati 2025: İzmir’de bayram namazı saat kaçta?"><p>İzmir bayram namazı saati, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan namaz vakitleriyle birlikte belli oldu. İzmir’in Aliağa, Balçova, Bayındır, Bayraklı, Bergama, Beydağ, Bornova, Buca, Çeşme, Çiğli, Dikili, Foça, Gaziemir, Güzelbahçe, Karabağlar ve diğer ilçelerinde namaz hazırlıkları yapanlar bayram namazı saatlerine göre hareket edecek. Bayram namazı, camilerde cemaat ile birlikte kılınacak. Peki İzmir’de bayram namazı saat kaçta? İşte, İzmir bayram namazı saatleri…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gKq1kE8IO0qYswtOHZ6Y6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı il il bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bu yıl en erken bayram namazı Iğdır’da kılınırken en geç ise Edirne ve Çanakkale’de kılınacak.Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü kutlanacak. Müslümanlar için bayram günleri, toplanma ve birlik günü anlamı taşıdığından aynı safta namazlar kılınacak ve dualar edilecek.Bayram namazı iki rekattan oluşurken vakit namazlarından farklı olarak “Ramazan Bayramı namazı” için niyet edilerek namaza başlanacak. Peki 2025 İzmir’de bayram namazı saat kaçta? işte, bayram namazı vakitleri…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YNceezJIekKfxgb4LPZDQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir’de, Ramazan Bayramı namazı 30 Mart Pazar günü sabah saat 07.30’da kılınacak. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 ilde bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bayram namazının bayramın ilk günü cemaatle kılınması uygundur. Bayram namazı Hanefiler’e göre vacip, Şafiilere göre sünnet olarak kabul edilir.Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sL-pIB_2yEuTqBoTj1AhHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-1DGf8jZQEueIGqvuaXhHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir.Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.Bundan sonra imamla birlikte hareket edilerek:1. Rekat- Bayram namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır,- Sırasıyla imam hatip ve cemaat sessizce "Sübhaneke duası"nı okur, sonra fasılalar halinde;- Tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve bu sefer eller göbek hizasında bağlanır.- İmam; gizlice “Euzü besmele” çeker, açıktan "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Rüku ve secde yapılarak 2. Rekata kalkılır.2. Rekat- İmam; gizlice “Besmele” çeker, açıktan "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Ardından tekrar tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Son olarak 4. Tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmaz ve rükuya gidilir.- Rüku ve secdenin ardından oturulur, "Tahiyyat, Salli-Barik duaları" okunur ve önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.Bundan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getirilir.Bu tekbirlerle birlikte imam hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Döviz büroları ve kuyumcular arefe günü&amp;bayramda açık mı? 2025 Ramazan Bayramı kapalı olan yerler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/doeviz-burolari-ve-kuyumcular-arefe-gunu-bayramda-acik-mi-2025-ramazan-bayrami-kapali-olan-yerler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/doeviz-burolari-ve-kuyumcular-arefe-gunu-bayramda-acik-mi-2025-ramazan-bayrami-kapali-olan-yerler</guid>
<description><![CDATA[ Döviz büroları ve kuyumcuların Ramazan Bayramı ve arefe gününde çalışma saatleri merak ediliyor. Ramazan Bayramı tatiline idari izin eklenerek tatil 9 güne uzatıldı. Bayramda kamu kurumlarının tamamı hizmet vermeyecek. Noterler ve  eczaneler nöbet sistemine uygun çalışırken muhtarlıklar, belediyeler, kaymakamlıklar, nüfus müdürlükleri ve diğer birçok kamu kurumu kapalı olacak. Döviz bürosunda dolar, euro gibi alışveriş yapmaya hazırlananlar ise arefe günü ve bayramda çalışma bilgisini sorguluyor. Peki Arefe günü döviz büroları ve kuyumcular açık mı, kapalı mı? İşte, arefe günü ve bayramda çalışma durumu…Ramazan Bayramı’nın birinci günü bu yıl 30 Mart Pazar gününe denk geliyor. Arefe günü ise 29 Mart Cumartesi günü olacak. Döviz alım-satımı yapmaya hazırlananlarla birlikte altın bozdurmak isteyenler konuyla ilgili detayları araştırmaya başladı. Kuyumcuların ve döviz bürolarının çalışma saatleri il ve ilçelere göre farklılık gösteriyor. Kuyumcular normal şartlarda sabah saat 09.00’da kapılarını açarken akşam saat 20.00’a kadar hizmet vermeye devam ediyor. Peki Bayramda kuyumcular ve döviz büroları çalışıyor mu? İşte, detaylar…2025 yılında Ramazan Bayramı arefe günü 29 Mart cumartesi günü idrak edilecek.  Döviz büroları sabah saat 09.00’da açılırken saat 21.00’da kapanıyor. Arefe günü birçok yer yarım gün olarak hizmet verecek. Döviz büroları ve kuyumcular özel işletmeler olduğundan çalışma durumlarına sahipleri karar veriyor. Bu sebeple döviz bürolarının ve kuyumcuların açılış ve kapanış saati illere göre değişiklik gösterebilir.Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü başlarken 1 Nisan Salı günü sona erecek. Arefe gününde olduğu gibi döviz büroları ve kuyumcuların çalışma durumlarına sahipleri karar veriyor. Genellikle bu işletmeler bayramın 1. günü kapalı olurken sonraki günler ise faaliyetlerine başlayabiliyor. Konuyla ilgili olarak resmi bir açıklama bulunmuyor.Özel ve kamu bankalarıKargo firmalarıPTTOkullarÜniversitelerKaymakamlıklarValiliklerBelediyelerNüfus MüdürlükleriNoterler (nöbetçi noterler hariç)Eczaneler (nöbetçi eczaneler hariç)Sağlık Ocakları (Aile Sağlığı Merkezleri) ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xVLOEENT80677u4kBZ-Ilw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Döviz, büroları, kuyumcular, arefe, günü-bayramda, açık, mı, 2025, Ramazan, Bayramı, kapalı, olan, yerler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xVLOEENT80677u4kBZ-Ilw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bayramda ve arefe günü döviz büroları ve kuyumcular açık mı, kapalı mı?"><p>Döviz büroları ve kuyumcuların Ramazan Bayramı ve arefe gününde çalışma saatleri merak ediliyor. Ramazan Bayramı tatiline idari izin eklenerek tatil 9 güne uzatıldı. Bayramda kamu kurumlarının tamamı hizmet vermeyecek. Noterler ve  eczaneler nöbet sistemine uygun çalışırken muhtarlıklar, belediyeler, kaymakamlıklar, nüfus müdürlükleri ve diğer birçok kamu kurumu kapalı olacak. Döviz bürosunda dolar, euro gibi alışveriş yapmaya hazırlananlar ise arefe günü ve bayramda çalışma bilgisini sorguluyor. Peki Arefe günü döviz büroları ve kuyumcular açık mı, kapalı mı? İşte, arefe günü ve bayramda çalışma durumu…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YD1kbq1Uj0qOmoTnwafHFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı’nın birinci günü bu yıl 30 Mart Pazar gününe denk geliyor. Arefe günü ise 29 Mart Cumartesi günü olacak. Döviz alım-satımı yapmaya hazırlananlarla birlikte altın bozdurmak isteyenler konuyla ilgili detayları araştırmaya başladı. Kuyumcuların ve döviz bürolarının çalışma saatleri il ve ilçelere göre farklılık gösteriyor. Kuyumcular normal şartlarda sabah saat 09.00’da kapılarını açarken akşam saat 20.00’a kadar hizmet vermeye devam ediyor. Peki Bayramda kuyumcular ve döviz büroları çalışıyor mu? İşte, detaylar…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uaPtSDAcn06p-Kcyt9TwHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2025 yılında Ramazan Bayramı arefe günü 29 Mart cumartesi günü idrak edilecek.  Döviz büroları sabah saat 09.00’da açılırken saat 21.00’da kapanıyor. Arefe günü birçok yer yarım gün olarak hizmet verecek. Döviz büroları ve kuyumcular özel işletmeler olduğundan çalışma durumlarına sahipleri karar veriyor. Bu sebeple döviz bürolarının ve kuyumcuların açılış ve kapanış saati illere göre değişiklik gösterebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/64vPtRgvT0CdzpJ5vdDf9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü başlarken 1 Nisan Salı günü sona erecek. Arefe gününde olduğu gibi döviz büroları ve kuyumcuların çalışma durumlarına sahipleri karar veriyor. Genellikle bu işletmeler bayramın 1. günü kapalı olurken sonraki günler ise faaliyetlerine başlayabiliyor. Konuyla ilgili olarak resmi bir açıklama bulunmuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rijtOnWawkGX2oDCvavHDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özel ve kamu bankalarıKargo firmalarıPTTOkullarÜniversitelerKaymakamlıklarValiliklerBelediyelerNüfus MüdürlükleriNoterler (nöbetçi noterler hariç)Eczaneler (nöbetçi eczaneler hariç)Sağlık Ocakları (Aile Sağlığı Merkezleri)</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arefe günü 1000 İhlas okumanın faziletleri: Arefe günü İhlas ne zaman okunur?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/arefe-gunu-1000-ihlas-okumanin-faziletleri-arefe-gunu-ihlas-ne-zaman-okunur</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/arefe-gunu-1000-ihlas-okumanin-faziletleri-arefe-gunu-ihlas-ne-zaman-okunur</guid>
<description><![CDATA[ Ramazan Bayramı arefe günü eller semaya açıldı ve dualar edilmeye başlandı. Mübarek arefe günü ise oruç tutmanın yanı sıra Müslüman alemi 1000 İhlas okuyacak. Bayramın müjdeleyicisi arefe günü 1000 İhlas okumanın faziletleri neler, ne zaman ve nasıl okunur? İşte, arefe günü bin İhlas suresi okumanın anlamı...Arefe gününü ibadetlerle geçirecek olan İslam dünyası, gün içinde 1000 İhlas okumanın gayesinde. Hadis-i şerife göre, arefe günü 1000 ihlas okuyanın tüm günehları affolunur ve Allah (c.c.) ona istediğini verir. Peki, arefe günü 1000 ihlas ne zaman, saat kaçta okunur?Ramazan Bayramı&#039;nın arefesinde oruç tutmak, bol bol namaz kılmak ve istiğfar etmenin yanı sıra 1000 İhlas okumak da önerilir. Arefe günü besmele ile beraber &#039;&#039;Bin kere İhlâs okuyanın bütün günahları affolur ve her duası kabul olur.&#039;&#039; buyurulmuştur. [Ebu-ş-şeyh]Başka bi hadiste ise, &quot;Kim ki bin kere ‘Kulhüvallahü ehad sûresi&#039;ni okursa, kendi nefsini Allah&#039;tan satın almış olur.&quot; ifadeleri yer alır. “Kim Arefe akşamında/gecesinde bin defa İhlas suresini okursa, Allah kendisine her istediğini verir.”Arefe gününde 1000 İhlas okumanın belirli bir zamanı bulunmuyor. Bin adet İhlas suresini peş peşe okumak mecburi değildir. Sabah, öğle, ikindi ve akşama bölünerek de okunabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ERQLBEDVX0WPaE5gHq-hDg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Arefe, günü, 1000, İhlas, okumanın, faziletleri:, Arefe, günü, İhlas, zaman, okunur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ERQLBEDVX0WPaE5gHq-hDg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ramazan Bayramı arefe günü 1000 İhlas okumanın fazileti"><p>Ramazan Bayramı arefe günü eller semaya açıldı ve dualar edilmeye başlandı. Mübarek arefe günü ise oruç tutmanın yanı sıra Müslüman alemi 1000 İhlas okuyacak. Bayramın müjdeleyicisi arefe günü 1000 İhlas okumanın faziletleri neler, ne zaman ve nasıl okunur? İşte, arefe günü bin İhlas suresi okumanın anlamı...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OJLEUlc5S0GBsM-uPtkMDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arefe gününü ibadetlerle geçirecek olan İslam dünyası, gün içinde 1000 İhlas okumanın gayesinde. Hadis-i şerife göre, arefe günü 1000 ihlas okuyanın tüm günehları affolunur ve Allah (c.c.) ona istediğini verir. Peki, arefe günü 1000 ihlas ne zaman, saat kaçta okunur?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/koWrJoSxfEK0eW8dLx6R2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı'nın arefesinde oruç tutmak, bol bol namaz kılmak ve istiğfar etmenin yanı sıra 1000 İhlas okumak da önerilir. Arefe günü besmele ile beraber ''Bin kere İhlâs okuyanın bütün günahları affolur ve her duası kabul olur.'' buyurulmuştur. [Ebu-ş-şeyh]Başka bi hadiste ise, "Kim ki bin kere ‘Kulhüvallahü ehad sûresi'ni okursa, kendi nefsini Allah'tan satın almış olur." ifadeleri yer alır. “Kim Arefe akşamında/gecesinde bin defa İhlas suresini okursa, Allah kendisine her istediğini verir.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H_oBHCNHNU6aqOBUB6jRxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arefe gününde 1000 İhlas okumanın belirli bir zamanı bulunmuyor. Bin adet İhlas suresini peş peşe okumak mecburi değildir. Sabah, öğle, ikindi ve akşama bölünerek de okunabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elazığ bayram namazı saat kaçta? 2025 Elazığ bayram namazı vakti: Diyanet ilçe bayram namazı saatleri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/elazig-bayram-namazi-saat-kacta-2025-elazig-bayram-namazi-vakti-diyanet-ilce-bayram-namazi-saatleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/elazig-bayram-namazi-saat-kacta-2025-elazig-bayram-namazi-vakti-diyanet-ilce-bayram-namazi-saatleri</guid>
<description><![CDATA[ Bayram namazı vakitleri, Diyanet tarafından il il yayımlandı. Ramazan ayının son bulması ile Müslümanlar Ramazan Bayramı&#039;na erişiyor. Bayramın ilk günü sabah saatlerinde cemaat bayram namazı için camilerde saf tutacak. İl ve ilçe bayram namazı vakitleri, İslam aleminin gündeminde. Elazığ&#039;da yaşayan şehir sakinleri &#039;&#039;Elazığ&#039;da bayram namazı saat kaçta kılınacak?&#039;&#039;sorusuna yanıt arıyor.Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı&#039;nın ilk günleri idrak edilen bayram namazı, Hanefilere göre vacip, Şafiilere göre ise sünnettir. Camilerde cemaatle iki rekat kılınır. 2025 Ramazan Bayramı öncesinde de bayram namazı vakitleri merakla araştırılıyor. Bayram namazı, sabah namazının hemen ardından güneş doğduktan sonra idrak edilir. İşte, Elazığ bayram namazı saati...Ramazan Bayramı&#039;nın Elazığ bayram namazı, 30 Mart günü saat 06.41&#039;de camilerde cemaat ile kılınacak. Bayram namazı sabah ezanı sonrasında eda edilir.Bayram namazını kaçıran kimse, bu namazı kaza edemez ve tek başına kılması da gerekli değildir. Çünkü Hanefîlere göre bayram namazı vâcip, Şâfiîlere göre sünnettir. Bayram namazı cemaat ile şarttır.AĞIN 06:43ALACAKAYA 06:39ARICAK 06:38BASKİL 06:43KARAKOÇAN 06:38KEBAN 06:43KOVANCILAR 06:39MADEN 06:39PALU 06:38SİVRİCE 06:41 ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/npZIDJwGh0iB516ST_fDwQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Elazığ, bayram, namazı, saat, kaçta, 2025, Elazığ, bayram, namazı, vakti:, Diyanet, ilçe, bayram, namazı, saatleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/npZIDJwGh0iB516ST_fDwQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2025 Elazığ bayram namazı saat kaçta kılınacak?"><p>Bayram namazı vakitleri, Diyanet tarafından il il yayımlandı. Ramazan ayının son bulması ile Müslümanlar Ramazan Bayramı'na erişiyor. Bayramın ilk günü sabah saatlerinde cemaat bayram namazı için camilerde saf tutacak. İl ve ilçe bayram namazı vakitleri, İslam aleminin gündeminde. Elazığ'da yaşayan şehir sakinleri ''Elazığ'da bayram namazı saat kaçta kılınacak?''sorusuna yanıt arıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0yICYWwrLk6dlyN68h44Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı'nın ilk günleri idrak edilen bayram namazı, Hanefilere göre vacip, Şafiilere göre ise sünnettir. Camilerde cemaatle iki rekat kılınır. 2025 Ramazan Bayramı öncesinde de bayram namazı vakitleri merakla araştırılıyor. Bayram namazı, sabah namazının hemen ardından güneş doğduktan sonra idrak edilir. İşte, Elazığ bayram namazı saati...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UFY6ZSqXI0uU0jU2yAneOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı'nın Elazığ bayram namazı, 30 Mart günü saat 06.41'de camilerde cemaat ile kılınacak. Bayram namazı sabah ezanı sonrasında eda edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/putVC8jZ90yctCuSB7X9Hw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazını kaçıran kimse, bu namazı kaza edemez ve tek başına kılması da gerekli değildir. Çünkü Hanefîlere göre bayram namazı vâcip, Şâfiîlere göre sünnettir. Bayram namazı cemaat ile şarttır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eCb1V06AykC60MeWMwQIgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>AĞIN 06:43ALACAKAYA 06:39ARICAK 06:38BASKİL 06:43KARAKOÇAN 06:38KEBAN 06:43KOVANCILAR 06:39MADEN 06:39PALU 06:38SİVRİCE 06:41</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyarbakır bayram namazı saat kaçta? 2025 Diyarbakır bayram namazı vakti (Diyanet ilçe bayram namazı saatleri)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/diyarbakir-bayram-namazi-saat-kacta-2025-diyarbakir-bayram-namazi-vakti-diyanet-ilce-bayram-namazi-saatleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/diyarbakir-bayram-namazi-saat-kacta-2025-diyarbakir-bayram-namazi-vakti-diyanet-ilce-bayram-namazi-saatleri</guid>
<description><![CDATA[ Bayram namazı vakitleri, Diyanet tarafından il il yayımlandı. Ramazan ayının son bulması ile Müslümanlar Ramazan Bayramı&#039;na erişiyor. Bayramın ilk günü sabah saatlerinde cemaat bayram namazı için camilerde saf tutacak. İl ve ilçe bayram namazı vakitleri, İslam aleminin gündeminde. Diyarbakır&#039;da yaşayan şehir sakinleri &#039;&#039;Diyarbakır&#039;da bayram namazı saat kaçta kılınacak?&#039;&#039;sorusuna yanıt arıyor.Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı&#039;nın ilk günleri idrak edilen bayram namazı, Hanefilere göre vacip, Şafiilere göre ise sünnettir. Camilerde cemaatle iki rekat kılınır. 2025 Ramazan Bayramı öncesinde de bayram namazı vakitleri merakla araştırılıyor. Bayram namazı, sabah namazının hemen ardından güneş doğduktan sonra idrak edilir. İşte, Diyarbakır bayram namazı saati...Ramazan Bayramı&#039;nın Diyarbakır bayram namazı, 30 Mart günü saat 06.37&#039;da camilerde cemaat ile kılınacak. Bayram namazı sabah ezanı sonrasında eda edilir.Bayram namazının farkı, her rekâtında üçer fazla tekbir getirilmesidir. Bu ilâve tekbirler vâciptir ve birinci rekâtta kıraatten önce, ikinci rekatta kıraatten sonra alınır. Hutbe cuma namazında namazdan önce, bayram namazında ise namazdan sonra okunur. Cuma namazında hutbe sıhhat şartı olduğu halde, bayram namazında sünnettir.BİSMİL 06:35ÇERMİK 06:40ÇINAR 06:37ÇÜNGÜŞ 06:41DİCLE 06:38EĞİL 06:38ERGANİ 06:39HANİ 06:37HAZRO 06:35KOCAKÖY 06:36KULP 06:34LİCE 06:36SİLVAN 06:34 ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FRKRL9rCYEqaJhEpHsjHdA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyarbakır, bayram, namazı, saat, kaçta, 2025, Diyarbakır, bayram, namazı, vakti, Diyanet, ilçe, bayram, namazı, saatleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FRKRL9rCYEqaJhEpHsjHdA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2025 Diyarbakır'da bayram namazı saat kaçta kılınacak?"><p>Bayram namazı vakitleri, Diyanet tarafından il il yayımlandı. Ramazan ayının son bulması ile Müslümanlar Ramazan Bayramı'na erişiyor. Bayramın ilk günü sabah saatlerinde cemaat bayram namazı için camilerde saf tutacak. İl ve ilçe bayram namazı vakitleri, İslam aleminin gündeminde. Diyarbakır'da yaşayan şehir sakinleri ''Diyarbakır'da bayram namazı saat kaçta kılınacak?''sorusuna yanıt arıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ByLdxrUO1keQemkhiaGTOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı'nın ilk günleri idrak edilen bayram namazı, Hanefilere göre vacip, Şafiilere göre ise sünnettir. Camilerde cemaatle iki rekat kılınır. 2025 Ramazan Bayramı öncesinde de bayram namazı vakitleri merakla araştırılıyor. Bayram namazı, sabah namazının hemen ardından güneş doğduktan sonra idrak edilir. İşte, Diyarbakır bayram namazı saati...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-xQ7q9ckOUicxqw9_-n-Yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı'nın Diyarbakır bayram namazı, 30 Mart günü saat 06.37'da camilerde cemaat ile kılınacak. Bayram namazı sabah ezanı sonrasında eda edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SbGSd79ZW0OENDgJMQPWPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazının farkı, her rekâtında üçer fazla tekbir getirilmesidir. Bu ilâve tekbirler vâciptir ve birinci rekâtta kıraatten önce, ikinci rekatta kıraatten sonra alınır. Hutbe cuma namazında namazdan önce, bayram namazında ise namazdan sonra okunur. Cuma namazında hutbe sıhhat şartı olduğu halde, bayram namazında sünnettir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yHfhTbnyc0uEpmfq_0SpSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BİSMİL 06:35ÇERMİK 06:40ÇINAR 06:37ÇÜNGÜŞ 06:41DİCLE 06:38EĞİL 06:38ERGANİ 06:39HANİ 06:37HAZRO 06:35KOCAKÖY 06:36KULP 06:34LİCE 06:36SİLVAN 06:34</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Konya’da bayram namazı bu yıl saat kaçta? 2025 Ramazan Bayramı Konya namaz saati</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/konyada-bayram-namazi-bu-yil-saat-kacta-2025-ramazan-bayrami-konya-namaz-saati</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/konyada-bayram-namazi-bu-yil-saat-kacta-2025-ramazan-bayrami-konya-namaz-saati</guid>
<description><![CDATA[ Konya bayram namazı saati, 30 Mart günü idrak edilecek bayram sebebiyle gündem oldu. Konya’da bayram namazını eda edecekler sabahın erken saatlerinde camilerin yolunu tutacak. Bayram namazı, camilerde cemaatle kılınacak. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 ilin bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bayram namazını kaçırmak istemeyenler ise vakitlere göre hareket edecek. Peki Konya’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Konya bayram namazı saati 2025…Bayram telaşı yaşanmaya başlanırken gözler bayram namazı vakitlerine çevrildi. Konya’da Ahirli, Akören, Akşehir, Altınekin, Beyşehir, Bozkır, Cihanbeyli, Çeltik, Derbent, Çumra, Derebucak, Ereğli, Emirgazi, Hadim, Güneysınır, Halkapinar, Hüyük, Kulu, Meram, Karatay, Sarayönü, Selçuklu, Taşkent Yunak, Tuzlukçu gibi ilçelerde bayram namazına uyanacaklar, saatlere göre hareket edecek. Müslümanlar için bayram günleri, toplanma ve birlik günü anlamı taşıdığından aynı safta namazlar kılınacak ve dualar edilecek. Peki Konya’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Diyanet Konya bayram namazı vakti 2025…Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından tek tek iller için bayram namazı vakitleri duyuruldu.Konya’da yaşayan vatandaşlar için bayram namazı saat 07.08’de okunacak ezanla birlikte başlayacak.Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir.Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Şafiî mezhebine göre de bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması esastır. Bununla birlikte değişik sebeplerle cemaate katılamayanların münferit olarak kılması da caizdir.Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir.Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.Bundan sonra imamla birlikte hareket edilerek:1. Rekat- Bayram namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır,- Sırasıyla imam hatip ve cemaat sessizce &quot;Sübhaneke duası&quot;nı okur, sonra fasılalar halinde;- Tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve bu sefer eller göbek hizasında bağlanır.- İmam; gizlice “Euzü besmele” çeker, açıktan &quot;Fatiha suresi&quot; ile birlikte &quot;Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur&#039;an-ı Kerim&quot; okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Rüku ve secde yapılarak 2. Rekata kalkılır.2. Rekat- İmam; gizlice “Besmele” çeker, açıktan &quot;Fatiha suresi&quot; ile birlikte &quot;Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur&#039;an-ı Kerim&quot; okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Ardından tekrar tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Son olarak 4. Tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmaz ve rükuya gidilir.- Rüku ve secdenin ardından oturulur, &quot;Tahiyyat, Salli-Barik duaları&quot; okunur ve önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.Bundan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getirilir.Bu tekbirlerle birlikte imam hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NV4_8DjUsEaDLyUT8IyH2g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Konya’da, bayram, namazı, yıl, saat, kaçta, 2025, Ramazan, Bayramı, Konya, namaz, saati</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NV4_8DjUsEaDLyUT8IyH2g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Konya bayram namazı saati 2025: Konya'da bayram namazı saat kaçta kılınacak?"><p>Konya bayram namazı saati, 30 Mart günü idrak edilecek bayram sebebiyle gündem oldu. Konya’da bayram namazını eda edecekler sabahın erken saatlerinde camilerin yolunu tutacak. Bayram namazı, camilerde cemaatle kılınacak. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 ilin bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bayram namazını kaçırmak istemeyenler ise vakitlere göre hareket edecek. Peki Konya’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Konya bayram namazı saati 2025…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rx5eW0B-6U6mHEBnFzY0pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram telaşı yaşanmaya başlanırken gözler bayram namazı vakitlerine çevrildi. Konya’da Ahirli, Akören, Akşehir, Altınekin, Beyşehir, Bozkır, Cihanbeyli, Çeltik, Derbent, Çumra, Derebucak, Ereğli, Emirgazi, Hadim, Güneysınır, Halkapinar, Hüyük, Kulu, Meram, Karatay, Sarayönü, Selçuklu, Taşkent Yunak, Tuzlukçu gibi ilçelerde bayram namazına uyanacaklar, saatlere göre hareket edecek. Müslümanlar için bayram günleri, toplanma ve birlik günü anlamı taşıdığından aynı safta namazlar kılınacak ve dualar edilecek. Peki Konya’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Diyanet Konya bayram namazı vakti 2025…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/So6mPfAvFkmog1apcsVjKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından tek tek iller için bayram namazı vakitleri duyuruldu.Konya’da yaşayan vatandaşlar için bayram namazı saat 07.08’de okunacak ezanla birlikte başlayacak.Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ykt9UPUrQ0yh5ykk5B54zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Şafiî mezhebine göre de bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması esastır. Bununla birlikte değişik sebeplerle cemaate katılamayanların münferit olarak kılması da caizdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CJX8K3H2MEyycFJ7jvQPQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir.Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.Bundan sonra imamla birlikte hareket edilerek:1. Rekat- Bayram namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır,- Sırasıyla imam hatip ve cemaat sessizce "Sübhaneke duası"nı okur, sonra fasılalar halinde;- Tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve bu sefer eller göbek hizasında bağlanır.- İmam; gizlice “Euzü besmele” çeker, açıktan "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Rüku ve secde yapılarak 2. Rekata kalkılır.2. Rekat- İmam; gizlice “Besmele” çeker, açıktan "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Ardından tekrar tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Son olarak 4. Tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmaz ve rükuya gidilir.- Rüku ve secdenin ardından oturulur, "Tahiyyat, Salli-Barik duaları" okunur ve önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.Bundan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getirilir.Bu tekbirlerle birlikte imam hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gKBO3-pwVUqiBmKZ6xB96g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gaziantep bayram namazı saat kaçta? 2025 Gaziantep bayram namazı vakti (Diyanet ilçe bayram namazı saatleri)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gaziantep-bayram-namazi-saat-kacta-2025-gaziantep-bayram-namazi-vakti-diyanet-ilce-bayram-namazi-saatleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gaziantep-bayram-namazi-saat-kacta-2025-gaziantep-bayram-namazi-vakti-diyanet-ilce-bayram-namazi-saatleri</guid>
<description><![CDATA[ Bayram namazı vakitleri, Diyanet tarafından il il ve ilçe ilçe yayımlandı. Ramazan ayının son bulması ile Müslümanlar Ramazan Bayramı&#039;na erişiyor. Bayramın ilk günü sabah saatlerinde cemaat bayram namazı için camilerde saf tutacak. İl ve ilçe bayram namazı vakitleri, İslam aleminin gündeminde. Gaziantep&#039;te yaşayan şehir sakinleri &#039;&#039;Gaziantep&#039;te bayram namazı saat kaçta kılınacak?&#039;&#039;sorusuna yanıt arıyor.Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı&#039;nın ilk günleri idrak edilen bayram namazı, Hanefilere göre vacip, Şafiilere göre ise sünnettir. Camilerde cemaatle iki rekat kılınır. 2025 Ramazan Bayramı öncesinde de bayram namazı vakitleri merakla araştırılıyor. Bayram namazı, sabah namazının hemen ardından güneş doğduktan sonra idrak edilir. İşte, Gaziantep bayram namazı saati...Ramazan Bayramı&#039;nın bayram namazı, 30 Mart günü saat 06.49&#039;da camilerde cemaat ile kılınacak. Bayram namazı sabah ezanı sonrasında eda edilir.Cuma namazı farz olan Müslümanlara bayram namazı kılmak Hanefîler’e göre vâcip, Şâfiîler’e göre sünnettir. Hanefî mezhebine göre bayram namazının cemaatle kılınması şarttır. Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayanların bunu kaza etmesi gerekmez. Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları önerilir.Şafiî mezhebine göre ise bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması gerekir. Çeşitli sebeplerle cemaatle kılamayanlar tek başına da kılabilir. Şafiilere göre yalnız başına kılacak kimsenin hutbe okuması şart değildir.Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-GAqrAKe90i3XqmIS0I8SQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gaziantep, bayram, namazı, saat, kaçta, 2025, Gaziantep, bayram, namazı, vakti, Diyanet, ilçe, bayram, namazı, saatleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-GAqrAKe90i3XqmIS0I8SQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2025 Gaziantep'te bayram namazı saat kaçta kılınacak?"><p>Bayram namazı vakitleri, Diyanet tarafından il il ve ilçe ilçe yayımlandı. Ramazan ayının son bulması ile Müslümanlar Ramazan Bayramı'na erişiyor. Bayramın ilk günü sabah saatlerinde cemaat bayram namazı için camilerde saf tutacak. İl ve ilçe bayram namazı vakitleri, İslam aleminin gündeminde. Gaziantep'te yaşayan şehir sakinleri ''Gaziantep'te bayram namazı saat kaçta kılınacak?''sorusuna yanıt arıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EtWfRGJWEUSdaBDgtYyrog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı'nın ilk günleri idrak edilen bayram namazı, Hanefilere göre vacip, Şafiilere göre ise sünnettir. Camilerde cemaatle iki rekat kılınır. 2025 Ramazan Bayramı öncesinde de bayram namazı vakitleri merakla araştırılıyor. Bayram namazı, sabah namazının hemen ardından güneş doğduktan sonra idrak edilir. İşte, Gaziantep bayram namazı saati...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EA0LikF0K0Se_CUSabGBGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı'nın bayram namazı, 30 Mart günü saat 06.49'da camilerde cemaat ile kılınacak. Bayram namazı sabah ezanı sonrasında eda edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IcDcDw40s0uf3M8Aj1ZErw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cuma namazı farz olan Müslümanlara bayram namazı kılmak Hanefîler’e göre vâcip, Şâfiîler’e göre sünnettir. Hanefî mezhebine göre bayram namazının cemaatle kılınması şarttır. Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayanların bunu kaza etmesi gerekmez. Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları önerilir.Şafiî mezhebine göre ise bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması gerekir. Çeşitli sebeplerle cemaatle kılamayanlar tek başına da kılabilir. Şafiilere göre yalnız başına kılacak kimsenin hutbe okuması şart değildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1d6R_B4QHEOv1KSXTZvVUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sivas bayram namazı saati 2025: Sivas’ta bayram namazı saat kaçta kılınacak? (Diyanet namaz vakitleri)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sivas-bayram-namazi-saati-2025-sivasta-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak-diyanet-namaz-vakitleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sivas-bayram-namazi-saati-2025-sivasta-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak-diyanet-namaz-vakitleri</guid>
<description><![CDATA[ Sivas bayram namazı saati, 30 Mart Pazar günü bayramın ilk günü kılınacak namaza hazırlık yapanlar tarafından araştırılıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için tek tek namaz vakitlerini duyurdu. Bayram namazı, camilerde cemaat ile birlikte kılınacak. Birlik ve beraberliğin sembolü olan bu anlamlı günde ilk bayramlaşmalar bayram namazı sonrası yapılacak. Peki Sivas’ta bayram namazı saat kaçta? İşe, Sivas bayram namazı saati…Türkiye’nin en kalabalık illerinden birisi olan Sivas’ta bayram namazı heyecanı yaşanacak. Akıncılar, Altınyayla, Divriği, Doğanşar, Gemerek, Gölova, Gürün, Hafik, İmranlı, Kangal, Koyulhisar, Suşehri, Şarkışla, Ulaş, Yıldızeli, Zara gibi ilçelerde camilerde bayram namazı kılınacak. Vatandaşlar ise bayram namazı saatlerine göre hareket edecek. Bayram namazı vakitleri, illere göre farklılık gösteriyor. Peki Sivas’ta bayram namazı saat kaçta kılınacak? İşte, Sivas bayram namazı vakti…Diyanet İşleri Başkanlığı aralarında Sivas’ında bulunduğu tüm iller için bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bayram namazları oruç ve hac gibi uzun süreli ve yoğun ibadetlerin tamamlanmasının sevinç ve coşkusunu yaşamak üzere hep birlikte cemaatle kılınan ve Müslümanların vahdetini gösteren çok önemli ibadetlerdir. Sivas’ta bayram namazı 06.50’de okunacak.Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ACxNG3TEHk-f0yxXtx-dRA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sivas, bayram, namazı, saati, 2025:, Sivas’ta, bayram, namazı, saat, kaçta, kılınacak, Diyanet, namaz, vakitleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ACxNG3TEHk-f0yxXtx-dRA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyanet Sivas bayram namazı saati 2025: Sivas’ta bayram namazı saat kaçta kılınacak?"><p>Sivas bayram namazı saati, 30 Mart Pazar günü bayramın ilk günü kılınacak namaza hazırlık yapanlar tarafından araştırılıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için tek tek namaz vakitlerini duyurdu. Bayram namazı, camilerde cemaat ile birlikte kılınacak. Birlik ve beraberliğin sembolü olan bu anlamlı günde ilk bayramlaşmalar bayram namazı sonrası yapılacak. Peki Sivas’ta bayram namazı saat kaçta? İşe, Sivas bayram namazı saati…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T-zFK4dHak2TubwzTEf8Xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye’nin en kalabalık illerinden birisi olan Sivas’ta bayram namazı heyecanı yaşanacak. Akıncılar, Altınyayla, Divriği, Doğanşar, Gemerek, Gölova, Gürün, Hafik, İmranlı, Kangal, Koyulhisar, Suşehri, Şarkışla, Ulaş, Yıldızeli, Zara gibi ilçelerde camilerde bayram namazı kılınacak. Vatandaşlar ise bayram namazı saatlerine göre hareket edecek. Bayram namazı vakitleri, illere göre farklılık gösteriyor. Peki Sivas’ta bayram namazı saat kaçta kılınacak? İşte, Sivas bayram namazı vakti…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AWcdTEmSIECC4wC-SnCqNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı aralarında Sivas’ında bulunduğu tüm iller için bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bayram namazları oruç ve hac gibi uzun süreli ve yoğun ibadetlerin tamamlanmasının sevinç ve coşkusunu yaşamak üzere hep birlikte cemaatle kılınan ve Müslümanların vahdetini gösteren çok önemli ibadetlerdir. Sivas’ta bayram namazı 06.50’de okunacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-z3OS1Q4SUuUmdBeekQSsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9qccjEd1wkGRXxAyCLF0AQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kocaeli bayram namazı saati 2025: Kocaeli’de bayram namazı saat kaçta? (Diyanet bayram namazı vakti)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kocaeli-bayram-namazi-saati-2025-kocaelide-bayram-namazi-saat-kacta-diyanet-bayram-namazi-vakti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kocaeli-bayram-namazi-saati-2025-kocaelide-bayram-namazi-saat-kacta-diyanet-bayram-namazi-vakti</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli bayram namaz saati, Diyanet tarafından yayımlandı. İl il bayram namazı vakitleri belli oldu. Kocaeli’de yaşayan vatandaşlar 30 Mart Pazar günü sabahı erken saatlerde camilerde bayram namazı için bir araya gelecek. Müslümanlar için birlik ve beraberliğin anlam bulacağı bayram namazında aynı safta dualar edilirken eller semaya açılacak. Peki Kocaeli’nde bayram namazı saat kaçta? İşte, Kocaeli bayram namazı vakti…Kocaeli’nde Başiskele, Çayırova, Darıca, Derince, Dilovası, Gebze, Gölcük, İzmit, Kandıra, Karamürsel, Kartepe ve Körfez gibi ilçelerde bayram namazı kılmaya hazırlananlar saatlere göre hareket edecek. Türkiye’nin farklı illerinde bayram namazı heyecanı farklı saatlerde yaşanacak. Yılda iki kez kılınan bayram namazını kaçırmak istemeyenler, bayram namazı saatlerine ulaşmak istiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı il il bayram namazı vakitlerini duyurdu. Peki Kocaeli’nde bayram namazı saat kaçta? İşte, bayram namazı saatleri…Diyanet İşleri Başkanlığı 81 ilde bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bayram namazının bayramın ilk günü cemaatle kılınması uygundur. Bayram namazı Hanefiler’e göre vacip, Şafiilere göre sünnet olarak kabul edilir. Kocaeli’nde bayram namazı saat 07.18’de olacak.Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir.Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.Bundan sonra imamla birlikte hareket edilerek:1. Rekat- Bayram namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır,- Sırasıyla imam hatip ve cemaat sessizce &quot;Sübhaneke duası&quot;nı okur, sonra fasılalar halinde;- Tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve bu sefer eller göbek hizasında bağlanır.- İmam; gizlice “Euzü besmele” çeker, açıktan &quot;Fatiha suresi&quot; ile birlikte &quot;Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur&#039;an-ı Kerim&quot; okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Rüku ve secde yapılarak 2. Rekata kalkılır.2. Rekat- İmam; gizlice “Besmele” çeker, açıktan &quot;Fatiha suresi&quot; ile birlikte &quot;Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur&#039;an-ı Kerim&quot; okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Ardından tekrar tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Son olarak 4. Tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmaz ve rükuya gidilir.- Rüku ve secdenin ardından oturulur, &quot;Tahiyyat, Salli-Barik duaları&quot; okunur ve önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.Bundan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getirilir.Bu tekbirlerle birlikte imam hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar.Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3cvK8faAYEG020_p5d56lA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kocaeli, bayram, namazı, saati, 2025:, Kocaeli’de, bayram, namazı, saat, kaçta, Diyanet, bayram, namazı, vakti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3cvK8faAYEG020_p5d56lA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kocaeli bayram namazı saati 2025: Bayram namazı saat kaçta kılınacak?"><p>Kocaeli bayram namaz saati, Diyanet tarafından yayımlandı. İl il bayram namazı vakitleri belli oldu. Kocaeli’de yaşayan vatandaşlar 30 Mart Pazar günü sabahı erken saatlerde camilerde bayram namazı için bir araya gelecek. Müslümanlar için birlik ve beraberliğin anlam bulacağı bayram namazında aynı safta dualar edilirken eller semaya açılacak. Peki Kocaeli’nde bayram namazı saat kaçta? İşte, Kocaeli bayram namazı vakti…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iqqXBgiKU0OYxKLMZsWT4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kocaeli’nde Başiskele, Çayırova, Darıca, Derince, Dilovası, Gebze, Gölcük, İzmit, Kandıra, Karamürsel, Kartepe ve Körfez gibi ilçelerde bayram namazı kılmaya hazırlananlar saatlere göre hareket edecek. Türkiye’nin farklı illerinde bayram namazı heyecanı farklı saatlerde yaşanacak. Yılda iki kez kılınan bayram namazını kaçırmak istemeyenler, bayram namazı saatlerine ulaşmak istiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı il il bayram namazı vakitlerini duyurdu. Peki Kocaeli’nde bayram namazı saat kaçta? İşte, bayram namazı saatleri…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_WFNce-Y5EGtaU6Yjy0QYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı 81 ilde bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bayram namazının bayramın ilk günü cemaatle kılınması uygundur. Bayram namazı Hanefiler’e göre vacip, Şafiilere göre sünnet olarak kabul edilir. Kocaeli’nde bayram namazı saat 07.18’de olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7tUEKQkq8kCIqF7yHiw-5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir.Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.Bundan sonra imamla birlikte hareket edilerek:1. Rekat- Bayram namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır,- Sırasıyla imam hatip ve cemaat sessizce "Sübhaneke duası"nı okur, sonra fasılalar halinde;- Tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve bu sefer eller göbek hizasında bağlanır.- İmam; gizlice “Euzü besmele” çeker, açıktan "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Rüku ve secde yapılarak 2. Rekata kalkılır.2. Rekat- İmam; gizlice “Besmele” çeker, açıktan "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Ardından tekrar tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Son olarak 4. Tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmaz ve rükuya gidilir.- Rüku ve secdenin ardından oturulur, "Tahiyyat, Salli-Barik duaları" okunur ve önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.Bundan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getirilir.Bu tekbirlerle birlikte imam hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NiZH4B3ePUegKSuI9_PzAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sakarya bayram namazı saati 2025: Sakarya’da bayram namazı saat kaçta kılınacak? (Diyanet namaz bayram namazı vakti)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sakarya-bayram-namazi-saati-2025-sakaryada-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak-diyanet-namaz-bayram-namazi-vakti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sakarya-bayram-namazi-saati-2025-sakaryada-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak-diyanet-namaz-bayram-namazi-vakti</guid>
<description><![CDATA[ Sakarya bayram namazı saati, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan namaz vakitleriyle belli oldu. Türkiye’nin farklı illerinde bayram namazı heyecanı farklı saatlerde yaşanacak. Müslümanlar için birlik ve beraberliğin anlam bulacağı bayram namazında aynı safta dualar edilirken eller semaya açılacak. Sakarya bayram namazı vakti ise bu ilde yaşayan vatandaşlar tarafından araştırılıyor. Peki Sakarya’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Sakarya bayram namazı saati…Sakarya’da yaşayan vatandaşlar, bayram namazı hazırlıklarına başlarken namaz vaktine göre hareket edecek. Ramazan Bayramı’nın 1. günü camilerde cemaatle birlikte bayram namazları eda edilecek. Bayram namazı vakitleri, illere göre farklılık gösteriyor. Bayram namazını kaçırmak istemeyenler sabah erken saatlerde camilerde buluşacak. Sakarya’da Adapazarı, Akyazı, Arifiye, Erenler, Serdivan, Karapürçek, Karasu, Kocaali, Pamukova, Sapanca, Taraklı ve Söğütlü gibi ilçelerde yaşayanlar bayram namazı saatine odaklandı. Peki Sakarya’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Sakarya bayram namazı vakti…Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için bayram namazı vakitlerini duyurdu. Sakarya’da bayram namazı ezanı 30 Mart Pazar günü saat 07:16’da okunacak.Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir.Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Şafiî mezhebine göre de bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması esastır. Bununla birlikte değişik sebeplerle cemaate katılamayanların münferit olarak kılması da caizdir.Bayram namazı Hanefî mezhebinde, cuma namazının vücûb şartlarını taşıyan kimselere vâciptir. Şâfiî ve Mâlikîler&#039;e göre müekked sünnet, Hanbelîler&#039;e göre ise farz-ı kifâyedir.Bayram namazının sıhhat şartları, Hanefîler&#039;e göre, hutbe hariç, Cuma namazının sıhhat şartları ile aynıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ze9c777Dsk6UP5UuTxODLQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sakarya, bayram, namazı, saati, 2025:, Sakarya’da, bayram, namazı, saat, kaçta, kılınacak, Diyanet, namaz, bayram, namazı, vakti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ze9c777Dsk6UP5UuTxODLQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sakarya bayram namazı saati 2025: Sakarya’da bayram namazı saat kaçta kılınacak?"><p>Sakarya bayram namazı saati, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan namaz vakitleriyle belli oldu. Türkiye’nin farklı illerinde bayram namazı heyecanı farklı saatlerde yaşanacak. Müslümanlar için birlik ve beraberliğin anlam bulacağı bayram namazında aynı safta dualar edilirken eller semaya açılacak. Sakarya bayram namazı vakti ise bu ilde yaşayan vatandaşlar tarafından araştırılıyor. Peki Sakarya’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Sakarya bayram namazı saati…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hlyv83bgrkWjTdgCVu5mSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sakarya’da yaşayan vatandaşlar, bayram namazı hazırlıklarına başlarken namaz vaktine göre hareket edecek. Ramazan Bayramı’nın 1. günü camilerde cemaatle birlikte bayram namazları eda edilecek. Bayram namazı vakitleri, illere göre farklılık gösteriyor. Bayram namazını kaçırmak istemeyenler sabah erken saatlerde camilerde buluşacak. Sakarya’da Adapazarı, Akyazı, Arifiye, Erenler, Serdivan, Karapürçek, Karasu, Kocaali, Pamukova, Sapanca, Taraklı ve Söğütlü gibi ilçelerde yaşayanlar bayram namazı saatine odaklandı. Peki Sakarya’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Sakarya bayram namazı vakti…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QgAJ9xfsEUq_vzntjW8AIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için bayram namazı vakitlerini duyurdu. Sakarya’da bayram namazı ezanı 30 Mart Pazar günü saat 07:16’da okunacak.Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5H5wAphyOkWGUZYI9dV-sg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Şafiî mezhebine göre de bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması esastır. Bununla birlikte değişik sebeplerle cemaate katılamayanların münferit olarak kılması da caizdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wnmG9kkZokGI33kKBtMrlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazı Hanefî mezhebinde, cuma namazının vücûb şartlarını taşıyan kimselere vâciptir. Şâfiî ve Mâlikîler'e göre müekked sünnet, Hanbelîler'e göre ise farz-ı kifâyedir.Bayram namazının sıhhat şartları, Hanefîler'e göre, hutbe hariç, Cuma namazının sıhhat şartları ile aynıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Trabzon bayram namazı saat kaçta? 2025 Trabzon bayram namazı vakti: Diyanet Trabzon ilçe bayram namazı saatleri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/trabzon-bayram-namazi-saat-kacta-2025-trabzon-bayram-namazi-vakti-diyanet-trabzon-ilce-bayram-namazi-saatleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/trabzon-bayram-namazi-saat-kacta-2025-trabzon-bayram-namazi-vakti-diyanet-trabzon-ilce-bayram-namazi-saatleri</guid>
<description><![CDATA[ Bayram namazı vakitleri, Diyanet tarafından il il ve ilçe ilçe yayımlandı. Ramazan ayının son bulması ile Müslümanlar Ramazan Bayramı&#039;na erişiyor. Bayramın ilk günü sabah saatlerinde cemaat bayram namazı için camilerde saf tutacak. İl ve ilçe bayram namazı vakitleri, İslam aleminin gündeminde. Trabzon&#039;da yaşayan şehir sakinleri &#039;&#039;Trabzon&#039;da bayram namazı saat kaçta kılınacak?&#039;&#039;sorusuna yanıt arıyor.Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı&#039;nın ilk günleri idrak edilen bayram namazı, Hanefilere göre vacip, Şafiilere göre ise sünnettir. Camilerde cemaatle iki rekat kılınır. 2025 Ramazan Bayramı öncesinde de bayram namazı vakitleri merakla araştırılıyor. Bayram namazı, sabah namazının hemen ardından güneş doğduktan sonra idrak edilir. İşte, Trabzon bayram namazı saati...Ramazan Bayramı&#039;nın Trabzon bayram namazı, 30 Mart günü saat 06.39&#039;da camilerde cemaat ile kılınacak. Bayram namazı sabah ezanı sonrasında eda edilir.“Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir:1. Rekat· İmam sesli, cemaat ise gizlice Allahuekber diyerek iftitah tekbiri alır ve eller göbek hizasında bağlanır.· Gizlice Sübhaneke okunur.· Daha sonra imamla birlikte ilave (zâit) tekbirlere geçilir.· İmam Allahuekber dediğinde eller kulak hizasına kaldırılır ve yanlara salınır.· İmam 2. tekbiri alır ve eller kaldırılır, yanlara bırakılır.· İmamla birlikte üçüncü tekbir alınır ve bu defa eller bağlanır.· İmam gizlice Euzü besmele çektikten sonra açıktan Fatiha ile zammı sure veya onun yerine geçecek miktarda ayet okur. Cemaat ise eller bağlı şekilde sessizce imamı dinler.· İmam tekbir aldığında rükuya varılarak 3 defa “sübhâne rabbiye’l-azîm” denir. “Semiallahü limen hamideh” diyerek ruküdan kalkılır.· Ardından iki kez peş peşe secdeye varılır ve 3 defa “sübhâne rabbiye’l-â’lâ” denir.· İkinci rekate kalkılır.2. Rekat· İmam; gizlice Besmele çeker, açıktan Fatiha ile zammı sure veya onun yerine geçecek miktarda ayet okur.· Cemaat ise sessizce imamı dinler.· Rükûya gitmeden önce imamın Allahuekber demesiyle tekbir alınır ve eller kulak hizasına kaldırılıp yanlara salınır.· Aynı şekilde 2. tekbir alınır ve eller yanlara salınır.· 3. tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,· Son olarak, 4. tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmadan rükûya gidilir.· Rükû ve secdenin ardından oturulur, Tahiyyat, Salli-Barik ve Rabbenâ duaları okunur. Daha sonra “Esselamu aleyküm ve rahmetullah” denilerek önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.· Bundan sonra müezzinle beraber “Allāhüekber Allāhüekber lâ ilâhe illallāhü vallāhü ekber Allāhüekber ve lillâhi’l-hamd” diyerek 3 defa tekbir getirilir.· Bu tekbirlerle birlikte imam-hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar. Hutbe bittikten sonra dua edilerek namaz tamamlanır.AKÇAABAT 06:40ARAKLI 06:38ARSİN 06:38BEŞİKDÜZÜ 06:41ÇARŞIBAŞI 06:40ÇAYKARA 06:37DERNEKPAZARI 06:37DÜZKÖY 06:40HAYRAT 06:36KÖPRÜBAŞI 06:37OF 06:37SÜRMENE 06:37ŞALPAZARI 06:41TONYA 06:41VAKFIKEBİR 06:41YOMRA 06:38 ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TuIn6xnXgEugI43MUhTVPQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trabzon, bayram, namazı, saat, kaçta, 2025, Trabzon, bayram, namazı, vakti:, Diyanet, Trabzon, ilçe, bayram, namazı, saatleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TuIn6xnXgEugI43MUhTVPQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2025 Trabzon'da bayram namazı saat kaçta kılınacak?"><p>Bayram namazı vakitleri, Diyanet tarafından il il ve ilçe ilçe yayımlandı. Ramazan ayının son bulması ile Müslümanlar Ramazan Bayramı'na erişiyor. Bayramın ilk günü sabah saatlerinde cemaat bayram namazı için camilerde saf tutacak. İl ve ilçe bayram namazı vakitleri, İslam aleminin gündeminde. Trabzon'da yaşayan şehir sakinleri ''Trabzon'da bayram namazı saat kaçta kılınacak?''sorusuna yanıt arıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fiyz1SGVfkSYZw1rfzNxzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı'nın ilk günleri idrak edilen bayram namazı, Hanefilere göre vacip, Şafiilere göre ise sünnettir. Camilerde cemaatle iki rekat kılınır. 2025 Ramazan Bayramı öncesinde de bayram namazı vakitleri merakla araştırılıyor. Bayram namazı, sabah namazının hemen ardından güneş doğduktan sonra idrak edilir. İşte, Trabzon bayram namazı saati...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8bJePGEzFEukBhDLlFOGKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı'nın Trabzon bayram namazı, 30 Mart günü saat 06.39'da camilerde cemaat ile kılınacak. Bayram namazı sabah ezanı sonrasında eda edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pXwyrG0zEEiaixYcQh9CFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir:1. Rekat· İmam sesli, cemaat ise gizlice Allahuekber diyerek iftitah tekbiri alır ve eller göbek hizasında bağlanır.· Gizlice Sübhaneke okunur.· Daha sonra imamla birlikte ilave (zâit) tekbirlere geçilir.· İmam Allahuekber dediğinde eller kulak hizasına kaldırılır ve yanlara salınır.· İmam 2. tekbiri alır ve eller kaldırılır, yanlara bırakılır.· İmamla birlikte üçüncü tekbir alınır ve bu defa eller bağlanır.· İmam gizlice Euzü besmele çektikten sonra açıktan Fatiha ile zammı sure veya onun yerine geçecek miktarda ayet okur. Cemaat ise eller bağlı şekilde sessizce imamı dinler.· İmam tekbir aldığında rükuya varılarak 3 defa “sübhâne rabbiye’l-azîm” denir. “Semiallahü limen hamideh” diyerek ruküdan kalkılır.· Ardından iki kez peş peşe secdeye varılır ve 3 defa “sübhâne rabbiye’l-â’lâ” denir.· İkinci rekate kalkılır.2. Rekat· İmam; gizlice Besmele çeker, açıktan Fatiha ile zammı sure veya onun yerine geçecek miktarda ayet okur.· Cemaat ise sessizce imamı dinler.· Rükûya gitmeden önce imamın Allahuekber demesiyle tekbir alınır ve eller kulak hizasına kaldırılıp yanlara salınır.· Aynı şekilde 2. tekbir alınır ve eller yanlara salınır.· 3. tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,· Son olarak, 4. tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmadan rükûya gidilir.· Rükû ve secdenin ardından oturulur, Tahiyyat, Salli-Barik ve Rabbenâ duaları okunur. Daha sonra “Esselamu aleyküm ve rahmetullah” denilerek önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.· Bundan sonra müezzinle beraber “Allāhüekber Allāhüekber lâ ilâhe illallāhü vallāhü ekber Allāhüekber ve lillâhi’l-hamd” diyerek 3 defa tekbir getirilir.· Bu tekbirlerle birlikte imam-hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar. Hutbe bittikten sonra dua edilerek namaz tamamlanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K3twjQn7GEiDFR74RPYL6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>AKÇAABAT 06:40ARAKLI 06:38ARSİN 06:38BEŞİKDÜZÜ 06:41ÇARŞIBAŞI 06:40ÇAYKARA 06:37DERNEKPAZARI 06:37DÜZKÖY 06:40HAYRAT 06:36KÖPRÜBAŞI 06:37OF 06:37SÜRMENE 06:37ŞALPAZARI 06:41TONYA 06:41VAKFIKEBİR 06:41YOMRA 06:38</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2025 Hakkari’de bayram namazı saat kaçta kılınacak? Diyanet Hakkari bayram namazı saati</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/2025-hakkaride-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak-diyanet-hakkari-bayram-namazi-saati</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/2025-hakkaride-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak-diyanet-hakkari-bayram-namazi-saati</guid>
<description><![CDATA[ Hakkari bayram namazı saati, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan namaz vakitleriyle birlikte belli oldu. Ramazan ayı uğurlanırken bayram heyecanı 30 Mart Pazar günü camilerde yaşanacak. Bayram namazını kaçırmak istemeyenler ise vakitlere göre hareket edecek. Bayram namazının camilerde cemaatle birlikte kılınması uygundur. Yılda iki kez kılınan bayram namazının ardından camilerde cemaat ile bayramlaşılacak. Peki Hakkari’de bayram namazı saat kaçta? İşte, Hakkari bayram namazı saati…Ramazan Bayramı’nın ilk gününde bayram heyecanı camilerde yaşanacak. Türkiye’nin tüm illerinde camilerden ezan sesi yükselirken müslümanlar, camilerde bayramı karşılayacak. Hakkari’de Yüksekova, Çukurca, Şemdinli ve Derecik ilçelerinde yaşayanlar ise bulundukları ilçelerde bayram namazının saat kaçta okunacağını merak ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı tüm iller için bayram namazı vakitlerini ayrıca duyurdu. Peki Hakkari bayram namazı saat kaçta? İşte, Hakkari bayram namazı vakti…30 Mart Pazar günü bayramın ilk gününde Hakkari’de bayram namazı saat 06:23’de okunacak. Türkiye’nin en kalabalık ili olan İstanbul’da bayram namazı saat 07.22’de, İzmir’de 07.30’da, Antalya’da 07.16’da, Adana’da 06.57’de Sivas’ta 06.50’de Trabzon’da ise 06.39’da kılınacak.Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GEZhwRB3oEqv3QCFuruxLA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>2025, Hakkari’de, bayram, namazı, saat, kaçta, kılınacak, Diyanet, Hakkari, bayram, namazı, saati</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GEZhwRB3oEqv3QCFuruxLA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hakkari'de bayram namazı saat kaçta? Diyanet Hakkari bayram namazı vakitleri"><p>Hakkari bayram namazı saati, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan namaz vakitleriyle birlikte belli oldu. Ramazan ayı uğurlanırken bayram heyecanı 30 Mart Pazar günü camilerde yaşanacak. Bayram namazını kaçırmak istemeyenler ise vakitlere göre hareket edecek. Bayram namazının camilerde cemaatle birlikte kılınması uygundur. Yılda iki kez kılınan bayram namazının ardından camilerde cemaat ile bayramlaşılacak. Peki Hakkari’de bayram namazı saat kaçta? İşte, Hakkari bayram namazı saati…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JWfe3OsltEWxDpiz_ORx1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı’nın ilk gününde bayram heyecanı camilerde yaşanacak. Türkiye’nin tüm illerinde camilerden ezan sesi yükselirken müslümanlar, camilerde bayramı karşılayacak. Hakkari’de Yüksekova, Çukurca, Şemdinli ve Derecik ilçelerinde yaşayanlar ise bulundukları ilçelerde bayram namazının saat kaçta okunacağını merak ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı tüm iller için bayram namazı vakitlerini ayrıca duyurdu. Peki Hakkari bayram namazı saat kaçta? İşte, Hakkari bayram namazı vakti…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8hWwkzZGBU2SKUqChYq2Tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>30 Mart Pazar günü bayramın ilk gününde Hakkari’de bayram namazı saat 06:23’de okunacak. Türkiye’nin en kalabalık ili olan İstanbul’da bayram namazı saat 07.22’de, İzmir’de 07.30’da, Antalya’da 07.16’da, Adana’da 06.57’de Sivas’ta 06.50’de Trabzon’da ise 06.39’da kılınacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K0kfdKCvaUqGvA-syb1Sgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YsXopC_MgU-pBdGrLmnn2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bursa bayram namazı saati belli oldu: 30 Mart 2025 Bursa’da bayram namazı saat kaçta?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bursa-bayram-namazi-saati-belli-oldu-30-mart-2025-bursada-bayram-namazi-saat-kacta</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bursa-bayram-namazi-saati-belli-oldu-30-mart-2025-bursada-bayram-namazi-saat-kacta</guid>
<description><![CDATA[ Bursa bayram namazı saati, Diyanet tarafından açıklanan namaz vakitleriyle birlikte belli oldu. Bursa’da bayram çoşkusu bayram namazı kılınacak camilerde yaşanacak. Bayram namazının camilerde cemaat ile kılınması uygundur. Genç, yaşlı, her yaştan insan bayram namazını kıldıktan sonra cemaatle birlikte bayram heyecanını paylaşacak. Peki Bursa’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Bursa bayram namazı vakti…Bursa’da bayram namazı saat kaçta? Diyanet İşleri Başkanlığı il il bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bursa’da Osmangazi, Nilüfer, Yıldırım, Büyükorhan, Gemlik, Gürsu, Harmancık, İnegöl, İznik, Karacabey, Kestel, Mudanya, Mustafakemalpaşa, Orhaneli, Orhangazi ve Yenişehir gibi ilçelerde yaşayanlar bayram namazı vakitlerine göre hareket edecek.  Müslümanlar aynı saflarda namazlar kılarken hep bir ağızdan dualar edilecek. Peki Bursa’da bayram namazı vakti saat kaçta? İşte, Bursa bayram namazı saati…Diyanet İşleri Başkanlığı, Bursa bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bayram namazı, Ramazan Bayramı’nın birinci günü olan 30 Mart Pazar günü camilerde cemaatle kılınacak.  Bursa’da bayram namazı saat 07.22’de okunacak.Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.&quot;Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/21qaatEATkWWqmgHVezrLA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bursa, bayram, namazı, saati, belli, oldu:, Mart, 2025, Bursa’da, bayram, namazı, saat, kaçta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/21qaatEATkWWqmgHVezrLA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bursa bayram namazı saati 2025 belli oldu: Bayram namazı hangi ilde saat kaçta kılınacak?"><p>Bursa bayram namazı saati, Diyanet tarafından açıklanan namaz vakitleriyle birlikte belli oldu. Bursa’da bayram çoşkusu bayram namazı kılınacak camilerde yaşanacak. Bayram namazının camilerde cemaat ile kılınması uygundur. Genç, yaşlı, her yaştan insan bayram namazını kıldıktan sonra cemaatle birlikte bayram heyecanını paylaşacak. Peki Bursa’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Bursa bayram namazı vakti…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zDn8RbHIHEOALIRRaiV_aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bursa’da bayram namazı saat kaçta? Diyanet İşleri Başkanlığı il il bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bursa’da Osmangazi, Nilüfer, Yıldırım, Büyükorhan, Gemlik, Gürsu, Harmancık, İnegöl, İznik, Karacabey, Kestel, Mudanya, Mustafakemalpaşa, Orhaneli, Orhangazi ve Yenişehir gibi ilçelerde yaşayanlar bayram namazı vakitlerine göre hareket edecek.  Müslümanlar aynı saflarda namazlar kılarken hep bir ağızdan dualar edilecek. Peki Bursa’da bayram namazı vakti saat kaçta? İşte, Bursa bayram namazı saati…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OXyRzQcTv02fMSBXzZUdBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı, Bursa bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bayram namazı, Ramazan Bayramı’nın birinci günü olan 30 Mart Pazar günü camilerde cemaatle kılınacak.  Bursa’da bayram namazı saat 07.22’de okunacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4o507AIXK0-kUfl1phPCoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aEU0n7A8b0axKTLFAmuXWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kastamonu bayram namazı saat kaçta? 2025 Ramazan Bayramı namaz vakitleri belli oldu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kastamonu-bayram-namazi-saat-kacta-2025-ramazan-bayrami-namaz-vakitleri-belli-oldu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kastamonu-bayram-namazi-saat-kacta-2025-ramazan-bayrami-namaz-vakitleri-belli-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Kastamonu bayram namazı saati, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklanan vakitlerle birlikte belli oldu. İllere göre bayram namazı farklı dakikalara denk gelecek. Ramazan Bayramı’nın ilk günü olan 30 Mart Pazar sabahı namaz, cemaatle birlikte kılınacak. Kastamonu bayram namazı saatine göre hareket edecek vatandaşlar ise namaz vakitlerine odaklandı. Peki Kastamonu’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Diyanet Ramazan Bayramı namaz vakitleri…Kastamonu’da bayram namazı saat kaçta? Bayram namaz çoşkusu yurt genelinde camilerde yaşanacak. Müslümanlar, ilk bayramlaşmalarını bayram namazını eda ettikten sonra gerçekleştirilecek. Küçük, büyük, genç, yaşlı birçok kişi camilerde buluşacak. Kastamonu’da Abana, Ağlı, Azdavay, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Daday, Devrekani, Doğanyurt, Hanönü, İhsangazi, İnebolu, Küre, Pınarbaşı, Seydiler, Şenpazar, Taşkörü ve Tosya gibi ilçelerde yaşayanlar ise bayram namazını kaçırmamak için namaz vaktini araştırıyor. Peki Kastamonu’da bayram namazı saat kaçta? İşte, bayram namazı saati…Kastamonu’da bayram namazı saati, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklandı. Abana, Ağlı, Araç, Azdavay, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Daday, Devrekani, Doğanyurt, Hanönü, İhsangazi, İnebolu, Küre, Pınarbaşı, Seydiler, Şenpazar, Taşköprü ve Tosya gibi ilçelerde yaşayanlar için 30 Mart Pazar günü bayram namazı 07.03’de okunacak.Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir.Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.Bundan sonra imamla birlikte hareket edilerek:1. Rekat- Bayram namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır,- Sırasıyla imam hatip ve cemaat sessizce &quot;Sübhaneke duası&quot;nı okur, sonra fasılalar halinde;- Tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve bu sefer eller göbek hizasında bağlanır.- İmam; gizlice “Euzü besmele” çeker, açıktan &quot;Fatiha suresi&quot; ile birlikte &quot;Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur&#039;an-ı Kerim&quot; okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Rüku ve secde yapılarak 2. Rekata kalkılır.2. Rekat- İmam; gizlice “Besmele” çeker, açıktan &quot;Fatiha suresi&quot; ile birlikte &quot;Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur&#039;an-ı Kerim&quot; okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Ardından tekrar tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Son olarak 4. Tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmaz ve rükuya gidilir.- Rüku ve secdenin ardından oturulur, &quot;Tahiyyat, Salli-Barik duaları&quot; okunur ve önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.Bundan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getirilir.Bu tekbirlerle birlikte imam hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkarBayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hq93IsN3Zka7xlO2F_UFgg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kastamonu, bayram, namazı, saat, kaçta, 2025, Ramazan, Bayramı, namaz, vakitleri, belli, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hq93IsN3Zka7xlO2F_UFgg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kastamonu bayram namazı vakti: Kastamonu'da bayram namazı saat kaçta?"><p>Kastamonu bayram namazı saati, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklanan vakitlerle birlikte belli oldu. İllere göre bayram namazı farklı dakikalara denk gelecek. Ramazan Bayramı’nın ilk günü olan 30 Mart Pazar sabahı namaz, cemaatle birlikte kılınacak. Kastamonu bayram namazı saatine göre hareket edecek vatandaşlar ise namaz vakitlerine odaklandı. Peki Kastamonu’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Diyanet Ramazan Bayramı namaz vakitleri…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IdpqBn_KhU2h2VRrn3GGNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kastamonu’da bayram namazı saat kaçta? Bayram namaz çoşkusu yurt genelinde camilerde yaşanacak. Müslümanlar, ilk bayramlaşmalarını bayram namazını eda ettikten sonra gerçekleştirilecek. Küçük, büyük, genç, yaşlı birçok kişi camilerde buluşacak. Kastamonu’da Abana, Ağlı, Azdavay, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Daday, Devrekani, Doğanyurt, Hanönü, İhsangazi, İnebolu, Küre, Pınarbaşı, Seydiler, Şenpazar, Taşkörü ve Tosya gibi ilçelerde yaşayanlar ise bayram namazını kaçırmamak için namaz vaktini araştırıyor. Peki Kastamonu’da bayram namazı saat kaçta? İşte, bayram namazı saati…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QJii3LxDZkGEB1idFOlVVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kastamonu’da bayram namazı saati, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklandı. Abana, Ağlı, Araç, Azdavay, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Daday, Devrekani, Doğanyurt, Hanönü, İhsangazi, İnebolu, Küre, Pınarbaşı, Seydiler, Şenpazar, Taşköprü ve Tosya gibi ilçelerde yaşayanlar için 30 Mart Pazar günü bayram namazı 07.03’de okunacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M2YJ6h_v5ESzyiiK0mQy_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir.Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.Bundan sonra imamla birlikte hareket edilerek:1. Rekat- Bayram namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır,- Sırasıyla imam hatip ve cemaat sessizce "Sübhaneke duası"nı okur, sonra fasılalar halinde;- Tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve bu sefer eller göbek hizasında bağlanır.- İmam; gizlice “Euzü besmele” çeker, açıktan "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Rüku ve secde yapılarak 2. Rekata kalkılır.2. Rekat- İmam; gizlice “Besmele” çeker, açıktan "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Ardından tekrar tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Son olarak 4. Tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmaz ve rükuya gidilir.- Rüku ve secdenin ardından oturulur, "Tahiyyat, Salli-Barik duaları" okunur ve önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.Bundan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getirilir.Bu tekbirlerle birlikte imam hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hv0Q9NIczUmwEAWeuicVIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rize bayram namazı saat kaçta? Diyanet Rize bayram namazı vakitleri (2025 Ramazan Bayramı)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/rize-bayram-namazi-saat-kacta-diyanet-rize-bayram-namazi-vakitleri-2025-ramazan-bayrami</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/rize-bayram-namazi-saat-kacta-diyanet-rize-bayram-namazi-vakitleri-2025-ramazan-bayrami</guid>
<description><![CDATA[ Rize’de yaşayan vatandaşlar, 30 Mart Pazar günü bayram namazı vakitlerine göre hareket edecek. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için bayram namazı vakitlerini tek tek duyurdu. Bayram namazları, illere göre farklı saatlerde başlayacak. Camilerde cemaatle birlikte kılınacak bayram namazının ardından bayramlaşmalar yapılacak. Rize bayram namazı vakti belli oldu. Peki Rize’de bayram namazı saat kaçta? İşte, Rize bayram namazı saati…İslam alemi için birlik ve beraberliğin sembolü olan Ramazan Bayramı, Pazar günü idrak edilecek. Müslümanlar aynı saflarda namazlar kılarken hep bir ağızdan dualar edilecek. Bayram coşkusu Türkiye’nin dört bir yanına yayılırken bayram namazı vakitleri ise merak ediliyor. Bayram namazının bayramın ilk günü cemaatle kılınması uygundur. Rize’de il merkezi, Ardeşen, Çamlıhemşin, Çayeli, Derepazarı, Fındıklı, Güneysu, Hemşin, İkizdere, İyidere, Kalkandere, Pazar gibi bölgelerde camilerde bayram namazı eda edilecek. Peki Rize’de bayram namazı saat kaçta?Diyanet İşleri Başkanlığı tek tek tüm iller için bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bayram namazı illere göre farklı dakikalarda kılınacak. 30 Mart Pazar günü Rize’de yaşayan vatandaşlar için bayram namazı saat 06.36’da kılınacak.Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NUELY1F1P0aLbhq7cgyeUg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Rize, bayram, namazı, saat, kaçta, Diyanet, Rize, bayram, namazı, vakitleri, 2025, Ramazan, Bayramı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NUELY1F1P0aLbhq7cgyeUg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Rize bayram namazı saati 2025: Hangi ilde bayram namazı saat kaçta kılınacak?"><p>Rize’de yaşayan vatandaşlar, 30 Mart Pazar günü bayram namazı vakitlerine göre hareket edecek. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için bayram namazı vakitlerini tek tek duyurdu. Bayram namazları, illere göre farklı saatlerde başlayacak. Camilerde cemaatle birlikte kılınacak bayram namazının ardından bayramlaşmalar yapılacak. Rize bayram namazı vakti belli oldu. Peki Rize’de bayram namazı saat kaçta? İşte, Rize bayram namazı saati…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7-PhKIvIQkWYDZElt1qbFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İslam alemi için birlik ve beraberliğin sembolü olan Ramazan Bayramı, Pazar günü idrak edilecek. Müslümanlar aynı saflarda namazlar kılarken hep bir ağızdan dualar edilecek. Bayram coşkusu Türkiye’nin dört bir yanına yayılırken bayram namazı vakitleri ise merak ediliyor. Bayram namazının bayramın ilk günü cemaatle kılınması uygundur. Rize’de il merkezi, Ardeşen, Çamlıhemşin, Çayeli, Derepazarı, Fındıklı, Güneysu, Hemşin, İkizdere, İyidere, Kalkandere, Pazar gibi bölgelerde camilerde bayram namazı eda edilecek. Peki Rize’de bayram namazı saat kaçta?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/owQVlZrpV066qvwGDBSbdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı tek tek tüm iller için bayram namazı vakitlerini duyurdu. Bayram namazı illere göre farklı dakikalarda kılınacak. 30 Mart Pazar günü Rize’de yaşayan vatandaşlar için bayram namazı saat 06.36’da kılınacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FUkTvBHznEu6EYBula6ABw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0xKuZdyVwkuYAkAWfieB0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çankırı bayram namazı saati 2025: Diyanet Çankırı’da bayram namazı saat kaçta?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cankiri-bayram-namazi-saati-2025-diyanet-cankirida-bayram-namazi-saat-kacta</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cankiri-bayram-namazi-saati-2025-diyanet-cankirida-bayram-namazi-saat-kacta</guid>
<description><![CDATA[ Çankırı’da bayram namazı saati belli oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı tüm iller için namaz vakitlerini açıkladı. Bayram heyecanı 30 Mart Pazar günü sabahı camilerde yaşanacak. Genç, yaşlı, çocuk her yaştan müslüman camilerde bayramı karşılayacak. Bayram namazı camilerde, cemaat ile birlikte kılınırken ardından bayramlaşmalar başlayacak. Peki Çankırı’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Diyanet Çankırı bayram namazı saati…Çankırı’nın Atkaracalar, Bayramören, Çerkeş, Eldivan, Ilgaz, Kızılırmak, Korgun, Kurşunlu, Orta, Şabanözü ve Yapraklı ilçelerinde yaşayan müslümanlar, bayram namazı saatlerine göre hareket edecek. Yılda iki kez kılınan bayram namazını kaçırmak istemeyen müslümanlar bayram namazı saatlerini araştırıyor. Müslümanlar için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayram namazı 30 Mart Pazar günü camilerde kılınacak. Peki Çankırı bayram namazı saat kaçta? İşte, bayram namazı vakitleri…Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan namaz vakitlerine göre Çankırı’da bayram namazı saat 07.03’te kılınacak. Türkiye’nin dört bir yanında bayram namazı 30 Mart Pazar günü kılınacak.Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir.Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.Bundan sonra imamla birlikte hareket edilerek:1. Rekat- Bayram namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır,- Sırasıyla imam hatip ve cemaat sessizce &quot;Sübhaneke duası&quot;nı okur, sonra fasılalar halinde;- Tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve bu sefer eller göbek hizasında bağlanır.- İmam; gizlice “Euzü besmele” çeker, açıktan &quot;Fatiha suresi&quot; ile birlikte &quot;Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur&#039;an-ı Kerim&quot; okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Rüku ve secde yapılarak 2. Rekata kalkılır.2. Rekat- İmam; gizlice “Besmele” çeker, açıktan &quot;Fatiha suresi&quot; ile birlikte &quot;Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur&#039;an-ı Kerim&quot; okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Ardından tekrar tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Son olarak 4. Tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmaz ve rükuya gidilir.- Rüku ve secdenin ardından oturulur, &quot;Tahiyyat, Salli-Barik duaları&quot; okunur ve önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.Bundan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getirilir.Bu tekbirlerle birlikte imam hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar.Bayram namazı kılınışı: Bayram namazı nasıl kılınır, kaç rekattır? Diyanet adım adım açıkladıBayram namazı Hanefî mezhebinde, cuma namazının vücûb şartlarını taşıyan kimselere vâciptir. Şâfiî ve Mâlikîler&#039;e göre müekked sünnet, Hanbelîler&#039;e göre ise farz-ı kifâyedir.Bayram namazının sıhhat şartları, Hanefîler&#039;e göre, hutbe hariç, Cuma namazının sıhhat şartları ile aynıdır. Sadece hutbenin hükmü bakımından aralarında fark vardır. Yani cuma namazında hutbe sıhhat şartı olduğu halde, bayram namazında sünnettir. Yine hutbe cuma namazında namaz-dan önce, bayram namazında ise namazdan sonra okunur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VT9J_oDGuE6ieCUumEimBw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çankırı, bayram, namazı, saati, 2025:, Diyanet, Çankırı’da, bayram, namazı, saat, kaçta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VT9J_oDGuE6ieCUumEimBw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çankırı bayram namazı saat kaçta kılınacak? 2025 Çankırı bayram namazı vakti"><p>Çankırı’da bayram namazı saati belli oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı tüm iller için namaz vakitlerini açıkladı. Bayram heyecanı 30 Mart Pazar günü sabahı camilerde yaşanacak. Genç, yaşlı, çocuk her yaştan müslüman camilerde bayramı karşılayacak. Bayram namazı camilerde, cemaat ile birlikte kılınırken ardından bayramlaşmalar başlayacak. Peki Çankırı’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Diyanet Çankırı bayram namazı saati…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hOLmCDwovU-_biOj2rgmYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çankırı’nın Atkaracalar, Bayramören, Çerkeş, Eldivan, Ilgaz, Kızılırmak, Korgun, Kurşunlu, Orta, Şabanözü ve Yapraklı ilçelerinde yaşayan müslümanlar, bayram namazı saatlerine göre hareket edecek. Yılda iki kez kılınan bayram namazını kaçırmak istemeyen müslümanlar bayram namazı saatlerini araştırıyor. Müslümanlar için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayram namazı 30 Mart Pazar günü camilerde kılınacak. Peki Çankırı bayram namazı saat kaçta? İşte, bayram namazı vakitleri…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nPgCpCgtcE6cUdVCRX6PXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan namaz vakitlerine göre Çankırı’da bayram namazı saat 07.03’te kılınacak. Türkiye’nin dört bir yanında bayram namazı 30 Mart Pazar günü kılınacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F9TSVCQPtkOHZ3QzRR08bA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir.Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.Bundan sonra imamla birlikte hareket edilerek:1. Rekat- Bayram namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır,- Sırasıyla imam hatip ve cemaat sessizce "Sübhaneke duası"nı okur, sonra fasılalar halinde;- Tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve bu sefer eller göbek hizasında bağlanır.- İmam; gizlice “Euzü besmele” çeker, açıktan "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Rüku ve secde yapılarak 2. Rekata kalkılır.2. Rekat- İmam; gizlice “Besmele” çeker, açıktan "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Ardından tekrar tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Son olarak 4. Tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmaz ve rükuya gidilir.- Rüku ve secdenin ardından oturulur, "Tahiyyat, Salli-Barik duaları" okunur ve önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.Bundan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getirilir.Bu tekbirlerle birlikte imam hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar.Bayram namazı kılınışı: Bayram namazı nasıl kılınır, kaç rekattır? Diyanet adım adım açıkladı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bycySURpmkSkqHv4dpg-Ew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazı Hanefî mezhebinde, cuma namazının vücûb şartlarını taşıyan kimselere vâciptir. Şâfiî ve Mâlikîler'e göre müekked sünnet, Hanbelîler'e göre ise farz-ı kifâyedir.Bayram namazının sıhhat şartları, Hanefîler'e göre, hutbe hariç, Cuma namazının sıhhat şartları ile aynıdır. Sadece hutbenin hükmü bakımından aralarında fark vardır. Yani cuma namazında hutbe sıhhat şartı olduğu halde, bayram namazında sünnettir. Yine hutbe cuma namazında namaz-dan önce, bayram namazında ise namazdan sonra okunur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Malatya bayram namazı saati 2025: Malatya’da bayram namazı saat kaçta kılınacak? (Diyanet)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/malatya-bayram-namazi-saati-2025-malatyada-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak-diyanet</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/malatya-bayram-namazi-saati-2025-malatyada-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak-diyanet</guid>
<description><![CDATA[ Yeşilyurt, Battalgazi, Doğanşehir, Akçadağ, Darende, Hekimhan, Yazıhan, Pütürge, Arapgir, Kuluncak, Arguvan, Kale, Doğanyol gibi ilçeleri bulunan Malatya’da bayram namazı vakitleri belli oldu. Müslümanlar için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayram namazı 30 Mart Pazar günü camilerde kılınacak. Her yaştan genç, yaşlı ve çocuk camilerde aynı safta yer alacak. Peki Malatya’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Diyanet tarafından paylaşılan bayram namazı vakitleri…Yeşilyurt, Battalgazi, Doğanşehir, Akçadağ, Darende, Hekimhan, Yazıhan, Pütürge, Arapgir, Kuluncak, Arguvan, Kale, Doğanyol gibi ilçeleri bulunan Malatya’da bayram namazı vakitleri belli oldu. Müslümanlar için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayram namazı 30 Mart Pazar günü camilerde kılınacak. Her yaştan genç, yaşlı ve çocuk camilerde aynı safta yer alacak. Peki Malatya’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Diyanet tarafından paylaşılan bayram namazı vakitleri…Diyanet İşleri Başkanlığı, 81 il için bayram namazı vakitlerini duyurdu. Malatya’da bayram namazı saat 06.45’te kılınacak. Namazlar, bayramın 1. günü olan 30 Mart 2025 Pazar sabahı kılınacak.&quot;Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.&quot;Bayram namazı Hanefî mezhebinde, cuma namazının vücûb şartlarını taşıyan kimselere vâciptir. Şâfiî ve Mâlikîler&#039;e göre müekked sünnet, Hanbelîler&#039;e göre ise farz-ı kifâyedir.Bayram namazının sıhhat şartları, Hanefîler&#039;e göre, hutbe hariç, Cuma namazının sıhhat şartları ile aynıdır. Sadece hutbenin hükmü bakımından aralarında fark vardır. Yani cuma namazında hutbe sıhhat şartı olduğu halde, bayram namazında sünnettir. Yine hutbe cuma namazında namaz-dan önce, bayram namazında ise namazdan sonra okunur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jFrtTwEBEEiLTp7Y8xh1Sw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Malatya, bayram, namazı, saati, 2025:, Malatya’da, bayram, namazı, saat, kaçta, kılınacak, Diyanet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jFrtTwEBEEiLTp7Y8xh1Sw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Malatya'da bayram namazı saat kaçta? Malatya bayram namazı saati (Diyanet)"><p>Yeşilyurt, Battalgazi, Doğanşehir, Akçadağ, Darende, Hekimhan, Yazıhan, Pütürge, Arapgir, Kuluncak, Arguvan, Kale, Doğanyol gibi ilçeleri bulunan Malatya’da bayram namazı vakitleri belli oldu. Müslümanlar için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayram namazı 30 Mart Pazar günü camilerde kılınacak. Her yaştan genç, yaşlı ve çocuk camilerde aynı safta yer alacak. Peki Malatya’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Diyanet tarafından paylaşılan bayram namazı vakitleri…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TdsAO9RCkkCo_KsqFP_4Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeşilyurt, Battalgazi, Doğanşehir, Akçadağ, Darende, Hekimhan, Yazıhan, Pütürge, Arapgir, Kuluncak, Arguvan, Kale, Doğanyol gibi ilçeleri bulunan Malatya’da bayram namazı vakitleri belli oldu. Müslümanlar için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayram namazı 30 Mart Pazar günü camilerde kılınacak. Her yaştan genç, yaşlı ve çocuk camilerde aynı safta yer alacak. Peki Malatya’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Diyanet tarafından paylaşılan bayram namazı vakitleri…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IHpLFWvIL0uNVIyoxTlUDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı, 81 il için bayram namazı vakitlerini duyurdu. Malatya’da bayram namazı saat 06.45’te kılınacak. Namazlar, bayramın 1. günü olan 30 Mart 2025 Pazar sabahı kılınacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-yxb6ZMdCUawrp4mC7iQpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yN8-BHdd006LvC9SZoJ9YA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazı Hanefî mezhebinde, cuma namazının vücûb şartlarını taşıyan kimselere vâciptir. Şâfiî ve Mâlikîler'e göre müekked sünnet, Hanbelîler'e göre ise farz-ı kifâyedir.Bayram namazının sıhhat şartları, Hanefîler'e göre, hutbe hariç, Cuma namazının sıhhat şartları ile aynıdır. Sadece hutbenin hükmü bakımından aralarında fark vardır. Yani cuma namazında hutbe sıhhat şartı olduğu halde, bayram namazında sünnettir. Yine hutbe cuma namazında namaz-dan önce, bayram namazında ise namazdan sonra okunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aji-suKSVk6zWXg1qKAbZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ağrı bayram namazı saatleri 2025: Ağrı’da bayram namazı saat kaçta? Diyanet bayram namazı vakitleri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/agri-bayram-namazi-saatleri-2025-agrida-bayram-namazi-saat-kacta-diyanet-bayram-namazi-vakitleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/agri-bayram-namazi-saatleri-2025-agrida-bayram-namazi-saat-kacta-diyanet-bayram-namazi-vakitleri</guid>
<description><![CDATA[ Ağrı bayram namazı saati 2025, İslam alemi için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayram namazına saatler kala araştırılıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı il il namaz vakitlerini duyurdu. Ramazan bayramı namazı, camilerde cemaat ile birlikte kılınacak. Her yaştan genç, yaşlı ve çocuk bayram çoşkusunu camilerde yaşayacak. Peki Ağrı’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Ağrı bayram namazı saati…Ağrı’nın Diyadin, Doğubeyazıt, Eleşkirt, Hamur, Patnos, Taşlıçay, Tutak gibi ilçelerinde yaşayan vatandaşlar, bayram namazı vakitlerine göre hareket edecek.  Türkiye’nin tüm illerinde camilerden ezan sesi yükselirken müslümanlar, camilerde bayramı karşılayacak.Bayram namazının camilerde cemaatle birlikte kılındıktan sonra ilk bayramlaşmalar yapılacak. Diyanet İşleri Başkanlığı tüm iller için bayram namazı vakitlerini ayrıca duyurdu. Peki Ağrı’da bayram namazı saat kaçta?Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Ramazan Bayramı namaz vakitleri tek tek duyuruldu. Ağrı’da bayram namazı saat 06.26’da kılınacak.İstanbul&#039;da bayram namazı sabah saat 07.22&#039;de, Ankara&#039;da bayram namazı saat 07.07&#039;de ve İzmir&#039;de bayram namazı sabah saat 07.30&#039;da kılınacak.Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir.Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.Bundan sonra imamla birlikte hareket edilerek:1. Rekat- Bayram namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır,- Sırasıyla imam hatip ve cemaat sessizce &quot;Sübhaneke duası&quot;nı okur, sonra fasılalar halinde;- Tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve bu sefer eller göbek hizasında bağlanır.- İmam; gizlice “Euzü besmele” çeker, açıktan &quot;Fatiha suresi&quot; ile birlikte &quot;Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur&#039;an-ı Kerim&quot; okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Rüku ve secde yapılarak 2. Rekata kalkılır.2. Rekat- İmam; gizlice “Besmele” çeker, açıktan &quot;Fatiha suresi&quot; ile birlikte &quot;Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur&#039;an-ı Kerim&quot; okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Ardından tekrar tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Son olarak 4. Tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmaz ve rükuya gidilir.- Rüku ve secdenin ardından oturulur, &quot;Tahiyyat, Salli-Barik duaları&quot; okunur ve önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.Bundan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getirilir.Bu tekbirlerle birlikte imam hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HrL_kr75mEWkP6otVOBJ4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ağrı, bayram, namazı, saatleri, 2025:, Ağrı’da, bayram, namazı, saat, kaçta, Diyanet, bayram, namazı, vakitleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HrL_kr75mEWkP6otVOBJ4w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ağrı'da bayram namazı saat kaçta? 30 Mart Ağrı Bayram namazı saati"><p>Ağrı bayram namazı saati 2025, İslam alemi için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayram namazına saatler kala araştırılıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı il il namaz vakitlerini duyurdu. Ramazan bayramı namazı, camilerde cemaat ile birlikte kılınacak. Her yaştan genç, yaşlı ve çocuk bayram çoşkusunu camilerde yaşayacak. Peki Ağrı’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Ağrı bayram namazı saati…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/awkii2Gg_U2-WIX3QxhSng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağrı’nın Diyadin, Doğubeyazıt, Eleşkirt, Hamur, Patnos, Taşlıçay, Tutak gibi ilçelerinde yaşayan vatandaşlar, bayram namazı vakitlerine göre hareket edecek.  Türkiye’nin tüm illerinde camilerden ezan sesi yükselirken müslümanlar, camilerde bayramı karşılayacak.Bayram namazının camilerde cemaatle birlikte kılındıktan sonra ilk bayramlaşmalar yapılacak. Diyanet İşleri Başkanlığı tüm iller için bayram namazı vakitlerini ayrıca duyurdu. Peki Ağrı’da bayram namazı saat kaçta?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6Ftyn-YGPkGIWV5SkxfplA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Ramazan Bayramı namaz vakitleri tek tek duyuruldu. Ağrı’da bayram namazı saat 06.26’da kılınacak.İstanbul'da bayram namazı sabah saat 07.22'de, Ankara'da bayram namazı saat 07.07'de ve İzmir'de bayram namazı sabah saat 07.30'da kılınacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vSWfaR99q0yLSY8cG1Vdeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazı akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim (misafir olmayan) erkeklere vaciptir. Kadınlar da bayanlar için bölüm ayrılan camilerde bayram namazlarına katılabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XLDZLghri0K-OXP0IewF0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir.Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.Bundan sonra imamla birlikte hareket edilerek:1. Rekat- Bayram namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır,- Sırasıyla imam hatip ve cemaat sessizce "Sübhaneke duası"nı okur, sonra fasılalar halinde;- Tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve bu sefer eller göbek hizasında bağlanır.- İmam; gizlice “Euzü besmele” çeker, açıktan "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Rüku ve secde yapılarak 2. Rekata kalkılır.2. Rekat- İmam; gizlice “Besmele” çeker, açıktan "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Ardından tekrar tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Son olarak 4. Tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmaz ve rükuya gidilir.- Rüku ve secdenin ardından oturulur, "Tahiyyat, Salli-Barik duaları" okunur ve önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.Bundan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getirilir.Bu tekbirlerle birlikte imam hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sinop bayram namazı saati 2025 belli oldu: Sinop’ta bayram namazı saat kaçta kılınacak?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sinop-bayram-namazi-saati-2025-belli-oldu-sinopta-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sinop-bayram-namazi-saati-2025-belli-oldu-sinopta-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak</guid>
<description><![CDATA[ Sinop bayram namazı saatleri, bayram namazına kısa bir zaman kala merak ediliyor. 30 Mart Pazar günü yurt genelindeki camilerde bayram namazı heyecanı yaşanacak. Diyanet İşleri Başkanlığı, bayram namazı vakitlerini tek tek duyurdu. Yılda iki kez kılınan bayram namazını kaçırmak istemeyenler erkenden camilerin yolunu tutacak. Peki Sinop’ta bayram namazı saat kaçta? İşte, Sinop bayram namazı saati…Diyanet İşleri Başkanlığı tüm illerin bayram namazı vakitlerini açıkladı. Ayancık, Boyabat, Dikmen, Durağan, Erfelek, Gerze, Saraydüzü, Türkeli gibi ilçelerde yaşayanlar ise bayram namazı saatlerine ulaşmak için araştırmalarına hız verdi. Bayram namazında her yaştan genç, yaşlı, çocuk müslüman aynı safta namaz kılacak. Bayram namazının camilerde, cemaat ile birlikte kılınması uygundur. Peki Sinop’ta bayram namazı saat kaçta? İşte, Sinop bayram namazı saati…Diyanet İşleri Başkanlığı tüm illerin bayram namazı vakitlerini tek tek duyurdu. Sinop’ta yaşayan vatandaşlar için bayram namazı saat 06.57’de kılınacak. Bayram namazı 1. gün olan 30 Mart Pazar günü kılınacak.Bayram namazı Hanefî mezhebinde, cuma namazının vücûb şartlarını taşıyan kimselere vâciptir. Şâfiî ve Mâlikîler&#039;e göre müekked sünnet, Hanbelîler&#039;e göre ise farz-ı kifâyedir.Bayram namazının sıhhat şartları, Hanefîler&#039;e göre, hutbe hariç, Cuma namazının sıhhat şartları ile aynıdır. Sadece hutbenin hükmü bakımından aralarında fark vardır. Yani cuma namazında hutbe sıhhat şartı olduğu halde, bayram namazında sünnettir. Yine hutbe cuma namazında namaz-dan önce, bayram namazında ise namazdan sonra okunur.&quot;Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/czZpGEYVfkaD4ex3vCITFA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sinop, bayram, namazı, saati, 2025, belli, oldu:, Sinop’ta, bayram, namazı, saat, kaçta, kılınacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/czZpGEYVfkaD4ex3vCITFA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyanet Sinop bayram namazı saat kaçta kılınacak? Sinop bayram namazı saati 2025"><p>Sinop bayram namazı saatleri, bayram namazına kısa bir zaman kala merak ediliyor. 30 Mart Pazar günü yurt genelindeki camilerde bayram namazı heyecanı yaşanacak. Diyanet İşleri Başkanlığı, bayram namazı vakitlerini tek tek duyurdu. Yılda iki kez kılınan bayram namazını kaçırmak istemeyenler erkenden camilerin yolunu tutacak. Peki Sinop’ta bayram namazı saat kaçta? İşte, Sinop bayram namazı saati…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IumQWyiyHk2e7Ap1-VO0PA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı tüm illerin bayram namazı vakitlerini açıkladı. Ayancık, Boyabat, Dikmen, Durağan, Erfelek, Gerze, Saraydüzü, Türkeli gibi ilçelerde yaşayanlar ise bayram namazı saatlerine ulaşmak için araştırmalarına hız verdi. Bayram namazında her yaştan genç, yaşlı, çocuk müslüman aynı safta namaz kılacak. Bayram namazının camilerde, cemaat ile birlikte kılınması uygundur. Peki Sinop’ta bayram namazı saat kaçta? İşte, Sinop bayram namazı saati…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lvd0olsnBEiEg6DxvDuaDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı tüm illerin bayram namazı vakitlerini tek tek duyurdu. Sinop’ta yaşayan vatandaşlar için bayram namazı saat 06.57’de kılınacak. Bayram namazı 1. gün olan 30 Mart Pazar günü kılınacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DJQqKMYWSUGq_sohs4Gk8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazı Hanefî mezhebinde, cuma namazının vücûb şartlarını taşıyan kimselere vâciptir. Şâfiî ve Mâlikîler'e göre müekked sünnet, Hanbelîler'e göre ise farz-ı kifâyedir.Bayram namazının sıhhat şartları, Hanefîler'e göre, hutbe hariç, Cuma namazının sıhhat şartları ile aynıdır. Sadece hutbenin hükmü bakımından aralarında fark vardır. Yani cuma namazında hutbe sıhhat şartı olduğu halde, bayram namazında sünnettir. Yine hutbe cuma namazında namaz-dan önce, bayram namazında ise namazdan sonra okunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eo6_60uDS0OGTUdHKk2gRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizli bayram namazı saati 2025: Denizli’de bayram namazı ne zaman, saat kaçta kılınacak?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/denizli-bayram-namazi-saati-2025-denizlide-bayram-namazi-ne-zaman-saat-kacta-kilinacak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/denizli-bayram-namazi-saati-2025-denizlide-bayram-namazi-ne-zaman-saat-kacta-kilinacak</guid>
<description><![CDATA[ Denizli bayram namazı saati belli oldu. 81 ilin bayram namazı vakitleri, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından duyuruldu. 30 Mart Pazar günü camilerde bayram heyecanı yaşanacak. Yılda iki kez kılınan bayram namazını kaçırmak istemeyenler ise bayram namazı vakitlerini önceden öğrenecek saatlere göre hareket edecek. Peki Denizli’de bayram namazı saat kaçta? İşte, Diyanet Deniz bayram namazı saati…Bayram için geri sayım başlarken gözler Diyanet tarafından açıklanan namaz vakitlerine çevrildi. İslam alemi için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayram günlerinde bayramlaşmalar, namaz sonrası başlayacak. Her yaştan müslüman camilerde namazını kılacak. Denizli’nin Acıpayam, Babadağ, Baklan, Bekilli, Beyağaç, Bozkurt, Buldan, Çal, Çameli, Çardak, Çivril, Güney Honaz, Kale, Merkezefendi, Pamukkale, Sarayköy, Serinhisar gibi ilçelerinde yaşayanlar ise bayram namazı saatlerini merak ediyor. Peki Denizli’de bayram namazı saat kaçta kılınacak? İşte, tüm illerin ve Denizli’nin bayram namazı saati..İl il bayram namazı vakitleri, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlandı. Bayram namazı, bayramın birinci günü olan 30 Mart Pazar günü camilerde eda edilecek. Denizli’de bayram namazı saat 07.22’de kılınacak.Bayram namazı, KKTC&#039;nin başkenti Lefkoşa&#039;da 07.04&#039;te, Almanya&#039;nın başkenti Berlin&#039;de 06.39&#039;da, İngiltere&#039;nin başkenti Londra&#039;da 06.33&#039;te, Mekke&#039;de 06.41&#039;de, Medine&#039;de 06.41&#039;de, Kudüs&#039;te 05.58&#039;de, Gazze&#039;de 06.01&#039;de ve Bosna Hersek&#039;in başkenti Saraybosna&#039;da da 07.04&#039;te eda edilecek.Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir.Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.Bundan sonra imamla birlikte hareket edilerek:1. Rekat- Bayram namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır,- Sırasıyla imam hatip ve cemaat sessizce &quot;Sübhaneke duası&quot;nı okur, sonra fasılalar halinde;- Tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve bu sefer eller göbek hizasında bağlanır.- İmam; gizlice “Euzü besmele” çeker, açıktan &quot;Fatiha suresi&quot; ile birlikte &quot;Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur&#039;an-ı Kerim&quot; okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Rüku ve secde yapılarak 2. Rekata kalkılır.2. Rekat- İmam; gizlice “Besmele” çeker, açıktan &quot;Fatiha suresi&quot; ile birlikte &quot;Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur&#039;an-ı Kerim&quot; okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Ardından tekrar tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Son olarak 4. Tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmaz ve rükuya gidilir.- Rüku ve secdenin ardından oturulur, &quot;Tahiyyat, Salli-Barik duaları&quot; okunur ve önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.Bundan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getirilir.Bu tekbirlerle birlikte imam hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zkrf4oBvpE-AlQwvFi3EAA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Denizli, bayram, namazı, saati, 2025:, Denizli’de, bayram, namazı, zaman, saat, kaçta, kılınacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zkrf4oBvpE-AlQwvFi3EAA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Denizli bayram namazı vakitleri 2025: Denizli'de bayram  namazı saat kaçta kılınacak?"><p>Denizli bayram namazı saati belli oldu. 81 ilin bayram namazı vakitleri, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından duyuruldu. 30 Mart Pazar günü camilerde bayram heyecanı yaşanacak. Yılda iki kez kılınan bayram namazını kaçırmak istemeyenler ise bayram namazı vakitlerini önceden öğrenecek saatlere göre hareket edecek. Peki Denizli’de bayram namazı saat kaçta? İşte, Diyanet Deniz bayram namazı saati…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2tYzBzEi4UmtlBk_GTbugw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram için geri sayım başlarken gözler Diyanet tarafından açıklanan namaz vakitlerine çevrildi. İslam alemi için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayram günlerinde bayramlaşmalar, namaz sonrası başlayacak. Her yaştan müslüman camilerde namazını kılacak. Denizli’nin Acıpayam, Babadağ, Baklan, Bekilli, Beyağaç, Bozkurt, Buldan, Çal, Çameli, Çardak, Çivril, Güney Honaz, Kale, Merkezefendi, Pamukkale, Sarayköy, Serinhisar gibi ilçelerinde yaşayanlar ise bayram namazı saatlerini merak ediyor. Peki Denizli’de bayram namazı saat kaçta kılınacak? İşte, tüm illerin ve Denizli’nin bayram namazı saati..</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hKpOuhKnQkSZQNRPjm4siQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İl il bayram namazı vakitleri, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlandı. Bayram namazı, bayramın birinci günü olan 30 Mart Pazar günü camilerde eda edilecek. Denizli’de bayram namazı saat 07.22’de kılınacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d51q4m1puUu04qyepka4BQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram namazı, KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da 07.04'te, Almanya'nın başkenti Berlin'de 06.39'da, İngiltere'nin başkenti Londra'da 06.33'te, Mekke'de 06.41'de, Medine'de 06.41'de, Kudüs'te 05.58'de, Gazze'de 06.01'de ve Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da da 07.04'te eda edilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K1OkoRl4rEWC1vScxFqVVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Niyet edilirken hangi bayram namazı kılınacaksa o zikredilir.Örnek olarak “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” veya aynı şekilde “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazı kılmaya, uydum hazır olan imama” şeklinde niyet edilir.Bundan sonra imamla birlikte hareket edilerek:1. Rekat- Bayram namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır,- Sırasıyla imam hatip ve cemaat sessizce "Sübhaneke duası"nı okur, sonra fasılalar halinde;- Tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve bu sefer eller göbek hizasında bağlanır.- İmam; gizlice “Euzü besmele” çeker, açıktan "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Rüku ve secde yapılarak 2. Rekata kalkılır.2. Rekat- İmam; gizlice “Besmele” çeker, açıktan "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Cemaat ise sessizce imamı dinler.- Ardından tekrar tıpkı iftitah tekbiri gibi yeniden eller kulak hizasına kaldırılarak 1. Tekbir alınır ve eller yanlara salınır,- Sonra 2. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Ardından 3. Tekbir alınır ve eller yine yanlara salınır,- Son olarak 4. Tekbir alınır ancak bu sefer eller kulak hizasına kaldırılmaz ve rükuya gidilir.- Rüku ve secdenin ardından oturulur, "Tahiyyat, Salli-Barik duaları" okunur ve önce sağ tarafa sonra sol tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.Bundan sonra müezzinin refakatinde hep birlikte 3 defa tekbir (teşrik) getirilir.Bu tekbirlerle birlikte imam hatip bayram hutbesi okumak üzere minbere çıkar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erzincan bayram namazı saat kaçta? Erzincan bayram namazı saati (Diyanet bayram namazı vakitleri)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/erzincan-bayram-namazi-saat-kacta-erzincan-bayram-namazi-saati-diyanet-bayram-namazi-vakitleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/erzincan-bayram-namazi-saat-kacta-erzincan-bayram-namazi-saati-diyanet-bayram-namazi-vakitleri</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan bayram namazı saatleri, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan bayram namazı vakitleriyle birlikte belli oldu. Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü başlayacak. Bayram namazıyla birlikte bayram heyecanı başlayacak. Her yaştan genç, çocuk, yaşlı bayram namazında aynı safta yer alacak. Bayram namazı camilerde cemaat ile birlikte kılınacak. Peki Erzincan bayram namazı saat kaçta? İşte, Erzincan Bayram namazı saati…Erzincan’da Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye, Otlukbeli, Refahiye, Tercan ve Üzümlü gibi ilçelerde bayram namazını kılmaya hazırlananlar Diyanet tarafından açıklanan namaz vakitlerini takip ediyor. Yılda iki kez kılınan bayram namazını kaçırmak istemeyen müslümanlar bayram namazı saatlerini araştırıyor. Müslümanlar için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayram namazı yarın başlayacak. Peki Erzincan’da bayram namazı saat kaçta? İşte, illere göre bayram namazı saatleri…Erzincan’da bayram namazı saati, Diyanet tarafından duyuruldu. Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye, Otlukbeli, Refahiye, Tercan ve Üzümlü gibi ilçelerde ve il merkezinde bayram namazı saat 06.40’da okunacak.Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Şafiî mezhebine göre de bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması esastır. Bununla birlikte değişik sebeplerle cemaate katılamayanların münferit olarak kılması da caizdir.Buna göre; cemaate katılmayan kişiler, kadınlar, çocuklar ve yolcular evlerinde münferiden bayram namazını kılabilirler. Bayram namazlarını sünnet olarak gören Şafiilere göre yalnız başına kılacak kimsenin hutbe okuması şart değildir.&quot;Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wdEF_eCibEC7rjZiel1tnQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erzincan, bayram, namazı, saat, kaçta, Erzincan, bayram, namazı, saati, Diyanet, bayram, namazı, vakitleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wdEF_eCibEC7rjZiel1tnQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Erzincan'da bayram namazı saat kaçta kılınacak? Diyanet Erzincan bayram namazı saati"><p>Erzincan bayram namazı saatleri, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan bayram namazı vakitleriyle birlikte belli oldu. Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü başlayacak. Bayram namazıyla birlikte bayram heyecanı başlayacak. Her yaştan genç, çocuk, yaşlı bayram namazında aynı safta yer alacak. Bayram namazı camilerde cemaat ile birlikte kılınacak. Peki Erzincan bayram namazı saat kaçta? İşte, Erzincan Bayram namazı saati…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RURkkTC8aEeCK7TwdhZMNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan’da Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye, Otlukbeli, Refahiye, Tercan ve Üzümlü gibi ilçelerde bayram namazını kılmaya hazırlananlar Diyanet tarafından açıklanan namaz vakitlerini takip ediyor. Yılda iki kez kılınan bayram namazını kaçırmak istemeyen müslümanlar bayram namazı saatlerini araştırıyor. Müslümanlar için birlik ve beraberliğin sembolü olan bayram namazı yarın başlayacak. Peki Erzincan’da bayram namazı saat kaçta? İşte, illere göre bayram namazı saatleri…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gJulqv0WcEi3RUsXq6g5eg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan’da bayram namazı saati, Diyanet tarafından duyuruldu. Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye, Otlukbeli, Refahiye, Tercan ve Üzümlü gibi ilçelerde ve il merkezinde bayram namazı saat 06.40’da okunacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SzR8pSI9GkKdfdI-F9qztA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Şafiî mezhebine göre de bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması esastır. Bununla birlikte değişik sebeplerle cemaate katılamayanların münferit olarak kılması da caizdir.Buna göre; cemaate katılmayan kişiler, kadınlar, çocuklar ve yolcular evlerinde münferiden bayram namazını kılabilirler. Bayram namazlarını sünnet olarak gören Şafiilere göre yalnız başına kılacak kimsenin hutbe okuması şart değildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/92UjiActQE-hHRk43kJB8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hatay bayram namazı saat kaçta? 2025 Hatay  ili ve ilçeleri bayram namazı saati</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/hatay-bayram-namazi-saat-kacta-2025-hatay-ili-ve-ilceleri-bayram-namazi-saati</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/hatay-bayram-namazi-saat-kacta-2025-hatay-ili-ve-ilceleri-bayram-namazi-saati</guid>
<description><![CDATA[ Akdeniz’in kalabalık illerinden birisi olan Hatay’da  bayram namazı saatleri merak konusu oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için bayram namazı vakitlerini tek tek duyurdu. Bayram namazı yılda iki kez kılınırken müslümanlar,bayram namazına katılmaya ayrıca önem gösteriyor. Bayram namazı camilerde, cemaat ile birlikte kılınıyor. Peki Hatay bayram namazı saat kaçta? İşte, Hatay bayram namazı saati 2025….Hatay’da Antakya, Altınözü, Arsuz, Belen, Defne, Dörtyol, Erzin, Hassa, İskenderun, Kırıkhan, Kumlu, Payas Reyhanlı, Samandağ ve Yayladağı ilçelerde yaşayan vatandaşlar bayram namazı saatlerine göre hareket edecek. Her yaştan müslüman bayram namazı sonrası camilerde ilk bayramlaşmalarını yaşayacak. Bayram namazı yılda iki kez kılınırken namaz saatini kaçırmak istemeyenler Diyanet tarafından açıklanan namaz vakitlerini takip ediyor. Peki Hatay’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Hatay bayram namazı vaktiHatay’da bayram namazının kılınacağı saat belli oldu. 30 Mart Pazar günü bayramın ilk gününde Hatay’da yaşayanlar için bayram namazı saat 06.54’de başlayacak.&quot;Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, mustErzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.&quot;Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Şafiî mezhebine göre de bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması esastır. Bununla birlikte değişik sebeplerle cemaate katılamayanların münferit olarak kılması da caizdir.Buna göre; cemaate katılmayan kişiler, kadınlar, çocuklar ve yolcular evlerinde münferiden bayram namazını kılabilirler. Bayram namazlarını sünnet olarak gören Şafiilere göre yalnız başına kılacak kimsenin hutbe okuması şart değildir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wtzWfLCoLUKke4TeaRRlvQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hatay, bayram, namazı, saat, kaçta, 2025, Hatay, ili, ilçeleri, bayram, namazı, saati</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wtzWfLCoLUKke4TeaRRlvQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hatay bayram namazı saati 2025 (Diyanet) Hatay'da bayram namazı bugün saat kaçta?"><p>Akdeniz’in kalabalık illerinden birisi olan Hatay’da  bayram namazı saatleri merak konusu oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için bayram namazı vakitlerini tek tek duyurdu. Bayram namazı yılda iki kez kılınırken müslümanlar,bayram namazına katılmaya ayrıca önem gösteriyor. Bayram namazı camilerde, cemaat ile birlikte kılınıyor. Peki Hatay bayram namazı saat kaçta? İşte, Hatay bayram namazı saati 2025….</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ruwEmRn9kyvF4ymXgS9Xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hatay’da Antakya, Altınözü, Arsuz, Belen, Defne, Dörtyol, Erzin, Hassa, İskenderun, Kırıkhan, Kumlu, Payas Reyhanlı, Samandağ ve Yayladağı ilçelerde yaşayan vatandaşlar bayram namazı saatlerine göre hareket edecek. Her yaştan müslüman bayram namazı sonrası camilerde ilk bayramlaşmalarını yaşayacak. Bayram namazı yılda iki kez kılınırken namaz saatini kaçırmak istemeyenler Diyanet tarafından açıklanan namaz vakitlerini takip ediyor. Peki Hatay’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Hatay bayram namazı vakti</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ru1LVB40K0y5Kpolwh-4mA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hatay’da bayram namazının kılınacağı saat belli oldu. 30 Mart Pazar günü bayramın ilk gününde Hatay’da yaşayanlar için bayram namazı saat 06.54’de başlayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zgYjdtz06EqzYxmMO3_MIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, mustErzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rqpApC8tcEiEyhsRvtVLzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Şafiî mezhebine göre de bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması esastır. Bununla birlikte değişik sebeplerle cemaate katılamayanların münferit olarak kılması da caizdir.Buna göre; cemaate katılmayan kişiler, kadınlar, çocuklar ve yolcular evlerinde münferiden bayram namazını kılabilirler. Bayram namazlarını sünnet olarak gören Şafiilere göre yalnız başına kılacak kimsenin hutbe okuması şart değildir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mersin bayram namazı saat kaçta? 2025 Mersin ili ve ilçeleri bayram namazı saati</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/mersin-bayram-namazi-saat-kacta-2025-mersin-ili-ve-ilceleri-bayram-namazi-saati</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/mersin-bayram-namazi-saat-kacta-2025-mersin-ili-ve-ilceleri-bayram-namazi-saati</guid>
<description><![CDATA[ Akdeniz’in  en kalabalık illerinden birisi olan Mersin’de bayram namazı saatleri merak konusu oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için bayram namazı vakitlerini tek tek duyurdu. Bayram namazı yılda iki kez kılınırken müslümanlar,bayram namazına katılmaya ayrıca önem gösteriyor. Bayram namazı camilerde, cemaat ile birlikte kılınıyor. Peki Mersin’de bayram namazı saat kaçta? İşte, Mersin bayram namazı saati 2025….Mersin’de Akdeniz, Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mezitli, Mut, Silifke, Tarsus, Toroslar, Yenişehir gibi ilçelerde yaşayan vatandaşlar bayram namazı saatlerine göre hareket edecek. Her yaştan müslüman bayram namazı sonrası camilerde ilk bayramlaşmalarını yaşayacak. Bayram namazı yılda iki kez kılınırken namaz saatini kaçırmak istemeyenler Diyanet tarafından açıklanan namaz vakitlerini takip ediyor. Peki Mersin’de bayram namazı saat kaçta? İşte, il il bayram namazı saatleri…Mersin’de bayram namazının kılınacağı saat belli oldu. 30 Mart Pazar günü bayramın ilk gününde Mersin’de  yaşayanlar için bayram namazı saat 07.00’de başlayacak.Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, mustErzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.&quot;Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Şafiî mezhebine göre de bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması esastır. Bununla birlikte değişik sebeplerle cemaate katılamayanların münferit olarak kılması da caizdir.Buna göre; cemaate katılmayan kişiler, kadınlar, çocuklar ve yolcular evlerinde münferiden bayram namazını kılabilirler. Bayram namazlarını sünnet olarak gören Şafiilere göre yalnız başına kılacak kimsenin hutbe okuması şart değildir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cQp4UHLabUyKaoSbA6_cqQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mersin, bayram, namazı, saat, kaçta, 2025, Mersin, ili, ilçeleri, bayram, namazı, saati</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cQp4UHLabUyKaoSbA6_cqQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyanet Mersin bayram namazı saati 2025 belli oldu: Mersin'de bayram namazı saat kaçta?"><p>Akdeniz’in  en kalabalık illerinden birisi olan Mersin’de bayram namazı saatleri merak konusu oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için bayram namazı vakitlerini tek tek duyurdu. Bayram namazı yılda iki kez kılınırken müslümanlar,bayram namazına katılmaya ayrıca önem gösteriyor. Bayram namazı camilerde, cemaat ile birlikte kılınıyor. Peki Mersin’de bayram namazı saat kaçta? İşte, Mersin bayram namazı saati 2025….</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ztuxRBiH40q23g43nRUj9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mersin’de Akdeniz, Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mezitli, Mut, Silifke, Tarsus, Toroslar, Yenişehir gibi ilçelerde yaşayan vatandaşlar bayram namazı saatlerine göre hareket edecek. Her yaştan müslüman bayram namazı sonrası camilerde ilk bayramlaşmalarını yaşayacak. Bayram namazı yılda iki kez kılınırken namaz saatini kaçırmak istemeyenler Diyanet tarafından açıklanan namaz vakitlerini takip ediyor. Peki Mersin’de bayram namazı saat kaçta? İşte, il il bayram namazı saatleri…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HkF_xhKGU0OfUOAPmrj0GA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mersin’de bayram namazının kılınacağı saat belli oldu. 30 Mart Pazar günü bayramın ilk gününde Mersin’de  yaşayanlar için bayram namazı saat 07.00’de başlayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SgbyIy5adke1xbGLcX5_rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, mustErzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nsllj1lTEEacFjUQiSyoBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Şafiî mezhebine göre de bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması esastır. Bununla birlikte değişik sebeplerle cemaate katılamayanların münferit olarak kılması da caizdir.Buna göre; cemaate katılmayan kişiler, kadınlar, çocuklar ve yolcular evlerinde münferiden bayram namazını kılabilirler. Bayram namazlarını sünnet olarak gören Şafiilere göre yalnız başına kılacak kimsenin hutbe okuması şart değildir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şanlıurfa bayram namazı saati 2025: Şanlıurfa’da bayram namazı saat kaçta kılınacak?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sanliurfa-bayram-namazi-saati-2025-sanliurfada-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sanliurfa-bayram-namazi-saati-2025-sanliurfada-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak</guid>
<description><![CDATA[ Güneydoğu Anadolu’nun en kalabalık illerinden birisi olan Şanlıurfa’da bayram namazı saatleri merak konusu oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için bayram namazı vakitlerini tek tek duyurdu. Bayram namazı yılda iki kez kılınırken müslümanlar,bayram namazına katılmaya ayrıca önem gösteriyor. Bayram namazı camilerde, cemaat ile birlikte kılınıyor. Peki Şanlıurfa’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Şanlıurfa bayram namazı saati 2025….Şanlıurfa’da Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Siverek, Viranşehir, Akçakale, Suruç, Harran, Birecik, Ceylanpınar, Bozova, Halfeti, Hilvan gibi ilçelerde yaşayan vatandaşlar bayram namazı saatine odaklandı. Her yaştan müslüman bayram namazı sonrası camilerde ilk bayramlaşmalarını yaşayacak. Bayram namazı yılda iki kez kılınırken namaz saatini kaçırmak istemeyenler Diyanet tarafından açıklanan namaz vakitlerini takip ediyor. Peki Şanlıurfa’da bayram namazı saat kaçta? İşte, il il bayram namazı saatleri…Şanlıurfa’da  bayram namazının kılınacağı saat belli oldu. 30 Mart Pazar günü bayramın ilk gününde Şanlıurfa’da  yaşayanlar için bayram namazı saat 06.43’de başlayacak.&quot;Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Şafiî mezhebine göre de bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması esastır. Bununla birlikte değişik sebeplerle cemaate katılamayanların münferit olarak kılması da caizdir.Buna göre; cemaate katılmayan kişiler, kadınlar, çocuklar ve yolcular evlerinde münferiden bayram namazını kılabilirler. Bayram namazlarını sünnet olarak gören Şafiilere göre yalnız başına kılacak kimsenin hutbe okuması şart değildir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gpKM_kh1UkGlc8awjCyV0A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Şanlıurfa, bayram, namazı, saati, 2025:, Şanlıurfa’da, bayram, namazı, saat, kaçta, kılınacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gpKM_kh1UkGlc8awjCyV0A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyanet Şanlıurfa bayram namazı saati: Hangi ilde bayram namazı saat kaçta?"><p>Güneydoğu Anadolu’nun en kalabalık illerinden birisi olan Şanlıurfa’da bayram namazı saatleri merak konusu oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için bayram namazı vakitlerini tek tek duyurdu. Bayram namazı yılda iki kez kılınırken müslümanlar,bayram namazına katılmaya ayrıca önem gösteriyor. Bayram namazı camilerde, cemaat ile birlikte kılınıyor. Peki Şanlıurfa’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Şanlıurfa bayram namazı saati 2025….</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FPz61GODy0GlOnbGVeetgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şanlıurfa’da Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Siverek, Viranşehir, Akçakale, Suruç, Harran, Birecik, Ceylanpınar, Bozova, Halfeti, Hilvan gibi ilçelerde yaşayan vatandaşlar bayram namazı saatine odaklandı. Her yaştan müslüman bayram namazı sonrası camilerde ilk bayramlaşmalarını yaşayacak. Bayram namazı yılda iki kez kılınırken namaz saatini kaçırmak istemeyenler Diyanet tarafından açıklanan namaz vakitlerini takip ediyor. Peki Şanlıurfa’da bayram namazı saat kaçta? İşte, il il bayram namazı saatleri…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PX2kwnhfwUivw_hykrHUfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şanlıurfa’da  bayram namazının kılınacağı saat belli oldu. 30 Mart Pazar günü bayramın ilk gününde Şanlıurfa’da  yaşayanlar için bayram namazı saat 06.43’de başlayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xLGUHVoX3EugAlByKOWF0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sOHMyGrFkUm4QI7v73euWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Şafiî mezhebine göre de bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması esastır. Bununla birlikte değişik sebeplerle cemaate katılamayanların münferit olarak kılması da caizdir.Buna göre; cemaate katılmayan kişiler, kadınlar, çocuklar ve yolcular evlerinde münferiden bayram namazını kılabilirler. Bayram namazlarını sünnet olarak gören Şafiilere göre yalnız başına kılacak kimsenin hutbe okuması şart değildir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ordu bayram namazı saati 2025 açıklandı: Ordu’da bayram namazı saat kaçta kılınacak? (Diyanet namaz vakitleri)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ordu-bayram-namazi-saati-2025-aciklandi-orduda-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak-diyanet-namaz-vakitleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ordu-bayram-namazi-saati-2025-aciklandi-orduda-bayram-namazi-saat-kacta-kilinacak-diyanet-namaz-vakitleri</guid>
<description><![CDATA[ Karadeniz&#039;in en kalabalık illerinden birisi olan Ordu’da bayram namazı saati belli oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için namaz vakitlerini duyurdu. Bayram namazı yılda iki kez kılınırken müslümanlar,bayram namazına katılmaya ayrıca önem gösteriyor. Bayram namazı camilerde, cemaat ile birlikte kılınıyor. Peki Ordu’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Ordu bayram namazı saati 2025….Ordu’nun Akkuş, Altınordu, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa, Gölköy, Gülyalı, Gürgentepe, İkizce, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe, Ulubey, Ünye gibi ilçelerinde yaşayan vatandaşlar bayram namazı saatlerine göre hareket edecek. Her yaştan müslüman bayram namazı sonrası camilerde ilk bayramlaşmalarını yaşayacak. Peki Ordu bayram namazı saat kaçta? İşte, Ordu bayram namazı vakitleri…Ordu’da bayram namazının kılınacağı saat belli oldu. 30 Mart Pazar günü bayramın ilk gününde Ordu’da yaşayanlar için bayram namazı saat 06.46’da başlayacak.Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Şafiî mezhebine göre de bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması esastır. Bununla birlikte değişik sebeplerle cemaate katılamayanların münferit olarak kılması da caizdir.Buna göre; cemaate katılmayan kişiler, kadınlar, çocuklar ve yolcular evlerinde münferiden bayram namazını kılabilirler. Bayram namazlarını sünnet olarak gören Şafiilere göre yalnız başına kılacak kimsenin hutbe okuması şart değildir.&quot;Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vs4_8OoowE-ToryM4KCC8g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ordu, bayram, namazı, saati, 2025, açıklandı:, Ordu’da, bayram, namazı, saat, kaçta, kılınacak, Diyanet, namaz, vakitleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vs4_8OoowE-ToryM4KCC8g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ordu bayram namazı saati 2025 belli oldu: Ordu'da bayram namazı saat kaçta kılınacak?"><p>Karadeniz'in en kalabalık illerinden birisi olan Ordu’da bayram namazı saati belli oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı 81 il için namaz vakitlerini duyurdu. Bayram namazı yılda iki kez kılınırken müslümanlar,bayram namazına katılmaya ayrıca önem gösteriyor. Bayram namazı camilerde, cemaat ile birlikte kılınıyor. Peki Ordu’da bayram namazı saat kaçta? İşte, Ordu bayram namazı saati 2025….</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iGc9wIRmXECABcBLQt09Kw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ordu’nun Akkuş, Altınordu, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa, Gölköy, Gülyalı, Gürgentepe, İkizce, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe, Ulubey, Ünye gibi ilçelerinde yaşayan vatandaşlar bayram namazı saatlerine göre hareket edecek. Her yaştan müslüman bayram namazı sonrası camilerde ilk bayramlaşmalarını yaşayacak. Peki Ordu bayram namazı saat kaçta? İşte, Ordu bayram namazı vakitleri…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SLMqO0tlK0uDisxV1EpvNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ordu’da bayram namazının kılınacağı saat belli oldu. 30 Mart Pazar günü bayramın ilk gününde Ordu’da yaşayanlar için bayram namazı saat 06.46’da başlayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZSmGTGbi9Eau5Q5pLGlrUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hanefî mezhebine göre bayram namazının sahih olması için hutbe dışında Cuma namazında aranan şartların yerine gelmesi gerektiğinden, bayram namazının cemaatle kılınması şarttır.Herhangi bir sebepten dolayı bayram namazını cemaatle kılamayan kimsenin bunu kaza etmesi gerekmediği gibi bu kişinin tek başına bayram namazını kılması da gerekmez.Bayram namazını camide cemaatle kılamayanların, evlerinde iki veya dört rekât olarak duhâ/işrak (kuşluk) namazı niyetiyle nafile namaz kılmaları müstehabtır.Şafiî mezhebine göre de bayram namazının bir yerde ve topluca kılınması esastır. Bununla birlikte değişik sebeplerle cemaate katılamayanların münferit olarak kılması da caizdir.Buna göre; cemaate katılmayan kişiler, kadınlar, çocuklar ve yolcular evlerinde münferiden bayram namazını kılabilirler. Bayram namazlarını sünnet olarak gören Şafiilere göre yalnız başına kılacak kimsenin hutbe okuması şart değildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ppooGOa1QEGNcGi1pZ5o3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26, Aksaray: 07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16, Ardahan: 06.27, Artvin: 06.31, Aydın: 07.27, Balıkesir: 07.27, Bartın: 07.09, Batman: 06.34, Bayburt: 06.37, Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13, Edirne: 07.32, Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33, Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22, İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57, Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şevval orucu ne zaman, kaç gün tutulur? 2025 Şevval ayı hangi tarihte başlıyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sevval-orucu-ne-zaman-kac-gun-tutulur-2025-sevval-ayi-hangi-tarihte-basliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sevval-orucu-ne-zaman-kac-gun-tutulur-2025-sevval-ayi-hangi-tarihte-basliyor</guid>
<description><![CDATA[ Şevval ayı, Ramazan&#039;dan sonra gelen 10. aydır. Peşinden Zişkade ayı gelir. Şevval ayında Müslümanlar 6 günlük &#039;&#039;Şevval orucu&#039;&#039; tutarlar. Şevval&#039;de oruç tutmak önerilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.) Şevval ayında oruç tutmuş ve tutulmasını da tavsiye etmitir. Peki, Şevval orucu hangi günler tutulur?Oruç ayı ardından gelen Ramazan Bayramı&#039;nın birnci günü idrak edilmeye başlanan Şevval&#039;in ilk günü oruç tutumak haram sayılmıştır. Peşinden gelen günlerde oruç tutulması önerilir. Bu ayda tutulan oruç, Ramazan orucunun yerine geçmez. İşte, Şevval ayı orucu fazileti hakkında detaylar...  ŞEVVAL AYI NE ZAMAN 2025?  2025 yılı Şevval ayı 30 Mart Pazar günü başlıyor. Ramazan Bayramı&#039;nın ilk gününe denk gelir. Bu günde oruç tutmak haramdır.  ŞEVVAL NE DEMEK?   Kelime anlamı olarak Şevval, “yukarı kalkmak, yükselmek; kaldırmak” anlamlarındadır ve şevl kökünden gelir.  ŞEVVAL ORUCU NE ZAMAN, KAÇ GÜN TUTULUR?  Şevval ayı orucu, Ramazan Bayramı ardından ara ara ya da tek seferde tutulması tasiye edilir. Bu ayda 6 gün oruç tutulur. Şevval ayında tutulacak oruçlar kaza orucu değildir, kaza olarak niyet edilirse Ramazan&#039;ın kazası yerine geçer. Şevval ayında nafile yerine niyet etmek gereklidir.   ŞEVVAL ORUCU FAZİLETİ  Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” (Müslim, Sıyâm, 204 [1164]) buyurmuştur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L9QHflQbMU2U-6lqRrqsBQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Şevval, orucu, zaman, kaç, gün, tutulur, 2025, Şevval, ayı, hangi, tarihte, başlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L9QHflQbMU2U-6lqRrqsBQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Şevval orucu ne zaman, kaç gün tutulur? Şevval orucu fazileti"><p>Şevval ayı, Ramazan'dan sonra gelen 10. aydır. Peşinden Zişkade ayı gelir. Şevval ayında Müslümanlar 6 günlük ''Şevval orucu'' tutarlar. Şevval'de oruç tutmak önerilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.) Şevval ayında oruç tutmuş ve tutulmasını da tavsiye etmitir. Peki, Şevval orucu hangi günler tutulur?</p>Oruç ayı ardından gelen Ramazan Bayramı'nın birnci günü idrak edilmeye başlanan Şevval'in ilk günü oruç tutumak haram sayılmıştır. Peşinden gelen günlerde oruç tutulması önerilir. Bu ayda tutulan oruç, Ramazan orucunun yerine geçmez. İşte, Şevval ayı orucu fazileti hakkında detaylar...  <strong>ŞEVVAL AYI NE ZAMAN 2025?</strong>  2025 yılı Şevval ayı 30 Mart Pazar günü başlıyor. Ramazan Bayramı'nın ilk gününe denk gelir. Bu günde oruç tutmak haramdır.  <strong>ŞEVVAL NE DEMEK?</strong>   Kelime anlamı olarak Şevval, “yukarı kalkmak, yükselmek; kaldırmak” anlamlarındadır ve şevl kökünden gelir.  <strong>ŞEVVAL ORUCU NE ZAMAN, KAÇ GÜN TUTULUR?</strong>  Şevval ayı orucu, Ramazan Bayramı ardından ara ara ya da tek seferde tutulması tasiye edilir. Bu ayda 6 gün oruç tutulur. Şevval ayında tutulacak oruçlar kaza orucu değildir, kaza olarak niyet edilirse Ramazan'ın kazası yerine geçer. Şevval ayında nafile yerine niyet etmek gereklidir.   <strong>ŞEVVAL ORUCU FAZİLETİ</strong>  Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” (Müslim, Sıyâm, 204 [1164]) buyurmuştur.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bayramda AVM çalışma saatleri: 9 günlük Ramazan Bayramı tatilinde alışveriş merkezleri saat kaçta açılacak kaçta kapanacak?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bayramda-avm-calisma-saatleri-9-gunluk-ramazan-bayrami-tatilinde-alisveris-merkezleri-saat-kacta-acilacak-kacta-kapanacak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bayramda-avm-calisma-saatleri-9-gunluk-ramazan-bayrami-tatilinde-alisveris-merkezleri-saat-kacta-acilacak-kacta-kapanacak</guid>
<description><![CDATA[ Ramazan Bayramı&#039;nda alışveriş merkezleri çalışma saatleri, alışveriş yapacakların gündeminde bulunuyor. Üç günlük Ramazan Bayramı&#039;nda 9 gün tatil söz konusu olacak. Bayram tatili süresince AVM&#039;ler kapalı mı, açık mı merak konusu. Bayramda AVM&#039;ler kaçta açılacak, kapanacak?Bayram tatilinda AVM&#039;lerın açılış ve kapanış saatleri, AVM&#039;lerde zaman geçirecekler tarafından araştırılıyor. 30 Mart Pazar Ramazan Bayramı&#039;nın birinci günü idrak edilecek ve AVM&#039;lerin çalışma saatleri de buna göre şekillenecek. İşte, Bayramda AVM&#039;lerin çalışma saatleri...Alışveriş merkezleri bayramda ve sonrasında da hizmet vermeye devam edecek. Ancak çalışma saatlerinde değşiklikler olacak. Normal şartlarda 10:00&#039;da açılan alışveriş merkezleri bayram dolayısıyla daha geç açılış yapacak.29 Mart arefe günü 10:00&#039;da açılıp 22:00&#039;de kapanması beklenirken,30 Mart Ramazan Bayramı 1. günü saat 13:00&#039;te açılacak ve 22:00&#039;de kapanacak.31 Mart ve 1 Nisan bayram günlerinde de AVM&#039;lerin 10:00 - 22:00 saatleri arasında hizmet verecekleri tahmin ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4s64lQOPYU-LUCrqvDUqyQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bayramda, AVM, çalışma, saatleri:, günlük, Ramazan, Bayramı, tatilinde, alışveriş, merkezleri, saat, kaçta, açılacak, kaçta, kapanacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4s64lQOPYU-LUCrqvDUqyQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ramazan Bayramı'nda AVM çalışma saatleri: AVM'ler açık mı?"><p>Ramazan Bayramı'nda alışveriş merkezleri çalışma saatleri, alışveriş yapacakların gündeminde bulunuyor. Üç günlük Ramazan Bayramı'nda 9 gün tatil söz konusu olacak. Bayram tatili süresince AVM'ler kapalı mı, açık mı merak konusu. Bayramda AVM'ler kaçta açılacak, kapanacak?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-4KSpXHGqkyrqdZLBdiLkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayram tatilinda AVM'lerın açılış ve kapanış saatleri, AVM'lerde zaman geçirecekler tarafından araştırılıyor. 30 Mart Pazar Ramazan Bayramı'nın birinci günü idrak edilecek ve AVM'lerin çalışma saatleri de buna göre şekillenecek. İşte, Bayramda AVM'lerin çalışma saatleri...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mz7SDXyDIkuN1FwMsjnaZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alışveriş merkezleri bayramda ve sonrasında da hizmet vermeye devam edecek. Ancak çalışma saatlerinde değşiklikler olacak. Normal şartlarda 10:00'da açılan alışveriş merkezleri bayram dolayısıyla daha geç açılış yapacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q67gYIJ0WUeUbTanZrCMFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>29 Mart arefe günü 10:00'da açılıp 22:00'de kapanması beklenirken,30 Mart Ramazan Bayramı 1. günü saat 13:00'te açılacak ve 22:00'de kapanacak.31 Mart ve 1 Nisan bayram günlerinde de AVM'lerin 10:00 - 22:00 saatleri arasında hizmet verecekleri tahmin ediliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bayramda eczaneler, hastaneler, noterler, kargo firmaları, bankalar ve borsa açık mı, kapalı mı? Bayramda kapalı olan yerler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bayramda-eczaneler-hastaneler-noterler-kargo-firmalari-bankalar-ve-borsa-acik-mi-kapali-mi-bayramda-kapali-olan-yerler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bayramda-eczaneler-hastaneler-noterler-kargo-firmalari-bankalar-ve-borsa-acik-mi-kapali-mi-bayramda-kapali-olan-yerler</guid>
<description><![CDATA[ Bayramın birinci günü 30 Mart Pazar gününe denk gelirken açık ve kapalı işletmeler merak konusu oldu. Ramazan Bayramı tatili boyunca kamu kurumların tamamı kapalı olacak. Ramazan Bayramı tatili Pazar günü başladı. Normal şartlarda resmi tatil günlerinde bankalar, borsa, sağlık ocakları (aile hekimleri) ve diğer tüm kamu kurumları kapalı oluyor. Benzer şekilde okullar ve üniversiteler faaliyetlerine ara veriyor. 2,3 ve 4 Nisan 2025 tarihlerinde memurlar idari izinli olacak. Peki Bugün eczaneler, hastaneler, noterler, kargo firmaları, bankalar ve borsa açık mı, kapalı mı, çalışıyor mu? İşte, merak edilen sorunun yanıtı…Dini ve milli bayram günlerinde kamu kurumların tamamı kapalı olduğu için hizmet veremiyor. Normal şartlarda üç günlük bayram tatili idari izinle birlikte dokuz gün olarak yapılacak. Özellikle kamu kurumlarında işi olan vatandaşlar ise önümüzdeki hafta normal bayram tatilinin dışında banka, noter, kargo firmaları, eczane, hastaneler ve aile sağlığı merkezlerinin çalışma günlerine ve saatlerine odaklandı. Peki 9 günlük bayram tatilinde nereler kapalı? İşte, idari izinli olacak yerler…Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;ın açıklamasında bayram tatilinin sonrasındaki 2-3-4 Nisan (çarşamba, perşembe, cuma) günleri de idari izin kapsamında olacağını ifade etti.  Ramazan Bayramı tatili idari izinlilere 9 gün sürecek.Bankalar, bayram süresince hizmet veremeyecek. Bayramın 1. günü 30 Mart Pazar gününe denk geldiğinden bankalarda son olarak işlemler 28 Mart cuma günü mesai bitimine kadar yapılabilecek. 3.5 günlük bayram tatili ardından bankalar 2 Nisan Çarşamba günü tekrar hizmet vermeye başlayacak.Kamu kurumlarından olan Aile Sağlığı Merkezleri veya diğer bir ifadeyle sağlık ocakları da 9 günlük bayram tatilinde kapalı olacak yerler arasında. 2,3,4 Nisan 2025 tarihinde idari izin sebebiyle sağlık ocakları kapalı olacak. Hastanelerin acil servisleri açık olurken eczaneler ise nöbet sistemine uygun çalışacak. Nöbetçi eczaneler, e-Devlet üzerinden sorgulanabiliyor.Noterler, kamu kurumu niteliğinde olup tüzel kişiliğe sahip meslek kuruluşlarıdır. Ramazan bayramı tatili 30 Mart Pazar günü ve 1 Nisan tarihinde olacak. Noterler resmi tatil günlerinde kapalı olurken, nöbetçi noterler hizmet vermeye devam edecek.Kargo firmaları da benzer şekilde bayramda hizmet vermeyecek işletmeler arasında yer alıyor. Bayram tatili süresi boyunca şubeler kapalı olurken kargo dağıtımı yapılmayacak. PTT, MNG Kargo, Yurtiçi Kargo, Sürat Kargo, PTT Kargo, Aras Kargo ve diğer firmalar 2 Nisan Çarşamba günü tekrar hizmet vermeye başlayacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wvfyTJ9etUmRBhHf29eyQg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bayramda, eczaneler, hastaneler, noterler, kargo, firmaları, bankalar, borsa, açık, mı, kapalı, mı, Bayramda, kapalı, olan, yerler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wvfyTJ9etUmRBhHf29eyQg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bugün eczaneler, hastaneler, noterler, kargo firmaları, bankalar, açık mı, kapalı mı? Bayramda kapalı olan yerler"><p>Bayramın birinci günü 30 Mart Pazar gününe denk gelirken açık ve kapalı işletmeler merak konusu oldu. Ramazan Bayramı tatili boyunca kamu kurumların tamamı kapalı olacak. Ramazan Bayramı tatili Pazar günü başladı. Normal şartlarda resmi tatil günlerinde bankalar, borsa, sağlık ocakları (aile hekimleri) ve diğer tüm kamu kurumları kapalı oluyor. Benzer şekilde okullar ve üniversiteler faaliyetlerine ara veriyor. 2,3 ve 4 Nisan 2025 tarihlerinde memurlar idari izinli olacak. Peki Bugün eczaneler, hastaneler, noterler, kargo firmaları, bankalar ve borsa açık mı, kapalı mı, çalışıyor mu? İşte, merak edilen sorunun yanıtı…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s-6IeaQO8kS9hxZRp1rn7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dini ve milli bayram günlerinde kamu kurumların tamamı kapalı olduğu için hizmet veremiyor. Normal şartlarda üç günlük bayram tatili idari izinle birlikte dokuz gün olarak yapılacak. Özellikle kamu kurumlarında işi olan vatandaşlar ise önümüzdeki hafta normal bayram tatilinin dışında banka, noter, kargo firmaları, eczane, hastaneler ve aile sağlığı merkezlerinin çalışma günlerine ve saatlerine odaklandı. Peki 9 günlük bayram tatilinde nereler kapalı? İşte, idari izinli olacak yerler…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/20t98_BaYUGlqTrzqw-Kgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasında bayram tatilinin sonrasındaki 2-3-4 Nisan (çarşamba, perşembe, cuma) günleri de idari izin kapsamında olacağını ifade etti.  Ramazan Bayramı tatili idari izinlilere 9 gün sürecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XuRgPU0G_kKD_7Cq6VjsPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bankalar, bayram süresince hizmet veremeyecek. Bayramın 1. günü 30 Mart Pazar gününe denk geldiğinden bankalarda son olarak işlemler 28 Mart cuma günü mesai bitimine kadar yapılabilecek. 3.5 günlük bayram tatili ardından bankalar 2 Nisan Çarşamba günü tekrar hizmet vermeye başlayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XMx3JeBuTEyPpq9c8GV_kA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kamu kurumlarından olan Aile Sağlığı Merkezleri veya diğer bir ifadeyle sağlık ocakları da 9 günlük bayram tatilinde kapalı olacak yerler arasında. 2,3,4 Nisan 2025 tarihinde idari izin sebebiyle sağlık ocakları kapalı olacak. Hastanelerin acil servisleri açık olurken eczaneler ise nöbet sistemine uygun çalışacak. Nöbetçi eczaneler, e-Devlet üzerinden sorgulanabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UPLm1KkqREav25PtfuR7KQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Noterler, kamu kurumu niteliğinde olup tüzel kişiliğe sahip meslek kuruluşlarıdır. Ramazan bayramı tatili 30 Mart Pazar günü ve 1 Nisan tarihinde olacak. Noterler resmi tatil günlerinde kapalı olurken, nöbetçi noterler hizmet vermeye devam edecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wTOjmpkH1UixGbNct1qUzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kargo firmaları da benzer şekilde bayramda hizmet vermeyecek işletmeler arasında yer alıyor. Bayram tatili süresi boyunca şubeler kapalı olurken kargo dağıtımı yapılmayacak. PTT, MNG Kargo, Yurtiçi Kargo, Sürat Kargo, PTT Kargo, Aras Kargo ve diğer firmalar 2 Nisan Çarşamba günü tekrar hizmet vermeye başlayacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bugün İstanbul’da bayram namazı saat kaçta? Diyanet İstanbul bayram namazı saati (ilçelere göre)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bugun-istanbulda-bayram-namazi-saat-kacta-diyanet-istanbul-bayram-namazi-saati-ilcelere-goere</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bugun-istanbulda-bayram-namazi-saat-kacta-diyanet-istanbul-bayram-namazi-saati-ilcelere-goere</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul’da bayram namazı saati belli oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı, il il Ramazan Bayramı namaz vakitlerini duyurdu. Türkiye’nin en kalabalık ili olan İstanbul’da milyonlarca müslüman aynı safta bayram namazı kılarak, bayramı karşılayacak. İstanbul’un ilçelerinde bayram namazı vakitleri merak ediliyor. İki yılda bir kılınan bayram namazını kaçırmak istemeyenler ilçe ilçe namaz vakitlerini araştırıyor. Peki İstanbul bayram namazı saat kaçta? İşte, 30 Mart İstanbul bayram namazı saati…Türkiye’nin en fazla camisine sahip olan ili olan İstanbul’da milyonlarca müslüman bayram namazı kılacak. Özellikle Eyüpsultan, Sultanahmet, Ayasofya, Büyük Mecidiye Cami, Rüstem Paşa Cami, Fatih Cami, Nuruosmaniye Cami ve Beyazıt Cami gibi önemli ibadet yerlerinde bayram namazı hazırlıkları tamamlandı. İstanbul’da genç, yaşlı ve her yaştan müslüman bayram namazını eda edecek. Peki İstanbul’da bayram namazı ne zaman, saat kaçta? İşte, 2025 İstanbul bayram namazı vakti…İstanbul’da bayram namazı saati belli oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı il il bayram namazı vakitlerini duyurdu.Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü başlayacak. En erken bayram namazı 02.22’de Iğdır’da kılınırken en geç ise 07.32’de Edirne ve Çanakkale’de kılınacak.Megakent İstanbul’da ise bayram namazı saat 07:22’de kılınacak. İllere göre bayram namazı vakitleri şu şekilde;Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26,Aksaray:07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16,Ardahan: 06.27,Artvin: 06.31, Aydın: 07.27,Balıkesir: 07.27,Bartın: 07.09,Batman: 06.34,Bayburt: 06.37,Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13,Edirne: 07.32 Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22,İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57,Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.Hz. Peygamber’in (s.a.s.), kurban bayramının arefe günü sabah namazından başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, ikindi namazı da dâhil olmak üzere farzlardan sonra teşrik tekbirleri getirdiğine dair rivâyetler vardır (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 3/438-440 [6273-6278] Dârekutnî, es-Sünen, 2/390-391 [1735-1737]).Bu itibarla Hanefîlerde tercih edilen görüşe göre arefe günü sabah namazından bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar 23 vakit, her farz namazın ardından teşrik tekbiri getirmek, kadın erkek her Müslümana vaciptir. Teşrik günlerinde kazaya kalan namaz aynı günlerde kaza edilirken teşrik tekbirleri de getirilir. Teşrik günleri çıktıktan sonra kaza edilmeleri hâlinde ise tekbir getirilmez. Namaz kaza edilmedikçe tekbirler kaza edilmez (Serahsî, el-Mebsût, 2/43-44; İbnü’l-Hümâm, Fethü&#039;l-kadîr, 2/80-82). Şâfiî mezhebine göre ise teşrik tekbirleri sünnettir (Mâverdî, el-Hâvî, 1/484). ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gpY7oMZEsUeRrUNl5-1ZxQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bugün, İstanbul’da, bayram, namazı, saat, kaçta, Diyanet, İstanbul, bayram, namazı, saati, ilçelere, göre</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gpY7oMZEsUeRrUNl5-1ZxQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul bayram namazı saati (30 Mart 2025) | İstanbul'da bugün bayram namazı saat kaçta kılınacak?"><p>İstanbul’da bayram namazı saati belli oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı, il il Ramazan Bayramı namaz vakitlerini duyurdu. Türkiye’nin en kalabalık ili olan İstanbul’da milyonlarca müslüman aynı safta bayram namazı kılarak, bayramı karşılayacak. İstanbul’un ilçelerinde bayram namazı vakitleri merak ediliyor. İki yılda bir kılınan bayram namazını kaçırmak istemeyenler ilçe ilçe namaz vakitlerini araştırıyor. Peki İstanbul bayram namazı saat kaçta? İşte, 30 Mart İstanbul bayram namazı saati…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hXKxFGlO0kWLg-9JjJ4Huw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye’nin en fazla camisine sahip olan ili olan İstanbul’da milyonlarca müslüman bayram namazı kılacak. Özellikle Eyüpsultan, Sultanahmet, Ayasofya, Büyük Mecidiye Cami, Rüstem Paşa Cami, Fatih Cami, Nuruosmaniye Cami ve Beyazıt Cami gibi önemli ibadet yerlerinde bayram namazı hazırlıkları tamamlandı. İstanbul’da genç, yaşlı ve her yaştan müslüman bayram namazını eda edecek. Peki İstanbul’da bayram namazı ne zaman, saat kaçta? İşte, 2025 İstanbul bayram namazı vakti…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n61I99m4H0-ton2P3vhteQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul’da bayram namazı saati belli oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı il il bayram namazı vakitlerini duyurdu.Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü başlayacak. En erken bayram namazı 02.22’de Iğdır’da kılınırken en geç ise 07.32’de Edirne ve Çanakkale’de kılınacak.Megakent İstanbul’da ise bayram namazı saat 07:22’de kılınacak. İllere göre bayram namazı vakitleri şu şekilde;</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FI_ey6PDo0-c3Oo11G11Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana: 06.57, Adıyaman: 06.45, Afyonkarahisar: 07.16, Ağrı: 06.26,Aksaray:07.02, Amasya: 06.55, Ankara: 07.07, Antalya: 07.16,Ardahan: 06.27,Artvin: 06.31, Aydın: 07.27,Balıkesir: 07.27,Bartın: 07.09,Batman: 06.34,Bayburt: 06.37,Bilecik: 07.18, Bingöl: 06.36, Bitlis: 06.30, Bolu: 07.12, Burdur: 07.17, Bursa: 07.22, Çanakkale: 07.32, Çankırı: 07.03, Çorum: 06.58, Denizli: 07.22, Diyarbakır: 06.37, Düzce: 07.13,</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qs2D5W52Hk-oOiF4wfMXsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Edirne: 07.32 Elazığ: 06.41, Erzincan: 06.40, Erzurum: 06.33Eskişehir: 07.16, Gaziantep: 06.49, Giresun: 06.44, Gümüşhane: 06.40, Hakkari: 06.23, Hatay: 06.54, Iğdır: 06.22, Isparta: 07.16, İstanbul: 07.22,İzmir: 07.30, Kahramanmaraş: 06.50, Karabük: 07.07, Karaman: 07.05, Kars: 06.26, Kastamonu: 07.03, Kayseri: 06.56, Kilis: 06.50, Kırıkkale: 07.04, Kırklareli: 07.29, Kırşehir: 07.01, Kocaeli: 07.18, Konya: 07.08, Kütahya: 07.18, Malatya: 06.45, Manisa: 07.28, Mardin: 06.35, Mersin: 07.00, Muğla: 07.25, Muş: 06.32, Nevşehir: 06.59, Niğde: 06.59, Ordu: 06.46, Osmaniye: 06.53, Rize: 06.36, Sakarya: 07.16, Samsun: 06.53, Şanlıurfa: 06.43, Siirt: 06.30, Sinop: 06.57,Şırnak: 06.28, Sivas: 06.50, Tekirdağ: 07.28, Tokat: 06.52, Trabzon: 06.39, Tunceli: 06.40, Uşak: 07.20, Van: 06.25, Yalova: 07.21, Yozgat: 06.59, Zonguldak: 07.11.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G2L7QFfm0U6E9Dj34p_GPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hz. Peygamber’in (s.a.s.), kurban bayramının arefe günü sabah namazından başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, ikindi namazı da dâhil olmak üzere farzlardan sonra teşrik tekbirleri getirdiğine dair rivâyetler vardır (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 3/438-440 [6273-6278] Dârekutnî, es-Sünen, 2/390-391 [1735-1737]).Bu itibarla Hanefîlerde tercih edilen görüşe göre arefe günü sabah namazından bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar 23 vakit, her farz namazın ardından teşrik tekbiri getirmek, kadın erkek her Müslümana vaciptir. Teşrik günlerinde kazaya kalan namaz aynı günlerde kaza edilirken teşrik tekbirleri de getirilir. Teşrik günleri çıktıktan sonra kaza edilmeleri hâlinde ise tekbir getirilmez. Namaz kaza edilmedikçe tekbirler kaza edilmez (Serahsî, el-Mebsût, 2/43-44; İbnü’l-Hümâm, Fethü'l-kadîr, 2/80-82). Şâfiî mezhebine göre ise teşrik tekbirleri sünnettir (Mâverdî, el-Hâvî, 1/484).</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlık Ocakları bayramda açık mı, idari izinde çalışıyor mu? Aile hekimleri bayram ve 9 günlük tatilde kapalı mı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/saglik-ocaklari-bayramda-acik-mi-idari-izinde-calisiyor-mu-aile-hekimleri-bayram-ve-9-gunluk-tatilde-kapali-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/saglik-ocaklari-bayramda-acik-mi-idari-izinde-calisiyor-mu-aile-hekimleri-bayram-ve-9-gunluk-tatilde-kapali-mi</guid>
<description><![CDATA[ Ramazan Bayramı tatili başlarken birçok kamu kurumu faaliyetlerine ara verdi. Sağlık kuruluşlarından olan eczane, sağlık ocağı, hastanelerin çalışma durumları merak ediyor. Sağlık Ocakları veya diğer bir ifadeyle aile hekimleri, haftanın beş günü açık olurken hafta sonu cumartesi ve pazar günleri kapalı oluyor. Ramazan Bayramı tatiline idari izin eklenerek 9 güne uzatıldı. Peki Sağlık Ocakları bayramda ve idari izinde açık mı, kapalı mı? İşte, sağlık ocaklarının çalışma saatleri.9 günlük bayram tatili başlarken sağlık ocağı çalışma saatleri ve günleri merak konusu oldu. Aile hekimlerinden randevu oluşturacaklar, kontrolü olanlar ve ilaç yazdırmak isteyenler, sağlık ocağı çalışma saatlerine odaklandı. Milli ve dini bayramlarda kamu kurumlarının tamamı kapalı olacak. Eczaneler ise nöbet sistemine uygun olarak çalışacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan memurlar için 2,3,4 Nisan tarihlerinin idari izin kapsamında olduğunu açıklamıştı.Ramazan Bayramı boyunca sağlık ocakları kapalı olacak. 9 günlük tatil ise sadece idari izinli olan memurları kapsayacak.Kamu kurumlarından olan Aile Sağlığı Merkezleri veya diğer bir ifadeyle sağlık ocakları da 9 günlük bayram tatilinde kapalı olacak yerler arasında. 2,3,4 Nisan 2025 tarihinde idari izin sebebiyle sağlık ocakları kapalı olacak.Hastanelerde ise sadece acil servisleri çalışacak ve poliklinik bölümleri 30 Mart-1 Nisan tarihlerinde kapalı olacak. Hastanelerin normal işleyişi 2 Nisan Çarşamba günü başlayacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4QTsO80BF0yOHfudp9pyyg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, Ocakları, bayramda, açık, mı, idari, izinde, çalışıyor, mu, Aile, hekimleri, bayram, günlük, tatilde, kapalı, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4QTsO80BF0yOHfudp9pyyg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bayramda ve idari izinde sağlık ocakları açık mı, kapalı mı?"><p>Ramazan Bayramı tatili başlarken birçok kamu kurumu faaliyetlerine ara verdi. Sağlık kuruluşlarından olan eczane, sağlık ocağı, hastanelerin çalışma durumları merak ediyor. Sağlık Ocakları veya diğer bir ifadeyle aile hekimleri, haftanın beş günü açık olurken hafta sonu cumartesi ve pazar günleri kapalı oluyor. Ramazan Bayramı tatiline idari izin eklenerek 9 güne uzatıldı. Peki Sağlık Ocakları bayramda ve idari izinde açık mı, kapalı mı? İşte, sağlık ocaklarının çalışma saatleri.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4AXkRvXCP06qU0Qh4jY0Uw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>9 günlük bayram tatili başlarken sağlık ocağı çalışma saatleri ve günleri merak konusu oldu. Aile hekimlerinden randevu oluşturacaklar, kontrolü olanlar ve ilaç yazdırmak isteyenler, sağlık ocağı çalışma saatlerine odaklandı. Milli ve dini bayramlarda kamu kurumlarının tamamı kapalı olacak. Eczaneler ise nöbet sistemine uygun olarak çalışacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan memurlar için 2,3,4 Nisan tarihlerinin idari izin kapsamında olduğunu açıklamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P3ia4w8rZkK3sM1hB7Hz0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı boyunca sağlık ocakları kapalı olacak. 9 günlük tatil ise sadece idari izinli olan memurları kapsayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tGhP85k4xUK6-KwzHty1vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kamu kurumlarından olan Aile Sağlığı Merkezleri veya diğer bir ifadeyle sağlık ocakları da 9 günlük bayram tatilinde kapalı olacak yerler arasında. 2,3,4 Nisan 2025 tarihinde idari izin sebebiyle sağlık ocakları kapalı olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nwhh8rsM1ESBeaE1DW2Rfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastanelerde ise sadece acil servisleri çalışacak ve poliklinik bölümleri 30 Mart-1 Nisan tarihlerinde kapalı olacak. Hastanelerin normal işleyişi 2 Nisan Çarşamba günü başlayacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>30 Mart Bayramda toplu taşıma ücretsiz mi? Bugün marmaray, otobüs, metro, tramvay, metrobüs bedava mı, ücretli mi?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/30-mart-bayramda-toplu-tasima-ucretsiz-mi-bugun-marmaray-otobus-metro-tramvay-metrobus-bedava-mi-ucretli-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/30-mart-bayramda-toplu-tasima-ucretsiz-mi-bugun-marmaray-otobus-metro-tramvay-metrobus-bedava-mi-ucretli-mi</guid>
<description><![CDATA[ Ramazan Bayramında toplu taşıma araçlarından marmaray, otobüs, metro, tramvay, metrobüsü kullanmaya hazırlananlar ücretli olup olmadığını merak ediyor. Resmi Gazete’de yayımlanan kararla birlikte ücretsiz olacak toplu taşıma araçları belli oldu. Ankara Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden toplu taşıma araçlarına ilişkin alınan karar açıklandı. Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü başladı ve 1 Nisan Salı gününe kadar devam edecek. Peki Bayramda toplu taşıma ücretsiz mi? İşte, marmaray, otobüs, metro, tramvay, metrobüs için alınan karar…Ankara, İstanbul, İzmir gibi kalabalık nüfuslu şehirlerde özellikle bayramlaşma amacıyla milyonlarca insan yola çıkacak. Bayram tatilini değerlendirerek özellikle yoğun nüfuslu illerde boş yolları kullanmak isteyenler ise genellikle toplu ulaşım araçlarını tercih ediyor. Ramazan Bayramı bu yıl 30 Mart Pazar günü başlarken 1 Nisan Pazar günü son bulacak. 657 sayılı kanuna tabi olarak çalışan memurlar ise 2,3,4 Nisan ve hafta sonu ile birlikte toplam 9 gün tatil yapacak. Peki Bugün marmaray, otobüs, metro, metrobüs, tramvay ücretsiz mi? İşte, alınan kararın detayları…Resmi Gazete’de yayımlanan bilginin yanı sıra İETT’den yapılan açıklamada Ramazan Bayramı’nda 30-31 Mart ve 1 Nisan tarihlerinde kişiselleştirilmiş İstanbulkart ile ücretsiz seyahat edilebileceği duyuruldu.Resmi Gazete’de yayımlanan bilgiye göre ise “ 30 Mart Pazar saat 00.00&#039;dan 1 Nisan Salı saat 00.00&#039;e kadar Başkentray, Marmaray, İZBAN, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı ve Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Arnavutköy Metro Hattı seferlerinden ücret alınmayacak.&quot; denildi.İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı ESHOT, İZULAŞ, İZDENİZ, Metro ve Tramvay işletmeleri, İZTAŞIT araçları ile Büyükşehir-TCDD ortaklığıyla işletilen İZBAN Ramazan Bayramı süresince ücretsiz olacak. Cumhurbaşkanlığı&#039;nca alınan karar doğrultusunda İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan düzenlemeye göre 30 Mart 2025 Pazar günü saat 00.00&#039;dan (Cumartesi gününü pazar gününe bağlayan gece) başlayarak 1 Nisan 2025 Salı günü saat 00.00&#039;a kadar yurttaşlar toplu ulaşım hizmetlerinden ücretsiz yararlanacak.EGO Genel Müdürlüğüne ait toplu taşıma araçlarımız (otobüs, metro, teleferik) bayram süresince ücretsiz hizmet vermeye devam edecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z-XDCOySPk2G2Wf43w7UlQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mart, Bayramda, toplu, taşıma, ücretsiz, mi, Bugün, marmaray, otobüs, metro, tramvay, metrobüs, bedava, mı, ücretli, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z-XDCOySPk2G2Wf43w7UlQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bayramda toplu taşıma ücretsiz mi? Bugün marmaray, otobüs, metro, tramvay, metrobüs bedava mı, ücretli mi?"><p>Ramazan Bayramında toplu taşıma araçlarından marmaray, otobüs, metro, tramvay, metrobüsü kullanmaya hazırlananlar ücretli olup olmadığını merak ediyor. Resmi Gazete’de yayımlanan kararla birlikte ücretsiz olacak toplu taşıma araçları belli oldu. Ankara Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden toplu taşıma araçlarına ilişkin alınan karar açıklandı. Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar günü başladı ve 1 Nisan Salı gününe kadar devam edecek. Peki Bayramda toplu taşıma ücretsiz mi? İşte, marmaray, otobüs, metro, tramvay, metrobüs için alınan karar…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oMWMlNR04U-NaZVfnFP2Ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ankara, İstanbul, İzmir gibi kalabalık nüfuslu şehirlerde özellikle bayramlaşma amacıyla milyonlarca insan yola çıkacak. Bayram tatilini değerlendirerek özellikle yoğun nüfuslu illerde boş yolları kullanmak isteyenler ise genellikle toplu ulaşım araçlarını tercih ediyor. Ramazan Bayramı bu yıl 30 Mart Pazar günü başlarken 1 Nisan Pazar günü son bulacak. 657 sayılı kanuna tabi olarak çalışan memurlar ise 2,3,4 Nisan ve hafta sonu ile birlikte toplam 9 gün tatil yapacak. Peki Bugün marmaray, otobüs, metro, metrobüs, tramvay ücretsiz mi? İşte, alınan kararın detayları…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HNVwJId1_0ap-0HuI14s8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Resmi Gazete’de yayımlanan bilginin yanı sıra İETT’den yapılan açıklamada Ramazan Bayramı’nda 30-31 Mart ve 1 Nisan tarihlerinde kişiselleştirilmiş İstanbulkart ile ücretsiz seyahat edilebileceği duyuruldu.Resmi Gazete’de yayımlanan bilgiye göre ise “ 30 Mart Pazar saat 00.00'dan 1 Nisan Salı saat 00.00'e kadar Başkentray, Marmaray, İZBAN, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı ve Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Arnavutköy Metro Hattı seferlerinden ücret alınmayacak." denildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xGhbLm7kmkWOn4Ex6wyrxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı ESHOT, İZULAŞ, İZDENİZ, Metro ve Tramvay işletmeleri, İZTAŞIT araçları ile Büyükşehir-TCDD ortaklığıyla işletilen İZBAN Ramazan Bayramı süresince ücretsiz olacak. Cumhurbaşkanlığı'nca alınan karar doğrultusunda İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan düzenlemeye göre 30 Mart 2025 Pazar günü saat 00.00'dan (Cumartesi gününü pazar gününe bağlayan gece) başlayarak 1 Nisan 2025 Salı günü saat 00.00'a kadar yurttaşlar toplu ulaşım hizmetlerinden ücretsiz yararlanacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H_cnmh5xpE-6y57wFgq7og.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>EGO Genel Müdürlüğüne ait toplu taşıma araçlarımız (otobüs, metro, teleferik) bayram süresince ücretsiz hizmet vermeye devam edecek.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bayramda müzeler açık mı? Ramazan Bayramı tatilinde müze açılış ve kapanış saatleri</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bayramda-muzeler-acik-mi-ramazan-bayrami-tatilinde-muze-acilis-ve-kapanis-saatleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bayramda-muzeler-acik-mi-ramazan-bayrami-tatilinde-muze-acilis-ve-kapanis-saatleri</guid>
<description><![CDATA[ Ramazan Bayramı boyuca Milli Saraylar ve belediyeye bağlı müzelerin ziyaret saatleri sanat ve kültür severlerin gündemini meşgul ediyor. Ziyaretçiler bayram tatilinde müzeler açık mı, kapalı mı sorularına yanıt arıyor. Ramazan Bayramı müze ziyaret saatleri...Müze ziyaret saatleri tatilini dolu dolu geçirmek isteyenlerce araştırılıyor. T.C. Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı ve İBB&#039;ye bağlı müzeler bayramda da hizmet vermeyi sürdürecek. İşte, İstanbul müze giriş ve çıkış saatleri...Ramazan Bayramı&#039;nda Milli Saraylar ve İBB&#039;ye bağlı müzeler misafirlerini ağırlamaya devam edecek ancak açılış ve kapanış saatlerinde farklılık olacak.Milli Saraylara bağlı müze ve ören yerleri:Bayramın birinci günü (30 Mart Pazar) Topkapı Sarayı, ikinci günü (31 Mart Pazartesi) Topkapı Sarayı ve Yıldız Sarayı ziyarete açık olacaktır. Bayramın üçüncü günü ise (1 Nisan Salı) Topkapı Sarayı ziyarete kapalı olacak, Milli Saraylara bağlı Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Resim Müzesi, Beykoz Cam ve Billur Müzesi, İslam Medeniyetleri Müzesi, Aynalıkavak Kasrı, Küçüksu Kasrı, Ihlamur Kasrı, Beykoz Mecidiye Kasrı, Maslak Kasrı, Saray Koleksiyonları Müzesi, Ankara Palas Müzesi açık olacak.

Yerebatan Sarnıcı30 Mart Pazar Bayramın 1. günü Müzemiz saat 12.00’de açılacak, 22.00’de kapanacak.31 Mart Pazartesi Bayramın 2. günü 09.00 – 22.00 saatleri arasında açık.1 Nisan Salı Bayramın 3. günü 09.00 – 22.00 saatleri arasında ziyarete açık.Yerebatan Sarnıcı, haftanın her günü 09.00-22.00 saatleri arasında ziyarete açık.MiniaTürk
30 Mart Pazar Bayramın 1. günü saat 12.00’de açılacak, 18.00’de kapanacak.31 Mart Pazartesi Bayramın 2. günü 09.00 - 18.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.1 Nisan Salı Bayramın 3. günü 09.00 - 18.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.Şerefiye Sarnıcı
30 Mart Pazar Bayramın 1. günü saat 12.00’de açılacak, 19.00’de kapanacak.31 Mart Pazartesi Bayramın 2. günü 09.00 - 19.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.1 Nisan Salı Bayramın 3. günü 09.00 - 19.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.Panorama 1453
30 Mart Pazar Bayramın 1. günü saat 12.00’de açılacak, 18.30’da kapanacak.31 Mart Pazartesi Bayramın 2. günü 08.00 - 18.30 saatleri arasında ziyarete açıktır.1 Nisan Salı Bayramın 3. günü 08.00 - 18.30 saatleri arasında ziyarete açıktır.30 - 6 Nisan tarihlerinde açık mekenlar: Artistanbul Feshane 09.30-20.00Çubuklu Silolar 09.30-19.00Müze Gazhane 09.30-18.00Taş Mektep 10.00-18.001 - 6 Nisan tarihlerinde açık olan yerler:Anadolu Hisarı Müzesi 09.30-18.00Aşiyan Müzesi 08.30-17.00Atatürk Müzesi 08.30-17.00Baruthane Müze 09.30-19.00Bulgur Palas 09.30-19.00Casa Botter 09.30-19.00Cendere Sanat Müzesi 08.30-17.00İBB Cumhuriyet Müzesi 09.30-19.00Haliç Sanat 1-2-3 08.30-17.00İstanbul Sanat Müzesi 09.30-19.00İstanbul Tasarım Müzesi 09.30-18.00Kemal Sunal Müzesi 09.30-18.00Tekfur Sarayı 08.30-17.00Turhan Selçuk Kültür Evi 09.30-19.00 ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1B8qiZZC5020XVQIbO2D9w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bayramda, müzeler, açık, mı, Ramazan, Bayramı, tatilinde, müze, açılış, kapanış, saatleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1B8qiZZC5020XVQIbO2D9w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2025 Ramazan Bayramı tatilinde müze açılış ve kapanış saatleri"><p>Ramazan Bayramı boyuca Milli Saraylar ve belediyeye bağlı müzelerin ziyaret saatleri sanat ve kültür severlerin gündemini meşgul ediyor. Ziyaretçiler bayram tatilinde müzeler açık mı, kapalı mı sorularına yanıt arıyor. Ramazan Bayramı müze ziyaret saatleri...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vO7_QBslvEGrYEospzwfrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Müze ziyaret saatleri tatilini dolu dolu geçirmek isteyenlerce araştırılıyor. T.C. Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı ve İBB'ye bağlı müzeler bayramda da hizmet vermeyi sürdürecek. İşte, İstanbul müze giriş ve çıkış saatleri...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j1UhPg-YvkG9nJkmvBf06Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı'nda Milli Saraylar ve İBB'ye bağlı müzeler misafirlerini ağırlamaya devam edecek ancak açılış ve kapanış saatlerinde farklılık olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ET8OvpfrIkSONn24T2Q6AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Milli Saraylara bağlı müze ve ören yerleri:Bayramın birinci günü (30 Mart Pazar) Topkapı Sarayı, ikinci günü (31 Mart Pazartesi) Topkapı Sarayı ve Yıldız Sarayı ziyarete açık olacaktır. Bayramın üçüncü günü ise (1 Nisan Salı) Topkapı Sarayı ziyarete kapalı olacak, Milli Saraylara bağlı Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Resim Müzesi, Beykoz Cam ve Billur Müzesi, İslam Medeniyetleri Müzesi, Aynalıkavak Kasrı, Küçüksu Kasrı, Ihlamur Kasrı, Beykoz Mecidiye Kasrı, Maslak Kasrı, Saray Koleksiyonları Müzesi, Ankara Palas Müzesi açık olacak.

Yerebatan Sarnıcı30 Mart Pazar Bayramın 1. günü Müzemiz saat 12.00’de açılacak, 22.00’de kapanacak.31 Mart Pazartesi Bayramın 2. günü 09.00 – 22.00 saatleri arasında açık.1 Nisan Salı Bayramın 3. günü 09.00 – 22.00 saatleri arasında ziyarete açık.Yerebatan Sarnıcı, haftanın her günü 09.00-22.00 saatleri arasında ziyarete açık.MiniaTürk
30 Mart Pazar Bayramın 1. günü saat 12.00’de açılacak, 18.00’de kapanacak.31 Mart Pazartesi Bayramın 2. günü 09.00 - 18.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.1 Nisan Salı Bayramın 3. günü 09.00 - 18.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.Şerefiye Sarnıcı
30 Mart Pazar Bayramın 1. günü saat 12.00’de açılacak, 19.00’de kapanacak.31 Mart Pazartesi Bayramın 2. günü 09.00 - 19.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.1 Nisan Salı Bayramın 3. günü 09.00 - 19.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.Panorama 1453
30 Mart Pazar Bayramın 1. günü saat 12.00’de açılacak, 18.30’da kapanacak.31 Mart Pazartesi Bayramın 2. günü 08.00 - 18.30 saatleri arasında ziyarete açıktır.1 Nisan Salı Bayramın 3. günü 08.00 - 18.30 saatleri arasında ziyarete açıktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8RqJKZRZx0iNfF97p3BB-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c1cBl2J02E-H69AGb0_wKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>30 - 6 Nisan tarihlerinde açık mekenlar: Artistanbul Feshane 09.30-20.00Çubuklu Silolar 09.30-19.00Müze Gazhane 09.30-18.00Taş Mektep 10.00-18.001 - 6 Nisan tarihlerinde açık olan yerler:Anadolu Hisarı Müzesi 09.30-18.00Aşiyan Müzesi 08.30-17.00Atatürk Müzesi 08.30-17.00Baruthane Müze 09.30-19.00Bulgur Palas 09.30-19.00Casa Botter 09.30-19.00Cendere Sanat Müzesi 08.30-17.00İBB Cumhuriyet Müzesi 09.30-19.00Haliç Sanat 1-2-3 08.30-17.00İstanbul Sanat Müzesi 09.30-19.00İstanbul Tasarım Müzesi 09.30-18.00Kemal Sunal Müzesi 09.30-18.00Tekfur Sarayı 08.30-17.00Turhan Selçuk Kültür Evi 09.30-19.00</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bayramda marketler açık mı, kapalı mı? Bugün (30 Mart) A101, BİM, ŞOK ve diğer zincir marketler çalışıyor mu? (2025 bayram çalışma saatleri)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bayramda-marketler-acik-mi-kapali-mi-bugun-30-mart-a101-bim-sok-ve-diger-zincir-marketler-calisiyor-mu-2025-bayram-calisma-saatleri</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bayramda-marketler-acik-mi-kapali-mi-bugun-30-mart-a101-bim-sok-ve-diger-zincir-marketler-calisiyor-mu-2025-bayram-calisma-saatleri</guid>
<description><![CDATA[ “Bayramda marketler kapalı mı” sorusunun yanıtı bayramın ilk günü araştırılan konuların başında geliyor. Misafirlerini ağırlayacaklar bayram alışverişi için zincir marketleri tercih ederken A101, BİM ve ŞOK marketin çalışma saatleri merak ediliyor. Ramazan Bayramı’nda kamu kurumlarının tamamı kapalı olurken eczane ve noterler nöbet sistemine uygun olarak çalışmaya devam edecek. Peki bayramda marketler açık mı, çalışıyor mu? İşte, BİM, A101 ve ŞOK market çalışma bilgisi…Ramazan Bayramı tatili bu yıl 30 Mart Pazar günü başlayacak ve idari izin kapsamında olmayanlar için 1 Nisan Salı günü sona erecek. Ramazan Bayramı’nda özellikle evde misafirlerini konuk etmeye hazırlananlar ise bayram alışverişi telaşı yaşıyor. Hesaplı alışveriş için zincir marketleri tercih edecekler ise market çalışma saatlerine göre hareket edecek. Marketlerin il ve ilçelere göre çalışma durumları değişkenlik gösteriyor. A101, BİM, ŞOK gibi marketler Türkiye’nin birçok bölgesinde hizmet veriyor. Peki Arefe günü marketler yarım gün mü açık? İşte, arefe günü kapalı olan yerler…Arefe günü bu yıl 29 Mart Cumartesi günü denk gelecek. Ramazan Bayramı arefe gününde bazı işletmeler yarım gün açık olurken zincir marketlerden olan BİM, A101, ŞOK ise normal çalışma saatine uygun olarak müşterilerine hizmet vermeye devam edecek. A101, BİM ve ŞOK market arefe günü olan cumartesi saat 09.00’da müşterilerine kapılarını açacak. Bu marketlerde öğle tatili bulunmazken saat 21.00’a kadar açık kalacak. Geçtiğimiz yıl bayramda marketler Ramazan Bayramı’nın ilk günü kapalı olurken diğer iki gün hizmet vermeye devam etmişti. Bu yıl ise marketlerden konuyla ilgili resmi bir açıklama gelmedi. Marketlerin mağazalarından ve müşteri hizmetleri üzerinden konuyla ilgili bilgi alınabilir.Arefe günü cumartesi gününe denk geldiğinden kamu kurumlarının tamamı arefe günü kapalı olacak. Resmi tatil günlerinde nöbetçi eczaneler açık olacak. Vatandaşlar bulundukları il ve ilçelerdeki nöbetçi eczaneler listesini e-Devlet üzerinden görüntüleyebilir.Bayramda eczaneler benzer şekilde nöbet sistemine uygun olarak çalışmaya devam edecek. Bayramda kargo firmaları, PTT, bankalar, belediyeler, valilikler ve muhtarlıklar kapalı olacak.Ramazan Bayramı 1. günü 30 Mart PazarRamazan Bayramı 2. günü 31 Mart PazartesiRamazan Bayramı 3. günü 1 Nisan Salı ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/458K0RgIAke2pZ56spMavw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bayramda, marketler, açık, mı, kapalı, mı, Bugün, 30, Mart, A101, BİM, ŞOK, diğer, zincir, marketler, çalışıyor, mu, 2025, bayram, çalışma, saatleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/458K0RgIAke2pZ56spMavw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bayramda marketler açık mı, kapalı mı? Bugün (30 Mart) A101, BİM, ŞOK ve diğer zincir marketler çalışıyor mu?"><p>“Bayramda marketler kapalı mı” sorusunun yanıtı bayramın ilk günü araştırılan konuların başında geliyor. Misafirlerini ağırlayacaklar bayram alışverişi için zincir marketleri tercih ederken A101, BİM ve ŞOK marketin çalışma saatleri merak ediliyor. Ramazan Bayramı’nda kamu kurumlarının tamamı kapalı olurken eczane ve noterler nöbet sistemine uygun olarak çalışmaya devam edecek. Peki bayramda marketler açık mı, çalışıyor mu? İşte, BİM, A101 ve ŞOK market çalışma bilgisi…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kZHjmgMSpE-PfrjQ0hkDnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı tatili bu yıl 30 Mart Pazar günü başlayacak ve idari izin kapsamında olmayanlar için 1 Nisan Salı günü sona erecek. Ramazan Bayramı’nda özellikle evde misafirlerini konuk etmeye hazırlananlar ise bayram alışverişi telaşı yaşıyor. Hesaplı alışveriş için zincir marketleri tercih edecekler ise market çalışma saatlerine göre hareket edecek. Marketlerin il ve ilçelere göre çalışma durumları değişkenlik gösteriyor. A101, BİM, ŞOK gibi marketler Türkiye’nin birçok bölgesinde hizmet veriyor. Peki Arefe günü marketler yarım gün mü açık? İşte, arefe günü kapalı olan yerler…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YVUOD3iLgkeOkr99Q_RwEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arefe günü bu yıl 29 Mart Cumartesi günü denk gelecek. Ramazan Bayramı arefe gününde bazı işletmeler yarım gün açık olurken zincir marketlerden olan BİM, A101, ŞOK ise normal çalışma saatine uygun olarak müşterilerine hizmet vermeye devam edecek. A101, BİM ve ŞOK market arefe günü olan cumartesi saat 09.00’da müşterilerine kapılarını açacak. Bu marketlerde öğle tatili bulunmazken saat 21.00’a kadar açık kalacak. Geçtiğimiz yıl bayramda marketler Ramazan Bayramı’nın ilk günü kapalı olurken diğer iki gün hizmet vermeye devam etmişti. Bu yıl ise marketlerden konuyla ilgili resmi bir açıklama gelmedi. Marketlerin mağazalarından ve müşteri hizmetleri üzerinden konuyla ilgili bilgi alınabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wAJIs5y4okGWnHvFZHn6_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arefe günü cumartesi gününe denk geldiğinden kamu kurumlarının tamamı arefe günü kapalı olacak. Resmi tatil günlerinde nöbetçi eczaneler açık olacak. Vatandaşlar bulundukları il ve ilçelerdeki nöbetçi eczaneler listesini e-Devlet üzerinden görüntüleyebilir.Bayramda eczaneler benzer şekilde nöbet sistemine uygun olarak çalışmaya devam edecek. Bayramda kargo firmaları, PTT, bankalar, belediyeler, valilikler ve muhtarlıklar kapalı olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ruHhkRS0NUul9VxJyhMC5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı 1. günü 30 Mart PazarRamazan Bayramı 2. günü 31 Mart PazartesiRamazan Bayramı 3. günü 1 Nisan Salı</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kanser tedavisinde terapi oldu: 6 yıldır parşömen üretiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kanser-tedavisinde-terapi-oldu-6-yildir-parsoemen-uretiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kanser-tedavisinde-terapi-oldu-6-yildir-parsoemen-uretiyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de yaşayan Hazel Aymaz, 11 yıl önce yakalandığı tiroit kanseriyle mücadele sürecinde parşömene yöneldi. 5 yıllık tedavi süresince parşömene çizimler yapan Aymaz, bu işin kendisini motive ettiğini anlattı.Bergama ilçesinde geleneksel mesleklerden biri olan parşömen üretimi, binlerce yıldır bölge halkı tarafından icra ediliyor. İnceltilmiş hayvan derisinden elde edilen bir kağıt türü olan parşömen, dayanıklı ve uzun ömürlü olması nedeniyle günümüzde halen rağbet görüyor.İlçede yaşayan Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ünvanına sahip Hazel Aymaz, kanser tedavisi süresince şifa bulduğu parşömeni 11 yıldır işliyor, 6 yıldır da üretiyor. Satış elemanı olarak girdiği parşömen dükkanında parşömene gönül veren Aymaz’a, işe başladıktan 3 ay sonra kanser teşhisi konuldu.Hazel Aymaz kanser teşhisi konulduktan sonra parşömen çizimine ağırlık vererek, parşömenin kendisine terapi olduğunu söyledi. Hazır parşömene çizim yapmanın kıymetli olduğunu ancak unutulmaya yüz tutmuş zanaatın yaşatılması adına da üretiminin gerekli olduğunu düşündüğünü aktaran Aymaz, &quot;Bu yolculuk tamamen merakla başladı. Parşömenin üretim süreci çok meşakkatli. Zor bir iş ama bana terapi gibi geldi. Kullandığım antidepresanları da bıraktım. Bu şifalı topraklardan da parşömenle beraber şifalandığımı düşünüyorum&quot; ifadelerini kullandı.11 yıl önce kanser teşhisi konduğunu, 5 yıl radyoterapi gördüğünü dile getiren Hazel Aymaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
&quot;Radyoterapi boyunca halsiz ve hasta olduğum zamanlar çoktu, o dönemlerde parşömen çizimine ağırlık verdim. Bu topraklardan şifa aldım. 5 yıllık tedavinin sonunda şifalandıktan sonra şu anda sağlıklı bir insanın bile zor yapabileceği bir işi yapıyor olmak beni motive ediyor. Topraklarımdan aldığım kültürel mirasla bulduğum şifayı şimdi umut olarak dağıttığımı düşünüyorum&quot;Parşömenin yaklaşık 25 günlük bir sürede üretildiğini ifade eden Aymaz, &quot;Oldukça meşakkatli, yorucu bir iş. Fiziksel olarak güç istiyor. Üretimde belli aşamalar var. Deriyi kireçte bekletiyorum, inceltiyorum, temizliyorum, yağ ve tüylerinden arındırıyorum. Kurutma safhasından sonra dükkanıma getirdiğim derilerin üzerinde çalışıyorum. Parşömenin üzerine çizimler yapıyorum&quot; diye konuştu. Bergama&#039;da parşömeni geleneksel yöntemlerle üretmeye devam eden son ‘karatabak’ ustası 92 yaşındaki İsmail Araç&#039;ın kendisine yol gösterdiğini ve ışık olduğunu dile getiren Hazel Aymaz, &quot;Benden sonra başka kadın arkadaşlarımız da parşömen üretmeye başladı. Halihazırda benim yetiştirdiğim bir çırak var. Kendi adıma parşömen için ne gerekliyse yapmaya çalışıyorum&quot; dedi. (DHA) ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QsV7JYfknUi-IkYsMifczw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kanser, tedavisinde, terapi, oldu:, yıldır, parşömen, üretiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QsV7JYfknUi-IkYsMifczw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kanser tedavisinde parşömenle motive oluyor"><p>İzmir'de yaşayan Hazel Aymaz, 11 yıl önce yakalandığı tiroit kanseriyle mücadele sürecinde parşömene yöneldi. 5 yıllık tedavi süresince parşömene çizimler yapan Aymaz, bu işin kendisini motive ettiğini anlattı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lEKoo9UwzkypL40lSPx_-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bergama ilçesinde geleneksel mesleklerden biri olan parşömen üretimi, binlerce yıldır bölge halkı tarafından icra ediliyor. İnceltilmiş hayvan derisinden elde edilen bir kağıt türü olan parşömen, dayanıklı ve uzun ömürlü olması nedeniyle günümüzde halen rağbet görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_gPZ8vXgqUmnsjkWAKf1XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlçede yaşayan Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ünvanına sahip Hazel Aymaz, kanser tedavisi süresince şifa bulduğu parşömeni 11 yıldır işliyor, 6 yıldır da üretiyor. Satış elemanı olarak girdiği parşömen dükkanında parşömene gönül veren Aymaz’a, işe başladıktan 3 ay sonra kanser teşhisi konuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PS8kvnC-zkSfiYs02gZ2SQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hazel Aymaz kanser teşhisi konulduktan sonra parşömen çizimine ağırlık vererek, parşömenin kendisine terapi olduğunu söyledi. Hazır parşömene çizim yapmanın kıymetli olduğunu ancak unutulmaya yüz tutmuş zanaatın yaşatılması adına da üretiminin gerekli olduğunu düşündüğünü aktaran Aymaz, "Bu yolculuk tamamen merakla başladı. Parşömenin üretim süreci çok meşakkatli. Zor bir iş ama bana terapi gibi geldi. Kullandığım antidepresanları da bıraktım. Bu şifalı topraklardan da parşömenle beraber şifalandığımı düşünüyorum" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BarDIOKc_EObrOjm3rPM1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>11 yıl önce kanser teşhisi konduğunu, 5 yıl radyoterapi gördüğünü dile getiren Hazel Aymaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Radyoterapi boyunca halsiz ve hasta olduğum zamanlar çoktu, o dönemlerde parşömen çizimine ağırlık verdim. Bu topraklardan şifa aldım. 5 yıllık tedavinin sonunda şifalandıktan sonra şu anda sağlıklı bir insanın bile zor yapabileceği bir işi yapıyor olmak beni motive ediyor. Topraklarımdan aldığım kültürel mirasla bulduğum şifayı şimdi umut olarak dağıttığımı düşünüyorum"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3x15ZbzyF02-fSSM4_KuLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parşömenin yaklaşık 25 günlük bir sürede üretildiğini ifade eden Aymaz, "Oldukça meşakkatli, yorucu bir iş. Fiziksel olarak güç istiyor. Üretimde belli aşamalar var. Deriyi kireçte bekletiyorum, inceltiyorum, temizliyorum, yağ ve tüylerinden arındırıyorum. Kurutma safhasından sonra dükkanıma getirdiğim derilerin üzerinde çalışıyorum. Parşömenin üzerine çizimler yapıyorum" diye konuştu. Bergama'da parşömeni geleneksel yöntemlerle üretmeye devam eden son ‘karatabak’ ustası 92 yaşındaki İsmail Araç'ın kendisine yol gösterdiğini ve ışık olduğunu dile getiren Hazel Aymaz, "Benden sonra başka kadın arkadaşlarımız da parşömen üretmeye başladı. Halihazırda benim yetiştirdiğim bir çırak var. Kendi adıma parşömen için ne gerekliyse yapmaya çalışıyorum" dedi. (DHA)</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir narsiste mi yaşıyorsunuz? 5 soruluk test</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bir-narsiste-mi-yasiyorsunuz-5-soruluk-test</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bir-narsiste-mi-yasiyorsunuz-5-soruluk-test</guid>
<description><![CDATA[ Bir narsistle birlikte yaşamak duygusal olarak yorucu olabilir ve gerçekliğinizden ve öz değerinizden şüphe etmenize neden olabilir. Narsisist kişiler, onları diğerlerinden ayıran ve memnun etmeyi veya idare etmeyi zorlaştıran belirli manipülatif davranışlar sergiler. Birinin narsisistik bir kişilik tipine sahip olup olmadığını bilmek için profesyonel teşhis önemli olsa da, belirli ince işaretler kişinin erken teşhis etmesine ve durumunu daha iyi anlamasına yardımcı olabilir. Bu nedenle, burada narsisistlerin tipik davranışlarını vurgulayan ve bir narsisistle karşı karşıya olup olmadığınızı belirlemenize yardımcı olan bazı soruları listeliyoruz.Narsisistler, kendilerini önemli hissettirdiği için diğer insanların kendilerine olan hayranlığından beslenirler. Ve bu yüzden, spot ışıklarının altında kalmak için aşırı uçlara gidebilirler.Örneğin, ilgi odağı olmak için başkalarının sözünü kesebilir ve konuşmalara hükmedebilirler veya insanların dikkatini çekmek için kendilerine cömertçe para harcayabilirler, bunu karşılayamasalar bile. Öz değerleri genellikle o kadar kırılgandır ki, önemli hissetmek için dışarıdan onay almaya ihtiyaç duyarlar. Bu, şişirilmiş önem duygularını gösterir.Narsisistlerin klasik bir özelliği, insanların dikkatini çekmek istemelerine rağmen empati eksikliği göstermeleri ve başkalarının duygularını umursamamalarıdır. Ve soğukkanlı davranışlarıyla yüzleştiklerinde, duygularınızı önemsemezler, deneyimlerinizi geçersiz sayabilirler, üzgün olduğunuzda kayıtsız davranabilirler veya hatta sizi kandırabilirler.Davranışlarıyla ilgili hayal kırıklığınızı ifade ederseniz, mücadelelerinizi küçümseyip odağı kendilerine geri kaydırabilirler! Bu, duyulmadığınızı, sevilmediğinizi ve duygusal olarak tükendiğinizi hissetmenize neden olur. Uzun vadede, böyle bir narsiste sahip olmak, sizi önemsiz ve tükenmiş hissettirecektir.Narsisistlerin klasik bir özelliği, insanların dikkatini çekmek istemelerine rağmen empati eksikliği göstermeleri ve başkalarının duygularını umursamamalarıdır. Ve soğukkanlı davranışlarıyla yüzleştiklerinde, duygularınızı önemsemezler, deneyimlerinizi geçersiz sayabilirler, üzgün olduğunuzda kayıtsız davranabilirler veya hatta sizi kandırabilirler. Davranışlarıyla ilgili hayal kırıklığınızı ifade ederseniz, mücadelelerinizi küçümseyip odağı kendilerine geri kaydırabilirler! Bu, duyulmadığınızı, sevilmediğinizi ve duygusal olarak tükendiğinizi hissetmenize neden olur. Uzun vadede, böyle bir narsiste sahip olmak, sizi önemsiz ve tükenmiş hissettirecektir.Şişkin benlik algıları ve kırılgan egoları nedeniyle narsisistler eleştiriyle başa çıkmakta zorlanırlar. Yapıcı geri bildirimler alsalar bile, o kadar tetiklenirler ki öfke ve savunmacılık hissedebilirler. Bazen bu, onların size sessiz davranmalarına veya hatalarını belirttiğiniz için kurban rolü oynamalarına da yol açabilir. Mükemmel görünme ihtiyaçları onları her türlü reddedilme veya eleştiriye karşı aşırı duyarlı hale getirir ve bu narsisistlerin klasik bir özelliğidir.Narsisistler genellikle konuşmalara hakim olur ve her konuyu kendilerine çekerler. Bir başarı için heyecan duyuyorsanız, bunu kendi hikayeleriyle gölgeleyebilirler. Ve eğer sosyal bir ortamda ilgi odağı olursanız, sizi kıskanabilirler bile. Eğer zorlanıyorsanız, sizin acınızı kendi acılarıyla karşılaştırabilirler veya tamamen görmezden gelebilirler.
Kendilerine faydası olmadığı sürece sizin deneyimlerinize, düşüncelerinize veya hislerinize ilgi duymazlar. Bunun nedeni, kafalarında hiç kimsenin onlar kadar eşit veya önemli olmamasıdır.
Narsisistlerle ilişkiler genellikle tek taraflı hissettirir, tüm alanı kaplarlar ve sizin ihtiyaçlarınıza çok az yer bırakırlar. Birisi sürekli olarak kendisi hakkında etkileşimlerde bulunur ve sizin duygularınızı görmezden gelirse, bu dikkat edilmesi gereken güçlü bir kırmızı bayrak olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vIqNsjDwe0KN45JOXmBBlQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bir, narsiste, yaşıyorsunuz, soruluk, test</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vIqNsjDwe0KN45JOXmBBlQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bir narsiste mi yaşıyorsunuz? 5 soruluk test"><p>Bir narsistle birlikte yaşamak duygusal olarak yorucu olabilir ve gerçekliğinizden ve öz değerinizden şüphe etmenize neden olabilir. Narsisist kişiler, onları diğerlerinden ayıran ve memnun etmeyi veya idare etmeyi zorlaştıran belirli manipülatif davranışlar sergiler. Birinin narsisistik bir kişilik tipine sahip olup olmadığını bilmek için profesyonel teşhis önemli olsa da, belirli ince işaretler kişinin erken teşhis etmesine ve durumunu daha iyi anlamasına yardımcı olabilir. Bu nedenle, burada narsisistlerin tipik davranışlarını vurgulayan ve bir narsisistle karşı karşıya olup olmadığınızı belirlemenize yardımcı olan bazı soruları listeliyoruz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ti7Rboo-i061w5BFsrzcfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsisistler, kendilerini önemli hissettirdiği için diğer insanların kendilerine olan hayranlığından beslenirler. Ve bu yüzden, spot ışıklarının altında kalmak için aşırı uçlara gidebilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/De2I2dHdWUyKv12kDJxP2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Örneğin, ilgi odağı olmak için başkalarının sözünü kesebilir ve konuşmalara hükmedebilirler veya insanların dikkatini çekmek için kendilerine cömertçe para harcayabilirler, bunu karşılayamasalar bile. Öz değerleri genellikle o kadar kırılgandır ki, önemli hissetmek için dışarıdan onay almaya ihtiyaç duyarlar. Bu, şişirilmiş önem duygularını gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nzLHTNuO30yQOWCeHNpscA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsisistlerin klasik bir özelliği, insanların dikkatini çekmek istemelerine rağmen empati eksikliği göstermeleri ve başkalarının duygularını umursamamalarıdır. Ve soğukkanlı davranışlarıyla yüzleştiklerinde, duygularınızı önemsemezler, deneyimlerinizi geçersiz sayabilirler, üzgün olduğunuzda kayıtsız davranabilirler veya hatta sizi kandırabilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5mU-7dNmY0uB8TYkVPXwGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Davranışlarıyla ilgili hayal kırıklığınızı ifade ederseniz, mücadelelerinizi küçümseyip odağı kendilerine geri kaydırabilirler! Bu, duyulmadığınızı, sevilmediğinizi ve duygusal olarak tükendiğinizi hissetmenize neden olur. Uzun vadede, böyle bir narsiste sahip olmak, sizi önemsiz ve tükenmiş hissettirecektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OjvOq10Yeka_RUmkciIh2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsisistlerin klasik bir özelliği, insanların dikkatini çekmek istemelerine rağmen empati eksikliği göstermeleri ve başkalarının duygularını umursamamalarıdır. Ve soğukkanlı davranışlarıyla yüzleştiklerinde, duygularınızı önemsemezler, deneyimlerinizi geçersiz sayabilirler, üzgün olduğunuzda kayıtsız davranabilirler veya hatta sizi kandırabilirler. Davranışlarıyla ilgili hayal kırıklığınızı ifade ederseniz, mücadelelerinizi küçümseyip odağı kendilerine geri kaydırabilirler! Bu, duyulmadığınızı, sevilmediğinizi ve duygusal olarak tükendiğinizi hissetmenize neden olur. Uzun vadede, böyle bir narsiste sahip olmak, sizi önemsiz ve tükenmiş hissettirecektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iWsoqergsE2N4NSe4QFdJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şişkin benlik algıları ve kırılgan egoları nedeniyle narsisistler eleştiriyle başa çıkmakta zorlanırlar. Yapıcı geri bildirimler alsalar bile, o kadar tetiklenirler ki öfke ve savunmacılık hissedebilirler. Bazen bu, onların size sessiz davranmalarına veya hatalarını belirttiğiniz için kurban rolü oynamalarına da yol açabilir. Mükemmel görünme ihtiyaçları onları her türlü reddedilme veya eleştiriye karşı aşırı duyarlı hale getirir ve bu narsisistlerin klasik bir özelliğidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tXIORqimXUCEO69o-NGT2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Narsisistler genellikle konuşmalara hakim olur ve her konuyu kendilerine çekerler. Bir başarı için heyecan duyuyorsanız, bunu kendi hikayeleriyle gölgeleyebilirler. Ve eğer sosyal bir ortamda ilgi odağı olursanız, sizi kıskanabilirler bile. Eğer zorlanıyorsanız, sizin acınızı kendi acılarıyla karşılaştırabilirler veya tamamen görmezden gelebilirler.
Kendilerine faydası olmadığı sürece sizin deneyimlerinize, düşüncelerinize veya hislerinize ilgi duymazlar. Bunun nedeni, kafalarında hiç kimsenin onlar kadar eşit veya önemli olmamasıdır.
Narsisistlerle ilişkiler genellikle tek taraflı hissettirir, tüm alanı kaplarlar ve sizin ihtiyaçlarınıza çok az yer bırakırlar. Birisi sürekli olarak kendisi hakkında etkileşimlerde bulunur ve sizin duygularınızı görmezden gelirse, bu dikkat edilmesi gereken güçlü bir kırmızı bayrak olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyin kanserine yakalandı, 1 yıl ömrü kaldı: Tek belirti teşhis konulmadan 1 gün önce ortaya çıktı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/beyin-kanserine-yakalandi-1-yil-oemru-kaldi-tek-belirti-teshis-konulmadan-1-gun-oence-ortaya-cikti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/beyin-kanserine-yakalandi-1-yil-oemru-kaldi-tek-belirti-teshis-konulmadan-1-gun-oence-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ 59 yaşındaki Paul Fletcher, bu yılın başlarında araba kullanırken bir dönüşü kaçırmak gibi birkaç &quot;tuhaf&quot; unutkanlık yaşadığını fark etti. Başlangıçta bu durumu basit bir unutkanlık olarak geçiştiren Fletcher, bu olayların aslında kendisine 14 ay yaşam süresi tanıyan ölümcül bir beyin kanserinin tek belirtisi olduğunu sonradan öğrendi.Bu garip unutkanlıklar yalnızca bir gün sürdü, fakat 24 saat içinde Fletcher, Gloucestershire&#039;daki evinin mutfağında korkunç bir nöbet geçirerek yere yığıldı. Hemen hastaneye kaldırılan Fletcher’ın beyninde iki tümör olduğu tespit edildi.Doktorlar, 59 yaşındaki temizlik şirketi sahibine, beyin kanserinin en ölümcül ve hızlı yayılan türlerinden biri olan glioblastoma hastalığını teşhis etti. Glioblastoma, genellikle kısa süreli yaşam beklentileriyle bilinen bir hastalık olarak, Fletcher&#039;a sadece 14 ay yaşama şansı tanımıştı.Fletcher’ın eşi Jo, kocasının 6 Şubat&#039;ta yaşadığı hafıza kaybı dalgasını hatırlayarak, ikisinin de bu durumu &quot;garip ama önemsiz&quot; olarak değerlendirdiklerini söyledi. &quot;Yolun aşağısında bir işe gitti ve dönüşü kaçırdı. Geri dönerken başka bir dönüşü daha kaçırınca &#039;bu biraz garip&#039; diye düşündü,&quot; dedi Jo Fletcher. Ayrıca, Fletcher’ın o gün çantasının kaybolduğunu düşündüğü ancak aslında ofisinde bulduğu gibi bir durum da yaşandı. Jo, o güne kadar baş ağrısı ve baş dönmesi gibi beyin tümörünün tipik belirtileriyle karşılaşmadıklarını ifade etti.Ertesi gün, Fletcher aniden dalgın görünmeye başladı ve mutfakta yere yığıldı. Ailesi, bir şeylerin ters gittiğini fark etti. 21 yaşındaki oğlu Jack, annesiyle birlikte hemen yardım çağırdı. Jack, &quot;Ağzından kan geliyordu, çok korkutucuydu,&quot; dedi. Fletcher, sağlık görevlileri tarafından hastaneye kaldırılmadan önce üç nöbet daha geçirdi. İlk başta beyin enfeksiyonu şüphesiyle tedaviye alınan Fletcher’a, yapılan taramalar sonucu kanser teşhisi kondu.Fletcher’a yapılan ameliyatla tümörlerden biri başarıyla çıkarıldı. Şu anda kemoterapi ve radyoterapi tedavileriyle diğer tümörün tedavi edilmesi bekleniyor. Ancak, hastalığın tekrarlama ihtimali de bulunuyor. Beyin Tümörü Vakfı&#039;na göre, glioblastoma hastalarının çoğu yalnızca 12 ila 18 ay arasında hayatta kalabiliyor. Teşhis sonrası sadece 20 hastadan biri beş yıl hayatta kalabiliyor.Jo Fletcher, kocasının sağlığını iyileştirmek için farklı adımlar attıklarını belirtti. “Keto diyeti yapıyoruz, her gün yürüyüşe çıkıyoruz, şeker kullanmıyoruz,&quot; dedi. Çift, aynı zamanda beyin kanseri tedavisi için yapılan araştırmaların finansmanına katkıda bulunmak amacıyla Beyin Tümörü Vakfı&#039;na bağış topluyor. Bu hastalık, her yıl İngiltere&#039;de yaklaşık 3.000, Amerika&#039;da ise 12.000 kişiyi etkiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KpIckoBMFUa3lyG-GC0njA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, kanserine, yakalandı, yıl, ömrü, kaldı:, Tek, belirti, teşhis, konulmadan, gün, önce, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KpIckoBMFUa3lyG-GC0njA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="1 yıl ömrü kaldığını öğrendiı: Tek belirti teşhis konulmadan 1 gün önce ortaya çıktı"><p>59 yaşındaki Paul Fletcher, bu yılın başlarında araba kullanırken bir dönüşü kaçırmak gibi birkaç "tuhaf" unutkanlık yaşadığını fark etti. Başlangıçta bu durumu basit bir unutkanlık olarak geçiştiren Fletcher, bu olayların aslında kendisine 14 ay yaşam süresi tanıyan ölümcül bir beyin kanserinin tek belirtisi olduğunu sonradan öğrendi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L2bdpzQJ80Sq6zg7oVjwaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu garip unutkanlıklar yalnızca bir gün sürdü, fakat 24 saat içinde Fletcher, Gloucestershire'daki evinin mutfağında korkunç bir nöbet geçirerek yere yığıldı. Hemen hastaneye kaldırılan Fletcher’ın beyninde iki tümör olduğu tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0vVVzlLcVU6jCSfSR-dmUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorlar, 59 yaşındaki temizlik şirketi sahibine, beyin kanserinin en ölümcül ve hızlı yayılan türlerinden biri olan glioblastoma hastalığını teşhis etti. Glioblastoma, genellikle kısa süreli yaşam beklentileriyle bilinen bir hastalık olarak, Fletcher'a sadece 14 ay yaşama şansı tanımıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GBX1FLC-xE2Apof_hQfOKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fletcher’ın eşi Jo, kocasının 6 Şubat'ta yaşadığı hafıza kaybı dalgasını hatırlayarak, ikisinin de bu durumu "garip ama önemsiz" olarak değerlendirdiklerini söyledi. "Yolun aşağısında bir işe gitti ve dönüşü kaçırdı. Geri dönerken başka bir dönüşü daha kaçırınca 'bu biraz garip' diye düşündü," dedi Jo Fletcher. Ayrıca, Fletcher’ın o gün çantasının kaybolduğunu düşündüğü ancak aslında ofisinde bulduğu gibi bir durum da yaşandı. Jo, o güne kadar baş ağrısı ve baş dönmesi gibi beyin tümörünün tipik belirtileriyle karşılaşmadıklarını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bzjna9biIUiFxZ9polMTrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ertesi gün, Fletcher aniden dalgın görünmeye başladı ve mutfakta yere yığıldı. Ailesi, bir şeylerin ters gittiğini fark etti. 21 yaşındaki oğlu Jack, annesiyle birlikte hemen yardım çağırdı. Jack, "Ağzından kan geliyordu, çok korkutucuydu," dedi. Fletcher, sağlık görevlileri tarafından hastaneye kaldırılmadan önce üç nöbet daha geçirdi. İlk başta beyin enfeksiyonu şüphesiyle tedaviye alınan Fletcher’a, yapılan taramalar sonucu kanser teşhisi kondu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iYkSwBRp00KdBqB5Ibb_yQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fletcher’a yapılan ameliyatla tümörlerden biri başarıyla çıkarıldı. Şu anda kemoterapi ve radyoterapi tedavileriyle diğer tümörün tedavi edilmesi bekleniyor. Ancak, hastalığın tekrarlama ihtimali de bulunuyor. Beyin Tümörü Vakfı'na göre, glioblastoma hastalarının çoğu yalnızca 12 ila 18 ay arasında hayatta kalabiliyor. Teşhis sonrası sadece 20 hastadan biri beş yıl hayatta kalabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E_COjmekQkihcD2-y5YVhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jo Fletcher, kocasının sağlığını iyileştirmek için farklı adımlar attıklarını belirtti. “Keto diyeti yapıyoruz, her gün yürüyüşe çıkıyoruz, şeker kullanmıyoruz," dedi. Çift, aynı zamanda beyin kanseri tedavisi için yapılan araştırmaların finansmanına katkıda bulunmak amacıyla Beyin Tümörü Vakfı'na bağış topluyor. Bu hastalık, her yıl İngiltere'de yaklaşık 3.000, Amerika'da ise 12.000 kişiyi etkiliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları 2 kritik dönüm noktasını açıkladı: 44 yaşında ve 60 yaşında ne oluyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-2-kritik-doenum-noktasini-acikladi-44-yasinda-ve-60-yasinda-ne-oluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-2-kritik-doenum-noktasini-acikladi-44-yasinda-ve-60-yasinda-ne-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Stanford Üniversitesi&#039;nden bilim insanları, yaşlanmanın sadece yavaş bir düşüş değil, aynı zamanda önemli biyolojik değişikliklerin meydana geldiği kritik bir süreç olduğunu keşfetti. Yeni yapılan araştırmaya göre, yaşlanma süreci, belirli yaşlarda önemli dönüm noktalarına ulaşan bir yapıya sahip. Bu bulgular, bireylere yaşam tarzı değişiklikleri yapma fırsatı sunarak, daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine yardımcı olabilir.Stanford&#039;un yaptığı araştırma, yaşlanmanın doğrusal bir süreç olmadığına işaret ediyor. Araştırmaya göre, vücudun yaşlanma süreci 44 ve 60 yaşlarında önemli biyolojik değişikliklere yol açan iki kritik dönüm noktasına sahiptir. Bu yaşlardaki değişiklikler, metabolizma, bağışıklık sistemi, kardiyovasküler sağlık ve hastalık risklerini doğrudan etkileyebilir.Araştırmalara göre, 44 yaş civarında vücutta fark edilir değişiklikler başlıyor. Özellikle metabolizma ve kardiyovasküler sistemde önemli dönüşümler meydana geliyor. Bu dönemde vücudun yağ ve alkol metabolizması değişir, bu da kilo yönetimini ve karaciğer sağlığını etkileyebilir.Ayrıca, kalp hastalığı riski, çoğu kişi semptom gösteremese de bu yaşlarda belirginleşmeye başlar. Hormon seviyelerinde de değişiklikler yaşanır, bu da enerjiyi, ruh halini ve metabolizmayı etkileyebilir. Bu yaş, sağlıklı alışkanlıklar edinmek için kritik bir dönemdir, çünkü uzun vadeli sağlık üzerinde önemli etkiler yaratabilir.İkinci büyük biyolojik değişim ise 60 yaş civarında yaşanıyor. Bu yaşta vücutta daha belirgin işlevsel gerilemeler gözlemlenir. Bağışıklık sistemi zayıflar, vücudun enfeksiyonlara karşı direnci azalır. Ayrıca, karbonhidrat metabolizması değişir ve kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesi daha zor hale gelir, bu da diyabet riskini artırır. Böbrek fonksiyonları da zamanla düşer, kan üre azot seviyeleri yükselir ve böbreklerin verimliliğinde azalma görülür. Bilişsel işlevlerde yavaşlama ve kas kütlesinde kayıplar da daha belirgin hale gelir. Bu dönemde besin açısından zengin bir diyet, düzenli fiziksel aktivite ve bilişsel etkileşim, sağlığı korumak için kritik hale gelir.Bu bulgular, sağlık müdahalelerinin 44 ve 60 yaşlarında daha yoğun olması gerektiğini vurguluyor. Sağlığın kademeli olarak azaldığını varsaymak yerine, bu kritik yaşlara gelmeden önce proaktif değişiklikler yapmak büyük önem taşıyor.40&#039;lı yaşların başında, kalp sağlığına, metabolik dengeye ve stres yönetimine odaklanmak, ilerleyen yaşlarda karşılaşılan sağlık risklerini önlemeye yardımcı olabilir. 60&#039;lı yaşların başında ise bağışıklığı güçlendirmek, kas gücünü korumak ve kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutmak büyük önem kazanır.Bu araştırma, yaşlanma sürecini daha iyi anlamamıza yardımcı olurken, erken müdahalelerin uzun vadede daha sağlıklı ve aktif bir yaşam sürmemize olanak tanıyabileceğini gösteriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fr2mYvum6keMXFf8bwKFsA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, kritik, dönüm, noktasını, açıkladı:, yaşında, yaşında, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fr2mYvum6keMXFf8bwKFsA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2 kritik dönüm noktası: 44 yaşında ve 60 yaşında ne oluyor?"><p>Stanford Üniversitesi'nden bilim insanları, yaşlanmanın sadece yavaş bir düşüş değil, aynı zamanda önemli biyolojik değişikliklerin meydana geldiği kritik bir süreç olduğunu keşfetti. Yeni yapılan araştırmaya göre, yaşlanma süreci, belirli yaşlarda önemli dönüm noktalarına ulaşan bir yapıya sahip. Bu bulgular, bireylere yaşam tarzı değişiklikleri yapma fırsatı sunarak, daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Tdu06uLytkyw_jTsBlgzcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stanford'un yaptığı araştırma, yaşlanmanın doğrusal bir süreç olmadığına işaret ediyor. Araştırmaya göre, vücudun yaşlanma süreci 44 ve 60 yaşlarında önemli biyolojik değişikliklere yol açan iki kritik dönüm noktasına sahiptir. Bu yaşlardaki değişiklikler, metabolizma, bağışıklık sistemi, kardiyovasküler sağlık ve hastalık risklerini doğrudan etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-xhuNZdaFE2UqZaFEHqskg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalara göre, 44 yaş civarında vücutta fark edilir değişiklikler başlıyor. Özellikle metabolizma ve kardiyovasküler sistemde önemli dönüşümler meydana geliyor. Bu dönemde vücudun yağ ve alkol metabolizması değişir, bu da kilo yönetimini ve karaciğer sağlığını etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n93uhtodlUWVRe11XwJyqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca, kalp hastalığı riski, çoğu kişi semptom gösteremese de bu yaşlarda belirginleşmeye başlar. Hormon seviyelerinde de değişiklikler yaşanır, bu da enerjiyi, ruh halini ve metabolizmayı etkileyebilir. Bu yaş, sağlıklı alışkanlıklar edinmek için kritik bir dönemdir, çünkü uzun vadeli sağlık üzerinde önemli etkiler yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a9EpCIUJKEOvqAkpo8HLlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İkinci büyük biyolojik değişim ise 60 yaş civarında yaşanıyor. Bu yaşta vücutta daha belirgin işlevsel gerilemeler gözlemlenir. Bağışıklık sistemi zayıflar, vücudun enfeksiyonlara karşı direnci azalır. Ayrıca, karbonhidrat metabolizması değişir ve kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesi daha zor hale gelir, bu da diyabet riskini artırır. Böbrek fonksiyonları da zamanla düşer, kan üre azot seviyeleri yükselir ve böbreklerin verimliliğinde azalma görülür. Bilişsel işlevlerde yavaşlama ve kas kütlesinde kayıplar da daha belirgin hale gelir. Bu dönemde besin açısından zengin bir diyet, düzenli fiziksel aktivite ve bilişsel etkileşim, sağlığı korumak için kritik hale gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HTQXHkrBvUSLtz7dUEJw8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu bulgular, sağlık müdahalelerinin 44 ve 60 yaşlarında daha yoğun olması gerektiğini vurguluyor. Sağlığın kademeli olarak azaldığını varsaymak yerine, bu kritik yaşlara gelmeden önce proaktif değişiklikler yapmak büyük önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9X-6-9NcaEylC1hG3vis9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>40'lı yaşların başında, kalp sağlığına, metabolik dengeye ve stres yönetimine odaklanmak, ilerleyen yaşlarda karşılaşılan sağlık risklerini önlemeye yardımcı olabilir. 60'lı yaşların başında ise bağışıklığı güçlendirmek, kas gücünü korumak ve kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutmak büyük önem kazanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O9ejzkRGmUW7j1eZiUnZWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu araştırma, yaşlanma sürecini daha iyi anlamamıza yardımcı olurken, erken müdahalelerin uzun vadede daha sağlıklı ve aktif bir yaşam sürmemize olanak tanıyabileceğini gösteriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ayaklarınız sağlığınız hakkında ne söylüyor? Şişlik, uyuşma, karıncalanma...</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ayaklariniz-sagliginiz-hakkinda-ne-soeyluyor-sislik-uyusma-karincalanma</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ayaklariniz-sagliginiz-hakkinda-ne-soeyluyor-sislik-uyusma-karincalanma</guid>
<description><![CDATA[ Ayaklarınız, başka herhangi bir yerde semptomlar ortaya çıkmadan önce altta yatan sağlık sorunları hakkında size bilgi verebilir. Bu nedenle, ayaklarınızdaki hiçbir belirtiyi veya semptomu görmezden gelmemelisiniz, çünkü bunlar sağlığınıza daha iyi bakmanız için bir uyarı işareti olabilir.Aşağıda verilen semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, proaktif adımlar atmanız ve sağlığınıza dikkat etmeniz gerektiğinin bir göstergesi olabilir. SOĞUK AYAKLARSoğuk ayaklar, özellikle daha soğuk iklimlerde yaşayan insanlar için yaygın bir durumdur. İklim bir rol oynasa da, soğuk ayaklar aynı zamanda altta yatan bir sağlık sorununu da gösterebilir. Tiroid disfonksiyonu, diyabet, hormonal dengesizlikler veya dolaşım sorunları gibi rahatsızlıkların sinyalini verebilir. Bazı durumlarda, stres de kan akışının azalmasına katkıda bulunarak soğuk ayaklara yol açabilir.Birçok kişi ara sıra ayaklarında şişlik yaşar ve bu durum rahatsızlığa neden olabilir. Çoğu zaman endişelenecek bir şey yoktur. Ancak, sürekli ayaklarda şişlik zayıf dolaşım, kalp hastalığı, böbrek sorunları veya hatta lenf sistemiyle ilgili sorunların belirtisi olabilir.Ayakların rengindeki değişiklik dolaşım sorunlarına işaret edebilir. Bu, iskemik (kısıtlı kan akışı) veya kangrenli durumun erken belirtilerini gösterir.UYUŞMA VE KARINCALAMAAyaklarda uyuşma veya karıncalanma hissi B12 vitamini eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi sinirsel bir sorundan da kaynaklanabilir ve diyabet, periferik arter hastalığı (PAD) veya diğer nörolojik sorunların erken belirtileri olabilir.Kuru veya çatlamış ayaklar vücuttaki omega yağ asitleri ve çinko eksikliğinin erken belirtisi olabilir.RENKLİ TIRNAKLARTırnakların renginin değişmesi veya ayak tırnağı dokusunda herhangi bir değişiklik bir sağlık sorunu olabilir ve mantar enfeksiyonları, mineral eksikliği, sedef hastalığı, anemi veya hatta melanom gibi rahatsızlıklara işaret edebilir. Semptomlar devam ederse, doğru tanı için bir sağlık uzmanına danışmak önemlidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NCgCtblTVU62fOS45Gi2nw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ayaklarınız, sağlığınız, hakkında, söylüyor, Şişlik, uyuşma, karıncalanma...</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NCgCtblTVU62fOS45Gi2nw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ayaklarınız sağlığınız hakkında ne söylüyor?"><p>Ayaklarınız, başka herhangi bir yerde semptomlar ortaya çıkmadan önce altta yatan sağlık sorunları hakkında size bilgi verebilir. Bu nedenle, ayaklarınızdaki hiçbir belirtiyi veya semptomu görmezden gelmemelisiniz, çünkü bunlar sağlığınıza daha iyi bakmanız için bir uyarı işareti olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZlK6WhmGTEeV9kZKC-jPGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşağıda verilen semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, proaktif adımlar atmanız ve sağlığınıza dikkat etmeniz gerektiğinin bir göstergesi olabilir. SOĞUK AYAKLARSoğuk ayaklar, özellikle daha soğuk iklimlerde yaşayan insanlar için yaygın bir durumdur. İklim bir rol oynasa da, soğuk ayaklar aynı zamanda altta yatan bir sağlık sorununu da gösterebilir. Tiroid disfonksiyonu, diyabet, hormonal dengesizlikler veya dolaşım sorunları gibi rahatsızlıkların sinyalini verebilir. Bazı durumlarda, stres de kan akışının azalmasına katkıda bulunarak soğuk ayaklara yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HbsIGZz17kG10Msl2CkE5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişi ara sıra ayaklarında şişlik yaşar ve bu durum rahatsızlığa neden olabilir. Çoğu zaman endişelenecek bir şey yoktur. Ancak, sürekli ayaklarda şişlik zayıf dolaşım, kalp hastalığı, böbrek sorunları veya hatta lenf sistemiyle ilgili sorunların belirtisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B0o3lTu2Bk6nPzhp0hO0Sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayakların rengindeki değişiklik dolaşım sorunlarına işaret edebilir. Bu, iskemik (kısıtlı kan akışı) veya kangrenli durumun erken belirtilerini gösterir.UYUŞMA VE KARINCALAMAAyaklarda uyuşma veya karıncalanma hissi B12 vitamini eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi sinirsel bir sorundan da kaynaklanabilir ve diyabet, periferik arter hastalığı (PAD) veya diğer nörolojik sorunların erken belirtileri olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LbvBdqJosUahxtOvjbLOAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuru veya çatlamış ayaklar vücuttaki omega yağ asitleri ve çinko eksikliğinin erken belirtisi olabilir.RENKLİ TIRNAKLARTırnakların renginin değişmesi veya ayak tırnağı dokusunda herhangi bir değişiklik bir sağlık sorunu olabilir ve mantar enfeksiyonları, mineral eksikliği, sedef hastalığı, anemi veya hatta melanom gibi rahatsızlıklara işaret edebilir. Semptomlar devam ederse, doğru tanı için bir sağlık uzmanına danışmak önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fXfKOEBVWkWNkRMdAEQt3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türklerin yüzde kaçı tuvalete gittikten sonra ellerini yıkıyor? Çarpıcı sonuç</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/turklerin-yuzde-kaci-tuvalete-gittikten-sonra-ellerini-yikiyor-carpici-sonuc</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/turklerin-yuzde-kaci-tuvalete-gittikten-sonra-ellerini-yikiyor-carpici-sonuc</guid>
<description><![CDATA[ Tuvalete gittikten sonra el yıkama alışkanlığı, kişisel hijyenin temel unsurlarından biridir. Tuvaletlerde bulunan bakteriler ve mikroorganizmalar eller aracılığıyla vücuda geçebilir, bu durum çeşitli hastalıkların bulaşmasına zemin hazırlar. Son yapılan analize göre, Türkiye&#039;de tuvaletten sonra el yıkama alışkanlığı, oldukça yaygın. Türkiye&#039;yi de bu konuda takip eden bir başka ülke ise Bosna Hersek.Son veriler, grip salgınının Avrupa&#039;da hız kesmeden devam ettiği bir dönemde, Hollanda&#039;da el hijyenine daha fazla özen gösterilmesi gerektiğini ortaya koydu. Pazar ve tüketici verilerini inceleyen Statista, bu noktada Avrupalıların el yıkama alışkanlıklarını mercek altına aldı.El yıkama, temel bir hijyen alışkanlığı olarak kabul edilse de, Avrupa’daki farklı ülkelerde bu alışkanlıklar arasında belirgin farklar bulunuyor. Euronews&#039;in haberine göre, Hollanda&#039;da tuvalet kullandıktan sonra ellerini yıkamayanların oranı yüzde 50&#039;ye yakın. İtalya&#039;da ise bu oran yüzde 43.İspanya, tuvalet sonrası el yıkamama oranıyla üçüncü sırada yer alıyor, bu oran yüzde 39. Fransa ve Rusya ise sırasıyla yüzde 38 ve yüzde 37 ile bu listeyi takip ediyor. Avusturya ve Letonya&#039;da ise yüzde 35&#039;lik bir dilim, temel hijyen uygulamalarını ihmal ediyor.Ancak el hijyenine oldukça özen gösteren ülkeler de bulunuyor. Polonya&#039;da, nüfusun yüzde 68&#039;i tuvalet sonrası ellerini yıkadığını belirtiyor. Çekya ve Ukrayna&#039;da bu oran yüzde 71, Bulgaristan&#039;da ise yüzde 72 seviyesinde.İsviçre, yüzde 73 ile bu sıralamada önde gelirken, onu sırasıyla yüzde 74 ile İrlanda ve yüzde 75 ile Birleşik Krallık takip ediyor. İskandinav ülkeleri de el hijyenine gösterdiği özenle öne çıkıyor; Finlandiya&#039;da bu oran yüzde 76, İsveç&#039;te ise yüzde 78.Sırbistan&#039;da el yıkama oranı yüzde 83, Romanya ve Kosova&#039;da ise yüzde 84. Portekiz&#039;de de benzer şekilde bu oran yüzde 84 seviyesinde.El hijyenine en fazla özen gösteren ülkeler ise Bosna-Hersek ve Türkiye. Türkiye&#039;de tuvalet sonrası el yıkama oranı yüzde 94&#039;e ulaşırken, Bosna-Hersek&#039;te bu oran yüzde 96&#039;ya çıkıyor.Bu veriler, zamanla değişmiş olsa da, hijyen alışkanlıklarının bölgesel farklar gösterdiğini ve kişisel hijyenin toplum sağlığı için büyük önem taşıdığını gözler önüne seriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A8O8QdMfqUePs7Mhfe3FAQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türklerin, yüzde, kaçı, tuvalete, gittikten, sonra, ellerini, yıkıyor, Çarpıcı, sonuç</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A8O8QdMfqUePs7Mhfe3FAQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Türklerin yüzde kaçı tuvalete gittikten sonra ellerini yıkıyor? Çarpıcı sonuç"><p>Tuvalete gittikten sonra el yıkama alışkanlığı, kişisel hijyenin temel unsurlarından biridir. Tuvaletlerde bulunan bakteriler ve mikroorganizmalar eller aracılığıyla vücuda geçebilir, bu durum çeşitli hastalıkların bulaşmasına zemin hazırlar. Son yapılan analize göre, Türkiye'de tuvaletten sonra el yıkama alışkanlığı, oldukça yaygın. Türkiye'yi de bu konuda takip eden bir başka ülke ise Bosna Hersek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gJU74ISfu0mur7w6YHFbRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son veriler, grip salgınının Avrupa'da hız kesmeden devam ettiği bir dönemde, Hollanda'da el hijyenine daha fazla özen gösterilmesi gerektiğini ortaya koydu. Pazar ve tüketici verilerini inceleyen Statista, bu noktada Avrupalıların el yıkama alışkanlıklarını mercek altına aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F6diBKyS_EWZsgT3rk__aQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>El yıkama, temel bir hijyen alışkanlığı olarak kabul edilse de, Avrupa’daki farklı ülkelerde bu alışkanlıklar arasında belirgin farklar bulunuyor. Euronews'in haberine göre, Hollanda'da tuvalet kullandıktan sonra ellerini yıkamayanların oranı yüzde 50'ye yakın. İtalya'da ise bu oran yüzde 43.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PTOuZutao0mBctHeyEiQGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İspanya, tuvalet sonrası el yıkamama oranıyla üçüncü sırada yer alıyor, bu oran yüzde 39. Fransa ve Rusya ise sırasıyla yüzde 38 ve yüzde 37 ile bu listeyi takip ediyor. Avusturya ve Letonya'da ise yüzde 35'lik bir dilim, temel hijyen uygulamalarını ihmal ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t25V77BDj028b9sqDfea3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak el hijyenine oldukça özen gösteren ülkeler de bulunuyor. Polonya'da, nüfusun yüzde 68'i tuvalet sonrası ellerini yıkadığını belirtiyor. Çekya ve Ukrayna'da bu oran yüzde 71, Bulgaristan'da ise yüzde 72 seviyesinde.İsviçre, yüzde 73 ile bu sıralamada önde gelirken, onu sırasıyla yüzde 74 ile İrlanda ve yüzde 75 ile Birleşik Krallık takip ediyor. İskandinav ülkeleri de el hijyenine gösterdiği özenle öne çıkıyor; Finlandiya'da bu oran yüzde 76, İsveç'te ise yüzde 78.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0mySTct-TEutI97VqD90NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sırbistan'da el yıkama oranı yüzde 83, Romanya ve Kosova'da ise yüzde 84. Portekiz'de de benzer şekilde bu oran yüzde 84 seviyesinde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ujxjYdt3fUyWh1h81IlBqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>El hijyenine en fazla özen gösteren ülkeler ise Bosna-Hersek ve Türkiye. Türkiye'de tuvalet sonrası el yıkama oranı yüzde 94'e ulaşırken, Bosna-Hersek'te bu oran yüzde 96'ya çıkıyor.Bu veriler, zamanla değişmiş olsa da, hijyen alışkanlıklarının bölgesel farklar gösterdiğini ve kişisel hijyenin toplum sağlığı için büyük önem taşıdığını gözler önüne seriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gözleriniz yaşam sürenizi ele veriyor: Retina yaşlanma ve ölüm riskini ortaya koyuyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/goezleriniz-yasam-surenizi-ele-veriyor-retina-yaslanma-ve-oelum-riskini-ortaya-koyuyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/goezleriniz-yasam-surenizi-ele-veriyor-retina-yaslanma-ve-oelum-riskini-ortaya-koyuyor</guid>
<description><![CDATA[ Yaşam uzun soluklu bir yolculuk olsa da insanlar her zaman bu yolculuğun ne kadar süreceğini merak eder. British Journal of Ophthalmology’de yayınlanan yeni bir çalışma, bu konuda dikkat çekici bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Araştırmaya göre, ömrünüzün uzunluğuyla ilgili ipucu almak istiyorsanız gözlerinize bakmanız yeterli olabilir.Uluslararası bir ekibin yürüttüğü bu çalışma, retinanın biyolojik yaşı ve bireyin ölüm riski arasında çarpıcı bir bağlantı bulunduğunu ortaya koydu. Araştırma, toplamda 47 bin katılımcının verileriyle gerçekleştirildi.Gözümüzün arkasında yer alan ve görsel bilgileri kaydeden retina, biyolojik yaşımıza dair çeşitli ipuçları taşıyor. Retinası biyolojik yaşından daha yaşlı gözlemlenen bireylerin, önümüzdeki 10 yıl içinde daha yüksek bir ölüm riski taşıdıkları belirtildi.Araştırmacılar, bir bireyin retina yaşını belirlemek için derin öğrenme teknolojisi kullandı. Katılımcıların sağlık durumu iyi olanlarından elde edilen 19.200 fundus görüntüsü ile tarama modeli doğrulamalar yapıldı. Bu analiz sonucunda tahmini retina yaşı ile gerçek yaş arasında üc buçuk yıl içinde genel bir doğruluk ilişkisi saptandıAraştırma, retina yaşının bireylerin ‘hızlı yaşlanma’ kategorisinde yer alıp almadıklarını gösterdiğini ortaya koydu. Verilere göre katılımcıların %28’inde biyolojik yaş ve retina yaşı arasında beş yıllık bir fark tespit edilirken, %4,5’inde bu fark 10 yıldan fazla oldu.Araştırmacılar, bu farklılıkların sadece kalp rahatsızlıkları veya kanser gibi hastalıkların habercisi olmadığını, farklı ölüm riskleriyle de ilişkilendirilebileceğini belirtti.Ayrıca bu çalışmanın, yaşlanmanın biyolojik bir belirteci olarak retina yaşını ön plana çıkardığı ifade edildi.Retina yaşının ölüm riskiyle doğru orantılı olduğunu ortaya koyan bu çalışma, bireylerin yaş, tansiyon, vücut kitle indeksi, etnik köken ve yaşam tarzı gibi faktörlerinin de bu bağlantıda önemli bir rol oynadığını gösterdi.Bilim insanları bu bulguların, gelecekte bireylerin sağlık durumlarının izlenmesi ve önleyici tıpta kullanılmasına olanak sağlayabileceğini düşünüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4git7M2bPkKj9lHSaWiVew.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gözleriniz, yaşam, sürenizi, ele, veriyor:, Retina, yaşlanma, ölüm, riskini, ortaya, koyuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4git7M2bPkKj9lHSaWiVew.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gözleriniz yaşam sürenizi ele veriyor: Retina yaşlanma ve ölüm riskini ortaya koyuyor"><p>Yaşam uzun soluklu bir yolculuk olsa da insanlar her zaman bu yolculuğun ne kadar süreceğini merak eder. British Journal of Ophthalmology’de yayınlanan yeni bir çalışma, bu konuda dikkat çekici bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Araştırmaya göre, ömrünüzün uzunluğuyla ilgili ipucu almak istiyorsanız gözlerinize bakmanız yeterli olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XHt7TIPUw0e5w4LOecoVKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uluslararası bir ekibin yürüttüğü bu çalışma, retinanın biyolojik yaşı ve bireyin ölüm riski arasında çarpıcı bir bağlantı bulunduğunu ortaya koydu. Araştırma, toplamda 47 bin katılımcının verileriyle gerçekleştirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G5o16xBuuke3h3CHlZTClw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözümüzün arkasında yer alan ve görsel bilgileri kaydeden retina, biyolojik yaşımıza dair çeşitli ipuçları taşıyor. Retinası biyolojik yaşından daha yaşlı gözlemlenen bireylerin, önümüzdeki 10 yıl içinde daha yüksek bir ölüm riski taşıdıkları belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/goMpEB2yfEyCAHcnNSX0_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, bir bireyin retina yaşını belirlemek için derin öğrenme teknolojisi kullandı. Katılımcıların sağlık durumu iyi olanlarından elde edilen 19.200 fundus görüntüsü ile tarama modeli doğrulamalar yapıldı. Bu analiz sonucunda tahmini retina yaşı ile gerçek yaş arasında üc buçuk yıl içinde genel bir doğruluk ilişkisi saptandı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AgF0kWFY-EaiAholrsQVBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, retina yaşının bireylerin ‘hızlı yaşlanma’ kategorisinde yer alıp almadıklarını gösterdiğini ortaya koydu. Verilere göre katılımcıların %28’inde biyolojik yaş ve retina yaşı arasında beş yıllık bir fark tespit edilirken, %4,5’inde bu fark 10 yıldan fazla oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CMaAANfBqU2aeC_7LXUpyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, bu farklılıkların sadece kalp rahatsızlıkları veya kanser gibi hastalıkların habercisi olmadığını, farklı ölüm riskleriyle de ilişkilendirilebileceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2b9vXKn_AE2ql3YHGElHNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca bu çalışmanın, yaşlanmanın biyolojik bir belirteci olarak retina yaşını ön plana çıkardığı ifade edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HlW9gA9a00aByhICXt2MYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Retina yaşının ölüm riskiyle doğru orantılı olduğunu ortaya koyan bu çalışma, bireylerin yaş, tansiyon, vücut kitle indeksi, etnik köken ve yaşam tarzı gibi faktörlerinin de bu bağlantıda önemli bir rol oynadığını gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QTsEI1vR_EyUTnYEvXOIxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları bu bulguların, gelecekte bireylerin sağlık durumlarının izlenmesi ve önleyici tıpta kullanılmasına olanak sağlayabileceğini düşünüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yapay zekaya göre özgüvensiz insanların en çok kurduğu 10 cümle</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yapay-zekaya-goere-oezguvensiz-insanlarin-en-cok-kurdugu-10-cumle</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yapay-zekaya-goere-oezguvensiz-insanlarin-en-cok-kurdugu-10-cumle</guid>
<description><![CDATA[ Kişinin kendi yeteneklerine, düşüncelerine veya dış görünüşüne güvenmemesi durumu olan özgüvensizlik, genellikle geçmişteki olumsuz deneyimlerin, eleştirilerin, başarısızlıkların veya toplumun dayattığı ideal standartların bir sonucu olarak gelişir. Çoğu zaman bireylerin kişisel gelişiminin önünde bir bariyer olan bu duygu, sosyal uyumsuzluğu da beraberinde getirebilir. Yapay zeka, özgüvensiz insanların en çok kurduğu 10 cümleyi açıkladı.Özgüvensizlik, sadece duygusal değil, aynı zamanda fiziksel ve zihinsel sağlık üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir. Kişi, kendini sürekli olarak yetersiz, eksik veya başarısız hissedebilir. Bu durum depresyon, kaygı bozuklukları, stres ve düşük motivasyon gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Özgüvensiz birey, toplum içinde daha çekingen ve utangaç tavırlar sergiler. Bu davranış, zamanla sosyal fobiye dönüşebilir.Özgüvensiz bireylerde kendini kıyaslama, özellikle başkalarının başarılarıyla karşılaştırma eğilimi sıklıkla görülür. Özgüven eksikliği yaşayan insanlar, genellikle &quot;yapamam&quot;, &quot;yetersizim&quot;, &quot;başaramam&quot; gibi olumsuz düşüncelerle kendilerini sınırlayan bir içsel konuşma tarzına sahiptirler. Ayrıca, küçük başarılara bile yeterince değer vermezler.Özgüvensizlikle başa çıkmak, zorlu bir süreç olsa da imkansız değildir. İlk adım, kişinin bu durumu fark etmesi ve kabul etmesidir. Kendi olumsuz düşünce kalıplarını tanımak, onlarla yüzleşmek ve yerine daha olumlu ve gerçekçi düşünceler koymak önemlidir.Bu süreçte bir terapist ya da danışmandan destek almak, olumsuz düşüncelerin ve davranışların daha etkin bir şekilde ele alınmasını sağlayabilir.&quot;Bunu yapabileceğimi sanmıyorum.&quot;
&quot;Başarısız olursam, herkes bana güler.&quot;
&quot;Bu konuda yeterli değilim.&#039;&#039;
&quot;Herkes benden daha başarılı.&#039;&#039;
&quot;Bunu doğru yapamazsam, kimse bana yeteri kadar değer vermez.&quot;
&quot;Belki de bu iş/eğitim benim kapasitemi aşıyordur&#039;&#039;
&quot;Beni kimse gerçekten sevemez.&quot;
&quot;Ne zaman kendimi göstermek istesem hata yapıyorum.&quot;
&quot;Benim fikirlerim o kadar önemli değil.&quot;
&quot;Çok istiyorum ama buna layık mıyım bilmiyorum.&#039;&#039;Özgüven geliştirmek zaman alabilir ancak öz-değer artırıcı aktiviteler yapmak, sağlıklı ilişkiler kurmak ve destekleyici bir çevre edinmek bu süreci kolaylaştırabilir.Özgüvensizlikle başa çıkmanın anahtarı, kişinin kendine şefkat göstermesi, güçlü yönlerine odaklanması ve sürekli olarak küçük adımlarla daha güçlü bir benlik duygusu inşa etmesidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/02UAYlk4f0ylFWVAsDjK_w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yapay, zekaya, göre, özgüvensiz, insanların, çok, kurduğu, cümle</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/02UAYlk4f0ylFWVAsDjK_w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yapay zekaya göre özgüvensiz insanların en çok kurduğu 10 cümle"><p>Kişinin kendi yeteneklerine, düşüncelerine veya dış görünüşüne güvenmemesi durumu olan özgüvensizlik, genellikle geçmişteki olumsuz deneyimlerin, eleştirilerin, başarısızlıkların veya toplumun dayattığı ideal standartların bir sonucu olarak gelişir. Çoğu zaman bireylerin kişisel gelişiminin önünde bir bariyer olan bu duygu, sosyal uyumsuzluğu da beraberinde getirebilir. Yapay zeka, özgüvensiz insanların en çok kurduğu 10 cümleyi açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xCNkyMpZSkyeuj7FXPhXuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özgüvensizlik, sadece duygusal değil, aynı zamanda fiziksel ve zihinsel sağlık üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir. Kişi, kendini sürekli olarak yetersiz, eksik veya başarısız hissedebilir. Bu durum depresyon, kaygı bozuklukları, stres ve düşük motivasyon gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Özgüvensiz birey, toplum içinde daha çekingen ve utangaç tavırlar sergiler. Bu davranış, zamanla sosyal fobiye dönüşebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/elIJ9h6mf0WE2pdEt4hbQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özgüvensiz bireylerde kendini kıyaslama, özellikle başkalarının başarılarıyla karşılaştırma eğilimi sıklıkla görülür. Özgüven eksikliği yaşayan insanlar, genellikle "yapamam", "yetersizim", "başaramam" gibi olumsuz düşüncelerle kendilerini sınırlayan bir içsel konuşma tarzına sahiptirler. Ayrıca, küçük başarılara bile yeterince değer vermezler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aXv5OwKa3EWVNRJkvUd1Vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özgüvensizlikle başa çıkmak, zorlu bir süreç olsa da imkansız değildir. İlk adım, kişinin bu durumu fark etmesi ve kabul etmesidir. Kendi olumsuz düşünce kalıplarını tanımak, onlarla yüzleşmek ve yerine daha olumlu ve gerçekçi düşünceler koymak önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pjzqsIRE_EutA-AEehkKIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu süreçte bir terapist ya da danışmandan destek almak, olumsuz düşüncelerin ve davranışların daha etkin bir şekilde ele alınmasını sağlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R8QMq6IzF0akMb4cY5wMXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Bunu yapabileceğimi sanmıyorum."
"Başarısız olursam, herkes bana güler."
"Bu konuda yeterli değilim.''
"Herkes benden daha başarılı.''
"Bunu doğru yapamazsam, kimse bana yeteri kadar değer vermez."
"Belki de bu iş/eğitim benim kapasitemi aşıyordur''
"Beni kimse gerçekten sevemez."
"Ne zaman kendimi göstermek istesem hata yapıyorum."
"Benim fikirlerim o kadar önemli değil."
"Çok istiyorum ama buna layık mıyım bilmiyorum.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iZ_VEcM-uEa3NWUtHVfZQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özgüven geliştirmek zaman alabilir ancak öz-değer artırıcı aktiviteler yapmak, sağlıklı ilişkiler kurmak ve destekleyici bir çevre edinmek bu süreci kolaylaştırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F0zK6emRrEef291mRqvUtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özgüvensizlikle başa çıkmanın anahtarı, kişinin kendine şefkat göstermesi, güçlü yönlerine odaklanması ve sürekli olarak küçük adımlarla daha güçlü bir benlik duygusu inşa etmesidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Badem, Hindistan cevizi, İnek sütü: Hangisi daha sağlıklı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/badem-hindistan-cevizi-inek-sutu-hangisi-daha-saglikli</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/badem-hindistan-cevizi-inek-sutu-hangisi-daha-saglikli</guid>
<description><![CDATA[ Kalsiyum ve önemli besinler açısından zengin bir kaynak olan süt, bireysel diyet ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre çeşitli seçenekler sunar. İnek sütü protein ve vitamin açısından zengindir, badem, Hindistan cevizi ve soya sütü ise laktoz intoleransı veya vegan diyeti olanlar için alternatif olarak hizmet eder. Her tür benzersiz faydalar sağlar ve belirli sağlık hedeflerine göre seçim yapmayı zorunlu hale getirir.ABD&#039;de ve Asya&#039;nın bazı bölgelerinde birçok kişi sütü popüler bir içecek olarak seçiyor. Kalsiyum açısından zengin olan süt, binlerce yıldır kullanılıyor ve önemli besinlerin ana kaynaklarından biri olduğu söyleniyor.
Çocukken hepimiz neredeyse her gün bir bardak içerdik ve özellikle kahvaltıda yer alıyorsa asla atlamazdık. Ancak yıllar geçtikçe içecek seçimimiz ve laktoz intoleransı durumlarının artmasıyla süt, ününü kafeine kaptırdı.Süt hala birçok kültürde ve gelenekte temel bir gıdadır. Batı diyetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte artık birden fazla türü mevcuttur. Süt ineklerden elde edilir ve tüketim için pastörize edilir. Ancak laktoz intoleransı olan kişiler süt tüketemez ve süte alerjisi olanlar badem sütü, hindistan cevizi sütü ve soya sütü gibi vegan seçenekleri tercih edebilir.Market raflarınızda birden fazla seçenek bulunması, hangi sütün sizin için en sağlıklı ve en iyi olduğunu bulmanız için bir durum yarattı. Sizin için en sağlıklı seçenek beslenme ihtiyaçlarınıza ve diyet tercihlerinize dayanmaktadır.Fındıktan yapılan badem sütü şekersizdir ve kalorisi düşüktür. Bardak başına 30 - 50 kalori içerir ve süt, cilt sağlığını ve bağışıklığı desteklemeye yardımcı olan E vitamini ve antioksidanlar açısından zengindir.Paketlenmiş badem sütü, D vitamini ve kalsiyum ile güçlendirilmiştir ve bu da onu kemikler için sağlıklı bir içecek haline getirir. Ancak badem sütü, bardak başına 1 gramdan az protein içerir, düşük proteinlidir.Hindistan cevizi sütü zengin ve kremsi bir tada sahiptir ve doğal olarak tatlandırılmıştır. Hindistan cevizi sütü genellikle yemek pişirmede ve/veya kahve yapmak için kullanılır.Süt, enerji ve metabolizmayı artıran orta zincirli trigliseritler içerir. Hindistan cevizi sütü doymuş yağ içerir ve bir seferde bir fincandan fazla içmenize izin vermez. Hindistan cevizi sütü sadece taze olarak mevcut olduğundan, süt protein ve kalsiyum açısından düşüktür.İnek sütü kalsiyum ve protein açısından zengindir ve kas gelişimine yardımcı olur. İneğin ürettiği süt ayrıca kalsiyum, potasyum ve B12 ve D Vitaminleri açısından zengindir. İneğin sütü ayrıca beyin ve hormon sağlığını destekleyen sağlıklı yağ içerir. Süt, besin açısından yoğun bir seçeneğe ihtiyaç duyan kişiler için idealdir.Yulaf sütü bitki bazlı bir seçenektir ve genellikle kahve ve tahıllarda kullanılır. Süt neredeyse pastörize inek sütüne benzer ve hafif tatlı bir tada sahiptir. Yulaf sütü lif açısından zengindir ve ayrıca kalsiyum, B12 ve D Vitaminleri içerir ve kalorisi yüksektir.Soya sütü besleyicidir ve inek sütüne sağlıklı bir alternatiftir. Süt, soyanın tüm 9 temel amino asidi üretmesi nedeniyle iyi bir protein kaynağıdır. Ayrıca, kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kardiyovasküler sorun riskini azaltmaya yardımcı olan kalsiyum, D vitamini ve düşük doymuş yağ içerir. Ancak soya sütü biraz tatsızdır ve daha çok fasulyeye benzer.Kilo Yönetimi: Badem sütü (tatlandırılmamış), düşük kalorili içeriği nedeniyle en iyi seçimdir.Protein İhtiyaçları: İnek tam yağlı sütü en protein açısından zengin olanıdır.Kalp Sağlığı: Badem sütü ve soya sütü, doymuş yağ açısından en düşük olanlardır.Laktoz İntoleransı veya Vegan Diyeti: Badem veya hindistan cevizi sütü, doğal olarak laktoz içermediklerinden daha iyidir. Farklı sütler farklı besinler sunar ve çoğunlukla hepsi kalsiyum, protein ve D vitamini açısından zengindir. Birçok kişinin belirli türdeki kuruyemişlere, laktoza veya hatta soyaya alerjisi vardır, bu nedenle vücudunuza uygun sekiz seçeneği seçtiğinizden ve sütteki yağ içeriğini kontrol ettiğinizden emin olun, ayrıca raflardan yeni çıkmış süte eklenen katkı maddeleri ve tatlandırıcılar vardır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UqsXjLBAxk-tYGyBlSQkMw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Badem, Hindistan, cevizi, İnek, sütü:, Hangisi, daha, sağlıklı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UqsXjLBAxk-tYGyBlSQkMw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Badem, Hindistan cevizi, İnek sütü: Hangisi daha sağlıklı?"><p>Kalsiyum ve önemli besinler açısından zengin bir kaynak olan süt, bireysel diyet ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre çeşitli seçenekler sunar. İnek sütü protein ve vitamin açısından zengindir, badem, Hindistan cevizi ve soya sütü ise laktoz intoleransı veya vegan diyeti olanlar için alternatif olarak hizmet eder. Her tür benzersiz faydalar sağlar ve belirli sağlık hedeflerine göre seçim yapmayı zorunlu hale getirir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jn1zkQVj4kuMERl34mx6RQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD'de ve Asya'nın bazı bölgelerinde birçok kişi sütü popüler bir içecek olarak seçiyor. Kalsiyum açısından zengin olan süt, binlerce yıldır kullanılıyor ve önemli besinlerin ana kaynaklarından biri olduğu söyleniyor.
Çocukken hepimiz neredeyse her gün bir bardak içerdik ve özellikle kahvaltıda yer alıyorsa asla atlamazdık. Ancak yıllar geçtikçe içecek seçimimiz ve laktoz intoleransı durumlarının artmasıyla süt, ününü kafeine kaptırdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xu5XPCNRIE-9O7fkTYl2pQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Süt hala birçok kültürde ve gelenekte temel bir gıdadır. Batı diyetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte artık birden fazla türü mevcuttur. Süt ineklerden elde edilir ve tüketim için pastörize edilir. Ancak laktoz intoleransı olan kişiler süt tüketemez ve süte alerjisi olanlar badem sütü, hindistan cevizi sütü ve soya sütü gibi vegan seçenekleri tercih edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xqNH4OKL2Ei-iTu7esKW5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Market raflarınızda birden fazla seçenek bulunması, hangi sütün sizin için en sağlıklı ve en iyi olduğunu bulmanız için bir durum yarattı. Sizin için en sağlıklı seçenek beslenme ihtiyaçlarınıza ve diyet tercihlerinize dayanmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xtBGs1mSX0SPVczt73tD1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fındıktan yapılan badem sütü şekersizdir ve kalorisi düşüktür. Bardak başına 30 - 50 kalori içerir ve süt, cilt sağlığını ve bağışıklığı desteklemeye yardımcı olan E vitamini ve antioksidanlar açısından zengindir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zgEVawYlkkeuj6cW1J6KWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paketlenmiş badem sütü, D vitamini ve kalsiyum ile güçlendirilmiştir ve bu da onu kemikler için sağlıklı bir içecek haline getirir. Ancak badem sütü, bardak başına 1 gramdan az protein içerir, düşük proteinlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/My7368qulkChjYBug5qG_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hindistan cevizi sütü zengin ve kremsi bir tada sahiptir ve doğal olarak tatlandırılmıştır. Hindistan cevizi sütü genellikle yemek pişirmede ve/veya kahve yapmak için kullanılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m16LbQzh2UiimY19eiQyZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Süt, enerji ve metabolizmayı artıran orta zincirli trigliseritler içerir. Hindistan cevizi sütü doymuş yağ içerir ve bir seferde bir fincandan fazla içmenize izin vermez. Hindistan cevizi sütü sadece taze olarak mevcut olduğundan, süt protein ve kalsiyum açısından düşüktür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y245h6xM8kOjeGdzQ4Qdkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnek sütü kalsiyum ve protein açısından zengindir ve kas gelişimine yardımcı olur. İneğin ürettiği süt ayrıca kalsiyum, potasyum ve B12 ve D Vitaminleri açısından zengindir. İneğin sütü ayrıca beyin ve hormon sağlığını destekleyen sağlıklı yağ içerir. Süt, besin açısından yoğun bir seçeneğe ihtiyaç duyan kişiler için idealdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rMVYZXNXzEG4ZDHfA94fqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yulaf sütü bitki bazlı bir seçenektir ve genellikle kahve ve tahıllarda kullanılır. Süt neredeyse pastörize inek sütüne benzer ve hafif tatlı bir tada sahiptir. Yulaf sütü lif açısından zengindir ve ayrıca kalsiyum, B12 ve D Vitaminleri içerir ve kalorisi yüksektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oxurBX-l3EGkwKgO25HilA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soya sütü besleyicidir ve inek sütüne sağlıklı bir alternatiftir. Süt, soyanın tüm 9 temel amino asidi üretmesi nedeniyle iyi bir protein kaynağıdır. Ayrıca, kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kardiyovasküler sorun riskini azaltmaya yardımcı olan kalsiyum, D vitamini ve düşük doymuş yağ içerir. Ancak soya sütü biraz tatsızdır ve daha çok fasulyeye benzer.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CbxqC_JdKkGmpvU1PzBrAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo Yönetimi: Badem sütü (tatlandırılmamış), düşük kalorili içeriği nedeniyle en iyi seçimdir.Protein İhtiyaçları: İnek tam yağlı sütü en protein açısından zengin olanıdır.Kalp Sağlığı: Badem sütü ve soya sütü, doymuş yağ açısından en düşük olanlardır.Laktoz İntoleransı veya Vegan Diyeti: Badem veya hindistan cevizi sütü, doğal olarak laktoz içermediklerinden daha iyidir. Farklı sütler farklı besinler sunar ve çoğunlukla hepsi kalsiyum, protein ve D vitamini açısından zengindir. Birçok kişinin belirli türdeki kuruyemişlere, laktoza veya hatta soyaya alerjisi vardır, bu nedenle vücudunuza uygun sekiz seçeneği seçtiğinizden ve sütteki yağ içeriğini kontrol ettiğinizden emin olun, ayrıca raflardan yeni çıkmış süte eklenen katkı maddeleri ve tatlandırıcılar vardır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Göbek yağını yakmayı mı hedefliyorsunuz? Bu sebzeler metabolizmayı hızlandırıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/goebek-yagini-yakmayi-mi-hedefliyorsunuz-bu-sebzeler-metabolizmayi-hizlandiriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/goebek-yagini-yakmayi-mi-hedefliyorsunuz-bu-sebzeler-metabolizmayi-hizlandiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Diyet ve egzersiz yapsanız bile bazen göbek yağlarından kurtulmak kolay olmayabilir. Organların etrafındaki aşırı iç organ yağı diyabet ve kalp hastalığı gibi rahatsızlıklara yol açabilir. Yeşil yapraklı sebzeler, limon suyu ve zencefil gibi malzemeler içeren yeşil smoothieler metabolizmayı hızlandırabilir, sindirime yardımcı olabilir ve kilo kaybını destekleyebilir.Bol miktarda egzersiz ve uygun bir diyet içermesine rağmen, göbek yağı (iç organ yağı) arzu edilen vücuda ulaşmak için çok çabalamanızın önüne geçecek kadar inatçı olabilir.Aşırı miktarda göbek yağı sadece fit görünmeyi hedefleyen kişiler için bir endişe kaynağı olmakla kalmaz, aynı zamanda cinsiyetten bağımsız olarak daha büyük bir sağlık sorunudur.Yuvarlak bir orta bölüme veya &#039;elma şekline&#039; katkıda bulunan aşırı göbek yağı, iç organ yağı birikiminin bir işareti olabilir. Ve iç organ yağı, sağlığınız için en önemli olan göbek yağıdır. Deri altı yağ, cildinizin hemen altında bulunur ve aynada gördüğünüz şeydir. Ancak iç organ yağı daha derinlere gider.Organlarınızı çevreler ve diyabet, kalp hastalığı, polikistik over sendromu (PCOS) ve daha fazlası gibi rahatsızlıklar için risk altına sokabilir. Göbek yağını kaybetmenin faydaları, siluetinizi tanımlayan kıyafetlerinize uymanın çok ötesine geçer. Göbek yağını kaybetmek sağlığınız için önemlidir.Şimdi, uygun bir diyet, düzenli egzersiz ve belirli otlar ve baharatların yanı sıra - vücudun kendi yağ yakma yeteneklerini desteklediği bilinen temel bileşenleri seçerseniz bazı yeşil smoothieler size gizlice yağ yakma desteği sağlayabilir. Kahve ve yeşil çay gibi bileşenler, bir miktar kafein ve temel besin sağlayarak metabolizmayı artırabilir.İster lahana, ıspanak, kara lahana veya marul tercih edin, yapraklı yeşillikleri diyetinize dahil etmek kilo verme hedefinize yardımcı olacaktır. Her iki diyetisyen de lif açısından zengin ve çok yönlü oldukları için bunları öneriyor. &quot;Sotelenebilir, salata olarak yenebilir veya ekmek yerine dürüm olarak kullanılabilirler. Yeşil yapraklı sebzeler, meyveler ve diğer malzemelerle yapılan yeşil smoothieler kilo kaybına ve göbek yağının eritilmesine yardımcı olabilir.Ispanak: Lif açısından zengin ve kalorisi düşük olan ıspanak, tok hissetmenize ve kilo vermenize yardımcı olabilir.
Kara lahana ve marul: Bu yeşil yapraklı sebzeler çok yönlüdür ve birçok şekilde yenebilir.Diğer malzemeler;Limon suyu: Vücudun özellikle egzersiz sırasında yağ yakmasına yardımcı olabilen C vitamini içerir.Salatalık: Su içeriği yüksek ve kalorisi düşük olan salatalık, susuz kalmamanıza ve tok kalmanıza yardımcı olabilir.Zencefil: Metabolizmayı hızlandırmaya ve sindirime yardımcı olabilir.Yeşil smoothieler, tok hissetmenize ve vücudunuzun yağ yakmasını teşvik eden besinler sağlayarak göbek yağını eritmenize yardımcı olabilir.
Yeşil smoothielerdeki polifenoller, hücreleri oksidasyondan (veya yaşa bağlı hasardan) koruyarak süper şarjlı antioksidanlar gibi çalışır, böylece daha iyi çalışırlar, bu da tekrar çocuk gibi yağ yakmak anlamına gelir. Shake&#039;ler ayrıca açlığı kontrol eden ve kasları koruyan bitki proteinleriyle doludur.Proteinin termik etkisi sayesinde, vücudun diğer tüm makro besinlerden daha hızlı kalori yakmasına olanak tanır.Yeşil smoothieler tok hissetmenize ve açlık seviyenizi kontrol altında tutmanıza yardımcı olabilir. Vücudunuzun yağ yakmasına ve detoksifikasyonuna yardımcı olabilir ve sağlıklı bir bağırsak astarı oluşturmanıza yardımcı olabilir. Yeşillikler saçınızın, cildinizin ve tırnaklarınızın görünümünü de iyileştirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g_MsYYUnMUeX1m-nK04pyQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Göbek, yağını, yakmayı, mı, hedefliyorsunuz, sebzeler, metabolizmayı, hızlandırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g_MsYYUnMUeX1m-nK04pyQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Göbek yağını yakmayı mı hedefliyorsunuz? Bu sebzeler metabolizmayı hızlandırıyor"><p>Diyet ve egzersiz yapsanız bile bazen göbek yağlarından kurtulmak kolay olmayabilir. Organların etrafındaki aşırı iç organ yağı diyabet ve kalp hastalığı gibi rahatsızlıklara yol açabilir. Yeşil yapraklı sebzeler, limon suyu ve zencefil gibi malzemeler içeren yeşil smoothieler metabolizmayı hızlandırabilir, sindirime yardımcı olabilir ve kilo kaybını destekleyebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jru31ai1T0unk-3FzqUaGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bol miktarda egzersiz ve uygun bir diyet içermesine rağmen, göbek yağı (iç organ yağı) arzu edilen vücuda ulaşmak için çok çabalamanızın önüne geçecek kadar inatçı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BSi8wRa2nE2xTc9aaSdArw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı miktarda göbek yağı sadece fit görünmeyi hedefleyen kişiler için bir endişe kaynağı olmakla kalmaz, aynı zamanda cinsiyetten bağımsız olarak daha büyük bir sağlık sorunudur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BN6cKtODj0G5M3YRDnMOlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yuvarlak bir orta bölüme veya 'elma şekline' katkıda bulunan aşırı göbek yağı, iç organ yağı birikiminin bir işareti olabilir. Ve iç organ yağı, sağlığınız için en önemli olan göbek yağıdır. Deri altı yağ, cildinizin hemen altında bulunur ve aynada gördüğünüz şeydir. Ancak iç organ yağı daha derinlere gider.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NjuMggz2QkqUTl2nhqqaVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Organlarınızı çevreler ve diyabet, kalp hastalığı, polikistik over sendromu (PCOS) ve daha fazlası gibi rahatsızlıklar için risk altına sokabilir. Göbek yağını kaybetmenin faydaları, siluetinizi tanımlayan kıyafetlerinize uymanın çok ötesine geçer. Göbek yağını kaybetmek sağlığınız için önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MmMjNWuzzkGbkzPrpMs4XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şimdi, uygun bir diyet, düzenli egzersiz ve belirli otlar ve baharatların yanı sıra - vücudun kendi yağ yakma yeteneklerini desteklediği bilinen temel bileşenleri seçerseniz bazı yeşil smoothieler size gizlice yağ yakma desteği sağlayabilir. Kahve ve yeşil çay gibi bileşenler, bir miktar kafein ve temel besin sağlayarak metabolizmayı artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T5AJJ5mLAU6nUb3UerUUTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İster lahana, ıspanak, kara lahana veya marul tercih edin, yapraklı yeşillikleri diyetinize dahil etmek kilo verme hedefinize yardımcı olacaktır. Her iki diyetisyen de lif açısından zengin ve çok yönlü oldukları için bunları öneriyor. "Sotelenebilir, salata olarak yenebilir veya ekmek yerine dürüm olarak kullanılabilirler. Yeşil yapraklı sebzeler, meyveler ve diğer malzemelerle yapılan yeşil smoothieler kilo kaybına ve göbek yağının eritilmesine yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7gcVdxa_QE6TxXj0P7JJAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanak: Lif açısından zengin ve kalorisi düşük olan ıspanak, tok hissetmenize ve kilo vermenize yardımcı olabilir.
Kara lahana ve marul: Bu yeşil yapraklı sebzeler çok yönlüdür ve birçok şekilde yenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s8-VblIoPEKneEbzy8BqjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diğer malzemeler;Limon suyu: Vücudun özellikle egzersiz sırasında yağ yakmasına yardımcı olabilen C vitamini içerir.Salatalık: Su içeriği yüksek ve kalorisi düşük olan salatalık, susuz kalmamanıza ve tok kalmanıza yardımcı olabilir.Zencefil: Metabolizmayı hızlandırmaya ve sindirime yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0GZ4lymTGkyIL7zYWmRxMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeşil smoothieler, tok hissetmenize ve vücudunuzun yağ yakmasını teşvik eden besinler sağlayarak göbek yağını eritmenize yardımcı olabilir.
Yeşil smoothielerdeki polifenoller, hücreleri oksidasyondan (veya yaşa bağlı hasardan) koruyarak süper şarjlı antioksidanlar gibi çalışır, böylece daha iyi çalışırlar, bu da tekrar çocuk gibi yağ yakmak anlamına gelir. Shake'ler ayrıca açlığı kontrol eden ve kasları koruyan bitki proteinleriyle doludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/daN_1fuauUGQw9s9HHHRpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Proteinin termik etkisi sayesinde, vücudun diğer tüm makro besinlerden daha hızlı kalori yakmasına olanak tanır.Yeşil smoothieler tok hissetmenize ve açlık seviyenizi kontrol altında tutmanıza yardımcı olabilir. Vücudunuzun yağ yakmasına ve detoksifikasyonuna yardımcı olabilir ve sağlıklı bir bağırsak astarı oluşturmanıza yardımcı olabilir. Yeşillikler saçınızın, cildinizin ve tırnaklarınızın görünümünü de iyileştirir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çay içmek ömrü uzatır mı? Bilim insanlarından yanıt gecikmedi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/cay-icmek-oemru-uzatir-mi-bilim-insanlarindan-yanit-gecikmedi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/cay-icmek-oemru-uzatir-mi-bilim-insanlarindan-yanit-gecikmedi</guid>
<description><![CDATA[ Türk halkının favori içeceği olan siyah çayın genel sağlık üzerindeki etkileri üzerine yürütülen birçok bilimsel araştırma mevcut. Yapılan çalışmalarda, siyah çayın erken ölüm riskini azaltmasının yanı sıra kalp hastalıklarına yakalanma olasılığını düşürdüğü de ispatlandı. Uzmanlara göre, düzenli çay tüketimi, uzun ve sağlıklı bir yaşamın kapısını aralayabilir.2022 yılında yapılan bir çalışmada, günde iki veya daha fazla fincan çay içmenin, ölüm riskini yüzde 9 ile 13 arasında azaltabileceği ortaya konmuştu. Bununla birlikte, uzmanlar çayın çeşitli sağlık yararları sunduğunu belirtiyor.Siyah çayın içeriğinde bulunan antioksidanlar; kalp hastalıkları, kanser ve tip 2 diyabet gibi hastalıkların riskini düşürmeye yardımcı olabilir. Flavonoid adı verilen bu bileşiklerin, kolesterol ve tansiyon üzerinde de olumlu etkiler yaratarak kalp sağlığını desteklediği ifade ediliyor.2017’de yapılan bir araştırma, çay içen bireylerin kalp hastalıkları ve kalp krizi risklerinin, içmeyenlere göre sırasıyla yüzde 8 ve yüzde 10 oranında daha düşük olduğunu belirledi. 
Avustralya’daki Newcastle Üniversitesi’nden beslenme uzmanı Quan Vuong, yeşil çayın yüksek kateşin içerdiğini ancak siyah çayın da antioksidan özelliklerini kaybetmediğini belirtiyor.Bağırsak sağlığı üzerinde de önemli etkileri bulunan siyah çay, polifenol bileşenleri sayesinde zararlı bakterilerin azalmasına ve faydalı bakterilerin çoğalmasına yardımcı oluyor.
2017 yılında yapılan bir başka çalışma ise siyah çayın bağırsak sağlığını iyileştirerek zayıflamaya yardımcı olabileceğini göstermişti.Çay, aynı zamanda zihinsel performansı artırma ve stresle mücadele konusunda da etkili. Siyah ve yeşil çaydaki L-theanine amino asidi ve kafein, dikkat toplama konusunda yardımcı olurken, kafein çayda daha yavaş emildiği için enerji daha uzun süre sağlanıyor. L-theanine&#039;in, odaklanmayı geliştirmesi, hafızayı desteklemesi ve stresi azaltması gibi faydaları da bulunuyor.Çay içmenin rahatlatıcı etkisi sadece kimyasal bileşenlerinden değil, aynı zamanda aromatik özelliklerinden de kaynaklanıyor.
Yapılan birçok bilimsel araştırmaya göre, düzenli çay içmek, çeşitli hastalık risklerini azaltarak, daha sağlıklı ve uzun bir ömrün kapısını açıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/prQvpU7tkUSlW7qWK7mD9w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çay, içmek, ömrü, uzatır, mı, Bilim, insanlarından, yanıt, gecikmedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/prQvpU7tkUSlW7qWK7mD9w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çay içmek ömrü uzatır mı? Bilim insanlarından yanıt gecikmedi"><p>Türk halkının favori içeceği olan siyah çayın genel sağlık üzerindeki etkileri üzerine yürütülen birçok bilimsel araştırma mevcut. Yapılan çalışmalarda, siyah çayın erken ölüm riskini azaltmasının yanı sıra kalp hastalıklarına yakalanma olasılığını düşürdüğü de ispatlandı. Uzmanlara göre, düzenli çay tüketimi, uzun ve sağlıklı bir yaşamın kapısını aralayabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xg1pGaPhck6CC_aXahsnaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2022 yılında yapılan bir çalışmada, günde iki veya daha fazla fincan çay içmenin, ölüm riskini yüzde 9 ile 13 arasında azaltabileceği ortaya konmuştu. Bununla birlikte, uzmanlar çayın çeşitli sağlık yararları sunduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KGT7ZKKtqUSdtNAePCn8HA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Siyah çayın içeriğinde bulunan antioksidanlar; kalp hastalıkları, kanser ve tip 2 diyabet gibi hastalıkların riskini düşürmeye yardımcı olabilir. Flavonoid adı verilen bu bileşiklerin, kolesterol ve tansiyon üzerinde de olumlu etkiler yaratarak kalp sağlığını desteklediği ifade ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s582ByAHJkGKq4IKCfTw0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2017’de yapılan bir araştırma, çay içen bireylerin kalp hastalıkları ve kalp krizi risklerinin, içmeyenlere göre sırasıyla yüzde 8 ve yüzde 10 oranında daha düşük olduğunu belirledi. 
Avustralya’daki Newcastle Üniversitesi’nden beslenme uzmanı Quan Vuong, yeşil çayın yüksek kateşin içerdiğini ancak siyah çayın da antioksidan özelliklerini kaybetmediğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_QTI5MnOkUSFj6knFhA15A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak sağlığı üzerinde de önemli etkileri bulunan siyah çay, polifenol bileşenleri sayesinde zararlı bakterilerin azalmasına ve faydalı bakterilerin çoğalmasına yardımcı oluyor.
2017 yılında yapılan bir başka çalışma ise siyah çayın bağırsak sağlığını iyileştirerek zayıflamaya yardımcı olabileceğini göstermişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4grcNHdOB0KrXydrUvz20Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çay, aynı zamanda zihinsel performansı artırma ve stresle mücadele konusunda da etkili. Siyah ve yeşil çaydaki L-theanine amino asidi ve kafein, dikkat toplama konusunda yardımcı olurken, kafein çayda daha yavaş emildiği için enerji daha uzun süre sağlanıyor. L-theanine'in, odaklanmayı geliştirmesi, hafızayı desteklemesi ve stresi azaltması gibi faydaları da bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-HA0ten5NUuzS-GIfwloAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çay içmenin rahatlatıcı etkisi sadece kimyasal bileşenlerinden değil, aynı zamanda aromatik özelliklerinden de kaynaklanıyor.
Yapılan birçok bilimsel araştırmaya göre, düzenli çay içmek, çeşitli hastalık risklerini azaltarak, daha sağlıklı ve uzun bir ömrün kapısını açıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>7 yaşından bu yana ata mesleğini yapıyor: Yıllardır severek bu işi yapıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/7-yasindan-bu-yana-ata-meslegini-yapiyor-yillardir-severek-bu-isi-yapiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/7-yasindan-bu-yana-ata-meslegini-yapiyor-yillardir-severek-bu-isi-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Aydın&#039;ın Koçarlı ilçesinde yaşayan ve 7 yaşından bu yana ata mesleği koyun çobanlığı mesleğini devam ettiren 39 yaşındaki Musa Türkoğlu, çok sevdiği koyunlardan kopamazken, yıllardır mesleğini severek yapıyor.Koçarlı ilçesi Boydere Mahallesi&#039;nde yaşayan 39 yaşındaki Musa Türkoğlu, yaklaşık 32 yıldır çobanlık yaparak geçimini sağlıyor. Ömrünü hayvanlara adayan Türkoğlu, günün büyük bir kısmını koyunlar ve kuzularla geçiriyor.Çobanlık mesleğini yapanların sayısının her geçen gün azaldığına dikkat çeken Türkoğlu, birçok kişinin sığır çobanlığına döndüğünü söyledi.Çobanlık mesleğini babasından devraldığını belirten Türkoğlu; “7 yaşımdan beri çobanlık yapıyorum. Zaten ata mesleğimiz. Koyunların içinde büyüdüm. Çobanlık, güzel olduğu kadar zor bir meslek. Çünkü, koyunlar düğün, cenaze dinlemez. Gününüzün büyük bölümü onlarla geçer. İlgi ister. &#039;Koyun, arı ve kadın&#039; gezmezse olmaz derler. Koyunlar hep gezdiği için bizim de günümüz meralarda geçiyor&quot; dedi.Son günlerde haberlerde aylıkla çobanlık yapanların maaşın yanında internet taleplerini de bir çoban olarak değerlendiren Türkoğlu, çobanların bu isteğinin oldukça makul karşılanması gerektiğini belirterek, &quot;Artık hayat şartları değişti. Z kuşağı denilen yeni nesil ve 21. yüzyıla ayak uyduran çobanlar da bir sosyal hayat istiyor.Dağ bayır dolaşıp koyun güden bizlerin en önemli eğlencesi artık internet oldu. Koyun yattığı anda bizler de sosyal medyada takılıyoruz. Çeşitli platformlarda paylaşımlar yapıp sanal ortamda da olsa konuşuyoruz. Eskiden çoban çoktu. Hayvanlar yatınca biz de aramızda muhabbet ederdik. Şu anda bir dağda 2 çoban olmuyor ki kiminle hasbıhal edelim. Bu nedenle çobanların iş ararken internet talep etmesi gayet makul karşılanmalı. Haliyle günümüzde internet de gerekiyor. Çünkü vakit geçirmek gerekiyor. Artık çobanın sosyal hayatı internet oluyor&quot; dedi.Gün geçtikçe çobanların sayısının azaldığını, gençlerin bu mesleğe ilgi göstermediğini ve çobanlık mesleğinin devamlılığının tehlikede olduğunu belirten Türkoğlu; “Eskiden bu bölgede çoban çoktu. Ama artık çobanlık yapan kalmadı. Herkes sığırcılığa dönüyor. Ben oğluma &#039;gel yap&#039; desem bu işi yapmaz. Artık bu işi yapacak insan bulamıyoruz. Aslında devlet teşvik edip, sosyal güvence verse belki genç nesil yapar ama en önemlisi de bu işi sevmesi lazım&quot; diye konuştu.Mera yapısından dolayı koyun sürüsünü sakız cinsinden karya cinsine çevirdiğini ifade eden Musa Türkoğlu, &quot;Karya cinsinin bakımı merinos veya tahirovaya göre daha rahat oluyor&quot; dedi. Genç ve bekar olan çobanların en büyük sorunun evlilik olduğunu da kaydeden Türkoğlu, bir çok genç çobanın kendisine mesleğinden dolayı kız verilmediği için çobanlığı bırakıp asgari ücretle başka işlerde çalışmaya başladığını kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JeXfvuZ0KUeW5f_gqOfDPA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşından, yana, ata, mesleğini, yapıyor:, Yıllardır, severek, işi, yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JeXfvuZ0KUeW5f_gqOfDPA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="7 yaşından bu yana ata mesleğini yapıyor: Yıllardır severek bu işi yapıyor"><p>Aydın'ın Koçarlı ilçesinde yaşayan ve 7 yaşından bu yana ata mesleği koyun çobanlığı mesleğini devam ettiren 39 yaşındaki Musa Türkoğlu, çok sevdiği koyunlardan kopamazken, yıllardır mesleğini severek yapıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sp5UDxkWEUa1G3Qm6OSmWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Koçarlı ilçesi Boydere Mahallesi'nde yaşayan 39 yaşındaki Musa Türkoğlu, yaklaşık 32 yıldır çobanlık yaparak geçimini sağlıyor. Ömrünü hayvanlara adayan Türkoğlu, günün büyük bir kısmını koyunlar ve kuzularla geçiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pty9wAYDSUO1Qn492MZRlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çobanlık mesleğini yapanların sayısının her geçen gün azaldığına dikkat çeken Türkoğlu, birçok kişinin sığır çobanlığına döndüğünü söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Girg7AbRU-Zm4W1tXkTWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çobanlık mesleğini babasından devraldığını belirten Türkoğlu; “7 yaşımdan beri çobanlık yapıyorum. Zaten ata mesleğimiz. Koyunların içinde büyüdüm. Çobanlık, güzel olduğu kadar zor bir meslek. Çünkü, koyunlar düğün, cenaze dinlemez. Gününüzün büyük bölümü onlarla geçer. İlgi ister. 'Koyun, arı ve kadın' gezmezse olmaz derler. Koyunlar hep gezdiği için bizim de günümüz meralarda geçiyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y_gYmv0mYEi1CrYflhpBQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son günlerde haberlerde aylıkla çobanlık yapanların maaşın yanında internet taleplerini de bir çoban olarak değerlendiren Türkoğlu, çobanların bu isteğinin oldukça makul karşılanması gerektiğini belirterek, "Artık hayat şartları değişti. Z kuşağı denilen yeni nesil ve 21. yüzyıla ayak uyduran çobanlar da bir sosyal hayat istiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SL9w2WIP1kKdTSfXUmIUaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dağ bayır dolaşıp koyun güden bizlerin en önemli eğlencesi artık internet oldu. Koyun yattığı anda bizler de sosyal medyada takılıyoruz. Çeşitli platformlarda paylaşımlar yapıp sanal ortamda da olsa konuşuyoruz. Eskiden çoban çoktu. Hayvanlar yatınca biz de aramızda muhabbet ederdik. Şu anda bir dağda 2 çoban olmuyor ki kiminle hasbıhal edelim. Bu nedenle çobanların iş ararken internet talep etmesi gayet makul karşılanmalı. Haliyle günümüzde internet de gerekiyor. Çünkü vakit geçirmek gerekiyor. Artık çobanın sosyal hayatı internet oluyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ytc14nRIpkChISG0mVb8iw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gün geçtikçe çobanların sayısının azaldığını, gençlerin bu mesleğe ilgi göstermediğini ve çobanlık mesleğinin devamlılığının tehlikede olduğunu belirten Türkoğlu; “Eskiden bu bölgede çoban çoktu. Ama artık çobanlık yapan kalmadı. Herkes sığırcılığa dönüyor. Ben oğluma 'gel yap' desem bu işi yapmaz. Artık bu işi yapacak insan bulamıyoruz. Aslında devlet teşvik edip, sosyal güvence verse belki genç nesil yapar ama en önemlisi de bu işi sevmesi lazım" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QGr-5uq5Vk-kG94wrBrElQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mera yapısından dolayı koyun sürüsünü sakız cinsinden karya cinsine çevirdiğini ifade eden Musa Türkoğlu, "Karya cinsinin bakımı merinos veya tahirovaya göre daha rahat oluyor" dedi. Genç ve bekar olan çobanların en büyük sorunun evlilik olduğunu da kaydeden Türkoğlu, bir çok genç çobanın kendisine mesleğinden dolayı kız verilmediği için çobanlığı bırakıp asgari ücretle başka işlerde çalışmaya başladığını kaydetti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kışın eklem ağrısı neden olur?Uzmanların önerisi 4 yöntem kronik ağrıyı bıçak gibi kesiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kisin-eklem-agrisi-neden-oluruzmanlarin-oenerisi-4-yoentem-kronik-agriyi-bicak-gibi-kesiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kisin-eklem-agrisi-neden-oluruzmanlarin-oenerisi-4-yoentem-kronik-agriyi-bicak-gibi-kesiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kronik eklem ağrısı çeken milyonlarca insan, soğuk havalarda semptomlarının kötüleştiğini görüyor. Araştırma, nem, yağmur ve rüzgar gibi hava koşullarını artan rahatsızlıkla ilişkilendiriyor. Soğuk hava sıcaklıkları, azalan aktivite ve düşük D vitamini seviyeleri, katkıda bulunan faktörler olarak tanımlanıyor ve uzmanlar kış eklem ağrısını yönetmek için çeşitli stratejiler öneriyor.Milyonlarca insan, genellikle soğuk hava nedeniyle kötüleşen kronik eklem ağrısı yaşıyor. Osteoartrit, romatoid artrit ve fibromiyalji gibi durumlar bu yaygın soruna katkıda bulunuyor.Araştırma, hava durumu ile ağrı seviyeleri arasında bir bağlantı olduğunu ve artan nem, yağmur ve rüzgarın olduğu günlerde daha yüksek ağrı bildirildiğini öne sürüyor. Diz osteoporozu ağrısı, sıcaklık düşüşleriyle arttı.Manchester Üniversitesi&#039;nden daha büyük bir çalışma da hava durumu ile kronik ağrı arasındaki bağlantıyı doğruladı ve 13.000&#039;den fazla katılımcıyı bir akıllı telefon uygulaması aracılığıyla takip etti.Kış yaklaşırken, artrit hastaları sıcaklığın ne zaman düşeceğini tam olarak biliyorlar çünkü elleri ve eklemleri ağrıyor.Parmaklardaki eklemler yanıyormuş gibi hissediyor ve donuk ağrı beni geceleri sık sık uyandırıyor. Daha soğuk günlerde, bazı insanlar parmaklarını o kadar sert hisseder ki kavanoz açmak veya düğme iliklemek gibi basit işler bile imkansız hale gelir.KIŞIN EKLEM AĞRISI NEDEN OLUR? Uzmanlar, soğuk havanın eklem ağrısını neden şiddetlendirdiğine dair çeşitli teoriler sunar. Düşük atmosfer basıncı eklemlerin etrafındaki doku genişlemesine neden olabilir. Soğuk sıcaklıklar ayrıca kan damarlarını daraltabilir ve kasların ve tendonların kasılmasına neden olarak sertliği artırabilir. Kışın azaltılmış fiziksel aktivite eklem sıvısını kalınlaştırarak sertliği kötüleştirebilir. Kışın düşük ruh halleri ve düşük D vitamini seviyeleri de artan ağrı algısına katkıda bulunabilir. Menopozlu kadınlar, iltihap önleyici özelliklere sahip olan östrojen seviyelerinin azalması nedeniyle artan ağrı yaşayabilir.Sağlık uzmanları kış eklem ağrısını yönetmek için çeşitli stratejiler önermektedir:KAT KAT SICAK GİYİNMEKSoğuk ve sert kış aylarında sıcak katmanlarla düzgün giyinmek esastır. Her zaman üstte ve altta bir iç katman giyin. Üstüne polar bir ceket veya yün bir kazak giymek ikinci bir katman olabilir. Vücudunuza ısırıcı soğuğun ulaşmasını önlemek için hepsini şişme bir ceketle kaplayın.Gününüze kışın yoga veya yüzme gibi düşük etkili egzersizlerle başlayın. Zaten eklem ağrısı çekiyorsanız, ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilecek düzenli esneme hareketleri yapmayı deneyin. Yemeklerden sonra her zaman kısa bir yürüyüşe çıkın. Vücudunuzu aktif tutmak kaslarınızın gevşemesine ve ağrının önlenmesine yardımcı olabilir.Spreyler ve losyonlar gibi reçetesiz satılan topikal ağrı kesici ürünler, devam eden eklem ağrısını bir miktar hafifletebilir. Isıtma yastıkları ve soğuk kompresler kullanarak sıcak veya soğuk terapiyi deneyin, bu ek rahatlama sağlayabilir.Kış aylarında güneş ışığına maruz kalmak zorunlu hale gelir, ancak hava bunu yapmamızı engeller. Sağlıklı bir kiloyu korumak ve D vitamini takviyeleri almak da eklem ağrısını tedavi etmek için önerilir.
Ağrı devam ederse, ağrı kesici ilaçlar veya tıbbi takviyeler gibi diğer seçenekler hakkında bir doktora veya eczacıya danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZMLvioL93EeQFniaUM1b3A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, eklem, ağrısı, neden, olurUzmanların, önerisi, yöntem, kronik, ağrıyı, bıçak, gibi, kesiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZMLvioL93EeQFniaUM1b3A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kışın eklem ağrısı neden olur?Uzmanların önerisi 4 yöntem kronik ağrıyı bıçak gibi kesiyor"><p>Kronik eklem ağrısı çeken milyonlarca insan, soğuk havalarda semptomlarının kötüleştiğini görüyor. Araştırma, nem, yağmur ve rüzgar gibi hava koşullarını artan rahatsızlıkla ilişkilendiriyor. Soğuk hava sıcaklıkları, azalan aktivite ve düşük D vitamini seviyeleri, katkıda bulunan faktörler olarak tanımlanıyor ve uzmanlar kış eklem ağrısını yönetmek için çeşitli stratejiler öneriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I91gyU68DUWzQZLu1ie0-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Milyonlarca insan, genellikle soğuk hava nedeniyle kötüleşen kronik eklem ağrısı yaşıyor. Osteoartrit, romatoid artrit ve fibromiyalji gibi durumlar bu yaygın soruna katkıda bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dlI2QOawA0e_RcZ6dEAuOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, hava durumu ile ağrı seviyeleri arasında bir bağlantı olduğunu ve artan nem, yağmur ve rüzgarın olduğu günlerde daha yüksek ağrı bildirildiğini öne sürüyor. Diz osteoporozu ağrısı, sıcaklık düşüşleriyle arttı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zIx1HTyjqE2s2rem0iIOuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manchester Üniversitesi'nden daha büyük bir çalışma da hava durumu ile kronik ağrı arasındaki bağlantıyı doğruladı ve 13.000'den fazla katılımcıyı bir akıllı telefon uygulaması aracılığıyla takip etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GeAeT31d6U-ANwpRmTa2FQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış yaklaşırken, artrit hastaları sıcaklığın ne zaman düşeceğini tam olarak biliyorlar çünkü elleri ve eklemleri ağrıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-m5A-a4V7kW_g203dVwCbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parmaklardaki eklemler yanıyormuş gibi hissediyor ve donuk ağrı beni geceleri sık sık uyandırıyor. Daha soğuk günlerde, bazı insanlar parmaklarını o kadar sert hisseder ki kavanoz açmak veya düğme iliklemek gibi basit işler bile imkansız hale gelir.KIŞIN EKLEM AĞRISI NEDEN OLUR? Uzmanlar, soğuk havanın eklem ağrısını neden şiddetlendirdiğine dair çeşitli teoriler sunar. Düşük atmosfer basıncı eklemlerin etrafındaki doku genişlemesine neden olabilir. Soğuk sıcaklıklar ayrıca kan damarlarını daraltabilir ve kasların ve tendonların kasılmasına neden olarak sertliği artırabilir. Kışın azaltılmış fiziksel aktivite eklem sıvısını kalınlaştırarak sertliği kötüleştirebilir. Kışın düşük ruh halleri ve düşük D vitamini seviyeleri de artan ağrı algısına katkıda bulunabilir. Menopozlu kadınlar, iltihap önleyici özelliklere sahip olan östrojen seviyelerinin azalması nedeniyle artan ağrı yaşayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6UiEW2TuM0SCo3AZfxFAsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık uzmanları kış eklem ağrısını yönetmek için çeşitli stratejiler önermektedir:KAT KAT SICAK GİYİNMEKSoğuk ve sert kış aylarında sıcak katmanlarla düzgün giyinmek esastır. Her zaman üstte ve altta bir iç katman giyin. Üstüne polar bir ceket veya yün bir kazak giymek ikinci bir katman olabilir. Vücudunuza ısırıcı soğuğun ulaşmasını önlemek için hepsini şişme bir ceketle kaplayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-HDS73tln0yznqJBpaVSvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gününüze kışın yoga veya yüzme gibi düşük etkili egzersizlerle başlayın. Zaten eklem ağrısı çekiyorsanız, ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilecek düzenli esneme hareketleri yapmayı deneyin. Yemeklerden sonra her zaman kısa bir yürüyüşe çıkın. Vücudunuzu aktif tutmak kaslarınızın gevşemesine ve ağrının önlenmesine yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R2c5qbkySkOHvKVTDByN1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Spreyler ve losyonlar gibi reçetesiz satılan topikal ağrı kesici ürünler, devam eden eklem ağrısını bir miktar hafifletebilir. Isıtma yastıkları ve soğuk kompresler kullanarak sıcak veya soğuk terapiyi deneyin, bu ek rahatlama sağlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_g73-r78a0-okiFR6GSVZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış aylarında güneş ışığına maruz kalmak zorunlu hale gelir, ancak hava bunu yapmamızı engeller. Sağlıklı bir kiloyu korumak ve D vitamini takviyeleri almak da eklem ağrısını tedavi etmek için önerilir.
Ağrı devam ederse, ağrı kesici ilaçlar veya tıbbi takviyeler gibi diğer seçenekler hakkında bir doktora veya eczacıya danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilimsel olarak kanıtlandı: Arta kalan kahveyi saçınız için saklayın!</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilimsel-olarak-kanitlandi-arta-kalan-kahveyi-saciniz-icin-saklayin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilimsel-olarak-kanitlandi-arta-kalan-kahveyi-saciniz-icin-saklayin</guid>
<description><![CDATA[ Arta kalan kahveyi bir saç bakım sırrına dönüştüren kafein, saç büyümesini desteklemeye, saç incelmesini önlemeye ve doğrudan topikal uygulama yoluyla antioksidan sağlamaya yardımcı olur. Saç derisine kan akışını uyarır ve saç dökülmesiyle bağlantılı hormonları engeller, tüketimden daha etkili olduğu kanıtlanmıştır.Sürekli değişen iklim, sorunlu kirlilik, pek de sağlıklı olmayan beslenme ve sürekli saç bakım ve şekillendirme ürünleri kullanımıyla, saçlarımız genellikle tüm bunların yükünü çeker.Peki ya biraz kahveyi bir kenara koyarak saçınıza bir iyilik yapabilseydiniz? Evet, doğru duydunuz, kafeinin saç uzaması için faydalı olduğu kanıtlanmıştır.Saç incelmesi, insanların yaygın endişelerinden biridir ve yaşla birlikte hızlanır. Kafein, incelmeyi önlemeye yardımcı olabilir. Ayrıca sağlıklı bir antioksidan dozu sağlayabilir ve böylece kan akışını uyarabilir ve saç dökülmesiyle ilgili hormonlarla etkileşime girebilir.2014 yılında yapılan bir çalışma, kafeinin insan saç kökleri üzerindeki büyümeyi teşvik edici etkilerini ortaya koydu.Çalışma, hem erkeklerde hem de kadınlarda kafeinin saç şaftının uzamasını, anagen süresinin uzamasını ve saç matrisi keratinosit çoğalmasını uyardığını buldu. Kadınlar, erkeklere kıyasla kafeine karşı daha yüksek hassasiyet gösterdi.Kafein bir uyarıcı görevi görür ve kafa derisine kan akışını artırır. Bu süreç, saç köklerine oksijen gibi büyüme faktörlerinin ve besin maddelerinin alınmasını artırır ve büyüme döngüsünü harekete geçirir.Kafein, hücreleri UV radyasyonuna karşı korumaya yardımcı olan ve böylece cildin fotoyaşlanma sürecini yavaşlatan güçlü antioksidan özelliklere sahiptir.Başka bir çalışma, kafeinin, androjenik alopesiye yol açabilen saç kökü hasarıyla bağlantılı bir hormon olan testosteronun dihidrotestosterona dönüşümünü engelleme potansiyeline sahip olduğunu göstermiştir.Kahvenin topikal uygulaması, tüketimden daha iyidir. Bunun nedeni, kafein tükettiğinizde, sindirim sisteminden geçmesi ve ardından kan dolaşımına emilmesidir. Ancak, tipik olarak uyguladığınızda, doğrudan saç köklerine ulaşabilir ve size istenen sonuçları sağlayabilir.Kafeini saç bakım rejiminize dahil etmenin en iyi yolu, kafein içeren saç derisi serumları, yağları ve şampuanları bulmaktır.Kahveniz saç uzamasına yardımcı olabilir ve saç inceltme etkilerini ortadan kaldırabilir, ancak saç dökülmesi ilaçlarının yerini tutmaz. Ayrıca, kafeinin reçeteli ilaçlar kadar etkili olmadığını ve hiçbir tedavinin yerini almayacağını anlamak önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hmJqQ8OWt0yL5WStccaEWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilimsel, olarak, kanıtlandı:, Arta, kalan, kahveyi, saçınız, için, saklayın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hmJqQ8OWt0yL5WStccaEWQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilimsel olarak kanıtlandı: Arta kalan kahveyi saçınız için saklayın!"><p>Arta kalan kahveyi bir saç bakım sırrına dönüştüren kafein, saç büyümesini desteklemeye, saç incelmesini önlemeye ve doğrudan topikal uygulama yoluyla antioksidan sağlamaya yardımcı olur. Saç derisine kan akışını uyarır ve saç dökülmesiyle bağlantılı hormonları engeller, tüketimden daha etkili olduğu kanıtlanmıştır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UnisNJGh2UqadLNP1_Vk4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sürekli değişen iklim, sorunlu kirlilik, pek de sağlıklı olmayan beslenme ve sürekli saç bakım ve şekillendirme ürünleri kullanımıyla, saçlarımız genellikle tüm bunların yükünü çeker.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SDpssOee5Ua3EpzRTmskEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peki ya biraz kahveyi bir kenara koyarak saçınıza bir iyilik yapabilseydiniz? Evet, doğru duydunuz, kafeinin saç uzaması için faydalı olduğu kanıtlanmıştır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0ue-9zh7XUmC6z0j8QJt4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saç incelmesi, insanların yaygın endişelerinden biridir ve yaşla birlikte hızlanır. Kafein, incelmeyi önlemeye yardımcı olabilir. Ayrıca sağlıklı bir antioksidan dozu sağlayabilir ve böylece kan akışını uyarabilir ve saç dökülmesiyle ilgili hormonlarla etkileşime girebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hv4oZgdZEkyf08gMfcBUlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2014 yılında yapılan bir çalışma, kafeinin insan saç kökleri üzerindeki büyümeyi teşvik edici etkilerini ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w55SYo_uxk63NIOkJ2E_rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışma, hem erkeklerde hem de kadınlarda kafeinin saç şaftının uzamasını, anagen süresinin uzamasını ve saç matrisi keratinosit çoğalmasını uyardığını buldu. Kadınlar, erkeklere kıyasla kafeine karşı daha yüksek hassasiyet gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KBpXRqEtHUGD7asa_sCbrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kafein bir uyarıcı görevi görür ve kafa derisine kan akışını artırır. Bu süreç, saç köklerine oksijen gibi büyüme faktörlerinin ve besin maddelerinin alınmasını artırır ve büyüme döngüsünü harekete geçirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9HopFoEeEEigRNT5ACoqmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kafein, hücreleri UV radyasyonuna karşı korumaya yardımcı olan ve böylece cildin fotoyaşlanma sürecini yavaşlatan güçlü antioksidan özelliklere sahiptir.Başka bir çalışma, kafeinin, androjenik alopesiye yol açabilen saç kökü hasarıyla bağlantılı bir hormon olan testosteronun dihidrotestosterona dönüşümünü engelleme potansiyeline sahip olduğunu göstermiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mhnf_t19i0C_ALXynGDmbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvenin topikal uygulaması, tüketimden daha iyidir. Bunun nedeni, kafein tükettiğinizde, sindirim sisteminden geçmesi ve ardından kan dolaşımına emilmesidir. Ancak, tipik olarak uyguladığınızda, doğrudan saç köklerine ulaşabilir ve size istenen sonuçları sağlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LaqyCpj4fEW485g60hu5qA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kafeini saç bakım rejiminize dahil etmenin en iyi yolu, kafein içeren saç derisi serumları, yağları ve şampuanları bulmaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QzHVpWqVIEi9afxVt8SN2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahveniz saç uzamasına yardımcı olabilir ve saç inceltme etkilerini ortadan kaldırabilir, ancak saç dökülmesi ilaçlarının yerini tutmaz. Ayrıca, kafeinin reçeteli ilaçlar kadar etkili olmadığını ve hiçbir tedavinin yerini almayacağını anlamak önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>40 yaşında meme kanseriyle yüzleşen doktor açıkladı: Kanserin belirtisi bile yoktu ama böyle fark ettiler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/40-yasinda-meme-kanseriyle-yuzlesen-doktor-acikladi-kanserin-belirtisi-bile-yoktu-ama-boeyle-fark-ettiler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/40-yasinda-meme-kanseriyle-yuzlesen-doktor-acikladi-kanserin-belirtisi-bile-yoktu-ama-boeyle-fark-ettiler</guid>
<description><![CDATA[ 40&#039;lı yaşlarının ortasındaki bir ABD&#039;li doktor, başlangıçta hiçbir belirti olmamasına rağmen meme kanseri teşhisi konma sürecini paylaştı. Hastalığın duygusal ve fiziksel zorluklarını ve normale dönmek için rutine dönmeyi vurgulayarak, iki taraflı mastektomi, kemoterapi ve ilaç tedavisi de dahil olmak üzere tedavi görüyor.Meme kanseri, dünya çapında kadınlarda en sık görülen kanserlerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından toplanan 2022 istatistikleri, kadınların yaklaşık %30&#039;unun her yıl meme kanseri teşhisi aldığını ve bugüne kadar 6.70.000&#039;den fazla ölüme neden olduğunu gösteriyor.ABD&#039;li bir doktor, meme kanserinden etkilenmenin sıkıntılarını ve ayrıca kendi kendine teşhis koyma sürecini paylaşıyor.40&#039;lı yaşlarının ortasındaki doktor, son yıllık mamografi testine kadar kendini sağlıklı ve dinç görüyordu. Hiçbir önemli belirti görmedi ve meme kanseri olma şansının çok düşük olduğunu varsaydı.Teşhis konulduğu gün testlerin ve meme radyasyon onkolojisinin yapılmasından daha çok, üç çocuk annesi olarak programının gerisinde kalmaktan endişe duyduğunu açıkladı. Doktorun, meme kanseri olamayacağına inandığı için radyoloji testi önermesine oldukça sinirlendiğini ancak radyolog sonucuyla geri döndüğünde işlerin değiştiğini belirtti.Doktora sağ göğsünde beş şüpheli kitle ve anormal görünümlü bir lenf nodu teşhisi kondu. Doktor, meme kanseri teşhisi sırasında binlerce hastaya danışmanlık yapmış ve radyolog test sonuçlarını kendisine bildirdiğinde sakin kalmaya çalışmıştı.Rutin mamogramları takip ettiği için teşhis konmuş olsaydı semptomları daha erken yakalayacağını açıkladı.Doktor, en büyük iki kitlenin ve lenf nodunun biyopsilerinin meme kanserini doğruladığını ve ardından bilateral mastektomi ve implant rekonstrüksiyonu geçirdiğini söyledi.Ameliyat öncesi testi kemoterapi veya radyoterapiye ihtiyacı olmayacağını gösterse de, yakın arkadaşı olan son patoloğu ve tıbbi onkoloğu tedavi planına kemoterapi ve CDK 4/6 inhibitörleri önerdi ve hatta östrojenini azaltmak için ilaç tedavisine başladı. Kanser riskini azaltmak için kadından yumurtalıklarını da çıkarması istendi.Kadın ayrıca yaşadığı çilede, kanseri erken evrelerde bulmanın bile travmasını azaltmadığını belirtti. Düşük riskli meme kanseri olan hastalarına, hastalıklarının onları muhtemelen öldürmeyeceğini ve şu anda radyasyon tedavisi yapmazlarsa, kanser geri gelirse bunu yapabileceklerini çünkü rutin görüntüleme ile muhtemelen erken yakalanacağını sık sık söylediğini vurguladı. Satırlarını düşününce, rutin kontroller sırasında kanserini erken evrelerde bulduğundan endişe ediyordu.Doktor, ameliyatından kısa bir süre sonra, sadece 2 hafta sonra işe geri döndü çünkü zaman üzerinde kontrol sahibi hissettiği tek zaman buydu. &quot;Bir doktor olarak, hastaları normale dönmek ve zihinlerini teşhisten uzaklaştırmak için mümkün olan en kısa sürede rutinlerine dönmeye teşvik ediyorum,&quot; dedi.Kemoterapiye başladıktan sonra doktor, iş yerinde gün boyunca meme kanseri olan insanlarla nasıl konuştuğu veya onlara nasıl baktığı konusunda endişeliydi ve geceleri kendi kanseri için endişeleniyordu.&quot;Bu süre zarfında, tek önceliklerim işe gitmek ve çocuklarım için orada olmaktı. Nadiren sosyal olarak dışarı çıktım, dışarıda çok fazla sipariş verdim ve çocuklarım kötü not aldığında üzülmedim.Kanser beni bir kez olsun kendime öncelik vermeye zorladı ve kanser öncesi önemli görünen şeyler bir kenara atıldı,&quot; dedi ve hastalığın düşüncelerini ve önceliklerini nasıl değiştirdiğini açıkladı.Doktor ayrıca radyasyonun ona nasıl kilo aldırdığını ve büyük miktarda saç döktüğünü açıkladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OMbhjMqGFkCVNFsIP6KnJA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşında, meme, kanseriyle, yüzleşen, doktor, açıkladı:, Kanserin, belirtisi, bile, yoktu, ama, böyle, fark, ettiler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OMbhjMqGFkCVNFsIP6KnJA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="40 yaşında meme kanseriyle yüzleşen doktor açıkladı: Kanserin belirtisi bile yoktu ama böyle fark ettiler"><p>40'lı yaşlarının ortasındaki bir ABD'li doktor, başlangıçta hiçbir belirti olmamasına rağmen meme kanseri teşhisi konma sürecini paylaştı. Hastalığın duygusal ve fiziksel zorluklarını ve normale dönmek için rutine dönmeyi vurgulayarak, iki taraflı mastektomi, kemoterapi ve ilaç tedavisi de dahil olmak üzere tedavi görüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YLtVbYHJdka9KEKwQEs_5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meme kanseri, dünya çapında kadınlarda en sık görülen kanserlerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından toplanan 2022 istatistikleri, kadınların yaklaşık %30'unun her yıl meme kanseri teşhisi aldığını ve bugüne kadar 6.70.000'den fazla ölüme neden olduğunu gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bxyqe_XH40-QDM1iKlupLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD'li bir doktor, meme kanserinden etkilenmenin sıkıntılarını ve ayrıca kendi kendine teşhis koyma sürecini paylaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l5doAIUaEECkQw2_biuvCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>40'lı yaşlarının ortasındaki doktor, son yıllık mamografi testine kadar kendini sağlıklı ve dinç görüyordu. Hiçbir önemli belirti görmedi ve meme kanseri olma şansının çok düşük olduğunu varsaydı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qc69pxrFd0qfhEUMDjk6TQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teşhis konulduğu gün testlerin ve meme radyasyon onkolojisinin yapılmasından daha çok, üç çocuk annesi olarak programının gerisinde kalmaktan endişe duyduğunu açıkladı. Doktorun, meme kanseri olamayacağına inandığı için radyoloji testi önermesine oldukça sinirlendiğini ancak radyolog sonucuyla geri döndüğünde işlerin değiştiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/igqV8v1lq0WsIEWW6GAwkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktora sağ göğsünde beş şüpheli kitle ve anormal görünümlü bir lenf nodu teşhisi kondu. Doktor, meme kanseri teşhisi sırasında binlerce hastaya danışmanlık yapmış ve radyolog test sonuçlarını kendisine bildirdiğinde sakin kalmaya çalışmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RsgSry3pe025LqDVL45D6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rutin mamogramları takip ettiği için teşhis konmuş olsaydı semptomları daha erken yakalayacağını açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S0PF9qrD7EKQ-9Dh9tiqQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktor, en büyük iki kitlenin ve lenf nodunun biyopsilerinin meme kanserini doğruladığını ve ardından bilateral mastektomi ve implant rekonstrüksiyonu geçirdiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GyE4xzTomE2bPT4hy9pNfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ameliyat öncesi testi kemoterapi veya radyoterapiye ihtiyacı olmayacağını gösterse de, yakın arkadaşı olan son patoloğu ve tıbbi onkoloğu tedavi planına kemoterapi ve CDK 4/6 inhibitörleri önerdi ve hatta östrojenini azaltmak için ilaç tedavisine başladı. Kanser riskini azaltmak için kadından yumurtalıklarını da çıkarması istendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OU66wWYuvEC5DWlAP_bMwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadın ayrıca yaşadığı çilede, kanseri erken evrelerde bulmanın bile travmasını azaltmadığını belirtti. Düşük riskli meme kanseri olan hastalarına, hastalıklarının onları muhtemelen öldürmeyeceğini ve şu anda radyasyon tedavisi yapmazlarsa, kanser geri gelirse bunu yapabileceklerini çünkü rutin görüntüleme ile muhtemelen erken yakalanacağını sık sık söylediğini vurguladı. Satırlarını düşününce, rutin kontroller sırasında kanserini erken evrelerde bulduğundan endişe ediyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PGlWcDqjT0SndJwKeeZ-GA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktor, ameliyatından kısa bir süre sonra, sadece 2 hafta sonra işe geri döndü çünkü zaman üzerinde kontrol sahibi hissettiği tek zaman buydu. "Bir doktor olarak, hastaları normale dönmek ve zihinlerini teşhisten uzaklaştırmak için mümkün olan en kısa sürede rutinlerine dönmeye teşvik ediyorum," dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R9vfkAQpv0CgdcHwVULiuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kemoterapiye başladıktan sonra doktor, iş yerinde gün boyunca meme kanseri olan insanlarla nasıl konuştuğu veya onlara nasıl baktığı konusunda endişeliydi ve geceleri kendi kanseri için endişeleniyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uXx71dpEg0iDyPILnyh8Gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Bu süre zarfında, tek önceliklerim işe gitmek ve çocuklarım için orada olmaktı. Nadiren sosyal olarak dışarı çıktım, dışarıda çok fazla sipariş verdim ve çocuklarım kötü not aldığında üzülmedim.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lW8CftzRaE2WhC20HXp1gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser beni bir kez olsun kendime öncelik vermeye zorladı ve kanser öncesi önemli görünen şeyler bir kenara atıldı," dedi ve hastalığın düşüncelerini ve önceliklerini nasıl değiştirdiğini açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SKgaVUSu5Eek_j8AsaCb7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktor ayrıca radyasyonun ona nasıl kilo aldırdığını ve büyük miktarda saç döktüğünü açıkladı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ses getiren araştırma: Kırmızı üzümün yeni bir faydası keşfedildi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ses-getiren-arastirma-kirmizi-uzumun-yeni-bir-faydasi-kesfedildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ses-getiren-arastirma-kirmizi-uzumun-yeni-bir-faydasi-kesfedildi</guid>
<description><![CDATA[ Çinli bilim insanlarının yaptığı son araştırmaya göre, düzenli kırmızı üzüm tüketimi, erkek cinsel sağlığı için faydalı olabilir. Uzmanlar, kırmızı üzümde bulunan fenolik bileşiklerin, libido artırıcı etkisi olduğunu tespit etti.Bilim insanları, kırmızı üzüm suyunun, erektil disfonksiyon riskini yüzde 80&#039;e kadar azaltabileceğini keşfetti. Bu bulguyla birlikte, 40 yaş üzerindeki erkeklerin cinsel sağlıklarını desteklemek için haftada en az beş kez bir bardak kırmızı üzüm suyu içmeleri önerildi.The Ageing Male dergisinde yayımlanan araştırma; elma, portakal, ananas ya da domates suyunun düzenli tüketiminin, erkeklerin libido düşüklüğüne karşı koruma sağlamadığını gösterdi.Erektil disfonksiyon, genellikle kalp hastalıkları ve yüksek kolesterolle bağlantılı olan, penise kan taşıyan damarların daralmasından kaynaklanıyor. Diyabetli erkekler de yüksek kan şekeri nedeniyle daha büyük risk taşıyor çünkü bu durum, ereksiyon oluşturmada önemli olan damarları ve sinirleri zayıflatabiliyor.
Çeşitli araştırmalar, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin bu riskleri azaltabileceğini ortaya koymuştu ancak hangi içeceklerin yardımcı olacağına dair kesin bir bilgi yoktu.Çin&#039;in Tianjin Tıp Üniversitesi&#039;nden bilim insanları, 1.500 orta yaşlı erkeğin içki alışkanlıklarını inceleyerek, bu verileri cinsel uyarılma sorunları bildirenlerle karşılaştırdı. Araştırma, dokuz farklı içecekten yalnızca kırmızı üzüm suyunun belirgin bir fayda sağladığını gösterdi. Üstelik kırmızı üzüm suyunun etkisi, beyaz üzüm suyuna göre çok daha güçlüydü.Araştırmacılar, bunun nedeninin kırmızı üzümlerin, atardamarları sağlıklı tutarak kan akışını artırmaya yardımcı olan fenol adı verilen bitki kimyasallarını daha yüksek seviyelerde içermesi olduğunu belirtti.Çalışmanın sonuçlarına dayanarak, özellikle 40 yaş üzerindeki erkeklerin erektil disfonksiyon riskini azaltmak için haftada beş kez ve daha fazla kırmızı üzüm suyu tüketmelerinin faydalı olabileceği öne sürüldü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jr1PokP--UGJJNW6pcxpXw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ses, getiren, araştırma:, Kırmızı, üzümün, yeni, bir, faydası, keşfedildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jr1PokP--UGJJNW6pcxpXw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ses getiren araştırma: Kırmızı üzümün yeni bir faydası keşfedildi"><p>Çinli bilim insanlarının yaptığı son araştırmaya göre, düzenli kırmızı üzüm tüketimi, erkek cinsel sağlığı için faydalı olabilir. Uzmanlar, kırmızı üzümde bulunan fenolik bileşiklerin, libido artırıcı etkisi olduğunu tespit etti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yPtlhDsenkmpERTQ_TEnaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, kırmızı üzüm suyunun, erektil disfonksiyon riskini yüzde 80'e kadar azaltabileceğini keşfetti. Bu bulguyla birlikte, 40 yaş üzerindeki erkeklerin cinsel sağlıklarını desteklemek için haftada en az beş kez bir bardak kırmızı üzüm suyu içmeleri önerildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fb_rw0Mw1EySN68nWSY14A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>The Ageing Male dergisinde yayımlanan araştırma; elma, portakal, ananas ya da domates suyunun düzenli tüketiminin, erkeklerin libido düşüklüğüne karşı koruma sağlamadığını gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9QFXltlcu0egdi289oRk0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erektil disfonksiyon, genellikle kalp hastalıkları ve yüksek kolesterolle bağlantılı olan, penise kan taşıyan damarların daralmasından kaynaklanıyor. Diyabetli erkekler de yüksek kan şekeri nedeniyle daha büyük risk taşıyor çünkü bu durum, ereksiyon oluşturmada önemli olan damarları ve sinirleri zayıflatabiliyor.
Çeşitli araştırmalar, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin bu riskleri azaltabileceğini ortaya koymuştu ancak hangi içeceklerin yardımcı olacağına dair kesin bir bilgi yoktu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4bipGy0VnkWiCLJ4j6Ip2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çin'in Tianjin Tıp Üniversitesi'nden bilim insanları, 1.500 orta yaşlı erkeğin içki alışkanlıklarını inceleyerek, bu verileri cinsel uyarılma sorunları bildirenlerle karşılaştırdı. Araştırma, dokuz farklı içecekten yalnızca kırmızı üzüm suyunun belirgin bir fayda sağladığını gösterdi. Üstelik kırmızı üzüm suyunun etkisi, beyaz üzüm suyuna göre çok daha güçlüydü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G3qp4LgdEUmloDz00ztbiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, bunun nedeninin kırmızı üzümlerin, atardamarları sağlıklı tutarak kan akışını artırmaya yardımcı olan fenol adı verilen bitki kimyasallarını daha yüksek seviyelerde içermesi olduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JE_O4wP_FEyKiTLnirYQQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmanın sonuçlarına dayanarak, özellikle 40 yaş üzerindeki erkeklerin erektil disfonksiyon riskini azaltmak için haftada beş kez ve daha fazla kırmızı üzüm suyu tüketmelerinin faydalı olabileceği öne sürüldü.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadın kuaförüydü, sanayide oto boyacısı oldu: Buradakiler bana &amp;quot;sanayinin ablası&amp;quot; diyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kadin-kuafoeruydu-sanayide-oto-boyacisi-oldu-buradakiler-bana-sanayinin-ablasi-diyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kadin-kuafoeruydu-sanayide-oto-boyacisi-oldu-buradakiler-bana-sanayinin-ablasi-diyor</guid>
<description><![CDATA[ Ordu&#039;nun Fatsa ilçesinde eğitim sonrası kadın kuaförlük belgesi alan Zehra Mutlu Zerey, mesleği yerine yardım için gittiği kuzeninin sanayideki iş yerinde oto boyacısı oldu. Araçların renk kodlarına göre özel olarak boya hazırlayan Zerey, işini sevdiğini belirtiyor.atsa ilçesinde yaşayan 3 çocuk annesi Zehra Mutlu Zerey (50), 4-5 yıllık eğitim sonrası kadın kuaförlük belgesi aldı.Bu sektörde çalışmayan Zerey, kuzenine yardım için gittiği sanayide araçlar için özel boya yapmayı öğrendi. Fatsa Büyük Sanayi Sitesi&#039;ndeki iş yerinde araçlara özel olarak boya dolumu yapan ve ‘sanayinin ablası&#039; olarak tanınan Zerey, bu mesleğin renklerle iç içe olduğu için kuaförlüğe benzediğini, mesleğini sevdiğini söyledi.Kuzenin şehir dışında olduğu bir gün telefon ile boya yapmayı öğrendiğini ve o günden bu yana merak saldığını belirten Zerey, “Patronum, aynı zamanda kuzenim. Bir süre önce çok yoğun olduğunu ve benden yardımcı olmamı istedi. Kendisine sanayide yapamayacağımı söylesem de buraya geldim. Ben burada daha çok kendisinin notlarını tutarken, insanlara araç boyaları lazım oldu. Bir gün kendisi şehir dışındayken telefonla bana tarif ederek boya yapmayı öğrendim. Şu anda kendisinden öğrendiğim gibi kaliteli boyalar yapmaya çalışıyoruz, müşteriler de beğeniyor” dedi.Belgelerini tamamlasa da hiç yapmadığı kuaförlük ile oto boyacılığı mesleğinin benzer yönlerini anlatan Zerey, “Kadın kuaförlüğünün 4-5 yıl eğitimini aldım, stajını tamamladım ancak üzerine bir şey katmadım. Bu iş bence kadın kuaförlüğüne de biraz benziyor, en azından renkler ile alakalı bir meslek. Bu nedenle işimi seviyorum. Sağ olsun buradakiler bana ‘sanayinin ablası&#039; diyor. Şu an buradaki sanayide benden başka bu işi yapan yok&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m8Uc4E6fMUSUalZwIsz9_A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kadın, kuaförüydü, sanayide, oto, boyacısı, oldu:, Buradakiler, bana, sanayinin, ablası, diyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m8Uc4E6fMUSUalZwIsz9_A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kadın kuaförüydü, sanayide oto boyacısı oldu: Buradakiler bana " sanayinin ablas diyor><p>Ordu'nun Fatsa ilçesinde eğitim sonrası kadın kuaförlük belgesi alan Zehra Mutlu Zerey, mesleği yerine yardım için gittiği kuzeninin sanayideki iş yerinde oto boyacısı oldu. Araçların renk kodlarına göre özel olarak boya hazırlayan Zerey, işini sevdiğini belirtiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XkZVw6GKvkqGWMhhsA0zxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>atsa ilçesinde yaşayan 3 çocuk annesi Zehra Mutlu Zerey (50), 4-5 yıllık eğitim sonrası kadın kuaförlük belgesi aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xNEVOn8eiE2ey5jhIS0YOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu sektörde çalışmayan Zerey, kuzenine yardım için gittiği sanayide araçlar için özel boya yapmayı öğrendi. Fatsa Büyük Sanayi Sitesi'ndeki iş yerinde araçlara özel olarak boya dolumu yapan ve ‘sanayinin ablası' olarak tanınan Zerey, bu mesleğin renklerle iç içe olduğu için kuaförlüğe benzediğini, mesleğini sevdiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xymWEZ5LK0ijsF8r28LsOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuzenin şehir dışında olduğu bir gün telefon ile boya yapmayı öğrendiğini ve o günden bu yana merak saldığını belirten Zerey, “Patronum, aynı zamanda kuzenim. Bir süre önce çok yoğun olduğunu ve benden yardımcı olmamı istedi. Kendisine sanayide yapamayacağımı söylesem de buraya geldim. Ben burada daha çok kendisinin notlarını tutarken, insanlara araç boyaları lazım oldu. Bir gün kendisi şehir dışındayken telefonla bana tarif ederek boya yapmayı öğrendim. Şu anda kendisinden öğrendiğim gibi kaliteli boyalar yapmaya çalışıyoruz, müşteriler de beğeniyor” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/neJOP_HgmUm2SjS4u9ILbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belgelerini tamamlasa da hiç yapmadığı kuaförlük ile oto boyacılığı mesleğinin benzer yönlerini anlatan Zerey, “Kadın kuaförlüğünün 4-5 yıl eğitimini aldım, stajını tamamladım ancak üzerine bir şey katmadım. Bu iş bence kadın kuaförlüğüne de biraz benziyor, en azından renkler ile alakalı bir meslek. Bu nedenle işimi seviyorum. Sağ olsun buradakiler bana ‘sanayinin ablası' diyor. Şu an buradaki sanayide benden başka bu işi yapan yok" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tavuk ve yumurtadan kuş gribi bulaşır mı?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/tavuk-ve-yumurtadan-kus-gribi-bulasir-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/tavuk-ve-yumurtadan-kus-gribi-bulasir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Kuş gribi, kuşlarda görülen ve influenza A virüsünün neden olduğu bir hastalıktır. İnsanlara da bulaşabilen bu virüs, özellikle kuşlar arasında hızla yayılabilir ve ölümcül olabilir. Geçtiğimiz günlerde kuş gribinden ilk insan ölümünün gerçekleşmesi, virüsün besinler yoluyla yayılımı konusunda soru işaretleri oluşturdu.ABD, bu hafta kuş gribinden ilk insan ölümünü duyurdu ve son derece bulaşıcı olan virüsün, 50 eyalete yayıldığı tespit edildi. Şu ana kadar 130 milyonun üzerinde kuş ve yaklaşık 1.000 süt inek sürüsü bu hastalıktan etkilendi. Bu durum; kümes hayvanları, süt ürünleri ve yumurta tüketiminin güvenliği konusundaki endişelerin artmasına yol açtı.Tip A H5N1 virüsü, ilk kez 1959’da İskoçya’da tavuklar arasında görüldü. Mevcut ABD salgını ise 2022’de başladı ve 2024 Mart’ında ilk süt ineklerinde enfeksiyon vakaları bildirildi. Virüs, genellikle evcil kümes hayvanlarını ve yabani kuşları hedef alıyor. Enfekte bir kuş; tükürük, mukus ve dışkı yoluyla virüsü diğer kuşlara bulaştırabilir. Bunun dışında köpekler, kediler, tilkiler ve leoparlar gibi hayvanlar da enfekte kuşların kalıntılarıyla ya da çiğ süt içerek kuş gribine yakalanabilirler.Kuşlardan insanlara bulaşma çok nadir olmakla birlikte, doğrudan temas (enfekte kuşlar, sığırlar veya bunların vücut sıvılarıyla) yoluyla mümkün olabilir. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, 2024’ten itibaren ABD’de 66 insan vakası kaydetti ve bu vakaların çoğu Kaliforniya, Washington ve Colorado&#039;da görüldü. Kuşlar, kümes hayvanları veya ineklerle temas eden kişilerin daha yüksek risk altında olduğu gözlemlendi.Louisiana Sağlık Bakanlığı, yakın zamanda hayatını kaybeden bir kişinin, arka bahçesindeki hasta ve ölü kuşlarla temasa geçtiğini bildirdi ancak virüsün, insanlar arasında yayılmasına dair herhangi bir kanıt, henüz bulunmuyor.Geçtiğimiz yıl birçok eyalet, kuş gribinin görüldüğü bölgelerden süt sığırı ithalatını kısıtladı. ABD Tarım Bakanlığı, aktif kuş gribi vakalarının sadece Kaliforniya ve Teksas&#039;ta bulunduğunu belirtiyor.CDC, uygun şekilde işlenmiş ve pişirilmiş kümes hayvanı ürünlerinin tüketilmesinin, kuş gribi bulaşmasına yol açmadığını ifade ediyor.Dr. Roy Gulick, New York Post’a yaptığı açıklamada, &quot;Bugüne kadar tavuk veya yumurta yemekten kuş gribi bulaştığına dair bir vaka kaydedilmemiş olsa da, dikkatli olmakta fayda var&#039;&#039; dedi. Uzman isim, çiğ veya az pişmiş tavuk ve yumurta yemekten kaçınılması gerektiğini söyledi.Uzmanlar et ve tavuk tüketiminin güvenli olması için şu yöntemlerin izlenmesi gerektiğini belirtiyor:

Çiğ et ve yumurtaya dokunmadan önce ve sonra, ellerinizi 20 saniye boyunca sabun ve ılık suyla iyice yıkayın. Mümkünse eldiven kullanın.
Çiğ et ve yumurtayı diğer yiyeceklerden ayırın.
Et kesildikten sonra kesme tahtası, tabaklar, mutfak eşyaları ve tezgahı sıcak sabunlu suyla temizleyin.
Yumurtaları 4 derece veya daha düşük bir sıcaklıkta buzdolabında saklayın.


Bu basit önlemlerle kuş gribine karşı kendinizi ve ailenizi koruyabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nDgW0LFRlUaFOeT2W7pxTQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tavuk, yumurtadan, kuş, gribi, bulaşır, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nDgW0LFRlUaFOeT2W7pxTQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tavuk ve yumurtadan kuş gribi bulaşır mı?"><p>Kuş gribi, kuşlarda görülen ve influenza A virüsünün neden olduğu bir hastalıktır. İnsanlara da bulaşabilen bu virüs, özellikle kuşlar arasında hızla yayılabilir ve ölümcül olabilir. Geçtiğimiz günlerde kuş gribinden ilk insan ölümünün gerçekleşmesi, virüsün besinler yoluyla yayılımı konusunda soru işaretleri oluşturdu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7MTaiq06IUS32khc1eBBCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD, bu hafta kuş gribinden ilk insan ölümünü duyurdu ve son derece bulaşıcı olan virüsün, 50 eyalete yayıldığı tespit edildi. Şu ana kadar 130 milyonun üzerinde kuş ve yaklaşık 1.000 süt inek sürüsü bu hastalıktan etkilendi. Bu durum; kümes hayvanları, süt ürünleri ve yumurta tüketiminin güvenliği konusundaki endişelerin artmasına yol açtı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mdOzQO3fiEexfBwOowUfAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tip A H5N1 virüsü, ilk kez 1959’da İskoçya’da tavuklar arasında görüldü. Mevcut ABD salgını ise 2022’de başladı ve 2024 Mart’ında ilk süt ineklerinde enfeksiyon vakaları bildirildi. Virüs, genellikle evcil kümes hayvanlarını ve yabani kuşları hedef alıyor. Enfekte bir kuş; tükürük, mukus ve dışkı yoluyla virüsü diğer kuşlara bulaştırabilir. Bunun dışında köpekler, kediler, tilkiler ve leoparlar gibi hayvanlar da enfekte kuşların kalıntılarıyla ya da çiğ süt içerek kuş gribine yakalanabilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oI3mwfmV1UeJqbh6cM2Q5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuşlardan insanlara bulaşma çok nadir olmakla birlikte, doğrudan temas (enfekte kuşlar, sığırlar veya bunların vücut sıvılarıyla) yoluyla mümkün olabilir. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, 2024’ten itibaren ABD’de 66 insan vakası kaydetti ve bu vakaların çoğu Kaliforniya, Washington ve Colorado'da görüldü. Kuşlar, kümes hayvanları veya ineklerle temas eden kişilerin daha yüksek risk altında olduğu gözlemlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/flqevPnQik21ddr1yNFd-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Louisiana Sağlık Bakanlığı, yakın zamanda hayatını kaybeden bir kişinin, arka bahçesindeki hasta ve ölü kuşlarla temasa geçtiğini bildirdi ancak virüsün, insanlar arasında yayılmasına dair herhangi bir kanıt, henüz bulunmuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KBxb9T6Ezkah6IBKPD1MEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz yıl birçok eyalet, kuş gribinin görüldüğü bölgelerden süt sığırı ithalatını kısıtladı. ABD Tarım Bakanlığı, aktif kuş gribi vakalarının sadece Kaliforniya ve Teksas'ta bulunduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9ilid4Av-UycEX5tGiHpZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>CDC, uygun şekilde işlenmiş ve pişirilmiş kümes hayvanı ürünlerinin tüketilmesinin, kuş gribi bulaşmasına yol açmadığını ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WrlPAaHr30O5puDBG1XxzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Roy Gulick, New York Post’a yaptığı açıklamada, "Bugüne kadar tavuk veya yumurta yemekten kuş gribi bulaştığına dair bir vaka kaydedilmemiş olsa da, dikkatli olmakta fayda var'' dedi. Uzman isim, çiğ veya az pişmiş tavuk ve yumurta yemekten kaçınılması gerektiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_zKcD7lC3kKxShniQfwB9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar et ve tavuk tüketiminin güvenli olması için şu yöntemlerin izlenmesi gerektiğini belirtiyor:

Çiğ et ve yumurtaya dokunmadan önce ve sonra, ellerinizi 20 saniye boyunca sabun ve ılık suyla iyice yıkayın. Mümkünse eldiven kullanın.
Çiğ et ve yumurtayı diğer yiyeceklerden ayırın.
Et kesildikten sonra kesme tahtası, tabaklar, mutfak eşyaları ve tezgahı sıcak sabunlu suyla temizleyin.
Yumurtaları 4 derece veya daha düşük bir sıcaklıkta buzdolabında saklayın.


Bu basit önlemlerle kuş gribine karşı kendinizi ve ailenizi koruyabilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Alzheimer&amp;apos;ı 10 yıl daha erken teşhis etmek mümkün mü?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/alzheimeri-10-yil-daha-erken-teshis-etmek-mumkun-mu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/alzheimeri-10-yil-daha-erken-teshis-etmek-mumkun-mu</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, Alzheimer&#039;ın basit bir kan testi ile  erken evrelerde tespit edilebileceğini öngörüyor. 50 bin katılımcının inceleneceği çalışmada, yalnızca Alzheimer&#039;ın değil, kalp krizi ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarının da yıllar öncesinden belirlenebileceği ileri sürülüyor.Uzmanlar, hastalandığımızda vücutta meydana gelen binlerce proteinin artık hızlı ve ucuz bir şekilde analiz edilebileceğini belirtiyor ve bunun yeni bir tıbbi dönemi başlatacağına inanıyorlar.Bu alanda yapılacak olan en büyük çalışma, İngiltere Biyobankası’na katılan 50 bin gönüllü ile yürütülecek.Profesör Sir Rory Collin, ses getireceği tahmin edilen çalışma hakkında şunları söyledi:
&#039;&#039;Kalp krizi ve felç geçirme riski yüksek kişileri, vücutlarındaki proteinler sayesinde erken tespit edebiliriz. Bu kişiler genç yaşlarda statin gibi ilaçlarla tedavi edilebilir, böylece kalp krizi veya felç geçirmeleri engellenebilir. Eğer proteinler, bir kişide meme kanseri veya bağırsak kanseri riskinin yüksek olduğunu gösterirse, daha erken yaşlarda mamografi veya bağırsak taramaları yapılabilir ve böylece kanser daha erken teşhis edilebilir.&quot;Prof. Collins, proteinlere dayalı bir kan testinin bunama, kanser ve diğer hastalıkları erken aşamalarda tespit edebilmesine ve bu hastalıklar için daha etkili tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine olanak sağlayacağını da belirtti.Oxford Üniversitesi’nin geçtiğimiz yıl yaptığı bir araştırmada, kansere yakalanan gönüllülerin yüzde 100’ünden fazlasında hastalık belirtilerinin yedi yıldan daha önce kanda görüldüğü saptandı. Bu, kanserin vücutta çok daha erken bir aşamada tespit edilebileceği anlamına geliyor.Araştırmada, İngiltere Biyobankası’ndan alınan çeyrek milyon kan örneği ve 10-15 yıl sonra tekrar kan örneği veren 50 bin gönüllünün yer alacağı bildirildi. Bu çalışmada proteinlerin, yaşla birlikte nasıl değiştiği ve hastalık olasılıklarının ne oranda arttığı gözlemlenecek.Araştırmacılar, proteinlerin şu ana kadar incelenen hastalıkların yüzde 90’ı için erken uyarı sağlayabileceğini ve mevcut yöntemlere kıyasla daha etkili olduğunu belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qVtUaPeXtEyM6IpTAKx7Ew.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alzheimerı, yıl, daha, erken, teşhis, etmek, mümkün, mü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qVtUaPeXtEyM6IpTAKx7Ew.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Alzheimer'ı 10 yıl daha erken teşhis etmek mümkün mü?"><p>Bilim insanları, Alzheimer'ın basit bir kan testi ile  erken evrelerde tespit edilebileceğini öngörüyor. 50 bin katılımcının inceleneceği çalışmada, yalnızca Alzheimer'ın değil, kalp krizi ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarının da yıllar öncesinden belirlenebileceği ileri sürülüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KeAB6FLH_EqmiudCdv2m9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, hastalandığımızda vücutta meydana gelen binlerce proteinin artık hızlı ve ucuz bir şekilde analiz edilebileceğini belirtiyor ve bunun yeni bir tıbbi dönemi başlatacağına inanıyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e8G2koFiQkCL0xqfxKpPNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu alanda yapılacak olan en büyük çalışma, İngiltere Biyobankası’na katılan 50 bin gönüllü ile yürütülecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_pv1imevKEenUBFcfaI0tA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Profesör Sir Rory Collin, ses getireceği tahmin edilen çalışma hakkında şunları söyledi:
''Kalp krizi ve felç geçirme riski yüksek kişileri, vücutlarındaki proteinler sayesinde erken tespit edebiliriz. Bu kişiler genç yaşlarda statin gibi ilaçlarla tedavi edilebilir, böylece kalp krizi veya felç geçirmeleri engellenebilir. Eğer proteinler, bir kişide meme kanseri veya bağırsak kanseri riskinin yüksek olduğunu gösterirse, daha erken yaşlarda mamografi veya bağırsak taramaları yapılabilir ve böylece kanser daha erken teşhis edilebilir."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/19Bhn3JQ-EKB9pgxAIcuGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Collins, proteinlere dayalı bir kan testinin bunama, kanser ve diğer hastalıkları erken aşamalarda tespit edebilmesine ve bu hastalıklar için daha etkili tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine olanak sağlayacağını da belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTnkqHkfrkSAlKqH5PLMmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oxford Üniversitesi’nin geçtiğimiz yıl yaptığı bir araştırmada, kansere yakalanan gönüllülerin yüzde 100’ünden fazlasında hastalık belirtilerinin yedi yıldan daha önce kanda görüldüğü saptandı. Bu, kanserin vücutta çok daha erken bir aşamada tespit edilebileceği anlamına geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-f5-ZMxyvEWNmHlQBL9k8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, İngiltere Biyobankası’ndan alınan çeyrek milyon kan örneği ve 10-15 yıl sonra tekrar kan örneği veren 50 bin gönüllünün yer alacağı bildirildi. Bu çalışmada proteinlerin, yaşla birlikte nasıl değiştiği ve hastalık olasılıklarının ne oranda arttığı gözlemlenecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r0_HzMiW5EaIK47ck3ZY0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, proteinlerin şu ana kadar incelenen hastalıkların yüzde 90’ı için erken uyarı sağlayabileceğini ve mevcut yöntemlere kıyasla daha etkili olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2025&amp;apos;te zihninizi temizleyin: 5 uygulamaya odaklanmak hayatınızı değiştirebilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/2025te-zihninizi-temizleyin-5-uygulamaya-odaklanmak-hayatinizi-degistirebilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/2025te-zihninizi-temizleyin-5-uygulamaya-odaklanmak-hayatinizi-degistirebilir</guid>
<description><![CDATA[ 2024&#039;teki yaşam sürekli bildirimler ve zihinsel karmaşa ile dolu. Bağışlama, farkındalık, meditasyon, egzersiz ve minnettarlık olmak üzere beş uygulamaya odaklanmak, köklü değişiklikler yapmadan zihinsel sağlığı önemli ölçüde iyileştirebilir. Araştırmalarla desteklenen bu basit alışkanlıklar genel sağlığı destekler ve daha mutlu bir 2025 için günlük yaşama kolayca entegre edilebilir. Peki, zihinsel sağlığınızı iyileştirmek için ne yapabilirsiniz?Zihin sağlığı, bir bireyin duygusal, psikolojik ve sosyal iyilik halini tanımlar. Bu, düşüncelerimizi, hislerimizi ve davranışlarımızı etkileyen bir durumdur ve aynı zamanda hayata karşı nasıl bir tutum sergilediğimizi, stresle nasıl başa çıktığımızı ve başkalarıyla nasıl ilişkiler kurduğumuzu içerir.Zihin sağlığı, bireyin günlük yaşamını nasıl yönettiğini ve hayatının zorluklarıyla nasıl başa çıktığını belirler.Zihin sağlığınızı iyileştirmek vücudunuzun genel sağlığı üzerinde de etkilidir. Peki, zihin sağlığını iyileştirmenin kolay yolları nelerdir?Hiç uzun süre kin beslediniz mi? Affetmek, diğer insanları rahat bırakmamaktır. Affetmek, kalbinizi duygusal karmaşadan kurtarmaktır. Harvard Tıp Fakültesi&#039;nin yaptığı araştırmalar, affetmenin kan basıncını düşürdüğünü, kaygıyı azalttığını ve hatta kalp sağlığını iyileştirdiğini göstermiştir.Bunu düşünmenin kolay bir yolu şudur: Öfkeye tutunmak, diğer kişiyi hasta etme umuduyla zehir içmeye benzer. O halde, 2025&#039;te, zihni arındıralım, özür dileyelim veya zihinsel olarak rahatlayalım. Bonus ipucu: Kendini affetmekle başlayalım. Kişi artık kendi en büyük eleştirmeni olmadığında neler olacağı oldukça mucizevidir.Şunu hayal edin: Filmleri kaydırırken aniden 40 dakika boyunca kedi dansı videoları izlediğinizi fark ediyorsunuz. Farkındalık devreye girer; beyniniz spiral çizmeye başlamadan önce duraklatma düğmesine basma sanatı.Farkındalık, yargılamadan anda olma pratiği olarak tanımlanabilir. Amerikan Psikoloji Derneği ayrıca farkındalığın düzenli uygulanmasının, odaklanmayı ve hafızayı aynı anda artırırken stres ve depresyon belirtilerini azalttığını bildiriyor.Profesyonel ipucu: Küçük başlayın. Bir dahaki sefere çay içtiğinizde, gerçekten tadına bakın. Aromasını, sıcaklığını, lezzetini kabul edin. Tebrikler, başka bir uygulama indirmeden farkındalığı uyguladınız.Farkındalık duraklamaktır; sıfırlama düğmesine basmak meditasyondur. Zihinsel bir egzersiz olarak, doğru olan süslü bir spor salonuna, bir köşeye ve aşırı yastıklı hissederseniz potansiyel olarak bir yastığa gerek yoktur.Meditasyonun, korkudan sorumlu olan beynin amigdala kısmını küçülttüğü ve rasyonel düşünceyle ilişkili olan beynin ön korteksini güçlendirdiği gösterilmiştir. Başka bir deyişle? Daha az korku, daha fazla iyi yargı.Meditasyona yeni misiniz? Günde 5 dakika deneyin. Oturun, gözlerinizi kapatın ve nefesinize odaklanın. Düşünceleriniz akşam yemeği rezervasyonlarına veya bekleyen e-postalara kaydığında, onları nazikçe tekrar doğru yola yönlendirin. Bu başarısızlık değil, başarıdır.Maratona hazırlanmak zorunda değilsiniz; tabii Instagram&#039;da paylaşmak istemiyorsanız. Tempolu bir yürüyüş, birkaç yoga pozu veya oturma odanızda &#039;Chaiyya Chaiyya&#039; eşliğinde dans etmek de sayılır.Egzersiz endorfinleri (doğanın mutlu kimyasalları) serbest bırakır, stres hormonlarını azaltır ve uykuyu iyileştirir. Amerika Kaygı ve Depresyon Derneği, 30 dakikalık orta düzeyde egzersizin bile ruh halinizi 12 saate kadar iyileştirebileceğini bildiriyor.İşin sırrı tutarlılık. Fazla düşünmeyi bırakın. Hareket edin ve zihinsel örümcek ağlarınızı hareketle temizleyin.Minnettarlık sadece konuşmalar için değildir; günlük bir ruh hali yükselticidir. Frontiers in Psychology&#039;de yayınlanan 2020 tarihli bir çalışma, düzenli olarak minnettarlık uygulayan kişilerin daha düşük seviyelerde depresyon ve daha yüksek yaşam memnuniyeti yaşadığını buldu.Gününüzü daha iyi hale getiren birine hızlı bir &quot;teşekkür ederim&quot; mesajı göndererek başlayın. Görünüşe göre, sabah çayı veya bitkilerinizi sulayan komşunuz gibi küçük şeyleri takdir etmek sadece kibarlık değil; aynı zamanda güçlüdür.Ruh sağlığınızı iyileştirmek, hayatınızı kökünden değiştirmek anlamına gelmez. Tohumlar ekmek anlamına gelir. Daha büyük bir şeye dönüşen küçük alışkanlıklar.
2025 yılına girerken, mükemmelmiş gibi davranmayalım, sadece anda olalım. Affedelim, nefes alalım, hareket edelim ve şükredelim. Ve ruh sağlığı için, bir yılı daha atlatmak değil, içinde gelişmek anlamına gelir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cSciLMZ-9UCFeBvST8a-kg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>2025te, zihninizi, temizleyin:, uygulamaya, odaklanmak, hayatınızı, değiştirebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cSciLMZ-9UCFeBvST8a-kg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="2025'te zihninizi temizleyin: 5 uygulamaya odaklanmak hayatınızı değiştirebilir"><p>2024'teki yaşam sürekli bildirimler ve zihinsel karmaşa ile dolu. Bağışlama, farkındalık, meditasyon, egzersiz ve minnettarlık olmak üzere beş uygulamaya odaklanmak, köklü değişiklikler yapmadan zihinsel sağlığı önemli ölçüde iyileştirebilir. Araştırmalarla desteklenen bu basit alışkanlıklar genel sağlığı destekler ve daha mutlu bir 2025 için günlük yaşama kolayca entegre edilebilir. Peki, zihinsel sağlığınızı iyileştirmek için ne yapabilirsiniz?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UlWceNRp0UKz4-ROWcS30g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihin sağlığı, bir bireyin duygusal, psikolojik ve sosyal iyilik halini tanımlar. Bu, düşüncelerimizi, hislerimizi ve davranışlarımızı etkileyen bir durumdur ve aynı zamanda hayata karşı nasıl bir tutum sergilediğimizi, stresle nasıl başa çıktığımızı ve başkalarıyla nasıl ilişkiler kurduğumuzu içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uFjru7kxWUq8-Ecwc57KPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihin sağlığı, bireyin günlük yaşamını nasıl yönettiğini ve hayatının zorluklarıyla nasıl başa çıktığını belirler.Zihin sağlığınızı iyileştirmek vücudunuzun genel sağlığı üzerinde de etkilidir. Peki, zihin sağlığını iyileştirmenin kolay yolları nelerdir?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pgZZDBM27USUKxmgnYhCRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiç uzun süre kin beslediniz mi? Affetmek, diğer insanları rahat bırakmamaktır. Affetmek, kalbinizi duygusal karmaşadan kurtarmaktır. Harvard Tıp Fakültesi'nin yaptığı araştırmalar, affetmenin kan basıncını düşürdüğünü, kaygıyı azalttığını ve hatta kalp sağlığını iyileştirdiğini göstermiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3q2bP4xHt0-nhvrhUod0cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunu düşünmenin kolay bir yolu şudur: Öfkeye tutunmak, diğer kişiyi hasta etme umuduyla zehir içmeye benzer. O halde, 2025'te, zihni arındıralım, özür dileyelim veya zihinsel olarak rahatlayalım. Bonus ipucu: Kendini affetmekle başlayalım. Kişi artık kendi en büyük eleştirmeni olmadığında neler olacağı oldukça mucizevidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fTref7s6iki4q2I20fwiuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şunu hayal edin: Filmleri kaydırırken aniden 40 dakika boyunca kedi dansı videoları izlediğinizi fark ediyorsunuz. Farkındalık devreye girer; beyniniz spiral çizmeye başlamadan önce duraklatma düğmesine basma sanatı.Farkındalık, yargılamadan anda olma pratiği olarak tanımlanabilir. Amerikan Psikoloji Derneği ayrıca farkındalığın düzenli uygulanmasının, odaklanmayı ve hafızayı aynı anda artırırken stres ve depresyon belirtilerini azalttığını bildiriyor.Profesyonel ipucu: Küçük başlayın. Bir dahaki sefere çay içtiğinizde, gerçekten tadına bakın. Aromasını, sıcaklığını, lezzetini kabul edin. Tebrikler, başka bir uygulama indirmeden farkındalığı uyguladınız.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eh7K7eHg3EexC9Yb8awvIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Farkındalık duraklamaktır; sıfırlama düğmesine basmak meditasyondur. Zihinsel bir egzersiz olarak, doğru olan süslü bir spor salonuna, bir köşeye ve aşırı yastıklı hissederseniz potansiyel olarak bir yastığa gerek yoktur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jvL80Up0QU2T1PA2WKsGCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meditasyonun, korkudan sorumlu olan beynin amigdala kısmını küçülttüğü ve rasyonel düşünceyle ilişkili olan beynin ön korteksini güçlendirdiği gösterilmiştir. Başka bir deyişle? Daha az korku, daha fazla iyi yargı.Meditasyona yeni misiniz? Günde 5 dakika deneyin. Oturun, gözlerinizi kapatın ve nefesinize odaklanın. Düşünceleriniz akşam yemeği rezervasyonlarına veya bekleyen e-postalara kaydığında, onları nazikçe tekrar doğru yola yönlendirin. Bu başarısızlık değil, başarıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p0iz6pTaWk6-K4mQ-n_paQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Maratona hazırlanmak zorunda değilsiniz; tabii Instagram'da paylaşmak istemiyorsanız. Tempolu bir yürüyüş, birkaç yoga pozu veya oturma odanızda 'Chaiyya Chaiyya' eşliğinde dans etmek de sayılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EdzpOZDxskK1I_s0mcrePQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz endorfinleri (doğanın mutlu kimyasalları) serbest bırakır, stres hormonlarını azaltır ve uykuyu iyileştirir. Amerika Kaygı ve Depresyon Derneği, 30 dakikalık orta düzeyde egzersizin bile ruh halinizi 12 saate kadar iyileştirebileceğini bildiriyor.İşin sırrı tutarlılık. Fazla düşünmeyi bırakın. Hareket edin ve zihinsel örümcek ağlarınızı hareketle temizleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VqgMv_SXa0-8Aheq2lVimQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Minnettarlık sadece konuşmalar için değildir; günlük bir ruh hali yükselticidir. Frontiers in Psychology'de yayınlanan 2020 tarihli bir çalışma, düzenli olarak minnettarlık uygulayan kişilerin daha düşük seviyelerde depresyon ve daha yüksek yaşam memnuniyeti yaşadığını buldu.Gününüzü daha iyi hale getiren birine hızlı bir "teşekkür ederim" mesajı göndererek başlayın. Görünüşe göre, sabah çayı veya bitkilerinizi sulayan komşunuz gibi küçük şeyleri takdir etmek sadece kibarlık değil; aynı zamanda güçlüdür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kYkLt-ByekOqwpAHLxX1SQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ruh sağlığınızı iyileştirmek, hayatınızı kökünden değiştirmek anlamına gelmez. Tohumlar ekmek anlamına gelir. Daha büyük bir şeye dönüşen küçük alışkanlıklar.
2025 yılına girerken, mükemmelmiş gibi davranmayalım, sadece anda olalım. Affedelim, nefes alalım, hareket edelim ve şükredelim. Ve ruh sağlığı için, bir yılı daha atlatmak değil, içinde gelişmek anlamına gelir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pelin Akil&amp;apos;den radikal değişim (Ünlülerin değişimi)</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/pelin-akilden-radikal-degisim-unlulerin-degisimi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/pelin-akilden-radikal-degisim-unlulerin-degisimi</guid>
<description><![CDATA[ Son olarak Yalı Çapkını dizisinde canlandırdığı &quot;Diyar&quot; karakteriyle adından söz ettiren ünlü oyuncu Pelin Akil imaj yeniledi. Akil, imajını tazeleyen tek isim değil. Kimi zamanı durdurmak; kimi, görsel tatmin uğruna estetik operasyon yaptırıyor, kimi, saçında küçük bir değişimle bambaşka bir görünüme bürünüyor. Bazıları ise estetik yaptırmıyor ve yılların akışına bırakıyor kendini. İşte ünlü isimlerin değişimleri...Pelin Akil ile Anıl Altan son dönemde evliliklerinde kriz yaşadıkları iddialarıyla sık sık gündeme geliyor.
Ayrılık iddialarını her seferinde yalanlayan ikilinin sosyal medya paylaşımları beğeni topluyor.Son olarak Yalı Çapkını dizisinde rol alan Pelin Akil, imaj değişikliğine gitti. 38 yaşındaki oyuncu yeni imajını takipçileriyle paylaştı.Oyuncu yeni tarzını &quot;Nasıl cesaret ettiniz sorularını duyar gibiyim kulaklarımı çok çınlatmayın direkt buraya yazın. Nasıl buldunuz?&quot; notuyla paylaştı.Ünlü şarkıcı Derya Uluğ imaj değişikliğine gitti. Kahverengi saçlarından vazgeçen Derya Uluğ yeni imajını sosyal medya hesabında takipçileriyle paylaştı.Sosyal medyayı aktif olarak kullanan sanatçının yeni tarzı beğeni topladı.
Sarı bir elbise de giyen Uluğ&#039;a takipçileri &quot;Gerçek bir Fenerbahçeli&quot;, &quot;Sarışınlar Çat&quot;, &quot;Çünkü o Fenerbahçeli&quot; ve &quot;Dişi Kanarya&quot; gibi yorumlar yapıldı.Esas Oğlan adlı dizi ile ilk oyunculuk deneyimini yaşayan Hadise, radikal bir karar alarak imaj değişikliğine gitti.Uzun süredir sarı olarak kullandığı saçlarını bakır tonlarına boyatan Hadise&#039;nin yeni halini Belçika&#039;daki kuaförü paylaştı.Son röportajında saçlarını boyatmak için Belçika&#039;ya uçtuğunu &quot;17 yaşından beri benim saçlarımı boyayan en yakın arkadaşım Sevda. Onun dışında kimseye boyatmıyorum&quot; sözleriyle açıklayan Hadise&#039;nin yeni imajı takipçilerini ikiye böldü.
Kimleri Hadise&#039;ye yeni saçlarını çok yakıştırırken; bazı hayranları da sarı renge geri dönmesi gerektiğini ifade etti.Son olarak Kızılcık Şerbeti dizisinde &quot;Alev&quot; karakterine hayat veren Müjde Uzman, yeni bir projeyle adından söz ettirmeye hazırlanıyor.Oyuncu yeni dizisinde canlandıracağı &quot;Gaye&quot; rolü için imaj değiştirdi.Modellik kariyerinde hızlı bir yükselişe geçen ve sektörün en iyi modellerinden biri olarak gösterilen Kendall Jenner, kahverengi saçlarından vazgeçti.Ünlü model saçlarını sarıya boyattı.
Daha önce saçlarını kızıla ve farklı bir sarı tonuna boyatan Jenner, sosyal medya hesabında yeni imajını paylaştı.Ünlü oyuncu Bestemsu Özdemir kahverengi saçlarından vazgeçtiOyuncu &quot;Hoş geldin Semiramis…&quot; notuyla yeni imajını paylaştı.Uzun bir aradan sonra Düğüm dizisiyle izleyici karşısından çıkan Bergüzar Korel, sarı saçlarından vazgeçmişti.Yeni projesi için imaj değiştiren ünlü oyuncu, bu kez de koyu renkli saçlarını uzattı. Korel, yeni halini &quot;Yine başardım&quot; notuyla takipçilerinin beğenisine sundu.2019 yılından bu yana Kolpa grubunun solisti Barış Yurtcu ile mutlu bir beraberliği olan oyuncu Deniz Baysal, imaj değişikliğine gitti.Ünlü oyuncu, yeni dizisi için sarışın oldu.Son olarak &quot;Gelin Takımı&quot; adlı filmde rol alan Nilperi Şahinkaya, imaj değiştirdi.Saçlarını kestiren ve rengini değiştiren ünlü oyuncu, yeni imajını &quot;Şimdi gel de gör beni bambaşka biri&quot; notuyla paylaştı.
Şahinkaya&#039;nın uzun yıllardır aşk yaşadığı Emre Yusufi de sevgilisine &quot;Hanımı yeniledik. Çok güzel oldu. Emeği geçen herkese teşekkürler&quot; yorumunu yaptı.Başrollerini Caner Cindoruk ve Serkan Altunorak ile paylaştığı Düğüm dizisiyle adından söz ettiren Bergüzar Korel saçlarını sarıya boyatmıştı.Ünlü oyuncu sarı saçlarından vazgeçti!
Korel yeni imajını  &quot;Çünkü ağustos 7’sinden başlayarak ortanca ayıdır bizim için ve evet I’m back&quot; notuyla paylaştı.Son olarak bir süredir birlikte olduğu Oğulcan Engin ile çıktığı İtalya tatiliyle gündeme gelen oyuncu İlayda Alişan imaj değiştirdi.Saçlarını kestiren oyuncu, yeni imajını &quot;Giderek kısalan saçlarımı sevdiniz mi?&quot; notuyla paylaştı.Filenin Sultanları&#039;nın Olimpiyat için hazırlıkları sürüyor. Takımın yıldız oyuncularından Melissa Vargas yeni imajıyla gündeme geldi.Vargas sosyal medya hesabından saçlarında yaptığı değişikliği paylaştı. Vargas, saçlarını tamamen sarıya boyattı.
Filenin Sultanları, Paris Yaz Olimpiyatları’nda madalya için mücadele edecek. Organizasyon 27 Temmuz- 11 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek. Paris Olimpiyat Oyunları’nda C Grubun’da mücadele eden Filenin Sultanları ilk maçını 29 Temmuz Pazartesi günü Hollanda karşısında oynayacak.Kaan Yıldırım ile aşk yaşayan ünlü oyuncu Pınar Deniz geçtiğimiz günlerde imaj değişikiğine gitmişti.Deniz &quot;Tatil kafası&quot; notuyla yeni saç stilini takipçileriyle paylaştı.Ancak oyuncu &quot;Biten sevdalar&quot; diyerek eski haline döndüğünü duyurdu.Ünlü oyuncu Özgü Namal yeni rolü için imaj değiştirdi.İlker Çatak&#039;ın yönetmenliğini yaptığı Sarı Zarflar filminde rol almaya hazırlanan oyuncu saçlarını kısacık kestirip sarıya boyattı.
Özgü Namal&#039;ı görenler tanıyamadı.İki sezon boyunca Star TV&#039;nin sevilen dizisi Ömer&#039;de Reşat Ademoğlu karakterine hayat veren Barış Falay, dizi biter bitmez imaj değiştirdi.Birsen Altuntaş&#039;ın hab ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PGPbJ6VJH0KOZ7KRoedG6Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pelin, Akilden, radikal, değişim, Ünlülerin, değişimi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PGPbJ6VJH0KOZ7KRoedG6Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Pelin Akil'den radikal değişim (Ünlülerin değişimi)"><p>Son olarak Yalı Çapkını dizisinde canlandırdığı "Diyar" karakteriyle adından söz ettiren ünlü oyuncu Pelin Akil imaj yeniledi. Akil, imajını tazeleyen tek isim değil. Kimi zamanı durdurmak; kimi, görsel tatmin uğruna estetik operasyon yaptırıyor, kimi, saçında küçük bir değişimle bambaşka bir görünüme bürünüyor. Bazıları ise estetik yaptırmıyor ve yılların akışına bırakıyor kendini. İşte ünlü isimlerin değişimleri...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mWxXZyaepE-tQ0ZKHV3jUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pelin Akil ile Anıl Altan son dönemde evliliklerinde kriz yaşadıkları iddialarıyla sık sık gündeme geliyor.
Ayrılık iddialarını her seferinde yalanlayan ikilinin sosyal medya paylaşımları beğeni topluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hk8Jd76X_ESnlHnOoyF1RQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak Yalı Çapkını dizisinde rol alan Pelin Akil, imaj değişikliğine gitti. 38 yaşındaki oyuncu yeni imajını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TxFL5o1GoEWY0y40uAB3Sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu yeni tarzını "Nasıl cesaret ettiniz sorularını duyar gibiyim kulaklarımı çok çınlatmayın direkt buraya yazın. Nasıl buldunuz?" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wmmxcSz960OKrC5bsVdzyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı Derya Uluğ imaj değişikliğine gitti. Kahverengi saçlarından vazgeçen Derya Uluğ yeni imajını sosyal medya hesabında takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CLWxoRH27kSgO4sRuOUKxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medyayı aktif olarak kullanan sanatçının yeni tarzı beğeni topladı.
Sarı bir elbise de giyen Uluğ'a takipçileri "Gerçek bir Fenerbahçeli", "Sarışınlar Çat", "Çünkü o Fenerbahçeli" ve "Dişi Kanarya" gibi yorumlar yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6H1nD91fREyGFSX4j_Pxsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Esas Oğlan adlı dizi ile ilk oyunculuk deneyimini yaşayan Hadise, radikal bir karar alarak imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yiuDuLV_HUaZf3KV2RWEUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir sarı olarak kullandığı saçlarını bakır tonlarına boyatan Hadise'nin yeni halini Belçika'daki kuaförü paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/73XFxJIOjEC4TsIVK-URgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son röportajında saçlarını boyatmak için Belçika'ya uçtuğunu "17 yaşından beri benim saçlarımı boyayan en yakın arkadaşım Sevda. Onun dışında kimseye boyatmıyorum" sözleriyle açıklayan Hadise'nin yeni imajı takipçilerini ikiye böldü.
Kimleri Hadise'ye yeni saçlarını çok yakıştırırken; bazı hayranları da sarı renge geri dönmesi gerektiğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wJshI1A7dEy3s2bcROgVow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak Kızılcık Şerbeti dizisinde "Alev" karakterine hayat veren Müjde Uzman, yeni bir projeyle adından söz ettirmeye hazırlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IiERb5l3hUi1IzrL8so5IQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu yeni dizisinde canlandıracağı "Gaye" rolü için imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zwmY3hWnMU6WBh6h6nBdPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modellik kariyerinde hızlı bir yükselişe geçen ve sektörün en iyi modellerinden biri olarak gösterilen Kendall Jenner, kahverengi saçlarından vazgeçti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IsBB-KEEC06RfXNMYpvTBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü model saçlarını sarıya boyattı.
Daha önce saçlarını kızıla ve farklı bir sarı tonuna boyatan Jenner, sosyal medya hesabında yeni imajını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mmn-DK_MXkyhjHnjpQxoYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Bestemsu Özdemir kahverengi saçlarından vazgeçti</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Hy4zXTynE6AX9b0GhOssw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu "Hoş geldin Semiramis…" notuyla yeni imajını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JGpJ6y_a3UmWDrOkfgec5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun bir aradan sonra Düğüm dizisiyle izleyici karşısından çıkan Bergüzar Korel, sarı saçlarından vazgeçmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tIxZ5rrI8E6bl5jGJfKztA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni projesi için imaj değiştiren ünlü oyuncu, bu kez de koyu renkli saçlarını uzattı. Korel, yeni halini "Yine başardım" notuyla takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vAAQxgzqAkexohts4FkMJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2019 yılından bu yana Kolpa grubunun solisti Barış Yurtcu ile mutlu bir beraberliği olan oyuncu Deniz Baysal, imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ECupCZLrpkGTmxtAigl5Tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, yeni dizisi için sarışın oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2yo6y44OoUODn3CrBA8_gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak "Gelin Takımı" adlı filmde rol alan Nilperi Şahinkaya, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qaVNlEulokutw_VpJHI3qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını kestiren ve rengini değiştiren ünlü oyuncu, yeni imajını "Şimdi gel de gör beni bambaşka biri" notuyla paylaştı.
Şahinkaya'nın uzun yıllardır aşk yaşadığı Emre Yusufi de sevgilisine "Hanımı yeniledik. Çok güzel oldu. Emeği geçen herkese teşekkürler" yorumunu yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TUHvo-9sWEWjnW2IWTISog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başrollerini Caner Cindoruk ve Serkan Altunorak ile paylaştığı Düğüm dizisiyle adından söz ettiren Bergüzar Korel saçlarını sarıya boyatmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DoJp1xpt3UyXYUXxPtFH2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu sarı saçlarından vazgeçti!
Korel yeni imajını  "Çünkü ağustos 7’sinden başlayarak ortanca ayıdır bizim için ve evet I’m back" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8dHfaTsMk0Gl_owMw9DSVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak bir süredir birlikte olduğu Oğulcan Engin ile çıktığı İtalya tatiliyle gündeme gelen oyuncu İlayda Alişan imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1uA3xDgxhk21Vev1i-XFWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını kestiren oyuncu, yeni imajını "Giderek kısalan saçlarımı sevdiniz mi?" notuyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Y6606SxLUSkKnf-U3YHRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Filenin Sultanları'nın Olimpiyat için hazırlıkları sürüyor. Takımın yıldız oyuncularından Melissa Vargas yeni imajıyla gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jfF_IH8KwUmRyTvKLQIJAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vargas sosyal medya hesabından saçlarında yaptığı değişikliği paylaştı. Vargas, saçlarını tamamen sarıya boyattı.
Filenin Sultanları, Paris Yaz Olimpiyatları’nda madalya için mücadele edecek. Organizasyon 27 Temmuz- 11 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek. Paris Olimpiyat Oyunları’nda C Grubun’da mücadele eden Filenin Sultanları ilk maçını 29 Temmuz Pazartesi günü Hollanda karşısında oynayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CKS7nVKPrkmCLhFzJ8k-Uw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaan Yıldırım ile aşk yaşayan ünlü oyuncu Pınar Deniz geçtiğimiz günlerde imaj değişikiğine gitmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YfH0xZDwUEGvZqLbk1LZRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz "Tatil kafası" notuyla yeni saç stilini takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zqhOOcQkD0O5TvfqT79pnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak oyuncu "Biten sevdalar" diyerek eski haline döndüğünü duyurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/88ShyGsXzkaKj4N41dCx6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Özgü Namal yeni rolü için imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e_EQglO4w0GwCwhLtfgpOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlker Çatak'ın yönetmenliğini yaptığı Sarı Zarflar filminde rol almaya hazırlanan oyuncu saçlarını kısacık kestirip sarıya boyattı.
Özgü Namal'ı görenler tanıyamadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/moblgo2gg0G-FqO8xHmORQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İki sezon boyunca Star TV'nin sevilen dizisi Ömer'de Reşat Ademoğlu karakterine hayat veren Barış Falay, dizi biter bitmez imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j2nkf9XZx0OXR1-PwbD_AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birsen Altuntaş'ın haberine göre; dizideki karakteri için uzattığı sakallarına veda eden ünlü oyuncu, şimdilerde ailesiyle tatilin tadını çıkarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7lA7dYHHTUSzH0z4kNCQBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneşi Beklerken, Kalp Yarası, Yaşam Koçu ve Yok Artık! 2 gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Yağmur Tanrısevsin, Hollywood'un ikonik ismi Marilyn Monroe'ya dönüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QLZaDDae1UGZ6IsjZkolvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir proje için imaj değiştiren 33 yaşındaki yıldızın paylaşımlarına binlerce beğeni ve yorum yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kz9PrEpKSEiyeenwBrulrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Yasak Elma", "Mucize Doktor" gibi projelerde rol alan son olarak "Şahane Hayatım" adlı dizide boy gösteren Onur Tuna, sosyal medya hesabından yeni tarzını paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gPH1rxjTcEWEt1bjDomLFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını sarıya boyatan Tuna, paylaşımına "Yaz kafası" notunu düştü. Ünlü oyuncunun yeni görüntüsü takipçilerini ikiye böldü.
Bazıları yeni saç renginin Tuna'ya çok yakıştığını söylerken bazıları da doğal halinin daha iyi göründüğünü belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lXMwEi3kE0WwKR4V_A_dAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2022'de Berkin Gökbudak ile dünyaevine giren 2023 yılında da kızı Elay'ı kucağına alan Aslı Enver, şimdilerde anne olmanın tadını çıkarıyor. Elay ile fotoğraflarıyla gündemden düşmeyen Enver, uzun saçlarına veda etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f3F99xHPRki35_-aJH8z8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, yeni imajını sosyal medya hesabından "Önce, sonra" notuyla paylaştı. Aslı Enver'in son hali İstanbullu Gelin'de canlandırdığı Süreyya karakterine benzetildi.
Enver'e "Süreyya Boran sen misin?", "Süreyya geri döndü", "Çok yakışmış" gibi yorumlar yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lL3Ckg-KWUSVJ0M-0VfsbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özel hayatıyla olduğu kadar sahne tarzıyla da sık sık gündeme gelen ünlü şarkıcı Melek Mosso imaj değişikliğine gitti.
Saçlarını kızıla boyatan Mosso'nun yeni imajı sosyal medyada çok konuşuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R-ZdJYKPdEia69wcXC7v0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şarkıcı, sosyal medya hesabından "Saçımı başımı beğenirken bir maşallah deyin içinizden. Dünden beri belim doğrulmuyor. Neredeyse sahneden düşecektim. Maşallah deyin" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eZIgdylM3kmMOYWN1i0Stw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mor ve Ötesi grubun solistli Harun Tekin ile birlikteliğinin yanı sıra yer aldığı projelerle de adından söz ettiren ünlü oyuncu Melisa Sözen imaj tazeledi.
Son olarak saçlarını kısacık kestiren yıldız, bu sefer saç rengini de değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ui3BeHYb5UCuMRDd8wU5bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Chaplin Dörtlüsü" adlı film için imaj değişikliğine giden yıldız saçlarını pembeye boyadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zVd-MwrreUupR7THUVYh4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zaman zaman saç rengini değiştiren ünlü oyuncu Farah Zeynep Abdullah imaj tazeledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yGHlibA4y0q8ZPCIy_bDjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını sarıya boyatan oyuncu sosyal medya hesabında paylaşım yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c2oLABnuRUqxkREcIdyHIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Senelerdir saçlarını uzun olarak kullanan oyuncu Hazal Kaya, radikal bir kararla imaj tazeledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A8jlO7AklkCEWs990gTCrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, saçlarını kısacık kesitrdi. Yeni halini takipçileriyle paylaşan Kaya, "Saçlarımı bu video ile göstereyim. Belli ki bir süre havalı pozlar kısmet olmayacak" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ybSnB4i9p02WD5sykKPtSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun yıllardır saçlarını boyatmayan ve doğallığıyla gündem olan Özge Özpirinçci, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uKrDWNFtV0OCDWyV8tlnsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, açık renge boyattığı saçlarıyla verdiği pozu takipçileriyle paylaştı. Özpirinçci, paylaşımına "Bu saça alışamadım" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MhAQ9IeTRUeq0Xey928V6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Moda haftalarının aranan yüzü ve son dönemin en başarılı modellerinden Gigi Hadid uzun saçlarına veda etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XothCsr0dUWnD7cch-qMNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jennifer Aniston ve Claudia Schiffer gibi ünlü isimlerle çalışan Chris McMillian, Hadid'in saçlarını kesti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vq4s63igXkKEbBwGyoPxJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir ekranlardan uzak olan ve sosyal medya paylaşımlarıyla adından söz ettiren Melis Sezen, yeni projesi için imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kaUidqAGI0ydxd8Bb9szjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir sarı renkte kullandığı saçlarını siyaha boyatan Sezen'in yeni tarzına "Çok güzel olmuş", "Çok beğendim", "Harika olmuş" gibi yorumlar geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X6e6wYiFoUys7H9pewBQSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya paylaşımlarıyla sık sık gündeme gelen oyuncu Nurgül Yeşilçay tarz değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yb3GOGy7GkWA2FlUASS3Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu, "Kaküllerimi hala görmeyenler var inanamıyorum" diyerek yeni stilini takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1KQ7mk7dVUmdcPUOkDGIjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Nur Fettahoğlu yeni saçlarıyla sosyal medyada gündem oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c_2hMJhOPkG0heMXnBli6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir kızıl saçlarıyla tanınan yıldız, saçlarını sarıya boyattı. Oyuncunun yeni imajını paylaştığı gönderiye binlerce beğeni ve yorum yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QM8R24VdckWaTNtFjNltWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son olarak müzik sektörüne dair açıklamalarıyla gündeme gelen ve sahneye çıkmasının, bu işten para kaznamasının engellendiğini söyleyen Aleyna Tilki, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CAwF_9DmjkimEaJLfj917w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü şarkıcı, uzun sarı saçlarını kısacık kestirdi. 23 yaşındaki Aleyna Tilki, yeni imajını "Saçlarıma bakın" diyerek sosyal medya hesabından paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QBydYVTZHUaHVkgFUlqmlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerek oyunculuk performansı gerek Hakan Sabancı ile yaşadığı aşkla gündemden düşmeyen Hande Erçel, imaj değiştirdi. Ünlü oyuncu, saçlarını kızıla boyattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ii3sBXJUUucqL1h5B0xJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızıl saçlarıyla verdiği pozları takipçilerinin beğenisine sunan Hande Erçel'in yeni imajı takipçilerini ikiye böldü. Bazıları "Eski hali daha iyiydi", "Yakışmamış" derken bazıları da "Çok yakışmış", "Her hali çok güzel" gibi yorumlar yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HpZdrHjSNEucV0bp3XGNHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Bergüzar Korel sosyal medya hesabında yeni tarzını paylaştı. Yeni projesi için saçlarını sarıya boyatan yıldız, şimdi de saçlarını kısacık kestirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8mxX9uNqbkm2JWmzj6Y7fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu "Sevgili Neslihan bi süre beraberiz, hoşgeldin" notuyla sarışın halini ilk kez paylaşmıştı.
Oyuncunun kısa saçlarına, takipçilerinden birçok yorum geldi.  Kimileri Korel'in yeni imajını çok beğendi, kimileri de "Eski haline dön" çağrısı yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KQpOV1JwlUCBu1rGBI1utg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu Melisa Sözen tarz değişikliğine gitti. Uzun saçlarına alışık olduğumuz oyuncu saçlarını sıcak kestirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/utKD-Q5uq0ut434fzK6fGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sözen yeni stilini sosyal medya hesabından birçok kareyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HAN5BW9VmkmlRt2EaRIpQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncunun paylaşımına binlerce yorum ve beğeni yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oyFv4LQI4ECu53FAInpsIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce "Çarpışma", "Son Yaz", "Bodrum Masalı", "Çukur" gibi yapımlarda rol alan ve son olarak "Ego" dizisinde boy gösteren Alperen Duymaz, imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gED-JTdBmk-1c-oo--9sfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun yıllardır kirli sakallarıyla tanınan Duymaz, sinekkaydı traş oldu ve bıyık bıraktı. Ünlü oyuncu, yeni halini takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NeRhByg-IkSzuOp8iEXX_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yer aldığı projelerin yanı sıra stiliyle de beğeni toplayan Hande Erçel, imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fy5ycpKA6EKg6OBdPKrVKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Based İstanbul dergisine konuk olan Erçel, kahverengi saçlarından vazgeçti. Çekime özel saç modelini yenileyen oyuncu, ilk kez farklı bir saç rengiyle görüntülendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f5Uq71xsQUySH9hm3CQctA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üç Kuruş, Darmaduman ve Aşk Oluversin Gari gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Aslıhan Malbora tarzını yeniledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/envXeXrQPkeY8cDNxbEBig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun saçlarıyla bilinen oyuncu şu sıralar çok popüler olan 'bob kesim' saçlarıyla poz verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PTnz3WHPEk2JN-v30_eVPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce 'Meryem', 'Karagül', 'Arıza' ve 'Ada Masalı' gibi yapımlarda rol alan ve oyunculuğu ile olduğu kadar güzelliğiyle de adından söz ettiren Ayça Ayşin Turan, imaj tazeledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x9cjcS0bqE29TyiJuQ8xAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyunculuğa adım attığı ilk yıldan bu zamana kadar uzun saçlarıyla bilinen Turan, saçlarını kısacık kestirdi.
Ünlü oyuncunun yeni imajı takipçileri tarafından oldukça beğenildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d0h_zpvBUEOxScveYFSgaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya paylaşımlarıyla ve özel hayatıyla dikkat çeken model ve oyuncu Emily Ratajkowski, imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XpFh7U94KE-w0GaZ4mXC4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sektöre adım attığı günden beri uzun saçlarıyla özdeşleşen model, saçlarını kısacık kestirdi. Model, geçmişte saçlarını platin sarısına boyatarak yepyeni birine dönüşmüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bx0Wz7aI1EWRlueuRAOkrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz günlerde anne olduğunu sosyal medya hesabından paylaşan ünlü realite şov yıldızı Paris Hilton, imaj değişikliğine gitti.
Ünlü moda dergisi Vogue Arabia'ya poz veren Hilton, çekim için Hollywood'un ikonik ismi Marilyn Monroe'ya dönüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X1DLIZ8V40-hbGCewvI66g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eşi Carter Reum ile ilk kez bebek sahibi olan yıldız, yeni imajını paylaşırken "En sevdiğim ikona dönüştüm" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4gKCLM2ELkuduSV4SpQ_qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Transformers serisiyle akıllara kazanan ünlü ABD'li oyuncu Megan Fox, imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hnrx6TNyL0yYICP71_Acrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir siyah uzun saçlarından vazgeçmeyen oyuncu, saçlarını kısaltıp sarıya boyattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZcB1U4v-c0uYCbhJEl7vXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü süper model Bella Hadid, saçlarında yaptığı değişiklikle Marilyn Monroe'nun kopyası oldu. Kahverengi saçlarıyla bilinen Filistin asıllı Amerikalı model, saçlarını platin sarısına boyatmış halini sosyal medyadan paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vmeAguuoW0qIO1lO6TqJvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hadid, saçlarını yapan saç stilisti Sam McKnight'ı etiketleyerek yeni görünümünü hayranlarına gösterdi. Hayranlarından "Monroe'nun 2024'teki hali" şeklinde beğeni yorumları yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S07rBvF9BkKEKG1kVgxXvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisindeki Cemile karakteriyle akıllara kazınan ünlü oyuncu Ayça Bingöl şu sıralar Yürek Çıkmazı dizisiyle adından söz ettiriyor. Oyuncu son paylaşımıyla imajını değiştiren ünlüler arasına girdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/22BE80A-5U-ER6xgCIqs9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bingöl "İyi hissediyorum" notuyla yeni saçlarını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E5ybvKo9XEeDkkUl8XRxJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Margot Robbie ile başrolleri paylaştığı Babylon filmiyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Altın Küre Ödülleri’ne aday gösterilen Brad Pitt, Beverly Hills’te yapılan ödül törenine yeni imajıyla katıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QTzghmL_7EaNxIdA5VrTqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir süredir uzun saçlı olarak kameraların karşısına çıkan Pitt, saçlarını kısa kestirmiş haliyle objektiflere poz verdi. Pitt, yeni imajıyla hayranlarından tam not aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZOjR5R99y0CmJMU5GLh3eA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pitt, 80. Altın Küre’de ödülü Everything Everywhere All at Once filmindeki rolüyle Ke Huy Quan’a kaptırdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2DSQyOttmUS-5inFAjV4PQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan ünlü oyuncu Burçin Terzioğlu, yeni tarzını takipçileriyle paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VL9gqqdeaky_FZSIv30KxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun ve bakır tonlarındaki saçını kestiren ve sarışın olan Terzioğlu, paylaşımına "Yeni bir ben" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BKo2KpuYKUqvoUFLYltX7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lüks markaların kampanyalarında sık sık yer alan, moda Haftaları'nın en çok defileye çıkan modellerinin başında gelen ve toplumsal konulardaki söylemleriyle gündeme gelen Bella Hadid, yeni tarzını görücüye çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BrX_czKPvku5CSyVj1EROw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>26 yaşındaki ABD’li model, saçlarını sarıya boyattı. Model, kızıl yansımalar bulunan sarı saçlarıyla sosyal medyada paylaşım yaptı. Hadid, daha önceki açıklamalarında aslında ablası Gigi Hadid gibi sarışın olduğunu ama saçını koyu tonlara boyatmayı tercih ettiğini söylemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XcBLr05wWkmynJABZT1Zig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burcu Esmersoy, sosyal medya hesabında yeni tarzını paylaştı. Uzun sarı saçlarını farklı modellerde kullanmayı seven Esmersoy,  tarzında yeniliğe gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yLU8WoJysEyFR0fJUCloHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Esmersoy, kakül modelini verdiği saçlarını ilk kez paylaştı. Yıldızın paylaşımına birçok beğeni ve yorum yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4WdhjhXrZUyiBZj4L4352g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ufak Tefek Cinayetler ve Mucize Doktor gibi yapımlarla tanınan ünlü oyuncu Hayal Köseoğlu, imajını yeniledi. Sosyal medya hesabında yani halini paylaşan Köseoğlu'na beğeni ve yorum yağdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ppEhKYlbmk6JUUS3X8kHJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, "Şimdi onlar düşünsün" notuyla birlikte kızıla boyattığı saçlarını görücüye çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JhpyOLatuk-6n4yNdY-E8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz yaz uzun yıllardır birlikte olduğu nişanlısı Lior Ahituv dünyaevine giren ünlü oyuncu Ege Kökenli saçlarını yeniledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3g8JbyFq806g9Dfl15it3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kökenli, uzun zamandır kendisiyle özdeşleşen sarı saçlarından vazgeçti. Oyuncu "Aaa ahh kim bu?" notuyla kızıla boyattığı saçlarını takipçilerinin beğenisine sundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xsusp3eFDk-ejzNdqyA6JA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde Kağıttan Hayatlar filmiyle adından söz ettiren ve bir süredir ekranlardan uzak kalan Çağatay Ulusoy, yeni imajıyla ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bie7X9M2gEecju483k_IOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Lale Başar ile poz veren Ulusoy, Onur Bilgetay’ın yönetmenliğini üstlendiği ‘Centilmen’ dizisiyle ekranlara dönmeye hazırlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wD6hJKnp3E2zHZAU0slfnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Basketbolcu Cedi Osman ile dünyaevine giren ünlü oyuncu Ebru Şahin, stiliyle de özdeşleşen kıvırcık saçlarından vazgeçti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RldSY1arREySa7r9nIes_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şahin, perçem modelini verdiği düz saçlarını sosyal medya hesabında paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xNUyTYHEmkKnCXEo303Wjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>First Lady olduğu dönemde düz fönlü saçlarıyla hafızalara kazınan Michelle Obama, Beyaz Saray'dan ayrıldıktan sonra yapımcı ve kitap yazarı olarak devam ettiği hayatında imajını da değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B5UdaPPPWEOQlbB9cLUOZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Michelle Obama, 'The Light We Carry' adlı üçüncü kitabının tanıtımına Afrikalı köklerini gözler önüne seren kıvırcık saçlı görünümüyle katıldı. Uzadığı görülen saçlarında ince örgülerin de dikkat çektiği Obama, saçlarına ilginç bir topuz da yapmayı seçtiği yeni imajıyla beğeni topladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u4StVTaZskG7U5CYlLEhZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneşin Kızları, Afili Aşk ve Aşk Mantık İntikam gibi dizilerle adından söz ettiren Burcu Özberk, imajını yeniledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G61ZvOczS06jcuN0jypjfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ünlü oyuncu sosyal medya hesabında "Yenilendim" notuyla saçlarının yeni halini hayranlarıyla paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lg2ybmYmY0elShtBOx29vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Natural Born Killers, Sherlock Holmes, Good Night and Good Luck, Kiss Kiss Bang Bang, Zodiac ve Iron Man gibi unutulmaz filmlere imza atan Robert Downey Jr. yeni projesi için imaj değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ib_GBYcVV0WDGZsws49L_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Los Angeles'taki Fairmont Century Plaza'da düzenlenen Governors Awards'a katılan aktörün yeni görüntüsü ​​hayranlarını şaşkına çevirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/stSIx7g6TUKvX2BmrF3GNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saçlarını tamamen kazıtan Robert Downey Jr'ın HBO yapımı olan yeni projesi The Sympathizer'daki rolü için imaj değişikliğine gittiği ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nWLcjNXrMkO5sa8p2QbGyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Melisa Döngel, sarı saçlarından vazgeçti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/92evbe3wOkKF12zQX_G79Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni projesi için saçlarını kahverengiye boyatan Döngel, yeni tarzıyla takipçilerini ikiye böldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DS18cphVFUWObULmw1zxGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncunun bazı hayranlarını Döngel’in sarışın halini beğenirken kimileri yeni saçının ona çok yakıştığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1z7zPUsWTU-z6eNmz8CP2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Hadi buyur. Şimdi de kumral olduk"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EgIfwXgIiEGjm2x2ZBpVPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büşra Pekin</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MMAjrHyNtUu_8WlPEIFXfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pekin, verdiği kilolar ve yeni stilleriyle sık sık gündeme geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s3Q5ylo9ykmHyNu3bwCOQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlayda Alişan, yeni projesi için imaj değişikliğine gitti. Ünlü oyuncu, doğal saçlarını siyaha boyatması takipçilerini ikiye böldü.
Bazı sosyal medya kullanıcıları, Alişan'ın son halini çok beğenirken, kimileri de eski halinin daha iyi olduğunu vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sKReeTk6K06r7P2v5AgkIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alişan'ın son halini beğenenler ''Kendi saç renginiz çok daha güzel ve farklıydı'', ''Eski saç rengi efsaneydi'', ''Doğallığına yazık olmuş. Bence hemen eski haline dön'' gibi yorumlar yaparken; bazıları da "Harika olmuş", "Bir insana her şey mi yakışır?", "Bayıldım" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7-R8wI7jek6XYymDfqa9wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>90'lı yılların fenomen dizisi Kara Melek ile ünlenen Sanem Çelik, yıllar sonra yeni imajıyla ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vcM21nYSKUqg3cczdDcRow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözlerden uzak yaşayan Çelik, gerçek rengini görmek istediği için boyatmadığı saçlarını kendisinin kestiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZXXwpwy26U-gmx5PzEIPaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Bence oldu, Soner çok karizmasın"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BbcwCB5tbUS6MnZ-5waoFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SvctqWxH-ku4lnCYDvboDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Bazen değişiklik gerekir"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SpzZZRGIOkeUWAjNu_Punw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nwD5YPoWv0q_WH9dsTBAhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QsjQ051wK0eT6oxf0Q4DXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L91g0j3Rc0e0TFwHNoPGsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g6t46P0QjESJYGTrljprwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6t94NVJEVk63SI2tmp4u6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption></figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pt_0X9xxdkOi2vpgtI3GvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IBpY3rRiSUyLxVNx7ilrqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Selçuk Yöntem, yakın arkadaşı Metin Akpınar ile 41 yıl önce verdiği pozun aynısını verip sosyal medyadan yayınladı.
Yöntem fotoğrafa, 'Alttaki fotoğraf 1978'de çekildi. Kulüp 12'de. Metin ağabey Ankara turnesinden sonra davet etmişti beni gelirsen ara demişti. Ben de turneye İstanbul'a gelince aradım ve yıllar geçmiş. Çok severim Metin ağabeyi tiyatro tarihimizdeki yeri çok önemli' notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KKf5iSNFi0u0JZT7m1jH_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AJINZJztqEOY-cs33vP1gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UeTuAvNlxUG6GRFJvYYcvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VTBcVOTbOUGMGRUFCGDZDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aliye dizisiyle adını duyuran daha sonra Star TV ekranlarında yayınlanan Medcezir ve Paramparça dizileriyle yıldızı parlayan Mine Tugay'ın estetiksiz fotoğrafı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YyBUA3I3SESOiJlbw-osjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pg6ywDw060ysUpPAAexihw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"2009-2019"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xb_USyuzqUOXKQ9mqHenQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GXzq1LUU10qgHFxry-aS3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iv9CGa8pp0SOwBXEPk59fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xqVGKAlAjU2MrHC-OYUnfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QhKgf-CHp0CFD0k7-oOWvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hyvwMMm_2kKrLtsj1lNeAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ygkghQRNaEq-aB7wkWzlzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j3LGozypZ0yYZNQEXt_cug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BDeKEfBxYkGHtJp9WhvUIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lch8vq0UV0ugLS4Etwom4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KCA2LaoKzk2dS9q_9ELK7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f9Km59c6KkWt3lyWnqTRlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun saçlarıyla hafızalara kazınan oyuncu daha önce bir şampuan markasının reklam yüzü olmuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dSYBGuu-Jk2DsXqK4rJbNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jnD8hz24kUCT23lg8IDgPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VOG9Lm-MP0eWWTY0fe8sDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu Hakan Yılmaz 'Ayrılsak Da Beraberiz' dizisinde başrolü paylaştığı Janset Paçal ile yıllar sonra buluştu.1999-2004 yılları arasında yayınlanan ve bir döneme damga vuran dizisinin oyuncularından Yılmaz birlikte çekildikleri kareyi, "Yıllar yıllar sonra.. Canım arkadaşım" notuyla yayınladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/grZ2k_r1tkqfr_x5OLWo0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burcu Biricik'in başrolünü Erdal Beşikçioğlu’yla paylaştığı Çiçero filmi için imajı...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FFC880jszUePSsXAIN_u-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vatanım Sensin’de Leon karakterine hayat veren Boran Kuzum, dizinin final yapmasının ardından imaj değişikliğine gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LEOibmFzu0euYBklbQ8DcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyuncu, “Hemen bıyıkları kestim. O kadar alışmışım ki, ilk başlarda garipsedim” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XW9DtfNE4Ui6zv3gv6FruQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vZkpLjpSjk6nl-laYtXWHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>'Yaşamayanlar’ adlı dizide ‘Vampir Mia’ rolünü alan imajını değiştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vNhU6Gat00Ol4LFn80Y4mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir dönem en çok izlenen diziler arasında yer alan 'Mahallenin Muhtarları'nda "Şirin" rolüyle akıllara kazınan ünlü oyuncu Esra Akkaya yeni imajını sosyal medyadan yayınladı. Akkaya paylaşımına, "Eveeet! Nasıl olmuş. Değişim dönüşüm" notunu düştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h9UlIFb9wEKpBN2n0caNnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mahallenin Muhtarları dizisinde "Şirin" rolü ile ün kazanan ve daha sonra 'Karanlıkta Biri Var', 'Günaydın İstanbul Kardeş' filmleriyle 'Yarı Şaka Yarı Ciddi', 'Bir Dilim Aşk' ve 'Sonradan Görme' gibi birçok dizide rol alan tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Akkaya, Etiyopya'dan evlatlık aldığı çocuğu Can Alex ile birlikte Bodrum'un Bitez Mahallesine yerleşmişti. 
ESRA AKKAYA'NIN YENİ HAYATI (TIKLA OKU)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/99wHj-b36kO2aCaPOp-SyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2003 yılında ekranlara gelen Sihirli Annem dizinin çocuk oyuncuları büyüdü. 
(Fotoğraf soldan sağa: Michele Cedolin, Gizem Güven, Damla Ersubaşı, Buğra Özmüldür, Zeynep Özkaya)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/odb2lJck60OW_sLXPRIQ2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Murat Boz'un gençlik yıllarına ait fotoğrafı sosyal medyada gündeme geldi.Boz'un Megastar Tarkan ile birlikte yan yana otururken çekilmiş fotoğrafını görenler tanımakta güçlük çekti.
Yıllar öncesine ait olan fotoğrafın çekildiği  dönemlerde Boz, Tarkan'ın vokalistliğini yapıyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/puComrVNAEOHZOr6KRmewA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JRFQta2i8kG45nHj60sB_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cem Yılmaz saçlarını kazıttı. Yılmaz yeni imajı için, "Her filmden sonra illa bir saçlarımı keserim. Bilen bilir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WyghL9vCy0Sa0SDFpF2qKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNC0V4fBJUKZRVMJjsMA1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sanatçı "Canım İzmir’ime yeni saçımla geldim" notuyla yeni imajını takipçilerine gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zYXm7J7mVUi-tfxQUhixCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni imajını sosyal medya hesabından paylaşan Başak Dizer'in saç rengini açtırdığı ve perçem kestirdiği görüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LiK87TCXF0qzPlSNKxMBZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dizer, sırrını Instyle Dergisi'ne şöyle anlatmıştı: 10 yıldır pilates yapıyorum. Sigara hiç içmedim, içkiyle aram yok. Yeşil çay tercihim. Gece, kulübe gittiğimde elimdeki bardakta alkol yerine su vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hP9854qs-0O47dnbS14vuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bgXkfMrdz0iFteWgOIyjng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mx2SSuIVNUaszOcIjITQkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QUcCnQKnC0q1iAr4mTlthA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lQgZiRJ2wU6Iax8nnPL99g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kPgEGPy_VEmh4sQUAUHRbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8zurKOcXkk-58kjKmZ0PvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P-WeCkr_w0yanBHwE0fJmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mDnmMjZSdUW7bVdSHYXcNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_IPUx-FBoEK-pIw6TgBw4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3cuncUUTWUmpz6jA1Ceqvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y9VTsw0Y1EWxnfrzVtfbGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kj1bUx7ntECn5JJtdXmnMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WFsGjIeQt0iXROmTyN4--A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/psM_RJeJfUq2Hg_9onqx9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m_cBfZgowkmPunP1xmtHpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qbQ3bLrCFE6fs5V697j8DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5h5SiIosu0eMBnkiWhElAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t7gK3khXsUmEggvBb7mKDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kaxXXdcNhEWtJlLy52N4AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bSzPIwzBTkm1KoCsc4j3Dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ja41UGWB0OHJgXA68acZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KjLBvcHSXkiu5kkvrFdoTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pgue2_gwQkGOcnjmsNdNmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/plunRm13GECxPFeGQIhP9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ub0qrO47kUeFYe2DQhlzUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K8a9toQmSEGp4T641IG2sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DqxnxAzwFUeivYGq1wjemA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MQnXxlJGFkSgZaz2hgXsJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nXRHyxYaZ0iP9wguCpL4Wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RUhE26XWXE-Y6PqVNTKyHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CSYFf6z33keovATQS-q4jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akciğeri adeta yeniden doğmuş gibi yapan mucize meyve: Bağışıklığı da destekliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/akcigeri-adeta-yeniden-dogmus-gibi-yapan-mucize-meyve-bagisikligi-da-destekliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/akcigeri-adeta-yeniden-dogmus-gibi-yapan-mucize-meyve-bagisikligi-da-destekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Bağışıklık sistemini desteklemede önemli bir rol oynayan ve lif, antioksidan ve C vitamini zengini olan ayva, özellikle akciğer sağlığı için büyük önem taşıyor. Peki, ayva akciğer sağlığını nasıl destekliyor? İşte yanıtı.Kış mevsimi geldiğinde pazar tezgahında yerini alan ayva, sağlığa olan faydalarıyla dikkat çekiyor.Sert sarı bir yapıya sahip olan ayva, içerisindeki birçok vitamin ve mineral sayesinde insan sağlığına fayda sağlar. Bunun yanında düşük bir kaloriye sahip olan ayva, besleyici yapısıyla bilinir.Antioksidanlar açısından zengin olan ayva, bakterilerle savaşma, kalp sağlığını destekleme, kabızlığı ve reflü şikayetlerini giderme, hamilelik kaynaklı bulantıyı azaltma ve karaciğerin sağlıklı çalışmasına yardım eder. Özellikle de akciğer sağlığı için çok faydalıdır.Ayva, sağlık açısından pek çok fayda sağlayan bir meyve. Eylül ayı itibarıyla pazar tezgahında yerini alan ayva özellikle akciğer sağlığını korumak için doğal ilaç görevi görüyor .Akciğer sağlığını korumak için günlük hayatınızda pek çok kurala dikkat etmeniz gerekiyor. Sağlıklı akciğerler için ve akciğer sağlığını korumak için sigara içmemeniz gerekiyor. Kirli ve tozlu ortamlarda da bulunmamanız, yaşadığınız alanı sürekli havalandırmanız gerekiyor.Solunum egzersizleri yapmak da akciğer sağlığını iyileştiriyor. Tüm bunların yanı sıra beslenmeniz ve beslenme düzeninizde akciğer sağlığınız için önemli.Bağışıklığı güçlendirmek, vücudu hastalıklara karşı korumak için sebze ve meyvelerin gücünden faydalanmanız gerekiyor. Özellikle akciğeri güçlendirmek, öksürük, balgam gibi hastalıklardan kurtulmak için bazı meyveleri beslenme listenize hemen eklemelisiniz.Kış mevsimi geldiğinde pazar tezgahında yerini alan ve sıklıkla tüketilen meyvelerden biri ayva.Güçlü bir şifa deposu olan ayva, akciğerleri temizlemesiyle de biliniyor. Özellikle öksürük, balgam, hırıltı gibi şikayeti olanlar bol bol ayva tüketiliyorAyvaları iyice yıkayıp küp küp kesin. Tencereye koyup üzerine suyu koyun kaynarken içine keçiboynuzlarını kırıp atın. Daha sonra zencefili doğrayıp ekleyin. Ardından çubuk tarçın ve karanfilleri koyun iyice kaynasın. Hoşaf kıvamına geldiğinde ocaktan alın. Bardaklara boşaltıp günde 2 defa tüketin.Ayrıca, yapılan bir çalışmada Ayva&#039;nın içerdiği flavonoidler ve tannins, akciğerlerdeki zararlı toksinlerin temizlenmesine katkıda bulunduğu gösterildi. Bu, ayva hoşafının doğal bir detoksifiye edici olarak kullanılabileceğini destekleyen önemli bir bulgu.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/so966k6CHE2fM_OQzNBLBA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğeri, adeta, yeniden, doğmuş, gibi, yapan, mucize, meyve:, Bağışıklığı, destekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/so966k6CHE2fM_OQzNBLBA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akciğeri adeta yeniden doğmuş gibi yapan mucize meyve: Bağışıklığı da destekliyor"><p>Bağışıklık sistemini desteklemede önemli bir rol oynayan ve lif, antioksidan ve C vitamini zengini olan ayva, özellikle akciğer sağlığı için büyük önem taşıyor. Peki, ayva akciğer sağlığını nasıl destekliyor? İşte yanıtı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WkuNYjyPgUCpzwxkpZ0lZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış mevsimi geldiğinde pazar tezgahında yerini alan ayva, sağlığa olan faydalarıyla dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2hBYYtfA30WLcL1AsVovsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sert sarı bir yapıya sahip olan ayva, içerisindeki birçok vitamin ve mineral sayesinde insan sağlığına fayda sağlar. Bunun yanında düşük bir kaloriye sahip olan ayva, besleyici yapısıyla bilinir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5ZfZWrpOiE2aKvkW0LRwBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antioksidanlar açısından zengin olan ayva, bakterilerle savaşma, kalp sağlığını destekleme, kabızlığı ve reflü şikayetlerini giderme, hamilelik kaynaklı bulantıyı azaltma ve karaciğerin sağlıklı çalışmasına yardım eder. Özellikle de akciğer sağlığı için çok faydalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YA2DnNtnUECOwMAGDwfouQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayva, sağlık açısından pek çok fayda sağlayan bir meyve. Eylül ayı itibarıyla pazar tezgahında yerini alan ayva özellikle akciğer sağlığını korumak için doğal ilaç görevi görüyor .</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2UgL3OIR_UGN8eXafxoDKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akciğer sağlığını korumak için günlük hayatınızda pek çok kurala dikkat etmeniz gerekiyor. Sağlıklı akciğerler için ve akciğer sağlığını korumak için sigara içmemeniz gerekiyor. Kirli ve tozlu ortamlarda da bulunmamanız, yaşadığınız alanı sürekli havalandırmanız gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UQudVjLr1EaV3AGPqrmsJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Solunum egzersizleri yapmak da akciğer sağlığını iyileştiriyor. Tüm bunların yanı sıra beslenmeniz ve beslenme düzeninizde akciğer sağlığınız için önemli.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hlo6dJU8N0CYyZ1suC978A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağışıklığı güçlendirmek, vücudu hastalıklara karşı korumak için sebze ve meyvelerin gücünden faydalanmanız gerekiyor. Özellikle akciğeri güçlendirmek, öksürük, balgam gibi hastalıklardan kurtulmak için bazı meyveleri beslenme listenize hemen eklemelisiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m2b2WVnh-E-5IakRPsZzig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış mevsimi geldiğinde pazar tezgahında yerini alan ve sıklıkla tüketilen meyvelerden biri ayva.Güçlü bir şifa deposu olan ayva, akciğerleri temizlemesiyle de biliniyor. Özellikle öksürük, balgam, hırıltı gibi şikayeti olanlar bol bol ayva tüketiliyor</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/70oSuYbgjkOHKkzLKUReew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayvaları iyice yıkayıp küp küp kesin. Tencereye koyup üzerine suyu koyun kaynarken içine keçiboynuzlarını kırıp atın. Daha sonra zencefili doğrayıp ekleyin. Ardından çubuk tarçın ve karanfilleri koyun iyice kaynasın. Hoşaf kıvamına geldiğinde ocaktan alın. Bardaklara boşaltıp günde 2 defa tüketin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A21aPK3RaE-I-YgMb170mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca, yapılan bir çalışmada Ayva'nın içerdiği flavonoidler ve tannins, akciğerlerdeki zararlı toksinlerin temizlenmesine katkıda bulunduğu gösterildi. Bu, ayva hoşafının doğal bir detoksifiye edici olarak kullanılabileceğini destekleyen önemli bir bulgu.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir manipülatörü nasıl tanırız? Yeni araştırma ortaya koydu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bir-manipulatoeru-nasil-taniriz-yeni-arastirma-ortaya-koydu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bir-manipulatoeru-nasil-taniriz-yeni-arastirma-ortaya-koydu</guid>
<description><![CDATA[ Bir kişi ya da grup tarafından başka bir kişi veya grup üzerinde psikolojik, duygusal ya da sosyal baskı kurarak, onların düşüncelerini, davranışlarını veya kararlarını istenilen yönde şekillendirmeye çalışmak anlamına gelen manipülasyon, daha çok dolaylı yollarla ve hissettirmeden yapılır. Yeni bir araştırma, manipülatif insanları tanımaya yardımcı olabilecek basit bir ipucunu ortaya koydu.ABD&#039;li bilim insanlarının liderliğinde yürütülen analiz, bir kişinin manipülatif eğilimlerini, duruşuna bakarak anlamanın mümkün olabileceğini öne sürüyor. Özellikle dik ve geniş bir duruş sergileyen bireylerin, başkalarını manipüle etme veya domine etme eğilimlerinin daha fazla olabileceği belirtiliyor. Bu kişilerde psikopatlık riski de daha yüksek olabilir.Massachusetts Amherst Üniversitesi&#039;nde psikoloji ve beyin bilimleri profesörü olarak görev yapan Dr. Susan Krauss Whitbourne, bu konudaki bulgularını Psychology Today dergisinde paylaştı.Montreal McGill Üniversitesi&#039;nde yapılan araştırmaya göre, bir kişinin duruşu her ne kadar tüm kişiliğini yansıtmasa da, zihinsel durumu hakkında önemli ipuçları verebilir.Ses getiren çalışmaya 608 genç yetişkin katıldı. Katılımcıların doğal, baskın ve teslimiyetçi pozisyonlarda fotoğrafları çekildi. Araştırmanın diğer aşamasında ise katılımcılarla yüz yüze görüşüldü.
Araştırma sonucunda duruşu dik ve geniş olan kişilerin psikopatlık, manipülatiflik, rekabetçilik ve sosyal hiyerarşilere inanç gibi özelliklerde daha yüksek puanlar aldıkları ortaya çıktı. Uzmanlar, bu tür bir duruşa sahip kişilerin, başkalarından kendi çıkarları doğrultusunda faydalanma eğiliminde olma olasılıklarının daha yüksek olduğunu belirtti.Ancak bireylerin dik durmasının, her zaman manipülatif oldukları anlamına gelmediğini belirtmek gerek. Bilim insanları, dans veya jimnastik gibi sporlarla uğraşan kişilerin de dik durabileceğinin altını çizdi.Peki, bu bulgular gerçek dünyada nasıl bir anlam taşır? Örneğin, bir iş görüşmesinde karşınızdaki kişi sürekli olarak dik ve geniş bir duruş sergiliyorsa, bu hemen kötü bir işaret mi olmalı? Elbette hayır. Hiçbir kişilik testi veya gözlem yöntemi yüzde yüz doğru sonuç vermez. Duruş, sadece bir ipucu niteliği taşır. Bu ipucunu, kişiyi daha yakından gözlemleyerek, dil ve beden dili gibi diğer faktörlerle birleştirerek değerlendirmek önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5wANUOHJvE6pNrxpi7hAFA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bir, manipülatörü, nasıl, tanırız, Yeni, araştırma, ortaya, koydu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5wANUOHJvE6pNrxpi7hAFA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bir manipülatörü nasıl tanırız? Yeni araştırma ortaya koydu"><p>Bir kişi ya da grup tarafından başka bir kişi veya grup üzerinde psikolojik, duygusal ya da sosyal baskı kurarak, onların düşüncelerini, davranışlarını veya kararlarını istenilen yönde şekillendirmeye çalışmak anlamına gelen manipülasyon, daha çok dolaylı yollarla ve hissettirmeden yapılır. Yeni bir araştırma, manipülatif insanları tanımaya yardımcı olabilecek basit bir ipucunu ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8LJQsWgVlEy4cr7vP4bP9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD'li bilim insanlarının liderliğinde yürütülen analiz, bir kişinin manipülatif eğilimlerini, duruşuna bakarak anlamanın mümkün olabileceğini öne sürüyor. Özellikle dik ve geniş bir duruş sergileyen bireylerin, başkalarını manipüle etme veya domine etme eğilimlerinin daha fazla olabileceği belirtiliyor. Bu kişilerde psikopatlık riski de daha yüksek olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CW_6NveaF0uPq391XqYHRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Massachusetts Amherst Üniversitesi'nde psikoloji ve beyin bilimleri profesörü olarak görev yapan Dr. Susan Krauss Whitbourne, bu konudaki bulgularını Psychology Today dergisinde paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-iMOof3U302kwr8CB9c_5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Montreal McGill Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre, bir kişinin duruşu her ne kadar tüm kişiliğini yansıtmasa da, zihinsel durumu hakkında önemli ipuçları verebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c4TZ3qphs0OT2_-Y5VjrVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ses getiren çalışmaya 608 genç yetişkin katıldı. Katılımcıların doğal, baskın ve teslimiyetçi pozisyonlarda fotoğrafları çekildi. Araştırmanın diğer aşamasında ise katılımcılarla yüz yüze görüşüldü.
Araştırma sonucunda duruşu dik ve geniş olan kişilerin psikopatlık, manipülatiflik, rekabetçilik ve sosyal hiyerarşilere inanç gibi özelliklerde daha yüksek puanlar aldıkları ortaya çıktı. Uzmanlar, bu tür bir duruşa sahip kişilerin, başkalarından kendi çıkarları doğrultusunda faydalanma eğiliminde olma olasılıklarının daha yüksek olduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l2tNdfwOz0-MgcRnpa6c1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak bireylerin dik durmasının, her zaman manipülatif oldukları anlamına gelmediğini belirtmek gerek. Bilim insanları, dans veya jimnastik gibi sporlarla uğraşan kişilerin de dik durabileceğinin altını çizdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dpCWwSrCTEuu9UGyYw43_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peki, bu bulgular gerçek dünyada nasıl bir anlam taşır? Örneğin, bir iş görüşmesinde karşınızdaki kişi sürekli olarak dik ve geniş bir duruş sergiliyorsa, bu hemen kötü bir işaret mi olmalı? Elbette hayır. Hiçbir kişilik testi veya gözlem yöntemi yüzde yüz doğru sonuç vermez. Duruş, sadece bir ipucu niteliği taşır. Bu ipucunu, kişiyi daha yakından gözlemleyerek, dil ve beden dili gibi diğer faktörlerle birleştirerek değerlendirmek önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün 1 tatlı kaşığı zencefil tozu tüketmenin  şaşırtıcı etkisi: Araştırmalar ne söylüyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-1-tatli-kasigi-zencefil-tozu-tuketmenin-sasirtici-etkisi-arastirmalar-ne-soeyluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/her-gun-1-tatli-kasigi-zencefil-tozu-tuketmenin-sasirtici-etkisi-arastirmalar-ne-soeyluyor</guid>
<description><![CDATA[ Zencefil ve zencefil tozu, anti-inflamatuar özellikleri sayesinde sindirimi iyileştirme, bağışıklık sistemini güçlendirme ve ağrı kesici gibi çok sayıda sağlık faydası sunar. Günlük bir tatlı kaşığı zencefil tozu metabolizmayı hızlandırarak kilo vermeye yardımcı olabilir. Zencefil tozu, diyetinize lezzetli ve besleyici bir katkı sağlamak için çaylara, smoothielere ve yemeklere kolayca eklenebilir.Geleneksel tıpta popüler bir bileşen ve mutfak hazırlıklarının vazgeçilmez bir parçası olan zencefil, yüzyıllardır varlığını sürdürüyor ve modern yaşam tarzımızın ayrılmaz bir parçası olmaya devam ediyor.
Hemen hemen her mutfakta bulunan zencefil, sağlığınızın birçok yönü üzerinde sessizce çalışabilir. Sindirim ilacı olmaktan kilo verme yolculuğunda bir arkadaş olmaya kadar, mütevazı zencefilin düzenli tüketiminin açığa çıkarabileceği daha az bilinen birçok faydası vardır.Taze zencefil çoğu kişi için tercih edilse de, daha uzun raf ömrü için zencefil tozuna da dönüştürülebilir. Taze zencefil doğası gereği kuru ve sıcak olduğundan uzun süreli kullanım için zencefilin kurutulmasını önerir. Bir günde ne kadar zencefil tozu tüketebilirsiniz?Kuru zencefil, taze zencefilden daha etkilidir ve yoğun miktarda besin içerir. Kökün kurutulması ve öğütülmesiyle yapılır. Her gün bir çay kaşığı toz zencefil tüketilebilir.Baharatta doğal olarak bulunan bir bileşik olan gingerol, mide bulantısı ve ağrı kesici gibi bir dizi fayda sağlayabilir. Ayrıca kan şekeri seviyelerini dengelemeye ve beyninizi beslemeye yardımcı olurTaze zencefil gibi, kurutulmuş ve toz haline getirilmiş hali de sindirime yardımcı olur ve vücudun yiyecekleri daha verimli bir şekilde işlemesine yardımcı olur.
Hazımsızlık, şişkinlik veya mide bulantısı gibi sorunlarla karşılaşan kişiler, hızlı bir rahatlama için zencefil tozu tüketebilirler. Günlük bir doz, sindirim sorunlarını uzak tutmaya yardımcı olabilir. Özellikle ağır yemeklerden sonra önerilir.Çayınıza veya diğer yiyeceklere bir çay kaşığı zencefil tozu eklemek, bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olabilecek cömert bir antioksidan dozu sağlayabilir. Zencefile karakteristik tadını ve kokusunu veren gingerol bileşiği, vücudun savunmasını güçlendiren iltihap önleyici ve antioksidan özelliklere sahiptir. Bu, özellikle devam eden grip mevsiminde faydalı olabilir.Zencefil doğal iltihap giderici özelliklere sahiptir. Zencefil tozu tüketmek vücuttaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir, bu da artrit, kas ağrısı ve kronik ağrı gibi rahatsızlıklar için faydalıdır. Düzenli olarak tüketilmesi ağrı ve sertliği hafifletmeye yardımcı olabilir.
2009 yılında The Journal of Alternative and Complementary Medicine&#039;de yayınlanan bir çalışma, zencefil tozunun kas ağrısını ve hassasiyetini azaltmaya yardımcı olabileceğini buldu.Zencefil tozu kilo vermenin kolay bir yoludur ve fitness yolculuğunuzda değerli müttefikiniz olabilir.
Çalışmalar, zencefilin metabolizmayı artırmaya ve iştahı azaltmaya yardımcı olabileceğini, yağ kaybına yardımcı olabileceğini göstermektedir. Vücudunuzdaki termojenik etkileri artırarak yağ yakımını teşvik eder ve açlığı bastırmaya yardımcı olur. Sabahları suya veya çaya eklenen bir çay kaşığı zencefil tozu, daha aktif ve enerjik bir gün için ortamı hazırlamaya yardımcı olabilir.Bu faydalar, zencefil tozunun yağ yakma aktivitesini artırmaya ve metabolizmayı iyileştirmeye yardımcı olduğunu gösteren 2015 yılında American Journal of Clinical Nutrition&#039;da yayınlanan bir çalışma ile doğrulanmıştır.Taze zencefil suludur ve daha fazla lif içerir. Genellikle kuru zencefilden daha hafif bir tada sahiptir, bu da su içeriğini giderir ve raf ömrünü uzatır. Taze zencefil yemek pişirmede, smoothielerde veya çaylarda kullanılırken zencefil tozu daha yoğundur ve daha baharatlı, daha keskin bir tada sahiptir.İşte zencefil tozunu günlük rutininize nasıl dahil edebileceğiniz:Zencefil çayı: Bir yudum sıcak zencefil çayı sizi güne hazırlayabilir ve kış sabahında içinizi ısıtabilir. Rahatlatıcı, iltihap önleyici bir çay için sıcak suya bir çay kaşığı zencefil tozu ekleyin.
Smoothieler: Zencefil tozu ayrıca besin değerini artırmak ve benzersiz bir lezzet vermek için meyve veya yeşil smoothielerinize de eklenebilir.
Çorbalar ve soteler: Bir tutam zencefil tozu körilerinizi, çorbalarınızı ve sotelerinizi dönüştürebilir ve ona ısıtıcı ve aromatik bir lezzet katabilir.
Pişirme: Zencefil tozu ayrıca zencefilli kurabiye, kurabiye, kek ve diğer ikramların pişirilmesinde belirgin bir lezzet için kullanılır.
Takviyeler: Zencefil tozu, kapsüller de dahil olmak üzere birçok sağlık takviyesinde bulunabilir ve bu da faydalarından konsantre bir formda yararlanmayı kolaylaştırır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AgZznOrrHUqi7EIYpnCQDg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, tatlı, kaşığı, zencefil, tozu, tüketmenin, şaşırtıcı, etkisi:, Araştırmalar, söylüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AgZznOrrHUqi7EIYpnCQDg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün 1 tatlı kaşığı zencefil tozu tüketmenin  şaşırtıcı etkisi: Araştırmalar ne söylüyor?"><p>Zencefil ve zencefil tozu, anti-inflamatuar özellikleri sayesinde sindirimi iyileştirme, bağışıklık sistemini güçlendirme ve ağrı kesici gibi çok sayıda sağlık faydası sunar. Günlük bir tatlı kaşığı zencefil tozu metabolizmayı hızlandırarak kilo vermeye yardımcı olabilir. Zencefil tozu, diyetinize lezzetli ve besleyici bir katkı sağlamak için çaylara, smoothielere ve yemeklere kolayca eklenebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pGYnPEfHmkqj8pTV-pbP6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geleneksel tıpta popüler bir bileşen ve mutfak hazırlıklarının vazgeçilmez bir parçası olan zencefil, yüzyıllardır varlığını sürdürüyor ve modern yaşam tarzımızın ayrılmaz bir parçası olmaya devam ediyor.
Hemen hemen her mutfakta bulunan zencefil, sağlığınızın birçok yönü üzerinde sessizce çalışabilir. Sindirim ilacı olmaktan kilo verme yolculuğunda bir arkadaş olmaya kadar, mütevazı zencefilin düzenli tüketiminin açığa çıkarabileceği daha az bilinen birçok faydası vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L23RcIJN90eBWDb1FJgR1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taze zencefil çoğu kişi için tercih edilse de, daha uzun raf ömrü için zencefil tozuna da dönüştürülebilir. Taze zencefil doğası gereği kuru ve sıcak olduğundan uzun süreli kullanım için zencefilin kurutulmasını önerir. Bir günde ne kadar zencefil tozu tüketebilirsiniz?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KGxihH9R_ke17_3V6hD3Zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuru zencefil, taze zencefilden daha etkilidir ve yoğun miktarda besin içerir. Kökün kurutulması ve öğütülmesiyle yapılır. Her gün bir çay kaşığı toz zencefil tüketilebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QahVp2UL30SMSA3WiH2Ndg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baharatta doğal olarak bulunan bir bileşik olan gingerol, mide bulantısı ve ağrı kesici gibi bir dizi fayda sağlayabilir. Ayrıca kan şekeri seviyelerini dengelemeye ve beyninizi beslemeye yardımcı olur</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2zEszDPCnEGjxH7bc2P3pQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taze zencefil gibi, kurutulmuş ve toz haline getirilmiş hali de sindirime yardımcı olur ve vücudun yiyecekleri daha verimli bir şekilde işlemesine yardımcı olur.
Hazımsızlık, şişkinlik veya mide bulantısı gibi sorunlarla karşılaşan kişiler, hızlı bir rahatlama için zencefil tozu tüketebilirler. Günlük bir doz, sindirim sorunlarını uzak tutmaya yardımcı olabilir. Özellikle ağır yemeklerden sonra önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v0dO8eRbSUGMnlb95gOlSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çayınıza veya diğer yiyeceklere bir çay kaşığı zencefil tozu eklemek, bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olabilecek cömert bir antioksidan dozu sağlayabilir. Zencefile karakteristik tadını ve kokusunu veren gingerol bileşiği, vücudun savunmasını güçlendiren iltihap önleyici ve antioksidan özelliklere sahiptir. Bu, özellikle devam eden grip mevsiminde faydalı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AUzYKC14c0yLXQed2c6pxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zencefil doğal iltihap giderici özelliklere sahiptir. Zencefil tozu tüketmek vücuttaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir, bu da artrit, kas ağrısı ve kronik ağrı gibi rahatsızlıklar için faydalıdır. Düzenli olarak tüketilmesi ağrı ve sertliği hafifletmeye yardımcı olabilir.
2009 yılında The Journal of Alternative and Complementary Medicine'de yayınlanan bir çalışma, zencefil tozunun kas ağrısını ve hassasiyetini azaltmaya yardımcı olabileceğini buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wa-mzdn7skiF0jbpbKttBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zencefil tozu kilo vermenin kolay bir yoludur ve fitness yolculuğunuzda değerli müttefikiniz olabilir.
Çalışmalar, zencefilin metabolizmayı artırmaya ve iştahı azaltmaya yardımcı olabileceğini, yağ kaybına yardımcı olabileceğini göstermektedir. Vücudunuzdaki termojenik etkileri artırarak yağ yakımını teşvik eder ve açlığı bastırmaya yardımcı olur. Sabahları suya veya çaya eklenen bir çay kaşığı zencefil tozu, daha aktif ve enerjik bir gün için ortamı hazırlamaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E0fFf35dskeKOl-QU22OCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu faydalar, zencefil tozunun yağ yakma aktivitesini artırmaya ve metabolizmayı iyileştirmeye yardımcı olduğunu gösteren 2015 yılında American Journal of Clinical Nutrition'da yayınlanan bir çalışma ile doğrulanmıştır.Taze zencefil suludur ve daha fazla lif içerir. Genellikle kuru zencefilden daha hafif bir tada sahiptir, bu da su içeriğini giderir ve raf ömrünü uzatır. Taze zencefil yemek pişirmede, smoothielerde veya çaylarda kullanılırken zencefil tozu daha yoğundur ve daha baharatlı, daha keskin bir tada sahiptir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0EZxgdtfREuRto8JzSXalg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte zencefil tozunu günlük rutininize nasıl dahil edebileceğiniz:Zencefil çayı: Bir yudum sıcak zencefil çayı sizi güne hazırlayabilir ve kış sabahında içinizi ısıtabilir. Rahatlatıcı, iltihap önleyici bir çay için sıcak suya bir çay kaşığı zencefil tozu ekleyin.
Smoothieler: Zencefil tozu ayrıca besin değerini artırmak ve benzersiz bir lezzet vermek için meyve veya yeşil smoothielerinize de eklenebilir.
Çorbalar ve soteler: Bir tutam zencefil tozu körilerinizi, çorbalarınızı ve sotelerinizi dönüştürebilir ve ona ısıtıcı ve aromatik bir lezzet katabilir.
Pişirme: Zencefil tozu ayrıca zencefilli kurabiye, kurabiye, kek ve diğer ikramların pişirilmesinde belirgin bir lezzet için kullanılır.
Takviyeler: Zencefil tozu, kapsüller de dahil olmak üzere birçok sağlık takviyesinde bulunabilir ve bu da faydalarından konsantre bir formda yararlanmayı kolaylaştırır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kışın asla tüketmemeniz gereken 7 gıda: Solunum yolu enfeksiyonuna yol açıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kisin-asla-tuketmemeniz-gereken-7-gida-solunum-yolu-enfeksiyonuna-yol-aciyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kisin-asla-tuketmemeniz-gereken-7-gida-solunum-yolu-enfeksiyonuna-yol-aciyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış, bağışıklığınızı güçlendiren ve vücudunuza enerji yükleyen besinlerin tüketimi genel sağlığınızı korumak için gereklidir. Bazı yiyeceklerden de bu mevsimde uzak durmanız gerekir. Bu 7 yiyecekten kaçınmak, mevsim boyunca iyi sağlık ve enerji seviyelerinizi korumanıza yardımcı olabilir. Unutmayın, mevsimsel beslenme sağlıklı kalmanın anahtarıdır, bu nedenle her zaman soğuk ve serinletici seçenekler yerine sıcak, taze hazırlanmış yemeklere öncelik verin.Kış, rahat battaniyelerin, sıcak içeceklerin ve doyurucu yemeklerin mevsimidir. Ancak soğuk havayı ne kadar sevsek de, bağışıklık sistemimizin darbe alabileceği zamandır.Yediğimiz yiyecekler, bu mevsimde bizi sıcak ve sağlıklı tutmada büyük rol oynar. Zararsız (veya hatta sağlıklı) görünen bazı yiyeceklerin kışın rahatsızlığa veya sağlık sorunlarına neden olabileceğini biliyor muydunuz? İşte kışın kaçınmanız gereken 7 yiyecek ve bunları atlamanın en iyi formda kalmanıza nasıl yardımcı olabileceğini anlayın.Salatalık, marul ve domates gibi çiğ sebzeler sağlıklı bir seçim gibi görünebilir, ancak kışın vücudunuzu serinletebilirler. Vücudumuz zaten soğukta ısınmak için mücadele ettiğinden, çiğ sebze tüketmek sindirimi yavaşlatabilir. Bunun yerine, mideniz için daha kolay olan ve sıcaklık sağlayan ılık çorbalar veya buharda pişirilmiş sebzeler tercih edin.Kışın soğuk süt içmek öksürük, soğuk algınlığı veya tıkanıklık gibi solunum sorunlarına yol açabilir. Süt, kalsiyum ve besin açısından zengin olsa da soğuk tüketildiğinde mukus üretimini tetikleyebilir. Sütü seviyorsanız, zerdeçal gibi harika bir bağışıklık güçlendirici olan baharatlarla ılık için.Hindistan cevizi suyu ferahlatıcı ve nemlendiricidir, ancak sıcak yazlar için daha uygundur. Kışın vücut sıcaklığınızı düşürür ve sizi üşütebilir. Nemli ve sıcak kalmak için sıcak bitki çaylarına veya zencefil çayı gibi baharatlı içeceklere bağlı kalmak daha iyidir.Tüm meyveler kışa uygun değildir. Karpuz ve kavun gibi sulu meyvelerden kaçının, çünkü vücudunuzu soğutabilir ve sindirimi bozabilirler. Bunun yerine, vitamin açısından zengin olan ve soğuk aylarda bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı olan portakal, guava ve elma gibi mevsim meyvelerini tercih edin.Kızarmış yiyecekler kışın cazip gelebilir, ancak bunları aşırı tüketmek sindirimin yavaşlamasına ve kilo alımına yol açabilir. Yağlı yiyecekleri aşırı yemek bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir ve sizi mevsimsel hastalıklara yatkın hale getirebilir. Yağa aşırı yüklenmeden isteklerinizi tatmin etmek için fırında pişirilmiş veya havada kızartılmış alternatiflere yönelin.Fermente yiyecekler hafiftir ve sindirimi kolaydır, ancak kışın midede asitliği artırma eğilimindedir. Soğuk hava sindirimi yavaşlatır ve çok fazla fermente yiyecek tüketmek şişkinliğe veya rahatsızlığa neden olabilir. Bunları daha sıcak aylar için saklayın ve bunun yerine taze pişmiş, sıcak yemeklere yönelin.Lor evlerde yaygın olarak bulunur, ancak soğutucu özellikleri onu kış için uygunsuz hale getirir. Lor yemek soğuk algınlığı ve öksürük semptomlarını kötüleştirebilir.Eğer yoğurdu seviyorsanız, onu ayran şeklinde, hafifçe ısıtarak tüketebilir veya soğutucu etkisini azaltmak için kimyon gibi baharatlarla karıştırabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/URB79E0BgUKHjGSZZCqHxA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, asla, tüketmemeniz, gereken, gıda:, Solunum, yolu, enfeksiyonuna, yol, açıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/URB79E0BgUKHjGSZZCqHxA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kışın asla tüketmemeniz gereken 7 gıda: Solunum yolu enfeksiyonuna yol açıyor"><p>Kış, bağışıklığınızı güçlendiren ve vücudunuza enerji yükleyen besinlerin tüketimi genel sağlığınızı korumak için gereklidir. Bazı yiyeceklerden de bu mevsimde uzak durmanız gerekir. Bu 7 yiyecekten kaçınmak, mevsim boyunca iyi sağlık ve enerji seviyelerinizi korumanıza yardımcı olabilir. Unutmayın, mevsimsel beslenme sağlıklı kalmanın anahtarıdır, bu nedenle her zaman soğuk ve serinletici seçenekler yerine sıcak, taze hazırlanmış yemeklere öncelik verin.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cs_E58IC1E6JYnhfWxBJlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış, rahat battaniyelerin, sıcak içeceklerin ve doyurucu yemeklerin mevsimidir. Ancak soğuk havayı ne kadar sevsek de, bağışıklık sistemimizin darbe alabileceği zamandır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ONzCRzTCEUubuEW8CBixfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yediğimiz yiyecekler, bu mevsimde bizi sıcak ve sağlıklı tutmada büyük rol oynar. Zararsız (veya hatta sağlıklı) görünen bazı yiyeceklerin kışın rahatsızlığa veya sağlık sorunlarına neden olabileceğini biliyor muydunuz? İşte kışın kaçınmanız gereken 7 yiyecek ve bunları atlamanın en iyi formda kalmanıza nasıl yardımcı olabileceğini anlayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tBLBTOqNAkSebNiYMQeAPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Salatalık, marul ve domates gibi çiğ sebzeler sağlıklı bir seçim gibi görünebilir, ancak kışın vücudunuzu serinletebilirler. Vücudumuz zaten soğukta ısınmak için mücadele ettiğinden, çiğ sebze tüketmek sindirimi yavaşlatabilir. Bunun yerine, mideniz için daha kolay olan ve sıcaklık sağlayan ılık çorbalar veya buharda pişirilmiş sebzeler tercih edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4ndX3aKh4EOYiQLz31fqiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kışın soğuk süt içmek öksürük, soğuk algınlığı veya tıkanıklık gibi solunum sorunlarına yol açabilir. Süt, kalsiyum ve besin açısından zengin olsa da soğuk tüketildiğinde mukus üretimini tetikleyebilir. Sütü seviyorsanız, zerdeçal gibi harika bir bağışıklık güçlendirici olan baharatlarla ılık için.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yBlYf1SPmU2yWfqyJF-BxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hindistan cevizi suyu ferahlatıcı ve nemlendiricidir, ancak sıcak yazlar için daha uygundur. Kışın vücut sıcaklığınızı düşürür ve sizi üşütebilir. Nemli ve sıcak kalmak için sıcak bitki çaylarına veya zencefil çayı gibi baharatlı içeceklere bağlı kalmak daha iyidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-cscdXCAqEe2AkXCKp522A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tüm meyveler kışa uygun değildir. Karpuz ve kavun gibi sulu meyvelerden kaçının, çünkü vücudunuzu soğutabilir ve sindirimi bozabilirler. Bunun yerine, vitamin açısından zengin olan ve soğuk aylarda bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı olan portakal, guava ve elma gibi mevsim meyvelerini tercih edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LFAnM2zZQkijxq9TA180rA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızarmış yiyecekler kışın cazip gelebilir, ancak bunları aşırı tüketmek sindirimin yavaşlamasına ve kilo alımına yol açabilir. Yağlı yiyecekleri aşırı yemek bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir ve sizi mevsimsel hastalıklara yatkın hale getirebilir. Yağa aşırı yüklenmeden isteklerinizi tatmin etmek için fırında pişirilmiş veya havada kızartılmış alternatiflere yönelin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JpbhGU_HSUmlOfffB1vqkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fermente yiyecekler hafiftir ve sindirimi kolaydır, ancak kışın midede asitliği artırma eğilimindedir. Soğuk hava sindirimi yavaşlatır ve çok fazla fermente yiyecek tüketmek şişkinliğe veya rahatsızlığa neden olabilir. Bunları daha sıcak aylar için saklayın ve bunun yerine taze pişmiş, sıcak yemeklere yönelin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dhRSlR2flUS7KpAVRD8pTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lor evlerde yaygın olarak bulunur, ancak soğutucu özellikleri onu kış için uygunsuz hale getirir. Lor yemek soğuk algınlığı ve öksürük semptomlarını kötüleştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M7cK-q-usUODMp4lp_PP-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer yoğurdu seviyorsanız, onu ayran şeklinde, hafifçe ısıtarak tüketebilir veya soğutucu etkisini azaltmak için kimyon gibi baharatlarla karıştırabilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sinir sisteminizin alarm verdiğini gösteren 9 işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sinir-sisteminizin-alarm-verdigini-goesteren-9-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sinir-sisteminizin-alarm-verdigini-goesteren-9-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Vücuttaki tüm organlar ve dokular arasında iletişimi sağlayan karmaşık bir ağ olan sinir sistemi, vücudun çeşitli fonksiyonlarını kontrol eder, dış çevreden gelen uyarıları algılar ve bu uyarılara uygun tepkiler verir. Sinir sistemindeki herhangi bir bozukluk, vücudun işlevlerinde aksamalara neden olabilir ve kişinin yaşam kalitesini olumsuz anlamda etkileyebilir. İşte sinir sisteminin alarm verdiğini gösteren 9 işaret:Uyuşma ve karıncalanma, genellikle periferik sinir sistemindeki hasarların belirtisi olabilir. Periferik nöropati, sinirlerin hasar görmesi sonucu ellerde, ayaklarda veya vücutta uyuşma ve karıncalanma hissine yol açar. Ayrıca, diyabet gibi metabolik hastalıklar da sinirlerin zarar görmesine yol açarak uyuşma ve karıncalanma hissi oluşturabilir.Sinir sistemi, görme duyusunu da kontrol eder. Optik nevrit, felç veya multiple skleroz gibi durumlar, görme kaybına veya çift görmeye neden olabilir. Beyin hasarı veya sinirlerin hasar görmesi de görme problemlerine zemin hazırlayabilir. Görme sorunları, beynin ve sinirlerin işlevselliğinin bozulduğuna dair uyarıcı bir işarettir.Titreme, koordinasyon kaybı ve hareket bozuklukları, merkezi sinir sistemi hastalıklarının bir belirtisi olabilir. Parkinson hastalığı, Huntington hastalığı ve serebellar dejenerasyon gibi hastalıklar, istemsiz hareketlere ve koordinasyon kaybına yol açabilir.Zihinsel bulanıklık ve hafıza sorunları, beynin sinir hücrelerinin düzgün çalışmaması sonucu gelişebilir. Beyindeki nöronların hasarı veya oksijen yetersizliği gibi durumlar, zihinsel fonksiyonlarda azalmaya neden olabilir.Baş ağrıları, sinir sistemi ile ilgili bir dizi durumun belirtisi olabilir. Migren, sinirlerin ve damarların etkileşimi sonucu ortaya çıkan baş ağrıları arasında yer alır. Gerilim tipi baş ağrıları, kas gerginliği ve sinir köklerinin uyarılması ile ilişkilidir.Otonom sinir sistemi, kalp hızını ve ritmini kontrol eder. Kalp atışlarının hızlanması veya düzensizleşmesi, genellikle otonom sinir sistemi bozukluklarının bir sonucu olabilir. Örneğin, vagal tonus bozuklukları veya sempatik sinir sisteminin aşırı aktivasyonu, kalp hızını etkileyebilir. Ayrıca, stres, panik ataklar ve bazı kardiyovasküler hastalıklar da düzensiz kalp atışlarına yol açabilir. Sinir sistemindeki dengesizlikler, bu tür durumları tetikleyebilir.Kas zayıflığı, merkezi ve periferik sinir sisteminin düzgün çalışmaması sonucu ortaya çıkabilir. Amyotrofik lateral skleroz, motor nöronların dejenerasyonu nedeniyle kaslarda güçsüzlük yaratırken, Guillain-Barré sendromu ve myastenia gravis gibi hastalıklar, kaslara giden sinir iletisini engeller ve kas zayıflığına yol açar.Sinirlerin hasar görmesi veya anormal şekilde uyarılması sonucu nöropatik ağrı meydana gelir. Nöropatik ağrı, sinirlerin yanlış uyarılması nedeniyle vücutta ağrı, yanma veya elektrik çarpması hissine yol açabilir. Ayrıca, sinir sıkışması gibi mekanik sorunlar da ağrıya sebep olabilir.Baş dönmesi, dengeyi kontrol eden sinir ağı veya merkezi sinir sisteminin bir bozukluğunun göstergesi olabilir. Vestibüler nöropati veya serebellar ataksi gibi durumlar, denge kaybı ve baş dönmesine yol açabilir. Baş dönmesi aynı zamanda postural hipotansiyon (düşük tansiyon) gibi otonom sinir sistemi bozukluklarıyla da ilişkilidir. Düşük tansiyon durumunda, vücut yeterince kan pompalayamaz ve bu da beynin düzgün çalışmasını engeller. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VFf3E_Qy90q1rcb8phjRLQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sinir, sisteminizin, alarm, verdiğini, gösteren, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VFf3E_Qy90q1rcb8phjRLQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sinir sisteminizin alarm verdiğini gösteren 9 işaret"><p>Vücuttaki tüm organlar ve dokular arasında iletişimi sağlayan karmaşık bir ağ olan sinir sistemi, vücudun çeşitli fonksiyonlarını kontrol eder, dış çevreden gelen uyarıları algılar ve bu uyarılara uygun tepkiler verir. Sinir sistemindeki herhangi bir bozukluk, vücudun işlevlerinde aksamalara neden olabilir ve kişinin yaşam kalitesini olumsuz anlamda etkileyebilir. İşte sinir sisteminin alarm verdiğini gösteren 9 işaret:</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VTfQvVBfiECM6x9JLTMv3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyuşma ve karıncalanma, genellikle periferik sinir sistemindeki hasarların belirtisi olabilir. Periferik nöropati, sinirlerin hasar görmesi sonucu ellerde, ayaklarda veya vücutta uyuşma ve karıncalanma hissine yol açar. Ayrıca, diyabet gibi metabolik hastalıklar da sinirlerin zarar görmesine yol açarak uyuşma ve karıncalanma hissi oluşturabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Zph2DE3G0-ComFN9u2xmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sinir sistemi, görme duyusunu da kontrol eder. Optik nevrit, felç veya multiple skleroz gibi durumlar, görme kaybına veya çift görmeye neden olabilir. Beyin hasarı veya sinirlerin hasar görmesi de görme problemlerine zemin hazırlayabilir. Görme sorunları, beynin ve sinirlerin işlevselliğinin bozulduğuna dair uyarıcı bir işarettir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c9tMJ2vVAkC4xWNgB6nMOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Titreme, koordinasyon kaybı ve hareket bozuklukları, merkezi sinir sistemi hastalıklarının bir belirtisi olabilir. Parkinson hastalığı, Huntington hastalığı ve serebellar dejenerasyon gibi hastalıklar, istemsiz hareketlere ve koordinasyon kaybına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UfdOsy-lr0mNQ_MPNO7VoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihinsel bulanıklık ve hafıza sorunları, beynin sinir hücrelerinin düzgün çalışmaması sonucu gelişebilir. Beyindeki nöronların hasarı veya oksijen yetersizliği gibi durumlar, zihinsel fonksiyonlarda azalmaya neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pd99nVp5-k6OXwogKt1Tzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baş ağrıları, sinir sistemi ile ilgili bir dizi durumun belirtisi olabilir. Migren, sinirlerin ve damarların etkileşimi sonucu ortaya çıkan baş ağrıları arasında yer alır. Gerilim tipi baş ağrıları, kas gerginliği ve sinir köklerinin uyarılması ile ilişkilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dHLUvbgFKk-P3CUlgPkK_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Otonom sinir sistemi, kalp hızını ve ritmini kontrol eder. Kalp atışlarının hızlanması veya düzensizleşmesi, genellikle otonom sinir sistemi bozukluklarının bir sonucu olabilir. Örneğin, vagal tonus bozuklukları veya sempatik sinir sisteminin aşırı aktivasyonu, kalp hızını etkileyebilir. Ayrıca, stres, panik ataklar ve bazı kardiyovasküler hastalıklar da düzensiz kalp atışlarına yol açabilir. Sinir sistemindeki dengesizlikler, bu tür durumları tetikleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cWxguUW6iUC7RwUEN9lRYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas zayıflığı, merkezi ve periferik sinir sisteminin düzgün çalışmaması sonucu ortaya çıkabilir. Amyotrofik lateral skleroz, motor nöronların dejenerasyonu nedeniyle kaslarda güçsüzlük yaratırken, Guillain-Barré sendromu ve myastenia gravis gibi hastalıklar, kaslara giden sinir iletisini engeller ve kas zayıflığına yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JThbUZm48k-AUAk_rqbFmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sinirlerin hasar görmesi veya anormal şekilde uyarılması sonucu nöropatik ağrı meydana gelir. Nöropatik ağrı, sinirlerin yanlış uyarılması nedeniyle vücutta ağrı, yanma veya elektrik çarpması hissine yol açabilir. Ayrıca, sinir sıkışması gibi mekanik sorunlar da ağrıya sebep olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EKcRjuBXvE296K1ARyT1Lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baş dönmesi, dengeyi kontrol eden sinir ağı veya merkezi sinir sisteminin bir bozukluğunun göstergesi olabilir. Vestibüler nöropati veya serebellar ataksi gibi durumlar, denge kaybı ve baş dönmesine yol açabilir. Baş dönmesi aynı zamanda postural hipotansiyon (düşük tansiyon) gibi otonom sinir sistemi bozukluklarıyla da ilişkilidir. Düşük tansiyon durumunda, vücut yeterince kan pompalayamaz ve bu da beynin düzgün çalışmasını engeller.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Köy okulunun tek öğretmeni: Soba yakarak sınıfı ısıtıyor, en iyi eğitimi vermek için çabalıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/koey-okulunun-tek-oegretmeni-soba-yakarak-sinifi-isitiyor-en-iyi-egitimi-vermek-icin-cabaliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/koey-okulunun-tek-oegretmeni-soba-yakarak-sinifi-isitiyor-en-iyi-egitimi-vermek-icin-cabaliyor</guid>
<description><![CDATA[ Muş&#039;un Bulanık ilçesinde köy okulunun tek öğretmeni olan Burçak Ericek, soba yakarak ısıttığı sınıfta öğrencilere en iyi eğitimi vermek için çaba gösteriyor.İlçeye 23 kilometre uzaklıktaki Samanyolu köyünde bulunan okula geçen yıl atanan müdür yetkili sınıf öğretmeni Ericek, hayalindeki mesleği yapmanın mutluluğunu yaşıyor.Sabah erken saatlerde öğretmen servisiyle 23 kilometre katederek ilçeden karla kaplı köye giden Ericek, ilk iş olarak sobayı yakıyor.Ericek, daha sonra okulda eğitim gören 8 öğrencisini karşılayıp birleştirilmiş sınıfa alan, ders anlattıktan sonra onlarla oyunlar oynayıp okulu eğlenceli hale getirmeye çalışıyor.Eskişehirli olan ve alışık olmadığı köy şartlarında tüm zorluklara göğüs geren Ericek, AA muhabirine, ilk görev yerinin Samanyolu İlkokulu olduğunu söyledi.İlçe merkezinde ikamet ettiğini ve hafta içi her gün köye gidip geldiğini anlatan Ericek, şöyle konuştu:&quot;Havalar soğuk olduğu için okula geldiğimde ilk olarak sobayı yakıyorum sonra derse geçiyoruz. Buranın kış şartlar ağır. Zor bir yerde çalışıyoruz. Sürekli kar var ama çocuklarla birlikte olmak çok güzel.Çocuklarla burada eğleniyoruz, ders işliyoruz. Bu çocuklar coğrafyayı daha güzel hale getiriyor. Mesleğimi çok seviyorum. Hep öğretmen olmak istiyordum. Öğretmenliğe köyde başlamaktan dolayı mutluyum. Çok büyük tecrübeler edindim. Okulu çocuklar için daha ilgi çekici hale getirmek amacıyla duvarları boyadık. İlk geldiğimde çok zorlanmıştım, Hem dersler hem evrak işleri vardı. Araştırmalar yaparak bu zorlukları aştım.&quot;Her gün ilçe merkezinden köye geldiğini, yolda yaşadığı zorluğu çocukların gözlerindeki ışığı görünce unuttuğunu belirten Ericek, çocukların iyi bir eğitim alabilmesi için elinden geleni yaptığını dile getirdi.Ericek, birleştirilmiş sınıfta her öğrenciyle ayrı ayrı ilgilendiğini vurgulayarak, &quot;Birinci sınıftaki çocuğun okumaya geçtiği zaman yaşadığım mutluluğu tarif edemem. Çabalarımın boşa gitmediğini fark ediyorum ve bu benim için öğretmenliğin en güzel kısmı.Derslerde anlattıklarımı kalıcı hale getirmek için çocuklarla eğitici oyunlar oynuyoruz. Onlar için farklı materyaller hazırlıyorum. Kar yağdığı için çocuklar genelde karla oynamayı tercih ediyor. Zor bir coğrafya olduğu için sürekli kar var. Kardan dolayı bazen servis gelemediği için yürümek zorunda kalıyoruz.&quot; diye konuştu.İlk kez köyde soba yaktığını, bu konuda köylülerden ve öğrencilerden destek aldığını ifade eden Ericek, &quot;Depodan odun getirip sobayı yakıyorum. Bu zorlukların yanında güzellikler de var. Çocukların mutluluğu ve gülümsemesi, köylülerin desteği çok farklı hissettiriyor. Her öğretmenin köyde çalışması gerektiğini düşünüyorum. Köyde öğretmen olmak çok büyük tecrübe kazandırıyor.&quot; dedi.Öğrencilerden Hamza Akıllı da öğretmenini çok sevdiğini belirterek, &quot;Öğretmenimizle oyun oynuyoruz, ders yapıyoruz. Bizimle kartopu oynuyor. En sevdiğim ders matematik. Öğretmenimizle her gün matematik dersi yapmayı çok seviyorum. Büyüyünce doktor olmak ve hastaları iyileştirmek istiyorum.&quot; ifadelerini kullandı.Dilan Bakış ise öğretmen ve arkadaşlarıyla mendil kapmaca, yakan top, kar topu gibi oyunlar oynadıklarını ve günlerinin çok güzel geçtiğini belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wqxD5oreOE-Bdf9QtiAI3A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Köy, okulunun, tek, öğretmeni:, Soba, yakarak, sınıfı, ısıtıyor, iyi, eğitimi, vermek, için, çabalıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wqxD5oreOE-Bdf9QtiAI3A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Köy okulunun tek öğretmeni: Soba yakarak sınıfı ısıtıyor, en iyi eğitimi vermek için çabalıyor"><p>Muş'un Bulanık ilçesinde köy okulunun tek öğretmeni olan Burçak Ericek, soba yakarak ısıttığı sınıfta öğrencilere en iyi eğitimi vermek için çaba gösteriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2GVjI1oAd0iNKnHEIrzS5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlçeye 23 kilometre uzaklıktaki Samanyolu köyünde bulunan okula geçen yıl atanan müdür yetkili sınıf öğretmeni Ericek, hayalindeki mesleği yapmanın mutluluğunu yaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZtgU8hxLn0madFKiqvfyNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah erken saatlerde öğretmen servisiyle 23 kilometre katederek ilçeden karla kaplı köye giden Ericek, ilk iş olarak sobayı yakıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IC00AxG5h0SO1XNpaqMs2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ericek, daha sonra okulda eğitim gören 8 öğrencisini karşılayıp birleştirilmiş sınıfa alan, ders anlattıktan sonra onlarla oyunlar oynayıp okulu eğlenceli hale getirmeye çalışıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/luYwqi9QHE6PuH9BNv2QZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eskişehirli olan ve alışık olmadığı köy şartlarında tüm zorluklara göğüs geren Ericek, AA muhabirine, ilk görev yerinin Samanyolu İlkokulu olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/trq8ZAEn8UiBha-VbNEvWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlçe merkezinde ikamet ettiğini ve hafta içi her gün köye gidip geldiğini anlatan Ericek, şöyle konuştu:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WI7Fy3GiJ0eqlXJ2SeGZrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Havalar soğuk olduğu için okula geldiğimde ilk olarak sobayı yakıyorum sonra derse geçiyoruz. Buranın kış şartlar ağır. Zor bir yerde çalışıyoruz. Sürekli kar var ama çocuklarla birlikte olmak çok güzel.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lLRKmFp6RUal0o_e08Zlog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocuklarla burada eğleniyoruz, ders işliyoruz. Bu çocuklar coğrafyayı daha güzel hale getiriyor. Mesleğimi çok seviyorum. Hep öğretmen olmak istiyordum. Öğretmenliğe köyde başlamaktan dolayı mutluyum. Çok büyük tecrübeler edindim. Okulu çocuklar için daha ilgi çekici hale getirmek amacıyla duvarları boyadık. İlk geldiğimde çok zorlanmıştım, Hem dersler hem evrak işleri vardı. Araştırmalar yaparak bu zorlukları aştım."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m7BI_pI7uECa8RgmrirPcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün ilçe merkezinden köye geldiğini, yolda yaşadığı zorluğu çocukların gözlerindeki ışığı görünce unuttuğunu belirten Ericek, çocukların iyi bir eğitim alabilmesi için elinden geleni yaptığını dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A1Xbv3W4qkytnISMADoGZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ericek, birleştirilmiş sınıfta her öğrenciyle ayrı ayrı ilgilendiğini vurgulayarak, "Birinci sınıftaki çocuğun okumaya geçtiği zaman yaşadığım mutluluğu tarif edemem. Çabalarımın boşa gitmediğini fark ediyorum ve bu benim için öğretmenliğin en güzel kısmı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uu2Dve-FrUmlW_Q1gxjpeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Derslerde anlattıklarımı kalıcı hale getirmek için çocuklarla eğitici oyunlar oynuyoruz. Onlar için farklı materyaller hazırlıyorum. Kar yağdığı için çocuklar genelde karla oynamayı tercih ediyor. Zor bir coğrafya olduğu için sürekli kar var. Kardan dolayı bazen servis gelemediği için yürümek zorunda kalıyoruz." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2R1Joc4Tp02p6iv0nuDGIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlk kez köyde soba yaktığını, bu konuda köylülerden ve öğrencilerden destek aldığını ifade eden Ericek, "Depodan odun getirip sobayı yakıyorum. Bu zorlukların yanında güzellikler de var. Çocukların mutluluğu ve gülümsemesi, köylülerin desteği çok farklı hissettiriyor. Her öğretmenin köyde çalışması gerektiğini düşünüyorum. Köyde öğretmen olmak çok büyük tecrübe kazandırıyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FA3AYXePBkSqY0ovNQihzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öğrencilerden Hamza Akıllı da öğretmenini çok sevdiğini belirterek, "Öğretmenimizle oyun oynuyoruz, ders yapıyoruz. Bizimle kartopu oynuyor. En sevdiğim ders matematik. Öğretmenimizle her gün matematik dersi yapmayı çok seviyorum. Büyüyünce doktor olmak ve hastaları iyileştirmek istiyorum." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mcF1dMJ9LEmAvzhVw9G64Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dilan Bakış ise öğretmen ve arkadaşlarıyla mendil kapmaca, yakan top, kar topu gibi oyunlar oynadıklarını ve günlerinin çok güzel geçtiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Z9qf1AM6EyTTF4_0w-A8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rIRdF6yfrU-6JXrROuIucw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QepHyL4W1UOXSKdmsRVMXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jFBJA5hApkCWSpCtDeJCpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i_QUbBaRt0iCdJ03FsMp7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tJtXi8f0-UWADg6uFy3vMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bVCMtQR2nkSVdz8KaT5bxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w4_blFRk5Uuz2qu6asK6Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Tt92Hc2VV0u9Ysf9QkI2gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XYZy5pMa-EOWJoLoVSGpOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KDB-zozQ50-V15QndqXRkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ne yaptığınız değil, nasıl yaptığınız... Psikolojiye göre insanları uzaklaştıran 7 kırmızı bayrak</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ne-yaptiginiz-degil-nasil-yaptiginiz-psikolojiye-goere-insanlari-uzaklastiran-7-kirmizi-bayrak</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ne-yaptiginiz-degil-nasil-yaptiginiz-psikolojiye-goere-insanlari-uzaklastiran-7-kirmizi-bayrak</guid>
<description><![CDATA[ Hepimiz kendimizi biriyle konuştuğumuz ve aslında bizi dinlemediği hissine kapıldığımız bir noktada buluruz. Ya da belki bir ilişkinin kötüye gittiğini düşünürüz. Bazen ne yaptığımız değil, nasıl yaptığımız, başkalarının ilgisiz kalmasına yol açabilir. Dikkat eksikliğinden duygusal duvarlara veya sürekli olumsuzluğa kadar, bu özellikler sizinle başkaları arasında mesafe yaratabilir. Psikolojiyle desteklenen, insanları istemeden uzaklaştırabilen 7 kırmızı bayrağa daha yakından bakalım ve bunların farkında olmanın bağlarınızı güçlendirmenize nasıl yardımcı olabileceğini görelim.Birisi konuşurken dikkatli olmadığında, bu kişinin değerli olmadığını hissetmesine neden olabilir. Telefonunu kontrol ederken veya dalıp giderken sürekli bir dikkat dağıtıcı unsur, mesafeye neden olur.Diğer kişi gerçekten zihinsel olarak orada olmadığında bir bağ kurmak zor olacaktır. İnsanlar onlara tüm dikkatinizi vermenizi sever çünkü bu onlara değer verdiğinizi ve onları önemsediğinizi gösterir.Bir kişi duygularını saklarsa veya duygular hakkında konuşamazsa, bu diğer kişi için kopukluk yaratır. Duygusal açıklık yakınlık ve güven verir; tersi ise ilişkiyi sığ ve konuşmaya değmez hale getirir. Bu aşırı paylaşım sorunu değil, önemli olduğunda açılma isteğidir; aksi takdirde, sadece bir arkadaşlık bağı haline gelebilir.Biraz kıskançlık doğal olabilir, ancak aşırı olduğunda, çok kontrolcü hale gelir. Partnerinin nerede olduğunu ve kiminle vakit geçirdiğini sürekli sorgulamak boğucu hale gelir. Sağlıklı kıskançlık, ilginin bir yansımasıdır; ancak, aşırı kıskançlık, güvensizlik ve itimatsızlığın bir belirtisidir. Herhangi bir ilişkinin güven temeline ihtiyacı vardır; bu olmadan, her şey çöker.Kişi her zaman en kötüsünü beklediğinde veya her şeyi olumsuz bir duruma dönüştürdüğünde, onların etrafında olmak yorucu olur. Hiçbir şey asla yeterince iyi hissettirmez. Zor zamanlarda bile pozitif olmak, onları yakınlaştırmak, insanları uzaklaştırmamak ve zorlukları daha yönetilebilir hale getirmek pozitifliktir. İnsanlar onları daha iyi yapan insanları tercih eder, daha kötü değil.Bir kişi sohbeti sürdüremediğinde veya soru sormadığında umursamadığı görünebilir. Bir ilişki kurmak ve birbirimizi daha iyi anlamak için anlamlı bir sohbet gereklidir. İletişim kuramadan ve fikir paylaşamadan gerçek bir duygusal bağ kurmak çok zordur. İyi iletişim, diğer kişinin değerli ve görülen hissetmesini sağlar.Hırslı olmayan bir kişi, hayatta hiçbir yönü yokmuş gibi görünebileceğinden etrafta olmak gerçekten ilgi çekici olmayabilir. İnsanlar hırslı ve kişisel veya profesyonel bir şey için çabalayan insanlarla ilgilenme eğilimindedir. Bu, aralarında hiçbir şey büyümüyormuş gibi ilişkiyi bayat hissettirir. Birisiyle bir amacı paylaşmak heyecan vericidir ve bağlantıya enerji verir.Ültimatomlar birinin elini zorlamaktır ve kendi başına bir tür manipülatif gibi duyulur. Sorunlar bir ültimatoma konulduğunda sağlıklı bir tartışma ve uzlaşma için hiçbir alan yoktur. İnsanlar genellikle kendi başlarına seçim yapma konusunda güçlenmiş hissetmek yerine ültimatomlara karşı kızgınlık hissederler. Bir ilişki, tüm gücüyle, istediğiniz bir şeyi elde etmek için baskı yaratmanın bir yolu olarak değil, bir ekip olarak birlikte sorunları çözmek için kurulmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uXW-yospmE-k4r7R8XW1gw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaptığınız, değil, nasıl, yaptığınız..., Psikolojiye, göre, insanları, uzaklaştıran, kırmızı, bayrak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uXW-yospmE-k4r7R8XW1gw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ne yaptığınız değil, nasıl yaptığınız... Psikolojiye göre insanları uzaklaştıran 7 kırmızı bayrak"><p>Hepimiz kendimizi biriyle konuştuğumuz ve aslında bizi dinlemediği hissine kapıldığımız bir noktada buluruz. Ya da belki bir ilişkinin kötüye gittiğini düşünürüz. Bazen ne yaptığımız değil, nasıl yaptığımız, başkalarının ilgisiz kalmasına yol açabilir. Dikkat eksikliğinden duygusal duvarlara veya sürekli olumsuzluğa kadar, bu özellikler sizinle başkaları arasında mesafe yaratabilir. Psikolojiyle desteklenen, insanları istemeden uzaklaştırabilen 7 kırmızı bayrağa daha yakından bakalım ve bunların farkında olmanın bağlarınızı güçlendirmenize nasıl yardımcı olabileceğini görelim.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JwHmOk9UBkuCkifK8jbexQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birisi konuşurken dikkatli olmadığında, bu kişinin değerli olmadığını hissetmesine neden olabilir. Telefonunu kontrol ederken veya dalıp giderken sürekli bir dikkat dağıtıcı unsur, mesafeye neden olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mUm-pd0a10CNTKkerils4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diğer kişi gerçekten zihinsel olarak orada olmadığında bir bağ kurmak zor olacaktır. İnsanlar onlara tüm dikkatinizi vermenizi sever çünkü bu onlara değer verdiğinizi ve onları önemsediğinizi gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k36FzR9fGE6qmM_t806stw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir kişi duygularını saklarsa veya duygular hakkında konuşamazsa, bu diğer kişi için kopukluk yaratır. Duygusal açıklık yakınlık ve güven verir; tersi ise ilişkiyi sığ ve konuşmaya değmez hale getirir. Bu aşırı paylaşım sorunu değil, önemli olduğunda açılma isteğidir; aksi takdirde, sadece bir arkadaşlık bağı haline gelebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IZe5UNh5xUutzLLOIMhikA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Biraz kıskançlık doğal olabilir, ancak aşırı olduğunda, çok kontrolcü hale gelir. Partnerinin nerede olduğunu ve kiminle vakit geçirdiğini sürekli sorgulamak boğucu hale gelir. Sağlıklı kıskançlık, ilginin bir yansımasıdır; ancak, aşırı kıskançlık, güvensizlik ve itimatsızlığın bir belirtisidir. Herhangi bir ilişkinin güven temeline ihtiyacı vardır; bu olmadan, her şey çöker.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6EFbERJi-Uax7KExgwYmAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kişi her zaman en kötüsünü beklediğinde veya her şeyi olumsuz bir duruma dönüştürdüğünde, onların etrafında olmak yorucu olur. Hiçbir şey asla yeterince iyi hissettirmez. Zor zamanlarda bile pozitif olmak, onları yakınlaştırmak, insanları uzaklaştırmamak ve zorlukları daha yönetilebilir hale getirmek pozitifliktir. İnsanlar onları daha iyi yapan insanları tercih eder, daha kötü değil.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vV6l-z5qp0CUr9pOLRf6Cw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir kişi sohbeti sürdüremediğinde veya soru sormadığında umursamadığı görünebilir. Bir ilişki kurmak ve birbirimizi daha iyi anlamak için anlamlı bir sohbet gereklidir. İletişim kuramadan ve fikir paylaşamadan gerçek bir duygusal bağ kurmak çok zordur. İyi iletişim, diğer kişinin değerli ve görülen hissetmesini sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/egXcwDsiGU-4lk55db17QQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hırslı olmayan bir kişi, hayatta hiçbir yönü yokmuş gibi görünebileceğinden etrafta olmak gerçekten ilgi çekici olmayabilir. İnsanlar hırslı ve kişisel veya profesyonel bir şey için çabalayan insanlarla ilgilenme eğilimindedir. Bu, aralarında hiçbir şey büyümüyormuş gibi ilişkiyi bayat hissettirir. Birisiyle bir amacı paylaşmak heyecan vericidir ve bağlantıya enerji verir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z0H5wcvHjUCCriX9VYJ3Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ültimatomlar birinin elini zorlamaktır ve kendi başına bir tür manipülatif gibi duyulur. Sorunlar bir ültimatoma konulduğunda sağlıklı bir tartışma ve uzlaşma için hiçbir alan yoktur. İnsanlar genellikle kendi başlarına seçim yapma konusunda güçlenmiş hissetmek yerine ültimatomlara karşı kızgınlık hissederler. Bir ilişki, tüm gücüyle, istediğiniz bir şeyi elde etmek için baskı yaratmanın bir yolu olarak değil, bir ekip olarak birlikte sorunları çözmek için kurulmalıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>10&amp;3&amp;2&amp;1&amp;0 kuralı: Daha iyi uykunun altın anahtarı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/10-3-2-1-0-kurali-daha-iyi-uykunun-altin-anahtari</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/10-3-2-1-0-kurali-daha-iyi-uykunun-altin-anahtari</guid>
<description><![CDATA[ 10-3-2-1-0 uyku kuralı, uykudan 10 saat önce kafein alımını durdurmayı, 3 saat önce yiyecek ve alkol alımını durdurmayı, 2 saat önce çalışmayı bırakmayı, yatmadan 1 saat önce ekranlardan uzak durmayı ve sabah uyku kalitesini artırmak için erteleme düğmesine basmamayı önerir.Daha iyi ruh hali, daha fazla üretkenlik ve azalan stresle birlikte, daha iyi uyku aynı zamanda daha yüksek bir yaşam kalitesine de dönüşür. Uykuyla ilgili gerginliği ve kaygıyı azaltmak için, yeni bir uyku programına uyum sağlamak zor olsa bile, kusursuz bir rejimden ziyade küçük, kalıcı iyileştirmelere odaklanmak daha iyidir. Bu tavsiye rahatlamanıza ve uykuya dalmanızın ve iyi bir gece uykusu çekmenizin daha kolay olmasına yardımcı olmalıdır. Yatakta dönüp durmak yerine 10-3-2-1-0 uyku rejimini denemeyi düşünün. Başlamak için bilmeniz gereken her şey şunlardır:10-3-2-1-0 kuralı adlı uyku öncesi rutin, uyku kalitesini iyileştirmeyi amaçlar. Bu uyku kuralı, yatmadan önce belirli aktiviteleri zamanlamaya odaklanarak uyku kalitesini iyileştirmek için basit bir rutin sunar.Kural, uyarıcı etkileri ve uzun yarı ömrü nedeniyle kafein alımını uykudan 10 saat önce durdurmayı önerir. Buna kahve, çay, enerji içecekleri ve çikolata (eser miktarda bile olsa kafein içeren hemen hemen her şey) dahildir. Sindirime ve uyku döngülerine yardımcı olmak için yemek ve alkol tüketimi yatmadan 3 saat önce durdurulmalıdır.Kaygıyı ve aşırı uyarılmayı azaltmak için çalışma yatmadan 2 saat önce durdurulmalıdır. Mavi ışık maruziyetini ve zihinsel uyarımı en aza indirmek için yatmadan 1 saat önce ekranlardan kaçınılmalıdır. Son olarak, sıfır, kişinin erteleme düğmesine basması gereken zaman sayısını ifade eder. Kural, REM uykusunu bozduğu için erteleme düğmesine basmayı ortadan kaldırmayı önerir.Kahve tüketimini azaltmak, akla gelen ilk uykuyla ilgili öneri olabilir. Tüketimden 30 ila 60 dakika sonra kan dolaşımınıza ulaşmaya başlar. Yarı ömrü üç ila beş saattir. Uyuşukluğa neden olan adenozin reseptörleri, yavaş dalga uykusunu da azaltan kafein tarafından bloke edilir. Ek olarak, huzursuzluğu ve kaygıyı şiddetlendirebilir. 10-3-2-1-0 kuralı, kafeinden tamamen uzak durmanızı gerektirmez. Bunun yerine, yatmadan önce sisteminizden çıkması için zaman olması için ne zaman aldığınıza dikkat edin.Yatmadan hemen önce alkol içmek rahatlatıcı hissettirse bile, sıklıkla uykuyu engeller. Gece boyunca çok sayıda uyanmaya ve daha düşük kalitede uykuya neden olur ve bu da sonunda ertesi gün kendinizi bitkin hissetmenize neden olur.
Bazı yemekler mide ekşimesine (asit reflü) neden olabileceği ve uykuyu etkileyebileceği için, yatmadan üç saat önce bunları yemekten kaçınmak da faydalı olabilir. Kızarmış, baharatlı ve yüksek yağlı yiyecekler birkaç örnektir. Ayrıca uyku kalitenizin düşmesine de neden olabileceğinden, çok fazla ilave şeker içeren şekerlemeler, kurabiyeler ve tatlılar gibi yiyeceklerden uzak durmak isteyebilirsiniz.Yatmadan hemen önce duygusal veya bilişsel olarak zorlayıcı bir şey yapmak iyi bir fikir değildir. Uyku, açıp kapatabileceğiniz bir ışık anahtarı gibi değildir. &quot;Rahatlamak için biraz zamana ihtiyacınız var.&quot; Daha sakin bir zihin durumuna ulaşmak için, bu, çalışmayı, ders çalışmayı ve hatta yatmadan iki saat önce stresli filmler, sporlar veya haberler izlemeyi bırakmayı gerektirir. Ayrıca, yatmadan hemen önce uyarıcı aktivitelerde bulunmanız önerilmez.Yatmadan bir saat önce tüm bilgisayarlarda, televizyonlarda ve telefonlarda ekran süresini ortadan kaldırmak, yatmadan önceki son adımdır. Sirkadiyen ritminiz, gece yapay ışığa maruz kalmanızdan olumsuz etkilenebilir. Beyniniz, yatmadan hemen önce melatonin hormonunu salgılayarak vücudunuza uyku zamanının geldiğini söyler. Yatmadan hemen önce akıllı telefon gibi mavi ışık yayan bir cihaz kullanırsanız doğal uyku döneminiz gecikebilir.Bu uyku kuralına göre, yatmadan önceki son saat, sizi uyandırabilecek yoğun yapay ışıktan uzak, öncelikle sessizlikte geçirilmelidir. Telefonunuzu gece moduna alın, yatak odanızı ekran içermeyen bir bölge haline getirin ve sakinleştirici bir uyku vakti rutini oluşturun.Çalar saatinizdeki erteleme düğmesine çok sık basmaktan kaçının, çünkü bu sadece uyku-uyanıklık-uyku döngünüzün daha düzensiz hale gelmesine neden olur. Uyku tam ve kesintisiz olduğunda, sağlığımız için daha canlandırıcıdır. Her sabah erteleme düğmesine uzandığınızı fark ederseniz, ilk alarm çaldıktan sonra sabah birkaç dakika daha uyumaya çalışmaktansa daha erken yatağa gitmeyi deneyin.10-3-2-1-0 uyku kuralı, vücudu ve zihni uykuya hazırlamaya yardımcı olur. 10-3-2-1-0 kuralı &quot;aslında bir kural değil, bir rutindir.&quot; Tutarlı bir uyku öncesi programı için yönergeler sunar. Bu rutin, uykuya hazırlanmak için yapılandırılmış bir yaklaşım sunarak uyku hijyeni alışkanlıklarını potansiyel olarak iyileştirebilir. Garantili bir çözüm olmasa da, tutarlı bir uyku vakti rutini oluşturmak için bir çerçeve sunuyoruz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uBf7IVkloU-37ZnOYU0Gzw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>10-3-2-1-0, kuralı:, Daha, iyi, uykunun, altın, anahtarı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uBf7IVkloU-37ZnOYU0Gzw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="10-3-2-1-0 kuralı: Daha iyi uykunun altın anahtarı"><p>10-3-2-1-0 uyku kuralı, uykudan 10 saat önce kafein alımını durdurmayı, 3 saat önce yiyecek ve alkol alımını durdurmayı, 2 saat önce çalışmayı bırakmayı, yatmadan 1 saat önce ekranlardan uzak durmayı ve sabah uyku kalitesini artırmak için erteleme düğmesine basmamayı önerir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bkzuzYkuwUSOcmXFXPJlCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha iyi ruh hali, daha fazla üretkenlik ve azalan stresle birlikte, daha iyi uyku aynı zamanda daha yüksek bir yaşam kalitesine de dönüşür. Uykuyla ilgili gerginliği ve kaygıyı azaltmak için, yeni bir uyku programına uyum sağlamak zor olsa bile, kusursuz bir rejimden ziyade küçük, kalıcı iyileştirmelere odaklanmak daha iyidir. Bu tavsiye rahatlamanıza ve uykuya dalmanızın ve iyi bir gece uykusu çekmenizin daha kolay olmasına yardımcı olmalıdır. Yatakta dönüp durmak yerine 10-3-2-1-0 uyku rejimini denemeyi düşünün. Başlamak için bilmeniz gereken her şey şunlardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L1k4wEX9Ek6napnaL_OQTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>10-3-2-1-0 kuralı adlı uyku öncesi rutin, uyku kalitesini iyileştirmeyi amaçlar. Bu uyku kuralı, yatmadan önce belirli aktiviteleri zamanlamaya odaklanarak uyku kalitesini iyileştirmek için basit bir rutin sunar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GqQLF0myWEu03CCf8_izlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kural, uyarıcı etkileri ve uzun yarı ömrü nedeniyle kafein alımını uykudan 10 saat önce durdurmayı önerir. Buna kahve, çay, enerji içecekleri ve çikolata (eser miktarda bile olsa kafein içeren hemen hemen her şey) dahildir. Sindirime ve uyku döngülerine yardımcı olmak için yemek ve alkol tüketimi yatmadan 3 saat önce durdurulmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SNy1G-08KUi63mZo9Y4ImA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaygıyı ve aşırı uyarılmayı azaltmak için çalışma yatmadan 2 saat önce durdurulmalıdır. Mavi ışık maruziyetini ve zihinsel uyarımı en aza indirmek için yatmadan 1 saat önce ekranlardan kaçınılmalıdır. Son olarak, sıfır, kişinin erteleme düğmesine basması gereken zaman sayısını ifade eder. Kural, REM uykusunu bozduğu için erteleme düğmesine basmayı ortadan kaldırmayı önerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iV3Yn669PE2da0hHFYfEpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahve tüketimini azaltmak, akla gelen ilk uykuyla ilgili öneri olabilir. Tüketimden 30 ila 60 dakika sonra kan dolaşımınıza ulaşmaya başlar. Yarı ömrü üç ila beş saattir. Uyuşukluğa neden olan adenozin reseptörleri, yavaş dalga uykusunu da azaltan kafein tarafından bloke edilir. Ek olarak, huzursuzluğu ve kaygıyı şiddetlendirebilir. 10-3-2-1-0 kuralı, kafeinden tamamen uzak durmanızı gerektirmez. Bunun yerine, yatmadan önce sisteminizden çıkması için zaman olması için ne zaman aldığınıza dikkat edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HCTVV4W-UUuVnLbcx2MPlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yatmadan hemen önce alkol içmek rahatlatıcı hissettirse bile, sıklıkla uykuyu engeller. Gece boyunca çok sayıda uyanmaya ve daha düşük kalitede uykuya neden olur ve bu da sonunda ertesi gün kendinizi bitkin hissetmenize neden olur.
Bazı yemekler mide ekşimesine (asit reflü) neden olabileceği ve uykuyu etkileyebileceği için, yatmadan üç saat önce bunları yemekten kaçınmak da faydalı olabilir. Kızarmış, baharatlı ve yüksek yağlı yiyecekler birkaç örnektir. Ayrıca uyku kalitenizin düşmesine de neden olabileceğinden, çok fazla ilave şeker içeren şekerlemeler, kurabiyeler ve tatlılar gibi yiyeceklerden uzak durmak isteyebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4xA_gyb9S0G-7neyJwv_oQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yatmadan hemen önce duygusal veya bilişsel olarak zorlayıcı bir şey yapmak iyi bir fikir değildir. Uyku, açıp kapatabileceğiniz bir ışık anahtarı gibi değildir. "Rahatlamak için biraz zamana ihtiyacınız var." Daha sakin bir zihin durumuna ulaşmak için, bu, çalışmayı, ders çalışmayı ve hatta yatmadan iki saat önce stresli filmler, sporlar veya haberler izlemeyi bırakmayı gerektirir. Ayrıca, yatmadan hemen önce uyarıcı aktivitelerde bulunmanız önerilmez.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q3XuXAzHJkqGnzcpMqKj5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yatmadan bir saat önce tüm bilgisayarlarda, televizyonlarda ve telefonlarda ekran süresini ortadan kaldırmak, yatmadan önceki son adımdır. Sirkadiyen ritminiz, gece yapay ışığa maruz kalmanızdan olumsuz etkilenebilir. Beyniniz, yatmadan hemen önce melatonin hormonunu salgılayarak vücudunuza uyku zamanının geldiğini söyler. Yatmadan hemen önce akıllı telefon gibi mavi ışık yayan bir cihaz kullanırsanız doğal uyku döneminiz gecikebilir.Bu uyku kuralına göre, yatmadan önceki son saat, sizi uyandırabilecek yoğun yapay ışıktan uzak, öncelikle sessizlikte geçirilmelidir. Telefonunuzu gece moduna alın, yatak odanızı ekran içermeyen bir bölge haline getirin ve sakinleştirici bir uyku vakti rutini oluşturun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VMi9OfCMlEygBnRqjjMg2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalar saatinizdeki erteleme düğmesine çok sık basmaktan kaçının, çünkü bu sadece uyku-uyanıklık-uyku döngünüzün daha düzensiz hale gelmesine neden olur. Uyku tam ve kesintisiz olduğunda, sağlığımız için daha canlandırıcıdır. Her sabah erteleme düğmesine uzandığınızı fark ederseniz, ilk alarm çaldıktan sonra sabah birkaç dakika daha uyumaya çalışmaktansa daha erken yatağa gitmeyi deneyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FvYFUYtmK0Gjy5u5_JldJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>10-3-2-1-0 uyku kuralı, vücudu ve zihni uykuya hazırlamaya yardımcı olur. 10-3-2-1-0 kuralı "aslında bir kural değil, bir rutindir." Tutarlı bir uyku öncesi programı için yönergeler sunar. Bu rutin, uykuya hazırlanmak için yapılandırılmış bir yaklaşım sunarak uyku hijyeni alışkanlıklarını potansiyel olarak iyileştirebilir. Garantili bir çözüm olmasa da, tutarlı bir uyku vakti rutini oluşturmak için bir çerçeve sunuyoruz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp hastalıklarının nedeni: Kan basıncını bile doğrudan etkiliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-hastaliklarinin-nedeni-kan-basincini-bile-dogrudan-etkiliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-hastaliklarinin-nedeni-kan-basincini-bile-dogrudan-etkiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Uyumadan önce cep telefonuzda izlediğiniz videolarla vakit geçirmek zararsız bir eğlence gibi görünse de, zihinsel ve fiziksel sağlık üzerindeki etkisi giderek daha belirgin hale geliyor. Aşırı ekran süresi ile hipertansiyon arasındaki bağlantı, bilinçli dijital tüketimin önemini vurguluyor. İşte bu alışkanlığın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği ve etkilerini azaltmak için neler yapılabileceği.Gece uyumadan önce uzanırken genellikle herkes telefonundan bir şeyler izlemeyi tercih ediyor. Oldukça yaygın olan bu alışkanlık ciddi kalp hastalıklarına yol açabilir.Kısa video platformları, içerik tüketme şeklimizi gerçekten devrim niteliğinde değiştirdi. Eğlenceli ve dikkat çekici görseller ve bitmeyen bir eğlence akışıyla, bu platformlarda gezinirken zamanın nasıl geçtiğini anlamak kolay. Ancak bu ne kadar zararsız görünse de, özellikle yatmadan önce uzun ekran süresi ile genç ve orta yaşlı yetişkinlerde hipertansiyon arasında rahatsız edici bir bağlantı olduğunu ortaya koyan bir çalışma var. İşte bu alışkanlığın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği ve etkilerini azaltmak için neler yapılabileceği.2025 yılında yayınlanan bu çalışma, tıbbi muayeneden geçen toplam 4318 genç ve orta yaşlı katılımcının sonuçlarını incelediRenkler arasında gezinmek, zihinsel uyarım ve stres döngüsüne neden olabilir. Bu tür filmlerin hızlı doğası, beyni yüksek alarma geçirir ve bu da genellikle daha yüksek kalp atış hızı ve adrenalin seviyeleriyle sonuçlanır.Bu, vücudun stres tepkisini harekete geçirebilir ve bu da devam ederse yüksek tansiyona katkıda bulunur. Yatmadan önce bir ila iki saat bile ekran kullanımı, hipertansiyon geliştirme riskini büyük ölçüde artırabilir.2024 tarihli bir çalışmaya göre, akıllı telefonlar son on yılda daha yaygın olarak bulunabildiğinden ergenlerin ve genç yetişkinlerin ekran süresi artmıştır.Gece geç saatlerde film izlemek öncelikle uyku düzenini bozar. Ekranlar, melatonin üretimini baskılayan ve uykuya dalmayı zorlaştıran mavi ışık yayar. Kötü uyku, hipertansiyon için iyi bilinen bir risk faktörüdür. Ayrıca, daha az uyku saati, kardiyovasküler sistem için daha az iyileşme süresi anlamına gelir ve bu da yüksek tansiyon riskini büyük ölçüde artırır.Bu hareketsiz yaşam tarzı, yüksek tansiyon için önemli bir risk faktörü olan obezite ile yakından bağlantılıdır. Risk, genellikle gece geç saatlerde telefondan video izlemek hareketsiz yaşamı artırır ve sağlığı ciddi anlamda tehdit eder.Olumsuz veya duygusal olarak yüklü videolara maruz kalmak, kan basıncını doğrudan etkileyen bir stres hormonu olan kortizol seviyelerini artırabilir. Zamanla tekrarlandığında bu duygusal iniş çıkışlar kronik strese ve hipertansiyona yol açabilir.Ekran sürenizi sınırlayın: Her gün bir saatten az tutmak için uygulama zamanlayıcılarını kullanın.Dijital detoks rejimi: Yatmadan önce en az bir saat bilgisayar kullanmaktan kaçının ve bunun yerine okuma veya meditasyon gibi huzurlu aktivitelerle değiştirin.Fiziksel aktivite: Hareketsiz davranışın etkileriyle mücadele etmek için rutininize düzenli egzersiz ekleyin.
Tükettiğiniz şeylere dikkat edin ve duygusal olarak yorucu filmlerden kaçının. Işıkları kısmak ve elektronik aletleri yatak odasından uzak tutmak gibi dinlendirici bir uykuyu teşvik eden bir gece rejimi oluşturun. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OMkTy4bpw02yIITE-f62Mg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, hastalıklarının, nedeni:, Kan, basıncını, bile, doğrudan, etkiliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OMkTy4bpw02yIITE-f62Mg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp hastalıklarının nedeni: Kan basıncını bile doğrudan etkiliyor"><p>Uyumadan önce cep telefonuzda izlediğiniz videolarla vakit geçirmek zararsız bir eğlence gibi görünse de, zihinsel ve fiziksel sağlık üzerindeki etkisi giderek daha belirgin hale geliyor. Aşırı ekran süresi ile hipertansiyon arasındaki bağlantı, bilinçli dijital tüketimin önemini vurguluyor. İşte bu alışkanlığın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği ve etkilerini azaltmak için neler yapılabileceği.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vuHeIANbQE26dXWaEtmEDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece uyumadan önce uzanırken genellikle herkes telefonundan bir şeyler izlemeyi tercih ediyor. Oldukça yaygın olan bu alışkanlık ciddi kalp hastalıklarına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WGS-piDHYE2MuZdI4Io5Dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kısa video platformları, içerik tüketme şeklimizi gerçekten devrim niteliğinde değiştirdi. Eğlenceli ve dikkat çekici görseller ve bitmeyen bir eğlence akışıyla, bu platformlarda gezinirken zamanın nasıl geçtiğini anlamak kolay. Ancak bu ne kadar zararsız görünse de, özellikle yatmadan önce uzun ekran süresi ile genç ve orta yaşlı yetişkinlerde hipertansiyon arasında rahatsız edici bir bağlantı olduğunu ortaya koyan bir çalışma var. İşte bu alışkanlığın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği ve etkilerini azaltmak için neler yapılabileceği.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oEDBzgeEPE6KC6BabnxFGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2025 yılında yayınlanan bu çalışma, tıbbi muayeneden geçen toplam 4318 genç ve orta yaşlı katılımcının sonuçlarını inceledi</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z8tGIaUJBE2Ii7QeByMq8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Renkler arasında gezinmek, zihinsel uyarım ve stres döngüsüne neden olabilir. Bu tür filmlerin hızlı doğası, beyni yüksek alarma geçirir ve bu da genellikle daha yüksek kalp atış hızı ve adrenalin seviyeleriyle sonuçlanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lqQYBUS_dEGtNT9caN-nXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu, vücudun stres tepkisini harekete geçirebilir ve bu da devam ederse yüksek tansiyona katkıda bulunur. Yatmadan önce bir ila iki saat bile ekran kullanımı, hipertansiyon geliştirme riskini büyük ölçüde artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HbxykmQrjke6hFmo6Vd5NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2024 tarihli bir çalışmaya göre, akıllı telefonlar son on yılda daha yaygın olarak bulunabildiğinden ergenlerin ve genç yetişkinlerin ekran süresi artmıştır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XjgCRL5hX0qcIVCdRbHuvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece geç saatlerde film izlemek öncelikle uyku düzenini bozar. Ekranlar, melatonin üretimini baskılayan ve uykuya dalmayı zorlaştıran mavi ışık yayar. Kötü uyku, hipertansiyon için iyi bilinen bir risk faktörüdür. Ayrıca, daha az uyku saati, kardiyovasküler sistem için daha az iyileşme süresi anlamına gelir ve bu da yüksek tansiyon riskini büyük ölçüde artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BzEqhRRlU02l3GT5d9Vf5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu hareketsiz yaşam tarzı, yüksek tansiyon için önemli bir risk faktörü olan obezite ile yakından bağlantılıdır. Risk, genellikle gece geç saatlerde telefondan video izlemek hareketsiz yaşamı artırır ve sağlığı ciddi anlamda tehdit eder.Olumsuz veya duygusal olarak yüklü videolara maruz kalmak, kan basıncını doğrudan etkileyen bir stres hormonu olan kortizol seviyelerini artırabilir. Zamanla tekrarlandığında bu duygusal iniş çıkışlar kronik strese ve hipertansiyona yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E1UCf4HifUSsGCMGPBf9aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekran sürenizi sınırlayın: Her gün bir saatten az tutmak için uygulama zamanlayıcılarını kullanın.Dijital detoks rejimi: Yatmadan önce en az bir saat bilgisayar kullanmaktan kaçının ve bunun yerine okuma veya meditasyon gibi huzurlu aktivitelerle değiştirin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I9_mxVjKwUaVm2oc3UtTiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel aktivite: Hareketsiz davranışın etkileriyle mücadele etmek için rutininize düzenli egzersiz ekleyin.
Tükettiğiniz şeylere dikkat edin ve duygusal olarak yorucu filmlerden kaçının. Işıkları kısmak ve elektronik aletleri yatak odasından uzak tutmak gibi dinlendirici bir uykuyu teşvik eden bir gece rejimi oluşturun.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüksek zekalı insanların farkında olmadan sergiledikleri 5 davranış: Psikiyatristler açıkladı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yuksek-zekali-insanlarin-farkinda-olmadan-sergiledikleri-5-davranis-psikiyatristler-acikladi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yuksek-zekali-insanlarin-farkinda-olmadan-sergiledikleri-5-davranis-psikiyatristler-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Genellikle kişinin hızlı öğrenme, problem çözme, soyut düşünme ve karmaşık konuları anlama kapasitesi olarak tanımlanan yüksek zeka, kendisini çoğunlukla derin düşünme ve analiz yeteneğiyle ele verir. Ancak psikologlara göre günlük hayatta yüksek zeka belirtisi olan başka davranışlar da vardır.Araştırmacı Martina Cola, Dr. Jennifer Hartstein, Psikoterapist Jonathan Alpert, Dr. Dakari Quimby ve Psikoterapist Imi Lo gibi önde gelen uzmanlar, Daily Mail&#039;e yaptıkları açıklamalarda yüksek zeka belirtisi olan 5 davranışı paylaştı.Yüksek zekalı bireyler, zihinsel aktiviteleri nedeniyle uyku konusunda diğer insanlardan daha fazla zorluk yaşayabilirler. Bir araştırma, yüksek zekaya sahip bireylerin uyku eksikliği çektiklerinde bilişsel görevlerde daha kötü performans gösterdiklerini ortaya koydu. Dr. Hartstein, &quot;Zeki bireyler, genellikle nasıl rahatlayacaklarını bilmedikleri için uyku sorunları yaşayabilirler&quot; dedi.Psikoterapist Jonathan Alpert, &quot;Zeki insanlar, entelektüel düşünceleri nedeniyle duygusal bağ kurmakta zorlanırlar, bu da onları sosyal ilişkilerden izole edebilir&quot; ifadelerini kullandı. Zeki bireyler, özellikle yoğun düşünme süreçleri nedeniyle derin ilişkiler sürdürmekte güçlük çekerler.Herkesin asansörde, iş yerinde veya sosyal etkinliklerde gerçekleştirdiği küçük sohbetler, zeki bireyler için bunaltıcı olabilir. Psikolinguistik araştırmacı Martina Cola, &quot;Yüksek zekalı kişiler, yüzeysel konuşmalarda derinlik arayışındadır. Basit bir &#039;Hava nasıl?&#039; sorusu onlar için zihinsel olarak yorucu olabilir&quot; diyor. Bu tür sohbetler, entelektüel uyarı sağlamadığı için genellikle ilgilerini çekmez&#039;&#039; şeklinde konuştu.Moda, popüler kültür ve günlük trendler, birçok insan için anlam taşısa da yüksek zekalı bireyler için genellikle önemsizdir. Psikoterapist Dr. Jennifer Hartstein, &quot;Zeki insanlar, küçük ve yüzeysel şeylere zihinsel olarak enerji harcamayı tercih etmezler&#039;&#039; dedi.Dr. Dakari Quimby, zeki insanların zihinsel çözümleme yetenekleri gelişmiş olsa da, duygusal olarak kendilerini ifade etme ve başkalarının duygusal ihtiyaçlarına cevap verme konusunda zorlanabildiklerini ifade etti. Ayrıca yüksek ses veya parlak ışık gibi uyarıcılara karşı da daha hassas olabilirler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qDOaoh66FkSmS2795ymExg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, zekalı, insanların, farkında, olmadan, sergiledikleri, davranış:, Psikiyatristler, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qDOaoh66FkSmS2795ymExg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yüksek zekalı insanların farkında olmadan sergiledikleri 5 davranış: Psikiyatristler açıkladı"><p>Genellikle kişinin hızlı öğrenme, problem çözme, soyut düşünme ve karmaşık konuları anlama kapasitesi olarak tanımlanan yüksek zeka, kendisini çoğunlukla derin düşünme ve analiz yeteneğiyle ele verir. Ancak psikologlara göre günlük hayatta yüksek zeka belirtisi olan başka davranışlar da vardır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MkAa6-cT50WVRSxScwEYxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacı Martina Cola, Dr. Jennifer Hartstein, Psikoterapist Jonathan Alpert, Dr. Dakari Quimby ve Psikoterapist Imi Lo gibi önde gelen uzmanlar, Daily Mail'e yaptıkları açıklamalarda yüksek zeka belirtisi olan 5 davranışı paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AiHA8kzzL0y0bBdW5GVS0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek zekalı bireyler, zihinsel aktiviteleri nedeniyle uyku konusunda diğer insanlardan daha fazla zorluk yaşayabilirler. Bir araştırma, yüksek zekaya sahip bireylerin uyku eksikliği çektiklerinde bilişsel görevlerde daha kötü performans gösterdiklerini ortaya koydu. Dr. Hartstein, "Zeki bireyler, genellikle nasıl rahatlayacaklarını bilmedikleri için uyku sorunları yaşayabilirler" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GhkUUPlWOkWNX8fCsztyzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikoterapist Jonathan Alpert, "Zeki insanlar, entelektüel düşünceleri nedeniyle duygusal bağ kurmakta zorlanırlar, bu da onları sosyal ilişkilerden izole edebilir" ifadelerini kullandı. Zeki bireyler, özellikle yoğun düşünme süreçleri nedeniyle derin ilişkiler sürdürmekte güçlük çekerler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SFUDEP5VH0ihtb_uquQ9Ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herkesin asansörde, iş yerinde veya sosyal etkinliklerde gerçekleştirdiği küçük sohbetler, zeki bireyler için bunaltıcı olabilir. Psikolinguistik araştırmacı Martina Cola, "Yüksek zekalı kişiler, yüzeysel konuşmalarda derinlik arayışındadır. Basit bir 'Hava nasıl?' sorusu onlar için zihinsel olarak yorucu olabilir" diyor. Bu tür sohbetler, entelektüel uyarı sağlamadığı için genellikle ilgilerini çekmez'' şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MCA-EiHm3UaRWrVKJov8Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Moda, popüler kültür ve günlük trendler, birçok insan için anlam taşısa da yüksek zekalı bireyler için genellikle önemsizdir. Psikoterapist Dr. Jennifer Hartstein, "Zeki insanlar, küçük ve yüzeysel şeylere zihinsel olarak enerji harcamayı tercih etmezler'' dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IGFZ9SbWI0GaFo1BDyTgjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Dakari Quimby, zeki insanların zihinsel çözümleme yetenekleri gelişmiş olsa da, duygusal olarak kendilerini ifade etme ve başkalarının duygusal ihtiyaçlarına cevap verme konusunda zorlanabildiklerini ifade etti. Ayrıca yüksek ses veya parlak ışık gibi uyarıcılara karşı da daha hassas olabilirler.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Geçmeyen yorgunluk: Dysania olabilirsiniz</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gecmeyen-yorgunluk-dysania-olabilirsiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gecmeyen-yorgunluk-dysania-olabilirsiniz</guid>
<description><![CDATA[ Yorgunluk genellikle dinlenme ile geçer. Ancak bazen dinlenseniz bile kendinizi yorgun ve bitkin hissedersiniz. Bu durum önemsiz olarak görülse de aslında çok ciddi bir sorunun işareti olabilir. Klinik Psikolog ve Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal, sürekli devam eden yorgunluğa dikkat çekti ve dysania olarak bilinen kronik yorgunluk sendromunun bilinmeyenlerini ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.Günlük yaşamın temposunda zaman zaman yorgun hissetmek doğaldır. Bu yorgunluk, genellikle dinlenme ile geçer. Ancak dinlenmeye rağmen bitmeyen bir halsizlik hissi, altta yatan bir rahatsızlığın işareti olabilir.
Eğer sürekli devam eden, başka bir tıbbi neden ile açıklanamayan bir yorgunluk yaşıyorsanız, dysania olarak bilinen kronik yorgunluk sendromu ile karşı karşıya olabilirsiniz.Kronik yorgunluk sendromu, başka bir sağlık sorunu ile bağlantılı olmadan, altı aydan uzun süredir devam eden yoğun yorgunluk hali olarak tanımlanır. Bu durum, genellikle aşağıdaki belirtilerle kendini gösterir:•Sürekli yorgunluk hissi•Uyku problemleri•Depresyon belirtileri•Kas ve eklem ağrıları•Huzursuzluk•Tırnaklarda güçsüzlük ve saç dökülmesiEğer bu belirtiler günlük yaşamınızı, iş performansınızı veya sosyal aktivitelerinizi etkiliyorsa, kronik yorgunluk sendromu yaşıyor olabilirsiniz.TIBBİ NEDENLERKronik yorgunluk, aşağıdaki sağlık sorunlarının bir belirtisi olabilir:•Kansızlık•Tiroid hastalıkları•Kalp hastalıkları•Organ yetmezlikleri•Vitamin ve mineral eksiklikleri•Metabolik bozukluklar•Enfeksiyonlar•Kanser•Hormonal dengesizliklerBu hastalıkların tedavisiyle birlikte yorgunluk hissi genellikle ortadan kalkar.Yorgunluğun kaynağı psikolojik rahatsızlıklar da olabilir. Bunlar arasında:•Depresyon•Uzun süreli stres•Uyku bozuklukları•Yaygın kaygı bozukluğu•Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)Kronik yorgunluk hissini yenmek için öncelikle doktorunuza danışarak altta yatan nedeni belirlemeniz gerekir. Eğer yorgunluğunuz tıbbi bir rahatsızlığa bağlıysa, bu rahatsızlığın tedavisiyle birlikte belirtiler de azalacaktır.Psikolojik nedenlere bağlı bir kronik yorgunluk durumunda ise klinik bir psikologdan destek almanız önemlidir. Psikoterapi, yaşam düzenlemesi, kişiye özel egzersiz ve beslenme programları ile bu sorunun üstesinden gelmek mümkündür.•Kontrol alanınıza odaklanın: Değiştiremeyeceğiniz şeylere takılmak yerine kontrol edebileceğiniz durumlara yönelin.•Gerçekçi planlar yapın: Gözünüzü korkutmayacak, uygulanabilir hedeflerle yaşam kalitenizi artırın.•Düzenli egzersiz yapın: Hafif sporlar dahi enerji seviyenizi yükseltir.•Ekran süresini sınırlayın: Uyku öncesinde ekran ışığından uzak durarak uyku kalitesini artırabilirsiniz.•Yeterli su tüketin: Vücudunuzun ihtiyacına göre su içmeyi ihmal etmeyin.•Uyku hijyenine dikkat edin: Düzenli uyku alışkanlıkları oluşturun.•D vitamini alın: Güneş ışığından yararlanarak bağışıklık sisteminizi destekleyin.•Dengeli beslenin: Vitamin ve mineral açısından zengin, sağlıklı bir beslenme düzeni benimseyin.Kendinizi sürekli yorgun hissediyorsanız, bunu bir işaret olarak değerlendirin ve profesyonel destek almaktan çekinmeyin. Sağlıklı bir yaşam için yorgunlukla vedalaşmak mümkün! ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pvdeRcqloUqVEdnvvQQDtQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Geçmeyen, yorgunluk:, Dysania, olabilirsiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pvdeRcqloUqVEdnvvQQDtQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Geçmeyen yorgunluk: Dysania olabilirsiniz"><p>Yorgunluk genellikle dinlenme ile geçer. Ancak bazen dinlenseniz bile kendinizi yorgun ve bitkin hissedersiniz. Bu durum önemsiz olarak görülse de aslında çok ciddi bir sorunun işareti olabilir. Klinik Psikolog ve Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal, sürekli devam eden yorgunluğa dikkat çekti ve dysania olarak bilinen kronik yorgunluk sendromunun bilinmeyenlerini ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KJoJvg20D0mDyxwC4IBvHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük yaşamın temposunda zaman zaman yorgun hissetmek doğaldır. Bu yorgunluk, genellikle dinlenme ile geçer. Ancak dinlenmeye rağmen bitmeyen bir halsizlik hissi, altta yatan bir rahatsızlığın işareti olabilir.
Eğer sürekli devam eden, başka bir tıbbi neden ile açıklanamayan bir yorgunluk yaşıyorsanız, dysania olarak bilinen kronik yorgunluk sendromu ile karşı karşıya olabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l3JXIQXJPUmMjzO0RaMp_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik yorgunluk sendromu, başka bir sağlık sorunu ile bağlantılı olmadan, altı aydan uzun süredir devam eden yoğun yorgunluk hali olarak tanımlanır. Bu durum, genellikle aşağıdaki belirtilerle kendini gösterir:•Sürekli yorgunluk hissi•Uyku problemleri•Depresyon belirtileri•Kas ve eklem ağrıları•Huzursuzluk•Tırnaklarda güçsüzlük ve saç dökülmesiEğer bu belirtiler günlük yaşamınızı, iş performansınızı veya sosyal aktivitelerinizi etkiliyorsa, kronik yorgunluk sendromu yaşıyor olabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/feh0VI-_IUKFfYXn5miSzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TIBBİ NEDENLERKronik yorgunluk, aşağıdaki sağlık sorunlarının bir belirtisi olabilir:•Kansızlık•Tiroid hastalıkları•Kalp hastalıkları•Organ yetmezlikleri•Vitamin ve mineral eksiklikleri•Metabolik bozukluklar•Enfeksiyonlar•Kanser•Hormonal dengesizliklerBu hastalıkların tedavisiyle birlikte yorgunluk hissi genellikle ortadan kalkar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/39UQ3bqktkyLAhUWpET0Bw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yorgunluğun kaynağı psikolojik rahatsızlıklar da olabilir. Bunlar arasında:•Depresyon•Uzun süreli stres•Uyku bozuklukları•Yaygın kaygı bozukluğu•Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bn2TcCB0hEGfsZlLY5U6UQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik yorgunluk hissini yenmek için öncelikle doktorunuza danışarak altta yatan nedeni belirlemeniz gerekir. Eğer yorgunluğunuz tıbbi bir rahatsızlığa bağlıysa, bu rahatsızlığın tedavisiyle birlikte belirtiler de azalacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AXE5sCZUu02eRM1hR5PQpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Psikolojik nedenlere bağlı bir kronik yorgunluk durumunda ise klinik bir psikologdan destek almanız önemlidir. Psikoterapi, yaşam düzenlemesi, kişiye özel egzersiz ve beslenme programları ile bu sorunun üstesinden gelmek mümkündür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2KSiq49LIUCynLNm7oQE-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>•Kontrol alanınıza odaklanın: Değiştiremeyeceğiniz şeylere takılmak yerine kontrol edebileceğiniz durumlara yönelin.•Gerçekçi planlar yapın: Gözünüzü korkutmayacak, uygulanabilir hedeflerle yaşam kalitenizi artırın.•Düzenli egzersiz yapın: Hafif sporlar dahi enerji seviyenizi yükseltir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xw3D4brkR0-v7dNxSwwOGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>•Ekran süresini sınırlayın: Uyku öncesinde ekran ışığından uzak durarak uyku kalitesini artırabilirsiniz.•Yeterli su tüketin: Vücudunuzun ihtiyacına göre su içmeyi ihmal etmeyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jk9SJ7f9sEezDHMv-CaMhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>•Uyku hijyenine dikkat edin: Düzenli uyku alışkanlıkları oluşturun.•D vitamini alın: Güneş ışığından yararlanarak bağışıklık sisteminizi destekleyin.•Dengeli beslenin: Vitamin ve mineral açısından zengin, sağlıklı bir beslenme düzeni benimseyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wiwD3jafSEu0sEjgYyMZXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendinizi sürekli yorgun hissediyorsanız, bunu bir işaret olarak değerlendirin ve profesyonel destek almaktan çekinmeyin. Sağlıklı bir yaşam için yorgunlukla vedalaşmak mümkün!</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları açıkladı: Kötü anıları sildirmek mümkün</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-koetu-anilari-sildirmek-mumkun</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-koetu-anilari-sildirmek-mumkun</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, kötü anıları silerek, ruh sağlığı sorunlarını tedavi etme konusunda umut vadeden bir yaklaşım geliştirdi.Uluslararası bir araştırma ekibi, yaptıkları bir deneyde 37 katılımcıya rastgele kelimeleri olumsuz görsellerle ilişkilendirmelerini istedi. Daha sonra, bu ilişkilerin yarısını yeniden programlamayı ve kötü anılara müdahale etmeyi amaçladılar.  Katılımcılara, insan yaralanmaları ya da tehlikeli hayvanlar gibi olumsuz görseller ile sakin manzaralar veya gülen çocuklar gibi olumlu görsellerin bulunduğu tanınmış veri tabanları sunuldu.   İlk akşam, katılımcılar, olumsuz görselleri araştırma için üretilmiş anlamsız kelimelerle ilişkilendirmek için hafıza eğitimi aldı. Ertesi gün, bu anılar uyku ile pekiştirildikten sonra, kelimelerin yarısı olumlu görsellerle ilişkilendirilerek yeniden kodlanmaya çalışıldı.  İkinci akşam, katılımcıların hızlı olmayan göz hareketleri (NREM) uyku fazı sırasında, hafıza depolamada önemli olduğu bilinen bir dönemde, anlamsız kelimelerin ses kayıtları çalındı. Bu süreçte, beyin aktiviteleri elektroensefalografi (EEG) ile izlendi. Beyinde duygusal hafıza işleme ile ilişkili olan teta dalgası aktivitesinin, sesli hafıza ipuçlarına yanıt olarak arttığı ve olumlu ipuçlarında belirgin şekilde daha yüksek olduğu gözlendi.  Ertesi gün ve birkaç gün sonra yapılan anketlerde, katılımcıların, olumlu anılarla karıştırılmış kötü anıları hatırlamada daha az başarılı olduğu belirlendi. Bu kelimelerle ilişkili olumlu anılar, olumsuz olanlara göre daha fazla akıllarına gelmeye başladı ve daha olumlu bir duygusal bakış açısıyla değerlendirildi.  Uzmanlar, bu yöntemin umut vadettiğini belirterek, “Bu prosedürün olumsuz anıların hatırlanmasını zayıflattığını ve olumlu anıların istemsiz olarak zihinde canlanmasını artırdığını gördük” ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9hlYpxF02kinNxSeJLyHPQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, açıkladı:, Kötü, anıları, sildirmek, mümkün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9hlYpxF02kinNxSeJLyHPQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim insanları açıkladı: Kötü anıları sildirmek mümkün"><p>Bilim insanları, kötü anıları silerek, ruh sağlığı sorunlarını tedavi etme konusunda umut vadeden bir yaklaşım geliştirdi.</p>Uluslararası bir araştırma ekibi, yaptıkları bir deneyde 37 katılımcıya rastgele kelimeleri olumsuz görsellerle ilişkilendirmelerini istedi. Daha sonra, bu ilişkilerin yarısını yeniden programlamayı ve kötü anılara müdahale etmeyi amaçladılar.  Katılımcılara, insan yaralanmaları ya da tehlikeli hayvanlar gibi olumsuz görseller ile sakin manzaralar veya gülen çocuklar gibi olumlu görsellerin bulunduğu tanınmış veri tabanları sunuldu.   İlk akşam, katılımcılar, olumsuz görselleri araştırma için üretilmiş anlamsız kelimelerle ilişkilendirmek için hafıza eğitimi aldı. Ertesi gün, bu anılar uyku ile pekiştirildikten sonra, kelimelerin yarısı olumlu görsellerle ilişkilendirilerek yeniden kodlanmaya çalışıldı.  İkinci akşam, katılımcıların hızlı olmayan göz hareketleri (NREM) uyku fazı sırasında, hafıza depolamada önemli olduğu bilinen bir dönemde, anlamsız kelimelerin ses kayıtları çalındı. Bu süreçte, beyin aktiviteleri elektroensefalografi (EEG) ile izlendi. Beyinde duygusal hafıza işleme ile ilişkili olan teta dalgası aktivitesinin, sesli hafıza ipuçlarına yanıt olarak arttığı ve olumlu ipuçlarında belirgin şekilde daha yüksek olduğu gözlendi.  Ertesi gün ve birkaç gün sonra yapılan anketlerde, katılımcıların, olumlu anılarla karıştırılmış kötü anıları hatırlamada daha az başarılı olduğu belirlendi. Bu kelimelerle ilişkili olumlu anılar, olumsuz olanlara göre daha fazla akıllarına gelmeye başladı ve daha olumlu bir duygusal bakış açısıyla değerlendirildi.  Uzmanlar, bu yöntemin umut vadettiğini belirterek, “Bu prosedürün olumsuz anıların hatırlanmasını zayıflattığını ve olumlu anıların istemsiz olarak zihinde canlanmasını artırdığını gördük” ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En sinirli kan grubu belli oldu: Öfke kontrolünde zorlanıyorlar</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/en-sinirli-kan-grubu-belli-oldu-ofke-kontrolunde-zorlaniyorlar</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/en-sinirli-kan-grubu-belli-oldu-ofke-kontrolunde-zorlaniyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Kan grubu kişilik testleri, 1920&#039;lerde Japonya&#039;da popüler hale geldi, ancak artık dünyada birçok insan, kişiliklerini değerlendirmek için bu olası nesnel yönteme ilgi duyuyor. Özellikle öfke düzeyleri ile kan grubu arasındaki ilişki, son yıllarda yapılan çeşitli araştırmalarla dikkat çekici bir şekilde ortaya konmuştur. Araştırmalar, bazı kan gruplarının, özellikle B kan grubu sahiplerinin, öfke ve agresyon gibi duygusal tepkilere daha yatkın olabileceğini göstermektedir.Kan grubu kişilik testleri, 1920&#039;lerde Japonya&#039;da popüler hale geldi, ancak artık dünyada birçok insan, kişiliklerini değerlendirmek için bu olası nesnel yönteme ilgi duyuyor.Kan grubunuzun belirli kişilik özellikleriyle bağlantılı olduğu inançları yeni değil. Japon kültüründe, kan grubu uzun süredir eşleştirme ve diğer tahminler için bir temel olarak kullanılıyor.1920&#039;lerin sonlarında, Tokeji Furukawa adında bir araştırma psikoloğu, &quot;Mizaç ve Kan Grupları Üzerine Bir Çalışma&quot; adlı bir makale yayınlayarak bu kültürel inançlara katkıda bulundu.Çalışmasında, Furukawa deneklerinden 11 soruluk bir anketle kendi kişiliklerini değerlendirmelerini istedi. Bu soruların cevaplarının, katılımcıların kan gruplarıyla örtüştüğünü buldu. 2013 yılı araştırmalarına göre, bazı kan grupları belirli sağlık durumlarına veya endişelere karşı daha dirençli olabilir.Bu bireyler, yoğun baskı altında kaldıklarında, öfke ve tahammülsüzlük gibi duygusal tepkiler geliştirebilirler. Ayrıca, rekabet ortamlarında, bu tepkilerin daha da yoğunlaşabileceği ve kişilerarası ilişkilerde zorluklara yol açabileceği belirtilmektedir.Yapılan araştırmalar, B kan grubuna sahip bireylerin öfkeye daha yatkın olabileceğini göstermektedir. Bu kişiler, özellikle stresli ve rekabetçi ortamlarda, daha agresif tepkiler verme eğiliminde olabilirler. Araştırmalar, B kan grubuna sahip kişilerin stres faktörlerine karşı diğer kan gruplarına kıyasla daha hassas olabileceğini ve bu durumun, onların duygusal tepkilerini etkileyebileceğini ortaya koymaktadır.B kan grubuna sahip bireylerin çevresel faktörlerden hızla etkilenebileceği ve bu etkilerle başa çıkarken duygusal olarak daha fazla zorlanabileceği vurgulanmaktadır. Bu kişiler, çevresel stres kaynaklarına karşı daha hassas olabilir ve özellikle sosyal baskılar altında duygusal dengeyi sağlamakta güçlük çekebilirler. Araştırmalar, bu bireylerin çevresel değişimlere hızlı tepki verme eğiliminde olduklarını ve bu durumun, duygusal dalgalanmalar yaşamalarına neden olabileceğini göstermektedir.Bu duyarlılık, özellikle yoğun stres veya belirsizlik dönemlerinde, B kan grubuna sahip kişilerin daha fazla içsel çatışma yaşamasına yol açabilir. Ayrıca, toplumsal yargılar ve önyargılar da bu kişilerin duygusal durumunu olumsuz etkileyebilir. B kan grubuna sahip bireylerin, bazen çevrelerindeki insanlar tarafından yanlış anlaşılabileceği veya dışlanabileceği, bunun sonucunda yalnızlık hissine kapılabilecekleri gözlemlenmiştir.B kan grubunun sahip olduğu bu özelliklerin, sadece olumsuz bir yönü olmadığını belirten uzmanlar, aynı zamanda güçlü ve olumlu yönlerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Prglf19rNUaviLgbGLzhpQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>sinirli, kan, grubu, belli, oldu:, Öfke, kontrolünde, zorlanıyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Prglf19rNUaviLgbGLzhpQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="En sinirli kan grubu belli oldu: Öfke kontrolünde zorlanıyorlar"><p>Kan grubu kişilik testleri, 1920'lerde Japonya'da popüler hale geldi, ancak artık dünyada birçok insan, kişiliklerini değerlendirmek için bu olası nesnel yönteme ilgi duyuyor. Özellikle öfke düzeyleri ile kan grubu arasındaki ilişki, son yıllarda yapılan çeşitli araştırmalarla dikkat çekici bir şekilde ortaya konmuştur. Araştırmalar, bazı kan gruplarının, özellikle B kan grubu sahiplerinin, öfke ve agresyon gibi duygusal tepkilere daha yatkın olabileceğini göstermektedir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r44CJxzlskiEKQwCc3Ki2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kan grubu kişilik testleri, 1920'lerde Japonya'da popüler hale geldi, ancak artık dünyada birçok insan, kişiliklerini değerlendirmek için bu olası nesnel yönteme ilgi duyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QA1iDI_PvEe8sqlaipWhsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kan grubunuzun belirli kişilik özellikleriyle bağlantılı olduğu inançları yeni değil. Japon kültüründe, kan grubu uzun süredir eşleştirme ve diğer tahminler için bir temel olarak kullanılıyor.1920'lerin sonlarında, Tokeji Furukawa adında bir araştırma psikoloğu, "Mizaç ve Kan Grupları Üzerine Bir Çalışma" adlı bir makale yayınlayarak bu kültürel inançlara katkıda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z79LCzP1gECGzPDf5SWKhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmasında, Furukawa deneklerinden 11 soruluk bir anketle kendi kişiliklerini değerlendirmelerini istedi. Bu soruların cevaplarının, katılımcıların kan gruplarıyla örtüştüğünü buldu. 2013 yılı araştırmalarına göre, bazı kan grupları belirli sağlık durumlarına veya endişelere karşı daha dirençli olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wlbn1CeSWkaS7r1-31rkPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu bireyler, yoğun baskı altında kaldıklarında, öfke ve tahammülsüzlük gibi duygusal tepkiler geliştirebilirler. Ayrıca, rekabet ortamlarında, bu tepkilerin daha da yoğunlaşabileceği ve kişilerarası ilişkilerde zorluklara yol açabileceği belirtilmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KuROI7URyEKqjuGBjFGvig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan araştırmalar, B kan grubuna sahip bireylerin öfkeye daha yatkın olabileceğini göstermektedir. Bu kişiler, özellikle stresli ve rekabetçi ortamlarda, daha agresif tepkiler verme eğiliminde olabilirler. Araştırmalar, B kan grubuna sahip kişilerin stres faktörlerine karşı diğer kan gruplarına kıyasla daha hassas olabileceğini ve bu durumun, onların duygusal tepkilerini etkileyebileceğini ortaya koymaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5KzVjupjL0i5kuM_DceYaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B kan grubuna sahip bireylerin çevresel faktörlerden hızla etkilenebileceği ve bu etkilerle başa çıkarken duygusal olarak daha fazla zorlanabileceği vurgulanmaktadır. Bu kişiler, çevresel stres kaynaklarına karşı daha hassas olabilir ve özellikle sosyal baskılar altında duygusal dengeyi sağlamakta güçlük çekebilirler. Araştırmalar, bu bireylerin çevresel değişimlere hızlı tepki verme eğiliminde olduklarını ve bu durumun, duygusal dalgalanmalar yaşamalarına neden olabileceğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5bMq9pyTS0q4UcxtY0g1UA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu duyarlılık, özellikle yoğun stres veya belirsizlik dönemlerinde, B kan grubuna sahip kişilerin daha fazla içsel çatışma yaşamasına yol açabilir. Ayrıca, toplumsal yargılar ve önyargılar da bu kişilerin duygusal durumunu olumsuz etkileyebilir. B kan grubuna sahip bireylerin, bazen çevrelerindeki insanlar tarafından yanlış anlaşılabileceği veya dışlanabileceği, bunun sonucunda yalnızlık hissine kapılabilecekleri gözlemlenmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_OP_GlnlrU-hfyZZEnlqqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B kan grubunun sahip olduğu bu özelliklerin, sadece olumsuz bir yönü olmadığını belirten uzmanlar, aynı zamanda güçlü ve olumlu yönlerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade edildi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kanser riskini artıran en popüler alışkanlık: Milyonlarca kişi aynı hatayı yapıyor, onkoloji diyetisyeni uyardı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kanser-riskini-artiran-en-populer-aliskanlik-milyonlarca-kisi-ayni-hatayi-yapiyor-onkoloji-diyetisyeni-uyardi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kanser-riskini-artiran-en-populer-aliskanlik-milyonlarca-kisi-ayni-hatayi-yapiyor-onkoloji-diyetisyeni-uyardi</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda tüm dünyada kullanımı oldukça yaygınlaşan vitamin ve mineral takviyelerinin, genel sağlık üzerinde çeşitli olumsuz etkileri olduğu konuşuluyor. Onkoloji diyetisyeni Nichole Andrews, bu takviyelerin bilinçsiz kullanımının kanser riskini artırdığını öne sürerek uyarıda bulundu.Nichole Andrews, uzun süredir vitamin ve mineral takviyelerinden uzak durduğunu belirterek, bu takviyelerin kanser riskini artırabileceğini belirtti. Andrews, &quot;Doktorum önermedikçe hiçbir takviye almıyorum, tüm besinlerimi yiyeceklerden alıyorum&quot; dedi.Andrews, hangi takviyelerin kanserle ilişkili olduğuna dair bir açıklama yapmadı ancak NHS (Ulusal Sağlık Servisi) beta-karoten içeren takviyelerin, özellikle sigara içenler ve asbeste maruz kalanlar gibi kişilerde akciğer kanseri riskini artırabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.Beta-karoten, havuç ve tatlı patates gibi sarı ve turuncu meyve ve sebzelerde bulunan doğal bir pigmenttir ve vücutta A vitaminine dönüşerek bağışıklık sistemi ve cilt sağlığı için faydalar sağlar. Ancak yapılan araştırmalar, beta-karoten takviyesi alan sigara içicilerinin kansere yakalanma riskinin beşte bir oranında daha fazla olduğunu ortaya koydu. Asbeste maruz kalan kişilerde ise bu riskin yüzde 28 arttığı gözlemlendi.Beta-karoten takviyelerinin kansere neden olma mekanizması tam olarak bilinmese de, yüksek dozlarının hücrelere zarar verebileceği veya kanserojen maddelerin etkilerini artırabileceği öne sürülüyor. Kanser riskini artıran tek takviye beta-karoten değil.
E vitamini takviyelerinin de erkeklerde prostat kanseri riskini yüzde 17 artırdığı bulundu. Ayrıca, selenyum takviyelerinin prostat kanseri ölüm riskini yüzde 130 oranında artırabileceği belirtildi ancak bu bulgu yalnızca yüksek dozda selenyum alan erkeklerde tespit edildi.Bazı araştırmalar, demir takviyelerinin bağırsak kanseri riskini artırabileceğini de gösterdi. NHS, erkeklerin günde yaklaşık 8,7 mg demir, 19-49 yaş arasındaki kadınların ise 14,8 mg demir almasını öneriyor. Takviyelerle ilgili riskler hakkında yapılan araştırmalar henüz kesin sonuçlar vermese de; genel tavsiye, vitamin ve minerallerin doğal yollarla, dengeli bir beslenme yoluyla alınması üzerine oldu.Andrews, &quot;Takviyelere aşırı yüklenmeden önce iki kere düşünün. Bazı araştırmalar, vitamin ve minerallerin aşırı alımının kanser riskini artırabileceğini ve sağlıklı hücrelere zarar verebileceğini öne sürüyor&quot; dedi.Kanser riskini azaltmak için dikkat edilmesi gereken diğer faktörler ise alkol ve işlenmiş etlerden kaçınmaktır. Alkol; meme, ağız ve bağırsak kanserleri gibi birçok kanser türü için bilinen bir risk faktörüdür ve dünyadaki kanser vakalarının büyük bir kısmından sorumludur. İşlenmiş etler için de aynı şey geçerlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/njwDosuHWU6C0uPgKZqHdA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kanser, riskini, artıran, popüler, alışkanlık:, Milyonlarca, kişi, aynı, hatayı, yapıyor, onkoloji, diyetisyeni, uyardı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/njwDosuHWU6C0uPgKZqHdA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kanser riskini artıran en popüler alışkanlık: Milyonlarca kişi aynı hatayı yapıyor, onkoloji diyetisyeni uyardı"><p>Son yıllarda tüm dünyada kullanımı oldukça yaygınlaşan vitamin ve mineral takviyelerinin, genel sağlık üzerinde çeşitli olumsuz etkileri olduğu konuşuluyor. Onkoloji diyetisyeni Nichole Andrews, bu takviyelerin bilinçsiz kullanımının kanser riskini artırdığını öne sürerek uyarıda bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/35HP0uebnEmElvrHaC_JVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nichole Andrews, uzun süredir vitamin ve mineral takviyelerinden uzak durduğunu belirterek, bu takviyelerin kanser riskini artırabileceğini belirtti. Andrews, "Doktorum önermedikçe hiçbir takviye almıyorum, tüm besinlerimi yiyeceklerden alıyorum" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ytmw5p-UN0CuQTYZHHqepg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Andrews, hangi takviyelerin kanserle ilişkili olduğuna dair bir açıklama yapmadı ancak NHS (Ulusal Sağlık Servisi) beta-karoten içeren takviyelerin, özellikle sigara içenler ve asbeste maruz kalanlar gibi kişilerde akciğer kanseri riskini artırabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tEhFGnXnUUSB4asoDeXBCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beta-karoten, havuç ve tatlı patates gibi sarı ve turuncu meyve ve sebzelerde bulunan doğal bir pigmenttir ve vücutta A vitaminine dönüşerek bağışıklık sistemi ve cilt sağlığı için faydalar sağlar. Ancak yapılan araştırmalar, beta-karoten takviyesi alan sigara içicilerinin kansere yakalanma riskinin beşte bir oranında daha fazla olduğunu ortaya koydu. Asbeste maruz kalan kişilerde ise bu riskin yüzde 28 arttığı gözlemlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DEnrBWxwAkqdhRM7woCKdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beta-karoten takviyelerinin kansere neden olma mekanizması tam olarak bilinmese de, yüksek dozlarının hücrelere zarar verebileceği veya kanserojen maddelerin etkilerini artırabileceği öne sürülüyor. Kanser riskini artıran tek takviye beta-karoten değil.
E vitamini takviyelerinin de erkeklerde prostat kanseri riskini yüzde 17 artırdığı bulundu. Ayrıca, selenyum takviyelerinin prostat kanseri ölüm riskini yüzde 130 oranında artırabileceği belirtildi ancak bu bulgu yalnızca yüksek dozda selenyum alan erkeklerde tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wOdmq_zQA0KGGiy_pnSgPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı araştırmalar, demir takviyelerinin bağırsak kanseri riskini artırabileceğini de gösterdi. NHS, erkeklerin günde yaklaşık 8,7 mg demir, 19-49 yaş arasındaki kadınların ise 14,8 mg demir almasını öneriyor. Takviyelerle ilgili riskler hakkında yapılan araştırmalar henüz kesin sonuçlar vermese de; genel tavsiye, vitamin ve minerallerin doğal yollarla, dengeli bir beslenme yoluyla alınması üzerine oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dI-pNYBZKUawT8MYCuOjCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Andrews, "Takviyelere aşırı yüklenmeden önce iki kere düşünün. Bazı araştırmalar, vitamin ve minerallerin aşırı alımının kanser riskini artırabileceğini ve sağlıklı hücrelere zarar verebileceğini öne sürüyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OlMVr2_oB0mnJOHxUcaL_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser riskini azaltmak için dikkat edilmesi gereken diğer faktörler ise alkol ve işlenmiş etlerden kaçınmaktır. Alkol; meme, ağız ve bağırsak kanserleri gibi birçok kanser türü için bilinen bir risk faktörüdür ve dünyadaki kanser vakalarının büyük bir kısmından sorumludur. İşlenmiş etler için de aynı şey geçerlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu saatte asla uyanık olmayın: Kanserin 1 numaralı nedeni olabilir</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bu-saatte-asla-uyanik-olmayin-kanserin-1-numarali-nedeni-olabilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bu-saatte-asla-uyanik-olmayin-kanserin-1-numarali-nedeni-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal medya platformu TikTok&#039;da tıbbi bilgiler paylaşan Dr. Karan Raj, uyku alışkanlıklarının bireysel farklılıklar gösterebileceğini belirtti. Ancak uyumak için tercih edilen belirli saatlerin sağlık açısından olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekti. Dr. Raj’ın özellikle bir saat dilimine vurgu yapması, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.Dr. Raj, uyku döngülerinin yaklaşık bir buçuk saat süreyle gerçekleştiğini ve bu süre içinde beynin non-REM uykudan REM uykusuna geçtiğini ifade etti.Gece boyunca bu döngüler sürekli tekrar ederken non-REM ve REM uykusu oranlarının değiştiğini belirtti.“Gece uyurken daha derin ve onarıcı non-REM uykusu fazladır,” diyen Dr. Raj, sabaha doğru daha hafif ve rüyalarla dolu REM uykusunun öne çıktığını söyledi.Her bireyin biyolojik ritimlerinin farklı olduğunu dile getiren Dr. Raj, bazı kişilerin saat 11’de uykusuz kalırken, bazılarının ancak gece yarısından sonra uyuyabildiğine dikkat çekti. “Düzenli uyku saatlerine sadık kalındığında uyku kalitesi artar,” dedi.Dr. Raj, gece saat 10 ile sabah 4 arasında uyanık kalmanın kanser ve kardiyovasküler hastalık riskini artırabileceğini belirtti.“Hangi saatte uyuduğunuzdan çok, uyumaya başladığınız saat kritiktir,” diyen Dr. Raj, özellikle sabaha karşı saat 3 veya 4 gibi uyumaya başlamanın REM uykusunun ağırlık kazanmasına ve onarıcı non-REM uyku sürelerinin azalmasına neden olacağını ifade etti.“Bu durum, sabah kendinizi halsiz ve yorgun hissetmenize yol açabilir,” diyen Dr. Raj, düzensiz uyku saatlerine sahip olan kişilerin bu etkileri daha yoğun yaşayabileceğini belirtti.Dr. Raj, sabah saat 3-4 arası uyumaktan kaçınılmasını önerdi.Geç saatlere kadar uyanık kalma alışkanlığı olanların uyku düzeni oluşturarak sağlıklarına daha fazla dikkat etmeleri gerektiğine vurgu yaptı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ZAgtEx3pUOf4FnVh3icUw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>saatte, asla, uyanık, olmayın:, Kanserin, numaralı, nedeni, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ZAgtEx3pUOf4FnVh3icUw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bu saatte asla uyanık olmayın: Kanserin 1 numaralı nedeni olabilir"><p>Sosyal medya platformu TikTok'da tıbbi bilgiler paylaşan Dr. Karan Raj, uyku alışkanlıklarının bireysel farklılıklar gösterebileceğini belirtti. Ancak uyumak için tercih edilen belirli saatlerin sağlık açısından olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekti. Dr. Raj’ın özellikle bir saat dilimine vurgu yapması, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y4jt8hlB-EmiFAkYggqTGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Raj, uyku döngülerinin yaklaşık bir buçuk saat süreyle gerçekleştiğini ve bu süre içinde beynin non-REM uykudan REM uykusuna geçtiğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uCBL390_xEy0dwH-e7tuPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece boyunca bu döngüler sürekli tekrar ederken non-REM ve REM uykusu oranlarının değiştiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TAuZOWvjuU2Nzl5BQ1inVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Gece uyurken daha derin ve onarıcı non-REM uykusu fazladır,” diyen Dr. Raj, sabaha doğru daha hafif ve rüyalarla dolu REM uykusunun öne çıktığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZhdfIYZmCkKgWjoIX1D1vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her bireyin biyolojik ritimlerinin farklı olduğunu dile getiren Dr. Raj, bazı kişilerin saat 11’de uykusuz kalırken, bazılarının ancak gece yarısından sonra uyuyabildiğine dikkat çekti. “Düzenli uyku saatlerine sadık kalındığında uyku kalitesi artar,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QWdaTUigA0SfeOp8vltwLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Raj, gece saat 10 ile sabah 4 arasında uyanık kalmanın kanser ve kardiyovasküler hastalık riskini artırabileceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wA9G8qvgy0uITaL2iEcHtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Hangi saatte uyuduğunuzdan çok, uyumaya başladığınız saat kritiktir,” diyen Dr. Raj, özellikle sabaha karşı saat 3 veya 4 gibi uyumaya başlamanın REM uykusunun ağırlık kazanmasına ve onarıcı non-REM uyku sürelerinin azalmasına neden olacağını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nGrlF-Hzmkau2CBgWosgLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Bu durum, sabah kendinizi halsiz ve yorgun hissetmenize yol açabilir,” diyen Dr. Raj, düzensiz uyku saatlerine sahip olan kişilerin bu etkileri daha yoğun yaşayabileceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6Iz8ZlPML0ejTOHvk7Kt8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Raj, sabah saat 3-4 arası uyumaktan kaçınılmasını önerdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cjyyc2PX5kmgbuFaXn8veA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geç saatlere kadar uyanık kalma alışkanlığı olanların uyku düzeni oluşturarak sağlıklarına daha fazla dikkat etmeleri gerektiğine vurgu yaptı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyayı sarsan HMPV&amp;apos;de yeni gelişme: Olağan dışı belirti tespit edildi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dunyayi-sarsan-hmpvde-yeni-gelisme-olagan-disi-belirti-tespit-edildi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dunyayi-sarsan-hmpvde-yeni-gelisme-olagan-disi-belirti-tespit-edildi</guid>
<description><![CDATA[ HMPV virüsü, dünya genelinde endişe yaratmaya devam ediyor. Son gelişmelere göre, Hollandalı bilim insanları, bu virüsün sadece solunum yollarını etkilemekle kalmayıp, vücudun farklı bölgelerinde de belirgin semptomlara neden olabileceğini keşfetti. Araştırmalar, HMPV&#039;nin göğüs, sırt ve pelvis bölgesinde kırmızı döküntülere yol açtığını ortaya koydu. Bu olağandışı belirtiler, sağlık uzmanlarını virüsün daha geniş kapsamlı etkileri üzerine düşünmeye sevk etti. Uzmanlar, bu semptomların, virüsün vücutta nasıl yayıldığı ve bağışıklık sistemiyle nasıl etkileşime geçtiği konusunda daha fazla araştırma yapılmasını gerektirdiğini vurguluyor.Koronavirüs salgınının ilk kez ortaya çıktığı ülke olarak bilinen Çin, şimdi de hızla artan HMPV (Human Metapneumovirus) vakalarıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Ülkede, hastanelerin dolup taştığına dair sosyal medyada paylaşılan görüntüler, sağlık sisteminin üzerindeki baskının giderek arttığını gösteriyor. Özellikle büyük şehirlerde, sağlık kuruluşlarına başvuran hasta sayısında belirgin bir artış olduğu gözlemleniyor.Çin&#039;deki bu endişe verici durumun yanı sıra, HMPV vakalarının Hindistan ve Malezya gibi diğer Asya ülkelerinde de yükselişe geçtiği bildirildi. Hindistan&#039;da yetkililer, HMPV&#039;nin yayılmasını kontrol altına almak için çeşitli önlemler almaya başladı.Sağlık bakanlığı, kamuoyunu bu yeni virüs hakkında bilgilendirmek amacıyla kampanyalar düzenlerken, hastanelerde ekstra önlemler alınması talimatını verdi.Son dönemde HMPV&#039;nin İngiltere&#039;de hızla yayılmaya başladığı belirtilirken, virüsle ilişkili yeni ve beklenmedik bir semptom tespit edildi. Hollandalı bilim insanları, HMPV enfeksiyonu geçiren hastaların göğüs, pelvis, kasık ve sırt bölgelerinde kırmızı döküntüler geliştiğini raporladı.İngiliz basını, ABD ve İtalya&#039;da da benzer cilt döküntüleri görülen hastaların aynı zamanda halsizlik ve kusma gibi şikayetlerle karşılaştığını bildiriyor.HMPV&#039;nin diğer yaygın belirtileri arasında burun akıntısı, boğaz ağrısı ve beş gün süren yüksek ateş bulunuyor. Özellikle kronik akciğer hastalıkları olanlar, bağışıklık sistemi zayıf bireyler, yaşlılar ve çocuklar, bu virüsün yarattığı sağlık riskleri açısından daha savunmasız durumda.Imperial College London’dan Profesör John Tregoning, HMPV&#039;nin öksürük, hapşırma ve havada taşınan damlacıklar yoluyla bulaştığını vurgularken, Avustralyalı Profesör Paul Griffin, bu virüsün bazı vakalarda ciddi hastalıklara yol açabileceği konusunda uyarılarda bulundu.İngiliz Sağlık Güvenliği Ajansı, hastanelerde tedavi gören her 10 çocuktan birinin HMPV kaynaklı solunum yolu sorunları yaşadığını açıkladı. Bu durum, virüsün toplum sağlığı üzerindeki potansiyel etkileri konusunda endişeleri artırıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lvK7DIXHbEOKcChsEJJjcg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyayı, sarsan, HMPVde, yeni, gelişme:, Olağan, dışı, belirti, tespit, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lvK7DIXHbEOKcChsEJJjcg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyayı sarsan HMPV'de yeni gelişme: Olağan dışı belirti tespit edildi"><p>HMPV virüsü, dünya genelinde endişe yaratmaya devam ediyor. Son gelişmelere göre, Hollandalı bilim insanları, bu virüsün sadece solunum yollarını etkilemekle kalmayıp, vücudun farklı bölgelerinde de belirgin semptomlara neden olabileceğini keşfetti. Araştırmalar, HMPV'nin göğüs, sırt ve pelvis bölgesinde kırmızı döküntülere yol açtığını ortaya koydu. Bu olağandışı belirtiler, sağlık uzmanlarını virüsün daha geniş kapsamlı etkileri üzerine düşünmeye sevk etti. Uzmanlar, bu semptomların, virüsün vücutta nasıl yayıldığı ve bağışıklık sistemiyle nasıl etkileşime geçtiği konusunda daha fazla araştırma yapılmasını gerektirdiğini vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eSb9Rb1B1kiiP2lHOKuW6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Koronavirüs salgınının ilk kez ortaya çıktığı ülke olarak bilinen Çin, şimdi de hızla artan HMPV (Human Metapneumovirus) vakalarıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Ülkede, hastanelerin dolup taştığına dair sosyal medyada paylaşılan görüntüler, sağlık sisteminin üzerindeki baskının giderek arttığını gösteriyor. Özellikle büyük şehirlerde, sağlık kuruluşlarına başvuran hasta sayısında belirgin bir artış olduğu gözlemleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CcT9kxccNEKut4FPSWTIfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çin'deki bu endişe verici durumun yanı sıra, HMPV vakalarının Hindistan ve Malezya gibi diğer Asya ülkelerinde de yükselişe geçtiği bildirildi. Hindistan'da yetkililer, HMPV'nin yayılmasını kontrol altına almak için çeşitli önlemler almaya başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XPqBnL5X2kSNQ5QBUfuLTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık bakanlığı, kamuoyunu bu yeni virüs hakkında bilgilendirmek amacıyla kampanyalar düzenlerken, hastanelerde ekstra önlemler alınması talimatını verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XB_dFaBNM0yK1bEf5BwhEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde HMPV'nin İngiltere'de hızla yayılmaya başladığı belirtilirken, virüsle ilişkili yeni ve beklenmedik bir semptom tespit edildi. Hollandalı bilim insanları, HMPV enfeksiyonu geçiren hastaların göğüs, pelvis, kasık ve sırt bölgelerinde kırmızı döküntüler geliştiğini raporladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E4WSojUX_U-2RVyaBUm8Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiliz basını, ABD ve İtalya'da da benzer cilt döküntüleri görülen hastaların aynı zamanda halsizlik ve kusma gibi şikayetlerle karşılaştığını bildiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q-UI0GtEoUCPaLiC0O2GVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>HMPV'nin diğer yaygın belirtileri arasında burun akıntısı, boğaz ağrısı ve beş gün süren yüksek ateş bulunuyor. Özellikle kronik akciğer hastalıkları olanlar, bağışıklık sistemi zayıf bireyler, yaşlılar ve çocuklar, bu virüsün yarattığı sağlık riskleri açısından daha savunmasız durumda.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lf-n9XnCwECC1CjrdrMS8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Imperial College London’dan Profesör John Tregoning, HMPV'nin öksürük, hapşırma ve havada taşınan damlacıklar yoluyla bulaştığını vurgularken, Avustralyalı Profesör Paul Griffin, bu virüsün bazı vakalarda ciddi hastalıklara yol açabileceği konusunda uyarılarda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cRfpKPXn0EKUUxJvxeUXjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiliz Sağlık Güvenliği Ajansı, hastanelerde tedavi gören her 10 çocuktan birinin HMPV kaynaklı solunum yolu sorunları yaşadığını açıkladı. Bu durum, virüsün toplum sağlığı üzerindeki potansiyel etkileri konusunda endişeleri artırıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya&amp;apos;da 15 yıl sonra yeniden görüldü: İnsanlara herhangi bir zararı yok</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/antalyada-15-yil-sonra-yeniden-goeruldu-insanlara-herhangi-bir-zarari-yok</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/antalyada-15-yil-sonra-yeniden-goeruldu-insanlara-herhangi-bir-zarari-yok</guid>
<description><![CDATA[ Kızıldeniz&#039;den Akdeniz&#039;e geçen türlerden birisi olan deniz tavşanı Antalya&#039;nın dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili&#039;nde 15 yıl aradan sonra dalgıçların sualtı kamerasınca görüntülendi. Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi&#039;nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, &quot;Bizim yaptığımız çalışmadan 15 yıl sonra görülmesi de ilginç. Denizin incileri bunlar&quot; dedi.Antalya&#039;da eğitim amaçlı dalış yapan bir grup dalgıç dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili&#039;ndeki deniz canlılığını görüntüledi.Çok sayıda türe ev sahipliği yapan Konyaaltı Sahili&#039;nde dalgıçlar tarafından kayda alınan görüntüler, izleyenleri hayran bıraktı.Görüntülerde özellikle dikkat çeken ise deniz tavşanı olarak adlandırılan canlı türü oldu.Küçük boyutu ve rengârenk yapısı ile dikkat çeken deniz tavşanının Antalya Körfezi&#039;nden en son 2010 yılında görüntülendiği öğrenildi. Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi&#039;nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, Kızıldeniz&#039;den Akdeniz&#039;e geçen türlerden birisi olan deniz tavşanının ilk olarak 1999 yılında İskenderun açıklarında görüldüğünü ve 2010 yılında Antalya Körfezi&#039;nde kayıtlara geçtiğini belirtti.Deniz tavşanının yosunlarla beslenen ve çok renkli bir canlı olduğunu söyleyen Gökoğlu, &quot;Bu canlı değişik noktalarda da görülmüş. Örneğin İsrail kıyılarında, Kıbrıs, Mersin, İskenderun Körfezi Yumurtalık civarında da görülmüş. 2010 yılında bizim bir çalışmamızda Antalya Körfezi&#039;nde olduğu duyuruldu. En son 2022 yılında Suriye kıyılarından bildirilmiş. Renkli çok güzel bir canlıdır. Genellikle Alglerle yani deniz yosunları ile beslenirler. Deniz tavşanı denmesinin nedeni kulaklarının çok bariz bir şekilde kulak benzeri uzantılarının olmasıdır. İnsanlara herhangi bir zararı yoktur. Çok renkli, çok güzel canlılardır. Belli dönemlerde gözüküp belli dönemlerde kayboluyorlar” dedi.Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, “Bu nadir görüler bir tür, şimdiye kadar Akdeniz&#039;de belli noktalarda görülmüş. Bu deniz tavşanı, Kızıldeniz&#039;den Akdeniz&#039;e geçen türlerden bir tanesi. Bizim yaptığımız çalışmadan 15 yıl sonra görülmesi de ilginç tabi ki ama bazen bunlar kaybolur. Bazen taşların, kayaların altlarında görürsünüz. Çok değişik türleri var bunların. Denizin incileri bunlar, denizin güzellikleri. Ama genellikle bunlar Kızıldeniz orijinli, bizim 2010 yılında bu türle ilgili yaptığımız bir makale var. O dönemde Antalya Körfezi&#039;ne girdiğini duyurmuştuk. Tabii o zamandan bu yana geçen süreçte de ilk defa görüntülendi. Körfezde ne tür değişiklikler olduğunu biz sürekli olarak izliyoruz. Gerek balıkçılardan gerekse vatandaşlardan körfezdeki biyolojik çeşitliliğin sürekli olarak değiştiğini gözlüyoruz” ifadesini kullandı.Deniz tavşanının görüntüleri kayıt altına alan Akdeniz Yunus Dalış Merkezi&#039;nde dalış eğitmeni olarak görev yapan İbrahim Sunduvaç ise, “Aslında bakmasını bildiğinizde deniz binlerce canlıyla dolu. Biraz daha yakından bakabilmek için dalış yapabilmek lazım. Yüzerken bunu fark edemiyoruz. Ama dalış yaptığımızda biraz daha çeşitlilik artıyor. Biraz daha dikkatli bakarsak deniz tavşanları var. Çok küçük canlılardır deniz tavşanları, rengarenktir, onları görüyoruz. Son dönemlerde vatoz geliyor, kırlangıç balığı gibi çeşitli balıklarla karşılaşıyoruz. Kırlangıç balığı bölgemizde bulunuyor, çok nadiren denk geliyor. Çok güzel bir canlı, kanatlarını açtığında rengarenk bir görüntü sunuyor bize. Kameramız yanımızdaysa çok rahatsız etmeden görüntüsünü çekiyoruz. Deniz tavşanının aynı şekilde yakından çekilmiş bir görüntüsü bulunuyor” şeklinde konuştu ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_EK2JzMCKEaYEeUdy2vRSg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antalyada, yıl, sonra, yeniden, görüldü:, İnsanlara, herhangi, bir, zararı, yok</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_EK2JzMCKEaYEeUdy2vRSg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Antalya'da 15 yıl sonra yeniden görüldü: İnsanlara herhangi bir zararı yok"><p>Kızıldeniz'den Akdeniz'e geçen türlerden birisi olan deniz tavşanı Antalya'nın dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili'nde 15 yıl aradan sonra dalgıçların sualtı kamerasınca görüntülendi. Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Bizim yaptığımız çalışmadan 15 yıl sonra görülmesi de ilginç. Denizin incileri bunlar" dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OQgt8A5gi02LhmX9rLuc6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antalya'da eğitim amaçlı dalış yapan bir grup dalgıç dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili'ndeki deniz canlılığını görüntüledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j6738nWYGkmNT0tYuL85ZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok sayıda türe ev sahipliği yapan Konyaaltı Sahili'nde dalgıçlar tarafından kayda alınan görüntüler, izleyenleri hayran bıraktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bxXPtaqwwka8AJh454HKRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Görüntülerde özellikle dikkat çeken ise deniz tavşanı olarak adlandırılan canlı türü oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zvO7q9nQR0qzybYKTcCQyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küçük boyutu ve rengârenk yapısı ile dikkat çeken deniz tavşanının Antalya Körfezi'nden en son 2010 yılında görüntülendiği öğrenildi. Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, Kızıldeniz'den Akdeniz'e geçen türlerden birisi olan deniz tavşanının ilk olarak 1999 yılında İskenderun açıklarında görüldüğünü ve 2010 yılında Antalya Körfezi'nde kayıtlara geçtiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aBYioDVk00W7Fzo6UzQdlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz tavşanının yosunlarla beslenen ve çok renkli bir canlı olduğunu söyleyen Gökoğlu, "Bu canlı değişik noktalarda da görülmüş. Örneğin İsrail kıyılarında, Kıbrıs, Mersin, İskenderun Körfezi Yumurtalık civarında da görülmüş. 2010 yılında bizim bir çalışmamızda Antalya Körfezi'nde olduğu duyuruldu. En son 2022 yılında Suriye kıyılarından bildirilmiş. Renkli çok güzel bir canlıdır. Genellikle Alglerle yani deniz yosunları ile beslenirler. Deniz tavşanı denmesinin nedeni kulaklarının çok bariz bir şekilde kulak benzeri uzantılarının olmasıdır. İnsanlara herhangi bir zararı yoktur. Çok renkli, çok güzel canlılardır. Belli dönemlerde gözüküp belli dönemlerde kayboluyorlar” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VrTwUL29i02tA7H2KvjVcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, “Bu nadir görüler bir tür, şimdiye kadar Akdeniz'de belli noktalarda görülmüş. Bu deniz tavşanı, Kızıldeniz'den Akdeniz'e geçen türlerden bir tanesi. Bizim yaptığımız çalışmadan 15 yıl sonra görülmesi de ilginç tabi ki ama bazen bunlar kaybolur. Bazen taşların, kayaların altlarında görürsünüz. Çok değişik türleri var bunların. Denizin incileri bunlar, denizin güzellikleri. Ama genellikle bunlar Kızıldeniz orijinli, bizim 2010 yılında bu türle ilgili yaptığımız bir makale var. O dönemde Antalya Körfezi'ne girdiğini duyurmuştuk. Tabii o zamandan bu yana geçen süreçte de ilk defa görüntülendi. Körfezde ne tür değişiklikler olduğunu biz sürekli olarak izliyoruz. Gerek balıkçılardan gerekse vatandaşlardan körfezdeki biyolojik çeşitliliğin sürekli olarak değiştiğini gözlüyoruz” ifadesini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w1p8LRf9bkmOhjPhGT1kKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz tavşanının görüntüleri kayıt altına alan Akdeniz Yunus Dalış Merkezi'nde dalış eğitmeni olarak görev yapan İbrahim Sunduvaç ise, “Aslında bakmasını bildiğinizde deniz binlerce canlıyla dolu. Biraz daha yakından bakabilmek için dalış yapabilmek lazım. Yüzerken bunu fark edemiyoruz. Ama dalış yaptığımızda biraz daha çeşitlilik artıyor. Biraz daha dikkatli bakarsak deniz tavşanları var. Çok küçük canlılardır deniz tavşanları, rengarenktir, onları görüyoruz. Son dönemlerde vatoz geliyor, kırlangıç balığı gibi çeşitli balıklarla karşılaşıyoruz. Kırlangıç balığı bölgemizde bulunuyor, çok nadiren denk geliyor. Çok güzel bir canlı, kanatlarını açtığında rengarenk bir görüntü sunuyor bize. Kameramız yanımızdaysa çok rahatsız etmeden görüntüsünü çekiyoruz. Deniz tavşanının aynı şekilde yakından çekilmiş bir görüntüsü bulunuyor” şeklinde konuştu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3uX_jNFjXUmMCoNAsbwAZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İyileşmek için içtiği antidepresanlar sonu oluyordu</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/iyilesmek-icin-ictigi-antidepresanlar-sonu-oluyordu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/iyilesmek-icin-ictigi-antidepresanlar-sonu-oluyordu</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan 48 yaşındaki Lingling Wang, antidepresan tedavisine başladıktan sonra ruh sağlığının çok daha kötüye gittiğini, yatağa bağımlı hale geldiğini ve intihar düşüncelerinin arttığını öne sürdü. Tıp otoriteleri, son yıllarda kullanımı oldukça yaygınlaşan antidepresanların, ciddi yan etkilerine karşı uyarıda bulundu.İngiltere&#039;nin Surrey bölgesinde bankacılık yapan Wang, kaygı ve uykusuzluk problemleri için hastaneye gitti. Kendisine 3 farklı ilaç reçete edildiğini anlatan Çinli kadın, ilaçları kullanmaya başladıktan birkaç hafta sonra semptomlarının daha da kötüleştiğini fark etti. Yine de ilaçları kullanmaya devam eden Wang, bu defa zihnini ele geçiren intihar düşünceleriyle mücadele etmeye başladı. Aylar sonra ilacı bırakma kararı alan 48 yaşındaki kadın, &#039;&#039;Eğer antidepresan kullanımına devam etseydim, kesinlikle kendimi öldürürdüm&#039;&#039; dedi.Wang, yaşadığı deneyimi paylaşarak, geçen Ocak ayında kendisine reçete edilen ilaçların riskleri hakkında yeterince bilgilendirilmediğini iddia etti.
&quot;Hayatım bitti. İşimi kaybettim, neredeyse tüm arkadaşlarımı kaybettim, yatağa mahkum oldum, aileme bağımlı hale geldim&#039;&#039; diyen Wang, &#039;&#039;Zihnim tamamen donmuş gibi hissediyordum&#039;&#039; ifadelerini kullandı.Wang, ilaç tedavisine başladıktan sonra kaygılarının korkunç düzeyde arttığını fark edince tekrar bir psikiyatriste danıştı. Uzmanın da desteğiyle ilaçları kullanmayı bıraktı.
İngiltere’de SSRI’lar, depresyon tedavisinde tercih edilen ilaçlar arasında yer alıyor. Ancak sağlık otoritelerine göre, bu ilaçlar özellikle intihar düşüncelerine yol açabileceği için dikkatli olunması gerekiyor.Wang, yaşadığı deneyimi resmi bir şikayet olarak NHS’ye bildirdi. Yapılan incelemede, Çinli kadına sertralin hakkında yeterince bilgi verilmediği tespit edildi.
Wang’a reçete edilen sertralin ve sitalopram, Prens Michael’ın kızının eşi Thomas Kingston tarafından da kullanılmıştı ve Kingston, geçen yılın şubat ayında intihar etmişti. Kingston’a, semptomları düzelmediği için önce sertralin, sonra sitalopram verilmişti.
Kingston’ın ölümüne dair yapılan incelemede, intiharının kaygı bozukluğu ve yeni reçete edilen ilaçlarla ilişkilendirilebileceği ortaya çıktı.2023-24 yılında, yaklaşık 89 milyon antidepresan ilacı reçete edildi. İngiltere’nin ilaç düzenleyici kurumu MHRA; sitalopram, sertralin ve mirtazapin gibi ilaçların olası ölümcül yan etkilerini incelemeye aldı. 2014’ten bu yana, bu ilaçlarla bağlantılı 185 ölüm raporlandı. Ancak, uzmanlar bu ilaçların depresyon tedavisindeki etkinliğini sorgulamaya devam ediyor.Antidepresanların serotonini artırarak depresyonu tedavi ettiği düşünülse de, bazı uzmanlar bu ilaçların aşırı serotonin salgılatarak sağlık üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceğini belirtiyor. Psikiyatristler, antidepresan kullanan hastalarına yan etkiler konusunda endişelenmemeleri için tıbbi uzmanlarıyla görüşmelerini öneriyor ve ilaç bırakılırken uzmanların gözetimi gerektiğini vurguluyorlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y95Qfds-K0ecji7i1YEfCA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İyileşmek, için, içtiği, antidepresanlar, sonu, oluyordu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y95Qfds-K0ecji7i1YEfCA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İyileşmek için içtiği antidepresanlar sonu oluyordu"><p>İngiltere'de yaşayan 48 yaşındaki Lingling Wang, antidepresan tedavisine başladıktan sonra ruh sağlığının çok daha kötüye gittiğini, yatağa bağımlı hale geldiğini ve intihar düşüncelerinin arttığını öne sürdü. Tıp otoriteleri, son yıllarda kullanımı oldukça yaygınlaşan antidepresanların, ciddi yan etkilerine karşı uyarıda bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3CzSOHW6xUGcM6Ac9P81cw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'nin Surrey bölgesinde bankacılık yapan Wang, kaygı ve uykusuzluk problemleri için hastaneye gitti. Kendisine 3 farklı ilaç reçete edildiğini anlatan Çinli kadın, ilaçları kullanmaya başladıktan birkaç hafta sonra semptomlarının daha da kötüleştiğini fark etti. Yine de ilaçları kullanmaya devam eden Wang, bu defa zihnini ele geçiren intihar düşünceleriyle mücadele etmeye başladı. Aylar sonra ilacı bırakma kararı alan 48 yaşındaki kadın, ''Eğer antidepresan kullanımına devam etseydim, kesinlikle kendimi öldürürdüm'' dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XgVubKLhpkagxPL-7fhSzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Wang, yaşadığı deneyimi paylaşarak, geçen Ocak ayında kendisine reçete edilen ilaçların riskleri hakkında yeterince bilgilendirilmediğini iddia etti.
"Hayatım bitti. İşimi kaybettim, neredeyse tüm arkadaşlarımı kaybettim, yatağa mahkum oldum, aileme bağımlı hale geldim'' diyen Wang, ''Zihnim tamamen donmuş gibi hissediyordum'' ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2yjo5Ar2CUabxoScH15Yvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Wang, ilaç tedavisine başladıktan sonra kaygılarının korkunç düzeyde arttığını fark edince tekrar bir psikiyatriste danıştı. Uzmanın da desteğiyle ilaçları kullanmayı bıraktı.
İngiltere’de SSRI’lar, depresyon tedavisinde tercih edilen ilaçlar arasında yer alıyor. Ancak sağlık otoritelerine göre, bu ilaçlar özellikle intihar düşüncelerine yol açabileceği için dikkatli olunması gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LHbzU7EyeUW2AimA70btng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Wang, yaşadığı deneyimi resmi bir şikayet olarak NHS’ye bildirdi. Yapılan incelemede, Çinli kadına sertralin hakkında yeterince bilgi verilmediği tespit edildi.
Wang’a reçete edilen sertralin ve sitalopram, Prens Michael’ın kızının eşi Thomas Kingston tarafından da kullanılmıştı ve Kingston, geçen yılın şubat ayında intihar etmişti. Kingston’a, semptomları düzelmediği için önce sertralin, sonra sitalopram verilmişti.
Kingston’ın ölümüne dair yapılan incelemede, intiharının kaygı bozukluğu ve yeni reçete edilen ilaçlarla ilişkilendirilebileceği ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5feOHVAo-UecI6zQS2SJ3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2023-24 yılında, yaklaşık 89 milyon antidepresan ilacı reçete edildi. İngiltere’nin ilaç düzenleyici kurumu MHRA; sitalopram, sertralin ve mirtazapin gibi ilaçların olası ölümcül yan etkilerini incelemeye aldı. 2014’ten bu yana, bu ilaçlarla bağlantılı 185 ölüm raporlandı. Ancak, uzmanlar bu ilaçların depresyon tedavisindeki etkinliğini sorgulamaya devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7q5HnZzlC02m7RG3L4eABA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antidepresanların serotonini artırarak depresyonu tedavi ettiği düşünülse de, bazı uzmanlar bu ilaçların aşırı serotonin salgılatarak sağlık üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceğini belirtiyor. Psikiyatristler, antidepresan kullanan hastalarına yan etkiler konusunda endişelenmemeleri için tıbbi uzmanlarıyla görüşmelerini öneriyor ve ilaç bırakılırken uzmanların gözetimi gerektiğini vurguluyorlar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Partneriniz egoist mi? 5 işaret bencil biriyle birlikte olduğunuzu gösteriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/partneriniz-egoist-mi-5-isaret-bencil-biriyle-birlikte-oldugunuzu-goesteriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/partneriniz-egoist-mi-5-isaret-bencil-biriyle-birlikte-oldugunuzu-goesteriyor</guid>
<description><![CDATA[ Romantik ilişkilerde karşılıklı anlayış, çiftlerin daha uzun süre mutlu bir beraberlik yaşaması adına önemli bir unsurdur. Ancak bazı ilişkilerde, partnerlerden biri, kendi ihtiyaçlarını daha fazla önemseyebilir. Egoizm olarak tanımlanan bu durum, ilişkinin gidişatını olumsuz yönde etkileyebildiği gibi fedakar olan partner üzerinde psikolojik hasarlar da bırakabilir. Peki partnerinizin bencil olduğunu nasıl anlarsınız? İşte dikkat edilmesi gereken 5 işaret:Bir kişinin empati kurma yeteneği, sağlıklı bir ilişkinin temel taşlarından biridir. Ancak egoist bir partner, çoğu zaman karşısındaki kişinin duygularına kayıtsız kalabilir. Bu durum, partnerin duygusal ihtiyaçlarını anlamada ve destekleme konusunda zorluk yaşanmasına neden olabilir. Partnerinin stresini ya da üzüntüsünü görmezden gelmek, egoist bir davranışın en belirgin örneklerinden biridir.İyi bir ilişkide, her iki tarafın da ihtiyaçları ve istekleri göz önünde bulundurulur. Ancak egoist bir partner, ilişkiyi sadece kendi çıkarları etrafında şekillendirir. Yani, hep kendi zamanını, hobilerini ve duygusal ihtiyaçlarını ön plana çıkarır.Egoist bir partner, iletişimi çoğunlukla tek taraflı yürütür. Kendi düşüncelerini ve duygularını ifade etmeye odaklanırken, partnerinin söylediklerini dinlemek ya da anlamak konusunda isteksizdir. İletişim bilimcileri, etkili bir iletişimin karşılıklı dinleme ve anlamaya dayandığını vurguluyor. Bir kişi, sürekli olarak kendi görüşlerini dayatıyor ve partnerinin fikirlerine saygı göstermiyorsa, bu durum ilişkinin sağlıklı bir biçimde ilerlemesini engelleyebilir.Egoist bir partner, yaşanan sorunlarda sürekli olarak suçlu arar. Hatayı çoğu zaman karşısındaki kişide bulur ve kendi hatalarını kabul etmekten kaçınır. Bu, ilişkinin geleceğini tehdit eden bir davranış biçimidir. Psikologlar, sağlıklı bir ilişkinin temeli olarak, ortak sorunların birlikte çözülmesini ve her iki tarafın da sorumluluk almasını öneriyor. Ancak egoist bir partner, bu yaklaşım yerine sürekli olarak başkalarını suçlayarak sorunları büyütebilir.İlişkilerde karşılıklı fedakarlık ve özveri önemlidir.  Egoist bir partner, genellikle sadece kendi çıkarlarını gözetir ve partnerinin duygusal ihtiyaçlarına kayıtsız kalır. Bu tür bir yaklaşım, ilişkinin tek taraflı hale gelmesine ve partnerin zamanla duygusal olarak uzaklaşmasına yol açabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TGBPVdknKEKpkqqEJJr0Zw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Partneriniz, egoist, mi, işaret, bencil, biriyle, birlikte, olduğunuzu, gösteriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TGBPVdknKEKpkqqEJJr0Zw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Partneriniz egoist mi? 5 işaret bencil biriyle birlikte olduğunuzu gösteriyor"><p>Romantik ilişkilerde karşılıklı anlayış, çiftlerin daha uzun süre mutlu bir beraberlik yaşaması adına önemli bir unsurdur. Ancak bazı ilişkilerde, partnerlerden biri, kendi ihtiyaçlarını daha fazla önemseyebilir. Egoizm olarak tanımlanan bu durum, ilişkinin gidişatını olumsuz yönde etkileyebildiği gibi fedakar olan partner üzerinde psikolojik hasarlar da bırakabilir. Peki partnerinizin bencil olduğunu nasıl anlarsınız? İşte dikkat edilmesi gereken 5 işaret:</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2Lo4UoFn2E6247Rv3tuZoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir kişinin empati kurma yeteneği, sağlıklı bir ilişkinin temel taşlarından biridir. Ancak egoist bir partner, çoğu zaman karşısındaki kişinin duygularına kayıtsız kalabilir. Bu durum, partnerin duygusal ihtiyaçlarını anlamada ve destekleme konusunda zorluk yaşanmasına neden olabilir. Partnerinin stresini ya da üzüntüsünü görmezden gelmek, egoist bir davranışın en belirgin örneklerinden biridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tfxjCYyj4UKbjsoZBE-1iA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi bir ilişkide, her iki tarafın da ihtiyaçları ve istekleri göz önünde bulundurulur. Ancak egoist bir partner, ilişkiyi sadece kendi çıkarları etrafında şekillendirir. Yani, hep kendi zamanını, hobilerini ve duygusal ihtiyaçlarını ön plana çıkarır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f_quRmjTIEmWOYZ682rrxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egoist bir partner, iletişimi çoğunlukla tek taraflı yürütür. Kendi düşüncelerini ve duygularını ifade etmeye odaklanırken, partnerinin söylediklerini dinlemek ya da anlamak konusunda isteksizdir. İletişim bilimcileri, etkili bir iletişimin karşılıklı dinleme ve anlamaya dayandığını vurguluyor. Bir kişi, sürekli olarak kendi görüşlerini dayatıyor ve partnerinin fikirlerine saygı göstermiyorsa, bu durum ilişkinin sağlıklı bir biçimde ilerlemesini engelleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fvb2dKiXbkmFMtDxsVXGRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egoist bir partner, yaşanan sorunlarda sürekli olarak suçlu arar. Hatayı çoğu zaman karşısındaki kişide bulur ve kendi hatalarını kabul etmekten kaçınır. Bu, ilişkinin geleceğini tehdit eden bir davranış biçimidir. Psikologlar, sağlıklı bir ilişkinin temeli olarak, ortak sorunların birlikte çözülmesini ve her iki tarafın da sorumluluk almasını öneriyor. Ancak egoist bir partner, bu yaklaşım yerine sürekli olarak başkalarını suçlayarak sorunları büyütebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GkKMy7iAbEO8fhV3cgeImA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişkilerde karşılıklı fedakarlık ve özveri önemlidir.  Egoist bir partner, genellikle sadece kendi çıkarlarını gözetir ve partnerinin duygusal ihtiyaçlarına kayıtsız kalır. Bu tür bir yaklaşım, ilişkinin tek taraflı hale gelmesine ve partnerin zamanla duygusal olarak uzaklaşmasına yol açabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aç karnına tüketilmemesi gereken 8 gıda: Mide duvarına zarar veriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ac-karnina-tuketilmemesi-gereken-8-gida-mide-duvarina-zarar-veriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ac-karnina-tuketilmemesi-gereken-8-gida-mide-duvarina-zarar-veriyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, bazı besinlerin aç karnına tüketilmesinin, sindirim ve mide problemlerine neden olabileceğini belirterek uyarıyor. Bu besinlerin başında kahve, baharatlı besinler ve kızartmalar geliyor. Portakal ve mandalina gibi asidik gıdalar da aç karnına tüketildiğinde mide duvarını tahriş ederek, çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor.Özellikle filtre kahve veya espresso gibi sert kahveler, aç karnına içildiğinde mideyi zorlayabilir. Bunun nedeni, kahvedeki kafeinin, mide asidi salgılayan gastrin hormonunun üretimini artırmasıdır. 
Kahvenin yan etkilerinden kaçınmak için kahve içmeden önce hafif bir atıştırmalık tüketmek faydalı olabilir. Uzman diyetisyen Johanna Salazar; haşlanmış yumurta, fındık ezmesi ya da kahveye eklenen bir kaşık tam yağlı Hindistan cevizi sütünün mide için faydalı olabileceğini ifade ediyor.Gastroenterolog Dr. Michael Schopis, baharatlı yiyeceklerin içindeki kapsaisin adlı kimyasalın mide-bağırsak sistemini uyararak, vücudun sindirimi hızlandırmaya çalıştığını ve bunun mide bulantısına, ishale veya ani tuvalet ihtiyacına yol açabileceğini belirtiyor.Aç karnına şekerli yiyecekler tüketmek, insülin ve kan şekeri seviyelerini hızla yükseltir. Bu ani yükselmeyi önlemek için yüksek lifli gıdalarla başlamak daha iyi bir seçenektir. Çünkü lif, şekerin emilimini yavaşlatır. Ayrıca, şekerli yiyecekler aç karnına yendiğinde, ishale neden olabilir. Bu durum, şekerin bağırsaklarda fazla sıvı çekmesine ve sindirim sisteminin bu yüksek şeker seviyesini dengelemeye çalışmasına bağlıdır.Dr. Schopis, çayın, mideyi tahriş ederek asit üretimini artırabileceğini belirtiyor. Siyah çay, diğer çaylardan daha fazla kafein içerdiği için aç karnına tüketilmemesi gereken bir içecektir. Yeşil çay da kafein içerdiği için aç karnına içilmesi mideyi rahatsız edebilir. Ancak, kafeinsiz bitki çayları bu tür bir soruna yol açmaz.Yoğurt, yüksek probiyotik ve laktik asit içeriği ile bağırsak sağlığı için faydalıdır. Ancak bazı kişiler laktik aside karşı hassas olabilir. Aç karnına yoğurt yemek, mide asidi üretimini artırabilir. Dr. Schopis, &quot;Yoğurdu tok karnına yemek daha iyi olacaktır, böylece laktik asidin bir kısmı emilebilir ve probiyotiklerin etkisi korunur&quot; diyor.Gazlı içecekler ve maden suyu, özellikle aç karnına içildiğinde mideyi rahatsız edebilir. Dr. Chutkan, &quot;Gazlı içeceklerdeki karbondioksit kabarcıkları, mideye baskı yaparak geğirmeye ve şişkinliğe neden olabilir. Ayrıca yemek borusunun kapağını açarak reflüyü tetikleyebilir&quot; diyor.
Şekerli gazlı içecekler, kan şekerinin hızla yükselmesine ve potansiyel olarak enerji düşüklüğüne sebep olabilir.Dr. Schopis, &quot;Kızartılmış besinler, midenin sindirim sürecini uzatarak asit üretimini artırabilir&quot; diyor. Bu tür yiyecekler, yemek borusunun kapağının düzgün çalışmasını engelleyebilir ve asit reflüsüne neden olabilir.Portakal, mandalina veya greyfurt gibi turunçgiller, özellikle aç karnına sindirim sorunları yaşayan kişiler için sorun yaratabilir. Dr. Schopis, turunçgillerdeki sitrik asitin mideyi tahriş edebileceğini ve asit reflüsünü tetikleyebileceğini söylüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5tErdkEnC06GLH7qB5qIGA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aç, karnına, tüketilmemesi, gereken, gıda:, Mide, duvarına, zarar, veriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5tErdkEnC06GLH7qB5qIGA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aç karnına tüketilmemesi gereken 8 gıda: Mide duvarına zarar veriyor"><p>Uzmanlar, bazı besinlerin aç karnına tüketilmesinin, sindirim ve mide problemlerine neden olabileceğini belirterek uyarıyor. Bu besinlerin başında kahve, baharatlı besinler ve kızartmalar geliyor. Portakal ve mandalina gibi asidik gıdalar da aç karnına tüketildiğinde mide duvarını tahriş ederek, çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zV6tajYk8kWxCvhUgWyiQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle filtre kahve veya espresso gibi sert kahveler, aç karnına içildiğinde mideyi zorlayabilir. Bunun nedeni, kahvedeki kafeinin, mide asidi salgılayan gastrin hormonunun üretimini artırmasıdır. 
Kahvenin yan etkilerinden kaçınmak için kahve içmeden önce hafif bir atıştırmalık tüketmek faydalı olabilir. Uzman diyetisyen Johanna Salazar; haşlanmış yumurta, fındık ezmesi ya da kahveye eklenen bir kaşık tam yağlı Hindistan cevizi sütünün mide için faydalı olabileceğini ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7F1qD-06HEipge1MNopiAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gastroenterolog Dr. Michael Schopis, baharatlı yiyeceklerin içindeki kapsaisin adlı kimyasalın mide-bağırsak sistemini uyararak, vücudun sindirimi hızlandırmaya çalıştığını ve bunun mide bulantısına, ishale veya ani tuvalet ihtiyacına yol açabileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tcwmogZJ9UaeLO6gNwdqjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aç karnına şekerli yiyecekler tüketmek, insülin ve kan şekeri seviyelerini hızla yükseltir. Bu ani yükselmeyi önlemek için yüksek lifli gıdalarla başlamak daha iyi bir seçenektir. Çünkü lif, şekerin emilimini yavaşlatır. Ayrıca, şekerli yiyecekler aç karnına yendiğinde, ishale neden olabilir. Bu durum, şekerin bağırsaklarda fazla sıvı çekmesine ve sindirim sisteminin bu yüksek şeker seviyesini dengelemeye çalışmasına bağlıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1n6e_-UZIkSwPtzALpf1pA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Schopis, çayın, mideyi tahriş ederek asit üretimini artırabileceğini belirtiyor. Siyah çay, diğer çaylardan daha fazla kafein içerdiği için aç karnına tüketilmemesi gereken bir içecektir. Yeşil çay da kafein içerdiği için aç karnına içilmesi mideyi rahatsız edebilir. Ancak, kafeinsiz bitki çayları bu tür bir soruna yol açmaz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/04Ov33dq2Eik-v7XhoTfAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurt, yüksek probiyotik ve laktik asit içeriği ile bağırsak sağlığı için faydalıdır. Ancak bazı kişiler laktik aside karşı hassas olabilir. Aç karnına yoğurt yemek, mide asidi üretimini artırabilir. Dr. Schopis, "Yoğurdu tok karnına yemek daha iyi olacaktır, böylece laktik asidin bir kısmı emilebilir ve probiyotiklerin etkisi korunur" diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aQhjO19ZXkObwX8QrKdYnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gazlı içecekler ve maden suyu, özellikle aç karnına içildiğinde mideyi rahatsız edebilir. Dr. Chutkan, "Gazlı içeceklerdeki karbondioksit kabarcıkları, mideye baskı yaparak geğirmeye ve şişkinliğe neden olabilir. Ayrıca yemek borusunun kapağını açarak reflüyü tetikleyebilir" diyor.
Şekerli gazlı içecekler, kan şekerinin hızla yükselmesine ve potansiyel olarak enerji düşüklüğüne sebep olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bhVp9Vc830ycuYoysgCdpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Schopis, "Kızartılmış besinler, midenin sindirim sürecini uzatarak asit üretimini artırabilir" diyor. Bu tür yiyecekler, yemek borusunun kapağının düzgün çalışmasını engelleyebilir ve asit reflüsüne neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2Ptf8G2BbUa9zPH2uqRp6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Portakal, mandalina veya greyfurt gibi turunçgiller, özellikle aç karnına sindirim sorunları yaşayan kişiler için sorun yaratabilir. Dr. Schopis, turunçgillerdeki sitrik asitin mideyi tahriş edebileceğini ve asit reflüsünü tetikleyebileceğini söylüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp krizi ve felç riskini yüzde 39 azaltıyor: Faydası kanıtlandı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-krizi-ve-felc-riskini-yuzde-39-azaltiyor-faydasi-kanitlandi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-krizi-ve-felc-riskini-yuzde-39-azaltiyor-faydasi-kanitlandi</guid>
<description><![CDATA[ Kalp-damar hastalıklarından korunmak ve kalp krizi riskini azaltmanın yolları var. İngiltere&#039;deki East Anglia ve Norfolk Üniversitesi&#039;nden uzmanlar kalp krizi riskini yüzde 39 azaltan bir yöntem buldu. Düzenli olarak merdivenleri kullanmanın herhangi bir nedenden ölüm riskini yüzde 24 ve 14 yıl boyunca kalp krizi, kalp yetmezliği ve felç dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalık riskini azalttığı ortaya çıktı.Kalp krizi, tıbbi adıyla miyokard enfarktüsü, kalp kasına kan ve oksijen taşıyan koroner arterlerin tıkanması sonucu kalp kasının bir bölümüne yeterince kan ulaşamaması durumudur. Bu durum, kalp kasının oksijensiz kalmasına ve hücrelerin ölmesine neden olur. Kalp krizinin hızlı ve doğru bir şekilde müdahale edilmesi hayati önem taşır.Göğsün orta veya sol tarafında sıkışma, basınç, dolgunluk veya ağrı hissi
Omuzlara, kola (genellikle sol kol), sırt, boyun, çene veya mideye yayılan ağrı
Nefes darlığı
Soğuk terleme
Baş dönmesi, halsizlik veya bayılma
Mide bulantısı veya kusma

Not: Özellikle kadınlarda, yaşlılarda ve diyabet hastalarında belirtiler daha az tipik olabilir (örneğin, sadece yorgunluk veya hazımsızlık hissi olabilir).Sigara içmek, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, obezite, sağlıksız yaşam tarzı alışkanlıkları, stres, genetik faktörler kalp krizi riskini artırabilir.Dünya genelinde önde gelen ölüm nedenleri arasında olan kalp krizini azaltmanın yolları da var.İngiltere&#039;deki East Anglia ve Norfolk Üniversitesi&#039;nden uzmanlar, ömrü uzatmanın yollarını araştırdı.Çalışmanın sonuçları Yunanistan&#039;daki European Society of Cardiology&#039;s Preventive Cardiology Konferansı&#039;nda açıklandı. 35 ile 84 yaşları arasındaki yaklaşık 500 bin kişi üzerinde yapılan araştırmada, merdiven çıkmanın kalp-damar hastalığı ve erken ölüm riskini azaltmada rol oynadığı belirlendi.Düzenli olarak merdivenleri kullanmanın herhangi bir nedenden ölüm riskini yüzde 24 ve 14 yıl boyunca kalp krizi, kalp yetmezliği ve felç dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalık riskini yüzde 39 azalttığını ortaya çıkardı.Merdiven çıkma, bacak ve kalça kaslarınızı güçlendirir. Bu da vücut gücünüzü artırır, dengenizi geliştirir ve günlük aktivitelerde daha fazla dayanıklılık sağlar.Merdiveni düzenli olarak çıkmak, enerji harcamanıza yardımcı olur. Bu da kilo kontrolüne ve metabolizmanın hızlanmasına katkıda bulunabilir.Bu egzersiz alışkanlığı, kemik yoğunluğunu artırabilir. Bu da osteoporoz gibi kemik hastalıklarının riskini azaltabilir.Düzenli olarak merdiven çıkmak, endorfin salınımını artırarak ruh halini iyileştirebilir ve stresi azaltabilir.Merdivenleri kullanarak günlük fiziksel aktivitenizi artırabilirsiniz. Özellikle işyerinde veya evde düzenli olarak merdiven çıkmak, günlük hareket miktarını artırmanın basit bir yoludur.Merdiven kullanımı, asansör veya araç kullanımına göre çevreye daha az karbon salınımı yapar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XZxBeYjPmEaLg8Dsii5Ndg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizi, felç, riskini, yüzde, azaltıyor:, Faydası, kanıtlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XZxBeYjPmEaLg8Dsii5Ndg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp krizi ve felç riskini yüzde 39 azaltıyor: Faydası kanıtlandı"><p>Kalp-damar hastalıklarından korunmak ve kalp krizi riskini azaltmanın yolları var. İngiltere'deki East Anglia ve Norfolk Üniversitesi'nden uzmanlar kalp krizi riskini yüzde 39 azaltan bir yöntem buldu. Düzenli olarak merdivenleri kullanmanın herhangi bir nedenden ölüm riskini yüzde 24 ve 14 yıl boyunca kalp krizi, kalp yetmezliği ve felç dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalık riskini azalttığı ortaya çıktı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xhkMaQjo4EufyKYhTmhUvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp krizi, tıbbi adıyla miyokard enfarktüsü, kalp kasına kan ve oksijen taşıyan koroner arterlerin tıkanması sonucu kalp kasının bir bölümüne yeterince kan ulaşamaması durumudur. Bu durum, kalp kasının oksijensiz kalmasına ve hücrelerin ölmesine neden olur. Kalp krizinin hızlı ve doğru bir şekilde müdahale edilmesi hayati önem taşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JYkcQWUtv0C7VBtQN7K6tA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğsün orta veya sol tarafında sıkışma, basınç, dolgunluk veya ağrı hissi
Omuzlara, kola (genellikle sol kol), sırt, boyun, çene veya mideye yayılan ağrı
Nefes darlığı
Soğuk terleme
Baş dönmesi, halsizlik veya bayılma
Mide bulantısı veya kusma

Not: Özellikle kadınlarda, yaşlılarda ve diyabet hastalarında belirtiler daha az tipik olabilir (örneğin, sadece yorgunluk veya hazımsızlık hissi olabilir).</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C7gPsvEgqEaeSN2s-NZX3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara içmek, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, obezite, sağlıksız yaşam tarzı alışkanlıkları, stres, genetik faktörler kalp krizi riskini artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eSHRPDHw1EKogb3Mu5BQig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya genelinde önde gelen ölüm nedenleri arasında olan kalp krizini azaltmanın yolları da var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v37sxaX0QkGjB3VSZeIzag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'deki East Anglia ve Norfolk Üniversitesi'nden uzmanlar, ömrü uzatmanın yollarını araştırdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-E2ymy2xXEic43OLaAC-Hw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmanın sonuçları Yunanistan'daki European Society of Cardiology's Preventive Cardiology Konferansı'nda açıklandı. 35 ile 84 yaşları arasındaki yaklaşık 500 bin kişi üzerinde yapılan araştırmada, merdiven çıkmanın kalp-damar hastalığı ve erken ölüm riskini azaltmada rol oynadığı belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Bjcqd15t0KNg5UrVDCT4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli olarak merdivenleri kullanmanın herhangi bir nedenden ölüm riskini yüzde 24 ve 14 yıl boyunca kalp krizi, kalp yetmezliği ve felç dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalık riskini yüzde 39 azalttığını ortaya çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vB9p-JnPWEiNc1L0P3U24g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merdiven çıkma, bacak ve kalça kaslarınızı güçlendirir. Bu da vücut gücünüzü artırır, dengenizi geliştirir ve günlük aktivitelerde daha fazla dayanıklılık sağlar.Merdiveni düzenli olarak çıkmak, enerji harcamanıza yardımcı olur. Bu da kilo kontrolüne ve metabolizmanın hızlanmasına katkıda bulunabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hTsh-1UrLkCLuNwhVK1L1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu egzersiz alışkanlığı, kemik yoğunluğunu artırabilir. Bu da osteoporoz gibi kemik hastalıklarının riskini azaltabilir.Düzenli olarak merdiven çıkmak, endorfin salınımını artırarak ruh halini iyileştirebilir ve stresi azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A9rB00wz1Eak6WzP5-QhkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merdivenleri kullanarak günlük fiziksel aktivitenizi artırabilirsiniz. Özellikle işyerinde veya evde düzenli olarak merdiven çıkmak, günlük hareket miktarını artırmanın basit bir yoludur.Merdiven kullanımı, asansör veya araç kullanımına göre çevreye daha az karbon salınımı yapar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yağlı karaciğeri iyileştirmek için sabah rutini: Uyanınca 1 bardak için</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yagli-karacigeri-iyilestirmek-icin-sabah-rutini-uyaninca-1-bardak-icin</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yagli-karacigeri-iyilestirmek-icin-sabah-rutini-uyaninca-1-bardak-icin</guid>
<description><![CDATA[ Çoğunlukla sağlıksız yaşam tarzı seçimlerinden kaynaklanan yağlı karaciğer hastalığı, sabah alışkanlıklarıyla hafifletilebilir. Bu basit ama güçlü sabah alışkanlıklarını benimseyerek yağlı karaciğeri azaltmaya ve genel sağlığı iyileştirmeye yönelik önemli adımlar atabilirsiniz. Tutarlılık anahtardır, bu nedenle bu değişikliklerden bir veya daha fazlasını günlük rutininize dahil etmeye çalışın.Yağlı karaciğer hastalığı, karaciğerde yağ birikmesinden kaynaklanan sık görülen bir sağlık sorunudur.2022&#039;de yayınlanan bir araştırmaya göre, NAFLD&#039;nin küresel insidansının 1.000 kişide 47 vaka olması bekleniyor ve erkeklerde kadınlardan daha yüksek bir insidans var. Çoğunlukla kötü beslenme ve yaşam tarzı seçimleriyle ilişkilendirilse de, sabah rutininde küçük ama tutarlı iyileştirmeler önemli bir fark yaratabilir.Güne karaciğer dostu aktivitelerle başlamak yağ depolanmasını önlemeye, karaciğer fonksiyonunu iyileştirmeye ve genel sağlığı iyileştirmeye yardımcı olacaktır. Sabahları yapabileceğiniz beş iyileştirme şunlardır.Limon suyu, karaciğer detoksunu destekleyen C vitamini ve antioksidanlar açısından zengindir. Aç karnına bir bardak ılık limonlu su içmek safra üretimini uyarır, yağların sindirimine yardımcı olur ve karaciğerde yağ birikmesini önler.Nasıl yapılır: Yarım limonun suyunu bir bardak ılık suya sıkın ve sabahın ilk saatlerinde için.İpucu: Faydalarını en üst düzeye çıkarmak için şeker veya bal eklemekten kaçının.Yoga veya esneme gibi sabah fiziksel aktiviteleri dolaşımı artırabilir ve karaciğerin yağları metabolize etme yeteneğini geliştirebilir. Kobra Pozu (Bhujangasana) ve Spinal Twist (Ardha Matsyendrasana) gibi yoga pozları karaciğer fonksiyonunu uyarmak için özellikle faydalıdır.Nasıl yardımcı olur: Egzersiz, insülin duyarlılığını iyileştirerek ve genel metabolizmayı destekleyerek karaciğer yağını azaltır.İpucu: Gün için sağlıklı bir ton belirlemek için uyandıktan hemen sonra 10-15 dakika yoga veya esneme yapın.Kahvaltıyı atlamak metabolizmayı yavaşlatarak yağlı karaciğeri kötüleştirebilir. Lif, antioksidan ve yağsız protein açısından zengin sağlıklı bir kahvaltı, karaciğer onarımını ve yağ azaltımını destekleyebilir.
Neler eklenmeli: Chia tohumlu yulaf, bir avuç fındık, çilek ve yeşil çay mükemmel seçeneklerdir. Bu yiyecekler, karaciğer sağlığını destekleyen omega-3 yağ asitleri ve polifenoller gibi besinler içerir.
Nelerden kaçınılmalı: Karaciğere yük olabilen yüksek şekerli tahıllar ve işlenmiş gıdalar.Çiğ sebze suları, özellikle pancar, havuç veya ıspanaktan üretilenler, karaciğeri temizleyen ve yağı azaltan besinler açısından zengindir. Bu sebzeler, kan dolaşımına ve detoksifikasyona yardımcı olan betain ve nitrat açısından zengindir.2024&#039;te yapılan bir araştırmaya göre, sağlıklı bir şekilde daha fazla meyve ve sebze tüketmek, Alkol Olmayan Yağlı Karaciğer geliştirme riskini azaltabilir.
Yapmak için, ekstra anti-inflamatuar özellikler için taze sebzeleri su ve bir tutam zencefil ile karıştırın.
Maksimum emilim için bu suyu limonlu suyunuzdan 30 dakika sonra için.Karahindiba çayı, karaciğerdeki yağ kaybına yardımcı olan doğal bir detoks edicidir. Safra akışını artıran ve toksinleri temizleyen kimyasallar içerir. Kahvenin karaciğere bazı faydaları olsa da karahindiba çayı sabahlar için daha sakinleştirici, kafeinsiz bir seçenektir.Nasıl çalışır: Oksidatif stresi azaltır ve karaciğer hücrelerinin yenilenmesini destekler.
İpucu: Taze karahindiba kökü hazırlayın veya organik çay poşetleri kullanın ve kahvaltıdan önce ılık olarak tüketin.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0XZEaCVJG0GHBxOs1r79IA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yağlı, karaciğeri, iyileştirmek, için, sabah, rutini:, Uyanınca, bardak, için</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0XZEaCVJG0GHBxOs1r79IA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yağlı karaciğeri iyileştirmek için sabah rutini: Uyanınca 1 bardak için"><p>Çoğunlukla sağlıksız yaşam tarzı seçimlerinden kaynaklanan yağlı karaciğer hastalığı, sabah alışkanlıklarıyla hafifletilebilir. Bu basit ama güçlü sabah alışkanlıklarını benimseyerek yağlı karaciğeri azaltmaya ve genel sağlığı iyileştirmeye yönelik önemli adımlar atabilirsiniz. Tutarlılık anahtardır, bu nedenle bu değişikliklerden bir veya daha fazlasını günlük rutininize dahil etmeye çalışın.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F58UQqyhYkKqwkAyStGB9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağlı karaciğer hastalığı, karaciğerde yağ birikmesinden kaynaklanan sık görülen bir sağlık sorunudur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l0lrB8IHvUadxwXgwLfxow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2022'de yayınlanan bir araştırmaya göre, NAFLD'nin küresel insidansının 1.000 kişide 47 vaka olması bekleniyor ve erkeklerde kadınlardan daha yüksek bir insidans var. Çoğunlukla kötü beslenme ve yaşam tarzı seçimleriyle ilişkilendirilse de, sabah rutininde küçük ama tutarlı iyileştirmeler önemli bir fark yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d9k913dGRkaEQCvDPz7W5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güne karaciğer dostu aktivitelerle başlamak yağ depolanmasını önlemeye, karaciğer fonksiyonunu iyileştirmeye ve genel sağlığı iyileştirmeye yardımcı olacaktır. Sabahları yapabileceğiniz beş iyileştirme şunlardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/525j9ZzEbEKs_hskFJpWug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Limon suyu, karaciğer detoksunu destekleyen C vitamini ve antioksidanlar açısından zengindir. Aç karnına bir bardak ılık limonlu su içmek safra üretimini uyarır, yağların sindirimine yardımcı olur ve karaciğerde yağ birikmesini önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XYbIpXK_6kGKc_brtzA1wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nasıl yapılır: Yarım limonun suyunu bir bardak ılık suya sıkın ve sabahın ilk saatlerinde için.İpucu: Faydalarını en üst düzeye çıkarmak için şeker veya bal eklemekten kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MQi5jZ7uRES29TQ8CobPhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoga veya esneme gibi sabah fiziksel aktiviteleri dolaşımı artırabilir ve karaciğerin yağları metabolize etme yeteneğini geliştirebilir. Kobra Pozu (Bhujangasana) ve Spinal Twist (Ardha Matsyendrasana) gibi yoga pozları karaciğer fonksiyonunu uyarmak için özellikle faydalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g8VPcuz-IkevV-ULGrdGkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nasıl yardımcı olur: Egzersiz, insülin duyarlılığını iyileştirerek ve genel metabolizmayı destekleyerek karaciğer yağını azaltır.İpucu: Gün için sağlıklı bir ton belirlemek için uyandıktan hemen sonra 10-15 dakika yoga veya esneme yapın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z0yHeCOirkKhKCbRRlpHLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvaltıyı atlamak metabolizmayı yavaşlatarak yağlı karaciğeri kötüleştirebilir. Lif, antioksidan ve yağsız protein açısından zengin sağlıklı bir kahvaltı, karaciğer onarımını ve yağ azaltımını destekleyebilir.
Neler eklenmeli: Chia tohumlu yulaf, bir avuç fındık, çilek ve yeşil çay mükemmel seçeneklerdir. Bu yiyecekler, karaciğer sağlığını destekleyen omega-3 yağ asitleri ve polifenoller gibi besinler içerir.
Nelerden kaçınılmalı: Karaciğere yük olabilen yüksek şekerli tahıllar ve işlenmiş gıdalar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/214l0whBV0GQfkJYg4NB0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çiğ sebze suları, özellikle pancar, havuç veya ıspanaktan üretilenler, karaciğeri temizleyen ve yağı azaltan besinler açısından zengindir. Bu sebzeler, kan dolaşımına ve detoksifikasyona yardımcı olan betain ve nitrat açısından zengindir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n8uAnOJ4UkeDDyeGa7KkFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2024'te yapılan bir araştırmaya göre, sağlıklı bir şekilde daha fazla meyve ve sebze tüketmek, Alkol Olmayan Yağlı Karaciğer geliştirme riskini azaltabilir.
Yapmak için, ekstra anti-inflamatuar özellikler için taze sebzeleri su ve bir tutam zencefil ile karıştırın.
Maksimum emilim için bu suyu limonlu suyunuzdan 30 dakika sonra için.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nK9ct49Mr0CvhTthsK-ndg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karahindiba çayı, karaciğerdeki yağ kaybına yardımcı olan doğal bir detoks edicidir. Safra akışını artıran ve toksinleri temizleyen kimyasallar içerir. Kahvenin karaciğere bazı faydaları olsa da karahindiba çayı sabahlar için daha sakinleştirici, kafeinsiz bir seçenektir.Nasıl çalışır: Oksidatif stresi azaltır ve karaciğer hücrelerinin yenilenmesini destekler.
İpucu: Taze karahindiba kökü hazırlayın veya organik çay poşetleri kullanın ve kahvaltıdan önce ılık olarak tüketin.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>1 haftada 250 bin adım atınca vücudunuza ne olur? Yaşadığı değişimi anlattı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/1-haftada-250-bin-adim-atinca-vucudunuza-ne-olur-yasadigi-degisimi-anlatti</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/1-haftada-250-bin-adim-atinca-vucudunuza-ne-olur-yasadigi-degisimi-anlatti</guid>
<description><![CDATA[ Bir haftada tam 250.000 adım atan İngiliz içerik üreticisi Jack Massey Welsh, vücudunda yaşanan değişiklikleri izleyicileriyle paylaştı. Günde ortalama 35.000 adım yani yaklaşık 27 km yol kat eden Welsh, bu deneyimi boyunca hem fiziksel hem de zihinsel sınırlarını test etti.Jack Massey Welsh’in bir haftada attığı adım sayısı, ortalama bir yetişkinin günlük attığı 3.000-4.000 adımın tam 10 katına, uzmanların önerdiği 10.000 adım hedefine ise üç buçuk katına denk geliyor. Welsh, bu zorlu girişimin etkilerini ve sonucu, 1,5 milyondan fazla izlenen bir video klipte belgeledi.250.000 adımı tamamladıktan sonra Welsh’in vücudu ciddi değişiklikler gösterdi. Siyah bir ayak tırnağı, dayanılmaz ayak ağrıları, şişmiş bilekler bu fiziksel değişimlerin başlıcalardı. Ancak bunların ötesinde, bacak kaslarında belirgin bir artış ve göbek yağında kayıplar dikkat çekti. “Bir haftada çeyrek milyon adım atmak, benim için başlı başına bir başarı duygusuydu” diyen Welsh, yaşadığı süreci anlattı.Deneye sabah saatlerinde uzun yürüyüşlerle başlayan Welsh, ilk gün 15.500 adımı iki saatte tamamladı. Akşam köpeğiyle yaptığı yürüyüşlerle günlük hedefini tutturdu. Ancak ikinci gün, yorgunluğun etkisiyle zorlu bir sınav verdi. “Bir adımı diğerinin önünü koymak kolay gelmişti, ama gerçekten bu kadar zor olabileceğini tahmin etmemiştim” dedi.Welsh, dördüncü günün sonunda kas ağrılarının azaldığını, ancak eklem ağrıları ve su toplamaların yürüyüşün en büyük zorlukları haline geldiğini söyledi. Beşinci gün, ayaklarındaki ağrı nedeniyle ağrı kesici kullanmak zorunda kaldı ve ayaklarını su toplamaya karşı koruyucu pedlerle sardı.Welsh, bu meydan okuma öncesinde vücut ölçülerini kaydetmiş, deney sonrasında ise değişimleri karşılaştırmıştı. Haftada yaklaşık 1 kilo kaybeden Welsh, göbek yağında azalma ve uyluklarında hafif çap artışı gözlemledi.“Görsel farklılıklar göreceğimi beklemiyordum, bu yüzden sonuçlar beni şaşırttı” diyen Welsh, vücudunun genel fiziğinde de olumlu değişiklikler olduğunu belirtti.Welsh, 250.000 adımlık meydan okumayı kesinlikle önermediğini vurguladı. “Eklemlerim dayanamadı. Ayak bileklerimdeki şişikliğin inmesi için iki günden fazla bekledim” dedi. Ancak insanlara daha makul bir adım sayısını denemelerini tavsiye etti: “Günlük 8.000 ila 20.000 adım arasında yürümek, genel sağlık için faydalı olabilir.”Uzmanlar, uzun zamandır bireyleri günlük 10.000 adım atmaya teşvik etse de, yeni araştırmalar bunun altındaki adım sayılarının da sağlığa fayda sağlayabileceğini ortaya koyuyor. NHS ise her gün 10 dakikalık hızlı bir yürüyüşün haftalık egzersiz hedeflerine dahil edilebileceğini hatırlatıyor.Jack Massey Welsh’in cesur deneyi, aşırı fiziksel aktivitelerin fayda ve zararlarını yeniden düşünmemiz gerektiğini gözler önüne seriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yqbMnKe8KkSk_GWi0jKZXQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>haftada, 250, bin, adım, atınca, vücudunuza, olur, Yaşadığı, değişimi, anlattı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yqbMnKe8KkSk_GWi0jKZXQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="1 haftada 250 bin adım atınca vücudunuza ne olur? Yaşadığı değişimi anlattı"><p>Bir haftada tam 250.000 adım atan İngiliz içerik üreticisi Jack Massey Welsh, vücudunda yaşanan değişiklikleri izleyicileriyle paylaştı. Günde ortalama 35.000 adım yani yaklaşık 27 km yol kat eden Welsh, bu deneyimi boyunca hem fiziksel hem de zihinsel sınırlarını test etti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QnWFSpieqEq_0cjGkQ5q4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jack Massey Welsh’in bir haftada attığı adım sayısı, ortalama bir yetişkinin günlük attığı 3.000-4.000 adımın tam 10 katına, uzmanların önerdiği 10.000 adım hedefine ise üç buçuk katına denk geliyor. Welsh, bu zorlu girişimin etkilerini ve sonucu, 1,5 milyondan fazla izlenen bir video klipte belgeledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7YfInZ8c2U6NHN82mYWtfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>250.000 adımı tamamladıktan sonra Welsh’in vücudu ciddi değişiklikler gösterdi. Siyah bir ayak tırnağı, dayanılmaz ayak ağrıları, şişmiş bilekler bu fiziksel değişimlerin başlıcalardı. Ancak bunların ötesinde, bacak kaslarında belirgin bir artış ve göbek yağında kayıplar dikkat çekti. “Bir haftada çeyrek milyon adım atmak, benim için başlı başına bir başarı duygusuydu” diyen Welsh, yaşadığı süreci anlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tBbWO5acrEqIJdcIr6xpLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deneye sabah saatlerinde uzun yürüyüşlerle başlayan Welsh, ilk gün 15.500 adımı iki saatte tamamladı. Akşam köpeğiyle yaptığı yürüyüşlerle günlük hedefini tutturdu. Ancak ikinci gün, yorgunluğun etkisiyle zorlu bir sınav verdi. “Bir adımı diğerinin önünü koymak kolay gelmişti, ama gerçekten bu kadar zor olabileceğini tahmin etmemiştim” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FoKjo3slwUqJ6QA3tjVJDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Welsh, dördüncü günün sonunda kas ağrılarının azaldığını, ancak eklem ağrıları ve su toplamaların yürüyüşün en büyük zorlukları haline geldiğini söyledi. Beşinci gün, ayaklarındaki ağrı nedeniyle ağrı kesici kullanmak zorunda kaldı ve ayaklarını su toplamaya karşı koruyucu pedlerle sardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2ApeBv_uTUmXmRkAMyZoKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Welsh, bu meydan okuma öncesinde vücut ölçülerini kaydetmiş, deney sonrasında ise değişimleri karşılaştırmıştı. Haftada yaklaşık 1 kilo kaybeden Welsh, göbek yağında azalma ve uyluklarında hafif çap artışı gözlemledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MaXJcnHosU-mIkBSiKfrmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Görsel farklılıklar göreceğimi beklemiyordum, bu yüzden sonuçlar beni şaşırttı” diyen Welsh, vücudunun genel fiziğinde de olumlu değişiklikler olduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lbdfzMSG-UaIc1tM2zveKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Welsh, 250.000 adımlık meydan okumayı kesinlikle önermediğini vurguladı. “Eklemlerim dayanamadı. Ayak bileklerimdeki şişikliğin inmesi için iki günden fazla bekledim” dedi. Ancak insanlara daha makul bir adım sayısını denemelerini tavsiye etti: “Günlük 8.000 ila 20.000 adım arasında yürümek, genel sağlık için faydalı olabilir.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2LDS9cgUB06QbgcVn5WyHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, uzun zamandır bireyleri günlük 10.000 adım atmaya teşvik etse de, yeni araştırmalar bunun altındaki adım sayılarının da sağlığa fayda sağlayabileceğini ortaya koyuyor. NHS ise her gün 10 dakikalık hızlı bir yürüyüşün haftalık egzersiz hedeflerine dahil edilebileceğini hatırlatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PgIGDdp_MEy-FvCMj-e0yQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jack Massey Welsh’in cesur deneyi, aşırı fiziksel aktivitelerin fayda ve zararlarını yeniden düşünmemiz gerektiğini gözler önüne seriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kan vermek orucu bozar mı? Diyanet&amp;apos;ten oruçluyken kan verilir mi hükmü nedir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kan-vermek-orucu-bozar-mi-diyanetten-orucluyken-kan-verilir-mi-hukmu-nedir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kan-vermek-orucu-bozar-mi-diyanetten-orucluyken-kan-verilir-mi-hukmu-nedir</guid>
<description><![CDATA[ Kan vermek orucu bozar mı, oruçluyken kan almanın hükmü nedir? Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuda ne diyor? Peki, hacamat yaptırmak orucu bozar mı? Tahlil için kan vermek orucu etkiler mi? Hanefi ve Şafii mezheplerine göre kan vermek ya da vücuttan kan çıkması oruca engel midir? El, parmak ya da kol kanaması gibi durumlar orucu bozar mı? Kan vermek, kan almak veya kanama durumlarının oruç üzerindeki etkilerine dair tüm merak edilenler haberin detayında...Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte, oruç ibadetini yerine getirecek Müslümanlar arasında &quot;Kan vermek orucu bozar mı?&quot; sorusu sıkça gündeme geliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı&#039;nın açıklamalarına göre, oruçlu bir kişinin kan vermesi orucu bozmuyor. Bunun temel nedeni, kan vermenin vücuda herhangi bir besin ya da enerji sağlamaması. Ancak, özellikle fazla miktarda kan vermek, kişinin halsiz düşmesine veya güç kaybına yol açabileceği için iftar sonrası yapılması tavsiye ediliyor. Kan verme işlemi, kişinin sağlığını etkilemeyecek şekilde yapılabiliyorsa, oruçlu iken de gerçekleştirilebiliyor. Özellikle tıbbi zorunluluklar söz konusuysa, bu durum oruçlu kişi için bir engel teşkil etmiyor.Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamalarına göre, kan almak beslenme veya enerji sağlama amacı taşıdığı için orucu bozuyor. Özellikle kan nakli, plazma tedavisi veya serum yoluyla kan alınması gibi işlemler, vücuda besin değeri kazandırdığı kabul edildiğinden orucu geçersiz kılıyor.

Bu tür işlemlerde oruç bozulduğu için, kişinin o günkü orucunu sonradan kaza etmesi gerekiyor. Ancak, tıbbi bir zorunluluk nedeniyle kan almak gerekiyorsa, bu durumda kişi orucunu bozabilir ve sonrasında kaza edebilir. İslam âlimleri, böyle durumlarda sağlığın öncelikli olduğunu vurguluyor.Hacamat yaptırmak, yani vücuttan tedavi amacıyla kan aldırmak, İslam tarihinde tartışmalı bir konu olmuştur. Bu konuda iki farklı hadis bulunmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.v.), “Hacamat yapanın ve yaptıranın orucu bozulur” (Ebû Dâvûd, Savm, 28) şeklinde buyurmuştur. Ancak, başka bir rivayette Hz. Muhammed’in (s.a.v.) oruçlu iken hacamat yaptırdığı da belirtilmiştir (Buhârî, Savm, 32).Bu iki hadisi bir arada değerlendiren İslam âlimleri, genellikle şu sonuca varmışlardır: Hacamat yapan kişinin orucu, kanın ağız yoluyla vücuda alınması gibi durumlar olmadığı sürece bozulmaz. Ancak, hacamat işlemi sırasında kişi yoğun kan kaybına uğrayabilir ve bu durum güçsüzlük hissine yol açabilir. Bu nedenle, hacamatın iftar sonrasında yapılması öneriliyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı da bu görüşü desteklemekte ve hacamat yaptırmanın orucu bozmadığını ifade etmektedir. Fakat bu işlemi yaptıracak kişinin fiziksel durumunu göz önünde bulundurması önemlidir. Eğer hacamat, kişinin sağlığını etkileyebilecek kadar zayıf düşmesine yol açıyorsa, oruç sonrasında yapılması daha uygun görülüyor.Tahlil amacıyla kan vermek, orucu bozmayan işlemler arasında yer alıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı&#039;nın açıklamalarına göre, laboratuvar tahlilleri için genellikle birkaç tüp kan alınıyor ve bu işlem sırasında vücuttan alınan kanın beslenme veya enerji sağlama gibi bir amacı bulunmuyor. Bu nedenle, tahlil için kan vermek orucu bozmuyor.
Ancak kişinin kan verme işlemi sonrasında kendini halsiz veya güçsüz hissetmesi ihtimali varsa, sağlık açısından bu işlemi iftar sonrasında yaptırması öneriliyor. Özellikle sürekli takip gerektiren sağlık durumlarında veya doktorun belirttiği bir zorunluluk halinde, kişinin kan vermesi oruç ibadetine engel teşkil etmiyor.Hanefi mezhebine göre, kan vermek orucu bozmuyor. Bu görüşün dayanağı, kan verme işlemi sırasında vücuda herhangi bir besin ya da enerji sağlayıcı madde girmemesidir. Ancak bu durum, kişinin sağlığını etkileyebilecek miktarda kan kaybetmediği sürece geçerli sayılıyor.
Özellikle yoğun miktarda kan vermek, kişinin zayıf düşmesine ve oruç sırasında fiziksel zorlanma yaşamasına neden olabilir. Bu nedenle, Hanefi mezhebinde âlimler, kan verme işleminin iftar sonrasında yapılmasını tavsiye ediyor. Kan bağışı veya tedavi amacıyla kan verme zorunlu bir ihtiyaç haline geldiyse, kişinin orucunu tutmaya devam etmesi ya da işlemi ertelemesi tamamen kişinin fiziksel dayanıklılığına bağlıdır.Vücuttan dışarıya çıkan kan, örneğin bir yerin kanaması, burun kanaması veya bir yaralanma sonucu oluşan kanama gibi durumlar, orucu bozmaz. Bunun temel nedeni, bu tür kanamaların vücuda herhangi bir besin veya enerji sağlamamasıdır. Ancak bu durumda dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: Kanın ağız yoluyla vücuda alınmaması. Örneğin, ağızda oluşan bir yaradan kaynaklanan kanın yutulması, orucu bozabilir. Bu nedenle, bu tür durumlarda ağız ve çevresinin dikkatlice temizlenmesi öneriliyor.
Ayrıca yoğun kan kaybı gibi sağlık durumlarında, kişinin oruç tutmaya devam edip edemeyeceği sağlık durumu gözetilerek değerlendirilmelidir. Kan kaybı, kişinin zayıf düşmesine veya halsiz hissetmesine neden oluyorsa, orucun bozulması ve sonrasında kaza edilmesi gerekebilir.Şafii mezhebine göre, kan vermek orucu bozmaz. Bu mezhep, kan v ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o8YJZkoL90WeI2KlYU454w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kan, vermek, orucu, bozar, mı, Diyanetten, oruçluyken, kan, verilir, hükmü, nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o8YJZkoL90WeI2KlYU454w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kan vermek orucu bozar mı? Diyanet'ten oruçluyken kan verilir mi hükmü nedir?"><p>Kan vermek orucu bozar mı, oruçluyken kan almanın hükmü nedir? Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuda ne diyor? Peki, hacamat yaptırmak orucu bozar mı? Tahlil için kan vermek orucu etkiler mi? Hanefi ve Şafii mezheplerine göre kan vermek ya da vücuttan kan çıkması oruca engel midir? El, parmak ya da kol kanaması gibi durumlar orucu bozar mı? Kan vermek, kan almak veya kanama durumlarının oruç üzerindeki etkilerine dair tüm merak edilenler haberin detayında...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oy-wga3XTU-lFdvWh3BzBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte, oruç ibadetini yerine getirecek Müslümanlar arasında "Kan vermek orucu bozar mı?" sorusu sıkça gündeme geliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın açıklamalarına göre, oruçlu bir kişinin kan vermesi orucu bozmuyor. Bunun temel nedeni, kan vermenin vücuda herhangi bir besin ya da enerji sağlamaması. Ancak, özellikle fazla miktarda kan vermek, kişinin halsiz düşmesine veya güç kaybına yol açabileceği için iftar sonrası yapılması tavsiye ediliyor. Kan verme işlemi, kişinin sağlığını etkilemeyecek şekilde yapılabiliyorsa, oruçlu iken de gerçekleştirilebiliyor. Özellikle tıbbi zorunluluklar söz konusuysa, bu durum oruçlu kişi için bir engel teşkil etmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sAW-ed0VXkCCbmyg4u9e7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamalarına göre, kan almak beslenme veya enerji sağlama amacı taşıdığı için orucu bozuyor. Özellikle kan nakli, plazma tedavisi veya serum yoluyla kan alınması gibi işlemler, vücuda besin değeri kazandırdığı kabul edildiğinden orucu geçersiz kılıyor.

Bu tür işlemlerde oruç bozulduğu için, kişinin o günkü orucunu sonradan kaza etmesi gerekiyor. Ancak, tıbbi bir zorunluluk nedeniyle kan almak gerekiyorsa, bu durumda kişi orucunu bozabilir ve sonrasında kaza edebilir. İslam âlimleri, böyle durumlarda sağlığın öncelikli olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iKWNNzZsa02a1iNONsRplQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hacamat yaptırmak, yani vücuttan tedavi amacıyla kan aldırmak, İslam tarihinde tartışmalı bir konu olmuştur. Bu konuda iki farklı hadis bulunmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.v.), “Hacamat yapanın ve yaptıranın orucu bozulur” (Ebû Dâvûd, Savm, 28) şeklinde buyurmuştur. Ancak, başka bir rivayette Hz. Muhammed’in (s.a.v.) oruçlu iken hacamat yaptırdığı da belirtilmiştir (Buhârî, Savm, 32).Bu iki hadisi bir arada değerlendiren İslam âlimleri, genellikle şu sonuca varmışlardır: Hacamat yapan kişinin orucu, kanın ağız yoluyla vücuda alınması gibi durumlar olmadığı sürece bozulmaz. Ancak, hacamat işlemi sırasında kişi yoğun kan kaybına uğrayabilir ve bu durum güçsüzlük hissine yol açabilir. Bu nedenle, hacamatın iftar sonrasında yapılması öneriliyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı da bu görüşü desteklemekte ve hacamat yaptırmanın orucu bozmadığını ifade etmektedir. Fakat bu işlemi yaptıracak kişinin fiziksel durumunu göz önünde bulundurması önemlidir. Eğer hacamat, kişinin sağlığını etkileyebilecek kadar zayıf düşmesine yol açıyorsa, oruç sonrasında yapılması daha uygun görülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SNa6yFeK-U2xfMDgowSOkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tahlil amacıyla kan vermek, orucu bozmayan işlemler arasında yer alıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın açıklamalarına göre, laboratuvar tahlilleri için genellikle birkaç tüp kan alınıyor ve bu işlem sırasında vücuttan alınan kanın beslenme veya enerji sağlama gibi bir amacı bulunmuyor. Bu nedenle, tahlil için kan vermek orucu bozmuyor.
Ancak kişinin kan verme işlemi sonrasında kendini halsiz veya güçsüz hissetmesi ihtimali varsa, sağlık açısından bu işlemi iftar sonrasında yaptırması öneriliyor. Özellikle sürekli takip gerektiren sağlık durumlarında veya doktorun belirttiği bir zorunluluk halinde, kişinin kan vermesi oruç ibadetine engel teşkil etmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vIcKg699YkCFq_sPHwE7sA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hanefi mezhebine göre, kan vermek orucu bozmuyor. Bu görüşün dayanağı, kan verme işlemi sırasında vücuda herhangi bir besin ya da enerji sağlayıcı madde girmemesidir. Ancak bu durum, kişinin sağlığını etkileyebilecek miktarda kan kaybetmediği sürece geçerli sayılıyor.
Özellikle yoğun miktarda kan vermek, kişinin zayıf düşmesine ve oruç sırasında fiziksel zorlanma yaşamasına neden olabilir. Bu nedenle, Hanefi mezhebinde âlimler, kan verme işleminin iftar sonrasında yapılmasını tavsiye ediyor. Kan bağışı veya tedavi amacıyla kan verme zorunlu bir ihtiyaç haline geldiyse, kişinin orucunu tutmaya devam etmesi ya da işlemi ertelemesi tamamen kişinin fiziksel dayanıklılığına bağlıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zhSmg5Ognkywl_F_BTTi8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücuttan dışarıya çıkan kan, örneğin bir yerin kanaması, burun kanaması veya bir yaralanma sonucu oluşan kanama gibi durumlar, orucu bozmaz. Bunun temel nedeni, bu tür kanamaların vücuda herhangi bir besin veya enerji sağlamamasıdır. Ancak bu durumda dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: Kanın ağız yoluyla vücuda alınmaması. Örneğin, ağızda oluşan bir yaradan kaynaklanan kanın yutulması, orucu bozabilir. Bu nedenle, bu tür durumlarda ağız ve çevresinin dikkatlice temizlenmesi öneriliyor.
Ayrıca yoğun kan kaybı gibi sağlık durumlarında, kişinin oruç tutmaya devam edip edemeyeceği sağlık durumu gözetilerek değerlendirilmelidir. Kan kaybı, kişinin zayıf düşmesine veya halsiz hissetmesine neden oluyorsa, orucun bozulması ve sonrasında kaza edilmesi gerekebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YY9D8zt_fkO9CfXQvCCXzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şafii mezhebine göre, kan vermek orucu bozmaz. Bu mezhep, kan verme işlemi sırasında vücuda herhangi bir besin veya enerji sağlayıcı madde girmediği sürece orucun bozulmadığı görüşüne sahiptir. Ancak Şafii âlimleri, kişinin sağlık durumunun etkilenmemesi adına, kan verme işlemini mümkünse iftar sonrasına ertelemesini tavsiye ediyor.

Özellikle yoğun kan verme işlemleri sırasında kişi güç kaybı yaşayabilir. Bu durum, oruç sırasında zayıf düşmeye ve ibadetin zorlaşmasına neden olabilir. Dolayısıyla, bu tür işlemleri iftar sonrasında gerçekleştirmek daha uygun bir tercih olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SoLFZJQMaEqpTGrqQhveeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elin kanaması, oruç ibadetini etkileyen bir durum olarak kabul edilmiyor. Vücuttan dışarı çıkan kanın, beslenme veya enerji sağlama gibi bir amacı olmadığı için oruca herhangi bir zarar vermiyor. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, bu kanın ağız yoluyla vücuda alınmamasıdır. Örneğin, elden akan kanın farkında olmadan ağıza ulaşması durumunda, orucun bozulabileceği unutulmamalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qSUAg7uUxU602vluLe_rvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parmak kanaması, genellikle küçük yaralanmalar nedeniyle meydana gelir ve oruç üzerinde olumsuz bir etkisi bulunmaz. Ancak kanın ağız yoluna ulaşmamasına dikkat edilmesi gerekir. Örneğin, yemek yaparken ya da yüzünüze dokunduğunuzda kanın ağıza bulaşmasını engellemek önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IsyMM0d-WEuTva5nCuHjXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kol kanaması gibi vücuttan dışarıya çıkan kanlar orucu bozmaz. Bu tür kanamalar genellikle dışsal etkilerle ortaya çıkar ve vücuda besin ya da enerji sağlayıcı bir etkisi olmadığı için oruç üzerinde bir bozulma yaratmaz. Ancak kanama yoğun olduğunda, kişinin sağlık durumuna dikkat etmesi önem taşır.
Yoğun kan kaybı kişinin halsiz kalmasına neden olabileceğinden, böyle bir durumda tıbbi müdahale gerekebilir. Sağlık her zaman öncelikli olduğundan, yoğun kanama gibi durumlarda orucun bozulması gerekirse, bu oruç sonradan kaza edilebilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kahverengi gözlülere kötü haber! Bu konuda mavi gözlüler daha şanslı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kahverengi-goezlulere-koetu-haber-bu-konuda-mavi-goezluler-daha-sansli</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kahverengi-goezlulere-koetu-haber-bu-konuda-mavi-goezluler-daha-sansli</guid>
<description><![CDATA[ Dünya nüfusunun yaklaşık %10’u mavi ve tonlarında göz rengine sahiptir. Bu oran, özellikle belirli Avrupa topluluklarında çok daha yüksektir; bazı bölgelerde, mavi göz rengine sahip bireylerin oranı %75 gibi dikkat çekici bir seviyeye ulaşır. Mavi gözlerin evrimsel olarak nasıl hayatta kaldığı ve yaygınlaştığı üzerine birçok teori geliştirilmiştir. Evrimsel açıdan bakıldığında bu renk tonunun, daha koyu pigmentli yapılara göre neden hala rekabetçi olduğu ise tartışma konusu. Ancak bu tartışmalara ilginç bir yorum, İngiliz antropologlardan geldi.Liverpool John Moores Üniversitesi’nden Kyoko Yamaguchi ve öğrencisi Faith Erin Cain, göz rengi ile görsel algı arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilginç bir deney gerçekleştirdi.Bu çalışmada, 39 yetişkin gönüllü üzerinde yapılan basit bir görüş testi kullanıldı. Test, düşük ışık koşullarında, yani azalan ışıkta uygulandı. Katılımcılara göz renklerini kendileri bildirmeleri istendi ve ardından göz renklerinin doğruluğu, daha önce geliştirilmiş bir sınıflandırma rehberi kullanılarak kontrol edildi.Deneklerin göz renkleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, katılımcıların 25&#039;inin mavi veya mavi tonlarında göz rengine sahip olduğu, 14&#039;ünün ise kahverengi veya kahverengi tonlarında gözlere sahip olduğu belirlendi. Bu dağılım, araştırmanın amacına odaklanan önemli bir veri sundu. Yine de, bu tür bir çalışmanın en ilginç yönü, göz rengi ile görsel algı arasındaki potansiyel ilişkiyi sorgulamak oldu.Testin sonuçları, mavi gözlü bireylerin, ışığın azalmasıyla birlikte, kahverengi gözlülerden farklı bir şekilde görsel algı sergileyip sergilemediklerine dair bilgi edinmek amacıyla daha derinlemesine analizlere olanak sağladı.Deneyde ortaya çıkan bulgular, iristeki renk pigmenti kaybının, düşük ışıklı ortamlarda daha iyi görüşe sahip olmak için işe yarar bir değişim olduğu teorisini destekler nitelikte.Evrimsel süreçler, göz rengi gibi fiziksel özelliklerin hayatta kalma avantajlarını nasıl şekillendirdiğini de etkiler. Kahverengi gözler, aslında evrimsel açıdan birçok önemli avantaj sağlar. Koyu renkli gözlere sahip bireyler, özellikle güneş ışığının yoğun olduğu bölgelerde, daha fazla melanin üretme kapasitesine sahip oldukları için ultraviyole (UV) ışınlarına karşı daha fazla koruma sağlar. Bu, onları cilt kanseri gibi UV ışınlarından kaynaklanan sağlık sorunlarına karşı daha dirençli hale getirebilir.Kahverengi gözlerin bir diğer evrimsel avantajı ise, göz sağlığına olan katkılarından kaynaklanmaktadır. Özellikle yaşlılıkla ilişkili göz hastalıkları olan makula dejenerasyonu, yani sarı nokta hastalığı, kahverengi gözlü bireylerde mavi gözlü bireylere kıyasla daha düşük oranda görülmektedir. Bunun nedeni, koyu renkli gözlerde bulunan melanin pigmentinin, gözleri zararlı UV ışınlarından ve mavi ışık dalgalarından daha iyi korumasıdır.Sonuç olarak, evrimsel açıdan bakıldığında, kahverengi gözlerin sağladığı bu biyolojik koruma mekanizmaları, bireylerin hayatta kalma şansını artıran önemli bir faktör olmuştur. Bu, kahverengi gözleri, özellikle belirli çevresel koşullarda, avantajlı kılmaktadır. Ancak, her göz rengi kendi çevresel koşullarına ve biyolojik özelliklerine göre farklı avantajlar sunar; dolayısıyla her birinin eşsiz bir evrimsel rolü bulunmaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dLytu4mZ3Emg6egMSJSWIQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kahverengi, gözlülere, kötü, haber, konuda, mavi, gözlüler, daha, şanslı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dLytu4mZ3Emg6egMSJSWIQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kahverengi gözlülere kötü haber! Bu konuda mavi gözlüler daha şanslı"><p>Dünya nüfusunun yaklaşık %10’u mavi ve tonlarında göz rengine sahiptir. Bu oran, özellikle belirli Avrupa topluluklarında çok daha yüksektir; bazı bölgelerde, mavi göz rengine sahip bireylerin oranı %75 gibi dikkat çekici bir seviyeye ulaşır. Mavi gözlerin evrimsel olarak nasıl hayatta kaldığı ve yaygınlaştığı üzerine birçok teori geliştirilmiştir. Evrimsel açıdan bakıldığında bu renk tonunun, daha koyu pigmentli yapılara göre neden hala rekabetçi olduğu ise tartışma konusu. Ancak bu tartışmalara ilginç bir yorum, İngiliz antropologlardan geldi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uCz1R9HItUGqLYN7pBlmqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Liverpool John Moores Üniversitesi’nden Kyoko Yamaguchi ve öğrencisi Faith Erin Cain, göz rengi ile görsel algı arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilginç bir deney gerçekleştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9zOGv0pAjkuUWuqx_yUAqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu çalışmada, 39 yetişkin gönüllü üzerinde yapılan basit bir görüş testi kullanıldı. Test, düşük ışık koşullarında, yani azalan ışıkta uygulandı. Katılımcılara göz renklerini kendileri bildirmeleri istendi ve ardından göz renklerinin doğruluğu, daha önce geliştirilmiş bir sınıflandırma rehberi kullanılarak kontrol edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IrHhrnFRjU6sCORxyToJFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deneklerin göz renkleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, katılımcıların 25'inin mavi veya mavi tonlarında göz rengine sahip olduğu, 14'ünün ise kahverengi veya kahverengi tonlarında gözlere sahip olduğu belirlendi. Bu dağılım, araştırmanın amacına odaklanan önemli bir veri sundu. Yine de, bu tür bir çalışmanın en ilginç yönü, göz rengi ile görsel algı arasındaki potansiyel ilişkiyi sorgulamak oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vqna1BVaoEqW1YgP1jquxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Testin sonuçları, mavi gözlü bireylerin, ışığın azalmasıyla birlikte, kahverengi gözlülerden farklı bir şekilde görsel algı sergileyip sergilemediklerine dair bilgi edinmek amacıyla daha derinlemesine analizlere olanak sağladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/twildvIX00ilmGEsNdAE4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deneyde ortaya çıkan bulgular, iristeki renk pigmenti kaybının, düşük ışıklı ortamlarda daha iyi görüşe sahip olmak için işe yarar bir değişim olduğu teorisini destekler nitelikte.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5PzEL9z_Hk2pa2e0e_QCSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evrimsel süreçler, göz rengi gibi fiziksel özelliklerin hayatta kalma avantajlarını nasıl şekillendirdiğini de etkiler. Kahverengi gözler, aslında evrimsel açıdan birçok önemli avantaj sağlar. Koyu renkli gözlere sahip bireyler, özellikle güneş ışığının yoğun olduğu bölgelerde, daha fazla melanin üretme kapasitesine sahip oldukları için ultraviyole (UV) ışınlarına karşı daha fazla koruma sağlar. Bu, onları cilt kanseri gibi UV ışınlarından kaynaklanan sağlık sorunlarına karşı daha dirençli hale getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6cxlDd36Vk2IUDppJwXQbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahverengi gözlerin bir diğer evrimsel avantajı ise, göz sağlığına olan katkılarından kaynaklanmaktadır. Özellikle yaşlılıkla ilişkili göz hastalıkları olan makula dejenerasyonu, yani sarı nokta hastalığı, kahverengi gözlü bireylerde mavi gözlü bireylere kıyasla daha düşük oranda görülmektedir. Bunun nedeni, koyu renkli gözlerde bulunan melanin pigmentinin, gözleri zararlı UV ışınlarından ve mavi ışık dalgalarından daha iyi korumasıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a-G_lsElOE6Y5kcI9JCFbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuç olarak, evrimsel açıdan bakıldığında, kahverengi gözlerin sağladığı bu biyolojik koruma mekanizmaları, bireylerin hayatta kalma şansını artıran önemli bir faktör olmuştur. Bu, kahverengi gözleri, özellikle belirli çevresel koşullarda, avantajlı kılmaktadır. Ancak, her göz rengi kendi çevresel koşullarına ve biyolojik özelliklerine göre farklı avantajlar sunar; dolayısıyla her birinin eşsiz bir evrimsel rolü bulunmaktadır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyabet hastaları havuç tüketebilir mi? Meğer yanlış biliyormuşuz</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/diyabet-hastalari-havuc-tuketebilir-mi-meger-yanlis-biliyormusuz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/diyabet-hastalari-havuc-tuketebilir-mi-meger-yanlis-biliyormusuz</guid>
<description><![CDATA[ Havuçlar doğası gereği tatlıdır, ancak nişastalı olmayan sebzelerdir ve düşük doymuş kolesterol ve yağa sahiptir. İyi bir mineral ve vitamin kaynağı olmasının yanı sıra iyi bir diyet lifi kaynağıdır. Ancak, diyabet hastaları genellikle havuç tüketiminden kaçınmaları konusunda uyarılır, ancak tam tersine düzenli olarak tüketmek pek çok fayda sağlayabilir.Tatlı tatlarına rağmen havuçlar kan şekeri seviyelerini yönetebilir. Şeker ve karbonhidrat içerdikten sonra, daha iyi bir iş yapan ve kan şekeri seviyeleri üzerinde daha güçlü bir etki oluşturan yüksek bir glisemik indekse sahiptir. Çiğ havuçların GI&#039;si genellikle 16 iken, haşlanmış havuçların GI&#039;si 32 ila 49 arasındadır. Bu nedenle endeksi düşürmek sağlık açısından daha iyidir.Havuçlar zeaksantin ve lutein açısından zengindir ve ayrıca görme yeteneğini geliştiren beta-karotenlere sahiptir. Diyabet hastaları çoğunlukla bu sorunla uğraşır.
Havuçlar çoğunlukla göz sağlığımız için önemli olan A vitaminini dönüştüren bir madde olan beta-karoten içerir. Aşırı A vitamini eksikliği de körlüğe yol açar ve havuçlar bu sürecin oluşmasını engellerHavuçlar, vücuttaki kan glikoz seviyesini kontrol eden A vitamini açısından zengindir. Kan şekeri seviyesini korumak gerçekten önemlidir.
Havuçlar ayrıca diyabet hastaları için önemli olan antioksidanlar, lif ve diğer besinleri içerir. 100 puan, gıdanın vücut üzerinde bir şeker türü yemekle aynı etkiye sahip olduğu anlamına gelir, buna glikoz denir.
Havuçlardaki glisemik indeks doğası gereği düşük olduğundan, diyabet hastalarının havuç yemesi güvenlidir​Havuçlar bu nedenle kan şekeri seviyelerini korumaya meraklı diyabet hastaları için güvenli bir seçenek olarak kabul edilebilir. Ayrıca, özellikle keto veya ketojenik diyet uygulayanlar, az miktarda havuç yiyebilirler.Havuçlar lif, K1 vitamini, potasyum, beta karoten ve antioksidanların iyi bir kaynağıdır. Kilo vermeye yardımcı bir besindir ve vücudumuzdaki kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olurken aynı zamanda göz sağlığı kalitesini de iyileştirir.
Aynı zamanda sağlıklı bir karbonhidrat kaynağıdır, protein, yağ ve sodyum açısından düşüktür ancak yüksek bir A vitamini, kalsiyum, magnezyum ve folat kaynağıdır.Diyabetik kişiler havuçları çiğ yiyebilir veya çok hafif pişirebilirler. ÖNEMLİ! Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/24fnmFa950-X87C5ujot6g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyabet, hastaları, havuç, tüketebilir, mi, Meğer, yanlış, biliyormuşuz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/24fnmFa950-X87C5ujot6g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyabet hastaları havuç tüketebilir mi? Meğer yanlış biliyormuşuz"><p>Havuçlar doğası gereği tatlıdır, ancak nişastalı olmayan sebzelerdir ve düşük doymuş kolesterol ve yağa sahiptir. İyi bir mineral ve vitamin kaynağı olmasının yanı sıra iyi bir diyet lifi kaynağıdır. Ancak, diyabet hastaları genellikle havuç tüketiminden kaçınmaları konusunda uyarılır, ancak tam tersine düzenli olarak tüketmek pek çok fayda sağlayabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SNpaoMJNfkuly6LVwVgkdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatlı tatlarına rağmen havuçlar kan şekeri seviyelerini yönetebilir. Şeker ve karbonhidrat içerdikten sonra, daha iyi bir iş yapan ve kan şekeri seviyeleri üzerinde daha güçlü bir etki oluşturan yüksek bir glisemik indekse sahiptir. Çiğ havuçların GI'si genellikle 16 iken, haşlanmış havuçların GI'si 32 ila 49 arasındadır. Bu nedenle endeksi düşürmek sağlık açısından daha iyidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7h-DEOiHg0-UesA4ppxorw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Havuçlar zeaksantin ve lutein açısından zengindir ve ayrıca görme yeteneğini geliştiren beta-karotenlere sahiptir. Diyabet hastaları çoğunlukla bu sorunla uğraşır.
Havuçlar çoğunlukla göz sağlığımız için önemli olan A vitaminini dönüştüren bir madde olan beta-karoten içerir. Aşırı A vitamini eksikliği de körlüğe yol açar ve havuçlar bu sürecin oluşmasını engeller</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u57zxRHkPECl2vsgInFPJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Havuçlar, vücuttaki kan glikoz seviyesini kontrol eden A vitamini açısından zengindir. Kan şekeri seviyesini korumak gerçekten önemlidir.
Havuçlar ayrıca diyabet hastaları için önemli olan antioksidanlar, lif ve diğer besinleri içerir. 100 puan, gıdanın vücut üzerinde bir şeker türü yemekle aynı etkiye sahip olduğu anlamına gelir, buna glikoz denir.
Havuçlardaki glisemik indeks doğası gereği düşük olduğundan, diyabet hastalarının havuç yemesi güvenlidir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mmYfQqBf_E2LpvUoVrFXxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>​Havuçlar bu nedenle kan şekeri seviyelerini korumaya meraklı diyabet hastaları için güvenli bir seçenek olarak kabul edilebilir. Ayrıca, özellikle keto veya ketojenik diyet uygulayanlar, az miktarda havuç yiyebilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DkUStZJ-MUGTQprO93c3cw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Havuçlar lif, K1 vitamini, potasyum, beta karoten ve antioksidanların iyi bir kaynağıdır. Kilo vermeye yardımcı bir besindir ve vücudumuzdaki kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olurken aynı zamanda göz sağlığı kalitesini de iyileştirir.
Aynı zamanda sağlıklı bir karbonhidrat kaynağıdır, protein, yağ ve sodyum açısından düşüktür ancak yüksek bir A vitamini, kalsiyum, magnezyum ve folat kaynağıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Y34jhDdHku7OKP8l6aV-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabetik kişiler havuçları çiğ yiyebilir veya çok hafif pişirebilirler. ÖNEMLİ! Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şişkinlik ve ödemi unutun: 4 kalıcı yöntem şişkinlik hissini yok ediyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/siskinlik-ve-oedemi-unutun-4-kalici-yoentem-siskinlik-hissini-yok-ediyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/siskinlik-ve-oedemi-unutun-4-kalici-yoentem-siskinlik-hissini-yok-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Hiç vücudunuzda su biriktiğini hissettiniz mi? Ödem, su tutulmasının bir diğer adı, şişkin ve huzursuz hissetmenize neden olabilir. Ancak endişelenmeyin. Ödemi kalıcı olarak önlemenize ve şişkinliği yenmenize yardımcı olacak 4 kolay yöntem var.Ödem, vücutta normalden fazla sıvı birikmesi sonucu oluşan şişliktir. Genellikle cilt altında, özellikle eller, ayaklar, bacaklar, yüz veya karın bölgesinde fark edilir. Ödem, lokal (vücudun belirli bir bölgesinde) ya da genel (tüm vücutta) olabilir.Uzun süre ayakta durma veya oturma, fazla tuz tüketimi vücutta su tutulumuna neden olur. Ödemi önlemek ve şişkinliği azaltmak için bazı yöntemleri uygulayabilirsiniz.Tuzu azaltmak, su tutulmasını azaltmanız için biletiniz olabilir. Tuzda bol miktarda bulunan sodyum, vücudunuzun fazla suyu tutmasına neden olabilir.Düşük tuzlu bir diyet seçerek, vücudunuza tutması için daha az sodyum veriyorsunuz ve böylece su tutulması olasılığını azaltıyorsunuz. Bu yüzden bir dahaki sefere tuzluk elinize aldığınızda iki kere düşünün ve bunun yerine yemeklerinizi otlar ve baharatlarla tatlandırmayı düşünün!B6 vitamininin su tutulmasını hafifletmeye yardımcı olabileceğini biliyor muydunuz? Nohut ve yağlı balık gibi B6 vitamini açısından zengin yiyecekler, vücudunuzun sıvı dengesini düzenlemeye yardımcı olabilir. B6 vitamini diüretik görevi görerek vücudunuzun fazla suyu ve sodyumu atmasını teşvik eder. Bu nedenle, bu besin dolu yiyecekleri diyetinize eklemek su tutulmasını uzak tutmaya yardımcı olabilir.Karahindibaları sadece yabani otlar olarak düşünebilirsiniz, ancak aslında su tutulmasıyla mücadele için doğal bir çözüm sunarlar. Karahindibanın diüretik özellikleri vardır, yani idrar üretimini artırmaya ve vücudunuzdaki fazla suyu atmaya yardımcı olabilir.
İster çay olarak demleyin ister salatalara ekleyin, karahindibayı rutininize eklemek şişkinliği azaltmaya ve su tutulmasını kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir.Fiziksel aktivite yalnızca genel sağlığınız için faydalı değildir; aynı zamanda su tutulmasını önlemeye de yardımcı olabilir.Egzersiz yaptığınızda kaslarınız kasılır ve bu da kan akışını ve lenf drenajını uyarmaya yardımcı olur. Bu da dokularınızdaki sıvı birikimini azaltabilir ve su tutulma olasılığını azaltabilir. Bu yüzden spor ayakkabılarınızı giyin, spor salonuna gidin veya yürüyüşe çıkın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5fh0mX_AUEC0E6UDX8cR0Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Şişkinlik, ödemi, unutun:, kalıcı, yöntem, şişkinlik, hissini, yok, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5fh0mX_AUEC0E6UDX8cR0Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Şişkinlik ve ödemi unutun: 4 kalıcı yöntem şişkinlik hissini yok ediyor"><p>Hiç vücudunuzda su biriktiğini hissettiniz mi? Ödem, su tutulmasının bir diğer adı, şişkin ve huzursuz hissetmenize neden olabilir. Ancak endişelenmeyin. Ödemi kalıcı olarak önlemenize ve şişkinliği yenmenize yardımcı olacak 4 kolay yöntem var.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fcu9_bo7M0ig5Z-EpUUY0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ödem, vücutta normalden fazla sıvı birikmesi sonucu oluşan şişliktir. Genellikle cilt altında, özellikle eller, ayaklar, bacaklar, yüz veya karın bölgesinde fark edilir. Ödem, lokal (vücudun belirli bir bölgesinde) ya da genel (tüm vücutta) olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oav5ah3Jd025Ar0rOJ7Llw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süre ayakta durma veya oturma, fazla tuz tüketimi vücutta su tutulumuna neden olur. Ödemi önlemek ve şişkinliği azaltmak için bazı yöntemleri uygulayabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/04Q0Og-Ac0GeuYDPDI3iMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tuzu azaltmak, su tutulmasını azaltmanız için biletiniz olabilir. Tuzda bol miktarda bulunan sodyum, vücudunuzun fazla suyu tutmasına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K6Iv5bO2VUqHdjIkqXOzlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düşük tuzlu bir diyet seçerek, vücudunuza tutması için daha az sodyum veriyorsunuz ve böylece su tutulması olasılığını azaltıyorsunuz. Bu yüzden bir dahaki sefere tuzluk elinize aldığınızda iki kere düşünün ve bunun yerine yemeklerinizi otlar ve baharatlarla tatlandırmayı düşünün!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/erf0pYB-_kaiM2SZJPLQcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B6 vitamininin su tutulmasını hafifletmeye yardımcı olabileceğini biliyor muydunuz? Nohut ve yağlı balık gibi B6 vitamini açısından zengin yiyecekler, vücudunuzun sıvı dengesini düzenlemeye yardımcı olabilir. B6 vitamini diüretik görevi görerek vücudunuzun fazla suyu ve sodyumu atmasını teşvik eder. Bu nedenle, bu besin dolu yiyecekleri diyetinize eklemek su tutulmasını uzak tutmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WWPhyXCsPki5VmybdA8GNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karahindibaları sadece yabani otlar olarak düşünebilirsiniz, ancak aslında su tutulmasıyla mücadele için doğal bir çözüm sunarlar. Karahindibanın diüretik özellikleri vardır, yani idrar üretimini artırmaya ve vücudunuzdaki fazla suyu atmaya yardımcı olabilir.
İster çay olarak demleyin ister salatalara ekleyin, karahindibayı rutininize eklemek şişkinliği azaltmaya ve su tutulmasını kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MuJPNaJDMUewWEM0SOUfIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel aktivite yalnızca genel sağlığınız için faydalı değildir; aynı zamanda su tutulmasını önlemeye de yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PdGtZCM28ECWYSDjM-K0-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz yaptığınızda kaslarınız kasılır ve bu da kan akışını ve lenf drenajını uyarmaya yardımcı olur. Bu da dokularınızdaki sıvı birikimini azaltabilir ve su tutulma olasılığını azaltabilir. Bu yüzden spor ayakkabılarınızı giyin, spor salonuna gidin veya yürüyüşe çıkın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>14 yaşında &amp;quot;Elif&amp;quot; değil, &amp;quot;Sofia Eliz Bera&amp;quot; olduğunu öğrendi: Kayseri&amp;apos;de yaşayan gencin film gibi hikayesi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/14-yasinda-elif-degil-sofia-eliz-bera-oldugunu-oegrendi-kayseride-yasayan-gencin-film-gibi-hikayesi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/14-yasinda-elif-degil-sofia-eliz-bera-oldugunu-oegrendi-kayseride-yasayan-gencin-film-gibi-hikayesi</guid>
<description><![CDATA[ Kayseri&#039;nin İncesu ilçesinde yaşayan Sofia Eliz Bera Abacı (25), 14 yıl önce kansere yakalanan ve daha sonra hayatını kaybeden babası sandığı Hamdi Abacı&#039;dan Rus bir ailenin kızı olduğunu öğrendi. Abacı, o günden bu yana 11 yıldır Rus olan gerçek anne ve babasını arıyor. Abacı, &quot;2014 yılında üvey babam ölmeden önce vicdanen rahatlamak amacıyla &#039;kızım senin gerçek ismin Sofia Eliz Bera&#039; dedi. Ben o zamana kadar ismimi hep &quot;Elif&quot; olarak biliyordum. 2022 yılına kadar &#039;Elif&#039; ismimle yaşadım. Ardından gerçek ismimle yeniden kimlik aldım. 11 yıldır gerçek ailemi arıyorum&quot; dedi.İki Rus sevgili, kayak yapmak için 1999 yılında Kayseri&#039;de bulunan Erciyes Kayak Merkezi&#039;ne geldi. Bir süre Kayseri&#039;de kalan ve hamile olan Rus kadın, 1 Nisan 2000 yılında Kayseri Doğumevi&#039;nde kız çocuğu dünyaya getirdi. Rus anne ile hastanede aynı odayı paylaşan Zeliha Abacı&#039;nın bebeği ise ölü doğdu.Rus sevgililer evlilik dışı dünyaya getirdiği bebeklerini Abacı çiftine evlatlık olarak verdi. Zeliha Abacı ve Hamdi Abacı çifti, evlat edindikleri ve Sofia Eliz Bera Abacı adını verdikleri kıza bakmaya başladı.Abacı, 14 yaşına geldiğinde kansere yakalanan Hamdi Abacı&#039;dan evlatlık olduğunu öğrendi. Sofia&#039;ya Rus olduğunu ve evlat edinme sürecini anlatan Hamdi Abacı, bir süre sonra hayatını kaybetti. Üvey annesi Zeliha Abacı&#039;nın kendisine kötü davranması ile evi terk eden Sofia, üvey babası Hamdi Abacı&#039;nın kız kardeşinin evinde bir süre kaldı. Sonrasında ise çeşitli işlerde çalışarak ayaklarının üzerinde durmaya çalıştı. Rus Sofia, son 1 yıldır ise İncesu ilçesinde belediye işçisi olarak çalışan Ali Dilek ile Ayşenur Dilek çiftinin yanında kalıyor.Yaşadığı süreci anlatan Abacı, &quot;Üvey babam Hamdi ile üvey annem Zeliha 1999 yılında evlenip Kırşehir&#039;e taşınıyorlar. Orada üvey annem hamile kalıyor. Kırşehir&#039;den Kayseri&#039;ye gelirken sancılanıyor. Kayseri Devlet Hastanesi’nde doğum yapıyor. Doğum esnasında bebekleri ölüyor. Yerine ben konuluyorum. Adımı &#039;Elif&#039; olarak biliyorum. 7 yaşına kadar gözlerimin tanık olduğu gerçek öz ailemin üvey aileme para verdiğine tanık oluyorum. Para verdikten sonra &#039;annen sana bakıyor mu?&#039; diye soru soruyorlar. &#039;Evet&#039; diyorum. &#039;O sana ne alıyor?&#039; dediklerinde ise &#039;hiçbir şey&#039; diyorum. O zaman parayı kesiyorlar. Para kesildikten sonra üvey annemin psikolojik baskıları başlıyor. İster istemez daha çok şüphelenmeye başlıyorum&quot; diye konuştu.Üvey babası Hamdi Abacı&#039;nın vicdan azabı çekerek ölmeden önce gerçekleri anlattığını belirten Sofia Bera, &quot;2014 yılında üvey babam ölmeden önce vicdanen rahatlamak amacıyla &#039;kızım senin gerçek ismin Sofia Eliz Bera&#039; dedi. Ben o zamana kadar ismimi hep &#039;Elif&#039; olarak biliyordum. 2022 yılına kadar hep &#039;Elif&#039; ismimle yaşadım.Ardından gerçek ismimle yeniden kimlik aldım. 11 yıldır gerçek ailemi arıyorum. Devlet büyüklerimden bana yardımcı olmasını istiyorum. Kendi gücümle hiçbir şekilde bulamadım. Çok sıkıntı yaşadım. Maddi imkansızlıklardan dolayı okuyamadım. 4 üniversite kazandım. Ama okuyamadım. Şu an Ali ve Ayşenur Dilek çiftinin yanındayım. Onlar bana sahip çıktılar. Ayşenur abla önce arkadaşımdı şimdi ailem oldu&quot; ifadelerini kullandı.Sofia Eliz Bera&#039;ya evlerinin kapısını açan çiftten Ali Dilek, &quot;1 yıldır yanımızda kalıyor. Ailesini bulması için her türlü imkanı sağlıyoruz. Onu kızımız gibi görüyoruz&quot; derken, eşi Ayşenur Dilek ise &quot;Özel sektörde çalışırken tanıştık. Oturup dertleşirken kimsesiz olduğunu öğrendim. Evlatlarımın ablası olarak sahip çıktım. Elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum. Her zaman da arkasındayız. Büyüklerimizden destek olmasını istiyorum&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UUkz3Z2l9kK6ZqTL5DI1aQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşında, Elif, değil, Sofia, Eliz, Bera, olduğunu, öğrendi:, Kayseride, yaşayan, gencin, film, gibi, hikayesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UUkz3Z2l9kK6ZqTL5DI1aQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="14 yaşında " elif de eliz bera oldu kayseri ya gencin film gibi hikayesi><p>Kayseri'nin İncesu ilçesinde yaşayan Sofia Eliz Bera Abacı (25), 14 yıl önce kansere yakalanan ve daha sonra hayatını kaybeden babası sandığı Hamdi Abacı'dan Rus bir ailenin kızı olduğunu öğrendi. Abacı, o günden bu yana 11 yıldır Rus olan gerçek anne ve babasını arıyor. Abacı, "2014 yılında üvey babam ölmeden önce vicdanen rahatlamak amacıyla 'kızım senin gerçek ismin Sofia Eliz Bera' dedi. Ben o zamana kadar ismimi hep "Elif" olarak biliyordum. 2022 yılına kadar 'Elif' ismimle yaşadım. Ardından gerçek ismimle yeniden kimlik aldım. 11 yıldır gerçek ailemi arıyorum" dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ar30Ux7KpkOMRukLqcEFoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İki Rus sevgili, kayak yapmak için 1999 yılında Kayseri'de bulunan Erciyes Kayak Merkezi'ne geldi. Bir süre Kayseri'de kalan ve hamile olan Rus kadın, 1 Nisan 2000 yılında Kayseri Doğumevi'nde kız çocuğu dünyaya getirdi. Rus anne ile hastanede aynı odayı paylaşan Zeliha Abacı'nın bebeği ise ölü doğdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1mtmOlyKikisaZqDB1KzCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rus sevgililer evlilik dışı dünyaya getirdiği bebeklerini Abacı çiftine evlatlık olarak verdi. Zeliha Abacı ve Hamdi Abacı çifti, evlat edindikleri ve Sofia Eliz Bera Abacı adını verdikleri kıza bakmaya başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tf5ZmqUOMkOxwr-mcUaCdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Abacı, 14 yaşına geldiğinde kansere yakalanan Hamdi Abacı'dan evlatlık olduğunu öğrendi. Sofia'ya Rus olduğunu ve evlat edinme sürecini anlatan Hamdi Abacı, bir süre sonra hayatını kaybetti. Üvey annesi Zeliha Abacı'nın kendisine kötü davranması ile evi terk eden Sofia, üvey babası Hamdi Abacı'nın kız kardeşinin evinde bir süre kaldı. Sonrasında ise çeşitli işlerde çalışarak ayaklarının üzerinde durmaya çalıştı. Rus Sofia, son 1 yıldır ise İncesu ilçesinde belediye işçisi olarak çalışan Ali Dilek ile Ayşenur Dilek çiftinin yanında kalıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vtXSR05wMUu2P3hHWfIrOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşadığı süreci anlatan Abacı, "Üvey babam Hamdi ile üvey annem Zeliha 1999 yılında evlenip Kırşehir'e taşınıyorlar. Orada üvey annem hamile kalıyor. Kırşehir'den Kayseri'ye gelirken sancılanıyor. Kayseri Devlet Hastanesi’nde doğum yapıyor. Doğum esnasında bebekleri ölüyor. Yerine ben konuluyorum. Adımı 'Elif' olarak biliyorum. 7 yaşına kadar gözlerimin tanık olduğu gerçek öz ailemin üvey aileme para verdiğine tanık oluyorum. Para verdikten sonra 'annen sana bakıyor mu?' diye soru soruyorlar. 'Evet' diyorum. 'O sana ne alıyor?' dediklerinde ise 'hiçbir şey' diyorum. O zaman parayı kesiyorlar. Para kesildikten sonra üvey annemin psikolojik baskıları başlıyor. İster istemez daha çok şüphelenmeye başlıyorum" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T1vYdbgDCkGodn3VKA4QXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üvey babası Hamdi Abacı'nın vicdan azabı çekerek ölmeden önce gerçekleri anlattığını belirten Sofia Bera, "2014 yılında üvey babam ölmeden önce vicdanen rahatlamak amacıyla 'kızım senin gerçek ismin Sofia Eliz Bera' dedi. Ben o zamana kadar ismimi hep 'Elif' olarak biliyordum. 2022 yılına kadar hep 'Elif' ismimle yaşadım.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SlS8oELAtUi6FA6wXE36_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ardından gerçek ismimle yeniden kimlik aldım. 11 yıldır gerçek ailemi arıyorum. Devlet büyüklerimden bana yardımcı olmasını istiyorum. Kendi gücümle hiçbir şekilde bulamadım. Çok sıkıntı yaşadım. Maddi imkansızlıklardan dolayı okuyamadım. 4 üniversite kazandım. Ama okuyamadım. Şu an Ali ve Ayşenur Dilek çiftinin yanındayım. Onlar bana sahip çıktılar. Ayşenur abla önce arkadaşımdı şimdi ailem oldu" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y0elmE6pEkGXweU4ZrsrUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sofia Eliz Bera'ya evlerinin kapısını açan çiftten Ali Dilek, "1 yıldır yanımızda kalıyor. Ailesini bulması için her türlü imkanı sağlıyoruz. Onu kızımız gibi görüyoruz" derken, eşi Ayşenur Dilek ise "Özel sektörde çalışırken tanıştık. Oturup dertleşirken kimsesiz olduğunu öğrendim. Evlatlarımın ablası olarak sahip çıktım. Elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum. Her zaman da arkasındayız. Büyüklerimizden destek olmasını istiyorum" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aç karnına kuru üzüm suyu içince ne olur? Bu etkisini henüz kimse bilmiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ac-karnina-kuru-uzum-suyu-icince-ne-olur-bu-etkisini-henuz-kimse-bilmiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ac-karnina-kuru-uzum-suyu-icince-ne-olur-bu-etkisini-henuz-kimse-bilmiyor</guid>
<description><![CDATA[ Günümüze nasıl başladığımız yaşam tarzımızı ve sağlığımızı büyük ölçüde etkiler. Güne kuru üzüm suyuyla başlamak alışılmadık gelebilir, ancak bu içecek sağlığımız için harikalar yaratabilir. Kuru üzümler temel besinlerle doludur ve onları bir gece suda bekletmek faydalarını artırır. Aç karnına kuru üzüm suyu içmek vücudun bu besinleri kolayca emmesini sağlar ve sabahın erken saatlerinde bize sağlık desteği sağlar.Kuru üzüm suyu karaciğerimizi nazikçe temizler. Toksinlerin atılmasına ve vücudumuzdaki tehlikeli bileşikleri parçalamaktan sorumlu olan karaciğer enzimlerimizin düzgün çalışmasına yardımcı olur.Büyük öğünler yiyorsanız veya alkol içiyorsanız, kuru üzüm suyu karaciğerin iyileşmesine yardımcı olabilir.Birisi sık sık şişkinlik hissediyorsa veya kabızlık çekiyorsa, kuru üzüm suyu gerçekten yardımcı olabilir. Kuru üzümler diyet lifi açısından zengindir ve bunları ıslatmak lifi daha sindirilebilir hale getirir. 2019&#039;da yapılan bir araştırmaya göre, günde iki porsiyon kuru üzüm yemek kolon fonksiyonunda faydalı değişikliklere neden oluyor gibi görünüyor. Kuru üzüm suyu içmek bağırsak hareketlerini artırır, mide rahatsızlığını azaltır ve genel bağırsak sağlığını destekler.Kuru üzüm suyu, kan basıncımızı düzenlemeye yardımcı olan potasyumdan oluşur. Ayrıca kötü kolesterol seviyelerini düşürerek atardamarlarımızı temiz ve kalplerimizi mutlu tutar.2013&#039;te yapılan bir araştırmaya göre, 12 hafta boyunca kuru üzüm alımı kan basıncında önemli bir düşüşe eşlik ediyor. Zamanla, bu içecek kalp hastalığı riskini azaltabilir ve rutininize küçük ama etkili bir ek olabilir.Bir kişi sürekli yorgun hissediyorsa, vücudunda demir eksikliği olabilir. Kuru üzüm doğal bir demir kaynağıdır ve ıslatıldığında emilimi artar. Sabahları kuru üzüm suyu içmek demir seviyenizi artırabilir, kansızlığı önleyebilir ve gün boyunca enerjinizi artırabilir.Birkaç kilo vermeye mi çalışıyorsunuz? Kuru üzüm suyu yardımcı olabilir! Kalorisi düşüktür ancak istekleri azaltan besinlerle doludur. Kuru üzümdeki doğal şekerler kan şekeri seviyenizi yükseltmeden enerji sağlar.
2017&#039;de yapılan bir çalışmada, kuru üzüm tüketen kişilerin tüketmeyenlere göre daha düşük kiloya, BMI&#039;ye ve bel çevresine sahip olduğu ve kuru üzüm alımının aşırı kilolu veya obez olma ve geniş bir bel çevresine sahip olma riskinin önemli ölçüde daha düşük olmasıyla ilişkili olduğu belirtilmiştir. Kuru üzüm suyu içmek ayrıca açlık sancılarını azaltabilir ve sağlıksız atıştırmalıklardan kaçınmanıza yardımcı olabilir.Kuru üzüm suyu, erken yaşlanma ve cilt hasarından sorumlu olan serbest radikallerle savaşan antioksidanlar açısından zengindir. Ayrıca sıkı ve genç bir cilt için kolajen üretimini destekleyen C ve E vitaminleri içerir. Bu besinler saçımızı güçlendirir, saç dökülmesini azaltır ve uzamasını destekler.Gününüze kuru üzüm suyuyla başlamak sağlığımızı önemli ölçüde iyileştirebilir.
Her gün içmek inanılmaz faydalar sağlayabilir, ancak herhangi bir tıbbi rahatsızlığınız varsa önce doktorunuza danışın.
Birkaç hafta daha deneyin ve enerjinizde, sindiriminizde ve genel sağlığınızda olumlu bir fark göreceksiniz. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sAaQ2psVMkO73bciWDrnRQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aç, karnına, kuru, üzüm, suyu, içince, olur, etkisini, henüz, kimse, bilmiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sAaQ2psVMkO73bciWDrnRQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aç karnına kuru üzüm suyu içince ne olur? Bu etkisini henüz kimse bilmiyor"><p>Günümüze nasıl başladığımız yaşam tarzımızı ve sağlığımızı büyük ölçüde etkiler. Güne kuru üzüm suyuyla başlamak alışılmadık gelebilir, ancak bu içecek sağlığımız için harikalar yaratabilir. Kuru üzümler temel besinlerle doludur ve onları bir gece suda bekletmek faydalarını artırır. Aç karnına kuru üzüm suyu içmek vücudun bu besinleri kolayca emmesini sağlar ve sabahın erken saatlerinde bize sağlık desteği sağlar.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QQjAtIpaF0yLDcdgm4FNEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuru üzüm suyu karaciğerimizi nazikçe temizler. Toksinlerin atılmasına ve vücudumuzdaki tehlikeli bileşikleri parçalamaktan sorumlu olan karaciğer enzimlerimizin düzgün çalışmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uHHPnQ3epkW_hYDko0rZyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büyük öğünler yiyorsanız veya alkol içiyorsanız, kuru üzüm suyu karaciğerin iyileşmesine yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BL8TVCEBKUiwcmKWFJ0jkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birisi sık sık şişkinlik hissediyorsa veya kabızlık çekiyorsa, kuru üzüm suyu gerçekten yardımcı olabilir. Kuru üzümler diyet lifi açısından zengindir ve bunları ıslatmak lifi daha sindirilebilir hale getirir. 2019'da yapılan bir araştırmaya göre, günde iki porsiyon kuru üzüm yemek kolon fonksiyonunda faydalı değişikliklere neden oluyor gibi görünüyor. Kuru üzüm suyu içmek bağırsak hareketlerini artırır, mide rahatsızlığını azaltır ve genel bağırsak sağlığını destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c9JO9Cyc6UK6N6GlPvC79g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuru üzüm suyu, kan basıncımızı düzenlemeye yardımcı olan potasyumdan oluşur. Ayrıca kötü kolesterol seviyelerini düşürerek atardamarlarımızı temiz ve kalplerimizi mutlu tutar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ajNYuwkP5k-Q1ynmNQpULA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2013'te yapılan bir araştırmaya göre, 12 hafta boyunca kuru üzüm alımı kan basıncında önemli bir düşüşe eşlik ediyor. Zamanla, bu içecek kalp hastalığı riskini azaltabilir ve rutininize küçük ama etkili bir ek olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fe-ScwHLek-bq3bJIiwxug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir kişi sürekli yorgun hissediyorsa, vücudunda demir eksikliği olabilir. Kuru üzüm doğal bir demir kaynağıdır ve ıslatıldığında emilimi artar. Sabahları kuru üzüm suyu içmek demir seviyenizi artırabilir, kansızlığı önleyebilir ve gün boyunca enerjinizi artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J5bSmNdkh0K7otHDX5uLOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birkaç kilo vermeye mi çalışıyorsunuz? Kuru üzüm suyu yardımcı olabilir! Kalorisi düşüktür ancak istekleri azaltan besinlerle doludur. Kuru üzümdeki doğal şekerler kan şekeri seviyenizi yükseltmeden enerji sağlar.
2017'de yapılan bir çalışmada, kuru üzüm tüketen kişilerin tüketmeyenlere göre daha düşük kiloya, BMI'ye ve bel çevresine sahip olduğu ve kuru üzüm alımının aşırı kilolu veya obez olma ve geniş bir bel çevresine sahip olma riskinin önemli ölçüde daha düşük olmasıyla ilişkili olduğu belirtilmiştir. Kuru üzüm suyu içmek ayrıca açlık sancılarını azaltabilir ve sağlıksız atıştırmalıklardan kaçınmanıza yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_QbeH4RY1kiGhC5JPG_pIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuru üzüm suyu, erken yaşlanma ve cilt hasarından sorumlu olan serbest radikallerle savaşan antioksidanlar açısından zengindir. Ayrıca sıkı ve genç bir cilt için kolajen üretimini destekleyen C ve E vitaminleri içerir. Bu besinler saçımızı güçlendirir, saç dökülmesini azaltır ve uzamasını destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bxGaSm1bw0eAOAwPhZ4vdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gününüze kuru üzüm suyuyla başlamak sağlığımızı önemli ölçüde iyileştirebilir.
Her gün içmek inanılmaz faydalar sağlayabilir, ancak herhangi bir tıbbi rahatsızlığınız varsa önce doktorunuza danışın.
Birkaç hafta daha deneyin ve enerjinizde, sindiriminizde ve genel sağlığınızda olumlu bir fark göreceksiniz. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Washington Post yazdı: Demans riskini 15 yöntemle azaltmak mümkün</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/washington-post-yazdi-demans-riskini-15-yoentemle-azaltmak-mumkun</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/washington-post-yazdi-demans-riskini-15-yoentemle-azaltmak-mumkun</guid>
<description><![CDATA[ Demans, zihinsel yeteneklerin ilerleyici bir şekilde azalması ile karakterize edilen bir durumdur. Genellikle hafıza kaybı, düşünme, problem çözme, dil kullanımı gibi bilişsel işlevlerde bozulma ile kendini gösterir ve günlük yaşam aktivitelerini etkileyebilir. Demans riskini azaltmak için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarını benimsemeniz gerekir. Peki, demans riski nasıl azaltılır? Washington Post demansı önlemenin bilimsel yollarını yazdı.Demans genellikle beyin hücrelerinin zarar görmesi veya ölmesi sonucunda ortaya çıkar. Beyin hücrelerinin bu kaybı, beynin normal işlevlerini yerine getirmesini zorlaştırır. Demans, genellikle yavaş ilerler, ancak bazı türlerinde belirtiler aniden ortaya çıkabilir.Demans hastalığının bilinen bir tedavisi yok ve önlenemez. Ancak demans riskini ortadan kaldırmak mümkün.Pittsburgh Üniversitesi&#039;nin geriatrik tıp bölümünde doçent olan Christine E. Kistler, Washinton Post&#039;a yaptığı açıklamada &quot;Genel olarak sağlık için iyi olduğunu bildiğimiz şeylerin hepsi demansı önlemek için de iyidir. Hangi yaşta olursanız olun sigarayı bırakmak sizin için iyidir. Herhangi bir yaşta egzersize başlamak sizin için iyidir. Beynimizi çalışır halde tutmamız gerekir ve bu da beynimizin sağlıklı kalmasına yardımcı olur&quot; dedi.1- AKDENİZ TİPİ BESLENMEBitki bazlı gıdalara ağırlık verin. Araştırmalar, yüksek oranda sebze tüketiminin yaşa bağlı bilişsel gerileme oranını yavaşlatabileceğini gösteriyor. Başka bir çalışma, düzenli egzersiz, daha az stres ve sosyalleşmeyle birlikte bitki temelli gıda tüketiminin; hafif bilişsel bozukluk ve erken Alzheimer hastalığı semptomlarını iyileştirebileceğini buldu.VA Boston Healthcare System&#039;de bilişsel ve davranışsal nöroloji şefi olan Andrew Budson, “Akdeniz tipi beslenme ve haftada beş gün en az 30 dakika düzenli aerobik egzersiz yapmak kesinlikle önemlidir. Diyet ve egzersiz, insanların sağlıklı vücut ağırlığını korumalarına yardımcı olacaktır&quot; dedi.Araştırmalar aşırı kilolu olmanın demans için bir risk faktörü olduğunu gösteriyor. UTHealth Houston&#039;da nöroloji profesörü olan Paul Schulz, “Hastalarıma dondurma, patates kızartması ve domuz pastırmasını bırakmalarını söylüyorum&quot; dedi.Egzersiz, kilo kontrolünün yanı sıra demans başta olmak üzere kalp hatalığı ve diğer sağlık sorunlarını azaltır. Schulz, &quot;Yaşlı hastalarımız genellikle yoğun aktivite yapamazlar, ancak yürümek bile Alzheimer hastalığı riskini azaltmada etkilidir&quot; dedi.Yapılan araştırmalardan elde edilen kanıtlar, rutin aşıları yaptırmanın Alzheimer ve diğer demans türlerini önlemeye yardımcı olabileceğini gösteriyor. Zona ve grip aşıları üzerine yapılan çalışmalar, aşılanmış kişilerde riskin azaldığını ortaya koydu. Uzmanlar, kesin olmamakla birlikte, yaşlılarda zonaya neden olan herpes virüsü gibi bulaşıcı ajanların hastalıkta bir rol oynadığını ve buna karşı korunmanın yardımcı olabileceğini düşünüyorlar.Bir başka teori de aşıların bağışıklık sisteminin Alzheimer hastalarında yüksek seviyelerde bulunan amiloid plağa karşı tepkisini azalttığı yönünde. Bu mantığa aykırı gelebilir, ancak bağışıklık sistemi amiloid plağa saldırdığında, kronik beyin iltihabı ve hücre ölümü olasılığını da artırır.Multivitaminlerin bilişsel faydalarını inceleyen çalışmalara göre günlük bir multivitamin 60 yaş ve üzeri kişilerde hafıza kaybını yaklaşık iki yıl yavaşlatabilir.Araştırmalar, hava kirliliğine maruz kalmanın demans riskini artırdığını, temiz hava kalitesinin ise riski düşürdüğünü gösteriyor.Yaşlı insanlar düştüklerinde genellikle başlarını çarparlar. Araştırmalar, orta dereceli bir yaralanmanın bile (gençken olsa dahi) yaşlandığınızda bunama gelişme riskini artırabileceğini gösteriyor. Schulz, &quot;Her müşterime bisiklete binerken ya da kayak yaparken kask takmalarını söylüyorum. Aynı şey futbol ve basketbol için de geçerli&quot; dedi.Kulaklarınızı işitme kaybından koruyun. Yüksek seslerden korunmak için kulak tıkacı veya ses engelleyici kulaklık kullanın. Eğer varsa işitme cihazı kullanın. İhtiyacınız varsa alın. İşitme kaybı olanlar sosyalleşmekten uzak durabilir ve bu da demans riskini artırabilir.Araştırmalar, sosyal bağlarını sürdüren kişilerin bunamaya yakalanma olasılığının, yalnız yaşayanlara kıyasla daha düşük olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, pandemi sırasında uygulanan zorunlu izolasyonun riske katkıda bulunmuş olabileceğini düşünüyor.Bir çalışma, yalnız olmaktan ziyade kendini yalnız hisseden yaşlıların demans riskinin daha yüksek olabileceğini buldu. Halihazırda sahip olduğunuz sosyal bağlantıları besleyerek, benzer düşünen insanlar bularak ve bilişsel davranışçı terapiyi deneyerek yalnızlık duygularına karşı koymayı hedefleyebilirsiniz.Hipertansiyon kalbe, kan damarları ile beyne zarar verebilir ve inme tehlikesini artırır. İnme geçirmek beyne giden kan akışını bozarak vasküler demans riskini artırır. Yüksek kan şekeri diyabete yol açar ve bu da kalp hastalığı, felç ve bilişsel bozukluk riskini artırabilir. Schulz, kolesterolünüzü düşürmenin demans riskini azaltabileceğini söyledi.Araştırmalar, uykusuzluğun A ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c-qhix9VzUyx11nsuE1Ntg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Washington, Post, yazdı:, Demans, riskini, yöntemle, azaltmak, mümkün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c-qhix9VzUyx11nsuE1Ntg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Washington Post yazdı: Demans riskini 15 yöntemle azaltmak mümkün"><p>Demans, zihinsel yeteneklerin ilerleyici bir şekilde azalması ile karakterize edilen bir durumdur. Genellikle hafıza kaybı, düşünme, problem çözme, dil kullanımı gibi bilişsel işlevlerde bozulma ile kendini gösterir ve günlük yaşam aktivitelerini etkileyebilir. Demans riskini azaltmak için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarını benimsemeniz gerekir. Peki, demans riski nasıl azaltılır? Washington Post demansı önlemenin bilimsel yollarını yazdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DTxqevUtPEyItoBYeS0GYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demans genellikle beyin hücrelerinin zarar görmesi veya ölmesi sonucunda ortaya çıkar. Beyin hücrelerinin bu kaybı, beynin normal işlevlerini yerine getirmesini zorlaştırır. Demans, genellikle yavaş ilerler, ancak bazı türlerinde belirtiler aniden ortaya çıkabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QG-Um56vxUOX0WozwhSkvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demans hastalığının bilinen bir tedavisi yok ve önlenemez. Ancak demans riskini ortadan kaldırmak mümkün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cWyCQkWbzk2EvIGp2wrnWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pittsburgh Üniversitesi'nin geriatrik tıp bölümünde doçent olan Christine E. Kistler, Washinton Post'a yaptığı açıklamada "Genel olarak sağlık için iyi olduğunu bildiğimiz şeylerin hepsi demansı önlemek için de iyidir. Hangi yaşta olursanız olun sigarayı bırakmak sizin için iyidir. Herhangi bir yaşta egzersize başlamak sizin için iyidir. Beynimizi çalışır halde tutmamız gerekir ve bu da beynimizin sağlıklı kalmasına yardımcı olur" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OMf3ldLBiEuO8eSsqyz94A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1- AKDENİZ TİPİ BESLENMEBitki bazlı gıdalara ağırlık verin. Araştırmalar, yüksek oranda sebze tüketiminin yaşa bağlı bilişsel gerileme oranını yavaşlatabileceğini gösteriyor. Başka bir çalışma, düzenli egzersiz, daha az stres ve sosyalleşmeyle birlikte bitki temelli gıda tüketiminin; hafif bilişsel bozukluk ve erken Alzheimer hastalığı semptomlarını iyileştirebileceğini buldu.VA Boston Healthcare System'de bilişsel ve davranışsal nöroloji şefi olan Andrew Budson, “Akdeniz tipi beslenme ve haftada beş gün en az 30 dakika düzenli aerobik egzersiz yapmak kesinlikle önemlidir. Diyet ve egzersiz, insanların sağlıklı vücut ağırlığını korumalarına yardımcı olacaktır" dedi.Araştırmalar aşırı kilolu olmanın demans için bir risk faktörü olduğunu gösteriyor. UTHealth Houston'da nöroloji profesörü olan Paul Schulz, “Hastalarıma dondurma, patates kızartması ve domuz pastırmasını bırakmalarını söylüyorum" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BpubmPMLUEqIUFyU8XEmrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz, kilo kontrolünün yanı sıra demans başta olmak üzere kalp hatalığı ve diğer sağlık sorunlarını azaltır. Schulz, "Yaşlı hastalarımız genellikle yoğun aktivite yapamazlar, ancak yürümek bile Alzheimer hastalığı riskini azaltmada etkilidir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_FZemEOXeE-bs896kSP9_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan araştırmalardan elde edilen kanıtlar, rutin aşıları yaptırmanın Alzheimer ve diğer demans türlerini önlemeye yardımcı olabileceğini gösteriyor. Zona ve grip aşıları üzerine yapılan çalışmalar, aşılanmış kişilerde riskin azaldığını ortaya koydu. Uzmanlar, kesin olmamakla birlikte, yaşlılarda zonaya neden olan herpes virüsü gibi bulaşıcı ajanların hastalıkta bir rol oynadığını ve buna karşı korunmanın yardımcı olabileceğini düşünüyorlar.Bir başka teori de aşıların bağışıklık sisteminin Alzheimer hastalarında yüksek seviyelerde bulunan amiloid plağa karşı tepkisini azalttığı yönünde. Bu mantığa aykırı gelebilir, ancak bağışıklık sistemi amiloid plağa saldırdığında, kronik beyin iltihabı ve hücre ölümü olasılığını da artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x8GuR4GaV02rOEJ5edmQBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Multivitaminlerin bilişsel faydalarını inceleyen çalışmalara göre günlük bir multivitamin 60 yaş ve üzeri kişilerde hafıza kaybını yaklaşık iki yıl yavaşlatabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFGwBo5wkkGMF-A0kE_SzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, hava kirliliğine maruz kalmanın demans riskini artırdığını, temiz hava kalitesinin ise riski düşürdüğünü gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JeyBSQiZwUGh97KqoimqFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlı insanlar düştüklerinde genellikle başlarını çarparlar. Araştırmalar, orta dereceli bir yaralanmanın bile (gençken olsa dahi) yaşlandığınızda bunama gelişme riskini artırabileceğini gösteriyor. Schulz, "Her müşterime bisiklete binerken ya da kayak yaparken kask takmalarını söylüyorum. Aynı şey futbol ve basketbol için de geçerli" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cd8_IMOu_EKY_a2qhh9EwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kulaklarınızı işitme kaybından koruyun. Yüksek seslerden korunmak için kulak tıkacı veya ses engelleyici kulaklık kullanın. Eğer varsa işitme cihazı kullanın. İhtiyacınız varsa alın. İşitme kaybı olanlar sosyalleşmekten uzak durabilir ve bu da demans riskini artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OMFUXE_k40uG48dI0LqA6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, sosyal bağlarını sürdüren kişilerin bunamaya yakalanma olasılığının, yalnız yaşayanlara kıyasla daha düşük olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, pandemi sırasında uygulanan zorunlu izolasyonun riske katkıda bulunmuş olabileceğini düşünüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ur-GLIJFECSBv3gK0J_dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir çalışma, yalnız olmaktan ziyade kendini yalnız hisseden yaşlıların demans riskinin daha yüksek olabileceğini buldu. Halihazırda sahip olduğunuz sosyal bağlantıları besleyerek, benzer düşünen insanlar bularak ve bilişsel davranışçı terapiyi deneyerek yalnızlık duygularına karşı koymayı hedefleyebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AWsqOwxnj0SrgHvRXfZQYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipertansiyon kalbe, kan damarları ile beyne zarar verebilir ve inme tehlikesini artırır. İnme geçirmek beyne giden kan akışını bozarak vasküler demans riskini artırır. Yüksek kan şekeri diyabete yol açar ve bu da kalp hastalığı, felç ve bilişsel bozukluk riskini artırabilir. Schulz, kolesterolünüzü düşürmenin demans riskini azaltabileceğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rKBkX9sePkW_ZiTGCXdC1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, uykusuzluğun Alzheimer hastalığına yakalanma riskinin artmasıyla ilişkili olduğunu gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/85LLd8o5jkKMpfgKnI4tLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alkol, bunama riskini artıran diyabet, hipertansiyon, felç ve hafıza zayıflığı gibi sağlık bozukluklarını daha da kötüleştirebilir. Ayrıca çok fazla içki içmek düşme, araba kazası ve travmatik beyin yaralanmalarıyla sonuçlanabilecek diğer kazalar ve karaciğer hastalığı tehlikesini de artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VCn8dIJcBkGNQBs2glF4BA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara içmek, kalp hastalığı ve felç de dahil olmak üzere demans riskini artıran çok sayıda ciddi sağlık sorunuyla bağlantılıdır. Schulz, "Sigara içmenin kan akışını azaltmak da dahil olmak üzere çeşitli etkileri olabilir" dedi. Uzmanlar, sigara içmenin bunama riskiyle bağlantılı olduğuna dair sağlam kanıtlar olduğunu söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/smKh_1yGD0yIrSnmXkofTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kistler, uyku ilaçlarını bunama riskiyle ilişkilendiren bazı kanıtlar olduğunu, ancak kesinliğine dair bir çalışma olmadığını söyledi. Kistler "Yine de, bu ilaçların bunama riskine yol açabileceğine dair çok fazla biyolojik neden var" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3u3cbEwf-kOOlTt9OY-z-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyninizi meşgul edecek aktiviteler yardımcı olabilir. Okuyun, yazın ve masa oyunları oynayın. Araştırmalar bu tür uğraşların büyük bir fark yarattığını gösteriyor. Schulz, "Artık beyni bir kas gibi düşünüyorum, yani onu çalıştırmazsak daha az performans gösteriyor" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp Yorgunluğu: Kalbinizin dinlenmeye ihtiyacı olduğunu gösteren önemli işaretler</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-yorgunlugu-kalbinizin-dinlenmeye-ihtiyaci-oldugunu-goesteren-oenemli-isaretler</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-yorgunlugu-kalbinizin-dinlenmeye-ihtiyaci-oldugunu-goesteren-oenemli-isaretler</guid>
<description><![CDATA[ Genellikle kalp krizinden sonra yaşanan kalp yorgunluğu, nefes darlığı, göğüs rahatsızlığı ve sürekli yorgunluk gibi semptomlarla ilişkilendirilir. Aşırı efor, stres veya altta yatan kalp hastalığı ile daha da kötüleşebilir. Şiddetli semptomlar kalp yetmezliğine işaret edebilir ve acil tıbbi konsültasyon ve yaşam tarzı değişiklikleri gerektirebilir.İnsanların kalp krizinden sonra bildirdiği en yaygın semptomlardan biri akut yorgunluktur. Kalp hastalığından önce bitkin olanlara göre, sorun iyileşme sırasında çok daha büyüktür.Bazı insanlar birkaç hafta boyunca yorgunluk yaşarken, diğerleri buna bir yıl veya daha fazla dayanır. Kalp yorgunluğu, kardiyak yorgunluk veya kalp gerginliği olarak da bilinir ve aşırı efor, stres veya altta yatan kalp hastalığı gibi çeşitli durumlardan kaynaklanabilir.”İşte bazı yaygın belirti ve semptomlar:FİZİKSEL BELİRTİLER1.Nefes Darlığı: Özellikle fiziksel aktivite sırasında veya uzanırken nefes almada zorluk. 2. Göğüs Rahatsızlığı: Hafif göğüs ağrısı, sıkışma veya baskı, kalp krizi kadar şiddetli olmayabilir.3. Yorgunluk: Dinlenmeyle düzelmeyen sürekli yorgunluk veya enerji eksikliği.4. Şişlik (Ödem): Özellikle bacaklarda, ayak bileklerinde veya ayaklarda sıvı tutulması.5. Hızlı veya Düzensiz Kalp Atışı: Çarpıntı, çırpınma veya atlama.6. Baş Dönmesi veya Sersemlik: Özellikle ayağa kalkıldığında baygınlık hissi.7. Soğuk Terlemeler: Genellikle fiziksel veya duygusal stresle ilişkili olan açıklanamayan terleme.8. Azalmış Egzersiz Toleransı: Aşırı yorgun hissetmeden olağan aktiviteleri gerçekleştirmede zorluk.9. Uyuma Zorluğu: Geceleri nefes darlığıyla uyanma veya yastıklara yaslanarak uyuma ihtiyacı. Kalp yetmezliği veya ciddi sorunların uyarı işaretleri:Kalp yorgunluğu ilerlerse veya altta yatan bir rahatsızlıktan kaynaklanıyorsa, daha ciddi semptomlara yol açabilir:

Birkaç dakikadan uzun süren kalıcı göğüs ağrısı.
Bayılma veya bilinç kaybı.
Mavimsi cilt (siyanoz) veya soğuk ekstremiteler.
Sıvı tutulması nedeniyle açıklanamayan kilo alımı.Bu semptomlardan herhangi birini, özellikle şiddetli veya kalıcı olanları yaşarsanız, hemen bir sağlık uzmanına danışın.
Nedeni belirleyebilir ve uygun tedaviyi önerebilirler. Yaşam tarzı değişiklikleri, uygun dinlenme ve stresi yönetmek de kalp yorgunluğunu azaltmaya yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pB7EvaJJBUagzsR_hlJLHA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, Yorgunluğu:, Kalbinizin, dinlenmeye, ihtiyacı, olduğunu, gösteren, önemli, işaretler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pB7EvaJJBUagzsR_hlJLHA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp Yorgunluğu: Kalbinizin dinlenmeye ihtiyacı olduğunu gösteren önemli işaretler"><p>Genellikle kalp krizinden sonra yaşanan kalp yorgunluğu, nefes darlığı, göğüs rahatsızlığı ve sürekli yorgunluk gibi semptomlarla ilişkilendirilir. Aşırı efor, stres veya altta yatan kalp hastalığı ile daha da kötüleşebilir. Şiddetli semptomlar kalp yetmezliğine işaret edebilir ve acil tıbbi konsültasyon ve yaşam tarzı değişiklikleri gerektirebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/flZX62SYxEindoN9zQKocg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsanların kalp krizinden sonra bildirdiği en yaygın semptomlardan biri akut yorgunluktur. Kalp hastalığından önce bitkin olanlara göre, sorun iyileşme sırasında çok daha büyüktür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/69YUIt2mYkW53XDObCRmMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı insanlar birkaç hafta boyunca yorgunluk yaşarken, diğerleri buna bir yıl veya daha fazla dayanır. Kalp yorgunluğu, kardiyak yorgunluk veya kalp gerginliği olarak da bilinir ve aşırı efor, stres veya altta yatan kalp hastalığı gibi çeşitli durumlardan kaynaklanabilir.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cr92v0x_SUOKOeayInShwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte bazı yaygın belirti ve semptomlar:FİZİKSEL BELİRTİLER1.Nefes Darlığı: Özellikle fiziksel aktivite sırasında veya uzanırken nefes almada zorluk. 2. Göğüs Rahatsızlığı: Hafif göğüs ağrısı, sıkışma veya baskı, kalp krizi kadar şiddetli olmayabilir.3. Yorgunluk: Dinlenmeyle düzelmeyen sürekli yorgunluk veya enerji eksikliği.4. Şişlik (Ödem): Özellikle bacaklarda, ayak bileklerinde veya ayaklarda sıvı tutulması.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7snKA4kshUyTXBsWdulUzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5. Hızlı veya Düzensiz Kalp Atışı: Çarpıntı, çırpınma veya atlama.6. Baş Dönmesi veya Sersemlik: Özellikle ayağa kalkıldığında baygınlık hissi.7. Soğuk Terlemeler: Genellikle fiziksel veya duygusal stresle ilişkili olan açıklanamayan terleme.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yCIourjeIUqzoDepV8A_bA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>8. Azalmış Egzersiz Toleransı: Aşırı yorgun hissetmeden olağan aktiviteleri gerçekleştirmede zorluk.9. Uyuma Zorluğu: Geceleri nefes darlığıyla uyanma veya yastıklara yaslanarak uyuma ihtiyacı. Kalp yetmezliği veya ciddi sorunların uyarı işaretleri:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dHduL_MQoEK3vUL2XIV-xA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp yorgunluğu ilerlerse veya altta yatan bir rahatsızlıktan kaynaklanıyorsa, daha ciddi semptomlara yol açabilir:

Birkaç dakikadan uzun süren kalıcı göğüs ağrısı.
Bayılma veya bilinç kaybı.
Mavimsi cilt (siyanoz) veya soğuk ekstremiteler.
Sıvı tutulması nedeniyle açıklanamayan kilo alımı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QfmznIJhBEuMslrnjsO1sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu semptomlardan herhangi birini, özellikle şiddetli veya kalıcı olanları yaşarsanız, hemen bir sağlık uzmanına danışın.
Nedeni belirleyebilir ve uygun tedaviyi önerebilirler. Yaşam tarzı değişiklikleri, uygun dinlenme ve stresi yönetmek de kalp yorgunluğunu azaltmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Böbrek taşları kansere yol açabilir mi? 4 belirtiyle &amp;quot;geliyorum&amp;quot; diyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/boebrek-taslari-kansere-yol-acabilir-mi-4-belirtiyle-geliyorum-diyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/boebrek-taslari-kansere-yol-acabilir-mi-4-belirtiyle-geliyorum-diyor</guid>
<description><![CDATA[ Böbrek taşları her yıl milyonlarca kişiyi etkiler ve ihmal edilirse kanser riskini artırabilir. Uzun süredir var olan taşlar idrar yollarını tahriş ederek kötü huylu tümöre yol açabilir. Belirtileri arasında karın ağrısı ve idrarda kan bulunur. Hemen tedavi, sıvı alımı ve diyet değişiklikleri şarttır. Peki, böbrek taşları kansere yol açabilir mi, belirtileri neler?Böbrek taşları her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen yaygın bir sorundur. Bunlar karın ağrısı, mide bulantısı, idrar yapmada zorluk ve idrarda kana neden olabilir.Ancak kanser gibi daha tehlikeli bir şeye yol açabilirler mi? Böbrek taşları doğrudan kansere neden olmasa da uzun süredir ihmal edilen taşları olan kişilerde taşlarla ilişkili kanser bir gerçektir.Böbrek taşları, özellikle sık sık tekrarlarsa, zamanla idrar yollarında tahrişe ve hasara neden olabilir.Bu sürekli tahriş kanser riskini artırabilir. Bu, kesin tedavi için en erken zamanda bir üroloğa danışmanın önemini vurgular. Kanserden ne zaman şüphelenilmelidir. Uzun süredir var olan taşlarda, kilo kaybıyla ilişkili idrarda kan, malignite açısından bir endişe kaynağıdır.Uzun süredir var olan taşlar.
Hipertansiyon, obezite, kronik böbrek hastalığı gibi ilişkili durumlar.
Ailede böbrek kanseri öyküsü.
Tekrarlayan enfeksiyonlara yol açan ihmal edilmiş taşlar.
Taşlar için tedavi seçenekleri, hızlı iyileşme süresi olan, iz bırakmayan, endoskopik prosedürler olan lazer litotripsi kullanımıdır.1. Taşların derhal tedavi edilmesi, taşlarla ilişkili kanser riskini azaltmaya yardımcı olur.
2. Susuz kalmayın: Bol su içmek, idrarda taşlara neden olan maddeleri seyreltmeye yardımcı olur. Günde en az 8-10 bardak içmeyi hedefleyin.
3. Diyetinize dikkat edin: Aşırı tuzdan, şekerli içeceklerden ve oksalat açısından zengin yiyeceklerden (ıspanak, Colocasia gibi) kaçının. Portakal, limon, at mercimeği, acı kavun, muz ekleyin.4. Altta yatan rahatsızlıkları ele alın: Diyabet, kronik böbrek hastalığı, obezite veya yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklarınız varsa, bunları yönetmek hem taş hem de kanser riskini azaltabilir.Böbrek taşı semptomlarının farkında olmak alt sırtta veya yanda keskin ağrı, idrarda kan veya sık idrara çıkma gibi  çok önemlidir.Bunları yaşarsanız, derhal bir üroloğa danışın. Erken teşhis ve uygun tedavi, uzun vadeli hasarı önleyebilir ve kanser dahil ilişkili rahatsızlıkların risklerini azaltabilir.Sonuç olarak, böbrek taşları doğrudan kanser nedeni olmasa da, göz ardı edilmemelidir.Riskleri anlayarak ve en kısa sürede bunun için bir üroloji konsültasyonu arayarak sağlığınızı ve refahınızı koruyabilirsiniz. Bilgili kalın, sağlıklı kalın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QTRtdr9N_kuJSLJ6qZcTig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbrek, taşları, kansere, yol, açabilir, mi, belirtiyle, geliyorum, diyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QTRtdr9N_kuJSLJ6qZcTig.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Böbrek taşları kansere yol açabilir mi? 4 belirtiyle " geliyorum diyor><p>Böbrek taşları her yıl milyonlarca kişiyi etkiler ve ihmal edilirse kanser riskini artırabilir. Uzun süredir var olan taşlar idrar yollarını tahriş ederek kötü huylu tümöre yol açabilir. Belirtileri arasında karın ağrısı ve idrarda kan bulunur. Hemen tedavi, sıvı alımı ve diyet değişiklikleri şarttır. Peki, böbrek taşları kansere yol açabilir mi, belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mkHppVpmiUqnUOXr8NU9RA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrek taşları her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen yaygın bir sorundur. Bunlar karın ağrısı, mide bulantısı, idrar yapmada zorluk ve idrarda kana neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PHzzbzFnokK8tF2UkFAJ6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak kanser gibi daha tehlikeli bir şeye yol açabilirler mi? Böbrek taşları doğrudan kansere neden olmasa da uzun süredir ihmal edilen taşları olan kişilerde taşlarla ilişkili kanser bir gerçektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fw4-PPzx50eyGmeCt29A4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrek taşları, özellikle sık sık tekrarlarsa, zamanla idrar yollarında tahrişe ve hasara neden olabilir.Bu sürekli tahriş kanser riskini artırabilir. Bu, kesin tedavi için en erken zamanda bir üroloğa danışmanın önemini vurgular. Kanserden ne zaman şüphelenilmelidir. Uzun süredir var olan taşlarda, kilo kaybıyla ilişkili idrarda kan, malignite açısından bir endişe kaynağıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0D4OXhonj0S3CbAZPdctPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir var olan taşlar.
Hipertansiyon, obezite, kronik böbrek hastalığı gibi ilişkili durumlar.
Ailede böbrek kanseri öyküsü.
Tekrarlayan enfeksiyonlara yol açan ihmal edilmiş taşlar.
Taşlar için tedavi seçenekleri, hızlı iyileşme süresi olan, iz bırakmayan, endoskopik prosedürler olan lazer litotripsi kullanımıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EojBpWDRI029Z-N4Af34_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1. Taşların derhal tedavi edilmesi, taşlarla ilişkili kanser riskini azaltmaya yardımcı olur.
2. Susuz kalmayın: Bol su içmek, idrarda taşlara neden olan maddeleri seyreltmeye yardımcı olur. Günde en az 8-10 bardak içmeyi hedefleyin.
3. Diyetinize dikkat edin: Aşırı tuzdan, şekerli içeceklerden ve oksalat açısından zengin yiyeceklerden (ıspanak, Colocasia gibi) kaçının. Portakal, limon, at mercimeği, acı kavun, muz ekleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7bbuBAALK0CQpj4X1Ba43w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>4. Altta yatan rahatsızlıkları ele alın: Diyabet, kronik böbrek hastalığı, obezite veya yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklarınız varsa, bunları yönetmek hem taş hem de kanser riskini azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C29S4BRUBUe8oP2DI9G5Sg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrek taşı semptomlarının farkında olmak alt sırtta veya yanda keskin ağrı, idrarda kan veya sık idrara çıkma gibi  çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xtKuYqnJ40mMJW35OciRgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunları yaşarsanız, derhal bir üroloğa danışın. Erken teşhis ve uygun tedavi, uzun vadeli hasarı önleyebilir ve kanser dahil ilişkili rahatsızlıkların risklerini azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qgYugWO6uU2FXvaI1D6ouQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuç olarak, böbrek taşları doğrudan kanser nedeni olmasa da, göz ardı edilmemelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/03AQE3Q5YkO3wK1QD5o8xQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Riskleri anlayarak ve en kısa sürede bunun için bir üroloji konsültasyonu arayarak sağlığınızı ve refahınızı koruyabilirsiniz. Bilgili kalın, sağlıklı kalın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zeki bir insan olmanın 10 dezavantajı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/zeki-bir-insan-olmanin-10-dezavantaji</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/zeki-bir-insan-olmanin-10-dezavantaji</guid>
<description><![CDATA[ Son yapılan araştırmalarda, yüksek zekanın her zaman doğuştan gelmediği ve çevresel faktörlerin de bu durumda etkili olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar, yüksek zekanın başarı ve mutluluk getirdiği konusunda büyük bir yanılgı olduğunu ve zeki insanların genellikle depresyon, anksiyete gibi ruh sağlığı sorunlarıyla baş etmek zorunda kaldığını açıkladı.Zeki insanlar, günlük hayatın akışına kapılmak yerine, daha önemli ve derin konular üzerinde düşünürler. Bu düşünceler, kişiyi depresyona meyilli hale getirebilir.Zeki insanlar, kendi zekalarının farkındadırlar. Bu nedenle ne yaparlarsa yapsınlar, gerçek potansiyellerini gerçekleştiremediklerini düşünürler. Çevrelerinin bu konuda onlara karşı büyük beklentiler taşıması da, omuzlarına ekstra yük bindirir.Zeki bireylerin hayatından yalnızlık, öfke ve depresyon gibi duygular eksik olmaz. Ünlü yazar Ernest Hemingway, bu durumu &quot;Zeki insanların mutlu olduğuna pek rastlanmaz&quot; sözleriyle özetlemiştir.Zeki insanlar, sürekli endişe halindedirler ve bu konuda sosyal çevreleri tarafından yeterince anlaşılmazlar. Bu durum, yalnız ve köşeye sıkışmış hissetmelerine yol açabilir.Kanadalı bilim insanlarının yaptığı bir araştırmada, IQ seviyesi yüksek öğrencilerin kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştı.Zeki insanlar, birçok kişinin kendi duygu ve düşüncelerine kayıtsız kalmasından şikayet ederler. Onları gerçekten anlayan insanlara denk geldiklerinde ise hızlı bir yakınlık kurmaları olasıdır. Ancak bu davranışları nedeniyle sık sık hayal kırıklığına uğrarlar.Zeki insanlar, genellikle kendilerinden daha az zeki olan kişilerin mutlu bir hayat yaşadığını düşünerek, onların kaygısız yaşamına özenirler.Zeki bireylerde en sık görülen özelliklerden birisi de tembelliktir. Bir şeyler için çaba harcamaya mecalleri yoktur, bunu deneseler de çoğunlukla kafalarının içindeki kaygılı sesi susturamazlar, bu da motivasyonlarının düşmesine neden olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_3BqkfN1OEGZuVBDUNQvnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zeki, bir, insan, olmanın, dezavantajı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_3BqkfN1OEGZuVBDUNQvnw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zeki bir insan olmanın 10 dezavantajı"><p>Son yapılan araştırmalarda, yüksek zekanın her zaman doğuştan gelmediği ve çevresel faktörlerin de bu durumda etkili olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar, yüksek zekanın başarı ve mutluluk getirdiği konusunda büyük bir yanılgı olduğunu ve zeki insanların genellikle depresyon, anksiyete gibi ruh sağlığı sorunlarıyla baş etmek zorunda kaldığını açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/grdd78-zvUWqBMZzJayVHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeki insanlar, günlük hayatın akışına kapılmak yerine, daha önemli ve derin konular üzerinde düşünürler. Bu düşünceler, kişiyi depresyona meyilli hale getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BClLKQAIf02ThDJ9hj9dKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeki insanlar, kendi zekalarının farkındadırlar. Bu nedenle ne yaparlarsa yapsınlar, gerçek potansiyellerini gerçekleştiremediklerini düşünürler. Çevrelerinin bu konuda onlara karşı büyük beklentiler taşıması da, omuzlarına ekstra yük bindirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OpoKofyjzE6FrDCe-buHew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeki bireylerin hayatından yalnızlık, öfke ve depresyon gibi duygular eksik olmaz. Ünlü yazar Ernest Hemingway, bu durumu "Zeki insanların mutlu olduğuna pek rastlanmaz" sözleriyle özetlemiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hvDWfpIJZUCpiY5RgMgAOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeki insanlar, sürekli endişe halindedirler ve bu konuda sosyal çevreleri tarafından yeterince anlaşılmazlar. Bu durum, yalnız ve köşeye sıkışmış hissetmelerine yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rQiAhlFMLEOjaet5FOg9-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanadalı bilim insanlarının yaptığı bir araştırmada, IQ seviyesi yüksek öğrencilerin kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xrr5PH94XU-Tt5_Oy0ucEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeki insanlar, birçok kişinin kendi duygu ve düşüncelerine kayıtsız kalmasından şikayet ederler. Onları gerçekten anlayan insanlara denk geldiklerinde ise hızlı bir yakınlık kurmaları olasıdır. Ancak bu davranışları nedeniyle sık sık hayal kırıklığına uğrarlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lO7DCasZhEGc2UkmB9RRqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeki insanlar, genellikle kendilerinden daha az zeki olan kişilerin mutlu bir hayat yaşadığını düşünerek, onların kaygısız yaşamına özenirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R8dz32CnS0WmqHTZqJC9DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeki bireylerde en sık görülen özelliklerden birisi de tembelliktir. Bir şeyler için çaba harcamaya mecalleri yoktur, bunu deneseler de çoğunlukla kafalarının içindeki kaygılı sesi susturamazlar, bu da motivasyonlarının düşmesine neden olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sivilceleriniz sağlığınız hakkında ne söylüyor? Meğer sadece bir cilt problemi değilmiş</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sivilceleriniz-sagliginiz-hakkinda-ne-soeyluyor-meger-sadece-bir-cilt-problemi-degilmis</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sivilceleriniz-sagliginiz-hakkinda-ne-soeyluyor-meger-sadece-bir-cilt-problemi-degilmis</guid>
<description><![CDATA[ Vücudunuzun herhangi bir bölgesinde çıkan sivilceyi basit bir cilt problemi olarak yorumlayabilirsiniz. Ancak sivilceler bazı ciddi hastalıkların da habercisi olabilir. Sivilceleriniz sağlığınız hakkında ne söylüyor?Sivilce bir cilt sorunundan daha fazlasıdır; bazı ciddi sağlık sorunlarını ifade eder. Sivilcelerin yüz veya vücuttaki yerinin solunum sorunları, hormonal dengesizlikler, sindirim sorunları ve diğer sağlık sorunlarını nasıl gösterebileceğini vurgulamaktadır. Uygun cilt sağlığı, diyet, yaşam tarzı ve profesyonel tavsiyeleri dikkate alan bütünsel bir yaklaşımı içerir.İnsanlar genellikle sivilceyi sadece bir cilt sorunu olarak düşünür; ancak gerçekte sivilce, bir insan vücudunun içinde neler olup bittiğine dair en belirgin ipucudur. Sivilce, yaygın olarak yalnızca bir cilt sorunu olarak görülen sorundur; ancak, vücudumuzun bize bir şeyler anlatmaya çalıştığının sonucu ve işaretidir. Çeşitli cilt sivilceleri ve bunların yüz veya vücutta nerede bulunduğu, kişiyi sağlık sorunları hakkında bilgili hale getirir.Sivilce haritası çizimleri fikri, farklı sivilcelerin yerlerini ve türlerini görüntülemede tamamen farklı bir yaklaşım gösterir.Sivilce sadece tıkalı bir gözenek veya bakteri ile ilgili değildir; genellikle bir kişinin genel sisteminde neler olup bittiğine dair iyi bir kanıttır. Ciltteki örtülü veya çok kaba olan işaret en belirgin olanıdır, özellikle yüzlerde bir harita gibi görünür ve her sivilce bölgesinin kendine özgü bir mesajı vardır. Doktorlar ilginç bir şekilde bir kişinin sivilcelerinin nerede ve nasıl çıktığını bazı hastalık belirtilerinin bir göstergesi olarak yorumlarlar çünkü sivilce belirli organlarda ve sistemlerde yanlış giden bir şeyi ifade eder.Yanaklarda sivilce, alerji veya astımla ilgili olsun, yetenekli bir solunum sistemini ima edebilir. Ayrıca, yüzle temas eden ve bu nedenle bakteri üreme alanı görevi gören kirli telefon ekranlarının, yastık kılıflarının ve diğer gereçlerin sık kullanımıyla da ilişkilendirilebilir. Ancak yanaklar, solunum sorunları, alerjiler veya hatta yüze çok fazla dokunma veya telefonlardan gelen bakteriler gibi yaşam tarzı sorunlarıyla en çok ilişkilendirilir.Hormonal dengesizlik, çene hattı boyunca ve çene çevresinde oluşan sivilcelerin birincil sorunudur ve sıklıkla adet dönemleri veya yüksek stres dönemlerinde görülür. Hormonal değişiklikler veya adet düzensizlikleri, kadınların donuk çene hattı sivilcelerinin daha yaygın nedenleridir.
Hormonal düzensizlikler, polikistik over sendromu (PCOS) gibi hastalıklardan veya kortizol seviyelerindeki değişikliklerin neden olduğu stresten kaynaklanabilir. Çene hattında sivilce genellikle vücutta daha derin bir hormonal değişimin veya stresle ilişkili bir dengesizliğin göstergesidir. Benzer durumlar yüzün alt kısmında da tipiktir. Bu sadece cilt bakımı değil, aynı zamanda vücudun içinden durumu ifade eder.Alnındaki sivilce, sindirim sistemi ve sinir sistemi bağlantılı olduğundan, sindirimle ilgili her türlü sorunla ilgilidir.OMUZ VE SIRT SİVİLCELERİBunun dışında, omuz ve sırt sivilceleri aşırı aktif yağ bezlerinin göstergesi veya çok dar kıyafetlere sürtünme ile ilişkilendirilir.Sonuç olarak, bir sivilce haritası vücudunuzun daha fazla denge isteyen bölgeler için ağlamasına neden olur. Cildinizin özel ihtiyaçlarını ve genel sağlığınızı destekleyecek kişisel bir tedavi planı oluşturmaya başlamak ve ayrıca o nedene ulaşmak en iyisidir: hormonal? Beslenme? çevresel? Bu nedenle, temiz ve sağlıklı bir cilde doğru bütünsel olarak çalışmak için her zaman sağlık uzmanlarından veya dermatologlardan tavsiye alın.İyi dengelenmiş bir diyet, sağlıklı uyku, yeterli sıvı alımı, stres yönetimi ve pratik bir cilt bakımı rejimi, neden olan faktörleri tedavi etmede çok önemlidir. Sivilce sadece estetikle ilgili değildir; iç sağlığımızın bir yansımasıdır. Cildinizi dinlemek ve akne haritasını okumak, hem içeriden hem dışarıdan sağlığınız ve uzun vadeli refah planlamanız hakkında kısa bir fikir verir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s3AqRpzHVEuIosEj4PHWnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sivilceleriniz, sağlığınız, hakkında, söylüyor, Meğer, sadece, bir, cilt, problemi, değilmiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s3AqRpzHVEuIosEj4PHWnw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sivilceleriniz sağlığınız hakkında ne söylüyor? Meğer sadece bir cilt problemi değilmiş"><p>Vücudunuzun herhangi bir bölgesinde çıkan sivilceyi basit bir cilt problemi olarak yorumlayabilirsiniz. Ancak sivilceler bazı ciddi hastalıkların da habercisi olabilir. Sivilceleriniz sağlığınız hakkında ne söylüyor?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eg4IySGCIk6k6WdVDksL4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivilce bir cilt sorunundan daha fazlasıdır; bazı ciddi sağlık sorunlarını ifade eder. Sivilcelerin yüz veya vücuttaki yerinin solunum sorunları, hormonal dengesizlikler, sindirim sorunları ve diğer sağlık sorunlarını nasıl gösterebileceğini vurgulamaktadır. Uygun cilt sağlığı, diyet, yaşam tarzı ve profesyonel tavsiyeleri dikkate alan bütünsel bir yaklaşımı içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wpTKQvq4zkywTqp1GDTp-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsanlar genellikle sivilceyi sadece bir cilt sorunu olarak düşünür; ancak gerçekte sivilce, bir insan vücudunun içinde neler olup bittiğine dair en belirgin ipucudur. Sivilce, yaygın olarak yalnızca bir cilt sorunu olarak görülen sorundur; ancak, vücudumuzun bize bir şeyler anlatmaya çalıştığının sonucu ve işaretidir. Çeşitli cilt sivilceleri ve bunların yüz veya vücutta nerede bulunduğu, kişiyi sağlık sorunları hakkında bilgili hale getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rs6KTq68I0-riVs-mEbTcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivilce haritası çizimleri fikri, farklı sivilcelerin yerlerini ve türlerini görüntülemede tamamen farklı bir yaklaşım gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MxgMPjN-1UScPibtxX7ilg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivilce sadece tıkalı bir gözenek veya bakteri ile ilgili değildir; genellikle bir kişinin genel sisteminde neler olup bittiğine dair iyi bir kanıttır. Ciltteki örtülü veya çok kaba olan işaret en belirgin olanıdır, özellikle yüzlerde bir harita gibi görünür ve her sivilce bölgesinin kendine özgü bir mesajı vardır. Doktorlar ilginç bir şekilde bir kişinin sivilcelerinin nerede ve nasıl çıktığını bazı hastalık belirtilerinin bir göstergesi olarak yorumlarlar çünkü sivilce belirli organlarda ve sistemlerde yanlış giden bir şeyi ifade eder.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LWnhEEhzu06_Dob0MgrdRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yanaklarda sivilce, alerji veya astımla ilgili olsun, yetenekli bir solunum sistemini ima edebilir. Ayrıca, yüzle temas eden ve bu nedenle bakteri üreme alanı görevi gören kirli telefon ekranlarının, yastık kılıflarının ve diğer gereçlerin sık kullanımıyla da ilişkilendirilebilir. Ancak yanaklar, solunum sorunları, alerjiler veya hatta yüze çok fazla dokunma veya telefonlardan gelen bakteriler gibi yaşam tarzı sorunlarıyla en çok ilişkilendirilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wNFKvNdM-kmeZqyNZZA-4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hormonal dengesizlik, çene hattı boyunca ve çene çevresinde oluşan sivilcelerin birincil sorunudur ve sıklıkla adet dönemleri veya yüksek stres dönemlerinde görülür. Hormonal değişiklikler veya adet düzensizlikleri, kadınların donuk çene hattı sivilcelerinin daha yaygın nedenleridir.
Hormonal düzensizlikler, polikistik over sendromu (PCOS) gibi hastalıklardan veya kortizol seviyelerindeki değişikliklerin neden olduğu stresten kaynaklanabilir. Çene hattında sivilce genellikle vücutta daha derin bir hormonal değişimin veya stresle ilişkili bir dengesizliğin göstergesidir. Benzer durumlar yüzün alt kısmında da tipiktir. Bu sadece cilt bakımı değil, aynı zamanda vücudun içinden durumu ifade eder.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5kx1fKs8iUqOkwVRs_r2xA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alnındaki sivilce, sindirim sistemi ve sinir sistemi bağlantılı olduğundan, sindirimle ilgili her türlü sorunla ilgilidir.OMUZ VE SIRT SİVİLCELERİBunun dışında, omuz ve sırt sivilceleri aşırı aktif yağ bezlerinin göstergesi veya çok dar kıyafetlere sürtünme ile ilişkilendirilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l8ap4tn2jUmfDua5tnLqyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuç olarak, bir sivilce haritası vücudunuzun daha fazla denge isteyen bölgeler için ağlamasına neden olur. Cildinizin özel ihtiyaçlarını ve genel sağlığınızı destekleyecek kişisel bir tedavi planı oluşturmaya başlamak ve ayrıca o nedene ulaşmak en iyisidir: hormonal? Beslenme? çevresel? Bu nedenle, temiz ve sağlıklı bir cilde doğru bütünsel olarak çalışmak için her zaman sağlık uzmanlarından veya dermatologlardan tavsiye alın.İyi dengelenmiş bir diyet, sağlıklı uyku, yeterli sıvı alımı, stres yönetimi ve pratik bir cilt bakımı rejimi, neden olan faktörleri tedavi etmede çok önemlidir. Sivilce sadece estetikle ilgili değildir; iç sağlığımızın bir yansımasıdır. Cildinizi dinlemek ve akne haritasını okumak, hem içeriden hem dışarıdan sağlığınız ve uzun vadeli refah planlamanız hakkında kısa bir fikir verir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yemeden önce iki kere düşünün: Bu balıkların fazla tüketimi civa zehirlenmesine yol açabiliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/yemeden-oence-iki-kere-dusunun-bu-baliklarin-fazla-tuketimi-civa-zehirlenmesine-yol-acabiliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/yemeden-oence-iki-kere-dusunun-bu-baliklarin-fazla-tuketimi-civa-zehirlenmesine-yol-acabiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Ünlü gurme ve yemek eleştirmeni Vedat Milor, konuk olduğu programda yaşadığı sağlık sorununu açıkladı. Vücudunda çok yüksek miktarda civa bulunduğunu belirten Milör, balık ve midyeye işaret etti. Milör&#039;ün açıklaması ardından yüksek civa içeren balıklar tekrar gündeme geldi.  Özellikle hamileler, 6 yaş altındaki çocuklar (özellikle 3 yaş altı), böbrek sorunları yaşayanlar, metallere karşı bağışıklık sisteminde hassasiyeti olanlar cıvaya karşı daha fazla risk altında. Peki, yüksek civa içeren balıklar hangileri?Son yıllarda balık tüketimi üzerine yapılan araştırmalar, bazı balıklarda yüksek civa seviyelerinin bulunduğunu ve bu durumun insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini ortaya koymuştur. Özellikle büyük ve uzun ömürlü balıklarda civa birikimi daha fazla olmaktadır.Civa, endüstriyel faaliyetler ve doğal süreçler sonucu çevreye yayılan bir ağır metaldir. Sulara karışan civa, mikroorganizmalar tarafından metilcivaya dönüştürülür ve bu form, sucul yaşamda biyolojik birikime yol açar. Küçük balıklar bu metali vücutlarında depolar ve bu balıkları yiyen daha büyük balıklar, besin zincirinin tepesine çıktıkça daha yüksek civa seviyelerine ulaşır.Civa, sinir sistemi, böbrekler ve bağışıklık sistemi üzerinde toksik etkilere sahiptir. Hamile kadınlar ve küçük çocuklar, civa maruziyetine karşı daha hassastır.Hamilelik döneminde yüksek civa maruziyeti, fetüsün beyin ve sinir sistemi gelişimini olumsuz etkileyebilir.Metil cıva kolaylıkla plasentaya geçer, kanda ve gelişen fetüsün hücrelerinde birikir. Anne sütünden bebeğe geçerek bebeğin gelişen beynine, sinir sistemine zarar verebilir. Bilişsel düşünce, hafıza, dikkat, motor becerileri ve görsel zeka gelişimini olumsuz etkiler.Kılıç balığı, iri uskumru, köpek balığı, ton balığı gibi büyük ve uzun ömürlü balık türleri, en yüksek civa seviyelerine sahip balıklar arasında yer alır. Araştırmalar konserve ton balığının taze ton balıklarından daha düşük miktarda cıva içerdiğini gösteriyor.Denizlerimizde yaşayan hamsi, sardalya, istavrit gibi balıklarda cıva yok denecek kadar azdır. il balığı, barbun, tekir, palamut, uskumru gibi orta boylu balıklarda cıva düşüktür.Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi haftada iki öğün düşük miktarca cıva içeren balık tüketiminin sağlık için risk oluşturmadığını bildirmiştir.Balık tüketimi sağlıklı bir beslenme için önemlidir, ancak civa içeriği yüksek balık türlerinin aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır. Balık seçimi yaparken civa seviyelerini göz önünde bulundurmak, sağlığınızı korumak için atılacak önemli adımlardan biridir. Sağlık otoriteleri ve uzmanlar, güvenli tüketim miktarları ve balık türleri hakkında halkı bilgilendirmeye devam etmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTSOIMxvSEee-XaWomPkmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yemeden, önce, iki, kere, düşünün:, balıkların, fazla, tüketimi, civa, zehirlenmesine, yol, açabiliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTSOIMxvSEee-XaWomPkmA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yemeden önce iki kere düşünün: Bu balıkların fazla tüketimi civa zehirlenmesine yol açabiliyor"><p>Ünlü gurme ve yemek eleştirmeni Vedat Milor, konuk olduğu programda yaşadığı sağlık sorununu açıkladı. Vücudunda çok yüksek miktarda civa bulunduğunu belirten Milör, balık ve midyeye işaret etti. Milör'ün açıklaması ardından yüksek civa içeren balıklar tekrar gündeme geldi.  Özellikle hamileler, 6 yaş altındaki çocuklar (özellikle 3 yaş altı), böbrek sorunları yaşayanlar, metallere karşı bağışıklık sisteminde hassasiyeti olanlar cıvaya karşı daha fazla risk altında. Peki, yüksek civa içeren balıklar hangileri?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-miQDWCdvUyHdE2JNhg0og.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda balık tüketimi üzerine yapılan araştırmalar, bazı balıklarda yüksek civa seviyelerinin bulunduğunu ve bu durumun insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini ortaya koymuştur. Özellikle büyük ve uzun ömürlü balıklarda civa birikimi daha fazla olmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/avIG94Wl4ke6-ZH5tFoBRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Civa, endüstriyel faaliyetler ve doğal süreçler sonucu çevreye yayılan bir ağır metaldir. Sulara karışan civa, mikroorganizmalar tarafından metilcivaya dönüştürülür ve bu form, sucul yaşamda biyolojik birikime yol açar. Küçük balıklar bu metali vücutlarında depolar ve bu balıkları yiyen daha büyük balıklar, besin zincirinin tepesine çıktıkça daha yüksek civa seviyelerine ulaşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JF1TI4hwEE-XiEAo-jUDXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Civa, sinir sistemi, böbrekler ve bağışıklık sistemi üzerinde toksik etkilere sahiptir. Hamile kadınlar ve küçük çocuklar, civa maruziyetine karşı daha hassastır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z0NdxnkGfk2Qst52JngWOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hamilelik döneminde yüksek civa maruziyeti, fetüsün beyin ve sinir sistemi gelişimini olumsuz etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TtCLMQ1fiE-Tuy_elWQueg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metil cıva kolaylıkla plasentaya geçer, kanda ve gelişen fetüsün hücrelerinde birikir. Anne sütünden bebeğe geçerek bebeğin gelişen beynine, sinir sistemine zarar verebilir. Bilişsel düşünce, hafıza, dikkat, motor becerileri ve görsel zeka gelişimini olumsuz etkiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kf4pS0sLl0qsWsHIaS64EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kılıç balığı, iri uskumru, köpek balığı, ton balığı gibi büyük ve uzun ömürlü balık türleri, en yüksek civa seviyelerine sahip balıklar arasında yer alır. Araştırmalar konserve ton balığının taze ton balıklarından daha düşük miktarda cıva içerdiğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xq2-1_ecbUi62bn-5-rI-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Denizlerimizde yaşayan hamsi, sardalya, istavrit gibi balıklarda cıva yok denecek kadar azdır. il balığı, barbun, tekir, palamut, uskumru gibi orta boylu balıklarda cıva düşüktür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HElA3dB9jk-DFlX4sds6hw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi haftada iki öğün düşük miktarca cıva içeren balık tüketiminin sağlık için risk oluşturmadığını bildirmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zG3H-bwVCU22OfFMpmk9Vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balık tüketimi sağlıklı bir beslenme için önemlidir, ancak civa içeriği yüksek balık türlerinin aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır. Balık seçimi yaparken civa seviyelerini göz önünde bulundurmak, sağlığınızı korumak için atılacak önemli adımlardan biridir. Sağlık otoriteleri ve uzmanlar, güvenli tüketim miktarları ve balık türleri hakkında halkı bilgilendirmeye devam etmektedir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ne kokusundan, ne de tadından ayırt etmek mümkün: Sahte içki nasıl anlaşılır?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ne-kokusundan-ne-de-tadindan-ayirt-etmek-mumkun-sahte-icki-nasil-anlasilir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ne-kokusundan-ne-de-tadindan-ayirt-etmek-mumkun-sahte-icki-nasil-anlasilir</guid>
<description><![CDATA[ Düşük maliyeti nedeniyle etil alkol yerine metil alkol kullanılarak üretilen sahte içkiler, ölüme varan sağlık sorunlarına neden oluyor.  Testler, 30 mililitre, kaçak içkinin ham maddesi, yani yarım çak bardağı dolusu saf metanolün ölüm neden olduğunu, bir kaşığının da kör bırakabileceğini gösterdi. Metil alkol yani sahte içki belirtileri 10 ile 24 saat arasında kendisini gösteriyor. Sahte içkileri ne kokusundan, ne de tadından ayırt etmek mümkün. Peki, sahte içki nasıl anlaşılır?İstanbul&#039;da, yakın zamanda,  sahte içki nedeniyle hastanelere başvuran 83 kişiden 30&#039;u hayatını kaybetti. Alınan bilgiye göre, sahte içki tüketimine bağlı nedenlerle 83 kişi kentteki çeşitli hastanelere başvurdu.  Sahte içkinin nasıl anlaşılacağı ve belirtilerin neler olduğu merak ediliyor.Sahte içki yalnızca ne kokusundan, ne de tadından anlaşılıyor. Uzmanlar açık gelen şişelerden şüphelenilmesi gerektiğinin altını çiziyor. 
Fiyat Kontrolü: Gerçek alkolün fiyatı belirli bir aralığa sahiptir. Normalden çok daha ucuz olan ürünlere şüpheyle yaklaşılmalıdır.Ambalaj ve Etiket: Sahte içkilerin ambalaj ve etiketlerinde genellikle orijinal ürünlere göre farklılıklar bulunur. Etiketin üzerindeki yazıların bulanık, eğri veya silik olması sahte olduğuna işaret edebilir.Bandrol: Türkiye&#039;de satılan alkollü içeceklerde TAPDK bandrolü bulunması zorunludur. Bandrolün olmaması veya sahte görünmesi bir uyarı işareti olabilir.Tat ve Koku: Sahte içkilerde kullanılan alkol türü farklı olduğu için tadı ve kokusu orijinal üründen farklı olabilir. Anormal bir tat veya koku fark ederseniz içmekten kaçının.Kapak ve Şişe: Şişenin kapağı gevşek ya da orijinaline göre farklı olabilir. Ayrıca, orijinal ürünlerin şişeleri genellikle daha kaliteli malzemeden üretilir.Satın Alınan Yer: Alkollü içecekleri güvenilir ve lisanslı yerlerden almak önemlidir. Sokak satıcılarından veya belirsiz kaynaklardan alınan içkiler sahte olabilir.GİB&#039;in mobil uygulaması bondrollü ürün izleme sistemi sayesinde alkolün sahte olup olmadığı anlaşılabiliyor. Tek yapılması gereken şişe üzerindeki barkodu telefona okutmak. Sahte içki; içki üretiminde etil alkol yerine metil alkol kullanılmasına verilen isim.Daha ucuz olması nedeniyle cazip gelen sahte içkinin tüketiminin faturası sonradan ağırlaşıyor. Sahte içkinin neden olduğu zararlar, metil alkolün çeşidi ve kullanım miktarına göre farklılık gösteriyor. Metil alkol yüksek toksisiteye, yani zehirleme gücüne sahip. 10 mililitre kadar küçük bir saf metanol hacmi, optik sinirlere zarar verdiği için kalıcı körlüğe sebep olur. 30 mililitre kadar bir hacim ise ölümlere neden olur.Metil alkol zehirlenmesinin ilk belirtileri bilinçsiz hareketler, baş dönmesi ve uyku hali olarak görülüyor. Sahte içki tüketenlerde göze giden beyin sinirlerinin tahribatı nedeniyle görme kaybı ortaya çıkabiliyor. Sahte içkinin belritileri 10 saat sonra kendisini gösteriyor. Yani sahte içki içen, hemen durumun farkına varmıyor varınca da geç oluyor. 30 saatten sonra da vücuda ciddi zarar vermiş oluyor. Bu nedenle içkinin hemen ardından sağlık sorunları başlamıyor.Ayrıca beyinde yol açtığı hasarlar nedeniyle yürümede zorluk, hareket kabiliyetini kaybetme ve anormal düşünce bozuklukları gibi problemler de baş gösteriyor.Tedavi edilmediğinde ya da geç kalındığında, bu tür zehirlenmeler ölüme kadar varan sonuçlarla sonlanabilir. Bu nedenle, metil alkol zehirlenmesi acil tıbbi müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur ve maruziyetten kaçınılması son derece önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1SThGFrWKUS54-KUpXeeAA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>kokusundan, tadından, ayırt, etmek, mümkün:, Sahte, içki, nasıl, anlaşılır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1SThGFrWKUS54-KUpXeeAA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ne kokusundan, ne de tadından ayırt etmek mümkün: Sahte içki nasıl anlaşılır?"><p>Düşük maliyeti nedeniyle etil alkol yerine metil alkol kullanılarak üretilen sahte içkiler, ölüme varan sağlık sorunlarına neden oluyor.  Testler, 30 mililitre, kaçak içkinin ham maddesi, yani yarım çak bardağı dolusu saf metanolün ölüm neden olduğunu, bir kaşığının da kör bırakabileceğini gösterdi. Metil alkol yani sahte içki belirtileri 10 ile 24 saat arasında kendisini gösteriyor. Sahte içkileri ne kokusundan, ne de tadından ayırt etmek mümkün. Peki, sahte içki nasıl anlaşılır?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0mX9tIU09E6241SRF5Z7dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul'da, yakın zamanda,  sahte içki nedeniyle hastanelere başvuran 83 kişiden 30'u hayatını kaybetti. Alınan bilgiye göre, sahte içki tüketimine bağlı nedenlerle 83 kişi kentteki çeşitli hastanelere başvurdu.  Sahte içkinin nasıl anlaşılacağı ve belirtilerin neler olduğu merak ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WKpRwP04LUi7DzCsjt6-ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sahte içki yalnızca ne kokusundan, ne de tadından anlaşılıyor. Uzmanlar açık gelen şişelerden şüphelenilmesi gerektiğinin altını çiziyor. 
Fiyat Kontrolü: Gerçek alkolün fiyatı belirli bir aralığa sahiptir. Normalden çok daha ucuz olan ürünlere şüpheyle yaklaşılmalıdır.Ambalaj ve Etiket: Sahte içkilerin ambalaj ve etiketlerinde genellikle orijinal ürünlere göre farklılıklar bulunur. Etiketin üzerindeki yazıların bulanık, eğri veya silik olması sahte olduğuna işaret edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xh6Fs6PbKECbLuTk7wu4gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bandrol: Türkiye'de satılan alkollü içeceklerde TAPDK bandrolü bulunması zorunludur. Bandrolün olmaması veya sahte görünmesi bir uyarı işareti olabilir.Tat ve Koku: Sahte içkilerde kullanılan alkol türü farklı olduğu için tadı ve kokusu orijinal üründen farklı olabilir. Anormal bir tat veya koku fark ederseniz içmekten kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eSr_UmEGHkyYHU3luvACEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kapak ve Şişe: Şişenin kapağı gevşek ya da orijinaline göre farklı olabilir. Ayrıca, orijinal ürünlerin şişeleri genellikle daha kaliteli malzemeden üretilir.Satın Alınan Yer: Alkollü içecekleri güvenilir ve lisanslı yerlerden almak önemlidir. Sokak satıcılarından veya belirsiz kaynaklardan alınan içkiler sahte olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/42RLWCUHnUuQlo8INb3glw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GİB'in mobil uygulaması bondrollü ürün izleme sistemi sayesinde alkolün sahte olup olmadığı anlaşılabiliyor. Tek yapılması gereken şişe üzerindeki barkodu telefona okutmak. Sahte içki; içki üretiminde etil alkol yerine metil alkol kullanılmasına verilen isim.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DfdbJd5Ym0ax9XjDgFVEzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha ucuz olması nedeniyle cazip gelen sahte içkinin tüketiminin faturası sonradan ağırlaşıyor. Sahte içkinin neden olduğu zararlar, metil alkolün çeşidi ve kullanım miktarına göre farklılık gösteriyor. Metil alkol yüksek toksisiteye, yani zehirleme gücüne sahip. 10 mililitre kadar küçük bir saf metanol hacmi, optik sinirlere zarar verdiği için kalıcı körlüğe sebep olur. 30 mililitre kadar bir hacim ise ölümlere neden olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZVnn_k253Uu4lFNvKGsinQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metil alkol zehirlenmesinin ilk belirtileri bilinçsiz hareketler, baş dönmesi ve uyku hali olarak görülüyor. Sahte içki tüketenlerde göze giden beyin sinirlerinin tahribatı nedeniyle görme kaybı ortaya çıkabiliyor. Sahte içkinin belritileri 10 saat sonra kendisini gösteriyor. Yani sahte içki içen, hemen durumun farkına varmıyor varınca da geç oluyor. 30 saatten sonra da vücuda ciddi zarar vermiş oluyor. Bu nedenle içkinin hemen ardından sağlık sorunları başlamıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5U66tUVuqkWXN2lq9GzMjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca beyinde yol açtığı hasarlar nedeniyle yürümede zorluk, hareket kabiliyetini kaybetme ve anormal düşünce bozuklukları gibi problemler de baş gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TrwWoGskZUKH0lpmJqSdwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tedavi edilmediğinde ya da geç kalındığında, bu tür zehirlenmeler ölüme kadar varan sonuçlarla sonlanabilir. Bu nedenle, metil alkol zehirlenmesi acil tıbbi müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur ve maruziyetten kaçınılması son derece önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sivilceler nasıl geçer? 8 adımda etkili bakım rutini</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sivilceler-nasil-gecer-8-adimda-etkili-bakim-rutini</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sivilceler-nasil-gecer-8-adimda-etkili-bakim-rutini</guid>
<description><![CDATA[ Sivilceli ciltlerle başa çıkmak, hem duygusal hem de fiziksel anlamda zorlu bir süreç olabilir. Doğru ürünler ve adımları içeren bir cilt bakım rutiniyle bu sorunı hafifletmek mümkün. Peki, etkili bir cilt bakım rutini nasıl oluşturulur? Bu 8 öneri sivilceli ciltler için altın değerinde olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sivilceler, nasıl, geçer, adımda, etkili, bakım, rutini</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sivilceler nasıl geçer? 8 adımda etkili bakım rutini"><p>Sivilceli ciltlerle başa çıkmak, hem duygusal hem de fiziksel anlamda zorlu bir süreç olabilir. Doğru ürünler ve adımları içeren bir cilt bakım rutiniyle bu sorunı hafifletmek mümkün. Peki, etkili bir cilt bakım rutini nasıl oluşturulur? Bu 8 öneri sivilceli ciltler için altın değerinde olabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>30 gün boyunca sadece meyve yersek ne olur? İşte vücuda 6 inanılmaz etkisi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/30-gun-boyunca-sadece-meyve-yersek-ne-olur-iste-vucuda-6-inanilmaz-etkisi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/30-gun-boyunca-sadece-meyve-yersek-ne-olur-iste-vucuda-6-inanilmaz-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;nin New York şehrinde yaşayan 36 yaşındaki Shade Martin, geçmeyen eklem ağrıları sonrası yalnızca meyveyle beslenmek gibi radikal bir karar aldı. 30 gün boyunca sadece ananas, çilek, muz ve mango gibi alkali meyveler tüketen Martin, kilo vermesinin yanı sıra regl ağrılarının da azaldığını öne sürdü.Diyetin ilk aşamasında yalnızca karpuz yiyen Martin, altıncı günden sonra üzüm tüketmeye başladı. Martin, bu kısıtlı diyete rağmen doğal şekerlerin sağladığı yavaş enerji salınımı sayesinde daha enerjik hissettiğini ve düşüncelerinin berraklaştığını anlattı. Harvard Tıp Fakültesi&#039;ne göre, özellikle yaban mersini ve çilek tüketimi, beyin fonksiyonlarını iyileştirebilir.Shade Martin, sıra dışı diyet sonrası adet kramplarının neredeyse tamamen ortadan kalktığını ve 10 kilo verdiğini söyledi. Ancak, bu tür bir diyeti herkese önermiyor.Georgia Üniversitesi&#039;nden diyetisyen Dr. Tracey Brigman de böylesine kısıtlayıcı bir diyeti kimsenin denememesi gerektiğini belirtiyor.Shade Martin, sadece üzümle beslendiği dönem, balgam ve mukus üretiminin arttığını ifade etti.Diyetin, sindirim sistemi üzerinde de olumlu etkileri olduğunu gözlemleyen Martin, meyvelerin yüksek lif içeriği sayesinde normalden daha fazla dışkıladığını öne sürdü.
Martin&#039;in sıra dışı beslenme rutini, cilt sağlığı üzerinde de şaşırtıcı sonuçlar verdi. ABD&#039;li kadın, başlangıçta cildinin parladığını ancak toksinlerin dışarı atılmasıyla birlikte bazı sivilcelerin çıktığını söyledi.30 gün sonunda 10 kilo veren Martin, diyete başlarken kalori saymadığını ve yalnızca vücudunun ihtiyaçlarını dinlediğini vurguladı. Amerikan Beslenme Rehberi, yetişkinlerin günde 1,5 ila 2 su bardağı meyve tüketmesini öneriyor ancak CDC verilerine göre, ABD’deki yetişkinlerin sadece yüzde 10’u bu öneriye uyuyor.
Uzmanlar, Shade Martin&#039;in ses getiren diyetini, besin değerleri açısından riskli olabileceği gerekçesiyle sakıncalı buluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zqr3hbuSJEy-rRQmDBH4Uw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>gün, boyunca, sadece, meyve, yersek, olur, İşte, vücuda, inanılmaz, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zqr3hbuSJEy-rRQmDBH4Uw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="30 gün boyunca sadece meyve yersek ne olur? İşte vücuda 6 inanılmaz etkisi"><p>ABD'nin New York şehrinde yaşayan 36 yaşındaki Shade Martin, geçmeyen eklem ağrıları sonrası yalnızca meyveyle beslenmek gibi radikal bir karar aldı. 30 gün boyunca sadece ananas, çilek, muz ve mango gibi alkali meyveler tüketen Martin, kilo vermesinin yanı sıra regl ağrılarının da azaldığını öne sürdü.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dBSmHf-yH0m2HTcW1hwxkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyetin ilk aşamasında yalnızca karpuz yiyen Martin, altıncı günden sonra üzüm tüketmeye başladı. Martin, bu kısıtlı diyete rağmen doğal şekerlerin sağladığı yavaş enerji salınımı sayesinde daha enerjik hissettiğini ve düşüncelerinin berraklaştığını anlattı. Harvard Tıp Fakültesi'ne göre, özellikle yaban mersini ve çilek tüketimi, beyin fonksiyonlarını iyileştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X9KZEUAQ2E6wMG3D0ZBoOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Shade Martin, sıra dışı diyet sonrası adet kramplarının neredeyse tamamen ortadan kalktığını ve 10 kilo verdiğini söyledi. Ancak, bu tür bir diyeti herkese önermiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M9ntkWClE0aT94dTb2gAkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Georgia Üniversitesi'nden diyetisyen Dr. Tracey Brigman de böylesine kısıtlayıcı bir diyeti kimsenin denememesi gerektiğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xUMlP_hkUkOxF6CEaT4qxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Shade Martin, sadece üzümle beslendiği dönem, balgam ve mukus üretiminin arttığını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/31oMTGz8JkOzV47acKq7vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyetin, sindirim sistemi üzerinde de olumlu etkileri olduğunu gözlemleyen Martin, meyvelerin yüksek lif içeriği sayesinde normalden daha fazla dışkıladığını öne sürdü.
Martin'in sıra dışı beslenme rutini, cilt sağlığı üzerinde de şaşırtıcı sonuçlar verdi. ABD'li kadın, başlangıçta cildinin parladığını ancak toksinlerin dışarı atılmasıyla birlikte bazı sivilcelerin çıktığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bQnN5WxMTU-0YPhYLrhQJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>30 gün sonunda 10 kilo veren Martin, diyete başlarken kalori saymadığını ve yalnızca vücudunun ihtiyaçlarını dinlediğini vurguladı. Amerikan Beslenme Rehberi, yetişkinlerin günde 1,5 ila 2 su bardağı meyve tüketmesini öneriyor ancak CDC verilerine göre, ABD’deki yetişkinlerin sadece yüzde 10’u bu öneriye uyuyor.
Uzmanlar, Shade Martin'in ses getiren diyetini, besin değerleri açısından riskli olabileceği gerekçesiyle sakıncalı buluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir erkeğin sizden hoşlandığını nasıl anlarsınız?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bir-erkegin-sizden-hoslandigini-nasil-anlarsiniz</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bir-erkegin-sizden-hoslandigini-nasil-anlarsiniz</guid>
<description><![CDATA[ Kadınlar ve erkekler, romantik iletişimlerde duygu ve düşüncelerini daha farklı şekillerde yansıtabilirler. Kadınlar, bir erkekten hoşlandığında daha dişil ve çocuksu tavırlar sergilerken; erkeklerde bu durum değişkenlik gösterebilir. İlişki uzmanları, bir erkeğin bir kadına duyduğu ilgiyi gösteren en büyük faktörlerin başında sabır ve şefkatin geldiğini öne sürüyor.İlişki uzmanlarına göre, vücut dili bir kişinin duygusal durumunu en çok yansıtan unsurlardan biridir. 
Uzmanlar, hoşlanılan kişiyle sürekli göz teması kurmanın yaygın bir davranış olduğunu belirtiyorlar. 
Erkek, kapanık bir duruş yerine, vücudunu kadına doğru çevirebilir. Kollarını ya da bacaklarını açarak daha rahat bir şekilde durabilir. Bu, kadına ona duyduğu ilgi ve rahatlık seviyesini yansıtır.Çoğu zaman, bir kişi bilinçli olarak hislerini gizlemeye çalışsa da, vücut dilindeki ince ifadeler (örneğin, kaş kaldırma, dudaklarda hafif bir gülümseme) hoşlanma durumunu ortaya koyabilir.Hoşlanan bir erkek, kadınla ilgili küçük detaylara büyük bir dikkat gösterir. Kadının sevdiği şeyler hakkında sorular sorar ve bu konuda bilgi sahibi olmaya çalışır. Mesela favori kitapları, müzikleri ya da hobileri hakkında konuşmalar yapabilir.
Kadın bir olaydan bahsederken, erkek konuyu derinleştirip kadının hislerini anlamaya çalışır. Bu, onun dünyasına girmeye istekli olduğunu gösterir. Hoşlanan bir erkeğin, kadına zaman yaratmak için çaba harcaması da sık rastlanan bir durumdur.Erkeğin kadını sosyal medyada etkileşimde bulunarak takip etmesi, onun paylaşımlarına yorum yapması ya da özel mesajlarla sürekli irtibat kurması hoşlanmanın bir işareti olabilir. 
Erkek, mesajlaşmalarda esprili, flörtöz ya da ilginç konulara girmeye çalışabilir. Kadınla eğlenceli bir bağ kurmaya yönelik çaba harcar.Erkek, hoşlandığı kadına doğru fiziksel temasta bulunma çabası gösterir. Elini omzuna koymak ya da omzunun yanında durmak gibi küçük dokunuşlar, erkeğin ilgisine dair önemli belirtilerdendir.
Bir erkek, hoşlandığı kişiye karşı sürekli olarak vücut yönünü ona çevirir. Uzmanlar, bir erkeğin kadına karşı ilgisini gösteren davranışlardan birinin de bedenin kadına dönük olması olduğunu vurguluyor.Erkekler, hoşlandıkları kadına karşı daha nazik ve flörtöz olabilirler. Saçını düzeltmek, yavaşça gülümsemek ya da göz kırpmak gibi flörtöz bedensel hareketler de erkeğin ilgisini ortaya koyabilir.Hoşlanan erkek, kadın zor bir durumda olduğunda ona yardım etmek için gayret eder ve sorun çözülene kadar yanında durur.Bir erkeğin, hoşlandığı kadına karşı sabırlı ve anlayışlı olması da yaygın görülen bir durumdur. Uzmanlar, erkeklerin hoşlandıkları kadınlara karşı daha dikkatli ve şefkatli davrandıklarını ifade ediyorlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m5nD0Tx7X0mVQmiEio_pgQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bir, erkeğin, sizden, hoşlandığını, nasıl, anlarsınız</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m5nD0Tx7X0mVQmiEio_pgQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bir erkeğin sizden hoşlandığını nasıl anlarsınız?"><p>Kadınlar ve erkekler, romantik iletişimlerde duygu ve düşüncelerini daha farklı şekillerde yansıtabilirler. Kadınlar, bir erkekten hoşlandığında daha dişil ve çocuksu tavırlar sergilerken; erkeklerde bu durum değişkenlik gösterebilir. İlişki uzmanları, bir erkeğin bir kadına duyduğu ilgiyi gösteren en büyük faktörlerin başında sabır ve şefkatin geldiğini öne sürüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gk2sUIpzJkydAQ-7BAhGrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlişki uzmanlarına göre, vücut dili bir kişinin duygusal durumunu en çok yansıtan unsurlardan biridir. 
Uzmanlar, hoşlanılan kişiyle sürekli göz teması kurmanın yaygın bir davranış olduğunu belirtiyorlar. 
Erkek, kapanık bir duruş yerine, vücudunu kadına doğru çevirebilir. Kollarını ya da bacaklarını açarak daha rahat bir şekilde durabilir. Bu, kadına ona duyduğu ilgi ve rahatlık seviyesini yansıtır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yMcFydUisEiR3vTDI22pmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoğu zaman, bir kişi bilinçli olarak hislerini gizlemeye çalışsa da, vücut dilindeki ince ifadeler (örneğin, kaş kaldırma, dudaklarda hafif bir gülümseme) hoşlanma durumunu ortaya koyabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V6rEYij8o0SB3A3fCdMK5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hoşlanan bir erkek, kadınla ilgili küçük detaylara büyük bir dikkat gösterir. Kadının sevdiği şeyler hakkında sorular sorar ve bu konuda bilgi sahibi olmaya çalışır. Mesela favori kitapları, müzikleri ya da hobileri hakkında konuşmalar yapabilir.
Kadın bir olaydan bahsederken, erkek konuyu derinleştirip kadının hislerini anlamaya çalışır. Bu, onun dünyasına girmeye istekli olduğunu gösterir. Hoşlanan bir erkeğin, kadına zaman yaratmak için çaba harcaması da sık rastlanan bir durumdur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z_HQ_pMYvU-bEchMES_Liw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erkeğin kadını sosyal medyada etkileşimde bulunarak takip etmesi, onun paylaşımlarına yorum yapması ya da özel mesajlarla sürekli irtibat kurması hoşlanmanın bir işareti olabilir. 
Erkek, mesajlaşmalarda esprili, flörtöz ya da ilginç konulara girmeye çalışabilir. Kadınla eğlenceli bir bağ kurmaya yönelik çaba harcar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O5mStZxtIkOTTsXtihmIhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erkek, hoşlandığı kadına doğru fiziksel temasta bulunma çabası gösterir. Elini omzuna koymak ya da omzunun yanında durmak gibi küçük dokunuşlar, erkeğin ilgisine dair önemli belirtilerdendir.
Bir erkek, hoşlandığı kişiye karşı sürekli olarak vücut yönünü ona çevirir. Uzmanlar, bir erkeğin kadına karşı ilgisini gösteren davranışlardan birinin de bedenin kadına dönük olması olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NK5dGJV53kqK_16Tw-1LDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erkekler, hoşlandıkları kadına karşı daha nazik ve flörtöz olabilirler. Saçını düzeltmek, yavaşça gülümsemek ya da göz kırpmak gibi flörtöz bedensel hareketler de erkeğin ilgisini ortaya koyabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GTrlpcFg7UOwOv3rvQoz3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hoşlanan erkek, kadın zor bir durumda olduğunda ona yardım etmek için gayret eder ve sorun çözülene kadar yanında durur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/naDWFd3iLUGQJ1sizp1rWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir erkeğin, hoşlandığı kadına karşı sabırlı ve anlayışlı olması da yaygın görülen bir durumdur. Uzmanlar, erkeklerin hoşlandıkları kadınlara karşı daha dikkatli ve şefkatli davrandıklarını ifade ediyorlar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>5 dakikada uykuya dalmanızı sağlıyor: Bu gece deneyin ve etkisini görün</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/5-dakikada-uykuya-dalmanizi-sagliyor-bu-gece-deneyin-ve-etkisini-goerun</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/5-dakikada-uykuya-dalmanizi-sagliyor-bu-gece-deneyin-ve-etkisini-goerun</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Bilişsel Karıştırma&quot; olarak bilinen bu teknik, rastgele ve alakasız kelimelere odaklanarak zihni sakinleştiren, basit ama etkili bir yöntemdir. Kulağa inanılmaz gelebilir, ancak bu yöntem, 5 dakika gibi kısa bir sürede sizi uykuya hazırlayabilir.Bilişsel karıştırma, zihni nazikçe meşgul ederek endişe ve aşırı düşünceleri durduran bir teknik. Beyni basit bir şekilde odaklanmaya yönlendirir ve böylece doğal olarak sakinleşmesini sağlar. Bu yöntem, gece boyunca zihninizi stresle dolu düşünceler yerine, ilgisiz ve rahatlatıcı bir göreve odaklandırır.Bu tekniği denemek için şu adımları izleyebilirsiniz:Basit bir kelime seçin: Örneğin, &quot;kuş.&quot;Seçtiğiniz kelimenin harflerine odaklanarak, her harfle başlayan kelimeler düşünün.Örneğin: &quot;B&quot; harfi için balon, &quot;I&quot; harfi için ipek.Fikirleriniz tükendiğinde bir sonraki harfe geçin.Kelimenin son harfine gelene kadar devam edin. Muhtemelen bu noktaya varmadan uyumuş olacaksınız.Bu yöntem, beyninizi sakinleştirerek aşırı uyarıcı düşüncelerden uzaklaştırır. Basit ve tekrar eden bir görev sayesinde, zihniniz rahatlar ve uykuya geçiş kolaylaşır.Uykuya dalmakta zorlanan herkes.
Hafif uyuyanlar veya gece boyunca endişelenenler.
Ek bir araç ya da teknolojiye ihtiyaç duymadan doğal bir yöntem arayanlar.Basit kelimeler seçin: Kısa ve kolay kelimelerle başlayın.
Kusursuzluk beklemeyin: Bir kelime bulamazsanız, sonraki harfe geçin.Rahat bir ortam yaratın: Karanlık, sessiz ve dikkatinizi dağıtacak şeylerden uzak bir alanda olun.
Sabırlı olun: Zihniniz dağıldığında kendinizi nazikçe geri yönlendirin.Düzenli pratikle, bu yöntemin uykuya dalma sürecinizi hızlandırdığını ve sabahları daha dinlenmiş hissettiğinizi fark edeceksiniz. Bu gece deneyin ve etkisini kendiniz görün! ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MSzRG8auTUGFZadfkOm2jg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>dakikada, uykuya, dalmanızı, sağlıyor:, gece, deneyin, etkisini, görün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MSzRG8auTUGFZadfkOm2jg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="5 dakikada uykuya dalmanızı sağlıyor: Bu gece deneyin ve etkisini görün"><p>"Bilişsel Karıştırma" olarak bilinen bu teknik, rastgele ve alakasız kelimelere odaklanarak zihni sakinleştiren, basit ama etkili bir yöntemdir. Kulağa inanılmaz gelebilir, ancak bu yöntem, 5 dakika gibi kısa bir sürede sizi uykuya hazırlayabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P_PRPMFRBkSgoHDGGwjUmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilişsel karıştırma, zihni nazikçe meşgul ederek endişe ve aşırı düşünceleri durduran bir teknik. Beyni basit bir şekilde odaklanmaya yönlendirir ve böylece doğal olarak sakinleşmesini sağlar. Bu yöntem, gece boyunca zihninizi stresle dolu düşünceler yerine, ilgisiz ve rahatlatıcı bir göreve odaklandırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tPN3oaT6MkCggDX157ut0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu tekniği denemek için şu adımları izleyebilirsiniz:Basit bir kelime seçin: Örneğin, "kuş."Seçtiğiniz kelimenin harflerine odaklanarak, her harfle başlayan kelimeler düşünün.Örneğin: "B" harfi için balon, "I" harfi için ipek.Fikirleriniz tükendiğinde bir sonraki harfe geçin.Kelimenin son harfine gelene kadar devam edin. Muhtemelen bu noktaya varmadan uyumuş olacaksınız.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4F-etZHghUmMVJ2kAQ62GA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yöntem, beyninizi sakinleştirerek aşırı uyarıcı düşüncelerden uzaklaştırır. Basit ve tekrar eden bir görev sayesinde, zihniniz rahatlar ve uykuya geçiş kolaylaşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lZis4jdJ_0CKYtO-Arkzww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uykuya dalmakta zorlanan herkes.
Hafif uyuyanlar veya gece boyunca endişelenenler.
Ek bir araç ya da teknolojiye ihtiyaç duymadan doğal bir yöntem arayanlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m1D_qCHEDkaH_viixWwX0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Basit kelimeler seçin: Kısa ve kolay kelimelerle başlayın.
Kusursuzluk beklemeyin: Bir kelime bulamazsanız, sonraki harfe geçin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HdzVb3jA1kKURmRDaqCIuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rahat bir ortam yaratın: Karanlık, sessiz ve dikkatinizi dağıtacak şeylerden uzak bir alanda olun.
Sabırlı olun: Zihniniz dağıldığında kendinizi nazikçe geri yönlendirin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p22Cr6veb0G_-QDExlfNbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli pratikle, bu yöntemin uykuya dalma sürecinizi hızlandırdığını ve sabahları daha dinlenmiş hissettiğinizi fark edeceksiniz. Bu gece deneyin ve etkisini kendiniz görün!</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Genetikte çığır açan keşif: Geçmişten geleceğe yolculuk mümkün mü?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/genetikte-cigir-acan-kesif-gecmisten-gelecege-yolculuk-mumkun-mu</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/genetikte-cigir-acan-kesif-gecmisten-gelecege-yolculuk-mumkun-mu</guid>
<description><![CDATA[ ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Colossal Biosciences, mamut, dodo ve Tazmanya kaplanı gibi yok olmuş türleri yeniden hayata döndürme hedefiyle yeni bir yatırım aldı.  Genetik mühendislik, yok olmuş türleri yeniden hayata döndürmeyi vaat ediyor. Ancak bu bilimsel atılım, ekosistemler ve etik açısından büyük soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Genetik mühendislik ve sentetik biyoloji alanındaki gelişmeler, nesli tükenmiş hayvanların yeniden canlandırılmasını mümkün hale getirebilir mi?Bir zamanlar doğanın sonsuz geçmişine gömülen mamutlar, dodo kuşları ve Tazmanya kaplanları, genetik mühendislik sayesinde yeniden hayat bulabilir mi?ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Colossal Biosciences, yok olmuş türleri hayata döndürme amacıyla aldığı yeni yatırımlarla gündemde.2021 yılında girişimci Ben Lamm ve Harvard Üniversitesi Genetik Profesörü George Church tarafından kurulan şirket, son olarak 200 milyon dolarlık ek yatırımla toplam fonunu 435 milyon dolara çıkardı. Colossal Biosciences’ın hedefi, kaybolan türlerin DNA’larını kullanarak, onlara genetik olarak yakın yeni organizmalar üretmek.Bu projeler bilim dünyasında olduğu kadar kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Destekleyenler, biyoteknolojinin sınırlarını zorlayan bu çalışmaların nesli tükenme tehlikesindeki türlerin korunmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor.
Ancak eleştirmenler, bu girişimlerin daha çok yatırımcı ilgisini çekmeyi amaçladığını ve beklenmedik ekosistem sorunlarına yol açabileceğini savunuyor.Nuffield Biyoetik Konseyi Başkan Yardımcısı Melanie Challenger, bu tür projelerin “gerçek bir yeniden diriliş” olmadığını belirterek, “Bu aslında yeni bir tür yaratmak. Genetik olarak değiştirilmiş organizmalar üzerinde etik açıdan düşünülmesi gereken çok fazla konu var” dedi.Colossal Biosciences, nesli tükenen hayvanları geri getirmek için klonlama, genetik düzenleme ve seçici çiftleştirme yöntemlerini kullanıyor. Örneğin:

Mamutlar: Asya fillerinin genetik yapısı düzenlenerek.
Dodo Kuşu: Nicobar güvercinlerinden faydalanarak.
Tazmanya Kaplanı: Yağ kuyruklu dunnart adlı keseli hayvan kullanılarak.

Ancak, bu yöntemlerin uygulanabilirliği ve sonuçları hâlâ belirsiz. Texas AM Üniversitesi Felsefe Profesörü Clare Palmer, &quot;Değişen ekosistemler nedeniyle, nesli tükenmiş hayvanların doğal ortamlara uyum sağlaması zor olabilir,&quot; diye uyarıyor.Colossal’ın projelerine yönelik bir başka eleştiri, bilimsel çalışmalarının akademik dergilerde yayımlanmaması. Bu durum, çalışmaların bilim dünyası tarafından değerlendirilmesini zorlaştırıyor. Şirket yetkilileri ise bazı çalışmalarını akademik ortamlarda paylaşmayı planladıklarını belirtti.Colossal Biosciences, soyu tükenmiş hayvanları geri getirme konusunda daha büyük projeler planlıyor. Şirket ayrıca, kuzey beyaz gergedanını kurtarma ve filler için geliştirilen aşı çalışmaları gibi güncel biyolojik çeşitlilik projelerine de yatırım yapıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OR5QeR5X1UiwIbIju4vwjA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Genetikte, çığır, açan, keşif:, Geçmişten, geleceğe, yolculuk, mümkün, mü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OR5QeR5X1UiwIbIju4vwjA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Genetikte çığır açan keşif: Geçmişten geleceğe yolculuk mümkün mü?"><p>ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Colossal Biosciences, mamut, dodo ve Tazmanya kaplanı gibi yok olmuş türleri yeniden hayata döndürme hedefiyle yeni bir yatırım aldı.  Genetik mühendislik, yok olmuş türleri yeniden hayata döndürmeyi vaat ediyor. Ancak bu bilimsel atılım, ekosistemler ve etik açısından büyük soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Genetik mühendislik ve sentetik biyoloji alanındaki gelişmeler, nesli tükenmiş hayvanların yeniden canlandırılmasını mümkün hale getirebilir mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OA2GJMAVnUiEwBTjBOnWEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir zamanlar doğanın sonsuz geçmişine gömülen mamutlar, dodo kuşları ve Tazmanya kaplanları, genetik mühendislik sayesinde yeniden hayat bulabilir mi?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hf9vIxBrHU-5xeppfWid5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Colossal Biosciences, yok olmuş türleri hayata döndürme amacıyla aldığı yeni yatırımlarla gündemde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P4aU88ofJEGAKzJ7m-VxdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2021 yılında girişimci Ben Lamm ve Harvard Üniversitesi Genetik Profesörü George Church tarafından kurulan şirket, son olarak 200 milyon dolarlık ek yatırımla toplam fonunu 435 milyon dolara çıkardı. Colossal Biosciences’ın hedefi, kaybolan türlerin DNA’larını kullanarak, onlara genetik olarak yakın yeni organizmalar üretmek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PaKMgrQMSUihK_0iXDJT0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu projeler bilim dünyasında olduğu kadar kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Destekleyenler, biyoteknolojinin sınırlarını zorlayan bu çalışmaların nesli tükenme tehlikesindeki türlerin korunmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor.
Ancak eleştirmenler, bu girişimlerin daha çok yatırımcı ilgisini çekmeyi amaçladığını ve beklenmedik ekosistem sorunlarına yol açabileceğini savunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8o9-NGEyDEKG0GOuhd1zpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nuffield Biyoetik Konseyi Başkan Yardımcısı Melanie Challenger, bu tür projelerin “gerçek bir yeniden diriliş” olmadığını belirterek, “Bu aslında yeni bir tür yaratmak. Genetik olarak değiştirilmiş organizmalar üzerinde etik açıdan düşünülmesi gereken çok fazla konu var” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KLq9df0uj0-aYKTs18K2Eg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Colossal Biosciences, nesli tükenen hayvanları geri getirmek için klonlama, genetik düzenleme ve seçici çiftleştirme yöntemlerini kullanıyor. Örneğin:

Mamutlar: Asya fillerinin genetik yapısı düzenlenerek.
Dodo Kuşu: Nicobar güvercinlerinden faydalanarak.
Tazmanya Kaplanı: Yağ kuyruklu dunnart adlı keseli hayvan kullanılarak.

Ancak, bu yöntemlerin uygulanabilirliği ve sonuçları hâlâ belirsiz. Texas AM Üniversitesi Felsefe Profesörü Clare Palmer, "Değişen ekosistemler nedeniyle, nesli tükenmiş hayvanların doğal ortamlara uyum sağlaması zor olabilir," diye uyarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DdSbh1ZShE28Cnsnnj-2qA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Colossal’ın projelerine yönelik bir başka eleştiri, bilimsel çalışmalarının akademik dergilerde yayımlanmaması. Bu durum, çalışmaların bilim dünyası tarafından değerlendirilmesini zorlaştırıyor. Şirket yetkilileri ise bazı çalışmalarını akademik ortamlarda paylaşmayı planladıklarını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T35BYx-hqUu_YFi8eCkBEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Colossal Biosciences, soyu tükenmiş hayvanları geri getirme konusunda daha büyük projeler planlıyor. Şirket ayrıca, kuzey beyaz gergedanını kurtarma ve filler için geliştirilen aşı çalışmaları gibi güncel biyolojik çeşitlilik projelerine de yatırım yapıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kahve falında en çok çıkan figürler ve anlamları: Türk kültürünün simgesel yorumları</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kahve-falinda-en-cok-cikan-figurler-ve-anlamlari-turk-kulturunun-simgesel-yorumlari</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kahve-falinda-en-cok-cikan-figurler-ve-anlamlari-turk-kulturunun-simgesel-yorumlari</guid>
<description><![CDATA[ Türk kahvesi, sadece lezzetiyle değil, aynı zamanda fal geleneğiyle de kültürümüzün vazgeçilmez parçaları arasında yer alıyor. Kahve falında görülen şekiller, çoğu zaman geçmişi aydınlatan veya geleceğe dair ipuçları veren simgeler olarak yorumlanır. İşte kahve fincanında en sık karşılaşılan figürler ve popüler anlamları:Kuş, kahve falında genellikle güzel haberlerin müjdecisi olarak görülür. Eğer kuş figürü net bir şekilde görünüyorsa, beklediğiniz bir haberi yakında alacağınız anlamına gelir.Kuş bir dala konmuşsa, bir teklif veya davet alabilirsiniz.Kalp, aşk ve duyguların sembolüdür. Yeni bir ilişki, romantik bir başlangıç veya mevcut ilişkinizde sevindirici bir gelişme yaşanabilir.
Eğer kalp çatlamış gibi görünüyorsa, duygusal bir konuda dikkatli olmanız gerekebilir.Yılan genellikle uyarıcı bir figürdür. Çevrenizde sinsi davranışlar sergileyen bir kişinin varlığına işaret edebilir
Eğer yılan, fincanın kenarında ise bir sorunu erken fark ederek çözme fırsatınız olabilir.Balık, bolluk ve bereket anlamına gelir. Maddi anlamda güzel bir gelişme ya da beklenmedik bir kazanç yaşanabilir.
Büyük bir balık görünüyorsa, bu durum hayatınızı değiştirecek büyük bir fırsata işaret edebilir.Göz, nazara ya da dikkat çeken bir durumda olduğunuzu simgeler. Çevrenizde sizi kıskanan birileri olabilir.
Göz, fincanın tabanında ise gizli bir tehdide işaret ediyor olabilir; dikkatli olun.Ay, huzurun; yıldız ise başarı ve şansın simgesidir. Bu figürleri fincanda görmek genellikle olumlu bir sürecin başlangıcına işaret eder.Ayın dolunay şeklinde olması, büyük bir dileğin gerçekleşeceğine delalet edebilir.Anahtar, yeni kapıların açılması ve önemli fırsatlara işarettir. Yakında hayatınızda önemli bir değişiklik yaşayabilirsiniz.
Eğer anahtar kapıyla birlikte görünüyorsa, bir taşınma ya da yeni bir mülk alımı gündemde olabilir.Ağaç, köklü bağlar ve büyüme anlamına gelir. Ailevi konuların ön planda olacağı, güzel gelişmeler yaşayacağınız bir dönem olabilir.
Eğer ağaç yaprak döküyorsa, geçmiş bir konuda kapanış yaşanabilir.Pozisyon: Şekillerin fincanda bulunduğu yer, yorumları etkileyebilir. Örneğin, fincanın ağzına yakın bir figür kısa süre içinde gerçekleşecek olaylara işaret eder.Netlik: Figür ne kadar belirginse, yorumu o kadar güçlüdür. Belirsiz şekiller genellikle geçmişi veya geçmişte yaşananları ifade eder.Birliktelik: Figürlerin yan yana yer alması anlamlarını güçlendirebilir. Örneğin, balık ile kalp birlikte görünüyorsa aşk hayatınızda bereketli bir gelişme yaşanabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jU91SpdKVU6XCTAcBZK5Rg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kahve, falında, çok, çıkan, figürler, anlamları:, Türk, kültürünün, simgesel, yorumları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jU91SpdKVU6XCTAcBZK5Rg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kahve falında en çok çıkan figürler ve anlamları: Türk kültürünün simgesel yorumları"><p>Türk kahvesi, sadece lezzetiyle değil, aynı zamanda fal geleneğiyle de kültürümüzün vazgeçilmez parçaları arasında yer alıyor. Kahve falında görülen şekiller, çoğu zaman geçmişi aydınlatan veya geleceğe dair ipuçları veren simgeler olarak yorumlanır. İşte kahve fincanında en sık karşılaşılan figürler ve popüler anlamları:</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8wyx5xTeuU2ZUDkiwxsU7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuş, kahve falında genellikle güzel haberlerin müjdecisi olarak görülür. Eğer kuş figürü net bir şekilde görünüyorsa, beklediğiniz bir haberi yakında alacağınız anlamına gelir.Kuş bir dala konmuşsa, bir teklif veya davet alabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Net7qKvMUuT-Q5Ddy0L0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp, aşk ve duyguların sembolüdür. Yeni bir ilişki, romantik bir başlangıç veya mevcut ilişkinizde sevindirici bir gelişme yaşanabilir.
Eğer kalp çatlamış gibi görünüyorsa, duygusal bir konuda dikkatli olmanız gerekebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nEZwSlzd0kiPi3l-6D_sjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yılan genellikle uyarıcı bir figürdür. Çevrenizde sinsi davranışlar sergileyen bir kişinin varlığına işaret edebilir
Eğer yılan, fincanın kenarında ise bir sorunu erken fark ederek çözme fırsatınız olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/is6LKSsYykyCNkgas8ztag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balık, bolluk ve bereket anlamına gelir. Maddi anlamda güzel bir gelişme ya da beklenmedik bir kazanç yaşanabilir.
Büyük bir balık görünüyorsa, bu durum hayatınızı değiştirecek büyük bir fırsata işaret edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WMaLfrz2WkGUZ-DkiIuzIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz, nazara ya da dikkat çeken bir durumda olduğunuzu simgeler. Çevrenizde sizi kıskanan birileri olabilir.
Göz, fincanın tabanında ise gizli bir tehdide işaret ediyor olabilir; dikkatli olun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fa-DR5TraUKQg0EUmuYBuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ay, huzurun; yıldız ise başarı ve şansın simgesidir. Bu figürleri fincanda görmek genellikle olumlu bir sürecin başlangıcına işaret eder.Ayın dolunay şeklinde olması, büyük bir dileğin gerçekleşeceğine delalet edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5wgekUiS4EiBHnxS1qwOIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anahtar, yeni kapıların açılması ve önemli fırsatlara işarettir. Yakında hayatınızda önemli bir değişiklik yaşayabilirsiniz.
Eğer anahtar kapıyla birlikte görünüyorsa, bir taşınma ya da yeni bir mülk alımı gündemde olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GQLHwR1dfEelx-EWuh7qew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağaç, köklü bağlar ve büyüme anlamına gelir. Ailevi konuların ön planda olacağı, güzel gelişmeler yaşayacağınız bir dönem olabilir.
Eğer ağaç yaprak döküyorsa, geçmiş bir konuda kapanış yaşanabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RApOHgvCz0-XwL61akQj6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pozisyon: Şekillerin fincanda bulunduğu yer, yorumları etkileyebilir. Örneğin, fincanın ağzına yakın bir figür kısa süre içinde gerçekleşecek olaylara işaret eder.Netlik: Figür ne kadar belirginse, yorumu o kadar güçlüdür. Belirsiz şekiller genellikle geçmişi veya geçmişte yaşananları ifade eder.Birliktelik: Figürlerin yan yana yer alması anlamlarını güçlendirebilir. Örneğin, balık ile kalp birlikte görünüyorsa aşk hayatınızda bereketli bir gelişme yaşanabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ömrü kısaltan 6 besin: Kolon kanseri, kalp krizi ve diyabete neden oluyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/omru-kisaltan-6-besin-kolon-kanseri-kalp-krizi-ve-diyabete-neden-oluyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/omru-kisaltan-6-besin-kolon-kanseri-kalp-krizi-ve-diyabete-neden-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Günlük tükettiğimiz yiyecekler sağlığımız, yaşam kalitemiz ve hatta ne kadar yaşadığımız üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Bu yiyeceklerin ara sıra tadını çıkarmak sorun olmasa da, bunları diyetinizin düzenli bir parçası haline getirmek kronik hastalık riskini artırabilir ve ömrü kısaltabilir. Daha sağlıklı alternatifler seçerek ve ne yediğinize dikkat ederek daha uzun ve sağlıklı bir yaşama doğru önemli adımlar atabilirsiniz.Günlük yediğimiz yiyecekler sağlığımızı şekillendirmede önemli bir rol oynar. Bazı yiyecekler bizi besler ve güçlendirirken, diğerleri zamanla sessizce vücudumuza zarar verebilir.Kötü beslenme seçimleri kronik hastalık riskini artırabilir, hayati bedensel işlevleri bozabilir ve bazı durumlarda ömrümüzü bile kısaltabilir. İşte sağlığımızı ve uzun ömürlülüğümüzü olumsuz etkileyebilecek 6 yaygın tüketilen yiyecekDondurulmuş tavuk salamı veya sosis gibi işlenmiş etler kullanışlı ve lezzetli kabul edilir ancak büyük sağlık riskleri taşırlar.Bu etler, özellikle kolorektal kanser olmak üzere kanser riskinin artmasıyla ilişkilendirilen nitrat ve nitritlerle korunmuştur.2010 yılında yayınlanan bir araştırma, kırmızı ve işlenmiş et tüketiminin ölüm oranında, kanser riskinde ve kalp hastalıkları riskinde önemli bir artışla bağlantılı olduğunu açıkça belirtmektedir. Bu etler ayrıca doymuş yağ ve sodyum açısından yüksektir ve kalp hastalığına ve hipertansiyona katkıda bulunur.Meşrubatlar, enerji içecekleri ve diğer şekerli içecekler, vücudumuz için yalnızca bir ton sorun yaratan ilave şekerlerle doludur. Aşırı şeker tüketimi kilo alımına, insülin direncine ve tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve karaciğer sorunları riskinin artmasına yol açar.2021 yılında yayınlanan bir araştırma, şekerli içeceklerin kardiyovasküler hastalıklara, diyabet ve obeziteyle ilgili hastalıklara katkıda bulunmaları nedeniyle her yıl dünya çapında 184.000&#039;den fazla ölümden sorumlu olduğunu bulmuştur. Bunun yerine, vücudunuzu nemli ve sağlıklı tutmak için su, bitki çayları veya şekersiz içecekleri tercih edin.Beyaz ekmek, beyaz pirinç ve makarna gibi rafine tahıllar birçok evde temel gıda maddeleridir. Ancak, bunlar aşırı işlenmiş ve lif, vitamin ve mineraller gibi temel besin maddelerinden arındırılmıştır. Bu besin eksikliği, kan şekerinin hızla yükselmesine ve düşmesine neden olarak zamanla tip 2 diyabet ve obezite riskini artırır.Kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahılları tercih etmek, uzun vadeli sağlık için daha sağlıklı bir seçimdir.Patates kızartması, kızarmış tavuk ve donut gibi kızarmış yiyecekler, bağırsak bariyer fonksiyonunu bozabilen ve sindirim sisteminde iltihaplanmaya neden olabilen sağlıksız yağlar açısından zengindir.Patates kızartması, kızarmış tavuk ve soğan halkaları lezzetli olabilir, ancak sağlığınız için en zararlı yiyeceklerden bazılarıdır. Kızarmış yiyecekler genellikle kötü kolesterol (LDL) seviyelerini yükselttiği ve iyi kolesterolü (HDL) düşürdüğü bilinen trans yağ oranı yüksek yağlarda pişirilir. Bu, kalp hastalığı ve felç riskini artırır.Bir çalışma, kızarmış yiyeceklerin düzenli tüketiminin, özellikle kadınlarda erken ölüm riskinin artmasıyla bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Kızarmış yiyecekler kalori açısından yoğun olup kilo alımına ve kronik iltihaplanmaya yol açabilir.Cipsler, krakerler ve diğer paketlenmiş atıştırmalıklar aşırı işlenmiş olup sağlıksız katkı maddeleri, koruyucu maddeler ve tuzla doludur. Çok fazla sodyum tüketmek yüksek tansiyona, böbrek sorunlarına ve felç riskinin artmasına yol açabilir.Bu atıştırmalıklara uzanmak yerine, kuruyemiş, tohum veya taze meyve gibi daha sağlıklı alternatifleri düşününŞekere &quot;daha sağlıklı&quot; bir alternatif olarak pazarlansa da, yapay tatlandırıcıların kendi riskleri olabilir. Bu tatlandırıcılar bağırsak sağlığını bozabilir, metabolik dengesizliklere ve şekerli yiyeceklere olan isteklerin artmasına yol açabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zEvddj5lykWtd0Rrl05NyQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ömrü, kısaltan, besin:, Kolon, kanseri, kalp, krizi, diyabete, neden, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zEvddj5lykWtd0Rrl05NyQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ömrü kısaltan 6 besin: Kolon kanseri, kalp krizi ve diyabete neden oluyor"><p>Günlük tükettiğimiz yiyecekler sağlığımız, yaşam kalitemiz ve hatta ne kadar yaşadığımız üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Bu yiyeceklerin ara sıra tadını çıkarmak sorun olmasa da, bunları diyetinizin düzenli bir parçası haline getirmek kronik hastalık riskini artırabilir ve ömrü kısaltabilir. Daha sağlıklı alternatifler seçerek ve ne yediğinize dikkat ederek daha uzun ve sağlıklı bir yaşama doğru önemli adımlar atabilirsiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bHteQrlKMEu0Ec7IQ6tgRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük yediğimiz yiyecekler sağlığımızı şekillendirmede önemli bir rol oynar. Bazı yiyecekler bizi besler ve güçlendirirken, diğerleri zamanla sessizce vücudumuza zarar verebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ivla-G46_k2pMQlARXoDXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kötü beslenme seçimleri kronik hastalık riskini artırabilir, hayati bedensel işlevleri bozabilir ve bazı durumlarda ömrümüzü bile kısaltabilir. İşte sağlığımızı ve uzun ömürlülüğümüzü olumsuz etkileyebilecek 6 yaygın tüketilen yiyecek</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a2WtRZ1yDkeIh61Xfgn1qw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dondurulmuş tavuk salamı veya sosis gibi işlenmiş etler kullanışlı ve lezzetli kabul edilir ancak büyük sağlık riskleri taşırlar.Bu etler, özellikle kolorektal kanser olmak üzere kanser riskinin artmasıyla ilişkilendirilen nitrat ve nitritlerle korunmuştur.2010 yılında yayınlanan bir araştırma, kırmızı ve işlenmiş et tüketiminin ölüm oranında, kanser riskinde ve kalp hastalıkları riskinde önemli bir artışla bağlantılı olduğunu açıkça belirtmektedir. Bu etler ayrıca doymuş yağ ve sodyum açısından yüksektir ve kalp hastalığına ve hipertansiyona katkıda bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RzjJ5uxEGE2d9DB8Uy7m2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meşrubatlar, enerji içecekleri ve diğer şekerli içecekler, vücudumuz için yalnızca bir ton sorun yaratan ilave şekerlerle doludur. Aşırı şeker tüketimi kilo alımına, insülin direncine ve tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve karaciğer sorunları riskinin artmasına yol açar.2021 yılında yayınlanan bir araştırma, şekerli içeceklerin kardiyovasküler hastalıklara, diyabet ve obeziteyle ilgili hastalıklara katkıda bulunmaları nedeniyle her yıl dünya çapında 184.000'den fazla ölümden sorumlu olduğunu bulmuştur. Bunun yerine, vücudunuzu nemli ve sağlıklı tutmak için su, bitki çayları veya şekersiz içecekleri tercih edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hEsOLcAcYE6r0fPgoytfBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyaz ekmek, beyaz pirinç ve makarna gibi rafine tahıllar birçok evde temel gıda maddeleridir. Ancak, bunlar aşırı işlenmiş ve lif, vitamin ve mineraller gibi temel besin maddelerinden arındırılmıştır. Bu besin eksikliği, kan şekerinin hızla yükselmesine ve düşmesine neden olarak zamanla tip 2 diyabet ve obezite riskini artırır.Kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahılları tercih etmek, uzun vadeli sağlık için daha sağlıklı bir seçimdir.Patates kızartması, kızarmış tavuk ve donut gibi kızarmış yiyecekler, bağırsak bariyer fonksiyonunu bozabilen ve sindirim sisteminde iltihaplanmaya neden olabilen sağlıksız yağlar açısından zengindir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EH866nOGcUiHCJYoiaOc9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Patates kızartması, kızarmış tavuk ve soğan halkaları lezzetli olabilir, ancak sağlığınız için en zararlı yiyeceklerden bazılarıdır. Kızarmış yiyecekler genellikle kötü kolesterol (LDL) seviyelerini yükselttiği ve iyi kolesterolü (HDL) düşürdüğü bilinen trans yağ oranı yüksek yağlarda pişirilir. Bu, kalp hastalığı ve felç riskini artırır.Bir çalışma, kızarmış yiyeceklerin düzenli tüketiminin, özellikle kadınlarda erken ölüm riskinin artmasıyla bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Kızarmış yiyecekler kalori açısından yoğun olup kilo alımına ve kronik iltihaplanmaya yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6Q0CbucnsEOxHCqUkf1Vug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cipsler, krakerler ve diğer paketlenmiş atıştırmalıklar aşırı işlenmiş olup sağlıksız katkı maddeleri, koruyucu maddeler ve tuzla doludur. Çok fazla sodyum tüketmek yüksek tansiyona, böbrek sorunlarına ve felç riskinin artmasına yol açabilir.Bu atıştırmalıklara uzanmak yerine, kuruyemiş, tohum veya taze meyve gibi daha sağlıklı alternatifleri düşünün</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XlIci39mEEWvbnnaucvq1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şekere "daha sağlıklı" bir alternatif olarak pazarlansa da, yapay tatlandırıcıların kendi riskleri olabilir. Bu tatlandırıcılar bağırsak sağlığını bozabilir, metabolik dengesizliklere ve şekerli yiyeceklere olan isteklerin artmasına yol açabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>7 yıllık tedaviyle meme kanserini yendi: Doktoru &amp;quot;stresten uzak dur&amp;quot; dedi, 50 ülke gezdi</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/7-yillik-tedaviyle-meme-kanserini-yendi-doktoru-stresten-uzak-dur-dedi-50-ulke-gezdi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/7-yillik-tedaviyle-meme-kanserini-yendi-doktoru-stresten-uzak-dur-dedi-50-ulke-gezdi</guid>
<description><![CDATA[ Ankara&#039;da 2013 yılında 3&#039;üncü evre meme kanseri olduğunu öğrenen Esin Yıldırım (62), sağ memesini kaybederken, 7 yıllık tedaviyle hastalığı yendi. Hastalığın tekrar nüksetme riskine karşı doktorunun yönlendirmesiyle dünya turuna çıkan Yıldırım, 50 ülke gezdi.Pilates eğitmeni, 2 çocuk annesi Esin Yıldırım, 2013 yılında meme kanseri olduğunu öğrendi. Hastalığın 3&#039;üncü evresinde tanı alan Yıldırım, uzun süre kemoterapi tedavisi gördü. Ardından ameliyat olan ve sağ memesini kaybeden Yıldırım, bir süre daha kemoterapi aldıktan sonra hastalığı yendi. Yıldırım, 7 yıl süren tedavinin son aşamasında, doktorunun stresten uzak hayat sürmesine yönelik tavsiyesi ve yönlendirmesiyle dünya turuna çıkmaya karar verdi. Esin Yıldırım, 2017&#039;den itibaren bugüne kadar da 50 ülke gezdi.Esin Yıldırım, 2011 yılına kadar düzenli meme kontrolüne gittiğini, kontrollere ara verdiği 2 yılda kansere yakalandığını belirtti. Yıldırım, &quot;Aslında, acil durum ve afet yönetim uzmanıyım. Okudum ama herhangi bir işte çalışmadım. Daha sonra eğitimler alarak pilates eğitmenliği sertifikaları aldım. Pilates, yoga üzerinde uzmanlaşarak iş yeri açıp hayatımı devam ettirdim. Her şey gayet güzel devam ediyordu. Rutinim vardı, güzel rutinim vardı.Daha sonra hastalıkla beraber o da yıkıldı. 2 sene içerisinde nasıl büyüdü, nasıl oldu, 3&#039;üncü evreye nasıl geldi, 3&#039;ü bile aşmak üzereyken bana belirti verdi. 2000 yılında eşimi trafik kazasında kaybettim. Çok acı geldi bana, aşırı. Onu kaldıramadım, herhalde onun üzüntüsü, onun stresi; 2 çocuğum var. Onların geleceği, okumaları, bunlar hep etken diye düşünüyorum&quot; diye konuştu.Yıldırım, tanı konulduktan sonra acil tedaviye başlandığını söyleyerek, &quot;Kaşıntı, portakal kabuğu görünümü, delik delik oldu. Daha sonra da şişti, kızardı. Ondan sonra doktora gittim. Çok üzüldüm, dünyam başıma yıkıldı. Acil tedavilere başlandı, hem de çok acil. Kemoterapi aldım, ameliyat olmadan 4 kemoterapi aldım. Ameliyat olduktan sonra 4 kemoterapi daha aldım. Çok uzun ışın tedavileri gördüm. Ondan sonra ilaç tedavisi oldu ve bunların hepsi toplam 7 senemi aldı. Sağ mememi kaybettim. Bir uzvunuz yok, artık engelli gözüyle bakılıyor size. Bu çok ağır geldi bana, onun üzüntüsü de bambaşka&quot; ifadelerini kullandı.Doktorlarının stresten uzak yaşaması gerektiğini söylediğini aktaran Yıldırım, &quot;İlk biletimi Gürcistan&#039;a alarak, dünya turuna başladım. 2017 yılından bu yana 50 ülke gezdim. Avrupa&#039;yı komple bitirdim. Asya, bitmek üzere. Orta Doğu, Afrika, Moğolistan. Biletlerimi aldım, önümde yeni bir liste var. Çin, Japonya, Rusya ve Etiyopya var. En çok istediğim yer Etiyopya. Planı yaparken benim bir grubum var, arkadaşlarım var. Onlarla karar veriyoruz, onlarla gidiyoruz. Bayağı böyle biraz tehlikeli olan yerlere de tabii ki yardım alıyoruz. Bir turdan yardım aldığımız da oluyor. O şekilde gidiyoruz. Kendimi çok iyi hissediyorum. İmkanım el verdiği sürece gezmeye devam edeceğim&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8DDU1JRpGkOhVvo9J7mHBg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıllık, tedaviyle, meme, kanserini, yendi:, Doktoru, stresten, uzak, dur, dedi, ülke, gezdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8DDU1JRpGkOhVvo9J7mHBg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="7 yıllık tedaviyle meme kanserini yendi: Doktoru " stresten uzak dur dedi gezdi><p>Ankara'da 2013 yılında 3'üncü evre meme kanseri olduğunu öğrenen Esin Yıldırım (62), sağ memesini kaybederken, 7 yıllık tedaviyle hastalığı yendi. Hastalığın tekrar nüksetme riskine karşı doktorunun yönlendirmesiyle dünya turuna çıkan Yıldırım, 50 ülke gezdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V7T1si_ImUCimZOuI0pagA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pilates eğitmeni, 2 çocuk annesi Esin Yıldırım, 2013 yılında meme kanseri olduğunu öğrendi. Hastalığın 3'üncü evresinde tanı alan Yıldırım, uzun süre kemoterapi tedavisi gördü. Ardından ameliyat olan ve sağ memesini kaybeden Yıldırım, bir süre daha kemoterapi aldıktan sonra hastalığı yendi. Yıldırım, 7 yıl süren tedavinin son aşamasında, doktorunun stresten uzak hayat sürmesine yönelik tavsiyesi ve yönlendirmesiyle dünya turuna çıkmaya karar verdi. Esin Yıldırım, 2017'den itibaren bugüne kadar da 50 ülke gezdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DO_5ziGuzE6iCYuVQvUTwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Esin Yıldırım, 2011 yılına kadar düzenli meme kontrolüne gittiğini, kontrollere ara verdiği 2 yılda kansere yakalandığını belirtti. Yıldırım, "Aslında, acil durum ve afet yönetim uzmanıyım. Okudum ama herhangi bir işte çalışmadım. Daha sonra eğitimler alarak pilates eğitmenliği sertifikaları aldım. Pilates, yoga üzerinde uzmanlaşarak iş yeri açıp hayatımı devam ettirdim. Her şey gayet güzel devam ediyordu. Rutinim vardı, güzel rutinim vardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HwQ1Fkl-uE2543_JupO0fA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha sonra hastalıkla beraber o da yıkıldı. 2 sene içerisinde nasıl büyüdü, nasıl oldu, 3'üncü evreye nasıl geldi, 3'ü bile aşmak üzereyken bana belirti verdi. 2000 yılında eşimi trafik kazasında kaybettim. Çok acı geldi bana, aşırı. Onu kaldıramadım, herhalde onun üzüntüsü, onun stresi; 2 çocuğum var. Onların geleceği, okumaları, bunlar hep etken diye düşünüyorum" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SVmcTMW0U0ikrBALgIzxnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yıldırım, tanı konulduktan sonra acil tedaviye başlandığını söyleyerek, "Kaşıntı, portakal kabuğu görünümü, delik delik oldu. Daha sonra da şişti, kızardı. Ondan sonra doktora gittim. Çok üzüldüm, dünyam başıma yıkıldı. Acil tedavilere başlandı, hem de çok acil. Kemoterapi aldım, ameliyat olmadan 4 kemoterapi aldım. Ameliyat olduktan sonra 4 kemoterapi daha aldım. Çok uzun ışın tedavileri gördüm. Ondan sonra ilaç tedavisi oldu ve bunların hepsi toplam 7 senemi aldı. Sağ mememi kaybettim. Bir uzvunuz yok, artık engelli gözüyle bakılıyor size. Bu çok ağır geldi bana, onun üzüntüsü de bambaşka" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/THsq1tlvikeHfrDXgGH_Lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorlarının stresten uzak yaşaması gerektiğini söylediğini aktaran Yıldırım, "İlk biletimi Gürcistan'a alarak, dünya turuna başladım. 2017 yılından bu yana 50 ülke gezdim. Avrupa'yı komple bitirdim. Asya, bitmek üzere. Orta Doğu, Afrika, Moğolistan. Biletlerimi aldım, önümde yeni bir liste var. Çin, Japonya, Rusya ve Etiyopya var. En çok istediğim yer Etiyopya. Planı yaparken benim bir grubum var, arkadaşlarım var. Onlarla karar veriyoruz, onlarla gidiyoruz. Bayağı böyle biraz tehlikeli olan yerlere de tabii ki yardım alıyoruz. Bir turdan yardım aldığımız da oluyor. O şekilde gidiyoruz. Kendimi çok iyi hissediyorum. İmkanım el verdiği sürece gezmeye devam edeceğim" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadınlar arasında kanser oranları neden arttı? İşte en çok yapılan 5 hata</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlar-arasinda-kanser-oranlari-neden-artti-iste-en-cok-yapilan-5-hata</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kadinlar-arasinda-kanser-oranlari-neden-artti-iste-en-cok-yapilan-5-hata</guid>
<description><![CDATA[ Hücrelerin kontrolsüz şekilde büyüyüp bölünmesiyle ortaya çıkan bir hastalık olan kanser, her yıl dünyada milyonlarca can alıyor. Son dönemlerde kadınların erkeklerden daha çok kansere yakalandığını belirten uzmanlar, bu artışta meme kanserinin payının büyük olduğunu ifade etti.Amerikan Kanser Derneği, kadınlar ve gençler arasında artış gösteren kanser vakalarının tehlikeli boyutlara ulaştığı konusunda uyarıda bulunuyor.Yapılan araştırmalar, 50 yaş altındaki kadınların kanser teşhisi alma olasılığının, erkeklere kıyasla yüzde 82 daha fazla olduğunu ortaya koydu. Bu değişimin, meme ve tiroid kanserlerinin yaygınlaşmasıyla bağlantılı olduğu ve 50 yaş altındaki bireylerdeki tüm kanser vakalarının neredeyse yarısını oluşturduğu belirtiliyor. Üstelik, bu kanser türleri çoğunlukla kadınları etkiliyor. Peki, bu rahatsız edici eğilime ne neden oluyor? Northwell Health Kanser Enstitüsü&#039;nden Dr. Richard Barakat&#039;a göre, yaşam tarzı değişiklikleri en önemli faktörlerden biri.ABD&#039;deki kadınlar artık daha geç yaşta çocuk sahibi oluyor ya da hiç çocuk sahibi olmuyor. Bu durum, hamilelik ve emzirmenin meme kanserine karşı sağladığı koruyucu faydaları kaybetmelerine neden olabiliyor. Yoğun alkol tüketimi de meme kanseri riskini artıran önemli bir etken olarak kabul ediliyor.2012 ile 2021 yılları arasında akciğer kanseri vakalarında genel bir azalma olsa da, 65 yaş altı kadınlarda yeni vaka sayısı erkekleri geçti. Dr. Barakat, kadınların sigaraya erkeklerden daha geç başladıklarını ve sigara bırakmada biraz daha geride kaldıklarını belirtiyor. 1965&#039;ten bu yana, kadınlar arasındaki sigara içme oranı erkeklere kıyasla yüzde 59 azalmışken, erkeklerde bu oran yüzde 66&#039;ya düşmüş durumda.Kanser vakalarında rahim ağzı kanserindeki artış oranları da dikkat çekiyor. HPV aşısının yaygınlaşmasıyla yıllarca süren bir düşüş yaşanmış olsa da, 2013 ile 2021 yılları arasında 30-44 yaş arasındaki kadınlarda rahim ağzı kanseri vakaları yüzde 11 oranında arttı. Dr. Barakat, bunun bazı kadınların aşıyı ihmal etmelerinin ve jinekolojik taramaları ertelemelerinin bir sonucu olabileceğini belirtiyor.Öte yandan kanser tarama kılavuzlarındaki değişiklikler de özellikle gençlerdeki kanser oranlarının artmasına yol açabilir. Örneğin mamografi için önerilen yaş, geçtiğimiz yıl 50&#039;den 40&#039;a düşürülmüştü. Dr. Barakat, &quot;Şu anda daha erken evredeki meme kanserlerini ve tiroid kanserlerini tespit edebiliyoruz&#039;&#039; ifadelerini kullandı.Bu gelişme, daha iyi görüntüleme teknolojileri ve erken teşhis araçlarının yaygınlaşmasının bir sonucu olarak, doktorların küçük ve yavaş büyüyen tümörleri daha erken aşamalarda fark etmelerini sağlayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HzH-FXTStUSZ2fi_nGM9VQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kadınlar, arasında, kanser, oranları, neden, arttı, İşte, çok, yapılan, hata</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HzH-FXTStUSZ2fi_nGM9VQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kadınlar arasında kanser oranları neden arttı? İşte en çok yapılan 5 hata"><p>Hücrelerin kontrolsüz şekilde büyüyüp bölünmesiyle ortaya çıkan bir hastalık olan kanser, her yıl dünyada milyonlarca can alıyor. Son dönemlerde kadınların erkeklerden daha çok kansere yakalandığını belirten uzmanlar, bu artışta meme kanserinin payının büyük olduğunu ifade etti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nm-x_oRWJkea6kV8d94PbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikan Kanser Derneği, kadınlar ve gençler arasında artış gösteren kanser vakalarının tehlikeli boyutlara ulaştığı konusunda uyarıda bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HfOf10t-ak2eAAiUydkTOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan araştırmalar, 50 yaş altındaki kadınların kanser teşhisi alma olasılığının, erkeklere kıyasla yüzde 82 daha fazla olduğunu ortaya koydu. Bu değişimin, meme ve tiroid kanserlerinin yaygınlaşmasıyla bağlantılı olduğu ve 50 yaş altındaki bireylerdeki tüm kanser vakalarının neredeyse yarısını oluşturduğu belirtiliyor. Üstelik, bu kanser türleri çoğunlukla kadınları etkiliyor. Peki, bu rahatsız edici eğilime ne neden oluyor? Northwell Health Kanser Enstitüsü'nden Dr. Richard Barakat'a göre, yaşam tarzı değişiklikleri en önemli faktörlerden biri.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eWSEcUCCskiVfpFgoCdTog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD'deki kadınlar artık daha geç yaşta çocuk sahibi oluyor ya da hiç çocuk sahibi olmuyor. Bu durum, hamilelik ve emzirmenin meme kanserine karşı sağladığı koruyucu faydaları kaybetmelerine neden olabiliyor. Yoğun alkol tüketimi de meme kanseri riskini artıran önemli bir etken olarak kabul ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n6FqfQWQPkGxTGZDJkcNSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2012 ile 2021 yılları arasında akciğer kanseri vakalarında genel bir azalma olsa da, 65 yaş altı kadınlarda yeni vaka sayısı erkekleri geçti. Dr. Barakat, kadınların sigaraya erkeklerden daha geç başladıklarını ve sigara bırakmada biraz daha geride kaldıklarını belirtiyor. 1965'ten bu yana, kadınlar arasındaki sigara içme oranı erkeklere kıyasla yüzde 59 azalmışken, erkeklerde bu oran yüzde 66'ya düşmüş durumda.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-X5MiI11R0W0IEIsv2Y99Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser vakalarında rahim ağzı kanserindeki artış oranları da dikkat çekiyor. HPV aşısının yaygınlaşmasıyla yıllarca süren bir düşüş yaşanmış olsa da, 2013 ile 2021 yılları arasında 30-44 yaş arasındaki kadınlarda rahim ağzı kanseri vakaları yüzde 11 oranında arttı. Dr. Barakat, bunun bazı kadınların aşıyı ihmal etmelerinin ve jinekolojik taramaları ertelemelerinin bir sonucu olabileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pFpqb9sbgE-UeZxO1lLjxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan kanser tarama kılavuzlarındaki değişiklikler de özellikle gençlerdeki kanser oranlarının artmasına yol açabilir. Örneğin mamografi için önerilen yaş, geçtiğimiz yıl 50'den 40'a düşürülmüştü. Dr. Barakat, "Şu anda daha erken evredeki meme kanserlerini ve tiroid kanserlerini tespit edebiliyoruz'' ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4GiL5RIVdEOQej9P7wLdlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu gelişme, daha iyi görüntüleme teknolojileri ve erken teşhis araçlarının yaygınlaşmasının bir sonucu olarak, doktorların küçük ve yavaş büyüyen tümörleri daha erken aşamalarda fark etmelerini sağlayabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzun gelincik sendromu nedir? En çok kadınlar maruz kalıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/uzun-gelincik-sendromu-nedir-en-cok-kadinlar-maruz-kaliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/uzun-gelincik-sendromu-nedir-en-cok-kadinlar-maruz-kaliyor</guid>
<description><![CDATA[ İlk olarak Yeni Zelanda ve Avustralya gibi ülkelerde ortaya çıktığı tahmin edilen uzun gelincik sendromu, kurumsal hayatta daha çok çalışan kişilerin hem ekip arkadaşları hem de yöneticileri tarafından görmezden gelinmesi durumu olarak açıklanıyor. Uzmanlar, iş hayatında kadınların erkeklere oranla daha fazla uzun gelincik sendromu yaşadığını öne sürüyor.İş yerinde hedeflerinizi daha yükseğe taşımaya çalıştığınızda engelleniyorsanız ya da yenilikçi fikirleriniz sürekli olarak eleştiriliyorsa, uzun gelincik sendromuyla karşı karşıya kalmış olabilirsiniz.“Uzun gelincik sendromu” terimi, tarladaki en uzun gelinciklerin diğerleriyle eşit seviyeye gelmesi için kesilmesi metaforundan gelir. Bu benzetme, toplumsal düzeyde başarılarıyla öne çıkanları &quot;aşağı çekme&quot; ve herkesi &quot;eşitleme&quot; dürtüsünü sembolize eder. Hikayeye göre, Kral Tarquin&#039;in oğlu Sextus, düşman şehri nasıl fethedeceğine dair babasından bir tavsiye ister. Tarquin, hiçbir şey söylemeden bahçesindeki en uzun gelinciklerin başlarını keser. Sextus bu sessiz eylemi, fethetmek istedikleri şehirdeki aristokratları ortadan kaldırma mesajı olarak alır ve başarılı olur.
Uzun gelincik sendromu, köklerini antik tarihe dayandırsa da, etkileri günümüzde hala devam ediyor.Alçakgönüllülüğe ve eşitliğe değer veren toplumlar, başarılı bireyleri &quot;çok hırslı&quot; veya &quot;fazla iddialı&quot; olarak damgalayabilir. Bu tür toplumlarda, bireylerin başarıları, toplumsal uyum için tehdit olarak algılanabilir.Özellikle bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik gibi alanlarda başarılı olan kadınlar, UGS&#039;ye daha fazla maruz kalabilir.Tarihte grup uyumu, insan topluluklarının hayatta kalabilmesi için önemli bir unsurdu. Bu uyumu bozan ya da normlara uymayan bireyler, dışlanma veya cezalandırılma riskiyle yaşardı. Bu içgüdü, günümüzde de UGS&#039;nin devam etmesine zemin hazırlıyor.Bazı iş yerlerinde yüksek performans gösteren çalışanlar, kıdemli meslektaşları veya yöneticileri tarafından dışlanabilirler. Bu tür bir dışlanma; kızgınlık, küskünlük, öfke gibi duyguları doğurabilir ve yüksek performanslı kişilerin kendilerine olan güvenlerini sarsabilir.
Bunun yanı sıra, &quot;sahte mütevazılık&quot; da bu sendromun bir yansıması olabilir. Başarılarını gizlemeye çalışan kişiler, olumsuz tepkilerden kaçınmaya çalışırken, iş yerinde kendilerini mutsuz ve değersiz hissedebilirler. Bu da potansiyellerini tam olarak ortaya koymalarına engel olur.Başarıyı kutlayan ve takdir eden insanlarla çevrelenmek, size moral verecek ve UGS&#039;nin olumsuz etkilerinden korunmanıza yardımcı olacaktır. Dışsal onaylardan bağımsız olarak, kendi içsel motivasyonunuzu yüksek tutmak sizi daha dirençli hale getirir. Kendinize değer verin ve stresli durumlarla başa çıkmak için destekleyici bir ağ oluşturun.
Başkalarının başarılarını kutlayarak ve onlardan ilham alarak bu durumu tersine çevirebilirsiniz. Başarıyı hep birlikte elde edilen bir kazanım olarak görmek, hepimizin başarısına katkı sağlar. Eğer bulunduğunuz ortam sürekli olarak sizi engelliyorsa, başarıyı takdir eden ve sizi destekleyen başka fırsatlar aramaktan çekinmeyin. Potansiyelinizi en iyi şekilde ortaya koyabileceğiniz bir çevre, başarıya giden yolu açacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zcri8Uf2eUOKiUd57GtdDw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzun, gelincik, sendromu, nedir, çok, kadınlar, maruz, kalıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zcri8Uf2eUOKiUd57GtdDw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzun gelincik sendromu nedir? En çok kadınlar maruz kalıyor"><p>İlk olarak Yeni Zelanda ve Avustralya gibi ülkelerde ortaya çıktığı tahmin edilen uzun gelincik sendromu, kurumsal hayatta daha çok çalışan kişilerin hem ekip arkadaşları hem de yöneticileri tarafından görmezden gelinmesi durumu olarak açıklanıyor. Uzmanlar, iş hayatında kadınların erkeklere oranla daha fazla uzun gelincik sendromu yaşadığını öne sürüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7QCI3TalHkukER3J4UjpKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İş yerinde hedeflerinizi daha yükseğe taşımaya çalıştığınızda engelleniyorsanız ya da yenilikçi fikirleriniz sürekli olarak eleştiriliyorsa, uzun gelincik sendromuyla karşı karşıya kalmış olabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/STtjOPzUK0uKjEgQIi2WJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Uzun gelincik sendromu” terimi, tarladaki en uzun gelinciklerin diğerleriyle eşit seviyeye gelmesi için kesilmesi metaforundan gelir. Bu benzetme, toplumsal düzeyde başarılarıyla öne çıkanları "aşağı çekme" ve herkesi "eşitleme" dürtüsünü sembolize eder. Hikayeye göre, Kral Tarquin'in oğlu Sextus, düşman şehri nasıl fethedeceğine dair babasından bir tavsiye ister. Tarquin, hiçbir şey söylemeden bahçesindeki en uzun gelinciklerin başlarını keser. Sextus bu sessiz eylemi, fethetmek istedikleri şehirdeki aristokratları ortadan kaldırma mesajı olarak alır ve başarılı olur.
Uzun gelincik sendromu, köklerini antik tarihe dayandırsa da, etkileri günümüzde hala devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vk-OEaP0H0-Zb-a2IV7xAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alçakgönüllülüğe ve eşitliğe değer veren toplumlar, başarılı bireyleri "çok hırslı" veya "fazla iddialı" olarak damgalayabilir. Bu tür toplumlarda, bireylerin başarıları, toplumsal uyum için tehdit olarak algılanabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/esQe12UFw0GHmqSDnW1XJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik gibi alanlarda başarılı olan kadınlar, UGS'ye daha fazla maruz kalabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ehpAW5sR0-subWH03258w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarihte grup uyumu, insan topluluklarının hayatta kalabilmesi için önemli bir unsurdu. Bu uyumu bozan ya da normlara uymayan bireyler, dışlanma veya cezalandırılma riskiyle yaşardı. Bu içgüdü, günümüzde de UGS'nin devam etmesine zemin hazırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xattcEGoqUSmjOoLzsJDOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı iş yerlerinde yüksek performans gösteren çalışanlar, kıdemli meslektaşları veya yöneticileri tarafından dışlanabilirler. Bu tür bir dışlanma; kızgınlık, küskünlük, öfke gibi duyguları doğurabilir ve yüksek performanslı kişilerin kendilerine olan güvenlerini sarsabilir.
Bunun yanı sıra, "sahte mütevazılık" da bu sendromun bir yansıması olabilir. Başarılarını gizlemeye çalışan kişiler, olumsuz tepkilerden kaçınmaya çalışırken, iş yerinde kendilerini mutsuz ve değersiz hissedebilirler. Bu da potansiyellerini tam olarak ortaya koymalarına engel olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ULxd3ZwLtEO28sSAI0d6Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başarıyı kutlayan ve takdir eden insanlarla çevrelenmek, size moral verecek ve UGS'nin olumsuz etkilerinden korunmanıza yardımcı olacaktır. Dışsal onaylardan bağımsız olarak, kendi içsel motivasyonunuzu yüksek tutmak sizi daha dirençli hale getirir. Kendinize değer verin ve stresli durumlarla başa çıkmak için destekleyici bir ağ oluşturun.
Başkalarının başarılarını kutlayarak ve onlardan ilham alarak bu durumu tersine çevirebilirsiniz. Başarıyı hep birlikte elde edilen bir kazanım olarak görmek, hepimizin başarısına katkı sağlar. Eğer bulunduğunuz ortam sürekli olarak sizi engelliyorsa, başarıyı takdir eden ve sizi destekleyen başka fırsatlar aramaktan çekinmeyin. Potansiyelinizi en iyi şekilde ortaya koyabileceğiniz bir çevre, başarıya giden yolu açacaktır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşk acısı öldürür mü? Kırık kalp sendromunun yıkıcı etkilerine dikkat</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ask-acisi-oeldurur-mu-kirik-kalp-sendromunun-yikici-etkilerine-dikkat</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ask-acisi-oeldurur-mu-kirik-kalp-sendromunun-yikici-etkilerine-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Romantik bir ilişkinin sona ermesi, ruhta sevilen birinin ölümü kadar büyük bir ızdırap yaratabilir. Ancak uzmanlar, yalnızca psikolojik olduğu tahmin edilen bu durumun, fiziksel sağlık üzerinde de ciddi etkileri olabileceğini savunuyor. İlk olarak Japon bilim insanları tarafından ortaya atılan kırık kalp sendromunda, kalp normal işlevlerini yerine getirmekte zorlanabiliyor.Tıbbi olarak &quot;takotsubo kardiyomiyopatisi&#039;&#039; adıyla bilinen kırık kalp sendromu, ani duygusal veya fiziksel stresin ardından kalp kasının geçici bir şekilde zayıflamasıyla ortaya çıkıyor. Genellikle  sevilen birinin kaybı, büyük bir korku, ani bir tartışma veya ağır bir hastalık sonucu gelişen kırık kalp sendromunu tetikleyen etkenler arasında aşk acısı da bulunuyor.Kırık kalp sendromu, kalbin sağ ventrikülünün şişmesi ve sol ventrikülün hareketinin zayıflaması ile kendini gösterir. Bu durum, genellikle kalp krizine benzer semptomlara yol açabilir ancak kalp damarlarında herhangi bir tıkanıklık yaratmaz. Kalp, geçici bir süreliğine normal işlevini sürdürmekte zorlanabilir.Kırık kalp sendromunun tam nedeni henüz bilinmemekle birlikte, uzmanlar stres hormonlarının kalp üzerinde yarattığı olumsuz etkinin bu duruma neden olabileceğini düşünüyor.1990&#039;ların başında Japonya&#039;da keşfedilen kırık kalp sendromunun kadınlarda, erkeklere kıyasla 5-9 kat daha fazla görüldüğü tespit edilmişti.Araştırmalar, stresin kalp kasındaki hücrelerin fonksiyonunu geçici olarak bozan bir dizi biyokimyasal reaksiyon başlattığını ve bu durumun, kalbin kasılma yeteneğini zayıflatabildiğini ortaya koydu.
Uzmanlar, stres yönetimi ve psikolojik desteğin, hastaların iyileşme sürecinde önemli bir rol oynadığının altını çiziyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C9S3qGgJBEamC_PK013yRA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, acısı, öldürür, mü, Kırık, kalp, sendromunun, yıkıcı, etkilerine, dikkat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C9S3qGgJBEamC_PK013yRA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aşk acısı öldürür mü? Kırık kalp sendromunun yıkıcı etkilerine dikkat"><p>Romantik bir ilişkinin sona ermesi, ruhta sevilen birinin ölümü kadar büyük bir ızdırap yaratabilir. Ancak uzmanlar, yalnızca psikolojik olduğu tahmin edilen bu durumun, fiziksel sağlık üzerinde de ciddi etkileri olabileceğini savunuyor. İlk olarak Japon bilim insanları tarafından ortaya atılan kırık kalp sendromunda, kalp normal işlevlerini yerine getirmekte zorlanabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I6mZ5aRdwEiDJODNqeWPzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tıbbi olarak "takotsubo kardiyomiyopatisi'' adıyla bilinen kırık kalp sendromu, ani duygusal veya fiziksel stresin ardından kalp kasının geçici bir şekilde zayıflamasıyla ortaya çıkıyor. Genellikle  sevilen birinin kaybı, büyük bir korku, ani bir tartışma veya ağır bir hastalık sonucu gelişen kırık kalp sendromunu tetikleyen etkenler arasında aşk acısı da bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rijddGJ8Q0KLb4aF5p1wqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırık kalp sendromu, kalbin sağ ventrikülünün şişmesi ve sol ventrikülün hareketinin zayıflaması ile kendini gösterir. Bu durum, genellikle kalp krizine benzer semptomlara yol açabilir ancak kalp damarlarında herhangi bir tıkanıklık yaratmaz. Kalp, geçici bir süreliğine normal işlevini sürdürmekte zorlanabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KyHCNEiwf0Oc17DTrMi2QQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırık kalp sendromunun tam nedeni henüz bilinmemekle birlikte, uzmanlar stres hormonlarının kalp üzerinde yarattığı olumsuz etkinin bu duruma neden olabileceğini düşünüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3D4FwWMqVk6fGiaUIz3yqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1990'ların başında Japonya'da keşfedilen kırık kalp sendromunun kadınlarda, erkeklere kıyasla 5-9 kat daha fazla görüldüğü tespit edilmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ta97apQoqk6oOjwFYF7mGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, stresin kalp kasındaki hücrelerin fonksiyonunu geçici olarak bozan bir dizi biyokimyasal reaksiyon başlattığını ve bu durumun, kalbin kasılma yeteneğini zayıflatabildiğini ortaya koydu.
Uzmanlar, stres yönetimi ve psikolojik desteğin, hastaların iyileşme sürecinde önemli bir rol oynadığının altını çiziyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En çok aldatan ülkeler belli oldu: Türkiye kaçıncı sırada?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/en-cok-aldatan-ulkeler-belli-oldu-turkiye-kacinci-sirada</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/en-cok-aldatan-ulkeler-belli-oldu-turkiye-kacinci-sirada</guid>
<description><![CDATA[ Romantik ilişkilerde yaygın bir problem olan aldatma, genellikle güvensizlik, iletişimsizlik, tatminsizlik veya macera arayışı gibi etkenler nedeniyle ortaya çıkar. Aldatmanın en belirgin sonuçları arasında ilişkide güvenin zedelenmesi ve duygusal hasarlara yol açması yer alır. Smith Investigation Services, World Population Review ve The Tech Report&#039;un dijital platformları aracılığıyla gerçekleştirilen son araştırma, partnerlerini veya eşlerini en çok aldatan ülkeleri belirledi. Listede Türkiye&#039;nin sıralaması dikkat çekti.Dünyadaki en sadakatsiz ülkeleri belirlemek için yapılan çalışmada, zirveye ABD yerleşti.ABD&#039;yi ise Almanya, Birleşik Krallık ve Tayland takip etti. Araştırmaya katılan Amerikalıların yüzde 71&#039;i bir kez bile olsa partnerlerini aldattığını söyledi.Almanya&#039;da bu oran yüzde 68, Birleşik Krallık&#039;ta yüzde 66 ve Tayland&#039;da ise yüzde 61 olarak kaydedildi.Türkiye ise bu listede 10. sırada yer alıyor. Sıralamada Brezilya ve Fransa, yüzde 57&#039;lik oranla 5. sırayı paylaşırken, Rusya ise yüzde 53 ile 6. sırada yer aldı.Japonya, yüzde 49&#039;luk oranla 7. sırada bulunurken, ardından yüzde 46 ile Romanya ve yüzde 44 ile Avustralya geldi.Türkiye ve Kanada ise yüzde 27&#039;lik aldatma oranıyla 10. sırayı paylaşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g-4qP64bx0-93SARkJ6EcQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>çok, aldatan, ülkeler, belli, oldu:, Türkiye, kaçıncı, sırada</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g-4qP64bx0-93SARkJ6EcQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="En çok aldatan ülkeler belli oldu: Türkiye kaçıncı sırada?"><p>Romantik ilişkilerde yaygın bir problem olan aldatma, genellikle güvensizlik, iletişimsizlik, tatminsizlik veya macera arayışı gibi etkenler nedeniyle ortaya çıkar. Aldatmanın en belirgin sonuçları arasında ilişkide güvenin zedelenmesi ve duygusal hasarlara yol açması yer alır. Smith Investigation Services, World Population Review ve The Tech Report'un dijital platformları aracılığıyla gerçekleştirilen son araştırma, partnerlerini veya eşlerini en çok aldatan ülkeleri belirledi. Listede Türkiye'nin sıralaması dikkat çekti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zu3kWZhdFUKZv8pP3wWI6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyadaki en sadakatsiz ülkeleri belirlemek için yapılan çalışmada, zirveye ABD yerleşti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1oZhNHcnAkCq2c2EEd_OMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD'yi ise Almanya, Birleşik Krallık ve Tayland takip etti. Araştırmaya katılan Amerikalıların yüzde 71'i bir kez bile olsa partnerlerini aldattığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IsNf7cLpo0eLwIUZnVK7MQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Almanya'da bu oran yüzde 68, Birleşik Krallık'ta yüzde 66 ve Tayland'da ise yüzde 61 olarak kaydedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b_vu781J8kqXmfNOWunjxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye ise bu listede 10. sırada yer alıyor. Sıralamada Brezilya ve Fransa, yüzde 57'lik oranla 5. sırayı paylaşırken, Rusya ise yüzde 53 ile 6. sırada yer aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OS4zDOdRIECvW5rdbgYBqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Japonya, yüzde 49'luk oranla 7. sırada bulunurken, ardından yüzde 46 ile Romanya ve yüzde 44 ile Avustralya geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BKHcI3kwIE6rNp293nIMlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye ve Kanada ise yüzde 27'lik aldatma oranıyla 10. sırayı paylaşıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Annesinin reddettiği engelli kuzuya evde bebek gibi bakıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/annesinin-reddettigi-engelli-kuzuya-evde-bebek-gibi-bakiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/annesinin-reddettigi-engelli-kuzuya-evde-bebek-gibi-bakiyor</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan’ın Başpınar köyünde engelli doğan ve annesi tarafından reddedilen kuzu, biberonla soba kenarında büyütülüyor.Başpınar köyünde küçükbaş hayvan üreticiliği yapan Erkan Çimtay, annesi tarafından reddedilen engelli kuzusuna bebek gibi bakıyor. Doğum sırasında fiziksel engellerle dünyaya gelen minik kuzu, Erkan Çimtay’ın sevgi dolu yaklaşımıyla hayata tutunuyor.Köy evinin sıcak ortamında soba kenarında özenle bakılan kuzu, biberonla beslenerek büyütülüyor. Henüz ota ve yeme alışamayan kuzunun günlük beslenmesi, büyük bir titizlikle sağlanıyor.Erkan Çimtay, minik kuzunun ota ve yeme alışacağı zamana kadar evde bakılmaya devam edileceği belirtti.Çimtay, “Kuzu annesinden doğduğunda annesi reddetti, kendisi de engelli şu an. Gittiğimizde annesi yanından ayrılmıştı, annesini arıyordu ama annesi gelmiyordu. Biz de hemen aldık getirdik sobanın önüne ısınması için. Annesinden sağdığımız sütü biberona koyarak getirip kuzuyu doyurmaya çalışıyoruz. Bir şekilde bunu böyle büyüteceğiz, büyüyüp yem yiyene kadar. Kendisi engelli bacaklarından, annesi de reddetmiş başka çaremiz yok sadece emzireceğiz” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XlTQGb_u9Eyd_MfgI_pQIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Annesinin, reddettiği, engelli, kuzuya, evde, bebek, gibi, bakıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XlTQGb_u9Eyd_MfgI_pQIg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Annesinin reddettiği engelli kuzuya evde bebek gibi bakıyor"><p>Erzincan’ın Başpınar köyünde engelli doğan ve annesi tarafından reddedilen kuzu, biberonla soba kenarında büyütülüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/honjJWZjjku4ilLX5gjpvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başpınar köyünde küçükbaş hayvan üreticiliği yapan Erkan Çimtay, annesi tarafından reddedilen engelli kuzusuna bebek gibi bakıyor. Doğum sırasında fiziksel engellerle dünyaya gelen minik kuzu, Erkan Çimtay’ın sevgi dolu yaklaşımıyla hayata tutunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/POM5AVs-10G941TyhuTagg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köy evinin sıcak ortamında soba kenarında özenle bakılan kuzu, biberonla beslenerek büyütülüyor. Henüz ota ve yeme alışamayan kuzunun günlük beslenmesi, büyük bir titizlikle sağlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wuR9ihjiyUuj6DijqICjJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erkan Çimtay, minik kuzunun ota ve yeme alışacağı zamana kadar evde bakılmaya devam edileceği belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PUK1R9EPDU-qru7R1sX5bA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çimtay, “Kuzu annesinden doğduğunda annesi reddetti, kendisi de engelli şu an. Gittiğimizde annesi yanından ayrılmıştı, annesini arıyordu ama annesi gelmiyordu. Biz de hemen aldık getirdik sobanın önüne ısınması için. Annesinden sağdığımız sütü biberona koyarak getirip kuzuyu doyurmaya çalışıyoruz. Bir şekilde bunu böyle büyüteceğiz, büyüyüp yem yiyene kadar. Kendisi engelli bacaklarından, annesi de reddetmiş başka çaremiz yok sadece emzireceğiz” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qfT7mutmaU2GoT0tSK7e7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2hDNDgaCSE6kRCBkUMxqaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sosyal yıkıcılar: Psikopati, Sosyopati, Antisosyal</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/sosyal-yikicilar-psikopati-sosyopati-antisosyal</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/sosyal-yikicilar-psikopati-sosyopati-antisosyal</guid>
<description><![CDATA[ Yaşam boyunca elbette sorun yaşadığımız insanlar karşımıza çıkabilir, bize zarar ilişkiler ve hayal kırıklıkları yaşayabiliriz. Fakat bazı kişiler vardır ki temel özellikleri ilişki içinde oldukları kişiye ve çevrelerine hem duygusal, hem maddi hem de fiziksel zarar vermek onların temel özelliğidir. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar, Sosyal yıkıcılar: Psikopati, Sosyopati, Antisosyal terimlerini açıkladı.Romantik ilişkilerinizde şiddet gördüğünüz oldu mu?  Eşinizin/ sevgilinizin şiddete eğilimli olduğunu düşündünüz mü?   Dolandırıcılık haberlerine şaşırıp bu kişi bunu nasıl yapmış der misiniz?   İyi niyetinizin başka biri tarafından kullanıldığı oldu mu?   Hapishanelerdeki çoğu insanın neden orada olduğunu merak ettiğiniz oldu mu?  Bazı kişilerin soğukkanlı şekilde nasıl suç işleyebildiğini anlayamadığınız?   Yaşam boyunca elbette sorun yaşadığımız insanlar karşımıza çıkabilir, bize zarar ilişkiler ve hayal kırıklıkları yaşayabiliriz. Fakat bazı kişiler vardır ki temel özellikleri ilişki içinde oldukları kişiye ve çevrelerine hem duygusal, hem maddi hem de fiziksel zarar vermek onların temel özelliğidir. Hatta bu kişiler sadece yakın çevrelerine değil genel toplumsal huzur, düzen, yaşam açısından çok önemli zararlara yol açıp, zaman, enerji kaynak tüketirler. Antisosyal, psikopati, sosyopati: İşte bu üç terim, kendimiz, ailemiz, çocuklarımız, sevdiklerimiz ve toplum için tehdit oluşturabilecek bir kişilik yapısıyla ilgili birbirine benzeyen ama farklılaşan 3 farklı adlandırma. Bu 3 grup kişi, toplumsal kurallara uymamaları, çevreye ilişki içinde oldukları insanlara zarar vermeleri, onları sömürmeleri, kullanmaları açısından birbirine çok benzerdir ve bu grupta yer alan çoğu kişi bu alt gruplardan ikisinin veya üçünün özelliklerini bir arada gösterebilirler. Peki, bu terimler arasındaki farklar nelerdir ve neden hala bu nedenle bu üç farklı adlandırmada hala yaşamaktadır? Gelin buna yakından bakalım:  ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU: DOĞUŞTAN SUÇLULAR  Antisosyal kişilik bozukluğu, temel özelliği yasalara uymama, suç işleme olan bir kişilik bozukluğu tanısına verilen addır. Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Tanı Sistemi DSM-5’de antisosyal (topluma karşı) kişilik bozukluğu olarak adlandırılırken; Dünya Sağlık Örgütü Ruhsal sınıflandırma sistemi olan ICD’de aynı tanı için “dissosyal (toplum karşıtı) kişilik bozukluğu” terimini kullanılır. Bu tanı sistemlerine göre, antisosyal kişilik bozukluğu, bireyin sürekli olarak başkalarının haklarını çiğnediği, toplumsal kurallara ve yasalara uymadığı, kolaylıkla yalan söylediği ve manipülatif davrandığı, aklına eseni sorumsuzca yapan, yaptığı olumsuz davranışlardan dolayı vicdan azabı veya suçluluk hissetmeyen ve ağırlıklı olarak saldırgan ve şiddet içeren davranışlar gösteren bir kişilik yapısıdır. Bu özellikleriyle çoğu antisosyal kişilik bozukluğu olan birey suçla ilişkilidir. Peki ya psikopati?  PSİKOPATİ: SOĞUKKANLI VE HESAPÇI KÖTÜLER  “Psikopati” terimi resmi bir psikolojik bozukluk tanısı olmaktan çok bir kişilik yapısını tanımlayan ve kişiliğin biyolojik boyutu olan huy veya mizaç özellikleriyle ilişkili çok boyutlu bir klinik kavramdır. Bu kişiler aldatma, manipülasyon, sorumsuzluk, dürtüsellik, empati eksikliği, suçluluk veya pişmanlık hissetmeme gibi bir dizi etik olmayan davranış gösterirler. Psikopatinin en yıkıcı özellikleri arasında, başkalarının haklarına en ufak bir suçluluk veya pişmanlık duygusu olmadan çiğneyebilme ve onlara zarar verici davranışlar yer alır. Psikopat bireylerin bir kısmı, antisosyal kişilik bozukluğu tanısını alabilir ama bir kısmı dışarıdan bakıldığında kontrollü, soğukkanlılıkla hareket eden ve hatta karizmatik kişiler olarak görülebilirler. İçsel olarak ise derin bir empati yoksunluğu ve duygusal soğukluk barındırırlar. Bu bireyler, başkalarının duygularını manipüle etmekte ustadır. Planlı ve stratejik davranışlar sergilerler; bu nedenle suç işlediklerinde yakalanma olasılıkları düşüktür. Örneğin, psikopat bir birey bir dolandırıcılık suçu işlerken, detaylı bir plan yapar ve bu plana titizlikle uyar.   SOSYALLEŞME SORUNLARININ ÜRÜNÜ: SOSYOPATİ  “Sosyopati” ise psikopatiye benzemekle beraber aslında yapı, yani mizaç veya huy olarak psikopatik özellikleri çok ön planda olmayan ama olumsuz çocukluk yaşantılarıyla, kötü örneklerin olduğu sosyal çevrenin etkisiyle antisosyal davranışlar gösteren kişilerin durumunu tanımlayan bir ifadedir. Bazı sosyopatların psikopatlardan farklı olarak empati, suçluluk ve sadakat duyguları olabilir. Bu nedenle sosyopatların, psikopatlara göre başkalarıyla bağ kurma olasılığı daha yüksektir; ancak bu bağlar çoğu zaman sağlıksız ve dengesizdir. İlişkide oldukları kişiye rahatlıkla zarar verebilirler. Sosyopati, antisosyal kişilik bozukluğunun, yetersiz ebeveyn tutumları nedeniyle sosyalleşme eksikliğinin ürünü olan bir alt tipi olarak düşünebiliriz.   Antisosyal kişilik bozukluğu, sosyopati ve psikopati, sadece bireysel hayatları değil, toplumsal huzuru da etkileyen bozukluklardır. Bu kişilerin da ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6DH-Je2_VUKQIMsE4SVAZA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sosyal, yıkıcılar:, Psikopati, Sosyopati, Antisosyal</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6DH-Je2_VUKQIMsE4SVAZA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sosyal yıkıcılar: Psikopati, Sosyopati, Antisosyal"><p>Yaşam boyunca elbette sorun yaşadığımız insanlar karşımıza çıkabilir, bize zarar ilişkiler ve hayal kırıklıkları yaşayabiliriz. Fakat bazı kişiler vardır ki temel özellikleri ilişki içinde oldukları kişiye ve çevrelerine hem duygusal, hem maddi hem de fiziksel zarar vermek onların temel özelliğidir. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar, Sosyal yıkıcılar: Psikopati, Sosyopati, Antisosyal terimlerini açıkladı.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dkX_JcPSZUuM5UTuGGPyRQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar">Romantik ilişkilerinizde şiddet gördüğünüz oldu mu?  Eşinizin/ sevgilinizin şiddete eğilimli olduğunu düşündünüz mü?   Dolandırıcılık haberlerine şaşırıp bu kişi bunu nasıl yapmış der misiniz?   İyi niyetinizin başka biri tarafından kullanıldığı oldu mu?   Hapishanelerdeki çoğu insanın neden orada olduğunu merak ettiğiniz oldu mu?  Bazı kişilerin soğukkanlı şekilde nasıl suç işleyebildiğini anlayamadığınız?   Yaşam boyunca elbette sorun yaşadığımız insanlar karşımıza çıkabilir, bize zarar ilişkiler ve hayal kırıklıkları yaşayabiliriz. Fakat bazı kişiler vardır ki temel özellikleri ilişki içinde oldukları kişiye ve çevrelerine hem duygusal, hem maddi hem de fiziksel zarar vermek onların temel özelliğidir. Hatta bu kişiler sadece yakın çevrelerine değil genel toplumsal huzur, düzen, yaşam açısından çok önemli zararlara yol açıp, zaman, enerji kaynak tüketirler. Antisosyal, psikopati, sosyopati: İşte bu üç terim, kendimiz, ailemiz, çocuklarımız, sevdiklerimiz ve toplum için tehdit oluşturabilecek bir kişilik yapısıyla ilgili birbirine benzeyen ama farklılaşan 3 farklı adlandırma. Bu 3 grup kişi, toplumsal kurallara uymamaları, çevreye ilişki içinde oldukları insanlara zarar vermeleri, onları sömürmeleri, kullanmaları açısından birbirine çok benzerdir ve bu grupta yer alan çoğu kişi bu alt gruplardan ikisinin veya üçünün özelliklerini bir arada gösterebilirler. Peki, bu terimler arasındaki farklar nelerdir ve neden hala bu nedenle bu üç farklı adlandırmada hala yaşamaktadır? Gelin buna yakından bakalım:  <strong>ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU: DOĞUŞTAN SUÇLULAR</strong>  <strong>Antisosyal kişilik bozukluğu</strong>, temel özelliği yasalara uymama, suç işleme olan bir kişilik bozukluğu tanısına verilen addır. Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Tanı Sistemi DSM-5’de antisosyal (topluma karşı) kişilik bozukluğu olarak adlandırılırken; Dünya Sağlık Örgütü Ruhsal sınıflandırma sistemi olan ICD’de aynı tanı için “dissosyal (toplum karşıtı) kişilik bozukluğu” terimini kullanılır. Bu tanı sistemlerine göre, antisosyal kişilik bozukluğu, bireyin sürekli olarak başkalarının haklarını çiğnediği, toplumsal kurallara ve yasalara uymadığı, kolaylıkla yalan söylediği ve manipülatif davrandığı, aklına eseni sorumsuzca yapan, yaptığı olumsuz davranışlardan dolayı vicdan azabı veya suçluluk hissetmeyen ve ağırlıklı olarak saldırgan ve şiddet içeren davranışlar gösteren bir kişilik yapısıdır. Bu özellikleriyle çoğu antisosyal kişilik bozukluğu olan birey suçla ilişkilidir. Peki ya psikopati?  <strong>PSİKOPATİ: SOĞUKKANLI VE HESAPÇI KÖTÜLER</strong>  <strong>“Psikopati” terimi</strong> resmi bir psikolojik bozukluk tanısı olmaktan çok bir kişilik yapısını tanımlayan ve kişiliğin biyolojik boyutu olan huy veya mizaç özellikleriyle ilişkili çok boyutlu bir klinik kavramdır. Bu kişiler aldatma, manipülasyon, sorumsuzluk, dürtüsellik, empati eksikliği, suçluluk veya pişmanlık hissetmeme gibi bir dizi etik olmayan davranış gösterirler. Psikopatinin en yıkıcı özellikleri arasında, başkalarının haklarına en ufak bir suçluluk veya pişmanlık duygusu olmadan çiğneyebilme ve onlara zarar verici davranışlar yer alır. Psikopat bireylerin bir kısmı, antisosyal kişilik bozukluğu tanısını alabilir ama bir kısmı dışarıdan bakıldığında kontrollü, soğukkanlılıkla hareket eden ve hatta karizmatik kişiler olarak görülebilirler. İçsel olarak ise derin bir empati yoksunluğu ve duygusal soğukluk barındırırlar. Bu bireyler, başkalarının duygularını manipüle etmekte ustadır. Planlı ve stratejik davranışlar sergilerler; bu nedenle suç işlediklerinde yakalanma olasılıkları düşüktür. Örneğin, psikopat bir birey bir dolandırıcılık suçu işlerken, detaylı bir plan yapar ve bu plana titizlikle uyar.   <strong>SOSYALLEŞME SORUNLARININ ÜRÜNÜ: SOSYOPATİ</strong>  <strong>“Sosyopati”</strong> ise psikopatiye benzemekle beraber aslında yapı, yani mizaç veya huy olarak psikopatik özellikleri çok ön planda olmayan ama olumsuz çocukluk yaşantılarıyla, kötü örneklerin olduğu sosyal çevrenin etkisiyle antisosyal davranışlar gösteren kişilerin durumunu tanımlayan bir ifadedir. Bazı sosyopatların psikopatlardan farklı olarak empati, suçluluk ve sadakat duyguları olabilir. Bu nedenle sosyopatların, psikopatlara göre başkalarıyla bağ kurma olasılığı daha yüksektir; ancak bu bağlar çoğu zaman sağlıksız ve dengesizdir. İlişkide oldukları kişiye rahatlıkla zarar verebilirler. Sosyopati, antisosyal kişilik bozukluğunun, yetersiz ebeveyn tutumları nedeniyle sosyalleşme eksikliğinin ürünü olan bir alt tipi olarak düşünebiliriz.   Antisosyal kişilik bozukluğu, sosyopati ve psikopati, sadece bireysel hayatları değil, toplumsal huzuru da etkileyen bozukluklardır. Bu kişilerin davranışları anlaşılmalı ve doğru bir şekilde ele alınmalıdır. Ancak en önemlisi, bu rahatsızlıkların sadece bir "kötülük göstergesi" olarak görülmek yerine, tanınması, anlaşılması, idare edilmesi ve baş edilmesi gereken bir kişilik sorunu olmasıdır..]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En zararlı kahve türü hangisi? Canan Karatay açıkladı: Anksiyete ve yorgunluğa yol açıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/en-zararli-kahve-turu-hangisi-canan-karatay-acikladi-anksiyete-ve-yorgunluga-yol-aciyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/en-zararli-kahve-turu-hangisi-canan-karatay-acikladi-anksiyete-ve-yorgunluga-yol-aciyor</guid>
<description><![CDATA[ Düzenli kahve tüketiminin genel sağlık üzerindeki etkileri, günümüzde birçok bilimsel araştırmaya konu oluyor. Bazı uzmanlar, kahvenin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini öne sürerken, bazıları ise yaygın olarak tüketilen bu içeceğin çeşitli kalp rahatsızlıklarına zemin hazırlayabileceğini savunuyor. Ezber bozan açıklamalarıyla gündemden düşmeyen Prof. Dr. Canan Karatay, tartışmaların odağında yer alan kahve tüketimi hakkında dikkat çeken bir yorumda bulundu.Beslenme alanındaki çıkışlarıyla adından söz ettiren Canan Karatay, kahve tüketiminin Alzheimer hastalığını önlediğini söyledi. Kahve tüketiminin zihin sağlığı üzerinde de olumlu etkileri olduğunu ifade eden uzman isim, en zararlı kahve türünün granül kahve olduğunu belirtti.Granül kahvenin kafein içeriği, diğer kahve türlerine göre yüksektir. Kafein, merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı bir etki yaparak uyanıklığı artırır ancak fazla miktarda alındığında bazı olumsuz etkiler yaratabilir.Aşırı kafein tüketimi kalp çarpıntısı, anksiyete, baş ağrıları ve uyku problemleri gibi sorunlara yol açabilir. Kafein, günde 400 mg&#039;dan fazla alındığında (yaklaşık 4-5 fincan granül kahve), mide problemleri ve sindirim sistemi rahatsızlıklarını da tetikleyebilir.Granül kahve, doğal kahve çekirdeklerinden üretilmesine rağmen, genellikle daha fazla işlenir. Bu işleme sırasında kahvenin asidik yapısı da artabilir. Yüksek asidite, mide asidinin artmasına ve reflü (gastroözofageal reflü hastalığı) gibi sindirim sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir.Bazı markalar, granül kahvenin lezzetini ve aromasını arttırmak amacıyla kimyasal bileşikler eklerler. Ayrıca, granül kahve üretiminde kullanılan bazı çözücüler (örneğin, aseton) kahvenin içinde iz miktarda kalabilir.Granül kahve, içeriğindeki kafein nedeniyle bağımlılık yapıcı özelliklere sahip olabilir. Düzenli ve yüksek miktarda kahve tüketimi, vücutta kafeine karşı tolerans gelişmesine ve sonrasında kafeinsiz kalma durumunda baş ağrısı, yorgunluk ve depresyon gibi semptomların yaşanmasına zemin hazırlayabilir.
Granül kahve, asidik yapısı nedeniyle diş minesine zarar verebilir. Düzenli olarak kahve içmek, dişlerde lekelenmelere ve aşınmalara yol açabilir. Bu nedenle granül kahve tüketimini sınırlamak önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jzmSNNlFpUawsqrMjIJtSg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>zararlı, kahve, türü, hangisi, Canan, Karatay, açıkladı:, Anksiyete, yorgunluğa, yol, açıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jzmSNNlFpUawsqrMjIJtSg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="En zararlı kahve türü hangisi? Canan Karatay açıkladı: Anksiyete ve yorgunluğa yol açıyor"><p>Düzenli kahve tüketiminin genel sağlık üzerindeki etkileri, günümüzde birçok bilimsel araştırmaya konu oluyor. Bazı uzmanlar, kahvenin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini öne sürerken, bazıları ise yaygın olarak tüketilen bu içeceğin çeşitli kalp rahatsızlıklarına zemin hazırlayabileceğini savunuyor. Ezber bozan açıklamalarıyla gündemden düşmeyen Prof. Dr. Canan Karatay, tartışmaların odağında yer alan kahve tüketimi hakkında dikkat çeken bir yorumda bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J4WRMKCVjUqeNRKO2rBWdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme alanındaki çıkışlarıyla adından söz ettiren Canan Karatay, kahve tüketiminin Alzheimer hastalığını önlediğini söyledi. Kahve tüketiminin zihin sağlığı üzerinde de olumlu etkileri olduğunu ifade eden uzman isim, en zararlı kahve türünün granül kahve olduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/30IhRnn9Y0WvfvNNnkDCxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Granül kahvenin kafein içeriği, diğer kahve türlerine göre yüksektir. Kafein, merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı bir etki yaparak uyanıklığı artırır ancak fazla miktarda alındığında bazı olumsuz etkiler yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fCQSdtGjj0mD0Mzjxiiy8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı kafein tüketimi kalp çarpıntısı, anksiyete, baş ağrıları ve uyku problemleri gibi sorunlara yol açabilir. Kafein, günde 400 mg'dan fazla alındığında (yaklaşık 4-5 fincan granül kahve), mide problemleri ve sindirim sistemi rahatsızlıklarını da tetikleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2fzKqJLWjU2ncMtm4baiSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Granül kahve, doğal kahve çekirdeklerinden üretilmesine rağmen, genellikle daha fazla işlenir. Bu işleme sırasında kahvenin asidik yapısı da artabilir. Yüksek asidite, mide asidinin artmasına ve reflü (gastroözofageal reflü hastalığı) gibi sindirim sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t86vMEX5b06D3YUGlrimMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı markalar, granül kahvenin lezzetini ve aromasını arttırmak amacıyla kimyasal bileşikler eklerler. Ayrıca, granül kahve üretiminde kullanılan bazı çözücüler (örneğin, aseton) kahvenin içinde iz miktarda kalabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/892shk-HSUCU5EgK1HB7ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Granül kahve, içeriğindeki kafein nedeniyle bağımlılık yapıcı özelliklere sahip olabilir. Düzenli ve yüksek miktarda kahve tüketimi, vücutta kafeine karşı tolerans gelişmesine ve sonrasında kafeinsiz kalma durumunda baş ağrısı, yorgunluk ve depresyon gibi semptomların yaşanmasına zemin hazırlayabilir.
Granül kahve, asidik yapısı nedeniyle diş minesine zarar verebilir. Düzenli olarak kahve içmek, dişlerde lekelenmelere ve aşınmalara yol açabilir. Bu nedenle granül kahve tüketimini sınırlamak önemlidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pandemi döneminde hobi olarak başlamıştı şimdi müzeye dönüştürdü: Çoğunu sokaktan bulduğu malzemelerle yapıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/pandemi-doeneminde-hobi-olarak-baslamisti-simdi-muzeye-doenusturdu-cogunu-sokaktan-buldugu-malzemelerle-yapiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/pandemi-doeneminde-hobi-olarak-baslamisti-simdi-muzeye-doenusturdu-cogunu-sokaktan-buldugu-malzemelerle-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Isparta&#039;da 60 yaşındaki emekli esnaf Rıfat Küçükşahin, pandemi döneminde hobi olarak başladığı atıl malzemelerle sanat yapma merakı sayesinde evini adeta bir müzeye dönüştürdü. Trakya Üniversitesi restorasyon bölümü mezunu olan Küçükşahin, mezatlardan ve sokaktan bulduğu malzemeleri sanata dönüştürerek tablolar, figürler ve ev eşyaları üretmeye başladı.Çoğunu sokaktan bulduğu ahşap, metal ve teneke malzemelerden yaptığı tablolar, figürler ve ev eşyalarını, evinin içinde ve bahçesinde sergiliyor.Emekli olduktan sonra ahşap ve atıl malzemelerden sanat yapma düşüncesinin olduğunu belirten Küçükşahin, “Mezatlardan aldığım ve sokaktan bulduğum malzemeleri değerlendirmeye başladım. Hediye gelen ürünler de oldu.İlk başta, böyle bir kulübe yapmayı düşünmüştüm, malzemelerimi buraya aktararak arkadaşlarım geldiğinde burada vakit geçirmelerini istedim. Ancak zamanla evim ve kulübe malzemelerle doldu.Genellikle ahşap malzemelerden, şişelerden, tenekelerden, ne bulursam kullanarak bir şeyler yapıyorum. Kullanabileceğim atıl malzemeleri değerlendirmeye çalışıyorum. Daha önce de sanata ilgim vardı, resim ve karikatür çiziyorum” ifadelerini kullandı.Sanat, Küçükşahin için bir hobi haline geldi. Pandemi döneminde evde daha fazla vakit geçirme fırsatı olduğunu ve bunu değerlendirmek istediğini söyleyen Küçükşahin, “Pandemi döneminde evde daha fazla vakit geçirme fırsatım olunca, bu işe yöneldim.Hazırda aletlerim de vardı ve sosyal medyadan izleyerek çoğu şeyi öğrendim. Eşim de çok yardımcı oldu. Biz bu merakla böyle başladık. Birinci pandemi döneminde çok ürün çıkardım, ikinci dönemde ise bu sayı daha da arttı.Üçüncü dönemde, kapanmanın etkisiyle daha fazla ürün yapmaya başladım ve eve sığmaz olunca bu kulübeyi inşa ettim” şeklinde konuştu.Küçükşahin, yaptığı sanat eserlerini evinin içinde ve bahçesinde sergilediğini belirterek, ”İnsanların çoğu ilgi gösteriyor.Evime gelip görüntü çekmek isteyenler oluyor, merak edip kendilerinin yapıp yapamayacaklarını soruyorlar. Ben de onlara elimden geldiğince yardımcı oluyorum.Aslında evimi bir müze gibi tasarladım, ancak hiçbir ticari amaç gütmüyorum. Merak eden vatandaşlar gelsin, görsünler istedim” dedi.Küçükşahin, özellikle çocukların sanatla tanışmalarını ve bu alanda kendilerini geliştirmelerini arzuladığını belirtiyor.Ayrıca Küçükşahin, gelecekte bu alandaki birikimlerini çocuklarına miras bırakmayı hedefliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KBK_KeKM5k2Zo0AhSnER0Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pandemi, döneminde, hobi, olarak, başlamıştı, şimdi, müzeye, dönüştürdü:, Çoğunu, sokaktan, bulduğu, malzemelerle, yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KBK_KeKM5k2Zo0AhSnER0Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Pandemi döneminde hobi olarak başlamıştı şimdi müzeye dönüştürdü: Çoğunu sokaktan bulduğu malzemelerle yapıyor"><p>Isparta'da 60 yaşındaki emekli esnaf Rıfat Küçükşahin, pandemi döneminde hobi olarak başladığı atıl malzemelerle sanat yapma merakı sayesinde evini adeta bir müzeye dönüştürdü. Trakya Üniversitesi restorasyon bölümü mezunu olan Küçükşahin, mezatlardan ve sokaktan bulduğu malzemeleri sanata dönüştürerek tablolar, figürler ve ev eşyaları üretmeye başladı.Çoğunu sokaktan bulduğu ahşap, metal ve teneke malzemelerden yaptığı tablolar, figürler ve ev eşyalarını, evinin içinde ve bahçesinde sergiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TRZNDRfHa0eaurjZJwXZpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Emekli olduktan sonra ahşap ve atıl malzemelerden sanat yapma düşüncesinin olduğunu belirten Küçükşahin, “Mezatlardan aldığım ve sokaktan bulduğum malzemeleri değerlendirmeye başladım. Hediye gelen ürünler de oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wXc82ynXy0iuCT_9RLR7pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlk başta, böyle bir kulübe yapmayı düşünmüştüm, malzemelerimi buraya aktararak arkadaşlarım geldiğinde burada vakit geçirmelerini istedim. Ancak zamanla evim ve kulübe malzemelerle doldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p-yab_yOUUW2OpYCHA9Mxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle ahşap malzemelerden, şişelerden, tenekelerden, ne bulursam kullanarak bir şeyler yapıyorum. Kullanabileceğim atıl malzemeleri değerlendirmeye çalışıyorum. Daha önce de sanata ilgim vardı, resim ve karikatür çiziyorum” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eTw_WsEB50etQihwt6UimQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sanat, Küçükşahin için bir hobi haline geldi. Pandemi döneminde evde daha fazla vakit geçirme fırsatı olduğunu ve bunu değerlendirmek istediğini söyleyen Küçükşahin, “Pandemi döneminde evde daha fazla vakit geçirme fırsatım olunca, bu işe yöneldim.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8_jCJndlE0Gp94p47LxuQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hazırda aletlerim de vardı ve sosyal medyadan izleyerek çoğu şeyi öğrendim. Eşim de çok yardımcı oldu. Biz bu merakla böyle başladık. Birinci pandemi döneminde çok ürün çıkardım, ikinci dönemde ise bu sayı daha da arttı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KcO5MsTM6E2EadHKlmRwww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üçüncü dönemde, kapanmanın etkisiyle daha fazla ürün yapmaya başladım ve eve sığmaz olunca bu kulübeyi inşa ettim” şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iySkFqs5r0Cj2CQ-FAXXJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küçükşahin, yaptığı sanat eserlerini evinin içinde ve bahçesinde sergilediğini belirterek, ”İnsanların çoğu ilgi gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OKk2eBq5cUykqPRx6ki78w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evime gelip görüntü çekmek isteyenler oluyor, merak edip kendilerinin yapıp yapamayacaklarını soruyorlar. Ben de onlara elimden geldiğince yardımcı oluyorum.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7ka2p3llsEq3K2jq0-mbgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aslında evimi bir müze gibi tasarladım, ancak hiçbir ticari amaç gütmüyorum. Merak eden vatandaşlar gelsin, görsünler istedim” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/04MYzpijsUi0jYmCXEON9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küçükşahin, özellikle çocukların sanatla tanışmalarını ve bu alanda kendilerini geliştirmelerini arzuladığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AY_fLzYOd0qR9oEg3eCGjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca Küçükşahin, gelecekte bu alandaki birikimlerini çocuklarına miras bırakmayı hedefliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Öğle yemeği ile akşam yemeği arasındaki ideal aralık ne kadar olmalıdır?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/ogle-yemegi-ile-aksam-yemegi-arasindaki-ideal-aralik-ne-kadar-olmalidir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/ogle-yemegi-ile-aksam-yemegi-arasindaki-ideal-aralik-ne-kadar-olmalidir</guid>
<description><![CDATA[ Öğle yemeği ile akşam yemeği arasındaki zamanlama metabolizmayı, enerji seviyelerini ve genel sağlığı büyük ölçüde etkiler. 4-6 saatlik bir aralık uygun sindirimi sağlar, aşırı yemeyi önler ve gün boyunca tutarlı enerji seviyelerini korur. Çalışma programları, aktivite seviyeleri ve diyet gibi faktörler önemli bir rol oynar. Dengeli beslenme alışkanlıkları ve tutarlı bir rutin, iyileştirilmiş metabolik sağlığa ve daha iyi uykuya katkıda bulunur.Sağlıklı bir yaşam tarzının sürdürülmesinde öğünlerin zamanlaması çok önemlidir. Öğle yemeği ile akşam yemeği arasındaki aralık da dikkate alınması gereken önemli bir faktördür ve metabolizmayı, enerji seviyelerini, sindirimi ve genel olarak sağlığı etkileyebilir.Bireysel ihtiyaçlar ve yaşam tarzları farklı olacaktır, ancak genel olarak öğle yemeği ile akşam yemeği arasındaki ideal aralık günlük rutininize, beslenme alışkanlıklarınıza ve metabolizma hızınıza bağlı olarak yaklaşık 4 ila 6 saat olmalıdır.Yemekten sonra vücudunuzun yiyecekleri sindirmesi ve besinleri iyi emmesi için biraz zamana ihtiyacı vardır. Bu nedenle öğünler arasındaki aralık 4 ila 6 saattir ve midenizin bir sonraki öğünü sunmadan önce önceki öğünü sindirmesine olanak tanır.Bu, aşırı yemeye yol açmaz çünkü son öğünden gelen tokluk hissi bu süre içinde doğal olarak azalır. Öğle yemeğine çok yakın bir zamanda yemek yemek hazımsızlığa, şişkinliğe veya hatta kilo alımına neden olurken, çok geç yemek yemek akşam yemeğinde aşırı yemenize neden olacak aşırı açlığa neden olur.Vücudunuz öğle yemeği besinlerini öğleden sonranın sonuna kadar taşımak için kullanır. Akşam yemeği vakti öğle yemeğinden çok kısa bir süre sonraysa, vücudunuza bu besinleri kullanması için yeterli zaman vermeyebilir ve bu nedenle gereksiz yere kalori tüketebilirsiniz. Öte yandan, çok uzunsa, kan şekeriniz düştüğü için yorgun, sinirli veya zihinsel olarak odaklanamaz hissedersiniz. Mükemmel zamanlanmış bir öğün aralığı tutarlı bir enerji seviyesi ve üretkenlik sağlar.Düzenli bir yeme programı, vücudunuzun yiyeceği enerjiye dönüştürdüğü süreç olan metabolizmanızı düzenler. Öğünler uygun şekilde aralandığında, vücudunuz kan şekerindeki ani yükselmeleri veya düşüşleri önleyen öngörülebilir bir ritim geliştirir. Öğle yemeğinden hemen sonra akşam yemeği yemek aşırı kalori depolamasına neden olabilirken, özellikle yatmadan hemen önce yenildiğinde, akşam yemeğini geciktirerek metabolizmayı yavaşlatabilir ve sindirimi bozabilir.Akşam yemeğini yediğiniz saat uykunuzu da belirler. Uzun bir mola verip sonra akşam yemeğini geç yemek, vücudunuzun uyurken yiyecekleri sindirmesi nedeniyle rahatsız olmanıza, asit reflüsü yaşamanıza veya huzursuz olmanıza neden olabilir. Öğle yemeği ile akşam yemeği arasında 4 ila 6 saatlik bir boşluktan kaçınarak bile, yatmadan önce çok aç veya çok tok olmaktan kaçınırsınız ve bu da uyumanıza yardımcı olur.Geleneksel 9-5 işlerine sahip kişiler için öğle yemeği genellikle 12:00 ile 13:00 arasındadır, bu da akşam yemeğinin 18:00 veya 19:00 civarı ideal olduğu anlamına gelir. Düzensiz çalışma saatlerine sahip olanlar, aralığın rutinlerine uymasını sağlayarak buna göre ayarlamalar yapabilir.Aktif kişiler veya sporcular, vücutları kalorileri daha hızlı yaktığı ve bu nedenle besinleri daha sık yenilemeleri gerektiği için öğünler arasında daha küçük boşluklara ihtiyaç duyabilirler. Hareketsiz kişiler öğünler arasında daha uzun aralıklara katlanabilirler. Diyabet veya asit reflü gibi bazı tıbbi durumlar daha sık ve daha küçük öğünler yemeyi gerektirebilir. Bu hastalıklarla teşhis edilen hastalar, öğün zamanlamasıyla ilgili özel tavsiyeler için bir sağlık uzmanına danışmalıdır.Öğle yemeğinde yediğiniz yiyecek türü, akşam yemeğini ne kadar erken yiyeceğinizi belirler. Öğle yemeğindeki protein, lif ve sağlıklı yağ içerikleri uzun süreli enerji ve tatmin sağlarken, karbonhidrat diyeti sizi daha da erken açlığa sürükleyebilir.Açlık sinyallerinize dikkat edin. Akşam yemeğinden önce aşırı acıkırsanız, dengeli ve kalorisi yüksek bir öğle yemeği yiyip yemediğinizi düşünün.Yoğunluk nedeniyle öğle yemeği ile akşam yemeği arasında 6 saatten fazla zaman varsa, saatleri &quot;köprülemek&quot; ve enerjinizi korumak için öğleden sonra fındık, meyve veya yoğurttan oluşan sağlıklı bir atıştırmalık yiyin.Rutininizle uyumlu tutarlı bir yeme programı belirleyin. Bu, vücudunuzun iç saatini düzenlemenize ve sindirimi iyileştirmenize yardımcı olabilir.
Bazen susuzluk açlıkla karıştırılabilir. Su veya bitki çayı içmek, öğünler arasında gereksiz atıştırmayı kontrol etmeye yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bBb4leyIBUe7p-xJZ4yTPA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Öğle, yemeği, ile, akşam, yemeği, arasındaki, ideal, aralık, kadar, olmalıdır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bBb4leyIBUe7p-xJZ4yTPA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Öğle yemeği ile akşam yemeği arasındaki ideal aralık ne kadar olmalıdır?"><p>Öğle yemeği ile akşam yemeği arasındaki zamanlama metabolizmayı, enerji seviyelerini ve genel sağlığı büyük ölçüde etkiler. 4-6 saatlik bir aralık uygun sindirimi sağlar, aşırı yemeyi önler ve gün boyunca tutarlı enerji seviyelerini korur. Çalışma programları, aktivite seviyeleri ve diyet gibi faktörler önemli bir rol oynar. Dengeli beslenme alışkanlıkları ve tutarlı bir rutin, iyileştirilmiş metabolik sağlığa ve daha iyi uykuya katkıda bulunur.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vjXIgdoWZE2n6A9pFVnM0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir yaşam tarzının sürdürülmesinde öğünlerin zamanlaması çok önemlidir. Öğle yemeği ile akşam yemeği arasındaki aralık da dikkate alınması gereken önemli bir faktördür ve metabolizmayı, enerji seviyelerini, sindirimi ve genel olarak sağlığı etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Tq3VfszEHEi9erO73XbpVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bireysel ihtiyaçlar ve yaşam tarzları farklı olacaktır, ancak genel olarak öğle yemeği ile akşam yemeği arasındaki ideal aralık günlük rutininize, beslenme alışkanlıklarınıza ve metabolizma hızınıza bağlı olarak yaklaşık 4 ila 6 saat olmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/upIvMlQi1062nzMIFyCGLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemekten sonra vücudunuzun yiyecekleri sindirmesi ve besinleri iyi emmesi için biraz zamana ihtiyacı vardır. Bu nedenle öğünler arasındaki aralık 4 ila 6 saattir ve midenizin bir sonraki öğünü sunmadan önce önceki öğünü sindirmesine olanak tanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9YX7BHX11UyhdbANnkiMfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu, aşırı yemeye yol açmaz çünkü son öğünden gelen tokluk hissi bu süre içinde doğal olarak azalır. Öğle yemeğine çok yakın bir zamanda yemek yemek hazımsızlığa, şişkinliğe veya hatta kilo alımına neden olurken, çok geç yemek yemek akşam yemeğinde aşırı yemenize neden olacak aşırı açlığa neden olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N6aIsu9klU6VWd6Bn30ArA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuz öğle yemeği besinlerini öğleden sonranın sonuna kadar taşımak için kullanır. Akşam yemeği vakti öğle yemeğinden çok kısa bir süre sonraysa, vücudunuza bu besinleri kullanması için yeterli zaman vermeyebilir ve bu nedenle gereksiz yere kalori tüketebilirsiniz. Öte yandan, çok uzunsa, kan şekeriniz düştüğü için yorgun, sinirli veya zihinsel olarak odaklanamaz hissedersiniz. Mükemmel zamanlanmış bir öğün aralığı tutarlı bir enerji seviyesi ve üretkenlik sağlar.Düzenli bir yeme programı, vücudunuzun yiyeceği enerjiye dönüştürdüğü süreç olan metabolizmanızı düzenler. Öğünler uygun şekilde aralandığında, vücudunuz kan şekerindeki ani yükselmeleri veya düşüşleri önleyen öngörülebilir bir ritim geliştirir. Öğle yemeğinden hemen sonra akşam yemeği yemek aşırı kalori depolamasına neden olabilirken, özellikle yatmadan hemen önce yenildiğinde, akşam yemeğini geciktirerek metabolizmayı yavaşlatabilir ve sindirimi bozabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BIVmjI73zkG0XjFf0YSy_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akşam yemeğini yediğiniz saat uykunuzu da belirler. Uzun bir mola verip sonra akşam yemeğini geç yemek, vücudunuzun uyurken yiyecekleri sindirmesi nedeniyle rahatsız olmanıza, asit reflüsü yaşamanıza veya huzursuz olmanıza neden olabilir. Öğle yemeği ile akşam yemeği arasında 4 ila 6 saatlik bir boşluktan kaçınarak bile, yatmadan önce çok aç veya çok tok olmaktan kaçınırsınız ve bu da uyumanıza yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KnIrG05X4UmS6baQbjdH1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geleneksel 9-5 işlerine sahip kişiler için öğle yemeği genellikle 12:00 ile 13:00 arasındadır, bu da akşam yemeğinin 18:00 veya 19:00 civarı ideal olduğu anlamına gelir. Düzensiz çalışma saatlerine sahip olanlar, aralığın rutinlerine uymasını sağlayarak buna göre ayarlamalar yapabilir.Aktif kişiler veya sporcular, vücutları kalorileri daha hızlı yaktığı ve bu nedenle besinleri daha sık yenilemeleri gerektiği için öğünler arasında daha küçük boşluklara ihtiyaç duyabilirler. Hareketsiz kişiler öğünler arasında daha uzun aralıklara katlanabilirler. Diyabet veya asit reflü gibi bazı tıbbi durumlar daha sık ve daha küçük öğünler yemeyi gerektirebilir. Bu hastalıklarla teşhis edilen hastalar, öğün zamanlamasıyla ilgili özel tavsiyeler için bir sağlık uzmanına danışmalıdır.Öğle yemeğinde yediğiniz yiyecek türü, akşam yemeğini ne kadar erken yiyeceğinizi belirler. Öğle yemeğindeki protein, lif ve sağlıklı yağ içerikleri uzun süreli enerji ve tatmin sağlarken, karbonhidrat diyeti sizi daha da erken açlığa sürükleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B1IDfQkA70SqZwcT-hPwoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açlık sinyallerinize dikkat edin. Akşam yemeğinden önce aşırı acıkırsanız, dengeli ve kalorisi yüksek bir öğle yemeği yiyip yemediğinizi düşünün.Yoğunluk nedeniyle öğle yemeği ile akşam yemeği arasında 6 saatten fazla zaman varsa, saatleri "köprülemek" ve enerjinizi korumak için öğleden sonra fındık, meyve veya yoğurttan oluşan sağlıklı bir atıştırmalık yiyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hmxlFuofPka0W3FL6mDtlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rutininizle uyumlu tutarlı bir yeme programı belirleyin. Bu, vücudunuzun iç saatini düzenlemenize ve sindirimi iyileştirmenize yardımcı olabilir.
Bazen susuzluk açlıkla karıştırılabilir. Su veya bitki çayı içmek, öğünler arasında gereksiz atıştırmayı kontrol etmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Demans riskini yüzde 76 oranında azaltan alışkanlık: Bristol Üniversitesi açıkladı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/demans-riskini-yuzde-76-oraninda-azaltan-aliskanlik-bristol-universitesi-acikladi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/demans-riskini-yuzde-76-oraninda-azaltan-aliskanlik-bristol-universitesi-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Bristol Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, aerobik egzersizlerin Alzheimer riskini azalttığını ortaya koydu. Uzmanlar, düzenli yapılan erobik egzersizlerin, bilişsel gerileme olasılığını düşürdüğünü ifade etti.Fareler üzerinde yapılan ses getiren çalışmaya göre, kardiyovasküler egzersizler beyindeki zararlı plakların oluşumunu azaltabilir.Alzheimer’s Research UK verilerine göre, Alzheimer vakalarının yüzde 40’ı sigara kullanımı, obezite ve fiziksel hareketsizlik gibi önlenebilir faktörler nedeniyle ortaya çıkıyor.Bristol Üniversitesi&#039;nde öğretim görevlisi olan Augusto Coppi, &quot;Fiziksel egzersizin, bilişsel gerilemeyi azalttığı zaten biliniyordu ancak bunun altında yatan hücresel mekanizmalar, şimdiye kadar belirsizdi. Bu araştırma, aerobik egzersizin Alzheimer&#039;a karşı önleyici bir yöntem olduğunu ortaya koydu&#039;&#039; ifadelerini kullandı.
Alzheimer hastalığı, beyin hücreleri arasında amiloid plakları ve tau protein düğümlerinin birikerek iletişimi bozması sonucu meydana gelir. Henüz bir tedavisi bulunmayan bu hastalık için çeşitli araştırmalar, hız kesmeden devam ediyor.Kolombiyalı bilim insanları, haftada bir veya iki kez egzersiz yapan kişilerin bilişsel gerileme riskinin yüzde 15, daha sık egzersiz yapan kişilerin ise yüzde 10 oranında azaldığını buldular.
ABD&#039;li bilim insanları, Alzheimer riskini azaltan diğer 5 alışkanlığı ise şu şekilde sıralıyor:Mass General Brigham Hastanesi&#039;nde yapılan bir araştırmada, her gün multivitamin kullanan kişilerin beyinlerinin daha yavaş yaşlandığı ve hafıza kaybının daha az olduğu tespit edildi.Her gün bir porsiyon çilek tüketen orta yaşlı ve fazla kilolu bireylerin, hafıza kaybı riskinin daha az olduğu keşfedildi. Çileklerin içeriğindeki antosiyaninlerin bu etkiyi yarattığı tahmin ediliyor.Dans etmek, hafıza kaybını önleyebilen eğlenceli ve etkili bir egzersiz olarak öne çıkıyor. Hem fiziksel hareket hem de sosyal etkileşim, beynin uyarılmasına ve bilişsel sağlığın korunmasına katkı sağlıyor.Uzmanlara göre kahve, Alzheimer&#039;a yol açan proteinlerin beyin hücrelerine zarar vermesini engelleyebilir. Özellikle espresso, beyin hücrelerine zarar veren protein kümelerinin oluşumunu önleyerek, Alzheimer riskini azaltabilir.62-74 yaş arasındaki bireylerde cinsellik ve orgazm kalitesinin, zihinsel sağlık ile güçlü bir bağlantısı olduğu tespit edildi. Uzmanlar, düzenli cinsel hayatın, tıpkı fiziksel egzersiz gibi beyin sağlığını destekleyen bir aktivite olduğunu belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2q-7RpiuD0G1F9btR2DhJg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demans, riskini, yüzde, oranında, azaltan, alışkanlık:, Bristol, Üniversitesi, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2q-7RpiuD0G1F9btR2DhJg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Demans riskini yüzde 76 oranında azaltan alışkanlık: Bristol Üniversitesi açıkladı"><p>Bristol Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, aerobik egzersizlerin Alzheimer riskini azalttığını ortaya koydu. Uzmanlar, düzenli yapılan erobik egzersizlerin, bilişsel gerileme olasılığını düşürdüğünü ifade etti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r1CPaF7NvEy9cPzZDnTAcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fareler üzerinde yapılan ses getiren çalışmaya göre, kardiyovasküler egzersizler beyindeki zararlı plakların oluşumunu azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WUPD9pu5F0uGLcd02yaTtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alzheimer’s Research UK verilerine göre, Alzheimer vakalarının yüzde 40’ı sigara kullanımı, obezite ve fiziksel hareketsizlik gibi önlenebilir faktörler nedeniyle ortaya çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/czOWIfXRPUqB5pHDtP8sMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bristol Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Augusto Coppi, "Fiziksel egzersizin, bilişsel gerilemeyi azalttığı zaten biliniyordu ancak bunun altında yatan hücresel mekanizmalar, şimdiye kadar belirsizdi. Bu araştırma, aerobik egzersizin Alzheimer'a karşı önleyici bir yöntem olduğunu ortaya koydu'' ifadelerini kullandı.
Alzheimer hastalığı, beyin hücreleri arasında amiloid plakları ve tau protein düğümlerinin birikerek iletişimi bozması sonucu meydana gelir. Henüz bir tedavisi bulunmayan bu hastalık için çeşitli araştırmalar, hız kesmeden devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mWeOL0hX3keiDTLhV1DDhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolombiyalı bilim insanları, haftada bir veya iki kez egzersiz yapan kişilerin bilişsel gerileme riskinin yüzde 15, daha sık egzersiz yapan kişilerin ise yüzde 10 oranında azaldığını buldular.
ABD'li bilim insanları, Alzheimer riskini azaltan diğer 5 alışkanlığı ise şu şekilde sıralıyor:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rGTFsRMFyk-4KHGxf8DXzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mass General Brigham Hastanesi'nde yapılan bir araştırmada, her gün multivitamin kullanan kişilerin beyinlerinin daha yavaş yaşlandığı ve hafıza kaybının daha az olduğu tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9m00aacvEEmOy1od7xBUaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün bir porsiyon çilek tüketen orta yaşlı ve fazla kilolu bireylerin, hafıza kaybı riskinin daha az olduğu keşfedildi. Çileklerin içeriğindeki antosiyaninlerin bu etkiyi yarattığı tahmin ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Io-vyUfuQkea9EE_rpCMjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dans etmek, hafıza kaybını önleyebilen eğlenceli ve etkili bir egzersiz olarak öne çıkıyor. Hem fiziksel hareket hem de sosyal etkileşim, beynin uyarılmasına ve bilişsel sağlığın korunmasına katkı sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UCfd0gxrL0GxwW-bUfpVqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre kahve, Alzheimer'a yol açan proteinlerin beyin hücrelerine zarar vermesini engelleyebilir. Özellikle espresso, beyin hücrelerine zarar veren protein kümelerinin oluşumunu önleyerek, Alzheimer riskini azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P2JfOhs_40ORskiJeOKVRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>62-74 yaş arasındaki bireylerde cinsellik ve orgazm kalitesinin, zihinsel sağlık ile güçlü bir bağlantısı olduğu tespit edildi. Uzmanlar, düzenli cinsel hayatın, tıpkı fiziksel egzersiz gibi beyin sağlığını destekleyen bir aktivite olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Stres nedeniyle yüksek kortizolünüz olduğunu gösteren 9 işaret</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/stres-nedeniyle-yuksek-kortizolunuz-oldugunu-goesteren-9-isaret</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/stres-nedeniyle-yuksek-kortizolunuz-oldugunu-goesteren-9-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Stres anında yükselen kortizol hormonu; kan şekeri, kan basıncı ve bağışıklık sistemini düzenlemeye yardımcı olur. Ancak kortizol seviyelerinin uzun süreli artışı, çeşitli sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir. Fitness eğitmeni Liz Tenuto, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda yüksek kortizol seviyelerinin vücuda 9 etkisini sıraladı.Sürekli stres, kortizolün doğal ritmini bozar ve enerji seviyelerinin düştüğü durumlarda bile yüksek olmasına neden olabilir. Bu durum, zihinsel ve fiziksel yorgunluğa yol açabilir. Liz Tenuto, öğleden sonra oluşan yorgunluğun, kortizol seviyelerinin yüksek olmasıyla bağlantılı olabileceğini ifade ediyor.Halk arasında kulak çınlaması olarak bilinen &#039;&#039;Tinnitus&#039;&#039;, stresin bir başka göstergesi olabilir. Yüksek kortizol, işitme sistemini etkileyerek çınlama, vızıltı veya tıslama gibi seslerin duyulmasına neden olabilir.Konsantrasyon güçlüğü, yüksek kortizol seviyelerinin bir sonucu olabilir. Stres, beyin fonksiyonlarını etkileyerek hafıza, odaklanma ve karar verme süreçlerini olumsuz yönde etkileyebilir. Dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin dengesizliği de, zihinsel bulanıklık hissini arttırabilir.Yüksek kortizol, gözden beyne giden kan akışını bozabileceği için çeşitli görme sorunlarına yol açabilir. Göz içi basıncın artması, glokom gibi ciddi göz rahatsızlıklarını tetikleyebilir.Kronik stresin en büyük belirtilerinden biri de saç dökülmesidir. Araştırmalar, yüksek kortizolün saç foliküllerini uzun süreli dinlenme evresine sokarak yeni saç oluşumunu engellediğini ve dökülmeye yol açtığını gösteriyor.Yüksek kortizol, cilt yapısının daha ince ve kırılgan hale gelmesine neden olabilir. Bu durum, küçük travmaların bile morarmalara yol açmasına zemin hazırlar.Yüksek kortizol, vücudun su ve tuz dengesini bozarak şişkinlik yaratabilir. Sindirim sistemi üzerinde de etkili olan yüksek kortizol, bağırsak fonksiyonunu bozarak gaz ve şişkinliğe yol açabilir.Yüksek kortizol, kan basıncını yükselterek açıklanamayan göğüs ağrılarına neden olabilir.Ateş basmaları ve üşüme hissi, yüksek kortizol seviyelerinin yaygın belirtileri arasındadır. Kortizol, östrojenin etkilerini bozarak ateş basmalarını tetikleyebilir. Kan akışının hayati organlara yönlendirilmesiyle soğuk basmalarına da zemin hazırlayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7K5FQW1p5EKrv3B40760SQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Stres, nedeniyle, yüksek, kortizolünüz, olduğunu, gösteren, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7K5FQW1p5EKrv3B40760SQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Stres nedeniyle yüksek kortizolünüz olduğunu gösteren 9 işaret"><p>Stres anında yükselen kortizol hormonu; kan şekeri, kan basıncı ve bağışıklık sistemini düzenlemeye yardımcı olur. Ancak kortizol seviyelerinin uzun süreli artışı, çeşitli sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir. Fitness eğitmeni Liz Tenuto, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda yüksek kortizol seviyelerinin vücuda 9 etkisini sıraladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jd2ebSFas0mlb3uld4vqtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sürekli stres, kortizolün doğal ritmini bozar ve enerji seviyelerinin düştüğü durumlarda bile yüksek olmasına neden olabilir. Bu durum, zihinsel ve fiziksel yorgunluğa yol açabilir. Liz Tenuto, öğleden sonra oluşan yorgunluğun, kortizol seviyelerinin yüksek olmasıyla bağlantılı olabileceğini ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Wsb9rDtT0-eC9tdLzAnhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halk arasında kulak çınlaması olarak bilinen ''Tinnitus'', stresin bir başka göstergesi olabilir. Yüksek kortizol, işitme sistemini etkileyerek çınlama, vızıltı veya tıslama gibi seslerin duyulmasına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P4s4VaCXiUCGYfqHRStyqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konsantrasyon güçlüğü, yüksek kortizol seviyelerinin bir sonucu olabilir. Stres, beyin fonksiyonlarını etkileyerek hafıza, odaklanma ve karar verme süreçlerini olumsuz yönde etkileyebilir. Dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin dengesizliği de, zihinsel bulanıklık hissini arttırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YwMDZteSjEuM5M2G0N9a0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek kortizol, gözden beyne giden kan akışını bozabileceği için çeşitli görme sorunlarına yol açabilir. Göz içi basıncın artması, glokom gibi ciddi göz rahatsızlıklarını tetikleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BSwP2B9QsUq-31PeFFay1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik stresin en büyük belirtilerinden biri de saç dökülmesidir. Araştırmalar, yüksek kortizolün saç foliküllerini uzun süreli dinlenme evresine sokarak yeni saç oluşumunu engellediğini ve dökülmeye yol açtığını gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CwETXxA580OprgAPOThaCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek kortizol, cilt yapısının daha ince ve kırılgan hale gelmesine neden olabilir. Bu durum, küçük travmaların bile morarmalara yol açmasına zemin hazırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AUjkXJgvdEa4k0bcH7V64A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek kortizol, vücudun su ve tuz dengesini bozarak şişkinlik yaratabilir. Sindirim sistemi üzerinde de etkili olan yüksek kortizol, bağırsak fonksiyonunu bozarak gaz ve şişkinliğe yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eenjogQCd0GWQBBiuQ5nlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek kortizol, kan basıncını yükselterek açıklanamayan göğüs ağrılarına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J3bqnoyFFkeudd8Ef_cm8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ateş basmaları ve üşüme hissi, yüksek kortizol seviyelerinin yaygın belirtileri arasındadır. Kortizol, östrojenin etkilerini bozarak ateş basmalarını tetikleyebilir. Kan akışının hayati organlara yönlendirilmesiyle soğuk basmalarına da zemin hazırlayabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Demansı önlemek mümkün! İşte risk faktörlerini azaltmanın yolları</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/demansi-oenlemek-mumkun-iste-risk-faktoerlerini-azaltmanin-yollari</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/demansi-oenlemek-mumkun-iste-risk-faktoerlerini-azaltmanin-yollari</guid>
<description><![CDATA[ Dünya çapında 55 milyondan fazla insanı etkileyen demans, 2050&#039;ye kadar üç katına çıkması beklenen artan bir eğilim gösteriyor. Hafıza kaybı ve kafa karışıklığı gibi semptomları olan bu ilerleyici nörolojik rahatsızlık, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, zihinsel olarak aktif kalma, stresi yönetme ve iyi uyku sağlama ile yönetilebilir.Demans, beyni etkileyen yaygın ve sakatlayıcı bir hastalıktır. Demanslı insan sayısı dünya çapında artmaktadır ve 2050&#039;ye kadar üç katına çıkması beklenmektedir.Şu anda dünya çapında 55 milyondan fazla demanslı insan bulunmaktadır ve her yıl yaklaşık 10 milyon yeni demans vakası gelişmektedir.Özellikle 65 yaş üstü kişilerde görülme olasılığı yüksek olan demans; unutma, endişeli hissetme, karar vermede zorluk çekme ve daha fazlası şeklinde ortaya çıkabilen ilerleyici bir nörolojik hastalıktır. Demans, kişinin günlük aktivitelerinde tam yardıma ihtiyaç duyabileceği hafiften şiddetliye kadar değişen bir şiddette olabilir. Belirtileri fark etmek korkutucu olabilir ve sürekli tetikte olmak, ruh sağlığınızı ve duygusal refahınızı korumak için en iyi yol olmayabilir. Aynı zamanda, hangi belirtileri fark edeceğinizi bilmek yardımcı olabilir.Demans, günlük yaşamı etkileyen düşünme, hatırlama ve muhakeme gibi bilişsel yeteneklerde düşüşe neden olan bir sendromdur. Sinir hücrelerine zarar veren çeşitli hastalıklardan kaynaklanabilen bir beyin fonksiyonu kaybıdır. Demans, insanlar yaşlandıkça daha yaygın hale gelir, ancak yaşlanmanın normal bir parçası değildir.Demans, hastalığı olan kişiler, aileleri, bakıcıları ve toplum üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Genellikle demans konusunda farkındalık ve anlayış eksikliği vardır ve bu da damgalanmaya ve teşhis ve bakıma yönelik engellere yol açabilir.Demans, bozuk düşünme ve hafıza gibi bir dizi semptom için kullanılan genel terimdir ve genellikle yaşlanmanın bilişsel düşüşüyle ​​ilişkilendirilir. Alzheimer hastalığı, beynin düşünce, hafıza ve dili kontrol eden kısımlarını özel olarak etkileyen bir bunama türüdür. Huntington Hastalığı, Parkinson Hastalığı ve Creutzfeldt-Jakob hastalığı gibi diğer hastalıklar bunamaya ilerleyebilir.Bunama, beyin hücrelerinin birbirleriyle iletişim kurma yeteneğini etkileyen beyin hücrelerine verilen hasardan kaynaklanır. Yaş ve genetik dışında, rol oynayan başka risk faktörleri de vardır. Ancak, bazı basit alışkanlıklar bunamadan uzak durmanıza yardımcı olabilir.Bunlardan bazıları şunlardır:Düzenli egzersiz: Fiziksel olarak aktif olun. Bu, haftada yaklaşık 150 dakika orta yoğunlukta hem aerobik hem de direnç aktivitelerini içermelidir. Düzenli fiziksel egzersiz, bunama geliştirme riskinizi %50&#039;ye kadar azaltabilir. Egzersiz, bilişsel sorunlar geliştirmeye başlamış olanlarda daha fazla bozulmayı da yavaşlatabilir.Haftada en az 5 kez 30 dakika egzersiz yapın. İster yürüyüş, ister koşu, ister bisiklet, ister yüzme veya bir dans grubuna katılmak olsun. Haftalık rutininize güç veya ağırlık antrenmanı seansları eklemeyi düşünün. Bu egzersizler sadece kas inşa etmekle kalmaz, beyin sağlığınızı korumanıza da yardımcı olur.Zihinsel olarak aktif kalın: Çalışmak, yeni bir dil öğrenmek, bulmaca çözmek, masa oyunları oynamak, kitap okumak veya yazmak ve sosyal olarak aktif olmak gibi kendinizi zihinsel olarak zorlayan aktiviteler yaparak zihninizi çalıştırın.Zihinsel zorluklar beyni güçlendirmeye yardımcı olur ve Alzheimer hastalığına neden olabilecek lezyonları geliştirmeye karşı daha az savunmasız hale getirir. Zihinsel uyarım ayrıca hastalığı olan kişilerde beyin bozulmasını yavaşlatmaya yardımcı olabilir.Bir müzik aleti çalın, yabancı bir dil öğrenin, iyi bir kitap okuyun ve yeni bir hobi edinin. Yenilik ve zorluk ne kadar büyükse, fayda da o kadar büyük olur. Strateji oyunları ve bulmacalar oynayın. Zeka oyunları ve bilmeceler size zihinsel bir egzersiz sağlayabilir ve beyninizi bilişsel çağrışımlar oluşturması ve sürdürmesi için eğitebilir. Bulmaca, masa oyunları, kartlar, Scrabble ve Sudoku hepsi harika seçeneklerdir.Sağlıklı beslenin: Günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze ve haftada en az iki kez protein tüketerek sağlıklı beslenin. Şeker, tuz ve doymuş yağ alımını sınırlayın. Nişastalı yiyecekleri orta düzeyde yiyin ve günde 6-8 bardak su için.Araştırmalar, doğru yiyecek seçimleri yapmanın beyin fonksiyonunuzu koruyabileceğini ve bunama olma olasılığınızı azaltabileceğini gösteriyor. Ek olarak, bunama hastası bir kişi için uygun beslenme vücudu güçlü tutabilir ve davranışsal semptomları hafifletebilir.Şekerli yiyecekler, rafine karbonhidratlar ve yağlı yiyecekler kilo alımına yol açarak diyabet gibi daha fazla sağlık sorunu riskine sokabilir. Diyabet Alzheimer ile yakından bağlantılıdır. Bu türlerden her ne pahasına olursa olsun kaçının ve daha sağlıklı seçenekleri tercih edin.Tam tahıllar, sebzeler, kuruyemişler, baklagiller, baharatlar, yağlı balıklar, zeytinyağı ve omega yağları açısından zengin diğer yiyeceklerden zengin, kırmızı et, rafine yiyecekler ve şeker açısından düşük bir Akdeniz diyeti uygula ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UIJIfZFxwEu2YeL6RoW3VQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demansı, önlemek, mümkün, İşte, risk, faktörlerini, azaltmanın, yolları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UIJIfZFxwEu2YeL6RoW3VQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Demansı önlemek mümkün! İşte risk faktörlerini azaltmanın yolları"><p>Dünya çapında 55 milyondan fazla insanı etkileyen demans, 2050'ye kadar üç katına çıkması beklenen artan bir eğilim gösteriyor. Hafıza kaybı ve kafa karışıklığı gibi semptomları olan bu ilerleyici nörolojik rahatsızlık, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, zihinsel olarak aktif kalma, stresi yönetme ve iyi uyku sağlama ile yönetilebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EcmcoF_ws0u2nEVH_NQxYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demans, beyni etkileyen yaygın ve sakatlayıcı bir hastalıktır. Demanslı insan sayısı dünya çapında artmaktadır ve 2050'ye kadar üç katına çıkması beklenmektedir.Şu anda dünya çapında 55 milyondan fazla demanslı insan bulunmaktadır ve her yıl yaklaşık 10 milyon yeni demans vakası gelişmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1y5lyh0f3UW04PvFcuYFvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle 65 yaş üstü kişilerde görülme olasılığı yüksek olan demans; unutma, endişeli hissetme, karar vermede zorluk çekme ve daha fazlası şeklinde ortaya çıkabilen ilerleyici bir nörolojik hastalıktır. Demans, kişinin günlük aktivitelerinde tam yardıma ihtiyaç duyabileceği hafiften şiddetliye kadar değişen bir şiddette olabilir. Belirtileri fark etmek korkutucu olabilir ve sürekli tetikte olmak, ruh sağlığınızı ve duygusal refahınızı korumak için en iyi yol olmayabilir. Aynı zamanda, hangi belirtileri fark edeceğinizi bilmek yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XTL-PfJO50KzZy19n1LGmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demans, günlük yaşamı etkileyen düşünme, hatırlama ve muhakeme gibi bilişsel yeteneklerde düşüşe neden olan bir sendromdur. Sinir hücrelerine zarar veren çeşitli hastalıklardan kaynaklanabilen bir beyin fonksiyonu kaybıdır. Demans, insanlar yaşlandıkça daha yaygın hale gelir, ancak yaşlanmanın normal bir parçası değildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l_BDVwK_5Eijhhcde-Icmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demans, hastalığı olan kişiler, aileleri, bakıcıları ve toplum üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Genellikle demans konusunda farkındalık ve anlayış eksikliği vardır ve bu da damgalanmaya ve teşhis ve bakıma yönelik engellere yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P9GBi-nhf0unlZCybrqJoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demans, bozuk düşünme ve hafıza gibi bir dizi semptom için kullanılan genel terimdir ve genellikle yaşlanmanın bilişsel düşüşüyle ​​ilişkilendirilir. Alzheimer hastalığı, beynin düşünce, hafıza ve dili kontrol eden kısımlarını özel olarak etkileyen bir bunama türüdür. Huntington Hastalığı, Parkinson Hastalığı ve Creutzfeldt-Jakob hastalığı gibi diğer hastalıklar bunamaya ilerleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P0L2PWRPHEqOby6xfyvoAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunama, beyin hücrelerinin birbirleriyle iletişim kurma yeteneğini etkileyen beyin hücrelerine verilen hasardan kaynaklanır. Yaş ve genetik dışında, rol oynayan başka risk faktörleri de vardır. Ancak, bazı basit alışkanlıklar bunamadan uzak durmanıza yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aLFp8Xe1WUiE53vha6v9jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunlardan bazıları şunlardır:Düzenli egzersiz: Fiziksel olarak aktif olun. Bu, haftada yaklaşık 150 dakika orta yoğunlukta hem aerobik hem de direnç aktivitelerini içermelidir. Düzenli fiziksel egzersiz, bunama geliştirme riskinizi %50'ye kadar azaltabilir. Egzersiz, bilişsel sorunlar geliştirmeye başlamış olanlarda daha fazla bozulmayı da yavaşlatabilir.Haftada en az 5 kez 30 dakika egzersiz yapın. İster yürüyüş, ister koşu, ister bisiklet, ister yüzme veya bir dans grubuna katılmak olsun. Haftalık rutininize güç veya ağırlık antrenmanı seansları eklemeyi düşünün. Bu egzersizler sadece kas inşa etmekle kalmaz, beyin sağlığınızı korumanıza da yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/250369dqC0Or9lgMqoldJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihinsel olarak aktif kalın: Çalışmak, yeni bir dil öğrenmek, bulmaca çözmek, masa oyunları oynamak, kitap okumak veya yazmak ve sosyal olarak aktif olmak gibi kendinizi zihinsel olarak zorlayan aktiviteler yaparak zihninizi çalıştırın.Zihinsel zorluklar beyni güçlendirmeye yardımcı olur ve Alzheimer hastalığına neden olabilecek lezyonları geliştirmeye karşı daha az savunmasız hale getirir. Zihinsel uyarım ayrıca hastalığı olan kişilerde beyin bozulmasını yavaşlatmaya yardımcı olabilir.Bir müzik aleti çalın, yabancı bir dil öğrenin, iyi bir kitap okuyun ve yeni bir hobi edinin. Yenilik ve zorluk ne kadar büyükse, fayda da o kadar büyük olur. Strateji oyunları ve bulmacalar oynayın. Zeka oyunları ve bilmeceler size zihinsel bir egzersiz sağlayabilir ve beyninizi bilişsel çağrışımlar oluşturması ve sürdürmesi için eğitebilir. Bulmaca, masa oyunları, kartlar, Scrabble ve Sudoku hepsi harika seçeneklerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ixhcw265JkWQkKMUjfefgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı beslenin: Günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze ve haftada en az iki kez protein tüketerek sağlıklı beslenin. Şeker, tuz ve doymuş yağ alımını sınırlayın. Nişastalı yiyecekleri orta düzeyde yiyin ve günde 6-8 bardak su için.Araştırmalar, doğru yiyecek seçimleri yapmanın beyin fonksiyonunuzu koruyabileceğini ve bunama olma olasılığınızı azaltabileceğini gösteriyor. Ek olarak, bunama hastası bir kişi için uygun beslenme vücudu güçlü tutabilir ve davranışsal semptomları hafifletebilir.Şekerli yiyecekler, rafine karbonhidratlar ve yağlı yiyecekler kilo alımına yol açarak diyabet gibi daha fazla sağlık sorunu riskine sokabilir. Diyabet Alzheimer ile yakından bağlantılıdır. Bu türlerden her ne pahasına olursa olsun kaçının ve daha sağlıklı seçenekleri tercih edin.Tam tahıllar, sebzeler, kuruyemişler, baklagiller, baharatlar, yağlı balıklar, zeytinyağı ve omega yağları açısından zengin diğer yiyeceklerden zengin, kırmızı et, rafine yiyecekler ve şeker açısından düşük bir Akdeniz diyeti uygulayın. Artan araştırmalar, bu sağlıklı yağlarda bulunan DHA'nın Alzheimer hastalığını önlemeye yardımcı olabileceğini gösteriyor Gıda kaynakları arasında somon, ton balığı, alabalık, uskumru, deniz yosunu ve sardalya gibi soğuk su balıkları bulunur. Balık yağı takviyesi de yapabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jLt3vHiGBkKn2Fx_08Lscg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stresi yönetin: Sürekli stres beyne zarar vererek bunama riskini artırır. Birçok çalışma, özellikle hastalık riski altında olan kişilerde kaygıyı Alzheimer'ın gelişimiyle ilişkilendirmiştir.Stresi yönetmek için her gün rahatlayın ve eğlenin. Stresi kontrol altında tutmak için bilerek rahatlamaya zaman ayırın. Sizi rahatlatacak boş zaman aktiviteleri bulun ve bunları yapın - ister örgü örmek, ister parkta yürüyüş yapmak, ister yoga yapmak veya köpeğinizle oyun oynamak olsun.Meditasyon yapın. Meditasyon beyindeki koruyucu dokuyu artırabilir ve bunama geliştirme riskini artırdığı bilinen kortizol hormonunu azaltabilir.Daha fazla gülün. Gülme eylemi vücudunuzun stresle savaşmasına yardımcı olabilir. Sosyalleşmek, gülmek, oynamak ve aktif olmak beyni meşgul etmeye ve bunamayı önlemeye yardımcı olur. İyi uyuyun: Alzheimer hastalığı olan kişilerde uykusuzluk ve diğer uyku sorunlarının görülmesi yaygındır. Araştırmalar, kötü uykunun sadece Alzheimer'ın bir belirtisi olmadığını, aynı zamanda olası bir risk faktörü olduğunu göstermektedir.Araştırmacılar, kötü ve kesintiye uğramış uykunun beyinde hafıza bozukluğuna ve Alzheimer'a yol açabilen belirli bir proteinin birikmesini teşvik ettiğini buldular. Daha derin bir uyku almak, beyindeki protein yükünü temizleyebilir. Düzenli bir uyku programı oluşturarak uykuyu bir öncelik haline getirin. Uykusuzluk bir sorunsa, egzersiz yapmayı, rahatlatıcı bir uyku vakti ritüeli oluşturmayı veya bir doktora danışmayı deneyin.Demans belirtileri:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_PE6durA6EuT-9sil534ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demans insanları farklı şekilde etkiler ve belirtiler zamanla değişebilir. Bazı belirtiler hafıza sorunlarından önce ortaya çıkabilir ve diğerleri yalnızca sonraki aşamalarda ortaya çıkabilir. Demansın bazı belirtileri şunlardır:Hafıza kaybı: Şeyleri, yakın zamandaki olayları veya eski anıları unutmak</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KaOQi6vxTUyok2bTFo_TqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kafa karışıklığı: Tanıdık yerlerde kaybolmak veya zaman veya mekan konusunda kafa karışıklığı, demans gelişiminin göstergesi olabilir. Dilde zorluk: Kelime bulma, konuşma veya anlamada zorluk çekmek, bunamanın erken evrelerinin bir belirtisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GC_Mn-m2g0a9L2p9NuotQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Görevlerde zorluk: Eğer kişi genel görevlerde veya para ve faturalarla başa çıkmada zorluk çekiyorsa, büyük ihtimalle bunamadan muzdariptir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p7W7Q7gPf0Ob1bWs-io8ew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ruh hali ve davranışta değişiklikler: Kaygılı, üzgün veya öfkeli hissetmek veya kişilik değişiklikleri yaşamak bunamanın geliştiğini gösterir.Soyut düşünmede sorunlar: Yönlerle, sayıları veya zaman akışını anlamada zorluk çekmek de bunamanın belirtileridir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal: &amp;quot;Yeni bir ben mi, yoksa daha iyi bir ben mi?&amp;quot;</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/klinik-psikolog-yasemin-meric-kazdal-yeni-bir-ben-mi-yoksa-daha-iyi-bir-ben-mi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/klinik-psikolog-yasemin-meric-kazdal-yeni-bir-ben-mi-yoksa-daha-iyi-bir-ben-mi</guid>
<description><![CDATA[ Yeni yıl, yeni başlangıçlar ve yeni umutlar demek. Birçok kişi yeni yılı doğum günü gibi dönüm noktalarından biri olarak düşünüyor. Peki, &quot;Yeni bir ben mi, yoksa daha iyi bir ben mi?&quot; Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.Yeni yıl, doğum günü gibi dönüm noktalarında birçok kişi, &quot;yeni bir hayata&quot; veya &quot;yeni bir ben&quot; olmaya yönelik bir motivasyon hisseder. Araştırmalar da bu başlangıç noktalarının insanları harekete geçirme konusunda etkili olduğunu göstermektedir. Ancak bu motivasyon genellikle birkaç ay içinde yerini yetersizlik hissine bırakır.  Bu durumun temelinde, geçmişi tamamen silme isteği ve aniden büyük bir değişim beklentisi yatar. Ancak bu, gerçekçi bir yaklaşım değildir. Sürekli yenilik ve değişim arayışı, bireylerin tatmin ve şükür duygularında azalmaya yol açar. Sonuçta kişi, sahip olduğu şeylerden keyif almayı bırakır ve duygusal tükenmişlik yaşayabilir. Doyumsuzluk, birçok psikolojik problemin altında yatan önemli bir etkendir ve bireyi zamanla tüketir.  Elbette bu, yeniliklerden uzak durmamız veya hedef koymamamız gerektiği anlamına gelmez. Yenilikler, beynimizi esnek ve canlı tutar. Ancak bu süreçte önemli olan, insan olduğumuzu, duygularımızı ve hayatta planların bazen istediğimiz gibi gitmeyebileceğini unutmamaktır. Anın tadını çıkarmayı öğrenmek, daha sürdürülebilir bir gelişim için anahtardır. Bu yaklaşım, hedeflere daha sağlam ve uzun vadeli adımlarla ulaşmamıza yardımcı olur.  GELİŞİM VE DÖNÜŞÜM SÜRECİNE ADIM ATMAK  1.Hayatınızdaki yerinizi değerlendirin.Şu an nerede olduğunuzu fark etmek, dönüşümün ilk adımıdır.2.Geçmişe dürüstçe bakın.Bugüne kadar yaptıklarınızı gözden geçirin. Size keyif veren şeyler neler? Hangi konularda iyisiniz? Hangi alanlarda gelişime ihtiyacınız var? Değerleriniz nelerdir?3.Artık sizi beslemeyen şeyleri bırakın.Size iyi gelmeyen veya süresini doldurmuş alışkanlıklar ve durumları geride bırakın.4.Uzun vadeli hedefler belirleyin. Büyük hedeflerinizi, ulaşılabilir küçük hedeflere bölün. 5.Hedeflerinizi sıralayın. Önceliklerinizi netleştirerek küçük hedeflerinize odaklanmaya başlayın.  SÜREÇTE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER  •Kendinizi ve deneyimlerinizi üçüncü bir gözle, mümkün olduğunca objektif olarak değerlendirin. •Kendi değer ve duygularınıza uygun hedefler oluşturun. •Hedefler belirlerken gerçekçi faktörleri göz önünde bulundurun. •Kendinizden yapabileceğinizin çok üstünde beklentilere girmeyin •Kararlı ve tutarlı bir şekilde ilerlemeye özen gösterin. •Kendinize karşı anlayışlı ve şefkatli olun •Küçük başarıları kutlamayı unutmayın; bu, büyük hedeflere giden yolda sizi motive eder.  PROFESYONEL DESTEK ALMAYI DÜŞÜNÜN  Kendi başınıza bu süreci yürütmekte zorlanıyorsanız, bir uzmandan destek almak iyi bir fikir olabilir. Bir klinik psikolog, gelişim ve dönüşüm yolculuğunuzda size rehberlik edebilir.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xOjjZHxH5U-8EN35K0oKAQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Klinik, Psikolog, Yasemin, Meriç, Kazdal:, Yeni, bir, ben, mi, yoksa, daha, iyi, bir, ben, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xOjjZHxH5U-8EN35K0oKAQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal: " yeni bir ben mi yoksa daha iyi><p>Yeni yıl, yeni başlangıçlar ve yeni umutlar demek. Birçok kişi yeni yılı doğum günü gibi dönüm noktalarından biri olarak düşünüyor. Peki, "Yeni bir ben mi, yoksa daha iyi bir ben mi?" Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WsE1-0FjFkeFOQhk_S2CkA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Yeni yıl, doğum günü gibi dönüm noktalarında birçok kişi, "yeni bir hayata" veya "yeni bir ben" olmaya yönelik bir motivasyon hisseder. Araştırmalar da bu başlangıç noktalarının insanları harekete geçirme konusunda etkili olduğunu göstermektedir. Ancak bu motivasyon genellikle birkaç ay içinde yerini yetersizlik hissine bırakır.  Bu durumun temelinde, geçmişi tamamen silme isteği ve aniden büyük bir değişim beklentisi yatar. Ancak bu, gerçekçi bir yaklaşım değildir. Sürekli yenilik ve değişim arayışı, bireylerin tatmin ve şükür duygularında azalmaya yol açar. Sonuçta kişi, sahip olduğu şeylerden keyif almayı bırakır ve duygusal tükenmişlik yaşayabilir. Doyumsuzluk, birçok psikolojik problemin altında yatan önemli bir etkendir ve bireyi zamanla tüketir.  Elbette bu, yeniliklerden uzak durmamız veya hedef koymamamız gerektiği anlamına gelmez. Yenilikler, beynimizi esnek ve canlı tutar. Ancak bu süreçte önemli olan, insan olduğumuzu, duygularımızı ve hayatta planların bazen istediğimiz gibi gitmeyebileceğini unutmamaktır. Anın tadını çıkarmayı öğrenmek, daha sürdürülebilir bir gelişim için anahtardır. Bu yaklaşım, hedeflere daha sağlam ve uzun vadeli adımlarla ulaşmamıza yardımcı olur.  <strong>GELİŞİM VE DÖNÜŞÜM SÜRECİNE ADIM ATMAK</strong>  1.Hayatınızdaki yerinizi değerlendirin.</p><p>Şu an nerede olduğunuzu fark etmek, dönüşümün ilk adımıdır.</p><p>2.Geçmişe dürüstçe bakın.</p><p>Bugüne kadar yaptıklarınızı gözden geçirin. Size keyif veren şeyler neler? Hangi konularda iyisiniz? Hangi alanlarda gelişime ihtiyacınız var? Değerleriniz nelerdir?</p><p>3.Artık sizi beslemeyen şeyleri bırakın.</p><p>Size iyi gelmeyen veya süresini doldurmuş alışkanlıklar ve durumları geride bırakın.</p><p>4.Uzun vadeli hedefler belirleyin. Büyük hedeflerinizi, ulaşılabilir küçük hedeflere bölün. 5.Hedeflerinizi sıralayın. Önceliklerinizi netleştirerek küçük hedeflerinize odaklanmaya başlayın.  <strong>SÜREÇTE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</strong>  •Kendinizi ve deneyimlerinizi üçüncü bir gözle, mümkün olduğunca objektif olarak değerlendirin. •Kendi değer ve duygularınıza uygun hedefler oluşturun. •Hedefler belirlerken gerçekçi faktörleri göz önünde bulundurun. •Kendinizden yapabileceğinizin çok üstünde beklentilere girmeyin •Kararlı ve tutarlı bir şekilde ilerlemeye özen gösterin. •Kendinize karşı anlayışlı ve şefkatli olun •Küçük başarıları kutlamayı unutmayın; bu, büyük hedeflere giden yolda sizi motive eder.  <strong>PROFESYONEL DESTEK ALMAYI DÜŞÜNÜN</strong>  Kendi başınıza bu süreci yürütmekte zorlanıyorsanız, bir uzmandan destek almak iyi bir fikir olabilir. Bir klinik psikolog, gelişim ve dönüşüm yolculuğunuzda size rehberlik edebilir. </p><p><br data-mce-bogus="1"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>“Gassal” dizisi sonrası mesleğe yoğun ilgi: Katılım her geçen gün artıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/gassal-dizisi-sonrasi-meslege-yogun-ilgi-katilim-her-gecen-gun-artiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/gassal-dizisi-sonrasi-meslege-yogun-ilgi-katilim-her-gecen-gun-artiyor</guid>
<description><![CDATA[ Son dönemde popüler olan “Gassal” dizisi, Elazığ’da bu mesleğe yönelimi arttırdı. Açılan gassallık kursları yoğun ilgi görürken, kursiyerler hem teorik bilgi hem de pratik deneyim kazanıyor.Son dönemde ekranlara gelen Gassal dizisi, gassallık mesleğine yönelimi artırdı. Elazığ Belediyesi ve Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle düzenlenen gassallık kursu yoğun ilgi görüyor.Elazığ Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler ile Mezarlıklar Müdürlüklerinin katkılarıyla şu ana kadar 32 kişinin katıldığı kurs, mesleğe ilgi duyanlara önemli bir eğitim fırsatı sunuyor.Elazığ Belediyesi Ekonomi Geliştirme Merkezi&#039;nde (EBEGEM) usta öğreticilerden teorik bilgi alan kursiyerler, daha sonra Mezarlıklar Müdürlüğü bünyesinde çalışan kadın ve erkek gassallar ile birlikte pratik deneyim elde etme şansı buluyor.Kursiyerlerden Melike Ülkü Yıldırım, gassallık mesleğini tercih etme nedenlerini şu sözlerle anlattı:
&#039;&#039;Gassallığı tercih etmemdeki en önemli nedenlerden biri, manevi yönlerinin daha fazla olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki ülkemiz bir deprem bölgesi olduğu için bu mesleği, bu görevi herkesin üstlenebilmesini istiyorum.İnsanları son görevlerinde en güzel şekilde sonsuzluğa yolcu etmeyi istiyorum. Arkadaşlarımız da gerçekten çok güzel bir meslek ediniyorlar, onlara da teşekkür ediyorum. Bu kursu bize sağlayan Elazığ Belediyesine, Halk Eğitim Merkezine ve hocamıza çok teşekkür ediyorum.”Kursiyerlerle görüşen Elazığ Belediye Başkan Yardımcısı Nazif Bilginoğlu, &#039;&#039;Elazığ Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü ve Mezarlıklar Müdürlüğümüzün birlikte oluşturmuş olduğu güzel bir kadroyla Halk Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki usta öğreticilerden aldığımız destekle böylesine bir kursla İslami usullere göre kefenleme öncesinde yıkama ve kefenleme işlemleri yapılması pratiği çalışmaları devam ediyor.Bu kurslara katılan kardeşlerimiz, kurs neticesinde sertifika da almış olacaklar” şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sME_dieEaE2ouTPY3UXhkw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>“Gassal”, dizisi, sonrası, mesleğe, yoğun, ilgi:, Katılım, her, geçen, gün, artıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sME_dieEaE2ouTPY3UXhkw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="“Gassal” dizisi sonrası mesleğe yoğun ilgi: Katılım her geçen gün artıyor"><p>Son dönemde popüler olan “Gassal” dizisi, Elazığ’da bu mesleğe yönelimi arttırdı. Açılan gassallık kursları yoğun ilgi görürken, kursiyerler hem teorik bilgi hem de pratik deneyim kazanıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kdIWU_fxW0GJ05BHngi4Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde ekranlara gelen Gassal dizisi, gassallık mesleğine yönelimi artırdı. Elazığ Belediyesi ve Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle düzenlenen gassallık kursu yoğun ilgi görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/runRcYf_zkGvXH4qcLMg5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elazığ Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler ile Mezarlıklar Müdürlüklerinin katkılarıyla şu ana kadar 32 kişinin katıldığı kurs, mesleğe ilgi duyanlara önemli bir eğitim fırsatı sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eI0dAecB3UCUs7kMhyb37Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elazığ Belediyesi Ekonomi Geliştirme Merkezi'nde (EBEGEM) usta öğreticilerden teorik bilgi alan kursiyerler, daha sonra Mezarlıklar Müdürlüğü bünyesinde çalışan kadın ve erkek gassallar ile birlikte pratik deneyim elde etme şansı buluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wXSPEjL2Yk6LWuh43ATkkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kursiyerlerden Melike Ülkü Yıldırım, gassallık mesleğini tercih etme nedenlerini şu sözlerle anlattı:
''Gassallığı tercih etmemdeki en önemli nedenlerden biri, manevi yönlerinin daha fazla olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki ülkemiz bir deprem bölgesi olduğu için bu mesleği, bu görevi herkesin üstlenebilmesini istiyorum.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M2EjpyOEfUubesosCzlR-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsanları son görevlerinde en güzel şekilde sonsuzluğa yolcu etmeyi istiyorum. Arkadaşlarımız da gerçekten çok güzel bir meslek ediniyorlar, onlara da teşekkür ediyorum. Bu kursu bize sağlayan Elazığ Belediyesine, Halk Eğitim Merkezine ve hocamıza çok teşekkür ediyorum.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YerX1QgB4kmCya6FNNJPRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kursiyerlerle görüşen Elazığ Belediye Başkan Yardımcısı Nazif Bilginoğlu, ''Elazığ Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü ve Mezarlıklar Müdürlüğümüzün birlikte oluşturmuş olduğu güzel bir kadroyla Halk Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki usta öğreticilerden aldığımız destekle böylesine bir kursla İslami usullere göre kefenleme öncesinde yıkama ve kefenleme işlemleri yapılması pratiği çalışmaları devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rQJChpRbr0G-dPG1_IqBWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu kurslara katılan kardeşlerimiz, kurs neticesinde sertifika da almış olacaklar” şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5gKz2FaPy0K42o3uGo_y7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AYsASHJfTEC_VFqmTcMHRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Giydiği kıyafeti çizme, yüzük, kılıç kınıyla tamamlıyor: 33 yaşındaki Gezer alp kıyafetliyle ilgi çekiyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/giydigi-kiyafeti-cizme-yuzuk-kilic-kiniyla-tamamliyor-33-yasindaki-gezer-alp-kiyafetliyle-ilgi-cekiyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/giydigi-kiyafeti-cizme-yuzuk-kilic-kiniyla-tamamliyor-33-yasindaki-gezer-alp-kiyafetliyle-ilgi-cekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kayseri&#039;nin işlek cadde ve sokaklarında Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait alp kıyafetiyle dolaşan inşaat şantiye şefi Orhan Gezer, kostümüyle görenlerin dikkatini çekiyor.Kocasinan ilçesinde yaşayan 33 yaşındaki Gezer, yurt dışındaki bazı kişilerin farklı kıyafetler giyip kültürlerini tanıtmalarına ilişkin görüntüleri bir süre önce sosyal medyada gördü.Videodan etkilenen Gezer, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait alp kıyafeti giymeye karar verdi.Kentteki ustaya deriden özel zırh, börk (başlık), kaftan, kemer ile kolçak diktiren Gezer, giydiği kıyafeti çizme, yüzük, kılıç kınıyla tamamlıyor.Haftanın belirli günleri alp kostümüyle kentin işlek cadde ve sokaklarında gezen Gezer, ilgi gösteren vatandaşlarla sohbet edip fotoğraf çektiriyor.Kayseri&#039;nin renkli siması Orhan Gezer, AA muhabirine, Türkiye&#039;nin çok köklü ve şanlı bir geçmişe sahip olduğunu, ecdadı rahmet ve minnetle yad ettiğini söyledi.Alp kıyafetinin geçmişten bir miras olduğunu ifade eden Gezer, alplerin geçmişte cesur ve korkusuz savaşçılar olduğuna dikkati çekti.İnternette zaman geçirdiği sırada yurt dışında bazı kişilerin kendi tarihi değerlerini yansıtan kıyafetler giyerek sosyal medya hesaplarında paylaştıkları görüntülerin dikkatini çektiğini belirten Gezer, şöyle konuştu:&quot;İnternette gezerken Viking ve farklı geleneksel kıyafetlerle gezen, kendi örf ve adetlerini tanıtan insanlara denk geldim. &#039;Biz bunu neden yapmıyoruz?Bizim çok büyük bir geçmişimiz var, ben de bu geçmişi bir şekilde tanıtmalıyım&#039; dedim. Bu süreç bayağı meşakkatli oldu.Kostüm 8 ayda dikildi. Kafamda bir şeylerin canlanması gerekiyordu, canlandı. Bu kostümü giyip gezmek gurur verici bir şey ama tepkilerin ne olacağını bilmediğin için öz güveni kendime aşılamak da zaman aldı.&quot;Kıyafetin büyük özenle hazırlandığını belirten Gezer, kostümle kentin çeşitli bölgelerinde dolaşırken birçok duyguyu bir arada yaşadığını söyledi.Kent meydanı ve ana caddelerde gezerken insanların farklı tepkiler verdiğini ifade eden Gezer, &quot;Genellikle gençler hoşuna giden ve ilgisini çeken karakterle özdeşleştiriyor.Gençlerin verdiği tepkiler beni farklı gururlandırıyor. &#039;Çok güzel olmuş, çok gösterişli olmuş, kıyafeti güzel taşıyorsun&#039; gibi cümleler duydum.Vatandaşların gururlu ve şaşkın bakışları arasında Kayseri sokaklarında geziyorum.&quot; diye konuştu.Kostümü giyince hem kendisinin hem de görenlerin geçmişe yolculuğa çıktığını anlatan Gezer, şunları kaydetti:&quot;Kostümün verdiği ağırlık zihnime de yansıyor. Gururla gezdiğim için kostümün verdiği ayrı bir gurur da var. Genel anlamda Kayseri&#039;de kostümüme güzel bir yaklaşım var, bu çok hoşuma gidiyor.Bu işe 1 saat gezersem hem tanıtım yaparım hem sosyal medyada adımı duyururum hem de gençlere giydiğim kostümleri gösteririm düşüncesiyle yola çıktım.Bir saat gezerim dedim ama ilgi çok. Fotoğraf çektirmek ve muhabbet etmek isteyen insanlar çok olduğu için hoşuma gidiyor.Gezmek 4-5 saati buluyor. Üzüldüğüm sadece bir nokta var, sosyal medyada bazı kişiler yorum yapıyor ama ben boş insan değilim, işim var.Yüzme, atla gezme, ok atma bir sporsa veya hobiyse bu da aynı şekilde bir hobi. Buna saygı duyulması en çok istediğim şeylerden biri. Saygı duyulmasını istiyorum.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qlj4FXX2JkmDTFdC5-qFJg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Giydiği, kıyafeti, çizme, yüzük, kılıç, kınıyla, tamamlıyor:, yaşındaki, Gezer, alp, kıyafetliyle, ilgi, çekiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qlj4FXX2JkmDTFdC5-qFJg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Giydiği kıyafeti çizme, yüzük, kılıç kınıyla tamamlıyor: 33 yaşındaki Gezer alp kıyafetliyle ilgi çekiyor"><p>Kayseri'nin işlek cadde ve sokaklarında Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait alp kıyafetiyle dolaşan inşaat şantiye şefi Orhan Gezer, kostümüyle görenlerin dikkatini çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9bXWK3sPKkiHurnEOVJwmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kocasinan ilçesinde yaşayan 33 yaşındaki Gezer, yurt dışındaki bazı kişilerin farklı kıyafetler giyip kültürlerini tanıtmalarına ilişkin görüntüleri bir süre önce sosyal medyada gördü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XnYvzlzGPUarvCcDmo0WUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Videodan etkilenen Gezer, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait alp kıyafeti giymeye karar verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PK5odrl4G0-da7qWOyQOVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kentteki ustaya deriden özel zırh, börk (başlık), kaftan, kemer ile kolçak diktiren Gezer, giydiği kıyafeti çizme, yüzük, kılıç kınıyla tamamlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tSLTMp2Ij0Gg9A81Gm_Mwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Haftanın belirli günleri alp kostümüyle kentin işlek cadde ve sokaklarında gezen Gezer, ilgi gösteren vatandaşlarla sohbet edip fotoğraf çektiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K-_zAhr4N0mDtwhqnVYbYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kayseri'nin renkli siması Orhan Gezer, AA muhabirine, Türkiye'nin çok köklü ve şanlı bir geçmişe sahip olduğunu, ecdadı rahmet ve minnetle yad ettiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S6IhUDHpMkuiA2ztgJzZZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alp kıyafetinin geçmişten bir miras olduğunu ifade eden Gezer, alplerin geçmişte cesur ve korkusuz savaşçılar olduğuna dikkati çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fKgkNjGz40mqx7yDaLZkGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnternette zaman geçirdiği sırada yurt dışında bazı kişilerin kendi tarihi değerlerini yansıtan kıyafetler giyerek sosyal medya hesaplarında paylaştıkları görüntülerin dikkatini çektiğini belirten Gezer, şöyle konuştu:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4certqfBXUC-YbA7xaRhqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"İnternette gezerken Viking ve farklı geleneksel kıyafetlerle gezen, kendi örf ve adetlerini tanıtan insanlara denk geldim. 'Biz bunu neden yapmıyoruz?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J8c26qupg0Wd1eMuEfqOGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bizim çok büyük bir geçmişimiz var, ben de bu geçmişi bir şekilde tanıtmalıyım' dedim. Bu süreç bayağı meşakkatli oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_b5FMLwON0eh70tpv9hXmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kostüm 8 ayda dikildi. Kafamda bir şeylerin canlanması gerekiyordu, canlandı. Bu kostümü giyip gezmek gurur verici bir şey ama tepkilerin ne olacağını bilmediğin için öz güveni kendime aşılamak da zaman aldı."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q88vPWtzEEOMTYNcln4oUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kıyafetin büyük özenle hazırlandığını belirten Gezer, kostümle kentin çeşitli bölgelerinde dolaşırken birçok duyguyu bir arada yaşadığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ShuNz8dv4EatIp1g56t0Nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kent meydanı ve ana caddelerde gezerken insanların farklı tepkiler verdiğini ifade eden Gezer, "Genellikle gençler hoşuna giden ve ilgisini çeken karakterle özdeşleştiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HoCdk-XaL0G2eCnPIgG4pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gençlerin verdiği tepkiler beni farklı gururlandırıyor. 'Çok güzel olmuş, çok gösterişli olmuş, kıyafeti güzel taşıyorsun' gibi cümleler duydum.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C1aGUq-Zy0OfTbyPuVHzfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vatandaşların gururlu ve şaşkın bakışları arasında Kayseri sokaklarında geziyorum." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EhbActzdQ0WJc6tGedRCXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kostümü giyince hem kendisinin hem de görenlerin geçmişe yolculuğa çıktığını anlatan Gezer, şunları kaydetti:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LAe6InvEpUGRLf97S1HiFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Kostümün verdiği ağırlık zihnime de yansıyor. Gururla gezdiğim için kostümün verdiği ayrı bir gurur da var. Genel anlamda Kayseri'de kostümüme güzel bir yaklaşım var, bu çok hoşuma gidiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Uy5PvOuMEOOlv1l9GomsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu işe 1 saat gezersem hem tanıtım yaparım hem sosyal medyada adımı duyururum hem de gençlere giydiğim kostümleri gösteririm düşüncesiyle yola çıktım.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s4rE-J6eUEivNH17w9GIJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir saat gezerim dedim ama ilgi çok. Fotoğraf çektirmek ve muhabbet etmek isteyen insanlar çok olduğu için hoşuma gidiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l9I1j1zFbUKJRnO4urzPSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gezmek 4-5 saati buluyor. Üzüldüğüm sadece bir nokta var, sosyal medyada bazı kişiler yorum yapıyor ama ben boş insan değilim, işim var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CQQHyqrD80mGAeW0vErCKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüzme, atla gezme, ok atma bir sporsa veya hobiyse bu da aynı şekilde bir hobi. Buna saygı duyulması en çok istediğim şeylerden biri. Saygı duyulmasını istiyorum."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nIQ-7Ktr_k-ur9BzBvb_Ww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g5P5pFQs5kWHyvxKjrbuKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aWyQ7kQ2EE661udu3QMnwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LzRcvatAkEqeNTk658eiTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T6LHce1Pn0adNqheKO4fOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iYyQXZUeN0OEzAHY71PT9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UnP2LaploUCIJ38jPxQVSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A14RF3E-qkKLJTSQUHfM-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AGJSLCRvlEeEznGUxwCS6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Guava ve Amla: Hangisi daha fazla C vitamini içerir?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/guava-ve-amla-hangisi-daha-fazla-c-vitamini-icerir</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/guava-ve-amla-hangisi-daha-fazla-c-vitamini-icerir</guid>
<description><![CDATA[ Guava ve amla, özellikle C vitamini açısından ve  besin açısından zengin süper besinlerdir. İster taze guava dilimleri atıştırın ister Hint Bektaşi Üzümü (amla) suyu yudumlayın, bu meyveler genel sağlığınızı iyileştirebilecek doğanın armağanlarıdır. Zevkinize ve sağlık hedeflerinize uygun olanı seçin ve besinsel iyiliklerinin sizin için harikalar yaratmasına izin verin.Kış mevsiminde süper besinler söz konusu olduğunda, guava ve amla ilgi odağı olur. Her ikisi de besin açısından zengindir ve yüzyıllardır geleneksel tedavilerin bir parçasıdır.Ancak biri birini seçmek zorunda kalsaydı, hangisi daha sağlıklı olurdu? İşte bu iki meyve arasındaki farklar, besin değerleri, vücut üzerindeki etkileri ve hangisinin tacı hak ettiğini görün.Guava, C vitamini, lif ve antioksidanlar açısından zengindir. Tek bir guava günlük C vitamini ihtiyacınızın %200&#039;ünden fazlasını sağlayabilir! Ayrıca sağlıklı bir kalbi korumaya yardımcı olan potasyumla doludur.Öte yandan Amla da bir C vitaminidir; 100 gram amla size 600-700 mg C vitamini verebilir, ancak bir kerede 100 gram Amla yemeniz gerekmez. Ayrıca amla, vücudunuzu detoksifiye etmek için harika olan demir, kalsiyum ve tanenler ve flavonoidler gibi güçlü antioksidanlar içerir.Her iki meyve de C vitamini içeriği bakımından öne çıkar, ancak amla daha yüksek antioksidan seviyeleri nedeniyle guavayı biraz geride bırakır.Hem guava hem de amla bağışıklık sisteminiz için harikalar yaratır. Guavanın yüksek C vitamini içeriği bağışıklığınızı artırır, hücrelerinizi hasardan korur ve sağlıklı bir cilt için kolajen üretimini teşvik eder.Amla sadece bağışıklığı güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda doğal bir detoks görevi görür. Toksinleri temizlemeye yardımcı olur, karaciğer fonksiyonunu destekler ve sindirimi iyileştirdiği bilinmektedir. Ayrıca amlanın iltihap önleyici özellikleri, artrit ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkların yönetimi için faydalı hale getirir. Amla&#039;nın detoks ve iltihap giderici özellikleri, genel sağlık yararları açısından ona hafif bir avantaj sağlar.Guava, sağlıklı sindirimi destekleyen ve kabızlığı önleyen lif açısından zengin bir meyvedir. Özellikle sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunu korumak için iyidir. Guava tohumları tüketildiğinde hafif bir müshil görevi de görür.Öte yandan amla, sindirim sistemini rahatlatmasıyla ünlüdür. Asitliğe yardımcı olur, bağırsak hareketlerini düzenler ve sindirim enzimlerinin üretimini teşvik eder. Amla ayrıca hazımsızlık ve şişkinliği tedavi etmek için Ayurvedik ilaçlarda yaygın olarak kullanılır.Guava, lifle bağırsak sağlığını iyileştirirken, amla sindirim sistemini rahatlatma ve düzenleme yeteneğiyle öne çıkar. Kan şekeri ve kalp sağlığı üzerindeki etkisi
Guava, düşük glisemik indekse sahip olması ve kandaki şeker emilimini yavaşlatan yüksek lif içeriği nedeniyle diyabet dostu bir meyvedir. Ayrıca potasyum ve magnezyum içeriği sayesinde kalp sağlığı için de mükemmeldir.2016 yılında yapılan bir araştırmaya göre, kabuğu soyulmamış guava meyvesi kan şekerini düşürmede daha etkilidirAmla, kan şekerini yönetmek için harika bir meyvedir. İnsülin duyarlılığını iyileştirmeye yardımcı olur ve kan şekeri yükselmelerini azaltır. Ayrıca, antioksidanları ve C vitamini içeriği kan damarlarını güçlendirir ve kolesterol seviyelerini iyileştirir.Her iki meyve de kalp sağlığına uygundur ve diyabet dostudur, ancak amla&#039;nın kolesterol yönetimi için ek faydaları vardır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xulydl6irE60BoZS-SZjWg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Guava, Amla:, Hangisi, daha, fazla, vitamini, içerir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xulydl6irE60BoZS-SZjWg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Guava ve Amla: Hangisi daha fazla C vitamini içerir?"><p>Guava ve amla, özellikle C vitamini açısından ve  besin açısından zengin süper besinlerdir. İster taze guava dilimleri atıştırın ister Hint Bektaşi Üzümü (amla) suyu yudumlayın, bu meyveler genel sağlığınızı iyileştirebilecek doğanın armağanlarıdır. Zevkinize ve sağlık hedeflerinize uygun olanı seçin ve besinsel iyiliklerinin sizin için harikalar yaratmasına izin verin.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H04E_hKG90as5ExrL3ULTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış mevsiminde süper besinler söz konusu olduğunda, guava ve amla ilgi odağı olur. Her ikisi de besin açısından zengindir ve yüzyıllardır geleneksel tedavilerin bir parçasıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jb65EvwBEkyrAoKvhffQmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak biri birini seçmek zorunda kalsaydı, hangisi daha sağlıklı olurdu? İşte bu iki meyve arasındaki farklar, besin değerleri, vücut üzerindeki etkileri ve hangisinin tacı hak ettiğini görün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wRrLI4pvpk6Q5KYelC5Kvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guava, C vitamini, lif ve antioksidanlar açısından zengindir. Tek bir guava günlük C vitamini ihtiyacınızın %200'ünden fazlasını sağlayabilir! Ayrıca sağlıklı bir kalbi korumaya yardımcı olan potasyumla doludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ijNo2iE0kKJqt6wNM3n2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan Amla da bir C vitaminidir; 100 gram amla size 600-700 mg C vitamini verebilir, ancak bir kerede 100 gram Amla yemeniz gerekmez. Ayrıca amla, vücudunuzu detoksifiye etmek için harika olan demir, kalsiyum ve tanenler ve flavonoidler gibi güçlü antioksidanlar içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HeGb3j-37E2-iVX_15NSgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her iki meyve de C vitamini içeriği bakımından öne çıkar, ancak amla daha yüksek antioksidan seviyeleri nedeniyle guavayı biraz geride bırakır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RGV6eRQ67UCv1MvkpXTiHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hem guava hem de amla bağışıklık sisteminiz için harikalar yaratır. Guavanın yüksek C vitamini içeriği bağışıklığınızı artırır, hücrelerinizi hasardan korur ve sağlıklı bir cilt için kolajen üretimini teşvik eder.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zN0UZh_VYUeE1hgx6KMdFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amla sadece bağışıklığı güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda doğal bir detoks görevi görür. Toksinleri temizlemeye yardımcı olur, karaciğer fonksiyonunu destekler ve sindirimi iyileştirdiği bilinmektedir. Ayrıca amlanın iltihap önleyici özellikleri, artrit ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkların yönetimi için faydalı hale getirir. Amla'nın detoks ve iltihap giderici özellikleri, genel sağlık yararları açısından ona hafif bir avantaj sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/stCJeWnQakSjJl9WEF-o6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guava, sağlıklı sindirimi destekleyen ve kabızlığı önleyen lif açısından zengin bir meyvedir. Özellikle sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunu korumak için iyidir. Guava tohumları tüketildiğinde hafif bir müshil görevi de görür.Öte yandan amla, sindirim sistemini rahatlatmasıyla ünlüdür. Asitliğe yardımcı olur, bağırsak hareketlerini düzenler ve sindirim enzimlerinin üretimini teşvik eder. Amla ayrıca hazımsızlık ve şişkinliği tedavi etmek için Ayurvedik ilaçlarda yaygın olarak kullanılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gGboIPTSfk6BM_e5k7yyQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guava, lifle bağırsak sağlığını iyileştirirken, amla sindirim sistemini rahatlatma ve düzenleme yeteneğiyle öne çıkar. Kan şekeri ve kalp sağlığı üzerindeki etkisi
Guava, düşük glisemik indekse sahip olması ve kandaki şeker emilimini yavaşlatan yüksek lif içeriği nedeniyle diyabet dostu bir meyvedir. Ayrıca potasyum ve magnezyum içeriği sayesinde kalp sağlığı için de mükemmeldir.2016 yılında yapılan bir araştırmaya göre, kabuğu soyulmamış guava meyvesi kan şekerini düşürmede daha etkilidir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r0_V7GqXJ0GVO16RfNepAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amla, kan şekerini yönetmek için harika bir meyvedir. İnsülin duyarlılığını iyileştirmeye yardımcı olur ve kan şekeri yükselmelerini azaltır. Ayrıca, antioksidanları ve C vitamini içeriği kan damarlarını güçlendirir ve kolesterol seviyelerini iyileştirir.Her iki meyve de kalp sağlığına uygundur ve diyabet dostudur, ancak amla'nın kolesterol yönetimi için ek faydaları vardır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp krizi ve kanserin sessiz tehlikesi: Vücut tipiniz ölümcül hastalıkları mı tetikliyor?</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-krizi-ve-kanserin-sessiz-tehlikesi-vucut-tipiniz-oelumcul-hastaliklari-mi-tetikliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kalp-krizi-ve-kanserin-sessiz-tehlikesi-vucut-tipiniz-oelumcul-hastaliklari-mi-tetikliyor</guid>
<description><![CDATA[ Karın çevresinde aşırı yağ ile karakterize elma tipi vücut, kalp hastalığı, tip 2 diyabet, kolorektal kanser ve alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları riskini artırır. Bunun nedeni, iç organları çevreleyen tehlikeli iç organ yağıdır ve genel sağlığı büyük ölçüde etkiler.Vücut yağınızı nerede depoladığınız, kanser ve kalp hastalığı dahil olmak üzere ölümcül hastalıklara yakalanma şansınızı etkileyebilir.Çalışmalar, belirli vücut tiplerinin diğerlerinden daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini gösteriyor.Araştırmalar, daha geniş bir orta bölüm ve daha geniş bir bel anlamına gelen elma tipi bir vücudunuz varsa, armut tipi insanlara kıyasla kolorektal kanser dahil olmak üzere ciddi sağlık sorunları riskine sokabileceğini gösteriyor.Daha geniş bir orta bölüm, karaciğer, böbrek veya hatta kalp gibi iç organlarınızı saran tehlikeli karın yağı veya iç organ yağının birikmesini gösterir. Bu, cildin hemen altında bulunan olağan yağ değildir, bu gizli tabaka kalbinize zarar verebilir ve sizi kanser, kalp hastalığı, yüksek tansiyon, diyabet ve uyku apnesi gibi diğer sorunlar riskine sokabilir.Bu durumda da benzer risklerle karşı karşıya kalırsınız çünkü elma tipi vücut, viseral yağın varlığını gösterir ve sağlıklı bir BMI bile sizi kalp sorunları ve tip 2 diyabet gibi zararlı kronik hastalıklardan kurtaramaz.Elma tipi vücut erkeklerde daha yaygındır ve daha yüksek viseral yağ konsantrasyonu ve artmış kalp hastalığı riski ile ilişkilidir. Armut tipi obezite kadınlarda daha yaygındır ve daha yüksek deri altı yağ dokusu konsantrasyonu nedeniyle metabolik olarak sağlıklı kabul edilir.Bir çalışma, elma tipi vücut yapısına sahip kişilerin armut tipi vücuda sahip kişilere göre her türlü nedenden dolayı önemli ölçüde daha yüksek ölüm riskine sahip olduğunu bulmuştur.Science Advances&#039;ta yayınlanan bir çalışmada, &quot;genel olarak obez&quot; olan veya vücut kitle indeksi (VKİ) 30&#039;un üzerinde olan kişilerin sağlıklı kilodaki kişilere kıyasla kolon kanseri geliştirme riskinin %10 daha yüksek olduğu bulundu.Ancak, obez olmayan ancak göbek çevresinde fazla kilo taşıyan veya elma tipi vücuda sahip kişilerin, daha küçük bel ölçüsüne sahip kişilere kıyasla kolon kanseri geliştirme olasılığının %12 daha fazla olduğu da gösterildi.British Journal of Nutrition&#039;da yayınlanan bir incelemeye göre, daha geniş bir göbek kısmının doğrudan daha yüksek kalp hastalığı riskiyle bağlantılı olduğu bulundu. Bel çevresinde her 3,9 inçlik artış için, kalp hastalığı riski kadınlarda %3, erkeklerde ise %4 artıyor.Erkeklerin elma tipi olma olasılığı daha yüksek ancak kadınların vücutları yaşlandıkça elma tipi olabilir. Bu, menopoz sonrası gerçekleşir ve bu tür kişiler normal ve sağlıklı VKİ&#039;ye sahip olsalar bile kalp ve kan damarı sorunları açısından daha yüksek risk altındadır. Birkaç çalışmaya göre daha geniş bir orta bölüm, tip 2 diyabet riskinin artmasıyla da ilişkilidir.Artan kalp hastalığı riski: Karın çevresinde aşırı yağ olması, yüksek kolesterol seviyeleri, yüksek tansiyon ve kalp krizi ve felç dahil olmak üzere kalp hastalığı olasılığının artmasıyla güçlü bir şekilde bağlantılıdır.Tip 2 diyabet geliştirme olasılığının daha yüksek olması: Karın bölgesinde depolanan yağ, insülin direncine katkıda bulunarak vücudun kan şekeri seviyelerini düzenlemesini zorlaştırır ve tip 2 diyabet riskini artırır.Kolorektal kanser riskinin daha yüksek olması: Araştırmalar, yağın bel çevresinde yoğunlaştığı elma tipi bir vücuda sahip bireylerin, viseral yağın neden olduğu kronik iltihaplanma nedeniyle kolorektal kanser geliştirme riskinin daha yüksek olduğunu göstermiştir.Yağlı karaciğer hastalığı: Karın yağı, karaciğerde yağ birikmesiyle oluşan ve tedavi edilmezse karaciğer hasarına veya siroza yol açabilen bir durum olan alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) riskini artırır.Hormonal dengesizlikler ve metabolik sendrom: Visseral yağ, kortizol ve insülin gibi hormonların üretimini ve dengesini bozarak metabolik sendroma katkıda bulunabilir. Bu durum, yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve anormal kolesterol seviyeleri gibi ciddi sağlık sorunları riskini önemli ölçüde artıran bir dizi rahatsızlıktır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W5xLOGcw1EKsk0C3Kv9uNQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizi, kanserin, sessiz, tehlikesi:, Vücut, tipiniz, ölümcül, hastalıkları, mı, tetikliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W5xLOGcw1EKsk0C3Kv9uNQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp krizi ve kanserin sessiz tehlikesi: Vücut tipiniz ölümcül hastalıkları mı tetikliyor?"><p>Karın çevresinde aşırı yağ ile karakterize elma tipi vücut, kalp hastalığı, tip 2 diyabet, kolorektal kanser ve alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları riskini artırır. Bunun nedeni, iç organları çevreleyen tehlikeli iç organ yağıdır ve genel sağlığı büyük ölçüde etkiler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFwdby6Te0WJrin2b5EprQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücut yağınızı nerede depoladığınız, kanser ve kalp hastalığı dahil olmak üzere ölümcül hastalıklara yakalanma şansınızı etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P6gd7Y3XBUuto74GODgSbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmalar, belirli vücut tiplerinin diğerlerinden daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mZvfmCWiiUG3--VrJwud0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, daha geniş bir orta bölüm ve daha geniş bir bel anlamına gelen elma tipi bir vücudunuz varsa, armut tipi insanlara kıyasla kolorektal kanser dahil olmak üzere ciddi sağlık sorunları riskine sokabileceğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Ch9vxeQsUCvaTLUm-iKcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha geniş bir orta bölüm, karaciğer, böbrek veya hatta kalp gibi iç organlarınızı saran tehlikeli karın yağı veya iç organ yağının birikmesini gösterir. Bu, cildin hemen altında bulunan olağan yağ değildir, bu gizli tabaka kalbinize zarar verebilir ve sizi kanser, kalp hastalığı, yüksek tansiyon, diyabet ve uyku apnesi gibi diğer sorunlar riskine sokabilir.Bu durumda da benzer risklerle karşı karşıya kalırsınız çünkü elma tipi vücut, viseral yağın varlığını gösterir ve sağlıklı bir BMI bile sizi kalp sorunları ve tip 2 diyabet gibi zararlı kronik hastalıklardan kurtaramaz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q-6MQb3zU0--DaRfe57T9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elma tipi vücut erkeklerde daha yaygındır ve daha yüksek viseral yağ konsantrasyonu ve artmış kalp hastalığı riski ile ilişkilidir. Armut tipi obezite kadınlarda daha yaygındır ve daha yüksek deri altı yağ dokusu konsantrasyonu nedeniyle metabolik olarak sağlıklı kabul edilir.Bir çalışma, elma tipi vücut yapısına sahip kişilerin armut tipi vücuda sahip kişilere göre her türlü nedenden dolayı önemli ölçüde daha yüksek ölüm riskine sahip olduğunu bulmuştur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GFXtL-eJBkeyFPN5xNccRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Science Advances'ta yayınlanan bir çalışmada, "genel olarak obez" olan veya vücut kitle indeksi (VKİ) 30'un üzerinde olan kişilerin sağlıklı kilodaki kişilere kıyasla kolon kanseri geliştirme riskinin %10 daha yüksek olduğu bulundu.Ancak, obez olmayan ancak göbek çevresinde fazla kilo taşıyan veya elma tipi vücuda sahip kişilerin, daha küçük bel ölçüsüne sahip kişilere kıyasla kolon kanseri geliştirme olasılığının %12 daha fazla olduğu da gösterildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EPou-lyGW0qR3-SpoQjXxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>British Journal of Nutrition'da yayınlanan bir incelemeye göre, daha geniş bir göbek kısmının doğrudan daha yüksek kalp hastalığı riskiyle bağlantılı olduğu bulundu. Bel çevresinde her 3,9 inçlik artış için, kalp hastalığı riski kadınlarda %3, erkeklerde ise %4 artıyor.Erkeklerin elma tipi olma olasılığı daha yüksek ancak kadınların vücutları yaşlandıkça elma tipi olabilir. Bu, menopoz sonrası gerçekleşir ve bu tür kişiler normal ve sağlıklı VKİ'ye sahip olsalar bile kalp ve kan damarı sorunları açısından daha yüksek risk altındadır. Birkaç çalışmaya göre daha geniş bir orta bölüm, tip 2 diyabet riskinin artmasıyla da ilişkilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zsv55uJ43U-c08DpJPqC0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artan kalp hastalığı riski: Karın çevresinde aşırı yağ olması, yüksek kolesterol seviyeleri, yüksek tansiyon ve kalp krizi ve felç dahil olmak üzere kalp hastalığı olasılığının artmasıyla güçlü bir şekilde bağlantılıdır.Tip 2 diyabet geliştirme olasılığının daha yüksek olması: Karın bölgesinde depolanan yağ, insülin direncine katkıda bulunarak vücudun kan şekeri seviyelerini düzenlemesini zorlaştırır ve tip 2 diyabet riskini artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v2JqazvXsEqvQElFgovOoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolorektal kanser riskinin daha yüksek olması: Araştırmalar, yağın bel çevresinde yoğunlaştığı elma tipi bir vücuda sahip bireylerin, viseral yağın neden olduğu kronik iltihaplanma nedeniyle kolorektal kanser geliştirme riskinin daha yüksek olduğunu göstermiştir.Yağlı karaciğer hastalığı: Karın yağı, karaciğerde yağ birikmesiyle oluşan ve tedavi edilmezse karaciğer hasarına veya siroza yol açabilen bir durum olan alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) riskini artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mHbKnVodoEegwNoIeLl0pA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hormonal dengesizlikler ve metabolik sendrom: Visseral yağ, kortizol ve insülin gibi hormonların üretimini ve dengesini bozarak metabolik sendroma katkıda bulunabilir. Bu durum, yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve anormal kolesterol seviyeleri gibi ciddi sağlık sorunları riskini önemli ölçüde artıran bir dizi rahatsızlıktır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Demans vakalarında korkunç artış: Doktorlar riski azaltmak için 3 yöntem öneriyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/demans-vakalarinda-korkunc-artis-doktorlar-riski-azaltmak-icin-3-yoentem-oeneriyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/demans-vakalarinda-korkunc-artis-doktorlar-riski-azaltmak-icin-3-yoentem-oeneriyor</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda demans vakalarında yaşanan artış, bilim dünyasında da endişe yaratıyor. Kadınların erkeklerden daha fazla risk altında olduğunu belirten uzmanlar, demansa neden olan etkenlerin başında tansiyon, diyabet, obezite ve hareketsiz yaşam biçimi gibi faktörlerin geldiğini ifade ediyor. ABD&#039;li bilim insanlarına göre demansa yakalanma olasılığını azaltmak için edinilmesi gereken 3 alışkanlık mevcut.New York Üniversitesi tarafından yapılan son araştırmaya göre, ABD&#039;de erkeklerin yüzde 14&#039;ü, kadınların ise yüzde 23&#039;ü hayatlarının bir döneminde bunama riskiyle karşı karşıya kalacak.
Ses getiren çalışmada, 55 yaş ve üzeri erkeklerde bunama riskinin yüzde 35, kadınlarda ise yüzde 48 olduğu; ortalama risk oranının ise yüzde 42’ye yükseldiği görüldü.ABD&#039;li bilim insanları, bunama gelişme olasılığının tahmin edilenden çok daha yüksek olduğunu belirterek uyarıda bulundu.Araştırmada, bunama vakalarının 2060 yılına kadar iki kat artabileceği vurgulandı. Optimal Yaşlanma Enstitüsü&#039;nün kurucu müdürü ve çalışmanın kıdemli araştırmacısı Dr. Josef Coresh, &quot;Çalışma bulgularımız, önümüzdeki yıllarda Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde bunama vakalarının önemli bir artış göstereceğini öngörüyor. 55 yaşından sonra her iki Amerikalıdan birinin bilişsel zorluklar yaşayacağı bekleniyor&quot; dedi.Bu artışın nedenleri arasında yüksek tansiyon, diyabet, obezite, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı gibi faktörler yer alıyor.Nature Medicine dergisinde yayımlanan araştırmada, kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı için bunamaya yakalanma riskinin de daha yüksek olduğu belirlendi.Dr. Coresh ve ekibi, bulguların 16.000 katılımcıdan elde edildiğini ve çalışmanın 30 yılı aşkın süredir devam ettiğini ifade etti.Her ne kadar demansı önlemenin kesin bir yolu olmasa da, uzmanlar riskleri azaltmaya yönelik bazı yaşam tarzı değişiklikleri öneriyor. Dr. Coresh, bunama olasılığının düşmesi için kan basıncının kontrol altında tutulması, düzenli egzersiz yapılması ve yeterli uyku alınması gerektiğini belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/09VJkYvgm0qyZxvoJ9a8QQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demans, vakalarında, korkunç, artış:, Doktorlar, riski, azaltmak, için, yöntem, öneriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/09VJkYvgm0qyZxvoJ9a8QQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Demans vakalarında korkunç artış: Doktorlar riski azaltmak için 3 yöntem öneriyor"><p>Son yıllarda demans vakalarında yaşanan artış, bilim dünyasında da endişe yaratıyor. Kadınların erkeklerden daha fazla risk altında olduğunu belirten uzmanlar, demansa neden olan etkenlerin başında tansiyon, diyabet, obezite ve hareketsiz yaşam biçimi gibi faktörlerin geldiğini ifade ediyor. ABD'li bilim insanlarına göre demansa yakalanma olasılığını azaltmak için edinilmesi gereken 3 alışkanlık mevcut.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ruudvh0NdU2L4Abq6dbkig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>New York Üniversitesi tarafından yapılan son araştırmaya göre, ABD'de erkeklerin yüzde 14'ü, kadınların ise yüzde 23'ü hayatlarının bir döneminde bunama riskiyle karşı karşıya kalacak.
Ses getiren çalışmada, 55 yaş ve üzeri erkeklerde bunama riskinin yüzde 35, kadınlarda ise yüzde 48 olduğu; ortalama risk oranının ise yüzde 42’ye yükseldiği görüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9MRi4xcpn0232e9D0oQW_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD'li bilim insanları, bunama gelişme olasılığının tahmin edilenden çok daha yüksek olduğunu belirterek uyarıda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TfovPZjhPUmk954bj7XQBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, bunama vakalarının 2060 yılına kadar iki kat artabileceği vurgulandı. Optimal Yaşlanma Enstitüsü'nün kurucu müdürü ve çalışmanın kıdemli araştırmacısı Dr. Josef Coresh, "Çalışma bulgularımız, önümüzdeki yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nde bunama vakalarının önemli bir artış göstereceğini öngörüyor. 55 yaşından sonra her iki Amerikalıdan birinin bilişsel zorluklar yaşayacağı bekleniyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tE4-4f6yAUelqNoxXV7rrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu artışın nedenleri arasında yüksek tansiyon, diyabet, obezite, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı gibi faktörler yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C98CKNo-okGI4Mi_3wej_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nature Medicine dergisinde yayımlanan araştırmada, kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı için bunamaya yakalanma riskinin de daha yüksek olduğu belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t8CtJOPr4ked1oc_42hDOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Coresh ve ekibi, bulguların 16.000 katılımcıdan elde edildiğini ve çalışmanın 30 yılı aşkın süredir devam ettiğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vIL8tQpHiUu-SDBs1Y_vXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her ne kadar demansı önlemenin kesin bir yolu olmasa da, uzmanlar riskleri azaltmaya yönelik bazı yaşam tarzı değişiklikleri öneriyor. Dr. Coresh, bunama olasılığının düşmesi için kan basıncının kontrol altında tutulması, düzenli egzersiz yapılması ve yeterli uyku alınması gerektiğini belirtti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın en &amp;quot;romantik&amp;quot; şehirleri açıklandı! Listede Türkiye&amp;apos;den 4 şehir yer alıyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/dunyanin-en-romantik-sehirleri-aciklandi-listede-turkiyeden-4-sehir-yer-aliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/dunyanin-en-romantik-sehirleri-aciklandi-listede-turkiyeden-4-sehir-yer-aliyor</guid>
<description><![CDATA[ Uplifers isimli web sitesinin yaptığı bir araştırmaya göre, dünyanın en romantik şehirleri listesinde Türkiye&#039;den dört şehir yer aldı. 
Listenin ilk üç sırasında Türkiye&#039;den şehirler bulunuyor.Dünya çapında her yıl yapılan anketler ve araştırmalar, romantizmi simgeleyen şehirlerin sıralamasını belirlemeye devam ediyor. Bu anketlerden sonuncusu, Uplifers isimli web sitesi tarafından gerçekleştirildi ve dünyanın en romantik 10 şehri açıklandı. Bu liste, romantik atmosferleri, eşsiz manzaraları ve tarihsel dokularıyla öne çıkan şehirleri kapsıyor.Uplifers&#039;in anketine göre, listenin ilk sırasında Türkiye&#039;nin büyüleyici güzellikleriyle tanınan Nevşehir&#039;in Kapadokya Bölgesi yer aldı. Listenin diğer şehirleri de romantizmin farklı tonlarını ve renklerini yansıtıyor. Avrupa&#039;dan Asya&#039;ya uzanan bu geniş yelpazede, her bir şehir, ziyaretçilerine kendi benzersiz hikayesini sunuyor. Romantik gezginler için adeta birer cazibe merkezi olan bu şehirler, tarihi ve kültürel zenginliklerinin yanı sıra doğal güzellikleriyle de çiftlere hitap ediyor.KAPADOKYAKapadokya, peri bacaları, yer altı şehirleri ve sıcak hava balonlarıyla yalnızca Türkiye&#039;nin değil, dünyanın en romantik destinasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. Burada gün doğumunda balon turu yapmak, dar ve kıvrımlı sokaklarında yürüyüşe çıkmak, tarihi mağara otellerinde konaklamak, çiftler için unutulmaz deneyimler sunuyor.Kış turizminin önemli merkezlerinden biri olan Uludağ, çiftler için romantik bir kaçamak noktasıdır.Tarihi dokusu, şarap bağları ve sakin plajlarıyla Bozcaada, huzurlu ve romantik bir tatil için idealdir.Paris, &quot;Aşk Şehri&quot; olarak bilinir ve romantizm denildiğinde dünya çapında ilk akla gelen yerlerden biridir. Seine Nehri&#039;nin kıyısında yer alan bu büyüleyici şehir, çiftler için birçok romantik deneyim sunar. Eiffel Kulesi&#039;nin tepesinde gün batımını izlemek, Montmartre&#039;da dar sokaklarda el ele yürümek, Louvre Müzesi&#039;nde sanatın büyüsüne kapılmak ya da Seine Nehri&#039;nde bir tekne turuna çıkmak, Paris&#039;i romantik bir kaçamak için ideal kılar.Roma, tarih ve romantizmin iç içe geçtiği, dünyanın en büyüleyici şehirlerinden biridir. İtalya&#039;nın başkenti olan Roma, &quot;Aşk Çeşmesi&quot; olarak bilinen Trevi Çeşmesi&#039;nde dilek dilemeyi, Piazza Navona&#039;da el ele yürümeyi ve Villa Borghese bahçelerinde romantik bir gezinti yapmayı seven çiftler için adeta bir aşk merkezi haline gelmiştir.Venedik, kanalları, gondolları ve tarihi mimarisiyle dünyanın en romantik şehirlerinden biri olarak bilinir. Kuzey İtalya&#039;da, Adriyatik Denizi&#039;ne uzanan bu büyüleyici şehir, su yolları üzerinde inşa edilmiş olmasıyla eşsiz bir atmosfere sahiptir.Brugge, Belçika&#039;nın en iyi korunmuş ortaçağ şehirlerinden biri olarak romantizmi simgeler. &quot;Kuzey&#039;in Venedik&#039;i&quot; olarak da adlandırılan Brugge, kanalları, taş sokakları ve tarihi binalarıyla masalsı bir atmosfere sahiptir. Şehir, çiftler için huzurlu ve romantik bir kaçamak sunar.Prag, Orta Avrupa&#039;nın incisi olarak bilinen ve romantizmi yüzyıllardır simgeleyen bir şehirdir. Çek Cumhuriyeti&#039;nin başkenti olan Prag, Gotik ve Barok mimarinin büyüleyici bir birleşimini sunar, bu da onu çiftler için vazgeçilmez bir romantik destinasyon haline getirir.Santorini, Yunanistan&#039;ın Ege Denizi&#039;ndeki en romantik adalarından biri olarak bilinir ve çiftler için adeta bir aşk cennetidir. Mavi kubbeli kiliseleri, beyaz badanalı evleri ve uçsuz bucaksız deniz manzaralarıyla Santorini, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilere büyüleyici bir atmosfer sunar.İstanbul, hem Asya hem de Avrupa kıtalarına yayılan eşsiz konumuyla dünyanın en romantik şehirlerinden biridir. Tarihi, kültürel zenginlikleri ve muhteşem boğaz manzaralarıyla çiftler için sonsuz romantik olanaklar sunar.Ayrıca, boğazda bir tekne turu, İstanbul&#039;un büyüleyici manzaralarını keşfetmek için ideal bir yoldur. Galata Kulesi&#039;ne çıkıp şehri kuş bakışı izlemek ya da Pierre Loti Tepesi&#039;nden Haliç&#039;in eşsiz manzarasını seyretmek, çiftler için unutulmaz anlar sunar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gquCr3gCn0OIH3pHUoXQuQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, romantik, şehirleri, açıklandı, Listede, Türkiyeden, şehir, yer, alıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gquCr3gCn0OIH3pHUoXQuQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyanın en " romantik a listede t yer al><p>Uplifers isimli web sitesinin yaptığı bir araştırmaya göre, dünyanın en romantik şehirleri listesinde Türkiye'den dört şehir yer aldı. 
Listenin ilk üç sırasında Türkiye'den şehirler bulunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qCoddx3gXU2BUQ0R1f962A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya çapında her yıl yapılan anketler ve araştırmalar, romantizmi simgeleyen şehirlerin sıralamasını belirlemeye devam ediyor. Bu anketlerden sonuncusu, Uplifers isimli web sitesi tarafından gerçekleştirildi ve dünyanın en romantik 10 şehri açıklandı. Bu liste, romantik atmosferleri, eşsiz manzaraları ve tarihsel dokularıyla öne çıkan şehirleri kapsıyor.Uplifers'in anketine göre, listenin ilk sırasında Türkiye'nin büyüleyici güzellikleriyle tanınan Nevşehir'in Kapadokya Bölgesi yer aldı. Listenin diğer şehirleri de romantizmin farklı tonlarını ve renklerini yansıtıyor. Avrupa'dan Asya'ya uzanan bu geniş yelpazede, her bir şehir, ziyaretçilerine kendi benzersiz hikayesini sunuyor. Romantik gezginler için adeta birer cazibe merkezi olan bu şehirler, tarihi ve kültürel zenginliklerinin yanı sıra doğal güzellikleriyle de çiftlere hitap ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vPzO8bXC7keNv1VS0ESfCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>KAPADOKYAKapadokya, peri bacaları, yer altı şehirleri ve sıcak hava balonlarıyla yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın en romantik destinasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. Burada gün doğumunda balon turu yapmak, dar ve kıvrımlı sokaklarında yürüyüşe çıkmak, tarihi mağara otellerinde konaklamak, çiftler için unutulmaz deneyimler sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fXAXesZmuEm4hyAQHY0NWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış turizminin önemli merkezlerinden biri olan Uludağ, çiftler için romantik bir kaçamak noktasıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UErEzo1G8k6T7CbkQYjJZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarihi dokusu, şarap bağları ve sakin plajlarıyla Bozcaada, huzurlu ve romantik bir tatil için idealdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_B8QXq33B0SpZ1Ep68XBtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Paris, "Aşk Şehri" olarak bilinir ve romantizm denildiğinde dünya çapında ilk akla gelen yerlerden biridir. Seine Nehri'nin kıyısında yer alan bu büyüleyici şehir, çiftler için birçok romantik deneyim sunar. Eiffel Kulesi'nin tepesinde gün batımını izlemek, Montmartre'da dar sokaklarda el ele yürümek, Louvre Müzesi'nde sanatın büyüsüne kapılmak ya da Seine Nehri'nde bir tekne turuna çıkmak, Paris'i romantik bir kaçamak için ideal kılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oVmSw42AEkGHcQG7xP1QMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Roma, tarih ve romantizmin iç içe geçtiği, dünyanın en büyüleyici şehirlerinden biridir. İtalya'nın başkenti olan Roma, "Aşk Çeşmesi" olarak bilinen Trevi Çeşmesi'nde dilek dilemeyi, Piazza Navona'da el ele yürümeyi ve Villa Borghese bahçelerinde romantik bir gezinti yapmayı seven çiftler için adeta bir aşk merkezi haline gelmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Eq2Rtk-RUKtIUwNdWiV0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Venedik, kanalları, gondolları ve tarihi mimarisiyle dünyanın en romantik şehirlerinden biri olarak bilinir. Kuzey İtalya'da, Adriyatik Denizi'ne uzanan bu büyüleyici şehir, su yolları üzerinde inşa edilmiş olmasıyla eşsiz bir atmosfere sahiptir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-mT_vjL1FEOmzjCozotKxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brugge, Belçika'nın en iyi korunmuş ortaçağ şehirlerinden biri olarak romantizmi simgeler. "Kuzey'in Venedik'i" olarak da adlandırılan Brugge, kanalları, taş sokakları ve tarihi binalarıyla masalsı bir atmosfere sahiptir. Şehir, çiftler için huzurlu ve romantik bir kaçamak sunar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EijJYdOhtEinTCt1V-HFdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prag, Orta Avrupa'nın incisi olarak bilinen ve romantizmi yüzyıllardır simgeleyen bir şehirdir. Çek Cumhuriyeti'nin başkenti olan Prag, Gotik ve Barok mimarinin büyüleyici bir birleşimini sunar, bu da onu çiftler için vazgeçilmez bir romantik destinasyon haline getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8YK_y7Mjt06He3IAJU5XLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Santorini, Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki en romantik adalarından biri olarak bilinir ve çiftler için adeta bir aşk cennetidir. Mavi kubbeli kiliseleri, beyaz badanalı evleri ve uçsuz bucaksız deniz manzaralarıyla Santorini, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilere büyüleyici bir atmosfer sunar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TaVL2XS0w0SvLc6hbSquLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul, hem Asya hem de Avrupa kıtalarına yayılan eşsiz konumuyla dünyanın en romantik şehirlerinden biridir. Tarihi, kültürel zenginlikleri ve muhteşem boğaz manzaralarıyla çiftler için sonsuz romantik olanaklar sunar.Ayrıca, boğazda bir tekne turu, İstanbul'un büyüleyici manzaralarını keşfetmek için ideal bir yoldur. Galata Kulesi'ne çıkıp şehri kuş bakışı izlemek ya da Pierre Loti Tepesi'nden Haliç'in eşsiz manzarasını seyretmek, çiftler için unutulmaz anlar sunar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kahveyi şekersiz içince ne olur? Faydası araştırmalar sonucu kanıtlandı</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/kahveyi-sekersiz-icince-ne-olur-faydasi-arastirmalar-sonucu-kanitlandi</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/kahveyi-sekersiz-icince-ne-olur-faydasi-arastirmalar-sonucu-kanitlandi</guid>
<description><![CDATA[ Kahveyi şekerli mi yoksa şekersiz mi içmeyi seviyorsunuz. Kahveyle ilgili yapılan araştırmalarda, kahveyi şekersiz olarak tüketmenin sağlığa daha faydalı olduğu ortaya çıktı. Şekersiz kahve antioksidanlar, riboflavin (B2 vitamini), niasin (B3 vitamini), magnezyum, potasyum ve çeşitli fenolik bileşiklerle doludur. Beyin sağlığının gelişmesine ve keskin bir hafızaya sahip olmanıza yardımcı olur.Kahveden şekeri çıkarmak beyin sağlığı için Alzheimer, bunama ve Parkinson hastalıkları riskinin azalması gibi önemli faydalar sağlayabilir. Çalışmalar, şekersiz kahve içenlerin bu rahatsızlıklara yakalanma ve ilgili ölüm risklerinin, şekerli veya yapay olarak tatlandırılmış kahve içenlere kıyasla daha düşük olduğunu göstermektedir.Kahvenizi bol şekerle içmeyi sever misiniz? Birkaç çalışmaya göre, en sevdiğiniz içecekten şekeri çıkarmak beyin sağlığınız için çok sayıda fayda sağlayabilir.American Journal of Clinical Nutrition tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma, şekersiz kahve tüketen yaşlı insanların Alzheimer hastalığı, bunama ve Parkinson hastalığı riskinin daha düşük olduğunu bulmuştur. Ancak, bu faydalar kahvelerini şeker veya yapay tatlandırıcılarla tatlandıran kişilerde gözlemlenmemiştir.Çalışma, %55&#039;i kadın olmak üzere 40-69 yaş aralığındaki 204.847 katılımcının verilerini analiz etmiştir. Katılımcılara, son 24 saatte tükettikleri yiyecek ve içeceklerin türlerini ve miktarlarını belirtmeleri istenen bir anket verildi. Bir yıl boyunca katılımcılar, araştırmacılara yiyecek ve içecek alımındaki değişiklikleri incelemek için içgörü sağlayan bu anketi beş ayrı vesileyle doldurdular.24 saat içindeki kahve tüketimlerine göre, kişiler dört gruba ayrıldı: kahve içmeyenler, şekersiz kahve tüketenler, şekerle tatlandırılmış kahve tüketenler ve yapay olarak tatlandırılmış kahve tüketenler.Analizde, katılımcıların %54&#039;ü şekersiz kahve içiyordu. %24&#039;ü kahve içmiyordu. Katılımcıların %16&#039;sının kahvesinde şeker vardı ve %7&#039;si kahvelerine yapay tatlandırıcılar ekledi. Kahve içmeyen katılımcılar genellikle çayı tercih ediyordu.Tatlandırılmamış kahveyi tercih eden kişilerin, kahve içmeyenlere kıyasla Alzheimer hastalığı, ilgili bunamalar ve Parkinson hastalığı açısından %29-30 daha az risk altında olduğu, ayrıca bu hastalıklardan ölme riskinin %43 daha düşük olduğu bulundu. Tatlandırılmış veya yapay olarak tatlandırılmış kahve tüketen kişiler yukarıda belirtilen hastalıklara veya ölüm riskine yakalanma riskini azaltmamıştır.Şekersiz kahve içenler arasında, kafeinsiz versiyonunu tercih edenlerin Alzheimer ve Parkinson hastalığına yakalanma riski %34-37 daha düşük ve ilgili ölüm riski ise kahve içmeyenlere göre %47 daha düşüktü.Şekersiz kahve antioksidanlar, riboflavin (B2 vitamini), niasin (B3 vitamini), magnezyum, potasyum ve çeşitli fenolik bileşiklerle doludur. Özellikle beyin sağlığı ve kilo yönetimi için bir dizi fayda sunar. Eklenen şekerlerin olmaması, tatlandırılmış içecekleri sıklıkla takip eden kan şekeri yükselmeleri ve düşüşleri olmadan daha istikrarlı bir enerji artışı sağlar.Şekersiz kahvedeki antioksidanlar beyin hücrelerini korumaya, odaklanmayı iyileştirmeye ve potansiyel olarak nörodejeneratif hastalık riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Öte yandan, bazıları için daha lezzetli olsa da tatlandırılmış kahve aşırı şeker alımına yol açabilir, kilo alımına, insülin direncine ve metabolik bozukluk riskinin artmasına neden olabilir. Şeker yüklü kahvenin düzenli tüketimi zamanla bilişsel performansta düşüşle ilişkilendirilmiştir.Hafızayı iyileştirir: Kafein, beyni uyarabilen ve kan-beyin bariyerini dengelemeye yardımcı olabilen nörotransmitter serotonin ve asetilkolini artırır. Kas hareketinde, hafızada ve öğrenmede önemli bir rol oynarlar.
Azaltılmış beyin hastalığı riski: Kafein tüketimi, Alzheimer, Parkinson ve diğer beyin hastalıkları riskini düşürmenin yanı sıra beyin kimyasallarını etkileyerek depresyon riskini de azaltabilir. 200.000&#039;den fazla kişi üzerinde yapılan bir araştırma, günde iki ila üç fincan kahve içenlerin kahve içmeyenlere kıyasla %45 daha düşük intihar riski taşıdığını bulmuştur.Depresyon riskini azaltmaya yardımcı olur: Bir araştırma, günde dört ila altı fincan kahve içmenin felç ve bunama insidansının daha düşük olmasıyla bağlantılı olduğunu bulmuştur. Kahve ayrıca, kafein dopamini uyararak ruh halini iyileştirebilir, bu da zevk ve motivasyonda rol oynayan bir beyin kimyasalıdır ve depresyona yardımcı olabilir.Kilo yönetimi: Eklenmiş şeker içermeyen, tatlandırılmamış kahve çok az kaloriye sahiptir ve metabolizmayı hızlandırarak kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Ayrıca açlığı düzenleyen hormonların salınımını uyararak iştahı bastırır.
Diyabet riskini azaltır: Tatlandırılmamış kahve içmek, insülin duyarlılığını iyileştirme yeteneği nedeniyle tip 2 diyabet geliştirme riskinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir.Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), sağlıklı yetişkinlerin günde 400 miligramdan (mg) fazla kafein tüketmemesi gerektiğini söylüyor. Bu yaklaşık dört fincan kahvedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NfBOhlNKMk6Fw38qVmMoCw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kahveyi, şekersiz, içince, olur, Faydası, araştırmalar, sonucu, kanıtlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NfBOhlNKMk6Fw38qVmMoCw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kahveyi şekersiz içince ne olur? Faydası araştırmalar sonucu kanıtlandı"><p>Kahveyi şekerli mi yoksa şekersiz mi içmeyi seviyorsunuz. Kahveyle ilgili yapılan araştırmalarda, kahveyi şekersiz olarak tüketmenin sağlığa daha faydalı olduğu ortaya çıktı. Şekersiz kahve antioksidanlar, riboflavin (B2 vitamini), niasin (B3 vitamini), magnezyum, potasyum ve çeşitli fenolik bileşiklerle doludur. Beyin sağlığının gelişmesine ve keskin bir hafızaya sahip olmanıza yardımcı olur.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I98-z5pzUUmPwi7T9iHKMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahveden şekeri çıkarmak beyin sağlığı için Alzheimer, bunama ve Parkinson hastalıkları riskinin azalması gibi önemli faydalar sağlayabilir. Çalışmalar, şekersiz kahve içenlerin bu rahatsızlıklara yakalanma ve ilgili ölüm risklerinin, şekerli veya yapay olarak tatlandırılmış kahve içenlere kıyasla daha düşük olduğunu göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cL1MU7lmiUKmq5xg58Siiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvenizi bol şekerle içmeyi sever misiniz? Birkaç çalışmaya göre, en sevdiğiniz içecekten şekeri çıkarmak beyin sağlığınız için çok sayıda fayda sağlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z_375jAkn0mU7dlxPCvBTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>American Journal of Clinical Nutrition tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma, şekersiz kahve tüketen yaşlı insanların Alzheimer hastalığı, bunama ve Parkinson hastalığı riskinin daha düşük olduğunu bulmuştur. Ancak, bu faydalar kahvelerini şeker veya yapay tatlandırıcılarla tatlandıran kişilerde gözlemlenmemiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MwEInjOf9U6yd1m5cXjxkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışma, %55'i kadın olmak üzere 40-69 yaş aralığındaki 204.847 katılımcının verilerini analiz etmiştir. Katılımcılara, son 24 saatte tükettikleri yiyecek ve içeceklerin türlerini ve miktarlarını belirtmeleri istenen bir anket verildi. Bir yıl boyunca katılımcılar, araştırmacılara yiyecek ve içecek alımındaki değişiklikleri incelemek için içgörü sağlayan bu anketi beş ayrı vesileyle doldurdular.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JeG4ho_wKUiHL59t2Li95A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>24 saat içindeki kahve tüketimlerine göre, kişiler dört gruba ayrıldı: kahve içmeyenler, şekersiz kahve tüketenler, şekerle tatlandırılmış kahve tüketenler ve yapay olarak tatlandırılmış kahve tüketenler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cxWE7wFVFEmqBH7o4TscLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Analizde, katılımcıların %54'ü şekersiz kahve içiyordu. %24'ü kahve içmiyordu. Katılımcıların %16'sının kahvesinde şeker vardı ve %7'si kahvelerine yapay tatlandırıcılar ekledi. Kahve içmeyen katılımcılar genellikle çayı tercih ediyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cjs5GoJna0Gd3h9lzRZhLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatlandırılmamış kahveyi tercih eden kişilerin, kahve içmeyenlere kıyasla Alzheimer hastalığı, ilgili bunamalar ve Parkinson hastalığı açısından %29-30 daha az risk altında olduğu, ayrıca bu hastalıklardan ölme riskinin %43 daha düşük olduğu bulundu. Tatlandırılmış veya yapay olarak tatlandırılmış kahve tüketen kişiler yukarıda belirtilen hastalıklara veya ölüm riskine yakalanma riskini azaltmamıştır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DjdQ3XLQCEmrF5-vAF2zOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şekersiz kahve içenler arasında, kafeinsiz versiyonunu tercih edenlerin Alzheimer ve Parkinson hastalığına yakalanma riski %34-37 daha düşük ve ilgili ölüm riski ise kahve içmeyenlere göre %47 daha düşüktü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0NTvZO02KU2cQ1GJSi6jhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şekersiz kahve antioksidanlar, riboflavin (B2 vitamini), niasin (B3 vitamini), magnezyum, potasyum ve çeşitli fenolik bileşiklerle doludur. Özellikle beyin sağlığı ve kilo yönetimi için bir dizi fayda sunar. Eklenen şekerlerin olmaması, tatlandırılmış içecekleri sıklıkla takip eden kan şekeri yükselmeleri ve düşüşleri olmadan daha istikrarlı bir enerji artışı sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZN7c6Ft6g0-t8fr9tuVs4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şekersiz kahvedeki antioksidanlar beyin hücrelerini korumaya, odaklanmayı iyileştirmeye ve potansiyel olarak nörodejeneratif hastalık riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Öte yandan, bazıları için daha lezzetli olsa da tatlandırılmış kahve aşırı şeker alımına yol açabilir, kilo alımına, insülin direncine ve metabolik bozukluk riskinin artmasına neden olabilir. Şeker yüklü kahvenin düzenli tüketimi zamanla bilişsel performansta düşüşle ilişkilendirilmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2VfyLnAy0EqJGfTRVTrqnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hafızayı iyileştirir: Kafein, beyni uyarabilen ve kan-beyin bariyerini dengelemeye yardımcı olabilen nörotransmitter serotonin ve asetilkolini artırır. Kas hareketinde, hafızada ve öğrenmede önemli bir rol oynarlar.
Azaltılmış beyin hastalığı riski: Kafein tüketimi, Alzheimer, Parkinson ve diğer beyin hastalıkları riskini düşürmenin yanı sıra beyin kimyasallarını etkileyerek depresyon riskini de azaltabilir. 200.000'den fazla kişi üzerinde yapılan bir araştırma, günde iki ila üç fincan kahve içenlerin kahve içmeyenlere kıyasla %45 daha düşük intihar riski taşıdığını bulmuştur.Depresyon riskini azaltmaya yardımcı olur: Bir araştırma, günde dört ila altı fincan kahve içmenin felç ve bunama insidansının daha düşük olmasıyla bağlantılı olduğunu bulmuştur. Kahve ayrıca, kafein dopamini uyararak ruh halini iyileştirebilir, bu da zevk ve motivasyonda rol oynayan bir beyin kimyasalıdır ve depresyona yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iC1xos9NGEuOglMiocUz9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo yönetimi: Eklenmiş şeker içermeyen, tatlandırılmamış kahve çok az kaloriye sahiptir ve metabolizmayı hızlandırarak kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Ayrıca açlığı düzenleyen hormonların salınımını uyararak iştahı bastırır.
Diyabet riskini azaltır: Tatlandırılmamış kahve içmek, insülin duyarlılığını iyileştirme yeteneği nedeniyle tip 2 diyabet geliştirme riskinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DniniUEAkUSJBpAmpzlQKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), sağlıklı yetişkinlerin günde 400 miligramdan (mg) fazla kafein tüketmemesi gerektiğini söylüyor. Bu yaklaşık dört fincan kahvedir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>E vitamini fazlalığının bilinmeyen zararı: Beyin felci, kanama, inme</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/e-vitamini-fazlaliginin-bilinmeyen-zarari-beyin-felci-kanama-inme</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/e-vitamini-fazlaliginin-bilinmeyen-zarari-beyin-felci-kanama-inme</guid>
<description><![CDATA[ E vitamini sağlık için çok önemlidir, kan pıhtılarının önlenmesine, hücre korumasına ve bağışıklık desteğine yardımcı olur. Badem ve ıspanak gibi yiyeceklerden elde edilen aşırı takviye alımı, mide bulantısından şiddetli kanamaya kadar değişen semptomlarla toksisiteye yol açabilir. E vitamini takviyelerine başlamadan önce her zaman bir doktora danışın. Peki, çok fazla E vitamini alımının zararı var mı? İşte yanıtı.E vitamini, kan pıhtılarının önlenmesinde, hücrelerinizi oksidatif hasardan korumada ve bağışıklık fonksiyonunu desteklemede önemli bir rol oynayan vücut için değerli bir besindir. Ayrıca cildiniz için de oldukça faydalıdır ve harika antioksidan özellikleriyle hasar görmesini önler. E vitamini, tohumlar, kuruyemişler, sebzeler ve güçlendirilmiş gıdalar yiyerek diyete eklenebilir, ancak eksiklik durumunda takviyeler önerilir.E vitamini, akciğer fonksiyonunu, beyin sağlığını, karaciğer sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir ve ayrıca çeşitli çalışmalara göre adet ağrısını hafifletebilir. Ancak, kişi bu besini badem, ayçiçeği çekirdeği, ıspanak, kivi, domates gibi doğal kaynaklardan almaya çalışmalıdır. E vitamini takviyeleri, bir uzmana danışmadan başlanmamalıdır çünkü çok fazlası tehlikeli semptomlara yol açabilen E vitamini toksisitesine neden olabilir.Genellikle insanlara günde yaklaşık 15 mg E vitamini tüketmeleri tavsiye edilir ve güvenli kabul edilen en büyük günlük alım miktarı günde 1.100 mg&#039;dır.E vitamini yağda çözünen bir vitamindir ve karaciğerde ve yağlı dokularda uzun süre depolanır. Bu, vücudun büyük miktarda E vitamininden kurtulmasını zorlaştırabilir ve bu da toksisite riskini artırabilir.Bu, bir kişinin E vitamininin güvenli alımını aşması, yani günde 1100 mg&#039;dan fazla tüketmesi durumunda olur.Bunu yapmak, mide bulantısı, yorgunluktan beyin felci, kanama ve kas güçsüzlüğüne kadar değişen hem hafif hem de ölümcül semptomlara yol açabilir. E vitamini toksisitesi yalnızca takviyelerini aşırı dozda kullanan kişilerde olabilir ve normalde E vitamini açısından zengin yiyecekleri aşırı tüketerek elde etmek mümkün değildir. E vitamini toksisitesi, halihazırda antikoagülan veya antiplatelet kullanan kişilerde daha ciddi olabilir.Yüksek dozda E vitamini alımının, gastrointestinal kanama ve intrakraniyal kanama gibi ciddi kanama olaylarına neden olabilen K vitamini türevi pıhtılaşma faktörü sentezini engellediği bilinmektedir.Aşırı miktarda E vitamini takviyesi, kan sulandırıcı aspirin ve varfarin gibi bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Ayrıca meme kanserini tedavi etmek için kullanılan bir ilaç olan tamoksifen ve organ nakli hastaları tarafından kullanılan bir bağışıklık baskılayıcı olan siklosporin ile etkileşime girebilirler.Bulantı, baş ağrısı, ishal, karın krampları ve yorgunluk, önerilen miktardan fazlasını alan kişilerin yaşayabileceği hafif belirtilerden bazılarıdır. E Vitamini toksisitesinin ciddi belirtileriAşırı kanama, hemorajik inme ve prostat kanseri, çok fazla E Vitamini almanın ciddi etkilerinden bazıları olabilir.Hafif bir E vitamini toksisitesi, takviyenin kullanımının kesilmesiyle çözülebilir. Daha ciddi komplikasyonlar tıbbi müdahale gerektirebilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zGweDZdRKk-O-vLmBbuWEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini, fazlalığının, bilinmeyen, zararı:, Beyin, felci, kanama, inme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zGweDZdRKk-O-vLmBbuWEQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="E vitamini fazlalığının bilinmeyen zararı: Beyin felci, kanama, inme"><p>E vitamini sağlık için çok önemlidir, kan pıhtılarının önlenmesine, hücre korumasına ve bağışıklık desteğine yardımcı olur. Badem ve ıspanak gibi yiyeceklerden elde edilen aşırı takviye alımı, mide bulantısından şiddetli kanamaya kadar değişen semptomlarla toksisiteye yol açabilir. E vitamini takviyelerine başlamadan önce her zaman bir doktora danışın. Peki, çok fazla E vitamini alımının zararı var mı? İşte yanıtı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dwsfQ-gBzk2EETCVtX2V8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini, kan pıhtılarının önlenmesinde, hücrelerinizi oksidatif hasardan korumada ve bağışıklık fonksiyonunu desteklemede önemli bir rol oynayan vücut için değerli bir besindir. Ayrıca cildiniz için de oldukça faydalıdır ve harika antioksidan özellikleriyle hasar görmesini önler. E vitamini, tohumlar, kuruyemişler, sebzeler ve güçlendirilmiş gıdalar yiyerek diyete eklenebilir, ancak eksiklik durumunda takviyeler önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/96MaEDo9EEi_pckgAQdvgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini, akciğer fonksiyonunu, beyin sağlığını, karaciğer sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir ve ayrıca çeşitli çalışmalara göre adet ağrısını hafifletebilir. Ancak, kişi bu besini badem, ayçiçeği çekirdeği, ıspanak, kivi, domates gibi doğal kaynaklardan almaya çalışmalıdır. E vitamini takviyeleri, bir uzmana danışmadan başlanmamalıdır çünkü çok fazlası tehlikeli semptomlara yol açabilen E vitamini toksisitesine neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bRg_11Px1UuAZgBA6HHlew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle insanlara günde yaklaşık 15 mg E vitamini tüketmeleri tavsiye edilir ve güvenli kabul edilen en büyük günlük alım miktarı günde 1.100 mg'dır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pTALbqHfykKWT4B0fx6LTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini yağda çözünen bir vitamindir ve karaciğerde ve yağlı dokularda uzun süre depolanır. Bu, vücudun büyük miktarda E vitamininden kurtulmasını zorlaştırabilir ve bu da toksisite riskini artırabilir.Bu, bir kişinin E vitamininin güvenli alımını aşması, yani günde 1100 mg'dan fazla tüketmesi durumunda olur.Bunu yapmak, mide bulantısı, yorgunluktan beyin felci, kanama ve kas güçsüzlüğüne kadar değişen hem hafif hem de ölümcül semptomlara yol açabilir. E vitamini toksisitesi yalnızca takviyelerini aşırı dozda kullanan kişilerde olabilir ve normalde E vitamini açısından zengin yiyecekleri aşırı tüketerek elde etmek mümkün değildir. E vitamini toksisitesi, halihazırda antikoagülan veya antiplatelet kullanan kişilerde daha ciddi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sDNBgzSaLka0KIjxPYOpRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek dozda E vitamini alımının, gastrointestinal kanama ve intrakraniyal kanama gibi ciddi kanama olaylarına neden olabilen K vitamini türevi pıhtılaşma faktörü sentezini engellediği bilinmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y7efgvBDgEGE2r-tJeaPPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı miktarda E vitamini takviyesi, kan sulandırıcı aspirin ve varfarin gibi bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Ayrıca meme kanserini tedavi etmek için kullanılan bir ilaç olan tamoksifen ve organ nakli hastaları tarafından kullanılan bir bağışıklık baskılayıcı olan siklosporin ile etkileşime girebilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hXxmV5uQKkeMCgAj9Knfbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bulantı, baş ağrısı, ishal, karın krampları ve yorgunluk, önerilen miktardan fazlasını alan kişilerin yaşayabileceği hafif belirtilerden bazılarıdır. E Vitamini toksisitesinin ciddi belirtileriAşırı kanama, hemorajik inme ve prostat kanseri, çok fazla E Vitamini almanın ciddi etkilerinden bazıları olabilir.Hafif bir E vitamini toksisitesi, takviyenin kullanımının kesilmesiyle çözülebilir. Daha ciddi komplikasyonlar tıbbi müdahale gerektirebilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları kronik yorgunluğun nedenini buldu: Hastaların yüzde 75&amp;apos;i çalışamaz hale geliyor</title>
<link>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-kronik-yorgunlugun-nedenini-buldu-hastalarin-yuzde-75i-calisamaz-hale-geliyor</link>
<guid>https://starmedyahaber.com.tr/bilim-insanlari-kronik-yorgunlugun-nedenini-buldu-hastalarin-yuzde-75i-calisamaz-hale-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ İyi bir gece uykusundan sonra bile yeterince zinde hissedemiyorsanız, bunun sebebi Covid-19 olabilir. Ulusal Sağlık Enstitüleri öncülüğünde yürütülen bir çalışmada, daha önce virüse yakalanan her 20 kişiden 1&#039;inin bitkinlik ve bilişsel bozukluk gibi sağlık problemleri yaşadığı ortaya çıktı.Journal of General Internal Medicine dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, kronik yorgunluk sendromu, Covid-19’a yakalanan bireylerde yedi buçuk kat daha yaygın.Virüse yakalanan her 20 Amerikalıdan biri, basit işler yaptıktan sonra aşırı yorgunluk, ortostatik intolerans (ayakta dururken baş dönmesi), dinlendirici olmayan uyku, bilişsel bozukluk ve genel yorgunluk gibi semptomlarla karşılaşıyor.Kronik yorgunluk sendromu, diğer adıyla miyaljik ensefalomiyelit, altı ay veya daha uzun süre boyunca bitkinlik, beyin sisi ve ağrıya neden olan kalıcı bir rahatsızlık olarak tanımlanıyor.Kronik yorgunluğun, vücudun enfeksiyona karşı aşırı bir şekilde savaşması sonucu bağışıklık sisteminin aşırı çalışması ve bu durumu sürdürmesi ile geliştiği düşünülüyor.Çalışmaya dahil edilen yaklaşık 11.800 kişinin Covid-19’a yakalandığı, 1.400’ün ise hastalığı geçirmediği belirtiliyor. Araştırma, Ekim 2021 ile Eylül 2024 arasında her üç ayda bir yapılan anketlere dayanıyor.Araştırmacılar, kronik yorgunluk sendromunun yaygınlığının pandemi ile birlikte artabileceğine dikkat çekiyor. Pandemiden önce Amerikalıların yaklaşık yüzde 0,2 ila yüzde 1’i kronik yorgunluk sendromu ile yaşıyordu. 2021 yılına ait bir anket ise Amerikalı yetişkinlerin yüzde 1,3’ünün doktorlar tarafından kronik yorgunluk sendromu teşhisi aldığı sonucuna varıldı. Bu da Covid sonrası kronik yorgunluk sendromu vakalarının ülke çapında artabileceği ihtimalini güçlendiriyor.Uzun süreli Covid; beyin sisi, yorgunluk, kalp iltihabı ve eklem ağrısı gibi birçok semptomu da beraberinde getirebilir. Uzmanlar, bu hastalığa sahip olanların yaklaşık yüzde 75’inin çalışamaz hale geldiğini öne sürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0oCDE21Yz0q3LlIWL7Nf0w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:09:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, kronik, yorgunluğun, nedenini, buldu:, Hastaların, yüzde, 75i, çalışamaz, hale, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0oCDE21Yz0q3LlIWL7Nf0w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim insanları kronik yorgunluğun nedenini buldu: Hastaların yüzde 75'i çalışamaz hale geliyor"><p>İyi bir gece uykusundan sonra bile yeterince zinde hissedemiyorsanız, bunun sebebi Covid-19 olabilir. Ulusal Sağlık Enstitüleri öncülüğünde yürütülen bir çalışmada, daha önce virüse yakalanan her 20 kişiden 1'inin bitkinlik ve bilişsel bozukluk gibi sağlık problemleri yaşadığı ortaya çıktı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a4fSlGArTUucCi9-4J1mQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Journal of General Internal Medicine dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, kronik yorgunluk sendromu, Covid-19’a yakalanan bireylerde yedi buçuk kat daha yaygın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8uVg6HhZZ0KS8uaIJ1vKxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Virüse yakalanan her 20 Amerikalıdan biri, basit işler yaptıktan sonra aşırı yorgunluk, ortostatik intolerans (ayakta dururken baş dönmesi), dinlendirici olmayan uyku, bilişsel bozukluk ve genel yorgunluk gibi semptomlarla karşılaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0IdtsFWrykq99gZ5d0gHBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik yorgunluk sendromu, diğer adıyla miyaljik ensefalomiyelit, altı ay veya daha uzun süre boyunca bitkinlik, beyin sisi ve ağrıya neden olan kalıcı bir rahatsızlık olarak tanımlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cXzTkILko0mtPqglVhh3gA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik yorgunluğun, vücudun enfeksiyona karşı aşırı bir şekilde savaşması sonucu bağışıklık sisteminin aşırı çalışması ve bu durumu sürdürmesi ile geliştiği düşünülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TwmONnrnc06t3wKstKMrRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmaya dahil edilen yaklaşık 11.800 kişinin Covid-19’a yakalandığı, 1.400’ün ise hastalığı geçirmediği belirtiliyor. Araştırma, Ekim 2021 ile Eylül 2024 arasında her üç ayda bir yapılan anketlere dayanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EyUK1EKlsk-4X2cpioCDsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, kronik yorgunluk sendromunun yaygınlığının pandemi ile birlikte artabileceğine dikkat çekiyor. Pandemiden önce Amerikalıların yaklaşık yüzde 0,2 ila yüzde 1’i kronik yorgunluk sendromu ile yaşıyordu. 2021 yılına ait bir anket ise Amerikalı yetişkinlerin yüzde 1,3’ünün doktorlar tarafından kronik yorgunluk sendromu teşhisi aldığı sonucuna varıldı. Bu da Covid sonrası kronik yorgunluk sendromu vakalarının ülke çapında artabileceği ihtimalini güçlendiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NNZRJQVyXEeyeW1XgbzpVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süreli Covid; beyin sisi, yorgunluk, kalp iltihabı ve eklem ağrısı gibi birçok semptomu da beraberinde getirebilir. Uzmanlar, bu hastalığa sahip olanların yaklaşık yüzde 75’inin çalışamaz hale geldiğini öne sürüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>